(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Evliyalar Şehri Afyonkarahisar"

Babam 
Selim Durma'ya 




Yazar Hakkinda 

1951 Manisa dogumlu. 1976'da Istanbul 
Universitesi Edebiyat Fakultesi Psikoloji 
Bolumunden mezun oldu. Ogretmen olarak 
Erzurum, Karabuk, Afyon-Sandikh, Manisa- 
Gordes, ve Amasya-Suluova'da gorev yapti. 
2005 'te emekliye aynlan Abdulhalim Durma 
'Evliyalar §ehri' adiyla bir kitap dizisi 
hazirlamaya basladi. Elinizdeki kitaptan once 
Amasya ve Kastamonu'yu y ay inlay an yazann 
hazirlanmakta olan son kitabi Isparta ile ilgili. 



11 



Evliyalar §ehri 
Afyonkarahisar 



Yayma Hazirlayan 
Abdulhalim Durma 



Amasya 2009 
iii 



ISBN 
978-9944-0466-2-6 

DIZGi 
Abdulhalim Durma 

Kapak Tasanmi 
Abdulhalim Durma 

Baski Yen ve Yili 

Yenigun Matbaacilik San. Tic. Ltd. §ti. 

Turgut Ozal Bulvan No. 53/1 Iskitler/ Aankara 

Tel-: 0312 384 6183-84 

2009 

Bu kitabin butun haklan Abdulhalim Dunna'ya aittir. Hicbir §ekilde 
kopyalanamaz, cogaltilamaz ve yaynnlanamaz. Kaynak gosterilmek §arti 
ile alinti yapilabilir. 

1000 Adet basihni^tir. 



IV 



MUKADDIME 



Bir menzildir sanki sehir, ugramadan ge9enler neleri 
kaybettiklerini nereden bilecekler. Sahib Karahisar'i beldetii'l 
evliyaya domistiiren miibarek insanlann menkibesi, esasen 
Musluman Turkiin hayata bakisimn oziinu veriyor. Burada 
bunu en rahat sekilde insanlann Slum muammasi karsisindaki 
davramslannda gormek mumkundur. Yiiz yih bulan seyhligi 
ile Abapus Veli kabul etmez oglunun oldugunii, 9iinku onun 
bu diinyada yapacak isleri vardir. Karahisari yetisemez seyhi 
Aksemseddin'in olum anina. Kahrolur iiziintusunden ve sanki 
duasinin guciiyle geciktirecektir ka9inilmazi. 

Muharrem ayinda sonsuza a9ilan bir tesbihin taneleri 
gibi Mevlevi Camii'nden Imarete siralanan Karahisarlmin bir 
kap asurenin ardinda gizlenen manevi hazdan payini almaktir 
derdi. Semai'nin saginda kirk Mevlevi solunda kirk Bektasi 
dervisiyle Acem iilkesinden getirdigi sadece kendisine 
vasiyet edilen Divan degildir. Rivayet edilir ki, Sah Ismail' in 
sevgili oglu da takilmistir pesine gonlunu kaptirdigi Sultanin. 
Mevlana neslinin o Sultani ki, karpuz kabugunu basina 
ge9irir ve kansmaz devlete baskaldiranlara; soyunda devlete 
isyan olmamistir M9. 



Karahisar'in siluetinde art arda siralanan minarelerin 
olusturdugu manevi atmosfer, muhakkak ki, sehirlinin i^ 
dunyasim yansitir. .. Vakfiyesi vasiyetidir Karahisarhnin 
vakfeder malini, parasini, mulkunu mahallesinin camiine; 
sabah namazlanndan sonra Peygamber efendimizin ruhuna 
Kur'an okunmasi i9in. Ve Ku9iik Asigin emaneti yiiz yil 
sonra sahibini bulacaktir menkibenin hakikatinde. Ehl-i tarik 
olmasa da ehl-i Hakk olan bir meczubun sirtina yiik olmaz 
cubbesi getirdigi mesuliyet muvacehesinde. 

Danismendli ruhu sanki sirnni ele verir Sandikh'nin 
hikayesinde. Ve burada Zeynap Ana'nin hayati, menkibeye 
donustururken susledigi ger9egi zenginlestirir dinleyeni 
buyulercesine. Perde kalkar gozlerden ve ileri yaslarda 
istikamet sahibi olur Kadinana. Kulun Rabbiyle bulustugu 
mekanin insaina adar omrunun kalan zamanini, yanna sag 
9ikmayacagini bilse de. . . 

Ve bir zamanlar bir yerlerde, Karahisar'in bir 
bolgesinde Siirre Alayinin oniinvi kesen halk, izin vermez 
asirlarca bekledikleri hocalannin gitmesine. 

Deli Bekir'in efsanelesen hikayesi kulaktan kulaga 
aktanlirken, Bektasilik 90k renkliligini yasar Karahisar'da 



VI 



bunyesinin zenginligine zenginlik katarcasina, tarikatlann 
birbirine gosterdigi yakinlik 9er9evesinde. 

Modernle^menin goturdukleri Anadolunun ba§ka 
yerlerinden farkli degildir Sahip Karahisar'da. Mezarta^lan 
ortadan kaldinhrken, sanki 90cuklar anlatmak isterler toplu 
olumleriyle kaybolanin kiymetini. 

Sonra bir huzun kaplar gonlu. Tehlike anlannda 
hazinelerini Hisarda nasil gizlemi^se, Karahisarlmin o 
zenginlikleri bugiin de bir yerlerde gizlidir muhakkak. Ruhun 
i^tiyaki mi gerekir bilinmez, fakat 'el menzile' de Sultan 
Semai'nin kabri bir ziyareti bekler belki de. Evliyanin 
ruhaniyeti dua edenin haynna talep ederse Sure-i Fatihayi, 
aczi ya^asa fakat sirnn farkina varamasa da kulun yoneli^i bu 
mana arayi^i olacaktir mutlaka. 



vn 



ICINDEKILER 



Afyonkarahisar Evliyalan 

XIII. yiizyil 1 

XIV yiizyil 7 

XV. yiizyil 10 

XVLyiizyil 27 

XVII. yiizyil 32 

XVIII. yiizyil 42 

XIX. yiizyil 46 

XX. yiizyil 70 

Ve digerleri 82 

Ba§mak?i, Bayat, Bolvadin, Qay, Qobanlar, Dazkin, Dinar, Emirdag, 
Evciler, Hocalar, Ihsaniye, Iscehisar, Kiziloren, Sandikh, Sinanpa^a, 
Sultandagi, §uhut Evliyalan 
Afyonkarahisar' da Tarikatlar 

Afyonkarahisar 'da Bayramiyye 191 

Afyonkarahisar 'da Halvetiyye-§abaniyye 191 

Afyonkarahisar ' da Kadiriyye 192 

Afyonkarahisar 'da Me vie vilik 193 

Afyonkarahisar 'da Naksibendiyye 213 

Afyonkarahisar 'da Rufailik 216 

Afyonkarahisar 'da Sadiyye 217 

Afyonkarahisar 'da Bektasilik 220 

Degerlendinne 234 

Dizin 235 

Kaynak9a 241 



Vlll 




Afyonkarahisar 
Evliyalan 




IX 



13. asir 



Hitit krali II. Mursil'in Arzava Seferi sirasinda yerden 226 metre 
yiiksekliginde bir kaya kutlesi iizerine askerleri i9in sigmak olarak 
yaptirdigi Hapanova Kalesi eteklerine Frigler doneminde bir koy olarak 
kurulan yerlesim merkezinin adi Akronio'dur. Karahisar adini alisinda, 
Sel9uklu sultani I. Mesud zamaninda kale eteklerine yerlestirilen Karasar 
Turklerinin mi, yoksa kalenin koyu ve heybetli goruniisunun mii etkili 
oldugu bilinmez. 1176'dan sonra ise artik bolge tamamen Turk 
hakimiyetindedir ve muhrunii de ortaya koydugu eserlerle vurur. 

"Ciimle alti kat §eddadi bina-yi kadim bir kal'a-i azimdir", diyen 
Evliya Qelebi Seyahatname'sinde hisar hakkinda geni§ bilgiler verir. Ona 
gore, i9 kalede Sultan Alaeddin Camii, U9 bugday anban, cephanelik, su 
sarni9lan bulunmaktadir. Evler olmamakla birlikte halk kiymetli 
e^yalarrni ve erzaklanni Celali tehlikesi kar^isinda i9 kalede bulunan 
mahzenlerde saklamaktadir. Bu mahzenleri onar kiiyilik kale gorevlileri 
beklemektedir. Orta kalede ise list iiste dizilmis kale neferlerine ait kirk 
elli kadar ev bulunmaktadir. Kale dizdan da burada oturur. Giineyde yer 
alan surlarda da kirk elli hanelik bir yerlesme olup buranin halki, ihtiyaci 
olan suyu asagidan eseklerle tasirlardi. Kale 18. yiizyil ve sonrasinda eski 
onemini kaybetmisse de, i9 kalede yer alan zindanin bu donemde de 
kullamldigi, ve ozel giinlerde atis yapan birka9 tane senlik topunun 
bulundugu anlatilir. 

1 



Selijuklu 9aginda devlet hazinesinin muhafaza edildigi bir yer 
olmanin yaninda, Bizans ve Anadolu Beylikleri ile olan mucadelelerde 
tasidigi onem, Osmanli hakimiyetinin ilk yillannda Karamanogullarina 
karsi girisilen seferlerde de devam eder. Ne var ki, Karamanogullannin 
ortadan kaldinlmasi ile, ulkenin ortasinda kaldigi icin askeri a9idan 
onemini kaybeden kale, Celali isyanlan sirasinda halkin sigmagi haline 
gelir. 

Evliya Celebi'nin, "Bu kalenin i9inde ta zirve-i alada Sultan 
Keykubat Camii kufiiktur ama sanatlidir. Mihrabi bastan basa 9inilidir. 
Fakat minaresi yoktur, zelzeleden yikilmistir..." diyerek anlattigi Kale 
Mescidi hakkinda Suleyinan G6n9er', "I. Alaaddin Keykubat'in einriyle 
Mimar Bedrettin Guherta^'in kaleyi tamir ettigini ve Hisarardi Medresesi 
ile birlikte kalenin giiney tepesine ku9uk minareli, mozaik 9ini mihrapli 
bir cami yaptigini" yazar. Bu mescidin mihrabindaki mozaik 9inilerin, 
XVII. yiizyildan sonra Misri Camii'nin mihrabrna monte edildigi ileri 
suriilur. 

Afyonkarahisar'da Sel9uklu doneminde in§a edilen en eski 
mabedin, Ulu Cami'nin yerinde bulunan Attar Yusuf Efendi Mescidi 
oldugundan bahsedilir. Sivrihisarli Attar Yusuf Efendi'nin bir mescit, bir 
mezarlik ve kirk dukkan yaptirdigi ve Ulu Cami'nin bu mescidin 
genisletilmesi suretiyle insa edildigi rivayet olarak nakledilir. Aynca, 
mescidin yerinin, Ulu Caminin hariminde "simdiki sag taraf koseden 
minbere kadar olan 8 diregin isgal ettigi saha ..."oldugu, seklinde 
belirtilir. 



Afyonkarahisar'da Cami ve Mescitler, 



Ahmet ilasli'nin ifadesine gore 2 , Kale etegindeki Kaledibi 
Mescidi'nin kitabesi sonradan Yukan Pazar Camii'ne konuknustur. 
Kitabeye gore mescit 1264 yilinda Karamanoglu Yusuf Bey tarafindan 
yaptinknistir. Yusuf Bey Kalede bir sure mahpus olarak kaknis ve 
hapisten kurtuknasindan sonra, Allah'a sukiir ifadesi olarak bu mescidi 
yaptirmistrr. 

Kalenin tamiri sirasinda yapiknis olan Hisarardi Medresesi, bu 
giinku Qavusbas Camii'nin kuzeyinde bulumnaktaydi. 1232'de yapiknis 
oldugu tahinin edilen yapi, toplam on bir oda ve iki eyvandan meydana 
geknekteydi. Burada 1317'de Karahisar'da vefat etmis olan Mevlana 
Hattap Haydar'in uzun sure muderrislik yaptigmi, Mevlana 
Abdulkerim'in, medresede gunluk 20 ak9e ile uc bu9uk yil gorevde 
bulundugunu anliyoruz. XV. asirda Afyonkarahisar'da muftuluk yapan 
Imad Dede'nin de Hisarardi Alaaddin Medresesi'nde muderrislik yapmis 
oldugunu goriiruz. 1635 yilinda Miiderris Mevlana Abdurrahim 
Efendi'nin gunluk 40 akce iicretle miiderris tayin ediknis olmasindan, 
XVII. yiizyilda medrese muderrisinin maasinin arttigi anlasilmaktadrr. 
1667 yilinda Ridvan Efendi'nin oglu Miiderris El-Hac Esat Efendi gorevli 
olarak bulunmaktadir. Giilapoglu Muhammed Askeri de vefatina kadar, 
yaklasik kirk yil burada muderrislik yapmis, oliince de bah9esine 
defnedilmistir. Mehmet Fevzi de Alaaddin Medresesi muderrisligine 
ge9inek iizere 1795 yilinda muracatta bulunmus, atamasimn 
yapilmasindan sonra burada uzun yillar 9alismis, 1812 yilinda muftuluk 
gorevine ge9erken bu gorevinden aynlmistir. 



2 
Afyoiikarahisar Vakif Eserleri, AKU 



Osmanlinin son zamanma kadar hizinet vermis olan Medrese, 
Cumhuriyet doneminde binasi kullanilinamasindan dolayi yipranarak 
yikilir. 1978 yilinda ise yerine 1 Nolu Saglik Ocagi yapilir 

40 agac direk iizerine toprak damli olarak insa edilmis olan Ulu 
Cami Sekyiiklular doneminden guniimuze gelen ender orneklerden biridir. 
Cami hakkinda en eski kaynak, tahta minber kapisinda yazili olan kayittir. 
Buradaki ifadeden anlasildigina gore minber, 1272 yilinda Diilger- 
Marangoz Emir Haci Bey tarafrndan yapilmistir. Mihrap 9evresinde 
menner iizerine "Ayete'l-kursi" yazilidir. Surenin sonuna eklenen ibareden 
hareketle, Ali Bey bin Sivastos'un Afyonkarahisar'a esir olarak 
getirilmesi olaylanndan yola ?ikarak, XIII. yiizyilin son 9eyregi 
baslarrnda yazildigi ileri siiriilebilir. U9 kapisi olan caminin dogu 
kapisinda bir tamir kitabesi yer alir. 

Kirk ahsap diregin bu giin yinni iki tanesi orijinalligini 
korumaktadrr. Sekiz tanesinin siitun basliklannda nakislar mevcut olup 
mukarnaslarrn her birinin i9ine birer 9i9ek motili yerlestirilmistir. 1950- 
1962 yillan arasrnda degisen siitunlann Pasa Camii'nden arta kalan 
siitunlar oldugu soylenir. 

Zengin srrli tuglalarla oriilii minaresiyle caminin 9esitli 

tarihlerde tamir ve tadilati yapilmistir. 1950'de VGM tarafrndan 



3 

Sivastos oghi Ali Bey, Sel9iikhi iimerasmdaii ohip Karamanhlarm ba§ kaldirdigi sirada 
Denizli 119 Beyi idi. Sahibogiillan Karainanlilara kar§i Ali Bey'den yardmi istemi^lerse de 
Ali Bey yardim etinedigi gibi iistelik kafa hitimi§tiir. Sahiboghi Karamanoghi Mehinet Beyi 
61diirtmii§, Cimri (Alaaddiii Siyavii§)yi yakalaims; Sel9iikhi Sultam U9iincii Giyasiiddin 
Key "hiisrev ile birlikte (Jay ve Uhiborhi'ya yiiriinrii§tiir. Denizli halki Ali Bey'i yakalamak 
i9in gelindigini goriince kan dokiilmemesi i9in Ali Bey'e kar§i ayaklanarak 01111 
yakalaim§lar. Sahib ve Siiltaimi katma gondenni§ler. Afyonkarahisar'da 1277-1279 
yillannda zindana atilan Ali Bey korkii ve iiziintiiden burada vefat eder. 

4 



toprak dam, galvanizli piramidal 9ati olarak degi§tirilir. 1995-2000 yillan 
arasinda etrafindaki yapilar istimlak edilerek 9evre duzenlemesi yapilir. 

Hidirlik etekleri ile Kalenin bati kesiminde baslayan iskan 
hareketleri Sahip Ata ve ogullan doneminde kalenin giiney ve giiney 
batisina da kayar. Muhakkak ki sehrin ortasinda yer almis bulunan Cami-i 
Kebir Mahallesi, cami ve mescitler etrafinda olusan mahallelelere saglam 
bir ornek teskil edecektir. Burada 1250 tarihli bir kitabesi olan Hodali 
Qesmesi, iskanin daha eski tarihlere dayandigmi gosterir. Diger taraftan 
1233 yillanna tarihlenen Alaeddin Medresesinin bulundugu mahalle, 
iskanin buralardan da devam ettigini ortaya koyar. §ehrin en eski 
mezarligi kabul edilen Olucak Mezarligi da medresenin karsisinda yer 
aknaktadir. Aym sekilde Ulu Caminin yerinde bulunan eski mescit 
cevresinde de bir mezarligm bulundugu rivayet edilir. 

Kale ve Hidirlik arasinda yer alan ve cogu mahalleye ismini vermis 
olan beylikler donemine ait mescit, 9esme ve zaviyeler bulunmaktadir. 

Halk arasinda Horoz Dede diye anilan Necmeddin Ruzbe, 
Sahipata Fahreddin'in torunu §emseddin Mehmet Bey'e 4 , Karahisar-i 
Devle valiligi verilinceye kadar, bir iki yil ilin yonetiminde 

bulunmustur. Daha sonra Karahisar'dan aynlmayan Ruzbe Bey, 



4 

Karamanoghi Mehmed Bey ve Siyavn§'mi Konya'ya hakim olmalan iizeriiie Sahib 

Ataognllan Karahisar'da asker toplayarak onlara karsi harekete ge9erler. Siyavii§ ve 

Mehmed Bey de Ak^ehir istikametinde yiiriirler. Taceddin Hiiseyin ve Niisreddin Hasan bii 

imicadelede oldiiriiliir (1277). Bniidan sonra beyligin ba§ma Hasan'm oghi Semsedin 

Mehmed ge9er. Omm devrinden itibaren takriben yinni yil siireyle Denizli bolgesi Sahib 

Ataognllan ve Germiyanogiillan arasinda bir 9ekis,me sahasi ohir. 

5 



vefatinda tiirbesine gomulmustur. Bununla birlikte halk arasinda Horoz 
Dede'nin, Afyonkarahisar kalesinin fethi i9in savasan Turk yigitlerinden 
efsanelesmis bir kahraman oldugu da anlatilir. Fetih sirasinda komutanlar 
tarafindan, sabah erken vakitte horozlann otmesi ve ezanin okurunasiyla 
birlikte, 'Allah Allah' nidalanyla kaleye hucum edilmesi kararlastinlrr. 
Ancak, gece boyunca mechul bir kahraman, sabredemez, gece yansi 
vakitsiz horoz gibi otmeye baslar. Bunu duyan Miirdumek Sultan da gur 
sesiyle sabah ezanrni okur. Diismani gaflet uykusunda bastiran Turkler 
boylece kaleyi fethederler. Bu kahramana da Horoz Dede lakabi verilir. 



Yusuf Ilgar'in 9ahsmasindan 5 ogrendigimize gore, 
Afyonkarahisar 'da dagiruk olarak bir hayli mustakil mezar 
buluninaktadir. Bunlardan bazilan, halk arasinda tiirbe diye anihr. Bir 
kismi bir ev bahcesinde kimisi bir evin veya yolun kenannda bulunur. Bu 
mezarlardan birisi de Horoz Dede 'ye aittir. Yukan Pazar Mescidinin bati 
kesiminde bulunan tiirbesi biiyiik yanginda (1902) yaninistir. Yerine 
Karakol binasi ile birlikte tastan bir merkadi yapilmis, XX. yiizyil 
sonlannda ise mezar kaldinlmis, iskeleti yapilan evin 9atisina 
konulmustur. 

Endiistri Meslek Lisesi'nin bulundugu yerde, vaktiyle Cenl^i 
(Qenkici) Mezarhgi vardi. Cenkfi Sultan'in da Horasan erlerinden 
oldugu, harpte sehit dustiigii ve bu mezarlrkta medfun oldugu ileri 
suriilmektedir. §ehirde Cenl^i (Qenkici) adiyla anilan bir zaviye 
buluninaktadir. Zaviyelerin bir kisminin, fetih sirasinda Horasan erleri 



ILGAR Yusuf, Mezarhklar ve Tiirbeler 



tarafindan kurulmus olmasi mumkiindur. Bu bilgilerden mezarligm da, 
sehrin fethiyle birlikte olustugu soylenebilir. 

Kabrinin bir zamanlar eski kilisenin yaninda oldugu soylenen Deve 
Dede, kalede medfun bulunan Imdat Dede, sara9larda vakiflar 
kahvesinde Yasin Dede, Sahipata Ogullan komutanlanndan Yoncaalti 
Caniii yamndaki 9esme civannda medfun Ebu Ishak, Naimk Kemal 
ilkogretim okulu civarinda Vesvese Dede, bu asra idhal edilen mubarek 
isimlerden bir kismidir. 



14. asir 



Kadinana ismiyle anilan U9 kiz kardese ait iki tiirbeden kubbeli 
olarak yapilanin kitabesi bulumnazken yapinin XIII. veya XIV. yiizyila 
ait oldugu ileri suruliir. Kardeslerden Asiye Sultan'a ait tiirbe Kadinana 
ilkogretim Okulunun yaninda yer almaktadir. Cesitli tarihlerde, 
iizerindeki kitabesine gore bir defa da 1940 yilinda tamir edildigi 
anlasilmaktadir. Melek Peyker ile Naime Gevher Hanim Sultanlann 
tiirbesi ise Mevlevihanenin bati tarafinda bulunur. Binasi tas duvarli, 
ahsap tavanli olup 9atisi kiremitle ortiiludur. Tiirbe i9ersinde bes kisiye ait 
mezarlardan biiyiik olani Melek Peyker, yamndaki sanduka ise Naime 
Gevher hamma aittir. Arka bolumde bulunan U9 kiipiik sandukamn ise 
kimlere ait oldugu bilinmemektedir. 

Sel9uklu hiikumdarlarindan III. Alaaddin Keykubat'rn kizlan olan 
Kadinanalar, anlatilanlara gore Anadolu Valisi Emir Cobanoglu 



Demirtas; 6 (Timurta§) Beyin zulmunden ka9arak Afyonkarahisar'da 
Sahipataogullanna 7 siginirlar. 

Turn mal varhklanni (yehrin geli^mesinde ve hayir i^lerinde 
kullanan karde^lerden Melek Peyker, Orta Kalacik'taki kaynaktan a9ikta 
gelen suyu, kapali ark haline getirir. Naime Gevher Hatun, §ehrin 
ortasindan ge9en dere uzerine kopriiler in§a ettirir. Asiye Sultan ise bu 
giinkii Sara9lar i9i, Kadinana tiirbesi, Muftuluk, Afyon Lisesi ve Ordu 
Bulvan ba^langicina kadar olan bolgede yaklasyik bin ki^ilik mezar 
yaptirrr. Bu U9 kiz karde^e Afyonkarahisarlilar tarafindan kadir^inaslik 
eseri olarak 'Kadinana' lakabi verilir. 

1330'da Nusreddin Ahined tarafindan yaptmlan ve §ehrin en eski 
mahallesine isim veren Kubbeli Mescid, tek kanatli kapisiyla Sel9uklu 
miinari tarzinda olup, yildizli, geometrik ve bitki motifli oyinali bir sanat 
eseridir. 



Orta Anadohi'daki Ertena Beyligi ilhanlilann Aiiadohi'daki "Eyalet-i Riim" valiliginin 

sonradan bir devlet §eklini ah^idir. Kiinihi§lanndan bir siire sonra Anadohi beyliklerinin 

buhranh bir devre ge9irdigi goriiliir. Bu hususta ilhanlilann me§hur Anadohi genel valisi 

olan Emir Cobanogln Tiimirta§ oiiemli rol oynamigtir. Tiimirta§ 1322 yihnda ilhanhlara 

kar§i isyan ettikten ve Ebii Said Bahadir Han tarafindan affedildikten sonra ikinci defa 

Anadohi'ya vali olarak atamnis. ve bu iilkeyi tamaimyla Mogollarin egemenligi altina 

sokinak isteyerek ilhanhlara karsj baghhklarini kesen veya gev§eten Anadohi beyliklerini 

ortadan kaldirmaya 9ah§mi§tir. Fakat buna tamamen muvaffak olaiiiainisjlir. Biimmla 

beraber E§refogln Siileyman ve Hamidoghi Diindar beyleri 61diirtnhi§, diger bazi kii9iik 

beylikleri dogradan dogniya ilhanlilann Anadohi valiligine baglaiiiis.hr. Thmirta§, 1326 da 

babasi Emir Qoban'm Ebu Said tarafindan oldiiriilmesi iizerine aym akibete iigramaktan 

korkarak Snriye ve Misir'da hakim olan Memhiklara sigmmi;, yerine ge9ici olarak 

ilhanlilann koimitanlanndaii Alaeddin Ertena atamm§tir. 
7 

Sahipataogullan Anadohi Sekjukhi Veziri Sahip Ata'nin (61.1288) ogiillan ve toninlan 

tarafindan Afyonkarahisar ve 9evresinde kiimlan beylik (1275-1341) 

8 



Yemeniciler Carsisi i9indeki tek kubbeli olan Arasta Mescidi'nin 
insa kitabesinden 1355 yilinda Haci Ismail bin Mehinet tarafindan 
yaptinldigi, diger kitabeden ise 1893'te Miralay Ismail Bey tarafindan 
tamir ettirildigi anlasilmaktadir. 

Aym adla anilan mahalledeki mescidin banisi Tac Ahmed'in kim 
oldugu bilinmiyor. Halk arasinda Tahtali Mescid de denilen yapinin asnn 
ikinci yansinda insa edildigi sanilmaktadir. 130 metre karelik bir alana 
oturan tek kubbeli mabedin, bir yanginda mahalle ile birlikte yandigi ve 
Cumhuriyet doneminin baslannda tamir edildigi anlatilir. 

Hisar eteklerinde asrrn sonlanna dogru insa edilen Kabe 
Mescidi'nin banisi Haci Mehinet bin Yusuf tur. Kare planli ve tek kubbeli 
olan yapinin kitabesinden insa tarihinin 1397 oldugu anlasilmaktadir. 
1969-78 yillannda birkac defa tamir gonnus, yapiya muezzin ve kadinlar 
mahlili ilave edilmistir. 

Kettanci Hamza Celebi Camii olarak da bilinen Akmescid, aym 
isimli mahallede yer almaktadir. 1397 yilinda Haci Hamza bin Haci 
Hasan el Kettani tarafindan yaptinlan mabed, tek kubbeli olarak insa 
edilmis, daha sonra kiiciik kubbeli bir son cemaat mahalli ilave edilmistir. 
1905'te minaresi, 1960'ta da mescidin kendisi tamirden gecmistir. 

Mevlevihane'nin ilk vakfiyesi 1316 yilina ait olup Genniyan beyi 
I.Yakup Celebi 8 tarafindan tanzim ettirilmistir. Zaviyenin bu 



Sandikli'da Kale kitabesiiide de adi gecen Yakiip Qelebi'niii, Mevlana'nm toninii 
Mutahhara Hatim'nn oghi olup 1344 tarihli vefatiyla tiirbesinin ^iihiit'ta oldngii ileri 
siiriilmektedir. 



tarihten once yaptinlmis olmasi mumkundiir. Daha sonra 9e§itli tarihlerde 
yapilan ilavelerle genisletilmistir. 

Mevlevi Dergahi civarinda yer alan tek kubbesi ile Kuyulu 
Canii'nin muhtemelen asnn baslarrnda insa edilini§ oldugu ileri suriiliir. 

Yiizyilin yapilanndan birisi de, iizerine yenisi insa edilen Burmah 
Canii'dir ve muhtemelen eski ahsap kapisi bodram girisi olarak 
takilmistir. 

§ehirde bulunan diger bir ozel mezarlik da, Gavur Kalesi diye 
anilan tepenin etegindeki Merd-i yek (Miirdiimek) Sultan'a ait 
mezarliktir. Merd-i Yek Sultan'in Afyonkarahisar'in fethi sirasinda 
mezannin bulundugu yerde sehit diistiigu nakil olunmaktaysa da, daha 
sonraki yillarda vefat ettigi anlasilmaktadir. Mezar tasi kitabesinin ebcet 
hesabiyla 1332 tarihli oldugu, dolayisiyla Merd-i Yek Sultan'in belirtilen 
yilda vefat ettigi anlasilmaktadir. Aynca, Miirdiimek Sultan'in 100 
yaslarrnda iken 1332 yilinda vefat eden §erafettin Hoca Harun'un oglu 
olabilecegi de ileri suruliir. 

Onu Afyonkarahisar'in fethiyle irtibatlandiran menkibe, Bilali 
Habesi silsilesine baglar ve ayak ucundaki sutunun ezan okudugu mermer 
oldugunu ileri surer. 



15. asir 



Bugday Pazan'nda mescidi yaptiran ve Ayas Dede olarak bilinen 
kisi, aym donemde Gedik Ahmet Pasa Camisinin de mimarhgini 
yapmis olan, Mimar Ayas Bey'dir. Onun 1475 tarihli vakfiyesinde, 
Afyonkarahisar'da bir cami yaptirdigi ve bazi mallanni 



10 



diger bazi sehirlerdeki eserlerine ve bu camiye vakfettigi bilgisinden 
hareketle, mabedin vakfiye tarihinden kisa bir sure once insa edilmis 
oldugu soylenebilir. Ayas Dede Mescidinin cemaatinin cogalmasryla 
Serdarzade Ahinet Aga, izin alarak minber yaptirir. Mescidin camiye 
donusmesiyle Abdiilkadir oglu Mevlana Haci Mehinet Halife 1824'te 
buraya hatip olarak beratla tayin olunur. 

XVI. yuzyilda Sankiz Tepesi'nin eteklerinde Abdurrahim Misri'nin 
40 nefer dervisinin oturdugu, §ehrekustu Mahallesi bulunmaktadir. Bu 
mahalle biiyuk ihtimalle Abdurrahim Misri hayatta iken dervislerin sehir 
disinda olusturduklan mahalledir. §ehrekustu Camii de bu donemde, yani 
XV. yiizydin ikinci yansinda yapiknis oknalidir. Caminin banisi 
Nureddin Efendi'nin, Abdurrahim Misri'nin 9agdasi ve ulemadan oldugu 
ileri suriiliir. Sicil kayitlannda, §ehrekustii Camii'nin imam, muezzin ve 
kayyumunun 1660 yihnda cemaati olmadigi i9in, Kasun Pasa Camii'nde 
hizmet gonnesinin uygun oldugu nakledilir. Cami cemaatinin ohnamasi 
XVII. yuzyilda §ehrekustu Mahalle si 'nin bosaldigrni gostennektedir. 
Muhtemelen bundan sonra cami baknnsizlrktan yikilmistir. 



Haci Eyiip Mahallesi'nde bulunan Kayadibi Mescidinin XV.asra 
tarihlenmesiyle birlikte kim tarafindan yaptinldigi tespit edilememistir. 
Karaman ogullanndan birisi tarafindan yapihnasindan dolayi aym adla 
anilmis olabilir. Milli Miicadele Donemi'nde Yunan isgali sirasinda 
Yunanhlar tarafindan yakilsa da, mescid Yakup oglu Halil Aga tarafindan 
1930'lu yillarda kerpi9, kargir ve kirma 9atih olarak yeniden yaptinhr. 
1983 yihnda da Haci Abdurrahman Miihsiirler ile Tabanoglu Haci 
Mehinet tarafindan tamir ve bakimi ustlenilir. 



11 



Fakih Pasa Mahallesi'nde ahsap olarak yapilan mescit, 1433 yilinda 
insa edilmistir. 1530 ve 1575 yillannda acik oldugu anlasilan Fakih Pasa 
Mescidinin tamir kitabesinden, Benderli oglu Haci Omer Aga tarafindan 
1827 yilinda onanldigi anlasilmaktadir. Mescit aym zamanda Gurcani, 
\shak Fakih ve Mahkeme isimleriyle de anilmaktadir. 

Karaman Mahallesi'nde bulunan cami, diizgiin olmayan sekizgen 
planlidir. XV. yiizyil sonunda yapildigi ileri siiriilen Karaman Camii'nin 
tavani diiz ve ahsaptir. Minaresi camiden ayn olarak yapilmistir. Toprak 
dami, 1915-1920 yillannda 9atiya donusturuliir. 1998 yilinda cikan 
yangrndan sonra tavan ve cati boliimu ahsap olarak yenilenir. 

Sinan Halife Mahallesi'nde bulunan mescit, kitabesinden 
anlasildigrna gore, 1453 yilinda Begendik oglu Esen Bey tarafindan 
yaptinlmistir. Kuzey bolumiinde son cemaat yeri bulunan Sinan Halife 
Mescidi'nin gunumiize ulasmayan minaresindeki kitabede, Telekzade 
Haci Ahmet Efendi tarafindan 1859 yilinda, mescidin camiye cevrildigi 
ve minaresinin yaptinldigi yazilidir. Mescidin hitabet gorevi, 1834 yilinda 
Hafiz Ebu Bekir Efendi ibn-i Mehmet Efendi uzerindedir. 

Afyonkarahisar'daki onemli mimari eserlerden bir digeri, XV. 
yiizyilda Gedik Ahmet Pasa tarafindan yaptinlan ve halk arasinda 
Imaret adiyla anilan camidir. Hamam ve medrese ile beraber, 
kulliyenin vakliyesinin 1475 tarihli oldugu goz online alrnirsa, bu 
tarihten kisa siire once yapilmis oldugu anlasilir. Vakfiyesinde, 
kiilliye i9in vakfettigi yerler, gorevlilere verilecek iicret ve sartlan 
belirtihnistir. Caminin mimari, Ayas Aga'dir (Ayas Dede). Onun da 



12 



cami ve diger birimlerle ilgili vakiflan buluninaktadir. §ehrin kuzey 
dogusunda yer alan cami, kulliyenin merkezindedir. Yapinin, mihrap 
ekseninde iki ana kubbesi, son cemaat yerinde de bes kubbesi 
buluninaktadir. Mabed ciimle kapisi ceviz ve simsir aga9larryla orulmiis 
bir sanat harikasidir. Kesme tasla, yivli olarak yapilan minaresinin yivler 
arasina yerlestirilen lacivert 9inileri, essiz bir giizellige sahiptir. Ahsap ve 
meriner is9iligi ozenle yapilmistrr. Caminin i9 mekanindaki hat ornekleri 
ve motifler insanlan hayran birakinaktadir. Nakkasi Hasan Efendi'dir. 
1794'te meydana gelen depremde, kubbeleri ve duvarlan onemli okyiide 
hasar gonnustur. 1795 yilinda, miitevelli Ahinet Efendi camiyi tamir 
ettirir. 

§ehirde Ulu Cami ile benzer ozellikleri tasiyan bir diger ahsap cami 
de Umur Bey (Pasa) Camisidir. Osmanh doneminde, Sekyuklu miinari 
tarzinda yapilmis camiler i9erisinde yer alan yapi,1455 tarihinde Umur 
Bey tarafindan insa ettirilir. 24 aga9 direkli, ahsap tavanli, toprak damli 
olan caminin minaresi Sekyuklu miinari tarzindadir. 

Camiin merkezi bir konumda bulunmasindan dolayi devlet 
merkezinden sancaga gelen ve halka iletilmesi gereken emirler; ulema, 
mesayih hatibler, imamlar mahalle muhtarlan, esnaf kethudalan ile 
halkrn diger ileri gelenleri buraya 9agnlarak oglen namazindan sonra 
kendilerine duyurulur. Onlar da temsil ettikleri gruplan ve halki haberdar 
ederlerdi. 

Umur Bey, kulliyenin vakfini 1455 yilinda kurarak vakfiyesini 
tanzim etmistir. Umur Bey, cami ile birlikte aynca kervansaray, 
hamam, medrese de insa ettinnistir. Umur Bey Hamami, Kervansarayi 
ve Sanpinar Koyu'niin geliri, Umur Bey 'in Medrese ve Cami Vakfina 



13 



tahsis edilmistir. Cami, §er'i Sicil kayitlannda Atpazan ve Umur Bey 
Camii adlanyla anilmaktadir. Halk arasinda Pasa Camii olarak bilinen 
camiye, 1920-23 yillarinda kisla olarak kullanilmasindan dolayi, Kisla 
Camii de denilmektedir. 1933 yilinda istimlak edilerek yrkilmis, yerine 
Zafer Abidesi ve park yapilmistir. 

Demirciler Carsisi'nda bulunan Imad Dede Camii, minaresinden 
dolayi Gudiik Minare ismiyle meshur olmustur. Ke9e Pazan ve Oksiizce 
isimleriyle de anilmis olan.caminin unlii bilgin Kadi Haci Muhittin oglu 
imadiiddin tarafrndan once mescit olarak yaptinldigi ileri suruliir. 
i9erisindeki tiirbe kapisinda, "Imad bin Haci Muhiddin 1453", yazilidir. 
Imad Dede, yaklasik olarak 1350-1453 yillarinda yasamis, 
Afyonkarahisar'da muftiiluk ve Hisarardi Alaaddin Medresesi'nde 
muderrislik yapmistir. Mescit, §ismanzade Haci Bekir oglu Haci Mehmet 
Aga tarafrndan, 1689 yilinda camiye donusturulmus, bir de mektep 
yapilmistir. Ayni tarihte diizenlenen vakliyesinde, cami ve okulun vakif 
sartlan belirlenmistir. Cami, 1810 yilinda Terzi San Haci Ali tarafrndan 
tamir ettirilmis, ayni zamanda yeni vakiflar ilave edilmistir. Maasi, Haci 
Bekirzade Mehmet Aga Camii serili ve mektebi valdindan karsilanmak 
iizere hitabet gorevi 1879 yilinda Ahmet Ata Efendi iizerindedir. 

Misirlioglu Abdurrahim Karahisari tarafrndan XV. yiizyilda 
yaptinlan cami, eski Sara9lar Carsisi diye anilan yerde idi. Evliya Celebi, 
Seyahatnamesi'nde Afyonkarahisar camilerini sayarken bu yapidan 
"..Abdurrahim Efendi Camii..." diye bahsetmektedir. Cami 1635 yilinda 
1200 ak9e ile tamir ettirilmistir. Afyonkarahisar'da 1794 tarihinde ikindi 
vakti biiyiik bir zelzele olmus, bu zelzelede, fmaret Camii ile Abdurrahim 
Camii biiyiik o^ude harap olmustur. 



14 



Abdurrahim Karahisari, 1483 tarihli vakfiyesinde, mescidin imami i9in 
ayda 10 dirhem, miiezzini i9in 4 dirhem, sabah namazindan sonra alti 
hafizin birer ciiz okumalarina karsilik her birine 20'ser dirhem verilmesini 
sart kosmustur. 

Arap Mescidi (Muslihiiddin Misri Camii)'nin kare planh, tek 
kubbeli olarak XV. yiizyilda insa edildigi tahmin edilmektedir. Arap 
Dede, Abdurrahim Karahisari'nin kardesi Muslihiiddin Misri'nin lakabi 
olsa gerektir. Muslihiiddin Misri, 1453 tarihli vakfiyesinde bir cami 
yaptirdigrndan bahsetmemektedir. Her halde vakliyesini diizenledikten 
sonra camiyi yaptinnis olmahdir. Kardesi Abdurrahim 'in 1483 tarihli 
vakfiyesinde, mal varligindan bir kismimn kardesinden irsen intikal 
ettigini beyan etmesine bakilirsa, bu tarihten once Muslihiiddin vefat 
etmis olmahdir. Dolayisiyla, 1453-1483 yillan arasinda caminin 
yaptinkhgi soylenebilir. 1816'da Hasan ibn-i Hafiz Haci Mehmet Efendi 
maasini Muslihiiddin Misri Camii Vakfi'ndan ahnak iizere ciizhan olarak 
gorevli bulunmaktadir. Giris kapisi iizerinde yer alan kitabelerden 
caminin iki kez tamir edildigi anlasihnaktadir. Birinci tamir 1809 yihnda 
Omerzade Haci Mehmet Aga tarafindan, ikinci tamir ise 1852-53 
yillarrnda Omerzade Haci Mehmet Aga kizi Fatma Hannn tarafindan 
yaptinlmistir. Cami i9erisindeki tiirbe, Arap Dede-Muslihiiddin Misri'ye 
atfedilir. Evliya Celebi de XVII. yiizyilda Afyonkarahisar camilerinden 
bahsederken, Arap Camii ismini zikretmektedir. Kitabesinden 1495-96 
yillarrnda yapildigi anlasilan Bas9esme Camii minaresindeki bazi 
ozelliklerin Arap Mescidi minaresi ile benzerlikler gostermesi, Arap 
Mescidi'nin de ayni yiizyilda yapildigrna bir isaret olsa gerektir. 



15 



Kasim Pasa (Misri) Camii, Abdurrahim Misri adina Kasim Pasa 
tarafindan yaptinlmistir. Caminin, mozaiklerle kapli mihrabi Anadolu 
Sel9uklu Devri ozelliklerini yansitmaktadir. Mihraptaki 9inilerin Kale 
Mescidi'nden sokulerek buraya monte edildigi samlmaktadir. Caminin 
kitabesi yoktur. Asikpasazade Tarihi'nde "Dutumezikoglu Kasim Pasa 
Karahisar 'da bir Cuma Mescidi yapti " ifadesi yer aknaktadir. Olaylan 
bir silsile halinde ele alan Asikpasazade 'nin Afyonkarahisar'daki cami 
yapmiini 1478 yili olaylan icerisinde gostermesinden, Kasmi Pasa 
Camii'nin 1478 yilinda yapildigi sonucu 9ikanlabilir. Bu caminin 
yapildigi yer, aslinda Alaca Medrese'nin vakfina aittir. Kasim Pasa 
buraya cami ile birlikte hamam, kervansaray ve dervislerin kalmasi i9in 
evler yaptirmistrr. Cami art arda es degerde iki kubbeli mekanla, 
giineyden bitisik tiirbeden ibarettir. Abdurrahim Karahisari vefat edince 
bu turbeye gomulmustur. 1483 yilinda caminin kuzey kismi ile 
minaresinin, bilahare turbenin yapildigrni belirtilmektedir. 1863 yilinda 
son cemaat yeri yikilmis, toprak damli olarak yenilenmistir. 

Dai Recep Mahallesi'nde bulunan mescit, Abdi Kadi, Dai Recep, 
Ku9uk imamoglu isimleriyle anilmaktadrr. Guniimuzde hala mevcut 
olan mescidin ne zaman yapildigi ile ilgili olarak bir kitabesi 
yoktur. Ocak 1636 tarihli bir mahkeme kaydinda sinir tespiti yapilirken 
"Abdi mil ku ve muallimhaneye" , 1651 tarihli bir satis kaydinda hudut 
belirtilirken "...bir tarafi Abdi Kadi Mescidi..." ifadesinden mescidin 
1636 tarihinden onceki bir zamanda yapildigi anlasilmaktadir. 
Mescidin bulundugu mahalle, 1731 ve 1776 yillanna ait sicil 

kayitlannda Sofular Mahallesi diye zikredilirken, guniimuzde Da'i 
Recep Mahallesi ismiyle anilmaktadrr. Buna karsilrk, 1912 yih 



16 



sicil kayitlarinda mescidin yinni metre yakininda olan Abdi Kadi Mescidi 
Qesmesi'nin Giindogmus Mahallesi'nde oldugu kaydedilmistir. Bu 
mahalle gunumiizde de aym adla anilmaktadir. 

Anlatildigrna gore, Abdi Efendi Karahisari iinad oglu Kasun 
Efendi'nin ogludur. Babasrnin yerine Afyonkarahisar'a kadi olmustur. 
Kasun Pasa tarafindan Umur Bey'in Bey Tarlasi denilen arazisi iizerine 
yaptinlan Misri Camisi, Alaca Hamam ve Kervansarayin yapilmasi icin 
izin vermistir . 

Abdi Celebi 1500 yilinda vefat ettigine gore, mescit ile diger 
birimler, belirtilen yildan once yapilmis demektir. Mescit ve cesmeyle 
ilgili olarak Haci Ismail Efendi tarafindan 1776'da vakfi kurularak bir 
kisun gayr-i menkul vakfedilmistir. Bu yapilar vakfiye tarihinden yinni 
dort yil sonra tamir ettirilmistir. Cesme kitabesinden anlasildigina gore, 
cami ve 9esme 1799-1800 yillannda Haci AH Imam oglu Haci Ismail 
Efendi tarafindan tamir ettirilmistir. Caminin Kuciik imamoglu lakabiyla 
anilmasi, bahsi ge9en kisi tarafindan tamir ettirilerek vakfinin 
kurulmasrndan dolayi olsa gerektir. 

Mescidin miitevellisi konumundaki Demirci Ibrahim Savruk, 1985 
yilinda ahsap kapisini, demir-dogramali olarak degistinnis, 1988 yilinda 
sa9-demir dogramali basit minberi yaptirtmistir. Toprak olan antreye halk 
tarafindan mozaik dokturiilmus, Alimoglu Ailesi, mihrap ile giiney-bati 
duvanni tabandan 1.75 m. yiiksekliginde meriner ile kaplatmistir. Ke9eci 
Omer Oz9aliskan da 1989 yilinda caminin kuzeybatisindaki avluya he la 
ile abdest ahna yeri insa ettinnis, 9ati kiremitlerini degistinnistir. 

Yukan Pazar Mahallesi'nde, kare planli, tek kubbeli olan 
Yukan Pazar Mescidi'nde iki kitabe goriilmektedir. Bu kitabelerden 



17 



1264 tarihli olarun, kale dibindeki bir mescitten getirilerek buraya 
kondugu ortaya 9ikarilrmstir. Digeri ise, mescidin asil insa kitabesidir. Bu 
kitabeden mescidin, 1465 yilinda Turgut bin Ismail tarafindan yaptinldigi 
anlasilmaktadir. 

Bas9esme Camii, Efecik Mahallesi'nde olup kitabesine gore, 1495- 
96 yilinda Haci ilyas oglu Mustafa tarafindan tek kubbeli olarak 
yaptinlmistir. 1868-69 yilinda ise tamir edilmistir. Caminin giineyinde 
bulunan haziredeki mezar tasindan camiyi yaptiran Haci Ilyas oglu 
Mustafa'nrn 1502 yilinda vefat ettigi anlasilmaktadir. 

Fakih Pasa Mahallesi'nde Otpazan Cami sokakta olan Sinan Pasa 
Mescidi (Haci Omer)'nin ilk olarak ne zaman yaptinldigi hususunda a9ik 
bir bilgi yoktur. 1530 tarihli kayitlarda belirtilen Karahisar sehir 
merkezindeki iki cami ile on iki mescit arasinda Sinan Pasa Mescidi de 
bulunmaktadir. 

II. Yakup Bey Afyonkarahisar'daki Atnoz (Atanos) ve Ag9a-agil 
koylerini, aynca Sivrice-oyiik isimli mezranin tamamini butiin hudut ve 
hukukuyla Mehmet oglu Mevlana Sinan Pasa'ya, sonra evladrna ve evlad- 
l evladina sart kosarak 21 Temmuz 1422 tarihinde vakfeder. 
Caminin Sinan Pasa ismiyle anihnasi, camide olan kitabede yer alan 
Mehmet ismi ile vakliyede belirtilen Sinan Pasa'nin babasimn 

isminin de ayni ohnasi, diger taraftan 1412 tarihli Inehan Bey oglu Subasi 
Hisar Bey vakliyesinde Afyonkarahisar'da Sinan Pasa emlakinden bahis 
edilmesi, Fakih Pasa Mahallesi'nden torunlannin Kara Hisar-i 

Sahib'de Sinan Pasa ve Husameddin vakiflanndan 21 Eyliil 1909 
tarihinde hak talebinde bulunmalan gibi bilgiler camiyi yaptiran 
kisinin Genniyanoglu II. Yakup Bey'in vakifta bulundugu 

Mevlana Sinan Pasa oldugunu kanaat ettirmektedir. Mescit, 1816- 



18 



1817 yillannda Benderlizade Ali oglu Haci Omer tarafindan U9uncu kez 
olarak tamir edilmistir. Mescidin 1876 yilinda Necib Nuri Efendi 
tarafindan cami olarak yeniden yaptinldigi belirtilmektedir. Minaresi 
olmayan toprak damli mescit, 1969 yilinda cami dernegi tarafindan 
yiktinlarak, insaati Ayazinli Hasan Usta'ya, tas is9iligi de Savranli Hasan 
Topal'a verilerek yeniden yaptinlmis ve 1970 yilinda ibadete acilmistir. 

1575 tarihli Vakif Tahrir Defteri'nde belirtildigine gore, vakfin 
tevliyeti mescidin imamlari tarafindan surduriilecektir. 

Haci Hasan kizi Emine Hamm'in, 1753 'te vakfettigi dukkanlann ve 
pararun gelirinden olmak iizere, Sinan Pasa Camii'nin (Kahil ve Fakih 
Pasa camileriyle birlikte) kandilinin yakilmasi, camilerin aydinlatilmasi 
i9in bir kurusluk yag alinacaktir. 

Haci Ismail Mahallesi'nden Nerdiibancizade kerimesi denilmekle 
meshur olan Haci Halil Aga kizi Emis Hatun, mahkemeye basvurarak, 
Mustafa Aga'yi vasi ve miitevelli tayin etmis; Hacca gittiginde sayet 
orada vefat edecek olursa, mal varligi ile cenazesi kaldinlip, bor9lan 
odendikten sonra kalan mal varliginin 1/3'unden 1000 kurusun geliri 
sehirdeki Sinan Pasa Camii'nin tamir ve baknnina sarf edilmesini 
isteyerek 9 Temmuz 1 847 tarihinde vakfeder. 



Ayse Giilay Keskin'in 9ali§masrndan ogrendigimize gore, 
Afyonkarahisar'in koklii ve zengin bir ailesine mensup olan 
Abdiirrahim Karahisari, alim ve fazil bir zat olan itibarli Mevlana 
Alaeddin Misri'nin ogludur. Babasi bazi kaynaklara gore Misir'da 



y 4 

Abdiirrahiiu Karahisari'nin Hayati, Eserleri ve Vahdetaame Mesnevisiiiiii Tenkitli Metiii' 
isimli doktora tezi 

19 



tahsil yaptigi, bazi kaynaklara gore ise, 13. asir baslannda Misir'dan 
Anadolu'ya g09 eden bir Turk ailesine mensup oldugu i9in Misri 
lakabiyla anilmaktadir. Abdurrahiin de bu sebeble onemli sahsiyetlerden, 
aliin ve ediplerden bahseden eserlerde Misrrlioglu Abdurrahiin Celebi, 
Misri oglu, Misirlizade diye isiinlendirilmistir. Bunlarin disrnda 
Afyonkarahisarli olusu sebebiyle bazi eserlerde Abdurrahiin Karahisari 
diye anilirken, Evliya Celebi ondan 'Abdurrahiin Sultan' diye soz eder. 



Karahisari'nin, Mustafa Celebi Muslihuddin adinda bir agabeyi 
ve Haci Bula adinda bir kiz kardesi vardir. Dogum ve olum tarihleri kesin 
olarak bilirunese de 15. asnn ilk yansinda dogdugu ve vakliyesini 
yazdirdigi 1483 tarihi ile Muglah §ahidi'nin Afyon'u ziyaret ettigi 1494 
tarihi arasinda vefat ettigi tahinin edilmektedir. Qunkii §ahidi Giilsen-i 
Esrar adh eserinde Abdurrahiin Karahisari 'den bahsedildigini ve onun 
ashabindan biriyle gorustugunii belirtmis fakat kendisiyle gorustugunii 
kaydetmemistir. Ilk medrese tahsilini Afyon'da babasindan ve devrin ilim 
ve kiiltiir merkezlerinden biri olan Afyon'un aliin ve fazil insanlanndan 
gonniis olan Karahisari'nin dogumundan Aksemseddin ile tanismasrna 
kadar ge9en hayati hakkinda eliinizde kesin bir bilgi yoktur. Onun 
Aksemseddin'in yanina hangi yilda gittigi de tarn olarak bilininiyor, fakat 
bunun 1436 tarihinden once oldugunu Lamii Qelebi'nin Nefahatii'l tins 
adh eserinden ogreniyoruz. Abdurrahiin, Aksemseddin'e halifelik 
verildikten sonra ona ilk baglananlardandir. 1436 yihnda Aksemseddin ile 
birlikte Beypazanna gider. Burada sarraf Huseyinoglu Tennurcu Ibrahim, 
Iskilipli Attaroglu Muslihuddin ve Hamzatu's-§ami ile tanisip, arkadas 
olur. 



20 



Bu tarihten sonra Karahisari uzun yillar Aksemseddin'in yaninda 
kalir. 1443 tarihinde seyhi ile birlikte Edirne'dedir. II. Murad devri 
sadrazamlanndan Halil Pasa'nrn oglu Siileyman Qelebi'nin hastaligi 
miinasebetiyle ge9en bir hadise bize bu konuda bilgi vennekte ve 
Karahisari'nin hayatina lsik tutmaktadir. Lamii Nefahatii'l tins adli 
eserinde bunu bize soyle anlatir. 

"Misirlioglu §eyh Abdurrahim Hazretlerinden soyle isitdiim. Dir 
ki:Halil Pasa'nrn oglu Siileyman Qelebi Edirne'de hasta olmus. Halil Pasa 
Sultan Murad bin Mehined Han'a vezir idi. Ve oglu Siileyman Qelebi 
kadiasker idi ve bir oglu Ibrahim Pasa Edirne Kadisi idi. Akseyh 
Hazretleri dahi Edirne'de bulundu. Halil Pasa merhum seyhi davet 
eyledi.Misrrlioglu eydiir: §eyh Hazretleri beni bile alup vardi. Qiin iceri 
giriip gordi ki, Siileyman Qelebi'niin etrafinda padisahun tabibleri ilaca 
miibaseretle havanlar doviiliir. §eyh Hazretleri tabiblerden sordu ki, nice 
maraza ilac idersiiz. Eyitdiler: Bunun marazi ol degiildiir, biz hilafin 
teshis etdiik. Imdi ilacini siz buyurunuz deyu inciniip gitdiler. Misirlioglu 
eydiir: §eyhun bu ciiretinden miitehayyir oldum. Zira ne marizun yanina 
vardi ne ahvalin teftis eyledii. Pes §eyh Hazretleri heman devat ve kalem 
getirdiip falan falan edviyeyi getirsunler diye buyurdu. Getiirdiiler, ilac 
eyledii. Heman saat eser-i sihhat zahir oldu. Tasra 9ikicak bana 
eyitdi:Tinmaya idiim bu kisiyi helak etdiler idi.§eyhun tababet-i suri ve 
manevisinde M9 soz yokdur hatta dirler ki yiiriidiikleri yerlerde otlar ana 
soyleyip ben falan maraza devaynn derler idi. Lokman-i vakt idi 
hikmette. 

II. Mehmed Han ordusuyla Konstantin sehrine yiiriirken Hak 
dostlanni da yaninda gonneyi arzu ettigi i9in, Istanbul'un fethine 



21 



Aksemseddin ve diger seyhler muridleriyle birlikte katildilar. Abdurrahim 
Karahisari de Aksemseddin ile birlikte Istanbul fethine katilir, daha sonra 
da Aksemseddin ile birlikte Istanbul'dan aynlir. Bu ayrihsi konusunda, 
soyle bir rivayet vardir. 

istanbul'un fethi sirasinda Fatih Sultan Mehined, Aksemseddin 'i 
ziyaret amaciyla cadirina gelir. Abdurrahim Karahisari, Aksemseddin'in 
istegi iizerine, seyhinin i9eride zikirle mesgul oldugunu soyleyerek Fatih'i 
iferi almaz. Bu duruma ofkelenen Fatih, "Fetihten sonra bu dervisi 
cezalandiralnn", der. Fetihten sonra Abdurrahim'i Aksemseddin 'e sikayet 
eder. Bunun iizerine Abdurrahim Aksemseddin'in himmetiyle 
Afyonkarahisar'a gonderilir. 

Fetihten kisa bir siire sonra Istanbul'dan aynlmis olmasi, aynca 
Miinyetii'l Ebrar ve Gunyetii'l Ahyar adli eserinin ilk telilinden U9 dort ay 
sonra Iznik'te yazdigi ikinci niishasrna fethe ait kitayi koymamasi 
Karahisari'nin Fatih'e kirgin oldugunu dusundiiriiyor. 

Onun Afyonkarahisar'a dondugunde, 45-50 yaslannda oldugu 
muhakkaktir. Aksemseddin'in yaninda ge9irdigi uzun yillardan sonra 
memleketinde yazmis oldugu Vahdetname adh eserinde rastladigimiz "Ey 
ogul", "Ey Piiser" hitaplan, onun artik olgun bir yasta oldugunu 
gosteriyor. 

Kendisine verilen icazetle Bayramiyye tarikatinin halifesi olan 
Karahisari memleketine geldikten sonra agabeyi Muslihuddin'in de 
yardnmyla biiyiik bir vakif kurar. Bu arada daha sonra vezir olacak olan 
Kasun Pasa Abdurrahim'e intisab eder ve kervansaray, mescid, Alaca 
Hamarm yaptirarak vakfeder. Gelirini ve lniiteveliligini Abdurrahim 
Karahisari'ye verir. Daha sonra mescidini genisleterek cami haline getirir. 



22 



Karahisari muhtemelen once Sankiz Tepesi eteklerinde yer alan ve 
§ehrekustu olarak bilinen mahalle yerlesir. 1528'de on uc neferin 
bulundugu §ehrekustu Mahalle sinde deftere kayitli oknayan kirk nefer 
dervisin bulundugunu ve bunlann §eyh Abdurrahim'in dervisleri oldugu 
bilininektedir. Burada 90k sayida miilk evleri olan §eyh Abdurrahim, bu 
evlerin bir kismini bu dervislere vakfeder. Bu dervislere Kasun Pasa da 
ev vakfetmistir. Vakif kaydinda, "haneha der mahalle -i Abdurrahim, 
dervisler sakindir" ibaresi gecer ki, bu kayittan §ehrekustu Mahalle sinin 
1580'li yillarda bu isiinle anildigi dusuniilebilir. XVII. Asirdan itibaren 
bu isirn unutulur ve buraya "Sofilar Mahallesi" denilir. Bu isim, Kasun 
Pasa'nrn oglu Sofu ^elebi'den alinmistir. Celebi babasinrn vakiflanna 
mutevelli olmus ve bu vakiflanyla mahalleye muhrunii vurmustur. 

Karahisari'nin Afyonkarahisar'a 1453 'te gelisinden sonra seyhi 
Aksemseddin 'in vefati iizerine 1459 tarihinde Goynuk'e gittigini 9esitli 
kaynaklardan ogreniyoruz. Bu konuda Enisi Menakib-i Aksemseddin adh 
eserinde sunlan kaydediyor. "Aksemseddin'in vefatindan bir saat sonra 
halifesi §eyh Abdiirrahim geldi. §u kadar zaman tamam olmadin geliip 
yetismis olaydnn, ruh-i serifleri falan makama varmamis olaydi, 
yine dilek iderdiim donduriirdiim, el uhdetu ala'r-ravi." Bu konu 
Gelibolulu Mustafa Ali'nin eserinde soyle kaydedilmistir." §eyh 
Abdurrahim, bundan sonra Aksemseddin hulefasindan Misrizade 
deyu meshur olan azizdir. Afyonkarahisar'da dogup badehu 

azizin hizmetine geldigi ve envai mucahedattan sonra 
seccadeyi hilafete ge9tigi ve tasavvufta behremend olup Vahdetname 
nam bir kitap telif eyledigi izani ol eserden malumdur. Mezburen 
muntakildir ki Aksemseddin vefat ettiginde yabanda bulunup 



23 



cenazesine can atti ve geldiginden sonra aglayip nice giinler teessiif 
ettigi. .." 

Abdurrahim Karahisari Vahdetname adli eserinde de 
Aksemseddin'den seyhi olarak soz etmekte ve Goyniik'ten 
bahsetmektedir. 

Sihhat andan buldular Goyniikliiler 
§em'i andan yakdilar soynukliiler 
Vasfin u zatin cii nur itdi tamam 
Didiler Aksemseddin adin enam 

Abdurrahim Karahisari bu eserini yazdigi siralarda Gedik Ahmed 
Pasa Medresesinde de muderrislik yapmaktadir. Halkin halledemedigi 
meseleleri kendisine damstigi, itibar ve itimat edilen bir kisidir. 
Zamanimiza kadar ulasan bah9eleri sira ile sulama yontemi olan 
"dolama'yi onun bulmus oldugu anlatilrr. Karahisari'nin birka9 defa 
evlendigi ve Niyaz adinda bir kizinin oldugu, kizini yakin arkadasi ve 
muridi Kasnn Pasanin oglu Sofu Celebi ile evlendirdigi biliniyor. 

Karahisari'nin Afyonkarahisar'da bir 90k arkadasi ve dostu vardir. 
Bunlar, Kasnn Pasa, Vahdetname 'sini kendisine ithaf etmis oldugu §ehit 
Mahmut Pasa, hem muridi hem de olumunden sonra halifesi olan Ahmet 
Dede Bali, Imad bin Haci Muhiddin, Abapus Bali, Mimar Ayas, 
Demiryalayan, §ehrekiistu Yasin Dede ve Sofu Celebi'dir. Bunlardan 
baska, vakfiyesinde sahit olarak isimleri ge9en Afyon'un taninmis ve 
alim kisilerinden olan Mevlana §eyh Nureddin bin §eyh, Hamza Fakih 
bin Hasan Fakih, Mevlana Yakup bin Yusuf, Mevlana Idris bin Ismail 
isminde dostlan da vardir. 



24 



Omriiniin son yillanni, Gedik Ahmed Pasa tarafindan Mimar Ayas 
Aga'ya yaptinlan Tas Medresede miiderrislik yaparak gecirmis olan 
Karahisari, kendi yaptirdigi saraclar i9indeki mescidi ve Kasim Pasa'nin 
yaptirdigi Misri Camii'nde Kur'an okunmasi i9in vakifta bulunur. 
Karahisari, 1483 tarihli bu vakfiyesinde, mescidin imami i9in ayda 10 
dirhem, muezzini i9in 4 dirhem, sabah namazindan sonra alti hafizin birer 
ciiz okumalanna karsihk her birine 20'ser dirhem verilmesini sart 
kosmustur. Evliya Celebi'nin, Seyahatnamesi'nde Afyonkarahisar 
camilerini sayarken "...Abdurrahim Efendi Camii..." diye bahsettigi yapi 
eski Sara9lar Carsisi diye anilan yerde idi. Cami 1635 yilrnda 1200 ak9e 
ile tamir ettirilmistir. Afyonkarahisar'da 1794'teki biiyiik zelzelede, 
Imaret Camii ile Abdurrahim Camii onemli o^iide harap olmustur. 
Karahisari aynca 159 adet kitabiru iliin ehli kisilerin istifadesi i9in 
vakfetmistir. 

Kasim Pasa tarafindan yaptinlan Misri Camii bitisigindeki hangi 
tarihte yaptinldigi bilinmeyen tiirbesinde medfundur. Kasnn Pasa Camii 
ve Misri Turbesinin 9evresi onceden mezarhk idi. Tiirbe altinda da 
buyiiklii kii9uklu bes on mezar vardi. list kisnnda olan sandukalardan 
biiyiik olani Abdiirrahim Misri'ye, ku9iik olani damadi ve haleli Kasim 
Pasa oglu Kemaleddin (Sofu) Qelebi'ye aittir. Cami haziresinde ise 
Kasim Pasa'nin mezari bulunmaktadrr. Tiirbeye hem cami i9erisinden 
hem de yan harimden ge9ihnektedir. Oliimiinden sonra turn vakliyesine 
kizi Niyaz mutevelli ohnustur. 

Abdiirrahim'in en onemli eseri, 1460'ta kaleme alinan 
'Vahdetname' dir. Asik Pasa'nin 'Garipname' si tarzinda ahlaki ve 
tasawuli mahiyette yazilan bu mesnevi 3030 beyitten ibaret olup bir 
niishasi Afyonkarahisar Gedik Ahmet Pasa Kutuphanesinde, bir 



25 



niishasi da Istanbul Universitesi Kiitiiphanesindedir. Kimi niishalarm da 
kisilerde oldugu samlmaktadir. 

Abdurrahim Karahisari'nin Vahdetname'den baska bilinen baslica 
eserleri, 'Miinyetii'l Ebrar ve Gunyetu'l Ahyar' ile 'Terciime-i Kaside-i 
Biirde'dir. Eserlerin tamami Tiirk9e'dir. 'Miinyetii'l Ebrar ve Giinyetii'l 
Ahyar' in yazma bir niishasi Istanbul'da Molla Murat Kiitiiphanesinde, bir 
niishasi da Ali Emiri Kiitiiphanesinde kayithdir. Aynca bir niisha da 
Afyonkarahisar Gedik Ahmet Pasa Kiitiiphanesinde bulunmaktadir. Misri 
Sultan'rn oteki eseri 'Kaside-i Biirde' nin bir niishasi Istanbul Universitesi 
Edebiyat Fakiiltesi Kiitiiphanesinde, bir niishasi da merhum Edip Ali Baki 
Hoca'nin ozel Kiitiiphanesindedir. 

Son olarak, Abdiirrahim Karahisari hakkrnda Edip Ali Baki ve 
Ismail Hikmet Ertaylan'in kitaplan ile Hursit Akbas, §aban Sozbilici, 
Sadi Gedik, Kamil Santas, Saim Kistirak, Erol Topal ve Ayse Giilay 
Keskin'in yiiksek lisans ve doktora tezlerinin oldugunu ilave edelim. 

Abdurrahim Misri Sultan'in miiridlerinden olan Demiryalayan'in 
yogurt9uluk yapan bir kisi oldugu biliniyor. Rivayete gore Abdurrahim 
Misri Sultan bir gun Kasnn Pasa'ya, "Carsida Demiryalayan adinda bir 
yogurtcu var. Git pazarlik et, yogurt al. Sonra da bir bahane ile yogurdu 
kafasrna ge9ir. Bakalnn ne diyecek." der. Kasnn Pasa gider, yogurdun 
liyatini sorar, daha sonra, "Cok pahali, insafsiz adam", diyerek yogurdu 
kafasindan asagi ge9irir. Buna karsilik Demiryalayan siikunetle, 
"Afedersiniz efendim, hiddetlendirerek size zahmet verdim.", diyerek 
oziir diler. Hayati hakkrnda baska bilgiye rastlanmayan Demiryalayan'in 
mezari Karaman Mahallesindeki tiirbede bulunuyor. 



26 



16. asir 



1528-29 yillarinda yaklasik 300 Hristiyan, 200 Yahudi ve 8.000 
Musliimamn yasamakta oldugu Afyonkarahisar'da Haci Isa Mescidi'nin 
1575 yilindan onceki bir tarihte, Haci Isa tarafindan yaptmldigi anla- 
silmakla birlikte bulundugu mevki tespit edilememistir. Vakif 
kayitlannda Piri Veled-i Halici Hizir tarafindan vakfinin kurulmus 
oldugu goriilur. Bununla birlikte 1635'lerden sonra muhtemelen mescidin 
yikilmis oldugu soylenebilir. 

Banisi ve insa tarihi bilinmemekle birlikte Hoskadem Mescidi ile 
ilgili kayitlarda aym isim altinda vakiflardan soz edilmesi onun 
1530'lardan once yapilmis oldugunu gosterir. Vakif kaydinin Haci 
Ddni§mend adiyla anilmasindan, aym kisi tarafindan yaptinldigi 
soylenebilir. 1575 yili kaydinda Haci Danismend Mescidi'nden 
bahsedilmemesi, bu tarihten once yikilnus oldugu ihtimalini 
kuvvetlendirmektedir. 

Piri Mescidi'nin 1530 yilindan once yaptinldigi anlasilmaktadrr. 
Yeri ve yaptiram bilinmemekle birlikte vakif kaydindan Piri lakapli birisi 
tarafindan yaptinldigi cikanlabilir. Mescidin aym adla anilan bir vakfi 
vardrr. Mescitten 1575 yili kaydinda bahis olunmadigina gore, 1530-1575 
tarihleri arasindaki bir zamanda yikilnus olmalidir. 

Mollazade Mescidi'nin 1575 yilindan onceki bir tarihte Mollazade 
ailesinden biri tarafindan yaptinldigi anlasilmakla birlikte bu zatin 
kimligi ve Mescidin mahalli tespit edilememistir. Hayrr sahibi 

bazi kisiler tarafindan mescidin aydinlatma ve sair gorevli 



27 



masraflannin karsilanmasi i9in olusturulmus olan vakif Mollazdde 
Mescidi Evkdfi adi ile anilir. 

Aym adla anilan mahallede bulunan Cavusbas Camii, kare kesitli, 
bir ana kubbe ile son cemaat mahallindeki U9 ku?uk kubbe ile ortulii bir 
yapidir. Yapim kitabesinden 1575 yilinda Umur oglu Mustafa tarafindan 
yaptirikhgi anlasilmaktadrr. Yeniceri emeklilerinden olup, Afyon- 
karahisar'daki Kethiida yen 9avusu olan Mustafa Cavus, Olucak Cesmesi 
karsisrndaki eski kabristanda medfundur. Caminin bah9esinde aym 
mahalleden Tursan Haci Ali'nin mezan bulunmaktadir. Oglu Mehinet Bey 
de cami oniindeki ce§meyi yaptinnistir. 

1575 Tarihli Tahrir Defterinde verilen bilgilere gore, Mustafa Aga 
kendi yaptrrdigi mescitte Hazret-i Paygamber'in ruhu i9in giinliik 30 ciiz 
okuninasi sartryla bir vakif kunnustur. 1575'te Kamile Kadrn'in vakfi Hz. 
Peygamber'in ruhuna giinliik bir ciiz okunmak kaydiyla,1575'te Kara 
Qavus'un her giin on bes ciiz okunmak kaydiyla kurdugu vakfi, Haci 
Hiiseyin kizi Fatnna hannnrn 1807'deki vakfi, 1789 yilinda Alime 
Kadrn'in, vefatindan sonra kendisi de dahil oknak kaydiyla sevabi kocasi 
Haci Ali Aga'nin ruhuna hediye edilmek iizere Qavusbas Camii 
i9in kurmus oldugu bir para vakfi takip eder. Aym mahalleden 
Haci Hiiseyin ve hanimi Cemile ve kizi Ayse Kadrn Caminin 
kandillerinin yanmasi ve yaginin temini i9in bir vakif kurar. Aynca 
elde edilen gelirlerin Ziilali ve Bas9esme Camilerinin 10'ar adet 
kandiline sarf edilmesi sarti vardir. Diger taraftan kalan 150 
kurusun geliri ile Haci Hiiseyin ve Cemile Hannn adina birer 
kurban alinacak; aynca Cuma ve Pazartesi giinleri Yasin suresi okutularak 



28 



sevabi vakifiann ruhuna hediye edilecek; artan para Kur'an okuyucusuna 
verilecektir. 

Aym isimli mahallede 1530 senesinde ahsap olarak insa edilmis 
olan Kahil Mescidi'nin banisi, muhtemelen Veli oglu Haci Musa'dir. 
Mescidin ihtiya9larini karsilamak iizere, hayirsever kisiler tarafindan 
muhtelif para ve gayrimenkullerin vakfediknesiyle olduloja onemli sayida 
vakif tesis edilmistir. Bu vakiflar; 1575 Tarihli Tahrir Defterinde "Evkdf-i 
Mescid-i Mahalle-i KdhiV bashgi altinda kaydedilmistir. Yapinin Milli 
Mucadele doneminde Yunan askerleri tarafindan isgal edildigi goruliir. 
Mescit yikilinca kitabesi muhtemelen Kiip Cesme'ye monte edilir, Kiip 
Qe^me de yikilinca buradaki mescit kitabesi Yeni Qesme'ye aktanlir. 

Sinan Pasa Mahallesi'nde merhum Cemaleddin Efendi tarafindan 
yaptinlan ve kendi ismiyle anilan caminin insa tarihi muhtemelen XVI. 
yiizyilrn son ceyregindedir. 1 684 tarihli bir mahkeme kaydrnda, Otpazan 
Qarsisi'nda, bir kebap9i diikkaninin ayhk 15 akce kira gelirinin 
Cemaleddin Efendi Mescidi'nin aydinlatilmasina vakfedilmis oldugu 
goriihnektedir. 

Kullamlamaz hale gelen Haci Ismail Mescidi yerine Felezade 
Siileyman Cavus (61. 1590) tarafindan yaptinlan yeni mabede minber 
ilave edilerek camiye donusturulmustur. Halk arasinda daha 90k 
"Otpazan Camii" olarak adlandinlan, mahkeme kayitlannda ise caminin 
isminin nadiren de olsa Efelizade Camii ve Siileyman Cavus Camii 
seklinde zikredilen yapiyla ilgili olarak, Siileyman Qavus yaptrnms 
oldugu sibyan okulu ile cami giderlerinin karsilanmasi i9in, cami oniinden 
ge9en derenin iki tarafina otuz yedi adet dukkan, firm, mahzen 

yaptirrr; dereyi aga9larla koprii seklinde kapatarak sebze 9ar- 



29 



sisini meydana getirir. Bundan dolayi buraya Otpazan ve Kopriibasi 
isimleri verilir. Cami kare planli olup, dis duvarlan kesme tastandrr. U9 
sivri kemerli olan son cemaat yeri U9 ku?uk kubbe ile ortulmustur. Kesme 
tastan yapilmis olan minaresi dogu cephesindedir. Kaide kismi orijinal 
olmasina karsilik kaideden yukari kismi yenidir. Felezadenin tiirbesi 
caminin guneyindeki eskiden mezarlik olan yerdedir. 1930'lu yillarda 
buradan mezarlik kaldinlirken Felezade'nin mezanna dokunulmaz. Kabri 
bugiin caminin giineyinde doit direkli bir kubbe altinda bulunmaktadir. 

1702 yilrnda baknn ve tamire muhta9 olan caminin Mutevelli 
Abdiilkadir oglu Eyiib Celebi tarafindan tamir edildigi, tamir sirasinda 
cami ve mektepte gorevli olan imam ve hatibi §eyh Veli Efendi, sibyan 
muallimi §eyh Yusuf Efendi ve Recep Efendi, muezzini Haci Hiiseyin ve 
§abariin maas almayarak vakfa katkida bulunduklan goriilmektedir. Ekim 
1709 tarihli mahkeme kaydinda, caminin yeniden tamir edilmek istendigi 
anlasiliyor. Bu ikinci tamir girisimine mutevelli vekili Mendilcioglu 
Abmet'in engel oldugu nakil edilmektedir. 1674 tarihli bir mahkeme 
kaydrna gore; Otpazan Camii Vakfi'nin otuz dokuz kiside isletilmek iizere 
verilmis 322 kurusu alacagi bulunmaktadir. Vakiftan para alan kisilerden 
bazilan sehirli, bazilan koyludur. Vakif paralanndan gayri Muslimlerin 
de faydalandigi goriihnektedir. Afyonkarahisar'daki Kefere 
Mahallesi'nden bir Erineni vakiftan yirini kurus ahmstir. Vakiftan para 
alanlar ev, baluje, sim kusak, dukkan, ve 9esitli kitaplan ipotek olarak 
rehin brrakmislardir. Nitekim bir kisiden yirini bes kurus alacagi tahsil 
olunamayinca, Otpazan Camii borcuna karsilik rehin olarak 
gosterilen kitabi alrnir. 



30 



Haci Abdi Mescidi gunumiize kadar ulasamayan mescitlerdendir. 
Imaret Mahallesi'nde bulunan mescidin ne zaman yaptinldigi belli 
degildir. 1635 tarihli mahkeme kaydinda "Haci Abdi Qelebi Mescidi Vak- 
fi" ibaresi ile vakfi zikredilinistir. 1575 yili vakif kayitlannda "Haci 
Abdu'l-Mescidi Vakfi", adiyla vakfin gelir ve giderleri kayit oluninustur. 
Muhtemelen mescit, 1530 ile 1575 yili arasindaki bir tarihte Haci Abdi 
tarafindan yaptirilinistir. Zira 1530 yili muhasebe kayitlannda gecen 
sehirdeki cami ve mescitlerin arasinda adi zikredilmemektedir. Daha 
sonraki yillarda mescidin aydinlatilmasi ile su yolunun tamiri i9in ek 
vakiflar kuruldugu anlasilmaktadrr. 



Yusuf Ilgar 'Mezarliklar ve Turbeler' adli calismasrnda Devrani 
Sultan hakkinda su notlan diiser. §ehir merkezinde goriilen bir baska 
mustakil mezar, Devrani Sultan'a aittir. Kurtulus Caddesi kenanna 
sonradan alinan turbe, onceden caddenin orta kisminda bulunuyonnus. 
Tiirbenin ilk halinde, eski kalintilardan direk ve direk basliklan ile 
Devrani Sultan merkadi onunde yiiz elli okkalik yuvarlak bir tas varans. 
Bu tasa istikbal tasi deninnis. Devrani Sultan'in Sultan Divani'nin 
arkadaslanndan oldugu, XVI. yiizyil ortalannda yasadigi samlmaktadir. 
Evliya Qelebi, XVII. Yiizyilda Afyonkarahisar'daki ziyaretgahlan 
belirtirken Devrani'nin Mevlana neslinden oldugunu nakletmektedir. 

Bahsi Bey, Yavuz Sultan Selim zamamnda yasaims orduya 
mensup saz sairlerindendi. Afyonkarahisar'da Evliya Qelebi 

tarafindan turbesi ziyaret edilmistir. Evliya Qelebi, sehrin haricinde 
Kiitahya yolu iizerinde Yah§i Baba ve Bahsi Baba'nin iki birader 



31 



oldugunu, ikisinin birden ruhlarini tesliin ettiklerini, bu yerde 
defnedildilderini yazar. Bahsi, Afyonkarahisar'da Ayak Tekke Camii 
bitisigindeki tikbede medfundur. Sultan Divani'nin biri Mevlevi digeri 
Bektasi olan yarenlerinden Bahsi, Yavuz Sultan Selim'in Misir Seferini 
anlatan bir destan yazmistir ki, olumii bu tarihten sonradir. 



17. asir 



Yiizyilin bugiin 90gu ayakta olmayan mabedlerine soyle bir 
baktignnrzda goriiruz ki, 1647 yilina ait bir mahkeme kaydinda Rahini 
Efendi Mescidi'nin isminin zikrediknesi mescidin bu tarihten once 
yapildigini ve hatta camiye donu^turuldugiinu gosterir 

Imaret Mahallesi'ndeki Yeni Mescid'in ne zaman ve kim tarafindan 
yaptinldigi tespit edilemeini^tir. Mescidin Mart 1682 tarihinden once 
yapildigi anlasiknaktadir. Belirtilen tarihte Haci Ebu Bekir adli kisi 
mescidin aydinlatiknasi i9in bes kurus para vakfetmistir. Mescide, Ocak 
1699 tarihinde giinluk bir ak9e ucretle kayyum ve damci tayin edilmistir. 
Dolayisiyla soz konusu tarihte mescit hizinet vermektedir. 

Damci Efendi Mescidi, varhgini eski kayitlardan ogrenebildiginiiz, 
gunumuze ulasamayan mabetlerdendir. 

Guniimuzde mevcut olmayan Demiroglu Mescidi Sofular 
Mahallesi'nde bulunmaktaydi. Mescide ait para vakiflarrni k;eren 
kayitlardan hareketle, mescidin 1647 tarihinde faal oldugunu 
soyleyebiliriz. Nitekim belirtilen tarihte mescit vakfrnin alacaklanni 
i9eren mahkeme kaydi bulunmaktadrr. 



32 



Imaret Mahallesi'nde bulunan Hasan Dede Mescidi'nin ne zaman 
ve kirn tarafindan yaptirildigi tespit edilememistir. Bununla birlikte 1692 
tarihli kayitlarda mescidin isminin yer aknasindan hareketle, mescidin soz 
konusu tarihten once Hasan Dede tarafindan yaptirildigi soylenebilir. 
Mescide imam olan Hasan Dede oglu Mehmet Halife vefat edince yerine 
oglu Hasan vekil olarak tayin olmus, ancak Hasan'in yasinin kii?uk 
olmasrndan dolayi yerine onun da vekili olarak Nisan 1692 tarihinde, 
giinliik bir ak9e iicretle, Haci §eyhi oglu Ahmet Halife tayin olmustur. 
Mescidin daha sonraki yillarda camiye 9evrildigi anlasilmaktadir. Zira 
Mart 1776 tarihinde imamina giinliik bir akce iicretle hitabet berati 
verilmistir. 

Haci Evtal Mahallesi'nde bulunan ahsap ve minaresiz mescit, Haci 
Evtal tarafindan Mayis 1658 tarihinden onceki bir tarihte yaptinlmistir. 
Kitabesinden anlasildigina gore, harap olan Haci Evtal Mescidi 1853 
yilrnda Sa'izade Haci Ibrahim Aga tarafindan tamir ettirilmistir. Cami, 
Cumhuriyet devrinde 1960, 1965 ve 1975 yillannda da onanmdan 
gecmistir. Yeni Cami ile kale arasindaki Kabakh sokaginda olan mescidin 
yakinrnda Kabakh Dede ismiyle anilan bir mezar bulunmaktadir. Ancak 
hakkrnda bilgi bulunamamistrr. 

Haci Evtal Mahallesi Mescidi Vakfi'nin miitevellisi ve mescidin 
imami olan Haci Piri oglu Maden Halife, Nisan 1676 tarihinde 
mahkemeye basvurarak, vefat eden eski imam ve miitevelli Kanber 
Hocanin oglundan vakfa ait olan ve satilan Ilipinar yanindaki U9 doniim 
tarlanin bedeli olan U9 bin ak9e paranrn tahsilini talep etmistir. 
1688-89 yilinda Haci Piri oglu Haci Maden mahkeme araciligiyla 
imami oldugu Haci Evtal Mescidi Vakfi'na ait olmak 



33 



iizere on 119 bu9uk kurus borcuna karsihk, Arap Mahallesi'ndeki evini 
verdigi belirtilmistir. 

Mahkeme kayitlarindan tespit edilen bilgiler, cami ile ilgili para 
vakiflan bulundugunu gostennektedir. Nitekim 1846, 1848, ve 1890 
tarihli caminin para vakfirun uzun sure faal durumda oldugunu 
gostennektedir. Cami ve cesme vakfinin islerinin takibi konusunda 
sonraki donemlerde sikinti yasandigmi gonnekteyiz. 

Karamanli Mahallesi'nde yapilmis olan Ramazan Celebi 
Mescidi'nin insa tarihi tespit edilememekle beraber 1634 yilrna ait bir 
mahkeme kaydinda isminin gecmesi soz konusu tarihten once 
muhtemelen Ramazan Celebi tarafindan yaptinlmis oldugunu 
gostennektedir. 

Karahisar-i Sahib'de Pabu99ular Carsisi'nda olan ve banisinin 
ismiyle anilan cami, merhum Baba Yusuf tarafindan yaptinlmistir. 
Temmuz 1637 tarihli mahkeme kaydinda yer alan vakif bilgilerinde ca- 
minin para vakfinin bulundugu ve muhtelif kisilere isletihnek iizere bor9 
para verildigi goriihnektedir. 

Doganci Mahallesi'nde, Ulu Cami'nin list kisminda yer alan Krrklar 
Makami Camii'nin ilk olarak ahsap ve 9atih bir mescit olarak insa 
edildigi belirtilmektedir. Mahkeme kayitlarrnda ge9en, Doganci Mahallesi 
Mescidi Vakfi'na Mart 1653 tarihinde miitevelli tayinine dair bilgiden 
hareketle, mescidin bu tarihten once yapildigi soylenebilir. 

Tas kemer uzerindeki kilit tasrnda 1907 tarihi yazih olan mescidin 
bu tarihte tamir edihnis olmasi muhtemeldir. Toprak dami 1957 yilinda 
9atiya 9evrihnis, bu arada minaresi yapilmistir. Mescit 1988 yilinda 
yikilarak simdiki mimari ozellikte, kubbeli olarak yeniden halk 



34 



tarafindan yaptinlmistir. Mahalle muhtan merhum Mustafa Ediz'in 
(1935-1998) caminin yapmiinda gayreti ve manevi destegi olmustur. 

Mescit i9erisinde Horasan erenlerinden oldugu soylenilen bir sahsa 
ait tiirbe vardir. XVII. Yiizyilda sehre gelen Evliya Celebi 
Seyahatnamesinde Kaledeki Keykubad Camii'ni anlatirken "Caminin sag 
tarafinda Kirklar Makami ziyaretgdhdir" seklinde bilgi vermektedir. 
Giiniimuzde aym isimle anilan mescidin banisi §eyh Hasan Efendi'nin 
cami i9inde medfun oldugu bildiriknektedir. 

Ali oglu Seyyid Haci Mehmet Aganin vefatindan sonra, vasiyeti 
uzerine bagi satilarak, degeri olan 3500 kurus ile bir yaghanesi 30 Ocak 
1854 tarihinde vakfedilmistir. Belirtilen paradan 200 kurusun geliri, 
Kirklar Makami Mescidi'nin yag ve mumuna tahsis ediknistir. 

Molla Bahsi Mahallesi'nden Boga Ahinetzade Haci Ahmet Efendi, 
24 Ocak 1912 tarihinde Kopriibasi mevkiinde Kilise Vakfi dukkani ile 
komsu olan Iki kepenkli bir adet dukkan, yine Kopriibasi mevkiinde bir 
adet dukkan ile Tuz Pazanndaki Iki kepenkli bir adet dukkan vakfederek, 
bu yerlerin gelirini Arasta Mescidi, Kurra Camii, Kirklar Makami 
Mescidi, Sulumenli Koyii'ndeki ve Bolvadin yolundaki U9 adet kuyu i9in 
tasarruf edilmesini istemis, nereye ne kadar harcamlacagi da tescil 
ettirdigi vakliyesinde ayrintilanyla belirtmistir. Gayri menkullerin 
vakfedildigi yerlerden birisi Kirklar Makami Mescidi'dir. Ahmet Aga 
vakliyesinde Kirklar Makami Mescidi'nin aydinlatilmasina yilhk 50 kurus 
verilmesini sart kosmustur. 

Aym adla anilan mahallede bulunan Kara Katip Mescidi' nin ne 
zaman yapildigi belli degildir. Ancak, sicil kayitlanndan 1602 yilrndan 
once yapilmis oldugu anlasilir. Kitabesinde, 1786 yihnda 



35 



tamir edildigi, bu arada cami online ce^menin yapikhgi yazilidir. Cami, 
1967-68 yillannda tekrar tamir gonnus ve diiz toprak dairn kinna catiya 
9evrilmis, tahta minaresi yerine tartan minare yapilmistrr. 

Kadinlar Pazan yakinmda onceden Gon Pazan kurulunnus. Bu 
alana XVII. asirda, Eski Kadilardan Nakipzade Abdullah Efendi Ibn-i 
Hamza tarafrndan ahsap iki katli, alti dukkan, iist kati mescit ve mektep 
olarak Kadi Abdullah (Gerdan Sunduren) Mescidi yaptinlir. Iki 
vakfiyesinden ilki 1666, ikincisi 1673 tarihlidir. Afyonkarahisar'da 1894 
yilindan once cikan biiyiik yanginda tamamen yarunis olan caminin 
arsasina meyhaneci dukkanlan yapilmis, daha sonra bu dukkanlar da 
yanmis; buraya sirasiyla Yukan Park Kahvesi, ve ardindan Tanm II Mii- 
durlugu binasi yapilmistrr. 

Bedrik Mahallesi'nde, ibik Cesmesi yakinlarrnda, 1634 yilindan 
once yapilmis olan Ibik Mescidi'nin 1634 yilrndaki mutevellisi Abdiin- 
nebi bin Satilmis'tir. Muhtemelen, bu mescit yrkildiktan sonra yerine Ak 
Osmanoglu Mescidi yapilir. Halen bu mescit mevcut olup yapnn tarihi 
belli degildir. 

Umur Bey Mahallesi, Ke9eciler Carsisi yaninda bulunan Kurra 
Camii, 1637 yilindan once yapilmistrr. Kuzey-giiney yoniinde dikdortgen 
planli, tic sira dokuz ahsap siitunlu ve ahsap tavanli olan camiye 1674 
yilrnda hayir sahipleri para vakfinda bulunmuslardir. 

Caminin, XIX. yiizyilin ilk ceyreginde geliri olmadigindan 
baknnsiz ve harap oldugu goriilur. Ayni zamanda baknn ve tamirinin 
mumkun olmadigi, imam, hatip, kayyum ve kandil masraflannin 
karsilanamadigi anlasilmaktadir. Bu sebeple, 1828'de 119 hayir sahibi 
9esitli dukkanlanni vakfederek, bunlann geliri ile caminin baknn ve 



36 



tamirinin yapilmasini, kandil, hademe vs. giderlerinin karsilanmasim 
saglamislardir. 

1952 yilinda caminin diiz toprak dami 9atiya 9evrilmis, 1965-1970 
yillannda yapilan tamirde ise, minare petegi serefe tabanma kadar 
yeniden yapilmistir. 

Giinumiizdeki idari yapilanmaya gore Haci Evtal Mahallesi'nde 
bulunan Adeyze Camii, vakif kayitlannda Mollabahsi Mahallesi'nde diye 
zikredilmektedir. 1649 tarihli mahkeme kaydinda mescit olarak 
Mollabahsi adh hayirseverin yaptrrdigi belirtilen mabedin daha sonraki 
yillarda yikilarak yenilendigi anlasihnaktadir. XX. Yiizyil baslannda 
yanan camide zamanla onemli tadilat ve ilaveler yapilir. Buna gore, once 
kadinlar boliimii, 1955 yilinda tavani ve 1989 yilinda da taban tahtalan 
yenilenmis, aynca demir kapisi yapilmistir. Adeyze camii i9in yapilan bes 
vakif tespit edilmistir. Bunlardan doit tanesi para vakfi, bir tanesi miilk 
vakfidir. Vakfedenlerin 11911 erkek, ikisi bayandir. 

Orenbagi-Goloje Mahallesi'nde bulunan Beknescit (G6k9e Camii), 
hayir sahipleri tarafrndan yaptirilmistir. §eriye Sicil kayitlanndan, 1674 
yilrndan once yapildigi anlasihnaktadir. Minare kaidesindeki kitabeden 
anlasildigrna gore mescit, minaresi halk tarafrndan 1903 yilinda 
yaptinlarak camiye 9evrilmistir. Cesitli tarihlerde bazi kisilerden vakfin 
alacaklan bulunmaktadir. 

Sofular Mahallesi'nde Kasun Pasa Camii civannda bulunan Ahmet 
Aga Mescidi'nin ne zaman yapildigi kesin olarak tespit edilememistir. 
Mescidi insa ettiren Karahisar-i Sahib Mutesellimi Ahmet Aga 1672 
tarihinde bir degirmen vakfederek, gelirinin mescit imarmna ve 
aydinlatilmasina sarf edihnesini sart kosar. Dort direkli diye de anilan 
Ahmet Aga Mescidi'nin, cemaatinin 90galmasi ile halk mescide 



37 



bir minber yaptirarak, camiye 9evrihnesi talebinde bulunmustur. 
Temmuz 1770 tarihinde mescit camiye 9evrilerek, gunluk bir akce iicretle 
hatibi tayin olur. Guniimuzde Kasun Pasa nam-i diger Misri Camii 
civannda bu adla anilan bir mescit mevcut degildir. Ancak soz konusu 
muhitte, yapildigi zaman ve yaptiram heniiz tespit edilemeyen 
Karamanoglu (Kayadibi) Mescidi bulunmaktadir. Ahmet Aga Mescidi'nin 
bu mescitle bir ilgisinin olup olmadigi belli degildir. 

Kesikbas Sultan'in, XV. yiizyilda yasamis olan Abdurrahim 
Karahisari'nin 9agdasi olduguna iliskin goriisler, Kesikbas Camii ve 
tekkenin XV. asirda yapilmis olabilecegi likrini vennekte ise de, XVI. 
yiizyil tahrirlerinde, Kesikbas ismine rastlanmaz. Ozellikle Kesikbas 
lakapli kisinin isminin bilinmemesi, cami, tekke veya zaviye hakkinda 
bilgi ediniknesini, biiyiik okyiide gU9lestinnektedir. Afyonkarahisar'da 
eski Hasir Pazan denen yerde, Bey Qe^mesVnin yarunda onceden var olan 
Kesikbas Camii'nin ne zaman ve kim tarafindan yaptinldigi tespit 
edilememistir. Ancak Omer Fevzi Atabek 10 , mescidin Kole Haci Mehmet 
tarafindan yaptinldigini nakletmektedir. 1872 yilrnda, fakir 

yolculann kaldigi Kesikbas Tekkesi ile mescit harap halde 

bulunmaktadir. Bundan dolayi belirtilen yilda, tekke postnisini Ismail 
Hakki onderligi ile ve halkin yardimiyla fakir yolculann kaknasi i9in, alt 
katta U9 oda (iki adet seyh odasi, bir semahane) ile list katta mescit 
yeniden yapikmstir. Aynca turbenin yag ve mum vs. giderini karsilamak 
i9in, Kesikbas'in vakif arsasi iizerine bir adet magaza, bir berber 
dukkam, U9 adet bakkal dukkanimn yapilmasi bitmek iizereyken, 
Haci Mehmet Aga da insaatin bitmesi i9in bir miktar 



Afyonkarahisar Vakif Eserleri 

38 



maddi yardimda bulunmustur. Magaza ve dukkanlarin gelirlerini mescitte 
gorevli imam, muezzin ve hafizina vakfederek vakfiyesini duzenlemistir. 
Ancak, magaza ve dukkanlar 1882 yilinda kazaen yanmistrr. Daha sonra 
Kesikbas Dergahi tiirbedari ve postnisini olan Ismail Hakki Efendi 1889 
yilinda dergah arsasina yeniden dort adet diikkan yaptinnistir. Bunlarin 
gelirinin dergah ihtiya9lanna, imam ve muezzin ucretlerine odenmek 
iizere 1890 yilinda vakliyesi duzenlenmistir. PTT caddesi yakininda 
bulunan cami Yunan isgalinde (1922) yanmis, arsasi daha sonra yola 
katilmistrr. 

Kesikbas Sultan'in tekkesi ve tiirbesi Kadinana Mezarligi'nin kuzey 
kismrnda idi. Attar Haci Mehmet Aga Vakfi ile Postnisin Ismail Hakki 
Efendi Vakiflan Kesikbas Sultan Tekkesi vakiflanni olusturur. 
Onceden cami yaninda bulunan Ziilali Mektebi'nin Terzi Haci Abdi 
tarafindan 1666 yilinda yaptinlmis olmasi Ziilali Camii'nin de ayni kisi 
tarafindan 1 666 yillarrnda yapildigi likrini vennektedir. 

Afyonkarahisar'da Haci Abdi Mektebi'ne muallim tayini ile ilgili 
1860 tarihli bir kayitta, Haci Abdi Mektebi'nin yeri tarif edilirken Ziilali 
Camii'nin yaninda oldugu belirtilmektedir. Daha sonraki yillarda cami 
yanmis ve Ak Osmanoglu Haci Izzet Efendi tarafindan yeniden 
yaptinhnistir. Caminin 1883 tarihindeki bu yapihsina dair kitabesi 
kadinlar bolumiinun giris kapisi iizerinde bulunmaktadir. Cumhuriyet 
doneminde 1965 ve 1969 yillarrnda onarnndan gecmistir. Divani Mehmet 
Efendi tarafindan yaptinfmis olan mektep Ulu Cami yakininda 
bulunmaktaydi. Mektebin yapihs tarihi kesin sekilde belli olmamakla 
birlikte, 1650 yilindan once yaptinldigi anlasihnaktadir. Mektepte Divani 
Mehmet Efendi'nin 1650 yilinda muallimlik yaptigi ileri suriiliir. 
Mektebin Ulu Cami Medresesi bitisiginde bulundugu ve 



39 



son hocasinin Mehinet Emin Efendi oldugu belirtilir. Ulu Cami 
karsisrnda Mehinet Efendi Turbesi bulunmaktadir. Batisinda da medrese 
ve mektebe atfedilen binalar bulunmaktadir. Muhtemelen mektebi a9an ve 
muallimlik yapan Divani Mehmet Efendi mektebin yaninda yer alan 
Mehinet Efendi Turbesine gomulmustur. 



Niyazi Misri'nin 11 , 

"Biz bes er idik ciktik bir giinde yola girdik 

Kirk yilda ere irdik bu sohbete irince", 

diye soz ettigi Uinini Sinan'in" yetistirdigi bes erden biri olan Askeri'nin 
Divan'rndaki bir beyitten ogrenildigine gore adi Mehined, lakabi 
Giilaboglu'dur. §er'i mahkeme kayitlarrndan Kutahya'nin bugiin 
Altrnbas olarak bilinen Zeinhe koyiindeki medresede ilk tahsilini yaptigi, 
sonra da Kutahya'ya giderek tahsilini tamamladigi anlasihyor. Tasavvufa 
yonelerek Elmah'da bulunan Uinini Sinan'a intisap eder. §eriyye 
sicillerinden anlasildigma gore onun 1655 senesinde Afyon'a gelerek 
Hisarardi Medresesine 13 miiderris oldugu goruliir. §eyhinin yaninda 

ne kadar kaldigi, icazet aldiktan sonra 



Niyazi Misri (1618-1694) Halvetiyye'nin alt kollarmdan biri olan Misriyyeniii kurucusu. 
Malatya'da dogdn, siirgiindeki Liiiuii adasmda vefat etti. Icftihadlan olan tesirli bir 
nnitasavvif idi. Eserleri ve halifeleriyle etkisini yiizyillarca siirdiirdii. 

I: Ummi Sinan (7-1657) Antalya 'mil Elmali il9esinde faaliyetlerini siirdiinnii^ olan Yusuf 
Sinan Halvetiyyenin XVII. Yiizyildaki etkili bir nriinjididir. 

13 Hisarardi Medresesi. Afyon'nn Ohicak semtinde, Sel9iikhi Sultam Alaeddin Keyknbad 
tarafmdan 1218'de Afyon Kalesini tamir ettinnesi i9in konnitam Mimar Bedreddin 
Gevherta§'i gorevlendirir. Kalenin tamiri ile birlikte Gevhertas. §ehrin kenannda bir de 
medrese in§a ettirir. 1233'te tamamlanir ve 391115111a sultan ile birlikte Mevlana Celaleddin 
Rumi ba§ta olmak iizere devrin ileri gelen alim ve emirleri de katilir. Ilk dersi teberriiken 
Mevlana 'nm verdigi anlatilir. 

40 



Afyon'a gelinceye kadar nerelere gittigi, ve Afyon'a nereden ve hangi 
sebeple geldigi hakkinda yeterli bilgi yoktur. Onun, 

"Tasip derya gibi cosdu goniil bir dem karar etmez 
Akip sahralara diisdii goniil bir dem karar etmez 

Gezer §am u Buhara'yi matlubun arayi 
Bulam deyu dil-arayi goniil bir dem karar etmez" 
gibi misralannda uzak beldeleri dolasmis oldugu dusuniiliir. Afyon'a 
gidisinin bir davetle ger9eklestigi rivayet edilir. Delibasi ve Katircioglu 
ayaklanmalan dolayisiyla medreselerde hoca ve alim kalmamis 
oldugundan dolayi halk tarafindan yapilan davet iizerine 
Afyonkarahisar'a gelen Mehmed Efendi'ye medreseye gelir saglayan 
Siigliin Koyii civanndaki Eynegazi Ciftligi tahsis edilir. 

Kisa siirede sohretinin yayilmasiyla Hisarardi Medresesi talebe ile 
dolup tasar ve hatta talebelerin bir kismi sehirdeki hanlarda kalarak 
derslere devam eder. Bu sekilde kirk yila yakin bir sure hizmetten sonra 
1693 yilrnda vefat ederek medresenin hemen yanmdaki Cavuslar Sultan 
Mezarligina 14 defnedilir. 

Onun evlenip evlenmedigi, 90cuklannin olup olmadigi bilinmiyor. 
Alim ve sufi bir sair olan Askeri'nin kaleme almis oldugu Divan'inda 
tamamen tasavvufi konulan islemistir. Eserin niishalarrnin 9oklugu 
tanrnmis oldugunu gosterir. 

Son olarak seyh hakkinda Mehmet Sadettin Aygen'in 'Mutasavvif 
Giilaboglu Muhammed Askeri: Hayati ve §iirleri' ile 



14 Cavu§lar Sultan Mezarhgi Yiisiif Ilgar 'Afyonkarahisar'da Mezarliklar ve Tiirbeler' 
isimli cahsmasinda, "Ohicak Mezarhgi, Hiirriyet Ilkogretim Okuhmdan itibaren batiya 
dogra uzanarak dogiida Kiri§ Sokagi, giineyinde Kiiciik Ohicak Deresi ve Ohicak Tepesi'ne 
kadar biihin alam kaplamakta idi. Bu mezarhktan geriye sadece Giilaboglu Mehmed 
Askeri'ye ait bir mezar kalmi§tir", der. 

41 



Mehinet San'nin 'Askeri Muhammed Divani'nm Tenkitli Metni' 
isimleriyle yayinlanmis kitaplar oldugunu not edelim. 



i8.asir 



Zahit Yildmm'in 9alismasindan 15 , asnn basinda sehirdeki Hristiyan 
niifusun Miisluman niifusa gore oldukca az oldugunu ve ser'i 
mahkemenin Muslim-gayri Muslim ayinmi yapilmaksrzin karar verdigini 
goriiruz. Mustafa Karazeybek'in calismasindan 1 6 ogrendigimize gore ise, 
1794 Kasmunda meydana gelen depremden Afyonkarahisar biiyiik o^iide 
etkilenir. Gedik Ahmed Pasa Camisi, Abdurrahim Misri Camisi ve pek 
90k bina harap olur ve bu arada bir 90k insan olur. 

Vaktiyle Mufti Hani (Turun9zade Mustafa Hani) olarak bilinen 
Turun9 Hani i9erisinde bulunan ve XVIII. Yiizyil baslannda faal olan 
mescide de Muftii Hani Mescidi denilmekteydi. Mescidin ne zaman 
a9ildigi ve ne zaman yikildigi tarn olarak bilinmemekle beraber, 1737 
yilrna ait bir imam tayini kaydindan hareketle soz konusu tarihten oldukca 
once yapildigini soylemek mumkundur. Yine ayni kayittan elde edilen 
bilgilere gore, mescidin imamlanna sart kosuldugunu sandigimiz "Ishak 
Fakih" adinda bir vakif bulunmaktadrr. 



Karahisar-i Saliip Sancagmm Idari, Sosyal ve Ekonomik Yapisi (1720-1750), Doktora 
Tezi, Ankara, 2003 

Anadolu'mm Kilidi Aiyon, 'Osmanlilar Doneminde Aiyonkarahisar', T.C. Aiyon Valiligi 

42 



Haci Abdurrahman Mahallesi'ndeki Ayni Oglu Mescidi'nin ne zaman 
yapildigi tespit edilememistir. 1797 yilinda insa edilmis oldugu ileri 
suriilen mescidin Ayni oglu diye anilan bir hayirsever tarafindan 
yaptinldigi kabul edilir. Cumhuriyetin ilk yillannda (1940'h yillara kadar) 
askeri hapishane olarak kullanilan mescidin toprak dami 1953 yilinda 
9atiya cevrilmis, 1968 yilinda da minare kulahi yenilenmistir. Caminin 
1970-2000 yillan arasinda da muhtelif tamirleri yapilmistir. 

Haci Abdurrahman Mahallesi'nden Berber Zebil oglu Mustafa oglu 
Ali tarafindan, 1913 tarihinde kurulmus bir emlak vakfidir. Berber Zebil 
oglu Ali, Abacizade Hasan oglu Ahmet'i mutevelli tayin ederek, Ke9eciler 
Carsisindaki diikkanini vakfederek, gelirinden once dukkamn tamir ve 
bakimimn yapilmasini, vergisinin verihnesini istemis, artan para ile Ayni 
oglu Camininin bakim ve tamiratimn yapilmasi ve diger ihtiya9lannin 
giderihnesi i9in caminin para vakfi but9esine katilmasini sart kosmustur. 
Vakif, vakfi vefatina kadar kendisinin idare edecegini, vefatindan sonra 
ise camide mutevelli olan kisinin kendi kurdugu vakfin da tevliyetini 
yurutmesini istemistir. Haci Abdurrahman Mahallesi'nden Hafiz oglu esi 
§erife Hannn tarafindan, 1917'de kuruhnus emlak vakfi ile §erife 
Hannn, ayni mahalledeki 1350 kurus kiymetindeki evini, vakfetmistir. 
Evin kira geliri ile oncelikle evin vergisi verilerek, evin tamir ve 
bakimimn yapilmasindan sonra artan paradan 50 kurus, her sene 
Cevizalti Qesmesi'nin tamir ve bakimina sarf edilecek, bundan sonra 
artan para Aynioglu Camii Vakfi'na verilecektir. 

Haci Baki ogullanndan Abdi Qavus tarafindan 1711 yilinda 
yaptinlan Yeni Cami'nin biiyiil^e bir ana kubbesi ve U9 kubbeli son 



43 



cemaat yeri olup duvarlari kesme tas, minaresi tugladir. Kubbeleri kursun 
kaplidir. Haci Pasazade Siileyman serif tarafindan 1808 yilinda tamir 
ettirilen Caminin yaninda mektep, medrese, kutiiphane odasi, 
muvakkithane ve sadrrvan buluninaktaydi. Kiilliye i9erisinde aynca 9ifte 
hamam ve han mevcuttu. Haci Abdi Aga, mektep ve medrese binalan 
zamanla yikilmis olan yapilar topluluguna ait tarihsiz vakfiyesinde, 
9esitli diikkan ve akarrni camiye vakfettigini belirtmistir. Abdi Aga, 
vakfin gelirinden, caminin baknn ve tamirinin yapiknasrni isterken, vaiz, 
imam ve vakif mutevellisinin maaslarinin odenmesini sart kosmustur. 
Bununla birlikte diger gorevlilerin iicretleri de takdir edilmistir. Oglu 
Haci Abdiilbaki Aga da tarihsiz vakfiyesinde, vakfettigi yerlerin 
gelirinden babasinin yaptinms oldugu caminin baknn ve tamirinin 
yapilmasini, cami gorevlisi imam ve miiezzininin gorevlendirilmesini ve 
sartlarrni belirtirken, camide ders okutacak miiderrise giinliik on ak9e 
verilmesini sart kosar. Abdiilbaki'nin torunlarrndan Osman Aga da, 1838 
tarihli vakfiyesinde, Yeni Cami'de dini bir ders okutan miiderrise yillik 
elli kurus veriknesini ister. 

Haci Nasuh Mahallesi'nde bulunan Haci Nasuh Mescidi'nin ilk 
olarak ne zaman ve kim tarafindan yaptinldigi tespit edilememistir. 
Mescidin isminden dolayi aym adla anilan kisi tarafindan yaptinlmis 
oldugu ileri siiruliir. Sicil kayitlarrnda mescidin, Viranbagi Mahallesi ve 
Imaret Mahallesi Araligi'nda oldugu belirtihnektedir. 1799-1800 yilinda 
Imaret Mahallesi'ne bagli Haci Nasuh Arahgi diye anilan mahallenin 
yaklasik yiiz metre yukansinda Behnescit bulunmaktadir. 

1777 tarihinde camiye 9evrihnis olan mescidin yapilisinin bu 
tarihten 90k onceye vardigi soylenebilir. Mescit yakininda Cuma 



44 



kilmak iijin cami ohnamasindan dolayi mahalleden Seyyid Mahmut 
Celebi izinle mescide bir minber yaptrrmis, camiye hatip olarak Haci 
Halil Halife beratla 21 Temmuz 1777 tarihinde tayin olmustur. 

Haci Nasuh Mahallesi'nden vefat eden Ders-i amdan Hamza 
Beyzade Haci Ahmet Aga oglu Haci Ebu Bekir Efendi'nin 20 Ocak 1870 
tarihli terekesinde belirtildigine gore, Haci Ebu Bekir Efendi, malinin 
1/3'unden 500 kurusu, Haci Nasuh Camii'nin tamir ve bakuni icin sarf 
edilmek iizere vakfeder. Camide, cami dernegi tarafindan 1971, 1977 ve 
1988 yillannda bazi tamiratlar yaptirilmistrr. 

Haci Yahya Mahallesi'nde bulunan mescit halen ayni adla 
anilmakta olup muhtelif vakif kayitlarrnda Haci Yahya Mescidi/Cami ile 
Haci Yahya Mahallesi'ndeki Haci Feyzullah Camii diye anilmaktadir. 
Mescidin isminden hareketle yaptirarunin Haci Yahya olmasi 
muhtemeldir. Cami icerisinde Haci Yahya ve Haci Feyzullah'a atfedilen 
iki kabir bulunmaktadir. Bunlardan, Haci Yahya Efendi'nin XVI. yiizyilda 
yasayan Sultan Divani'nin muridi oldugu kabul edilir. Haci Yahya 
Mahallesi Mescidi'nin cemaatinin 90galmasiyla, Haci Feyzullah, minber 
yaptirarak camiye cevrilmesi i9in izin talebinde bulunur. Talebi uygun 
goriilerek, minber yapnm ile hatip atanmasi izni 1765 tarihinde cikar; 
ayni tarihte de camiye hatip olarak gunluk bir akce iicretle ibrahim Halife 
tayin olur. Haci Yahya ile Haci Feyzullah'in, caminin ihtiya9lan i9in 
vakiflarda bulunduklan anlasihnaktadir. Zira her iki sahsin adi ile anilan 
camii vakiflanndan gorevlendinneler bulunmaktadir. 

Minare kaidesinin kuzey cephesinde iki dizi halindeki dort satirhk 
meriner minare kitabesi, §air Keskin-zade Ali Kamil tarafindan 
yazilmistir. Kitabeden anlasildigina gore, minare ilk olarak 



45 



1898-1899 yilinda halk tarafindan yaptinlmistir. Caminin toprak daini 
1952 yilinda Tiirkistanli Haci Ruzi usta tarafindan 9atiya 9evrilerek 
marsilya kiremitle ortulmu^; tamir masrafini Bekir Palali karsilamistir. 
Camiye ait Haci Yahya, haci Feyzullah, Abide Hatun, Ibrahim, Rukiye 
Hatun, Kandilcizade Haci Ahmet Aga, ve Havva Hatun isimlerine 
vakiflar tesis edilmistir. 



i9.asir 



Karazeybek 17 , 9alismasrni kaleme alirken, XIX. yiizyilin ikinci 
yansina ait salnamelere dayanarak, 1884 yilinda sancakta dort yiizii askin 
mabet bulundugundan soz eder. 1885 tarihli Hiidavendigar 
Salnamesinden Karahisar-i Sahip Kazasi'nda onu biiyiik olmak iizere 
toplam 160 cami, iki kilise, §uhut nahiyesinde 35 cami, Sandikli 
kazasrnda 73 cami, Geyikler Nahiyesinde 32 cami, §eyhfu Nahiyesinde 
sekizi biiyiik olmak iizere 60 cami, Dazkrri Nahiyesinde 30 cami, 
Bolvadin Kazasinda 38 cami ve mescit, Ishakh Nahiyesinde dordii 
merkezde ohnak iizere 17 cami, Aziziye Kazasi merkezinde de bir cami 
mevcut oldugunu ogreniriz. 

1862 tarihinde meydana gelen depremde §uhut'ta diger yapilarla 
birlikte pek 90k cami ve mescit yerle bir olur. 1863'teki depremde 
Abdurrahim Misri Camii'nin son cemaat yerinin kubbeleri yikilir, yerine 
toprak damli bir kisnn eklenir. 



"age 



46 



Yiizyilin iijinde Tuzpazan'nda Sara9hane yakininda Seyyid Haci 
Ali tarafindan Seyyid Haci Ali Mescidi, Aksarayli tarafindan Cansiz 
Mahallesinde Aksarayli (Nakilci) Camii, Haci Mehinet Pasa tarafindan 
Nurcu Mahallesinde Suliim Camii, Dilaver Mehinet Pasa tarafindan Kahil 
Mahallesinde Haci Asik Mehined Mescidi, Siileymanoglu Haci Ahmet 
Aga tarafindan Fakih Pasa Mahallesi Tuz Pazan mevkiinde Tevfikiye 
(Yoncaalti) Camii, Haci Mustafa tarafindan Haci Mustafa Mahallesinde 
Haci Mustafa Mahallesi Mescidi, hnaret Mahallesinde banisi mechul 
Sebil Mescidi, Hamza Beyzade Haci Ahmet Aga tarafindan Hamza 
Beyzade Medresesi icinde Hamza Beyzade Haci Ahmet Aga Mescidi, 
Haci Nuh veya Haci Seyfettin tarafindan Haci Nuh Mahallesinde Haci 
Nuh Camii ve Mehinet oglu Haci Ahmet tarafindan Medli Mahallesindeki 
Sururiye Medresesi icersinde Haci Ahmet Camii insa edilir. 

Kiifiik A^ik'in menkibevi hayati bunyesinde, Halidiyye'nin 
Afyonkarahisar'daki tesisinden 90k otelere uzanan bir hikayeyi de 
barindinr. Leblebicinin oglu Mehined ku^iik yasta ilim talebi yolunda, 
ana ocagi Afyonkarahisar'i terk ederek Istanbul'a gelir ve bir miiddet 
burada ilim tahsil eder. Daha sonra, 'asnn miiceddidi Mevlana Halid 
Hazretlerini (1780-1827) ziyaret etmek ve onun irfan meclisinde diz 
9okerek feyz almak' hayaline kapihr. Zahiri ilimleri kafi miktarda tahsil 
ettikten sonra ruhundaki bu istiyakla Mehined 'in Misira giden bir gemiye 
binerek yolu tutmasi ka9imlmazdir. Gemi Beyrut'a gelince §am yolculan 
inip kara yoluyla §am'a ge9erler. 

"Gelin hey Gardaslar §am'a varalnn 

§am'da olan makamlan gorelim 

Cami Ummiye'de namaz kilahm 

Bir sahra yerdedir Cami Ummiye 

47 



Bir sahra yerdedir Sultan Enbiya 

U9 minaresi var birisi kisa 
Kirk ayak merdiven 91k basa basa 

Ondan inecektir Hazreti Isa 
Ne giizel makamdir Cami Uminiye 
Bir sahra yerdedir Sultan Enbiya 18 " 

Yol arkadaslan §am'in Uimniye Camiinde namazdan sonra, 
"Mevlana Halid'i ziyarete varalrm", derler. Kii9uk Mehined'e ise, 
"Delikanli, biz ehl-i tarikatiz, sen okumak i9in kendine bir medrese bul", 
deseler de, Mehined, butiin zahiri iliinleri okudugunu, kendisinin de 
maksadirun Mevlana Halid Hazretlerini ziyaret etmek oldugunu soyler. 
Onlarrn, "Daha sen 90k ku9uksun, §eyh Halid Hazretleri seni kabul 
etmez!", demelerine ragmen, Kii9iik Mehined karanndan vazge9inez ve 
mollalarla miinakasa eder. Sonunda tekkeye vanrlar. 

Mevlana Halid Hazretleri bir keramet eseri olarak Ku9iik 
Mehined'in gelecegini bihnektedir. Hizmetkarlanndan birisi, kapida 
Istanbul'dan bir grup ziyaret9i oldugunu soyler. Sonra bu ziyaret9iler 
Mevlana Halid Hazretlerinin dergahina girerler. §eyhin elini operken, sira 
Ku9iik Mehined'e gelir. §eyh, "Gel bakahm, benim kii9uk Mehined'im, 
sen hos geldin" diyerek, hi9 tannnadigi halde, Afyonkarahisar'in ve 
Anadolu'nun bu Ku9iik Asik'rni bagrina basar. 

Mevlana Halid, Ku9uk Asik Mehined'i yanina, hizmetine alir. 
Ku9iik Asik yillarca Mevlana Halid Hazretlerine hizmet eder. Zaman 



K6y diigiiniinde okiinan ilahi.- http://www.yenikoyder.com/- 

48 



zaman Mevlana Halid, "Oglum, Mehmed'iin, senin memleketinde kimin 
var? Seni M9 arayan, soran yok, mektubun da gekniyor" deyince, Ku9iik 
Asik boynunu bukerek, "Allah'tan gayn kimsem yok", diye cevap verir ve 
gozleri yasarrr. 

Bir gun KiJ9uk Asik'in annesiyle babasi diyar diyar dolasarak 
evlatlanni aramaya baslarlar. Istanbul, Misir ve nihayet Bagdat, §am 
yollarina kadar diiserler. 

Mevlana Halid Hazretleri bir ogle vakti abdest aknak ister. Ku9iik 
Asik hemen legen ve ibrigi getirir. Mevlana Halid eskiden sordugu gibi 
yine sorar: "Yavrum Mehined'im, senin memleketinde kimin var?" KiJ9uk 
Asik'in yine gozleri dolarak, "Allah'tan baska kimsem yok", diye cevap 
verir. Iste o zaman Mevlana Halid Hazretleri avucunun i9ini a9ip, KiJ9uk 
Asik Mehmed'in yiiziine karsi ayna gibi tutarak, "Bak bakalnn, dikkat et, 
ne goreceksin?", der. Ku9iik Asik Mehmed, Mevlana Halid Hazretlerinin 
avucunda annesiyle babasinin resimlerini goriir. Kipkirmizi olarak, hi9 
sesi 9ikmayan Ku9iik Asik Mehmed'e, Mevlana Halid, "Ey Mehmed, sen 
buraya annen ve babandan izinsiz ve habersiz geldin" diyerek, anne ve 
babasinin yakinlara geldiklerini haber verir. Ku9iik Asik yash gozlerle, 
"Annem ve babam buraya gelip, beni seyhimden ayinp goturiirler, sizin 
hasretinize dayanamam diye boyle yaptnn", der. 

Onlar boyle konusurken kapi 9alinir. Ku9iik Asik'in annesiyle 
babasi i9eri girer. Ku9iik Asik Mevlana Halid Hazretlerinin yanindan 
aynlip da Afyonkarahisar'a gitmek istemez. Annesiyle babasi §eyhten 
izin alarak, evlatlanni alip gotiirmek istemektedir. Ku9iik Asik ise bir 
turlu seyhinden ayrilmak istemez, seyhinin hasretine dayanamayacagrni 
soyler. Bunun iizerine, Mevlana Halid Hazretleri 



49 



sirtindan hirkasmi 9ikararak, Ku9iik Asik Mehined Efendiye giydirir ve, 
"Sen beniin hasretime i§te simdi dayanirsin, beniin cubbemi 
gotiiruyorsun. Artik Afyonkarahisar'a gideceksin, fakat buraya kadar 
geldigine gore, hac farizasini eda et, oyle git!", der. 

Kii9uk Asik Mehined, hocasinin hasretini gidennek i9in cubbesini 
giyip, ellerini operek, hayir dualanni aldiktan sonra, anne babasiyla 
birlikte Hicaz'a gider ve sonra da Afyonkarahisar'a doner. 

O artik Afyonkarahisar'da bugiin kendi ismiyle soylenen Haci Asik 
Mescidinde dersler okutur ve bu arada Yunus Hoca ve Sandikli §eyhi 
Hasan Efendi gibi meshur kiinseleri yetistirir. Ilk defa dolapla kuyulardan 
su 9ekine usulunii getirir. Debbag esnafini zaman zaman bir araya 
toplayarak Cehri 19 denilen bitkiyle derinin daha iyi boyandigini onlara 
ogretir. 

1848 yilinda vefat eden KiJ9uk Asik Mehined Efendi'nin kabrinin 
bulundugu mezarlik, digerleri gibi 1925-35 yillan arasinda kaldinldigi 
zaman, Haci Asik Mehined Efendinin sadece mezar tasi getirilip, bugiin 
adiyla anilan caininin yanina dikilir. 



1940'larda yazildigi tahinin edilen bir mektubunda Ustad 
Bediiizzaman sunlan ifade etmektedir: 

"Eski zamanda, on doit yasinda iken, icazet ahnanin alameti olan 
Ustad tarafindan sank sardirmak, bir ciibbe bana giydinnek vaziyetine 
maniler bulundu. Yasunin kii9uklugiiyle, memleketimizde biiyiik hocalara 
mahsus kisve giymek yakismadigi... 



Her zaman ye§il veya yaprak doken kii9iik 9alilardir. Dalian diken H9hidnr. Yapraklar 
karsdikli dizili, basit, diizgiin veya di^lidir. (^i9ekleri kiiciik ohip 4-5 par9alidir. Meyvesi etli, 
kiiciik ve suhidiir. 

50 



"O zamanda biiyiik alimler, bana karsi iistadlik vaziyeti degil, ya 
rakip, veyahut teslimiyet derecesine girdikleri icin, bana ciibbe giydirecek 
ve iistadlik vaziyetini alacak kendilerine giivenenler bulunmadi. Ve 
evliyayi azimeden dort-bes zatin vefat etmeleri cihetiyle, elli alti senedir 
icazetin zahir alameti olan cubbeyi giymek ve bir iistadin elini opmek, 
iistadligmi kabul etmek hakkimi bu giinlerde, yiiz senelik bir mesafede 
Hazret-i Mevlana Ziilcenaheyn Halid Ziyaeddin kendi ciibbesini, o 
ciibbeye sanlan bir sank ile pek garip bir tarzda bana giydinnek i9in 
gonderdigine bazi emarelerle bana kanaat geldi. Ben de o miibarek ve yiiz 
yasinda ciibbeyi giyiyorum. Cenab-i Hakka yiiz binler siikrediyorum. (Bu 
miibarek emaneti Risale-i Nur talebelerinden ve ahiret hemsirelerimizden 
Asiye naimnda bir muhterem hannnin eliyle aldnn...)" 

1885 yilinda Afyonkarahisar'da diinyaya gelen Asiye 
Miilaznnoglu'nun babasi Kii9iik Asikin torunu olan Mehined Bahaeddin 
Efendi, annesi ise Zakire hannndir. Asiye Hannn dedesinden kendisine 
intikal eden bu ciibbenin iizerine yillarca titrer. Istiklal Savasi siralannda, 
Yunan isgalinde, memleketlerini terk etmek zorunda kaldiklan giinlerde 
bile onu yanindan ayinnaz. Sandikh, Isparta ve Aksehir'e gittiklerinde 
zaruri esyalan ile birlikte bu cubbeyi de daima yaninda tasir. 

Asiye Hannnin kocasi Tahir Bey, Kastamonu Hapishanesine 
miidiir olarak tayin edildigi zaman, Miilaznnoglu ailesi de nihayet 
Kastamonu'ya gelip yerlesir. Iste bu giinlerde, uzun yillar dolastinlan 
ciibbe de orada asil sahibini bulmus olur. Babasi Bahaeddin Efendiyle 
birlikte Bediiizzaman'a giden Asiye Hannn, Mevlana Halid'in emaneti 
olan bu asirlik yadigan sahibine teslim eder. 



51 



Cubbenin sahibi, "Asiye'nin duasi kabul oldu", diyerek uzun 
yillarin istiyakim, hasretini ifade etmistir. Asiye Hanim'in ismi ve 
hizmetleri Risale-i Nur'un lahikalannda yer yer zikredilir. 
Mevlana Halid Hazretlerinin bu ciibbesi Bediuzzaman'in yaninda 
kalmistir. Yillar sonra; 1950 yili sonbahannda Urfali Vahdi Gayberi 
Emirdag'da ziyarete geldigi zaman, Ustad bu miibarek ciibbeyle birlikte 
bazi esyalanni, Urfa'ya gotiirmesi i9in verir. Mevlana Halid'in ciibbesi 
bugiin Urfa'da Abdiilkadir Badilli tarafindan muhafaza edilmektedir. 

Kahil Mahallesi'nde bulunan Haci Asik Mehmet Mescidi'nin ne 
zaman ve kimin tarafindan insa ettirildigi bilininiyor. Fikri Yazicioglu, 
Haci Asik Mehmet Efendi'nin, Naksibendi Tarikati seyhi Halid 
Efendi'den icazet aldiktan sonra Afyonkarahisar'a gelerek, "kendi ismiyle 
anilan HaciA§ik Camisi'nde ders okutmaya baqladigini", nakletmektedir. 
Binanin tekke, medrese ve mescit olarak kullamldigi da anlasilmaktadrr. 

Mehinet Asik Efendi vasitasiyla Naksibendi tarikatrna dahil olan 
Karahisar-i Sahib Muhassili Dilaver Mehinet Pasa 1839 tarihli 
vakfiyesinde belirttigine gore, Kahil Mahallesi'nde bir arsa iizerine list 
kati mescit ve alt katinda bir magaza, dort oda, iki tuvalet, cesme ve bir 
miktar avludan mutesekkil bir hankah yaptirrr. Haci Asik Efendi, bu mes- 
cide imam ve hatip, aynca hankahda ders veren seyh olarak 
gorevlendirilir. Dilaver Pasanin Haci Asik Efendi icin yaptrrdigi Feyziyye 
adi verilen cami ve medresenin 1839 yilinda tamamlandigina dair, §air 
Cizmecioglu Osman Rasid tarafindan tarih dusulmustiir. 



52 



Siyemma Asik Efendi bende'-i dergahi kim 

Kildi pur cud u himem erbabi sahib-i han-gah 

Muhlis-i vala Dilaver Pasa ra'na cami'i 

Yapdi nev-ihdas ile ol zat-i paid hayr-hah 

Du§di emma Rasida tarih gayetde latif 
Oldi Hakk'a Cami-iFeyziye ziba secde-gah 
Zamanla medresesi ile tekkenin yikilmasi ve mescidinin 
kullanilmaz hale geknesiyle 1969 yilinda iki katli olarak yeniden 
yapilmis, minaresi ise 1978 yilinda insa edilmistir. 

Vakif, Karahisar-i Sahib Muhassili Dilaver Mehinet Pasa 
tarafindan, Muftii Ali Feyzi Efendi, Turun9zade Ali Bey, Musa Hocazade 
Ali Efendi vs. kisilerin sahadetleriyle 1839 tarihinde kurulur. Vakfiyede 
belirttigine gore, Dilaver Mehinet Pasa, ser'i mahkemede Hasan oglu 
Siileyinan Efendi'yi miitevelli tayin ederek Karahisar-i Sahib'de Kahil 
Mahallesi'nde Turunczadeler konagi, Turun9zade Tahir Aga evi ve Haci 
Asik Efendi evi ile komsu olan arsa iizerine iist kati mescit ve alt katinda 
bir magaza, dort oda, iki tuvalet, 9esme ve bir miktar avludan miitesekkil 
bir hankah yaptinmstir. Dilaver Mehinet Pasa, soz konusu yapiyi, seyhi 
Haci Asik Efendi'nin bu mescide imam ve hatip oknasini, aynca 
hankahda irsad gorevini yiiriitecek seyhlik gorevini ustleninesini ve 
hankahin Naksi tarikati tekkesi olarak faaliyet gostennesini sart kosarak 
vakfetmistir. Haci Asik Efendi'nin vefatindan sonra ehil ise erkek evladi 
nesli, kusaktan kusaga mescide imam ve hatip, hankahin da seyhi olacak; 
postnisinlige uygun olunmazsa, Tarikat-i Naksibendiyye-i Halidiyye 
seyhlerinden onlann uygun gorecegi bir kisi postni^in olacak; erkek 
evladi nesli kesilecek olursa seri mahkeme 



53 



araciligryla Tarikat-i Naksibendiyye-i Halidiyye halifelerinden birisi tayin 
edilerek tarikat egitimi ve kurallanni yerine getirecektir. 

Dilaver Pasa, Hiidavendigar Eyaleti Miisiri oldugu sirada, 
zaviyenin bakim ve tamiri, dervislerin yiyecek vs. ihtiya9larinin karsi- 
lanmasi i9in Qapak Koyii'nde ve Dolaponu isimli yerdeki 397,5 donumluk 
cayinni Yogurt Yemez timanndan 16 Agustos 1844 tarihinde Divam-i 
Humayun'dan alinan temlik senedi ile Haci Asik Efendi'ye tapu ettirerek 
zaviyeye vakfeder. 

Camide imam ve hatiplik, medresede miiderrislik gorevinde 
bulunan Asik Mehmet Efendi'nin (61.27 Teimnuz 1848) Emine, Fitnet, 
Naile ve Rahime isimlerinde dort kizi olur. Vefatindan sonra, Dilaver 
Pasa'nin vakliyesinde belirttigi sarta gore, seyh efendinin damadi ve 
talebelerinden Bekir Kadizade §eyh Mehmet Feyzi Efendi otuz yasinda 
iken hakim karan ile hankahin seyhi, caminin imami ve hatibi olmus, 
bununla ilgili beratin gonderihnesi hususu da 17 Mayis 1858 tarihinde arz 
edilmistir. 

Mustafa oglu §eyh Mehmet Feyzi'nin vefatindan sonra caminin 
hitabet gorevi, oglu Mehmet Halid'e, yine caminin imamet ve hankahin 
seyhlik gorevi Mehmet Halid ile kardesi Ahmet Bahaeddin'e intikal 
etmistir. Ancak yaslannin kii?uk ohnasindan dolayi, cocuklar riist 
oluncaya kadar bu gorevler, 1860 yilrnda §eyhulislam ve Evkaf Nazin 
izniyle Afyonkarahisar miiftulerinden, donemin Naksibendi halifelerinden 
Omer oglu Yunus'a vekaleten verilmistir. Ancak Mehmet Halid'in vefat 
etmesiyle yan hissesi hakki, 1854 tarihinde kardesi Ahmet Bahaeddin'e 
intikal etmistir. 

Turunczade Mustafa oglu Ali Bey, 1854 tarihinde kurdugu vakfin 
gelirinden karsilanmak iizere, seyhi Haci Asik Efendi'nin 

54 



Hankahi'nda okuyan talebeler i9in senede otuz bes vukiyye 20 hashas 
yagirun oda sayisina taksiin edilmesini, camide kendisinin aldigi avize 
kandilleri i9in alti vukiyye zeytin yagi veriknesini, avize ve kandiller 
kinlacak olursa yenisinin alininasim, mihrap oniinde ve arkasinda olan 
samdanlar i9in yillik on iki vukiyye mum alinmasim sart kosarak 
vakfetmistir. Ali Bey'in aynca bazi kitaplar da vakfettigi gorulmektedir. 
Buna gore, Basma 1 cilt Tefsir-i Tibydn, 1 cilt §erh-i Divdn-i Hz. Ali, 1 
cilt Ismail Ankaravi'nin §erh-i Fusus-i Hikem'i, 1 cilt Tercume-i Mevdhib- 
i Ledunniye, 1 cilt §emdi 'l-i §erif isimli kitaplarrn, Haci A§ik Efendi'nin 
vakfi olan kitaplara katilmasini istemi^tir. Yakin donemlerde Turun9zade 
Ali Bey Vakfi'ndaki vakif §artlanndan bir kismimn yerine getirilememesi 
sebebiyle, vakfiyesinde belirtilen Haci A§ik Mehmet Efendi Tekkesi 
odalarrna senede 35 kiyye" 1 hashas yagi, yine Haci Asik Mehmet Efendi 
Camii avizeleri i9in senede 6 kiyye zeytin yagi, aynca caminin mihrabina 
senede 12 kiyye mum temini sartlan, 1942 yilrnda Idare Meclisi 
karannca, 1943 yilinda da Muamelat Mudurliigii tarafindan imaretlere 
tahsis edilmistir. Harcamalann her yilin rayicine gore duzenlenecegi 
belirtilmekte olup, vakfiyedeki hizmetler 1944 yilinda denklestirihnistir. 

Bir dershane ve dort odadan mutesekkil olan medrese, miiderrisi 
Miiftii Yunus Efendi'nin 1905 yilinda vefatiyla kapanmistir. Medrese 
daha sonra tekrar a9ilmis ohnalidir. Qunkii 1914 yilinda mevcut olan 



20 Vukiyye, 40 dirhem veya 128,280 gr, 

:l Okka, Arapca bir kelimedir. "Biigge, Kiyye" §eklinde de soylenmektedir. Okka, 400 

dirhem veya 1288 gr 

55 



medreseleri gosteren bir mahkeme kaydinda, bu medresenin ve muderrisi 
Muftuzade Bekir Efendi'nin ismi de yer aknaktadir. 

Zamanla medrese ile tekke yikilmis ve mescid kullamlmaz hale 
gelmistir. Eski yapi 1969 yilinda yikilarak, mescit kisini iki katli olarak 
yeniden yapilmistir. 



Genellikle halkin sorunlanni dile getirdigi siirlerinde "Harab" ve 
"Harabi" mahlasini kullanan Ciloglu Deli Bekir sair Turabi'nin etkisinde 
kalmis, kosma, destan ve hicivleri ile unlenmistir. Bu siirlerinin bir kismi 
Afyonkarahisar Gedik Ahmet Pasa Kutuphane'sinde el yazinalan 
arasrnda yer alir. Edebiyatunizda ozellikle 19. yiizyilda adi gecen birka9 
Harabi mahlasli sairden birisi olan Afyonlu Harabi, Bektasi halk sairi 
olup 1800'de Afyon'da dogdu. Bazi kaynaklarda bu tarih 1817 olarak 
ge9inektedir. Deli Bekir, Ciloglu ve Ciloglu Deli Bekir diye tanrnan 
Harabi'nin babasi Ciloglu Ali Sadik Aga'dir. Evleri Yoncaalti Camii 
karsisinda idi. Bir muddet sibyan mektebinde okumustur. ilkogrenimini 
Afyon'da tamamlayan Harabi yuksek tahsil yapamaz. Bir yemenici 
yaninda 9irak ve kalfa olarak 9ahsir. Yemenici dukkani a9acak imkani 
olmadigi i9in eskicilik yani ayakkabi tamirciligi yapmistir. §uhut 
il9esinden bir hanimla evlenmisse de ge9inememistir. 1841 yilindan sonra 
Afyonkarahisar 'a gelen Ibrahim Turabi adli Bektasi dervisiyle tamsmis; 
bu birliktelik 1875 yilina, yani Turabi'nin vefatina kadar devam etmistir. 
Mutasarnf Omer Lutfi Pasa, Miiderris Salih Dehseti, Miiderris Miiftii 
Yunus Hoca, Muftii Ahmet Muhtar, Mevlevihane seyhi Ahmet 
Kemalettin Celebi gibi donemin ileri gelenleri Ciloglu Deli Bekir'i 
koruyup, hamilik eder, rivayete gore dem parasi vererek 



56 



yardim ederlennis. §iirlerinden gunumiize ulasanlan sevenleri tarafindan 
yazikms olanlandir. Edip Ali Baki tarafindan biyografisi ve §iirleri kitap 
olarak basilmistir. Destan, kosma ve hicviyelerinden 10-15 par9a tespit 
edilmistir. Bunlardan Kryamet Destani'ni 1828'de yazmistrr. §iirlerinde 
Harab, Harabi mahlasim kullanan Bekir'in hayati mahlasina uygun 
sekilde derbeder bir vaziyette gecmi^tir. §air, zamanrnda gordiigii 
haksizliklan ve kotii kisileri 9ekinineden hicveder. Mert, kamil, halktan 
biri ve vatanperver olan Harabi, siirlerinde kendi zevkinden ziyade halkrn 
meselelerini dile getirir. Haksizliklara goz yummaz ve nemelaznnci 
degildir. Bir baknna halkin goren gozii, duyan kulagi, soyleyen dili ve 
hisseden kalbi olur. Yine kendisi gibi bir Bektasi sairi olan Ibrahim 
Turabi'nin etkisinde kalan Harabi 1879'da vefat eder. §iirlerinin biiyiik 
bir kismi Afyon Gedik Ahined Pasa Kiitiiphanesindeki el yazma 
conklerdedir. Bu conklerdeki deyislerin cogu da hicviyedir. Padisaha, 
vezire, mutasarnfa, softa, haci ve hocalara, halki aldatan Enneni'ye ve 
Rum'a hicviyeler yazmistrr. Gordiigii ve yasadigi biitiin olmnsuzluklari 
9ekinineden elestiren Harabi'nin sozleri ibret verici oldugundan kiinse 
ona krzmamistir. Harabi bir giin 9arsida gezerken kendisine satasanlara: 



"Diinya nedir sen neden sezersin, 

Bir giin olur ettiginden bezersin, 

Haram helal yiyip i9ip gezersin, 

Bizi yaratana hizmetin nedir?" 



Deyiverir. 



57 



Kendisine, 'Sen neden hep hiciv soylersin?', diye soranlara, 
"Methedilecek kimse kaldi mi?", diye cevap verir ve, "Isterseniz rahinetli 
Sultan Divani'yi methedeyim", diyerek su dortliigu soyler. 

"Arif-i kutb-i cihansin, sahun Sultan Divani 

Salik-i bahs-i ihsansin, sahim Sultan Divani 

Esref-i ehl-i mekansin sahun Sultan Divani 

Oziinde Hakk'a irfansin sahun Sultan Divani" 

Harabi bir gun sarhos oldugu bahanesiyle Mevlevi Camiindeki bir ayine 

alinmaz. Bunun iizerine soyle der: 

"I§te methettigin Sultan Divani 
Basina toplaninis bircok kulhani" 
Her donemde oldugu gibi sairin yasadigi donemde de dindar goriindugu 
halde ozden uzaklasmis, sevgiyi, saygiyi yitirmis kiinseler vardir. Hele 
bunlarin bir kisimnin seyh oknasi Bekir'in sabnni tasinr. §air 
zamanindaki sahte seyhleri ve dogruyu seven insanin kalmayisiru soyle 
hicveder: 

"Ibadet diye Hayy u Huya gitme, 

Zamane seyhleri oldular fitne. 

Basina toplanmis bir alay i..e, 

Dergah-i pirlerde biirhan kalmadi 

Gayn temel tutmaz sokuldii kazik, 

Mii'min-i kamiller sizlere yazik, 

Yalvaralun Hakk'a is basi bozuk, 

Dogruyu sever (bir) insan kaknadi" 

Onun zukne, bozuk diizene, haksizliklara bas egineyen, goz yummayan 

kisiligi sonucu devrin ileri gelenleri hicvedilmis ve 



58 



boylece pek 90k aksakliklar gundeme getiriknistir. Bu siirlerden birisinde 
de sairin yasadigi donemdeki aksakhklan soyle hicvedilir. 

"P..., P... sohreti buldu, 

isimiz sahib-i zamana kaldi. 

Hirsizlik muteber bas sanat oldu 

Nasi ayiplayacak lisan kalmadi. 

Sokuldii temeller 91111 tutmaz kazik 

Mumin-i kamiller sizlere yazik 

Yalvaralim Hakk'a is bastan bozuk 

Veziranda ehl-i iinan kaknadi. 



Ciimle eyaletler sancak emiri, 
Karun gibi ak9ayi yigman zamiri 

Disi kesse yutar tasi demiri 

Haramdan korkar bir can kaknadi. 

Sureti diizgiine sen okna emin, 

Goriince mangin degisir dinin, 

Ehl-i ticaretin tespihi yemin, 

lead oknadik bir yalan kalmadi. 

Ben bu feyzi erenlerden dinledim, 

Derd-i askla hararete dayandnn, 

Meczup Harabi bu hicvi begendim, 

Mezhebi bekleyen muridan kaknadi." 

Bir kosmasinda da doneinin kadilanni hicveder: 

"Dogru yol dururken egriye sapma, 

Yol azdiran ehl-i fesat degil mi? 

Mazlumun basindan sen kiilah kapma, 



59 



Kiifrun baslangici inat degil mi? 

Somurtma hediye gelmis kaz gibi, 

Cekme yiiz karasi hilebaz gibi, 

Ehl-i zukniin kisi ge9er yaz gibi, 

Son demi topraktan biinyad degil mi? 

'Ermenilerin Destani' baslikli §iiri de onun hicvine tarihi bir ornektir: 

"Senede bir kere gitmez hamama, 

Gavurun al9agi mundar Enneni, 

Ki9inin tersiyle segirdir cama, 

Dirdir papazindan korkar Enneni. 

Kel sarraf da olmus sandik emini, 

Kim artirdi bu esegin yemini, 

Kimini azarlar kovar kimini, 
Necaset kupudur barbar Enneni. 

Bir de Isiloglu tiiredi simdi, 
Zadeye yan demek iiredi simdi, 
"afyon hirsizligi" yaradi simdi, 

Hileli terazi tartar Enneni. 



Huccacin elinden aldilar kan, 
Attik9a 9ift konar onlann zan, 
Koylii ne kaldrrsa bolerler yan 
Oldu hep muteber tiiccar Enneni. 
Sahibine kizar kopegin doger, 
Muslumanin atinin izine soger, 



60 



Ceddi kipti imi§ bunlann meger, 

Birbirine derler ahbar Enneni." 

Kadilar hakkinda soyledigi bir ko^masinda onlan §6yle hicvetmektedir: 

Harabi, bu cihan bi-karar olur 

Ev yikanin evi hak-sar olur 

Kadilann 90gu ehl-i nar olur 

Yedikleri hakk-i 'ibad degil mi? 

Bekir i9kiye miipteladir. O donemde i9kiyi Enneniler satmaktadir. I^ine 

hile katan bir Enneni i9in de §6yle demi^tir: 

En dogrusu meyhaneci Yamali 

O da yuz yerinden egri damgali 

Belojiyan'in hemen boynunu vunnali 

Demi bozdu bu hilekar Enneni. 

Beyhude kendini iizine ey Harab 

Boyle nutk eylemi§ pirimiz Tiirab 

Kafirler olmasa bulunmaz §arap 

Dem zamani laznn na9ar Enneni. 

Afyonkarahisarli §airlerden Deh^eti'nin Cihanyandi adrndaki bir giizel 

i9in yazdigi ko§masi vardir. Harabi de, i§te bu Cihanyandi 'nrn ya^lanmasi 

iizerine bir hicviye yazar. Harabi'nin ko^masi §6yledir: 

"Bir zaman alemi yakip kavuran 

Felek sillesi mi yedin §a§kin yar 

Nice yigitleri kalbinden vuran 

Bunami§, acuze, eski bi9kin yar. 



Petegi sallanir bah kalmami§, 



61 



O nazik viicudun all kalmamis, 
Kurumus yanagrn gulu kalmami§, 
Git bana goriinine 9agi ge9kin yar. 
Deli Bekir bir bakarsin 90k giizel siirler soylemektedir, arkasindan 
bakarsin meczup. Sanki o biitiin bunlan 'insanlann zihni dagilip 
par9alaninasin' kabilinden yapmaktadir. O donemde Afyonkarahisar 
kilisesindeki papaz dahi Deli Bekir'den 9ekininektedir. Herkes hakli 
olarak, 'Deli Bekir'de bir is var', diisiincesini tasimaktadrr. Haluk Nur 
Baki'nin 22 Afyonkarahisar'in bu Melami-bektasi dervisi hakkinda 
anlatmis oldugu bir menkibe, halkin da kanaatlerini yansitmasi 
bakunindan olduk9a ilgi 9ekicidir. Deli Bekir, Turabi'nin miiridi oldugu 
kadar bir miirsiddir de. Yalniz onun irsadrna herkes nail olamaz. O adeta 
se9tigi kimselere yol gosterir. Ve bu irsad, nasil olur bilirunez, kendisi ile 
miiridi arasinda kalir. Iste onun en cazip oykusu, diinya sahnesindeki 
defteri kapatirken yaptigi gosteridir. Bir gun bayram namazrnda Yunus 
isimli bir muftu 90k zevkli bir sekilde vaaz ederken kapida Deli Bekir 
goriinur. Muftiiniin i9ine dogmus gibi, 'simdi bir is fikacak', diye birden 
keyfi ka9ar. O sirada vaazin konusu Sirat-i Mustakhn'dir. Deli Bekir soze 
kansir. 

— Miiftu Efendi 90k giizel anlatiyorsun, agzina saglik. Halk da dinledi... 
Aina bu anlattiklarrnin uygulamasi yok. Uygulamasi olmayinca da 
anlasilmaz ki ... 

Miiftii, "Nasil yani Deli Bekir", der. 



22 http://www.nurbaki.com/ 



62 



— Mesela ben.. Sirat-i Miistakim'de miyiin degil miyiin soyle cemaate. . . 

Muftunun i9ine inine iner. Qunku Deli Bekir'in oyle halleri vardir 
ki, o halini Sirat-i Mustakim ile izah etmek mumkun degil. Kendisi anlasa 
bile insanlara nasil izah edecek. Deli Bekir'e Sirat-i Mustakimdesin dese 
halk diyecek ki, "§imdiye kadar ne anlattin? Anlattiklann bu adamin 
haliyle taban tabana zit...". "Sirat-i Miistakim'de degilsin", dese Deli 
Bekir'in bir oyun 9ikaracagmi biliyor. 

— Gozunii seveyim Bekir. Bayramdan sonra nasilsa ziyaretime 
geleceksin. Bu meseleyi o zaman konusuruz, der. 

— Olmaz, diye israr eder Deli Bekir. Bir miisluman vaizin dogruyu ve 
gercegi M9 kimseden 9ekiruneden soylemesi gerekir. Ya Sirat-i 
Miistakiindeyiin, ya da degilim. Soylemek zorundasin, der. 

Miiftii hemen bir cankurtaran simidi bulur. 

— Mursidinin hakki i9in yakami birak, der. 

— Peki, der Deli Bekir. Kapilan kilitledin ne yapaynn. Ve 9ikip gider. 

Deli Bekir'in o zaman i9in Afyonkarahisar'da evi yok barki yok. 
Yalniz 9amasirlanni yikamak, ara sira bir ka9 giin istirahat etmek iizere 
bir kadinin evinde kahrmis. O kadin da Afyonkarahisar'da hayat kadrni 
olarak tamnirmis. Bekir geliyor kadinin evine. 

— Bana biraz kagit ver, diyor. 

— Ne oldu Deli herif, diyor kadin. 

— Ben biraz sonra dunyami degistirecegim, miiftiiye iki satir bir seyler 
yazacagnn onu gotiiriir verirsin, diyor. 

— Aman her isin bitti de, simdi de keramete mi basladin, diyor kadin. 

63 



Bir kese kagidrnin kenanndan yirtiyor veriyor. Deli Bekir iki satir 
bir seyler yaziyor ve ben dunyami degistirdikten sonra bunu muftiiye 
gotiir ver diyor. 

— Ne sen diinyani degistirirsin, ne bir sey olur. Sen bana eziyet olsun 
diye boyle yapiyorsun, diyor. 

Kagidi bir tarafa atiyor. Iki saat sonra corba yapmis getinnis, "Bekir 
Bekir", diyor. Bekir gitmis, gercekten diinyasim degistinnis. Kadincagrz, 
"Eyvahlar olsun krymetini bilemedim Bekir", diyor. Sacini basini 
yoluyor. Hemen kagidi arayip buluyor, firlayip Miiftii Efendiye gidiyor. 

Yiiz sene evvel mutaassip bir ilde bir hayat kadinrnrn miiftunun evine 
gitmesi bash basina bir olay. Aina kadin kimseyi dinlemiyor giriyor 
miiftunun yanina, Miiftii de o sirada 90k ileri derecedeki esraf simfini 
agirliyor kadin heyecanla. 

— Miiftii Efendi su kagidi al Bekir gonderdi, diyor. 

— Bekir nerede? Deyince 

— Bekir diinyasim degistirdi, diyor kadin. Miiftii bunu duyunca 
bembeyaz oluyor, kagidi acrp bakiyor. "Yunus ben Sirat-i Miistakim'de 
idiin. Eger bunu mertce soyleseydin, Sirat-i Miistakim'in ger9egini halka 
gosterecektim", diyor. 



Bektasi Melami halk sairlerinden olan Ibrahim Tiirabi 

Afyonkarahisar'a Tuna vilayetlerinden geldi. Iyi bir egitiin alims olan 
Tiirabi burada aliin, sair ve aydin kisilerle kisa zamanda kaynasti, dostluk 
kurdu. §air Vehbi, Dehseti, §eyh Kemal Qelebi, Aliin Hafiz Ali Riza 
bunlardandi. Ciloglu Deli Bekir (Harabi) de miiridlerindendi. 1875'te 
vefat eden Tiirabi, kuvvetli bir iisluba ve akici bir dile sahipti. 



64 



Asikane ve dervisane siirlerden olusan divani olumunden iki sene sonra 
Matbaa-i Amire'de basildi. Turabi'nin hiciv alanindaki basansina su §iiri 
giizel bir ornektir. 

"Selamet kosesin tutsam bu bir saskin geda derler, 

Kemal-i riitbe kesbetsem aceb tarz-i eda derler, 

Otursam arifane soylesem mir-i kelam olsam 

Kainu halki usandirdi yalanci daiina derler 

Eger sakit olup bir kimseye sohbet dimez isem 

Tekebbiir kendini alrms derunu piir-riya derler 

Sim ii zer derdine diissem diyeler ehl-i dunyadir 

Bu dervis olinamis hala i§i bad-i heva derler 

Yakinda oknasa hizinet 9ikip terk-i diyar etsem 

Kamu halki dolandirdi ka9an deyne reva derler 

Tiirabi aleme kendin begendinnek ne mumkundur 

Cehaletten beri ol kirn buna alem fena derler" 

Onun Istanbul'da sarayda yasarken II.Mahinud'un tutiin ve kahve 

icenleri astinnasi iizerine Padisaha kiiserek Afyonkarahisar'a yerlesmis, 

burada bir dervis hayati surdurmus oldugu da anlatilir. 



Afyonkarahisar'da diinyaya gelen Salih Deh^eti (1813-1875), 
ilkogrenimini babasindan alir. Gundogan onun, Usak'ta Bugdayci 
Hoca'dan ders aldigini yazar 23 .Yiiksek ogreniin i9in Konya'ya gider ve 
ogreniminin bir bolumunii de Medine'de tamamlar. Afyonkarahisar'a 
dondiikten sonra Gonciizade Muftii Yusuf Haci Efendi'nin yazicisi 
olur. Bu gorevde on bir yil kalir. Emirdag Pornek 



23 
age 



65 



koyunde §eyh §abanh Zaviyesi vakfi kendisine verilerek muderris olur. 
Bir sure Emirdag'da muftuluk yapan Dehseti, Afyonkarahisar'da Alaca 
Hamamin karsisinda bir medrese yaptinr ve oliinceye kadar 10 yil 
boyunca orada ders verir. Bu medrese Dehseti Medresesi diye anilirdi. Bir 
ara Seyyid Abdullah Abdi'den hattathk dersleri ahr. Mehinet Efsah, 
Mustafa Hami, ve Ahmet Nebil isminde U9 oglu olmustur. Nebil 
Hoca'mn Istiklal Harbi srrasinda epey hizmetleri olmustur. 

Aym zamanda coskun ve kudretli bir sair olan Dehseti'nin 
siirlerinde ince bir mizah ve hiciv bulunmaktadir. Dehseti Harabi Deli 
Bekir'e hunnet ve muhabbeti vardi. Bazi aydin gecinen kimseler, 'Hocam 
bu adama, bu cahile 90k fazla deger veriyorsun', derler. Dehseti de, 
'Qagrralrm bir imtihan olunuz', diye karsihk verir. Toplanrrlar. O guniin 
az 90k miirekkep yalamis hocalan hemen ilk soruyu sorarlar. 
-Bekir, Islam 'in sarti ka9? 

Bekir'den derhal kocaman bir cevap gelir. 
-Bir. 

Aydin ge9inen hocalar Salih Dehseti'ye eksi eksi bakar ve yan 
tebessiimle, "iste adaminin hali", demeye getirirler. Bekir durur mu, 
keskin ve kivrak zekasiyla cevabini venneye devam eder. 
-Hac ile zekat zenginlerden, namaz, 0019 cahillerden kalkti. Ortada bir 
kelime-i sehadet dikili kaldi. 

Dehseti'de,'G6rdunuz mii benim Bekir'imi', diye basini sallar. 

Haci Nuh Mahallesinden Sibyan Mektebi Hocasi Mehmet 
Efendi'nin oglu olup 1813'te Afyonkarahisar'da diinyaya gelen Dehseti 
ilkogrenimini babasrndan ahr. Orta ve medrese ogrenimini 



66 



yine Afyonkarahisar'da Hasan Ekmel'den yapar. Usak'ta Bugdayci 
Hocadan ders alir. Yiiksek tahsil i9in Konya'ya gider ve Abdullah 
Efendi'ye intisab eder. Burada sekiz sene feyiz aldiktan sonra Kayseri'ye 
gider. Buradan da Eskisehir'e ge9en Dehseti, Gul Koylii Haci Abdullah 
Efendi'den uc sene ders ahr. Afyonkarahisar'a dondiikten bir muddet 
sonra da Hicaz'a giden Salih Dehseti, Medine'de A'ma Yusuf Gazzi 
Efendi'den ders ve icazet ahr. Afyonkarahisar'a doniisiinde Goncuzade 
Muftii Yusuf Aga Efendi'ye yazici olur. Bu gorevde on bir sene kalir. Bir 
sure Emirdag'da muderrislik yapar. Arapca, Fars9a, Fikrh ve Feraizde 90k 
basanli olan ve kuwetli bir Islam alimi olarak kabul edilir. Seyit 
Abdullah Abdi'den 1836'da hattatlik icazeti alan, bir ara Karahisar-i 
Sahip Sancagi Idari Kurulu uyeliginde bulunan Dehseti 1875'te vefat 
eder. Mehinet Efsah, Mustafa Hami, Ahmet Nebil isminde U9 oglu vardir. 
Bunlardan Ahmet Nebil, Istiklal Harbi sirasinda Afyon Belediye Meclisi 
iiyeligi yapmis olup Nebil Hoca diye taninir. 

Alim, sair ve hattat olan Dehseti siirlerinde Dehset ve Dehseti 
mahlasim, hattrnda ise Salihu'l Kamili adini kullamr. Donemin bir 90k 
sairi gibi Dehseti de sekil, tiir, vezin ve konu itibanyle divan siiri ve halk 
siirini birlestinnistir. Bununla birlikte o daha ziyade asik edebiyati 
tarzinda manzumeler meydana getinnistir ve kuwetli bir halk sairi olarak 
taninir. Dehseti'nin siirleri bir divanda toplamlmamis olup muhtelif conk 
ve mecmualarda bulunmaktadir. Coskun ve kudretli bir soyleyise sahip 
olan sair gazelleri, sarkilan, kosmalan, divanlan, satran9lan ve Konyali 
§em'inin elfiyesine nazire olarak yazdigi elfiyesi ile taninmistir. 
Torunu Enver Yurter de Afyonlu sairlerdendir. Salih 

Dehseti'nin siirlerinde de ince bir mizah ve hiciv 



67 



vardir. Bunlardan birisi mizahi bir manidir ki, Tevfik Fikret'in Han-i 
Yagma'sina benzer: 

"Ela ya eyyiihe'l uziim, 

Borektedir iki goziim. 

Baklavaya yoktur soziim, 

Atistrr ha atistrr ha! 

Ela ya eyyiihe'l mo 11a, 

Goziinii yum basin salla. 

Ge9erse eline helva, 

Tikistir ha tikistir ha!" 

Dehseti'nin Cihanyandi isimli giizel icin soyledigi Kosma da meshurdur: 

"Behey dilber temenna-yi visalinle cihan yandi 

Nedir boyle aceb §evk-i cemalinle cihan yandi 

Doner bu cerh-i gerdun askin ile ruz ii seb dunnaz 

Goren sabredemez cana hayalinle cihan yandi 

Derun-i aleme ates birakdin sevk-i hiisniinle 

Soyiindiir rahm edip ab-i ziilalinle cihan yandi 

Senin her kusede vasfin ider asiklarm cana 

Yeter gel rahme sen 91m kil ii kalinle cihan yandi 

Ni9e 'ararlann kaddi biikiildii derd-i askindan 

Bihifs-i hiisniin i9re sev ii dalinle cihan yandi 

Kilarlar andelibler ah ii zari hiisniine karsi 

Dehan-i hokka tuti-i mekalinle cihan yandi" 

Dehseti'nin bir divani da zamanindan sikayetin dile getirildigi sosyal 

i9erikli bir hicivdi: 



68 



"Ey Felek diisdii cihan nadana simdi busbutiin 

Ehl-i dil karnil olan dana bu gun ihfadadir 

Bir alay na-ehl elinde oldu alem ser-nigun 

Alemin arslanlan hala bugiin ihfadadir. 

§imdi doldu aleme fitne 90galdi asikar 

Giinde bir durlu o giil olur nice nice hezar 

Zerre kadar akli olan eylemez buna nazar 

Meclis-i aleak durur bala bugiin ihfadadir. 

Zukn ile zaliinler etti(ler) harab bu alemi 

Kirdilar na-hak yere bunca yiiz bin ademi 

U9tu dil murgu aradi buhnadi ^ahzademi 

Anin i9iin Deh^eti §eyda bu giin ihfadadir." 

Bir ba§ka ^iirinde de §air meyden, a^ktan ve sevgiden anlamayan ve 

yasak koyan zavallilan ince bir §ekilde hicveder. 

Zahit ne acep mey ile mahbuba yasagin 

A^iklara ta'n eylemeden yok mu feragin 

Ur kendi serine yine kendi 9omagin 

Ol topu felek tokunup oyarsa kapagin 

Ask uruknadi senin sinede dagin 
Ey sufi-i har gey semerin salla kulagin 



Bu Dehsetin sevdigi kirn yarini bihnen 

Erbab-i dilin sen dahi settanni bihnen 

Qiin aska dilin yaninadi nanni bihnen 

Bi9arelerin nale ile zanni bihnen 

Bulbuller ile soziiinii olar sen gibi zagrn 

Ey sufi-i har gey semerin salla kulagin." 



69 



Salih Dehseti tarafindan Nurcu Mahallesi'ne, Alaca Hamam karsisina 
1865 yilinda acilrni§ olan medresenin vakifi da Dehseti Efendi'dir. 
Medresede Fikih, Feraiz, Cebir gibi dersler okutulmu^tur. 15 odali ve 2 
dershaneli olan medresenin Mustafa, Nebil ve Omer Efendilerle birlikte 
son hocasi, Dehseti Efsah Efendi'dir. Medrese 1924'te kapatilir. 1934'te 
binasi yikilarak yerine Tekel Mudiklugu binasi yapilir. 

Kayadibi Mahallesi'nden Musa oglu Nalband Haci Ibrahim Aga, 
vefatrndan iki yil once, yani Nisan 1863 yilinda vasiyet ederek 
oliimunden sonra mallanndan 30 bin kurusun aynlarak vakfedilmesini 
istemis ve damadi Ahmet Efendi oglu Seyyid Mehmet Efendi'yi vasi tayin 
etmistir. 30 bin kurusdan 5 bin kurusu da, Pasa Camii civannda bulunan 
Miisevvid Salih Dehseti Efendi'nin yeniden yaptirdigi medresesinin 
baknn ve onanmi i9in vasiyet etmistir. Ibrahim Aga vefat edince, 
mahkeme tarafindan 15 Mart 1865 tarihinde vasiyetin yerine getirilmesi 
hiikme baglanmistir. 



20. asir 



Mermer kitabesi ile mezar tasi dibinde mermerden kocaman 
kavuklu bir mezar tasi bas kismi olan Kesikbas Sultan'a ait mezarin 
sandukasi yerden bir metre yiikseklikte idi ve Kadrn Ana Mezarhgi 
Vakiflar Mudurliigiinun gayretleriyle kaldinlarak bulundugu alana 
Cumhuriyetin ilk on bes yili i9ersinde Postane, (Jocuk Esirgeme 



70 



Kuramu, Kadin Ana Ilkokulu, Belediye Santral Binasi, Ziraat Bankasi 
gibi yapilar insa edilir. 

Ak Osmanzade Haci Hiiseyin Efendi'nin Nurcu Mahallesinde insa 
ettinnis oldugu Ayaktekke Camii ile Nur Mehmet Efendi Mescidi ve Haci 
Yahya Mahallesinde insa edilen ve Siyah Sultan lakabiyla da anilan Siit 
Dede Mescidi, asrin basinda insa edilen dini yapilar arasinda yer alir. 

Latif Dasdemir'in 9alismasindan 24 ogrendigimize gore, Miitareke 
doneminde stratejik bir oneme sahip olan Afyonkarahisar, Ingilizler 
tarafindan bes subayin sorumlulugunda bir miktar Senegalli askerle 9 
Nisan 1919 tarihinde isgal edilir. Itilaf Devletleri'nin temsilcilikleri 
kuruhnaya baslanrr ve ilk kurulan temsilcilik Ingiliz temsilciligi olup, 
karargah olarak da Afyon Lisesi ve etrafindaki binalar se9ilir. 16 Nisan 
1919 tarihinde Fransizlar 200 kisilik bir kuvvetle Afyonkarahisar Istasyon 
9evresine yerleserek yeni bir temsilcilik olustururlar. Italyanlar ise 21 
Mayis 1919 tarihinde 2 subay 252 erden olusan bir kuvvetle 
muttefiklerini bu yansta yalniz birakinazlar. Bu isgaller esnasinda yerli 
isbirlik9i azinhklar ile birlik olarak giristikleri eylemler halk uzerinde 
derin etkiler meydana getinnege baslar. Afyonkarahisarh 19 Mart 1920 
tarihinde son isgal birliklerinin 9ekihnesiyle birlikte bu acilardan kisa 
siireli de olsa kurtulur. 27 Mart 1921 tarihinde ilk defa Yunanlilar 
tarafindan isgal ediknisse de bu durum uzun surmez. I. ve II. inonii 
Zaferi'nin ardindan 7 Nisan 1921 tarihinde sehrin bosaltihnasi ile son 
bulur. 



24 

Anadohi'mm Kilidi Afyon, 'Cumhuriyet Doneminde Afyonkarahisar', T.C. Afyon 

Valiligi 

71 



Ancak bu isgale kucak a9arak her firsatta memnuniyetlerini dile getiren 
sehirdeki Enneniler, Kale eteklerindeki evlerinin camlanna Yunan 
bayraklan asmis ve bugiin kalintisi bulunan Kiliselerinde i9kili ziyafet ve 
piyes diizenlemislerdir. Bu ziyafet ve gosteriye Yunanli komutan 
Trikopis, Yukari Pazar Mahallesi'nden Kilise kapisina kadar halilar 
dosenerek karsilanmis, Enneni kizlan da siislenerek hizinet yansrna 
girmislerdir. 13 Teminuz gunii ikinci kez Yunanlilar tarafindan isgal 
edilmis olan sehir halki i9in 27 Agustos 1922 tarihine kadar 14 ay siirecek 
olan karanlik gunler baslar. Kesin olmamakla beraber bu isgal sikesinde 
Afyonkarahisar ve koylerinde 386 kisi sehit edilirken, 68 ki§i esir alliums 
ve 221 kadin da tecaviize ugramistir. Aynca bolge insanindan 5021 
hayvan, 11620 Idle iase gasp edilmis olup 511 kisi de angaryada 
9alistinlmistir. Sandikh, Sincanli, Bolvadin, Emirdag kaza ve nahiyeler 
ile bunlara bagli koylerde 572 kisi sehit edilirken 119 kisi esir alliums 
olup 438 kadin da tecaviize ugramistir. Gasbedilen 36594 hayvanin yam 
sira 70720 kile iaseye el konulmus ve 2696 kisi de angaryada 
9alistinlmistir. Yunanlilar Karahisar'i terk ederken Imaret Camisi'ne 
muslumanlardan 600 kisiyi hapsederek bunlan diri diri yakinak isterler. 
Fakat Turk Ordusunun yetistigini haber alan Afyonkarahisarli kadinlar 
camiye gelerek kilitleri kirar ve erkekleri muhakkak olan bir oliimden 
kurtanrlar. 

XIX. yiizyil baslannda ard arda gelen kurakhk yillari ile yiizyil 
sonlanna dogru yasanan cekirge afeti ve XX. yiizyil baslannda meydana 
gelen Balkan, Trablusgarp ve I. Dunya harpleri sonucu ekonomik 
baknndan onemli divide 9okinus bir vaziyette idi. Bu durumun dogal bir 
sonucu olarak da, halk olduk9a fakir dusmiis ve sehirde a9lik hukiim 
siinneye baslamisti. Ancak yasanan bu olumsuz 



72 



sartlardan etkilenmeyen hatta durumdan istifade ederek zenginligine 
zenginlik katan bir kesiin de yok degildi. Bu kesim ticaretle ugrasan ve 
90gunlugunu Ermenilerin olusturdugu azinhklardi. Halkinin biiyuk bir 
90gunlugu sefalet i9inde yasayan Afyonkarahisar, I. Diinya Savasi 
doneminde idari baknndan miistakil bir sancak olmus olmasina ragmen, 
Miitareke yillannda kuijuk bir il9e goruniimundeydi. Yerlesim alani 
Hidirlik etekleri ile kale 9evresinden meydana gelen, 90k dar bir alani 
kapsamaktaydi. Bu dar yerlesim alaninda Tiirklerin oturduklan mahalleler 
genellikle toprak damli, basit kerpi9 yapilardan olusmaktaydi. Olumsuz 
sartlardan etkilenen Tiirkler, iktisadi baknndan ustunluklerini azrnlrklara 
kaptirrms oldugu i9in, eskiden yapilmis olan yapilarrn disinda yeni binalar 
meydana getirememekteydi. Hatta 9ikan yangrnlar sonucu kiil olan 
gorkemli evlerini dahi yenileyememekte idiler. Biitiin bu olumsuzluklara 
ragmen XX. Yiizyil baslarrnda Hukumet Konagi, Belediye Dairesi, Imaret 
Cami, Ulu Cami ile birka9 konak Turk mahallelerindeki giizel ve 
gorkemli yapilardan birka9i idi. Azinliklann oturduklan yerler ise, temiz 
sokaklan bulunan, Arnavut kaldirnn taslan ile doseli, gosterisli ve 
havuzlu evlerden meydana gelen mahallelerdi. 

Afyonkarahisar sehir merkezindeki mezarliklar, yeni imar 
hareketleri sirasinda (1925-1935) kademeli olarak kaldinlir. Mezarliklann 
nakli sirasrnda 9ikan gazlar, 9esitli hastaliklara ve olumlere yol a9imstir. 
Oyle ki mezarlik kenannda veya i9erisinde oynayan 90cuklarda 1925- 
1927 yillannda toplu olumler meydana gelir. Mezarliklar 

kaldrnlirken, mezar taslannin pek 90gu toprak altinda kalmis, 

bir kismi yapilasmada kullamlmis, diger bir kismi da harap 

olmustur. Karacaahmet Sultan Turbesindeki kitabeli ve 



73 



kitabesiz kirka yakin mezar tasi, 1932 yillannda sokturulup kaldinlir. 
Halk arasinda Pasa Camii olarak bilinen camiye, 1920-23 yillannda kisla 
olarak kullamlmasindan dolayi, Kisla Camii de denilmektedir. 1933 
yilinda istimlak edilerek yikilmis, yerine Zafer Abidesi ve park 
yapilmistir. PTT caddesi yakinmda bulunan Kesikbas Camii Yunan 
isgalinde (1922) yanmis, arsasi daha sonra yola katilmistir. Arsasina 
meyhaneci dukkanlan yapilmis olan Kadi Abdullah Mescidi, daha sonra 
bu dukkanlar da yanmis; buraya sirasiyla Yukari Park Kahvesi, ve 
ardrndan Tanm II Mudurlugu binasi yapilir. 



Said Nursi 1944'te Denizli hapsinden tahliye olduktan sonra 
Emirdag 'da ikamete memur edilir. 1947 sonlanna kadar burada 
talebelerine yazmis oldugu mektuplar Emirdag Lahikasi I adiyla bilinir. 
1948 ve 1949 yillan i9ersinde Afyonkarahisar Cezaevinde yirmi ay 
tutuklu kahr ve tekrar tahliye edilir. Emirdag'a donerek bir muddet daha 
orada ikamet eden Said Nursi 1951 yilinda Eskisehir'e ge9er. Lahika'nin 
II. Kismi bu doneme ait talebelerine yazmis oldugu mektuplardan olusur. 
Bunlar §ualar'da ve Tarihce-i Hayat'ta nesredilmislerdir. 

Said Nursi'nin cahsmalan ilerledik9e rejimin kanunsuz 
uygulamalan da siddetini artinr. Oyle ki, bu durumu, "Denizli 
hapishanesindeki bir aylik sikintiyi, Emirdag ikametinde bir giinde 
9ekiyordum. ..", diyerek ifade edecektir. Zira, bir siire sonra Emirdag 
Kaymakamhgi, camiye 9ikmasini men eder. Onun insanlarla goru^mesi 
ihtiya9lar okyusunde ohnaktadir. 1948 'in basinda elli doit talebesi ile 
Afyon'da tutuklandigi zaman yetmis bes yasindadir. Medrese-i 
Yusuliyye'de siddetli kis sartlan i9inde defalarca 



74 



zehirlenerek olume terk edilir. O agir hasta halinde, "..kabir kapisini 
beklerken" dahi, kendisini ziyarete gelen talebelerine intikam aknayi 
yasaklar. Bu donemde Afyonkarahisar valiligi gorevlerinde bulunan §efik 
Bicioglu (1941-1946) 25 , Ziya Tekeli 26 (1948-1950) ve Zeynel Abidin 
6zmen' 2, dir. 

Dr. Tahir Bar9in (1906-1978)' 2! in hatiralannda Emirdag 
kaymakami Abdulkadir Uraz'in J9i§leri Bakanligi tarafindan 1945 'te 
Ustadi imha etmekle g6revlendirilmi§ oldugu kaydedilir. 



Dr. Haluk Nur Baki'nin (1924-1997) Afyonkarahisar'da gorev yapmi§ 
oldugu yillarda bizzat kar§ila§mi§ oldugu iki olaydan soz etmek yerinde 
olacaktir. 



25 

1892 Edirne dogumhi I.§efik Bicioglu, Trakya-Pa^aeli Miidafaa-i Hukuk Cemiyeti iiyesi. 

1936-1936 Bingol Valiligi, 1937-1939 arasmda Elaziz Valiligi, 1939'da dort ay Gaziantep, 

1941-1946 tarihleri arasmda Afyonkarahisar Valiligi ve 1947-1949 Mersiii Valiligi'nde 

bulundu. 

26 Osman Nuri Tekeli (d.l893,Isparta). 

Pavli Miilkiye Miidiirliigii, Tefemii, Nazilli, Ke§an Kaymakamliklan, Coram, Kocaeli, 
Nigde, Erzincan, Denizli, Bilecik, Afyonkarahisar, Diyarbakir ve Kahramamiiara§ 
Valilikleri ile l9i§leri Bakanligi Tefti§ Kiimhi Ba§kanhgi yapim§hr. 

2 ' Zeynel Abidin Ozmen 

1890 Nigde dogumhi. 1948-1950 tarihleri arasmda Afyonkarahisar Valiligi gorevini 
yiiriittii. Zeynel Abidin Ozmen (d. 1890, Nigde, Tiirkiye), Tiirk siyasetci. Miilkiye'yi bitirdi. 
Afyon, Bitlis, Mu§, Antalya ve Bursa Valilikleri, Bursa Emniyet Miidiirliigii, IV.(Ara 
Secim), V.Donem Aydm Milletvekilligi (Istifa : 14 Haziran 1935) ile Milli Egitim Bakanligi 
yapti. 

21 Dr. Tahir Barcm 1906'da Ennenek'te dogdu. 1935 senesinde Istanbul Universitesi Tip 
Fakiiltesini bitirdi. Viransehir ve Emirdag'da tiztm seneler hiikiimet tabibligi yapti. 1978'de 
istanbtil'da vefat etti. 



75 



— Efendim. 'Helva Yiyen'!..Aslinda helva yedigi i9in bu isim 
konmarms. Afyon'da Huseyin isminde tarn manasryla bir meczup. Allah 
rahinet eylesin. Sabahtan ak^ama kadar sokaklarda dolasir. Kimse ne 
konustugunu anlamaz. Yalniz halk, Helva Yiyen'in bir mana tarafinin 
oldugunu bilir. Onun sa9ina gibi gelen cumlelerinin dahi uzerinde 
dururlardi. Helva Yiyen gecelerini Afyon'daki nobetci eczanelerde 
ge9irirdi. Afyon 90k soguk olurdu, geceleri de yegane sicak yer 
eczanelerdi. Biziin de tamsmamiz, dostlugumuz eczane sohbetleriyle 
basladi. Ben gece M9 almaya gidince, bakiyorum Hiiseyin orada. 
Dostlugumuz biraz derinden gitti, pek goniilden sevdik birbirimizi. Oyle 
olmustur ki, ben hastaya giderken, "Telas etme hastan nasil olsa kurtulur", 
derdi. Bazen de, "Bosuna gidiyorsun doktor, kendini hazirla", derdi. Bu 
soylediklerinin hi9bir tanesi de sekinemistir. Bunlan dostlugumuz itiban 
ile beni yabanci saymadigi i9in soylerdi. Baska birisi bir sey sordugu 
zaman, mumkiin degil soylemezdi. 

Bir giin 90k emek verdigim bir 90cuk hastama gidiyordum. 
Olecegini de hi9 ummuyordum. Babasi atesi 9ikar 9ikmaz kosup gelmisti 
bana. O zaman da penisilin yeni 9ikmisti. Ben telasla eczaneden penisilin 
alip giderken, "Telasrn bosuna doktor, 90cuk gitti", dedi. Eve faytonla 
yaklastignn zaman feryad ii figan duyunca 90cugun gittigini anladnn. Qok 
da uzulmustum. 

Bu Helva Yiyen'in hususiyeti, giindiizleri 90cuklar bunu kovalar, 
taslarlardi. Krzdirmak i9in de "Helva Yiyen" diye bagirrrlardi. Helva 
Yiyen ismi oradan kalmistir. Helva Yiyen kizdrk9a doner sover, 90cuklar 
da busbiitiin iizerine vanr, taslarlardi. 



76 



Dostlugumuzun derinle sine sine sigmarak bir gun dediin ki, 
"Hiiseyin.. bu dervislikten M9 baska is yok mu? Sabahtan aksama kadar 
kendini taslatryorsun". "Eh bunu da artik sen coz. Bu yaptigim, 
yapilabilecek seylerin en giizeli, 90k giizel bir sey" dedi. Emin olun 
fozemediin. Daha sonra, zaman i9ersinde, Helva Yiyen dunyasim 
degistirdikten 90k sonra, anladnn. Helva Yiyen Taif te 90cuklarrn 
Efendimizi taslamasinrn sunnetini yapiyor. Qocuklann attigi taslari kendi 
viicudunda hissederek Siinnet-i Muhaimnedi'yi yerine getiriyor. Boyle 
muthis bir mana ehliydi Helva Yiyen. Efendimize karsi olan sevgisi, 
Efendimize karsi olan aski, "Madem o taslanrmstir, ben de taslanacagun", 
diye boyle macerali bir dervisligi se9inisti. 

Digeri ise Nurbaki'nin Sinanpasa'da gorev yapims oldugu yillara 
aittir. 

— Ben Afyon'un Sincanli il9esinde hiikumet tabibi iken Biilbiil Hoca'yi 
tanidnn. Dervisler kendilerine anlayissiz adamlann baglanarak, mana 
bilgisini anlamadan, hazinetmeden zora ginnemeleri i9in onlann haynna 
hirpani ve acayip kiyafetlerle gezerler. Bu dervislerin genel vasfidrr. 

Biilbiil Hoca da boyle bir kilikla geknisti o il9eye. Bir giin baktnn 
9arsida ufak tefek yaslica bir adam eliyle koluyla trafik memurlugu 
yapiyor. Kirk sene ewel Sincanli'ya giin asm bir otobiis gelir, giin asm 
bir otobiis kalkar. Yani giinde bir defa otobiis olurdu trafikte. Trafik 
memuruna ihtiya9 ta yoktu tabii... 

Aina o zat bir at arabasinin ge9isini dahi kendi planlan i9ersinde 
yuriitur ve bundan biiyiik bir zevk alirdi. Bu durumu bir ka9 giin 
miisahede ettim. Bir giin muayenehaneme bir mektup geldi. Mektup 
benim muayenehanemin nizaimyla ilgili bir tenkitname. 

77 



Raflarda toz var. Ilaijlar iyi dizilmemi§, bu ne intizamsizlik gibi seyler. O 
zamanlar eczane olmadigi i9in ila9lan biz verirdik hastalara ve ilaijlar 
muayenehanemizde dururdu. Mektubun altindaki iinzaya baktim Biilbiil 
Hoca. 

'Biilbiil Hoca kim?' diye arastirdignn zaman, "trafigi idare eden o 
meczuptur", dediler. Tabii beni bir merak sardi. Biilbiil Hocayla yavas 
yavas ahbap oldum. Aina Biilbiil Hoca ser veriyor sir venniyor... 
Anadolu kasabasinin o insancil havasi icerisinde yerli halkin onu 
doyurdugundan emindim. Biilbiil Hocanrn oyle herkesten para isteme 
durumu oknazdi. O zamanki sadaka raici U9 bes kurustu. Biilbiil Hoca ara 
sira birini 9evirir, "Bana bir lira versene", derdi. Yani raicten 90k yiiksek 
bir rakam isterdi veren verir, vermeyen vermezdi. 

Bir giin posta miidiirii ile postahanede otururken Biilbiil Hoca geldi. Bana 
yazdigi gibi biitiin devlet dairesindeki sahislara mektup yazar tenkit 
ederdi. Hem de iadeli taahhiitlii yazardi, bu da pahali olurdu. Ben o zaman 
dedim ki: 

— Biilbiil hoca sen bunlan niye iadeli taahhiitlii gonderiyorsun. Burasi bir 
a\U9 yer. Posta miidiirii atildi. 

— Hoca sen istedigin yere mektup yaz posta dagiticisi arkadas bunu 
yerine ulastmnaktan zevk alir, pula ne gerek var? dedi. Biilbiil Hoca bu 
teklife: 

— Ohnaz.. siz devletin hakkim yemek istiyorsunuz. Iste param!. pulunu 
yapistrr, gotiirsiin gidecegi yere. Dedi. 

Bu boyle bir miiddet daha devam etti. Biilbiil Hoca kasabada meshur 
oldu. Ben bunda bir hikmet oldugunu dusunuyordum, ama bir tiirlii izah 
edemiyordum. Bir giin Biilbiil Hocayi deseyim dedim. Biraz 



78 



sohbet edeyim istedim. Ama biitiin israrlanma ragmen hi9bir sey 
konusmadi benimle. 

Bir gece gee bir vakitte (gece uc civarrnda) bir hastadan 
geliyordum. Evim kasabanin kenarinda bir yerde idi. Uzaktan bir Kur'an 
sesinin geldigini isittim. Miithis bir seydi... oyle bir hafizin okuyacagi bir 
sey degildi... Hemen o tarafa dogru hizla yaklastnn. Bir de baktun Biilbiil 
Hoca otunnus, Kur'an okuyor. Ona goriinmemeye gayret ederek bir tasin 
dibine coktum ve Kur'an'i bitinnesini bekledim. Beni goriince: 

— Sirnim ogrendin kimseye soyleme, dedi. Eger soylersen kesinlikle 
konusmam seninle. Ben Mannara civarrnda bir kasabada cami 
hocasiydnn. Bir gun bir cezbe geldi her §eyi birakip geldik buralara. Bir 
anlik bir §eydi. 

Bu olaydan sonra Biilbiil Hocaya kar^i daha sevgi ve saygi duyinaya 
ba^ladnn. Nihayet onu biitiin kasabanin taniyacagi bir olay oldu. Bir gun 
Biilbiil Hoca sehir kuliibiine geldi. Oradaki 90k iist makamdaki bir 
memura: 

— Bana yiizelli kurus ver, dedi. 

— Ben sana para vennem. Parayi alip nafaka yapsan veririm. Aina sen 
bunu alip pula veriyorsun onun i9in vennem, dedi. 

Biilbiil Hocarun rengi birdenbire bembeyaz oldu ve: 

— Yani senin paranla ekmek alip yiyecek miyim?, dedi. 

— Evet, normali budur, dedi adam. 

— Hayir, normali bu degildir, dedi Biilbiil Hoca. Sen haramzadesin! 
Riisvet aliyorsun. Ben senin paranla ekmek yiyemem. Senin parani ancak 
pul yapistinnak i9in alirnn, dedi. 

Herkes dorunus bir vaziyette dinliyordu. 

79 



— Bunu ne itjin yapiyorsun, dedi. Bulbiil Hoca: 

— Qolugun 90cugunun kazadan beladan koruninasi i9in yapiyorum bunu, 
dedi ve kapiyi cekip 9ikip gitti. 

Herkes buz gibi oldu. Kimse bir sey soylemedi. Bir ka9 giiri sonra 
bir kasabayi ciddi olarak sarsacak ve giinlerce konusulacak bir olay oldu. 
Onun tenkit ettigi o memurun esi bir baska memurla basildi. Biiyiik bir 
aile faciasi meydana geldi. 

O zaman Biilbiil Hocanin insanlan nasil sevdigini onlan kurtannak 
i9in nasil bir 9abaya giristigini, ama meczup oknak demek Kur'an 
emirlerine uymamak demek olmadigi i9in o harami da yemedigini herkes 
anladi. Bu hadiseden sonra herkes Biilbiil Hocayi aradi. Arasinlar da 
bulsunlar. Biilbiil Hoca ortalarda yoktu. 
Aradan bir on bes gun ge9ti. Bir koy muhtari bana telefon etti. 

— Biilbiil Hoca bizim koyde 90k agir hasta, on giindiir yatiyor. Bana da 
doktora haber vermeyin, diye tembih etti, dedi. 

Ben hemen jipiine atladnn gittim. Afyon 90k soguk olur. Sogugun 
akibeti zatiirree oknus yatiyor. Beni goriince muhtara agir bir sekilde 
kizdi: 

— Ben sana tembih ettim; doktora haber verme, rahatsiz etme diye. Ama 
sen 90k cahil oldugun i9in bazi seyleri bihniyorsun doktor benim mana 
dostum. §imdi buraya kadar geldigine gore benim onun hizmetine karsilik 
iyi olmam laznn. Halbuki artik biz bu diinya perdesini kapatmistik. 
Doktor bu giin gelmeseydi tamamdi bizim defterimiz, dedi. 

Ben bir igne yaptnn biraz ila9 verdim. 



80 



— Ben artik Sincanli'ya donmeyeyim. Senin hatinn i9in U9 bes gun daha 
idare edeliin bu hayat cizgisini, dedi. 

Hakikaten U9 bes gun sonra kapatti diinya perdesini. Bizler manada 
yasayan bir insanin gunliik hayata kanstigi zaman insanlann genelini 
rahatsiz etmeden neler yaptigrnin farkinda degiliz. Kimbilir boyle nice 
meczuplar Istanbul sokaklannda dolasryor. Inanan, inaninayan bir9ok 
insanlara rahinet kapisi a9mak i9in para istiyor. Veyahut kendisine hizmet 
ettiriyor. Bu onlann lutuflandir. Inaniniz onlann paraya falan ihtiya9lan 
yok. Biilbul Hoca o kasabada o kadar 90k seviliyordu ki, hangi kapiyi 
9alsa oturur aksam yemegini yerdi. Aina o sirf insanlara hizmet olsun 
diye Fahr-i Kainat Efendimizin "Sadaka belayi defeder, omru uzatrr", 
emirlerini ayakta ve canli tutmak i9in bu hizmeti yapardi. Allah rahinet 
eylesin! 



1881 yilinda diinyaya gelen Cemal Efendi, A9ikgozzade 
Cemalettin Efendi 'den dersler alarak fikih ilminde yiiksek mektebelere 
erismis, daha sonra da kendisi bir 90k kisiye konusunda fahri olarak 
hocalik yapmistir. Bilgilerini vaazlan yaninda, daha 90k sohbet 
ortamlannda 9evresindekilere aktaraus, bu yoniiyle de Afyonkarahisar'da 
"Kur'an gezekleri'mn piri sayilmistir. Onun ihni seviyesi halk arasinda, 
"Tarladan aynk otu temizler gibi meseleleri birbirinden ayrrir ve sonuca 
ulasrr.", ciimlesiyle anlatilmistir. 

"1001 Hadis" adiyla yazims oldugu usul kitabi, daha sonraki 
yillarda Diyanet Isleri Baskanhgi tarafindan "1500 Hadis-i §erif adiyla 
yayinlanmistir. Iki kiz iki ogul evladi olan Cemal Efendi fahri olarak vaaz 
ve hizmetlerde bulunur. Cemal Efendi, 1967 yilinda vefat edince, 



81 



arkasindan "Afyon'un manevi diregi 9oktu." denmistir. Kabri, Asri 
Mezarlik'tadir. Babasi alim ve sair Osman §evki Efendi'dir. Bakkaliye 
ticareti ile de ugrasmis olan Cemal Egretli pek 90k eser yazmistir. 
Eserlerini oglu daha sonralan bastirdi. Eserleri: 1.1001 Hadis; 2. 500 
Hadis; 3. Kutjiik ilmihal; 4. Kiifur Sozler; 5. Hac Merasimi;6. ikazii'n- 
nisa Ve'r-Rical; 7. Biiyiik Ilmihal; 8. 1500 Hadis. 

Ve Digerleri 

Ba§mak£i Evliyalan 

Basmak9i ahalisinin bolgeye gelisi 1100-1200 yillarina dayamyor. 
Bu iddiayi destekleyen kanitin ise Basmak9i'nin manevi koruyucusu olan 
Abdiilkadir Geylani Hazretleri'nin (1077-1166) talebesi Abdurrahman 
Sultan'in 1100-1200 yillan arasinda yasamis ohnasi gosteriliyor. 

Kadiri tarikatinin kurucusunun sohbetleriyle kemale gelen 
Abdurrahman, Anadolu'nun fetliiyle birlikte Afyonkarahisar'in Basmak9i 
kazasrna yerlesir. Horasan Erenlerinden olan Abdurrahman ve esi Sultan 
Hatun bugun aym turbede yatmaktadirlar. Kabri bir ziyaret mahallidir. 
Turbenin kenanndan bag ve bali9elere giden bir yol ge9mektedir. 
Abdurrahman Sultan vefat ettikten sonra bu yoldan ge9en bir 90k kimse, 
onu abdest ahrken ve namaz kilarken gormiislerdir. 

Hangi asirda yasadigi bilinmedigi gibi hayatiyla ilgili pek bir bilgi 
debulunmayan Ba^makfi evliyalanndan bir digeri Ahmet Dede'dir. Onun 
da Sel9uklular devrinde yasadigi kabul edilir. Hakkinda anlatilan 
menkibelerden biri soyledir. Ahmed Dede, saghgrnda cuma giinleri, cuma 

82 



namazini Kabe-i serifte kilardi. Bir sohbet esnasinda Basmak9i'nm ileri 
gelenleri, Ahmed Dede'ye; 

"Efendi, seni cuma namazinda goremiyoruz. Cumaya gehniyorsun. 
Musluman cuma namazina gelmez mi?", diye suclamada bulunurlar. 
Ahmed Dede; "Biz hie bir namaznnizi ge9inneyiz. Cumayi da miibarek 
yerlerde kiliyoruz.", diyerek durumunu anlatmaya 9ahsir ise de, 
oradakilerden kimse anlamaz. Su9lamalan o derece ileri gider ki, isi kaba 
sozlerle miibarek zati itham etme derecesine vardinrlar. Bu duruma 90k 
iiziilen Ahmet Dede, yiireginin derinliklerinden gelen bir "Allah", nidasi 
ile miibarek ruhunu teslim eder. 

Tiirbesinde kitabe yoktur. Onun vefatindan asirlar sonra 
Basmaloji'nin Hilal mahallesindeki hannan yerinde biitiin 9ift9iler 
ekinlerini samaruni ayirmak iizere savrulmak i9in hazirlanmis yiginlar 
haline getirmislerdir. Kii9iik bir ates kivilcrmrndan 9ikan yanginda 
tinazlar yanmaya baslar. Hafif bir riizgarin tesiriyle de yangin yayilir. Bu 
sirada Ahmet Dede'nin tiirbesinden dogru bir kus siirusu yangin bolgesine 
gelip, alevlerin etrafinda donmeye baslar. O sirada, esen riizgar kesilir. 
Gokyuziine yiikselen alevler yavas yavas azalmaya ve somneye baslar. 
Yangin soniince kuslar da yangin bolgesini terk eder. 

Basmak9i merkezde aynca Arap Ibrahim Dede adiyla anilan bir 
evliyadan soz edihnektedir. 

Yaka beldesinde "Ay§e Abdurrahman" isimleriyle anilan tiirbe 
Hoyiikiin giiney batisrnda yer ahnaktadir. Rivayetlere gore, Ay§e Ana iyi 
biri oldugu halde Yakahlar onu bir tiirlii kabullenemez. Ayse Ana'ya 
etmedikleri kotiiliik kalmaz. Tasa tutar, dislar, onu "Kahpe Ayse", diye 
9aginrlar. Sonunda Ayse Ana yapilan kotiiluklere dayanamaz ve bir gun 
olur ki, "Yazin koyacak yer buhnayin, kisin da yiyecek bir sey 

83 



bulamayin", diye bedduada bulunur. Yakalilar zaman zaman, bu soziin 
guniimiizde de ge9erli olduguna inamrlar. 

Ay§e Ana her yil hacda goruliirmu^. Abdurrahman Dede de Cal 
tarafindan imi§. Haccda Ay^e Ana'yi goriir, orada konu^urlar. 
Abdurrahman Dede bir gun Yaka'ya gelerek Haci Ay^e'yi sorar. Yakalilar 
"Haci Ay§e" diye birinin olmadigiru, fakat koyiin diiyinda kendi halinde 
deli ve kahpe bir Ay^e'nin oldugunu soylerler. 

Halbuki bu §ekilde tamtilan Ay§e Ana gercekten Abdurrahman 
Dede'nin haccda gordiigii Ay^e'dir. Ger9ek boylece ortaya 9ikar. §imdi 
tiirbede biri uzun, digeri kisa iki mezar bulunmaktadir. Uzun mezann 
Abdurrahman Dede'ye, kisa mezann Ay§e Ana'ya ait oldugu soylenir. 
Fakat ne zaman ya^adiklan hakkrnda kesin bir bilgi yoktur. 

Tiirbenin 9evresinde bulunan ardi9 ve benzeri aga9lar bu tiirbenin 
hatirrna kesilrnemi§ ve guniimiize kadar kalmiijtir. 1980'lere kadar adagi 
olanlar 90cuklan toplayarak tiirbeye goturiirler, orada etli yemek 
yedirirlerdi. Giiniimuzde artik bu gelenegin uygulanmadigi anlatihr. 

Berber Zeki Ak9an tarafindan hoyugun yanrnda bulunan bu 
tiirbenin U9 kere yikildigi ve sonra tekrar yapildigi anlatihr. 



Bayat Evliyalan 



Karazeybek'in 9ah§masindan 29 ogrendigimize gore, Bar9inh, 
Nevahi-i Bar9inh ve Karamik kazalan birbirlerine cografi olarak yakin 



29 
age 



84 



olan kazalardir. Bu kazalarda bulunan seyyidler iizerine tayin olunan 
Nakibiilesraf kaymakami bu 119 kazada bulunanlardan sorumlu idi. 
Ozellikle avanz, imdad-i hazariyye/seferiyye vergileri ile deve ve katir 
tevzileri ile alakali belgelerden anlasildigma gore, bu donemde Bar9inli 
Kazasi'mn tahminen yanya yakin kismim Turkinenler meydana 
getiriyordu. Bu belgelerde kazanin hissesine diisen verginin yansina 
yakinrni bu Turkinenler odemekte idi. Hanbarcinli ve Nevahi-i Bar9inli 
1737 tarihli bir belgeye gore Hiisrev Pasa Hani Menzili'nin ihtiya9lanm 
gonnek sarti ile menzilke? olarak belirlenir. Bu sebeple buralardan 
imdad-i hazariyye ve seferiyye vergilerinin affedildigi goruliir. 

§ehir merkezi bulurunayan ve sadece koylerin birlesmesinden 
meydana gelen bir idari biriin olan Bar9inli nahiyesi dahilinde 16 zaviye 
mevcuttur. Bar9inli koylerinden §aban Koyunde Abdaloglu, Haci Viran 
koyunde Ahi K09U, Cesme koyiinde Ahi Kuran, Avdan koyiinde Ahi 
Mahinud, Piri Koyunde Ahi Yakub, inliice koyunde Basri Seydi, Daydalu 
koyunde Daydalu, Kuduz Viran koyunde Gok Nebi, Aligel koyunde Saru 
Lala, Kuyucak koyunde Sultan §uca Baba, Pinarba^i koyunde §eyhzade, 
ve Pirlice Koyunde ismi belli oknayan bir zaviye vardrr. Aynca Incugez 
mezrasinda Alembiiken zaviyesi, bir derbend agzi olan Karaborklii isiinli 
yerde Bah§ayi§ Baba Zaviyesi ve koy olmamasina ragmen etrafrnda 85 
kisinin yerlestigi Uryan Baba Zaviyesi ile zaviye iken 9evresinde 63 
kisinin yerle^mesiyle koy haline gelen Melik Gazi Sultan Zaviyesi 
bulunmaktadir. Bar9inli kazasinda XVI. yiizyilda 16 ve XIX. yuzyilda 15 
zaviye vardir. Ancak burada XVI. yiizyildan sonra bazi yerlerin Bar9inli 
kazasindan aynldigini da ilave etmek gerekir. Aynca her iki yiizyil 
zaviyeleri karsilastinldiginda sadece iki zaviyenin isimlerinin birbirini 
tuttugu goriilmektedir. Bunlar da Seydiler (§eyhler, Inliice) Koyiindeki 
Hasan Basri ve Tizlu veya §aban koylerinden birinde olmasi gereken Ahi 

85 



Yakub zaviyesidir. Bunlardan baska inciigez Koyundeki Ebu'l Muslim 
zaviyesinin de XVI. yiizyildaki Alembiiken Zaviyesi oldugu tahmin 
edilebilir. Diger zaviyelerin XVI. yiizyillardaki zaviyelerle herhangi bir 
irtibati tespit edilememistir. Bu zaviyeler sunlardir. Bayat yakininda 
Ahiler'de bulunan Ahi Yusuf, Ali Beyce (Beyce) Koyiinde Beyce Sultan 
(Belcem Sultan), Balcam Koyiinde Hamza Fakih, Inandi Koyiinde 
Haydar Celebi, Bademli Koyiinde Koca-yatak (Samur Dede), Boynu 
Yogunlu asiretinde Mezraa-i San Kavak, Arslanli Koyiinde San Lala 
(Arslanli ve San Lala), Piirnek Koyiinde §eyh §abanlu (Mustafa Efendi) 
ve Veysel Koyiinde Veysel Karani zaviyeleri vardir. Aynca yerleri tespit 
edilemeyen Gogertas Sultan, Haci Ramazan ve Akpinar (Uzun Dede, 
Pinarcik, Arap Viran) zaviyeleri ile ilgili kayitlar da mevcuttur. 

lice Kaymakamliginin web sitesinden ogrendigimize gore 30 , 
Bayat'in egitim ve kiiltiir tarihinde kurulusundan 19. yy.'a gelinceye 
kadar M9 bir egitim etkinligi goriilmez. 19. yiizyilrn basinda her yil 
padisah adina Kabe'yi ziyarete giden Siirre Alayi, hac doniisii Bayat'ta 
konaklar. Siirre Alayi'nin basimami Miiderris Haci Osman Efendi, burada 
etkili bir vaaz verir. Bayat'in biitiin ileri gelenleri ve halki, Hoca'nin 
kendilerine brrakiknasi i9in alay komutaruna ricaci giderler. Komutan, 
Hoca'yi birakmak istemese de kadin erkek herkes, Alay'in oniine ge9erek, 
sonunda isteklerini ger9eklestirirler. Boylece Miiderris Haci Osman 
Efendi, Bayat'ta kalir ve bir medrese a9ar. Burada yiizlerce ogrenci 
yetistirir. Sonradan medreseyi, oglu Riisdiye Hocasi 



30 

http://www.bayat.gov.tr/ 



86 



Haci Hasan Efendi'ye, o da kendi oglu Hafiz Mehmet Efendi'ye birakir. 

Bu arada 19. yy'in ikinci yansinda Bayat'ta iki unlu hoca daha 
kendini gosterir. Birisi Hafiz Ali Efendi, oteki Konya Bozkir'dan adi bir 
olaya kanstigi itjin Bayat'a gelmis olan Haci Ahmet Efendi'dir. Bu 
durumda iki ayn medrese daha a9ilarak, Bayat'in kiiltiir ve egitim yasami 
olduk9a gelisir. Ancak, Haci Hasan Efendi ile Haci Ali Efendi, Haci 
Ahmet Efendi'nin kendi evini ogrencilerine yaptnmasina karsi 9ikarlar. 
Bu yiizden Haci Hasan Efendi, medreseyi oglu Hafiz Mehmet Efendi'ye 
birakip Bolvadin, Eskisehir, Karacabey ve Ezine'de Riisdiye ogretmenligi 
yapmak iizere Bayat' tan aynhr. 

Ote yandan, Haci Osman Efendi'nin girisimleriyle 1834 yilinda 
Mescit Camii, Haci Arap ogullanndan Haci Huseyin Aga'nrn 
yardmilanyla 1876' da tahta minareli Haci Arap Camii ve halkin ortak 
9abalanyla da 1888'de Mezar Yakasi Camii yaptinhr. Aynca, Ulu Cami 
(Carsi Camii) 1878 ve 1940 tarihlerinde iki defa, oteki camiler de 1953 
yilinda yore halkinin girisimleriyle ayn ayn olmak iizere koklii birer 
onarnn gonnustur. 

Nahiyelik teskilati, 1906' da ilkin Han Koyu'ne verilmisken, 9evre 
koylerinin list makamlara basvurulan iizerine 1907 yilinda Bayat'a 
aktanlir. Ilk nahiye mudurii de Ali Efendi adrnda bir devlet gorevlisidir. 
1909 yilinda belediye orgutu kurulmus, baskanhga da Seferoglu Huseyin 
Aga se9ilmistir. Belediyenin bir yazman, bir de belediye 9avusu olmak 
iizere iki memurunun bulundugu, ilk kasa mevcudunun da yedi lira bir 
kurus on para olarak tespit edildigi eldeki kayitlardan 

anlasilmaktadir. Bu tarihlerde Bayat'a ikyelik emri geldigi 

87 



halde, bazi agalarrn karsi 9ikmalarindan, il9e teskilati Emirdagi'na tasinir. 
1987 yilinda tekrar il9elik unvanim almistir. 

Il9e, Orta Asya kuzey kervan yolu iizerinde ve Aral goliinun 
kuzeybatisinda kurulmu? olan Bar9in (ipek) kentinden birtakim anilar 
tasunaktadir. Bayat'in bir baska adi da Han Bar9in'drr. Han Bar9in, i9inde 
biiyiik bir han (kervansaray) bulunan Bar9in, oyinak beyi olan Han 
Bar9in, Han soyundan gelen Bar9in anlamlanna gelmektedir. Aynca Orta 
Asya'daki Pencikent duvar resiinleriyle Uygur resiinlerinin izlerini 
tasryan resiin ve siislemeler, eski Bayat evlerinin duvarlannda 
bulunuyordu. 

Bayatlilarrn evleri tas yapi olup ge9it alaru Azerbaycan ve kaynagi 
Orta Asya'dir. Bununla birlikte Orta Yayla sanat etkinliklerini de 
tasunaktadir. Atmaca ve Kartal totemine baglilik her alanda kendini 
hissettirir. Mezar taslan tamamen Koktiirk (Goktiirk) kitabelerinin 
taslarini andrrir. Yapilarda tugla yoktur. Eski hamamin kubbesi bile tas 
ortii idi. Buradaki ahsap hatilli tas konut mimarisi gelenegi Dagistan, 
Azerbaycan ve Orta Asya'ya uzanrr. 

Il9enin kurulusunda Tiirkistan kokenli kent kurulusuna uygun 
liziksel diizensizlik vardir. Islevsel nitelikleri daha baskin olan yapilann 
teknik kompozisyonlannda biiyiik bir benzerlik goriiliir. Son cemaat 
yerleri bulunan dort caminin de dis avlulan ve eyvanlan dar tutulmustur. 
Camilerin i9 avlulannda kavak, sogiit, visne ve igde gibi aga9lar 
yetistiriknistir. Kimi mezar taslannda giil ve kavak resimlerine yer 
verilmistir. Kabristanlann kiyilan duvarlarla 9evrilidir. 

Bayat'ta tas oymaciligi iistiin bir diizeye ula^mistir. Menner, karatas 
ve kefeke tasi, duvar ve ortii disrnda da bol bol kullanilmistrr. 
Deginnentasi, merdiven basamaklan, dibekler, yuvak taslan, 9esme 



yalaklan, gomiit taslan, esik taslan, kapi ve pencere alinhklan, kopek 
yalliklan, musalla taslan, hatillar, oluklar, kose taslan, kuyu bilezikleri 
(agrzlan), yel deginnenleri, hashas siirtme taslan, ocak ve baca taslan, 
suluk (musluk) taslan, kayraklar, bilegi taslan, ang (sinir) taslan, kav 
taslan, yazlik 9adir taslan, kagm, yalki (iki tekerlekli araba), sabanlar i9in 
denge ve siis taslan bu turden yapisal uriinlerdir. 
Germiyan Beyligi zamaninda yapildigi sanilan gerizlerin (su 
kemerleri) bash basina bir inceleme konusu olacak nitelikte degerleri 
vardir. Ne var ki, belediye tarafindan bir husumet yuziinden Bayat 
haninrn yiktinlarak, taslannin okul insaatinda kullandinlmasi, 
bagislaninaz bir tarihi hata oknustur. 

Bayat'rn mahalleleri bir oyinaga veya bir seyhe baghhgi gosterir. 
Tepecik mahallesi sakinlerini, Baba Ishak (1240) ayaklarunasindan ka9ip 
kurtulabilenler olusturur. Biiyiik mahallede oturanlar Musul ve Kerkiik 
Bayatlan'ndan olup atalan Aral'in kuzeyinde kuruknus Bar9in kentine 
kadar uzanir. Asagi mahallede oturanlar §am Bayatlan ve Dulkadir 
Ogullan kolundandir. Nitekim Soyadi Kanunundan once Asagi 
Mahallede oturan ailelerin 90gu hep 'Dulkadir Ogullarrndan' olarak 
anilrrdi. 

Aynca, eski Uygur donemlerini hatrrlatan izlere de rastlanrr. 
'Tutuk' sozcugii, Uygurlar'da 'vali' anlamrna gelmekteydi. Bayat'taki 
Tutuk Ogullan soyunun eski Uygurlar'a kadar uzanan bir mazisi oldugu 
dusunuliir. Corum'un Bayat ikjesinden gelip Ankara'nrn eski adi ziilfazl 
olan Cubuk il9esine bagh Solfasol koyiine yerlesen bir bakkalin, Badaklar 
soyundan oldugu tespit edilinistir. Bayat il9esindeki Badaklar, 

Sokinen Ogullan ve Savran Ogullan ailelerinin 



89 



bu yonden oteki Bayat kollanyla yakin baglantilarinrn oldugu belgelerle 
kayit altindadir. 

Ha9lilar tarafindan yok edilip bugiin yalnizca Sel9uklu donerni koy 
oreni olarak kalmi§ Ahalar Koyii, ahilerce kurulmu§ bir yerlesim yeridir. 

Haci Arap Mahallesi, adini Haci Arap Camii'nde yatan §eyh 
Hatun'dan aknistir. Bayat halki bugunkii bolgeye Anadolu Sel9uklulan 
tarafindan U9 Tiirkleri olarak yerlestirilmislerdir. Nitekim 9evrede birer 
yatir olarak korunan mekanlann sahipleri diismanla 9arpisirken sehit 
olmus sava^i dei-vis kisiler olarak karsmnza 9ikniaktadirlar. Bayat 
belediye sinirlan i9ersindeki dervisler tamamen sava§9i dervislerdir ve 
90gunun basu9lanndaki aga9lar kesilmemistir. Calca (Bu isim aym 
zamanda Kiitahya ve Hocalar'in birer koyiiniin adidir), yolu olduk9a sarp 
olan ve basrndaki yiizlerce yillik kalin govdeli ardi9 agaci ile Demirli, 
Eyerli, Beydagi, Hendi Baba, Kiimbet, Cultacik, Coraklik, 
Abdurrahman Gazi, Sarnif, Alanlar'la Mekecik, Ahi Yusuf ve Kavak 
yatirlan bu tip dervislere aittir. 



Bolvadin Evliyalan 

Bolvadin Kazasi'na bagli Hiisrev Pasa Karyesi adindan anlasilacagi 
iizere Hiisrev Pasa tarafindan kurulmus olup koyde Hiisrev Pasa 
tarafindan bir evkaf tesis edildigi biliniyor. Bu evkafa bagli olarak bir 
cami ve bir han vardir. Burasi Anadolu'nun orta kolu iizerinde bulunan 
onemli bir menzildir. Daglik ve kuytu bir yer 



90 



oldugundan eskryanin gizleninesi ve buralarda faaliyette bulunmalan i9in 
uygun bir konum olustunnaktadir. Nitekim bu sebeple burasinin 
giivenliginin saglanmasi i9in han, cami vs yapilmis ve buranin iinar ve 
iskani saglanmistir. Butiin bunlara ragmen yine de eskryanin kotii 
emellerini ger9eklestinnekten geri dunnadiklan anlasilmaktadir. Bir 
belgede bununla ilgili 90k onemli bilgilere ulasilmaktadrr. Buna gore 
Sayda Valisi Yakup Pasa ile Trablus-i §am Valisi Mustafa Pasa'nin 
9ukadarlan Haci Abdullah ve Osman ile Misir Valisi Yahya Pasa'nin 
tatarlan Ali ve Yusuf isimli kisiler Istanbul'a gelirler iken Bolvadin'den 
atlarrna binip Hiisrev Pasa arasinda Yaka isimli mahalde beyne's-salateyn 
(ogle ve ikindi arasi olmali) 13 nefer eskrya onlerine 9ikip kendilerini 
yaralayip emval ve esyalarm gasb u garet ettiklerini bu kisiler Bar9inli 
mahkemesine gelip haber vennislerdir. Bunun uzerine Bar9inli kazasi 
ahalileri 70-80 kadar piyade ve siivari ile eskiyayi takip etmislerse de 
bunlar Turgud kazasrnda Toklucak isimli mevkide Musacali Cemaatinden 
Tanburacilar mahallesine girdikleri ve adi ge9en cemaate bu sebeple 
mukavemetin mumkun olmadigi bildirilmistir. Neticede Karahisar-i Sahib 
naibi, mutesellimi ve Derbend zabitlerine gonderilen fennanda bu isi 
yapanlann yakalanmasi i9in Evail-i §aban 1155 tarihinde fennan sadrr 
olmus ve bu fennan 17 Ramazan'da Karahisar-i Sahib siciline 
kaydolumnustur. Bu isi yapan kisiler az once de belirtildigi gibi Musacali 
Cemaatine mensup kisilerdir. Bu fiili isleyen elebasilarin isimleri de 
Ceridoglu Ibrahim, Usta Halil, Agziegri Isa ve Gokogullan ve bunlara 
yardnn eden 9 arkadasidir. Gonderilen ikinci bir fennanla bu kisilerin 
cemaatin soz sahipleri tarafrndan gorevlilere teslim edihneleri, aksi 



91 



halde biitun cemaatin Rakka'ya suriilup iskan edilecekleri 
belirtilmektedir. 

Bolvadin, bulundugu cografi mekan itibariyle ana yol 
guzergahindadir. Bu itibarla Osmanli tarihi boyunca onemli bir 
menzilhane oknustur. Bundan dolayi da Bolvadin Kazasi ve karyeleri 
ahalisi buradaki menzilin ihtiya9lanni karsilamak ve isletmekle 
gorevlendirilmislerdir. Buna bagli olarak da zaman zaman imdad-i 
hazariyye ve seferiyye ve diger vergileri ya tenzil ediknis ya da tamamen 
kaldrnlmistir. 

Vergi hususlan, yol uzerinde olmasi vb. ozellikleri sebebiyle de 
merkezle en 90k muhabere i9inde olan kazalardan birisidir. Bilindigi 
iizere, Bolvadin menzili sik sik iktisadi darliklara maruz kalmakta idi. 
Bunlardan birisi de 1721 tarihinde vuku buknustur. Bu tarihte Karaman 
Valisi ile Bolvadin Naibine gonderilen bir hukiimde Bolvadin Naibi 
Osman'rn Divan-i Humayun'a arz gondererek Bolvadin Menzilcisi 
Mehined'in menzil islerinde zaafa dustugii, gelip ge9en ulaklari 
bekletmemek i9in ahaliden bor9 para almak isteyip ahali de bu parayi 
venneyi kabul etmis iken Bolvadin ahalisinden Molla Huseyinoglu, Haci 
en-Nuh, Tuinred (?) oglu Mustafa ve el-Hac Osman isimli kisiler birlik 
olup "siz ni9un menzilciye bor9 verirsiniz?", diyerek mani olup menzil 
islerinin bozuknasina sebep olduklanni bildinnistir. Bunun iizerine adi 
ge9enlerin bu fesatlannin men'i kyin hukiim gonderilmistir. 

Bu haberlesme ve yazismalara bakildiginda, goze 9arpan husus, 
Bolvadin ahalisinin uzerlerinde olan menzil umuru sebebiyle 
durumlarrnin maddi yonden agirlastigini ifade ederek Imdad-i Hazariyye 
ve Seferiyye vergilerinin indirilmesini ya da kendilerine bu 



92 



menzil isinde nakdi olarak yardim yapilmasini istemeleridir. 1723 senesi 
Nisan ayinin sonlanna gelen bir ferman kaydindan alinan bilgiye gore, 
Bolvadin Kazasi'nin hacilann nuziilgahi oldugu, 119 menzil karyesi olup 
son iki 119 senede meydana gelen kithk sebebiyle ahalisinin iktisaden 
zayif diisiip buxjogunun yerlerini terk ettikleri, kalanlarrn ise menzil 
islerini yurutmeye gU9lerinin yetmedigi, bu sebeple adi ge9en kazanin 
avanzindan aynlan 652.5 kurusun da menzil umuruna kifayet 
etmediginden kendilerinin 500 kurus para, 600 Idle sair ve 200 araba 
saman ekleyerek Mayis 1722'den 1723 Nisani sonuna kadar tuttuklan 
menzilcinin de ahvalinin 90k kotii oldugu anlasilmaktadrr. Bu sebeple 
gelecek sene i9in ya kendilerine yeni bir menzilci verilmesini veya 
menzillerine bir miktar daha yardim edilmesini istemislerdir. Bunun 
uzerine sadir olan fennanda ise Karahisar-i Sahib Sancagi'ndaki kazalara 
toptan eyalet valisi i9in 1441 kurus ve Sancak Mutasarnfi i9in de 5000 
kurus imdad-i Hazariyye tayin olundugu Divan-i Hiimayunca haber 
verilmesiyle, Kiitahya Valisi i9in verilen 113 kurus ve Karahisar-i Sahib 
Sancagi Mutasarnfi i9in 243 kurus -ki bunlann toplami 356 kurus eder- 
kapu harci oldugu, Bolvadin kazasi ve karyeleri ahalisi menzilkes 
olduklanndan ve menzil umuru da devletin ehemmiyetli bir isi 
oldugundan dolayi bunlann hisselerine isabet eden 356 kurusluk Imdad-i 
Hazariyyenin avf ve ref olundugu bildirilmistir. Ancak kaza ahalisi de 
zikredilen menzilin biitiin islerini eksiksiz olarak tedarik edip menzil 
umurunun geri kalmamasini saglayacaklardrr. Bu tenzilat ve af da 
yaklasik 15 sene siirecektir. 

Bolvadin'le ilgili bir diger husus da Karahisar-i Sahib Sancagi'nin 
merkez ve diger bazi kazalannda oldugu gibi burada da 



93 



Seyyidlerden bazi kisilerin yasamakta olduklandir. Iste bu 9er9evede 
Karahisar-i Sahib, §uhud, Qola ve Bolvadin'de bulunan seyyitler iizerine 
Nakip atamalan yapiknakta idi. Bu cumleden oknak iizere 14 Mayis 1733 
tarihinde Seyyid Osman Qelebi'ye Karahisar-i Sahib, §uhud, Qola ve 
Bolvadin Kazalarini ihtiva etmek iizere nakiplik mektubunun geldigi 
goriilmektedir. 10 Eyliil 1733 tarihli bir belgede ise yukanda zikredilen 
dort kazadan §uhud kazasi zikredilmeden diger ii9 kazaya nakip olarak 
Seyyid Hasan Qelebi'nin Nakibii'l-esraf Kayinakami Seyyid Mahmud 
tarafindan tayin edildigini anlamaktayiz. 

Yol iizerinde ohnasi hasebiyle burada bulunan dere iizerindeki 
Bolvadin Kopriisu'nun zaman zaman tamiri gerekinektedir. Iste boyle bir 
durum 16 Teminuz 1729' da ger9eklesir ve bu kopriinun tamiri isi Dergah- 
l Mualla gediklisi Abdiilbaki'nin uhdesine verilir. Fakat bu is hayli 
malzemeye ihtiya9 duydugundan kendisine yardunci olmalan i9in 
Karahisar-i Sahib, Qay ve Bolvadin kadilan ile ayan-i vilayete ve is 
erlerine de fennan gonderilir. Bu Cisr-i Kebir (Biiyuk Koprii) Bolvadin 
ile Ishakli arasinda bulunmaktadir. Ama bulundugu yer yerlesim 
bolgelerine de uzaktrr. Bu sebeple soygun, adam oldiinne vs. gibi su9lan 
isleyenler i9in uygun bir konum olustunnaktadir. Bir keresinde Dergah-i 
Mualla Qavuslanndan Hasan Qavus Istanbul'a gitmek i9in Aksehir'den 
yola 9ikmistir. Yarunda da menzil beygiri suruciisii bulunmaktadir. Bu 
kopriinun onlerinde geldiklerinde karsilanna 6 adet eskiya 9ikip 
muharebeye baslarlar. Eskiyalar bu esnada menzil beygiri suriicusiinun 
terkisinde bulunan heybeyi ele ge9irirler. Heybede ise emr-i serif sureti, 
18 adet ilam ve 6 adet beyaz bogasi ve Hasan Qavus'un sair esyasi 
bulunmaktadir. Kendileri bir yolunu bulup eskiyanin ellerinden kurtulup 
hemen Bolvadin'e gelerek 



94 



Mahkemeye durumu haber vermisler ve akabinde de Bolvadin 
Kethiidayeri ile Voyvodasi askerleriyle derhal olay mahalline vanp 
tahkikat yapmislarsa da eskryaya dair bir ize rastlamayip bir isaret de elde 
edememislerdir. Bu olayin voyvoda tarafindan istanbul'a bildiriknesi 
iizerine de su9lulann hemen yakalanip gerekli cezalarinin veriknesi 
hususunda 28 Agustos-7 Eyliil 1726 tarihinde fennan gonderilir. 

Mustafa Karazeybek'in 9alismasindan 31 ogrendigimize gore, 
Bolvadin'de U9U sehir merkezinde ve dordii koylerde oknak iizere yedi 
zaviye buluninaktadir. §ehir merkezinde Ali Dede, Mevlana ve Ahi 
Mehmed zaviyeleri ile Kupluca Koyiinde Haci Cevher Baba, Bozok 
Koyii'nde Ilyas Bey, Qay Koyiinde Kadi Siileyman ve Cevher Baba isimli 
bir azizin yeri iizerinde yapildigi belirtilen Hiiseyin Abdal zaviyeleri 
vardrr. Bolvadin Nahiyesinde XVI. yiizyilda yedi zaviye varken XIX. 
yiizyilda bu sayinrn on ii9e 9iktigi goriiknektedir. Bunlardan ancak 
U9iinun isimleri her iki yiizyilda da mevcuttur. Bunlar Bolvadin sehir 
merkezindeki Ahi Mehmed ve §eyh Ali zaviyeleri ile Disli (Nurda) 
Koyiindeki Ilyas Bey zaviyesidir. XIX. yiizyilda var olan diger zaviyeler 
ise sehir merkezinde Cemaleddin, Disli Koyiinde Ahi Sel9uk, Ahiler 
Koyiinde Ahi Yusuf, Oyumaga9 Koyiinde Ahmet Pasa (Ahmet Dede), 
£ay Koyii civannda Obrucuk, Arslanh Koyiinde San Lala (Arslanh ve 
San Lala), Cay Koyiinde Sultan Alaeddin, Tazli Koyiinde §eyh Yunus, 
Veysel Koyiinde Veysel Karani ve yeri tespit edilemeyen Baba Yusuf 
zaviyeleri buluninaktadir. §ahsiyeleri abidelesmis on dort tiirbe 
buluninaktadir. 



31 

Afyoiikarahisar'da Zaviyeler 



95 



Abdiilkadir Geylani, Abdiilvahap Gazi, Rufai Ahmet Efendi, Samsun 
Dede, Seyyid Ahmet Halil Dede, Ali Sitla Dede, Sip Dede, Sultan 
Carallah Zemahseri bunlardan bazilandir. Tiirbelerde tek mezar olanlann 
yam sira 90k sayili mezarlar da vardir. Bu turbelerden Abdiilkadir 
Geylani'nin tiirbesi Bolvadin Agilonii (§ihlar) Mahallesi'ndedir. XX. 
Yiizyil baslannda insa edilen yapi kare planli, i9ten kubbeli, distan kinna 
9ati ile ortiiliidiir. Tiirbe i9ersinde Kadiri tarikatinin kurucusu Abdiilkadir 
Geylani'nin onikinci kusaktan torunu Abdiilkadir Geylani, hannm Ayse 
Dudu, 90cuklari seyh Salih, §eyh Mehmet, Abdiillatif II., ve on torununa 
ait sandukah mezarlar bulunmaktadir. Geylani 1652 yilrndan once 
Agilonii'ndeki tiirbesine gomulmustiir. 

Muharrem Bayar Bolvadin'deki dini yapilan ele aldigi yazisinda 32 , 
Vakif Tahrir Defterlerine dayanarak il9e ve 9evresinde her tarikata ait 
tekke ve zaviyenin bulundugundan soz eder. Biitiin bu yapilara ait 
vakiflar bulunmaktadir. 1528'de Bolvadin Merkezinde, Medrese, 
Hidirlrk, Kiimbet, Hanaylu Mescid, Bey Mescid, §eyh Bey Mescid, Hoca 
Emere Mescid, Kestemet, Alaca Mescid, Haci Halife, §azi, Kutlu Mescid, 
Hisar, Hisarcik isimleriye 13 mahalle bulunmakta ve hemen hemen her 
mahallede bir mescid veya cami, tekke veya zaviye, ya da bir medreseye 
rastlanmaktadir. 

Muhtemelen Carsi Camii'nin arkasinda Bolvadin Mevlevihanesi, 
Imaret Camii civannda §azeli Tekkesi, Agilonii §ihlar Mahallesinde §eyh 
Seyyid Abdiilkadir'in kurdugu Kadiri Tekkesi, Ali Efendi Mahallesinde 
§eyh Yunus'un kurdugu Naksibendi Tekkesi, 



Bolvadin Tekke ve Zaviyeleri 



96 



Kumbet Mahallesinde §eyh Ali Sitki Dede'nin kurdugu Naksibendi 
Tekkesi bulurunaktadir. Bunlardan baska Rufai Tekkesine de rastlanir. 
Bolvadin Miizesi ve Sultan Carullah Mezarhgrndaki 12 dilimli destarlar 
bu tarikate ait isaretlerdir. Bu tekkeler i9inde muridleri en fazla olani hie 
siiphesiz Naksibendi tarikatina ait olan tekkelerdir. §eyh Haci Ali Efendi, 
§eyh Haci Ahmet ve kardesi §eyh Bayram, Postalzade §eyh Haci Ibrahim 
Efendi, §eyh Silleli Haci Mehmet Efendi Naksibendi Tekkesi 
kuruculandrr. Yoriikzade §eyh Ahmet Fevzi Efendi'nin kurdugu 
Naksibendi Tekkesi ile Yoriikzade §eyh Haci Ali Efendi'nin kurdugu 
Kadiri Tekkesi Cumhuriyet Doneminde Tekke ve Zaviyelerin ilgasina 
kadar varligini surdiiriir. Karsisinda §eyh Osman Efendi Medresesi ile 
yamndaki §6hret Kadrn Medresesi tarafindan 9evrelenen §eyh Yunus 
Zaviyesi adina onaltinci asra ait kayitlarda rastlanir. 1868 tarihli 
zaviyedarlik belgesi bu tekkenin XIX. asirdaki varhgina isaret eder. 

Kinkoglu Haci Mehmet'in Yenice Mahallesi'nde insa ettirdigi 
Kinkoglu Mescidi, 1930'lardan sonra metruk kahr ve amaci disinda depo 
olarak kullamlir. Aym mahalle halkindan Neslizade Ali Osman Koksoy 
1954 yilrnda vakif kurarak yapiyi esash bir tamirden ge9irir. Boylece 
mescid hizmete girer, bu arada mescidin ismi degistirilir, bugiin Yenice 
Camii olarak bilinen yapi "Yenice Mescidi" adini alir. 

Bir zamanlar Ali Sitki Dede Tiirbesi'nin etrafi, mezarlik olup 90k 
sonra yapilan "Kinkoglu Mescidi" haziresidir. Yenice Mescidi, dedenin 
90cuklan olan Hizir Bey ve Veli Bey'in vakiflan'nin hayratidir. Mescidin 
Dibekbasi Sokagi'ni i9ine alan kulliyesi varsa da bugiin, kulliyeden 
geriye sadece mescit ve bir evin avlusunda Ali Sitki Dede'nin tiirbesi 
kahnistir. Tiirbede sahide yoktur. 



97 



Ali Sitki Dede, Hudavendigar Salnamesi'ndeki bilgilere gore bir 
Naksibendi halifesidir. Ailesi varhkh bir aile olup Yenice, Bekir Aga ve 
Hizrr Bey (Yakup §evki Pasa) Camileri bu aile tarafindan insa ettirilmis 
ve camilerin bakuni yine bu aile tarafindan yapikmstir. Biiyiik bir vakif 
olan "Erkinen Camii ve Kulliyesi"ni yaptiran Hizir Bey ile ihsaniye 
Camii'ni yaptiran Veli Bey bu zatin torunlanndandir. 

Ali Sitki Dede disinda 18. asra ait ilamlarda adi ge9en Postalzade 
§eyh Ibrahim Efendi, Sultan Carullah Mezarligi'nda yatan §eyh Ahmet 
Efendi, kardesi §eyh Bayram Efendi ve §eyh Veli Efendi Bolvadin'deki 
Naksibendi tarikatrnin seyhleri olarak ileri suriiliir. Postalzade 'nin 
mezan, Kaymaz Mahallesi ve Omeroglu Mahallesi'ndedir. Digerlerinin 
mezarlan, Sultan Carullah mezarligindadir. 

Ali Efendi Mahallesi'nde §eyh Yunus Tekkesi, Kiimbet 
Mahallesi'nde §eyh Ali Sitki Dede Tekkesi, Kaymaz Mahallesi'nde §atir 
Mehmet Pasa Kiilliyesi icinde Seyyid Ahmet Halil Dede Tekkesi olmak 
iizere U9 Naksi tekkesinin varligi ileri suriiliir. §eyh Yunus Tekkesi'ne, 
16.yiizyil kayitlannda rastlanmakta olup aynca bu tekkeye ait 1868 tarihli 
bir zaviyedarlik belgesi bulunmaktadir. 

Bolvadin Naksibendi tarikatrnin ikinci onemli ismi, Yoriikzade 
Ahmet Fevzi Efendi'dir. Babasi Adana'nrn Kayhan yoriiklerindendir. 
1874—1957 yillari arasinda yasamis olan Ahmet Fevzi Efendi, ilk tahsilini 
Bolvadin'de yapar. Daha sonra Konya'ya giderek burada Hadimli 
Mehmet Vehbi Efendi'den ders goriir. Yuksek tahsil icin Istanbul'a gider. 
Fatih Medresesi'nde §eyhulislam Hasan Hihni ve Ismail Necati 
Efendilerden ders alrr. Musa Kaznn Efendi'den aldigi icazetle 25 yasinda 
medreseyi bitirerek Bolvadin'e tasra muderrisi 



98 



olarak atanir. Gorevi "tedris-i ulum ve vaz u nasihat"tir. Alaca Cami'inde 
imamlik ve vaizlik yapmis, cami yanmdaki Hilmiye Kutiiphanesini 
kurmustur. Daha sonra merkez kaza muderrisi, ikniye muderrisi ve vaiz 
olarak gorevine devam eder. Son gorevi "Bolvadin vaizligi"dir. 

Ahinet Fevzi Efendi, Milli Miicadele yillannda Bolvadin'de Hasip 
Hoca Medresesi'nin basindadir. Anlatilanlara gore, "dersiam" unvaniyla 
bu gorevi kendisine Abdulhamid Han vennistir. Hocasi Mehinet Vehbi, 
Yoriikzade'yi ziyarete gelir ve akabinde Yoriikzade, il9ede "Kuva-yi 
Milliye'nin kuruknasmi saglar. Muharrem Bayar ise "milis teskilati" 
kuran muderrisin, Yoriik Haci Ali Efendi oldugunu ileri sunnektedir. 
1920'de Bolvadin'de Astegmen Halil Nuri Yurdakul'la ilgilenen isimler 
arasrnda oldugunu ve Car§i Camii'nde vaaz veren Ismail §iikru 
Celikalay'in yaninda yer aldigiru soylemektedir ve onu "Kuva-yi 
Milliyecilerin liderleri" arasinda gosterir. 

Kiituphane vakfiyesindeki, "Bolvadin Kasabasi'nin Haci Halife 
Mahallesi'nde sakin tarikat-i aliyye-i Naksibendiyye-i Halidiyye-i 
Ziyaiyye halifesinden.." ifadesinden anlasildigina gore, Ahinet Fevzi 
Efendi, Bolvadin Haci Halife Mahallesi'nde ikamet eder ve uzun siire 
Naksibendilik seyhligi yapar. Yoriikzade, tasavvuf alanrndaki bilgi ve 
egitimini Istanbul'da Hasan Hikni Efendi'den ahmstir. Bu kaydi, yerine 
postnisin olan Katip Mustafa Fevzi, seyhi Hasan Hihni Efendi'nin 
"Defter-i mahsus'unda Afyonlu 119 halife isimleri arasinda "Bolvadinli 
Ahinet" seklinde goriir. Digerleri ise Karahisarli Ali Riza ve Karahisarh 
Mehinet'tir. 



99 



Milli Mucadele'nin son sahitlerinden olan merhum Haci Ahmet 
Ozaydin Yoriikzade'nin derslerinden "Fazilet Dersleri" olarak 
bahsetmektedir. Ozaydin'a gore Yoriikzade'nin dersleri emsile'den 
baslar, fikiha kadar giderdi. Kendisi alti ay ders gormiis, bu derslerde 
Yoriikzade'den "konusma adabi, keliinelerin kullammi" gibi konular 
yaninda ahlak, ve itikatla ilgili bilgiler almistir. 

Soyadi kanunuyla birlikte "Ozdemir" soyadrni alan Yoriikzade Ahinet 
Fevzi Efendi'nin herhangi bir eseri, okudugu veya okuttugu eserlerden 
aldigi notlan olup olmadigi bilininemektedir. Ondan geriye; kalan 
yetistirdigi ogrencileri, zihinlerdeki hatiralan ve bugiin faal olmayan 
kurdugu kiitiiphane vakfidir. 

Yoriikzade Ahined Efendi hakkinda anlatilan bir anekdot soyledir. 

"..Ve 'Bolvadin'de Naksi seyhi Yoriikzade Ahined efendi vardi, miibarek 
bir zatti. Ben onun doktoruydum. Bu zat talebelerine, diger ziyaret9ilerine 
ve hocalara; 'Biz icazetleri biraktik, bizden icazet vennek selahiyeti 
kalkti. Bediiizzaman buraya geldikten sonra, bizden o vazifeyi aldi! Biz 
onun emrindeyiz. . . ', diyordu. Bu zat Gurmishaneli Ziyaeddin Efendi 
merhumun halifelerindendi. Hem hoca, hem dersiamdi.. Fatih 
dersiamlanndandi.Vefat ettigi zaman Ustad (Said Nursi) talebelerini 
cenazeye gonderdi, sonra da kendisi ziyarete gidip, taziye etti." 

Hiilya Parsana'nin calismasindaki , §ihlar Cami'nin U9 satirlik 
stilus kitabesinde ge9en "Kad bena haze'l cami-i serif es §eyh Abdiilkadir 



33 

PARSANA Hiilya, 'Bolvadiii'deki Tiirk Devri Yapilan', Yiiksek Lisans Tezi, Sel9iik 
Uni. 1991 



100 



el Geylani" ibaresinden yapinin banisinin, biti^ikteki tiirbede medfun 
bulunan Kadiri seyhi Abdiilkadir Geylani es Sani oldugunu ogreniyoruz. 
Bugiin tiirbe olarak kullamlan tekkenin hangi tarihte insa edilmis oldugu 
kesin olarak bilirunemekle birlikte 1642'de insa edilmis olan cami ile 
yakin tarihlerde oknalidir. Kadiri tarikatinin kurucusu Abdiilkadir 
Geylani'nin on ikinci nesilden torunu olan seyhin medfun bulundugu 
tiirbede on yedi sanduka yer aknaktadir. 1989 senesindeki onarnnla 
birlikte mennerle kaplanmis olan sandukalardan mihrabin sag tarafinda 
yer alan biiyiik lahdin Abdiilkadir Geylani'ye digerlerinin de esi Ayse 
Dudu, Seyh Seyyid I. Abdiillatif, Seyh Salih, Seyh II. Abdiillatif ile aile 
fertleri, §eyh Hiiseyin ve kizlan ve torunlanna ait oldugu bilininektedir. 

IV. Murat, gonderdigi 1640 tarihli fennanla, yoneticilerin Kadiri 
seyhine hiinnet etmelerini, onu vergiden muaf tutmalanni einreder. IV. 
Mehinet'in gonderdigi 1649 tarihli fennanda ise vergi muafiyeti 
tekrarlanrr. Abdiilkadir Geylani, 1651 senesinde vefat eder. Geylani 
hakkrnda, misafirine yemek olarak ikram etmis oldugu horozun tekrar 
canlaninasi ve savas yillannda arkadaslanyla beraber savaslara katikms 
olmasi' halk arasinda anlatilan menkibelerdendir. 

Yerine sirasiyla oglu Seyyid Abdiillatif Efendi, Seyyid Hiiseyin 
(6.1760), Seyh Seyyid Salih (6.1803), Seyh Seyyid Abdiillatif II, Seyh 
Seyyid Mehmet Izzet (1834-1899), Seyh Seyyid Mehmet Efendi seyhlik 
yaparlar. Tekkenin son postnisini §eyh Mehinet Efendi ise 1930'da oliir. 

§eyh Seyyid Abdiilkadir Geylani Tekkesi, evladiyelik bir tekkedir. 
Tekke seyhi, kurucu seyh Geylani'nin evlatlan arasindan se9ilir. Erkek 
evlatlan tekkenisinlik yaparlar. Zaviyede kurulan imaretle, gelenlerin, 
gidenlerin, geceleyenlerin ihtiyaclan karsilanir. 



101 



Aynca giinde 20 fakire yemek verilir. Bu Kadiri geleneginin disa 
yansiyan birinci yonudur. Ikincisi "Su Vakfi" kurmalan, 9esmeler 
yaptirarak toplumun su ihtiyacini karsilamaya 9ahsmalandir. 

Bolvadin'de Kadiri tarikatrnin ikinci temsilcisi olarak Yoriik Haci 
Ali Efendi goriilmektedir. Mahalle halkinin destegiyle Omer Efendi 
baskanliginda bir dernek kurulur ve Kaymaktjizade Haci Mustafa 
Efendi'nin bagisladigi arsa uzerine bir medrese insa edilir. Biiyiik bir 
bah9e i9inde havuzu, 9esmesi, haziresi ile diiz, toprak damli kerpi9 
binalardan meydana gelen medresenin bir derslik ve on talebe hucresi 
vardrr. Bu medresenin basina da Konya'daki Parlak Haci Medresesinden 
mezun olan ve kurulusunda onemli katkilan olan Ali Efendi getirilir. Sene 
1895'tir. 

Miiderris Yoriik Ali Efendi, Osman Efendi'nin ogludur ve 1864'te 
Emirdag il9esinin Dere koyunde dogar. Ilk egitiinini babasrndan alan Ali 
Efendi 10 yasinda Bolvadin'e gelir. Burada Sibyan Mektebi'nde okur. 
Daha sonra Imaret Camii yanindaki Miiftiizade Haci Mehinet Efendi 
Medresesi'ne devam eder. Akrabasi Miiderris Yoriik Haci ibrahiin Efendi 
(6.1887)' nin gorev yaptigi Biilbiilzade Miiftii Miiderris Haci Mehinet 
Efendi Medresesi'ne kaydolur. Burada Hadimli Mehinet Vehbi'den tefsir, 
Kadinhanh Hiiseyin Efendi'den hadis okur. Daha sonra Kadiriye 
Tarikati'na intisap eder. Hocasinin oliimu uzerine Konya'ya giderek 
Parlak Haci Medresesi'nden icazet ahr. Bolvadin'e dondiigii zaman, 
intisap etmis oldugu tarikatin isini ile anilan "Kadriye Medresesi"ne 
miiderris olur. 1924'te medreselerin kaldinlmasina kadar burada 
miiderrislik yapar. 

Kadriye Camii, 1909 yilrnda ibadete a9ihr. Yoriik Haci Ali Efendi, 
diger taraftan 240 kurus maasla camiye imam-hatip olarak 



102 



atanir. Ataruna, Bolvadin Mahkemesi'nden aldigi ilam iizerine Evkaf 
Nezareti'nce ger9eklestirilir. 1920 yilinda Kuva-yi Milliye Teskilati'ni 
kurar ve reisligini yapar. 1920-1939 yillanni Bolvadin'de Muftiiluk gorev 
yillan olarak ge9irir. Aym zamanda Bolvadin Maarif Enciimeni 
Reisligi'ne se9ilir. Reisligi bes yil surer. 1939 yili vefat tarihidir. 

Esrefoglu Mehined bey'in 1320'de insa ettirmis oldugu kiilliyede 
Mevlevihane de yer alrr. Qarsi Camii'nin dogusunda 119 binadan olusan 
Mevlevihanenin yaninda 1912 yilinda donemin kaymakami Ahinet Maruf 
Tuzcugil tarafindan kaldinlan bir de hazire buluninaktadir. Bugiinkii 
yapirun bati cephesindeki portal uzerinde yer alan kitabe Esrefogullarina 
ait olup sonradan bina duvanna yerlestirilmistir. 1900'lerde saglamligma 
guvenikneyen ahsap caminin yikilarak yerine insa edilen Qarsi Camii 
1904'te ibadete a9ilir. Ilk genisletme 9ali§malan 1911'de son cemaat 
yerinin ilavesi ile olur. 1924'te tekrar genisletildigi bilinen yapi 1981 'de 
Vakillar Genel Mudurliigii tarafindan restore edilir. 

Cami, tekke, misalirhane, 9esme, hamam ve hazireden meydana 
gelen kulliyeden Mevlevihanenin bilinen ilk seyhi Ahi Mehmed 
Dede'dir. "Bolvadin kazasrnda bundan akdem cennetmekan Firdevs 
asiyan merhum ve magfurun ileyh Sultan Mehinet Han Hazretleri'nin 
vakif ve ihya buyurduklan Ahi Mehinet Zaviyesine kazayi mezburede 
miirur u ubur eden fukaraya it'am-i taam etmek sartiyla vakf-i sahih-i 
ser'i ile vakf buyurduklan zaviye merkum tekke mutasarrifi Veliyiiddin 
fevt evladi zukuruna..." ifadeleri yer alan Hiidavendigar Salnamesindeki 
kayda dayanarak Fatih devrinde kurulan ve ihya edilen vakfrn tekrar kayit 
altrna alindigi soylenebilir. Ahi Mehinet Zaviyesinin vakif sarti 'fakirlere 
yemek yedinnek'tir. Muharrem Bayar 9alismalannda Bolvadin'in koklii 



103 



ailelerinden Agdacilann (tekkenisinler) atalanni AM Mehmet'e 
dayandinr. 

I. Murad ve Fatih zamaninda yasamis olan Ahi Mehined Dede 
esnaf seyhidir. Carsi Camii'nin giiney cephesinde Ahi teskilatinin lonca 
binalan vardir. Ve buradan sehre giren ve 9ikan mallan kontrol eder. Ahi 
Mehmed Dede'nin torunu Pendari Kari Ahmed Dede'nin zaman i9ersinde 
Mevlevi buyiikleri arasinda yer aldigi goriilecektir. 

Ahi Mehmed Dede'nin kabri Sultan Carullah Mezarligrndadir ve 
tikbesinin iistii a9iktir. Bir ka9 defa iistii ortiilse de, turbenin dami 
bilimneyen bir gii9 tarafindan yikilrr. Bu yiizden halk arasinda 'iistii A9ik 
Tiirbesi' diye adlandinlan kabir, Hiidavendigar Salnamesinde Ahi Evran 
Tiirbesi olarak ge9er. 

Bayar'a 34 gore Carsi Camii'nin kuzeydogusunda yer alan 
semahane, 9ilehane, ve dervis hucreleri 1900'lerin basinda Rifai dervisleri 
tarafindan kullamhr. 

Yesil Melek Tiirbesi etrafinda olusan hale ise bizi §azeli tarikatimn 
Bolvadin'deki temsilcisi §eyh Melige gotiiriir. Hiidavendigar 
Salnamesinde adi ge9en §eyh Melik Tiirbesinden §azeli Zaviyesine, 
zaviyeden §azi Mahallesine yayilan mistik hava tarihin bilininezlerine 
kansir. 

Bunlarin disinda, 732 yilinda Emevi komutani Mesleme'nin biiyiik 
bir ordu ile Afyonkarahisar kalesini kusattigi, bu kusatmada Seyyid Battal 
Gazi ve Peygamberimizin sahabesi Abdul Vahap Gazi'nin yaralandigi, 



34 

Bolvadin Mevlevihanesi ve Pendari Kaari Ahmet Dede, II. Milletler Arasi Osmanli 

Devletinde Mevlevihaneler Kongresi, 1993. Miiharrem Bayar'm 9alismalarma Irfan 
G6rka§'m ele§tirileri yograidiir. Ona gore, ileri siiriilen a9iklamalarm delilleri zayiftir, 
somi9lar adeta zorlamadir ve Bolvadin'de Bekta§iligin derin izleri adeta hesaba 
katilmamaktadir. 

104 



Seyit Battel Gazi'nin Seyit Gazi'de, Abdul Vahap Gazi'nin de 
Bolvadin'de oldugu kabul edilir. Bu olaylann hatirasi olan Sahabe Abdul 
Vahap Gazi'nin turbesi Eber Golii yolunun iizerindedir. Uzeri a9ik olan 
tiirbenin ortasinda mennerden yapilmis uzun bir sandukasi vardir. 2002 
yilinda yeniden restore edilerek, sanduka iizerindeki mennerlere 
Abdiilvahab Gazi ile ilgili bilgiler yazilmistrr. Abdiilvahap Gazi Turbesi 
en 90k, 90cugu olup da yasamayanlar, hasta 90cuklar, ge9imsiz, parasiz 
ve i9ki i9en kimselerin anneleri ve esleri tarafrndan ziyaret ediknektedir. 



Kaymaz Mahallesi'nde, Satir Mehinet Pasa Camii'nin kuzeyindeki 
tiirbenin ortasinda Seyyit Ahmet Halil Pa§a'nrn sandukasi vardir. Ahmet 
Halil Pasa, Bolvadin'in yetistirdigi unlii valilerden Satir Mehinet Pasa'nin 
tek ogludur. Iyi tehsil gorinus, gen9 yaste Anadolu'ya Sancak Beyi olarak 
atanmis, daha sonra Afyonkarahisar Valisi olmustur. 1710 yilinda 31 
yasinda vefat eden Halil Pasa, babasi tarafrndan yaptinlan mescidin 
kuzeyindeki tiirbeye gomulur. Bir yil sonra olen babasi da yanina 
defnedilir. Tiirbedeki iki sandukadan birisi kaybolmustur. 



Emirdag Caddesi iizerinde, Sultan Carullah mezarhgrnin giineyinde 
buluninaktadir. Sultan Carullah'in Unlii Turk alimi Zemahseri'nin 
torunu oldugu kabul ediknektedir. Bolvadin'e ne zaman geldigi 
bilininemektedir. Zaviyesinden guniimiize yalmzca tiirbe ve mescidi 
gelebihnistir. Tiirbenin i9i yol seviyesinden 1 m. asagida oldugu i9in, 
i9eriye merdivenle inilir. i9inde U9 tane sanduka vardir. 

Sultan Carullah Tiirbesi'ne 90k onceleri, Hidirellez kutlamalan 
i9in gidildigi soyleninektedir. Hatta Sultan Carullah'in da eglenceden, 
neseden, oynamadan, giihneden zevk aldigrna inanihnakta ve bu durum 
tekerlemelerle ifade edilmektedir: "Sultan Carullah Dedemiz sever senlik/ 



105 



Biiyii de yavrum senlige gidelik.", Sultan Carullah def 9alar/ Bolvadin 
oynar." 

1970 yilinda park haline doniisturiilen Sultan Carullah 
Mezarligmdan geriye sadece Sultan Carullah Tiirbesi ile Ustii A9ik (Ahi 
Evran) Tiirbesi kalir. 1980 yilinda ise bah9enin ortasina, §ehitlik Abidesi 
ilave edilir. 

Karamanlilar, 1444 tarihinde Bolvadin' i basip, bin kisiyi olduriirler. 
Buna iiziilen Sultan Murat, Karaman seferinden doniiste Bolvadin'e 
taziye i9in ugrar ve Ahi Evran Mehinet Efendi'yi ziyaret eder. U9 
hoyiikler mevkiini de onun vakfina hediye eder. Daha sonralan, Karaman 
Seferine 9ikan Fatih Sultan Mehmet'in de Bolvadin'e gelerek bu zatin 
elini optiigii ve duasini aldigi anlatilir. 

Eskiden Yenice Mescidi ve civan mezarlik olup Ali Sitki Efendi 
Tiirbesi de mezarhgin i9inde idi. Zamanla mezarlik bozulmus, sadece 
tiirbe kahnistir. 2002 yilinda, bir hayirsever tarafindan, Ali Sitki Efendi ve 
100 m. batisindaki esi Sidika Hannn'in mezarlari yaptinlir. Etrafi 
duvarlarla 9evrili olan tiirbe daha 90k 90cugu ohnayan kimseler 
tarafindan ziyaret edilmektedir. 

Omeroglu mahallesindeki zamanla aile mezarhgi olarak da 
kullanilmis olan tiirbenin i9inde, Naksibendi Tarikatina mensup 
Postalzade Seyh Haci Ibrahim Efendi 'ye ait olan sanduka disinda baska 
sanduka yoktur. Halk tarafindan ayakiistii ziyaret edilerek, dua yapilan bir 
tiirbedir. 

Haci Halife mahallesindeki Cafer Dede Tiirbesi, evlerin arasinda 
kahnistir. On kismi ise bah9e duvan ve kapi ile tamamlanmistir. Hemen 
oniinde sonradan yapihnis bir 9esme bulunmaktadir. Mevlevi oldugu 
rivayet edilen bu zatin tiirbe ziyaretine ozellikle 90cugu ohnayan kadinlar 
gelmektedir. 

106 



Emirdag Caddesi uzerinde, evlerin arasinda kalmis ve yoldan yiiksekligi 1 
m. olan bir mezarliktir. Muharrem Bayar tarafindan kabrin San B. lit. ill 
Seyyid Osman Dede'ye ait oldugu tespit edilmis ve mezarlik yeniden 
duzenlenmistir. Halk arasinda burasi "Sigil Tekkesi" olarak bilinir. 



Anlatilanlara gore, 1107 tarihinde Bolvadin Kalesi fethedilirken bu 
Turkmen anasi gazilere su ve ayran dagitmistir. Bu kutlu ana o savasta 
sehit diismus, daha sonra onun ayran dagittigi yere turbesi yapilmistir. 
1 107 tarihinden bugiine kadar, o tiirbeden geriye sadece tek mernier siitun 
kaknistir. Musliiman Ana'nin, mezar taslan ile cevrilmis mezan, 
Miisliimanli Mahallesindedir. 



Bolvadin'in Kemerkaya Kasabasi'nda magaraya benzeyen bir yerde, 
cevresinde bir mezar oknamasina ragmen, bolge halki burada bir yatir 
olduguna inanir ve ziyaretlerde bulunur. Bu yatira "Damlali Dede" 
denmektedir. 



Bolvadin ve cevresinde, cocugu olmayan kimseler, Heybeli 
Kaplicasinda makaminin nerede oldugu bilinmeyen Heybeli Dede'yi 
ziyaret ederler. 



Qay Evliyalan 



Karazeybek'in calismasindan 35 (Jay ilge merkezinde Sultan Alaeddin 
Zaviyesinin bulundugunu ogreniyoruz. Mustafa Karayaka'nin 



35 

age 



107 



9alismasindan 36 ogrendigimize gore ise, il9ede 1840'ta 20 molla, 6 imam, 
2 muhtar, 2 muderris, 1 muallim-i sibyan, 3 asker, 2 demirci, 2 
deginnenci, 2 eskici, 2 kahveci, 6 berber, 2 kapici, 4 90cuk, 6 9oban, 1 
miilazim, 1 kasap, 2 hizmetkar, 2 yetim, 1 yiizbasi, 1 siivari, 3 oduncu, 1 
gavas, 1 kazanci, 1 kazak9i, 1 9er9i, 1 pehlivan 1 koyuncu, 1 bezci, 1 ke9eci, 
1 seyh, 3 dervis, 2 hafiz, 1 ilim talebesi, 1 seyyid bulurunaktadir. O yila ait 
Temettuat defterinden, orta boylu ak sakalli §eyh Huseyin'in malvarligi 
disinda herhangi bir bilgiye ulasilamadigi anlasilryor. 

il9enin Vakif Mahallesi Eski Afyon Caddesi uzerinde yer alan Ese 
(Isa) Dede tikbesinin etrafi tamamen 9evrili olup Cuma gunleri halka 
a9iktrr. Bu zatrn Fatih Sultan Mehinet'in istanbul'un fethinde Sultamn 
sancaktarligini yapmis oldugu anlatilir. 

Afyonkarahisar'dan gelen §osenin ikiye aynldigi yerde Aralik 
Sokak i9inde ah^ap ve toprak damli bir oda i9erisinde halkrn "Ali Baba" 
adiyla bildigi tiirbenin mimari degeri yoktur. Odanin ortasindaki merkad 
uzerinde Sel9uklu tarzi menner bir sandukada iizerindeki iki satirlik 
Arap9a kitabeden anla^ildigina gore, 1275 yili Mart ayi ba^inda Yusuf 
oglu Tur Ali bu tiirbeye gomulmu^tur. Yusuf Bey'in ve babasi Yakup 
bey'in Qay Kadiligi zaimi ve alaybeyi derecesinde bir subasi oldugu 
anlasilmaktadir. Miicahidlerin babasi anlaminda Ebu'l Mucahid lakabiyla 
anilan babasimn yaptinnis oldugu kiilliyenin bir par9asi olan medresenin 
kuzey kosesindeki tiirbenin de kendisi i9in 1278 yilinda insa ettirildigi 
bilinmektedir. 



36 KARAYAKA Mustafa, '7629 Sayih Temettuat Defterine Gore 1840 Yilinda Afyon 'un 
Cay ilcesinin Sosyal, Kultiirel ve iktisadi Durumu ', Yiiksek Lisans Tezi, Siileyman Demirei 
Uni. 2005 

108 



Il9e merkezinde Afyon yolu iizerinde sol tarafta bah9eler i9inde yer 
alan Bambul Dede tiirbesi, tahil zararlilarindan bambul boceginin tarlaya 
verecegi zararlardan kurtulmak iizere 9ift9iler tarafindan ziyaret edilir. 
Elbiz Deresi agzinda bulunan ve Bambul Tekkesi diye anilan ahsap yapi 
i9ersinde iki kabir bulurunaktadir. Bu zatin kerameti mahsullere (arpa, 
bugday vb.) bambul (anya benzer bocek) saldirdigmda tekkenin yanindan 
biraz toprak alarak bunun tarlaya sa9ilmasiyla ilgilidir. Mahsuller uzerine 
bu topraktan sa9ildigmda banbul boceklerinin araziyi terk ettigine inanilir. 

Seyyid Mehmet Sinan tiirbesi ik;e merkezinde Caglayan Parki 
iistiinde yer alir. Mansur Gazi'nin torunu ve Alparslan'in 
kumandanlarindan oldugu kabul edilen Seyyid Mehmed Sinan'in 1154'te 
Cay'a giren ilk kumandan oldugu soylenir. Ona ait oldugu ileri suriilen 
bir sancak, doit kulplu bir kazan ve bir metrelik bir kep9e bulurunaktadir. 
Sancagrn iizerinde kelime-i tevhid ile birlikte adi yazili olup her yil asure 
giinii asure ve 9orba kaynatilarak fakirlere dagitilrr. 

Cay Belediyesi web sitesinden ogrendigimize gore, Tekke 
Mahallesinde Kazanli Tekke diye anilan yapi, Isa Seyit Ahmet Baba 
tiirbesidir. 800 yih asan bir siireden beri Geleneksel Asure Gunlerinin 
yapildigi tekke, bu tekkedir. Burada 14 9esit yiyecekten olusan asure 
pisirip dagitilinnis. Isa Seyit Ahmet Baba'nin asure pisirirken kanstirdigi 
kep9enin saprnda Cay'in hudutlannin Osmanlica yazili olarak bulundugu 
ileri siiriiliir. 

Cay il9esi Tekke Mahallesindeki Yusuf Sinan Zaviyesinde asure 
kep9esinin sapinda, cebelii asker yetistirdikleri ve her sefer-i 



109 



hiimayunda 28 cebelii asker gonderildigi yazilidir. Bu zaviyenin 1530 
yilindaki geliri 12358 ak9adir . 

Arap Tekkesi diye anilan yerde medfun bulunan zatin ismi 
Abdiilkadir olup Arabistanli oknasindan dolayi bu ismin verilmis oldugu 
anlatilir. 

il9enin Demiraga9 Mahallesindeki su deposunun batisinda bulunan 
yapi Ali Baba Tekkesi adiyla bilinir. Su deposunun iistiinde onnanin 
i9erisinde biiyiik bir kayanin yaninda ise Hanife Ana Tekkesi 
bulunmaktadir. 

Cay'da Melekana, Sultanana ve Gelincikana isimleriyle anilan U9 
kiz kardesin hayatlan tamamen efsanelere konu olmustur. Bu U9 kiz 
kardesin tiirbeleri il9enin U9 ayn bolgesinde bulunmaktadir. Bu 
kardeslerden en buyiigii Melekana 'dir. Tiirbesi il9enin Kanh Harman 
ismiyle anilan mevkiindedir ve hi9 bir mimari ozelligi yoktur. Sultan 
Dagi'nin tepesinde bir diizlukteki mezarda medfun bulunan Sultanana'nrn 
90k sayida davar ve devesi oldugundan kendisine mekan olarak bu dagin 
tepesini se9inis oldugu anlatilir. 

Gelincik Ana'nin tiirbesi Sultanana'nrn mezarinrn dogusunda kapisi 
Yarrkkaya'ya bakan bir magaradir. Bu magara U9 boliimden 
olusmaktadir. Birinci boliim Gelincikana'nin kabrinin bulundugu 
bolumdiir. Ikinci boliim ise erzak depolannrn bulundugu bolmelerden 
olusmaktadir. U9iincii boliim ise kaynak suyun basladigi boliimdiir. 
Gelincikana, isminden de anlasildigi gibi, telli duvakli olarak damatla 
birlikte gelin giderken tarn bu magaranin oniinde saldrriya ugrarlar ve 
damat vurulur. Esinin vuruldugunu goren gelin magaraya saklanir. Ve bir 
daha da goriinmez olur. Bu efsaneden dolayi bu magara Gelincikana 
tiirbesi adini alir. 

110 



U9 karde§ efsanesinin farkli bir sekli de soyledir. Bir zamanlar 
Afyonkarahisar ile Aksehir arasinda 119 kiz kardes yasarmis. Melek, 
Sultan ve Gelincik adlanndaki bu hanmilarin en biiyugii olan Melek, 
buyiiyiip gelinlik 9agrna gelince Eber adi verilen delikanli ile evlenmis. 
Qocuklan, cocuklarimn 90cuklan olmus, umur gorerek hayattan g09up 
gitmisler. 

Melek Hanim'in diger iki kiifiik kiz kardesi, daha kiifucuk birer 
90cukken bile ablalanna yardnn ederlermis. Buyumiisler fakat ablalanna 
yardmia devam etmisler. Ablalan Melek Hanim, onlann hakkini 
yememis, iki kardesini kismetleri 9ikinca atalik edip evlendinnis. 

Sultan Hanmila, Gelincik Hanim'in dugun alaylan daha hedeflerine 
varmadan, zamanin haramilerinin saldinsina ugramis. Kanli goz yaslan 
ile ikisi de oldurulmiis ve olduklan yerlere defnedilmisler. 

Hikaye bu kadan ile de kalmamis\ Sultan ve Gelincik Hanmilarin 
ruhlan, ablalan Melek Hanim'a yardnna devam etmisler. 

Cay'in manevi diinyasina zenginlik katan Melek, Sultan, Gelincik 
ve Eber'in turbelerinin bulunduklan yerler efsaneyi daha anlamli hale 
getirmektedir. Melek Ana Tiirbesi, Cay'in en verimli topraklannin 
ortasrndadir. Eber Dede Tiirbesi ise, adi ile anilan goliin kenanndadir. 
Sultan ve Gelincik Ana Turbeleri Cay ovasinrn giiney kismrni bastan basa 
9eviren Sultan Daglannin en yuksek iki zirvesindedir. Bu iki zirvede 
toplanan yagislar, C a Y Deresi'nde yol bularak ovaya akar. Sultan ve 
Gelincik Hanimlar eteklerinde topladiklan sulan hala ovadaki Melek 
Ana'ya gondennekle, sanki ona sonsuza kadar yardun edeceklerini 
go stennektedirler. 



Ill 



Osmanli doneminde ismi Akhanin olarak Bolvadin Kadiligina bagli 
Muhtarlilda idare edilmis bir koy olan yerlesim yeri Cumhuriyet 
doneminde de Bolvadin Ilcesine bagliligini siirdiiriir. 1957 yilinda Cay 
Il9esinin kurulusuyla koyiin idari bagunliligi Qay il9esine ge9er. 1977 
yilinda da belediye teskilati kurularak Qay I^esine bagli bir belde 
seklinde varligmi siirdiiriir. Sel9uklular Doneminde U9beyliklere bagli 
bir gozetim yaylasi olarak kurulmus ve Akhurreni yaylasi olarak tarihi 
kayitlara ge9inistir. Osmanli Devleti zamaninda yerlesim yerinin adi 
Akhamn'a doniisiir. Ancak 1977 yilina kadar bu isimle anilan koyiin adi 
burada belediye kurulmasina karar verildiginde, Sandikli Il9esi Akhanin 
Kasabasiyla adrnin kansmamasi i$in Akkonak Kasabasi adini alir. 

Yasar Kalafat'a gore 37 , Cay il9esinin Akkonak kasabasrnda medfun 
bulunan Akhiirrem'in veli bir hatun olduguna inanilmaktadir. Kasabaya 
asirlarca anilan ismini bu veli hatun vennistir. 

Akkonak kasabasinrn kabristaninda kendisine ozel bir yer tahsis 
edilmis olup mezar tasindaki yazidan 1980 yilinda vefat etmis oldugu 
goriilen Baltaci Dervi^'in kabri, yore insanrnin ziyaret etmekte oldugu 
mukaddes mekanlardan birini teskil eder. 

Mustafa Karazeybek'in 9ali§masindan' ! zaman zaman kaza haline 
gelen Ishakli'ya bagli koylerden (bugiin belde olan) Deresinek Koyiinde 
Ahi Sultan ve Oguz (Yakasinek) Koyiinde Himmet Dede zaviyeleri 
oldugunu ogreniyoruz. 



KALAFAT Ya^ar, Anadolu'da Ulu Kadin Ki^iler ve Halk Inanclan 

38 

age 

112 



Hiiseyin Rahmi Unal 1980'lerde yapmis oldugu incelemede 39 , Eber 
Kasabasi'nda, kare bi9imli tas duvar iistiine 8 koseli kiimbet tipli bir anit 
mezar olan yapinin bolge insani tarafindan Esiriiddin Ebheri Tiirbesi 
diye bilindigini aktararak, e serin Anadolu'daki benzerleriyle 
karsilastinlmasi neticesinde, 13. Yuzyihn sonlarina tarihlenebilecegini 
ileri surer. Abdiilkuddus Bingol ise Islam Ansiklopedisi'ne yazmis oldugu 
makalede, Ebheri'nin hayati hakkinda yeterli bilgi olmadigindan bahisle, 
onun aslen Semerkant'li bir aileye mensup oldugundan soz eder. Ve 
Mehmet Sadettin Aygen'in calismasini kaynak gostererek, "Ebherfnin 
Afyon ilinin Qay il9esi yakininda Eber golu civanndaki Eber koyiinden 
(simdiki Doganli) oldugunu ve tiirbesinin de orada bulundugunu iddia 
ediyorsa da siindilik bu iddia "ebher" ile "eber" kelimeleri arasindaki ses 
benzerliginin otesinde bir anlam tasunamaktadir.", der. 

Ilk tahsilini Musul'da yapan Ebheri daha sonra Horasan ve Bagdat'a 
giderek ogrenimini tamamlar. donemin en iinlii bilginlerinden olan 
Kemaleddin Ibn Yunus'un talebesi, Ibn Hallikan'in da hocasi olur. Bir 
sure Musul sarayinda himaye goriir. 1228'de Musul'dan Erbil'e ge9erek 
oraya yerlesir. Ebheri aynca Anadolu'ya da seyahatlerde bulurunus, 
buradaki Tiirk beylerinin saraylannda agirlanims, iliin ve kultiiriin 
gelismesine ve ilim adamlarina biiyiik deger veren beylerin tesvik ve 
destekleriyle felsefe ve miisbet iliinler alamnda dersler vennistir. 1265'te 
vefat etmistir. 

Halbuki menkibe onu giJ9lu bir asker, oncii bir alperen, ciddi bir 
istihbarat9i, becerikli bir marangoz ve veteriner olarak anlatir. Anadolu 



39 ■■ 

UNAL Rahmi Hiiseyin, Eber Kiinbeti ve San Lala Tiirbesi 



113 



Selijuklu Devleti henuz kurulmadan evvel Alpaslan'in emirleri 
dogrultusunda bolgeye gelmis, daha sonralan Aksehir ve Bolvadin 
Medreselerinde ogretmenlik yapmistir. Tas Medrese Muderrislerinden 
olup, yazmis oldugu Isagoci adli eseri medreselerin kapatilmasina kadar 
bir ders kitabi olarak okutulmus unlu bir Turk Astrologu ve filozofudur. 

Inli kasabasi, Qay ilge oluncaya kadar Bolvadin'e bagli idi. 1967 
yilinda belediyelik oluncaya kadar Karacaoren Koyii olarak bilinen 
kasabaya, Afyon ilinin il9eleri olan §uhut, Bolvadin, Qay ve Sandikli'da 
Karacaoren koyleri mevcut oldugundan bunlan birbirinden ayirt etmek 
i?in, "Siit9e Karacaoren" denir. Bunun sebebi de, "Sutce" hastaligmi 
tedavi eden "Siitfe Babasi" adli kisinin mezarinin kasabada 
buluninasidir. Bugiin de bu hastaliktan kurtuknak icin ziyaret9iler 
babadan ogula ge9en "Sut9e Ocagi" na gelirler. Fakat kasaba, daha 90k 
yerlesim olarak Karamik Batakligi'na yakinhgmdan dolayi "Karamik 
Karacaoren" olarak bilinir. 



Qobanlar Evliyalan 

Il9eye onbes km mesafede yer alan Goyniik'te Yargeldi Sultan 
zaviyesi vakfinin bir ahi vakfi oldugunu Sadi Bayram'in makalesinden 40 
ogreniriz. Karaca Ahmed, Seydi Hasan Basri, ve Hayran Bali Sultan ile 
birlikte Haci Bektas Dergahinda egitim almis olan ve XIX. yuzyil 
kayitlannda ismi ge9en kendi adiyla anilan zaviyenin kurucusu Yargeldi 



40 BAYRAM Sadi, AHiLiK, AHi EVRAN-I VELi VAKFiYESi VE AHi VAKIFLARI, 
http://www.sadibayram.com/ 

114 



Sultan, rivayete gore Afyonkarahisar'in fethine katilmi§ ve daha sonra 
Goyniik Koyune yerle^erek tekkesini kurmu^tur. Karaca Ahmed'le 
arkada^ligi sebebiyle bu durumda on dorduncii yiizyilin ba^lannda 
ya^amiiy oldugu diiiyunulebilir. Onun da bir halk hekiini olarak bir taknn 
rahatsizliklan tedavi ettigi kabul edilir. 



Dazkiri Evliyalan 

Talat Dinar makalesinde 41 , Dazkiri ilge merkezinin bugunkii 
sakinlerinin, Anadolu Sel9uklulan zamanrnda, "Tatarogullari" adiyla 
bilinen Kizilirmak boylarindan gelenlerin ve daha sonralan Adana 
havalisinden gelerek yerle^en "Farsa" a^iretinin mensuplan oldugunu 
yazar. Dazkin'nin ismi o zamanlar 'Apa' olarak adlandinlmi^tir. 
Sonradan, "Dazkiri" olarak degifytirilir. Dazkiri il9esine bu iki afyiret 
difyinda Bulgaristan'dan g09 etmi§ Turk niifusu da iskan edilmi^tir. 
Akarca, Idris, Yayla, Hisaralan, Hasandede, Bozan koyleri Bulgar 
g69ineni Turklerin olu^turduklan koylerdir. Il9e kaymakamliginin web 
sitesinden ogrendigimize gore 4 " , Tat(ar)oglu a^ireti Dazkin'yi merkez yurt 
olarak kuimu§ ve bu gun degi^ik isiinler almi§ olan, Yukanyenice, 
Demircikoy, Ciftlik, A^agryenice, Dancilar, Gen9ali, Yikegil Koylerini 
degi^ik hizmetler i9in yerle^im sahasi haline getirmi^lerdir. 



41 Talat Dinar, Ba§makci ve Dazkiri ilceleri Agzi 

42 

http://www.dazkiri.gov.tr/ 



115 



Ciftlik ve Demircikoy sahalan o devirlerde alayin yayilim ve ge9im 
sahalan olarak kullanilinistir. Bilhassa Osmanli hnparatorlugu doneminde 
Gonullii Sipahi Alayi olarak gorev ve iintiyaz almis olan Tat(ar)oglu Haci 
Osman Aga, atlann yayihsim Yiiregil ve Gen9ali otlaklannda otlatip 
barrndinnnis. Bu atlann tophi halde yaylun yapip birakiknasina "ogrek" 
denmekteymis. Bu alayin toplamp orduya katikna hazirliklannin 
yapilmasi i9in bir de kislasi mevcuttu. Bu kislanin kalintilan halen kisla 
mevkiinde mevcuttur. Dazkin Ovasinda yaylun yapan atlann sulaninasi 
da bugiin dahi hizmette olan Kadincik 9esmesinden yapilmaktaymis. Bu 
9esme Haci Osman Aga' nin esi tarafindan yaptinlmistir. Farsa asiretiyle 
de kaynasip akrabaliklar kunilurken Tat(ar)oglu Asireti'nin bir kolu 
Basmakfi' ya yerlesmistir. Bir kismi da Yukanyenice'ye yerleserek orada 
iskan olustunnuslardir. Yukanyenice eskiden yazlik mesire yeri olarak 
kullamlirken bugiin biiyiik bir koy olmustur. Yiiregil ve Asagiyenice 
koyleri o zamanlannda atlann yayilim ve tuz ihtiya9lanni temin edennis. 
Alayin sorumlusu Tat(ar)oglu Reisi, Aga lakabi ile bugiin dahi kalintilan 
mevcut olan avlu denen yerde, etrafi kahn duvarlarla 9evrili menner 
biiyiik kapidan nobet9iler esliginde girilip 9ikilan , kaleye benzeyen yerde 
oturunnus. Yukanyenice Koyiinde otunnaya baslayan kol da ayni sekilde 
bir avlu yaptinmstir. Avlunun muazzam tas kapisi bugiin dahi ayaktadir. 
Dazkin'daki avluda zamaninda yapikms 9esme ayaktadir ve bu avluda 
yikintilar vardir ve yeni evler yapiknistir. Asiretlerin yerlesmeleriyle 
Dazkin' nin ismini o zaman Apa koyinuslardir. Yukanyenice'ye Yukan 
Apa, Asagiyenice' ye Asagi Apa isiinlerini vennislerdir. Atlann bol 
olmasi sebebiyle uzun sure Bolath adini tasiyan Dazkin Cumhuriyet 
devrinde Ankara'nin Polath il9esiyle kanstinldigi gerek9esiyle Bolath adi 
Tazkrn ve daha sonra Dazkin olarak degistirihnistir. Dazkin adi miilki 
idarede Dazkin olarak ge9erken Devlet Demir Yollannda Tazkin olarak 

116 



kullanilmis Dazkiri istasyon levhasi 1963 yilina kadar Tazkin olarak 
asilmistir. Dazkiri adi Konya'nin Bozkir il9esiyle kanstigi gerek9esinden 
dolayi zamanin II Genel Meclis Uyelerinin teklifiyle Dazkin'da mevcut 
Kocaoluk 9esmesinin adi verilmistir. Dinar Agir Ceza Mahkemesinde 
miibasirin Dazkinli olan sahit bir kadini Koca oluklu Fatma olarak 
9aginms olmasi guliismelere sebep oldugundan tekrar Dazkiri adini 
almistir. 1964'de Asirlik Cinarlarrna izafeten Crnarh olarak 
degistirilmesine Belediye Meclisi karar vennisse de anlasilmasi gii9 bir 
tefsirle ve 'Dazkiri adinin 600 senelik mazisi vardir', diye II Genel 
Meclisi kabul etmemistir. 

XIX. yiizyilin sonu ve XX. yiizyilin baslannda Dazkiri ve 
Basmakfi 9evresi Osmanli Devleti'nin idari taksiinatrnda Sandikli 
Kazasi'na bagli Dazkiri Nahiyesi olarak yer aknakta idi. Bu bolgede, 
diger yerlerde pek rastlamlmayan ozelliklere sahip camiler 
bulurunaktadir. Ozellikle kok boyali isleme ve siislemeleriyle dikkati 
9eken ve tarihi ozelligi olan bu resimli camiler, ekseriyetle XIX. yiizyilin 
ikinci yansi ile XX. yiizyilin baslannda insa edilmislerdir. Soz konusu 
eserler; Basmakfi'da, Recep Bey Camii ve Cuma Camii ile Cobanlar 
Koyii Camii; Dazkin'da ise Kiziloren, Ciftlik ve Idris koylerinde bulunan 
camilerdir. 

Ciftlik Koyu'ndeki caminin yapun tarihi kesin olarak belli degildir. 
Ancak caminin kible duvannda boyama tarihi olarak 1889 tarihi 
bulurunaktadir. Yine, minberin oniindeki direkte "Bu cdmi'-i §erifin nak§i 
sene bin ug yuz be§de nak$olunmu$dur" , seklinde bir yazi bulurunaktadir. 
Dolayisiyla caminin suslemeleri 1889 tarihinde yapilmistir. Muhtemelen 
caminin yapilisi da bundan kisa bir sure oncedir. Caminin sag duvannda 
minberin yaninda 1900' dan baslayarak 1908 tarihine kadar devam eden 

117 



masraf (jizelgesi yapilmistir. Bu masraflar, caminin sozkonusu yillarda 
esasli bir bakim ve onanmdan ge9tigini gostennektedir. Caminin 
i9erisindeki sol direkte 1943'de taban tahtalannin degistirildigi, kible 
duvannda da 1957 yilinda tekrar tamir gordugu yazilidir. Minberin, 
mihrabin hemen sagrnda iken daha sonra duvann dibine alindigi 
duvardaki izlerden anlasilmaktadir. Duvarlarda, kok boya ile yapilmis 
ilgin9 9esitli geometrik sekiller ve hayat agaci siislemeleri ile cennet ve 
cehennem figiirleri bulunmaktadir. Yine kok boya ile yazilmis 9esitli 
arap9a yazilar vardir. 

Idris Koyii'ndeki caminin giris kapisinin sol tarafinda duvarda 
1902 yilinda yapildigi yazilmistir. Caminin duvarlan M9 bosluk 
kalmayacak sekilde kok boya ile yapilmis siisleme ve yazilarla doldu- 
rulmustur. Siislemelerde, Edirne'de bulunan Sultan Selim Camii, Mekke-i 
Miikerreme'de bulunan harem-i serif gibi cami tasvirleri, geometrik 
sekiller, hayat aga9lan ve 9esitli bitki ve aga9 figiirleri kullanilmistir. 

Dazkin bolgesinde i9erisinin siislemeleri ile goz dolduran en dikkat 
9ekici cami ise, Kiziloren Koyii Camii'dir. Orijinal kitabesinin caminin 
tamiri sirasinda duvar yapiminda kullamldigi koyliiler tarafindan 
belirtilmektedir. Dolayisiyla yapnn tarihini dogrudan tespit etmek 
miimkun degildir. Bununla birlikte, yapnn tarihi olarak iki tarih 
bulunmaktadir. Bunlardan biri, caminin giris kapisinin iizerinde ve mihra- 
bin sol list kosesinde bulunan 1894 tarihidir. Bu yazilann caminin yapihs 
zamanina ait olmayip nispeten yakin bir zamanda yazildigi bariz bir 
sekilde gorulmektedir. Ikinci tarih ise, 1987 yilinda minarenin yapnm ve 
son cemaat mahallinin camiye ilavesi sirasinda duvara yazilmis olan 1208 
tarihidir. Bu tarihin, yapnn tarihi olarak orijinal kitabeye dayamlarak 
yazildigi, koyliiler tarafindan ifade edilmektedir. Ancak caminin 

118 



ozellikleri, 9evredeki benzer ozellikleri ta^ryan camilerle 
kar§ila§tinldigmda bu tarihin yanli§ oldugunu dufyundurmektedir. Qiinku 
benzer camiler XIX. yuzyilin sonu veya XX. Yuzyilin ba^lannda in§a 
edilmi^lerdir. Muhtemelen osmanlica kitabe okunurken 1308 olan tarih 
1208 §eklinde okuninu^tur. Dolayisiyla cami biiyiik ihtimalle 1893 yilinda 
yapilmi§ olmalidir.Caminin tavani, Ba§mak?i merkezinde bulunan Recep 
Bey Camii'nde oldugu gibi, cikina teknigiyle olu§turulinu§ alti kollu 
yildiz ornekleri ile suslenmi^tir. Caminin i9erisindeki suslemelerin en 
belirgin ozelliklerinden biri, olduloja itinayla yapilrm§ giizel goriinumlu 
cami tasvirleridir. Bundan ba§ka mihrap siislemeleri dikkat 9ekinektedir 
ki bunlann renkleri, sanki bugiin yapilrm^casrna canli ve parlaktir. Diger 
taraftan, duvarlar giizel geometrik §ekiller, aga9 ve 9i9ek resimleriyle 
susleruni^tir. 

Karazeybek 43 , zaman zaman kaza statiisiinii kazanan Dazkin'da be§ 
zaviye oldugunu bunlann da Kizilca-viran Koyii'nde Hardbi-kozca ve 
Avcilar Koyii'nde Kara-kuyu zaviyeleri ile yerleri tespit edilemeyen 
Bdyezid, Lengerli ve Muhyiddin zaviyeleri olduklanni bildirir. 

Ilgar 9ali§masinda 44 , Dazkin'da Dede yatin, Kara Dede, Ahmet 
Tiirbesi bulundugunu belirtir. 



43 
age 

44 • 

ILGAR Yusuf, Afyonkarahisar'da Mezarliklar ve tiirbeler 



119 



Dinar Evliyalan 



Osmanlilar zamaninda il9enin ismi Geyikler'dir. Bu isiin Oguz 
Tiirkmenlerince konulmu§ bir 'ongun' adidir. Baba Bey Camii ve Carsi 
Camii olarak da anilan Dinar'in en eski ve en biiyiik camisi Ulu Cami'dir. 
Canii kebir Mahallesindeki yapinin 1776 yilinda Harputlu Baba beyzade 
tarafindan yaptinldigi samlmaktadir. Tartan minaresi ve sadirvani 
bulunan cami, 1953 yilinda VGM tarafindan restore edilmistir. Ayhan 
Kalkan Caniinin 1776 yilinda Harputlu Bababeyzade tarafindan 
yaptinldigini yazmaktadir. Bababey ismi de buradan gelmis olabilir. 
Cami minaresinin yapmn ve onanmi ile ilgili olarak iki adet kitabede 
sunlar yazilidir. : 

" Hamdillah Masallah sahibiil hayrat etti bu minareyi esin Ruzi mahserde 
bula ecrin olan naili cezil 

Lutfi hak ile bu minareyi yaptirdi ihya eyledi Ya ilahi kil atalar kilma 
mahrum hacil Sahibiil hayrat Ayse Ha tun Kitiszade Dervis. Hicri 1195 ( 
1779 Miladi )" 

" Sahib-til hayrat vel hasenat bani El Haccac Dede zade Haci Mustafa 
Rafe Alahin el hac lehuma Huseyin Veli valide kime cemia Es senetul 
muharemiil haram. 1340 - 1342 ( Miladi 1924 - 1926 )" 

Aynca mihrabin iki tarafindaki siitunlar, bugiine kadar bozulmamis 
kok boyalarla duvarlardaki degisik sekillerde yazilmis hat ornekleri, cami 
tasviri ve siislemelerde kullanilan 9esitli motiflerle dikkati 9eken Bademli 

120 



Koyii Camii, ahsap bir yapi olup caminin dis duvarlanna yine kok boyasi 
ile Osmanli annasi islenmistir. Bu annanin kosesinde, 'Dinar kazasinda 
Bademli Karyesinde Ibrahim Bin Hasan 6 Eylul 1333', yazisi goze 
9arpar. 

Ilgar 45 , Dinar'da U9 Karde§ler, Seydili, ibirli, Aydinlik 

yatirlannin bulundugunu bildirir. 

Il9e merkezine 45kin uzaklikta bulunan Ibirli 46 , Dinar il9esine bagli 
Kinik kasabasinda bulunan bir mesire yeridir. Kasabanm ilk yerlesim 
yeridir ve burada, dort tane dedenin yattigma inamlir. Bu dedelerin 
yattiklan alan kasabalilar tarafindan ev haline getirilmis olup i9erisinde 
bir turbe bir mescit bir de a9ik mutfak yer alir. 



Sandikli'nin Ece Mahallesi esrafindan Muminzadeler'den 
Mehinet'in siirlerinde "Fikri" mahlasim kullandigi i9in Sandiklili Fikri 47 
ismiyle iin yapmis oldugunu goruriiz. 1844 yilinda Sandrkli'da dogan 
Mehinet, Divan'inda yer alan siirlerinden anlasildigina gore on iki yil 
Sultan Abdiilaziz, dort yil da Sultan II. Abdulhamit doneminde olmak 
iizere on alti yil subay olarak askerlik yapar. 1876-77 yilinda yedek subay 
olarak katildigi Plevne Savasi bozgunundan sonra ka9arak Istanbul'a gelir 
ve bir siire "Acem Han" da kalir. Savastan sonra memleketi Sandikli'ya 
donen Mehinet 1880'lerin basinda Naksibendi tarikatina intisap eder. 



45 

age 

46 

http://www.dinarliyiz.biz/ 

47 
A. Ferit Taktak (Sandiklili Fikri Divani ve Hayati) ve Necmiye Afyonkale tarafindan 

(Sandiklili Fikri hayati, edebi ki^iligi, §iirleri ) hakkmda yiiksek lisans tezi hazirlamm§tir. 

121 



§eyhi muhtemelen Hasan Efendi'dir. Onun aradigi huzuru buknus 
oldugunu su misralanndan anliyomz. 



Hamdulillah ben tarikata cun dehalet ideli 

Bildim ol dem kulluk i9re sohretimi sannni 

Fakat yine de memleketi Sandikli'da aradigi ortami bulamayan 
Mehinet daha sonra Dinar'a gider ve orada ogretmenlik yapar. Divan'ini 
1886-87 yillannda tamamladigina gore Dinar'a gelisi bu yillardan 
oncedir. Omrunun sonuna kadar burada ikamet eden 'Sandiklili Fikri' 
ogretmenlik gorevini de oliimiine kadar siirdiinniistur. 1904 yilinda 
Dinar' da vefat eder. Evlenineniis, 9oluk 90cuk sahibi olmamistir. Yalniz 
bir hayat siinniis oldugu anlasilan sairin bir beyti soyledir. 

"Rizknniz toplamak iizere geliib alem asina 

Acaba kim yaza tarihini kabrin tasina" 

Sandiklili Fikri'nin siirlerini Yunus'tan aldigi ilhainla yaznus 
oldugu kabul edilir. Bugiin sairin sulalesine mensup olanlar Inan soyadini 
tasnnaktadir. 

Emirdag Evliyalan 

Hiisrev Pasa Camii XIX. yiizyilin sonlannda ve XX. Yuzyilin 
baslarrnda Aziziye Kazasina bagli bir nahiye olan Han Bar9imn merkezi 
niteligindeki Han Koyiindedir. IV. Murad tarafindan 1628'de Bagdat 

122 



iizerine gonderilen ordunun basinda serdar tayin edilen Sadrazam Hiisrev 
Pasa tarafindan yaptinlmistir. Han Koyiiniin bulundugu yer, ordunun 
dogu seferlerine 9iktigmda izledigi sefer giizergahinda konakladigi 
menzillerden biridir. Bu menzil ayni zamanda surre alaylannin da 
giizergahi iizerinde idi. Hiisrev Pasa, sefere giderken han ve hamamla 
birlikte caminin yapun emrini vermis ve 1630 Nisan'indan once de insasi 
tamamlanmistrr. Soz konusu eserlerin yapun masraflan icin Hiisrev Pasa, 
on iki bin riyal kurus nakit para vermistir. Bunun yam sira baknn ve 
tamirat giderlerinin karsilanmasi i9in de bir vakif kurmustur. Bu vakfa, 
1000 akce geliri olan Ulukilise Koyii, 404 ak9e geliri olan Ulukilise 
Mezraasi ve 3500 ak9e geliri olan Emin ekini ve Korkud Han koylerinin 
yan hissesini tahsis etmistir. Vakliyesi, 27 Nisan 1631 tarihlidir. 

Emirdagi'nda on alti tiirbe ve mezar tespit edilmistir. Yorgun Dede 
(merkez Ad9al eteklerinde), Garip Dede (Incili Mahallesinde bir evin 
avlusunda yer alir), Emir Baba (Sultan), Bal9am Sultan, bunlardan bir 
kismidir. Belirttigimiz sahsiyetlerden Emir Sultan, rivayete gore, Battal 
Gazi'nin silah arkadasidir. 

Davulga beldesinde hasta hayvanlann tedavisinde himmet etmekte 
olduguna inamlan Kara Ahmet ile Kotii Hasan ve Hacilar Tekkesi 
evliyalan bilinir. 

Gomu beldesinde Hur^it Dede'nin turbesi bulunur. 

Il9eye on km. mesafede bulunan Balaam koyiinde medfun bulunan 
Balcam Sultan ve kardesi Hamza Faki'mn kabirleri, 9evresindeki 
mukaddes kabul edilen aga9larla koy camii yakrninda yer alir. Ozellikle 
90cugu olmayan veya sakatlann ziyarete geldikleri tiirbede beyaz bir 
sancak da bulunuyor. Vaktiyle koyde Hamza Fakih adina bir zaviye 



123 



bulundugunu Karazeybek'in 9alismasindan ogreniyoruz. Giindogan 
kitabinda, 1995'teki ziyaretinde tiirbe yolu uzerinde Bediuzzaman'in 
Emirdag talebelerinden ikisine ait kabirlerden de soz eder. Besmeleyle 
a9ilan kapidan i9eri girdikten sonra uzerinde bir hilal ve yildizin 
bulundugu sancagin altindan ge9ildigini anlatir. Afyonkarahisar'dan gelen 
halkrn ziyaretlerinin 1980'lere dogru kesiknesiyle birlikte koy halkimn 
senede bir gun burada bir araya geldigini ilave eder. 



Ba^konak koyiinde yasamis ve hky evlerunemis olan Keziban 
Baci'nin, hayatta iken bazi kerametler gostennis oldugu anlatilir. Bu 
tiirbeyi daha ziyade 90cugu oknayanlar ve 90cugu ya^amayanlar ziyaret 
ederler. Qocuk erkek olunca ismini Tufan, kiz olunca Keziban koyarlar. 
Bu uygulamanrn derinliklerinde tiirbedeki zatin koruyucu guciiniin 
bulundugu inanci bulundugu ileri suruliir. Bir 90k ulu zata heniiz diinyaya 
geknemi^ olan 90cuklar satilir (adani) ve boyle 90cuklara kiz olunca Sati, 
erkek olunca da Satilmi§ ismini koyarlar. 

Koyde aynca Haci Mustafa Mahallesinin batisinda Sakartepe 
uzerinde ulu bir agacin altinda Sakar Dede adiyla anilan zat medfun 
buluninaktadir. Arizli Mahallesinde Yiiksel Dede, Tufan Dede 
isimleriyle anilan evliya kabirleri bulunur. 

Hodul Dede ve Uc Dervi§ kabirleri Giive99i ile Bademli beldesi 
arasrnda yer aknaktadir. 

Giindogan 48 , Haci Hamza'nin Malazgirt sonrasi Sel9uklularindan 
bir alperen oldugundan soz eder. Haci Hamza Tekkesi'nin dogu dis 



48 
age 



124 



duvannda yesil menner iizerinde fift bash bir kartal kabartmasi 
bulundugunu ilave eder. 

Il9e merkezine on km. mesafede yer alan Karacalar koyiinun 18. 
asnn ilk 9eyreginde kuruknus oldugu anlatilir. Cogunlugu Siinni olan koy 
halki ge9imini tarmi ve hayvancilikla karsilar. Irfan Gorkas'in kaleme 
aldigi 'Ehli Beyt Sevdalisi Hak Halili (1823-1907)' baslikh yazidan 
anlasildigrna gore, 1827 yilrnda Afyonkarahisar vilayetinin Aziziye 
kazasinin Derekoy'iinde dogan Hak Halili (Muderris §eyh Haci Halil 
Efendi) 13 yasinda Bolvadin'de ogrenime baslar, 119 yil burada, yedi yil 
Konya'da, on VJ9 yil Istanbul'da okuduktan sonra Misir'a El-Ezher 
Universitesi'ne gider. Orada bes yil talebelik yaptiktan sonra 119 yil da 
muderrislik ve basmiiderrislik yapar. Daha sonra da Mekke'de §eyh Halil 
Pasa Hazretlerine yedi yil hizmet eder. Bu zaman zarfinda on iki tarikatin 
icazetini alir. §am'da Muhaimned Hane Dergahinda Naksi Tarikatimn 
§eyhligini, Afyon'da Mevlevi Tarikatimn §eyhligini yaptiktan sonra, 
Karacalar Koyiine gelerek yerlesir. Abdullah §engiil de 'Anadolu'da 
Nevruz Kutlamalan ve Emirdag ve Karacalar Ornegi' isimli 9alismasinda, 
Hak Halili'nin, hayatinin son donemini bu koyde ge9innis ve o yillarda 
Karacalar'in bir egitiin merkezi haline gelmis oldugundan soz eder. 
A9ilan medresede 600-700 ogrenciye Batrni ve Zahiri iliinler 
ogretiknistir. Afyonkarahisar Mevlevi §eyhlerinden Celalettin ve Ferruh 
Qelebi'nin de dostu olan Hak Halili'den sonra, kizi Baci Sultan (Zehra 
Baci) ve torunu Kadir Aga (Kadir §ahbaz) Hak Halili'nin ogretisine 
devam etmislerdir. Bu koyde ozellikle Alevi kulturiinde ozel anlami olan 
Muharrem ayi ve asure gelenegi, Nevruz, Hidirellez ve Kandiller 
(Mevlid, Regaip, Berat, Mirac ve Kadir Gecesi) Hak Halili ogretisinde 
oldugu sekilde ozel torenlerle kutlanir. Burada Kadiri Tarikatimn Hiiseyni 
Kolunun Postnisinligini yapar. Ehli Beyt sevgisini yiireklere eker. Kendisi 

125 



gibi bir 90k Ehli Beyt sevdalisi yetistirir. Vefatindan dort yil sonra 
kabrinin a?ilmasi, cesedi 9urumemisse tiirbe yapiknasim vasiyet eder. 
Dort yil sonra ise artik kendisi ic-in yapilan tiirbede medfundur. 

Vefatindan sonra Kadiri silsilesi soyle devam eder. 

§eyh Haci Halil (Hak Halili) (ksa) /Afyon-Emirdag-Karacalar 
Koyii/1823-1907 

§eyh Baci Sultan (Zehra §ahbaz) (ksa) /Afyon-Emirdag-Karacalar 
Koyu/1881-1965 

Pir Abdiilkadir §ahbaz (Aga; Agalar Agasi) (ksa) /Afyon-Emirdag- 
Karacalar Koyu/1922-1997. 

Suvermez koyiinde Hasan Efendi isimli zatin tiirbesi vardir. 

Tez Koyti Emirdag Il9esine 7 km uzaklikta 3 mahalle ve merkez 
koyden olusan Emirdag'in en eski koylerindendir. Ismini koyde anlatilan 
bir efsaneye gore Giizle istikametinden gelen Turk ordularinin 
komutaninm, sarp yama9 iizerinde bulunan Alrnca Mevkiine dogru 
ilerlerken "Burayi alinca burdan sonrasi tez gelir", soziinden aknis oldugu 
anlatilir. Il9e merkezine on km. mesafede yer alan koyiin ekonomisinin 
tanm ve hayvanciliga dayandigi goriilur. Miibarek zatlar baknmndan 
zengin olan koyde Ahi Yakup Dede'nin Horasan Erenlerinden oldugu 
kabul edilir. Turbesinde yesil lsrk yandigi ve Allah zikrinin duyuldugu 
anlatilir. Alinca Baba'nin Battal Gazinin komutanlanndan oldugu ve 
burada sehit dusmiis oldugu anlatilir. Zaman zaman turbesinde yesil lsrk 
yandigi ve orta boylu siyah sakalli, beyaz ciibbeli yesil fesiyle goriildugu 
soylenir. Cevresindeki ardi9 ve mese aga9lan da kutsal kabul edilir. 



126 



Pancar Baba'nin da Battal Gazi doneminde yasadigi anlatilir. Burada 
ardi9 agafjlanrun altindan ge9enlerin bogmaca ve oksiirukten sifa 
bulduguna inanilir. Kurtulus Savasi esnasinda Yunan askerlerinin bu 
koyde iri beyaz sankli askerlerin bulundugu i9in ugramadan ge9tikleri 
soylenir. Koyde aynca Gundogan'in kitabinda Pancar Baba'nin yaninda 
yattigmi anlattigi Yiizba^i, Sizi Dede, Emir Baba (Emir daglannda) 
yatirlan bulunur. 

Koyle ilgili olarak Said Nursi'nin vasiyetine binaen su anlatilir. 
"Yakinlanndan Osman efendinin zihni kansiktir. 'Ustad' a einr' i hak vaki 
olursa ne yapanz?', diye dertlerunektedir. Birka9 gun sonra ziyaretinde, 
Ustad kendisine soyle diyor: 'Kardesim Osman, emri hak vaki oldugunda 
Karacalar koyiine veya Tezkoy'e defnedersiniz. Fakat Barla ve Isparta'yi 
90k severim. Barla ve Isparta' dan gelen olursa M9 itirazsiz cenazemi 
teslim edersiniz." 

Koyiin adinin Veysel Karani tekkesinden geldigi soylenir. "Bizim 
koyiin ismi Veysel'dir. Burada Veysel Karani Hazretlerinin turbesi 
vardrr. Bir giin Ustad Hazretleri ve talebeleri; Zubeyir Agabey, 
Emirdag'dan Karaalili Halim Aga, Mustafa Ezener, Mustafa Acet ile 
birlikte oraya gittik. Ustad Hazretlerinin turbeye girisi ve dua edisi 
hakikaten gonneye degerdi. Sanki Veysel Karani Hazretleri orada tecelli 
etmis, zevat-i kiram orayi istila etmisti. Oyle bir hasyet kaplamisti. Hatta 
ziyaretten sonra Karaalili Halim Aga (Yuksel) Ustada, "Efendim, Veysel 
Karani Hazretleri Yemenlidir. Siffin Savasrna katildigi da 
soylenmektedir. Nasil oluyor da onun turbesi burada oluyor?", diye sordu. 
Ustad Hazretleri de, "Biz onun makarmni ziyarete geldik. Ruhu nerede 
olursa olsun ala kiillihal bizden haberdardir", diye cevap verdi 



127 



Yenikapi (eski adi Pornek) Koyiiniin iki kin. giiney dogusunda Ese 
(Isa) Dede tiirbesi bulunur. 



Ihsaniye Evliyalan 



Ali Ceylan Demir'in yazisindan 49 ogrendigimize gore, Altrnta§ 
yoresi ve cevresinde faaliyet gosteren Seyyid Cemal Sultan, Haci Bektafy 
Veli du^uncesinin onemli temsilcisidir. Velayetname'de Seyyid Cemal 
Sultan ile ilgili §u bilgiler yer alir. "Haci Bekta§ Hiinkar Ahmet 
Yesevi'nin einriyle Rum iilkesine gelip Sulucakarahoyuk'te yerle^tikten 
sonra iinii her yana yayildi. Her taraftan ziyaretine gelenler cogaldi. Kimi 
gelir nasibini alir giderdi, kimi gelir kalir hizmet ederdi. Kimisini de 
Hiinkar bir yere yollar, kendisine halifelik verirdi. Halife olan gittigi 
yerde miirid, muhib edinir, halki uyanr idi. 

Haci Bektafy Hiinkar otuz alti bin cerag uyannifj, otuz alti bin halife 
dikmi§ti. Bunlann U9 yiiz altmisyi gece giindiiz Hiinkarin huzurunda 
hizmette bulunurdu. Hiinkar ahrete gociince (Hakka yiiriiyiince) onlann 
her biri Hiinkarin gonderdigi yere gitti. 

Hiinkar Seyyid Cemal Sultani halifelerinin hepsinden fazla severdi, 
onu pek agirlardi. Bu yiizden diger Halifeler de onu biiyiik bilir sayardi. 
Zaten Hiinkar da bunu buyurmufytu. Nice defalar eliyle sirtini sivazlayarak 



Seyyid Cemal Sultan, 'Horasandan Aiiadoluya Alevilik-Bektasjilik' 

128 



"Cemal'imdir, Cemal'imdir, Cemal'imdir", demisti. Seyyid Cemal 
Sultan biitiin Halifelerin iist yanina otururdu. 

Seyyid Cemal bir gun Hiinkann kapisinda otunnaktadir. "Acaba 
Hiinkar bize de bir yurt gosterir mi ki orda dem yom oynatalun", fikrine 
diiser. Bu durum Hunkara maliim olur. Cemalim der, "bizi varlik yurduna 
gonder, sonra bir merkep al yola dii§. Merkebini nerde kurt yerse, orasiru 
sana yurt verdik, oraya vanr, orda demini yomunu oynatirsin. Senden bir 
oglumuz gelecek, Akdeniz'e yol edecek." 

Hiinkar varlik yurduna gociince, Habib Emirci'yi seccadeye 
ge9irdiler. Seyyid Cemal Sultan erenlerin soziine uyup bir merkep alir ve 
yola revan olur. Vara vara nihayetinde Altintas'a vanr. Goriir ki, otlu, 
sulu, cayirlik, 9imenlik oylesine giizel bir yer ki, dille tarif etmenin 
imkani yok. Burasi pek hosuna gider. Merkebini 9ayrra salar, kendisi de 
yatar uyur. Bir muddet sonra uyanrnca goriir ki, merkebini kurt yemistir. 
O vakit Erenlerin soziinii hatrrlar, ve oraya yerlesir. 

Seyyid Cemal'in bir 90k kerametleri goriiliir. Ve giin gelir, evlenir 
bir oglu olur. Adini Asildogan koyar. Asildogan bir aralik Rumeli 
yakasina ge9er. Gelibolu bogazina vanr, karsiya ge9inek ister. Gemiciler, 
kayik9ilar ona yardnnci olmaz. Bunun uzerine denize dogru yiiriimeye 
baslar, yuriidugu yerden su 9ekilir, kara olur. Kayukxjilar bunu goriince 
amana gelir, yalvanp yakanrlar. Kayik getirip, zorla razi ederek kayiga 
bindirirler. 

Seyyid Cemal Sultan Altintas havalisinden Tokelcik'e (Tokelcik 
giiniiiniizde Afyonkarahisar, Ihsaniye i^esine bagli Doger Beldesinin 
sinirlan i9ersinde bulunan Qakirlar mevkiidir) yerlesir ve orada da Hakka 
yuriir.Tiirbesi oradadir. 



129 



Seyyid Cemal Sultanin Afyonkarahisar, Kiitahya ve Eskisehir 
yoresinde asil adinin online gecmi§ ismi Kemal Sultan'dir. Seyyid Cemal 
Sultan Anadolu Alevileri tarafindan adiyla anilan Alevi-Inan9-Dede 
ocaginin kurucusu olarak kabul edilir (Dervis Cemal Ocagi). Bugiin 
Afyonkarahisar, Kiitahya ve Eskisehir illerindeki onlarca Alevi koyiinde 
Seyyid Cemal Sultan Ocagma mensup gruplar yasamaktadir. Bu 
yorelerde Seyyid Cemal Sultan Ocagi ocak aidiyeti baknmndan en biiyiik 
ocaklardandir. Seyyid Cemal Sultan Ocaginin talipleri arasinda Kayi 
boyuna mensup Karakecili yorukleri niifus 90gunlugunu 
olustunnaktadirlar. Seyyid Cemal Sultan Ocagi Afyonkarahisar, Kiitahya 
ve Eskisehir yoreleri Aleviliginin temel dinamiklerindendir. Ocak 
biinyesinde geleneksel Alevilik yapilamsina uygun olarak 'Dede-Talip 
diyalogu' ve 'Cem ayini' uygulamalan biitiin canlihgi ile 
siirdurulmektedir. 

Gunumiizde Cakirlar Tekkesi diye de bilinen Seyyid Cemal 
Turbesi, 9evredeki Alevi-Bektasi topluluklannin siklrkla ziyaret ettigi, 
adak adadigi, kurban kestigi kutsal bir mekan olma ozelligine sahiptir. 
Yapi avlu 9evresindeki temellerden anlasildigrna gore bir zaviye 
olmahdir. Ogulbeyli Koyiiniin 3500 m. kuzeydogusu, Fincanburnu 
Koyiiniin 1600 m. giineybatisinda yer almaktadir. Doger'in kuzey 
batisinda yaklasik 5 km. uzakhkta bir tepe eteginde, art arda iki kubbeli 
kesme tas kaplamali dikdortgen bir yapi olup, 9evresi avlu duvanyla 
9evrilidir. Dag yonundeki kuzey duvarrn list kesimi moloz tasla yapilmis, 
ii9gen bi9iminde yukseltilmistir. Daha uzun olan bati duvarrnin orta 
kesiminde ise iki ayn yapinin bitisme yeri belirgindir. Kubbeler sekizgen 
kasnak iizerine oturtulmustur. Biri dogu yonde biri kuzey yonde olan iki 
ayn kapi ile iki ayn boliime girilir. Dogu kapisi dikdortgen a9ikhkta 
demir kapili olup list kesiminde tugladan yalanci sivri kemer vardir. 

130 



Kemer gozii doludur. Kemer iizerinde ve giiney duvarda birer kii^uk 
pencere a9ilmistir. Aynca giiney duvara icte bir nis konulmustur. Bati 
orta duvardaki bir pencere ile de ikinci boliimle baglantilidir. i9erde dogu- 
bati dogrultusunda herhangi bir ozelligi olmayan iki mezar vardrr. Ahmet 
ve Mehinet adlannda iki kisiye ait oldugu soylenir. Kuzey yandaki ikinci 
kapi ise biraz asagida olup yandan basamakla inilerek iceri girilir. Bizans 
donemine ait mermer devsinne tas kapi iistiine konulmustur. i9erde dogu 
bati dogrultusunda bir merkad buluninakta olup bunun Seyit Kemal 
Sultana ait oldugu kabul edilir. Kuzey yondeki avluda yine dogu bati 
dogrultusunda yan yana ve arka arkaya 8 mezar daha vardir. Bunlardan 
duvar dibinde olanin, Seyit Kemal Sultanm yakinlanndan gozcii Bal'a ait 
oldugu belirtilmektedir. Bu odalann zaviye olarak kullamldigi anlatilir. 
Avlunun kuzey dogu kosesinde temel kalintilan ve aynca Bizans mimari 
par9alan vardir. Tekke i9inde ve disinda toplam 1 1 mezar bulunmaktadir. 

Afyonkarahisar Valiligi'nin web sitesinden ogrendigimize gore 50 , 
Doger Beldesinin 5500 m. giineydogusu, Aslankaya Anitrnin 1400 m. 
dogusu, Emre Golunun 150 m. giineydogusunda yer alan Emre Tekkesi 
baraj golunun giineydogu ucunda bir tepe iizerinde kesme tas kaplamali 
giiney kuzey dogrultulu dikdortgen prizmal bir yapidir. Giiney yonde 
avlusu vardir. Bati eteginde temel kalintilan goriilmekte olup XVII- 
XVIII. yy. yerlesim yerinin Emre koyii oldugu sanilmaktadir. Kapisi 
giineye bakmaktadir. Kapi 9evresinde ahsap ve menner hatillar vardir. 
Kapi ustiinde ise "Miilk Allah'rndir." yazisinin bulundugu biiyiik bir tas 
blok yeri goriilmekte olup tas yerinden asagi dusuriilmiistiir. I9ten tonoz 



http://www.afyonkarahisar.gov.tr/ 



131 



distan U9gen 9ati bi9imindedir ve tas kaplamalidir. Her iki uzun 
duvarlarda ikiser kii9uk penceresi vardir. Uzun duvarlann ortasinda 
menner siitaHjeler ve uzerine konan bashklan 9ikinti halinde 
dunnaktadir. Bashk iizerinden 9ikinti kemer dolaninaktadrr. I9 duvarlar 
sivali ve badanalidir. Sivi iizerinde baski ile yapiknis duvar siislemesi 
goriiknektedir. Suslemelerin biiyiik 90gunlukla tahrip oknasina ragmen 
korunan kisinrndan motiflerin giizelligi gozlenebilmektedir. Yapida 
kullamlan taslardan bazilan devsinne olup Bizans donemine ait suture 
ve basliklardir. Aynca iizerinde hayvan kabartmalan bulunan arsitrav 
par9asi avluda kink olarak dunnaktadir. 

1781 yilinda Karahisar Mutasarnfi Kanyeyici Bekir Pasa, Emre 
koyii halkini (bazi su9lara dayanarak) Tekkeye kapatip yakmistir. Tepenin 
etegindeki temel kalintilar bu koye ait olmalidir. Tekkenin daha sonra 
onartildigi saniknaktadir. 

Emine Parlak'in 9alismasindan daha detayli olarak ogrendigimize 
gore 51 , Emre Sultan Zaviyesi ve Koyii halki 1781 senesinde anayol 
giizergahinda hirsizlik ve gizli seremoniler yapmakla itham edilir. Bu 
sebeple miilkleri hiikiimet tarafindan ellerinden alinir. Tiirbe ve zaviye 
atese verilir ve on bir ki§i oldiiriiliir. Emre Sultan Koyii ve zaviyesi bu 
olayin sonucu olarak ortadan kalkmakta ve zaviyenin mevcut kisnnlannin 
kontrolii, vakif sartlarrna aykiri olarak Seyyid Abdullah isminde Bektasi 
tarikatindan olmayan birine verihnektedir. Bu kisinin zaviyeyi zarara 



PARLAK Sevgi, The Village and Zawiya of Emre Sultan. "..According to the 
Afyonkarahisar Seriyye Skilled, the zawiya and tomb were burned in 1781 and there were 
serious problems between the local goverment with the zawiya settlement and villager of 
Emre Sultan.." 



132 



ugrattigi anlasilryor. Fakat bu durum 1783 'te degisir. Bu tarihten itibaren 
zaviye, merkezi hiikiimet tarafindan yapilan a?iklama sonucunda tekrar 
Bektasi tarikatindan olan Seyyid Mehinet Ali Dede'ye verilir. Bu 
donemde tiirbenin tamir edildigi goriiliiyor. 19 duvarlarda yer alan lale 
dekorasyonu, muhtemelen 1783 'ten sonra yapilmistir. 

Netice olarak zaviye ve tiirbe kuvvetli ihtiinalle XIV. yuzyilin 
sonlannda insa edilmistir. Arsiv dokumanlarma gore Fatih doneminde 
Bektasi tarikati ile ilgili olup basindan beri heterodoks bir yapiya sahip 
bulunmakta idi. 

Ihsaniye il9esi Gazliviran Koyu'nde bulunan Saya Baba 
Turbesi'nin XIII. yuzyilin ikinci yansinda yapildigi saniknaktadir. Bu 
konudaki kitabesi gunumiize ulasamamistir. Sanat tarihinde eyvan 
tiirbeler grubuna giren bu tiirbe iki katli olup, oliiniin gomiilii bulundugu 
mumyalik kismi toprak i9erisindedir. Iki yandan ii9gen payandalarla 
desteklenen tiirbe, kesme tastan yapilmis, dikdortgen planlidrr. Uzeri 
besik tonozla ortiiliidiir. Yer yer yikilmis olan tiirbenin cephe siislemesi 
fazla bir bilgi vermemekle beraber, geometrik bezemelerle girisinin siislii 
oldugu anlasilmaktadir. 



Karacaahinet beldesindeki cami, imar plani i9inde, mezarligin 260 
m. kuzeydogusunda yer almaktadir. Yapi, camii ve tekke oknak iizere iki 
kisundan olusur. Cami giiney, tekke kuzey yoniindedir. Dis duvarlan 
kesme tas kapli, duvar koselerindeki taslar dis bi9iminde dizilmistir. Her 
iki tarafta da i9 mekani tek kubbe ile ortiiliidiir. Tekkeye giris kuzeyden, 
camiye giris batidadrr. Minaresi giiney batidadir. Tekke i9inde 31 adet 
yatir vardir. 



133 



Caminin 119 merdivenli, dort devsinne sutundan olusan U9 kubbeli 
revakli bir girisi vardir. Giris kapisi batida yassi kemerli, ahsap iki 
kanatlidir. Kapi uzerindeki dort satirlik eski ve yeni yazi ile yazikms olan 
kitabe soyledir. 

Karacaahmet Sultan aleyhi rahmeturrahman efendi hazretlerinin. 

1- Turbe-i zevil garyeleri ve ittisaline is bu camii serif bais. 

2- Gufrani cenabi hak celle ve alain inayeti ve ol sahibi kerametin 
rahaniyeti ve mahzi. 

3- Eshab-i hayrun ianet ve ced ve gayret ile tevsian ve muceddiden 
insaasi husnii hitam bulmustur. 1324 (1908M.) 

19 mekam tek kubbe ile ortuliidur. Kubbeye ge9is koselerdeki 
tromplarla olur. Tromp aralannda sagir kemerler vardir. Mihrabin iist 
kismi ii9gen alinhkh, kademeli sivri kemerli, iki yam donen siituncelidir. 
Minberi giineybatida kiifeki tasrndan yapikmstir. Yagli boya ile (gri 
iizerine siyah kirmizi 9izgilerle boyanmis) boyanarak tas sekli verilmistir. 
19 mekamn kuzey duvannda merdivenle 9ikilan, balkon seklinde iki yam 
konsollara dayali muezzin mahfili vardir. Kubbe, ortada i9 i9e yildiz ve 
kollarrndan olusan U9genler i9inde gri, siyah,kinnizi renkler kalem isi 
9i9ek motifleri ile susludiir. 

Koselerde tromplann olusturdugu dort kii9uk kubbeler, son zemin 
iizerine kirmizi, yesil, sari renklerden olusan yildiz motiflidir. 19 mekan 
doguda 3, batida 2, giineyde 1 olmak iizere 6 adet yuvarlak kemerli, 
dikdortgen pencere ile aydinlanrr. Aynca sagir kemerlerin bulundugu 
kisunlarda her duvarda bir adet olmak iizere dort adet ku9uk ve yuvarlak 
pencere bulunur. I9 duvarlar tas sekli verilmis yagli boya ile boyanmistir. 

134 



Trop kemerleri degisik renklerde boyanmistir. Minaresi giiney batidadir. 
Dikdortgen prizma kiirsii iizerine, diizgiin kesme taslardan yapilmistir. 
§erefe alti profilli, sivri kulahi 9inko kaplamadir. Camiin kuzey batisinda 
etrafi pannaklikla 9evrili, yerden yanm metre yukseklikte "Kaymak 
Dede" adiyla anilan bir gomiit bulunur. Tekke ile ilgili inanislar nedeniyle 
inane turizmi baknmndan onemlidir. Tekkenin ilk kurulusu 90k harap ve 
eskidir. Cainii kapisi iizerindeki kitabeden 1908 yilinda onarnn gordiigii 
anlasilryor. Son olarakl966 yilinda yeniden tamir goimustiir. Cami ile 
tekke'nin birlesik oknasi nedeniyle cami tekkeyi ziyarete gelenlerce 
ziyaret edilmektedir. 

Tekkenin dis duvarlan kesme tas kaph, duvar koselerindeki taslar 
dis bi9iminde dizilmistir. Her iki tarafta da i9 mekaru tek kubbe ile 
ortiiludiir. Tekkeye giris kuzeyden, camiye giris batidandir. Minaresi 
giiney batidadir. Tekke i9inde 3 1 adet yatir vardir. 19 mekani tek kubbe ile 
ortuliidiir. Kubbe koselerde yer alan doit trompa dayanir. Tromp 
aralannda dort duvarda doit sagir kemer bulunur. Giris kapisi, kuzeyde 
olup basik tas kemerlidir. Kapi iizerindeki dort satirdan olusan kitabe 
soyledir: 

1- 726 tarihinde Sultan Orhan Gazi zamani saltanatinda. 

2- calisi post nesim-i irsat tarikat-i Aliyye ve sahib-iil havarikiil adad ve 
zakir. 

3- Keramet semiye bulunan Karacaahmet Sultan guddise surzetiil gufran 
hazretlerinin tiirbe-i atir nakina fatiha. 

4- Sene-i hicriye 1324, sene-i rumiye 1322 (ortada) mebdei tecdidi tiirbe. 



135 



Kapi girisinin solunda, camiin kuzey batisinda hastalarin tedavi 
edildigi yer olan tahta perde ile ?evrilmi§, aralan tahta perde ile doit 
hiicreye aynlmis kisim bulunur. Hiicrelerde tomruk adi verilen yan 
kenarlan delikli ahsap hatillar vardir. (Buradaki tedavi yontemi, hastanin 
ayak bilegi tomruga ge9irilerek baglanmakta, karsi koyan hastalarin 
ayaklanna dayak atiknaktadir). Tekkenin guneyinde, camii ile miisterek 
duvarli kisimda basit bir mihrap yer alir. Mihrabin batisinda merdivenle 
9ikilan ahsap ku?uk bir mahfil kismi vardir. Tekke her duvarda iki, 
camiye bakan duvarda bir olmak iizere 7 pencere ile aydrnlanrr. Tekkenin 
ic mekanrnin yansindan fazlasrni yatirlann bulundugu kismi kaplar. Etrafi 
demir pannakliklarla cevrilmi§ olan bu kismi tekke zemininden 25-30 cm. 
yuksekliginde olup, iizerinde Karacaahmet'in oglu §eyh E§ref ve 
ogullarrnin oldugu soylenen 31 adet yatir vardir. Adina koy ve tekke 
kurulan Karacaahmet Sultan, Horasan erenlerindendir. Haci Bektas 
dergahindan futuvvetname ahmstir. Karacaahmet kurdugu ocakta akil 
hastalanni tedavi etmis, daha sonra kurdugu ocak basina oglu §eyh 
Esref i ge9irerek, kendisi Bati Anadolu'nun fethine katilmistrr. Manisa 
Akhisar taraflannda da bir ocak kurmustur. Akhisar G6k9e Aga9 koyii 
arazisi kendisine vakfedilmis, Akhisar Karaca koyiinde 1397 yilindan 
once olmus ve orada gomuludiir. Akil hastalannin tedavi edildigi yer 
olarak kabul edilmekte olup bu sebeple ziyaret edilmektedir. 

Latif Dasdemir'in 9ali§masinda 52 Karacaahmet'in annesi ile ilgili su 
menkibe anlatihr. Anadolu Sel9uklu Devletinin son zamanlannda Seydi 
Sultan, Isik Sultan ve Hendi Baba adh U9 ermis kisi, Afyonkarahisar'in 
bugiinkii Ihsaniye il9esine bagh Karacaahmet Koyiinde oturan, akil 



52 

DA§DEMIR Latif, Afyonkarahisar Efsaneleri 



136 



hastalildan hekimi Karacaahinet Sultan'i ziyarete gelirler. Karacaahinet 
ve baciyan-i rumdan olan annesi tarafindan konuklar koyde geregince 
agirlanirlar. Mevsiin yaz oldugu iijin havalar 90k sicak ge9mektedir. 
Dervisler hep birlikte ak§am yemegini yedikten sonra namazlanni kilip 
minderlerine sekilerek sohbete dalarlar. Sohbet sirasinda i9lerinden birisi, 
"kiinin daha keramet sahibi oldugunu gostennesi" konusunda bir oneri 
ortaya atar. Bu teklif herkes tarafindan kabul goriir. Seydi Sultan, gerekli 
dualan yaparak sicak havada busbutun llmus suyu buzlu su haline getirir. 
Hendi Baba, her zaman yaninda tasidigi kam9isini, okuyup orta yerde 
birakarak yilan durumuna sokar. Karacaahinet Sultan, altindaki seccadeyi 
kocaman bir hah yaparak, konuklannin altrna serer. Isrk Sultan, bir 
iifleyiste odanin butiin mumlanni sondiirup her yeri zifiri karanhga bogar. 
O sirada Karacaahinet'in annesi, avucunda tuttugu kipkirmrzi bir kor 
atesle odaya 9ikagelir. Arkadan da alnrnda parlayan bir nurla doit yanini 
kamastrran parlak bir lsiga bogar. Bunun uzerine konuklar, hakki tesliin 
edip, en iistiin kerametin Karacaahinet'in annesine ait oldugunu kabul 
ederler. Sonra da Karacaahinet' e donup hepsi bir agizdan, 

-Anan bizden de, senden de daha doluyinus. 

Derler. Anlatildigina gore bu topraklarrn 'Anadolu' adini almasi da 
'Anandolu' soziinden gelmektedir. 



Mustafa Karazeybek'in 9ali§masindan 53 anlasildigina gore, Kirhisar 
Nahiyesinde Kayirviran koyunde Hayran Baba Zaviyesi buluninaktadir. 
Bu koyde 43 kisi kayitli olup bunlann yanindaki bir kayitta, 'karye-i 



53 

age 



137 



mezburede sakin olan kimesneler Hayran Baba neslinde zaviyedar ve 
zaviyedar ogullandir.', seklinde ifade buluninaktadir. Bu ifadeler soz 
konusu koyiin zaviyedarlar tarafindan olusturuldugunu gostennektedir. 

Hayran Veli tiirbesi, Kayihan beldesinde camiyle bitisik bir 
tikbedir. I9inde Hayranveli ile muridlerine ait mezar yerleri 
buluninaktadir. Onun Horasan erenlerinden bir halk tabibi oldugu ve 
kurdugu tekkede bir tur cilt hastahgini iyile§tirdigi anlatilir. Hayran 
Veli'nin Haci Bektas Veli Dergahi'nda yetisip Kayihan'a geldigi, burada 
tekke kurup yerlestigi ya da 13. yuzyil sonlan veya 14. yuzyil baslannda 
buraya gelen Hoca Ahmet Yesevi Ocagi'na bagli Horasan Erenlerinden 
oldugu ileri suruliir. Bektasi menakibinda Karaca Ahinet Sultan, Yargeldi 
Sultan (Aksemsettin) ve Seyyid Hasan Basri ile ile arkadas oldugu 
anlatilir. Tahsillerini tamamladiktan sonra Karahisan Sahib'e donen bu 
dort arkadas sehri gezerken, susarlar, namaz vakti gelmistir. i9inek ve 
abdest aknak icin su ararlar. O sirada Karaca Ahinet elindeki asasrni yere 
vurarak su burada olacak der.Ve vurdugu yerden su fiskirrr. Kana kana 
i9erler, abdestlerini alirlar. Zamanla bu suyun 9iktigi yere 9esme yaparlar. 
Halen kullanilan Olucak 9esmesi bu olayin hatirasidir. Kerametleri ortaya 
9ikrnca dagihnaga karar verirler. 

Tiirbe Hayran Veli Camii'nin dogusunda ve cainiye bitisik olarak 
ve caini ile ayni baluje i9erisinde yer alinaktadir. Duvarlan onne taslardan 
yapihnis olan dikdortgen planh turbenin iizerinde birbirine bitisik iki 
besgen bi9iinli kubbe vardir. Kubbenin ve etrafindaki bolumlerin iizeri 
kiremitle kaplidir. Tiirbeye giris turbenin kuzeybatisrna eklenen yeni 
mekanrn dogu yoniindeki kapidandir. I9eride yiikseltilerek olusturulmus 
platform iizerinde ii9erli gruplar halinde sandukalar yer ahnaktadir. 
Ortada Hayran Veli kuzeyinde esi, guneyinde ise oglu, arkalannda da alti 

138 



tane muride ait sandukalar vardir. Turbenin i9 duvarlannda mavi renk 
boyanin hakim oldugu motiflerle yapilmis siislemeler yer alir. Dikdortgen 
planli olan i9 boliimde kubbelerin altinda kemer bulunur. Giineyde iki 
kuzeyde ise bir pencere yer aknaktadir. Pencereler uzeri kemerli 
dikdortgen bi9iinli kalin nisler bi9iminde yapilmis olup cam kismi dis 
kisma yakin olarak yapilmistir. 

Cami ise, Kayihan Beldesi Turbe mahallesinde, Hayran Veli 
Turbesi'ne ve Kayihan Tiirbe Mezarhgrna bitisik olarak yer aknaktadir. 
Caminin dis duvan iizerinde yer alan meriner kitabede yapilis tarihi 
Arap9a rakamlarla 1311, tamir tarihi de gunumuzde kullanilan rakamlarla 
1967 olarak belirtilmistir. Camii ii9gen kinna 9atihdir. 

Kesme blok taslarrn kullamldigi duvar siva ile kaplanmis ve sari 
boya ile boyanmistir. Dikdortgen planli caminin girisi kuzeyde yer alip 
giris kapisinrn bulundugu boliimun online kapisi doguda olan 9ikma 
bi9imli on boliim ilave edihnistir. Ayakkabihk olarak kullanilan bu 
bolumden asil giris kapisini kullanarak caminin i9erisine girilmektedir. 
Uzeri kemerli dikdortgen bi9imli ve nis seklinde a9ilan pencereler ile 
dogal lsiklandinna saglanmaktadir. Pencerelerin list kisnnlannda 
kemerler arasinda ku9iik nis bi9iminde pencereler yer aknaktadir. 
Mihrabin bulundugu duvarda ise mihrabin her iki yaninda birer pencere, 
ustteki kiifuk pencereler ise mihrap ile biiyiik pencere arasinda olacak 
sekilde ve konumu her ikisinin de iizerinde olacak sekildedir. Islemeleri 
90k giizel olan ahsap minber caminin giineybati kosesinde ve 
basamaklannin yonii kuzey-giiney dogrultulu olacak bi9imde 
bulunmaktadir. 



139 



Giri§ bolumunun iizerinde yer alan asma kat absap siitunlar 
iizerinde yiikseknektedir. Diiz aksap tavanli kademeli olarak yapilmis 
aksap panolar i9erisinde geometrik aksap siislemeler yapiknistir. Bu 
panolara avizeler tutturuknustur. Caminin i9 lsinmasi kalorifer sistemi ile 
yapilmaktadir. Kalorifer radyatorleri cami duvarlannin alt bolumunde yer 
alan aksap lambiri bolume tutturuknustur. 

Belde i9erisindeki diger kulturel varliklarla birlikte inan9 turizinine 
yonelik etkinlikler i9erisinde bulunulabilecegi gibi Goyniis Vadisi'nin 
belde sinrrlan i9erisinde yer aknasi bakrmindan da onemlidir. 
Cami bala kullanilmaktadir. Tiirbenin yaninda oknasi ve Hayran Veli 
adina yapikni§ oknasi nedeniyle onemlidk. 

Yerlesimin guneybatisinda yer alan Tekke Bayin Tepesi'nde 
buluninaktadir. Etrafi 120 cm yuksekliginde, 50 cm genisliginde kesme 
blok taslarla dikdortgen bi9nnli duvarla 9evrili bir alanrn i9erisinde dogu - 
bati dogrultulu sanduka bi9nnindedir. Sanduka Dedemagaci mezannda 
oldugu gibi yigma taslann beton barci ile sivanmasiyla olusturuknustur. 
Sandukamn bati ucunda mezar tasi vardir. Tas duvarlann kuzey ve bati 
dis kismrnda zemin tas 9evrilerek olusturuknus bk platform yer 
aknaktadir. Gkis kapisinrn saginda bayrak diregi buluninaktadir. 

Hayran Veli Tekkesi'nin bulundugu Tekke Bayin Tepesi 9evreye 
kakkn bir konumda olup, buradan Kayiban Beldesi, Kizilay Maden Suyu 
Fabrikasi'nin bulundugu alan, Gazkgol Kaplicasi, Ayazini, Yesilyayla, 
Karababa Tekkesi ve Beykoy goriilebilmektedir. 

Osmankoy'de Herdane Bahar Baba Turbesi adiyla anilan yapinin 
kitabesi giinumiize ulasamadigindan kkne ait oldugu bilinmemektedir. 
Mimari iislubundan XIILyiizyilrn ikinci yansrna ait oldugu samlmaktadir. 



140 



Biiyiik bir boliimii yikiknis olan bu tiirbe de sanat tarihindeki eyvan 
tiirbeler bolumiinde yer almaktadir. Tiirbe oliiniin gomiilii bulundugu 
mumyalik kismi ile bunun iizerindeki sandukanrn bulundugu dikdortgen 
mekandan meydana gelmektedir. Moloz tas ve kesme tas duvarlardan 
yapilmis olan tiirbe dikdortgen plank olup, beden duvarlarrnrn iki yaninda 
iicgen payandalarla desteklenmistir. Giris kapisi yekpare mermer sikneli 
olup, disarrya biiyiik bir kemerle a9ilmaktadir. 

Uclerkayasi koyiinde bulunan Adak Tepesinde rivayetlere gore Ali 
Dede isminde bir ulu evliya oldugu soylenen kisiye ait bir yatir oldugu 
anlatilir. Vaktiyle, yine burada miibarek aylarda ve arife giinleri ya da bir 
kisi adak adadigmda, genellikle 90cuklara seker adagi, lokum adagi ve 
afyona ozel hashasli nokul, hashasli ekinek adagi dagitihrdi. 



Iscehisar Evliyalan 



Kirkkavak iscehisar'in Kavak Mahallesinde, Merkez Iscehisar 
ilkogretim Okulunun arka kisimnda yer alrr. Etrafi tas duvarla 9evrili 
olup, merkez 3 nolu saglik ocagi burada bulunur. Rivayete gore burada 
Horasan erenlerinden bir miirsid ve ailesinin mezan vardrr. Aynca Hasan 
Hiiseyin Hazretleri'ne ve arkadaslanna ait yatirlar, I§ik Dede yatin, 
Erenler yatin ve Guzelim yatirlan onemli ziyaret yerleridir. Iscehisar 



141 



halki diigiinlerde, gen9leri askere ugurlarken mutlaka Kirkkavak 
ziyaretinde bulunur ve burada dua ederler. 

Aynca, il9eye bagli Doganlar koyiindeki Dede Sivri denilen 
tepedeki Giresunlular §ehitliginde her yil Agustos ayinda devlet toreni 
yapilmaktadir. 



Onemli goriilen ve bilhassa onceden sik9a ziyaret edilen 
tiirbelerden bir digeri Seyyid Hasan Basri Turbesi'dir. Seydiler 
beldesi'nin i9inde Cumhuriyet mahallesi, Afyon caddesi iizerinde yer alan 
tiirbe ayni isiinle yapikm§ cami ile biti§iktir. Tiirbenin giiney ko^esinde 
hastalann yatinldigi bir yatak mevcuttur. Ah§ap tavanli olan tiirbenin 
ortasinda yer alan iki ah§ap siitun yer alir. Tiirbenin zemini mennerle 
kaplanini§ olup kilim ve halilarla ortiiliidiir. Tiirbenin i9inde 4 tane de 
sancak buluninaktadir. Tiirbe, Seydiler beldesinde yer alan diger dogal ve 
kiiltiirel varliklarla bir biitiin olu^tunnasi, beldenin i9inde yer aknasi ve 
ula^unrnin kolay oknasi sebebiyle de onemlidir. 

Vakiflar Genel Miidiirliigii'ne ait olan tiirbenin bakimi, beldedeki 
bazi aileler tarafindan yapiknaktadir. 

Tekke ve caminin bulundugu alani 9evreleyen bah9ede bir hazire 
yer alir. Bah9edeki duvarlarda dev^inne malzemeler goriiknekte olup 
bunlardan bazilan Tiirkinen mezar ta^lanna aittir. Aynca Roma donemi 
mezar steli ve mimari ogelerle Grek9e yazikm§ bir kitabe de 
kullanikm^trr. 



142 



Seydiler Beldesindeki tikbede bulunan on mezardan U9iinun Hasan 
Basri, hanimi ve ogluna ait oldugu, digerleri hakkinda bilgi sahibi 
olunmadigi nakledilir. Seyyid Hasan Basri, Halep'te ogrenimini yaptiktan 
sonra, Kirsehir'deki Haci Bektas dergahina ugrayarak burada da bir 
miiddet tarikat egitimi almistir. Arkadaslanndan Yargeldi Sultan, Hayran 
Bali Sultan ve Karaca Ahmet Sultan'la Sahip ogullan iilkesi olan 
Afyonkarahisar'a gelerek, her biri kendilerine takdir edilen koylerde birer 
zaviye kunnuslardir. Koy halkirun anlattiklanna gore, burada Kadiri 
tarikatina mensup oldugu ileri siiriilen Hasan Basri'ye ait cami, tiirbe, 
hamam, ashane, misafirhane, zikirhane, hastane ve bir de cesmesi vanms. 
Bugiin i9in koyde sadece cami, tiirbe ve cesme bulunmaktadir. 
Digerlerinin yikilmis oldugu, zaviyesinin ise 1924 yihna kadar hizmet 
verdigi anlatiliyor. Halk bilgilerine gore, Hasan Basri kuduza yakalanan 
hastalan tedavi etmis, vefatrndan sonra da tedavi sekli gunumuze kadar 
gehnistir. 

Seydiler Beldesi ilcenin dogusunda Afyon-Ankara kara yolu 
uzerindedir. Il9eye uzakligi 11 km il merkezine uzakhgi ise 34 km.dir. 
Volkanik arazi iizerine kurulan kasabada tabiat harikasi olan peri bacalan 
vardrr. Krrkinler ve Qatalkayalar mevkiindeki peri bacalan Roma ve 
Bizans zamamnda islenerek mabet, kilise ve evler yapihmstir. Tarihi 
Arkaik devre kadar uzanan bu bolgede,Yanarlar mevkiinde a9ilan Hitit 
mezarlanndan o devir tarihini aydrnlatacak onemli buluntular ele 
ge9inistir. Osmanh donemi vesikalannda, 9evresindeki inlerden dolayi 
ismi Inlice koyii olarak ge9er. Burada Seyyid Hasan Basri zaviyesi 
kurulduktan sonra, bu unlu zatin ismine izafeten Seydiler karyesi, 
Seydiler sultan karyesi ismi ile anihr. Seydiler kasabasi bugiin i9in tarihi 
kahntilan ve tabiat harikasi peri bacalannin yanrnda Kuduz hastahgrnin 
tedavisinde de kendinden soz ettinnektedir. Kuduz hastaligrni tedavi eden 

143 



iinlu hekiin Seyit Hasan Basri hazretlerinin tiirbesi Seydiler kasabasinda 
bulurunaktadir. Seyid Hasan Basri Hazretleri hayati hakkinda kesin 
bilgiler yoktur. Elimizde bulunan vakfiyesi ve bu vakfiyeye zamanla 
yapilan eklentiler, icazetnamesi, 9esitli zamanlarda verilmis beratlar ile 
seriye sicillerinde bulunan kararlardan edindigimiz bilgilere gore, 
Iscehisar kazasinm Seydiler kasabasinda medfun bulunan Seyyid Hasan 
Basri'yi kuduz hastahgrni tedavi eden bir doktor, tekkesi olan bir dervis 
olarak goriiyoruz. Seyyid Hasan Basri, bektasi menakiplarrnda sik sik adi 
gecen iinlii hekiin Karaca Ahmet Sultan ile cagdas gosterilmistir. Karaca 
Ahmet Sultan, Beylikler zamaninda yasamis, bazi kayitlara gore Orhan 
Gazi zamanini gormiistiir. Buna gore Hasan Basri'nin de 13. asnn sonu 
14. asnn baslannda yasamis olmasi gerekir. 1333 tarihli icazetnameye 
gore kiinyesi Hasan Bin Basri bin Habib'dir. Haleb'te tip tahsili 
gormiistiir. Icazetname de daha sonra Karahisar-i devle kadisi tarafrndan 
onaylanmistir. Haleb'deki medreseden mezun olduktan sonra Kirsehir'e 
giderek, Sulucakara Hoyiik'te oturan Haci Bektas Veli'den el almistir. 
Bektasi menakipnamalerine gore devrin iinlii alimlerinden Sivrihisarh 
Seyyid Nurettin'den ders almistir. Burada okurken Karaca Ahmet Sultan, 
Yargeldi Sultan ve Hayran Veli ile arkadas olmuslar. Tahsillerini 
tamamladiktan sonra Karahisan Sahib'e donerler. Bu dort arkadas sehri 
gezerken susarlar, namaz vakti gelmistir. i9inek ve abdest almak i9in su 
ararlar. O sirada Karaca Ahmet elindeki asasini yere vurarak, "su burada 
olacak", der. Ve asasini vurdugu yerden su fiskinr. Kana kana i9erler, 
abdestlerini ahrlar. Zamanla bu suyun 9iktigi yere 9esme yapilir. Halen 
kullanilan Olucak 9esmesi bu olayin hatirasidrr. Kerametleri ortaya 
9ikrnca dagilmaga karar verirler. Olucak 9esmesi menkibesinin, 
Seydiler'e ait bir varyanti daha vardir. Bu varyanta gore Hasan Basri, bir 
gun askerleriyle Afyon ve Iscehisar'dan zaviyesine donerken 

144 



askerlerinden birisi yolda rahatsizlanir ve kann agnsindan yolda 
yiiriiyemez hale gelir. Arkadasinin rahatsrzligini goren Hasan Basri, 
asasini yere vurur ve vurdugu yerden 'aci su' biingiimeye baslar. Asker, 
sudan i9er ve iyilesir. Su ise o gun bugiindiir, yaz ve kis iscehisar'in 
dogusunda, iki tepe arasinda biingumeye devam eder. 

Bugiin tekkeye Seyyid Hasan Basri Hazretlerinin tekkenisin olan 
torunlan bakinaktadir. Eger gelen hasta kadin ise kadin bakici, erkek ise 
erkek bakici; tekke sahibinin soyundan ve tekkenisinin gorevlendirdigi 
kisiler hastayi alir. Hasta giiniin her saati kabul edilir. Hastaya bakinakla 
yukumlu bu is i9in deneyimli kisiler once hastayi giizelce muayene 
ederler. Hastamn gozlerine bakarlar. Bir kab i9indeki suyu gosterirler. 
Usuyiip usumedigini sorarlar. Kendi hastalan olduguna kanaat getirirlerse 
hastayi tekkeye ahrlar. Hasan Basri sandukasinin oniinde dua ederler. 
Arkasindan tekke 9esmesinden ahnmis yarnn bardak suyun i9ine bir fiske 
kuduz tozu, bir fiske tekke topragi kanstirihr ve hastaya U9 yudumda 
i9irilir. Daha sonra mayasiz ekinek ile yagsiz ve tuzsuz 9orba ikram edilir. 
Bu ikram giinde U9 defa tekrarlanir.Tedavi genellikle bir giin siirer. Eger 
hastada iyi olma belirtileri goriilmezse tekkedeki tedavi U9 giin devam 
eder. U9iincii giin bir miktar kuduz bocegi tozu bir miktar tekke topragi 
hastayi getiren kisiye verilerek,uyacagi diyetlere devam etmesi soylenir. 
Tekke kapisindan 9ikarken hasta tekke sancagi altindan ge9irilir. Kuduran 
hayvan olursa ayni tedavi yapilir. Aynca hayvan agilindaki veya 
ahinndaki biitiin hayvanlar getirilerek suyundan i9irilir. Gelenler mutlaka 
iyi olup gitmis olduklan anlatihr. Kuduz hastahgi ilacinin 
hazirlamsi:Tekkenislerin anlattiklanna gore, her yil Agustos ayinin 
basinda Seydiler kasabasina bilhassa tekkenin 9evresine 1 cm. 
buyukliigiinde kirmizi renkli kuduz bocekleri gelir ve bu bocekler burada 
yalniz 10 giin kalir. Daha sora ortadan kaybolurlar. Bocegi yalniz Tekke 

145 



sahipleri toplar.Baskalarrnin topladigi kullanilmaz.Toplanan bocekler bir 
kutu i9ine konur. Hayvan orada oldukten sonra giineste iyice kurutulur. 
Sonra hayvan iyice ezilerek toz haline getirilir.Yapilan bu kuduz ilaci 
kapakli kaplarda saklamr. 



Sandikli Evliyalan 



Anadolu Sel9uklulan 9agmda Sahib Ata Fahreddin'in iktai olan 
kasaba verimli bir ovanin merkezinde yer aldigindan her zaman kalabalik 
bir niifusa sahip olmustur. Bolgenin iktisadi ve i9timai merkezi rolu ile 
Osmanh hakimiyetinde de gelismesini surdiiren kasabada 1500'lii yillarin 
basinda 579 vergi miikellefi bulumnaktadir. Bu donemde 8 mahalleden 
miite^ekkil olan kasabanin en kalabalik mahalleleri 109 neferle (Jay, 105 
neferle Kethuda Mahallesidir. 230 nolu tahrir defterine gore bu niifusun 
63'unii mucerredler ve 494'unu hane sahipleri olusturmaktadir. 1528'de 
ise vergi nufusunun azaldigi goriiliir. Bu donemde nefer sayisi 454'e, 
mucerred sayisi ise 15'e diismustiir. Dolayisiyla yaklasik 30 yillik 
donemde % 21'lik bir niifus azalmasi olmustur. 1572 yilina gelince, vergi 
nufusunda biiyuk bir artis olur. Bu donemde 8 olan mahalle sayisi 5'e 
inmis, dolayisiyla Halil Bey, Ismailoglu ve Kubbeli Mescid mahalleleri 
diger mahallelerin i9inde kahmstir. 222 nefer sayisiyla Sandikli'nin en 
biiyuk mahallesi Qakir mahallesidir. 

XVI. yuzyil boyunca mahallelerin ad ve adetlerinin degistigi 
anlasihyor. 1500'lii yillarin basinda 8 olan mahalle sayisi XVI. yiizyilin 

146 



son 9eyreginde 5'e dusmiistur. Germiyanogullan doneminde sehrin 
yakininda, bir kale bulunmaktaydi. Cavus 9esmesi yakininda bulunan kale 
kitabesinden anlasildigrna gore, hisan Hiisameddin Yakub bin Umur Beg 
yaptirmistrr. Sandikli Kalesi, 1325'te Germiyan sultani olan Celebi 
Hiisameddin Yakup Bin Umur Bey tarafindan, Mimar Coban'a 
yaptinlmistir. Yigina topraktan olusan bir hoyiik uzerindeki Kale, 119 kat 
sur ile 9evrilmis ve giineye bakan dis kapisinda kitabesi olan bir 
goruniime sahipti. Gunumiizde ise kalenin ancak 10 metrelik bir bolumii 
ayakta kalmistir. 

Dis kale kapisi iizerine konan iki mermer par9asi ile kitabesi esasen 
90k onemli bir tarih belgesidir. Kalenin zamanla yikilmasi sonucu kapida 
bulunan bu kitabe, Cavus Camii yanina getirilerek 9esmenin yan 
dikmelerine yerlestiriknistir. Iki biiyiik par9a menner iizerine, stilus ile iki 
satrr Arap9a yaziknis olan kitabenin ash ve anlami soyledir: 

l.Ammere hazel Kal'atul mubareke harresaha-ullahu teala bi emrul 
emirul-ecel us Sultan ill Germiyaniye Qelebi i Azam azzemallah kadere 
hu huve Esrefu 

2. El Emrul-muazzam vel-Mevlal-azam Husamuddunya veddin Yakup bin 
Umur etalallahu bekahii fi yevmiil-ahad min Cemaziyel evvel sene hamse 
ve isrine ve seb 'a mie mimaruha Qoban. 

"Allah koruyasi bu mubarek kale, Germiyan Biiyiik Sultam Celebi yiice 
Emir'in emri ile yapildi. O biiyiik emirlerin ve ululann en sereflisi Husam 
(ed diinya ve) din, Umur oglu Yakup'tur. Allah onun omrunii uzun etsin. 
Yedi yiiz yirmi bes yilinin Cemaziyelevvel ayinin 1. giiniinde. Onun 
mimari Cobandir." 



147 



Kale kitabesinde dikkati 9eken bir sifat "Biiyiik Celebi" soziidiir. 
Bilindigi gibi Celebi Mevlana Celaleddin Rumi'nin evlatlanna verilen bir 
sifattrr. Mevlana'nin torunu Mutahhare hanimin oglu oldugu kesin olarak 
bilinen Hiisameddin Celebi l.Yakup Bey'in bu kitabede Qelebi Azam 
sifatim kullarunasinin gerek9esi boyledir. Biiyiik Qelebi Hiisameddin 
Yakup bin Umur Sandikli Kale kitabesinde adi gectigi halde, tiirbesi 
Suhut Seydisultan (Ulupinar) dadir (1344). 

Kale kitabesine gore Sandikli Kalesi, 15 Nisan 1325'te bitirilmistir. 
Ancak Osmanli hakiiniyetinden sonra kale kullanilmadigmdan harap hale 
gelmistir. Sandikli'nin en biiyiik ve en eski mahallelerinden olan Kethiida 
Mahallesi bu donemden kaknis oknalidir. Nitekiin 1572 tarihinde 
Kethiida Mahallesine ayni zamanda Hisar Mahallesi de dendigi goriiliir. 
Sandikli'nin diger bir mahallesi olan Camii Mahallesi de Osmanli 
oncesinde ortaya 9ikmistir. Mahalleye ismini veren ve Ulu Cami diye bili- 
nen yapi 1378 tarihinde Germiyanogullari ailesinden Bahaeddin Omer bin 
Alaaddin tarafrndan insa edilmistir. 983 tarihli Karahisar-i sahib evkaf 
defterinde baska bir mahallenin adina rastlamaktayiz ki, Ahi Osman 
Zaviyesinin bulundugu bu mahallenin ismi Kasnn Mahallesidir. 

XVI. yiizyihn sonlannda Sandikli'da kadilik yapan §eyh 
Musluhiddin bugiinkii 9arsi i9inde bir cami ve halvethane insa ettinnis ve 
buraya 4 diikkanrn gelirini vakfetmistir. II. Bayezid devrinde Sandikli'da 
tahminen 2700'iin iizerinde bir niifus yasamaktaydi. Ancak kasabadaki 
askerler ve diger gorevliler bu rakamin disindadir. Kanuni devri 
baslarrnda ise 2200-2300 neferin bulundugu tahmin edihnektedir. 
Dolayisiyla bu donemde niifusta bir azalma soz konusudur. Niifusta 
goriilen bu azahna muhtemelen asrrn genel asayis durumu ile ilgilidir. 



148 



III. Murad devrinde bir9ok Osmanli sancagmda oldugu gibi burada 
da niifus biiyiik oranda artmistir. 1572'de kayitlarda goriilen tahmini niifus 
artisi nefer sayisi ile hesap edilebilmektedir. Bu donemde Sandikli 
niifusunun 4000'in iizerinde oldugu soylenebilir. 1572 niifusu II. Bayezid 
zamanina gore % 46.5, 1528 tahririne gore ise % 87 oranrnda artmistir. 
Kasabadaki muaflann sayisini tarn olarak tespit etmek mumkun 
olmamistir. Bu sebeple ancak 22 muafin varligindan haberdanz. 1528'de 
89 ve 1572'de 97 kisi avanz ve diger vergilerden muaf kaydedilmistir. 
1528'deki muaflar arasinda kayyum, ciizhan, ferras gibi vakif gorevlileri 
duzenli bir sekilde deftere kaydedilmistir. 1572'de ise muaflar cesit olarak 
artmis ancak adet olarak azakmstir, ilk defterde uc olan sadat sayisi 18'e 
ulasirus ve yine ilk defterde bulurunayan Haymana ziiinresinden 28 kisi 
muaflara dahil ediknistir. Haymana sayisindaki artis Sandrkli'ya bu 
donemde yerlesmelerin devam ettigini gostennektedir. 

Ucler Bulduk'un doktora tezinden ogrendigimize gore 54 , XVI. 
asirda koylerin biiyiik kismi zaviye vakiflanna aittir. Bu zaviyelerden bir 
kismi aym zamanda koye ismini vennistir. Sandikli'da §eyh Kumral ve 
Minnet §eyh koyleri, isimlerini zaviye kuruculanndan alir. Bu donemde 
bes veya altisi Sandikli merkezde olmak iizere otuz U9 zaviyenin varligini 
ogreniyoruz. 

Sandikli nahiyesindeki Kozluca Koyii, derbend oldugu i9in Yahya 
Dede adli dervis ve yardimcilanna vakf edilmis Karahisar'rn tek derbend 
vakfidir. 1527'de 38 hane olan koy niifusu 1575'de biiyiik o^iide artmis 
ve nefer sayisi 153'e ulasmistir. Ilk defterde 1200 al^alik hasili olan 



54 

BULDUK Ucfler, XVI. Asirda Karahisar-i Sahip Sancagi, Doktora Tezi, Ankara Uni.1993 



149 



koyiin sonraki defterde geliri kayit edilmemistir. Aynca Karahisar'in 
XVI. asirdaki nahiyelerinden olan Oynas'daki Bahsayis Baba 
Zaviyesi'ne ait dervisler 1575'de Karaboz Kilid Derbendine zaviye bina 
ederek derbend beklemislerdir. 

Sandikli Kazasi XVII. yiizyilin sonlarinda 150 akcahk 
kazalardandir. Karahisar-i Sahib'in kasaba mahiyetindeki U9 nahiyesinden 
biridir. Evliya Celebi'nin anlattigrna gore gayet munbit ve mahsullu bir 
yerdir. Kasabada 40 adet leblebici dukkani vardir. Bunun haricinde diger 
diikkan, han, hamam ve mescidi de mevcuttur. Yine Evliya Celebi'nin 
verdigi bilgiye gore 70 tane karyesi mevcuttur. 

Sandikli Kazasi gerek koylerinin sayisi, gerekse niilusu ve buna 
bagli olarak toplanan vergi miktan baknnindan Karahisar-i Sahib Sancagi 
kazalan i9erisinde merkez kazadan sonra gelen ikinci biiyiik kazadir. 
Sandikli'mn XVII. asrin ilk 9eyreginde 6 mahallesi varken, XVIII. 
yiizyilin baslannda bu sayi 5'e diiser. Mahallelerinin isiinlerinde ise bazi 
degisiklikler goruknektedir. Bunlar su sekildedir: 1623 yilinda Sandiklida 
mevcut bulunan alti mahallenin isimleri Hisar, Qay, Ince, Cami-i Kebir, 
Qakir ve §ehr-kirlu'dir. 1709'a gelindiginde ise mahalle sayisi 5'e 
ininektedir. Bunlann isimleri de; Qakir, Ince, Qay, Hisar ve Cuma 
seklindedir. Bu durumda doit mahalle sonraki tahrirde isimlerini ve 
mevcudiyetlerini korurken §ehr-kirlu mahallesi sonraki tahrirde yer 
almamistir. Tahrir-i cedidde §ehir-kirlu Mahallesi'nin neden 
yazihnadigrna dair bir kayit mevcut degildir. Onceki tahrirde Cami-i 
Kebir olarak kayitli bulunan mahallenin ismi ise sonraki tahrirde Cuma 
olarak degismistir. Zira Cami-i Kebir adindan anlasilacagi gibi eski 
yerlesim birimlerinde Cuma namazlannin kilindigi camilerdir. Bu da 
sonradan Cuma'ya donu^mus olmahdir. 

150 



Sandikli'da XVI. asnn ilk yansinda 1530 tarihli defterde, sadece 
Sandikli Camii'nin ismi ge9mektedir. Buna karsihk sehir merkezinde yedi 
mescidin bulundugu kaydedilmis, ancak isimleri verilmemistir. Diger 
taraftan sehir merkezindeki mahallelerde alti imamin kayitli oldugu 
goriilmektedir. Sandikli mahallelerinin isimleri arasinda Cami, Mescid-i 
Halil Bey ve Kubbeli Mescit isiinlerine rastlaninaktadir. Bunlardan Cami 
Mahallesi ismini Sandikli Camii'nden alirken, Mescid-i Halil Bey ile 
Kubbeli Mescit mahalleleri de, isimlerini, mahallede bulunan 
mescitlerden almis olmalidirlar. Dolayisiyla ismi bilinmeyen iki mescidin 
daha adlan belirlenmis olmaktadir. 

Ayni defterde, Sandikli Kazasi'na bagli koylerde bulunan cami ve 
mescitlere ait herhangi bir kayit bulunmamaktadir. Buna karsilik koylerde 
kayitli kisiler incelendiginde imam bulunan koylerin tespiti mumkundiir. 
Bunlann belirlenmesiyle cami bulunan koyler de ortaya cikmaktadir. San- 
dikli'da imam bulunan koyler sunlardir: Bektas, Rasiil, Mezidlii, 
Kilandiras, Basaga9, Akhanm, Mengiile, Kusura, Agin, Yagdi, 
Karacaviran, Igdir, Ko9hisar, Celtuklu, Candir, Ordu, Alibeyhisan, 
Yayman, Bakyikhisar, Ba9ili, isaozii, Sorkun, Kara-Sandikli, Ekinhisan, 
Haci, Kizik, Kizilviran, Derecik ve Kizilca. 

XVI. asnn ikinci yansinda, Sandikli Kaza merkezi ile buraya bagli 
koylerden, yirini bes cami ve mescidin kaydi goriilmektedir. Kaza 
merkezinde, Cami-i Kebir, §eyh Muslihuddin Camii Cedidi, Halil Bey 
Mescidi, Cakir Mahallesi Mescidi, Cay Mahallesi Mescidi ve Kubbeli 
Mahallesi Mescidi mevcuttur. Sandikli'ya bagli koylerde ise, iki cami ve 
on yedi mescit bulunmaktadir. Camilerden biri Kara Sandikli Koyii 
Camii, digeri de Ko9hisar Koyii Camii'dir. Ko9hisar Koyu'nde ayni 



151 



zamanda Seyyid Yusuf bin Seyyid Mehmed Mescidi ile Yakub Bey 
Mescidi de bulunmaktadir. 

Koy mescitlerinden Ramazan Koyii'ndeki Alaca Mescit i9in 
kayitlarda 'Kadimu 'l-eyyamdan Camidir ' tabiri kullanilrmstir. Bu mescit, 
yapihs itibariyle en eski mabetlerden bin olup Sel9uklu donemi 
eserlerinden oknalidir. Bunlann disinda Sandikli'ya tabi koylerde, 
Qetuklu Koyii Mescidi, Klandiros Koyii Mescidi, Kuralar Koyii Mescidi, 
Mezidlii Koyii Mescidi, Urkiit Koyii Mescidi, Kizilca Koyii Mescidi, 
Kuraca (Kara9a?) Koyii Mescidi, Mami Koyii Mescidi, Dola Koyii Ahi 
Sinan Mescidi, Baci Koyii Mescidi, Qay Koyii Mescidi, Taylik Koyii 
Mescidi, Yagdi Koyii Mescidi ve Asagi Karacaviran Koyii Mescidi 
vardir. 

XVI. asrin ilk yansinda Sandikli Kazasi'na tabi Cola Nahiyesi'nde 
ismi tespit edilen cami yoktur. Ancak imam bulunan koyler vardir. 
Bunlar, Ak9ain, Alparslan, Koru, Ismail ve Tanburca koyleridir. Asrin 
ikinci yansinda ise Cola Nahiyesi'nde Mehmed Bey'in yaptirdigi Bayrak 
Koyii Camii ile Katib Sinanoglu Abdiilkadir tarafrndan yaptinlan Altigoz 
Kopriisii Koyii Mescidi'nin isimleri tespit edilmistir. 

Sandikh'yi ziyaret eden §emsettin Sami Kamus-u Alem adh 
kitabrnda Sandikh'yi " Bu kazanin 6515 niifusu, 3 camisi, 4 medresesi, 3 
tekkesi, 1 riistiyesi, 1 iptida-i mektebi, birka9 mahalle mektebi, 1240 
okuyucusu, 5 ham, §ehli ( simdiki Qivril il9esi ), Geyikler ( simdiki Dinar 
il9esi ) ve Dazkir (simdiki Dazkin il9esi ) adh ii9 nahiyesi, 215 koyii, 
cem'an 74 990 niifusu vardir " seklinde anlatmaktadir. 

XIX. yiizyilda Sandikli Kazasi'nda, Cami-i Kebir, Omer-Aga 
Camii, Dedeler Camii, §eyh Muslihiiddin Camii ve Tekkesi, Hevayi 

152 



Mescidi (Camii), Nureddin nam-i diger §eyh-Ali Camii ile Hoca Fakih 
Mescidi, Kubbeli (Kuplu, Kuyulu) Mescidi, Oksiizce Mescidi, Siikrii Bey 
Mescidi, Dervis Dede Mescidi goriilmektedir. 

Sandikli Kazasi koylerinde ise, Ala Mescit Koyu'nde 
Genniyanzade Camii, Ko9hisar Koyii Camii, Kizilviran Koyii Camii; 
Urkiit Koyii Mescidi, Kizik Koyii Mescidi, Kubacik Koyii Mescidi, Susuz 
Koyii Mescidi, Saltuk Koyii Mescidi, Hirka Koyii Mescidi, Ahurhisar 
Mescidi, Karalar (Yozgat-i Kuyucak) Koyii Mescidi, Kizilca Koyii 
Mescidi, Kara Sandikli Koyii Mescidi'nin yam sira, Karacaviran Koyii ile 
Cay Mezraasi'nda birer mescit harabesi bulunmaktadir. 

Karazeybek'in 9alismasindan ogrendigimize gore 55 , Sandikli'daki 
zaviye sayisi XVI. yiizyilda 43 'e ?ikmistir. Diger taraftan XIX. yiizyilda, 
XVI. yiizyildaki zaviyelerin ancak on besinin isimlerine rastlanmaktadir. 
Diger zaviyeler farkli isimlerde zaviyelerdir. Sandikli Kazasrndaki 
zaviyelerden Sandikli sehir merkezinde bulunan Ahi Bayezid, Ali Rumi 
(tekke de denilmektedir), Kulacik Ali ve Yalincak Baba zaviyeleri ile 
Kochisar Koyiinde Ahi Hizir (§eyh Hizir), Corhisar Koyiinde Elvan 
Baba, Alaca Mescit (Alamescit) Koyiinde Karkun Baba (§eyh Karkin), 
Giidiibez Koyiinde Rasiil Baba (Rasiil Fakih), Tavil Koyiinde Sehnan 
Baba (Sehnan Dede), Susuz Koyiinde §eyh Hamza, Ahmetli Koyiinde 
§eyh ibrahim, Urkiit Koyiinde §eyh Ilyas, Ma9il Koyiinde §eyh Mukbil 
(Mukbil Baba), Kalandiras Koyiinde §eyh Safa ve Kuyucak Koyiindeki 
§eyh §ehabeddin zaviyeleri hem XVI. hem de XIX. yiizyil belgelerinde 
ge9inektedir. Ancak diger 28 zaviye XVI. yiizyil kayitlannda bulunmayip 
XIX. yiizyil belgelerinde mevcuttur. Bu zaviyeler sunlardir. §ehir 



55 
age 



153 



merkezinde Bakyik Baba, Hoca Fakih, Miiriivvet Baba ve §eyh 
Muslihuddin (aym zamanda tekkedir) zaviyeleri ile Cebe (Yavaslar) 
Koyiinde Cebe Sultan (Cebe-Seki), Kirka Koyiinde Hangah-i Halveti, 
Kozluca Koyiinde Isik-Yahsi, Ko9hisar Koyiinde Kasnn Bey, Yagdi 
Koyiinde Koyun Baba, Kara Sandikli Koyiinde Kose Seydi, Karti 
Koyiinde Kumral Baba (Kmnral Dede), Ahur Hisar Koyiinde Kuracik, 
Mentes Koyiinde Mentes Baba, Selcuk Koyiinde Nureddin (§eyh 
Nureddin, tekke olarak da ge9inektedir), Ko9hisar Koyiinde §eyh Hatib 
Ivaz, Mami Koyiinde §eyh Mehined ve §eyh Omer, Asik Yahsi Koyiinde 
§eyh Yahsi, Hirka Koyiinda §eyh Yahsi (Yahsi Efendi), Yuinruca 
Koyiinde Ymnru Dede ve Haci Koyiinde Yunus Emrem zaviyeleri 
bulunmaktadir. Bunlarm disinda Sandikli Kazasi dahilinde bulunan ancak 
yerleri tespit edilemeyen zaviyeler de vardir. Bunlar da Caba Sultan, 
Dei-vis Dede, Genniyanzade, Karaca Ahmed, Kizilviran, §eyh Ali ve 
§eyh Zekeriyya zaviyeleridir. 

Sandikli'nin en biiyiik camisi olan Ulu Cami, kitabesinden anlasildi- 
gina gore, Bahaeddin Omer bin Alaeddin tarafrndan 1378 yilinda mescit 
olarak yaptinlmistir. Daha sonra hayir sahiplerince 1526-1527 yillannda 
minare ve minber ilave edilerek genisletilmistir. Tek kubbeli bir yapi olup 
mimari Aydemir Bey'dir. Minber siislemeleri 90k giizeldir. Camideki 
diger kitabede 1841 yilinda tamir edildigi yazilidir. 

Emirhisar Koyii'nde. bulunan caminin kitabesinden 1327 yilinda 
Siileyman bin Karkrn tarafrndan yaptinldigi anlasilmaktadrr. 

Once Deli Yusuf ogullanndan Murat bin Murat'in yaptirdigi mescit 
harap olunca, Haci Veli Ibn-i Osman tarafrndan 1876 yilinda tamir 
ettirilmis ve giderleri i9in vakif kurulmustur. Cami avlusunda 



154 



Leblebicilerin Piri oldugu kabul edilen Nureddin Sultan 'in medfun 
bulundugu ve turbesinin ilk yapildigi halini korudugu kabul edilir. 
Sandikli'da Cay Mahallesi Derebeyi Sokagi'ndaki Muradin Camisi 
bitisigindeki turbe Muradin Turbesi adiyla da anilmakta olup 
XVI.yiizyilda yapilmistir. Kare bi9iminde ve kubbelidir. Turbesi 
i9erisinde, Horasan erenlerinden oldugu ve Yunus Einre'ye 
hayranligrndan dolayi hakkinda siirler yazdigi bilinen bir zat olan §eyh 
Hamza ile Musa Halife, Semseddin Halife, Abdullah Halife de medfun 
buluninaktadir. Sandiklili sairlerden §eyh Hamza 1758 yilinda kaleme 
aldigi bir manzumesinde sunlari soyler. 

"Qay koyudur iki dere arasi, 

Yunus Emre'dir O'nun asinasi, 

Gel sorarsan Tapduk Emre, 

O'dur hocalar hocasi. " 

XVI. yuzyilin sonlannda kasaba gelisimini surdunnustur. Sandikli 
kadiligi yapan §eyh Musluhiddin simdiki 9arsi i9inde bir cami ve 
halvethane insa ettirmis ve buraya 4 diikkanm gelirini vakfetmistir. 
Sandikli il9esinde onceki vakif kayitlannda "§eyh Muslihiiddin Camii" 
adiyla anilmaktadir. Toprak damli olarak yapildigi tahmin edilen Camiin, 
"Sahibii'l hayrat ve'l hasenat Mehmet bin Cafer 982" a9iklamali 
kitabesinden ilk kurucusunun Mehmet bin Cafer oldugu ve 1574-1575 
yillarrnda yapildigi anlasilmaktadir. Cami, 1766 yilinda meydana gelen 
biiyiik depremde yikilmis ve yeri 1841 yilrna kadar pazar yeri olarak 
kullanilmistrr. 1841 yilinda ahsap olarak yeniden yapilmistir. 1926 tarihli 
kitabesinden anlasildigrna gore cami, halk tarafindan yeniden yaptrrilarak 
Yeni Cami (Ge9i) adini almistir. 

155 



Sandikli kaza merkezinde bulurunakta olan Havai Mescidi kitabe- 
sinden anlasildigma gore, 1874 yilindan once yapikmstir. Bu yilda toprak 
daini 9atiya cevrikni^tir. Camii yanindaki medrese, 1761 yilindan once 
Haci Ahinet Efendi tarafindan insa edildigine gore, cami de bu tarihten 
once yapihms olmalidir. Mescit, 1874-1890 yillan arasinda yikilarak 
Havai Medresesi muderrislerinden Hocazade Mehinet Emin Efendi 
tarafindan yeniden yaptinknistir. 

Sandikli'da, hafizalarda eski 9ay kenan olarak yer eden Ece 
Mahallesi Istasyon Caddesi'ndeki caminin ne zaman ve kim tarafindan 
yaptinldigi belli degildir. Menkibe onu sehrin fethine dayandinr. il9enin 
batisindaki Diizbel'de yapilan Miryakefolon Savasi (1176) sirasinda 
Sandikli ve 9evresi heniiz Bizans egemenligi altindadir. Sel9uklular 
Sandikli 'yi fethetmek icin Kara Halil Bey komutasindaki askerlerle 
ku^atma yaparlar. Bu ku^atma esnasinda Horasan erenlerinden Kabuli 
Baba sehit olur. Oldiigii yer kabir seklinde ortiilur ve hemen yanrna 
kueuk bir mescit yapilir. Boylece burasi Sandrkli'nin ilk dini yapisi olur. 
Baslangi9ta Kabuli Baba Mescidi ismiyle anilan yapi zamanla Kubbeli 
Mescid olarak anila gelir. XVI. asra ait kayitlarda yapinrn bulundugu 
mahalle Kubbeli Mescid Mahallesi diye ge9er. Fatih doneminde, Hizir 
Fakih adinda bir iinami buluninaktadir. Daha sonra bunun evladindan 
aym adla Hizir Fakih imam oknus, 1575 yilinda bunun da evladindan 
Omer Fakih iinainlik yapmistir. Mescidin, 1575 tarihli vakif defterinde 
1580 akfelik geliri olan bir vakfi kayitlidir. Bu vakif, Sandikli'da bulunan 
cami ve mescit vakiflannin en fazla gelire sahip olamdir. Vakif gelirleri 
arasinda dokuz dukkan, iki debbaghane, bir deginnenden hisse ve arazi 
buluninaktadir. Toprak damli cami zamanla harap oknus ve 1957 yilinda 
yrkilmis ve kubbeli olarak yeniden yapilmistir. Ne var ki, bu yeniden insa, 
ayn bir menkibenin dogusuna vesile olur. 

156 



Hiiseyin Husrevoglu'nun arastrrmalarina gore 56 , Sandikli'da bir 
zamanlar yediden yetmise herkesin tanidigi bir Zeynep Teyze vardi. 
Kubbeli Cami ilerisinde daracik, arkada bir odasi bulunan, toprak damh, 
elektrigi, suyu, sobasi oknayan, virane bir evde kalirdi. Daha sonralan 
burasi iflah oknaz sekilde yikiknaya yiiz tutunca evinin karsisindaki, 
hallan "Tekke Odasi" diye bildigi Ahi Bayezid Dergahi'nda kalmaya 
basladi. Hastahgi ilerleyince mahalle halki ve cami cemaati tarafindan 
hastaneye kaldinldi. 1986 senesinin Ocagrnda bir Cuma gunii Sandikli 
Devlet Hastanesinde solunum ve dolasnn yetmezligi ile 96 yasinda vefat 
etti. Defin belgesinde ev adresi olarak, 'Ece Mahallesi-Tekke Odasi' 
yazildi. 1890 yilinda Sandikli'da diinyaya gelen Zeynep Teyze'nin 
1919'da Alamescit'ten biriyle evlendigi, bir kiz 90cugu oldugu, bu 
kisiden ayriknasi iizerine heniiz iki yasindaki 90cugu ile baba ocagrna 
dondiigii, ve kitlik yillannda 90cugunu kaybettigi anlatilir. 

Osmanli Doneminde toprak damli, ahsap yapili Kubbeli Camii'nin 
simdiki yerine, tamamen kesme tastan yeni cami insasina 1956 yilinda 
baslamr. Fakat halktan toplanan yardunlar yapinin temeline yetmez. 
Bunun iizerine Zeynep Teyze babasindan kalan birka9 doniim tarla 
hissesini hemen satarak caminin insaatini devam ettirir. Ustelik Cami 
insaatrnin yamndan hi9 aynlmayarak, 9alisan tas ustalanna su tasir, 
yardnn eder. Camiye her gun yardnn toplar, kendisine verilen para 
edecek ne varsa bunu hemen satar. Yardnn i9in verilen bir avu9 bugdayi, 
arpayi bile satmak i9in zahire pazanna yaya gidip gelir. Cami 
cemaatrndan Boyaci lakapli Ahmet Edibali'ye hat yazilanni yazdinr. 



HUSREVOGLU Hiiseyin, Ahi Bayezid ve Tiirbesi, Kubbeli Cami Tarihcesi 



157 



Kendisinin adi da teberruken kubbenin sol tarafindaki levha altina yazilir. 
1957'de caminin a9ilisrnda en 90k sevinen odur. Fakat isi daha 
bitmemistir. Hayir, toplamaya devam eden Zeynep Teyze, 1962'de kesme 
tastan yapilan minarenin tamamlarunasini saglar. Bugiin yasli insanlann 
pek 90gu Kubbeli Cami'yi "Zeynep Camisi " diye bilir. 

Aradan ge9en zamanla 2000 yilinda cami dernegi kurulur. Dernegin 
gayesi; simdiki camiyi yikip, yan taraftaki tuvaleti de i9ine katip, U9 katli 
90k ama9li bir bina yapmaktir. Bu arada tarn giineye bakan kible, esas 
yoniine 9evrilecektir. Tamamen kesme tastan yapili camiye yiknn karan 
i9in Vakiflar Genel Mudurlugu'nden heyet gelir. Camiyi incelemekte, 
fakat bir tiirlu yiknn izni verememektedirler. Dernegin biitiin gayretleri 
bosa gider. Durumu bilenler olayi soyle a9iklamaktadir. "Bu binayi 
merhum Zeynep Teyze kurus kurus para toplayarak yaptirdi. Onun her 
kum tanesinde hakki var, duasi var. O nedenle bu camiyi yikamadilar." 

Zeynep Teyze omru boyunca sakin, dervis usulii bir hayat 
sunnustur. Yilin hemen hemen her gunii oni9ludur. Kendine verileni 
yememis, i9inemis camiye harcamistir. Bulunca camiye harcamis, 
bulamayinca dua etmistir. Her aileyi ziyaret eder, her eve girer, Kubbeli 
Cami'ye yardun i9in ne verilirse ahrdi. Herkesten istemez, her verenden 
almazdi. Vefat ettiginde hi9bir geliri, iizerinde tapulu mulkii yoktu. 
Altmis bes yas maasi baglanmis, bunu da almamisti. Hayatinda M9 
kimsenin kalbini kirmamis, hep hayir dua etmistir. Sevdiklerine ise su 
anlamli duayi ederdi. "Allah bes oglan, bes kiz versin. Sakahn yiine 
donsiin. .." 

Zeynep teyze, camiyi her supurdugunde supruntiilerini biriktirmis, 
bunlari evinde iki kerpi9 kahbi seklinde dokmus, itimat ettigi bir kadina 



158 



vererek, olunce kabrinin iistiine konuknasini istemistir. Bu vasiyeti 
vefatindan sonra yerine getirilerek, Kubbeli Cami'nin supruntiileri 
kabrinin iizerine konulur. 

Caminin arka sag penceresinin oldugu yerde medfun bulunan zatin, 
Sandikli'nin fethi sirasinda sehit olan Kara Halil'in ordusundan ilk Islam 
sehidi Kabuli Baba oldugu kabul edilir. Kabuli Baba'nin kabrine halk 
tarafindan, her istedigimiz oluyor diye, oyle 90k hunnet gosterilir ki adak 
i9in mumlar yakilir, bez baglanir. Sonunda bu yatirin (kabrin) duvar i9ine 
alrninasi diisiinulur. 

Aynca Caini yakininda bulunan firrnin bitisiginde de Beyazid-i 
Bestami ismiyle anilan evliya yatin bulunur. 

Ilk cami yapilan Sandikli'da genellikle hep dort direk iizerinedir. 
Ilk zamanlarda 90k kvJ9uk, 4 aga9 direkli, toprak ortulii, hafif minyatur- 
piramit sekilde ahsap kubbesi varken, giiney yoniindeki Eski lakapli 
kisinin balujesini bagislamasi ile cami bugiinkii buyuklugune ulasmistir. 
Fatih Sultan Mehmed Han zamaninda bu caminin imamrnin Hizir Fakih 
oldugu belgelerde yazilidir. Tarih i9inde aym isimde bu camide gorev 
yapmis baska bir zat daha vardir. 1575 yili Evkaf Defterinde 1580 ak9elik 
geliri olan bir vakfiyesi oldugu kayitlidir. O donemde, 9evrede en fazla 
gelir bu camiye aittir. Aynca caminin iki diikkan, iki debbaghane (deri 
isleme atolyesi), bir su deginneni, hisseli arazileri vardir. Zamanla degisik 
sebeplerle bu yerler sahislann eline ge9inistir. Eski caminin yapisrndan 
9ikan menner siitunlar ve diger eski doneme ait taslar yillarca cami 
oniinde dururken, ilgisizlikten kaybolur. §imdiki durumu Osman Usta 
isimli kisi tarafindan 1957 yilrnda kesme tastan tamamlanan bu camiye 
1962 de minare,1968 yilinda sol tarafina ek bina ile Kiz Kur'an Kursu 



159 



yapilmistir. Bu hale gelmesi ifin mahalle sakini merhum Zeynep 
Oz9akmak turn malini, tarlasini, esyalarrni satarak ve halkin yardimi ile 
yapmiini gercekle§tirmi§tir. Yine Camide pek 90k emegi ge9en ve hat 
yazilanni yazan Ahmet Edibali'nin ismi de kubbenin sag yaninda 
yazihdir. Her seyi ile mahalle halki tarafindan yapilan bu camii, 1530 
yilina ait Muhasebe-i Anadolu Defteri'nde mescitler i9inde ge9ip, 
9evresinde adi ile anilan bir mahalle finni oldugu belirtilmektedir. Bu 
caminin 50 metre ilerisindeki mahalle finni yaninda bulunan Rufai 
Tekkesi, Osmanli donemlerinde camide gorev yapan Qakrrlaz isimli Hoca 
Efendinin iinii, Tekkede bulunan Ahi Bayezid isimli yatinn varligi 
Kubbeli Cami'ye ozel bir hiiviyet kazandinnistir. 

2004 yilinda cami dernegi tarafindan kible duzeltmesi i9in ku^iik 
onamnlar yapilmistir. Kapi iistiinde su ifadeler vardir: 

Nazar eyledi Hiidasi, halkin yardnni ile 

Yapildi binasi, sebep olanlann kabul oldu duasi 

§erefesinden yiikseliyor Allahu Ekber sedasi. 

Allahii Ekber diyen kulu mahrum eder mi Hiidasi. 



U9ler Bulduk'un 9alismasindan ogrendigimize gore 57 , XVI. asirda 
Ahi Bayezid zaviyesine tasarruf edenler yolculara hizmet etmeyip 1447 



57 
age 



160 



akceyi bulan vakif gelirlerini kendi maisetlerine ayirdiklanndan yapi 
harabe haline donusiir. Bu durumun tespit edilerek defterlere 
kaydedilmesi, zaviyelerin tefti§ olundugunun isaretidir. 

Aslinda ismindeki ahi kelimesinden bu zaviyenin kurulusunun 
daha onceki yuzyillara ait oldugunu ve ahiler tarafindan kurulmu§ 
oldugunu soylemek de mumkiindur. Bu zaviye yiizlerce yil hizmet ifa 
ettikten sonra XVIII. asra gelindiginde burada zaviyedar olanlardan 
bazilannin bu gorevi yerine getinnekte ehil kimseler oknadiklari ve 
zaviyenin gelirlerini kotiiye kullandiklan anlasilmaktadir. Bu sebepledir 
ki, 15 Mart 1720 tarihinde bu zaviyede zaviyedar olan Huseyin zaviye 
kurucusunun sartlan geregi zaviyede iimmet-i Muhammed'e vaaz u 
nasihat, tedris, ibadet ve taat ile me^gul okna ve zaviyenin mahsulatindan 
fukaraya it' am §artlarrni yerine getinnedigi, kendisinin asla okumasi 
olmadigi ve demircilik yaptigindan, zaviyedarlik gorevinin kendisinden 
alrnip belirtilen ^artlan yerine getinne hususunda ehil olan Siileyinan 
Efendi ibn-i Mehmed'e verilmi^tir. 

Ahi Bayezid Ece Mahallesi Meydan Sokak No 2'deki mahalle 
finninin yaninda bulunan ve halkin 'Tekke Odasi' diye bildikleri 
mekanda medlun bir velidir. Bu mekan ayni zamanda Evkaf Defterlerinde 
zaviye olarak belirtihni^tir. Zaviyenin mutevellisi olarak Molla Ahmed, 
Mehmed, Osman, Mustafa isimleri verilmistir. 1970'li yillann basina 
kadar mahalle yashlannin kis aylannda toplandiklan, sohbet ettikleri bu 
odanrn miilkiyeti mahalle halkina ait iken daha sonra Belediye'ye 
gecmistir. §imdiki durumuna hayirseverlerin katkilan ile 
gelmistir. 



161 



Halkin muhayyilesinde zenginleserek olusan menkibelere gore, 
Haci Bektas Veli'nin kendi dervislerinden Ahmed Er Veli, Haciin Sultan, 
Nureddin Sultan, Ahi Bayezid gibi velileri Sandikli'ya gonderir. Bunlann 
her birisi ayni zamanda bir meslegin piridir. Haciin Sultan ve Ahi 
Bayezid, silsilesi Hz.Ali'ye kadar uzanan ve Ahmed Er- Rufai'nin 
kurdugu Rufai tarikatindandrr. Sandikli'da Rufailik tarikati atese girenler 
ve §i§ sokulanlar ohnak iizere iki koldur. §is sokulanlar Ali Qetinkaya 
Ilkogretiin Okulu'nun oldugu yerdeki Haciin Sultan Tekkesi'nde, atese 
girenler ise Ahi Bayezid'in bulundugu 'Tekke Odasi' nda toplanirlar 
idi. 

Anlatilanlara gore, Ahi Bayezid debbaglarrn (deri tabaklayanlar) 
piridir. Buraya bagh olanlar gundiiz kendi islerinde cah^ir, yatsi namazini 
yakindaki Kabuli Baba Mescidi'nde (Kubbeli Cami) kilar ve sonra burada 
toplanirlar. Tasavvufi ve ilini sohbetler yapihr. Daha sonra iyice 
kizdrrilan finna birlikte girerler. Sabah ezanrna kadar tugun etrafinda 
tesbih ve zikirle mesgul olurlar. Sabah namaz i9in birlikte camiye 
giderler. Ates kimseyi yakinadigi gibi herkes mutlu bir sekilde evlerine 
dagilrr. Burada 90k siddetli sekilde ugunarak aglayan 90cuklarrn sifa 
bulduklan soylenir. 

Rufai tarikatinin Sandikh'daki son temsilcisi §eyh Abdiilkadir 
Efendi olup 90cuklannin soyadlan "Bilginsoy"dur. 

1750'li yillarda yazildigi belirtilen ve kabri Muradin Camii 
arkasrndaki tiirbenin oniinde bulunan §eyh Hamza'nin Divamnda diger 
veliler anlatilrrken; 

Kavakli Baba vii Ahi Bayezid, 

Qomakh Baba, Helvayi Dedesi. 

162 



Beytinde seyhin adi ge9er. 

Kabri Afyonkarahisar sinirlan i9inde olmamakla birlikte birka9 
cumle ile kendisinden soz edecegimiz 'Sandikh §eyhi' namiyla taninan 
§eyh Hasan Hamdi Efendi, muhtemelen Mahmud Efendinin oglu olarak 
1835 yilinda Sandikli'da diinyaya gelir. Ilk tahsilinden sonra 
Afyonkarahisar 'a giden Hasan Efendi burada Haci Asik Efendi'nin rahle- 
i tedrisinden ge9er ve krzini alarak damadi olur (Bu durumda Hasan 
Efendi'nin dogum tarihinin 1825 oknasi daha uygundur). Daha sonra 
Naksibendi §eyhi Osman Zuhtii Efendi'den icazet alir. Naksibendi 
seyhliginin yam sira Sandikli'daki Yalincak Medresesinde muderrislik 
ettigi esnada devrin padisahi II. Abdulhamid'e sikayet edilir. 1890 yilinda 
Ramazan ayinin basinda Sandikli'dan 9ikanlarak Mudanya iizerinden 
Istanbul'a goturiilur. Ramazan sonuna kadar Besiktas'taki §eyh Zafer 
Efendi Dergafn'nda misalir edilen §eyh Hasan Efendi'nin hakkindaki 
ihbann asilsiz oldugu anlasilrr ve padisahla goriisturulur. Padisah, §eyh 
Hasan Efendi'ye ihsanda bulunur ve Istanbul Aksaray'da Dergah 
Sokak'ta bir ev tahsis eder. Bu evde 17-18 yil kalan §eyh Hasan Efendi 
1907 yilinda vefat ederek Fatih Camii oniindeki kabristana defnedilir. 
Sandikli'da Naksibendi tarikatinin seyhligini de yapan bu alim, 
Sandikli'mn yetistirdigi siyaset adamlanndan Hasan Dkujer'in (1910- 
2001) dedesidir. Babasindan ve Murat Efendi'den ilim tahsil etmis olan 
oglu Emin Efendi ise hicri 1879 yilinda Sandikli'da dogmus 1937 yilinda 
vefat etmistir. 1920 yilmda Yunanlilar Sandikli'yi isgal edince Yunan 
komutamna "zalim vahsi Yunan" diye baginnis oldugu anlatilan §eyh 
Emin Efendi hakkinda, aynca Ingiltere Anglikan Kilisesi'nden 3 papazin 
sorduklan biitiin sorulara cevap vererek onlan hayret i9erisinde birakmis 



163 



oldugu soylenir. Naksibendi seyhi Hasan Efendi'nin muhtemel 
muridlerinden bin, Sandiklili Fikri'dir. 

Zamanla harap olan Miistecep (Sign Eylegi) Camii'nin 1966 
yilinda yikilarak yenilendigi ve Hisar yakinlanndaki Toprak damli 
Topbas (Topese) Cami'nin harap olunca, 1955 yilinda yine halk 
tarafindan yeniden yaptirilrms oldugu goriilur. 

Hisardan Topese Camiine dogru inen yolun sag tarafinda yer alan 
yatir Fermayi (Zinncik) Dede'ye aittir. Ayrica bu yatinn yaninda San 
Baba yatin yer almaktadir. Surekli aglayan bebek ve 90cuklar buraya 
getirilir. 

Hisann arkasinda Kizik Kasabasina giden yol uzerindeki yatirin 
ismi Halvali Dede yatindir. 

Hidirlik Tepesi denilen yerde bulunan Kirklar Tekkesi, dilek 
dileme, adakta bulunma yeri olarak ziyaret edilir. 

Haci Osman Qesmesinin ilerisinde Sandikli'ya bagli (eski adiyla 
Karacaviran olan) Karacaoren Koyu yolu uzerinde halk arasinda Tekke 
Odasi Yatin diye de anilan Ali Rumi, Sultan Divani'nin muritlerindendir. 
Onunla birlikte Iran seyahatinde buluninus, bu esnada Mevlevi ve Bektasi 
dervislerinden ibaret kalilenin Mehinet Sadik Dede ile birlikte 
bayraktarhk gorevinde buluninustur. Sandikli'ya gonderilen Ali Rumi 
Dede'nin burada bir zaviye actigi anlasihnaktadir. Bah9esinde mezarlar 
bulurunaktadir. Halen mahalle sakinleri tarafindan mescit oda olarak 
kullaniknaktadir. XVI. yiizyil kayitlannda Sandikli Baskunduklu koyiinde 
olarak gecen Ali er-Rumi zaviyesi, XIX. yiizyilda, Sandikli sehir 
merkezinde tekke olarak anilmaktadrr. 

164 



Anadolu'nun fethi sirasinda sehit diismiis bir eren oldugu soylense 
de, Sandikli'ya su veren su deposunun list tarafinda Ali Rumi mezan 
karsisrnda medfun bulunan Kudiim Baba'nin Sultan Divani'nin 
yarenlerinden oldugu nakil olunmaktadir. Yaren lakapli kisiler, Divani 
Celebi'nin bin Mevlevi, digeri Bektasi olan muritleridir. Kudiim 
Baba'nin bu durumda Sultan Divani yaninda Ali er Rumi ile birlikte 
Iran'a gittikleri ve dondiikten sonra Sandikli'da beraberce 
gorevlendirilmis oldugu biliniyor. 

Kudiim Baba yatinnin biraz ilerisinde iist tarafta bulunan yatir 
Baba Kuzusu adiyla bilinir. Onun da, Anadolu'nun Turklestirilmesi i9in 
gelen binlerce veliden bin oldugu kabul edilir. Bu yatinn bulundugu 
yerde Kanuni Sultan Suleyman'in otag kurdugu ve ordunun savasa gider 
iken Sogulmaz Hannani denilen yerde konakladigi rivayet edilmektedir. 

Hoca Fakih Camiine yakin bir evin bah9esinde bulunan Meryem 
Ana yatiri Sandikli'da bilinen ilk kadrn yatindrr. Onun da miitevazi bir 
kadin oldugu anlatilir. 

Belediye Parkinin PTT Mudurlugune dogru olan kapisi iizerinde 
yer alan yatir Miirvet Dede'ye aittir. Yaninda U9 ayn kabrin daha oldugu 
ve hepsinin de, 9e§itli istimlakler sirasinda ortadan kaldinldigi anlatilir. 

Sandikli Belediyesi Itfaiye Teskilatinin oldugu yerde bulunan yatir 
Yalincak Dede'ye aittir. Onun da Horasan'dan Anadolu'ya gelen biiyiik 
bir veli olduguna inanilir. Tiirbesi, ilk yapildigi seklini korumus olup 
oniindeki cadde ismiyle, yarn Yalincak Caddesi olarak anilrr. 

Yalincak Yatirrndan Topese Camiine dogru gidildiginde yolun sol 
tarafinda Omare^e yatiri bulunmaktadir. Cevresinde, burada yatan zatin 

165 



aile fertleri yatmaktadir. Burada medfun bulunan zatin bir veli oldugu 
kabul edilir. 

Doneminin unlu Turk Mutasavvifi ve halk ozam olan Yunus 
Emre'nin, bilahare Sandikli'mn bir mahallesi haline getirilen Yunus Einre 
Mahallesinde (Qay Koy), iki ayri yonden gelen daha sonra birleserek vadi 
boyunca akip Menderes nehrine ulasan Sel Qayi ve Qanh Dere olarak 
anilan iki 9ayin birlestigi yerde hocasi Taptuk Emre ile birlikte yasamis 
oldugu ileri suriilur. Halen bu 9ayin bir tarafinda Yunus Emre'nin diger 
tarafinda da Taptuk Emre'nin kabirleri bulunmaktadir. 

Yunus Emre ile aym yillarda Horasan'dan Anadolu'ya gelen Yalincak 
Sultan ile Nurettin Sultan da Sandikli'ya yerlesmislerdir. Bu gun halen 
ziyaret edilmekte olan turbeleri ilk halleriyle ayakta dunnaktadir. 

Antik devirde yerlesim alani olarak kullamlmis olan, 1530 tarihli 
kayitlardan Sandikli'ya, 19. asrrda Qukur Nahiyesine baglanmis olup 
(Qukur nahiyesi o zamanlar simdiki Basaga9 kasabasimn oldugu 
yerdedir), Cumhuriyet doneminde ise Kilandiras (Karadirek) nahiyesine 
baglanan ve daha sonra Karadirek nahiyesi kaldinldigi i9in tekrar 
Sandikli'ya baglanan Akhanm Kasabasrnda Yusuf Dede ve Cirim Baba 
medfundur. 

Ballik Beldesinde Abbas Dede (diger adiyla Avdaz Dede), 
Kadincik Ana (Hatun Ana da denir) ve Habil Dede (veya Hebil) 
adlanyla bilinen U9 evliya oldugu kabul edilir. Abbas Dede'nin Ballik 
daginda, Kadincik Ana'nin da Ballikbaqi Pinari yanrnda medfun 
olduguna inanihr. Balhk'in yashlan tarafindan, Milli Miicadele sirasinda 
Yunanhlar Qay Koy civanna gelip ilerlemeye baslayinca, Hebil Dede ve 
Avdaz Dedelerin etrafina aga9lan da (ardi9 aga9lan) alarak diismanin 

166 



karsisrna (jiktiklan ve onlan kovduklan anlatilmaktadir. Daha sonra ele 
ge9irilen Yunanli bir askerin de bu olayi "agatjlar bize saldirdi", diye 
naklettigi ileri suruliir. Ballik'a ne zaman geldigi tarn olarak 
bilininemektele birlikte, anlatilanlara bakilirsa, Avdaz Dede'nin Ballik'li 
olmayip daha onceleri bu bolgeye yerlestigi saniknaktadir. Hebil Dede de 
tipki Avdaz Dede gibi kendini Allah'a adamis bir ki§idir. Agaclan 90k 
sevdigi, her yeri aga9landrrdigi ve onlan korudugu rivayet edilir. 

18. Yiizyil sairi olarak bilinen §eyh Sefayi'nin hayati hakkinda 
yeterli bilgi yoktur. Bolayrr'dan Sandikli'ya gelmis oldugu ve uzun sure 
Sandikli'da yasadiktan sonra burada oldugu soylenmektedir. 

§air ruhlu ve tasavvuf ilmine vakif bulunan §eyh Sefayi (Safai) 
1758 yilinda Sandikh'nin Karadirek (Gilandiras) bucaginda ohniis ve 
buraya gomuknustur. §airin, basili bir eseri veya divaru olup ohnadigi 
bilininemektedir. Asagida bir siiri yer ahnaktadir. 

ILAHI 

Garibim su diyar i9re beni sarar olmaz 
Acep bigeneyim bunda bana kimse yar ohnaz 

Yanar asik ayn nice bag ihsanma cananin 

Gire gor ravz-i aska bu giilsende yanar olmaz. 

Deva ohnaz bana asla cemalin hastaynn ben 

Firasi dert askrna dusenlere tnnar olmaz 

Hudadan ger nazar ermezse lutfeyle bize anda 

Benim gibi giinahkara biriyin M9 itibar olmaz 

G69elhn gel bekaya ey SAFAYI dar-i nhletten 

Bilhsin kim konan g09er menazilde karar ohnaz. 



167 



Karadirek koyunde Teceaddiin (Taceddin ?) Dede'ye, £apitb 
Dede'ye hacet dilemek iizere 90cugu oknayan kadinlar ziyarette 
bulunurlar. 

Beldeye adini veren Mentes Baba Mentes'de med&ndur. Bedri 
Noyan, kendisine yurt verilmesi iizerine burada yasadigmi ve hakkinda 
baska bilgi bulunmayan "Bektasi azizlerinden birisi" oldugunu iddia 
etmektedir. Askere gidecek olan gei^ler Mentes Dede Tiirbesi i9erisinde 
iki rekat namaz kilar ve ardindan kabir etrafindan 90k az bir par9a toprak 
alarak askere gider. Askerlik siiresince bu topragi yanlannda tasryan 
askerler, sag selim olarak memleketlerine donerler. "Bu topragi yanrnda 
bulunduran bu koy halkindan hi9 kimsenin sehit oknadigi" anlatilir 58 . 
Tiirbesi i9erisinde bulunan ve sagliginda kendisi tarafindan kullanildigi 
dusuniilen baston ya da asaya da - Mentes Dede'ye ait oldugu dusuniilen 
bu bastonlar olduk9a kalin ve bi9iinsiz aga9 dallandir. - 9esitli dilek ve 
temenniler sebebiyle bez baglamnaktadir. Aynca Mentes Koyunde 
Mentes Dede'ye, Otluk Dede'ye hacet dilemek iizere 90cugu olmayan 
kadinlann ziyarette bulundugu ve burada salrncak, besik kurduklan 
goriiliir. I§ik Alan, Dede Kuzu isimli evliya kabirleri disinda Agderi 
Baba ile Oktur Baba'nrn kabirleri de Mentes Daginda yer alir. 

Yunus Emre, San Sel9uk ve Ko9gazi Dede ile 9agdas bir Alperen 
olan Yusuf Dede'nin kabri merkeze bagli Akin koyiindedir. 

Goksu Dede Bektes Koyii ile Dutaga9 Koyiinii birbirine baglayan ve 
Goksu Dede Qe^mesi adi ile anilan 9e§menin yanrnda medfun 
buluninaktadir. 



Tugnil BALABAN, Sandikli Halk inaiiiijlan ve Uygiilamalan, Yiiksek Lisans Tezi 

168 



Uyu§ak Dede Karacaoren Koyii girisinde medfundur. 

Kargin Baba'nin Alamescit Kargin koyii arasinda yerlesmis 
oldugu ileri siiriiliir. Ve her iki koy de ona sahiplenir. Kargin Baba da 
Taptuk Emre ve Yunus Emre ile ayni donemde yasar ve bolgede 
islamiyeti hayata hakiin kihnaya 9ahsir. O donemlerde bolgede bir 90k 
evliya buluninaktadir. Bunlar Kargin'a ve 9evresine gelen bir 90k 
tehlikeyi halen savmaktadirlar. Kurtulus savasinda bu dedelerden diisman 
askerlerine top atisi yapildigi da rivayetler arasindadir. Yunan askerleri 
Kargin'a yoneldiklerinde Karaca Ahmet Baba (Qolasar Dede) tiirbesinden 
ko9larrn boynuzlanndaki mumlarla diismana dogru yonelmesiyle Yunan 
askerlerinin, "i§ikli gelenleri bu kadarsa lsiksiz askerleri kim bilir ne 
kadardir", diyerek kafmaya baslamis olduklan halk arasinda anlatilir. 
Milli miicadeleyle es zamanli ger9eklesen bu yardnnla bolgedeki 
dedelerin kurtulus miicadelesinde gostennis oldugu desteklere inanihr. 

Kendi adiyla anilan koyde medfun bulunan Kofgazi Dede'nin 
Yunus Emre, San Sel9uk ve Akin koyundeki Yusuf Dede ile 9agdas 
oldugu kabul edilir. Hakkinda birbirinden farkli menkibeler anlatilan 
Ko9gazi Dede'nin bir Horasan Alpereni olduguna inanihr. Kudret topu 
menkibesi, savas zamanlannda Tiirk askerlerine yardnna gitmesi, Nur 
sa9ina menkibesi, aga9 menkibesi hakkinda anlatilan menkibelerden 
bazilandir. Ko9gazi koyiinde medfun bulunan Gazi Alperenlerden 
Ko9gazi Dede turbesinin yillardir bilinmeyen bir gU9 tarafindan 
korunduguna inanihnaktadir. Bu dogrultuda tiirbeye zarar verenin basrna 
turlu felaketlerin gelecegi, bu tiirbeden odun bile kesmenin felaket 
getirdigi kabul edilir. Anlatildigrna gore, koyliiniin birisi tiirbenin 
bah9esine gider ve bir yuk odun keserek evinin yolunu tutar. Aksam 
olunca adami erkenden uyku basar, fakat bir turlu uyuyamaz. §iddetli 

169 



sikintilarla sabahi zor eder. Sabaha kadar hky tanimadigi birisi yaptiginin 
yanlis oldugunu soyleyip durmustur. Fakat bunlara da aldinnayan bu 
kisinin ertesi gunii biliruneyen bir sebepten dolayi 9ikan buyiik bir yangin 
sonucu evi barki kiil olur. Yine bir baskasi odun keser sakatlamr. Bir 
baskasi odun keser, 90k sevdigi bir yakini oliir. Her odun kesisten sonra 
bu ve buna benzer olaylann meydana geknesi ise dikkat 9ekicidir. Hatta 
kesilen odunlann daha sonralan geri birakildiklan da olmaktadir. Aynca 
Ko9gazi Dede'nin kabri yakininda bulunan pinarin da sitmaya iyi 
geldigine inamlir. 

Hudai Kaplicalan ile Sandikli'ya bagli Ko9hisar Koyii arasinda 
genis bir harinan yeri i9erisinde medfun bulunan £orhisar Dede'nin, 
§uhut Il9esine bagli Mahinut Koyiindeki tiirbede yatan kisi ile kardes 
oldugu soylerunektedir. 

Ziraat Dede, G6kta§ Dede, Kiimbet Dede ile birlikte koye adini 
veren ve Barak Baba'run seyhi olan Saltuk Baba, Saltik Koyunde 
medfundur. Hacet dilemek iizere 90cugu oknayan kadinlann ziyaret ettigi 
tiirbeler arasinda Goktas Dede, Saltik Dede, Ziyaret Dede tiirbeleri yer 
alrr. Saltik koyunde sutunii sagdinnayan hayvan ya da hayvanrn yulan 
Goktas Dede'nin kabri etrafinda dolastirilrr. Ya da Goktas Dede'nin 
kabrinin yanindan ot kopanlarak yedirilir. Topragindan alinarak 9amur 
haline getirilir ve sirtina suriiliir. 

Ali Aksut'iin 9alismasindan ogrendigiinize gore 59 , Se^ik Koyii 
Sandikli il9esinin 4 kin. dogusunda, 70 haneli ve 300'e yakin niifusa 
sahiptir. Sel9ikliler ge9iinlerini agirlikli olarak tahil ekiininden 



59 

Afyonkarahisar ve Iki Alevi Koyii 



170 



karsilamaktadir. Anlatildigina gore Se^ik Koyii hicri 1113'de 
kuruknustur. Oguz boylarindan Danismentli Turkmenlerinden ve Alevi 
olduklan ileri suriilur. Koyde agrrlrkli olarak Danismentliler yasamakta 

imis. Danismentlilere dair bir kayitta sunlar ge9er." Bir miiddet once 

Ke9iborlu Geyikli (Geyikler) Sanduklu ve Colabad kazalarrna tabi 42 
sahipsiz koye yerlestirilen Danismentlu Tiirkmenleri cemaatlerinden 
Mevasiler, Sermayeli, Karali, Horbendelii (Harbendelu) cemaatlan iskani 
kabul etmeyerek eskiyaliga baslamistir. Kanunsuz hareketlerin onlenerek 
iskan mahallerine yerlestirikneleri ve bir miktar nezre baglaninalan 
munasip goriilerek 1701 yilrnda Hamid ve Karahisar mutasarnfhgina, 
Kiitahya Mollasina, Denizli, Geyikler, Kamer-i Hamid (Burhaniye), Urla , 
Dazkin, §eyhlu, Carsamba, Lazkiye, Uluborlu, Burdur, Homa, Col-Abat, 
Usak, Baklan, Sandikli ve Honaz Kadilanna ve Kiitahya Miitesellimine 
hiikiimler gonderiknistir." 

Koyde Sel9ikliler'in San Dede ya da San Sel9uk adini verdikleri 
bir tiirbe buluninaktadrr. Adini San Sekyuk Dede'den almis olan koyun 
orta yerinde asirlik tek minareli eski bir camii vardir. Koyliilerin Se^ik 
Dede'ye her yil adaklar adayip kurbanlar kestigi cemlerini yaptinnak 
iizere Isparta Senirkent Ulugbey kasabasindan Veli Baba evlatlanndan 
Hiiseyin Keskin Dede'nin geldigi anlatilir. 12 erkanli olarak yapilan 
cemlerini zaman zaman farkli ocaklardan gelen dedelerin de yonettgi ve 
bu giine kadar hky aksatmarms olduklan cemlerinde genellikle, 

Diin gece diin gece seyran i9inde 
Cennet baglarrni seyran eyledim 

Al kirrmzi giymis huri kizlan 
Kinnasi donlarrni seyran eyledim 



171 



diye baslayan §ah Hatayi'ye ait bir nefesle semah doniiyorlar. Kirklar 
semahina sira geldiginde canlann hepsinin de semaha kalktigi goriilur. 

Hacet dilemek iizere 90cugu olmayan kadinlann ziyaret ettigi 
tiirbeler arasinda Yusuf Baba ve San Dede tiirbeleri yer alir. San Sel?ik 
Tiirbesine kadinlar bez baglarlar, kabrin etrafina yuvarlak tas yapistmrlar, 
mum yakarlar. 

Sel?ik koyiinde bulunan San Sel9uk'un kabrinin bulundugu yerde 
ii9 tane havuz bulurunaktadir. Bu havuzlar asla pislik kabul etmiyorlar. 
Anlatilan hikayeye gore eskiden bu havuza sitmali bir kadrn diismiis. Bu 
olayrn ardindan su 9ekilmis. Kaynak kisinin babasimn riiyasina giren 
sakalli ki§i havuzu temizlersen pinar tekrar akacak diyor. Havuzu 
temizlemis ve bu olaydan sonra su tekrar geri gelmistir. Se^ik koy halki 
i9in bu havuz ve San Sel9uk'un kabri kutsaldir ve bu sebeple buralardan 
medet umulur. Adaklar adamr ve mum yakilir. 

Mevlevi oldugu kabul edilen §eyh Yah§i, ismini vermis oldugu 
§eyh Yahsi koyiinde medfundur. 

Yumruca Koyiinde Yumru Dede 'ye 90cugu olmayan kadinlann 
hacet dilemek iizere ziyarette bulundugu goriiliir. 

Dodurga koyiinde hasta olan 90cuk Dede'nin kabrine gotiiriiliir ve 
yanina yatinlarak iizerine kabrin topragindan serpilir. Nazar olan 90cugun 
iizerine dedenin kabri yanmdaki sudan dokiiliir. Siitii az olan ya da hi9 
olmayan kadinlar sutlerinin ohnasi ya da artmasi i9in Dedenin kabri 
yanmdaki "siit 96giirii" agacina 9aput bez baglarlar. Dodurga koyiinde 
bulunan bir yatinn yanmdaki suyun nazara iyi geldigi diisiiniihriekte ve 
bu (soguk) su 90cuklann iizerine dokiilerek nazardan arindinldigina 
inanihnaktadir. 

172 



Sinanpa§a (Sincanh) Evliyalari 

XVI. asirda nahiye olan Sincanli'da doit zaviye var iken, XIX. 
yiizyilda bu sayinin ona 9iktigi goruliir. XVI. yiizyildaki zaviyelerden 
Elvan Pasa Koyiindeki Elvan Pasa Zaviyesi aynen varligini korumustur. 
Musa Haci Zaviyesi ise XIX. yiizyil belgelerinde ge9en Haci Pasa 
koyiinde oldugu kaydedilen Haci Musa (§eyh Musa) Zaviyesi olmalidir. 
Yine XVI. yiizyilda Seydi Koyiinde var oldugu kaydedilen Mustafa Seydi 
Zaviyesi XIX. yiizyil kayitlarinda Seydi Dede veya sadece Seydi Zaviyesi 
seklinde yazilmistir. XVI. yiizyilda var olan Kayadibi Koyiindeki §eyh 
Zekeriyya Zaviyesine ise rastlanmamaktadir. Buna karsilik Bulca 
Koyiinde Arslan Bey ve Hoca Fakih (Qiftlik-i Hoca Fakih) zaviyeleri 
Haci Pasa Koyiinde Divan Baba (Divane Baba), Karaca Ahinet Koyiinde 
§eyh Hizir ve Saraycik Koyiinde Hizir Bali zaviyelerinin bulundugu 
belgelerde kaydedilmistir. 

U9ler Bulduk'un 9ali^masindan ogrendigimize gore 60 , emekliye 
aynldiktan sonra Rum Beylerbeyi Sinan Pasa (Pasa Dede) biitiin 
mulklerini kurdunnus oldugu kulliyeye vakfeder. Karahisar'daki 
miilkleri, kiilliye vakiflannin ancak ku^uk bir kismini olusturur. Onun 
Karahisar disindaki miilklerinden bir kismi Tire'de 60 diikkan, iki 9arsi ve 



173 



han, Yenisehir'de iki koy, Simav'da Funducak Hamami, Sivas'ta 69 
dukkanli bezzazlar 9arsisi, Kubbeli Han ve 90k sayida zimmi evi ve 
dukkam seklinde goriilmektedir. Anlasilmaktadir ki, kiilliyenin vakiflan 
biiyiik gelirlere sahiptir. 1524 yilindaki kiilliye gorevlilerinin sayisi 26 
ki§iyi buknaktadir. Kiilliyenin merkezi camidir ve iki yaninda tabhane yer 
alir. Caminin yam sira bir ahir yerinin bulunmasi ve imaretin hizmet 
vermesi, kiilliyenin ozellikle yol iizerinde insa edildigini ve bu yolu 
kullananlara hizmet verdigini gostennektedir. Vakliyede caminin bir 
cuma camisi oldugu bilhassa vurgulanir ve gelen gidenin kendisi ve atimn 
U9 giinliik ihtiyaci imaretten iicretsiz olarak karsilanrr. Bugiin Sinanpasa 
adiyla amlan il9e merkezinde kiilliye cami, misalirhane, mektep, imaret, 
imarete bagli linn, mahzen, mutfak ve hamam, ahir gibi yapilardan 
olusmaktadir. Bunlara Sinan Pasa'ya ait tiirbe ile cami avlusundaki 
sadirvan da ilave edilebilir. Evliya Qelebi Seyahatname'sinde kiilliye 
i9inde bir medrese bulundugunu bildirse de ne vakliyede ne de ba§ka bir 
kaynakta bundan soz edilmez. 

§ehir merkezine 25 km. uzakliktaki Sinanpa^a ile Afyonkarahisar 
arasrnda bulunan Boyalikoy'de iki tiirbeden olu^an kiifiik bir yapi 
toplulugu vardir. Sanat tarihi kaynaklannda uzun siire medrese olarak 
tarumlanan bu eserin, yapilan arastinnalardan sonra bir zaviye ve iki 
tiirbeden meydana geldigi anlasilmistir. Yapildigi tarih kesin olarak 
bilinmemekle beraber, bazi kaynaklarda 1210 tarihine rastlanmistir. Bu 
durumda XIII. yiizyil eseri olan bu iki tiirbe ile zaviyenin Mimar Kureys 
Bin Oguz tarafindan yapildigi ileri suriilmusse de bu iddia da kesinlik 
kazanamamistir. Evliya Qelebi bu yapi toplulugunun XVII. yiizyilda 
Bektasi tekkesi olarak kullamldigini ileri siirmiistiir. Yapirun biitiinii 22 
m. uzunlugunda ve 15 m. genisligindedir. Duvarlannda diizgiin olmayan 
yontma taslar kullanihnis, kemerlerde tuglalara yer verilmistir. Bu arada 

174 



yer yer eski bir Bizans yapisindan toplanan malzeme de burada 
kullanilrmstir. Dergah olarak nitelenen bu yapinin girisinde iki biiyiik oda, 
ortada yarim kubbelerle desteklenen kii?uk bir kubbenin orttugii avlu, 
bunun da 9evresinde ii9er oda bulurunaktadir. Bu binanin dogusunda ve 
onunla ayni yukseklikte diizgiin kesme taslardan yapiknis olan tiirbeye, 
Eyvan Tiirbe ismi verilmistir. Yer yer tugla hatillann kullamldigi bu 
tiirbenin cephe kaplamalan yerlerinden sokukniistiir. Sel9uklu donemi 
turbeleri ile benzerlik gosteren dikdortgen planli tiirbenin altinda 
mumyalik (mahzen) bunun iizerinde de lahdin bulundugu boliim vardir. 
Bunun iizeri de 9apraz tonozla ortuknustiir. 

Zaviye ve Eyvan Tiirbe 'nin kuzeyinde hanikahin kar^isinda kiimbet 
bi9iminde bir tiirbe bulurunaktadir. Piramidal sivri bir kiilahla ortiilen 
yapinin dort ko§e kaidesi iizerine sekizgen planda tiirbe oturtuknu^tur. 
Degi^ik renklerde kesme taslardan yapiknis olan bu kiimbet diizgiin bir 
is9ilik gostennektedir. Bu kiimbet de oliiniin gomiildiigii mahzen kismi 
(mumyalik) ile sandukanin bulundugu iist kattan meydana gelmistir. 
Giiney cepheden iki tarafli merdivenlerle sandukanin bulundugu giris 
kapisrna 9ikiknaktadir. Giris kapisi iki sira halinde diizgiin geometrik 
seritlerden olusan bir bezeme ile siislenmistir. Kapi iizerindeki dikdortgen 
boslugun kitabeye ait oldugu sanilmaktadir. Ancak, bugiin bu kitabeden 
herhangi bir iz bulunmamaktadir. Kumbetin dis duvarlannda piramidal 
kubbeye yakin alanda 9epe9evre bezemeli bir kusak dolasmakta olup, 
buradaki motifler de giris kapisi 9evresindeki bezemelerle aynidir. 

Esas tiirbe kismi sekizgen olup ortada bir sanduka bulunur. 
Sanduka sonradan tamir gonniistiir. Uzerinde 90k az da olsa yesil 9ini 
levhalar kaknistir. I9eriyi dogu ve bati cephelerinde simetrik olarak 
bulunan iki pencere aydinlatir. Mihrabi bulunan tiirbe kyten kubbeli, 

175 



distan da piramidal sekildedir. Mahzendeki mumyahk bolumunun iizeri 
de 9apraz tonozla ortulmustur. Kiimbet i9erisindeki kalintilardan buradaki 
sandukanm 9ini kapli oldugu anlasilmaktadir. Haci Mehmet Bin ilyas Bin 
Oguz isimlerinin yazili oknasina ragmen kiimbetin kime ait oldugu 
kesinlik kazanamamistir. 

1210'dan once Karahisar valisi biiyiik ihtimalle Sabikeddin 
Ebiilvefa Ilyas bin Oguz idi ve ardrndan oglu Sipehsalar Bedreddin Ebu 
Hamit Haci Mehined valilik yapmistir. Bedreddin Mehmed'in 
kardeslerinden biri de 1211 senesinde Karacaviran'daydi. Ilyas bin Oguz, 
Afyonkarahisar'daki Altigoz Koprusiinii yaptiran kisi, oglu Bedreddin 
Mehinet de 1210 tarihinde bu kopriiyii tamir ettirip kitabesini koyan 
kisidir. Kardesi ise Kutahya'nin Karacaviran Koyiinde bir tekke 
duvanndaki 1211 tarihli kitabeyi koyduran, ayni zamanda Boyali 
Koyiindeki kulliyeyi yaptirdigi ileri suriilen Kureys'dir. 

Ha9lilara karsi I. Kili9arslan'in yaninda yer alan Akkoyunlu 
Yoruklerinin beylerinden Oguz oglu Ilyas oglu Kureys Bey'e ait kiimbet, 
olii gomme yeri olan kaidesinin zeminden daha yuksekte olmasi 
nedeniyle iki kat gorunumludiir. Kiimbet kesme tas kaplamali olup kare 
bir kaide iizerinde sekizgen govdelidir. Uzeri tugla ile yapilmis sekizgen 
piramidal kiilah ile ortulmustur. Kiimbetin girisi giineyde olup, iki tarafli 
altisar basamakli distaki bir merdivenle mescit kismina, merdivenin tarn 
ortasrndaki ku9iik bir kapi ile de 9apraz tonozlu kaideye girilir. 



Tinaztepe'de koy i9erisinde olan ve kimligi hakkinda bilgi 
bulunamayan bir mezardrr. Giiya birisine riiyasinda Topal Evliya oldugu 



176 



malum olmustur ve buna istinaden baiuje i9erisinde olan mezann bah9e 
giri§ kapisi uzerine "Topallar Evliyasi " yazisi yazilmistrr. 



Tinaztepe'de Merkez Camii i9 mekamnin kuzey dogu kisminda 
kabri bulunan Ok9U Sinan Bey'in Cumhuriyet Donemi'nde yapildigi 
sanilan bir sandukasi bulunmaktadir. Ancak asil mezar ve sandukasi i9 
mekanin yakla^ik 2 m. kadar altinda yer almaktadir. Sandukanin sankli 
bas tasinda, latin harflerle, "Karahisar[-i] Sahip Sancagi dahilinde 
Sincanh kazasina tabi Sinir Karyesi 'nde vaki Okcu Sinan ", ibareli yazi 
bulunmaktadir. Fikri Yazicioglu 61 , Sahipata Ogullannin ok9U birlik 
komutani oldugunu ve harp sirasinda sehit du^mii^ oldugunu nakleder. 
Karahisar Sancagi Beyi gorevinde bulunan ve buradan emekli olan Ok9U 
Sinan Bey, Sinir koyiinde, bir mescit ve bir muallimhane yaptrrir. Bu 
yerlerin masraflarini kar§ilamak iizere de Todurga koyiinde in§a ettirdigi 
iki degirmen ile altmi§ bin alt9e para vakfeder. Sinan Bey, vakfin 
mutevelliligini azatli kolelerinin en salihine ve onlann neslinden 
gelenlere, eger nesilleri kesilir ise Karahisar kadilanna verihnesini sart 
kosar. 



Aym koy i9indeki bir yaprnin bitisiginde ku9uk bir mezarlik 
bulunmaktadir. Koyliiler buraya Hizir Abdal Evliyasi demektedir. 



Tinaztepe, Tinaztepe Belediyesi, Ankara, 2009 

177 



Yine aym koyde kimligi hakkinda bir bilgi bulunmayan Dervi§ 
Ibrahim, aym adla anilan ve yakin zamanda yapildigi anlasilan bir tiirbe 
i9erisinde bulunmaktadir. Tiirbenin on kisirunda duvara bitisik olarak, 
sonradan yapildigi belli olan basit bir sokak ce^mesi yer alir. 



Sink koyii (bugunku adiyla Tinaztepe) veliler baknmndan zengin 
sayilrr. Afyonkarahisarli Deli Bekir can arkadasi Turabi'nin oliimune 90k 
uziilmus, sehirden aynlarak Sinir koyiine yerlesmistir. Burada arkadasi 
Haci Ali Aga'nin odasinda eskicilik yapmaya baslamis, 1879 yilinda da 
burada olmustur. Cenazesi koy mezarligma defnedilmistir. Arkadaslan 
arasinda Tiirabi ve Haci Ali Aga'dan baska Anbanazli §ahanoglu ibrahim 
Aga onde gelen isimlerden birisidir. Haci Ali Aga'nin da vefatrnda (1879- 
80) Bekir'in yanina gomiildugu anlatilmaktadrr. Gunumiizde mezar tasi 
yeniden yazilmistir. Bekir ile Haci Ali arasinda 90k biiyiik bir muhabbet 
bulurunaktadir. Hayatinin son yillanni 90k sevdigi bu koyde ge9iren 
Ciloglu Deli Bekir'in cam bir gun katmer ister. Yakin arkadasi Haci 
Ali 'den rica eder. O da evine giderek kansrna soyler. Kadin kendi 
kendine, "Biktnn usandnn katmer yapmaktan. Herifin isi giicii yok. Ha 
babam katmer yaptinyor", diye soylenir. Istemeye istemeye yaptigi 
boregin yanina hosaf da koyarak koy odasina yollar. Haci Ali Deli 
Bekir'e, "Buyur", der. Bekir ise, "Olmaz yemem. Senin bu kan katmeri 
gonulsiiz yapti, sana bana sitem etti", der. Haci Ali dogruca evine gider ve 
ger9ekten kansinin katmeri goniilsiiz yapmis oldugunu ogrenerek Deli 
Bekir'in buyuklugunii anlar. 



178 



Yine bir gun, Bey9esmesi'nin basinda Hanife adli bir geline rast 
gelir. Guzelligiyle 90k magrur olan gen9 kadin, "Bekir Baba, ne olur, bir 
§iir de bana soyle", deyince, Bekir irticalen sunu soyler: 

"Arilarin ansisin 
Dogan ayin yansisin 
Bir esegin kansisin 
Yazik etmis pederin 
Boyle irnis kaderin." 
Arkadasimn vefatindan bir miiddet sonra Haci Ali de vefat ederek 
Deli Bekir'in yaruna defnedilir. 

Aynca Sinanpasa Merkezde San Dede, Garip Dede, ve Kavak 
Dede, Ahmetpasa kasabasinda Fatma Sultan ile Samet Dede, Krrka 
kasabasinda Tekke Dede ve Erenler Dede, Elvanpasa koyiinde Elvan 
Pa$a Dede, Diizaga9 kasabasinda Hiicum Sultan, Gezler koyiinde §eh 
Efendiler , Boyali koyiinde Kureys Baba ve Bahce Dede, Kayadibi 
koyiinde Bagdath Osman, Serban Kasabasinda Kiimbet Dede, Gelin 
Ana ve Sahabet Dede, Nuh kasabasinda Kepinekli Dervi§ Dede, ve 
Tazlar koyiinde Gurtdede (Kurt Dede), Boyiik Dede (Biiyiik Dede), 
Giicciik Dede (Kii9iik Dede) yatirlan 9evre halkinin miibarek saydigi 
mekanlardir. 

Sultandagi Evliyalan 

Sultandagi, Bakrr Devrine kadar geriye giden uzun bir ge9mise 
sahiptir. Lidya uygarligi zamaninda Sultandagi yakinlannda Ipsos 
isminde bir yerlesim yeri bulunurdu. Bizanslilar ve Sel9uklular zamanma 



179 



kadar bati ve dogunun yol ugragi oldu. Aynca Anadolu Bagdat Ipek 
Yolu'nun Sultandagi'ndan ge9mesi de ticari bir onem kazandinmstir. 
Sel9uklu U9 beylerinden Ishak Bey tarafindan kurulmu§ olan Sultandagi 
(eski ismi ishakli),1958 yilinda il9e olmustur. Ishakli Sekyuklular 
zamaninda "Karahisar-i Devle"ye bagli on kadiliktan birisi olan 
Bolvadin'in bir nahiyesi idi. Sahipataogullan'nin hiikiim surdugii bu 
bolgeyi Orta Asya'dan g09 eden Oguz ve Turkmen boylan yurt edirunis 
ve kaldiklan mezra ve koylere kendi boy ve oyinaklarrnin isiinlerini 
vennislerdir. Afyonkarahisar'da Kinik, Kayi, Cepni, Cigil, Karahanli, 
Yakasengir ve Deresengir, adlannin verilmis olmasi, Oguz boylannin 
tarihi geleneklerine bagliliginrn bir gostergesidir. Aynca Anadolu 
Sel9uklu Sultani I. Rukneddin Mesud doneminde Afyonkarahisar ve 
9evresinde Turk Boylannin iskan ediknis oldugu 300 yerlesim bolgesi 
tespit edilmistir. 

Sel9uklulardan kakna kervansaray, cami ve hamam vardir. Anadolu 
Sel9uklu Mimarisinin giizel orneklerinden olan ishaklil249 yilinda Sahip 
Ata tarafindan yaptinlmis oldugu, avlu ta9kapisindaki ve kapali bolum 
ta9kapisindaki kitabelerden anlasilmaktadir. Kuzeydogu giineybati 
yoniinde konumlanan kervansarayin yakin 9evresinde giineybati yoniinde 
XV. yy. Osmanli Doneminde yaptinlan Cifte Hamam, cami, 
Karamanoglu Ibrahim Bey zamaninda 1458 yilinda yaptinlmistir. 1912 
tarihinde yiktinlarak yerine simdiki Ulu Cami (diger adiyla Carsi Camii- 
Asagi Camii) insa edilmistir. Eski camiden sadece minare ile kitabesi 
kakmstir, giineyinde ise Laleli Cesme bulunmaktadir. Ulu caminin cephe 
duvannda bulunan stilus yazili kitabede, 1458 yilinda ve 
Karamanogullanndan Ibrahim bin Mehmet bey zamaninda koninustur. 
"Bu camii Mehmet bin Halil, Mehmet bin Hamza ve Ali bin §eyh 
isimlerinde ii9 kisi yaptirrmstir." Aynca Ulu Cami'de Ahmed Remzi 

180 



Tahranva. Ashab-i Kiram ya da Eshab-i Kiram'lardan alip getirdigi kutsal 
emanetlerden olan Sakal-i ^en/muhafaza edilir. Ahmed Remzi Tahran'in 
tiirbesi il9ede Aksehir yolunun sol tarafindadir. 

Sultandagi merkezindeki, Ahmet Remzi Tahrani'den baska, Ahi 
Omer £avus, Eber'deki Ahi Siileyman,Yakasinek' teki Ecem Sultan'a 

ait olan tiirbelerle birlikte diger tiirbeler ve zaviyeler, asiretlerin bolgeye 
iskaninda onemli rol oynamislardir. 

Bir rivayete gore de Ishakli'mn isminin; Sultan Mesut, Meliksah'in 
yerine ge9tikten sonra buraya unlu kumandanlardan Ishak isminde bir 
Turk beyini, U9beyi ve ahalinin amiri olarak tayin eder. Ishak bey yoreyi 
imar eder, yigitlik , comertlik ve adeleti ile kendini yakin zamanda 
9evreye tanitir. Iste bunun unutuhnamasi i9in ismine izafeten yerlesim 
yeri Ishakli adini alir. Saghginda yapmis oldugu vasiyeti uzerine Qarsi 
camiinin giineyine defnedilir. Basrna bir tiirbe yaptrrihr. Turbenin adi da 
Ishak Dede olarak, halkin arasinda anihr. 



Bayar, 455 nolu Tahrir Defterine dayanarak 62 , Sultandagi Il9esinin 
Yakasinek Kasabasinda bulunan Ecem Sultan Zaviyesinin gelirinin 
Tevkii Mehmet Bey'e eksici yurdu olarak verilmis oldugunu belirtir. 
Karazeybek ise 63 , XIX. yuzyilda Deresinek Koyu'nde Ahi-Sultan ve Oguz 
(Yaka-sinek) Koyu'nde ise Himmet-Dede zaviyeleri olmak iizere iki 
zaviye bulundugunu kaydeder. 



Dr. Muharrem Bayar'm Kir§ehir Alii Universitesinde verdigi koiiferans'tan 

63 
age 

181 



§uhut Evliyalan 



Afyonkarahisar'a en yakin mesafede bulunan §uhud, tarihi olduloja 
eskiye uzanan bir ge9mise sahiptir. Bolgenin Turkler tarafindan fethiyle 
beraber §uhud da tarn bir Musliiman Turk sehri olarak gelismeye baslar. 
Evliya Qelebi §uhud'dan bahsederken, "Halk dilinde Cfud dirler, dogrusu 
§uhud'dur. Qunku dort tarafinda binlerce sehid gomuludur.", diyerek 
sehrin ismini a9iklasa da, ismin bu manada kullanildigi siiphelidir. 

Sel9uklu hakiiniyeti ile beraber burada kurulmu§ olan zaviyelere, 
devlet hakiniiyetinin tesisi ve iskan maksadiyla destek verilir. Nitekim 
Ahi Necmeddin isiinli bir kisinin kurdugu zaviyeye Sel9uklu sultani 
Alaeddin'in temessuk vermesi bu siyaseti dogrulamaktadir. Sel9uklu 
devletinin Ilhaniler elinde par9alanmasi uzerine Hamitogullan burayi 
hakimiyetleri altina alrr. Bu donemin hatirasmi tasryan Kubbeli Mescid'in 
kitabesinden, Hamitogullanndan Mugusiddin Ibrahim bin Hizir Beg'in 
mescidi 1368 de yaptirdigini biliyoruz. 

Bizans doneminde "cfut" olan adi ise degisiklige ugrayarak once 
"9ifut" olmus, Turk hakiiniyetine girdiginde (1219) Islam askerleri i9inde 
bulunan §eyh §uhudi Omer Efendi'ye izafeten "§uhut" adini aknistir. 

§uhud Kazasi da Karahisar-i Sahib'in kasaba statiisundeki 
kazalanndan birisidir. Evliya Qelebi'nin verdigi bilgiye gore XVII. 
yuzyilin sonlannda 150 ak9alik kazadir. Buraya bagli 40 tane koyii ve 9 

182 



da mahallesi vardir. Bu mahalleler sunlardir: Alacamescid, Anbar, 
Beymescidi, Cami, Cemaleddin, Hatib, Horos, Kadi ve Kerameddin. 
§uhud Kazasi ayni zamanda Karahisar-i Sahib Sancagi Mutasarnfinin 
hassidir. Serdan ve kethiida yen buluninamaktadir. Bir car^isi vardir. 
Aynca ham, hamami ve sibyan mektebi bulurunaktadir. Ancak Evliya 
Qelebi'nin verdigi bu bilgileri ihtiyatla karsilamak gerekir. Zira idari 
taksiinatta kullanilan avanz hanesi defterine gore 1623 yilrndaki tahrirde 
§uhud'un 66 karyesi gorunmektedir. 1709' da Sandrkli, Qola-abad ve 
Karamik Kazalan icin miiceddeden tahrir istenip diger kazalar i9in 
istenmedigine gore bu sayinin bir degisiklige ugramadigi dusuniilebilir. 

§uhud Kasabasi da seyyidlerin yasadigi yerlerdendir. Bu sebeple 
tayin olunan Nakib Karahisar-i Sahib, Bolvadin ve Qola-abad ile birlikte 
§uhud'da bulunan seyyidlerin islerini de takip ediyordu. §uhud Kazasi 
bulundugu yer itibariyle onemli bir yerde idi. Burada oturanlar arasindan 
Alaybeyiler bile 9ikabiliyordu. Nitekim 1734 tarihli bir fennanla 30-40 
yildir §uhud'un San Yakup Karyesi ve diger yerlerden 35.626 akcalik 
zeamete tasarruf eden Qahkzade Ali'ye Anadolu Eyaleti askerine bir 9eki- 
duzen verihnesi 9er9evesinde Alaybeyilik verihnistir. Fakat anlasilan 
odur ki Alaybeyi Ali'nin ilk islerinden birisi de kendi zeamet miktarini 
artirinak ohnustur. Zira 6 §ubat 1734 tarihiyle gelen tunar tevcihi ile ilgili 
fennanda "§ehr-abad Nahiyesi'nde Inaz Karyesi'nde ibrahiin'in mutasarnf 
olup, sardanni yerine getirmediginden dolayi mahlul olan 5000 al^alik 
tunar Ali'nin tnnanna ilhaken tevcih oluninustur. Bu ayni zamanda bir 
idarecinin elindeki imkam kendi lehine kullanma, sehir merkezine daha 
yakin olma gibi kanunsuz olmasa da su-i istimal sayilabilecek davramslan 
gostennesi bakimindan ilgin9tir. Fakat daha da enteresan olam 8 Mayis 
1734 tarihinde gonderilen diger bir tunar tevcih fennanidir. Burada San 
Yakup karyesinden 40.625 ak9a zeamete mutasarnf olan Ali'nin tnnannda 

183 



bes kili9 cem olup bu sekilde tasarrufunun hilaf-i kanun oldugundan yine 
§ehr-abad nahiyesinde mutasarnf olup ragbet etmedigi 5000 ak?alik 
timannin Sancak miilazmilanndan Ahined'e veriknesini Karahisar-i Sahib 
Alaybeyisi Mehined'in arzi iizerine adi ge9en Ahined'e tevcih olunmustur. 
Bu durumda Ali'nin Alaybeyligi yaklasrk 5 ay surmustiir. Ikinci bir husus 
da zeametinde kanuna muhalif olarak fazla kili9 biriktirmistir ki boyle 
durumlarda fazla olan kili9larin miistahak olan baskalarrna verihnesi 
gerekirdi. 

1721 tarihli bir belgedeki "...Karahisdr-i Sahib maa Suhud Kddisi 
efendi... " ifadesine gore bu tarihlerde §uhud kazasi ge9ici bir sure i9in de 
olsa Karahisar-i Sahib'e baglanmis ve adli isleri i9in §uhudlular 
Karahisar-i Sahib'e gelip gitmek zorunda kalmislardir. §uhud Kazasi ayni 
zamanda barutun hammaddesi olan giihe^ilenin iiretildigi yerlerden birisi 
idi. 

Mustafa Karazeybek'in 9alismasrna gore 64 , §uhut nahiyesinde U9U 
sehir merkezinde ve yedisi koylerde olmak iizere toplam on zaviye vardir. 
§ehir merkezinde Ahi Necmeddin, Baba ve Kadi Siileyman zaviyeleri, 
koylerde ise Agzikara koyiinde Eymir Dede, Karlik koyiinde Mescid-i 
Hasan Dede, Alayundlu Koyiinde Nazir Seydi, Eminler koyiinde §eyh 
Ahlat, Qakirozu koyiinde §eyh Isik, Qokek koyiinde §eyh Ihtiyar ve 
Kizilhisar koyiinde §eyh Yakub zaviyeleri buluninaktadrr. 

U9ler Bulduk'un 9alismasindan ogrendigimize gore 65 , 
hayatiyetlerini devam ettirinek i9in kullamhnaz hale gelen zaviyelerin 
tekrar canlandmhnasina ornek, §uhud'daki Nazir Seydi Zaviyesi'dir. 



64 
age 

65 
age 



184 



Fatih doneminde mensuh (hukmii kaldinlmis) olmasi sebebiyle 
kullanilinayan zaviyenin harap olmamasi i9in Geyikli mezrasi ile 
Alayundlu koyii ve 9ayiri tekrar tahsis edilir. §uhud merkezinde bulunan 
Ahi Necmeddin Zaviyesi'ne dair bir kayittan zaviyenin Anadolu 
Sel9uklulan doneminde kurulmus oldugu goruliir. 

Merkezde Agah Dede, Deve Dede, Arap Dede, Ismail Dede, San 
Baba, Meddah Dede ve Civan Mehmet adlanyla bilinen evliya kabirleri 
bulunmaktadir. 

Giindogan eserinde 66 , Ali Agah Efendi'yi 1879 dogumlu olarak 
gosterir. Ilk tahsilini babasi Haci Bekir'den aldiktan sonra Istanbul'a 
giden Ali Agah orada tahsilini tamamlayip icazetini ahr. Miiderrislik 
gorevi ile Bursa'ya tayin edilir. Bu arada Profesorliik derecesi alan Ali 
Agah Efendi Arap9a ve Fars9ayi 90k iyi bihnektedir. Daha sonra §uhut'a 
doner ve uzun yillar Ulu Cami'de vaaz verir. Aym zamanda fahri olarak 
muftiiluk yaptigi da anlatihr. Ali Agah Efendi engin tarih bilgisiyle elli 
yili askin bir siire 9evresine yapmis oldugu hizmetlerden sonra 1965 
senesinde vefat eder. 



Bunlann disrnda kasaba ve koylerde medfun bulunan evliyalar 
sunlardir. 

Il9eye on kin. uzaklikta bulunan Anayurt koyiindeki tiirbede 
medfun bulunan zatin, Emeviler doneminde yoreyi fethe gelen Emevi 
komutani Malik Bin §ebib oldugu belirtilmektedir. 



age 

185 



Efe beldesinde medfun bulunan Efe Sultan'in Mahmut Sultan ve 
Karlik Sultamn kardesi oldugu kabul edilir. Ziyarete gelenler arasinda 
tikbesi etrafinda, romatizmali hastalar, ayagi tutmayanlar, 90cugu 
olmayanlar dolastinhrlar. Daha sonra mezann altindaki delige hastalikli 
uzuv sokulur ve delikten 9ikanlan toprak sifa niyetine alinir. 

Karaadil denilen kimsenin Onderliginde Karaadilli'nin 
merkezlestigi goruknektedir. Yasli Kimselerden Karaadil denilen ki§iyi 
eskal olarak bilen yoktur. Fakat evliya ki§i olarak kabul edilir. 



Il9eye bes kin mesafede bulunan Karlik koyunde Karlik Sultan ve 
Tahtali Baba adiyla anilan evliyalarrn kabri buluninaktadir. Karlik'a 
vannadan sagdaki tiirbe Karlik Sultan diye anilan §eyh Hasan Veli'nin 
muritlerinden Tahtali Baba'ya aittir.Qevre halkinin zor zamanlarinda 
kendilerine yardnn ettigi anlatilan Karlik Sultan, Efe Sultan ve Mahmut 
Sultan'in kardes olduklan kabul edilir. 



Alevi yerlesiin yeri olan Kayabelen kasabasinda her yil Mayis 
ayinrn ilk haftasinda '§eyh Hamza Dede'yi Anina ve Hidirellez Kiiltiir 
Bayraini' etkinlikleri yapilir. 



Yaklasik 270 yil kadar once, Arap Dede boyu tarafindan 
Ko9yatagi'nin kuruldugu bilimnektedir. Qok eski Turkmen boylarrnin 
g09ebe yasayan boyunda Arap Dede lakaph boyun ilk olarak koye 
yerlestigi rivayet edihnektedir. 

186 



Horasan'dan geldigi kabul edilen evliyanin kunnus oldugu tekkede 
fel9li hastalan iyi ettigine dair bir inanis hakimdir. Mahmut koyiinde 
medfun olan zatin ismi §eyh Haci Ibrahim Bin Mahmud' tur. Bu zatin 
Horasan evliyalanndan oldugu, §uhut'un Romalilar ve Bizanslilar'in 
elinden alindigi zamanlarda miladi 1219 tarihlerinde Sel9uklular 
doneminde yasadigi rivayet ediknektedir. Bugiin hala her gun hastalar 
onun manevi sifa ocagi olarak kabul edilen turbesini ziyaret etmektedir. 
Hastalardan konusamayan, ayaklan tutmayan, v.b hastalar burayi ziyaret 
ederler. Turbenin yakinlannda mukaddes kabul edilen bir kuyu 
bulurunaktadir. Adak kurbani kesilebildigi gibi, gerek goruldugu takdirde 
gecelemek de mumkundur. 



Tekke Koyiinde San Semseddin ve Arap Dede isimleriyle anilan 
evliyalar medfundur. §uhut il9esinin 8 kin. guneybatisinda ve 65-70 hane 
kadar olan koye Isparta Senirkent Veli Baba Ocagina bagh olan ve 
Sandikli'da oturan Hamza Akgiil Dede her yil gelip cemlerini yaptinnakta 
oldugu anlatihr. 



Genniyan Hiikumdan Yakub'un sehit edihnesi ile ilgili olarak 
Sakip Dede Ikinci Yakub Qelebiyi; Esrar Dede de Birinci Yakub Qelebiyi 
kastederek bilgi vennektedir. Bunlardan Ikinci Yakub Qelebi kendi eceli 
ile vefat ettigine gore, tezkirelerde bahsedilen kisi Birinci Yakub Qelebi 
ohnahdir. Nitekim, Afyonkarahisar'da §uhut'un Seydi koyiinde 
Germiyanzdde (Germiyan-zdde Yakub Bey, Seydi Sultan) zaviyesi ile 

187 



Yakub Celebiye atfedilen bir tiirbe bulunmaktadir. Siileyman G6n9er'in 
arastinnasina gore 67 , Yakub Celebi, §uhut'un Ulupinar koyiinde okniis ve 
orada tiirbenin bulundugu yere gomukniistiir. Ulupinar koyii de bu 
tiirbeye vakfedilerek Seydi Sultan adini akmstir. Koy halki daba sonra 
Halla9 koyiine g09 etmistir. Hala9 koyiinde goriilen birka9 zaviyedarlik 
beratrnda "Yakub Han ez-Germiyani Ali§ir zaviyesi" ibaresinin yazili 
oldugunu belirten G6n9er, Celebi' nin yaklasik 1343 yilrnda oldugunu 
ileri siirmektedir. Uzun Carsili, Yakub Bey'in vefat tarihi ile kabrinin 
belli olmadigini, buna karsilik 1327'den sonra oldiigunun anlasildigrni, 
yerine Cagsadan lakapli oglu Mehinet Bey'in ge9tigini ifade eder. 

§uhut il9e merkezinde bulunan ve Demirtas Pasa oglu Hamza Pasa 
soyuna ait olan §uhudi Medresesinin insa tarihi bilirunemektedir. Carsi 
Cami yanrna yapilmis olan medresenin Hasan §uhudi Efendi'nin 
muderrisliginden dolayi bu adla anildigi soylenir. 



67 
age 



188 




Afyonkarahisar'da 
Tarikatlar 




189 



Afyonkarahisar'da Bayramiyye 



1884 tarihli Huddvendigdr Salnamesine gore, Karahisar-i Sahib' de 
"Sultan Divanl'nin Dergdh-i Mevlevi, Kasim Pa^a'nm Misri ve Kddirt, 
Mehmet Efendi'nin Sadi, A§ik Efendi'nin Nakqibendi dergdhlari" 
bulunmaktadir. Bilindigi gibi Abdiirrahim Karahisari, Aksemseddin'in 
yaninda ge9irdigi uzun yillardan sonra kendisine verilen icazetle 
Bayramiyye tarikatinin halifesi olarak Afyonkarahisar'da miiessir bir rol 
oynamistir. XV. Asirdan XIX. asnn sonlarrna kadar varligmi surdiiren 
Bayramiyye 'nin Karahisari'ye atfen Hiidavendigar Salnamesinde Misri 
ismiyle anilmis oldugu goriiliir. 



Afyonkarahisar'da Halvetiyye 



Halvetiligin XVII. yuzyilda yetistirmis oldugu onemli isimlerden 
Ummi Sinan'rn hilafet verdigi bes erden biri olan Gulaboglu 'nun 
Afyonkarahisar'da Hisarardi medresesinde uzun yillar ders vermesi ve 
tarikatin temsilcisi olarak sehirdeki dini hayatin 9esitliligine zenginlik 
katmasi ka9inihnazdi. Kirk yil kadar bir sure ders vermis oldugu 
medresenin ayni zamanda tarikatin merkezi oldugu kabul edilebilir. 
Sonraki yuzyillarda Karahisar'da Halveti tarikatina dair bir kayitla 

190 



karsilasilmasa da, onun asayis bakmundan donemin kansikhgi i9ersinde 
vermis oldugu hizmetin onemi goz ardi edilemez. 



Afyonkarahisar'da Kadirilik 



Istanbul'da Aksaray ve Uskudar'da Hindistan'dan gelen seyyah ve 
dervislerin banndinlmasi i9in kurulan Hindiler Tekkesi'nin benzerinin 
aym isim altinda Umur Bey Camii yanmdaki bir binada Kadiri tarikatina 
bagli olarak faaliyet gosterdigi anlasilmaktadir. Istanbul'daki tekkelerden 
yola cikilarak Naksibendiyye'ye bagli olarak hizmet veren tekkelerin 
XVII. yiizyil ortalannda Kadiriyye'ye baglanmis, daha sonra bu iki tarikat 
arasinda bir 90k defa el degistirmis oldugu goriilur. 1816'da tekkenin 
seyhligine maaslanni Karahisar-i Sahib cizye gelirlerinden aknak iizere, 
Seyyid Huseyin'in ogullan Abdullah, Ali ve Ibrahim beraber tayin 
olunmuslardn-. §eyhlik gorevini yuriiten kardeslerden Abdullah ve Ali'nin 
90cuksuz olarak vefat etmesi ve ibrahiin'in de vefati iizerine ibrahim'in 
oglu Huseyin'in yalniz basina seyh olarak tayini hususu 1885'te devlet 
merkezine arz edihnistir. Ancak bu arza cevap gelmeyince Huseyin'in 
seyh olarak tayini hususu 1890'da tekrar arz edihnistir. Bu tayine iliskin 
berat ancak 1896 tarihinde 9ikmistir. Hiiseyin Efendi'nin de vefati 
iizerine, oglu Mehinet Efendi imtihana tabi tutularak ehil oldugu 
gorulmus ve 17 Arahk 1913 tarihinde yerine tayini hususu devlet 
merkezine arz edihnistir. 



191 



Tanzimatin ilanmdan once Karahisar-i Sahib Sancagi vergi 
gelirlerinden tekkenin pilav masraflanna harcanmak iizere aylik 52,5 
kurus verilmekte iken Tanzimat ile birlikte bu para verilmemeye 
baslanmistrr. Daha sonra sancak meclisinin duzenlemis oldugu mazbata 
ile eskisi gibi §eyh Abdullah Efendi'ye paranin odenmesine devam 
edilmesi istenmistir. Bunun arkasindan, daha once odenmeyen donemi de 
icerisine alacak sekilde 13 Mart 1840 tarihinden itibaren hesap edilerek 
tekke fukarasrnin yiyecek masraflarrna harcaninak iizere seyh olanlara 
aylik 52,5 kurus odeme emri 9ikmistir. Bu para daha sonra her kirn seyh 
olursa ona verilecektir. Bununla ilgili berat da 4 §ubat 1850 tarihinde 
§eyh Abdullah'a verihnistir. Tekke fukarasrnin yiyecek masraflan i9in 
verilen aylik 52,5 kurus daha sonraki doneinlerde azahnistir. 1913 
tarihinde Mehmet Efendi'nin seyh olarak tayin edildiginde soz konusu 
yiyecek parasinin aylik 31 kurusa dustiigii goruhnektedir. XX. Yiizyil 
baslarrnda Umur Bey (Pasa) Caniii bitisiginde olan bu tekkenin yikrldigi 
anlasihyor. 

Afyonkarahisar'daki ikinci Kadiri Dergahinin Kuyulu Caini 
bitisiginde bulundugunu, son seyhinin Arif Efendi oldugunu ve 1902 
senesinde 9ikan buyuk yangrnda Mevlevihane ve diger bir 90k yapi ile 
birlikte yandigini ogreniyoruz. 



AfyonkarahisarMa Mevlevilik 

Anlatilir ki, 1233 senesinde Anadolu Sel9uklu Sultani Alaeddin 
Keykubad i9in insa edilen Hisarardi Medresesi hizmete girerken Mevlana 
Celaleddin Runii ilk dersi verir. Muhtemelen iki 90cugu da bu giinlerde 

192 



sunnet olur. Bir sure sonra Sultan Veled Karahisar'a geldiginde Mevlevi 
Camii'nin arsasi vakfedilir. 

Yusuf ilgar'in 9ahsmasindan 68 ogrendigimize gore, Siileyman §ah 
ile Mutahhara Hatun'un 6 ' biiyiik oglu £elebi Hizir Pa§a 1276 yilinda 
diinyaya gelmistir. Menkibeye gore, dogdugu ayda Hz.Hizrr onu elinden 
tutarak 'vera-yi ihtifa'ya 9eker. Birka9 gun aramadan sonra Karahisar'da 
Kale-i Cebel' deki (Hidirlik Dagi) sonradan Hizir Makami diye meshur 
olan yerde disi bir aslanin kucagmda bulunur. O sirada heniiz bir haftalik 
bebek olan Qelebi'nin, bir yasindaki 90cuk kadar gelismis oldugu 
gozlenir. Bu olaydan sonra, Qelebi 'Hizrr'ismiyle birlikte anilir. Pasa, 
Sel9uklu devleti tarafrndan 'tug, alem (bayrak, sancak), kili9 ve kalem ile' 
sereflenmistir. Uzun bir omur siiren Hizir Pasa, 1371 yilinda 97 yasinda 
iken vefat etmistir. Alisir oglu Yakup Han'in Ulu Arif Qelebi evlatlanna 
ve Mevlevihaneye bir taknn koyleri vakfetmesi, XIV. yiizyil baslan 
itibanyle sehirde bir zaviyenin varligini dusundunnektedir. Bu donemde 
Hizir mahlasiyla siirlerini Fars9a yazims olan Qelebi, muhtemelen bu 
zaviyenin ilk seyhi idi. Vefatindan sonra torunu Abapus Mehinet Bali 
Qelebi zaviyenin seyhi olur. 

1350 yilinda dogan Abapu^Veli Ahmet Pasa'nin ogludur. Iyi bir 
egitiin goriir. Dedesi Hizir Pasa'nin etkisiyle Mevlevilige yonelir. 



Yusuf ILGAR, Sultan Divani ve Afyonkarahisar'da Mevlevilik, Aftonkarahisar 

Mevlevihanesi Postai§iiileri ve Mevlevi Me§hurlan 

69 

Ahmet Eflaki Ariflerin Menkibeleri'wAe §unlan yazar. "..Sultan Veled'in Seyh 

Selahaddin'in kizi Fatirne Hatimdan 119 akilli ve knvvetli 90cngii olmii^tiir. Bimlardan biri, 

Qelebi Celaleddin Emir Aril, diger iki kizdan biiyiigiim'in adi Mutahhara Hatiin kii9iigiimin 

ise Seref Hahm'dii. Mevlana bri iki kizdan birine Abide digerine Arife admi vermi§ti. 

Bunlarm her ikisi de keramet ve velilik sahibi idiler. Rum iilkeleri kadinlanmn cogii bunlara 

nriirid olnm§lardir." 

193 



1371'de Mevlevihaneye seyh olur. Saltanat elbisesi yerine tarikat abasi ve 
kulahi giyinesinden dolayi Abapus lakabiyla Afyonkarahisar'da meshur 
olur. Dede Ini ismiyle bilinen mekani 9ilehane olarak kullanir ve 
hayatimn biiyiik bir kismini burada uzlete ?ekilerek ge9irir. Devletin ileri 
gelenleri, aliinlerin pek cogu, talebeleri ve esraiin bazilan onun 
sohbetlerini takip eder. Tiinur Karahisar'a gelince onu ziyaret eder ve 
ce^itli hediyeler sunar. Abapus Veli hediyeleri kabul etmez. Menkibeye 
gore, Tiinur'un, 'Sizin bulundugunuz bu yerler viran olmaktan uzaktir", 
diyerek Karahisar'a zarar vennez denilse de, tarihen sabittir ki, Tiinur'un 
torunu Huseyin Mirza, Aksehir ve Karahisar civanni istila ederek kan 
akitmistir. Vefatindan bir yil once oglu Sultan Divani'yi Karahisar 
Mevlevihanesi seyhligine gorevlendirir. Kendisi uzlete 9ekilir 1485 'te 
vefat eder. Kabri mevlevihane i9indeki turbededir. 

Anlatildigrna gore, 1453 yili Ocak ayi baslannda Karahisar'i kara 
bulutlar sannistir. §ehirde baslayan veba salgminda Abapus Bali iki 
90cugunu da aym gun kaybeder. Bu salgin esnasinda hastalanan Mehmet 
Qelebi de komaya girdiginde oldii sanilip babasi §eyh Abapus Bali'ye 
haber gonderilir. Techiz ve tekfin i9in seyhten emir bekleyen 
haberciye,"Sultan Divani vefat eyledi mi ?" diye sorarak su dizelerle onun 
olmedigini beyan eder, 

O olumsuz dirinin oldugunu kim soyledi 

Umut giinesinin oldugunu kim soyledi 

Daha sonra oglunun yanina gelerek, 

' Askile yar ol ki var olasin 



194 



Hizr-ve§ inde vii pay-dar olasin 

Der. Mehinet Qelebi de ayaga kalkar. Bu olaydan sonraAbapu§ oglu 
Mehmet'e kirk gun halvet verir. Bu tarihte Abapus? 106 oglu Divani 13 
ya^larindadrr. Abapu§ Bali mahlasiyla kaleme alini§ oldugu §iirlerini 
Fars9a yazmi^tir. 



Nihat Azamat'rn verdigi bilgiye gore 70 , muridlerinden §ahidi 
Ibrahim Dede'nin 71 (61.1550) Giil^en-i Esrar adli eserinin sonunda yer 
alan menkibelerle kan^ik hatiralan, Mehmet Semai'nin §ahsiyeti 
hakkrnda orijinal bilgiler vennekle beraber bu bilgiler biyogralisinin 
tespitinde yetersiz kalmaktadir. Sakip Dede'ye (61. 1735) gore Divane 



70 

Divane Mehmet Celebi, TDV Islam Aiisiklopedisi 9.cilt 

71 

Zehra Giimii§, 2006 yilmda hazirlaims, oldugu 'Piri Pas.a-zade CemaTi Mehmed b. 

Abdiilbaki TUHFE-I MIR' isimli yiiksek lisans tezinde sunlan yazar. Tuhfe-i Sahidi, 

Gedd kirn §dhidi-yi Mevleviyem 

Diyar-i Mente^ede Mu "laviyem 
diyen Muglali Sahidi Ibrahim Dede'nin eseridir. Sahidi'nin dogum tarihi tezkirelerde H. 875 
/ M. 1470 olarak verilmektedir. Babasi Salih Ftiidayi'dir. "Dogumundan itibaren bazi 
fevkadelikleri goriilen Sahidi'nin elini, babasi dostu olan sufi bir kazzaza vermis ve oglunu 
gozetmesini vasiyet etmis.tir." Sahidi Istanbul'da Fatih Medresesinde ve Bursa Yildinm Han 
Tabhanesinde ilim tahsil etmis.tir. Fars9a Divaninin varhgindan anlasjldigi kadanyla 
Fars9asi Divan tertip edebilecek kadar iyidir. Bursa'dan Mugla'ya doniip Seyh Bedreddin'e 
intisap etmi§tir. Son olarak ise 90k sevdigi, Bali Celebi'nin (Abapn§ Veli) oglu Divani 
Muhammed Celebi'ye baglanir. Celebi'ye olan muhabbetinden Tiirk9e Divan'inda sikhkla 
bahseder. Kaynaklarda iki oglundan bahsedilmektedir. Bunlardan birisi Hiisameddin Efendi 
olup "Tuhfe-i Ftiisami" adh Fars9a kurallar i9eren bir risalenin miiellifidir. Digeri ise yine 
alim bir zat olan ve babasinin vefatindan sonra kirk yili askin siire Mevlevihanede §eyhlik 
yapmi§ Suhfldidir. Sahidi ardinda 11911 Fars9a on eser birakarak H.950 / M. 1550 yihnda 
vefat eder. 

Eserleri : Tiirk9e Divan, Fars9a Divan, Giilsen-i Vahdet, Giilsen-i Tevhid, Giil§en-i Esrar, 
Giil§en-i Man, Mevlid, Giilistan Serhi, Sohbet-name, Mii§ahedat-i Sahidiyye, Tira§-name, 
Risale-i Afak u Enfiis ve Tuhfe-i Sahidi'dir. 

195 



Mehined Qelebi, Mevlana'nin oglu Sultan Veled'in kizi Mutahhara Hatun 
ile evlenen Suleyman §ah'rn (veya Umur Bey'in 72 ) torununun ogludur. 
Mutahhara Hatun'un Hizir ve Ilyas adh iki 90cugu olmustur. Divane 
Mehined Qelebi'nin babasi Bali Qelebi (Abapus Veli, 61.1485) Hizir 
Pasa'nrn ogludur. Babasinin seyhlik yaptigi Karahisar Mevlevihanesinde 
dogan ve Mevlevi kultiir ortaminda yetisen Mehined Qelebi'yi babasi 
olumunden bir yil once yerine seyh tayin eder. Mehined Qelebi olumiine 
kadar Karahisar Mevlevihanesinin seyhi olarak gorevini surduriir. Miiridi 
Muglali §ahidi, Mevlana'nin, 'Sevgili ahir zamanda 9algiya diistu, 
eglenceye kapildi, fakat onun i9yuzii tamamiyle miicahede; goruniiste 
oyunla, asli ohnayan seylerle mesgul', anlainina gelen beytini, Divane 
Mehined Qelebi i9in soyledigine inamldigini bildirir. Gonliine kendisine 
intisap arzusu dustugunu, annesini ziyaret i9in gittigi Mugla'da bir gece 
Mehined Qelebi'nin, 'Beni buhnak istiyorsan harabati ol', dedigini ve 
nihayet Kiitahya'da ona intisap ettigini anlatir. §ahidi Mehined Qelebi'nin 
9ardarb oldugunu, sarap i9tigini, halk arasinda adinin kotuye 9iktigini, 
halktan kendisini bu sekilde sakladigmi, ondan gordugii kerametleri 
anlatmasrnin mumkun olmadigmi, 'Bizden gorduklerini nazmet' dedigini, 
ancak bu einri yerine getiremedigini soyler. §ahidi Ibrahim Dede 1544 



72 

Yusuf Ilgar, Mevlevi Me§hurlan'm kaleme aldigi yazismda Siileyman Sah ile Mutahhara 

Hatiin arasmdaki biiyiik ya§ farki dolayisiyla bu evliligin imkansiz oldugunu, lmihtemelen 

Mutahhara Hahm'im kocasmm Uimir Bey olmasi gerektigini ileri siirer. Halbuki Yilmaz 

Ozruna 'Biiyiik Tiirkiye Tarihi'nde, "..Siileyman Sah hem Aydmoghi Uimir Bey'in kizi, 

hem de Mevlana Celaleddin Rumi'iiin oglu Sultan Veled'in kizi Mutahhara Hahm'la 

evlenmi§tir..", der. Sezai Kiiciik, 'XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler' isimli doktora 

tezinde bu evliligin Siileyman s,ah ile gecekle§tirilmis. oldugunu Seyyid Sahih Aluned 

Dede'ye dayandinr. Mehmet Onder ise, 'Tarili Boyunca Mevlana Soyu' basjikh yazismda, 

Mutahhara Hatun'un Germiyanoglu Mehined Bey'le (61. 136o'lar) evliliginden soz eder. 

Bununla birlikte, Hasan Ozonder 'Afyon Mevlevihanesi' basjikh tebliginde, '... Sultan 

Veled, kizi Mutahhere Hahm'u Genniyanli Savci Bey'in oglu Umur Bey'le evlendirerek 

(1276),..' ifadesiyle ilgar'm goriisundedir. 

196 



yilinda kaleme aldigi eserinde seyhinin oliimunden bahsetmedigine gore 
Divane Mehined Qelebi bu tarihten sonra vefat etmis ohnalidir. Resat 
Ongoren'in 73 de katildigi bu tespiti Ilgar 74 1529 tarihine 9eker. 

Sakip Dede, Mehined Qelebi'nin daha gen9lik yillarrndan itibaren 
gogsii a9ik bir tennureyle kalenderi abasi giyerek dolastigmi, basrnda 
bazen §ems-i Tebrizi'ye mensubiyetini gosteren on iki dilimli ta9 
bulundugunu ve 9ardarb oldugunu soyleyerek §ahidi'nin verdigi bilgileri 
dogrular. Mehined Qelebi, Karahisar'dan Konya'ya, oradan da 
Hacibektas Tekkesine yonelir. Daha sonra yanina kirk Bektasi abdah 
alarak gittigi Irak'ta Necef, Kerbela, Bagdat ve Samerra'da Ehl-i beyt 
imainlanni ziyaret eder ve sekizinci Imam Ali er-Riza'yi da ziyaret 
etmek iizere Meshed'e ge9er. Mehined Qelebi Meshed'de biiyiik itibar 
goriir. Tiirbedeki iki bayrakla Imam Riza'nin imaretindeki biiyiik bir 
kazan ve vakif kaplann bir kismi kendisine hediye edilir. Ziyaret 
sirasinda, 'Riza'nin kapisindan ayn diisen goz, giines 9e§mesi bile olsa 
nursuzdur', diye baslayan Fars9a bir rubaiyi irticalen soyler ve sag 
tarafinda Mevleviler, sol tarafinda Bektasiler bulundugu halde 
Meshed'den aynlir. Tekrar Bagdat'a doniip imamlan ziyaret ettikten 
sonra Halep'e giden Mehined Qelebi, burada Vefaiyye tarikatinin 
kurucusu Ebii'l Vefa el Bagdadi'nin soyundan seyh Ebubekir el-Vefai'nin 
dergahinda kalir. Ebubekir'i Kalenderiler gibi tras ettirip ona hilafet verir. 
Karahisar'a donerken Konya'ya ugrayip ceddi Mevlana'yi ziyaret eder. 
Bir sure sonra Misir'a giderek orada tutuklu bulunan ibrahim Giilseni'nin 
(61.1534) hapisten 9ikanlmasini saglar. Misir doniisii §am'da Ibnii'l 
Arabi'nin kabrini ziyaret eder. Istanbul'dan Bursa'ya, buradan 



7 3 ONGOREN Re§at, XVI.Asirda Aiiadohi'da Tasavvnf, Doktora Tezi, Istanbul, 1996 

74 
age 



197 



Kiitahya'ya ge9en Mehmet Celebi Afyonkarahisar'a doner ve bir muddet 
sonra burada vefat eder. Anlatildigina gore, Semai'nin vefat ettigi yil 
i9ersinde Irak ve Horasan seferlerine katiknis olan muridlerinin 90gu 
ahirete irtihal eder. 

Mevlevilik tarihinde Arif Celebi ile baslayan Ehli Beyt sevgisine 
ozel bir onem venne hususu Divane Mehined Celebi'de yeni bir boyut 
kazarunis ve Mevleviligin onun tarafindan temsil edilen §ems mesrebi 
Kalenderilik, Bektasilik ve Hurufilikle kaynasma temayulu gostermistir. 
Kalenderiligi benimsedigi halde Mevleviligin esaslanni ozenle koruyan 
Mehined Celebi, Ulu Arif Qelebi'den sonra Mevleviligi en 90k yayan kisi 
olmustur. Halep, Burdur, Egridir, Sandikli, Misir, Cezayir, Midilli ve 
muhtemelen Lazkiye Mevlevihaneleri onun gayretiyle a9ilmistir. 

§ahidi'nin Gulsen-i Esrar'inda Mehined Qelebi'nin Fenai, Fani gibi 
bazi halifelerinin adina rastlarunaktadir. §ahidi, Fenai'nin Mehined Qelebi 
dogunca gidip onun ayaklarrni optiigunu ve Mevlana'nrn Qelebi'nin 
gelecegini bir gazeliyle mujdeledigi seklindeki rivayeti, Vahdetname adli 
bir eseri oldugunu soyledigi Muarrifoglu'ndan 75 duydugunu soyler. Fani 
Dede ise Lazkiye Mevlevihanesi seyhidir. Divane Mehined Qelebi 
Halep'te Ebubekir el-Vefai'ye, Misir'da Ahmet es-Safi'ye hilafet verir, 
Galata Mevlevihanesine Sinoplu Safayi Dede'yi halife birakir, 
Veliyiiddin Dede'yi Cezayir'e, Hizir Dede'yi Sakiz'a, Nurullah Dede'yi 
Egridir'e, Ali-i Rumi'yi Sandikh'ya, Dervis Hainid'i Midilli'ye yollar. 



75 

Abdiirrahiiu Karahisari'nin Vahdetname adli bir eseri mevciit ohip bii komida 2001'de 
Ay§e Giilay Keskiii tarafmdan bir Doktora Tezi yapilim§trr. Karahisari'nin nriiritleriyle 
irtibati oldugu goriilen §ahidi'nin Miiarrifoghi diye bahsettigi ve saghgmda kendisiyle 
gorii§ememi§ oldugu ki§i Abdiirrahiiu Karahisari'den baskasi degildir. 

198 



Onun halifelerinden olan §ahidi de Mugla Mevlevihanesinde seyhlik 
yapmistrr. 

Divane veya Semai mahlasiyla siirler soyleyen Mehined Celebi, 
onemli bir sair olmasina ragmen, §iirleri mecmualarda kalmistir. 
Abdulbaki Golprnarli, 'Bela dildendir ol dildar elinden didanmiz 
yoktur/Goniildendir sikayet kiinseden feryadmnz yoktur', beytinin Turk 
Divan Edebiyatimn en giizel beyitlerinden biri oldugunu ileri surer. 
Mevlevi mukabelesi son sekliyle duzenlendikten sonra mukabelenin 
ihtiva ettigi sembolleri a?iklamak amaciyla yazilan ilk manzum risale 
Divane Mehined Celebi'ye aittir. Elli iki beyitten meydana gelen bu 
risale, Abdulbaki Gopinarli tarafindan Mevlana Miizesi Kiituphanesi'nde 
bulunan siir mecmualanndan derlenen dort adet siiriyle birlikte 
yaynnlanimstir. 

Ikinci Sultan Veled diye meshur olan Divani Mehined Celebi'nin 
oglu olan Hizir §ah ^elebi, 1497 yilinda diinyaya gelir. 1525 yihnda 
hilafetnamesini alan Celebi babasi Divani Mehined Semai'nin vefatiyla 
da makamlanna ge9er. 

Olup dil-i sir seyr-i enfus ii afak ii nagah 

Vera-yi perde-i gaybe cekince peyker-i cam 

Didi tarihini bir mustemend-i derd-i hicram 

Beka miilkine cekdi 'askerin Sultan Divani 

1570'te vefat eden Hizir Sah'in Seyh Sah Mehined Celebi isminde 
bir oglu ile II. Destina Hatun isminde bir kizi olur. 



199 



Daha (jocuk ya§ta iken §iir soylemeye ba^layan §ah Mehined Celebi 
iyi bir egitim goriir. Bir gun babasi ile otururken biri aliin digeri cahil iki 
dervi§ birbiriyle 9eki§ir. Aliin olani cahile imali olarak, "Bre odun!", diye 
hitap eder. Cahil dervi§, ofkeden ate§ kesilerek arkada^ini §eyhe §ikayet 
edince, 

Nefs-i bed-hu k'ola piir-ate§ odun lafzindan 

Hime-i nar-i gazab olduguna §ahiddir 

beytiyle cahilin kafasina bir odun da §ah Mehined Celebi vurmu§ olur. 
1575 yih vakif kayitlanndan Mevlevihane ve mescidinin vakif yonetimi 
§ah Mehined Celebi'de bulundugu goruliir. Vefati ile kizi Destina Haruin 
II, onun yerine vakfin miitevellisi olur. 

Hulya Ku9iik'un makalesinden 76 ogrendigimize gore, ku?uk ya^tan 
itibaren riyazet ve ibadetle ugra§mi§, Kur'an-i Kerim'i hifz etmi§ olan 
Destina, babasrnin ogrencisi olarak Mesnevi-i Manevi'mn sirlan, tefsir, 
hadis gibi alanlarda yeti§mi§, ekseri vakitlerini Sultan-i Sati'u'l-burhan 
Ebu's-Seyf turbesi i9indeki saliha hannnlar i9in ayrilrm§ olan bolumde, 
zikr, nafile ibadet ve murakabeler ile ge9inni§tir. Babasindan sonra onun 
yerine ge9ini§ ancak, tezkir-i Mesnevi-i §erif i9in ir§ad ehli bir kimse, 
aynca diger bazi hizinetler i9in de ehil birisini nasb ederek bizzat 
kendisinin ve goru^lerinin gerekli oldugu yerlerde de kendisi ilgilenerek 
tarikatin i^lerini yurutmu^tur. A§in riyazetten ve az uykudan zayif 
du^tugunii goriip biraz posta yatmasini, uyumasrni soyleyenlere, "Biz 
postu ayak altina serdik... Bu sebeple uyku libasindan yiiz kere daha iyi 



76 Hiilya KUgUK, MEVLEV! HANIM HALlFE VE §EYHLER 



200 



ve rahattir", sozleri ile cevap vermistir. Bir 90k kere rical-i gaybla 
goriistugu, odasindan gelen sesler uzerine kapisi vurulup da a9ikhgi 
zaman ise kimsenin goriilemedigi, ama degisik iklimlerden gelmis bir9ok 
hediyenin goze 9aptigi i9in 'Hz. Meryem gibi ,merzuk-i gaybi' oldugu 
soylenmistir. Aldigi hediye ve ihsanlan hi9bir zaman kendisi i9in 
harcamaz, fukaraya harcardi. 

1584'te diinyaya gelen £elebi Kiiciik Mehmed Efendi iki yasinda 
annesini kaybeder ve ablasi Destina Hatun tarafindan yeti§tirilir. 1606'da 
vakfin tevliyeti ile Mevlevihanenin seyhligini resmiyette uzerine alir ise 
de, ablasi Destina Hatun 1630'daki vefatina kadar idarede etkili olur. 
Ku9iik Mehmed Efendi'nin Giines Han-i Kebire, Kerime, Rahime, ve 
Seher isimlerinde doit kizi diinyaya gelir. Celebi Kii9iik Mehmed Efendi 
doneminde isyanlar ortaya 9ikmis, Mevlevi dervislerini de bu isyanlara 
ortak yapma 9abalan ohnustur. Isyancilar ihtilal yapma hevesiyle 
ozellikle militan bir grup ogrenciyi Mevlevi dervislerin arasina katmislar, 
bu arada sehirdeki bazi medreseleri de perisan hale getinnislerdir. 
Isyancilarin olumsuz davramslan Qelebi Ku9iik Mehmed Efendi'den 
sonraki donemde de devam etmistir. Qelebi'nin yerine Karahisar 
Mevlevihanesi seyhligine yetistirdigi, egittigi amcasi oglu ve damadi 
Qelebi Mehmed Arif III Efendi tayin olur. 

Mollazade diye anilan III. Mehmed Arif £elebi 1597'de diinyaya 
gelir. Sekiz yasinda yetim kalan Qelebi, Ku9iik Mehmed Efendi'nin 
terbiyesi altinda yetisir. Kara Mustafa Pasa'nin tevcihi ile 1635'te 
Mevlevihaneye seyh olur. Doneminde pek 90k insanin zulum gordiigii 
Celali Isyanlan devam eder. 



201 



'Su akmadigi zaman kokar' du^iincesiyle ceddi gibi siloja seyahat 
ederse de, §eyhi, hocasi ve aym zamanda kayinpederi olan Ku9iik 
Mehined Efendi, 'Degi^meyen, kokmayan derya ol, deniz ol' diyerek 
seyahati birakinasini i§aret eder. 'Ebu'l Me^ayih ve Hulefa' unvanim alir. 
Kendisini 9ekemeyenlerin iftirasi ile Bolvadin Mahkemesine §ikayet 
edilince, kar§i tarafin iddia ettigi hak talebinicomert9e odeyen Qelebi 
§6yle buyurur. "Hasmilarmiin bu fakiri taciz ettigi, rahatsiz ettigi akil 
sahipleri indinde malumdur. Ancak istenilen bu meblagin gerek9esinin 
a9iklaninasini istesek, biz onlan taciz etmi§ olurduk. Qunkii o zaman i§in 
i9 yuzii ortaya 9ikardi. Sonra biz bu bo^tan beri oldugumuza yemin 
etsek, dedemiz Hz. Ebubekir'in yolundan aynlmi§ olurduk. Zira yok yere 
ona bin dinar bor9 isnad edildiginde boyle bir borcu olmadigma dair 
yemin etmeyip o borcu verdi. Aynca onlann bize kar§i muameleleri 
sebebiyle sevap kazanmamiz, onlann ise bizim yuzumiizden 
cezalandinlmalan bize uygun du§mez." 

Qelebi'nin hakkinda anlatilan bir menkibe §6yledir. "Bir tarihte 
Qelebi Biiyiik Kalecik koyiine gider. Etrafi seyrederken goziine 9arpan 
yiiksek bir kayaya merdivenle 9ikmi§tir. Qevresi ta^lik ve kayaliktir. 
Etrafa bakimrken §akaci birisi merdiveni alip saklar. §eyh irunek i9in 
merdiveni aradiginda, §akaci, "Bize ikramda bulunmadrk9a merdiven 
gelmez", der. O da dogru soyliiyorsun diyerek cebinden 9ikardigi U9 avu9 
dolusu parayi serper. Herkes paralan toplamakla me^gul iken Qelebi 
gozden kaybolur. Para toplayanlar ba^lanni kaldirdiklarrnda 9elebiyi 
goremeyince §a§rrrp kalirlar. Qevreyi arayip bulamayinca, durumu dergah 
yetkililerine haber verelim diye gittiklerinde Qelebiyi odasinda oturur 
vaziyette bulurlar. §a§kmlikla nasil geldigini sorduklannda Qelebi, "Bu 
bize ecdadnmzdan mirastir. Bunda garip bir §ey yoktur", buyururlar. 



202 



Konya Mevlana Dergahi postnisini Ebubekir Qelebi'nin 1637'de 
IV. Murad'in fermamyla gorevden alinmasi iizerine Konya Dergahina 
postnisin olur ve 1642'de vefatina kadar bu makamda kalir. Mesnevihan 
Kasim Dede'nin onun vefati iizerine soylemis oldugu lata soyledir. 

Arif Efendi rafi katd u cud olub 

Qekdi liva-yi hicreti ltlak mulkiine 

Sal-i gamimde miinhasif oldi mah-i ah 

Virdi sikest hiiziinle ussak silkine 

Kayinpederi gibi Qelebi'nin de Giines Han-i Sugra, Kamile, 
Keriine ve Ayse isimlerinde dort kizi diinyaya gelir. 

Istanbul'da Kehhalzade diye anilan Ebu Bekir Efendi, Tugani 
Ahmet Dede'nin egitiminde yetisir. §eyhinin vefatindan sonra Konya'ya 
giderek Mevlana dergahinda hizmete baslar. §emseddin-i Tebrizi 
dergahinda Mesnevihanlik yapar ve hizmette emsallerini ge9erek biiyiik 
riitbelere ulasrr. Konya Mevlevihanesi postnisini Ebu Bekir Celebi 
tarafindan Bagdat Tekkesi seyhligine gonderilirse de, 90k ge9ineden 
izinle istanbul'a doner. Karahisar Mevlevihanesi seyhi Ku9uk III.Arif 
Celebi, 1637 yilinda Konya Mevlevihanesi postnisinligine tayin olunca, 
yerine Kehhalzade Ebubekir Efendi seyh olarak tayin edilir. Ebu Bekir 
Efendi basanli hayatrnin son kisimni burada ge9innistir. 1649 yihna ait 
Afyonkarahisar §eriyye sicil kaydinda, Ebu Bekir'in Karahisar 
Mevlevihanesinde halen seyh oldugu anlasilmaktadir. 

Babasi 'fukara-yi sofiyye'den olan Dervi§ Mustafa Dede, Rumeli 
Yenisehir'in koylerinden birinde diinyaya gelir. Babasi gibi dervis oknaga 

203 



karar veren Mustafa Dede, once Konya Mevlevihanesine giderek 
postnisin Ebubekir Qelebi'nin (61.1638) hizinetine girer. Ebubekir Qelebi 
1637 yilinda IV. Murad tarafindan gorevden alininca Dervis Mustafa 
kendisine yeni bir miirsid buknak arzusuyla Konya'dan Karahisar'a gelir. 
Burada cilesini cikanrken seyhi Arif Kii9uk Qelebi, aym yil Konya 
Mevlevihanesi postnisinligine tayin olur. Boylece dervis yine seyhsiz 
kaknistir. Qilesini tamamlayan Dervis Mustafa Dede, ilim ve irfan egitimi 
yam sira musiki ogrenmege baslar, dergahin neyzenbasisi Gulum 
Dede'den ders alir, bu arada Bagdat Mevlevihanesi seyhliginden istifa 
eden Kehhalzade Ebubekir Efendi Karahisar Mevlevihanesine seyh 
olmustur. Dervis Mustafa muhtemelen seyh Ebubekir doneminde 9ilesini 
tamamlar ve onun vefatindan sonra yerine Karahisar Mevlevihanesi seyhi 
olur. 

Dervis Mustafa Dede'nin miitevazi, al9ak gonullii bir sahsiyet 
oldugu anlatihr. Rauf Yekta onun bu ozelligini, "..gerek dervisligi, gerek 
seyhligi esnasinda dergaha ait hizmetleri seve seve bizzat yapar, hatta yasi 
hayli ilerledigi halde pabu9 9eviricilik, supiiruciiluk, odun yancilik gibi 
hizmetlerin ifasindan geri dunnazdi. (Ku9ek Dervis Mustafa Dede) 
ismiyle anilmasinin sebebi de iste bu suretle biitiin hayatini dervislerinin 
hizinetine hasretmesidir", seklinde belirtmektedir. Tekkelerle ilgili 
1666'da baslayan 18 senelik yasakli donem Mustafa Dede'nin seyhligi 
devresine rast geknektedir. Konya Mevlevi seyhi Bostan Dede'nin Afyon 
Mevlevi seyhi Mustafa Dede 'ye gonderdigi 1684 tarihli mektubunda, 
padisah tarafindan yeniden mesnevi okuninasina ve sema yapilmasina 
izin verildigi, hemen semaa baslamalan' bildirilmektedir. 1702 yilinda 
sag olan seyh Mustafa Efendi'nin 1703 yilrna ait bir vakif kaydinda olu 
oldugu ve boylece onun 1617-1703 yillan arasinda yasamis oldugu 
soylenebilir. Ayin-i serif mecmualarrnda Bayati ayin-i serifinin bestekan 

204 



olan Ku9ek Dervis Mustafa Dede'nin Karahisarli oldugu samlmaktadir. 
Golpinarh, Mevleviler arasindaki tevatiire gore, Karahisar Mevlevihanesi 
seyhliginde bulundugunu ve vefatiyla semahaneye gomuldugunu nakil 
etmektedir. Mevlevihanede alums alti yil tekkenisinlik, camisinde hatiplik 
yapan Rasit Dede, nam-i diger Hatip Hoca da, Kucek Dervis Mustafa 
Dede'nin Karahisar'da medfun oldugunu ifade ederek soyle a9iklik 
getinnektedir. "1902 yilinda Mevlevihane yaninadan once "Sultan 
Divani'nin merkadi ile mukabil kosesindeki parmaklik arasinda bes 
sanduka vardi. Bu sandukalardan bin Beyati ayini bestekan Mustafa 
Dede'ye, biri de Sultan Divani'nin atesbazi Furuni Dede'ye ait 
bulunuyordu. Yangindan sonra tekke tekrar yapilirken bu pannakligin 
biraz tevsii istendi. Bu maksatla Furuni Dede'nin ewe Ice parmaklik 
i9inde olan sandukasi biraz yan tarafa 9ekildi ve o zaman yer daraldigi 
i9in oraya Furuni Dede, ikincisi Resit, Kemal, Celal 9elebiler, U9uncusu 
maktul Ali Celebi'nin biraderi Munir (Murat) 9elebi, dorduncusii de 
meczup Bald Celebi namlarrna ancak dort sanduka sigdinlabildi ve 
Mustafa Dede'nin sandukasi busbiitiin kaldinldi. Bu zatin asil kabri tarn 
ikinci sandukanrn bulundugu yerde idi." Nakledilen hatirata gore, Kii9ek 
Dervis Mustafa Dede Karahisar Mevlevihanesi turbe kisininda 
medfundur. Dervis Mustafa'nin miizisyenligi ve mesnevihanhginin yam 
sira hat ile ugrastigi, 9esitli mesnevileri istinsah ettigi anlasilmaktadir. 

Seyyah lakabiyla anilan Ebubekir Dede Dervis Mustafa Dede'nin 
ogludur. Tabi Dede, onun seyh olmasim, "Musellimdir hilafet 
Mustafa'dan sonra Bu Bekre" tarihi ile belirtmektedir. Ebubekir Efendi 
1703 'ten itibaren mevlevihanenin seyhi ve mesnevihamdir. Vakfm 
miitevellisi olan Kerime Hatun, vakif koylerden verginin alrnmasi i9in 
1720 yilinda onu kendisine vekil tayin eder. 



205 



Danis Ali Dede'nin (61.1684) oglu Mehmet Mukim Dede 
babasinin vefatindan sonra Siyahi Mustafa Dede'nin (61.1711) hizmetinde 
bulunur ve onun terbiyesi altinda yetisir. Konya Mevlevihanesi postnisini 
Bostan Celebi II tarafindan once Karahisar, arkasindan Ankara 
hangahlanna seyh olarak tayin edilir. Mehinet Mukim Dede'nin 
Afyonkarahisar Mevlevihanesi seyhligine ataninasi 1703-17o5 yillan 
arasinda olmalidir. Zira 1703 yilinda Mevlevihaneye seyh Ebubekir Dede 
mesnevihan olarak tayin edilmistir. Ancak Ebubekir Dede'nin ne kadar 
seyhlikte kaldigi tespit edilememistir. Dede daha sonra Tokat asitanesine 
tayin edilir ve 1718 yilinda orada vefat eder. 

Asil adi Omer olan §ekip Dede'nin babasi Osman Efendidir. §ekib, 
Istanbul 'da egitiinini tamamlar, kadihga ge9er, ancak kadilrktan ayrilarak 
Mevlevi tarikatina girer. Bir miiddet Konya Mevlevihanesinde kalarak 
"hucrenisin-i uzletgiizin" ve mesnevihan olur. Mevlevi egitimi ve 
terbiyesini tamamlayan §ekib, buradan once Karahisar seyhligine, daha 
sonra Halep mesihatine tayin edilir. 1723 yilinda Hacc-i serifde vefat 
eder. 

Karahisar-i Sahip Mevlevihanesinin seyhlerinden Abbas Dede 
§eyh Ebubekir Efendi'den sonra Mevlevihaneye seyh olarak tayin edilir. 

1752 yilina ait bir vakif kaydrnda yer alan, "Mevlevihanenin bil-fiil 
seyhi ve vakfin nazin olan 'umdetii'l mesayih Osman Efendi ibn-i es- 
Seyyid seyh Yahya Efendi..", seklindeki ifadeden Afyonkarahisar 
Mevlevihanesi seyhi Osman Celebi'nin babasinin seyh Yahya oldugu 
anlasilmaktadir. Sicil kayitlannda oglu Seyyid Osman Efendi'nin 
Mevlevihanede 1739 yilinda seyh olarak gorevli bulunmasindan, Yahya 
Celebi'nin bu yillarda vefat etmis oldugu soylenebilir. 



206 



Karamanli §eyh Osman Celebi'nin babasinin Mevlevihane 
seyhligine gorevlendirilmesiyle Afyonkarahisar'a yerlesmis olduklan 
dusuniilebilir. Osman Celebi bu arada Sultan Divani oglu Hizir §ah'in 
kizi Kamer §ah ile evlenir. §eyh olarak bulundugu mevlevihanede ayni 
zamanda vakfin da naziri olarak gorev yapar. Bununla birlikte Celebi'nin 
postnisinlik makarmna hangi tarihte basladigi, hangi tarihte aynldigi 
tespit edilememistir. Vefatindan sonra oglu Yahya Qelebi'nin seyh 
oldugu, onun da 1767 yilinda gen9 yasta oldugu dikkate alinirsa, 
Celebi'nin 1764-1767 yillan arasinda vefat ettigi soylenebilir. 

§eyh Osman Efendinin oglu olan Yahya Celebi dergahta Mevlevi 
kultiirii ile yetismis, ve daha sonra kaptan-i derya Seyyid Ali Pasa'nrn kizi 
Zeynep hammla evlenmistir. Qe^itli mecmua ve conklerde yinni kadar 
gazel ve kosmasi tesbit edilmistir. 

Muhtemelen Yahya C e l e binin kii?uk kardesi olan Seyyid 
Alaeddin £elebi, Yahya C e l e bi'nin vefatindan sonra Mevlevihanenin 
seyhi ohnustur. §eyh Es-seyyid Alaeddin C^elebi, Karahisar-i Sahib 
Mevlevihane sinin mutevelliligi ile ilgili olarak yazilan bir Hatt-i 
Humayun'da otuz bes yildir seyhlik gorevinde bulundugunu 
belirtmektedir. Bu durumda C^elebi otuz bes yilrni 1801 yilinda 
tamamlamistir. 

'Meczup Abdiilbaki Dede' diye anilan Abdiilbaki C^elebi, 
Alaeddin Celebi'nin ogludur. §eyhlik yaptigi nakil olunmaktaysa da, bu 
hususu teyid edici bir kaynak bulunamamistir. Kurban bayramlarrnda 
kurban kanini sehid Ali Efendi cocukken onun sikkesine siirer, "bu 
cocugun basi nerede goremiyorum", dermis. Kabri mevlevihanededir. 



207 



Ahmet Qelebi, Seyyid Alaaddin Qelebi'nin buyiik ogludur. XIX. 
yiizyilrn baslannda babasinin vefatiyla Mevlevihane'nin seyhi ve vakfin 
da miitevellisi olmustur. 1826 tarihli bir vakif kaydinda, yirmi yildrr 
beratla mutevelligin elinde oldugu, 1806 yilinda seyhlik gorevindeyken 
vakfin miitevelliligi verildigi belirtilmektedir. Bu gorevler iizerinde iken, 
1830 yilinda vefat etmesi iizerine kardesi Seyyid Yahya Efendi 
Mevlevihane'ye seyh olarak gorevlendirilmistir. Onun da Mevlevihane 
bah9esinde gomiilu oldugu nakledilir. 

Kayitlardan anla^ildigina gore, Alaaddin Efendi'nin oglu Seyyid 
§eyh Yahya Efendi, 1834 yilinda vakfin miitevellisi ve mevlevihanenin 
de seyhidir. Ocak 1837 yilinda mevlevihanenin postnisini ve imarmdir. 

Seyh Murat Efendi Seyh Ahmet Qelebi'nin oglu, Sehid Ali 
Efendi'nin de kardesidir. Sicil kayitlannda Murat Qelebi'nin seyhlik 
yaptigrna dair bir kayda rastlanmaz. Ancak, Mevlevihane'nin tiirbe 
bolumiinde ona atfedilen kabir iizerinde bir sandukanin ohnasi, 
§emseddin Qelebi'nin, seyh Ali Efendi'den once Mevlevihane'nin seyhi 
oldugunu, onun vefatindan sonra Ali Efendi'nin seyhlik makarmna 
ge9inis oldugunu bildirmesi gibi bilgiler, onun 1837 yilinda kisa bir sure, 
(belki birka9 ay) seyhlik yapmis oldugu fikrini vennektedir. Bu durumda 
Murat Efendi'nin Yahya Efendi'den sonra, Ali Efendi'den de once seyh 
ohnasi gerekir. Murat Efendi, Ahmet Qelebi'nin biiyiik oglu olmalidir. 
Zira Mevlevi geleneginde de seyhlik sirasi oncelikle ailenin biiyiik erkek 
focuguna verihnistir. Babasi ve kardesine ait bilgilerden yola ?ikarak 
1750-1850 yillannda yasadigini soyleyebiliriz. 

§eyh Ahmet Efendi'nin Ali Efendi'nin 1837 yih ortalannda 
seyhlige atanmis oldugu ve 1 840 yilinda da mevlevihanenin seyhi, vakfin 



208 



da miitevellisi oldugu anlasilmaktadir. Muhtemelen 1842 yilinda bugiin 
i9in bilinineyen sebeplerden dolayi idam edilmistir. Mevlevi muhitince 
"basi kesik, %ehid AH Efendi" diye anilmistir. Miinire Harum isminde bir 
kizi bulundugu ve Miinire Hanimin Rasit Qelebi'nin oglu Kemal Qelebi 
ile evlenmis oldugu goriiliir. 

Ali Efendi'nin idam edilmesi uzerine 1842'de Konya'dan 
Afyonkarahisar Mevlevihanesi seyhligine tayin edilen ve babasi 
tarafindan Mevlana'ya ulasan Mehmet Ra§it Qelebi, Huseyin Qelebi'nin 
ogludur. 1844'te Mevlevihane genisletilerek tamir edilmis, insa olunan 
hankahin iki adet resmi Afyonkarahisar kaymakami tarafindan merkeze 
gonderilmistir. 1867 yilinda sag olan Rasit Qelebi'nin vefat tarihi tespit 
edilememistir. Rasit celebi'nin Riza Qelebi, Bahaeddin Qelebi, 
Abdiilkadir Qelebi, ve Kemal Qelebi isimlerinde 90cuklan oldugu 
anlasilmaktadir. 

Qelebi ilimle mesgul olmus, 9esitli eserler kaleme almis, istinsah 
etmistir. Bu 9er9evede "El-Evrdd" isminde Arap9a, nesih hatla yazilmis 
bir eseri bulunmaktadir. Aynca, Sipehsalar Mecdii'd-din Feridun'un 
Mendkib-i Sipehsalar adli Fars9a eserini Tiirl^e'ye 9evinnistir. Ismail 
Ankaravi'nin Mesnevi serhinin 7. cildini de Nesih hatla istinsah etmistir. 

§eyh Ali Efendi'nin kizi Miinire hanun ile evlenmis olan Ahmet 
Kemaleddin £elebi, M. Rasit Qelebi'nin ogludur. hayir hasenat sahibi 
bir insan olan Kemaleddin Qelebi'nin 1872'de dergahta postnisin olarak 
gorevli oldugu goriilmektedir. Bu arada dergahin, 1875 yilinda yandigi, 
tamiratrnin ise Mart 1878 tarihinde bitmedigi ve dergahin postnisinliginin 
Kemaleddin Qelebi'de oldugu anlasilmaktadir. O, olgun bir kisilige 
sahiptir. Ozellikle Harabi, Tiirabi gibi halk sairlerini her zaman koruyup, 



209 



gozetmistir. Yirmi 119 yil seyhlik gorevinde bulunmus, nihayet, 1894 
yilinda vefat eylemistir. Mevlevihanede tiirbe i9erisinde medfundur. §eyh 
Kemaleddin Celebi'nin 14 subat 1892 tarihli vakliyesinden anlasildigma 
gore, Kalecik-i Kebir koyunde, Mevlana Celalettin-i Rumi'nin vakif 
arazisi iizerine Ba§ Degirmen diye anilan ve bir tas iizerine devran iden 
bir adet degirmen yaptirarak vakif eder. Deginnenin yillik gelirinden 
Sultan Divani Hazretlerinin camii seriiinde iinam ve muezzin olan 
efendilere yillik 12'ser Istanbul kilesi ile bugday verilmesini; buna 
karsilik her ay Kur'an-i Kerim'den 15'er ciiz okuyarak peygamberimiz ile 
Sultan Divani'nin miibarek ruhlanna hediye edilmesini, fazla para olursa 
erkek 90cuklar arasinda pay edilmesini sart kosar. Vakfin mutevellisi 
olarak, saghgmda kendisinin, vefatindan sonra erkek 90cuklanndan 
biiyuk olanin gorevlendirilmesini ister. 

Kemaleddin Celebi'nin oglu olan §eyh Celalettin Celebi'nin 
annesi Miinire Hammdir. Babasinin 1894 yilinda vefatindan sonra Konya 
seccadenisini Celebi Efendi'nin icazeti ile Karahisar Mevlevihanesi'ne 
seyh olmustur. §eyhlik muhriinden 1894-95 yilinda Mevlevihaneye 
postnisin oldugu anlasilmaktadir.1896 yilinda vakifla ilgili bir hususu 
Nafia Nezareti'nde goriismek iizere Istanbul'a gitmis, bu arada Tahir 
Olgun ile dergahta goriismustur. Tahir Olgun kaleme aldigi "Qilehdne 
Mektuplari" nda Celalettin Celebi'yi "Muttaki, mutevdzi,dervi§-nihdd ve 
velhdsil evldd-i Mevldnd demeye Idyik bir celebi" ^eklinde ustun 
vasiflarla anmaktadrr. 1902 yilinda zuhur eden yanginda Mevlevihane'nin 
yanmasi, yeniden yapilmasi §eyh Celalettin Celebi zamaninda olmustur. 
Cihan Harbi sirasinda Istanbul'da kurulan "Mucdhidin-i Mevleviyye 
Taburu"an Karahisar'dan §eyh Celalettin Celebi de katilmis, §am'a 
kadar gitmis, bir muddet kalmis, yash oldugu i9in Karahisar'a geri 
donmustur. Cesitli tarihlerde hannnlannin olmeleri sonucu bir ka9 kez 

210 



evlenmis, on kadar 90cugu olmustur. §eyh Celalettin Celebi, 25 Eyliil 
1918 tarihinde vefat e talis ve Mevlevihane'ye defcedifmistir. 

Celalettin Celebi'nin oglu olan Ahmet Ra§it ^elebi'nin annesi 
Zaide Hannndir. 1878-79 yilinda dogmustur. Ahmet Rasit Celebi 
babasinm vefatindan sonra bosalan seyhlik makamina ge9mek ifin 
yapilan sinavdan basan ile gecer. Mahalli Enciimen Mesayihi tarafindan 
diizenlenen basan mazbatasi Mesayih Meclisi'nce tasdik olunmak iizere 
mesihatpenahiye gonderildiginde Karahisar-i Sahib'deki Hazret-i Divani 
Mehmet Efendi vakfinin tevliyetinin babasi Celalettin Efendi uzerinde 
oldugu, mesihatine dair bir kaydin ve vakliyenin olmadigi, onceden 
beratla gorevlenmedigi, Konya'da olan seccadenisin Celebi Efendi'nin 
icazetnamesiyle atandigi anlasihr; bu sebepten oglu Ahmet Rasit 
Celebi'nin de Celebi Efendi'nin icazetnamesiyle atanmasina sura-yi 
Devlet'te Mart 1919 yihnda karar verilir. Rasit Celebi, yaklasik yedi yil 
postnisinlik makaminda kalir. Tekke ve tiirbelerin kapatihnasi ile ilgili 
kanunun 9ikmasiyla Divani Mehmet Efendi Mevlevihanesi de minaresi ve 
minberi ohnasi sebebiyle camiye 9evrilir ve Rasit Celebi'nin de seyhlik 
gorevi liilen sona erer. Celebi, 13.04.1934 yilinda vefat etmis, Olucak 
9esmesi karsisinda yer alan mezarhga defnedifmistir., 9aliskan ve 
vatansever bir insan Rasit Celebi'nin, Milli miicadele sirasrnda diismana 
karsi Miiftu Hiiseyin Bayik, Nebil Hoca ve diger arkadaslanyla birlik ve 
beraberlik i9erisinde 9alistiklan anlasilmaktadir. 

Afyonkarahisar Mevlevihanesinin insa tarihi 1316 olarak kabul 
edilir. Yakup Celebi zamanrnda himaye goren yapi i9in vakiflar tahsis 
edilir. Bu tahsisler zamanla artacaktir. Hasan Ozonder'in tebliginden 77 



77 •• •• 

OZONDER Hasan, Afyonkarahisar Mevlevihanesi 



211 



anladigimiza gore, gunumuze gelinceye kadar bir 90k badire atlatarak 
tamir ve tadilat goren yapi, son seklini II. Abdiilhamit doneininde 
alacaktir. Cumhuriyet doneininde tekke ve zaviyelerin kapatilmasi 
iizerine faaliyetine son verilen Mevlevihane, zaman i9erisinde bando 
binasi, Kur"an-i Kerim kursu ve muftuluk binasi olarak kullamhr. 2008 
sonunda miize olarak hizmete ge9er. 

Afyonkarahisar'daki sema faaliyetleri 1925 senesinden itibaren 
gezekler vasitasiyle surduriilur 78 . 1950'li yillarda Konya, sema icra 
edecek bir ekip 9ikaramadigi i9in mutrip heyeti ihtiyaca binaen 
Afyonkarahisar'dan karsilanir. 1960'lardan itibaren sema gosterileri 
Afyonkarahisar'da da icra edilmeye baslanir. 



Afy on karahisar y da N^k§ibendiyye 



XX. asrin basinda sehirde Naksibendiyye tarikatina ait alti tekkenin 
bulundugu goriilmektedir. Son seyhi Haci Hiiseyin Efendi Qavusbasi 
Mahallesindeki kendi evinde tarikat faaliyetlerini yuriiturken (Jolakzade 
Hiiseyin Efendi'nin Kildenli Medresesinde hizmet verdigi 
anlasilmaktadir. Top9Uzade Mehmet Efendi'nin gorev yaptigi yer, Yeni 
Cami Medresesidir. Haci Bakiogullarrndan Osman Aga ve oglu Ibrahim 
Aga tarafindan 18. yiizyilda Yeni Cami'nin yanina yaptinlan medreseye 
9esitli vakiflarda bulunulur. Medreseler 1924'te kapandiginda, kirkbir 



ILGAR Ynsnf, Cumhuriyet Doneininde Afyonkarahisar'da Sema Gosterileri 

212 



talebesi Afyonkarahisar Sultanisi'nin orta kismina naklolunur. 1 kargir 
kutiiphane, 14 odali ve 2 dershaneli olan medrese binasi 1914'te Darii'l- 
Hilafe olarak a9ilmis, 1924'te imam Hatip Mektebi, daha sonra 
Cumhuriyet Mektebi ve Namik Kemal Mektebi adlanyla yine egitim 
hizmetlerinde kullamlmistir. 1945 yilinda ogrenciler Cumhuriyet 
Mektebi'nin yeni binasina nakledilir. Medrese binasi 1955 yilina kadar 
Senirkent Ogrenci Yurdu, yikildigi 1957 yilina kadar da Doganspor 
Gen9lik Kulubii binasi olarak hizmet verir. 

Otpazar Camii kible yonunde yer alan ve 6 odali ve 2 dershaneli 
olarak egitim veren Dinarlizade Medresesi'nin son hocasi, Haci 
Hamzazade Nuri Efendi'dir. 

Otpazar Camii yaninda XX. Yiizyil baslarrnda yapilan Irfaniye 
Medresesi'nin list katindaki tekkenin seyhi Tokatli Haci Mehmet oglu 
Ibrahim oglu Veliyyiidin Efendi'dir. Tekkeyi medreseyle birlikte Kurt 
oglu Haci Omer Aga yaptirmis, vakfini kurarak Veliyyiidin Efendi'yi de 
mutevelli tayin etmistir. 

Otpazan Camii kible yonunde olan medrese ve Naksi tekkesi 1936 
yilinda yiktinlarak, bosalan arsalarrna kabristan yeri de katilarak Sebze 
Hali yaptinlir. Haci Omer Aga, onii ve arkasi Otpazan Camii'ne bitisik 
mezarlik, sol tarafi Dinarlizade Medresesi diye anilan Imadeddin 
Medresesi, diger cephesi yol olan magazasi harap olunca; bu yere Irfaniye 
ismiyle bir medrese yaptrrmistir. Medresenin alt katinda iki adet magaza, 
list katinda iki tekke odasi, bitisiginde de U9 odasi bulunmaktadrr. Haci 
Omer Aga, 1914'te medresenin vakliyesini diizenleyerek vakfini tescil 
ettirir. 



213 



Medresenin miiderrisi, Tarikat-i Aliyye-i Naksibendiye seyhi Tokadi 
Haci Mehmet oglu Ibrahim oglu Veliyyudin Efendi hayatta oldukca 
miitevelli tayin edilmistir. Omer Aga, mutevellinin vefatindan sonra, 
kanun geregi, iintihanla ehil birisinin muderris ve seyh tayin edilmesini, 
iki magazanin kiraya verilerek geliri ile vakfedilen yerlerin bakun ve 
tamir masraflannin karsilarunasini istemistir. 1923'teki tekkenin 
postnisini Haci Hamzazade Ali Riza Efendi ibn-i Omer Efendi'dir. 

Bir diger Naksibendi-Halidi tekkesi, Buharali Hiiseyin oglu Haci 
Adil Efendi'nin 1866 yilrnda vakfetmi? oldugu, Haci Nuh Mahallesi'nde 
mescit yanindaki iki katli evde faaliyet gosteriyordu. Tekkenin ^eyhligini 
Buharali Haci Seyfettin yapiyordu. Onun vefatindan sonra, ogullarinin 
seyhlik yapmaya ehil olmamalan sebebiyle, yerine, daha once tekkede 
vekaleten seyhlik yapan Abdullah oglu Haci Emrullah 1902'de tayin 
olunur. 

Haci Adil Efendi, 1866'da 1000 kurus ile Haci Nuh Mahallesi'nde 
mescit yanindaki iki katli olan ve Naksibendiye Tekkesi ve misafirhanesi 
olarak diizenlenen evini vakfeder. Vakfedilen para %15 ile isletilerek elde 
edilen gelir ile oncelikle evin tamir ve bakimi yapilacaktir. Evin list ka- 
tindaki bir oda Naksibendiye -i Halidiye Tekkesi olup burada Buharali 
Haci Seyfettin seyh olarak hatm-i hace ve ayin-i tarikati icra edecek, 
vefatindan sonra evladinin erkek ve resit olamndan me^ihate ehliyetli 
olani tekkeye seyh olacaktir. Tekkenin diger odalan ise 
Maveraunnehir'den gelenler i9in misafirhane olarak tahsis edilecektir. 
Vakfa, Haci Murat adh kisi miitevelli tayin edilmistir. 

Afyonkarahisar'da Halidiyenin onemli ismi Haci A^ik'in en ge9 
Mevlana Halid'in vefat tarihi olan 1827'de Afyonkarahisar'da bulundugu, 



214 



evlenmis ve, Emine, Fitnet, Naile ve Rahime isimlerinde dort kizi oldugu 
ve 1839'da Dilaver Pasa tarafindan kendisine vakif demhte edildigi ve 
1848'de vefat ettigi bilink. 

Talebelerinden Bekir Kadrzade §eyh Mehrnet Feyzi Efendi ile 
icazetini Osman Ziihdii Efendi'den alan ve 'Sandikli §eyhi' olarak 
iinlenen Hasan Efendi (1825-1907)'nin damatlan oldugu ileri siiriilur. 
Yunus Efendi'nin ise Afyonkarahisar miiftiisu olarak gorev yaptigi ve 
1900'lerin basinda medresenin seyhi oldugu goriilur. Zamanla medrese 
ile tekke kismi yikilir. 



AfyonkarahisarMa Rifailik 



§ehirde Karamanoglu Mahallesi'ndeki Rifai Dergahi'mn ne zaman 
ve kim tarafindan a9ildigi tespit edilememistir. Giinumuzde aym adla 
anilan mahallede Yesil Yol kavsaginda "Demiryalayan" lakapli zata 
atfedilen bir tiirbe bulunmaktadir. Demiryalayan Rifai tarikatina 
mensuptur. Zaviyeninbu tiirbe civannda olmasi muhtemeldir. 1863 tarihli 
bir kayitta dergah seyhi Mestcizade Mehrnet Efendi'nin, mukabele 
sirasinda muritlerinden Halil Omer adli kisiyi bicakla yaralayarak 
oliimiine sebep oldugu kayitlidir. 

§ehirde 1902'de meydana gelen yanginda, iki tekke ile birlikte 
Rifai Tekkesi ve pek 90k bina yanmistn - . Bu yanginin Mevlevihane 

215 



civannda meydana geldigi dikkate ahndigmda yanan Rifai Tekkesinin de 
o mahalde olmasi lazim gelir. Bu duramda Karamanoglu 
Mahallesindekinden baska bir Rifai Tekkesinin varligi daha ortaya cikar. 



Afyonkarahisar'da Sadiyye 



§ehirde tespit ediknis olan Sadi tarikatina ait tekkelerden Avcioglu 
Dergahi'nin ne zaman ve kim tarafindan a9ilmis oldugu bilinmiyor. 
Otpazan Camii karsisinda yer alan tekke ile ilgili vakiflardan ilki 1884 'te 
kuruknus oknakla birlikte vakifin kimligi belli degildir. Bu tarihte 
dergahin seyhi, §eyh Mehmet Efendi oglu §eyh Sadeddin Efendidir. §eyh 
Mehrnet Efendinin oglu zamamnda tesis edilen Avcizade Abdullah 
Efendi vakfinin geliri, dergahin masraflan, bakim ve tamiri i9in talis is 
edilir. 

Hakkinda yeterli bilgi bulunamayan Kesikbas Sultan adina 
kuruknus olan tekke Kadinana mezarhginin kuzey kisminda yer 
aknaktaydi. Iki kath ahsap bir bina olan tekkenin alt kismi, yolculara 
tahsis edilmisti. list kati mescit olarak kullaniknis olan yaprnin ahsap bir 
minaresi buluninaktaydi. Yunanlilann Afyonkarahisar'i isgali esnasinda 
yakihms, yen ise daha sonra sehrin iinan sirasinda yola katikmsti. 

XV. Yiizyilda yasadigi ileri siiriilen Kesikbas Sultan'rn Abdurrahim 
Karahisari'nin 9agdasi olduguna dair goriisler, tekkenin XV. asirda 
yapihnis olabilecegi fikrini verinekte ise de, XVI. Yiizyil vakif 

216 



kayitlarinda Kesikbas ismine rastlarunaz. 1840 tarihli bir mahkeme 
kaydinda, Kesikbas Sultan Tekkesi seyhlerinden sadat-i kiramdan Seyyid 
§eyh Yakub, Seyyid §eyh Osman ve Seyyid §eyh Mehmet'ten vergi 
alinmamasi gerekirken vergi ahndigi, yapilan tahkikat sonucunda ise adi 
gecen kisilerin vergiden muaf olduklarinin anlasildigmdan bahsedilir. Bu 
yiizyilin ikinci yansina ili§kin bazi kayitlarda ise tekkenin vakif arsasi 
iizerine Attar Haci Mehinet Aga ile Postnisin Ismail Hakki Efendi 
tarafindan bir takun dukkanlar ile dervislerin kalacagi tekke odalan ve 
cami yapilarak gelirlerinin tekkeye vakfedildigi goriilur. 

Kesikbas Sultan Turbesinde tiirbedar olarak gorev yapmakta olan 
kisilerden §eyh Osman'in cocuksuz olarak vefat etmesi, diger iki kardesin 
de vefatlanndan sonra cocuklannin berber ve demirci oknalanndan dolayi 
turbedarlik gorevinin tiirbede onceden beri gorevli olan Mehinet oglu 
Ismail Efendi'ye verilmesi hususu Evkaf Mudurlugu tarafindan 24 Ekim 
1871 tarihinde devlet merkezine teklif edilmis oldugunu goruriiz. 

Attar Haci Mehinet Aga Hasir Pazan'nda Bey Qe^mesi yaninda, 
Kesikbas Sultan kabri yaninda Kesikbas Sultan Tekkesi vakif arsasi 
iizerine, 1873'te doit adet bakkal dukkam, bir adet berber dukkani ile bir 
adet magaza, alt katta fakir dervislerin kalmalan i9in U9 adet 
Kalenderhane ve bir tiirbe, list katta iki adet imam ile muezzin odasi, bir 
sofa ve Aziziye adiyla anilan camii yaptrrarak gelirlerini tekkeye 
vakfeder. Postnisin Ismail Hakki Efendi de, Kesikbas dergahimn arsasina 
birbirine bitisik dort dukkan yaptirarak bunlann gelirini dergahrn mum, 
yag ve yiyecek masrafi giderlerinin karsilanmasi i9in 1890 tarihinde 
vakfeder. 



217 



§ehirde bu iki tekke disrnda, yine Yoncaalti Camii civannda Ebu 
Ishak Tekkesi adiyla bilinen U9iincu bir Sadi tarikatina ait tekke 
bulunmakta idi. Seyyid Haci Ahmet Aga'nrn 1854 tarihli vakfiyesi'nde 
Yoncaalti mevkiinde Ebu Ishak Sultan Tekkesi diye kayit buluninaktadir. 
Ebu Ishak Dede'nin mezannin yerinin, Yoncaalti Qesmesi'nin arkasi 
oldugunu ve burasinin daha sonra yola kanstigi goruliir. 

Bu zaviye, uzun zaman harap bir halde bulunurken, §eyh Ayaz 
diye anilan Seyyid Haci Mahinut adh kisi kendi malindan tamir 
ettirmistir. §eyh Ayaz zaviyedeki bos olan seyhlik ve zaviyedarhk 
gorevine bir beratla 1777'de tayin olmustur. Tekkenin 1891'deki 
postnisini ise §eyh Mehmet Cemal Efendi oglu §eyh Sadeddin Efendi'dir. 

Ebu Ishak Vakfinin varhgrndan ancak, XX. yiizyil baslannda 
Avcizade §eyh Sadettin'in vakif arsasi iizerine bir diikkan yaptirmasi 
dolayisiyla haberdar oluruz. Ebu Ishak Hazretleri'nin tiirbedan iken vefat 
eden Molla Bahsi Mahallesi'nden mesayih-i kiram ve miiderrisinden 
Avcizade §eyh Sadettin'in 90cuklan mahkemeye basvurarak, babalannin 
Yonca altinda Ebu Ishak Vakfi arsasi iizerine yaptirdigi birbirine bitisik 
U9 adet dukkamni vakfettigini bildirmislerdir. Vakfin sartlan soyledir: 
Dukkanlann geliri ile dergah ve dukkanlann tamir ve bakmilanmn 
yapilmasi, kalan para ile oglu Abdullah Efendi'nin her ay Kur'an 
okuyarak peygamberimiz, Ebu Ishak ve kendi ruhuna hediye edihnesini 
istemistir. Buna karsihk Abdullah Efendi'ye yilhk 600 gurus iicret 
verilmesini belirtmistir. Diger tarftan oglu ibrahim'in, miibarek gecelerde 
dergahin kandillerini yakip her Cuma gecesi Yasin, Pazartesi gecesi Miilk 
surelerini okuyup hediye ederek, karsihgrnda 600 gurus iicret almasrni, 
tiirbedara yilhk 600 gurus, miitevelliye de yillik 200 gurus iicret 
verilmesini 1911 tarihli vakfiyesinde sart kosmustur. 

218 



Afyonkarahisar'da Bekta§ilik 



Bektasiligin Afyonkarahisar'daki tarih^esi, bize tarikatin eklektik 
niteligini gostermesi bakimindan olduk9a ogreticidir. H19 siiphesiz 
Anadolu'daki dini hareketlerin i9inde ilgi 9ekici olanlarindan bin, XVI. 
asirda Sultan Divani'nin Mevlevilikle Bektasilik arasinda ger9eklestirmis 
oldugu yakinlasmadir. Onun uzun yillar seksen Mevlevi ve Bektasi 
dervisiyle seyahatte bulundugu anlatilir. Mehmet (Jelebi'nin tasavvufi 
hayatinda yaptigi islerin basinda Mevlevi tarikati i9ersinde Kalenderilik 
ve Bektasiligi kaynastirmaya 9alismasi gelir. Birlik ve beraberligi 
saglamanin ilk yolu olarak kirk Mevlevi dervisini kirk Bektasi dervisi ile 
yaren, dost, manevi kardes ilan eder. Tarikatlar arasindaki birlikteligi 
saglamak amaciyla Mevleviligin §ems kolu nesesi i9ersinde bir hayat 
yasamistrr denebilir. Mehinet Semai Qelebi'nin hayat tarzi 
incelendiginde, Bektasilik ile Kalenderiligi Mevlevilik felsefesi i9ersinde 
kaynastinnak ve bunu melameti nese i9ersinde uygulamak istedigi 
goriilur. Rivayete gore, zaman zaman 9ar-darp olmasi, karpuzu oyarak 
kabugunu basina ge9innesi gibi 9esitli kilik ve davranislarla halkin 
karsisina 9ikmasi Melami dusuncesinden kaynaklaninaktadir.Tahiru'l 
Mevlevi'den nakille, "ikinci Bayezid 'in son devirlerinde her tarafta 
ihtilaller, isyanlar 9iktigi sirada Karahisar ve havalisindki esraf ve ayan da 
hukumete isyan etmis, Sultan Divani'nin bu harekete istiraki teklif 
edilmisti. Red cevabi verniek mumkun olmayacagi i9in Sultan Divani isi 
meczubluga vurdu. Sa9ini sakalrni kaslanni ve biyiklarrni tras ettirmis, bir 

219 



karpuzun i9ini oyup kabugunu basina giymis. Onu bu halde gorenler, bu 
adam 9ildinnis! Diye istiraki iijin israr etmemisler. 

Bu yasayisryla Meshed'e giden Mehinet Qelebi, buradan Iran 
Kalenderilerince biiyiik bir sevgi ve saygi goriir. Doniiste 9e§itli 
hediyelerle iki bayrak, biiyiik bir kazan ve vakif kaplann bir kismi ile 
taltif edilir. Miiritlerinden Sadiki'nin imam Musa Rizai'yi ziyaretleri 
sirasinda soyledigi gazelinde, 

"Biz Hazreti Daverin sahini olan kalenderileriz. Peygamber soyuna 
has kalenderleriz. Ali, Hak icin diinyayi bosladi. Bu yiizden yigit Haydar 
yolunda kalenderleriz. Biz peygamber soyunun ayriligmdan Rumlular 
gibi yalin ayak, her iilkede kalenderiz. ..Huseynilerin yolunda sadik 
olalnn. Biz Ahmet ve Haydar'a baglilikta kalenderiz." Diyerek Kalenderi 
oluslarryla ovunmektedir. 

Sultan Semai'nin Bektasiligi Peygambere ve aline olan sevgiye ve onlara 
olan bagliliga dayanir. Onun bir siirinde goriilen Hz. Ali sevgisi, on iki 
imamin isimleri ve bazi hasletleri zikredilerek anlamli sekilde dile 
getirilir. Bu shrine Hazreti Ali'yi, onsekiz bin alemin cisminde can, 
giizelligiyle gokyiiziiniin giinesi ve ayi, sozleri gizli bir hazine ve niikteyi, 
inceligi anlayan dikkat sahibi, yigitlerin sahi, Allah'in aslani ve baskan 
olarak anlatir. Sonra onun, dini ve tarihi vasiflarini, maddi ve manevi 
giizelligini, bazi tesbih ve tasavvurlarla dile getirir. §iirin devaminda da 
on iki imamin isimleri iizerinde ayn ayn durulur ve giizellikleri anlatilrr. 
Semai siirini Hazreti Ali'den yardnn dileyerek, Yezid'e bedduada 
bulunarak bitirir. 

Mehmed Qelebi Pir Adil Qelebi zamaninda kirk Mevlevi dervisiyle 
birlikte Konya'ya gitmis, buradan Karaman'a ge9inis, Haci Bektas 

220 



Dergahina misafir olmus, buradan da kirk Bektasi Abdali alarak Irak'a 
gitmistir. Sirayla Necef, Kerbela, Bagdat, ve Samerra'da ehl-i beyt 
imamlanni ziyaretten sonra Meshed'e giderek sekizinci imam Ali er- 
Rizai'nin tiirbesini ziyaret eder. Qelebi, burada biiyiik hiirmet ve iltifat 
goriir. Bir zamanlar Karahisar Mevlevihanesinde var olan iki biiyiik bakir 
kazan ve bir takim kap kacak hediye edilir. Bu ziyaret sirasinda Mehmed 
Qelebi, "Rizanin kapisindan ayn diisen goz, giines cesmesi bile olsa 
nursuzdur. Hizmetine, kulagi kiipeli, bir kul olan can ve kerem ve ihsan 
dairesine dahil olarak hasredilir.", anlamindaki Fars9a bir rubai soyler. 
Meshed'den sag tarafinda Mevleviler solunda Bektasiler oldugu halde 
yola devam edilir. Mevlevilerin komutam Mehmet Sadik Dede, 
Bektasilerin komutam ise Ali Rumi Dede'dir. Muhtemelen bu seyahatten 
bir sure sonra Ali Rumi Dede yareni Kudiim Baba ile birlikte Karahisar'in 
onemli il^esi olan Sandikli'ya gonderilir. 

Sultan Divani konusu Yarenleri ile onem kazanmistir. Bu lakabi 
tasiyan kisiler, Divani Qelebi'nin biri Mevlevi digeri Bektasi olan 
muritleridir. Afyonkarahisar'da mezarlan bulunan Mevlana neslinden 
Devrane Sultan lakabiyla Devrani Qelebi, Yarenler Sultan, Ayaktekke 
Camii bodrumunda bulunan Molla Bahsi. Molla Yah§i, Haci Yahya 
Camii bodrumunda bulunan Haci Yahya Dede ile Haci Feyzullah, 
Dedeli Han denilen yerde halen binalar icersinde bulunan iki yaren 
mezari oldugu soylenen kisiler, Ulu Cami karsisinda turbesi olan 
Mehmet Efendi ile arkadasi, ve Sandikli'da Ali Rumi ile Kudiim Baba 
sayilabilir. 



221 



Ondokuzuncu yuzyilda yasamis olan Ibrahim aslen Rumeli 
vilayetlerindendir. Rivayete gore "askerlik" meslegine girer ve tabur 
komutanligma kadar yiikselir. Savaslarda ailesinin "perisan" oknasi 
uzerine "diinyadan elini ceker" ve Melami tarikatina girer. Istanbul'da 
seyhinden "icazet" alir. Dervisane ve asikane siirlerini bir "Divan" da 
toplar. Bu eserini 1841'de tamamlar. §eyhinin isaretiyle, bu tarihten sonra 
Afyonkarahisar'a gelir. 

Onun artik buradaki hayatinda iki donemden soz edilir. Birincisi 
yeni geldigi siralardaki "diizgiin list bas'la surdurdugii hayat tarzi, ikincisi 
"bagir bas a9ik, yalin ayak" olarak tanimlanan hayat tarzidir. Tiirabi 
fjehrekustii, Devrane, Yarenler, Ayaktekke gibi turbelerde ve tiirbe 
odalarrnda kalir. Haftada iki gun "Selman"a cikar. 79 Hayatini bununla 
surduriir. G6n9er'e gore bu hayat tarzi, "Melamet gomlegini giymek"tir. 

Turabi'nin yakin arkadaslan ve muridleri, Harabi mahlasiyla 
Ciloglu Deli Bekir, Hafiz Sadrk Lilala, Receb, Anbanaz'dan §abanoglu 
Ibrahim Aga ve Senir Koyu'nden Haci Ali Aga'dir. 
1875 tarihinde 90 yaslannda vefat eden Tiirabi §ehrekustu mezarhgina 
defnedilir. 

Onun uzerinde ask'in ezeliligi, Hak divani, can kervani, insan 
varhgirun temeli olan Hakk'in kudreti gibi konularda Yunus Emre'nin 
tesiri acik sekilde goriilur. Diger deyisle Tiirabi, bu konularda Yunus 
Emre'yi tekrar eder ve sunlan soyler: 



79 

Tasavvnf tarihinde bir kisim §eyh, nefs terbiyesi i9in, miiridlerini, gecici bir siire bir 

§eyler toplamaya yollardi. Onlar da "§ey'en lillah" diyerek ke§kiilleriyle dola^ir, 

topladiklanm dergaha getirirlerdi. Dervi§lerin topladigi bu yiyecekler, fakirlere dagitilirdi. 

Buna, "Selmana cikmak" da denirdi. Bu tabir, hizmet sonrasi dua ve niyaz sirasmda da 

kullanihrdi. 

222 



Asian binasmi gonlumde ezel 

Dervisim tuttular mecnuna bedel 

Yetistir badeyi gam vakti said 

Sinemde tuttular saz-i firaki 

Sa'yeylediler nice bu dehre gelen 

Varligm dagini ben idim delen 

Tiirabi fikriyle Hak divanim 

Diinyadan ahiret can kervamni 

Bir baska siirinde ise sunlan soyler: 

Kalk goniil gideliin ask illerine 

Muradrn yar ise bir dane yeter 

"Kullu men aleyha fan" dedi Hak 

Arif ise bu soz bahane yeter 

Meyl-i cihan olup gel olma bed-nam 

Kim aldi diinyadan muradrnca kam 

Olum var mi yok mu ahiri'1-enam 

Vakit ge9irmeye virane yeter 

Tiirabi, oziin paymial eyle 

223 



Ger9ek erenlerden kesbi hal eyle 

§u fani diinyayi bir hayal eyle 

Gelen gocmektedir nisane yeter 



Turabi bir siirinde tavir ve davraruslarin, "aleme kendin 
begendirmek" i9in yapiknasinin 9evre tarafindan nasil degerlendirildigini 
ele alir. Tiirabi'ye gore "selamet kosesini tutmak" 9evre tarafindan 
"geda", "kemal-i riitbe" kazaninak "aceb tarz-i eda" olarak degerlendirilir. 



Deli Bekir sair Turabi'nin etkisinde kaknis, kosma, destan ve 
hicivleri ile sohret buknus 80 olup bu siirlerinin bir kismi Afyonkarahisar 
Gedik Ahinet Pasa Kutviphane'sinde el yazmalan arasinda yer alir. Bekir 
can arkadasi Turabi'nin olumune 90k uzulmus, sehirden aynlarak 
Sinanpasa'ya bagli Sink koyiine yerlesmistir. Bekir burada arkadasi Haci 
Ali Aga'run odasrnda eskicilik yapmaya baslamis, 1879 yilrnda da burada 
olmustur. 81 Cenazesi koy mezarligrna defnedilmistir. Arkadaslan arasinda 
Turabi ve Haci Ali Aga'dan baska Anbanazli §ahanoglu ibrahiin Aga da 
sayilrr. Haci Ali Aga'run da vefatinda (1879-80) Bekir'in yanina 
gomuldugu anlatilmaktadir. Guniimuzde mezar tasi yeniden yazilmistir. 
Bekir ile Haci Ali arasinda 90k biiyiik bir muhabbet buluninaktadir. 
Donemin ileri gelenlerinden Mutasarnf Omer Liitfi Pasa, Miiderris Salih 



Afyoiikarahisarh Heccav Sairler, Mehinet San 

http://www.tinaztepe.bel.tr 

224 



Dehseti, Miiderris Muftvj Yunus Hoca, Muftu Ahmet Muhtar, 
Mevlevihane seyhi Ahmet Kemalettin Celebi, Ciloglu Deli Bekir'i 
koruyup, hamilik eder, rivayete gore dem parasi vererek yardun 
ederlennis. §iirlerinden gunumiize ulasanlan sevenleri tarafindan 
yazilmis olanlandir. Edip Ali Baki tarafindan biyografisi ve §iirleri kitap 
olarak basilmistir. Destan, kosma ve hicviyelerinden 10-15 par9a tespit 
edilmistir. Bunlardan Kiyamet Destani'ni 1828'de yazmistrr. §iirlerinde 
Harab, Harabi mahlasini kullanan Bekir'in hayati mahlasina uygun 
sekilde derbeder bir vaziyette ge9inistir. §air, zamanrnda gordugii 
haksizlrklan ve kotii kisileri 9ekinmeden hicveder. Mert, kamil, halktan 
biri ve vatanperver olan Harabi, siirlerinde kendi zevkinden ziyade halkrn 
meselelerini dile getirir. Haksizlrklara goz yummaz, nemelaznnci 
degildir. Bir baknna halkin goren gozii, duyan kulagi, soyleyen dili ve 
hisseden kalbi olur. Yine kendisi gibi bir Bektasi sairi olan Ibrahim 
Turabi'nin etkisinde kalan Harabi 1879'da vefat eder. §iirlerinin biiyiik 
bir kismi Afyon Gedik Ahmed Pasa Kutiiphanesindeki el yazma 
conklerdedir. Bu conklerdeki deyislerin 90gu da hicviyedir. Padisaha, 
vezire, mutasarnfa, softa, haci ve hocalara, halki aldatan Enneni'ye ve 
Rum'a yiireklice hicviyeler yazmistrr. Gordiigii ve yasadigi biitiin 
olmnsuzluklan 9ekinmeden elestiren Harabi'nin sozleri ibret verici 
oldugundan kimse ona kizmamistir. 

Harabi'nin hayat hikayesinin sonu farkli sekilde de anlatihr. 
Mehmet Giindogan kitabinda 82 onun vefatinin, yine menkibevi tarzda, 
hayatirun son yillanni ge9irdigi Sinir koyiinde oldugunu yazar. 93 
Harbinin maglubiyetine ofkelenen Harabi en kvJ9Ugunden Padisaha kadar 
bir 90k kisi i9in sert siirler yazar ve bu siirlerdeki satasmalar sovme 



82 
age 



225 



derecesine gelir. Artik halk dayanamaz, sonunda onu seyhi Turabi'ye 
sikayet eder. Turabi'de bir gun Harabi'yi 9agrrarak, 

-Ey Harabi! Senin sesinin kisikna zamani geldi. 'S' ile baslayan bir yer 
begen, der. 

Sonunda Harabi 90k sevdigi koylerden Sink (bugunku ismiyle 
Tinaztepe) koyiinu se9er. Bekir'in kansindan, kizindan, memleketinden 
ve en onemlisi seyhinden ayn kaldigi bu donemde bir miiddet sonra 
Turabi'nin Slum haberini duyar. Kederinden sagda solda soylenineye 
baslar. 

-Ben bugiin kalibi dinlendirecegim. Oliime sakin dokuninayin. Siz 
kahyasi degilsiniz. Anbanazli §ahinoglu'na da haber salin. Cuma'ya 
gelsin. 

Koyiin imamrna da laf atar. 

-Cuma gunii kazanlan yak. O kadar. 

§ahanoglu gelince onunla kucaklasrr. Aglasirlar. Ve sonunda Deli 
Bekir ruhunu teslim eder. §ahanoglu gece kalkip soyle der. 

-Qocuklarim. Bekir Aga bugiin ge9indi (oldu). Danaya bir yular takip 
hazirlayin. 

Acele ile sehre gelip kasaplara danayi satar. Kefenlik alip Sinir 
koyiiniin yolunu tutar. 

Yillar sonra her nasilsa kabristanlik a9ilacak olmus. Koyliilerin 
hazir buluninasiyla kabir a9ilmis. Ihtiyarlar Harabi Bekir'in 9enesinden ve 
sakalindan tannnislar. 

226 



Afyonkarahisar'in bu halk 90cugu yorenin kendine has kiyafeti ile, 
basinda fesi, ayaginda salvan ve belindeki kusagi ile, biyikli, karagozlii, 
kir ve kisa sakali, orta boylu, kara ve 9atik kaslan ile tarihin sisleri 
arasinda yerini alir. 



Naksi Bektasileri'nin diger deyisle Naksi dervislerinin atalan 
Yeni9eri ocagi ortadan kaldinlip Bektasi tarikati yasaklandiktan sonra, 
Bektasi topluluklannin basina Naksibendi seyhleri getirildigi donemde 
gordiikleri egitim neticesinde Naksibendilikten bazi ozellikleri ve zikir 
yapmayi, Bektasilige mahsus olan 12 Imamlara inan9la, raki i9meyi 
birbirine katarak bir nevi Naksibendi-Bektasi olurlar. 

Refik Engin'in 9alismasindan ogrendigimize gore 83 , gunumuzde 12 
imamlara bagli AtatvJrk9VJ aydin kimselerdir. Muhipleri Haci Bektas'i 
ziyarete gitmekte ve laik Tiirkiye Cumhuriyetinin birligine giilbanklar 
9ekmektedirler. Kendilerini Naksilerin Melami kolu gibi gonnektedirler. 
Bunlardan Mumcular Cemaati ve Kovancilar asireti, 1878 g09unde Afyon 
Bolvadin merkezine gelip yerlesirler. 



Sandikli'da Se^ik adiyla bilinen yerlesim yeri, Danismentli 
Turkmenlerinden meydana gelen bir Alevi koyiidvJr. Burada San Dede 
ya da San Sel9uk adi verilmis olan bir turbe bulunmaktadir. Koy adrni 
San Sekyuk Dede'den almistir. 



Naksi Bekta§ileri. Diger adi ile Nak§i Dervisjeri 



227 



Ali Ceylan Demir'in yazisindan ogrendigimize gore 84 , Altrntas 
yoresi ve 9evresinde faaliyet gosteren Seyyid Cemal Sultan Haci Bektas 
Veli dusiincesinin onemli temsilcilerindendir. Velayetname'de Seyyid 
Cemal Sultan ile ilgili su bilgiler yer alir. "Haci Bektas Hiinkar Ahinet 
Yesevi'nin einriyle Rum ulkesine gelip Sulucakarahoyiik'te yerlestikten 
sonra iinii her yana yayildi. Her taraftan ziyaretine gelenler cogaldi. Kiini 
gelir nasibini alir giderdi, kiini gelir kalir hizmet ederdi. Kimisini de 
Hiinkar bir yere yollar, kendisine halifelik verirdi. Halife olan gittigi 
yerde murid, muhib edinir, halki uyanr idi. 

Haci Bektas Hiinkar otuz alti bin cerag uyannis, otuz alti bin halife 
dikmisti.Bunlarin ii9 yiiz altmisi gece giindiiz Hiinkarrn huzurunda 
hizinette bulunurdu. Hiinkar ahrete gociince (Hakka yiiriiyiince) onlann 
her biri Hiinkarrn gonderdigi yere gitti. 

Hiinkar Seyyid Cemal Sultani halifelerinin hepsinden fazla severdi, 
onu pek agirlardi. Bu yiizden diger Halifeler de onu biiyiik bilir sayardi. 
Zaten Hiinkar da bunu buyunnustu. Nice defalar eliyle sirtini sivazlayarak 
"Cemal'imdir, Cemal'imdir, Cemal 'imdir", demi^ti. Seyyid Cemal 
Sultan biitiin Halifelerin iist yanina otururdu. 

Seyyid Cemal bir gun Hiinkarrn kapisinda oturmaktadir. "Acaba 
Hiinkar bize de bir yurt gosterir mi ki orda dem yom oynatalnn", fikrine 
dii^er. Bu durum Hiinkara malum olur. Cemalim der, bizi varlik yurduna 
gonder, sonra bir merkep al yola diis. Merkebini nerde kurt yerse, orasini 
sana yurt verdik, oraya vanr, orda demini yomunu oynatirsrn. Senden bir 
oglumuz gelecek Akdeniz'e yol edecek. 



84 

Altmta§ Yoresi ve Seyyid Cemal Sultan Ocagi 



228 



Hunkar varlik yurduna g69iince, Habib Emirci'yi seccadeye 
ge9irdiler. Seyyid Cemal Sultan erenlerin soziine uyup bir merkep alir ve 
yola revan olur.Vara vara nihayetinde Altintas'a vanr. Gorur ki, otlu, 
sulu, 9ayirlik, 9iinenlik oylesine giizel bir yer ki, dille tarif etmenin 
imkani yok. Burasi pek hosuna gider. Merkebini 9ayrra salar, kendisi de 
yatar uyur. Bir miiddet sonra uyaninca goriir ki, merkebini kurt yemistir. 
O vakit Erenlerin sozunii hatrrlar, ve oraya yerlesir. 

Seyyid Cemal'in bir 90k kerametleri goruliir. Ve gun gelir, evlenir 
bir oglu olur. Adini Asildogan koyar. Asildogan bir aralrk Rumeli 
yakasina ge9er. Gelibolu bogazina vanr, karsrya ge9inek ister. Gemiciler, 
kayik9ilar ona yardnnci olmaz. Bunun uzerine denize dogru yuriimeye 
baslar, yiirudugu yerden su 9ekilir, kara olur. Kayik9ilar bunu goriince 
amana gelir, yalvanp yakanrlar. Kayik getirip, zorla razi ederek kayiga 
bindirirler. 

Seyyid Cemal Sultan Altinta§ havalisinden Tokelcik'e (Tokelcik 
gunumuzde Afyonkarahisar, Ihsaniye il9esine bagli Doger Beldesinin 
sinirlan i9ersinde bulunan Cakirlar mevkiidir) yerle^ir ve orada da Hakka 
yurur.Tiirbesi oradadir. 

Seyyid Cemal Sultan'in Afyonkarahisar, Kiitahya ve Eskisehir 
yoresinde asil adinrn oniine ge9inis ismi Kemal Sultan'dir. Seyyid Cemal 
Sultan Anadolu Alevileri tarafindan adiyla amlan Alevi-Inan9-Dede 
ocaginrn kurucusu olarak kabul edilir (Dervis Cemal Ocagi). Bugiin 
Afyonkarahisar, Kiitahya ve Eskisehir illerindeki onlarca Alevi koyiinde 
Seyyid Cemal Sultan Ocagina mensup gruplar yasamaktadir. Bu 
yorelerde Seyyid Cemal Sultan Ocagi ocak aidiyeti bakimindan en biiyiik 
ocaklardandir. Seyyid Cemal Sultan Ocaginrn talipleri arasinda Kayi 



229 



boyuna mensup Karake9ili yoriikleri niifus 90gunlugunu 
olusturmaktadirlar. Seyyid Cemal Sultan Ocagi Afyonkarahisar, Kiitahya 
ve Eskisehir yoreleri Aleviliginin temel dinamiklerindendir. Ocak 
bunyesinde geleneksel Alevilik yapilamsina uygun olarak 'Dede-Talip 
diyalogu' ve 'Cem ayini' uygulamalan butiin canliligi ile 
surduriiknektedir. 

Gunumiizde Cakrrlar Tekkesi diye de bilinen Seyyid Cemal Turbesi 
cevredeki Alevi-Bektasi topluluklannin siklikla ziyaret ettigi, adak 
adadigi, kurban kestigi kutsal bir mekan olma ozelligine sahiptir. 
Afyonkarahisar Valiligi web sitesinden ogrendigimize gore, yapi avlu 
9evresindeki temellerinden anlasildigma gore bir zaviye ozelliginde 
olmalidir. Ogulbeyli Koyiiniin 3500 m. kuzeydogusu, Fincanburnu 
Koyiiniin 1600 m. guneybatisinda yer almaktadir. Doger'in kuzey 
batisrnda yaklasik 5 kin. uzaklrkta bir tepe eteginde art arda iki kubbeli 
kesme tas kaplamali dikdortgen bir yapi olup 9evresi avlu duvanyla 
9evrilidir. Dag yonundeki kuzey duvarrn iist kesimi moloz tasla yapilinis, 
ii9gen bi9iminde yukseltiknistir. Daha uzun olan bati duvarrnin orta 
kesiminde ise iki ayn yapinin bitisme yeri belirgindir. Kubbeler sekizgen 
kasnak iizerine oturtulmustur. Biri dogu yonde biri kuzey yonde olan iki 
ayn kapi ile iki ayn bolume girilir. Dogu kapisi dikdortgen a9iklikta 
demir kapili olup iist kesiminde tugladan yalanci sivri kemer vardir. 
Kemer gozu doludur. Kemer iizerinde ve giiney duvarda birer ku9iik 
pencere a9ilmistir. Aynca giiney duvara i9te bir nis konulmustur. Bati 
orta duvardaki bir pencere ile de ikinci boliimle baglantilidir. I9erde dogu- 
bati dogrultusunda herhangi bir ozelligi olmayan iki mezar vardir. Ahmet 
ve Mehmet adlannda iki kisiye ait oldugu soylenir. Kuzey yandaki ikinci 
kapi ise biraz asagida olup yandan basamakla inilerek i9eri girilir. Bizans 
donemine ait mermer devsirme tas kapi iistiine konuknustur. i9erde dogu 

230 



bati dogrultusunda bir merkad bulunmakta olup bunun Seyit Kemal 
Sultana ait oldugu kabul edilir. Kuzey yondeki avluda yine dogu bati 
dogrultusunda yan yana ve arka arkaya 8 mezar daha vardir. Bunlardan 
duvar dibinde olanin, Seyit Kemal Sultanm yakinlanndan gozcii Bal'a ait 
oldugu belirtilmektedir. Bu odalann zaviye olarak kullanildigi anlatilir. 
Avlunun kuzey dogu kosesinde temel kalintilan ve aynca Bizans mimari 
par9alan vardir. Tekke i9inde ve disinda toplam 1 1 mezar vardir. 



Resul Baba Haci Bektas Veli'nin ulu ardillanndan ve onun 
ferras'i(yani supurgecisi) olan bir Bektasi azizidir. Birgiin kendi kendine: 
"Acaba Erenler bize nereyi yurt verirler?" diye dusiiniirken, Hz. Pir: 
"Resulum, seni bir ucuralnn, turduna konduralnn, ol ora da sana mekan 
olsun. Anda dem'in yom'un oynat", der. Hz. Pir'in Hakka yuruyusiinden 
sonra bir gece uykuya yatan Resul Baba uyandiginda kendisini Altuntas'a 
bagli Beskans denilen bir yerde bulur. Oralarda bir kafir bey'i varmis ki 
boyu bes kans imis ve bu koyun adi bundan gelinnis. 

Resul Baba, Bey ve adamlan evde iken onlara altindan bir sigin 
(ala geyik) seklinde goriinur. Onu yakalayamazlar, orada Bey icin 
yapilmis kilisenin yanina ka9ar, guvercin donuna (sekline) girip kilise 
damina konar. Oradan da duvann dibine inip insan seklini alir. Hepsi 
gelip kendisine saygi gosterirler, musluman olurlar. 

Baba Resul, Beskans adli yerden baska, bir de Hisarcik denilen 
mahalde dergah kurmustur. Hatta yasaminin biiyiik 90gunlugunu bu 
dergahta ge9innistir. Bu Hisarcik, Halife Seyyid Cemal Sultan'in 
astanesi( biiyiik dergah'i) bulunan Tevekkelcik yakrninda imis. Seyyit 



231 



Cemal yemek hazirlatinca bazen: "Resul Baba, gel iris!." diye seslenir, o 
da gelir lokma ederler, sonra yerine donennis. 

Mezarinin Altuntas denilen yerde, Aynkli Cali'nin dibinde oldugu 
ileri suruliir. 

Vilayetname'de sadece: "Kendusun altun geyik donunda gostennek 
gibi ol yerin halkina nice Vilayetler izhar eyledi ki diller ile serh 
olurunaz" deyip vefat ettigini ve mezarinin yerini yazinaktadir. 

Arsiv belgelerinden TD. 438 s.117 ve TD. 396 s.l24-125'de 
Altuntas Nahiyesi Kirkacik koyiinde Resul Baba zaviye'sinin bulundugu, 
Kirkacik koyiiniin reayasiyla beraber bu zaviyeye vakfedildigi kayitlidir. 
TD. 438 s. 120'de Hisarcik koyiinde Resul Seydi Zaviyesi Valdina ait 
ciftlik oldugu kayitlidir. Baska bir arsiv belgesinde (Ev. Srra no: 13609) 
ise Sandikli'ya tabi Goriz koyiinde evladiyet sartiyla vakfedilmis Resul 
Baba zaviyesinin sahipsiz kaknasindan dolayi hazineye intikal ettigi 
kayitlidir. 

Ali Aksut'un 85 9ali§masrndan ogrendigimize gore, Sultandagi'ndaki 
Yagmurogullari Ocagi talipleri Aksehir'e bagli Yenikoy'den 35 yil kadar 
once gelmisler. Tozluogullan talipleri ise, Isparta, Yalvac il9esi merkezi 
ve yakinindaki bir ciftlikten 40 yil once gelmisler. Diizenli cem 
yapiyorlar. Dem yerini meyve suyuna birakmis. Ge9im kaynaklan 
agirlrkli olarak 9algicilik. Bunlann disinda, Cay'a bagli Yesilyurt-Uyanik 
Koyii, Dinar, Emirdag, ve §uhut'un Agin Koyii ile Bedes Kasabasinda 
Abdallann yasadigi goriiliir. 



Ali Aksiit, 'Abdallar ile ilgili izlenimler' 



232 



DEGERLENDIRME 

Afyonkarahisar'da dini hayatin tarih9esi, tasavvufun hayati anlamli 
bir zenginlikle besledigi 90k renkli bir 9esne sahip goruniiyor. Tiirklerin 
Anadolu'ya gekneye baslamalanndan 90k once Islamin fetih 
hareketlerine sahne olan yerlerden bin de bu topraklar M9 siiphesiz. 
Karacaahmet Sultan ve arkadaslarimn birakmi? oldugu derin izler etkisini 
gunumiizde de surduriiyor. Yunus Emre'nin aym topraklarda goriinmus 
olmasi, bolge insaninm hakli olarak vazge9emeyecegi bir iftihar vesilesi 
oluyor. Buralrnin degerlerini olusturan manevi kiinlige sahip sahsiyetlerin 
9oklugu, Afyonkarahisar'i Anadolu'nun bir 90k sehriyle yansir hale 
getiriyor. 



233 



DIZIN 



AbapusVeli, 194 

Abbas Dede, 167, 207 

Abdullah Halife, 155 

Abdurrahman Dede, 84 

Abdurrahman Gazi, 90 

Abdurrahman Sultan, 82 

Abdul Vahap Gazi, 104, 105 

Abdulbaki Dede, 208 

Abdulkadir, 30, 52, 82, 96, 

101, 110, 126,163,210 

Abdulkadir Geylani, 82, 96, 

101 

Abdurrahim Karahisari, 19, 

20, 26, 191, 199 

AgahDede, 186 

AgileriBaba, 169 

Ahi Bayezid, 154, 157, 161, 

162, 163 

Ahi Evran, 104, 106 

Ahi Mehmed Dede, 103, 104 

Ahi Omer Cavus, 182 

Ahi Suleyman, 182 

Ahi Yakup Dede, 126 

Ahi Yusuf, 86, 90, 95 



Ahmet Dede, 82 

Ahmet Edibali, 158, 160 

Ahmet Kemaleddin Celebi, 

210 

Ahmet Rasit Celebi, 212 

Ahmet Remzi Tahrani, 182 

Ahmet Turbesi, 120 

Akhurrem, 112 

Alanlar, 90 

AlincaBaba, 126 

Ali Agah Efendi, 186 

AliBaba, 108, 110 

Ali Dede, 95, 133, 141, 207 

Ali Efendi, 53, 87, 96, 98, 

102, 209, 210 

Ali El Rumi, 165 

Ali Rumi, 154, 165, 222 

Ali Sitki Dede, 96, 97, 98 

Ali Sitki Efendi, 106 

ArapDede, 15, 186, 187, 188 

Arap Ibrahim Dede, 83 

Ayas Dede, 10, 12 

Aydinhk, 121 

Ayse Abdurrahman, 83 

Ayse Ana, 83, 84 



234 



Baba Kuzusu, 166 

Bagdath Osman, 180 

Bah9eDede, 180 

BahsiBaba, 31 

BahsiBey, 31 

Balcam Sultan, 123 

Baltaci Dervis, 112 

Bambul Dede, 109 

Bediuzzaman, 50, 51, 52, 100, 

124 

Beyazid-i Bestami, 160 

Beydagi, 90 

BoyiikDede, 180 

Buharali Haci Seyfettin, 215 

Bulbiil Hoca, 77, 78, 79, 80, 

81 

CaferDede, 106 

Celalettin Qelebi, 211,212 

CemalEfendi, 81, 219 

Cenl^i Sultan, 6 

Ciloglu Deli Bekir, 56, 64, 

179, 223, 225 

CirimBaba, 167 

Civan Mehmet, 186 

galea, 90 

QapithDede, 168 

Qelebi Hizir Pasa, 193 



Qelebi Kii^k Mehined 

Efendi, 202 

Qomakh Baba, 163 

Qoraklik, 90 

Qorhisar Dede, 171 

Qultacik, 90 

Damlah Dede, 107 

Dede Kuzu, 169 

Dede yatin, 120, 142 

Deli Bekir, 56, 62, 63, 64, 66, 

179, 180, 225, 227 

Demirli, 90 

Demiryalayan, 24, 26, 216 

Dervis Ibrahim, 178 

Dervi? Mustafa Dede, 204, 

205, 206 

Destina, 201 

DeveDede, 7, 186 

Devrane Sultan, 222 

Devrani Sultan, 31 

Divani Mehmet Efendi, 39, 

40, 212 

Ebheri, 113 

Ebu Bekir Efendi, 12, 45, 204 

Ebulshak, 7, 218, 219 

Ebubekir Dede, 206, 207 

Ecem Sultan, 182 



235 



Efe Sultan, 187 

Elvan Pasa Dede, 180 

Emir Baba, 123, 127 

Emre Tekkesi, 131 

Erenler, 142, 180, 232 

Ese (Isa) Dede, 108, 128 

Eyerli, 90 

Fatma Sultan, 180 

Felezade, 29 

Fermayi (Zirincik) Dede, 1 65 

GaripDede, 123, 180 

GelinAna, 180 

Gelincikana, 110 

GoksuDede, 169 

GoktasDede, 171 

Gurtdede, 180 

GiiccukDede, 180 

Giilaboglu, 40, 41, 191 

Guzelim, 142 

Habil Dede, 167 

Haci Asik, 47, 52, 53, 54, 163, 

216 

Haci Feyzullah, 45, 222 

Haci Hamza, 9, 124 

Haci Hamzazade Ali Riza, 

215 



Haci Hamzazade Nuri Efendi, 

214 

Haci Huseyin Efendi, 71, 213 

Haci Yahya Dede, 222 

Hacilar Tekkesi, 123 

Hak Halili, 125, 126 

HalvahDede, 165 

Hanife Ana, 1 10 

Harabi, 56, 58, 61, 64, 66, 

223, 226, 227 

Hasan Efendi, 13, 50, 87, 122, 

126, 163, 216 

Hasan Huseyin Hazretleri, 142 

Hayran Veli, 138, 139, 140, 

141, 144 

Helva Yiyen, 76 

Helvayi Dedesi, 163 

Hendi Baba, 90, 137 

Herdane Bahar Baba, 141 

Heybeli Dede, 107 

HizirAbdal, 178 

Hizir Sah Qelebi, 200 

Hodul Dede, 124 

Horoz Dede, 5, 6 

HursitDede, 123 

Hucum Sultan, 180 

III. Mehmed Arif Qelebi, 202 



236 



IsikAlan, 169 

Isik Dede, 142 

Ibirli, 121 

Ibrahim Turabi, 57, 64, 226 

Imad Dede, 3, 14 

Imdat Dede, 7 

Isa Seyit Ahmet Baba, 109 

IshakDede, 182,219 

Ismail Dede, 186 

Kabuli Baba, 157, 160, 163 

Kadmana, 7, 8, 39, 217 

KadincikAna, 167 

Kara Ahmet, 123 

Kara Dede, 120 

Karaadil, 187 

KargrnBaba, 169 

Karhk Sultan, 187 

Kavak, 86, 90, 142, 180 

Kavakh Baba, 163 

KaymakDede, 135 

Kepinekh Dervis Dede, 180 

Kesikbas Sultan, 38, 39, 70, 

217,218 

KezibanBaci, 124 

Kirkkavak, 142 

Kirklar Tekkesi, 165 

KocgaziDede, 169, 170 



Kotii Hasan, 123 
KudumBaba, 165, 166, 222 
Kureys Baba, 1 80 
Kuciik Asik, 47, 48 
Kiimbet, 90, 96, 97, 98, 171, 
177, 180 

Mahmut Sultan, 187 
Malik Bin Sebib, 187 
Meddah Dede, 186 
Mehmet Efendi, 12, 15, 40, 
52, 54, 55, 66, 70, 71, 87, 97, 
101, 102, 191, 192, 193, 214, 
216, 217, 222 
Mehmet Mukim Dede, 207 
Mehmet Rasit Qelebi, 210 
Mehmet Semai, 196, 220 
Mekecik, 90 
Melek Peyker, 7, 8 
Melekana, 110 
MentesBaba, 154, 168 
Meryem Ana, 166 
MollaBahsi, 35, 219, 222 
Molla Yahsi, 222 
Murat Efendi, 164, 209 
Musa Halife, 155 
Murdumek, 6, 10 
MurvetDede, 166 



237 



Musluman Ana, 107 

Naime Gevher Hanim, 7 

Nureddin Sultan, 155, 162 

Nurettin Sultan, 167 

Oktur Baba, 169 

Omarese, 166 

Osman Qelebi, 94, 207, 208 

Pancar Baba, 127 

Postalzade §eyh Haci Ibrahim 

Efendi, 106 

Resul Baba, 231,232 

Said Nursi, 74, 100, 127 

SakarDede, 124 

Salih Dehseti, 65, 66, 67, 70 

SaltukBaba, 171 

SametDede, 180 

Sandikh Seyhi, 50, 163,216 

Sandiklih Fikri, 121, 122, 164 

San Baba, 165, 186 

San Baltali Seyyid Osman 

Dede, 107 

SanDede, 172, 180,228 

San Sek;uk, 169, 170, 172, 

173, 228 

San §emseddin, 188 

Sarni9, 90 

Saya Baba, 133 



Seydili, 121 

Seyyid Mehmet Sinan, 109 

Seyyid Alaeddin Qelebi, 208 

Seyyid Cemal Sultan, 128, 

129, 130, 228, 229, 230, 232 

Seyyid Hasan Basri, 142, 143 

SiziDede, 127 

Sigil Tekkesi, 107 

Sofu Qelebi, 23, 24 

Sultan Carullah, 96, 97, 98, 

104, 105, 106 

Sultanana, 110 

Sutce Babasi, 1 14 

SahabetDede, 180 

Seh Efendiler, 180 

Sekip Dede, 207 

§emseddin Halife, 155 

Seyh Emin Efendi, 164 

§eyhEsref, 136 

Seyh Haci Ibrahim, 97, 188 

Seyh Hamza, 154, 155, 163, 

187 

§eyh Hasan Efendi, 35, 164 

SeyhMelik, 104 

Seyh Musluhiddin, 149, 156 

SeyhSefayi, 168 

SeyhYahsi, 155, 173 



238 



TahtahBaba, 187 
Taptuk Emre, 167, 169 
Teceaddiin, 168 
TekkeDede, 180 
TopalEvliya, 177 
Tufan Dede, 124 
Turabi, 64, 223, 224 
Uyu^akDede, 169 
Uc Dervi§, 124 
Uc Karde^ler, 121 
Ustad, 50, 52, 100, 127 
Veliyyudin Efendi, 214, 215 
Vesvese Dede, 7 
Veysel Karani, 127 
Yah^iBaba, 31 
Yahya Qelebi, 208 
Yahya Efendi, 45, 207, 209 
Yalincak Dede, 1 66 
Yalincak Sultan, 1 67 



Yarenler Sultan, 222 

Yargeldi Sultan, 114, 138, 144 

Yasin Dede, 7 

Yorgun Dede, 123 

Yoriik Haci Ali Efendi, 99, 

102 

Yoriikzade Ahmet Fevzi, 98, 

100 

YumruDede, 173 

Yunus Efendi, 55, 216 

Yunus Emre, 155, 156, 166, 

167, 169, 170, 223 

Yusuf Dede, 167, 170 

Yusuf Dede, 169 

YukselDede, 124 

Yuzba^i, 127 

Zeynep Teyze, 157, 158, 159 

ZiraatDede, 171 



239 



KAYNAKCA 

Kitaplar 

1. Komisyon, Sultan Divani ve Afyonkarahisar'da Mevlevilik, 
AKU 

2. Gundogan Mehinet, Afyon Alimleri ve Evliyalan, Medrese 
Kitabevi, Afyon 1999 

3. VAKIF I-II-III, AKU 

4. Anadolu'nun Kilidi Afyon, T. C. Afyon Valiligi Yayin 
No:21, Afyon 2004 

5. VASSAF Hiiseyin, Sefine-i Evliya, Kitabevi 

6. ASKAR Mustafa, Tasawuf Tarihi Literaturii, T.C. Kultiir 
Bakanligi Kiiltiir Eserleri, Ankara, 2001 

7. Ahmet Eflaki, "Menakibu'l Arifin I-II", "Milli Egitim 
Bakanligi Yayinlan, Istanbul, 1995 

8. OZKARCI Mehmet, Afyon-Qay'da Ebu'l-Mucahid Yusuf 
Kiilliyesi, T.C. Kiiltiir Bakanligi Tanitma Eserleri, Ankara, 
1996 

9. KOPRULU Fuad, Tiirk Edebiyatinda Ilk Mutasavviflar, 
Diyanet Isleri Baskanligi, Ankara, 1984 

10. BOZKURT Tolga, Beypazan'ndaki Tiirk Devri Yapilan 

11. HASLUCK F. W., Bektasilik Arastinnalari, 

12. Komisyon, Tinaztepe, Tinaztepe Belediyesi, Ankara, 2009 

13. SUREYYA Mehmed, Sicill-i Osmani, Tarih Vakfi Yurt 
Yayinlan 

14. Sakip Mustafa Dede, Sefine-i Nefise-i Mevleviyyan 
Tezler 

1. BULDUK Ucler, XVI.Asirda Karahisar-i Sahip Sancagi, 
Doktora Tezi, Ankara Uni.1993 
240 



2. GUNE§ Mehmet , Tanzimat Donemi Oncesinde Karahisar-i 
sahib Sancagi, Yiiksek Lisans Tezi, Gazi Universitesi, 1995 

3. ONGOREN Resat, XVI. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, 
Doktora Tezi-Mannara Universitesi, 1996 

4. MUSLU Ramazan, XVIII. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, 
Doktora Tezi- Marmara Universitesi, 2002 

5. YILMAZ Necdet, XVII. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, 
Doktora Tezi, Marmara Universitesi, 2001 

6. KUCUK Sezai, XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler, 
Doktora Tezi-Mannara Universitesi, 2000 

7. YILDIRIM M. Zahit, Karahisar-i Sahib Sancagi'mn Idari, 
Sosyal ve Ekonomik Yapisi (1720-1750), Doktora Tezi, 
Ankara Universitesi, 2003 

8. GUMUS Zehra, Piri Pasa-zade Cemali Mehmed b. 
Abdiilbaki TUHFE-I MIR, Yiiksek Lisans Tezi, ERCIYES 
UNiVERSiTESi, 2006 

9. KESKIN Ayse Giilay, Abdiirrahim Karahisari'nin Hayati, 
Eserleri ve Vahdetname Mesnevisinin Tenkitli Metni, 
Doktora Tezi, Gazi Universitesi, 2001 

10. TAKTAK A. Ferit Sandikhli Fikri Divani ve Hayati, Yiiksek 
Lisans Tezi, Afyon, 1997 

11. KARAYAKA Mustafa, '7629 Sayili Temettuat Defterine 
Gore 1840 Yilrnda Afyon'un Cay ilcesinin Sosyal, Kiiltiirel 
ve Iktisadi Durumu', Yiiksek Lisans Tezi, Suleyman Demirel 
tini., 2005 

12. ALTUG Orhan, Afyonkarahisar Yapi Kitabelerinde Hat 
Sanati, Yiiksek Lisana Tezi, Canakkale 18 Mart Uni., 

241 



13. PARSANA Hiilya, 'Bolvadin'deki Turk Devri Yapilan', 
Yiiksek Lisans Tezi, SelcukUni. 1991 

14. YA§AR Selman, 'Siyasal, Sosyal, Ekonomik Yonleriyle 
Afyon, (1923-1960)', Doktora Tezi, Ege Uni., 2007 

15. BALABAN Tugrul, Sandikli Halk Inamslan Ve 
Uygulamalan, Yiiksek Lisans Tezi, AKU, 2006 

16. DEMIRDELEN Ceren, Haber Gazetesine Gore 
Afyonkarahisar'in Sosyo -Ekonomik ve Kulturel Durumu 
(1938-1948), Yiiksek Lisans Tezi, AKU, 2008 

17. GULDEMrR Miinevver Karanfil, Afyon-Bolvadin ve 
Cevresi Halk inamslan ve Uygulamalan, Yiiksek Lisans 
Tezi, Dokuz Eyliil Uni., Izmir, 2008 

Makaleler 

1. GORKA§ Irfan, Afyonkarahisar Tasavvuf Hareketleri 
Diisiincesi -1- 

2. GORKAS Man, Afyonkarahisar Tasavvuf Hareketleri 
Diisiincesi -II- 

3. GORKAS Man, Ehli Beyt Sevdalisi Hak Halili (1823- 
1907) 

4. OZONDER Hasan, Afyon Mevlevihanesi, III. Uluslararasi 
Mevldna Kongresi 

5. SARIS AMAN Sadik, Mahkeme kayitlanna gore 
Cumhuriyetin ilk yillarrnda iltizam problemi - 
Afyonkarahisar Ornegi- 

6. iLGAR Yusuf, Afyonkarahisar Mevlevihanesi, II. Milletler 
Arasi Osmanli Devletinde Mevlevihaneler Kongresi, 1993 

7. GUNE§ Mehmet, Karahisar-i Sahib ayani Mollazade Haci 
Ahmed Aga'ya ait bir tereke defteri, 

242 



8. SAHIN Giirsoy, XVII. Yiizyihn sonlannda 
Afyonkarahisar'da eskryahk hareketleri 

9. AKSUT Ali, Afyonkarahisar ve Iki Alevi Koyii 

10. KALAFAT Yasar, Anadolu'da Ulu Kadin Killer ve Halk 
Inan9lari 

11. BAYAR Muharrem, Bolvadin Tekke ve Zaviyeleri 

12. BAYAR Muharrem, Bolvadin Mevlevihanesi ve Pendari 
Kaari Ahmet Dede, II. Milletler Arasi Osmanli Devletinde 
Mevlevihaneler Kongresi, 1993. 

13. HUSREVOGLU Hiiseyin, Ahi Bayezid ve Tiirbesi 

14. HUSREVOGLU Hiiseyin, Kubbeli Cami Tarih9esi 

15. SENGUL Abdullah, Anadolu'da Nevruz Kutlamalan ve 
Emirdag-Karacalar Ornegi 

16. UNAL Rahmi Hiiseyin, Eber Kiinbeti ve San Lala Tiirbesi 

17. PARLAK Sevgi, The Village and Zawiya of Emre Sultan 

18. TUFANTOZ Abdurrahim, Uskudar'da bir Selcuklu 
bakiyyesi: Gozcii baba Karaca Ahmed Sultan 

19. OZ Giilag, Karaca Ahmet 

20. AKALIN Haluk Siilirii, Aldiisar'da Karaca Ahmet tiirbesi ve 
bu tiirbe ile ilgili inan9lar 

21. COS AN Mahmud Es'ad, Yunus Emre Ve Tasavvuf 

22. ERGUN Mustafa, Yunus Emre'de Tasavvuf ve Egitim 

23. DASDEMIR Latif, Afyonlcarahisar Efsaneleri 

24. DURMA Abdulhalim, Kabir ve Makamlanyla Yunus Emre 

25. DURMA Abdulhalim, Karaca Ahmet Sultan 
Sozliik ve Ansiklopedi 

1 . KARA Mustafa, Abapus Veli, DIA 



243 



2. EMECEN Feridun, Afyonkarahisar, DIA 

3. KIEL Hedda Reindi, Gedik Ahmed Pasa, DIA 

4. TANMAN M. Baha, Gedik Ahmed Pasa Kulliyesi, DIA 

5 . § AHIN Hasim, Karaca Ahmed, DIA 

6. Evliyalar Ansiklopedisi, Tiirkiye Gazetesi 

7. PAKALIN Mehmet Zeki, Osmanli Tarih Deyimleri Sozliigu, 
MEB, 1993 

8. DEVELLIOGLU Ferit, Osmanlica Tiirkce Ansiklopedik Liigat, 
Dogus Ltd. Sti. Matbaasi, 1978 

9. ERUNSAL Ismail E., Abdurrahim Karahisari, DIA 

10. AZAMAL Nihat, Divane Mehmed Qelebi, DIA 

11. BINGOL Abdiilkuddiis, Ebheri Esiriiddin, DIA 

12. MERQIL Erdogan, Sahib Ataogullan, DIA 
WEB 

1. http: //www, anitkayakasabasi .com/ 

2. www.aku.edu.tr/ 

3. http://www.hbektas.gazi.edu.tr/ 

4. http://acikarsiv.ankara.edu.tr/ 

5. http://193. 140.255. 1 1/tezjic/tez.htm 

6. www.yesevi.edu.tr/ 

7. http://www.sandikli.com/ 

8. http://www.sandikli.biz/ 

9. http: //www. sandikli03 . com/ 

10. http://selcikkoyu.com/ 

11. http://gencimranlilar.com/ 

12. http://www.karacaahmet.com/ 

13. http://www.afyonkarahisar.gov.tr/ 

14. http://www.altintas.gov.tr/ 

15. http://www.turkmensitesi.com/ 

244 



16. http: //tr. wikipedia. org/ 

17. http://www.bizimbolgegazetesi.com/ 

18. http://www.afyonsmmmo.org.tr/ 

19. http://www.tesbitler.com/ 

20. http: //kubbelicami . net/ 

21. http://sevdilerkasabasi.uclerkayasi.com/ 

22. http://www.cay.bel.tr/ 

23. http://caymeleksultan.com/dosyalar/efsane.asp 

24. http://www.eberbeldesi.com/ 

25. http://www.akkonak.bel.tr/ 

26. www.caysekaio.kl2.tr/ 

27. http://caykaracaoren.meb.kl2.tr/ 

28. http: //www. emirdag .com. tr/ 

29. http: //www. akademiktarih .com/ 

30. www.localarchives.org/ 

31. http: //www. y asarkalaf at . inf o/ 

32. http://www.aleviweb.com/ 

33. http://www.alevileriz.biz/ 

34. http://osmankoy.blogspot.com/ 

35. www. hnm.hu/icta/abst/ Ab.E._Parlak.doc 

36. http: //www. y akader. org/ 

37. http://www.iscehisar.gov.tr 

38. www.alewiten.org 

39. http://velilerderyasindankatreler.blogspot.com/ 

40. http: //www. nurbaki .com/ 

41. http://www.tinaztepe.bel.tr 

42. http://www.derviscemal.com/ 

43. http: //www. tasav vuf alemi. com/ 

44. http://sultandagiishakli.blogcu.com/ 

45. http://www.pervasiz.com/ 

46. http://www.bayat.gov.tr/ 

245 



246 



247