(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "bidatları tanımak - ebu muaz seyfullah erdogmus"

BiDATLERi TANIMAK 



Ebu Muaz Seyfullah el-Qubukabadf 



MUKADDiME 1 

§uphesiz hamd yalniz Allah'adir. O'na hamd eder, O'ndan yardim ve magfiret 
dileriz. Nefislerimizin serlerinden, amellerimizin kotuluklerinden Allah'a sigininz. 
Allah'in hidayet verdigini kimse saptiramaz. O'nun saptirdigini da kimse dogru yola 
iletemez. §ehadet ederim ki, Allah'tan baska hicbir ilah yoktur. O, bir ve tektir, O'nun 
ortagi yoktur. Yine sehadet ederim ki, Muhammed Allah'in kulu ve Rasuludur. 

"Ey iman edenler! Allah'tan nasil korkmak gerekirse oyle korkun ve siz 
ancak muslumanlar olarak olunuz." (Al-i imran; 3/103) 

"Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan ve ondan da esini var eden, her 
ikisinden bircok erkek ve kadin tureten Rabbinizden korkun. Kendisi adina 
birbirinizden dileklerde bulundugunuz Allah'tan ve akrabahk baglarmi 
kesmekten de sakinin. §uphesiz Allah uzerinizde tarn bir gozetleyicidir." (en- 
Nisa; 4/1), 

"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdogru soz soyleyin. O da 
amellerinizi lehinize olmak uzere duzeltsin, gunahlanmzi da magfiret etsin. Kim 
Allah'a ve Rasulune itaat ederse biiyuk bir kurtulu§la kurtulmu§ olur." (el- 
Ahzab; 33/70-71) 

Bundan sonra, §uphesiz sozlerin en guzeli Allah'in Kelam'i, yollann en hayirhsi 
Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. i§lerin en kotusu sonradan 
fikanlanlaridir. Her sonradan cikanlan §ey bid'attir ve her bid'at sapikhktir. Her 
sapikhkta ate§tedir. 

§uphesiz, sunnete sanlan kimse i?in tevhidden sonra en onemli §ey bidatten 
sakinmak ve onunla mucadele etmektir. Kitabin mukaddimesine aldigimiz, 
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in her hutbesinde okuyup sahabelerine 
ogrettigi, yukanda gecen "Hutbetul Hace" de bunun delillerinden birisidir. 

Maalesef buna ragmen ummet i?inde; akide, ibadetlerve muamelelergibi cesitli 
sahalarda bidatler yayilmi§tir. Bu yayilmanin en buyuk sebebi, bidatm guzel ve ?irkin 
diye iki kisma ayrilmis olmasidir. 

Alimlerimiz - Allah onlari hayirla mukafatlandirsin - bidatlerden sakindirmak 
i?in genel ve ozel kapsamh eserler yazmi§lardir. Ben de bu konuda bidati tarif eden 
ve farkinda olunmadan ummetin islemeye devam ettigi bidatlerden bahseden bir 
cahsma olarak elinizdeki eseri hazirlamaya gayret ettim. Allah Azze ve Celle'den bu 
kitabi faydah kilmasini dilerim. 

Ebu Muaz es-SelefT 



1 Mukaddime ve giris kismini Ebu Muaz es-Seleffnin "el-Berahin" adh eserinden biraz tasarruf ile 
terceme ettim. 



GiRi§: BiDATiNTARiFi 

imam TartusT r.a. der ki; "Bu kelimenin ash; onceden bir ash olmadan yeni bir 
sey turetmek demektir. Allah Teala'nin; "Gokleri ve yeri benzersiz olarak 
yaratandir"(Bakara 117) ve; "De ki; ben o peygamberlerden farkh olan biri 
degilim"(Ahkaf 9) yani; "Ben yeryuzundekilerin ilk rasulu degilim" ayetlerindeki 
gibi. §er'T tarifine gelince; "Dinde bir yol icad etmek, seriattakine benzer bir yol 
edinerek onunla seriat yolunda yurumek istemek" demektir. 2 

imam §atibT de bu tarif seklini tercih etmi§ ve "Bu, bidat tarifinin en 
kapsamhsidir." Demistir. 3 

Bu yuzden araba, u?ak gibi dunyevT yenilikler bu tarifin kapsaminda degildir. 
DunyevT yenilikler dinT bidat olmayip; vacip, haram, mustehap, mekruh ve mubah 
olmak uzere bes hukum uzere taksim edilmi§tir. 



2 El-Havadis vel-Bid'a(s.40) 

3 El-i'tisam(1/15) Ali el-HalebTilmu Usulil Bid'a(23) 



Birinci Bolum: 

Butun Bidatlerin Sapikhk Olufu ve Bunlarda Higbir Guzellik 
Olamayacaginin Delilleri: 

Bidatin guzel ve firkin diye ikiye taksim edilmesinin dinde bir dayanagi yoktur. 
Nasil olsun ki, Kur'an'a ve sahih hadislere zittir bu? 

1- inanilmasi ve bilinmesi mutlaka sart olan din esaslanndan biri; islam'in Allah 
Teala tarafindan bina edilmis ve tamamlanmis olmasidir. hsanlara dusen sey ancak 
dinlemek ve itaat etmektir. Bu apacik ortada olan bir gercektir. 4 

Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; "Bugun size dininizi ikmal ettim, uzerinize 
nimetimi tamamladim ve sizin icin din olarak islam'i begendim "(Maide 3) 

Bu ayeti kerime seriatm tam ve kamil oldugunu, ihtiyaci olan herkese Allah'in 
indirdiginin yeterli oldugunu gosterir. Nitekim Allah Teala; "Cinleri ve insanlan 
ancak bana kulluk etsinler diye yarattim"(Zariyat 56) buyurmustur. 

imam ibni Kesir Tefsirinde der ki; "Bu, Allah Teala'nm bu ummete lutfettigi en 
buyuk nimettir. Allah bu ummetin dinini kemale erdirmistir. Artik dinlerinden baska bir 
dine ve peygamberlerinden baska bir peygambere ihtiyac duymayacaklardir. Bu 
yuzden Allah peygamberini, peygamberlerinin sonuncusu kilmis, insanlara ve cinlere 
elci gondermistir. Onun helal kildigindan baska helal, onun haram kildigindan baska 
haram yoktur. Onun getirdigi dinden baska da din yoktur." 5 

Dinin yeterli olmadigini, kemale erdirilmedigini ve sonradan gikanlan bidatlere 
ihtiyac oldugunu iddia etmek cirkin bir curettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve 
sellem'in ashabi ve onlardan sonraki alimler asla boyle bir anlam cikarmamislardir. 
ibni Mesud r.a. diyor ki; "Tab? olunuz, bidat cikarmayiniz. Bu size yeter. Her bidat 
sapikhktir." 6 

imam BuharT, Huzeyfe bin el-Yeman r.a. 'den rivayet ediyor; "Ey Kurralar 
toplulugu! istikamet uzere olunuz. Boyle olursaniz one ge?ersiniz. Saga sola 
aynhrsaniz buyuk bir sapikhga du§ersiniz." 7 

Sozun kisasi, bidati guzel gorup ona devam eden kimselere gore "Din 
tamamlanmamistir" ve onlara gore Allah'in; "Bugun size dininizi ikmal ettim, 
uzerinize nimetimi tamamladim" (Maide 3) ayetine itibaredilmez" demektir(l) 8 

Sayet boyle olursa, bidatci; "Din tamamlanmamistir, onda eksik kalan bazi 
seyleri eklemek gerekir." demi§ gibi oluyor. Zira dinin kemale ermis olduguna iman 
etseydi, bidat ?ikarmazdi. Boylece bunu diyen kimse dosdogru yoldan sapmis olur. 

2- Suphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, risalet gorevini eksiksiz 
olarak, hakkiyla yerine getirmistir. Allah Teala buyuruyor ki; "insanlara, kendilerine 
indirileni aciklaman i?in ve du§unup anlasmlar diye sana da bu Kur'an'i 



4 Suleym bin lyd el-Hilalt el-Bid'a ve Eseruhus Seyyie(s.7) 

5 ibni KesirTefsiri(2/19) 

6 LalkaT es-Siinne(1/96) MervezTes-Sunne(s.28) ibni Vaddah el-Bid'a(s.43) Darimi(mukaddime 205) 
El-Hilalt el-Bid'a(s.23) 

7 Buhari(7282) 

8 Satibi el-itisam(1/147) 



indirdik." (Nahl 44) O da bunu yapmis ve kendisinden razi olunmus bir halde 
Rabbinin katma intikal etmistir. Din kemal bulmus olup ziyadeye ihtiyaci yoktur. 9 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de su hadisinde buna isaret etmistir; 
"Benden oncekiler icinde hicbir peygamber yoktur ki, ummetine bilmedikleri hayn 
gostermek ve bilmedikleri kotuluklerden onlari sakindirmak uzerine vazife olmasin." 10 

Ebu Zerr r.a.'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Sizi 
cennete yaklastiracak her seyi ve sizi cehennemden uzaklastiracak her seyi size 
acikladim." 11 Yine buyurdu ki; "Sizleri gecesi de gunduzu gibi olan bir aydinhk yolda 
biraktim. Benden sonra kirn bu yoldan saparsa helak olur." 12 

Aise r.a. dedi ki; "Kim size peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in vahiyden bir 
sey gizledigini soylerse onu tasdik etmeyin. Zira Allah Teala buyuruyor ki; "Ey Resul! 
Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger bunu yapmazsan O'nun elciligini 
yapmamis olursun."(Maide 67)" 13 

Bazi musrikler Selman el-FarisT r.a.'e; "Goruyoruz ki arkadisiniz size hela 
edeplerine kadar her seyi ogretiyor" deyince, o da; "Evet, bize kibleye donmememizi, 
sagimizla intinca etmememizi, tic tastan aziyla yetinmememizi, kemik ve tezekle de 
istinca etmememizi ogretti." Demistir. 14 

ibnul Maci§un der ki; "imam Malik'in soyle dedigini i§ittim; "Kim guzel bularak 
islam'da bir bidat cikanrsa, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in risalet gorevine 
ihanet ettigini iddia etmi§ olur. Zira Allah Teala; "Bugun dininizi kemale erdirdim" 
buyurmu§tur. O gun dinden olmayan bir sey bugun de dinden olamaz." 15 

3- §eriat koymak beserin degil, alemlerin Rabbinin hakkidir. §ayet §eriat koyma 
insanlara birakilsaydi, §eriat nazil olmaz, peygamber gonderilmezdi. Bu yuzden 
dinde bidat ortaya koyan, kendini Allah'a denk gormus olur. Boylece ihtilaf kapisini 
da a?ar. 16 

Allah Teala buyuruyor ki; "Rabbinizden size indirilene uyun. O'nu birakip da 
ba§ka dostlann peflerinden gitmeyin. Ne kadar da az ibret ahyorsunuz!"(A'raf 

3) 

"Yoksa onlarin, Allah'in izin vermedigi bir dini getiren ortaklan mi 

var?"(§ura21) 

"§uphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Ba§ka) yollara 
uymayin. Zira o yollar sizi Allah'in yolundan ayinr. i§te sakinmaniz i?in Allah 
size bunlan emretti."(En'am 153) 



9 El-Hilali el-Bid'a(s.13) 

10 Muslim 

1 1 Taberani(1647) isnadi sahihtir. 

12 Elbani Sahihu Suneni ibni Mace(1/32) 

13 Buhari, Muslim 

14 Muslim 

15Satibiel-itisam(1/64) 
16 El-Hilali el-Bid'a(s. 16) 



Tabiinin buyuklerinden imam Mucahid r.a. dedi ki; "Bu ayette gecen "Sizi ondan 
ayiracakyollara uymayin" kavlindeki "yollar" bidatve mutesabihlerdir. 17 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Kim bu isimizde (dinimizde) 
olmayan seyler cikanrsa o reddolunur." 18 

"Kim emrimiz uzere olmayan bir seyle amel ederse o reddolunur." 19 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendi nefsinden seriat koyucu degildir; 
Allah Teala buyuruyor ki; "Allah'in sana gosterdigi fekilde insanlar arasinda 
hukmedesin diye sana Kitab'i hak ile indirdik." (Nisa 1 05) 

"insanlara, kendilerine indirileni aciklaman icin ve du§unup anlasmlar diye 
sana da bu Kur'an'i indirdik." (Nahl 44) 

"O hevayu hevesinden konu§maz, o ancak kendisine bildirilen bir vahiy ile 
konu§ur."(Necm 3.4) 

"De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum."(A'raf 203) 

"Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan baska tann yoktur. 
Mu§riklerden yuzcevir."(En'am 106) 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah'in emretmedigi seyler yapanlan 
kotulemistir; ibni Mesud r.a. rivayet ediyor; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
soyle buyurdu; "Allah Azze ve Celle'nin benden once gonderdigi her peygamberin 
kendi sunnetine uyan ve emrine sanlan seckin havarileri ve ashabi vardi. Bunlardan 
sonra gelenler ise yapmadiklanni soyleyen ve emrolunmadiklanni yapan kimseler 
oldular. Onlarla eliyle cihad eden mumindir, diliyle cihad eden mumindir, kalbiyle 
cihad eden mumindir. Bu kadanni da yapmayan kimse de artik hardal tanesi kadar 
bile iman yoktur." 20 

Kim kendiliginden bir ibadet yaparak bidat cikanrsa, bu sapikhk kendisine 
reddolunur. Zira suphesiz Allah, kendisine yaklastiraak olan ibadetleri koymaya hak 
sahibi olandir. 

ibni Kayyim der ki; "Bilinmektedir ki, Allah ve Rasulunun bildirdiginden ba§ka 
haram, Allah ve Rasulunun kotu gordugu di§inda kotulukolmadigi gibi, Allah'in vacip 
kildigindan baska farz da yoktur. Allah'in koydugundan baska seriat olamaz. 
ibadetlerde asil olan, onun mesru oldugunu gosteren bir delil olmadigi muddet?e o 
ibadetin gecersiz olu§udur. Akidlerve muamelelerde asil olan ise, yasakhgina dairbir 
delil olmadigi muddetce sahih olmasidir. (E§yada asil olan mubahhktir.)" 21 

§eyhulislam ibni Teymiye der ki; "§er'T bir delil olmaksizin hi? kimse icin bir 
ibadet veya bir yakinhk vesilesi edinme imkani yoktur." 22 



17 Beyhaki Medhal, Ali el-Halebi ilmu Usulil Bid'a(s.40) 

18 Buhari(2697) Muslim(1718) 

19 Muslim 

20 Muslim(iman 80) 

21 i'lamul Muvakkiin(1/344) 

22 Mecmuul Fetava(31/35) 



imam ibni Kesir, Kuran okuma sevabinin oluye hediye edilmesi meselesindeki 
ihtilaf hakkinda der ki; "Kuran okuma olunun amelinden ve kazancindan degildir. Bu 
sebepledir ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ummetini oluler icin Kuran 
okumaya, ne acik bir ifadeyle ne de Tma ile tesvik etmemistir. Sahabelerin 
hicbirisinden de bu konuda bir nakil yoktur. Sayet bu hayirh bir amel olsaydi, 
suphesiz onlar bu hayirda bizi gecerlerdi. Allah'a yaklastiran ameller ancak nass ile 
sabit olur ve bu hususta kiyas ile veya birtakim goruslerle karar verilemez." 23 



Sahabe ve Tabiinden salih selefimiz iste bu yol uzere idiler. 



.,24 



AN Bin Ebu Talib r.a. der ki; "Sayet din, gorus ile olsaydi mestlerin uzerini degil, 
altini mesh ederdim. Fakat ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mestlerinin 
uzerini mesh ettigini gordum." 25 

Omer bin el-Hattab r.a. hacerul evsedi optukten sonra soyle demisti; "Suphesiz 
biliyorum ki, sen faydasi ve zaran olmayan bir tassin. Sayet Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem'in seni optugunu gormeseydim seni opmezdim." 26 

Bir kadin Aise r.a.'ya; "Bizden biri temizlenince namazini neden kaza etmiyor?" 
diye sorunca; "Sen harun (HaricT) misin? Biz peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in 
zamaninda hayiz oldugumuz zaman bize bunu emretmezdi." 27 

Nafi anlatiyor; ibni Omer r.a.'nin yaninda birisi hapsirdi ve "Elhamdulillah ves 
selamu ala Rasulih" dedi. Bunun uzerine ibni Omer r.a.; "Ben de derim ki, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem'in bize ogrettigi boyle degildir. Biz deriz ki; "Elhamdulillahi 
ala kulli hal" 28 

Bu nebevT hadisler ve seleften gelen rivayetler, seriati anlamadaki dogru yolu 
aciklamaktadir. Suphesiz akhn bunun aksini guzel gormesine veya §ahsi goru§un 
bunun ziddini suslemesine mecal yoktur. Suphesiz ser'T naslar bu §ekilde varid 
olmustur. 

imam SafiT r.a. der ki; "Kim bir konuda istihsan ile (Sahsi gorusle guzel bularak) 
hukmederse §eriat koymu§ olur." 29 

4- Suphesiz bidat cikarmak, hevaya tabi olmaktir. Zira akil, eger seriata tab? 
degilse, onda heva ve sehvetten ba§ka bir §ey yoktur. Bilirsin ki hevaya uymak, 
apacik bir sapikhktir. Allah Teala'nin su kavlini gormez misin; "Ey Davud! Biz seni 
yeryuzunde halife yaptik. O halde insanlar arasmda adaletle hukmet. Heva ve 
hevese uyma, sonra bu seni Allah'in yolundan saptinr. Dogrusu Allah'in 
yolundan sapanlara, hesap gununu unutmalarma kar§ihk cetin bir azap 
vardir."(Sa'd26) 

Neticede hukum, hak ve heva olmak uzere iki sik arasindadir. Bir ucuncu §ik 
yoktur. Yine Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; 



23 ibni Kesir Tefsiri (4/401) 

24 Ali el-Halebi ilmu Usulil Bid'a(s.70-73) 

25 Elbani Sahihu Ebu Davud(1/53) ibni HacerTelhisul Habir(1/160) 

26 Buhari ve Muslim. 

27 Buhari ve Muslim 

28 Tirmizi(2738) Hakim(4/265) isnadi hasendir. 

29 GazalT el-Menhul(s.374) Mahalli Cemul Cevami(2/395) Ali el-Halebi ilmu Usulil Bid'a(s.70-73) 



"Kalbini bizi anmaktan gafil kildigimiz, kotu arzularma uymus ve i§i gucu 
afirihk olan kimseye boyun egme." (Kehf 28) 

"Allah'tan bir yol gosterici olmaksizin kendi hevesine uyandan daha sapik 
kimolabilir!"(Kasas50) 

"Sonra da seni din konusunda bir seriat sahibi kildik. Sen ona uy; 
bilmeyenlerin isteklerine uyma." (Casiye 18) 

ibni Mesud r.a.'den; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bircizgi cizdi ve 
buyurdu ki; "iste Allah'in yolu" sonra bu cizginin sagina ve soluna da cizgiler cizerek 
buyurdu ki; "iste bu yollardan her birinin uzerinde seytan vardir ve kendisine caginr." 
Sonra su ayeti okudu; "Suphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. 
(Baska) yollara uymayin. Zira o yollar sizi Allah'in yolundan ayinr. iste 
sakinmaniz icin Allah size bunlari emretti."(En'am 153) 30 

ibni Mesud r.a. dedi ki; "Suphesiz bizler, uyanz, yenilik cikarmayiz, tab? oluruz, 
bidat cikarmayiz. Emre sanldigimiz surece sapitmayiz." 31 

5- Amelin kabul olunmasi icin ihlas yeterli degildir. Zira suphesiz, islam iki dinT 
esas uzere kuruludur; ortagi olmayan tek Allah'a kulluk etmemiz ve dinde mesru 
olan, Rasulun emri olan seyle ibadet etmemiz. 32 

Yani sahih amel iki sart ile makbul olur; ihlas ve Rasule tabi olmak. Fudayl bin 
lyaz r.a. der ki; "Suphesiz amel samimT olup dogru olmazsa kabul edilmez. Yine 
amel, dogru olup samimi olmazsa kabul edilmez. Samimi olmasi; yalniz Allah icin 
yapilmasidir. Dogru olmasi ise sunnete uygun olmasidir." 33 

Bunun delilleri ?oktur. ibadetin Allah'a has kihnmasi §u ayetlerle vaciptir; 
"Halbuki onlara ancak, dini yalniz O'na has kilarak ve hanifler olarak Allah'a 
kulluk etmeleri, namaz kilmalan ve zekat vermeleri emrolunmu§tu. Saglam din 

de budur."(Beyine 5) 

Bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek; "Hem sevabini hem 
de ovulmeyi umarak sava§an kimse hakkinda ne dersin?" dedi. Buyurdu ki; "Ona 
karsihk yoktur" adam bunu tic sefer sordu ve hepsinde ayni cevabi aldi. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem sonunda soyle buyurdu; "Suphesiz Allah ancak kendisi 
icin halis olarak yapilan ameli kabul eder." 34 

Rasule tabi olmanin geregine gelince; Allah Azze ve Celle soyle buyurmustur; 
"(Resulum!) Deki: EgerAllah'i seviyorsaniz bana uyunuzki Allah da sizi sevsin 
ve gunahlanmzi bagiflasin. Allah son derece bagisjayici ve esirgeyicidir." (Al-i 

imran 31) 

"Allah'a ve Allah'in butun kelamlarma iman etmi§ bulunan o ummT 
peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz." (A'raf 158) 



30 Hasendir. Elbani Zilalul Cenne(1/13) 

31 LalkaTSerhu Usuli itikad(1/96) 

32 Mecmuul Fetava(1/189) 

33 Ebu Nuaym Hilye(8/95) ilmu Usulil Bida(s.61) 

34 Elbani Sahihu Suneni Nesai(2/384) 



Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in 
zevce-i paklerinin hane-i saadetlerine bir gurub erkek gelerek Resulullah 
(aleyhissalatu vesselam)'in (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sorduklan 
husus aciklamnca sanki bunu az bularak: 

"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kim, biz kimiz? Allah O'nun gecmis ve 
gelecek butun gunahlanni affetmistir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler. 
iclerinden biri: "Ben artik hayatim boyunca her gece namaz kilacagim" dedi. ikincisi: 
"Ben de hayatimca hep oruc tutacagim, hi? bir gun terk etmeyecegim" dedi. 
Ucuncusu de: "Kadinlan ebediyen terk edip, onlara hi? temas etmeyecegim" dedi. 
(Bilahere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onlari 
bularak: 

"Sizler boyle boyle soylemissiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en 50k 
korkaniniz ve yasaklanndan en ziyade kacinaniniz benim. Fakat buna ragmen, 
bazan oruc tutar, bazan yerim: namaz kilarim, uyurum da; kadinlarla beraber de 
olurum. (Benim sunnetim budur), kim sunnetimi begenmezse benden degildir" 
buyurdu. 35 

Muaviye r.a. Kabe'nin dort ruknunu selamlayinca ibni Abbas r.a.; "Peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem bu iki ruknu selamlamazdi" dedi. Muaviye r.a.; "Bu ikisi 
Kabe'den ayn degil ki" dedi. ibni Abbas r.a.; "Sizin icin Allah Rasulunde en guzel 
ornekvardir" dedi. Bunun uzerine Muaviye r.a.; "Dogru soyledin" dedi. 36 

Amr b. Yahya'dan; "babami, babasindan (naklen) soyle rivayet ederken 
duydum: "Babam dedi ki; "Sabah namazindan once Abdullah b. Mes'ud'un kapisinin 
onunde otururduk. Qiktiginda, onunla beraber mescide giderdik. Neyse (bir gun) Ebu 
Musa el-Es'arT yanimiza geldi ve; "Ebu Abdirrahman (yani Abdullah b. Mesud) 
simdiye kadar yaniniza ?ikti mi?" dedi. "Hayir" dedik. O da bizimle beraber oturdu. 
Nihayet (Abdullah) cikti. Qikinca toptan ona ayaga kalktik. Sonra Ebu Musa ona 
soyle dedi: 

"Ey Ebu Abdirrahman! Biraz once mescidde yadirgadigin bir durum gordum. 
Ama yine de, Allah'a sukur, hayirdan baska bir §ey gormu§ degilim." (Abdullah) 
"Nedir o?" diye sordu. O da; "Yasarsan birazdan goreceksin. Mescidde halkalar 
halinde, oturmu§, namazi bekleyen bir topluluk gordum. Her halkada (idareci) bir 
adam, (halkadakilerin) ellerinde de gakil ta§lan var. (idareci): "Yuz defa Allahu ekber 
deyin" diyor, onlar da yuz defa Allahu Ekber diyorlar. Sonra, yuz defa La ilahe illallah, 
deyin diyor, onlar da yuz defa La ilahe illallah diyorlar. Yuz defa Subhanallah deyin 
diyor, onlar da yuz defa Subhanallah diyorlar." 

Abdullah b. Mes'ud; "Peki onlara ne dedin?" dedi. "Senin gorusunu bekleyerek 
-veya "senin emrini bekleyerek" -onlara bir sey soylemedim." dedi. 

Dedi ki; "onlara kotuluklerini hesab etmelerini emredip (bununla) iyiliklerinden 
hicbir §eyin de zayi edilmeyecegine dair onlara guvence verseydin ya!" dedi. Sonra 
gitti, biz de onunla beraber gittik. Nihayet o, bu halkalardan birine geldi, baslannda 
durdu ve soyle dedi: "Bu, yaptiginizi gordugum nedir?" 



35 BuharT(Nikah 1) Muslim(1401) NesaT(6/60) 

36 Buhari, Muslim, Tirmizi ve Ahmed 



Dediler ki; "Ey Ebu Abdirrahman! Bunlar gakil taslan. Onlarla Allahu Ekber, La 
ilahe illallah ve Subhanallah deyisleri sayiyoruz." (Bunun uzerine Abdullah b. Mes'ud) 
dedi ki; 

'Artik kotuluklerinizi sayip (hesab edin)! Ben, iyiliklerinizden hi? bir seyin zayi 
edilmeyecegine kefilim. Yaziklar olsun size! Ey Ummet-i Muhammed, ne cabuk helak 
oldunuz! Peygamberinizin -salallahu aleyhi ve sellem- su sahabesi icinizde hala 
bolca bulunmakta. iste onun elbiseleri, henuz eskimemis; kaplan, (henuz) kinlmamis. 
Canim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, sizler kesinlikle ya Muhammed'in dininden 
daha dogru yolda olan bir din uzerindesiniz (-ki bu imkansizdir-) veya bir sapikhk 
kapisi acmaktasiniz." 

Onlar; "Vallahi, ey Ebu Abdirrahman, biz, baska bir sey degil, sadece hayn 
(elde etmeyi) istedik" dediler. 

O da soyle karsihk verdi; "Hayn (elde etmek) isteyen niceleri vardir ki onu hi? 
elde edemeyeceklerdir. Resulullah -salallahu aleyhi ve sellem- bize haber vermisti ki; 
Kur'an'i okuyacak olan bir toplulugun bu okuyuslan sadece dilde kalacak, onlarin 
koprucuk kemiklerini ileriye gecmeyecek. Vallahi, bilmiyorum, belki onlarin cogu 
sizdendir." Sonra Abdullah onlardan yuz cevirdi. 

(Amr b. Yahya'nin dedesi) Amr b. Selime, bundan sonra soyle dedi: Bu 
halkalardaki (insanlann) tamamini, en-Nehrevan olaymda, haricilerin yaninda bize 
karsi vurusurken gorduk." 37 

Bu kissa, alim sahabelerin, ibadetlerin vesile ve maksatlan hakkindaki 
anlayislanni gostermektedir. Bir topluluk, Allah Azze ve Celle'yi tesbih, tekbir, tehlil 
ve tahmid ile zikrediyor, bu zikredislerini saymak icin tas kullaniyorlar. Bu amellerinde 
niyetleri Allah'a ibadet etmek oldugu halde ibni Mesud r.a. bunlan sunnete muhalif bir 
bidat gorerek onlara kar§i ?ikmi§tir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem boyle 
yapmami§tir. Onlarin niyetlerinin guzel olusu, yaptiklannin sahih oldugunu 
gostermiyor. Zira niyetin guzel olmasi, bidati sunnete cevirmez ve ?irkini guzel 
yapmaz. Guzel niyetin yaninda sunnete ve selefe uyma sarti da ka?inilmazdir. 38 

Said bin el-Museyyeb radiyallahu anh, fecrin dogusundan sonra namaz kilmaya 
devam eden birini gordu ve onu uyardi. Adam; "Ey Ebu Muhammed! Namaz kildim 
diye Allah bana azab eder mi?" diye akhnca hakh bir gerekce zikretti. ibnul 
Museyyeb; "Hayir, fakat Allah sana Sunnet'e aykiri hareket ettigin i?in azab eder." 
Dedi. 39 Benzeri ibni Abbas r.a. 'dan da rivayet edilmistir. 40 

ElbanT r.a. der ki; "Said Bin el-Museyyeb'in bu veciz cevabi, bidatleri guzel 
gorene karsi ve sunnet ehlini "zikri ve namazi inkar etmekle" su?layanlara karsi 
kuvvetli bir silahtir. Halbuki sunnet ehli sadece sunnete muhalif olan namaz, zikir v.b. 
seylere karsi cikmaktadir." 41 



37 Darimi(1/68) Taberani bunu hasen bir isnad ile rivayet etmistir. Bkz.: Taberani(9/125) Mecmau'z- 
Zeva'id, (1/181). Hadisin merfu kismi igin bkz. Miislim(1/663); ibn Mace(1/59); Ahmed b. 
Hanbel(1/380, 404) 

38 Halebi ilmu Usulil Bid'a(s.244) Hilali el-Bida(s.15) Ebu §ame el-Bais(s.63) 

39 isnadi ceyyiddir. Darimi(1/116) Abdurrezzak(3/52) Beyhaki(2/466) Hatib el Fakih(1/147) 

40 ibni Abdilberr Cami(s.559) §atibi Muvafakat(4/18) 

41 El-Elbani el-irva (2/236) 



Birisi imam Malik'e; "Ey Ebu Abdullah! Nerede ihrama gireyim?" dedi. O da; 
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in girdigi yer olan Zul-Huleyfe'den itibaren" 
dedi. Adam; "Ben, kabrin yaninda, Mescidin yanindan girmek istiyorum" dedi. imam 
Malik; "Oyle yapma! Fitneye dusmenden korkanm." Dedi. Adam; "Bunda ne gibi bir 
fitne olabilir ki? Ben daha fazla mesafeden ihrama girecegim." Deyince imam Malik; 
"Hangi fitne senin kendini Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i fazilette gecmis 
gormenden daha buyuk olabilir? Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; "O'nun emrine 
muhalefet edenler kendilerine bir fitnenin veya elim bir azabin isabet 
etmesinden sakinsinlar." (Nur 63)" 42 

6- Sahih deliller bidati mutlak olarak kotulemektedir. Bidatm; "hasene=guzel" ve 
"seyyie=kotu" diye ikiye taksim edilmesinin delili yoktur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; "Suphesiz sozlerin en guzeli Allah'in 
Kelam'i, yollann en hayirhsi Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. islerin 
en kotusu sonradan cikanlanlandir. Her sonradan cikanlan sey bid'attir ve her bid'at 
sapikhktir. Hersapikhkta atestedir." Buyurmustur. 43 

Yine soyle buyurmustur; "Sizden kirn Benden sonra yasarsa bircok ihtilaflar 
gorecektir. Bu yuzden sunnetime ve hidayete erdirilmi§ rasid halifelerin sunnetine 
sanlmaniz gereklidir. Ona azi dislerinizle ismr gibi sanhp, birakmayin. Sizleri 
sonradan cikanlanlardan sakindinrim. Zira suphesiz her sonradan gikanlan sey 
bidattir ve her bidat sapikhktir." 44 

"Kim su emrimizde olmayan bir sey cikanrsa o reddolunur." 45 

"Kim emrimiz olmayan birseyle amel ederse, o reddolunur." 46 

Bu hadislerde oldugu gibi bidatlerarasinda biraynm soz konusu degildir. Nekre 
(belirsiz) olarak gelen izafe umum ifade eder. ancak bir istisna varsa o baska. Peki 
burada istisna nerede? Bazilannin istisna iddialanna cevap insallah ileride gelecek. 

Bu, butun salih selefin anlayisidir. Nitekim ibnu Omerr.a.; "hsanlarguzel gorse 
de butun bidatler sapikhktir." Demistir. 47 

ibni Mesud r.a.; "Ey hsanlar! Sizler hadis anlatiyorsunuz ve size hadis 
anlatihyor. Bir bidat gordugunuz zaman ilk duruma sanhn." 48 

iste bu iki sahabe bidati umum manada almislar, guzel-?irkin aynmi 
yapmamislardir. Usui ilminde sabit olmu§tur ki; seriatin kullT delili, pek 50k yerde, 
farkh zamanlarda ve farkh durumlarda tekrar ederse, o tahsis edilmez ve 



42 Hatib el-Fakih(1/148) Ebu Nuaym Hilye(6/326) Beyhaki Medhal(236) ibni Batta el-ibane(98) 
Halebi ilmu Usulil bida(s.72) 

43 Muslim ve Nesai 

44 Ahmed(4/126, 127) Ebu Davud(4607) Tiimizi(2815, 2816) ibni Mace(42,44) ibni Ebi Asim Es 
Sunne(1/29-30) ibni Hibban(1/104) ibni Abdilberr Cami(2/222, 224) Hakim(1/65, 96, 97) 
Taberani(1 8/537-602, 617, 625) Beyhaki(10/114) Cem'ul Fevaid(127) Darimi(95) Tahavi 
Muskil(1/85-87) Tayalisi(2615-16) Suyuti el-Emru bil-ittiba(s.34) Elbani Sahihu Ebu Davud(3/119) 
Sahihtir. 

45 Buhari ve Muslim 

46 Muslim 

47 Lalkai(126) ibni Batta(205) Beyhaki Medhal(191) ibni Nasr es-Sunne(70) isnadi sahihtir; Ali el- 
Halebi ilmu Usulil Bida(s.92) 

48 Darimi(1/61) Lalkai(1/77) Fethul Bari(1 3/253) sahihtir; ilmu Usulil Bida(s.226) 



sinirlandinlmaz. Boylece delilin getirdigi hukum, mutlak olarak genellik ifade eder. 
Bidati kotuleyen ve ondan sakindiran hadisler de bu kabildendir. Nitekim peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem, minber uzerinde Musluman topluluguna pek 50k zaman 
ve farkh hallerde butun bidatlerin sapikhk oldugunu belirtmis, ne bir ayette, ne de bir 
hadiste bu konudaki genellestiren ifadeyi sinirlandiran bir delil gelmemistir. Bu da 
genel ifadenin, mutlak olusunu gosterir. 

Salih selef de bidatin kotulenmesinde icma etmis, bundan higbir seyi istisna 
etmemislerdir. Sabit olan icma; butun bidatlerin kotu olusunu, hicbir bidatin guzel 
olamayacagini gostermektedir. 49 

7- bidatin guzelinin de oldugunu iddia edenlerin, yapilan isin zahirde taat 
oldugunu mazeret gostermeleri gecersizdir. Ashnda o tarn aksine masiyettir. Zira 
mucerred akil, mesela oglen namazini neseli zamanlarda bes rekat kilmayi daha 
guzel gorur. Bu, digerfarzlar icin de aynidir. Bidati guzel gorenin, guzelini cirkininden 
ayirmaya siddetli bir ihtiyaci vardir. Biz ittifakla diyoruz ki; zahiri taat olan her sey taat 
olmadigi gibi, zahiri masiyet olan her sey de masiyet degildir. Neticede bidatci, isabet 
ettigi guzel bidat ile hatta ettigi ?irkin bidat arasinda doner durur. Durum boyle 
olunca, bu bidatin guzel oldugunu iddia etmek ancak Kitap ve Sunnet'ten bir delil ile 
mumkun olabilecektir. Halbuki Kitap ve Sunnet'ten delil bulunan §ey bidat degildir. O 
halde "guzel bidat" iddiasi batildir. 

Herhangi bir amelin "guzel bidat" oldugunu iddia edene; "bir bidatin guzel mi, 
yoksa cirkin mi oldugunu nereden anladigini soranz. 

Guzel zannedilen pek 50k amelin ashnda cirkin bidat olduguna sikca sahid 
oluruz. Mesela Sahihu Muslim'de; Ukbe bin Amir r.a.'den su rivayet gelmeseydi 
anlayamazdik; "Uc vakit vardir ki, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bizi o 
vakitlerde namaz kilmaktan veya olulerimizi mezara gommekten nehyetti: 

— Gunes dogmaya ba§ladigi andan yukselinceye kadar. 

— Ogleyin gune§ tepe noktasina gelince, meyledinceye kadar. 

— Gunes batmaya meyledip batmcaya kadar." 50 

Sahihayn'daki rivayette Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: 'Allah namazi (ilk 
defa farz ettigi zaman iki rek'at olarak farz etmisti. Sonra onu hazer icin (dorde) 
tamamladi. Yolcu namazi ilk farz edildigi sekilde sabit tutuldu." 51 Bu hadis 
ulasmasaydi, seferde namazi tarn kilmanin caiz olmadigini anlayamazdik. 

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, abdest ahrken azalanni u?er kere 
yikadiktan sonra; "iste abdest budur. Kim bundan fazla yaparsa kotuluk ve zulum 
etmis olur." Buyurmu§tur. 52 Bu hadis olmasaydi abdest ahrken azalan bes kez 
yikamanin, akil guzel gordugu halde caiz olmadigini anlayamazdik. 



49 Abdulkayyum es-SuheybanT el-Lum'a Fir Reddi Ala Musiniyil Bid'a(49-51) §atibi el-itisam(1/187- 
188) 

50 Muslim(831) Ebu Davud(3192) Tirmizi(1030) Nesai(1/275, 26) 

51 BuharT(3935) Muslim(685) Muvatta(1/146) Ebu Davud(1198) NesaT(1/225). 

52 Elbani Sahihu Ebu Davud(1/46) 



ibni Abbas r.a. rivayet ediyor; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Dikkat edin! Ben ruku ve secdelerde Kuran okumaktan nehyolundum" 53 bu hadis 
olmasaydi bu fiilin caiz olmadigini nereden anlayacaktik? Seriatta taat zannedilen 
bircok sey ashnda masiyettir ve ceza gerektirir. 

8- insanlann cogu, genel manada gelen naslan bidatleri icin delil getiriyorlar. Bu 
ise buyuk bir hata olup, usul ilminin onemli kaideleri ile celismektedir. 

Mesela; birkac kisi mescide namaz kilmak icin gelseler, iclerinden biri one gecip 
onlara cemaatle tahiyyetul mescid namazi kildirsa, iclerinden bazisi da buna karsi 
ciksa, digerleri de kisinin cemaatle kildigi namazin yalniz basina kildigi namazdan 
daha faziletli olduguna dair hadisleri delil getirse, iki ayn goruse bolunmus olmazlar 
mi? Bunlardan birisi bu istidlale uygun, digeri muhaliftir. Halbuki bu delil baska bir 
konuda varid olmustur. Peki, burada ayinci kavil hangisidir? 

Seyhulislam ibni Teymiye, Tefsir Usulu'ne Giris adh eserinde diyor ki; "Su 
bilinmelidir ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ashabina Kuran'in manalanni, 
onun lafizlanni nasil acikladiysa oyle aciklamistir. Cunku Allah Teala'nin; "Biz sana 
zikr'i indirdik ki, insanlara ne indirildigini aciklayasin."(Nahl 44) ayeti, hem lafzin, 
hem de mananin aciklanmasini i?ine ahr. 

(TabiTn'den) Ebu Abdurrahman es-SulemT demi§tir ki; "Osman bin Affan ve 
Abdullah bin Mesud gibi, bize Kuran okutanlar bildirmislerdir ki, onlar peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem'den on ayeti ilim ve amelce ogrenmeden gecmezlerdi. 
Onlar bize dediler ki; "Bizler Kuran'i ilim ve amel ile birlikte ogrendik." 54 

Bundan dolayidir ki, onlar, bir sureyi bellemek icin uzun bir muddet o sure 
uzerinde dururlardi. Enes r.a. soyle demi§tir; 

"Bizim zamanimizda birisi Bakara ve Al-i imran surelerini okudugu zaman 
gozumuzde buyurdu." 55 

Abdullah bin Omer r.a., Bakara suresini ogrenmek (ezberlemek) i?in birka? 
yihni, bir rivayete gore sekiz yihni vermistir. Bunu imam Malik rivayet etmektedir. 56 

Qunku Allah Azze ve Celle §6yle buyurmu§tur; "Sana bu mubarek Kitab'i, 
ayetlerini du§unsunler ve akh olanlar ogut alsmlar diye indirdik." (Sad 29) 

"Hala Kur'an uzerinde geregi gibi du§unmeyecekler mi?"(Nisa 82) 

"Onlar bu sozu (Kur'an'i) hi? du§unmediler mi?"(Muminun 68) 

Bu ayetlerde sozedilen "tedebbur; iyi du§unmek", Kur'anin manalanni 
anlamadan gerceklesmez. Yine Allah Azze ve Celle soyle buyurmustur; 

"Akil erdiresiniz diye biz onu Arap?a bir Kur'an olarak indirdik. "(Yusuf 2) 
Bir soze akil erdirmek icin, onu anlamak gerekir. Malumdur ki, her soz mucerred 
lafizlanndan ote, manasinin anla§ilmasi i?in soylenir. Kuran ise anla§ilmaya daha 
layiktir. 



53 Muslim 
54 Taberi(1/80)Kurtubi(1/39) 

55 Sulasiyatu Musnedil imam Ahmed(2/276) 

56 Muvatta( 1/205) Kurtubi(1/39) 



Tip, hesap gibi fen dallanyla ilgili kitap okuyan bir toplulugun, okuduklanni 
anlamak istememeleri dusunulemez. O halde kurtuluslanna, din ve dunya 
saadetlerine sebep olacak olan Allah Kelami nasil olur da anlasilmak icin 
okunmaz?" 57 

imam SatibT de el-Muvafakat'ta genel manadaki delillerle selefin anlayisina 
muhalif istidlalde bulunanlara ve delili, varid olus sebebinden baska konulara 
hamledip onunla amele cagiranlara reddiyede bulunarak der ki; 

"ilk nesillerin hicbir sekilde amel etmedikleri deliller: Sonra gelenlerin 
(muteahhirun) kendi kuruntulanna bunlan delil olarak kullanmalan asla yerinde 
degildir ve onlar hicbir sekilde delil olamazlar. Zira eger delil olsalardi, sahabe ve 
tabiin nesillerinin degerlendirmelerinden uzak kahp da sunlann onu anlamasi gibi bir 
sonuc asla ortaya cikmazdi. ilk nesillerin amel ettigi veya terk ettigi sey, delil sanilan 
seyin geregine nasil ters duser ve onunla nasil catisabilir? 

Sonra gelen nesillerin bu turden delillerle amel etmeleri, ilk nesillerin icmaina 
muhalefet olmaktadir. icmaa muhalefet eden her kirn olursa olsun hatahdir. Zira 
Muhammed ummeti hata uzerinde gorus birligi etmez. Onlann uzerinde bulunduklan 
fiil ya da terk, sunnettir ve muteber bir durumdur, hidayettir. insan ya hata eder ya da 
isabet eder. Selefe muhalefet eden kimseler hata uzerindedir. Bu kadan delil olarak 
yeterlidir... 

iste bu noktadan hareketledir ki, ehl-i sunnet alimleri RafizTlerin "Peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem kendinden sonra halife olmak uzere Hz. Ali'yi tayin etti" 
seklindeki iddialanna kulak asmamislardir. Qunku butun sahabenin bu iddia aksine 
hareket etmis olmalan, onun batil ve dikkate ahnmayacagina acik bir delildir. Qunku 
sahabe hata uzerinde gorusbirligi etmez. Qogu zaman bid'at ve sapik mezhep 
sahiplerinin Kitap ve sunnet ile iddialanni desteklemeye cahstiklanni gorursun; bunlar 
keyfT yorumlar yaparlar, onlann mute§abihlerine sanlarak havayi bulandirmak ve 
boylece halka karsi kendilerinin hak uzere olduklan intibaini vermek isterler." 58 

Yine ayni eserde der ki; "Bundan dolayi, §er'i deliler uzerinde duran kimselerin, 
mutlaka o delillerden selefin ne anladiklanni gozonunde bulundurmalan bir 
mecburiyettir. Onlann amel edegeldiklerine uygun dusen mana, dogru olmaya en 
layik olandir; ilim ve amel icin en uygunudur." 59 

Hafiz ibn Abdilhadi r.a., der ki; "Bir ayeti veya bir hadisi, Selef zamaninda 
onlann bilmedigi ve ummete aciklamadiklan halde te'vil etmek caiz degildir. Aksi 
halde "selefin bu gercegi bilmedikleri ve bu konuda sapmis olduklan, sonraki 
asirlarda ?ikmi§ olan bu iddia sahibinin ise hidayet uzere oldugu" gibi bir anlam 
cikar." 60 

ibn Kayyim r.a. diyor ki; "Allah'm Kitabindaki bir ayeti Selef ve imamlann 
acikladiklanna muhalif sekilde yorumlayan ki§i iki halden biri icindedir; ya kendisi 
hata etmistir ya da bunu kendisinin soylediklerine muhalif olarak a?iklayan selef hata 
etmistir. Akil sahibi bir kimse, bu kimsenin hata yapmaya seleften daha layik 
oldugunda suphe etmez. 



57 ibni Teymiyye Mukaddimetun Fi Usulit Tefsir(s.8-9) 

58 EI-Muvafakat(3/72) 

59 EI-Muvafakat(3/77) 

60 Sarimul MenkT Fir Reddi Ales SubkT(s.318) 



Bu konuda "Onlar bu isin ehli ise, biz de onun ehliyiz" diyerek gururlanan kisi, 
kustahhk ederek kapilan kendi yuzune kapamistir. Dogru yola eristirecek olan 
Allah'tir." 61 

Derim ki, bu kaideyi anladiysan, bahsettiklerimiz icinde hangi firkanin hidayet 
uzere oldugu ortaya cikmis demektir. 

iste bu umumi delil, Selef r.a'un amelinde veya anlayisinda varid olmayan bir 
seyin (Farz namazlar ve teravih gibi cemaatle kihnan namazlann diger nafilele 
namazlara kiyaslanarak cemaatle kihnamayacagi gibi) cemaate delil getirilmesinde 
gecerli olmadigini gosteriyor. Oyleyse, umumun bir parcasinda gegerli olan olan sey, 
butun parcalan icin gecerli olmayacaktir. Selefin uygulamasinda bunun bir baska 
ornegini gorelim; 

Ebu Davud, Sunen'inde Mucahid r.a.'den rivayet ediyor; "ibni Omer r.a. ile 
beraber idim. Bir adam ogle veya ikindi vaktinde tesvib yapti. Bunun uzerine ibni 
Omer r.a.; "Benimle gel de gidelim. Zira bu bidattir" dedi. 62 

Tesvib; onlann mescidlerin kapilannda dump "Namaza! Namaza!" diye nida 
etmeleridir. 63 

Birisi gelip; "Namazi hatirlatmakta ne zarar var? Allah Teala; "Hatirlat, zira 
hatirlatmak muminlere fayda verir"(Zariyat 55) buyurmustur." Derse, onun sozu 
kabul edilmez, bu anlayisi reddolunur. Cunku Selef radiyallahu anhum bu ayeti 
genele yorumlayarak anlamamistir. Malumdur ki, ibn Omer r.a. Rasulullah Sallallahu 
aleyhi ve sellem'e uymada en dikkatli olan ve sunneti en iyi gozeten sahabelerden 
biridir. 

Buna diger bir ornek daha once ge?en su rivayettir; Nafi anlatiyor; ibni Omer 
r.a.'nin yaninda birisi hapsirdi ve "Elhamdulillah ves selamu ala Rasulih" dedi. Bunun 
uzerine ibni Omer r.a.; "Ben de "Elhamdulillah ves selamu ala Rasulillah diyorum 
ama, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bize ogrettigi boyle degildir. Biz deriz 
ki; "Elhamdulillahi ala kulli hal" 64 

Burada ibn Omer r.a., "Suphesiz Allah ve melekleri peygambere salat 
ederler, ey iman edenler siz de ona salat ve selam verin"(Ahzab 56) ayeti umum 
ifade ettigi halde, bu adama karsi cikiyor. Demek ki ayet umum ifade etmesi yaninda, 
sahabenin ve onlardan sonra gelen salih selefin anlayisi onceliklidir. 

Allah ona rahmet etsin, imam el-EvzaT ne guzel demis; "Sunnet uzere olmaya 
sabrediniz! Sahabelerin durdugu yerde durunuz ve onlann soylediklerini soyleyiniz. 
Onlann aciklama yapmadigi §eyi a?iklamaya cahsmayin. Salih selefin yolunu tut! 
Onlara genis gelen §ey sana da genis gelir." 65 



61 Es-Savaikul Miirsele Alel Cehmiye vel Muattila muhtasan(2/128) 

62 Ebu Davud(538) isnadi hasendir. 

63 Et-Tartusi el-Havadis vel Bid'a(s.149) 

64 Tirmizi(2738) Hakim(4/265) isnadi hasendir. 

65 Lalkai §erhu Usuli itikadi Ehlis Sunne vel-Cemaa(1/174) Beyhaki Medhal(233) Acurri 
§eriat(2/673-674) isnadi sahihtir. 



Bunun uzerine diyoruz ki; Oncekilere muhalefet etmekten siddetle sakin! 
Faziletli gibi gorunse bile buna yanasma! Onda birfazilet olsaydi selef bunu yapmaya 
daha layiktir. Yardimcimiz Allah'tir. 66 

9- Bidat'a "bidat-i hasene" demek, kotuluk getirir. 

Birincisi; bir bidatin guzel gorulmesi, onlar tarafindan; Allah'in kullan icin 
tamamladigi ve razi oldugu bu dinde mustehap gorulmesi demektir. Boyle bir 
iddianin batil olusu ise ortadadir. Zira ne Allah kullanna bu bidati emretmis, ne de 
Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem emretmistir. Rasid halifeler, digersahabeler ve 
onlara tabi olan Tabiin de bunu yapmamislardir. iste boylece, kim bir bidati dinde 
guzel bulursa, Allah'a, Kitabina ve Rasulune bilmeden iftirada bulunmus olur. 

ikincisi; Peygamber sallallhu aleyhi ve sellem ve ashabinin bazi amelleri terk 
etmeleri de ovulmus, guzel ve bereketli sunnetlerdir. Zira Rasulullah Sallallahu aleyhi 
ve sellem ve ashabi ondan uzak durmuslardir. 

Ucuncusu; bidati hasene diye iddia ederek yerlestirmek isteyenler, ne 
Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in ovulmus, mubarek sunnetinde ne de 
Sahabelerinin fiilinde olmayan bir seyle amel etmeyle, sunnet ile amel etmenin 
kazandirdigi §eyin kazanilacagini iddia etmis olurlar. Bunu ise, akil ve din sahibi biri 
soylemez." 67 



66 AN el-HalebT ilmu Usulil Bid'a(s. 137-145) 

67 §eyh Hamud et-TuveycirT er-Reddul KavT Aler RifaT vel Mechul ve ibni Alevi ve Beyanu 
Ahtanihim Fil Mevlidin NebevT(16-17) 



JKiNCJ BOLUM: 

BiDATLERi TAKSiM EDENLERiN §UPHELERi 

Birinci §uphe/ 

"Kim islam dininde guzel bir sunnet baslatirsa, bu guzel isten dolayi kendisine 
sevap verilir. Aynca kendisinden sonra bu sunnetle amel edenlerin sevabi kadar da 
kendisine sevap yazihr; bu, digerlerinin sevabindan da bir sey eksiltmez. Kim de 
islam dininde kotu bir sunnet baslatirsa, kendisine hem kendi gunahi hem de o isle 
amel edenlerin gunahi kadar gunah yazihr ve bu digerlerinin gunahindan da bir sey 
eksiltmez." 68 Mealindeki hadis hakkinda anlayislar; 

Buna birkac acidan cevap verileblir; 

Birincisi; «men senne» ile kastedilen bir sunneti bizzat uygulamaktir; yoksa 
ortaya yeni bir seyler cikarmak, tesri yapmak degildir. Yani hadis, yeni bir seyler 
ortaya koymakla ilgili degil, bizzat sunnette olanla amel etmeyi tesvik yonundedir. 
Buna delil, hadisin gelis sebebidir ki, o da mesru kihnan sadakadir. 

Hadisin gelis sebebi ile ilgili soyle bir rivayet vardir: Cerir b. Abdullah soyle 
demektedir: Peygamber (s.a.s.), hutbesi esnasinda bizleri sadaka vermeye tesvik 
etti. Ama insanlar bu konuyu biraz agirdan aldilar. Bunun uzerine Peygamber 
(s.a.s.)'in yuzunde kizginhk ifadesi belirdi. Ensardan birisinin bir kese getirmesi 
uzerine insanlar da ona uydular, oyle ki, onun yuzunde sevin? goruldu ve soyle 
dedi:« Kim guzel bir sunnet baslatirsa.. ..» 69 . 

ikincisi; « kirn islam dininde guzel bir sunnet baslatirsa » ifadesini kullanan 
la, «her bidat dalalettir» ifadesini kullanan ayni kisidir; yani Peygamberdir. 
Binaenaleyh, Peygamber (s.a.s.)'in kendine ait bir sozu baska bir sozle tekzip etmesi 
veya sozlerinde bir?eli§ki olmasi soz konusu olamaz; bu mumkun degildir 70 

Dolayisiyla bizim bir hadisi ahp, diger bir hadisten yuz ?evirmemiz caiz degildir. 
Bu da, Kur'anin bir kismini kabul edip diger bir kismini kabul etmeyenin haline 
benzer. 

Ufuncusu; Peygamber, (s.a.s.) « kim bir sunnet baflatirsa » demi§ 
"kirn bir bid'at cikanrsa" dememi§tir. Yine, «islam'da... » demi§tir, zira bid'atler 
ise, islam'dan degildir. Aynca «guzel (hasene)» sifatini kullanmi§tir, bid'at 
ise guzel degildir 71 . 

Bid'at ile sunnet arasindaki fark son derece aciktir. Sunnet, uyulan, tatbik edilen 
yoldur; bid'at ise, dinde sonradan ortaya cikanlan seydir. 

Dorduncusu; seleften hi? bir kimsenin, insanlann sonradan ortaya cikardiklan 
seyleri (bid'ati) "sunnet-/ hasene" olarak adlandirdiklanna dair bir nakil gelmi§ 
degildir. 



68 Muslim(1017) 

69 Bu, Darimi'nin lafzidir (1/141); Muslim'de ise, daha uzun olarak gelmistir. 

70 ibn Useymin, el-ibda' fi Kemali's-§er'i ve Hataru'l-ibtida(s.19) 



71 Bkz. ibn Useymin, el-ibda'(s.20) 



Be§ incisi; «men senne» ifadesi dinde zaten mevcut olan ama ihmal edilen 
veya unutulan bir sunneti ihya etmek, yeniden yasanihr hale getirmek manasindadir. 
Dolayisiyla « serine » kelimesi, bu hadiste terkedilen bir sunetti ihya eden kimse 
hakkinda izafi olarak kullanilmistir. 

Buna su hadis delildir: "Kim benim sunnetimden bir sunneti ihya eder ve 
insanlar onunla amel eder hale gelirse, amel edenlerin ecirleri kadar ona ecir yazihr; 
digerlerinin ecirlerinden de hicbir sey eksilmez. Kim de bir bid'at ihdas eder ve 
bununla amel edilirse, bu bid'atle amel edenlerin gunahi kadar ona gunah yazihr; 
digerlerin gunahlanndan da hi? bir sey eksilmez" 72 

Altincisi; Peygamber (s.a.s.)'in, "kirn guzel bir sunnet baflatir" ve "kirn 
kotu bir sunnet baflatir" ifadesini yeni bir sunnet "icat etme" anlaminda kullanmaya 
imkan yoktur. Zira bir seyin iyi mi yoksa kotu mu oldugunu tespit etmek ancak ser'T 
delillerle mumkundur. 

Bu durumda hadiste ge?en sunnet, ya seriatte guzel ya da cirkindir. Bu 
ifadelerin "sadaka" veya benzeri hayirlar olarak anla§ilmasi 50k yerinde olacaktir. 
Kotu sunnet (yol) ise, Adem ogullannin; «zira o olum olaymi ilk olarak sunnet 
kilandir» 73 tarzinda hadiste tenbih edildigi gibi, seriatin masiyet saydigi gunahlara 
goturen bir mertebe olarak kahr. Dolayisiyla bid'atler de oyledir. Zira din bunlari kesin 
olarak zemmetmekte ve onlardan sakindirmaktadir. 74 



72 SCinen ibn Mace(209) ElbanT bu hadisin sahih oldugunu sbylemistir. Suheybani el- 

Lum'a(s.18) 

73 Buhari(335) 

74 §atibT, i'tisam(1/236) 



ikinci §uphe : 

Bid'atleri guzel gosterme gayretinde olanlann yanhs telaki ettikleri bir delil de, 

( iyj>^ Jk I Ait- j^S I'lni^ ^)j«ui,n.<ul a I j Us ) 

"Muslumanlann guzel gordugu sey Allah katmda da guzeldir" 75 seklindeki 
rivayettir. 

Cevap: 

Birincisi; bu rivayetin Peygamber (s.a.s.)'e aidiyeti (merfCT) sahih degildir. 
Aksine bu ifade ibn Mes'ud'a aittir, mevkuf bir rivayettir. 

ibn Kayyim soyle der: "Bu ifade Peygamber (s. a. s.J'in sozu degildir. Bunu, hadis 
konusunda bilgisi olmayan kis/ier ona nisbet etmislerdir Bu soz, ibn Mesud'dan 
bizzat kendi sozuyle sabittir " 76 . 

ibn AbdulhadT §6yle demi§tir: " Bu haber Enes'den sakit (zayif) bir senedle 
Peygamber (s.a.s.)'e nisbet edilmistir Dogru olan, bu sozun ibn Mes'ud'a ait mevkuf 
birrivayet oldugudur " 77 

ez-ZeylaT ise, bu konuda §6yle demektedir: " Bu haberin merfu olarak rivayeti 
gariptir; ben bu if ad en in sadece ibn Mes'ud'a nisbet edildigini gordum' 78 

el-ElbanT; de bu konuda §unu soyler : " Rivayetin merfu olarak bir ash yoktur, 
ancak ibn Mes'ud'dan mevkuf olarak gelmistir " 79 

Daha once de i§aret edildigi gibi, kim olursa olsun, hi? bir kimsenin sozunun 
Peygamber (s.a.s.)'in sozu ile catismasi caiz degildir. 

ikincisi; "el-Muslimun" kelimesindeki "ef takisi zaman bildirmek icindir ve 
sahabe zamanina ve bizzat sahabeye isaret etmektedir. Rivayetin gelisi de buna 
isaret etmektedir. Rivayetin tamami soyledir: 

«Allah kullannin kalplerine bakti, Muhammed (s.a.s.)'in kalbinin kullann kalpleri 
i?erisinde en guzeli oldugunu gordu ve o kalbi kendisi icin se?ti. Risaletini de onun 
vasitasiyla gonderdi. Muhammed (s.a.s.)'in kalbinden sonra sair kullannin kalplerine 
bakti, Muhammed (s.a.s.)'in ashabinin kalplerinin kullann kalpleri icehsinde en 
guzelleri oldugunu gordu ve onlari Peygamberine yardimcilar kildi. Bu yardimcilar 
Allah'in dini ugrunda mucadele ettiler. Muslumanlann iyi gordugu Allah katmda da 
iyidir, kotu gordukleri (tasvip etmedikleri) Allah katmda da kotudur». 

Bazi rivayetlerde su Have de vardir: 

«Butun sahabiler Ebu Bekir'i halife olarak tayin etmek istediler» 80 



75 Ahmed, Musned(1/379) 

76 ibn Kayyim, el-Furusiyye(s.167) 

77 el-AclunT, Kesfu'l-Hafa(2/245) 

78 Nasbu'r-Raye(4/133) 

79 es-Silsiletu'l-ehadisi'd-Datfe(2/1 7) 



Bu da acikca gostermektedir ki, burada "muslumanlar"la kastedilenler 
sahabilerdir. Bunlann sahabiler olduguna dair bir baska delil ise, hadis konusunda 
eser veren ulemanin bu rivayeti sahabilerle ilgili bolumde zikretmeleridir. el-Hakim'in 
"el-Mustedrek"inde de durum boyledir 81 . el-Hakim bu rivayeti Ma'rifetu's-Sahabe 
bolumune almis, ancak ilk kismini rivayet etmemis ve rivayeti " Muslumanlann iyi 
gordugu..." {ma rea'l-muslimune hasenen..) kismindan itibaren almistir. Bu da 
gosteriyor ki, el-Hakim, rivayette gecen "el-Muslimun" dan sahabenin kastedildigi 
sonucunu cikarmistir. 

Durum boyle olunca, butun sahabilerin bid'atlerin zemmi ve cirkinligi konusunda 
fikir birligi icinde oldugu ortaya cikar. Hicbir sahabiden bid'atleri hos goren bir rivayet 
varid olmamistir. 

U5uncusu; " el-Muslimun" deki " el" takisinin belli bir zamani tayin icin degil 
de bir umumiyet ifadesi olarak kullanilmasi durumunda bile, bununla kastedilen icma 
olur ki, icma da hucccettir. 

izz b. Abdusselam §6yle demektedir: "Hadis sahih ise, ' el-Muslimun ' ile 
kastedilen ehl-i icma'dir, dogrusunu Allah bilir" 82 

Bu rivayeti bid'at-i hasendrm varhgina delil olarak one surenlere deriz ki; 
"Muslumanlann, guzelligi uzerine ittifak ettikleri bir tek bid'at ornegi gosterebilir 
misiniz? " §uphesiz bu mumkun degildir. Muslumanlann guzel oldugu konusunda 
ittifak ettikleri bir tek bid'at yoktur. Aksine, islam'in ilk asirlannda butun bid'atlerin 
dalalet vesilesi oldugu hususunda icma hasil olmustur. Allah'a sonsuz §ukurler olsun 
ki bu icma hala devam etmektedir. 

Dorduncusu; Abdullah b. Mes'ud (r.a.) gibi mumtaz bir sahabinin sozu ile nasil 
bir bid'at guzel gosterilmek istenebilir? Ki o sahabiler icinde bid'atler konusunda en 
hassas olan ve insanlan siddetle bundan nehyeden ve sakindiran bir zatti. Daha 
once; 

«Sizden oncekilere tabi olun, yeni §eyler icad etmeyin; bu size yeter, zira her 
bid'at sapikhktir» seklindeki sozu gecmisti. Bunun di§inda bid'atlerden nehyeden 
daha bircok sozu vardir. 



80 el-Miistedrek(3/78) (el-Hakim, hadisin isnadinin sahih oldugunu soylemis, ez-Zehebi de 



buna muvafakat etmistir). 

81 Bkz(3/78) 

82 el-izz b. Abdusselam, Fetava(s.42, no: 9) 



Ucuncu §uphe: 

"Hadiste ge?en "Butun bidatler sapikhktir" sozu genellestirilemez. Qunku Allah 
Teala; "O (ruzgar), Rabbinin emriyle her §eyi yikar, mahveder."(Ahkaf 25) 
buyurmustur. Bu ayette ge?en her sey lafzi ruzgann her seyi yiktigini ifade etmedigi 
gibi bu hadiste kastedilen de butun bidatler degildir" 

Cevap: 

Burada ge?en "her sey" ifadesi de umumidir. Nitekim ibni Cerir Taberi 
Tefsirinde der ki; "Bu firtina, rabbinin emriyle herseyi harap etmektedir. Boylece Hud 
kavmi tamamen helak olup gitti." 83 

Kurtubi der ki; "Yani Ad kavminin insanlanndan ve mallanndan uzerinden 
ge?tigi herseyi bu hale getiriyordu. ibn Abbas dedi ki: Uzerine gonderildigi hersey, 
demektir." 84 

Diger mufessirler de bu sekilde soylemislerdir. Seyhulislam ibn Teymiye der ki; 

"Peygamberimiz (salat ve selam uzerine olsun) "Her bid'at dalalettir. 
(sapikhktir)" sozunu sadece ozellikle yasaklanmis bidatlere yormak, bu sozle sirf bu 
tip bidatlerin kastedildigini ileri surmek caiz degildir. Boyle dusunursek bu hadisi 
anlamsiz saymis oluruz. Qunku her hangi bir kufur, her hangi bir fasikhk veya 
baska bir giinah yasaklaninca bu yasaklamadan anlanz ki, ortada mubah 
sayilmif bir haram vardir. Bu haram bidat olabilecegi gibi oyle olmayabilir de. 

§imdi eger ister peygamberimiz zamaninda islenmis olsun, ister oyle olmasin 
dinde ozel hukumle yasaklananlar di§inda munker (kotuluk) yoksa ve ister bid'at 
olsun, ister olmasin sirf yasaklanan seyler munker (kotuluk) ise "bidat" in hi? bir 
onemi, hi? bir ozel etkinligi kalmaz. Yani ne varhgi bir davrani§in kotu oldugunu ve ne 
de yoklugu bir hareketin guzel oldugunu gostermez. 

Boyle olunca da Peygamberimizin (salat ve selam uzerine olsun): 

"Her bid'at dalalettir. (sapikhktir)" sozu: "Her adet bir sapikhktir" veya: 
"Gerek araplann ve gerekse acemlerin (arap olmayanlann) her gelenegi 
sapikhktir." gibi bir soz olur ve anlami da: 

"Bu adet ve gelenekler ifinde yasaklananlar sapikhktir" seklinde olur. Bu 
da normal yorum sinirlanni asan bir beige tahrifi ve saptirmasi olur ki, bashcalan 
sunlar olan bir takim zararh gelismelere ve yikimlara yol a?ar. 

1 - Soz konusu zararlann ilki, bu hadise karsi olan guvenin zayiflamasidir. 
Qunku ayn ve ozel bir delil ile yasaklandigi bilinen bir davranisla ilgili hukum, bu 
hadisin iceriginden olmayan soz konusu yasakla bilinmis olur. O zaman da bu hadisin 
hi? bir anlami kalmamis olur. Oysa Peygamberimiz bu sozleri buyuk bir kalabahga 
seslenirken ve genel karakterli bir konusma i?inde soylemi§tir. 

2 - Boyle olunca "bid'at" terimi, ozu ve sozu bakimindan hi? bir etkisi olmayan 
i?i bo§ bir kelimeye donusur. Bu takdirde de bu soz veya kavrama dayanarak hukum 
vermek, diger etkisiz kavramlara dayanmakta oldugu gibi, ashnda dayanaksiz bir 
yargiya varmak olur. 

3 - Bir sey soylerken boyle bir terim kullanmak, eger bu terimle baska bir 
kavram kasdediliyorsa -ki konumuz bakimindan bu "ba§ka" kavram yasaklanmis 

83 Taberi Tefsiri(1 3/26-27) 

84 Kurtubi(1 6/206) 



belirli davranistir- belirtilmesi gereken bir anlami belirtmekten kacinmak ve 
gorundugu gibi anlasilmamasi gereken bir sozu soylemek olur. Cunku "bid'at" ile 
"ozel hukumlu yasak" arasinda "genellik" ve "ozellik, belirlilik" iliskisi vardir. 
Yani her bid'at hakkinda ozel bir yasaklayici hukum yoktur. Bunun yaninda, her 
hakkinda ozel yasaklayici hukum bulunan davranis da bid'at degildir. Boyle olunca 
her hangi bir terimi soylerken ashnda baska bir terimi kasdetmek, sadece aldatmaca 
amaci guden konusmacilara yarasabilecek katiksiz bir laf cambazhgidir. Tipki "kara" 
derken at ve "at" derken kara demek istemek gibi. 

4 - Boyle bir yorumun yolacacagi bir baska sakinca da sudur. 

Eger Peygamber Efendimiz (salat ve selam uzerine olsun) "Her bid'at 
dalalettir. (sapikhktir)" ve "Sonradan ortaya atilmi§ §eylerden uzak durunuz" 

sozleri ile ozel hukumlerle yasaklanmis kotulukleri kasdettigini dusunecek olursak, o 
zaman Rasulullah'in bu hadisle neyi anlatmak istedigini tumu ile hi? kimse tarafindan 
bilinmeyen ve ancak seckin alimler tarafindan kismen bilinebilen bir davranis 
biciminin (ozel hukumlu yasaklar) kavranmasina havale etmis olmasi gerekir ki, bu 
olabilecek bir §ey degildir. 

5 - Eger Peygamberimizin (salat ve selam uzerine olsun) bu sozleri ile sadece 
ozel hukumle yasaklanmis davranislar kasdedilecek olursa bu sozlerin kapsamlann 
50k ku?uk bir kismi goz onune ahnmi§ olur ki bu kucuk kisim da ozel hukumlu 
yasaklar olur. Qunku eger ozellikle yasaklanan belirli bidatler ile haklannda ozel 
yasak bulunmayan bidatler, biribiri ile karsilastinlacak olursa, hakkinda ozel yasak 
bulunmayan bidatlerin kesin bir cogunluk olusturdugu gorulur. Oysa genel karakterli 
bir sozle, bu sozun kapsaminin 50k kucuk kismini veya bir ka? ender muhtevayi 
kasdetmek caiz degildir. 

Gerek bu saydigimiz sakathklar ve gerekse burada sozunu etmedigimiz daha 
bircok sakincalar kesinlikle bu yorumun yanhs oldugunu ve soz konusu hadisi bu 
anlama getirmenin caiz olmamasini gerektirir. Hadise boyle anlam veren kimsenin, 
giristigi yoruma gerek?e olusturacak bir delile dayanip dayanmami§ olmasi onemli 
degildir. Qunku boyle bir manalandirma yapan kimsenin, yorumuna gerekce saydigi 
delili a?iklamadan daha once soz konusu hadisin istedigi anlami vermeye elverisli 
oldugunu a?iklamasi gerekir. Oysa saydigimiz sebepler, elimizdeki hadisten boyle bir 
anlam cikarabilmeyi engeller niteliktedirler." 85 



85 iktizaus Siratil Mustakim(s.274-275) 



Dorduncu §uphe: 

Bid'atleri guzel gostermeye cahsanlann dayandiklan delillerden biri de, Omer 
(r.a.)'in, «bu ne guzel bid'attir » 86 seklindeki sozudur. 

Cevap: 

Birincisi ; Faraza bu sozun bid'atleri guzel gostermeye delil olarak 
kullanilabilecegini kabul etsek bile -ki bu mumkun degildir-, hi? kimsenin sdzunun 
Peygamber (s.a.s.)'in sozu ile catismasi caiz degildir. Bu sozun, Peygamber 
(s.a.s.)'den sonra ummetin en faziletli insani olan Ebu Bekir'e ve ondan sonra 
ummetin en faziletlisi olan Omer'e yahut baskasina ait olmasi durumu degistirmez. 

Abdullah b. Abbas (r.a.) soyle demektedir: « Neredeyse gokten ba§miza ta§ 
yagacakl. Ben size Allah' in Rasulu (s.a.s.) boyle soyfuyor diyorum, siz ise, 
ban a Ebu Bekir ve Omer soyle soy led! diyorsunuz». 

Omer b. Abdulaziz soyle der: «Peygamber (s.a.s.)'in sunnetine karsi hig 
kimsenin re'yi gegerli degildir » 87 . 

imam §afiT de soyle der: « Muslumanlar, Peygamber (s.a.s.)' den bir sunnet 
agikga bey an edildikten sonra, bu sunnetin terk edilip baskas/n/n sdzuyfe amef 
edilemeyecegi konusunda icma etmis/erdir» 88 

Ahmet b. Hanbel ise; « Peygamber (s.a.s.)'in sozunu reddeden kisi, he/akin 
esigindediry> 89 demektedir. 

ikincisi ; Omer (r.a.), bu sozu insanlan teravih namazi icin topladigin da 
soylemistir. Teravih namazi ise, bid'at degil, sunnetin ta kendisidir. Bunun delili Aise 
(r.a.)'nin rivayet ettigi olaydir: 

"Peygamber (s.a.s.) bir gece mescitte namaz (teravih namazi) kilarken, ashab 
da onunla birlikte namaz kildi. Ertesi gunun gecesi de boyle yapti ve cemaat artti.. 
Ucuncu veya dorduncu gunler de boyle oldu. Peygamber (s.a.s.) ashabinin yanina 
cikmadi. Sabah olunca Peygamber (s.a.s.), ashabina, 'yaptigmizi gordum, teravih 
namazinin size farz olmasindan korktugum icin yaniniza gelmedim' dedi . Bu, 
ramazan ayinda idi » 90 . 

Peygamber (s.a.s.), teravih namazini cemaatle kilmayi terk etmesinin illetini 
belirtmistir. Omer (r.a.) ise, bu illetin ortadan kalktigini gorerek, teravih namazini 
cemaatle kihnmasini tekrar iade etmistir. O halde Omer (r.a.)'in bu uygulamasi, 
ashnda Nebi (s.a.s.)'in uygulamasina dayanmaktadir. 

Ucuncusu; Omer (r.a.)'in bu uygulamasinin bid'at olmadigi ortaya ?iktigina 
gore, sozunde ge?en « bid'at » kelimesi nasil anlasilmahdir? 

Omer (r.a.)'in bu ifadesinde ki bid'at kelimesiyle §er'i anlam degil, lugavT anlam 
kastedilmistir. 



86 Buhari(2010) 

87 hamu'l-MuvakkiTn(2/282) 

88 i'lamu'l-MuvakkiTn(2/282) 

89 Tabakatu'l-Henabile(2/15) ibane(1/260) 
90 BuharT(1129) 



Lugatte bid'at 91 ; gecmis bir ornegi olmaksizin yapilan seydir. Teravihin 
cemaatle kihnmasi, bir uygulama olarak Ebu Bekir (r.a.)'in hilafeti doneminde ve 
Omer (r.a.)'in hilafetinin ilk donemlerinde mevcut degildi. Bu sebeple lugavT 
tanimlamaya uygun olarak bu yenilik (bid'at) sayilabilir; zira bunun gecmis ornegi 
yoktur. 

Ama meseleye ser'i acidan bakildiginda, durum farkhdir. Zira bu uygulama 
Peygamber (s.a.s.)'in tatbikatinda dayanagi vardir. 

es-§atibT soyle der: " Bu itibarla bunu bid'at olarak adlandiran kisinin -ki 
isimlendirme konusunda bir tart/sma soz konusu degildir- bundan do/ay/ (ser'i) bid'at 
anlaminda Omer (ra.)'in sozunun /'fade ett/'gi mana He istidlal etmesi caiz degildir. 
Zira bu, kelimeyi esas amacindan saptirmak olur ' B2 

Bu konuda buyuk imamlann sozleri soyledir: 

ibn Teymiye soyle der: "Omerfra.J'in bu guzel uygulamayi bid'at olarak 
adlandirmasi, t a ma men lugavi bir adlandirmadir; §er'i degildir. 

Bunun sebebi, bid'at kelimesinin, lugat agismdan gegmi§ bir ornegi 
olmaksizin yapilan her seyi icermesidir §er'i olan bid'at ise, hakkmda ser'i bir 
delil olmaksizin yapilan uygulamalardir ' S3 . 

ibn KesTr §6yle der, bid'atler iki turludur: 

1 - Bid'at ka vrami bazen ser'i bir konu hakkmda kullanilir. Peygamber (s. a. s.) 'in, 
« sonradan ortaya cikanlan her §ey bid'attir ve her bid'at de sapikhktir » ifadesi 
bunun ornegidir. 

2- Bid'at, bazen de lugavT anlamda kullanilir. Omer(r.a.)'in, insanlan teravih icin 
topladigi ve onlann da buna devam etmesi uzerine soyledigi «bu ne guzel bid'attir » 
sozu de bunun ornegidir 94 

3- ibn Receb soyle demektedir: "Selefin bazi bid'atlan hasene addetmesi ser'i 
an/am/y/a deg/i, lugavi anlamiyladir Omer (ra.)'in «bu ne guzel bid'attir» sozu bu 
cumledendir. Omer (ra.)'in kasdi, bu uygulamanin bu sekilde daha once mevcut 
olmadigi, ancak dinde aslinin bulundugunu /'fade etmekti ' es 

4- Muhammed Resid Riza'da soyle der ; "bid'at kelimesi iki sekilde kullanimi 
vardir: 

a- Lugavi kullanimdir ki; yen/' bir sey gecmis ornegi olmayan sey manasina 
gelir. Bu durumda ef'al-i mukellefin adi verilen bes hukum soz konusu olur. 

Omer (ra.)'in, insanlann toplanip teravih icin /'mama tab/' olduklar/ni gorunce, 
«bu ne guzel bid'attir » demesi bu cumledendir. 



91 Bkz. Lisanu'l-Arab(6/8) 

92 i'tisam(1/250) 

93 iktidau's-Sirati'l-MustakTm(s. 276) 
94 TefsiribnKesir(2/117) 

95 Bkz. Cami'u'l-Ulum ve'l-Hikem(s.28) 



b- §er'T ve dinT anlamdaki kullanimdir. Yani Peygamber (s.a.s.) doneminde 
mevcut olmayan ve dini kaynaklarda delili bulunmayan akide, ibadet, dinT bir 
yasaklama vs. gibi alanlar icin olan kullanimdir. Hadiste gecen «sonradan ortaya 
gikan § eyler bid'attir ve butun bid'atler sapikhktir » ifadesi bu anlamdadir. 

Bid'atin bu ikinci (ser'T) anlamda gundeme gelmesi suphesiz sapikhktir. Zira 
Allah Teala dinini tamamlamis ve kullan icin olan nimetini kemale erdirmistir. 
Peygamber (s.a.s.)'den sonra hi? kimsenin dine, akide ve ibadet konusunda bir sey 
sokmaya, dinT bir siar ihdas etmeye veya ondan bir sey eksiltmeye, dinT bir 
uygulamanin niteligini degi§tirmeye (cehn kiraat olmayan namazlarda cehn kiraat 
ihdas etmek gibi), mutlak bir hukmu zaman ve mekan a?isindan olsun, bireysel ve 
toplumsal acidan olsun, §an'den birdelil gelmedikce kayitlandirmaya yetkisi yoktur 96 



96 TefsTru'l-Menar(9/660) (Ali Hasan'm Usulu'l-Bida' adh kitabindan nakledilmistir, s.95). 



Befinci §uphe: 

Allah Teala Hadid suresi 27. ayetinde soyle buyuruyor; "Uydurduklan ruhbanhga 
gelince, onu bizyazmadik. Fakat kendileri Allah nzasini kazanmak icin yaptilar. 
Ama buna da geregi gibi uymadilar. Biz de onlardan iman edenlere 
mukafatlanni verdik. iclerinden cogu da yoldan cikmisjardir." Bazilan bu ayeti 
bidatlerden bazisini guzel gostermek icin delil getiriyorlar. 

Cevap: 

Bu ayette bidatlan guzel gostermeye hicbir yol yoktur. Eger Allah Teala'nin 
"Fakat kendileri Allah nzasini kazanmak icin yaptilar" ifadesi "uydurduklan" 

lafzina raci olursa o halde ayetin anlami; "Allah onlara yazmadi (emretmedi) fakat 
onlar Allah'a daha fazla yakinlasmak icin uydurdular" demek olur ki, bu onlara bir 
kinamadir. Bu uydurduklan seye riayet de etmedikleri icin daha fazla 
kotulenmislerdir. 

§ayet "onu biz yazmadik" lafzina raci olursa, bunun anlami; "Onu uydurup 
devam ettikleri icin Allah onlara onu farz kildi fakat hakkini gozetmediler" demek olur. 
Yani Hukum koyucu olan Allah tarafindan mesru kihndigi ifade edilmis olur. Bu takrir 
anlamina gelir. Bunun benzeri bizim seriatimizda taknrT sunnet denilen seydir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ashabindan birinin yaptigi veya soyledigi bir 
seye karsi cikmaz ise, bu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in takriri ile dinen 
mesru hale gelir. Sunnette bunun ornegi coktur. Fakat Allah Rasulunun vefatmdan 
sonra dinin eklemeye ihtiyaci yoktur. Cunku Allah Azze ve Celle dini tamamladigini 
ve kemale erdirdigini beyan etmistir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem de daha 
once naklettigimiz hadiste gectigi gibi, bizleri cennete yaklastiracak veya 
cehennemden uzakla§tiracak hi?bir§eyi aciklamadan bizi terk etmemi§tir. 

Neticede bu ayet, bizden oncekilerin §eriatina ait hukumlerdendir. Usui ilminde 
tercih edilen goruse gore onlarin §eriati bizim icin baglayici degildir. Bunun pek 50k 
delilleri vardir. Onlardan birisi de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in; "Benden 
onceki peygamberlere verilmeyen bes §ey bana verildi." Buyurup en sonunda da; 
"Peygamberler sadece kendi kavimlerine gonderilmis iken ben butun insanlara 
peygamber olarak gonderildim" buyurmasidir. 97 

Ge?mi§ §eriatlarda mevcut olan hukmun bizim i?in baglayici olmasini kabul 
edenler ise §u iki sarti one surmu§tur; 

1- Guvenilir nakil ile Allah'in onlar icin bu seriattan razi oldugunun sabit olmasi 

2- Bizim seriatimizda ona muhalif bir hukum bulunmamasi 

Bidatleri guzel gormeye cahsanlar icin bu ayette bir delil olmadigi anlasilmis 
oldu. Zira islam dini, her bidatin sapikhk oldugunu, her sapikhgin da cehennemde 
oldugunu beyan etmistir. 



97 Buhari ve Muslim. 



Altinci §uphe: 

Bazilan Kur'an'in Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra toplanmis 
oldugunu ileri surerek bidatlerde guzellik aramaya delil getirdiler. 

Cevap: 

Birincisi ; suphesiz Kur'an Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zamaninda 
sahifelerde yazih idi. Allah Teala; "Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah 
tarafindan gonderilmif bir Peygmaberdir."(E3eyine 2) buyurarak bunu bildirmistir. 
Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in; "Kim benden Kur'an disinda bir sey 
yazmissa onu imha etsin" 98 emri de Kur'an'in yazilmis olduguna delildir. Lakin o 
zamanda sahifeler bir arada degildi. Buhari'nin rivayet ettigi Kuran'in cem edilme 
haberinde Zeyd Bin Sabit r.a. demistir ki; "Kur'ani bir araya getirmek icin kemiklerde 
ve levhalarda yazih olan ve insanlann ezberlemis oldugu ne varsa arastirdim" 

ikincisi : Sahabeler bu ise kendi nefislerinden degil, Allah Teala'nin onu 
korumayi vaad ettigi gibi bir araya getirme vaadini de gerceklestirmek icin 
girismislerdi; "Onu bir araya toplamak ve okutmak §uphesiz bizim 
i§imizdir."(Kiyamet 17). Bu iki ayeti bir araya getirirsek bize 50k buyuk bir esas 
belirir; gaye mesru kihnmis ve vesile eksik birakilmamistir. Kuran'in korunmasi 
gayesini Allah mesru kildigi gibi, bunun vesilesinin onun bir araya toplanmasi 
oldugunu da Allah acikhyor. Nitekim Peygamber zamaninda Kuran kemikten ve 
kumastan sahifelerde yazihydi ve insanlann ezberinde idi. Sahabeler, Kur'an 
hafizlanndan bircok kimsenin Yemame gununde olduruldugunu gorunce diger 
vesilelere yoneldiler. O da Kur'anin bir araya toplanmasi idi. Bu Allah'in Kurani 
koruma ve cem etme hakkindaki vaadinin gerceklesmesi demektir. 

Ucuncusu : Kur'anin cem edilmesi hususunda sahabeler icma etmislerdir. 
Sahabenin icmasi ise suphesiz huccettir. Zira onlar sapikhk uzerinde ittifak 
etmeyecekleri bildirilen topluluktur. Nitekim Tirmizi'nin rivayet ettigi hadiste; 
"Ummetim sapikhk uzerinde icma etmez" buyrulmu§tur. 

Dorduncusu ; Sahabenin Kurani korumak adina sanldiklan vesileler zaruri bir 
i§ti veya Muslumanlann Kuran hakkinda ihtilaf etmelerinden dogacak zaran def 
etmek icin idi. Bu durumda "Vacibin ancak kendisi ile tamamlandigi §ey de vaciptir" 
kaidesine dahil olmaktadir bu. Yine "kotuluklerin onunu tikamak" kaidesine dahildir. 
Bu kaideler Kitap ve sunnet kaynakhdir." 

"O halde bunu neden Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem yapmadi?" 
denilecek olursa derim ki; "Cunku mani sozkonusu idi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem'in hayati boyunca Kuran nazil olmaya devam ediyordu ve Allah Azze ve Celle 
diledigi ayeti nesh ediyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefati ile bu 
mani kalkinca sahabeler (Allah onlardan razi olsun) ittifakla bu isi yerine getirdiler. 100 
Sahabelerin guzel gordugu sey Allah katmda da guzeldir. 



a8 Muslim 

99 El-Bid'a ve Eseruhas Seyyie Fil Umme(s. 55-60) 

100 AN el-Halebi ilmu Usulil Bid'a(Hasiye s.232) 



Yedinci §uphe: 

Bazilan soyle der; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in; "Kim emrimizde 
olmayan bir sey cikanrsa o reddolunur" sozu, "Her bidat sapikhktir" sozunu tahsis etmistir. 
Bundan da su anlam cikar; "istisnasiz olarak bidat sapikhk olsaydi hadiste; "Kim dinimizde 
bir sey cikanrsa o reddolunur" buyrulurdu. Ama hadiste oyle degil de "Kim emrimizde 
olmayan bir sey cikanrsa" buyruluyor. Demek ki sonradan cikanlanlar iki cesittir; dinden 
olmayip dinin kaidelerine ve delillerine muhalif olanlar ki bunlar merduttur. iste bunlar 
sapikhk bidatidir. Bir de dinden olan, dinde ash bulunan, delil ile desteklenen seyler vardir 
ki bunlar sahihtir, makbuldur. iste bunlar da (Sunneti hasene) guzel sunnetadini ahr." 

Cevap: 

ilmin kaidelerinden bilinmektedir ki, nebevi hadisler birbirini tefsir eder. Birinde kapah 
olan anlami diger hadis aciklar. Bu rivayet de sozkonusu kuruntulan gidererek asagida 
geldigi gibi meseleyi acikhga kavu§turuyor; 

Birincisi : ayni hadisin diger bir rivayet metninde; "Kim emrimiz olmayan bir ameli 
islerse o reddolunur" buyruluyor. iste bu hadis kendi kendini apacik sekilde izah ediyor, 
sonradan cikma biramel ile amel etmenin merdud oldugunu ortaya koyuyor. 

ikincisi; Selefi salihinin bu hadis hakkinda uygulamasi ve anlayislan -ki onlann 
sozune tutunan sapitmaz- bu sekilde olmamistir. Onlardan pek cogundan rivayet edilmi§tir 
ki; onlar, keyfiyet ve sifat olarak ash mesru olup da sonradan cikanlan amelleri bidat olarak 
degerlendirip, §iddetle kar§i 5ikmi§lardir. 101 



101 AN el-HalebT ilmu Usulil Bid'a(s. 34-36) 



Sekizinci §uphe: 

Gudayf b. el-Haris'ten soyle rivayet edilmistir: Abdu'l-Melik b. Mervan beni huzuruna 
cagirdi ve soyle dedi: 

"Ey Ebu Esma, biz insanlan iki sey uzerine birlestirdik. Bunlardan birisi Cuma gunu 
minberde ellerini kaldirarak dua etmek, ikincisi de sabah ve ikindi namazindan sonra kissa 
anlatmak Ben de soyle dedim: 

"Bunlar bana gore bid'atlerinizin en iyisidir. Ancak bunlann hicbirisini kabul 
etmiyorum'. Abdulmelik b. Mervan sebebini sorunca, soyle cevap verdi: 

"Qunku Nebi (s.a.s.), «bir kavim bir bid'at ihdas ettiginde, onun mukabili 
bir sunnet ortadan kalkar » buyurmustur O halde bir sunneti tatbik etmek bir 
bid'at ihdas etmekten daha hayirlidir " 102 . 

Cevap: 

Birincisi; bu rivayet sabit, saglam bir rivayet degildir. Bilakis isnadi zayif olup iki 
acidan illetlidir: 

a. Hadisin senedinde Ebu Bekr b. Abdullah b. Ebi Meryem vardir. Bu sahis 
rivayette zayiftir. Ahmet b. Hanbel, Yahya b. Main, Ebu Zur'a, Ebu Hatim, NesaT ve 
ed-DarekutnT onu zayif addetmislerdir. 103 ibn Hacer de "et-Takrfb"ad\\ eserinde, " o 
zayiftir" 104 der. 

b.Yine isnat zincirinde "an" eda sigasiyla rivayet eden Bakiyye b. el-Velid 
bulunmaktadir. ibn Hacer: " O, zayif ve mechul ravilerden hadis rivayet ederken 
gokga ted/is yapan birisidir"™ 5 der. 

Aynca ibn Hacer, bu zati mudellislerin dorduncu mertebesinde zikretmektedir. 
Bunlar da, rivayetinde i§ittiklerini tasrih etmeleri mustesna, hadisleri hicbir §ekilde 
huccet olarak kabul edilmeyecegi noktasinda ittifak edilen ki§ilerdir. Bunun sebebi 
de zayif ve mechul ravilerden 50k tedlis yapmalandir. Bakiyye b. el-Velid'in tedlisi 
tesviye turunden olup, en kotu tedlis turlerinden biridir. Bu tarz bir rivayet, ancak 
isnadin basindan sonuna kadar isitildiginin soylenmesi durumunda kabul edilebilir. 
Sadece kendisinin ravinin isittigini soylemesi yeterli degildir. Zira isnadin baska bir 
yerinde de hazf yapmis olabilir. Dolayisiyla burada bizzat kendisi 'art sigasiyla 
rivayet etmi§ken, bu rivayet nasil kabul edilsin?! 

ikincisi; bu rivayet dogru kabul edilse bile, kirn olursa olsun hi? kimsenin 
sozunun Peygamber (s.a.s.)'in sozu ile karsi kar§iya getirilmesinin caiz olmadigi 
defalarca tekrar edilmistir. 

Ucuncusu ; Gudayf b. el-Haris'in sahabeden olup olmadigi konusunda ihtilaf 
edilmi§tir. Bir kismi onu sahabe'den sayarken bir kismi da onu tabiinden saymistir 106 



102 Ahmed, Musned(4/1 05) 

103 Bkz. TehzTb'l-Kemal(33/108) 

104 ibn Hacer, et-Taknb(7974) 

105 ibn Hacer.Tarifu ehli't-Takdis(s.121) 

106 Usdu'l-Gabe(4/340) Siyeru A'lami'n-Nubela(3/453) el-isabe(3/453) 



Dorduncusu ; Gudayf b. el-Haris soz konusu bid'atlere uymayi reddetmistir. 
§ayet bid'atlan hasen olarak gorseydi amel etmekte tereddud etmezdi. 

Besincisi ; " bunlar bid'atlerinizin en iyisidir" ibaresi nisbT bir ifadedir. Kastedilen, 
bunlann sair bid'atlere gore daha az kotu ve daha az muhalif olmalandir. 

ibn Hacer soyle demistir: "Sunnette ash olan bir bid'at konusunda tavn boyle 
olan bir sahabinin, ash olmayan ve sunnete muhalif olan bir sey konusundaki tavn 
nasil olurdu?" 107 

Altincisi ; Gudayf b. el-Haris, «Bir topluluk bir bid'at ihdas ettiginde onun 
mukabili bir sunnet ortadan kalkar » mealindeki hadisle soz konusu bid'atlere karsi 
cikmistir. §ayet bu bid'atler hasen (guzel) olsaydi, o sunnetin bir misli kaldmlmazdi. 
Zira bir sunnetin ortadan kalkmasi bir cezalandirmadir. Guzel olan seyler i?inse ceza 
soz konusu degildir. 



107 ibn Hacer, Fethul Bari(1 3/254) 



Dokuzuncu §uphe: 

Bazilan Osman Bin Affan r.a.'in Cuma gunu ser'i ezandan once bir ezan daha 
eklemesini bidatleri guzel gormek icin delil getirdi. 

Cevap: 

Birincisi : hsanlar cogaldigi ve evleri mescidden uzaklastigi icin Osman r.a. 
maslahat geregi bunu yapmistir. Bu ezanin kalabahklasan halkin hazirlanabilmeleri 
icin faydah olacagini gormustur. 108 Sahihi Buhari'de Saib Bin Yezid r.a.'in soyle 
dedigi rivayet edilmistir; 

"Cuma gunleri) ezan, Rasulullah (sav) doneminde diger namazlardaki gibi idi. 
Peygamber (sav) minbere oturdu mu birisi ezan okurdu, Ebu Bekir, Omer ve Kufe'de 
AN (Allah hepsinden razi olsun) de boyle yapiyorlardi. Daha sonra Osman (r.a) 
insanlann Medine'de kalabahklasmasi uzerine "ez-Zevra" diye adlandmlan evinin 
uzerinde okunan ucuncu bir ezan Have etti. 109 

Kurtubi dedi ki; "el-Maverdi dedi ki: Birinci ezan sonradan ortaya cikanlmistir. 
Medine'nin genisleyip ahalisinin cogalmasi esnasinda insanlar hutbeye yetismek 
uzere hazirlansinlar diye bunu Osman b. Affan cikardi." 110 

Kim bu illeti gormezden gelir ve Osman r.a.'in baslattigi ezani mutlak olarak 
ahp buna tutunursa kendisine uyan olmaz. Aksine bu illete ibret nazanyla 
bakilmazsa, Osman r.a. 'in Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ve ondan sonraki 
iki halifesinin sunnetine muhalefet ettigi anlamina gelir. 

Bunun icin imam §afii r.a. "el-Umm" adh kitabinda soyle demistir; "Ata r.a. 
Osman r.a.'in sonradan cikardigi bu ise kar§i ?ikar ve soyle derdi; "Bunu Muaviye 
(r.a.) sonradan cikarmistir. Ne olursa olsun, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem 
zamanindaki uygulama benim icin daha sevimlidir. Muezzinlerden bir cemaat imam 
minber uzerinde iken ezan okusa ve bugun oldugu gibi imam minbere oturunca 
muezzinlerden once bir ezan okunsa bunu cirkin bulurum..." 111 

§eyhulislam ibn Teymiye r.a. der ki; "Dogrusunu Allah bilir ama bizim 
anladigimiza gore bu konuda bagh kahnmasi gereken temel kural sudur: 

insanlar sadece yararh olduklanna inandiklan seyleri, yenilik olarak ortaya 
atarlar. Herhangi bir yeniligin zararh oldugunu dusunseler onu ortaya atmazlar. 
Qunku boylesine ters birtutuma ne akil ve ne de din yonunden gerekce bulunamaz. 

§imdi, eger muslumanlar bir seyi yararh gorurler ise, bu seye ihtiya? hissettiren 
sebebe bakihr. Eger bu ihtiya? hissettiren sebep, Peygamberimizden (salat ve selam 
uzerine olsun) sonra ortaya cikmis yeni bir sey olur da Peygamberimiz kesin bir 
yasaklama belirtmeden o seyi yapmamis ise boyle bir durumda soz konusu ihtiya? 
duyulan yenilik ortaya konup uygulanabilir. 



108 Usame Kassas israkatus §ir'a Fil Hukmi Ala Taksimil Bid'a(s.40) 

109 Buhari(1/310) 
110 Kurtubi(18/100) 

111 §afii el-Umm(1/173) el-Elbani Ecvibetun Nafia(9-12) 



Peygamber Efendimiz zamaninda da ihtiyac haline geldigi halde cesitli engeller 
yuzunden ortaya atilmayan ve Peygamberimizin olumunden sonra onleyici engelleri 
ortadan kalkan yararh yenilikler hakkinda da ayni kural gecerlidir. 

Fakat ihtiyac niteligi kazandiracak bir sebebi olmayan veya kullann bazi 
gunahlan sebebi ile ihtiyac haline geldigi ileri surulen yeniliklere gelince, bunlari 
ortaya cikanp benimsemek caiz degildir. Sunu hi? unutmamak gerekir ki, gerektirici 
sebebi Peygamberimiz zamaninda da var olan bir davranis eger buna ragmen o 
zaman islenmemis ise her ne kadar bize gore yararh ise de ashnda yararh degildir. 
Buna karsihk gerektirici sebebi (gerekcesi) Peygamberimizden sonra -Allah'm emrine 
karsi gelmeksoz konusu olmaksizin- ortaya cikan yenilikler yararh olabilirler." 112 

Neticede bu is (Mesalihi Mursele), zaruri bir emrin korunmasi veya dinde 
giderilmesi gereken bir sikintmin bulunmasina baghdir. Bidat ise boyle degildir. Zira 
bidatci bu bidatle Allah'a daha fazla yakinlasma maksadini gutmektedir. Halbuki 
Allah'a yakinla§ma i?in yeni bir fiile ihtiyac sozkonusu degildir. 

ikincisi ; §uphesiz Osman r.a. ra§id halifelerdendir. Nitekim Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selem; "Sizden ya§ayacak olanlar pek 50k ihtilaf gorecektir. Size 
sunnetimi ve hidayet olunmus ra§id halifelerimin sunnetini tavsiye ederim. Ona azi 
dislerinizle sikica sanhn. Sizleri sonradan cikan §eylerden sakindinrim! Zira her 
sonradan cikan bidattir. Her bidat da sapikhktir." 113 



112 iktizaus Siratil Mustakim(2/594) 

113 Tahrici daha once gegti. 



Onuncu §uphe: 

imam §afiT'nin su sozleridir: "Bid'at mahmude (ovulen) ve mezmume (yerilen) 
olmak uzere iki gruba aynhr. Sunnete uygun olan ovulen, sunnete muhalif olan ise 
yerilen bid'attir" 114 , "Muhdesat (sonradan ortaya cikan seyler) iki gruptur. Biri kitap, 
sunnet, eser ya da icmaya muhalif olan bid'attir ki, bu dalalettir. Digeri ise hayirh bir 
uygulama olarak ortaya cikan ve az onceki maddelere muhalif olmayan, dolayisiyla 
da zemmedilmeyen bir yeniliktir " 115 . 

Cevap: 

Birincisi; Bu sozlerin imam Safii'ye nisbeti sahih degildir. Bunu nakleden Hafiz 
Ebu Nuaym r.a.'in rivayet zincirinde Abdullah Bin Muhammed el-Atasivardir. El-Hatib 
el-Bagdadi Tarih'inde ve Sem'anT el-Ensab'da ondan bahsetmisler fakat cerh ve tadil 
olarak bir hukum belirtmemislerdir. Yani ravi hadis usulune gore "Mechulul Hal" 
vasfinda oldugu icin rivayet zayiftir. ikinci rivayette ise Beyhaki'nin isnadinda 
Muhammed Bin Musa el-Fadl adh kirn oldugu bilinmeyen birisi vardir. 116 

ikincisi; Kim olursa olsun hi? kimsenin sozunun Peygamberin (s.a.s.) sozu ile 
karsi karsiya gelmesi, catismasi caiz degildir. Peygamberin (s.a.s.) sozu butun 
sozlerin ustunde olup huccettir, ama hi? kimsenin sozu Peygamberin (s.a.s.) sozunun 
ustunde huccet olamaz. 

Abdullah b. Abbas (r.a.) soyle demistir: «Peygamber (s.a.s.) difindaki 
herkesin sozu ya kabul edilir ya da reddedilir » 117 

Ucuncusu ; imam §afiT'nin sozu uzerinde du§unen onun bid'at-i mahmude 
tabirini ser'T anlamda degil, lugavT anlamda kullandigini anlar. Bunun delili, din? 
alandaki butun bid'atlerin kitap ve sunnete muhalif olusudur. imam §afiT, bid'at- 
i mahmude'yi kitap ve sunnete muhalif olmayan seklinde sinirlami§tir. Ama bu 
mumkun degildir. Zira din? alandaki butun bid'atler Cenab-i Hakkm, «bugun size 
dininizi ikmal ettim, uzerinize olan nimetimi tarn am I ad im ve sizin icin din olarak 
da islam'dan razi oldum»(Maide 3) §eklindeki sozune ve Peygamberin (s.a.s.) «kim 
bizim (bu) dinimizde olmayan bir fey ortaya atarsa o reddedilir* mealindeki 
hadisine bunlann disindaki diger ayet ve hadislere muhaliftir. 

ibn Receb soyle demektedir: "imam §afiT'nin(rh) bid'at-i mezmume sozuyle 
soylemek istedigi yukanda da soyledigimiz gibi §er'T bir temele istinat etmeksizin 
ortaya atilan bid'attir. Bu, bid'atin ser'T anlamdaki tanimlamasidir. Bid'at-i mahmude 
ise, sunnete muvafik olan yani sunnette bir asla dayanan bid'attir. Bu da sunnete 
uygunlugundan dolayi lugavT kullanim a?isindan aldigi isimdir " 118 . Yoksa ser-T 
yonuyle bid'at degildir. 

§afiT'nin lugavT anlamda kullandigi ve "bid'at-i mahmude " olarak adlandirdigi 
bid'ate gelince, bunun ornekleri mevcuttur: Hadislerin yaziya gecirilmesi, teravih 
namazi vb... Bunlann lugavT anlamda bid'at olarak adlandinlmasi caizdir, zira ge?mi§ 



114 Hilyetu'l-Evliya(9/1 13) 

115 el-BeyhakT, Menakibu's-§afiT(1/469) Ebu Same, el-Bais(s.94) 

116 Suleym Bin lyd el-Hilali el-Bid'a(s. 63-66) Ali el-Halebi ilmu Usulil Bid'a(s.121) 

117 Fetava's-SubkT(1/138) Soyle demistir: Bu ibareyi Miicahid, ibn Abbas'tan, Malik de her 
ikisinden almis, bbylece ifade Malik'ten meshur olmustur 

118 Bkz. Cami'u'l-Ulum ve'l-Hikem(s. 28) 



ornekleri yoktur. Ama sen anlamda bid'at olarak isimlendirilmeleri caiz degildir. Zira 
bunlann sunnette ash ve uygulamasi vardir. 

Hulasa, bid'at-i mahmude (guzel bid'at) olarak adlandinlan seyler, ya gercekte 
bid'at degil, ama bid'at sanilmaktadir; ya da kitap ve sunnete muhalefeti sebebiyle 
kesinlikle bid'at oldugu sabit olmustur, bundan dolayi seyyie'dir (kotudur). 

Dorduncusu ; imam §afiT, Peygamberin (s.a.s.) sunnetine olan baghhgi ve 
buna karsi olanlara karsi siddeti ile meshurdur. Ona bir konuda soru soruldugunda 
soyle demistir: 

"Peygamber(s.a.s.)'den bu konuda soyle bir rivayet gelmistir" 

Soruyu soran: "Ey Eba Abdillah, sen de ayni goruste misin?" deyince, imam 
§afiT titrer, ayaga kalkar ve soyle derdi: 

"Be adam Peygamber (s.a.s.)'den bir hadis rivayet edip de ona tabi olmazsam 
beni hangi yer tasir ve hangi gok golgelendirir? Evet, Peygamber (s.a.s.)'in sozunun, 
bas ve gozumun ustunde yeri vardir " 119 

Sunnet konusunda boyle bir tavir i?inde olan birisinin, Hz. Peygamberin 

«butun bid'atler dalalettir » sozune muhalif olmasi nasil mumkun olabilir? Aksine, 

boyle bir kisinin sozunun Peygamber (s.a.s.) 'in sozune muanz olmayacak sekilde 

yorumlanmasi gerekir. Boyle bir anlam da, imam §afiT'nin bid'at-i mahmude dey\m\ri\, 

lugavT anlamda kullandigi sonucunu dogurur. 

Aynca §afiT §unlan demi§tir: "Benim kitabimda Peygamber (s.a.s. J'/'n sunnetine 
muhalif bir sey bulursaniz, o sunnetle fetva verin ve benim soyledigimi terkedin. " 12 ° 

"Peygamber (s.a.s.)'den gelen her hadis, benden onu duymam/s olsaniz da 
benim sozumdur. " 121 

"Soylediklerime muhalif olmak uzere Peygamberin (s.a.s.) sahih bir had! si 
varsa, Peygamberin (s.a.s.) sozu benim sozumden daha ustundur; beni taklit 
etmeyin. " 122 

"Benim soyledigimin hilafina, Peygamber (s.a.s.) 'den hadis ehlince sahih bir 
haber varid olan her konudaki sozumden, hem hayatta hem de olumumden sonra 
donmusumdur. " 123 



119 ibnu'l-CevzT, Sifatu's-Safve(2/256) 

120 Siyeru A'lami'n-Nubela(10/34) 

121 Siyeru A'lami'n-Nubela(1 0/34) 

122 Hilyetu'l-Evliya(9/1 07) Siyeru A'lami'n-Nubela(10/33) 

123 Tevali't-Te'sis(s. 108) 



On Birinci §uphe: 

Bazi alimler bidati bes kisima ayirmislardir; 1- Sapiklann reddedilmesi, ser'i ilim 
ogrenimi icin dersler, kitaplann tasnifi gibi vacip olanlar, 2- Ribatlar, medreseler, 
ezanin minarelerden okunmasi gibi mendup olanlar, 3- mescidlerin suslenmesi gibi 
mekruh olanlar, 4- yiyecek ve iceceklerde genislik gostermek gibi mubah olanlar 5- 
Sunnete muhalif olan, ser'i bir delile ve ser'i maslahata dayanmayan hususlar gibi 
haram olanlar. 

Mesela izz bin Abdusselam bid'at konusunda soyle demistir: "Bid'atler vacip, 
haram, mendub, mekruh ve mubah bid'atler olarak cesitli gruplara aynhr. Bid'atleri 
tanimanin yolu ise, bunlan ser'T kaidelere arzetmektir. Bir bid'at sayet icap (farz) 
gerektiren kaidelere giriyorsa vacip, haram grubuna dahilse haram, mendup kismina 
giriyorsa mendup, mubahhk kaidesine gore ise mubahdir." 124 

Cevab: 

Birincisi ; Yukanda defalarca ifade edildigi gibi, kirn olursa olsun hi? kimsenin 
sozunun Peygamber (s.a.s.)'in sozu ile karsi karsiya gelmesi (getirilmesi) caiz 
degildir. 

ikincisi ; es-§atibT soyle demistir; "Bid'at konusunda boyle bir aynm sonradan 
ortaya atilmistir. §er'T bir delile dayanmadigi gibi, savunmaya da muhtactir. Zira 
bid'atm ozelligi, ne §eriatin naslari ve ne de kaidelerinden hi? bir delile 
dayanmamasidir. §ayet ortada vucub, nedb (mendub) veya ibahe (mubah) bildiren 
ser'T bir nas varsa, bid'at soz konusu olmazdi ve bu da dinde emredilen veya 
muhayyer birakilan amellerin geneline dahil olurdu. Bu §eyleri bid'at olarak gorup, 
sonra da vacip, mendub veya mubah olusu hakkinda deliller one surmek, iki zit seyi 
bir araya getirmek anlamina gelir." 125 

Ucuncusu ; Sapiklan reddetmek iyiligi emretmek ve kotuluge kar§i ?ikmak 
vazifesine dahildir. Zira Allah'a §irk kosmaktan sonra en buyuk kotuluk bidatlerdir. 
Yine ayni sekilde Allah yolunda cihad ve Muslumanlara nasihat kapsamindadir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem §6yle buyurmu§tur; "Allah Azze ve 
Celle'nin benden once gonderdigi her peygamberin kendi sunnetine uyan ve emrine 
sanlan se?kin havarileri ve ashabi vardi. Bunlardan sonra gelenler ise yapmadiklanni 
soyleyen ve emrolunmadiklanni yapan kimseler oldular. Onlarla eliyle cihad eden 
mumindir, diliyle cihad eden mumindir, kalbiyle cihad eden mumindir. Bu kadanni da 
yapmayan kimse de artik hardal tanesi kadar bile iman yoktur." 126 

Faydah ilimlerin tasnifi de bidat olarak adlandinlamaz ^unku bu, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem'in; "Bir ayet dahi olsa benden naklediniz" 127 ve "Benim 
sozumu i§itip ba§kasina ulastiranin yuzunu Allah nurlandirsin. Fakih olmadigi halde 
nice fikih ta§iyicisi vardir ve nice fikih ta§iyicisi onu kendisinden daha iyi anlayana 
nakleder." 128 Buyurmustur. §er'i Kitaplann tasnif edilmesi ise teblig vesilelerindendir. 



124 Kavaidu'l-Ahkam(2/173) 
125 el-i'tisam(1/246) 



126Muslim(iman80) 



127 Buhari 



128 



Elbani Sahihu Ibn Mace(1/94) 



Zaten sahabeler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamaninda hadisleri 
yaziyorlardi. Tirmizi sunu rivayet etmistir; Ebu Hureyre r.a. dedi ki; "Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabi icinde Abdullah bin Amr r.a. kadar 50k hadis 
bilen yok idi. Qunku o hadisleri yazardi ben yazmazdim." Siyer alimleri, sahabelerin 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem icin Kuran vahyini ve baska seyleri yazdiklanni 
zikretmislerdir. 129 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem; "ilmi yazarak baglaym" 130 buyurarak 
sahabelerini yazmaya tesvik etmistir. 



Ribatlara gelince bunun bidat olmadigina delil ashabi suffedir. 



131 



Medreselere gelince; ilmin sadece Mescidlerde okunmasini Sunnet kabul 
etmek bidattir. Qunku ilim mescidlerde, evlerde, seferde ve hazarda hatta carsilarda 
ogrenilmistir. 132 

Ezanin minarelerden okunmasina gelince; bu bidat kapsamina girmez. Qunku 
ezanin yuksek bir mekanda okunmasi Bilal r.a. 'den rivayet edilmistir. Ebu Davud ve 
Beyhaki Urve bin Zubeyr'in Beni Neccar'dan bir kadindan naklen soyle dedigini 
rivayet etmislerdir; 

"Benim evim mescidin etrafindaki evlerin en yuksegi idi. Onun uzerinde Bilal r.a. 
sabah ezanini okudu." 133 Nitekim Ebu Davud bunu "Minare uzerinde ezan" bashgi 
altinda ve Beyhaki de; "Minarede ezan" bashgi altinda nakletmislerdir. 

§ayet ezanin lafizlanna Rafizilerin "Eshedu enne Aliyyen Veliyullah" demeleri 
veya bazilannin; "Hayye ala hayrul amel" demeleri ya da sonundaki "La ilahe illallah" 
lafzini iki kere soylemeleri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ezanin sonunda 
yuksek sesle salavat getirmeleri gibi ekleme yapihrsa bu bidat olur. 

Mescidlerin suslenmesi ise nass ile yasaklanmis bir seydir. Bidat degil. ibni 
Abbas r.a. 'dan; Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem buyurdu ki; "Mescidleri 
suslemekle emrolunmadim" ibni Abbas r.a dedi ki; "Yahudi ve hristiyanlann yapyigi 
gibi mescidler suslenecek" 134 bunu Ebu Davud rivayet etti. Omer r.a. de, mescidin 
yapilmasini emrederken soyle demistir; "hsanlan yagmurdan koruyacak §ekilde 
olsun. Sizleri kirmizi ve sanya boyamaktan sakindinnm. hsanlan fitneye 
du§urmeyin!" 135 

Yiyecek ve icecek konusunda geni§lik gosterilmesinin mubah bidatlara ornek 
edilmesi de yersizdir. Zira bu taabbudi bir konu degildir. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem'in; "Siz dunya islerini daha iyi bilirsiniz" sozunun kapsamindadir. Bunu 
Muslim rivayet etmi§tir. Yine Allah Teala'nin; "yiyiniz i?iniz fakat israf etmeyiniz"(Araf 
31) ayeti kapsamindadir. Umumi naslar ile celismeyen dunyevi meseleler bidatm 
tarifine girmez. 136 



129 ismail Ensari el-Kavlul Fasl Fi Hukmil ihtifal(s.156) 

130 Hatib Tarih(10/46) ibn Abdilberr Camiu Beyanil ilm(1/72) Elbani Sahiha(5/40) 

131 Bkz.: ibnul Muni Huvari Maal Maliki(s.104) 

132 Bu konuda bkz.: el-itisam(1/263) 

133 Tuveyciri; erReddul Kavi Aler Rifai velMechul vebni Alevi(s.1 15) 

134 Elbani Sahihu Suneni Ebi Davud(1/133) 

135 Seyyid Sankiti el-Mukiza Mines Sunne Alel Eb'deti Hasene(s.64) 

136 Bkz.: Huvaru Maal Maliki(s.105) 



"Sunnete muhalif olan, umumi delillerin kapsamina ve maslahata girmeyenlerin 
de haram olan bidatler olarak tarif edilmesine gelince; Bidat hakkinda bu sartlan 
kosmak, bidatten umumi olarak sakindiran nebevi hadislere ve seleften gelen 
rivayetlere muhaliftir. Aciklamasi daha once gectigi gibi hadiste "Her sonradan cikan 
bidattir her bidat de sapikhktir." Buyrularak genel bir ifade kullanihyor. Giris kisminda 
bu konu etrafh sekilde anlatilmisti. 

izz b. Abdusselam'in kastettigi bid'at ser'T anlamda degil, lugavT anlamda 
bid'attir. Konuyu aciklamak icin getirdigi ornekler bunu acikca ortaya koymaktadir. 
Vaciple ilgili kisma ornek olarak nahivle mesgul olmayi vermistir ki; nahiv, Allah ve 
Rasulu'nun kelamini anlamaya bir vesiledir. Peki nahivle ugrasmak ser'T bir bid'at 
midir? Yoksa nahiv, kendisiyle bir vacip tamamlandigi icin vacip mi olmaktadir? Bu 
durumda su soylenebilir: "Nahiv lugavT acidan bid'atttir, ama ser'T hukumler ser'T 
tanimlara baghdir, lugavT tanimlara degil 

Mendup kismina teravih namazi, okul insa etmek, Kur'an ve sunnet'e uygun 
olan tasavvufu ornek vermistir. Butun bunlar ser'T planda bid'at degildir. ikinci 
§uphede cevaplandmldigi gibi, teravih namazinin cemaatle kihnmasi Peygamber 
(s.a.s.) tarafindan bizzat tatbik edilmi§tir. Okul in§a etmek ilim tahsiline bir vesiledir. 
ilmin fazileti ve ogretimi suphesiz herkes tarafindan bilinmektedir. Kur'an ve sunnet'e 
uygun tasavvuf ise, din? vaaz kismina girmektedir. 

Mubah kismina da, haz duyulan seylerde genisligi ornek vermi§tir. Bu da ser'T 
anlamda bir bid'at degildir. israf derecesine varan bir uygulama oldugu zaman bid'at 
degil, haram ve gunahlar grubuna girer ki, bid'atle gunah arasindaki fark bellidir. e§- 
§atibT bu ornekleri aynntilariyla tarti§mi§tir 137 . 

Dorduncusu ; izz b. Abdusselam'in bid'atlerle 50k §iddetli olarak mucadele 
ettigi, onlardan nehyettigi ve sakindirdigi bilinmektedir.. O, a§agida orneklerini 
verecegimiz ve bid'at ehlinin bid'at-i hasene olarak adlandirdigi uygulamalara kar§i 
cikmistir. 

§ihabuddin Ebu §ame (izz b. Abdusselam'in ogrencilerinden) §6yle 
soylemektedir: "hsanlar i?erisinde imamete ve hutbe okumaya en ehliyetli ki§i idi. 
Hatiplerin minberde kill? takmasi turunden bir?ok bid'ati ortadan kaldirmi§, §aban'in 
yansinda ve regaib gecesi kihnan namazlan yasaklamistir." 138 

insanlann bid'at-i hasene olarak adlandirdigi ve izz b. Abdusselam'in karsi 
ciktgi bazi uygulamalar§unlardir: 

"Kendisine sabah ve ikindi namazi sonrasinda musafaha yapmak (tokalasmak) 
mevzuunda soru sorulmus, o da §6yle demistir: "Sabah ve ikindi namazi sonrasinda 
toka/asmak (musafaha) bid'attir, ama yolculuktan gelen birisi He namazdan once 
musafaha edilmemisse, namazdan sonra edilir. Zira birileri yolculuktan geldiginde 
onlarla tokalasmak mesrudur Peygamber (s.a.s.) namazdan sonra mesru dualan 
okur, Lie defa tevbe istigfar eder, daha sonra mescitten ayrilirdi. Onun soyle dedigi 
rivayet ed/imistir: 



137 el-i'tisam(1/246) 

138 es-SubkT, Tabakat u's-§afiiyye(8/210) 



«Ey Allah'im! Kullanni hasr ettigin gunde beni azabindan koru.» Butun 
hayir ve guzellikler Peygambere (s.a.s.) tabi olmaktadir". 139 

Duada elleri havaya kaldirma konusunda ise, izz bin Abduselam sdyle demistir: 
"Peygamberin (s.a.s.) ellerini kaldirdigi zamanlar haric, duada elleri havaya 
kaldirmak bid'attir ve sadece cahiller duadan sonra elleriyle yuzlerini meshederler". 140 

"Kunut'ta Peygamber (s.a.s.)'e salat getirilmesi konusunda sahih bir sey 
yoktur 141 . Peygamber (s.a.s.)'e salat getirirken ilavede bulunmak veya bir sey 
eksiltmek uygun degildir" demistir 142 . 

el-ElbanT bu sozu sdyle yorumlamistir: "Bu sdzunde, son ddnemde bazi 
muteahhirin alimlerin yaptigi gibi, bid'at-i hasene konusunda izz b. Abdusselam'in 
daireyi genis tutmadigina isaret vardir." 143 

Gecen drneklerden de anlasildigi gibi, izz b. Abdusselam'in bid'atleri taksim 
etmesi, tamamen lugavT anlamda bir tanimlama olup ser'T anlamda bir istilah 
tanimlamasi degildir. 

ibnu's Salah'in regaib namazi ile ilgili sorusuna verdigi cevap, bid'at-i hasene 
tabirini aciklayan acik bir ifadedir: Sonra ibnu's Salah: "Regaib namazi sonradan 
uydurulan bid'atlerden oldugunu itiraf etmistir. Bu durumda biz Peygamber (s.a.s.)'in; 

"islerin kotu olanlan sonradan ortaya atilanlardir ve butun bid'atler 
dalalettir" sozuyle ona delil getiririz, ancak guzel bid'atler bundan istisna edilmistir. 
Bunlar da sunnete mutabik olan, sunnetle ?eli§meyen bid'atlerdir. Bunun disindakiler 
Peygamberin (s.a.s.) yukandaki sozunun kapsamina girer." 144 

Bu durumda sunu soranz: Bir §ey sunnete mutabik oldugu zaman §er'T 
anlamda ona bid'at denilir mi? Bu konuda el-izz'in bid'at-i hasene tanimina 
bakarsak, "sunnete muhalif olmayan, mutabik olan" ifadesini goruruz. 

Sunnete muvafik olan sey kesinlikle sen istilahta bid'at degildir; ama dil 
acisindan bid'at olarak adlandmlabilir. Bundan da acikca anla§ihr ki, el-izz'in bid'at 
hasen'den, vacib, mustehab ve mubah ile kastettigi bid'at lugavT anlamda bid'attir. 
Ser'T istilahta ise, butun bid'atler dalalettir. Sonuc olarak; dinde bid'at-i hasene 
gorusunu one surmenin en onemli sebeplerinden biri, bazi rivayetlerde ve ilim ehlinin 
sozlerinde yer alan bid'at-i hasene tabirinin ser'T anlamda mi yoksa lugavT anlamda 
mi kullanildiginin birbirine kanstinlmasidir. Bu ikisinin arasini ayirmaya Allah (c.c.) 
kimi muvaffak kilarsa, o, kansikhktan kurtulur ve konunun mahiyeti kendisine zahir 
olur. 



139 Fetava izz b. Abdisselam(s. 46, no 15) 
; 4 °Age(s.47) 

Muhtemelen bununla sabah namazindaki kunut duasini kastetmistir, zira §afiT mezhebine 
mensuptu. §afifler bunun mesru oldugunu sbylerler. Yoksa Hz. Peygamber (s.a.s.)'e vitir 
namazimn kunut duasmda salat etmek mesru bir uygulamadir. Zira Hz. Omer'in hilafeti 
zamanmda Ubeyy b. Ka'b teravih namazi kildmrken bunu yapmistir. ibn Huzeyme bunu 
Sahihinde 1100 no'lu hadiste tahrig etmistir. Bunun igin aynca ElbanT'nin Sifatu Salati'n-NebT 
adh kitabma bkz.(s. 160) 

142 Fetava'l-izz(s. 47) 

143 el-ElbanT, Sifatu Salati'n-NebT(s. 161) 

144 MiicaseletCin ilmiyye Beyne'l-imameyni'l-CelTleyn, el-izz b. Abdisselam ve'bni's- 
Salah(s.31) 



1. Bid'atlerin men edilmesi (zemmi) ile ilgili deliller 50k sayida olmasina ragmen, 
mutlak umumiyet ifade eder sekilde gelmistir. Bu rivayetlerde bid'atler genel olarak 
zemmedilmis ve her hangi bir istisna zikredilmistir. Yine bu rivayetlerde bid'atlerin bir 
kisminin hidayet vesilesi oldugu veya " bu ve su konular haric butun bid'atler 
dalalettir" seklinde bir sinirlama soz konusu olmadigi gibi, bu manaya yakin ifadeler 
de gelmis degildir. §ayet bid'atler icerisinde ser'T bakis acisiyla guzel sayilabilecek 
ornekler olsaydi bir ayet veya hadisle buna isaret edilirdi. Ama boyle bir sey soz 
konusu olmamistir. 

Butun bu deliller, zahin hakikati uzere olup, hi? bir ferdi istisna etmeksizin 
umumi anlamlara delalet etmektedir. 145 

2. ilmT bir esas olarak kabul edilmistir ki; kullT kaideler veya kullT ser'T kaideler 
farkh yer, zaman ve durumlarda tekrarlandigi ve bunlari sinirlayan, hususilestiren bir 
sey bulunmadigi zaman bu, onlann lafzi uzere ve umumen, mutlak manasiyla gecerli 
oldugu anlam uzere kahr. 

Bid'atleri zemmeden ve insanlan onlardan sakindiran hadisler bu turdendir. 
Peygamber (s.a.s.) minberden farkh zamanlarda ve muhtelif durumlarda ashabini 
uyanyor, «butun bid'atler dalalettir » diye tekrarhyordu. 

Hicbir ayet veya hadiste, ne bir tahsis ne bir takyid ne de umumiyeti farkh 
anlamaya vesile olacak bir ifade gelmemistir. Bu da butun acikhgiyla bunlann umumi 
ve mutlak anlamda kullanildigina delalet eder. 146 

3. Sahabe, tabiin ve daha sonra gelenlerin yani selefin, bid'atlerin zemmi, bid'at 
ve bid'atin bulastigi insanlardan sakindirma konusundaki icma'idir. Onlardan bu 
konuda hicbir istisna ve tereddut varid olmamistir. Ara§tirma neticesinde sabit olan 
bu icma, bid'atlerin tamaminin kotu ve zararh olduguna, bid'at-i hasene gibi bir seyin 
bulunmadigina acikca delalet eder. 147 

4. Bid'atin taalluk ettigi §eyin de bid'at sayilmasi gerekir. Bu da §eriatin karsi 
?iktigi ve di§ladigi turden bir gesittir. Bu turden her seyin guzel ve cirkin, ovulen ve 
zemmedilen seklinde aynlmasi imkansizdir. Zira aklen ve naklen seriat'a muhalif olan 
bir seyi guzel gormek dogru degildir. 

5. Bid'at-i hasene tabirini kabul etmek, bid'atte yansanlara kapiyi sonuna kadar 
acar. Bu durumda herhangi bir bid'ate karsi cikmak da mumkun olmaz. Zira herkes 
kendi bid'atinin " hasene " oldugunu savunacaktir. RafTziler, Mutezile, Cehmiyye, 
Hariciler ve digerleri hep kendi bid'atlerini savunacaklardir. Bu nedenle, bizim onlann 
hepsine birden «butun bid'atler dalalettir* diye karsi ?ikmamiz gerekmektedir. 

6. Bid'atleri guzel gostermenin dayanagi nedir? Bu konuda kime muracaat 
edilecektir? 

§ayet 'bu konudaki dayanak dinin muvafakat etmesidir' denilirse, biz de, 
'seriata muvafik olan ashnda bid'at degildir' deriz. 

§ayet 'bu konudaki kaynagimiz akildir' derlerse, biz de, 'akillar farkh farkhdir, 
hangisi bu konuda kaynak olacaktir, hangisinin hukmu kabul edilecektir?' deriz. Zira 

145 el-i'tisam(1/187) 
146 el-i'tisam(1/187) 
147 el-i'tisam(1/188) 



bid'at ihdas eden herkes kendi bid'atinin akil acisindan guzel, makul oldugunu iddia 
etmektedir. 

7. Bid'atleri hos gorenlere sunu soylemek gerekir: "§ayet bid'at-i hasene adi 
altinda dine bir takim ilaveler caizse, birileri de cikar ayni gerekceyle dinden bir seyi 
kaldinr. Dine bir sey Nave etmekle dinden bir sey cikarmak ayni seydir. Zira bid'at ya 
bir seyi fiilen yapmak ya da terk etmek seklinde olur. Her iki durumda da din ortadan 
kalkar; bu da bu ise vesile olana sapikhk olarak yeter. " 148 

8. Bazilan soyle der: " §ayet dinde bid'at-i hasene diye bir olay soz konusu ise, 
biz ona tabi olmuyoruz; bunu dinimiz ve dunyamiz acisindan daha saghkh, birlik ve 
beraberlige daha uygun goruyoruz. §ayet bu sozumuz bir delile dayaniyorsa buna 
karsihk vermek caiz olmaz, sayet bir delile dayanmiyorsa bu bid'at-i hasene 
nevindendirve sizin nezdinizde makbuldur. "iyi bilinmelidirki, bid'at herzaman ve her 
durumda batildir, bizim kanaatimiz de budur. 149 

9. Bid'at-i hasendrm varhgini kabul etmek dini tahrif ve ifsada yol acmaktir ; 
cunku her yeni nesil icin, dine birtakim ilavelerde bulunma firsati verir ve onlar da bu 
yaptiklanni bid'at-i hasene olarak adlandmrlar. Bu da, sonucta bid'atlerin sayisini 
arttinr ve ibadetlere birtakim ilaveleri beraberinde getirir. Din degi§ir ve gecmi§ 
dinlerde oldugu gibi fesada ugrar. O halde, bu ugurda butun bid'atlere kar§i kapiyi 
kapatmak dini tahriften korumak gerekir. 

10. Rasulullah'in dini en iyi bilen, dini en iyi beyan eden ve halka en iyi nasihat 
eden otorite oldugunu kabul eden ki§i, butun NmT vasiflann, beyan yeteneginin ve 
kamil bir iradenin onda toplanmi§ oldugunu bilir. Kemal derecesinde ilim, kudret ve 
iradeyi temsil eden bir zatm soyledikleri de en mukemmel §ekli yansitacaktir. 
Buradan da, zorunlu olarak, Peygamber'in (s.a.s.) dini konulardaki beyaninin en 
guzel en dogru ve en ustun ifade oldugu sonucu cikar. 150 

Bu durumda kirn bunu kalbine yerle§tirir ve kesin bir imanla inanirsa, yakinT bir 
bilgiyle bilsin ki, §ayet ger?ekten bid'at-i hasene diye bir olay olsaydi Peygamber 
(s.a.s.) muhakkak surette bunu bildirir ve aciklardi. Boyle bir aciklama olmadigina 
gore butun bid'atlerin dalalet oldugu anlasihr. 

Siralanan on maddeyi okuyan insaf sahibi birisi, islam'da bid'at-i hasene diye 
bir seyden bahsetmenin gercekte mumkun olmadigini anlar. Daha once delil olarak 
degerlendirilen ayet ve hadisleri de gorunce, bunu daha iyi anlamis olmasi gerekir. 

§ayet ger?ekten insaf sahibi birisi ise, kendisinde bu konuda herhangi bir 
suphenin kalmamasi gerekir. Ama hevasina tabi olanlara bir sey soylenemez, zira 
onlari smirlayan bir sey yoktur. 



148 Ahmed b. Hacer AI-ButamT, TahzTru'l-MiislimTn ani'l-ibtidai fi'd-DTn(s. 75) 

149 Age(s.76) 

150 Mecmu'u'l-Fetava(17/129) 



On ikinci §uphe: 

Bazilan soyle dediler; "Sarih bir delil olmadikca Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem'in terk ettigi bir fiil o fiilin haram oldugunu gostermez. O halde Rasulullah'in 
yapmamis oldugu delil gosterilerek bidati haseneye nasil karsi cikilabilir?" 

Cevap: 

Birincisi ; Allah Azze ve Celle; "Bu gun dininizi kemale erdirdim ve 
uzerinizdeki nimetimi tamamladim ve size din olarak islam'dan razi 

oldum"(Maide 3) buyurarak kullanna guvence vermistir. Bu ayet, dinin bidat eklemye 
muhtac olmadigini gostermektedir. 

ikincisi ; Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem; "israilogullan yetmis iki millete 
bolunduler. Benim ummetim ise yetmis uc millete bolunecektir. Biri disinda hepsi de 
atestedir." Buyurunca, "O (kurtulan) biri kimlerdir ey Allah'in Rasulu?" diye sordular. 
Buyurdu ki; "Benim ve ashabimin uzerinde oldugumuz yolda olanlardir." Bunu Tirmizi 
rivayet etmistir. 151 Bu hadis bize, Rasulullah ve ashabinin uzerinde olmadigi bir amel 
cikarmanin caiz olmadigini gosteriyor. 152 

Ucuncusu ; Muhakkik alimler indinde su karara baglanmi§ bir husustur; 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kavli ile bize mesru kilmadigi bir ibadet sekli, 
Allah'a yakla§tmci degildir ve sunnete muhaliftir. §uphesiz sunnet iki kisimdir; fiil? 
sunnet ve terkT sunnet. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu ibadetlerden terk 
ettigi seyler terkT sunnetlerdir. 

Mesela bayram ve cenaze namazlan icin ezan okunmamasi gibi. Yine tic 
sahabenin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hanimlanna gidip onlardan 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ibadetlerinden sormalan, bunun uzerine 
birinin; 

"Ben hi? uyumayip sabaha kadar namaz kilacagim" digerinin; 

"ben her gun oruc tutacagim" oburunun de 

"ben hi? evlenmeyecegim" demesi uzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selem; "Kim benim sunnetimden yuz ?evirirse benden degildir" buyurarak karsi 
?ikmasi bunun misallerindendir. 

Aynca Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem; "Kim bizim emrimiz olmayan bir 
amel islerse reddolunur" buyurmus fakat "Kim yasakladigimiz bir amel islerse" 
dememi§tir. 



151 Bkz. Suleym el-Hilali Der'ul irtiyab risalesi 

152 Bkz.: Tuveyciri er-Reddul Kavi(s.126) 



On Ucuncu §uphe: 

"Bazi Sahabeler ozel delili olmayip ibadete dahil olan bazi ameller islemisler, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buna karsi cikmayip ikrar etmistir. Mesela 
Buhari'nin rivayet ettigi Hubeyb Bin Adiy r.a. kissasinda musrikler onu oldurmeden 
once iki rekat namaz kilmak icin kendisini birakmalanni istemis ve kilmistir. Kissayi 
rivayet eden Ebu Hureyre r.a.; "Hubeyb Bin Adiy, Musluman kimsenin oldurulmeye 
karsi iki rekat sabir namazi kilmasini sunnet birakmistir." Demistir. Yine Bilal r.a. 
kissasinda o, her abdestten sonra iki rekat namaz kildigini belirtince Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selem ona karsi cikmamistir. Butun bunlar, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selem yapmamis olsa bile taabbudi bir amel islemenin cevazina delil 
olmuyor mu?" 

Cevap: 

§uphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kabul ettigi bu sahabe fiilleri, 
dinin kemale erdirildigini aciklayan ayetin nuzulunden once idi. Kaldi ki Rasulullah'in 
vefatmdan sonra cikanlan bir bidatin peygamber sallallahu aleyhi ve selem 
tarafindan ikrar mi yoksa red mi edilecegini kirn nereden bilecek? Kesf sahibi sufi mi 
haber verecek bunu?! 

Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem, Hubeyb ve Bilal r.a.'nin fiillerini ikrar 
etmesine ragmen Bera r.a. 'a dua ogretirken dua metninde onun yaptigi kelime 
degisikligine karsi cikmistir. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem, bu duayi 
ogretirken "Amentu bikitabikellezi enzelte ve nebiyyike erselte" demis, Bera r.a. ise 
"birasulike erselte" §eklinde tekrar edince Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem 
Bera'nin gogsune vurarak "Ben "nebiyyike" dedim, "rasulike" demedim" buyurmu§ ve 
karsi cikmistir. Bunu Buhari ve Muslim rivayet etmistir. 

Yukanda bahsettigimiz gibi peygamberin ibadetinden sorup, onun ibadetini 
azimsayan ve "Peygamber nerede biz nerede?" diyerek degisik ibadetlerde 
bulunmaya kararveren ucsahabenin ibadet §ekillerini kabul etmemistir. 

Neticede bahsi gecen sahabe filleri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in 
ikranndan gecmekle sunnet olmustur. Mucerred fiilleri ile degil! 



On Dorduncu §uphe: 

Bazilan da; "Allah'in veli kullan uyanik iken ve uykulannda Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selem ile gorusmektedirler. Dolayisiyla onlarin yaptiklan delilsiz fiiller bidat 
kapsaminda degerlendirilemez. Cunku Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem; "Kim 
beni ruyasinda gorurse, gercekten beni gormustur. Seytan benim suretime giremez." 
Buyurmustur." Diyerek Salih kullara nisbet edilen bazi bidatlann reddedilmemesi 
gerektigini iddia ederler. 

Cevap: 

Bu ayni Mutezilenin "Kur'an mahluktur" diye patlattiklan fitne gibidir. Onlar bunu 
soylerken, "Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem'e inen vahiy, onun yasadigi 
donem icin gecerliydi, simdi biz akhmizla hukmederiz" demek istiyorlardi. Sufiler de 
buna cokyakin olarak; "Biz de kesfimizle, ruyalanmizla hukmederiz" edasiyla "Kur'an 
mahluktur" demis gibi oluyorlar. 

Hem sormak lazim; madem Allah bu dini tamamladigini belirtmistir (Maide 3) ve 
yeni bir helal veya haram kilma sozkonusu olmadigina gore Rasulullah s.a.v'i uyanik 
iken gordugunu iddia edenler Onun hayati doneminde teblig ettigi dinden baskasini 
mi bildirdigini soyleyecekler? Kim bunu soylerse o sozu ahp suratma carpanz! Zira 
Allah'in koruyacagina bizzat kefil oldugu vahyi (Hicr 9), ummetin sihhatinde ittifak 
ettigi, pek 50k sunneti ihtiva eden Sahihi Buhari ve Sahihi Muslim gibi hadis 
kulliyatini, kerameti yalniz kendinden menkul bir sozle yalanlamistir. i§te o, sunnet 
inkarcilannin en rezilidir! 

"Ama uyanikken Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile gorusebilenler rivayet 
edilen hadislerin dogruluk derecesini ogrenebilirler" denilirse; derim ki; ibni Arabi, 
Bursevi, ed-Debbag, Suyuti gibilerin bu metodla sahih olduguna hukmettikleri 
hadisleri kar§ila§tmrsaniz, birinin kesfen sahih dedigine digerinin ke§fen batil dedigini 
gorursunuz. Hatta Bursevi, hicbir yerde ash bulunmayan birbirine zit iki sozun ikisine 
de "kesfen hadistir" demektedir 153 . Bu iki hadis(!); "Allah buyurdu ki; Ey Muhammed! 
Sen olmasaydin kainati yaratmazdim" sozu ile "Allah buyurdu; Ben gizli bir 
hazineydim. Bilinmeyi istedim ve halki yarattim" sozudur. 

Bu durumda Allah Azze ve Celle kainati bu ikisinden hangisi icin yarattigi celiski 
gibi oluyor. Allahi bundan tenzih ederiz. O buyuruyor ki; "Ben cinleri ve insanlan 
ancak bana kulluk etsinler diye yarattim"(Zariyat 56) Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem ile uyanik iken gorustugu soylenen imam Suyuti'nin, bu iki hadisin de 
uydurma oldugunu soylemesi ayn bir dikkat cekici husustur. Yine Abdulaziz ed- 
Debbag "Gizli bir hazineydim" hadisinin kesfen batil oldugunu soyler. 154 

Konevi ve Bursevi gibi sapik tasavvufcular eserlerinde "islerinizde bunaldiginiz 
vakit kabir ehlinden yardim isteyin" seklinde isnadi bulunmayan ve tevhide zit olan bir 
sozu sahih diyerek nakletmektedirler. Hadis usulune gore isnadsiz bir soze sahih 
denilemeyecegi i?in bunun ke§fen sahih oldugunu iddia etmis oluyorlar! Halbuki bu 
Kur'an'a ve sahih hadislere zittir. 



153 Bursevi Ferahur Ruh(1/16) Ruhul Beyan(3/255,5/439) Kitabun Netice(1/55) ibni Arabi 

Futuhat(2/322,399) 

154EI-ibriz(s.54-55) 



Bursevi; Gazali'nin ihya adh eseri hakkinda; "ihya'da itiraz edilecek asla bir harf 
bile yoktur" 155 der, zira ona gore; "Gazali ihyau Ulum adh telif-i oe MM itmamdan sonra 
alem-i manada Fahr-i Alem s.a.'e mulaki olup arz ve imza ettirmistir." 156 Rasulullah 
s.a.v'e hadisleri sordugunu soyleyen Suyuti ise, Mirkatus Suud adh eserinde "ihya'da 
ash olmayan hadislerin varhgi gayet aciktir." Demistir. 157 

Bunun ornekleri 50k olup hepsini burada sayamam. Bursevi ve ibni Arabi hadis 
ravilerinin yanilmalan olabilecegini bu yuzden rivayet yoluyla gelen hadislere 
guvenilemeyecegini, kesifle tesbit edilen hadislere itibar edilmesi gerektigini 
soyleyerek hadis inkarcihklanni ve uydurmacihklanni ortaya koymuslardir. Hadis 
inkarcihginin kufur oldugunun delillerini gormek isteyenler, sunnet mudafasina dair 
yazmis oldugum "Allah'tan bir Nur ve Kitabi Mubin" adh eserimi okumahdirlar. 

Bunlann bu bidati alevlendirmelerinden once tasavvufculann "bu yoldaki 
onculerinden" kabul ettikleri Ebu Suleyman ed-Darani (v.h.215) soyle diyordu; 
"Gonlume gunlerce hakikat sirlanndan bazi seyler dogar, fakat iki adil sahit olan 
Kur'an ve Sunnet onu tasdik etmedikce asla kabul etmem." 158 

Uyanikken Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gormenin imkani ve mahiyeti 
hakkinda alimlerin soylediklerine gelince, bu konuda eser yazan SuyutT'ye gore; 
boyle birru'yet, Rasulullah'in zatmi degil, misalini gormektirve ruya mesabesindedir. 

Bursevi'nin uykusu disinda insilah ve yakazada bir kimsenin Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem'i gormesiyle sahabi olacagini soylemesine kar§i ibni 
Hacer el-Heytemi de, "melekut aleminde Rasuli Ekrem'in gorulmesiyle sahabeligin 
ger5ekle§meyecegini, sahabi olabilmek i?in onu mulk aleminde gormek gerektigini 
aksi takdirde ruhlar aleminde Rasul'un ummetini, ummetin de Rasul s.a.v'i gormus 
olacagindan butun ummetin sahabi olmasinin soz konusu oldugunu, bunun da dogru 
olmadigini" soylemistir. 159 ibni Hacer el-Askalani ve imam Suyuti de bunu boyle izah 
etmislerdir. 160 Hatta ibni Arab? bile, sirf boyle bir ruyet ile sahabi olunmasi anlayisina 
kar§i cikmis, lakin bazi §artlarda o da asr-i saadetten sonra kesif ile sahabe 
olunabilecegini iddia etmi§tir. 161 

Suphesiz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatmdan sonra sahabeler 
arasinda halifelik sebebiyle ihtilaflar ?ikmi§tir. Nasil oldu da Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem onlara gorunerek ?eki§meyi gidermedi? 

Ebu Bekr radiyallahu anh ile Fatima radiyallahu anha arasinda Peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem'in mirasi ihtilaf sebebi olmus, Fatima radiyallahu anha; 

"Onun olumuyle mirasi ogullanna kalmi§tir, neden onlari babalannin 
mirasindan ahkoyuyorsun?" demi§, O da; 



155FerahurRuh(2/237) 
156FerahurRuh(2/236) 

157 Kasimi Kavaiduttahdis(s.183) 

158 Hatib Tarih(1 0/248) Kuseyri(s.25) 

1 59 Heytemi Fetava(s.300) Yusuf Bin Yakub Tenbihul Gabi Fi Ruyetin Nebi(s. 1 6) 

160 bkz.: Fethul Bari(12/385) Mubarekfuri Mukaddime(s.308) Suyuti Tenvirul Halek(EI Havi 
igerisinde) 

161 Futuhat(3/50) 



"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem; "Biz peygamberler toplulugu miras 
birakmayiz, bizden kalan sey sadakadir" buyurdu" demistir. 162 

Talha, Zubeyr ve Aise radiyallahu anhum tarafi ile AN bin ebi Talib ve ashabi 
radiyallahu anhumun tarafi arasinda sonu Cemel savasinin cikip sahabe ile 
tabiinden pek cogunun olumune varan siddetli bir ihtilaf olmustur. Neden peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem onlara gorunerek bu kadar kan dokulmesine mani olmadi? 

AN bin Ebi Talib radiyallahu anh ile handler arasinda cikan ihtilafta pek 50k kan 
dokuldu. §ayet peygamber sallallahu aleyhi ve sellem haricilerin reisine gorunup 
imamina itaat etmesini emretseydi bu kadar kan dokulur muydu? 

AN ile Muaviye radiyallahu anhuma arasinda cikan ihtilaf sebebiyle pek 50k kan 
dokulmus, aralannda Ammar bin Yasir radiyallahu anh'in de bulundugu 50k kimse 
olmustur. Neden peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara gorunerek 
Muslumanlan tek kelimede toplamadi? 

Omer bin el-Hattab radiyallahu anh, kadrinin yuceligine ve saninin buyuklugune 
ragmen, bazi fikhT meseleleri bilmediginden oturu uzulerek soyle demistir; "§u uc 
seyi aramizdan ayrilmadan once Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e arz edip, 
onun da bizden ahid alarak sonuclandirmasini ne kadar da isterdim; kelale, ceddin 
mirasi ve faizin kisimlan." 163 

§ayet peygamber sallallahu aleyhi ve sellem olumunden sonra bir kimseye 
gorunseydi, mutlaka Omer radiyallahu anh'e de gorunur ve; "Uzulme! §unun hukmu 
§6yle §6yledir.." derdi. 

Bu Meselede Alimlerin G6ru§leri 

1- Kadi Ebu Bekr ibnul Arab? der ki; "Bazi Salihler, vefatmdan sonra peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem'i bas gozuyle hakikaten gorduklerini iddia ederek 
sapmislardir." 164 

2- imam Ebul Abbas Ahmed bin Omer el-KurtubT, "el-Mufhim Li §erhi Sahihi 
Muslim" adh kitabinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in zatmin hakikaten 
gorulmesini siddetle inkar etmi§ ve demi§tir ki; 

"Bu gormenin hakikat oldugunu zanneden ve diline dolayanin akh bozuktur. 
Eger goruntu hakiki anlamda olsaydi, herkesin peygamber sallallahu aleyhi ve 
sellem'i baska bir surette degil, son nefesindeki suretinde gormesi lazim geldigi gibi, 
iki kimsenin ayni anda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gorememeleri lazim 
gelirdi. Yine peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in su an hayatta olup kabrinden 
cikmasi, carsilarda dola§masi, insanlara hitap etmesi gerekirdi. Bundan dolayi 
kabrinin bos olmasi, cesedinin orada bulunmamasi gerekirdi. Boylece onu kabri 
disinda gece gunduz hakikaten gormek mumkun olursa, kabrini ziyaret edip selam 



162 Malik(s.993) Buhari(8/4,5) Muslim(s.1379) Ebu Davud(2976) Nesai(7/137) 

163 Buhari(5/2122) Muslim(4/2322) Ebu Avane(5/100) ibni Hibban(12/182) ibni Hazm 
Muhalla(9/282) Darekutni(4/252) Mervezi es Sunne(s.58) Bezzar(1/281) Ebu Davud(3669) 
Beyhaki(6/245) 

164 ibni Hacerel AskalanTFethul Bari(12/384) 



veren gaib olana selam vermis olurdu. Bu ancak akil sektesinin en dusuk seviyesinde 
olanin iddiasidir." 165 

3- §eyhulislam ibni Teymiye "el-ibadatus §er'iyye vel-Farku Beyneha ve Beynel 
Bid'iyye" adh risalesinde der ki; "Onlardan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in 
kabrinden cikip konusacagini zannedenler, bunun keramet olarak sayanlar vardir. 
Yine onlardan peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in kabrine sorulup cevap 
ahnabilecegine inananlar vardir. Bazilan soyle anlatti; 

"ibni Mende'ye bir hadis muskil geldigi zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve 
sellem'in kabrine gider ve O'na sorar, cevap ahrdi." 166 Magripli bir baskasi icin de 
bunun hasil oldugu soylenir ve onun kerameti olarak kabul edilir. ibni Abdilberr boyle 
zannedenlerederki; 

"Yaziklar olsun! Onceki Muhacirler ve Ensar'dan bunu daha mi ustun 
goruyorsun?! Onlardan biri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatmdan 
sonra O'na sorup cevap almislar midir?! Sahabeler bazi meselelerde cekisecekleri 
yerde, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sorup cevap alamazlar miydi? iste 
kizi Fatima! Mirasi hakkinda O'na sorup cevap alamaz miydi?" 

Yine ibn Teymiye r.a. der ki; ""Bazi kimseler icin bazen yakaza halinde de, 
uyuyan kimse icin ruyada gorulen seylere benzer bir gorme hali hasil olabilir. Bu kisi 
kalbi ile uyuyan kimsenin gordugunun aynisini gorurve ona, kalbiyle musahede ettigi 
birtakim hakikatler tecelli eder. Butun bunlarda dunyada iken vuku bulur. 

Bazen kalbiyle musahede ettigi sey, kisiye ustun gelir, onu tamamen sarar ve o 
seyi butun organlan ile algilar; kisi de o seyi bizzat gozleri ile gordugunu zanneder. 
Bu hal uyanincaya kadar devam eder; uyaninca bunun bir ruya oldugunu anlar. Ama 
bazen de kisi, uykuda gorduklerinin ruya oldugunu bilebilir. 

iste boyle abidlerden kendisi icin kalbi bir musahede meydana gelmis, bu 
musahede kendisini tamamen kaplamis ve onun duygulanyla idrak etmesini ortadan 
kaldirmi§ kimseler vardir. Boyle bir durumda bu abid kalbi musahedesini bizzat gozu 
ile gorme isi zanneder, ama bu konuda yanilgi i?indedir..." 167 

4- Hafiz ZehebT, Mizanul itidal'de, er RabT bin Mahmud el-MardinT'nin hal 
tercemesini verirken der ki; "Deccaldir, 599 yihnda sahabelik iddia etmi§tir." ZehebT 
sunu kastediyor; mezkur §ahsin Medine'de peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i 
uyanik iken gordugunu iddia ederek; "Dunyam ve ahiretim kurtuldu." Dedigi 
i§itilmi§tir. 168 

5- Hafiz ibni Kesir el-Bidaye'de 169 Ebul Feth Ahmed bin Muhammed et-Tusi el 
GazalT'nin hal tercemesini verirken der ki; "ibnul CevzT ondan munker bazi sozler 
nakletti. Onlardan biri de sudur; "Ebul Feth Tusi'ye muskil gelen bir mesele 
oldugunda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i uyanik iken gorerek ona sorardi. O 



165 MCinavi Feyzul Kadir(6/129) Seyh Alauddin Serhu Fetavayi Nevevi(s.342) Kastalani Mevahibu 
Leduniye(1/734) bkz. Karafi Furuk(4/244) el Askar Efalir Rasul(2/144) 

166 Zehebi Siyeri A'lamin Nubela(17/37-38)'da der ki; "Bu hikayeyi sirf garip karsiladigim igin 
yazdim. isnadi da kopuktur." 

167 Seyhul islam ibni Teymiye Mecmuul Fetava(3/333) 

168 bkz.; ibni Hacerel isabe(1/513) 

169 El-Bidaye ven Nihaye(12/196) 



da ona dogrusunu gosterirdi." ibni Kesir de, ibni CevzT'nin buna munker demesine 
katilmistir. ibni CevzT bunu el-Kussas vel-Muzekkirin adh kitabinda belirtmistir. 170 

6- Hafiz ibni Hacer el-AskalanT Fethul BarT'de der ki 171 ; "ibni Ebi Cemre 
tasavvufcu bir cemaatten, onlann ruyada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i 
gorduklerini, bundan sonra da uyanik iken gorerek ondan korktuklan bazi seyler 
hakkinda sorduklanni ve kurtulus yolunu ogrendiklerini nakletti." Sonra ibni Hacer bu 
soze itiraz ederek soyle der; 

"iste bu gercekten problemli bir meseledir. Sayet zahirine yorumlanacak olursa, 
butun bunlann sahabe olmasi gerekir! Bu durumda kiyamet gunune kadar sahabe 
olma imkani devam edecek anlamina gelir ki bu camur atmaktir. Ruyada onu goren 
herkes sonra onu uyanik iken gordugunu soylememistir. Sadik haber ise boyle 
celiskili olmaz." 

7- SehavT, vefatmdan sonra peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in uyanik 
iken gorulmesi hakkinda der ki; "Sahabelerden ve onlardan sonrakilerden bize boyle 
bir sey ulasmamistir. Nitekim Fatima radiyallahu anha Peygamber sallallahu aleyhi 
ve sellem'in vefatmdan sonraki alti boyunca 50k uzulmus, ondan boyle bir sey 
nakledilmemistir. " 172 

8- Molla Aliyul Kan, Cem'ul Vesail Serhus Semail Lit-TirmizT adh eserinde der 
ki; "Tasavvufculann iddia ettigi gibi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i 
vefatmdan sonra uyanik iken gormek hakikat olsaydi, ondan isitilen emir veya 
yasakla amel etmek gerekirdi. Fakat malumdur ki bu icma ile caiz degildir. Bu tipki 
buyuklerden bir zat gorse bile, hukmu ruyada gormenin hukmu gibidir. Nitekim bunu 
el-Mazen ve baskalan; "Kim O'nun, katli haram olan birini oldurmesini emrettigini 
gorurse, bu gormek degil, hayaldir." 173 

iddia Sahiplerinin One Surdukleri Hadis ve isnadi Hakkinda; 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatmdan sonra uyanik iken 
gorulebilecegini iddia edenlerin dayandigi tek delil; "Kim beni ruyasinda gorurse 
uyanik iken de gorecektir" hadisidir. Buhari alti yerde naklettigi hadisi bu lafizla 
sadece bir yerde rivayet etmistir. Bunu Ebu Hureyre radiyallahu anh'den bes farkh 
tabiin rivayet ettiyse de, bu lafizla sadece Ebu Seleme rivayet etmistir. Ebu Hureyre 
radiyallahu anh'den bunu rivayet eden diger dort tabiin; Muhammed bin Sirin, Ebu 
Salih Zekvan, Abdurrahman el-Cuheni ve Kuleyb; "Kim beni ruyasinda gorurse 
gercekten gormustur. Zira seytan benim seklime giremez" lafziyla rivayet ettiler. 174 

Ebu Seleme'den de iki ravi iki farkh lafizla rivayet etti. Muhammed bin Amr bin 
Alkame el-LeysT'nin Ebu Seleme'den, onun da Ebu Hureyre radiyallahu anh'den 
yaptigi rivayet, diger dort tabiinin Ebu Hureyre'den rivayetinin lafzinin aynisidir. Fakat 
Ebu Seleme'den rivayet eden diger ravi Zuhri, bunu sek ile su sekilde rivayet etti; 
"Kim beni ruyasinda gorurse uyanik iken gorecektir veya uyanik iken gormus gibidir." 
Goruldugu gibi "Uyanik iken gorecektir" lafzi suphelidir. 



170 ibnul CevzT el Kussas vel Muzekkirin(s156) 

171 Fethul Bari(1 2/385) 

172 Kastalani Mevahibul Leduniye(1/733) 

173 Aliyul Kari Cem'ul Vesail(2/238) 

174 Muslim(15/24) Buhari(6197) Ahmed(1/400,2/232,342,41 1,463,472) ibni Mace(3901) 



Aynca bu rivayet, Enes, Cabir, ibni Abbas, ibni Mesud ve Ebu Cuhayfe 
radiyallahu anhum'den de rivayet edilmis olup lafzi soyledir; "Kim ruyasinda beni 
gorurse gercekten beni gormustur" iste bu mahfuz olan lafzi olup, vefatmdan sonra 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in uyanik olarak gorulebilecegini iddia edenlerin 
tutunduklan lafiz sazdir. 

Sunu da belirtelim ki; Sufilerin ileri gelenlerinden "imam Rabbani" diye meshur 
Ahmed Faruk SirhindT, peygamberler disindakilerin ruyalanna ve kesiflerine mutlaka 
seytanin mudahalesi oldugunu belirtmistir. 

Ehl-i Sunnet indinde Ruya, ilham ve kesifler delil degildir. Bu imam Satibi gibi 
usul alimleri tarafindan belirtilmistir. 175 Kitap ve Sunnet'e uygun olanlan da ancak o 
ruyayi goreni baglar. Abdulvehhab es-Sa'ranT de Tenbihul Mugterrin'de boyle 
demistir 176 . 

ibni Sirin radiyallahu anh'den sahih olarak rivayet edilmistir ki, Peygamber 
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i gorme ruyasi, ibni Sirin'e anlatildigi zaman, O; 

"Ruyada gordugun zati bana anlat" derdi. Eger ruya sahibi o zati, ibni Sirin'in 
bilmedigi ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hilyesine muhalif 
gorulen birsekilde anlatirsa, ibni Sirin radiyallahu anh, ruya sahibine; 



"Sen Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gormemissin" diye cevap verirdi 



177 



Ayni uygulamayi ibni Abbas r.a, Ebut Tufeyl'in ruyasinda Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem'i gordugunu zannettigini soylemesi uzerine yapmis, ondan 
gordugunu tarif etmesini istemistir. 178 

ibni Arab? ve diger bazi ulema; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i bilinen 
sifatlan uzere gormek, bizzat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gormektir. 
Baska §ekil uzere gormek ise, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in misalini idrak 
etmektir." Dediler. 179 

Kadi lyaz; "Bir kimse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i hayatmdaki 
suretinde gorurse, ruyasi dogrudur. Bilinen sifatlanndan baska sekilde gorurse onun 
ruyasi te'vile muhtacdir." Dedi. 180 

AN Bin Ebi Talib Radiyallahu anh buyurur ki; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem'i ruyasinda guzel surette gorenin eger layik olmayan surette gorurse, o 
kimsenin fitneye du?ar olacagina te'vil edilir." 

imam Bedruddin el-Ayni de; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ruyada bir 
kimseye bir emir verirse, o emir, hayatmda bildirilmis seriata muvafiksa kabul edilir, 
degilse reddedilir." 181 Der. 



175 §atibi Muvafakat(2/267-70) Heytemi Fetava(s.322) Curcani Tarifat(s.34) ibni Hacer Fethul 
Bari(12/338) Kesteli Hasiye(s.45,108) ibnul Esir Nihaye(4/282) 

176 Tenbihul Mugterrin(s.25) 

177 Ayni Umdetul Kari(20/18) Nablusi Ta'tirul Enam(s.663) Bkz.: Buhari(6/2567) 
178Muslim(hacc239) 

179 Nablusi Ta'tirul Enam(s.663) 

180 Nevevi el-Minhac Biserhi Sahihi Muslim Bin Haccac(15/25) Suyuti Dibac(5/286) Nablusi Ta'tirul 
Enam(s.663) Feyzul Kadir(6/131) 



TEMiZLiK HUSUSUNDA BiDATLER 

1- Peygamber sallallahu aleyhi ve selem, vesvesye muptela olanlann yaptiklan 
gibi; iseme organini cekistirmek, sivazlamak, bosaltmaya cahsmak, oksurmek, 
ziplamak, merdiven cikmak, iseme organina pamuktikamakv.b. seyleri yapmamistir. 
Butun bunlar vesvese sahiplerinin bidatlerinden ve seytanin hilelerindendir. Bunu 
Ebul Ferec ibnul CevzT Telbisu iblis'te ve ibn Kayyim el-Cevziyye igasetul Lehfan 
adh eserinde boylece aciklamislardir. Helaya girerken hadiste tavsiye edilen dua 
yerine "destur" denilmesi de ash olmayan bir bidattir. 

2- Abdest ahrken boynun meshedilmesi bazi kitaplarda sunnet seklinde geciyor. 
Buna dair bir rivayet sabit olmamistir. 

3- Abdest ahrken azalann yikanmasi ile ilgili olarak yapilan dualann ash yoktur, 
bidattir. 

4- Ozellikle cahil sufilerin "Ayakta bevledenin namazi gecersizdir" demeleri batil 
bir iddiadir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ayakta bevlettigi sahih olarak 
rivayet edilmekle birlikte, ayakta bevletmekten yasaklayan bir rivayet de sabit 
olmamistir. 

5- Abdest ahrken konusulmamasi gerektigine dair inane da batildir. 

6- Son asirlarda mezhep mutaassiplan tarafindan uydurulan ve gece oduncusu 
gibi sahih-batil ayirmadan isine gelen ne varsa kitabina koyan taklitcilerin ragbet 
ettigi bir rivayeti, ahmakhklanni sergilemek icin buraya almak istiyorum. Onlarin bu 
rivayete denize dusunce yilana sanhr gibi sanlmalarinin sebebi, dort mezhebin 
dordunun de isabet ettikleri, hepsinin de hak olduklanni bu mezheplerden birini taklid 
etmeyenin sapik oldugunu iddia etmeleridir. Halbuki Allah'in dininde bir meselede 
birden fazla hak bulunmasindan Allah'i ve Rasulunu tenzih etmek gerekir. Bazen dort 
imamin birinin bu hakka isabet, digerlerinin hata ettigi oldugu gibi hepsinin de hata 
edip baska bir imamin isabet ettigi vakidir. ictihad eden alim hata etse de sevap ahr 
ama onun hata ettigi ictihadi taklid etmek caiz degildir. Yine sadece bir imamin 
goruslerini mezhep (din) edinip diger imamlann delillerini gormezden gelmek cok 
tehlikeli bir bidattir, kor taklit?iliktir. Bunda hak bir taraf olsaydi butun sahabelerin 
sadece Ebu Bekir ra.'i taklid etmeleri baska alim sahabelere hicbir mesele 
sormamalan gerekirdi. Bunun ise batil bir yol oldugu gayet aciktir. Zira Ebu Bekir r.a. 
sahabelerin en ustunu olmakla birlikte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in butun 
hadislerini isitmis degildi. Dolayisiyla din, bir sahsin goruslerine yada mezhebine 
indirgenemez. 

Sozkonusu asilsiz rivayete gore guya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in 
alni kanamis, bunu goren Ai§e r.a. o kani silmis. Bunun uzerine Rasulullah s.a.v. 
abdest tazelemis." Taklitcilerin iddiasma gore Ebu Hanife r.a. bu hadise dayanarak 
kanamanin abdest bozdugu icin Rasulullah'in abdest tazeledigini, imam Safii r.a. de 
kadin eli degince abdest bozuldugu i?in abdest tazeledigini soylemis, dolayisi ile 
mezheplerden birini taklit etmeyenin sapitacagi anlamina gelirmi§! Ebu Hanife ve 
imam §afii bu rivayeti omurlerinde isitmis degillerdi. Son asirlann sivri zekahlanndan 
biri mezhep taassubunu bu rivayeti uydurarak formulize etmis ancak ince bir ayrintiyi 
unutmu§tur! Maliki, Hanbeli mezhepleri ve daha bircok ulema ne kadina dokunmanin 



181 Ayni Umdetul Kari(1/295) Kastalani(10/133) Feyzul Kadir(6/121) Naksul Fusus(s.122) ismail 
Hakki Qetin insan ve Vazifesi(s.46) 



ne de kan akmasinin abdest bozmadigini belirtmislerdir. 182 Yani bu kimselere gore 
bu imamlar da mi sapitmis? Kaldiki sahih rivayetler ne kadina dokunmanin ne de 
onden ve arkadan cikmadikca kan akmasinin abdesti bozmayacagini 
gostermektedir. (Bu konunun delilleri icin "Sahih ilmihal" adh kitabima bakiniz.) 



182 Bkz.: imam Malik Mudevvene(1/13) Bagdadi irsadus Salik(s.8) Tecridul ihtiyarati ibn 
Teymiye(s.6) Hukmun Necaseti Demil AdemT(passim) 



EZAN HAKKINDAKI BIDATLER 

1- Muezzinlerin pek cogu ezandan on dakika kadar once teyp veya hoparlorden 
Kuran kiraati yayinhyorlar. Bu adete oyle devam edildi ki, muezzin bunu terk edecek 
olsa cemaat itiraz ediyor. Bu peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yoluna muhalif 
bir bidattir. Ne Rasulullah'tan ne de sahabe ve tabiinden ezandan once Kuran 
okuduklan sabit olmamistir. ilim ehli katmda herhangi bir ibadetin sen bir delil 
olmadan muayyen bir vakte tahsis edilmesinin caiz olmadigi karara baglanmis bir 
husustur. 183 

2- Bazi muezzin ve imamlar, meshur muezzinlerin sesini kaydedip ezani 
kasetten yayinlamaktadirlar. Yine bazi yerlerde merkezT hoparlor sistemi ile ezan 
okutulmaktadir. Bu bidattir. Malik Bin Huveyris r.a.'in rivayet ettigi hadiste soyle 
denilmektedir; "Kavmimden bir grup icinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e 
geldim. Yaninda yirmi gece kaldik. Bize 50k merhametli ve arkadasca davrandi. 
Bizim memlekete donme arzumuzu hissedince buyurdu ki; "Donun ve kavminizin 
arasina katihn. Onlara ogretin. Namazi kihn. Namaz vakti geldiginde biriniz ezan 
okusun ve en buyugunuz imam olsun." 184 

Ebu Hureyre r.a.'in rivayet ettigi hadiste ise; "Ezan okuma ve ilk safin kiymetini 
bilselerdi ve bunun icin kura cekmekten baska yol bulamasalardi elbette kura 
cekerlerdi..." 185 

Rabitatul Alemil islami'ye bagh Fikih Heyeti bu konudaki fetvalannda sunlan 
belirtmislerdir; "Mescidlerde namaz vakti girince teyp ve benzerleri ile ezan 
yayinlamak caiz degildir. Mesru olan ezan ibadetinin edasi ancak, Muslumanlann her 
vakit ve her mescid icin ayn ezan okumakla hasil olur. Peygamber sallallahu aleyhi 
ve sellem'den beri uygulanagelen de budur." 186 

3- Ezana ekleme ve eksiltmelerde bulunmak bidattir. Zira ezanin lafizlannin 
tevkifi oldugu bilinen bir seydir. ibn Amr r.a.'nin rivayet ettigi hadiste; "Muezzini 
isittiginizde onun dedikleri gibi deyin. Sonra bana salat edin. Kim bana salat ederse 
Allah ona on salat eder. Sonra benim icin Allah'tan vesileyi isteyin. Zira cennette o 
oyle bir mertebedir ki, Allah'in kullanndan sadece biri ona nail olacaktir. Ben o kimse 
olmayi umid etmekteyim. Kim benim icin vesileyi isterse sefaatim ona helal olur." 187 
Buyrulmustur. Ezanin bitiminde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e salavat 
okumak ashnda sunnet iken, muezzinler bunu sesli okumak suretiyle ezana ilavede 
bulunmus ve bidat cikarmis oluyorlar. 188 

4- Pazartesi ve Cuma geceleri sabah ve yatsi ezanlanndan once degisik 
yerlerde degisik zikirler ve tesbihat yapilmaktadir. Bunlar bidat uygulamalardir. 189 



183 Bkz. Fetaval Lecnetid Daime(3/353) Fetaval islamiye(1/381) 

184 Buhari(Fethul Bari-2/251) Muslim(Nevevi-2/302) 

185 Buhari(1/236) Muslim(2/1 18) 

186 El-Kavlul Mubin(s.176) Fetaval Lecnetid Daime(6/66) 

187 Muslim(2/66) 

188 Bu konuda bkz.: Seyh Ali Mahfuz el-ibda(s. 172-1 74) ibn Abidin Hasiye(1/390) AN el-Kari 
Mirkatul Mefatih (2/349) ibn Hacer Fethul Bari(2/232) ibnul Hac el-Medhal(2/255) ibn Hacer el- 
MekkT Fetaval Kubra el-Fikhiye(1/131) Seyyid Sabik Fikhus Sunne(1/122) ibn Baz 
Fetava(1/240) Sukayri es-Sunen vel-Mubtediat(s.234) 

189 Bu konuda bkz.: ibn Cevzi Telbis(s.137) Fethul Bari(2/232) Kasimi Islahul Mesacid(s.133) 
Fikhus Sunne(1/121) 



5- Ezan okunduktan sonra namazdan once uc defa ihlas suresini okumak 
bidattir. 190 Hadiste, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in namaz kilarken Kuran'i 
sesli olarak okuyan insanlann yanina gelip soyle buyurdugu rivayet edilmistir; 
"§uphesiz namaz kilan kimse, Rabbine munacat etmektedir. Munacat ettiginiz seye 
dikkat edin. Kuran okurken seslerinizi yukseltmeyin" 191 

6- Ezan okurken teganni etmek (sarki gibi makamh okumak) bidattir. 192 Birisi 
Omer r.a.'e geldi ve "Ben seni Allah icin seviyorum" dedi. Omer r.a. ise; "Ben de sana 
Allah icin bugzediyorum. Duyduguma gore sen ezan okurken teganni ve lahin 
yapiyorsun." 193 

7- Ezani isitenlerin "Aziz Allah" veya "Celle Celaluh" demeleri. Ezani dinleyene 
sunnet olan, muezzinin soyledigini tekrar etmek, Muezzin "Eshedu en la ilahe illallah" 
deyince "Radiytu billahi rabben ve bil islami dinen ve bi muhammedin nebiyya" 
demesi, "Hayye ales salat" ve "Hayye alel felah" deyince de "La havle vela kuvvete 
ilia billah" demesidir. Ezanin sonunda da "Allahumme rabbe hazihid davetit tamme 
ves salatil kaime. Ati muhammedenil vesilete vel fazile. Veb'ashu makamen 
mahmudenillezi vaadteh" demesi sahih hadislerde tavsiye edilmistir. "hneke la 
tuhliful miad" seklinde bu duanin sonuna eklenen cumle ise sabit olmami§tir. 

8- Ezan okunurken basparmaklann tirnaklanni opmek ve gozleri onlarla 
meshederek "Allahummahfaz ayneyye ve nevvirhuma" duasini okumak bidattir. 
Deylemi'nin el-Firdevs adh eserinde boyle bir rivayet var ise de sahih degildir. 



190 Cemaleddin Kasimi Islahul Mesacid(s.105) 

191 Muvatta(1/90) Sahihu Suneni Ebu Davud(1/247) el-istizkar(4/161) 

192 Bkz.: ibn Cevzi Telbisu iblis(s.182) 

193 Abdurrazzak(1852) Taberani(13059) Tahavi(4/128) Serahsi Mebsut(1/138) Sahiha(42) 



NAMAZ HAKKINDAKI BIDATLER 

1- Niyeti telaffuz ederek sesli yapmak. Bazilan niyeti soyle telaffuz ediyorlar; 
"Niyet ettim ogle namazinin dort rekat farzini kilmaya, uydum imama, dondum 
kabeye" bu cirkin bidatlerdendir. 194 Halbuki niyet, dilin degil kalbin amelidir. Bu 
yuzden ilim ehli niyeti; "Kalbin azmetmesi, kasdetmesidir" seklinde aciklamislardir. 195 

2- imamin cemaatten niyet icin hazirlanmalanni talep etmesi bidattir. 196 

3- Kamet okunurken nafile namaza devam etmek; Muslim'in rivayet ettigi 
hadiste; "Namaz icin kamet okununca farz namazdan baskasi kihnmaz" 
buyrulmustur. Buhari, Muslim ve Ahmedin rivayetlerinde de soyle anlatihr; 
"Peygamber sallallahu aleyhi ve selem kamet okundugu halde iki rekat namaz kilan 
birini gordu ve "Sabah namazi dort rekat mi? Sabah dort rekat mi!?" buyurdu. 

4- Namazda ruku ve secdeleri tarn yapmamak, tadili erkana riayet etmemek. 
Boyle yapanlara sessiz kalan da onun gunahina ortak olur. 

5- Tek bir mahalde iki ayn cemaatin namaz kilmasi. 

6- Mesru bir sebep olmadan namaz sonunda secde etmek. 

7- Ozellikle Teravih namazini hizhca kilmak. 

8- imamin namazdan sonra cemaate donmesi, muezzinin telkini ile tesbihatm 
yapilmasi, imamin dua edip cemaatin amin demeleri, Muslumanlann ruhlari icin el- 
fatiha demeleri gayri mesru bidatlerdir. 197 

9- Namazdan sonra musafaha ederek "Tekabbelallahu minna ve minkum" 
demek 198 

10- Vitr namazinin kunut duasini okurken elleri kaldirmak bidattir. Bunun 
disinda diger namazlarda rukudan sonra yapilan kunutta elleri kaldirmak sunnettir. 
Duada elleri kaldirmak sadece yagmur duasinda sunnet olup mahal tayin etmeksizin 
ve yuze surmemek kaydiyla duada elleri kaldirmak mesrudur. Kunut duasindan 
sonra elleri yuze ve bedene surmek, namazin ardindan dua icin elleri kaldirmak ve 
duadan sonra elleri yuze surmek ash olmayan bidatlerdir. Bu konuda bazi rivayetler 
nakledildiyse de hadis uzmani alimlerimizin belirttikleri gibi sahih degildirler. 199 

Cum a Namazi Ile Ilgili Bidatler: 



194 Bkz.: Zadul Mead(1/201) Telbisu iblis(s.183) 

195 Bkz.: Mekasidul Mukellefin(s.24-30) Karafi ez-Zehira(1/240) Karafi el-Umniyye Fi idrakin 
Niyye(s.17) ibn Teymiyye Mecmuul Fetava(22/236) ibn Kayyim Bedaiul Fevaid(3/192) Sirazi 
el-Muhezzeb(3/276) Suyuti el-Esbah ven Nezair(s.76) Ahmed Suveyki et-Tavdih(1/233) 

196 Bkz.: Husamuddin Affane el-ittiba La ibtida(s.245-247) 

197 Bkz.: Husameddin Affane el-ittiba(s.124) ibn Teymiye Mecmuul Fetava(22/519) AN Mahfuz 
el-ibda(s.283) Zadul Mead(1/257) Nevevi el-Ezkar(s.58) 

198 Affane(s.129) Fethul Bari(13/294) Mirkatul Mefatih (8/458) Mucemul Menahi(s.206) iz Bin 
Abdisselam Fetava(s.389) Mecmuul Fetava(23/339) ibn Abidin(6/381) ibnul Hac el- 
Medhal(2/223) 

199 Beyhaki(2/212) Elbani es-Sahiha(2/146) Mervezi el-Vitr(s.236) Eczaul Hadisiye(s.83) iz 
Bin Abdisselam Fetava(s.392) Mecmuul Fetava(22/519) 



1- Cuma gunu yolculugu terk ederek ibadete yonelmek. 200 

2- Cuma gununu tatil gunu edinmek. (Ihya, c.1, s.169) 

3- Sakah tiras etmek, ipek giyinmek ve altin susler takinmak gibi masiyet fiilleri 
islemek suretiyle Cuma namazi icin suslenip hazirlanmak. 

4- Bazi kimselerin Cuma gunu ya da sair gunlerde mescide gitmeden evvel 
onden birtakim sergilergondermeleri. 201 (el-Medhal, c.2, s.124) 

5- Cuma gunu ani mahiyetinde cesitli sekillerde hediyelesmek. (el-Medhal, c.2, 
s.258-259; el-lbda' ff Madarri'l-lbtida', s.76; Mecelletu'l-Menar, c.31, s.57) 

6- Cuma gunu toplu halde ezan okumak. (el-Medhal, c.2, s.208) 

7- Cuma gunu mescidin avlusunda daimi muezzinle birlikte diger muezzinlerin 
ezan okumalan. (§eyhulislam ibn Teymiyye, el-lhtiyaratu'l-'llmiyye, s.22) 

8- ikinci olarak avluda okunan ezanda ilk muezzine karsihk verir gibi bir baska 
muezzine daha ezan okutmak. (el-lbda\ s.75; el-Medhal, c.2, s.208) 

9- Muezzinin Cuma gunu ilk ezandan sonra halki namaza katilmaya ve 
cemaatin sayisini kirka tamamlamaya cagirmak icin minareye cikmasi. (Islahu'l- 
Mesacid ani'l-Bida'i ve'l-'Avaid, s.69) 

10- hsanlar Cuma namazi icin toplandiklannda Kur'an cuzlerinin dagitilmasi. 
Bu cuzler daha sonra ezan vakti gelince dagitan kimse tarafindan ger toplanir. (el- 
Medhal, c.2, s.223) 

11- Kendisi ile teberrukte bulunulmasi dusuncesiyle salih bir kimsenin 
insanlann omuzlan uzerinden a§arak on saflara gitmesine musaade edilmesi. 202 

12- Cumanin ilk sunnetinin kihnmasi. (es-Sunen ve'l-Mubtede'at, s.51; el- 
Medhal, c.2, s.239; el-Ecvibetu'n-Nafi'a, s.46-58) 

13- Cuma gunu minbere ortuler serilmesi. (el-Medhal, c.2, s.166) 



200 ibn EbTSeybe, el-Musannef, c.1, s.205'te Salih b. Keysan kanahyla Ebu 'Ubeyde'nin Cuma 
gunu bir yolculuga giktigmi ve Cuma namazmi beklemedigini rivayet etmistir. Rivayetin isnadi 
ceyyiddir. 

ibn EbTSeybe, es-Siyeru'l-KebTr, c.1, s.50'de (serhi ile birlikte) imam Muhammed b. Hasan ve 
c.3, s.187'de BeyhakT Hz. Omer'den "Cuma (namazi) yolculuga mani degildir" dedigini rivayet 
etmislerdir. Senedi sahihtir. ibn EbT Seybe benzer bir rivayeti bir grup seleften de rivayet 
etmistir. "Cuma gunu sabah namazmdan sonra yolculuga gikana iki melegi de beddua eder..." 
hadisi, el-EhadTsu'd-Da'Tfe, s.216, 217'de agiklandigi iizere zayiftir. Seyh BuceyrimT'nin el- 
ikna', c.2, s.177'de yer alan "bu hadis sahihtir" sbzunun kesinlikle itibara almacak bir ybnii 
bulunmamaktadir. Kendisi hadis ehlinden olmadigi igin bu degerlendirmesine itibar edilmez. 

201 Seyhulislam ibn Teymiyye, el-Fetava, c.2, s.39'da "Bu uygulama ittifakla nehyedilmistir." 
demistir. 

202 BacurT, c.1, s.227'de sbyle der: "imamin ve salih kimsenin insanlann omuzlan uzerinden 
asarak on saflara gitmesi mekruh degildir. Cunku bu kimselerle bereket umulur. Boyle 
kimselerin omuzlarim asarak one dogru ilerlemelerinden dolayi insanlar rahatsizhk duymazlar. 
Bazi kimseler -diinya hayatmda dahi olsa- bnemli kimselerin salih insanlarla ayni hiikCimde 
olduklanni sbylemislerdir. Qunku insanlar bbyle kimselerin one gegmelerine miisdaade eder 
ve bundan rahatsizhk da duymazlar." 



14- Hutbe sirasinda minbere siyah bayraklar asilmasi. {el-Medhal, c.2, s.166) 

15- Minbere perdeler asilmasi. (es-Sunen, s.53) 

16- imamin Cuma gunleri daima siyah giysilergiymesi. {el-lhya, c.1, s.162, 165; 
el-Medhal, c.2, s.266; Serhu Sir'ati'l-lslam, s.140) 

17- Cuma namazi ve diger namazlar icin ozellikle sank sanlmasi. 203 

18- Cuma hutbesi ve namazi icin mest giyilmesi. (el-Medhal, c.2, s.266) 

19- Terkiyede bulunmak, yani "Allah ve melekleri, Peygamber'e cok salat 
ederler. Ey muminler! Siz de ona salevat getirin ve tarn bir teslimiyetle selam 
verin." (Ahzab, 56) ayetinin okunmasi. 

20- Bu ayetin ardindan hatip cikip minbere vanncaya kadar muezzinlerin 
"Arkadasina 'Susl' dersen..." hadisini sesli olarak okumalan. 204 {el-Medhal, c.2, 
s.266; Serhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, c.1, s.114, 115; c.4, s.323; el-Menar, c.c.5, 
s.951; c.1 9, s.541; el-ibda", s.75; es-Sunen, s.24) (Ayrica 32. maddeye bakiniz.) 

21- Minber basamaklannin sayisinin ucten fazla yapilmasi. 205 

22- imamin minberin en altinda durarak dua etmesi. 

23- Minbere cikarken agiragircikmak. {el-Ba'is, s.64) 

24- Hatibin minbere cikmasi sirasinda ya da oncesinde Hz. Peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem'i oven siirler soylemek. (el-Menar, c.31, s.474) 

25- Hatibin hutbeye ciktigi sirada kihcinin alt kismiyla minber basamagina 
tiklatmasi. {el-Ba'is, s.64; el-Medhal, c.2, s.267; Islahu'l-Mesacid, s.50; el-Menar, 
c.1 8, s.558) 

26- Hatibin minbere her vurusunda muezzinlerin Hz. Peygamber sallallahu 
aleyhi ve sellem'e salavat getirmeleri. {el-Medhal, c.2, s.250, 267) 

27- Bas muezzinin hatiple birlikte minbere cikip biraz a§agida oturmasi ve 
"Amin, Allah'im kabul et! Amin' diyene Allah magfiret etsin! Allahumme salli ala..." 
demesi. {el-Medhal, c.2, s.268) 



203 : Sank sararak kihnan namazin faziletine dair varid olan hadislerin higbiri sahih degildir. El- 
Ehadfsu'd-Da'ffe, no:127'de bu hususa iliskin agiklamada mevcuttur.. 

204 Seyhulislam ibn Teymiyye, el-ihtiyarat, s.48'de "ittifakla mekruh ya da haramdir" demistir. 
Derim ki: el-Ba'is, s.65'te muellifi bu bidati hos gormesine adlanilmamasi gerekir. Bu biralimin 
zellesinden ibarettir. 

205 Et-Teratibu'l-idariyye miiellifinin c.2, s.440'ta zikrettigi gibi minber basamaklannin on bese 
gikanlmasi islemini ilk defa Hz. Muaviye'nin yaptigi konusunda sbylenenler sabit olmayan 
hususlardandir. "KTI (denilir ki)" ifadesi ile baslamasi da bunu bildirmektedir. Bu bidatin 
zararlarmdan biri saflarm kesilmesidir. Bazi mescid imamlan bu konuya dikkat ederek 
basamaklan duvar kenarma yapmak gibi yeni ybntemlerle bu sakmcayi gidermektedirler. 
Halbuki siinnete tabi olsalar rahat edecekler. 



28- Minbere ciktiginda imamin insanlara donup selam vermeden once kibleye 
yonelerek dua ile mesgul olmasi. (el-Ba'is, s.64; el-Medhal, c.2, s.267; Islahu'l- 
Mesacid, s.50; el-Menar, c.18, s.558) 206 

29- Minbere ciktigi zaman imamin cemaate selam vermemesi. (el-Medhal, 
c.22, s.166) 

30- ikinci ezanin mescidin icinde hatibin huzurunda okunmasi. (el-l'tisam, 
§atibT, c.2, s.207-208; el-Menar, c.19, s.540; el-Ecvibetu'n-Nafi'a, s.20-25) 

31- Bazi camilerde hatibin onunde iki muezzin bulunmasi. Muezzinlerden birinin 
minberin onunde ikincisinin de kapinin ust tarafinda durarak birinci muezzinin ezan 
lafizlanni kisik sesle telkin etmesi ve ikinci muezzinin de sesli olarak okumasi. 
(Islahu'l-Mesacid ani'l-Bida'i ve'l-'Avaid, s.143) 

32- Hatip hutbeye baslayacagi sirada bas muezzinin "Ey insnalar!. Hz. 
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih olarak rivayet edildigine gore 
"Cum a gunu imam hutbe okudugu sirada arkadas/na 'Susl' dersen, lagv etmis 
olursun. "buyurmustur. Susun ki Allah celle celaluhu size rahmet etsin!" demesi. (el- 
Medhal, c.2, s.268; es-Sunen, s.24) 

33- Hatip birinci hutbeyi bitirip oturdugunda bazi muezzinlerin "Allah celle 
celaluhu sana, ana-babana, bize, ana-babamiza ve hazirbulunanlara magfiret etsin!" 
demeleri. (Fetava ibn Teymiyye, c.1, s.129; Islahu'l-mesacid, s. 75-76) 

34- Hatibin Cuma hutbesinde kihca dayanmasi. (es-Sunen, s.55) 207 

35- §ifa bulmak amaciyla imam hutbe verdigi sirada minberin altinda oturmak. 
(el-Menar, c.7, s. 501 -503) 

36- Hatiplerin "hne'l-hamde lillah; nahmeduhu ve nesta'Tnuhu ve 
nestagfiruhu..." §eklindeki hutbe-i haceyi okumamalan. Aynca "Bundan sonra; en 
hayirh soz Allah celle celaluhu'nun kelamidir." sozlerini soylememeleri. 

37- Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem devamh surette uyguladigi halde 
hatiplerin hutbelerinde Kafsures\ ile ogutte bulunmamasi. (es-Sunen, s.57) 

38- Hatiplerin Cuma gunu hutbe sonunda "Gunahtan tevbe eden hig gunahi 
olmayan kimse gibidir" benzeri bir hadisi devamh surette okumalan. 208 (es-Sunen, 
s.56) 

39- icinde bulundugumuz asirda bazi hatiplerin birinci hutbeyi bitirince selam 
vermeleri. 

40- iki hutbe arasinda tic kez //7/assuresini okumalan. (es-Sunen, s.56) 



206 Seyhulislam ibn Teymiyye, el-ihtiyarat, s.48'de "imamin minbere giktiktan sonra dua 
etmesinin higbir ash yoktur." demistir. 

207 Menaru's-Seb/lde Ebu Davud'a isnad edilerek vaki oldugu gibi Hz. Peygamber sallallahu 
aleyhi ve sellem'in kihg ya da asaya dayanarak hutbe verdigine iliskin hadisin ne Ebu Davud 
ne de bir baskasi nezdinde 'kihg' lafzi igeren herhangi bir ash bulunmamaktadir. Fakat hadisin 
lafzi su sekildedir: "Asa ya da ok yayma dayanarak ..." el-irvau'l-Galfl, c.3, 616 numarada 
tahricini gbrebilirsiniz. 

208 Hasen hadis. Ed-Da'ffd&e 615 ve 616 numaralar altinda tahric edilmistir. 



41- Cemaatten bazi kimselerin ikinci hutbe sirasinda tahiyyetu'l-mescid namazi 
kilmalan. (el-Menar, c.18, s.559; es-Sunen, s.51) 

42- iki hutbe arasinda imam hutbede iken insanlann ellerini kaldinp dua 
etmeleri. {el-Menar, c.6, s. 793-794; c.18, s.559) 

43- Hatibin ikinci hutbede en alt basamaga inip sonra donmesi. (Hasiyetu ibn 
Abid/n, cA , s.770) 

AA- ikinci hutbede hizh davranmalan. (el-Menar, c.18, s.858) 

45- "Size emrediyorum", "Yasakhyorum" derken Hz. Peygamber sallallahu 
aleyhi ve sellem'e salavatta bulunurken saga-sola donmek. (el-Ba'is, s.65; Hasiyetu 
ibn Abidin, c.1, s.759; Islahu'l-Mesacid, s.50; el-Menar, c.18, s.558) 

46- Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e salavatta bulunurken minberde 
birbasamakyukan cikip salavati bitirince inmesi. (el-Ba'is, s.65) 

47- Hutbelerinde ve divanlannda secili ifadeler kullanarak uc-bes kez 
tekrarlamalan. Halbuki sahih rivayetlerde secili ifadelerde bulunmak yasaklanmistir. 
(es-Sunen, s.75) 

48- Ramazan ayinin son cumasinda ya da Ramazan bayraminda okunan 
hutbede bircok hatibin "Allah azze ve celle'nin Ramazan ayinin her gecesinde 
cehennemden azad edilen alti yuz bin azathsi bulunmaktadir. Son gece oldugunda 
Allah gecmis gecelerdekilersayisinca azat eder." hadisini okumasi. Halbuki bu hadis 
batildir. 209 

49- Cuma gunu imam hutbe okudugu sirada tahiyyetu'l-mescid namazinin terk 
edilmesi. (ibn Hazm, el-Muhalla, c.5, s.69) 

50- Bazi hatiplerin mescide girince tahiyyetu'l-mescid namazi kilmaya baslayan 
kimselere namazi kilmamalanni soylemek uzere hutbelerini kesmeleri. Halbuki Hz. 
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunun tarn aksine davranmis ve tahiyyetu'l- 
mescid namazi kihnmasini emretmistir. 

51- ikinci hutbenin vaaz, nasihat, irsad, ogut ve tergibden ari olarak sadece 
salavat ve duaya tahsis edilmesi. (es-sunen, s.56; Nuru'l-Beyan fi Kesfl an Bida'i 
Ahiri'z-Zeman, s.445) 

52- Hatibin Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e salavatta bulunurken 
hutbenin diger kisimlanna nazaran sesini daha fazla yukseltmek icin kendini 
zorlamasi. (el-Ba'is, s.65) 

53- Hatibin "innellahe ve melaiketehu..." ayetini okurken a§m yuksek sesle 
salavat getirmesi. (Buceyrimi, c.2, s.189) 

54- Bazi kimselerin hutbe esnasinda "Bismillah" diyerek ya da bazi salih 
zatlannin isimlerini soyleyerekbagirmalan. (el-Menar, c.18, s.559) 



209 ibn Hibban bu degerlendirmede bulunmustur. Aynca Suyutfnin el-Leali'l-Masnu'a adh 
eserinde de yer almaktadir. 



55- O hafta icinde yeni Musluman olmus birinin insanlann gozleri onunde 
Musluman oldugunu telaffuz etmesi icin, minberde bulunan hatibin yanina getirilmesi 
ve hatibin de bu sebeple hutbesini kesmesi. (el-Medhal, c.2, s.171) 



56- Halifelerin, kral ve sultanlann isimlerinin hatipler tarafindan ikinci hutbede 
makamh olarak zikredilmesi. 210 (el-i'tisam, c.1, s. 17-18; c.2, s.177; el-Menar, c.6, 
s.139; c.18, s.305, 558; c.31, s.55) 

57- Hatibin savasci ve smirnobetcileri icin dua etmesi. (el-l'tisam, c.1, s.18) 

58- Muezzinlerin yoneciler icin yuksek sesle ve uzun uzun dualar etmeleh. 
Hatibin de hutbesini oldukca uzatmasi. 211 (el-Menar, c.1 8, s.558; es-Sunen, s.25) 

59- Dua ederken, muezzinlerin amin demeleri icin hatibin arada bir susmasi. 
(Sehu't-Tarikati'l-Muhammediyye, c.30, s.323) 

60- Hatibin, ashab icin nzahk ve yoneticiler icin de zafer duasi ettigi sirada 
muezzinlerin amin demeleri. (Sehu't-Tarikati2l-muhammediyye, c.3, s.323) 

61- Hutbede nagme yapmak. (el-lbda", s.27) 

62- Hatibin dua sirasinda ellerini kaldirmasi. 212 

63- Cemaatin de imamin duasina eslik ederek ellerini kaldirmasi. 213 (el-Ba'is, 
s.64, 65) 

64- Hutbenin devamh olarak "innellahe ye'muru bi'l-'adli ve'l-ihsan..." ayeti 
ile ya da "uzkurullahe yezkurkum..." ayeti ile bitirilmesi. (el-Medhal, c.2, s.271, es- 
Sunen, s.57) 

65- Hutbenin uzatihp namazin kisa tutulmasi. 214 

66- Minberden inerken hatibin omzunu ve sirtmi sivazlamak. (el-lbda", s.79; 
Islahu'l-Mesacid, s.78; es-Sunen, s.54; Nuru'l-Beyan, s.44) 

67- Hatibin hutbesini bitirmesinin ardindan ozel bir bolmeye konan buyuk bir 
minberedinmek. (el-Medhal, c.2, s.212) 



210 ibnu'l-Hac, el-Medhal, c.2, s.270'te buna benzer bir sey zikretmis fakat "Bu uygulama, 
bidat degil, mendub babindandir." demistir. ibnu'l-Hac bu konuda vehme dCismiistCir. Qunku 
biz, ummetin selefi olan ashab, tabim ve digerlerinen higbir kimsenin boyle bir uygulamada 
bulundugunu bilmiyoruz. 

211 ibn 'AbidTn, el-Hasiye, c.1, s.769'da bu davranism mekruh -yani tahrimen mekruh- 
oldugunu bildirmistir. 

212 Seyhulislam ibn Teymiyye, el-ihtiyaratu'l-ilmiyye, s.48'de sunlan kaydetmistir: "imamin 
hutbe sirasinda dua ederken ellerini kaldirmasi mekruhtur. Qunku Hz. Peygamber sallallahu 
aleyhi ve sellem dua ettigi zaman parmagi ile isaret ederdi." 

213 ibn 'AbidTn el-Hasiye, c.1, s.768'de sahih olan gbriise gore cemaatin bbyle bir uygulamada 
bulunduklan takdirde gunah islemis olacaklanni zikretmistir. 

214 Zira siinnet olan uygulama daha bnceki satirlarda da gegtigi iizere namazin uzun tutulup 
hutbenin kisaltilmasidir. Bunun aksinin, gunumuz hatiplerinin gogusu tarafindan uygulandigi 
gibi bidat oldugu konusunda siiphe yoktur. Ed-Durru'l-Muhtarda (el-Hasiye rim c.1, s.768'de) 
"Cuma namazmda irad edilen iki hutbenin uzunlugunun mufassal surelerden birsureden daha 
uzun olmasi mekruhtur." ifadeleri geger. 



68- Bazi kucuk mescidlerde sayinin kirkla vanp varmadigini tespit icin 
cemaatte bulunanlann sayilmasi. 

69- Kucuk mescidlerde Cuma namazi kihnmasi. (Islahu'l-Mesacid, s.63) 215 

70- imamin saflar duzene konulmadan namaza girmesi. (el-lslah, s. 99-1 00) 

71- Hutbenin bitiminde hatibin elinin opulmesi. (Islahu'l-Mesacid, s.99) 

72- Cumadan sonra "Allah bizden de sizden de kabul buyursun!" denilmesi. 216 
{es-Sunen, s.54) 

73- Cuma namazindan sonra ogle namazinin kihnmasi. 217 (es-Sunen, s.10, 
123; Islahu'l-Mesacid, s.51-53; el-Menar, c.23, s.259, 497; c.34, s.120) 

74- Cocugu hala emekleyip de yuruyemeyen bazi kadinlann cami kapisi 
onunde Cuma namazindan sonra kucaklannda ayak bas parmaklanni iple 
bagladiklan cocukla durarak ilk cikandan kesmesini istemeleri. Bu sekilde 
cocuklannin iki hafta sonra yuruyeceklerini iddia etmektedirler. 

75- Bazi kimselerin sifa ve bereket maksadi guderek mescidden cikanlann tek 
tek tukurmesi icin ellerinde bir bardak su ile mescidin kapisinda durmalan. 

76- Diger islam ulkelerinin halef ve selef icmaina aykm olarak bir kisim islam 
ulkelerinde ezanin tek merkezden okunmasi suretiyle yuzlerce mescidde okunacak 
ezan siannin yasatilmamasi. 

77- Bazi islam ulkelerinde ezanin bizzat muezzin tarafindan okunmayarak 
kasetten yayinlanmasi. 

Zuhrul Ahir namazi bidattir; Cuma namazindan sonra ogle namazi kilmak 
caiz degildir. Zira malum oldugu uzere Allah Teala, kullanna, bir vakit icerisinde iki 
farz namazini ayni anda sart kosmamistir. O halde, her kirn, icinde Cuma namazi 
kihnan bir cami veya mescitte bulunuyorsa, Cuma namazini mutlaka orada cemaatle 
kilmahdir. Bununla birlikte, bazi sartlar yerine gelmedigi icin Cuma namazinin 



215 KasimT rahimehullah'in bu konuya iliskin oldukga onemli bir arastirmasi bulunmaktadir. Bu 
arastirmasinda KasimT "Cumanin birgok yerde kihnmasi suretiyle konulus hikmeti disina 
gikanlmasi" ifadelerini kullanir. Subkfnin de bu meseleye iliskin olarak el-i'tisam bi'l-Vahidi'l- 
Ehad min ikameti Cum'ateyn ff Beled admi tasiyan bir risalesi bulunmaktadir. Bu risalede 
sbyle der: "Cuma namazinin ihtiyag bulunmadigi halde birkag yerde kihnmasi, dinen zorunlu 
olarak bilinen bir miinkerdir." (el-Fetava, c.1, s.190) KasimT arastirmasinda son olarak su 
gerekliligi dile getirmektedir: "ister evlerin arasmda bulunsun, ister cadde iizerinde olsun 
kCigiik olan her mescidde Cuma namazi kihnmasi gerekmez. Buyuk mescidler de ayni 
kapsamdadir. Digerinde kihndigmdan dolayi bu mescidlerde Cuma kihnmasina gerek yoktur. 
Buyuk bir mahallede yasayan kimselerin en buyuk camiye gitmeleri gerekir. Biiyuk bir 
mahalle, tek basma buyuk bir kby sayilabilir. Bu sekilde diger birgok mescidde Cuma 
kihnmasina ihtiyag bulunmaz. Biiyuk camilerde Cuma namazi kihnmasiyla islam'in sian en 
essiz bigimde izhar edilmis ve gesitlilik/gokluk uhdesi dismda kahnmis olur.". 
21 "Cuma namazindan aynlirken kardesi He karsilan 'Allah bizden ve sizden kabul buyursun!' 
desin! Ci/nku bu, rabbinize eda ettiginiz bir ibadettir " hadisini SuyutT, Zeylu'l-Ehadisi'l- 
Mevdu'a, s.1 1 1'de zikretmis ve "Senedinde yer alan Nehsel, kezzabdir" demistir. 
217 Bu mesele hakkmda Seyh Mustafa el-GalaymT'nin el-Bid'a fi Salati'z-Zuhr ba'de'l-Cum'a 
admi tasiyan faydah bir risalesi bulunmaktadir. Bu risale el-Menar Dergisinde defalarca 
yayinlanmistir. (Bk. c.7, s. 941-948; c.8, s. 24-29) Muhtemelen mustakil bir risale olarak da 
nesredilmistir. 



gecersiz oldugunu dusunuyorsa, bu durumda Cuma namazini kilmasi caiz degildir. 
Cunku bu,-yanhs da olsa- soz konusu kisinin dusuncesine gore mesru olmayan batil 
bir ibadete baslamak demektir. Bu da Allahu Teala'ya bir isyandir. Bu kisi, Cuma 
namazinin gecersiz oldugunu bile bile bu namazi kilacak olursa, ogle namazini 
kilmak, onun boynunun borcu olur ve kilmasi gerekir. Bu kisinin, Cuma namazi 
kilmak icin baska insanlarla cemaat olusturmasi caiz degildir. Qunku, yaptigi bu is, 
kendilerinden once Cuma namazi kilan Musluman kardesleri ile bu kimseler arasini 
ayirmak anlamina gelir. 

Eger kisi, kildigi Cuma namazinin sihhatinden eminse, bu namazdan sonra ne 
munferiden, ne de cemaatle aynca bir de ogle namazi kilmasi caiz olmaz. Cunku bu 
uygulama ile O, dinen zaruri (bazi fakihlere gore ise kati) oldugu bilinen bir bilgiye 
muhalif hareket etmis olur. 

Ne sahabilerden, ne de muctehid selef imamlardan birinin, Cuma namazindan 
sonra ogle namazi kildiklanna dair herhangi bir rivayet bize ulasmis degildir. imam 
§afii Bagdat'a geldiginde, orada bircok cami ve mescit bulunmaktaydi. Ancak Ondan, 
Cuma namazindan sonra ogle namazi kildigina dair bir rivayet gelmemistir. Eger 
boyle bir rivayet olsaydi bile, kendisinin bu davranisi izlenecek, sunnete uygun bir 
tutum olmazdi. 

Cuma namazindan sonra ogle namazini kilan kimseler, "Yaptigimiz Have, 
namaz gibi hayirh bir husustadir" demek suretiyle meseleyi onemsememezlik 
etmesinler. Cunku bu yaptiklan, Allahu Teala'nin ongormedigi bir ibadeti ihdas etmek 
anlami tasiyacagindan buyuk bir tehlike arz etmektedir. Yegane §ari (kanun ve yasa 
koyucu) Yuce Allah'tir. Her kirn, dinde yeni bir sey ihdas etmeye kalkisirsa, uluhiyet 
ve rububiyet konusunda kendisini Allah'a ortak yapmis sayihr. Kim de boyle bir 
davranisi sergileyen kimseyi onaylarsa, onu Allah'a ortak edinmis olur. Nitekim Allah 
Teala soyle demektedir: 

«Yoksa onlarin, dinden, Allah'm izin vermedigi §eyleri dini kaide kilan 
ortaklan mi var? » (§ura:21) 

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah'i birtarafa birakan, haham ve 
rahipleri rabler edinen ehl-i Kitab'i soyle tanimlamaktadir: 

«Onlar, onlara (Yahudi ve Hiristiyan din adamlanna) tapmiyorlardi. Ancak 
onlarin kendilerine he/a/ kildigim he/a/ sayiyorlar, yasakladiklarim da haram 
kabul ediyorlardi. » 218 

§eyh Muhammed §emsu'l-Hak el-Azim AbadT soyle demistir: Cuma namazi, 
ogle namazinin yerine gectiginden, Cumadan sonra aynca ogle namazinin eda 
edilmesi caiz degildir. Sahabelerden, tabiinden, tebe-i tabiinden, muctehid ve 
muhaddis imamlann hi? birisinden, Cuma namazindan sonra ogle namazi kildigi 
veya boyle bir namazi emrettigi yolunda herhangi bir rivayet gelmemistir. Cuma 
namazindan sonra ogle namazinin ihtiyaten kihnmasi, bu namazi kilan kimseyi 
gunahkar yapan bir bidattir. Kenzu'd-Dekaik adh eserin serhi niteligindeki el-Bahru'r- 
Raik'ta da goruldugu uzere, soz konusu bidati, Hanefilerin muteahhir ulemasindan 
bazilan 5ikartmi§tir. 219 



218 Tirmizi (3095) ibn Cerir, Tefsir 1/81 . Hadis yollan ve sahidleriyle birlikte hasen derecesindedir. 

219 et-Tahkikatu'l-Ula, s. 46 



Bayramlarla ilgili Bidatler 

islamda, Ramazan ve Kurban Bayramlannin disinda ucuncu bir bayram 
yoktur. Muslumanlar, Allah'in hakkinda herhangi bir hukum indirmedigi, zaman ve 
mekana bagh olarak belirlenen pek 50k bayramlarla smanmislardir. 

Zamana Bagh Bayramlar: Bunlar pekcoktur. Peygamber'in (sallallahu aleyhi 
ve sellem) dogum gunu, mirac gecesi, §aban'in 15. gecesi, salih veya salih oldugu 
sanilan bir insanin dogum gunu, bazi kral ve padisahlann iktidara gelis tarihi, bu 
bayram acem (arab harici) kavimlerde Nevruz bayrami olarak gecer ve onlardan 
ahnmistir. Bir iktidara karsi baslatilan direnis hareketi ve bir halkin diger bir halka 
galip geldigi tarih olan ve arab olmayan kavimler tarafindan kutlanan Mihrican 
Bayrami vs. 

Noel, yilbasi ve dogum gunu kutlamak da haramdir. 220 Bunlar Hristiyanlann 
adetidir. Sahih hadiste; "Kim bir kavme benzerse onlardandir" buyrulmustur. ibni Amr 
r.a. soyle demistir; "Kim acemlerin beldelerinde bina yapar, nevruzlanna ve 
mihricanlanna katihr ve onlara benzerse, kiyamet gununde onlarla birlikte 
hasredilir." 221 

Bayramlarla ilgili yanhflar; "go? bayrami ve istiklal Bayrami gibi, Allahu 
Teala'nin tecviz etmedigi, sevinc ve nese kaynagi olan ve belirli gunler icin tahsis 
edilen uydurma kutlama gunleri bidat bayramlardir. 222 

Mekana Bagh Bayramlar: Bu bayramlar, bir grup halkin, kabir ve anitlarda 
ihdas etmis olduklan toplantilar olup, insanlar bu mekanlara ya belirli bir tarihte 
gelirler veya surekli olarak buralann kapilanni asindinrlar. Ozellikle, Misir'da el- 
Bedevi'nin, Kerbela'da Huseyin'e mensub kabrin, Bagdat'ta ise Abdulkadir-i 
Geylani'nin kabri basinda icra edilen kutlama ve torenler de bid'attir, boyledir. 

Bugun -ozellikle de bayram gunlerinde- muslumanlann hayatmda bircok 
munkerat bulunmaktadir. Ba§hcalan §unlardir: Kadinlann suslenip puslenmesi, 
erkeklerin sakal trasi olarak guzelle§meye 5ah§malari, kabir ziyaretlerinin sadece bu 
gune tahsis edilmesi, kadin-erkek karisik oturulmasi, mahremi olmayan kadinlann 
yanina girip cikilmasi, sonu gelmeyen savurganhklarin yapilmasi. 

Birtakim insanlann, bayram namazi hususunda ve bu namazin sunnet oldugu 
konusunda gevsek davranmalan, bayram namazini namazgahta kilmayi terk etmeleri 
de hatadir. §evkani §6yle demi§tir: "Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), iki 
bayram namazini surekli olarak kilmis, hicbir zaman terk etmemis ve insanlara, hatta 
evde hizmet etmekle gorevli gen? cariyelere dahi (eger elbisesi yoksa, sahibi 
tarafindan giydirildikten sonra) bu namazi kilmalanni emretmistir. Dahasi, bayram 
gununde hayizh kadinlann da evlerinden cikmalanni, namaza i§tirak etmeseler bile 
bayram namazi esnasindaki coskuya istirak etmelerini istemi§tir." 

i§te butun bunlar, bayram namazinin farz-i kifaye degil, farz-i ayn oldugunu 
gosteren delillerdir. Ve yine buradan, bayram namazini terk eden kadinlann, namazi 
namazgahta kildirma konusunda gevseklik gosteren imam ve hatiplerin hatah oldugu 



220 Husamuddin Affane el-ittiba(s.247) Turtusi el-Havadis vel-Bid'a(s.150) ibnTeymiye iktizaus 
Siratil Mustakim(s.180) Suyuti el-Emru Bil ittiba ven Nehyu Anil ibtida(s.144) 

221 Beyhaki(9/234) 

222 Musluman beldelerindeki bu tCir bayramlar gergekten goktur ve sayilmasida gugtiir. Bazi 
sayimlarda Hindistandaki muslumanlann heryil 144tane bayrami oldugu ortaya gikmistir!!! 



sonucu ortaya cikmaktadir. Bu gibi ahskanhklar, ummet icerisinde -eskiden beri var 
olmayip- sonradan yayilmaya baslamistir. 

Namazgaha giderken, tekbirleri agiktan getirme sunnetini terk etmek; 

Tekbirlerin, herkes tarafindan tek agizdan okunmasinin dini bir temeli olmayip, kisiler 
bu tekbirleri yalniz baslanna getirebilirler. Zikir, ister aciktan olsun, ister gizli, bu 
zikirlerin hicbirisinin toplu olarak yapilmasi hususunda dini bir dayanak 
bulunmamaktadir. Ornegine §am'da rastladigimiz, ezanin, meshur bir grup 
tarafindan topluca okunmasi da keza yanhstir. Qunku toplulugun okudugu ezan, 
durulmasi caiz olmayan yerlerde kelimeyi veya cumleyi bolmeye sebep olabilir. 
Sabah ve aksam namazlannda okunan tehliller (La ilahe illallah) esnasinda, "La 
ilahe" deyip bir sure ara vermek gibi. 

Bayram namazinin kihnifi ve keyfiyyeti hususunda insanlann isledikleri 
hatalar: 

Bayram namazini kilarken ahnan tekbirler esnasinda elleri kaldirma 
hususunda Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) herhangi bir rivayet sabit 
olmamistir. 

Pekcok islam ulkesinde, imam namaz kildmncaya kadar, bayram namazina 
gelen cemaatin, bulunduklan yerde iki rekat namaz kilmalan Peygamberden 
(sallallahu aleyhi ve sellem) varid olan bir uygulama olmayip, aksine bu konuda 
sunnet olan iki rekatlik bu namazin terk edilmesidir. 

ibn Abbas'tan rivayete gore Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Ramazan 
Bayrami gunu sadece iki rekat namaz kilmistir. Bu namazin oncesinde veya 
sonrasinda baska herhangi bir namaz kilmamistir. 223 

Bircok hatip ve vaiz, insanlan, Ramazan ve Kurban Bayrami gecelerini ibadetle 
ihya etmeye tesvik etmektedirler. Halbuki bu konuda kendilerine delil olabilecek 
herhangi birsahih dayanak bulunmamaktadir. 

Bayram namazinda hatiplerin isledikleri hatalar: 

Hutbeye tekbirlerle baslanilmasi ve hutbenin cesitli bolumleri arasinda da 
tekbir getirilmesi. ibn Kayyim, bu hususta soyle soylemektedir: "Peygamber 
(sallallahu aleyhi ve sellem) butun hutbelerine Allah'a hamd ile baslardi. Ondan, 
bayram namazlannin hutbelerini tekbirle actigina dair sahih bir rivayet gelmemistir." 

— Ayni sekilde hatiplerin, Bayram namazi i?in iki hutbe okumalan da yanhstir. 
Nevevi, hutbenin tekran hususunda Peygamberden (sallallahu aleyhi ve sellem) 
herhangi bir sey sabit olmadigini ifade etmistir 



223 Buhari (945) (989) (1364); Muslim (884). 



CENAZELERLE iLGiLi BiDATLER 

OLUMDEN ONCEKi BiD'ATLER 

1. Bazilannin seytanlann olum doseginde bulunan kimseye anne ve babasi 
seklinde yahudi ve hristiyan birisi kihgiyla gelip, ona onu saptirmak icin herbir dine 
girmesini teklif ettigine inanmak. (ibn Hacer el-Heytemi el-Fetava el-Hadisiyye adh 
eserinde Suyuti'den: "Boyle bir rivayet varid olmamistir." dedigini nakletmektedir.) 

2. Olumu yaklasmis kimsenin basi ucuna mushaf koymak. 

3. Oluye peygamberi ve ehl-i beytin imamlanni (selam onlara) ikrar ve kabul 
etmeyi telkin etmek. 1 

4. Olmek uzere olan kimseye Yasin suresini okumak. 

5. Olumu yaklasmis olan kimsenin yuzunu kibleye cevirmek. el-Muhalla (V, 
174)'de belirtildigi uzere Said b. el-Museyyeb el-Medhal (III, 229-230'da belirtildigi 
uzere Malik bunu reddetmistir. Bu hususta herhangi sahih bir hadiste gelmemistir. 

OLUMDEN SONRA iSLENEN BiD'ATLER 

6. Sianin soyledigi: "Ademoglu olum dolayisiyla necis olur. Masun (imamlar), 
sehid ve oldurulmesi icab edip oldurulmeden once gusleden ve sonra oldurulen 
kimse -bu son sahis sadece ve muayyen olarak bu sebeb dolayisiyla- necis 
olmazlar." 1 

7. Ay hali, lohusa ve cunub olanlann yanindan ^ikartilmalari. 

8. Olenin canini verdigi siralarda hazir bulunan kimselerin uzerinden yedi gun 
gecinceye kadari§i gucu birakmasi. (ibnu'l-Hac, el-Medhal, III, 276-277) 

9. Bazilannin inancina gore olunun ruhunun oldugu yerin etrafinda dola§tigina 
dairinan?. 

10. Olunun vefat ettigi gece sabaha kadar yaninda mum yanik tutmak. (el- 
Medhal, III, 236) 

1 1 . Olunun oldugu odaya yesil bir dal birakmak. 

12. Olunun yaninda yikanmaya baslayincaya kadar Kur'an okumak. 

13. Olunun tirnaklanni kesmek ve etek trasini yapmak. (imam Malik, el- 
Mudevvene, I, 180, el-Medhal, III, 240) 



1 Bk. Siaya ait kitablardan Miftahu'l-Kerame (I, 408) 

1 Daha once degindigimiz kaynak (I, 153)'de sianin bu hususta icma ettigini nakletmektedir. Halbuki 

bu kendisine isaret edilmis bulunan hadis ile gatismaktadir. 



14. Olenin makadina, bogazina, burnuna pamuk sokmak. 2 (imam Malik, el- 
Mudevvene, I, 180, el-Medhal, III, 240) 

15. Olunun gozlerine toprak koymak ve bu esnada: "Ademoglunun gozunu 
topraktan baska birsey doldurmaz" demek. (el-Medhal, III, 261) 

16. Olunun yakinlannin defin isi bitirilinceye kadar yemek yememeleri. (Ayni 
yer, III, 276) 

17. Ogle ve aksam yemekleri esnasinda aglamaya ozen gostermek. (Ayni yer, 
III, 276) 

18. Bir kimsenin (olenin) baba ve kardesinin uzerindeki elbiseyi yirtmasi. 3 (Bk. 
22. mesele, b ve c fikralannda kaydedilen hadis) 

19. Olen icin tarn bir sene yas tutmak. Bu zaman zamnda kadinlar kina 
yakmazlar, guzel elbiseler giyinmez, sus esyasi takinmazlar. Sene sona erdikten 
sonra yapageldikleri sekilde ser'T bakimdan men olunmus nakis, yazi ve benzeri isleri 
yaparlar. Onlar ve onlarla birlikte yas tutanlar bu sekilde hareket etmeye de "Fekku'l- 
Huzn: Yasi bitirmek, cozmek" adini verirler. (el-Medhal, III, 277) 

20. Bazilannin old icin yas tuttuklanndan oturu sakallanni birakmalan. 

21. Sergilerin, hahlarin ters cevrilmeleri, ayna ve avizelerin ortulmeleri. 

22. Testi ya da benzeri bir kabta bulunan evdeki sularla yararlanmamak, onun 
necis oldugunu kabul etmek. Buna gerekce olarak da olunun ruhu cesedinden 
ciktiginda o suya daldigini gostermek. (Bk. el-Medhal) 

23. Onlardan herhangi birisi yemek yerken hapsuracak olursa ona: Filan erkek 
yahut filan kadin ile konus diyerek hayatta olanlar arasindan sevdigi bir kimsenin 
ismini verirler ve buna da o kisinin de olene katilmamasi icin boyle yapmak 
gerektigini gerek?e gosterirler. (Ayni eserden) 

24. Oluleri icin yas tuttuklan surece ebegumeci ve bahk yemeyi terketmek. 
(Ayni eser, III, 281) 

25. Et, izgara, kofte gibi seyleri yemeyi terk etmek. 

26. Sufilerin: Kim olen bir kisi icin aglarsa, o marifet ehli kimselerin yolunun 
disina cikmis olur demeleri. (ibnu'l-Cevzi, Telbisu iblis, s. 340-342 Bk. 18. 
meseledeki hadisler) 

27. Ucuncu bir gune kadar olenin elbiselerini yikamayi terketmek. Cunku bir 
kanaate gore boylesi oluden kabirazabini uzakla§tmr. (Medhal, III, 276) 

28. Bazilannin dediklerine gore cuma gunu ya da cuma gecesi olen bir 
kimsenin sadece tek bir saat kabir azabi gorecegini soylerler. Sonra azabi sona erer 



2 Derim ki: Ancak nadir bazi hallerde olabilir. Mesela oliide bir hastalik bulunmasi gibi. Bu takdirde 
eger oluden bir seyler gikip, bunlann kefeni kirleteceklerinden ya da necis edeceklerinden korkulmasi 
gibi nadir bazi nailer miistesnadir. 

3 Miftahu'l-Kerame (I, 509)'da belirtildigi iizere bu imamiyenin benimsedigi goriistiir. 



ve kiyamet gunune kadar bir daha avdet etmez. (Bunu §eyh Aliyyu'l-Kari §erhu'l- 
Fikhi'l-Ekber, s. 96)'da zikretmis ve bunu reddetmistir. 

29. Bir baska gorus gunahkar mu'minin kabir azabi cuma gunu ve cuma 
gecesi kesilir ve bir daha kiyamet gunune kadar o azab ona geri donmez. 4 

30. Olenin vefatmi minberler uzerinden ilan etmek. (Medhal, III, 245-246) 

31. Birilerine vefatlan oldugunu haberverdikleri vakit hazir bulunanlann filanin 
ruhuna el-Fatiha demesi. 

OLUNUN YIKANMASINDA BlDA TLER 

32. Olunun yikandigi yerde olumunden itibaren uc gun sureyle bir ekmek ve 
birtesti su koymak. (el-Medhal, III, 276) 

33. Olunun yikandigi yerde gunesin batimindan, dogusuna kadar uc gece 
sureyle ciralar ya da kandil yakmak. Bazilan bunu yedi gece sureyle kabul ederler. 
Bazilan bunu daha fazla olarak kabul eder ve ayni isi olunun oldugu yerde de 
yaparlar. (Ayni yer) 

34. Oluyu yikayan kisinin olunun yikadigi herbir uzvu sirasinda zikirlerden belli 
birzikri okumasi. (el-Medhal, III, 329) 

35. Cenaze yikandigi ve ugurlandigi vakit yuksek sesle zikir getirmek. (el- 
Hadimi, §erhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, IV, 22) 

36. Olmus kadinin saclanni gogusleri arasindan sarkitmak. 

KEFEN VE CENAZEYl KABRE GOTURMEKTE BI'DA TLER 

37. Oluyu ehl-i beyt ve benzerleri salih zatlann kabirlerine yakin bir yerde 
defnetmek amaciyla uzakca yerlere tasimak. 

38. Bazilannin soyledikleri: Oluler kabirlerinde kefenlerle, kefenlerin 
guzellikleriyle birbirlerine kar§i ogunurler. Buna gerekce olarak da §unu gosterirler. 
Oluler arasinda kefeni bayagi ve adi olan kimseler bundan dolayi ayiplanirlar. 1 (el- 
Medhal, III, 277) 



4 Bunu Seyh Ali el-Kari, Serhu'l-Fikhi'l-Ekber (s. 91)'de nakletmis ve: "Siiphesiz ki bu batildir" 
sozleriyle bunu reddetmistir. Bunun batil oldugu hususunda daha da agik diger gbriis sbyle 
demektedir: Siiphesiz kabir azabi kafirin uzerinden cuma giinii ve ramazan ayi boyunca Peygamber 
(s.a)'m hurmetine kabir azabi kaldinhr. Yine bunu Seyh Aliyyu'l-Kari nakletmis ve ayni sekilde 
reddetmistir. 

1 bu kabilden bazi hususlar zayif birtakim hadislerde rivayet edilmistir. Buradakine en yakin hadis 
Cabir (r.a)'m rivayet ettigi su hadistir: "Oliilerinizin kefenlerini guzel yapmiz. Qiinku onlar kabirlerinde 
kefenleriyle birbirlerine karsi ogunurler ve kefenleriyle birbirlerini ziyaret ederler." Hadisi Deylemi 
rivayet etmistir. Senedinde tanimadigim birtakim raviler vardir. Yine buna yakin baska iki hadis daha 
vardir. Bunlan ibnu'l-Cevzi, el-Mevduat adh eserinde zikretmis, Suyuti ise ilmi bakimdan pekfaydasi 
olmayan birtakim cevablar (el-Leani, II, 234) vermistir. Karsilastirmak igin Silsiletu'l-Ahadiysi's- 
Sahiha, 1425 ve daha once bu hususta gegen bilgilere bakiniz. 



39. Olunun adini onun sehadet kelimesini getirdigini -eger varsa- Huseyn 
(a.s)'in mezan yakininda bir yer bulundugu takdirde ehl-i beytin isimlerini yazmak ve 
bunu kefene koymak. 2 

40. Kefen uzerinde bir dua yazmak. 3 

41. Cenazenin suslenmesi. (Ebu §ame, el-Bais ala hkari'l-Bid'i ve'l-Havadis, 



37) 



42. Cenazenin onunde birtakim bayraklann tasinmasi 



43. Tabutun uzerine sank konulmasi. (ibn Abidin Hasiyesinde, I, 806)'da 
bunun ve bundan onceki uygulamalann mekruh oldugunu acikca ifade etmistir.) Fes, 
gelinlik taci ve olenin kisiligine delalet eden herbir sey de bunun gibidir. 

44. Celenklerin, mersin agaclannin, ciceklerin ve olenin fotografinin cenazenin 
onunde tasinmasi. 

45. Cenazenin ciktigi sirada esigin yaninda kuzu kesmek. (§eyh AN Mahfuz, 
el-ibda fi Madari'l-imtida, s. 114) Bazilannin: Eger bu is yapilmayacak olursa, olenin 
yakinlanndan tic kisinin olecegine inanmasi. 

46. Cenazenin onunde ekmek ve kuzulan tasiyip, definden sonra bunlann 
kesilmesi ve ekmekle beraberdagitilmalan. (el-Medhal, 266-267) 

47. Bazilannin eger cenaze salih bir kimseye ait ise tasiyanlara hafif 
gelecegine ve cabukca goturulecegine inanmak. 

48. Cenaze ile birlikte sadaka vermek. (el-ihtiyaratu'l-ilmiyye, s. 53; Kessafu'l- 
Kina, II, 134) Meyan koku, limonata ve benzeri seyler icirmek de bu kabildendir. 

49. Cenazenin tasinmasina ozellikle sagdan ba§lamaya dikkat etmek. (el- 
Mudevvene, 176) 

50. Cenazenin dort bir yaninin herbirisinden onar adim tasinmasi. 4 

51. Cenazeyi agir agir goturmek. (Ebu §ame, el-Bais, s. 51, 67; Zadu'l-Mead, 
I, 299; Suyuti, el-Emru bi'l-ittiba, s. 251) 



2 Miftahu'l-Kerame, 1, 455-456'da belirtildigi iizere imamiyye bu kanaattedir. 

3 Bazilan bu isi zekat develeri uzerine "lillah: Allah igin" yazilmasma kiyasen bunu yapmislardir. 
Ancak et-Teratibu'l-idariyye (I, 440)'da onun verdigi isimle el-Muhtar ala Reddi'l-Muhtar'dan naklen 
bu gbrCisti reddetmektedir. Ancak bu sekilde isimlendirme bir hata ya da bir yanilmadir. Qunku eserin 
dogru adi Reddu'l-Muhtar ale'd-Durri'l-Muhtar'dir. Belirtilen husus ise Reddu'l-Muhtar'm 1. cildinde yer 
almaktadir. (I, 847-848) 

4 Bazi fakihler buna: "Her kim bir cenazeyi kirk adim tasiyacak olursa, onun kirk tane biiyiik gunahi 
bagislanir." hadisini delil gbstermislerdir. Bunu el-Bahru'r-Raik (II, 207-208)'de Bedaiu's-Sanai'den 
nakletmektedir. Hasiye (ibn Abidin)'de (I, 833) belirtildigi Cizere Serhu'l-Minye'de: "Bunu Ebu Bekir 
en-Neccad rivayet etmistir" denilmektedir. Bu sekilde biri digerinden hadisi naklederken hadisin 
durumuna herhangi bir isarette bulunulmamaktadir. Bu hadis sahih degildir. Qiinku senedinde Ali b. 
Ebi Sare admdaki ravi vardir ve bu zayif bir ravidir. Boyle bir hadis aynca ez-Zehebi'nin de belirttigi 
Cizere miinker kabul edilmistir. Bundan dolayi bizler bu hadisi el-Camiu's-Sagir'de yer alan mevzu 
hadisler arasmda zikrettik. Bununla birlikte hadis bbyle bir bid'atin yapilabilecegine delil de degildir. 
Buna dikkat gerekir. 



52. Naas etrafinda kalabahkyapmak. (ibn Hazm, el-Muhalla, V, 178) 5 

53. Cenazeye yakinlasmaktan uzak durmak. (el-Bais, s. 67) 

54. Cenazede sessizligi terketmek. (el-Bais, ayni yer, ibn Abidin, I, 810) Bu bir 
onceki fikradan gelecek olan yuksek sesle zikir yapmayi, insanlann birbirleriyle 
konusmalanni ve benzeri hususlan kapsar. 

55. Yuksek sesle zikir, Kur'an okumak, Burde kasidesini ya da Delail-i Hayrat'i 
ve buna benzer seyleri okumak. (el-ibda, s. 110; iktidau's-Sirati'l-Mustakim, s. 57, 
imam §atibi, el-iltisam, I, 372; §erhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, I, 114, el-Emru bi'l- 
ittiba, s. 252 ve el-Bais, 88) 

56. Cenazenin arkasindan celale, burde yahut delaili ve Esma-i Husna'yi 
okuyup zikretmek. 

57. Cenazenin arkasinda: "Allahu ekber, Allahu ekber. Eshedu ennallahe 
yuhyi ve yumiyt ve huve hayyu la yemut. Subhane men teazzeze bi'l-kudreti ve'l-beka 
ve kahara'l-ibade fi'l-Mevti ve'l-fena: Allah en buyuktur, Allah en buyuktur. §ahidlik 
ederim ki Allah hayat verir ve oldurur. O ise hayydir, asla olmez. Kudret ve beka ile 
herseye guc yetiren kullanna olum ve yok olmakla boyun egdirenin sani ne yucedir" 
demek. 6 

58. Cenazenin arkasinda: "Onun icin de, kendiniz icin de Allah'tan magfiret 
dileyin" vb. seyleri feryad ederek soylemek. (el-Medhal, II, 221; el-ibda, s. 113; el- 
Emru bi'l-ittiba, 254) 

59. Salihlerden birisinin kabrinin yakinlanndan gecerken yahutta yol 
ayinmlarina gelirken el-Fatiha lafzmi yuksek sesle soylemek. 

60. Cenazeyi goren kimsenin: "Beni cozulup giden kalabahklar arasinda 
kilmayan Allah'a hamdolsun" demesi. 7 

61. Bazilannin cenaze salih bir kisiye ait ise veli bir kimsenin kabrinin 
yanindan gectigi takdirde tasinmakta olmasina ragmen durduguna inanmalan. 

62. Cenaze goruldugu vakit: "Haza ma veadenallahu ve Rasuluhu ve 
sadakallahu ve Rasuluhu. Allahumme zidna imanen ve teslima: Bu Allah'm ve 
Rasulunun bize vaadettigidir. Allah ve Rasulu dogru soylemi§tir. Allah'im imanimizi 
ve teslimiyetimizi arttir." demek. 8 



5 Daha sonra Katade'den su rivayeti zikretmektedir: Ben aralannda Ebu's-Sevvar'm da bulundugu bir 
cenazede bulundum. -es-Sewar'm asil adi Hureys b. Hassan el-Adevi'dir- Tabutu tasimak Cizere 
izdiham oldu. Ebu's-Sewar soyle dedi: Ne dersiniz bunlar mi daha faziletlidir, yoksa Muhammed'in 
ashabi. Onlardan herhangi birisi cenazeyi tasiyacak bir yer goriirse tasir, degilse bir kenarda durur 
kimseye eziyet vermezdi. 

6 Serhu Sir'ati'l-islam (s. 665)'de miistehab oldugunu belirtmektedir. 

7 Bunu Miftahu'l-Kerame (I, 469-471)'de miistehab oldugunu agikga ifade etmektedir. 

8 Bu hadis Serhu's-Sir'a (s. 665)'de zikredilmistir. Bastarafi sbyle olan bir hadisin devamidir: "Oliim 
bir korkutucu hadisedir. Cenazeyi gordugiinuz vakit ayaga kalkip sbyle deyiniz..." deyip bu sbzleri 
zikretmektedir. Ben hadisi bu sekilde bu butunluk ile bilmiyorum. Hadisin bastarafi Musned(lll,317); 
Beyhaki (IV, 26)'da Cabir'in rivayet ettigi bir hadis olarak yer almaktadir. Ravileri sikadirlar. Cenaze 
dolayisiyla ayaga kalkmaya dair emir veren hadisler goktur. Bu hadisler daha once ilgili yerde 



63. Olunun arkasindan buhurdanhktasimak. (el-Mudevvene, I, 180, Aynca bk. 
74. mesele) 

64. Cenazeyi yatirlann cevresinde dolastirmak. (el-ibda, 109) 

65. Cenazenin Kabe etrafinda yedi defa tavaf ettirilmesi. (el-Medhal, II, 227) 

66. Mescidlerin kapilannda cenazenin bulundugunu yuksek sesle haber 
vermek. (el-Medhal, II, 221, 262-263) 

67. Cenazeyi Mescid-i Aksa'da Babu'r-Rahme'den sokmak ve onu kapi ile 
kaya arasinda birakmak bazi hocalann cagnlarak orada birtakim zikirleri okumalanni 
saglamak. 

68. Cenazenin mescide getirildigi vakit uzerine namaz kilmadan once veya 
sonra, cenazeyi kaldirmadan once veya defnedilmesinin akabinde kabrin yaninda 
mersiyelerokunmasi (bu kabilden konusmalaryapilmasi) (el-ibda, 124-125) 

69. Cenazeyi mutlaka araba uzerinde tasimak ve arabalarla onu ugurlamak. 

70. Bazi olulerin top arabasi uzerinde tasinmasi. 

CENAZE NAMAZI ILE ILGILl BlDA TLER 

71. Dunyanin uzak bolgelerinde olmus bulunan musluman cenazeler uzerine 
hergun gunes batimindan sonra gaib namazi kilmak. (el-lhtiyarat, 53; el-Medhal, IV, 
214, es-Sunen, 67) 

72. Oldugu yerde uzerinde namaz kihndigi bilinmekle birlikte gaib cenaze 
namazi kilmak. 

73. Birisinin cenaze namazi kihndigi sirada "subhane men tahara ibadehu bi'l- 
mevt ve subhanel hayyillezi la yemut: Kullanna olum ile boyun egdirenin §ani ne 
yucedir. Daima hay olan ve olmeyenin §ani ne yucedir." demesi. (es-Sunenu ve'l- 
Mubtedeat, 66) 

74. Cenaze namazi kihnirken onlarda gorulur bir necaset bulunmamakla 
birlikte ayakkabilan cikarip, uzerlerine basarak namaza durmak. 

75. imamin erkegin gobek hizasinda, kadinin da gogsunun hizasinda 
durmasi. 

76. Cenaze namazinda istiftah (subhaneke ve benzeri) dualanni okumak. 

77. Fatiha ve beraberinde bazi sureleri okumamak. 

78. Cenaze namazinda selam vermemek. 1 



agiklandigi Cizere neshedilmis ise de bunlarda burada kaydedilen fazlahk bulunmamaktadir. iste bu, 
bu fazlaligm mCinker olduguna delalet etmektedir. 

1 Bu imamiyye kitablanndan Miftahu'l-Kerame (I, 483)'de belirtildigi iizere diger muslumanlardan ayn 
olarak ozel bir sekilde imamiyye'nin yaptiklan uygulamalar arasindadir. 



79. Bazilannin cenaze namazinin kihnmasi akabinde yuksek sesle hakkimda 
nasil sehadet edersiniz diye sormalan, hazir bulunanlann da ayni sekilde o salih 
kimselerdendi ve benzeri ifadeler kullanmalan. (Bk. el-ibda, 108, es-Sunen, 66.) 

DEFI'N VE ONDAN SONRAKl BlDA TLER 

80. Cenaze kabristana vanp, defnedilmeden once okuzun kesilmesi ve etinin 
hazirbulunanlara dagitilmasi. (el-ibda, 114) 

81. Cenazenin evden cikisi sirasinda kesilen hayvanin kaninin olenin kabrine 
konulmasi. 

82. Olunun defninden once tabutun etrafinda zikiryapilmasi. (es-Sunen, 67) 

83. Olunun kabre yerlestirilmesi sirasinda ezan okunmasi. (ibn Abidin 
Hasiyesi, I, 837) 

84. Olunun kabrin bas tarafindan kabre indirilmesi. 

85. Huseyn (a.s)'m turbesinde olunun kabre indirildigi esnada birmiktartoprak 
konulmasi. Cunku boyle bir is herturlu korkuya karsi birguvenliktir. 1 

86. Zaruret olmadigi halde olunun altina kum (veya toprak) yayilmasi. (el- 
Medhal, III, 261) 

87. Kabirde olunun basi altina yastik ya da benzeri bir seyin konulmasi. (Ayni 
eser, III, 260) 

88. Kabirde olunun uzerine gul suyu serpilmesi. (el-Medhal, III, 262 ile II, 222) 

89. Hazir olanlann ellerinin List kisimlanyla istircada bulunarak toprak 
atmalan. 2 

90. Birinci avuc toprak attiginda "biz sizi ondan yarattik", ikincisinde "ona iade 
ederiz", ucuncusunde "bir kere daha yine ondan cikarinz" (Taha, 20/55) buyruklanni 
okumak. 

91. Birinci avuc topragi atarken bismillah, ikincisinde el-mulku lillah, 
ucuncusunde el-kudretu lillah, dorduncusunde el-lzzetu lillah, besincisinde el-afvu 
ve'l-gufranu lillah, altincisinda er-rahmetu lillah dedikten sonra yedincisinde yuce 
Allah'm: "Onun (yerin) uzerindeki her canli fanidir." (er-Rahman, 55/26) ayeti ile yuce 
Allah'm: "Biz sizi ondan yarattik..." (Taha, 20/55) ayetini okur. 

92. Fatiha, felak ve nas ile ihlas suresi nasr suresini, kafirun suresini ve bir de 
kadr suresi olmak uzere yedi sureyi ve onunla birlikte su duayi okumasi: "Allah'im 
ben senden ism-i azamin adina istiyorum. Senden dini ayakta tutan ismin adina 
istiyorum. Senden ... istiyorum, senden ... istiyorum, senden ... istiyorum. Senden 
kendisi anilarak dilekte bulunuldugu vakit verdigin, dua edildigi vakit kabul ettigin 



1 Miftahu'l-Kerame (I, 497)'de boyle iddia etmektedir. 

2 Miftahu'l-Kerame (I, 499)'de belirtildigi Cizere bu imamiye'nin bir gbrustidCir. Onlar sanki bu suretle 
Peygamber (s.a) efendimizin avug igleriyle toprak attigi sekilde siinnete muhalefet etmek istemis 
gibidirler. Bk. Mesele 103 



ismin adina istiyorum. Ey Cebrail'in, Mikail'in, israfil'in, Azrail'in... Rabbi" der ve butun 
bunlari olunun defnedildigi sirada soyler. 3 

93. Olunun basi ucunda fatiha'yi, ayaklan tarafinda da Bakara suresinin ilk 
ayetlerini okumak. 4 

94. Olunun uzerine toprakyigilmaya basladiginda Kur'an okumak. (el-Medhal, 
III, 262-263) 

95. Oluye telkin verilmesi (es-Sunen, 67; San'ani, Subulu's-Selam.) 

96. Kadinin kabri uzerine iki tas dikmek. (§evkani, Neylu'l-Evtar, IV, 73) 

97. Olunun defnedilmesinden hemen sonra kabrin yanibasinda mersiyeler 
okumak. (ibda, 124-125) 

98. Olunun defnedilmesinden once ya da sonra serefli meshedlere 5 
goturulmesi. 

99. Olunun defnedilmesinden sonra turbedeki ya da yakinindaki bir odada 
kalmak. (el-Medhal, III, 278) 

100. Definden dondukleri vakit ellerini olenin eserlerinden silmedikce eve 
girmemek (ayni eser, III, 276) 

1 01 . hsanlar gelip alsinlar diye kabrin uzerine yiyecek ve icecek koymak. 

102. Kabrin yanibasinda sadaka vermek. (el-iktida, 183; Kesfu'l-Kina, II, 134) 

103. Olunun bastarafindan su dokerek daha sonra etrafinda donmek ve artan 
suyu kabrin orta tarafina dokmek. 

TAZiYE VE ONA BA6LI OLARAK YAPILAN Di6ER BiDATLER 

104. Kabirlerin yaninda taziyede bulunmak. (ibn Abidin, I, 843) 

105. Taziye icin bir mekanda toplanmak. (Zadu'l-Mead, I, 304; el-Feyruz 
Abadi, Sifru's-Saade, s. 57, el-Kasimi, Islahu'l-Mesacid mine'l-Bidai ve'l-Avaid, s. 80- 
181) 

106. Taziyenin ucgun ile sinirlandinlmasi. 

107. Olunun evine birakilan yaygilann taziye icin gelenlerin oturmasi i?in 
ahnmayip birakilmasi. Onlar bu yaygilan yedi gun gecene kadar orada birakirlar. 
Ondan sonra oradan kaldmrlar. (el-Medhal, III, 279-280) 



3 Bunu ve bundan onceki Serhu's-Sir'a, s. 568'de mCistehab kabul etmistir. Ancak bunun sonradan 
ortaya konuldugunun delillerinden birisi de Azrail'in admin anilmasidir. Halbuki daha once dikkat 
gektigimiz iizere siinnette bu isim kesinlikle zikredilmemistir. 

4 Bu ibn Omer'in naklettigi bir hadiste merfu olarak zikredilmis ise de Heysemi (III, 45)'de bunun zayif 
oldugunu belirtmistir. Ondan mevkuf olarak da rivayet edilmis olmakla birlikte oldukga zayiftir. 122. 
meselede agiklandigi iizere 

5, 6 Bu her iki uygulamada imamiye mezhebinin gbriislehndendir. Miftahu'l-Kerame (I, 500, 507)'de 
belirtildigi iizere. 



108. "Allah ecrini arttirsin. Sana sabretmeyi ilham etsin. Bize de, sana da 
stikretmeyi nasib etsin. Stiphesiz bizim canlanmiz, mallanmiz, ailelerimiz, coluk- 
cocugumuz ytice Allah'm bize huzurlu olmak tizere bagisladigi seylerden ve onun 
bize emanet verdigi seylerdendir. Kaybettiginle Allah gibta ve sevinc ile seni 
faydalandirdi, btiytik bir ecir vererek onu senden aldi. Eger sen onun ecrini Allah'tan 
beklersen sana salat, rahmet ve hidayet vardir. Onun icin sabret, sakin senin 
tahammtilstizltigtin senin ecrini bosa cikarmasin, o takdirde pisman olursun. Sunu da 
bil ki sabirsizhk hicbir seyi geri cevirmez, hicbir kederi onlemez ve gelecek olan da 
gelmis gibidir." sozleriyle taziyede bulunmak. 1,2 

109. "Suphesiz Allah'm yaninda her musibet icin bir teselli, elden kaybolan 
herbir sey icin onun yerini tutacak baska bir sey vardir. Onun icin sadece Allah'a 
guveniniz, yalniz O'ndan Limit ediniz. Asil mahrum kisi Allah'm mukafatindan mahrum 
kalandir." 

110. Olenin ailesinden yiyecek ziyafeti kabul etmek. (Telbisu iblis, 341; ibnu'l- 
Humam, Fethu'l-Kadir, I, 473; el-Medhal, III, 275-276, islahu'l-Mesacid, 181) 

111. Birinci, yedinci, kirkinci ve sene-i devriyesi gununde olen icin ziyafet 
hazirlamak. (el-Hadimi, Serhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, IV, 322; el-Medhal, II, 114, 
III, 278-279) 

112. Oltimtin sonrasindaki ilk persembe gtinti olenin akrabalanndan yemek 
ziyafeti almak. 

113. Oltintin akrabalannin yemege davetlerine icabet etmek. (imam 
Muhammed Birgivi, Cilau'l-Kulub, 77) 

1 14. Malum tie gece yemek sofrasini ancak koyan kimse kaldinr demeleri. (el- 
Medhal, III, 276) 

115. Yedinci gtinde Zeladiye denilen (bir cesit hamur tathsi) yapmak yahut 
onu ve onunla beraber yenilecek seyleri satin almak. (el-Medhal, III, 292) 

116. Oldtigti gtin yahut daha sonra yemek yapilmasini, ziyafet verilmesini, 
ruhuna Kur'an okuyan yahut onun icin tesbih ve tehlil getiren kimselere belli miktarda 
bir paranin verilmesini vasiyet etmek. (et-Tarikatu'l-Muhammediyye, IV, 325) 

117. Kabrinin yaninda kirk gece yahut daha fazla ya da daha az gece birtakim 
kimselerin gecelemesini vasiyet etmesi. (Ayni eser, IV, 326) 

118. Kur'an-i Kerim'in okunmasi yahutta nafile namaz kihnmasi yahut tehlil 
getirilmesi yahut Peygamber (s.a)'a salavat getirilmesi ve bunlann sevabinin 
vakfedenin yahut onu ziyaret edenin ruhuna hediye edilmesi amaciyla vakiflar tesis 
etmek. (Ayni eser, IV, 323) 



1,2 Serhu's-Sir'a (s. 562, 563 ve baska eserlerde bu iki duanin yapilmasini giizel kabul etmistir. 
Birinci dua Peygamber (s.a)'m Muaz b. Cebel'i oglu dolayisiyla taziye ederken soyledigi sozler 
oldugu rivayet edilmistir. Fakat bu uydurma hadistir. Digeri de ? (a.s)'m Peygamber efendimizin vefati 
dolayisiyla ehl-i beytini taziye ederken soyledigi sozler oldugu rivayet edilmistir. Bu da zayif bir 
rivayettir. SafiT bunu Miisned'inde (1820) rivayet etmis olup, ibn Kesir, Tarih'inde (I, 332) zayif 
oldugunu belirtmektedir. Bunlann birincisine daha once 112. mesele ile ilgili notta dikkat gekilmis 
bulunmaktadir. 



119. Olenin velisinin birinci gece gecmeden mumkun olan bir sekilde 
tasaddukta bulunmasi. Eger sadaka verecek bir sey bulamazsa iki rekat namaz kilar, 
bu iki rekatin herbirisinde fatiha ve ayete'l-kdrsi'yi bir defa, tekasur suresini de on 
defa okur, namazini bitirince de: "Allah'im ben bu namazi kildim. Bununla neyi 
istedigimi de biliyorsun. Allah'im sen bunun sevabini filan olunun kabrine gonder." 
diye dua etmesi. 3 

120. Olunun sevdigi yemeklerle old adina tasaddukta bulunmak. 

121. 0c aylar diye bilinen receb, saban ve ramazan ayinda olulerin ruhlanna 
sadaka vermek. 

122. Iskat-i salatyapmak. (Islahu'l-Mesacid, 281-283); 

123. Oluler icin ve oluler uzerine Kur'an okumak. (es-Sunen, 63-65) 

124. Old icintesbih. (Sunen, 11, 65) 

125. Old adina kole azad etmek. (Ayni yer) 4 

126. Old icin Kur'Han okumak ve kabrinin yaninda hatmini indirmek. (Sifru's- 
Seade, s. 57; el-Medhal, I, 266, 267) 

127. Old icin subha yapmak. Subha denilen sey onu bir gun once 
defnedenlerin akrabalan ve tanidiklan ile birlikte olenin kabrine erkence gitmeleri 
demektir. (el-Medhal, II, 113-114, III, 278; islahu'l-Mesacid, 270-271) 

128. Subha'ye gelecek kimseler icin mezann yakininda yaygi vb. seyleri 
yerlestirmek. (Medhal, III, 278) 

129. Kabir uzerine cadir kurmak. (Ayni yer) 

130. Kirk ya da daha az yahut daha fazla gece kabrin yaninda gecelemek. 
(Celau'l-Kulub, 83) 

131. et-Tizkar (hatirlama) diye adlandmlan 40. gece yahut her sene-i 
devriyesinde old icin mersiye okumak. (el-ibda, 125) 

132. Olume hazirlanmak icin olumden once kabri hazirlamak. 

KABlR ZlYARETl ILE ILGlLl BlDATLER 

133. Olumden sonra ucuncu gunde kabirleri ziyaret etmek. Buna el-Ferk adini 
verirler. Hafta basinda, sonra da onbesinci gunde, sonra kirkta kabri ziyaret etmek. 



3 Garib hususlardan birisi de sudur: Bu bid'ati kendisinden naklettigim kitab olan Serhu's-Sir'a (s. 
568) de sbyle denilmektedir: "Siinnet olan olunun velisinin... tasaddukta bulunmasidir" demektedir. 
Fakat bunun siinnette kesinlikle bir ash yoktur. Bu sbzuyle mesayihm sunnetini kastetmis olma 
ihtimali vardir. Nitekim sarihlerden birisinin: Namaza baslandigi vakit niyeti lafzan sbylemek 
siinnettendir seklinde sarihlerden birisinin kullandigi bu ifadeyi hasiye yazanlardan birisi bbyle 
agiklamistir. 

4 Sunlan da sbylemektedir: "Kim bin defa kulhuvallahu ahad suresini okursa, nefsini cehennemden 
satin almis (kurtarmis) olur." Hadisi ise uydurmadir. 



Bunlara et-Tal'at (cikislar) adini verirler. Kimileri de sadece son ikisini yapmakla 
yetinirler. (Nuru'l-Beyan fi'l- Kesfi an Bidai Ahiri'z-Zaman, s. 53-54) 

134. Her cuma anne-baba kabirlerini ziyaret etmek. (Bu hususta varid oldugu 
soylenen hadis daha once gectigi uzere uydurmadir.) 

135. Eger olunun ziyaretine cuma gecesi gidilmeyecek olursa, olunun diger 
oluler arasinda gonlu kink kalacagini soylemeleri ve sehrin surunun disina ciktiklan 
vakit olunun onlari gordugunu iddia etmeleri. (el-Medhal, III, 277) 

136. Kadinlann cumartesi alaca karanhgindan itibaren kusluk vaktine kadar 
Yahya (s.a)'m makamini ziyaret etmek uzere Emevi camiine gitmeleri ve bu sekilde 
kirk cumartesi ziyareti surduren bir kimsenin hangi niyeti tutmussa o niyetinin ona 
verilecegini iddia etmeleri. (Islahu'l-Mesacid, 230) 

137. Sufi ibn ArabT'nin kabrini -ihtiyaclan gorur iddiasiyla- kirk cuma ziyaretine 
gitmek. 

138. Asure gunu kabirziyaretinde bulunmak. (el-Medhal, I, 290) 

139. Saban ayinin 15. gecesinde kabirleri ziyaret edip, orada ates yakmak. 
(Telbisu iblis, 429, el-Medhal, I, 310) 

140. Bayramlann birinci gunlerinde receb, saban ve ramazanda kabristanlara 
gitmek. 

141. Bayram gunu kabir ziyareti yapmak. (el-Medhal, I, 286; el-ibda, 135, es- 
Sunen, 71) 

142. Kabirleri pazartesi ve persembe gunleri ziyaret etmek. 

143. Bazi ziyaretcilerin kabristan kapisinda sanki izin ahyorlarmis gibi al?ak 
gonullu birifade ile kisa bir sure durmalan, sonra iceri girmeleri. (el-ibda, 99) 

144. Ellerini namazda duruyormu§ gibi kavusturup, kabrin on tarafinda 
durmak. (ayni yer) 

145. Kabir ziyareti yapmak icin teyemmum yapmak. 

146. Kabir ziyareti sirasinda iki rekat namaz kihp, herbir rekatte fatiha'yi ve 
ayete'l-kursi'yi birer defa, ihlas suresini ucer defa okuyup, bunun sevabini oluye 
bag^lamak. 1 

147. Oluler i?in fatiha okumak. (Tefsiru'l-Menar, VIII, 268) 

148. Kabristanlarda Yasin suresini okumak. 2 



1 Bu hususu Serhu's-Sir'a (s. 570) muellifi su sozleriyle kaydetmektedir: "Ziyarette sCinnet olan once 
abdest almakla baslayip, herbir rekatte... okuyacagi iki rekat namaz kilar." Oysa bunun siinnetle 
higbir alakasi yoktur. Aksine siinnette bnceden de gectigi iizere bu sekilde kabirlerin yanmda namaz 
kilmak kasti ile gitmenin haram kihnmasi sbzkonusudur. Az once kaydettigimiz nota da bakabilirsiniz. 



149. Kulhuvallahu ahad (ihlas) suresini onbir defa okumak. (Buna dair hadis 
daha once gectigi uzere uydurmadir.) 

150. Allah'im biz senden Muhammed hurmetine bu oluyu azablandirmamani 
niyaz ediyoruz diye dua etmek. 3 

151. Kabirdekilere: "Aleykumu's-selam" diyerek once aleykum sonra selam 
lafzini zikretmek suretiyle selam vermek. (Halbuki sunnet bu hususta varid olmus 
butun hadislerde goruldugu uzere bunun tam aksinedir. 4 

152. Kitab ehline ait kabristanlar uzerinde: "O kafir olanlar oldukten sonra as/a 
diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. Deki: 'Hayir, Rabbim hakki igin elbette 
diriltileceksiniz..." (et-Tegabun, 64/7) ayetini okumak. 5 

153. Ayin gorundugu gecelerde kabristanda minberler ve kursuler uzerinde 
vaazyapmak. (el-Medhal, I, 268) 

154. Kabirler arasinda yuksek sesle tehlil getirmek. 

155. Ozel bazi kabirleri ziyaret eden kimselere haci adini vermek. 7 



2 Elbani der ki; "Kim kabristana girip de Yasin suresini okursa Allah onlann (yiiklerini) hafifletir ve o 
kabirlerde bulunanlar sayisinca o kimselere hasenat yazihr." diye rivayet edilen hadisin sunnet 
kitablannin higbirisinde herhangi bir ash esasi yoktur. SuyutT bunu Serhu's-Sudur(s.130)'da 
kaydettikten sonra hadisin kaynaklanna "el-Hallal'm arkadasi Abdu'l-Aziz kendi senediyle Enes'den 
rivayet etmistir" sbzlerinden daha fazla bir sey sbylememistir. Daha sonra bu hadisin senedine vakif 
oldum. el-Ahadiysu'd-Daife, 1246'da tahkik ettigim iizere bu senedin elle tutulur higbir tarafmin 
bulunmadigmi gbrdiim. 

3 Bu hadisi Birgivi, Ahvalu Atfali'l-Miislimin(s. 229)'de zikretmekte ve sbyle demektedir: "Haberde 
nakledildigine gore: Kim bir mii'minin kabrini ziyaret eder ve Allah'im... Senden isterim diyecek 
olursa, Allah sura uflenecegi giinde iizerinden azabi kaldinr." Bu batil bir hadis olup, siinnet 
kitablannin higbirisinde bunun ash astan yoktur. Birgivi merhumun muhaddislerden herhangi bir 
kimseye bunu isnad etmeksizin bu hadisi nakletmeyi nasil caiz gordugunu bilemiyorum. Qunku bu 
hadiste yine ona gore az once belirtilen eserinde kaydettigi Cizere (s. 352) bid'at haram ve tahrimen 
mekruh kabilinden olan tevessiil de sbzkonusu edilmektedir. 

4 Bu bid'ati kabul edenlerin birisi de es-Sir'a'nin sarihi (s.757)'dir. Bunlar bunu Cabir b. SCileym'in 
rivayet ettigi su hadise dayanirlar: Rasulullah (s.a) ile karsilastim. Ona aleyke's-selam dedim. 
aleyke's-selam, oluye verilen selam seklidir... diye buyurdu. Hadisi Ebu Davud(ll,179), Tirmizi(ll,120), 
Hakim (IV, 186), Hakim hadisin sahih oldugunu belirtmis, Zehebi de bu hususta ona muvafakat 
etmistir. Hadis dedikleri gibidir. Hattabi de sbyle demektedir: 

"Peygamber efendimizin bu sbzii sbylemesi bliilere selam vermek hususunda onlann -cahiliye 

dbnemindeki arablan kastediyor- gbrulegelen geleneklerine isaret etmektedir. Cunkii onlar duadan 

once blenin ismini sbyliiyorlardi. Ayni zamanda bu siirlerinde de gegen bir ifadedir. Sairin su 

beyitinde oldugu gibi: 

"Sana olsun Allah'm selami ey Kays b. Asim 

Ve rahmeti de her rahmet etmek istediginde." 

Ancak siinnet canhlara ve bliilere selam vermek bakimindan farkhhk arzetmez." Bu agiklamayi ibnu'l- 

Kayyim, Tehzib-u Siinen-i Ebi Davud adh eserinde Ali el-Kari de el-Mirkat (II, 406, 479) adh eserinde 

desteklemislerdir. Oraya bakmiz. 

5 Serhu's-Sir'a (s. 568)'de bunu miistehab gbrmiis. Ancak siinnette bunun herhangi bir ash astan 
yoktur. Aksine siinnette buna muhalif olan husus vardir. 125. meseleye bakmiz. 

7 Seyhu'l-islam, el-ihtiyarat (181)'de sunlan sbylemektedir: "Kabirleri ve mesedleri sadece kendisine 
haci denilsin diye ziyaret eden bir kimse kafir ve sapik hacilann ayagma vurulan bukagi gibi bir bukagi 
vurularak tazir edilir ve her kirn bu gibi yerleri ziyaret etmeye hac adini verir yahutta bunlann bzel 
birtakim ziyaret ibadetlerinin oldugunu kabul ederse, siiphesiz ki o sapik ve saptmcidir. Beytullahm 
haccmm bzelliklerinden olan herhangi bir seyi higbir kimse bu gibi yerlerde yapma hakkma sahip 
degildir. 



156. Peygamberlerin kabirlerini ziyarete giden kimseler vasitasiyla onlara 
selam gondermek. 

157. Kadinlann cuma gunlerinde Dimask -§am- sehrindeki es-Salihiyye'de 
bulunan mezarlan ziyarete gitmeleri. Bu konuda erkekler de cesitli kesimlerden 
onlara katilmaya baslamistir. (Islahu'l-Mesacid, 231) 

158. §am'da ibrahim el-Halil'in magarasi Kasyun daginin er-Rabve bati 
tarafinda bulunan uc eser gibi, §am'da bulunan peygamberlere ait eserlerin ziyaret 
edilmesi. (Tefsiru'l-ihlas, s. 169) 

159. Mechul askerya da mechul sehid adi verilen kabirlerin ziyaret edilmesi. 

160. Namaz ve Kur'an okumak gibi ibadetlerin sevablannin muslumanlann 
olulerine hediye edilmesi. 

161. Birtakim salih amellerin sevabinin Peygamber (s.a)'a hediye edilmesi. 
(el-Kaidetu'l-Celile, 32, 111; el-lhtiyaratu'l-ilmiyye, 54; §erhu Akideti't-Tahavi, 386- 
387; Tefsiru'l-Menar, VIII, 249, 254, 270, 304, 308) 

162. Kur'an okuyup onu oluye hediye eden kimselere ucret vermek. (ibn 
Teymiye, Fetava, 354) 

163. Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerinin yaninda dua kabul olunur 
demek. 

164. Kabul edilir umidiyle dua etmek uzere belli bir kabre gitmek. (el- 
lhtiyaratu'l-ilmiyye, 50) 

165. Peygamberlerin, salih kimselerin ve digerlerinin kabirlerini ortulerle 
ortmek. 8 (el-lhtiyaratu'l-ilmiyye, 55, el-Medhal, III, 278; el-ibda, 95-96) 

166. Bazilannin salih kimsenin kabri eger bir koyde bulunuyor ise onun 
bereketiyle nziklandinldiklarina, onlara yardim edildiklerine inanmalan ve burasi 
sehrin bekcisidir demeleri. Nitekim: Seyyide Nefise Kahire'nin bekcisi, §eyh Rislan 
Dima§k'm bek?isi filan ve filan Bagdat'in bek?ileri ve digerleri hakkinda soylenenler. 
(er-Raddu ale'l-Ahnai, 82) 

167. Bir cok evliya yatin hakkinda doktorlann uzmanhk alanlan gibi uzmanhk 
alanlannin bulunduguna inanmak. Mesela kimilerinin goz hastahklannda faydali 
olduguna, kimilerinin sitma hastahgini §ifaya kavusturduguna... inanmak. (el-ibda, 
266) 

168. Bazilannin marufun kabri denenmis tiryaktir (sifa kaynagidir) demeleri. 
(er-Reddu ale'l-Bekri, 232-233) 

169. Bazi seyhlerin muridlerine senin Allah'tan bir ihtiyacm olursa, benden 
yardim dile yahutta kabrimin yaninda yardim dile demesi. (Ayni yer) 



8 ibn Abidin (I, 839)'de bunun mekruh oldugunu soylemektedir ki bu da tahrimen mekruh demektir. 



170. Velinin kabri etrafinda bulunan agac, tas gibi seylerin kutsanmasi ve 
onlardan herhangi birisini kesenlerin bir sekilde rahatsiz edici bir musibet ile 
karsilasacagina inanilmasi. 

171. Kimilerinin her kim ayete'l-kursi'yi okur ve §eyh Abdu'l-Kadir Geylani'nin 
bulundugu tarafa doner, yedi defa ona selam verirse verdigi herbir selam ile birlikte 
onun kabrine dogru biradim yaklasirise ihtiyaci karsilamr. (Fetava, IV, 309) 

172. Kendisi oldukten sonra kocasi evlenen vefat etmis kadinin kabri uzerine 
kiskanchginin atesini sondurecegi iddiasiyla su serpmek. (el-ibda, 265) 

173. Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerini ziyaret etmek icin yolculuk 
yapmak. (Fetava, I, 118, 122, IV, 315; Mecmuatu'r-Resaili'l-Kubra, II, 395; er-Raddu 
ale'l-Bekri, 233; el-ibda, 100-101; er-Raddu ale'l-Ahnai, 45, 123-124, 219, 384) 

174. ibrahim el-Halil (a.s)'in kabri yaninda yuce Allah'a yakinlasmak umidiyle 
davul, zurna, boru calmakve raks etmek. (el-Medhal, IV, 246) 

175. ibrahim el-Halil'i binanin ictarafindan ziyaret etmek. (Ayni eser, IV, 245) 

176. Kabirler icerisinde odalar yapmak ve orada kalmak. (Ayni eser, I, 251- 
252) 

177. Kabirlerin uzerine mermer ya da tahtadan levhalar yerlestirmek. (Ayni 
eser, III, 272-273) 

178. Kabrin etrafini parmakhklarla cevirmek (ayni eser, III, 272) 

179. Kabri suslemek (§erhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, I, 114-115) 

180. Kabristana mushaf goturmek ve o mushaftan olunun uzerine Kur'an 
okumak.(Tefsiru'l-Menar, Ahmed'den naklen, VIII, 267) 

181. Orada Kur'an okuyacak kimseler icin kabirlerin yaninda mushaflar 
koymak.(Fetava, I, 174; el-lhtiyaratu'l-ilmiyye, 53) 

182. Kabrin duvarlanni ve direklerini dumduz edecek sekilde tra§lamak.(Ebu 
§ame, el-Bais, 14) 

183. Yatinn i? tarafina -yatir sahibinin haklannda ayirdedici hukmunu verecek 
kanaatiyle- sikayet dilek?elerini sunmak ve yatinn i? taraflanna birakmak. (ibda, 98, 
el-Kaidetu'l-Celile, 14) 

184. Velilerin kabirlerindeki pencereler uzerine -onlara ihtiya?larini gormelerini 
hatirlatmak amaciyla- bez baglamak. 

185. Velileri ziyaret edenlerin tabutlanna kapi calar gibi vurmalan ve onlara 
asilmalan. (el-ibda, 100) 

186. Teberruk maksadiyla kabrin uzerine mendiller ve kumaslar birakmak. (el- 
Medhal, I, 263) 



187. Bazi kadinlann kimi kabirler uzerine hamile kalmak amaciyla uzanmalan 
ve ona belli yerlerini surtmeleri. 

188. Kabri el surmek suretiyle istilam etmek ve opmek. (el-iktida, 176; el- 
i'tisam, II, 134, 140; ibnu'l-Kayyim, igasetu'l-Lehfan, I, 194; el-Birgivi, fi Atfali'l- 
Muslimin, 234; el-Bais, 70; el-ibda 90) 9 

189. Kami ve sirti kabrin duvanna yapistirmak. (el-Bais, 70) 

190. Bedenini yahut bedeninin bir bolumunu kabre ya da kabre yakin 
parmakhkvb. yapistirmak. (Fetava, IV, 310) 

191. Yanaklan kabirlere degdirmek. (igasetu'l-Lehfan, I, 194, 198) 

192. Peygamberlerin ve salihlerin kabirlerinin etrafinda donmek (tavaf). 
(Mecmuatu'r-Resaili'l-Kubra, II, 372; el-ibda, 90) 

193. Herhangi bir kabir yaninda Arafat'ta durur gibi toplanmak. Bu da 
hakkinda guzel zan beslenenlerden birisinin kabrine arafe gunu gitmek ve Arafat'ta 
oldugu gibi kabri yaninda buyuk bir kalabahk halinde toplanmak demektir. (Iktidau's- 
Sirati'l-Mustakim, 148) 

194. Kabrin yaninda havyan ve kurban kesmek. (Ayni eser, 182; el-lhtiyarat, 
53; Nuru'l-Beyan, 72) 

195. Dua edilecegi vakit salih kimsenin bulundugu tarafa dogru yonelmek. 
(Iktidau's-Sirati'l-Mustakim, 175; er-Raddu ale'l-Bekri, 266) 

196. Bazi salih kimselerin bulundugu tarafa arkayi donmemek. (Ayni yer) 

197. Kabul edilir umidiyle peygamberlerin ve salihlerin kabirleri yaninda dua 
etmek uzere gitmek. 10 (el-Kaidetu'l-Celile, 17, 126-127; er-Raddu ale'l-Bekri, 27, 57; 
er-Raddu ale'l-Ahnai, 24; el-lhtiyaratu'l-ilmiyye, 50; igasetu'l-Lehfan, I, 201-202, 217) 

198. Bu gibi kabirlerin yaninda namaz kilmak uzere gitmek. (er-Raddu ale'l- 
Ahnai, 124; Iktida, 139) 

199. Bu gibi kabirlerin yaninda o kabirlere dogru namaz kilmak icin gitmek. 
(er-Raddu ale'l-Bekri, 71; el-Kaidetu'l-Celile, 125-126; igasetu'l-Lehvan, I, 194, 198; 
el-Hadimi, §erhu't-Tarikati'l-Muhammediyye, IV, 322) 

200. Bu gibi kabirlere orada zikir yapmak, Kur'an okumak, oruc tutmak ve 
hayvan kesmek maksadiyla gitmek. (Iktida, 181, 154) 



9 Gazali, el-ihya, (I, 244)'de bunu kabul etmeyerek soyle demistir: "Siiphesiz ki bu hristiyan ve 
yahudilerin adetidir." 

10 igasetu'l-Lehfan (I, 218) ve baska yerlerde soyle demektedir: "imam Safifnin, Ebu Hanife'nin kabri 
yaninda dua etmek Cizere gittigine dair nakledilen hikaye agikga yalandir." Seyhu'l-islam fetvalannda 
(IV, 310-311, 318) sunlan sbylemektedir: "Dimask camiinin dogu tarafmda Hud (a.s)'m kabri oldugu 
sbylenen yerde -ki ilim adamlannin kabul ettikleri oranm Muaviye b. Ebi Sufyan'in kabri oldugudur- 
yahutta Yahya b. Zekeriya'nm basmm altinda bulundugu ahsabm yakmmda namaz kilmaya gahsmak 
ve dua etmek de buna yakmdir. 



201. Allah'a kabirde bulunan vasitasi ile tevessul etmek, onu vesile yapmak. 
(igasetu'l-Lehvan, I, 201-202, 217; es-Sunen, 10) 

202. Kabirdekinin adina yuce Allah'a and vermek. (ibn Teymiye, Tefsir-u 
Sureti'l-ihlas, 174) 

203. Olene yahut peygamber ve salihlerden hazir bulunmayanlanna: Yuce 
Allah'a (benim icin) dua et ya da dilekte bulun denilmesi. (el-Kaidetu'l-Celile, 124; 
Ziyaratu'l-Kubur, 108-109; er-Raddu ale'l-Bekri, 57) 

204. Ey efendim filan benim imdadima kos yahutta dusmanima karsi bana 
yardimci ol gibi sozlerle oluden yardim istemek. (el-Kaide, 14, 17, 124; er-Raddu 
ale'l-Bekri, 30-31, 38, 56, 144; es-Sunen, 124) 

205. Olunun Allah'tan ayn olarak cesitli islerde tasarruf sahibi olduguna 
inanmak.(es-Sunen, 118) 

206. Kabrin yakininda itikafa cekilmek ve kabre mucavirlik yapmak. (Iktida, 
183,210) 

207. Tazim ettikleri kabirlerin ziyaretinden gerisin geri yuruyerek cikmak. (el- 
Medhal, IV, 238; es-Sunen, 69) 

208. Sehirlere orada bulunan velileri ve oluleri ziyaret etmek uzere gelen 
birtakim dervislerin sehirlerine donmek istedikleri vakit: Bu sehirdeki butun sakinler 
icin efendim filan, efendim filan icin deyip, isimlerini soyleyerek, onlara yonelerek, 
isaret ederek ve yuzunu surerek el-fatiha demeleri. (es-Sunen, 69) 

209. Bu ziyaretcilerin: es-Selamu aleyke ya veliyallah. Peygamber (s.a)'m, 
dort kutbun, encabin, evtadin, kitabin tasiyicilanmn, gavslann, silsile-i sadatm, tarif 
sahiblerinin, kainattaki muderriklerin ve genel olarak butun Allah'm velilerinin hepsi 
i?in el-fatiha ya hayy veya kayyum denilmesi, arkasindan fatiha'nin okunarak ellerini 
yuzune surmesi ve gerisin geri ?ikip gitmesi. (Ayni yer) 

210. Kabri yukseltmek ve uzerine bina yapmak. (Iktida, 632; Tefsir-u Sureti'l- 
ihlas, 170, Sifru's-Saade, 57; Sevkani, Serhu's-Sudur, 66; Serhu't-Tarikati'l- 
Muhammediye, I, 114-115) 

211. Kabrinin uzerine birbinayapilmasini vasiyet etmek. (el-Hadimi, IV, 326) 

212. Kabirleri alci ile sivamak (igase, I, 196-198); el-Hadimi, IV, 322) 

213. Olenin adini ve olum tarihini kabrin uzerine naksetmek. (el-Medhal, III, 
272; Zehebi, Telhisu'l-Mustedrek, el-igase, I, 196, 198; el-Hadimi, IV, 322; el-ibda, 
95) 

214. Kabirler ve yuce zatlardan kaldigi kabul edilen eserler uzerinde mescidler 
ve meshedlerin bina edilmesi. (Tefsir-u Sureti'l-ihlas, 192; Iktida, 6, 158; er-Raddu 
ale'l-Bekri, 233; el-ibda, 99) 

215. Kabirler uzerinde ya da yakininda namaz kilmak suretiyle kabirleri 
mescidlere donusturmek (el-ibda, 9; el-Fetava, II, 186, 178, IV, 311; Iktida, 52) 



216. Olenin mescidde defnedilmesi ya da uzerine mescid yapilmasi. (islahu'l- 
Mesacid, 181) 

217. Kabe'ye arkasini donerek ve kabre yuzunu cevirerek namaz kilmak. 
(Iktida, 218) 

218. Kabirleri bayram yerine dondurmek. (Iktida, 148; Igase, I, 190, 193; ibda, 
85, 90) 

219. Ziyaretciler gelip ziyaret etsinler diye kabrin icinde kandil yakmak 
(Medhal, III, 273, 278; Igase, 194, 198; et-Tarikatu'l-Muhammediye, IV, 236; ibda, 
88) 

220. Kabirdeki kandiller yahut bir dag ya da bir agacta yakmak uzere 
zeytinyagi ve mum adamak. (Islah, 232-233; Iktida, 151) 

221. Medinelilerin mescide girdikleri ya da ciktiklan her seferinde Peygamber 
efendimizin kabrini ziyaret etmeye gitmeleri. (er-Raddu ale'l-Ahnai, 24, 150-151, 156, 
217-218; Kadi lyad, es-§ifa fi Hukuki'l-Mustafa, II, 79) 11 

222. Peygamber (s.a)'in kabrini ziyaret etmek amaciyla yola cikmak. 

223. Peygamber (s.a)'i receb ayinda ziyaret etmek. 

224. Mescide girildigi vakit kabri serif tarafina yuzunu cevirmek ve kabirden 
uzakca bir yerde sag elini, sol elinin uzerine tipki namazdaymis gibi koyarak son 
derece husulu bir sekilde ayakta durmak. 

225. Peygamber (s.a)'dan (kendisi icin) magfiret dilemesini istemek ve bu 
arada: "§ayet kendilerine zulmettiklerinde sana gelip de Allah'tan magfiret 
dileselerdi..." (en-Nisa, 4/64) ayetini okumak. (er-Raddu ale'l-Ahnai, 164-165, 216; 
es-Sunen, 68) 

226. Peygamber (s.a) ile tevessul etmek. 

227. Peygamber efendimizin adini vererek yuce Allah'a and vermek. 

228. Yuce Allah'tan ayn olarak ondan yardim dilemek, imdada kosmasini 
istemek. 

229. Saclanni kesip, Peygamber (s.a)'m turbesine yakin bulunan buyukce 
kandile atmak. (el-ibda, 166; el-Bais, 70) 

230. Peygamber efendimizin kabr-i serifine surtunmek. (Medhal, I, 263; 
Sunen, 69; el-ibda, 166) 

231. Peygamber efendimizin kabrini opmek (son anilan iki yer) 



1 1 Malik bunu mekruh gorerek soyle demistir: "Bu ummetin ilklerinin ve once gelenlerinin bu isleri 
yaptiklanna dair bana bir haber ulasmis degildir. Boyle bir hareket ancak bir yolculuktan gelen 
yahutta Medine disindan Mescid-i Nebevi'ye gelen kimseler igin miistesna mekruhtur. Kadi lyad da 
bunu bbylece nakletmistir. 



232. Peygamberin kabrini tavaf etmek (Mecmuatu'r-Resaili'l-Kubra, II, 10, 13; 
Medhal, I, 263; el-ibda, 166; es-Sunen, 69; el-Bais, 70) 13 

233. Peygamberin kabri serifinin duvanna karni ve sirti yapistirmak. (ibda, 
166; el-Bais, 70) 

234. Eli Peygamber efendimizin kabr-i serifinin hucresinin penceresine 
koymak ve herhangi bir kimsenin: Elini pencerisinin uzerine koydugun ve sefaat ya 
Rasulullah dedigin o kimsenin hakki icin diyerekyemin etmek. 

235. Kendisine dua etmek maksadiyla Peygamberin hucresine yonelerek, 
Peygamberin kabrinin yaninda uzunca ayakta durmak. (el-Kaidetu'l-Celile, 125; er- 
Raddu ale'l-Bekri, 125, 232, 282; Mecmuatu'r-Resaili'l-Kubra, II, 391) 

236. Peygamber mescidindeki ravzada kabir ile minberi arasinda sayhani diye 
bilinen hurmayi yemek suretiyle Allah'a yakinlasacagini zannetmek. (el-Bais, 70; 
ibda, 166) 

237. Bir hatim okumak yahut birtakim kasideler soylemek maksadiyla 
Peygamber (s.a)'m kabri yakininda toplanmak. (Mecmuatu'r-Resaili'l-Kubra, II, 398) 

238. Peygamber (s.a) ya da onun disindaki peygamberlerin ve salihlerin 
kabirlerini acmak suretiyle yagmur duasina cikmak. (er-Raddu ale'l-Bekri, 29) 

239. ihtiyaclann yazildigi birtakim belgelerin Peygamber (s.a)'a gonderilmesi. 

240. Bazilannin: Peygamber (s.a)'m kabrini ziyaret ettigi sirada ihtiyaclanni ve 
gunahlannin bagislanmasini diliyle zikretmemesi gerekir. Qunku onun ihtiyaclanni ve 
onun faydasina olan isleri Peygamber ondan daha iyi bilmektedirdemeleri. 15 

241. Peygamber (s.a)'m ummetinesahidliketmesi, onlari gormesi, durumlanni, 
niyetlerini, hasretlerini ve kalblerinden gecenleri bilmesi noktasinda hayati ile olumu 
arasinda fark yoktur demeleri. 16 



13 ibnu's-Salah'dan soyle dedigi nakledilmektedir: "Kabr-i serifin etrafinda dolasmak (onu tavaf 
etmek) caiz degildir." 

15 Uzucu hususlardan birisi de bu bid'at ile bundan sonraki bid'ati ibnu'l-Hac (I, 259, 264)'e ait 
Kitabu'l-Medhal'de nakletmis idim. bunlan seriatte haklannda nass bulunan hususlardanmis gibi 
teslimiyetle kabul etmis bir sekilde zikretmektedir. Bu kabilden onun pekgok brnek gbsterilecek 
hususlan vardir. Bunlann bazilannin ondan olduguna dair isarette bulunmaksizin gegmis 
bulunmaktadir.. Bundan gokga hayret etmemizin sebebi onun bu kitabmm tektek bid'atleri zikretmek 
hususunda bnemli ve biiyiik bir kaynak olusundan dolayidir. fakat onun da bu husustaki bilgisinde 
baskasmi taklid ettigini ve biiyiik olgiide sufilerin yolundan ve sagmahklanndan etkilendigini 
bgrenince bu hayret ortadan kalkar ve imam Malik'in sbyledigi su sbziin dogruluguna olan kesin 
inancimiz daha da artar: "Bizden sbzleri arasinda reddolunmadik higbir kimse yoktur. Su kabrin 
sahibi miistesna." Allah'm salat ve selami ona. 

16 Seyhu'l-islam, er-Raddu ale'l-Bekri (s. 31)'de sunlan sbylemektedir: "Kimileri Rasulullah'm yahutta 
seyhin -sbzkonusu etmeden dahi- giinahlanni ve ihtiyaglanni bildigini, giinahlanni bagislamaya, 
ihtiyaglanni karsilamaya muktedir oldugunu, Allah'm muktedir oldugu seylere kadir oldugunu, Allah'm 
bildiklerini bildigini zanneder. Bu gibi kimseleri ben bizzat gbrdiim ve bunu kendilerinden dinledim. 
Onlardan kimileri de seyhtir, muftudur, hakimdir, muderristir." Yardimcimiz Allah'tir. La havle ve la 
kuvvete ilia billah. 



ALLAH' I ZiKRETME KONUSUNDAKi BiDATLER 

Suphesiz zikrullah'i emir ve tavsiye eden pek 50k ayet vardir. Yine Allah Teala 
Kendisini az zikretmenin munafiklann sifati oldugunu Nisa suresi 142. ayetinde 
belirtmektedir. 

Bazi alimler, ferdT olsun, cemaat halinde olsun cehn zikrin caiz olmadigina 
hukmetmislerdir. Lakin tesrik tekbirleri, hacda telbiye gibi bazi yerlerde ve adabina 
riayet halinde cehri zikrin sunnet oldugu sahih hadislerden anlasilmaktadir. Zikrullah 
ibadetine cesitli bidatler dahil olmustur. Mesela, zikrin belirli ve olculu hareketlerle 
tertip edilmesi, kasideler esliginde yapilmasi, raksedilmesi, calgilar cahnmasi, 
girtlaktan garip sesler cikanlmasi, yapmacik cezbeler -buyuk Tabii Said Bin el 
Museyyeb r.a.'in dedigi gibi- selefte gorulmeyen, haram olan bidatlerdir. 

imam el Kadi lyaz r.a. et TinnisT'den naklediyor; "imam Malik r.a.'in yaninda 
idik. Ashabi da oradalardi. Nusaybin halkindan birisi dedi ki; 

"Bizim o tarafta "sufiler" denilen bir topluluk var. Cok yiyorlar, sonra kasideler 
okumaya bashyorve kalkip raksediyorlar" 

Bunun uzerine imam Malik dedi ki; "onlar cocuk mu?" "hayir" dedi. "peki onlar 
mecnun mu?" diye sorunca adam dedi ki; "hayir onlar seyhtirler ve akil sahibidirler." 
imam Malik dedi ki; 

"islam ehlinden hi? kimsenin boyle yaptigini duymadim!!!" adam dedi ki; 

"Onlar yiyorlar, sonra kalkip ayaklan uzerinde raksediyor, bazilan baslanni ve 
yuzlerini tokathyorlar" bunun uzerine imam Malik guldu ve kalkip evine girdi. Malik 
r.a.'in ashabi adama dediler ki; "Arkadasimiza ugursuzluk getirdin. Biz otuz kusur 
senedironun meclisindeydik, bu gun disinda guldugunu gormedik." 224 

Seyhul islam ibni Teymiye (r.a.), der ki; "her kirn; "La ilahe Wallah avam halkin 
zikridir, havasin zikri Mufred isimdir. Yani zikir yalmz Allah Allah, Hay, Hay, Hay 
demektlr" d\ye iddia ederse sapitmis, fahis bir hataya dusmus olur. Bazilannin; "Sen 
Allah de, sonra onlan birak batil dedikodulannda oynaya dursunlar '(En'am 91) 
ayetini ahp da iddilanna delil getirmeleri, bunlann en acik yanilmalandir. Qunku bu 
ayetteki "Allah" ismi serifi, ayetin bas tarafindaki; "Musa'nin nur ve insanlara 
hidayet olarak getirdigi kitabi kim indirdi?" sorusunun cevabidir. Kastedilen, tek 
olarak "Allah" diye zikretmek demek degildir. 

Sonra tek bir isim ister sahis zamiri, isterse gayb zamiri olsun tarn bir kelam ve 
mana ifade eden bir cumle degildir. (yani Allah Allah Allah, hu hu hu kelimeleri tarn 
bir anlam ifade eden cumle degildir.) bu cesit tek kelime ne iman, ne kufur, ne emir 
ne de yasak ifade etmez. Bu cesit zikri seleften ve ashabdan hi?bir kimse yapmamis 
ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de mesru kilmamistir. Bir tek ismi zikretmek, 
bizzat kalbe anlamh bilgi de vermez. Sadece kalbe mutlak bir tasavvur verir ki onun 
uzerine ne menfi ne musbet hicbir fikir bina edilmez. Oyleyse bu faydasizdir. Seriat 
ise, bizatihi manalar ifade eden zikirleri mesru saymistir... 

Bazi seyhlerin (SiblT'yi kasdediyor) soyledigi nakledilen; "La ilahe illallah 
derken la ilahe deyip te, illallah diyemeden olursem diye korktugum i?in Allah Allah 
diyorum" sozu sakattir. Zira bu korkunc bir hatadir. Qunku ameller niyetlere goredir. 



224 Kadi lyaz Tertibul Medarik(2/54) 



Suphesiz sahih hadiste; can cekisen kimseye la ilahe illallah kelami serifini telkin 
etmek emredilmis, "her kimin son sozu la ilahe illallah olursa cennete girer" 
buyrulmustur. Eger bu mubarek cumle zikredilmesi mahzurlu cumle olsaydi, o 
soylerken her an blmesi beklenen bir kimseye telkin edilmez, kotu bir sekilde 
olmesine meydan verilmezdi. "Allah" demesi telkin edilirdi. Hulasa, "Allah Allah, Hay, 
Hay, Hu, Hu" diye zikretmek sunnetten 50k uzak, bidatm en icinde ve seytanin 
saptirmasina en yakin olandir..." 225 

Seyhul islam ibni Teymiye'nin sozlerine sunu da eklemek gerekir; Enes r.a.'in 
rivayet ettigi hadiste; "Yeryuzunde Allah Allah diyen kaldikca kiyamet kopmayacaktir" 
buyrulmustur. 226 Hadisin diger bir metni soyledir; "Allah Allah diyen hicbir kimsenin 
uzerine kiyamet kopmaz." 

Bu hadisler ibni Teymiye'nin soylediklerine zit degildir. Zira bu rivayetlerde 
lafzatullah mansub (son harfinin harekesi ustun) olarak gelmistir. Bu takdirde nasba 
amil olan fiil muzmerdir, ismin tekran, fiil yerini tutmustur. Buna nahiv ilminde "tahzir" 
derler ki, mef ulun bih cesitlerindendir. Tahzir, bir seyden sakindirmak demektir. O 
halde; "Allahe Allahe" cumlesindeki muzmer fiil de; "ihzer" yani; "sakin" fiilidir. 
Boylece cumlenin manasi; "Allah'tan sakin diyen hicbir kimsenin uzerine kiyamet 
kopmaz." Demektir. imam Muslim bu hadisi rivayet ederken merfu (otreli) okumustur. 
Bu takdirde de cumle mubteda ve haber olur. ibni Ca'fer bu hadisi "La ilahe illallah" 
tevhidi olarak rivayet etmistir ki, "Allah Allah" lafziyla gelen rivayetin tefsiridir. 227 

Sufilerin kiyam halinde zikre delil getirdikleri; "Namazi kildiktan sonra; ayakta 
/ken, otururken, yanlanniz ustu yatarken de Allah' 1 anin. Emniyete kavu§tugunuzda; 
namazi dosdogru kilin. Namaz; §uphesiz mu'm inler uzerine va kit I eh belli bir farz 
olmu§tur" (Nisa 103) ayeti, korku namazi hakkindadir. 

Nitekim bir onceki ayette "Ve o vakit sen i?lerinde olub da onlara namaz 
kildirdiginda iclerinden bir kismi seninle beraber namaza dursun, silahlarim da 
yanlarma alsinlar, bunlar secdeye vardiklannda diger kisim arkanizda 
beklesinler, sonra o namaz kilmamis olan diger kisim gelsin seninle beraber 
kilsmlar ve ihtiyath bulunsunlar ve silahlarim yanlarma alsinlar, kafirler arzu 
ederler ki silahlarmizdan ve e§yanizdan bir gafil bulunsaniz da size birdenbire 
bir basgin bassalar, eger yagan yagmurdan bir eziyyet varsa veya hasta iseniz 
silahlan birakmanizda beis yoktur, bununla beraber ihtiyati elden birakmayin 
?unku Allah kafirler i?in muhiyn bir azab hazirlamistir"buyrulur 

Cuveybir Bin Dahhak der ki; "ibni Mes'ud r.a. bir toplulugun ayakta zikir 
yaptigini ogrendi ve onlara kar§i cikti. Onlar dediler ki; "Allah Teala; "Onlar ayakta, 
oturarak ve yanlan uzere yatarak Allah'/ zikrederler" buy urmuy or mu?" bunun uzerine 
ibni Mesud r.a.; "Bu ayet, ayakta namaz kilmaya gucyetiremeyen kimse hakkindadir" 
dedi." 228 

§unu da delil getirirler; §eddad Bin Evs radiyallahu anh'den; "Biz Peygamber 
aleyhisselam'in yaninda iken buyurdu ki; 

"Ellerinizi kaldinn ve La ilahe illallah deyin" Biz de oyle yaptik. Sonra buyurdu 
ki; "Allahim §uphesiz Beni bu kelime ile gonderdin, bununla emrolundum, bununla 



225 ibni Teymiye Ubudiyet(s.1 10-1 12) 

226 Muslim(234) 

227 Ahmed Davudoglu Sahihu Muslim Serhi(2/26) 

228 ibni Ebi Seybe(2/231) Kurtubi(4/310) 



Bana cenneti vaad ettin. Suphesiz Sen vaadinden donmezsin" Sonra buyurdu ki; 
"Mujdeleniniz Suphesiz Allah sizi affetti." 229 

Bu rivayet zayif olup delil olamaz. Ravilerinden Rasid bin Davud mudellis ve 
zayif bir ravi olup bunu tedlis sigasi olan an'ane ile rivayet etmistir. Aynca anlasilan o 
dur ki, burada Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem dua icin ellerini kaldirmalanni 
emretmis ve duada bulunmustur. Ya da biat tazelemelehni istemistir. 

Amr b. Yahya'dan; "babami, babasindan (naklen) soyle rivayet ederken 
duydum: (Babam) dedi ki sabah namazindan once Abdullah b. Mes'ud'un kapisinin 
onunde otururduk. Qiktiginda, onunla beraber mescide giderdik. Neyse (bir gun) Ebu 
Musa el-Es'arT yanimiza geldi ve; 

"Ebu Abdirrahman (yani Abdullah b. Mesud) simdiye kadar yaniniza cikti mi?" 
dedi. "Hayir" dedik. O da bizimle beraber oturdu. Nihayet (Abdullah) cikti. Qikinca 
toptan ona ayaga kalktik. Sonra Ebu Musa ona soyle dedi: 

"Ey Ebu Abdirrahman! Biraz once mescidde yadirgadigin bir durum gordum. 
Ama yine de, Allah'a sukur, hayirdan baska birsey gormus degilim. (Abdullah) "Nedir 
o?" diye sordu. O da; "Yasarsan birazdan goreceksin" dedi (ve) soyle devam etti: 

"Mescidde halkalar halinde, oturmus, namazi bekleyen bir topluluk gordum. Her 
halkada (idareci) bir adam, (halkadakilerin) ellerinde de cakil taslan var. (idareci): 
"Yuz defa Allahu ekber deyin" diyor, onlar da yuz defa Allahu Ekber diyorlar. Sonra, 
yuz defa La ilahe illallah, deyin diyor, onlar da yuz defa La ilahe illallah diyorlar. Yuz 
defa Subhanallah deyin diyor, onlar da yuz defa Subhanallah diyorlar." 

(Abdullah b. Mes'ud); "Peki onlara ne dedin?" dedi. "Senin gorusunu 
bekleyerek -veya "senin emrini bekleyerek" -onlara bir sey soylemedim." dedi. 

Dedi ki; "onlara kotuluklerini hesab etmelerini emredip (bununla) iyiliklerinden 
hicbir seyin de zayi edilmeyecegine dair onlara guvence verseydin ya!" dedi. Sonra 
gitti, biz de onunla beraber gittik. Nihayet o, bu halkalardan birine geldi, baslannda 
durdu ve soyle dedi: "Bu, yaptiginizi gordugum nedir?" 

Dediler ki; "Ey Ebu Abdirrahman! Bunlar cakil taslan. Onlarla Ellahu Ekber, La 
ilahe illallah ve Subhanallah deyisleri sayiyoruz." (Bunun uzerine Abdullah b. Mes'ud) 
dedi ki; 

"Artik kotuluklerinizi sayip (hesab edin)! Ben, iyiliklerinizden hi? bir seyin zayi 
edilmeyecegine kefilim. Yaziklar olsun size! Ey Ummet-i Muhammed, ne ?abuk helak 
oldunuz! Peygamberinizin -salallahu aleyhi ve sellem- su sahabesi i?inizde hala 



229 Zayiftir. Ahmed(4/124) Hakim(1/679) Taberani Musnedi §amiyyin(2/157-8) Tergib(2/268) 
Taberani Mucemi Kebir(7/289) Bezzar(7/1 57,8/407) Mecmauz Zevaid(1/19,10/81) Kandehlevi 
Fezailiz Zikr(s.97/6) Hayatus Sahabe(4/38) ibni Receb Hanbeli Camiul Ulum vel Hikem(s398) 
Seyyid Ahmed Rifai El Biirhanul Mueyyed(s.58) Leknevi Sibaha(s.57) isnadinda bulunan ismail Bin 
lyas'in rivayeti, bazilanna gore sadece §amhlardan rivayet ettiginde makbuldiir. Hicazhlardan ve 
irakhlardan rivayetlerinde yanhslan goktur. Bununla birlikte imam Buhari yine de onunla delil 
getirilemeyecegini sbyler. ibni Hibban onun hiiccet olmadigmi, gok hata yaptigmi, Ali Bin Medini ile 
Nesai de; zayif oldugunu, Ahmed; hadislerinin muzdarip oldugunu sbyler.(bkz. Zehebi Men 
Tekelleme Fiyh(38) Mizanul itidal(1/401) el Mugni(697) Cerh ve Tadil(2/191) ibnul Cevzi 
Duafa(1/118) ibni lyas, bu hadisi Rasid Bin Davud'dan rivayet etmistir ki o da Samhdir. Ancak Rasid 
bin Davud hakkmda Buhari; "§upheli", Darekutni; "zayiftir, onunla delil getirilemez" der. (Zehebi 
Mizan(3/55) Kasif(1/388) Tehzibul Kemal(9/7) Tehzibut Tehzib(3/195) el Mugni(2066) 



bolca bulunmakta. iste onun elbiseleri, henuz eskimemis; kaplan, (henuz) kinlmamis. 
Canim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, sizler kesinlikle ya Muhammed'in dininden 
daha dogru yolda olan bir din uzerindesiniz (-ki bu imkansizdir-) veya bir sapikhk 
kapisi acmaktasiniz." 

Onlar; "Vallahi, ey Ebu Abdirrahman, biz, baska bir sey degil, sadece hayn 
(elde etmeyi) istedik" dediler. 

O da soyle karsihk verdi; "Hayn (elde etmek) isteyen niceleri vardir ki onu hi? 
elde edemeyeceklerdir. Resulullah -salallahu aleyhi ve sellem- bize haber vermisti ki; 
Kur'an'i okuyacak olan bir toplulugun bu okuyuslan sadece dilde kalacak, onlarin 
koprucuk kemiklerini ileriye gecmeyecek. Vallahi, bilmiyorum, belki onlarin cogu 
sizdendir." Sonra Abdullah onlardan yuz ?evirdi . 

(Amr b. Yahya'nin dedesi) Amr b. Selime, bundan sonra soyle dedi: Bu 
halkalardaki (insanlann) tamamini, en-Nehrevan olaymda, haricilerin yaninda bize 
karsi vurusurken gorduk." 230 

Amir Bin Abdullah Bin Zubeyr dedi ki; "Bahama geldim ve dedim ki; "Allahi 
zikreden hayirh bir kavim gordum. iclerinde Allah korkusundan cighk atip bayilanlar 
vardi. Onlarla beraberoturdum." Bunun uzerine babam dedi ki; 

"Onlarla oturma! Ne Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ebu Bekir, ne 
Omer ne de diger sahabelerde boyle bir sey yoktu. Senin o gorduklerin, bunlardan 
dahamicokhususahibidir?" 231 

Katade r.a.; "Rablerinden korkarak derileri urperir. Sonra Allah'in zikriyle kalpleri 
yatisir" ayetini okudu ve dedi ki; "Bu Allah'in dostlannin sifatidir. Allah onlari, 
"§uurlannin kaybolmasiyla, ?iglik atip bayilmalanyla" degil, derilerinin urpermesi, 
gozlerinin ya§armasi ve zikrullah ile kalplerinin sukunete ermesiyle vasifhyor. Zira 
cighk atip bayilmak, §uurlann gitmesi, ancak bidat ehlinde bulunur ve 
seytandandir." 232 

Enes Bin Malik r.a.'e, Kur'an okuyup, cighk atarak bayilan bir kavim sorulunca 
dedi ki; "bunu hariciler yapar!" 233 

Kays Bin Ubade r.a. diyor ki; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabi 
zikiraninda sesi yukseltmeyi cirkin gorurlerdi." 234 

Aliyul Kari "el Hirzus Semin Serhu Hisnul Hasin" adh eserinde "Kulum beni bir 
toplulukla zikrederse..." hadisini izah ederken der ki; "Burada muhtemelen gizli zikir 
kastedilmektedir. Nitekim "gafiller arasinda Allah'i zikreden ki§i, savasta firar edenler 



230 Darimi(206) Taberani bunu hasen bir isnad ile rivayet etmistir. Bkz.: Taberani(9/125) Mecmau'z- 
Zeva'id, (1/181). Hadisin merfu kismi igin bkz. Muslim(1/663); ibn Mace(1/59); Ahmed b. 
Hanbel(1/380, 404) 

231 Ebu Nuaym Hilye(3/167-168) el-itisam(1/306) 

232 AbdurrazzakTefsir(2/172) bkz.: Said Bin MansurTefsir(no:94) 

233 Ebu Ubeyd Fadailul Kur'an(s.1 12) Satibi el-itisam(1/306) 

234 ibni Ebi Seybe(7/189) Kurtubi(1/10) 



arasinda firar etmeyip sabreden kimse gibidir" 235 hadisi buna isaret eder. Topluluk ile 
zikir ifadesinden, haddi asarak sesi yukseltmenin cevazini cikarmaya yol yoktur." 236 

imam Buhari Kitabus Siyer'de "Tekbirde sesin yukseltilmesinde kerih olani" diye 
bir bab acmis, Ebu Musa r.a.'den su rivayeti nakletmistir; "Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selem ile beraberdik. Bir vadiden inerken tekbir getiriyor, cikarken de tehlil 
ediyorduk. Sesimizi biraz yukselttik. Bunun uzerine buyurdu ki; "ey insanlar, 
kendinize aciyin. Zira siz ne sagir birisine, ne de burada olmayan birisine 
sesleniyorsunuz. §uphesiz O sizinle birliktedir, 50k iyi isitir, 50k yakindir. O'nun ismi 
mubarek, sani da yucedir." 237 

Bu hadisin serhinde Kastalani der ki; 238 "Taberi dedi ki; "Zikir ve duada sesi 
yukseltmenin mekruhlugunu sahabe ve tabiinden selefin cogu soylemislerdir." Bu 
hadis de, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in zikirde sesin yukseltilmesini cirkin 
gordugunu gosteriyor." 

Ancak Leknevi der ki; "bu hadis, mutlak olarak cehri zikrin yasakhgini veya 
mekruhlugunu gostermez. Bilakis gizli zikrin mustehaphgina delil olmaktadir. Zira 
"kendinize aciyin" ibaresi, yasakhk veya vaciplik ifade etmeyip, hafifletme, merhamet 
ifade etmektedir. §ayet Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlari men etmeseydi, 
tepe cikarken yuksek sesle zikretmenin takriri sunnet olacagini zannedeceklerdi. 
Ummetine kolayhk olmasi icin bunu yasakladi." 239 

Zikir meclislerinden kastedilen sey hakkinda Ebu Hureyre r.a.'den gelen sahih 
rivayet su sekildedir; 

"Allah'in evlerinden bir evde toplanip Allah'in Kitabini okuyan ve aralannda 
ders yapan bir toplulugu, melekler rahmet ve sekinet ile kusatirlar, Allah onlari kendi 
katmdakilerle anar." 240 

ibni Abbas r.a.'dan mevkuf olarak gelen rivayet ise su sekildedir; Ona "En ustun 
amel hangisidir?" diye sorulunca dedi ki; 

"Allah'i zikretmek en buyuktur. Bir evde toplanip Allah'in kitabini okuyan ve 
aralannda ders yapan hicbir topluluk yoktur ki, melekler onlari kanatlanyla 
golgelemesin. Onlar bundan baska bir soze dalmadiklan surece Allah'in 
misafirleridir." 241 

Hakim, Muaviye'den soyle dedigini tahric etti; Bir gun Peygamber sallallahu 
aleyhi ve sellem'le beraberdim, mescide girdi, mescidde oturan bir topluluk gordu, 
Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: "Sizi oturtan nedir?" dediler ki: 



235 Mecmauz Zevaid(10/80) Taberani ve Bezzar ibni Mesud r.a.'den rivayet etmis olup, ricali 
guvenilirdir. 

236 Leknevi Sibahatul Fikr(s.37) 

237 Buhari(Cihad ve siyer,131, megazi,38, deavat 50,67, kader 7, tevhid,9) Muslim(zikir 44-2704) 
Tirmizi(5/457) Ebu Davud(2/182) Nesai Amelul Yevme vel Leyle(s.364) Tuhfetul Esraf(6/426) 

238 Kastalani irsadus Sari(5/1 35) 

239 Leknevi Sibaha(s.38) 

240 Muslim(4/2074) Beyhaki §uab(2/262) 

241 Sahihtir. Darimi(1/1 13) ibni Ebi §eybe(6/1 56,7/1 35) Beyhaki §uab(1/448,2/357) ed-DubbT 
Kitabud Dua(s.279) Hatib Muvazzahu Evham(2/533-34) ibni Receb Cami(s.344) 



"Farz namazi kildik. Sonra oturduk Allah'in Kitab'i ve Peygamber'in sunnetini 
muzakere ediyoruz." Rasullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Allah bir seyi zikrederse onu zikri 
buyuk olur." 242 

Tasavvufculann zikri gibi zikredenler, ancak cahiliyye musriklerinin zikri ile 
zikretmis olur. Yahudi ve hiristiyan kafirlerinin zikri ile zikretmis olur." 

"On Ian n (musriklerin) Bey tu Hah 'in yaninda namazi an (dualan) da el girpmak ve 
islik galmaktan baska birsey deg/idir." {Enfa\ 35) 

Yahudilerin Zikir Sekli 

Yuz kirk dokuzuncu mezmurda sunlan okuyoruz: "Siyon ogullan 
hukumdarhklanna sevinsinler, tef ve ud ile dansederek adini tesbih etsinler, 
terennum etsinler. Tehlil getirin, kutsalhginda (Kudus'de) Allah'i tesbih edin. Rebab 
ve ud ile tesbih edin. Tef ve dans ile tesbih edin. Sazlar ve zurnalarla tesbih edin. 
Turlu naralarla tesbih edin." 

Tasavvufcular da ayni bu sekilde zikir yaparlar. Yahudi cahiliyye bidati ile 
tasavvufculann zikri arasinda siki iliskiyi ve benzerligi gormek icin bir zikir meclisini 
musahade etmek yeterlidir. Bu apacik bir gercek iken, Abdulaziz ed-Debbag'm su 
sozlerini goruyoruz: "Zikredenler saga sola sallanirlar, cunku kutuplar meleklerin 
boyle yaptigini gormuslerdir.(!)" 

Tasavvufcularda Zikrin Sekli Ve Sozleri 

Zikreden ki§inin tepeden tirnaga kadar sallanmasi, once saga la ile baslayip 
sola ilah ile donmesi ve dogrulmasi gerekir. Sola dogru one egilerek illallah demesi 
ile bu isi tamamlar. Allah, hu gibi tek isimle zikrediyorsa cenesini gogsune vurmasi, 
koro halinde ve yuksek sesle yapmasi gerekir. Kelimeyi gobeginden ba§hyarak 
kalbinin derinliklerinden cikarmasi icabeder. i§te bu e§siz pehlivanhk tasavvufculann 
zikir §eklidir! 

Allah i?in soyleyiniz, Rasulullah rabbini zikrederken boyle tepeden tirnaga kadar 
sallanip dans mi ediyordu? Sakahni gogsune vurup saga sola mi sallaniyordu? 
Suphesiz hayir! Hi?bir zaman boyle yapmami§tir. Qunku o Allah'in peygamberidir ve 
Allah'in huzurunda nasil edeple ibadet edilecegini bilir ve insanlara bildirir. Kor 
testerenin agac keserken ?ikardigi sesler gibi de sesler cikarmamis ve naralar 
atmamistir. Nasil zikredecegini Allah ona soyle tarif etmi§tir: 

" Namazi n da yuksek sesle okuma. Onda sesini fazla da kisma. Iklslnln arasinda 
bir yol tut" "Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilmelisiniz ki haddi 
asan/an O sevmez." " Rabbini iginden, yalvararak ve O'ndan korkarak yuksek o/m/yan 
bir sesle sabah ve aksamzikret (an). Gafillerden o/mai' 

Namazda sesin fazla yukseltilmemesi ve tamamen kisilmamasi, belki ikisi 
arasinda bir yol tutulmasi esas iken, tasavvufcular guya bir nevi ibadet veya dua 
olarak yaptiklan zikirlerinde nakarat tutturmak, avazlan ciktigi kadar bagirmak, 
testere sesleri gibi hancerelerden sesler cikarmak, tepeden tirnaga kadar ter i?inde 
kalacak sekilde tepinmektedirler. Ne yapahm, tasavvufcular Allah'in hidayetini bu 
sekilde degistirmekte ve baska yollara uymaktan cekinmezler! 



242 Sahihtir, Muslim(zikr 27) Ahmed, Tirmizi(3379) ve Nesai(adabul kudat 17) tahric etti. 



Zikirde kullanilan sozlere gelince; muridin seyhine karsi edeplerinden biri de 
seyhinin kendisine telkin ettigi kelimeler kullanmasi ve baska sozleri 
kullanmamasidir. Bu sebepten zikir sozleri tarikatlann coklugu ve seyhlerin 
farkhhgina paralel olarak cogalmis ve degisik olmustur. 

Kimileri Allah'in tek ismi ile, kimileri hu hu diyerek, kimileri de ih ih sesleriyle 
zikretmektedir. Tasavvufcu her tagut kullanna baska tarikatlann zikri ile zikretmeyi ve 
izin verdigi seylerin disinda kelimeleri kullanmalanni yasaklamaktadir. Cunku yuce 
Allah'in isimlerini su veya bu sekilde soyledikleri zaman fayda, su veya bu sekilde 
soyledikleri zaman da zarar verecegine inanirlar. Onun icin zikreden kisiye fayda 
veya zarar verecek seyleri bilen seyh, kaptan sayihr. Bu bakimdan dervis lailahe 
illallah sozu ile ancak seyhi kendisine izin verdigi takdirde zikredebilir. Rabbine de "ya 
latif" diye seslenmemelidir. Aksi halde ona bir uyusukluk gelir veya carpihr. 

ibn Ataullah el-iskenderi'nin su delilsiz sozlerine bakiniz: "Allah'in "Afuv 
fbagislayanj ismi avamin zikri ne yaras/r. Qunku on I an islah eder. Allah 'a suluk 
edenlerin ise buisimle onu zikretmesi yak/smaz. 

Bais (dirilten) ismi He de gafiller zikreder. Fenayi talep edenler onu bu isimle 
zikretmez. Gafir (gunahlan bag/slayanj ismi He de avam ogrencilere telkin yapilir 
(onlara bu isim ogretilir). Zira gun ah in cezasindan korkan onlardir. A ma Allah'in 
huzuruna cikmaga layik olanlann gunahlan bagislayani zikretmeleri onlarda vahseti 
(uzakligi ve yabanciligi) meydana getirir. Allah'in "Metin" ismi ise ha I vet sahiplerine 
zarar verir, dinle alay edenlere yarar saglar" (Turkceye de terceme edilen Miftahul 
Felah kitabindadir.) 

Halbuki yuce Allah soyle buyurmaktadir: 

"De ki, ister Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. 
Qunku en guzel isimler O'na mahsustur. " 

'En guzel isimler (Esmaulhiisna) Allah'mdir. O halde O'na o guzel isimlerle 
dua edin. O'nun isimleri hakkinda egri yola gidenleri birakin. Onlar yapmakta 
olduklarmin cezasina carptinlacaklardir." 

§u sacmahga bakiniz. Allah'in Gafir ismi sadece avama yarasir. Sanki bu 
tagutlar gunahlardan masum veya ilahtirlar! Halbuki Rasulullah gunde yuz defa 
Rabbine istigfar ederdi. §imdi soyler misiniz, Kur'an'm hidayeti ve ger?ekligiyle 
tasavvuf?ularin sapikhgi ve dalaleti arasinda bir iliski buluyor musunuz?! 

Rasulullah Nasil Zikretmistir? 

Rasulullah'm Cenab-i Hakk'i nasil zikrettigini pak sunnetinden ogreniyoruz. 
Onun zikir sekli ile tasavvuf^ulann bidat ve sacma zikir §ekillerini kar§ila§tirmak 
mumkundur. Rasulullah buyuruyor: "§u iki kelime, dile kolay, terazide agir ve Allah'a 
sevimlidir: Subhanallah ve bihamdih, subhanallahi'l-azim." 

Selam verdikten sonra her namazin arkasinda Rasulullah soyle derdi: "La ilahe 
illallah vahdehu la serike leh, lehu'l-mulk ve lehu'l-hamd ve huve ala kulli seyin kadir, 
ve la havle ve la kuvvete ilia billah, la ilahe illallah ve la na'budu ilia iyyah, lehu'n- 
Nimetu ve lehu'l-fadlu ve lehu's-Senau'l-Hasen, la ilahe illallah, muhlisine lehuddin 
velev kerihe'l-kafirun." 



Yine soyle buyurmustur: "istigfann en buyugu soyle soylemektir: Allah'im, sen 
benim rabbimsin, senden baska ilah yoktur, beni yarattin, ben de senin kulunum, 
gucum yettigi kadar sana verdigim soze ve ahdime baghyim, yaptigim kotuluklerden 
sana sigininm, bana verdigin nimetini ve isledigim gunahlan sana itiraf ediyorum, 
beni bagisla. Qunku gunahlan senden baska bagislayan yoktur." 

Buhari ve Muslim'de ibni Abbas Rasulullah'm gece namazi kalktigi zaman soyle 
buyurdugunu rivayet etmektedir: "Allah'im, ham senindir. Yerin, goklerin ve 
icindekilerin nuru sensin. Hamd senindir. Yeri, gokleri ve icindekileri tutan sensin. 
Hamd senindir. Yerin, goklerin ve icindekilerin rabbi sensin. Hamd senindir. Hak 
sensin, vadin haktir, sozun haktir, sana kavusmak haktir, cennet hak ve cehennem 
haktir, peygamberler haktir, Muhammed haktir, kiyamet saati haktir. Allah'im sana 
teslim oldum, sana iman ettim, sana tevekkul ettim, sana dondum, senin icin 
dusmanhk yaptim, seni hakem yaptim, isledigim, islemedigim ve gizledigim 
gunahlanmi bagisla. Sen ilahimsin, senden baska ilah yoktur. Guc ve kudret ancak 
senindir." 

Rasulullah'm efradini cami agyanni mani zikri goruluyordegil mi? Peygamberin 
tertemiz ve halis yakarmasi ve kullugundan baska ne vardir? Gogun kapilannin 
acildigi dua ve yalvarmalardan baska ne goruyorsunuz? icinde ne mufred isimle (ya 
Allah, hu, ah, hay... gibi isimlerle) ne bir zikir var, ne sakah gogse vurmak var, ne de 
tepeden tirnaga kadar sallanip dansetmek var! Ne basi saga sola sallamak var, ne 
inlemek var, ne de gobekten bicki sesi gibi sesler cikarmak var! Ne bir gazelhan, ne 
tef, ne ney, ne kaval var! Ne de ortada duran ve alkislanyla tempo tutarak etrafinda 
dervislerin dans ettigi bir put var! 

Sadece ve sadece Allah sevgisi, korkusu ve takvasiyla dolan ve rabbine 
yalvaran mumin bir kalb vardir. Yuce yaratanina yoneliyor, butun mulkun sahibi ve 
hakimine yakanyor, ger?ek bir iman, halis birtevhid icinde ona yalvanyor. 

imam Satibi der ki; "Kendilerinin tasavvuf?ularin yolundan gittiklerini iddia edip 
"fakirler" diye §6hret bulan bir topluluk hakkinda soru soruldu. Bunlar bazi geceler 
toplaniyorlar, tek bir agizdan koro halinde cehri zikir yapiyorlar, sonra gecenin 
sonuna kadar musiki ve raksa dahyorlar. Fakih diye bilinen bazi kisiler de onlarla 
beraber bulunuyorlar ve bu yolu gosteren §eyhlerin pe§lerinden gidiyorlar. Bu caiz 
midir? 

Cevap olarak denildi ki; bunlann hepsi sonradan uydurulmus bidatlerdir ve 
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabinin ve guzellikle onlari takip 
edenlerin yoluna muhaliftir. Allah Azze ve Celle yarattiklanndan diledigi kimseleri 
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ve ashabinin yolundan yararlandirmaktadir. 

Sonra bu cevap cesitli beldelere ula§ti ve bu bidatleri isleyenlerin uzerine 
kiyamet koptu. Tarikatlannin silinip yok olacagindan ve menfaatlerinin kesileceginden 
korktular. Bunun uzerine hemen kendilerini savunmaya gectiler, faziletleri sabit, 
Allah'a ve Rasulu'ne baghhklari bilinen, sunnet ile amel etmeyi prensip edinmis 
tasavvuf §eyhlerine intisap ettiklerini soyleyerek kendilerini savundular. Halbuki onlar 
tasavvuf seyhlehnin tuttuklan yola ters dustukleri i?in delil olarak onlara bagh 
olduklanni soylemeleri gecerli degildir. Zira onlar, tuttuklan yolu u? temel esas 
uzerine bina ettiler; ahlak ve davranislannda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e 
uymak, helal lokma yemek ve butun amellerde ihlash olmak. Bunlar ise bu tic esas 
hakkinda §eyhlerine muhalefet ettiler. Bu yuzden onlarin cemaatine dahil omalan 
mumkun degildir... 



Selefi salihin kendi aralannda Kur'an okuyup ilim muzakeresi yaparlardi. iste 
bu, zikir meclislerinden bir meclistir. Ebu Hureyre r.a. su hadisi rivayet etmistir; 

"Allah'in evlerinden bir evde Allah'in Kitabini tilavet ve aralannda onu 
muzakere eden hicbir topluluk yoktur ki, uzerlerine sekinet inmis, ilahi rahmet 
kendilerini burumus, melekler her yanlanni sarmis ve Allah Azze ve Celle kendilerini 
Mele-i A'la'da yanindaki meleklerle anmis olmasin" 243 

Zikir maksadiyla toplanmak da boyledir... Fakat onlar koro halinde zikir yapmak 
icin toplanmamislarsa boyledir. Bir topluluk Allah'in nimetlerini anmak veya ilim sahibi 
kisilerse aralannda ilim muzakere etmek veya iclerinde bir alim varsa onun etrafinda 
ilim ogrenmek icin oturduklan veya birbirleriyle Allah'a nasil itaat edilecegi, isyandan 
nasil sakinilacagini muzakere etmek uzere toplandiklan zaman, peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabi arasinda yaptigi, sahabe ve tabiinin de aynisini 
uyguladigi meclislergibi olacagindan bu meclislerin hepsi zikir meclisi olacaktir... 

iste gercek manada zikir meclisleri bunlardir. Kendilerinin tasavvuf yolunu 
izledigini iddia eden o fakirlerden bidat ehli olanlan, Allah Azze ve Celle boyle 
meclislerden mahrum birakmistir... sapitmislar ve kendileri gibi cahillerin pesinden 
gitmislerdir. Kur'an ayetlerini ve Hadisleri okumaya baslamislar, fakat onlan da ilim 
sahiplerinin soylediklerine gore degil, kendi kafalanna gore yorumlamislardir. Sirati 
mustakimin disina cikmislardir. Neticede yine toplaniyorlar ve iclerinden birisi 
Kur'andan bir seyler okuyor, fakat bu okuyucu guzel sesli, hos nagmeli ve makam 
bilen birisi oluyor, okuyusunda kotulenen sarkilara benziyor. Sonra da gelin Allah'i 
zikredelim diyorlar, seslerini yukseltiyorlar, sirayla bu zikre devam ediyorlar, bir 
tarafta bir grup, diger tarafta bir grup, sarkiya benzer §ekilde koro halinde zikir 
yapiyor. Bunun da mendup olan zikir meclislerinden oldugunu iddia ediyorlar. Yalan 
soyluyorlar! Eger bunlann yaptiklan dogru olsaydi, bunu boyle anlamaya ve boyle 
amel etmeye selefi Salih daha layik idi. Aksine, onlarin yaptigi sekilde zikir yapmak, 
Kur'an'in ve sunnetin neresinde gorulmu§?.. 244 

imam Acurri r.a. der ki; "§uphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, 
ashabini, bidatten sakindirmis, bidatin sapikhk oldugunu, Kur'an'a Rasulullah 
Sallallahu aleyhi ve sellem'in rasit halifelerinin sunnetlerine ve sahabelerin kavline 
uygun olmayan her amelin veya konusulan kelamin bidat oldugunu, onun sapikhk 
oldugunu, onu soyleyen veya yapan ki§iye reddedilmi§ oldugunu onlara bildirmistir. 
Onlardan biri de; ibrad Bin Sariye'nin; "Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem bize 
gozleri yasartan, kalpleri titreten belagath bir vaaz etti" demesidir. 

Bu sozu iyi ayirt edin! Onun vaazinda, bayildik, bagirdik, ba§lanmiza vurduk, 
goguslerimizi yumrukladik, kendimizi attik, (cahillerin ?ogunun yaptigi gibi ) raks ettik 
demiyor! (O cahiller) vaaz esnasinda baginr, bayihr duzenbazhk yapmaya ?ali§irlar. 
Butun bunlar §eytanin onlarla oynamasidir. Bunlann hepsi bid'at ve delalettir. 

Boyle hareket edenlere denilir ki; Bil ki suphesiz Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem insanlann en dogrusudur, Ummetine en guzel nasihat edenidir. Kalbi en 
rikkatli olanidir. Ashabi da kalbi en rikkatli olanlardir. Onlardan sonra gelen insanlann 
en hayirhlandir. Akil sahibi icin bunda suphe yoktur. Onlar vaaz esnasinda cighk 
atmazlar, bagirmazlar, raks etmezler, hoplayip ziplamazlar idi. Bu dogru bir sey 
olsaydi buna insanlann en hak sahibi, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in 
zamaninda olanlar olurdu. Ancak bu, bid'attir, batildir, munkerdir. Boylece bil! Onun 



243 Muslim(1455) ibni Mace(225) 

244 §atibi el i'tisam(1/294-298) 



sunnetine ve ondan sonra ki hidayete ermis rasit halifelerin ve diger sahabelerin 
(Ridvanullahi aleyhim ecmain) sunnetlerine temessuk edip sanlmahsiniz." 245 

ibadette a§ in giden Hariciler: 

Sufilerin zikirde, zuhdde, ibadette asm gidiste haricilerle benzer yanlan vardir. 
Halka ve koro halinde zikirleri, sahte cezbe gosterileri gibi konularda benzer yanlan 
yukanda zikredildi. Cok ilgin?tir ki sufiler seyhlerine muhalefet edeni tekfir etmede 
haricilerden de suratli, Celalettin Rumi'nin humanist bakisiyla kafirler hakkinda da 
Murcie'den daha mufrittirler. 

Haricilerin de ibadete, zuhde, Kur'an okumaya duskun olacagi, lakin itikadlan 
bozuk oldugu i?in okun yaydan ?iktigi gibi dinden ?ikacaklan sahih hadislerde 
bildirilmistir. Hem onlar hakkinda biraz bilgi edinmek hem de haklannda haber 
verilenlerin aynen ?iktigini gormek i?in su rivayetten takip edelim; 

Zeyd ibnu Vehb el-Cuheni -ki bu zat, Hz. Ali radiyallahu anh Haricilerle 
savasmak uzere yurudugu zaman beraberindeki orduda bulunuyordu- anlatiyor: "Hz. 
Ali dedi ki: "Ey insanlar ben Resulullah aleyhissalatu vesselam'in soyle soyledigini 
isittim: 

"Ummetimden bir grup cikar. Kur'an'i oyle okurlar ki, sizin okuyusunuz 
onlannkinin yaninda bir hi? kahr. Namaziniz da namazlanna gore bir hi? kahr. 
Orucunuz da oru?lan yaninda bir hi? kahr. Kur'an'i okurlar, onu lehlerine zannederler. 
Halbuki o aleyhlerinedir. Namazlan koprucuk kemiklerinden oteye ge?mez. Okun avi 
delip ge?mesi gibi dinden hemen ?ikarlar. Onlarla harb eden ordu(nun askerlerine) 
peygamberlerinin diliyle ne (kadar ?ok ucret)ler takdir edilmis oldugunu bilselerdi 
(ba§kaca) amel yapmaktan vazge?erlerdi. 

Onlarin alameti sudur: Aralannda pazusu oldugu halde kolu olmayan bir adam 
olacak. Pazusu uzerinde meme ucu bir ?ikinti bulunacak. Bunun uzerinde de beyaz 
killar bulunacak. Sizler Muaviye ve §amhlann uzerine gidecek, buradakileri 
terkedeceksiniz. Onlar da sizin (yoklugunuzdan istifade ile) ?oluk-?ocugunuza ve 
mallanniza sizin naminiza halef olacaklar!." 

(Hz. Ali Have etti:) "O vallahi! Ben, onlarin bu kavim olacagini kuvvetle umit 
ediyorum. Qunku onlar haram kan doktuler. Halkin meradaki hayvanlanni gasbettiler. 
Oyleyse, Allah adina bunlar uzerine yuruyun!" 

Ravi der ki: "Haricilerin basinda o gun, Abdullah ibnu Vehb er-Rasibi oldugu 
halde, onlarla karsilasinca Hz. Ali radiyallahu anh askerlerine: 

"Mizraklannizi birakin, kih?lannizi kinlanndan ?ikann. Qunku ben, onlarin 
Harura gunu size yaptiklan gibi yine size sulh teklif edeceklerinden korkuyorum!" 
dedi. Bu emir uzerine donduler, mizraklanni bertaraf ettiler ve kih?lanni siyirdilar. 
Askerler onlara mizraklanni sapladi. Oldurup ust uste yigdi. O gun cengaverlerden 
sadece iki kisi isabet ahp §ehit dustu. Ali radiyallahu anh: 

"Aralannda o sakat herifi arayin!" emretti. Aradilar, fakat bulamadilar. Bizzat Ali 
kalkip ust uste oldurulmus insanlann yanina geldi. 



245 Acurri Kitabul Erbain(s.37 bizim tercememiz.) 



"Bunlan geri cekin!" dedi. Sonra yere gelen cesetler arasinda onu buldular. 
Onun bulunmasi uzerine Hz. AN radiyallahu anh tekbirgetirdi ve: 

"Allah dogru soyledi. Resulu de dogru teblig etti" dedi. Ubeyde es-Selmani, Hz. 
Ali'ye dogrulup: 

"Ey mu'minlerin emiri! Kendisinden baska ilah olmayan Allah askina soyle. Sen 
bu hadisi Resulullah aleyhissalatu vesselam'dan bizzat isittin mi?" diye sordu. AN 
radiyallahu anh: 

"Kendinden baska ilah olmayan Allah'a yemin ederim, evet!" dedi. Ubeyde Hz. 
Ali'ye uc sefer yemin verdi. O da ona uc sefer yemin etti." 246 

Haruriler 247 cikip bir yerde cemaatten aynhnca altmisbin kisi idiler. AN r.a. 
uzerine huruc icin toplanmislardi. Gelen insanlar; "Ey muminlerin emiri topluluk senin 
uzerine huruc ediyorlar" diyorlar, o da; "Onlari birakin, onlar benimle savasincaya 
kadaronlarla savasmayacagim. Onlar bunu yapacaklardir." 248 

ibni Abbas r.a. diyor ki; bir gun ogle namazindan once yanina gittim ve Ali'ye 
dedim ki; 

"Ey muminlerin emiri! Onlarin yanina gidip konusayim" o da bana; "onlarin sana 
birzararvermesinden korkuyorum" dedi. Dedim ki; 

"Hayir, ben guzel ahlakh birisi olarak eza verdirtmem" 

Bunun uzerine bana izin verdi, ben de en guzel elbisemi giydim, gunun 
ortasinda onlarin yanina vardim. Yanlanna girdigimde onlar yemek yiyorlardi. Onlar 
kadar ibadete du§ktin olanini gormedim. Ahnlarinda secde izleri vardi. Elleri 
deve tirnagi gibi olmus, uzerlerinde katlanmif elbiseler vardi, yiizleri de 
sararmifti. 

Onlara selam verdim. Dediler ki; "Merhaba ey Abbas'in oglu! Bu uzerindeki 
elbise de nedir?" dedim ki; 

"Beni neden ayiphyorsunuz? Ben Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in en 
guzel yemen elbiselerinden giydigini gordum." Sonra su ayeti okudum; 

"De ki; Allah'm kullari ifin fikardigi ztneti, nzkindan pak olanlan kim 
haram etti? "(Araf 32) 

"Neden geldin?" dediler. Dedim ki; 

"Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in muhacirlerden ve ensardan olan 
ashabinin yanindan ve Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem'in amcasinin oglu ve 
damadinin yanindan geliyorum. Onlar uzerine Kur'an nazil olmus ve onlar onun 
tevilini sizden iyi bilenlerdir. icinizde onlardan kimse yoktur. Sizlere onlarin ne 
soylediklerini ve onlara sizlerin ne soylediginizi teblig etmeye geldim." 



246Muslim(1066) 

247 Haruriler; Kufe'den iki mil uzakta Haravra denilen yere nispet edildiler. Ali r.a. 'a muhalefet igin 
toplanan ilk haricilerdir. 

248 Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in onlarin isleri hakkinda verdigi haberi tasdiktir. 



Onlardan bazilan; "Kureysle tartismayin. Allah Teala buyuruyor ki; "Bilakis onlar 
tartismaci bir kavimdir." Dedi. Sonra onlardan biri; "Onunla konusmahyiz" dedi. 
Dedim ki; 

"Soyleyin bakahm, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabindan ve 
amcasinin oglundan nigin intikam almak istiyorsunuz?" 

Dediler ki; "Uc seyden dolayi" ben; "onlar nedir?" dedim. 

Dediler ki; "birincisi, O Allah'in emrinde hukum vermesi icin birini tayin etti. Allah 
Teala buyuruyor ki; "Hukum yalniz Allah'indir."(En'am 57, Yusuf 40,67) 

"baska?" dedim 

Dediler ki; "ikincisine gelince; o savasti ama ne esir aldi, ne de ganimet dagitti. 
Savastiklan eger kafir iseler, mallan helaldir. Sayet mumin iseler mallari da haramdir, 
onlarla savasmak ta haramdir." 249 

"Peki, ucuncusu nedir?" dedim. 

Dediler ki; "Kendini muminlerin emiri olmaktan azletti. Muminlerin emiri degilse, 
o kafirlerin emiridir." 

Dedim ki; "Bundan baska iddialanniz var mi?" "Hayir bizden bu kadar" dediler. 

Onlara soyle dedim; "Size Allah'in kitabindan ayetler okusam ve peygamber 
Sallallahu aleyhi ve sellem'in sunnetinden inkar edilemez deliller getirsem 
gorusleriniz degisir mi?" "evet" dediler. 

Dedim ki; "Siz diyorsunuz ki; "O Allahin emrinde hakem tayin etti." Ben size 
Allah'in kitabindan, ceyrek dirhemde hukmu insanlara gevirdigini, Allah'in onda 
hukmetmelerini emrettigi ayetleri okuyacagim. Allah'in su kavlini gormediniz mi?; 

"Ey /man edenler! in rami i /ken avi 6/durmeyin. iginizden kirn onu kasten 
oldururse oldurdugu hay van in dengi (on a) cezadir. (Buna) Kate 'ye varacak bir 
kurban olmak uzere iginizden a da let sahibi iki ki§i hukmeder (oldurulen avin dengi ni 
takdireder)."(Ma\die 95) 

Onda hukmetmeleri icin Allah'in hukmu insanlara birakilmistir. Dilese onda 
kendisi hukum verirdi. Kisilerin hakem olmasina bunda cevaz vardir. Peki Allah'in su 
ayeti hakkinda ne dersiniz?; 

"Eger kan-kocanin aralannin agilmasindan korkarsaniz, erkegin ailesinden bir 
hakem ve kadinin ailesinden bir hakem gonderin." \H\sa 35) demek ki, herhangi bir 
anlasmazhkta en iyi cozum hakem tayinidir. Simdi onlarin arasinin bulunmasi icin 
Allah'in hukmune uygun olarak hakem tayin edilmesi mi guzel, yoksa baska bir sey 
mi?" 

Onlar; "elbette aralannin duzeltilmesi daha iyi" dediler. 



249 Bu, isyanci gruplar hakkindaki hukumdur; kadinlanna ve gocuklanna dokunulmaz, mallan 
paylasilmaz, yarahlan bldurulmez, kaganlan takip edilmez ve onlar savasa baslamadikga savas 
baslatilmaz. 



Dedim ki; "Gelelim "savasti ama ne esir aldi, ne de ganimet dagitti" sozunuze. 
Siz anneniz Aise'yi esir edip, baska kadinlara yaptiginizi ona da yapar misiniz? Bunu 
yaparsaniz elbet kafir olursunuz. Onlarin analanniz olmadigini soyluyorsaniz sayet, 
yine kafir olur ve islam'dan cikarsiniz. Zira Allah Azze ve Celle soyle buyuruyor; 

"Peygamber, muminlere kendi canlanndan daha yakindir. E§leri, onlarin 
ana/ar/d/r." (Ahzab 6) simdi siz iki sapikhk arasinda sallaniyorsunuz. Hangisini 
isterseniz secin! Bunu da hallettim mi?" dedim. "Evet" dediler. 

Dedim ki; "gelelim, Ali'nin kendini emirlikten azletmesine, Peygamber Sallallahu 
aleyhi ve sellem, Hudeybiye gununde bir anlasma imzalamak icin Kureys'i cagirdi. AN 
r.a.'e; "Sil ya AN! "Allahim! Sen biliyorsun ki ben Allah'in rasuluyum" oraya 
Muhammed Bin Abdullah yaz" dedi. 250 Halbuki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem, Ali'den daha ustundu. Fakat unvanini yazdirmadi. Bunu sildirmekle, kendisini 
peygamberlikten azletmis olmadi. Bunu da hallettim mi?" dedim. 

"Evet" dediler. 

Onlardan yirmi bin kisi donus yapti, digerleri ise huruc ettiler, sapikhklan uzere 
muhacirlerve ensara karsi sava§tilar." 251 

ibni Abbas r.a, haricilere karsi sahabenin yolunu delil getirmistir. Kur'an onlar 
arasinda nazil olmus olup, onlar onun tefsirini en iyi bilenlerdir. Onlar Rasulullah 
Sallallahu aleyhi ve sellem'e arkada§hk etmislerdir. Onlarin yolu, uyulmak i?indir. 

ibni Abbas r.a. kekeleyen batila karsi hakkin parlak delilleriyle, Haricilerin 
suphelerine kar§i, sahabelerin ilmT delilleriyle yonlendirme yapmi§tir. 

EI-EvzaT r.a. diyor ki; "Sunnet uzerinde sabrediniz. Sahabelerin durdugu yerde 
durun, konu§tuklan yerde konusun, sustuklan yerde susun. Salih selefinin yolunu tut! 
Zira onlara genis gelen sey, sana da genis gelecektir." 252 



250 Buna Bera Bin Azib r.a. rivayeti sahittir. Buhari(5/303,304-Fethul Bari) Muslim(12/134-137- 
Nevevi §erhi) Enes r.a.'den; Muslim(12/138-139) 

251 Ebu Nuaym Hilye'de(1/317) sahihtir. Tahrici igin bkz.: Munazaratus Selef(s.95) 
252AcurrTes§eriat(s.58) 



RAKS, MUSiKi VE SEMA BiDATi 

Sufilerin 50k itibar ettigi, SuyutT, Sa'rani, Heytemi, A'lai, Haskefi, Ramli, 
Hatib Sirbini, Gazzi ve daha bir 50k alimin ustadi, Hafiz ibni Hacer, ibni Receb, 
Bulkini, Zerkesi, ibni Humam, Gamri, Nuveyri, Munavi gibi meshur alimlerin tilmizi 
olan Seyhulislam Zekeriya el-Ensari, fetvalanni ihtiva eden eseri; el ham vel 
ihtimam'da derki; 

"Soruldu; Sema haram midir? 

Cevap; sema iki cesittir; birincisi; Kur'an, hadis, manzum veya nesir guzel 
sozler dinlemek gibi, guzel olan sema. Nitekim vecd ve gaybet bununla hasil olur. 
Rivayete gore bir sufi, okuyucunun; "Ey tatmin olmu§ nefs! Don Rabbine!"(Fecr 
27) ayetini okudugunu duyunca bu ayeti tekrar edip durmus ve demis ki; "kac 
defadir don diyorum donmuyorsun" bunun uzerine buyuk bir cighk atip ruhunu 
teslim etmis. iste boyle sema caiz, hatta mustehaptir. Ozellikle ahiret islerini 
hatirlamaya sebep olursa. 

Allah Teala'nm kavli buna isaret ediyor; "Sozu dinleyip ona en guzel 
§ekilde uyan kullarimi mujdele!" yani; kisi, guzel soz ve kotu soz dinleyen 
topluluk ile oturursa, guzeli soyler ve kotuyu terk eder. Bu, ayetin birinci izahidir. 
ikincisi; "Sozu yani; Kur'ani dinleyip ona en guzel sekilde uyanlar; yani helalini 
yapan, haramindan sakinan demektir. Ucuncusu; "Sozu, yani Kur'ani dinleyip ona 
en guzel sekilde uyan, yani; affi tercih eden demektir. Zira Kur'anda kisas da 
vardir, affetmek de. Af bu ikisinin en guzelidir... 

ikinci tur sema; su zamanda yaygin olan ve yukarda anlatilan ile alakasi 
olmayan, haram ve yakisiksiz seyler iceren, heybet ve vakan gideren semadir ki, 
tembellikten zevk alan, cahilligin kendilerine galip geldigi, dinlerini oyun ve 
eglence edinen toplulugun i§leridir. 

Gaflet ve §arki ile vakitlerini harcarlar, haram olan muzik ve semaya 
baglanirlar, tabiatm reddettigi §eyler dinlerler. Onlar eglence ile ve muzik ile bilinip 
cagnhrlar. Yediklerinin cogu haram ve suphelidir. Tika basa midelerini doldururlar. 
Sonra onlari harekete getirmek uzere, birileri kadinlan vasfeden §iirler duzer. 

iste o zaman buyuklerle ku^ukler birbirine karisir, kimi el ?irpar, kimi 
ayaklan uzerinde rakseder, kimi cosar, kimi kolunu sallar, hayvanlar gibi donerek 
yurur, kimi e§ek sesi gibi bir sesle aninr, inler. Sayet orada guzel bir kadin veya 
tuysuz bir gen? olsa, cogunlugu asi §eytanlara doner, ona baglanir ve vecde 
gelirler. Hatta mutasavviflann ?ogu bunun mendup olduguna inaniyor. icma ile bu 
bozukluktur, alimlerden hi? biri bunu soylememistir. 

Bilakis Kitap, sunnet ve imamlann sozleri bunlann haram oldugunu ortaya 
koymaktadir. Herkesin bu haramlan ortadan kaldirmak i?in ?ali§masi vacibdir." 253 

Soruldu; "Allah'i zikretmek i?in toplanmi§ olan cemaat, deriden yapilmis bir 
(enstrumana) deynekle vuruyor, bazisi raksediyor, bazisi vecde gelmeye cahsiyor. 
Bu haram midir? Onlardan biri, hal galebesi ile istek disi olarak raksetmeye 
baslasa bu caiz midir? Bu haram semaya dahil midir? Ve orada bulunmak haram 
olur mu? 



253 §eyhulislam el Ensari el ham vel ihtimam(s.490 v.d.) 



Cevap; mucerred olarak raks ve deri uzerine deynekle vurmak haram degil, 
cirkin bir bidattir. Bununla ancak akh eksikler mesgul olur. ihtiyan olmadan hal 
galebesi ile raks etmek, haram olan raksa girmez. §ayet haram arzular veya haram 
olan muzik beraberinde olursa, icma ile bu, haramdir. Haram sema toplantilanna 
katilmak, orada bulunmakda haramdir." 254 El Ensari'den nakil bitti. 

Muzige gelince; bunun haramhgi hakkinda sahih hadisler vardir. Qalgiya ve 
sarkiya ruhsat sadece dugunler hakkindadir. Amr Bin Rabia diyor ki; 

"Bir dugunde Sabit Bin Vedia ile Kuraza bin Ka'b'in yanindaydim. §arki sesi 
duydum ve "isitmiyor musunuz?" dedim. Dedi ki; 

"Dugunde sarkiya ve bagirmak olmadan oluye aglamaya ruhsat verildi." 255 
Bundan anlasihyor ki, sahabeler, muzik isittikleri zaman, sayet dugun haricinde ise 
karsi cikiyorlardi. Nitekim Nesai'nin de buna benzer sahih birrivayeti vardir. 

Hasen el-Basri r.a. der ki; "Deflerin, muslumanlann isleriyle hicbir ilgisi yoktur. 
Abdullah'in arkadaslan o deflerin derilerini parcahyorlardi." 256 

Ebu Amir-ya da Ebu Malik- el-Es'ari'den dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem soyle buyurdu; 

"Ummetim arasinda fercleri, ipegi, sarabi ve calgi aletlerini (meazif) helal 
kabul edecek bir topluluk olacaktir. Ve birtakim kimseler bir alemin yakinina 
konaklayacaklar. Kendilerine ait davarlarla yanina gidecek, bir ihtiyaci sebebiyle 
onlara varacak. Onlar (ona): Bize yann tekrar gel diyecekler. Yuce Allah geceleyin 
onlara hukmunu gecirecek ve alemi koyacak, digerlerini ise taninmaz hale cevirerek 
kiyamet gunune kadar maymunlara ve domuzlara donusturecektir." 257 

Ebu Umame ve ibni Abbas r.a. 'dan; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
buyurdu ki; "Qalgilan kirmakla emrolundum" 258 

Enes b. Malik (r.a)'dan dedi ki: Rasulullah (s.a) buyurdu ki: "Dunyada da, 
ahirette de lanetlenmis iki ses vardir: "Nimet sirasinda zurna sesi ve musibet 
sirasinda bir inleme." 259 



254 El ham vel ihtimam(s.492-493) 

255 ibni Ebi §eybe(3/322); Gunder-§u'be-Eba ishak-Amr Bin Rabia isnadi ile. 

256 el Hallal ;Emri Bil Maruf(s.29) benzerini ibni Ebi §eybe(3/322); Yahya Bin Said - Sufyan - 
Mansur- ibrahim senediyle rivayet eder. 

257 Sahihtir. Buhari(10/51-Fethul Bah) ibn Hibban Sahih'inde (8/265 no:6719) Taberani, el- 
Mucemu'l-Kebir(3/319 no:341 7) Taberani, Musnedu's-Samiyyin(1/334,588) Beyhaki, Sunen(10/221) 
ibni Hacer Tagliku't-Talik(5/17-19) ibn Asakir, Tarih-u Dimask(18/156) ibn Mace(4020) ibn Ebi 
Seybe(8/107 no:3810) Ahmed(5/342) el-Mehamili, el-Emali(101/61) ibnu'l-Arabi, Mucem(vr.182/a) 
Silsiletu'l-Ahadisi's-Sahiha(1887) ibnu's-Salah Mukaddimetu Ulumi'l-Hadis(s.72) 

258 hasendir. Ahmed(5/257,268) Deylemi(1608) Telbisu iblis(336) Zebidi ithaf(6/472) Tuveyciri 
Faslul Hitab(45) 

259 sahihtir. Bezzar(1/377,NO: 795, Kesfu'l-Estar) Ebu Bekr es-Safii er-Rubaiyyat'da(2/22/a ez- 
Zahiriye kutuphanesinde el yazma) Ziya el-Makdisi, el-Ehadisu'l-Muhtare(6/188, no: 2200-2201) el- 
Munziri'nin Tergib(4/177)'de belirttigi iizere ravileri sikadirlar. El-Heysemi de Mecmauz 
Zevaid(3/13)'de ona tabi olmustur. Fakat Sebid b. Bisr hakkinda ihtilaf vardir. Bundan dolayi hafiz 
(ibn Hacer) onun hakkinda "Muhtasaru Zevaidi'l-Bezzar(1/349)"da sunlan sbylemektedir: "Sebid'in 
sika bir ravi oldugu sbylenmistir." Et-Takrib'de de sbyle demektedir: "Dogru sozlii birisidir. (Bazen) 
hata da ettigi olur" demektedir. Derim ki: halde sened hasendir. Hatta bundan sonraki senet 
dolayisiyla da sahihtir. Bu hususta isa b. Tahman, Enes'den diye ona mutabaat da etmistir. 



ibni Omer r.a. turku soyleyen kucuk bir kiza rastladi ve dedi ki; "§ayet seytan 
bir kimseyi terk edecek olsa, bu kizcagizi terk ederdi." 260 

Saib bin Yezid r.a. 'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sarki soyleyen bir 
kadin hakkinda; "Onun burun deligine seytan uflemistir" buyurdu. 261 

Muaviye r.a. 'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, agittan, siirden, resim 
cizmekten, yirtici hayvan derilerinden, kadinlann acihp sacilmasindan, sarkidan, 
altindan ve ipekli elbiselerden yasakladi." 262 

ibni Avf r.a. 'den; Rasulullah (s.a) buyurdu ki: "Ben aglamayi yasaklamadim. 
Fakat ben ahmak ve gunahkar iki sesi yasakladim: Birisi oynama ve oyalanma 
namesi sirasindaki ses ve seytan zurnalan, digeri ise musibet halindeki ses yuzlere 
vurmak, yakalan yirtmakve seytan inlemesidir." 263 

Abdullah b. Abbas (r.a)'dan dedi ki: Rasulullah (s.a) buyurdu ki: "Muhakkak 
Allah bana sarabi, kuman, kube'yi (davul ya da zar)i haram kildi -ya da bana lafzi 
olmadan- haram kildi. Sarhosluk verici hersey de suphesiz haramdir." 264 

Abdullah b. Amr b. el-As (r.a)'dan rivayete gore Rasulullah (s.a) soyle 
buyurmustur: "Muhakkak aziz ve celil olan Allah ickiyi, kuman, kubeyi ve el-gubeyrayi 
(dandan yapilan bir icki) haram kilmistir. Sarhosluk veren her sey de haramdir." 265 

imran b. Husayn'dan dedi ki: Rasulullah (s.a) buyurdu ki: "Ummetim arasinda 
kazf (semadan atilan helak edici atislar), mesh (suret degisimi) ve hazf (yerin dibine 
gecirilme) gorulecektir." 

Ey Allah'in Rasulu bu ne zaman olacak diye sorulunca soyle buyurdu: "Qalgi 
aletleri ortaya cikar. §arkici cariyelercogahrve saraplar icilecegi vakit." 266 

Ebu Umame'den dedi ki: Rasulullah (s.a) buyurdu ki: "§arkici kadinlann 
satilmasi, satin ahnmalan, onlarin ticaretinin yapilmasi helal degildir. Onlar 
karsihginda ahnan bedel haramdir. -§unlan da soyledi-: §u: insanlardan kimisi... 
bo§ sozleri satin ahrlar."(Lokman, 31/6) ayetini sonuna kadar okuyup, bu ayet bu 
hususta indirildi dedikten sonra sunlan soyledi: Beni hak ile gonderene yemin olsun. 
Bir adam yuksek sesle sarki soyledi mi mutlaka yuce Allah o vakit ona omuzlanna 



260 Buhari Edebul Mufred(784) Beyhaki Suab(5102) 

261 Ahmed sahih isnad ile; MecmauzZevaid(8/130) CemCil Fevaid(8015) 

262 Tuveyciri der ki; sahihtir. Ahmed ve Tarihinde Buhari rivayet ettiler. Faslul Hitab(s.37) 

263 Hakim(4/40) Beyhaki(4/69) Suabu'l-iman(7/241) ibn Ebi'd-Dunya, Zemmu'l-Melahi(vr. 159/1 - 
Zahiriyye kutuphanesi) el-Acurri Tahrimu'n-Nert(201, 63) Begavi, Serhu's-Sunne(5/430-431) 
Tayalisi(1683) ibn Sad, Tabakat(1/138) ibn Ebi Seybe(3/393) Abd bin Humeyd, el Muntehab(1044) 
Zeylai Nasbu'r-Raye(4/84) ibnu'l-Kayyim, el-igase(1/254) Heysemi, Mecmau'z-Zevaid (3/17) 

264 Ebu Davud(3696) Beyhaki(1 0/221) Ahmed(1/274), Ahmed el-Esribe(193) Ebu Ya'la(2729) ibni 
Hibban(5341) Ebu'l-Hasen et-Tusi, el-Erbain(vr.13/a zahiriyye) Taberani(12/101/a-b, 12598 ve 
12599) 

265 sahihtir. Ebu Davud(3685) Tahavi, Serhu Meani'l-Asar(2/325) Beyhaki(1 0/221-222) 
Ahmed(2/158,170) Esribe (207) Yakub el-Fesevi, el-Marife(2/519) ibn Abdi'l-Berr, et-Temhid(5/167) 
el-Mizzi, et-Tehzib(31/45-46) Taberani, el-Mucemu'l-Kebir(13/51-52, 127) Abdu'r-Rahman b. 
Abdullah b. Abdi'l-Hakem Futuh-u Misir(s. 273) ibn Ebi Seybe(8/197) 

266 Tirmizi(2213); ibn Ebi'd-Dunya, Zemhu'l-Melahi (vr. 1/b); Ebu Amr ed-Dani, es-Sunenu'l-Varide 
fi'l-Fiten(vr. 39/a ve 40/b), ibnu'n-Neccar, Zeylu Tarih-i Bagdad(1 8/252) ibn Ebi Seybe(15/164) ibn 
Asakir Tarih-u Dimesk(1 2/582) ed-Dulabi, el-Kuna(1/52) Taberani el-Evsat(6901) Hakim (4/515), 
Beyhaki, Suabu'l-iman (5/16); Ahmed (5/329) Asbahani, et-Tergib (1/498-499) Tayalisi (155, 1137) 
Ebu Nuaym, el-Hilye (6/295) 



cikan iki seytan gonderir. Sonra onun gogsu uzerine ayaklanni arahksiz vururlar. -Bu 
arada kendi gogsune isaret etti- ta ki o susuncaya kadar." 267 

Musluman kardesim bil ki gecen hadisler butun sekilleriyle ve turleriyle muzik 
aletlerinin haram olduguna delalet hususunda pek aciktir. Bu hadislerde zurna, davul 
ve ud gibi bazilannin acik nass ile ifade edilmesi, digerlerinin de onlara katihp, onlar 
gibi degerlendirilmesi suretiyle bu acik delalet soz konusu olur. Bunun da iki sebebi 
vardir: 

Evvela "el-Meazif: muzik aletleri" lafzi sozlukte butun muzik aletlerini kapsar. 

ikinci husus nese vermek ve oyalayip eglendirmek bakimindan anlam itibariyle 
anilmayanlar acikca anilanlar gibidir. Bunu Abdullah b. Abbas (r.a)'in su sozleri de 
desteklemektedir: "Def haramdir, calgi aletleri haramdir, davul haramdir, zurna 
haramdir." 268 

Her seyden once "helal belleyecekler" buyrugu sozu gecen dort seyin ser'an 
helal olmadigi hususuna acikca delalet etmektedir. Bunlardan birisi de "calgi aletleri: 
el-meazifdir. Sozluklerde -bu arada el-Mucemu'l-Vasit'de- su ifadeleryeralmaktadir: 
"istehalle's-§ey'a: Onu helal saydi, helal bildi." 

Bundan dolayi buyuk ilim adami seyh AN el-Kari el-Mirkat (V, 106)'da sunlan 
soylemektedir: "Yani birtakim suphelerin gevsek delilleri soz konusu ederek bu 
haram olan seyleri helal sayacaklar. Bunlardan birisi de kimi alimlerimizin (hanefi 
mezhebi alimlerini kastetmektedir) sozunu ettikleri su husustur: Guya ipek ancak 
dogrudan dogruya tene degdigi takdirde haram olur. Elbiselerin uzerinde giyilecek 
olursa bunda sakinca yoktur. Bu nakli olsun, akli olsun hicbir delili olmayan bir 
kayitlamadir. Peygamber (s.a)'in: "Kim dunya hayatmda ipek giyinirse, ahirette onu 
giyinmeyecektir." 1 hadisinin mutlakhgi dolayisiyla boyle bir kayit soz konusu 
edilemez. Ayni sekilde bazi ilim adamlan aciklamasi uzun surecek "el-Meazif: galgi 
aletleri" hakkinda bu kabilden iddialan vardir. Halbuki bu hadis yuce Allah'in: 
insanlardan kimisi (insanlan) bilgisizce Allah'in yolundan saptirmak ve o 
ayetleri bir eglence edinmek i?in bof sozleri satin ahrlar. " (Lokman, 31/6) 
buyrugu ile desteklenmektedir." 

Birisi §6yle diyebilir: Artik biz ?algi aletleriyle birlikte sarki soylemenin hukmunu 
ve bayram ve dugunde ?alinan def di§inda haram oldugunu 6grenmi§ bulunuyoruz. 
Peki calgi aleti kullanmadan §arki terennum etmenin hukmu nedir? 

Buna cevap olmak uzere §unlan soyleyebiliriz: Bunun haram oldugunu mutlak 
olarak soylemek dogru olamaz. Qunku boyle bir mutlak ifadeye delil 
bulunmamaktadir. Ge?mi§te ve simdiki donemlerde bazi sufilerin ve onlarin di§inda 
kalan birtakim heva ehlinin yaptigi gibi mutlak olarak mubah oldugunu soylemek de 
dogru degildir. Qunku §arki adeten siir ile olur. §iir de mutlak olarak haram kihnmis 
degildir. Hem Peygamber (s.a): "§uphesiz §iirin bir kismi hikmettir." 269 diye 
buyurmu§ken bu nasil soylenebilir ki. Hatta Peygamber (s.a) mesela Abdullah b. 
Revaha (r.a) gibilerinin siirlerini bazan kismen okurdu: 



267 Taberani el-Mucemu'l-Kebir (VIII, 7749, 7805, 7825, 7855, 7861, 7862) es-Sahiha(2922) 

268 Beyhaki (X, 222) 

1 Enes'den gelen rivayet yoluyla hadis Buhari ve Muslim tarafindan rivayet edilmistir. Bu hadisin yer 
aldigi kaynaklar el-Ehadiysu's-Sahiha, 383'de ve Gayetu'l-Meram 78'de gosterilmistir. 

269 Bu hadisi Buhari rivayet etmis olup, kaynaklan Silsiletu'l-Ahadisu's-Sahiha (2851)'de 
gosterilmi§tir. 



"Ve senin aziklandirmadigin kimse sana haberleri getirir" gibi. 

Bundan dolayi Peygamber (s.a)'a siire dair soru sorulunca o su cevabi vermisti: 
"Siirbirsozdur. Guzel olani guzel, cirkin olani da cirkindir." 270 

Peygamber (s.a)'in siir dinledigine dair hadisler pek coktur. Enes b. Malik'ten 
rivayete gore o kardesi el-Bera'nin yanina girmis. Bu sirada sirtustu yatmis, 
ayaklanndan birini digerinin uzerine koymus ve sarki terennum ettigini gormus. Bu 
isten vazgecmesini isteyince soyle demis: Ortak olarak oldurduklerim bir tarafa tek 
basima yuz kafir oldurmusken yatagimin uzerinde olecegimden mi korkuyorsun? 271 

Abdullah b. Haris el-Haris b. Nevfel dedi ki: Ben Usame b. Zeyd (r.a)'i meclisde 
otururken Akirasini (?) kaldirmis olarak bacak bacak ustune atmis halde gordum. 
(Abdullah b. el-Haris) dedi ki: Zannederim en-Nasb (turlu) sarki soyluyordu. 272 

Vehb b. Keysan'dan dedi ki: Abdullah b. ez-Zubeyr-yaslanmis halde iken- dedi 
ki: "Bilal teganni etti." (Vehb) dedi ki: Biradam kendisine: "Teganni mi etti" diye sordu. 
Abdullah oturdu, sonra sunlan soyledi: 

"Ben nasb turu teganni ettigini duymadigim muhacirlerden bir adam var mi 
ki?" 273 

Said b. Yezid dedi ki: Abdu'r-Rahman b. Avf ile birlikte hac yolunda idik. Bizler 
Mekke'ye dogru giderken Abdu'r-Rahman yoldan uzaklasti. Sonra da Rebah b. el- 
Muterif 3 'e soyle dedi: Ey Ebu Hassan bize sarki soyle. Ebu Hassan nasb turu guzel 
sarki soyledi. Rabah ona sarki soylemekte iken halife olan Omer b. el-Hattab (r.a) 
onlara yetisti ve bu ne oluyor dedi. Abdu'r-Rahman: Bunda bir sakinca yoktur. 
Onunla oyalaniyor ve boylece yolu fark etmiyorum dedi. Omer (r.a) soyle dedi: Eger 
bu isi yapacaksan o zaman Dirar b. el-Hattab'in siirlerini terennum et. Dirar, Muharib 
b. Fihrogullanndan birkisiydi. 274 

Derim ki: Bu hadiste ashabdan gelen rivayetlerde (asar) bazi munasebetlerde 
calgisiz olarak §arki soylemenin caiz olduguna a^ik^a delalet bulunmaktadir. Olumu 
hatirlamak, ailesine, vatanina ozlem duymak, nefsi bir parca rahatlatip yolculugun 
zorluk ve me§akkatlerinden uzakla§ip oyalanmak ve benzeri hallerde fakat meslek 
edinilmeyip, itidal sinmnin di§ina cikilmayan turden olmahdir. Onunla birlikte hareket 
etmek, kinhp bukulmek, ki§inin mertligini ihlal eden turden ayagi yere vurmak gibi 
hareketlerde olmamahdir. Aise (r.anha)'in azathsi Urn Alkame'nin rivayet ettigi §u 
hadisteki gibi: 



270 Bu da yine Silsiletu'l-Ahadisi's-Sahiha(447)'de kaynaklan gosterilmis bir hadistir. Aise 
(r.anha) validemiz de bbyle demistir: "Sen hasen olani ahp kabul et, cirkin olani birak. 

Hadisi Hakim (III, 291); Abdu'r-Rezzak (XI, 6, 19742)'de rivayet ettikleri gibi Abdu'r- 
Rezzak'm rivayet yoluyla Taberani el-Mucemu'l-Kebir (II, 12, 1178)'de ondan Ebu Nuaym, el- 
Hilye (I, 353)'de rivayet etmislerdir. Hakim: "Buhari ve Muslim'in §artma gore sahihtir" demis. 
Bu hususta Zehebi ona muvafakat etmistir. 

272 Bunu Abdu'r-Rezzak (19739)'da onun yoluyla Beyhaki (I, 224)'de rivayet etmi§tir. Senedi 
Buhari ve Muslim'in sartma gore sahihtir. 

Q-70 

Bunu Abdu'r-Rezzak (19741) -muhtasar olarak- rivayet etmistir. Beyhaki (X, 230)'de - 
anlatim ona ait- rivayet etmistir. Senedi Buhari ve Muslim'in sartma gore sahihtir. 
3 Bk. ibn Matula, el-ikmal, VII, 276 

274 Hadisi Beyhaki (X, 224)'de ceyyid bir isnad ile rivayet etmis ve sunlan sbylemistir: "Nasb: 
Araplann sarki turlerinden bir cesittir. Fida diye bilinen ture benzer bu aciklamayi Ebu Ubeyd 
el-Herevi yapmistir." Kamus'ta da soyle denilmektedir: "Araplann nasbi: Fidadan daha 
yumusak sarki turlerinden birisidir." 



Aise (r.anha)'in kardesinin kizlari sunnet edildi, bundan dolayi acilari oldu. 
Aise'ye: Ey mu'minlerin annesi onlari eglendirecek kimseleri bunlara cagirmayahm 
mi denildi. O gagirin dedi. (Um Alkame) dedi ki: Sarki soyleyen filan kimseye haber 
gonderdi. O yanlanna geldi. Aise (r.anha) odanin icinde onun yanina girdi. Onun 
sarki soyledigini ve neseyle basini salladigini gordum. Cokca siir bilen birisi idi. Aise 
(r.anha) dedi ki: "Of be bu bir seytandir. Onu disan cikartimz. Disan cikartimz." Onu 
disan cikardilar. 275 

Beyhaki bu hadis ve rivayetlerin bulundugu bahsin basina su sozleriyle bashk 
acmistir: "Kendisini sarkici kabul etmeyen, bunun icin yanina gidilmeyen, kendisi de 
sarki meclisine gitmeyen fakat derhal neselendirdigi bilinip, sarki terennum etmekle 
taninan kimse." 

imam Satibi, el-i'tisam (I, 368)'de Ence§e hadisine degindikten sonra bazi 
sufilere reddiyede bulunurken §unlan soylemektedir: 

"Bu guzel bir §eydir fakat araplann nagmeleri guzelle§tirmekteki uygulamalan 
bugun insanlann yaptiklan uygulama turunden degildir. Bilakis onlar kendilerinden 
sonra ortaya ?ikmi§ ?e§itli nagme turlerini ogrenmeksizin mutlak olarak siir 
soylerlerdi. Hatta onlar musiki sanatlanni bilmeyen, araplann ummiligine yaki§acak 
sekilde sesi inceltir ve uzatiyorlardi. Onlarin bu soyleyi§lerinden ba§kalan zevk de 
almaz, eglendirecek kadar neselendirmezdi. Bir dereceye kadar onlar bu isten zevk 
ahrlardi. Abdullah b. Revaha'nin Rasulullah (s.a)'in huzurunda hida okudugu gibi 
ensann hendegi kazdiklannda soyledikleri gibi soyluyorlardi: 

"Bizleriz Muhammed'e bey'at edenler 

Cihat uzere hayatta ebedi kaldikca" 

O da kendilerine soylece cevap veriyordu: 

"Allah'im ahiret haynndan baska yoktur bir hayir 

Ensarla muhacirlere magfiret buyur." 

Daha sonra ibnu'l-Cevzi, el-Hallahn kaydettigi bir rivayeti -ki bu el-emr bi'l- 
maruf (s. 34)'dedir- Ai§e (r.anha)'dan gelen senedi ile zikretmektedir. Buna gore Aise 
soyle demi§tir: Yanimizda ensardan yetim bir kiz vardi. Onu ensardan birisiyle 
evlendirdik. Ben o kizi kocasina zifafa goturenler arasinda idim. Rasulullah (s.a) 
soyle buyurdu: 

"Ey Aise suphesiz ensar bir parca gazele duskun kimselerdir. Neler soyledin? 
Aise: Bereketli olmasi icin dua ettik dedi. Peygamber soyle buyurdu: "Ne diye soyle 
demediniz?: 

"Size geldik, size geldik 
Selamlayin bizi, selamlayahm sizleri 
Ve eger kirmizi altin olmasaydi 
Bu hanim vadinize ugramazdi 
Ve eger esmer tane olmasaydi 
Kizlanniz kilo almazdi." 6 



275 Hadisi Beyhaki (X, 223-224) rivayet etmistir. Buhari de el-Edebu'l-Mufred(1247)'de muhtasar 

olarak hasen bir senedle ya da hasen derecesine gelmesi ihtimali olan bir senedle rivayet etmistir. 

Sahihu'l-Edebi'l-Mufred (no: 945) Hafiz ibn Receb ise NCizhetu'l-Esma(s. 55)'da sahih oldugunu 

belirtmektedir. 

6 Hasen bir hadis olup, kaynaklan el-irva (1995) ile Adabu'z-Zifaf (s. 181)'de gbsterilmistir. 



Kendilerini zuhde verenlerin neselendirici ve nagmeli bir sekilde kalpleri ahireti 
hatirlamaya iten turden soyledikleri ve zuhdiyyat adini verdikleri siirler de bu 
kabildendir. Bir §airin soyledigi su sozlergibi: 

"Ey gaflet icinde giden ve gelen 
Ne zamana kadar guzel goreceksin cirkinlikleri 
Daha ne zamana kadar korkmayacaksin 
Allah'in azalari konusturacagi bir konumu 
Sen gordugun halde hayret sana 
Apacikyoldan nasil uzakdustun." 

Bu da ayni sekilde mubahtir. Mubahhk hususunda imam Ahmed buna benzer 
seylere isaret etmistir. 

Daha sonra ibnu'l-Cevzi (s. 240)'de Ebu Hamid el-Hulkani'de senedi ile sunlan 
soyledigini rivayet etmektedir: Ben Ahmed b. Hanbel'e sordum. Ey Abdullah'in 
babasi su cennet ve cehennemi hatirlatmaya dair kalpleri incelten kasideler hakkinda 
neler soylersin? Ne gibi dedi? Dedim ki: Onlar soyle diyor: 

"Rabbim bana diyecek olursa: 
Bana isyan etmekten utanmadin mi 
Yarattiklanmdan gunahi gizlerdim de 
Bana isyanla gelmekten sikilmadin mi?" 7 

Bana: Bana bir daha tekrar et dedi. Ben de ona bir daha tekrar ettim. Kalkti, 
evine girdi, kapiyi kapatti. Evin icinden iki beyti okuyarakagladigini duydum: 

Sarki soylemek uzere hazirlanan guzel kizlari, sarabi ve daha baska insan 
tabiatmi tahrik eden itidalin sinirlan disina cikartan, derinliklerinde sakh bulunan 
eglenceye duskunlugu harekete getiren, sarkicilann soyledikleri siirlere gelince -ki bu 
gunumuzde bilinen §arki soylemektir- §airin §u sozleri gibi: 

"Altin tenlidiro sanirsin ki 
Ate§ onun yanagindan ?akmaktadir 
Ondan dolayi rezil olmakla korkuttular beni 
Ke§ke ahdine vefa gosterse de rezil olsam." 

Bu §arkilar i?in ?e§itli besteler yaptilar. Bu bestelerin hepsi de dinleyiciyi itidal 
sininnin di§ina cikartip, heva sevgisini tahrik eder. Bunlann kalpleri yava§ yava§ 
harekete getiren "fasi" adini verdikleri bir turleri vardir. Arkasindan me§id soylerler ve 
bu kalpleri tozunu dumanina katar. Buna okunan nagmelere uygun, ritimli calma ve 
vurmalan da, zilli defleri, zurnanin yerini tutan kavah da Have ettiler. 

Musluman kardesim! Suna inanmahsin ki yuce Allah'in kullan hakkinda te§ri 
buyurdugu emir, nehiy ya da mubah olan herbir hususta sonsuz bir hikmeti hatta 
hikmetleri vardir. Bunlari bilenler bilir, bilmeyenler bilmez. Bazilan bu hikmetleri 



7 Derim ki: imam §atibi bu kabilden siir ihtiva eden bir baska kissa daha zikretmekte ve sonra (I, 270) 
sunlan sbylemektedir: "Bu ve buna benzer hususlar onlann yaptiklan isler idi. Bununla birlikte onlar 
sadece nefisleri gayrete getirmekle miicerred siir ile vazetmekle yetinmediler. Aksine onlar 
kendilerine her tCirlu ogudu verdiler. §iirleri hatirlamak igin sarkicilan huzura getirmezlerdi. QCinkCi bu 
onlann istedikleri bir sey degildi. Aynca gunumuzde uygulanan sarkilardan herhangi bir seyi de 
bilmiyorlardi. Bu islama onlardan sonra acemler miisliimanlara kansmca girdi." imam caiz olan fitri 
sarki ile mustala ve yasak sarki arasmdaki farka isaret etmektedir ki men olunan da budur. 



acikca gorur, diger bazilan bunu goremezler. Bundan oturu gercek muslumana 
dusen Allah'a itaate kosmak ve hikmeti acikca gorunceye kadar itaati 
savsaklamamaktir. Cunku boyle bir davranis hikmeti sonsuz saria (seriat koyucuya) 
mutlak teslimiyet demek olan imana aykin hususlardandir. Bundan oturu yuce Allah 
Kur'an-i Kerim'de soyle buyurmaktadir: 

"Hayir Rabbine andolsun ki aralannda cikan anlasmazhklarda seni hakem 
secip, sonra verdigin hukme iclerinde hicbir sikinti duymadan butunuyle boyun 
egip teslim olmadikca iman etmi§ olamazlar." (en-Nisa, 4/65) 

Bizim salih selefimiz bu esas uzere yasadi, buna bagh olarak Allah onlari aziz 
kildi. Ulkeleri fethetmeyi, kullann kalplerine taht kurmayi onlara nasip etti. Bu 
ummetin sonradan gelenleri ise ancak ilkleri ne ile islah olmuslarsa, onunla islah 
olabilirler. Ebu Bekir es-Siddiyk (r.a) bu hususta en ileri giden birisidir. O baskasina 
oldukca guzel bir ornekti. Nitekim Hudeybiye bansi kissasinda onun goz kamastmci 
tavn bunu gostermektedir. Sehr b. Huneyf (r.a) bu husustakik rivayetinde soyle 
demektedir: 

Ey insanlar! Siz kendi nefislerinizi itham altinda tutunuz. Andolsun ki bizler 
Hudeybiye gununde Rasulullah (s.a) ile birlikte bulunuyorduk. Eger bir savas 
gorseydik suphesiz sava§irdik. Bu Rasulullah (s.a) ile musrikler arasindaki ban§ 
goru§mesinde boyle idi. Omer b. el-Hattab gelip Rasulullah (s.a)'a soyle dedi: Ey 
Allah'in Rasulu bizler hak uzere degil miyiz? Onlar da batil uzere degil midirler? 
Peygamber evet oyledir diye buyurdu. Omer: Bizden oldurulenler cennette, onlardan 
oldurulenler cehennemde olmayacak mi? Peygamber: Evet oyle olacak diye 
buyurdu. Bu sefer Omer soyle dedi: Peki dinimizde nicin asagilanmayi gerektirecek 
sartlan kabul ediyor ve Allah bizlerle onlar arasinda hukum vermeden donuyoruz. 
Peygamber soyle buyurdu: 

"Ey Hattab'in oglu! §uphesiz ben Allah'in Rasuluyum. Allah ebediyen beni 
zayi etmez." 

(Sehl) dedi ki: Omer gitti. -Ofkesini yenemediginden oturu- Ebu Bekir'e vardi. 
Ey Ebu Bekir dedi. Biz hak uzere degil miyiz, onlar da batil uzere degil midirler? Ebu 
Bekir: Evet oyledir dedi. Omer: Bizden oldurulenler cennette, onlardan oldurulenler 
cehennemde degil midir? Ebu Bekir: Evet oyledir dedi. Omer: Peki nicin dinimizde 
dusuklugu kabul ediyor ve Allah bizlerle onlar arasinda hukmunu vermeden geri 
donuyoruz deyince Ebu Bekir su cevabi verdi: "Ey Hattab'in oglu o Allah'in 
Rasuludur. Allah ebediyen onu zayi etmez." 

(Sehl) dedi ki: Kur'an Rasulullah (s.a)'a "fetih (zafer mujdesini veren suresi)" 
indi. Peygamber (s.a) Omer'e haber gonderdi. Ona Kur'an'in bu bolumlerini okudu. 
Ey Allah'in Rasulu bu bir fetih midir diye sordu. Peygamber: "Evet" diye buyurdu. 
Omer'in gonlu hos olup geri dondu. 276 

Hafiz (ibn Hacer) (XIII, 288)'de sunlan soylemektedir: "Soyle demis gibidir: 
Sunnete muhalif ettigi takdirde gorusunuzu (reyinizi) itham ediniz. Tipki bizim 
Rasulullah (s.a)'in bizlere ihramdan cikmamizi emrettigi halimizde oldugu gibi. Bizler 
ihramh kalmayi sevdik, ibadetimizi tamamlamak, dusmanimizi kahretmek icin 



276 Hadisi Buhari (Fethu'l-Bari, 3182); Muslim (V, 175-176)'da rivayet etmislerdir. Anlatim MCislim'e 
aittir. Ahmed (III, 486)'da rivayet etmistir. Muslim ve Ahmed'in Sehl'den naklettikleri ifade de soyle 
denilmektedir: "Ey insanlar! Kendi gbrCislerinizi itham ediniz..." seklindedir. Bu rivayeti Said b. Mansur 
(III, 2, 374), ibn Ebi Seybe (XV, 299)'da rivayet etmislerdir. 



savasmayi arzuladik. Ancak Peygamber (s.a)'in daha sonralan ortaya cikip 
kendisinin acikca gordugu hususlar bize gizli kalmistir." 

Peygamber (s.a)'in kendi hevalanna, kisisel maslahatlanna muhalif olmakla 
birlikte ona itaati tercih ettiklerine delalet eden ashabinin siyretinde gordugum en 
parlak orneklerden birisi de Zuheyr b. Rafi'in soyledigi su sozlerdir: 

"Rasulullah (s.a) bizim icin faydah olan bir hususu bize yasak etti. Fakat 
Allah'a ve Rasulune itaat etmek bizim icin daha faydahdir. O bize ziraat ortakcihgi 
yapip, topraklanmizi (mahsulun) ucte biri, dortte biri ve adi konulmus miktardaki 
bugday karsihginda kiralamamizi yasakladi." 277 

Bu itaate baghhk bana cin mu'minlerinin hayrete dustukleri peygambere 
gosterilen obur itaati hatirlatmistir. Onlar Peygamber (s.a)'a gelerek sabah 
namazinda cin suresinin bas taraflannda isaret edilen Kur'an okumasini 
dinlemislerdi: Deki: Cinlerden bir toplulugun (Kur'an'i) dinleyip, sonra §6yle 
dedikleri bana vahyolundu: Gercekten biz hayret verici bir Kur'an dinledik. 
Dogru yola iletiyor. Bu sebeple ona iman ettik ve artik hi? kimseyi Rabbimize 
asla ortak ko§mayacagiz. " (el-Cin, 72/1-2) Cinler Peygamber (s.a)'in ashabini, 
onunla birlikte namaz kildiklanni, onunla rukua vanp, onunla berabersecde ettiklerini 
gorduler. ibn Abbas (r.a) dedi ki: 



"Onlar ashabinin kendisine itaatle uymalanna hayret etmislerdi 



i.278 



Maksadimiz sudur: Bu itaatkarhgin her muslumanda gizli ve acik olarak 
tahakkuk etmesi icab eder. Boyle bir itaat onun heva ve hevesine ister uysun, ister 
uymasin. Bunun bir geregi de Allah'a karsi ve hukumlerine karsi birtakim ornekler 
vermemesi. hsandan ?ikan nagmeli sesleri bulbullerin, kuslann seslerine kiyasa 
kalki§mamasi mesela soyle dememesi: Nagmesiz bir §ekilde siir okumak caiz 
olduguna gore nagmeli olarak o siiri okumak da caiz olur. Cunku ayn ayn mubah 
olan seyler bir araya gelecek olurlarsa bunlann toplamindan meydana gelen de 
mubah olur. Nitekim Gazali -Allah onu affetsin- musiki nagmelerini ya da en azindan 
bir bolumunu 1 mubah oldugu sonucuna ulasmak i?in boyle yapmi§ ve bunlari kuslann 
seslerine kiyas etmistir. Ustelik o fikih usulune dair eser telif etmis ve orada nassin 
bulundugu yerde kiyas olmadigini belirtmi§tir. 

Bundan dolayi ibnu'l-Cevzi, ibn Teymiye, ibn Kayyim el-Cevziye ve baska 
alimler ardi arkasina hem ona, hem de sufiler arasinda onun gibi kanaat sahibi 
olanlara reddiyeleryazmislardir. 

Degindigimiz bu kiyas bana ondan daha da kotu bir baska kiyasi 
hatirlatmaktadir. Bu kiyasi yapan kisi sarho§luk veren nebizin (sarap noktasina 
ula§mi§ meyve suyunun) helal oldugunu soylemek noktasina gelmistir. Bunu ibnu'l- 
Kayyim sozu gecen kiyasin benzeri ile nagmeli semai helal kabul eden sufilerin 
goruslerini reddederken zikretmistir. Merhum sema meselesinde (s. 270-271 )'de 
§unlan soylemektedir: 

"ikinci §ekil: Eger ayn ayn siir ve nagmeli soyleyisin tek baslanna mubah 
olmalan her ikisinin bir araya gelmeleri halinde mubah olmalanni gerektirmedigine 



277 Bu hadisi Muslim ve baskalan rivayet etmis olup, el-irva(5/299)'da kaynaklan gosterilmistir. 

278 Hadisi Ahmed (I, 270) ve baskalan sahih bir senetle rivayet etmislerdir. 
1 el-Gazali, ihya-u Ulumi'd-Din, II, 273 



gore boyle bir terkibin (ikisinin bir arada olusunun) birlikte olus sebebiyle hukmu 
degistirecekbirozelligi soz konusudur. Bu delil soyle diyenin delili seviyesindedir: 

Vahid haber tek basina ilim ifade etmiyor ise onun baskasi ile bir arada olmasi 
halinde de ilim ifade etmez. 2 

Bu ayni zamanda lyaz b. Muaviye'den nakledilen su olayin da bir benzeridir: 
Biradam kendisine: 

"Su hakkinda ne dersin?" O; 

"Helaldir" demis. Adam: 

"Ya hurma hakkinda ne dersin?" diye sormus. lyaz yine helaldir demis. 

"Peki nebiz denilen sey su ve hurmadir, onu nasil haram kilarsin?" diye 
sorunca, lyaz ona su cevabi vermis: 

"Bana gorusunu soyle eger ben sana bir avuc toprak atacak olursam seni 
oldurebilir miyim?" Adam hayir demis. Bu sefer: 

"Peki ben sana bir avuc saman atip durursam seni oldurebilir miyim" diye 
sormus. Yine adam hayir demis. Bu sefer ona sunu sormus: 

"Peki su, saman ve topragi ahp, bunlari camur yapsam, kuruyuncaya kadar 
biraksam ve onunla sana vursam seni oldurebilir miyim?" deyince adam evet demis. 
Bu sefer lyaz: 

"iste nebiz de boyledir" diye cevap vermis. 3 

Sozunun anlami sudur: Sarhosluk veren guc bu terkibin sonucunda ortaya 
cikandir. iste bizim konumuz da budur. Nefisleri sarhos edip, eglendiren, onu Allah'i 
zikretmekten, namaz kilmaktan ahkoyan boyle bir terkip ve onlarin toplamindan 
ortaya cikan bir kuvvettir. Bir araya gelen seslerin nefisleri galeyana getirmesi tek bir 
ses ayannda degildir. Ayni sekilde muayyen bolumlemeler ve muayyen vuruslarla 
sarkilann yapihp, bestelenen seslerin durumu da boyledir. Bilhassa bunlarla beraber 
calgi aletleri de katkida bulunursa, butun bunlardan soyutlanmis siir okumak gibi 
degildir. Hi? boyle bir suphe ilim ve bilgi bakimindan zayif, her ikisinden de oldukca 
az paya sahip olan kimseler disindakilerce kabul edilebilir mi?" 

Denilse ki: Hikmet ister bilinsin, ister bilinmesin seriatin hukumlerine teslim 
olmak ile ilgili a^iklamalanmiz elbette yeterli bir husustur. Hi?bir muslumanin bunda 
bir §uphesi yoktur. -Maalesef- bazilan bu konuda ameli olarak muhalefet ediyorsa 
bile bu boyledir. Ayni sekilde faiz ve benzeri hususlann haram kihnmis oldugu 
hukmune teslim olmanin gerektigi hususunda hi? kimse suphe etmez. Ameli olarak 
cogu muslumanlar bunu helal gibi uyguluyor iseler de ozellikle bu zamanda. ilgili 
yerde aciklanan §arkinin haram olduguna dair ge?en delillere binaen ameli olarak 
ondan yuz ?evirmek ve onu dinlememek icap eder. Fakat -gunumuzde de soylendigi 



2 Eger hadisin zayif senedi tek basina hadisin sabit oldugunu ifade etmiyor ise yollannin toplami da 
onun sabit oldugunu ifade etmez diyenlerin sbzleri de buna benzer. Bazi yikici ve cahillerin 
sbyledikleri gibi. 

3 ibn Asakir, III, 330-331, ibn Ebi'd-DCinya'nin rivayet yoluyla 



gibi- kendiliginden gundeme gelen bir soru vardir. O da sudur: Acaba seriatta onun 
haram kihnmasi hikmetini aciklayan bir nass sabit midir? 

Evet haram kihnisin hikmetine delil olan ashab-i kiram'dan ve digerlerinden 
olan selefe mensup pek 50k kimseden birtakim rivayetler gelmistir. Bu hikmet ise 
bunun yuce Allah'i anmak, O'na itaat etmekten oyaladigi ser'i gorevleri yerine 
getirmeyi engelledigidir. Onlar bunu sani yuce Allah'in musikiye "sozun oyalayici 
olani" adini vermesinden ilham alarak bunu soylemislerdir. Bu adlandirmanin yer 
aldigi ayet soyledir: 

"insanlardan oylesi vardir ki bilgisizce Allah yolundan saptirmak ve onu 
alaya almak icin sozun oyalayici olanim satin ahr. iste alcaltici ceza bunlar 
icindir. " (Lokman, 31/6) Onlara gore bu ayet sarki ve benzeri seyler hakkinda 
inmistir. 

Sufilerin §arkilan 

Allah'in kitabina, peygamberinin sunnetine, seleften gelen rivayetlerle, 
imamlann sozlerine dayanarak calgi aletleriyle birlikte olsun ya da olmasin her iki 
kismiyla haram olan sarki turlerini acikladiktan sonra artik sufilerin muzikleri ile 
gunumuzde islami ya da dini marslar olarak bilinen tur hakkinda gerekli aciklamalan 
yapmanin zamani gelmis bulundugundan Allah'in yardimini dileyerek sunlan 
soylemek istiyoruz: 

§uphe olmayan hususlardan birisi de sudur: Bizler Allah'tan baska hi?bir ilah 
olmadigina dair sehadeti tahkik etmek uzere Allah'tan baska herhangi bir kimseye 
ibadet etmemiz caiz olmadigi gibi Muhammed'in Allah'in Rasulu olduguna dair 
§ehadetimizi tahkik etmek uzere Allah Rasulunun getirdikleri disinda herhangi bir 
yolla Allah'a ibadet etmeyiz veya ona yakinlasmaya kalki§mamiz da ayni §ekilde caiz 
degildir. Mu'min bu iki hususu tahkik ettigi takdirde o Allah'i seven, Allah'in Rasulune 
tabi olan birisi olur. Allah da sevdigi ile beraberdir ve ona yardimci olur. 

Merhum el-lzz b. Abdi's-Selam'in "Bidayetu's-Suud fi Tafdili'r-Rasul" risalesine 
dair notlann mukaddimesinde Allah ve Rasulunun sevgisine ve imanin tadini almak 
uzere kiside bulunmasi gereken hususlara dair bilinen iki hadisten sonra sunlar 
gecmisti: 

"§unu bil ki musluman karde§im! Allah ve Rasulune sevginin bu mertebesine 
herhangi bir kimsenin yukselebilmesi ancak ibadette sadece Allah'i tevhid etmek, 
Allah'in kullan arasindan da yalnizca Peygamber (s.a)'a uymakla ulasilabilir. Qunku 
yuce Allah soyle buyurmaktadir: Peygambere itaat eden ger?ekte Allah'a itaat 
etmi§ olur." (en-Nisa, 4/80); 

Deki:'Eger Allah'i seviyorsaniz bana uyun ki Allah da sizi sevsin." (Al-i 
imran, 3/31) Peygamber (s.a)'in su buyrugu da bunu gerektirmektedir: 

"Nefsim elinde olana yemin ederim ki sayet Musa hayatta olsaydi, o dahi bana 
tabi olmaktan baska hicbir sey yapamazdi." 7 

Derim ki eger kelimullah olan Musa gibi bir kimse Peygamber (s.a)'a tabi 
olmaktan baska bir sey yapamayacagina gore ondan baskasi baskasini yapabilir mi? 



7 Hasen bir hadis olup, kaynaklan el-irva(1589) ile Silsiletu'l-Ahadisi's-Sahiha (3207)'de 
gosterilmi§tir. 



iste bu tabi olmak noktasinda yalnizca Peygamber (s.a)'a uymanin farz olusunun 
kesin delillerinden ve "Muhammed, Allah'in Rasuludur" sehadetinin gereklerindendir. 
Bundan oturu sani yuce Allah az once kaydedilen ayet-i kerimede yalnizca 
peygamberine tabi olmayi, Allah'in onu sevdigine bir delil olarak tespit etmistir. 
§uphe bulunmayan hususlardan birisi de Allah birisini sevecek olursa, su kutsi sahih 
hadiste belirtildigi uzere Allah her hususta o kimseyle beraber olur: 

"Kulum benim kendisine farz kildigim seylerden daha 50k sevdigim herhangi bir 
sey ile bana yaklasamaz. Kul nafilelerle bana yakinlasmayi surdururse, sonunda ben 
de onu severim. Onu sevdim mi de kendisiyle isittigi kulagi, kendisiyle gordugu gozu, 
kendisiyle yakaladigi eli, kendisiyle yurudugu ayagi olurum. Benden bir sey isterse 
suphesiz ona veririm. Benden kendisini korumami isterse suphesiz onu himayeme 
ahnm..." 

Hadisi Buhari rivayet etmis olup, Silsiletu'l-Ahadisi's-Sahiha'da (1640) 
kaynaklan gosterilmistir. 

Bu ilahi inayet ancak Allah tarafindan sevilen Allah'in kulu hakkinda soz konusu 
olduguna gore her bir muslumanin Allah tarafindan sevilmesini saglayacak yolu 
izlemesi gerekir. Bu ise sadece ve sadece Allah Rasulune tabi olmaktir. Yalnizca bu 
yolla kul sani yuce ve mubarek mevlasmin ozel inayetine mazhar olur. Nitekim 
yalnizca Peygamber efendimize tabi olmak ile ancak farzlar bilinebilir ve farzlar 
nafilelerden ayirt edilebilir. Bunun baska yolu yoktur." 

Bu husus boylece bilindigine gore ben Peygamber (s.a)'in: "Din nasihatten 
ibarettir." 8 buyrugundan hareketle kendimi kirn olurlarsa olsunlar, nerede bulunurlarsa 
bulunsunlar. Musluman kardeslerimden sufi semalan ya da dini marslar adi verilen 
ezgileri dinlemek ya da dinletmekle muptela olan kardeslerime §u hususlan 
hatirlatmak istiyorum: 

1. Gercek anlamda kitap ve sunnet fikhini bilen, yuce Allah'in: "Kim dogru yol 
kendisine apagik belli olduktan sonra Peygambere kars/ gelir, mu'minlerin yolundan 
baskas/na uyup giderse, onu dondugu o yolda birakir ve cehenneme atariz. O ne 
kotu bir donus yeridir." (en-Nisa, 4/115) buyrugunda oldugu gibi izledikleri yola 
simsiki sanlmakla emrolundugumuz, yollanna muhalefet etmemizin yasaklandigi 
selef-i salihin yolunu bilen herhangi bir islam alimi sozu gecen bu muzik ve ezgi 
turlerinin sonradan ortaya cikip, hayirh olduklanna dair §ehadette bulunulan nesiller 
doneminde bilinen bir husus olmadigini a^ik^a bilir. 

2. Yine bu alimler §unu kabul ederler. Yuce Allah'a -az once aciklanan 
sebeplerden oturu- Rasulullah (s.a)'in getirdikleri disinda bir yolla yakinla§maya 
kalkismak caiz degildir. §eyhu'l-islam ibn Teymiye belirttigimiz hususu insafh ilim 
sahibi herkesin onunde peki§tiren birtakim orneklervermistir. Yuce Allah'in rahmetine 
mazhar olmasini diledigimiz §eyhu'l-islam §unlan soylemektedir: 

"Bilindigi gibi dinin iki tane esasi vardir. Ancak Allah'in tesri buyurdugu bir 
hukum dinidir ve ancak Allah'in haram kildigi bir husus haramdir. Allah, Allah'in 
haram kilmadigi hususlan haram kildiklan ve Allah'in izin vermedigi bir dini te§ri 
ettikleri icin mu§rikleri ayiplami§tir. 



8 Hadisi Muslim, Temim ed-Dari (r.a)'dan rivayet etmis olup, kaynaklan el-irva (26) ile Gayetu'l- 
Meram, 332)'de gbsterilmistir. 



Herhangi bir alime iki dag arasinda kosan bir kimsenin boyle bir isi yapmasi 
mubah midir? diye sorulacak olursa, o alim evet diyecektir. §ayet: Safa ile Merve 
arasinda sa'y ettigi gibi ibadet olsun diye bu kosma isini yapiyor denilecek olursa 
soyle diyecektir: Eger bu isini bu maksatla yapacak olursa bu munker bir haramdir. 
Bu isi yapanin tevbe etmesi istenir, tevbe ederse mesele yok, aksi takdirde 
oldurulur. 10 

§ayet boyle bir ilim adamina basi acmanin ve belden asagisini ortecek 
pestamal ve ustunu ortecek ridayi giymenin hukmu sorulacak olursa, bunun caiz 
olduguna dair fetva verecektir. Eger: Bu kimse bu isi hacinin ihrama girmesi gibi 
ihram olsun diye yaptigi soylenirse bu haramdir ve munkerdir diyecektir. §ayet 
guneste duran adamin durumuna dair sorulursa bu caizdir diyecektir. Eger bu kimse 
bu isi ibadet olsun diye yapar denilirse, bu munkerdir diyecektir. Nitekim Buhari ibn 
Abbas (r.a)'dan rivayet ettigine gore Rasulullah (s.a) guneste ayakta duran bir adami 
gorunce: 

"Bu kimdir?" diye sormus. Ashap ona su cevabi vermisti: 

- Bu Ebu israil'dir. Guneste ayakta dump oturmamayi, golgelenmemeyi ve 
konusmamayi adadi. Bunun uzerine Peygamber (s.a) soyle buyurdu: 

" Ona emir verin konussun, otursun, golgelensin, orucunu da tamamlasin." 11 

Boyle bir isi dinlenmek yahut mubah bir maksat icin yapacak olursa, bu isi 
yapmaktan ahkonulmaz fakat bunu ibadet maksadiyla yapmaya kalkisinca bu isi 
yapmasi nehyolundu. 

Ayni sekilde bir adam evine evin arka tarafindan girecek olursa, bu davranisi 
ona haram kihnmaz. Fakat o bu isi cahiliye doneminde yaptiklan gibi ibadet olsun 
diye yaparsa... gunahkar ve yerilmis bir bid'atci olur. Bid'ati ise iblis masiyetten daha 
50k sever. 12 Cunku Allah'a isyan eden bir kimse kendisinin isyankar bir kimse 
oldugunu bilir ve tevbe eder. Bid'atci ise yaptigi bu isin itaat oldugunu zanneder ve 
tevbe etmez. Bundan dolayi her kirn oyun ya da bir eglence olsun diye semada hazir 
bulunursa, bu isi salih amelleri arasinda saymaz ve bu yolla sevap kazanacagini da 
umit etmez. 

Ancak bu isi yuce Allah'a goturen bir yol olarak yapan bir kimse bunu din edinir. 
Ona boyle bir is yapmasi yasaklanacak olursa, dininin geregini yerine getirmekten 
ahkonulan bir kimse gibi kendisini gorur. Boyle bir isi terkedecek olursa, Allah'tan 
uzaklastigini ve Allah'tan payindan mahrum edildigini zanneder. 

Boyleleri islam alimlerinin ittifakiyla sapiktirlar. Muslumanlann onder ilim 
adamlanndan hi?bir kimse: Boyle bir isi yuce Allah'a giden bir yol ve bir din edinmek 
mubahtir demez. Aksine boyle bir isi yuce Allah'a giden bir yol ve bir din edinen bir 
kimse hem sapiktir, hem saptmcidir, muslumanlann icmaina muhalefet eden bir 
kimsedir. 



10 BugCin anka kusu gibi sadece adi duyulan Allah'm hududlanni uygulayan hakim ve yonetici 
tarafindan kastetmektedir. 

11 Hadisin kaynaklan el-irva (VIII, 218, 2591)'de gosterilmistir. Orada "guneste" ifadesinin Buhari'de 
yer almadigi da agiklanmistir. Hadis sahihtir. 

12 Bu kisi Sufyan es-Sevri'dir. Bunu ibnu'l-Cad miisnedinde (II, 748, 1885) rivayet etmistir. 



Amelin zahirine bakip, onun hakkinda soz soyleyerek amel edenin fiiline ve 
niyetine bakmayip, gozu onunde bunu bulundurmayan bir kimse ise din hakkinda 
bilgisizce soz soyleyen cahil bir kimse demektir." (Mecmuu'l-Fetava, XI, 631-633) 

3. ilim adamlannca kesinlikle kabul edilmis hususlardan birisi de sudur: Yuce 
Allah'in seriat olarak tesbit etmedigi herhangi bir hususla -ash mesru olsa dahi- 
Allah'a yakinlasmak caiz degildir. iki bayram namazi icin ezan okumak, regaib 
namazi diye adlandmlan namaz, hapsirma esnasinda Peygamber efendimize salavat 
getirmek, satici olan bir kimse mahni musterisine takdim ettigi zaman ayni sekilde 
salavat getirmek ve buna benzer imam §atibi'nin -Allah'in rahmeti uzerine olsun- "el- 
Bidau'l-idafiyye: Eklenen bid'atler" adini verdigi daha pek 50k bid'atler. O gercekteten 
pek buyuk kitabi olan "el-i'tisam" adh eserinde butun bu bid'atlerin Peygamber 
(s.a)'in: "Herbir bid'at sapikhktir, herbir sapikhkta cehennem atesindedir." 13 
buyrugunun genel cercevesi icerisine girdigini tespit etmis bulunmaktadir. 

Bu durum boylece bilindigine gore sani yuce Allah'in haram kildigi bir isle 
yakinlasmaya kalkismak oncelikli olarak haram olur. Hatta bunun haramhgi 50k 
agirdir. Qunku boyle bir davranista hem Allah'in seriatine muhalefet, hem ona karsi 
cikmak soz konusudur. §ani yuce Allah boyle yapan kimseleri de: "Kim Allah'a ve 
Rasulune kar§i gelirse (bilmeli ki) muhakkak Allah cezasi 90k siddetli olandir." 
(el-Enfal, 8/13) buyrugu ile tehdit etmektedir. 

Buna boyle bir davranis ile yuce Allah'in haklannda: 'Dinlerini bir eglence ve 
bir oyun edinip de dunya hayatinin kendilerini aldattigi kimseleri" (el-Araf, 7/51) 
diye buyurdugu hristiyan ve diger kafirlere haklannda: "Onlann beytin yaninda 
dualari ishk falmaktan ve el firpmaktan ba§ka bir fey degildi." (el-Enfal, 8/35) 
diye buyurdugu musriklere bir benzeyi§ oldugunu da buna eklemek gerekir. ilim 
adamlannin dediklerine gore ayet-i kerimede kastedilen onlann ishk ?alarak ve el 
cirparak ibadet ettikleridir. 14 

Bundan oturu eskiden de, sonralan da ilim adamlannin bu gibi kimselere karsi 
tepkileri 50k cetin olmustur. imam §afii -yuce Allah'in rahmeti uzerine olsun- soyle 
demi§tir: 

"Ben orakta "tagbir" diye adlandmlan zindiklann icad ettikleri ve kendisiyle 
insanlan Kur'an'dan ahkoyduklan bir§ey biraktim geldim." 15 

Ahmed'e ona dair soru sorulmus, o: "Bir bid'attir" diye cevap vermistir. (Bir 
rivayette: Onu mekruh gormus ve dinlenilmesini nehyetmi§tir) ve soyle demistir: 
[Onlardan birisini bir yolda gorecek olursan sen bir baska yoldan git.] 16 

"Tagbir" denilen sey dunyaya kar§i ragbeti azaltan ve bir sarkicinin nagmeli 
olarak soyledigi bir §iir turudur. Hazir bulunanlardan birisi de bir cubuk ile soyledigi 
§arkinin maktalanna gore bir deriye ya da bir yastiga vurur. ibnu'l-Kayyim'in ve 
baskalannin dedikleri gibi. 



13 Nesai, ibn Huzeyme, Sahih'inde sahih bir isnad ile rivayet etmis olup, ibn Teymiye birkag yerde 
sahih oldugunu belirtmistir. Hutbetu'l-Hace(s. 37) 

14 Bk. ibn Kesir, Tefsir, (III, 306); igasetu'l-Lehfan, (I, 244-245) 

15 el-Hallal, el-Emr bi'l-Maruf (s. 36); Ebu Nuaym, el-Hilye, (IX, 146)'da, ondan ibnu'l-Cevzi (s. 244- 
249) rivayet etmis olup senedi sahihtir. ibnu'l-Kayyim, igasetu'l-Lehfan (I, 229) bunun Safii'den 
miitevatir olarak nakledildigini belirtmekte, sonra da "et-Tagbir" lafzmi metinde zikrettigimiz sekilde 
agiklamaktadir. 

16 Yine bunu el-Hallal ondan gelen gesitli rivayetlerle zikretmistir. Fazlalik: Mes'eletu's-Sema (s. 
124)'dandir. 



§eyhu'l-islam ibn Teymiye -Allah'in rahmeti uzerine olsun-Mecmuu'l-Fetava 
(XI, 570)'de sunlan soylemektedir: 

"§afii -Allah ondan razi olsun-nin sozkonusu ettigi bu isin zindiklann icadlan 
oldugu seklindeki aciklamalan islamin esaslanni 50k iyi bilen bir imamin bir sozudur. 
§uphesiz boyle birsema ibnu'r-Ravendi, Farabi, ibn Sina ve onlara benzerzindikhkla 
itham edilmis kimseler disinda bunu esasen tesvik etmez ve ona davet etmez. 
Nitekim Ebu Abdu'r-Rahman es-Sulemi, Mes'eletu's-Sema'da ibnu'r-Ravendi'den 17 
soyle dedigini nakletmektedir: 

"Fukaha sema hakkinda farkh goruslere sahiptir. Kimileri bunu mubah kabul 
etmis, kimileri bunu mekruh gormustur. Ben ise onu vacip kabul ediyorum -ya da onu 
emrediyorum-" Boylelikle bu isi emretmek suretiyle ilim adamlannin icmaina 
muhalefet etmis olmaktadir. 

Farabi 18 'de musiki adi verilen sarki turunde oldukca maharetli idi. §arki sanatmi 
bilenlere gore bu hususta kendine has bir usul ve yontemi vardir. ibn Handan ile 
basindan gecen olay da unludur. Musiki aletini cahnca, once onlan aglatmis, sonra 
onlari guldurmus, sonra onlan uyutmus ve cikip gitmistir." 

(s.565)'de sunlan soylemektedir: "islam dininde kesin olarak bilinen husus 
sudur ki: Peygamber (s.a) ummetinin salihlerine, abidlerine ve zahidlerine el cirpmak 
yahut cubuk vurmak ya da def calmak ile birlikte nagmeli okunan beyitleri dinlemek 
icin biraraya gelip toplanmalanni onlara tesri etmis degildir. Ayni sekilde herhangi bir 
kimseye kendisine tabi olmanin disina ve getirdigi kitap ve hikmetin disina ?ikmayi 
da -ne batmen, ne zahiren, ne avamdan kimse icin, ne de havastan kimse icin- 
mubah kilmamistir." 

Daha sonra §eyhu'l-islam (s. 573-576) §unlan soylemektedir: "Dinin 
hakikatlerinden, kalplerin hallerinden, marifetlerinden, zevklerinden ve vecdlerinden 
haberdar olan bir kimse ishk ve el cirpmayi dinlemenin -ondan daha buyuk zarar ve 
fesadi ihtiva etmeksizin- kalplere herhangi birfayda ve bir maslahat saglamadigini da 
bilir. §arap, icki, beden i?in ne ise semada ruh icin odur. icki kaselerinin yaptiklanni 
sema da nefislerde yapar. 

Bundan dolayi semaa duskun olanlan §arabin sarho§lugundan daha buyuk 
olcude sarho§ eder. Onlar i?ki icenin duydugu §ekilde herhangi bir fark bulunmadan 
bir lezzet ahrlar. Hatta icki icenin duydugundan daha 50k ve daha buyuk bir zevk 
ahrlar. Bu onlan Allah'i anmaktan ve namazdan ickinin ahkoydugundan daha 50k 
ahkoyar. i?kiden daha 50k aralannda du§manhgi ve kini salar. Oyle ki el degmeksizin 
aksine seytanlardan kendileri ile birlikte bulunanlarla birbirlerini oldururler. 

Onlarin oyle seytani birtakim halleri olur ki bu halde iken seytanlar uzerlerine 
iner, saraya tutulmus olan kimsenin agzi ile cinnin konu§tugu gibi seytanlar da 
onlarin dilleriyle konu§urlar. Bu konusmalar ya dilleri anla§ilmayan Turk, Farisi ya da 
baskalannin dilleri ile olur ve bu durumda seytanin icine girdigi insan o dili iyice 



17 Adi Ahmed b. Yahya b. ishak er-Ravendi'dir. Unlu zindiktir. Hafiz Lisanu'l-Mizan'da sunlan 
soylemektedir: "Onceleri mutezile kelamcilanndan idi. Sonra zindiklasti ve inkarcilikla meshur oldu. 
islama dil uzatan pekgok kitap yazdi. Merhum Seyh bu kitapta (el-Mizan'i kastediyor) tercumesini 
zikretmemekle guzel bir is yapmistir. Benim zikredisimin sebebi ise ona lanet etmek igindir. Allah'in 
lanetine 298 yilmda gitti. 

18 Adi Muhammed b. Muhammed b. Tarhan et-Turki'dir. Sezeratu'z-Zeheb (II, 350-354)'de genisge 
bir biyografisi vardir. Seyhu'l-islam'm isaret ettigi hikaye orada zikredilmektedir. Sanki bir efsaneye 
benziyor. Gazali ve baskalan onun kafir oldugunu sbylemistir. 339 yilmda oldu. 



konusamayan bir yabanci olur. Hatta konusma o seytanlann kardeslerinden sayildigi 
kimsenin konusmasi turunden bir konusma olur ya da bu konusmalar akhn ermedigi, 
herhangi bir mananin anlasilmadigi turden olur. iste mukasefe ehli bu isi ayan beyan 
bilir ve buna sahit olurlar. 19 

Bunlar seriatten cikmakla birlikte cehenneme giren kimseler bu kabilden olan 
kimselerdir. §eytanlar onlardan birisinin icine girer ve oyle ki o kisinin bedeni hissi 
ortadan kalkar. Oyle ki saraya kapilmis bir kimseye oldukca agir darbeler indirildigi 
halde o bunu hissetmez ve bu bedenine etki edip iz de birakmaz. iste seytanlar 
bunlann da icine oyle girer, onlann icinde olduklan halde birlikte atese dalarlar. 
Bazen onlari ahp havada ucurabilirler. §eytanin saraya kapilmis olan kimsenin icine 
girdigi gibi, akhni basindan alarak boyle birisinin icine girer. 

Hint ve magripte her bir fertlerine "el-masli" denilen zutlardan bir cesit kimseler 
vardir. Boyle bir kimse de oburlerinin atese girdikleri gibi atese girer. Atesi icine ahr, o 
atese girer ve havada ucar. Mizragin sivri ucu uzerinde durur ve digerlerinin 
yaptiklanndan daha ileri derecede bazi isler yapar. Bunlar ise hicbir iyi taraflan 
bulunmayan zutlardandir. 

Cinler pek 50k insani kapar ve insanlar tarafindan gorulmeyecek sekilde onlari 
kaybettirir ve onlari havada ucurtur. Burada anlatilmasi uzun surecek pek 50k 
hususlan bizzat musahede ettik. iste bu meczuplann ve bazi seyhlere muntesip olan 
kimselerin sema ile vecde geldikleri vakit yaptiklan da budur. Bunlar ishk calmayi ve 
el cirpmayi i§ittiklerinde kimileri havada ucar, kimisi mizragin sivri ucu uzerinde durur 
atese girer, ateste kizdinlmis demiri ahr, sonra onu bedenine koyar ve bu kabilden 
cesitli isler yapar. Fakat namaz kilarken, zikir ederken, Kur'an okurken bir turlu onda 
bu hal ortaya cikmaz. Cunku bunlar ser'i, imani, islami, nebevi ve muhammedi 
ibadetlerdir. Bunlar seytanlan kovarlar. Oburleri ise bid'at, §irk, §eytani, felsefi ve 
seytanlan celbeden uydurma ibadet turleridir. 

Peygamber (s.a) sahih hadiste soyle buyurmu§tur: "Allah'in evlerinden herhangi 
birisinde bir topluluk Allah'in kitabini okumak uzere biraraya gelir ve kendi aralannda 
bu kitabi okuyup incelerlerse mutlaka rahmet onlari burur. Sekinet (huzur) uzerlerine 
iner, melekler etraflanni ku§atir. Allah da onlari kendi katmdakiler arasinda anar." 20 

Yine sahih hadiste sabit olduguna gore "Useyd b. Hudayr Kehf suresini 
okuyunca melekler icinde kandiller bulunan golge (ya da bulut) gibi o sureyi dinlemek 
uzere indiler." 21 



19 Bu hususta bir uyanda bulunmamiz gerekir. Qagdas bazi kimseler seytanin insana gergek 
manada dokunup, zarar verdigi inancini insanin bedenine girip, onu sar'aya dCistirmesini kabul 
etmeyerek kimileri bu hususta bazi eserler de telif etmistir. insanlara karsi gergekleri uyandirmislar, 
daha once sbzii edilen ve sahih hadisleri zayif kabul eden sahis yine buyuklenmesini surdiirerek el- 
Ustura (efsane) admi tasiyan kitabmda -adeti Cizere- bu hususta gelen sahih hadislerin zayif 
oldugunu ileri surmus, kendisi ve baskalan mutezilenin tevillerine meyletmistir. Baskalan bu hususta 
asmya giderek bu sahih akideyi istismara ybneldiler ve onun hakikatini degistirecek sekilde baska 
hususlan ona kattilar ve bu yolla onu inkar edenlere yardimci oldular. Bunu etraflannda insanlan 
toplamak igin bir yol edindiler. GCiya kendi iddialanyla goguslerindeki cinleri gikarmak igin bbyle 
yaptilar. Bunu insanlann mallanni batil yollarla yemek igin meslek edindiler. Nihayet kimileri biiyuk 
zenginlerden oldu. Hak ise bu isi batila surukleyen bu gibi kimseler ile diger inkarcilar arasinda 
kaybolup gitmektedir. Bkz. Silsiletu'l-Ahadisi's-Sahiha(2918) 

20 Hadis Sahih-i Miislim'dedir. bkz.: Nakd-u Nufusin Hadisiyetin (s. 36) 

21 Hadisin aslmi imam Buhari Sahih'inde (5011), Muslim, Sahih'inde (597) rivayet etmislerdir. Fakat 
hadiste bu olaym basindan cereyan ettigi sahis olan -Useyd-in adi zikredilmemektedir. Fakat Hafiz 
ibn Hacer, Fethu'l-Bari'de (IX, 57): "Bunun Useyd b. Hudayl oldugu sbylenmistir" demektedir. ibn 



Bundan dolayi ishk calmak ve el cirpmak hayasizhklara ve zulme caginr. Yuce 
Allah'i gercek manada anmaktan ve namazdan ahkoyar. Tipki ickinin yaptigi gibi 
yapar. Selef ise buna "tagbir" adini verirlerdi. Qunku "tagbir" denilen sey cubuk ile 
herhangi bir deri uzerine vurmaktir. Bu insan sesini nagmeli bir sekilde bir cesit 
degisiklige ugratir. Bazen insan sesine ya elleri cirpmak yahut ta bir cubuk ile baldira 
ve deriye vurmak da eslik edebilir. Yahut ta eller cirpihr ya da def yahut davul gibi - 
hristiyanlann cam gibi- baska sey cahnir. Yahudilerin borazani gibi bir duduge 
uflenebilir. Her kim dindarhk maksadi ve Allah'a yakinlasmak amaciyla bu gibi 
oyalayici, eglendirici seyleri yapacak olursa, boyle birisinin sapik ve cahil olusunda 
da suphe yoktur. 

Sufilerin semalanna tepki gostermekte ileri giden alimlerden birisi de Kadi 
Ebu't-Tayyip et-Taberi 22 'dir. O soyle demektedir: 

"Bu kesim musluman cemaate muhalif konumdadir. Qunku bunlar sarkiyi din ve 
itaat haline getirdiler. Bunun mescidlerde, camilerde, diger serefli yerlerde ve degerli 
mekanlarda aciktan yapilmasini uygun gorduler." 23 

Bunlardan birisi de imam Tartusi 24 'dir. Ona biryerde bir parca Kur'an okuduktan 
sonra bir kimsenin kalkip onlara siir okudugum bunun uzerine raks edip, neseye 
gelen def ve kaval calan kimselerin durumu hakkinda soru sorularak bunlarla birlikte 
bulunmakhelal midir, degil midirdiye sorulmasi uzerine su cevabi vermistir: 

Sufilerin gittikleri bu yol tembellik ve sapikhktir. islam sadece Allah'in kitabi ve 
Rasulunun sunnetidir. Raks ve vecde gelmeye gelince, onu ilk ihdas eden kimseler 
Samiri'nin yandaslandir. Samiri onlara bogurtusu olan cansiz bir cesed olarak bir 
buzagi heykeli yapinca, kalkip onun etrafinda raksa koyuldular ve vecde geldiler. 
Raks ise kafirlerin ve buzagiya tapanlann dinidir. Peygamber (s.a)'in ve ashabinin 
meclisi ise vakarlanndan oturu ba§lannda kuslar duruyormu§ gibi bir hal icindeydiler. 
Dolayisiyla islami devlet otoritelerinin ve onlarin yetkililerinin bunlan mescid ve 
benzeri yerlerde bulunmalanni engellemeleri gerekir. Allah'a ve ahiret gunune iman 
eden herhangi bir kimsenin onlarla birlikte bulunmasi, batillan uzere onlara yardimci 
olmasi helal degildir. Malik'in, Safii'nin, Ebu Hanife'nin, Ahmed'in ve muslumanlann 
diger imamlannin kabul ettigi budur." 25 

Bunlardan birisi de imam Kurtubi'dir. 26 O hareketsizi harekete geciren, gizli 
duygulan ortaya ?ikartan ve kadinlardan, i?kiden ve benzeri haram olup, haramhgi 
hususunda ihtilaf edilmeyen seyleri niteleyen §arkiyi soz konusu ettikten sonra 
sunlan soylemektedir: 



Kesir, Tefsir'inde, (III, 115) bunu kat'i bir ifade ile soylemektedir. Muhtemeldir ki o bu hususta el-Hatib 
el-Bagdadi'nin el-Esmau'l-Mubheme(s. 4)'deki agiklamalanna dayanmaktadir. Butun bunlar ise 
ihtimale mebnidir. Bu sekilde tayini kesin olarak yapabilmeye elverisli ortada kat'i bir nass 
bulunmamaktadir. 

22 Bu §afii fukahasinin buyuklerindendir. Zehebi ondan Siyer-u Alami'n-Nubela (XVII, 668)'de 
sbylece nitelendirmektedir: "imam, biiyiik ilim adami, §eyhu'l-islam... akh saglam, kavrayisi yerinde 
oldugu halde 450 h. Yihnda 102 yasinda iken vefat etti. Allah'in rahmeti uzerine olsun). 

23 ibnu'l-Kayyim, Mes'eletu's-Sema (s. 262). Bu Risaletu't-Taberi (s. 32)'de bulunan bilgilerin bir 
bzetidir. 

24 Kurtuba'da, Malikilerin en ileri gelen ilim adami idi. Zehebi (XVIIII, 490)'da sunlan soylemektedir: 
"imam, buyiik ilim adami, uyulan bnder, zahid... 520 yihnda vefat etti." 

25 Fakih el-Heysemi, Keffu'r-Rua an istinai Alati's-Sema, s. 50, ez-Zevacir ile; Kurtubi, (XI, 237-238) 

26 UnlCi Ahmed b. Ahmed el-Ensari el-Kurtubi olup, el-Cami li Ahkami'l-Kur'an'in muellifidir. 671 
yihnda vefat etmistir. Birinci satin el-Cami'de buna yakm ifadelerde (XIV, 54)'de yer almaktadir. 



"Sufilerin bu hususta ortaya koyduklan bid'at ise haramhgi hususunda gorus 
aynhgi bulunmayan seyler kabilindendir. Ancak sehvani nefis hayra nispet edilen pek 
50k kimseye baskin gelmistir. Oyle ki onlarin bir cogunda delilere ve cocuklara 
yakisir davranislar ortaya cikar. Nihayet bunlar uyumlu hareketlerle ve pes pese 
gelen matta ve figurlerle raksettiler. Bazilan yuzsuzlugu o kadar ileri dereceye 
goturduler ki bu isleri Allah'a yakinlastinci isler ve salih ameller olarak 
degerlendirdiler. Bunun ustun hallere ulastirdigim soylediler. Bu ise hi? suphesiz 
zindikhgin etkilerinden, hurafecilerin sozlerindendir. Allah'tan yardimci olmasini 
dileriz." 27 

imam Hafiz ibnu's-Salah 28 'de uzunca cevabi birfetvasinda buna benzersekilde 
fetva vermistir. Bu fetvasini def ve kaval ile birlikte sarki soylemeyi, bununla beraber 
raks edip ishk calmayi helal kabul eden, boyle bir isin helal olmakla birlikte Allah'a 
yakinlastinci bir amel olduguna ve bunun ibadetlerin en faziletlilerinden olduguna 
inananlann hukmu hakkinda yoneltilen bir soruya cevap olmak uzere bu fetvayi 
vermistir. 

Merhum ibnu's-Salah burada uygun dusecek kadanyla fetvasini ozetledigimiz 
cevabinda sunlan soylemektedir: 

"Bunlar sani yuce Allah'a iftira etmislerdir. Onlarbu sozleriyle inkarci, batmilerin 
yolundan gitmis, muslumanlann icmaina muhalefet etmislerdir. Muslumanlann 
icmaina muhalefet eden bir kimse hakkinda ise yuce Allah'in su tehdidi soz 
konusudur: 

"Kim kendisine dogru yol apagik belli olduktan sonra peygambere kar§i gelir, 
mu'minlerin yolundan ba§kasina uyup giderse onu dondugu o yolda birakir ve 
cehenneme atariz. O ne kotu bir donu§ yeridir. "(Nisa,1 15) 29 

imam §atibT bid'at ve heva ehlinin dayanak kabul ettikleri birtakim usul ve 
dayanaklan soz konusu etmekte, arkasindan bunlann batil oldugunu, seriate de 
aykm oldugunu genis ve yeterli bir sekilde aciklamaktadir. Diger taraftan usul alimleri 
bizzat kendisinin de soyledigi gibi genisce aciklamalarda bulunmami§lardir. (I, 297) 

Bunlardan birisi de buyuk ilim adami, muhakkik, edip, dahi ibnu'l-Kayyim el- 
Cevziyye 32 'dir. O §arki, eglencelerin ve sufilerin semalannin haram kihnmasi ile ilgili 
delil getirmekte buyuk kitabi: "el-Kelamu fi Mes'eleti's-Sema" adh eserinde 
ula§ilabilecek en ileri noktaya kadar gitmistir. Kitap, sunnet, seleften gelen rivayetler, 
ilim adamlannin goru§lerine dair aciklamalar, bunlar arasinda tercih ve Allah'in 
haram kildigini helal kabul edenlerin goruslerini reddetmeye dair delillendirmeyi 
alabildigine geni§ tutmu§tur. 

Guzel bir hususta su ki o §arkiya muptela bir kimse ile Kur'an okumaya duskun 
bir kimse arasinda oldukca goz kama§tmci ve insana guzel vakit geciren bir kar§ihkh 
tartisma meclisini soz konusu etmi§tir. Bu tartisma meclisinde bu i§i helal kabul eden 



27 AllameAlusi, Ruhu'l-Meani Qi\, 70) 

28 imam, buyiik ilim adami §eyhu'l-islam Takiyu'd-Din, unlu Mukaddimetu Ulumi'l-Hadis'in muellifi, 
Zehebi, Siyer-u Alami'n-Nubela'da sunlan soylemektedir: "Qagmda tefsir, hadis ve fikihta... fazilet 
sahibi kimselerden birisi idi. 643 yilmda vefat etti." 

29 Bk. Fetava, ibni's-Salah (300-301), Dr. Kalaci'nin tahkiki. ibnu'l-Kayyim ondan igasetu'l-Lehfan (I, 
228)'de bundan daha genis bir bblum iktibas etmistir. Onun iktibasmda bunun bir bolumii de yer 
almaktadir. 

32 Bu herhangi bir kimse tarafmdan bilinmemesi sbzkonusu olmayacak kadar meshur bir kimsedir. 
751 yilmda vefat etmistir. 



ve bid'atci kimselere karsi deliller acikca ortadadir. Yuce Allah'tan ona hayirh 
mukafat vermesini dileriz. 

Sufi semai reddine dair ozlu aciklamalannda ozetle (s. 106-1 08) sunlan 
soylemektedir: 

"Bu sekilde boyle bir sema haramdir, cirkindir. Muslumanlardan hicbir kimse 
onu mubah gormez. Yuzunden haya perdesini ve din ortusunu siyirip atmis, Allah'a, 
Rasulune, dinine ve kullanna karsi acikca cirkin isler kimseden baskasi onu guzel 
gormez. Bu gibi hususlan kapsayan bir semain cirkinligi insanlann fitratmda da yer 
etmis bulunmaktadir. O kadar ki kafirler bile bundan oturu muslumanlan ve dinlerini 
ayiplamaktadirlar. 

Evet muslumanlann havassi ve islam dini akil ve din hususunda mahrem 
kadinlar ve cocuklar hakkinda pek 50k mefsedete sebep olan bu semadan beridir, 
uzaktir. Boyle bir sema dini ne kadar ifsad etmis, kac sunnetin olumune sebep olmus, 
kac tane hayasizhk ve bid'atin canlanmasina sebep olmustur kirn bilir? 

Sayet bu semain Kur'an'in, Kur'an ehlinden dinlenmesinin agir gorulmesi ve 
semalanndan once Kur'an okundugu takdirde uzun gelmesi ve ayetleri karsisinda kor 
ve sagir gibi ge?ip gitmeleri disinda hi?bir kotulugu olmasaydi bile bu kadan yeterdi. 
Hatta Kur'an okunmasinda hazir bulunanlann cogu ya da onlardan cogu kimse 
Kur'an'i dinlemez, anlamlanni dogru durust fark etmez, Kur'an okundugu vakit 
seslerini kismazlar bile... 

"Kitap (Kur'an) okundu da baslanni egdiler, fakat korkudan degil 
Bu dikkat etmeyen ve baska §eyle oyalanan kimsenin bas egmesidir. 
Sarkiya gelince sinekler gibi raksettiler 
Allah'a yemin olsun ki onlar Allah icin raksetmediler. 
Def, zurna ve sarki soyleyenin bir nagmesi 
Eglence ve ?algi aletleriyle bir ibadet nerde gorulmustur? 
Kitap agir geldi onlara gorduklerinde 
Birtakim emirve nehiylerle kendilerini smirlandirdigini 
Raks ise hafif geldi onlara sarkidan sonra 
Ey kendisine benzeyenlere yakisan batil 
Ey ummet! Muhammed'in dinine kimse hiyanet etmedi 
Ve kimse ona karsi cinayet isleyip ondan usanmadi, ondan baska." 
"Ozetle boyle bir semain kalplerde, ruhlarda ve dinlerde sebep oldugu fesatlar 
sayilamayacak kadar pek coktur." 

Bu alimlerden birisi de mufessir, muhakkik Alusi'dir. 34 O "bos sozleri..." 
(Lokman, 31/6) ayetini oldukca uzun bir §ekilde tefsir ettikten, bu husustaki rivayetleri 
ve mufessirlerin goruslerini, bunlann §arkinin haramhgina delaletleri ve bu husustaki 
fukahanin goruslerini kaydettikten sonra (XI, 72-73) sunlan soylemektedir: 

"Diyorum ki diger islam ulkelerinde ve ?e§itli bolgelerde sema ve sarki belasi 
hertarafi kaplami§tir. Mescidler ve baska yerler bu islerden korunmamaktadir. Hatta 
serefli ozel vakitlerde minarelerde sarki soyleyen §arkicilar tayin edilmistir. Bunlar 
i?kiyi, meyhaneleri ve haram sayilan daha ba§ka §eyleri anlatan muhtevada siirler 



34 Buyuk ilim adami Ebu'l-Fadl Sihabu'd-Din es-Seyyid Mahmud el-Alusi Bagdat muftusu olup, 
pekgok eseri vardir. En meshurlan ve buyukleri Ruhu'l-Meani adini tasiyan bu tefsiridir. 1270 yihnda 
vefat etmistir. 



okurlar. Bununla birlikte bunlara vakfin gelirinden belli bir pay da aynlmistir. Bunlara 
ise temcid ediciler adi verilmektedir. 

Mescidlerde bu gibi kimselerin bulunmamasi dine aldmssizlik olarak 
sayilmaktadir. Bundan daha da ilerisi sufilerin iblislerinin ve azginlannin yaptiklan 
islerdir. Diger taraftan onlar -Allah onlari kahretsin- soyledikleri sarkilann ve 
okuduklan siirlerin ihtiva ettigi batil ile kendilerine itiraz edilecek olurlarsa su cevabi 
verirler: Bizler sarap ile ilahi aski, sarhosluk ile bu askin baskin gelmesini yahut ta 
meyye, leyla ve sadi derken mesela en buyuk sevgili olan yuce Allah'i kastediyoruz 
derler. Ancak boyle bir anlayis oldukca saygisizhktir. Qunku "En guzel isimler 
Allah'i ndir. O halde ona bunlarla dua edin. Onun isimlerinde egrilige sapanlan terk 
edln... "{e\-Araf, 7/180) diye buyurulmaktadir. 

Daha sonra degerli simalardan birisinden (s.75) soyle dedigini nakletmektedir: 
"Haram kihnan semalardan birisi de cagimizdaki sufilerin semaidir. isterse onunla 
birlikte raks bulunmasin. Qunku bunun sebep oldugu fesadlar sayilamayacak kadar 
coktur. Onlarin okuduklan siirlerin pek cogu okunabilecek en kotu turdendir. Bununla 
birlikte onlar bu isin Allah'a yakinlastmci bir amel olduguna inanir ve bu isi en 50k 
isteyip, arzu edenlerinin Allah'in nimetini en 50k arzu eden, azabindan en 50k korkan 
kimseler olduklanni iddia ederler. Kahretsin Allah onlari nasil da iftira ediyorlar." 

Bundan once de (s.73) el-lzz b. Abdi's-Selam'dan sufilerin semalanni, rakslanni 
ve el cirpmalanni reddettigini nakletmekte, sonra da onlarin vecdlerini ve ilim 
adamlannin vecd hakkindaki sozlerini soz konusu ederek acaba bundan dolayi 
sorgulanip, sorgulanmayacaklanni gundeme getirmektedir. Kendisi onlarin bu 
hallerini reddetmektedir. Qunku boyle bir i§ Peygamber (s.a) doneminde yoktu. Daha 
sonra minarelerde soylenen ve "temcid" diye adlandmlan nagmeli §iirlere donmekte 
ve bunun munker oldugunu ifade etmektedir. 

Arkasindan calgi aletlerinin haramhgini ifade eden hadisleri zikretmektedir. 
Bunlardan birisi de Buhari'nin rivayet ettigi hadistir. Daha sonra bu gibi islerden 
herhangi birisinin yapildigi bir mecliste oturmanin hukmunu ve bu hususta ilim 
adamlannin sozlerini kaydederek (s. 79)'da sunlari soylemektedir: 

"Diger taraftan sen eger bunlardan herhangi bir kismi ile sinanarak karsi 
karsiya kalacak olursan, sufiler arasindan herhangi bir ilmi degeri bulunmayan 
kimselerin inandiklan gibi boyle bir isi yapmanin ya da dinlemenin Allah'a 
yakinlastinci bir is olduguna inanmayasin. Eger durum onlarin dedikleri gibi olsaydi, 
Peygamberler bu isi yapmayi ihmal etmez ve kendilerine uyanlara bunu emretmekten 
geri kalmazlardi. Ancak hicbir peygamberden boyle bir sey nakledilmis degildir. 
Semadan indirilen herhangi bir kitap da buna isaret etmemistir. 

Yuce Allah: "Bugun sizin igin dininizi tamamladim." (el-Maide, 5/3) diye 
buyurmaktadir. Eger eglendirici lehiv aletlerini calmak yahut dinlemek dinin bir 
parcasini te§kil etse ve alemlerin Rabbine yakinla§tmci olsalardi, elbetteki 
Peygamber (s.a) bunu aciklar ve ummetine en mukemmel §ekilde izah ederdi. 
Peygamber (s.a) da soyle buyurmustur: 

"Nefsim elinde olana yemin ederim ki sizi cennete yakinlastiracak ve 
cehennemden uzaklastiracak her ne varsa mutlaka onu size emrettim ve sizi 



cehenneme yaklastiracak, cennetten uzaklastiracak her ne varsa mutlaka onu size 
yasakladim." 35 

Sufi semai red ve onun bid'at ve dalalet oldugunu aciklamaya dair ilim 
adamlannin bizim icin mumkun olan goruslerini naklettik. Onceden de kitap ve 
sunnet ile sarkinin haram oldugunu tespit ettik. Daha onceki fasillarda Seyhu'l-islam 
ibn Teymiye gibi diger ilim adamlannin gorusleri de gecmis bulunmaktadir. 

Son olarak sunlan soylemek istiyorum: Eger sufi sarki ve semain onlardan 
herhangi bir kimsenin: "Sarki dinlemek alti ya da yedi bakimdan Kur'an dinlemekten 
murid icin daha faydahdir." Baska hicbir kotulugu bulunmasaydi bu dahi yeter. 

Ben bu sozu ibnu'l-Kayyim'in "Mes'eletu's-Sema" adh eserinde okuyunca 
musluman bir kimsenin boyle bir sozu soyleyebilecegini kabul edemedim. Nihayet 
ben bunu Gazali'nin, ihya-u Ulumi'd-Din adh eserinde (II, 298) ve "murid" kaydi 
bulunmadan. -Maalesef- mutlak bir ifade halinde gorunceye kadar kabul edemedim. 
Aynca o bunu kendi kendisine sordugu bir soru ya da bir itiraz ile pekistirmektedir, 
ozu de sudur: 

Yuce Allah'in kelami kesinlikle sarkidan daha faziletli olduguna gore ne diye 
onlar Kur'an okuyan bir kimsenin etrafinda toplanmiyorlar. O bu itiraza soylece cevap 
vermektedir: 

"Sunu bil ki sarki Kur'an'a gore vecdi yedi acidan daha fazla harekete gecirir..." 

Daha sonra bunu iki sahifeden daha uzunca aciklamaktadir. Arastinci bir kimse 
Safii fukahasinin buyuklerinden bir fakihin boyle bir sozu nasil soyleyecegine hayret 
eder. Hatta saygi duydugumuz kimseler onun hakkinda "Huccetu'l-islam" adini 
vermi§lerdir. Bununla birlikte bu husustaki aciklamalan oldukca tutarsizdir. Bu 
a^iklamalannda ilim ve fikih namina bir §ey goremezsiniz. Su sozlerinden bu a^ik^a 
anlasilmaktadir: 

"Altinci §ekil: Sarkici bazen dinleyicinin haline uymayan bir beyit soyleyebilir. 
Dinleyici bundan hoslanmadigi i?in bunu soylememesini ve ba§ka bir sey 
soylemesini ister. Qunku her soz, her hale uygun du§mez. Eger bu dinleyiciler Kur'an 
okuyanin etrafinda davetlerde toplanacak olurlarsa belki Kur'an okuyan onlarin haline 
uymayan bir ayet okuyabilir. Qunku Kur'an degisik hallerine ragmen butun insanlara 
bir sifadir... O halde okunan Kur'an'in hale uygun dusmemesinden ve kisinin ondan 
ho§lanmayacagindan emin olunamaz. Yuce Allah'in kelamindan kar§isina 
duramayacagi bir sebep dolayisiyla ho§lanmamak gibi bir tehlikeye maruz kahr... 
Sairin sozune gelince, onun maksada uymayan bir sekilde degerlendirilmesi 
mumkundur... Yuce Allah'in kelaminin ise boyle bir ise kar§i korunmasi ve ona saygi 
duyulmasi icab eder. iste seyhlerin Kur'an dinlemeyi birakip, §arki dinlemeye 
yonelmelerinin gerek?eleri hakkinda hatinmiza gelenler bunlardir." 

Derim ki: Subhanallah is bu noktaya kadar varmi§. Musibet alabildigine ilerlemis 
bulunuyor. Eskiden daha once ibnu'l-Kayyim'den naklettigimize gore muridlere 
munhasir iken bir de baktik ki Gazali bu halin seyhlerde de soz konusu oldugunu 
acikca ifade etmekte ve anlatilmasi bile reddedilmesine ihtiyac birakmayacak bu 
gevezece gerekcelerle onlari savunmaya kalkismaktadir. Allah'tan yardim dileriz. 



35 Silsiletu'l-Ahadisi's-Sahiha, 1803 



Bizzat Gazali Kur'an-i Kerim'in hallerinin degisikligine ragmen butun insanlar 
icin sifa oldugunu acikca belirttigine gore sufilerin Kur'an'i dinlemekten yuz 
cevirmelerini kendisi sebebiyle uygun buldugu o vecd bizi ne ilgilendirir? O vecd ki 
onun en guzel halinde kisi mesela hapsirmak gibi iradesine hakim olamaz. En kotusu 
ise riyakarhk ve munafikhk olur. Peki bunlann Kur'an-i Kerim'deki su buyruga karsi 
durumlan nedir: "Deki: 'O /'man edenler igin bir hidayet ve bir §ifadir. /man 
etmeyenlerin ise kulaklannda biragirlik vardir ve o onlar igin bir korluktur. '"(Fussilet, 
41/44) 

Allah ibnu'l-Kayyim'e rahmet ihsan eylesin, ona hayir mukafatlar versin. O bu 
§eytani semain zararlanni 50k iyi biliyordu. Bunun Kur'an dinlemekten pek 50k 
yonden farkh oldugunu acikca ortaya koymu§ ve bunu gercekten bircok ilmi bolumde, 
faydah fikhi ara§tirmalarla gostermi§, bu semaa simsiki yapi§anlann haktan 
alabildigine uzak bir sapikhk i?erisinde olduklanni daha once kaydettigimiz 
"Mes'eletu's-Sema" ile yine buna benzer aciklamalanyla igasetu'l-Lehfan adh 
eserlerinde ortaya koymu§. (Elbani 'den nakil bitti. Allah ona rahmet eylesin) 



KUR'AN OKUMA HUSUSUNDA BiDATLER 

Bera (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle 
buyurdu: 

"Kur'an-i Kerim'i sesinizle guzelle§tirin." 279 Burada kastedilen kiraat 
sirasinda sesi yukseltmektir. 

Diger bazi hadislerde; "Kur'an ile teganni etmeyen bizden degildir" 280 ve "Allah, 
Kur'an ile teganni eden bir peygamberi dinledigi kadar hicbir seyi dinlemedi" 281 
buyrulmustur." 

Bu hadislerde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in teganni kelimesi ile 
kastettigi sey; Kur'an ile yetinmektir. 282 Bunu Sufyan Bin Uyeyne, Ebu Ubeyd, §ube, 
Eyyub, Tahavi, Darimi, Beyhaki, Kurtubi, ibni Kesir, Nevevi ve pek 50k alim boyle 
izah etmislerdir. 

Bu en dogru manadir. Zira aksi takdirde Kur'an'i teganni ile okumayan neden 
bu tehdide muhatap olsun? 

Ebu Hureyre r.a. ile bazi alimler de; "Kur'an'i yuksek sesle okumaktir" dediler. 283 
Adi gecen alimler bazi bidatgilerin bu hadisteki "teganni" kelimesini kendilerinin ezgi 
gibi Kuran okumalanna delil getirmelerine siddetle karsi cikmislardir. 284 

Nitekim boyle bir saptirmaya ihtimal vermeyecek kadar sarih ibareler vardir ve 
sesi dalgalandirarak elhan, ezgi ve melodilerle, bir harf eksilmek veya artirmak 
seklinde uzatmayla Kur'an okumanin haram olusunda icma vardir. 285 

§u ayette, Kur'an'i acik, anlasihr ve acelesiz okumak emredilmistir; "Kur'an'i 
tane tane (tertil ile) oku"(Muzemmil 4) 

Abis el Gifari, Amr Bin Abese, Ebu Hureyre ve Avf Bin Malik r.a. 'den rivayet 
edilen hadislerde; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisinden sonra ummeti 
icin korktugu bazi hasletler saydi, sonunda buyurdu ki; "...bir de su kavimden 
uzagim; onlar Kur'ani sarki gibi okurlar, bir kimseyi ilim sahibi olmadigi halde sirf 
§arki gibi Kur'an okudugu icin imamhga ge?irirler." 286 



279 Buhari(Tevhid 52) Ebu Davud(1468) NesaT(2/179,180) ibnu Mace(1342) Darimi(3504) 
Hakim(1/575) Beyhaki §uab(2/386) Tayalisi(s.lOO) Ahmed (4/283) ibni Ebi §eybe(2/251) Buhari 
Haiku Efalil ibad(250) Yakub Bin §eybe Marife(3/177) Beyhaki(1 0/229) Muhammed Bin Nasr 
Kiyamul Leyl(95) Ebu Ubeyd Fadailul Kur'an(34/a) ibni Hibban(Mevarid-661) Mecmauz 
Zevaid(1/171) 

280 Buhari(tevhid 44) Ebu Davud(vitr 20) Darimi(1498) Ahmed(1/172) Hakim(1/569) 

281 Buhari(6/107) Muslim(1/545) Darimi(1496) 

282 Darimi(1499, 3491) Beyhaki §uab(2/529) Tahavi Muskilul Asar(2/130) ibni Kesir Fezailul 
Kur'an(s.103 v.d.) Nevevi Tibyan(s.78) Ahmed Davudoglu Sahihi Muslim §erhi(4/347) Kurtubi(1/10) 
EtTizkar(s.123) 

283 Darimi(1496) 

284 bkz.:ibni Kesir Fezailul Kur'an(s.108) 

285 ibni Kesir Fezailul Kuran(s.113) Kurtubi(1/16) etTizkar(s.129) ibni Kudame el Mugni(1/459) 

286 sahihtir. Taberani Mucemul Ke bi r(3/2 11,1 8/34-37 ,51) Taberani Mucemul Evsat(1/212,2/106) 
Abdurrazzak(2/488) Hakim(3/501) ibni Ebi §eybe(7/329) Haris Bin Ebi Usame Musned(2/640) 
Ahmed(3/494,6/22) Beyhaki §uab(2/541) Deylemi(2328) Buhari Tarihul Kebir(7/80) Bezzar, 



Sehl Bin Sad ve Cabir r.a.'dan; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizler 
Kuran okuyorken yanimiza cikti, aramizda arap da, acem de vardi. Buyurdu ki; 
"Okuyun, her okuyus guzeldir. ileride bir kavim gelecektir ki bunlar, Kur'an'in kelime 
ve lafizlanni okun yontulmasi gibi yontacaklar, ondan hasil olacak ecri ahirete 
birakmayip dunyada alacaklar." 287 

Nevfel Bin lyas'tan; Bizler Omer r.a.'in zamaninda mescidte durur, grup grup 
olurduk. hsanlar ise gruplardan en guzel sesli olanlara meylederdi. Bunun uzerine 
Omer r.a.; "goruyorum ki Kur'ani nagmeler gibi okuyorlar. Vallahi sayet gucum 
yetseydi onlann bu hallerini degistirirdim." Dedi. 288 

Enes r.a., insanlann sonradan ihdas ettikleri bu ezgilerle Kur'an okuyan birini 
bundan nehyetmistir. 289 

Muhammed Bin Sirin r.a. dedi ki; "Onceki alimler (sahabeler ve tabiin) su 
ezgilerin sonradan ortaya ?ikanlmi§ bidat oldugu gorusundeydiler." 290 

Salim Bin Abdullah r.a, birisinin lahinlerle Kur'an okudugunu isitince; "bu 
sarkidir, bu sarkidir" diyerek orayi terk etmistir. 291 

Huzeyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) 
buyurdularki: 

"Kur'an'i Arap lahn'i ve Arap sesleri uzere okuyun. Sakin ha fasiklann ve 
Yahudilerle hristiyanlann lahn'i uzere okumayin. Bilesiniz, benden sonra bir kavim 
gelecek ki, onlar Kur'an'i okurken, sarki ve matem tercTi gibi terci' ile okuyacaklar. 
Onlann (imanlan laftadir) girtlaklanndan ote gecmez. Kalbleri fitne ve fesada 
ugramistir. Boylelerinden hoslanan kimselerin kalpleri de fitne ve fesad icindedir." 292 

Ebud Derda r.a. 'den; "Sizleri Kur'ani tahrif eden, onu okuyusta haddi asan, 
Kur'an ile dalga gecenlerden sakindinm!" 293 

Katade (r.a.) anlatiyor: "Hz. Enes (radiyallahu anh)'e Hz. Peygamber 
(aleyhissalatu vesselam)'in kiraatmdan sordum. Su cevabi verdi: "Resulullah 
(aleyhissalatu vesselam) medleri (uzun heceleri) uzatirdi." Sonra ornek olarak 
Bismillahirrahmanirrahim'i okudu ve uzatilacak yerleri belirgin §ekilde uzatti: 
Bismillaahi'yi uzatti, er-rahmaan'i uzatti, errahiim'i uzatti." 294 



Mecmauz Zevaid(2/316, 4/199, 5/245, 7/323, 10/206) ibni Kesir Fezailul Kur'an(s.112) Suyuti el 
Havi(1/252) 

287 Ebu Davud(830) Beyhaki §uabul iman(2/538-539) Buhari Tarihul Kebir(8/191) Cemul 
Fevaid(7354) ibni Ebi §eybe'den; Metalibul Aliye(3492) 

288 Buhari Haiku Efalil ibad(259) ibni Sad(5/59) Muhammed Bin NasrKiyamul Leyl(s.171) 

289 sahihtir. Darimi(3505) ibni Ebi §eybe(10/466) ibni Kesir Fezailul Kur'an(s.112) 

290 sahihtir. Darimi(3506) 

291 Darimi(3498) 

292 Taberani Evsat(7/183) Beyhaki §uab(2/540) Hakiym et Tirmizi Nevadir(3/255) Zehebi el 
Muktena(2/58) ibni Kesir Fezailul Kur'an(s.111) Kurtubi(1/17) et Tizkar(s.130) Mecmauz 
Zevaid(7/169) Suyuti el itkan(1/256) Miskat(2207) RezTn'den; Cemul Fevaid(7361) SuyutT, Camiu's- 
SagTr(1339) Feyzu'l-Kadir(2/65) Beyhaki bunu birkag tarikten rivayet etti. Zayif oldugu da sbylendi. 
Lakin sahitleri vardir. 

293 Beyhaki Suab(2/541) 

294 Buhan(Fedaili'1-Kuran 42, 29) Buhari Haiku Efalil ibad(298) Ebu Davud(1465) Begavi Serhus 
Sunne(4/481) Muhammed ibnul MuzafferGaraibu Sube(s.113) 



§u hadise gelince; Abdullah ibnu Mugaffel (radiyallahu anh) anlatiyor: 
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i devesinin ustunde Feth suresini okurken 
gordum. Sureyi terci' uzere okuyordu." 295 

Bu terci (sesi kaldinp indirme) ile okuma, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem'in uzerine binmis oldugu devenin hareketinden kaynaklanmistir. Bu sadece 
binek uzerindeyken istek disi olarak terci yapmanin caiz olusunu gosterir. Baska 
yerde caiz degildir. 296 

Esma (radiyallahu anha) anlatiyor: "Seleften hi? kimse Kur'an-i Kerim'in tilaveti 
sirasinda bayihp dusmezdi. Onlar aglarlar ve urperirlerdi. Sonra bedenleri ve kalpleri 
zikrullah icin yumusardi." 297 

imam Nevevi'ye soruldu; "§imdi Dimesk'te bazi cahiller cenaze uzerine teganni 
ile harfleri birbirine katarak, fazladan harf ekleyip uzatarak Kur'an okuyorlar. Bu kotu 
bir hareket midir? 

Cevabinda dedi ki; cenaze uzerine bu sekilde Kur'an okunmasi 50k cirkin bir 
§eydir. Alimlerin ittifaki ile haramdir. Bu hususta imam Maverdi ve ba§kalan icma 
oldugunu soylediler. Hatta yoneticilerin uzerine, bunlara mani olmalan, tevbeye 
^agirmalari ve cezalandirmalan gerekir. Bu her muslumana vaciptir." 298 "Kur'an'i 
boyle haram tegannilerle okumak birtakim cahil, a§agihk ve zalim kimselerin muptela 
oldugu bir musibettir. Onlar cenaze ve mevlit gibi bidat merasimlerinin 
okuyuculandirlar. i§te bu acikca haram olan bir bidattir. Kadilar kadisi Maverdi'nin de 
dedigi gibi boyle okuyu§u dinleyen de fasik olur." 299 

Ezanda bile lahin yapmak caiz olmaz; birisi Omer r.a.'e geldi ve "Ben seni Allah 
icin seviyorum" dedi. Omer r.a. ise; "Ben de sana Allah icin bugzediyorum. 
Duyduguma gore sen ezan okurken teganni ve lahin yapiyorsun." 300 

imam Malik ve bircok ulema dediler ki; "Toplu olarak hep bir agizdan Kur'an 
okumak bidattir." 301 



295 BuharT(Fedailu'l-Kuran 24, 30, Megazi 48, Tefsir, Feth 1, Tevhid 50) Muslim (794) Ebu 
Davud(1467) 

296 Bkz.:ibni Kesir Fazailul Kur'an(s.139) 

297 RezTn'den; Cemul Fevaid(7370) BagavTTefsiri(7/238). 

298 Nevevi Fetava(s.54-55) 

299 Nevevi Tibyan(s.79) 

300 Abdurrazzak(1852) Taberani(13059) Tahavi(4/128) Serahsi Mebsut(1/138) Sahiha(42) 

301 §atibi el itisam(2/40) 



BAZI GUN VE GECELER HAKKINDAKi BiDATLER 

Butun bunlar ashabin bilmedigi seylerdir. Mubarek gecelerde camilerde 
toplanmak bidattir. 

Uydurma namazlar: 

Aliyul Kari der ki; "... Haber verilen, hafta icinde kihnacak ozel namazlann 
hicbiri sahih degildir. Mesela: Cum'a gecesi, herrek'atta 10 ihlas okumak suretiyle 12 
rek'at namaz kilmak, aynca her rek'aktta 15 veya 50 (iza zulzile) okumak suretiyle iki 
rek'at kilmak, yine Cum'a gunu, 2, 4 veya 12 re'kat namaz kilmak, Cuma'dan once 
her rek'atmda 50 ihlas okumak suretiyle 4 rek'at namaz kilmak. Asure, Regaib, 
Receb ve Receb'in 27 sine mahsus namazlar, §aban'm 15 inde kihnan ve her 
rek'atmda 10 ihlas okumak suretiyle 100 rek'at namaz rivayetlerinin hepsi batil, ash 
ve astan olmayan seylerdir. (Kutu'l-Kulub, ihya-i Ulum, Sa'lebi, §erhu'l-Evrad) gibi 
kitaplarda yazih olmalan seni aldatmasin" 

Basta Suyuti olmak uzere, hadis alimlerinin ittifakiyla bu namazlar 
uydurmadir. 302 

Receb-i serifte kihnan namazlar hakkindaki bazi rivayetlerin mevzu 
olduklannda suphe yoktur. Mesela: 

1- "Receb-i serifin ilk gecesinde, aksam namazini, muteakip 20 rek'at namaz 
kilan kimse, hesap gormeden Sirat'i gecer." 

2- "Receb'den birgun oruc tutup, iki rek'at namaz kilan ve birinci rek'atmda 100 
Ayete'l-Kursi, ikinci rek'ainda 100 ihlas okuyan kimse, Cennet'teki yerini gormeden 
olmez." rivayetleri hep uydurmadir. 

Bu hususta dogruya en yakin olan, "Receb ayinda oruc tutmaktan Resul-i 
Ekrem'in men ettigi..." hakkinda ibn-i Mace'nin Sunen'indeki rivayetidir. Ben de derim 
ki: Resul-i Ekrem'in bu ayda oructan men etmesi, bore olduguna inanarak oruc 
tutanlar icindir. Yoksa, Receb-i serifte oru? tutmanin kerahetini bilen kimse i?in 
soylememi§tir. 

§aban-i §erif'in 15 inci gecesinde kihnacak namazlara dair rivayetler de 
boyledir. Mesela: 

"Ya AN, §aban'm 15 inci gecesi bin ihlas okumak suretiyle 100 rek'at namaz 
kilan kimsenin, Allahu Teala o gece butun dileklerini kabul eder ve kendisine bircok 
mukafatlar verir. Her hurinin etrafinda 70 bin cariye ve gilman oldugu halde, 
kendisine 70 bin huri verir." ve devamla, "Anne ve babasi 70 bin kisiye sefaat eder." 
seklindeki rivayetgibi. 

ilimden azicik nasibi olanlann bu gibi hezeyanlara kapilmayacaklannda §uphe 
yoktur. Bu gece ile ilgili namaz, Hicri 4 uncu asirdan sonra, Beyt-i Makdis'de icad 
edildi ve buna dair hadisler uyduruldu. (Hepsi yalan olduklan icin onlar ile oyalanmayi 
luzumsuz bulduk.) 



302 Aliyul Kari Esrarul Merfua(s.169) bkz. Fethul Bari(1 1/55) Tuhfetul Ahvezi(3/367) Nevevi §erhu 
Muslim(8/20) Zehebi Mizan(5/172) Lisanul Mizan(2/403) Ebu Abdullah Razi Nakdul Menkul(1/82) 
Kesful Hafa(2/554-566) Suyuti el-Emru bil ittiba(s.166) 



Bu konuda bazi rivayetlerin Gunyetut Talibin adh kitapta gecmesine 
aldanmamahdir. Zira Allame Kannuci, Ebcedul Ulum'da der ki; "Bu uydurma 
rivayetleri Bagdathlar, bu bidat namazlan yerlestirebilmek icin Abdulkadir Geylani'ye 
nisbet ederek onun Gunye adh kitabina sokusturdular." 303 

1) MEVLiT KANDiLh 

Bircok mevlid toplantilan munkerden, bid'atlardan ve islam'a muhalif olan 
seylerden uzak degildir. Qunku bunu ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ne 
ashab, ne tabiin, ne dort buyuk imamlar ne de islami en iyi bilen ve en iyi yasayan 
asirlardan birinde hicbir kimse yapmis degildir. Qunku bunun ser'i bir delili yoktur. 
Mevlithanlar cogu kez sirke dusecek sozler soylerler. Mesela arada sirada "Meded ya 
Rasulullah!" veya "Bizlere imdat kill" "Ya Rasulullah yalniz sanadir itimadimiz!" "Ya 
Nebiyullah kaldir bizden sikintiyi!" gibi yalniz Allah'a dua edip istenecegi seyleri 
Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) isterler. 

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu sozlere sahit olsaydi buyuk sirkle 
onlarin uzerine hukmederdi. Zira darhkta olan imdadina giden, sikintilan gideren, 
kendisine dayanihp imdat istenilen yalniz Allah (Celle Celaluhu)'dir. 

iste bu konuda ayet ve hadisler : 

1. "Yahut dua ettigi zaman darda kalmisa kirn yetisiyor da kotulugu (onun 
uzerinden kaldinp) aciyor."(l\leml, 62) 

2. "De ki, dogrusu ben (kendi ba§ima) size ne zarar verme ne de fayda 
saglama gucune sahibim.(Cin, 21) 

3. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) soyle buyurdu: "(Manevi olarak) bir 
sey istedigin zaman Allah'tan iste! Yardim talep ettigin zaman yine Allah'tan yardim 
talep et!"(Tirmizi, sahih ve hasendir) 

Bircok mevlidlerde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) 'in kendi hakkinda 
soylenmesini yasakladigi a§m ovguler yapilmaktadir. Oysaki Rasulullah (Sallallahu 
Aleyhi Vesellem) bu gibi asm ovguleri su sozu ile yasaklami§tir: 

"Hiristiyanlann Meryem oglunu isa (Aleyhi Selam) abank sozlerle ovdukleri gibi 
beni de oyle ovmeyin. Ben ancak bir kulum, bana Allah'in kulu ve Rasulu deyin." 
(Buhari) 

Dugun ve baska mevlitlerde Allah'in; Muhammed'i kendi nurundan, butun 
e§yayi da onun nurundan yarattigini zikretmektedir. Oysa ki, bunlari su ayetler 
yalanlamaktadir: 

"De ki, ben ancak sizin gibi bir be§erim, bana vahyedildi ki, sizin ilahiniz 
tek bir ilahtir." (Kehf, 116) 

Bilinen su ki: Allah'in Rasulu (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bir ana-babadan 
yaratilmis olup Allah'in vahyi ile sereflenmis bir kuldur. 



303 Ebcedil Ulum(2/349) 



Aynca mevlit kitaplannda butun alem Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve 
sellem)'in hatirasi icin yaratildigi zikredilmektedir. Halbuki Kur'an bu iddiayi su ayeti 
ile yalanlamaktadir: 

"Ben cinleri ve insanlan, ancak bana kulluk etsinler diye 

yarattim."(Zariyat, 56) 

(Yani alemin bir parcasi olan cinler ve insanlar Muhammed (Sallallahu Aleyhi 
Ve sellem)'in serefi icin degil, Allah'a ibadet etmeleri icin yaratilmislardir.) 

(Baska bir ayette de: "(Rasulum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak 
gonderdik." (Enbiya, 107) ifade edilmektedir. Bu Kur'an'i haber de alemin 
Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem) icin degil, Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve 
sellem)'in alem icin yaratildigini acikca beyan buyurmaktadir.) 

Hinstiyanlar Mesih'in ve aile efradlanni dogum gunlerini bayram olarak 
kutlarlar. Muslumanlann da nebinin veya bazi sahislann dogum gunlerini kutlamalan 
hinstiyanlardan esinlenme bir bid'at'tir. Oysaki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve 
sellem) soyle buyuruyor: 

"Kim birtopluma kendini benzetirse onlardandir." (Ebu Davud, sahihtir) 

Qogu kez mevlitlerde kadin, erkek karisik sekil bulunurlar ki, bu aynca islam'in 
haram kildigi birdavranistir. 

Aynca mevlit gunlerinde yuz binlerce paralarla satin ahnan rengarenk kagitlar, 
kandiller biraz sonra yerlere atilarak ithal edildikleri kafir ulkelere para asirmaktan 
baska hi? bir faydasi yoktur. Halbuki Allah'in Rasulu (Sallallahu Aleyhi Ve sellem), 
bos yere malm harcanmasini yasaklamistir. 

Boylesi merasimlerde suslenip puslenme, yemek hazirlama ile gecirilen vakitler 
cogu zaman namazin terkine bile muncer olmaktadir. 

Mevlidin sonunda Rasulullah'in huzura geldigi inanciyla ayaga kalkarlar ki, bu 
da uydurulmus yalandan ba§ka bir sey degildir. 

Qunku yuce Allah soyle buyuruyor: "Onlarin (olenlerin) gerisinde 
dirilecekleri gune kadar bir berzah (berzah dunya ile ahiret arasmdaki engeldir) 

vardir."(Mu'minun, 100) 

Enes ibn Malik (rahimehullah) diyor ki: "Ashabin yaninda Rasulullah'tan 
daha sevgili kimse yoktu, buna ragmen ashab onu gordiikleri zaman 
ho§lanmayacagini bildikleri i?in Rasulullah'a kiyam etmezlerdi." (Ahmed, Tirmizi 
sahihtir) 

Bazilan §6yle derler: "Mevlitte biz Rasullah'in siretini okuyoruz bu sue mudur?" 

Ger?ek §u ki, onlar Rasulullah'in siretine ters dusen yalan ve iftiralar kabilinden 
seyler okuyorlar. Hem onun siretini senede bir defa degil, her zaman okunmahdir. 
Aynca Rasulun dogdugu Rabiyel evvel ayi, onun olum ayidir da. Dolayisiyla sevin? 
ayi olmaktan cok, uzuntu ayi olmahdir. (Ki, islamda ne kimsenin dogumu i?in 
kutlama, ne de olumu i?in matem torenleri tertipleme yoktur.) 



Rasulullah'in dogum gecesini kutlayanlar cogu kez gece yansina kadar 
uykusuz kalmakta, ya sabah namazini terk ediyorlar, ya da en azindan cemaatla 
kilmayi kacinyorlar. 

insanlann cogunun mevlit merasimine onem vermesi, onun seriata gore uygun 
olmasini ifade etmez. (Cunku islam bir demokrasi dini degil ki, cokluk nerdeyse, hak 
da orada olsun. Butun insanlar hakka karsi cikmis olsa, onu benimseyen tek bir 
kimse bulunmasa dahi "hak" yine haktir ve gercek olan odur. 

Yuce Allah soyle buyuruyor: "Yeryuzunde cogunluga uyarsan seni Allah'in 
yolundan saptinrlar."(En'am, 116) 

Huzeyfe (radiallahu anhu) diyor ki: "Butun bid'atlar sapikhktir insanlar onu guzel 
gorse de." 

Hasan el Basri (radiallahu anhu) de diyor ki: "Daha oncekiler arasinda sunnet 
ehli azinhkta idi, gelecekte de azinhkta kalacaktir. Zira onlar nimet bollugu zenginlik 
icinde simarmis olanlann arasina katilmadilar. Din adina ibadet uyduran bid'atcilann, 
bid'atlanna istirak etmediler. Rableriyle karsilasmcaya kadar islam sunnetleri 
uzerinde hayatlanna devam etmeye sabrettiler. Ey muslumanlar sizlerde oyle 
olunuz." 304 

2) REGAiP KANDiLi; 

Bu geceyi ihya etmek maksadiyla Recep ayinin ilk Cuma gecesi yani aksamla 
yatsi arasi kihnan on iki rek'athk namazin ve bu gecenin fazileti hakkinda dayanilan 
rivayet sudur: Enes ibn Malik (radiyallahuanhu) Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve 
sellem'in soyle dedigini rivayet eder: 

"Recep ayinda orucun faziletini zikrettikten sonra, devamla) "O ayda bulunan 
ilk Cuma gecesinden gafil olmayin. Cunku o, meleklerin regaip diye isimlendirdikleri 
bir gecedir. Kim recep ayinin ilk Persembe gununu oruc tutar ve o gunun, aksamla 
yatsi arasi on iki rekat namaz kilarsa, (namazin keyfiyetini acikladiktan sonra) Allah-u 
Teala o kimsenin gunahlanni bagislar" 305 

ibnu'l-Cevzi bu hadis hakkinda sunlari soyler: "Bu hadis Allah Rasulu 
(sallalahu aleyhi ve sellem) uzerine uydurmadir. AN ibn Abdullah ibn Cahdami bu 
rivayetiyle ilim ehli tarafindan itham olunup yalanci sayilmistir. §eyhimiz hafiz 
Abdulvahhab'i soyle derken isittim: Bu hadisin ravileri mechuldur. Ravilerle ilgili butun 
kitaplarda onlari aradim ve bulamadim". 306 

ibnu'l-Cevzi sozune §6yle devam eder: "Bu hadisi uyduran kimse bid'atmda 
50k asm gitmistir. Qunku bu namazi kilan kimse once gunduz oru? tutacaktir. Belki 
de o gunun gunduzu 50k sicaktir, oru?lu olunca da aksam namazina kadar haliyle 
yemek yeme imkani bulamayacaktir ak§am namazindan sonra, bu namaz icin uzun 
tesbihat sebebiyle kiyamda ve secdede duracak gayet eziyet cekmis olacaktir. Ben 
dogrusu ramazan ve teravih namazlanna nazaran insanlann bunda, nasil 
izdihamlastiklanni kiskandim. Bilakis bu namaz halk indinde digerinden daha buyuk 



304 Darimi(mukaddime 21) 

305 Ebu §ame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s. 39-40 

306 Ebu §ame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s.40 ibnu'l-Cevzi, el-Mevdu'at c.2 s. 125-126 



ve degerlidir. Cunku bu namazda diger bes vakit namaza gelmeyenler hazir 
bulunuyor. 307 

Hafiz Ebu'l-Hitab ise sunu soyler: "Regaib namazini uydurmakla ittiham edilen 
kimse AN Ibn Abdillah ibn Cahdami'dir. Mechul olan raviler uzerine uydurmustur. Ki 
bunlar, kitaplann hicbirinde mevcut degildir. 308 

Hafiz el-iraki soyle der: "Rezin, kitabinda bunu irad etmistir. O uydurma bir 
hadistir" 309 

imam Tartusi su sozunu ekler: "Receb ayindaki regaip namazi ise, Beyti'l- 
Makdis'de bizim bulundugumuz yerde ancak h.448 senesinde ihdas (uydurulmus) 
edilmistir. Bundan Once bu namazi ne gorduk ve ne de duyduk". 310 

Goruldugu gibi bu gecede mevlit okuma isi bu namaza nisbeten yeni sayihp 
daha sonra uydurulmustur. 

3) Mi'RAC KANDiLh 

Recep ayinin yirmi yedinci gecesidir. Sunnet ve Bid'atler kitabinin yazan (rh) 
recep ayindaki bid'atler bolumunde sunlan soyler: 

"Mi'rac kissasini okuyup recep ayinin yirmi yedinci gecesini kutlamak ve bazi 
insanlann bu geceye has bazi zikir ye ibadette bulunmalan bid'attir. Recep, §a'ban 
ve Ramazan aylannda okunan -gayn sabit-dualar bid'at ve uydurmadir, sayet 
bunlarda bir hayir olmus olsaydi bizden oncekiler bunda bizleri gecerlerdi. isra, Mi'rac 
ve mezkur ayin ihyasina dair hi? bir delil kaim olmamistir". 311 

§eyhu'l-islam ibn Teymiyye'de Recep ayinin yirmi yedinci gecesi ile ilgili olan 
namaz hakkinda §6yle der: 

"Muteber alimlerin belirttigi gibi; islam alimlerin ittifakiyla bu, (namaz) mesru 
degildir. Bu ancak cahil ve bid'atci kimseden sudur eder," 312 

Bu gecede de mevlit okumak adet halini almistir. Boylelikle bir bid'ata diger bir 
bid'at eklenmis olunmaktadir. 

4) BERAAT KANDiLh 

Beraat Kandili ise §aban ayinin ortasinda olan geceye denilmektedir. Bu 
gecenin faziletiyle ilgili bazi rivayetler gelmistir. Ornek olarak bir kacini zikredelim. 

Hz. AN (radiyallahu anh)'dan Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) §unu 
demi§tir: "§aban ayinin ortasinda olan gece olunca, gecesini ihya eden gunduzunu 
de oruclu gecirsin" 313 



307 Ebu §ame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s.30. ibnu'l-Cevzi. el-Mevdu'at c.2s. 127 

308 Ebu §ame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s.40 

309 §ukayri, Es-Sunenu ve'l-MubTede'at s. 140 

310 Tartusi, El-Havadisu ve'l-Bid'a. S.133 

31 1 §ukayri, Es-Sunenu ve 'l-Mubtedi'at s.143 

312 §ukayri, Es-Sunenu ve'l-Mubtede'ats.143 



imam Busiri soyle der: "Bu rivayetin senedinde ibnu Ebi Sebure vardir. Asil 
ismi, Ebu Bekr ibn Abdillah ibn Muhammed ibn Ebi Seburedir. imam Ahmed ibn 
Hanbel ve Yahya ibn Main; bu adamin hadis uyduran bir kimse oldugunu 
soylediler." 314 

Diger bir rivayet ise soyledir: Ebu Musa el-Es'ari (radiyallahu anh)'dan Nebi 
(sallallahu aleyhi ve sellem) soyle demistir: "§aban'm ortasinda bulunan gecede 
Allah-u Teala mahlukatma nazar eder. Musrik ile cimri mustesna olmak uzere butun 
mahlukatmi affeder. 315 

imam Busiri der ki: "Ebu Musa'ya ait hadisin senedi zayiftir. Bu da Abdullah bin 
Lehi'a'nin zayif olusundandir. Birde Velid bin Muslim'in tedlis yapmasi soz 
konusudur. 316 

Yine baska bir rivayette de soyledir: Hz.Aise (radiyallahu anha)'dan; Nebi 
(sallallahu aleyhi ve sellem) soyle demistir: "Bu gecede Ademoglundan her dogacak 
ve olecekolan yazihr. Ve yine bu gecede onlann amelleri yukselirve nziklan iner". 317 

Hz. Aise'nin Ebu Musa'nin rivayetine benzeyen baska bir hadisi daha vardir. 
imam Beyhaki, iki rivayeti de Da'avat'ul-Kebir kitabinda tahric ettikten sonra soyle 
der: "Bu hadisin isnadinda ve oncekinde de mechul olan kimseler vardir. Digeri 
birine inzimam edilince biraz kuvvet kazanir." 318 

Bid'at ile ilgili eserinde bu rivayetleri serd eden Ebu §ame akabinde sunu 
soyler: 'Bu rivayetlerde hususi bir namazin beyani yoktur. Ancak bu gecenin faziletini 
belirtmektedir. Geceyi ihya etmek ise butun senenin gecelerinde oldugu gibi 
mustehabtir. Mahzur ve munker olan sey. Bazi geceleri hususi bir keyfiyette hususi 
bir namazla tahsis etmek, Cuma, Bayram ve Teravih gibi ve bunu da islam'in 
sianndan olan mezkur ibadetler gibi izhar etmektir. 319 

Ancak bu rivayetlerde zikrettigimiz rivayetlerden hi? birisi sahih degildir. 

BERAAT KANDiLiNDE KILINAN NAMAZ 

Allame AN ibn ibrahim bu namaz hakkinda soyle der: "§aban ayinin ortasinda 
geceleyin kilmak uzere ihdas edilen (Uydurulan) onar defa ihlas suresi okumak 
suretiyle cemaatle kihnan Cuma ve Bayramlardan daha fazla onem verilen yuz 
rek'athk elfiye namazina gelince, hakkinda ancak ya zayif ya da uydurma haber ve 
eser gelmistir. Kut'ul-Kulub ve Ihyau Ulumu'd-Din sahiplerinin zikretmesine veya 
Salebi tefsirin kadirgecesi oldugunu soylemesine aldanma.' 320 



313 ibn Mace(1388) Beyhaki, Fedailu'l-Evkat(24) §uabu'l-iman(3542) ibnu'l-Cevzi, El-ilelu'l- 
Mutenahiye(2/71) 

314 Busiri, age c.2s.10 

315Busayri, Misbahu'z-Zucace fi Zevaidi ibn Macec.2s. 10 
316agec.2s.11 

317 imam Beyhaki, Ed-Da'avatu'l-Kebir el yazma)Ebu§ame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi 
s. 35 

318 imam Beyhaki, Ed-Da 'vatu'l-Kebir (el yazma) 

319 Ebu §ame el-Baissu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s. 35 

320 Muhanmed Tahir Bin Ali el-Hindi, Tezkiratil-Mevduat s.45 



Hafiz iraki §6yle der: 'Beraat namazi hakkindaki hadis batildir 321 ibnu'l-Cevzi 
de: '§uphesiz bu hadis uydurma" demektedir' 322 §eyhu'l-islam ibnu Teymiyye de 
buna benzer soz soylemistir. 323 

BU NAMAZIN QIKI§ TARiHi; 

imam Tartusi soyle anlatir: "Bana Ebu Muhammed el-Makdisi haber vererek 
dedi ki: Bu, bizde ilk olarak 448 h. senesinin evvelinde ihdas edilmistir. Nablus 
sehrinde ibnu Ebi'l-Hamra adiyla taninan birisi Beyt'ul-Makdis'e geldi Guzel tilaveti 
vardi, kalkti ve Mescidi Aksa'da §aban ayinin ortasinda (15'inde) bulunan gecede 
namaz kildi arkadan ona birisi uydu ondan sonra bir baskasi daha sonra bir digeri 
eklendi, neticede namazi bitirinceye kadar kalabahk bir cemaat oldu. Gelecek sene 
yine geldi ve arkasinda bircok insan bu namazi kildi. Mescide bu yayildi. Boylelikle 
Mescidi Aksa'da ve insanlannin evlerinde bu namaz intisar etti. Daha sonra bir 
sunnetmis gibi gunumuze kadar bu namaz devam edegeldi. 324 

Nitekim ayni sekilde bu gecenin ihyasi icin camilerde mevlit okunmaktadir. 
Bunun sebebi ise seytanin bu cahillere amellerini suslu ve mesru gostermesidir. 

Bazi kimseler insanlann manevi gidalanni tikadigimiz iddiasiyla bu makaleyi 
hos gormeyebilirler. Ancak bu gibi kardeslerimize Peygamber (sallallahu aleyhi ve 
sellem)'in Hz. Ai§e(radiyallahu anha)'dan gelen sahih bir hadisi serifi hatirlatmak 
isteriz. 



325 



"Kim bizim uzerinde bulunmadigimiz birameli i§lerse, o amel merduttur' 

Binaenaleyh, sahih delillere dayanmayan herhangi bir amel manevi bir gida 
degildir. 

Cenabi Hak cumlemize hakki hak bilip ona tabi olmayi ve batih da batil bilip 
ondan kacinmayi nasip eylesin ve bizleri kendi nzasina uyguna ameller islemeyi 
nasip ve muyesser kilsin. 



321 Sukayri, Es-Sunenu ve'l-Mubtede'at s. 144 

322 ibnu'l-Cevzi, el-Mevdu'at c.2s. 127 

323 iktidau's-Sitatu'l-Mustakim c. 2 s. 632,639 

324 Tartusi, El-Havadisu ve'l-Bida'u s. 132 

325 Buhan, Muslim 



OruQ tutmanm yasaklandigi gunler; 

1- Bayram gunleri 

Ebu Sa'id (radiyallahu anh) anlatiyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) 
buyurdular ki: "iki gunde oruc caiz olmaz: Fitir gunu (Ramazan bayraminin birinci 
gunu) ve Nahr gunu." 326 

2- Tesrik gunleri 

Nubeyse el-Huzeli (radiyallahu anh) anlatiyor: "Rasulullah (aleyhissalatu 
vesselam) buyurdular ki: "Tesrik gunleri, yeme-icme ve Allah'i zikretme gunleridir." 327 

3-TekCuma gunu 

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) 
buyurdular ki: "Sizden hi? kimse, cum'agunu oruc tutmasin. Ancak bir gun onceden 
veya sonradan oruc tutuyorsa bu takdirde cum'a gunu de oruc tutabilir." Muslim'in bir 
rivayetinde soyle gelmistir: "Cum'a gecesini, diger geceler arasinda gece namazina 
tahsis etmeyin, cum'a gununu de diger gunler arasinda oruc gunu olarak tayin 
etmeyin, ancak birinizin tutmakta oldugu oruc arasina denk gelirse o haric." 328 

4- Farz olan haric cumartesi gunleri 

Abdullah ibnu Busr es-Sulemi, kizkardesi es-Samma (radiyallahu anh)'dan 
naklediyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cumartesi gunu oruc 
tutmayin, ancak Allah'm size farzettigi seyde o gun oruc tutarsiniz. Biriniz yiyecek 
nev'inden bir sey bulamaz da sadece uzum (asmasi) kabugu veya bir agac ?6pu 
bulacak olsa onu agzinda ?ignesin (ve yine de cumartesi gunu oruclu olmasin)." 329 

5- $ekkgununde : 

Sila ibnu Zufer anlatiyor: "Biz, §abandan mi, Ramazandan mi oldugu suphe 
edilen gunde Ammar (radiyallahu anh)'m yaninda idik. Bize kizartilmis bir koyun 
getirildi. Cemaatten biri: "Ben orucluyum" diyerek geri cekildi. Ammar: "Kim bugun 
oru? tutarsa, muhakkak olarak Ebu'l Kasim aleyhissalatu vesselam'a isyan etmi§tir" 
dedi" 330 

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) 
buyurdular ki: "Sizden kimse, ramazani bir veya iki gun onceden oruc tutarak 
karsilamasin. Eger bir kimse, onceden oruc tutmakta idiyse, orucunu tutsun." 331 

6- Dehr orucu 



326 Buhari, Savm 67, Fadlu's-Salat 6, Cezau's-Sayd 26 Muslim(827) Ebu Davud(2417) 

Tirmizi(772). 

327Muslim(1141) 

328 Buhari, Savm 63; Muslim, Siyam 147, 148; Ebu Davud(2420) Tirmizi(743). 

329 Ebu Davud(2421) Tiimizi(744); ibnu Mace(1726); Sahihu ibni Mace(1403) irva(960) 

330 Ebu Davud(2334); Tirmizi(686); Nesai(4, 153); ibnu Mace(1645) el irva(961) 

331 Buhari, Savm 14; Muslim(1082); Ebu Davud(2335); Tiimizi(684); Nesai(4, 149). 



ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Rasulullah (aleyhissalatu 
vesselam) buyurdular ki: "Kim ebed orucu tutarsa, ne oruc tutmus, ne iftar 
etmistir." 332 

7- Kadin kocasindan izinsiz nafile oructutamaz ; 

Ebu Hureyre r.a.'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; Kadin 
kocasinin yaninda ancak onun izniyle (nafile) oruc tutabilir." 333 

8 - $aban ayinin ikinci yansi : 

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) 
buyurdular ki: "§aban ayi yanlandi mi artik oruc tutmayin." 334 

9- Uc aylarda oruc: 

Bu konuda sahih bir sey yoktur. Ozellikle Recep ayina has bir fazilete delil yoktur. 

Harase Bin Hurr'den; Omer r.a. Recep ayinda oruc tutanlan dovuyor ve diyordu ki; 
"Yeyiniz! Bu aya ancak cahiliyedekilertazim ederdi." 335 



ibni Omer r.a. Recep ayina tazim edenlerden hoslanmazdi 



336 



332 Nesai(4, 205, 206) bkz: Muslim(1 161) 

333 Buhari(5192) Muslim(1026) 

334 Ebu Davud(2337); Tirmizi(738) Sahihu Ebu Davud(2049) 

335 ibni Ebi §eybe sahih isnad ile; el irva(957) 

336 ibni Ebi §eybe sahih isnad ile; el irva(958) 



A§uregunundeyapilan bidatler, 

Surme cekmek, musafaha yapmak, asure yemegi pisirmek, sevinc gosterisi, gusul, 
kina yakmak, huzun gunu olarak degerlendirmek, o gunu aghk ve susuzluk gunu 
yapmak, agit yakmak, zincirlerle dovunmek butun bunlar asure gunu yapilan cirkin 
fiillerdir. Ne peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den, ne sahabeden, ne de tabiinden 
bu konuda gelen bir §ey yoktur. "Kim a§ure gununde ev halkina bolluk gosterirse Allah 
butun sene ona bolluk verir" sozu ise Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem adina 
uydurulmu§ biryalandir. 337 

Ankara'da sapik bir takim Rifai tarikati mensuplan asure gunune kadar on gun 
boyunca aksamlan toplanir, Kerbelayi yad ederler, siyah elbiseler giyerler, su i?mezler, 
matem ilan ederler. Bu sapikhklan ?ikaranlar, seytanin adimlanni takip ederken, iyi bir is 
yaptiklanni zannederler. Sapmaktan ve saptmlmaktan Allah'a sigininz. 

"Kafirler, beni birakip da kullarimi dostlar edineceklerini mi sandilar? Biz 
cehennemi kafirlere bir konak olarak hazirladik. De ki: Size, (yaptiklan) i§ler 
bakimmdan en 90k ziyana ugrayanlan bildirelim mi? (Bunlar;) iyi i§ler yaptiklanni 
sandiklan halde, dunya hayatinda cabalari bo§a giden kimselerdir."(Kehf 102-104) 



337 bkz. Mecmuul Fetava (25/299) 



HACiLEiLGiLiBiDATLER 
ihramdan Onceki Bidatler; 

1- §ehircikisinda sefenligi terk (Elbani Haccetun Nebi s.105) 

2- Hac yolculugunun ardindan ev temizliginin terk edilmesi. (el-Medhal 2/67) 

3- Hac yolculuguna cikarken iki rekat namaz Kill p bu namazda Fatiha'dan sonra 
ihlas suresini okumak ve namazdan sonra "Allahumme bike entesertu" duasini okumak. 
(Haccetun Nebi s. 106) 

4- Haci yolcularken ve hacilan karsilarken zikir ve tekbirde sesi yukseltmek, musiki 
ve ezan okumak. (el-Medhal 4/322, Mecelletul Menar 12/271) 

5- Kabe ortusu ile kutlama yapmak.(el-Medhal 4/213, el-ibda 131, Tefsirul Menar 
10/358) 

6- Bazi sufilerin iddia ettigi gibi Allah ile unsiyet icin yalniz yolculuk yapmak. 
(Haccetun Nebi s.107) 

7- Tevekkul iddiasi ile aziksiz yola cikmak (Haccetun Nebi s.108, Telbisu iblis 168) 

8- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sahabeler veya Salihlerin kabrini ziyaret 
amaciyla yolculuk (ibn Teymiye Mecmuatur resail 2/41 1) 

9- Erkegin, hac yapmak isteyen esine, beraberinde mahremi olmadigi icin hacca 
gitmesi caiz olmayacagi durumda, kendisini de yaninda goturmesini sart kosmasi 
(§ukayri es-Sunen vel Mubtediat 109) 

10- Tebuk'ten donerken silah teshir etmek (el-ihtiyarat 70) 

11- Kadinin, kocasinin izni olmadan hacyapmasi (el-ihtiyarat 70, ibn Useymin 16) 

12- Kadinin yaninda mahremi olmadan haccetmesi. (ibn Useymin s. 17-19) 
Hacda Vekalet: 

13- Baskasi adina yalnizca mal almak icin hac yapmak(ibn Useymin s.21) 

14- Kendisi farz olan hacci eda etmeden baskasi adina vekaleten hac yapmak 

15- Tamahkarhk ederek birden fazla haci adina vekaleten bir hac yapmak 

16- Vekaleten haccin, ancak akrabalar adina olursa sahih olacagina inanmak 

17- Hac menasikleri esnasinda vekalet verenin admin anilmasi gerektigine 
inanmak 

ihramla ilgili Bidatler: 



18- ihramin terlikler olmadan olmayacagina inanmak (ibn Useymin Delilul Ahta 
s.24) 

19- Mikatta ihrami terk etmek (Delilul Ahta s.23) 

20- Mikat yeri Cidde olmayanlann Cidde'de ihrama girmesi 

21- Sevap kastiyla mikattan once ihrama girmek (Haccetun Nebi s.1 1 1) 

22- ihram esnasinda sannmak (Haccetun Nebi s.1 11 , Telbisu iblis 167, Delil s.25) 

23- Niyeti telaffuz etmek (Mecmuul Fetava 22/222) 

24- Hi? konusmadan hacyapmak (el-iktizaus Siratil Mustakim 1/326) 

25- Cemaat halinde tek ses ile telbiye okumak (el-Medhal 2/221) 

26- Telbiye yeri olmayan yerlerde mesela ihramdan once veya Akabe cemresinden 
sonra telbiye yapmak 

27- ihram aninda iki rekat namaz kilmak gerektigine inanmak (Delilul Ahta 25) 

28- Bazilannin mescidi Haram'dan ihrama girmenin gerektigine veya bunun daha 
faziletli olduguna inanmasi (Delil s.27) Bazilan da Kabenin olugunun altinda ihrama 
girmeyi vacip zannediyor! 

29- Teftis noktasinda ihram elbisesini cikarip bu noktayi gecince tekrar giymeleri 

30- Hayizdan temizleninceye kadar ihrami terk etmek. 

31- Uc haccin menasiklerini ayirmamak 

32- ihramhnin gusletmesinin caiz olduguna inanmak 

33- Bazi hacilann semsiye veya baska bir seyle golgelenmeyi sakincah 
zannetmesi 

34- Menasiklere giristen once ihram elbisesine guzel koku surmek 

35- Mahrem olmayan erkeklere, kadinlann 6rtunmemesi(el-Minzar 92) 

36- Umreler arasinda muvalat (pespese yapmak) (Haccetun Nebi 135, Mecmuul 
Fetava 26/26) 

37- Kadinlann erkek elbisesine benzer sekilde giyinmesi (el-Minzar 92) 

38- Kadinlann beyaz ihrama girmesinin faziletli oldugunu sanmak (el-Minzar 97) 

39- Kadinlann sakincah olacagi zanniyla ihramda altin takmamasi (Min Muhalifatil 
Hac41) 



40- Koltukalti yolmanin ve tirnak kesmenin ihramin sunnetlerinden olduguna 
inanmak ve bazilannin ihrama gelinceye kadar bunu yapmak icin ser'i olarak belirlenmis 
vakti geciktirmesi (Min Muhalifatil Hac ve Umre 39) 

41- Bazi hacilann kurban kesmeye niyet etmemisse de saclanndan ve 
tirnaklanndan almaktan cekinmesi 

42- Butun iplikli seylerin ihrama zarar verecegini zannederek bagcikh ayakkabi ve 
saat kullanmamak (el-Minzar 102) 

43- ihram icin sakincah zannederek gozluk ve yuzuk kullanmamak 

44- ihram elbisesi icin niyet etmeyerek bunu baska giyinmelerden ayirmamak (Min 
Muhalifatil Hac 38) 

45- Zilhuleyfe'deki kuyuya AN kuyusu demek ve orada AN ra.'in cinlerle savastigina, 
oraya bereket duasi yaptigina inanmak (Mecmuul Fetava 26/99) 

46- Bazi erkeklerin telbiyede sesini yukseltmemesi (Delilul Ahta 28) 

47- Hac ve Umre yapan kimsenin mescidi Haram'da muin kapisindan girmek 
gerektigine inanmasi (delilul Ahta 30) 

48-Mescidul Harama girerken sunnette gelmemis olan dualar yapmak (Delilul Ahta 
30) 

49- Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabelerden gelmeyen telbiye 
sigalanna devam etmek 

Tavaf ve Mescide Girisle ilgili Bidatler: 

50- Tavaf icin gusletmek (Haccetun Nebi 113, Mecmuatur Resail 2/398) 

51- Mescidi Harama giren ihramhnin Kudum tavaf indan once tahiyyetul mescid 
namazi kilmasi (Mecmuul Fetava 26/120, Haccetun Nebi 114) 

52- Hacerul Esvedi selamlarken namazdaki gibi el kaldirmak (Zadul Mead 2/225 
Sifrus Sade 70) 

53- Hacerul Esved yaninda uzun beklemek 

54- Hacerul Esvedi opmeden tavafin sahih olmayacagina inanarak izdiham 
yapmak (Delilul Ahta 33,34) 

55- Hacerul Esvedi selamlarken ona yonelmenin vacip olduguna inanmak 

56- Bazi kadinlann kabeyi gorunce haykirarak seslerini yukseltmeleri 

57- Kabeyi gorunce fatiha okumak 

58- Tavafta sag eli sol el uzerine baglamak (el-Medhal 1/122) 



59- Kabe olugunun altinda "Allah'im! Senin golgenden baska golge olmayan gunde 
beni golgelendir" diye dua etmek (Haccetun Nebi 1 16) 

60- iki SamT rukunleri ve makami opmek, selamlamak (Mecmuul Fetava 26/121) 

61- Her savt icin bir dua belirlemek (Delilul Ahta 37) 

62- Tavafin her savtmda remel yapmak (Delilul Ahta 36) 

63- Bazi insanlann tavafta Hicr kapisindan girip ikinci kapidan cikmasi (Delilul Ahta 
380) 

64- Ruknu Yemaniyi opmek (Medhal 4/224, Delilul Ahta 35) 

65- Hacerul Esved ve Ruknu Yemaniyi sol el ile mesh etmek (Delil 35) 

66- Kabenin iplerini ve makami mesh etmek (Mecmuul Fetava 26/121) 

67- Hacerul Esved ve Ruknu Yemaniyi selamlamanin ibadet degil teberruk 
oldugunu zannetmek(Delil 35) 

68- Mescidul Haram'a her giriste tavafin, haccin bir geregi olduguna inanmak 

69- Kudum tavafinin Arafat donusunde oldugunu sonra ifada tavafi oldugunu 
zannetmek 

70- Tavafin yedi savtini tamamlamadan aynlmak 

71- Tavafin tevriye gunu Mina'ya cikmadan once yapilmasinin vacip olduguna 
inanmak 

72- Tavaf Mescidul Haram'in avlusunda olmazsa sahih olmadigini zannetmek 

73- Urvetul Vuska'ya eliyle ulasanin, "Urvetul Vuska"ya tutunmu§ olacagini 
zannetmek (el-Bais 69, el-ibda 165) 

74- Yagmur altinda yapilan tavafin ge?mi§ gunahlann affina sebep olacagini 
zannetmek (Haccetun Nebi 118) 

75- Tavafa Hacerul Esved'den degil de Kabe kapisindan baslamak (Delil 41) 

76- Tavaf rekatmi uzatmak ve sonunda dua etmek (Delil 47) 

77- Veda tavafindan sonra geri cekilmis olmak icin Mescidul Haram'dan cikmak 
(Mecmuul Fetava 26/143, Minzar99) 

Sa'y ile ilgili Bidatler: 

78- Sa'y esnasinda iztiba (sannmak) 

79- Namazi kilmis olsa da cemaate uymak icin tekrar say yapmak (Haccetun Nebi 
121) 



80- Safa ve Merve arasinda yurumek icin abdest almak ve boyle yapanin her 
adimina yetmis bin derece verilecegini zannetmek (Haccetun Nebi 119) 

81- Duvara yapisincaya kadarSafa'ya cikmak(A.g.e. 119) 

82- Sa'yi 14 savt ile Safa'da bitirmek (Delil 54, Haccetun Nebi 120) 

83- Nafile sa'y yapmak (Delil 55) 

84- Sa'y bittikten sonra iki rekat namaz kilmak (Mecmu 26/171) 

85- Sa'ye baslarken namazdaki gibi elleri kaldirmak (Delil 51) 

86- Sa'y'de iki yesil bayrak arasinda siddet yapmamak (Delil 51) 

87- Safa'dan Merve'ye butun say boyunca remel yapmak (Delil 51) 

88- Kadinlann iki bayrak arasinda erkekler gibi siddet yapmasi (Delil 52) 
Mina ile ilgili Bidatler: 

89- Mina'da telbiyeyi yuksek sesle yapmamak (Delil 62) 

90- Mina'da gecelemeden mubaseret icin Arafat'a gitmek(Delil 62) 

91- Tesrik gunlerinde Mina'da gecelememek ve gevseklik gostermek 

92- Arafat gecesi Mina'da mumlaryakmak(Mecmu26/131, Haccetun Nebi 122) 
Arafat ile ilgili Bidatler: 

93- Hilal konusunda hata korkusuyla 8. gun Arafat daginda ihtiyat zamani ile 
durmak (Haccetun Nebi 122) 

94- Mekke'den Arafat'a 8. gun cikip gece varmak (el-Bais 69-70) 

95- Arafat gecesi Arafat daginda ates ve mumlar yakmak (el-Bais 69, Mecmuul 
Fetava 26/1 31 , itisam 2/273, EL-ibda 305) 

96- Arafata yaklasip cebeli Rahme'yi gorunce tesbih, tahmid, tehlil ve tekbir 
getirmek (Haccetun Nebi 124) 

97- Gunes batmadan once Arafat'tan cikmak(Delil 68) 

98- Arafat'ta susmak, duayi terk etmek, faydasiz seylerle vakit kaybetmek 
(Haccetun Nebi 124, Medhal 4/229, Delil 68) 

99- Arafat'ta ilal dagina cikmak gerektigine inanmak, kible arkasinda kalsa bile ona 
yonelmek (Mecmuatur Resail 2/380, ihtiyarat69, el-Medhal 4/227 Delil 167) 

100- Cebeli Arafattaki kubbeyi "Kubbetu Adem" diye adlandmp Kabeyi tavaf eder 
gibi onu tavaf etmek (iktiza 2/801, Medhal 4/237, Mecmuul Fetava 26/133) 



101- Arafattaki agaclann yaprak veya dallanni koparmanin caiz olmadigina 
inanmak (Mecmuatur Resail 1/279) 

102- Arafatta vakfe yapanin Arefe gunu oruc tutmasi (Delil 66) 

103- Mekkeli imamin Arafatta namazi bitirince "Namazi tamamlayin biz seferiyiz" 
demesi (Haccetun Nebi 128) 

104- Arafat gunu doganin meziyetli ve bereketli olduguna inanmak 

105- Bazilannin Arafe gunu hac biter zannetmesi 
Muzdelife ile ilgili Bidatler: 

106- Ozurlu olmadigi halde Muzdelife'den gece yansindan once cikmak(Haccetun 
Nebi 126) 

107- Muzdelife'ye varmadan once konaklayip fecre kadar kalmak (Delil 72) 

108- Aksam ve yatsi namazini Muzdelife yolunda kilmak (Minzar 100, Ravzatun 
Nediye 1/267) 

109- Muzdelifede sabah namazini vaktinden once kilmak (Delil 73) 

110- Muzdelife gecesini namaz ve kiraat ile ihya etmek (Delil 74) 

111- Muzdelifede kalmak icin gusletmek (Mecmuatur resail 2/280) 

112- Gunes dogana kadar muzdelifede kalmak ve kusluk namazini orada kilmak 
(Delilul Ahta 75) 

Cemreleri Taslama ile ilgili Bidatler: 

113- Cemre taslamasi icin gusletmek (Haccetun Nebi 131, Mecmuatur Resail 
2/380, Delil 78) 

1 14- Atmadan once taslan yikamak (Haccetun Nebi 131) 

115- Taslan atarken sunnet olan tekbirdir. Bunun yerine "sadaka va'duhu..." 
okumak veya tekbir haricinde zikirler yapmak bidattir. (Haccetun Nebi 131) 

1 16- Taslan vaktinden once atmak (Minzar 103, Delil 83) 

117- Zaruret olmadan tas atmak icin baskasini vekil yapmak (Delil 80) 

118- Taslan bir seferde tek avucla atmak (Delil 85) 

119- Taslan fazla veya az atmak (Delil 80, 84) 

120- Taslan atarken parmaklann seklini belirlemek (Haccetun Nebi 132) 

121- Qeytanin orada mevcut olduguna inanmak (Delil 78) 



122- Cemre akabesinden sonra dua etmek 

Kurban, Tiras Olmak ve Safari Kisaltmak he ilgili Bidatler: 

123- Bazilannin Temettu hedyini Mekke'de Nahr gununden once kesmesi 
(Haccetun Nebi 132, Delil 78) 

124- Basin dortte birini kisaltmak (Haccetun Nebi 132) 

125- Tras olurken kibleye yonelmeyi mustehap saymak (Haccetun Nebi 133) 

126- Tras olurken "Elhamdulillahi ala ma hedana...." Duasini okumak (Haccetun 
Nebi 133) 

127- Bayram namazini Mina'da Nahr gunu kilmayi mustehap saymak (Mecmuul 
Fetava26/170) 

128- Hediy ile Udhiye kurbanlannin arasini ayirmamak 

129- Hediy kurbanindan yenilmeyecegini sanmak 

130- Umre icin hedy kesmeyi vacip sanmak 

131- Hedyi olmayanin temettu haccinin sahih olmayacagini zannetmek 

132- Bazi cahillerin tras olmayi menasiklerden olduguna inanmasi. 

Bunlardan baska; cebeli nur, Sevr, cebelu Rahme (ibil dagi) Cidde'de Havva'nin 
kabri gibi yerlerin kudsiyetine inanarak ziyaret etmek, kabirlerdekine seslenerek dua 
etmek, oralara mektup birakarak Allah'in bunu onlara ulastiracagina itikad etmek gibi 
bidatler vardir. Cenazelerle ilgili bidatler bolumunde kabirlerle ilgili bidatler gecmisti. 



Muskatakmak 

Ukbe Bin Amir r.a.'den; "Birisi beyat ederken Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem ondaki muskayi kopardi ve buyurdu ki; "Kim muska asarsa sirk kosmustur." 338 

ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Rasulullah aleyhissalatu vesselam'i 
isittim, diyordu ki: "Rukyelerde, temimelerde (muskalarda), tivelelerde (muhabbet 
muskasi) bir nevi sirk vardir." Bunu isiten bir kadin atilarak, (ibnu Mes'ud'a): "Boyle 
soylemeyin, benim gozum agnyordu. Falan yahudiye gittim geldim. O bana rukye 
yapti. Agnm kesildi" dedi. Abdullah ibnu Mes'ud radiyallahu anh tereddut etmeden, 
"Bu (agn) seytanin isiydi, o eliyle durtuyordu, sana rukye yapihnca vazgecti. Bu 
durumda sana Rasulullah aleyhissalatu vesselam gibi, soyle soylemem kafidir: 
"izhebi'l-bas Rabbe'n-nas esfi ente's-§afi, La §ifae ilia §ifauke, §ifaen la yugadiru 
sakamen. (Ey insanlann Rabbi, aciyi gider, sifa ver, sen §afisin. Senin §ifandan 
ba§ka bir sifa yoktur, hicbir hastahgi terketmeyen bir sifa istiyorum. 339 

Cabir radiyallahu anh anlatiyor: "Rasulullah aleyhissalatu vesselam'dan nusre 
hakkinda sorulmu§tu: "O seytan i§idir!" buyurdu." 340 

isa ibnu Hamza rahimehullah anlatiyor: "Abdullah ibnu Ukeym radiyallahu 
anh'm yanina girdim. Kendisinde kizilhk vardi. "temime (muska) takmiyor musun?" 
diye sordum. Bana su cevabi verdi: "Bundan Allah'a sigininm. Zira Rasulullah 
aleyhissalatu vesselam soyle buyurmu§tu: "Kim bir §ey takinirsa, ona havale 
edilir." 341 



338 Ahmed sahih senedle; Sahiha(492) 

339 Ebu Davud(3883) Sahihu Ebu Davud(3288) Sahihu ibni Mace(2845) Sahiha(331) 

340 Ahmed(13621) Ebu Davud(3868) sahihtir. 

341 Tirmizi(2072) Sahihu Tirmizi(1691) 



EBCEDCiLiKBiDATi 

Ebced hesabi, buyu ve tilsim yapiminda istifade edilen, gelecekten bazi 
haberler vermek icin de kullanilan bir sihir dahdir. ibni Abbas r.a.'den rivayet edilen 
hadiste buyrulur ki; "Yildizlara bakan ve ebced harfleriyle ugra§an kimselerin 
Allah katinda hicbir nasibi yoktur " 342 

Yine ibni Abbas r.a.'in rivayet ettigi merfu hadiste buyrulur ki; "Kim yildizlardan 
bir ilim elde ederse, sihirden bir sube elde etmistir." 343 

Abbas r.a. der ki; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber 
Medine'den ciktim. Sonra Medine'ye donup bakti ve buyurdu ki; "Eger onlari yildizlar 
saptirmazsa, Allah bu ulkeyi sirkten temizler." 344 

Cifr, ebced, cummel vs. gibi adlar verilen rakam degerli harf sistemiyle 
olaylann zamanini, yerini, durumunu, sirrini kesfetmek icin yapilan bu hurafecilik 
islemine "hurufflik" adini verebiliriz. Tarihte bu adla unlenmis bir ekol de 
bulunmaktadir. iran'h Fazlullah HurufT (6. 1394) adh bir seyhin kurdugu bu tarikatta, 
gorulmeyen gucleri harekete gecirmek ve tabiat ustu kuvvetleri kullanmak icin birtakim 
harf, rakam ve sekillere ozel anlamlaryuklenir. 

imam Satibi r.a. diyor ki; "Bircok insan Kur'an uzerindeki iddialannda sinin 
asmislar ve ona tabiat ilimleri, matematik, mantik, ilm-i huruf gibi oncekilerin - 
sonrakilerin butun ilimlerini yuklemislerdir. Bu iddia yanhstir. Kaldi ki, sahabe, tabiun 
ve selefi Salihin, Kur'ani ve Kur'an ilimlerini, Kur'anda bulunan esran en iyi bilen 
kimselerdi. Bununla birlikte onlardan hi? kimsenin bu iddia dogrultusunda soz ettigi 
bize gelmemistir. Onlar, Kur'andan sadece tevhid delilleri, teklifi hukumler, ahiretle ilgili 
hukumler ve bunlarla ilgili konulann ispatma cahsmislardir. Eger onlarin bu iddia 
dogrultusunda cabalan olsaydi meselenin esasina delalet edecek §eyler mutlaka bize 
ulasirdi. Boyle bir §ey ula§madigina gore bu iddianin onlarda mevcut olmadigi 
anlasihr. Bu da Kur'anda onlarin iddia ettigi gibi butun ilimlerin esaslannin 
bulunmadigina birdelildir. 

Evet Kur'an bazi ilimleri icermektedir, ancakbunlarAraplann bildikleri ilimlerdir. 
Yahut onlarin bildikleri ilimler uzerine kurulu olan ve akil sahiplerinin taaccup ettigi, 
i§aretleri gosterilmedikce yollan aydinlatilmadik^a ustun akil sahiplerinin dahi 
kavrayamayacagi turdendir. Kur'anda bunlann di§inda ba§ka bir §eyin bulunmasi 
noktasinda ise cevap; hayirolacaktir. 

iddia sahipleri muhtemelen kendilerine su ayetleri delil getirirler; "Sana; her 
seyi afiklayan, hidayet ve rahmet, muslumanlara da bir mujde olan kitabi 
indirdik."(Nahl 89) "Biz, kitabta hi?bir §eyi eksik birakmadik."(En'am 38) Aynca 
onlar surelerin basinda bulunan harfleri - ki bunlar Araplann yabanci olduklan §eylerdi 
- ozellikle AN r.a. olmak uzere seleften bazilanndan nakledilen sozleri delil 
getirmektedirler. 



342 sahihtir. ibni Ebi Seybe(6/129) Fethul Bari(1 1/351) Suyuti itkan(2/26) merfuan zayif senedle; 
Taberani(11/41) Deylemi(3250) Camius Sagir(4408) Durrul Mensur(3/331) Tysirul Azizil 
Hamid(s.363) Kenzul Ummal(29154) ancak bu rivayetin de sahitleri vardir. 

343 Sahihtir. ibni Ebi Seybe(6/129) Elbani Sahiha(793) Ebu Davud(3905) ibni Mace(3726) 
Ahmed(1/227,311) Harbi Garibul Hadis(5/195) 

344 Ebu Ya'la(12/6709-6714) Heysemi Maksadu Ali(612-613) Mecmauz Zevaid(3/299) Metalibu 
Aliye(663-64) Taberani'den; Cemul Fevaid(7623) zayif ravisi vardir. 



Delil olarak kullandiklan ayetlerden maksat, mufessirlere gore yukumluluk ve 
Allah'a karsi kulluk icrasinda gerekli olan hususlarla ilgili seylerdir. ikinci ayette ise 
levhi mahfuzdan bahsedilir... 

Sure baslanndaki harflere gelince, alimler bunlar hakkinda Araplann bilgisi 
bulundugunu gerektirecek sekilde aciklamalar getirmislerdir. Mesela bunlara siyer 
muelliflerine gore, Araplann ehli kitaptan ogrendikleri cummel hesabi gibi yorumlar 
yapilmistir. Yahut bunlann Allah'tan baska kimsenin bilemeyecegi mutesabihattan 
oldugu soylenmistir. Bunlan Araplann hi? bilmedigi seklindeki yorumlara gelince, bu 
asla caiz degildir ve seleften hi? kimse boyle bir iddiada bulunmamistir. Dolayisiyla 
iddiacilann elinde kendi davalanna delalet edecek hicbir delilleri yoktur. AN r.a.'den ve 
baskalanndan nakledilen seyler sabit degildir. Kur'amn gerektirdigi seylerin inkan caiz 
olmadigi gibi, ona onun gerektirmedigi seylerin nispeti de caiz degildir. Dolayisiyla onu 
anlamak icin ozellikle Araplara nispet edilen ilimlerle yetinmek gerekir. 

Kur'andaki hukumlere ancak bu yolla ulasihr. Kurani anlamak icin bundan 

baska yollar arayanlar, onu asla anlayamayacaklar, Allah ve Rasulune 

kasdetmedikleri anlamlan nisbet edecekler, onlara soylemediklerini 
soyleteceklerdir." 345 

Bazilanna gore sure baslanndaki bu harflerden maksat, bu ummetin ecelini 
belirleyen sayi remizleridir.(cifir hesabi gibi) bu iddianin dikkate ahnabilmesi icin, 
Kur'an indigi sirada araplar'in harflere belli sayilar yukleyerek tarih dusurme ya da 
zaman belirleme gibi bir usulu bildikleri sabit olmahdir. Halbuki onlann boyle bir sey 
bildikleri asla sabit degildir. Bunun ash, siyer muelliflerinin dedigi gibi Yahudilere 
dayanmaktadir... 

ilme intisap ettiklerini, hatta esyanin hakikatine kesif yoluyla vakif olduklanni 
soyleyen bazi kimseler, bu gorusleri Kur'an hakkinda ileri surdukleri iddialanna huccet 
kabul etmi§ler ve bunlardan bir kismini da AN r.a.'a isnad etmislerdir. Bunlar, sozu 
edilen yorumlan, ilimlerin ash, dunya ve ahiret hallerine muka§efe yoluyla vakif 
olabilmenin kaynagi sanmi§lardir. Gariptir ki bu kimseler, bu konuda hicbir §ey 
bilmeyen ummi arap halkina yonelik olan ilahi hitaptan Allah'in muradinin bunlar 
oldugunu iddia etmislerdir. Haydi diyelim ki onlar, kismen sure baslannda murad 
olsun, peki onlann cesitli sekillerde terkip edilmesi ve birbiri ile carpilmasi yoluyla her 
hal ve durum uzerine delalet ettiklerine, onlann dort tabiata nispetine ve varhk 
aleminde etkin olduguna, her mufassahn ozu, her mevcudun unsuru olduguna delil 
nerede? Onlar bu konuda cesitli tertipler yapmaktadirlar ve onlann hepsi de kesif ve 
gayba ittila esasi uzerine dayandmlmaktadir. Ke§if iddiasi, ser'i konularda kesin 
olarak bir delil degildir. Kaldi ki seriat disinda diger hususlarda da delil 
sayilmamaktadir." 346 

Ornek verecek olursak; bazilan kiyametin "ansizin" manasina gelen "*j*j" 
kelimesinin ebced degeri olan "1407" hicri yihnda kopacagini soylemi§ler, fakat 
kiyamet bu tarihte kopmamistir. Sayet insanlar ebced ve cifir hesabini delil kabul edip 
"Kur'an kiyametin 1407 yihnda kopacagini belirtiyor" diye iddia etselerdi, bu tarihte de 
kiyamet kopmayinca Kur'an yalanlansaydi kopacakfitne akla hayale gelmezdi. 

Yine Muhyiddin Arabi "t •-• e" ge?tikten sonra mehdi ?ikar demi§, bunun ebced 
degeri olan h.683 yihndan beri mehdi ?ikmami§tir. Sa'rani de mehdinin h.1255 yih 
§aban ayinda cikacagini soylemi§, tarih aksini gostermistir. 

345 §atibi Muvafakat(2/77-79) 

346 §atibi Muvafakat(3/383-384) 



Cifir yoluyla haber verilen bazi seylerin cikmis olmasi, cifrin hak oldugunu 
gostermez. Cunku bir kimse, olmasi muhtemel olan pek 50k seyi haber verirse, 
suphesiz bunlann bazisi dogru cikar. Eger cifir hak olsaydi, bu yolla verilen her 
haberin dogru cikmasi gerekirdi. 

Allah Teala buyurur ki; "Onlar, ancak zanna uyarlar ve yalniz yalan soyleyip 
dururlar. "(En'am 116) 

"De ki: Rabbim, acigiyla, gizlisiyle turn hayasizhklan, gunahi, Allah'a sirk 
kosmanizi ve Allah'a karsi bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kilmi§tir."(A'raf 33) 

"Hakkinda bilgin olmadigi sey uzerinde durma. Cunku kulak da, goz de, kalb 
de butun bunlarondan sorumludurlar."(isra 36) 

"Rabbindan apacik bir burhan uzerinde bulunan kimse; isledigi kotulukleri 
kendisine guzel gosterilen ve heveslerine uyanlargibi midir?"(Muhammed 14) 

"Seytanlann kime indigini size bildireyim mi? Onlar, 'gercegi ters yuz eden,' 
gunaha duskun olan heryalanciya inerler."(Suara 221-222) 

"Bununla beraber onlarin cogu, sadece biz zan pesinde gider, ama zan gercek 
adina hicbir sey ifade etmez! §uphesiz Allah onlarin ne yaptiklanni 50k iyi 
biliyor."(Yunus 36) 

"Sana kitabi indiren O'dur. O'nun bazi ayetleri muhkemdir ki bunlar; kitabin 
anasidir. Diger bir kismi da mutesabihlerdir. iste kalblerinde egrilik bulunanlar; fitne 
?ikarmak ve te'vile yeltenmek icin mute§abih olanlara uyarlar. Halbuki onun gercek 
te'vilini, ancak Allah bilir. ilimde derinlesmis olanlar: Biz ona inandik, hepsi Rabbimizin 
katmdadir, derler. Ancak akil sahibleri du§unebilirler."(Ali imran 7) 

"Acaba gaybin bilgisine sahiptirde o alemin sirlanni mi goruyor?"(Necm 35) 

"Halbuki onlarin bu hususta bilgileri yoktur. Onlar, sadece zanna uyarlar. Zan 
ise hi? suphesiz gercekten bir sey ifade etmez. "(Necm 28) 

Hurafeci Tahrif Akimlanndan Hurufflik, Ebcedcilik, Cifircilik. 

hsanhk tarihinde tevhid akidesini bulandiran bir yigin hurafe ?e§idi olagelmi§tir. 
Bunlar bazen agac, irmak, inek, yildiz, gune§, ates, yer, gok gibi mu§ahhas/somut 
varhklar olabildigi gibi, bazen de peri, gulyabanT, dev, hortlak vs. gibi mucerret/soyut 
tasavvurlar da olabilmektedir. hsanin, olmayan bir §eyi vehmetmesiyle, esyada 
olmayan bir gucu onda varmis gibi hissetmesi arasinda temelde bir fark yoktur. 
Bunlann tumu birer "tahrif'tir, imanin tahrifi... 

Somut birer varhk olan e§yada gu? vehmetmekten daha beter bir hurafe olan 
soyut birer sembol olan harf ve rakamlarda birtakim sirlar ve manalar vehmetmek, 
insanoglunun en eski hurafelerinden biridir. Bu hurafeler, kendisine inanan insanlarda 
gosterdigi etki sayesinde yayginlasmakta, batil da olsa, insanin duyulan uzerindeki 
baskisi sonucunda gerceklesen birtakim fizikT tezahurler, "evhamh" insanlann 
hurafelere inanmasina delil olmaktadir. 

Din, her seye gucu yeten bir varhga (Allah); sihir ise, tabiattaki somut ya da 
soyut bir guce yonelmektir. Dinin bir cemaati, sihrin ise sadece musterisi vardir. Dinde 



gunah ve haram anlayisi varken, sihirde yoktur. Dinde acikhk ve anlasihrhk, sihirde ise 
kapahhk ve gizem esastir. Dinde erdem, itaat ve baglanma; sihirde ise menfaat vardir. 
Sihir, ilahT otorite ve ahlakT kurallann disindadir. iddiasi, tann(lar)i zorlayarak bir sey 
yaptirmaktir. Sihirbaz, menfaati icin her kutsah kullanmakta bir beis gormez. 

HurufTlik, tarihin en eski hurafe yontemlerinden biridir. Harfler ve rakamlarla 
insanlann duygulan uzerinde baski kurma, onlari, tabiat ustu varhklan harekete 
geciren birer parola olarak kullanma isinin bir parcasi olan rakam degerli harf sistemini 
(ebced, cifir), yahudilesen israilogullan sistematik bir bicimde kullanmislardir. 

Sihirbazhk ve yildiz falcihgi Tevrat'ta yasaklanmasina ragmen (bkz. Levililer, 
19/26, 31; 20/27; Cikis, 22/18; isaya, 47/ 8-14) yahudiler bu i§i yapagelmislerdir. Hatta 
Kabala adi verilen ve ebced hesabina cok benzeyen bir rakamsal sihir sistemi 
yahudilere atfedilir. Kur'an-i Kerim, Hz. Suleyman'in "peygamber" degil de; buyucu 
oldugunu iddia eden yahudileri reddederek sihrin ilk defa nasil ortaya ?iktigini Bakara 
suresi, 102. ayette bildirir. 

Yahudiler, eski ahskanhklari geregi hep gizemli seylerin ardina du§uyorlar, 
tabiatta insanla uyum icehsinde ya§ayan §effaf gucleri, hasimlannin aleyhine 
kullanmanin yollanni anyorlardi. Aynca "Ebu Cad hesabi" diye bilinip Turkceye 
"ebced hesabi" olarak gecen rakam degerli harf sistemiyle, gelecekte vuku bulacak 
birtakim olaylan bileceklerini iddia ediyorlardi. 

islam alimleri, ebced sistemine hurafe olarak bakarlar. ibn Hacer bu sistemle 
vanlan sonu?lann batil oldugunu, ona itimat etmenin caiz olmadigini soyler. ibn 
Abbas (r.a.)'in da ebced hesabindan insanlan sakindirdigi ve onu sihrin bir cesidi 
sayarak "bu hesabin seriatta yeri yoktur" dedigi aktanhr 347 



347 Fethul Bari(1 1/351) Suyuti, el-itkan(2/26) 



CEV§EN, DELALiLU HAYRAT, HiZBUL BAHiR, KENZUL AR§ GiBi 
UYDURMALARI ViRD EDiNME BiDATi 

Hadis ilminden habersiz bazi cahillerin ve peygamberlerden baskalanna da 
masumiyet giydirmeye cahsan sefillerin mutaassipca savunduklan Cevsen hakkinda 
bazi mulahazalar nakledecegim ve sahih bir hukme varmaya cahsacagim. 

"Diyanet Ansiklopedisinin Cevsen maddesinde ozetle diyor ki: Farsca asilh 
oldugu kabul edilen cevsen kelimesi sozlukte, "zirh, savas elbisesi" anlamina 
gelmektedir. Terim olarak §ii kaynaklannda Ehl-i beyt tarikiyle Hz. Peygambere isnat 
edilip, Cevsen-i Kebirve Cevsen-i Sagirdenilen iki duanin ortakadidir. 

Cevsen-i Kebir: Anlatildigina gore Uhud'da muharebenin kizistigi ve uzerindeki 
zirhin kendisini fazlasiyla siktigi birsirada, Hz.Peygamberellerini acarakAllah'a dua 
etmis, bunun uzerine gok kapilan acilarak Cebrail gelmis ve; "Ya Resulullah, Rabbin 
sana selam ediyor ve uzerindeki zirhi cikarip bu duayi okumani istiyor. Bu dua hem 
sana hem de ummetine zirhtan daha saglam bir emniyet saglayacaktir" demistir. 

Olayla ilgili Sii kaynaklanna gore "Allah Cevsen-i Kebiri dunyayi yaratmadan 50 
bin yil once arsa yazmistir. Bu duayi okuyan veya yazih olarak uzerinde bulunduran 
kimse, dunyada her turlu beladan, afet, hastahk, yangin ve soygundan korundugu 
gibi Allah ile kendisi arasinda perde kalmaz ve butun istekleri yerine getirilir. Cevsen-i 
Kebir ile Allah'a munacatta bulunan kimseye, Bedir sehidleri derecesinde 900 bin 
§ehid sevabi verilir. Bu duayi kefeninin uzerine yazan mumin ise azap gormez. Onu 
okuyan kimse, dort semavi kitabi okumus gibi olur, her harfi i?in kendine Cennette iki 
ev ile iki zevce verilir, aynca insan ve cinlerden olan butun muminlerinki kadarsevap 
kazanir, asla Cehenneme girmez."(!) Cebrail, Hz.Peygamberden duayi kafirlere 
ogretmemesini, sadece mumin ve takva sahibi kisilere talim etmesini istemis. 
Kefenlere de yazilmi§, Cevsen-i Kebir ozellikle §ii dunyasinda oldukca ragbet 
gormu§, gerek mustakil olarak gerekse cesitli dua mecmualan icinde bir?ok defa 
basilmi§tir. 

Cev§enin §ii dunyasinda bu derece ragbet gormesinde, Ehl-i beyt tarikiyle 
rivayet edilmis olmasinin yaninda, faziletleriyle ilgili haberlerin de buyuk etkisi 
olmu§tur. Dua, §ia bolgelerinde ozel matbaalarca kefen uzerine yazilmakta ve 
cenazenin kefenlenmesinde kullanilmaktadir. 

Cev§en-i Kebir Turkiye'deki bazi Sunni muslumanlar arasinda da ilgiyle 
kar§ilanmi§tir. Duayi, A. Z. Gumushanevi, tarikatla ilgili Mecmuatul-ahzab adh 
eserinde nakletmis, daha sonra ozellikle Risale-i Nur cemaati tarafindan mustakil 
olarak bircok defa basilmis ve Turkce'ye de tercumeleri yapilmi§tir. Aynca §ii 
kaynaklannda zikredilen metinle bu eserlerdeki metin arasinda bazi eksiklik veya 
fazlahklar goze ?arpmaktadir. Cev§en-i Kebir diye bilinen ve Musa el-Kazimdan 
itibaren imamlar yoluyla Hz. Peygambere nispet edilmis bir hadis olarak rivayet 
edilen, yaklasik 15 sayfahk metnin sahih olmasi mumkun gorunmemektedir. 

Duanin Sunni hadis mecmualannda yer almamasi, aynca Sii hadis kulliyatinin 
ana kaynagi durumundaki Kutub-i erbeada da bulunmamasi, sadece dua 
mecmualan gibi ikinci derecede kitaplarda mevcut olmasi da bu gorusu 
desteklemektedir. 



Cevfen sahih degildir 

Cevsenin faziletleriyle ilgili olarak nakledilenlere gelince, Allah'in insana verdigi 
imkan ve yetenekler, ona tanidigi haklar ve yukledigi gdrevler karsisinda kisinin bir 
duayi okumakla dunya ve ahiretin butun kotuluklerinden korunup mutluluga erismesi, 
islamiyet acisindan, hatta butun semavi dinler bakimindan mumkun degildir. Aynca 
her bolumunde tevhidi vurgulayan ve yogun kudsi duygularla orulmus bulunan bir 
duanin iman etmeyenlertarafindan okunmasinin ne anlami varki, Cebrail bu konuda 
Hz. Peygamberi uyarmis olsun. Kaldi ki bu dua, herkesin vakif olabilecegi bir 
acikhkla literature gectigine gore, gizli tutulmasi da fiilen imkansizdir. (Cev§en 
maddesi s.462-464) 

Diyanet Ansiklopedisi'ndeki bu bilgiye gore, Cevsen duasinin Ehl-i sunnet 
kaynaklannda bulunmamasi ve fazileti ile ilgili rivayetlerin islamiyet inanclanna aykin 
bulunmasi, §iilerce muteber kabul edilen Kutub-i erbeada bulunmamasi da, bunun 
sahih olmadigini gostermektedir. 

Bu duayi ustunde tasiyanin asla Cehenneme girmemesi de, ilim ile 
bagdasmayan bir ifadedir. Cunku hepsinden kiymetli olan Mushafi [Kur'an-i kerimi] 
bile ustunde tasiyan kafir, Cehennemden kurtulamaz. 

§iiler, Cevseni savaslarda kullanmislarsa da, bir faydasini gormemislerdir. 
Mesela Irak-iran harbinde olen Irakh §ii askerlerle, iranh §ii askerlerin ustlerinde 
cev§en duasi bulunmu§tur. Aynca uzerinde cev§en oldugu halde kaza geciren 50k 
kimse gorulmu§tur. 

Guya Cevsenu'l-Kebir ismindeki dua Peygamber Efendimize, Uhud Harbi 
esnasinda Cebrail (a.s) tarafindan getirilmistir. Cebrail Hz. Muhammed'e (s.a.v.): 
"Uzerindeki zirhi ?ikar ve bu duayi oku. Bu duayi uzerinde tasir ve okursan zirhtan 
daha buyuk tesiri vardir." Demi§(!). Peygamber Efendimiz duanin tesirinin sadece 
kendine mi mahsus, yoksa ummete de samil mi oldugunu sorunca, Cebrail (a.s.) 
soyle buyurmu§tur: "Ya Resulullah, bu dua Cenab-i Allah'in sana ve ummetine bir 
hediyesidir. Bunun sevabini Allah'tan ba§ka kimse takdir edemez." (Ahmed 
Ziyaeddin Efendi, Mecmuatu'l Ahzab, istanbul 1298 R, s. 231-261.) 

Davut Ayduz der ki; "§iT kaynaklanna dayah olarak rivayet edilen Cev§en'in 
faziletine dair hadis, ehl-i sunnet'in prensipleri dogrultusunda kabule sayan degildir. 
Mesela, "Cev§en'i okuyan dort semavi kitabi okumu§ gibi olur, Bunu okuyan asla 
Cehennem'e girmez, Uzerinde Cevsen yazih kefenle gomulen ki§i kabir azabi 
gormez"... Gibi. ihtimal bunlari bu duaya kudsiyet kazandirma du§uncesiyle -ehl-i 
beyt imamlan kanahyla geldigi i?in- bazi ifratkar ki§iler uydurmu§ olabilir..." 

Cevsen vesilesiyle du§ulen bir §irk soyle anlatihyor; "Cev§en, surekli 
okundugunda, okuyan a birtakim maddi-manevi fay da Ian vardir ki, birgok ehl-i ke§if 
ve islam alimi buna isaret etmislerdir Bunlardan birisi olarak Bediuzzaman da, el- 
Cevsenu'i-Keb/r'i oku ma neticesinde gordugu fay da tarda n soyle bah seder: "Munafik 
dusmanlar/m/n maddi ve manevi zehirlerine kars/ gerci Cevsen ve Evrad-i Kudsiye-i 
§ah-i Naksibend beni olum tehlikesinden, belki yirmi defa kudsiyetleriyle 
kurtard/lar...' 248 

Ben de sunu sormak isterim; §ia ve nurcular, cevsen duasinin ehlibeyt imamlan 
vasitasiyla geldigini iddia ederek garabete dusmuslerdir. Zira zehirlendigi anlatilan 



348 R.N.Kulliyati, 11,1738 (Emirdag Lahikasi I). 



Hasan r.a. ve diger ehlibeyt imamlan, Kerbela sehidi Huseyin r.a. ve etrafindakiler 
neden cevsenin bu faziletinden istifade etmedileracaba? 

Cevsen hakkinda Fikret Sanh'mn yazisi da su sekilde; "Cevseni Kebir ve 
Cevseni Sagir olmak uzere iki dua vardir. Uhud harbi esnasinda Efendimizi oldurme 
tesebbusleri cogahp havanin da sicak olmasi hasebiyle zirhinda yuk yaptigi bir 
ortamda Cebrail Aleyhisselam gelirve "Ey Muhammed! Rabbin sana selam ediyor ve 
uzerindeki zirhi cikanp bu duayi okumani istiyor. Bu dua hem sana hem de 
ummetine zirhtan daha saglam bir emniyet saglayacaktir." 349 (Bu veya buna benzer 
metinler cevsen satihrken ufak bir kagitla beraber verilir.) iste yaklasik 15 sayfa olan 
bu dua bize boyle gonderilmistir. O gunden bu gune kirn onu uzerinde tasirsa basina 
musibet gelmez. Evinde olursa evi yanmaz. Cocugunda olursa basina bir sey 
gelmez. Gel vatandas... Sadece bir milyonlarla artik pazara bile ulasti. Bu konu 
hakkindaki ilmi mutalaalardan su sonuclarcikmistir: 

1- Peygamber Efendimiz Uhud'da zirhini cikarmamistir. Hatta uzerinde iki zirh 
birden vardi. 350 

2- Madem bu dua Peygamber Efendimizi koruyacakti da Efendimiz Uhud 
harbinde niye yaralandi? "Ebu Said el Hudri der ki: Rasulullah'in yuzune baktim. Her 
iki sakaginda gumus para yerini andinr iz, alnmda sacinin dibinde de bir yara vardi. 
Alt dudagi yanlmis, sag yanindaki rebaiye disinden birisi de kinlmisti... Yardim 
edilmedik?e attan inemedi... Her iki Sade (Sa'd b. Ubade ile Sa'd b Muaze) 
dayanarak evine girdi." 351 

Hani bu dua zirhtan daha iyiydi. Bu savastan sonraki savaslarda niye 
yaralanmalar oldu? Efendimiz mubarek disini niye yitirdi? 

3- Demek ki bu islam'in tevekkul mantigina ters. O halde bu hadis nerede 
geciyor diye arastirdigimizda §u sonuca vannz ki, bu olay ehlisunnetin ne birinci 
derece hadis kitaplannda, ne de ikinci derece hadis kitaplannda. Peki, bu uydurma 
sey bize nasil ulasti diye bakarsak §u sonuca vannz. Bu duanin ash cevsen 
kelimesinde sakh. Cev§en fars?a bir kelimedir. Zirh demektir. iran kaynaklanna gore 
Cev§eni Kebir ile Allah'a munacaatta bulunan kimseye Bedir Sehitleri derecesinde 
900.000 §ehit sevabi verilir. Bu duayi kefenin uzerine yazan mu'min azap gormez 
onu okuyan kimse dort semavi kitabi okumus gibi olur... ve saire, ve saire... 

Bazen kendi kendime soyle derim: Bes milyona normal patiska alacagina alti 
milyona cev§en baskihsini al hi? olmazsa azaptan kurtul. Hakikaten buna inanihr mi 
derdim ama inanihyor. iran'da binlerce cevsenli kefen var bizde de binlerce insan. 

Her donemde dinini bilmeyen insanlan istismar etmek i?in birileri cikip din adina 
bir seyler uydurup onunla menfaat saglamak isteyen insanlar cikmistir. Hristiyanlar 
da cennetten arsa satmadilar mi? 

Bundan birkac yil once Fethullah Gulenin Zaman gazetesinin ikinci sayfasinda 
cevsen adi altinda tic gun boyunca tarn sayfa yazisi cikmisti. Sonu? olarak su kaniya 
ula§ihyordu: 



349 islam Ansiklopedisi Cevsen bolumunde giizel mCilahazalar vardir. Konuyu daha derin 
arastirmak isteyenlere tavsiye olunur. Turkiye Diyanet Vakfi islam Ansiklopedisi, c: 7, s: 462-4 

350 islam Tarihi Mustafa Asim Kbksal, c. 3, s. 172 

351 a.g.e.,c. 3, s. 233 



Evet! Bu olay ehlisunnetin hadis kitaplannda yok. 

Evet! Bu olayin silsilesi sia silsilesi. 

Evet! Bu olayin ash olmayabilir. Ama bu duayi ustadin okumasi bizim icin 
yeterlidir. Evet hocaefendinin dediklerine aynen katihyor ve iki meselenin izah 
edilmesi gerektigi kanisindayim. 

1- Mesele: Madem bu olayin ash yok "zira din isnattir." buyuruluyor. Peki niye 
halen cevsen satihrken bu kayitlar veriliyor. Bu tip insanlara ancak su ayet mealini 
soyleyebiliriz: "Allah'in ayetlerini az bir paraya satmayin." 

Az bir paraya satmayin, yani dini istismar edip dinin sirtmdan zengin olmaya 
kalkarsaniz ne kazanirsaniz kazanin o az bir para olacaktir, haberiniz olsun. 

Nur Cemaatinin aynlmasinin sebeplerinden ve Risalelerdeki ebcet hesabi 
hatalanndan bahseden bir kitapta 352 bu sebeplerin basinda Risalelerin kannin kimde 
kalacaginda anlasilamamasidir der... Ama ben butun husnu zannimla boyle bir seye 
inanmamakla beraber madem bu cevsen olaymin ash olmadigi bilindigi halde niye bu 
hikayelerin anlatildigi hep kafami kanstirmistir. Niye? 

2. Mesele: Zira bu asil meseledir. hsanlann cevseni takarken bu inancta 
olmalandir. Kendilerini bu kagidin koruyacagini zannederlerve kagidi asarakyardim 
beklerler ki bu insanlan cahiliyeti puta tapmaya ahstirma gibidir. Oysa Allah 
istemedikce dunya ve icindekiler ne isterse istesinler onlara bir sey olmaz. Kuvvet ve 
kudret sahibi olan Allah'tir ki insanlara bunun ilahi biryonunun olmadigi soylense ve 
sadece bunda Allah'in guzel isimleri, dualar, Bedir ashabinin ismi var denseydi 
cevsen bu kadaryayihrmiydi?" 353 

Gelelim neticeye; isnad olarak sabit olmayan Cevsen duasinin -savunanlann 
da kabullendigi gibi - sia uydurmasi oldugu sabittir. 354 Nurcular; "Siilerin rivayetlerinde 
de sahih seyler bulunabilir, Ehli Sunnet alimleri siadan hadis almaktan cekindikleri 
icin pek 50k dogru seyden mahrum kalabiliriz" bahanesiyle cevsen'e mesruiyet 
atfetmeye ?ah§iyorlar. Bu sozleri cidden cahilcedir. Zira Allah Teala itikadi sahih olsa 
bile fasik (gunahkar) birinin getirdigi habere itibar edilmemesi beyan ederken, yalan 
soylemeyi dinen vacip olarak goren §iilerin anlattiklanna nasil itibar ederiz? 

Ehl-i sunnet alimlerinin §ia'dan hi?bir rivayette bulunmadiklan yolundaki iddia 
da 50k su goturur. Ehli Sunnet muhaddisleri bidat firkalanndan rivayet hususunda 
hassas kriterler koymuslardir. Bunlardan bazilan; rivayette bulunan kisinin kendi 
firkasinin davet?ilerinden olmamasi, yalani caiz goren firkalardan birine mensup 
olmamasi gibi hususlardir. Bu ve benzeri sartlann haricinde kalanlann rivayetleri Ehli 
Sunnet kaynaklarda mevcuttur. Dolayisiyla RafizTlikte a§m olmayan AN bin Zeyd bin 
Cudan, Cerir Bin Abdilhamid, Atiyyetul Avfi gibi pek 50k sii raviler kutubu sitte ricali 
arasinda yer bulmustur. Sii ravilerin rivayet ettigi hadislerden sahihi, zayifi ve 
uydurma olanlan Ehli Sunnet kaynaklarda mevcut olup, cevsen ile ilgili rivayete asla 
itibar edilmemi§tir. A.Z. Gumu§hanevi'nin nakletmesine gelince, bilindigi gibi o, 
sufidir. Sufiyye ise ozellikle son donem sufileri, Ehli Sunnete pek 50k hususta 
muhalefet ederek Batmilik ve Sia'ya meyillidirler. ismail Hakki Bursevi gibi pek 50k 



352 isarati Gaybiye ve Ayniye, Yazan M. Ali Nebioglu, 1964, Ankara 

353 ilkadim dergisi'nin internet sitesinden. 

354 Sia'nin dua kitaplanndan el KummTnin Mefatihul Cinan adh eserinde, el Kefami'nin Beledul 
Emin adh eserinden naklen kopuk bir isnad ile zikredilmistir. 



sufi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e isnad edilen rivayetin sahih yada 
uydurma olmasina aldirmadan amel etme geregine inanmislardir. Halbuki Allah Azze 
ve Celle dunyevT hususlarda bile zanna tabi olmayi yasaklamistir. Kaldi ki dini 
hususta zan bile ifade etmeyen, uydurma olusu alenen ortada olan bir hikaye ile nasil 
amel edilebilir? 

Cevsenin isnadinin saglamhgindan dem vuranlar, rivayetin isnadini Musa 
Kazim r.a. ile baslayarak zikrederler ve sahihmis gibi bir goruntu vermeye cahsirlar. 
Fakat Musa el Kazim'dan bunu rivayet ettigi soylenen sii ravilerden bahsedilmez! At 
gozlugu takanlann saglam isnad demesi hatta daha ileri giderek "mutevatir" demeleri, 
ancak Allah korkusundan uzak bir kalbin sahibinden sadir olacak niteliktedir. Umid 
ederiz ki, bunu soyleyen cahildir de Allah katmda mazur olur. Aksi halde bu kadar 
insani dini bir hususta kandirmak buyuk bir vebaldir. 

Muhtevasi hakkinda ise; "Bu duanin igeriginde sakincah bir husus yok, esmaul 
Husna ve ayetler iceriyor" denilerek aklen guzel gorulerek savunulmaktadir. Bir 
amelin makbul olabilmesi icin iki sartin birlikte olmasi zorunludur; ihlas ve sunnete 
uygunluk. Fudayl Bin lyad r.a. der ki; "Bir amel Allah icin halis olup da, dogru 
olmazsa kabul edilmez. Yine bir amel dogru olup da Allah'a has kihnmazsa yine 
kabul edilmez. Amelin halis olmasi; yalniz Allah nzasi gozetilerek yapilmasidir. 
Dogru olmasi ise; sunnete uygun olmasidir." 355 

Ebu Zer r.a. 'in rivayet ettigi sahih hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem; 
"Sizi cennete yaklastiracak olan ve cehennemden uzaklastiracak olan her seyi 
acikladim" 356 buyurmustur. O halde neden ayetlerle ve sahih hadislerle sabit olan 
dualar birakihp tavsiye edilmeyen birdua metni ile saatlerce mesgul olunur? 

imam Malik de soyle der; "Kim guzel bularak bidat cikanrsa, Muhammed 
s.a.v'in risalet gorevine ihanet ettigini iddia etmis olur. Zira Allah Teala; "Bu gun 
dininizi kemale erdirdim"(Maide 3) buyurmustur. O gun dinde olmayan birsey bu gun 
de dinden olamaz." 357 

Bu konuda nakledecegim su hadisleri de iyi dusunurseniz cevap kendiliginden 
ortaya cikacaktir; 

Nafi r.a. anlatiyor; ibni Omer r.a'nin yaninda birisi aksirdi ve "elhamdu lillah 
vesselamu ala Rasulillah" = Allah'a hamd Rasulune selam olsun dedi. Bunun uzerine 
ibn Omer soyle dedi: Ben elhamdulillah vesselamu ala Rasulillah mi diyorum 
Rasulullah (s.a.v.) bize boyle ogretmedi. Bize "elhamdulillahi ala kulli hal" = Her 
zamanda ve her zeminde Allah'a hamdolsun dememizi ogretti." 358 

Goruldugu gibi bahsedilen §ahis ashnda gorunu§te kotu bir §ey soylememistir. 
Fakat sunnette ogretilen dua yerine kendi uygun buldugu §ekilde dua ettigi icin, ibni 
Omer r.a. tarafindan tepkiyle karsilanmistir. 



355 Ebu Nuaym Hilye(8/95) 

356 Taberani Mucemul Kebir(1647) 

357 Satibi el-itisam(1/64) 

358 Tirmizi(2738) Hakim(4/265) isnadi hasendir. 



Abdullah Bin Mugaffel (radiyallahu anh) oglunun; "Allahim Senden cennetin 
saginda beyaz bir kosk istiyorum" dedigini duyunca; "Peygamber Aleyhisselam'in 
soyle buyurdugunu isittim; "Bu ummette duada haddi asanlar olacaktir." 359 

Bera b. Azib (r.a.)'den rivayete gore, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem soyle 
buyurdu: "yatacaginda namaz abdesti gibi abdest al, sonra sag tarafina uzanip soyle de; 

"Allah'im irademi sana teslim ettim yonumu sana cevirdim senden korkup seni 
isteyerek islerimi sana biraktim sirtimi sana dayadim senden kacip kurtulmak ancak sana 
donmekle mumkundur. hdirdigin kitaba ve gonderdigin peygambere iman ettim." bunlan 
soyledigin gece olursen fitrat uzere tertemiz olursun, sabaha cikarsan hayir kazanmis 
olarak sabahlamis olursun; Bera diyor ki: 

"Ben gonderdigin Rasule dedim..." Bunun uzerine Peygamber sallallahu aleyhi 
ve sellem gogsume vurdu ve; "Gonderdigin peygambere" de buyurdu 360 

Burada da goruldugu uzere, ayni anlama gelen iki kelime arasinda dahi bir 
degisiklilk yapilmasi caiz gorulmemisken, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den 
geldigi sabit olmayan bir dua ile nasil dua edilebilir? 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sunnetinde bulunmayan dualarla dua 
edenlerin, Esmaul Husna'dan belirli isimleri belirli sayilarda okuyanlann bulundugu 
ortamdaki cinleri rahatsiz ettigi, cinlerin de bu kimselere musallat oldugu soylenmektedir. 
Ozellikle gunluk virdleri 50k sayida olan sufilerde ve Cevseni 50k okuyanlarda akIT 
rahatsizhklar sik gorulmektedir. 

Hayvani gidalardan riyazet ederek "cile" dedikleri halvete giren ve orada zikir 
yaptiklan esnada seytanlann telkinine kapilarak mehdilik iddiasinda bulunanlara sik 
rastlanilmakta, bunlardan bazilannda gorulen olaganustu i§lerin keramet oldugu 
zannedilmektedir. Ashnda bu islami bir usul degil, hatta sunnette yasaklanmis 
hususlardandir. Bunun en buyuk gostergesi de ayni §ekilde riyazete cekilen rahiplerin de 
birtakim harikuladelere sahip olmasidir. islamda gaye keramet elde etmek degil, istikameti 
muhafaza etmektir. 

Ben de bu mehdilik iddiasinda olan birkacini gordum. Anlattiklan uygulamalar ayni 
usul idi ve her biri kendilerinin birtakim fuyuzata ve kesiflere muhatap olduklanni, Mehdilik 
gorevinin kendilerine verildigini soyluyorlardi. Bunlardan birisi isa a.s.'in manen nuzul 
ettigini ve kendisinin arkasinda namaz kildigini soylerken, digeri de ?ikardigi ebced 
hesaplanyla kendisinin Mehdi ve oglunun da ashnda isa a.s. oldugunu soyluyordu. Belki iyi 
bir niyetle ise ba§lami§lardi ama sunnetten sapmak onlan bu sekilde mecnunlar haline 
getirmisti. 



359 sahihtir. Ebu Davud(96,1480) Deylemi(3440) Ahmed(1/172) ibni Hibban(15/166) Hakim(1/267) 
Beyhaki(1/196) Abd Bin Humeyd Musned(1/180) Huseyni El Beyan Vet Tarif(2/181) Tuhfetul 
Ahvezi(1/157) Neylul Evtar(1/215) Tayalisi(1/28) Feyzul Kadir(4775) ibni Mace(3864) Kenz(3295) 
benzerini; Cem'Cil Fevaid'de(9252) Rudani nakleder. 

360 Buhari, Daavat 7, 9; Tevhid 34; Muslim(2710) Tirmizi(3391) Ebu Davud(5046, 5047, 5048). 



RABITABiDATi 

Ayet ve hadislerin cogunda rabita, Allah ve Peygamberin dusmanlanna karsi 
silahlanma, cihat icin hazirhkh olma, muslumanlarla kafirlerin arasindaki hudut 
karakollannda nobet bekleme ve bu duygulara siki sikiya bagh olma demektir. Buna 
gore ayet ve hadislerde kasdedilen anlamlardan mutasavviflann uygulamasini 
destekleyecek en ufak bir isaret yoktur. Ayet ve hadislerde dile getirilen cihad ruhunu 
meskenete cevirmekten baska bir sey yapmayan mutasavviflar Kur'an ve 
hadislerdeki bu ribat kelimesini 50k yanhs bir alana cekmislerdir. Hicbir sahabi 
Resulullah'i araci kilarak rabita yapmadigi gibi, hicbirtabii de sahabe'yi araci kilarak 
rabita yapmamistir. 

Abdulhakim Arvasi, Rabita kitabinda, mursidi rabita etmenin en eristirici yol 
oldugunu(l) belirtirken Ebu Bekr r.a.'in helada bile Rasulullah'i dusundugunu, imam 
Buhari'nin de bunu rivayet ettigini soyleyerek delil getirir. Ancak bu ne sahihi 
Buhari'de ne de baska bir hadis kitabinda gecmemektedir. Bu rivayet sabit olsaydi 
bile rabitaya delil olmaz. Aksi halde Ebu Bekir r.a.'in Allah'a ulasmak icin helada 
rabita yaptigini mi soyleyecekler? 

Rabitanin bu §ekildeki uygulamasi, tarikatlann Hicri yedinci yuzyildan sonraki 
donemlerde uydurduklan bir bid'attir. Hakka ulasmak icin mursidi rabita etmenin sart 
oldugunu iddia edenlere sormak lazim; Bu tarihten once yasamis olan ve dolayisiyla 
boyle bir rabitanin ne oldugunu bilmeyen sahabe, tabiin, Salih zatlar batilda mi 
kalmislardir? 

Bazi sofiler, seyhlerin muridleri sohbetle degil, himmet nazan ile irsad ettigini 
iddia ediyorlar. Bunu iddia eden kisinin §eyhinin, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem'den ve sahabelerden ustun oldugunu da soylemesi gerekir. Bu da 
imkansizdir. Zira boyle bir irsat metodu olsaydi Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem'in musriklerle cihad etmesine hi? gerek kalmaz, sirk uzere olen iki amcasinin 
hidayetine de vesile olabilirdi. Hidayet ancak Allah'tandir. 



iQiNDEKiLER 

MUKADDiME 2 

GiRi§: BiDATiN TARiFi 3 

Birinci Bolum: 4 

Butun Bidatlerin Sapikhk Olu§u ve Bunlarda Hicbir Guzellik Olamayacaginin Delilleri: 

4 

iKiNCi BOLUM: 17 

BiDATLERi TAKSiM EDENLERiN §UPHELERi 17 

Birinci §uphe; 17 

ikinci §uphe : 19 

Cevap: 19 

Ucuncu §uphe: 21 

Dorduncu §uphe: 23 

Cevap: 23 

Be§inci §uphe: 26 

Altinci §uphe: 27 

Yedinci §uphe: 28 

Sekizinci §uphe: 29 

Cevap: 29 

Dokuzuncu §uphe: 31 

Onuncu §uphe: 33 

Cevap: 33 

On Birinci §uphe: 35 

Cevab: 35 

On ikinci §uphe: 41 

On Ucuncu §uphe: 42 

On Dorduncu §uphe: 43 

Bu Meselede Alimlerin G6ru§leri 45 

TEMiZLiKHUSUSUNDABiDATLER 49 

EZAN HAKKINDAKi BiDATLER 51 

NAMAZ HAKKINDAKi BiDATLER 53 

Bayramlarla ilgili Bidatler 61 

CENAZELERLE iLGiLi BiDATLER 63 

OLUMDEN ONCEKi BiDATLER 63 

OLUMDEN SONRA i§LENEN BiDATLER 63 

OLUNUN YIKANMASINDA BiDATLER 65 

KEFEN VE CENAZEYi KABRE GOTURMEKTE BiDATLER 65 

CENAZE NAMAZI iLE iLGiLi BiDATLER 68 

DEFiN VE ONDAN SONRAKi BiDATLER 69 

TAZiYE VE ONA BAGLI OLARAK YAPILAN DiGER BiDATLER 70 

KABiR ZiYARETi iLE iLGiLi BiDATLER 72 

ALLAH'I ZiKRETME KONUSUNDAKi BiDATLER 81 

Yahudilerin Zikir §ekli 86 

Tasavvufcularda Zikrin §ekli Ve Sozleri 86 

Rasulullah Nasil Zikretmi§tir? 87 

RAKS, MUSiKi VE SEMA BiDATi 94 

KURAN OKUMA HUSUSUNDA BiDATLER 116 

BAZI GUN VE GECELER HAKKINDAKi BiDATLER 119 

1)MEVLiTKANDiU: 120 

2) REGAiP KANDiU: 122 

3) Mi'RAC KANDiU: 123 

4) BERAAT KANDiU: 123 

BERAAT KANDiUNDE KILINAN NAMAZ 124 

BU NAMAZIN QIKI§ TARJHi: 125 



Oruftutmanin yasaklandigi gunler; 126 

A§ure gununde yapilan bidatler; 128 

HAC il_E iLGiU BiDATLER 129 

Muska takmak 136 

EBCEDCiUKBiDATi 137 

Hurafeci Tahrif Akimlanndan HurufTlik, Ebcedcilik, Cifircilik: 139 

CEV§EN, DELALiLU HAYRAT, HiZBUL BAHiR, KENZUL AR§ GiBi 

UYDURMALARI ViRD EDiNME BiDATi 141 

Cev§en sahih degildir 142 

RABITA BiDATi 147 

iQiNDEKiLER 148