(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Evliyalar Şehri Amasya"

AMASYA EVLIYALARI 



"Gelmiij nice meczub-i ilahi, nice miiijtak 
Cikmiij oradan dehre, nice kamil ii u§§ak 
Giiya burada oknuij idi alem-i misak 
Bir feyz ii himem-i zaviyedir, dar-i Ainasya" 

-Huseyin Husameddin- 



Aksarayi, Malazgirt Zaferinden itibaren Niksar, Tokat, ve Sivas'i icpine alan bolgenin 
Danismend'in kontrolunde oldugunu yazar. Danismend Ili adiyla Amasya'yi merkeze alan 
bolgede Danismendli Devleti kurulmus olur. Sel9uklu hakimiyetine ge9ilmesiyle daha genis 
smirlara kavusan bolge Danismend Vilayeti olarak tanimlanir. ilhanh idaresinde ise Rum 
Vilayeti haline getirilir. Sel9uklular doneminde ana ticaret yollan uzerinde bir menzil oldugu 
i9in, yakinlannda 90k sayida kervansaray in§a edilmi§ oldugu, Ilhanh hakimiyetinde ise 
onemini surdurerek bir idare merkezi rolunu devam ettirdigi gorulur. Amasya I. Bayezid 
zamanmda Osmanh hakimiyetine girer ve hemen ardmdan sehir, sehzade sancagi yapihr. 
^elebi Mehmed ile baslayarak XV. yuzyihn sonuna kadar bir 90k Osmanh sehzadesini 
barmdmr. 1413'te Sivas'i da i9ine alan Rum Beylerbeyiliginin merkezi Amasya'dir. II. 
Bayezid doneminde (1481-1512), Anadolu'da ortaya 9ikan Iran kontrolundeki Alevi isyanlan, 
diger hukumdarlar zamanmda da devam edecektir. Bu kansikhklar dolayisiyla Amasya yuz 
yil sonra eyalet merkezinden sancak merkezine donusur. 

Haci Sadgeldi Pasa, sehrin ileri gelenlerini ve alimleri meclisine davet eder, onlarla 
musavere ederek memleketi yonetir, ulema ile konusmalarma onem verirdi. Gayet comert 
olup seyhlere hurmet ederdi. Huseyin Husameddin'e gore, Konya'da Ulu Arif Celebi'den 
feyz almis olan Amasya Mevlevihanesi seyhi Mevlana Husameddin Huseyin Celebi ve Sultan 
Mesud Zaviyesi seyhi Mevlana Semseddin Ahmed Celebi yakm 9evresinde yer almakta idiler. 
Onun Amasya' daki Giyasiye, Halfetiye, Torumtaiye, Atabekiye Medreselerine ilaveten bir 



medrese, bir zaviye, ve bu ikisi arasinda bir cami yaptirmis oldugu goriilur. Haci Sadgeldi 
Camii olarak adi vakfiyede yer alan bu yapi daha sonralan Saratjhane Camii olarak isim 
degistirir. Zaviyede ikamet etmekte olan ve eserin 847 yilinda vakfiyesini tanzim eden Halveti 
seyhi Sunullah Efendi, Serraclar Seyhi, Debbaglar Seyhi olarak sohret buldugundan Haci 
Sadgeldi Camii adi, zamanla Sarachane Camii'ne domisiir. Bu durumun benzeri, yine Haci 
Sadgeldi tarafindan insa ettirilmis olan hamamin da Alaca Hamami sekline doniismesinde 
goriilur. 

Bu gun, XIV. yiizyilin ucuncii 9eyreginde Amasya Emiri Sadgeldi Pasa'nin yaptirmis 
oldugu kopriiden ge9ip sehrin istasyonuna dogru yolu tuttugunuzda, nihayetinde bir mescidle 
karsilasirsimz. Bu pek de kuciik olmayan yapinin icersinde, oglu ile iin kazanan bir evliya 
kabri vardir ki, kabrin sahibi bu zat, Seyh Hamza Hazretlerinden baskasi degildir. Onun, 
diinya tarihinde bir devir a9an Osmanh hiikiimdan Fatih Sultan Mehmed'in hocasi 
Aksemseddin'in babasi olusu disinda, halk arasinda anilmakta oldugu lakabini vefatindan 
sonra aldigi da soylenebilir. Anlatihr ki, seyhin vefat ettigi giiniin gecesi bir kurt gelip kabrini 
a9ar. Yeni mezarlan bularak oliiyii kabrinden 9ikanp par9alayan bu kurt, bolgeye musallat 
olmustur. Ertesi gun kabri ziyarete gelenler, kurdun oliisii ile karsilasir. Seyh Hamza 
Hazretlerinin eli de mezann disindadir. Hal sahibi bir zat sunlan soyler. "Kurt degdigi i9in 
elin yikanmasi gerekir." El derhal yikanir ve kabirden i9eri 9ekildigi goriiliir. Bu inamlmaz 
olaydan sonra, Seyh Hamza Hazretleri 'Kurtbogan' lakabiyla insanlann muhayyilesinde 
yerini alir. Oglu Mehmed Semseddin'in istanbul'un fethi sirasinda Ebu Eyyub el Ensari'nin 
kabrini bularak ordunun maneviyatim yiikselttigini, 1460'da Goyniik'te vefat ettigini, Fatih 
Sultan Mehmed'in 1464'te onun adina tiirbe yaptirmis oldugunu da bu arada ilave edelim. 

Aksemseddin, babasimn nasil bir Hakk asigi oldugunu, su sekilde anlatmaktadir: " Biz 
oniki kardes idik. Babam bir gun, hepimizi biraraya toplayarak yiiziimiize uzun uzun bakip 
hamdetti. Biz zandediyorduk ki, Cenab-i Hakk' a bizleri kendisine ihsan ettigi i9in 
hamdetmektedir. Lakin babamin dervislerinden Nur-iil Hiida kendisine; "Ben senin neden 
hamdettigini biliyorum", dedi. Babam "Neden?", diye sorunca "Suna hamdediyorsun ki, 
Cenab-i Hakk, sana on iki evlat verdigi halde hi9birisinin muhabbeti, kalbini Cenab-i 
Hakk'dan ayiramamistir." cevabim vermisti. Seyh Hamzanin kerametleri giiniimiizde de 
halkin muhayyilesinde olusmaya devam etmektedir. O, tipki diger evliyalar gibi, her zaman 
savaslarda askerimizin yanindadir. Kore Harbinde ve Kibns Bans Harekatinda da moral 
destegi olur. Amasya'da bir Ali Amca vardir ki, anlattiklarina inanmaniz i9in sizi hi9 
zorlamaz. Gozlerini iri iri a9arak; "Bak hoca", der. "ister inan, ister inanma. Kibns 
Savasi'ndan sonra buraya gelip bana Kurtbogan'i sordular. Savasta en iyilerdenmis. Attigini 
vurur, hep en onde savasirmis. Namazim da hi9 ka9irmazmi§. Bans olunca kendisiyle 



bulusmak isteyen arkadasina, "Amasya'da kime sorsan beni bilir, sana yerimi gosterir. Ben 
Kurtbogan' 1 anyorum dc.yeter", demis. O da kalkip savastan sonra Amasya'ya gelmis. 
Burayi tarif etmi§ler. Adam turbeye bakti bakti,aglaya aglaya iki rekat namaz kilip dualar 
okudu gitti. Ustelik ben bu mubaregin Kore savasindan sonra da ziyaretine gelen cephe 
arkadaslan oldugunu da buyuklerimden dinlemistim." Diye Have eder. 

Anadolu'nun pek 90k yerindeki ttirbelerle ilgili anlatilan bir anekdot, Kurtbogan 
Evliyasi ttirbesi i9in de anlatihr. Osmanh Imparatorlugunun son donemlerinde, Amasya'ya bir 
tren yolu yapilmaya karar verilir. Cahsmalar baslar. Bu is i9in Alman miihendis ve is9iler 
gorevlendirilir. Tren yolunun yapilacagi giizergahta Kurtbogan Ttirbesi de bulunmaktadir. 
Turbeye kadar buttin mezarlar, evler yikilarak yol 9ahsmasina devam edilir. Sira Kurtbogan 
Turbesine gelince ilk kazma vurusta, buttin 9ahsanlar; o isten sorumlu olan herkes perisan 
olur. Kiminin agzi 9arpihr, kiminin cesedi metrelerce oteye firlatilir. Bunu goren yetkililer, 
yikimi durdurmak zorunda kahrlar. 

Bir diger anekdot da soyledir. Mahalle sakinlerinden bir kadin, bir gece uykusundan 
zikir sesleriyle uyanir. Kalkip etrafina bakinir. Seslerin ttirbeden geldigini anlar. Tiirbenin 
lsigi da yanmaktadir. Yaninda cami oldugu i9in insanlann ibadet ettiklerini dusunur. Fakat bu 
durum boyle yedi gun devam eder. Cami imamina, ozel bir sey olup olmadigi sorulur. Imam 
anahtann kendisinde oldugunu, oraya kimsenin giremeyecegini, bir sey olsa mutlaka 
haberinin olacagini soyler. Bu sesler on bes gun kesilir. Aym sesler tekrar duyulunca, bu defa 
kadin dayanamaz, sabaha kadar ttirbeyi izler ve sabahin ilk lsiklanyla ttirbeden on on bes 
kadar yesil ctibbeli, beyaz sankli adamlann 9iktigim gortir. 

§eyh Hamza'nin hayatimn son yillanni ge9irmis oldugu Amasya'da, muhtemelen 
karsilasmis oldugu farkli mesrebe sahip seyhlerden biri de Mehmed Cui'dir. Anadolu'da 
birligin yeniden saglanmaya 9ahsildigi XV. yuzyilin basindaki o kansik donemin hemen 
ardindan, Amasya'da imar faaliyetlerinin hiz kazanacagi gortilecektir. §ehrin bugtin dahi 
ziyaret edilen onemli tarihi mekanlanndan olan Gumtislti Camii, Cilehane Camii gibi yapilar 
insa edilirken de sosyal ihtiya9lar goz ontinde tutulur. §uphesiz bu gelenek sonuna kadar 
devam edecek, eserler daima ktilliye teskil edecek sekilde insa edileceklerdir. Mevlevi 
tarikatimn itibarh seyhi Cemaleddin Mehmed Cui'nin 1414 yilinda sehir merkezinden 
aynlarak kendi adiyla anilan koye 9ekildigini, orada bir Mevlevihane, tekke, mektep ve 9esme 
yaptirdigini, koytin arazilerini yapilar toplulugunun bekasi i9in vakfettigini ogreniyoruz. 

Bugtinkti Burmali Minare Camii, Gumtislti Camii ve o gtinlerde hentiz insa edilmis olan 
Sara9hane Camii, 9evrelerindeki kendilerini tamamlayan Mevlevihane, medrese, tekke ve 
imaret gibi yapilarla Amasya'da dini hayatin yasandigi toplu mekanlardan biri oluyordu 
herhalde. Muhtemelen hayatin oltimle i9 i9e oldugu bir anlayisla bu camilerin arasinda kalan 



boslukta, bir de kabristan bulunmaktaydi. Gumuslii Camii ve tekkesini yaptirmis olan Gumiis 
kasabasinin ileri gelenlerinden Gumusliizadelere mensup bir gen9 bu manevi havayi tenefflis 
ederek yetisir, ve sehrin muftiisu olarak hizmet vermeye baslar. Fakat Anadolu'da Timur 
Istilasi sebebiyle kansik bir doneme girilmistir. Sivas'in teslim olmasina ragmen halkinin 
kanh bir sekilde kili9tan gecirilmesi, zihinlerde Timur'un zalim kisiligi hakkinda 
silinemeyecek izler birakir. Halkin korkusu bosuna degildir. Sivas'tan ka9ip gelenlerle 
Amasya, adeta mahsere doner. Bu sirada Amasya valisi Yakut Pasa'dir. Kara Devlet Sah, on 
iki bin suvarisiyle Hakala'ya inmis, Suluova'yi tutmustur. Menkibe, Muftu Gumusliizade 
Ilyas'i Aksak Timur ile i§te tarn bu noktada karsi karsiya getirir. Onemli bir askeri kuvvet ile 
Amasya'ya gelen Numaneddin ul Cebbar el Mutezili adinda faziletli bir zatin baskanhgindaki 
heyet, Amasya ulemasim imtihana davet eder. Akli ve nakli ilimlerden on tane zor soru 
soracaktir. Iyi cevap verildigi takdirde Amasya halki zulum gormeyecek, aksi takdirde Sivas 
gibi Teymurlenk'in ordusu tarafindan urulacak, kilm9tan ge9irilecektir. Siicaeddin ilyas 
Amasya'daki ilim heyetini toplar ve bu davete icabet eder. Sorulan sorulara tereddutsuz, gayet 
ikna edici cevaplar verir. Timur'un heyeti bu durum karsisinda hayrete diiser ve Amasya ve 
halk boylece buyiik bir felaketten kurtanlmis olur. 

Timur, Siicaeddin Ilyas' in ilmi derecesini takdir eder ve sehzadesi Kara Mehmet'e bir 
fermanla birlikte onu ve yegeni Mevlana §emseddin Ahmed 'i §irvan'a gonderir(1402). 
Amasya'da bosalan muftiiluk makamina da Ilyas'in oglu Gumusliizade Celaleddin 
Abdurrahman Celebi getirilir. §irvan'da bir miiddet tedris ile mesgul olmakla birlikte 
Sadreddin Hayayi'nin meclislerine de katilan §ticaeddin Ilyas, burada ahz-i tarikat eyler. 
Velilerin hayat hikayelerini anlatan eserlerde onun tasavvuf alamndaki kudretinden ovguyle 
bahsedilir. Vaktiyle bir riisum ulemasi olmaktan mana alemlerinin sirlanna vakif bir Hakk 
asigi olma yoluna ge9isi, aslinda hi9 de kolay olmamistir. Arif-i billah Sadreddin Hayayi'nin 
sohbetiyle serellendigi ve onun yaninda kirk gun halvette kaldigi siralarda, nefsin istedigi 
seyleri yapmamamn ve nefsin istemediklerini yerine getirmenin zorluklanni yasar. Hocasimn 
iimmi olusu, miiridin teslimiyetini adeta imkansiz kilar. Yalniz basina yuriimenin miimkiin 
olmadigini da dusunerek, aym zamanda alim bir zat olan Zeynuddin Hafi'ye gitmeye karar 
verir. Fakat riiyasinda alemlerin efendisini goriir. Peygamber efendimiz ona soyle buyurur. 
"Ey Ilyas!. .Kalbinden baska sevgileri 9ikar. Su anda zamanin en hayirlisi Sadreddin 
Hayayi'dir. Hizmetine kos." Uyanir ve yaptigi hatayi kabul eder. Tovbe edip Sadreddin 
Hazretlerinin huzuruna kosar. Keramet ehli mursidin talebelerine, "Pir Ilyas geliyor, onu 
karsilayin", dedigi anlatihr. Oniinde diz 9oken miiridine de, "Peygamber efendimizin yol 
gostermesi nimetine herkes nail olamaz", diye buyurarak gordiigii riiyayi bildigini isaret eder. 



Bundan sonra Pir Ilyas'in seyhinin hizmetinde kalip miicahede ve riyazetle mesgul oldugu 
anlasilryor. 

Timur'un vefatindan (1405) bir muddet sonra yegeniyle birlikte Sirvan'dan Amasya'ya 
donen Pir Siicaeddin Ilyas'in, burada artik Taciyye adiyla meshur olan Yakut Pasa'nin insa 
ettirmis oldugu Gumiislu Camii'nin yanindaki Gumusluoglu Dergahi'nda talebe yetistirmek, 
peygamber efendimizin ahlakini anlatmak ve yaymakla Halveti tarikatinin nesrine 9ahstigi 
goriilur. Yasayisiyla etrafindakilere ornek olur. Kendisine sorulan, "evliyanin alametleri 
nelerdir?", sorusuna su karsihgi verir. "Soz soylemek icap etse, nasihat veren olur. Evliya o 
kisidir ki, bos islerle mesgul olmaz. Ve yine, Kur'an-i Kerim okudugunda, dinleyenlerin 
kalplerinin yumusadigi kimsedir." 

Pir Ilyas'in Amasya'da uzun seneler hizmet verdigi anlasihyor. Vefatindan sonra 
gostermis oldugu keramet oldukca anlamlidir. Kendi bagindaki evin sofasinda gasledilirken, 
sofanin bir agaci kinlir. Uzerlerine diiserken, Pir Ilyas Hazretleri dogrulup, bir eliyle agaci 
tutar ve kaldinr. Sonra tekrar yerine uzanir. Cenaze basinda bulunanlar, bu hal karsisinda 
hayret icinde kalarak kendilerinden ge9erler. 

Pir Ilyas'in Yakup Pasa Tekkesi'nin hemen uzerinde medfun bulundugu kabristana 
1482 yilinda II. Bayezid tarafindan insa ettirilmis olan tiirbesi, enine dikdortgen planh olup 
insa kitabesi giris kapisi uzerinde yer alir. 

"Yakin ve fena makam sahiplerinin onderi, ulu seyhlerin kutbu, Gumusluoglu diye 
bilinen Seyh Siicaeddin Pir ilyas icin bu tiirbe imar edildi. Allah onun aziz ruhundan bizi 
faydalandirsin. Bu bina 887 yilinda yaptinldi." Merzifon'un Kara Magara adh koyun geliri 
de bu tiirbeye mesruta olarak vakfedilmistir. 

Bu arada Amasyali saire Mihri Hanim'in, pirin torunu oldugunu not edelim. 

Evliya Celebi, Amasya'ya geldiginde seyhin kabrini ziyareti vesilesiyle sunlan yazar. 
'Yiizlerce basi ve ayagi a9ik asiklan vardir. Vakiflan 90k oldugundan gelip ge9ene nimeti 
boldur. Hakire ziyareti muyesser oldugu vakit, ruhlan i9in bir hatm-i serif okumaya basladim. 
Mezannin duvannda bir kagida su beyitler yazihydi. 

' Ali kulunu eyleme bigane(ye) kiyas 

Hizir ol ona her vartada ya Hizir ilyas 

Dergahina mensubdur ol beynennas 

Sal devlet bunyadina avnii ile esas" 

Sehirde bir zamanlar fakirlere ve yolculara yemek saglayan imaretler arasinda Pir ilyas 
Dede imareti'nin adi da yer alir. 



O donemde yonetimde bulunan pasalann imar faaliyetleriyle sehrin gelismesine hizmet 
ettikleri goriiluyor. Yakup Pasa'nin 1413 yilinda vakfiyesini diizenlemis oldugu kendi adiyla 
anilan kiilliyesi, turuniin gunumiize kalabilmis ender orneklerinden biridir. Ihanete ugrayarak 
1421 'de Edirne'de katledilen veziriazam Bayezid Pasa'nin 1414 yilinda Yesihrmak kiyisinda 
yaptirmis oldugu eseri, Osmanh devri Turk mimarisinin ilk devrinde insa edilmis sanat degeri 
yuksek, iddiali bir yapidir. Y6rgu9 Pasa'nin bu defa sehrin diger ucu sayilabilecek bir yerde; 
Gokmedrese'nin karsisinda 1428 yilinda banisi oldugu kendi adiyla anilan eseri, hep o 
donemden gunumiize gelen yapilardandir. Devletin birligi saglanmistir, fakat sosyal duzenin 
devami i9in siirekli 9aba gosterilmesi gerekmektedir. Donemin asayis durumu goz oniinde 
bulundurularak insa edilmis olan Y6rgu9 Pasa Camii (esasen kulliye) ile Bayezid Pasa 
Camii'nin ortak ozelliklere sahip oldugu goruliir. Suheyl Unver'in, 'Anadolu'da Sel9uklu 
Devleti, Beylikleri Resmi Daireleri ve Toplanti Yerlerine Dair' baslikh makalesinde 
belirtildigi uzere, minareleri yoktur ve ayni zamanda birer devlet dairesi olarak 
tasarlanmislardir. Namaz vakitlerinde ibadete tahsis edilen bu yapilar diger zamanlarda devlet 
islerinin yurutuldugii mekanlardir. Esasen camilerin ibadet mekani olmalan disinda farkli 
fonksiyonlara sahip olduklan da bilinir. 



O gunlerin soz sahibi isimlerinden Amasyah Yar Ali, faziletli ve yuksek seviyeli bir zat 
tir. Babasi Zeyneddin Siyavus Sivas'in Divrigi ikpesinden ise de, daha sonra Amasya'ya hicret 
etmistir. Risaletle Kadi Burhaneddin'e gonderilen seyh, onun yaninda kalir. §ehzade Bayezid 
Amasya'da huzur ve sukunu saglayinca, Kadi Burhaneddin'in yanina iltica edenlerden geri 
donenler arasinda o da vardir. Ayni zamanda bir sair olan seyh, Bayezid'e Fars9a bir kaside 
sunarak ihsana nail olur. §ehzade Amasya'da bulundugu muddet9e, 'Ebu Ishak Kazeruni' 
lakabiyla meshur Mevlana §eyh §emseddin Miieyyed ^elebi'ye ve damadi olan §eyh Yar Ali 
^elebi'ye ilgi gosterir. Yakut Pasa insa ettirdigi zaviye, imaret ve mektebin vakfiyesini 1411 
senesinin baslannda tanzim ettirerek §eyh Yar Ali'yi zaviyenin basina getirir. Yesihrmak 
kenannda yer alan bu kargir tekkenin mescidi, seyh odasi, misafirhanesi bulunmaktadir. XIX. 
yuzyilin U9iincu 9eyregine kadar fonksiyonda bulunan yapi terk edilince, Ibtidai Mektebi 
haline donustiirulur. 

§eyh Yar Ali'nin yazmis oldugu "Kitabu'l-Mekasidii'n-Naciye fi'1-Mebde-i ve'1-Meas-i 
ve'1-Mead" adindaki degerli eseri onun irfan ve kemalinin sahididir. Bu eser, daha sonralan 
§eyh Abdulmecid Sivasi Hazretleri tarafindan terciime ve serh edilmistir. Tasavvuf ilmine 
dair meshur "Lemeat-i Iraki"yi Fars9a olarak "Lemehat"' adiyla serh etmistir. Bu eserin bir 
nushasi Ayasofya Kutuphanesi'nde bulunmaktadir. Yar Ali Hazretleri 1409 yilinda Amasya'da 



Hakk'in rahmetine kavusur. Yakut Pasa Zaviyesinin basina seyhin oglu Miieyyed Celebi 
ge9er. 



Amasya Tarihi yazan Huseyin Hiisameddin, Sadgeldiler siilalesinden Divitdarh 
(Divitdar Ahmet Pasa'nin soyu) ve Burakh adlanyla bilinen iki biiytik kol ciktigini ve 
bunlann degisik unvanlar altinda varhklanni 19. yiizyila kadar koruduklanni kaydetmekte ve 
Amasya'nin Oz Nahiyesi'nin (Ezinepazan) Seyh Sadi koyunde yasamis "biiytik velilerden 
Seyh Sadf'den sozetmektedir. Amasya'nin Oz Nahiyesi'nde genellikle Bayindirh, 
Ak9akoyunlu (Akkoyunlu), Esenli ve Karakecili gibi "Ozbeoz Turkmen asiretleri" 
bulundugunu yazan Huseyin Htisameddin, Karakeciogullan'ndan Muslihuddin Musa Bey'in 
bu veli icin 1409 yilinda bu koytin eteklerinde bir tekke ve ttirbe yaptirdigini ilave eder. Haci 
Bayram Veli'nin hocasi oldugu ileri suriilen Seyh Sadi'nin ttirbesi, bugtin bir adak yeri olarak 
ziyaret edilebilmektedir. Etrafi agaclarla 9evrili yesillik bir alan i9ersinde yar alan ttirbeye her 
yerden ziyaret9i gelmektedir. 1393 yilinda Yildinm Beyazit'in Amasya'yi fethettigi yillarda 
Seyh Sadi'nin iinii bir Islam alimi olarak her tarafa yayilmistir. Yildinm Beyazit, oglu 
Mehmet Celebi'yi buraya tayin eder. Mehmet Celebi ile yakin iliskileri oldugu bilinen Seyh 
Sadi, ilim ve irfamyla onu etkiler. Yetismesinde biiytik katkilan olur. Omrtintin son yillannda 
bugtin tiirbesinin bulundugu yere gelerek tanmla ugrasmistir. Vefatindan sonra tekkenin 
basina oglu Abdulmennan ^elebi ge9er. Seyh Sadi hakkinda anlatilan menkibe, onun binlerce 
askeri, bir kazan bulgur pilavi ve atlanni da bir mendil dolusu arpa ile doyurduguna dairdir. 



Pir Sticaeddin Ilyas'in halifesi Seyh Zekeriyya'nm mtiridi de gun gelir seyh olur. Halk 
arasinda Igneci Baba ismiyle meshur olan Ignecizade Seyh Safiytiddin Mahmud Halveti'nin 
bir yangin sonrasi yenilenen ttirbesi, Amasya'nin Kocacik Mahalllesindeki 9arsi i9inde yer 
almaktadir. Vaktiyle ttirbenin yamndaki konak, seyhin torunu Ayse Hatun tarafindan 
Amasya kadilannin ikametine aynlmis. 1893'teki yangin sonucunda Amasya Maarif 
Komisyonu bu genis ve kiymetli arsayi zabt etmis, yerine onemli gelir saglayan binalar 
yaptirmis. Neticede, ttirbeye ait tek dtikkan bile kalmamis. Fakat halk arasinda, bu 
komisyonun baskan ve tiyelerinin ugradigi talihsizlikler, 'vakif malinin golgesinden bile 
ge9memeyi' tavsiye eden ortak hafiza 9er9evesinde, vakif eserlere yapilan mtidahaleye 
baglamr. 

Seyh Safiytiddin Mahmut'un, hal ve hareketlerindeki sadeligi ile taninan ve 9obanhk 
ile ge9imini saglayan bir kardesi vardir. Zamanla Amasya'nin bir mahallesi haline gelmis olan 
Karasenir Koytine yerlesen Ser^oban, bir gtin ayakkabicilik yapan agabeyi Igneci Baba'yi 
ziyarete gelir. Beraberinde de koyunlanndan sagdigi stitti, bir mendile 9ikilayip hediye olarak 



getirmistir. Amaci, bu suttin mendilden sizmadigini gostermektir. Ser9oban mendilini 
kunduraci dukkanimn duvanndaki bir 9iviye asar. Bu sirada Igneci Baba diikkaninda bir 
bayanin ayak 6k;usunu almaktadir. Ser9oban, bayanin topuklanni gorererek, "ne kadar da 
guzel", diye akhndan ge9irdiginde, 9iviye asilan mendilden siit yavas yavas damlamaya 
baslar. Igneci Baba, kardesinin niyetinde bozulmalar oldugunu sezer ama, M9 birsey belli 
etmez. Bayan ayak o^usunii verip dukkandan aynlinca, Ignecibaba, kardesi Ser9oban'a, 
"Keramet dag basinda ermekte degil, keramet burada, 9ikindaki sutti damlatmamakta", der. 

Bu menkibenin benzerleri, Merzifon'da medfun bulunan Piri Baba ile kardesi Coban 
Baba ve Kastamonu'da Seyh Saban-i Veli ile kardesi oldugu kabul edilen Benli Sultan 
hakkinda da anlatihr. Zekiye Cagimlar, 'Kastamonu Halk Kulturii i9inde Yatir-Ziyaret Inanci 
ve Bu Inan9 Cer9evesinde Seyh Saban-i Veli Etrafinda Olusturulan Efsaneler' adh 
9ahsmasinda, ele almdigi sekliyle, Benli Sultan mendiline siit yerine kar koyarak kardesi 
Seyh Saban-i Veli'yi ziyarete gelir. 

Ser9oban, bir gun dagda suriilerini otlatirken ka9an bir oglagi yakalamak ister. 
Ser9oban kovalar, oglak ka9ar. Iyice yorulan Ser9oban, "Seni yakaladigimda kesecegim", der. 
Sonunda yakaladigi oglagi sozunti yerine getirmek i9in tarn kesmek uzere iken, onun mahzun 
ve etkileyici bakislan ile karsilasir ve duygulanir. " Beni de 90k yordun mubarek ", der ve 
yakaladigi oglagi serbest birakir. 

Ser9oban, bu yontiyle de Amasya'dan 90k da uzakta olmayan Corum-Osmancik'taki 
Koyun Baba menkibesini hatirlatmaktadir. Fiigen liter, 'Osmanh Ulasim Aginda Irmak 
Kenan Bir Yerlesme : Osmancik' baslikh 9ahsmasinda sunlan kaleme alir. "Baba Hazretleri 
Osmancik'ta Adatepe eteklerinde koyun giidermis. Bir gun siiriiden bir koyun ka9ar. Baba 
Hazretleri de pesinden kosar, fakat bir tiirlii tutamaz. Koyun onde, Baba pesinde Adatepeyi 
dokuz defa dolasirlar. Sonunda ikisinin de kuweti tiikenir, yorgun diiserler. Baba, "Ya 
mubarek! Ben yoruldum amma beni de Eyup Aleyhisselam sabnna nail ettin", diyerek 
koyunu kucaklayip gozlerinden oper." 

Ser9oban'in hakkinda anlatilan menkibelerden biri de soyledir. Koyunlanni otlatirken, 
hi9 kimsenin bagina, bah9esine girmemesi konusunda olduk9a titiz davramrmis. Kendisine ait 
olan arazinin disindan koyunlar bir par9a ot yese, U9 gun hi9bir koyunun sutunii i9mez, 
koyliiye dagitirmis. Bundan dolayi koyluler kendisine bas 9oban anlaminda 'Ser9oban' 
derlermis. Adinin kaynagi ile ilgili bir baska menkibe, sefere giden askerlere yiyecek 
vermesiyle ilgilidir. Kumandan, "evladim", der. Burada binleri asan askerim var. Senin 
kendin i9in getirdigin azik bunlara yeter mi?" Ser9oban'in israrina dayanamayip sonunda, 
"madem bu kadar istiyorsun, tamam ser 9oban", diye izin verir. Onun azicik olan yiyecegi, 



biittin askerlerin karnini doyurur, yine de bitmez. Ve kumandanin "ser (joban" sozii, o giinden 
sonra "Sertjoban" lakabini almasina sebep olur. 

Sertjoban oldugiinde, siiriideki hayvanlann her biri agaca doniisiir ve bir orman olusur. 
Mezannin bulundugu mevki kendi adi ile anilir ve adak ve mesire yeri olarak ziyaret edilir. 
Yore insani oradaki agaclan kesmenin kendilerine kotiiluk getirecegine inanir. 

Menkibevi kisiliginin disinda, Ser9oban'in, kardesi kabul edilen Igneci Baba'dan 
yaklasik 150 yil once yasamis ilim erbabi bir zat oldugu da anlatihr. Ogrenimini Tebriz'de 
Hz. Huseyin soyundan gelen Seyh Taceddin vasitasiyla tamamlayan Ibrahim, 9ikmis oldugu 
yolculugun sonunda, gun gelir Amasya'ya yerlesir. Burada hocalik yaparak halk ve devlet 
adamlan nezdinde itibar goriir. Fakat bir ara Anadolu Mogol valisinin goziinden diiserek 
Karasenir Koyu civanna 9ekilir, burada 9obanhkla ge9imini saglar. Gazan Han doneminde 
tekrar eski itibanna kavusur. Tiirbesi 1878'de Karasenirli Hasan Pasa tarafindan yaptinhrsa 
da, zamanin tahribatina binaen, 2001'de Amasya Belediyesi tarafindan 9evre duzenlemesi ile 
birlikte yenilenir. 



Bolge sakinleri arasinda bu gun Haci Dede olarak bilinen Amasya velilerinden 
Sadreddin Muhammed Horasani'nin, yorenin meshur alimlerinden Seyyid Ibrahim 
Hazretlerinin babasi oldugu kabul edilir. 1413 yilinda Horasan'dan gelerek Amasya'ya 
yerlestigi anlatilan Sadreddin Muhammed Efendi'nin 1414 yilinda Bedreddin Mahmut Celebi 
Tekkesi'ne seyh oldugu ileri suriilur. 1404 yilinda Amasya Kadisi el Hac Bedreddin Mahmud 
tarafindan imaret ile birlikte insa edilip vakiflan duzenlenen Bedreddin Mahmud Celebi 
Tekkesi'nin Karatay Mahallesinde bulundugunu burada not edelim. Amasya' da 'Horasani 
Baba' lakabiyla iinlenen Sadreddin Muhammed, aym zamanda Sultan II. Murad'in oglu 
Sehzade Alaeddin Bey'in de seyhidir. Sehzade'nin 1442'de olduriilmesiyle oglu Ibrahim ile 
birlikte Yenice koyune 9ekilir. Burada bir zaviye insa ettirip ogrenci yetistirmeye baslar. 
Yenice koyundeki tiirbesinin yaninda yer alan zaviyesinden guniimiize hi9 bir iz kalmamistir. 
Belde belediyesi tarafindan 2005 'te tiirbenin 9evre duzenlemesi yapilmis olup ziyaretlere 
a9iktir. 



Amasya' da Ceribasi (Sanbas) Mahallesi sininndaki Halkali Sokakta bir teras usttinde 
yer alan tiirbenin, Sadgeldi Pasanin torunlanndan 1475 yilinda vefat eden Serasker Burak 
Beyin kizi Sara (Sahruz) Hatun'a ait oldugu kabul edilir. Burak Bey Sultan Mehmed'in 
Amasya valiligi esnasinda serasker olmustur. Ali Kilci, 'Erken Osmanh Baldaken Tiirbeleri' 
baslikh 9ahsmasinda, sadece giiney tarafi duvarla ortiilii olan yapinin baldaken tarzi tiirbelere 
girdigini belirtir. Ayaklar, konsollara oturan sivri kemerlerle birlestirilmis, iizeri bir kubbe ile 



ortulmustiir. Genis bir kare kasnaga oturan bu kubbe beton mozaik kaphdir. Kubbeye i9te 
tromplarla ge9ilmistir. I^nde bulunan yere gomulii tek par9adan olusan mermer sandukanin 
iizeri yazilidir. Mezann bas ve ayak taslannda da yazilar vardir. Kenarlan dort metreye 
yaklasan kare planli yapinin orta yerinde bulunan sandukanin kuzeyinde dikdortgen seklinde 
siyaha yakin bir tas iizerinde bulunan halkalar sebebiyle burasi Halkali Evliya diye meshur 
olmustur. Halk arasinda Halkali Dede olarak da taninan ttirbede sandukanin altindaki 
mahzende bulunan tabuttaki naasin bozulmamis olup hafif9e sararmis oldugundan soz edilir. 
Halk arasinda yuriimeyen 90cuklann ayaklannin 119 hafta cumartesi gunleri taslar iizerindeki 
halkalara ge9irilmesi durumunda Allah' in izniyle yuriiyecekleri inanci hakimdir. 



Anne tarafindan Hz. Ebubekir, baba tarafindan Hz. Omer soyundan geldigi rivayet 
edilen Habib Karamani'nin ailesi ve hayatinin ilk donemleri hakkinda pek bir bilgi yoktur. 
Kamil Sahin'in Islam Ansiklopedisi i9in hazirlamis oldugu Habib Karamani maddesinden 
ogrendigimize gore, s 

eyahatlerinden biri esnasinda kendisiyle Konya'da tamsmis olan Lamii Celebi'nin, "Seyyid 
Yahya Hazretlerine vardikta akaid serhi okurmus" seklindeki ifadesinden, zahir ilimleri tahsil 
etmekte oldugu anlasihyor. O siralarda daha 90k ilim tahsil etmek ve manevi feyz alabilmek 
i9in, memleketinden aynlarak Halvetiyye tarikatinin pir-i sanisi Seyyid Yahya Sirvani'ye 
intisab etmek uzere Iran' a gider. Sirvan'da Seyyid 'in dervisleriyle karsilastiginda, onlara, 
"seyhiniz bana bir gunde mevlami gosterebilir mi?" diye sorunca, muridlerin onde 
gelenlerinden Haci Hamza ofkelenerek, "bunda suphen mi var?" der ve okkali bir tokat atar. 
Yere duserek kendinden ge9en Karamani'den haberdar olan seyh, onu yanina 9agirtip, 
"dervisler gayretli olur, onlann kusuruna bakma ve sakin huzursuz da olma", diyerek teselli 
eder ve gonul alir. Sonra da, "su pencerenin yanina git ve otur. Orada gorduklerini bize anlat." 
diye buyurur. Seyhin isaret ettigi yere vannca Karamani, sir kapilannin a9ildigim ve hakikat 
aleminin gozlerinin oniine birer birer serildigini fark eder. Mana aleminin buttin giizellikleri 
ortadadir ve o andan itibaren Habib Karamani, bambaska bir insan oluvermistir. Kalbinde 
dunya sevgisine dair bir sey kalmamistir. Yiiksek marifetlere ulasir, dergaha geldiginde 
kalbinden ge9enlere kavusmustur. Benlikten ge9tigini, buttin benligini seyhinin kapladigini 
anlar ve dili 96zuliir. "O geldi, biz gittik." 

On iki yil seyhine hizmet ettikten sonra izin alarak Anadolu'ya doner. Artik onun 
surekli seyahat ettigi goriilur. Bir sure Ankara' da ikamet ederek Haci Bayram Veli 
Hazretlerinin kabrini sik sik ziyaret eder ve oyle anlasilmaktadir ki, bu nurlu mekanda her 
zaman kesbedilecek kemalat, alinacak feyizler vardir. Onun Aksemseddin ile sohbetleri 1450- 



10 



55 yillan arasinda olmahdir. Aydin, Sivas, Kayseri, Konya, Karaman gibi sehirleri dolasir, ve 
bu arada U9 defa Hacc'a gider. 

Kayseri'de Aksemseddin'in halifesi Ibrahim Tennuri ve Naksibendi seyhlerinden Emir 
Efendi ile Mekke'de ise Zeyni seyhlerinden Abdtilmuti Efendi ile sohbet etme imkani bulur. 
Bu btiytikler sayesinde nice feyzlere kavusur ve her birinden pek 90k istifade eder. 

Habib Karamani, Iskilip'te Ebussuud Efendi'nin kizkardesi olup Seyh Yavsi 
Efendi'nin kizi olan Rukiye Hatun ile evlenir. Bu arada iskilip'te cami, medrese, zaviye ve 
ktittiphane gibi bir 90k vakif kurmustur. Bunlann basinda 1476 yilinda yaptinp vakfettigi 
Tabakhane Mahallesinde bulunan Seyh Habib Camii gelmektedir. Vakfiyesi Vakiflar Genel 
Mudurltigti Arsivi'nde bulunan ve 370 m2.1ik bir alani kaplayan caminin onundeki medrese 
binalan 1925 'ten sonra yiktinlmistir. Caminin yaninda kuttiphane ve zaviye ile birlikte insa 
edilen medresenin 1900 yilinda altmis yedi talebesi bulundugu bilinmektedir. 

Ancak kayinpederiyle aralannda onemli bir anlasmazlik 9ikinca iskilip'ten aynlip 
Amasya'ya gider. Seyh Yavsi'nin vakfini "evladiyelik" olarak kurdugu, Habib Karamani'nin 
ise, "erbabiye" olarak kurmasim istemesi ytiztinden aralannin a9ildigi rivayet edilir. Habib 
Karamani iskilip'ten aynldiktan sonra geldigi Amasya'da bir zaviye kurarak ibadet ve ilimle 
mesgul olur ve 1496 (H.902) senesinde Amasya'da vefat eder. Mehmed Pasa Camiinin bati 
tarafinda Nezir Mehmed Pasa ile oglunun kabirleri arasina defnedilir. 

Sultan ikinci Bayezid Hanin sehzadesi Sehinsah Bey'in nisancisi soyle anlatir: 
Seyh ile beraber aksam namazim kiliyorduk. Bir akrep, secde yerinden ge9ip, safin bir 
tarafina gitti. Ne oldugunu bilemedigimden akhm karmakansik oldu. Namazda huzurum 
ka9ti. Namazdan sonra yemek getirdiler. Fakat akrep sanki kafamin i9ini sokuyordu. Hep onu 
dusunuyordum. Bir turlu yemegi yiyemiyordum. Gonltimden ge9irdigim bu dusunceyi Allahti 
teala, Seyh'in kalbine ilham edince, bana; "O zavalli akrep bizim yammiza geldi. Peygamber 
efendimizin; "iki karayi (yilan ve akrebi) gorduguntizde olduruntiz!" hadis-i serifine 
uyarak, onu namazda iken oldurduk. Gonlumizu mesgul etmesin!" dedi. (Namazda yilani ve 
akrebi oldtirmek namazi bozmaz.) Boylece zihnimdeki endise ortadan kalkmis oldu. Benim 
adetlerimden oldugu i9in, gonltimden ge9irerek; 'Eger yemek helal ise Bismillah", diyerek 
yemege basladim. Bunun tizerine Seyh Habib; "Helaldir, stiphen olmasin!" dedi. 

Ttirbenin disindaki ilk mezar Mehmet Pasa'nin babasi Hizir Pasa'ya, ikinci mezar 
Mehmet Pasa'ya, U9tincusti Habib Karamani'ye, bu durumda dordtincti mezar da Mehmet 
Pasa'nin ogluna aittir. Mezar sahidesi, 1888 yilinda Mehmet Pasa Vakfi mutevellisi Mehmed 
Bey tarafindan diger sahidelerle birlikte yenilenmistir. Mehmed Pasa Sultan II.Bayezid'in 
veziri olup sehzade Ahmed 'in lalasidir. Son zamanma kadar Sehzade Ahmed 'in hizmetinde 
bulunan Mehmet Pasa'nin iki yil kadar veziriazamhkta kaldigi bilinmektedir. 

11 



Ayni yillarda yasamis bir Hakk asigi daha vardir. Pir Hiisameddin isminde tasavvuf ehli 
bir zatin oglu olan Abdurrahman £elebi, siirlerinde babasinm adma izafeten Hiisami 
mahlasini kullanan bir sair-mutasavviftir. Amasya'da Sara9hane Camii bitisiginde medfun 
bulunan Seyh Zekeriyya Hazretlerinden feyzini tamamlar ve onun halifesi olur. Dost canlisi 
bir zat olan Celebi, ayni zamanda essiz bir riiya yorumcusudur. Onun sema yaparak 
zikretmeyi sevdigi anlatihr. Gumusluoglu siilalesine mensup ve Pir Ilyas Hazretlerinin yakin 
akrabasi oldugu i9in 'Pirzade' lakabi ile de anilan seyh 1498 yilinda vefat eder. Ankara 
Beylerbeyi Yazarhoglu Yakup Pasa tarafindan Begler Sarayi civannda yaptinp emlakini bu 
hayratina vakfettigi tekkesi i9inde yer alan turbeye defnolunur. Halk arasinda bu zata "Asagi 
Pirler Evliyasi" da denir. 



XVI. yuzyilda yasamis buyiik tefsir ve hadis alimi olarak kabul edilen Bahsi Halife'nin 
Akbilek adh bir Turkmen oymagindan geldigi ileri suriilur. Onun, Amasya'nin Tasova 
il9esine bagh bugiin Ulukoy diye bilinen Sonusa'dan oldugu kabul edilir. Kunyesi 'Dede 
Bahsi bin Ibrahim' seklinde kaydedilen Halife, tahsilini tamamlamak i9in Misir'a gider. 
Orada Imam Suyuti, Seyhii-1 Islam zekeriyya el-Ensari, Semsiiddin Muhammed es-Sehavi 
gibi alimlerin derslerine devam ettikten sonra Amasya'ya doner. 

Fatih Sultan Mehmed, II. Beyazid, ve Yavuz Sultan Selim donemlerini idrak eden 
Bahsi Halife'nin ilmi kudretine sahit olarak onun, ' Mufti 's-Sakaleyn (insanlann ve cinlerin 
muftusu) Ibn Kemal'in ustadi oldugu soylenir. Bir 90k tefsirin hafizasinda oldugu ovguyle 
bahsedilmekte ve diger ilimlerde ise mustesna bir kudrete sahip oldugu tabakat kitaplannda 
anlatilmaktadir. 

Omrunti ilim ogrenmek ve ogretmekle ge9iren Bahsi Halife Hazretleri 90k az yemek 
yer, dunyaya ragbet etmez, sade bir hayat yasar. Buttin vaktini, ilim ogrenmek isteyen 
talebelere vermekten ka9inmaz. Bazi ayetlerin faziletlerine dair a9iklamalarda bulunurken, 
"Levh-i Mahfuz'da boyle gordtim", der. Kesiflerinde hata yapmayan Bahsi Halife, Peygamber 
Efendimizle sik sik riiyada sohbet eder. Muskullerini ona arz eden Halifenin 96zumleri 
boylece elde ettigi soylenir. 

Zuhd ve takva sahibi oldugu, dunyaya duskun olmayip haramlardan sakindigi, dini 
ilimleri iyi bildigi, devamli nafile namazi kilip oru9 tuttugu, kanaat sahibi olup, az bir 
dunyahkla idare ettigi anlatihr. Bir gun camide vaazinda abdest almanin faziletlerinden 
bahsederken, ahnan abdest suyu ile gunahlann dokuldugunti anlatir. Cemaat arasinda 
bulunanlardan birinin kalbine, 'bu nasil olur', diye bir dusunce gelir. O zaman, sanki bu 
dusunceye cevaben, Bahsi Halife kollanni sigayarak dirseklerine kadar havaya kaldinr ve, 

12 



"boyle olur", der. Cemaat, Bahsi Halife'nin kollanndan nur fiskirdigini goriir. Ona bu yiizden 
Akbilek lakabi verilmis oldugu rivayet edilir. 

Amasya'nin onemli adak yerlerinden biri olarak goriilen ttirbesi, Karaman Dagi'nin 
eteklerine diisen Akbilek Baglannin batisinda ku9iik bir tepenin uzerindedir. Kapali bir ev 
seklindeki tiirbe 9evresi, bakimli ve duzenlidir. Yilin her gunii acik olup ozellikle Persembe 
aksamlan, bayram gunleri, kandil ve ozel gecelerde ziyaretcisi fazladir. 



Mehmet Pasa Camii haziresinde yer alan kabirlerden biri de, 1533'te vefat etmis olan 
Seydi Halife'ye aittir. Onun 1485'lerde gelisiyle birlikte Habib Karamani'yi miirsid olarak 
se9mis oldugu ve seyhinin vefatindan sonra yaklasik otuz bes yil tekkenin basinda bulundugu 
anlasilryor. Seyh Habib-i Karamani hazretlerinin Amasya'ya geldigi ve halki irsada baslamis 
oldugu siralarda talebeleri arasinda Ali isimli biri vardir ki, baghligi ve muhabbeti sebebiyle 
kisa zamanda tasavvufun yuksek derecelerine ula^makla kalmaz, ayni zamanda §eyhin 
halifeleri arasinda on siralara ^lkar. Hocasimn vefatindan (1496) sonra onun yerine ge9ip 
insanlara hak ve hakikati anlatan Seydi Halife'nin yasadigi sofiyane hayat tarzi onu keramet 
ehli bir Hakk asigi haline getirir. Etrafindakilere timsal teskil eden yasayisi, gunduzleri oru9 
tutmak, geceleri devamli ibadet etmekle ve neticede nefsin istemediklerini yaparak onu 
terbiye etmekle haram ve supheli durumlardan ka9inan bir yasayis tarzidir. Onun vefati, 
sevgiliye kavusma anidir. Ruhu bedenini terk edecegi esnada, adeta bir sabirsizlik gosterir. 
Sanki diinya hayati bir zindandir ve o ozgurlugune kavusacaktir. Insanlann vefati ile kendisini 
kabristana 9algi aletleri ile adeta raks ederek goturmelerini isteyen Seyyid Burhaneddin'i 
hatirlatan bir hali vardir. Son nefes aninda dahi akh basindadir ve soranlara gordiiklerini 
anlatirken, 9ehresinden hi9 eksilmemis olan o manevi alemin nuru panldamaktadir. 
Cezbenin gucti ile ruhunu teslim eder. 



O yillarda Amasya 5 1 mahallesi ile siiratle gelisen bir sehirdir. Bu mahallelerden otuz 
tanesi cami, mescid, imaret, medrese, alim, seyh ve dervis isimleri tasimaktadir. 1520 yilinda 
tahminen alti bin musluman ve iki bin gayn muslimin yasadigi sehirde Musliimanlarla gayn 
muslimlerin kansik olarak yasadiklan mahalle yok iken, 1576'da mahallelerin altisi kansik 
hale gelmistir. Niifusun da bu elli alti yil i9ersinde biiytik artis gosterdigi, Musliimanlann 
8.900'e, gayn Muslimlerin ise 257 l'e 9iktigi goruliir. 

Bolgede zengin vakiflarca beslenen medreseler 90k miktarda talebe banndirmaktadir. 
Ogrenimlerini tamamlayan bu talebeler is bulamamalan dolayisiyla ruhi ve maddi buhran 
i9ine diiserler. Koylere ve kasabalara gruplar halinde 9ikarak zorla yiyecek ve para toplamaya 
kalkisir ve devletin kendilerine mudahalesi ile de eylemlere girisirler. 1550'lerde baslayan 

13 



ogrenci olaylanndaki bu gruplar, 1560'larda leventlerle birleserek birka9 yiiz kisilik 9eteler 
sekline domisiir. Ayaklanmaya katilanlann, 90gu kez yargilanmadan idam edilmeleri, bazen 
SU9SUZ olanlann bile cezalandinlmalan, olaylann bastinlmasinda etkili olamadigi gibi halkin 
ve ayanlar ile ileri gelenlerin suhtelerle birlikte hareket etmesine yol a9ar. Olaylarla ilgili 
merkezden Amasya idarecilerine yazilan pek 90k emre Muhimme defterlerinde 
rastlanmaktadir. Sinan Pasa'ya 1558'de gonderilen bir hiikumde sunlar vardir. "Haliya 
Merzifon kadisi mektup gonderiib Vilat-i Rum'da suhtevat taifesi ayak uzerine geliib her 
boluk kirk ve elli nefer kimesne olu balat-i harb ve ttifenk ile kasabadan kasabayi geziib fitne 
ve fesad iizre olduklann bildirmis imdi zikrolunan ehl-i fesadin ele gelmeleri lazim olmagin 
buyurdum ki..." 1568'de Amasya sancakbeyine gonderilen bir emirde, Sultan Bayezid 
Imareti'ni suhtelerin basip talan ettikleri ve yakalanan suhtelerden bir kisminin kadi 
tarafindan "Ser-i serif ve kanun-i munif' in idam i9in belirttigi SU9U islememis olduklan 
sebebiyle hafif cezaya 9arptinldiklan cihetiyle suhtelerin, "aher bahanelerle haklanndan 
gelinmesi" istenilmekte; "emr-i serif mucibince diger bahanelerle maznun olub tevkif 
olunanlar gizlice kimse vakif olmadan katlolunduklan" bildirilmektedir. Amasya 
sancakbeyinin bir mektubunda da, "Silah kullanmalan yasak oldugu halde, halkin 
silahlandigi, suhtelerin toplandiklan yerlere kadar silah ve yiyecek gottirdukleri, su9iistu 
yakalanan bu gibilerin itiraf ettikleri halde, kadi tarafindan SU9SUZ bulunarak beraat 
ettirildikleri, halkin tamamen suhtelerin yaninda yer aldigindan" soz edilir. 



Halveti tarikatimn Semsiyye kolunun kurucusu Ahmed Semseddin Sivasi'nin (1520- 
1597) 90cukken, babasi tarafindan Zile'den Amasya'ya getirilerek dualanna mazhar oldugu 
Seyh Haci Hizir Efendi Hazretleri Habib Karamani'nin halifelerindendir. Kaynaklann 
kendisinden marifetler ve kerametler sahibi seklinde bahsettigi zatin, muhtemelen XVI. 
yuzyilin ortalannda vefat ettigi tahmin edilebilir. Amasya Tarihi yazannin vermis oldugu 
Mehmed Pasa Tekkesi'nde seyhlik yapmis zatlann isim listesinde yer almadigi goz onunde 
tutularak, Kara Sems'in babasimn seyhi olan Haci Hizir Efendi'nin, sehirde bulunan 90k 
sayidaki Halveti tekkesinden birinde hizmet vermis oldugu dusumilebilir. 



Resat Ongoren'in, 'XVI. Asirda Anadolu'da Tasavvuf adh doktora tezinden 
ogrendigimize gore, Sehzade Bayezid 'in yenildiginde, bir seyhin himmetine siginmis olmasi, 
mesayihin gucunii gostermesi bakimindan olduk9a anlamlidir. Atai'nin kaydettigine gore, 
Bayezid maglup olunca Amasya' da faaliyet gostermekte olan Halvetiyye ricalinden Seyh 
Icadi'nin (Hayreddin Hizir Amasi, 61.1569) tekkesine siginmis ve onunla birlikte Amasya 
muftusu Molla Ciircan'i (Muhammed bin Ibrahim, 61.1561) affini dilemek uzere babasina 

14 



gondermistir. Ger9i kendilerinden siiphelenilerek derhal Yedikule Zindanlanna atilmislardir 
fakat bir sure sonra serbest birakihrlar. Bilindigi gibi sehzade Yildinm, yakin 9evresiyle 
birlikte bu siralarda Iran' a siginacak, ardindan para mukabilinde Osmanhya teslim edilerek 
katledilecektir. Osman Fevzi Olcay'in 'Amasya Unluleri' adiyla gunumuz Tiirkjesine 
kazandinlan eserinde, 'Icadi' adiyla taninan seyhten soyle bahsedilir. Amasyah bir imam olan 
Ahmet Efendinin oglu Hayreddin Hizir, tefsir ilmini Amasyah Akbilek Bahsi Halife'den, 
Meani ilmini Amasyah unlii Abdullah Efendi'den, akli ilimleri Kutbuddin Mehmet 
Efendi'den, usul ilmini Bursah Hocazade'den, ser-i ilimleri ise Efdalzade'den okumus, daha 
sonra Istanbul' a gelerek egitim ve ogretimle mesgul olmustur. Onun Istanbul' dan tekrar 
Amasya'ya dondugu, 9esitli konu ve ilimlere dair on iki eser verdigi 'Osmanh Mueilifleri'nde 
kay dedilmektedir . 



Zileli Abdurrahman Efendi'nin talebesi ve Kadizadeliler Hareketine set 9eken unlii 
Halveti Seyhi Abdiilmecid Sivasi Hazretleri'nin halifesi olan Alemi Efendi, Amasya'da, 
Sultan II. Beyazit Camii'nde, kursu seyhi idi. 1635 yihnda vefat ederek bir zamanlar Pirler 
Parkinda yer alan Pir Ilyas Turbesi 9evresindeki mezarhga defnedilir. Onun saghginda kaleme 
almis oldugu eserleri sunlardir: Kitabu'l-Makbul fi Halil-Huyul. Bu eser Tiirk9e olup U9 
boltimden mtitesekkildir ve Sultan II. Osman'a takdim edilmistir. Mesmuatu'n-Nakayih ve 
Mecmuatti'n-Nasayih adh eserin ise bir nushasi, Eytip'te Htisrev Pasa Ktituphanesi'ndedir. 
Ntisahu'l-Hukkam Sebebti'n-Nizam adh eserin de bir nushasi, Eyup'te Husrev Pasa 
Kiituphanesi'nde bulunmaktadir. Diger eserleri ise, Nuru'l-Ashab ve Kahrii's-Sibab, Risalettin 
fi't-Ta'lim ve't-Tealliim, Risale-i Regaibiyye, El-Hukuku'l-Ilahiyye adlanni tasimaktadir 



Merzifonlu Ebu Muhammed Bayram Efendi'nin oglu Mustafa Akif, 1686 yihnda 
dunyaya gelir. Ilim ehli bir aileye mensub olan Mustafa Akif Efendi, ku9uk yasta ogrenimine 
baslar. Zamanimn ileri gelen alimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil eder. Seyh Muhammed 
Amasi'nin babasi Abdullah Efendi ile Remzi el-Kayseri, ilim tahsil ettigi alimlerin basinda 
gelirler. Tahsil i9in zamanin 9esitli ilim merkezlerini gezer. Kahire'ye giderek, Arabi ilimler 
ile hadis ilmini ogrenir. Burada ozellikle Sahih-i Buhari, Sahih-i Muslim ve diger sahih hadis- 
i serif kitaplanni okur. Ebu'1-Izz el-Acemi ona hadis-i serif okutmakla ilgili icazet verir. 

U9 defa hacca giden Mustafa Akif Efendi, orada 9esitli Islam memleketlerinden gelen 
alim ve velilerle goriisup, onlann meclis ve sohbetlerinde bulunur. Akli ve nakli ilimlerde 
derinlestikten sonra memleketi olan Amasya'ya doner. Sultan Beyazid Medresesine muderris 
tayin edilip ders okutur ve talebe yetistirir. Daha sonra uzun muddet Amasya Muftisi olarak 
vazife yapar. 1722 tarihli Amasya kadisina hitaben yazilan bir yazida, Amasya'da fetva 

15 



konusunda izinli olan Akif Mustafa' dan sikayet edilmesi uzerine fetva vermekten azledildigi 
belirtilir, ve adi ge9ene bundan sonra fetva vermemek uzere tenbih eylemesi kadiya emredilir. 
'Koca Muftu'nun hayatinin sonlanna dogru insanlann asilsiz haberler 9ikarmasindan 
korkmasi ve inzivaya cekilmis olmasinda bunun etkili oldugu ileri suriilebilir. Yaslamnca 
muftilikten aynlir. lime ve muslumanlara hizmeti sebebiyle, Seyhiilislam Mustafa Efendi 
kendisine, Siileymaniye muderrisligi payesini gonderir. Omrunun sonunda insanlardan uzak 
bir hayat yasamayi tercih eden Mustafa Akif Efendi, kendini tamamen ilim ve ibadete verir. 
Tasavvuf yoluna girip bu yolda ilerler. Onda manevi haller ve kerametler goriilur. Insanlar 
ona, gordukleri bu haller sebebiyle deli ve mecnun goziiyle bakmaya baslar. Gece ve 
gunduzumi ilme ve ibadete veren Mustafa Akif Efendi, ilmi mutalaalar ve arastirmalarda 
bulunur. Gece sabaha kadar lambasi hi9 sonmeyen bu alim zatin, gozlerinin bozulmamasi i9in 
9ahstigi odaya bir9ok lamba koydugu anlatihr. 

Tib, astronomi ve matematik ilimlerinde maharet sahibi olan Akif Efendi, tib ilminin 
gereklerine de dikkat eder. Talebelerinin ve sevdiklerinin hastahklanna 9esitli ila9lar yaparak 
bunlan tatbik etmektedir. Bunun i9in evinin ustunde bir oda yaptirmistir. Burada oturur, 
bedenen sihhatli olmak i9in oraya hizh iner 9ikar. Bah9ede gidip gelerek hareketli olmaya 
9ahsir. Bu bah9ede talebelere ders okutur. Yaninda 90k sayida talebe bulunmasini da istemez. 
Eger talebelere ders vermesi gerekirse, ancak dort veya bes talebeye ders verir. Bir kisi fazla 
olsa, onu asla kabul etmez. Eger azicik musade edecek olsa, etrafini talebelerin saracagini 
gayet iyi bilmektedir. 

Mustafa Akif Efendi ulema sinifindan olmasina ragmen belli bir kiyafet giyinmez. 
Bazan ulemaya ait elbise giydigi gibi, bazan da mevlevi dervislerine ait elbise giyer. Camiye 
giderken onun vakar ve agir bashlikla hareket ettigi anlatihr. Kendisi comert olup, ikram ve 
ihsan sahibi bir zattir. Ziyafet hazirlar, ve memleketin ileri gelenlerinden vali, kadi ile 
ulemadan bir9oklanm, halkm ileri gelenlerini davet eder. §ehrin valisi Cuma giinleri onu 
ziyarete gelir. Onu saygi ile karsilayip , izzet ve ikramda bulundugu rivayet edilir. Vali ile 
musafeha ettikten sonra; "Siz sultamn vekillerisiniz. Size itaat ve saygi gerekir", demektedir. 
Kendisi fakir olmasina ragmen Allahu tealamn ihsan ve bereketiyle ihtiya9 sahiplerine bol 
tasaddukta bulunur. Camiye giderken boynuna beyaz bir kese asar, kesenin i9ine altin ve 
gumus paralar doldurur. Onun comert ve ihsan sahibi oldugunu bilen fakirler, yolu uzerine 
sira olurlar. Kesede bulunan buttin paralan, fakirlere ve ihtiya9 sahiplerine fark ettirmeden 
dagitir. Bazan da kesedeki para bitinceye kadar avu9 dolusu verir. Bazan fakirler onun uzerine 
fazlaca yuklendigi zaman, keseyi birakarak hizhca evine gider. Sonra fakirler kesesini evine 
getirirler. Mali ve geliri olmamasina ragmen bu adetini hemen hemen her gun devam ettirmesi 



16 



insanlarda saskinliga sebeb olmaktadir. Allahii teala'nin pek 90k velisine oldugu gibi, Mustafa 
Akif Efendiye de keramet olarak bu mallan ihsan etmis olduguna inanihr. 

Mustafa Akif Efendi, pek 90k ilmi arastirmalan olan bir zatti. Amasya 
kuttiphanelerindeki kitaplan arastirmisti. Okudugu ve inceledigi kitaplara rakamlar serhler 
koyar, fihristlerini 9ikanrdi. Cok kere kirmizi miirekkeple ve ta'lik hattiyla yazardi. Arap9a, 
Fars9a ve Turkje siirler soyler, nesirler yazardi. U9 lisanda da siir kabiliyeti vardi. Tip 
ilminde de genis bilgi sahibiydi. Hey'et, astronomi ve hendese, geometri ilimlerinin teorik ve 
pratik kisimlannda ihtisas sahibiydi. Akli ve nakli ilimlerin usul ve furu kisimlannda yiiksek 
alimdi. Hatta onun, "U9 yiiz senedir usul-i fikihta benim gibi birisi gelmedi", dedigi rivayet 
olunur. Edebiyatta Anadolu'daki Arap9a divanlar onun siirinin kaynagiydi. Arap9a Kaside-i 
Mimiyyesi ve Kaside-i Ayniyye'si vardi. 

Ilmiyle amil, fazilet sahibi bir veli idi. Tefsir, hadis, usul-i fikih ve fikih ilimlerinde 
zamaninin miiracaat kaynagi olan Mustafa Akif Efendi, 1760 senesi Receb ayinin yirmi 
birinci Pazar gunii giines dogmadan once Amasya'da vefat eder ve surun disinda, Musalla 
yolundaki kabristanin kible tarafina defnedilir. 



Kinm'in Bah9esaray kasabasi Akyefe muftusu Ebus-Suud Efendi'nin torunu olan 
Abdulbaki, 1777 senesinde memleketinden hicret edip Amasya'ya gelerek burada yerlesip 
kalir. §ehrin alimlerinden Urguplii Haci Ahmet Efendi adindaki zatin tedris-i rahlesinden 
ge9erek icazetini alir. Sare Yildiz'in yiiksek lisans tezi olarak hazirlamis oldugu, 'Turhalli 
Mustafa Efendi'nin Hayati, Eserleri, ve Tasavvuf Anlayisi' adh 9ahsmasindan edindigimiz 
bilgilere gore, daha sonra tasavvuf alaninda bir mursitten el almak arzusunu duyan Abdulbaki, 
Turhal §eyhi lakabi ile taninan Naksibendi tarikatinin Uveysiye kolu mensuplanndan §eyh 
Mustafa Efendi'ye intisap eder. Halk arasinda Hicabi Baba olarak anilan Abdulbaki'nin seyhi 
Mustafa Efendi de, tahsiline Amasya'da baslayip daha sonra Istanbul' a giderek §eyh Murad 
Naksibendi Hazretlerinin oglu Ali Efendi'ye intisab etmis, ve kendisinden halifelik almistir. 
Daha sonra memleketi olan Turhal' a donerek burada dergahim kuran §eyh Mustafa Efendi, 
Kesikbas adiyla anilan cami insaatim baslatmis, Yesihrmak iizerine bir koprii yaptirmistir. 
Sadrazam Mehmed Pasa'nin kendisine baglihgi ve sevgisi dolayisiyla, Turhal Civannda 
bulunan Dazya koyumin miilkiyeti kendisine verilmis, ve bunlann gelirleri de Cami, koprii ve 
dergaha vakfedilmistir. §eyh Mustafa Efendi Hazretleri 1782 senesinde vefat etmis ve 
yaptirdigi dergah ve caminin yaninda defined ilmistir. Sahih hadislerden derleyip toparlamak 
suretiyle "el-Bedrii'1-Miinir fi §erh-i Ehadisi'l-Besiri'n-Nezir" adindaki hadise dair eseriyle 
"Miirsidii's-Salikin" adinda bir eseri, "Hadis-i Erbain" adinda diger bir eseri daha vardir. M. 
Tahir Bursevi §eyh Mustafa Efendi Hazretleri'nin, Halvetiyye tarikatinin §abaniyye kolundan 

17 



da hilafet aldigini, buna dair belgeyi Uskudar'da bir kuttiphanede gordugiimi bildirmektedir. 
Seyh Mustafa Efendi Hazretleri'nin en meshur halifesi, Nigde'nin Bor ilcesinde medfun 
bulunan Ahmed Kuddusi Efendi Hazretleri'dir. Mustafa Efendi Hazretleri'nin Turhal'da 
yaptirmis oldugu "Kesikbas Camii" bu adini, hicri 85 yilinda Huseyin Antaki Hazretleri ile 
gelen bir sehitten almaktadir. 

Anlatildigina gore, Kesikbas Turbesini de yaptiran Seyh Mustafa Efendinin yanindan 
hie aynlmayan son derece yumusak huylu, sevimli yuzlu sofi ve ermis bir ihtiyar vardir; 
Mustafa Dede. . . Turbe insaati devam ederken, Tokat evliyalanndan Tuystiz Baba ustti acik ve 
yayvan bir bakir tabak ile helva gonderir. Helva dolu kab Tokat'tan Yesihrmaga birakihr ve 
Turhal'da nur yuzlu bu sofi Mustafa Dede tarafindan alinarak Seyhe sunulur. Seyh Mustafa 
Efendi helvayi yedikten sonra, Mustafa Dede'ye, 'bizim helvamizi da sen gonder', diye 
talimat verir. Mustafa Dede, kendi eliyle yaptigi helvayi, lenger denilen daha buyuk bir bakir 
tabaga koyar ve irmaga birakarak akintiya yukan dogru Tuystiz Baba'ya gonderir. Bu 
olaydan sonra Mustafa Dede'nin adi Lengeri Baba olarak kalir. 

Vaktiyle Buyuk Aga Medresesinde molla olan Hicabi Baba, Ziyere (Ziyaret) Koyu'nde 
bulunan seyhin miiridi olmak icin yola 9ikar. Fakat seyhin arazisine girip Golbasina 
geldiginde, hicabindan (utancindan) seyhin yanina giremez ve geri doner. Her seferinde bu 
tesebbusu yarim kalir. Ama bir gun §eyh, kendisinin sohbetlerine katilmak icin gelen gonial 
dostlanna, " Golbasi'nda Hicabim var, onu da getirin", der. Miiridleri hemen yola cikar. 
Hicabi 'yi yakalayarak seyhin huzuruna getirirler. 

Hicabi'nin diger miiridlerinden farkli olan davranislan, sohbetlere istirak etmesi 
seyhinin dikkatini 9eker. Aralannda meydana gelen manevi yakinlasma, diger muridlerin de 
gozlerinden ka9maz. Ne var ki, muridler bu sevgiyi kiskanirlar. Dedikodular seyhin kulagina 
kadar gider. Bunun uzerine seyh, miiridlerini toplar ve onlann birer demet 9i9ek getirmelerini 
ister. §eyhin bu istegini yerine getirmek i9in, muridler Ziyere Koyu'min arazisine ve daglara 
9ikarlar. Ama9 en giizel 9i9eklerden bir demet hazirlayip, seyhlerine sunmaktir. Buttin 
muridler, Ziyere Koyu'niin daglanndan envai cins 9i9eklerden birer demet yapip §eyhlerinin 
huzuruna girerler. §eyhin odasi bir 9i9ek bah9esine donusmustiir. Fakat Hicabi nice zaman 
sonra aglaya aglaya elleri bos doner. §eyh, " Ya Hicabi!.. Sen 9i9ek toplamadin mi ?" 
deyince, Hicabi buyiik bir mahcubiyet i9inde, " Sultamm, 9i9ekler hep Allah' in adini 
zikrediyorlar, kiyip koparamadim", cevabim verir. Seyh o zaman miiridlerine doner; " Iste 
Hicabi'yi bunun i9in sizden fazla seviyorum. Siz ne anlarsiniz 9i9egin fikrinden, zikrinden", 
der. 

Seyh bir gun hastalamr. Muridler, seyh oldugu zaman kimin seyh olmasi icap ettigini 
munakasaya baslar. Bu tartismalan duyan seyh, buttin talebelerini toplar ve " Ben olunce, 

18 



kavugumu kim yerden kaldinrsa, seyh o olsun", diye vasiyet eder. Bir miiddet sonra da seyh 
vefat eder. Muridlerin hepsi de, seyhlerinin kavugunu kaldirmak i9in 9aba sarfeder. Fakat 
yerinden bile oynatamazlar. Cenazenin defni ile ugrasan Hicabi Baba, biittin israrlara ragmen 
denemeye razi olmaz. "§eyhim oldukten sonra bana hicbir seyin geregi yok", demektedir. 
Nice sonra, tarikatin dagilma tehlikesi karsisinda kavugu tek eliyle kaldinp, basina koyarak 
seyh olur. 

Hicabi Baba'nin sikca ziyaret edilmesi sebebiyle, eski adi Ziyere olan kasabamn adi 
Ziyaret olarak degistirilir. Hacc'a giden haci adaylan, yolculuga cikmadan once adak yerini 
ziyaret edip dua ederler ve koyiin buttin haci adaylan toplu sekilde Hicabi Baba sancaginin 
altindan ge9erler. Anlatilanlara gore, sancak savas zamanlan kaybolur, savas bittikten sonra 
da yerine geri donermis. Geri geldiginde uzerinde kan lekeleri savas izleri bulunurmus. 
Cami imami, her gece Hicabi Baba'ya ait olan abdest ibrigini doldurur, doldurulan bu ibrik 
her sabah bos olarak bulunurmus. Bu olayin yillardir devam ettigi anlatihr. 

1822 yilinda Amasya'nin Ziyaret Kasabasinda vefat edip halen kendi adi ile anilan 
Camii §erifin avlusuna defnedilmis olan Abdulbaki Efendi'nin manevi varhgindan ovguyle 
bahseden sairlerden Turabi tarafindan kaleme alinan kita soyledir. 

"Iki alemde maksudu solar ki menzil-i Hakk'ta 

Ki irfan ehline cana, hakikat-i rehntimadir bu 

'Turabi' okudu yazdi Hicabi sultamn sirrin 

Libasi tazeler ol sahib-i Ridvan-i gtisadir bu" 



Turan B6cek9i'nin 'Amasya Evliyalan' adh kitabindan ogrendigimize gore, 
Amasya'nin Baglariistti koyiinde Merami Baba'ya ait bir ttirbe bulunmaktadir. Hicabi Baba 
ile birlikte Kinm'dan Amasya'ya gelen Merami Baba, daha sonra ailesiyle birlikte Baglariistti 
koyune yerleserek ev yapmis ve tarla a9mistir. Bu koyde bir medrese, bir mescid, bir de 
hamam yaptirarak koyii mamur hale getirmistir. Cevre koylerden gelen ogrencilerin de burada 
toplanmasiyla, koyii bir egitim yuvasi haline donusturmusttir. Tiirbesi sagirlik ve kulak 
rahatsizhklan i9in ziyaret edilmektedir. 



Halveti tekkesi Cilehane'den sehre dogru inen yolun az ilerisinde Haci Bektas Veli 
dergahinm 23. Postnisini olan Hamdullah ^elebi (1767-1836)'nin tiirbesi yer alir. Feyzullah 
Celebi'nin biiyiik oglu olup, babasimn 1824 yilinda hakka yiiriimesi iizerine Postnisin 
olmustur. Hamdullah Celebi (Hamdullah Efendi) once Yeni9eri Ocaklannin ve bunun 
devaminda Bektasi tekkelerinin kapatilmasi sonucu, II. Mahmud tarafindan 1827 tarihli 
fermanla Amasya'ya siirgiin edilir. Vefatindan sonra kendisine goniil baglayan sevdikleri 

19 



tarafindan 1847'de mezannin iizerine bir ttirbe yaptinlir. Amasya'da Aleviler tarafindan en 
90k ziyaret edilen ttirbelerin basinda gelir. 27 §ubat 2005 'te ilk defa Asure Bayrami §enlikleri 
tertiplenir ve yogun katilim gozlenir. Hamdullah £elebi hakkinda anlatilan menkibelerden biri 
soyledir. Amasya Pirler Parkinda yuz yillik gorkemli bir aga9 varmis. Aga9 Hamdullah 
Baba'nin oldugii gun, M9 sebebsiz yere devrilmis. O gorkemli agacin boyle devrilmesini 
Hamdullah Baba'nin olumune dayanamamasina baglayip, bu olayin Hamdullah Baba'nin bir 
kerameti olduguna inamlmaktadir. 



Bugiin Amasya'da §amlar Mahallesi'nde sehre hakim yiiksekje bir tepe uzerinde insa 
edilmis olan ttirbesinde medfun bulunan Halidi seyhin efsanelesen hayati, sehrin sirlarla dolu 
mistik kimligini zenginlestiren unsurlardan sadece bir tanesidir. Osmanh sadrazami Mehmet 
Rusdu Pasa'nin babasi Ismail Efendi'nin Rusya'da baslayan hayat hikayesi, uzun ve yorucu 
badirelerden sonra Amasya'da noktalamr. 

1782 yilinda Rusya'nin §emahi kazasina bagh Kiirtemir'de diinyaya gelen Ismail, 
Muhammed Nuri Efendi'den ders alir. 18 yasinda egitimine devam etmek uzere gelmis 
bulundugu Erzincan'da Evliyazade denilen zatin rahle-i tedrisinden ge9er. Ardindan Tokat'a 
kendisini 9ekmis bulunan §eyh Yahya el Mervezi'den Hadis ilmini ogrenir. Bu arada 
Ademoglu lakabiyla taninan Molla Muhammed namindaki zattan felsefi ilimleri tahsil eder. 
Fikih ogrenimi i9in de uzun bir yol kat etmesi gerekecektir. 1805 yilinda Bagdat'tan Burdur'a 
gelir. Artik ogretim sirasi gelmistir ve bunun i9in de dogdugu memlekete donecektir. Yedi yil 
boyunca Kiirtemir'de ders verir. Hicaz yolu goriiniir. Doniisiinde Istanbul' a ge9erek (1813) 
birka9 ay burada kalir. Tasavvufun 9ekiciligine kapilir ve Hindistan'da bulunan Seyyid 
Abdullah Dehlevi Hz.lerini ziyaret etmek iizere sehirden aynlir. Fakat §eyhin elini opmek 
nasip olmayacaktir. Basra'ya geldigi zaman vaki olan manevi bir isaret iizerine Bagdat'a 
yonelir. Burada Mevlana Halid §ah Siileymani Hazretlerine intisab eder ve bu alimden seyr-i 
siiliikiinii tamamladiktan sonra pek fazla miiride nasip olmayan ve bugiin ttirbesinde asili olan 
icazetname ile Hilafet riitbesi alir (1817). Artik zahiri ve batini ilimleri yaymakla gorevlidir. 
Otuz bes yaslanna geldigi o giinlerde, miirsidinin izni ile §irvan'a doner ve dokuz yil kadar 
orada irsad gorevi ile mesgul olur, ve bu arada evlenir. 

Ismail §irvani Hazretlerinin §irvan'da Abdulhamit adini koymus bulundugu bir oglu 
diinyaya gelir, fakat bu zat Karadeniz'e bir yolculuk esnasinda vapurun batmasiyla (veya 
Amasya'da 1846'da suda bogularak) vefat etmistir. Mevlana Ismail Seraceddin, kendi 
memleketinde §eyh §amil, §eyh Mehmet Efendi, §eyh Ahmed El Agdasi gibi zatlara 
hilafetname verir. 



20 



Baskilann dayanilmaz boyutlara ulastigi Rusya'da zulme karsi Kafkas Kartali olarak 
Seyh Samil vakasi zuhur edince, kisa zamanda Mevlana Ismail Sirvani'nin Seyh Samil'in 
hocasi oldugu anlasihr ve derhal Ruslar tarafindan hapsedilir. Ancak muridlerinden Seyh 
Ahmet El-Agdasi kendilerine kefil olmak sureti ile ustadim hapisten kurtararak 1827 yilinda 
Ahiska'ya sag salim getirir. Rusya sinirlan i9ersinde 9evresine faydali olamayacagi 
anlasildiktan bir miiddet sonra kendisini izleyen muridleriyle birlikte seyhin Amasya'ya 
ge9tigi goriilur. Ileride Osmanh Devletinde sadaret makamina yukselecek olan oglu Mehmed 
Rustti Pasa burada dunyaya gelir (1829). Halil Ibrahim Simsek'in 'Turk Modernlesmesi 
Siirecinde Tasavvuf Alaninda Ortaya £ikan Bazi Yontem Tartismalan' baslikh 
9ahsmasindan ogreniyoruz ki, 1826'da Yeni9eri Ocaginin kaldinlip Bektasi Tekkelerinin 
kapatilmasinin ardindan bu tekkelerin seriata bagliliklanyla taninan Halidilere verilmesi ve 
Halidiyye'nin Istanbul'da siyasi niifuz ve gvi9 kazanmasi, devlet yonetiminde sikintilara yol 
a9ar. Halidilere karsi yurutulen mucadele sonunda tarikat mensuplan Istanbul'dan 
uzaklastinhr. 1828'de Istanbul'daki Halidilerin tamamina yakin bir kismi Sivas'a suriilur. 
Muhtemelen bu sebeble Amasya'dan aynlarak Sivas'a giden Ismail Sirvani dokuz sene 
Sivas'ta ikamet eder. Burada murid 9evresi genisleyen Siraceddin ismail'in sonradan Istanbul 
kadisi olacak olan oglu Ahmed Hulusi dunyaya gelir (1834). Sivas'taki muridlerinden biri de 
Nigari mahlasiyla anilan Mir Hamza'dir ve Mevlana Halid'e yetisemeyen asik, Siraceddin' in 
pesini birakmaz. Sonunda 1839'da Seyhin Amasya'ya dondugumi gorurtiz. 1844'te oglu 
Mustafa Nuri Efendi dunyaya gelir. 1848 yilinda kolera salgini sebebiyle Ismail Siraceddin 
Ramazan ayinin 17. guminde vefat ederek Samlar kabristanma defnedilir. 

Kendisine Siraceddin lakabi Hazreti Mevlana Halit tarafindan verilmistir. Alimler 
arasindaki lakaplan Fakirullah, Kutbti-1 Aktab, Gavsu-1 Enam, Seyyid Ennticeba, Sah Ismail 
Sirvani, Hazreti Mevlana' dir. 

Mehmed Rusdu babasi oldugunde 19 yasindadir, ve yaklasik 20 yil sonra Amasya'da 
Ismail Siraceddin i9in bir ttirbe yaptinr. Yukan Ttirbe denilen yer burasidir. 1850 yilinda 
Istanbul'a gelip, meshur alimlerden Vidinli Mustafa Efendi'nin derslerine devam ederek 
icazetname ahr, Bayezid Camii'nde ders okutur ve 1853'te Amasya Evkaf Mudurii olur. 
Huseyin Vassaf in 'Sefinet-iil Evliya' adh eserinde, Amasya mutasarnfliginda bulunmus olan 
Atif Bey'in, orada aldigi bilgilere dayanarak 'hatira'sinda sunlan yazmis oldugunu goruriiz. 
"Sirvan'dan Amasya'ya hicretle nice muddet irsadi salikin ve tedrisi talibin ile mesgul olan 
pederinden fununi nakliye ve akliyeyi tekmil ederek evkaf mudiri oldugu halde bazi 
hasimlannin talim ve sevkiyle bir gun hukumet konaginda bir fahise, alenen ortaya bir kara 
beslik atip, 'bu gece benim ile eglenip de verdigin paraya bak' diyerek tahkir ve terzil 



21 



eylemesi uzerine arlanarak hemen sabahleyin hi9 kimse ile goriismeksizin Amasya'dan 
savustu." 

Mehmet Rustti Pasa otuz yasinda iken Sultan Abdiilmecid zamaninda 1859'un 
sonlannda baslayan sadaret seruveninin son halkasi olarak II. Abdulhamit doneminde 1876 
yilinda dorduncii defa sadarete getirilir. Fakat kisa bir zaman sonra Hicaz Valisi olarak 
bulundugu Taif te kara hummaya yakalanarak vefat eder. Ve 90k sevdigi Abdullah ibn 
Abbas'in kabrinin yakinina defnedilir. Hastahgi sirasinda dostlanni davet edip oldukten 
sonra cenazesinin Peygamberimizin amcasi ibn Abbas Hazretlerinin kabrinin ayak tarafina 
gomulmesini vasiyet ederek mezar tasina Kehf suresinden 18. ayetin yazilmasini rica eder. 
Ayetin meali soyledir: 'Kopekleri de magaranin girisinde ayaklanni uzatmis yatmakta idi.' 
Faziletli, edip, sair, zarif bir zat olmakla beraber comert ve iyiliksever bir kisi oldugundan 
ovgiiyle soz edilen Rustti Pasa'nin siirlerinden bir beyit su sekildedir: 

"Ey vaiz! Cenab 1 Hakk'in liituf denizini unuttun mu? 

Bize bahseyleyip nar -1 Cahimi gel azap etme" 

Hulusi Yavuz'un, Islam Ansiklopedisine yazmis oldugu maddeden ogrendigimize gore, 
tahsilini Amasya ve Istanbul'da yapan Ahmed Hulusi Efendi ise, Mayis 1867'de Galata 
Mollasi olur. Aym yilin Aralik ayinda Mekke-i Miikerreme ve daha sonra da Istanbul 
payelerini alir. Kirk yasinda iken 1874'de Istanbul Kadisi olur ve ardindan Anadolu 
Kazaskerligi payesini alir. 1877-78 Osmanh Rus Savasi (93 Harbi) sirasinda Afganistan'in 
Rusya'ya taarruz ederek Osmanh Devleti'ne yardimda bulunmasim ve aym zamanda Ingiltere 
ile diplomatik munasebetlere girismesini temin i9in Meclisi Tetkikati Ser'iye Baskani iken 
1877'de fevkalade sefir olarak Sultan II. Abdulhamit tarafindan Afganistan'a Emir Sir Ali 
Han nezdinde gonderilir. Ahmed Hulusi Efendi beraberinde Haremeyn payesine sahip sir 
katibi Mektubizade Ahmed Bahai Efendi ve daha bazi kisiler oldugu halde Hindistan yolu ile 
Kabil'e hareket eder. II. Abdulhamid'in namesini Afganistan emiri Sir Ali Hana hediyeler ile 
birlikte verdikten sonra geri doner. limit edilen sonucun elde edilemedigi bu sefaret 
gorevinden donuste Istanbul'a gelmez, Diyarbakir Kadihginda birakihr. Daha sonra da 
Amasya'da oturmaya memur edilir. 1869-1876 yillan arasinda Ahmet Cevdet Pasa 
baskanhgindaki bir heyet tarafindan bolum bolum hazirlanarak kabul edilen, ve bir giris ile 16 
bolumden olusarak 1851 madde i9eren Islam dunyasimn ilk ve en onemli medeni kanunu 
olan Mecellenin hazirlanmasindaki heyette enistesi Isa Ruhi Efendi ile Istanbul eski kadisi 
Ahmed Hulusi efendi de yer alir. 1888 yilinda vefat ederek Yukan Turbe'ye defnedilir. 
1844'te Amasya'da dunyaya gelmis olan Mustafa Nuri Bey ise 1897 yilinda Istanbul'da vefat 
eder ve Fatih Kabristanma defnedilir. 



22 



Yukan Turbede medflin bulunan seyhin damadi Haci Isa Ruhi efendinin hanimi olan 
Haci Serife Fatma hanim, oglu Haci Mehemmed Nuri Bey' in Safranbolu niyabetine tayini ile 
birlikte gider ve 1903 yilinda orada vefat eder. 

Yukan Turbenin cevresindeki hazirede Siraceddin Ismail' in torunu, Haci Isa Efendi'nin 
kizi Hatice Hanim, Ahmed Hulusi Efendi'nin oglu tabib yuzbasi Ibrahim Bey, Karasenirli Ali 
Hafiz ve diger zatlann kabirleri yer almaktadir. 



Siraceddin Ismail' in, Amasya'da diger camilerden barok uslubuyla aynlan Sirvanh 
Camii'nin ttirbe bolumiinde medfun bulunan muridi Mir Hamza Nigari ise, 1799 yilinda 
Karabag'a bagh Zengezur kasabasimn Cicimli koyiinde dunyaya gelir. Babasi Mir Riikneddin 
(Seyyid Emir Pasa), annesi Kizhamm (Hayriinnisa) olup koyiin sevilip sayilan "seyyid 
ocagi" na mensupturlar. Atalan Medine-i Munevvere'den gelerek bolgeye yerlesmislerdir. 
Kucuk yastan itibaren tahsil ve terbiyesinde ihtimam gosterilmis, dini ilimler okutulmus, 
Arap9a ve Fars9a ogretilmis olan Mir Hamza Nigari, 15 yasindan itibaren Karabag'da 
Karapirim koyiine giderek, Karakash Mahmut Efendi diye anilan alimden ders almaya baslar. 
Bir kac yil da Seki tarafina giderek Kucuk Dehne denilen yerde Sikest Abdullah Efendi isimli 
zatin rahle-i tedrisinden gecer. Bu siralarda gordugu bir riiyada, Hz. Ali'nin ona Sivas'a gidip 
Ismail Sirvani'ye intisab etmesini emrettigi anlatihr. Surgun sebebiyle Naksibendi 
mensuplannin Sivas'ta toplanmis olmalan yuziinden, gidecegi yer de artik bellidir. Sivas'ta 
bulunan Mevlana Sah Ismail' in huzuruna 9iktiginda seyhin ona, "Ne mutlu miirsidi Sah-i 
velayet olana", dedigi nakledilir. 1839'da miirsidiyle birlikte Amasya'ya gelen Nigari, bir 
muddet Sara9hane Medresesinde riyazete 9ekilir. Gun gelir mtirsidinden izin alarak once 
Konya'da Mevlana Turbesi'nde, sonra da Medine'de "Ravzai Mutahhara"da erbain 9ikanr. 
Hac farizasim yerine getirip, Sam ve Kudus'u de ziyaret ederek Medine-i Munevvere, Basra, 
Bagdat, Halep ve Sam yolu ile Istanbul' a ge9er. Oradan da Amasya'ya doner ve bir sene 
sonra, yine Mevlana Sah Ismail Hazretlerinin emri ile -muhtemelen seyhin vefatindan onceki 
son gorusmeleridir- Rusya'ya ge9er (1841). Orada on sene kadar irsad, egitim, ve ogretim 
gorevi ile mesgul olur. 

Mir Nigari Hazretleri Rusya'daki ikameti sirasinda evlenir ve burada dunyaya gelen 
ogluna, daima seyhinin Mevlana Halid ile ilgili baglantisim hatirlatacak olan Siraceddin adini 
verir. Daha sonra Ruslann kendisi hakkindaki stiphelerinden endiseye dtiserek, Kinm Harbi 
sirasinda bir9ok muridi ve miicahitle beraber gizlice Rus sininni asarak, Kars'a gelir; Osmanh 
ordusuna katilarak Ruslarla 9arpisir. XIX. asnn ortalannda Kafkasya ve Kuzey 
Azerbaycan'da Ruslara karsi mucadele eden Naksibendi tarikatimn tamnmis mursidlerinden 
biri olarak, halk arasinda biiytik niifuz kazanir. Kars'tan ge9tigi Erzurum'da Bakirlar 

23 



Mahallesi'ndeki mescidde besyiiz kurus maasla U9 sene ders verir. Sonra tekrar Istanbul' a 
ge9er (1855). Burada kaldigi sure zarfinda Mustafa Resid Pasa ile gorustiigu, kendisine 
Fatih'teki Emir Buhari Tekkesinin seyhliginin teklif edildigi, kabul etmeyip yerine halifesi 
Mustafa Sabri Efendinin tayinini sagladigi kaydedilir. Tekrar Erzurum yolu ile Rusya'ya 
gider ve orada kalan refikalanni alarak Amasya'ya doner (1865), ve artik burada irsad ve ilim 
tedrisi ile mesgul olacaktir. Osmanh Rus Savasimn ardindan 90gunlugu Karapapak 
Turklerinden meydana gelen muridleri, buyuk topluluklar halinde Anadolu'ya go9erek 
Amasya'dan Mus ve Kars'a kadar genis bir bolgeye yerlesirler. Kisa zamanda yayilan sohreti 
ve basina toplanan cemaatin buyuklugu, Amasya'da ileri gelenleri tirkutur. Bu endiseler 
dolayisiyla Amasya muftusu Haci Isa Efendiyle de aralan a9ilir (veya Amasya muftusu Haci 
Isa Efendi de gorevinden istifa ederek onun miiritleri arasina katilir). 

1875 yilinda, heniiz yirmi yasinda olan 90k sevdigi oglu Siraceddin vefat eder. 
Aleyhindeki artan tezvirata karsilik, seyhin 1878'de Amasya'yi terk ederek Merzifon'a 
9ekildigi ve orada irsad ile mesgul oldugunu goriiriiz. Fakat Amasya'da kazandigi sohret ve 
niifuz, bazi kimseleri hala rahatsiz etmektedir. Sohbetlerinde ve siirlerinde Hz. Ali ve Ehli 
Beyt sevgisinden bahisle Emevi ve Mervanilerin Islam dininin dusmani oldugunu soylemesi, 
bazilanni rahatsiz eder. Ashaba kufrettigine, devlet ve millet aleyhine faaliyet gosterdigine 
dair soylentiler yayilir. "Isyan edecek", diye 9ikartilan dedikodular sonucunda, 1883'te 
hakkinda bir mazbata duzenlenerek Babiali'ye sikayet edilen Mir Hamza Nigari, ailesi ile 
birlikte irade-i padisah ile Merzifon'dan 9ikanhp Samsun'a gonderilir. Buradan Istanbul' a 
gitmesi ve Ferik Kazim Pasa'nin Babiali nezdinde girisimlerde bulunmasina ragmen, bir 
sonu9 alinamaz ve alti ay sonra 1885'te surgtin yeri olarak Harput belirlenir. Samsun'da 
birka9 gun alikonulduktan sonra Amasya'dan kendisiyle birlikte surgun edilen esi, 
kayinbiraderi, yegeni, ve halifesi Mahmud Efendiyle beraber Tokat, Sivas, Malatya yoluyla 
Harput sehrine nefy olunur. Mir Nigari Hazretlerinin hayati bir bu9uk sene kadar, bir sekilde 
Mevlana Halid ile baglanti kurulan Harput' ta ge9er, ve 1886 senesinin Muharrem ayinda 
orada Hakk'in rahmetine kavusur. Vasiyetleri uzerine cenazesi Harput valisi Hasan Pasa'nin 
izniyle Amasya'ya getirilir ve Bayezid Pasa Mahallesinde bir evin arsasina defnedilir. 

M. Mete Tashova'nin 'Mir Hamza Nigari 'nin Nigar-name Mesnevisi' adh yuksek 
lisans tezinde ele almis oldugu menkibelerden bazilan soyledir. Rivayete gore Hazreti Pir, 
yedi yasinda Azerbaycan'da kaybolur ve yirmi bir yasina kadar koyune donmez. Bu sure 
i9inde geyik siitiiyle beslenir. Bu arada hi9 kimseye goriinmez. Koyune dondiikten sonra 
tahsil hayatina baslar. Mir Hamza Nigari'nin vefati sirasinda muridleri arasinda cenazenin 
defni konusunda bir tereddut hasil olur. Bir kismi seyhin vasiyeti geregince Amasya'da 
gomulmesinin dogru olacagini, bir kismi da ulasim meselesi yuzunden cenazenin bozulacagi 

24 



korkusuyla, Harput'a gomulmesinin uygun olacagini dusiinmektedir. Ortaya 9ikan bu durumu 
96zmek i9in bir anlasmaya vanrlar. Derler ki, "Cenazesini bir tabutla birlikte bir odaya 
koyalim ve gece bekleyelim. Sabahleyin eger cenaze tabutun i9ine girmisse ve tabutun iistii 
9ivilenmisse Amasya'ya gonderelim." Bu kararla sabahi beklerler ve bakarlar ki, Hazreti Pir, 
tabutun i9ine girmis ve tabutun ustti 9ivilenmistir. 

O donemde bir Cerkez, atiyla ve arabasiyla Hazreti Pir' in tabutunu alir ve yola koyulur. 
Sivas'in Camlibel civannda araba hizh gitmeye baslar. Hazreti Pir, elini tabuttan 9ikartip 
arabacinin omzuna dokunur ve, "Cerkez, yavas git. Beni incitiyorsun", der. Bu sekilde 
Amasya'ya vardiklannda yine arabaciya donerek, "Cerkez, sen de 90k yasa, atm da 90k 
yasasin", der. 

Harput'tan 9iktiklannda gunlerden Cuma'dir ve sabah namazinda yola 9ikilmistir. 
Amasya'ya girdiklerinde oglen ezam yeni okunmaya baslamistir. Bu nakil hakkinda anlatilan 
baska bir rivayet de soyledir. Cenazenin Harput'tan Amasya'ya goturiilusu sirasinda arabaci, 
"Eger bu cesed kokarsa", diye tereddiit edince, Nigari Hazretleri basini tabuttan kaldinr ve 
"Nerede kokarsam beni orada at", der. Yolculugun devami sirasinda atlann bazen 
yuriimedigi, israria durdugu zamanlar olur. Arabaci ne yaparsa yapsin atlan yuriitmeyi 
basaramaz. Caresiz kahr ve beklemeye baslar. O sirada bir tepenin arkasindan U9 bes kisilik 
ath bir grubun geldigi goruliir. Bunlar cenazeye nasil bir merasim yaparlar bilinmez, ondan 
sonra atlar yuriimeye devam eder. 

Nigari, Amasya'da oglu ile aym ttirbeye gomulunce, baba-ogul arasinda bir mesafe 
birakilir. Daha sonra Hazreti Pir'in amcasimn oglu Mir Hasan Efendi vefat eder. Halkin bir 
kismi Mir Hasan Efendi'nin de aym ttirbeye konulmasim ister. Bu dusunceyle Hazreti Pir ile 
Siraceddin Efendi'nin arasinda kalan bosluk uzerinde karar kilinir. Fakat bir sabah 
geldiklerinde Siraceddin Efendi'nin, Hazreti Pir'in yanina yanastigini ve bir kabir yeri 
a9ildigim goriirler. Mir Hasan Efendi de oraya defnedilir. Bugunku haliyle basta Hazreti Pir, 
ortada Siraceddin Efendi ve son tarafta ise Mir Hasan Efendi yatmaktadir. 

Gunnur Aydogdu'nun, 'Amasya Mezartaslan' adh yuksek lisans tezinden 
ogrendigimize gore, bugun Sirvanh Camii portalinin hemen solunda yer alan hazirede Mir 
Hamza Nigari'nin refikalan Lutfiye Hanim, Sehnaz Hanim, ve Zeliha Hammlara ait kabirler 
yer alir. 



Aym donemde yasamis ilim ve gonul ehli zatlardan biri de San Ahmedzade diye 
meshur Mehmed Efendi'dir. Ku9iik yastan itibaren ilim tahsiline yonelir. Istanbul'a gelerek 
zamanin alimlerinden ders alir. Ogrenimini tamamladiktan sonra muderris olur. Kastamonu 
Medresesinde vazife alip talebe okutur. Bir muddet sonra vazifesini ogluna birakip memleketi 

25 



olan Amasya'ya doner. Tasavvuil bir hayat yasayarak evinde ilim ve ibadetle mesgul olur. 
Devamli ibadetle ve kitap mutalaa etmekle mesgul olan Mehmed Efendi, insanlar arasina 
fazla cikmaz. Ciktigi zamanlarda da tefsir, hadis ve fikih dersleri verir. Buhari-i Serif, 
Miskatii'l-Mesabih hadis kitaplanni ve Hadimi hazretlerinin Tarikat-i Muhammediyye 
kitabimn kopyasini 9ikanr. Ders verdigi zamanlar disinda yazdigi kitaplardan biri de, El- 
esbah isimli kitabidir. Bilhassa kiraat ilminde yiiksek ilim sahibi olan Mehmed Efendi, giizel 
ahlaki ile insanlara ornek olur. Ilim, fazilet ve manevi haller sahibi olan Mehmed Efendi, 
Peygamber efendimizi riiyasinda 90k goriir. Onun hayvanlann ve cansiz varliklann Allahu 
tealamn ismini zikrettiklerini isittigi anlatihr. Insanlar herhangi bir isleri hususunda onunla 
istisare ettikleri zaman istihare eder. Onlann sorduklan hususu ya istiharede a9ik bir sekilde 
gordugu veya o mesele ile ilgili bir ayet-i kerime okuyarak muskillerini hallettigi anlatihr. 

Omtir boyu ilim ogrenmis ve ogretmis olan San Ahmedzade el-Hac Mehmed Efendi, 
memleketi olan Amasya'da vefat eder. 



Niksar'daki turbesinde medfun bulunan Danismendlilerin efsanevi kurucusu Melik 
Ahmed 'in kizi Ay§e Gazi Hatun'a ait ttirbe, Samlar Mahallesinde, demiryolu tizerinde, 
Naksibendi seyhi Ismail Siraceddin'in ttirbesine giden yolun hemen solundaki mezarhkta yer 
ahr. ^evre dtizenlemesi yapilmis olan alanda bir agacin golgesinde annesi Gtilnus Banu ile 
ebedi istirahate 9ekilmis olan Ayse Gazi Hatun'un, Amasya'nin fethi sirasinda bir erkek gibi 
kahramanhklar gostermis oldugu anlatihr. 



Huseyin Hiisameddin'in "Meydan Kopriisu basinda bulunan medresenin arka 
tarafindaki zaviyenin onundedir", diye tarif etmis oldugu yerde bu gun artik medrese ve 
zaviyeden hi9bir iz yoktur. Amasya'ya birbirinden kiymetli eserler kazandirmis olan Sadgeldi 
Pasa'nin torunu Ehli Hatun'un ttirbesi, i9inde iizeri kitabelerle muzeyyen birka9 mezar tasi 
bulunan bah9enin bir kosesinde, bir oda i9inde yer almaktadir. Evliya ziyaretine daha fazla 
Amasyah kadinlann ragbet ettigi tiirbenin bah9esinde bir de Dilek Kuyusu var. 



Amasya'da, ne hikmettir bilinmez, sanki evliyanm sirri olumunden sonra a9iga 9ikar. 
Saghginda muftuluk gorevi yamsira ogrencilere ders de veren Haci Omer Efendi, vefatiyla 
yoklugunu hisseden talebelerinin eksik kalmis egitimlerini kabri basinda vermeye devam 
eder. Seyh Hamza Hazretlerinin Kurtbogan lakabim ahirete g69iisunden sonra almasi gibi, 
Haci Omer Efendi de 'Dersi Tamam' lakabim Hakk'in rahmetine kavusmasiyla ahr. 

Bu menkibenin benzerinin Kastamonu evliyalanndan Miifessir Alaeddin Hazretleri 
hakkinda da anlatildigini burada not edelim. Kaynaklarda Hicri 665-747 yillan arasinda 

26 



yasamis oldugu kaydedilen evliyanin tiirbesi, Kastamonu sehir merkezinde Pure 
Mahallesindedir. Menkibeye gore bir ogrencisine Kur'an-i Kerim dersi verirken 
tamamlayamadan vefat etmistir. Ruyasina girdigi ogrenciye her gece kabrine gelmesini 
soyler. Bunun uzerine ogrenci her gece evliyanin kabrine gider. Evliya da yarim kalan dersini 
tamamlatip ogrenciye Kur'an-i Kerim' i ogretir. 

Osmanlmin talihsiz donemlerinden Amasya da nasibini almistir. Mamurun harabiye 
doniistiigu zamanlarda, insanlann "vaktiyle burada bir evliya tiirbesi vardi", bile diyemedigi 
iistii a9ik ve dort duvardan ibaret yikintilardan, uzun arastirmalar sonunda Haci Omer 
Efendi'nin kabrinin yeri tesbit edilir ve yapi tamir ettirilir. Amasya tahrirat mudurii Istanbullu 
Mehmed Mazhar Bey tarafindan 1896'da iistii kapali muntazam bir oda sekline donusttiriilur. 
Kun9 Koprunun yakinlannda yer alan ttirbe, daha sonralan yine tahribata maruz kalarak 
viraneye donusse de, bu gun, insanlann yamndan gecerken ancak fark edebilecegi bir kabre 
kavusur. 

Huseyin Hiisameddin Amasya Tarihi adh eserini kaleme alirken, kabrin kesfi ile ilgili 
hatirasim su sekilde kaleme alir. "Kus Koprii basinda, Dersi Tamam efendi ile Burmali 
Minare Tekkeleri karsisindaki mezarlik i9inde, agacin dibinde medfun bulunan zatm mezar 
tasi oldugu halde, kitabeleri bulunamadigindan, isimlerinin ne oldugu anlasilamamisti. 
Bunlann kim olduklanni arastirmak ve kunhune vakif olmak i9in, yash kimselerden malumat 
sordugum sirada, once Dersi Tamam Efendi'yi, sonra da Hifzizade Osman Faik Efendi'yi ve 
agacin dibinde medfun bulunan sahsi riiyamda gordum. Kendilerinin kim olduklanni 
ogrenmem i9in, Amasya Mahkemesi'nin sicillerini incelememi ve Osman Faik Efendi'nin 
kendi kutuphanesinde bir eserinin oldugunu, bunu bulup mutalaa etmemi soylediler. Bunun 
uzerine her iki hususu da gidip arastirdim ve soylediklerinin dogrulugunu aynen gordum." 



1892 senesinde Bayburt'un bir koyunde diinyaya gelen Ali, burada Esref Efendi'den ve 
sonra da Hafiz Ibrahim Efendi'den ders alir. Once Amasya'nin Ilyas koyiine, daha sonra da bir 
zamanlar Ser9oban'in yasamis oldugu Karasenir koyiine yerlesir. Burada otuz sene kadar 
imamlik yapar ve boylece Amasya civannda Karasenirli Ali Hafiz olarak taninir. Omriiniin 
sonlanna dogru ise §amlar Tiirbesinin (Yukan Tiirbe) yamndaki camide imamlik gorevinde 
bulunur. 

Giizel ahlaki, yumusak huylu olusu, merhameti ile taninan Ali Efendi, senelerce 
Amasya ve koylerinde yaptigi sohbetlerle sevenlerine dogru yolu, giizel ahlaki anlatir. Birka9 
defa tutuklanir ise de; "Biz siyaset ile ugrasmayiz. Biz insanlara giizel ahlaki anlatinz", dedigi 
i9in serbest birakihr. Ummet-i Muhammed'e olan asm merhametinden aglar, ahirette 
kurtulmalari i9in 9ok9a dua ederdi. Sohbetlerinde Ehl-i siinnet biiyiiklerinden nakiller yapar, 

27 



Kur'an-i kerimi 90k giizel okurdu. Talebeleri ile baba-ogul gibi idi. Sanki aradaki mesafeyi 
yok edercesine, "Evladim aramizdaki fark, benim yasli, sizin gen9 olmanizdir", derdi. Cok 
comertti. Bir lokmasi olsa talebeleri ile beraber yemek isterdi. Cocuklan 90k severdi. Onlan 
karsisina ahr, onlarla konusur, tath tath sohbet ederdi. Diinya malina hi9 deger vermez, 
maasini oldugu gibi hanimina verirdi. Talebelerine, hanimlanna karsi 90k yumusak 
davranmalanni, onlann hukukunu gozetmelerini, merhametli olmalan gerektigini sik sik 
anlatirdi. 

Ali Hafiz ile ayni yillarda Giimvis kasabasinda yasayan Garip Hafiz (Ibrahim Hakki) 
isminde bir zat vardir. Bu zatla sik sik goriisen Ali Hafiz bir gun talebeleri ile Garip Hafiz'in 
ziyaretine gider. Vakit ikindiden biraz oncedir. Ali Hafiz, kapida bekleyen talebeye; 
"Evladim! Garip Hafiz'a geldigimizi haber ver", der. Talebe de; "Efendim geleceginizi 
soyledi, sizi bekliyor", diye karsilik verir. Iki zat uzun sure sohbet ederler. Orada bulunanlar 
konusulanlardan hi9bir sey anlayamaz. Zira onlar birbirlerinin derecesine gore 
konusmaktadirlar. 

Ali Hafiz, 'insanlann akillan okpiisiinde konus' diisturu geregince sohbetine gelen 
herkesle seviyesine, meslegine, akhna gore konusurdu. Ziyaretine gelenler, yanindan hosnut 
olarak aynhrdi. Bir giin basi ve kollan a9ik bir hanim, §amlar Tiirbesinde (i9inde Halidi 
seyhi Siraceddin Ismail, oglu ve damadimn medfun bulundugu Yukan Tiirbe) iken onun 
ziyaretine gelir. Amasya tarihi iizerine kendisinden bilgi ogrenmek ister. Ali Hafiz, istenen 
bilgileri gayet a9ik ve teferruath bir sekilde anlatir. Hanim 90k memnun olup, tesekkiir ederek 
aynlir. Orada bulunan bir sahis kadinin arkasindan hafifje tukuriir. Bu hareketi goren Ali 
Hafiz 90k uzulur ve; "Neden boyle yaptm. O da Allah u tealamn kuludur. O kadin imanh idi. 
Allah u teala bizi benlik tuzagindan kurtarsin", der. 

Ali Efendinin U9uncu oglu Necati, ani rahatsizliktan hastaneye kaldinhr ve ameliyat 
sonrasi kurtanlamayarak vefat eder. Vefat haberini vermek iizere bazi talebeleri Ali Hafiz'in 
yanina giderler, fakat bir sey soyleyemezler. Ali Efendi onlara; "Hepimizin akibeti bu. 
Bundan kurtulus yok. Necati'nin vefat ettigini ni9in soylemiyorsunuz?", der. Orada bulunanlar 
bu durum karsisinda boylece hocalannin bir kerametini daha gormus olurlar. Oglunu bizzat 
kendisi yikar, namazim kildinp defneder. 

Talebelerinden biri, Ali Hafiz'i gormeden once elinde saz, koy koy dolasip, saz 9ahp 
soylemektedir. Bu zat bir giin, Ali Efendinin ismini duyup, onun yanina gider. Aklinda arz 
edecegi bazi sualleri vardir. Miitevazi sekilde karsilayan Ali Hafiz onunla sohbete baslar. Bir 
anda soyleyeceklerinin hepsini unutan o zat, oradan aynlinca, soracagi sualleri tekrar akhna 
gelir. O zaman Ali Hafiz'in miibarek bir zat oldugunu anlar ve ona talebe olmak ister. Sonra; 
"Efendim! Yalniz ben sazimi birakmam", der. Ali Efendi de; "Calabilirsen 9al!", diye karsilik 

28 



verir. Zamanla, sohbetlerin tesiriyle kalbinden tamamen saz sevgisi (jikar. Calmak isterse de 
9alamaz. Ali Hafiz, teveccuhleri ile kalbinden o nefsani sevgiyi alip 9ikarmistir. 

Bir gun sohbetleri esnasinda, talebeleri gordiikleri riiyalan anlatirlar. O sirada bir 
talebeye 'sen ne gordun?', diye sorulur. O talebe de riiyasinda giizel surette bir insan 
gormustiir. "Acaba Peygamber efendimiz mi idi?", diye dusundugunden, gayr-i ihtiyari; "Ben 
de Resulullah efendimizi gordvim." der. Ali Hafiz bir baska konuya ge9erek sohbetin yoniimi 
degistirir. Sonra Resulullah efendimizin riiyada nasil goriilecegini anlatir; "Ben omrumde bir 
kere Resulullah efendimizi riiyamda gordiim. Allahu tealamn Resulumi goren bu durumu 
rahat bir sekilde anlatamaz. O'nu gormenin aski ile iki-u9 gun kendinden ge9er, aglar, gozyasi 
doker." Bunun uzerine o talebe yaptigi hatayi anlayarak hemen tovbe eder. 

Ali Hafiz bir talebesinin evine sohbet i9in gittiginde aksam i9in evin hanimi yemek 
hazirlar fakat o gunlerde yasanan sikintili giinler yuziinden, sofraya konacak ekmek yoktur. 
Ali Hafiz, evin 90cuguna; "Evladim, yukan odadaki dolabin goziine bir bakin. Belki orada 
ekmek vardir." deyince, evin hanimi ve 90cugu edeben, soz dinlemek i9in yukan odaya 
9iktiklannda, dolabin, finndan daha yeni 9ikmis taze ekmeklerle dolu oldugunu goriirler. Alip 
sofraya getirirler. Herkes karnini doyurur. Ev sahibi bunun hocasimn bir kerameti oldugunu 
anlar. 

Bir talebesi ile §amlar Tiirbesinin (Yukan Turbe) etrafindaki aga9lan dikerken, 
"Evladim! Allahu teala yakinda vefat edecegimi bildirdi. Benim yerim burasidir. Vefat 
ettigimde tiirbede yatan zatin akrabalanndan izin alip, buraya defn edersiniz.", der. Aradan bir 
sure ge9ince rahatsizlanan Ali Hafiz, doktor getirilmesini ister. Doktor gelip muayene ettikten 
sonra 'bir sey yok' deyip giderse de, gece yansina dogru Kelime-i sehadet getirerek vefat eder 
(1957). Soylemis oldugu yere defnedilir. 

Vefatindan dort sene sonra talebeleri kabrini yaptirmak i9in a9arlar. Bu esnada birka9 
kerpi9 diiser ve i9erisini goriirler. Naasi hi9 bozulmadan, defnedildigi giinkii gibi durmaktadir. 
Almnda hafif bir ter vardir. Bir talebesi basindan sakalma kadar sivazlar. Kabir yapildiktan 
birka9 giin sonra, talebenin riiyasinda Ali Hafiz goriiniir ve ona; "Asik beni incittin." der. 

Bir giin talebelerinden biri rahatsizlanir ve sol gogsiinde bir sanci peyda olur. Gece 
riiyasinda Ali Hafiz'i goriir. Ali Hafiz bir beze kahve dokiip, yaki gibi gogsiine sarar, sonra 
onu bir giizel yikar. Sabah uyandiginda agn ve sizinin kalmadigini goriir . 

Ali Hafiz Efendi sohbetlerinde buyururdu ki: 

"Muhabbet edene muhabbet edilir. Seven sevilir. Unutmayan unutulmaz." 

"Omiir ge9iyor. Gafil olmayin. Omrii, Allahu tealamn zikri ile kiymetlendirin." 

"Biiyiikleri taniyan bir zatin merhametinden, comertliginden, yumusakhgindan, giizel 

ahlakindan herkes istifade etmelidir." 

29 



"Peki deyin, itirazci olmayin." 

Sohbetlerinde hocasindan nakille buyururdu ki: 

"Olumden korkuyor ve hazirhgimiz yok diyorsak ne duruyoruz? Ne yapacaksak bir an 
once yapalim. Yann, vakit, firsat elverir mi, bunu bilmiyoruz. Giden gunler sermaye-i 
omiirden gidiyor. Sonra bu sermaye aniden ttikenir de haberimiz bile olmaz!" 

"Cebrail aleyhisselam dort bin senede iki rekat namaz kildi ve; "Benim kildigim namaz 
gibi bir namaz Man var mi?" diye dusiindii. Bunun iizerine Allahii teala; "Muhammed 
ummetinin her tiirlii kusurla, noksanla kildiklan iki rekat namaz, ind-i ilahide, senin kildigin 
bu iki rekat namazdan daha 90k hayirli ve makbuldur. Ciinkii sana, boyle bir namaz kil diye 
emretmedim. Onlara emrettim ve mukellef tuttum. Onlann emre uymalan sebebiyle kildiklan 
ve kilacaklan namaz bana 90k sevimli ve makbuldur." buyurdu. Iste emre uymak boyle buyuk 
bir sereftir." 



Yassi9al, Amasya'nin Tasova il9esi ile baglantisim saglayan karayoluna 7 km ve 
Amasya'ya da 8. km olmak uzere toplam 15 km uzakhkta kurulmus olan sirin bir kasabadir. 
1976 yilinda belediye teskilati olarak kasaba hiiviyeti kazanmistir. Golonu, Erkonas ve 
Filingiller Mahalleleri bulunmaktadir. Kasabamn 2000 yilina ait nufusu 2330'dur. Ge9im 
kaynaklan ziraat ve hayvanciliktir. Ilkogretim okulu mevcut olup 1-8. similar egitim 
gormektedir. 

Yassi9al Belediyesi tarafindan fel9li hastalara sifa verdigine inamlan Ergonas Baba 
adina her yil hasat mevsimi sonrasinda duzenlenen 'Erkonas Baba Kiiltiir ve Sanat 
Festivali'nde pilav pisirilip, halay ve semah gosterileri tertiplenir. Temiz ve bakimli 
gorunusiiyle dikkati 9eken tiirbenin hemen karsisinda, kesilen etlerin pisirilmesi i9in mutfak 
ve yaninda bir Cemevi bulunur. Sandukamn bulundugu bolum genistir ve ziyaret9ilerin 
istirahat edebilmesi i9in hazirlanmis minderlerle 9evrilidir. Tasova'nin Ulukoy kasabasindaki 
Ergiines Baba'nm dort oglundan biri oldugu kabul edilen Ergonas Baba'nin Horasan 
Erenlerinden olup burayi mekan tutmus olduguna inanihr. Hidrellez, Asure, Bayram ve ozel 
gecelerde birlik ve beraberligi saglama disinda ziyaretlerin 90gunlugu, fel9li hastalann sifa 
bulmasi amaciyla yapilir. Sandukamn basinda bir gece kalip sabah ezamyla birlikte tiirbeyi 
terk eden hasta, iyilestigi zaman adak kurbamyla birlikte tekrar tiirbeyi ziyarete gelir. 

Ergonas Baba hakkinda anlatilan baslica efsaneler soyledir. Ilk yerlesim yeri olan 
Sanmese Koyiinde, koyliiler Ergonas Baba'yi go9 etmek zorunda birakirlar. Koyden 
aynlirken, "En zengininiz yedi sene sefa siirsiin", der. Bu olaydan yedi yil sonra koyde kithk 
olur. Inanisa gore, bugiin bile zengin olanlar en fazla yedi sene yasayabiliyor veya yedi yil 
sonra iflas ediyormus. 

30 



Ergonas Baba Yenice'ye geldiginde, koyde kimse yoktur. Koylulerin daga, ye§il 
yaprak toplamaya gittiklerini ogrenir ve bunun iizerine, "Dalmizda ye§il yaprak bitmesin, 
hasretlik i9inizden gitmesin, basimzda saijiniz bitmesin", der. Bu giinkii adiyla Yesilyenice 
olan kasabanin yesilliklerden mahrum olmasinin, disan g69iin fazla olmasi ve koyun 
erkeklerinin kellik probleminin olmasinin bu menkibeye dayandigi ileri suriilur. 

Ergonas Baba Yassi9al'a geldiginde ise harman zamamdir. Koylii uriinunii 9erden 
9opten anndirmaya 9ahsir. Ergonas Baba bir koylunun yanina gidip selam verir ve ona riizgar 
sattigini soyler. Koylii ile bugdayina anlasirlar. Birden riizgar esmeye baslar ve biitiin 
bugdaylar 9opten ve samandan aynlir. Bu riizgar sadece bu koylunun harmamnda esince, 
diger koyliiler merak edip sorarlar. Koylii bir dervisten riizgar aldigini soyler. Adamin 
soyledigine kimi inanir, kimi inanmaz. Inananlarm harmanma riizgar eser, 
inanmayanlannkine esmez. 

Ergonas Baba gelip ge9en askerlere kii9iik bir kazanla yemek verip, karinlanni 
doyururmus. Ufak bir kazanla 90k sayida askeri doyurma kerameti gostermis. Bu olaydan 
sonra ona Er-gon-as Baba denmis. 



1855 Yilinda Amasya'nin merkeze bagh Yassi9al koyiinde dogan Fedai Baba'nin asil 
adi Hiiseyin'dir. Babasi Konas oglu Ismail, anasi Zehra Baci'dir. Ailenin tek oglu oldugu i9in 
babasi Ismail efendi onun okumasim ve medrese hocasi olmasim istemektedir. Babasi ku9iik 
Hiiseyin'i zor da olsa medreseye gondermeye ikna eder ve boylece Amasya'da Kun9 Koprii 
basindaki Biiyiik Kapuagasi medresesine devam etmeye baslar. Ogreniminin ikinci yilinda bir 
giin hocasi ders sirasinda "Hazreti Muaviye, Hazreti Peygamberin sir katibi idi, ona 90k itimat 
ederdi", deyince, Hiiseyin 90k kizar. "Senin Muaviye'ne de sana da lanet olsun", diyerek 
medreseyi terk eder. Bu olaydan sonra kendini tamamen tasavvuf ilmine vakif hocalara teslim 
ederek bu yolda yetismek i9in 9aba harcayan Hiiseyin' in biitiin omrii okumak, yazmak ve 
seyahatle ge9er. Babasimn oliimiinden sonra yazin 9ift9ilikle ugrasip, kis aylannda yine koy- 
kasaba dolasir. 1940 Yilinda 85 yasindayken vefat eder. Deyislerini coskulu, akici bir dille 
soylemis olan Fedayi Baba'nin siirleri, Abdullah £elebi tarafindan 'Amasya'h Fedai Baba 
Divani" adh kitapta toplanmistir (1991). 

Ey Fedayi can gidasi Zikrullah 

Irsad i9in inzal oldu Yed'ullah 

Tahkik bildim mii'min kalbi beytullah 

Halk eden rahmani oziimde buldum 



31 



Amasya'nin koylerinden Saz Koy'de Anadolu erenlerinden Halil Dede adina her yil 
Saz Koy Kulttir ve Sanat Senligi tertiplenir. Saz Koy muhtarhgi ve Saz Koy Yardimlasma ve 
Dayamsma Dernegi'nin ortaklasa ger9eklestirdigi kulttir sanat senliginde kurbanlar kesilir, 
birlik beraberlik pilavi yapilir, alti yiiz yasinda oldugu tespit edilen pelit agacinin altinda 
semah donulur, yore sanatcilan halk ttirkii ve deyislerinden ttirkiiler okur. 



Uygur Kasabasi Amasya-Tokat karayolunun 32. kilometresinde yer almakta olup 
kurulus tarihi 1300'lu yillara dayanmaktadir. Koye ilk yerlesenler Uygur Turkleri'ndendir. 
Yerlesim yeri 1989 yilinda kasaba olmustur. 1700 niifuslu, ekonomisi tarim ve besi 
hayvancihgina dayanan Uygur Kasabasinda 1995 yilindan sonra buyuk sehirlere 90k yogun 
go9 yasanmistir. Uygur Belediye'sine ait Camligol Sosyal Tesisleri, il i9inden ve il disindan 
gelenler i9in guzel bir dinlenme ve eglenme yeridir. Yine belediyeye ait birinci sinif mezbaha 
Amasya' ya ve 9evre illere hizmet vermektedir. Uygur Kasabasi'nin komsulan Tatar, Keslik, 
Kalekoy, Sanyar, Yagciabdal ve Eski Kizilca koyleri ile Ezinepazar Kasabasi'dir. 

Evliyalar bakimindan olduk9a zengin sayilan Uygur' da yuksek bir kayanin tizerinde 
yer alan Cafer Baba ttirbesi, yaninda cemevi, mutfagi ve dinlenme evi ile bakimli bir 
ttirbedir. Onun unlu Ke9eci Baba'nin mtiridi olduguna ve seyhinin istegiyle Uygur' a geldigine 
inanihr. Cafer Baba koy halkini irsad etmis, koyltiye ekin ekmeyi, meyve ve gul yetistirmeyi 
ogretmistir. Uygur' da Cafer Baba'nin diktigine inanilan uzum baglan vardir. Onemli gun ve 
gecelerde koy halkinin bir araya gelerek topluca ibadet ettigi ttirbeye sadece Cuma gunti ve 
aksami ziyaret yapilmaz. Cunkti, inanisa gore, Cafer Baba mana aleminde Cuma gunleri 
arkadaslanni ziyarete gider. 

Uygur'un yakimndaki irmagin kenannda, Horasan erenlerinden olup bulundugu yerde 
sehit dusmus olduguna inanilan Arap Dede yatinnin, koy hayvanlanni, hastalik ve kurtlardan 
koruduguna inanihr. Yine Uygur' da yaygin olan inanisa gore Cuma geceleri yatir ziyaret 
edilmez. Cunku o gecelerde yatirlar mekanlannda bulunmazlar. 

Uygur kasabasimn 9ikisinda yuksek bir tepe uzerinde yer alan Kamber Baba'nin 
kabrinin 9evresi, adeta etrafi aga9lar ve yesillikler ile 9evrili bir mesire yeridir. Horasan 
erenlerinden olup bulundugu dag basinda sehit dusmus olduguna inanilan evliya hakkinda, 
Haci Bektas Veli'nin akrabasi oldugu rivayeti vardir. 

"Kulak verdim boyle gelir yankisi 

Pirim Hunkar Haci Bektas Veli emmizadesi" 
Misralan ile ona sahiplenen bolge insani, yagmur duasi, afetlerden korunmak, bereketli ge9en 
hasat donemi i9in siikretmek gibi vesilelerle kabrini ziyaret eder. Kirmizi gullerin tomurcuga 



32 



geldigi bahar mevsiminde toplanan koyliiler, adeta bir solen havasi i9ersinde yagmur duasini 
ger9eklestirirler. 

Uygur kasabasinda Demirli Baba adiyla bilinen evliyanin, saghginda demircilik yapan 
bir dervis olduguna inanihr. Her 9e§it hastaliktan sifa bulmak istegiyle ziyaretler yapilir. 

Kizoglan Baba adiyla anilan zatin mezari ise, zikredilen yerde herhangi bir bos alandir. 
Ziyaretlerin kiz ya da erkek cocuk sahibi olmak istegiyle yapildigi gorulur. 

Kabakulak hastahgina 9are olmak iizere ziyaret edilen Kabalak Baba evliyasi da bir 
kaya 9evresindedir. 



Yine merkeze bagli Yagci Abdal Koyii'nde yiiksek bir tepenin uzerinde yer alan 
ttirbede yatan zat, Ese Dede adiyla bilinir. £evresi kayin ve 9am aga9lanyla 9evrili yesillik bir 
alandir. Turbenin bah9esinde Ese Dede'nin miiridi oldugu kabul edilen Abdal Musa adh bir 
zatin kabri bulunur. Iki odali olan turbenin bir odasinda sanduka vardir. Digeri ziyaret9ilerin 
istirahatine aynlmistir. Sandukanin yaninda ok, M19, yay gibi savas aletleri sergilenir. Ese 
Dede'nin Haci Bektas Veli'nin miiritlerinden olduguna, Kirsehir'den atilan asasinin Yagci 
Abdal Koyiine dusmesiyle bu koye gelip, yore halkini Islamlastirdiktan sonra yapilan bir 
savasta sehid dustiigiine inanihr. Yine Ese Dede'ye ait oldugu kabul edilen bir sancaktan soz 
edilir. Turk milletinin katildigi savaslarda, bu sancagin savas zamani kayboldugu, sonra da 
geri dondugu anlatihr. Kibns Bans Harekatindan sonra bu sancagin turbeden 9almdigi rivayet 
edilir. 1995'lerde kabir 9evresi koy halkinin 9alismalanyla duzenlenerek tiirbe yapilir. 

Hakkinda anlatilan menkibelerden ikisi soyledir. Koy halki, Ese Dede adak yerinin 
bah9esinde bulunan Abdal Musa'nin mezannin ustiinii kapatip kapali bir alan i9inde tiirbe 
haline getirmek ister. Yapildigi gece usttindeki buttin yapiyi tepeden asagi atar, kabul etmez. 
Tiirbe gorevlisinin riiyasina girip, "Ben Ese Dede'nin bekjisiyim", der. Kurtulus Savasi 
yillannda koyiin sinirlanna kadar diisman askeri girer. Fakat koyiin i9ine giremezler. Koyiin 
ustiinii alii yesilli bir duman kaplamistir ve bu anlam verilemeyen durum karsisinda korkan 
diismanlar geri 9ekilirler. 



1995 yilinda Istanbul'dan Ezinepazar'a gelen bir kadin yatinn yerini gosterip, "Burada 
Halit Baba isminde biri yatiyor. Riiyamda benden buraya tiirbe yaptirmami istedi", der. O 
giine kadar ismi bilinmeyen yatinn bolge insani tarafindan, koyliileri her tiirlii sikinti, hastalik, 
ve felaketlerden koruduguna inamlmaktadir. Hakkinda anlatilan menkibelerden biri soyledir. 
1930'lu yillarda Amasya'da biiyiik bir deprem olur. Deprem esnasinda Ezinepazarhlar 
evlerinden disan 9ikip korku i9inde dua ederler. Bir sure sonra gaipten bir sesin siirekli olarak 
tekbir getirdigi duyulur. Koyliiler bu sesten sonra sallantimn durdugunu soylemektedirler. 

33 



Cevre koyleri bu depremde biiyiik hasar gormesine ragmen Ezinepazar'a en ufak bir zarar 
gelmemistir. Halit Baba'nin onlan bu depremden korumus olduguna inanilmaktadir. 

Ezinepazar Kasabasi yakinlannda bir tepe uzerinde yasli pelit agaclan arasindaki 
mezannda medfun bulunan Hasan Baba evliyasinin bazilanna gore ayni kasabadaki Halit 
Baba'nin, bazilanna gore ise Seyh Sadi Koyu'nde yatan Seyh Sadi'nin arkadasi olabilecegi 
kabul edilir. Yagmur duasi ve askere giden genclerin saglik dilekleri icin ziyaret edildigi 
goriiliir. 



Dogantepe kasabasinda yiiksek bir tepenin uzerinde yer alan Mehmet Dede'nin mezan 
kitabesizdir. Onun ailesine ait oldugu kabul edilen 119 mezar daha vardir. Hakkinda bilinen tek 
sey, Mehmet Dede'nin bir savas sirasinda orada sehit dusmiis oldugudur. Koy halki tarafindan 
bas agnlanndan kurtulmak istegi ve yagmur duasi i9in ziyaret edilir. 



Sanyar Koyu'min yakinlannda yuksek9e bir tepe uzerinde pelit aga9lan arasindaki 
tiirbe, Pelitlik Baba adiyla anilir. Yagmur duasi ve sigil rahatsizhgi i9in ziyaret edilen Pelit 
Baba hakkinda anlatilan menkibelerden biri soyledir. Pelitlik Baba, olmeden once yakinda 
tufan olacagini, aga9lann devrilecegini soyleyip, devrilen aga9lardan kendisine bir tiirbe 
yapilmasim ister. Pelitlik Baba vefat ettikten bir hafta sonra biiyiik bir firtina 9ikar. Ozellikle 
Pelitlik Baba mezannin yamndaki aga9lar devrilir. Koyliiler bu devrilen aga9lardan bir tiirbe 
yaparak, Pelitlik Baba'nin istegini yerine getirirler. 

Sanyar Koyu'nde Gazi Baba ve oglu oldugu kabul edilen Ali Baba yatirlannin 9evresi, 
bir mesire yerini andiracak sekilde aga9larla kaphdir. Gazi Baba'nin Kinm Savasi sirasinda 
yaralanarak koyiine donen ermis bir kisi olduguna inanihr. Cevre koylerden de ziyaret9ileri 
olan kabir, bolluk, bereket olmasi, yagmur duasi, gen9 kizlann evlenmek istegi ve askere 
giden gen9lerin sag salim donmeleri istegiyle ziyaret edilir. Ali Baba'nin ise, bas agnlan ve 
sigil i9in de ziyaret edildigi goriiliir. Gazi Baba'nin iizerine tiirbe yaptirmadigi da anlatihr. 



Bu noktada, Harun Yildiz'in 2003 yilinda doktora tezi olarak yapmis oldugu 'Amasya 
Yoresi Alevileri' adh 9ahsmada, ulasmis oldugu sonu9lardan soz etmek yerinde olacaktir. 
Inan9 yapisi a9isindan bakildiginda merkezdeki niifusun tamaminin Miisliiman oldugu, bunun 
da onemli bir kismimn mezhep olarak Siinni/Hanefi mezhebi, bunun disinda kalan Alevi 
topluluklann ise kendi adlandirmalanyla Alevi/Caferi mezhebine mensup olduklan goriiliir. 
Istatistiksel olarak ifade etmek gerekirse, merkez ikpe niifusunun % 18.8'lik bir oranimn Alevi 
oldugu soylenebilir. Aynca, merkeze bagh 98 koyiin 31'inde sadece Alevi niifus, 10'unda 
Alevi ve Siinniler bir arada ve diger 57 koyde ise Siinni niifus bulunmaktadir. 

34 



Merzifon Evliyalari 



"Naksi bura Merzifon' dur, velisiz yeri yoktur 
Kendine baska is bul, evliyasi pek 9oktur" 

-Nevzat Koksiiz- 



Merzifon, dillere destan cazibesiyle asiklannm yiiregini yakan ablasi Amasya'nin nefes 
kesen guzelligi karsismda kiskanclik duygulanna kapilan ku9uk kiz kardestir adeta. Karsi 
konulmaz bir tutkuyla hep yansa kalkar onunla. Bilmez ki, kendi guzelligi ablasimn 
guzelliginden W9 de geri kalmaz. 

"Ogul bu topraklarda Ali'ler Veliler yatiyor" sozii, Merzifon i9in soylenmis olsa da, 
bolgenin dini kimligini yansitmasi bakimmdan onemli sayilabilir. Anlatihr ki, Hz. 
Muhammed'in sahabelerinden Ukkase'nin tiirbesi Hira (Hirka) Koyiindedir. Sahabe Hz. 
Muhammed'in sirtindaki mibuvvet muhrunu Veda Hacc'mda bir vesile ile goriir. 
Peygamberimiz ona hirkasini verir ve, "Rum diyarma giderek halki dine davet edeceksin", 
der. O da Islam ordusuyla Kayseri iizerinden Merzifon' a kadar savasa savasa gelerek bu 
gunkti Hirka Koyiinde sehit dtiser. Bir gonial sultanma doniisen Ukkase'nin, o gun bu gundiir 
ziyaretcileri eksik olmaz. 

Onun Merzifon'a gelis tarihi miladi 681'dir. Hira koyuntin girisindeki mezarlikta yer 
alan bu ulu sahabenin kabri, Peygamberimizin sirtmdaki muhrii open Ukkase bin Mihsen 
Hazretleri'ne aittir. Evliya 9elebi buralan ziyaret ettiginde onun kabrinin varligmdan soz eder. 
Bayram giinleri sabah namazi burada kilindigi anlatihr. Ustumi kapattirmadigindan defalarca 
yapilmis, her seferinde ertesi gun yapilan yer yikilmistir. Halk arasmda, 'buraya yedi defa ust 
uste gelenin hac sevabi alacagi' inanci, meshurdur. Mehmet Ocak'm ve Muammer Durak'm 
kabir 9evresinin duzenlenmesinde biiytik hizmetleri dokunmustur. Turbesinin tamir tarihi 
1968'dir. Tiirbenin yanmda yer alan bina, asevi olarak hizmet vermektedir. Htikkase Sultan 

35 



koyun kurulusundan 90k once turbesinin oldugu yere gelir ve hirkasini birakir. O tarihten 
sonra o mevkinin adi Hirka olarak bilinir ve burada kurulan koy, Hirka Koyu adini alir. 
Merzifon'un bir9ok koyunun adi zamanla degistigi halde, Hirka Koyu'nun adi degismemistir. 

Koyun ormaninda, yaban hayvanlanndan geyikler, ayilar yasarmis. Geyikler, Hiikkase 
Sultan'dan gelip su i9erlermis. Turbesinde bulunan geyik boynuzlannin o zamanlardan kalma 
olduguna inanihr. 

Onun bir rivayete gore Peygamber efendimizin misvakdan oldugu, baska bir rivayete 
gore ise buralara gelen islam ordusunun sancaktan oldugu soylenmektedir. Divan 
edebiyatinin unlu sairi Fuzuli, Saadete Erenlerin Bah9esi adh eserinde sunlan yazar. 

"Hz. Peygamber, "Ey kavim, size hukumleri bildirdim. Islahiniza 9ahstim ve belalara 
ugradim. Artik sohbetinizden ilgi kesmek ve sizden uzaklasmak zamani geldi. Kimin ki bende 
hakki varsa alsin, kimin ki muskulu varsa sorsun ki, Allah' in yanina buttin davalardan el etek 
9ekmis olarak gideyim ve Allah' a yuz tutan etegime hi9bir asili el kalmasin, haksizhgimdan 
sikayet eden hi9bir el onu tutmasm." 

Bunu soyledikten sonra minberden indi. Cemaatle ogle namazim kildi, yeniden minbere 
9ikti. Onceki soylediklerini tekrarladi. Orada bulunanlardan birisi ayaga kalkarak dedi ki, "Ya 
Resulullah, senin hizmetinde benim alacagim U9 dirhem var." Hz. Muhammed U9 dirhem 
borcunun alacakhya verilmesi isini Hz. Ali'ye buyurdu. Bundan sonra ashaptan Ukkase 
adinda biri ayaga kalkti. Dedi ki, "Ya Resulallah. Tebuk Gazasindan donerken deveye bir 
kam9i vurmustun. Kam9i deveye vurmadi, bana eristi. O vurustan son derece aci duydum. 
§imdi kisas isterim. Hz. Peygamber buyurdu. "Allah sana hayra rahmet kilsin ki, bu kisasi 
ahrete birakmadin, dunyada diledin." Sonra Ukkase'ye sordu. "O kam9iyi tanir misin?" 
Ukkase cevap verdi. "Deri terbiyesine tutulmus bir kam9i idi." Hz. Muhammed: "O kam9i 
Fatime-i Zehra'nm evindedir. Hemen getirsinler." Diye emir buyurdu. Selman, aldigi bu emir 
iizerine Fatma'nin evine kostu. Kapisimn oniine gelince: 

"Esselamunaleykum ya Ehl-Beyt", diye sesledi. Hazret-i Fatima Selman' in sesini 
isitince, "Ey Selman ne hacetin var?" diye sordu. Selman cevap verdi; "Hz.Resul filan 
kam9iyi istiyor." Fatima sordu. "Ey Selman, hasta halinde bu kanujryi ni9in istiyor?" Selman 
olan biteni anlatti. Hz. Fatima, "Hazret-i Resul hasta yatmaktadir. Onda kanujiya dayanacak 
gti9 ihtimali yoktur", dedi. Hemen Hasan' la Huseyin'i yanina 9agirdi. "Ey ciger koselerim", 
dedi. "Buyuk babamzdan bir hak isteniyor. Adaletin yerine gelmesi lazim; yuruytin, O'nun 
yerine kanujilanmayi siz kabul edin." 

Selman, Hasan ve Htiseyin Hazretleri ile kam9iyi aldi. Mescid-i Serife geldi. Mescidde 
bulunan cemaatin velvelesi gok kubbeye 9ikti. Herkes Ukkase'ye kisastan vazge9mesini 
soyltiyor, "Bir kam9i yerine her birimize bin kam9i vur. Yalniz Resul Hazretlerine taarruz 

36 



etme ve mubarek hasta vucutlanni incitme", diyordu. Peygamberimiz, "Kisas benim itjindir. 
Sizin kam9ilanmaniz dogru degildir", dedi. Ukkase, "Ya Resulallah", dedi. "Ben o gun 
ciplaktim. Kisasin tarn olmasi icin sen de soyun, 9iplak ol." Peygamber Hazretleri mubarek 
ortiisunu omuzlanndan birakti. Meleklerle Mescit icindekilerin feryadi ve figani birden 
goklere 9ikti. Cihana kavga saldi. Ukkase Hazret-i Muhammed'in arkasinda Peygamberlik 
Muhrunii gordii. Hemen o mubarek muhru opiip yuzunii surdii. Kam9iyi elinden birakti ve, 
"Ya Allah' in ekpisi", dedi. "Benim bu israrimda iki muradim vardi. Biri buydu ki senin insalli 
oldugunu halka gostermekti. Biri de, 'men messe cildi la yemlessehun nar' (Benim cildime 
dokunana ates dokunmaz) iktizasinca mubarek vucuduna yiiz siirmek, cehennem atesinden 
kurtulmakti." 



N. Berin Tasan'in, 'Bir Ask Kutugii Yaktik, Diyar-i Rum' a attik' adiyla kaleme almis 
oldugu yazidan ogrendigimize gore, San Danismend lakabiyla taninan Emir Aziz Efendi'nin 
oglu olan Abdiirrahim, II.Murad devrinde yasamis bir mutasavvif-sairdir. Ilk tahsilini 
memleketi olan Merzifon'da yaptiktan sonra Misir'a gider. Orada Suhreverdiyye tarikatimn 
Zeyniyye kolunun kurucusu Zeymiddin el-Hafi'ye intisab ederek sulukunii tamamlar. 
1428'de, metni Nefahat Tercemesi'nde yer alan halifelik icazeti ve bazi onemli kitaplan 
okutma izni alir. Seyhi ile birlikte Horasan'a giderek orada birka9 yil kalir. Horasan'da iken 
seyhi biitiin miiridlerine bir dal getirmesini soyler. Herkes en guzel dallan getirirken o sadece 
kuru bir dal getirir. §eyhi neden kuru bir dal getirdigini sorunca, "Efendim, biitiin nebatat 
Allah' 1 (cc) zikrediyordu. Bu aciz dervisiniz zikretmeyen ancak bir bu kuru dali bulabildim", 
der. 

Bu anekdotun benzerinin, Amasya Ziyaret kasabasi evliyalanndan Hicabi Baba i9in de 
anlatildigini goriiriiz. 

Abdurrahim, "Bir ask kutiigii yaktik, diyar-i Rum' a attik", diyen Hafi'nin emriyle 
memleketine doner. 1431'de ^elebi Sultan Mehmed Medresesine muderris olarak tayin edilir 
ve oliinceye kadar irsadla mesgul olur. Rumi mahlasiyla yazmis oldugu siirlerinden, 

"Tovbe ya rabbi hata rahina gittiklerime 

Bilip ettiklerime bilmeyip ettiklerime" 

beytiyle sohret kazanan Abdiirrahim' in Irsadii'l-enam, Vesaya, Divan9e-i Ilahiyyat ve 
Iskname adh eserleri oldugu kaydedilir.Onun hakkinda on altinci kusaktan torunu Berin 
Tasan tarafindan 1975'te bir 9ahsma yapilmistir. Harmanlar Mahallesinde bir sokaga adi 
verilmis olan Abdurrahim Rumi'nin sahsi esyalanndan bir biiyiik tesbih ve ayet nakisli bir 
aynanin varislerinde bulundugu soylenmektedir. Akici bir iislupla Allah askini terenniim eden 
sairin misralanndan bir dortliik de soyledir: 

37 



Giderdi levh-i dilden naksi gayn 

Muhabbetname-i menkus etti askin 

Bu asiyan i9re her dem oterken 

Ucurup bir acayip kus etti askin. 

Cami Cedit Mahallesi Atatiirk Caddesi / Eren Sokak'taki hazirede yer alan zatlardan 
bazilannin isimleri soyledir; Haci Hafiz Efendi (1821-1875), Abdurrahim Rumi'nin on 
dorduncii batindan torunu ve Aziz, Bakiye, Naci, Hami Recai Tasan'in babasi Sadibeyzade 
Hamdi Efendi (1881-1916), esi Ruhiye Tasan (1882-1958), sair Eyiib Sabri kizi Nuriye Hatun 
(1863-191?), Sabri Tasan (1886-1919), Rumi'nin oglu Seyh Liitfullah Celebi (61.1503), 
Nesrin Tasan (1924-1942). 

Abdurrahim Nizameddin Rumi'nin mezar tasindaki kitabede, 1390 yilinda 
Merzifon'da dogdugu, Aksemseddin ile yakin dost oldugu, Fatih tarafindan Anadolu 
Velilerini temsilen Istanbul' a davet edildigi, Istanbul alindiktan sonra 1458 yilinda vefat ettigi 
yazilidir. Kabrinin basucunda 1916 yilinda Trabzonlu sair Sadi tarafindan kaleme alinmis 
siirin kisaltilmis Tiirkjesi soyledir: 

"O denizler gibi engin, unlulerin unliisii teberriikzade Seyh Abdurrahim Hz.lerini ziyaret et 
O nurlu lsik sa9an bir mursid idi 
Maksadi her yam aydinlatmakti 
Onun i9in okullar dergahlar a9ti 
Onlar ilim irfan ve faziletin merkezi idi 

Zamanin hukumdan Celebi Sultan Mehmed ondan sefkatini esirgemedi 
Ona layik oldugu degeri verdi 
Anadolu'ya oyle bir lsik sa9ti ki 
O lsiktan nasibini almayan kalmadi 
Hz. Muhammed'in koydugu yuce hiikumlerle 
Dinin yiicelmesi i9in Hakk yolunda oncii oldu 
Ruhu birlik alemine U9U1 gitti ama 
Mezan memleketini yucelten ve sereflendiren bir ziyaretgah olarak kaldi." 

Abdurrahim Rumi'nin muderris olarak tayin edildigi yapi, Merzifon'da Celebi Sultan 
Mehmed tarafindan 1414'te insai emredilen ve 1417'de hizmete giren C e l em Sultan 
Medresesidir. Kare planh olan yapida Sel9uklu mimarisinin dort eyvan semasi tekrarlanmis 
olup yapi kirmizi beyaz taslarla insa edilmistir. Portalin kapi kemerinin uzerinde yer alan insa 
kitabesi Arap9a olup yazilar beyaz renkli tas iizerine yazilmistir. Medresede alimin ibadet 
eden kisiye ustiinlugunu ifade eden hadis yer alir. Mimannin aym zamanda Amasya'daki 
Bayezid Pasa Camii'nde 9ahsmis oldugu bilinmektedir. Yapinin Sultaniye Medresesi adiyla 

38 



Sek;uklular doneminden kalmis ve Celebi Sultan Mehmed tarafindan yeniden insa edilmis 
oldugundan soz edilir. 

Tiirbesi Herat' ta bulunan unlii sufi Zeyneddin Hafi (61. 1435)'nin kurdugu Zeyniyye 
tarikati da, XV. Yuzyilda Osmanh topraklannda ilk defa boy gosterir. Bu tarikatin en gu9lu 
temsilcilerinden olan Abdullatif Kudsi (veya Makdisi) Horasan'dan Anadolu'ya gelerek 
Bursa'da yerlesir. Tipki onun gibi Seyh Abdurrahim de Merzifon'da, tarikati temsil eder . 
Zeyniyye tarikati pek fazla gelisme imkani bulamamis, ancak Abdullatif Kudsi'nin halifesi 
Seyh Vefa vasitasiyla Fatih Sultan Mehmed zamaninda Istanbul' a niifuz etmis ise de, onun 
vefatindan sonra giderek zayiflamis ve ortadan kalkmistir. 



Cami Cedit Mahallesi Eren Sokak'ta yer alan evliya kabirlerinden biri de, yeni 
konulmus olan mezar tasinda, 

Bir dede pir dede 

Muradimi ver dede 
sozleri yazili olan evliya kabridir. 

Halk isteklerinin yerine getirilmesi dilegiyle adi belli olmayan bu keramet ehline Murat 
Dede adini yakistirmis olmahdir. 

Ayni mahallede Emin Bey Sokakla kesisen araliktaki Uluisik apartmaninin arka 
bahcesinde yer alan ttirbe ile ilgili olarak, sokaga adini veren mahallenin yerlilerinden olan 
Emin Bey' in kizi Rumiye Ozcilingir hammefendi burada eskiden iki tane bekcinin oldugunu 
anlatir. Kisa boylu olan bu zatlar defalarca namaz kilarken goriilmusler. "Uyur uyanmaz-hic 
uyanmaz" adlanyla anilan evliya ziyaretinde uyumayan 90cuklar buraya getirilerek 
avsunlanir, kabrin topragi alinlanna surulurdii. 

Cami Cedit Mahallesi Hacirahat Caddesi'nde eskiden Arap Dede Mescidi adinda ahsap 
bir mescid ve bahcesinde de Arap Dede kabri bulunmaktaydi. Daha sonra yikilan mescidin 
arsasi kabrin onundeki bosluktur. 

Ayni bolgedeki Naksi Dede'nin kabri Mufttilukteki Kur'an Kursunun arka 
bah9esindedir. Eskiden Cuma geceleri, takunyalanni giyerek kendisi i9in hazirlanan su dolu 
ibrikle abdest aldigi goriilurmus. Pasaogullanndan Nazire Hanimin ku9iik 90cugu bir gece 
aniden fenalasir. Naksi Dede uykudaki Nazire Hanimin riiyasina girerek onu siddetle sarsar 
ve, "Kalksana kizim. Ne duruyorsun! Bak 90cugun canini teslim ediyor", der. Uykudan 
uyanan Nazire Hanim bir de bakar ki, oglu son nefesini vermektedir. Kadincagiz biiytik bir 
telas i9inde 9irpimrsa da, oglu kollannda ruhunu teslim eder. 

Ayni mahallenin Sakinler Sokaginda bir evin bah9esinde yer alan Uyusuk Evliyasi adh 
yatin ziyarete eli ayagi uyusanlar avsunlanmak i9in gelirlermis. Zamaninda hirsizin biri bu evi 

39 



soymaya gelir. Ev halkinin uykuda olmasini firsat bilerek esyalan bir torbaya doldurur. Tarn 
gidecekken evin 9ikis kapisi kaybolur. Nereye gitse orayi kapanmis bulur. Telasa kapilan 
hirsizin feryatlanna uyanan ev halki hirsizi yakalayarak polise teslim ederler. 



Sofular Camii'nin bah9esindeki ttirbede yatmakta olan zatlar hakkinda Dr. Hikmet 
Tanju, Ankara ilahiyet Fakiiltesi tarafindan yayinlanan "Tiirklerde Tasla ilgili inan9lar" 
kitabinda, "Sofular caminin yaninda , U?ler denen Yatir'a yuruyemiyen, yuriimesi geciken 
cocuklar gotiiriiluyor. Yiiksek bir yere arpa, bugday seriliyor. Ayin ilk car^ambasi ziyarete 
getirilen 9ocuklar tasin etrafinda yurutuluyor", diye yazar. Burada yatanlar, esasen Sofular 
camiini yaptiran II. Beyazid devri ricalinden Beylerbeyi Abdullah Pasa ve yakinlandir. 

16. Yuzyil Osmanli mimarisinin karakteristik ozelliklerini tasiyan ttirbe altigen 
planhdir. Turbeyi orten kubbenin kasnagi baklava dilimli sekillerle susludiir. Amasya'daki 
Darii'l Hadis Camii adiyla anilan yapiyi da insa ettiren Abdullah Pasa Haci Sinan 
Beyzadelerdendir. Bu yapi ise 1490'da cami ve darii'l hadis olarak insa ettirilmis olup baninin 
oglu tarafindan 1505'te bir darii'l kurra ilave edilirse de bu kisim giiniimiize gelmez. 

Ayni caminin duvara yakin kismina bitisik kabir, Softa Baba adh evliyaya aittir. 
Aziz Tasan'in bizzat gormiis oldugunu soyledigi bir Kur'an-i Kerim kapagindaki yazidan bu 
zatin, Davud Halife'nin babasi oldugunu anhyoruz. Yiiriiyemeyen 90cuklar Cuma giinii sela 
ile ezan arasinda avsunlanarak kabrin etrafinda yiiriitiiliir. Tokezleyen 90cuklann ise 
ayaklanna baglanan ip sela ile ezan arasinda kesilir. 

Sofular Mahallesi Abdurrahman Kargi Bulvan iizerinde, ulu bir dut agacimn 
golgesinde yatan Kill? Dede adh evliyamn yerini bozdurmadigi anlatihr. 

Sofular Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'nde kabri Imam Hatip Lisesinin bah9esinde 
bulunan Davud Kalfa'nin adinin Merzifon'da Karamustafa Pasa Ilkogretim Okulu oniinde 
bulunan ve 1200'lii yillardan kalma tarihi 9esme'ye verilmis oldugu goriiliir. Aziz Tasan'in 
bizzat gormiis oldugunu soyledigi bir Kur'an-i Kerim kapagindaki yazidan Hicri 887 (1482) 
senesinde Davut Kalfa'nin sag oldugunu anhyoruz. Kabrin etrafi 9evrilidir. Kibns Harbinde 
tankin i9erisinde askerlere goziikerek onlara yardim ettigi anlatihr. Sofular Mahallesinde bir 
sokaga adi verilmistir. 



Gazi Mahbub Mahallesi Arabacilar Sokak'ta yer alan kabirde medfun bulunan 
Karaman Dede'nin, Konya'nin Karaman ikjesinden geldigi soylenir. Bozaci Camii'nde 
imamlik yapmis olan Karaman Dede, hanimimn kadinlar boliimiinde bulundugu bir vaaz 
esnasinda gelen ilahi feyizle, ruhunu kiirsiide teslim eder. Bunu goren hanimi da orada ruhunu 
teslim eder. Bu olaydan 90k etkilenen caminin karsisindaki evde oturan hanim, "Benim evim 

40 



genis. Bu iki miibaregin kendi bah9eme gomulmesini arzu ediyorum", diyerek onlan 
bah9esine defnettirir. 

Eskiden mezarlann yaninda ulu bir dut agaci ve onun altinda bir kuyu bulunurmus. Bu 
kuyunun suyu kulaga damlatildiginda kulak agnsinin kaybolduguna inanihrdi. Dut agaci daha 
sonra kesilmistir. Kabirde solda hanimi sagda ise Karaman dede yatmaktadir. 

Gazi Mahbub Mahallesi'nde eskiden Ahi tekkesi oldugu sanilan bu yerde yatan Ahi 
seyhi Ahi Kerim Sultan'in tiirbesini, karsi evde oturan komsusu Haci Rafet Ahiska 
onartmistir. Gazi Mahbub Mahallesi'nde bir sokaga adi verilmistir. 

Gazi Mahbub Mahallesi'nde eski Amasya - Samsun yolunun baslangici olan Kirklar 
Caddesi'nde, Belediyeye ait tamirhanenin tarn arkasinda, yoldan birkac metre yuksekte yer 
alan dort tane kabirden igde agacimn altinda bulunan en ondeki kabir, Igdeli Dede'ye aittir. 
Diger kabirlerin, onun muridlerine ait oldugu soylenir. Ziyaretin sigil rahatsizhgina iyi 
geldigine inanihr. Sigili olanlar orada bulunan igde agacindan kopardiklan bir dali eve 
getirirler. Dal kurudugunda sigilin de kurudugu soylenir. 

Gazi Mahbub Mahallesi Horoz Sokak'ta Tekel binasinin arka bah9esinde bulunan 
evliya kabrinin ziyaretinin ellerde bulunan sigillerin yok olmasmi sagladigina inanihrdi. Bu 
bah9enin oldugu yerde eskiden Cukur Han'a ait bir mescid bulunurdu. Mescidin bah9esine 
gomulii bulunan ve Sigil Evliyasi diye anilan bu zat hakkinda herhangi bir bilgiye 
rastlanmamistir. Sokak tarafinda duvarda bulunan ku9iik bir mumluk duvar arkasinda yatan 
evliyayi belirtmektedir. 



1930'lu yillara kadar kullanilmakta olan eski Amasya-Merzifon kervanyolunun 
iizerinde bulunan Kumbet Hatun Evliyasi, hakkinda en az bilgi bulunan ttirbelerdendir. 
Evliya 9elebi bile diger evliyalardan soz ederken buradan hi9 bahsetmemistir. 1943 
senesindeki depremde usttinde bulunan kubbesi yikilan tiirbe, muhtemelen Sel9uklulardan 
kalmadir. Sadi Bayram "Merzifon'da bilinmeyen bir tiirbe: Kumbet Hatun" adh eserinde, 
buranin depremden onceki durumunu soyle anlatmaktadir. "1938 senesinde yayinlanan 
Merzifon brosuriindeki bir resimden yararlanarak buranin eskiden kare planh oturtmalik 
iizerinde, koselere yerlestirilen dort ayak birbirine kemerlerle bagli olup, prizmatik govdede 
almasik orgii kullamlmistir. Kasnak altta ve iistte kirpi sa9ak arasindadir. Kubbe iist ortiisii 
alaturka kiremitle kaphdir. Kubbe iizerinde alem olup olmadigini bilmiyoruz. Tiirbede tugla 
yaninda gri, koyu morumsu ve a9ik kirmizi tas kullamlmistir. 2.08 x 0,80 x 1.00 m. 
ebatlanndaki bir tasin iizerinde 1 1 sira tugla bulunmaktadir. Kaidenin yiiksekligi doguda 1 m., 
batida 1.20 m. yuksekligindedir. Mermer sandukamn iizerinde en alt sirada Ayet-el Kiirsi, iist 
sirada ise al-i Imran suresinin 18-19. ayetleri olan 'Allah'tan baska bir ilah olmadigina Allah 

41 



(c.c), melekler ve ilim sahipleri §ahittir. Ondan baska din yoktur. O gutjludur, hakimdir. Allah 
(c.c.) katinda din hi9 siiphesiz islamiyettir", yazmaktadir. Almasik orgii teknigi, iki renk tugla 
kullanimi ve sanduka tarzi Selcuklularda sik sik goriilen tarz olmasindan ve dendanh govde 
biciminden ve kirpi safak seklinin erken Osmanh karakteri tasimasindan yola cikarak 
buranin 14. yiizyilin sonlanyla 15. yuzyil baslannda yapildigi soylenebilir. Elbette daha 
sonradan Selcuklu yikintilannin uzerine yapilmis erken Osmanh eseri de olabilir. 1938 
senesindeki brosurde burada yatan kadinin Zeynep Hatun oldugu yazilmissa da dipnotta 
burada yatan kadin Zeynep olsa da Selcuklu hanedanindan degildir, yazihdir." 

Kumbet Hatun hakkinda anlatilan bir menkibe soyledir. Alkolik olan kocasi Kumbet 
Hatun' a 90k kotti davranir, onu gece gunduz dovermis. Kadin kocasinin bu davramslanna hep 
sabir gosterirmis. Bir hacc doneminde hacc'a giden Merzifonlular, Kumbet Hatun'u 
Mekke'de Kabe'yi tavaf ederken gormusler. Kadinin hacc'a gitmediginden iyice emin 
olduklan i9in bu olaya 90k sasirmislar. Bu olay, her hacc doneminde devam etmis. 
Merzifon'dan hacc'a giden herkes mutlaka Kumbet Hatun'u orada goriirmus. Merzifonlular, 
Kumbet Hatun' un kocasinin eziyetlerine katlandigi i9in erdigine inanmaktadirlar. 

Kumbet Hatun'un Haci Hasan Mahallesinde bir sokaga adi verilmistir. Tek partili 
donemde buranin yikilmasi i9in Dolasigin Ahmet efendi gorevlendirilirse de, bir iki kazma 
vuran Ahmet efendinin, eve donerek sobanin uzerine ata biner gibi bindigini ve delirmis 
oldugunu rivayet ederler. 

Hidirellezden bir gun once 5 Mayis'ta halk dileklerinin nisanesi olarak oradaki aga9lan 
9aput par9alanyla doldurur. Yamndaki kabir, Trabzon'dan Merzifon'a yerlesmek iizere gelen 
ve burada hastalanarak Agustos 1915 senesinde gen9 yasta olen Omer Efendi'ye aittir. 

1999 senesinde esrarengiz bir sekilde bir bu9uk ton agirhgindaki lahit, karsisinda 
karakol bulundugu halde sir olur. 



Nevzat Koksuz, Merzifon ile ilgili yayinlanmamis 9ahsmasinda, Merzifon evliyalanna 
ayirmis oldugu boliimde Hu9ek Dede hakkinda sunlan anlatir. "Gazi Mahbub Mahallesi Esire 
Sokak / Cukur Sokak'ta bir zamanlar bir mescid vardi. Iste bu mescidi aym zamanda tekke 
olarak kullanan seyhin kabri meydanda yer almaktadir. Bu evliyamn Hu?ek Dede lakabim 
almasi soyle olmustur. Buralarda irsad gorevi yapan seyhin kirk tane dervisi vardir. Onlara 
devamh olarak riyazet yaptiran, zikir 9ektiren dede (Kadiri tarikatindan olsa gerek) hi9 
keramet gostermezmis. Devamh zikir ve riyazetten bikan dervisler, bir keramet de 
goremeyince, teker teker bu mubaregi terketmeye baslarlar. Sonuncu dervisi de gittiginde 
yapayalniz kalan bu seyh yine de hi9 kimse gitmemis gibi yalniz basina zikirle mesgul olur. 
Fakat kisa zamanda halk, dedenin gittigi yolun yanhshgindan, batil oldugundan soz etmeye 

42 



baslayinca, dede bir 9omlek9iye giderek kirk tane toprak testi alir. Bunlan tekkede aynen 
dervislerinin dizildigi sekilde dizerek bir zikir halkasi olusturur. Baslar "HU" lafzini 
zikretmeye. Onunla birlikte testilerde de bir kipirdanma olur. 'Buttin kainat, canli cansiz 
buttin hersey Allah'i (cc) zikreder', hadisi mucibince dervisane bir sekilde, bir saga bir sola 
sallanarak yaninda bulunan testilere vura vura zikretmeye baslarlar. Bu guriilttileri duyan halk 
tekkenin pencerelerine iisttiste yigilarak bu olagamistti olayi kendinden gecmis bir vaziyette 
seyretmeye baslarlar. Onlan farkeden dede hemen susar. Onunla birlikte testiler de zikri 
birakirlar. Halk bu olayin vecdi icinde gozyaslanna bogularak: 

"Hu 9ek dede, Hu 9ek !..", derler. 

O da, tekrar zikre baslar. Testilerde goriinmez bir isaret almiscasina ona istirak ederler. 
Olayi takip eden dervisler buyiik bir utan9 i9inde halkaya katihrlar. Iste o gun bu gun, seyhin 
adi Hu9ek Dede kalmistir. 

Buranin arsasini kendi arsasina katan kimsenin asma budarken oldugu soylenir. Burada 
bulunan Esire pinan hana kansmistir." 

Gazi Mahbub Mahallesi Horoz Sokak'ta asil adi olan Firuz, zamanla halk dilinde 
Horoz'a donusmus olan evliyanin, eskiden burada bulunan Horoz Pinan'ni da yaptiran kisi 
oldugu anlatilir. Tacettin Ibrahim Camii'nin dogusunda bulunan kesme tastan insa edilmis 
Deve Hani 1949 yilinda harabe halinde iken, 1970'li yillarda Belediye tarafindan istimlak 
edilerek Taceddin Camii'nin etrafi a9ilmak amaciyla yikilmis ve sebze hali yapilmistir. Cukur 
Han diye de anilan bu ham isleten Hasan Efendi ku9iik bir 90cukken, her gun Horoz Dede 
ttirbesinde dua eder, sonra okula gidermis. Her dua edisinde de, elini mum koyulan kisma 
sokar oradan para alirmis. Sonra da bu paralan evdeki bir kupun i9inde biriktirirmis. Bir giin 
babasi orada paralan bulmus. Cocugun bu paralan bir yerden 9aldigim diisiinerek paralan 
nereden aldigini sormus. Kii9iik Hasan babasina paralan evliyanin oradan aldigini 
soyleyince, babasi sirn bozulmasin diye 90cugu susturmak istemisse de nafile. O gunden 
sonra bir daha ku9uk Hasan, orada dua okusa da para bulamaz olmus. 

Evliyanin adi Gazi Mahbup Mahallesi'nde bir sokaga verilmistir. 



Harmanlar Mahallesi Harmanlar Caddesi/Asut Sokak'ta rufai seyhlerinden Fevzi 
Baba'nin 1922 senesinde 127 yasinda Sivas'da Hakk'a go9mus olan Es Seyyid El Abdullah 
Hasimi'nin miiridi oldugu anlatilir. Simdiki kabrinin oldugu yerde iki kath tekkesi de vardi. 
Dervisleri arasinda Mahsen Mahallesi'nden Ali Seyh, Tatar Haci Cemil Hoca, ayakkabici 
Abbas Usta ve kardesi Rasim, ayakkabici Aziz Usta gosterilir. Bu dervisler, cehri zikir 
9ekerler, zikir esnasinda viicutlarina sis de saplarlardi. Halk arasinda bir 90k menkibesi 

43 



anlatihr. Bunlardan birka9 tanesi soyledir. Fevzi Baba elinde sisleriyle simdiki Devlet 
Hastanesinin yerinde bulunan Namazgah'ta gezinirken birka9 ermeni genci kendine takihrlar. 
i9lerinden biri Fevzi Baba'yi epeyce kizdirmis olacak ki, Fevzi Baba elindeki sisle, o genci 
kulagindan agaca §i§ler. Halk panige kapilarak, "Hay Babam nettin! Cocugun kulagini 
mahvettin" derlerse de o, bu sozlere aldirmayarak genci bir muddet orada asili birakir. Sonra 
bu dersin yettigini diisiinerek genci asagi indirir ve §i§ sapladigi yere tukurugunii surdiigii 
anda, yaranin izi kaybolur. Gen9 90cuk evde ailesine bu olayi anlattiginda ona, "Oglum bu 
daciklerin (Tiirklerin) ermisleri tekin insan degildirler. Bir daha sakin onlarla alay etme," 
derler. 

Yine bir gun, eskiden Donertas Camii'nin karsisindaki Kuyumcular Sokagi'nm 
kosesinde bulunan Kor Siilug'un (Siileyman) finni kizdinlmis iken, postunu kizgin finnin 
i9erisine atarak atesin i9ine girer. Finn o kadar kizgindir ki, kimse yanina yaklasamamaktadir. 
"Babam haydi 91k. Bak ekmeklerin mayasi ge9iyor", dediklerinde ise, "Bana su kadar okka et, 
su kadar okka pirin9 vermezseniz 9ikmam", diye onlara takilir. 1901 dogumlu Mayali Usta 
(Abdulmuttalip Taskoprii) ku9iik bir 90cukken Fevzi Baba vefat eder. Daha onceden 
kendisinin evliyadan olduguna inanilmadigi sebebiyle olsa gerek, etrafindakilere, "Benim 
kabrimi bir sene sonra a9acaksiniz. Eger sakahmdan bir tane kil koparabilirseniz, beni 
istediginiz yere gomun. Koparamazsaniz uzerime tiirbe isterim", diye vasiyet eder. Bir sene 
sonra munadiler, 'Fevzi Baba'nin kabri a9ilacak', diye ilan ederler. Herkes toplanir. Mayali 
Usta da ku9uk bir 90cuk olarak milletin ayaklannin arasindan olaya sahit olmaktadir. Imam 
kabri a9inca ne gorsiin! Miibaregin tek bir azasi 9urumemistir. Tipki yeni vefat etmis gibi 
durmaktadir. Imam, Fevzi babanin sakalim tutup 9eker. Sakahyla birlikte 9enesi de oynar ama 
bir telini bile koparamaz. 

Tek parti doneminde Merzifon'da kaymakamlik yapan Ibrahim Altiok, "Bu gibi 
hurafelerin yikilmasi lazim", diyerek o zamanlar iki kath olan ttirbenin ust katini belediyeden 
Halit ^avus'a yiktinr. Aksam paydostan sonra oraya gelen Fevzi Baba'nin dervislerinden Ali 
§eyh sandukaya bastonuyla vurarak, "Bizden sana bir hayir yok, kendi basini kendin kurtar. 
Yoksa yarm seni buradan kovacaklar", der. O gece ne olduysa olur. Gece yansi kaymakam 
gece kiyafetleriyle Halit Cavus'u bularak, "Aman Cavus, ne olursa senden olur. Beni o 
adamdan kurtar", diye yalvararak yikimi o saat durdurur. 

Vaktiyle eski Coram yolundan yukandaki §erif Aga Camisine kadar mezarlik olan 
Harmanlar Mahallesi Kara Mustafa Pasa Caddesi'nden asagiya akan bir dere, sogiit 
aga9lannin altindaki Top?u Dede'nin kabri ile mezarhgi ayinrdi. Bu dere buradan asagiya 
devam ederek Coram yolunun altindan ge9en bir kanaldan gurultiiyle akarak karsi taraftaki 
Kanh Dereye kansirdi. Daha sonra bu dere, uzeri kapatilarak simdiki caddeyi olusturdu. 

44 



Yorede oturanlar eski zamanlarda her seferberlige 9ikildiginda buradan top sesleri geldigini 
anlatirlar. Kuyumcu Tahsin kabrin karsisina ev yaptirmak istediginde onun riiyasina girerek, 
"Once benim evimi sonra kendi evini yaptir", demis. Kuyumcu Tahsin'in de buna uyarak 
onun kabrini yaptirdigini soylerler. 

Harmanlar Mahallesi'nde biri Harmanlar Caddesi'nde digeri Kiyilik Sokak'ta olmak 
iizere ayni adla anilan iki evliyadan soz edildigini goriiriiz. Bu zatlar, Harmanlar Caddesi 
uzerindeki Dobak Camiinin arka bahcesinde medfun bulunan Arap Evliya ile Kiyilik 
Sokagin girisinde soldaki ikinci evde yer alan Arap Dede'dir. Eskiden bu evin bahcesinde ulu 
bir karadut agaci vardi. Bu karadutun dibinde agzinda ancak iki adamin kaldiracagi agirlikta 
bir agac kapak bulunan bir de kuyu bulunmaktaydi. Birinci Dunya Harbi'nden evvel bu 
sokakta evliya bulunan evlerde tikirtilar uzun muddet hi^ eksik olmazmis. Nihayet bir gece 
yansi buyuk bir giimleme sesiyle halk yataklanndan firlar. Arap Dede kuyuyu kapatan 
kapagi, o karadut agacina ii9 kere oyle bir vurusla vurur ki, karadutun daha olmamis 
kirmizimsi ham meyveleri dokuliir. Ertesi gun munadiler seferberligi halka ilan ederler. 

Harmanlar Mahallesi Harmanlar Caddesi'nde bir apartmamn arkasinda bulunan adi 
mechul evliyaya burnu sikca kanayan cocuklar getirilerek sifa bulmasi icin avsunlamrdi. 

Yine Harmanlar Mahallesi Menzil Sokak'ta ruhi sikintisi olanlann sifa bulmak 
niyetiyle gelerek icinde geyik boynuzlannin bulundugu Sikinti Evliyasi adiyla bilinen bir 
yatir ile Asut Sokak'ta ziyaretin sitmaya iyi geldigine inamlan Bun Dede' den soz edilebilir. 



Merzifon'da evliya bakimindan zengin mahallelerden biri de Tavsan Mahallesi'dir. Bir 
evin arka bahcesinde kabri yer alan ve bir zamanlar cesmesi de bulunan Halil Dede'nin 
ziyaretinden medet umanlar, cisini soyleyemeyen cocuklar icin gelirlerdi. Kabrin etrafini uc 
kere dondurerek ve mezann topragini 90cugun almna stirerek fayda umulurdu. Erikji 
Sokak'ta yer alan Ciiciik Dede'yi saghginda gormtis olanlar onu esmer, az sakalli ve 25 
yaslannda biri olarak tasvir ederler. Kendisine goriinmesiyle ge9irmis oldugu ruhi bunahmdan 
kurtulmus oldugunu anlatan kisiler vardir. Gazi Caddesi'ndeki Arap Dede'nin Arap 
Evliya'nm kardesi oldugu kabul edilir. Sikinti Evliyasi ile sinirsel rahatsizhklara iyi 
geldigine inamlan Ahmet Dede disinda Dur Dede ile Ydancik Evliyasi mahallede anilan 
diger evliyalardir. Kabri Erik9i Camii'nin avlusunda duvara bitisik yerde bulunan Yilancik 
Evliyasi ile ilgili olarak kayyuma dayandinlan bir anekdot vardir. Istanbul' dan gelen bir adam 
namaz vakti disinda israria caminin a9ilmasim ister. Sebeb olarak da kendisinin yilancik 
hastahgina tutuldugunu ve tedavi edilemedigini soyler. Riiyasinda bir zatin kendisine bu 
caminin adresini vererek buraya gelmesini, onun tedavisinin burada yatan zatin himmetiyle 
olacagini soyler. Sonra kayyuma epeyce yuklu bir bahsis birakarak oradan aynlir. 

45 



Evliyalar bakimindan Naccar Mahallesi de zengin sayilir. Hz. Omer'in Postasi 

olduguna inanilan bir zatin kabri Alaca Camii'nin yan tarafindaki bah9ede yer almaktadir. Bu 
sahabenin Hicret'in 19. senesinde Sa'd bin ebi Vakkas komutasindaki ordu ile Kayseri'nin 
fethi sirasinda gelerek burada sehit dusttigii sanilmaktadir. 

Hiikkase hazretleri ile birlikte gelen Iki Sahabe'nin buralann fethi sirasinda sehit 
dusttiklerine inanihr. Naccar Mahallesi Bah Caddesi'nde cesmeden hamama dogru gidilirken 
sivasiz ahsap bir evin oniinde yiiksekje bir set vardir. Bu sahabe kabirleri daha yiizyihn 
basinda iken zor fark edilir halde imis. Burasi ile ilgili anlatilan bir anekdot soyledir. Yakup 
Aga isimli arabaci getirdigi malzemeyi indirirken farkinda olmayarak atini sahabelerin 
kabrinin iizerine birakir. Hayvan ihtiyac gidermek iizere iseyince nereden ciktigi belli 
olmayan bir el oyle bir sille patlatir ki, miithis bir ses 9ikar. Yakup Aga'nin hayvani da 
arabasi da havada savrulurken goriilur. Bes on metre asagiya diisen hayvan derhal olur. At 
arabasi da paramparca olur. 



Cay Camii'nin bah9esindeki dut agacimn dibinde medfun bulunan evliya Adi Me?hul 
olarak bilinir. Burhaneddin Bilgin'in babasi eski duahanlardan Mustafa Rifat Hoca, bir gece 
riiyasinda bu zati goriir. Evliya, 'Yann sabah namazindan sonra buraya askerden bir deli 
gelecek. Sakin korkma ve ona su su dualan oku", der. Sabah namazindan sonra dua edilirken 
disanda bir kosusturma duyulur. Bir asker kiyafetli deli pesinde kovalayanlardan kurtularak 
caminin icine girer. Hoca efendi, "Birakin mudahale etmeyin," diyerek o azgin deliye yaklasir 
ve Kur'an 1 Kerim'den kendisine soylenen o ayetleri okumaya baslar. O okuduk9a deli iki dizi 
usttine 9okerek aglamaya baslar. O okudukja deli sakinlesir. Kur'an bittiginde ise kalkarak 
hoca efendinin elini oper. Insanlar bu zata bazen de yagmur duasi i9in giderlerdi. 



Bir giin daglarda koyunlanyla yasayan Coban Baba, kardesi olan Piri Baba'yi ziyarete 
gider. Gitmeden once, bir mendile sut sagip mendilin U9lanm baglar ve Piri Baba'nin yanina 
gelir. Coban Baba mendili bir 9iviye asar. Piri Baba ermisliginin yam sira, hayatim devam 
ettirebilmesi i9in ayakkabi tamirciligi ile de ugrasmaktadir. Piri Baba kardesi Coban Baba ile 
sohbet ederken, bir bayan ayakkabisim tamir ettirmek i9in gelir. Piri Baba'ya ayakkabisim 
verir. Bu arada asili olan mendildeki siit damlamaya baslar. Bunu goren Piri Baba Coban 
Baba'ya donup, "kendine gel kardes, kendine gel!" der ve sozune soyle devam eder . "Dag 
basinda herkes ermis olur, is burada olmaktir." Coban Baba mendilini ahp tekrar daglarda 
koyun gutmeye baslar. 



46 



Piri Baba bazi efsanelerde ayakkabicidir. Bazi efsanelerde ozandir. Bazi efsanelerde de, 
Eski Hamam'da tellaktir. 

"Piri Baba oglene kadar erler ile yikamrmis, ogleden sonra da avratlar ile yikamrmis. 
Kendi halinde meczup bir veliymis. Bazilan "bu nasil istir", diye Sultan Mehmet'e durumu 
arz ederler. Ama yine de Piri Baba'ya kimse dokunamazmis." 

"Gunlerden bir gun hamamda otururken, miisteriler hamamin terlemesinden yakinirlar. 
Buz gibi soguk su damlalannin sirtlanna diismesinden rahatsiz olduklanni soylerler. Piri Baba 
parmagiyla tavani isaret eder. "Ya hamam! Terleme!", der. O gun bu gun, eski hamam 
terlemez." 

Piri Baba sufilerin melameti dedikleri cinsten bir coskun delidir. Onun Eski Hamam'da 
tellaklik yaparken gosterdigi pek 90k kerametten soz edilir. Bunlardan birinde de soyle denir. 
"Gunlerden bir gun Eski Hamamin kulhancisi agir hastalanmis. Hamam sahibi de tasalanmis. 
Hamamin haznesini yakmak, kulhancilik oyle kolay bir is degilmis. Her babayigit kiilhan 
ocagimn karsisinda sicakta durup odun atmaya dayanamazmis. Hamam sahibi, hamaminda 
tellaklik yapan Piri Baba'yla dertlesmis. "Ben simdi nereden kiilhanci bulacagim. Zor 
durumdayim", diye yakinmis. Piri Baba ustasim 90k severmis. "Hi9 uziilme. Git sen de 
dinlen. Kirk gun bu hamamin sorumlulugu bana ait. Yalniz goztimin arkada kalmayacagina 
soz ver. Giderken doniip arkana bakma bile. Kirk gun sonra 91k gel. Ama sakin sasip yanilip 
da kirk gunden once 9ikagelme, soziinde durmazsan tiim 9abam bosa gider",diye hamam 
sahibine tenbih etmis. Hamam sahibi de, "Bu deli oglan bir seyler kuruyor ama, hadi hayirhsi. 
Dedigini bir yapalim bakalim", diye dusiinmiis. Gidip evine kapanmis. Yalniz her aksam uzeri 
hamama gelir, hasilati Piri Baba'dan alirmis. Ama Piri Baba'ya verdigi sozii tutar, kiilham 
hi9 dolasmazmis. Giinler giinleri kovalamis. Eskiden eseklerle katar katar odunlar her gun 
hamama tasimrken, artik hamama kimsenin odun getirmez olmasi hamamcinin ilgisini 
9ekmis. " Yahu, bu deli oglan kiilham neyle yakar acep? Isin basina ge9tiginden beri hamama 
ne bir oduncu ugradi, ne de bir esegin sirtinda odun yukune rastladim. Bu oglan kiilham neyle 
lsitir acep?", diye meraklanir dururmus. 

Hamamcinin meraki her gun biraz daha artmis. Giinler de otuz dokuza dayanmis. "Otuz 
dokuz da bir, kirk da bir. Artik dayanamiyorum gidip bakacagim", demis. Dogru kiilhana 
yollanmis. Bir de ne gorsiin? Su haznesinin altinda bir tek mum yanmakta. Koca hamam bu 
mum ile lsinmakta. Tarn bu sirada i9eriye Piri Baba girmis. "39 giin bekledin de, bir gun 
bekleyemedin mi? Bir giin daha bekleseydin hamami gaipten lsitacaktim", demis. Yani 
hamamci bir giin daha bekleseymis yer altindan sicak su fiskiracakmis ve hamam oyle 
9ahsacakmis. Hamamcinin aceleciligi ve meraki yiiziinden Piri Baba'nin kerameti bozulmus. 



47 



Hamamci 90k pieman olmus ama is isten ge9mis. Hamami mumla lsittigini gelip 
gormeseymis, Allah da ona kudretten sicak su gonderecekmis. 

Halk arasinda sikja anilan bir ilahide: 

Yiikseklerde olur yaba 

Savururlar kaba kaba 

Merzifonda Piri Baba 

Mevlam su tasa bir can ver 
seklinde adinin da ge9mesinden yorede uniinun nasil yaygin oldugu da anlasilmaktadir. 
Nusratiye Mahallesinde bir sokaga Piri Baba'nin adi verilmistir. 1977 senesinde restore 
edilen ttirbe Merzifon'un en gosterisli ttirbelerindendir. 



Hoca Suleyman Mahallesi'nde Merdivenli Sokak (Sair Nedim Sokak) yokusunda yer 
alan ve etrafi duzgun bir sekilde 9evrili olan kabirde medfun bulunan Yanik Dede'ye 
ziyaretin, halk arasinda gece yanigi denilen hastaliga iyi geldigine inanihr. 



Ganili Kizi'nm kabri eskiden Asut Camii'nin yakinlannda iken yerinden alinarak 
Merzifon sehir mezarhgina getirilmistir. Kabristan'daki Deli Resid'in kabrinin yanindaki 
yesil tash mezardir. Eski yerinde iken gelinlikli olarak gorulurmus. Onun i9in Gani Baba'nin 
kizi diyenler de var, gelini diyenler de. 



Evvelden Tokmak Dede'nin kabri Cumhuriyet Meydani'nin oldugu yerdeki §eref 
Oteli'nin bah9esinde iken 9evrenin diizenlenmesi esnasinda yerinden alinarak Merzifon sehir 
mezarhgina nakledilir. Cahid Ko9kar'in babasi Halil Ko9kar, bu zatin aslinda rum iken 
muslumanhkla sereflendigini ve adinin da Pendik oldugunu soylermis. Daha sonra da hacca 
gidince halk arasinda 'Haci Pendik' diye anilmaya baslamis. Hakkinda anlatilan anekdotlar 
soyledir. Arkadaslan, "Bu senin giinahlanni nasil affettireceksin", diye takilmalan iizerine 
Haci Pendik, ne yapmasi gerektigini sorar. Onlar da, "sehire su getirmesini", tavsiye ederler. 
"Boylelikle senin olumunden sonra bile devam edecek bir haynn olur", derler. Degirmenlerin 
onunden aldigi suyu sehrin meydanma getirir. Su onun adiyla "Pendik Suyu" olarak anilmaya 
baslar. Yaptirdigi 9esme halk arasinda Tokmak Pinan adiyla anilmakta olup su an Yahyabas 
Camii'ne bitisik yere nakledilmistir. Nurettin Mete, bu rivayeti dogrulayacak su olayi 
nakleder. Bir zamanlar Seref Oteli'nde resepsiyonda 9ahsirken yabanci birinin otele konuk 
olarak geldigini, ama kimligi olmadigindan otele kabul edemeyecegini soyleyince adam, "Ben 
memleket memleket gezerek evliya kabri ziyaret ederim", der. Nuretin Mete, Erzurum'da 
babasimn koyunde olan bir evliyayi sorar. Adam hemen adini soyler. O zaman Tokmak 

48 



Dede'yi sorar. Adam, "Burada yatanin adi Haci Pendik'tir", diyerek o zatin hikayesini 
anlatir. 

Tiirbenin i§igi otelden yakihrmis. Isigi unuttuklan zaman otelin sahibi gelerek, 
"Yavrum, neden dedenin lsigini yakmadiniz. Bak beni yine rahatsiz ediyor", dermis. 



Tiirbesinin ziyaretinin sitmaya iyi geldigine inanilan Deli Resid, kendisine basvuranlan 
okuyup ufler, bileklerine ince bir ip baglardi. "Iki U9 gun sonra 90Z", derdi. Ger9ekten de 
birka9 gun sonra sitma tamamen ge9erdi. Herkesten para almazdi. Alacagi parayi kendisi 
tespit ederdi. O zamanlar Bozaci Camii'nin arkasinda iki kapili bir han vardi. Bir seferinde 
Vezirkoprii'den degirmen tasi gelecekmis. Arabanin onune ge9en Deli Resid, arabacilann 
gitmesini onlemeye 9ahsir. Onlar gitmek i9in israr edince, arabalann oniine ge9er ve dualar 
okuyarak, "simdi gidebilirsiniz", der. Arabacilar yolda 90k siddetli bir firtina ve yagmura 
yakalanarak buyuk zorluklar 9ekerler. Sag salim donduklerinde, "Onun duasi olmasaydi, o 
zorluklan asamaz olurduk", diye itirafta bulunurlar. 

Sofu Sabrinin emesi Halime Hatun, Deli Resid 'e yillarca bakar. Altini 9ocuk temizler 
gibi temizler. Onu legende 90cuk yikar gibi yikar. Bu kadinin uzun boylu, yigit9e, agzi duali 
bir kadin oldugu anlatihr. Halime Hatun'un kocasi ikinci bir kadinla istanbul'a ka9ar. Bir 
zaman sonra adam hastalanir. Ka9tigi kadin da adami terkeder. Bunu duyan Halime Hatun 
adami Istanbul'da bularak ona olunceye kadar bakar. Cok yardimsever olan bu hanim 
hastalamp bakicisi olmayan bir ermeni kadinma da olunceye kadar bakmistir. Onun oksiiz bir 
90cugu alarak postane memuru yapana kadar baktigi da bilinir. Halime Hatun'un olumunden 
sonra Sofu Sabri Deli Resid'in bakimini tistlenir. Deli Resid Sofu Sabri'yi hem 90k sever hem 
de sayar. Bir seferinde Sofu Sabri Samsun'a gider. Orada ogle namazim kilar. Daha sonra 
abdestinin olmadigini hatirlayarak namazi kaza eder. Merzifon'a dondugunde bir seyden 
dolayi Deli Resid'i azarlar. Deli Resit, "Hem abdestsiz namaz kilarsin, hem de adami 
azarlarsin", diyerek Sofu Sabri'yi mahcup eder. 

Kabri bu gun Merzifon mezarhginda giriste solda Ganili Kizi'nm yamndadir. 

Yakin zamanlann meshur evliyalanndan biri de Sisli Camii'nin imamliginda bulunmus 
olan Ismail Benli'dir. Kendisi tatarlardan olup uzun boylu ve beyaz tenliydi. Beyaz cubbesi, 
beyaz salvan ve sangiyla bakimli bir sekilde gezerdi. Mahallenin 90cuklan onun mahalleye 
giris zamanim beklerlerdi. O zamanlar (Kirkli yillar) Ttirkiye'de sekerin 90k kit oldugu 
zamanlardir. O zat elini cebine sokarak kendisini karsilamaya gelen her 90cuga yetecek kadar 
yumusak beyaz sekeri cebinden 9ikarttigindan "Sekerci Baba" olarak adlandinhrdi. 

Sabah namazindan sonra uzunca bir duanin ardindan camie gelenler siraya girerdi. 
Orada bulunanlann sayisi kadar sekeri cebinden 9ikanr, teker teker cemaate verirdi. 

49 



Bir defasinda Gumuslii Hakki Hoca Hacikoy'e yayhyla giderken onu yolda goriir. 
Arabaya almak isterse de mubarek binmek istemez. Gumushacikoy'e varan Hakki Hoca bir de 
bakar ki, 'Yitilmis Hafiz' Hacikoy'dedir. Yorede "Yitilmis" kelimesi ermis, evliya olmus 
anlaminda da kullanildigindan ve hafiz olmasi dolayisiyla, Ismail Benli "Yitilmis Hafiz" 
olarak da anilmaktadir. Hakkinda anlatilan anekdotlardan bir ka9i soyledir. 

Bir gun mubaregi bir koy dugunune davet ederler. O zamanki koy dugiinleri ii9 gun 
siirmekte ve dugunlere pehlivan 9aginlmaktadir. Boyle eglenceler her zaman olmadigindan 
ragbet buyuktur. O dugiine giden mubarek meydanda pehlivan seyretmek i9in toplanan 
kalabalikta bulunan herkese sirayla dolasarak birer seker hediye eder. Bu olayi pek inandinci 
bulmayan itikadi zayif birisi dugun sahibine, "beni bu adamin yanina verin ben bunun 
numarasim ortaya 9ikaracagim", der. Gece misafir olduklan odada o adam Yitilmis Hafiz'in 
uyumasim bekler. Mubarek once uzun bir namaz kilar. O namaz kilarken beklemekten 
yorulan adam uyuklamaya baslar. Bir uyanir ki hafiz hala namaz kilmaktadir. Tekrar dalar, 
tekrar uyanir. Bu seferde onu Kur'an okurken bulur. Tekrar beklerken uyuya kalir. Sabaha 
kadar boyle uyur, uyanir. Her seferinde Hafiz'i baska bir ibadette bulur. Sabah ezam 
okundugunda Yitilmis Hafiz abdest almak i9in disan 9iktiginda adam hemen yatagindan 
firlayarak Hafiz'in elbiselerini, yatagini ararsa da bir tek seker dahi bulamaz. Sabah 
namazindan sonra halk yine guresleri seyretmek i9in toplandiginda, Yitilmis Hafiz meydana 
gelerek tekrar oradakilere sirayla seker dagitir. Sira elbiselerini arayan adama geldiginde 
kulagina egilerek, 'Yegen, aslinda sen sekeri hak etmedin ama, bu seferlik affettik gayri", 
diyerek onu da mahcup eder. 

Her Cuma gunii Fevzi Baba'nin kabrinden baslayarak kabirleri dolasir, onlann 
ruhlanna Kur'an okurdu. Yine bir seferinde simdiki Top9u Dede'nin kabrinin oldugu yerdeki 
kabristanda dolasirken o zamanlar yaninda iki yabanciyla Merzifon alay muftusiine rastlar. 
Muftii, kendinden once orada gorev yapan zatin arkadaslan olan bu kisilerin, eski muftiinun 
kabrini aradigini soyler. O da yerini bilmedigi karsihgini verir. Misafirler, "Efendi, bir 
murakabe yaparak yerini soyleyiverin", ricasinda bulunurlar. Yitilmis Hafiz bu olayi sonradan 
anlatirken, "o zamanlar daha kabirlerde yatanlan kesfedemiyordum", diyerek daha sonra bu 
cins olaylan yapabildigini de ima etmistir. Neyse o zatlar kendileri murakabe yaparak yeri 
tespit ederler. "Iste surada yatiyor!..", diyerek kabrin basinda Kur'an okurlar ve daha sonra, 
"Masaallah, biz seni boyle bilmezdik. Ne de iyi bir makama kavusmussun", diyerek 
hayretlerini belli ederler. 

O donemde bunlar Merzifon'da U9 tane hafiz arkadas idi. Fenerli Camii'nin imami 
Ku9uk Hafiz, Sisli Camii'nin imami Yitilmis Hafiz ve Sukrii Hafiz. Sukrii Hafiz basindan 
ge9en bir9ok olaydan ottirii onlardan ayn bir hayat surmektedir. Bu yiizden de sik sik 

50 



arkadaslan tarafindan nasihat edilir. Dere Mahallesinde tek kath bir evde yasayan Sukrii Hafiz 
camin oniinde bulunan bir somyada son anlanni yasamaktadir. Kizi Meliha ise 14-15 yasinda 
ilk 90cugunun logusahgindadir. Yer yataginda yatan Meliha hanim gece yansi kapinin 
a9ilmasiyla uyanir. Bir de bakar ki, kapidan iceriye nurdan yapilmis lsigi bir gelinlik gibi 
arkasindan uzayarak giden erkek giizeli bir varlik i9eriye girer. Onun girisini Meliha hanim ve 
Siikrii Hafiz'dan baskasi duyamaz. Siikrii Hafiz'a donen Azrail aleyhisselam, "Hafiz, senle 
isimiz sabah namazina kadar surecek", der. Bunu duyan Meliha hanim korku ve heyecanindan 
bayilir. Sabah namazindan sonra evin kapisi 9alinir. Evin hanimi Gulbeyaz Hatun uykulu 
gozlerle kapiyi a9tiginda karsisinda Yitilmis Hafiz'i bulur. Hafiz aglamaktan kizarmis yasli 
gozlerle, "Haydi verin mevtayi da defnedelim", der. Daha uykunun mahmurlugunu iizerinden 
atamamis ve kocasinin olumunden habersiz olan Gulbeyaz Hatun, "Ne oliisii, sen ne diyorsun 
sabah sabah", diyerek Yitilmis Hafiz'a 9ikisir. Hafiz, "Bildiginiz gibi degil, Siikrii Hafiz'i bu 
gece kaybettik. Allah rahmet eylesin. Oyle guzel bir makama erdi ki, Allah bize de oyle bir 
makami nasip eder insaallah", der. 70-80 yaslannda vefat eden bu mubarek insan Merzifon 
mezarhginda giriste solda yatmaktadir. 



Dr. Hikmet Tanju, "Turklerde Tasla ilgili Inan9lar" adh eserinde Fenerli Dede'den; 
"Merzifon yatirlanndan Fenerli Dede'nin ziyaretgahina, simdiki mezar basina kirk kisinin 
kaldiramiyacagi tasi attigi soyleniyor. Mezan ilgi 9ekiyor.", diye bahseder ise de, Fenerli 
Dede'nin yeri bugun i9in belirsizdir. Tavsan Sokak'taki Fenerli Camii'ne yakin bir yerlerde 
olmasi muhtemeldir. 



Vaktiyle ikpe merkezinde Mahsen Mahallesi Tastan Sonmez Caddesi'nde yer alan tiirbe, 
Murat Dede adiyla anilmakta idiyse de halk arasinda burada yatanin kadin oldugu hakkinda 
bir rivayet vardir. Bir zamanlar mezarhk iken buralarda bir kadin evliyamn tiirbesi oldugu 
anlatihrdi. Genelde kadin evliya fazla goriilmediginden halk arasinda okunan dualara 
bakilarak, burada yatani erkek samp, dualara icabet etmesi arzusuyla Murat adinin 
yakistinldigi kanaati hakimdir. 

Merzifon koylerinde bulunan evliyalara ge9ildiginde, hemen hemen her yerde bu Allah 
asiklan ile karsilasihr. 

Il9eye 20 km. mesafede yer alan Diphaci Koyu'min 2000 sayimina gore nufusu 576'dir. 
Yatir, Camlik denen ovaya hakim yuksekje bir tepede bulunur. Yanyatan adindaki bir 
hemserimizin gayretleriyle ve Ismail Cosar'in katkilanyla ttirbenin yakinma asevi gorevini 
gorecek kapali bir mekan yapilmistir. Rumi Hoca'nin Ahmet Yesevi Hazretlerinin 
Anadolu'yu irsadla gorevlendirdigi kimselerden oldugu dusuniilmektedir. Hayalanndan 

51 



rahatsiz olan tjocuklar buraya getirilir, kusburnu 9ubugu ortadan ikiye yanlarak arasindan 
ijocuk ge9irilir. £ubuk tekrar sanlir. Aga9 kaynadigi anda 90cugun hayalannin da 
iyilesecegine inanilir. 

Bu koyde yasayan Ali Kuru isimli bir zatin babasinin dedesi Iran'da yasarken, bu zatin 
riiyasina girerek burayi tarif ettigi ve gelip kendi yoresini senlendirmesini soyledigi anlatihr. 



Il9eye 30 km. mesafede bulunan Oymaaga9 Koyiinun 2000 sayimina gore niifusu 
283'tiir. Tarihinin 90k eskilere dayandrgina dair kalintilann yer aldigi koyde Oymaaga9 Camii 
duvannda ve koy 9esmesinin basinda bulunan taslar bunun delilidir. Kemal Baba isimli 
evliyamn tiirbesini ziyarete gelenler bilirler ki, adaklan ile kaybetmis olduklanna 
kavusacaklardir. Yatirdan alinan topragin suya konulup i9ildiginde sara gibi bir rahatsizhgin 
dahi ortadan kalkacagina inanilir. 



Il9eye bir km. mesafede yer alan Bah9ecik Koyiinun 2000 sayimina gore mifusu 
393'tur. Kirklar Dede'nin kabri, yol kenanndaki mezarhgin bitiminde, solda bulunan 
9esmenin arkasindaki meyildedir. Bugun anilarda bir masalin zenginligi ile canlanan Kirklar 
Dede'den yagmur yagmadigi aylarda himmet beklenirdi. Topal Habik 90cuklann oniine 
diiserek, kapi kapi dolasarak evlerden kiyma, yag, bulgur gibi pilavlik malzemeleri 
toplarlardi. Sonra onde o, arkada bir 90cuklar ordusu, dua etmeye Kirklar Dede'ye giderlerdi. 
Bir esegi giizelce susleyip iizerine de toplanan malzemeleri koyarlar ve hep bir agizdan: 

Essek gelin olur mu 

Yer yagmursuz olur mu 

Yer yanlmis su ister 

Ufaciklar as ister 

§adan sudan ver Allah' 1m 

Selli sulu yagmur ver 

Ekin dolsun ambar dolsun 

Madrabazin gozu kor olsuunn!.. 

Ozellikle son misrayi avazlannin 9iktigi kadar bagirarak soyleye soyleye Dede'nin 
kabrine vanrlar. Orada pilav pisirilir, yenir, yemekten sonra da yagmur duasi yapihrdi. Halk 
daha yolun yansinda iken giinlerdir goziikmeyen yagmur bulutlan her yeri kaplardi. Oyle bir 
yagmur bindirirdi ki, halk evlerine sinlsiklam donerdi. 

Dedenin bir9ok menkibesi vardir. Yakin zamanlarda yasanan bir menkibesi soyledir. 
Berber Enver gen9liginde dort arkadasiyla birlikte bir gece iyice i9kili bir vaziyette iken, 
"Kalkin Dede'ye gidelim para isteyelim de bize para versin", diyerek Kirklar Dede'nin 

52 



ttirbesine gidiyorlar. "Dede bize para ver", diye dua ettikten sonra sagda solda para anyorlar, 
bulamayinca da Berber Enver, "Ulan deyyus, dede olup burada yatiyorsun. Bes para 
veremiyorsun", diyerek bir de iyice sover. Eve geldiginde dede bunu riiyasinda oyle bir 
sikistinr ki, cisini tutamaz hale gelir. Gece yansi hali daha da kotiilesince, biraz okumus olan 
annesine olayi anlatir. Annesi, "Oglum, git ttirbesine yalvar. Onlar buyuk zatlardir, cahilleri 
affederler", der. Disanda giizel bir yaz aksami vardir. Ay lsigi altinda dedenin ttirbesinde dua 
edip yalvarmaya baslar. Tarn o sirada kabrin arkasindaki ekin tarlalanni yararak kabre dogru 
hisimla bir sey gelmeye baslar. Bunu gormesiyle birlikte ayakkabilanni eline aldigi gibi bes 
kilometrelik yolu kosa kosa gecerek Ziraat Bankasi'nin oniine kadar gelir ve oraya duser. 
Bek9i onu orada baygin bir sekilde bularak evine gottiriir. 

Bu arada ilcede Gazi Mahbup Mahallesi'nde bir sokaga Kirklar Dede'nin adi verilmis 
oldugunu belirtelim. 

Hiiseyin Hiisameddin, Amasya Tarihi adh eserinde Karsiyaka Koyiimin yeri hakkinda 
su bilgileri verir. "Eski kayitlarda, "Gelingiras" seklinde yazilidir. Giras Hatun, adi gecen 
Ilicak Noyin'in kizi ve Izzeddin Mehmed Pervane Bey' in zevcesidir. Gelin oldugu zaman 
kendisine verilen bir ciftlik oldugu icin onun adiyla "Gelingiras" seklinde isimlendirilmistir. 
Daha sonra bozularak, "Gelgiras" sekline donusmusttir. Bu hatunun nahiye merkezi olan 
Gelingiras Koyunde bir hamami vardir. Buradan cikan ve Fatih Sultan Mehmed Han 
zamaninda kendini gosteren Hayreddin Hizir Pasa, burada bir camii serif ve oglu Hasan Pasa 
bir medrese ve bir mektep yaptirmislardir. Daha once burasi kaza merkezi oldugu halde, 
yukanda bahsettigimiz gibi, daha sonra nahiye olmus ve gerilemistir. Eski medeniyetinin 
harabeleri bugun de gorulebilmektedir." Bu satirlann kaleme alindigi gtinlerden yaklasik ytiz 
yil sonra bugun, Karsiyaka Koyii adiyla, ilceye 18 km. uzakhkta, 2000 niifus sayimina gore 
750 kisilik bir nufusa sahiptir. 

Koyiin arkasindaki tepede Bakirbas Dede adiyla bilinen bir yatir vardir. Kabrin 
basucunda bakirdan yapili kalayli bir migfer bulunmaktadir. Eskiden koye gelen kalaycilann 
teberriiken evvela o migferi kalayladiklan anlatihr. Kabirde yatan zatin Naksi dedelerinden 
oldugu kabul edilir. Onun Selcuklular zamaninda burada sehit diismiis bir Selcuklu askeri 
olduguna inanihr. Savas zamanlannda migferin kayboldugu, savastan sonra kursunlarla delik 
desik olmus vaziyette geri dondiigii anlatihr. Koyliilerin bu delikleri bir bakirciya tamir 
ettirdikten sonra migferin tekrar delik desik vaziyete dondugumi goriirler. Koyde aynca 
Geyikli Evliya ve Kur'an Kursu'nun oldugu yerde ziyaretlerin ishal rahatsizhgina iyi 
geldigine inamlan Komsu Evliya yatirlan bulunmaktadir. 



53 



Il9eye yedi km. mesafede yer alan Haci Veli (Inalani) Koyu'nun 2000 sayimina gore 
niifusu 79'dur. Dr. Hikmet Tanju, Ankara ilahiyet Fakultesi tarafindan yayinlanan "Tiirklerde 
Task ilgili inan9lar" kitabinin 104. sayfasinda Haci Veli'den, "Merzifon'a 7 kilometre 
mesafede bulunan Haci Veli ereni de kirk adamin kaldiramayacagi tasi atiyor. Tas mezann 
yakininda bulunuyor." diye bahseder. Halk arasindaki inanisa gore, bu miibarek oraya 
gelenlere davul 9aldirmaz, kirmizi giydirmez. Kabri, iistii a9ik uzun bir mezardir. 



Il9eye 17 km. uzakhkta bulunan Ko9koy'un 2000 sayimina gore niifusu 157'dir. 
Ziyaretin nezle rahatsizhgina iyi geldigine inamlan Nuzla Dede isimli bir yatir bulunur. 



Il9eye 18 km uzakhkta bulunan Karacakaya koyiinun 2000 sayimina gore niifusu 
436'dir. Burada cenaze, evlilik torenleri gibi onemli giinlerde ziyaret edilen Kara Dede adh 
yatir bulunmaktadir. 

Eski adiyla Mannca'nin koklii bir ge9mise sahip oldugunu anlatan Hiiseyin 
Hiisameddin, "sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Pasa'nin, once dogum yeri olan Mannca 
Koyunde, annesi Abide Hatun tarafindan yaptinlmis olan mescidi genisletmis ve oraya bir 
cami ile mektep yaptirmistir", der. Bugun il9eye iki km. mesafede bulunan koyun 2000 
sayimina gore niifusu 509'dur. Yeni adiyla Kara Mustafa Pasa Koyii'nde Pehlivan Baglannin 
oldugu yerde ziyaretlerin sigil rahatsizhgina iyi geldigine inamlan Pehlivan Dede, koydeki 
tepede el ve ayak uyusmasina iyi gelen Uyusuk Dede, ve goz agnsina iyi gelen Dikenli Dede 
yatirlan bulunmaktadir. 



Il9eye 28 km. mesafede bulunan ve eski adi Hanz olan Gumustepe Koyiiniin 2000 
sayimina gore niifusu 455'tir. Sitki Baba adiyla anilan bir evliya yatin bulunmaktadir. . . 

Il9eye bes km. mesafede bulunan ve eski adi Zugu olan Gokjebag Koyunde Hamza 
Dede adiyla bilinen bir yatir bulunmaktadir. Kayin ve ardi9 aga9lannin golgesinde yatan 
zatin, Horasan'dan Anadolu'ya Islamiyet'i yaymak i9in gelmis olduguna ve her gece yatsi 
namazindan sonra koyde gezindigine dair bir inanis vardir. 



Il9eye 19 km. uzakhkta bulunan Eymir adh koyun 2000 senesine gore niifusu 547'dir. 
Kurtbaba adindaki iistii kapah bir tiirbesi olan yatira her yil bir haziranda 9evre koylerden 
ziyaret9iler gelir ve senlikler diizenlenir. 



54 



Il9eye uzakligi 18 km olan Bulak adh koyiin 2000 senesine gore niifusu 519'dur. Arap 
Dede adiyla bilinen bir yatira sahiptir. Halk arasinda §ehidler olarak bilinen vie zata ait 
mumyalanmis cesedlerin Danismedlilerden kaldigi sanilmaktadir. Halk buraya hastahgi uzun 
siiriip de bir turlu iyilesemeyen hastalanni getirirler. Inanisa gore, hasta ya iyi olurmus ya da 
fazla aci cekmeden olurmus. 



Il9eye 22 km. uzaklikta bulunan Alisar adh koyiin 2000 senesine gore mifusu 489'dur. 
Alisar koyii tarihi eskilere uzanan bir yerlesim yeridir. Isminin nereden geldigi tarn 
bilinmemekle birlikte 1980'li yillarda bolgede 90gu koyiin isminin degistirilmesi esnasinda 
koy ismini aynen muhafaza etmistir. Koyde GUI Dede ve yagmur duasi i9in basvurulan 
Komse Dede adlannda iki yatir bulunmaktadir. 



Il9eye uzakligi 12 km. olan Alicik Bucak merkezinin 2000 senesi mifusu 986'dir. 
Tarihinin olduk9a eskilere uzandigi kabul edilen Alicik'ta Kenan Baba ve Gazilik adlannda 
iki evliya kabri yer almaktadir. 



Il9eye uzakligi 8 kilometre olan Ortaova koyumin (eski adiyla Alala) 2000 senesi 
mifusu 642'dir. Siinni vatandaslanmizdan olusan koy halki ge9imini tanmdan saglamaktadir. 
Keskekler, Asirlar ve Goziitoklar bu koyun onemli siilalelerindendir. On Horoz, Biiyiik ve 
Kii9iik tepelerinde bulunan seramikler buralann tarihini zamammizdan 7500 sene oncelerine 
kadar gotiirmektedir. Okul yakimnda yiiriiyemeyen 9oeuklann getirildigi Duvar Yiiriiten 
adinda bir yatin vardir. 



Il9eye uzakligi 19 kilometre olan Yalniz adh koyiin 2000 senesi mifusu 222'dir. Alevi 
ve siinnilerden olusan koy halki, ge9imini tanm ve hayvanciliktan saglamaktadir. Koyde 
ziyaretin sanliga iyi geldigine inamlan kadin evliyalardan Sanhk Evliyasi'nm kabri 
bulunmaktadir. Anlatildigina gore, sanhk hastahgindan olen gen9 bir gelinin yattigi mezann 
hemen yaninda iki yiiksek tasin altinda bulunan su kaynagimn sanhk hastahgini 
iyilestirdigine inanihr. 



Merzifon'un merkeze bagh koylerinden bugiinkii adiyla Yolustti, eski adiyla Gor Koyii 
ve sonra da Kor Koyii olan yerlesim yeri birden fazla evliyaya mekan olmus . 2000 senesinde 
387 kisilik nufusuyla il9eye uzakligi 119 km. Osmanhdan kalma tarihi hamami vardi. Koyiin 
merkezinde vaktiyle arnavutlann yerlestirildigi bir eski ermeni kilisesi ve yiiksek kerpi9 
duvarh manastinn bah9esi vardir ki havuzlannin ge9misteki giizelligi kelimelerle anlatilamaz. 

55 



Kilisenin okul olarak da kullamldigi donemde i9indeki ttinelin Merzifon'daki kaleye kadar yer 
altindan ulastigi soylenir. Eski bir Ermeni yerlesim yeri olan koydeki manastinn, Fatih 
zamaninin meshur Sulu Manastin oldugu ileri suriilur. 1943 senesindeki depremde yikilmistir. 
Evliya £elebi'nin Seyahatname'sinde burada kaldigindan bahsettigi koyde, kabri camiye 
yakin olan evliya, Garip Evliya'dir. ishal olan tjocuklann saghgina kavusmasi i9in 
gottiriildugu koy girisinde bulunan yatira Canakh Dede adi verilmis. Koyde yer alan uijuncu 
evliyanin saghginda deve gutttigu rivayet edilir ki, Sanci Evliyasi adiyla bilinir. Yeri 
hafizalara terk edilen Ali Baba isimli evliyanin ise bugun mezannin kaldmlmis oldugu 
goriilur. 



Harun Yildiz'in 2003 yilinda doktora tezi olarak yapmis oldugu 'Amasya Yoresi 
Alevileri' adh 9ahsmasinda, Merzifon'a inan9 cografyasi a9isindan bakildiginda, il9enin 64 
koyunden 18'inde sadece Alevi mifus, 6'sinda Alevi ve Sunni mifus bir arada ve diger 40 
koyde ise Sunni mifus bulundugu gorulmektedir. Istatistiksel olarak yaklasildiginda, il9e 
mifusunun yaklasik olarak % 22'lik bir oraninin Alevi oldugu soylenebilir. 



56 



Gumu^hacikoy Evliyalari 



Gumu^hacikoy'de yilm belli zamanlarmda anilan evliyalar arasinda bir Niyaz Baba vardir 
ki, anlatilanlara gore, dogumu Babai Isyani (1240) siralanna rastlar. Amasya'daki olay 
sirasmda Eliye Hatun tarafindan ka9inlarak kurtanlan kucvik Niyaz, Rizai Sadik Baba ile 
birlikte Gumti§ suyunu takip ederek bu giinku mezarmm bulundugu bolgeye yerle§irler. Rizai 
Sadik Babadan Astroloji, Sifa (Eczacilik), Doga Bilimleri ve gizli bilimlerle birlikte 12 imam 
yolunu ogrenir. Otuzlu ya§larda artik unii bolgeye iyice yayilmi§ olan Niyaz Baba, Eretna 
Beyinin dostlugunu da kazanir. Cevredeki alevi koylerinin kurulu^unda onderlik yapar. 
Evlenmi§, iki oglu olmu§, iki oglunu da gene ya§ta kaybetmi^tir. Birinci oglundan olan soyu 
halen devam etmektedir. 

2004 'te kurulan Imirler Koyii Niyaz Baba Dayam§ma ve Kalkmdirma Dernegi 
tarafindan her yil Temmuz aymda tertiplenen kiiltur ve sanat §enligi Inegol Dagi sirtlarmda 
Sultan Yaylalan mevkiinde ger9ekle§tirilir. Cok sayida ziyaretcinin katildigi §enliklerde 
Niyaz Baba Semah Ekibinin de gosterileriyle ttirkuler soylenir, halaylar 9ekilir. 

Anma guniine konu olan evliyamn giinlerini koyunlarla birlikte iken surekli niyaz 
etmekle ge9iren bir 9oban oldugu kabul edilir. Yazmi§ oldugu conkten bazi satirlar §6yledir. 

Hak Muhammet Ali'dir yolumuz 

Baba Ilyas Atamizdir Beyimiz 

Ey ne gurdiir dergahimiz suyumuz 

Var olacak asirlardir soyumuz 

Selam aldik Eretnadan bu gun biz 

Artuk-Abad oldu bizim koyiimuz 

U9 elim var soylanma ula§an 

Nefesimiz var Fersah fersah dola^an 

Alp ogluyuz kirklardir yerimiz 

On iki babada vardir bizim postumuz 
-Ahmet Halil Niyaz Baba- 

57 



Agatjlann arasina adeta gizlenmis bakimli ve duzenli turbenin iki odasi bulunmaktadir. 
Biri ziyaret9ilerin namaz kilmalanna, digeri de Niyaz Baba'nin sandukasina tahsis edilmistir. 
Turbenin hemen oniindeki ortasi oyuk kayanin manevi degeri vardir. Halkin muhayyilesinde, 
Niyaz Baba, Piri Baba ve Koyun Baba'nin kardesi olmaktadir. Merzifon'da Koyun Baba 
hakkinda anlatilan menkibenin kahramani Gumushacikoy'de Niyaz Baba olur. Piri Baba yine 
ayakkabicilann piridir. Ve kendisini ziyarete gelen bu defa Niyaz Baba'dir. Mendile sanp 
getirmis oldugu siit, ayaginin 6I9USU alinan bayanin topugu Niyaz Baba'nin goziine ilistikten 
sonra damlamaya baslar. Piri Baba kardesinin kulagini 9eker. "Niyaz! Dagin basinda ermek 
kolay. Gel de ak topuklara, ak gerdana bakip da gormeden erenlerden ol." Niyaz Baba dersini 
almistir. Kardesinin velilikte kendisinden ileride oldugunu goriir. "Bana ne ak topuktan, ak 
gerdandan. Bana Inegol daglannda otlayan ak koyunlar ve ak kuzular gerek", diyerek yola 
koyulur. 

Niyaz Baba koyunlan ile dere tepe dolasir. Zaman zaman da komsu olan Alan 
Koyu'nun yaylasina ugrar. Burada kendisine her zaman yazma ekmegine sanli bal ikram 
edilir. Koyde cimri bir adam vardir ve Niyaz Baba'ya hi9bir zaman bal ikram etmez. Niyaz 
Baba balini yediklerine dua eder, bu duayi alanlalann ballan bereketlenir. Cimri adam ise 
Niyaz Baba'nin veliligine inanmaz. Koyluler bu adama bir oyun oynamak isterler. Bir gun 
cimri adamin ballanni 9alarlar. Ertesi gun, cimri adamla, "Niyaz Baba'ya bal ikram etmedin, 
senin ballar ona gitmistir", diye alay ederler. Bu sozler Niyaz Baba'nin kulagina gider. Sadece 
gonullerini almaya gittigi bu koylulere kizar ve §6yle bedduada bulunur. "Ekmek tav^an 
olsun, siz tazi. Ko§un ko§un yakalayamayin. Ayaginiz da 9anktan, baliniz da yanktan 
kurtulmasin." Bu olaydan sonra, bu koyun insanlannin fakirlikten kurtulamadigina inanihr. 

Turbenin yagmur duasi ve her ttirlu dilek i9in ziyaret edildigi goriilur. Bu ziyaretler 
daha 90k ilkbaharda yapilir. Cevre illerden de ziyaret9isi olan tiirbede Hidrelllez giinii toplu 
eglenceler tertiplenir. Yagmur duasina buttin koy halki katilir. Duaya koyun buyugu olarak 
kabul edilen 'Dede' onderlik eder. Turbenin yamndaki kayanin dibinde kurban kesilir, kani 
koyun girisindeki tarlalara serpilir. 



Ismail Onar'in "Turkmen Kizilbas pirlerindendir" diye takdim ettigi Ali Pir Civan'in 

yasadigi tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte, halk muhayyilesinde olusan menkibelerden, 
onun Osmanh doneminde muhtemelen Celali isyanlan'nin bastinlmasi siralannda kiz 
kardesiyle birlikte Gumushacikoy'de idam edildigi anlasihyor. Ikpeye bagh Sarayozii koyiinde 
bulunan tiirbede medfun sahsin Gumushacikoy'de dergahi bulunan Alevi pirlerinden §ah 
Mahmut Veli'nin dort oglundan en ku9iigu oldugu anlatihr. 



58 



Menkibe, iki kardesin ikiz olduklanndan, uzun boylu, giizel ve yakisikhhgindan 
bahisle, babalannin 90cuklannin ikisini birden "Bircivan" diye adlandirmis oldugundan soz 
eder. Kardesler ozii, sozii, davramslan ile bir ve beraberdir. Ikisi de yore insani tarafindan 90k 
sevilmektedir. Gumushacikoy'un kuzeyindeki dagin obiir yamacina kadar tabutlanni on iki 
yigit Kizilbas delikanh gece gizlice tasir ve bu gunkii ttirbenin bulundugu yere defnederler. 
Ali Pir Civan'in ayak ucuna bacisini da defnettiklerinden sanduka sekiz metreye varan bir 
uzunluga ulasir. 



1903 yilinda Erzurum'da Cedid mahallesinde diinyaya gelen Garip Hafiz'in adi, 
Ibrahim Hakki olup Erzurumlu Ibrahim Hakki Hazretleri'nin torunlanndandir. Anne 
tarafindan dedesi Haci Mahir Efendi, Rifai tarikati seyhi idi. 

Garip Hafiz, Erzurum'da, Mustafa Niyazi Efendi'den Kur'an-i Kerim dersi ahr ve 90k 
ku9uk yaslarda hafiz olur. Yine Erzurum'da Haci Ahmed Efendi'den hat dersi ahr. Kur'an-i 
Kerim'i 90k giizel okumaktadir. Mustafa Niyazi Efendi, Garip Hafiz'i talebelige kabul 
etmeden once istihareye yatmasim ve riiyada ne gordugunu soylemesini ister. Riiyasinda, 
hocasi Mustafa Niyazi Efendi onu elinden tutarak camiye gottirmektedir. Caminin i9erisinde 
on iki alim yanm daire seklinde halka kurup oturmuslardir. Mustafa Niyazi Efendi camideki 
alimlere, "Efendiler, bu 90cuk kiraat ilmini ogrenmek i9in talebe olmak ister. Ne 
buyurursunuz?", diye sorar. Onlar da: "Oku hafiz, oku!" diye karsilik verirler. Ertesi gun 
Garip Hafiz riiyasim Mustafa Niyazi Efendi'ye anlatir ve boylece ondan kiraat ilmini ogrenir. 
On iki yasina geldiginde annesini kaybeden Garip Hafiz, Erzurum'dan Sivas'a gider. Burada 
Kazancizade Emin Edip Efendi'nin sohbetlerine devam eder. O zattan feyiz ahr. Sivas Dariil 
Muallimin okulunda Arap9a ve Kur'an-i Kerim hocahgi yapar. Bir yil sonra -o zamanlar 
Sivas'a bagh olan- Gumus Nahiyesinin Enciimen Azasi olan Sofu Sukrii Efendi'nin israr ve 
tavsiyesi ile Gumus'teki Y6rgii9 Rustem Pasa Camii'ne hoca olarak gonderilir. Aym zamanda 
Gumiis'teki Haliliye Medresesine devam eder (1918-1919). Askerlik gorevine Merzifon'da 
baslayip, Vezirkoprii askerlik subesinde tamamlar. 

Haliliye Medresesi'nde yakimnda bulunanlara Islam ahlakim ogretmekten geri durmaz. 
Ibadet saatlerinin disinda ziyaretine gelenlerle sohbetlerde bulunur. Garip Hafiz Efendi, 90k 
kibar, nazik ve yumusak huylu bir zattir ve kimseyi katiyen incitmez. Birisinin hatasim gorse, 
bunu ona baska yollardan duyurur; "Sen boyle yapiyorsun", diyerek yuzune vurmaz. 
Ibadetlerini 90k gizli yaptigi anlatihr. Son derece dikkatli ve haya sahibi idi. Sohbetlerinde 
kimseyi sikmazdi. Biitiin hayatim diz iistii oturmakla ge9irdi. Sohbetine gelenler ne murad 
ederlerse, sormadan cevap ahrlardi. Garip Hafiz Hazretleri'nin ziyaretine gelen bir zat: "Hoca 
Efendi! Ben de sizin gibi olmak istiyorum", deyince, 

59 



"Pazarda satilsa otuza kirka 

Ben de alinm viicuduma oyle bir hirka" 
cevabini verir. 

Tasovah Kadir Hafiz bir gun iki arkadasi ile ziyaretine gelir. Kendisine, "Efendim! 
'Nefsini taniyan, Rabbini tanir', hadis-i serifi iizerine sohbet buyursaniz, memnun oluruz" der. 
Garip Hafiz Efendi, "Evladim! Bu makam 90k yiiksek bir makamdir. Siz seriatin emirleri ile 
iktifa edin. Basamak basamak 91km bu makama", dedikten sonra su beyitleri okur. 

Stir 9ikar agyan dilden, ta tecelli ede Hak 

Padisah saraya konmaz, hane ma'mur olmadan. 

Kenz a9ilmaz sol gonulde ta ki piir-nur olmadan, 

Mutu kable en temutu sirnna mazhar olan 

Hasr-u nesr-i buldu gordu, nefha-i sur olmadan. 

Biz ricaliz, ge9misiz kim gor ezelden ta ebed 

i9misiz askin sarabin ab-i engur olmadan. 

Bir acayip aska dusmus yanar Sems-i miidam, 

Hakk'a makbul olmak ister, halka menfur olmadan. 

Daha sonra soyle devam eder. "Bazilan, kendisi bu halde, bu makamda olmadiklan 
halde, buralardan soz ederler. Insana faydali olan iki ttirlu ilim vardir. Bir ilm-i diyanet (din 
ilmi), digeri ilm-i tababet (tip ilmi)'tir", dedikten sonra Kadir Hafiz'a donerek, "Sen o gun 
goriirsun, o vakitte daglann parampar9a oldugunu", mealindeki ayet-i kerimeyi okur. O zat 
i9inden, "Ben nefisten sual arz ettim. Efendi bana daglann yikilacagindan bahsetti", diye 
ge9irirken, Garip Hafiz Hazretleri: "Nets dagi, gormiis oldugun daglardan kavidir, kuvvetlidir. 
Nefs daglannin par9alanmasi ile dosta kavusma yollan a9ihr", buyurur. 

Garip Hafiz Efendi Hazretleri, omrunun sonuna dogru Merzifon'a yerlesir. Cevresine 
ilim ve irfan sa9maya burada da devam eder. 1976 yilinda Ankara'da vefat eden Garip Hafiz 
Hazretlerinin naasi, Amasya ili, Gumushacikoy il9esi, Gumtis kasabasina getirilerek Haliliye 
Medresesi'ne defnedilir. Saghginda, kabrinin uzerine ttirbe yapilmamasim vasiyet etmistir. 

Anlatihr ki, 90k okuyan, bilimin her sahasinda soz sahibi olan mursid derecesinde bir 
gontil adamidir. Ibadetini tamamen gizli yapmistir. On yedi yil yaninda bulunan manevi oglu, 
kendisini sadece iki kez abdest alirken gordugunu ifade etmektedir. Kendisine sorulmak 
istenen sorulan onceden bilmesi ve cevaplamasi meshurdur. 

Hayati boyunca, insanlara sevgi-hosgorii, devlete saygi prensipleri ile davranmistir. 
Tartismalardan her zaman uzak durmustur. list duzey btirokrat ve askerlerden sayisiz dostu 
olmustur. Hayati kerametlerle dolu olup, sahitleri bugiin hayattadir. 



60 



Gumiishacikoy il9e merkezinde Filibeli Mehmet Efendi adiyla anilan zatin turbesi, 
Ekin Pazan'nda Ayakkabicilar Arastasinda bir kahvehanenin i9inde olup, ttirbesinin kim 
tarafindan yaptmldigi bilinmemektedir. Uykusu olmayan ve huysuz 90cuklann uslanmasi i9in 
bu tiirbe zaman zaman ziyaret edilmektedir. 



Gumiishacikoy il9e merkezinde Sadrazam torunlanndan Mehmet oglu Haci Ahmet 
Celebi 1494 yilinda Giimvis Madeni Nazin olmustur. Mehmet Celebi Gumiishacikoy' de uzun 
yillar oturmus, kendisinin burada oturdugu yillar Gumiishacikoy il9esine Hacinazir Koyii 
denmistir. Daha sonralan halkin dilinde nazir kelimesi Nadire donmusttir. Bu nedenle tiirbeye 
Haci Nadir Baba Turbesi denir ve eski Ekin Pazan yam ve Biiyiik Hamam karsisinda 
bulunmaktadir. 

Muzaffer Doganbas, tiirbe i9inde duvarlarda yer alan tasvirlerle Merzifon'daki Piri 
Baba tiirbesinde ve Pir Ali Bircivan'in Sarayozii'ndeki tiirbesinde yer alan tasvirler arasinda 
baginti kurarak, bu resimlerin de aym sanat9i tarafindan yapilmis olabileceklerini ileri siirer. 



Yamaci Dede adiyla da bilinen Muslihiddin Efendi' nin turbesi Gumiishacikoy Ikpe 
Merkezine yakin olan Yilanlann Kislasinda yer alir. 



Il9eye yedi km. uzakhkta yer alan Eymir yolu iizerindeki Ke9i Koyii' min 2000 
sayimina gore niifusu 695 'tir. Kurt Baba evliyasimn turbesi Ke9ikoy ile Eymir Koyii 
ortasinda yer aldigi i9in iki koy halki tarafindan da benimsenmistir. Her zaman ve her sekilde 
ziyaret edilebilen tiirbenin manevi koruyucu oldugu diisiiniiliir. Kurt Baba evliyasimn dogusu 
soyle anlatilir. Rivayete gore, sert ge9en kis giinlerinden birinde kurtlar yiyecek bulamadiklan 
i9in koye inerler. Avcilar da kurtlann pesine diiserler. Kurtlan oyle bir yerde sikistinrlar ki, 
Ke9i Koy ve Eymir koyii arasinda sadece tek ev vardir ve bu evde yasli bir adam yasar. Iste 
kurtlar bu eve girer ve avcilar takipte kapiya kadar gelirler. Yasli adami kapida goriirler ve 
doniip giderler. Yasli adam ne zaman kurtlan gormek istese, kapinin oniine 9ikar onlara 
seslenirmis ve bolgenin biitiin kurtlan toplanir gelirmis. 



Il9enin Inegol Dagi kuzeyinde yer alan bir tiirbe de §eyh Ciineyd adiyla anilan 
evliyaya aittir. 



Il9e'ye 10 km. uzakhkta bulunan Kuzalan koyiiniin 2000 sayimina gore niifusu 
445 'tir. Burada Hasan Dede adiyla anilan bir tiirbe yer alir. 



61 



Gumiishacikoy'e 25 km. mesafede yer alan Pusacak Koyii smirlan i9ersinde Abhaz 
Cayin denilen il9eye olduk9a uzak ve ulasimi zor yiiksekje bir tepede yer alan ttirbe binasi 
9evresinde iki biiyiik aga9 ve kurban kesim yeri bulunur. Yapi iki odadan meydana gelmekte 
olup biri ziyaret9ilerin namaz kilmalan i9in tahsis edilmistir. Bakacak Baba mezannin 
bulundugu diger odada sanduka Turk bayragi ve ye§il orttilerle kaphdir. Daha 90k Persembe 
ve Cuma giinleri ziyaret9isinin sik olmasi dikkati 9eker. Sevap kazanma, 90cuk sahibi olma, 
yiiriime ozriinun ortadan kalkmasi gibi isteklerle adak adandigi goriilur. 



Gumiishacikoy'e 25 km. mesafede yer alan Bademli Koyunun 2000 sayimina gore 
niifusu 429'dur. Koy yakimnda Kadin Ana adiyla anilan bir ttirbe bulunur. 



Gumiis Kasabasi'mn merkezinde tarlalann i9inden ge9ilerek 9ikilan aga9h bir tepenin 
iizerinde Sigircik Molla adiyla anilan bir ttirbe yer alir. Anlatilanlara gore, 1500'lerde 
Arabistan'dan gelip Giimvis kasabasinda hayatim ge9iren bir medrese hocasi vardir ve 
1580'lerde vefat etmistir. Konusamayan ve yuriiyemeyen 90cuklann burada sifa bulduguna 
inanihr. Hakkinda anlatilan bir menkibe soyledir. Vaktiyle Giimiis kasabasim 9ekirgeler istila 
edip, biitiin tarlalan talan eder. Cekirgelerin yaptigi zararlara kasabah artik dayanamaz ve 
Molla'nin yanina gidip durumu anlatirlar. Bunun iizerine o da biitiin kasabalimn gozii oniinde 
birdenbire sigircik kusuna doniisiip tarlalara saldirmakta olan biitiin 9ekirgeleri yok eder. Bu 
olaydan sonra kasabah mollaya Sigircik Molla ismini verir. 



Giimiis Kasabasi Tekke Mahallesinde Yunus Emre' nin hocasi Tapduk Emre' nin 
hocasi Barak Sultan' a ait oldugu rivayet edilen tiirbe de Cukur Dede olarak bilinmektedir. 



Harun Yildiz'in 2003 yihnda doktora tezi olarak yapmis oldugu 'Amasya Yoresi 
Alevileri' adh 9ahsmada, ulasmis oldugu sonu9lar bakimindan ikjenin 41 koyiinden 22'sinde 
sadece Alevi niifus, 2'sinde Alevi ve Siinni niifus bir arada ve diger 17 koyde ise Siinni niifus 
bulundugu tesbit edilmistir. Istatistiksel bakimdan ifade etmek gerekirse, il9e niifusunun 
%48.5Tuk bir oranimn Alevi oldugu ortaya 9ikmaktadir. 



62 



Goynucek Evliyalari 



Amasya'nin bati ve guneybatismda yer alan yerlerin tarihi de, Danismendli 
hakimiyetinin ilk zamanlarma kadar iner. Afsar beyi Bay Geldi ve asiretinin hiikum surdugii 
bu topraklar zamanla 'Geldikalan'a domisiir. Ve daha sonralan Amasya'nin banilerinden 
Sadgeldi Pasa'nin ogullarma malikane olur. Cami, tekke, mektep ve 9esmelerle mamur hale 
getirilen nahiyeden kadilar, alimler ve pasalar 9ikar. Cevre koyler de gelismelerden nasibini 
alir. Mevlevilerden Sivasli Seyh Ilik Dede'nin adiyla anilan Sivasli K6yu(?)ndeki tekke 
meshur olur. Sadgeldi Pasa'nin bu koyde, Elkeri (Ikizyaka), Ku9iik Kizilca (?), ve Ilica (?) 
koylerinde tekke, medrese, mektep ve hamamlar yaptirmis oldugu anlasilmaktadir. 

Giineye dogru inildik9e, vaktiyle Mecitoziinii olusturan 119 kazadan biri olan Varay'm 
(Gediksaray) Turkmenlerden §erefliddin inan90gullanna memleket oldugu goriilur. Mogol 
hiikumdari Sultan Olcaytu'nun burada ikamet ederek cami ve zaviye yaptirmis oldugu 
kaydedilir. Huseyin Husameddin'e gore, sultanm torunlanndan Ziinnun Baba'nm zaviye 
seyhliginden bir Tatar ocagi uyandirmak istemesi ise, kendi ocagmi sondiirmesine sebep olur. 
Goyniicek'in bugtin Sarkli Koyiinde, Orta Sarkli ve Koyuncu Koyuntin iist taraflannda yer 
alan turbenin Horasan Erenlerinden Ikiz Baba'ya ait oldugu kabul edilir. Genellikle bahar ve 
yaz aylarmda 9evreden gelenlerin burada kurban keserek, adaklarmi yerine getirdikleri 
goriilur. Koy muhtan K1I19 Arslan Oksuz'iin koyiin dismda bulunan Kizan Tiirbesi'ne kendi 
hayrati olan bir asevi yaptirmis oldugunu da bu arada not edelim. 

Ikizyaka Koyiinde Anali kizh Turbesi ile Yesil Ana Turbesi de bolge insanmm 
siirekli ziyaret ettigi mekanlar arasmda yer alir. Anali kizh Tiirbesi'ne dair anlatilanlar, bir 
diisman saldinsi esnasmda ana ve kizinm diisman eline ge9memek i9in dualarmm sonucunda 
tasa donusmelerini hikaye eder. Iki biiyiik tas kiitlesinin arasmdan ge9en yol ile buz gibi bir su 
kaynagi, 9evre sakinlerinin sahiplendikleri manevi degerlerin mekanmi olusturur. 

63 



il9enin U9 km. uzaginda yer alan Be^iktepe Koyiinde, ozellikle 90cuk sahibi olmak 
isteyen kadinlann ziyaret ettigi bir mekan vardir ki, Gulben Evliyasi adiyla anilan zatin bu 
diiz arazideki ya§h bir ardi9 agacinin altinda vefat etmi§ olduguna inanihr. 

Il9e merkezinde yer alan hamamin i9indeki bir diregin altinda, yine mubarek bir zatin 
yattigina inanihr. Dolayisiyla hamamin ve suyunun kutsal oldugu kabul edilir. GUI Dede adak 
yeri olarak taninan hamamda yikanmak da ziyaretin bir par9asidir. 



Harun Yildiz'in 2003 yilinda doktora tezi olarak yapmi§ oldugu 'Amasya Yoresi 
Alevileri' adh 9ah§mada, il9eye inan9 cografyasi a9isindan bakildiginda, 36 koyden 15'inde 
sadece Alevi nufus, 3'iinde Alevi ve Sunni niifus bir arada ve diger 18 koyde ise Siinni nufus 
bulunmaktadir. Istatistiksel olarak ifade etmek gerekirse, il9e niifusunun yakla^ik %22.3'luk 
bir oranimn Alevi oldugu ortaya 9ikar. Aynca, il9e merkezindeki Alevi topluluklann buranin 
yerlisi olmadigi, onemli 6l9tide 1950'li yillardan sonra 9evre koylerden buraya gelip 
yerle^tikleri tesbit edilmi^tir. 



64 



Ta§ova Evliyalari 



Tasova'ya 12 km. uzakhkta olan, Sahinler (Kusuf) Koytinde medfun bulunan Kus 
Baba'nm aslen Horasanh oldugu ve Anadolu Sel^uklu Devleti donemlerinde yasadigi rivayet 
edilmektedir. Koyiin 1200-1250'li yillarmdaki sakinleri 25 haneden ibaret Ermeni halki olup 
bu insanlar eglenceye asm duskunliikleriyle taninirlar. Bir defasinda koyde dugiin 
yapilmaktadir. Oyle bir dugiindur ki bu dugiin, 9evreyi rahatsiz edecek boyutlara erisir. Tarn 
bu sirada hocasmdan vazifesini alan Kus Baba da koye yaklasmis ve hatta koye gelmis olacak 
ki, Ermeniler tarafindan eglence yerine davet edilir. Rahat olmasi i9in minderler serilir ve 
eglenceleri izleyebilecegi bir koseye oturtulur. Dansozler raks etmekte, i9kiler i9ilmektedir. 
Kus Baba eglencelere katilmaz; kosesinde olanlan izlemektedir. Kus Baba'nm ilgisizligi 
dikkatleri 9ekmis olacak ki, yanma yaklasanlarca ni9in eglencelere katilmadigi sorulur. Kus 
Baba da, "Ben Muslumamm. Dinimizde boyle asiriliklann yeri yoktur", diye cevap verir ve 
orada bulunanlan da Islamiyet'e davet eder. Kus Baba'nm Musliiman oldugunu ogrenen 
Ermeniler, "Ey yabanci!.. Son dilegin nedir?", derler. Kus Baba, "Sizi bir kez daha 
Islamiyet'le sereflenmeniz i9in davet ediyorum", der. "Son dilegime gelince, beni buraya 
defnedin yeter", diye ekler. Sonra Ermeniler tarafindan vahsice katledilir ve oraciga defnedilir 
Kus Baba...Anlatihr ki, bu ermeni halki, U9 yil kuraklik ve kitliga maruz kaldiktan sonra 
a9hga ve susuzluga dayanamayip teker teker olurler. Ermenilerin sokaklarda, evlerde kalan 
cesetleri de vahsi hayvanlar tarafindan par9alamr. Orada kus babanm mezan orme 9it ile 
9evrili olarak yalniz kalir. 

Aradan ge9en uzun bir zaman sonra, o civara yerlesen Musluman Turk koyluler 
9ahsirlarken, uzun boynuzlu mandalardan birinin boynuzlan, Kus Baba'yi 9eviren 9ite 
takilarak ters doner. Hay van biraz huysuzlasir. Gorenler hemen Kus Baba'nm kabrinin 

65 



etrafinda toplanirlar. Koy esrafindan biri (jikarak, "Burada miibarek bir zat yatiyor olmali. 
Bakin, bunun i9in okuzun boynuzlan tersine dondii", der. Orada bulunanlar giizel bir 9ahsma 
ornegi vererek Kus Baba ttirbesini duzenlerler. 

1964 yilinda mezar kaldinlmis, kabrin etrafi beton mezar taslan ile tutturulmustur. 
Orme 9it de kaldinlarak yerine duvar orduriilmiis ttirbe 9evresinde de bir harman yeri kadar 
alan olusturulmustur. Zaman zaman toplanan koy halki, yagmur duasi ve 9esitli afetlerden 
korunmak i9in adak gibi ibadetlerini burada yaparlar. Kabrin hemen kuzey-bati tarafina 16 
metrekare kadar namazgah olarak iizeri orttilu bir baraka da yapilmistir. 

Tiirbe butiin koy halkinin katikhgi yagmur duasi ve surekli aglayan ve huzursuzluk 
9ikaran 90cuklann sakinlesmesi i9in ozel olarak ziyaret edilir. 



Amasya'nin merkeze bagh Yassi9al kasabasinda yer alan ve kulttir varligi olarak tescil 
edilmis bulunan ttirbede yatan zatin, resmi kayitlarda ve bir kisim halkin arasinda Ergonas 
Baba oldugu ileri suriilmekte ise de, esasen Ergonas Baba'nin oglu Seyyid Mustafa'ya ait 
oldugu ifade edilir. Fakat Seyyid Bali'nin (Ergona§ Baba), kurulu^u Roma donemine kadar 
uzanan ve Amasya ile Niksar'i birbirine baglayan yol uzerinde yer almasindan dolayi tarihi 
boyunca onemli goriilup bir ara kirk bin haneye ula§mi§ oldugu rivayet edilen Ta^ova il9esine 
bagh Ulukoy'de (eski adiyla Sonusa) medfun oldugu ileri suriilur. Anlatildigina gore Horasan 
erenlerinden olan (buradaki telaffuzuyla) Ergune§ Baba'nin, ya^adigi siirece yore halkini ir§ad 
ettigi kabul edilir. 

Ergona§ Baba'nin 90cuklanndan Seyyid Mehmed'in Ordu'nun Unye I^esine bagh 
Alan koyiinde, diger bir oglunun Amasya' da merkeze bagh Uygur kasabasinda, bir diger oglu 
ve kizinin da Sanmese koyiinde medfun bulunduklan kabul edilir. Ve yine 1855-1940 yillan 
arasinda yasamis olan Fedayi Baba'nin da Ergonas Baba'nin oglu Seyyid Mustafa'nin 
soyundan geldigi ileri suriilur. 

Bugiin Ulukoy'de yasayan insanlar, sanat tarih9isi Sn. Muzaffer Doganbas'in ileri 
siirdiigii gibi, Ergiine§ Baba'nin bir alevi olmadigini ve tiirbesinin de bir Alevi ziyaretgahi 
olamayacagini, bu durumun tartisma konusu bile yapilmasim dogru bulmadiklanni 
soylemektedirler. Siiphesiz sadece Siinnilerle Aleviler arasinda degil, Miisliiman ve 
Hristiyanlar arasinda dahi boyle evliya kabirlerini sahiplenme konusu, Ulukoy'le sinirh degil. 
Bolge halkini Islama davet etme ve Rumlarla miicadele etmekle yoreye biiyiik hizmetler ettigi 
kabul edilen Ergiines Baba'nin Ahmet Yesevi'nin ogrecilerinden bir Horasan ereni oldugu 
ileri suriilur. Ona atfedilen menkibelerden birisi, misir yiginlan i9inde onlardan bir tanesini 
bile dagitmadan namaz kilmasiyla ilgilidir. Bir diger menkibede de soyledir. Rumlar 
Yesihrmak ile Kelkit 9ayinm birlestigi yeri taslarla kapatarak suyu biriktirip Turk koylerini su 

66 



altinda birakmayi amaijlamaktadirlar. Bu durum Ergunes Baba'ya bildirilir. "Dervis, elinden 
geliyorsa Islam hakki i9in bizi kurtar", diye kendisinden yardim istenir. Ergunes Baba kilicini 
9eker ve bendi yikarak tas tas ustiinde birakmaz. Rumlar bunu gorunce tekrar set cekmeye 
9ahsirlar. Fakat koyduklan her tasi su alip gottiriir. Ergunes Baba olay yerine gelir ve Rumlan 
Islam' a davet eder. Musluman olan olur, olmayani kili9tan ge9irir. Bolgede Hristiyan 
birakmaz. 

Fedayi Baba' run bir siiri, Ergunes Baba'nin gostermis oldugu diger bir menkibe ile 
ilgilidir. 

"Ergunes Sonusa'da iskan olundu 

Horasan nisani anda bulundu 

Yardi kayayi, cami etti, namaz kilindi 

Ismi Seyyid Bali Ergunes Sultan" 

Ergunes Baba Horasan' dan Sonusa'ya gelmistir. Yore halki onun veli olduguna 
inanmaz ve bir keramet gostermesini isterler. Bunun uzerine Ergunes Baba, belindeki kilici 
9ikanp, yorenin en buyuk kayasim kiliciyla yararak i9inden bir cami 9ikanr. Bu olayi goren 
koyliiler, onun keramet sahibi gu9lu bir veli olduguna inamrlar. 



Aslen Kemaliye'li olan Rufai buyuklerinden Ebu Bekir oglu, Mehmet oglu, San oglu 
Nureddin Alpaslan'in "Buyuk Nehir" olarak anilan Yesihrmak'in kuzeyinde yer alan 
Alpaslan (Zuday) Kasabasi'nda mefdun bulundugu kabul edilir. Seyyid Nurettin Alpaslan Er- 
Rulai hazretleri zamanin efendiler efendisi, saygin ve ulu zatlanndandir ve Alpaslan yerlesim 
yerinin kurucusudur. Ona ait olan bazi esyalan ile kabir sandukasi ve dergah kapisi muhafaza 
edilerek diger tarihi eserlerle birlikte bu gun Alpaslan Muzesinde sergilenmektedir. Muzedeki 
dergah kapisi ve kabir sandukasi nar agacindan yapilmis ve Kur'an-i Kerim'den ayetlerle 
oyma yapilarak suslenmistir. Sandukamn iki uzun kenannda Bakara Suresi'nin 277. ayetleri 
yazilidir. Dergah kapisimn hikayesi ise soyledir. Yapilacak kanath kapi, isin daha 9abuk 
bitmesi i9in birbirini tammayan iki ayn ustaya ismarlanir. Kapinin bir kanadim bir usta diger 
kanadim ise diger usta yapar. Kapi kanatlan dergaha takilmak uzere getirildiginde sanki tek 
bir ustanm eliyle yapilmis gibi, takildigi yerlere birbirine tarn uymustur. Kapi kanatlannin 
birinde 'Besmele ve Kelime-i Tevhid', diger kapi kanadinda ise 'Ebu Bekir Hemri Hasmane 
Ali Radiyallahu Tealu anhu ve Masallah' yazmaktadir. 

1257 tarihinde Seyyid Nureddin Alpaslan tarafindan Alpaslan Kasabasi'nda bir vakif 
kurulmustur. Vakif arazilerinden elde edilen gelirle han ve hamam yapilarak gelen ge9en turn 
insanlann konaklamasi ve sicak yemek yemesi saglanmistir. Artan vakif geliri ise gelecek 



67 



senenin binxjesine aktanlarak vakfin devamhhgi saglanmistir. Gunumiize han ve hamamdan 
sadece toprak altinda kalan ve gun lsigina 9ikanlmayi bekleyen kalintilan kalmistir. 

Zuday'in kuzeydogusunda, sehitlerin kumandani Seyh Seyyid Nureddin Alpaslan'in 
turbesi batisinda ise Beskardesler Mevkii bulunmaktadir. Beskardesler' in hikayesi de 
soyledir. Cok eskiden koyde Allah' a inanan iyi niyetli bes kardes varmis. Kafirler koyu 
basmislar, bu bes kardes koyden ka9inislar. Ka9tiklanni anlayinca kafirler bunlann pesine 
dusmiisler. Koyden 500 metre uzaklasinca arkalanna bakmislar ki, kafirler yetismek iizere 
iyice yaklasmislar. Bes kardes dua etmis, "Ey Allah' lm! Bizleri bu kafirlerin eline esir 
dusiirmektense tas yap, kaya yap!" diye. Dualan kabul olup tas oluvermisler. Hakikaten 
yorede bu taslara benzer baska tas yokken, boyle biiyiik, yaklasik birer ton agirhginda, insan 
boyundan biraz daha uzunca bes adet tas yatmaktadir. 



Beldagi Koyiinun ilk sakinleri, 1879 tarihinde Gurcistan'in Batum sehrinden gelmisler, 
ilkonce Amasya Tasova'ya bagh Tekke koyunde, yine bu koyde medfun olan Horasan 
erenlerinden Seydi Vakkas'a ait arazi uzerine iskan edilmisler, daha sonra Amasya merkeze 
bagh Beldagi koyune yerlesmislerdir. Akinoglu Kasabasimn Tekke Mahallesinde koy 
mezarhginin orta kisminda yer alan kabrin seyyid Vakkas Hazretlerine, hemen sag taraftaki 
kabrin de esine ait oldugu kabul edilir. Kabrin bas tarafinda yedi metre uzunlugunda bir siitun 
yer ahr. Aslen Urdunlii olup 1245'lerde bolgeye gelip bir zaviye kurmus olan Seyyid 
Vakkas'in, burada muderrislik yapip halka ilim ve irfan yaymis oldugu kabul edilir. 
1265'lerde vefat etmis oldugu ileri suriilen evliyamn kabir ziyaretinde koy halki topluca 
yagmur duasinda bulunur. Mayisin ilk haftasinda bir araya gelen koyluler, adeta bir solen 
havasinda kasabamn en yuksek tepesinde namaz kilip dua ederler. Kesilen kurban etiyle pilav 
pisirilir. 

Seyyid Vakkas turbesi hakkindaki inamslar diger evliya ttirbeleri hakkindaki inamslara 
benzerdir. Evliya'nm kabri uzerine ttirbe istemedigi, 1930'larda yapilmis olan ttirbenin 
herkesin gozu oniinde yikilmis oldugu anlatihr. Yine tipki Merzifon'daki Uyusuk Evliyasi 
hakkinda anlatildigi gibi, iki hirsizin Seyyid Vakkas ttirbesini soymaya geldigi, disan 
9ikacaklan zaman kapinin ortadan kalkmis oldugunu gorerek dehsete dusttikleri, sonra 
yaptiklan hatayi anlayip pisman olarak tovbe ettikleri, ancak bundan sonra kapinin ortaya 
9iktigi anlatihr. 



Tasova'nin Idris Torun Mahallesi Kabristanhginda bulunan Besir Efendi'nin turbesi, 
betonarme bir yapiya sahip olup ev seklinde duzenlenmistir. i9inde buyiik bir salon ve iki 



68 



kuijuk odadan ibaret yapida odalardan biri mescit olarak kullanilmaktadir. Besir Efendi 
sandukasinin yaninda yer alan diger sandukanin, e§i Pembe Hatun'a ait oldugu ileri suriilur. 
Zengin bir ailenin (jocugu olarak 1905 yilinda Dagistan'da diinyaya gelen Besir Efendi 12 
yasinda iken, riiyasinda gordugu yasli bir velinin yol gostermesi iizerine , ailesine haber 
vermeden Turkiye'ye gelir. Once Tokat-Erbaa'ya, oradan da Eksel'e gelerek Seyh Beyrullah 
Efendi dergahina ulasir. Ancak Beyrullah Efendi kisa bir sure once vefat etmistir. Ne var ki, 
Beyrullah Efendi olmeden once, henuz dergaha gelmekte olan Besir Efendi'nin egitimiyle 
ilgilenmesi i9in, Ali Osman Efendi'yi gorevlendirir. 

Besir Efendi yedi yil bu dergahta hizmet eder. Kendisine verilen gorevleri tarn olarak 
yerine getirir. Bu yedi yillik hizmetten sonra iki yil surecek olan inzivasina cekilir. Birinci ay 
hie kimseyle konusmaz. Yemez, icmez. Sonunda iki yillik inziva ile manevi terbiyesini 
tamamlayan Besir Efendi, artik Karakus Daglannda insanlan dogruya, giizele, sevgiye 
9aginr. Bir sure sonra Erbaa'nin Ravak Koyunegelir. Daha sonra, buradaki gorevini de 
tamamlayip son olarak Tasova'ya yerlesir. 

Halk tarafindan 90k sevilen Besir Efendi daima yol gosterici olur. 1975 yilinda besinci 
defa ifa ettigi Hac ibadetinden sonra rahatsizlanarak vefat eder. Turbesi 1980 yilinda Tasova 
halkinin yardimlanyla yaptinhr. 

Tasova'nin 'Manevi Kalesi' olarak goriilen Besir Efendi Turbesi, ozellikle miibarek 
giinlerde ziyaret9i akinina ugrar. Yakinlannin kabrini ziyarete gelenler once Besir Efendi'nin 
tiirbesine ugrarlar. Okula yeni baslayacak olan 90cuklann zihinlerinin a9ilmasi, basanh, akh 
basinda biri olmasi i9in dua etmek uzere getirildikleri goruliir. 

Besir Efendi'nin hakkinda anlatilan kerametlerden bazilan soyledir. Ailesinin 
Dagistan'da genis arazileri ve koyun suriileri vardir. Ku9iik Besir bir giin 9obanlarla birlikte 
koyun suriilerini otlatirken, irmak kenannda bir kulubede uyuya kalir. O sirada siddetli bir 
yagmur baslar ve irmak tasar. Bunun sonucunda Besir Efendi sele kapilir. Suyun i9inde 
siiriiklenirken irmak kenannda ak sakalli, nurani yiizlii bir dede kendisine seslenerek, "Oglum 
elini uzat", der. Ku9iik Besir sese dogru bakinir. Aralannda on metre kadar mesafe vardir. 
"Dede, nasil uzatayim elimi?", der ve bosluga elini oylesine uzatir. Sonra selden kurtuldugunu 
ve irmagin kenannda oldugunu saskinlik i9ersinde goriir ve, "Dede, seni nasil bulabilirim?", 
diye sorar. Dede su karsiligi verir. "Evladim Besir. Turkiye'nin Tokat ili Erbaa ikpesi Eksel 
Koyiinde Seyh Beyrullah Efendi diye ararsan, bizi bulursun." Bu konusmadan sonra dede 
kaybolur. Ku9iik Besir bu olaydan sonra Dagistan'da duramaz. Ailesine haber vermeden yola 
9ikar. i9inde bulundugu ilahi cezbenin etkisiyle Turkiye'ye ge9er. Sonunda Tokat Erbaa'ya 
oradan da Eksel'e ulasir. Beyrullah Efendi'nin dergahim bulur, ancak Beyrullah Efendi kisa 
bir sure once vefat etmistir. Fakat en yakin muridi olan Ali Osman Efendi' ye olmeden once 

69 



Dagistan'dan Besir Efendi'nin gelecegini haber vermis ve ondan Besir Efendi'nin terbiyesi ile 
ilgilenmesini istemistir. 

Onun sevenlerinden Ibrahim Altin sunlan anlatir. "Inzivaya 9ekildikten bir ay sonra bir 
gun sabaha karsi bizim kapi 9ahndi. Kapiyi a9tim ki, Besir Efendi. "Buyur Besir Efendi", 
dedim ve i9eri aldim. Biraz sohbetten sonra Allah' in verdigi nimetlerden bir sofra getirdik. 
"Buyrun yiyelim", dedim. Ama o, ancak bir 9ay tabagini dolduracak kadar bir seyler yedi. 
'Allah bereket versin, 90k bereket versin, bu kadar yeter", dedi. "Besir Efendi 9amasirlann 
kirlenmistir, degistirelim." Dedim ise de, o M9 gerek gormedi. Alti ay sonra 9amasinni 
degistirdi. Degistirilen 9amasirlan yikamak i9in suya koyduk, 9amasirlan suyun i9inde eridi, 
kayboldu." 

Besir Efendi bir kis mevsiminde gece yansi ortadan kaybolur. Sabah namazina yakin 
eve gelir fakat tekrar gider. Gittiginin U9iincu gecesi hanimi, ogluna Besir Efendi'nin U9 
gecedir gelmedigini soyler. Disanda elli altmis cm. kar vardir. Besir Efendi'nin tekkeye gittigi 
dusumilur. Hanimi ve oglu yanlanna aldiklan el feneri ile tekkeye giderler. Tekkenin 
yakinlannda Seyyid Ibrahim Hazretleri diye bilinen bir ulu zatm mezan vardir. Besir 
Efendi'yi bu zatin mezannin basinda iki dizinin iisttinde oturur bulurlar. Cansiz bir mezar tasi 
gibi goriinmektedir. Onu bu halde goriince hanimi bir feryat kopanr. Soguktan dondugunu 
sanarak yanina yaklasir. "Besir Efendi ne oldu sana?", diye sallamaya baslar. Bunun uzerine 
Besir Efendi yava§9a kalkar ve evine gelir. Kendisine sorulan sorulara hi9 cevap vermez. 
Ertesi gun hanimi, "Efendim ben seni usumus, donmus zannettim", deyince, Besir Efendi, 
"Ben usumedim, donmadim, lakin senin bagirman beni usiittu", diye cevap verir. Hanimi, 
"Efendi, sen orada ne yapiyordun?", deyince de, "Bizim toplantimiz ve ahnacak kararlanmiz 
vardi", diye cevap verir. 

Besir Efendi bir gun de Tasova'nin Gemibuku Koyii'nde Omer Aga'nin misafiridir. 
Donuste yollan Yesihrmak'in kenanndan ge9er. O gunlerde Yesihrmak tasmistir. Bu sebeble 
Omer Aga, "Hocam, irmak tasarak koye yaklasti. Bize himmet edip dua etseniz de koyumuz 
bu taskindan kurtulsa, irmak 9ekilse", deyince Besir Efendi sag kolunu kaldirarak irmak 
yatagimn koyiin ucundan ge9en bolumunii isaret ederek, "ta suradan mi 9iksin?", der. Sabah 
olunca koy halki ne gorsiin. Irmak Besir Efendi'nin isaret ettigi yerden akmaktadir. 

Besir Efendi koyde bir eve misafir olur. Cubbesini tutan ev sahibi, ciibbeyi agirhgindan 
dolayi askiya asmakta zorlamr. Daha sonra ev sahibi ibrikle abdest suyunu dokerken goriir ki, 
Besir Efendi'nin kollan 90k zayiftir. Aklindan, "bu vucutla bu ciibbeyi nasil tasiyor?", diye 
ge9irince, Besir Efendi abdest bitiminde ona soyle cevap verir, "Efendi niye o kadar 
diisiiniiyorsun? Herkesin kendine gore bir giicii vardir, merak etme." 



70 



Tasova Erbaa sininnda Bogali Yaylalannin Girdap Yurdu olarak bilinen bolgesinde, 
Cal Baba adiyla anilan bir evliya mezan vardir. Guniin her saati §iddetli ruzgarlann estigi, 
fazla ugrak yeri olmayan bu tenha bolgedeki mezann boyu yaklasik bes m., eni iki m. 
civannda olup, sahibinin kim oldugu pek bilinmemesine ragmen, bolge insani tarafindan 
derin bir saygi ile anilir ve ziyaret edilir. Battal Gazi'nin askerlerinden biri olabilecegi 
anlatilan Cal Baba'nin, ogluyla birlikte Ha9hlara karsi kahramanca 9arpistiklan ve kili9 
seslerinin yuzlerce yil §iddetli ruzgarlann ugultusuna kanstigi hayal edilir. Oglunun bir 
9atismada agir yaralandiktan sonra babasina, "Cal Baba 9al kilicini saga sola", diye 
haykirmasi, adeta yeri gogii inletir. Oglunun olumunden sonra daha uzun zaman Ha9hlarla 
9arpisan Baba da sonunda sehit diiser. Cal Baba'nin efsanevi kisiligi zaman i9inde olusmaya 
devam eder. Yayladaki bu mukaddes mekan bir ara kaybolur. Bu duruma bir anlam 
verilemez. O vakitler Kibns Bans Harekati yapilmaktadir. Harekattan sonra Turk askerlerinin 
geri donmesiyle birlikte mezann da eski yerine gelmis oldugunu goren yaylacilar, Cal 
Baba'nin ogluyla birlikte savasa gittigini anlamislardir. 

Yayla halki bu evliyamn ruhunun, hayvanlanni kurttan koruduguna inanir ve her 
yaylaya 9ikislarmda ilk is olarak yayla mevsiminin bereketli ge9mesi dilekleriyle onun 
mezanni ziyaret ederek adaklanni yerine getirir. Ve her sonbaharda go9ten bir gun once 
ziyaret tekrarlanir ve bir koyun kesilerek toplu eglenceler tertiplenir. 



Vaktiyle Elmakin Koyumin yakinlannda bir tepenin yamacinda 9am ve ardi9 aga9lan 
arasindaki birka9 kabir, koyliiler tarafindan iistii orttilu bir mekana kavusturulur. Bu 
mezarlardan birinin boyu bes m. civanndadir ve bir evliyaya ait oldugu kabul edilir. Bolge 
insanimn mezann 9evresindeki C am aga9lan dolayisiyla Camh Evliya (Ardi9h Erenleri) 
adini verdigi kabrin sahibinin, yoreye Horasan'dan geldigi ve gayn Miislimlerle savasarak 
bolgenin Islamlasmasina ve Tiirklesmesine hizmet ettigine inanihr. Ozellikle miibarek 
giinlerde ziyaret9i akinina ugrayan tiirbeye yapilan bu ziyaretlerin koku eskilere dayanir. 
Yagmur duasi, huzursuzluk yapan 90cuklan uslandirmak ve kulak rahatsizhklan i9in ozel 
olarak da ziyaret edilen yatinn, aym zamanda 9evresindeki aga9lann kesilmesini istemedigi 
dusuniiliir. 



Tiirbesi §eyhli Koyunde bulunan §eyh Mehmed Abdal'in Alparslan Kasabasinda 
tiirbesi bulunan Seyyid Nureddin Alparslan er Rufai'nin kardesi oldugu kabul edilir. Tiirbe 
9evresinde sigara i9ilmez ve buradaki mezarlarda kadinlar ve erkekler ayn bolgelere 
defnedilmislerdir. Ozellikle Mayis ayinda Hidrellez giinii ziyaret9i akinina ugrayan tiirbeyi 
ziy arete gelenler iki rekat namaz kilarak adak adayip dileklerini arz ederler. 

71 



§eyh Mehmed Abdal'in vasiyeti geregince kumes hayvanlan ttirbe 9evresinde 
beslenmemeli, kadinlar agiz kavgasi yapmamah, i9ki iijilmemeli, davul zurna 9alinmamahdir. 
Halkin buna siki sikiya riayet ettigi goriilur. §eyhin hakkinda anlatilan menkibelerden biri bu 
konuyla ilgilidir. Vaktiyle koyde bir diigiin dolayisiyla eglence tertiplenir, fakat koyluler 
§eyh Mehmed Abdal'in vasiyetini unutup eglenme olayini abartirlar. Dugiimin son gunii 
tepedeki kayaliklardan koyiin iizerine, ozellikle diigiin evine koca koca taslar yuvarlanir. 
Koyluler hatalanni anlayip tovbe ederler. 

Bir baska menkibe de soyledir. Gumin birinde Amasya zaptiyelerinin yolu §eyhli 
Koyiinden ge9er. Zaptiye kumandani §eyh Mehmed 'den zaptiyelerin ve atlann kannlan a9 
oldugu i9in yiyecek ister. §eyh Mehmed biraz arpa, bir torba saman ve avu9 i<pi kadar 9anakla 
yemek getirir. Bunlan goriince sasiran zaptiye kumandani, "Bu azicik erzakla mi bunca ati ve 
askeri doyuracaksin?", diye sorar. §eyh Mehmed gayet sogukkanh bir sekilde, "Hele olani bir 
yesinler, yetmezse yine tedarik ederiz", karsihgini verir. Zaptiye kumandanimn az buldugu 
yiyecekler oyle bereketlenir ki, atlar yiye yiye bitiremezler. 

Ismail Erdogan, 'XX. Yuzyil Amasya' si ve Inan9 Cografyasi' adh tez 9ahsmasinda 
Tasova'nin, Amasya ve diger il9elerinden farkli olarak, koyleriyle birlikte tamamen Stinni 
Miisliimanlardan olusan bir inan9 cografyasina sahip oldugunu belirtir. 



72 



Suluova Evliyalari 



1821 yilmda bir Alevi koyii olarak kurulup 1902 senesinde de bucak haline gelerek 
merkez il9eye baglanmis olan Suluova, 1957'de ik;e statiisune kavusur. Bu tarihten itibaren 
hizh bir niifus artisiyla Amasya i^eleri arasinda dinamik bir potansiyele sahip olur. Ikje 
topraklan uzerindeki baslica evliya kabirleri olarak sunlan gormekteyiz. 

Kabri Bir Eylul Mahallesi istasyon bah9esinin ustiindeki mezarlikta bulunan Alalli 
Dede, yine Bir Eylul Mahallesinde 9ay bah9esinin guneyindeki yolun altinda kabri bulunan 
G6k9e Baba (Delil Baba), Haci Hayta Mahallesinde Erenler mevkiinde bulunan Erenler, 
Saygih Koyunde Gani Baba, Yolpmar Koyiinde Seyyid Necmeddin Yahya ile, Derekoy'de 
Seyh Mustafa sayilabilir. Aynca, Ikjenin Akdag mevkiinden Akoren Koyii korulugunda ve 
Egribiik Koyii Erikli Mezrasi arasinda evliyadan Avdan Dede'nin mezan 
bulunmaktadir. 

Amasya' nm kuzey taraflarmi i9ine alan Hakala nahiyesine 1570 tarihli tahrir 
defterinden 114 koytin bagh oldugunu, nahiye merkezinin de bugtin Yolpinar adiyla bilinen 
Hakala oldugunu, Derekoy'tin de kendisine bagh koyler arasinda yer aldigmi ogreniyoruz. 
Yolpmar' a birka9 km. mesafede yer alan Derekoy'de eskiden sulama ve i9me suyu 
bulunmuyormus. Rivayete gore Seyh Mustafa, yolu uzerinde kilicmi yere siirerek dere tepe 
ilerlemis. Kardesi de Yolpinar Koyiine dogru yonelmis. Seyh Mustafa'nin buldugu su, kilicm 
izinden akarak koye gelmis. Sagligmda suyu getirdigi yere gomulmesini vasiyet etmis. 
Oldugii zaman da buraya gomulmus. Her yil suyun gozesinde kurban kesilir, suyun bol olmasi 
i9in dualar okunur. 

Buyuk ulemadan ve Rifai seyhi olan Seyyid Necmeddin Yahya tarafmdan 1363 

tarihinde bugiinkii adiyla Yolpinar Koyu'ntin batisinda bir zaviye yaptinhr. 

Peygamberimizin 19. gobekten torunu olan Seyyid Yahya Hazretleri, ulema ve suaradan 

olup, asil meslegi 9ilingirliktir. Rivayete gore, koy arazisini sulamak uzere eteginde 

bulundugu Akdag'dan su getirtmistir. Ladik'te medfun Seyyid Kii9iik Ahmed-i Kebir'in oglu 

olan Rifai seyhi eski adiyla Hakala' da vefat eder, ve orada insa etmis oldugu zaviyesinin bir 

odasma defnedilir. Htiseyin Hiisameddin, seyhin vefat tarihini 771 olarak medfun oldugu 

tabutun kenarmda bizzat gordugunti, Amasya Tarihi adh eserinde yazmaktadir. Zengin vakif 

arazileri, ashane, hamam bugiin i9in maalesef satilmis olup, sahislar elindedir. Turbesi 

73 



iizerinde bir mescid insa edilmistir ve etrafi mezarliktir. Az uzaginda yikik bir hamam 
bulunmaktadir. Cevre duzenlemesi yapilmis olup ziyaretlere a9iktir. 

Saygili koyiinde Tersakan irmagi kenannda yer alan ttirbenin adak yerinin iistii kapali 
bolumleri olmasina ragmen, Gani Baba'ya ait mezann iistii aciktir. Horasan'dan Anadolu'ya 
islamiyeti yaymak icin gelen bir gazi dervis olduguna inanihr. Halk arasinda Gani Baba'nin 
Rumlarla savasirken, bulundugu yerde sehit dusttigii anlatihr. Mezan basindaki kitabede asil 
adinin Abdiilgani el Halveti oldugu yazili ise de, Halvetiligin Amasya 9evresine Pir Ilyas 
tarafindan 1400'lerin basinda getirilmis oldugu goz oniinde tutuldugunda, yasadigi kabul 
edilen donemle bir uyumsuzluk oldugu kendiliginden ortaya 9ikar. Bolgede Gani Baba'nin 
her tiirlu hastaligi iyilestirdigi inanci kuvvetli olup, ozellikle sifa bulmak dilegiyle ziyaret 
edildigi goriiliir. Hakkinda anlatilan menkibelerden biri §6yledir. Amasya' da yillar once 
askerlik yapmis olan Ali Yiizbasi adh bir adam, bir gun Amasya'ya gelip Suluova'ya giden 
bir otobus arar. Fazla zorlanmadan gidecegi arabayi bulup yola koyulur. Yaninda oturan yasli 
adama, "Suluova'da Gani Baba'yi nasil bulabilirim?", diye sorar. Yasli adam, Suluova'dan 
20-25 dakika mesafede Saygili Koyu vardir. Orada bulabilirsin Gani Baba'yi", der ve 
ardindan sorar. "Ni9in anyorsun Gani Baba'yi?" Ali Yuzbasi cevap verir. "Ben Ankara'da 
oturuyorum. Bir ay once Ankara'da tamstik. Onu misafir ettim. Beni Amasya'ya davet 
etmisti. Ziyaret etmek istedim." Yasli adam, "Tabi ogul tabi", diye karsilik verir. "Davete 
icabet etmek gerekir." Bu kisa sohbetten sonra otobus Suluova'ya gelir. Ali Yuzbasi, 
aynlmadan once yamndaki yasli adama adini sorar. Yasli adam, "Garip Hafiz", diye cevap 
verir. (Garip Hafiz, Gumus kasabasinda Haliliye Medresesi i9inde kabri olan evliyadir.) Ali 
Yuzbasi, Saygili Koyune vardiginda, onu buraya davet eden adamin yuzyillar once vefat 
etmis oldugunu ogrenir. Dualar edip, aglayarak geri doner. 



Harun Yildiz'in 2003 yilinda doktora tezi olarak yapmis oldugu 'Amasya Yoresi 
Alevileri' adh 9ahsmasinda, Suluova il9esi inan9 yapisi bakimindan ele alindiginda, il9enin 
38 koyunden sadece ikisinde Alevi nufus, buna karsilik 36 koyde ise Sunni niirus bulundugu 
goruliir. Istatistiksel olarak bakildiginda ise, il9e nufusunun yaklasik olarak % 17'lik bir 
oranimn Alevi oldugu ortaya 9ikar. 

Amasya sehri bir biitiin olarak ele alindiginda, tesbit edilebildigi kadanyla, 365.231 
olan niifus potansiyelinin yaklasik olarak 68.595'i Alevi kesimlerden, geri kalanlar ise, Siinni 
kesimlerden meydana gelmektedir. % 18.7'lik bir degere isaret eden Alevi niifus daha 90k 
Giimiishacikoy-Merzifon hattinda yogunlasmis bulunmaktadir. 



74 



Amasya'da Tarikatlar 



75 



76 



Amasya'da Babailik-Bekta§ilik 



Yerli ve yabanci kaynaklann birbirini nakzeden muhtelif a9iklamalan, efsanelere 
buriinmus kisiligi ile Baba ilyas Horasani'nin Anadolu'daki dini hayatm sekillenmesinde 
onemli bir rolii oldugundan soz ederler. Onun Amasya'da Sultan Mesud'un son zamanlannda 
muhtemelen 1145'lerde Halifet Gazi Ttirbesinin iist taraflarmda yaptirmis oldugu hankahta, 
1231 tarihinden itibaren seyhlik yaptigi goriilur. Bu zat fazileti, kemali, zuhdii, takvasi ve 
muridlerinin 9oklugu ile dikkati cekmistir. Baba ilyas'in tarikati, ehli sunnet seyhlerinden 
Ciineyd Bagdadi Hazretlerine kadar dayanmaktadir. Mezhep olarak da ehli sunnete bagh 
olmasmdan dolayi halkm biiytik ragbetini kazanarak tarikati yayilmis ve Babaiyye adiyla 
sohret bulmustur. Ogullan Semseddin Mahmud Tugrai ve Fahreddin Ali'nin, Selcuklu 
vezirleri olarak meshur olmalan, Babai tarikatimn yayilmasmda etkili olmus, diger oglu 
Muhlistiddin Musa Baba'nm da Hankahm mesihatinde bulunmasi, tekkeyi, halkm basvurdugu 
bir yer haline getirmistir. Baba Ilyas Horasani'nin halifeleri olan Ibik Baba, Behlul Baba ve 
Saltuk Baba da, Anadolu'da, fevkalade sohret kazanmislardir. Fakat mtiridlerinden Baba 
Ishak'm etrafina adam toplayarak Se^uklu devletine isyan etmesini hi9bir sekilde tasvip 
etmeyerek halifesine karsi durmus, hatta asilerin Amasya'ya hucumlan sirasinda onlara 
siddetle karsi koymustur. Isyanm bertaraf edilmesinden sonra Baba Ilyas'a Amasya'da 
oturma izni verilmis ve o burada 1259 yilindaki olumtine kadar Sel9uklu devletiyle iyi 
iliskiler i9inde olmustur. 

Bugtin Ilyas Koytinde gomulti olduguna inamlan ve Sanlik Evliyasi adiyla anilan 
tiirbenin 9evresinde goriilen kalmtilarm vaktiyle burada bulunan zaviyeye ait oldugu 
samlmaktadir. Baba Ilyas'in kafirlerle savasirken sehit diisen bir Sel9uklu pasasi olduguna 
dair halkm zihninde yer etmis olan kisinin aym zamanda Hizir Ilyas ile aym kisi olduguna da 

77 



inanilmaktadir. Mezannin yaninda her yil Mayis ayinda Hidrellez senlikleri yapilmakta olup, 
yakin 9evrede onu hurmetle yad eden Alevi koyleri yer alir. 

Amasya asigi Hiiseyin Husameddin'in naklettigi bu bilgiler, seyhin hayatindaki olaylan 
menkibevi a9idan dile getirmesi bakimindan olduk9a anlamlidir. Halbuki Baba ilyas 
menkibesinin farkli bir versiyonunda, isyan sebebiyle sorumlu tutularak iizerine gonderilen 
Se^uklu ordusundan kurtulmak iizere Harsene Kalesine siginan seyhin yakalanip bir zindana 
kapatildigi anlatihr. Ayni hucrede bir de kesis vardir. Baba hapis kaldigi kirk gun i9ersinde 
ke§i§i Musluman yapar ve muridi haline getirir. Bu kirk gurriin sonunda hiicre duvan yanlir ve 
boz bir at ortaya 9ikar. Bu ata binen seyh bu dunyadaki hayatinin sona erdigini soyleyerek 
goge dogru havalanir ve kaybolur. 

XIII. yuzyil Anadolu'sunu alt iist eden bu isyandan soz eden kaynaklann 90gu, 
hareketin liderinin kendini peygamber ilan ettigini ve muridlerinin de buna samimi olarak 
inandiklanni yazar. Menkibeye gore, Baba Ilyas bir gun ormanda gezerken bir melek 
kendisine koylii suretinde goriinur. Ve ondan, bir kurdun kapmis oldugu oglunu kurtarmasini 
rica eder. Bu ricayi kabul eden Baba kurdu olduriir ve 90cugu kurtanp koyluye teslim eder. 
Bunun uzerine koylii bu iyiligine karsilik bir dilekte bulunmasini, dilegin yerine gelecegini 
bildirir. Baba da sultan olmak istedigini soyler. O zaman koylii kimligini a9iklar ve melek 
oldugunu ifade ederek hemen koyiine doniip gordiiklerini ve Tann'dan melek vasitasiyla 
aldigi haberi ilan etmesini tembihler. Bu suretle Baba, Baba Resul olur ve sultana karsi isyan 
eder. 

Tarih9iler, Baba Ilyas 'in o siralarda memlekette hiikiim siiren siyasi, ekonomik ve 
sosyal kargasamn tamamen farkinda oldugunu ve bu durumu kendi lehine basanyla kullanmis 
oldugunu ileri siirer. Baba Resul'iin propagandalannda sultamn bir zalim oldugu, devlet 
adamlannin halka zulmettigi iizerinde durulur. Sultamn biitiin vaktini devlet isleri yerine i9ki 
meclislerinde ge9irdigi, devlet adamlannin da kendisine uydugu ve boylece Allah' in yolundan 
uzaklastiklan, peygamberin ve ashabimn yolunu takip etmedikleri fikirleri islenir. Baba 
Resul'iin biitiin bu yolsuzluk ve zuliimlere son vermek iizere bizzat Allah tarafindan 
gorevlendirildigi, zaferin kendilerine nasip olacagi telkin edilir. Siiphesiz Tiirkmenler arasinda 
siirdiirmiis oldugu zahidane hayatin, sozlerini etkili ve inandinci kilmakta biiyiik rolii vardir. 

Baba Ilyas'in halifeleri arasinda oyle biri vardir ki, Anadolu'daki hi9bir sufi, miiridleri 
tarafindan onun kadar kutsal hale getirilmemistir. Kaynaklardan Haci Bektas Veli'nin kardesi 
Mentes ile Baba Ilyas Horasani'ye intisap ettiklerini, Mentes'in isyana katilip Sivas'ta 
Sel9uklu kuvvetleriyle yapilan muharebede oldiiriildiigiinii, Haci Bektas Veli'nin ise ya tasvip 
etmediginden ya da baska bir sebeple bu isyana katilmadigini goriiriiz. Fakat liderin yakin 



78 



halifesi olmasi dolayisiyla isyani takiben baslatilan takibattan kurtulabilmek i9in bir sure izini 
kaybettirdigi anlasihyor. 

Sultan Babailerin pes pese kazandiklan zaferler karsisinda korkuya kapilarak Konya'yi 
terk eder ve Haci Mubarizeddin Armagansah'i buyuk bir Sel9uklu ordusuyla Amasya'ya 
gonderir. Baba Ilyas 9ekilmis oldugu Harsene Kalesinde yakalanarak bur9larda idam edilir. 
Cesedi gun boyu surlarda asili kalir. Gece olunca miiridleri onu asili oldugu yerden indirip, 
Kadilar Tiirbesi yakinlanndaki bir ev i9inde yer alan ve sonradan Ambarh Evliya Tiirbesi 
denilen mezara defnederler. 

Ahmet Yasar Ocak'in 'Babailik Isyani'adli eserinden ogrendigimize gore, Babailigin, 
temelde eski Turk inan9 ve geleneklerinden kaynaklanan, Siilik ve yerli bir takim inan9lardan 
meydana gelen birlestirici-uzlastinci bir sistemin Yesevilikle Kalenderiligin tasavvuf anlayisi 
ile yorumlanmasinin mahsulii oldugu kabul edilir. Aynca Vefailik tarikatinin bir kolu oldugu 
ve Baba ilyas'in Ebu'l Vefa'dan sonra ikinci buyuk pir oldugu ileri suriilur. 

Isyan 90k kotii sosyal ve ekonomik sartlar i9inde yasayan Turkmenlerin siyasi bir 
ama9la ger9eklestirdikleri bir ayaklanmadir. Ve devletin zayifligini ortaya koyup Mogollann 
Anadolu'ya saldirmalanna zemin hazirlamistir. 

Din tarihi a9isindan, Anadolu'nun muhtelif yerlerine dagilan Baba Ilyas'in halite ve 
miiridleri, asil Babai hareketi denilecek fikri bir hareket olustururlar. Ozellikle Osmanh 
Beyligi'nde etkinlik kazanarak fetih hareketlerinin yuriitulmesine fiilen katihrlar. Ve sonunda 
XV. ytizyilda Bektasiligin tesekkultine zemin hazirlayarak tarihi rollerini oynarlar. 

Yeni9eri Ocagi'mn kurulusundaki rolu dolayisiyla Osmanh Imparatorlugu tarihi 
boyunca mifuzunu koruyan Bektasilik, gerek oynadigi siyasi roller ve arz ettigi farkh dini 
inan9 ve telakkileri birlestirici yapi, gerekse devletin XVI. yuzyildan itibaren resmen tamdigi 
tek gayn Stinni tarikat olmasi sebebiyle, her zaman ilgi odagi olmustur. Kurulusundaki sosyal 
ve dini etkenler, yapisindaki inan9 unsurlannin kaynak ve mahiyetleri, gelisme safhalan, tarih 
boyunca oynadigi siyasi roller, sosyal ve ekonomik yapisi, kultur hayatindaki yeri, edebiyati, 
sanati ve nihayet gumimuzdeki durumu gibi meseleler son yillardaki ciddi 9ahsmalara 
ragmen heniiz tarn manasiyla ortaya konulabilmis degildir. 

Ahmet Yasar Ocak'in 'Islam Ansiklopedisi'ne yazmis oldugu 'Bektasilik' maddesinden 
ogrendigimize gore, Bektasiligin tesekkuliinun, XIII. yuzyilda Anadolu'da ortaya 9ikan 
siddetli sosyal ve dini, kismen de siyasi hareketlerle baglantih oldugu muhakkaktir. Babai 
isyani gayn Stinni bir hareketin dogusuyla sonu9lamr. Hareket Vefailerden baska 
Anadolu'daki Kalenderiyye, Haydariyye, Yeseviyye zumrelerince de benimsenir ve XIV. 
yuzyihn baslanndan itibaren Rum Abdallan adi altinda surduruliir. Abdal Kumral, Abdal 
Mehmed ve Abdal Musa gibi bazi sahsiyetler adeta ilk Bektasilerdir. "Baba Ilyas muridi" ve 

79 



"Seyyid Ebu'1-Vefa" tarikinden olduklanni soyleyen bu kisilerin ortak ozelligi, Haci Bektas 
an'anesine sahip olmalandir. Abdal Musa'nin Osmanh Beyligine giderek Bektasiligin 
yayginlasmasinda biiytik rol oynadigi goriilur. Muridler vasitasiyla Anadolu'nun 9esitli 
yerlerinde hemiz adi konulmadan Bektasiligin yayginlik kazanmaya basladigi anlasilmaktadir. 
XV. yuzyilin sonlanna gelindiginde tarikat artik teskilatlanmis bir hale gelmistir. 1516 
yilinda oldugu kabul edilen Balim Sultan ile Bektasilik bugunku huviyetini kazanir. Tarikatin 
merkezi Haci Bektas Zaviyesidir ve saglam bir tasra teskilati olusmustur. Iktisadi bakimdan 
gu9lenmistir ve 1826 yilindaki Yeni9eri Ocagi ile ilgasina kadar varhgini kesintisiz 
surdurmustiir. II. Mahmud bu gayn Siinni tarikati Naksibendi tarikati i9inde eritmeyi 
dusiinmektedir, fakat hedefine ulasamaz. Bektasilik Abdulaziz doneminde toparlanirsa da, 
artik Yeni9eri Ocaginin desteginden mahrumdur. 1925'te diger tarikatlar gibi ilga edilmesine 
ragmen varhgini gunumiize kadar surdurmustiir. 



Evliya Celebi Seyahatname adli eserinde sunlan yazar; 

"Ziyaretgah-i Merzifon: Gavsu'l vasilin, matlubu't-talibin, menba-i uyun-i miisahede, 
mecma-i mucahede (es-Seyh Hazret-i Pir Dede) Horasan'dan Turk-i Tiirkan Hace Ahmed 
Yesevi izniyle Rum' a gelup Merzifon'un simalinde sehre nazir murtefi bir zeminde sakin 
olur.gahice hamamlarda yatar, meczub-i Huda bir arif-i b'illah kimse idi. Pir-i musariin 
ileyhun bir 90k menakibi vardur. Hala asitanesi azim kubbeler ile areste, meydan u matbah u 
dervisan hucreleriyle piraste olup her gice iki yuz adem konup go9er. Iki yuzi miitecaviz ser 
burehne dervisi vardur. Aziz Hazretleriniin kubbe-i pur envanna giriip bir Yasin-i serif tilavet 
iderek ruhaniyetlerinden istimdad eyledum. Kabrinde musk rayihasindan ademun dimagi 
mu' attar olur. Kabriniin dort 9evresi musanna' 9erag u semdan u kandil ile muzeyyendiir. 
Halen cihaz-i fakri diilab i9inde mahfuzdur. Bu hakir muhibb-i Al-i Aba oldugimdan "el-fakru 
fahri" hadisinde imtisalen kustahane ve fukaralannun izniyle aziz sultanun bozdogam terkli 
ke9e kulah tacini tekbir ile tekye-nisin (Memi Dede Can) basima koydu. Cumle dervisan 
giilbank 9ekiip hayir dua etdiler. Asitanesi kargir binadur." 

Bu bilgilere gore Piri Baba, Ahmet Yesevi'nin izniyle Anadolu'ya gelip Merzifon'un 
kuzeyindeki yuksek tepeye yerlesmis meczup tavirli bir Yesevi dervisidir. Halk arasinda 
yaygin pek 90k menkibesi vardir. Pir Dede'nin asitanesi Evliya Celebi doneminde asevi, 
tekke, dervis hiicreleri ve iki yiizden fazla dervisiyle gelip ge9ene hizmet etmekte, bir irsad 
merkezi gorevi yapmaktadir. Merzifon'daki zaviyesinden gunumiize sadece camisi ve ttirbesi 
kalmistir. 



80 



15. yuzyila ait oldugu sanilan tiirbe, Horasan erenlerinden olan Piri Baba adina 
yapilmistir. Eserin 1906 yilinda Nakkas Ibrahim tarafindan yapilmis olan kalem isi 
siislemeleri ozellikle dikkati 9eker. 

Piri Baba ttirbesine gelen insanlar, her ttirlu dilekte bulunur ve dileklerin kabul olmasi 
icin orada bulunan mumlukta bir mum yakarlar. Aynca Turbenin duvanna kucvik taslar 
yapistmrlar. Ozellikle tanmla ugrasan yore halki, her mahsulden sonra, mutlaka Piri Baba 
ttirbesini ziyaret edip, bir sonraki yilda iyi mahsul alabilmek i9in dua ederler. Cocuklan olsun 
diye duaya gelenler, 90cuklan dogduktan sonra tekrar gelip Piri Baba'yi mutlaka ziyaret 
ederler. 

Sanatkarlann ustasi olan Piri Baba'nin turbesinde bir tekne ve teknenin yaninda bir 
supurge asili olup ziyaretine gelenler, 90cuklanm bu teknenin i9ine yatinp dualarla 
siipuriirler. Tekneye yatinlarak supiiriilen 90cugun iyi bir sanatkar olacagina inanihr. Aynca 
90cuklann kotii huylanndan annip, iyi huylu ve 9ahskan olacagina da inanihr. 

Evliya Celebi'nin vermis oldugu bilgilerden hareketle Fuad Kopriilu de 'Turk 
Edebiyatinda Ilk Mutasavviflar' adh eserinde, Piri Baba'nin Hoca Ahmed Yesevi'nin 
Anadolu'ya gonderilen halifelerinden oldugunu kabul etmektedir. Yine bir baska eserde ise, 
Pir-i Baba Haci Bektas Veli'nin miiritlerinden biri olarak gosterilmektedir. Aynca Amasya 
Tarihi'nde ise, Horasanh olarak takdim edilen Piri Baba'nin 1464 senesinde Merzifon'da bir 
zaviye yaptirdigi ve bu zaviye i9in vakif tanzim ettirerek Merzifon'u ihya edenlerden oldugu 
yazilmaktadir. 

Piri Baba ttirbesine girebilmek i9in once birka9 basamakh bir merdivenden revak 
kismina girilir. Tiirbe iki kath olarak yapilmis olup,Alt kat cenazelik kismidir. Ziyaret edilen 
iist kat ise,sandukanm bulundugu kisimdir. Buradaki sanduka ahsilmisin disinda yiiksek ve 
genis bir bi9imdedir. Sanduka bir kaide iizerinde yer almakta ve tiirbe mekanimn tarn 
ortasinda olup,bu mekanin biiyiik bir kismini kaplamaktadir. Ahsap sandukamn iizerinde yesil 
renkte bir ortii bulunmaktadir. 

Piri Baba tiirbesi kare mekanh ve iizeri tek kubbelidir. Sekizgen kasnakh kubbeye ge9is 
dilimli troplarla saglanmistir. Tiirbe moloz tas malzeme ile yapilmis ve onde yer alan iki 
gozlii revak kisminda ise, moloz tas ve tugla malzeme kullamlmistir. Aynca eserin duvarlan 
ve kubbe kasnagi iizerinde tugla dizilerinden olusan kirpi sa9aklar bulunmaktadir. Tiirbe dogu 
ve bati duvarlannda, kubbe kasnagi seviyesinde a9ilmis bulunan ku9iik birer pencere ile 
giiney cephede yer alan bir pencereyle aydinlanmakta ve genel yapisi itibariyle disa kapali 
etki olusturmaktadir. Aynca turbenin giiney cephesi alinhginda 9ini bezeme izleri 
goriilmektedir. 



81 



Insa kitabesi olmadigi i9in yapim tarihi hakkinda kesin bir bilgisimdilik yoktur. Fakat 
mimari ozelliklerinden hareketle 15. yuzyilda yapilmis olabilecegi kabul edilebilir. Bu 
noktada Amasya Tarihi 'nde konuyla ilgili az da olsa verilen bilgi tarihleme konusundaki 
goriisii desteklemektedir. Buttin bunlarla birlikte 'Diinden Bugune Merzifon' adli eserde 
ttirbeyi yapan ustanin §amhoglu Hoca ibrahim adli bir usta oldugu hakkinda bilgi 
bulunmaktadir. Bu bilgi el yazmasi halinde bulunan ve kimin tarafindan ne zaman yazildigi 
bilinmeyen 'Menakib-i Pir-i Baba' adli eserden naklen verilmektedir. 

Pir-i Baba ttirbesi, icerisinde 90k sayida aga9 bulunan genis bir bah9eye sahiptir. Bah9e 
gerisinde kuruluk ve mutfak gibi kisimlar da bulunmaktadir. Aynca tiirbenin guney kisminda 
bir de hazire yer alir. 

Pir-i Baba ttirbesi, i9ersinde yer alan duvar resimleri ile Sanat Tarihimiz a9isindan da 
onemli bir yere sahiptir. Bu resimler Osmanh resim sanatinin se9kin ornekleri arasindadir. 
Duvarlarda ozellikle dikkati 9eken husus, birbirinin benzeri olan naturmort (olii doga) 
9alismalandir. Biittin i9 mekan kok boyalarla hazirlanmis bu resimlerle bezeli durumdadir. 
Aynca tiirbenin dogu duvannda yer alan ve kare bir pano i9erisine birbirine bakar sekilde 
karsilikh olarak islenmis teber (dervis baltasi), tespih ve M19 motifleri ile ortada bir ipe asili 
olan keskiilden olusan kompozisyon ilgi 9ekicidir. Ozellikle teberlere asili olan kili9lar ilgi 
9ekicidir. Cunkii bu kili9lar siradan birer M19 olmayip, agzi 9atal olan zulfikar adli kili9tir. 
Bilindigi gibi zulfikar, Hz. Muhammed tarafindan Hz. Ali'ye armagan edilmis olan kili9tir. 
Iste bunun i9indir ki burada resmedilen dervis baltasi, tespih, zulfikar ve keskul gibi olgular 
tekke-zaviye-dervis anlayisindaki ogelerin sembolik birer anlatimidir. Aynca burada keskul 
motifi uzerine yazilmis iki satirlik bir de kitabe bulunmaktadir. Osmanlica yazilmis olan 
kitabenin okunusu ve Tiirk9e anlami asagiya 9ikanlmistir: 

Zair gir bu makama bahulus baihtiram 

Kil ziyaret merkad-i Pir-i Baba zir bu makam 
(Ziyaret9iler ! bu makama gomil temizligi ve hiirmet ile girip,bu makamin altindaki 
Pir-i Baba'nin mezanni ziyaret edin). 

Agirhkh olarak pathcan moru, kirli sari, kirmizi, yesil, visne 9iirugu ve mor renklerin 
kullamldigi kalem isi bezemeleri yapan usta, imzasim giris kapisin iizerinde bulunan kitabe 
uzerine atmistir. Iki satirdan ibaret olan bu kitabenin ust satinnda belirgin bir sekilde 'La ilahe 
illallah Muhammedun Resulullah' ibaresi, altta ise uste oranla miitevazi bir sekilde yazilmis 
'Nakkas Ibrahim sene-1322' ibaresi yer almaktadir. Bu kitabeden de anlasilacagi iizere 
tiirbedeki duvar resimleri Nakkas Ibrahim tarafindan 1906 senesinde yapilmistir. Bu 
9ahsmalar, biiytik bir ihtimalle tiirbenin 20. yiizyil baslannda ge9irmis oldugu biiyiik onarim 



82 



sirasinda yapilmis olmahdir. Aynca ttirbe 1977 yilinda Vakiflar Genel Mudurlugiince bir 
onanm daha gormiis, 9evre duzenlemesi yapilarak ziyarete a9ik hale getirilmistir. 



Ali Pir Civan'm yasadigi tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte, halk 
muhayyilesinde olusan menkibelerden, onun Osmanh doneminde muhtemelen Celali 
isyanlan'nin bastinlmasi siralannda kiz kardesiyle birlikte Gumiishacikoy'de idam edildigi 
sanihyor. ik;eye bagli Sarayozii koyiinde bulunan ttirbede medfun sahsin Gumiishacikoy'de 
dergahi bulunan Alevi pirlerinden §ah Mahmut Veli'nin dort oglundan en ku9iigu oldugu 
anlatihr. Oysa Ali Yaman'in arastirmalan, Ke9eci Baba ile akraba oldugu soylenen Mahmut 
Veli'nin Tokat'in Erbaa Ikpesinin Ke9eci koyiinde yine her yil Kultur Festivali seklinde 
Temmuz ayinda duzenlenen torenlerle anilan ve Ke9eci Baba, Ahi Mahmut Veli, Gul Ahi 
Baba, §ah Mahmut Veli gibi adlarla da anilmakta olan Ahi Mahmut Veli ile aym ki§i 
oldugunu gostermektedir. Kendi ttirbesinde ailesi ile birlikte yatan Ke9eci Baba ya da Ahi 
Mahmut Veli'nin 90cuklan arasinda Altin Biyik, Seyit Mehmet ve Ali Haydar adinda U9 oglu 
ve Turhal Karkin koyiinde yatan Aziz Baba adh torunu oldugu bilinmektedir. Menkibeye gore 
Horasan'dan Anadolu'ya gelip Ke9eci Koyune yerlesmis bulunan Sancakh evliyalanndan 
Ke9eci Baba'nin 13. ytizyilda ya^adigi, ve Haci Bekta§ Veli'nin amcasi oldugu da rivayet 
edilmektedir. Sekjuklu doneminin son Ahi Babasi olarak da bilinen §ah Mahmut Veli'nin 
aynca zamanin onemli sanatlanndan olan ke9eciligin en buytik ustasi oldugu kabul edilir. 
Oysa Ahi Mahmut Veli'nin yasadigi donem ile Ali Pir Civan'in yasadigi kabul edilen donem 
arasinda baglanti kurulamayacak kadar uzun bir zaman araligi vardir. 

Pir Ali Bircivan'in idami hakkindaki bir soylenti de Amasya'da Y6rgu9 Pasa donemine 
dayandinlir. Kizilkocaogullan'nin ortadan kaldinlmasi esnasinda kiz kardesi ile birlikte 
asilmis olmasi muhtemeldir. 

Ismail Onar, diger bir ihtimal olarak Pir Civan'in 1520 yihndaki §ah Veli (diger adiyla 
Bozoklu Celal) Isyaninin liderinin oglu olabilecegini ileri surer. Alevi kaynaklan Bozoklu 
Celal'in ve §ah Veli'nin ayn kisiler oldugunu kabul ederek birka9 yil ara ile isyanda 
bulunmus olduklanndan soz eder. Bu donem elli yillik bir zaman dilimi i9inde U9 bes yillik 
aralarla ekonomik sikintilann had safhada oldugu bu bolgede art arda ayaklanmalann bas 
gosterdigi bir donemdir. 

Ihtimaller siralamasinda Kopriilii Mehmet Pasa (1656-1661) donemi de yer alir. Bu 
durumda Pir Ali Bicivan'in menkibevi hayati, Celali Isyanlannin oncesinden baslayarak 240 
yila yaklasan bir zaman araligi i9ine yayilir. 

Sarayozii'nun Celali Isyanlan sirasinda kitalden ka9an Aleviler tarafindan kuruldugu 
kabul ediliyor. Halkin muhayyilesinde zenginlesen menkibe, bu iki kardesin ikiz 

83 



olduklanndan, uzun boylu, giizel ve yakisiklihgindan soz ederek, babalannin 90cuklannin 
ikisini birden "Bircivan" diye adlandirmis oldugundan bahseder. Kardesler ozii, sozii, 
davramslan ile birbirlerine 90k benzemektedir. Ve ustelik ikisi de yore insani tarafindan 90k 
sevilmektedir. Tabutlanni on iki yigit Kizilbas delikanh gece gizlice Gumushacikoy'iin 
kuzeyindeki dagin obiir yamacina kadar tasir ve bu gunkii turbenin bulundugu yere 
defnederler. Ali Pir Civan'in ayak ucuna bacisini da defnettikleri i9in sanduka sekiz metreye 
varan bir uzunluga ulasir. Sandukanin uzunlugu konusunda farkli rivayetler de vardir; Pir Ali 
Bircivan, sandukasini yapan ustanin riiyasina girmis ve bacaklannin usudugunii soylemis 
bunun iizerine usta da sandukayi uzun yapmistir. L^uncii bir rivayete gore ise, Pir Ali'nin 8. 
Imam, Imam Riza soyundan gelmis olmasi nedeniyle sandukasi sekiz metre uzunlukta 
yapilmistir. 

Meyilli bir alanda insa edilmis olan tiirbe bir avlu i9ersinde yer alir. Turbenin giris 
kapisi tek kanath ve ahsaptan olup i9erisi dikdortgen planh ve olduk9a kasvetli bir haldedir. I9 
mekan ahsap korkuluklarla ikiye ayrilmis ve giineyde kalan mekan mescit olarak 
kullamlmakta olup, Pir Ali Bircivan' in ttirbesi kuzey kisimda bulunmaktadir. Muzaffer 
Doganbas'a gore, 1900'lerde yapildigi kabul edilen turbenin mimarisi kayda deger bir ozellik 
tasimamakla birlikte, i9 duvarlarda yer alan ve oldukja yogun bir sekilde islenmis duvar 
resimleri ttirbeyi anlamli kilmakta ve son donem Osmanh resim sanatimn orneklerinden 
olmasi nedeniyle dikkati 9eker. Ozellikle bati duvan uzerinde yer alan teber, M19, keskiil, 
takke ve sancak gibi tasvirler, Merzifon'daki Piri Baba ttirbesindeki tasvirleri hatirlatmakta ve 
aralannda bir uslup benzerligi dolayisiyla Nakkas Ibrahim' in burada da 9ahsmis olabilecegi 
dusunulebilir. Aynca dogu, giiney ve kuzey duvarlarda Antik £ag siitun ve sutun bashklan 
uzerinde vazo i9erisinde yer alan natiirmort 9ahsmalan bulunmakta ve yine bunlardan farkli 
olarak uztim salkimi, selvi, hurma ve karpuz tasvirleri dogal o^iilere uygun bir sekilde 
islenmistir. Biitiin bu 9ahsmalarda renk olarak sari, yesil, kirmizi, bordo, kahverengi, mor ve 
tonlan kullamlmistir. 



Gumiishacikoy'de evliyalar arasinda bir de Niyaz Baba vardir ki, anlatilanlara gore, 
dogumu Babai Isyani siralanna rastlar. Amasya'da yasananlar sirasinda Eliye Hatun 
tarafindan ka9inlarak kurtanhr. Niyaz Baba Eliye Hatun ve Rizai Sadik Baba ile birlikte 
Gumtis Suyunu takip ederek bu gunku mezannin bulundugu bolgeye yerlesir. Rizai Sadik 
Babadan Astroloji, §ifa (Eczacilik), Doga Bilimleri ve gizli bilimlerle birlikte 12 Imam 
yolunu ogrenir. Unii bolgeye yayilmis olan Niyaz Baba Eretna Beyinin dostlugunu da 
kazanir. Cevredeki Alevi koylerinin kurulusunda yolgosterici olan Niyaz Baba'nin hakkinda 
anlatilanlara gore, evlenmis iki oglu olmus, iki oglunu da gen9 yasta kaybetmistir. 

84 



Haci Bektas Veli dergahinin 23. Postnisini olan Hamdullah £elebi (1767-1836), 
Feyzullah £elebi'nin buyiik oglu olup, babasinin 1824 yilinda vefati iizerine postnisin 
olmustur. Asil adi Mehmed Hamdi olan Hamdullah £elebi once Yeniceri Ocaklannin ve 
ardindan Bektasi tekkelerinin kapatilmasi iizerine II. Mahmud tarafindan 1827'de 9ikanlan 
fermanla Amasya'ya surgun edilir. Hamiyet Sezer'in 'Yeni9eri Ocagimn Kaldinlisinin 
Tasradaki Yansimalan' ba§likli cah^masinda, ocagin kaldinlmasi ve alinan tedbirlerle ilgili 
bir 90k emir gonderildigini ve bunlann uygulandigini dile getirmektedir. Yeni9erilerin 
90gunlukta oldugu yerlere gorevliler gonderilmesi 9er9evesinde, sadrazam tatarlanndan Haci 
Osman Aga'nin da Bolu, Kastamonu, Osmancik, £orum, Amasya, Niksar'a kadar durumu 
yakindan takip ettigini anlatir. Sivas valisi Mehmed Pasa'nin bildirdigine gore, Amasya'da 8 
ki§i idam 5 ki§i (2'si Ankara, 2'si £orum, l'i Niksar'a) surgun edilmistir. 

A.Celalettin Ulusoy, 'Pir Dergahindan Nefesler' adh kitabinda, Hamdullah Efendi'nin 
surgune giderken beraberinde bir 90k kitap ve beige goturdugunu fakat bunlann gumimuze 
kadar korunamadigini yazmaktadir. 

Hamdullah Efendi'nin vefatindan sonra Amasya'daki Aleviler, 1847 yilinda 
mezannin iizerine bir tiirbe yaptinr. Kare planh tek kubbeli olarak duzenlenen tiirbe 
Amasya' nin Pirler mevkiinde yer almaktadir. Tiirbe bir avlu duvanyla 9evrili olup, kuruluk, 
ocak ve kesim yeri gibi kisimlara sahiptir. 

Tiirbe ile ilgili bilgi veren en eski kaynak Hiiseyin Husameddin'in Amasya Tarihi 
adh eseridir. Bektas Baba Turbesi seklinde ifade edilen yapinin 1847 tarihli kitabesinde bes 
satir halinde ta'lik hatla yazilmis olan metin soyledir: 

Postnisin-i asitan-i Haci Bektas-i Veli,hem dahi evladi hunkar nesli sahi-i evliya 

§iibhesiz seyyid Hiiseyin en-nesebi ali haseb,9aker-i isna aserem hadim-i fakr-u fena 

Mazhan feyzi bidayeti miirsidi kamil idi,oldu mir'at-i kemali salikane hak nema 

Zahiren etsin ziyareti kabrini hep zairan,esnayi ruhi olsun batmen al-i aba 

£ikdi hafiz 9ardeh ma'sum tarih ,etdi Hamdullah Efendi hak deyii azm-i hiida 

Sene- 1263 (1847) 
Turbenin giris kapisi sonraki yillarda kuzeyden giineye alinmis ve tiirbe 
mustemilatimn bulundugu cepheyle bakisimh hale getirilmistir. Turbenin i9erisinde iizeri 
yesil ortiilerle ortiilmiis iki adet ahsap sanduka bulunmaktadir. Bu sandukalardan onde olani 
Hamdullah Efendi'ye, digeri ise, esine aittir. Tiirbe i9erisinde dikkati 9eken ilk sey 
duvarlardaki kalem isi bezemelerdir. Bu bezemeler turbenin beden duvarlan ve kubbeye 
ge9isi saglayan tromplarla kubbe i9erisine islenmistir. Aynca i9 mekani aydinlatan pencere 
sovelerinin i9erisi karsilikh olarak birbirine bakar sekilde bir vazodan 9ikan natiirmortlarla 

85 



bezenmistir. Beden duvarlan ise, dikdortgen panolara bolunerek pano i9lerine ince (jizgilerle 
birbirine baglanan zig zaglann olusturdugu ve adeta birer besik 9atinin iistten gorunumunii 
hatirlatan sekillere sahiptir. Kubbe i9erisi en ortada bir yildiz ve bu yildizin etrafinda dort tane 
yuvarlak madalyon ve en dista ise,kubbe eteklerinde, icleri palmet ve lalelerle doldurulmus 
kusaklar yer almaktadir. 

Bu bezemelerden ayn olarak madalyonlar i9erisinde yer alan ve yazi bezeme 
orneklerinden sayilabilecek 9ahsmalarda bulunur. Bu madalyonlar i9erisinde Oniki imamlara 
ait isimler yer almaktadir. Alevi-Islam inancimn temel dinamigini olusturan Oniki Imamlann 
adlannin burada yer almasi anlamlidir. Bununla birlikte Allah, Muhammed ve Dort Halifenin 
adlan da yuvarlak pano i9lerine islenmistir. 

Hamdullah Efendi'nin duygu yuklu diinyasindan soz etmek de yerinde olacaktir. O, 
yiiregi ve kalemi gu9lu bir Hakk asigidir. Onun misralannda en basta insan sevgisi olmak 
uzere, Tevhid, Kur'an, Ehl-i Beyt ve Oniki Imam on planda yer almaktadir. Kendisi siirgiine 
yollanmadan once "Hamdullah" mahlasim, surgunde ise -memleketi Hacibektas'a hasret 
kaldigi i9in olsa gerek- "Hasireti" mahlasim kullanmistir. Onun yiiregi bazen kipirtisiz bir 
deniz gibi sessiz sakin, bazen de coskun bir sel gibidir. Bunu onun siirlerinden anlamak 
mumkundur. 



Muhsin Giil, '§eyh Cemaleddin Efendi Asigi Halk Ozam Sidki Baba Hayati ve §iirleri' 
baslikh eserinde, Sidki Baba'nin soyunun Oguz Tiirkleri'nin Bozok koluna bagh Dedekargin 
asiretinden geldigini ileri siirerek bize su bilgileri verir. Bu asiret Anadolu'nun 9esitli 
yorelerine dagihrken bir grup da Malatya'da Tohma 9ayi kenannda Cerme adinda bir koye 
yerlesir, uzun yillar bu koyde yasayarak arazi ve miilk sahibi olurlar. Aralannda Haci 
Ahmetler diye taninan bir aile vardir ki, Sidki Baba'nin dedesi bu Haci Ahmetlerdendir. 

Osmanh imparatorlugu'nun gerileme donemlerinde Anadolu'da devlet otoritesi 
sarsilmis, devlet guvencesi ve can giivenligi kalmamistir. Asiretler arasinda kiran kirana, giicii 
giicii yetene bir savas ve rekabet hukum siirer. Bas vurulacak makam yoktur. Yorede 
90gunlukta olan Kurt asiretleri ustiinliik saglayarak zaman bu zaman derler, zulum, iskence ve 
baskilanni artinrlar ve bu koy halkini topluca go9 etmek zorunda birakirlar. Koy halki canini 
kurtarmak i9in arazisini ve evini terk edip guruplar halinde go9 ederek Silifke yoresine 
yerlesirler. Ilk kafilede Haci Ahmetler de vardir. Fakat Haci Ahmetler bu durumu 
hazmedemez geri gidip arazilerine sahip 9ikmayi, kendi evlerinde oturmayi kararlastinp 
koylerine donmek iizere yola koyulurlar. Tarsus'un Yenice koyii yanina geldiklerinde yeni bir 
kafile ile karsilasirlar. Niyetlerinin geri gitmek oldugunu soyleyince, yeni kafile," Sakin 
gitmeyin, azginhgi daha da artirdilar, yakip yikma, talan iskence eskisini de ge9ti", derler. 

86 



Haci Ahmetlerin cesaretleri iyice kinlir. Fakat tarn bu sirada bir kolera salginina yakalanirlar. 
Ailenin biitiin erkekleri olur. Bu go9 yolculugunu at sirtinda, heybe goziinde, kundaga sank 
olarak yapan Mehmet adinda bir kutjvik 90cuk vardir. Erkek olarak yalniz bu bebek Mehmet 
koleradan kurtulmustur. Bu yiizden kadinlann olumunden kurtulanlan Mehmet'le Yenice'de 
yerlesmek, zorunda kalmislardir. 

Zamanla Mehmet biiyiir, on sekiz yasinda bir delikanh olarak ailenin tek erkegi ve 
umudu olur. Iste bu sirada Misir Valisi Kavalah Mehmet Ali Pasa Osmanh devletine bas 
kaldirmis, Kutahya'ya kadar gelen ordulan yenilgiye ugrayinca, Misir'a geri donerken, yol 
boyu orduya elverisli gen9leri toplayarak zorla Misir'a goturmuslerdir. Bunlann arasinda 
Mehmet de vardir. Mehmet Misir'a vardiktan bir muddet sonra bir arkadasiyla ka9mayi 
basararak koyiine doner ve Eseli adinda bir kizla evlenir. Bu evlilikten Ahmet ve Zeynel 
Abidin adinda iki oglu olur. Iki kardes koy medresesinde okuyup yazmayi ogrenirler. Zeynel 
Abidin saz 9almayi da ogrenir ve (Pervane) mahlasiyla deyisler soylemeye baslar. Onun alti 
yasinda deyis soyledigi rivayet edilmistir. Mehmet'in erken oliimu ile 90cuklar yetim kahrlar. 
Zeynel Abidin'in adi artik Pervane'dir. Pervane on iki yasina geldiginde uniinii duydugu 
Hacibektas Dergahina gitmeyi arzular, annesinden izin ister. Annesi 90cuklugunu bahane 
ederek izin vermez, biraz daha biiyii de sonra gidersin der. Fakat Pervane akhna koydugu i9in 
bir giin habersizce ka9ar, farkina varan annesi arkasindan ath gondererek yoldan geri 9evirtir. 
Pervane bir muddet sonra tekrar ka9ar ve bu sefer planini uygulamayi ve Hacibektas'a 
ulasmayi basanr. Pervane 1293 yilinda dergaha gittigini ve o zaman on iki yasinda oldugunu 
deyislerinde tekrarlamaktadir. Buna gore dogum yih 1281 miladi 1865'tir. 

Dergaha vardiginda durumu §eyh ve postnisin olan Feyzullah Efendiye bildirirler. §eyh 
"ii9 giin istirahat etsin de sonra goriisiiriiz" der. Pervane bu 119 giinii sabirsizhkla bekler ve 
seyhin huzuruna 9ikardiklannda, bir ay hizmet edip geri gitmek arzusunda oldugunu 
soyleyince §eyh, "Oglum bir ayda ne ogreneceksin, sende istidat ve kabiliyet goriiyorum, 
burada kal, seni £elebi efendilerle okutayim, alim olursun asik sadik olursun" dediginde 
Pervane kalmayi kabul etmis ve §eyhi huzurunda : 

"Hublar ser 9esmesi nur-i Feyzullah 

Arz'ettim cemalin seyrana geldim" 

dizeleriyle baslayan kosmayi soylemistir. 

§eyh, "Aferin oglum, 90k begendim, bu yasta bu sozler bir asik eseridir. Saz da 
9alarmisin?", diye sordugunda "Evet efendim, soziime gore sazim da var" diye cevap vermis 
ve eline bir saz verdiklerinde o anda irticalen ve saz ile, 

"Asik oldum bir keremler kanina 

Goniil arz ettigi cana kavustu." 

87 



dizeleriyle baslayan, ikinci deyisini soylemistir. 

O zaman dergahta degerli hocalan olan bir medrese vardir. Feyzullah Efendi Yozgath 
meshur Ali Nihani Hoca'yi da Istanbul'dan getirterek medreseyi takviye etmistir. Cocuklar 
Cemaleddin ve Veliyeddin Celebiler bu medresede okumaktadirlar. Pervane de bu medresede 
okumaya baslamistir. 

Pervane iki yil ge9tikten sonra anne hasreti duyarak seyhinden tic ay izin almis ve 
Yenice'ye gitmis, izninin bitiminde tekrar dergaha dondugiinde Seyh Feyzullah Efendinin 
oldugunu ogrenmistir. 

Dergah postuna oturan biiyiik oglu Cemaleddin Efendi yeni seyhi ve medrese 
arkadasidir. Medrese hocalanyla devamli iliski i9inde adeta zamana bagli olmaksizin 
ogrenimlerine devam ederler. Diger taraftan da tarikat isleriyle ugrasarak sik sik birlikte yurt 
gezileri yaparlar. Medrese tahsili ve tarikat hizmetleri ic i9e olarak Cemaleddin Efendi ile 
beraberliklerini 1310 yilina kadar stirdtirtirler. 

Pervane, Seyh Feyzullah Efendiye gosterdigi baglihgi, daha fazlasiyla oglu Seyh 
Cemaleddin Efendiye de gostermistir. Kendisine verilen gorevleri yapmaktaki 9ahskanhgi ve 
durustltigti ile dikkati 9eken ve sevilen Pervaneye. gosterdigi bu baghlik ve sadakatinden 
dolayi Seyh Cemaleddin Efendi bir gun "Senin adin bundun sonra Sidki olsun demis ve 
Pervane bu adi 90k begenerek benimsemis, bundan sonra adi da, mahlasi da Sidki olmustur. 
Cemaleddin Efendi btittin gezilerini Sidki ile beraber yapmis. Sidki'nin eline kendisinin 
halifesi ve vekili olduguna dair bir berat (beige) vererek aynca tarikat gezilerine gondermistir. 
Sidki, seyhi adina ve onun vekili sifatiyla tarikat hizmetlerini yuriitmek amaciyla biitiin 
Anadolu'yu dolasmis ve boylece tarikatin ikinci adam durumuna gelmistir. 

Bu gezilerinden birinde Merzifon'un Hanz koyumi begenerek oraya yerlesmek istemis, 
Cemaleddin Efendi de sadik bir adamimn dergahtan uzak bir yerde, dergahi temsilen tarikat 
hizmetlerini yuriitmesini uygun gorerek kendisinden aynlip oraya yerlesmesine izin 
vermistir. 

1893 senesinde, Corum'un Alaca Il9esi Imad Hiiyugii koyiinden Mehmet Dede 
evladindan Ali Aga'nin kizi ve Aziz Aga'nin kiz kardesi olan Hatice, hizmet gormesi i9in 
dergaha birakilmis. Cemaleddin Efendi Sidki'nin bu kizla evlenmesini miinasip gormus ve 
teklifi kabul edilerek evlenme toreni yapilmistir. 

Sidki (Pervane) daha bir yihm doldurmayan, taze gelini alarak 1310 (1894) yilinda 
gider Hanz koyune yerlesir. Koylii bu olaydan 90k memnundur. Once muvakkat bir ev tahsis 
etmisler, kisa zamanda civar koylerin de yardimryla, koyiin kenannda genis bah9eli iki kath 
bir ev yaparak kendisine bagislamislardir. 



88 



Sidki omriinun kalan 34 yilini bu evde tamamlamistir. Bu koye gelisini bir kosmasinin 
son dortlugiinde soyle soylemistir. 

"Asik oldum kaslarmin yayina 

Serim verdim ben Ali'nin soyuna 

Sene bin 119 yiiz on Hanz koyune 

Geldi de bir asik Pervane gitti." 

Tarikattaki hizmetleri ve kazandigi ilmi derecesiyle Baba'lik sifati alan ozanimiz 9esitli 
yorelerde (Asik Sidki, Sidki Efendi, Sidki Baba, Cemal Efendimin asigi Sidki Baba) adlanyla 
taninmaktadir. 

Bazi yorelerde Tarsus'lu Sidki, Adana'h Sidki diye de taninmakta ise de, Hanz koyune 
isteyerek yerlesmesi, ilk defa basini soktugu evi olmasi, tjocuklannin orada dogmasi, niifus 
kaydinin orada olmasi dolayisiyla kendisini Merzifon'lu saymistir. Cesitli vesilelerle 
Merzifon'lu, Hanz'h oldugunu tekrarlamistir. 

Hanz koyune yerlesmek Sidki Baba'nin hayatinda ikinci doniim noktasi olmustur. 
Onceleri §eyhi'nin talimatiyla hareket ederken, artik bagimsiz hareket etmeye ve kararlarmi 
kendisi vermeye baslamistir. Bu koyde yasadigi muddet9e genis bir 9evrenin tarikat 
sorumlulugunu tasimis, muhibbanin dergaha olan adak ve bagislanni ve dergah giderlerini 
karsilamak iizere devlet9e tahsis edilen koylerin asanni toplayarak yilda iki-ii9 defa dergaha 
goturmustur. Tarikat hizmetleriyle buttin Anadolu'yu adim adim gezmi§, §am'a, Bagdat'a 
gitmi§, §am'da Emeviye camiini basarak camidekilere saldirmis, olay 9ikarmi§, Sivas, 
Malatya, Tunceli, Erzurum, Erzincan, Kars taraflarma bir 90k defalar gitmistir. Sivas'ta da 
olaylar 9ikarmis, iftiraya ugramis, hapse atilmistir. 

Karaman yakininda bir 9ayirhkta atlan 9almmis, siirerek Karaman'a girmisler, atlann 
yerini tespit etmisler, fakat atlan 9alan ahira kilitleyerek, "oyle at yok burada" deyip savmak 
istemis. Mahkemeye vermisler, mahkemeleri giinlerce uzamis. Hacibektas dergahi hizmetinde 
gezdiklerini ogrenince Kadi da hakaret etmi§ ve davayi suriincemede birakmis. Bunun iizerine 
Sidki Baba 45 beyitlik uzun bir destan yazarak kadiya sunmus. O gun rastlanti olarak Konya 
Muddeiumumisi de mahkemede bulunuyormus. Destani savci alarak sesli okumaya baslamis, 

"Soylerim sozumu Pir Bektas diye 

Ger9i gelirse de yiiz, bin tas diye 

Ni9in dahledersin kizilbas diye 

Seni ibn-i Stifyan necaset kadi" 

beytine sira gelince, kadi muddeiumiumiye donerek itiraz etmis, "Burasi 90k agir olmus, 
bunu 9ikarsin" demis, Konya savcisi da "yok yok bunu 9ikannca destanin diizeni bozulur" 
diye latife etmi§ ve sonunda Sidki Baba davayi kazanarak atlan teslim almis. 

89 



Sidki Baba yilin yandan tjogunu Hanz koyii disinda ve gezerek gefjirmi^, gittigi her 
yerde halkin ihtiyaclanyla ilgilenmis, halk arasindaki anlasmazhklarda hakim gibi karar 
vererek, heybetli goriinusii ile halk uzerinde etkili olmus ve dediklerini yaptirmistir. 
£esme, medrese, cami, yol, koprii yapim ye tamirlerine, tekke ve tiirbelerin tamirlerine 90k 
gayret gostermis, halki koylerde imece usulii ve zorla 9ahstirmis, yaptirdigi bu i§ler i9in de 
tarih belirleyen §iirler soylemistir. 

Amasya'nin Kovay (yeni adiyla Kayacik) koyiine cami ve 9esme yaptirmis, 9ahsmak 
istemeyenleri dovmiis ve bu olaya giizel bir destan yazmis. Su iki dize bu durumu ifade eder. 

"Kim getirmez bu 9esmenin tasini 

Tas yerine tiglayip koy basini" 

Merzifon'da harabeye doniisen Piri Baba ttirbesini tamir ettirmis, yamndaki kabristanla 
birlikte genis avlusunu duvar i9ine aldirmis, yanina aynca bir misafirhane ve mutfak 
yaptirmistir. (Tekkelerin kapatilmasinda misafirhane ve mutfak yiktinlmistir.) O giinlerde 
koylusii Bayram Kahya, Sidki Baba'ya gelerek "Ruyamda K09U Baba'yi gordiim. "Piri Baba 
tamir oldu, 90k memnun oldum, fakat ben burada garip kaldim. Sidki Efendiye selam soyle 
benim kabrimi de yaptirsin", dedi" demis. Sidki Baba derhal Merzifon'a giderek Belediye 
ustasi Hakki ile 12 altin liraya pazarlik ederek isi havale etmis. Amasya'nin Koycegiz 
koyiinde Emiroglu Ahmet Aga'ya giderek durumu anlatmis ve bu parayi halktan toplayacagini 
soylemis. Ahmet Aga 12 altin lirayi kendisi vererek, "Baska koylere giderek zahmet 9ekme, 
bu hayir da bizim olsun", demistir. Tiirbe tamir edilerek anahtan hizmetkan Sadik Efendiye 
teslim edilmistir. 

Bir gun Merzifon yolu uzerinde Abazalar koyunden (^akmakji Aga yolda karsilastigi 
yabanciya kimligini sormus, "Hanz'hyim, sehre gidiyorum" cevabim alinca, "Bu vakitsiz 
gidis niye, kefen mefen mi lazim oldu", diye tekrar sordugunda, Hanz'linin "birisiyle bir smir 
davamiz var, mahkemeye verecegim" demesi iizerine, "Niye Sidki Baba koyde yok mu demis, 
"Dun geldi, koyde", cevabim alinca £akma9i Aga adami azarlamis, "Utanmryor musun, 
hakim kendi koyiinde otururken ellerin hakimine gidilir mi, don geriye, Sidki Baba'ya benden 
selam soyle isinizi halleder", diyerek koyliiyii geri 9evirmistir. 

Sidki Baba ilim ve irfamyla, halka hizmet ve diiriistliigiiyle biiyiik itibar ve saygi 
toplamis ve cesur bir kimse olarak tamnmistir. ^orum'un Hatap bogazinda eskiyalar 
tarafindan yolu kesilince, silahim 9ekip eskiyamn iizerine yiiriimiis ve kovalamis, adi yoreye 
yayilmistir. 

1915 yilinda Birinci Diinya Savasi'nda memleketin U9uruma gittigini goren Seyh 
Cemaleddin Efendi Padisah Sultan Resat'a basvurarak memleketin kurtulmasi i9in bu 9orbada 
kendisinin de tuzu olmasi bakimindan, muhibbandan goniillii bir miicahidin Alayi teskil 

90 



ederek Ruslarla savasa girmek istedigini soylemis ve izin istemistir. Padisahtan gerekli izni 
alarak her vilayete asker toplamak iizere hususi adamlanni gondermistir. Kendisi Alay 
kumandani olarak Erzurum §ubenin, Sidki Baba da Yiizbasi riitbesiyle Erzincan §ubesinin 
basinda bulunmuslardir. Boylece bir Alay meydana getirilerek dogu cephesinde Ruslarla 
savasa girilmis, bir yila yakin 9arpismalarda bulunuldugu ve 90k basanlar elde edildigi halk 
arasinda anlatila gelmistir. 

Sonradan bu Alay Istanbul Hukumetinin emriyle dagitilmis, yashlar serbest birakilmis, 
gen9ler diger Alaylara bolusturulmustur. 

Sidki Baba dunya malina heveslenmemis, 90k kanaatkar olmus, eline 90k imkan ge9tigi 
halde servet ve mal edinmeyi akhndan ge9irmemistir. Bazi sairler gibi omrunun sonunda 
sefalete dusmemis, i9ki ve sefahata kapilmamis, buyiik bir itibarla sultanlar gibi yasamistir. 
Hanz koyundeki halkin bagisladigi evinden baska 90cuklanna bir sey birakmamistir. 

Cemaleddin Efendi kadirsinaslik olmak iizere kendisine 9iftlik almak istemis fakat 
Sidki Baba bunu kabul etmemis, Hanz koyu yakinina go9men yerlestirilirken ona da arazi 
vermek istemisler, onu da kabul etmemis, Merzifon Piri Baba Medresesinde ge9ici hocalik 
yaptigi sirada ilmine hayran olan diger hocalar ve Merzifon esrafi, medresede daimi hocahgi 
kabul etmesi halinde kendisine ev, bag, bah9e alip bagislayacaklanni ve tapusunu hemen 
vereceklerini vaat etmisler, o ise, parmagiyla koyunti gostererek "Siz medresenize her zaman 
hoca bulursunuz, lakin benim oradaki vazifemi yapacak adam bulunmaz", diyerek onu da 
kabul etmemistir. 

Sidki Baba'nin ilk esinden oglu Ali Baki ve yedi kizi dunyaya gelmistir. Kizlann U9U 
90cukken olmtis digerleri buyuytip evlenmislerdir. 1911 yilinda esi Hatice oltince, 1912 
yilinda Hanz koytinden Naciye adh bir kizla ikinci evliligini yapmis, ondan da Hamdullah 
adinda bir oglu ve iki kizi daha dunyaya gelmistir. 

Sidki Baba'nin bir yonden yorucu ve macerah, diger yonden ise kazandigi buytik saygi 
ile gittigi her yerde padisahlar ve sultanlar gibi karsilanarak 90k debdebeli ve sasaali ge9en 
hayati 1928 yilinda son bularak fani dunyadan go9up vuslata ermis ve ten kafesi Hanz koyu 
mezarhgina gomulmusttir. 



91 



92 



Amasya'da Rifailik 



Amasya'nin Tasova ikpesine bagh Alpaslan kasabasmda XIII. yiizyilda bir ktilliye 
olarak insa edilmis yapilar toplulugundan geriye kalan tek eser, Seyh Nureddin Alpaslan 
adina yapilmis olan tiirbedir. Tasova' da yasayan Remzi Saipli adli kisinin elindeki Arap9a 
vakfiyenin fotokopisi incelenmek iizere Alpaslan Belediye Baskani Muttalip Oztiirk 
tarafindan, Arap9a aslmdan terciime edilmek iizere, Vakiflar Genel Mudurlugii Ktiltiir ve 
Tescil Dairesi Baskanhgina getirilir. Boylece 1257 yilina ait vakfiyeden elde edilen bilgiler 
vasitasiyla Anadolu'nun o giinlere kadar nasil buyiik bir hizla Turk ve Islam kimligine 
buriinerek donusum ge9irmis oldugu da gorulur. Esasen, Rufai tarikatinin kisa siirede 
yaygmlasip taraftar bulmasi a9ismdan da bu vakfiye ve silsile dikkat 9ekicidir. 

Anadolu'da ilk Rufai seyhi olarak kabul edilen Ku9iik Seyyid Ahmed-i Kebir'in 
Samsun'un Ladik Il9esinde medfun bulundugu, 1320 yih oncesi 'Ahmediler' denilen 
muridleriyle Amasya'ya gelip Mevlana'nin torunu Ulu Arif ^elebi'yle gorusriigu, ve Sultan 
Orhan Gazi devrini idrak ettigi bilinmekteydi. Vakfiye dolayisiyla Seyyid Nureddin 
Alpaslan' in Ku9tik Seyyid Ahmed-i Kebir ile 9agdas oldugu ve yine vakfiye tarihi sebebiyle 
ilk Rufai seyhinin Seyyid Nureddin olmasi gerektigi ortaya 9ikar. Zira Evliya Celebi'ye gore 
1351 yilmda vefat etmis olan Kii9uk Seyyid Ahmed-i Kebir'in Seyyid Nureddin zamanmda 
delikanhhk 9agmda olmasi gerekir. 

Seyyid Nureddin Alparslan'm dedesinin babasi olan Kemaliyeli Ebubekir'in 
Anadolu'daki ilk Rufai seyhi oldugu da dusunulebilir. Muhtemelen, Bagdat civannda Vasit 
sehrinde medfun bulunan ve 1118'de dogup 1182 tarihinde ebediyete intikal eden Rufai 
tarikatinin kurucusu Seyyid Ahmed-i Kebir'le 9agdas olabilecegi gibi, onun Anadolu'ya 

93 



gonderilmis ogrencisi veya halifesi de olabilir. Bu durumda Ladik'teki Ku9iik Seyyid Ahmed- 
i Kebir'in seyhlik icazetini Seyyid Nureddin Alparslan'dan almis olma ihtimali de mumkun 
goruniiyor. 

Rifaiyye tarikatinin kurucusu Ahmed iir Rifai hakkinda sunlar anlatihr. "Muasereti 
guzel, maiseti kolay ve sade, hilmi 90k, ketum, ahdinde vefakar, muslumanlar i9in 90k dua 
eder, kotuliikleri affeder, a9i doyurur, 9iplagi giydirir, hastanin hatinni sorar, cenazeyi tesyi 
eder, fukara ile oturur, miskinlerle birlikte yemek yer, ezaya sabreder, diismana nasihat eder, 
kendisiyle karsilasinca selam verir, revak ve mescidi kendisi supuriir, halkin ferah ve 
sururunda ferih ve mesrur olur, gam ve kederlerinde gamh goruniir, birine hitap edeceginde 
gerek buyuk olsun gerek ku9iik olsun, "efendim" der, bir sey hosuna giderse tebessum eder, 
kahkahadan hoslanmaz. . ." 

Mustafa Tahrali, Islam Ansiklopedisi'ne yazmis oldugu 'Ahmed er-Rifai' maddesinde, 
tarikatin kurucusu hakkinda su bilgileri verir. Ahmed er Rifai'nin Hz. Huseyin soyundan 
gelen bir seyyid oldugunda kaynaklar birlesir. Babasi oldugunde yedi yasinda olan Ahmed er 
Rifai, devrin buyuk sufilerinden dayisi Mansur el Bataihi'nin himayesinde, Kur'an ogrenimini 
ve hifzini tamamladiktan sonra devrin alim ve mutasavviflanndan Ali Ebu'1-Fazl el Vasiti ve 
diger bazi alimlerden Island ilimleri ogrenir. Vasiti ona icazet verir ve hirkasim giydirir. 
"Herkes iistadiyla ben ise talebem Rifai ile iftihar ederim", diyerek onun zahir ve batin 
ilimlerine sahip bir alim ve sufi oldugunu belirtir. Vasiti 'nin olumuyle Bataihi'nin terbiye ve 
irsad halkasina giren Rifai'ye hilafet ve "seyhu's-suyuh" unvani veren Bataihi, kendisine 
bagh biitiin tekkelerin seyhligini de tevdi eder. Muritlerin irsad ve terbiyesiyle mesgul olan 
Ahmed er Rifai, birka9 sene sonra bolgesindeki seyhlerin bazi ciddi tenkitlerine maruz kahr. 
Hatta erkek ve kadin muritlerini aym zikir meclisinde bulundurmak gibi sunnet disi 
uygulamalarda bulundugu iddiasiyla Halife Miiktedi'ye sikayet edilir. Durumu yerinde 
arastirmakla gorevlendirilen memur, kanaatlerini halifeye, "Bu seyyid ve muritleri sunnet 
yolunda degillerse, yeryuzunde sunnet iizere hareket eden hi9 kimse kalmamis demektir", 
seklinde goriis belirtir. Bunun iizerine Halife, Ahmed er Rifai'ye yaptirdigi tahkikattan dolayi 
ozur dileyen bir mektup gonderir. 

1160'ta bazi yakmlan ve muritleriyle birlikte Hacc'a giden Ahmed er Rifai, donuste 
Medine'yi ziyaret eder. Medine uzaktan goriinunce devesinden inip yuriiyerek Ravza-i 
Mutahhara'ya girer. Rivayete gore, Hz. Peygamberin kabri onune gelince, "es-Selamu aleyke 
ya ceddi!" diyerek selam verir. Orada bulunanlar Hz. Peygamber'in 'Aleyke' sselam ya 
veledi!" soziiyle selama karsilik verdigini duyarlar. Cezbeye gelen Rifai diz 96kiip, "Uzakta 
iken benim yerime vanp topragini opsiin diye sana ruhumu gonderiyordum. Simdi bu devlet 
bedenime de nasip oldu. Uzat elini de dudaklanmla opeyim" manasina gelen meshur siirini 

94 



okur. Bunun iizerine Hz. Peygamberin kabrinden disanya nurani bir el uzanir ve Rifai bu eli 
oper. 

Rifai'ye saygisi ve baglihgi olanlann bu menkibeyi miitevatir (dogruluguna zerre kadar 
siiphe olmayan) haber olarak gosterme gayretlerine ragmen, bizzat Rifai, prensip olarak 
keramete onem vermemistir. Bu hal yanindakileri de vecde getirir. Kimi satir, kimi cekic ahr 
ve birbirine vurmaga baslar. Bunu goren Ahmed ur Rifai ellerini a9ar, ve "Bu benim 
tarikatima mahsus olmak iizere kalsin", diye dua eder. Sis vurmak, ates yemek, cam 9igneyip 
yutmak gibi hallerin buradan geldigi anlatihr. 

Kaynaklardan onun halifeden hiirmet goren, devrinin taninmis ve itibarh bir sufisi 
oldugu anlasilryor. Tiirbesi Bagdat'in giineyinde Vasit yakinlanndadir. Nesli gumimuze kadar 
devam etmis olan Rifai aileleri, Suudi Arabistan, Irak, Suriye, Misir, Liibnan gibi iilkelerde 
bulunmaktadir. 

Biitiin kaynaklar pek 90k muridi oldugunu, tekkesine her gun binlerce kisinin geldigini, 
sabah aksam bunlara yemek verildigini yazar. Tekkesinin vakif, hediye, ve bagis yolu ile 90k 
buyiik geliri oldugu da ifade edilmektedir. Kaynaklar onu alim, muhaddis, §afii fakihi ve 
mufessir olarak tamtirlar. Onun menkibe ve eserlerinde goriilen tasavvuf ve tarikat anlayi^i, 
Kitap ve Siinnete tamamen uygundur. Rifai'ye gore, Islam, "zahir" ve "batin"i ile bir 
buttindur. Dervis olmak i9in toplumdan uzaklasmak gerekmez. Miiritler diinyevi 
mesgalelerini terk etmeksizin, helal ve harama dikkat ederek ve gafletten uzak kalmak sartiyla 
hak yolunda ilerleyebilirler. Tasavvuf bastan sona "edep"ten ibarettir ve biitiin edepler, Hz. 
Peygamberin siinnetine tabi olarak elde edilir. 

Menkibeleri i9inde onun fevkalade tevazuunu gosteren bir 90k hikaye yer almaktadir. 
Menakibnamelerin, birka9 keramet istisna edilirse hemen hemen daima onun ahlakim ve 
insani miinasebetlerdeki tevazuunu gosteren hikayelere yer vermeleri dikkat 9ekicidir. Bu 
menkibeler ve eserlerinde ifade edilen fikirler, onun sufi sahsiyeti ve tarikat pirleri arasindaki 
ozelliklerini ortaya koyan ana 9izgilerdir. 

Mustafa Askar, 'Tasavvuf Tarihi Literatiirii' adh eserinde, su dikkat 9ekici bilgiye yer 
verir. Gumimuze kadar hakkinda en 90k menakibname yazilmis ve 9ahsma yapilmis tarikat 
kurucusu mutasavviflardan birisi olarak goriilen Seyyid Ahmed Rifai iizerine Sultan III. 
Osman doneminde kaleme alinmis 'Menakib-i Ahmed Rifai' ile baslayan 9ahsmalar arasinda 
Kenan Rifai 'nin eseri 'Ahmed er Rifai' onemli yer tutar. 

Tasova'nin Alpaslan Beldesinde bulunan vakfiye dolayisiyla, 1257 yilindan 1711 yilina 
kadar devam eden silsilenin Seyyid el-Hac Mustafa Kamil Efendi ile son buldugunu ogreniriz. 
Seyyid Nureddin Alpaslan' in 9. gobek torununun Seyyid Ibrahim oldugu ve kayitlara gore 
Ravak adh koyde bir zaviyesi bulundugu belirtilmektedir. 

95 



Amasya Tarihi yazan Huseyin Hiisameddin, Seyyid Nureddin Alpaslan'in kabrinin 
Niksar'da Melik Gazi Mezarhgi girisinde oldugunu belirtse de, Amasya-Tasova-Alpaslan 
Beldesi'nde bulunan ttirbedeki sandukalann Seyyid Nureddin Alpaslan ve ogullarma ait 
oldugu kabul edilir. Kare planh ttirbenin kubbesi, 1943 depreminde yikilmis olup, mahalli 
tamirle ttirbenin tizeri kiremitle orttilmtisttir. 

Ibn-i Batutta , Seyahatname'sinde Tasova'nin onemli bir yerlesim yeri olan Sonusa'ya 
da (bugtinkti adiyla Ulukoy) ugramis ve ozetle su bilgileri vermistir : "...Amasya yakimnda 
Sonusa beldesi vardir ki, Ebu Abbas Ahmed Rifai hazretlerinin evladi orada sakindir. Seyh 
Izzeddin bu ctimleden olup, el yevm revak seyhi ve sahib i seccade-i Rifai'dir. Biraderleri 
Seyh Ali, Seyh Ibrahim ve Seyh Yahya'dir. Bunlann ctimlesi, Seyh kucvik Ahmed bin 
Taceddin Rifai'nin evladidur... Diger taraftan, Seydi Tactiddin ibni Seydi Ahmed er-Rifai'nin 
bir grup dervisi ile birlikte Konya'ya geldigi ve Celaleddin Karatay Medresesi'nde ates, sis ve 
gtirzlerle bir gosteri yaptigi, Mevlana'nin kizi Kira Hatun'un bu zikir seklini 90k begendigi, 
Hz. Mevlana ile cagdas olabilecegi de ihtimaller arasindadir. Tannnin velilerinden Ahmed 
Rifai hazretlerinin cocuklan burada oturmaktadirlar." 

Bu bilgilerden Ladik'te medfun bulunan Seyyid kucuk Ahmed-i Kebir'in babasimn 
muhtemelen mtiridleriyle birlikte bir ara Konya'da bulunmus olan Seyyid Taceddin oldugu 
anlasihyor. Ve aym sekilde Sonusa'daki ku9tik Ahmed-i Kebir'in ogullanndan Seyyid 
Yahya'nin bir muddet sonra Amasya' nin Suluova ikpesine bagh eski adiyla Hakala olan 
yerlesim yerinde zaviye sahibi olacagi gortilecektir. 

Seyyid Necmeddin Yahya er-Rufai'den Recep sulalesi, Bayram-zade sulalesi, 
Sabanzade sulalesi olmak tizere U9 kol aynlmis oldugu ileri suriilur. Bayramzade'nin bir kolu 
Merzifon, bir kolu Ankara, Cankin ve Istanbul' da devam etmistir. Amasya' daki kol i9inde 
yer alan ve Iydi mahlasi ile Divani bulunan II. Beyazid Medresesi muderrisi Amasyah Akif 
Mustafa Efendi, Ebu Muhammed Bayram Efendi'nin oglu olup, Merzifon'da dogmus, 
Amasya'da yasamistir. Babasi Muhammed Efendi'nin babasi Abdullah Efendi, Kayserili 
Remzi Efendi gibi hocalardan ders almis, ulkeyi Iran dahil dogusuyla batisiyla, gezmis, 
Kahire'de de okumus, zahiri ve batini ilimlerde bilgi sahibi olmustur. Ebu'l-Izzi'l-Acmi'den 
icazet almis, U9 defa hacca gitmistir. Memleketine dontince Amasya Sultan Beyazid 
Medresesine muderris olur. Daha sonra muftuluk gorevine getirilir. Yasinin ilerlemesi 
nedeniyle emekliye sevk edilir. Seyhulislam Mustafa Efendi onu Suleymaniye Medresesi'ne 
gondererek, Suleymaniye Medresesine bagh olmasim saglar (o donemde Suleymaniye 
Medresesi' nin doktora seviyesinde ogretim verdigi anlatihr). Tipta ger9ek bir uzmandi. Evde 
merdiven iner 9ikar, bah9eye yiiriiyerek gider, dersleri bah9esinde verir, bes ogrenciden fazla 
talebe almazdi. 

96 



Sehrin valisi, Cuma giinleri onu ziyarete geldiginde, karsilar, ikramlarda bulunur ve elini 
opmek ister ve soyle derdi , " Siz Sultan vekilisiniz, size itaat ve ta'zim gerek" 
Kerem ve comertlik timsaliydi. Dinar ve dirhemlerle dolu torbasini boynuna asar, fakirler ise 
onu bu haliyle tanir, bes vakit namaz zamanlannda onun gelmesini beklerlerdi. Camiden 
torbada bulunan buttin dinar ve dirhemleri dagitmis olarak cikar, bu paralan dagitirken 
saymaz, eline ne gecerse ve torbasini ttiketinceye kadar yoksullara verirdi. Torbadaki paralar 
bitince, ttiylu kurkunii fakirlerin uzerine atarak onlann hiicumundan evine kacar, fakirler de 
kiirkii evine getirirlerdi. Az bir geliri olmasina ragmen her gun bunu yapmak adetiydi. 
Babasindan kendisine bir 90k kitap miras olarak kalmis, kendisi de Amasya hakkinda epeyce 
kitap toplamis, Misir'dan kitaplar getirtmisti. Soz konusu kitaplann kenarlanna kirmizi 
miirekkeple ve talik hatla serhler diiserdi. Tipta mahir, miihendislik islerinde ustaydi. Usui ve 
Fiiru ilimlerinde deniz gibiydi. Manzum, mensur, Arapca, Fars9a, Turk9e kitap yazardi. Yine 
U9 dilde siirleri vardir. Siirlerini bu dillerdeki belagat ve letafet kaidelerine gore yazardi. Rum 
diyannda Arap edebiyatimn ve ozellikle Arap9a yazanlann basinda geliyordu. Diizenlenmis 
Divan' 1, Makasid'a ta'likati, ve Makamat-i Hariri tarzinda Bedia isimli eseri vardir. Urguplu 
Ahmed Efendi'nin kendisinden rivayetle bildirdigine gore 1686'da dogmus, 1760'ta vefat 
etmistir. 

Merzifonlu Ebu Muhammed Bayram Efendi'nin Akif ve Atif tan sonraki U9uncu oglu 
Miiderris Ahmed Efendi, Amasya Hizir Pasa Medresesi'nde miiderrislik yapmis, Fars9a ve 
Tiirk9e siir yazan, ilimde soz sahibi biriydi. 

Ebu Muhammed Bayram Efendi Merzifon'da yetisen ulema, evlad ve nesillerden olan 
ve "Iydi" lakabi ve mahlasiyla taninan Mustafa Efendi'nin ogludur. Sivasli Tefsiri 
Efendi'den ve digerlerinden ders ahr. Daha sonra Amasya Beyazid Medresesi'ne miiderris 
olur ve muftuluk yapar. Mevleviyet Kadihgina kadar yiikselerek Medine-i Munevvere, 
Trablus, Sam, Sofya, Konya ve Kayseri'de kadilikta bulunur. Konya'ya giderken Eskisehir'de 
1121 H./ 1709 senesinde vefat eder. 

Muhammed Bayram Efendi, tasavvuf ve ehlini sever, edebiyat ve Fars9ayi iyi bilir, 
ser'i ilimlerle mesgul olur, faydali kitaplan toplar, bazen kendisi de kitap yazar, tashihini 
yapmayi sever, Amasya Kuttiphanesindeki kitaplan tashih eder, onlann kapagina imza atmasi 
ile taninir, fakirlere, hafizlara ve maarif erbabina ilgi duyar, fakir seyyahlann yiyecek, 
giyecek, binek ihtiya9lanm giderir, ilim adamlannin kiymetini bilir ve takdir ederdi. Beyazid 
Medresesi Muderrisligi ile ilgili olarak " Insanlar neden bu miidemsligi ogluna vermiyorsun 
da hocasina arz ediyorsun ' ' dendiginde, o ' ' Hayir ona verecegim, o buna oglumdan daha 
layiktir, hem ihtiya9 sahibidir " diyerek ilme verdigi onemi gostermistir. 



97 



Muhammed Bayram Efendi, dairesinin buttin islerinde amele istihdamini, ziraat 
yapmak itjin, 9ift9ilik i9in arazi satin almayi sever, nadasa birakilan araziden hoslanmaz, vakif 
mail olan araziyi ekip bi9meyi sevmez, mahsulumi yemez, ve soyle derdi : ' ' Allah bizi boyle 
seylerle imtihan etmesin ve bizi bu ttirlu ihanetlerden korusun. Zamanimizda bunlan 
yapmayanlan gordugumuz gibi, vakif malini Allah' tan korkmadan , hayasizca ve insafsizca 
yiyenleri de gormekteyiz. Ulke genelinde Allah' in kullanna kayitsiz, sartsiz kolay kildigi bu 
vakif mal ve araziler, insanlar tarafindan yagmalanmis ve zorla alinmistir. Akilli, malinin 
kiymetini bilen insan buna benzer vakiflara ne bir kurus, ne bir dirhem, ne de bir kans toprak 
vakfetmez, bizzat kendisi a9 ve a9ik yoksula veya akrabasi olan yetime infak eder ". 

Kitabii'l-Mecmu Fi'1-Meshudi ve'l Mesmu yazan ve Sultan III. Mustafa'nin kizi , 
IILSelim'in kardesi Beyhan Sultan Vakfiyesini de tasdik eden Evkaf Mufettisi Amasyah 
Akifzade Abdurrahim ( 1763-1815- Istanbul Sehzade Camii Haziresine gomuludur), kendi 
seceresini soyle veriyor: "Ben Abdurrahim bin Ismail bin Mustafa Akif el-Amasi bin 
Muhammed Bayram el Merzifoni, Amasyah Akif Efendi'nin torunuyum. Anne tarafindan 
nesebim Abdurrahim binti Fatma'dir. Nuri Efendi el-Ladiki olarak bilinir. Seyh Seyyid 
Ahmed el-Kebir neslindendir ki, o hal sahibidir. Amasya'daki Zeynel Abidin silsilesinden 
serif sulalesindendir.", Haci Bayramzade Ismail Efendi, Hacibayramzade Hasmet Efendi, 
Haci Bayramzade Osman Efendi, Hacibayramoglu Haci Salim ( Bayram, 1861-1948), biiyiik 
kizi Taliye Urganci, ku9uk kizi Salise Helvaci, oglu Ihsan Bayram ( 1904-1982) ve Sadi 
Bayram, Cevat, Suat, Resat Bayram kardesler, Sofu Sabri Bayram, Mustafa Bayram aym 
sulaleye mensuptur. 1950-70'lerin unlti tiirkucusu Nezahat Bayram, Cevat Bayram'in esi, bu 
ailenin gelinidir. 

1904 yih bahannda kurakhk olmasi sebebiyle Merzifon Hidirhk'ta Muftu 
Hacibayramoglu Haci Salim ve beraberinde G. White'in da bulundugu 3.000 kisi, gelenek 
geregi yagmur duasina 9ikarlar. 

Dr. G.E.White, Hatirati 9evirisinde, sahit oldugu bir Rufai zikrini soyle anlatir : 
"..Seyh Ali 500 taneli tespih tasirdi. Dervislerin her baginsinda ( zikrinde ) bir tanecigi 9eker 
ve tiim tespih bittiginde, yeni bir ciimlecige ge9ilirdi. Cezbe i9indeki dervislerin havasina 
kapilmamak ve vucut ve sesle onlara katilmamak mumkiin degildi. Zaman zaman birisi yere 
duser, ancak arkadaslan tarafindan kaldinhr ve hemen siradaki yerini ahrdi. Komiir mangallar 
getirilir, bunlann i9inde 30 santimlik ku9iik sisler demir kizgin beyaza donene kadar lsitihrdi. 
Daha sonra ayini yoneten yanm diizine ad ami 9aginr, her birinin avucuna bu lsitilmis 
demirleri yerlestirirdi. Dervisler bu demiri atesteki rengi yiiziinden 'giil' diye adlandinrlardi. 
Ve demiri alan her dervis, heyecan ve cezbe i9indeki kalabahgin olusturdugu halkada yiiriir 
ve bu kirmizi sicak demiri yalardi. Metalin parladigini ve nemli dil ile temas ettiginde 

98 



•jikardigi sesi duyardim. Demir sogudugunda; dervisler mangaldan yanan komiirleri alirlar, 
agizlanna koyarlar, parlayan kordan aldiklan derin nefesle sicak atese ufuriirlerdi. Sonra 
demir keserler, sivri uclu demirler, §i§ler 9ikanrlardi. Bu §i§ler, her biri yumruk 
buyuklugiinde 9inlayan halkalarla sanh birer tahta sapa sahiptir. Bu aletin gorunusii benim 
kanimi dondururdu. Halbuki dervisler onu kullanirken hi9bir aci hissetmediklerini soylerlerdi. 
Bir Rufai olmanin fazileti merhum Pir'in gucunun ve faziletinin yasayan seyh vasitasiyla 
aktanlmasi, imkansiz goziiken bu hayret verici isleri ger9eklestiren mutevazi dervisleri 
korurdu. Boylece Allah'in bir Rufai'nin ibadetini kabul ettigini ispatladigi dusunulurdii. Bu 
aleti baslanni egerek alan her dervis, onu oper, oksar ve elinde kivirarak yuriirdu. Gittik9e 
daha 90k cezbeye kapilip heyecanlanir, en sonunda " Allah, Allah " baginsi ile onu 
yanaklanna, ensesine, gogsiine veya vucudunun diger yumusak yerlerine saplardi. Aleti 
topuzundan dondurerek yiiriir ve bir zaman sonra etinden ani bir sarsinti ile 9eker ve daha 
buyuk bir heyecanla yeniden baslardi. Boyle yaralardan M9 kan akmadigi iddia edilirdi. 
Par9alanan yanaklan ve agizdan disan firlayan sisin ucunu gordugum halde ben de hi9 kan 
gormedim. .." 

Ayni sayfa sonunda ise Rufai zikri hakkinda su yorumda bulunur : 
"Bu ispatlann bir a9iklamasini yapamiyorum. Dindar Muslumanlar bunun belirli dindar 
insanlar i9in ilahi tasdikin bir isareti oldugunu soyliiyor ve saygi duyuyorlardi. Her nasilsa, 
belki hipnotizma bazi seyler i9in a9iklama saglayabilir. Aldanma oldukja mumkiin olmakla 
birlikte, sahtekarlik konusunda hi9bir delil bulamadim." 

Sadi Bayram babasi Ihsan Bayram'dan duymus oldugu bir hatirasini aktanr. 

"^ocuk yasta idim. Mahallemiz olan ve ayni sokakta yasadigimiz Medrese Onu (Celebi 
Mehmet) Camii penceresinden Rufai zikrini seyrediyordum. (Tahminimize gore Anatolia 
Kolejinde ogretmen olan) bir Amerikah da diger pencereden seyrediyordu. Onu goren §eyh, 
Amerikaliyi Caminin i9ine 9agirdi. Bas parmagini elindeki kili9la bir darbede kesti. 
Amerikalinin yaka cebinden aldigi mendille sildi. Mendile kan bulasmisti. Kesik parmagi 
tekrar eski yerine koyarak ttikriigu ile sildi. "§imdi bak parmagima", dedi. Parmagi 
yerindeydi. Amerikah hayretler i9inde bakiyordu. Parmagi diger eliyle 9ekti. Parmak 
kopmadi, parmagi saglamdi ve kan, yara izi de yoktu. §eyh, "yaka cebindeki mendiline bak", 
dedi. Mendil kanh idi. Amerikah hayret ve saskinhk i9inde camiyi terk etti." 

Ihsan Bayram 1904 dogumlu olup, 1952 yihnda §eyhlik serbetini i9mis, 1968 yihna 
kadar Merzifon Rufai §eyhligi gorevini iistlenmis, emeklilikten sonra Eyliil 1969 yihnda 
evini Ankara'ya nakletmesi sebebiyle bu gorevi devretmis, 1982'de bir Ramazan Ayi 
ortasinda ebediyete intikal etmis, eski Amasya Milletvekili ve Devlet Bakanlardan 



99 



Muhammed Kellecioglu'nun babasi, kendi arzusuyla cenazeyi bizzat yikamis, definde de 
yardimci olmustur. 

Bundan baska Amasya'da Burmali Minare Camii'nin bulundugu mahallede Darphaneci 
Tekkesi adiyla bir Rifai tekkesinin varhgindan haberdar oluruz. Darphane emini Semseddin 
Ahmed Bey'in 1433 yilinda insa ettirip vakiflanni tanzim etmis oldugu bu tekkede Rufailerin 
buyuklerinden es-Seyyid es-Seyh Ahmed Efendi ve muderris Abdi Efendi'nin oglu es Seyyid 
es-Seyh Ali Efendi gibi sahislann seyhlik yaptiklan anlatihr. 20.yuzyilm ilk 9eyreginde bile, 
yerinde iki evin bulundugu tekkeden geriye sadece mescidinin harap halde kalabilmis 
oldugunu kaynaklardan ogrenmekteyiz. 



Yozlasmayi onlemek uzere i9ten gelen bir taleple birlikte 1866 yilinda Meclis-i 
Mesayih kurulur. Bir Mevlevi Seyhin baskanhginda Sadiyye, Kadiriyye, Sunbuliyye, 
Halvetiyye, ve Naksibendiyye'den birer temsilcinin bulundugu meclise 12 yil sonra yapilan 
diizenlemeyle Rifaiyye'den de bir temsilci alinir. Modernlesme siireci i9ersinde tasavufi 
diisiinceyi benimseyen insanlann onemli bir kismi I. ve II. Mesrutiyetin ilanlanni a9ik bir 
sekilde destekler. Abdulhamid donemi bir istibdat donemi olarak gosterilir. 

Yirmi civannda kolu olan Rifailigin Sayyadiyye kolunun temsilcisi Abdullah el-Ha§imi 
1795 yilinda Mekke'de diinyayi gelir. Babasindan seyr-i siiluk goriip Rifai-Sayyadi, 
Kadiri,Bedevi, §azeli, Sadi, Nak^ibendi, Mevlevi tariklerinden hilafet alir. Mekke-i 
Mukerreme ve Medine-i Miinevvere'de pek me§hur olan Ha§imi-Sayyadi ailesi bu civarda 
Tarikat-i Aliyye-i Rifaiyye'nin yayginlik kazanmasina buyiik hizmetlerde bulunmu^lardir. 
Sayyadi ailesi Hicaz ve civan haricinde, Suriye, Irak ve civannda da Rifaiyye-i 
Sayyadiyye'nin merkez dergahi haline gelir. Seyyid Abdullah el-Hasimi Hicaz'dan 
Afganistan'a gider ve orada 20 sene kalarak Tarikat-i Rifaiyye'yi nesr etmislerdir. Daha 
sonra Istanbul' a gelen Hazreti Seyyid Abdullah el-Hasimi, Sultan Ikinci Abdulhamid Han' in 
pek9ok iltifatlanna mazhar olur. Bizzat padisah tarafindan kendilerine Seyhu'l-Ekber iinvani 
verilir ve kendileri verilen ferman ile I9 Anadolu Bolgesindeki buttin Seyyid 'lerin basina 
"Nakibii'l-Esraf olarak atanir. Abdullah el Hasimi Anadolu' nun pek 90k yerinde irsad 
faaliyetlerinde bulunur ve en nihayet Sivas'a gelerek hayatimn sonuna kadar burada yerlesir. 
65 yasinda iken Sivas'da ilk evliligini yapan Abdullah el Hasimi' nin ilk esleri Halime 
Hammefendi'dir. Bu hammdan Seyyid Muhammed Ragib, Seyyid Ahmed Siraceddin ve 
Seyyide Fatima Zehra isminde U9 evladi olur. Bunlardan Seyyid Muhammed Ragib efendi 
hazreti eri daha sonra Abdullah el Hasimi' nin halefi olur. 



100 



1919 senesinde Sivas'da yapilan Kongre'ye katilan Abdullah el Hasimi, Mustafa Kemal 
Pasa'ya destek verir, kendisini Sivas'da bulundugu muddetce dergahinda misafir eder ve 
Pasa'yi suikastten kurtarmis oldugu anlatilir. Sivas Kongresi boyunca delegelerin yemek 
ihtiyaci Abdullah el Hasimi' nin dergahindan karsilanir. Abdullah el Hasimi 13 Ekim 1922 
senesinde 127 yasinda iken Sivas'da Hakk'a gocmuslerdir. 

Vefatindan sonra Mustafa Kemal Ataturk, hazretin ailesine telgrafla taziye mesaji 
gondermis ve bir vefa numunesi olmak uzere hazretin cenaze masraflannda kullanilmak uzre 
ailesine maddi yardimda bulunmustur. Sivas Kongresi heyetiyle cekilmis fotografinda ve 
mustakilen seyhle birlikte cekilmis bir fotografi Ataturk fotograflan koleksiyonunda yer alir. 
her hali ve ahlaki Peygamber efendimizin ahlakimn bir numunesi olmakla beraber 
kerametleri de pek coktur. 

Kurulusundan bir asir sonra Harran uzerinden Anadolu'ya girmeye baslayan Rifailik, 
Rumeli'de de etkili olur. Anadolu'da ise Rifailigin onemli merkezleri arasinda ^orum'daki 
Mustafa £orumi'nin dergahi, Erzurum'daki Mevltit Efendi'nin dergahi ve Manisa'daki Antaki 
kolu yer alir. Urfa Rifailer icin Basra'dan sonra ikinci merkez olarak onem kazanmistir. 
Anadolu'da hala varhgini surdtiren tarikata mensup kisilerin sayisimn dtinyada 150 bin, 
Ttirkiye'de 45 bin civannda oldugu tahmin ediliyor. 



101 



102 



Amasya'da Mevlevilik 



Baslangi9ta diger tasavvuf akimlan gibi Mevlevilik adab ve erkani tesbit edilmis ve 
tekke nizami tesis edilmis klasik bir tarikat niteliginde degildi. Barihuda Tannkorur'un Islam 
Ansiklopedisi icin hazirlamis oldugu 'Mevleviyye' maddesinden edindigimiz bilgilere gore, 
tarikat haline getirilmesini baslatan kisi, Mevlana'nin oglu Sultan Veled'dir. Anadolu'da 
siyasi ve sosyal sikmtilarm yasandigi o donemde babasmin goriislerini yayabilmek, vakiflarm 
gelirlerini artirmak, yeni vakiflar kurmak ve elden 9ikanlan geri alabilmek i9in Mogollar, 
Sekpuklu hanedani mensuplan ve Turkmen beyleriyle dostane iliskiler kurmada basan 
gosteren Sultan Veled, halifelerini Amasya'ya, Kirsehir'e, Erzincan'a yollayip buralarda 
zaviyeler kurdurarak Mevleviligi yaymaga baslar. Bu sehirlerdeki iktidarlarm musamahasi ve 
hatta yardimi ile vakiflar olusturulur. Esasen Konya'daki Mevlevihane de tiirbenin 
yapimmdan sonra kurulmustur. 

Irsad makamma Ulu Arif ^elebi'nin ge9mesiyle Mevlevilik, '9elebi' unvamyla 
Mevlana soyuna mensup seyhler tarafindan temsil edilmeye baslamr. Ve Konya'daki Mevlana 
Dergahi ile 9elebilik makami Mevlevi tarikatinm idare merkezi haline getirilerek, tarikat 
merkeziyet9i yapiya kavusur. 

Boylece Ulu Arif £elebi, once Mogol hakimiyeti altmdaki Sel9uklularm dogu 
topraklanna giderek Sivas, Tokat,Bayburt, Erzurum, Irak, Tebriz, Merend ve Sultaniye'de 
onde gelen devlet adamlanyla gorustir. Kastamonu, Denizli, Kutahya , Birgi gibi onemli 
beylik merkezlerini i9ine alan seyahatlerinde de Turkmen beylerinden Germiyan Emiri 
Alisiroglu, Ktitahyah Yakup Bey ve Aydmoglu Mehmet Bey ona intisab eder. Mevleviligin 
Konya disindaki ilk onemli merkezlerinin temelleri atilir. Tarikat XIV. ytiz yilm ilk yansma 



103 



gelindiginde, ayin, erkan ve kiyafet atjisindan kurulus siirecini tamamlayarak mukemmeliyete 
ulasir. 

Baslangi9tan beri mevcut siyasi ve sosyal duzenin bozulmasina yol acacak hareketlere 
girmemeyi ve daima yonetim 9evrelerinin yaninda olmayi tercih eden Mevlevilik, artik bu 
donemde ce^itli beyliklerin arazilerinde zengin vakiflar elde ederek ekonomik bakimdan 
guclu bir yapiya kavusur. Tarikatin adab ve erkani ise, II. Pir Adil £elebi doneminde (1421- 
1460) duzenlenir ve kesin seklini alir. Osmanh idaresinde koklu degisikliklerin yapildrgi 
II.Bayezid doneminde basta tarikatlar olmak uzere ayan ve esraf aileleriyle bunlann 
kontroliindeki asiretlere kismi hareket serbestligi taninir ve tasra kontroluniin onlar 
araciligiyla ger9eklestirilmesi ama9lanir. Hukuki ve idari duzenlemelerle Mevlevilige resmi 
statu kazandinhr ve saglikh bir iktisadi yapiya kavusabilmesi i9in de vergi muafiyeti 
getirilerek vakiflar tahsis edilip diizen li nakdi yardim gibi imtiyazlar saglamr. 

XVI. yiizyilin baslarma gelindiginde Anadolu'da halkinin tamami Mevlevi olan bir9ok 
koy bulunurken devlet kurumu statiisii kazanma siireci i9ersinde tarikat, devlet adamlannin 
istirakiyle gittikje yiiksek ziimreye mal olmaya baslar. Hiisrev ^elebi doneminde (1509) 
tarikat biiyiik gelisme gosterir. Bu gelismenin Anadolu'daki Safevi propagandasimn en yogun 
giinlerinde meydana gelmesi, siiphesiz devlet yonetiminin bu propagandaya karsi halk 
iizerinde niifuz sahibi olan Bektasilik ve Mevleviligi denge halinde tutma 9abasinm bir 
isaretidir. 

Yenikapi Mevlevihanesi'nin seyhi Dogani Mehmed Dede, Kadizadelilerin baskilanna 
ragmen saray mensuplan iizerinde niifuz kurar, ancak bu durum Sofu Mehmed Pasa gibi 
biirokrasi i9inde sivrilmeye 9ahsan devlet adamlannin Mevlevilige intisab ederek tarikatin 
devlet nezdindeki itibanni kisisel 9ikarlan i9in kullanmalanna da, yol a9ar. Ve bu durum 
Osmanlimn son donemlerine kadar devam eder. 

Devlet katinda itibarh bir kiilliye karakteri tasimasi gerektigi kadar Mevleviligin 
tasavvufun klasik boyutuyla se9kin bir ziimreye hitap etmesi de yer alir. 
Vani Mehmed Efendi'nin tarikatlar aleyhindeki faaliyetleri neticesinde 1666 yilinda sema 
yasaklamr. Anadolu'da bazi Mevlevihanelerin kapanmasi, 90gunun da kapanma tehlikesi 
ge9irmesi bu donemdedir. 'Yasag-i bed' diye tarih diisiiriilen sema yasagi ancak 18 yil sonra 
kaldinhr ve bu olaya da 'nagme' kelimesiyle tarih diisiiriiliir. Bundan sonra tamamen 
olgunlasan ve siyasetten uzak durusu sebebiyle devletin destegini kazanan tarikat, muhtelif 
sekillerde takibata ugramis baska tarikat mensuplannin her zaman siginacaklan bir kapi 
haline de gelir. IILSelim ve II.Mahmud'un Mevlevi oluslan ile resmi itibanna bir defa daha 
kavusur. 1826'da Yeni9eri Ocagimn ortadan kaldinlmasi siirecinde devletin yaninda yer 
almasi, bu tarikate olan alakamn devamini saglar. Abdiilmecid ve Abdiilaziz devirlerinde de 

104 



devletin itjinde bulundugu ekonomik ve siyasi istikrarsizlik sebebiyle Mevlevihanelerin 
gelirlerinin azalmaya baslamasina ragmen Mevleviligin halk uzerindeki niifuzunu goz ardi 
edemeyen yonetim 9evreleri Mevlevihanelerin ihtiya9lanni karsilamayi surduriir. 

Balkan ve I.Diinya savaslan sirasinda Mevlevihaneler sosyal dayamsma ve 
yardimlasma gorevi iistlenir. Yenikapi Mevlevihanesinde bir hastane kurulur, Galata 
Mevlevihanesinde §eyh Ahmed Celaleddin Dede'nin baskanhginda yardim toplanir ve 
Kibns, Girit gibi adalardaki Mevlevihaneler Musliimanlar i9in bir siginak ve Anadolu'ya 
ge9is i9in bir kapi vazifesi goriir. I.Diinya Savasi'na girilmesiyle cihad-i mukaddes ilan 
edildiginde Veled Celebi'nin kumandasi altinda bir gonullii Mevlevi alayi kurulur ve bu 
gonulliiler Filistin cephesinde 9arpisir. 

Tekke ve zaviyelerin resmen kapatilmalanna ragmen Haci Bektas-i Veli ve Mevlana 
ttirbeleri 1926'da 9ikanlan ozel bir kanunla miize olarak ziyarete a9ilir. Mevlana'nm olum yil 
domimu torenleri ise 1946 ve 1954 yillannda Konya'da ku9iik 9aptaki sema gosterileriyle 
baslar. 

"Mevlevilikte muntesipler §eyh, dede, 9ileke§ can, ve muhip olarak dort dereceye aynhr 
ve bunlann hepsi dervi§ veya ihvan sayihrdi. §eyhin ayin sirasinda posta oturma, Mesnevi 
okutma ve tarikata girmek isteyenleri kabul edip etmeme gibi yetkilerinin yaninda tekkenin ve 
vakif mallannin yonetilmesi gibi sorumluluklan vardi. Mevlevilige intisap eden seyh 
tarafindan sikkesi tekbirlenmis salike "muhip", ikrar verip bin bir gunliik 9ilede olana "9ilekes 
can", veya "matbah cam" ve ikrar verip matbahta bin bir gun 9ile 9ikararak dergahta hiicre 
sahibi olmus salike "dede" denirdi. §eyhten sonra en biiytik amir konumundaki a§9i dede, 
dervislerin egitiminin yam sira tekkenin giderlerine de bakmakla gorevliydi. Yemek 
pisirmekle ilgisi bulunmayan a§9i dedeye bu ad sorumlusu oldugu matbah-i serife izafeten 
verilmistir. 

"Aym zamanda bir musiki ve edebiyat okulu olan mevlevihanede neyzenbasi ve 
kudumzenbasi ile mesnevihan, onemli gorevlilerdi. Mukabelede okunacak ayin ayinhanlara 
onlar tarafindan talim ve meskedilir, neyzenler yine onlar tarafindan yetistirilir ve kendilerine 
usul ogretilirdi. 

"Mevlevihanelerin kapilan ramazan disinda aksam ezamnda kapatihr, sabah ezam 
okunurken a9ihrdi.Mevlevihane vakfiyelerinde bunlardan baska imam, muezzin, hatip, hafiz, 
muderris, na'than, kayyum, ferras, katip gibi hizmet karsihginda iicret alan gorevliler de 
zikredilmektedir. Tekke gelirinin bir kismi mutevelliye maas olarak verilir, bir kismi tekkenin 
bakim ve onanmina, bir kismi dervis ve misafirlerin yiyip i9mesine, kalan da hizmetlilere 
odenirdi. Vakfiyeye gore seyh de tekkeyi yonetmekle gorevli bir memur konumundaydi. 
Tekke zabitleriyle hiicrenisin dedelere ve canlara dergahin gelirinden elbise yaptinhr, duzenli 

105 



arahklarla kahve, seker, komur vb. dagitihr ve gorev ve derecelerine uygun ayhk (niyaz) 
verilirdi. Tekke sakinleri sabah ve aksam yemeklerini meydan-i serifte yerken hastalann 
yemekleri hucrelerine gonderilirdi. Buttin dedeler ve canlar bekar olmak sartiyla tekkede yatip 
kalkarlardi. 

"Tarikatin esasi ask, marifet ve hizmettir. Tarikata girmek isteyen, gusul abdesti 
aldiktan sonra muhip veya 9ilekes can olmak icin seyhe gelir, seyh onun muracaatim kabul 
ederse, basini 9ekip dizine koyar, sikkesini giydirir, tekbir getirir ve her ikisi de fatiha'yi 
okuduktan sonra birbirlerinin sag elini ayni zamanda tutup kaldirarak parmaklannin uzerini 
operlerdi. Bunun ardindan talibin sacindan ve biyigindan birka9 kil kesilir. Boylece nevniyaz 
adiyla muhibban arasina katilan talip seyhin gorevlendirdigi dededen tarikat adabini 
ogrenmeye baslardi. Dergahta kalmaya mecbur olmayan muhip isterse yalniz sema ve 
mukabeleye katilmak i9in dergaha gelirdi. Muhibler arasinda istidatlanna gore ney uflemeyi, 
na't, ayin ve ilahi soylemeyi belleyenler, Mesnevi okuyanlar, icazet alip destar sarmaya hak 
kazananlar, yahut tarikattaki hizmetine karsilik destar sarmak i9in icazet verilenler 9oktu. 
Cilekes canlar gibi binbir gun 9ile 9ikarmayan muhiplerin tarikat i9inde herhangi bir 
mecburiyetleri yoktu. Tekkeye gelislerinde hirka ve sikke giymek veya ilerde dede olmak 
i9inikrar verip 9ileye soyunmak kendi iradelerine bagliydi. Bu bakimdan tarih boyunca devlet 
ve ticaret adamlanndan, ilim ve sanat erbabindan bir 90k kimse muhibler zumresine 
katilmistir. 

"Cilekes can olmak isteyen talip ise bin bir gunluk bir riyazet surecine tabi tutulurdu. 
Ancak Mevlana musiki ve semai suluke esas kabul ettiginden ve 9ahsmak en kutsi vazife 
oldugundan riyazet hizmet seklindeydi. Dergahta bir tiir hizmet 9ilesiyle nefsini tasfiye 
etmeye girisen 9ilekes can, matbah kapisimn yamndaki saka postunda U9 gun murakabe 
vaziyetinde oturur ve diger matbah canlanni seyreder, 9ileye soyunmaya karar verirse onsekiz 
gun sureyle ayak9ihk hizmetine verilirdi. Hizmet sonunda uygun goriilurse, dergaha geldigi 
ilk elbiseyi 9ikanp tennure giyer ve boylelikle matbah cam olurdu. Can, Mevlevi 9ilesinin 
basladigi matbah-i serifin dedelerinin yonetimindeki pazarciliktan 9amasircihga, 
bulasik9ihktan hela temizligine kadar on sekiz degisik hizmet turiinu yerine getirirdi. Bunlann 
yaninda kabiliyetleri oramnda sema meski ve sanat faaliyetlerine yonlendirilip saat9ilik, 
as9ihk, mobilyacilik gibi dallarda meslek edinmeleri saglanir, Dogu ve Bati dilleri ogretilip 
9esitli ilim dallannda yetistirilirlerdi. Her ne sebeple olursa olsun 9iledeyken bir defa dahi 
matbah-i serifin disinda geceleyemezler, aksi takdirde 9ileyi kirmis sayilip yeniden 
baslatihrlardi. Cilesini tamamlayan can, seyhten evrad ve ezkar dersi ahr ve hucre sahibi 
olurdu. 



106 



"Tarih boyunca halk tabakalanndan devlet adamlanna kadar toplumun her kesiminden 
insanlann manevi hayati uzerinde etkili olmus, birer guzel sanatlar akademisi gibi cabman 
Mevlevi dergahlanndan bir 90k alim, arif ve kamilin yam sira Turk kulttir ve sanatinm en 
onemli temsilcileri yetismistir. Klasik Turk musikisinin buyuk bestekarlanndan bir cogunun, 
suara tezkirelerinde yer alan tarikat ehli 320 divan sairinden 220'sinin Mevlevi kokenli olmasi 
bu tarikatm Turk sanat ve kulturiine yaptigi etkiye somut bir ornektir. Taninmis hattatlar, 
minyatiir ustalan, mahir nakkaslar bu tarikatm i9inden 9ikarak kulturumuzu zenginlestiren 
9ahsmalar ortaya koymuslardir. 



Ibik Baba'nin Amasya'da Babai Tekkesi'ndeki §eyhligi siralannda, Mevlevi tarikatinda 
da Veliyuddin Ahmed Dede meshurdu. Amasya'da, Alaeddin Ali Pervane Bey, 1314 yilinda 
ilk Mevlevihane'yi yaptirmis, boylece burada Seyyid Alparslan'in temsilcisi oldugu Rifai 
tarikatindan sonra U9uncu olarak Mevlevi tarikatimn ortaya 9ikmis oldugu goriilur. 

Bir zamanlar Sara9hane Camii serifinin dogu tarafinda Alaca Yahya Bey Medresesi, 
batisinda Haci Mahmud Efendi Medresesi, ve ilerisinde de Mevlevihane'nin yer aldigini 
Amasya Tarihi'nden ogreniyoruz. Sara9hane Mahallesi'nin dogu tarafinda bulunan 
Mevlevihane'nin i9inde, hususi buyuk bir oda yer alirdi. Burada es-Seyh Mehmed Arif Dede, 
Alaeddin Ali Dede, Osman Sakib Dede, Arap Salih Dede, Ahmed Dede ve Mehmed Sidki 
Dede isimli zatlann medfun olduklan, ser'iyye sicillerinden anlasilmakta ise de, bunlar 
disindaki zatlann kimler olduklan belli degildir. Mevleviyye tarikati seyhlerinden Abdulkadir 
Dede ve Mehmet Dede'nin de burada medfun olduklan zannedilmektedir. 

Mevlevihane, Hukumet Kopriisu civannda Yesihrmak sahilinde olup Amasya'da ikinci 
derecede tarihi bir yapi idi. Eski kayitlarda "Mevlevihane-i Merhum Alaeddin der Amasya" 
ve "Mevlevihane-i Pervane der Amasya" seklinde ge9mekte, §er'iyye sicillerinde ise, 
"Mevlevihane- 1 merhum Alaeddin Pervane" diye kayith oldugunu, Amasya Tarihi yazanndan 
ogrenmekteyiz. 1661 yilinda kaybolan vakfiyesinin muhteviyati, gorenlerin sozlti ifadelerine 
basvurularak ortaya 9ikanlmis ve boylece, yapinin banisinin, Alaeddin Pervane Bey oldugu 
ve 1314'de vakiflannin tanzim ettirildigi anlasilmistir. Bu tarihte muhtemelen Ulu Arif 
£elebi'nin de Amasya'da bulundugunu ve kendisini ziyarete gelen Ahmedilerin seyhi Ku9uk 
Seyyid Ahmed-i Kebir ile goriismus olduklanni Eflaki'nin 'Menakib til Arifin' adh eserinden 
anhyoruz. 

Mevlevilerin Amasya'da bulunmalannin, Mevlevihane'nin insaindan oncelere 
dayandigi stiphesizdir. Daha Sultan Veled zamamnda halife olarak Muhammed Ali'nin 
Amasya'ya gonderilmis oldugu biliniyor. £unku 1276'da es-§eyh Veliyuddin Ahmed Dede, 
1284'te Alaeddin Ali Dede, ve 1300'de es-§eyh Celaleddin Mehmed Dede'nin Amasya'da 

107 



Mevlevi seyhi olarak bulunduklan, Hiiseyin Husameddin'e gore, elde edilen eski vesikalarda 
kaydedilmektedir. Pervane Bey' in Mevlevihaneyi yaptirdigi siralarda, Mevlevi seyhi es-§eyh 
Yusuf Dede'dir. §adgeldi Pasa devrinde ise, Amasya Mevlevihanesi seyhi olan §eyh 
Husameddin Hiiseyin vefat eder. Yerine Zileli Nusretzade es-§eyh Cemaleddin Ahmed Dede, 
bundan sonra da es-§eyh Mehmed Cui Dede, Mevlevihane seyhi olmuslardir. Muhtemelen 
Cemaleddin Ahmed Dede, 1387 yilinda Kadi Burhaneddin'e yenilen Emir Ahmed ve 
Taceddin'in sulh ricacisi olarak gonderdigi kisidir. Halit Cal'in, '§eyh Nasreddin (Nusret) 
Turbesi' ba§likli 9ahsmasi 9er9evesinde, ilgi 9ekicidir ki, Cemaleddin Ahmed Dede'nin 
babasi §eyh Nusret'in, Evliya Celebi'nin Seyahatname'sinde Haci Bektas Veli ile 
Horasan'dan gelmis Hoca Ahmed Yesevi halifelerinden oldugu kaydedilmektedir. 

Halk tarafindan biiyiik itibar goren Mevlevi seyhlerinden olan §eyh Cui'nin hayati 
hakkinda pek fazla bilgi yoktur, ama omrunun buyvik bir bolumunu kendi koyunde ge9irdigi 
bilinmektedir. Olumunden sonra da koyiine "§eyh Cui" adi verilmistir. 

§eyh Cui Dede, §adgeldi Pasa zamamnda ve Osmanli'mn ilk yillannda Amasya'da 
buyiik un yapmistir. Daha sonra buradan aynlip, 1414 yilinda kendi koyunde bir 
Mevlevihane, bir tekke, mektep ve 9esme yaptinr. Koyiin butiin arazilerini Mevlevihaneye 
vakfeder. Boylece 9evresindekileri de koye 9ekmis olur. Uzun sure bu koyde yasar ve 
Amasya'ya inmez. Vefat ettigi zaman da koyunde topraga verilir. 842 senesinde 'Pir 
Yogurt9u' lakabiyla bu mevlevihanenin seyhi olan §emseddin Ahmed Dede'nin vefat etmis 
oldugunu kayitlardan ogreniyoruz. §eyh Cui'nin adi ile anilan baglann alt kisminda insa 
edilmis olan zaviyeden bugun hi9bir iz kalmamistir. Vakfiyesi ve Evkaf Defterine gore, 
Amasya sehrine bagh Kelkis koyuntin iki bastan, Argoma nahiyesine bagh Yakub ve 
Geldiklan nahiyesine bagh Aydogdu koylerinin gelirleri olan 1520 tahririnde 4325 akje, 1576 
tahririnde ise 7718 ak9e vakif kaydedilmistir. Evlathk vakif olarak duzenlenen vakfin yilhk 
gelirinin ti9te biri aym zamanda mutevelliligini de yapacak olan zaviye seyhine, diger ti9te 
biri zaviyenin masrafina ve kalani da yedi nefer zaviyedara tahsis edilmistir. 

§eyh Cui Dede, kendi koyunde Mevlevihane yaptinp sehirden aynlinca yerine es-§eyh 
Mecdtiddin Kupeli Dede; bundan sonra 1436'da Mustencid Dede seyh olmuslardir. Adnan 
Gurbuz'un 'Vakif Iliskileri Cer9evesinde XVI. Yuzyilda Amasya Sancagi'adh doktora 
tezinden edindigimiz bilgiler 9er9evesinde, Amasya Mevlevihanesinin Evkaf Defteri'ne gore 
vakiflan, Argoma nahiyesine bagh Bagluca Koyii ile Akdag nahiyesine bagh, Seyfe ve Tavra 
koylerinin tamam malikane gelirleridir. Bu koylerin vakif kaydedilen malikane gelirleri, 1520 
tahririnde 1810 akje iken, 1576 tahririnde 2985 akje olmustur. Bu rakamlar bize iki zaviyenin 
gelirlerini karsilastirmak i9in de bir fikir vermektedir. 



108 



1567'de es-§eyh Omer £elebi ve bundan sonra da es-§eyh Ibrahim £elebi'nin Mevlevi 
seyhi olduklan sirada, eskiya hadisesi meydana gelmis, 1602'de Mevlevihane yanmis ve 
seyhi de vefat etmistir. Ibrahim £elebi'nin oglu es-§eyh Mehmed Arif Dede, durumu eski 
sadrazam Bayram Pasa'ya arzetmistir. Bayram Pasa 1637'de su sikintisi ceken memleketi 
Amasya'ya kendi kesesinden odeyerek su getirir ve bir kervansaray ile bir de Mevlevihane 
yaptinr. Bu arada Mevlevihanenin vakirlari da genisletilir. Bu yeni insadan sonra, burada seyh 
olanlar, sirasiyla soyledir. Es-§eyh Mehmed Arif Dede, bunun damadi es-§eyh Mahmud 
Dede, bundan sonra es-seyh Hasan Kudsi Dede ve es-§eyh Alaeddin Dede. 1700'de Alaeddin 
Dede'nin vefatiyla Ibrahim £elebi tekkenin miitevellisi ve es-§eyh Bilal Efendi de seyh 
olmustur. Ilk seyh Mehmed Arif Dede'nin 'bazi ahval ve harekatindan' dolayi 1647 senesinde 
azledildigi, bunun iizerine oglu Abdulbaki ile Istanbul' a giderek oraya yerlestigi goriilur. 
1701 tarihinde ise, Bilal Efendi aym zamanda tekkenin mutevelliligini yuriittir. 1645 yilinda 
Amasya'yi ziyaret eden Evliya £elebi Mevlevihaneyi kirk kadar tekke i9ersinde en guzeli 
olarak gortir ve siirsel uslubuyla, buranin semahane ve safahaneden mutesekkil oldugunu, 
imaretinin, dervislerinden baska fukaraya da nimeti bol oldugunu yazar. Bayram Pasa'nin 
Mevlevihaneyi yeniden insaindan sonra Mevleviligin Amasya'da canlandigi goriilur. 
1661'de kaybolan Amasya Mevlevihanesinin vakfiyesi gorevlilerin sozlti ifadelerine 
basvurularak ortaya cikanhr. Lale Devri kayitlannda Celaleddin Rumi tekkelerinden oldugu 
Amasya'da vaki mevlevihanenin vakfimn dort kita mezralannin tekke seyhleri i9in 
zaptedildigi ve dervisamn ihtiyaci i9in harcandigi, halkin burada seyh ve sakin olan fukara ve 
dervisana zarar verdigi belirtilmektedir. Htiseyin Gtines'in 'Lale Devrinde Amasya' adh 
doktora tezinden ogrendigimize gore, 1722 tarihli bir kayitta hin-i fetihten bu zamana kadar 
mesihata evladiyet ve mesrutiyet uzere kimlerin geldigi gortilmektedir. Eyltil 1723 tarihli 
diger bir sicil kaydinda da Alaeddin Mevlevihanesi evkafindan dort kita vakif mezrasimn 
bundan once adi ge9en tekkede seyh olanlara defteri hakani geregince tarafi vakfin i9in zapt 
ve tasarruf edip vakfin sarti iizere fakir dervisamn malzemelerine har9 ve sarf olundugu 
kayithdir. 

XVIII. asnn ilk yansina gelindiginde Amasya'da Mevlevilik, Halvetilik ve 
Naksibendiligin oniine ge9er. Bu yuzyilda postnisin olan seyhler sirasiyla soyledir. Alaeddin 
Dede (61.1701), Bilal Efendi (61.1706), Osman Sakip Dede (1706'da gorevi birakmis), 
Ebubekir Dede (61.1719), Salih Dede (61.1738), Dervis Mehmed Dede (61.1753), Mesnevihan 
Ismail Dede (61.1763), Hacizade Ahmed Dede (61.1776), Feyzullah Dede (1780'de aynlmis), 
Seyyid Hasan Dede (1790'da aynlmis), Feyzullah Dede (1794'te aynlmis), ve Huseyin Dede 
(61.?). 



109 



Ahmet Dede'nin 1870 tarihinde vefatiyla yerine 1868 dogumlu heniiz iki yasinda olan 
oglu Seyyid Mehmed Cemaleddin vekaleten dergah postuna tayin edilir. Mehmed Celaleddin 
1882 tarihine kadar vekaleten yuruttugii dergah seyhligine 1882 tarihinde asaleten tayin 
edildiginde, heniiz ondort yasindadir. 1888 tarihlerinde de mesihatnamesi yenilenir. 

Sezai Ku9tik, 'XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler' adh doktora tezinde Tahirii'l 
Mevlevi'nin, Amasya Mevlevihanesi son seyhi Cemaleddin Dede ile ilgili su anekdotu 
anlattigini aktarmaktadir; "Cemaleddin Efendi, babasimn vefati uzerine 90cuk kalmis, 
dergahin umur-i idaresi kendisine tevariis etmis ise de, mesihatnamesi verilmediginden, hem 
vukua gelen Ermeni vak'asinda yanan dergahim tamire vesile bulmak, hem de 
mesihatnamesini derdest etmek fikriyle 1898 yilinda Istanbul' a gelmistir. Yenikapi 
Mevlevihanesi semazenbasilanndan Halid Dede'den sema mesk etmis, sadece destan sanlan 
Cemaleddin Efendi, daha sonra kendi tekkesine donmusttir. Dergahim tamir ettirdi mi 
bilmiyorum ama Cemal Efendi, yirmi otuz arasi yaslarda, orta boylu, esmer zayif yapili bir 
zattir. Yazi yazmayi bilmez, sadece biraz okumasi vardir." 

Mehmed Cemaleddin Dede, Konya'ya yazdigi bir yazida dergahta kuttiphane 
bulunmadrgini, aynca dergahtaki mevcut demirbaslan bildirmistir. Bunlara ilaveten dergahin 
bag, bahce, diikkan gibi mevkufatim i9eren bir yazi ile, dergah gelir ve gider sarfiyatimn daha 
onceki seneler alti biner kurus iken zahire fiyatlannin artmasi uzerine on bes biner kurusa 
9iktigim belirtmektedir. 

1835 yilinda §eyh Mehmed Efendi'nin mutevelli oldugu donemde, dergahin Mart 
basindan §ubat sonuna kadar yapilan bir yillik muhasebesinde Mevlevihanenin 1680 kurusluk 
bir geliri tesbit edilmistir. Mehmed Cemaleddin Dede'nin 1906-1909 seneleri arasi dergah 
gelir ve giderleriyle ilgili Konya'ya gondermis oldugu pusuladan, dergahin bu zaman 
i9ersindeki toplam gelirinin 21960 kurus, giderinin ise 21960 kurus oldugunu ogreniyoruz. 

Mehmed Cemaleddin Dede, Amasya dergahi ile ilgili Konya'ya yazdigi 1911 tarihli 
bir diger yazida ise su malumati vermektedir. 'Amasya Mevlevihanesi asitane olmayip zaviye 
oldugu cihetle sertabbah, mustahdem bulunmadigi ve dergahin ge9en 1893 senesinde vukua 
gelen harik-i kebirde kamilen muhterik olarak varidat-i ciiziyyesi ile tarz-i atikini 
muhafazaten ancak bir tevhidhane, iki hucre, divanhane ve ittisalinde medfun mesayih-i 
salifenin ttirbeleri musakkafati insa ettirilip semahane heniiz yaptinlmadigi cihetle, zabitan-i 
saire de olmadigi, yalniz Kasimpasa Mevlevihanesi 9ilekeslerinden Tokath Haci Veli Dede 
naminda ve on dort seneden beri hucrenisin, ttirbedarhkla, dergahin umurunu rii'yete memur 
bir dede mustahdem ve sehri istihkakimn yiiz yirmi kurustan ibaret bulundugu, mamafih 
muhibban, neyzen ve ayinhan mevcud olmadigi ma'ruzadir. 



110 



Amasya Mevlevihanesinde 1911 senesinde bulunan demirbas esyalar sunlardir. "iki 
adet Tevhidhanede mefrus kilim, bir hah seccade, on bes adet yastik, sandalye ve perde, iki 
adet hucrelerde mefrus kilim, bir adet yan hahsi, on adet hiicrelerde mefrus yastik ve perde, 
yedi adet kanepe, koltuk, sandalye, bir adet kebir ibrik , bir adet takimiyla beraber soba, iki 
adet sac mangal, bir adet ttirbede mefrus kilim, iki adet pirincten mamul samdan, kahve fincan 
takimi". 

1905-1909 yillan arasinda Amasya Belediye Baskanhgi da yapan Cemaleddin Efendi 
Mustafa Kemal'i Havza'dan Amasya'ya davet eden heyette yer ahr. Huseyin Menc, 'Her 
Yoniiyle Amasya' adh kitabinda, 12 Haziran'da karsilama heyetiyle organizeyi saglayanlar 
arasinda Cemaleddin Efendi'nin de bulundugunu yazar. Amasya Miidafaa-i Hukuk Cemiyeti 
kuruculanndan olan §eyhin Milli Miicadeleyi sonuna kadar destekledigi bilinir. 

Yakup §afak'in, "Veled Celebi'in Menakib'ina Gore 1912'de Faal Olan 
Mevlevihaneler Ve §eyhleri bashkh yazisinda yer alan listede, Kara §eyh Dede lakabiyla 
Ahmet Cemaleddin Efendi'nin adi gecer. Veled Celebi'nin kumandanhginda 1026 kisiden 
olusan ve 26 subat 1915'te ugurlanan Mevlevi Taburunda Amasya'dan katilan seyh olarak 
Hiisameddin (?) Efendi'nin adi yer ahr. 

Celaleddin ve Sadreddin isminde iki oglu bulunan Mehmed Celaleddin Dede, tekkeler 
kapatihncaya kadar Amasya Mevlevihanesinde postnisin olarak gorev yapmistir. 

1919 yihnda Mustafa Kemal'in Havza'dan gondermis oldugu bir tamimin halka 
bildirilmesi icin yapilan toplantimn ger9eklestirildigi yer olmasi sebebiyle Mevlevihane'nin 
varhgindan son olarak haberdar oluruz. Evliya Celebi'nin ziyaret edip, Amasya'daki tekkeler 
icinde en guzeli olarak tavsif ettigi dergah, tekkeler kapatildiktan sonra harabeye donmus ve 
geriye sadece bir oda icersinde birka9 Mevlevi kabri kalmistir. 

Yapi muhtemelen Amasya' da eskilerin Selagzi dedigi yerde bulunmaktaydi. Onceden 
kimsesizlere ait mezarhgin da yer aldigi bu bolgeye 1865 yihnda Mutasarnf Ziya Pasa 
tarafindan el atihr. Mezarhk kaldinhr ve yerine dukkanlar yaptinhr. Fakat degisiklikler Ziya 
Pasa' dan sonra da devam ederek bugunlerin Yavuz Selim Meydanma donusturulur. 1925 
yihnda tarikatlerin ilgasi ile sahipsiz kalmasi ve benzer nedenlerle sehirlesme adina meydan 
acilmasi esnasinda Mevlevihane'nin de yiktinlmis olmasi beklenir. Ney uflemeyi Yenisehir 
Mevlevihanesi'nde (Bugiin Yunanistan'in Larissa sehrinde) ogrenmis olan Griftzen Asim 
Bey' in 1883 yihnda surgun olarak gonderilmis oldugu ve emekliliginden sonra da yerleserek 
yirmi yildan fazla kaldigi yillarda Amasya' da bir musiki cemiyeti kurdugunu goriiruz, fakat 
Mevlevihane ile bir munasebeti olup olmadigini bilmiyoruz. 



Ill 



112 



Amasya'da Halvetilik 



Siileyman Uludag'm Islam Ansiklopedisi'ne hazirlamis oldugu 'Halvetiyye' baslikh 
maddesinde, Islam dunyasmm en yaygm tarikatlanndan biri olan Halvetiligin, Azerbaycan'da 
ortaya cikmis, gelismis ve buradan Anadolu'ya, Balkanlar, Afrika ve Asya'ya yayilmis 
oldugu anlatilir. Silsile Omer el Halveti'den sonra Ahi Mirza, Haci Izzeddin, Sadreddin 
Hiyavi ile devam ederek Seyyid Yahya yi Sirvani'ye ulasir. Amasya 'ya tarikatin bir bakima 
gercek kurucusu sayilan Sadreddin Hiyavi'nin halifelerinden Pir Ilyas tarafindan getirilirse de, 
Halvetiyye Seyyid Yahya'nin halifesi Habib Karamani tarafindan da Anadolu'nun cesitli 
bolgelerine yayilmistir. Bu bakimdan Amasya hem Pir Ilyas hem de Habib Karamani'ye sahip 
olmasiyla, zengin bir Halveti mirasma sahiptir. 

'Nefsin kotiiluklerden ve gunahlardan armdinlmasi' esas olan Halvetiyye'yi Ruseniyye, 
Cemaliyye, Ahmediyye ve Semsiyye seklinde dort ana kol ve bunlardan ortaya cikan 90k 
sayida alt kolla Islam dunyasmm en yaygm tarikati niteligi kazanir. Nefsin terbiyesi dille, 
kalple, ruhla ve sirla yapilan zikirdir. Tarikatta az yeme, az konusma, az uyuma, inziva, zikir, 
seyhe goniilden bagh olma gibi ilkelere hassasiyetle uyulur. 

Tasavvufun bir kurum haline gelmemis oldugu baslangic donemlerinde yasayan 
sufilerin nefislerini terbiye etmek i9in inzivaya 9ekildikleri farkli mekanlar kullanmis 
olduklan goriilur. Bu bazen issiz bir yerdeki magara olabildigi gibi, Ebu Said -i Ebu'l Hayr'm 
hayatmda goriildugu tizere halvete giren kisinin kendini bas asagi astirdigi bir kuyu da 
olmustur. Ancak tarikatlann teessusuylebirlikte adab ve erkanlann da kurallara baglandigi 
gorultiyor. Artik halvethanenin bir dervisin i9inde tek basma namaz kilabilecegi, dikkatini dis 
dtinyaya dair ayrmtilarla dagitmasma izin vermeyen, tercihen karanlik bir hticre olmasi 
gerekiyor. Dervisin hi9 kimse ile konusmamak sartiyla, ancak abdest tazelemek ve cemaatle 
kilman namazlara katilmak i9in halvethaneden 9ikmasi soz konusu oldugundan bu 
mekanlarm, cami veya mescid olarak da kullamlan tevhidhane bolumleriyle baglantili sekilde 
tasarlandigi goriilur. Bu durumun en guzel ornegi, Amasya' daki Yakup Pasa (^ilehane Camii) 
Tekkesi'dir. M. Baha Tanman, Islam Ansiklopedisine hazirlamis oldugu 'Halvethane' baslikh 
maddede konuyu her yonuyle ele alir. Yapida tarikatin biinyesinde onemli yer tutan halvet 

113 



olgusunun mimariye somut sekilde yansitildigi aijiktir. Mescid iki yandan halvethanelerle 
kusatilmistir. Yaklasik 2m. kare olan birimlerin ikiser kapisi bulunur ve i9erisi ocak ve dolap 
nisi ile donatilmistir. 

Ahmed Yesevi'nin "olmeden once oliinuz" sirnndan kaynaklanan halvethanesi adeta 
bir mezar odasini andinr. Mevlana'nm yedi gun yedi gece halvete 9ekildigi mekan, Konya ile 
Sille arasinda bir dagin eteginde bulunan Bizans manastinndaki i9inde soguk su 9ikan bir 
magaradir. Haci Bektas Veli'nin de Sulucakarahoyiik'teki tekkesinde muridleri arasinda 
Kizilca Halvet adiyla anilan ve ku9tik bir mazgal ve samdan nisiyle donatilmisbir halvethane 
yer alir. 

Halveti kaynaklanna gore tarikatin Anadolu'ya girisi, Ahi Yusuf (6. 1408) vasitasiyla 
ger9eklesmistir. Nigde'ye yerleserek burada ilk zaviyesini a9mis olan Ahi Yusufun 
halifelerinden Pir Omer ve Ahi Mirim, Halvetiligin Anadolu'da yayilmasina onemli rol 
oynamislardir. 

Mevlevilik ve Bektasilik gibi merkeziyet9i bir yapiya sahip olmadigindan kisa 
zamanda bir 90k kola aynlan Halvetiligin, Kanuni zamamnda Ibrahim Gulseni sebebiyle 
takibata ugradigi goriilur. Giilsenilik mensuplannin fikirleri sebebiyle, devlet yonetiminin 
ateizm isnadiyla siki takibata maruz kaldigi anlasihyor. 

XVII. yuzyilda Halvetilik, btinyesinden Niyazi Misri gibi renkli sahsiyetleri 9ikanr. 
Fakat bu gelismeler taassup 9evrelerini de harekete ge9irir ve Kadizadeliler hareketi olarak 
bilinen olaylar, genelde tasavvufa ozelde Halvetilige karsi resmen baslatilan bir savasin 
ifadesi olur. Cengiz Gundogdu, 'Bir Turk Mutasavvifi Abdulmecid Sivasi' adh eserinde, 
ytizyilin ortalannda devleti sarsacak kadar buytiyen olaylann, ancak Koprulti Mehmed 
Pasa'nin sert tedbirleriyle onlenebildiginden soz eder. Tamamen bir tasavvuf dusmanhgi 
olarak ortaya 9ikan Kadizadeliler Hareketinin mensuplan olan vaizler, Istanbul camilerinde 
yaptiklan tahrik edici konusmalarla, Halvetilik ve Mevlevilik gibi tarikat 9evrelerine a9ik9a 
savas a9arlar. Onlan kiiflirle itham eder, hatta camilerde normal olarak makamla Kur'an-i 
Kerim, mevlid ve ezan okunmasina, muezzinlik edilmesine dahi siddetle karsi 9ikar, firsat 
bulduk9a da fiili miidahelelerde bile bulunurlar. Kaba ve 9irkin bir iislupla yapilan bu 
hareketi er tamamen yiizeysel ve subjektif degerlendirmelerin urunudiir. Fakat sonunda toplum 
duzeni bozulur ve tasavvuf 9evrelerine bagh halk ile onlara karsi koyan ahali birbirine duser 
ve kanh 9arpismalar olur. 

"Kadizade'nin ilk bakista bidat ve hurafelerle miicadele ediyor goriinmesine ragmen 
asil hedefi mutasawiflar olmustur. Sema ve devran konusunda Halvetiler ve Mevlevilerle 
olan miicadelesi, hem diger tarikat 9evrelerinde hem de tabiatiyla daha 90k Halvetiler ve 
Mevleviler arasinda bir tepki ve mukavemet cephesi olusturur. Mevlevilerden bu harekete 

114 



tepki gosterenlerin basinda Ismail Rusuhi gelir. Nitekim Mevleviler ondan raks ve sema'a 
karsi olanlann susturulmasi itjin bir eser yazmasim isterler. O da Huccetti's-Sema adh eserini 
kaleme alir. Halvetiler arasinda ise Kadizade Hareketine siddetle karsi 9ikanlann basinda 
Abdiilmecid Sivasi gelir. Onun yaninda yer alanlar 'Sivasiler' adini alir ve bu tarafgirlik ve 
catisma tarihe "Kadizadeliler-Sivasiler" mucadelesi olarak gecer. Medreseli-tekkeli 
9ekismesinde Kadizade' nin medreseden yetisme birisi olarak miisbet ilimlere karsi menfi 
tavnna karsilik, Abdiilmecid Sivasi 'nin tasavvuf ehli olarak bu ilimlere taraftar olmasi 
oldukca dikkat cekicidir." 

"XVII.yiizyilda Osmanli Devleti'nin buhranh doneminde ortaya 9ikan bu hareket, 
goriinuste, sosyal bozuklugun dinde yapilacak tasfiye ile ger9eklesebilecegi anlayisina 
dayamyordu. Ancak Kadizadelilerin genel tavn dikkate alindiginda, tasfiyeciligin paravan 
yapilip dini 9evrelerin mevcud niifuz ve iktidar mucadelesine katilmasi ve bundan menfaat 
saglama gayesi giiden bir hareket oldugu goriilur. Osmanli Devleti'nde daha sonraki 
donemlerde de Kadizadeliler ve Sivasilerin anlayisim paylasan ziimreler her zaman var 
olmus, guniimiizde de bunun uzantilanni gormek miimkiin hale gelmistir." 

"Halveti Seyhi Abdiilmecid Sivasi 'nin yasadigi donemde tarikatlerin yayginligi artmis, 
buna bagh olarak tarikat ziimreleri arasinda muhtelif kanaat ve inan9 farkhhklan da 
gelismistir. Bunlardan bir kismimn tavirlan seriatin zahirine uygun, bazilanninki de aykin 
oldugundan, bu ikinciler hakkinda bazen devlet tarafindan takibat yapilmis, onlar da 
faaliyetlerini gizli olarak surdurmuslerdir. Iste Abdiilmecid Sivasi de bu donemde bir taraftan 
tarikatlere karsi yunittilen taassup ile mucadele ederken, diger taraftan da, faaliyetlerini 
gizlice surduren Melamilerin seraite muhalif goziiken goriis ve davramslanna siddetle karsi 
9ikmis, herkesin havsalasina sigmayacak taskin fikirlerin yayilmasina mani olmaya 
9ahsmistir. Onun bu tavnni seraite baghhktaki hassasiyetine ve kisisel mizacina baglamak 
mumkundiir. Aynca bu durum onun devletin bu ttir hareketlere bakisiyla paralellik arzettigini 
de gostermektedir." 



Hiiseyin Hiisameddin'in tesbit etmis oldugu Amasya'daki otuzdan fazla tekkenin 
yandan fazlasi Halveti tekkesidir. Yine bu tekkelerin de yanya yakini XV. yuzyilda insa 
edilmistir. 

Amasya'da Halvetilere mahsus olarak Yakut Pasa tarafindan yaptinlan ilk tekke 
Gumuslu Camii'nin giiney dogusunda yer almakta idi. Pir Ilyas'in Sirvan'dan dondukten 
sonra uzun yillar hizmet verdigi bu mekanin, halveti tarikatimn Amasya'daki merkezi oldugu 
muhakkaktir. 1740 yilinda Sarayli Fatma Hanimin takdirleri uzerine Gumiisliioglu Tekkesi 
yerine miikemmel bir medrese yaptinhr ve vakiflan duzenlenir. 

115 



Bir tasavvuf klasigi olan Avarifu'l-maarif adh eserin sahibi Sehabeddin Suhreverdi'nin 
torunlanndan olan Seyh Hamza'nin silsilesinin, Hz. Ebu Bekir (r.a)'e kadar dayandigi ileri 
suriiliir. Onun Amasya'ya gelmis oldugu 1397'lerde sehrin muftusii Siicaeddin Ilyas ile 
tamsmis olmasi kuvvetle muhtemeldir. 1402-1406 arasindaki yillarda Sirvan'da bulunmus 
olan Siicaeddin Ilyas' in doniisiiyle Amasya'ya Halveti tarikatini getirdigi goriilecektir. Onun 
once en yakin muridi sonra da ilk halifesi olan Serafeddin Hamza'nin 1415'te vefat ettigi 
anlasihyor. Oglu Aksemseddin'in bu siralarda 25 yaslannda Osmancik'ta bu gun kendi adiyla 
anilan kale altindaki medresede ders vermekte oldugu muhakkaktir. 

Halk nezdinde Kurtbogan lakabiyla anilan seyhin tiirbesi, Amasya Tarihi'nde Hizir 
Pasa Mahallesi anlatihrken, 'Amasya' nin kuzey batisindaki Ok Meydani iisttinde, onceden 
Komninus Sarayi, sonradan ise Kavak demekle meshur ve yuksek bir yerde bulunmaktadir" 
diye anlatilan bolgeye pek de uzak degildir. Bu giin Istasyon Mahallesinde, Istasyon Parki'mn 
kosesinde yer alan mescidin i9ersinde yer alir. Bununla birlikte, Amasra'nin Ulus ilcesinin 
Kalecik koyiinde, insa tarihi bilinmemekle beraber, evliyadan §imsirli Baba tarafindan bir 
gecede yapildigi rivayet edilen caminin yaninda §imsirli Baba ile Aksemseddin'in babasi 
Hamza Efendi'nin mezarlannin bulundugu da kabul edilir. 

Pir Ilyas'in oglu Amasya Miiftiisii Celaleddin Abdurrahman ^elebi'nin zaviyenin 
basina ge9tigi siralarda, 119 sehzadenin seyhi Ramazan Bayraminda ziyarete geldigi anlatihr. 
§eyh, bu sehzadelerin en kuciigii olan Mehmed ^elebi'ye iltifat ederek, hirkasim omuzlan 
iistiine orter, diger sehzadelere de yol gosterir. Halk bu davrams iizerine Mehmed Celebi'nin 
padisah, digerlerinin ahret yolcusu olacaklanni anlar. 



II. Bayezid'in Amasya' da sehzade olarak bulundugu sirada, hocasi §emseddin Ahmed 
^elebi tarafindan mutfagi ve misafirhanesiyle birlikte insa edilen Hoca Sultan Tekkesi'nin 
1760'lardan sonra fonksiyonunu kaybettigi anlasihyor. 

XV. yiizyilda insa edilmis olan Meydan Kapisi civanndaki Sadeddin Tekkesinin de 
XIX. yiizyihn ortalannda tamamen yikildigi goriiliir. XIX. yiizyihn ortalannda harabeye 
doniisen tekkelerden bir digeri de Sehre Kiistii Tekkesi'dir. Amasya'da Pir Sinan Halveti'nin 
miiridleri tarafindan yaptinlmis olan bu tekkenin 9evresinde zamanla bir mahallenin olusmus 
oldugu anlasilmaktadir. XV. yiizyilda Amasya Emiri Sadgeldi Pasa'nin neslinden Ehli Hatun 
tarafindan yaptinlan tekkenin gelecegi de farkh olmaz. XIX. yiizyilda sanki tekkelerin kaderi 
Osmanhnin durumunu yansitir. 

^eribasi Tekkesi de yiiz yilhk omriinii tamamladiktan sonra, bulundugu yer tekke 
seyhlerinin mezarhgindan halk mezarhgina doniisiir. 



116 



Mehmet Pasa tarafindan Yesihrmak kiyisinda kendi adiyla anilan caminin giineyinde 
Habib Karamani i^in 1485 yilinda yaptinlan tekkenin 1879 yilina kadar faal oldugu, bu 
tarihlerde tekkeye muhacirlerin yerlestirilmesiyle, mekanin ev haline donustugii goriilur. 

1554'te insa edilip vakiflan tanzim edilen Kusbaz Tekkesi'nin de harap olusuyla 
birlikte 1897 yilinda vakiflanna Maarif tarafindan el konuldugu anlasilmaktadir. 

Amasya'da degerli kagit imalinde mahir oldugu anlasilan es-§eyh §emseddin Mehmed 
el-Kirtasi tarafindan 1428'de yaptinlan Halveti tekkesi ise son seyhi Ismail Efendi'nin 
vefatiyla 1843 yilinda medreseye cevrilir. 1564'te insa edilen Hizir Pasa Tekkesi'nin de 
1730'daki yanginla ortadan kalktigi anlasihyor. 

Anadolu Beylerbeyi Yakup Pasa'nin yaptirmis oldugu 1413 tarihli vakfiyesi ile tekke, 
mescid, tabhanesi ve 9ile odalanyla tarikatin Amasya'daki onemli bir diger merkezi haline 
gelir. Halvetiyye seyhlerine mahsus olan bu tekkede seyhlik yapanlann silsilesi, Amasya'da 
tarikat mensuplan arasinda 'altin silsile' olarak adlandinhr. 

Igneci Baba'nin asil isminin ignecizade §eyh Safiyuddin Mahmud Halveti olup, 
Zekeriyya Halveti hazretlerinin halifesi oldugu soylenir. Ignecizade' nin Amasya'daki Halveti 
tekkelerinin gunumuze gelebilmis en ihtisamlisi olan Yakup Pasa Tekkesinde 1450'lerde 
seyhlik yapmis oldugu tahmin edilmektedir. 

Bu gun £ilehane Camii adiyla anilan Yakup Pasa Tekkesi'nde, yapinin hizmet ettigi 
tarikatin biinyesinde onemli bir yer tutan halvet olgusunu mimariye somut bir sekilde 
yansitan halvethaneler goriilur. Yapiyi dogu bati dogrultusunda kesen koridorun kible 
yoniinde tevhidhanenin karsisinda bulunan mescid iki yandan ucer adet halvethane ile 
kusatilmistir. Kare planh ku9iik birimler halinde yaklasik 2 metre kare olan halvethanelerin 
ikiser kapisi bulunmakta , bunlardan biri mescidin harimine, digeri kible dogrultusunda 
uzanan ve yapinin eksenindeki koridora baglanan tali koridorlara acilmaktadir. Bu 
koridorlann diger yakasinda da gerektiginde halvethane olarak kullamlmasi mumkun 
gorunen,ve birer pencere ile disan a9ilan ii9er adet dervis hucresi siralanmaktadir. Bunlann 
hepsi birer ocak ve dolap nisiyle donatilmis, mihrap duvanna bitisik olanlarda birer pencere 
a9ilmis, geri kalan dort halvethane penceresiz olarak tasarlanmistir. Yaklasik doksan yil sonra 
yapinin birimlerinden biri, tarikatin seyhine tiirbe olarak tahsis edilir. Bu tiirbesinin penceresi 
uzerinde yer alan kitabede, fars9a olarak mealen sunlar yazilidir. 

"Pir Ilyas Hazretlerinin neslinden gelen seyhimiz Husami Abdurrahman ^elebi seksiz 
ve suphesiz diinyamn kutbudur. O Hakk ve dogru yola davet eden keramet sahibi hakiki bir 
mursittir. Aziz seyhimiz yasi atmis ii9e ulasinca Allah u Tealaya'ya go9erek seytamn 
hilelerinden emin olmustur. Allah-ii Teala'ya go9 emri gelince dervis Slum tarihine su 
ciimleyi dusurmustiir. "Ey Allah'im rahmet onun iizerine olsun 903." 

117 



Mehmet Pasa Camiinin giineyinde yol uzerinde Habib Karamani'ye nezredilmis olan 
tekkenin insa tarihi 1485 yilidir. Cami ve medresenin insaatiyle birlikte Amasya valisi 
Mehmet Pasa'nin bu tekkeyi de yaptirmis oldugu biliniyor. Bu yapilann bugiin Kili9arslan 
ilkogretim Okulunun (bugiin Rektorliik binasi) bah9esi icinde yer almis oldugu anlasihyor. 
"imamzade Seyfi" diye taninan Seyyid Ali'den sonra Habib Karamani'nin oglu Seyh Hasan 
Efendi irsad makamina gecer. Ondan sonra da 'Yamak Seyh' lakabiyla meshur olan Seyh 
Mehmed Efendi'nin Mehmed Pasa Tekkesinde seyhlik yaptigi gorulecektir. Mehmed 
Efendi'nin 1554 senesinde Istanbul'a gitmesi iizerine, yerine kardesi Seyh Omer Efendi 
gecer. Bundan sonra da sirasiyla, Omer Efendi, Mehmed Efendi, Abdurrahman Efendi, Omer 
Celebi Efendi, Seyyid Mehmed Celebi, ve Seyyid Ahmed Efendi tekkede gorev yaparlar. 
Ahmed Efendi'nin 1795'teki vefatiyla, ogullan Omer, Ali, ve Mehmed Efendiler, 1810 
yilinda da diger oglu Abdullah Efendi, tekkenin seyhi ve mutevellisi olurlar. Fakat bunlar 
miras9i olduklanndan asil mesihat, vekiller tarafindan idare olunur. 1879 yilinda ise yaklasik 
400 yil sonra, tekkeye muhacirlerin yerlestirilmesiyle, yapi ev haline donusmtis olur. 



Bahsi Halife, kirk sene muddetle ilmin yayilmasina 9ahsir ve pek 90k alim yetistirir. 
Halveti tarikatina mensub olan seyhin tarikatte hocasi Cemal Halveti'nin halifelerinden 
Muhyiddin bin Muhammed Efendi'dir. Ruyalanni ve Peygamber efendimizle olan 
sohbetlerini anlatan ve bir benzeri olmayan 90k guzel bir risale yazmistir. Akbilek Bahsi 
Halife'nin yazdigi eserler basilmamistir. Bu eserlerden bazilan sunlardir: 1) Mi'rac-ul-Ula 11 
Tefsiri Sviret-il-isra, 2) Tenbih-ul-Gabi 11 Ru'yet-in-Nebi. 

Akbilek Bahsi Halife 1523 (H.930) senesinde vefat eder. Bir zamanlar Amasya'da 
medrese egitiminin ilk dersi, Akbilek hazretlerinin kabri basinda yapihrdi. Ve alimlerin dini 
meselelerde halledemedikleri mevzu oldugunda, Bahsi Halife'nin kabrini ziyaret edip, rabita 
ile cevaplanni aldiklan anlatihrdi. 

Akbilek Bahsi Halife'den baska, Anadolu'da Bahsi Halife adinda iki alim daha vardir. 
Birincisi; Kastamonu'nun Kure kasabasindan olup, muderristi. Sultan Ikinci Selim'in 
sehzadeliginde hocahk yapmis olan bu zatin 1544 (H.951) senesinde vefat etmis oldugunu 
ogreniyoruz. Ikincisi; Bahkesir Kizilcatuzla'dan olup, 1537 (H.944)'de Trablussam kadisi 
olur. Daha sonra Kudus kadihgina getirilir. 1558 (H.966) senesinde Durziler tarafindan sehid 
edilmistir. 



118 



Amasya' da Nak^ibendiyye-Halidiyye 



Buharali §eyh Muhammed Bahaeddin Naksibend'in (61.1389) adma izafetle anilan 
Naksibendiyye, Maveratinnehir'in gelismis Stinni kultiir 9evrelerinde Mogol putperestligine 
bir tepki olarak tesekkul eder. Tarikat bolgede ve Iran'm bazi kesimlerine Stinnihgin 
yerlesmesindeki rolu itibariyle de tarihi bir onem tasir. 

Hamid Algar'm Islam Ansiklopedisine yazmis oldugu Naksibendiyye maddesinden 
ogrendigimize gore, Naksibendiligin Osmanh topraklanna girisi, XV. yuzyihn ikinci 
yansmda olmustur. Ubeydullah Ahrar'in halifelerinden Simavli Molla ilahi (61.1494) 
tarafindan Anadolu'ya getirilen tarikat, Stinni ozelligi sayesinde stiratle yayilmaya baslar. 
Fakat tinlu Naksibendi seyhlerinin ortaya cikmasi XVI. ytizyildan sonradir. Esasen Osmanh 
sultanlarmm, XV. ytizyilda Maveratirmehir ve Horasan mmtikalarmda onemli gelismeler 
kaydeden Naksibendiligi yakmdan takip ettikleri iyi bilinmektedir. 

Simav'da Molla ilahi'nin vefatiyla onun yerine ge9en Emir Buhari (61.1516), 
II.Beyazid'm gosterdigi yakm ilgi tizerine istanbul'a gelir. Bursa'da ise Lami'i ^elebi 
(61. 1530) Naksiligin onde gelen isimlerinden biridir. 

Anadolu'da Safevi propagandasmm etkilerini kirmak icin Naksi seyhlerinin gayret sarf 
ettikleri biliniyor. Bu q;er9evede gerek Yavuz gerekse Kanuni donemlerinde bazi Naksi 
seyhlerinin merkezi yonetimle iliskileri siklasir. XVII. ytizyilda daha da gelisen 
Naksibendilik, btitun Osmanh sathmda yayginhk kazanir. Bu durum yonetim 9evrelerinde bir 
takim endiselerin uyanmasma da sebep olur. IV. Murad doneminde Urmiye §eyhi diye 
taninan §eyh Mahmud, kalabahk bir mtiridler topluluguna sahip oldugu i9in, 'ayaklanmak 
uzere bulundugu' iddiasiyla idam edilir. 

1827 yihndaki fermanla bazi Bektasi tekkeleri kapatihr ve a9ik birakilanlara da 
Naksibendi seyhleri atanir. Bunun sebeplerinden biri olarak, uygulanan askeri yenilikler 
dahilinde kontrol altma almmak istenen yeni9erilerin arasmda yaygm olan Bektasilik 
tarikatimn ntifuzunu azaltma dtistincesi gosterilir. Iktidarm Naksibendi seyhlerini Bektasi 

119 



tekkelerine atanmasini saglamasi, bir kisim sufi 9evrelerde Island bir mesrep olmadiklan ileri 
suriilen kesimi Sunnilestirme 9er9evesinde olumlu degerlendirilir. Fakat bazi sufiler 
tarafindan da dogru bulunmaz ve bu uygulamanin devletin sufi kurumlara miidahalesi olarak 
goriilur. Sunnilestirme seklinde sunulan bu uygulamayi, Istanbul' daki Sunni Naksi Halidi 
seyhlerinin de surgun edilmesi takip eder. Esasen farkli donemlerde bazi sufilerin, yonetimin 
bazi tasarruflanndan rahatsiz olduklanni ifade ettikleri zaman 9esitli vesilelerle 
cezalandinldiklan bilinmektedir. "Tekkede top dokttiriip sarayi havaya U9uracak" ihbanna 
itibar edilerek Hicaz'a surgun gonderilen Ozbekler Tekkesi Naksibendi Seyhi Ibrahim Edhem 
(1829-1904), bu durumun dikkate deger orneklerinden biridir. 

Sii ve Alevi temayiillere karsi bir tepki olarak ortaya 9ikmis, sahabenin onemini ve 
degerini kuvvetle vurgulamis olmakla birlikte Ehl-i Beyt sevgisini on plana 9ikaran, Halidi 
seyhleri de vardir. Halid el-Bagdadi'nin halifelerinden Ismail Sirvani'nin halifesi Hamza 
Nigari ve mensuplanni bu 9er9evede ele almak mumkundiir. 

Naksibendiligin adab ve erkamyla ilgili baslica ilkeler sunlardir; Her nefes alls veriste 
bilin9li olmak, yuriirken one bakmak, kotti huylardan iyi huylara dogru yolculuk, toplum 
i9inde yalniz, halk i9inde Hak ile olmak, Allah' 1 zikretmek, nefesi tutarak icra edilen kelime-i 
tevhid zikrinde nefesi salarken, "Ilahi ente maksudi ve nzake matlubi" demek, kalbi dtinyevi 
dusuncelerden korumak, Allah' 1 daima hatirlamak, i9inde bulunulan halin bilincinde olmak, 
zikri belli sayiya riayet ederek icra etmek, zikir esnasinda kalbe teveccuh edip zikrin 
manasimn bilincinde olmak. Sohbet, muridin egitiminde onemli unsurlardandir ve "Namazin 
kazasi olur ama sohbetin kazasi olmaz" sozti bu bakimdan anlamlidir. Aynca tarikatin onemli 
unsurlanndan biri olan rabitamn gayesi, kalbi dunyevi dusuncelerden temizlemek, mursidin 
ruhaniyetinden feyiz almak ve giyabinda onunla manevi birlik tesis etmektir. 

Naksibendi-Halidi seyhlerinin daha 90k faaliyet gosterdikleri ve ntifuzlu olduklan 
bolgelerin basinda ozellikle Dogu ve Guneydogu Anadolu bolgeleri gelir. Bolgenin sosyal ve 
tarihi ger9ekligi, seyyidlik inanci ile pekisen seyhligin babadan ogula ge9isi gelenegine uygun 
dtiser. Fakat bu 'evladiyelik' durum Anadolu' nun diger bolgelerinde ve Trakya'da gortilmez. 
Baslangi9ta, Halid el-Bagdadi'nin faaliyet gosterdigi Irak ve Suriye'nin Osmanh Devletine 
bagh olmasi tarikatin Istanbul ve 9evresinde yayilmasim kolaylastinr. Islahat ve Tanzimat 
hareketlerinin yapildigi o donemde tarikat kisa surede yonetimin ileri gelenleri arasinda 
yayginlik kazanir. Boylece siyasi nufuz ve gti9 kazanmalanyla tarikat ileri gelenleri siki 
iliskiler kurarak yonetim tizerinde etkili olmaya 9ahsirlar. Genel olarak Jon Ttirklere karsi 
II.Abdulhamid'i destekleyen Halidi seyhleri onemli roller ustlenirler. 1914'te Taskesenli §eyh 
Ahmet liderliginde Ittihat ve Terakki yonetimine karsi ayaklanan §eyh §ehabeddin ve Seyyid 
Ali yakalanarak idam edilirler. Isyana katilmadigi i9in Sultan Resat tarafindan odiillendirilen 

120 



Seyh Muhammed Ziyaeddin, daha sonralan davet edildigi halde Erzurum Kongresine 
katilmaz. Mustafa Kemal 1919 yilinda kendisine mektup yazarak yardimini ister. 1925'te bir 
Halidi seyhi olan Seyh Said isyan eder. 1930'da Menemen olayi sebebiyle yine bir Halidi 
seyhi olan Seyh Esad Erbili ve muridleri tutuklanir ve Istiklal mahkemelerinde yargilanir. 

Tekkelerin 1925'te kapatilmasiyla once evlerde, daha sonra kurduklan dernek ve vakif 
merkezlerinde sohbet toplantilan diizenleyerek faaliyetlerini surduriirler. Naksibendiligin gizli 
yapilan "zikr-i hafi'yi esas almasi ve evradin daha 90k bireysel olarak icra edilmesi ile 
mensuplan tarikat yasagindan fazla etkilenmez. 1946'da demokrasiye ge9ilmesi iizerine 
se9imlerde etkili olmaya baslayan tarikatin seyh 90cuklan ve torunlannin siyasete girerek 
9esitli donemlerde Tiirkiye Biiyiik Millet Meclisi'nde gorev yaptiklan goruliir. 

Tiirkiye' de kiilttirel hayat iizerinde derin izler birakmis olan Halidiyye mensuplan, 
gumimuzde de basin, yayin ve egitim alanlannda faaliyetlerini surdiirmektedir. 



Amasya'daki Naksibendi tekkelerinden Ya Vedud Tekkesi, Amasya kadisi 
Nizameddin Abdurrahman 'in kizi Selamet Hatun tarafindan 1453 yilinda yaptinlmis ve 
vakiflan tanzim edilmis. Simavh Molla Ilahi'nin vefat tarihini (1490) goz oniine alirsak, 
burasimn sonradan Naksi kimligine buriindugii dusuniilebilir. Tekkenin ismi, burada seyhlik 
yapmis olan Abdulvedud Efendi'nin adina izafeten verilmistir. Sefik Pasa'nin haksiz yere 
kendi mulkiyetine ge9irmesi veya harap olmasiyla vakiflannin 1897'de Maarif e devredilmis 
olmasindan soz edilir. Gunumiize ancak tekkenin banisi Selamet Hatun'un ttirbesi kalmistir. 
Diger bir Naksibendi tekkesi olan Seyh Abdal Tekkesi' nin Seyh Abdullah tarafindan Sofular 
Mahallesinde 1554'te yaptinldigi, XIX. yiizyilin ortalannda ise tamamen harap oldugu 
goruliir. 1897'de arsasi Maarif e devredilir. 

Ziyaret Kasabasinda Sekvuklu emirlerinden Hoca Mevlud 1281 yillannda bir cami 
yaptinr. Cesitli afetlerle harap olan cami, daha sonra, Ke9ioglu el-Hac Ali Celebi tarafindan, 
imar edilmis ve vakiflan tanzim edilmistir. Bundan dolayi, halk arasinda ve resmi kayitlarda 
burasi, Ke9ioglu Camii denmekle meshur olmus ve kayitlara da boyle ge9mistir. Caminin 
bitisigine Naksibendi halifelerinden Kinmli es-Seyyid es-Seyh Abdulbaki-i Hicabi, 1797 
yilinda kendi adiyla anilan tekkeyi yaptinr. Vefatindan sonra yerine halifesi ve damadi 
Ibrahim Efendi ge9er. Onun da vefatiyla tekke mektebe 9evrilir. Ke9ioglu Camii, bugun 
Hicabi Baba Camii adiyla anilmaktadir. 

Dede Cengi torunlanndan Ebus-Suud Efendi'nin torunu olan Abdulbaki, 1777'de 
memleketinden hicret edip Amasya'ya gelerek burada yerlesip kalir. Amasya bilginlerinden 
Urguplu Haci Ahmet Efendi adindaki zattan egitim ve ogrenimini bitirerek icazetini alir. Daha 
sonra, Turhal seyhi adi ile taninan Naksibendi tarikatimn seyhlerinden Seyh Mustafa 

121 



Efendi'ye intisap ederek manevi feyzini bu zattan tamamlayip seyhlik postuna oturar ve 
manevi hastahklan tedavi etmeye baslar. 1815 yilinda vefat edip halen kendi adi ile anilan 
Camii Serifin avlusuna defnedilir. a. Eserleri: 

- Hediyye-i Hilal. 

- Inas ve Isti'nas. 

- Bade-i Kevser. 

- Nukut-i Tevhidiyye. 

- Ikaz-i Nairn. 

- Bade-i Fakr-i Gina. 

- Ta'rifu'l-insan. 

- el-Ebkiratu'1-Muhtelife fi Serh-i Emsileti'l-Muhtelife. 

Onun manevi varhgindan ovgiiyle bahseden sairlerden Mustafa Sabri'nin yazmis oldugu 
siirden bir kita asagida yer almaktadir. 

"Iki alemde maksudu solar ki menzil-i Hakk'ta 
Ki irfan ehline cana, hakikat-i rehnumadir bu 
'Turabi' okudu yazdi Hicabi sultanin sirrin 
Libasi tazeler ol sahib-i Ridvan-i gusadir bu" 
1823 yilinda Abdulbaki Hicabi Efendi'nin halifesi Mehmed Arif Efendi tarafindan 
Acem Ali Mahallesi'nde Sehir Kethudasioglu adiyla yaptinlan Naksibendi tekkesinde 
seyhligin babadan ogula gectigi goriilur. 1544 yilinda Samlar Mahallesi'nde bir Halveti 
tekkesi olarak insa edilmis olan Samlar Tekkesi'nin 1816'dan itibaren Naksibendi tekkesine 
donustugii, yine aym sekilde Kadiri tekkesi olan Giilabi Tekkesi'yle Kagm Tekkesi'nin de 
daha sonra Naksibendi tekkesi haline getirildigi anlasilmaktadir. 



Bugiin Ismail Siraceddin'in ttirbesinde metal bir levha iizerine yazili hayat hikayesi ile 
birlikte yer alan Mevlana Halid'in kendisine vermis oldugu icazetname kopyasi 
incelendiginde Naksi tarikatimn inceliklerini gormek mumkundiir. Arapca olan icazetname 
mealen soy led ir. 

"Hamd sadece Allah' a mahsusdur. Salavat ve selam vahyine sectigi Hz. Muhammed'e 
(s.a), ailesine ve sahabesine olsun. Bundan sonra Allah' in halifesi olarak sefkatli, sadik dost, 
alim, ariflerin ve faziletlilerin menbai, sedat-i tarik-i Naksibendiyyenin emri ile 
kuvvetlendirilmis kardesim, sevdigimiz uca(!) ve kerem sahibi Haci Ismail Efendi'ye icaze 
verdim. Allah-u Teala bereketini, derecelerini ve hallerini artirsin. Talebelerine feyzlerini 
yagdirsin. Ona naksibendiye tarikatinda irsad, zikir ve tevhid telkini ile taliplere nazannin 
tesirini, nurlan muayyen etmekteki ve perdeleri kaldirmaktaki iktidanni tecriibe ettikten sonra 

122 



icaze verdim. Bu icazeyi, silsile-i aliyenin buyuklerinden aldigim miisade ve peygamberin 
sunesi iizerine istihareden sonra verdim. 

Evliyanin yoluna tesebbiis eden herkes onun sohbetini ganimet bilsin. 

Ona kitap ve sunnete sanlmayi tavsiye ederim. Kesf ve vicdan ehli imamlara uygun 
olarak firka-i naciye olan ehli sunnenin goriislerinin geregi olan akideyi tashihe emredip 
cah^mayi vasiyet ederim. 

Ve ona Kur'an muallimlerine, fikih alimlerine, sufilere hurmet etmeyi, kalp selameti, 
nefis semaheti, comertlik, guleryiizluluk, eziyetten 9ekinmek, kardeslerin kusurlanni 
affetmek, buyiiklere ve kucuklere nasihat, diismanliklari terk etmek, tamahi terk etmek, 
ihtiyacinin karsilanacagi hususunda Allah' a itimat etmek (Allah kendisine guvenenleri darda 
koymaz) , kurtulusun ancak dogrulukta oldugundan (dogruluktan) asla aynlmamak, ve 
Allah' a vasil olmak ki, bu ancak Hz. Muhammed'e tabi olmaktir (Salavat ve selam Hz. 
Muhammed'e (s.a), ailesine ve sahabesine olsun). Kendisini M9 kimseden usttin gormeyip 
nefsini herkesten asagi gorsiin, aleyhinde hareket edenleri ve hased edeni Allah' a havale etsin. 
Basina gelen seri gayreti ile def etmeye cah^masin. Bu tarikat-i aliyenin seyhleri kimi 
himmetleri ile sana yetisecekler. Eger isterse Allah-u tealamn kudreti ile fesadi o anda maddi 
olarak baglarlar. Bendelerinin sayisinca, razi oldugu nefisler adedince, dunyamn ziyneti ve 
kalemlerinin murekkebleri sayisinca (mikdannca) Allah' in salavat ve selami yine Nebiy-i 
ummisi muhammedin aile ve sahabesinin uzerine olsun. 

Alemlerin Rabb'ina hamd olsun. 

Ben fakir ve miskin Halid en Naksibendi, el Muceddidi 

Mevlay-i Kerim'in buyuk fazlina erismis 

Muhr-ii serif; 

El Halidi, El Naksibendi, El Muceddidi, El Kadiri, El Kubrevi, El Suhreverdi, El £isti 

Siraceddin'in akli ve nakli ilimlerde zamanimn emsalsiz bir bilgini oldugu, ozel olarak 
fikih ilminde bir kaynak teskil eder derecede bilgiye sahip oldugu anlasilmaktadir. Gayet 
al9ak gonullu, itaatkar, saygili, Sah Naksibend mesrep, hikmet sahibi, Hakk'aulastiran, egitici 
bir mursid idi. 



Amasya'da birbirinden guzel bir 90k caminin insai her defasinda devletin ileri gelenleri 
tarafindan yaptinlmistir. Hangi camie baksaniz, banisi ya Amasya valisidir, ya da devletin ust 
kademelerinde gorev yapmis olan birisidir. Oysa Sirvanh Camii, bir mursidin anisina 
sevenlerinin, muridlerinin himmetleriyle insa olunur. 



123 



Merhumun dostlan ve sevenleri; ozellikle §irvan'da Karabag'daki mtiridleri tarafindan 
gonderilen nakdi hediyelerle tizerine bir ttirbe ve yam basina da gtizel bir cami yaptinlmak 
sureti ile tisttin bir vefa ornegi gosterilir. 

Onun Ttirkiye, Azerbaycan ve Gurcistan'in Karapapag Turkleri arasinda 90k taninan ve 
sevilen bir kimse oldugu ve ozellikle bolgenin halk inan9lan incelenirken izlerine 90k sik 
rastlamldigi gorultir. Kafkasya'da daha 90k Stinni Turklerin kendisine tabi olmasina ragmen 
Nigari, §ii-Sunni muhalefetini onlemeye 9ahsmis, mistik duygulann gu9lendirilmesine onem 
vermis, tarikata girdikten sonra §iirler soylemeye baslamis bir edebi kisiliktir ayni zamanda. 
Hem klasik tarzda aruz o^usiiyle hem de halk siiri nazim sekillerinden hece 6k;usuyle §iirler 
yazmistir. 

Nebati tesiriyle yazdigi ilahi aski terenntim eden siirlerinde dokuz ya^inda iken mana 
aleminde goriip a§ik oldugu, on sene sonra ise kendisiyle goriisttigu zaman mecazi askin 
ger9ek aska donustugii Nigar adh takva sahibi muhterem bir hanimin ismini kendisine mahlas 
olarak ahr. 

Gazelleri ve kasideleri yalniz muridleri arasinda degil genis halk kitleleri arasinda da 
90k begenilmis, ezberlenmistir. Zikir meclislerinde daire seklinde ve sadece hafif tempo 
tutarak soylenen gazelleri ile buyiik mistik heyecanlan yasatan bir seyh olarak sohret kazanir. 
Tabiatiyle Dogu Anadolu ve Kuzey Azerbaycan' da halk arasinda hakkinda menkibeler olusur. 
Bu biiytik mifuzu sebebiyledir ki, Kinm Harbi'nden sonra Turkiye'ye go9 edince kendisine 
bagh binlerce insan Kars'tan Amasya'ya, Zile'den Mus'a kadar genis bir bolgeye gelerek 
yerlesir. 

§iirleri ve semah meclisleri ile bolge Turkleri arasindaki §ii-Sunni ihtilafi biiytik 6l9tide 
gidermis oldugu gortilen seyhin a9tigi bu yoldan tizerlerinde etkili oldugu bolgenin diger bazi 
sairleri de ge9mislerdir. Onun 

"Ne Sunniyem ne §ii 

Mtisltimanam Mtisltiman" 
beyiti adeta vecizelesmistir. Doneminde Azerbaycan, Gtircistan ve Ttirkiye'de divani semah 
sekli ile halkta derin izler birakmis olan Mir Hamza Sovyet doneminde dahi muslumanhgin 
"halk islami" seklinde yasamasim saglamistir. 

Hakkinda nisbeten genis bilgi Ibnulemin Mahmut Kemal Inal'va. Son Asir Turk 
Sairlerf nde ve Azeri edebiyat tarihinde bulunmaktadir. Azerbaycan Yurt Bilgisi dersinde 
Amasya'da yetismis Azerbaycan asilli sairlerden bahseden M.Sakir, Mirzade Fahreddin ve 
A.Caferoglu onun hakkinda daginik bilgiler vermislerdir. Karabag'dan Kars'a ve Amasya'ya 
kadar bir9ok muridinin bulundugu ve daha 90k Karapapak (Terekeme) Turkleri arasinda 



124 



tesirinin halen devam ettigi dusumilurse, zamaninda ne kadar buyuk bir sohret ve nufuzunun 
oldugu kendiliginden anlasihr. 

Ali Tuzcu'nun 'Ilkjaglardan Cumhuriyete Seyahatnamelerde AMASYA' adh 
kitabindan ogrendigimize gore, 1900 yilinda Amasya'da bulunan Alman seyyahi Ernst von 
Der Nahmer, yazmis oldugu eserinde su satirlara da yer verir. 

"Amasya'da neredeyse tann gibi sevilen ve ozel bir dini alaka goren sii Ilahiyat9i 
buyuk bilgin §eyh Hamza (Nigari)nin ttirbesini ziyarete gittim. Turbedar kilavuz seyhin 
bacanagi imis. Bana onun kutsal cubbesini ve bazi ozel esyalanni gosterdi. Turbedar cesitli 
dilekleri, dertleri olan, hastahklanna care aramaya gelen, cocugu olmayan kadinlan, 
90gunlugu kadin ve gen9 kizlardan olusan ziyaret9ileri para karsihginda ttirbeye aliyor. 
Onlara kutsal cubbeyi gosteriyor. Ziyaret9iler de buraya 9ok9a hediyeler getiriyorlar. 
Turbedan pek gozum tutmadi. Zaten sehirde bu kisinin §eyh Hamza' nin tiirbesini 9ikar 
ama9h kullandigini, 90k zenginlestigini, bir nevi eskiya oldugunu soyltiyorlardi. 

§eyh Hamza Amasya'nin koklu, asil ailelerinden §irvanizadelere mensupmus. 
§irvanizadeler durtist 9ahskan, dindar, modern kimselerdir. Avrupalilann Amasya ve civanna 
getirdikleri yeni tanm aletlerine ve yontemlerine (pulluklara) 90k ragbet ederler. Almanlarla 
90k iyi dostluklan vardi. Otuz sene once vefat etmis Osmanh devlet kademelerinde onemli 
gorevler yapmis Mehmet Rustti Pasa gibi bir 90k yonetici asker ve devlet adami 
§irvanizadelere mensuptur. 

§eyh Hamza yazdigi bir kitapta Hz. Muhammed'den sonra gelen halifelerin sirasi 
konusunda hararetli bir karsit gortis ileri surmusttir. Olay padisaha jurnal edilmis §eyh Hamza 
Harput'a surgune gonderilmistir. Bir iki yil sonra orada vefat etmis, cenazesi sevenleri 
tarafindan Amasya'ya getirilerek defnedilmistir. Kendisi Ebubekir soyundandir. 
§eyh Hamza'nin ttirbesi, Buyukcamii (Bayezid) nin sag tarafinda bulunuyor. Onu sevenler 
buraya bir cami ve turbe yaptirmislar. Buraya hediye olarak getirilen yiyecekler de fakirlere 
ve dini ogrenim goren 90cuklara verilir. Ttirbe civannda §eyh adina bir de Musltiman din 
okulu a9ilmis, okula buytik ragbet var." 

Oyle anlasihyor ki, Alman seyyahin gozlemlerinden Amasya'ya gelisinden on bes yil 
kadar once vefat etmis olan seyh hakkinda pek de saglikh bilgilere ulasmak mumkun degil. 
Anlatildigina gore seyh dis gorunustiyle uzun boylu, hos simali, mtilayim tabiatli bir zat imis. 
Ibadet esnasinda goriinusu degisir, namazda iken yuzunde tecelli eden nurani hal ile gorenler 
etkilenirmis. 

Arifler arasindaki tinvani ise soyledir: Kutbu-1 arifin, gavsti-1 vasilin, sahib-i Kur'an, 
Mehdi-i zaman, Mursid-i Salikin Huccetullah, Sultanti-1 Urefa, Emirti-l mille, §ah-i Cihan, 
Bin Hakikat, Terctimanu-1 Esrar, Hatemu-1 Vilaye, Hazreti Pir. 

125 



Mir Hamza'nin yetistirmis oldugu zevatin isimleri asagidaki sekildedir. 
Marash Gazi Osman Efendi, Dagistanh Haci Ismail Efendi, Karabagh Haci Maksut Efendi, 
Erzurumlu Haci Mustafa Efendi (Tefsircilerden Sasi Hoca Mustafa Efendi nami ile meshur), 
Kirampah Mustafa Efendi, Istanbullu Ahmet Hulusi Efendi (Yesarizadelerdendir), Rusyali 
Haci Mahmut Efendi (Kazak vilayetinden), Tokath Haci Zekeriyya Efendi (Cerkez 
Beylerinden), Rizeli Haci Tayyip Efendi, Hasankaleli Haci Mahmut Efendi (Postlu Hoca 
nami ile taninan). 

Mir Hamza Nigari hakkinda "Azerbaijantelefilm" Creative Association tarafindan bir 
film yapildigini, Azmi Bilgin ve Necdet Yilmaz'in ortak cahsmasi olan Divan-i Seyyid 
Nigari' nin Kule Yayinlan tarafindan yayinlanmis oldugunu, yiiksek lisans tezi olarak 
Muammer Mete Tashova tarafindan Mir Hamza NigarPnin Nigar-name mesnevisinin 
1998'de Canakkale Universitesi'nde hazirlandigini, Pervane Bayram tarafindan da "Karabagh 
Seyyid Mir Hamza Nigari'nin Hayati ve Eserleri" adiyla cahsma yapilmis oldugunu ilave 
edebiliriz. 

Amasya sairlerinden Sebati tarafindan olumune soyle bir siir yazilmistir: 

(Guniimuz Tiirk9esiyle) 

Ah ne yazik yuce velimiz diinyadan ahrete goctti! 

Ey goniil! Bundan sonra ahimiz goklere ulassin 

Ilahi emir 'ircii' ye uyarak ansizin vefat eden kamil seyhimiz, 

Bizleri hasret ve firkate bogmustur 

Sahimiz olan Mir Hamza Hazretleri, Hakk'in sirlanna vakif 

Asiklar meclisinin lsigi evliya burcunun gunesiydi 

Bundan sonra bahtimin yildizi yere diisse ne 9ikar 

Cunkti ask semasimn ayi tamamlamp dolunay oldu 

Artik evi barki yikilmis bir zavalh oldum 

Her zaman ah u figammiz yazilsin 

Ey Sebati! Bundan sonra sabir ayetini oku 

Ola ki Allah-u Teala bizlere hidayet ve tevfikini ihsan eder 

Gaybden bir ilhamla olumune su tarihi dusurdum 

Gitti hayfa cihandan mursid-i agahimiz 



126 



DEGERLENDIRME 



Ve, 

Amasya 

o §ehirdir Id, 

orda, 

dogmak kadar 

olmek de 

saadettir. 

-Ozkan Yakjm- 



'§ehzadeler §ehri Amasya'nm ardmda onu en iicra koylerine kadar bir 'Evliyalar 
§ehri'ne donusriiren sir, insan hayatina anlam kazandiran faaliyetlerde gizlidir. §u 'yalanci 
dunya'da U9 gunluk insan omriinu belki de 9ekilir kilan tek evrensel ger9ek, hayatm 
anlamlandinlmasinda yatar. En kahredici olaylar karsisinda bile, hayat tebessum ediyorsa, bu 
tamamen bizim ona bakisimizdan kaynaklanmaktadir. 

Amasyalmm olgunluga giden yolda her zaman rehberleri olmustur. §ehri her bir 
yonden kusatan evliyanm ruhaniyeti, sakinlerinin kendilerini acz i9inde hissettikleri her 
defasmda, farkinda olmasalar da onlara ayakta durabilme giicvi vermis, hayata biraktiklan 
yerden devam etme kuvveti saglamistir. 

Bu 9ahsma, son fir9a darbeleriyle resmin insanlarm takdirine sunulduktan sonra 
sahibine herhangi bir duzeltmeye izin vermeyen bir sanat eseri degildir. Sosyal tarih olma 
yolunda, sehri Amasya yapan manevi mimarlar hakkindaki bilgilerin bir araya getirildigi 
boyle bir tesebbiis, insan muhayyilesinde zamanla olusan, degisen ve zenginlesen 
a9iklamalarm tamammi i9ine almahdir. Bu sebeple, mukemmel olmadigi i9in daima yeni 
bilgilere a9iktir. Hi9bir sekilde soylenmis son soz degildir. 



127 



128 



DIZIN 



Abdal Musa, 33, 80 

Abdullah Hasimi, 43 

Abdulmennan Celebi, 7 

Abdurrahim Rumi, 37, 38, 

Abdurrahman Celebi, 4, 12, 116, 118, 

Abdulmecid Sivasi, 114, 115, 

Abdulmuti Efendi, 11 

Adi Me9hul, 46 

Ahi Kerim Sultan, 41 

Ahmed Hulusi, 21, 22, 23 

Ahmed Kuddusi Efendi, 18 

Akbilek, 12, 13, 15, 118, 119 

Alaeddin Ali Pervane, 107 

Alemi Efendi, 15 

Ali Baba, 34, 56 

Ali Hafiz, 23, 140 

Ali Pir Civan, 58, 59, 83, 84 

Arap Dede, 32, 39, 45, 55 

Arap Evliya, 45 

Asagi Pirler Evliyasi, 12 

Avdan Dede, 73 

Ayse Gazi Hatun, 26 

Ayse Hatun, 7 



Ciiciik Dede, 45 
gal Baba, 71 
Camh Evliya, 71 
Canakh Dede, 56 
Coban Baba, 8, 46 

D 

Davut Kalfa, 40 
Deli Resid, 48, 49 
Demirli Baba, 33 
Dersi Tamam, 26, 27 
Dikenli Dede, 54 
Dur Dede, 45 
Duvar Yiiriiten, 55 



Ebussuud Efendi, 11 
Ehli Hatun, 26, 117 
Emir Efendi, 11 
Erenler, 73 

Ergonas Baba, 30, 31, 66 
Ergiines Baba, 30, 66, 67 
Ese Dede, 33 



B 

Baba Ilyas, 57, 77, 78, 79, 80 
Bahsi Halife, 12, 15, 
Bakacak Baba, 62 
Bakirbas Dede, 53 
Barak Sultan, 62 
Bayezid Pasa, 6, 24, 39, 
Bayram Pasa, 109, 
Bedreddin Mahmud, 9 
Benli Sultan, 8 
Besir Efendi, 68, 69, 70, 
Beskardesler, 68 
Bun Dede, 45 



Cafer Baba, 32 

Cemaleddin Ahmed Dede, 108 



Fedai Baba, 31 
Fenerli Dede, 51 
Fevzi Baba, 43, 44, 50 
Filibeli Mehmet Efendi, 61 

G 
Gani Baba, 48, 73, 74 
Ganili Kizi, 48, 49 
Garip Evliya, 56 
Garip Hafiz, 59, 60, 74, 
Gazi Baba, 34 
Gazilik, 55 
Geyikli Evliya, 54 
Gul Dede, 55, 64 
Gulben Evliyasi, 64 



129 



H 

Habib Karamani, 10, 11, 13, 14, 113, 117, 118, 

Haci Bayram Veli, 7, 10 

Haci Bektas Veli, 19, 32, 33, 79, 81, 83, 85, 

108, 114, 
Haci Nadir Baba, 61 
Haci Veli, 54, 110 
Halil Dede, 32, 45 
Halit Baba, 33, 34 
Halkah Evliya, 10 
Hamdullah Celebi, 19, 85 
Hamza Dede, 54 
Hasan Baba, 34 
Hasan Dede, 61, 109 
Hayreddin Hizir Amasi, 14 
Hizir Pasa, 11, 53, 97, 116, 117, 
Hicabi Baba, 17, 18, 19, 37, 122, 
Hoca Ahmed Yesevi, 81, 108, 
Horoz Dede, 43 
Hucek Dede, 42, 43 
Husameddin Hiiseyin (^elebi, 1 
Hz. Omer'in Postasi, 46 

i 

Ibn Kemal, 12, 143 
Ibrahim Tennuri, 11 
Igdeli Dede, 41 
Igneci Baba, 7, 9, 117 
Ihsan Bayram, 98, 99 
Iki Sahabe, 46 
Ikiz Baba, 63 
Isa Ruhi Efendi, 22 
Ismail Benli, 49, 50 
Ismail Siraceddin, 21, 26 

K 

Kabalak Baba, 33 
Kadi Burhaneddin, 6, 108 
Kadin Ana, 62 
Kamber Baba, 32 
Kara Dede, 54 
Karaman Dede, 40 
Kececi Baba, 32, 83 
Kemal Baba, 52 



Kenan Baba, 55 

Kihc Dede, 40 

Kirklar Dede, 52, 53 

Kizan Turbesi, 63 

Kizoglan Baba, 33 

Komsu Evliya, 54 

Koyun Baba, 8, 58 

Kurt Baba, 61 

Kurtbogan, 2, 3, 26, 116 

Kus Baba, 65 

Kiiciik Seyyid Ahmed-i Kebir, 93, 94, 107 

Kiimbet Hatun Evliyasi, 41 



Lamii (^elebi, 10 
Lengeri Baba, 18 

M 

Mahmut Veli, 58, 83 

Mehmed Arif Efendi, 122 

Mehmed Cui, 3, 108 

Mehmed Pasa, 11, 14, 17, 85, 104, 115, 118 

Mehmed Riisdii, 21 

Mehmed §emseddin, 2 

Mehmet gelebi, 7, 61 

Mehmet Dede, 34, 88, 107 

Merami Baba, 19 

Mevlana Halid, 20, 21, 23, 24, 123 

mevlevi, 111 

Mir Hamza, 21, 23, 24, 25, 125, 126, 

Mir Hasan Efendi, 25 

Muhammed Bayram Efendi, 15, 96, 97, 98 

MuratDede, 39, 51 

Muslihiddin Efendi, 61 

Muslihuddin Musa Bey, 7 

Mustafa Akif Efendi, 15 

Mustafa Nuri Bey, 22 

Miieyyed (^elebi, 6, 7 

Miifessir Alaeddin Hazretleri, 26 

N 
Naksi Dede, 39 
Niyaz Baba, 57, 58, 84 
Nureddin Alpaslan, 67, 68, 93, 96, 



130 



Nuzla Dede, 54 



Pehlivan Dede, 54 
Pelitlik Baba, 34 

Pir Ilyas, 4, 5, 12, 15, 74, 113, 116, 118, 
Pir Sinan Halveti, 117 

Piri Baba, 8, 46, 47, 48, 58, 61, 80, 81, 84, 90, 
91, 



Seyh Mehmed Abdal, 71, 72 

Seyh Mustafa, 17, 18, 73, 122 

Seyh Sadi, 7, 34 

Seyh Safiyuddin Mahmud, 7 

Seyh Saban-i Veli, 8, 143 

Seyh Vefa, 39 

Seyh Yavsi Efendi, 11 

Seyh Zekeriyya, 7, 12 



R 



Rumi Hoca, 52, 143 



Sadreddin Hayayi, 4 

Sadreddin Muhammed Horasani, 9 

Sanci Evliyasi, 56 

Sari Ahmedzade, 25, 26 

Sanlik Evliyasi, 55, 78 

Sercoban, 7, 8, 9, 27 

Seydi Halife, 13, 

Seydi Vakkas, 68 

Seyyid Ali, 118, 121 

Seyyid Necmeddin Yahya, 73, 96, 

Seyyid Yahya Hazretleri, 73 

Sigircik Molla, 62 

Sikinti Evliyasi, 45 

Sitki Baba, 54, 140 

Sigil Evliyasi, 41 

Softa Baba, 40 

Sultan Veled, 103, 107 

Sunullah Efendi, 2 

Sehidler, 55 

Sehzade Alaeddin Bey, 9 

Semseddin Ahmed, 1, 4, 100, 108, 117 

Seyh Ciineyd, 61 

Seyh Haci Hizir Efendi, 14 

Seyh Icadi, 14 



Tokmak Dede, 48 
Topcu Dede, 44, 50 
Turhal Seyhi, 17 
Tiiysiiz Baba, 18 

U 
Ulu Arif gelebi, 1, 93, 103, 107 
Uyusuk Dede, 54 
Uyusuk Evliyasi, 40, 68 
Ucler, 40, 137 

V 
Veled gelebi, 105, 111 



Yakup Pasa, 6, 12, 114, 117, 
Yakut Pasa, 4, 5, 6, 7, 116 
Yamak Seyh, 118 
Yanik Dede, 48 
Yar Ali, 6 

Yilancik Evliyasi, 45 
Yildinm Beyazit, 7 
Yorgiic Pasa, 6, 83, 



Zeyneddin Siyavus, 6 
Zeynuddin Hafi, 4 



131 



132 



Kronoloji 



68 1 Ukkase Sultanin Merzifon'un Hirka Koyiinde vefati 

1 145 Amasya'da ilk tekkenin sultan Mesud tarafmdan insai 

1233 Tugrakiye Medresesinin insai 

1240 Amasya'da Babailigin kurucusu Pir Ilyas Baba'nin idam edilmesi 

1257 Seyyid Nureddin Alpaslan Vakfiyesinin tanzimi 

1314 Amasya'da ilk Mevlevi dergahmm insai 

1326 Gumuslti Camii ve tekkesi'nin insai 

1351 Seyyid Ahmed-i Kebir'in Ladik'te vefati 

1363 Seyyid Necmeddin Yahya Zaviyesi'nin insai 

1372 Saraijhane Camii insai 

1381 Saracphane Camii ve Istasyon Kopriisu banisi Haci Sadgeldi Pasa'nm vefati 

1390 Abdurrahim Rumi'nin dogumu 

1402 Pir Ilyas 'in Sirvan'a gidisi 

1406 Pir ilyas'm Sirvan'dan Amasya'ya donusii 

1410 Zelzele 

1411 Yakup Pasa Tekkesi'nin (Cilehane Camii) insai 

1414 Bayezid Pasa Camii ve imaretinin insai. Seyh Cui'nin koyiine 9ekilip koyunde bir 
Mevlevihane insa ettirmesi 

1428 Cevikje Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1430 Yorgiiq; Pasa Camii 'nin insai 

1431 Abdurrahim Rumi'nin Merzifon'da Celebi Sultan Medresesinde ders vermesi 

133 



1433 Halveti seyhi Pir Ilyas'in vefati 

1458 Abdurrahim Rumi'nin vefati 

1467 Sadeddin Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1475 Hoca Sultan Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1482 Pir Ilyas Tiirbesi'nin insai 

1485 Mehmet Pasa Camii'nin insai (cami, medrese, imaret, ttirbe, tabhane, sadirvan ve 
hazireden olusan kulliye i9inde aynca Habib Karamani icin insa edilmis tekke de yer almakta 
idi) 

1486 II.Beyazid Kulliyesinin insai 

1496 Halveti seyhi Habib Karamani 'nin vefati 

1498 Abdurrahman £elebi'nin vefati (Yakup Pasa Tekkesinde medfundur) 

1523 Bahsi Halife' nin vefati 

1533 Seydi Halife' nin vefati 

1544 Samlar Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1555 Buytikyangin 

1564 Hizir Pasa Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1590 Zelzele 

1602 Sehirdeki yanginda Amasya Mevlevihanesi de yanar 

1637 Bayram Pasa tarafindan Mevlevihane (kervansaray ve su yollan) yaptinhr 

1645 Evliya £elebi'nin Amasya' yi ziyareti 

1647 Zelzele 

1654 Ehlullah Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1666 Sema ayinleri yasaklanir 

1668 Zelzele 

134 



1677 Yesihrmagin tasmasryla sel felaketi yasanir 

1684 Zelzele 

1688 Sehrin iicte ikisinin harap oldugu bir yangin 

1467 Sadeddin Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1475 Hoca Sultan Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1482 Pir Ilyas Turbesi'nin insai 

1485 Mehmet Pasa Camii'nin insai (cami, medrese, imaret, ttirbe, tabhane, sadirvan ve 
hazireden olusan kiilliye i9inde aynca Habib Karamani icin insa edilmis tekke de yer almakta 
idi) 

1486 II.Beyazid Kulliyesinin insai 

1496 Halveti seyhi Habib Karamani' nin vefati 

1498 Abdurrahman £elebi'nin vefati (Yakup Pasa Tekkesinde medfundur) 

1523 Bahsi Halife' nin vefati 

1533 Seydi Halife' nin vefati 

1544 Samlar Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1555 Buytik yangin 

1564 Hizir Pasa Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1590 Zelzele 

1602 Sehirdeki yanginda Amasya Mevlevihanesi de yanar 

1637 Bayram Pasa tarafindan Mevlevihane (aynca kervansaray ve su yollan) yaptinlir 

1645 Evliya ^elebi'nin Amasya' yi ziyareti 

1647 Zelzele 

1654 Ehlullah Tekkesi'nin insai -Halveti- 

1666 Sema ayinleri yasaklanir 

135 



1668 Zelzele 

1677 Yesihrmagin tasmasiyla sel felaketi yasanir 

1684 Zelzele 

1688 §ehrin U9te ikisinin harap oldugu bir yangin 

1730 Yangin 

1781 18 Mayis'ta Amasya'ya gelen Italyan seyyahi Domeniko Sestini sehirde iki gun kahr 
ve su gozlemlerde bulunur :"Kismen harabe durumundaki Gokmedrese, giizel 9izimlerle, 
islenmis oymalarla, kabartmalanyla dolu ve kalici mimarisiyle 90k etkileyicidir. Ancak 
gunumiizde imalathane olarak kullanihr. Gokmedrese tarzindaki Kur'an'dan alinmis 
ayetlerin yer aldigi kitabeleriyle 9esitli benzer yapilar da yari harap durumdadir." 

1797 Hicabi Tekkesi'nin insai -Halidi- 

1822 Hicabi Baba'nm vefati 

1823 U9ler Tekkesi'nin insai -Naksibendi- 

1826 Yeni9eri Ocagi ile Bektasi tekkelerinin kapatilmasi 

1828 Istanbul'daki Halidilerin Sivas'a surgiin edilmesi 

1829 Ak Hasan oglu Tekkesi'nin insai -Halveti- 
1 836 Hamdullah Efendi'nin vefati 

1847 Hamdullah Efendi Tiirbesi'nin insai 

1848 Kolera salgini. Ismail §irvani'nin vefati 

1854 Yangin 

1858 Dr. Heinrich Bart Amasya'ya seyahatinde sunlan yazar."..Kaya mezarlan i9ine kadar 
uzanan Turk tiirbeleri de karsimiza 9ikti. Gokmedrese ise 90k kullanish ve biiytik yapilmis. 
Zamanimn en gorkemli bir binasi imis. O adini yapiminda kullamlan mavi 9inilerden almis. 
Astronomik gozlemlerin yapildigi kulesi simdi hafifje egik durumda. Amasya bir zamanlar 
pozitif bilimlerin ogretildigi onemli bir merkez ve dunyamn her tarafindaki bilim adamlanni 
kendine 9eken bir miknatis gibiymis... §ehirde gordiigum medrese talebeleri tembel ve 
miskin bir sekilde dolasarak U9 bes yerden yardim alarak hi9 de ahlaki olmayan yontemlerle 

136 



yasiyorlar. Ustleri baslan 90k eski, safari kirli ve daginik bir durumdadir. Egitim ve 
ogrenmek gibi bir gayretleri de yok. Dr. Mordtman'a gore Amasya'da 38 medrese var. Ilk 
bakista onemli bir gelisme gibi goriinse de ilerlemenin tarn aksine gerilemeye neden 
oluyorlar. Medrese ogrencileri ve buradan mezun olanlarla hi9bir mevzu konusulup 
tartisilamiyor. Hele de bir de kadi ve imam olurlarsa yanlanna hi9 yaklasilmiyor. 

1859 A.D.Mordtman Amasya'ya U9tincu gelisinde sunlan yazar: " Sel9uklu donemine ait 
eski eserler genellikle sehrin bati tarafindadir. Gokmedrese ve rasathane Sel9uklu doneminin 
en unlii eserleridir. Gokmedrese yan harabe durumunda, rasathane ise yikilmis. Bay Krug'un 
evinin temellerinde §ehzade Beyazit tarafindan yaptinlan bir hamamin yikintilan var. 
Bayezid hocasi Hatip Kasim i9in de giizel bir ttirbe yaptirmis." 

1861 Georges Perrot Kasim ayinda geldigi Amasya'da dini hayatla ilgili sunlan 
yazar:"Esasen Sel9uklularin bu bolgeye egemen oldugu yillarda Amasya bir universiteler, 
bilginler sehri, bir bilim merkezi idi. Deyim yerindeyse Amasya Anadolu'nun Oxford'u 
olarak da adlandinlabilir. Medreseler hala gorkemli, ihtisamh donemlerinin canli birer tanigi, 
artik eski gen9lik donemlerini ozleyen, kocamis, ku9ulmus, bir ihtiyarlar gibi yan harabe 
halde ayaktalar. Ama artik o parlak donemler geride kalmis, eskiden 9agdas ve pozitif akilci 
bilimlerin ogretildigi bu merkezlerde, simdi skolastik, dinsel tek yonlu egitim verilmektedir. 
§ehrin her tarafi, eski, fakat guzel camilerle doludur. 

Amasya'nin toplam nufusu 25 binden fazladir. §ehirde bulunan 18 medresede iki bin molla ve 
ogrenci egitim ve ogretim gormektedir. Bu medreselerin Ingiliz universitelerinde oldugu gibi 
Amasya'nin i9inde ve 9evresinde vakif olarak diizenlenmis genis bag bah9e ve tarlalan, 
bedesten i9inde diikkanlan, evleri vardi. Buralardan medreseler biiytik gelir saghyorlardi. 
Aynca halk yiyecek, giyecek, para da bagishyordu. Ogrenciler medreselerdeki ku9iik 
odalarda yatar kalkarlardi. II. Mahmud doneminde medrese ogrencilerinin giindiiz 
medreselerde ders yapmalan yasaklanmisti. Onlar, sabahleyin medreselerden sehir i9indeki 
9esitli camilerde derslerine devam eder, aksam yatmak i9in medreseye geri donerlerdi. Her 
hafta ogrencilere kendilerine yetecek kadar har9hk, ekmek, pirin9, yemeklik yag dagitihr. . . 

..Amasya vakillari bugunlerde ama9lanndan sapmistir. Yoneticiler ve bazi 9ikar gruplan 
kendi ama9lan i9in Vakillari 9ahsamaz hale getirmislerdir. Vakiflann verdigi hizmetler 
tamamen durmus. Camiler, medreseler ve diger binalann durumu, bakimi iyi degildir. Kotii 
yoneticiler vakiflann gelirlerini kendi ceplerine atarak onlan 9ahsamaz hale getirmekte, 
hizmetlerini aksatmakta, hem de mallanni uzerlerine ge9irmektedirler. Bu kisiler kendi 
9ikarlan i9in zekice hareket etmektedirler. Istanbul' dan gelen uyanlara her zaman 

137 



uyacaklanni, vakiflan iyi 9ahstiracaklanna soz verirler. Ama sozlerinde durmayip eksik, 
yanm yamalak, devleti kandirarak gorevlerini surdurerek soygunlanna devam ederler. Eger 
iyi duzenleme ve denetim olursa, hantal durumda olan bu vakiflar Osmanh Devleti icin biiyiik 
bir gelir kaynagi olur. 

Biz Amasya'da bulundugumuz sirada Osmanh Savas Bakanhgina kumas dokuyan vakif 
edilmis bir fabrikada, medrese ogrencileri ve mollalara yiyecek ve giyecek temin eden 
vakiflarda oldukca genis bir yolsuzluklan sorusturmak i9in Istanbul' dan Evkaf Nazirhgi'ndan 
bir kurul geldi. Epeyce guriiltu patirti, itis kakis yasandi. Herhalde iyi sonuc alindi ki, medrese 
ogrencileri ve mollalar artik a9liklannin sona erdigini, talihin yuzlerine guldugumi soyleyerek 
seviniyorlardi. 

Ogrenciler ve Amasya'nin Muslumanlan duriist aydin 9ahskan insanlan, o kurulun hiikumet 
konagimn kapisinda bir konusma yapmasi i9in israria davet ettiler. Hukumet konagimn 
merdivenlerinde kendisini dinlemek i9in orada bulunan topluluga, "herseyin dtizelecegini" 
soyleyen bu gen9 kisi, Amasya'da o gtine kadar M9 gortilmeyen dinamik, idealist, yeni bir 
yonetici tipi idi. Soyledigi sozler, verdigi vaatler o kadar guzeldi ki, insan inanmakta gti9luk 
9ekiyordu. . . 

..Hatta Amasya Pasasi'nm ozel hekimi bir nalbanttir. Bu kisiye sehir meclisi maas baglamis. 
§ehirde hasta oldugu zaman bu kisi 9agnhr. Bedava, para almadan tedavisini yapar. 

Amasya ve 9evresinde tedavi, ila9 ve diger saglik hizmetlerinde imamlar ve hocalar 90k 
etkilidir. Bu kisiler hizmetleri karsihginda buytik pay alirlar. Kur'an'dan aldiklan iyilestirici 
etkisi olan sifali ayetleri, dualan, formulleri bir takim sifrelerle ku9tik kagitlara yazarlar. Bu 
kagitlar katlanarak i<pi su dolu taslara konur. Bir gece su i9inde kalir. Ertesi gun sabahleyin bu 
tas i9indeki su, hasta tarafindan iyilesecegi inanciyla i9ilir. Inamlmasi zor olan bu durum ve 
hatah uygulamalann Tann'nin inayeti ve mucizesiyle hastayi iyilestirecegine inanihr. 
Ttirkiye'de her simftan genis halk kitleleri bu ttir uygulamalara ve yazilan muskalara inanir." 

1866 Meclis-i Mesayih'in kurulmasi 

1868 Ismail §irvani'nin ttirbesi insa edilir 

1886 Mir Hamza Nigari'nin Harput'ta vefati ve cenazesinin Amasya'ya getirilisi 

1887 §irvanh Camii'nin temeli atihr 
1892 §irvanh Camii kismen ikmal edilir 

138 



1 897 Amasya'daki bir 90k vakif Maarif e devredilir 

1902 §irvanh Camii'nin insai tamamlanir ve vakfiyesi duzenlenir 

1902 Merzifon Ulu Camii yangini 

1903 Gumuslii Camii'nin ahsap son cemaat mahallinin insai 
1913 Pek 90k yapinin harap oldugu yangin 

1925 Tarikatlerin ilgasi 

1926 Haci Bektas Veli ve Mevlana ttirbelerinin kanunla miize halinde ziyarete a9ilmasi 
1928 Sitki Baba'nin Merzifon' da vefati 

1943 Zelzele 

1957 Ali Hafiz'in vefati 

1975 Besir Efendi'nin vefati 

1976 Garip Hafiz ' in vefati 

1999 Merzifon'da Kiimbet Hatun Tiirbesinden lahdin 9almmasi. Kara Mustafa Pasa Koyiinde 
Abide Hatun' a ait sandukanin 9almmasi. 



139 



140 



KAYNAKCA 



AKIFZADE Abdurrahman, 1 8. YY SONLARINDA CORUMLU ALIMLER, Arapcadan 
Ceviren: Ethem ERKOC, http://www.corum.bel.tr/ 

ALGAR Hamid, Naksibendiyye, DIA 

ALGAR Hamid, Halidiyye, DIA, 

ASKAR Mustafa, Tasavvuf Tarihi Literatiiru, T.C. Kultiir Bakanhgi Kultiir Eserleri, Ankara, 
2001 

AYDOGDU Giinnur, Amasya Mezartaslan, Yiiksek Lisans Tezi-Gazi Universitesi,1997 

BAYRAM Sadi, Anadolu'da XIII. Yuzyil bir Rufai zaviyesi, www.sadibayram.com 

BAYRAM Sadi, Amasya-Tasova-Alparslan Beldesi, Seyyid Nureddin Alparslan er-rufai 
Vakfiyesi, www.sadibayram.com 

BAYRAM Sadi, Ladik ve Seyyid Ahmed-i Kebir er-rufai Hazretleri, www.sadibayram.com 

BAYRAM Sadi, Yakin Tarihimizde Merzifon, www.sadibayram.com 

BOCEKCI Turan, Amasya Evliyalan, Amasya, 2002 

CAGIMLAR Zekiye, Kastamonu Halk Kulturti Icinde Yatir-Ziyaret Inanci ve Bu Inan9 
Cercevesinde Seyh Saban-i Veli Etrafinda Olusturulan Efsaneler 

CAL Halit, Seyh Nasreddin (Nusret) Turbesi, Tokat Valiligi Seyhulislam Ibn Kemal 
Arastirma Merkezi, "Turk Tarihinde ve Kulturiinde TOKAT Sempozyumu", Ankara, 1987 

DOGANBAS Muzaffer, Amasya Yoresi Alevi Ziyaretgahlan, Turk Kulturti ve Haci Bektas 
Veli Arastirma Merkezi, http://www.hbektas.gazi.edu.tr/ 

DOGANBAS Muzaffer, Piri Baba Velayetnamesi, Turk Kultiiru ve Haci Bektas Veli 
Arastirma Merkezi, http://www.hbektas.gazi.edu.tr/ 

DOGANBAS Muzaffer, Rumi Hoca Turbesi, Turk Kultiirii ve Haci Bektas Veli Arastirma 
Merkezi, http : //www. hbektas .gazi.edu. tr/ 

EFLAKJ Ahmet, "Menakibii'l Arifin II", "Milli Egitim Bakanhgi Yaymlan, Istanbul, 1995 

141 



ERDOGAN Ismail, XX. Yuzyil Amasya'si ve Inane Cografyasi, Yiiksek Lisans Tezi-Firat 
Universitesi, 1996 

Evliyalar Ansiklopedisi, Turkiye Gazetesi 

HUSAMEDDIN, Abdizade Huseyin, Amasya Tarihi, Birinci Cilt, Amasya Belediyesi Kulttir 
Yayinlan, Ankara, 1968 

HUSAMEDDIN, Abdizade Huseyin, Amasya Tarihi, Ucuncii Cilt, Amasya Belediyesi 
Kiilttir Yayinlan, Ankara, 2007 

GUL Muhsin, Seyh Cemaleddin Efendi Asigi Halk Ozam Sidki Baba Hayati ve Siirleri, 
Ankara - 1984 

GUNDOGDU Cengiz, Bir Turk Mutasavvifi Abdtilmecid Sivasi, T. C. Kulttir Bakanhgi 
Yayinlan, 2000 

GUNES Huseyin, Lale Devrinde Amasya, Doktora Tezi-19 Mayis Universitesi, 2001 

GURBUZ Adnan, Toprak Vakif Iliskileri Cercevesinde XVI. Yiizyilda Amasya Sancagi, 
Doktora Tezi-Ankara Universitesi, 2003 

HAMMER Joseph von, Osmanh Tarihi Cilt I, Milli Egitim Bakanhgi Yayinlan, 1991 

HELILLi Mehemmedcelil Fariz, Movlana Ismayil Siracaddin Sirvani, 
http://www.ismailshirvani.com/ Baku, 2003 

IHSANOGLU, Ekmeleddin, Osmanh Medeniyeti Tarihi, Feza Gazetecilik AS, 1999 

ILTER, Fiigen, Osmanh Ulasim Aginda Irmak Kenan Bir Yerlesme : Osmancik, TTK 
Basimevi, Belleten 203, Ankara 

KAFKASYALI Ali, Iran Turk Edebiyati Antolojisi -3-, http://urmu.azerblog.com/ 

KALAFAT Yasar, Mir Hamza Nigari 

KARA Mustafa, Tekkeler ve Zaviyeler, Dergah Yayinlan, 1977 

KEMAL ibnii'l Emin Mahmud, Osmanh Devrinde Son Osmanh Sadrazamlan, Milli Egitim 
Basimevi, 1964 



142 



KOCA Ferhat, OSMANLILAR DONEMI FIKIH - TASAVVUF ILi§KiSi: FAKILAR ILE 
SOFULAR MUCADELESiNIN TARIHI SERUVENI, Gazi Universitesi Coram Ilahiyat 
Fakiiltesi Dergisi, 2002/1, ss. 73-131. 

KILCI Ali, Erken Osmanh Baldaken Turbeleri, 

KILIC Riiya, Osmanh Devletinde Yonetim-Naksbendi Iliskisine Farkli Bir Bakis: Halidi 
Surgiinleri, Tasavvuf: Ilmi ve Akademik Arastirma Dergisi, Sayi. 17, 

KOCERLi Firudinbey, Haci Mirhemze Efendi NIGARt, Azerbaycan Edebiyati,c.II, Baki, 
1981 

KOKSUZ Nevzat, Merzifon uzerine yayinlanmamis bir 9ahsma 

KUCUK Sezai, XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler, Doktora Tezi-Marmara Universitesi, 
2000 

MEMI§ Abdurrahman, Halid-i Bagdadi ve Anadolu'da Halidilik, Doktora Tezi-Marmara 
Universitesi, 1998 

MENC Htiseyin, Her Yontiyle Amasya, Amasya Ticaret ve Sanayi Odasi, Samsun, Ocak 
1977 

MUSAYEV Elsen, Mir Hamza Nigari, http://www.tasavvufdergisi.net/sayi_6.html 

MUSLU Ramazan,XVIII. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, Doktora Tezi- Marmara Universitesi, 
2002 

OCAK Ahmet Yasar, Babailik Isyani, Dergah Yayinlan, 1980 

OCAK Ahmet Yasar, Babailik, DIA 

OLCAY, Osman Fevzi, Amasya Unluleri, Amasya Belediyesi Kulttir Yayinlan, Ankara, 2002 

ONARLI Ismail, Pir Ali Bircivan 

OVACIK Hizir, Amasya Efsaneleri: Yeseren Dergisi sayi 3, sahife.29 

ONGOREN Resat, XVI. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, Doktora Tezi-Marmara Universitesi, 
1996 

OZCAN Nuri, Griftzen Asim Bey, DIA 



143 



OZDOGAN Rahime, Amasya'da Adak Yerleri ile Ilgili Halk Anlatilan, Yuksek Lisans Tezi- 
19 Mayis Universitesi, 2006 

PAKALIN Mehmet zeki, Osmanh Tarih Deyimleri Sozlugu. Milli Egitim Bakanhgi 
Yayinlan, 1993 

SEZER Hamiyet, Yeni9eri Ocaginin Kaldinlisinin Tasradaki Yansimalan 

§AFAK Yakup, "VELED CELEBi'NiN MENAKIBINA GORE 1912'DE FAAL OLAN 
MEVLEVIHANELER VE §EYHLERI" 

§AHiN Kamil, Habib Karamani, DIA 

§IM§EK Halil Ibrahim, Turk Modernlesmesi Surecinde Tasavvuf Alaninda Ortaya Cikan 
Bazi Yontem Tartismalan, Hitit Uni. Ilahiyat Fak. Dergisi, 2006/1 

TAHRALI Mustafa, Ahmed er-Rifai, DIA 

TANMAN M. Baha, Halvethane, DIA 

TANRIKORUR Barihuda, Mevleviyye,DIA 

TA§AN N. Berin, Bir Ask Kuttigu Yaktik, Diyar-i Rum' a attik, Izmir, 1975 

TA§LIOVA M. Mete, Mir Hamza Nigari'nin Nigar-name Mesnevisi, Yuksek Lisans Tezi- 
Canakkale 18 Mart Universitesi, 1998 

TUZCU Ali, ilkjaglardan Cumhuriyete Seyahatnamelerde AMASYA, Amasya Belediyesi 
Kulttir Yayinlan, Ankara, 2007 

ULUDAG Siileyman, Anadolu'da Halidilik, DIA 

ULUDAG Siileyman, Halvetiyye, DIA 

UNVER A. Siiheyl, ANADOLU'DA SELCUKLU DEVLETI, BEYLIKLERI RESMI 
DAiRELERt VE TOPLANTI YERLERINE DAIR, 

http://www.restorasyonmerkezi.com/ 

VASSAF Huseyin, Sefinetu'l Evliya, Kitabevi 

YAVUZ Hulusi, Ahmet Hulusi Efendi, DIA 



144 



YILDIZ Harun, Amasya Yoresi Alevileri-Tarih9esi, Inanclan, Orf ve adetleri, Doktora Tezi- 
19 Mayis Universitesi, 2003 

YILDIZ Sare, Turhalli Mustafa Efendi'nin Hayati, Eserleri, ve Tasavvuf Anlayisi, Yuksek 
Lisans Tezi, Ankara, 2006 

YILMAZ Necdet, XVII. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, Doktora Tezi -Marmara Universitesi, 
2000 



145 



146 



WEB adresleri 

www.hirkakoyu.com 

www.rifai-kadiri.org 

www.sadibayram.com 

www.sahinlerkoyu.com 

www.yassical.bel.tr/ 

www.ismailshirvani.com/ 

http://www.bartin.gov.tr/ 

http://www.hbektas.gazi.edu.tr/ 

http://www.tasavvufdergisi.net 

http://www.restorasyonmerkezi.com/ 

http://www.corum.bel.tr/ 

http://urmu.azerblog.com/ 

http://www.vuvakovu-amasya.com/ 

http://www.amasyaziyaret.bel.tr/ 

www.yesilyenice.bel.tr/ 

http://www.tasova.net/ 

http://193. 140.255. 1 1/tezjic/tez.htm 

http://www.bayrampasa.bel.tr/ 



147 



148