(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Biodiversity Heritage Library | Children's Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Evliyalar Şehri Kastamonu"

Arm em 
Adviye Durma y ya 




Yazar Hakkmda 

1951 AAanisa dogumlu. io^^da Istanbul 
Qniversitesi Edebiyat Fakultesi Psikoloji 
Bolumunden mezun o[du. Ogretmen olarak 
Erzururn, Karabuk, Afyon-Sandikb, AAanisa- 
Gordes ve Amasya-SuluovaMa gorev yapti. 
2005 y te emekliye aynlan Abdulhalim Durma 
'Evliyalar §ehrV adiyla bir kitap dizisi 
hazirlamaya basladi. Elinizdeki kitaptan once 
'Evliyalar §ehri Amasya^yi yaymlayan yazarm 
hazirlanmakta olan son kitabi Afyon karahi sar 
ile ilgili. 



EVLiyALAR §EHRl 

KASTAMON U 



Yayina Hazirlayan 

Abdulhalim Durma 



Amasya 2008 



ISBN 

978-9944-0466-1-9 



Dizgi 

Abdulhalim Durma 



Kapak Tasanm 

Abdulhalim Durma 



Baski Yeri ve Yili 

Yenigun Matbaacilik San. Tic. Ltd. §ti. 

Turgut Ozal Bulvan No.53/1 Iskitler / ANKARA 

Tel:0312 384 61 83 - 84 

2008 



Bu kitabin butun haklan Abdulhalim Dunna'ya aittir. 

Hicbir §ekilde kopyalanamaz, cogaltilamaz ve yayimlanamaz. Kaynak 

gosterilmek §arti ile alinti yapilabilir. 

1000 Adet basihni^tir. 



IV 



MUKADDIME 



Kinmh sanatcimn muhayyilesinde olusan tasawurun maddeye 
donustiigii eseri, adeta sehrin hakikatini ele veren sirlan banndinr. 
Firca darbelerinin resmettigi sekiller belirsiz gecmisi manah bir 
hiiviyete donustiiriirken, sanki o hayal diinyasi bir masal alemine 
gecis yapar. insanin solugu ile birlikte ayaklan da yerden kesilir ve siz 
onun tablolannda biiyiileyici bir alemin hayat buldugunu gorursiiniiz. 
Ele gecirmek icin bikip usanmadan defalarca savas verildigi ve bugiin 
eteklerinden itibaren kademe kademe evlerin siralandigi tepeyi 
taclandiran kalenin goruntiisii ile sehir, sizi kendisine ceken bir 
Okyanus duygusu uyandinr. Saat kulesinin bulundugu yerden 
baktiginizda, siluete hakim olan ismail Bey kulliyesi ile Yakup Aga 
Kiilliyesi, hazirelerindeki miras ile sehre kimligini kazandiran tarihi 
yapilardan sadece ikisidir. 

Kalenin hemen eteginde yer alan Atabey Gazi Camiinin cevresini 
saran tiirbelerde ve hazirede medfun bulunan bayrami tarikati 
seyhlerinin ruhaniyeti, sanki soludugumuz havada bir nefestir... 
Nasrullah Kadi Kiilliyesinin cevresindeki alanda ilahi bir raksin 
gosterisine kalkisan giivercinlerin cikardigi kanat sesleri, 
sadirvandaki su seslerine kansarak davetkar sekilde adeta oniiniizde 
uhrevi bir alemin kapilanm afar . 



V 



Selcuklu mimarisinden gunumiize ancak gelebilmis portaliyle 
Dariissifa, nedense Tokat'taki benzeriyle ayni kaderi paylasmistir. 
Hayatin ne garip cilvesidir ki, ruhun istirabina fare olmak iizere 
hastanelerin yetersiz kaldigi yerde tekkeler iizerine diiseni yerine 
getirecektir. Her mesrebe uygun tarikatin hayat buldugu 
Kastamonu'da Geylani'nin halifeleri, insani insa etmekte ne kadar 
basanh oldular, bilemiyoruz. 

Kirklann ayn bir yeri vardir Kastamonu'da; Kale dibindeki Kirk 
Kizlar Tiirbesini cayin tarn karsisinda yer alan Kirk £ esme Tekkesi, 
Seyh Mustafanin celvetiyesini kirk direkli mabedin bayramiyesi, 
Atabey Camiini Nasrullah Kadi Camii'nin kirk penceresi takip eder, 
neyin simgesi oldugunu unutmadan. Hz. Hizir, Seyyid Siinneti 
Efendiye vefatindan kirk yil sonra yerine oturacak bir evliyanin 
gelecegini mujdelemistir... Saban Dede'nin yerine biraktigi halifesi, 
cezbenin giiciine dayanamaz kirk gun sonra kavusmayi hapis 
hayatindan kurtulus bilir. Ne var ki, miirsidi de kirkinda baslamistir 
irsada, Peygamber efendimizi her yoniiyle takip ederek. Tipki Ahmed 
Yesevi gibi 63'iinden sonra da el etek fekecektir diinya hayatindan. 
Allah'in emriyle yedi kat goklerin kapisi afilir ve o sultamn cenazesine 
bir ibadet teslimiyeti ifersinde sadece insanlar degil, melekler ve 
irsad etmis oldugu cinler de katilir. Oysa ta basinda bu sehirde veliler 
kahramanlara, kahramanlar da evliyaya doniismiis idi. 

Sonunda hayatimizi anlamli hale getiren bu rakamda gizlenen sir 
ile Kastamonulu, muhabbetle gonliine yerlestirdigi velisini sultan 
bilir ve boyle adlandirmakta tereddiit etmez; Asikh Sultandir sevgili, 
Benli Sultandir, Dai Sultandir, Siikuti Sultandir, Halife Sultandir, 
Ferras Sultan, Deveci Sultan, Afikbas Sultan, Tarakh Sultandir sevgili. 
Sultanlarm sonu gelmez, fiinku asigin yiiregine kainat yetmez. 



VI 



Halidi seyhin ogluna vermis oldugu icazet, ayni zamanda yerine 
getirilmesi gereken bir vasiyettir. Bununla birlikte Siyahi son nefesini 
verirken dilinde, yani gonliinde 'Allah'in sevgilisi' vardir. Peygamberle 
birlikte olmak istiyaki, Allah'in nzasina uygun dustiigii icin mi, yoksa 
Yaraticinin kulundan razi olusunun ifadesi mi, bilinmez. 

Bugiin Kastamonu'da kendir ticaretiyle ugrasan kaldi mi, varsa 
bu insanlar sezon acihsi yaparken pirleri Abdulfettah-i veliyi anarlar 
mi..Ya siilalesi mensuplan, hala Mirac gecesi gelenegini siirdururler 
mi...Kastamonu'daki sayisiz tiirbenin ziyaretfileri, agaf dallanna 
faput baglasalar, yangina sebep olan mum yaksalar da, evliyamn 
ruhaniyetinden istifade ederken, kapanmamis amel defteri 
mesabesinde, bu mekanlar hayra vesile olmayi surdiirmekte degil 
midir? 



VII 



IQiNDEKiLER 

Kastamonu Evtiyalan 

XIII. yuzyil 3 

XIV. yiizyil 22 

XV ve XVI. yiizyil 28 

XVII. yiizyil 68 

XVIII. yiizyil 79 

XIX. yiizyil 89 

XX. yiizyil 102 

Ve diger leri 120 

Kastamonu y da Tari katlar 

Kastamoni/da Bayramiyye 136 

Kastamoni/da Celvetiyye 153 

Kastamoni/da Halvetiyye-^abaniyye 157 

Kastamoni/da Kadiriyye 186 

Kastamoni/da AAevlevi li k 190 

Kastamoni/da /\lak§ibendiyye 198 

Kasta-moni/da Rufai [i k 222 

KastamoiWda Sadiyye 225 

Degerlendirme 230 

Dizin 

Kronoloji 

Kaynakga 



VIM 



IX 



KASTAMONU EVLiyALARl 



Kastamonu, 

Sana gelen sende kalmaz, oyle mi 1 

Sende dogar sende olmez, oyle mi 1 

Sana mahkum olan giilmez, oyle mi 1 

On yedi bin velinin gectigi yer 

§ehir diyemihneti sectigi yer 

-/\)azli Rana Gurel- 



XIII. yiizyil 



Iki asir boyunca Bizanslilarla Turkler arasinda siirekli olarak el 
degistiren Kastamonu, 12. yiizyilin sonlanna dogru kesin olarak Turk 
hakimiyetine ge9tiginde, buradaki Bizans varliginin sadece bir kaleden 
ibaret oldugu du^unulebilir. Kenan Bilici'nin 'Kastamonu Devri Turk 
Mimarisi ve §ehir Dokusunun Gelisiini' isimli 9alismasindaki tespit ve 
yorumlarrna gore, esasen, Kastamonu admin kaynaginrn, biiyiik bir 
ihtimalle "Castra Comnen"e dayanmasi da, burasinin ku9iik bir Bizans 
askeri birligini banndiran bir "kale" oldugunu akla getirmektedir. 
Bugunku i9kale'nin belli bir kesimine isabet eden bu Bizans kalesi, 
burasinin bir "Bizans Uc §ehri" olmaktan 90k, 11 ve 12. yiizyillar 
boyunca bir "askeri karakol" olarak hizmet gordiigiine isaret eder. 
Ger9ekte, Kastamonu'nun, kuzeybati Karadeniz'in tarihi ulasim yollannin 
kesiserek birlestigi bir yol sebekesinin diigiim noktasi olmamasi da, 
vaktiyle burada etrafi surlarla 9evrili bir "Bizans Uc §ehri" bulundugu 
ihtimalini zayiflatmaktadir. Nitekim, bugiin, sehirde Bizans donemine ait 
hi9bir anit veya kalintinin tespit edilememesi de, ancak bu sekilde bir 



anlam kazanmaktadir. Ayni sekilde, bir vakitler, Atabey sokaginin bittigi 
noktada bulundugu soylenmekle birlikte bugiin tamamiyle ortadan 
kalkmi? biiyiik bir duvar kalintisinin, tarih itibariyle Bizans donemine 
atfedilmesi de kesinlikle dogrulanamamaktadir. 

Ancak, Kastamonu Turklerin eline ge9tiginde, buradaki Bizans 
kalesinin, yeni ilaveler yapilmak suretiyle tahkim edildigi ve kisa bir sure 
sonra da etrafi surlarla 9evrili bir sehir kuruldugu muhakkaktir. Bir baska 
deyisle, 13. yiizyilda, etrafi 'dis sur'la 9evrili bir Orta9ag sehri tesekkiil 
etmis oknalidir. Ne var ki, bugiin i9in bu surlara ait en ufak bir iz dahi 
kalmadigi gibi, bu 'erken Tiirk donemi'ne ait hi9bir eser de guniimuze 
ulasamamistir. Buna karsilik, surlar hakkindaki rivayetler, sehir 
topografyasi, eski yapilarrn konumu ve kronolojisi ile bazi eski yol adlan 
ve yazili kaynaklari goz oniine alarak, Orta9ag sehrini 9eviren dis surlar, 
sehir kapilan ve yol agi hakkinda bazi sonu9lara ula^ma imkani yine de 
vardrr. 

§ehir, Sel9uklu doneminde, Qobanogullari tarafrndan idare edildigi 
siralarda, kuzey, giiney ve dogudan bir dis surla 9evrili ve dolayisiyla yeni 
ilaveler yapihnak suretiyle tahkim edilmis kale de, bir "i9kale" halinde 
bugiinkii sehrin giiney bati kosesinde yer ahyor ohnaliydi. Bu surlar 
muhtemelen, her U9 yonde de, dogal bir sinir olarak suyla 9evrili idi. Ger9i 
bugiin sehrin iki yakasim birbirinden ayiran Kastamonu Qayi'ndan 
(Kara9omak deresi) baska, eski sehri giiney ve kuzeyden kusatan dere 
yataklanna ait hi9bir emare yoktur; fakat bu derelerin hangi mevkilerden 
ge9tigi bugiin bile yaslilar tarafrndan 90k iyi hatirlanmaktadrr. 

Bir sure oncesine kadar sehrin giineyinden ge9en ve "Gumiisliice 
Deresi" diye de anilan Vakif Deresi, bugiinkii §eyh §aban-i Veli 
Kiilliyesi'nin oniindeki yol boyunca devam ederek Hisarardi denilen 
mahalde vadi yatagini izliyor ve i9kale'nin giiney bati eteklerini dolasip 
kivnlarak Ibn Neccar Camisi ve Vakif Hamami'mn giineyinden Sinan 
Pasa Camisi'nin bulundugu kesimde Kastamonu Cayi'na kansiyordu. Bu 



derenin zaman zaman tasarak Atabey ve Bey9elebi Mahallelerinde mey- 
dana getirdigi zararlarin telafi edihnesi i9in "avanz ak9asiyle insa edilmis 
olan otuz bir bab dukkan"in gelirinden yararlanildigrni biliyoruz. Bugiin 
iizeri tamamiyle asfaltlanan ve genis bir cadde haline getirilerek lslah 
edilen bu derenin, vaktiyle i9kale'nin su ihtiyacini karsiladigi 
dusuniilebilir. Dere yatagi tespit edilebildigine gore, bu durumda, sehri 
giineyden kusatan sur duvannin, dere yatagini takip etmesi M9 de ihtimal 
disi degildir. Nitekim bu dis surun, Sinan Pasa ve Ibn Neccar camilerini 
i9ine aldigi bilininektedir. Surun buradaki dere yatagini takip ederek biraz 
daha batiya dogru devam ettigi soylenebilir. Fakat Atabey Sokagi'nm 
bittigi noktadan sonra surun durumunu tespit etmenin imkani kalmamistir. 
Bu sokagrn basinda bir sehir kapisinrn ve dolayisiyla bir kopriinun 
bulundugu muhakkaktir. Nitekim, buradaki kopriinun varligi, yaslilar 
tarafindan kesinlikle dogrulanabildigi gibi, kopriiniin Atabey Sokagi'na 
bakan kismimn merdiven basamaklan da yakin zamanlara kadar 
gelebilmis idi. Bu husus, Vakif Hamami'mn giineyindeki trafonun oniinde 
yer alan, fakat siindi okunamayacak hale gelmis bulunan tas kitabenin de 
soz konusu kopriiye ait oldugunu dusundiinnektedir. 

Doguda da, surlann durumunu tespit etmek pek gii9 degildir. Buna 
gore, giineyden Sinan Pasa Camisi'ni i9ine alan sur, kuzeye dogru 
yonelerek, Kastamonu Qayi boyunca sehrin dogu kenanni 
sinirlandinnaktaydi. Bu surda, sehir merkezine a9ilan bir kapinin bulunup 
bulunmadigi yeterince anlasilamamaktadir. Buna karsihk, bazi 
arastinnacilar, hakh olarak bugiin bile trafigin en yogun oldugu Nasrullah 
Meydani ile Hukiimet Konagi arasinda, vaktiyle sehrin merkezine a9ilan 
bir kapinin mevcut oldugunu ileri siirerler. Ger9ekten de, Frenksah 
Hamami ile Yilanli Dariissifa gibi 13. yuzyihn ikinci yansrnda insa 
edilmis iki binanin, dere kenanna olduk9a yakrnlasmis olmalan, bu 
yiizyilda sehir merkezinin M9 degilse simdiki sinrrlar i9erisinde tesekkiil 
ettigini gostennektedir. Ayni sekilde, Frenksah vakfiyesi, adi ge9en zatin 



hamami 9evresinde dokuz dukkan vakfettigine gore, bugiin bile yerini 
koruyan car^inin 13. yiizyildaki halini isaret ediyor. Her ne kadar, 13. 
yiizyila ait veriler sadece bunlardan ibaret kaliyorsa da, bu kesiinin 
disarryla baglantisimn ancak bir sur kapisi ve koprii ile saglanabilecegi, ilk 
bakista 90k makul bir oneri olarak dusuniilebilir. Hatta 1726 tarihli bir 
sicil kaydinda, "Medine-i Kastamonide vaki Nasrullah cisri basinda olan 
kale divan kapusu miirur-u eyyam ile harab ve viran ve kapusunda olan 
dimur 9ibiklan hurda olub zayi olmagla zikr olunan kanunun dimur 
9ibiklan fiiruht olunub bir hayrata sarf olurunasini ehl-i vilayet makul ve 
miinasib gonneleri ile...", denilmektedir. Her ne kadar bu kayit, sehrin 
dogusundaki kapi ve kopriiniin varhgrni kesin olarak a9iklamakta ise de, 
bu husus, soz konusu kapi ve kopriiniin 13. yiizyilda da mevcut oldugu 
seklinde yorumlanamaz. Ustelik, Kastamonu Qayi'nin dogusundaki 
arazinin 13. yiizyilda iskan edildigini gosteren hi9bir kalintiya 
rastlarunamasi, burada bir kapi ve koprii bulundugu ihtimalini ortadan 
kaldinnaktadir. Nitekiin, biiyuk bir ihtiinalle, 13. yiizyilda biri kuzey, 
digeri de giineyde iki sehir kapisrnin bulunuyor oknasi, bir U9iincu kapi 
beklentisini, her iki yonden gelen ve sehri hinterlandrnrn onemli bir 
kismrna baglayan ana yol duzenine ters diistiigii i9in hem gereksiz hem de 
imkansiz kilar. 

§u halde, sicilde zikredilen kapi hangi ihtiya9tan dolayi ve ne zaman 
a9ihms olabilir? Bunun cevabrni belki de hi? bulamayacagiz gibi 
goriiniiyor. Ancak soyle bir spekiilasyon, bu sorunun cevabrna biraz daha 
yaklasmamizi saglayabilir. Burada bir kapinin a9ihnasini gerekli kilan 
sebep, muhtemelen sehrin Kastamonu Qayi'nm dogu yakasina dogru 
genislemesi veya diger bir deyisle, sehrin sur disina tasmasinda 
aranmalidir. Bugiin bu kesimde tarihi bilinen en eski binalann, 1392-1439 
yillan arasina tarihledigimiz Isfendiyar Bey Camisi ve Hamami oldugu 
dikkate alinirsa, bu sahanrn, 15. yiizyilda butiinuyle iskan edildigi 
anlasilmaktadir ki, bu husus, soz konusu kapinin insa tarihinin 15. 



yiizyildan daha geriye gitmesinin pek murnkiin olamayacagi anlamina 
gelir. Dolayisiyla, 15. yiizyilda yeni bir kapi atjildigma gore, dogal olarak 
burada ayni zamanda insa edilmis bir kopriiniin de bulunmasi beklenirdi. 
Bugunkii kopriinun, Kadi Nasrullah'in vakfindan ve 16. yiizyila ait oldugu 
dikkate almirsa, soz konusu ilk kopriiniin yikildigi veya onanldigi 
diisiinulebilir. 

Kastamonu Cayi boyunca uzanan ve sehri dogu yoniinden 
simrlandiran sur, bugiinkii Belediye Caddesinin bittigi noktadan batiya 
dogru kivnlip,Top9Uoglu Mahallesini kat ederek, Kevser Tepesi diye 
anilan tepenin eteklerinden bir 13. yiizyil eseri oldugu diisiiniilen ve bugiin 
'Asikli Sultan Turbesi' denilen yapiyi i9ine alip vadiyi takiben Honsalar 
civanna dogru uzamyor oknalidir. Nitekim 1703 tarihli bir sicil kaydinda 
"Top9Uoglu mahallesinde bir yam kale duvanna muttasil bir evin 
satisi"ndan bahsedildigi gibi, 1790 tarihli bir diger sicil kaydinda "Pure 
mahallesinde bir yam kale duvan olan bir ev"den soz ediliyor olmasi da, 
sur 9izgisinin tayin edihnesini mumkun kihnaktadir. Surun, bundan sonra, 
i9kale'nin kuzeyindeki tepenin eteklerinden ge9erek kaleye baglandigi 
dusunulmelidir. 1707 tarihli bir sicil kaydinda bahsi ge9en "Bedirgazi 
mahallesindeki kale suru" da, herhalde bu 9evrede bulunuyor ohnaliydi. 
Kuzeydeki bu surun da, tipki giiney ve doguda oldugu gibi, dere yatagini 
takip ettigi muhakkaktir. Ger9ekten de, burada vaktiyle, Kerpi9lik veya 
Gokdere diye bilinen, fakat simdi iizeri kapatihp asfaltlanarak lslah 
edihnis bir derenin bulundugu bilinmektedir. 13. yiizyilda sehrin 
dogusunda bir kapinrn bulunmadigi anlasildigina, ayni sekilde batida da, 
topografyadan dolayi bir kaprnin bulumnasi imkansiz olduguna gore, 
giineydeki kapidan baska, dogal olarak ikinci sehir kapisimn da, bu 
kuzeydeki surda yer almasi beklemnelidir. Nitekim Ismail Bey 
Kulliyesi'ne giden yolun, bugiin bile 'Kale Kapisi Sokagi' diye aniliyor 
olmasi, 9arsmin 9ikisinda bir sehir kapisimn bulunduguna isaret eder. Bu 
sokagin, 'Asagi hnaret Yolu' ile birlestigi meydanlikta yer alan ve hal-i 



hazirda 'Sigirpazan Cesmesi' diye anilan 9esmeden dolayi, 1858 tarihli 
bir kayitta rastlanan 'Sigirpazan Koprusii'min de, vaktiyle bu kapinin 
oniinde bulundugu soylenebilir. 

i9kale'nin Orta9ag fatihleri ve halefleri tarafindan, hi9 degilse bir 
sure 'Saray' olarak kullanildigi dusuniilebilir. §ehre hakim bir tepe 
iizerinde ve olduloja korunakh bir konumda yer alan bu 'Saray', zaman 
i9erisinde ve degisen sartlara bagli olarak eski onemini kaybedecek ve 
muhtemelen sehrin bir baska kesiminde varligini surdiinneye 
baslayacaktir. 

Ote yandan, i9kale'nin vaktiyle 'Saray' olarak kullamlmasi, bazi 
sicil kayitlannda zikredilen 'Kale zirvesindeki mescit'in de, bu doneme ait 
oldugu seklinde yorumlanabilir. 

13. yiizyilda, sehrin tamamiyle surlarla 9evrili oldugundan soz 
edihnis ohnasina ragmen, Orta9ag sehrinin yapisini belirleyen binalardan 
pek azi gunumiize ulasabihnistir. 

Gunumiize ulasabilen binalann konumuna dayanarak, sehrin belli 
bash birka9 noktasi disinda, geri kalan bolumlerinin baglik, bah9elik ve 
mezarlik oldugu ileri suriilebilir. Nitekim, Ismail Bey vakliyesinden de 
anlasilacagi iizere, 15. yiizyilrn ikinci yansinda dahi, sehrin i9inde ve 
9evresinde bah9e ve bostanlar biiyiik bir yer tutmaktaydi. 

Bu donemde, sehrin iki kapisinin bulunmasi ve kuzeyde bugiin bile 
'Kale Kapisi' denilen bir sokagin bulunuyor olmasi, sehrin eski yapisinin 
belkemigi olan ana yolun 9izgisini belirleyebilmek i9in bir hareket 
kolayhgi saglamaktadir. Nitekim Vakif Hamami'nin oniinden baslayip 
Atabey sokagini takip ederek Yakup Aga Kulliyesi'nin yanindan 
Arabapazan Cifte Hamami ve simdi tamamiyle ortadan kalkmis Acem 
Hani'na ve 9arsiya ulasan ve buradan da kuzey doguya kivnlarak 'Asikli 
Sultan Tiirbesi' diye anilan binanin biraz asagisinda 'Kale Kapisi 
Sokagi'na baglanan yolun, sehrin iki kapisini birlestiren ana yol oldugu 
tahmin edilebilir. §imdiki halde, 13. yiizyila ait binalarrn da, bu ana yolun 



sehir kapilanna yakin kesimlerinde yer aldigi dikkati 9ekiyor. Buna 
gore,Vakif Hamami, Karanlik Evliya Tiirbesi, Atabey Camii ve Tiirbesi 
ile Isa Dede Tiirbesi denilen eyvan tiirbe ve ilk yapihsi muhtemelen 13. 
yiizyila kadar inen Kale Hamami gibi binalar, i9kale'nin dogusunda ve 
sehrin giiney bati kosesinde, ana yolun iki yanina yerlesmislerdir. Buna 
karsihk, sehrin kuzey kapisi yakininda sadece 'Asikh Sultan Tiirbesi' 
denilen bir bina bulunmaktadir ki, bu yapinin, tiirbeden 90k eyvanli bir 
binanrn, belki de bir medresenin par9asi oldugu muhakkaktir. Bugiin 
sadece kitabesi kalmis olan Yaman bin Mehmed tiirbesi de, belki bu 
civarda bulunuyordu. §u halde, bu olduk9a zayif sayilabilecek verilerle de 
olsa, ana yolun, sehir kapilanna yakin kesimlerdeki iskan dolayisiyla, 13. 
yiizyil Kastamonu'suna hareketlilik kazandrran onemli bir yerlesme 
karakteristigi olusturdugu soylenebilir. 

Bu ana yolun, tali yollar vasitasiyla Frenksah Hamami ile Yilanli 
Dariissifa'nin bulundugu ve biiyiik bir ihtimalle o 9agdaki konumunu 
korumus olan sehir merkeziyle irtibath ohnasi mumkundur. Ger9ekten 
de,Yilanh Dariissifa ve ondan daha once vakfiyesinden "Qifte Hamam" 
olarak insa edildigini ogrendigimiz, fakat bugiin sadece tek kismi 
giiniimiize ulasabilmis Frenksah Hamami'ndan baska, yine vakfiyesine 
gore, hamamin yakininda dokuz diikkandan bahsediliyor ohnasi, 9arsinin 
varhgrni a9ikladigi gibi, sehir merkezinin de bu 9evrede tesekkiil ettigi 
anlamina gelir ki, burasrnin batidaki ana yol ile irtibatlandigrni 
diisiinmemek i9in hi9bir sebep yoktur. Fakat bunu,"Turk 9aginda 9arsiya 
yeni donatilar eklenmis de olsa, hem kopriiniin, hem de 9arsinin yerinin 
Bizans doneminden beri degismedigi", seklinde yorumlamak mumkiin 
degildir. Muhtemelen, sehir merkezinin olusumu, Bizanslilardan 
devralrnan dokuya yeni ilaveler yapilarak degil, aksine, ilk defa 13. 
yiizyilda insa edilen binalar sayesinde ger9eklesmistir. Bu sebeple, 
Kastamonu'yu tamamiyle Tiirklerin elinde sekillenen bir sehir olarak 
dusurunek gerekiyor. 



Bugiin iijin sehirdeki en erken tarihli binanin,1262 tarihi ile 
Frenksah Hamami oldugu bilirunektedir. Vakfiyesinden "Cifte Hamam" 
olarak insa edildigi anlasilan bu binadan baska, yine ayni vakfiyeye gore, 
hamamla 9agdas olmak iizere Frenksah Cemaleddin tarafindan insa edilen, 
fakat guniimuze ulasamamis bir de mescit ve tiirbe bulunuyordu. Soz 
konusu mescit ve tiirbenin de, hamamin yakin 9evresinde oldugu 
varsayilabilir. 

Tarihi bilinen diger binalardan Yilanli Dariissifa 1272, Atabey 
Camisi ise 1273 tarihlidir. Atabey Camisi'nin vakiflarindan olmasi 
nedeniyle, Vakif Hamami ve simdi butiiniiyle ortadan kalkmis bulunan 
Atabey Medresesi'nin de cami ile ayni tarihe ait olmalan lazrm gelir. Buna 
karsihk, simdiki halde camiye bitisik tiirbe ile "Isa Dede Tiirbesi" adi 
verilen yapi, Karanlik Evliya Tiirbesi, ve 'Asikh Sultan Tiirbesi' diye 
anilan binanin insa tarihleri kesinlikle tespit edilememektedir. Bu arada, 
Atabey Camisi'nin yakrnlarindaki 'Kale Hamarm'nin ilk yapilisrnin da 13. 
yiizyila indigi diisiiniilebilir. 

Sadece kitabesi mevcut diger bir bina, 1289 yilrnda insa edildigi 
anlasilan Yaman bin Mehmed Tiirbesi' dir. 18. yiizyila ait sicil kayitlannda 
adi gecen, fakat giiniimiize hi9bir izi kalmamis 'Kale Mescidi'nin de, 13. 
yiizyila ait olmasi mumkundur. 

Bunlardan baska, III. Giyaseddin Keyhiisrev adina 'Kastamoniye'de 
darp edilmis H.670 tarihli bir giimiis sikke , 1271 tarihinde sehirde bir 
darphanenin de mevcut olduguna isaret eder. Nitekim 1484 tarihinde 
isletmeye verilen Anadolu mukataalan arasinda Kastamonu Darphanesi de 
vardi. Ne var ki, bu binanin sehirdeki yerini tespit etmek miimkiin 
degildir. 

Kastamonu 12. yiizyihn sonlannda kesin surette Tiirklerin eline 
ge9tigine, burada Sekyuklu Sultanina tabi Cobanogullan Beyligi hukiim 
siirdiigiine, hatta uzun yillar beyligin basinda bulunan ve iinlii Sugdak 
Seferi'ni ger9eklestiren Hiisameddin Coban'rn Sinop, Kastamonu ve 



10 



Cankrri havalisinde etkili bir niifuza sahip ve 13. yiizyilin ilk yansinda 
beyligin baskentinin de Kastamonu oldugu bilindigine gore, sehirdeki en 
erken tarihli binanin 13. yiizyilin ucuncu 9eyregine ait oknasi sasirticidir. 
Bu durum, baskentteki iinar faaliyetlerinin 13. yiizyilin ikinci yansindan 
sonra basladigi seklinde yorumlanabilir mi? Mevcut binalann kronolojisi, 
bu soruya "sehrin imarinin 13. yiizyilin ikinci yansindan itibaren 
basladigi" seklinde cevap verilmesini gerektirmekte ise de, sehir 
merkezinin olusumunda "Ulucami"nin etkili bir rol oynamis olabilecegi de 
goz ardi edilemez. Ger9i bu binadan giiniimiize hicbir iz kalmadigi gibi, 
sonraki donemlere ait yazili kaynaklarda da "Caini-i Kebir" veya "Cami-i 
Atik" diye anilan bir binanin varhgrndan hie soz edilmemektedir. Bununla 
birlikte, Frenksah Hamami, Yilanli Dariissifa, dukkanlar ve nihayet carsi 
gibi unsurlar dikkate alinirsa, sehir merkezinin olusumunda, biiyiik bir 
ihtimalle 13. yiizyilin ilk yansinda insa edilmis bir "Ulucami"nin rol 
oynadigrni soylememek i9in ruxjbir sebep yoktur. Dolayisiyla, iddia 
edilenin aksine, bu caminin, hi? degilse 13. yiizyil Kastamonu 'sunda, sehir 
merkezinin "varolus sebebi" oldugu ileri siiriilebilir . §u halde, sehir 
merkezinin yeri asagi yukan belirlendigine gore, soz konusu 
"Ulucami"nin de, bu 9evrede aranmasi icap eder. Bu hipotezi ortaya 
koyarken, l9kale'ye bir hayli yakin konumdaki Atabey Camisi'nin sehrin 
Ulucamisi sayilamayacagina isaret etmek gerekiyor. Nitekim bu bina, hem 
Frenksah Hamami'ndan 90k sonraki bir tarihte insa edilmistir ve hem de 
asli kurulusunda biiyiik mudaheleler soz konusudur. Bugiinkii binanin, 
biitiiniiyle 13. yiizyila ait olmasi kabul edilemeyecegine gore, Frenksah 
Hamami yakinlarrnda, hamamdan daha onceki bir tarihte insa edilmis bir 
Ulucami bulunuyor demektir. Bu binanin yerini tespit etmek su an i9in 
mumkun degilse de, simdiki Nasrullah Camisi'nin yerinde bulunuyor 
olmasi ihtimal dahilindedir. 

Kastamonu 'nun Cobanogullan tarafindan fethinin ardindan 
yaptinlan ilk binalar, Frenksah Mescidi, Tiirbe ve Hamami (1261) ile 



11 



§ifahanesi (1272) olmustur. Sur i9inde Karanlik Evliya Mescid ve 
Tiirbesi, sur disinda kuzeyde Miifessir Alaeddin ve Asikli Sultan Tiirbeleri 
ile giineyde Atabey Medresesi ve Muzaffereddin Mescidi Cobanogullari 
doneminde insa edilen diger yapilar olarak kabul edilmektedir. 

Bugunku Nasrullah Meydaninin kuzeybatisinda yer alan Frenksah 
yapilan ile, giineyindeki Dariissifa, Kastamonu Cayi'run bati kiyisindaki 
duz alanda konumlandigi bilinen ilk yapilardir. Osmanli doneminde 
mezarlik i9ersinde yer aldiklan bilinen Miifessir Alaeddin ve Asikli Sultan 
Turbelerinin bulundugu alanin Bizans egemenliginin hemen ardindan sur 
disi mezarlik bi9imine getirildigi dusunulebilir. 

Kentin giineyinde sur disinda yer alan Atabey Medresesi ve 
Muzaffereddin Mescidi, bu yapilann 9evresinde kisa siirede bir konut 
dokusunun olustugu da dusuniiliirse, daha XIII. yuzyilda sur disina tasan 
bir yerlesme oldugunu gostennektedir. 

Donemin en buyiik yapisi, Kale'nin dogu yamacinda konumlanan 
Atabey Camisidir. Bu yapinin insa edildigi yillarda ve sonrasinda 
Kastamonu 'nun siluetini belirledigi kesindir. 



Qorum'da medfun bulunan ashabdan Suheyb Rumi,Ubeyd Gazi, 
Kerep Gazi, Sa'd ibn ebi Vakkas ve Tabiinin kahraman gonul erlerinden 
Lenduha Sultan ile Amasya'nin Merzifon il9esine bagli Hirka Koyiinde 
medfun bulunan yine ashabdan Ukkase, Sinop'ta medfun Seyyid Bilal 
gibi, Kastamonu da Hemedanli Kays'a bagnni a9imstir. Kaysii'l 
Hemedani Asgar Hazretleri adiyla anilan zatin tiirbesi Hepkebirler 
Mahallesi Camii i9indeki bir bolumde yer alir. Sahabeden oldugu kabul 
edilen zatin Istanbul'da 678 'de sehit diisen Ebu Eyyub el- Ensari 
Hazretleriyle birlikte yola 9iktigina, fakat her nasilsa Kastamonu 'da 
kahnis olduguna inanihr. Yakin zamanlara kadar turbesinin bulundugu 
9evreden sarhoslann ge9emedigi, yola 9ikintisi oldugu gerek9esiyle 
mezarlann kaldirilma tesebbiislerinin amacina ulasamadigi anlatihr. 



12 



Hepkebirler Turbesi i9inde bulunan dokuz sandukadan ortadaki 
Samur Dede adiyla anilan fakat hakkinda hi9bir bilgiye sahip 
olamadigunrz bir zata aittir. Bununla birlikte 9evresi bir hazire olan cami 
ve tiirbede medfun bulunan sahislann hepsinin de biiyiik insanlar oldugu 
kabul edildigi i9in cami ve tiirbe Hepkebirler adiyla bilinir. 

Kastamonu'da tarihi bilgilerin menkibevi bilgilerle yogrularak 
karsunrza 9ikardigi tiirbelerden biri de, halk arasinda Yanik Evliya adi ile 
anilan A§ikli Sultan'a aittir. Honsalar Mahallesi Kiimbet Sokak'ta tiirbe 
i9ersindeki bes sandukada medfun bulunan zatlann, Kastamonu 'nun 
1116'da Bizans'tan tekrar alinmasi esnasrnda sehit diiserek bulunduklan 
yere defnedilen kisiler oldugu, kabul edilir. Daha sonra, yaklasik 
hakimiyetleri 100 yil siirecek olan Qobanogullan doneminde, bu 
kahramanlara bir tiirbe yaptinlir. Asikli Sultan Turbesi eyvan tipi bir 
turbedir. Ibadet mekani ile biiyiik bir besik tonoz ve alt katindaki 
mumyaliktan olusan yapi, 4.00X6.51 m. boyutlanndadir. Cephe 
kemerinin etrafi silmelerle 9er9evelenmistir. Onyiizii diizgiin kesme tas, 
diger duvarlan ise moloz tas orgiiludur. Dogusundaki mekanrn mahiyeti 
ugradigi miidahaleler sebebiyle anlasilamamistir. Kitabesi olmadigi gibi 
hakkinda yazili bilgi de bulunmayan mumyaliktaki bes sandukadan biri 
Asikli Sultan'a, biri Magripli Mehmet Agaya aittir. Digerlerinin kimlere 
ait oldugu bilinmemektedir. 1979 yilinda tamir edilmis olan yapinin 
Vakiflar Genel Mudurlugii arsivindeki dosyasina gore Kiiltiir ve Tabiat 
Varliklanni Koruma Ankara Bolge Kurulu 1984 tarih, 386 sayili karan ile 
kamulastinlmasi kararlastirmistrr. Bu tarihten sonra tiirbenin etrafrni saran 
yapilar yiktinlarak 9evresi duzenlenmistir. 1992 den sonra bir kez daha 
onarnn ge9innistir. 

Yilda on bin ziyaret9isi oldugu ileri suriilen Asikli Sultan hakkinda 
anlatilan menkibelerden bazilan soyledir. 

Bir rivayete gore Cumhuriyetin ilk yillannda, bir rivayete gore ise 
Sel9uklu doneminde tiirbe yangin ge9innistir. Anlatilanlara gore, kalbi 



13 



temiz olmayan birisi gelerek tiirbede dua edip dilekte bulunur. Bu dilek, 
kisinin kalbinin kotiilugii sebebiyle yerine gelmez. Bunun iizerine 
sinirlenen ki§i eline mum alip tiirbeye gelir ve, "Dilegim olsun diye 
benden bekledigin bir mumsa i§te yakiyorum, eger soylendigi kadar biiyiik 
bir evliya olsaydin dilegim olurdu", diyerek yanan mumu tiirbede birakip 
gider. Bu sebeple tiirbede yangin cikar. Bu srrada, donemin Kastamonu 
valisi riiyasinda Asikli Sultan'i gormustiir. Evliya, "Yetis vali tiirbem 
yaniyor, kalk da yangini sondiir", diyerek valiyi uyanr. Vali hemen 
uyanarak evinin penceresinden tiirbenin oldugu yone dogru bakinca, 
dumanlarin yiikseldigini goriir. Derhal yanginin sonduriilmesi talimatini 
verir. Boylece yangina erken miidahale edildigi icin tiirbe tamamen kiil 
olmaktan kurtulmus olur. Bu yangin sebebiyle de evliyamn naasinda yanik 
izleri kalmistir. Tiirbenin duvarlarrnda da yanginin izleri hala 
bulunmaktadir. Beden bozulmadigi icin, naasin kumandamn oldugu 
zaman mumyalandigi diisiiniiliir ve, bu sebeple cesitli bilim adamlan 
gelerek naasi inceler. Cesedin mumya olmayip dogal olarak korunup 
bozulmadigina karar verirler. Bugiin bile evliyamn cesedinin bozulmamis 
olmasi ile ilgili bu durum, musluman sehitlerin cesedinin bozulmayacagi, 
sehit diistiigii haliyle kiyamete kadar bedenin korunacagi inancina 
baglanmaktadir. Ayni sekilde Kuzyaka'da bulunan §eyh Mehmet 
Efendi'nin de cesedinin bozulmadan korunduguna inamlmaktadir. 

Yakin donem Kastamonu evliyalarrndan Mehmet Feyzi Efendi'nin 
bu husustaki izahi dikkate sayandir. "§ehitlere, oliimii tattiklan anda 
melekleri ve cennetteki mekanlarrni gordukleri i9in, goren, miisahede eden 
anlaminda "sehid" denir. Bu anda onlar velayet derecesine ulasirlar. 
Bedenlerinin curiimemesine sebep olan nur ile nurlanirlar", diye izahatla 
Asikli Sultanin goriinen durumunu dinen a9ikliga kavusturur. 

Asikli Sultan'in bugiin sadece ayaklan ziyaretcilere 
gosterilmektedir. Ama sanduka ortada oldugu icin tiirbenin bekcisi bazen 
kotii niyetli kisilerin sandukanin tamamini acrp evliyamn pannagindaki 



14 



yuzugii almaya kalktiklanni belirtmistir. Tiirbedann anlattigrna gore, 
evliya yiiziik 9ikanlmaya cali^ildigrnda pannagini bukmekte, yuziigiin 
9ikinasina izin vennemektedir. Asikli Sultan tiirbesinde ziyaretcilerin gece 
ge9innesine, burada uyumalarina izin verilmemektedir. Bu sebeple tiirbe 
belli bir saatten sonra kapatilir. Buna ragmen vaktiyle fel9li bir adam 
gelerek evliyayi riiyasinda gordiigunii ve gelip tiirbesinde yatarsa 
iyilesecegini soyler. Bu sebeple de tiirbede gece uyumak istedigini belirtir. 
Bunun yasak oldugu kendisine ne kadar soylense de 90k israr edince 
kaknasrna izin verilir , fakat sabah namazi okunurken gitmesi istenir. 
Fel9li kisinin, evliyanin kendisini 9agirdigini, onun israria yatmasrni 
istedigini soylemesi tiirbedan da etkilemis, bir yandan yasak oknasi bir 
yandan evliyayi kizdinna korkusu 9eliskide birakmis, ancak birka9 
saatligine izin vermis ama o geceyi tiirbedar da evinde sikintiyla 
ge9innistir. Sabah namaziyla beraber tiirbeye giden gorevli, gece fel9 
biraktigi adamin biraz daha iyilesmis oldugunu fark eder. Bu olaydan kisa 
bir siire sonra tekrar turbeyi ziyarete gelen fel9li adamin tamamen 
sagligina kavustugu goruliir. 

Tiirbenin civanndaki evlerde yasayan kisiler kendilerini giivende 
hissettiklerini soylemektedirler. Evliyanin o mahallede hrrsiz, ugursuz 
barindirmayacagina, hrrsizliga gelen kisinin 9aldigi esyayi mahalleden 
9ikaramayacagina, mutlaka dusiiriip gidecegine inamlir. Bununla ilgili 
olaylann 90k yasandigi anlatilir. Sokak baslarrnda bez i9inde sank 
altrnlarrn, i9i para dolu cuzdanlarin bulundugu, bu altrn ve paranrn aym 
giin sahibine ulastinldigi soylenmektedir. Ozellikle tiirbenin oldugu 
sokakta yasayan kisiler sokakta bulunan evlerin bereketli oldugunu, 
kimsenin para sikintisi 9ekmedigini ifade ederler. Ustelik mahalleye kiraci 
olarak gelen kisiler kisa zamanda ev sahibi olmaktadirlar. Mahallede 
sarhos, kavgaci, huzursuz, kotii ahlakh kisiler bannamaz, bu karakterdeki 
kisilerin baslannin sikintidan kurtuhnayip sonunda mahalleyi terk edip 
gittikleri kabul edilir. 



15 



Deveci Sultan Turbesi bir zamanlar kendi isminden miilhem 
Deveciler diye anilan mahallenin aym isimli sokagmda bulunan Deveciler 
Camii'nin harimi dahilindedir. Tavani cami ile ortak olan turbenin 
dosemesi tahta olup, sandukalarm goriinebilecegi bolum camlarla 
kaplanmistir. 12 tane tahta sanduka vardir. Gosterisli olani Deveci Sultan'a 
aittir. Bilinen digerleri Nakipzade Haci Kadin Efendiye, Yakut Hocaya, 
Miralay Mehmet Ali Bey'e aittir. 

Deveci Sultan olarak bilinen zatin asil adi Horasanli Yusuf tur. 
Hacc'a gitmek iizere kendisine tabi yiiz ki§i ile beraber yola cikip 
Erzincan'a vardiklannda gece riiyasinda Peygamber Efendimizi goriir. 
Peygamberiiniz kendisine Kastamonu beldesinin fethi i9in mucadele eden 
orduya katilmasini einrederek bu gazanin yetmis bin hacdan daha efdal 
oldugunu soyler. Ne suretle hareket edecegini bilemeyen Yusuf Efendi 
tereddiit i9inde kalinca yedi gece aym riiyayi goriir. Bunun uzerine hac 
seferine ayrrdigi paralanyla bir 90k at katir ve deve satin alarak 
Kastamonu'ya hareket ederler. Horasan'da iken kendisine Kabe ve 
Mescit-i Nebevi'ye sarf edilmek iizere bol miktarda para verilmistir. Bu 
para ile de bir 90k deve satin ahrlar. Bu develeri Kastamonu 'nun etrafinda 
bizzat guttukleri i9in 'Deveci Sultan' lakabi ile anihr. 

Alti ay sonra Atabey Gazi de Kastamonu'ya ordusu ile vasil olur. 
Yusuf Efendi develerin tamamini gazilere taksim eder. Bu srrada yine riiya 
yolu ile Haddad Endulusi Hz.leriyle goriiserek kendisinden demirden harp 
aletleri yapmasim ogrenir. Bu ve benzeri hususlarda Yusuf el Horasani 
Atabey Gazi'ye yardnnci olarak fethin ger9eklesmesinde muessir 
olmustur. Fetihten sonra Atabey Gazi tarafindan devlet hazinesine reis ve 
nazir tayin edilir. Hazinenin basina ge9irildigi halde, bu kasadan sadece 
tuz, ekmek ve sirkeden baska bir sey ahnaz. Bir ekmegin dortte biri ve 
biraz tuz, onun bir gunluk yiyecekleridir. Kendileri ehl-i kesif ve ashab-i 
velayettendir. Bu bilgiler tiirbesindeki sandukasinin basinda yazili olan 
sairi ve tarihi belirsiz bir siirde tekrarlanmaktadir. 



16 



Kutgiin Eyupgiller, 'Kastamonu Kent Tarihi' isimli 9alismasrnda 
Qobanogullan donemindeki Kastamonu 'yu anlatirken, fethin ardindan 
yaptinlan ilk binalar arasinda Miifessir Alaeddin tiirbesini de sayar. 
Vaktiyle bir mezarhk olan alan icersinde yer alan ve ge9irdigi 
degisikliklerle tarihi vasfini kaybetmis olan yapinin banisinin, tiirbe 
icersinde sahide tasi gibi duran ve daha sonra miizeye kaldirilan 1289 
tarihli kitabeye dayanilarak, Candarogullan hukumdan §emseddin Yaman 
Candar oldugu ileri suriilmektedir. Dikdortgen planli yapinin 1851 yilinda 
Hamdi Pasa tarafindan tamir ettirildigi, 1922 yilinda duvannda duran ve 
sonradan miizeye kaldirilan bir kitabeden anlasilmaktadir. 

Tiirbede Miifessir Alaeddin Efendi, Sirtli Hoca Ali Senai Efendi, 
1870'de olen Izbelizade Mehmet Efendi'nin sandukalarrndan baska sahibi 
bilinmeyen 119 mezar daha vardrr. Bu sandukalardan birinin iizerinde 1374 
tarihi bulunmakta olup yapi 1989 yilinda onanlmistir. 

Necati Kertis, 'Kastamonu Yatirlannin sosyal butiinlesme a9isrndan 
bolge halki iizerindeki tesirleri' adh yiiksek lisans tezinde, Miifessir 
Alaeddin Hazretleri hakkrnda su bilgileri verir. Belhli veya Buharali 
oldugu soylenen Miifessir Alaeddin hacc i9in Mekke-i Miikerreme'ye 
geldiginde imameyn'den bir veli yanina gelerek, "Siz hacc esnasinda 
Kastamonulu hacilardan bir zatin kerimesini gorerek ona asik olacaksrniz, 
zahiri askin size zarar vennemesi i9in simdiden onunla nikahlaniniz", der. 
O da cevaben, "Ben burada garibim, kimse bilmem, bu isi kendim nasil 
yaparnn?", karsihgini verir. Veli, 'Biz sana yardunci oluruz.", der. 
Miifessir Alaeddin bundan sonra Medine'ye giderek bir ev alir, oturur ve 
bir gece Hz. Ebu Bekir (r.a.)'i riiyasinda goriir. Onun soyledigi sozler 
iizerine Kastamonu'ya gelir. 

Miifessir Alaeddin'in Fars9a muteber bir tefsiri vardir. Aynca 
Cevahirii'l-Esdaf adh eserin bu zata ait oldugu, ve baska kitaplan da 
bulundugu ileri suriilur. 



17 



Zekiye Cagunlar da, 'Kastamonu Halk Kultiirii i9inde yatir-ziyaret 
inanci ve bu inan9 9er9evesinde §eyh §aban-i Veli etrafinda olusturulan 
efsaneler' adli 9alismasrnda, Miifessir Alaeddin'e yer verir. Hakkinda 
ge9inisten gelen bir 90k menkibe anlatildigi gibi, gunumiizde yasanan 
olaganustu olaylann 9e§itli sekillerde belgelendigi velilerden birisi de 
Miifessir Alaeddin Hazretleridir. Fazil Qiftxji'den nakille, 1265-1347 
yillan arasinda yasamis, donemin onemli alimlerinden bin oldugu ileri 
siiriiliir. Anlatilan bu menkibelerden en bilineni de evliyanm Kur'an-i 
Kerim ogretmesi iizerinedir. Menkibeye gore bir ogrencisine Kur'an-i 
Kerim dersi verirken, tamamlayamadan vefat eder. Vefatrndan sonra 
ogrencisine riiyasinda her gece kabrine gelmesini soyler. Bunun iizerine 
ogrenci her gece evliyanm kabrine gider ve evliya da yanm kalan dersini 
tamamlatip ogrenciye Kur'an-i Kerim'i ogretir. 

Abdulhaliin Dunna, 'Evliyalar §ehri Ainasya' adli 9ahsmasinda, bu 
menkibenin benzerinin Ainasya evliyasindan Haci Omer Efendi hakkinda 
da anlatildigini kaydeder. Miiftii Haci Omer Efendi'nin bu menkibenin 
tesekkuluyle birlikte isminin Dersi Tamam olarak halkin zihninde yer 
aldigi goriilur. 

Ayni menkibe baska bir versiyonla su sekilde anlatihr. Talebesine 
tefsir dersleri verirken vefat etmesi iizerine, defnedildigi giiniin gecesi, 
ogrencilerinin ayn ayn hepsinin riiyasina girerek mezarrnin basina gelip 
orada derslerine devam etmelerini tembihler. Ertesi sabahtan itibaren 
mezann basrnda toplanan talebeler, aynen hayatta imis gibi hocalannin 
sesini duyarak tefsirin kalan kismi tamamlanincaya kadar her giin derslere 
devam ederler. Bir giin talebelerin ciddiyetten uzaklastrklan esnada, 
"Benim sagligunda oldugu gibi yine aynen ciddiyetinizi muhafaza 
edeceksiniz!", diyerek onlan ikaz eder. 

Bir menkibe de, turbenin yikilarak iizerinden yol ge9irihne 
9ahsmalan sirasinda pek 90k kisinin sahit oldugu yasanan olaylarla 
ilgilidir. Belediye yol 9alismalan yaparken, plana gore turbenin bulundugu 



18 



yerden yol ge9ecektir. Bunun i9in dozerler gelir, turbenin yikiinina 
baslanrr. Fakat ne olursa olur, bir turlii dozerler 9alismaz. Biitiin gayretlere 
ragmen dozerler 9alismayrnca mahalle sakinleri ve belediye is9ileri 
turbenin yikimini kazma ve kiirekle yapmaya karar verirler. Fakat kirn 
topraga kazmayi kuregi sokarsa onun aleti krrilir, elinde kalir. §askrnlrk 
i9indeki mahalleli ve is9iler 9alismaya devam ederken turbenin i9inden 
lsiklar 9ikinaya baslar. Korkan ahali 9alismayi brrakir. O giinden sonra 
turbenin yerinde kalmasina karar verilir ve tiirbe onanlarak bugiinkii 
gorunumiine getirilir. 

Goriilen bu lsikla ilgili anlatilan bir baska menkibe de, turbenin 
kendisini kotii niyetli kisilere gostermedigi iizerinedir. Buna gore, bir gun 
tiirbeye kalbinde iyi niyet oknayan kisiler gelir. Ustelik bunlann dini 
inanci da zayiftir. Gelen kisilerin kotii niyetli oknalari evliyayi rahatsiz 
eder. Bu kisiler turbenin onundeki terastan Kastamonu sehrine bakarken 
arkalanna donduklerinde turbenin yerinde oknadigini, bos bir arsa ile 
karsi karsrya bulunduklanni goriirler. §askinlik ve korku i9inde yuzlerini 
tekrar sehre doniip bir sure oyle durduktan sonra tekrar turbenin oldugu 
yere baktiklannda bu defa turbenin bulundugu yerde mum alevi seklinde 
bir lsigin oldugunu ama yine turbenin oknadigini goriirler. Bunun iizerine 
biiyiik bir korkuyla ka9arak orayi terk ederler. Turbenin etrafinda lsrk 
yanmasinin o zamandan itibaren olduguna inananlar vardir. Bu olaylann 
duyulmasrndan sonra, tiirbeyi ve lsiklan merak eden arastrrmacilar 1981 
yilrnda tiirbeye gelirler. Bu konuda gazetelerde de 9ikan haberlere gore, 
gece turbenin fotografi 9ekildiginde etrafinda "Nur" denilen bir lsik 
halesinin bulundugu goriilmustur. Calismalar surdiiruldiil^e turbenin 
yaninda poz veren kisilerin fotografiannin da ilgin9 bir goriintii 
olusturdugu ya etraflarrnda lsik halesinin oldugu ya da bedenlerinin bir 
kismrnin karanlikta kaldigi tespit edilmistir. Bilimsel olarak bir afiklamasi 
bulunamayan bu durum turbenin Tiirkiye 9apinda da taninmasini 
saglamistir. 



19 



Yasar Kalafat, 'Kastamonu ve yakin 9evresindeki Islam azizleri' 
adli 9alismasinda, bakimini hayirseverlerin yaptigi tiirbenin yilda 3.000 
kisi tarafindan ziyaret ediknekte oldugunu kaydeder. 

Kenan Bilici, 9alismasinda Karanlik Evliya tikbesinden soz 
ederken, yapinin 13. yiizyila ait oknasi gerektigi diisiincesini ileri surer. 
Aym adli sokakta aym ismi tasryan bir mescitle birlikte yer alan tiirbe 
mumyalik ve list kattan olusan sekizgen planli bir yapidir. 
V.G.M.tarafindan 1966 yilinda 1975-1977 yillan arasinda, 1979'da ve 
1981'de oknak iizere 9esitli kereler onanlmis; bu sirada merdiven 
basamaklan ile tas kaplamalan yenilenmis olan yapinin i9indeki tek 
sandukada Cobanogullanndan Hiisameddin Coban veya 
Candarogullarmdan bir hiikumdarin yatmakta oldugu ileri suriilmekte ise 
de, bu konuda kesin bir bilgi yoktur. 

Bununla birlikte, menkibe tiirbede yatan zati devlet adaim 
olmaktan 90k bir evliya olarak kabul eder. Zekiye Cagnnlar'a gore, 
hayattayken kalabalik i9ine kansmayan ve yuziinii kimseye gostermeyen 
bu kisinin Cuma gunleri namaz kildiracagi zaman da camiye yuziinde 
siyah bir ortii ile gelip, namazi oyle kildirdigi anlatilir. Iste yuzundeki o 
siyah ortuden dolayi kendisine Karanlik Evliya denildigine inamlmaktadir. 
Isimle ilgili bir baska inanis da tiirbenin tas yapisinrn siyahlasims 
olusundandrr. Qevre sakinlerinin soylediklerine gore, tiirbe zamaninda bir 
yangin ge9irir. Yapi tas bina oldugu kyin tiirbe yaninaz ama taslan 
alevlerden dolayi karanr. Bu sebeple, burada yatan evliyaya Karanlik 
Evliya deninistir. Bir baska anlayisa gore de lsik alacak penceresi 
olmadigi i9in i9erisinin karanlik olmasindan dolayi bu ismin tiirbeye 
verilinis oldugudur . 

Hakkinda yazili kaynaklarda bilgi bulurunayan evliyanin mahalle 
halkrni her tiirlii kotiilukten koruduguna inaniknaktadir. 

1204 yilinda Sel9uklu kumandanlanndan Hiisameddin Qoban Bey, 
komutasindaki ordu ile Kastamonu'nun fethine katilir. Giinlerce siiren 



20 



kusatmada kaleyi aknak soyle dursun, surlara tinnaninak bile miimkun 
olmaz. Bir gun nalbant ciragi Yunus Miirebbi, Hiisameddin Qoban Bey'in 
huzuruna cikarak, yapilacak ilk hiicumda bayraktar olmak istedigini arz 
eder. O sirada 90cuk sayilacak yasta bulunmasi sebebiyle "hayir" cevabim 
alinca: "Ata Beyim! Riiyamda Peygamber Efendimizi gonnekle 
sereflendim. Yann bana kavusacaksin. Fakat elinde bayrakla bana gel 
buyurdu", diyerek riiyasini anlatir. Ertesi gun savas biitiin siddetiyle 
devam ederken, hucum sirasinda belindeki urgani kale burclanna firlatip, 
dokiilen kizgin yaglara, alev toplanna aldinnadan tinnanir ve sancagi 
diker. Elindeki kili9 ile kale kapisinin halatlanni keserek kapiyi acar. 
A9ilan bu kapidan i9eriye hucum edilerek kale fethedilince, viicudunda 
pek 90k ok yarasi bulurunasina ragmen Yunus Miirebbi Hazretleri'nin 
sancagi dimdik tuttugu goriiliir. Sonra da sehit olarak diiser. Naasi 
Kastamonu kalesine defnedilerek iizerine bir de turbe yapilrr. Bugiin yore 
halkrnin Bayrakli Sultan olarak tamdigi Yunus Miirebbi Hazretleri bolge 
halkinca sik sik ziyaret edilmektedir. Halk burada yapilan dualarrn kabul 
olunduguna inanir. 

Kenan Bilici'nin tespit ve yorumlan ile, Kastamonu tarihinde 
tarikatlann yerle^me etkeni olarak oynamis oldugu rolii a9iklamasi 
baknmndan Ahi §orve zaviyesi onemli bir vazifeyi yerine getirir. 
Candarogullan doneminde sehrin surlann disinda olusmasinda Atabey 
Medresesi gibi yeni bir yaprnin tesekkiilii ve bu ahi zaviyesinin onciiliigii 
ile niifusun M9 olmazsa bir kesiminin sur disina tasmasinda ozendirici bir 
rol oynamistir. 

§orba ismiyle taninan seyhin, 1843 senesine ait Evkaf Sicilinde 
kayith 1303 tarihli Arap9a vakfiyesinden, 9esitli yerlerdeki arazisini ve 
Kastamonu 'daki balujelerini zaviyesine ve tiirbesine vakfettigi 
bilinmektedir. Hisarcik, Deginnen 9ayin adli mezralar, Kuzkaya 
nahiyesinde Kizilca Viran mezrasi, Gol'de Karasu ve Terkese adh 
9iftlikler vb. vakfiyenin gelirlerini teskil eder. 14. yiizyihn hemen basrnda, 



21 



yeni yerlesmenin onculugiinii yapan zaviyeden guniimiize hi9bir iz 
kalmamistir. Vaktiyle Bey9elebi mahallesi, Haci Dede Sokak'da yer alan 
ahsap tiirbe, son zamanlarda beton bina olarak yenilenmis olup i9inde 3 
tahta sanduka mevcuttur. Bu sandukalardan birinin Ahi §orva'ya ait 
oldugu kabul edilir. Eski kayit ve belgelerde Ahi Sarva, Aci Sarbe, Aci 
Qorba olarak anilmakta olan bu zatin asil adi belli degildir. 

Horasanli bir ermis olup, beraberindeki Turk oymaklariyla 1215 
yilinda Tosya'ya gelerek burayi isfendiyar Beyligine katmis oldugu 
anlatilan Hamza Baba'nin Tosya Ibn-i Selim Mahallesinin Hidirlik 
mevkiinde yer alan tiirbesi, halk arasinda "Yesil Ortulu" diye bilinir. 
1968'de yapilan ve aym adi tasryan caminin iist tarafina diise tiirbe, biraz 
yiikseloje bir yerdedir. Eski binasi yandigi i9in yeniden yapilmistir. Hamza 
Baba tiirbesi iki kath bir binadir. Etrafi mezarliktir. Binaya onden 
merdivenle 9ikilmakta, kii^uk bir kapi ile i9eri girilmektedir. Odanin 
saginda yesil ortulu bir sanduka vardir. 

Hamza Baba, Horasanli bir ermis olup beraberindeki Tiirk 
oymaklariyla gelerek burayi isfendiyar Beyligine katmistir. Biiyiik bir 
ihtimalle Horasan'in Tus sehrinden gelmis olduklan i9in ve Tosya'dan 
yetisen bazi bilgin ve sairlerin Tusi lakabim kullanmis olmalan yiiziinden 
buraya once Tus denilmis, bu isim sonralan Tusya ve Tosya seklini 
almistir, denilir. 

14. yiizyil 

Ne var ki, bu donemde sehri yonetenlerin, imar faaliyetlerine ne 
6l9iide katkida bulunduklan yeterince anlasilamamaktadir. Biitiin 
belirsizliklerine karsilik, Atabey Camisi'nin ve dolayisiyla Vakif Hamami 
ve Atabey Medresesi'nin banisi, herhalde bu sifatla anilan ve bu U9 sehrini 
yoneten Qobanogullan'ndan bir zat olmalidrr. Frenksah Hamami, mescidi 



22 



ve tiirbesini insa ettiren Cemaleddin Frenksah hakkindaki bilgilerimiz, 
onun "Emir" ve "el-Hizir bin Izzed-devle't-iil Aksarayi" adinda bir zatin 
oglu oldugundan ibarettir. Pervaneler doneminde insa edilen Yilanli 
Dariissifa'nin banisi ise, Pervane Mu'inii'ddin Siileyman'm oglu Ali idi. 
Geri kalan binalann kimler tarafindan insa edildigi kesinlikle bilinine- 
mektedir. Buna karsihk, bu belirsizligi, 14. yiizyil i9in bir dereceye kadar 
aydinlatabikne imkanimrz vardir. 

1353 tarihli Ibn Neccar Camisi, aym zamanda 14. yuzyildan 
gunumiize kalabilen tek eserdir. Fakat yapinin, daha sonraki donemlerde 
biiyiik okyiide yenilendigi anlasilryor. Kitabesine gore, muhtemelen 
esraftan bir zat tarafindan mescit olarak in§a edilen ilk binanin, bir 13. 
yiizyil eseri olan Vakif Hamami'mn kuzeyine yerle^tirildigi dikkati 
9ekinektedir. Bu durum, 14. yiizyil ortalannda, giineydeki §ehir kapisi 
civannda yeni bir yerle^menin te^ekkiil etmeye ba^ladigi anlamina 
gelebilir. Nitekim §ehrin bu kesiminin, muhakkak ki "Ibn Neccar 
Mescidi"nden dolayi, 17. yiizyilda oldugu gibi, bugiin de "Ibn Neccar 
Mahallesi" diye anila gelmesinin sebebi olsa gerektir. 

Bu mescit gibi, bazen zaviyelerin de "yerlesme etkeni olarak 
tarikatlann rolii"nii a9iklamasi baknnindan, sonradan sehirdeki 
yerlesmelerin 9ekirdegi haline geldikleri goriilebilmektedir. Nitekim, Ahi 
§orve Zaviyesi'nin, burada onemli bir misyonu oldugu dikkatlerden 
ka9inamaktadir. 1303-4 tarihli vakfiyesinden, Ahi §orve adrndaki bir seyh 
tarafindan insa edildigini ogrendigimiz bu bina, ger9i giiniimiize 
ulasamamistir; fakat, sehrin Bey9elebi mahallesinde bulunan ve bugiin 
bile "Ahi §orba (§orva)" diye anilan bir tiirbenin varligi, soz konusu 
zaviyenin de burada bulundugunu gosterir. Bu husus, giineyde, sehrin 
surlar disina tastigi seklinde yorumlanabilir. Ger9i Atabey Medresesi, bu 
egilimin 13. yiizyilda da var oldugunu gosteriyorsa da, sur disrnda yeni bir 
yapinin tesekkul etmesi, muhtemelen Ahi §orve Zaviyesi sayesinde 
ger9eklesebilmistir. Bu durum, bir ahi zaviyesinin, 14. yiizyilin hemen 



23 



basinda, yeni yerlesmenin onciiliigunu yaptigini ve boylelikle niifusun hi9 
degilse belli bir kesiminin surlar disina tasmasinda ozendirici bir rol 
oynadigini da ortaya koymaktadir. 

Aym durum, belki, kaynaklarda "Daya Sultan" diye gecen zaviye 
i9in de soz konusu olabilir. Bu bina da maalesef gunumiize ulasamamistir. 
Insa tarihini muhtemelen 14. yiizyil olarak dusundiigumuz bu zaviye, 
sehirde bugiin bile "Daya Sultan Turbesi" denilen ve fakat tamamiyle 
yenilenmis bir binanin varligmdan dolayi, sehrin batisinda, surlann 
disinda ve herhalde simdiki tiirbeye de bitisik idi. Zaviyenin banisi "Daya 
Sultan"in kimligi, bugiin i9in ine9huldiir. Her ne kadar zaviyeden 
gunumiize hi9bir iz kalmarmssa da, binanin muhtemel yeri, bunun da tipki 
"Ahi §orve Zaviyesi" gibi, sehrin batisindaki yeni yerlesmenin 
onciiliigiinu yaptigini dusiinduriir. Bu ise, 14. yiizyilda, sehrin batisindaki 
surda ii9iincii bir sehir kapisimn bulundugu anlamina gelir. Nitekim simdi 
tamamiyle yikilmis olan "Acem Hani"nin 9evresinde, bugiin bile "Qatlak 
Kapi" diye anilan sokagm bulunuyor olmasi, herhalde buradaki kapidan 
dolayidrr. 

§ehirdeki zaviyelerden biri de, "Dede Emir Ali Zaviyesi" idi. 
Varhgini Ibn Battuta'dan 1 ogrendigimiz ve dolayisiyla 14. yiizyilin 
ortalarrnda mevcut olan bu zaviyeden, ne yazik ki, yine giiniimiize hi9bir 
iz kalmamistir. Bu zaviyenin de banisi, Battuta'nin "yash, salih bir seyh" 
olarak bahsettigi ve ziyaretine gittigi "Dede Emir Ali" adrndaki bir ahi 
seyhi olmahdir. Seyyaha, yasinrn 163 oldugunu soylemesi, seyhin bir 



14. yiizyil gezghileriiiden Ibn Battuta (1304-1368) Fas'm Tanca §ehrinde diinyaya geldi. 18 
yil siiren gezileri boyiinca Misir, Arap yanmadasi, Irak, Iran, Anadohi (ba§ta Osmanli 
Beyligi olmak iizere o ddnemin belli ba§h beylikleri, De§t-i Kip9ak, Bizans (Istanbul), Orta 
Asya, Hindistan, Maldivler, Qm ve Endiiliis'ii gezen Ibn Battuta devlet ve tophim yapilan, 
inaii9 ve adetleri, dogal ozellik ve iiriinleriyle tamttigi bu iilke ve §ehirlerin 700 yil onceki 
durumlarun ba§anyla yansitir. 



24 



fantezisi olarak dusiiniilse bile, bu, seyhin Kastamonu'da etkili bir niifuza 
sahip ve karizmatik bir sahsiyet oldugu ger9egini degistirmez. Battuta, 
seyhin zaviyesinin "At pazan yakininda" bulundugunu yaziyor. §ehirde, 
bugiin i9in bu adla anilan bir yer mevcut degildir. Bu ad, her ne kadar 
simdiki "Araba Pazan"ni dusiindiiruyorsa da, bunu kesinlikle dogrulamak 
imkani yoktur. Burasi belki de surlar disinda idi. 

"At Pazan" denilen yerde, vaktiyle "Sadreddin Suleyinan el-Finiki 
Medresesi"nin bulundugunu da, yine Battuta'dan ogreniyoruz. Ne var ki, 
bu binadan da gunumuze hi9bir iz kalmamistir. 

Biitiin bu bilgiler, halkin dini inan9lanm temsil eden tarikatlara ait 
zaviyelerin, sehrin gelisme 9izgisinde onemli rol oynadiklanni ortaya 
koymakla birlikte, Kastamonu'nun 14. yiizyildaki yapisinm biitiin 
boyutlanyla anlasilabilmesi yine de gii9tiir. Ger9ekte 14. yiizyilda 
Candaroglu Beyligi'nin baskenti durumundaki sehirde, sozgelisi yine bu 
beyligin onemli sehirlerinden olan Sinop'taki miinari eserleri hatirlanrrsa, 
bu yiizyila ait pek 90k eserin buluninasi beklenirdi. 

Candarogullan'nin Kastamonu'daki egemenliginin baslangicinda 
kent, Kastamonu Deresinin dogu yakasinda gelismeye baslamistir. Ahined 
Dede Camisi (1299), Ahi Ali Mescidi (1300), Ahi Sorba Zaviyesi (1303), 
Suleyinan Pasa Tiirbesi (61. 1339) bu donemde derenin dogusunda insa 
edildigi bilinen ilk yapilardir. Bu donemi takip eden yaklasik yiiz yillik bir 
siire9te, 1353 tarihinde Ibn Neccar'in yaptirdigi cami disinda 
Kastamonu'da herhangi bir imar faaliyeti olmamistir. Aym donemde 
Candarogullan'nin Sinop'ta onemli binalar yaptrrmis olmalan, Kastamonu 
Beyleri'nin Sinop'ta yasamayi tercih ettiklerini gostermektedir. Bunun 
sebebi, Sinop'un surlan nedeniyle Kastamonu'ya gore daha giivenli bir 
kent oldugu likriyle a9iklanabilir. Boylelikle Kastamonu surlannrn 
savunma ozelliginin bir siiredir kalmadigi ortaya 9ikmaktadir. 
Kastamonu'nun ikinci parlak donemi isfendiyar Bey ile baslamis, bu 
donemde isfendiyar Bey Camisi ve Hamami (1439), Ibrahim Bey Camisi 



25 



(1443) derenin dogusunda insa edilmislerdir. XIV. yiizyil basinda insa 
edilen diger yapilarla birlikte, bu yapilann 9evresinde mahalleler olusmus 
olmalidir. Soz konusu yapilann konumlan goz oniinde tutulursa, derenin 
iki yakasi arasindaki ulasumn, Osmanli doneminde Dedeler, Sigirpazan 
ve Cengeller adiyla anilan kopriilerin yer aldigi noktalardan saglandigi 
anlasilmaktadir. 

Isfendiyar Bey'in veziri Hond Salar'in yaptirdigi cami surlann 
disinda, kuzeyde yer aknaktadir. Giineyde ise, Cemaleddin Mescid ve 
Turbesi ile §eyh Sunneti Efendi Mescidi (61.1459) Candarogullan donemi 
yapilandir. Ismail Bey'in sur icinde yaptirdigi Kervansaray (1460), kentin 
gelecek yiizyillardaki ticaret merkezinin 9ekirdegini olusturan yapi 
olmustur. Kale 9evresinde yaptinlan Kale (Saray) Hamaini ve 90k sayida 
9esme, kente refah dolu yillar yasattigi anlasilan Ismail Bey'in donemine 
tarihlenmekte, abidevi yapilann disinda halkin temel ihtiya9lannrn 
karsilanmasi i9in 96zumler iiretildigi goriilmektedir. Bu donemde 
Kastamonu'nun giineyindeki Tepelice Dagindan kanallarla getirilen su, 
sonraki yiizyillarda da derenin bati yakasindaki ozellikle Kale 
9evresindeki halkin ihtiyacrni karsilayan en onemli su kaynagi olmustur. 
Kentin dogu yakasindaki mahallelerin su ihtiyacrnin nasil karsilandigi 
bilinmemekle birlikte, dereden faydalamldigi dusuniilebilir. Ismail Bey'in 
XV. Yuzyilin ortasi i9in Kastamonu'nun disi sayilabilecek §ehinsah 
Kayaligi iizerinde yaptirdigi Kiilliye, programrnin zenginligi ve konumu 
ile onem tasnnaktadir. Kiilliye yapilannin anitsal nitelikli goruniimleri, 
kente o giine kadar sahip olmadigi imge ve boyutlan saglamis olmalidir. 
Cami, medrese ve hamam disinda Deve Hani, kente kuzeyden gelenleri 
karsilayan ilk konaklama yeri kimligindedir. 

Candarogullan doneminde Kastamonu'yu ziyaret eden 
gezginlerden bazi bilgiler alinabilmektedir. 1327 yilinda kente gelen Ibn 
Battuta, Kastamonunun havasinin, suyunun giizelliginden ve 
ucuzlugundan bahsetmektedir. Yaklasrk ayni donemde yasayan Ibn Said 



26 



bir baskasindan aldigmi belirttigi bilgiye dayanarak Kastamonu'nun 
surlannin olmadigini, cami, 9arsi ve hamamlarinin bulundugunu, 
yapilannin tas oldugunu, kent disinda akarsulan ve meyveli bah9eleri 
bulundugunu yazinaktadir. Ibn Said'in yazdiklan, Candarogullan 
doneminde surlann yok olmaya yiiz tuttugu goriisunii destekler 
niteliktedir. 

Kutgiin Eyupgiller, cali^masinda Osmanlilar Doneminde 
Kastamonu'yu anlatirken, A. Gokoglu'nun gonnus oldugu 7.40X4.70 m. 
boyutlanndaki ahsap karkas kerpi9 dolgulu, ahsap 9atili bir bina olan Dai 
Sultan Turbesi'nden 1995'te geriye bos bir arsa uzerinde ancak birka9 
mezann guniimuze ulasabilmis oldugundan bahseder. 1689 yili §eriyye 
Sicil Defterine kayitli olan tiirbe, 1782 yilinda bitisiginde yer alan zaviye 
ve matbah ile birlikte tamir goriir. Tiirbe i9ersinde bir vakitler mevcut 
olan U9 sandukadan birinde, adi seriyye sicillerinde Dali, Dai, Dayi ve 
Daya seklinde goriilen kisinin §aban-i Veli halifelerinden oldugu belirtilir. 

Kutgiin devamla, 1735 yili sicilinde "Kastamonu Kalesi tasrasindaki 
vaki Daye Hatun bina eyledigi mescid-i serife tayin eyledigi 2 bab habbaz 
(ekmek9i) dukkanimn birini mescidin 9iragi revganina (aydinlatilmasinda 
mum), digerini mescid kurbiinde vaki musalla suyuna vakfeyledigi, 
miitevellisinin olmadigi" kayitlidir. Bu kayitta adi ge9en binanrn zaviye ile 
aym yapi olma olasiligi vardir, der. 

Necati Kertis ise, yatirlarla ilgili 9ahsmasinda 1689 tarihli seriyye 
sicilini kaynak gostererek Honsalar Mahallesindeki bu tiirbe ve zaviyeye 
merkeze bagli Baltaci, Emirler, Kurusaray, Kinsoglu ve Ara9'in Kel 
koylerinde bulunan arazilerin gelirlerinin vakfedilmi? oldugundan soz 
eder. Tabii afetlerin bu koylere zarar vennediginden bahisle, zaviyenin bir 
Rufai dergahi olabilecegini ileri surer. Ancak ne var ki, §aban-i Veli 
halifesinin Rufai dergahi ile baglantisi me9huldiir. 

Kaynaklarda "Daya Sultan" diye ge9en zaviye i9in de 
Kastamonu'da yeni yerlesmenin onculugunii yapmasinda ve boylelikle 



27 



niifusun hi9 degilse belli bir kesiminin surlar disina tasmasinda, tipki 
digerleri gibi, ozendirici bir rol soz konusu olabilir. Insa tarihini 14. yiizyil 
olarak dusundugii bu zaviye hakkinda Kenan Bilici'nin bu tespitleri, onu 
14. yiizyilda, sehrin batisindaki surda U9uncii bir sehir kapismin 
bulundugu diisuncesine getirir. 



XV ve XVI. yiizyil 

Kenan Bilici'nin califymasindan ogrendigimize gore, Kastamonu'da 
imar hareketleri ^ehrin Osmanlilann eline ge9mesiyle hrz kazanir. XVI. 
yiizyilda kent ileri gelenleri oldugu kadar, devlet yoneticileri de in§a 
ettirdikleri yapilarla Kastamonu'nun imarina katilirlar. Valiligi doneminde 
(1468-74) Cem Sultan'in yaptirdigi Karanlik Bedesten ve II. Bayezid 
doneminde (1481-1512) in§a edilen Balkapam Hani, Osmanli 
Hanedanrnin Kastamonu'nun ekonomik hayatina yapmis oldugu 
katkilanni simgelemektedir. Candarogullan Beyi ismail'in yaptirdigi 
kervansarayin iki yaninda yer alan bu hanlar ile Kastamonu'nun ticaret 
merkezi belirlenmis olur. Bu yapilar sehirde onemli bir ekonomik 
potansiyel oldugunun gostergesidir. Medresesi ve Arabapazan Hamamiyla 
birlikte Nasrullah Camisi (1506), §eyh Mustafa Tekkesi (1514); Yavuz 
Selim'in hocasi Abdulhalim Qelebi'nin yaptirdigi (Jifte Hamam (1514); 
Kilercibasi Yakup Aga'nin biiyiitiip bah9esine medrese ve imaret ilave 
ettirdigi Yakup Aga Camisi (1547); Vezir Ferhad Pasa Camisi ve Hamami 
(1559); Kastamonu beyi tarafindan yaptinldigi sanilan Sinan Bey Camisi 
(1571) ve Acem Hani; Sadrazam Kuyucu Murad Pasa'nin destegiyle 
insaati baslanan §aban-i Veli Tiirbesi (1575), bu donemde sehri 
zenginlestiren baslica binalardir. 



28 



Kastamonu merkezinde onceki donemlerden kalan Atabey Camisi, 
Ibn Neccar Camisi ve Ismail Bey Kiilliyesi'nden sonra, Osmanlilar 
tarafindan sehirde 90k sayida kubbeli, minareli cami ve kargir biiyiik 
yapirun insa ediknesiyle, kentin gorunumii eskiyle kiyaslanamayacak 
sekilde degisir. Tek ve iki katli konut dokusu i9ersinde sehre kimligini 
kazandiran bu yapilar etkileyici bir goriinum olusturur. 

Nasrullah Camisi Kastamonu 'nun en onemli Cuma camisi 
olmalidir. Yama9taki konumuyla Yakup Aga Camisi, Atabey Camisinden 
sonra sehrin gorunusunii en 90k etkileyen mimari ogedir. Hamam ve 
medrese gibi yapilar, canlanan sehir hayatiyla birlikte, halka sunulan 
hizmetlerin 9esitliligini gostennektedir. Tepelice Suyunun Osmanli 
doneminde de onemini korudugu, Kanuni'nin bu su yolunu onarttigi, 
aynca kent disinda yeni su kaynaklari bulunarak hamam, sadirvan ve diger 
yapilara buralardan su getirildigi bilinmektedir. 

Kastamonu 'nun mahalle ve konut alanlan ile ilgili ilk bilgiler XV. 
ve XVI. yuzyilin Tapu Tahrir Defterlerinden gelmektedir. 1487 tarihli 
Tapu Tahrir Defteri'nde kayitli 32 mahalleden 21 mahallenin yeri tespit 
edilebilmektedir. Yeri tespit edilemeyen 1 1 mahallenin zaman i9ersinde ad 
degistirdigi dusuniilebilir. Bu bilgilerin lsigrnda sehrin XV. yiizyil 
sonunda surlann disina giineyde ve doguda biiyiidugu, aynca 1506 yihna 
tarihlenen Nasrullah Koprusii ile kentin derenin dogu yakasiyla 
baglantisinin kuvvetlendirildigi anlasihnaktadir. Kuzeyde ise Kanara, 
Honsalar, Cevkani, Gokdere, Ismail Bey mahalleleri sur disinda iskan 
edildigi bilinen bolgelerdir. 

1530 tarihli Tapu Tahrir Defterine gore, Kastamonu 'da mahalle 
sayisi 1487 yihna gore 12 artarak 44'e 9ikar. Bu mahallelerin tamami yeni 
kuruhnus olmasa da, yeri tespit edilemeyen diger mahallelerle birlikte 
Kastamonu 'ya 12 mahallenin eklendigi kesindir. 

1582 tarihli Tapu Tahrir Defteri, Ismil Bey Kiilliyesi ile Halife 
Sultan Camisi arasindaki bolgenin heniiz tarn olarak iskana a9ilmadigi ve 



29 



giineyde Haci Dede Mescidi 9evresi, bugunkii Vali Konagi bolgesindeki 
yerlesmeler, yine kuzeyde Sofalan Camisi, doguda Hamidiye Camisi ve 
Aycilar Camisi 9evrelerinin mahalle adini alacak kadar meskun 
olmadiklan anlasilmaktadir. 

Biitiin belirsizligine ragmen, 14. yiizyilda, bir beylik baskentinin, 
fiziki dokusuna katilan yeni unsurlar sayesinde gittik9e gelisip buyudiigii 
anlasihyor. Yiizyilin sonlanna dogru, siyasi ve askeri alandaki gelismeler, 
Osmanlilann gozlerini bu bolgeye 9evinnelerine sebep olacak ve sehir 
1392'de Yildimn Bayezid tarafindan Osmanli topraklarina katilacaktir. 
1402 yilindaki Ankara Savasi'na kadar siiren bu ilk Osmanli hakimiyetinin 
sehirdeki etkisi bilinmiyor. 

Bu donemde sehir surlar disinda biiyiik okyiide genislemis; dogu, 
bati ve kuzeyde insa edilen zaviye, kiilliye ve camiler 9evresinde olusan 
yeni mahallelerle her ge9en giin biraz daha buyumustur. 

§ehrin 9ayin dogu yakasina dogru genislemesinde Isfendiyar Bey'in 
bir rol oynadigi muhakkaktir. Ger9ekten de isfendiyar Bey'in insa ettirmis 
oldugu cami, hamam ve bugiin tamamiyle ortadan kalkmis medrese gibi 
binalar, buradaki yeni yerlesmenin sultanin iradesine bagli olarak tesekkiil 
ettigini gosterir. 

isfendiyar Bey'in bu kulliyesi disinda, zaten bu civarda onemli bir 
yapi toplulugu daha bulunuyordu. Bu topluluktan da guniimiize sadece 
"Hatun Sultan Turbesi" kalabihnis, zaviye ve cami ise yikilarak yok 
olmustur. Bu iki binanin da, tipki turbe gibi 1436-37 yihnda veya ondan 
kisa bir sure once insa edilmis olmalan muhtemeldir. 

§ehrin bu kesiminde, tesekkiil eden yeni mahallelerden biri de, II. 
ibrahim Bey tarafindan insa edilen caminin 9evresinde idi. 'Aktekke' diye 
de anilan bu camiden ve bir vakitler yaninda bulunan imaretten dolayi, bu- 
giin hala 'Aktekke Mahallesi' olarak bilinen bu yeni yerlesme, 1450'lere 
dogru, sehrin dogu yakasrnin biiyiik bir bolumunun iskan edildigini 
gostennektedir. 



30 



Isfendiyar Bey ile baslayip oglu Ibrahim Bey ve Ibrahim Bey'in esi 
Selcuk Hatun ile devam eden bu yapi faaliyetleri, sehrin cayin diger 
yakasinda da genislemesinde yoneticilerin biiyiik rol oynadigini a9iklar. 
15. yuzyihn ortalanna kadar uzanan bu degisiklik, muhtemelen sehri 
dogudan kusatan sur duvannda bir kapi acilmasini gerekli kilmis; sehri 
dogudaki yeni yerlesme ile irtibatlandinnak i9in haliyle ayni tarihlerde, 
muhtemelen Nasrullah Kopriisu'nun bulundugu yerde, bir de koprii insa 
edilmis olmalidir. 

Batida ise, surlar disrndaki binalardan sadece ikisi gunumiize 
ulasabilmistir. Bunlardan 'Honsalar Camisi', 'Daya Sultan Zaviye ve 
Turbesi'nin hemen yakimnda ve onun batisina insa edilmistir. Bu binanin 
isfendiyar Bey'in veziri "Hond Salar" tarafrndan insa ettirildigi 
muhakkaktir. Caminin yakinrndaki bir hafriyatta kismen ortaya cikanlan 
hamamin da, aym sahis tarafrndan yaptinlmis ohnasi mumkundur. 

1447 tarihli vakfiyesinden "Kastamonu merkezinde, Beyoglu 
mahallesinde ve Yukan Pazar"da bulundugu kayith olan "Hamza Aganin 
insa ve tesis ettirdigi mescit" ise, batidaki yerlesmenin giiney ucunda 
bulunmaktadir. Gerek Daya Sultan Zaviye ve Turbesi, gerekse Honsalar 
Camisi ve Hamami, batidaki sehir kapisina bir hayli yakrn konumda iken, 
Hamza Aga'nrn insa ettirdigi mescidin aksi yonde ve "Yukan Pazar" 
denilen yerde bulunmasi, 1450'lere dogru buradaki yerlesmenin i9kale'ye 
kadar yayildigini, dolayisiyla sehir merkezindeki Asagi Pazar'dan baska, 
burada da bir ticaret merkezinin tesekkul etmis oldugunu gosterir. 

§ehrin batisinda, surlar disrndaki bir diger yapi ise, 1414 yihnda 
§adi bin flyas tarafrndan insa edildigi bilinen zaviyedir. Yapidan geriye 
yalnizca kitabesi kalmis olan bu binanin "Honsalar" Camisi civannda 
oldugu anlasihr. 

Kuzeyde ise, 1450'lere dogru insa edilen donemin en abidevi insaati 
olarak Ismail Bey Kiilliyesi, Osmanh oncesinin en onemli imar faaliyetini 



31 



te§kil etmekle kahnaz, ayni zamanda beyligin de en olgun miinari iiriinii 
olarak goriilebilir. 

Bu kiilliye, sehrin siluetine de zengin bir boyut katarak yeni 
yerlesmenin 9ekirdeginin te^ekkiil etmesinde, Ismail Bey'in biiyiik rol 
oynadigrni gosterir. Vakfiyede, "Kastamonu beldesi kenannda herkes9e 
§ehinsah Kayasi nami ile ma'ruf hacer-i kebirin fevkinde imaret-i Emir 
nami ile ma'ruf yeni imaref'den baska medrese, tiirbe, han, hamam ve 
sibyan mektebinden meydana gelen bu kiilliyenin, tabiatiyla yeni bir 
yerlesme alanimn cekirdegini olusturacagi a9iktir. Ger9ekten, §ehinsah 
Kayasi adi verilen ve adeta mustahkem bir mevki niteligindeki bu kii9uk 
tepenin iizerinde yer alan kiilliye, sehirden uzakta sadece yeni yerlesmeye 
on ayak olmakla kalmamis; kuzeyden gelen ticaret yolunun ucunda, 
beyligin son ihtisamli bina toplulugu olarak onemli bir tarihi gorevi de 
ustlenmistir. 

Surlarla 9evrili sehrin i9inde ise, ayni doneme ait iki binadan soz 
edilebilir. Bunlardan biri, Atabey sokagi iizerinde yer alan ve 15. yiizyilin 
ilk yarisi i9inde insa edildigi tahmin edilen Kubbeli Mescit'tir ki, yapinin 
ozellikleri Ismail Bey Turbesi ile benzerlik gosterdigi i9in, muhtemelen 
tiirbe ile ayni tarihlerde ve belki de ayni mimar tarafindan insa edilmis 
olabilir. Ikinci yapi ise, sehrin merkezinde bulunan 15. yiizyilin ilk yarisi 
i9inde insa edilmis olmasi laznn gelen Ismail Bey (Kursunlu) Hani'dir. 
Ismail Bey'in vakfiyesinden "Attarlar Qarsisi"nda bulundugunu 
ogrendigimiz bu abidevi yapi, 1450'lere dogru sehrin ticari faaliyetlerinin 
boyutlanni gosterdigi gibi, burada farkh dallarda 9alisan zanaatkarlann ve 
esnafrn meydana getirdigi degisik 9arsilarrn tesekkiil etmis oldugunu da 
akla getirir. 

15. yiizyila ait sadece iki binanin gunumuze ulasabihnis oldugu 
goriilur. Sultan Cem'in insa ettirdigi Bedesten (Karanlik Bedesten) ile II. 
Bayezid tarafindan insa ettirilen Balkapani Hani, sehrin ekonomik 
hayatina biiyiik canlilik getinnis olmahdirlar. Bu doneme ait Sultan Cem 



32 



tarafindan yaptinlan mescit ve Candarli Ibrahim Pasa'nin medresesinden 
ise guniimiize hitjbir iz kalmarmstir. 

Yiizyilin degerlendirmesi ile, sehrin surlar disinda dogu, bati ve 
kuzeye dogru genisleyip buyiidugunii, bu durumun basta sultanlar ohnak 
iizere, yoneticilerin bireysel tercihleri sonucu meydana geldigini, 14. 
yiizyilda biiyiik bir rol oynayan zaviyelerin yerini, bu yiizyilda kiilliyelerin 
aldigini, ote yandan sehrin olduk9a gelismis bir ticari potansiyele sahip 
oldugunu anlamak mumkundur. Boylelikle, bu binalann cevresinde olusan 
mahalleler, sehir niifusundaki artisla beraber, bir sure sonra birbirleriyle 
baglanip konutlar, bah9eler, 9arsilarla biitiinlesmis oknalidir. Artik, 
surlann srnirlayici etkisinin pek uzun siinnedigi; buna karsilik yine de 
varhgini korudugu anlasilryor. 

16. yiizyilda, Nasrullah Camisi ile baslayan 'Ikinci Abidevi 
Insaatlar' donemine, Sinan Bey Camisi, ilgi 9ekici yerlesmesi ve 
elemanlanyla Yakup Aga Kiilliyesi ve bir Sinan eseri olan Ferhat Pasa 
Camisi ile daha bir 90k bina katilrr. 

Yiizyilin basinda insa edilen Nasrullah Camisi, biiyiik bir ihtimalle 
daha once burada bulunan Sekyuklu devrine ait Ulucami'nin yerine yapil- 
mis oknalidir. Esasen, daha 13. yiizyilda sekillenen ve giderek hanlar ve 
bedestenle biiyiiyen bu 9arsi bolgesinde, bir Cuma Camisi'nin de 
buluninasi beklenir. Muhtemelen, Sel9uklu devrinde insa edilen bu cami, 
bir siire sonra ihtiyaca cevap veremez hale gelinis, 16. yiizyilda da arsasi 
iizerinde yeni bir bina yukseltilmistir. Fakat bu binanin da, iki yiiz yil 
sonra ihtiyaca cevap veremedigi ve genisletildigi goriiliiyor. 

Kaynaklar, Kadi Nasrullah'in yazik ki, gunumiize hi9bir iz 
kalinamis olan bir de medresesi bulundugunu gosteriyor. Bunlardan baska, 
caminin kuzeyinde bir sadirvan insa ettinnis olan Kadi Nasrullah'in yine 
kendi adiyla anilan bir koprii ile Araba Pazan'ndaki Cifte Hamami da 
yaptirmis oldugunu ve hamamin gelirlerinin camiye vakfedildigini 
ogreniyoruz. 



33 



Dogudaki sehir kapismin oniinde bulunan Nasrullah Kadi 
Koprusii'min ise, ya yeniden yapilmis ya da burada daha once insa edilen 
kopruniin "tecdid"i yoluna gidilmis oldugu tahinin edilir. 

§ehir merkezindeki bu gelisme, sehir merkezine hakim bir tepe 
uzerinde insa edilen Yakup Aga Kiilliyesi ile canlilik kazanmis oknalidir. 
Yapi grubu mahallenin buyiimesine katki saglamakla kalmami$, 16. 
yiizyil sehir panoramasina da derinlik kazandinnistir. 

Vaktiyle Halimi Celebi'nin insa ettirdigi mescidin Yakup Aga 
tarafindan biiyiik bir ihtimalle tamamen yenilenerek, sibyan mektebi, 
medreseler ve imaretle birlikte burasi dini, sosyal, ticari ve egitiin hizmeti 
veren onemli bir merkez haline gelmistir. 

Bu kiilliyenin asagi kesiinlerinde yer alan "Mahkemealti Sokagi", 
16. yiizyilda adli otorite merkezinin varligmi da ortaya koyar. 1885-86 
tarihli bir vakliye suretinde "Atik Mahkeme Camii §erili" ibaresinin 
ge9inesi, sehirde eski bir mahkemenin (Kadilik Makami) bulundugunu 
gosterir. 

Sur i9inde, 16. yuzyilin U9iincu 9eyreginde insa edilen Sinan Bey 
Camisi, sehrin giiney dogu kosesinde yer alir. Daha yuzyilin ilk 9eyregi 
i9inde, bu kesiinde 9ayrn dogu yakasinda, bir Mevlevihane ile bunun 
hemen kuzeyinde bir de Hamam insa edilmis; boylelikle sehir, 9ayin karsi 
yakasinda, giineye kadar buyiimus; hatta burayi sehir ile irtibatlandirinak 
i9in, bir de koprii yaptinlmistir. Ne yazik ki, sur i9indeki Sinan Bey Camii 
9evresindeki yer alan yapilar gibi, gerek Mevlevihane ve gerekse bu 
kopriiden gunumiize hi9bir iz kalmarmstir. Bu durum bize, sehrin bu 
kesimini 9eviren surlann,16. yiizyilda ortadan kalktigmi veya en azindan 
burada bir kapinin a9ildigini gosterir. Aksi taktirde, buraya bir koprii 
yapilmasi gereksiz oldugu gibi, Sinan Bey Camii ve sibyan mektebinin de 
niye surlarrn dibinde insa edilmis oldugu a9iklanamaz. 

Surlar i9indeki diger bir bina da, Kale Kapisi Sokagi'ndan Nasrullah 
meydanina ulasan yolun uzerinde yer alan ve buradaki mahalleye de adini 



34 



veren Top9Uoglu Camisi'dir. Yapinin kitabesi bulunmadigi i9in, insa tarihi 
kesin olarak tesbit edilememekle birlikte, muhtemelen 16. yuzyilin sonu 
ile 17. yuzyilin basi arasinda insa edilmis olmalidir. 

Bu civardaki bir baska bina da, kuzeyde surlar disinda 1588-89'da 
insa edildigi bilinen Hasan Efendi Camisi (Karanlik Cami)'dir. 

Giiney batidaki yerlesmenin ise, bir kiilliyenin par9asi olmasi 
muhtemel olan Musa Fakih Camisi'nin 9evresinde kiimelendigi 
soylenebilir. Caminin hemen giineyinde, Yakup Aga'nin vakfi oldugu 
bilinen hamamdan bugiin artik hi9bir iz kalmarmstir. Bu hamamin, Yakup 
Aga'nin insa ettirdigi kiilliyenin sinirlan i9inde degil de, sehrin uzak 
sayilabilecek bir yerinde bulurunasinin sebebi, biiyiik bir ihtimalle sehrin 
bu kesiininin iskan edilmesini ozendinnek i9indir. Bu yerin se9imi ile, 
hamamin, vakfin surekli gelir kaynagini olustunnus ohnasi mumkundur. 

Musa Fakih Mahallesi, kisa bir siire sonra §eyh §aban-i Veli 
Dergah-Camisi'nin insa edilmesiyle daha da biiyiiyecek ve boylece 
giineydeki sehir kapisindan buraya kadar yayilan onemli bir doku 
meydana gelecektir. 

1560'da sehrin dogu yakasrnda insa edilen Ferhat Pasa Camii, 
Isfendiyar Bey Hamamina yakin bir konumda yer ahr. 

1585 tarihli Muharremzade Mustafa Aga'nin vakfiyesinden, sehrin 
bu kesiminde, Cebrail mahallesinde Haci Abdullah adinda bir zat 
tarafindan insa edihnis bir cami, aynca tekke, muallimhane ve hamam gibi 
binalann varligini ogreniriz. 

Donemle ilgili dikkati 9ekici bir olay da sudur. M. Yasar Ertas'in, 
'Osmanh Seferlerinde Olagandip Bir Ki§lak: Kastamonu' adli 
9ahsmasindan ogrendigimize gore, 1584 yilinda Kinm'daki geli^meler 
iizerine Osmanli Devleti, Sadrazam Osman Pasa komutasinda Kirnn'a 
sefer diizenler. Ne var ki, bu sefer Osmanli savas organizasyonu a9isindan 
olagandisi bir sefer olarak dikkat 9ekmektedir. Osmanli ordusu, seferlere 
surekli olarak bahar ayrnda 9ikmasina ragmen bu defa kisin 9ikihnis 



35 



olmasi ilgi 9ekicidir. Aynca, Istanbul'dan hareket eden ordunun Bolu ve 
Kastamonu giizergahi gibi ulasnn imkanlan olduloja zor olan bir yol 
iizerinden Sinop'a ve buradan deniz yolu ile Kinm'a ge9irilecek oknasi ise 
bash basina bir problemdir. Soguk hava, karli ve 9amurlu yollar, barinina 
problemi ve deniz ulasimi i9in mevsimin uygun olmamasi gibi faktorler 
goz oniine ahndigmda bu seferin olaganiistii zorluklan goriilecektir. Biitiin 
olumsuz sartlara ragmen, Osmanli ordusu, Kasnn ayi ortalannda 
Istanbul'dan 9ikarak Aralik ayinin sonunda biiyiik gU9lukler i9inde 
Kastamonu 'ya ulasir. 

Osmanli sinrrlarindan 90k uzakta bir i9 sehir olmasina ragmen 
Kastamonu, askeri teamullere uymayan bu sefer sebebiyle yaklasik U9 ay 
gibi uzun bir sure boyunca olagandisi bir kislak olarak kullamlrr. Bu sefer 
doneminde Kastamonu 'da askerlerin barrnabilecegi 90k sayida han ve 
yaklasik olarak da 1800 kadar ev bulunmaktadir. Kastamonu merkezinde 
ve kazalannda askerler ve hayvanlar barindinlirken, Kastamonu halkina 
daha fazla sikinti ve zorluk yasatmamak i9in yiik hayvanlan diger sancak 
ve kazalara gonderilmistir. Ozdemiroglu Osman Pasa komutasindaki 
10.000 yeni9eri, alti boliik halki ve 1000 9avusla birlikte hareket etmistir. 
Kastamonu'da kislanmasina karar verilmesinden dolayi, veziriazam ve bir 
kisun asker sehirde kalirken askerin onemli bir kismi da 9evre kazalara 
dagitilmistir. Kastamonu kislaginda en biiyiik problem hi9 siiphesiz 
ordunun beslenmesini saglamaktir. Sefere katilan binlerce insan mevcudu 
ve yiik hayvanlariru besleyebilmek i9in biiyiik miktarda zahireye, gida 
maddesine ihtiya9 duyulmustur. Bu ihtiyacin karsilanmasi ise ciddi bir 
organizasyonu ve yetkililer arasinda saglikli bir koordinasyonu 
gerektinnistir. Her ne kadar yakin 9evredeki kaza ve koylerden askerin 
ihtiyaci olan yag temin edilmeye 9alisilmissa da kislakta yag kitligi 
yasanmistir. Osmanli ordusunun diger bir onemli tuketim maddesi de ettir. 
Bu sebeple, Kastamonu ve diger kazalardan biiyiik miktarda koyun satin 
alinmistir. Kastamonu kislagindaki askerin iasesi i9in biiyiik gayret 



36 



gosterilmesine ragmen, yine de bir9ok problemle karsilasihr. Bir9ok 
kazada halk zahire vermemekte direnmis ve zorluk cikanr. Kislak 
boyunca, askerin bir kisminin konaklayabilecegi han ve kervansaray gibi 
binalar olsa da ozellikle beslerune konusunda biiyuk problemlerle 
karsilasilmis oldugu goriilur. 



Kirlojesme mahallesi Sel9uk sokaktaki Sekyuklu Camii'nin oniinde 
bulunan meydanin kosesindeki sahsa ait evin babxjesinde yer alan tiirbe, 
kesme ve moloz tartan kare planli olarak yapilmis olup, tromplu basik bir 
kubbe ile ortuludiir. I9ten i9e 5.38X5.38 m. boyutlarrndaki tiirbeye 
dogusundaki kemerli kapidan giriknekte, diger cephelerinde birer pencere 
bulurunaktadir. 1436 tarihli kitabesine gore Qelebi Sultan Mehined'in kizi 
Hatun Sultan tarafindan, kardesi II. Sultan Murad'in kansi olan 
Candarogullan Beyi ibrahiin'in kizi Hatice Sultan'in kardesleri i9in 
yaptinlmistir. Turbenin i9inde dorderden iki sira halinde iizerleri stilus 
kabartma yazili 8 meriner lahid vardir. 1. lahid; 840/1436 'da vefat eden 
Ibrahim Bey'in kizi Pasa Melek Hannn'a aittir. 2. lahidde de Pasa Melek 
Hannn'a ait bilgiler yer alir. Her iki lahid de bu hannna atfedilmistir. 3 . 
lahid; Orhan Bey, 4. lahid; Emir Yusuf Bey ait olup iizerinde '1441 
tarihinde vefat etti' yazmaktadir. 8. lahid; Hafese Hatun'a aittir. Lahit 
sanat degeri ve uzerindeki yazilar baknnindan dikkati 9ekicidir. Bunlann 
sahipleri Ibrahim Bey'in 90cuklandir. 5. lahid; Murat kizi Sitti Nefise 
Hannn'a ait olan en son tarihli mezardir. 6. lahid; kimligi bilinmeyen bir 
zata ve 7. lahid de; ulemadan Liitfullah oglu Mehmed'e aittir. Ikinci sirada 
kosede duran lahdin bas sahidesinde bunnali bir kavuk bulunur. Turbenin 
1898 yili onarnni ile ilgili Basbakanhk Osmanli Arsivinde beige ler vardir. 
1316 tarihli irade, "I. Mehmed kizi Ismet Sultan, Isfendiyarzadelerden 
Ibrahim Bey ve §eb-i Qirag Hatun'un turbesinin tamire ihtiya9 gosterdigi, 
yapilan kesifve eksiltme sonucu 6885 kurusdan 135 kurus eksikle 6750 
kurus masrafla viicuda getirildigi" bilgilerini i9ennektedir. 1922 yilinda 



37 



turbeyi ziyaret eden M. Behcet, o tarihte tiirbenin ilk bi9imini 
korumadigim, yikiknis, yeniden insa edilmis oldugunu kaydetmekte, 
"mimari kiymeti oknadigini" belirttigi tiirbenin "sakifli, tahta dosemeli, 
siva duvarli basit bir yapi" oldugunu not etmektedir. 

Tiirbe 1997 yilinda hemen yakinindaki Celveti kiilliyesi ile birlikte 
restore edilmistir. 



Peygamber efendimizin siinnetine uygun yasamis oldugu icin 
Seyyid Siinneti ismiyle taninan Ahmed Efendi ilim sahibi bir zattir. 
Kendisini irsad eden seyhlerin yiiksek mertebelerine yetisip gostennis 
oldugu manevi haller sebebiyle, "bundan sonra sizi irsada kadir degiliz. 
Fakat Iran'dan Anadolu'ya sohreti yayilan Seyyid Yahya adinda fazilet 
sahibi bir kutb cikmistir. Allah'in izniyle tahsiliniz onlardandir", diyerek 
onu Seyyid Yahya'ya gonderirler. Ahmed goniil hoslugu ve nihayetsiz bir 
teslimiyet i9inde Seyyid Yahya Sultan'rn hangahina ulastigrnda, seyh gayb 
aleminden bu sadik talebenin geldigini anlayip kapi dervislerine, "evlad-i 
Resul'den bir gercek talip geldi, iceri getirin", der. Soziin ozii, Seyyid 
Yahya Hazretlerine sidk ve istikametle hizinet edip tasavvufun 
makamlanni tahsil eden Ahmed, yine kendi memleketi olan 
Kastamonu'ya hilafetle gonderilir. 

Seyyid Ahmed Siinneti 'nin tarikat silsilesinin kendisinden sonra 
kesilecegi endisesi ile cenab-i Hakk'a niyaz ettiklerinde sik sik Hizir 
Peygamber (a.s) ile bulusup onlardan istifade etmis oldugu anlatilir. Hizir 
Aleyhisselam sunlan soyler. ' Ya Seyyid Ahmed Siinneti! . Gerci Allah'in 
izniyle silsileniz kesilir ve seccadeniz bir zaman bos kalrr. Fakat nice 
zaman sonra Seyyid Yahya Sultan silsilesinden bir zamanin kutbu sultan 
gelip seccadeyi tekrar ihya edecektir. Kendilerinin ve kendilerinden sonra 
gelen halifelerinin ruhani halleri ve Rahmani feyizleriyle, seccadenizde 
yine telkin ve irsadin devam edecegi bildirilmistir. Onlar sizindir ve siz 
unutulmayip kiyamete kadar hayir dua ile yad olunursunuz." 



38 



Menakib-i §eyh §aban-i Veli'de kaydedilmis olan bir menkibe de 
soyledir. Hiiseyin Halife ve diger bazi yash kimselerin anlattigrna gore, 
Gumusliice Deresi biiyiik bir sel sebebiyle yolu iizerindeki avlu duvanni 
yikarak mezari a9ar. Seyyid Ahined Sunneti'nin bedeni aciga 9iktigmda 
9urumemis oldugu goriilur. Ayni zamanda §aban-i Veli'nin de miibarek 
bedeni Seyyid'in ayak ucuna gelmistir. Edebe riayet edip hunnetle 
ayaklanni 9ekmis bir vaziyette yatmaktadir. 



§eyh §aban-i Veli'nin Seyyid Ahined Siinneti'nin mescidinde 
inzivaya 9ekildigi, ve tipki Ahined Yesevi gibi 63 yasindan sonra 
hayatirun sonuna kadar burada devamh ibadet ve tefekkurle mesgul 
oldugu anlatilir. Bu yapi ve 9evresi, §aban-i Veli'nin vefatindan kirk yil 
kadar sonra biinyesinde cami, tiirbe, dergah, kiitiiphane, asa suyu ve 
sadirvan ile dergah evleri mevcut bir kiilliyeye donusturiilecektir. 

Onun menkibevi hayatinin 9izgisini soyle takip edebiliriz. 

Ku9iik yasta anne ve babasini kaybeden §eyh §aban-i Veli'yi 
hayirsever bir kadin yanina alarak evlat edininis onun egitiiniyle 
ilgileninistir. Mahalle mektebinden sonra tahsiline devam i9in Istanbul'a 
giden §eyh §aban burada iyi bir medrese egitiini goriir. Buna ragmen 
biiyiik bir arayis i9indedir ve bu arayis sirasinda bir giin riiyasinda "Silaya 
don, kurtulus oradadir" diyen bir ses duyar. Ertesi giin birka9 molla ile 
yola 9ikan §eyh §aban Bolu'ya geldiklerinde ovgiisiinii 90k duydugu 
Hayrettin Tokadi'nin yanina gitmek ister. Gece Halveti tarikatinin onde 
gelen temsilcilerinden Hayrettin Tokadi'nin dergahrnin yanrnda 
konaklarken, zikir sesleri isitirler. Diger mollalar zikir yapilan yere gitmek 
isterler §eyh §aban zikirin zincir oldugunu, baglayici oldugunu, 
baglanabilecegini soyler. Mollalar israr edince zikir yapilan yere giderler. 
Zikir bitince diger mollalar dergahtan aynhrken §eyh §aban aynhnaz 
geceyi orada ge9irir. Ertesi giin Hayrettin Tokadi'nin elini operek dergaha 
girer ve 12 yil dergahta hem egitim goriir hem hizmet eder. 



39 



§eyh §aban Hayrettin Tokadi Efendi'den icazet aldiktan sonra 
memleketi Kastamonu'ya doner. Ve burada yasli bir cinar agacimn 
kovuguna yerlesir. Kastamonu'da oturan Isa Dede Efendi bir turlii Rehire 
geknesini saglayamaz. Kastamonu halki 9inar kovugunda yasayip ibadetle 
vaktini ge9iren ve keramet ehli oldugu belli olan bu zatrn mujdelenen 
evliya oldugunu anlamistir. Yillarca bu kovukta yasadiktan sonra, israrlara 
dayanamayarak sonunda kovuktan 9ikip sehre yonelir. Fakat 9inar da 
arkasrndan yuriir. Bunun iizerine §eyh §aban, "Oldu mu ya oldu mu ya? 
Ben bunca zaman surdurdiigum manevi sefaya seni de ortak ettiin. 
Yasadignn guzellikleri seninle paylastnn. Sen de simdi benim sirlamm ele 
veriyorsun", diye agaca sitem eder. Bunun iizerine aga9 oldugu yerde 
kalir. §eyh §aban da Seyyid Siinneti Mescidine yerlesir. 

§eyh §aban'in ogrencilerinden olan Muhyiddin Efendi'nin anlattigi 
rivayet edilen bir menkibeye gore, §eyh §aban ogrencileriyle ders 
yaparken bir adam huzuruna gelir. "Efendiin, yol iizerinde bir 
deginneniiniz vardi. Bir arkadasimla deginnenin tasini degistirecektik. 
Yeni tasi kaldirdik tarn koyacakken derenin dibine yuvarlandi. Dereden 
tekrar 9ikanp yerine koyinamiz mumkiin degildi. Qiinkii tas 90k agirdi. Ne 
yapacagnnizi diisiiniip dururken, hatirnmza siz geldiniz ve, "Yetis ey 
§aban-i Veli Hazretleri!", diye iindat istedik. O an bir el deginnenin tasini 
asagidan aldigi gibi getirip yerine koydu. Iste orada gordugum el ile bu 
optiigum el ile aym eldir" der. 

§eyh §aban'rn ogrencilerinden Mehinet Efendi'nin anlattigi rivayet 
edilen bir menkibeye gore, Horasan evliyalanndan biri, U9 ogrencisine 
Anadolu'da §eyh §aban isiinli bir evliyanin yasadigini ve gidip ondan 
feyz aknalan gerektigini soyler. Yola 9ikan dervisler Kastamonu'ya 
yaklasirken, §eyh §aban kendi dervislerini yanina 9aginp onlara bir ayna 
verir ve Horasan'dan gelen U9 dervisi yolda karsilamalanni ve aynayi 
onlara vennelerini soyler. Kastamonu 'dan yola 9ikan dervisler bir sure 
sonra, Horasan'dan gelen dervisler ile karsilasirlar ve onlara §eyh 



40 



§aban'rn annagani olan aynayi verirler. Aynayi alan her dervis aynaya 
baktigrnda §eyh §aban'in tebessiim ederek kendilerine baktigmi goriir. 
Bunun iizerine Horasan'dan gelen dervisler, "biz gorecegimizi gordiik, 
anlayacagunizi anladik, §eyh §aban'in tevecciihlerine kavustuk", diyerek, 
Kastamonu'ya gekneden memleketlerine geri donerler. 

Giiniin birinde, §eyh §aban Veli'nin yanina biri gelir. Cok fakir 
oldugunu, bir eseginin oldugunu onun da oldugunu soyler. Cocuklannin 
ge9imini temin edecek hicbir §eyi kaknadigini, namerde muhta9 oknak 
istemedigini sozlerine ilave eder. Bunun iizerine §eyh §aban elini acarak 
Allah'a, bu fakirin dileginin gercekle§ip, ge9imini temin edecek yolun 
buluninasi i9in dua eder. Duanin bitiminde dergahin bah9e kapisi a9ilrr ve 
atrn iizerinde bir adam yedeginde bir katirla i9eri girer. §eyh §aban'a bu 
katin hediye etmek istedigini soyler. §eyh §aban da fakire donerek, 
"Allah olen esegin yerine daha iyisini hediye etti. Bu katrr senin", der. 
Olayrn ne oldugunu anlamayan adama fakirin durumu anlatilrnca, adam 
aslrnda katin yann getirecegini, ama i9inden bir sesin mutlaka bugiin 
gotunnesi gerektigini soyledigini anlatrr. Boylece fakir adam ge9im 
kaynagi olacak bir katrra kavusmus olur. 

Kiirek9i Mustafa isminde birinin basindan ge9tigi rivayet edilen 
menkibede, kiirek9i birine 1200 ak9e bor9lanmistir. Ne kadar 9alissa da 
kazanci bu borcu odemeye yetmemektedir. Bunun iizerine bir tiirbeye 
gidip burada dua ederek bor9lanndan kurtulmayi diler. Tiirbeden 9ikista 
akhna §eyh §aban'a gitmek gelir. Dergaha gelir, §eyh §aban'in huzuruna 
9ikar. Bu esnada §eyh §aban yalnizdir. Kiirel^iyi goriince oturdugu 
minderin altini gostererek buradaki ak9eleri almasini soyler. §asiran 
kiirek9i minder altindaki ak9elerden bir miktar ahnca, §eyh §aban 
tamamim ahnasim soyler. Oradaki ak9elerin tamamini alan kiirek9i, dua 
ederek huzurdan 9ikar. Disan 9ikip ak9eleri saydiginda tarn borcu olan 
miktar kadar oldugunu goriir. Hemen borcunu oder ve o giinden sonra da 
bir daha hi9 bor9lanmaz. 



41 



Murat Halife ismindeki bir imam bir gun dergaha gelir. O sirada 
ogrencileri ile sohbette olan §eyh §aban'in konusmalanru dinler. Qok 
etkilenir. Bir an §eyh §aban'rn basini caminin kubbesi buyuklugiinde 
goriir. Hemen yaklasip §eyh §aban'in elini opmeye baslar ve dizinin 
dibine oturur. Ogrencilerden bin yanindakine, niye hocamizin elini dump 
dump opiiyor acaba diye somnca, diger ogrenci, "gonul gozii a9ildi da 
ondan. Ya hocamizin basinin Ars-i alaya degdigini gorse, zevkten 
mahvolurdu", der. 

§eyh §aban bir yil kendine ait bir odada halvete girerek giinlerce 
disari 9ikmaz. O siralarda vakit Hac mevsimidir. Kastamonu'dan bir kisi 
de hac gorevini yerine getirmek i9in Kabe'ye gitmis, gorevini yerine 
getirip memleketine donecegi zaman 90k hastalanmis, uzun zaman hasta 
yatmis, bir tiirlii iyilesip de memleketine donememistir. Memleket 
hasretiyle yanip tutustugu bir an, yanrna biri gelerek hacinin aglama 
nedenini sorar. Sikintisini ogrenince, "Kabe'nin Hanifi mihrabinin 
yaninda bes vakit namaz kilip kaybolan biri vardir. Oraya git ve onu bul. 
Bulunca da ellerine yapis, derdini anlat. Kendisini gizlerse de sen israria 
derdine 9are ohnasrni iste", der. Haci peki diyerek Hanefi mihrabinin 
yanina gider. Namaz kilarken dikkatle etrafrni kontrol eder. Bir ara 
memleketinden tanidigi §eyh §aban'i goriir, namazdan sonra yanina 
giderim diyerek, hem namazini kilar hem de derdine dennan olacak 
kisinin kim oldugunu anlamaya 9ahsir. Namaz bittikten sonra §eyh 
§aban'a baktiginda onun kayboldugunu goriir. O zaman, aradigi kisinin 
§eyh §aban oldugunu anlar. Bir sonraki namazda, yine ayni yerde §eyh 
§aban'i goriince hemen yanina gidip derdini anlatir ve 9are olmasi i9in 
yalvanr. §eyh §aban sirnnin a9iga 9ikmasindan korktugunu dile getirince, 
haci sir saklayacagina yemin eder. §eyh §aban namazdan sonra kimsenin 
bulunmadigi bir yerde goriiserek hacinin gozlerini kapatmasini soyler. O 
zat gozlerini a9tigrnda kendisini Kastamonu'da evinin kapisrnda bulur. Bu 
menkibenin Benli Sultan hakkinda da anlatildigini bu arada not edelim. 



42 



§eyh §aban Veli kalabahk arasina 9ikmayi sevmez. Daha 90k 
uzlette yasamakta, vaktini ilimle, ibadetle ve ogretmekle ge9irir. Halvete 
girdigi donemlerde bir dostu ona yemek getinnektedir. Fakat her ne olursa 
olur, birka9 gun yemek getinneyi unutur. Aklina geldiginde bin bir 
iiziintiiyle §eyhin yanina kosar, yemek getirip oziir diler. Bu durumdan M9 
sikayet9i oknayan §eyh yemek gelmedigi giinlerde fare yiyeceklerinin 
artiklanyla beslendigini, onlann da hepsini fareler de a9 kaknasrn diye 
yemedigini Allah 'a hamd ederek anlatir. 

§eyh §aban-i Veli Hazretleri'nin turbesinin bah9esinde akan suyun 
zemzem tadrnda oldugu kabul edilir. Bunun i9in Hicaz'daki zemzem 
kuyusundan Kastamonu'ya, istanbul'a, Bolu'ya, Bursa'ya, Buhara'ya, 
Semerkand'a, Enduliis'e ve Fas'a uzanan goriinmeyen kanallar olduguna 
inanihnaktadir. §ifa ohnasi niyetiyle konusamayan 90cuklara i9irildigi 
gibi, yeni dogan 90cugun agzina da ilk giren §eyin zemzem ohnasi 
istegiyle bu sudan damlatilmakta, olmekte olan kisinin agzi zemzemli 
gitsin diye, yine agzina bu sudan damlatihnaktadir. 

Efsaneye gore §eyh §aban-i Veli'nin yedi kardesi vardrr. §eyh 
§aban-i Veli bh giin eline yedi tas alrr ve bu taslan degisik yonlere dogru 
atar. Her tasi atisinda da bir kardesin ismini soyler. Boylece hangi tas 
hangi yone gidip dusmusse, ismi soylenen kardes oraya yerlesmis, halka 
kerametlerini gostennistir. Yorede §eyh §aban-i Veli kadar tanrnan ve 
Ilgaz Dagi eteklerini mesken tutan Benli Sultan ile Taskoprii'ye yerlesip 
bir giin tasla sohbet ederken cosup tasi hamur gibi sikan ve tasta pannak 
izlerini birakan Abdal Musa bu kardeslerden ikisidir. 

Inanisa gore kotii yolda olan, bundan i9ten i9e vicdani rahatsizlik 
duyan kisiler riiyalarrnda §eyh §aban-Veli'yi gonnektedirler. Riiyalannda 
§eyh §aban-Veli onlan tiirbesine 9aginnakta ve dogru yola girmeleri 
gerektigini soylemektedir. Ozellikle ahlak disi yollarla ge9hnini saglayan 
kadinlar ile hirsizlar §eyh §aban-i Veli'yi riiyalarrnda gonnektedirler. 
Riiyayi goren kisi tiirbeye gelip tovbe etmekte ve inanisa gore tiirbenin 



43 



balujesinde akan zem zem suyunu eve goturiip, bu suyla yikandiktan sonra 
annelerinden yeni dogduklan gibi giinahsiz oknaktadirlar. 

Mehinet Bey, bir kis gunii Cankiri'dan Kastamonu'ya diigiinden 
donerken dagda kardan, buzdan arabasi cali^maz, kansiyla birlikte dag 
basinda yolda mahsur kalir. Araba tamirinden 90k fazla bir sey 
anlamamakla birlikte Mehinet Bey arabayi cali^tinnak icin epeyce ugrasir, 
ama basanli olamaz. Dagda cep telefonu da cekmedigi i9in kimseye 
ulasamaz. Gecenin 90k ge9 bir saati ve buzlaruna oldugu i9in de yoldan 
ge9en 90k azdir. Ge9en arabalar da fren yapamadiklan i9in 
duramamaktadir. Kendilerini 9aresiz hisseden 9iftten Siiheyla Hanrm, 
"Yetis ya Pir" diye dua etmeye baslar. Mehinet Bey butun olanlann 
sikintisiyla son derece ofkeli bir sekildedir. Bu duaya bile 90k sinirlenir. 
"Ilia dua edeceksen kurtlar kuslar bizi bu dag basinda yemesin diye dua et, 
bu havada Pir bile turbesinden 9ikip gehnez", diye kansina 9ikisrr. Bir 
sure sonra bir araba yanlannda durur ve i9inden 55-60 yaslannda, Siiheyla 
Hanim'in ifadesine gore, nur yuzlu bir bey iner ve sorunu ogrenir. Sonra 
arabanin motor kismini a9ar, bir bes dakika kadar ugrasir, sonra Mehinet 
Bey'e, "arabayi yavas yavas 9alistinn", der. Mehinet Bey arabayi 9alistirrr 
ve araba yuriimeye baslar. Bunun uzerine arabayi tamir eden bey kendi 
arabasina biner ve, "her ihtimale karsi ben onden agir agrr gideyiin siz 
beni takip edin", der. Bu sekilde Kastamonu'ya yaklasik 5-10 km. kalana 
kadar giderler. Bir ara bir sis olur ve sisten 9iktiklarrnda duz yolda 
olmalanna ragmen arabayi bir daha goremezler. Yol buzlu oldugundan 
hizli gidemeyecegi i9in, yolda da herhangi bir sapak ohnadigindan arabaya 
ne oldugunu bir tiirlii anlayamazlar. Mehinet Bey saskrn saskin "Duz 
yolda bir araba yok olmaz ya, U9inaz ya", diye kendi kendine soylenirken, 
Siiheyla Hannn,"o kesin Pir ya da Pir'in gonderdigi biriydi", der. Bugiin 
hala Mehinet Bey olayi anlayamadigini ama esinin de inandigi gibi 
kendisinin de artik, o yolda yardun eden kisinin Pir olduguna inandigini 
soylemektedir. 



44 



Fakir bir ailenin yiiksek okul mezunu bir oglu vardir. Cocuk okulu 
bitirdikten sonra iki yil kendine uygun bir is bulamarms, bu nedenle ciddi 
bir psikolojik bunalrma girmistir. Hem okuyup da is bulamadigini hem de 
90cugunun giinden giine uziintiiden zayrfladigini, hastalandigrni goren 
anne §eyh §aban-i Veli'nin tiirbesine gelerek burada dua edip namaz 
kilmis, oglunun ise ginnesi icin yedi Cuma gelmeye niyet etmistir. Kadin, 
yedi hafta diyerek eger bu sure i9inde olmazsa hem veliyi rahatsiz etmem 
aym konu i9in, hem de hayrrli olsaydi is zaten veli onu ogluma nasip 
ederdi, diye dusiinmekte ve inanmaktadir. Niyet ettigi gibi yedi Cuma 
gelerek burada namaz kilip, hayirli bir is i9in dua eden kadin, yedinci 
Cuma gunu tiirbeden evine geldiginde kapiyi a9arken telefonun 9aldigim 
duyar. Aceleyle telefona yetisip a9an kadin, sanayi denilen yerdeki bir 
fabrikadan oglunu aradiklanni ogrenir. Telefondaki ki§i, oglunun 
fabrikasindaki ise alti ay once basvuruda bulundugunu, elemana yeni 
ihtiya9 duyduklan i9in bugiin aradiklanni eger ise ginnediyse gelip 
kendileriyle oglunun goriismesini ister. Hemen oglunu bulan kadin, 
fabrikaya gonderir ve oglu teknisyen olarak aym gun o fabrikada ise girer 
ve 119 yildir aym fabrikada 9ahsmaktadir. 

Duru9ay (Camili) koyiinden Tevfik Celikten, yoksul bir ailenin 
90cugudur. Biitiin zorluklara ragmen okumaya devam etmistir. Her giin 
koyden Kastamonu'ya yiiriiyerek gelip giden Tevfik Celikten, bu zor 
kosullar nedeniyle simfini ge9se de 90k basanli bir ogrenci degildir. En 
biiyiik endisesi lise bitince ne yapacagidir. O kadar sikintiyla okuduktan 
sonra sehirde is bulamayacagini dusiinmekte, iiniversiteye gidemeyecegini 
de bilmektedir. Liseyi bitirip koyde kahp, 9iftlikte 9ahsmak zor 
gehnektedir. Biitiin bu sikintilarla her giin okula gitmeden ya da okul 
9ikisi §eyh §aban-i Veli tiirbesine gidip namaz kihp dua etmektedir. 
Liseyi bitirecegi hafta biitiin kaygilan daha da artmis halde tiirbeye 
gittiginde dua etmis, oradan okula gitmistir. Milli Giivenlik dersinde hoca, 
"i9inizde astsubay olmak isteyen var mi?", diye sorar. Tevfik Celikten el 



45 



kaldirir. Bunun iizerine hoca astsubaylik sinavi aijildigini, basvurular i9in 
de son giinler oldugunu soyleyerek isteyenlere basvuru formu verir. 
Simftan bir tek Tevfik Celikten katilir ve basarili olur. Bugiin emekli 
astsubay olan Tevfik Celikten hayatinin degismesini saglayan firsata §eyh 
§aban-i Veli'nin vesile olduguna inarunaktadir. 

Bu menkibeyi anlatan ise, bizzat olayi yasayan kisidir. Kastamonu 
merkezinde yasayan bir ciftin otuz yillik evlilikleri siiresinde bir cocuklari 
olmamis, yillarca 90cuk ozlemis 9ekmistir. Bir gece kadinin riiyasina giren 
§eyh §aban-i Veli, kadinin yanina gelir, sa9im oksar. "Kiznn uziikne 

senin ocagini tiittiirecek 90cuk, Taskoprii'nun koyiinde, anne 

ile babanin 90cugudur. Qocugun ismi de sudur. Gidin onu aim evlat 

bilin, sizin evladiniz olsun", demistir. Sabaha uyandiginda kadin, hala 
riiyanin etkisindedir. Bunu kocasina anlatrr. Kocasi, "eger §eyh §aban-i 
Veli soylediyse oyle bir koy ve orada bizim 90cugumuz mutlaka vardir", 
der. Ayni sabah Taskoprii'nun adi ge9en koyiinden 90cuklu bir kadin da 
pazara satmaya mal getirir. Fakir bir kadrndir ve ge9iinini kiifiik 
bah9esinde yetistirdiklerini satarak saglamaktadir. O giin pazarda malini 
sattrktan sonra §eyh §aban-i Veli'nin tiirbesine gelerek burada namazini 
kilar. Yorgunluktan namaz sonrasi tiirbenin duvarrna dayanims 
dinlenirken, kendinden ge9er ve uyuya kalir. O da riiyasrnda §eyh §aban-i 
Veli'yi goriir. Veli riiyasrnda kadrna, "en kii9uk kizinin evlatlik veriknesi 
gerektigini, yoksa bu dunyadaki kismetinin bittigini, U9 giin i9inde evlatlik 
verilip baska bir ocagin bacasini tuttiirinezse olecegini", soyler. Kadin 
riiyada, "eger olecekse evlatlik venneye raziyun", der. §eyh §aban-i Veli 
kadina riiyasinda evlatlik verecegi konusunda kadina yemin ettirir. Tam 
kime evlatlik verecegini soyleyecegi an tiirbede bir 90cuk aglar ve kadin 
uykudan uyanrr. Boylece kiine verecegini ogrenemez. Gordiigii riiyayi 
nasil yoracagini bilemeyen kadin, hemen muftuye gider riiyayi anlatrr, ne 
yapmasi gerektigini sorar. Riiyayi bastan sona dinleyen miiftii riiyada 
gordiigii §eyh §aban-i Veli'nin goriintiisiine ve soylediklerine dair birka9 



46 



soru sorar ve riiyadaki kisinin §eyh §aban-i Veli olduguna kanaat getirir. 
Bunun iizerine kadina, 90cugunu evlatlik vennesi gerektigini, bunun §eyh 
§aban-i Veli'nin araciligryla Allah'in istegi oldugunu soyler. Ozellikle 
evlatlik veriknezse uc gun i9inde olecegi diisiincesi kadini 90k 
korkutmustur. Fakat kadin kiine kizini gotiiriip evlatlik vennesi gerektigini 
biknedigi i9in, kapi 9alinip da, "Bu kizi evlatlik aim yoksa olecek 
deninez", diye dusiininektedir. Bunun i9in ne yapacagini bilmemektedir. 
Miiftii kadinin evine gitmesini, 90cugun kismetinin 90cugu bulacagini 
soyler. Eger U9 giin i9inde bir aile gelip evlatlik almazsa, kadinin kizi ile 
birlikte tiirbeye gelip, buradaki zeinzem suyuyla yikanip tovbe etmesini, 
kismeti bulamadigini §eyh §aban-i Veli'ye soylemesi gerektigini zaten bu 
durumu §eyh §aban-i Veli'nin bilecegi ve anlayacagi i9in kadina anlayis 
gosterecegini soyler. Kadin endise, saskinlik ve telas i9inde koyiine gider. 
U9 giin sonra, 90cuklan oknayan aile riiyalarinda kendilerine soylenen 

koye gelerek dogru muhtann yanina gidip, isiinli ailenin evi nerede 

diye sorar. Muhtar bu 9ifti alarak 90cugun evine getirir. Kapi 9alinip da 
kadin kapiyi a9tiginda kapida tanimadigi bir erkekle kadini goren anne, 
90cugunu evlat edinecek ailenin geldigini anlar. Qocuklan oknayan 
aileden kadin gordugii riiyayi, 90cugun annesi de kendi gordiigii riiyayi 
anlatrr. Qocugun annesi hi9 birsey sonnadan, nerelisiniz, kiinsiniz 
demeden kizrnin esyalanni bir bobxja yapip aileye verir, kizini da elinden 
tutarak kadinin kucagina tesliin eder. Qocugun annesi eger kadina ve 
erkege nerelisin kimsin diye sorarsam §eyh §aban-i Veli'yi gucendiririin. 
O beniin iyi ailedir sozume giiveninedin mi diye diisiinecegi endisesi bir 
de yeri ve ailenin kim oldugunu tarn olarak bilirse evlat hasretiyle bir giin 
verdigine pieman olup gidip alrrnn o zaman da 90cugum oliir endisesiyle 
hi9 bir sey sonnaz. Qocugu oknayan aile kizi bir yasinda alip 
Kastamonu'ya evlerine getirir ve 6z evlatlan olarak kabul edip 
yetistirirler. Fakat 90cuktan nasil evlat edindikleri ger9egini saklamazlar. 
Kiz on bes yasina gelince aile kendilerinin artik iyice yaslandigini, 



47 



oliirlerse mallarini kizlanna veremeyecekleri i9in mahkeme karanyla evlat 
ediruneleri gerektigini dusiiniirler. Bunun i9in niifus ciizdaninin 
9ikanlmasi gerektiginden, aynca evlilik 9agi gelip isteyenler de 90k 
oldugu i9in evlilik i9in de niifus ciizdani gerektiginden koye giderek kizin 
6z annesini bulup mahkemeye getirirler ve mahkeme karanyla evlat 
edinirler. Kiz 6z annesini sadece o gun gorur. Oz annesi mahkemeden kisa 
bir siire sonra oliir. Kiz o gun kendinin yedi kardesi daha oldugunu ve 
onlann nerede yasadiklanni ogrenir. O giinden sonra kardesleriyle de 
goriismeye baslar. On alti yasinda da kiz evlenir. Bugiin Mus'ta 
ogretmenlik yapan bir kizi ve teknisyen olarak fabrikada 9alisan bir oglu 
vardrr. Evlendigi giinden bu giine kadar hemen her Cuma §eyh §aban-i 
Veli'nin tiirbesine gelerek siikiir namazi kilmaktadir. "Eger §eyh §aban-i 
Veli annelerimin riiyalanna girerek benim evlatlik verilmemi 
saglamasaydi bugiin ya ohniistiim ya da koyde 90k perisan yoksul biri 
olarak yasamis olacaktnn. Ha 6z ailemdem 16 yasinda gelin 9ikmisim ha 
bir yasinda gelin 9ikmisnn. Ben bugiiniimii §eyh §aban-i Veli'ye 
bor9luyum" demektedir. 



Ailesi Cengiz'in istilasi sebebiyle Anadolu'ya gehnis ve 
Kastamonu'ya yerlesmis olan Fatih zamani Osmanli alimlerinden 
Hayreddin Halil bin Kasun, Taskoprii medresesine miiderris tayin 
edilince, bu aileye bundan sonra Ta^kopruluzade ailesi denir. Hayreddin 
Halil'in dogum yeri ve tarihi kaynaklarda bildirihnemektedir. 1475 
senesinde Kastamonu'nun Kiire kasabasinda vefat eden Hayreddin Halil 
Efendi, Hizir Efendi'nin yaptinnis oldugu caminin avlusuna defhedilir. 

Hayreddin Halil once memleketinde ilim ogrenmeye baslar. Daha 
sonra Bursa'ya giderek bir miiddet Molla Ibn Besir'den ilim tahsil eder. 
Bursa'dan Edirne'ye ge9er. Burada Molla Hiisrev'in kardesinden ilim 
ogrenir. Fahreddin Acemi'den tefsir ve hadis ilimlerini tahsil ederek 



48 



Edirne'den Bursa'ya doner. Sultaniyye Medresesi 2 muderrisi olan 
§emseddin Fenari'nin oglu Yusuf Bali'den de bir miktar ders alir. Daha 
sonra Molla Muhammed Yegan'in yanina giderek bu zatin sohbetlerinde 
ve hizinetinde bulunur. Burada fazileti, giizel ahlaki ve ikni ile meshur 
olur. 

Candaroglu Ismail Bey Molla Yegan'dan Taskoprii'deki 
Muzafferiiddin Medresesi'ne 3 bir talebesini miiderris olarak gondennesini 
isteyince, o da Molla Hayreddin Halil'i bu is i9in gorevlendirir. Ismail Bey 
Molla Halil'e giinde 30 ak9e maas tahsis eder. Aynca Kiire'de 9ikanlan 
bakir madeninden de 50 ak9elik tahsisat ayinr. Hayreddin Halil, burada 
bir muddet rahat ve huzur i9inde talebe yetistirir, fakat Fatih 
Candarogullan Beyligini topraklanna katrnca 4 , Kiire'de kendisine tahsis 



Bursa'mn onemli medreseleri arasmda sayilan Sultaniyye Medresesi, Yesil Medrese diye 
de amlir; 1420-1430 tarihleri arasmda yaptinlmistir. Burasi sehrin en mefjliur medresesi idi. 
Molla Fenari ve cocuklari bu medresede egitim gomriis.lerdir. 

£obanogullari devrinde Kastamonu ve (jevresinde imar ve kultijr faaliyetleri gelisti. 

Memleketlerine gelen alimlere buyuk onem verdiler. Meshur alim Kutbijddin Jirazt, ihtiyarat 

el-MuzafferT isimli astronomi kitabini Yavlak Arslan igin yazdi. Niizhet-iil-Kiittap, Kava'id- 

ur-Resa'il adli eserler bu devirde yazildi. Bu devirdeki en muhtesem yapi ise; Taskoprii'deki 

Muzafferiiddin Yavlak Arslan Medresesi ve kulliyesidir. Muzafferiiddin Medresesi adiyla 

Taskoprii'deki medrese Baltaci'nm listesinde ellili medreseler gmbuna girer. 

4 

Candarogullan Beyligi, Anadolu Sel9uklu Devleti'nin yikili^mdan sonra Kastamonu ve 

cevresinde kurulaii bir Tiirk beyligidir. Denizci ozellikleri, Sinop'ta kurduklan tersanenin 

Osmanli Devleti'ne katilniasi ve geli§tirilmesi, Osmanh Donanmasi'na gii9 katti. 

K astamonu'nun Kiire il9esindeki bakir ocaklan, Beylik daha Osmanli Devleti'ne ilhak 

olmadan once, Osmanli Devleti'nin top iiretimi i9in faydalandinlim§tir. Yildinm Bayezid, 

Anadolu'daki birligi saglama yolundaki 9ali§malan sirasmda Candarogullan topraklarma 

sahip olmu§, fakat Sinop'ta Candarogullan Beyligi'ni devam ettinnistir. Isfendiyar Bey 

Ankara Sava§i'ndan (1402) sonra Timur'un hakimiyetini tamdi. Bunun kar§iligmda da eski 

Candarogullan topraklan kendisine verildi, boylece Kastamonu'ya yeniden hakim oldu. Fatih 



49 



edilen 50 akce kesilir. Fatih Istanbul'da Sahn-i Seman 5 medreselerini 
yaptirinca, Hayreddin Halil'i bir tavsiye uzerine bu medreselerden birine 
miiderris olarak tayin eder. Fakat o bu vazifeyi kabul etmez. 

Fatih de Hayreddin Halil'i Taskopriideki Muzafferuddin 
Medresesi'ndeki gorevinden azleder. Bundan maksadi, Molla Halil'e 
istanbul'da Sahn-i Seman Medresesi'nin muderrisligini kabul ettinnektir. 
Maddi baknndan sikintiya diismesine ragmen, o vazife istemez. Taskoprii 
ileri gelenleri Molla Halil'in sikintidan dolayi Istanbul' a gitmek icin yola 
cikamadigini zannederek kendi aralannda on bin ak9e toplayip getirirler. 
'Bununla yol ihtiyacini giderirsin', demek isterler. Fakat o, bunlann 
hicbirini kabul etmez. "Bana Allah u tealadan baskasindan bir sey istemek 
uygun degildir", der. 



Sultan Mehmet'in izledigi akilli politika somicii 1461 yilinda savas. olmadan Osmanh 
Devleti'ne katildi. 

Sahn-i Seman, Fatih Sultan Mehmet'in istanbul'u fethinden sonra kurdugu egitim kurumlan 
arasinda en iist duzeyde egitim veren yuksek ogrenim kurumudur. Fatih Kulliyesi iferisinde 
yer alan Sahn-i Seman, kiilliye butunlugu icjerisinde yapilmistir. insaati 1462 ile 1470 yillan 
arasinda surmij$tur. Sahn-i Seman'm sekillenmesinde Ali Kuscu ve Fatih Sultan Mehmet'in 
birlikteligi one gkmaktadir. Sahn-i Seman istanbul'un ilk Turk yiiksekogretim kurumudur. 
Sahn-i Seman medreseleri Fatih Kulliyesi icjindeki en yuksek diizeyli medresedir. Sahn-i 
Seman'm egitim miifredatinin hazirlayicilarindan ?:agin onemli bilim adami Ali Kujfu'dur. 
Medreselerde Ali Kuscu tarafindan duzenlenen bir okutma planinin oldugu, hatta bunun 
"Kanunname" seklinde yapildigi bilinmekle birlikte, bugiine kadar incelemesi yapilan 
Osmanli arsiv belgeleri arasinda bu beige ele geprilememistir. Bu kanunnamenin ashnin 
1918 yilinda kulliyede cikan yangmla yok olmasi da muhtemeldir. Sahn-i Seman, Kanuni 
tarafindan afilan Siileymaniye medreseleri zamanina kadar nakli ve akli bilimlerde ogrenci 
yetistirmekteydi. Kanuni devrinde bu medreseler ser'i ilimler ihtisasi yapilan medreselere 
domismiisriir. Siileymaniye medreseleri de akli ilimlerin ihtisas yeri olmustur. Ayrica sahn-i 
seman'm sozliik anlami sahn-i (bolum) seman (sekiz) anlamina gelir.Yani sekiz bolumden 
olujan bir medresedir. 



50 



Daha sonra Kike kasabasi halki Taskoprii'ye gelerek bir hayli 
yalvardiktan sonra Hayreddin Halil'i kasabalanna goturiirler. O artik 
burada her Cuma gunii vaaz ve nasihat eder ve insanlara, Allah u tealanin 
dinini ogretir. Vefat ettigi zaman, cenazesi, vaaz ettigi caminin avlusuna 
defnedilir. 

Molla Hayreddin Halil, muhtemelen 1430 -1470 arasinda oknak 
iizere kirk sene Taskoprii'de Muzafferiyye Medresesi'nde muderrislik 
yapmistrr. Belagat, usul, tefsir, hadis ve frkih ilimlerinde biiyiik bir 
aliindir. islamiyet'e 90k bagli ve vera sahibi bir zattir. Temiz kalpli olup 
temiz giyindiginden, faydasiz islerden, giybetten, dedikodudan ve bos 
sozlerden uzak durdugundan bahsedilir. Onun mescidde devamli Kur'an-i 
Keriin okudugu, nalile namaz kildigi ve her zaman oruclu bulundugu 
anlatilir. 

Abdurrahman Merzifoni'nin talebelerinden Ali ismindeki bir kimse 
su olaydan soz eder. "Abdurrahim Merzifoni ile beraber, Bizanslilardan 
izin alarak Istanbul'a gitmistik Istanbul heniiz fethedilmemisti. Hocam, 
Istanbul'da Ayasofya'da bulunan bazi papazlarla goriisup konustular. 
Bunlardan kirk tanesi Musliiman oldu. Lakin Musliiman olduklanni 
gizlerdi. Istanbul fethedildiginde onlardan alti kisi yasiyordu. §eyh 
Abdurrahim Istanbul'dan donerken, Taskoprii'ye ugradi. "Burada vera 
sahibi, dinin emirlerine 90k bagli bir muderris vardir. Ziyaretine gitmek 
lazimdrr", dedi. Sonra ziyaretine gitti. Bir muddet goriistuler, sohbet 
ettiler. Daha sonra §eyh Abdurrahim veda edip aynldi. 

Bu zatin Abdurrahman Erzincani oldugu da soylenir. Qunkii 
Abdurrahman Erzincani hakkinda anlatilanlar, onun 1432 yihnda vefat 
etmis oldugu, fakat Musliiman olan papazlarla ilgili menkibesine dairdir. 
'Evliyalar §ehri Amasya' adli kitapta Abdulhalim Durina, sunlan yazar. 
"Abdurrahim Nizameddin Rumi'nin mezar tasindaki kitabede, 1390 
yilrnda Merzifon'da dogdugu, Aksemseddin ile yakin dost oldugu Fatih 



51 



tarafindan Anadolu Velilerini temsilen istanbul'a davet edildigi, Istanbul 
alindiktan sonra 1458 yilinda vefat ettigi yazilidir." 

Hocazade'den nakledilir. "Mevlana Hayreddin Halil, Bursa'da 
Sultaniyye Medresesinde gorevli iken, dersleri 90k giizel ve tatli anlatirdi. 
Ben bile ders saatini bekler, onun anlatisini dinlemekten zevk ahrdim. 
Eger yasi benden 90k gen9 olmasaydi, ondan ders almak isterdiin." 



Taskoprii il9esindeki, adini, koyiin merkezinde bulunan Yava§f a 
Sultan Turbesinden (tekkeden) ve komsu koy Akdogan'la baglantisindan 
aldigi dusiiniilen Akdogan Tekkesi Koyu'nde bulunan bu tiirbenin, 
Horasan erenlerinden Isa Beyzade'ye (Yavas9a Sultan) ait oldugu 
kitabesinden ogrenilinektedir. Yavas9a Sultan 1484 yilinda vefat eder. 
Tiirbenin de aym tarihte yapiknis oldugu saniknaktadir. Moloz tastan 
yapilims, iizeri ahsap bir 9ati ile ortuknus olan tiirbe, basit bir yapidir. 
i9erisinde Yava§9a Sultan' in mezarrndan baska bir sanduka daha 
buluninakta olup, bunun kime ait oldugu bilininemektedir. 



Abdal Hasan'in yasadigi donem kesin olarak bilininemekle 
birlikte, hakkrnda anlatilan menkibeden yola 9ikilarak, XV. asrin 
sonlanyla XVI. asrin baslannda yasamis olabilecegi tahinin ediknektedir. 
Esra Yildiz'in 'Taqkopru Abdalhasan Koyu ve Turk Devri Mimari 
Eserleri ' adli 9alismasindan edindigimiz bilgiye gore, Abdal Hasan'in, 16. 
yy. evliyalanndan biri olarak kabul etmenin disrnda, Kalenderiler 
ziiinresine mensup oldugu bilininektedir. Evliyanin adiyla anilan koyiin, 
muhtemelen yapilan zaviye etrafinda geliserek olustugu kabul 
edilmektedir. 

Zekiye Qagnnlar 9ali§masrnda, Abdal Hasan hakkrnda Ahmet Yasar 
Zengin'den atifla su menkibeyi nakleder. "Zamaninda Sultan Beyazit'in 
bir kiz 90cugu olur ve bu kiz 20 yasina kadar hi9 konusmaz. Kizrnin 
derdine deva bulamayan sultan, 9evresindekilerin tavsiyesi iizerine kizini 



52 



adamlanna teslim ederek Kastamonu'daki Abdal Hasan'a gonderir. Daha 
kafile koye gekneden, Abdal Hasan olaylar kendine malum oldugu i9in, 
kafileyi koyiin girisinde karsilar. "Kizim konus", der. Kiz ise "Selametu'l- 
insan, fi hifzi'l-lisan" (insarun selameti dilini tutmasindadir) der. O 
gunden sonra konusmaya baslayan sultanin kizi koyden aynknayarak 
oraya yerlesir." 

DIA'da §erafettin Turan'in kaleme almis oldugu maddede, Ibn 
Kemal'in kaydina gore 90cuklannin ve torunlarrnin sayisi 300'ii asmis 
olan Bayezid Il'nin (1448-1512) sekiz oglu ile onbir kizinrn oldugu, Esra 
Yildiz'rn 9alismasrnda M. Qagatay Ulu9ay'in, 'Padisahlarin Kadinlan ve 
Kizlan', adli eserinden nakille, " Ayniqah Sultan, Ay§e Sultan, Fatma 
Sultan, Gevherimuluk Sultan, Hatice Sultan, Hundi Sultan, Huma Sultan, 
Ilaldi Sultan, Kamer Sultan, Selcuk Sultan, Sah Sultan ve Sultanzade 
Sultan" oknak iizere toplam on iki kizi oldugu goriilmekte ve bunlar 
arasrnda Dilsiz Sultan ismine rastlanmamaktadrr. Menkibe a9isindan 
'Dilsiz Sultan' adi muhtemelen bir yakistinna olmalidir. 

Abdal Hasan 'in hakkinda anlatilan bir menkibe de, tevbe kapisini 
a9an hirsizlarla ilgilidir. Koyiin halki olduk9a fakirdir. Bir gece hirsizlar 
gelerek, sadece tek kuzusu olan bir adamin hayvanim 9alarlar. Sonra da 
9aldiklan bu kuzuyu kesip, koye yakin bir magarada pisirip yemeye 
baslarlar. O sirada magaraya iistii basi perisan bir adam gelir, kendisinin 
de sofraya katilip katilamayacagrni sorar. Hirsizlar onu da aralanna alip 
kizarmis kuzudan verirler. Yemege baslamadan once, bu sonradan gelen 
kisi yemek bitince sukur duasi etmek istedigini, bunun i9in de yemek 
yenirken kuzunun kemiklerini atmamalanni, bir kenarda toplamalarrni 
soyler. Yemegin bitiminde, kuzunun sadece bir tarafta toplanmis 
kemikleri kalmistir. Magaraya sonradan gelip yemege katilan bu kisi, 
sukur duasi eder ve, "Allahnn biz eksilttik sen yerine koy", der. Birden 
kemikler canlanip yeniden kuzu olur ve derhal magaradan fikarak dogruca 
koye gider. Butun bunlan saskinlik ve korkuyla seyreden hirsizlar, bu 



53 



kisinin yorede adi 90k bilinen ennis Abdal Hasan oldugunu anlarlar. 
Bunun iizerine hirsizlik yapmamaya tovbe eder ve, Abdal Hasan'in elini 
operek iyi insan oknaya soz verirler. 

Kastamonu Postasi'ndan Cebrail Keles'in turbe ziyaretinde dikkati 
9eken hususlar, 9evrede bulunan Bizans doneminden kakna mermer siitun 
baslrklari ile Bizans doneminden kakna bir kilisenin camiye 
donusturulmesi ile ilgili bir rivayettir. Esra Yildiz'in 9alismasindan ise, 
caminin muhtelif zamanlarda tamir gonnus oldugunu anliyoruz. Vaktiyle 
kubbeli olan imaret kisminin guniimuzde diiz ahsap tavanli kirma 9atiyla 
ortulii oldugu fotograflarmdan goriiluyor. Avlu ortasinda yer alan 
sadirvanda XVI. yiizyil suslemelerinden bunnali Meier goze 9arpiyor. Ilgi 
9ekici bir susleme de, dogudaki eyvanlann arasinda benzeri Niksar'daki 
Qoregibuyiik Camii'nde karsnniza 9ikan geyik figiiriidur. Bu figiirun bir 
tarikat simgesi oldugu kabul edilir. Yapinin giris kapisi da grift duzeniyle 
ahsap is9iligin enfes orneklerinden biri olarak goze 9arpar. Tarihlendirine 
konusunda VGM eski eser fislerinde 1582 yilina ait bir kayit ile 1530 
yilrna ait Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri'nde Abdal Hasan Koyu 
zaviyesinin ve adrnin ge9inesi lsik tutucu olmaktadir. Muhtelif zamanlarda 
tamir gonnus olan tiirbede biri Dilsiz Sultan'a, digeri Abdal Hasan'a ait 
oldugu kabul edilen iki ahsap sanduka bulunmaktadir. Turbe 9evresindeki 
hazirede bulunan mezar taslanndan tarihi tespit edilebilenler 1834-1900 
yillan arasinda yer ahr. Tiirbe ve diger yapilarda yer alan devsinne 
malzemenin bollugu, burada Roma-Bizans varhgirun isaretidir. 

Qalismasinin sonunda Esra Yildiz'in varmis oldugu sonu9 itibanyle, 
eski adi Tutas olan koy bir Kalenderi dervisi olan Abdal Hasan tarafrndan 
kuruknus, ve buraya devlet tarafrndan bir kiilliye insa ettiriknistir. hnaret, 
mescit, hamam ve medreseden olusan bu yapilar toplulugundan mescit ile 
medresenin guniimiize ulasamamis oldugu anlasiliyor. 

Tiirbenin biraz yukansrnda "Asa Suyu" adiyla anilan ve sifah 
olduguna inanilan bir su vardrr. Bu isim, §eyh §aban-i Veli'nin 



54 



Turbesindeki ve Benli Sultan Tiirbesinin babxjesindeki su i9in de 
kullanilinaktadir. Abdal Hasan'in turbesindeki suyun, cilt hastaliklanna iyi 
geldigine ve ?esitli rahatsizliklan olan kisilerin bu suyla yikandiktan 
sonra, rahatsizliklanndan kurtulacaklarina inamknaktadir. Aynca cinli 
olduguna inamlan, sarali olan, hamileyken 90cugunu diisiiren ya da 
cocugu oknayan kadinlar da bu turbeye gelerek dua etmekte ve kisa 
zamanda dileklerinin ger9eklestigi dusunulmektedir. Ve yine, 

konusamayan 90cuklara Asa Suyu'ndan i9irerek onlann kisa zamanda 
konusacagi kabul edilmektedir. 



Zekiye Qagunlar'rn 9alismasindan ogrendigimize gore, Benli 
Sultan hakkinda anlatilan menkibelerden bazilan soyledir. 

Bu gun tiirbesinin giineydogu kosesindeki derenin basinda bulunan 
gorkemli agacin evliyanin inzivaya 9ekildigi aga9 olduguna inamlmaktadir 
(bilindigi gibi §eyh §aban-i Veli de Kastamonu'ya gelislerinde 
baslangi9ta bir aga9 kovugunda bir sure ikamet eder). Yine inanisa gore 
Benli Sultan bir gun atiyla dolasirken agacin yanina geknis, aga9 evliyaya 
saygisrndan yere egiknis, evliya da atiyla agacin iizerinde dolasmistrr. Bu 
sebeple bugiin bile agacin govdesinde at nallannin izinin bulunduguna 
inamknaktadir; Muhyiddin Efendi asasiyla topraga vurarak Asa Suyu 
denilen suyu 9ikarrr. Qesitli cilt hastaliklanna sifa olan bu suyun iizerine 
son zamanlarda beton bir 9e§me ve hamam yapikmstir. Bu inziva sirasinda 
vahsi hayvanlarla bag kurup onlann dilinden anlayan evliyaya dergahrnin 
yapnnmda ilk yardnnci olanlar, evliyanm dostluk kurdugu geyikler olur. 
Iste bu geyikler evliyaya yardun ederken koyiin okiizleri geyikleri kovalar 
ve iistelik onlara zarar verir. Koy halki da bunu gonnesine ragmen 
okuzlerin zarar vennesine engel oknazlar. Bunun iizerine evliya da 
"Okiiziiniiz 9ift olmasin" diyerek beddua eder. Inanisa gore, o giinden 
sonra turbenin bulundugu koyde kimsenin iki tane okiizii olmamis, bir 
okiizii varken digerini alan kisinin okiiziinden birisi mutlaka olmustiir. 



55 



Yiizlerce yil once yapilan bedduanin etkisinin bugiin de siirdugiine 
inanihnaktadir. 

Bazi menkibelerde Benli Sultan, §eyh §aban-i Veli'nin kardesi 
olarak anlatilir. §eyh §aban Veli'nin yedi kardesi vardir. Bu kardeslerin 
her bin degisik koylere giderek buralarda Hakk yolunu anlatacaklardir. 
Benli Sultan da bugiin turbesinin bulundugu koye yakin dagda 
yasamaktadir. Bir giin mendiline kar koyarak kardesi §eyh §aban-i 
ziyarete sehre gelir. Kardesinin yanina geldiginde kunduracilik yapan 
kardesinin bir kadinrn ayak o^usiinii aldigmi ve bu sirada da kadinin 
topugunun goriindugunu fark eder. Bunun uzerine mendildeki kar eriyip 
damlamaya baslar. §eyh §aban mendilden damlayan kan goriince, 
"Kardes dagda insan yiizii gonneden evliya olmak kolay, zor olan 
kalabaligm i9inde erismek", der. Bunun uzerine 90k utanan Benli Sultan 
yasadigi daga tekrar doner ve bir daha sehre ininez. Bu menkibenin 
Merzifon'daki Piri Baba hakkinda degisik versiyonlanyla Ainasya 
9evresinde anlatildigrni da burada not edelim. Abdulhalim Dunna'nin 
'Evliyalar §ehri Ainasya' adli 9alismasindan ogrendigimize gore, 
menkibenin U9 farkli versiyonundan birinde Ainasya'nin Karasenir 
Koyunde yasamis olan Ser9oban, digerinde Qorum'un Osmancrk 
il9esindeki Koyun Baba, ve sonuncusunda da Gumushacikoy 
evliyalanndan Niyaz Baba, Piri Baba'nin daiina kardesi olarak kabul 
edilir. 

Asa Suyu ile ilgili anlatilan bir menkibe de soyledir. Kadinin birinin 
bes kizi oknustur ve kocasi da kendisi de erkek 90cuk istemektedirler. Bir 
giin kadrn riiyasrnda Benli Sultan '1 goriir. Evliya bir oglunun olacagini 
miijdeler ve oglu diinyaya geldikten sonra tiirbede kurban kesmesini 
soyler. Bu riiyamn uzerinden 90k ge9ineden kadin hamile oldugunu anlar. 
Dogan 90cuk da mujdelendigi gibi, erkek olur. Qocuk dogdugu zaman 
ekonomik durumu pek iyi olmadigindan ve o yillarda da ulasun 
zorlugundan dolayi kadrn Benli Sultan'in tiirbesine giderek kurban 



56 



kesemez. Bununla birlikte riiyasinda soz verdigi kurbani kendi koyiinde 
keser. Aradan zaman ge9ip 90cuk yedi yasina gelince, romatizma 
rahatsizligi goruliir. Bu rahatsizliktan dolayi da bir sure sonra yuriiyemez 
hale gelir. Ne kadar doktora gotiirseler de cocukta iyilesme goriilmez. 
Yine bir gun kadin Benli Sultan'i riiyasinda goriir. Riiyada evliya kadina 
"Ben sana kurbani beniin tiirbemde kesmeni soylemistim, sen kesmedin. 
§imdi kurbani alip burada kes de 90cugun iyilessin", der. Bu riiya iizerine 
kurban alinip, 90cukla beraber okiiz arabasina binilerek Benli Sultan'in 
tiirbesine gidilir. Fakat yolda giderken kurban ellerinden ka9ar. Kadin 
9aresizlik i9indedir. Aglayarak tiirbeye ulastigmda, kurbanrn tiirbede 
oldugunu goriir. Hemen orada kurban olarak getirilen ko9 kesilir ve 
fakirlere dagitilir. Qocuk da orada akan Asa Suyu ile yikanir. Bu olayin 
kahramani 90cuk, 90k sonralari, hikayeyi soyle tamamlar. "Qocuktum ama 
90k iyi hatirliyorum. Qevredekiler suyun 90k soguk oldugunu zatiirre 
olacagimi, annemin yikamamasim soylediler. Annem Benli Sultan'a 90k 
inandigi i9in, "bir sey oknaz", diyerek beni yikadi. O buz gibi dedikleri su, 
bana ates gibi geliyordu. Degil usiimek ben o suda yanarak yikandnn. Bir 
siire sonra da zaten ne romatizma kaldi ne agrilar. O giinden sonra uygun 
olan zamanlarda, mumkunse yilda bir defa bu ziyarette Allah nzasi i9in 
ko9 kesip dagitmaya 9alisinm". 

Benli Sultan tiirbesindeki Asa Suyu ile ilgili bir inanca gore, 90cugu 
olmayan 9iftler bu suyla yikanirlarsa kisa bir siire sonra 90cuklannin 
olacagina inanilmaktadir. Bunun i9in kan koca tiirbeye gelip namaz kihp 
dua etmekte, tiirbenin yanindaki agacin altrnda buradan akan suyla 
sembolik sekilde yikanmakta ve Allah'tan 90cuk sahibi ohnayi 
dilemektedirler. 

Necati Kertis'in 9ahsmasinda zikrettigi §eyh §aban-i Veli 
hazretleriyle Benli Sultan arasinda ge9en bir menkibe de soyledir. §aban-i 
Veli hazretleri bir gun dervisleriyle Ilgaz Dagi'ndaki meshur Benli Sultan'i 
ziyarete gider. Bu9uk Qayi denen yere gelince Hz. Pir attan iner, 



57 



dervislerine tas getinnelerini soyler. Bir mezar 9evirip dua ederler. Sebebi 
sorulunca der ki, "Bu semtlerden birinde Allah dostlanndan biri ahirete 
irtihal etti, ona isarettir. Cok uziildu. Cok miibarek bir insandi. Vefat ettigi 
zaman namazini kilip mezarina o indirse derdim, kismet degilmis" dedi. 
Benli Sultan ve §aban Efendi gidip Osman Fakih'in namazini kildilar ve 
definde hazir bulundular. §aban-i Veli'nin Benli Sultan'a gelirken 
9evirdigi mezar iste bu Osman Fakih i9indi. 



Turbesi Isfendiyar Mahallesinin Begen Sokagmda, saat kulesi 
altrnda bulunan ayni isimli caminin bati bitisiginde yer alan Abdurrezzak 
Efendi hakkrndaki bilgiler 90k azdir. Ancak tiirbesindeki mezann bas 
sahidesinde "intekalen merhum el magfur es-Said es-sehid hoca veli bin 
Osman", ayak sahidesinde ise, "tarih sehr-i recep 918" yazihdir. Bu yaziya 
gore, Osman oglu Hoca Veli, 1512 yilinda vefat etmistir. 

Bu zatin tefsir ve hadis alaninda muderris derecesinde alim oldugu 
hatta §eyh §aban-i Veli'ye icazet verdigi anlatihr. Bu vesile ile halk 
arasrnda §eyh §aban Veli'nin hocasi olarak bilinir. 

Tiirbede iki mezar vardir.Kapidan girince sagdaki mezar Recep bin 
Turani isimli zata, digeri Abdurrezzak Efendi 'ye aittir. Kerpi9 malzeme 
ile yapilmis olan tiirbe i9 alani, 3.80X7.20 m. ebadrnda, dikdortgen sekilli 
olup cami boyunca uzanmaktadir. Hem kuzeyden hem de cami tarafindan 
a9ilan iki kapisi vardrr. Dosemesi beton, tavani ahsap ve kiremitle 
ortuludiir. 



Ufuk Hayta ve Abdulhamit Binsik'in 'Hayati ve Eserleriyle 
Abdulmecid B. §eyh Nasuh Tosyevi ve Cevahiru'l Kur'an ve Zevahiru'l 
Furkan Adli Tefsir Risalesinin thru DegerV isimli 9alismalanndan 
ogrendigimize gore, Abdulmecid Efendi 9esitli tarikat buyuklerinin ve 
babasi §eyh Nasuh'un menkibelerine yer verdigi Mendkibu 1-evliyd adli 
eserinde, dedesini velayet ve kerameti ile meshur Kadiri tarikatindan 



58 



icazetli Israil Dede olarak tanitir. Babasi hat ve meanl ilminde mahir, 
Risdletu 1-Edviyye fi tarikati 's-sufiyye ve Risdletu 1-Edebiyye sahibi, 
Zeyniyye tarikatinin biiyuklerinden §eyh Nasuh Efendidir. Aslen Tosyali 
olup seyr-i siilukunu §eyh Taciiddin Ibrahim Karamani'nin (6. 1467/68) 
yaninda tamamladiktan sonra Bursa'daki Zeyniyye Tekkesinde 119 yil 
(1513-1516) postnisinlik makaminda oturan §eyh Nasuh ardindan 
memleketi Tosya'ya dorunus ve orada vefat etmistir. 

§eyh Nasuh Tosya yakinlarinda bir koyde ikamet etmekte iken, 
babasi israil'in vefatindan sonra ilim tahsili icin kuciik yasta Tosya'ya 
geknis, burada Piri Halife'den Kur'an ogrenip hafizhgini tamamladiktan 
sonra Amasya'ya giderek hat limine vakif ohnustur. Daha da sonra 
Tokat'a ge9erek orada §eyh Taciiddin Ibrahim Karamani'nin 
halifelerinden Boyabatli Haci Halife ile tanismis ve onun vesilesiyle §eyh 
Taciiddin'in himayesine ginnistir. §eyh Saliyyiiddin vefat edince de onun 
yerine seyh ohnustur. 1517 tarihinde vefat etmis olan §eyh Nasuh, 
Tosya'da Ku9iik9ay'in iistiinde, oglu Abdiihnecit Efendi'ye ait tiirbede 
medfundur. 



Kastamonu'da Ismail Bey Mahallesinin Tenekeci Sokagrnda yer 
alan Hasan Qelebi Camii'nin harimi dahilinde cami ile aym kapiyi 
paylasan tiirbenin duvarlan i9 tarafi kerpi9 malzeme ile yapihmstir. 
Tiirbenin kible tarafrnda demir 9er9eveli, cam sebeke i9inde iki adet tahta 
sanduka vardir. Birisi, 1530 yilindan sonraki bir tarihte vefa etmis olan 
Tarak9izade Abdurrahman Efendiye, digeri de oglu Mahmud Efendi' ye 
aittir. Burada yatan zatin Tarakli Sultan adiyla, Seyyid Siinneti Efendinin 
halifesi oldugu kabul edilir. Seyyid Efendinin vefatindan sonra 
Kastamonu'da Halveti tarikati usulunce irsad gorevi Abdurrahman Efendi 
tarafindan devam ettirihnistir. Dergah olarak da Hasan Qelebi Camii 
se9ilmistir. 



59 



Kendileri her ne kadar "Tarakli Sultan" nisbesiyle aniliyor ve bu 
konuda bazi menkibeler anlatiliyorsa da, bu nisbenin aslinda Tarak9izade 
oldugu eski belgelerden ogrenilmektedir. §eyh §aban-i Veli'nin bolgeye 
tesrif ettigi tarihlerde 9evredeki say gin ve meshur isiinlerden birisi idi. 



Hayati hakkinda anlatilan menkibede kendisinin kalaycilikla 
ge9imini temin ettigi ve bazen kalayladigi bakirlann gumiise dondugu, bu 
kerametine binaen Giinriislu Hoca lakabiyla meshur oldugu soylenir. 
Turbesi Hisarardi Mahallesinde ve kendi adiyla anilan caddenin bati 
ucundadir. Yasadigi donem bilininemekle birlikte, §aban-i Veli'nin 
Kastamonu'ya geldigi 1530 tarihinden once vefat ettigi zannediliyor. 
Demir pannaklik i9ine ahnmis olan iistii a9ik mezarin sahidesinde adinin 
Kemal Efendi oldugu yazilidir. 

Hakkinda anlatilan menkibelerden biri soyledir. Hocanin yanina 
yasli bir kadin gelir ve ne is yaptigini sorar. Hoca da "kalp kalayladigini" 
soyler. Kadin da "kap kalayladigini" zannederek biitiin kaplanni 
kalaylamasi i9in hocaya getirir. Hoca da biitiin kaplan gumiise 9evirir. Adi 
boylece Gumiislii Hoca diye aniknaya baslar. Bu menkibe §eyh §aban-i 
Veli hakkinda da anlatilir. 

Bir diger menkibe de soyledir. Hisarardi Mahallesinde Hocanin 
mezannin bulundugu yerde bir sel baskini olur. Sel hocanin mezarrna M9 
ugramadan yanindan ge9er. Boylece vefatindan sonra da gostennis oldugu 
kerametle buyuklugu bir daha anlasihnis olur. 



13. yiizyilda yasadigi kabul edilen Bayrakli Sultan olarak taninan 
Yunus Murebbi hakkindaki menkibenin farkli versiyonu, kahramani 
birka9 yiizyil sonrasina tasir ve onu bir evliyanin hizmetine adar. Magripli 
Yunus Efendi XVI. yiizyilin baslannda Kastamonu'ya gehnis, goriiniiste 
fakir ve miskin bir kimsedir. Su satarak ge9imini saglayan Magriplinin 
ayni zamanda Ali Asgar Efendinin de ihtiya9lanni karsiladigi goriiliir. 



60 



Gonnus oldugu riiyada Peygamber Efendimiz kendisine hitaben, "Oglum! 
Kastamonu'da bulunan ummetimden Ali Asgar'in hizmetine girersen, 
kiyamet giiniinde mukafatim goriirsun", diye buyururlar. Bunun iizerine 
on iJ9 yil boyunca Ali Asgar'in maddi ihtiyaijlanni karsilayan Magribli 
Yunus, o miibarek zatin vefatindan on bes gun sonra ahirete intikal eder. 
Magribli Yunus 'un cemaat tarafrndan defnedilip kalenin burcuna bayrak 
dikilmesiyle artik adi Bayrakli Dede'ye donusiir. Vefatinrn 1533 senesi 
oldugu ileri suriilur. 

Kastamonu Kalesinin dogu eteginde medfun bulunan Ali Asgar 
Efendi ise, hakkinda anlatilanlara gore, Hz. Huseyin (r.a.) neslinden 
geknektedir. Iran §ahi §ii akidesini yayinak i9in onun nufuzundan 
faydalaninak ister ve saraya mabeyn baskatibi olarak alir. Ali Asgar ise, 
Hz. Ebubekir ve Hz. Omer Efendilerimize sovdiigii icin, bir gece sahin 
kafasrni keserek olduriir. Ardindan Bagdat'a ka9ar. Ruyasrnda Peygamber 
Efendiinizi goriir. "Oglum! Kastamonu 'ya git, uzlet ve riyazetle 
ummetime dua ederek dogru yolu gostennekle mesgul ol ve kendini 
gizle", sozlerine muhatap olur. Bunun iizerine Ali Asgar Efendi tic sene 
zarfinda Kastamonu 'ya ulasarak kale yakinlannda yasamaya baslar. 
Vefatiyla basit ve sade bir mezarla kalenin dogu etegindeki Kirk Kizlar 
Tiirbesine defnedilir. Bugiin efsanevi Moni'nin Bizans tekfuru olan babasi 
tarafrndan kaleden asagiya atildigi yerdeki yapi, 'Kirk Kizlar Tiirbesi' 
olarak bilinmektedir 



XVI. yiizyil Osmanli ulemasindan olan Abdiilmecid b. §eyh Nasuh 
et-Tosyevi, basta tefsir olmak iizere 9esitli ilim dallannda 90k sayida eser 
veren 90k yonlu bir sahsiyettir. Tasawufi bir 9evrede yetisen miiellif, 
insanlann Kur'an'in rehberliginde diinya ve ahiret saadetini hedeflemis ve 
bu ama9la Kur'an tefsirine yonelik bazi eserler kaleme almistir. Bu eserler 
toplumun en 90k okudugu sure tefsirleri ve bazi konulu tefsirlerinden 
olusmaktadir. Cesitli kiitiiphanelerde bulunan ellinin iizerinde yazma eseri 



61 



tespit edilmistir. Abdulmecid Efendi'nin biraderi Yahya Efendi ise 
fuzaladan bir zat olup matbu Avamil-i Curcani §erhi ve Abdulmecid b. 
Abdullatif b. Feriste'nin (6. 1469) Lugat-i kdnun-i Ildhi adli Kur'an 
sozlugiine serhi vardir. Abdulmecid Efendi'nin Pir Muhammed adinda bir 
de oglu vardir. Aile cevresi, eserlerinde Zeyniyye tarikatrnin seyhlerine 
yer vennesi ve onlardan ''seyhimiz'' diyerek soz etmesi, onun bu tarikata 
mensubiyetini ve hayatini bu tarikatrn diisturlarryla sekillendiren bir sufi 
oldugunu gostennektedir. 

Olum tarihi 1566 olup Tosya Ku9iik9ay ile Mecit Efendi Caddesinin 
birlestigi kosede tiirbesi yer alrr. Babasi §eyh Nasuh'tan dolayi 
kendisinden Abdulmecit ibn §eyh diye soz edilir. Basilmis ve basilmamis 
eserleri sunlardir. Tezkire-i ulii'l elbal, El Havf u ve'l Hiiziin, El Felah 
ve'l Hiida, El Fezu'l Azim, Riyazu'n Nasihin, Ravzatii'l Ezhar ve 
Cennatu'l Esmar. 

Mecid Efendi'nin mezan, tiirbenin i9rndeki mescidin guneydogu 
kosesindedir. Ayak ve bas tarafindaki iki buyuk tas iizerinde herhangi bir 
yazi veya tarih yoktur. Kabrin iki yanindaki mezarlann Mecid Efendi'nin 
yakinlanna ait oldugu sanilmaktadir. Babasinrn mezan da aym tiirbenin 
girisinde, 9esmenin oniindedir. 

Bunlardan baska, bir 'Kiyafetname' ile bazi ayetlerin tefsirine dair 
kendi el yazmasi bir eseri daha vardir ki, bu kitap Istanbul'da §ehit Ali 
Pasa kutuphanesindedir. 'Kenzii'l Tevaid' adiyla yazdigi, tasavvuf ve 
ahlaktan bahseden bir eseri ise, Yahya Efendi kitapliginda bulunmaktadir. 
Bu kitabi Arap9adir. Halen Tosya'nin en sik ziyaret edilen tiirbesi olup 
9evresinin baknni mahalle halki tarafrndan yapilmaktadrr. Ozellikle 
kadinlar tarafrndan sik sik mevlit okutuldugu gorulmektedir. Mecid 
Efendi'nin tasavvufi duyus ve dusuncelerini dile getiren bir gazeli 
soyledir. 

Gel ey talip ko esmayi musemmadan haberdar ol 
Sakin olmayasin ama muammaLian haberdar o[ 



62 



Hicab-i isimle olma musernmadan sakm mahcup 
Gider benlik hicabmi bu manadan haberdar ol 
/\]e kim var iki alemde vucut haktir cumle 
Bu remzi anla ey Arif bu imadan haberdar o[ 
Fena camiyle nu§ eden hemi§e ni§ni a§km 
Beka bezminde §ad olur bu sabahcan haberdar ol 
Girup Pazar-i a§k icre bugun derd-i ilahi ol 
Virup nazi niyaz iste bu sevdadan haberdar o[ 
Eger mecnun-i a§k isen AAecidi husn-i Leyla'ya 
Goz ayirma cemalinden tema§adan haberdar o[ 



Ciinuni Baba'nin tiirbesi Tosya'da Catalkaya'dan Kaleyakasi 
baglarrna kadar inen yolun sagmdadir. §ehirden uzakligi yiiriiyerek yarmi 
saat kadardir. Halk arasindaki inanisa gore, Ciinuni Baba 90k keskin bir 
evliyadir. Tiirbesine "Cinonii" deninesinin sebebi de bu olsa gerektir. 
Onun Ilgaz Daglannda yatan Benli Sultan'la kardes oldugu, bir savasta 
sehit diiserek buraya gomiildiigii rivayeti de daima anlatilanlar arasindadir. 

Tiirbe iki katli biiyiik bir gumeleden ibarettir. Kerpi9leri dokulmiis, 
sadece bir iskeleti kalmistir. Yola bakan duvarda bir iki kerpi9 arasina 
oriilmus iki mezar tasi goriilur. Bunlar Ciinuni Baba'nin mezar taslandir. 
Uzerindeki yazilar son derece silininis olup sadece eski rakamlarla 978 
tarihi okunabilmektedir. 1570'e karsilik olan bu tarihe gore taslann 
yazilisi dolayisiyla tiirbe 400 yili asan bir ge9inise sahiptir. 



Oglu Haci Ilyas Efendi babasi Hz. Pir Dergahinm seyhi Hayreddin 
Efendi hakkinda su bilgileri verir. 

"Peder Efendi, §aban Sultanin ilim meclislerine devamli surette katilip 
onun feyizli sohbetlerini dinlemekle halis miiridleri arasindaki yerini 
akmsti. Diikkana is9iler birakir, kendisi daiina dergahta tarikat erkani 
iizere miicahede ile mesgul olurdu. Seyrii siiliikiinu tamamlayip 
olgunlastiginda bir gun Hz. Pir, "Sana Ainasya'da seccade verildi", 
diyerek onu hilafetle Ainasya'ya gonderdi. Ainasya'ya tek basina gidip 



63 



aileden M9 kimseyi gotunnedi. Giderken sermaye koydugu keseyi, ben 
hakire verip dedi ki, "Asia bu keseyi bosaltma. Kar ettik9e eline gireni ona 
koy ve ondan alip eve ve dukkana lazim olan hususlara harcet. Aimna 
kesinlikle icinde olan miktarin tamamini 9ikanp saymaya kalkisma. 
Ak9eyi az koysan da 90k koysan da i9indeki tukenmez. Yine tembih olsun 
ki, bu sirn yabancilara a9mayasin. Eger duyarlarsa bu kesedeki hal ve 
bereket kaybolur. 

Evliya sirn ile dedikleri bu hal tahakkuk etmis, i9ine bir ak9e koyup 
on ak9e harcasam yahut on ak9e koyup yuz ak9e harcasam yine 
tiikenmezdi. Ben hakir kiymet bilmemezlik ve gafletle bu keramete 
magrur olup 9alismayi aksatiyor, dukkanin isleriyle fazla mesgul 
olmuyordum. Bu duruma muttali olan baba dostlenndan Einrullah Dede 
beni nasihat kasdiyla, "baban sana boyle mi tembih etti, ni9in avare 
gezersin?", diye azarlayinca ben hakir de, Einrullah Dede se9kin 
dervislerdendir, yabanci degildir diye gafletle kesenin sirrrni ona a9tim. 
Vaziyeti haber verip, "Allah'in izni ve evliyanin sirn ve kerameti ile kese 
tukenmez", deyince Einrullah Dede, 

-Bre sefih! Bre ahmak! Evliya sirnni ni9in ifsa edersin. Evliya emanetine 
boyle hiyanet etmege utanmaz misin, diyerek beni bir daha azarladi. 
Amma olan olmustu. Kesede feyiz ve bereket kalmadi." 

Ilyas Efendi'nin anlattigi bir de su olay vardrr. "Bir gun 
Kastamonu'da Aga Imareti Camii'nin avlusunda gezinirken dervis kihkh, 
temiz ve iyi giyimli bir kimseye rastladun. Eskiden beri tanisikmisiz gibi 
bana yaklasip selam verdi. Hemen soze baslayip pederimiz Hayreddin 
Efendi'den sual ederek, "Amasya'dan haber var mi?, diye sordu. Ben de 
yakinda haberleri geldi, sag ve sihhattedir diye cevap verince, "Celebi! 
Sana mujdeler olsun §aban Sultan seccadesine gelen Osman Efendi, 
biemrillah iki giin sonra ahrete intikal ederler ve babaniz seccadeye eglir. 
Hazirlrkli olunuz ve bu hakire dua ediniz. Kendileri o yuksek makamda 
bizi hayir duadan unutmasrnlar." Bu sozleri soyleyip 9arsi tarafindaki 



64 



iizeri ortulii tas merdivenli kapiya dogru yiirudii. Bu zat kimdir, nasil bir 
adamdir diye aceleyle arkasindan kostum. Me9hul adam, ben iki merdiven 
ininceye kadar gozden kaybolmustu. Ger9ekten Osman Efendi iki gun 
sonra vefat etti ve babam da Amasya'dan davet edilip seccadeye oturdu. 
Bu bahtiyarliktan dolayi Cenab-i Hakk'a hamdii senalar ettim. O keramet 
sahibi mechul zat ile aramizda ge9eni anlattigunda babam, "O zat, 
ademogullannin islerini ve hallerini Allah'in emriyle lslaha memur olan 
kirklardandir. Bizim onlarla aramizda boyle olacagi malum idi. O, seni 
sevindinnek i9in miijde vermistir.", dedi. 



§eyh Haci Dede'nin tiirbesi Kastamonu'nun Bey9elebi Mahallesi 
Canli Sokagrndadir. Tiirbesi Ilgaz'in eteginde bulunan Benli Sultan'in 
oglu olan §eyh Haci Dede'nin §aban-i Veli'nin ser halifesi oldugu 
soylenir. 1591 tarihlerinde yapilmis oldugu tahmin edilen mescid yanmis, 
yerine bugiinkii mescit 1850 yilinda yapilmistir. Doseme ve tavani ahsap, 
mihrap ve minberi basittir. Tiirbe 1971 yilinda restore edilmistir. 

Caminin dikkat 9eken bir ozelligi, duvarlannin tavanla bitisen iist 
kisimlannin i9eriye kavisli olmasidir. Bu ozellik Hz. Pir Camii'nde de 
mevcuttur. En son 1971 yilinda cemaat tarafrndan tamir edilmis, 
bitisigindeki tiirbe ile cami avlusunun zemini betonla yenilenmis ve 
avluya abdest alma yeri, tuvalet yapilmistir. Dogu bitisigindeki kapidan 
tiirbeye ge9ilmektedir. Imam Hatip kadrosuyla ibadete a9iktrr. Bolge halki 
tarafrndan sik sik ziyaret edilmekte olan turbedeki diger kabirler de §eyh 
Haci Dede'nin 90cuklarrna aittir. Menakibname-i §eyh §aban-i Veli'de 
Omer Fuadi §eyh Haci Dede'den bahisle, ona da basvurdugunu anlatir. 
Abdiilbaki Efendi 'ye o sirada Iskilip'te olmasi sebebiyle ulasamayan 
Fuadi, i9inde gitgide artan ask atesine daha fazla sabredemez. Bunun 
iizerine §eyh §a'ban-i Veli'nin halifelerinden meshur Haci Dede'ye halini 
arz eder. O da bu durumun kisa siirede halledilemeyecegini, zamana ve 
tedrice ihtiya9 oldugunu, Allah'tan baska her seyi terk ederek tarikata 



65 



girmesini ve boylece miicahede ile halinin diizelecegini ifade eder. Omer 
Fuadi, bu sirada duydugu heyecan ve cektigi istirapla Haci Dede'den 
derhal irsad niyaz etmektedir. 



Seydiler, inebolu-Kastamonu karayolu uzerinde 90k eski tarihlere 
dayanan bir yerlesim yeridir. 1991 tarihinde Kastamonu ilinin 19. ilcesi 
olur. Seydiler'in isminin de Qayir Mahallesindeki camiye adini veren, 
tiirbesi de il9e merkezinde bulunan Seyyid Zulfikar isimli zattan geldigi 
rivayet edilmektedir. Seydiler Koyunde bulunan ve bugiin maalesef 
yikilmis bulunan medresede vaktiyle miiderrislik yapmis bulunan Ali 
Efendi'den rivayet olunduguna gore, Seyyid Zullikar'in iki kardesinden 
biri Konya'da digeri Afyon'dadrr. 

Muftiizade Esseyyid Salih Aga naimnda muhterem bir zat 
tarafindan, Seydiler'de kendisinin yapmis oldugu Seyyid Zulfikar Camii 
ve su anda yatmakta oldugu mezarhk 9evrilir ve tiirbe haline getirilir. 

Seyyid Zullikar'in 1500'lerde yasadigi tahinin edilmektedir. 
Tiirbesi 1817 yilinda yapilmistir. Turbenin duvarinda bulunan kitabe 
soyledir. 

"La ilahe illahul melikul hakkul mubin 
AAuhamedun Resulullahi sadikul va'dil emin 
Sahibul hayrat ve'I hasenat Mufcuzade 
Esseyyid Salih Aga turbeyi Esseyyid Zulfikar 
Kaddesallahu sirrahul aziz sene 1232" 

Halit Qal'rn, "Hurufat Defterlerine Gore 19. Yuzyilda Ktire Kazasi", 
adli 9alismasindan anlasildigina gore, 1830'larda Kike kazasinda Agli 
nahiyesinde Seydiler nam karyede Seyyid Ziillikar Tekyesi' nde 
Tekkenin vakfrni idare etmek iizere gorevlendirilen killer, anlasildigina 
gore, Seyyid Ziillikar Hazretlerinin soyundan gelen kisilerdir ve tekke 
evladiyet iizerine kurulmustur. 



1968 yilina kadar Mergiize adiyla bilinen yerlesim yerine, Belediye 



66 



teskilatinin kurulmasindan sonra merkeze yakin olan Ihsangazi koyiiniin 
adi verilir, bu koyiin adi da Yukan Yesil Mahalle olarak degi§tirilir. 1968 
yilina kadar Ara9 il9esine bagli bir nahiye olarak kalan Mergiize; bu 
tarihte Kastamonu merkeze baglanir ve 1988 yilinda il9e olur. 1530 yilina 
ait 438 Numarali Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu defterinde Mergiize 
adinda yerlesim alani yoktur. Ancak su anda ayni adla anilan Hocahacip, 
Afsar, Sevindik, Korpeler, Ortaca, Koseler, Kapakli ve Obruk koylerinin 
varhgi kayitlidir. Bu koyler idari olarak merkeze yani Kastamonu'ya 
baglidrr. Bu kadar eski yerlesim yerleri olmalanna ragmen ragmen bu 
koylerde o donemlere ait herhangi bir eser bulunmamaktadrr. Eski adi ile 
tarihi siirecine bakildigmda, 1836 yilina ait Kastamonu Jurnal 
Defterindeki mahkeme kararlannda Mergiize Kazasi olarak kayitlara 
ge9inistir. 

1869, 1879, 1903 yilinda yayinlanan Kastamonu salnamelerinde 
Mergiize, Ara9 il9esine bagli bir nahiye olarak ge9er. §u anki yerlesim 
alaninda 1940'h yillarda giivenlik ve asayis i9in bir karakol yapildigi 
bilinmektedir. 

Il9enin Isalar Mahallesinde bulunan Hara90glu Camii ve Tiirbesi 
tarihi ziyaret yeridir. Camii'nin ilk yapilis tarihi ve yaptirani 
bilinmemektedir. Onceden yerinde ahsap bir caminin oldugu 
soylenmektedir. 1942 yilindaki depremden sonra 1944 yilinda koy halki 
tarafindan tas temeller iizerine ahsap olarak insa edilmistir. Cami i9indeki 
ahsap oymalar ve siislemeler, 20. yiizyihn basindan kalmadir. Tavan, 
taban do seme si, minber ve vaaz kiirsiisii ahsaptir. Ahsap uzerinde renkli 
kalem isi siislemeler yapilmistir. Cami'nin 1901 yilinda ikinci defa 
Omuzluzade Mustafa Bey tarafindan ahsap ve kerpi9 malzemelerden 
yaptinhnis oldugu biliniyor. Giris kapisi uzerinde kitabesi mevcuttur. 

Avlu giris kapisinin sag tarafinda 9e§me bulunmaktadir. Tas 
suslemeli olarak yapihms ve iistteki ii9gen tas oymanin i9 tarafinda 1209 
H. tarihi okunmaktadrr. Camii oniindeki 9e§me ile caminin 200 m. 



67 



uzagmda 9ikan ve asa suyu olarak adlandirilan suyun sifali oldugu kabul 
edilmektedir. 

Gunumiizden yaklasik 800 yil kadar once Horasan'dan geldigi 
kabul edilen Hoca Saadettin Efendi tarafindan Naksibendi dergahi olarak 
kurulan caminin tikbesinde, ilk seyh olan Hoca Saadettin Efendi, 
tarikattan alimler ve siilaleden yakinlan bulunmaktadir. 

2007 Mayisinda Ihsangazi Miiftulugu ve ihsangazi Din Gorevlileri 
Yardmilasma Dayamsma ve Kalkinma Dernegi tarafindan ortaklasa 
yiizyillardir Ihsangazi ve civanna manevi mihinandarlik yapan Sadettin 
Haraci ve 1950-1967 yillan arasinda Ara9'tan Itemize gelerek hayatiru 
Kur'an egitimine adayan ve Topal Hafrz lakabi ile taninan Mustafa 
Karabeyoglu adina Merkez Hara90glu Camii'nde annia programi 
diizenlenir. 

17. yiizyil 

14. yiizyilda, Candarogullannin ilk zamanlannda ibn Battuta, 
Kastamonu'yu, kendi 9aginin o^iilerine gore, giizel ve buyuk bir sehir 
olarak tanitir. 15. yiizyilda, Isfendiyarogullari zamaninda baslayan abidevi 
insaatlar, Kastamonu Osmanlilann eline ge9tikten sonra da devam eder; 
ozellikle 16. yiizyilda Imparatoiiugun her yaninda oldugu gibi burada da 
biiyiik iinar hareketlerine girisilir. Ote yandan 1572-73 tarihli tahrir 
defterinden, sehirdeki ev sayisinin 46 mahallede 1069 iken, on yil sonra 
1634'e 9iktigi anlasilmaktadir. Bu rakamlar, 16. yuzyihn sonlanna dogru 
sehir niifusunun asagi yukan 7000-8000 kisiden meydana geldigini 
dusiindiiriiyor. Niifusun esas itibariyle musluman Tiirklerden olustugu, bu 
arada bir miktar hiristiyan ailesinin de sehirde ikamet ettigi ileri 
siiriilebilir. Bu devri, butiin yonleriyle gozleriniizin onunde 
canlandirabilmek epey gii9tiir. Buna karsilik, toplumun gelistirdigi, 



68 



tabiattan ayrilmamis, onu da i9ine alan yan kirsal sehir diizeni i9inde, 9arsi 
etrafinda yogunlasarak, dere boyunca kuzey ve giiney yonlerinde, 9evrenin 
yesiline kansrp, dogal 9evre ile sehir fizigini birlestiren bir doku hayal 
edilebilir. Bu 9er9evede, merkezinde 9arsisi, sehir i9i ve disindaki biiyiik 
kiilliyeleri, han, hamam, mescit, medrese, tiirbe gibi binalan, arazinin 
egim 9izgileri boyunca siralanarak, on taraflannda bah9eler ve arkada 
yollar bulunan diziler teskil etmek iizere binalarin arasina serpistirilmis 
konutlan ve tarihi 9ekirdegin hakim bir noktasinda biitiin bu dokuyu 
ta9landiran l9kalesi ile karakteristik bir Turk sehri meydana gelmis 
olmalidir. 

Ne yazik ki, 16. yiizyilin ortalannda baslayip giderek bozulan 
ekonomi, pek 90k sorun getirir; bu husus biiyiik okyiide ticarete dayanan 
sehir hayatini da derinden etkiler. Nitekim, 1564'de bas gosteren zahire 
kitligi uzun siirdiigii i9in, 1565'de Kastamonu kadisina gonderilen 
buyrultuyla halktan bugday satin alininasi istenir; ancak madrabazlar 
bugdaylan daha once ortadan kaldirdiklanndan, halk da sikinti i9ine 
dusmiistur. Kadilara madrabazlann elindeki bugdayrn miisadere ediknesi 
einredilirse de, bu bir fayda saglamaz; 1573, 1574 ve 1575 yillannda yine 
kithk olur; hatta 1573'de istanbul'un iasesi i9in bugday aknaya gelen 
tiiccarlar, Kastamonu'da zorbalarrn saldinsina da ugrar. 

Bir yandan zahire kitligi siirerken, diger yandan da ayaklaninalann 
basladigi ve sehirde epey tahribat oldugu dikkati 9ekinektedir. Nitekim, 
16. yiizyil ortalarrndan 17. yiizyil baslanna kadar Anadolu'yu kasip 
kavuran suhte ayaklaninalannin merkezlerinden biri de Kastamonu 'dur. 
§ehirdeki bir9ok medresede toplu olarak yasayan talebelerin hareketleri 
kontrol altrnda tutulamadigi i9in, zorbalar kisa siirede bolgeye hakim olur; 
bu arada Kefe-Anadolu ticaret yolu kesilir ve tiiccarlar da zor durumda 
kahr. Suhte ayaklanmasi 90k zor bir sekilde bastinlmis; fakat bu defa 
1581'de "Celali isyanlan" bas gostennistir. 1587'de Kara Haci adindaki 



69 



suhte liderinin Kastamonu'da 50 ki§iyi iskencelerle oldurttiigunu, sehirde 
de kapikullannin sozunun ge9tigini goriiriiz. 

17. yiizyila girildiginde, 1603'de Deli Hasan biitiin yoreyi talan 
etmis; yanmdaki adamlanndan Yularkasti ise, sehri birka9 kez atese 
vermis; bu olaylar halkin bir bolumuniin can ve mal guvenligi kaygisiyla 
baska yerlere g09 etmesine sebep olmustur. 

Celali isyanlari kanli bir sekilde bastinldiginda, geride epey tahrip 
olmus bir sehir kaldigi muhakkaktir. Gerek bu olaylarrn ve gerekse 
1675'de meydana gelen depremin sehirdeki bir9ok binayi yerle bir ettigi 
ve ortadan kaldirdigi soylenebilir. Nitekim, belki de bu sebeple sehirdeki 
17. yiizyila ait binalann sayisi azdir. 

Bunlardan, bugiin i9in sadece §eyh §aban-i Veli Turbesi'nin insa 
tarihi kesin olarak bilinir. 1611-12 yilinda yapilan bu turbe, 16. yiizyilda 
onanlip genisletilen dergah-caminin hemen yaninda yer alir. 

Kaynaklardan, ayrica sehirde Kara Mustafa Pasa'nin insa ettirdigi 
bir medrese, darii'l-kurra ve dar'iil-hadis ile bir hamamin bulundugunu 
ogreniyoruz. Burada sozii edilen hamam, bugiin 'Yeni Hamam' adiyla 
Top9Uoglu mahallesi Kuyumcular Carsisi'nda faal durumda buluninasina 
karsilrk, orijinalitesinden pek 90k sey kaybetmistir. Diger binalardan ise, 
ne yazik ki, gunumuze hi9bir iz kalmamistir. Bunlardan medresenin, 
vaktiyle simdiki miizenin bah9esinde bulundugu bilininektedir. Diger 
binalar ise, miizenin kuzeyindeki ortaokulun bah9esinde idi. Bunlardan 
dar'ul-kurra'nin 20. yiizyilin baslannda da mevcut oldugu, Leonhard'in 
kitabrndaki bir fotograftan da a9ik9a anlasilmaktadir. §imdi tamamen yok 
olan bu bina, dikdortgen planli ve 9ift kubbe ile ortiiliiydu. 

§ehrin merkezinde bulunan iki handan da giiniimuze hi9bir iz 
kalmamistir. Bunlardan biri, Haci Ahmed bin Ilyas tarafindan insa 
edilmisti. Adi ge9en zatrn 1653-54 tarihli vakliyesinden anhyoruz ki, soz 
konusu han "haffaflar sokaginda...bir taraftan kendi miilkii ve U9 taraftan 



70 



tarik ile mahdud..." ohnak iizere "fevkani ve tahtani odalan havi..." idi. Bu 
iki katli ahsap hanin da 9arsida bulundugu anlasihyor. 

1686-87 tarihli bir baska kayittan, Haci Mustafa adinda bir zat 
tarafindan insa edildigini ogrendigimiz diger hanin yeri ise tespit 
edilememektedir. 

Bunlardan baska, 17. yiizyila ait sicillerde rastlamlan Alaca Mescit, 
Deveciler Camisi, Sara9lar Camisi, Hepkebirler Camisi, Kiip9Ugez 
Mescidi, Abdiilcebbar Camisi ve Ak Mescit (Server Mescidi) gibi 
binalarrn, hangi tarihte insa edildikleri kesinlikle saptanamamaktadrr. 
Esasen bu durum, diger pek 90k bina i9in de ge9erlidir. §ayet bu binalar 
17. yuzyilda insa edilmisler ise, bu, 16. yuzyilda anitsal insaatlar 9aginrn 
kapandigi, bundan sonra daha ziyade ahsap tavan ve 9atili basit kargir 
binalarrn insa edilmeye baslandigi anlamina gelir. 

Ilk kez XVII. yiizyil seriyye sicillerinde adi ge9en 'saray' yapilan 
disinda, bu donemde Kastamonu'da herhangi bir yapi insa edildigine dair 
bilgiye rastlanilmaz. Bu durumun nedeni, yiizyil boyunca Anadolu'yu alt 
list eden Celali Isyanlandir. Bu donemde isyanlardan ve eskiya 
baskinlanndan Kastamonu'nun da etkilendigi, eskiyanin kenti birka9 kez 
atese verdigi bilinmektedir. Bu saldinlarin yol a9tigi hasara dair bilgi 
yoksa da, kentin gelisiminin olumsuz yonde etkilendigi muhakkaktir. 
Aynca 1688 tarihli bir depremin de kentte yiknna yol a9tigi samlmaktadir. 



Giiniimuzde Eflani i^esine bagli Demirli koyiinde diinyaya gelen 
Muhyiddin, medrese egitiminden sonra tasawufa yonelerek §aban-i 
Veli'nin halifelerinden Mahmud Efendi'ye intisap eder. Miirsidinin vefati 
iizerine §aban-i Veli'ye durumunu arzedince, sulukune Hz. Pir'in yaninda 
devam eder. Onun sadakati, samimiyeti ve gayreti Pir'in goziinden 
ka9inaz. Hizmette kusur olursa, tahsilde de kusur olur endisesiyle, uzak 
mesafelerden gelmesine ragmen, ozellikle kis giinleri vazifelerinde 
gostennis oldugu gayret Hz. Pir'in memnuniyet ve duasina mazhar olur. 



71 



Sonunda §am vilayetine halife olarak gonderilen §eyh Muhyiddin 
Efendi, buradan hareketle Hacc gorevini de ifa eder. Daha sonra 
memleketine donerek bir magarada halvete 9ekilen Muhyiddin Efendi, Hz. 
Pir seccadesine halife tayin olur. 

Hakkinda anlatilan menkibelerden biri, onun ehl-i kesf olusuyla 
ilgilidir. Bir grup dervisi ile Bolu yakinlanndaki Caga kasabasina 
gitmektedirler. Havanin sicakhgi ile bunalan dervisler dinleninek ister, 
fakat §eyh'te sanki bir acelecilik vardir. Itirazlara ragmen, kendisine tabi 
olanlarla birlikte hizli sekilde yola devam eder. Fakat onun bu telasinin 
sebebi kisa zaman sonra anlasilir. Caga'da Hz. Pir'in halifelerinden irsadla 
gorevli olan §eyh Hayreddin Efendi ahirete intikal etmistir. Vefatina yakin 
zamanlarda kendisine cenazesini kimin kildinnasini istedigi sorulunca, 
"Techiz ve tekfiniini tamamlayip bekleyiniz. Namazimi kilacak aziz 
gelir.", der. Cemaat, acaba kim gelecek diye beklerken Muhyiddin Efendi 
kasabaya girince, herkes onu karsilar ve cenaze namazi kilrnrr. 

Hakkinda anlatilan menkibelerden bir digeri de yine bir defin isiyle 
ilgilidir. Hz. Pir'in dervislerinden Mustafa Dede, Safranbolu'daki baginda 
hastalanrr. Vasiyetinde cenazesinin bag kapisindan degil, diger taraftan 
9ikarilmasini ister. Qunku kapidan 9ikanldiginda, kafirlerin kilisesi ve 
mezarligi oniinden ge9ine zarureti olacaktir. Onun vefati iizerine 
kasabanin ileri gelenleri, "Definde acele etmek ser'an gereklidir", diyerek 
gasl isinin baslanmasina karar verirler. Fakat ne olursa olur, bu isler bir 
turlu ger9ekle§mez. Sonunda Muhyiddin Efendi Safranbolu'ya gelir ve 
bag kapisini bildigi halde, bag duvanni yiktirarak oradan i9eri girer. 
Meyyiti kendi eliyle yikar ve, "Mustafa Dede'nin cenazesini buradan 
9ikaralnn. Zira kapidan 9iktigi takdirde kafir mezarligina ve kilise online 
ugramis olurki, bu munasip degildir.", der. 

Muhyiddin Efendi, §eyh §aban-i Veli Dergahinda 16 yil hizmetten 
sonra 1 604 yihnda vefat eder. 



72 



Muhyiddin Efendi'nin vefati uzerine §eyh §aban-i Veli Dergahi 
seyhligine getirilen Omer Fuadi'nin kaleme almis oldugu 
Menakibname'den anlasildigma gore, babasimn iliin meclisleriyle hasir 
nesir bir zat oldugu ve oglunu iyi bir egitimden ge9irdigi anlasilryor. 
Arap9a ve Farsca eser yazacak kadar bu dillere vakif olan Omer Fuadi, 
devrin aliinleri arasinda, ozellikle fikih alarundaki bilgileriyle sohret 
bulur. Onun buyiik bir buhran sonunda tasavvufa yonelmesi kolay olmaz. 
Menakib'da bu durumu soyle anlatir. "Akli ve nakli iliinler tahsil, edip ve 
lakin kalp aleminden, ruh makamindan tahsil olunan batin ve lediin iknine 
meylim ve talebim yok iken Allah'in iradesi, hidayeti ve zahir ikni 
kuvvetiyle gafil kalbime safa ve insirah geknekle ilahi cezbe zuhur etti. 
Diinya zevklerini terk etme yoluna girip bu maksatla nice zaman uzlet ve 
mucahede ile coklugu kendimden kovup yalnizligi tercih ettim. Kiireli 
Mehinet Celebi, §eyh Abdiilbaki Efendi gibi zevatin hallerine ozenip 
seriat ve tarikat kitaplanni, risalelerini miitalaa ederek lediin ilmi ile ilgili 
muskillerimi 96zmeye ugrastun. Sonunda anladnn ki, bir mursid-i kamile 
hizinet etmedik9e bennurad olabilmem ve muskilatnnin halli miimkiin 
degildir. Bu mecburiyetle miirsid aramaga basladigunda elbette miirsid-i 
kamildir diyerek §aban Efendi postnisini Abdiilbaki Efendi'ye seyr-ii 
siiliik amaciyla miiracaat etmeye karar verdim. Lakin memleketi olan 
Iskilip'e gitmisti. Arzum siddetli oldugundan sabredemeyip yine §aban 
Efendi halifelerinden meshur Haci Dede'ye (ayni isimli cami bitisiginde 
medfun) haliini arz ettim. Bu zat, "bu muskiil ve cezbe eseri olan hal 
tezelden hallolunur ve bilinir degildir. Zaman ve tedrici egitim ister", 
deyip, ben hakir acele ile irsad talebinde israr edince de, "tez irsada kadir 
degiliz", diye acz gosterdi. Ayni sekilde Nureddinzade halifelerinden 
Himmet Efendi'ye miiracaat edip ondan da ayni tarzda karsilik gordum. 
Ilgaz Daginda Benli Sultan Ocaginda babasi yerinde kaimmakam olan 
Mahmut Efendi'ye de vardun. O da acz gostererek bu bi9areyi iimitsizlige 
sevk ettiler. 



73 



Amina bu bi9are Hakk'a tevecciih ile derdime dennan talebinde 
iken ruhani tabib Abdulbaki Efendi hastaya Hizir gibi yetismis, seccadeye 
donmustii. Hi9 vakit kaybetmeden dogruca Hz. Pir asitanesine gidip 
bulusmak istedim. Vardignnda Cuma giinii oldugundan kiirsiide vaaz 
ediyordu. Lediin ikni ve tasavvufta mukemmel oknakla Hz. Musa (a.s) 
gibi halini ve ilmini zahir yiiziine hasretmeyip Hizir (a.s) gibi lediin ikni 
kuvvetiyle irfan mertebelerini ve ilahi hakikatleri beyan ediyordu. Hemen 
o mecliste bir miktar muskilatun halloknustu. Bilabare kendisinden irsad 
talep ettigimde asla acz ve tereddiit gostenneyip alem-i hakikat sarabindan 
bir kase sarap vermekle goniil alemiinde olan elem ve kedere sifa 
bahsetti. .." 

Omer Fuadi 27 yasinda iken intisap ettigi Abdulbaki Efendi'nin 
nezaretinde 119 yil seyr-ii siiliike devam eder. Fikih ilmindeki dirayetine 
binaen §aban-i Veli Camii hatipligi ile resmen gorevlendirilir. On yedi yil 
suren bu gorev dolayisiyla seyrii siiliike ara vermis olan Fuadi ahrete 
intikal eden Abdulbaki Efendi'nin yerine halife olan Muhyiddin Efendi'ye 
intisap eder. Mursidinin 1604 yilinda vefat etmesiyle Hz. Pir makarmna 
seyh olur. Ve bu gorevde 33 yil boyunca halki tenvir ve irsad eder. Iliin ve 
tasawuf alaninda bir 90k eserler kaleme alir. 1637 yilinda vefat eden 
Omer Fuadi, sagliginda insaini ger9eklestinnis oldugu §aban-i Veli 
tiirbesinin kiitiiphaneye bitisik duvan yanina defnedilir. 

1106 tarihli seriyye siciline gore Miiderris Mehmed Efendi, aym 
sicilin bir baska kaydrna gore Kadi Mehmed Efendi unvanli bir oglu, 1213 
tarihli seriyye siciline gore ise de Fuadi Mehmed Efendi adinda 
Kastamonu muftusu olan bir torununun bulundugu anlasilmaktadir. 

Hz. Pir Dergahinin seyhi Omer Fuadi, her seyden once mutasavvif 
bir sairdir. Halvetilik i9inde yetismis, tarikat seyhi ohnus ve adeta 
tasawuf i9inde yogruhnustur. Bunun sonucu olarak tasavvufi ifade, 
siirlerinin en onemli yapisini olusturur. §iirlerinde ve nesirlerinde dile 
getirdigi ask, ilahi asktrr. Fuadi, ogreticiligi on plana 9ikardigi i9in, 



74 



eserlerinde tasavvuf yiizeyde kalir. §iirlerinde hayal unsurundan 90k, reel 
alemden alinan kesitler goruliir. 

Bir tarikat seyhi olarak siiri, tasawufl heyecanlan ifade etme 
noktasinda bir ara9 olarak kullanrr. Onun siirlerini bu 9er9evede 
degerlendinnek daha dogrudur, 9unku, tasawufl heyecanlarla yazikms 
arifane ve asikane siirlerinin, §eyh §a'ban-i Veli'ye duyulan derin sevgi, 
saygi ve ozlemlerin, ancak sairin yiiklendigi misyonla izahi mumkun 
olacaktir. Eserlerinde ogretici niteligin on planda olusu da bu sebepten 
ileri gelmektedir. §air, tarikata giren kisilerin olgunlasma siirecinde 
yapmasi gerekenleri bir gazelinde: 

[y ta[ib-i 'irfam kesrecde koma cam 
Bulbulgibi o[ da'im vahdet guli hayram 
AAucella-yi dil u cam pakeyle 'ala'ikden 
Ta ide cecelli bit ha[ec-i ruhani 
AAefhum-i 'ama'i bi[ 'amaligi terkeyle 
Fehm ey[e §uhud i[e el'an kem-a-kam 
Esrar-i kema[-i Hakk gorindi Fu'adide 
Feyyaz-i eze[ virdi 9un ne§'e-i Rahmani 

seklinde ifade ederek, irfana talip olanlann nefis terbiyesinden ge9ip, 
goniillerini kesret aleminden 9ekmeleri gerektigini, bulbiiliin gozii nasil ki 
gulden baskasini gormezse, talibin de vahdetten baska bir diisiince i9inde 
olmamasi gerektigini belirtir. Qiinkii goniil, halet-i ruhaniyenin tecelli 
edecegi bir yerdir. Talip, varligini Allah'in varligrnda eritmeye 
hazirlanacak ve "hal ii kemal" sahibi bir "ikn-i lediinni" sultani olacaktir. 
Fuadi, 9evresini goniil gozii ile goriip esyanin ardindaki hakikati anlayan 
kemale ennis talibe "nes'e-i Rahinani" gozii ile bakinaktadir. 

§airin iistlendigi sorumlulugun sonucu olarak sanatina da yansiyan 
"ogreticilik" yonii nesirlerinde de goriilmektedir. Ayet ve hadislerden 
ornekler gostererek insanlan yanlis diisiincelerden korumaya 9alisan Omer 
Fuadi, Menakibnamesinin yazilis gayesini a9iklarken, okuyan herkesin 
anlayabiknesi ve istifade edebiknesi i9in Tiirk9e ve basit ifadelerle 
yazildigiru soyler. 



75 



Omer Fuadi, dinin ve halkin dini duygulannin istismar edilmesine de 
siddetle karsi 9ikmis ve 9evresindekilerin, bu tiir durumlar karsisinda 
duyarli olmalanni saglamistir. 

Omer Fuadi'nin soyleyisteki sadeligi, pek 90k siirlerinde Yunus'u 
hatirlatmaktadir. Onun sanatinda mahallilesme etkileri de goriilmektedir. 
Omer Fuadi'nin sanat9i kimliginin halkla butiinlesmesi noktasinda onemli 
oldugu goruliir. Sanatinrn bu yondeki inceliklerini ortaya koydugu en 
onemli eseri Bulbuliyye'dir. Sade, akici bir iislupla kaleme alinan eserde 
lirizmin ve didaktizmin basanli bir sekilde dizelere yansitildigmi goriiruz. 
O, insanrn ruhuyla ve nefsiyle bir butiin oldugunu, maddi ve manevi 
acilarla olgunluga ulastigiru ifade eden bir gazelinde: 

Gidemezsin reh-i citnana bensiz 
Varirsm Hazretine [ik sensiz 
Dilemahsus o[an kali niderler 
Ki ha[ eh[i am soyler dehensiz 
Resen i[e iri§di dara Mansur 
Huviyyet eh[i iri§ur resensiz 
DileYusuf gammdan olma hali 
Ki Ya'kubun evi olmaz hazensiz 
Bu dem ruh i[e nefsi i[e hem-dem 
Fu'adi 'arif olmaz can bedensiz 

misralanyla sevgiliye (Allah'a) ulasmak, vuslata ennek i9in nefisten, 
benlikten siynknak gerektigine dikkat 9ekiknektedir. 

Omer Fuadi, klasik edebiyatin naznn ve nesir sahasinda kendini 
kamtlarken, nazunda 90gunlukla divan siirinin geleneklerine bagli kalmis, 
Mecmua-i Ilahiyat'ta yer alan heceyle yazilmis U9 ilahinin disinda aruz 
ok^iisunii kullanmis; 90gunlukla gazel ve mesnevi turiindeki siirlerinde ve 
nesirlerinde sade, akici bir iislup kullanmaya ozen gostennistir. §air, bir 
miirit i9in dis goriinumu onemsiz ve degersiz bulurken kyerigi, gonlu, 
giines gibi parlak ve umman gibi erisilmez, U9SUZ bucaksiz buldugu 
cihetle, siirde de mana ve bilginin onemli oldugu dusuncesindedir. 



76 



Tasavvuf felsefesinin oziinii ifade eden siirlerinde, muhteva 
bakmiindan Mevlana'nm yansmialanni, iislup noktasinda ise: 

Benem ol i§k bahrisi denizler hayran bana 
Derya benum katremdcjr zerreler umman bana 

misralanni 9agnstrran Yunus'un izlerini gormek mumkundiir. 



§eyh §aban-i Veli Dergahinin Omer Fuadi'den sonraki seccade 
sahibi kisisi, §eyh Ismail Kudsi Efendi olup 1644 yilinda Hacc doniisii 
vefat eder. §am'da medfun bulunmaktadir. Ismail Kudsi Efendi'nin oglu 
§eyh Mustafa Qelebi seyr ii suliikiinu babasindan ikmal eder ve seccadede 
16 yil kalarak 1659 tarihinde vefat eder. §eyhligi miiddetince kendine tabi 
olanlann egitiini konusunda oldukca basanli sonu9lar alrr ve meshur 
halifeler yetistirir. Bunlardan birisi Karabasiyye kolunun kurucusu olan ve 
Karabas-i Veli adiyla bilinen Alaeddin Ali Etval Efendi'dir. Bu zat 
hakkinda bes yiize yakin kisiye icazet verdigi anlatilir. 



Daday'in Sofular Koyunde doginus olan §eyh Mehmet Efendi 

Kastamonu'ya 18 km. mesafede yer alan Kuzyaka'ya g09 edip burada 
evlenerek irsad faaliyetlerinde bulunmus ve 1662 tarihinde burada vefat 
etmistir. §eyh Mehmet Efendi'nin, §eyh §aban Veli'nin bizzat icazetli 
halifelerinin i9inde ismi ge9er. §eyh Mehmet Efendi'nin Turbesinin 
kapisinin iizerinde iki tane kitabe vardir. Kaprnin sagindaki kitabe 
soyledir. 

/\]ami[e §eyh AAuhammeii Halile kutb-i urefa 
Kenduye bir turbe-i ziba i^un ettik de dua 
Eri§up menzile ol demde heman ciz dua 
Yapci bunu bir §irin, berin-ij ziba 
Arif ol biri gorup dedi anm tarihin 
/\]eguze[ tcjrbe-i ziba bi makam-i a[a 

Kuzyaka Nahiyesinin §eyh koyu Ak9asu Mahallesinde olup Ak9asu 
Camii' nin oniinde yer alan ve banisi bilinmeyen §eyh Mehmet Efendi'nin 
tiirbesi, dolma direk arasrna kerpi9 malzeme ile alti koseli olarak 



77 



yapilmistir. Dogu tarafindan a9ilan kapidan salona girilir. Tiirbenin 
boyunca uzanan tavaninda Mehmet Efendi'ye ait ayak izleri vardir. 
Kitabede de tiirbenin §eyh Mehinet Efendi'ye ait oldugu ve onun adina 
1662'de yapildigi anlatiknaktadir. 

Tiirbenin i9i tarn ortadan ahsap sebeke ile bolunmustiir. Guise gore 
sol taraftaki camekan i9ersinde Mehinet Efendi ve yakinlarrna ait sarrklar, 
ortadaki direge raptedilmis olan camekan i9ersinde ise tespihler ve bir asa 
muhafaza edilmektedir. 

Sag taraftaki ahsap sebekenin i9ersinde alti adet ahsap sanduka 
bulunmaktadir. Isaret i9in konulmus olan camekan i9ersinde ise bes 
sandukanm kime ait oldugu bilinmemektedir. Sagdan U9iincusu ayni 
sebeke ile fevrilmis olan sanduka §eyh Mehinet Efendi'ye aittir. Bunun 
altrnda bir sanduka daha vardir. Mehinet Efendi 'nin miibarek viicudu 
alttaki sandukanm i9inde giiniimiize kadar bozuhnadan eti, kemigi ve 
kefeniyle mevcuttur. 

Cevre sakinlerinin anlattigina gore vefatindan bir sure sonra bazi 
kisilerin riiyasina istinaden miibarek viicudu a9ilmis, demir sa9agi 
iizerindeki tabutun su i9ersinde kalmak iizere oldugu goriihniistur. Bunun 
iizerine sarannis kefen iizerine bir kat daha kefen sanlarak bugiin 
bulundugu sekliyle sanduka yiikseltilmistir. Uzerinde halen iki kat kefen 
vardir. 

Tiirbe, 1951 yihnda Hedanizade Haci Mehmed Kamil efendi 
tarafindan tamir edihnistir. 



Zileli Seyh Abdurrahman Efendi, Hz. Pir Dergahinin 
seccadesinde on U9 sene irsad vazifesinde bulunur ve 1672 tarihinde vefat 
ederek tiirbeye defnedilir. Vefatindan once Ibrahim Efendi'ye yazmis 
oldugu vasiyeti, seyhin manevi yonii ve miikasefe giicii hakkrnda fikir 
verir. 



78 



18. yiizyil 

18. yuzyilda ekonomik gelismenin getirdigi canlilikla birlikte, belki 
de yiizyillik bir ihinalden sonra §ehir yeniden kendini toplamaya baslamis; 
1675 yilinda meydana gelen deprem ile 1718'deki yanginin biiyiik etkisi 
sonunda harap olan binalann biiyiik bir kismi onarilmistrr. Buna gore; 
1702'de Yakup Aga Medresesi, Saray Camisi, §aban-i Veli Camisi, 
Atabey Camisi; 1704'de Nasrullah Kopriisii, Yakup Aga Camisi, Kubbeli 
Mescit, Yakup Aga Hamami; 17 16' da Nasrullah §adirvam; 1717'de 
Frenksah Hamami; 1721'de Ismail Bey Hani (Kursunlu Han); 1722'de 
Isfendiyar Bey Camisi, Ibn Neccar Camisi, Atabey Camisi; 1727'de 
Halimi (Jelebi Hamami (Cifte Hamam); 1746'da Nasrullah Camisi; 
1747'de isfendiyar Bey Hamami, Musa Fakih Camisi; 1749'da 
Abdiilcebbar Camisi, §aban-i Veli Camisi; 1752'de Ferhat Pasa Camisi, 
onanma ragmen yikilan Nasrullah §adirvaninin yerine simdiki bina; 
1757'de Ismail Bey Hani (Kursunlu Han), Frenksah Hamami, 1758'de 
Yakup Aga Medresesi; 1773'de Arabapazan Cift e Hamami; 1776'da 
§aban-i Veli Camisi; 1780'de Ferhat Pasa Camisi onanlmistn-. 

Bunlardan baska, Nasrullah Camisi'nin 18. yiizyilin ilk 9eyregi 
icinde, kopriisiiniin de 1704'den sonra aym yuzyilda bir defa daha, Hasan 
Efendi Camisi (Karanlik Cami)'nin de 18. yuzyilda onanldiklan biliniyor. 

Ote yandan Ibrahim Bey Mescidi (Aktekke)'ne 1714'de, Halife 
Sultan Mescidi 'ne 1715'de minber konularak cami haline getirihnis; 
'Asikli Sultan Tiirbesi' denilen bina da bugiinkii halini biiyiik bir ihtimalle 
1704-5'de almistir. 



79 



18. yiizyilda insa edildigini kesin olarak bildigimiz az sayidaki 
binalardan bin, bugiin 'Urgan Hani' veya 'Asir Efendi Hani' diye de 
anilan 'Reis'ul-kiittab Haci Mustafa Efendi Hani'dir. 1748 yilinda insa 
edilen bina, iki katli anitsal goriinumu, mimari oranlan ve ilgi 9ekici 
siislemeleriyle, sehrin ticaret hayatindaki canliliginin acik bir kaniti 
gibidir. Esasen Mustafa Efendi'nin, Kastamonu'da pek 90k imar hamlesi 
ger9eklestirdigini de biliyoruz. Nitekim Nasrullah Camisi'ni onarttigi gibi, 
caminin hemen arkasinda abidevi bir medrese ve bah9esinde de bir 
kiitiiphane insa ettinnisti. Onun tanzim ettirdigi 1748 tarihli vakfiyeden 
anliyoruz ki, Top9Uoglu mahallesindeki Tursucu Hani'mn da banisi odur. 
Bu binadan, ne yazik ki, gunumiize hi9bir iz ulasamamistir. 

§ehirdeki diger bir han da, siindiki Belediye Caddesi iizerinde 
bulunan 'Yanik Han'dir. Yalniz bu binanin 17. yiizyilin sonu ile 18. 
yiizyilin basina tarihlendirilebilecegine tekrar isaret etmeliyiz. 

Bunlardan baska, 1722 tarihli vakfiyesinden Gokdere Mescidi'nin 
ve 1792 tarihli vakfiyesinden de Bedirgazi Mahallesinde bir mescidin insa 
edildigi anlasiliyor. 

§ehrin 18. yiizyilin sonuna kadar ge9irdigi degisiklikler, siiphesiz 
bunlardan ibaret degildir. Ne yazik ki, sehrin kiinligini olusturan binalann 
9<3gu yangin, deprem, yiknn ve daha pek 90k sebeple gunumiize 
ulasamamis; 20. yiizyila kalabilen bir kismi ise zamanla ortadan 
kaldrrihnistir. Bu sartlarda, dogal olarak sehir dokusunun gelisimi asama 
asama izlenememekte; aradaki biiyiik tarihi bosluklar, sehrin fiziksel bir 
biitiin olarak kavrarunasini gU9lestinnektedir. Bununla birlikte, 18. 
yiizyilin sonunda soyle bir panorama beliriyor: 

Sel9uklu devrinde Frenksah Hamami,Yilanh Dariissifa ve Ulucami 
arasrndaki 9arsi bolgesi, Isfendiyarogullan devrinde Ismail Bey Hani ve 
Osmanh hakimiyetinde Bedesten, Balkapani Hani, muhtemelen Sel9uklu 
devri Ulu Camisinin yerine yapilan Nasrullah Camisi ve 18. yiizyilda insa 
edilen Reisii'l-kiittab Haci Mustafa Efendi Hani, medresesi ve kiitiiphanesi 



80 



ile bugunkii sekline kavusmus; hatta kuzey ve batiya dogru yayilmisti. Bu 
merkez, giineye Mahkemealti Sokagi ve onun devami olan sokaklarla 
baglanrrken, doguda Nasrullah Kopriisii ile sehre giren yol da cami 
oniindeki bu 9arsrya a9iliyordu. Dini ve sosyal nitelikli binalarla 
zenginlesen bu kesime, Osmanli hakimiyetinde adli yonetim birimleri de 
katiknis; bu arada sehir merkezine hakim bir tepe uzerinde, 16. yiizyilda 
bir de kulliye insa edilmisti. 

Sel9uklu devrinde ve Candarogullannin ilk zamanlannda sur kyi 
yerlesmede etkili olan sehrin giiney-bati kesimi, 15. yiizyildan sonra 
onemini kaybederek, mahalle mescitleri ve bunlann 9evresinde kiimelenen 
konutlan ile yan kirsal bir karaktere buriinur. Benzer bir durum, giiney 
dogu kesimde de izlenebiknektedir. Burada Sinan Bey Camisi ve sibyan 
mektebi in§a edilmi§; onlardan once burada mevcut Mevlevihane, Dede 
Sultan Hamami ve Kopriisii ile sehrin iki yakasinin birle^mis oknasina 
ragmen, Sinan Bey Camisi bu kesimde etkili bir rol oynayamamis; hatta 
giderek izole oknustur. Sonraki donemde yapilan Kara Mustafa Pasa 
Medresesi ve diger binalar da sehrin bu kesimini canlandrramamistir. 

Sur disindaki yerlesmeler, baslangi9ta esas itibariyle kirsal sehir dii- 
zenine bagli kalmis; zaviye, mescit ve kiilliyelerin 9evresinde kumelenmis 
niifus, zamanla yeni mahalle ve sokaklarla birleserek buyumiis; bu arada 
giineybatida §aban-i Veli Dergah ve Camisi ile olduk9a onemli dini bir 
merkez de tesekkul etmistir. 

Kastamonu'da, sehir merkezinin gelismesinde ticaretin ve ticari 
yapilann biiyiik rolu vardir. Baska bir deyisle, sehrin varoslarrnda ve sur 
i9i yerlesmenin kimi boliimlerinde, yerlesmeye dogrudan etkisi olan dini- 
sosyal nitelikli muesseseler, sehir merkezinin gelismesinde aym o^ude 
etkili olamayip daima 'tali' bir konumda kalmis; bu kesim esas itibariyle 
ticaret sayesinde sekillenmistir. Ger9ekten de, daha Sel9uklu devrinde 
tesekkul eden bu merkez, beylik ve ozellikle Osmanli devrinde insa edilen 
han, 9arsi ve pazar yerleriyle giderek biiyiimus; 18. yiizyilrn sonunda ise 



81 



herhalde bugunkii sekline olduk9a yaklasmi§ olmalidir. Burada kastedilen 
merkezin sinirlarini, tarn anlamiyla belirleyebiknek, siiphesiz epey giifjtur. 
Buna karsihk, tarihi kaynaklar, eski yapilann kronolojisi, eski 9arsi ve 
pazar yerlerine isaret eden kiini adlandinnalara dayanarak su tespitlerde 
bulunulabilir: 

Osmanli hakimiyetine ge9meden once, sehrin ticaret hayati ile ilgili 
bilgiler olduk9a sinirlidir. Frenksah Cemaleddin'in vakfiyesinde, 13. 
yiizyilin ikinci yansinda, adi ge9en zatin insa ettirdigi hamamin yakimnda 
dokuz dukkanin bulundugundan soz edilmesi, 9arsinin da bu civarda 
aranmasi gerektigi seklinde yorumlanabilir. 14. yiizyilda sehri dolasan Ibn 
Battuta, "hi9bir iilkede liyatlan bu sehirden daha ucuz bir yer 
gonnedigini", soyledikten baska, "At Pazan" diye bir pazar yerinden 
bahseder. Yeri kesin olarak tespit edilemeyen bu pazarrn, sehrin dis 
kesiminde buluninasi mumkundur. 

15. yiizyilda, Isfendiyarogullari Beyligi zamanmda, Ismail Bey'in 
insa ettirdigi 'kervansaray', 'Attarlar Qarsisi'nda bulunuyordu. Sultan 
'Bugday Pazan'nda bir dukkani ve bah9eyi de biitiin gelirleri ile yeni 
yaptirdigi kiilliyesine vakfetmisti . Sozkonusu pazann, 16. yiizyilda, 
Yakup Aga'nin tanzim ettirdigi vakliyede belirtilen ve simdiki 
Arabapazan Qifte Hamami'mn civanna isabet eden 'Tahil Pazan' ile aym 
yer olmasi pek muhtemeldir. 1446 tarihli Hamza Aga Vakliyesi, sehrin 
batisinda, surlar disinda Beyoglu mahallesinde 'Yukan Pazar' denilen bir 
pazann bulundugunu gostennektedir. Bu husus, bazi sicillerde 'kale 
altrnda 9arsi' diye zikredilen 9arsinin yerini de a9iklar mahiyettedir. 

Bunlardan baska, aym donemde Kastamonu'nun atlarrnin 'pek 
meshur ve yuksek liyatlarla' satildigmi; aynca dogan ve sahin gibi av 
kuslannrn ihra9 edildiklerini de biliyoruz. Buna 'Kastamonu sahtiyani' 
denilen, ozel bir tiir dokuma da dahil edilebilir. Diger taraftan, bu 
donemde Sinop Limani vasitasiyla Karadeniz'deki Ceneviz kolonileri ile 



82 



yakin ticari iliskilere girildigi; bakir ve demir ihracati yapildigi 
anlasilmaktadir. 

Bu olduk9a "ciliz" sayilabilecek bilgiler, takdir edilecegi iizere, 
sehrin Osmanli hakimiyetinden onceki ticaret hayatinin diizeyini ve sehir 
estetigine yon veren mimari faaliyetin boyutlanni biitiiniiyle yansitmaktan 
uzaktir. Buna karsihk, Ismail Bey Kervansarayi'nin bulundugu simdiki 
Nasrullah meydani merkez oknak iizere, bunun kuzeyinde sur kapisi, 
batisinda ise "Mahkemealti sokagi" denilen kesiine yayilan sahanin, cesitli 
mesleklerden esnaf ve zenaatkarlarca isgal edilen 9arsi ve pazar yerleriyle, 
isfendiyarogullan devrindeki yerlesim diizenini az 90k korudugu 
soylenebilir. 

Osmanli hakimiyetinin ilk yillarrna ait 'Bedesten' ve 'Balkapam 
Hani', vaktiyle sehrin ticaret merkezinin kilit yapisi durumundaki Ismail 
Bey Kervansarayrnin hemen yam basinda ve Attarlar Qarsisi'nda insa 
edilmislerdir. §ehrin Osmanli hakimiyetine ge9inesinin akabinde bir 
bedestenin insa edilmis olmasi, M9 siiphesiz, ticaret hayatina biiyiik bir 
canlilik kazandinnis; bir sure sonra buraya katilan 'Balkapam Ham'yla, 
yapilann 9evresinde olduk9a genis ve birbiriyle baglantili biiyiik bir 'is 
merkezi' tesekkiil etmistir. 

Bu yerlesmenin, 90k degisik meslek gruplanni banndrran 9arsilar ve 
9esitli iiriinlerin el degistirdigi pazar yerleri halinde kumelendigi dikkati 
9ekmektedir. Sozgelisi, bedestenin dogusunda, simdiki Belediye 
Caddesine paralel olarak uzanan ve giineyden Ismail Bey Kervansarayi ile 
sinirlanan sokakta 'Terziler Carsisi'nin bulundugunu biliyoruz. Carsimn 
bati ucunda, 9arsi esnafina tahsis edilmis veya daha 90k 9arsi esnafi 
tarafindan kullamldigi i9in zamanla o 9arsinrn adiyla amlagelmis bir de 
mescit vardi. Bedestenin hemen oniinde iken, yakin bir tarihte yiktinlarak 
ortadan kaldinlan bu mescidin arsasi, buradaki yasli bazi esnaf tarafindan 
hala 'Terziler Mescidi' yeri olarak gosterilmektedir. 



83 



Vaktiyle Terziler Qarsisi'nm dogusunda ve Frenksah Hamami'nin 
kuzeyinde uzanarak simdiki Belediye Caddesine baglanan sokak, 
butiiniiyle 'Kasaplar Sokagi' idi. Caddenin karsisinda ise, Kuyumcular 
Qarsisi'nrn bulundugu anlasilryor. Soz konusu yerler, bugiin de 'Kasaplar 
Sokagi' ve 'Kuyumcular Sokagi' diye aniknaktadir. 

"Kuyumcular Qarsisi"nm (Kuyumcularbasi) kuzey ucunda bulunan 
ve fakat simdi tumiiyle ortadan kalkmis "Yemeniciler Mescidi", bazi arsiv 
belgelerinde rastladigrmiz "Yemeniciler Qarsisi"nin da bu civarda 
bulunduguna isaret eder. 

Frenksah Hamami'nin giineyinde ise, hamam ile Nasrullah 
§adirvam arasinda vaktiyle bir "Bakkallar Suk'u"nun bulundugunu 
ogreniyoruz. 

Bedestenin giineyinde, bedesten ile "Balkapani Hani" arasindaki 
yol, 17. yiizyilda "Qilingir Qarsisi"na baglaniyordu. Bugiin "Balkapani 
Hani"nin giineyinde hala "Iplil^iler Qarsisi" diye anilan carsi da, 
muhtemelen Osmanli devrindeki yerini korumus olmalidir. 

"Qilingir Qarsisi"nm bulundugu yerin hemen yakininda, simdiki 
Kazancilar Mescidi'nin giineyinde "Bakircilar Qarsisi" ve "Kaz(g)ancilar 
Suk'u" yer alirken, kuzeyde "Arabapazannda Demirciler Suk'u" vardi. 
Bunlardan hala bakircilikla ugrasan bir grup esnaf Bakircilar Qarsisi'nda 
ticaret yaparak ge9inmektedirler. 

Bu kesimin giineyinde, Yakup Aga camisi ile Alaca Mescit 
arasrndan ge9erek kuzeye dogru yonelen ve Alaca Mescit sokagrnin 
basinda doguya donerek Mahkemealti sokagina acilan yerde ise "Komiir 
Pazan" bulunuyordu. 

Bunlardan baska, 17. yiizyila ait bir vakfiyede ge9en "Haffaflar 
Sokagi" ile 18. yiizyila ait kayitlarda rastladignniz "Pirin9 Pazan" ve 
"Debbag Pazan"nin yerlerini kesin olarak tespit etme imkani yoktur. 
Bunlardan "Debbag Pazan"nin, 1902-3 tarihli bir kayitta tesadiif ettigimiz 



84 



"Cebrail mahallesindeki Debbaglar Camisi" ibaresinden hareketle, sehrin 
dogu yakasinda bulundugu tahmin edilebilir. 

Ticaret hayatinin sehir estetigine kattigi miinari eserlerden de, ne 
yazik ki, biiyiik bir kismi gunumiize ulasamamistir. Bugiin sehir 
merkezinde bu binalardan bes tanesi mevcuttur. Oysa bu kesimde 1874'de 
43, 1892'de ise 45 han bulunuyordu. Kaynaklar, hanlar, 9arsi ve pazar 
yerleri arasinda sayisiz berber, tuzcu, eskici, sabuncu, sarraf, tufek9i, sara9 
ve bakkal dukkanlan, tek veya iki katli mag(a)zalar, aynca finnlar, 
kahvehaneler ve atelyelerin bulundugunu; bunlardan bir kismimn da 
gayriinii slimier tarafindan isletildigini gostennektedir. Bunlardan baska 
sehirde "Boyaci karhanesi" veya "Boyahane" denilen atelye ve 
imalathanelerin sayisi da oldukca fazla idi. Nitekim "Mai boyaci taifesi 
tarafindan tamga mukataasi mutasarnfi Ali Aga hakkrnda fazla riisuin 
akna davasi" ile ilgili 1689-90 tarihli bir mahkeme sicilinden, 17. yiizyihn 
sonlanna dogru sehirde 40 boyahane bulundugu anlasilmaktadir. Bu 
imalathanelerde degisik renkte boyah iplikler iiretiliyor; bunlar da 18. 
yiizyila ait bir kayitta rastladignniz gibi "Penbeci Dukkani", "Maici 
Dukkani" diye zikredilen ayn ayn diikkanlarda satihyordu. 

Siyasi kargasanrn duruldugu bu asnn basindan itibaren 
Kastamonu'da oncelikle gecen yiizyihn yaralannin sanhnaya 9alisildigi 
pek 90k yaprnin onanlmasindan anlasihnaktadir. 'Restorasyon Qagi' 
olarak adlandmlabilecek bu yiizyihn hemen baslannda; Saray Mescidi 
1703, Ibrahim Bey Mescidi 1714 ve Halife Sultan Mescidi 1715 yillannda 
tamir edilip, minber konularak cami haline getirilirler. Sirasiyla 1722 
yilrnda Isfendiyar Bey Camisi'nin onanlmasi, 1747 yilrnda Nasrullah 
Camisi'nin onemli bir devlet adami olan Haci Mustafa Efendi tarafindan 
buyutulup, kentin en biiyiik camisi haline getirilmesi, 1748'de Musa Fakih 
Camisi'nin ve 1754'te bir siire once yangin ge9iren Alaca Mescid'in 
onarnnlan ger9eklestirilir. Yanik Han 1710'da, Nasrullah Camisi 



85 



bitisigindeki Miinire Mederesesi ve Urgan Hani 1747'de kentin ekonomik 
ve kultiirel hayatina XVIII. yiizyilda katilan yeni binalardan bazilandir. 

1711 yilinda avanz tahrirlerinde, Kastamonu'da 41 mahalle 
kayitlidir. XVI. yiizyil mahalle adlanyla karsilastinnca, Hiiseyin Qelebi, 
Ibn Seule, Bedirgazi ve Pike Mahalleleriyle ilk kez karsilasilir. Ilk iki 
mahalenin yen tesbit edilemezken, Bedirgazi Mahallesi, Hamza Aga 
Camisi'nin kuzeyinde yapilasmanin yogunlastigrni gosterir. Piire 
Mahallesi ise, Arabapazan Hamami'nin kuzeyindeki bir yerlesmeyi 
belirlemektedir. 

1766 yilinda, onceki sayimdan farkli olarak Yaycilar (belki de 
Aycilar) Mahallesi ortaya 9ikar. Mahalle sayisi 42 olmustur. 1790 yih 
sayimi, yiizyil ortasi ile sonu arasinda kent biinyesinde farkhlasma 
olmadigini aciklamaktadrr. 

XVIII. yiizyildaki konut dokusunun ozellikleriyle ilgili bilgi yoksa 
da, bugiinkii yol dokusu ve 2-3 katli ahsap konut geleneginin XVIII. 
yiizyilda kent goriiniimiine egemen oldugu kabul edilebilir. Zira bu 
donemin seriyye sicilleri, ornekleri bugiin de yasayan ahsap yapilan 
andiran evlerle ilgili taminlamalara yer vennektedir. 



Bu donemde Kastamonu'da hayati sekillendiren dini ligiirlerden biri 
olan Hz. Pir Dergahrnin seyhlerinden Ibrahim Amasyevi Efendi, 
hilafetle gonderihnis oldugu Amasya'dan da vet edilerek seccadeye oturur. 
Alim ve kamil bir miirsid olan seyhin, damadi tarafrndan yazilmis olan hal 
tercemesine gore, tarn elli sene boyunca vakit namazlarrni ka9innamis 
oldugu gibi Kur'an-i Kerimi de ii9 bin defa hatm etmis oldugu anlatilir. 

§eyhligi miiddetince vaazlannda Kur'an-i Kerim tefsirini okumayi 
adet edinerek 36 senede bu tefsiri tamamlamistir. Vaaz kiirsiisiinde tefsiri 
ile beraber tamamladigi hatm-i serilin duasina seksen bin kisinin katildigi 
nakledilir. 



86 



§eyhligi siiresince yetistirmis oldugu pek 90k halifeyi Islam 
diinyasinin 9esitli yerlerine gondermistir. 

1712 yilinda ahirete intikal ederek Hz. Pir Tiirbesine defnedilmistir. 



§eyh Hafiz Ahmet Efendi, §eyh Mustafa Qelebinin oglu olup feyz 
ve icazetini Karabas-i Veli halifelerinden §eyh Ali er-Rufai'den almistir. 
Liyakatle 10 sene irsad makaminda kaldiktan sonra 1720 tarihinde vefat 
ederek Hz. Pir'in tiirbesine defnedilmistir. 



§eyh Ahmet Efendiden sonra 11. seyh olarak oglu Hafiz Mehmet 
Efendi §aban-i Veli Tekkesinde irsada memur edilmis ve 23 sene bu 
makamda kalarak halki tenvir ve irsad eylemistir. 1743 senesinde vefat 
edip Hz. Pir Tiirbesine defnedilir. 

Hafiz Mehmet Efendinin oglu olan Abdullah Efendi Hz. Pir 
Dergahinda on ikinci postnisin olarak gorev iistlenir. Nasuhizade Seyyid 
Alaeddin Efendi'den seyhlik icazetini almis olan Abdullah Efendi 25 sene 
irsad makaminda kahr. Hac farizasini ifa ettikten sonra memlekete doniis 
yolunda 1767'de Misir'in Siiveys sehrinde vefat edip orada defnedilir. 

Haci Mollazade Ahmet Efendi'nin oglu olan Hafiz Mustafa Efendi 
ku?uk yasta hafizligini tamamlayip aldigi icazetlerle zamanin alimleri 
arasina katihr. Daha sonra tasavvufa yonelerek §eyh Hafiz Mehmet 
Efendi'ye intisap eder ve ondan da seyhlik icazetini alir. 

Yusuf Bahri Efendi'yle 6 ilgili su kerameti meshurdur. Bugiin 
Qorum'da Hidrrlik tepesinde medfun bulunan §eyh Yusuf Bahri Efendi, 



6 
Amasya, Istanbul, ve Misir'da egitimini tamamlayan Yusuf Bahri Efendi, Vezirkoprii 

dogumhidur. Siileyman Fevzi Pa^a, foran'da yaptirdigi medreseye Yusuf Baliri Efendi'yi 

nriiderris tayin eder. Omriiniin sonuna kadar bu medresede talebe yeti§tinnekle me^gul olan 

Yusuf Bahri Efendi, bir 90k eserkaleme ahr. 1825 denesinde Qomm'da vefat eder. 



87 



gerujliginde nerede olursa olsun namini duydugu alimlerle ilmi 
miinakasaya ginneyi adet edinmistir. Kastamonu'ya yolu dustiigu zaman 
da ayni sekilde kendisiyle ikni miinaka^a, miibareze yapabilecek bir aliin 
arastmr ve kendisine §eyh Mustafa Efendi tavsiye edilir. Bunun uzerine 
dergaha yonelir. Yolda giderken bir taraftan da Mustafa Efendi'ye 
yoneltecegi sualleri zihninde tasarlamaktadir. Mustafa Efendinin odasina 
girdiginde fark eder ki, seyh hazretleri elinde kagit ve kalemle bir seyler 
yazinakla mesguldur. Bilahare selam ve tanisma fash devam ederken 
kagida goz attigrnda, kendisinin yolda gelirken zihninde tasarladigi 
sorularrn cevaplan yazih oldugunu goriir. Sadece aklindan ge9irdigi ve 
kimsenin bilmedigi suallerin cevabinin bu sekilde karsisrna 9ikinasiyla 
kendisini ruhani bir hal ve rahinani bir ask kaplar. Derhal el operek 
Mustafa Efendinin halis muridleri arasina katihr. 

Yusuf-u Bahri boylece Omer Fuadi'nin ifadesi ile "ask mektebinde 
tekrar eliften baslayip" miirsidinin emriyle erbaine niyet eder. Kirk gunluk 
erbain sonunda halinin tekinil ohnadigi mursidi tarafindan miisahede 
edilince bir erbain daha cikarmis ve U9uncii erbain sonunda hilafete layik 
bulunarak kendisine seyhlik icazeti verihnistir. 

§eyh Hafiz Mustafa Efendi tarafindan kendi el yazisi ile yazdigi 
1776 tarihli icazetname ile Yusuf -u Bahri Efendi Qorum'a irsad gorevi 
ile gorevlendirilir (Arap9a olan icazetnamenin bir sureti Zeyl-i menakib-i 
§aban-i Veli'de yazilidir). 

Qankinh Haci Dede ve kendi oglu Abdurrahman Efendi de §eyh 
Mustafa Efendi'nin yetistirdigi oneinli zatlardandir. 33 sene Hz. Pir'in 
makaminda kalip yasi hayli ilerledigi i9in "Koca Aziz" lakabiyla da anilan 
Mustafa Efendi, irsad makamim oglu Abdurrahman Efendi'ye teslim edip 
hiicresinde inzivaya 9ekihnis ve bir sene sonra 1800 tarihinde de ahirete 
intikal etmistir. Hz. Pir tiirbesinde medfundur. 

Vefatinda cenazesi dergahin avlusunda kurulan 9adir i9inde 
yikanmistir. Yikayan ise zamanin alimlerinden Aga Imareti Medresesi 



88 



muderrisi Arap Hoca namiyla bilinen zattir. Arap Hoca taassup saikiyla 
daha onceleri §eyh Mustafa Efendi hakkinda hos olmayan dedikodular 
yapmis birisidir. Gasl esnasinda su koyucularm disan 9iktigi bir anda 
Mustafa Efendi Arap Hoca'nin bileginden kavrayip siddetle sikar. Hoca 
elini gU9lukle kurtanp disan firlayarak, "Abdurrahinan 
Efendi L.Abdurrahman Efendi LBabanrz hayattadir, i9eri girip icabrna 
bakiniz. ..", diye bagmnasi iizerine ogul Abdurrahinan Efendi merak ve 
hayret i9inde 9adira girip bakar ki, babasi tenesir iizerinde cansrz 
yatmaktadir. Hoca Efendinin dedigi hal yoktur. Meseleyi anlayarak Arap 
Hoca'ya hitaben, "vanniz, hizmetinizi tamamlayiniz. Bu size bir 
burhandir. Bilirsiniz ya, Aziz-i merhum babama bazi sozlu saldinlarda 
bulunuyordunuz. Bu hal ona isarettir.", demesi iizerine Hoca Efendi 
yaptiklarrndan pisman olarak tovbe edip gorevini tamamlamistir. 



XlX.yiizyil 

Kastamonu'da imar canliligi, onceki yiizyilda kazandigi hiz ile XIX. 
yuzyilda da devam eder. 1814'te donemin valisinin destegiyle Molla Said 
Tekkesi insa edilir, Ahi Ali mescidi 1826 yilinda yenilenir. Ovalipazar 
Mescidi (1850), Haci Dede Mescidi (1850'de ildnci insa), Hasan Qelebi 
Camisi (1878), Hamidiye Camisi (1887), Cevkani Camisi (1892), 
Bedirgazi Mescidi (1895) halktan toplanan yardnnlarla yaptinhr ve 
ibadete a9ilrrlar. Kastamonu'da bu yuzyil i9inde bir bolumu ahsap olan 
90k sayida medreselere ait kiitiiphane binasi insa edildigi goruliir. Kara 
Mustafa Pasa'nin Dariilkurra ve Dariilhadisi (XIX. yuzyil basi), Numaniye 
(1801), Merdiye (1827), Semhiye (1852), Sidldyye (1876), Mahmudiye 
(1891) Medreseleri Kastamonu'nun egitim ve kultur hayatrndaki yerlerini 



89 



bu yiizyil i9ersinde alirlar. Tarikat yapilan insaatlannda da bir canlaruna 
goruliir. Ahmet Dede Tekkesi 1860 yilinda yenilenir, Yilanli Tekkesi 
ge9irdigi yanginin ardindan 1856'da, §eyh §aban-i Veli Tekkesi 1871'de 
onanlirlar. 

Bu donemde buyiik han, hamam ve benzeri yapilar insa ediknez. 
Halk kendi ekonomik giiciiyle veya vakif kaynaklanyla dini, ticari, egitim 
ama?li, miitevazi boyutlu binalar yaptinnaya yonelir. Ote yandan, tiftik, 
kendir, urgan ticaretiyle ugrasan Kastamonulular, Inebolu sosesi yoluyla 
Istanbul ile ticaretin canlaninasi sayesinde kazandiklan paralarla, gorkemli 
olduklan soylenebilecek boyutta konaklar yaptirirlar. 

1806, 1810 yillan mahalle sayimlan, XVIII. yiizyil ortalannda 
verilen mahalle adlanni tekrarlamakta olup, mahalle sayisinda her hangi 
bir artis goriilmez. Bu veriler kentin buyiimedigini, belki de aym alan 
i9ersinde yogunlastigmi diisiindiiriir. Buna ragmen 1850'lerden sonra 
tarihi sehir, kuzey ve giineydeki son sinirlanna ulasmis, buralardaki bah9e 
ve agafhklar konut alanlanna doniismeye baslamistir. Bu donemde kentin 
zaman zaman su sikintisi 9ektigi bilinmektedir. Eski kaynaklardan baska, 
bir siiredir Kavacik Koyu, Sulucaoz Deresi gibi yeni kaynaklardan 
kanallarla su getirilmektedir. 

XIX. yiizyilda kenti ziyaret eden seyyahlann tasvirleri 
Kastamonu'nun liziksel yapisi baknnindan aydinlaticidrr. Bu gezginlerden 
ilki olan Bore 1840'da kentte 30 kadar cami, hamam ve kervansarayin 
bulundugunu belirtmektedir. Bore 'ye gore dar ve dolamba9li yollarda 
dizili evler, halkin yoksulluk ve sikintisim a9iga vunnaktadir. Bore'den 
kisa bir siire sonra Kastamonu'ya gelen Ainsworth, 1842'de kentte 36 
minare, 24 hamam bulundugunu, 6 tane de dergah saydigini yazmaktadir. 
Kastamonu'nun evleri ve sokaklan konusunda Ainsworth'un Bore ile aym 
dusiincede oldugu anlasiliyor. 1884 yilinda kentin tabakhaneler, iplik9iler, 
boyahaneler, ve balujelerle 9evrili oldugunu yazan Reclus'un ardindan, 
istatistiki bilgiler veren §emseddin Sami, kentte 1896 yilinda 63 cami ve 



90 



mescid, 2 kilise, 17 medrese, 4 kiituphane, 12 tekke, tiirbe ve ziyaretgah, 
1919 diikkan ve magaza, 45 han, 15 hamam, 2 iinaret, bedesten, 28 firm, 3 
su deginneni, 90k sayida tabakhane, kiremithane, 12 koprii bulundugunu 
yazar. §. Sami ile yaklasik aym rakamlan siralayan Cuinet, ek olarak 112 
9esme, 4 havuz, 3487 ev, 30 kahvehanenin varligini kaydeder. 

XIX. yiizyilin basrndan itibaren Kastamonu'da geleneksel imar 
9izgisinin disinda bir faaliyet goze 9arpar. XVIII. yiizyilda baslayan 
Batililasma 9abalanyla birlikte Bati kokenli idari, adli, askeri, egitiin ve 
diger kamuya yonelik hizmet kurumlannin Osmanli sehir ve toplum 
hayatina katilimimn beraberinde Bati kokenli mimari plan 96zumleri ve 
bi9im getirdigi bilininektedir. Geleneksel Osmanli mimari kaliplan disina 
tasan bu tiir yapilar ilk uygulama alanlarrni dogal olarak once baskentte 
bulmuslar, ardindan Imparatorlugun dort bir yanina niifuz etmislerdir. Ilk 
once askeri tesisler, ardindan devletin yonetim mekanizmalanndaki 
degisime paralel olarak yonetim binalan, pesinden modern egitiin ve diger 
kamu yapilan Anadolu'nun irili ufakli pek 90k kentiyle birlikte 
Kastamonu'da da goriilur. Ekonomik giiciin artisiyla beraber, bu 
etkenlerin de katkisiyla insaat faaliyetleri canlanir ve yiizyilin ortasrndan 
itibaren gittik9e artan bir hizla onemli kamu yapilan ger9eklestirilir. Bu 
donemi, Bati kaynakli kurumlann iilke yasamina katilnni olgusunun 
etkiledigi ve bi9imlendirdigi anlasilmaktadir. Bu 9er9evede, 
Kastamonu'da insa ettirilen ilk yapilar, diizene sokulmaya 9alisilan ordu 
i9in yaptinlan kislalar olur (1802 ve 1838). Sonraki yillarda Islahhane 
(1868), Mekteb-i Idadi (1886), Mekteb-i Sanayi (1887) gibi egitiin 
yapilan; Hukiimet Dairesi (1901), Belediye Dairesi (1924), Matbaa (1868) 
gibi kamu yapilan Kastamonu 'nun sehir goriinumunde Bati kaynakli 
mimari ogeler olarak yerlerini alirlar. Seyyahlar ve diger kaynaklardan 
elde edilen bilgiler, Kastamonu'nun Anadolu geneli i9ersinde olduk9a 
gelismis bir sehir hayatina sahip oldugunu gostennektedir. Artik bu hayat 



91 



tarzi, hem geleneksel hem de modern sehre ait kurumlarla desteklenen bir 
yasam bi9imidir. 

Ahmet Gokhan Ozcinar 'Kastamonu Mekteb-i Idadisi Restorasyon 
Projesi Onerisi' isimli tez calismasinda, donemin mimari anlayisindaki 
degisimi soyle anlatir. "Tanzimat doneminin kente getirdigi yenilik 
aydinlanmanin curetkar rasyonalitesidir. Kutsal sehir laiklesmistir. 
Mezarhklar, turbeler, tekkeler. Bir zamanlar sehir bunlara gore 
olusuyorken 19. yuzyilda sehir onlara ragmen biiyiir. Acilacak caddeler, 
genisleyecek sokaklar ugruna bu kutsal yapilar in yikilmasinda bir sakinca 
gorulmez. Siyasal iktidar tarafindan sokak genisliklerine gosterilen ozen 
cami, hamam gibi klasik devir Osmanh sehirlerinin temel yapilarinin 
yanina okul ve hukumet konagi gibi yenilerinin eklenmesi Osmanh siyasal 
iktidarimn ideal sehrinin gostergeleri sayilabilir. 

Caddeler ve sokaklar 19. Ytizyil Osmanh valilerinin gundeminde 
birinci siradadirlar. Carsi He iliskili ticari mahal her neyse liman ya da 
istasyon mumkunse tramvay He birbirine baglanir, sehrin ortasina duz ve 
genis bir cadde acihr, mahalleler arasinda ve mahaller He carsiyi 
birbirine baglayacak yollar acihr , sehir ici ulasim kolaylastirihr. Midhat 
Pasa valilik yaptigi vilayetlerin cogunda sehir yasaminin canlanmasi icin 
ayni formula uygulamishr. Ayni formal bir cok sehirde bir cok Osmanh 
valisi tarafindan uygulanmistir. Yogun olarak 19. yuzyihn son ceyreginde 
yayinlanmaya baslayan salnamelerde de valilerin hizmetleri arasinda 
mutlaka acilan caddeler, genisletilen sokaklar vardir. Surlarin iqine 
sikismis sehirleri genis sokaklarla feraha kavusturmak isteyen siyasal 
iktidar batiya giden yolu duz ve genis caddeler de aramaktadir. Caddelerin 
gorunumu kadar evlerin de gorunumleri sehir manzarasi iqin onemli hale 
gelmis, bir qok sehirde evlerin kerpiq yerine tastan yapilmasi, damlarin da 
toprak yerine kiremitle ortulmesi iqin halk valiler tarafindan tesvik 
edilmistir. " 

Bununla birlikte, "1893 ile 1903 yillan arasini ele alan "Cumhuriyet 
Oncesinde Kastamonu 'nun Idari Nufus ve Etnik Yapisi" isimli tez 
cahsmasinda Burhan §ahin ise, sehrin geri kalmisligi ile ilgili soyle 
degerlendinnede bulunur. "..qokuntude idari istikrarsizhgin da rolti 
gorulmektedir...64 yilhk zaman zarfinda Kastamonu 'da 44 vali gorev 



92 



yapmistir. Bunlarin icinde sadece 23 gtin gorevde kalanlar bile vardir. 44 
validen 12 'si enfazla 6 ay, 9 'u enfazla 1 yd, yine 9 'u da enfazla 1,5 yd 
gorevde kalabilmistir ...Bu durumda 64 yilhk zaman zarfinda her vali, 
ortalama 1,5 yddan daha az gorevde kalmis olmaktadir. §tiphesiz bu 
durum, Imparatorlugun ayni donemdeki genel idari istikrarsizhginin 
Kastamonu Vilayet Idaresine bir yansimasidir" 

'19. yuzyilin ikinci yansinda Kastamonu 'nun Sosyal ve Ekonomik 
Durumu' isimli tez 9alismasinda Omer Faruk Yozkatli, biiyiik yanginlann 
sehirdeki kentlesme uzerindeki etkisini soyle anlatir. "XIX. yuzyilda 
Osmanh Kentlerindeki yapisal donusumun onemli etkenlerinden biri de 
yanginlardir. Ahsap binalardan meydana gelen kentierde cikan yanginlar 
kentlerin cehresini degistirebiliyordu. Bu gibi durumlar ayni zamanda 
kentlerin yeni cikanlan ebniye kanunlarina gore restorasyonuna ve 
insasina olanak saghyordu. 

Kastamonu XIX. yuzyilin ikinci yansinda tie onemli yangin 
gecirmistir. Bu yanginlardan ilki ve en hasarh olani 1855 yihnin subat 
ayinda olamdir. Kastamonu 'da Muytab Basi diye bilinen mahalde 
baslayan yangin, dukkanlarin ahsap malzemeden ve birbirine yakin 
yapilmis olmasi nedeniyle etki alanini artirmistir. Bu yanginda carsida 
mevcut olan 1585 dukkandan 1232 tanesi kismen veya tamamen yanmistir. 

Bu biiyiik yangindan sonra sehrin yanan kisimlari nizamina uygun 
olarak insa edilmeye baslanmistir. §ehri yeniden insa asamasinda 
sokaklarin genis ve duzenli yapilmasi istenmis ve bu istegin tatbikat 
alanina konulmasi amaciyla sehrin yanan kisimlarinin bir haritasini 
yapmak uzere mimar muhendis Esref Efendi 1000 gurus maasla 
gorevlendirilmistir. Aynca Esref Efendi 'ye tig ay stire tamnmistir. 

§ehrin yanan kisimlarinin yeniden insasi stirecinde maddi 
zorluklann yasandigi gortilmektedir. §ehirde nefer ve tulumbaci sayisimn 
azhgi dolayisiyla gorevlendirilen amele ve neferlere maas tahsisinin, 
Taskoprti ntifus mukayyidligindeki memurlarin maaslarindan kesintiye 
gidilerek yapilmasi bu yarginin aqikbir gostergesidir. 

Kastamonu kent dokusunu dontistime ugratan ikinci yangin 1877 
yihnin sonlarina dogru cikmistir. Bu yanginda 58 ev, 1 cami, 1 tahil 
deposu, 1 sibyan mektebi, 1 medrese ve belediye dairesi yanmistir. 



93 



1883 yihnda cikan yanginda ise hapishane binasiyla hukumet 
dairesi binasi yanmistir. Buyapilar daha sonra yeniden insa edilmistir. 
Yanginlar kent dokusunu degistirmekle birlikte Osmanh Devlet 
adamlarina kente diizen verme konusunda imkan saglamistir. Ozellikle 
1855 yihnda cikan buyuk yangindan sonra sehirde daha kahci bir kent 
dokusu ortaya cikarmak amaciyla dtikkan ve hanelerin kargir olarak 
yapilmasi istenmistir. Fakat Kastamonu halkimn bu donemde kargir bina 
yapacak kadar ekonomik gtice sahip olmadigi, ahsap bina yapimina da 
ruhsat verilmedigi icin halkin sefalet icinde kaldigi kayitlardan 
anlasilmaktadir. " 



Donemin isimlerinden Ibrahim Bey Kadiri seyhlerinden fazilet 
sahibi bir zat olup Cecelizade §6hretiyle bilinir. 1845 tarihinde memleketi 
olan Kastamonu'da irtihal ederek Ismail Bey Kiilliyesi haziresine 
defnedilir. Akaidden Cecelizade namiyle bir manzumesi oldugu gibi §ehr- 
i Vasiyyetname-i Iinam-i Azam feraizii'l Lal-i li sehr-i name-i Miiteali 
isimlerinde matbu eserleri de vardir. Manzume-i Cecelizade(Akaid) nin 
Kastamonu II Halk Kutiiphanesinde dokuz adet el yazmasi niishasi vardir. 



Kastamonunun Tosya il9esinde Kargi Mahallesi Havuzalti Sokakta 
29 numarada yer alan tiirbede Naksibendi Tarikatinin Halidiyye kolu seyhi 
Haci Mehmed Efendi ile Naksibendi dervislerinden bazilan medfun 
bulunmaktadir. 

Tosya niifus kiitiigiindeki kayitlara gore §eyh Mehmet Efendinin 
dogmn tarihi hicri 1786'dir. Torunu Haci Asnn Efendi'den alinan 
bilgiden, olum tarihinin de 1864 olmasi gerektigi sonucu 9ikar. Zira Haci 
Mehmet Efendi oldugunde oglu Abdiilgafur Efendi bes yasindadir. 
Abdiilgafur Efendi 1859 dogumlu olduguna gore §eyh Haci Mehmet 
Efendi'nin oliim tarihi 1864'dir. 

Tiirbeye Abdiilgafur Turbesi denihnesi, Haci Mehmet Efendi'nin 
oglu Abdulgafur'un da ayni yerde ve babasimn yaninda gomulii 
olmasrndan dolayidir. Tiirbe evlerin arasinda olduk9a genis bir baluje 



94 



itjinde yer alir. A9ik bir mezarhk halinde olup, §eyh Haci Mehinet Efendi 
ailesinden bazi zatlar ile Naksibendi dervislerinden bazilan da burada 
yatmaktadir. Turbenin bakimi ile halen Abdiilgafur Efendi'nin torunu 
Haci Asim Efendi, torunu Haci Mehinet Efendi ve torununun oglu 
Nurettin Kale mesgul oknaktadir. Bu zatlarin soyledigine gore Abdiilgafur 
Tiirbesi, bundan kirk sene oncesine kadar 90k genis bir bah9e i9inde idi. 
Agacik sokagrndan itibaren Havuzalti Sokagma kadar olan bah9e, mescid, 
havuz ve tiirbe diizeninde bir plana sahipti. 

§eyh Haci Mehinet Efendi'den kalma pek degerli kitaplar 
bulundugu anlatihr. Bunlar arasinda ozellikle §eyh Mehinet Efendi'nin 
kendisine ait el yazmasi 90k giizel bir Kur'an tefsiri buluninaktadir. Iki 
ciltlik bu 90k degerli tefsir "Vakif ' adini tasunakta olup halen bir cildi 
Abdiilgafur Efendi'nin ogullarrndadir. 



1777 senesinde Kastamonu'nun Kirlojesme mahallesi Ahmed Dede 
Caddesindeki evde diinyaya gelen Ahmed Siyahi'nin babasi, Sadiyye 
tarikati dervislerinden Demirci Ahmed Efendidir. Ahmed Siyahi 
hazretleri Halid-i Bagdadi hazretlerinin son halifesidir. Ahmed Siyahi, 
basina devamh siyah sank sardigi i9in Mevlana Halid-i Bagdadi 
tarafindan kendisine "Siyahi" lakabi verilir. Ahmed Siyahi Efendi; 
Merdoglu Medresesi'nde uzun yillar ders verir ve talebe yetistirir. 1860'ta 
vakfiye diizenlenir ve tekke yenilenir. Seyyid efendi 90k comert ve emin 
bir kimse olup, sehre 9ikinca atiyla gezennis. Hayir sahipleri de onun 
heybesine 9esitli hediyeler, hayirlar birakirlannis. O da onlan hi9 kontrol 
etmeden yolu iizerinde siraya dizihnis olan fakirlere dagitinnis. Ahmet 
SiyahTnin oliimiinde biitiin Kastamonulular, hatta Hiristiyanlar bile cenaze 
merasiinine katilir. O yillarda Kastamonu'ya tayin edilen valilerin makama 
oturmadan once Siyahryi ziyaret ederek, duasrni ahp sonra vazifelerine 
basladiklan anlatihr. 



95 



1814-1876 yillan arasinda yasamis olan Sirth Hoca'nin kabri 
Miifessir Alaeddin Turbesi i9inde yer almaktadir. Kastamonu'da bir 90k 
fazilet sahibi kimseyi halka-i tedrisinde yetistirerek muteaddid defalar 
icazet vermeye muvaffak olan Hoca Senai Efendi aslen Kastamonu 'ya 
bagli Ara9 kazasinin Sart-Igdir nahiyesine bagli Rebati koyundendir. 1230 
sene-i hicriyesinde diinyaya gelir. Tahsil 9agina gelince heves ve istidadi 
sebebiyle koyiine bir 9eyrek mesafede Ugru divanindaki mektebe devam 
ederek Kur'an-i Keriin taliin eder. Pederi Bekir Aga bilginin kiyinetini 
takdir etmeyerek oglunun kendi islerine yardun etmesini istediginden 
tahsiline miisaade etmez ise de bir muddet sonra vefati sebebiyle, Senai 
tekrar tahsile yonelerek koyunii terk ile sehre, Kastamonu 'ya gelir. 

Nasrullah Camii serili yaninda Mahinudiye Medresesi muderrisi 
Zileli Hoca Efendi'ye muracaat ederek talebelige kabulunii ister ve hatta 
U9 dort gun medrese kapisinda muderrise intizar ile tekrar tekrar ricada 
bulunur. Tahsile fevkalade heveskar olan bu genci Zileli Hoca kabulunde 
tereddiit gosterse de bilahare ulemadan Kara Kadi sohretiyle anilan bir 
zatin, hayrrhahligi eseri, tahsilinin bir kismini Zileli Hoca'nin talebesi Ali 
Molla'dan alir. Dikkat ve zekasi ile hocasinrn muhabbetini 9ektiginden 
onun tavsiyesi ile Istanbul'da meshur Deli Emin Efendi'den icazet akms 
olan Numaniyye miiderrisi Hoca Abdullah Efendi'nin halka-i tedrisine 
dahil olur. Bu zatin vefatim miiteakip ulemadan Keskin Efendi'den ders 
goriir. Ondan sonra bir miiddet Safranbolu'da oturan Kurt Hoca'dan ilm-i 
feraizi, Kara Kadizade'den ilm-i tefsiri, Hoca Mesut Efendi'den de ilm-i 
hadisi ikmal-i feyz ile icazetname ahr. 

Senai Ali Efendi, bu siralarda Horasanli §eyh Abdulvahid isminde 
bir zat Kastamonu 'ya gelmis oldugundan, ondan da usul-i Naksibendi 
iizerine faydalanarak hilafet alir ve bilahare bir hayli zevat bu tarik iizere 
kendilerinden ahz-i irfan ederler. 

Hoca Ali Efendi, artik zamanrni tetkik ve tedrise hasreder. Fazl u 
kemalinden pek 90k zevat istifade eyler. Dort defa ulum-i aliyeden icazet 



96 



vermeye muvaffak olan Hoca Ali Efendi, besinci defa derse basladigmda 
artik uzun miiddet tedrisata kendisini vermesi dolayisiyla viicudunun 
yipraninasi neticesinde derslerini tamamlamaya muvaffak olamaz. 
Akaidden kabir azabi bahsinde kalir. Bilahare ayni donemde yasamis olan 
sohret sahibi alimlerden Seyyid Ahmed Hicabi Efendi kalan kismi 
tamamlar. Hocanin son zamanlannda dersinde kirk kadar talebesi vardir. 
Hoca Ali Senai Efendi 'nin irtihali, yuksek ilim sahiplerini ve biitiin 
Kastamonu halkim derinden yaralar. O ilim ve irfani, giizel ahlaki, zerafet, 
sehavet ve nezaketi ile herkesi kendisinden hosnut birakmistir. Her simf 
halk ona hiinnet etmeyi bir vecibe telakki etmistir. Ali Efendi'nin 
vefatrndan fevkalade miiteessir olan Kastamonu sairlerinden Edibe Hanim 
asagidaki mersiye ile uzuntiilerini dile getirir. 

Ey hame haber ver bize o[ sijzi§-eserden 
Erbab-i muhabbetyaka canlar bu §ererden 
Qaylar gibi ya§[ar dokeler dide- i terden 
Qaylar gibi ya§[ar dokeler dide- i terden 

Ali Senai Efendi'nin yetistirdigi pek 90k talebe arasindan Tosya'dan 
Haci Hasan, Daday'dan Huseyin, vilayet merkezinden Evliya Q6rek9izade 
ve kendi oglu Haci Mehmed, Ayvali'dan Ismail, Eflani'den Yakupzade 
Efendi'lere icazet verir. 

Senai Ali Efendi 1272 senesinde insa ettirdigi medresesine bir de 
kargir kiitiiphane ilave etmis ve biitiin kitaplanni oraya vakfetmistir. Giizel 
bir hat ile yazili Buhari-i §erif, Diirer adh eserler bu kutuphanededir. 

Senai Ali Efendi sabir sahibi ve vatanperver bir kimse idi. At ve 
silah merakhsi oldugundan tatil giinleri talebesine Kastamonu disinda Ok 
Meydani'nda nisan talimi yaptirrr. Ruslann Sinop'u bombardnnam 
esnasinda Hoca 90gu talebesi olmak iizere 100 kisilik bir kuvvet ile 
goniillii olarak Sinop'a gider. 

Herkesin saygisini kazanmis oldugundan pek 90k zevat 
meclislerinde bulunarak onu konulara hakim mutalaalan ve 
nasihatlerinden faydalamrlardi. 



97 



Hoca'nin Haci Mehined ve Abdurrahman isminde iki oglu olup 
Haci Mehmet Efendi pederinden icazetname almi§ ve 1321 senesi 
Cemaziyelahirde vefatina kadar pederinin medresesinde ogretimde 
bulunarak iki defa icazet vermi^tir. Senai Ali Efendi'nin torunu ve Haci 
Mehmet Efendi'nin oglu olan Darii'l hilafetu'l aliyye sabik 
miiderrislerinden Hoca Ziihtii Efendi de Semhiyye medresesi'nde gorev 
yapmi^tir. 



Seyh Hafiz Mehmed Efendi'nin tiirbesi Kastamonu Bey9elebi 
Mahallesi'nin Sati Kahya Sokagmdaki Molla Said Camii'nin harimi 
dahilinde ve kible tarafindadir. Molla Said Efendi'nin oglu olan §eyh 
Hafiz Mehmed Efendi, Ahmet Pa§a tarafindan caminin imam ve 
hatipligine tayin edilir. Aym zamanda Rufai dergahina §eyh ve vakfa 
miitevelli olarak kendisine gunliik dort ak9a maa§ tahsis edilmi§, 
vefatindan sonra da evladinin miitevelli olmasi kayda baglanmi^tir. 1818 
tarihli beratla §eyhligi tasdik edilen Mehmet Efendi 1878 yilinda vefat 
etmi^tir. 

Arazi meyilli oldugundan, tiirbe, aslinda toprak zemininde 
olmasina ragmen caminin ikinci kati seviyesindedir. Duvarlan moloz 
tartan har9la yapilmi§, tavani ah§ap ve 9atisi cami ile birlikte kiremitle 
6rtulmu§tur. Kapisi camiye a9ilmaktadir. Caminin kible duvan boyunca 
uzanan tiirbede alti adet ah§ap sanduka vardir. Bunlardan U9unun kime ait 
oldugu bilinmiyor. Diger U9iinun ise biti^ik camide Rufai tarikati iizere 
ir§ad hizmeti veren §eyh Seyyid Ahmet Efendi ile babasi ve karde^ine 
aittir. 



Ahmed Hicabi, Seyyid Ahmed Siyahi Hazretleri'nin oglu olarak 
1826 senesinde diinyaya gelir. Abdulfettah Akri Efendi, onun ula§mi§ 
oldugu ilim ve irfana bakarak, Ahmed Siyahi hazretlerinin verdigi 
icazetname iizerine kendisi de bir icazetname yazar. Ahmed Hicabi 



98 



Hazretleri'nin seyahatleri ekseriya ruhaniyetlerinden istifade edilecek, 
feyz alinacak miibarek zatlann turbelerinin bulundugu mahallere olurdu. 
1878 senesinde babasinin turbesinin bah9esi i9erisinde bir kutiiphane ile 
ona bitisik bir dershane yaptinr. Onun, yaz ve kis Nasrullah Camii 
serilinde sabah namazim eda eyledikten sonra civarda bulunan 
medreselerde din ve fen ilimleri ile mesgul oldugu anlatilir. 1889 
senesinde vefat ettiginde pederinin tiirbesine defnolunur. 



Ibrahim §evki Efendi Bolu'da diinyaya gelmistir. Babasi Mehinet 
Efendi'dir. Ilk tahsilinden sonra Bolu'da medrese tahsilini de ikinal edip 
ulema camiasina dahil olmustur. Bolu muftusii Sibgatullah Efendi'den 
ozel ders okuyup icazet almistir. §air ruhlu oldugu i9in daha medrese 
tahsili sirasrnda yazdigi siirlerle dikkatleri uzerine 9ekmisti. Son derecede 
zeki ve saglam tahsil gonnus oldugundan henuz gen9 yasta halka vaaz ve 
nasihat venneye baslamisti. Okudugu tasavvuli kitaplar ve goriistugii 
seyhlerden etkilenerek tasavvufa karsi i9inde kuvvetli bir arzu ve heves 
duyarak §abaniyye seyhlerinden Mudurnulu Halil Rahini Efendiye intisab 
etmis, bu zatin vefati uzerine de aym yerde irsad eden Ibrahim Hihni 
Efendiye muracaat ederek onun terbiyesi altrnda Batini egitimini 
tamamlayip seyhlik icazeti ahmstir. Bolu 'nun Soku koyiinde irsada 
baslayan §evki Efendiye Lala §ahin Pasa Vakfindan seyhlik vazifesi i9in 
araziler tahsis edilmistir. Bu sirada Kastamonu'da Hz. Pir Tekkesi §eyhi 
Said Efendi 'nin vefati ve oglu Mehinet Ataullah Efendi'nin resit ohnamasi 
uzerine seyhlik makamina alim ve layik bir zatin vekaleten getirihnesi 
icap eder. Bunun i9in zamanin Kastamonu Valisi Abdurrahman Pasa 'dan 
ise el koymasi rica edilir. Abdurrahman Pasa memleketin ilim adamlanyla 
yakindan temas halinde ve daima ilgili bulundugu i9in bir 90gunu 90k iyi 
tarumaktadir. Babasi Kiitahyali Haci Ali Pasa ve kendisi de §abaniye 
tarikati mensubu oldugundan ozellikle bu tarikat seyhleriyle iinsiyeti 
fazladir. Cuma namazim her hafta Hz. Pir Camii'nde kilmakta, miibarek 



99 



geceleri de orada ibadetle ge9irmektedir. Bolu sancagi o donemde 
Kastamonu vilayetine bagli bulundugundan sik sik tefti§ i9in gittigi bu 
bolgedeki seyhler ve ilim adamlanyla da goriismeler yapmaktadir. ibrahim 
§evki Efendi ile tamsmasi da boyle bir ziyaret sirasinda vuku bulmustu. 
Bolunun tarunmis simalan pasayi ziyaret etmisler, fakat sohretini 
duydugundan dolayi tamsmak istedigi §evki Efendi gelenler arasinda 
bulunmamistir. 

Abdurrahman Pasa mutlaka goriismek istedigi bu aliinin ziyaretine 
kendisi gitmis, uzun uzadiya goriismus, akli ve nakli ilimlerde uzman, 
tasawuf mesleginin biitiin inceliklerine vakif olduguna kanaat getirdikten 
sonra kendisine miirid olmak istedigini bildinnistir. §evki Efendi ise 
kendisinin henuz irsada yetkili oknadigiru belirtip Pasaya kendi seyhi 
Mudurnulu Halil Rahini Efendiye gitmesini tavsiye etmistir. Bunun 
uzerine Abdurrahman Pasa Mudurnu'ya giderek Halil Rahini Efendiye 
biat edip gerekli egitim surecinden sonra icazet ahnistir. O siralarda Halil 
Rahmi Efendi hayatrnin son gunlerini yasadigrndan bahsederek kendisine 
vefatrndan sonra her tiirlii problem icin ibrahim §evki Efendi ile 
gorusmelerini tenbih eder. 

Iste Abdurrrahman Pasa'nin §abaniyye tarikatrna girisi ve Ibrahim 
§evki Efendi ile tamsmasi bu sekilde baslamistrr. Abdurrahman Pasa bos 
bulunan §aban-i Veli Tekkesi seyhligi i9in en uygun zatin pirdasi Ibrahim 
§evki Efendi oldugunu diisiinerek kendisini hem seccadeye otunnak hem 
de ku?uk olan Mehmet Ataullah Efendi 'yi yetistinnek iizere 
Kastamonu 'ya davet eder. Davetin kabul gonnesi uzerine ibrahim §evki 
Efendi 1890 tarihli karar geregince giinliik on bir ak9e iicretle seyhlik 
gore vine atanir. Pasa Ibrahim Efendiyi Ara9'ta karsilar ve beraberce 
dergaha gelirler. 

§evki Efendi'nin Hz. Pir postuna oturacagini daha onceden haber 
ahms olan Kastamonu ulemasi Miiftii Emin Efendinin baskanliginda 
toplanmis ve i9lerinden birisinin degil de Bolu'dan ibrahim §evki 



100 



Efendinin seyhlige getirihnesi karsisinda duyduklan rahatsrzligm tesiriyle 
dergaha gelip goriisme talep etmislerdir. 

Goriismede miiftu Efendi soze baslayip Abdurrahman Papaya 
hitaben sunlari soyler. 

-Miisaade edin liitfen Pasa! Ben bu beldenin muftiisu oldukca soz 
bendedir. Memleketin alimleri benimle beraberdir. Sen kansma da su 
dervisle ayiklayalim pirincin tasini. 
Sonra ibrahim §evki Efendiye donerek soze devam eder: 
-Bana bak dervis! Sen ne diye geldin buraya? 

Git dediler, ?iktim yola. . .gel! Dediler, geldim. 
-Git diyen kim, gel diyen kim? Her ne ise olan olmus. Amma sen bu pirin 
seccadesine layik bir alim misin ki? 

-Hasa! Ben §aban-i Veli'nin kapisinda kul degil kopek bile olamam. 
-Peki oyle ise ne diye geldin? 

-'Emir Edebin Ustundedir'. Pasa Hazretleri ben fakiri vekaletle istemisler, 
§eyhulislamlik makarm da uygun goriip git demis. Layik oldugum i9in 
degil, emr olundugum i9in geldim Miiftii Efendi! 

-Gelmenin gitmesi de vardir. Once sen buraya layik misin, degil misin, 
bunu anlamak lazim. §imdi sana alimlerden bazilan ii9er sual soracak. 
Eger bunlann cevabini verebilirsen burada kalirsin, yoksa gidersin. Haydi 
sen Atabey muderrisi Kelesoglu! Sor suallerini. 

§eyh Ibrahim §evki Efendi hemen iki diz iistiine gelerek soze girer. 
-Miiftii Efendi! H19 biriniz sual soracagnn diye zahmet etmeyiniz. Ben 
sual soracaklan da suallerini de biliyorum. Atabey muderrisi Kelesoglu 
Mehmet Efendi biri usiilden, biri akaidden, biri de fikihtan olmak iizere U9 
sual hazirladi. Onlan hazirlarken de su su kitaplara miiracaat etti. 
Cevaplan sudur. Numaniyye Muderrisi Hoca Efendi suallerini su su 
kitaplardan hazirladi. Fakat su anda bana sormaktan 9ekiniyor. Kendisini 
takdir ederim. Edepli davraniyor. Zati alinize gelince..siz de U9 sual 



101 



hazirladiniz. Qok arayip taradiniz, 90k yoruldunuz. Cevap vermeye bile 
degmez. Talebe isi, hoca i§i bile degil. Iste sualleriniz, iste cevaplariniz. 

Bu sozler iizerine Muftii Efendi hocalara donerek haykirdi: 
-Arkadaslar! Bu adam dervis degil, seyh degil.. bir veli...Bu bir 
derya. ..Bana bakin! §evki Efendi 'ye kanaat bi9en, hatirina dokunan 
olursa karsisrnda beni bulur bundan sonra. 

Ve imtihan i9in giden ulema teker teker Ibrahim §evki Efendiden 
oziir dileyip saygilanni izhar ederler. Kalabalik bir alim grubu tarafindan 
ger9eklestirilen ve o gunden beri anlatilan bu gorusme, Ibrahim §evki 
Efendinin ilmi, edebi ve vakan ile §aban-i Veli makamina ger9ekten layik 
oldugunu gostermesi bakimindan muhimdir. 



XX. yiizyil 



1868 yilindan itibaren Islahhane olarak kullanilan ve 1880'de 
oturulamayacak hale gelen piyade kislasi ve siivarilere ait diger kislanrn 
harap durumlarinin 1888 yihnda devam ettigi bilinmektedir. Her iki kisla 
uzun sure onanlamamis, Balkan Harbi esnasinda sehre gelen askerler 
medrese ve camilerde konaklamak zorunda kalmistir. Bu sebeple 
kislalann tamiri i9in vilayet ileri gelenlerince komisyon kurularak 
toplanan yardiinlarla once piyade kislasirun insaatina baslaruhr. Ote 
yandan Merkez komutam Refik Bey, kent merkezinden kislaya ulasmak 
i9in Qengeller Kopriisu'nden baslayip Ismail Bey Mahallesi'nden ge9en 
ve bu gun de kullanilan yeni bir yolu bini askin asker ile a9tinr. 

1916 yihnda padisahin cuius gunii olan nisan ayinrn on dordiincu 
gunii, saat yedide iki seneye yakin zamandir insaati siiren kislanrn onunde 



102 



toplamlir ve Hafiz Bahaeddin Efendi'nin mevlid-i serif okumasryla a9ilisi 
yapilir. 

Rum Patrikhanesinin Kastamonu'da mektep ve metropolithane 
yaptirma istegine irade-i seniyye ile 1895 yilinda izin verilir. Bu mektep, 
eski Rum Mektebinin bulundugu arsaya bir miktar daha yer katilarak 
kuzey bolumu dort giiney bolumu U9 kat olarak insa edilir. Mektep 
Cumhuriyetin ilanimn ardindan uzun sure Vakiflar Ogrenci Yurdu olarak 
kullanilir. 

Kastamonu'nun 1924 yilindaki ve gunumuzdeki sinirlan 
karsilastinldigmda, kentin birkac kati biiyiidugu anlasilmaktadir. Bu 
buyume, Kastamonu'nun konumlandigi vadinin gelismeye elverisli kuzey 
giiney dogrultusundaki iki ucunda olurken, kentin dogu ve batida 
yamaclar ile sinirlandinlmasi bu yonlerdeki gelismeye imkan vennemis, 
ozellikle bati yonde kayda deger bir yapilasma ger9ekle§memistir. 

Tarihsel alanlardaki degisim 9er9evesinde, Kastamonu'nun yol ve 
konut alani genel duzeninde eskiyle koklii bir farklilasma yasanmaz. Bazi 
9ikmaz sokaklann yakinlanndaki baska sokaklarla baglantilannin 
kurulmasi ve birka9 meydamn olusturulmasi disrnda tarihi doku kendini 
halen korumaktadir. Tarihi konutlann yiktinlip arsalan iizerine taban alani 
daha biiyiik ve daha yuksek bina insa edihnesi bi9iminde kendini gosteren 
degisim ise sehirdeki en olumsuz gelismedir. 

Bati kokenli meydan kavramimn Cumhuriyet sonrasi sehircilik 
anlayisi i9ersinde yer edinmesinin sonucu olarak, Kastamonu'da ticaretin 
yogun oldugu bolgenin merkezinde yer alan Nasrullah Camisi'nin kuzeyi 
ile, kamu yapilarrnin etrafinda yogunlastigi Hukiimet dairesinin 
batisindaki yapi adalannrn tahrip edilerek kentin bugunku iki onemli 
meydaninin olusturuhnasi, 1924 yili sonrasinda kente yapilan en tahripkar 
miidahaleler olarak goze 9arpar. Nasrullah Camii onundeki meydan; 
Samanpazan denilen alan ile cami 9evresindeki medreseler, dukkanlar ve 
diger yapilann ortadan kaldinhnasina sebep olur. Bugiin Atatiirk anitinin 



103 



konumlandigi ikinci meydamn a9iknasi sirasinda Vilayet Matbaasi, I. 
Erkek Muallim Mektebi, Eski Sanayi Mektebi binalannin yikildigi 
bilinmektedir. 

Kastamonu'da degisime ugrayan bir baska bolge, Sinan Bey 
Camisi'nin 9evresi olmustur. Caminin kuzey ve dogusunda bulunan konut 
adalan, muhtemelen 1943 depreminden sonra yiktrnlmis ve arsalan park 
haline getirilmistir. Yine bu 9evrede Sinan Bey Camisi'nin giiney 
batisinda yer alan Bey9elebi Camisi ve par9asi oldugu konut adasi 
bilinineyen bir tarihte yok edilerek arsalan bugiinkii Kuni9ay Caddesi'nin 
altrnda birakilmistir. 

Cumhuriyet doneminde Kastamonu'da 9ikmaz sokaklann ulasnna 
a9ilmasi yoniinde uygulamalar gorulmustiir. Bu miidahalelerin bir ornegi 
Yakup Aga Kulliyesi'nin batisinda ger9eklestirilmistir. Yeni yol adrni 
tasiyan bu sokak, mevcut 9ikmaz sokaklann birbirine baglanmasi 
bi9iminde bir mudahaleyle kuzeyindeki Yukanpazar Yoluna paralel olarak 
olusturulmustur. Ikinci ornek miidahalede ise, Muzaffereddin Camisi- 
Vakif Kopriisii aksrna paralel yeni bir yol; yine mevcut 9ikmaz sokaklann 
birlestirilmesi ve konut adalannin par9alanmasi anlayisiyla trafige 
a9ilmistir. Bu miidahalelerin disinda; Belediye Dairesi dogusunda 
Kazancilar Camisi'nin oniindeki 9ikmaz sokagin giineyindeki yola 
baglanmasi turiinden 90k sayida ornek bulunmaktadir. 

Mahalle baglaminda bakildiginda 1893 yilrnda 33 olan mahalle 
sayisrnin Cumhuriyet sonrasinda mahallelerin birlestirilmesi ile 14'e 
indirildigi goriilur. 



1814 yilinda Kastamonu Aycilar Mahalle sinde diinyaya gelen ve 
1912 yilinda 98 yasinda vefat eden Mehmed Ziihdii Efendi, Nasrullah 
Kadi Hazretlerinin tiirbesinin i9ine defnedilmistir. 

Buyuk Qelenli Efendi adiyla bilinen Mehmed Zuhdii Efendi 
menkibeleri dillerde dolasan meshur bir din alimi ve kerameti a9ik bir 



104 



velidir. Babasi Qelenlizade Hafiz Mehined Efendi'dir. Kutjuk yasta 
Kur'an-i Kerim'i ezberleyen M. Ziihtii, medreseye intisap ile muntazam 
ve feyizli bir tahsil neticesinde, once viicuh ve takribden sonra da akli ve 
nakli ilimlerden icazet alir, aynca riius imtihamni vererek, dersiam 
riitbesini elde eder. Reisii'l kiittap Miinire Medresesinde ders okutmaya 
baslayan Qelenlizade Nasrullah Camii imamhgim da iizerine alarak her iki 
gorevde araliksiz 60 sene fedakarca 9alisir. Bu miiddet i9ersinde Tecvid, 
Kiraat-i Seb'a ve Asere gibi Kur'an-i Kerimle ilgili iliinler iizerine verdigi 
sarf, nahiv, edebiyat, mantik, usul, fikih, akaid, hadis ve tefsir gibi 
medrese ogretiminden pek 90k ogrenci feyiz ve icazet ahmstir. 

Mehined Ziihdii Efendi zahiri ilimlerde 9evresine ve memlekete 
iliin irfan nesrettikten baska, aym zamanda yasadiklan donemde Ariflerin 
Kufbu olan Kastamonulu Haci Ahmed Siyahi Efendi'den irsada izinli 
olmakla gerek talebenin gerekse halkin i9 varhgini da anndinp 
yiikseltmeye 9alismis, bu sekilde biitiin bir oinur boyunca zahiri ve batini 
feyizli bir irfan kaynagi olmustur. Kastamonu'da seksen seneden beri iliin 
yaymakla mesgul ve kutbii'l arifin §eyh Ahmed Siyahi hazretlerinin 
halifelerinden oknak suretiyle de Bakizade Haci Ahmed Efendi gibi bir 
90k zata icazet venneye muvaffak oknustur. 

Yumusak kalpliligi, al9ak gonulii olusu, comert davranislarryla 
tanrnan Ziihdii Efendi, her zaman Cenab-i Hakk'a hamd ederdi. Onun kirk 
yil boyunca araliksiz, sabah namazlanni gusiil abdestiyle kildirmis oldugu 
anlatihr. 



1860-1922 yillan arasinda yasamis olan Ahmed Mahir Efendi'nin 
babasi Seyyid Hafiz Mehined Said, dedesi Hafiz Mehined Nureddin'dir. 
Bagh bulundugu aile aslen Kastamonulu olup Ballikliefendizade lakabiyla 
tanrninistir. Ahmed Mahir Halidi seyhi ve biiyiik bir alim olan Ahmed 
Hicabi'den icazet alir (1882). Kendisi de ders okutarak bir 90k talebeye 
icazet verir. 1901 'de Istanbul'a giderek Abdurrahman Pasa'nin 



105 



himayesinde Istinaf Mahkemesi iiyeligi ve 9esitli yerlerde hakimlik yapar. 
Bir sure §uray-i Evkaf baskanligmda bulunur. 1908 'den itibaren siyasi 
hayata gecerek Meclis-i Mebusan'da yedi yil, Biiyiik Millet Meclisinin 
ikinci devresinde de iki yil milletvekilligi yapar. Meclis-i Mebusan'da 
bulundugu sirada ge9ici reislik ve birinci reis vekilligi gibi gorevlerde 
bulunur. Emekli olduktan sonra sehremaneti miisavirligine tayin edilir. 
Dariilfunun Ilahiyat Fakultesinde ve Medresetii'l Vaizin'de on uc yil tefsir 
ve kelam okutur. Istanbul payesini, ikinci riitbe Mecidi ve U9iincu riitbe 
Osmani nisanlanni alir. Aynca Sultan Resad tarafindan kiyinetli bir kiirk, 
ferace, 90k degerli bir tesbih ve iki adet saatle odullendirilir. Gorevli 
olarak Medine-i Miinevvere'ye ve Rumeli'ye seyahatler yapar. 4 Eyliil 
1922'de Kastamonu'da vefat eder. 

Ahmed Mahir Efendi kendi doneminde uslubunun guzelligi ve 
hitabetteki iistiin basansiyla dikkati 9ekmistir. 



Saray (Muharrem Efendi) Camiinin giiney dogu kosesinde yan yana 
iki mezar vardir. Bunlardan bakan kisiye gore solda bulunan mezar 
sahidesinde Gobelekzade lakabiyla bilinen ve 1915'te vefat etmis olan 
Naksibendi seyhinin medfun oldugu yazilidir. Sag taraftaki ise Sa'di 
tarikati seyhlerinden Gobelekzade Seyyid Mehined Bahaeddin Efendiye 
aittir. Onun oliim tarihi ise 1924'tiir 



Tosya'da 1934 yilrnda vefat etmis olan Menfi Hoca'nrn tiirbesi 
Sankiz Mezarliginda biiyiik bir 9itlenbik agacimn altindadir. Asil adi Haci 
Ismail olan Menfi Hoca'nrn padisah imami iken Tosyaya siirgiin edildigi, 
kirk sene kaldigi Tosya'da Yeni Cami'nin avlusundaki ku9iik bir kulubede 
yasamis oldugu anlatilir. Oliimune kadar Yeni Cami'nin tamiri, Kale 
Suyunun getirilmesi ve sadrrvan yapmn gibi hizmetleri gorulmustiir. 
Evliyadan bir zat olup a9ik kerametleri dilden dile dolasir. 



106 



Kastamonu il merkezine 30 kin uzakta bir orman koyii olan 
Karamukmolla koyiinde 1850 yilinda diinyaya gelen Kiri$ci Hoca 
Mehmet Efendi, egitimini aliin bir zat olan babasi Mollaoglu Sati'dan 
alrr. 20 yasina gekneden Inebolu'dan deniz yoluyla gittigi Istanbul 'da 
seyhulislamin sordugu biitiin sorulan cevaplarken kendisi tarafindan 
sorulan 119 sorunun seyhiilislam tarafindan cevaplandinlamamis oldugu 
anlatilir. 1937 yilinda vefat eden Kirisiji Hoca Mehinet Efendi'nin turbesi 
kendi koyiinde buluninaktadir. Niifusu 2000 yili sayunina gore 168 olan 
Karamukmolla koyiinde de her yil divan mevlidi yapilir. 



§abaniyye tarikatimn 15. postnisini vefat ettiginde, yerine 9-10 
yaslarrnda bir 90cuk birakir. Kastamonu valisi bu durum iizerine onceden 
tanidigi ve takdir ettigi §eyh ibrahim Efendi'nin dergaha niyabeten 
atanmasini saglar. Bu arada kueiik 90cugun da seyhlik i9in uygun yasa 
gelinceye kadar egitimi ile ilgilenilir. Ataullah Efendi ancak otuz yasina 
geldigi zaman mahkeme karan ile babasindan kendisine kalan makami 
elde eder. Tekkelerin kapatilmasindan sonra gorevine Caminin imami 
olarak devam eden dergahin son seyhi, 1942 yilinda vefat eder ve dergahin 
hazire veya tiirbesine degil, Gumusluce kabristanina defnedilir. 

Ataullah Efendi'nin Omer Fuadi'nin Menakibina zeyl olarak yazmis 
oldugu eser, §abaniyye tarikatimn silsilesini tarn olarak vennektedir. 



Ahmed Ziyaeddin Efendi Kastamonu 'da sadece siradan bir seyh 
olmamis, aydin ve bilgili kisiligine ilaveten bir taknn milli, harsi, vatani 
ve sosyal faaliyetlerin i9inde, hatta basinda bulunmasi balomindan, 
sehirde etkisini hemen hemen herkes iizerinde hissettinnis biridir. 

1864-1946 yillan arasinda yasayan Ahmed Ziyaeddin Efendinin 
Kastamonu Riisdiyesindeki okul arkadaslanndan biri de iinlii biirokrat, 
sair, arastinnaci yazar Sadik Vicdani (1866-1939) dir. Riisdiye'den sonra 
Namazgah Medresesindeki egitimine devam eden Ziya Efendi, o zaman 



107 



miiftii olan A'mazade Mehined Emin Efendi'den 1897 yilinda icazet alir. 
Hocasindan 1892 tarihli bir davet mektubu almis ise de, o tarihte Ziya 
Efendi artik resmen seyhtir ve sehirde ismini duyunnaya baslamistir. Ziya 
Efendi, medrese egitimini, ledunni ilmi tahsil edip seyh olduktan sonra 
tamamlamistir ki, onun hayatinda bu doneminde de ders alinacak hususlar 
bulunmaktadir. 

Ziya Efendinin egitiminde U9iincu salha ledunniyat, ya da marifet 
ilmini tahsil etmek olmustur. Ancak yukanda a9iklanan medrese egitimine 
ara vererek, hayatinin bahannda denecek bir yasta aileden veraseten gelen 
gorevi yerine getinnek i9in onun bu yolu tercih ettigi soylenebilir. 

Bayrami tarikatinin asitanesi hiikmiindeki genel merkezi olan 
Ankara'da Haci Bayram Veli Dergahina bir yil sure ile gelerek bu manevi 
yolda seyr u sulukunii tamamlamis ve gorevlendirildigi Kastamonu'ya 
donmustur (1889). Ilim ve irfani ile meshur oknus Kastamonulu 
Baharzade Feride Hamm'in (1837-1903) Ahmed Ziya Efendinin seyh 
postuna otunnasi iizerine bir tarih manzumesi yazmis oldugu siirin bas 
kismrndaki nottan, Bayrami seyhligi gorevinin bir hayli seneler tatil 
edilmis oldugu ve Ziya Efendi vesilesiyle yeniden ihya edildigi 
anlasihyor. 

Ahmet Ziya Efendi muderrisligi ve daha sonraki yillar Atabey Gazi 
Camii Imam Hatipligi gibi gorevler bir yana, Istibdat ve Mesrutiyet 
devirlerinde arahksiz Idare Meclisi Azaliginda; Mesrutiyet ve Cumhuriyet 
devirlerinde Kizilay, Cocuk Esirgeme ve benzeri hayir muesseselerinin 
aza ve reisliginde bulunur. En buyiik hizmeti Istiklal savasi esnasinda 
goriilur. Ataturk'un Miidafa-i Hukuk Cemiyetini kunnasi iizerine 
Kastamonu'da bes kisiden kurulan Mudafaa-i Hukuk Cemiyetinin 
reisligine se9ilir ve bu cemiyetin Halk Partisine donusmesine kadar 
aralrksiz gorevini siirdiirerek onemli hizmetlerde bulunur. Miidafaa-i 
Hukuk'un Halk Partisine donusumiinde Vilayet Idare Heyeti mutesebbis 
azahgina se9ilir; Istiklal Savasinda gosterdigi fedakarlik ve 



108 



kahramanliktan dolayi Istiklal Madalyasi ile taltif edilir. Ayni zamanda 
Qocuk Esirgeme Kurumu Kastamonu §ubesi baskarudrr. 

Fazileti, temiz ve diiriist ahlaki, asm derecede comertligi ile 
tanrnmis olan Ahmed Ziyaeddin Efendi, fakirlere ve muhtac kimselere 
daiina yardimci olmustur. Onunla ilgili anlatilan anekdotlardan bin 
soyledir. Kastamonu 'nun kultiirel yapisini 90k iyi bilenlerden merhum 
Hasip Yilanlioglu 'nun, Kastamonu 'da kiituphane mudurii olarak gorev 
yaptigi donemde M. Liitfi Ikiz Bey'e anlattigi su olay dikkat 9ekicidir. 
Kastamonu seyhleri Atabey Camiinde ve Ziya Efendinin baskanligmda 
toplanirlar. Boyle anlarda sik sik bayilarak (veya bayilma numarasi 
yaparak) giiya cezbeye tutulmus gibi kendini yerden yere atan bir dervise 
Ziya Efendi bildigi biitiin dualan okursa da bir tiirlu kendine getiremez. 
Yilanli §eyhi §eyhzade §evket Efendi dervise yaklasip kulagrna bir seyler 
fisildar ve dervis hemen kalkar. Ziya Efendi, "Pek 9abuk oldu erenler", 
der. Atabey Camiinden aynlirlar. Yilanli §eyhi dervise "Ulan ben senin 
ni9in bayilma numarasi yaptigini biliyorum. Bu 9akiyi batinnadan kalk", 
demis. Meger dervisin aniden ayilivennesi o sebeptenmis. 



Deli E§ref in yasi icabi nasil bir egitim gordiigiine dair herhangi bir 
bilgi bulunmamakla birlikte sahih denecek derecede namazlarrni 
kilmasina, az ve hikmetli konu^malanna bakilirsa onun en azindan bir 
mahalle mektebi egitiminden ge9inis oldugu kabul edilir. Kiifurbazlardan 
uzak durdugu ve onlarin verdiklerini almadigi anlatilir. Qok gezer, 
gezdikleri yerlerde daiina alim ve seyh kisileri ziyaret ederdi. §ayet 
fotograflarini eline ge9irirse onlan cebinde tasirdi. §ehirlerarasi selam 
getirenleri onceden karsilayarak alir, selami getiren unutup soylememisse 
hemen karsisrna 9ikarak, "hani benim emaneti ni9in vennedin?" der, 
boylece karsisindaki insanlan saskinliga ugratirdi. 

Yozgat hakimligine naklen tayin edilen Necip Rusen Oktay, izinli 
olarak memleketi olan Kastamonu 'ya gelecegi giinlerde, biri "Haci Esref e 



109 



selam gotiir", der. Kiyinet vennedigi itjin kendisine soylemeyi dusiinmez, 
fakat sehre iner ininez Esref yolunu keser ve, "Hani beniin emaneti 
vermedin", deyince sasinr. Bu olaydan sonra hakim, kendisine ayn bir 
saygi hissi duymaya baslar. Necip Rusen bu olayi zamanin miiftii 
yardmicisi Kamil Ambarcioglu 'na bizzat anlatmistir. 

Qorum'da askerlik yapan Kastamonulu biri, subede cam kirmis, 
camciya gitmis. Camci askerin Kastamonulu oldugunu ogrenince, "Orada 
bir Haci Esref var, tanir misin, o deli degil, velidir. Izne giderken bana 
ugra, sana bir paket verecegim, selamnm da goturiirsun", der. Qocuk 
Kastamonu'ya geldiginde Esref, ondan daha evvel davranarak babasini 
goriir ve "oglun askerden gelmis, emanetimi versin" diyerek 
karsisindakini saskinliga ugratir. 1976'daki vefatiyla vasiyeti iizerine 
Inebolu yolu iizerinde Hacorta (Hoca Orta veya Haci Orta) Koyiinde 
bulunan Meseli tiirbesine defnedilir. 



Mehmed Pamukfu, 1912 tarihinde Ramazan ayrnda Hepkebirler 
Mahallesi §amlioglu Qikmazindaki evlerinde diinyaya gelir. Babasi 
Pamukcuzade Izzet Efendi, annesi Halize Ayse Hannn Efendidir. Hem 
anne hem de baba tarafindan Hazret-i Peygamber'in soyundan gelmekte 
olup nesebi altin silsile yoluyla Peygamberimize ulasan seyyidlerdendir. 
§alhoglu soyadi ise evlathgi bulundugu teyzesinin ailesinden gehnekte, bu 
ailenin de, icazet silsilesinin Peygamberimize ulasan Allame Miiderris 
§alhzade Ali Efendi gibi zevatin da aralarrnda bulundugu bir ilim ocagi 
oldugu anlatihr. 

Mehmed Efendi kendi tabiriyle hubbilik olarak tannnladigi 
?ocukluk ve genclik doneminde yaratilistan ilme asik bir kimsedir. Qok 
kii9uk yaslarda bile yasitlanyla oyun oynamaz, onun yerine eline aldigi 
yazi malzemeleriyle bir seyler yazmaya 9alisir, hocalanni giyim kusamda 
taklit etmekten geri kalmaz. Zamanin ulemasi onun bu hallerine, "Bu 
90cuk muhibbi ulemadir", der. Bayrakli Medresesi muderrislerinden Hafiz 



110 



Osman Efendi, daha 90cuklugunda onun bir "Veli" oldugunu soyler. Ilk 
once tahsil i9in mahalle mektebine gider ve orada Cerkez Ayse Hoca 
Hammdan Kur'an ogrenknine baslar. Sonra evlerinin yakininda bulunan 
Sinanbey Camii imami ve ayni zamanda Nasrullah Camii hatibi olan 
Hafiz Omer Akoz Hoca Efendi 'den hafizlik dersleri alir. Ilm-i irtifayi 
ogrenip, mukaddime-i Cezeriyye ve Tecvid-i Edaiyeyi de bu zattan okur. 
Daha sonra ise Yarabci 7 adi verilen ilk mektebe kayit olup orada alti sene 
tahsil goriir. Ayni donemlerde Hafiz Omer Efendi'ye de devam edip 
hifzini ve talim dersini tamamlar. Hafiz Omer Efendi, ilmi ile ihlasi ve 
saglam karakteri ile Mehmed Efendi'yi derinden etkilemis onu manevi 
tesiri alanina ahr ve bu mana birlikteligi Mehmed Feyzi Efendinin 
hayatinin sonuna kadar devam eder. 

Bunun yam srra Kastamonu 'nun se9kin alimlerinden Mercanzade 
Hafiz Tevfik Efendiden Kiraat-i Seb'ayi Hafiz Abdurrahman Efendi'den 
Sarf ve Nahivi, frkha dair Halebi'yi, Hoca Kamil Efendi'den Siratu'l 
Islam ve Imam-i Azam'rn Frkh-i Ekber'ini tahsil eder. 

Istanbul 'da gecen askerlik donemi de oldukca verimlidir. 1935 ve 
1937 tarihleri arasinda Istanbul'da muvazzaf olarak askerlik gorevini 
yapar ve daha sonra yine ayni sehirde yedi ay ihtiyat askerliginde bulunur. 
Onun ilim, feyz ve bereket elde etme yoniindeki ask ve sevki, 9aba ve 
gayreti bu siralarda da devam eder. Mehmet Efendi, yaklasik U9 sene 
siiren bu zamanim da ihni 9ali§malanyla degerlendirir ve Istanbul'un o 
donemde ders okutan hocalarrnin derslerini takip eder. Nevsehirli Haci 
Hayrullah Efendi'den Tefsir-i Alusi, Hiisrev Efendi'den Buhari-i serif, 



Yarabci Mektebi. Deveciler Mahalllesinde, Debbaglar Camiiiiiii dogiisimda yer aldigi 
1925 yih kent planmda goriilen yapi, iki katli ve karma bir mekteb-i ibtidaidir. Resmi a9ili§i 
1900 yilmda yapilan mektebiii masrafi, kismen Namllah Kadi evkafindan, kalani halktan 
toplanan yardimlarla kar^ilamni^tir. Ciinilmriyetin ilamndan sonra da bir miiddet hizmet 
venni§ olan bu mektep giiniimiize ula^mami^tir. 



Ill 



Abdulhakim Arvasi Hazretlerinden Fahreddin Razi'ye ait Tefsir-i Kebir'i 
alir. Ayni donemlerde Istanbul'da bulunan ve Fatih Camii bas imamligi ve 
Mushaflari Inceleme Kurulu baskani olan Kastamonu'dan hocasi Hafiz 
Omer Efendi'yle de baglantisini surdiirur. Cumartesi gunii evci ?ikarak 
akrabalarindan ve Fatih'in ulemalarindan olan Hoca Ahmed Efendi'nin 
evinde misafir olur. Askerligi sikesince Istanbul'un bu giizide alimlerinin 
ve velilerinin derslerine ve sohbetlerine devam etmekle beraber, kislasinda 
da ikni sohbet ve tedrisatta bulurunaktadir. Bu sirada kendisinden namaz 
surelerini ve talim ile ilgili sohbetlerini takip eden bazi kimselerin daha 
sonraki sivil hayatlannda imamlik gorevi aldiklan goruliir. 

Askerlik donusiinde daha onceden Kastamonu'ya gelmis olan 
Bediiizzaman Said Nursi Hazretleri 8 ile tarusir, onun hususi muhabbet ve 
yakinhgmi kazanarak yedi sene ozel hizmetinde bulunur. Bu sirada Said 
Nursi Hazretlerinden kelam, Islam felsefesi ve mantiga dair dersler alir. 
Mehmed Efendi yogurda ezilerek katilan sekerle yapilan yemegi ilk olarak 
iistadin yaninda, iistadin ikrami olarak yemis oldugunu ve bu tadi 
yaslihginda da unutamadigini soyler. A9ik Maslak tarafina dinlenmeye 



Said Nursi. 1878'de Bitlis'in Hizan ilcesinin Nurs koyiinde dogan Bediiizzaman Kiirruhi§ 
Savasi sirasmda milli miicadeleyi destekler. 1922 tarihinde Milli Meclis'te 2. oturuma 
dinleyici olarak katilir. Cumhiiriyet ilan edildikten sonra hiikiimetin Islami esaslara riayet 
etmedigini diisiindiigiiiiden Aiikara'yi terk eder ve Van'a gider. 1925 'te Seyh Said isyani ile 
ilgisi oldngn iddiasiyla Burdur'a siirgiin edilen Said Nursi'niii artik oliimiine kadar siirecek 
olan ceza ve siirgiin donenii baslar. Cumhuriyete ve cagdas rejime kar§i oldugu, siyasi ama9li 
demek kurdugu ve benzeri iddialar ile sirasiyla once Isparta yakmlannda Barla adinda bir 
koye, ardmdan Eskisehir (1935), Kastamomi (1936), Denizli (1943) ve Emirdag'a (1945) 
siiriiliir. Biitiin bu siire zarfinda o Risale-i Nur Kiilliyati adi altmda topladigi eserleri kaleme 
alir. 23 Mart 1960 yilinda §anlnirfa'da vefat eder. Cenazesi once Sanlmrfa Halil-iir Raliinan 
dergahma defnedilir. Daha sonra 1960 darbe yonetimince mezan yiktinlarak, naa^i 
bilinmeyen bir yere tasmir. 2006 yilmda halka acilan Yassiada arsivleri arasmda Said Nursi' 
nin defm rutanagi da biihimir. Tutanaga gore Said Nursi'nin naasi Isparta sehir mezarligiiia 
nakledilmistir. 



112 



giderken de dersle mesgul oknuslar ve iistadin atinin yulanndan ?ekerek 
goturiirken diger eliyle kitap okumuslardir. Ustadin tirnaklarini kestigi, 
kuluncunu ovdugu M9 bir zaman unutmami§ oldugu hatiralan arasinda yer 
alir. 

Eskisehir Agir Ceza Mahkemesi'nin 19 Agustos 1935 tarihinde 
verdigi kararla, Said Nursi'ye 11 ay hapisle birlikte Kastamonu'da 
mecburi ikamet cezasi verilir. Polis gozetimi altinda mecburi ikamet i9in 
Kastamonu'ya gonderilen Said Nursi, bu surgiinun ilk ayinda polis 
karakolunun iist katinda otunnak zorunda birakilir. Daha sonra yine 
karakolun tarn karsisinda bir eve yerlestirilir. Evinin karakola bakan 
pencerelerini perdeyle kapatmasina dahi miisaade ediknez. Kastamonu'da 
iken Avni Dogan 9 isimli valinin islamiyet aleyhinde Ustad ve Nur 
Talebelerine 90k zulmetmis oldugu anlatilir. Ondan sonra Mithat Altiok 10 



9 

Avni Dogan (d. 1892, Yozgat, 6. 14 Haziran 1965), Miilkiye'yi bitirdi. Kaymakamlik, 

Kastamonu (28.09.1936-18.07.1940) ve Ankara valiligi (09.02.1948 - 22.05.1950), II. 
Donem Bozok (Yozgat), III., IV., V. ve IX. Donem Yozgat, VI. ve VII. (istifa: 2 Agustos 
1943), XL Donem Ankara, I.(XII) Donem Kastamonu Milletvekilligi, TBMM Baskanlik 
Divam Katip Uyeligi ve Idare Amirligi, Kiimcu Meclis Ankara Ili Temsilciligi (6 Ocak 1961 
- 15 Ekim 1961) ile Devlet Bakanligi yapti. Evli ve 3 Qocuk babasiydi.Omm yazmi^ oldugu 
kitaptan bir pasaj ^oyledir. "Biz, buyuk bir inkilap yaptik. Memleketi bir gagdan alip yeni bir 
gaga goturduk. Bir gok eski miiesseseleri yiktik. Bunlann binlerce taraftan vardir. Firsat 
beklediklerini unutmamak lazim. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak igin, sen 
tedbirlere muracaat edilmistir. Bize gelince, inkilabi koruyacak tedbirlere daha gok 
muhtaaz." (Avni Dogan, Kurtulus, Kurulus ve Sonrasi, S. 165) 

10 

Dr.Mithat Altiok Ailesiyle birlikte Atariirk'iin yamnda toplantilarda yer alan Dr. Mithat 

Altiok, Parti nriifettisligi gijrevleri dismda Diyarbakir Valiligi 1937-1940, Kastamonu 

Valiligi (27.07.1940-14.07.1947) ve Zonguldak Valiligi (1947-1949)'nde bulundu. 



113 



isimli ve kismen mutedil ve Ustad'a hunnetkar davranan bir vali tayin 
edilir. Tamamen hukuk ve kanun disi boylesine agir baskilar altinda kalan 
Said Nursi, burada da Risale-i Nurun yaziknasina ara vermez. Firsat 
bulduloja kirlara 9ikar, tabiatla bas basa kalarak tefekkiir ve dua ile 
kendisine ihsan edilen feyizli manalan kitaplastinr. Birinci §ua olan 
isarat-i Kur'aniye Risalesi, Ikinci §ua, U9UI1CU §ua olan Munacaat 
Risalesi, Dorduncii §ua olan Hasbiye Risalesi ve Altinci §ua ile Ayet-iil 
Kiibra Risalesi (7. §ua) burada yazilir. 

Ona Kastamonu'daki siirgiin hayatinda yol arkadasligi yapmis olan 
kimseler Kastamonu §ahitleri diye anilir. Hayat 9izgileri iistadla kesisen 
ve onun kaderini paylasan bu insanlar, Abdullah Yegin, Ahmet Ozkan, 
Ahmet Atakh, Arach Deli Miimin, Dadayh Halit Bey, Emin Qayirh (Qayci 
Emin Bey), Emrullah Demirkaya, Feyzi Ertem, Hasan Atif Egemen, 
Hatice Yildiz, Hilmi Sema(Erkal), Huseyin Remzi Sonmezgil, Ibrahim 
Fakazh, Ibrahim Mirmir, Ismail Ilgazi, Ismail Tung Dogan, Mehmed Feyzi 
Pamukcu, Mehmed Munip Yalaz, Mehmed Tevfik Yakamercan, Nadir 
Baysal, Sadik Demirelli, Salih Ugurtan, Sati Yilmaz, Selahaddin Qelebi, 
Tahsin Aydin' dir. 

Bediuzzaman Hazretleri Mehmed Efendi'de gordukleri ve 
hissettikleri manevi bereket, feyiz, ve hallerden otiirii olsa gerek ki, Efendi 
Hazretleri'ne "Benim feyziin ve bereketiin" anlamina gelen 'Feyzi' ismini 
vennislerdir. 

Mehmed Feyzi Efendi'nin, 1943 senesinden itibaren "cubbilik" 
(kuyuya mensup olmak) diye niteledigi uzlet donemi baslar. Hz. Yusuf un 
kardesleri tarafindan kuyuya atilma hadisesini 9agnstiran bu donemde, 
yalmzliga ve 

suskunluga itilmeye, sindirihneye 9alisilir, haksiz miidahalelere maruz 
kahr. Bediiizzaman ve Risale-i Nur'larla ilgili su9lamalardan dolayi 



114 



1943'te dokuz ay Denizli, 1948'de 10 ay Afyon hapishanelerinde kalir ve 
her tkisinden de beraat eder. 

1980 yilindan itibaren Hoca Efendi, "Sukutilik" meslegini se9er. 
"§imdiye kadar 90k konustuk. Qok konusan 90k hata eder. Artik hatalara 
istigfar zamani geldi.", diyerek bu sifatin konusmayi azaltmak ve 
emeklilik anlamina geldigini belirtir. 1989 tarihi, artik bu miimtaz insanin 
"Tiirabilik" (topraga mensup oknak) doneminin baslangicidrr. 

77 yillik omrunu "Allah sevgisini, Resullullah sevgisini gonlumiize 
doldurahm, gonlumiizde sahte sevgilere yer kalmasin", sozleriyle 
ozetledigi muhabbet sahasina insanlan davet etmeye adamis olan Mehined 
Feyzi Efendi, her haliyle Peygamber varislerinden oldugunu gostennistir. 

En bariz ozelliklerinden birisi 90k sade ve 90k veciz konusmalandrr. 
Soyledigi sozlerden aym anda muhtelif ihni seviyedeki insanlar 
istidatlanna uygun olarak istifade edebihnektedir. Hangi konuda olursa 
olsun bir problemi olan herkes, onu dinledikten sonra tatmin olmus ve 
huzura kavusmu§ olarak yanindan aynhnaktadir. Zira o iliinle mucehhez, 
ihlasla mucelladir. 

Daima miispet dusiinineyi, miispet konusmayi, miispet hareket 
etmeyi, etrafta fitne uyandrracak likir ve davranislardan siddetle 
ka9ininayi tavsiye etmektedir. Toplum olarak gU9lu ohnanin, gU9lu 
kahnanin fonnulunii su sekilde gosterir. "Basta mefahir-i milliye ve 
sadakat-i vataniye" (Mukaddesata saygi, milli olan her seye sahip 9ikinak 
ve vatanin boliinmez butiinliigune hassaslik). 

Mehinet Feyzi Efendi'nin en belirgin vasfi, irsatlanni sohbet 
yoluyla yapmalandir. O sohbetleriyle hasta gonullere hastaligma gore ila9 
veren bir maneviyat doktorudur. Meslek ve mesrebini alfakgonullulukle, 
"Askerlikte neferlik, sivil hayatta hi9lik, meslegimiz gariplik..", sozleriyle 
ozetler. 

1966, 1970 ve 1976 senelerinde U9 defa hacc'a gider. 1975 
senesinde bobrek tasindan ciddi bir rahatsizlik ge9irir. 1983 yilinin §ubat 



115 



ayinda sag tarafinda kismi bir fel9 ge9irir, gerekli olan maddi ve manevi 
tedavilere basvurarak sifaya kavusur. Kendisinde sik sik vaki olan huzur 
hali ve manevi cezbe durumu, bunyesinde yiiksek tansiyonun artmasina ve 
atesinin yukselmesine sebep oknaktadir. 

Allah u Teala Hazretlerinin kendisi hakkindaki yiice emri, 
Kastamonu'da bir miibarek Mira9 Gecesi olan 4 Mart 1989 Cumartesi 
gununde ger9eklesir. Cenazesinde yinni bin kisinin bulundugunu, o 
giiniin gazeteleri yazar. "Bereketler ve feyizler yiiklii kudsi ruhlan ardina 
kadar a9ilmis rahinet kapilanndan ve koridorlarrndan mana alemine U9up 
gider." 

Bugiin Mehined Feyzi Efendi Kastamonu'da Gumusluce 
Kabristani'mn giiney dogu kosesinde medflindur. Demir pannakliklarla 
9evrili aile kabristam i9inde bulunan, iizeri a9ik miitevazi mezanmn 
sahidesindeki yazi, hayatim veciz sekilde ozetler. 

Bu fani once hubbi iiii 
Sonra cubbi 
Sonra da sukuci oldu 
§imdi Turabi. 

Hayatinrn gayesini su veciz ifadeleriyle de ozetlemislerdir. 
"Basta marifetullah kesbi, kemalat-i imaniye iktisabi, ihlasla amel-i 
salihaya muvaffakiyet, ahlak-i hamide ile ittisaf edip hiisn-ii hatime ile 
ahrete ge9ineyi Cenab-i Hakk ciimleinize nasip eylesin." 
"Habaset 90galinca, salihlerin duasi da makbul olmaz." 
"Rizk-i suride kanaat giizeldir. Fakat nzk-i manevide kanaat giizel 
degildir, 9irkindir 

"Biz bu aleme, kesb-i marifet; ahlak-i hasene iktisabi ve ihlasla ubudiyyet 
i9in geldik 

"U9 seye uymak laznn: Allah ve Resulunu her seyden 90k sevmeli; Her 
seyi Allah nzasi i9in yapmah, ihlasli ohnali; Cenab-i Hakk'in yasakladigi 
islerden 90k sakinmah. 



116 



"Farzdan evvel farz, ilimdir. Farz iijinde farz ihlastir. 

"Insan fezailden neye erisirse edeple erisir. 

"§imdiki gibi goziimun oniinde, anarsi mevzuunda Denizli mahkemesinde 

iistad soyle diyordu: "Siz bu milletin dinle olan rabitalanni, baglanni 

96zmeyiniz; sayet bu milletin dinle olan baglan 96zulurse, o zaman anarsi 

olur. 

"Hamiyet-i diniye, hamiyet-i milliye, sadakat-i vataniyye, bunlar 

birbirlerini takviye etmelidirler. O zaman halledilmeyecek bir mesele 

yoktur. 

Vefatinin yildonumleri 9esitli etkinliklerle amlan Mehmet Feyzi 

Efendi'nin hakkinda yazilan baslica kitaplar sunlardir. 

Derleyen Musa Ozdag, Feyizlerden Damlalar, Hamle Yayinlan 

Hazirlayan §aban Kalayci, Karanliktan Aydinhga, Hamle Yayinlan 

Rafet Kulluoglu, Mehmed Feyzi Efendi'den Feyizli Sozler Sohbetler, 

Cihan Yayinlan 



Abdurrahman Memis Islam Ansiklopedisi'ne yazmis oldugu 
makalede, Naksibendi-Halidi seyhi Muhammet Ihsan Oguz haldanda 
detayli bilgiler verir. Buradan 1887'de Kastamonu'da dogan Oguz'un 
Hattatlar diye bilinen bir aileye mensup oldugu i9in "Hattatzade" lakabiyla 
tanindigini ogreniriz. Ilk tahsilini Deveci Sultan ve Yarabci Hoca mahalle 
mekteplerinde gordiikten sonra Kastamonu Idadisini ve Askeri 
Riisdiyesini, ardindan Ziyaiyye Medresesini bitiren Ihsan Oguz, bu 
medresenin miiderrislerinden enistesi Ahmed Ziyaeddin Efendi'den ozel 
dersler alir. Onun gen9 yasta vefati uzerine 9ahsmalanni tek basina 
siirdiirerek 9esitli alanlarda derinlesir. Daha sonra Posta ve Telgraf 
Idaresinde memuriyet hayatina baslayan Ihsan Oguz, bir ara Galatasaray 
Mekteb-i Sultanisinde katiplik, askeri riisdiyede husn-i hat ve Turkje 
ogretmenligi yapar. Askeri riisdiyenin kapatihnasindan sonra tekrar Posta 
ve Telgraf Idaresine ge9er. Burada muhabere memurlugundan bas 



117 



mudurluge kadar ^e^itli kademelerde gorev yapar. 1938'de emekliye 
aynlan Muhaimnet Ihsan Oguz bu andan itibaren elli yili askin verimli bir 
hayattan sonra 3 Agustos 1991'de vefat eder ve Kastamonu'da defnedilir. 

Ihsan Oguz, tasavvufi egitim surecini ve seyhlerini 'Arifler Silsilesi' 
ile 'Tasavvuf yolunda manevi cihad' isiinli eserlerinde aynntili bi9imde 
kaleme alir. Heniiz on iki yasinda iken Naksibendiyye seyhi Hace 
Muhaimned Evliya'ya (Muhammed Hulusi Efendi) intisap eden Oguz, 
babasinin da seyhi olan bu zatin hac icin gittigi Mekke'de 1902'deki 
vefatina kadar U9 yil hizmetinde bulunur. Daha sonra Bursa Orhan 
Gazi'de oturan Naksibendi seyhi §erefeddin Efendi'ye miirid olur. Bu 
zatin da vefati iizerine Naksibendi oldugu soylenen bir baska seyhe 
baglanrr. Birka9 yil sonra ise bu zatin seyhlige ehil oknadigmi anlayarak 
ondan aynhr. Ganizade diye bilinen Tosyah Naksibendiyye seyhi 
Mehined Sadik Efendi'ye intisap eder. Ancak bu zat da alti ay sonra vefat 
eder. 1917 yilirun mevlid kandilinde riiyasinda kendisine Seyyid Ahined 
Kiirdi yazili bir levha gosterildigini ve onun kutbii'l aktab oldugunun 
belirtildigini soyleyen Muhaimned Ihsan, arastinnalan neticesinde bu 
zatin aslen Bagdatli olan Halid el Bagdadi'nin halifelerinden Ali es- 
Sebti'nin yaninda yetistigini, Capak9ur'da (Bingol) dogdugu i9in 
'Capak9uri' ve 'Kiirdi', Hz. Huseyin neslinden geldigi i9in 'Hiiseyni' 
lakabiyla anildigini ve Harput'ta yasadigrni ogrendigini, 1918'de riiyasini 
da kaydedip gonderdigi mektubuna bir yil sonra cevap geldigini, bu 
tarihten vefat ettigi 1921 yilrna kadar yazdigi mektuplara seyhinin dokuz 
adet mektupla cevap verdigini, bunlarda kaydedilen zikir tarifleri 
vasitasiyla yiiz yiize hi9 goriismeden seyrii suliikii tamamladigini soyler. 
Muhaimnet Ihsan, Seyyid Ahined Kurdi'nin vefatinin ardindan kutbii'l 
gavs olarak taminladigi Seyyid Muhaimnet Mestur el-Uveysi'nin 
sohbetlerine katilarak kisa zamanda ondan da hilafet aldigini, hnam-i 
Rabbani'nin neslinden Muhaimned Ma'sum Miiceddidi'den istifade edip 
onun biitiin manevi birikiinini tevariis ettigini, son olarak da "yedinci 



118 



mursidim" dedigi Hz. Peygamberin ruhaniyeti vasitasiyla 1941 yilindan 
itibaren egitildigini ve bu tarihten sonra diger biitiin seyhlerle irtibatinin 
kesildigini kaydeder. 

Ihsan Oguz'un intisap ettigi seyhlerden §erefeddin Efendi ile icazet 
aldigi Seyyid Ahmed Kiirdi'nin tarikat silsileleri Naksibendiyye- 
Halidiyye'nin kurucusu Halid el-Bagdadi'nin yer almadigi farkli 
silsilelerle Naksibendiyye-Muceddidiyye'nin kurucusu Imam-i 
Rabbani'ye ulasmaktadir. Tarikat-i Naksibendiyye-i Miiceddidiyye-i 
Ahseniyye (Tarikat-i Ahseniyye) adiru verdigi tarikatin kurucusu 
oldugunu soyleyen Oguz, 1972 yilinda kaleme aldigi Mufassal Mezheb-i 
Selef ve Miilahhas Mezheb-i Selef isimli eserlerinde Selefiyye Mezhebiyle 
ilgili kaydettigi esaslarin ayni zamanda Ahseniyye tarikatinin da temelini 
olusturdugunu belirtir. Oguz ayrica 1983 'te Naksibendiyye- 
Miiceddidiyye'riin evrad ve ezkarinda bazi degisiklikler yapmis ve bunu 
tarikatinin evradi olarak belirlemistir. Selefiyye 'yi "sahabenin, tabiinin ve 
ilk U9 asirda yetisen muctehid iinamlarrn yoluna girenler", diye tarif eden 
Oguz, Maturidiyye mezhebini Esariyye'ye gore Selefiyye 'ye daha yakin 
bulur ve Selefiyye mezhebini en ustun yol olarak benimsemekle birlikte 
Ibn Teymiyye ile Ibn Kayyim el-Cevziyye'yi mutaassip diye nitelendirip 
iyi niyetten yoksun olduklanni ileri surer. 'Insandaki Ciiz'i Irade' adli 
eserini onlann bazi yanhs inane ve tutumlanna isaret etmek amaciyla 
yazmis oldugunu belirtir. 

Muhammet Ihsan Oguz'un belli bash eserleri sunlardir. 1. Arifler 
Silsilesi 2. Muhammed Ihsan Oguz'dan Mektuplar. 3. Tasavvufun 
Onciileri 12 biiyiik Veli. 4. Islam Dusuncesinde 7 onemli Konu. 5. Islamda 
kaza ve kader. 6. §eriat-Tarikat Kavramlan Zikir ve Tasawuf Yollan. 7. 
Saadet Anahtan. 8. Diinya ve Ahiret Hayati. 9. Islam'da miibarek giinler 
ve geceler. 10. Mufassal Mezheb-i Selef; Selefiyye Mezhebi ilk 
Muslumanlan Ornek Alma Yolu 



119 



Kastamonu'nun 20. yiizyildaki evliyalara misafir olmasi 
bakunindan Mevlana asigi Yaman Dede'den (1877-1962) birka9 cumle ile 
soz etmek yerinde olur. Ailesiyle birlikte Kastamonu'ya geldigi zaman 
heniiz on aylik olan Yaman Dede'nin manevi hayatinin temellerinin bu 
sehirde atilmis oldugunu soylemek miibalaga sayiknamalidir. 1901 yilinda 
Kastamonu Idadisine kaydolup mezun oldugu 1908 yilina kadar hayatinin 
yaklasik yiirni yili Kastamonu 'da ge9er. Ger«,:i bu yillar Kastamonu'da 
Mevleviligin durumu i9 a9ici degildir, fakat Kayserili bir Rum olan iplik 
tiiccan Yuvan'in oglu, altmisbes yasinda oldugu 1942 yilinda Islamiyeti 
se9erek Mehmet Kadir Ke9eoglu adini alir ve Anadolu tasavvuf tarihinde 
Yaman Dede adiyla anilir. 



.ve digerleri. 



Merkez ve merkeze bagh koylerdeki evliyalar 

Kastamonu Merkeze bagli Pfollakoy'xm i9indeki derenin hemen 
yaninda, kopriiniin ayaklannin altinda kapisinda §eyh Ahmet Efendi 
Tiirbesi yazan kii9uk bir kulube vardir. I9eride bir sandukadan baska bir 
sey bulunmayan bu tiirbede yatan zatin §eyh §aban-i Veli Hazretlerinin 
kardeslerinden biri oldugu soylenir. Bu tiirbedeki zat, Devrekani'de 
yapilan bir savasta kafasim kaybeder, ama kellesini koltugunun altina 
alarak savasa devam eder. Zafer kazanildiktan sonra, kellesi koltukta 
agabeysinin yanina gitmek i9in yola 9ikar. 

Mollakoyii'ndeki dereden ge9erken karsida 9amasir yrkamakta olan 
bir koylu kadin kendisini goriir ve ; 



120 



-AaLKellesi koltukta gidiyor, der. Bunu duyunca bir anda suyun i9ine 
yigilir kalir ve suya gomulur. 

Zamanla yapilan bu binanin i9ine sembolik olarak bir sanduka 
konur. Anlatilanlara gore i9i bostur. Bundan epey bir zaman once 
Kurtkoyliiler sulama i9in bir bent yapar. Fakat su biraz yiikselince biri 
bendi bozar. Ne yapsalar olmaz. Bir gece elde silahlarla tiim koy halki 
bendi beklemeye baslar. Derken suyun i9inden bembeyaz elbisesiyle kesik 
basi elinde olan biri gelir, butiin kaziklan soker ve bendi yikar. 

Yine yaklasrk 15 sene evvel muthis bir sel olur. Kesikbas Evliya 
Turbesi'nin bulundugu kuliibe yansina kadar suyun i9inde kahr.fjflesen 
kinlacak gibi duran kapi ve penceresinden i9eri tek damla su ginnez. 



Kastamonu'nun Akkaya Geyikli koyiindeki cami ile birlikte insa 
edilmis olan tiirbede medfun olan Geyikli Sultan 'in yasadigi donem 
hakkrnda kesin bilgi yoktur. Cevredekiler tarafrndan veli oldugu 
soylenmekle birlikte, ziyaret9ilerinin olmasi bu soylentileri 
dogrulamaktadir. Geyikli Sultan hakkrnda bilgi, ancak tiirbeden yola 
9ikilarak elde edilmektedir. Burasi daha onceleri ahsap 9atma tiirbe iken, 
1982 yilrnda koy camii ile beraber betonanne olarak yeniden insa 
edilmistir. 4.5X5m. o^iilerindeki binanin kapisi kible tarafindadir. 
Tiirbede iki adet ahsap sanduka vardir. Bunlardan birisi Ahlat koyiinde 
medfun bulunan Benli Sultan Hazretlerinin halifelerinden Bayrami §eyhi 
Mustafa Efendi'ye digeri de ogluna aittir. Vaktiyle burasinin Bayrami 
zaviyesi oldugu ve bu seyh adina vakif arazileri tahsis edildigi biliniyor. 
Soz konusu araziler gunumiizde de ayni vakif adina kayitli olup kiraya 
verilmek suretiyle degerlendirilmektedir. 

Bu seyhin zaviye binasi ve caminin insaatinda geyikleri istihdam 
ettigi ve bu yiizden koyiin adimn "Geyikli" oldugu anlatihr. §eyh Efendi 
sayesinde 9evreden bir 90k ilim adami yetismis ve bu zatlar sayesinde dini 
kulturiimuzun canlanmasrna katkida bulunulmus oldugu anlatihr. 



121 



Bir 90k kerametleri nakledilen Mustafa Efendi'nin tiirbesine halk 
tarafindan hiirmet ediknekte ve bazi tabii afetlerin onun sayesinde 
fevreye zarar vennedigine inamknaktadir. Bir rivayete gore, §eyh Efendi 
Akkaya Koyiinde zaviye binasi ve cami insaatinda halktan yardun talep 
eder. Fakat halktan yardun goremez. Bunun iizerine zaviye binasi ve cami 
insaatrna geyikler yardun eder ve tahta tasirlar. Bu yuzden koyiin admin 
"Geyikli" oldugu ileri suriilur. Bilindigi gibi bu menkibe, Benli Sultan 
Hazretleri hakkinda da anlatiknaktadir. 



Kastamonu Merkez'e bagli Ortabogaz Koyiiniin mezarligmda 
iizerine baknnli ve korunakli giizel bir bina yapiknis olan evliyanin ismi 
Umitfe Sultan 'dir. Hakkinda anlatilan kerametlerden bazilan sunlardir. 
Kurtulus Savasi'nda onceden ahsap olan binanin kapisini kilitleyip gittigi 
ve savasin sonunda geldigi, bu sure zarfinda kiinsenin o kapiyi acamadigi, 
koyliilerin zaman zaman asagidaki Asa Suyu denilen cesmeden abdest 
aknak i9in elinde ibrikle birinin su aldigrni ve yukan tiirbeye ciktigiru 
gordiikleri, tiirbesinin civarrnda hi9bir hayvanin afetlerden telef olmadigi, 
kotii niyetle gelen kisilerin ise baslanna muhakkak bir felaket geldigi 
anlatilir. 

Hatta koy muhtan, tiirbenin onceki yapisinin ahsap oldugunu, 
betonanne bina yapihrken de kendisinin isi biraz gevsek tuttugunu, bunun 
iizerine bu muhterem zatin, babasinrn riiyasina girerek,"Ogluna soyle bir 
once insaati bitirsin", dedigini soyler. 

Tiirbe binasimn hemen girisinde epey eski olan bir mezar daha 
vardrr. Belli hastaligi olan bebekler asagidaki Asa Suyu'nda yikanip 
buradaki mezara getirilir ve mezann i9ine yatinhr. Eger bebek aglarsa 
iyilesecek demektir. Aglamazsa bebek iyilesmeyecek olecektir. Aynca, 
duvann dibinde delikli bir tas vardir ki rivayete gore evliyanin binegi 
oymus ve onunla gidecegi yerlere gidennis. 



122 



Merkeze on U9 kin. uzaklikta bulunan Subasi koyiinde Toygar 
Murat tiirbesi yer alir. Ayni isiin altinda Daday'in Incigez koyiinde de bir 
tiirbe buluninaktadir. 



Hangi donemde yasadigi bilinineyen Afikba§ Sultan'in tiirbesi 
Honsalar Mahallesi Gokdere Caddesi A9ikbas Sokagi'nda yer almaktadir. 
Bugiin sadece kavuk kismiyla mezar sahidesinden baska geriye kalan bir 
sey yoktur. 



Ferra§ Sultan'in tiirbesi Sara9lar Mahallesi Sara9lar Camiinin 
haziresinde buluninaktadir. §eyh §aban-i Veli'nin miiridlerinden birisi 
oldugu i9in hizmet9i anlamina gelen ferras lakabini alir. Mezar sahidesi 
okunamayacak hale geldigi i9in asil adini ve vefat tarihini tesbit etmek 
miimkun degildir. Mezan demir pannakliklarla 9evrili kabir ziyaretgahtrr. 



Taskoprii evliyalan 

1871 tarihli §eriyye Sicili'nden ogrendigiinize gore, Taskoprii'de 
biiyiik velilerden Seyyid Hiisameddin, Hizir Baba, §eyh Abdullah, Fikri 
Baba, Kara Seydi, Dede Muezzin, §eyh Sadullah, Gayguncu (Gaygonca) 
Einrullah Sultan, Yavas9a Sultan, §eyh Musa, Salih Fakih, §eyh Abdal 
Hasan ve Yavlak Arslan Hazretleri medfun buluninakta olup bunlann 
ekserisinin tiirbeleri mevcud ve mamurdur. Bunlardan baska U9 tekke, bir 
zaviye, bir kiitiiphane, iki medrese, bir riisdiye, ikisi zikura biri inasa ait 
olmak iizere U9 ibtidai, doit sibyan mektebi, on bes 9esme Taskoprii 'niin o 
yillardaki durumu hakkrnda bir fikir vermektedir. 



Kastamonu iline 62 kin, Taskoprii il9esine 20 kin uzakliktaki koyiin 
adi takriben 60 'h yillarda Qambap seklinde degistirilinis olup onceki adi, 
Meye olarak ge9inektedir. Koyiin en onemli etkinliklerinden biri senede 
bir defa yapilan yagmur duasidir. Koyiin alt tarafinda 9ay kenannda 



123 



bulunan yatir'da dua yapilir. Gelen misafirlere yoresel yemeklerden 
ikramda bulunulur. 



Taskoprii il9e merkezinde §eyh Hiisameddin Camii veya Tekke 
Camii adiyla anilan caminin haziresinde yatan zatin hakkinda 
anlatilanlara gore, kendisi Alaeddin Keykubad'in komutanlarindan 
Muzaffereddin Yavlak Arslan Bey'in babasidir. Alaaddin Keykubat, 
Kastamonu cevresini fetih i9in onu gonderir. Oglu ile buralara gelen bu 
miibarek seyh de, buraya bir tekke kurar. Kadiri tarikati iizerine hareket 
ettigi ve seyyid oldugu kabul edilen §eyh Hiisameddin, vefati iizerine 
buraya defnedilir. 



Taskoprii 'min yedi evliyasindan biri olarak kabul edilen Gazi 
Dede'ye ait olduguna inamlan kabir, il9e merkezinde yolun tarn ortasinda 
bulunmakta ve her iki yanindan arabalar rahatlikla ge9inektedir. Gazi 
Dede Camii din gorevlileri ve konuyla ilgili arastinna yapan Bayram 
Ozsoy, "Gazi Dede Tiirbesi'nin diger il ve ikyelerden de ziyaret9ileri 
oldugunu, mahalle biiyiiklerden edindikleri bilgiye gore ise, asil isminin 
Hiiseyin Gazi olarak bilindigini ve Malazgirt Fatihi Alparslan'in 
komutanlarindan biri olarak Anadolu'yu Turklestinne yolunda biiyiik 
katkilar sagladigmi" anlatmaktadir. Ozsoy, Hiiseyin Gazi'nin Taskoprii'ye 
yerlestikten sonra kendini ilme verdigini ve il9e halkina ilmi yonden 90k 
biiyiik hizmetleri oldugunu da belirtir. 

Taskoprii insanma gostennis oldugu sevgi, saygi ve hosgoriisii 
nedeniyle insanlarrn gonliinde taht kuran Hiiseyin Gazi daha sonra Gazi 
Dede iinvamyla anilir. Mahalle sakinleri ise mezann yol 9ali§malan 
sebebiyle buradan kaldmlmak istendigini, fakat bir tiirlii Gazi Dede'ye ait 
mezann yerinden kaldinlamadigini anlatrrlar. 

1986 yilinda yol 9alismalanna katilan ve makineyle bu mezan 
kaldrnnaya 9alisan Ahmet Alay da o donemde yaptiklan yol genisletme 



124 



9ahsmalari 9er9evesinde buradaki mezan da kendisinin kaldinnaya 
9ahstigini, fakat ara9la mezara yaptigi her tesebbiiste ya aracin hareket 
etmedigini ya da bir yerinin kirildigmi ve daha sonra bundan iirpererek bu 
isten vazge9tigini anlatmaktadir. 

Daha sonraki yillarda ise Ustadlar Mahallesi Emerce Sokak'ta yolun 
tarn ortasinda bulunan Gazi Dede Turbesi'nin yapun ve onanmi Taskoprii 
Belediyesi tarafindan ger9eklestirilir. 



Taskoprii ikyesi'nin Obrucak koyiinde bulunan Nevruz Sultan 
turbesi, Sevgenler Mahallesi'nin batisinda bir bu9uk kilometre kadar 
mesafede bolgeye hakim bir tepenin uzerindedir. Banisi belli ohnayan 
tiirbede ikisi kadin ohnak iizere medfun bulunanlara ait dort adet yerden 
bir metre kadar yukseltilmis tahta sanduka bulunmaktadir. Turbenin 
muhafaza altina alindigi binanin iizeri kiremit kaplanmi^trr. Turbenin 
onarnn ve baknni Obrucak koyliileri tarafindan yapilmakta olup, isminin 
nereden geldigi hakkinda bir bilgi yoktur. Yorede Nevruz Sultan'in, aslen 
Ilgaz'dan gelme, birisi Ilgaz'da, birisi Ta^koprii civarrnda olan arkada^ 
veya karde§ U9 veliden birisi olduguna inanilmaktadrr. 

Nevruz Sultan turbesi Taskoprii mintikasimn yagmur duasi i9in 
9iktigi onemli yerlerden birisidir. Taskoprii ve 9evre koylerden gelenler 
tarafindan topluca ziyaret edilerek turbenin bulundugu yerde yagmur duasi 
yapilrr. Bu donemlerde yaklasik iki bin kisinin ziyaret ettigi tiirbe 
civarrnda dokuz buyiik kazan kurularak yemekler pisirilir. 

Tiirbede medfun bulunanlann himmetinden yararlanmak i9in yapilan 
munferit ziyaretlerin disinda aynca her yil Kasnn ayinda adak kurbani 
olanlann, kurban kesmek i9in ziyaret ettikleri yerlerden birisi 
konumundadir. 



125 



Bozkurt Evlivalan 

Kastamonu'nun Bozkurt il9esine bagli Gorenta§ koyiinde Uluyol 
Tiirbesi yer alir. 2007 yili niifus sayimina gore 96 hanede 155 kisi 
yasamaktadir, ancak bu sayi yaz aylannda 300 -350 kisiye kadar 
9ikinaktadir. Koyiin kiinler tarafindan ne zaman ve ne sekilde kuruldugu 
hakkinda kesin bir bilgi mevcut degildir. Uluyol Tiirbesi, Koy Camii, 
Ezan Kayasi, Hannan kayasi ve koyde bulunan Su degirmenleri gezip 
goriilebilecek yerlerdir. 



Dadav Evlivalan 

Ballibaba Tiirbesi Daday'in Ballidag bolgesinde anayoldan zirveye 
giden yola sapildiginda bir kin. mesafedeki verici istasyonu ve yangin 
kulesi yaninda beyaz badanali miitevazi bir yapidir. iki boliimden olusan 
yapirun bir kisminda kurban kesiini ve ozel giinlerde kullarulacak kap 
kacak bulunurken, diger kisnnda U9 adet sanduka yer ahnaktadir. §ahide 
taslanndan anlasildigrna gore iki erkek bir kadrna ait olan kabirler disinda, 
evliya hakkinda bir bilgi yoktur. 



Kastamonu merkeze bagli Kiyik koyiiniin adi Candaroglu 
Beyliginin son beyi olan Nasireddin Mahinud Bey'in kardesi Ali Bey'in 
oglu Kiyak Bey'dea gelir. Candarogullan ile Qobanogullan arasindaki 
savasta Daday yakinlannda sehit diisen Kiyak Bey'in tiirbesi Daday 
yakinlanndadrr. 



Il9eye 15 kin. mesafede bulunan Hasanqeyh koyiiniin adi, burada 
bulunan tekkenin seyhinden gelir. 1926 yilina kadar hizmet verdigi bilinen 
tekkenin kurucusu oldugu ileri siiriilen Hasan §eyh'in tiirbesi de bu 
koydedir. Aynca koyde Asa Suyu denilen bir sifali su olduguna 
inaniknaktadir.Yasar Kalafat'a gore, az sayida olsa da ziyaret9isi olan 
tiirbeye 9evreden gelenler yaginur duasini burada yapmaktadirlar. 



126 



Il9eye U9 kin. mesafede bulunan Qayirh koyiindeki bakiini koyliiler 
tarafindan yapilan turbenin miinari hi9bir ozelligi yoktur. 



Il9eye 10 kin mesafede bulunan Sorkun koyiinde medfun bulunan 
zatin adi Siikuti Hasan Efendi'dir. 



Il9eye yedi kin. mesafede bulunan koyiin adi, eskiden beri 9omlek 
uretildigi i9in Qomlelojiler olarak kalmis.Bolgenin en eski yerlesim 
yerlerinden biri olusu koydeki hoyiikle a9iklamyor. Osmanli donemindeki 
kayitlarda da Daday'in Qomlelojiler koyunden soz edildigi ifade edilen 
koyde bir de tiirbe bulunmaktadir. 



Il9eye 4 km. mesafede bulunan yerlesim yerinin adi koyde bulunan 
tekkeden gelmektedir. Bastak Tekkesi uzun yillar Daday civanna hizmet 
vermistir. Aynca Bastak 11 Turkleri Oguz boyuna bagli bir koldur (!). 
Koyde San §eyh veya §eyh Ahmed denilen bir zata ait tiirbe gunumuze 
ulasmistir. 



Il9eye sekiz km. mesafede bulunan Incigez koyunun adi, yakin 
9evredeki kaya mezarlenndan gelmektedir. Birbirine ge9ilebilen bu U9 
katli kaya mezarlan ile ilgili menkibe Murat isimli askerin kaya 



Bastak'm tarihi Safevi donemiiie dayamr. §ah Ismail Iran'daki biitiin Siinnileri $ii olmaya 
mecbur biraktigi zaman, domneyi reddedenlere kar§i baski ve katliamlara ba§lar. Neticede 
Zagros Daglarmdaki bir 90k Siiimi vatanlarmi terke mecbur kalir. Osmanhlarm (Jaldiran 
Zaferinden sonra, giineydeki ve korfez kiyilarmdaki Siinniler bariyer veya saha arkasi 
anlaimna gelen 'Bastak' aduu verdikleri topraklarda yeni bir hayata ba§lamak i9in daglardan 
inerler. Koy sakinleriniii atalarmm bu bolgeden Aiiadohi'ya gelmi§ olmalan miihtemeldir. 



127 



mezarlanndaki ve yer alti sehirlerindeki diismam ortadan kaldinnasim 
anlatir.Tipki bir toygar kusu gibi havada asili kalircasina kayalik bolgede 
hareket eden bu savas9imn tiirbesi, Toygar Murat tiirbesi adiyla bu 
koydedir. Qiftlik Mahallesindeki Balabanlar Konagi koyiin tarihinin 90k 
eskilere dayandigmi da gosterir. 

Il9eye on U9 kin. mesafede bulunan Kizilorencik koyiinde her yil 
tekrarlanan Hidrellez senlikleri, koyluniin tiirbe dedigi yerde toplanip 
okunan dualarla a9ilrr. Kazan kazan yemekler yapilir ve 9evre koyliilerle 
birlikte eski gunler yad edilir. 

Il9eye yinni kin. mesafede bulunan koyiin adi, askerlerin ihtiyaci 
olan oklar bu koyde yapildigi i9in, Okluk olarak kahmstir. Esasen okluk 
ok konulan torbanin adidir. Gulam askerlerinin ok ihtiyaci ve atlara 
konulan ok heybeleri yani ok torbalan da eskiden bu koyde imal 
edilinnis. Koyiin tarihinde Sarni9 Mahallesindeki su sarnici ile tiirbe 
oneinli yer tutar. Bu tiirbe her yil yaginur duasi i9in koyliiniin toplandigi 
mekandir. 



Catalzeytin Evliyalan 

Kastamonu'nun Qatalzeytin il^esi Samanci koyiinde bulunan Kizlar 
Turbesi'nin ayaginda bulunan kuyunun basinda iki gelin kizin ellerindeki 
su kaplan ile tiirbenin bulundugu yerde kaybolmus olduklan anlatilrr. 
Burayi ziyaret i9in daha ziyade, 90cugu ohnayan kadrnlar gelir, Kur'an 
okur, dua eder, horoz keser, etini fakirlere ikram ederler. 



Pinarba^i Evliyalan 

Seyyid Ali Dani^mend'in tiirbesi Pinarba^i il9esinin Mirahor 
koyiindedir. Buhara'dan gelerek buraya yerlesen zatin ne zaman geldigi 
bilininiyor. Bursa'da medfun Einir Sultan Hazretleri'nin kardesi 



128 



oldugunun kabul edihnesi sebebiyle 14. veya 15. yiizyilda yasadigi 
sanilinaktadir. Dagm iizerindeki a9ik tiirbede medfun olan zatin kirk yil 
kadar hayvanlarla konustugu ve Padisah Koturiim Bayezid'in kizinin 
agzinda olan hastaligi tedavi ettigi anlatilrr. 



Tosya Evliyalan 

Kiz Evliya'nin tiirbesi Tosya'nin Harsat Mahallesi Dilaver 
Sokaginrn 9iktigi tepenin dibindedir. Burada yatan evliya'nin kirn oldugu 
ve ne zaman yasadigi belli degildir. Halk arasinda "Gavurdan kacarken 
iistteki yardan diiserek oldugu", soylenir. Tiirbenin yeri, etrafi tahta 
pannaklikli ku?uk bir mezardan ibarettir. Civannda birkac ardi9 agaci ile 
bir kiraz agaci bulunur. Yanindaki tahta 9ardak tiirbeyi ziyarete gelenlerin 
yagmurdan ve riizgardan korunduklan bir sigrnak gibidir. Arka taraftaki 
tepenin altina dogru bir magara a9ikni§tir. Buradan vaktiyle tiirbeye su 
getinnek i9in 9ali§ildigi anla^iliyor. 



Kesikba? Evliya'nin tiirbesi Tosya'dadir. Halk arasinda burada 
yatan zatin Benli Sultan'in kardesi oldugu, bir savas sonrasi basi 
koltugunda gelip gomulii oldugu yerde ruhunu teslim ettigi rivayet olunur. 
Haci Dede ile Kesikbas arasindaki yoldan ge9enler ortada durarak her iki 
tiirbeye birden Fatiha okurlar. Elli sene oncesinin hocalanndan Kii9uk 
Hoca adiyla anilan Delice Hafiz Mustafa Efendinin mezari da tiirbede 
bulurunaktadir. Kastamonu'nun merkez koylerinden Karamukinolla 
koyiinde medfun §eyh Ahmed 'in de ayni adla anildigrni goriiyoruz. 



Ktire Evliyalan 

H. Ismail Olmez'in yazmis oldugu 'Kiire ve Tarih9esi' adh kitaba 
atfen http://tarihogretmeni.net/'den ogrendigimize gore, Batallar Tiirbesi 
Kiire'ye 15 km. uzaklrktaki Batallar Koyiindedir. Koyiin list tarafinda yer 
alan bir koru i9ersinde, rivayete gore Battal Gazi ve atrna ait oldugu 



129 



rivayet edilen bir tiirbe bulurunaktadir. Mezann sol bitisiginde takriben 
9api 70 cm, kalinligi 1 karis ve ortasinda 8 veya 10 cm capinda ve bir o 
kadar da derinligi olan bir tas vardir. Bu tas halif yatik ve dikligine 
durmakta olup sadece alt kismi topraga basmaktadir. Tasin bas kisminda 
Yasin Suresi okundukca delik i9inde su biriktigi ve bu suyun sifali 
olduguna inamldigi i9in 9ay kasigi ile i9ildigi anlatilir. Vaktiyle adamin 
birisinin bu tasi yerinden kaldirarak dereye yuvarladigi, fakat tasin aym 
yere geri geldigi soylenir. 

Tiirbe yerli ve yabanci bir 90k kisi tarafindan ziyaret edilmektedir. 



Kastamonu'nun Kiire ikyesine bagli, il9enin 8 km kuzeyinde yer alan 
Alacik koyiinde Hamambaluje mahallesi civannda Ethem Baba adinda 
hakkinda bir 90k menkibe anlatilan bir evliya yasamis oldugu anlatilir. 
Ethem Baba'nin Aliaga Mahallesi mezarhgina defnedihnek istendigi, 
fakat tarn defnedilecegi sirada tabuttan kaybolmus oldugu farkedilir. 



Kiire il9esinin kuzeyinde tarlasindaki bir ana ve kizrna ait oldugu 
rivayet edilen Kizana Tiirbesi bulurunaktadir. 



Kiire'deki Giirnek dagrnda Giirnek Tiirbesi oldugu 
soylenmektedir. 



Kesikba? Hafiz Hasan'in kabri Kiire il9esindeki Hoca §emseddin 
Camii'nin dogu tarafinda bir baluje duvan dibindedir. Adaletsiz yere 
basinrn kesildigi ve simdiki yerine defnolundugu anlatilan zatin hayati 
hakkinda herhangi bir bilgi yoktur. 



Cami kebir mahallesi Kara Abdal mevkiinde bugiinkii talebe 
yurdunun alt tarafinda etrafi tas duvarla 9evrili ve iizerinde 100 yillik erik 
agaciyla 9evrili birka9 mezardan ibaret olan ttirbenin hangisinin Kara 



130 



Abdal'a ait oldugu bilinmezdi. 1986 yilinda Belediye tarafindan 
parselasyon 9ahsmalarina paralel olarak yikilmis ve tarumar ediknistir. 
Tiirbenin kiine ait oldugu hakkinda bir bilgi yoktur. 



Tiirbesi bugiin Etibank isletmesi llotasyon tesislerinin on tarafinda 
buradaki tesislerin insaati sirasinda tahrip ediknis olan Nurullah 
Efendi'nin Kiire-i Niihas taburu komutanlanndan oldugu rivayet 
edilmektedir. Tiirbenin bundan 50 yil onceki durumu toprak seviyesinden 
asagrya tas ile oriilmus, tahmini 3X3 m. 6l9iilerinde bir oda ve icinde kabir 
bulurunaktaydi. Daha onceki yillarda bu zata ait bir kilicin da duvarda asili 
oldugu soyleninektedir. 



Kiirenin Kayrncak tepesindeki bu tiirbenin 9evresi, yerel tabirle kus 
uzumii veya karaca uzum denilen ve saplanndan 9ali siipiirgesi yapilan 
kirmizi yaprakli bodur aga9larla 9evrilidir. Allah'in keramet ehli ermis bir 
kulu oldugu, 9evre halki tarafindan saygiyla ziyaret edildigi ve bilhassa 
hacca gidikneden once muhakkak bu ziyaretlerin ger9eklestirildigi 
anlatilir. Ancak son 50 yildir ziyaret edeni azalmis ve hele son zamanlarda 
neredeyse tamamen unutulmus olan bu tiirbenin yeri bilen kisiler 
vasitasiyla tespit ediknis, defineciler tarafindan talan edilen mezan 
nispeten onanlmis, asagidaki yol kenanna da bir tabela asilarak yeri 
belirlenmistir. 

Bu evliya hakkinda anlatilan bir rivayet soyledir: "Kayincak Semti 
eskiden Kiire'nin bitisigi evlerle meskun bir yerdir. Zaten yiiz elli sene 
once Kiire'de 12000 hane mevcut oldugu anlatiknaktadir. Burada 
hayvancilrkla ge9inen bir aile vardir. Bu ennis zat da bu ailenin 9obamdir. 
Giin olur evin erkegi hacca gider. Bir gun evin hannni gozleme 
yapmaktadir. Kadrn 9obani da ekinek yemesi i9in 9aginr. Qoban ekinegi 
yerken kadin der ki : "Ah! . Agan da gozlemeyi pek severdi". Qoban da, 
"sen bana sahana gozlemeleri koyuver. Ben agama gotiireyiin", der. Kadin 



131 



zanneder ki, 9oban doymadi, utandi ve disanda yiyecek. Bir sahana birka9 
gozleme koyarak 9obana verir. Coban, "yum goziinii a9 goziinii", deyip 
agasrni Kabe'de bulur. Sicak sicak gozlemeleri verir. Sonra da, "yum 
gozunii a9 goziinii", der ve Kiire'ye doner. Agayi hacc doniisii biitiin 
kasabali karsilamaya gider ve ellerini opmek isterler. Fakat aga elinde 
gozleme sahani, "Bizim 9oban nerde, bizim 9oban nerde", diye 
aranmaktadir. Nihayet 9obani goriir. Ve aga 9obanm elini opmek ister. 
Sim meydana 9ikan 9oban ise hemen oracikta vefat eder. Vefat ettigi yere 
bir tiirbe yapilrr. Iste Kizil Kaare boyle ennis bir zatin tiirbesidir." 



Finncik Turbesi Miiderris Mahallesi Finncik sokagmda ve yeni 
yapilan Mehmet Akif Ersoy okulunun altindadir. Keramet ehli ve ermis 
bir kadinin tiirbesidir. Hakkinda rivayetten ote bir bilgi yoktur. Ne zaman 
yasadigi ve ne zaman oldiigii bilinmemektedir. Tiirbesinin bulundugu 
sokak eskiden meskun mahal imis. Kadin evliyanm vefatindan sonra yillar 
i9ersinde bu sokagin mezarlik haline geldigi ve bilhassa kadin cenazelerin 
buraya defnedildigi su anda tiirbe 9evresinde arta kalan birka9 kadin 
mezanndan anlasilmaktadir. 

Anlatilan menkibe soyledir : Vaktiyle tiirbenin bulundugu yer evdir 
ve bitisiginde firm vardir. Evin kadini bir giin Tabaklar Sokagi'ndaki Haci 
Gani Hamamina gider. Hamamdan 9ikip evine donerken karsisina bir gen9 
9ikar ve der ki, "Allah askina yiiziinii a9 bir goreyim". Kadin, Allah aski 
sozii i9in yiiziinii a9ar. Yiiziinii gosterir. Eve gelince kadin olayi kocasina 
anlatrr. Ancak bu olaya kocasi 90k kizar. Adam hemen evin bitisigindeki 
finni iyice yakar. Tarn tavina gelince kansrni 9aginr. Ve, "Allah askina 
finna gir", der. Ve kadin M9 tereddiit etmeden finna girer. Ginnesine girer 
de ancak o anda umulmadik bir mucize ile frrinin i9i cennetten bir kose ve 
yem yesil bir 9imenlik olur. Ermislik sirn meydana 9ikan kadin ise hemen 
orada vefat eder. Ve ayni yere defnedilir. 



132 



Bilhassa kadinlar arasinda biiyiik bir yeri olan tiirbenin asirlardan 
beri ziyaretijisi eksik olmaz. Halen Persembe ve Cuma giinleri kadinlar 
toplu halde giderek Yasin-i §erif ve hatirn okurlar. Qorekler kesip helva 
dagitrrlar. Eskiden de fakir fukaraya helva corek dagitilinnis. 



Mahren veya Mehrem Turbesi olarak bilinen mezar, Recep 
Kethuda'lardan Miiderris Haci Hasan Efendi'ye ait olan kabirdir. Mezar 
tasirun alt kisirn beton i9inde kaldigmdan olum tarihi okunamamistir. 
Ancak 1800'lii yillara ait oldugu samknaktadir. Recep Kethiidaogullan 
bugiin Devrekani ve ilceye 14 kin uzakliktaki Balticak ve civan yerlerde 
yasamaktadirlar. Hasan Efendi ayni zamanda Naksibendi tarikati seyhidir. 
Mezar tasindaki kitabeden onun ulemadan ve bir miiderris oldugu 
anlasiliyor. 

Bu tiirbeye bitisik olarak bir mezar tasi daha vardir ki, tarihi a9idan 
degerlidir. 1521 tarihli mezar tasi meriner ve suslu olup bas kismi 
kopuktur. Yazilan rahathkla okunmaktadir. Ibrahim oglu Ahmet bey'in 
Yavuz Sultan Selim zamamnda Kastamonu sancak beyligi yapmis oldugu 
anlasiliyor. Her iki mezar da ilgili dernek tarafindan etraf demir 
pannaklikla 9evrilmis olup koruma altina alrnmistir. 



Hoca §emseddin Camisi'nin ana giris kapisi tarafindaki bah9ede 
yatan zat, mezar tasindaki kitabeye gore Kulaksiz Omer Efendi'dir. 1790 
yilrnda vefat etmistir. Bugiin Hahvad ve torunlan Kulaksizogullan soyadi 
ile Devrekani ve Kastamonu'da yasamakta, atalannin Kureli oldugu 
bilinmektedir. Hakkrnda anlatilan menkibeye gore, vaktiyle il9ede zuliim 
ve haksizhk artar. Hoca Efendi ise bu haksizliklan vaazlannda siirekli 
elestirir. Yonetimi asin sekilde tenkit ettiginden zindana atilir. Zindanda 
uyurken kulaklanni fareler kemirdiginden Kulaksiz lakabi ile sohret bulur. 
Fakat o zindandan 9iktiktan sonra da haksizliklan siirekli tenkit etmeye 
devam eder. §6hreti ve tenkitleri Istanbul'a kadar ulasir. Devrin padisahi 



133 



Kure'deki bu olaylan duyunca birka9 adam gondererek hocayi Istanbul'a 
alip getirmelerini ister. Hoca Istanbul'dan gelenlere, "siz yola 9ika durun 
ben de size toparlanip yetisirim", diyerek basindan savar. Ancak onlardan 
90k once Istanbul'a gelir. Padisahin Cuma selamligma 9ikacagi camiye 
(bir rivayete gore Ayasofya'ya) namazdan once gelerek etkileyici bir 
sekilde vaaza baslar. Padisah da camiye girince, ses tonunu yiikselterek 
memleket ahvaline yapilan yolsuzluklan ve haksizliklan bir bir anlatirken 
bir yandan da vaaz kiirsiisunu konusma muhtevasina uygun sekilde ileri 
geri sallamaya baslar. Bu esnada o koca caini hocanin ritinine uyarak ileri 
geri sallamnaya baslar. Padisah ve cemaat korkudan, "dua buyur hocam", 
diye hocaya yalvarmaya baslarlar. Padisah namazdan sonra hocaya iltifat 
eder ve kim oldugunu ogrenir. Ihsanlarda bulunmak ister. Ancak hoca ret 
eder . Bu sefer padisah hocayi saraya yemege davet eder ve hoca bu daveti 
geri 9evirmeyerek saraya gider. Ileri gelen zevatla birlikte sofraya oturan 
hoca et ve pilavdan ibaret yemekten, "yetim kani var yetim hakki 
yiyorsunuz", der ve bir avu9 pilav alarak eliyle sikar. O anda pilavdan kan 
akmaya baslar. Hoca sarayi ve Istanbul'u terk ederek Kure'ye doner ve 
olunceye kadar Kiire'de irsad gorevine devam eder. 



134 



KASTAMON U'DA TARIKATLER 



135 



KastamonuMa Bayramilik 



1869 tarihli salnamede, Kastamonu'da medfun bulunan evliyamn 
onde gelenlerinin adlan verilirken Bayramiyye'den Isa Dede, Ahmed 
Dede ve Ali Dede'den soz edilir. Sonraki yillara ait salnamelerde ise 
Bayramiyye adi gecmez. Abdulkerim Abdulkadiroglu 'na (1944-2006) 
gore, bunun sebebi, tarikatin Kastamonu'da son seyhi olan §emsizade 
Ahmed Ziyaeddin Efendi'den (1864-1946) onceki 119 batinda tarikat 
faaliyetlerine ara verilmesi ve temsilcisinin bulunmamasi veya hizmetler 
yerine getirilse de, disa karsi gizlenmeleri ile a9iklanabilir. Salnamelerin 
bazilannda kelime olarak Bayramilik ge9se de, digerlerinde oldugu gibi 
mekanlarrndan, haftalik ayin gunlerinden ve seyhlerinden soz edilmez. 
Bunlar da sehirde ara ara varhgini gosteren bu tarikatin fazla canli 
olmadigini, ya da siikut veya gizlenme donemlerine tesadiif ettigini 
gosterir. Bununla birlikte Bayramilik belki de en parlak donemini son 
seyhi olan ve halk arasinda yaygin oldugu sekliyle Atabey §eyhi 
zamaninda yasar. Qunkii Ahmed Ziyaeddin Efendi sadece siradan bir 
seyh ohnamis, aydin ve bilgili kisiligine ilaveten bir takim milli, harsi, 
vatani ve sosyal faaliyetlerin i9inde, hatta basinda bulunmasi baknmndan, 
Kastamonu valisinden siradan bir vatandasa kadar, sehirde etkisini hemen 
hemen herkes iizerinde hissettirmis biridir. Bu durum, ailede bulunan ve 
bir yapragrnin dahi kaybohnadan korundugu belgelerde a9ik9a goriiliir. 

Abdiilkerim Abdulkadiroglu 'Kastamonu'da Bayramilik ve 
§emsizade Ailesi' adli eserinde, Kastamonu ve havalisinde Bayramilik'in 
fazla reva9ta olmayisim, bu tarikatin onlann bir kansmu diyebilecegimiz 



136 



Naksilik ve Halvetilik'in bolgede agirhgrni hissettirmesine ve hemen her 
il9ede bunlardan en az birer dergahin bulurunasina baglar. Aynca bolgede 
tarikat faaliyetlerinin eski tarihlere kadar dayandinknasrna bir ornek 
olarak, bugiin sehirlesmenin tamamen disinda kalrm§, Ara9 il9esinin Kiire- 
i Hadid (demir kiiresi) koyundeki camide bulunan halvet odalanndan da 
bu vesile ile soz eder. Tabiatiyla en iicra yerdeki durum boyle olunca 
gerisini dusurunek kolaylasacaktir. Kastamonu merkezinde Halvetilik'in 
§abaniyye kolunun kurucusu §eyh §aban-i Veli ile oncesinde Seyyid 
Siinneti Efendi; ilin Kuzyaka bucagi Ahlat Koyii'nde medfun olup 
Naksilik'in kendisi ile Kastamonu'ya getirildigi kabul edilen Benli Sultan 
§eyh Muhiddin Ebu §ame (61.1565) Hazretleri hatirlaninalidir. Hayatin bir 
cilvesidir ki, bu dergahin son seyhi Haci Nureddin Karasu Hoca Efendinin 
hilafet merasimini §eyh §emsizade Ahmed Ziyaeddin Efendi yonetir, 
Sofuzade M. Tevfik Efendi de bu olaydan bahisle bir siir ile siisler ve 
belgeler. Fakat Bayramilik, bolgede hepten bilinmiyor da degildir. Bolge 
ile ilgili yazilan kitaplarin bir kismi Bayramilik 'in Kastamonu 'daki 
ge9inisi hakkinda kesin bir sey soyleyemezken bazilan da bu tarikati ilk 
defa §eyh Ziya Efendinin getirdigini yazmaktadirlar. Burada tekkenin 
evrak-i metrukesi arasinda bulunan ve tekkenin kitaplan hakkinda 
muhtasar bilgilerin verildigi not, tarikatrn ve bu ailenin ildeki eskiligini 
belgeleyen bir yapraktir. Metin aynen soyledir. "Kastamonu e'izze-i 
mesayih ve esraf-i kibanndan §eyhzadeler demekle ma'ruf olup 1252 
tarihinden bu zamana kadar silsile-i halefleri miitevasil ve hala postnisin-i 
erkan-i tarikat-i aliye-i Bayramiyye Resadetli §eyh Ziya Efendi'nin ecdad- 
1 kiramlannin te'lif ve istinsah tarikiyla cem ettikleri ve Fatih Ata Bey 
Gazi Hazretleri tiirbe-i serifesi sahasina vaz' ile muhafazasrni evladlannin 
eslah ve ersedine vasiyyet buyurduklan kiitiib-i mevkufe-i Nefiselerin, 
Fatih hazretlerinin cami-i seriflerinde cihet-i vakifdan ve ashab-i hayir 
taraflanndanmevzu' esya-yi mevkufedir." 



137 



Mehinet Beiujet'in kitabinin Atabey Camii kisminda caminin 
mihrabi civanndaki nefis levhalardan bahisle, bilhassa, 

"Iyd-i subh-i vuslata mihr-i celi 
Kutb-i alem Haci Bayram Veli" 

beyitinin de itjinde bulundugu levhadan soz edilerek, bu camide tayin 
edilmis belirli vakitlerde Tarikat-i aliye-i Bayramiyye'nin ozel zikirleri 
icra ediknekte oldugundan bu cami Kastamonu'nun hal-i hazirdaki en 
mamur bir dini binasi oknak iizere bilinip aniknaga deger niteliktedir, 
denilmektedir. Kastamonu'ya Bayramiligin §eyh Ziya Efendi tarafindan 
getirikneyip, evveliyatinin olduloja eskilerde oldugunu gostermesi 
bakmiindan, siikut donemlerinde yasamis olan §eyh Ziya Efendi'nin 
dedesi Mustafa Sabri Efendi'nin mezan oniindeki levhada, adinin oniinde 
§eyh sifatinin buluninasi da bunun delilidir. 

Bu havalide Bayramilik'in izleri diyebilecegimiz bir husus da, aslen 
Taskopriilu olup Istanbul'da hayat sunnus ve orada vefat etmis olan §eyh 
Unsi Hasan Dede' nin (61. 1723) kendi ifadesiyle ailesinden ve babasindan 
soz ederken, babasinin bir Bayrami seyhi oldugunu soylemesidir. 
Safranbolu'da bulunan Kalealti Dergahi'nda Bayramilik ayinleri 
yapildigini, mahallinde rivayeten soyleyenler ve bilenler vardir. Bununla 
birlikte, aile seceresi iizerindeki notlara bakilrrsa, §eyh Ziya Efendi'den 
yukan dogru uc batin boyunca hizinetin akamete ugradigi, ya da siikut 
donemlerinin yasandigi ve Ziya Efendi ile yeniden canlandigi anlasilir. 
Aynca olaylarin gorgii sahidi ve 9agdasi §aire Baharzade Feride Hannn'rn 
Divan9esi'ndeki bir tarih manzumesi de bu konuya afiklik getinnektedir. 
§iirin bas kisminda, epey zamandir munhal bulunan postnisinlige 
§emsizade Ziya Efendi'nin otunnasindan duyulan meinnuniyet belirtiknis, 
olaya tarih dusiiriilerek belgelerunistir. 

§emsizade ailesinin Bayramilik konusundaki hizmetleri ve tesirleri 
90k biiyiik oknustur. Ancak soz konusu aile fertlerinin siilaleden gelen bir 
gorev askiyla hizmeti ayakta tutmaya 9alismalan bir yana, Kastamonu'da 



138 



Bayramilik'in beklenen diizeyde kabul gordiigii soylenemez. Bilindigi 
iizere Bayramilik, Naksibendilik ile Halvetilik'in karisunindan ortaya 
9ikmis olup, her iki tarikattan izler tasrr. Halvetilik'in ana kollanndan olan 
§a'baniyye'nin merkezi Kastamonu 'dur. Merkez dergahin bu ilde 
olmasrna ilaveten Naksibendilik 'in ve subelerinin de halk arasinda fazla 
benimsenmis olmasi, sehirde Bayramilik'in beklenen diizeyde 
canlaninasina frrsat vennemistir, denilebilir. 

§emsizade ailesinin Kastamonu ve cevresinde 90k etkin rolleri 
olmustur. Bilhassa son seyh Ahined Ziyaeddin Efendi'nin ornek kisiligi 
din gorevliligi ve seyhligine ilaveten sehirde oynadigi aktif roller 
bakunindan, Kastamonu 'nun mahalli tarihine ve kiiltiir hayatina ge9inis 
biri olmasi, ailesinin i9inde onun hayatim daha yakrndan ve imkan 
elverdigince detaylanyla birlikte bilmemizi gerektirecektir. Once onun 
ismiyle ilgili bir hususu a9iklamaliyiz. Halk agzinda ve yazismalarda adi, 
§eyh Ziya Efendi, §eyh Ahined Ziya Efendi, Atabey §eyhi Ziya Efendi, 
Atabey §eyhizade ve benzeri olarak da ge9inektedir. Aileden gelen ve son 
kusagin elleri altrnda bulunan secereye gore ailenin en buyiigii §eyh Ali 
Dede'dir. Ailenin 1250 yilindan beri bilindigini ve 90k eskilerden beri 
hizmetleri yiiruttiiklerini anlanz. Menkibevi bilgilere istinad ettirilen 
kayitlardaki Isa Dede'den sonra yerine halife olan bir §eyh Ali Dede 
vardrr ki, bu iki ismin ayni kisi olmalan ihtimal dahilindedir. Keza secere 
iizerindeki aileye ait nottan, doit batin sonra halife olan §eyh Mehmed 
§emseddin Efendi'den itibaren aile sohretinin §emsizade oldugunu, hatta 
§eyh §emsizade demenin daha uygun diisecegini ve bu zatin cami 
bitisigindeki tiirbede medfun oldugunu da ogreniyoruz. Ailede ayni 
isimler batin farkiyla birden fazla kimseye verihnistir. Bunlar arasinda 
Abdullah Vecihi, Mustafa Sabri, ve Mehmed §emseddin de vardrr. Burada 
soz konusu ettigimiz Mehmed §emseddin'den iki batin sonra yani torun 
mesabesinde ayni isimli biri daha bulunmaktadir ki, bu zat §eyh Ziya 
Efendinin babasidrr. Jurnalden buraya aldigimiz kayit o giine kadar 



139 



Mehined Efendi olarak bilinen zatin ikinci adinin §emseddin oldugunu 
bildinnektedir. Yaklasik 1800 yilindan beri, yani 200 sene oncesinden 
itibaren aile lakaplannin artik §emsizade oldugu soylenebilir. 

Ailenin genis seceresinde koklere dogru Reisii'l kiittab Haci 
Mustafa Efendi yer alir ki, ailenin esas dagihmi bundan sonra 
baslamaktadir. Sicill-i Osmani'de hakkinda yazilanlar soyledir: el Hac 
Mustafa Efendi -Tavukcubasi damadi. Kastamonu'nun G61 Karyesinden 
ayandan Emarzade Mehined Aganin oglu. 1688'de dogdu. Babasim 90k 
kii?uk yasta iken kaybettiginden Istanbul 'a gelerek amcasi Elmaspasa 
Telhiscisi (Sadrazam tarafindan padisaha yazilan yazilan kisaltan, gozden 
ge9iren ve sekillendiren) Abdi Aganin yardimlanyla yetisti ve 
Tavuk9ubasi Ali Aga'ya damad oldu. Qevresindeki alimlerle 
miinasebetlerini siirdiirerek ve onlardan faydalanmasini bilerek 1730 
yilinda bas mukataaci (Hazine arazilerinin kesime verilmesi ve benzeri 
islerle ilgili kalemin basi) oldu. Ayni senenin Cemaziyelevvelinde Viyana 
Sefiri olup 1731 Zilhiccesinde biiyiik tezkireci oldu. 

Ahmed Ziyaeddin Efendinin Kastamonu Riisdiyesindeki okul 
arkadaslanndan bin de iinlii burokrat, sair, arastinnaci yazar Sadik 
Vicdani (1866-1939) dir. Daha sonra Namazgah Medresesindeki egitimine 
devam eden Ziya Efendi, o zaman muftii olan A'mazade Mehined Emin 
Efendi'den 1897 yilrnda icazet ahr. Sadik Vicdani ise Ballikzade Hafiz 
Ahmed Mahir Efendiden icazet alrmstir. Hocasindan 1 892 tarihli bir davet 
mektubu ahms ise de o tarihte Ziya Efendi resmen seyhtir ve sehirde 
ismini duyunnaya baslainistir. Hocalik hukuku bir yana, talebesi ile gurur 
duyarcasrna ama nezaket ve karsihkh hiinnetin goz oniinde 
bulunduruldugu bu mektup bir ornek metindir. Ziya Efendi, medrese 
egitiinini, ledunni ihni tahsil edip seyh olduktan sonra tamainlamistir ki, 
onun hayatinda bu doneininde de ders alrnacak hususlar buluninaktadir. 
Ziya Efendinin icazet hocasi A'mazade Mehined Emin Efendi donemin 



140 



Kastamonu muftiisudur ve lakabi Biiyiik Miiftii olarak ge9mektedir. 
Kendisinden sonra her iki oglu da sirasiyla muftiiluk yapmislardir. 

Ziya Efendinin egitiininde U9iincu safha lediinniyat, ya da marifet 
ilmini tahsil olmustur. Ancak yukanda a9iklanan medrese egitiinine ara 
vererek, hayatinin bahannda denecek bir yasta aileden veraseten gelen 
gorevi yerine getinnek i9in onun bu yolu tercih ettigi soylenebilir. 
Ge9iniste tarikatin siikut devrelerinde disa karsi daha dikkatli davranilmis, 
ama hizinetler aksatilmamistir. Bu sebeple kendisinden onceki bir ka9 
batin donemlerinde sessiz kahnmis oldugu goruliir. Hizmetin dunnadigini 
ve ailenin her ferdinin bunun suurunda oldugunu ise yazismalarda 
isimlerin onlerinde §eyh sifatimn kullamlmasinda goriiriiz. 

Ziya Efendinin bu suskunluga dur demeyi akilhca basardigini 
anhyoruz. Bunun i9in, tarikatin asitanesi hiikiniindeki genel merkezi olan 
Ankara'da Haci Bayram Veli Dergahina bir yil sure ile gelerek bu manevi 
yolda seyr u siilukunii tamamlamis ve gorevlendirildigi Kastamonu 'ya 
doninustur(1889). §eyh Ahmed Ziya Efendi'nin seyr u siilukunii 
Ankara'da §eyh Abdiilhamid Baba'nin yanrnda bir sene araliksiz kalarak 
tamamladigi ve muddetin bitmesiyle halifelik verilerek Kastamonu 'ya 
gonderilmis oldugu soylenebilir. Babasi ve amcasinin vefatlan dolayisiyla 
taziyet ifadelerinin yer aldigi iki mektubun bu tarihten sonra Ziya 
Efendi'ye gonderilmis oldugu goriiluyor. ilim ve irfani ile meshur ohnus 
Kastamonulu Baharzade Feride Hanim'in (1837-1903) Ahmed Ziya 
Efendinin seyh postuna otunnasi iizerine bir tarih manzumesi yazmis 
oldugu ve bu siirin bas kismrndaki nottan, Bayrami seyhligi gorevinin bir 
hayli seneler tatil edilmis oldugu, Ziya Efendi vesilesiyle yeniden ihya 
edildigi anlasiliyor. 

Ahmet Ziya Efendi muderrisligi ve daha sonraki yillar Atabey Gazi 
Camii hnam Hatipligi gibi gorevler bir yana, Istibdat ve Mesrutiyet 
devirlerinde araliksiz Idare Meclisi Azaliginda; Mesrutiyet ve Cumhuriyet 
devirlerinde Kizilay, Cocuk Esirgeme ve benzeri hayir miiesseselerinin 



141 



aza ve reisliginde bulunur. En biiyiik hizineti Istiklal savasi esnasinda 
goriiliir. Atatiirk'iin Miidafa-i Hukuk Cemiyetini kurmasi iizerine 
Kastamonu'da bes kisiden kurulan Miidafaa-i Hukuk Cemiyetinin 
reisligine seijilir ve bu cemiyetin Halk Partisine doniismesine kadar 
araliksiz gorevini siirdiirerek onemli hizmetlerde bulunur. Adem 
Kopriiluoglu'nun, 'Kastamonu Vilayet Gazetesinde Milli Mucadelenin 
Yansimalan' adli yuksek lisans tezi'nden ogrendigimize gore, 17 Eyliil 
1919 tarihinde vali vekilligine getirilen Defterdar Ferit Recai Bey'in ilk 
icraatlanndan birisi Miidafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin kurulusunu te§vik 
etmek olmustur. Esasen, Sivas'a goniil baglamis olan esraf ve ileri 
gelenler Milli Miicadeleye destek i9in hazrr vaziyette bulunduklarrndan 
aym gun merkezdeki cemiyet tesekkiil eder ve bugunku Miize binasinin 
bahcesine katilmis olan Darii'l Kurra Medresesi binasinda sube a9ilir. 
Bununla ilgili haber Kastamonu Vilayet Gazetesinde su sekilde 9ikmistir: 

"Komisyon Te§kili 
Anadolu ve Riimeli Vilayat-i Muhafaza-i Hukuk Heyetinin Kastamonu Heyet-i Merkeziyesi 
Riyasetine (reisligine) Atabeygazi Dergalu seccadenisin (§eyhi) e§raftan ve Nakibii'l es.raf 
Kaimmakaim §eyhZiyaeddiiiEfendi..", getirilir. 

Hilafet Ordusunun Safranbolu'ya ge9tigi ve Ara9 iizerine yuriimekte 
oldugu zaman, Kastamonu'da uyanan heyecan ve galeyan iizerine teskil 
edilen milli kuvvet Ara9'a gittiginde, menfi ruhlu birinin A. Ziyaeddin 
Efendinin yanina gelerek, "Hilafet Ordusu geliyor, ibtida sizi asacaklar. . ." 
demesi iizerine, "Oliim mukadder bir hadisedir, er veya ge9 olacaktir. 
Millet ve memleket ugrunda olursem benim i9in bahtiyarliktir." cevabiyla 
karsilik verir. Bunlari soylerken onun azim ve iradesinde az da olsa bir 
sarsinti gorulmemistir. Miidafaa-i Hukuk'un Halk Partisine donusumiinde 
Vilayet Idare Heyeti miitesebbis azaligina se9ilir. Istiklal Savasinda 
gosterdigi fedakarlik ve kahramanliktan dolayi Istiklal Madalyasi ile taltif 



142 



edilir. Ayni zamanda Qocuk Esirgeme Kurumu Kastamonu §ubesi 

ba^kanidir. Aslinda o biitun bu hizmetlerini hi9bir maddi kar§ihk 

beklemeden yapmi^tir. 

Fazileti, temiz ve duriist ahlaki, a§m derecede comertligi ile 

taninmi§ olan Ahmed Ziyaeddin Efendi, fakirlere ve muhtac kimselere 

daiina yardmici oknu^tur. 

Ankara'ya gitmek mecburiyetinde oldugundan cenazesinde 

bulunamayan, fakat merasim esnasinda okurunasi arzusuyla biraktigi 

mesajinda ilin valisi Dr. Midhat Altiok aynen §6yle demektedir: 

"Arkadaflar! Biitiin be§eri ihtiraslarm sustugu, fanilestigi, 
ebediyet yolunun basjnda bulunuyoruz. Fani hayata gozlerini 
yumarak §u anda aramizdan aynlmif bulunan ve ebedile§en sabik 
§eyh Bay Ziya y ya son hiirmet vazifemizi ifa ediyoruz. Rahmetli, 
Kastamonu y nun en koklii ve asil ailelerinden biri idi. Hemen 
hemen emsalleri pek az kalmif yaflilardan biridir. 82 yasmda 
devre-i hayatiyesini tiiketerek Rabb y m rahmetine kavusmuftur. 
Rahmetli, biitiin hayati boyunca daima temiz ve asil kalpli, 
memleketine ve bilhassa hem§ehrilerine daima faydali olmuftur. 
Gma-yi kalb (kalp zenginligi) vardr Biitiin maddi varligmi 
Kastamoni/ya vermif idi. Onun hizmetlerinin en degerlisi ve en 
biiyiigiinii inkilap davasmm basmda goriiyoruz. Saray ve 
saltanatm hainlestigi, diismanlarla birle§erek a'mal-i milliyenin 
ayaklar alti edildigi zamanlarda AAiidafaa-i Hukuk Cemiyetinin 
basmda bulunuyordu. Anadolu y nun ve Turk AAilletinin sarayla 
ve padisahla alakasmm kesilmesi icap ediyordu. Kastamonulular 
adma padisaha isyan telgrafim ceken ve bu telgrafa imzasim 
koyan biricik sahsiyet rahmetli §eyh Ziya idi. Bu hadiseyi bugiin 
burada anmamm belki ehemmiyeti olmadigi zannedilebilir. Fakat 
o karanlik ve mefkiik anlarda boyle bir harekete tefebbiis ancak 
cesaret-i medeniye ile vasiflandinlabilir. Hayatira istihkarla 
tehlikeye koymasi, o giinkii sartlar karfismda biiyiik bir 
kahramanlikdr. Burada bu hatirayi tekrarlamakla rahmetlinin 



143 



ruh-i pakinin fad oldugunu gorur gibi oluyorum. AAillet ugrunda, 
vatan ugrunda her tehlikeyi goze almak lazim geldigini belirten 
bu kahraman ruhlu rahmetliyi genclerimize, inkilap davasi 
yolcularma bir drnek olarak gostermek istiyorum. Aziz 6lu! Sen 
hayatmda tafidigin ruhun ve azmin kudretini arkada biraktigm 
nesiller de tafiyacaklardir. Sana magfiretler diliyoruz. Ebedi 
uykunda emin vemusterih ol". 

§emsizade §eyh Ahmed Ziya Efendinin Gumusluce 

Kabristanindaki mezar sahide tasinda sunlar yazilidir: 

Huve'I-Baki 

Bayrami Taci §eyh-i e§raf olan? 

Ecdadin meslegi oldu Ziya Bey'de tamam? 

EUi yi[ oldu tarika rehber 

Eri§ip himmet-i Haci Bayram 

Husn-i ahlak i[e o[mu§tu kerim 

Adet o[mu§tu onungun ikram 

Eylesin dar-i Cemale isal 

Rahmet-i Hazret-i HaUak-i enam 

Jpemsizade §eyh Ziyaeddin Bey'in 

Ruhuna e[-Eatiha 

19 /Sjisan 1946 Rumi 1365 

(17 Cemaziyelevvel 1365J 

Nebiyye Hanimla evlenen Ahmed Ziya Efendinin bu evlilikten 
Hatice, Mustafa (Sabri), Mehmet, Hikmet ve Lutfiye adlarinda 90cuklan 
olur. 

Son yiizyilin kuwetli saz sairlerinden olup 1894'te vefat eden 
Meydani'nin "Huzur-i ali Resadetli §eyh Hafiz (Ahmed Ziyaeddin) 
Bey'in canib-i alisine" bashkh bir siiri vardir. Bu siirin sonlanna dogru, 
maddi sikinti icinde bulunan sairin dualanni da ekleyerek, a9ik9a yardun 
talep ettigi goriilur. 

Ziyaeddin Efendi sehirde kendisini oylesine kabul ettinnistir ki, 
muhtemelen diger tarikat subelerinin halifeleri arasinda, en gen9lerinden 
biri olmasina ragmen, Reisii'l Mesayih se9ilir. Bu yetki ile bulundugu bir 
hilafet toreni, torenin butiin safahatini da i9ine alacak sekilde Sofuzade M. 



144 



Tevftk Efendi'nin bir siirinde anlatilir. Bu §iir ge9inise ait bir beige 
ozelligi tasir; Abdulkeriin Abdulkadiroglu bu durumu soyle kaleme alir. 
"Nitekim benim ?ocukluk yillanmda, Kastamonu'da Biiyiik §eyh olarak 
taninip itibar gorinus olan, ilin en biiyiik ve merkezi camisi Nasrullah 
Camii Basimam hatibi Haci Nureddin Karasu Hocaefendi vardi. O zat 
sehrin 30 kin. kadar disinda, Ilgaz daglarrnin bir baska yamaci olan 
Kuzyaka bucagi Ahlat Koyii'ndeki dergahinda medfun, halk arasinda 
Benli Sultan olarak bilinen §eyh Muhiddin Ebu §ame Hazretlerinin 
(61.1565) mensubu olduklan Halidiyye kolunun son seyhidir. Nureddin 
Efendinin (1885-1953) babasi ve dedesi de aym yerde gorev yapmislardir. 
Dedesi anilan mekanda medfun §eyh §ani Efendi; babasi il merkezinde 
bulunan Ferhadpasa Camii haziresinde medfun §eyh §adi Efendidir. 
Ondokuzuncu yiizyilrn sairleri arasinda mahallinde olduk9a iyi bir isiin 
birakinis olan §air §adi'nin, Nureddin Efendi'nin babasi §adi oknasi 
kuvvetle muhtemeldir. 

Sofuzadenin metnini asagiya alacagimiz siirine Haci Bayram Veli 
ile baslamasi da bosuna olmamahdir. Bayramiligin Naksilik ve Halvetilik 
tarikatlannin kansnnindan ortaya 9iktigmi bilinir. Boyle olunca bu her U9 
tarikatta yekdigerinden bir taknn izlerin oknasi tabiidir. Biraz daha yakin 
olmak durumunu da dikkate alir ve Benli Sultan 9evresi ile 
Kastamonu'daki Bayramilikin miinasebetlerinin daha sicak oldugunu 
diisiiniirsek, §eyh Ziya Efendinin burada ta9 giyinine merasiminde fiilen 
bulunup bu merasimin onun inisiyatifinde yapihnasrnin sebebi daha iyi 
anlasilmis olur. Ustelik Ziya Efendi Reisii'l Mesayihtir. Boylece bu toren 
baska bir anlam kazaninaktadir. 

Kutb-i alem Gavs-i a'zam Haci Bayram Veli 
Dide-i devran gosterdi yine burhamm 
Kuvve-i kudsiyyesiyleyandirip Ru§en cerag 
Eyledi bu yerde cari feyzini erkanmi 
Benli Sultan Veli Dergahina mihman olup 
Surdu ol Sultan-i a§kin §evk ile devranmi 



145 



Irtihal etmi^di §eyhi i§bu ali-dergehin 
Geldik iclas etmeye seccadeye derbamm 
Hazret-i AAufti Efendi hazir u mij§ki[-ku§a 
Gosterip divan-1 ^er'in huccet u burhanmi 
/\]ec[i Bayrami-i $eyh Ahmed Ziya el-Arifin 
Eyledi sirr-1 tarikm munceli ahkammi 
Qikti /slureddin Efendi ceddinin meydanma 
Tac giydi seyr edip ehl-i vela bayramini 
Bezm-i Ehlu'Uah'a gelmi§ti niceihvan-i din 
Gdrduler neymi§ guruh-i eh[-i Hak erkanim 
Gonce-i gulzar-i Sadeddin beha-i eh[-i dil 
Halved Ahmet Dede yandirdilar her yamm 
Ser-te-ser ate§ kesildi a§k i[e Allah deyu 
$em y -i Hakyandirdi hep pervane-i hicramm 
Sormadan /sluri Efendi'den hesab-i masiva 
Istedi vermek bu bezm-i a§ka nakd-i canmi 
Eyledi §eyhzade Hafiz Bey gonulden ah u vah 
Ga§y olup zikr-i HudaMan kildi ter damamm 
l^ti cam-i a§ki /\]ureddin Ziyaeddin'den 
Tuttu hep /\]ur u Ziya bu dergehin eyvanmi 
Benli Sultan Haci Bayram — i Veli hazirdilar 
Ben degordum anlarm feyz-i safa-ef§anmi 
Sdyledim bu ayn-i cem'in Hak deyip tarihini 
Gormedim [ayik Huda hakki amn nisyamni 
Gevher-i Tevfik-i Hak'tan bir Ziya taban olup 
Gark-i envar oldu alem anmadik ahzanini 
8.7.1910 

Nureddin Efendi de Ziyaeddin Efendi gibi hayatinin erken 
doneminde yani 25 ya^inda iken bu makama gelmi^tir. 

Sami Ceritoglu(1925-1992) 1940'h yillarda tahsil icin Istanbul'daki 
Haydarpa^a Lisesine gonderilirse de, ba§an gosteremeyip Kastamonu'ya 
doner. Ho§ sohbetligi ve muzip ki^iligiyle taninan arkada^i merhum §ekip 
Boyacioglu(1925-1963) §eyh Efendi'yi ziyaretinde, "Efendi Hazretleri 
gozunuz aydin, torununuz Sami Bey gelmi^ler", demesine cevaben, 
"Habis, mesruren degil, me'yusen gelmi§", der. 

Atabey Gazi Camii emekli miiezzini Ahmet Dabancacioglu (babasi 
merhum da aym camide yillarca imamlik yapmi^tir), bir kismi §ifahi 



146 



kultiire dayanan anonim anlatilar ohnakla birlikte cami ve §eyh Efendi 
hakkinda sunlari soyler: Atabey Gazi Camii, cami olarak kullamlmadan 
once kilise olarak kullamlmaktaymis. Atabey tarafindan sehir fethedilince 
cami olarak hizmete sunulmus, ilk Cuma hutbesi kendisi tarafindan 
okunmu? ve namazi da kihnmi^tir. Atabey Gazi hutbeye 9iktigrnda onune 
bir yilan 9ikmis, kilici ile o yilani oldurmustur. Bu olayi anlatmak iizere 
miiezzinlik kisminin iizerine aga9tan yapilmis yilan asilmistir. O tarihten 
beri Cuma giinleri hutbeye ?ikilirken Atabey Gazi'nin temsili kilici ile 
9ikilrr ve inilir. . . Yaklasik 70 sene evvel caminin arka kismi pannaklik ile 
9evrili idi. Mevlevi dervisleri Cuma aksamlan bu pannakliklarin arkasinda 
zikreder ve sabahlan namazi miiteakip Kur'an okurlardi. Ben o zaman 10- 
12 yaslannda 90cuktum ve gelip ge9erken goriirdum. Donemin imami 
Haci Latifoglu'ndan duyardrk. Daha sonra §eyh Ziya Efendi, vefatrndan 
sonra oglu imam olmuslardir. Onlardan sonra da babam bu goreve atandi. 
Ben de bu camide miiezzin olarak goreve baslayip 37 sene hizmet verdim. 
Mevlevilerin (arkasinda) ayinlerini yaptiklan parmakliklar tamir esnasinda 
kaldrrilmis, takip eden yillarda cami U9 defa tamir gormustur. Caminin 
9atisi onceden kursunla kapli idi. Bunlar sokulup yerine Mevlevi 
tekkesinin kiremitleri getirildi. Daha sonra da metal sa9 kaplandi. Yagmur 
sizdrrdigi i9in tekrar kiremite 9evrildi. 

Atabey Gazi Dergah Camiine gen9 yasta §eyh olan Ziya Efendi 
ayni zamanda encumen reisidir. Qok sevihnistir. Iyi Fars9a bilirdi. Bayram 
sabahlan bu camide Turl^e ve Fars9a dilleriyle vaaz verir; bu esnada cami 
agzina kadar dolar tasardi. Sabah namazindan sonra dervisleriyle evrad 
okur; Cuma aksamlan kendine ait konagrnda onlara yemek verirdi. 
Bayramlarda halk kendisini ziyarete gelirdi. Hizmetinde bulunan 
kahyasinrn adi Meded idi. §ehrin muftusu ve diger hocalan devamh 
surette ziyaretinde bulunurlardi. 

Ali Okumus tarafindan Latin alfabesine 9evrilen Omer Fuadi'nin 
kaleme ahnis oldugu §eyh §aban-i Veli Menakibrnda ise, kamil ve 



147 



keramet ehli Isa Dede'nin Ankara'dan Kastamonu'ya halki irsad etmek 
iizere gonderilmis oldugunu goriiriiz. "Hilafetle gelip Kastamonu'ya 
girecekleri gun erbab-i miikasefeden ve Haci Bayram Sultan silsilesinden 
velayetle meshur Isa Dede Efendi (kuddise sirruhu) dervislerine hitap 
edip; "Bolu canibinden Kastamonu'ya bir kamil boyaci geliyor" diye remz 
ii isaret etdiklerinde onlar dahi ...Hasilu-1 kelam ol dervisler aziz ile 
musafaha ve miikaleme etdiler. Velakin agizlanndan kemale ve hilafete 
delalet eder bir cevap alamadilar. Ve dahi kendiler murad ettikleri ve 
azizin haber verdikleri kimse degil diye tecessiis edip ve gayri kimse 
bulamayip Isa Dede efendiye i'lam etdiklerinde fi'l hal sultanin halin ve 
muradin anlayip ve "hal ii kemal miibarek olsun" deyip onlar dahi azizin 
sirnn sakladilar. Arifi sadik ve kemale layik olan dahi budur". Bayrami 
tarikati seyhlerinden olan Isa Dede Haci Bayram Veli Hazretlerinin 
halifesinin damadidir. 1530'larda §eyh §aban-i Veli Kastamonu'ya 
geldiginde hayatta olup kendisini karsilamak iizere iki miiridini gonderir. 
Fakat bu miiridler belli etmedigi icin §eyh §aban-i Veli'yi tamyamazlar. 
Isa Dede vefat edince Atabey Camiinin hemen karsisinda yer alan ve 
bugiin kendi adiyla anilan tiirbeye defnedilir. Isa Dede 'den sonra 
Kastamonu'da §eyh Ali Dede, Miiftii §eyh Mustafa Efendi (muhtemelen 
Piskiirizade adiyla anilan ve Atabey Camii'nin kuzey bitisigindeki 
hazirede medfun bulunan Kastamonulu seyh), §eyh Mehmet Efendi, 
Munzevi §emseddin Efendi gibi halifeler tarikat postuna otunnuslar, 
Ziyaeddin Efendi de, tekke ve zaviyelerin kapatihsina kadar son seyh 
olarak gorev yapmistir. 

Atabey Camiinin kuzey tarafindaki giris kapisimn hemen 
karsisinda, yola cepheli, 30 metrekareden biraz biiyiik9e bir mekani 
kaplayan bu tiirbe, iistii besik ahsap 9ati ile ortulu bir kemerden 
(eyvandan) ibarettir. Kemer kesme tastan diger yerleri moloz tastan olup 
dosemesi tahtadir. Caminin on cephesinde ohnasi itibanyle halk arasinda 
Atabey Tiirbesi olarak da anilmaktadir. Kemer, yalmzca kapi ve pencere 



148 



boslugu birakilacak sekilde sonradan duvarla kapatiknistir. Tiirbe ger9ekte 
Candarogullan donemine aittir ve bu kanaate gotiiren bir tarih mevcuttur. 
Bu tarih 1397 sonrasini gostennektedir. Ve kink olan sonrasi 
okunamamaktadir. Kemerin sagmdaki kitabenin de Turloje terciimesiyle 
yalniz ". . .yapiknasiyla emretti" kisini okunabilmektedir. 

Tiirbede yer alan 119 adet tahta sandukadan birisinin i9inden 
Candarogullan donemini hatirlatacak bir lahid 9ikmistir. §ahideleri 
okunamayacak durumdadir. Bu sandukalarda yatanlann kimlikleri 
hakkinda A. Gokoglu, muhakkak ki bu beylik sulalesinden bazi onemli 
sahsiyetler olabilecekleri goriisunii ortaya koymustur. Bu tahinin ihtiyatla 
kabul edilebilir. II Kultiir Mudurlugunce tiirbeye asilan kroki ve altindaki 
bilgilerden, bu tiirbede biri sag U9ta, arkasinda yan yana iki ve ii9iincii 
sirada da bir oknak iizere dort sanduka goruknektedir. U9taki sanduka 
Maden Dede'ye, arkasindakinin biri Veli Dedeye, U9iincu srradaki ise Isa 
Dedeye aittir. Bir Hatun mezari oldugu anlasilan digeri isimsizdir. Bu 
mezarda yatanin Isa Dede'nin hanuni oknasi ihtimal dahilindedir. Maden 
Dede hakkinda ise sunlar anlatilir. Atabey Gazi Konya'da hukiim siiren 
Sel9uklu sultani Alaeddin'in emirlerinden iken, Islam hudutlannin 
genisletihnesi diisiincesiyle bu havaliye gonderilir. Tesadiif eseri, ayni 
tarihte, bolgesinin taninims aliinlerinden oldugu halde Maveraiinnehir'den 
keza bu sehre hicret etmis olan Ricalullahtan Maden Dede hazretleri ile 
birlikte eyalet merkezi olan Kastamonu'yu muhasara ile fethetmislerdir. 
Caminin insasi bunu takiben olmahdir. Maden Dedenin asil adi Ebu Salih 
el-Miinci'dir. On ikinci asnn ikinci yansinda hayatta oldugu ve Seyyid 
Abdiilkadir Geylani Hazretlerinin (61.1166) kendisini ziyaret ettigi 
soylenir. Yasadigi donemde §ii faaliyetleri artmis olmakla seyhi 
tarafindan Anadolu'ya gonderilen halifelerden biridir. Madenler hakkinda 
uzman oldugundan Kastamonu'da 9esitli madenleri kesfederek harp 
halinde bulunan zamanin hiikumdanna yardnnci ohnustur ki, Maden Dede 
deninesinin sebebi budur. Sultan' in einri ile Maden Dede bu camide 



149 



Naksibendi tarikati iizerine irsad gorevlerini yerine getirmistir. Maden 
dede diinyasini degistirdikten sonra oglu Veli Dede irsad gorevini 
yuriitmus; sonra da Isa Dede Ankara'ya gelerek Haci Bayram Veli'ye 
intisap etmis, hilafet derecesini almis ve kizi ile de evlenmistir. Boylece 
bu siilaleden gelen hayirli evladlar nesilden nesile tarikat ayinlerini ihya 
etmislerdir. Halbuki Isa Dede'nin Haci Bayram Veli'nin vefat etmis 
oldugu 1430 yili ile kendisinin Kastamonu'da §eyh §aban-i Veli'yi 
karsilamak i9in iki dervisini gonderdigi 1530 yili arasindaki zaman farki, 
onu Bayrami tarikatinin kurucusunun muridi ve damadi olmasina izin 
vennez. Isa Dede, muhtemelen Haci Bayram Veli'nin yerine gecen biiyiik 
oglundan icazet almis ve onun damadi olmus olmalidir. Bu menkibevi 
bilgilerin lsigrnda, Isa Dede 'den sonra adlan yukanda yazili olup Atabey 
Camii ile turbesi arasindaki ge9is bolumunde medllin bulunan bes zat 
halife olmuslardir. Abdiilkerim Abdulkadiroglu, eserinde Yalova'nin 
Giiney Koyiinde medfun bulunan §eyh §erafeddin Efendi'ye atfen Isa 
Dede 'den sonra Bayramiyye tarikatini ihya eden seyhleri sayarak bunlann 
mezarlannin Atabey Gazi turbesi civannda olabileceklerini ilave eder. Bu 
zatlar §eyh Ali Dede, Miiftii §eyh Mustafa Efendi, §eyh Ahmed Efendi, 
ikinci Miiftii §eyh Mustafa Efendi ve §eyh Miinzevi §emseddin 
Efendilerdir. Dikkat edilirse turbenin soz konusu kisminda kimlere ait 
olduklan bilinmeyen bes sanduka vardrr. Muhtemelen bu sandukalar adi 
gecen seyhlere aittir (2008 Haziraninda Atabey Gazi Camii ve turbesi ile 
ilgili restorasyon cahsmalannda bahsi gecen bu sonradan tiirbe ve cami ile 
irtibatlandinhnis bolumiin yikilarak ortadan kaldinldigini, 9ali§malar 
dolayisiyla hazirenin hi9 de i9 a9ici olmayan bir durum arz ettigini 
soyleyelim. Sozii edilen bes sanduka muhafaza edilir ve yikinti halinde 
bulunan tiirbe, umulur ki, aslina uygun sekilde sirh tuglalarla kaplanir ve 
tarihi doku bir nebze de olsa eski haline doner.) 

Kastamonu'da Bayrami tarikati faaliyetlerine yiizlerce yil mekan 
olan Atabey Camii hakkinda da birka9 soz soylemek gerekirse, kuzey 



150 



giiney yoniinde uzanan dikdortgen planli bir yapidir. Harimin kuzey-bati 
kosesinde ise minare bulunur. Kaba yonu taslarla insa edilmis olan binanin 
dogu cephesinde, tas siralannin arasina yatay olarak konmus tuglalara 
rastlanir. Ortiisii, i9ten diiz ahsap tavan, distan ise, kiremit kapli kinna 
catidir. Harim duvarlanni, iki sira halinde tugladan bir kirpi sa9ak 
cepecevre dolasir. 

Pencereler binanin kuzey ve bati cephelerinde, iist iiste iki kat 
halinde duzenlenmistir. Yapinin duvarlan iizerinde yer alan bazi 
acikliklarm kapatilip iptal edilmis olduklan anlasilryor. 

Binanin kuzey cephesinin ortasinda, basik kemerli bir kapi a9ikligi 
ve bunun da iizerinde 1273-74 tarihini veren siiliis yaziyla yazilmis U9 
satrrlik Arap9a bir kitabe yer alir. Kapi a9ikliginm onii, doit ahsap diregin 
tasidigi basit bir 9ati ile ortulmustiir. 

Qift kanatli ve olduk9a sade bir ahsap kapidan ge9ilerek girilen 
ibadet mekani, kuzey giiney dogrultusunda uzanan onar adet iki sira ahsap 
direkle, ortada daha genis U9 bolume ayrihms olup, diiz ahsap tavanla 
ortuliidiir. Kuzeydeki iki direkle birlikte, ibadet mekanrni U9 yonden 
9eviren bu tasiyicilann arasina, ahsap korkuluklu bir kat ilave edihnistir. 
Bu kata, kuzeyde, sagh sollu yerlestirilinis tek kollu merdivenlerle 9ikilrr. 
list katrn kuzey -batisrnda da minarenin kapisi yer ahr. 

Giiney duvann ortasindaki mihrap, sivri kemerle ortiilii bir nis 
seklinde olup kavsarasi da nerviirludiir. Mihrabin saginda, tas bir minber 
bulunur . 

Binanin giiney dogu kosesindeki tiirbe boliimlerine, harimin bu 
kosesindeki yuvarlak kemerli bir a9ikhkla girilir (idi). Ilk bolum, 
dikdortgen planh olup bugiin restorasyon sonucu ortadan kaldinlmistir. 
Artik sadece eski fotograflarda yer alan bu bolum moloz taslarla insa 
edilmis olup iistii, bagdadi bir tekne tonozla ortiilii (idi). Kuzey ve giiney 
duvarlannda yuvarlak kemerli ve demir pannaklikli birer pencere 



151 



bulunurdu, ve bu bolumde Bayrami tarikati seyhlerine ait bes adet ahsap 
sanduka vardi. 

Bu bolumun dogusundaki bir kemer ile, tugladan insa edilmis 
tikbeye girilirdi. Tiirbe, distan silindirik, i9ten de sekizgen kenarli olup, 
kursun kapli basik bir kubbe ile ortuludiir. I9erisinde uc adet ahsap 
sanduka mevcuttur. Turbenin kuzeyinde bir kapi, dogu ve giineyinde ise 
birer pencere bulunur. Kapi, yuvarlak kemerlidir. Pencereler ise 
dikdortgen fonnlu olup, kesme taslarla 9er9eveli ve demir pannakliklidir 

Tugla turbenin dogu ve giineye bakan birer penceresi ile 
kuzeyindeki kapisrnin da orijinal olmadigi muhakkaktir. Ger9ekten de, 
kalan izlerden anlasildigi iizere, vaktiyle yesil renkli sirli tuglalann 
basamak seklinde diziknesiyle meydana gelen bir i^ilikle insa edilen 
turbenin, dogu ve giiney yiiziinde tuglalann aniden kesilip, buralara kesme 
taslarla 9er9evelenmis demir pannaklikli pencerelerin yerlestirilmis olmasi 
bunlarin sonraki devirlerde yapildiklannin a9ik bir isaretidir. Esasen, 
buradaki pencerelerin benzerleri, caminin cephelerinde de goruliir. 
Yuzol9umu yaklasik 15 metre karedir. Tiirbede U9 adet tahta sanduka 
vardrr. Uzeri ortiilii yuksek ve daha biiyuk olaninrn Kastamonu'nun fatihi 
Atabey'e ait oldugu rivayet edilir. Fakat bunun hangi Atabey olacagi 
hususu me9huldur. Atabey'in, Muzafferiiddin Yavlak Arslan olmasi 
ihtimali kuwetlidir. Sandukanrn uzerinde egri bir kili9 ile dugumlii 
uzunca bir asa vardir. Merkadin yaninda Atabey'in kizlarrna ait olmasi 
muhtemel iki kueuk sanduka daha vardir ki, toplam U9 mezardir. Atabey 
Gazi'nin turbesinde, cesedi yaninda kalenin kilidinin asili oldugu rivayet 
edilir. Turbenin uzerinde daha sonraki yillarda yazilarak asildigi anlasilan 
su levha bulunmaktadir. "Sel9uklu Devlet adamlannin en buyuklerinden 
Beldenin Fatihi Atabey Gazi Hazretlerinin Tiirbe-i serifesidir." 

Atabey Camii haziresinde gomulu olan mezarlardan bir kismi daha 
sonra Uluoglu soyadim alacak olan §emsizade ailesine, bir kismi dervisan 
ve muhibbana, bir kismi da muhtemelen vasiyetle veya manevi bir yardun 



152 



niyaziyle gomiilenlere aittir. Bu taslann bazilannin sahipleri, §emsizade 
Haci Ahmed Beyin hammi Tuti Aliyye Hanim, Altikulaczade kizi Rahime 
Hatun, Altikulaczade'nin oglu Mehmed Bey, §emsizade Ahmed Bey, 
§emsizade Abdi Bey, Tarik-i aliye-i Bayramiyye salikelerinden Fatma 
Hanun, §emsizade Haci Abdi Beyin mahdumu Mehmed Bey, §emsizade 
Ahmed Riza Bey, §eyh §emsizade Riza Bey'in kizi Fa'ika Hanmi, 
§emsizade Omer Bey'dir. 

Caminin Osmanh doneminde Merkez Pirlaklar mevkiinde, 
Kuzyaka, G61, Akkaya ve Taskoprii'de gelir getiren vakif arazileri; 
Kastamonu merkezinde de bazi diikkanlan ve vakif hamami vardir. Aynca 
Akkaya Nahiyesinin Elmayakasi Koyiinde Atabey Hani denilen vakif ham 
mevcuttur. 



KastamonuMa Celvetilik 



Kemal Kutgiin Eyiipgiller'in cali^masindan ogrendigimize gore, 
Uskiidarh §eyh Aziz Mahmud Hiidayi'nin halifelerinden §eyh Mustafa 
Efendi b. Resul tarafindan, 1650 tarihli vakfiyesi olduguna gore, 
Kirkcesme §eyh Mustafa Camiinin bu tarihten once yaptrrihms ohnasi 
gerekir. Yapinin, kible yoniindeki harap tiirbe ve Mekteb-i Sultani Miidurii 
M. Behcet'in yakininda oldugunu belirttigi zaviye ve kutiiphane ile 
birlikte kii9uk bir kiilliye olusturdugu anlasihnakta, nitekim VGM 
Arsivindeki dosyasinda yer alan tarihsiz haritada, mescidin dogu duvanna 
bitisik olarak dergah binasi goriihnektedir. 

Cami, tiirbe, kiitiiphane ve dergah evinden olusan kiilliyenin cami 
ve tiirbe binalan yakin zamanlara kadar harabe halinde ulasirken dergah 



153 



ve kutuphane tamamen yok ofmustur. Distan disa 15.77X12.40 m. 
boyutlannda, dikdortgen planli olan kargir cami 1990'larda harap 
durumdadir. O siralarda caminin mevcut kalintilan, ahsap hatilli kerpi9 
duvarli, ahsap tavan ve catili bir yapiya isaret etmektedir. iki yaninda birer 
pencere bulunan giris kapisinin mihrap aksinda oldugu, mihrabin solunda 
bir, sagrnda iki pencere yer aldigi anlasilmaktadrr. Bati duvannda iki 
penceresi daha vardi. M. Behcet, §eyh Mustafa Camii'nin 1514 yilinda 
yaptinldigini kaynak gostenneden ileri siinnektedir. Ancak A. 
Gokoglu'nun §eyh Mustafa'nin 1650 tarihli vakliyesi oldugunu ve §eyh 
Mustafa'nin 1689 yilindan once oldugunu ser'iyye sicillerine dayanarak 
kaydetmesi onceki tarihi imkansiz kiknaktadir. 1789 yilinda tekkenin 
tamire muhtac oldugu, ancak ortak mutevellileri Mehmed ve Mustafa 
Halifelerin yapilan tamir ettinnedikleri i9in gorevden alindiklari 
bilininektedir. Celvetiyye tarikatina bagli olan §eyh Mustafa Tekkesinin 
1872 yilrndaki seyhi Akif Efendi, ayin gunii Cuma gecesidir. Tekkenin 
vakiflan arasinda Alpagot Koyiinde araziler bulurunaktadir. 

Kirk9esme Mahallesi'nde Sel9uk Sokak ile Krrk9e§me Caddesinin 
kesistigi kosede yer alan ve distan disa 10.91X9.25 m. boyutlannda olan 
turbe i9erisinde 15 sanduka buluninaktadir. Ahsap olan 9atisi ve kargir 
duvarlannin biiyiik bir bolumu baknnsizlik sebebiyle zaman i9ersinde 
yikilmis oldugundan kuzey bitisigindeki Sel9uk Camii ile beraber 1944 
yilinda harap oldugu gerek9esiyle sahsa satihr. Uzeri a9iktir ve i9inde 
bulunan on bes adet tahta sanduka kaybolur. Bati duvanndaki hacet 
penceresinden ve iistiinden bakildiginda bir adet tas sanduka ve sagda 
solda kinlmis sahide par9alan goruliir. Tiirbeye guneyindeki yokusun 
adina izafeten Ser9eoglu Turbesi de denilmektedir. Nitekiin kapi iizerinde 
bulunan sac levha iizerinde 'Seyyid Ser9e §eyh Mustafa Efendi Turbesi' 
yazilidrr. §eyh Mustafa Camii'nin kible duvannin ardrnda yer alan 
turbenin, §eyh Mustafa'nin vakliyesi 1650 tarihini tasidigina gore, bu 
yildan bir sure once ya da sonra insa edildigi dusiiniilebilir. Hicri 1101 



154 



senesine ait Kastamonu §eriyye Sicil'inde yer alan kayit, §eyh 
Mustafa'nin bu tarihte oldugunii a?iklamakta, dolayisiyla tiirbenin 1690 
yili dolaylannda insa edildigi anlasilmaktadir. 

Gokoglu, Ser9eoglu olarak anilan turbenin adinin Ser9iragoglu'dan 
bozma oldugunu, Ser9irag Hatun isiinli birinin 1854 senesine ait §eriyye 
Siciline gore, zaviye ve vakiflan oldugunun anlasildigini ve bu tiirbede 
yattigini belirtmesine ragmen, 1898 tarihli bir irade kaydindan bu kisinin 
"gece parlayan, yakut" anlaimnda "seb-i 9irag" Hatun oldugu ve bu 
tiirbede degil, yakinrndaki Hatun Sultan tiirbesinde yattigi anlasilmaktadir. 

Her kenan 7.65 m. uzunlugunda olan kare planli bu tiirbede medfun 
olanlardan birisi §eyh Mustafa Efendi, digerleri de onun halifeleri ve aile 
efradidrr. Bugiin Kesme tas soveli giris kapisinin bati cephesinde oldugu, 
kuzey ve dogu cephelerinde ikiser, giiney ve bati cephelerinde ii9er 
penceresinin bulundugu goriilen tiirbe, 2004 yilinda Seyyit Ser9e Camii ve 
hemen yakinrndaki Hatun Sultan tiirbesi ile birlikte restore ediknistir. 

Resuloglu §eyh Mustafa Efendi'nin Uskudar'da medfun §eyh Aziz 
Mahinud Hiidayi 12 Hazretlerinin halifelerinden olup Kastamonu'ya irsad 
i9in gonderiknis oldugu goriiliir. Adina diizenleninis olan resmi evraktan 
kendisinin Seyyid oldugu anlasilmaktadir. Turbenin kuzey bitisigindeki 
camii yaptirarak burasiru Celveti tarikati dergahi haline getirir. 

Bir miiddet sonra Istanbul'a giderek padisah IV. Mehmet 13 ile 
goriisiip 1650 tarihli fennanla cami ve tekkeye Elyakut Koyii ve civarrnda 



Hasan Kamil Yilmaz'm islam Aiisiklopedisine hazirlami? oldugu yazidan ogrendigiinize 
gore, nnitasavvif ve §air hiiviyetiiiiii yam sira bir musiki§inas da olan tarikatm kunicusn Aziz 
Malnmid Hiidayi (1541-1628) yazdigi ilahileri bizzat besteleyerek tekkesinde okiitmn§, 
sonraki asirlarda ya^ayan miisikis.inaslar omin manziimelerinden besteler yapmi^lardir. 

Mehmed IV (1648-1687). Her ne kadar 1650 tarihli fennanla cami ve tekkeye bir kisun 
arazilerin vakfedildigi anlatilmakta ise de, bu tarihte IV. Mehmed'in sekiz ya^mda oldugu, 
iktidann ilk sekiz yilmm biiyiik amiesi, annesi ve bunlarm taraftarlan arasmda payla§ilmi§ 
oldugu goz ominde tiitii hna lidir . 



155 



on kisim arazinin vakfedihnesini saglar. Daha sonra bu vakfa bazi ilaveler 
yapilir. 

Vakfa mutevelli olan Seyyid §eyh Mustafa Efendi caminin civanna 
medrese kutuphane ve imaret gibi uniteler ekleyerek burada bir kulliye 
viicuda getirir. Qok musluklu giizel bir sadirvanin etrafinda kuruknus olan 
kulliyede her gun fukaraya corba ikram edilir. Bu uygulamanm tekke ve 
zaviyelerin kapatiknasina kadar devam ettigi buradan bizzat istifade etmis 
olan yaslilar tarafindan ifade ediknektedir. Imarette ekinek pisirilen frrinin 
da yakin zamanlara kadar mevcut oldugu bilirunektedir. 

§eyh Mustafa Efendi'nin 1650 yilindan sonra vefat ettigi tahinin 
edilmekle beraber tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kendisinden sonra 
tekkede yine kendi neslinden oknak iizere 1795 yilina kadar Seyyid §eyh 
Mehmet Efendi, aym tarihli beratla Mehinet Emin Efendi, 1813 tarihli 
beratla Ahmet Halifenin ogullan Mehinet ve Mustafa Efendiler ve 1868 
tarihli beratla da Numan Efendi'nin seyh olduklan goruliir. Aynca 1868 
tarihli beratin tetkikinden, kulliyede muhtelif unvanlarla 14-15 kisilik bir 
personelin gorev yaptigi anlasiknaktadir. 

Bir 90k keramet ve manevi tasarruflan ile bilinen Seyyid §eyh 
Mustafa Efendinin tiirbesi halk tarafindan hiirmet ve saygi ile ziyaret 
edilmektedir. Zekiye Qagnnlar'in calismasindan ogrendigimize gore, §eyh 
Mustafa (Resiilzade) Efendi ile ilgili anlatilan menkibede ise, evliyalann 
ilerde keramet gosterecek kisilere 90cuk yasta goriindukleri ve onlarla 
birlikte olduklan inanci vardir. Menkibeye gore yorenin bilinen 
evliyalanndan olan Ahmet Hicabi Efendi 90cuklugunda peygamber 
soyundan gelen Seyyid §eyh Mustafa Efendi'nin tiirbesinin etrafinda 
oynarken kimi zaman ortadan kaybolunnus. Buyudugunde ona oyun 
oynarken ortadan neden kayboldugu, nereye gittigi soruldugunda Ahmed 
Hicabi, §eyh Mustafa'nin tiirbesinin bulundugu yerin tiirbe oldugunu 
bihnedigini, orada oynarken o evde (ev zannetmekteymis) oturanlann onu 



156 



9aginp sevip oksadiklarrni, sohbet ettiklerini ve sonra disan 
gonderdiklerini soyler. 

Bugiin de alkolik olan kisiler bu ahskanliklanndan kurtulinak i9in 
tiirbeye gelip dua etmektedirler. Kimi zaman da alkolik olan kisilerin 
aileleri bu kisileri sarhosken buraya getinnekte ve ayilincaya kadar 
beklemektedirler. Boylece alkol bagmililannin bu aliskanligmdan 
kurtulacagina inanilmaktadir. 



KastamonuMa Halvetiyye-^abaniyye 



Mustafa Askar'in 'Tasavvuf Tarihi Literatiiru' adli eserinden 
ogrendigimize gore, 'Menakib-i §eyh §aban-i Veli', menakibnameler 
i9ersinde en saghkh olanlanndan biridir. Bunda eserin muellifi Omer 
Fuadi'nin ikni kisiliginin onemli katkisi oldugu kabul edilir. Ali Okumus 
tarafindan 1998'de yiiksek lisans tezi olarak, Latin alfabesine 9evrilmis 
olan eserin U9uncu bolumiinde, §eyh §aban-i Veli'den once 
Kastamonu'da halveti tarikati seyhi olarak hizrnet vermis olan Seyyid 
Siinneti Efendi'den soz edilir. 

Seyyid Ahmed Sunneti'nin vefati tahmini olarak 1460 verilir (bazi 
kaynaklar bu tarihi 1490'lara 9eker). §eyhi Seyyid Yahya ve onemli 
halifelerinden Alaeddin Rumi, Pir §ukrullah, Pir Bahaeddin Erzincani'nin 
vefat tarihleri de 1463'lerdir. Halbuki §eyh §aban-i Veli'nin dogum tarihi 
1499 olup Kastamonu'da Halvetiligin Seyyid Ahmed'in vefatiyla 70 yilhk 
bir kesintiye ugramis oldugu gorulecektir. Eger Seyyid Sunneti'nin vefati 
i9in 1490 tarihi dogru ise, bu kesinti anlamh bir rakam olan kirk yila iner. 



157 



§eyh §aban-i Veli'nin Seyyid Ahmed Sunneti'nin mescidinde 
inzivaya 9ekildigi, ve tipki Ahmed Yesevi gibi 63 yasindan sonra 
hayatinin sonuna kadar burada devamh ibadet ve tefekkiirle mesgul 
oldugu anlatilir. Bu yapi ve cevresi, §aban-i Veli'nin vefatindan kirk yil 
kadar sonra bunyesinde cami, tiirbe, dergah, kutiiphane, asa suyu ve 
sadirvan ile dergah evleri mevcut bir kiilliyeye donusturiilecektir. 

Menakibnamede anlatilanlar lsigmda genel olarak, Hz.Prr'in 
hayatina baktigimizda, onun pek 90k badireler ge9innis oldugunu goruriiz. 
Taskoprii'nun Qakuxjayi koyiinde diinyaya gelen (1497 ya da 1499) 
§a'ban-i Veli, ku9uk yaslarda anne ve babasimn oliimu ile yalniz ve 
kimsesiz kahms, sonrasinda ise kimligi ve yasami hakkinda fazla bilgi 
sahibi olmadigimiz bir kadrn tarafindan evlat edinilmistir. Bu kadinin, 
§a'ban-i Veli'nin egitimi ile yakindan ilgilendigi anlasihyor. Mahalle 
mektebinde Kur'an egitimi ile baslayan bu sure9 Kastamonu ve 
Istanbul 'da devam etmistir. 

Istanbul medreselerinde tefsir ve hadis ihni konusunda egitim goren 
§a'ban-i Veli, zamanla i9inde bir bosluk hisseder, aldigi dini egitimin 
kendisini tatmin etmedigini gonnustur. Sonunda ilahi sirlara da vasil 
olmayi arzulayan ve ilm-i batini tahsil etmeye kararli olan Hz.Pir, 
kendisine bir miirsid-i kamil arar ve bu niyetle Istanbul'daki bazi din 
biiyiiklerine halini anlatir. 

Hz.Pir'in arayislar i9indeki bu doneminin, Istanbul'dan 
Kastamonu'ya donerken Bolu'da karsilastigi Hayrettin Tokadi hazretleri 
ile son buldugu goriihnektedir. Bu karsila^ma ile §aban-i Veli'nin i9indeki 
sikintilar bertaraf ohnaya, ruh diinyasmi huzur ve siikun kaplamaya 
baslamistir. Yaklasik on iki yil Hayrettin Tokadi hazretlerinin yanrnda 
kalarak onun rahle-i tedrisinden ge9en ve ona hizmet eden Hz.Pir, bu sure 
i9inde seyr u siilukunu tamamlayarak tasavvufta kemale ulasir. Bu 
asamadan sonra bizzat H. Tokadi hazretleri tarafindan Kastamonu'ya 
hilafetle gorevlendirilir. 



158 



Kastamonu'ya geldiginde once Hisarardi'ndaki Seyyid Sunneti 
mescidi (simdiki §eyh §aban-i Veli Camii) yakinlannda miinzevi bir hayat 
gecirmeye baslar. Bu siralarda onu gorenler, haline aciyarak yardmi etmek 
isteseler de o kabul etmez. Hz.Pir'in Seyyid Sunneti mescidindeki 
erbainini tamamlamasi ile hali, halk nazarinda a9iga 9ikinaya baslar. Onun 
yiice kisiligini gorenler ve onu anlamaya baslayanlar, yavas yavas onun 
sohbet halkasina katilrrlar. Boylece Seyyid Sunneti Efendi'den sonra 
Halvetilik'in Kastamonu ve civanndaki gelisuninin §eyh §a'ban-i Veli 
tarafindan devam ettirildigi goruliir. 

§a'ban-i Veli hazretleri, Seyyid Sunneti mescidinde basladigi irsat 
hizinetini sonradan Honsalar Camiinde surduriir ve halkasina katilanlann 
sayisi giinden giine artar. Hz. Pir'in zahiri ilimlerle devam ettigi cami 
sohbetleri, zamanla yerini batini ilimlere brrakarak tasavvufl irsada 
yonelir. Hayati boyunca pek 90k kisinin yardnnrna kosan §a'ban-i Veli bu 
arada bir 90k keramet gostennisse de bunlann anlatilmasim, 
konusulmasrni ve bilininesini hi9 istememistir. Bu konuda zaman zaman 
anlatanlan azarladigi ve inkar ettigi gorulmustiir. 

Hayatinin son donemlerini halvete 9ekilerek ge9iren Hz.Pir'in, bazi 
rivayetlere gore yedi yil inzivada, uzlette kaldigi ifade ediknektedir. Hak 
dostlannin sevgililerine kavustuklan gece olarak da ifade edilen, dugun 
gecesi de dedigimiz "seb-i aruz" u hissettiginde talebelerini yanina 
toplayarak onlara ayn ayn dua ve tavsiyelerde bulunan §eyh §aban-i Veli 
4 Mayis 1569'da vuslata ennistir. Siileymaniye Camii vaizlerinden §eyh 
Muharrem Efendi'nin kildirmis oldugu cenaze namazinda biiyiik 
izdihamin meydana geldigi kaynaklarda ifade ediknektedir. 

Sefinetu'l Evliya yazarirun kaleme almis oldugu §eyh §aban-i Veli 
hakkindaki medhiye soyledir. 

Server-i eh[-i tarik Hazret-i $a'ban-i Veli 
5alik-i raha hakik Hazret-i ^a'ban-i Veli 
Hal u kalinde onun buy-i hakikat vardir 



159 



Cumle u§§aka §efik Hazret-i ^a'ban-i Veil 
AAisI-i hur§id tutu' etti cihana o[ Pir 
Bahr-i envara garik Hazret-i ^a'ban-i Veil 
Halved bagma bir bulbul-i revnak-efza 
AAesIek-i feyzi vesik Hazret-i ^a'ban-i Veil 
A§ik-i sadik-1 canan-i hakikidir ki 
Fikr-i irfam amik Hazret-i §a'ban-i Veil 
Dahil-i zumre-i piran-i izam oImu§tur 
HakkTeala'ya sadik Hazret-i ^a'ban-i Veil 
Evliya rehberidir hem urefanm mahzeni 
Pir u burhan-1 tarik Hazret-i §a'ban-i Veli 
Bulbul-i bag-i edeb mefhar-i erbab-i erib 
Hiss-i alisi refik Hazret-i $a'ban-i Veil 
AAazhar-i fevz-i futuh zat-i §erifi memduh 
A§ika feyz-i refik Hazret-i $a'ban-i Veil 
Sensin urnrnan-i kerem bulbul-i gulzitr-i Irem 
Remz-i akvali dakik Hazret-i ^a'ban-i Veil 
OI Huda a§kma Vassafma bezi et keremi 
Ey muridana §efik Hazret-i $a'ban-i Veil 
-HuseyinVASSAF- 



Kastamonulu Osman Efendi, Hz. Pir'in nazanna muhatap olduktan 
sonra, kapildigi cezbe ile benligini terk eder. Sadakatle kendini seyhine 
teslim eder, seyrii sulukunu tamamlayip ardindan hilafet duasiyla Tokat'a 
halife olarak gonderilir. Bir ara mursidini ziyaret maksadiyla 
Kastamonu'ya geldiginde, dervislerin kendisi i9in tertiplemis olduklan 
ziyafette Osman Efendi'nin dilinden inciler dokulmeye baslar. Ruh 
zenginliklerinin aciga vurularak kendini ele verdigi o anlarda bazi 
muridlere ilahi hakikatlerin ifadesi hos gelmez. Halin sozle dile getirilmesi 
hazmedilemez ve, "Osman Efendi tarikat ve hakikat sirlanni ifsa ediyor", 
diyerek Hz. Pir'e sikayet yollu olayi arzederler. Bu durum karsisinda bir 
miiddet siikut eden Hz. Pir, soyle mukabelede bulunur. 

-Kuzular! Osman hakkinda fazla konusmayin. Osman minder 
oglanidrr. Nereye otursa, ne sekilde otursa, ne soylese ve ne sekilde 
soylese Hakk teala katinda makbuldiir. 



160 



Hz. Pir'e vefatindan once sorulur. 

-Sizden soma seccade kimindir? 

-Osman gelir, sonra Hayreddin gelir. 

-Bu tki zattan sonra kim gelecektir buyurursunuz? 

-Seccade sahibini bulur. 

§eyh §aban-i Veli bu konusma ile yerine kiinleri halef biraktigini da 
vasiyet etmis olur. 

Osman Efendi Hz. Pir'in vefati uzerine vasiyet geregi irsad 
seccadesine otunnak i9in Tokat'tan Kastamonu'ya davet edilir. Dergaha 
geldiginde dogruca Hz. Pir'in kabri basina gider. Burada oyle bir hale 
diiser ki, hi9kinnasina, yerlere kapanip aglamasina goniiller dayanamaz. 
Sonu geknez bu cirpinislar karsisinda yurekler par9alamr. Dostlardan biri, 
"O, ancak Kur'an okundugu zaman bu halden kurtulabilir. Zira kendisini 
en taskin zamanlarda Kur'an okumakla tabii haline dondurebilirdik. Bir 
asr-i serif okursaniz kendisini toparlayacaktir.", der. Istigrak hali herkesi 
kapladigindan kimse Kur'an okumaya tesebbiis edemez. Sonunda israr 
uzerine orada bulunan bir hafiz titrek bir sesle euzii besmele 9ekerek bir 
iki ayet-i keriine okur. Hava bir anda degisir, siikunet hasil olur. Osman 
Efendi Kur'an okunmaya baslanir baslanmaz kendine gelip iki dizi uzerine 
96kmustur. Daha sonra ayaga kalkmasi i9in yapilan israra, "Beni kendi 
halime birakiniz", diyerek sakinlestigini gosterir. Abdest alir, Hz. Pir'in 
ayak ucuna oturur, sabaha kadar oradan aynlmaz. Namaz kilar, Kur'an 
okur, zikreder. 

Sabahleyin miiridler ve sevenleri kendisini camie ve seccadeye 
9agirdrklannda, Osman Efendi, "Kardeslerim! Ben bi9are buraya irsad i9in 
geknedim. Erbaine geldim. Kirkinci giin Pir'in mubarek bedenleri 
yakinrnda ruhaniyetlerinin civanna g09 edecegim. Zira Pir'imin aynligina 
sabrnn ve takatim yoktur.", der. Allah'in emri ile kirkinci giin Osman 
Efendi vefat eder. Vasiyeti geregi Hz. Pir'in merkadinin kuzey tarafina 
defnedilir. 



161 



Dergahin Cami miiezzini Kazmi Gobeloglu, goreve basladigi ilk 
yillarda tiirbenin temizlik ve bakimi i9in kabirlerin aijildigi zaman Osman 
Efendi'nin nasinin 9urumemis oldugunu gordiiklerini anlatir. 



Kastamonu'da diinyaya gelen Hayreddin'in her hususta iyiyi 
kotiiden ayinna kabiliyeti yiiksek olup, sohbetleri zevk verici idi. Tarikatin 
onde gelen adamlanndan olup Kazanci Hayreddin diye anilirdi. Hz. 
§aban-i Veli'nin kemaline vakif olan eazundandir. Tefsir ve hadis ikninde 
tam ihtisas sahibi idi. On yil asitane-i Hz. Pir'de seccadenisin olur. Her 
tarafa kamil ve mukemmil bir 90k miirsid gonderir. Allahii teala'nin 
kudretiyle miibarek nefesleri, sifa kaynagi olup, Musliimanlar ondan sifa 
bulurlar. 1579 senesindeki vefatiyla Hz. Pir'in yakinina defcedilmistir. 



Iskilip'te diinyaya gelen Abdulbaki Efendi'nin pederlerine 'Acem 
Alisi' derler idi. Boyle denilmesinin sebebini mahdumlari Muhamined 
Celebi soyle nakleder. Diyar-i Acemden Rum'a iinlii bir pehlivan gelip 
Corum'da her kirn ile giirestiyse yener. Galibiyet sevinci ile Istanbul'a 
giderken Abdulbaki'nin pederine rast gelir ve onunla giire^ip maglup 
olur. Bundan dolayi Acem Alisi diye sohret bulur. 

Abdulbaki Efendi alim ve arif bir zat olup, akli ve nakli ilimlerde 
fevkalade nispette ilerlemis, batini ilimlerde de devrin gozdesi olmustur. 
Gen9 iken bir gozii kaza eseri olarak gonnez hale gelir. Hz. Pir-i Aziz, 
onun ilmi kudretini beyan i9in, azizin kalpleri aleminde olan hallerini, 
suret aleminde olan hal ile temsil edip, "Eger bizim Abdulbaki'nin bir 
gozii daha olsaydi, miitalaada her ince manalan bulup ortaya 9ikannakta 
kitabi delip, ote yana ge9erdi", buyururlar imis. Hz. Pir'den feyz alarak 
yiiksek mertebelere nail olduktan sonra Corum'da insanlan irsada 
gorevlendirilir. 

Hayreddin Efendi'nin irtihali iizerine Asitane-i Hz. Pir'de 
seccadenisin olur. Cuma giinii ve gecesi tefsir ve hadis okurlar imis. Ilahi 



162 



hakikatleri her kesimin anlayacagi sekilde aciklamalan bakunindan 
dinleyicilerden bir 9oklarina hal gelir imis. 

Etrafa bir 90k halifeler gonderen Abdulbaki Efendi'nin olgun 
kisiligi hakkinda anlatilan menkibeler kulaktan kulaga yayilir. 1589 
senesinde beka alemine g09 ettigi zaman ziyaret i9in bulundugu 
memleketi olan Iskilip'te defnedilir. 



§eyh Muhyiddin Efendi Kastamonu civannda Kiire-i Hadid adiyla 
bilinen kasabada diinyaya gelir. Zahir ilimleri tahsil ederken takvasi galip 
geknekle birlikte ilahi haller ve cezbe ile hakiki aska kapilip Hz. Pir'in 
halifelerinden Kiire-i Hadid'de bulunan Mahinud Efendi hazretleri eliyle 
siiliik edip, tasavvufta mesafe alir. Mahinud efendi'nin beka alemine 
irtihali uzerine, "Sen bende Mahinud Efendi'nin yadigansin", diye Hz. Pir 
onu irsad halkasina dahil eder. Atabey Cainii seriiinde hitabet ve iinametle 
gorevlendirilen Muhyiddin Efendi, Hz. Pir'in hizmetini cana ininnet 
bildigi cihetle fedakarane hizinetleriyle Hz. Pir'in dualanna mazhar olur. 
Bundan sonra halki irsad etmek i9in §am taraflanna hilafetle gonderilir ve 
o havalide nice canlan uyandirdiktan sonra tekrar Kastamonu 'ya avdetle 
§eyh Abdulbaki Efendi'nin vefatindan sonra seccadenisin olur. Kemal 
sahibi olup, menakib ve kerametleri ile bilinen Muhyiddin Hazretleri 1 604 
tarihinde vefat eder. 



§abaniyye tarikatinin besinci halifesi olan Omer Fuadi 1560 
yilrnda Kastamonu 'nun Musa Fakih mahallesinde diinyaya gelir. Babasi 
§a'ban-i Veli dervislerinden Himmet Dede'dir. Fuadi'nin diizenli bir 
tahsil ve terbiye gordiigii, hayatinin seyrinden ve meydana getirdigi 
eserlerinden de anlasilmaktadrr. Ilyas Yazar'in, 'Osmanlinin Kiiltiir 
§ehirlerinden Kastamonu'da Yetismis bir §air: Omer Fuadi' isimli 
makalesinden, ilk 90cukluk yillanni §eyh §a'ban-i Veli gibi bir 
mutasavvif zatin sohbet ve irsatlanni dinleyerek ge9innis oldugunu 



163 



ogreniriz. §a'ban-i Veli 1569 yilinda vefat ettiginde dokuz yaslannda 
bulunan Fuadi, cenaze merasimini su sekilde tasvir eder: 

" sabi oglancik iken peder merhum namazlanna iletmis idi, 
bi'lmuvacehe gordiim. Bu kadar zaman 'uzletde olmakla halk gozinden 
ga'ib olan sultan-i miilk-i 'alem-i gayb ve melekut bu hey'et ve haletle 
kapudan tasda zahir olduklarinda halka sevk u hararet ve zevk ii halet 
galebe etmegin kiini safa ile haykirup kimi hararetle aglayup bir sada-yi 
hay u hu ve bir nida-yi ya hu zahir ve peyda oldi ki kalemle tahriri ve 
kelamla takriri kabil degildiir..." 

Fuadi, ilk tahsilini Kur'an mektebinde yaptrktan sonra medreseye 
intisap ederek tahsilini tamamlar. Arap9a ve Fars9a'yi bu dillerde ihni, 
edebi ve tasawufi eserler verecek diizeyde ogrenir. Egitim hayati 
donemini Menakibname'de "... onceleri yiiksek memuriyet ve makamlara 
hevesle akli ve nakli ilimleri tahsil ettim.", seklinde ifade eden Fuadi, bu 
donemde heniiz yiiksek mevkiler pesindedir. Gen9lik hevesiyle dolup 
tastigi o donemin sonlannda, giin gelir, kalbinde sikintilar hasil olur. 
'§a'ban-i Veli hazretlerinin seccadesinde irsat vazifesini goren zat lniirsid- 
i kamildir', diisiincesiyle §eyh Abdiilbaki Efendi'ye intisap etmeyi 
dusiiniir. 

"Lakin, kalp aleminde ruh makaimndan tahsil ve tekmil olunan 
lediinni ihne meylim ve talebim yoktu. Allah'in hidayeti ve zahiri iliin 
kuvvetiyle gafil kalbime safa ve ruhuma cila gelerek ilahi cezbe zuhur etti. 
Terk ve fena tarafina meylim artti. Vahdete 9ekilerek kesreti attun. Nice 
zaman kendi halimde kaldun. Kiireli Mehmed Qelebi ve Abdiilbaki 
efendiler gibi seriat ve tarikat kitaplanni okudum. Fakat muskilatnn kitap 
ve risale ile halledilemedi. Miirsid-i kamile hizmet etmeyince ge9itlerden 
ge9ineye imkan yoktu..." Kalbindeki bas edihnez sikintilan gidennek i9in 
Abdiilbaki Efendi'ye, o sirada Iskilip'te ohnasi sebebiyle ulasamadigini 
belirten Fuadi, ruhunda yasadigi biiyiik degisimi: 

'AAekteb-i 'a^kdayine tekrar elifden ba^ladim' 



164 



sozleriyle ifade ederek, i9inde gitgide artan ask atesine daha fazla 
sabredemez. Bunun iizerine §eyh §a'ban-i Veli'nin halifelerinden meshur 
Haci Dede'ye halini arz eder. O da bu halin kisa siirede 
halledilemeyecegini, zamana ve tedrice ihtiya9 oldugunu, Allah'tan baska 
her seyi terk ederek tarikata ginnesini ve boylece mucahede ile halinin 
diizelecegini ifade eder. Bu sirada duydugu heyecan ve cektigi lztirap onu 
aceleye sevk etmekte ve Haci Dede'den derhal irsad niyaz etmektedir. 
Dede Efendi'nin tez elden irsada aciz oldugunu ifade etmesi iizerine ondan 
umidini kesen Fuadi, Nureddinzade halifelerinden Himmet Efendi'ye 
durumunu arz eder. Himmet Efendi de 'elem ve istirap 9ekmenin cezbe 
alameti oldugunu ve tecelliyatrn zuhuruna vasita olacagini' belirterek Haci 
Dede gibi menfi bir cevap verince Fuadi, Ilgaz Dagi'nda irsad faaliyeti 
merkezi olan Benli Sultan ocagrna giderek hazretin oglu ve halifesi 
Mahmut Efendi'ye halini arz eder. Ne var ki, Mahinut Efendi de, Haci 
Dede ve Himmet Efendi gibi onun derdine derman olamaz. 

Yine kendi ifadesiyle Omer Fuadi, elinden tutup kendisine rehber 
olacak bir kimse bulamayinca, bu dertten kurtuhnasi i9in Allah' a 
yalvannaya ba^lar. I§te tarn o sirada "rahmani hizir ve ruhani tabip 
Abdiilbaki Efendi bu hasta halin imdadina Hizir gibi yetisir." Fakat 
kendisiyle goriisemeyince cuma giinii camide vaazini dinler ve i9indeki 
firtinalann kismen dindigini, "bir miktar muskuliinun halloldugunu" 
beyan ederek aradigi manevi tabibin Abdiilbaki Efendi oldugunu anlar ve 
nihayetinde bu veliye intisap eder. 

Abdiilbaki Efendi, Fuadi'nin duygularmin siikuna ennesinde ve 
kendisine intisabi konusunda Haci Dede, Himmet ve Mahmut efendilerin 
gosterdigi aczi ve tereddiidii gostennemis, "hakikat aleminde mevsuf olan 
baki meyden" Fuadi'ye "bir kase saf sarap" vererek, onun goniil ve ruh 
alemindeki elem ve kederlerine kafi derecede sifa olmustur. Fuadi, 
hayatimn bu devresinde, "Abdiilbaki Efendi gibi bir miirsitle tamsmamis 



165 



olsaydim ilahi askrn atesiyle meczup olabilirdim", diyerek i9inde 
bulundugu iistesinden gelinemez durumu ifade etmistir: 

Der u isina o[ tasradan bi-gane sansunlar 
'Acep ziba-revisdur 'aki[ o[ divane sansunlar 

diyerek gonial diinyasinda, manevi kesfin meydana getirdigi sirlan halktan 
nasil sakladigrni belirtmektedir. Onun, once Abdulbaki Efendi ve sonra da 
Muhiddin Efendi'nin rahle-i tedrisinden gecerek yeti§tigi bu siire9te 
derdini mursidinden, halini Allah' tan baska kimsenin bilmedigini ve bu 
halde dergahta hizmette kaldigini kendisinin kaleme almis oldugu 
'Menakibname'deki su misralanndan anlryoruz: 

Ben be[a sahrasmun mecnuni iller bi-haber 
Leyliyi A^evlaya tebdil itdum iller bi-haber 

§a'baniyye'nin U9iincu postnisini olan Abdulbaki Efendi'ye 27 
yaslarrnda intisab eden ve seyhinin izniyle evlenen Omer Fuadi, dergahin 
hitabet hizmeti ile mesgul olur ve U9 yillik hizmetinin ardindan Abdulbaki 
Efendi'nin 1589 yilinda Iskilip'te irtihali uzerine, dorduncii postnisin olan 
Kiireli (Ara9'in Demir Kuresinden) meshur alim Muhiddin Efendi'ye 
intisap eyler ve seyr u siilukunu bu veliden tamamlar. Fuadi 'nin 
yetismesinde bu iki hocanin onemi olduk9a fazladir. On yedi yillik 
miiritlik hayati, 1604 yilrnda Muhiddin Efendi'nin vefatiyla noktalanir ve 
bu tarihte §a'ban-i Veli dergahrna seyh olarak se9ilir. 

§a'baniyye tarikatina ginneden once muftii yardimcihgi gorevinde 
bulunan Omer Fuadi, bu yillarda fikihla da yakindan ilgilenmis ve 
9evresini aydrnlatma gayreti i9inde olmustur. Omer Fuadi'nin, tarikata 
intisabrndan sonra sorumluluklan daha da artar. Onun zamaninda 
Halvetilik tarikatimn §a'baniyye kolu bir hayli gelistiginden, pek 90k kisi 
bu tarikata intisap etmistir. Butiin Kastamonululann sevgi ve saygisina 
mazhar olan Fuadi'nin cuma gunleri, selefleri gibi, §a'ban-i Veli camiinde 
halka verdigi vaazlarda Islam Dini'nin yuceligini, ibadet ve muamelatla 
ilgili meseleleri halkin anlayacagi bir dille izaha 9alistigi sohbetleri, biiyiik 



166 



bir ilgiyle takip edilir. Kastamonu'daki sohreti kisa zamanda, 9evre 
kazalarda da duyulunca insanlar, kendisini gonnek ve ikninden istifade 
etmek iizere dergaha ziyaretlerde bulunurlar. 

Fuadi'nin engin bilgisi ve atesli hitabeti, cemaati ve kendisiyle 
goriisen insanlan olduk9a etkilemekte ve o, boylece zahiri ilimlerde herkes 
tarafindan saygi duyulan bir sahsiyet olarak tamninakta, ozellikle fikih ve 
fetva konusunda memleket capinda sohret oldugu ifade ediknektedir. 

Omer Fuadi'nin dergahta seyh olarak kaldigi sure i9erisinde onemli 
hizinetlerinden biri de, §eyh §a'ban-i Veli'nin kabrine tiirbenin 
yapilmasina onciiliik etmis olmasidir. Fuadi "Tiirbename" adli eserinde 
tiirbenin yapilis hikayesini biitiin ayrintilanyla anlatir. 

Miirsidi Muhyiddin Efendi, Omer Fuadi'ye §aban-i Veli ve diger 
halifeleri i9in mezarlan iizerine tiirbe yaptinnasini vasiyet etmesi iizerine 
Omer Fuadi tiirbe yapnn isine baslar. I. Ahmed'in Vezir-i azami Murad 
Pasa'nin kethiidasi Omer Kethiida'dan gonderilen mektupta, tiirbe yapnm 
i9in gerekli paranrn saglanacagi bildirilir. Omer Fuadi dualar ve 
kurbanlarla tiirbe yapnmni baslatir. Baslangi9ta gayri Miislim i§9iler 
9alistinlir. Ancak Omer Fuadi'nin gordiigii bir riiya iizerine bu is9ilerin 
islerine son verilir. Bu vesileyle is9ilerden birinin Miisliiman oldugu dahi 
rivayet edilir. Bir miiddet sonra insaatin yansina gelindiginde, Omer 
Kethiida'nin katlediknesi, mal ve mulkunden varislerinin mahrum 
birakiknasi yiiziinden, iki yillik tiirbe insaati yarim kalir. §aban Efendi'nin 
omrii boyunca kimseye minnet etmedigi diisiincesiyle Omer Fuadi de, hi9 
kimseden yardun talebinde bulunmaz. Ancak Hibetullah Efendi ve 
Mehmed Aga gibi zengin zatlar kendiliklerinden yardunda bulununca, bu 
yardun isi etrafta duyulur ve herkes yarduna kosar. Omer Fuadi, makbuz 
karsiligi toplanan paralan ve tiirbe insaiyla ilgili diger hususlan bir deftere 
kaydeder ve bunu sandukayla ortii arasina koyar. Tiirbename adli eseri soz 
konusu olan bu defterden ibarettir. Tiirbe tamamlaninca insasina asagidaki 
beyitle tarih diiser. 



167 



"Yapdurup Dervi§ Omer tarih dedi 
AAerkad-i §aban-i Su[tan-i beka" 

1604 yilinda postnisin olan Omer Fuadi, tarn otuz 119 yil halki "tenvir 
ve irsad" goreviyle mesgul olmus, 9evresine ve beldesine onemli 
hizmetlerde bulunmustur. Bir taraftan talebe ve ulemaya fikih, hadis ve 
tefsir dersleri okutan ve her cuma insanlan aydinlatan vaazlar veren Fuadi, 
batini iliinlerde de talebelerinin, saliklerinin ve ikniye arkadaslannin rii§d 
u kemaline omriinun sonuna kadar himinet ve gayret eder. Fuadi'nin 
"zahir ve batini mamur, kesif ve kerameti meshur ve her turlu mesaisi 
meskur" oldugunu belirten kaynaklar; Turloje, Arap9a ve Fars9a ile 
meydana getirdigi ihni, edebi, tasavvufl, manzum ve mensur eserleriyle 
onun onemli bir sahsiyet olduguna dikkat 9ekerler. 

Omer Fuadi, gerek dergahtaki derslerinde ve gerekse cuma 
vaazlannda, halkin dogru bir sekilde bilgilendirilmesi noktasinda onemli 
bir misyona sahip olmustur. Otuz U9 yilhk irsat hayati boyunca, kemale 
ermis pek 90k halifeler yetistirir. Bu halifeler i9inde en meshuru, 
kendisinden sonra yerine ge9erek asiklara rehberlik eden, ihni ve 
olgunluguyla taninan, Kutb'ul-arifin Corumlu §eyh Ismail Kudsi 
Efendi'dir. Butiin hayatim Kastamonu'da ge9iren Fuadi, 1636 yilinda 76 
yasinda iken vefat eder. Kabri, §eyh §a'ban-i Veli Tiirbesi i9inde ve 
kutuphaneye bitisik olan duvann yaninda bulunmaktadir. 

Omer Fuadi, velud bir sahsiyet olarak Tarikat-i §a'baniyye'nin 
alim, fazil ve sair muntesiplerinden bhisidir. Manzum ve mensur olarak 
otuza yakin eser veren mutasavvif sairin eserlerinde ogreticilik belirgindh. 
Onun tanmmasinda en etkili faktor kuskusuz "Menakib-i §a'ban-i Veli" 
adh 9alismasi olmustur. Bu eserin disinda tasavvufa, ozellikle vahdet-i 
viicuda dair yazmis oldugu eserlerinden, sanat9inin edebi yoniinii 
gostennesi a9isindan bashcalan sunlardir: 

Menakib-i §a'ban-i Veli: §eyh §a'ban-i Veli'nin ve halifelerinin 
menakiblannin ve kerametlerinin, diger evliya ve seyhlerinki gibi yazihp 



168 



bilinmesini isteyen Fuadi, H.1017 tarihinde bu eseri yazdigiru, herkes 
tarafindan anlasilabilmesi i9in de basit Turloje ibareler kullandigmi ifade 
etmektedir. 

Sultan I. Ahmet Han icin yazilan ve bes bolumden olusan eserin 
birinci bolumunde velilik ve keramet hakkinda bilgiler verilmekte; ikinci 
bolumunde §a'ban-i Veli'nin tarikat silsilesi belirtilmekte; ucuncii 
bolumunde Seyyid Siinneti Efendi'nin; dorduncii bolumunde §a'ban-i 
Veli'nin menkibeleri anlatilmakta; son bolumunde ise, §a'ban-i Veli'den 
sonra 1620 tarihine kadar makamda seyhlik eden dort halifenin 
biyografileri verilmektedir. 

Ozetle, hem sanat9inin biyografisinin ortaya konuhnasi ve hem de 
§a'banilik ile ilgili olarak bilinen butun gelenek, gorenek ve yasam 
tarzinin sonraki kusaklara aktanhnasi noktasinda 90k onemli bir gorevi 
yerine getirmis olan bu eser, 1877'de Kastamonu Vilayet Matbaasi'nda 
basihmstir. 

Bulbuliyye: Mesnevi tarzinda yazihnis manzum bir hikayedir. Turk 
Edebiyati'nda "Bulbiil-name", "Bulbuliyye" ve "Gul ii Bulbiil" adlanyla 
yazilan az sayidaki eserden birisi de Omer Fuadi 'ye aittir. Iran kaynakh 
tasawufl bir hikaye olarak degerlendirebilecegimiz eserin Attar'in Bulbiil- 
name'sinden ilham ahnarak yazihnis oldugu goriilur. 

Risale-i Virdiyye: §abaniligin adab, erkan ve usullerinin dile 
getirildigi bir eserdir. 

Muslihu'n-Nefs: Nesir olarak yazilan eserde Fuadi, nefsin yedi 
sifatim ele almaktadir. 

Risale-i Halvet: Iki boliimden risalenin ilk bolumiinde, "Beyan-i ahval-i 
halvet" bashgi altinda halvetin adabi, usulii ve hikmetleri iizerinde 
duruhnus olup ikinci boliimde ise halvetin mertebeleri ele alrnmaktadir. 

Risale-i Zikr: Bu eserinde de, zikrin ahvali iizerinde durulmaktadir. 

Beyan'iil-Esrar isimli Arap9a olarak ogretici nesirle yazilan 
risalede, insanin ve ruhlarrn ahvalini; ilhnlerin sayisrni, zahiri ve batrni 



169 



yonlerini; zikrin sartlanni; tasavvuf ehlinin ozelliklerini; temizligin 
onemini; namaz, oruf, zekat, hac gibi ibadetlerin keyfiyetini ayn ayn 
degerlendirilir. §a'banilik'in Fas ve Hicaz'a kadar yayildigi goz online 
alindiginda, Fuadi'nin bazi eserlerini Arapca ya da Fars9a yazinasindaki 
amacin daha iyi anlasilacagi goriilecektir. 

Mecmua-i Ilahiyat adli ku9uk risalede de, seleflerin saygi ve 
ta'ziin ile zikrediknesinden sonra, islami a9idan miibarek sayilan Berat, 
Mevlid ve Mirac gecelerinin onemi ve ozellikleri belirtilir. 

Kaside-i Pendiyye: Giristen sonra 99 beyitlik pendiyyeden olusan 
eserde zainandan, felekten sikayet edilerek, hakla batili birbirinden 
ayiramayan, iftira ve giybete meyli artan ve nefsine esir olan insanlann 
fazlaligrndan; buna mukabil tevekkul ve kanaat sahiplerinin azligrndan, 
mal ve zenginligin deger yargilarinin oniine ge9inesinden 
bahsedilmektedir. 

Omer Fuadi'nin burada ifade edilenlerin disinda, ku9uk risaleler 
seklinde Tiirl^e, Arap9a ve Fars9a olarak kaleme aldigi 9esitli eserleri 
buluninaktadir. Basta isimlerini zikrettigiiniz bu eserlerin, bagnnsiz birer 
eser olarak degerlendiriknesi yerine, belli konularda yazilims ilmi ve edebi 
degeri olan makaleler seklinde ifade ediknesinin daha dogru olacagi 
kanaatindeyiz 

Omer Fuadi Efendi'den sonra Corumlu §eyh Ismail Kudsi Efendi, 
Hz. Pir Tekkesi'nde seccadenisin olur. Corum o donemde Kastamonu 
vilayetine bagli bir kaza oldugu i9in resmi ve ticari biitiin muameleler 
vilayet merkezinde cereyan etmektedir. Binaenaleyh Ismail Kudsi Efendi 
de, ilk ogrenimini Corum'da tamamladiktan sonra vilayet merkezi olan 
Kastamonu 'ya gelir ve yuksek tahsilini burada yapar. Zahiri ilimler 
tahsilinden sonra zamanin en meshur alimlerinden biri olan §eyh Omer 
Fuadi'ye intisab ederek tedris halkasina dahil olur. Kabiliyet ve zekasi ile 
kisa zamanda tarikat mertebelerini asip miirsidinin ve halkin goziinde 
se9kin bir alim olarak dikkat 9eker. Onun ilmi dirayeti, Hz. Pir 



170 



Kiitiiphanesine 90gu kendisi tarafindan vakfedilmis olan muteber kitaplara 
yazdigi serhler ve hasiyelerden anlasilmaktadir. 

Dergahta 8 yil seyhlik gorevi ifa ettikten sonra, hacc farizasini 
yerine getinnek itjin yola 9ikar. §am vilayetine vardiklannda hastalanir. 
Beraberindekiler §eyh Efendi'nin vefat edecegini ve bu yiizden rehbersiz 
kalarak Beytullah ve Makam-i Resulullah'i ziyaretten kazanacaklari 
manevi feyiz ve ruhani hazdan mahrum kalacaklanni diisunerek kendisine 
endiselerini arz ederler. Bunun iizerine hasta ve bitkin haline ragmen 
ayaga kalkip yoldaslariru sevindirir ve yola devam ederler. Hacc-i §erifi 
tamamlayip tekrar hastalandigi yere geldiklerinde, "Ogullar! Artik bir 
diyeceginiz kalmadi ya! Varin kabrimi Bilal-i Habesi'nin civannda bir 
yere kazin", dedikten sonra ruhunu tesliin eder. §am'da medfundur. Vefat 
tarihi 1644 yilidir. 



§eyh Ismail Kudsi Efendi'nin oglu olan Mustafa Muslihiddin 
Efendi, zahir ve batin ilim tahsili ve seyr u sulukiinu babasindan almis 
olup, 16 sene seccadede kalarak bir 90k kamil seyh yetistirir. Onun 
seyhligi miiddetince Hz. Pir Dergahi saadet kapisi ve ruhi sikintilann 
giderildigi hikmet sifahanesi haline gelmistir. Bilhassa kendine tabi 
olanlann egitimi hususunda olduk9a basanli sonu9lar almis ve meshur 
halifeler yetistirmistir. Kendisinden sonra §abaniyye ekoliinden yeni 
kollar aynlmasi nedeniyle Pir unvani ile de arulir. Meshur halifelerinden 
birisi Karabasiyye kolunun kurucusu olan ve Karabas Veli unvanryla 
bilinen Alaeddin Ali Etval Efendi'dir. Bu zatin 485 halifeye icazet verdigi 
anlatilir. Karabas-i Veli 'den icazet almis olanlardan bazilan ise, 
Nasuhiyye kolunun kurucusu Uskudarli §eyh Nasuh Efendi, Bekriyye 
kolunun kurucusu Mustafa el-Bekri, Salknnsogut Dergahi'nda medfun 
§eyh Hasan Unsi ve §eyh Ali er-Rai Efendi'lerdir. 

"Vahyi" mahlasiyla siirler yazmis olan Mustafa Muslihiddin 
Efendi'nin "Miracu'l Beyan" isimli tasavvufa dair manzum bir risalesi 



171 



vardir. §eyh Mustafa Efendi 1659 tarihinde vefat etmis ve §aban-i Veli 
turbesine defnedilmistir. 



Zileli olup dogum tarihi ve ailesi hakkinda bilgi bulunmayan 
Abdurrahman Efendi 'nin tahsil ve terbiyesini Zile'deki alimlerden aldigi 
anlasilmaktadir. Daha sonra Kastamonu'ya gelerek §eyh §aban-i Veli 
tekkesinde Mustafa Qelebi Efendi'den dersler alan Abdurrahman Efendi, 
1660'da §eyh Mustafa Qelebi'nin vefati iizerine §aban-i Veli Tekkesi'nde 
sekizinci seyh olarak irsad makarmna oturur. Bir taraftan talebe yetistirir, 
diger taraftan halka vaaz ve nasihatler vererek Allahii teala'nin emir ve 
yasaklanni bildirmeye devam eder. 

Agir bash, vakar ve heybet sahibi, sakin bir zat olup edeb ve hayasi 
90k yuksekti. Sabah namazindan kusluk vaktine kadar talebelere ders 
verirdi. Sonra evine gider, ogle namazi vaktinde tekrar gelip namazi 
kildinrdi. Bir saat halka vaaz ve nasihat ettikten sonra talebelerine ders 
vermeye devam ederdi. En ince meseleleri anlasilir bir sekilde izah eder ve 
sorulan suallere derhal ve yerinde cevaplar verirdi. Yuksek halleri ve 
kerametleri ile Kastamonu'da yediden yetmise herkesin sevip saydigi, 
candan baglandigi bir kimse idi. 

Abdurrahman Efendi 13 sene §eyh §aban-i Veli tekkesinde 
insanlara dogru yolu gostermekle mesgul olur. 1673 senesi i9erisinde 
vasiyetnamesini yazarak Amasya'da bulunan ve orada halki irsad etmekle 
mesgul olan §eyh ibrahim Efendi'ye gonderir. Vasiyetnamenin ozeti su 
sekildedir: 

"Ey benim aziz kardefim Hafiz Ibrahim Efendi! Size dahT 
malum olsun ki biz zahirf olarak hacca gitmeye niyet edip onun 
tedariki ileme§gul iken y bir seher vaktinde gaipten bir seda geldi. 
"Hazir ol manevf hacca gitsen gerektir." denildi. Biz cenab-i 
Hakk'm emrini beklemekte iken Recep aymm yirmi yedinci 



172 



gecesi ki mfrac gecesi ruhlar aleminde geziyorduk. Resul-i ekrem 
mfraca giderken bindigi buraga binmif olarak geldiler. Bizi de 
buragm arkasma aldilar ve gittik. Levh-i mahfuzun yanma 
varmca; "Siz burada eglenin, bundan oteizinyoktur." buyurdular. 
Levh-i mahfuza nazar eyledik, baktik ki kendimizin §aban 
aymda dunya evinden ahirete gidecegimizi, sizin de §aban 
Efendi Tekkesinde §eyh olacagmizi gorduk. Ey benim kardefim! 
Levh-i mahfuzda yazilan sizsiniz. Hemen fakfre dua eyle ve 
duadan unutmayip tekkede mefgale ve mticahede Allahij 
tealanm dmirii yaymakla mefgul olup gayret kemerini yedi 
yerden kufamp ve benim evlatlarimi dahi gozden ve gonulden 
cikarmaymiz. Kapi dervifi AAolla Hasan aid senedir tekkenin 
hizmetindedir. Lakin irsadi sizden olmakla bu zamana tehir 
edilmiftir. Lr§ ad i le faydalanmadi k^a salivermemenizi rica ederiz. 
Bize lazim olan hakki teblig eylemektir." 

§eyh Abdurrahman Efendi bu vasiyetnameyi Ibrahim Efendiye 
gonderdikten sonra yazdigi gibi 1673 senesi §aban ayinda hayata gozlerini 
kapar ve §aban-i Veli Hazretleri'nin tiirbesine defnolunur. 



Dergahin dokuzuncu §eyhi Hafiz Ibrahim Efendi, Abdurrahman 
Efendi'den sonra Amasya'dan davet edilerek Hz. Pir. makamina gelmistir. 
Son derece dirayetli bir alim ve kamil bir mursid olup, ibadetlerinde 
siinnete tarn olarak riayet etmesiyle meshurdur. Kendi damadi tarafindan 
kaleme ahnan Arap9a hal tercemesine gore, tarn elli sene bes vakit 
namazda iftitah tekbirini imam ile beraber almis, siinnet ve diger nafile 
namazlan asla terk etmemis oldugu gibi, Kur'an-i Kerimi de U9 bin defa 
hatm etmistir. 

Kirk sene devam eden seyhligi miiddetince vaazlannda Kur'an-i 
Kerim tefsirini adet edinmis ve 36 senede tefsiri tamamlamistir. Vaaz 
kursiisiinde tefsiri ile beraber tamamladigi hatm-i serilin duasi, cemaat 



173 



cami ve avlusuna sigmayacak derecede kalabalik oldugundan, Gumusliice 
Mevkii'nde yapilmistir. Bu hatiin merasimine seksen bin kisinin katildigi 
anlatilir. 

irsad donemi muddetince 90k degerli ilim adamlan yetistirmis, 
Islam diinyasimn her tarafina pek 90k halife gondennis olan Ibrahim 
Efendi, Muhiddin Arabi'nin Hafiyyu'l hulk ayne'l Hakk isimli eserine 
serh ve "Halli" isminde bir fetva kitabi yazmistir. 

1712 yili Ramazan Bayraminin ikinci gunii vefat etmis ve Hz. Pir 
Tiirbesine defnedilmistir. 



Ibrahim Efendi'den sonra seccadeye oturan §eyh Hafiz Ahmet 
Efendi Corumlu §eyh Ismail Kudsi Efendi 'nin torunu ve §eyh Mustafa 
Celebi'nin ogludur. Feyz ve icazeti Karabas-i Veli halifelerinden §eyh Ali 
er-Rufai'den olup kemal ve liyakatle sekiz sene irsad makarmnda 
kahmstir. 1720 tarihinde ahrete intikal edip Hz. Pir'in tiirbesine 
defnedilmistir. 



§eyh Ahmet Efendi'den sonra 11. seyh olarak oglu Hafiz Mehmet 
Efendi §aban-i Veli Tekkesi'nde irsada memur edilir ve 23 sene bu 
makamda kalarak halki tenvir ve irsad eder. 1743 senesinde vefat edip Hz. 
Pir Tiirbesine defnedilir. 



On ikinci postnisin olarak gorev iistlenen Abdullah Efendi §eyh 
Hafiz Mehmet Efendi'nin oglu olup zahiri ilimleri tahsil ettikten sonra, 
Nasuhizade Seyyid Alaeddin Efendi'den batini ilim tahsili ile seyhlik 
icazetini ahr. Babasinrn vefati iizerine seccadeye gelen Abdullah Efendi, 
25 sene mudetle tenvir ve irsad makarmnda kahr. Hac farizasini ifa 
ettikten sonra memlekete doniis yolunda Misir'da vefat edip orada 
defnedilir. Vefat tarihi 1767'dir. 



174 



Hafiz Mustafa Efendi Halveti seyhlerinden Haci Mollazade Ahmet 
Efendi'nin ogludur. Kiiciik yasta hifzini tamamlayip akli ve nakli ilimleri 
tahsil ile icazetler alarak zamanin alimleri arasina katildiktan sonra sofi 
meslegine yonelerek §eyh Hafiz Mehmet Efendi'ye intisap eder ve seyhlik 
icazetini alir. 

Hafiz Mustafa Efendi, kisa zamanda batini ilimlerde oldugu gibi 
zahiri ilimler alaninda da pannakla gosterilen alimler arasina girer. 
1800'devefateder. 



Hz. Pir Dergahi'nin on dorduncii seyhi Hafiz Abdurrahman 
Efendi, Mustafa Efendi'nin ogludur. 1768 tarihinde dogan Abdurrahman 
Efendi, ilk tahsilinden sonra yuksek tahsilini ve tasawuf egitimini 
devrinin meshur alimlerinden birisi olan babasindan ikmal edip seyhlik 
icazetini almistir. Babasi tarafindan 1799 yili sevval ayinda irsad 
makamina tayin edilir. Kendisi abid, zahid ve son derece gayretli olup 
devamh surette dergahta bulunur, halvet ve inziva halinde zikirle, 
tefekkiirle mesgul olurdu. Disan cikmasi icap ettiginde yuzunii ortmek 
adetidir. 

Abdurrahman Efendi'nin Hz. Pir seccadesinde irsad makamina 
gelisine §eyh Hamdi Efendi su manzume ile isarette bulunur: 

Postni§in-i Pit $aban 
Hazreti §eyh Abdurrahman 
Bugun onda top,, ^evgan 
Gelin onlara gidelim 

Abdurrahman Efendi'nin mesihat donemi §eyh §aban-i Veli'nin 
sohreti ve tarikatimn Anadolu, Rumeli ve Afrika kitasinin her tarafinda 
hizla yayginlastigi doneme rastlamis oldugundan dergah kalabaliklann 
saygi ve muhabbetle hiicum ettigi bir merkez haline gelmistir. Buna 
Abdurrahman Efendi'nin sohreti de eklenince Hz. Pir makami Hakk 
asiklarimn istasyonuna doniisiir. 



175 



Nice asiklar, miirsidler dergaha gelip halvete ginnekte, erbainler 
?ikarmakta; miibarek geceleri burada ihya etmeye gayret etmekte; zikir 
meclislerine katilarak bu suretle ilahi asktan duyduklan zevk ve safayi 
artinnaya gayret etmektedirler. 

Boylece otuz bes sene irsad makaminda bulunduktan sonra 1833 
tarihinde bir Cuma gecesi ahrete intikal eder ve Hz. Pir Turbesine 
defnedilir. 

Hazretin son saatleri hakkinda §eyh Ataullah Efendi, 
"Taallukatunizdan olup Hacioglu namiyla maruf, muteberan-i beldeden 
Haci Mehmet Aga lisanindan daha cocuk iken dinlemistim", diye su 
rivayeti nakleder. "§eyh Abdurrahman Efendi hastalandi. Bizler 
hizinetiyle miiserref oluyorduk. Hastaliklan siddetlendi. Cuma gecesi 
camiye gidemedi. Mukabeleyi se9kin dervislerden birine tevdi etti. Biraz 
sonra tarikat erkani iizere icra edilen zikir sadalarrni isitir isitmez kendisini 
rahinani ask ve ruhani hal kusatarak gayr-i ihtiyari hasta yatagrndan kakip 
cami kapisina kadar geldi. Camide mursidlerinden ayri kaknanin elem ve 
huznu i9inde zikreden dervisler, seyhlerinin oyle ansizrn kapida goriinmesi 
ve zikir halkasina dahil oknasi uzerine oyle bir sevk ve heyecana geldiler 
ki, tarif edemem. 

Zikrin bitmesini miiteakip postun etrafrna miiridleri toplayip bazi 
nasihatlerde bulundu. Bu mukabelenin veda zikri oldugunu ve cumlesini 
oglu Hafiz Mehmed Said Efendi ile beraber Cenab-i Hakk'a lsmarladigrni 
beyan edip hiicresine 9ekildi." 



Hz. Pir Dergahi'nm 15. Seyhi olan Hafiz Mehmet Said Efendi, 

Abdurrahman Efendi'nin ogludur. 1810 yihnda Kastamonu'da dogan 
Mehmed Said, ilk tahsilini ikmal ettikten sonra yuksek tahsiline devam 
ederken babasinin vefati uzerine dergahin seyhligine getirilir. Ancak 
henuz seyhlik icazeti ahnamis oldugundan bu gorevi bir siire vekaleten 
yuriitur. Buna ragmen ilmi ve sahsiyeti ile gen9 yasta temayiiz eden Said 



176 



Efendi herkesin takdir ve teveccuhunii kazanir. Kendisinden sonra dergaha 
seyh olan Ibrahim §evki Efendi, bu durumu bir medhiye ile dile 
getirmistir. 

Veki[-i posmi§in Cenab-i S, eyh Said Sultan, 
Cenah-i rif'ati elbec umuma sayebandir bu. 

(Postnisin vekili §eyh Said Sultan cenablan, ikni riitbesi ve olgun 
kisiligi ile elbette herkesin istifade edebilecegi bir alimdir.) 

Babasimn vasiyeti geregince sadik dervislerden Isa Dede ve Kazan 
Dede lakapli Siileyman Efendinin refakatinde Gerede'de irsad makamrnda 
bulunan §abaniyye §eyhi Halil Efendinin hizinetine girip seyr u suliikiinu 
tamamlar. Halil Efendiden seyhlik icazeti alarak Kastamonu'ya donen 
Mehmed Said Efendi, bir sure sonra Halil Efendinin halifelerinden 
Bolu'da medfun Diyarbakirli §eyh Haci Mustafa Sanyiiddin Efendi ile 
goriisup ondan da icazet ahr. Bu srrada evlenmisler ise de 90cuklan 
olmamis, refikalan da vefat etmistir. Ikinci defa §aire Necati Hannnla 
evleninis ise de alti ay sonra aynlmak zorunda kahr. Daha sonra bir baska 
hannnla evlenir. Uzun muddet 90cugu olmaz. Bilahare iki kiz ve bir oglu 
diinyaya gelir. 

Mehmet Said Efendi yinni U9 yasinda iken 1833 tarihinde getirildigi 
irsad makaminda 57 sene kahr. Kendisi 90k iyi tahsil gormus, Hz. Pir'e 
olan baghligi ve sevgisi sebebiyle akrani arasinda heybet ve vakan ile 
temayuz etmistir. Hakkinda anlatilanlara gore, edebi, giizel ahlak ve hos 
sohbetinden oturii kendisi ile bir defa goriisen bir daha yarundan aynlmak 
istemezdi. Gerek dergahin mudavimleri ve gerekse zamanin ilim adamlan 
ve tasavvuf erbabi ile iliskileri mukemmeldi. 

Kendisi uzun boylu seyhlerin hizmetinde bulunmamakla birlikte 
edep, vakar ve giizel sifatlarla muttasif olup dervislerin talim ve terbiyesi 
ile de yakindan alakadar olmustur. Medeni cesareti olmakla beraber 
§aban-i Veli'ye karsi son derece bagli olup gece giindiiz ikametgahindan 
aynlmayip gelen ziyaret9ilere hiisnu kabul gostennistir. 



177 



Kastamonu Valisi Abdurrahman Pasa, bir mira9 gecesi bir sandik 
mumla 60 kurus parayi §eyh Sait Efendiye gonderir. §eyh Sait Efendi, 
"§aban-i Veli'nin, pasanin ne mumuna ne de parasina ihtiyaci yoktur", 
diye mumu ve parayi iade ettigi anlatilir. 

irsad makaminda bulunan bir seyh ve ozel hayatinda vakur bir 
kisilige sahip oknasina ragmen cagdasi olan Kadiri §eyhi Ahmet Said 
Efendi 'den de batini ilim tahsili ile icazet ahr. Ahmet Said Efendi, o 
donemde Kastamonu 'nun merkezindeki Yilanli Dergahinda postnisin olan 
bir Kadiri seyhidir. 1847 tarihli olup Hz. Pir muzesinde muhafaza 
edilmekte olan icazetname ile Hafiz Mehmed Said Efendi Kadiriyye, 
Halvetiyye, Celvetiyye, Naksibendiyye, Rufaiyye, Sa'diyye, Kubreviyye, 
Suhreverdiyye, ve §azeliyye tarikatlan erkanina gore irsad, telkin ve 
icazet vermeye yetkili kilinmistir. 

Mehmed Said Efendi elli yedi seneyi bulan irsad gorevinden sonra 
1889 yilinda yetmis dokuz yasinda ahirete intikal ederek Hz. Pir tiirbesine 
defnedilir. 



Hz. Pir Tekkesi §eyhi Said Efendi 'nin vefati ve oglu Mehmet 
Ataullah Efendinin resit olmamasi uzerine seyhlik makamina alim ve layik 
bir zatin vekaleten getirilmesi icap eder. Bunun icin zamanin Kastamonu 
Valisi Abdurrahman Pasa 'dan ise el koymasi rica edilir. Abdurrahman 



Abdurrahman Nureddin Pasa. 31 Aralik 1882 ile 2 Eyliil 1891 tarilileri arasmda 8 yil 8 
ay bir giin valilik yapmi§tir. Sadrazamliktan azledilerek bu goreve getirilmi§tir. Daha once 
Kastamonu Valiligi yapmi§ olan El-Hac Ali Pasa'mn oghidur. Zamaiunda Kastamonu'ya 
onemli hizmetler g6turulnrii§tiir. Bugiin Kastamomi Lisesi bu hizmetlerin bir hatirasi olarak 
Abdurrahman Pa§a'nm admi ta;iniaktadir.Omm zamamnda inebolu'da 1881'de in§asina 
baslamm§ bulunan Ihnanni yapumna devam edilmis,, 1883'te bu kasabaya bir frengi 
hastanesi yapihm§, 1884'te yanan Inebolu £ar§isimn yerine yeniden modern bir car§i 
yapdim§, aynca bir rii^diye mektebi, bir top deposu, bir zabita dairesi, bir biiyiik mekteb-i 
ibtidaiye in§a edilini;, gene ayni yangmda yanan hukumet konagimn yerine onsekiz odah 
biiyiik bir hukiimet konagi yapdmis.tir. Kastamonu Merkez'de 1888 yihnda bes. dersaneli bir 



178 



Pasa vasitasiyla Hz. Pir Dergahinin basina getirilen Ibrahim §evki Efendi 
tekkedeki alti bu9uk yillik hayati boyunca ilim adamlan ve sairler arasinda 
irfani ve fazileti ile temayuz etmis, halkin sevgi ve saygisim kazanmis bir 
zattir. Onun arifane sohbetlerine doyum olmaz, vaaz ve nasihatleri 
dinleyenleri halden hale koymaktadir. Aym zamanda divan sahibi bir sair 
oldugu i9in devrinin sairleri ve ilim adamlan ile karsihkh ziyaretler ve 
ilini toplantilar tertip eder, goriismeler yapar. §iirlerinden bir kisminin 
toplandigi divani ve "Kenzii'l Mahfi" isiinli bir tefsir kitabi vardir. 

§evki Efendi'nin icazet verdigi meshurlar arasinda Cerkesli Halil ve 
Mustafa Efendiler, Geredede Seyyid Ahmet, Bolu'da Kamil ve 
Mudurnu'da Mustafa Efendiler zikredilebilir. 

U9 erkek ve iki kiz babasi olan §evki Efendi'nin esi Behiye Hanim 
da sake olup "Derdigoyuk" mahlasiyla siirler ve gazeller yazmistir. 

Kendisi i9in Bolunun Soku Koyiinde bir zaviye insa edilmis olan 
Ibrahim §evki Efendi, 1896 senesi Mart ayinin basinda hastalanrr ve dort 
gun sonra bir Carsamba gunii 63 yasinda vefat eder. Cenaze namazi 



lise yapihm§, 1889'da yedi adet ilkokiil, bir askeri riisdiye mektebi, bir sanayi mektebi, bir 
darii'l lmiallimin (ilkogretmen okuhi) yapilnus.hr. Gene Pa§a zamaiimda, 1890'da Taskoprii 
car§ismda biiyiik bir yaiigm 9ikar. Bu yangmda 376 diikkan, 11 han, 11 magaza, 36 
kahvehane, bir cami, bir medrese, 7 ev, hiikiimet konagi ve hapishane tamamen yammshr. 
Bumin iizerine vilayet9e biiyiik bir yardim kampanyasi basjahlarak Taskoprii 9ar§isi yeniden 
in§a edilmi§tir. 1884'te Abdurrahman Pa§a'nin te§vikleriyle Kastamonu'da iirettigi mahalli 
iiriinleri pazarlayacak ve aym zamanda, Ankara sof kuma§i ve Avmpavari diizgiin kumaslar 
iiretecek, aynca hamam takimlan, do§emelik yatak 9arsafi ve 9e§itli elbiselikler yapan 
"Sirket-i Ibtidaiye" adiyla bir §irket kiimhir. Aynca Abdurrahman Pa§a zamaiimda, 
Kastamonu-Ta§koprii yohmda 10.550 metre sose, 14 adet kargir, 25 adet ah§ap, 13 adet de 
kansik (ah§ap-kargir) koprii, 8 adet kasis, 74 adet har9srz destek duvari; Kastamomi-Tosya 
yohmda 9.660 metre sose, 8 adet kargir, 1 adet ah§ap, 14 adet kan§ik koprii, 26 adet kasis, 33 
metre har9h destek duvari, 807 metre har9Siz destek duvari; Kastamonu-Cankiri yohmda 
8.963 metre §ose, 11 adet kargir, 13 adet kansik, 48 adet kasis ve 1624 metre kiira destek 
duvari yapihr. 



179 



Gazipasa ilkogretim Okulunun yerindeki Namazgahta kilinip §eyh 
§aban-i Veli Tiirbesine defnedilir. §iirlerinden bir dortluk soyledir: 

§arktan garba feyzi akar ce§m-i hakikade bakar 
A§ik[ar kiblenumasi Pir §aban-i Veli'dir 
^evkiya bendesi olmak feyz-i Hakla dolmak 
Her duanin anasi Pir §aban-i Veli'dir. 



1880 yilinda Kastamonu Haci Hamza Mahallesinde diinyaya gelen 
Mehmed, 9-10 yaslarrnda iken babasi Hz. Pir Dergahinin 15. postnisini 
§eyh Mehinet Said Efendi'nin vefati iizerine basta Kastamonu valisi 
Abdurrahman Pasa olmak iizere dergahin miintesip ve mudavimleri 
tarafindan himaye altina alinir, her yoniiyle iyi yetismesi i9in itina 
gosterilir. Yururlukteki kanun geregince hakki olan seyhlik makamina yasi 
kiicuk oldugu icin Bolulu Ibrahim §evki Efendi niyabeten atanmistir. 

Hz. Pir Dergahinin vaizlik, it'amiye ve tiirbedarlik unvanlan §evki 
Efendi'ye, tevliyet, Pir §aban-i Veli Camii hatipligi ve muarrifiigi ile 
dergahin mutemed-i meremmat ve zakirbasilik unvanlan ise Haci Hamza 
Camii imami Fetihcizade Haci Hafiz Mehmed Nuri Efendi'ye niyabeten 
tevcih edilmistir. Bu unvanlar ancak 1911 tarihinde mahkeme karanyla 
otuz yasindan sonar Ataullah Efendi'ye asaleten tevcih olunur. 

Ataullah Efendi mahalle mektebinde hafizligini tamamladiktan 
sonra ibtidai ve riisdiye mekteplerini de bitirip yuksek ogrenimi i9in 
Namazgah Medresesine kaydolur. Burada muderris ve Kastamonu 
muftiisu olan Hafiz Mehmed Efendi'den dini ilimler alaninda tahsil goriip 
icazet ahr. Diger taraftan da §eyh Ibrahim §evki Efendi nezaretinde 



15 Namazgah. Bugunkii Gazi Pasa ilkogretim Okulumui iizerinde yer akhgi, kuzeyden 
inoirii, giineyden Sakarya Caddesinin simrlandirdigi alam kapladigi 1925 yihna ait kent 
plamndan ogrenilmektedir. Bu alaiim kuzeydogu kosesinde yer alan yapilardan biri 
Namazgah Camii serifi olarak isaretlidir. VGM arsivindeki belgede elhac Mustafa Efendi 
b.ibrahim'in bina ettirdigi Haci Mustafa Efendi Mescidinin Namazgah icersindeki bu yapi 
oldugu anlasdmaktadir. Namazgahin yapdis tarihi bilinmemektedir. 



180 



tasawuf egitimi ahnakta ve dergahta halveti ayinlerine katilmaktadir. Bir 
ara Mudurnulu §eyh Mustafa Efendi ile goriiserek ondan da icazet alir. 

Bolunun Cifteler Koyiine mensup Tevfik Efendi kizi Naciye Hanmi 
ile evlenir. 1916 tarihinden evvel vefat eden bu esinden Selahaddin, Nasir 
ve Zeynep adlannda 119 90cugu diinyaya gelmistir. 

Ilmi liyakati ve karakteriyle sehrin esrafi arasinda kisa zamanda 
yerini alan Ata Efendi, Mesrutiyetin ilani esnasinda Ittihat ve Terakki 
Cemiyetine iiye olur. 31 Mart vakasindan sonra da, Sultan Mehined 
Resad'rn tahta 9ikisim tebrik i9in Istanbul'a giden heyette yer alir. 

Pir §aban-i Veli Camii imaminin vefati iizerine imamet vazifesini 
de iizerine alan Ata Efendi, Tekke ve Zaviyelerin kapatilmasi iizerine 
sadece imamet ve hitabet vazifelerinden aldigi maasla ge9imini temin 
etmek zorunda kaknistir. Hatta ikamet ettigi dergah konagindan da 
9ikarilmak isteniknis, fakat a9tigi dava iizerine mahkeme tahsisin devami 
yoniinde karar almistrr. Ekonomik sikrnti i9inde oknasina ragmen bes 
ogluna da yiiksek tahsil yaptirmis olan Ata Efendi, ikni ve sosyal mevkii 
miisait oknasina ragmen, baska bir unvan ve gelir kaynagi talebinde 
buluninaz. §iir ve edebiyata merakli oldugundan bir 90k sair ve 
edebiyat9inrn kitaplanni toplamis ve boylece zengin bir kiitiiphaneye 
sahip oknustur. 

Vefatindan sonra ne yaziktir ki, kendi siirleri ile beraber diger 
eserler de satilmis veya kaybedilmistir. Omer Fuadi Efendi'nin 
Menakibrna yazdigi zeylde kendisine kadar gelen seyhlerin hal tercemeleri 
yazilidrr. 1336 tarihli zeyl-i Menakib- 1 §aban-i Veli el Halveti isimli bu 
eseri Haci Emrullah Demirkaya hattiyla 1970 yilinda yeniden yazilmistrr. 

1942 tarihinde vefat edip Gumusluce Kabristanma defnedilmistir. 



Cami, tiirbe, Kiitiiphane, dergah evleri, asa suyu, gasilhane, kurban 
kesim yeri ve tuvaletten olusan §eyh §aban-i Veli Kulliyesi, Musafakih 
Mahallesi Giimiisliice Caddesi iizerinde yer alir. Hz. Pir Camii adiyla 



181 



anilan yapi, tahminen 1480'lerde yapilmis olan Seyyid Siinneti Efendi 
Mescidi'nin yeniden insai ile meydana gelmistir. Menakibname'den ahsap 
ve kubbeli oldugu anlasilan ilk cami ku?uk fakat manevi hatiralan ile 
onemli idi. Dergahin sohret bulmasi ve halkin ragbeti ile ihtiyaca cevap 
veremez hale gelen mescid, aym arsa iizerinde genisletilir. Boylece harimi 
U9 kat halinde kademeli olup arka tarafinda halvethaneler siralanmistir. 
Dogu yiiziinden acilan kapidan baska iki ayn kapidan da iist kademelere 
giri§ saglanmistir. Mihrap al9idan ve bezemeli yapilmistir. Sedef minber 
kapisi ise ahsap oyina teknigi ile yapilmis nadide bir eserdir. Aym sekilde 
bir diger sanat saheseri ahsap vaaz kursusiidiir. Tek serefeli minare kuzey 
dogu kosede yer alir. Halkin bagisladigi bakir samdanlar ve hat ornekleri 
bu giizelliklere giizellik katar. Mevcut kitabeden Caminin 1580 yilinda 
Sultan III. Murad'in hocasi §ucaeddin Efendi tarafindan yenilendigi 
anlasihyor. 1702, 1778, 1845 ve 1950 yillannda tamir ve restorasyon 
goren yapiya, 1954 yilindan itibaren dernek catisi altinda ciimle kapisi 
oniine kapali son cemaat mahalli ilave edilir. 

Harcla moloz tasindan oriilen tiirbe binasi 9.5 m. uzunlugunda bir 
kare plana sahiptir. U9 kapisi alti penceresi ile yapinin insai sirasindaki 
yasanan sikinti ve ilgi 9ekici olaylar Omer Fuadi tarafindan kaleme alinan 
Tiirbename adh eserde anlatihr. Bir Mevlevi tarikati mensubu olan 
Sadrazam Kuyucu Murad Pasa'nrn destegi ile Anadolu'nun her yerindeki 
evliya ziimresine saygi ve hizmetiyle meshur Omer Kethiida bey 
tarafindan Fuadi'ye bir gun bir mektup gonderilir. Bu mektupta, §aban-i 
Veli Hazretlerinin mukaddes ruhlanna hunneten mezari iizerine bir tiirbe 
yapilmasini arzuladigini belirten Omer Kethiida, bu is i9in U9 bin kurus 
nezrettigini ilave eder. Omer Fuadi bu teklifle birlikte §eyh Muhyiddin 
Efendi'nin vasiyetini hatrrlar. Insaat baslar, duvarlar pencere hizasina 
kadar yiikselir. Bu sirada Kethiida Omer Bey yeni sadrazam Nasuh Pasa 
tarafindan Diyarbakir kalesinde haksiz yere hapsedilip olduriilunce, tiirbe 



182 



insaati iki yili asan bir sure atil kalir. Sonunda Hibetullah ve Mehinet 
Efendiler basta ohnak iizere halkin katkilanyla insaat tekrar baslar. 

Tiirbenin tamamlanip kubbenin zirvesine kilit tasi yerlestirilecegi 
gun hazir bulunan dervisler ilgi 9ekici bir zikir halkasi teskil ederler. 
Zakirbasi kubbenin tepesinde olmak iizere dervisler uc kat iskele iizerinde 
halka olup zikre baslar. Son ilahi bitmek iizeredir ki, tiirbe binasi rahinani 
bir hareketle dervislerle birlikte sallaninaya baslar. Binanin hareketi 
iizerine orada bulunan herkes hayret ve dehset i9inde kalir. Kubbenin 
yikilacagmdan korku ve endiseye kapilan mimarbasi elindeki metre ile 
etrafindakileri durdunnaya calisir. Omer Fuadi'nin kardesi sakinlestirmek 
icin ona seslenip, 

-Korkma usta!. Bu hareket yikiknak i9in degildir. Hz. Pir'in tiirbesi de 
dervislerle zikretmektedir. Der. 

Kurban kesilir, kilit tasi yerine konur. Dua edilirken tiirbenin tekrar 
sallandigi goriiliir. Oradaki herkes bu durumu tiiyleri iirpererek seyreder. 
Fatihadan sonra eller yiize suriildugunde tiirbe siikunet bulur. 

Bugiin tiirbede kabirlerin iizerine isaret olarak konulmus olup i9leri 
bos olan on alti tane ahsap sanduka buluninaktadir. Uzeri bitkisel motifler 
ve yazilarla siislerunis yesil kadife ile ortiilii, bas kisirn da siyah tiilbentle 
sank olani §aban-i Veli'ye aittir. 

Kiilliyenin kiitiiphanesi, tiirbenin kuzeybati cephesine bitisik kare 
planli kargir bir yapidir. Kitaplarin 90gu Qorumlu Ismail Kudsi Efendi 
tarafindan vakfedildigine gore, 1637 yilindan sonra insa edilmis olmalidrr. 
Zamanla harap olan bina 1965 yilrnda dernek tarafindan yenilenmistir. 

Kiitiiphanenin alt katina girilen kapinin hemen yambasinda yer alan 
Asa Suyu'nun, Hz. Pir'in asasini yere vurmasiyla 9iktigina inamlir.Tad ve 
koku baknmndan zemzem suyunu andiran bu suyun bazi hastaliklara sifa 
ve psikolojik rahatlik verdigi kabul edilir. Vaktiyle ramazan aylarrnda 
Kastamonulunun Nasrullah Camiine ve evlere gotiiriiliip oru9larrn bu su 
ile a9ildigi anlatilir. 



183 



Harem ve selamlik ohnak iizere iki bina halinde insa edilmis olan 
konaklar, sirtini Ersil Kayasina dayamis vaziyette caminin kuzey dogu 
kosesindeki mevkide yer alir. Zemin katlar moloz tartan olmak iizere 
ahsap malzemeden iki katli olarak insa edilen binalarda goz zevkine hitap 
eden bir i§9ilik goze carpar. 1900'de insa edilen konaklann banisi Mahmut 
Sirn Pasadir 16 . 

Konaklarin onunde yer alan §adirvan 1910 yilrnda Mahmut 
Pasa'nin esi Prenses Fatma Hanim adina yaptinlrr. 1989 yilrnda aslina 
uygun sekilde restore edilir. 

Turbe civanndaki hazirede medfun bulunan zatlar, Hz. Pir ve 
halifelerinin halk ile kaynasma derecesini gosterir. Kastamonu 
valilerinden muhtelif tarikatlara mensup zatlara kadar toplumun her 
kesiminden bir 90k kisinin kabri bu hazirede yer ahr. 

1954 yilrnda Hasan Fehmi Ataulusoy, Hamdi Pehlivan, Niyazi 
Yucebryik, Osman Keserci, Asaf Zaluludag, Kamil Tiirit ve Ihsan 
Sezgin'den mutesekkil yonetim kurulu ile §aban-i Veli Onarnn Dernegi 
kurulur. 1995'te §eyh §aban-i Veli Miizesi a9ihr ve 1996'da Resmi 
Gazete'de yayinlanan kararla §eyh §aban-i Veli Kultur Vakfi kurulur. 



16 

Padi§ahm miihaflz alaymda iken Hidiv Ismail Pasamn kiziyla evlenerek hem pa§alik 

riitbesine yiikselmi§ hem de biiyiik bir servete kavii§miis olan Mahimit Pas.a, bu durumu 

gencliginde askere giderken Hz. Pir Dergahmda yapmis. oldugn dnaya baglar. Kiilliyede yer 

alan konaklan ve oniindeki §adrrvam yaptirarak dergalun (jeyhine ve riirbedara maa§ tahsis 

eder. 



184 



Halvetiyye tarikatinin Kastamonu'daki ikinci mekani isfendiyar 
Camii Tekkesi olmustur. isfendiyar Mahallesi, ikinci Hukiimet Caddesi 
iizerinde yer alan yapi, 13X11 m. boyutlannda, kargir duvarli, ahsap tavan 
ve fatili, kiremit ortiiludiir. Gecirdigi onarimlar sonucu tarihi niteligi 
kalmamistir. Kitabesi olmayan caminin, banisi isfendiyar Bey'in 
1439'daki dliimiinden once tamamlandigi kabul edilir. Kastamonu Seriyye 
Sicil Defteri'nde 1722'de isfendiyar Bey'in insa ettirdigi 'fevkani Camii 
Serif in belirtilen tarihte onarildigi kayitlidir. Aym defterlerden 1837 
tarihli olana gore, caminin, eski yapinin temelleri iizerine insa edildigi 
belirtilmektedir. Ahsap minaresi 1948 yilinda eklenen, 1952 yilinda 
onarim gerektirdigi bilinen caminin, Osmanli devrinde gelir getirici 
vakiflari arasinda Bey Hamami ve bazi araziler bulunmaktadir. Burada 
Halveti ayini icrai ile son seyhinin Mehmed Efendi oldugu bilinmektedir. 



Haci Dede Mescidi Tekkesi Halvetiyye 'nin bir baska mekamdir. Bu 
tekkenin banisi olan Haci Dede, §eyh §aban-i Veli'nin halifelerinden olup 
tiirbesi Kastamonu Bey9elebi Mahallesinin Canli sokagindadir. Bolge 
halki tarafindan sik sik ziyaret edilmekte olan tiirbedeki diger kabirler de 
Haci Dede'nin cocuklanna aittir. Haci Dede kendi adiyla anilan camii 
yaptinms, ve burayi dergah ittihaz etmistir. Kendisi §eyh §a'ban Veli'den 
dogmdan icazetlidir. Tiirbe 1590 yillannda yapilimstir. 

Ferhat Pasa Camii Tekkesi Halvetiyye tekkelerinden bir digeridir. 
1872 yili salnamesinde bu tekkenin seyhinin Haci Numan Efendi, ay in 
gununun Sail gecesi oldugu kayithdrr. Afganistanli, Yozgat §eyhi diye 
bilinen Abdulvahid Efendi 'nin oglu Abdullah Zahit Efendi'nin 
Muhammed Evliya Efendi 'den (1844-1902) hilafet alarak Kastamonu 
Ferhat Pasa Dergahi §eyhi oldugunu biliyoruz. 



185 



Kastamonu'daki bilinen son Halved tekkesi de Server Mescidi 
Tekkesi'dir. Akmescid Mahallesi Ballik Sokak'ta yer alan mescid 12X9 m. 
boyutlarinda kargir duvarli ahsap tavan ve kiremit ortiilu 9atili bir yapidir. 
Yaptrrani ve insa tarihi bilinmemektedir. 1675 yilrna ait bir belgeden 
varhgini ogrendigimiz yapi 1952 yili oncesinde harap halde 
bulunmaktadir. Daha sonraki yillarda onanlmis ve minaresi yeniden insa 
edilmistir. Akmescit Mahallesindeki bu mescitte Halveti ayini icra 
olundugu bilinmektedir. 



Kastamonu y da Kadiriyye 

Hepkebirler Mahallesi, Yilanli Sokak uzerinde yer alan hastaneden 
gunumiize yalnizca portali ulasmistir. Portalin nisini U9 yonde donen 
kitabesine gore, Anadolu Selcuklu Veziri Muinuddin Pervane'nin 17 
ogullanndan Ali b. Siileyman tarafrndan 1273 yilinda yaptinlmis, yapinin 
mimarhgini ve mali kontroliinu Gevherbas b. Abdullah yiiriitmiis, 
uygulamayi Mirnar Said el Kayseri ger9eklestirniistir. Anadolu Sekvuldu 
§ifahaneleri'nin Kastamonu'daki tek ornegi olan bu yapinin ozgiin bi9imi 
hakkinda fikir ytirutmek inikansrz goziikniekle birlikte, aym donem 
sifahaneleri semasi olan orta avlu etrafinda gelisen revak ve Mere 
dizisinden olustugu diisunuhnektedir. 



Ilgi fekicidir ki, Selguklu veziri Siileyman'm da ikta yeri olan Tokat jeliriiide yaptinni? 
oldugu hastane Kastamonu'daki hastane ile benzer bir kaderi paylasir. Padisah fennani ile 
yapinm tekkeye donustijrulmus oldugunu Evliya ^elebi'iiiu Seyahatname adli eserinden 
ogreniriz. Muhtemelen iki hastane de XVII. yiizyilda asli fonksiyonunu kaybeder. 



186 



Turbeye, Yilanli Dariissifa olarak anilan bugiinkii Yilanli Camisinin 
hariin kismindan geijilir. Camiye biti^ik moloz tas duvarli betonanne 
tavan ile yenilenmis bir yapidir. Ozgiin tiirbenin 1838 yilindaki yangindan 
sonra yaptinldigi saniknaktadir. I9ersindeki 25 sandukadan biri, 
Dariissifayi Kadiri Dergahi haline getiren ve 1625 yilinda seyh oldugu 
bilinen Abdiilfettah-i Veli'ye digerleri tarikat ileri gelenlerine aittir. 

Yilanli Tekkesi Dariissifanrn bulundugu arsa iizerinde yer almakta 
idi. Siiheyl Unver'in yayinladigi bir planda bati kisimda bulunan ve tiirbe 
odalan olarak isaretli dervis hucreleri, Tekke'nin oniindeki yol 
genisletilirken yiktinlmistir. Dergah Evi, tekkenin kuzeybati kosesindeki 
konumunu halen korumaktadir. Dariissifada dergah kullaniminin hangi 
tarihte basladigmi kesinlestinnek mumkun degildir. Ancak tekkenin 
Abdiilkadir Geylani'nin halifelerinden Kadiri Abdiilfettah-i Veli 
tarafindan tesis edildiginden yola cikrp, Abdiilfettah-i Veli'nin 1625 
yilinda sag oldugu goz oniinde tutularak tesis tarihini bu yillara indinnek 
mumkundur. 1718 yilinda 'irade-i seniyye' ile Mehrned adinda bir kisi 
tarafindan buyiitiilen bu yapinin Yilanli Tekkesi olarak anildigi 
bilininektedir. 1811 yilinda 'Abdiilazizzade Hankahi' olarak adlandinlan, 
1831 yilinda yangin geciren Yilanli Tekke, II. Mahmud (1785-1839) 
doneminde 'irade-i seniyye' ile 'muceddeden' insa olunur, 1856'da 
onanlrr, 1872 yili salnamesinde ayin gunii Cumartesi gecesi, bagli oldugu 
tarikat Kadiriyye olarak kaydedilmistir. 

§eyh §aban-i Veli Dergahi muzesinde muhafaza edilmekte olan ve 
Yilanli Dergahi seyhi Ahmed Said Efendi tarafindan §eyh §aban-i Veli 
Dergahi seyhi Ahmed Said Efendi'ye verilen 1847 tarihli bir icazetname 
ornegi mevcuttur. 

1898 yilinda 'taamiyesi' bir fennanla 500 kurusa 9ikartilan dergah, 
II. Abdulhamit doneminde, Abdiilfettah Hz.'lerinin 90cuklanndan §eyh 
Hasip Efendi tarafindan bir kez daha tamir edilir. 1835- 1904 tarihleri 
arasinda yasamis olan §eyh Hasip Efendi 28 sene tekkenin hizmetinde 



187 



bulunur. 1952 yili oncesinde yine harap olan yapi, sonraki yillarda Yilanli 
ailesinden Hasip Yilanli tarafindan onanlmistir. Guniimuzde cami olarak 
kullanilmaktadir. 

Kadiriyye'nin Kastamonu'daki temsilcisi Abdiilfettah-i Veli'nin 
herhangi bir kayit bulurunamasina ragmen tarikatin kurucusu Abdiilkadir 
Geylani'nin dokuz toranundan biri oldugu kabul edilir. Hakkinda 
anlatilanlara gore, yanindaki bin kisi ile birlikte Bagdat'tan Kastamonu 'ya 
gelir ve bugiin medfun bulundugu yere bir cami insa ettirir. Menkibe, 
onun gokten yemek indinnesiyle ilgili kerametini nakleder. 
israilogullanna geldigi gibi iizerinde nimetler bulunan ziyafet sofrasi 
kendisine tabi olanlan doyunnaktadir. Bu yemekler Cennetten balik olarak 
inmekte ve yediklerinde onlann 4 -5 ay yemek yemedikleri 
anlatilmaktadir. Ve hatta denilir ki, bir gun bu sofralardan biri, bugiin 
medfeni olan bir tas uzerine de inmistir. Nihayetinde yine bir gun 
Abdulfettah-i Veli, Geylani Hazretlerinin ruhaniyetlerine muhatap olur. 
"Boyle ziyafetlerle hayat siirmek yerine bizzat 9ahsrp kazanarak yasasan 
daha iyi olur ve bu sunnettir. ihtimaldir ki, size tabi olanlarla bu sofralann 
sukriinu ifa edemezsiniz." Bunun uzerine Abdulfettah sorar. "Oyleyse ne 
ile mesgul olayun?". "Kendir tohumu ekiniz", cevabim alir. Boylece 
bolgede kendir ziraati baslar ve sonralan her yil kendir alnn satnm sezonu 
baslangicinda, esnaf tarafindan pir kabul edilen Abdulfettah-i Veli 
Hazretleri'nin ruhu icin dualar okunur. 

Eskiden burasi, Kastamonu'nun i9inde akmakta olan 9ayin 
kenarrnda metruk bir yerdi. Menkibeye gore, §eyh Abdiilkadir 
Geylani'nin soyundan Abdulfettah Veli Kastamonu'ya geldiginde, 
baslangi9ta halk bundan haz etmez ve bu harabe, kalmasi i9in kendisine 
yer olarak gosterilir. O yilanlarrn 90k oldugu bu yerde bannir. Yilanlan 
toplar, bir boh9a ile bugiin Imam Hatip Lisesi'nin bulundugu yerdeki 
dereye gotiiriir ve, 'kaybolun', der. O dereye bundan sonra Kayiplar 
Deresi denilirken seyhin tekkesinin bulundugu yere de Yilanli Cami 



188 



denilir. Yilanlann 9oklugundan kinaye ve seyhin bu kerametiyle aniknasi 
sebebiyle yapilan camiyle beraber bu semt de Yilanli diye anilmaktadir. 

Her sene bu camide Ramazan ayinda hatiin ile namaz 
kilininaktadir. Abdiilfettah-i Veli Hazretlerinin torunlarindan 1987'de 
vefat eden Hasip Yilanli'nin ve yine avukat olan oglu Said Yilanli'nin 
devam ettirdigi Mira9 gecesinde, Peygamberiinizin kendisine sunulan siitii 
i9inelerini sembolize eden Mevlit'teki Miraciye bahrinin ozel olarak 
okutulmasi, bu esnada siit ikram ediknesi geleneginin devam etmekte 
oldugu soylenebilir. Yakrn 9evresinin vakfiye oknasi hasebiyle esnaftan 
ticaret ahlakina uyinayanlann burada iflas edip gittikleri, veya farkli 
bahanelerle bannamadan diikkanlari terk edip yerlerine yenilerinin 
a9ildigi; bu durumlann da halk ve diger esnaf ile cami cemaati tarafindan, 
bu zatrn ruhaniyetine, Islam Dini'nin helal ve haram sinrri olan temel 
9izgileri ile ahlak kurallarrna uymayanlara yine Abdiilfettah Veli Hz.leri 
tarafindan Allah'in izniyle verilen bir ceza olarak bakiknakta oldugu 
anlatilir. Cami ve tiirbenin 9evre temizligi ile ilgilenenlerin Abdiilfettah-i 
Veli'nin ruhaniyetinden faydalandigma inamlir. 

Kastamonu'daki ikinci Kadiri dergahi Hasan Celebi Dergahi'dir. 
Bu dergahin binasi Ismail Bey Mahallesi Tenekeci Sokak'ta yer alan 
Hasan Celebi Camisidir. 10.2X8.2 m. boyutlannda dikdortgen planli yapi, 
ozgiin tarihi ve mimari niteligini kaybetmistir. 1770 yilinda mevcut 
oldugu bilinen Hasan Celebi Camisinde onceleri Halveti ayini icra 
edildigi, caminin bitisiginde ttirbesi bulunan Tarakli Sultan ve oglu 
Mahmud Efendi'nin Halveti seyhi olduklan soylenmekte, 1878 yilinda 
Kadiri tarikati seyhlerinden Mehmed Ali Efendi tarafindan yeniden 
yaptinldigi bilinmektedir. 1882 yilinda Kadiri tarikatina baglanan 
dergahin, 1908 yilinda harap hale geldigi, vakfin mali guciiniin 
yetersizliginden dolayi baska bir vakiftan para aktanlarak onamnrnin 
ger9eklestirilmis oldugu goriiliir. 



189 



Kastamonu y da AAevlevilik 



Ahmed Eflaki eserinde, Ulu Arif Celebi'yi muhtemelen 1314 
yilinda bir kerametin ardindan Kastamonu 'lu Siileyman Pasa 18 ile 
goriisturiir. Amasya'da ilk Mevlevihanenin acilisindan sonra Celebi, 
Kastamonu yolu iizerinde haramilerle karsilasir. Gostermis oldugu 
keramet sebebiyle bu eskryalar Suleyman Pasa'nin yamna gidip tevbe eder 
ve Islam askeri safina girip bundan sonra gaza ile mesgul olurlar. 
Abdulkerim Abdulkadiroglu Kastamonu 'da Bayramilik iizerine yazmis 
oldugu kitabinda, Mevlana'mn torununun bu ziyaretinde dostlugun 



Semseddin Yaman Caudar'iu ohinrii iizerine, Kasiamomi'mm eski sahibi Yavlak Arslan'iu 
oghi Hiisameddin Mammid Bey, derhal harekete ge9erek, Kastamomi 'yu isgal ettiginden, 
Semseddin Yaman Caudar'iu oghi Siileyman Pasa, Eflani tarafma 9ekilerek orada otiinuaya 
mecbur ohir. 1309'da Eflani'den kalkarak aniden Kastamonu iizerine baskm yapan Siileyman 
Pa§a, Malmnid Beyi sarayuida nmhasara ederek, yakalayip oldiirdiikten sonra, burasim 
beyligine merkez yapar. Siileyman Pa§a, 1335 yilma kadar, ilhanlilarm hakimiyetini tamr. 
Ilhanli hiikiimdan Ebii Said Bahadir Hanm oliimiinden sonraki be§ yilda ise, miistakil olarak 
liiikiimet siirer. Anadohi'da Mogol niifuzu sarsilmaya ba§ladigi sirada, Siileyman Pasa, 
tedbirli hareket ederek, ilhanilerin veziri Emir Coban Anadohi'ya geldigi zaman, omi 
kar§ilaim§ ve sadakatini arz eylemis., bu halden istifade ile de hududiinu genis.letmeye 
muvaffak olimi§tur. Siileyman Pa§a, Pervaneogiillaniidan Gazi Celebi zamamnda, Sinop'u 
kendi hakimiyeti altma alir ve Gazi Celebi'nin 1322 'de vefatmdan sonra, burasim dogradan 
dograya ilhak ederek, idaresini biiyiik oghi Giyasiiddin Ibrahim Beye verir. Bu arada Tarakh 
ve Safranbohi'yii da beyligine katan Siileyman Pasa, kendi adma para da bastirir. Siileyman 
Pasanin, 1339'da kii9iik oglunii kendine veliaht yapmasim bahane eden biiyiik oghi Ibrahim, 
babasma isyan ederek Kastamonu 'yu zapt ile hiikiimdar ohir. Siileyman Pa§anm nasil vefat 
ettigi ve veliaht Coban'm akibeti belli degildir. ibn-i Bathita, Siileyman Pasamn 70 ya§mda 
oldugumi beyan ettigine gore, oliimiinde 80 yasmda olmasi nnihtemeldir. Ibn-i Bathita, 
Siileyman Pa§ayi uzun sakalli, giiler yiizlii, vakiir ve heybetli olarak ta vsif etmektedir. 



190 



derecesini ispat bakimindan §eyh Selahaddin'e gelen pabucu annagan 
olarak Siileyman Pasa'ya verdigini ve bu ayakkabinin bir takim saghk 
problemlerinin halli i9in yillarca teberriiken kullanilmis oldugunu yazar. 
Mekteb-i Sultani Mudiirii M. Beh9et'in Siileyman Pasa'nin mezannin 
Mevlevi Dergahimn haziresinde oldugunu soylemesi, Kastamonu 
Mevlevihanesinin koklerinin XIV. yiizyila ininesi ihtimalini goz oniinde 
bulundunnayi gerektirmektedir. 1922-3 tarihli kitabinda M. Beh9et, bu 
tiirbeyi ziyaretini aktararak, buranin Mevlevi Dergahi dahilindeki hazirede 
'yesil bir ortii ile ortiilu, ahsap, yiiksek, ozelligi oknayan bir sandukadan 
ibaret' oldugunu, iizerinde camli bir levha i9ersinde talik bir yazi 9esidi ve 
siyah bir miirekkeple "Hadim el Mevlana Candari Siileyinan Pasa aliye 
el rahim" yazisrnin bulundugunu belirtmektedir. Kemal Kutgiin 
Eyiipgiller'in 9alismasrndan ogrendigimize gore, yapinin Kastamonu 'da 
tek Mevlevi tekkesi olarak Isfendiyar Mahallesi Gaybilar Deresi yolu 
iizerinde yer aldigi bilinmektedir. Halbuki, tekkeye adini veren Dede 
Sultan'in kim oldugu me9huldiir. Mevlevi Dergahi haziresindeki 
mezarlardan birinin Dede Sultan'a ait oldugu ve o tarihten once 
kaybolmus olan mezar tasi iizerinde 1514-5 tarihinin yazdigi bilgisi ise, 
tekkenin kurulusunu XVI. yiizyila tarihlemektedir. Bu bilgiler 
9er9evesinde Dede Sultan'in adiyla aniknakla birlikte Mevlevi hane'nin ilk 
seyhi oknasi gerekmez. §ayet kendisinden yaklasik 175 sene once vefat 
etmis olan Candarli Siileyman Pasa yapinin ger9ek banisi ise, seyhsiz bir 
Mevlevihane olamayacagi diisiincesiyle, bugiin adini bilemedigimiz bir 
taknn zevatin Dede Sultan'a kadar tekkede seyhlik yapmis olmalan 
tabiidir. Ve mimarhk tarihi, muhtelif sebeplerle banilerinden farkli 
sahislann adlanyla anilan bir 90k yapinin varligini bize gostennektedir. 

Bugiin Kastamonu 'da Dede Sultan Turbesi adiyla bilinen yapinin 
banisi ve insa tarihi bilinmemektedir. Dede Sultan'in adi kayitlarda 
Celaleddin olarak ge9inektedir. Ayni isimle anilan hamamin dogu 
bitisiginde siginti bir binadan ibaret olup i9indeki lahdin alti bostur. Dede 



191 



Sultan Hamami Isfendiyar Mahallesinde Atatiirk Caddesi ile Gaybilar 
Deresinin kesistigi kosede yer almaktadir. Yapi, dikdortgen planli ve 
kargir duvarh ve ahsap 9atili soyurunalik bolumunden, yine dikdortgen 
planli iic kubbeyle ortulii iki bolumlu lhkhga, oradan da arkasinda iki 
halvet bulunan dikdortgen planli ortasi kubbe, iki yam tonoz ortulii 
sicakliga ge9iknektedir. Halen hamam olarak kullaniknaktadir. 1514-5 
yilinda Mevlevi §eyhi Dede Sultan tarafindan yaptinlarak Mevlevihaneye 
vakfolunmustur. 1766 ve 1948 yillannda tamir gorinus oldugu anlasilryor. 

Sezai Ku9iik'un, 'XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler' adli 
doktora tezinden ogrendigimize gore, XX. asnn baslannda, Said Hemdem 
Dede'nin kardesi olan Husameddin Dede'nin, Konya Mevlana Dergahina 
yazdigi bir yazida, Kastamonu Mevlevihanesinin tarih9esi, vakiflan, 
seyhleri ve Mevlevihanenin o zamanki durumu ile ilgili tafsilatli bilgi 
bulurunaktadir 19 . Dede Sultan'dan sonra dergah postuna ge9en Elvan Dede 
zamaninda, dergahin etrafina bazi binalar insa edilini^, dergah ise bir 
mescidle tiirbeden ibaret kalini^tir. Bu tarihten itibaren dergahin uzunca 
bir sure once Naksi, daha sonra da Kadiri dergahi olarak kullanildigi 
goriilur. 

Nihayet Bolulu Kalender Dede'nin bir hayli gayretleri neticesinde, 
1871 senesinde, burasi Mevlevihane olarak faaliyete ge9er. Kalender 
Dede, uzun sure baskalannin eline ge9inis olan dergah vakiflarrni ve diger 
bazi mustemilatini yeniden Mevlevihaneye kazandinnak i9in 9aba sarf 
eder. Istanbul'a gidip gelir. Bu sure zarfinda bir 90k munazaralar olinus 
olmahdir ki, Kalender Dede, suriiliir, hapse atilir, ve gozlerini kaybeder. 
Hakkinda anlatilan anekdotlardan biri soyledir. Ilkbahann yagmurlu bir 



Hiisameddiii Dede; "her iic §eyhin (Ibrahim Dede, Halil Dede, Said Hemdem Dede) matbu 
(ya da) gayr-i matbu bir eseri yokhir" demektedir. 



192 



giinii sokaga 9ikip yagmura tutulunca Mevlevihanenin karsisindaki 
kahvehanelerden birisine girip yagmurun dirunesini beklemistir. Yagmur 
diner dininez hemen karsrya ge9inek iizere kopriiye yonelmis. Yaninda 
bulunanlar sel geldigini, kopriiniin yikilmak iizere oldugunu soylemislerse 
de kendisi "Yetis! Ya Mevlana" diyerek ge9inis, kopriiyii de sel 
gotunniistur. Valinin gitmesi i9in dua etmis ve 90k ge9ineden vali buradan 
naklolunmustur. Mevlevihane tiirbesinde Siileyinan Pasanin mezannin 
yanina defnedilmistir. Neticede, 1876 senesinde dergahta, Mevlevi 
mukabelesini icraya muvaffak olur. Ayni yil vefat eden Kalender 
Dede'nin yerine, Sivasli ibrahiin Dede postnisin olur. O da on yila yakin 
gorevini ifadan sonra 1886 yilinda vefat eder. 

Yerine ayni tarihte oglu Said Efendi posta tayin edilir, fakat Said 
Efendi heniiz riisde ulasmadigmdan kendisine tiirbedar vazifesinde 
bulunan Halil Dede vekalet eder. 1894 senesinde Said Efendi asaleten 
posta tayin edilir. Tiirbedar Halil Dede isel896 senesinde vefat etmistir. 
1909 senesi Mayis ayi baslanna kadar on iki seneye yakin Kastamonu 
Mevlevihane si postnisini olarak gorev yapirns olan Said Efendi, ayni 
tarihte Mevlevi tarikatrna yakismayacak davranislarda bulundugu 
gerek9esiyle gorevinden azledilir. U9 kiz 90cugu olup erkek evladi 
olmadigi i9in yerine, XIX. asnn sonlannda Mevlevi tarikatrnin en onemli 
simalanndan Kayserili Ahmed Remzi Dede, posta tayin oluninustur. 
Konya Mevlana Miizesi Arsivi'nde Said Efendi ile ilgili, altinda basta 
Reisii'l Mesayih Ahmed Ziyaeddin Efendi ohnak iizere sehirde mevcut 
biitiin tarikat seyhlerinin ve idarecilerinin miihiirleri olan bir beige 
bulunmaktadir. Bu belgede Kastamonu Mevlevihane si 'nin Said Efendi ile 
birlikte i9ine diistiigii vahim durumdan bahsedilmekte ve Said Efendi ile 
ilgili; "adab ve namus-i tarikattan uzak ve hi9bir diyarda esine 
rastlanmayacak 9esitli fisk u fiicur ve sefahat i9inde, binlerce fuhsiyyat ve 
cinayet-i cilvegah olmus, neticede nefret-i am ve su-i hareketi eseri olarak 
tevkif edilip habs olunmus" diye bahsedihnekte ve bu durumu devam 



193 



ettigi halde hala mesihatte gozii oldugu ve seyh A. Remzi Dede'yi rahatsiz 
ettigi belirtilmekte ve bu hususta Qelebi Efendi uyanlinaktadir. Said 
Hemdem Dede'nin kardesi olan Husameddin Dede'nin bildirdigine gore, 
Kastamonu Mevlevihanesinin vakfi olan arazilerin vakfiyenameleri 
olmayip, kuyud-i hakani kayitlannin da 90k eski oknasi nedeniyle 
okunamaz durumda oldugunu, istinsahlanna 9alisildigini belirtmekte, ve 
Remzi Dede tarafindan dergahta Mesnevi dersleri okutuldugu ve dergahta 
ehil olan dervisana ney ve ayin taliini yaptirdigini belirtmektedir. Aynca 
dergahta bulunan demirbas esyalann murur-i zaman ile tahrip oldugundan, 
Remzi Dede 'ye teslim edilen bes on par9a ise yaramaz esya ve 
semahanedeki bir iki kilimden baska bir sey bulunmadigini, Said Dede'nin 
dergahtan azledilince bir hafta boyunca esyalann dergahtan tasindigmi, 
geri kalanlann da bir hucreye toplanip kapisinin kilitlendigini de ilave 
etmektedir. 

A. Remzi Dede'nin 1911 tarihli bir yazisinda Said Dede'nin daha 
sonra Antalya Mevlevihanesine tayin edildigi kayitlidir. "Konya Mevlana 
Miizesi Arsivinde Antalya 'da azledilen Husameddin Dede ile yerine tayin 
edilen Hemdem Dede arasinda vukua gelen olaylar ve tartismalarla ilgili 
bir 90k beige bulunmaktadir." Bu durum Said Dede'nin Kastamonu 'da 
Ahmed Remzi ile brraktigi kavgalan Antalya'da Husameddin Dede ile 
devam ettirdigini gostennesi baknnindan dikkat 9ekicidir. 

Remzi Dede, harap halde buldugu Kastamonu Mevlevihanesini 
tamir ettinnis, eski seyhten kalan bor9lan odemistir. O sirada sair, edip 
Siileyman Nazif 20 Kastamonu valisidir. Remzi Dede ile ilk karsilastigrnda, 



Siileyman Nazif (1870 Diyarbakrr - 4 Ocak 1927 Istanbul) Tiirk yazar, sair ve devlet 
adaim. Osmanh ve erken ciimhiiriyetin onenili aydmlarmdandir. Ogrenimini ozel yollardan 
gercekle§tirdi. II. Abdiilliamit yoiietimine kars.1 miicadele edebilmek icin 1887'de Paris'e 
kacmak zomnda kaldi, sekiz ay sonra dondii. II. Abdiilliamit tarafindan vilayet mektupciisii 
sifatiyla Bnrsa'da ikamete memur edildi (1897-1908). II. Me§rutiyet'ten sonra Basra (1909), 
Kastamonu (1910), Trabzon (1911), Mnsnl (1913) ve Bagdat(1914) valilikleri gijrevinde 



194 



"mesihatiniz Pederemende midir?", diye sorar. Ahmet Remzi Dede de 
"Hayir, Hiidadaddir, lehii'l-hamd pederim berhayat ve Kayseri 
Mevlevihanesi seyhidir" cevabini verir. Suleyman Nazif in bu sorusu 
ozellikle XIX. asirda Mevlevilikte ve diger tarikatlarda, seyh tayininin 
babadan ogula gecmesinin adetten olduguna isaret etmesi acisrndan 
onemlidir. 

Hiiseyin Vassaf in Sefine-i Evliya adli eserinden, Ahmet Remzi 
Akyiirek'in Abdiilhalim Qelebi tarafindan Kastamonu'ya gonderildigini 
anlamaktayiz. Akyiirek Kastamonu'da Mevlevihanenin karsilasmis oldugu 
maddi sikintilara kisa sure i9inde coziim bulur. Borclanni kapatir, yapinin 
gerekli tamirlerini gerceklestirir. Onun Hiiseyin Vassaf a yazmis oldugu 
mektup soyledir. "Kiitahya Arguniye Mevlevihanesi mesihati vekaletinde 
iken Der-saadet'te bulunan resadet-penah Abdiilhalim Qelebi tarafindan 
vuku bulan davet iizerine Istanbul'a gelerek Kastamonu Mevlevihanesi 
mesihatine tayin buyuruldum." Ahmet Remzi kisa siire icersinde 
Kastamonu Mevlevihanesi'nin selefden nakden kalan borcunu tesviyeye 
ve mevlevihaneyi tamir ve ihyaya muvaffak oldugu gibi, celebilik 
makamindan seref varid bir emir iizerine Halep Mevlevihanesinin 
tahkikatina giderek o hizmeti de yerine getirir. 

Yakup §afak'in 'Veled Qelebi'nin Menakib'ina gore 1912'de faal 
olan Mevlevihaneler ve seyhleri' baslikli yazisinda yer alan bilgiye gore, 
1912 yilindaki Mevlevihaneler listesinde Kastamonu Mevlevihanesinin 
basinda Dede Sultan k.s. lakabiyla Amil Qelebi'nin 21 bulundugunu 



bulundu. 1915'te devlet memurlugundan aynlip tiim zamanim yazarliga ayirdi. istanTjul'un 
i§galini sert dille ele§tirince Ligilizler tarafindan Malta adasma siiriildii. Orada 20 ay kadar 
kaldi. D6mi§iinde bir siire daha yazmaya devam etti. 1927'de zatiirreden oldii. Edirnekapi 
mezarligma gomiiliidiir. 

1880 yilmda Abdiilgani Dede'nin vefati iizerine Konya'dan postni§inlige tayin edilen Vacid 
Dede, daha sonra goriilen uygrmsuz halleri sebebiyle posluisiiiliklcn azledilir. Belgelerden 
1891 yilmda vefat ettigi anla^ilan Vacid Dede'nin yerine Amil (Jelebi tayin edilir. Halep 



195 



Mevlevihanesi dergahma postni§in olarak ataiian Amil Celebi, iizim siire bn makamda 
buhimir. Hiikiimetle olan iyi iliskileri neticesinde Halep Mevlevihanesi postni^iiiligiiie 
atandigi anlasilan Amil Celebi, gerek donemin hiikiimetleriyle olan baglantisi ve gerekse 
9elebi olmasi hasebiyle iiziin siire bu makamda buhimir. Hiikiimetle olan iyi iliskileri 
neticesinde Halep Mevlevihanesi postnis.inligine atandigi anlasilan Amil Celebi, gerek 
donemin hiikiimetleriyle olan baglantisi ve gerekse celebi olmasi hasebiyle Halep'te 
hiikiimetin ileri gelenlerini meimir ve vazifelilerini §6hretinden faydalanarak kendi liiifuzn 
altma ahm§ ve Halep Mevlevihanesi'nde istedigi gibi rahat tasarnif etine inikanmi 
bulmu§tur. Tekke icersinde dervi§lerin ve dedelerin barmdigi eski odalarm iizerine ailesinin 
kalacagi bir selamhk in§a ettirmi§, 1892 yihnda Abdiilgani Dede doneminde insa ettirilen 
semahaneyi mescid yapmi§ ve 1902 yihnda ise bn binaya biti§ik olarak yeni bir matbah in§a 
ettirmistir. Mevlevihane vakfma ait olan bazi gelirleri satarak "devr-i me§'iim-ii istibdadm 
rical-i ma'himesine" sarf etini§, vakif arazilerini yedi sekiz seneligine kiraya vermis^ 10 bin 
lirahk vakif arazisini de satarak bedelini kendisi almista. Doneminde mevlevihanenin 
vakiflan azahm§, var olanlarin da bakimsizhgi sebebiyle degerleri diismii§tiir. Halep'in en 
meshur bahcelerinden biri Mevlevihane vakfi iken Amil Qelebi'nin iizerine ahnasi ve 
bakunsiz birakmasi neticesinde bah9enin degeri 15 bin Osmanh altini iken bin Osmanh altm 
lirasi degerine diismii§tiir. Bit gibi davraniijlari sebebiyle tekkede bnhiiiaii dervi^lerle ve eski 
§eyh ailelerinin nmhalefetiyle karsjlasan Amil Celebi'yi, dervisler §ikayetlerini ve hak 
taleplerini i9eren birer mekhipla Abdiilhalim Celebi Efendi'ye, Me§ihat-i islamiyye'ye ve 
Nezaret-i Evkaf-i Osmaniyye'ye §ikayet etinisjerdir. Bit §ikayete Halep e§rafindan ve 
iilemasindan imza koyanlar da ohmca Amil Qelebi 1905 yihnda gorevinden azledilmistir. 
Yerine Vacid Dede'nin mahduimi Miihammed Sadeddin Dede tayin edilmisfa. Fakat 
belgelerden anla§ildigma gore Amil Celebi sekiz ay sonra tekrar Halep Mevlevihanesi 
mesihatine geri donmeyi ba§anni§ ve 1908 yihna kadar gorevde kahm§tir. Bu donemde de 
yapims, oldngn icraatlar sebebiyle hakkinda §ikayetler devam etmi§, me§nitiyetin ilaniyla 
birlikte gorevinden almmi§ yerine 1908'de yine Sadeddin Dede atamni§tir. Tespit 
edebildigimiz oghi Hulki Amil Keymen ise, 1896 yihnda Halep Mevlevihanesi"nde dogdn. 
Babasi Amil (Jelebi, (orada) mevlevi §eyhi idi. Dervisjerden Hafiz Vehbi Dede, 90diga 
Hasan Hnlki aduii koydii. Ailesiyle 1909 yihna kadar Halep'te kaldi. Evde ozel ders gordii 
ve Arap9a ogrendi. Gayet giizel Arap9a komis.iirdu. Konya Idadisinde, istanbnl'daki Fecr-i 
Aticileri, Ufk-i Ati adi altinda Apyan ve Rebab Dergileriyle temsile 9ah§ryorlardi. Babasimn 
Kastamomi §eyhligi iizerine Konya'dan aynldi. Orta tahsilini orada siirdiirdii. 21 Mayis 
1922'de oknhi bitirdi. Haydarpa§a'daki askeri tibbiyeye girdi. Yiizba§ihkla goz doktoni 9ikti. 
Kitalarda dola§ti. Doktor Niyazi PasViiin yamnda gozciiliik ihtisasim yapti. Uzim 9abalardan 
sonra emekliligini istedi. Konya'ya yerle§ti. Bir taraftan hastalanna bakti, diger yandan Yeni 



196 



ogreniyoruz. Yine aym yazida yer alan, 1915 yilindaki 1026 kisiden 
olu^an Mevlevi Taburuna Kastamonu'dan katilan seyhin aym sahis oldugu 
goruliiyor. Hiilya Kucuk'iin 'Son Mevlevi §eyhleri' baslikli yazisindan 
ogrendigimize gore, Abdulhalim Qelebi'nin, Mevlana Dergahi 
seyhliginden 17 Ekim 1336 (1920) tarihinde Bakanlar Kurulunun 268 nolu 
karanyla azlediknesiyle yerine, Kastamonu Mevlevihanesi'nden Ainil 
Qelebi atanir. Amil Qelebi makama gectigi vakit hayli yasli ve rahatsizdir. 
Ancak tatmin edici delil bulunamadigi icin, 'Abdulhalim Qelebi Haziran 
1921"de gorevine donduriilur ve Amil Qelebi de Kastamonu"ya geri 
gonderilir." 22 Kastamonu 'nun son Mevlevi seyhi olarak Tahir Amil Qelebi 
1953 senesinde vefat eder. 23 

1883 ve 1898 yillan arasinda yayinlanan Konya Salnamelerinde, 
Kastamonu Mevlevihanesi zaviye olarak takdim edilmekte iken, §erafettin 
Uzluk, Abdulbald Golpinarli ve Veled Qelebi doneminde (1910-1919) 
tertip edilen listelerde Kastamonu Mevlevihanesi'ni asitaneler arasinda 
zikreder. Hiisameddin Dede'nin beige lerde dergah zabitanindan 
bahsetmesi, XX. asnn baslanndan itibaren Mevlevihanenin asitaneye 
cevrilmis olabilecegine isaret eder. 1849-50 yilinda semahane, mutfak ve 
diger yerleri tamir gerektiren tekkenin 1672-3 yilinda da tamir gordugii 
anlasiliyor. Yapi zamanla tekrar harap olmus ve bunun uzerine de tamiri 



Konya, Yeni Meram gazetelerinde yazilar yaymladi. 27 Mayis 1960 se9imlerinde Konya'dan 
milletvekili oldu. Ozellikle bii gorevi yamnda yillik Mevlana torenlerinde komi^malar yapti. 
30 Mart 1968'de cektigi goz hastaligmdan kurhilamadi ve gozlerini fani aleme biitiiniiyle 
kapadi. Adi gibi halfik, kibar, nazik, ho§sohbet, tatli-mikteli meclisler sahibi oldugu anlatihr. 

22 

KUQUK Hiilya, Yakm tarihimizde Mevleviler, 

http://akademik.semazen.net/author_article_detail.php?id= 103 1 

KUQUK Sezai, XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler, sh.245. Tahir Amil Qelebi 'niii 
vefat tarihi ihtilaflidir. Ariflerin Meiikibeleri II. Ciltteki listede 1920 tarihi verilir iken, Sn. 
Sezai Kiifiik'iiii eserinde iki farkli tarih dikkati ceker. 



197 



iijin 1916-7 yilinda; Kastamonu Mevlevihanesinin son seyhi Tahir Amil 
Qelebi zamamnda, bir komisyon kurulmustur. 20. yuzyilin ilk 9eyregine 
ait oldugu sanilan bir fotografta goriilen kareye yakin, dikdortgen planli, 
ahsap duvarli, kiremit kapli kirma 9atili yapi Mevlevihanedir. Tarikatlan 
yasaklayan 1925 tarihli yasanin ardindan Mevlevihane, 1935 yili 
oncesinde bir sure Kiz Orta Mektep'in Jimnastik salonu olarak 
kullanilmis, bu donemde dergahtaki mezarlar baska yerlere nakledilmistir. 
Tekkenin 1952 yili oncesinde yikilmis ve o tarihte temellerinin a9ikta 
oldugu bilininektedir. Mevlevihane yikilip yerine Imam Hatip Lisesi insa 
edilirken arsanin bati kesimindeki Suleyman Pasa'nin mezan ise Ismail 
Bey Turbesi haziresine nakledilmistir. 

Not diismek bakinundan, Kastamonu 'da ayn bir yapi olarak insa 
edilmeyip bir yapinin dahilinde bulunan kiitiiphaneler arasinda 
Mevlevihane Kutuphanesinin de yer aldigini ve 1925 yih kent planrnda 
Mevlevihane oniinde Dedeler Kopriisii adiyla yer alan yapinin bu yillarda 
tamir edildigini ilave edebiliriz. 

KastamonuMa /\]ak§ibendiyye 

Kastamonu'da bugunkii Ahmet Dede Camii Naksibendi tarikati 
faaliyetlerinin yurutiihnus oldugu tekkenin bir pai^asidir. Aym yerde, 
1300 yilrndan once Ahmet Dede tarafindan yaptmlmis bir mescidin 
bulundugu ve bu sirada Kadiri ayini icra edildigi rivayet olunmaktadir. 
Tekkenin biinyesinde, camiden baska yapilann da bulundugu, ancak 
guniimiize ulasmadiklan arsiv belgelerinden anlasilmaktadrr. 

Dergah i9ersinde "34X22 arsin o^iisiindeki mahalde matbah, alti 
oda harem ve alti oda selamlik"dan olusmak iizere "miiceddeden bina ve 
insa olunacak misafirhanenin kesif ve tahriri i9in" mal mudiirii, mimarbasi 
elhac Halil Aga ve tas9i ustasi Istori ve Vasil ustalardan olusan heyetin 



198 



1845 yilinda arsada inceleme yaptiklan ve insa olunacak misafirhanenin 
kereste, iistadiye ve amele ve diger masraflannin 74494 kurus tutacagini 
hesapladiklan bilinmektedir. 

§eyh Ahmed Ziyaeddin Efendi b. Dervis Ahmed Baba'nin 1860 
tarihli vakliyesi insaat konusuna daha da aciklik getinnektedir. Bu belgeye 
gore, §eyh Ahmed Ziyaeddin camiinin onunde bir tarafi yol, bir tarafi 
Uzun Alemdar kerimesine ait hane ve bahceleri, bir taraftan Nalbant 
Abdullah hanesi olan 30X15 zira olcusunde cepecevre 450 zira arsa 
haricen 7, dahilen 9 bab oda ve sofa, matbah, ahirdan olusan hankah 
dahilinde alt katta zikirhane, yukan katinda meydan odasi ve icersinde bir 
ocagin sag yarunda bir kutiiphane yaptirmistir. 

1872 yili salnamesinde tekkenin seyhi elhac Ahmed Efendi (Ahmed 
Siyahi Hazretleri), ayin gunu Cuma, tarikati Naksibendi olarak kayithdrr. 

1777 senesinde Kastamonu'nun Kirkcesme mahallesi Ahmed Dede 
Caddesindeki evde diinyaya gelen Ahmed Siyahi 'nin babasi, Sadiyye 
tarikati dervislerinden Demirci Ahmed Efendidir. Babasmin meslegi 
dolayisiyla Haddadzade diye de anilan Ahmed Siyahi, Kur'an-i kerim 
okumayi zamanin zahid ve abidlerinden olan §aban Efendi'den ogrenir. 
Ilk tahsiline Mustafa Efendi isimli bir zatin huzurunda baslar. Amasyah 
Uzun Ali Efendi'nin derslerine devam ederek ihnini genisletir. 
Naksibendiyye yolunun buyiiklerinden Hoca Nu'man Efendi'nin 
sohbetlerinde bulunarak olgunluk kazanir. Bu hocalardan icazet aldrktan 
sonra Qorum'a gider ve burada Yusuf Bahri Efendi'den hadis ihnini 
ogrenerek akranlan arasinda Hafiz-i hadis unvani ahr. Birka9 defa 
Qerkes'e gider ve Halvetiyye yolu buyiiklerinden §eyh Mustafa Efendinin 
sohbetlerine katilir. §eyh Mustafa Efendi, "Senin feyzine sebep olan zatin 
ismi Halid olacak. Onu ara", diye tavsiyede bulunur. Bunun uzerine 
Ahmed Siyahi Efendi, kendisini irsad edecek, yetistirecek Halid ismindeki 
zati aramaya baslar. Karadan hacca gitmek iizere yola cikar. §am'a vardigi 
zaman Naksibendiyye yolunun buyugii Mevlana Halid-i Bagdadi 



199 



hazretlerinin ismini duyunca, "Hocam §eyh Mustafa Efendinin buyurdugu 
Halid bu olabilir.", diyerek hemen sohbetlerine katihr ve talebeleri arasina 
girer. Daha sonra hocasi Mevlana Halid-i Bagdadi ile birlikte hacca gider. 
Ahmed Siyahi, basina devamli siyah sank sardigi i9in Mevlana Halid-i 
Bagdadi tarafindan kendisine "Siyahi" lakabi verilir. Hac ibadetini 
tamamladiktan sonra hocasi ile tekrar §am'a donerek bir miiddet daha 
kahr. Mevlana Halid hazretleri ona, insanlara Allah ii tealanin emir ve 
yasaklanni ogretmesi, dogru yolu gostennesi i9in icazet verip 
vazifelendirince, 1827 senesinde Kastamonu'ya doner. 

Ahmed Siyahi hazretleri Halid-i Bagdadi hazretlerinin son 
halifesidir. Siyahi hazretleri'nin Kastamonu'ya donuslerinden kisa sure 
sonra vefat etmis olmalan ve "En son olarak izin verdigimiz kimse 
Kastamonu'lu Haci Ahmed Efendidir.", seklinde buyurmus oldugu, bazi 
degerli halifelerinin ozel menkibelerinde kayitlidir. Mevlana Halid 
hazretlerinin Ahmed Siyahi hazretlerine gonderdigi tarikat-i aliyyece bazi 
suphelerin hallini ihtiva eden ve kutuphanelerine konmus bulunan boyle 
bir yazi nefis bir sandik i9ersinde yer alir . 

Kastamonu'ya donusunde Abdiilbaki Medresesi muderrisligine 
tayin edilen Ahmed Siyahi bir taraftan talebelere ilim ogretir, diger 
taraftan insanlara Allah ii tealamn emir ve yasaklanni anlatir. Kendisini 
sevenleri ve talebeleri giin ge9tik9e arttigi halde, 9ekemeyen, karsi 9ikan 
ve dusmanlik besleyenler de vardir. Bir giin Mevlana Halid-i Bagdadi 
hazretlerinin meshur halifelerinden Abdiilfettah-i Akri hazretleri 
Bagdat'tan Istanbul'a gelirken Ahmed Siyahi'yi ziyaret i9in Kastamonu'ya 
ugrar. Bu durum seyhi ve talebelerini 90k sevindirir. Aynca bu ziyaret 
seyhin biiyukliigunu goremeyenlerin gozlerindeki perdelerin a9ilmasina da 
yol a9ar. Nitekim Kastamonu alimlerinden olup seyhin buyuklugiinii kabul 
etmeyen Keskinzade Ahmed Efendi, Abdulfettah Efendiye gelerek 
tasawuf dersleri almak ister. Bu taleb iizerine Abdulfettah-i Akri, "§eyh 
Siyahi buradayken bizim ders vennemiz edebe uygun olmaz.", diyerek 



200 



onun yetistirilmesini Ahmed Siyahrye havale eder. Keskinzade de seyhten 
oziir dileyip talebesi olur. Merdoglu isminde hayirsever bir zengin evini 
medrese haline getirip, talebe yetistinnesi i9in Haci Ahmed Siyahi'nin 
emrine verir. Ahmed Siyahi efendi Merdoglu Medresesi'nde uzun yillar 
ders verir ve talebe yetistirir. 1860'ta vakfiye diizenlenir ve tekke 
yenilenir.1861 senesinde Maliye Naziri olan Safveti Pasanin arzi ve Sultan 
Abdulmecid Hanin iradesiyle Camii serifin karsisinda bir dergah insa 
edilir. Dergah yapilirken etrafinda yer alan 119 evin satin alrnarak ilave 
edilmesi dusunuldugii halde, sahiplerinin siddetli itirazi sonucu 
ger9eklesmez. Bu hal uzerine Ahmed Siyahi efendi, "Bu evler sultammrz 
hazret-i Halid tarafindan dergahnmza ilave buyurulmustur. § imdiki halde 
karsi 9ikan sahipleri bir gun gelir, kendi nzalanyla terk edip, satarlar.", 
buyurur. Ahmed Siyahi efendinin bu sozleri, kendisinin vefati ve 
muhterem ogullanndan §eyh Seyyid Efendinin zamaninda ger9eklesir ve 
soyle olur. O evlerden birinin sahibi evini seyh hazretlerine saghgrnda 
satmadigi gibi, Ahmed Siyahi'ye soyledigi pek 90k agrr sozlerle onu 
incitmis ve uzmustiir. Ancak o kisi, Ahmed Siyahi'nin vefat ettigi gece 
akil almaz bir halde, "Aman, ya Hazret-i §eyh! Affet! Kusur ettim. 
Merhametine siginiyorum.", diyerek feryatlar eder. Oyle ki 
bagirmalanndan 9evre ev sakinleri de uyanir. Bu olay uzerine ertesi giin o 
ve diger iki ev satilarak dergaha ilave olunur. 

Ahmed Siyahi'nin tasavvuf yolunda yetistirip icazet verdigi 
talebeleri arasinda ogullan Abdiilaziz ve Seyyid Ahmed Hicabi, Benli 
Sultan §eyhi §ani Efendi, Sinop Muftusu Hafiz Ali Liitfi Efendi, Haci 
Mehmed Hulusi Efendi, §eyh Ahmed Efendi, Reis-ul-Kurra Hafiz Hasan 
Efendi ve Ma'rufizade Hafiz Hasan Efendi baslicalandir. Omriinun sonuna 
kadar talebe yetistiren Ahmed Siyahi, insanlara Allah u tealanin emir ve 
yasaklanni anlatarak, onlann diinya ve ahirette kurtuhnalan i9in 9alisrr. 
1874 senesinde tahminen doksan bes yasrnda oldugu halde, "Aman ya 
Resulallah! ", dedikten sonra vefat eder. Cenaze namazinda biitiin 



201 



Kastamonulular hazir bulunur. Vasiyeti iizerine Qamurcuoglu Hasan 
Aga'dan intikal eden arsaya defn edilir. Allahii teala'nrn rahmetinin 
iizerine yagmasi i9in kabrinin iizerine tiirbe yapiknamasini vasiyet 
ettiginden kabri iizerine tiirbe yapilmaz. 

Ahinet Siyahi'nin oliimiinde biitiin Kastamonulular, hatta 
Hiristiyanlar bile cenaze merasiinine katilrr. O yillarda Kastamonu'ya 
tayin edilen valilerin makama otunnadan once Siyahi'yi ziyaret ederek, 
duasini alip sonra vazifelerine basladiklan anlatilir. 

Vefatindan bir bucuk ay sonra Medine-i miinewere'de Anbar 
Memurlugu yapan Arif Hikinet Bey' den §eyh hazretlerinin kiitiiphanesinin 
miidiirii Haci §akir Efendiye bir mektup gelir. Mektubunda, "Bu gece 
§eyh Siyahi hazretleri, Peygamber efendimizin miibarek kabrini ziyaret 
eyledi.", diye yazmaktadir. Mektubun tarihine bakarlar, Ahined Siyahi 
Efendinin vefat ettigi giine rastlamaktadrr. Boylece seyhin son aninda, 
"Ainan, ya Resulallah!", demesinin sirn, daha iyi anlasilmis olur. 

Tiirbelerinin yeri Sadiyye tarikatinin seyhlerinden bir zatin 
semahanesi olup, darhgmdan dolayi kendi dergahinda ayin yapmak 
istedigi ve Siyahi hazretlerinin kulagrna gelince, "bizim camiiniz onlara 
mekan ohnaz, ama onlarrn semahanesi bize karar yeri olur.", 
buyunnuslardir. O zat varissiz vefat eder ve evi satilir. Burasi onceden 
goriildiigii iizere §eyh hazretlerine ahiret evi olur. 

Sinop Miiftiisii olan degerli Fakih Hafiz Liitfii Efendiye ilk genclik 
9aginda "Sinop Miiftiisii" diye hitap etmek adetleri oldugundan vefatindan 
sonra bu hitabin gercekligi ortaya 9ikar. Aym sekilde dergahinda nakiblik 
gorevini ihlas ve sadakatle yapan Haci Numan Aga merhuma, "Cenab-i 
Hak sana bir ogul ihsan eder. ismini Halid koy. Insallah Nasrullah Cami-i 
§erifi'ne imam olur ve kirk sene hatimli namaz kilar", der ve bu durum 
ger9eklesir. Ballik Efendizade Hafiz Ahined Mahir Efendinin 
90cuklugunda essiz bir fazilet abidesi olacagini isaret ederek, terbiyesini 



202 



muhterem ogullan §eyh Seyyid Hicabi Efendiye havale etmisler ve Mahir 
Efendi de ilmen ve mevki acisindan yiikselmislerdir. 

Mehmet Feyzi Efendi 'nin de anlattigi bir menkibe soyledir: "Bir 
gun sehrimiz halkindan bazi kimseler kendi aralannda konusurlar. Derler 
ki: Haydi, hem Ahmet Siyahi hazretlerini ziyaret edelim, hem de 
bahcesindeki duttan yiyelim. Merhum bu niyetle gelenleri kapida karsilar 
ve unutamayacaklan bir ihlas dersi vererek, "Siz bugiin gidiniz! Ya sadece 
ziyaret niyetiyle veya sadece dut yeme niyetiyle geliniz!", buyurur. 

Seyyid Efendi 90k comert ve emin bir kimsedir. §ehire 9ikinca 
atiyla gezermis. Hayir sahipleri de onun heybesine 9esitli hediyeler, 
hayirlar birakirlarmis. O da onlan M9 kontrol etmeden yolu uzerinde 
siraya dizilmis olan fakirlere dagitinnis. 

Ahmed Siyahi hazretleri ogluna soyle nasihatte bulunur: 

Ey oglum! Sana Allahu tealanm kitabma, Resulullah 
efendimizin sunned seniyyesine uymayi, ftikadmi evliyaullahm 
da bagh oldugu, Ehl-i sunnet vel cemaat alimlerinin bildirdikleri 
dogru ftikada gore duzeltmeni tavsiye ederim... Alimlere, 
tasavvuf ehline, Kur'an-i kervm ehline hurmet et. Vicdanm, icin 
temiz olsun, comerd ve guleryuzlu ol. Bafkalarma ihsan ve 
iyilikte bulun. Allahu tealanm yaratti klarma eziyet ve sikmti 
verme. Arkadasjarmm hata ve kusurlarmi affet, gormemezli kten 
gel. Buyuk, kucuk herkese nasihat eyle, hirs ve tamayi terk eyle. 
Butun ihtiyaclarmda Allahu tealaya tevekkul et, guven. Qimku 
Allahu teala, kendisine sigmanlan mahrum etmez. Oglum! 
Selameti, kurtulu§u istikamet ve dogruluktan bafka bir §eyde, 
Allahu tealanm rizasma kavusmayi Resulullah efendimize tabi 
olmak, ona uymaktan bafka bir yolda arama. Kendini hie 
kimseden faziletli, ustun zannetme. Birisi senin hakkmda 
nemmamlik, koguculuk ve hasedcilik yaparsa, ona mini olmak 
icin kendini zahmete sokma, onun ismi Allahu tealaya birak. 
Qunku bu yolda oyle Allah adamlan vardir ki, Allahu tealanm 



203 



izni ile fitne fesat sebebini goz acip kapaymcaya kadar sokup 
atarlar. Sen kiymetli omrunu Resulullah efendimizin simnet-i 
seniyyesine uymakla gecir. Allahu tealanm emirlerini yerine 
getirmekte kmayanm kmamasmdan korkma. Ibadet ve taatm 
gucluklerine karfilik ecir ve sevaba kavusacagmi dufirnerek sabir 
ve tahammul et, nefsini daima hesaba cek. Vakitlerini dfnin 
emirlerine uymakla kiymetlendir. Qok onemli olan vakit 
sermayeni kiymetlendirmeye gayret eyle. Qirnku gecen zaman bir 
daha geri gelmez. yarma 51 kip cikmayacagm ise belli 
olmadigmdan yarira beklemek, yarm yaparim demek, uzuntu ve 
pismanliga yol agar. O halde sakm sakm elinde bulunan vaktini 
malayani, dimya ve ahirete faydasi olmayan Allahti tealanm razi 
olmadigi, begenmedigi §eyler ile zayi etme. Icinde bulundugun 
anda Allahu tealanm razi oldugu begendigi feylere sari I. Tevazu 
ve aleak gonullulukte toprak gibi, bafkasma fayda vermekde 
meyvali agac gibi, comertlikde akan nehir gibi, ihsan ve iyilik 
yapmakda deniz gibi, malayani, faydasi z feyleri konusmamakda, 
sukut ve susmakda cansiz varliklar gibi, ayiplan ortmekte 
karanlik gece gibi olmaya calif. Kalbin gormemesi, kalb 
katiligmdan hasil olacagmdan, daima gunahlarm icin aglayip 
sizla, ah et. /\)azargah-i ilahf olan kalbi, haramlara ve Allahu 
tealanm yasak ettigi feylere yoneltmekten sakm. Akrabayi 
ziyaret ve onlara iyilik etmeyi ihmal etme. Ahiret kardeflerini, iyi 
arkadaflarmi arttirmaya calif. Her zaman onlarla sohbet 
lazimdir. Evliyanm buyukleri; "Allahu teala ile beraber olunuz. 
Buna gucunuz yetmezse, Allahu teala ile beraber olanlarla 
olunuz ki, sizi Allahu tealaya kavustursunlar." buyurmuflardir. 
Ey ogul! Dunyaya sanlmif ona goniil vermif olanlarla bulunma. 
Onlarla sohbet ve beraberlik gam,, keder ve uzuntu getirir. Bu, 
tecrube ile sabittir. Onlar senden faydalamrlar ise de sen 
onlardan faydalanamazsm. Allahu tealanm emir ve yasaklarma 
uymayan, nefsinin arzu ve isteklerine uymuf kimselerle beraber 
olma. Boyle kimseler gizli dusman olup, insanm yuzijne karfi 



204 



dalkavukluk yaparlar, giyabmda, arkadan ise aleyhinde 
bulunurlar. Onlarm yanina gelerek oturmalarma bakip aldanma. 
AAaksatlan senden manen faydalanmak olmayip dunyalik 
maksatlarma, mal ve mevki elde etmeye seni vesfle, alet etmek 
icindir. Bit kusur ettiginde, hakkmda kotuluk du§unenlerin ve 
dusmanlarmm en azilisi olurlar. Zamanmdaki insanlan tecrube 
ettiginde, onlarda bundan bafka bir ozellik bulmayacaksm. Ey 
ogul! Sana sadakat, baglilik iddiasmda bulunanlarm, yaptiklan 
iyilikleri basma kaktiklarmi gorursun. Qunkij sadakat ve baglilik 
adma yaptiklan az bir iyilik karsjligmda agir, pek fazla bit 
hizmet ve karfilik beklerler, 50k fey timid ederler. Bu umitlerine 
bir defa olsun miisade etmezsen derhal, gosterdi kleri sevgi, 
sadakat ve bagli li klarmi birakirlar. Qok defa onlarm 
isteklerinden yakam kurtaramaz, arzularmm hasil olmasi 
yolunda bofuna dfnini ve §erefini feda etmif, yuz suyu dokmuf 
olursun. Ey ogul! Eger sana hakfkf dost, arkadaf lazim ise, Allah 
igin sevenlerle beraber ol. Boyle kimselerden dostluk ve kardesjik 
bagi kurdugun kimseye, muhtac oldugunda ihtiyacmdan fazla 
malm varsa ver. Yahud onu kendinle beraber tut veya kendine 
tercih et. Beraber oldugunuzda ve arkasmdan ayiplarmi ort ve 
gizle. Kusuru oldugunda sabir ve tahammul et. Hayatta iken ve 
vefat ettiginde onu hayirla an. Herkese bilhassa sana karfi 
olanlara yumusaklik, aleak gonulluluk, gtiler yuzluluk ile 
davranmaya gayret et. Sana,, Rabbinden alikoyan dunyaliga 
makam ve mevkiye kalbinin meyletmemesini tavsiye ederim. 
Qunkij nefsy heva, nefsin arzu ve istekleri, feytan ve diinya, 
insanm dort dusmam olup, herbirine karfi kullamlacak harb 
aletleri vardir. /\)efsin silahi tokluk, hapishanesi achktir. 
Hevanm silahi, cok konusmak; sukut, konusmamak ise, onun 
zindamdir. Dunyanm silahi insanlarla fazla beraber olmak, onlar 
arasmda fazla bulunmak, caresi yalmzlik ve onlardan uzak 
kalmaktir. §eytanm silahi gaflet yarn Allahu tealayi unutmak; 
ona karfi tedbir, Allahu tealayi anmak ve hatirlamak, O'nun 



205 



buyuklugunti dufunmektir. Zikir, Allahij tealaya kavu§makta en 
kisa yoldur. Ey ogul! Bu nasihatlerimi iyi belle ve Allahij 
tealanin nfmetlerine, sana yapttgi iyiliklere § ukr edenlerden ol... 



Hicabi, Halidiyye tarikatinin Kastamonu'daki temsilcilerinden 
Seyyid Ahmed Siyahi hazretlerinin oglu olarak 1826 senesinde diinyaya 
gelir. Alti ayhk iken besigine aks eden panltiyi kapmak i9in masumane 
bir gayret sarfetmesi, sanki Allah u tealanin liitf ve ihsanryla ileride biiyiik 
bir zat olacagini belli etmektedir. U9 doit yaslannda iken pederlerinin 
hatim toplantilanna katihnaya baslar. Bu siralarda zaman zaman ilahi bir 
askla kendinden ge9tigi goriilur. Babasi Ahmed Siyahi hazretlerinin 
dergahina giden yolda ki^in zaman zaman Ser9eoglu yoku^unda kizaga 
binen 90cuklan seyre gider. Yine boyle bir giinde yolun kuzeyinde 
bulunan Aziz Mahmud Hiidayi hazretlerinin biiyiik halifelerinden Haci 
Mustafa Efendi Hazretlerinin medfun bulundugu turbeden 9ikan bazi 
kimseler kendisini tiirbe i9ine ahr ve pek 90k nimetlerle gonliinii hos 
ederler. Bu olay pek 90k kere tekrarlanir. Hattii bazan her turlu nimetin 
mevcud bulundugu o miibarek zatlann yanindan aynlmak istemez, uzunca 
bir siire i9eride kalir. Bir defasinda uzun aramalardan sonra anne ve babasi 
kendisini adi ge9en turbeden 9ikarken goriip 90k sasirrrlar. Ku9iik Ahmed 
12 yasrna gelinceye kadar oranin vefat etmis bir zatin tiirbesi oldugunu 
bilmez. O nimetlerle dolu olan bu yeri bir zatin evi zanneder. Ogrendikten 
sonra ise kendisinde bir daha o haller meydana gelmez. Aradan yillar 
ge9ip insanlara Allahu tealanin emir ve yasaklanni bildirme makamina 
geldiginde, bazan neseli sohbetler sirasrnda, bu vakayi talebelerine 
nakleder. 

Tahsil yasrna geldiginde once meshur kiraat alimlerinden Hiiseyin 
Hiisnii Efendi'den Kur'an-i azimiissani hatmeder. Babasi Ahmed Siyahi 
hazretlerinden sarf, nahiv, fikih, hadis ve kelam tahsilinden sonra 



206 



Keskinzade Ahmed Erib Efendi hazretlerinin sohbetlerine devamla, 
tasawuf dersleri alir. Kara Kadizade Mustafa Efendi'den ilm-i feraiz ve 
Mesudi Efendiden de ilm-i hadis dersleri aldiktan sonra babasi Ahmed 
Siyahi hazretleri kendisine icazet verir. Yukanda metni verilen bu 
icazetnamede aynca pek 90k da nasihatlerde bulunur. 

Ahmed Hicabi Efendi, 1851' de Keskinzade hazretlerinin vefati 
iizerine Istanbul'a gelir. Burada da tahsiline devamla meshur alimlerden 
Muneccimbasi Tahir Efendi'den hikmet, astronomi, Amasya'daki Halidi 
seyhi Ismail Siraceddin'in (1782-1848) oglu eski sadrazam Mehmed 
Riisdi Pasa'dan (1829-1876) mantik, edebiyat ve Haznn Efendi'den usul-i 
fikih dersleri ahr. Bu tahsilleri sirasinda Hocapasa semtindeki Safveti Pasa 
Dergahinda ikamet ve talebeleri yetistinne isi ile mesgul olan Mevlana 
Halid-i Bagdadi hazretlerinin daha sagken yerine tayin ederek kendi 
yerine irsad makamina ge9irdigi Abdiilfettah-i Akri hazretlerinin 
sohbetlerine kosar ve dort sene hizmetinde bulunur. Bu esnada tasawuf 
mertebelerinde ilerler. Ahmed Hicabi Efendinin 9alismasrndan, 
gayretinden ve ihlasindan 90k hosnud olan Abdulfettah Efendi, onun 
kavustugu ilim ve irfana bakarak, pederleri Ahmed Siyahi hazretlerinin 
verdigi icazetname iizerine kendisi de bir icazetname yazar. 1857 yihnda 
Kastamonu'ya donerek bir miiddet pederlerinin yaninda talebelerin 
terbiyesi ve yetistirihnesi isi ile mesgul olur. Abdiilaziz Efendi hayatta 
oldugu halde irsad isinin basina Ahmed Hicabi hazretleri ge9er. Din 
ilimlerinde emsali az bulunan ve fen ilimlerinde bolgede bulunanlann 
hepsinin ustiinde yer alan Ahmed Hicabi hazretleri, 1874 yilrndan vefat 
tarihi olan 1889 yilina kadar bir taraftan talebelerin yetistirihnesi ile 
mesgul olurken diger taraftan hususi sohbetlerinde zikir yoluyla 
sevenlerini tasawuf yolunda ilerletir. Kastamonu ve 9evre illerden pek 
90k talebe onun derslerine kosar. Biitun davranislan, huylan, hareketleri 
hep Peygamber efendimizin giizel ahlakini andinnaktadir. Her zaman hep 
Resulullah efendimizin siinnet-i seniyyesine uyar, insanlara Islam ahlak ve 



207 



yasayisimn nasil ger9eklestirildigini gosterir. Kis gunlerini talebelerin 
terbiyesi, dersleri ve zikr-i ilahi ile ge9irir. Yaz gunlerinde ise bazan 
birka9 ay havasi giizel, suyu tatli koy ve kasabalara gider. Bu seyahatlerde 
goriistugu insanlara hayirli nasihatlerde bulunur, biknediklerini ogretir, 
Islamiyete uygun olmayan davramslardan men ederdi. ilmin yayiknasi 
i9in mektep, medrese gibi hayir eserlerinin yapilmasini tesvik ederdi. 
Nitekim bu gayretleri neticesinde, Inebolu kazasimn Abana nahiyesinde 
bir mekteb-i riisdiye, bir hamam, Ara9 kazasinda bir biiyiik cami-i serif, 
bir medrese ve bir mekteb-i riisdiye ve Taskopru'niin Ayvali koyiinde bir 
medrese insa edilmesine bizzat nezaret eder. Ayvali koyiindeki 
medresenin basina kendi halifelerinden Ismail Efendiyi getirir. Bazan da 
damadlan Keskinzade Molla Efendinin 9iftliginin bulunmasi hasebiyle 
Daday kazasina gider. Onun burada da bir medrese, bir mekteb-i riisdiye, 
misafir odalan ve pazar mahallinde pek 90k dukkamn bina olunmasina on 
ayak oldugu goriiliir. 

Ahmed Hicabi hazretlerinin seyahatleri ekseriya ruhaniyetlerinden 
istifade edilecek, feyz alinacak miibarek zatlann turbelerinin bulundugu 
mahallere olmaktadir. Senede bir defa Kastamonu'da Ilgaz Dagi 

eteginde medfun Muhyiddin Bekli Sultan, Kasaba koyiinde medfun Dayi 
Sultan, Merkuse nahiyesinde bulunan Sa'deddin Horasani, Sorkun'da 
Sekuti Sultan ve Kiire'de Mahmud §abani hazretlerinin tiirbelerini 

ziyaret eder ve temiz topragini koklar. Ne zaman bu miibarek makamlan 
ziyarete gelse, etraftaki koy ve nahiyelerden pek 90k ziyaret9iler de 
toplanrr, Allah ii tealanin nzasi i9in kurbanlar kesilir, fakir fukaraya 
dagitihr. 

Yine bir defasinda Bekli Sultan hazretlerini ziyaret maksadiyla 
tiirbenin yanina gelmistir. §eyhin geldigini duyan pek 90k kisi de oraya 
kosar. Bu srrada tiirbeye yakin bir koy ahalisinden Omer Aga adinda biri 
yaninda bir koyunla gelir. §eyh hazretlerinin elini optiikten sonra; 
"Efendim burada bir koyun kesecegimi nezretmistim. Ancak uzun bir sure 



208 



geijtigi halde sozumii yerine getiremedim. Dun gece riiyamda Bekli 
Sultan hazretlerini gordiim. Bana, yann tiirbesine gelecek muhterem 

misafirleri i9in adaguni goturiip kesmemi emr buyurdular. Bu sozleri 
aglayarak nakleden OmerAga, orada bulunan herkesi de aglatir. Ahmed 
Hicabi hazretleri de Bekli Sultan hazretlerinin dergah-i serifleri kapisina, 
"Ziyaretle murad aknak iimidiyle gelen insan", diye baslayan §iirini yazar. 

Ahmed Hicabi hazretleri bu suretle vilayetin pek 90k mahallerini 
gezdikleri gibi, ahalisinin 90k arzu etmesi iizerine Qorum'a da gider. 
Burada bulunan velilerin tiirbelerini ziyaretten sonra ilim adamlan ile 
sohbetler eder, devlet adamlan ile goriisiip nasihatlerde bulunur. 
Camilerde halka vaaz verir. Qorum'dan Istanbul'a gelen Ahmed Hicabi 
hazretleri burada hocalarrni ve dostlanni ziyaret ettikten sonra Bursa'ya 
ge9er. Bursa'daki butun miibarek zatlann turbelerini, makamlanni, 
medrese ve camileri ziyaretten sonra deniz yoluyla Sinop'a gelir. Ahmed 
Hicabi Hazretleri Seyyid Bilal hazretlerinin miibarek ruhunu vesile ederek 
burada cenab-i Hakk'a dua ve niyazda bulunur. Ve sonra Kastamonu 'ya 
doner. 

Seyyid Efendi goriinuste zamarunda nadir denilecek kadar giizel, 
fazilet ve irfan ile siislii, giizel fikirleri kendinde toplamis bir kimsedir. 
Ifadesi tath ve giizel olup, siir ve yazi sanatinda kabiliyeti pek yuksektir. 
Tefsirdeki iktidar kabiliyeti herkesi kendisine hayran birakmaktadir. 
Nasihatlanndan feyz ve ibret almak i9in pek 90k ilim ve devlet adami 
kendisine gelir sohbetlerine katihrlardi. 1872 senesinde Kastamonu 
vilayeti valiliginde bulunan, sonra yine orada vefat ederek §eyh §aban-i 
Veli Dergahimn haziresine defnolunan Pertev Pasa, Ahmed Hicabi 
Efendinin muhib ve baghlanndan idi. Nitekim bu ask ve muhabbetle onun 
hakkrnda; 

Severim zatmi bi-reyb u riya 
Incisab eyledigim gunden ca 
Buna §ahid tucarim Allah'i 
Seyyidim muhlisim vallahi. 



209 



misralanni soylemistir. Bagdat valisi Sirn Pasa hazretlerinin de Ahmed 
Hicabi hazretlerine yazdigi pek 90k baglilik mektuplan vardir. 

Ahmed Hicabi hazretleri 1878 senesinde babasinin tiirbesinin 
bah9esi i9erisinde bir kutiiphane ile ona bitisik bir dershane yaptirir. O 
tarihten itibaren Temmuz, Agustos ve Eylulden baska aylarda Cuma 
giinleri §ifa-i §erif kitabini okutmaya baslar. O sohbet ve derslerin 
bereketiyle kalpler sifa bulur, hep iyi diisiince ve niyetlerle dolar, 
ibadetlerde Mas hasil olurdu. 

Ahmed Hicabi hazretlerinin, yaz ve kis Nasrullah Camii serifinde 
sabah namazim eda eyledikten sonra civarda bulunan medreselerde din ve 
fen ilimleri ile mesgul ohnalan adetleri idi. Cuma giinleri dergahta 
bulunup talebelerin yeti^tirihnesi ve Kur'an-i kerim kiraati ile me^gul 
olurdu. Ramazan-i ^erifte haftada bir gun Nasrullah Camiinde ikindi 
namazindan sonra ve Cuma giinleri namazdan sonra §eyh §aban-i Veli 
hazretlerinin dergah-i seriflerinde vaaz ve nasihat ederdi. Bu vaaz ve 
nasihatlar muslumanlara uzun bir sure 9olde susuz kalmis kimselere su 
vermek gibi idi. Kalpleri Allahii tealanrn aski ile dolardi. Nefisler aradan 
kalkar, herkes yaptigi her isi Allahii tealanin nzasi i9in yapardi. Onun 
kalpleri ve goniilleri feyz ve nurlarla dolduran bu sohbetlerinden istifade 
edebilmek i9in vaazlanna asm hucum olurdu. Bu sirada diger camilerde 
ders veren hocalann derslerine kimse gitmezdi. Ahmed Hicabi hazretleri 
bu durum uzerine Nasrullah Camiindeki vaazlanni terk eder. Ramazamn 
dort Cumasinda ise seyhi dinleyebilmek i9in oraya can atarcasina acele 
giden birka9 bin ahali ozlerinden istifade etmeye gayret ederdi. 

Dergahta sohbet ettigi zamanlarda ise i9erisi tamamen doldugu gibi, 
disanda pencerelerin etrafrnda lnusliimanlarin yamsira hrristiyanlar da 
seyhi gorebilmek i9in toplanirlardi. Vaaz ve nasihati fevkalade tesirli olup, 
dinleyenler ne kadar kati kalpli olursa olsun, mubarek sozlerini isitince 
yumusar ve iirperirlerdi. Seyyid Hicabi hazretlerinin sozleri pek tath, 



210 



ifadesi 90k a?ikti. En ince bir ihni meseleyi, en muhim bir fenni faydayi 
hi? hoca gormemis bir iimmiye bile anlatmakta gU9liik 9ekinezdi. 

Seyyid Ahined Hicabi hazretleri 1889 senesinde hastaliginin artmasi 
iizerine daha ziyade inzivayi, kosesine 9ekilip Allahu tealayi zikretmeyi 
arzu eder oldu. Geceleri uyumaz, namaz ve zikir ile mesgul olurdu. 
Kendilerinde yinni senedir bulunan kalp hastahgrna miiptela olduklan 
halde, asla ve katiyyen hastaliklanndan bahsetmez ve soranlara; 
"Rabbimizin keremine siikrolsun, afiyetteyim." cevabiyla mukabele 
ederlerdi. Viicutlannda goriilen asm halsizlik sebebiyle Ramazan-i serifte 
0019 tutmasinin hastaligi arttiracagi tabibler tarafindan ihtar olundugu 
halde; "Boyle bir miibarek aya ula^tik. §imden sonra bizim i9in nasip, 
kismet mukadder degildir. Bor9lu gitmeyelim." cevabim vererek orucunu 
tutmaya basladi ve Allahu tealanin verdigi kuvvet ile tamamladi. Bir yere 
gitmek i9in kendisinden izin istemeye gelen dostlanna; "Geri donersiniz. 
Amina beni bulamazsrniz. Hakkrnizi helal edin." derdi. §eyhin hastaligi ve 
bu sozleri, sevenlerini ve talebelerini biiyiik bir iiziintiiye ve eleme gark 
etmekteydi. Aynca bu hususta pek 90k isaretler ve riiyalar goriiyor bunlar 
kederlerini daha da artinyordu. Nitekiin sevenlerinden birisi riiyasinda 
gayet giizel bir balujeye girerek tesadiif ettigi meyve aga9lanndan yemek 
ve srril sinl, billur gibi akan nehir sulanndan i9inek istediginde, "Bu 
Seyyid Efendi hazretlerine mahsustur.", cevabim almasi iizerine hayretle 
uyandigrni anlatir. 

Bu haberler sehirde yayilip herkes tarafindan duyulduk9a onun 
miibarek esigine son defa yiiz siirebihnek ve duasini alip helallesebilmek 
i9in saadethanesine biiyiik bir hucum olur. Ancak onlann i9ine dustiikleri 
bu iiziintulu hallerine dayanamayan §eyh hazretleri bulunduklan odaya 
haberleri olmaksrzin kimsenin alinmamasini ister. Hastaliginin 90k 
siddetlendigi bu halde bile Allahu teala hazretlerine siikiir ve sena 
etmekten ve yanrna girenlere nasihatte bulunmaktan geri dunnazlar. 



211 



Seyyid Hicabi hazretleri bir miiddet sonra Tosya'da bulunan 
ulemadan Mahir Efendinin gelmesi i9in haber gonderir. Haberi alan Mahir 
Efendi on iki saatlik mesafeyi sekiz saatte alarak huzur-i saadetlerine 
ulasrr. Seyyid hazretleri ona bakarak, "Molla Mahir goriiyorsun. Biz 
pazarhgi ilerlettik. Cenab-i Hakk'in einrini bekliyorum. Vasiyetlerimin 
yerine getirilmesine dergah ve medresenin memuriyetine ve talebelerin 
yetistirilinesine gayret ve hirrunet et. Benim i9in muteessir okna. Aradigun 
bu gun idi. Hemen olum halimizin giizel ve kolay ohnasi i9in dua edin.", 
diye buyurur. Sonra damadi Keskinzade'ye kutuphanedeki emanetler 
i9erisinde bulunan ve muhterem pederlerine Mevlana Halid-i Bagdadi 
hazretleri tarafindan ihsan edilen ye^il tacin tabutlan iizerine konuhnasini, 
kabirlerinin pederlerinin kabrinden kii9uk yapilip siislii olmamasim ve 
dergaha hizineti terk etmemesini vasiyet eder. 

Cuma giinii ogleden sonra yanlanna ginnekte olan hannnlanna, 
kizlanna ve hizinet9ilerine hitaben, "Bizim etrafnmz artik mukaddes 
ruhlar ile doldu. Qok dikkatli hareket edin ve 90k seyrek olarak girip 
91km.", diye buyurur. Ikindiye yakin abdest alarak agizlarrna bundan boyle 
diinya nhnetlerinden bir sey almayacaklarini ve Rabbi teala ile mesgul 
bulunacaklanni beyan buyurur. O gece bes-alti senedir dergahin imamlik 
vazifesini goren Hafiz Emin Efendi ile Hafiz Suzi Efendi iki taraftan 
nobetle sabaha kadar Kur'an-i kerim okurlar. Ahmed Hicabi hazretleri 
seher vakti ahirete irtihal eyler. 

Sabahleyin §eyhin agir hastahgrndan ve vefatindan haberi olmayan 
pek 90k ulema ve fukahanin dergahta toplandiklan goriilur. Bunlardan 
bazilan sunlan anlatmistir: 

"Gece riiyamizda baslannda Seyyid Hicabi hazretleri oldugu halde 
evliyaullahtan bir cemaatin ath olarak yol aldigini gordiik. Nereye 
gittiklerini sordugumuzda Seyyid Hicabi hazretlerinin, Hicaz'a gittiklerini 
ve kendilerinin de acele etmeleri gerektigini soylediler." Bu sozleri Seyid 
Hicabi hazretlerinin hastaligimn agirlastigina yoran dostlan erkenden 



212 



haneye geldiklerinde §eyhin vefat ettigini ogrenirler. Iki ki§i de 
riiyalarrnda Resulullah efendimizi gordiiklerini ve Seyyid Efendinin 
dergahina gittigini haber verdiklerini bildirirler. 

Seyyid Ahmed Hicabi hazretlerinin ahlaki, tavirlan halleri ve i§leri 
hep Islamiyete uygundu. Miibarek huzurlarina ne kadar gam ve keder ile 
vanlmis olsa nazarlannda goriilen nur sebebiyle gelenler kederlerini 
unutur, ferahlar ve rahatlardi. Fakir ve fukaranin yarduncisi idi. Kimsenin 
bilmedigi ve duymadigi felakete diisen nice kimselere elini uzatirdi. 
Kastamonu vilayetinde ve cevresinde onun nimetini gonnemis kimse yok 
gibiydi. Onun kahkaha ile guldukleri gorulmemis, konusmalannda da 
agzindan kotii soz 9iktigmi kimse isitmemisti. Bir fincan kahve hakkini 
muhafaza eyler ve nimetini yedikleri zevata pek ziyade hiinnet ederlerdi. 

Ders vennekte kaldiklan ve seher vakitlerinde Kur'an-i kerim 
tilavetinde bulunduklari dershanelerin insasi bitmis her seyi noksansiz 
tamamlanmisti. i9erisini goren Seyyid Hicabi hazretleri, "Elhamdiilillah 
her sey tamam oldu. Sadece saatimiz noksan kahnis." Diye soylenir. 
Talebeleri ne suretle temin edebilecekleri hususunda miizakere ederken, 
"Allah ii teala gonderir.", buyurur. Birka9 giin sonra maliye azasindan 
Haci Arif Efendi tarafrndan bir Ingiliz saati ile bir mektup gelir. Haci Arif 
Efendi mektubunda; "Bu saati on-on bes sene once almistnn, simdiye 
kadar yarumda bulundunnamin sebebi bir yere vennekti. Ancak niyetim 
ger9eklesmedi. §imdi Kastamonu'da insa buyurdugunuz dershaneye vakf 
olunmasi dilegimizdir.", diyerek durumu seyhe arz ile, dua istirham eder. 

Ahmed Hicabi hazretlerinin sohbetinde bulunmus ve Sivas valiligi 
yapmis olan Memduh Bey soyle nakletmektedir: "Bir giin huzurunda 
Bursa'ya gittigimi soylemistim. Mukaddes makamlan ziyaret edip 
etmedigimi sordu. Biitiin evliya ve ulemanin turbelerini ziyaret ettigimi 
bildirdim. Molla Husrev'in tasinda ne yazili oldugunu sual ettiler. Garip 
bir tesadiif olarak §eyh hazretlerinin tasindaki yazi hosuma gitmis, nazar-i 
dikkatle okumustum. 



213 



"AAenba'-i Um u huner 
Varis-i ulum-i hazret-i hayru'[-be§er 
/\]eyyir-i hur§id eser 
Sahibu'd-durer ve'I-gurer 
AAevIana AAuhammeii Husrev." 

yaziliidi. Kendisine okuyuverdim. Sonra; "Gordunmu! §eyh hazretlerinin 
kabir nisani olan mezarinin tasi bile onun vasiflanni kiyamete kadar 
muhafazaya, senin gibi pek 90k ziyaret9inin kalbine naksa 9alisrrken; 
ilmi eserlerini takdir eden hafizalar sanli narmni, ulu kadrini kiyinetini 
nasil unutabilir! Ilim tahsili i9in biitiin guciinii, kuvvetini ve hayat 
sermayesini sarfetmek i9in bir biiyiige hizmet9i oknak isteyen o ta§in hali 
sana ders ve ibret olsun." buyurdular. 



§ehir merkezinde Ibn-i Neccar Mahallesinde kendi adiyla anilan 
Karanlik Evliya Sokaginda bulunan Karanlik Evliya Tiirbesi mimari 
olarak ilgin9 bir ozellik gostennektedir. Kesme tastan sekiz koseli ve iki 
katli olan tiirbenin giris katinda sanduka buluninaktadir. Diger taraftan, 
yaninda, bitisik konumda tiirbe mescidi yer almaktadir. 

M.Beh9et, 1922 tarihli eserinde bu tekkeden (mescid) ve o tarihteki 
seyhinden soz etmekte, bu yapinin Ibn Neccar'in gomulii oldugu soylenen 
Naksi Tekkesi oldugunu belirtmektedir. M. Beh9et'in soz ettigi §eyh 
Merdan Efendi'nin bu tekkenin son seyhi oldugu bilininektedir. 



Dogum ve olum tarihleri bilininemekle birlikte hakkinda anlatilan 
menkibelerden hareketle XVI. asnn baslannda yasairus oldugu kabul 
edilen Benli Sultan'in adi etrafinda olusturulan etki halesi olduk9a 
genistir. Kastamonu Postasi'ndan Cebrail Keles'in yazisindan 
ogrendigimize gore, kiilliyesi Kastamonu'ya 27 kin uzaklikta Ilgaz 
Dagi'mn eteklerindeki Ahlat Koyu'niin Benli Sultan mahallesindedir. 
Cami, mutfak, misafirhane ve tiirbeden mutesekkil yapilar toplulugunun 
Yavuz Sultan Selim (1512-1520) doneminde ve muhtemelen onun 



214 



emriyle insa edilmis oldugu kabul edilir. Kulliyenin bir yangin ge9irdigini, 
once §eyh §ani Efendi, daha sonra da §eyh Nureddin Efendi tarafindan 
tamir gordugunii ve 1994'te de Vakiflar Genel Mudurliigu tarafindan 
restore edilmis oldugunu ogreniyoruz. 

Turbesinde sekiz ve on tarafta 119 ohnak iizere on bir sanduka vardrr. 
Kible tarafinda en basta bulunan sanduka Naksibendi seyhi Mehinet 
Muhyiddin Efendi'ye aittir. Yanaginda buyuloje bir ben bulundugu i9in 
Benli Sultan lakabiyla meshur olan Mehinet Muhyiddin Efendi 'nin 
Tosya'dan, Sivas'tan veya aym koyden ya da bir baska koyden gelip 
buraya yerlestigine inamlir. 1500 yillan basinda buraya gelerek II. 
Bayezid, Yavuz Sultan Selim donemleri ile Kanuni'nin saltanat yillan 
basina kadar yasadigi soylerunektedir. Hz. Pir §eyh §a'ban-i Veli (1500- 
1570) doneminde yasamis ve menkibelere gore onunla yakin miinasebet 
i9inde ohnustur. Halkin dini ve tasavvufi a9idan egitilmesine 90k biiyiik 
katkilan olur ve hatta Kanuni doneminin meshur vaizlerinden 
Kastamonulu §eyh Muharrem Efendi'nin onun muritlerinden biri oldugu 
ileri suriilur. 

Necati Kertis, 9alismasinda sunlari kaydeder. " §akaik-i 
Numaniye'de bu zattan bahsedilirken 'Namus-u Ekber ve tavus-u ahdar 
gibi mele-i alada (biiyiik ve ileri gelen meleklerin toplandigi yer) mekan 
bulur idi. Erbab-i kulub ve ashab-i mukasefeden idi. Sirlara, hafizalara ve 
gozlere vakif idi. ' diye 6v(ul)mektedir." Balhkzade Mahir Efendi, tiirbeyi 
ziyaretleri esnasinda Benli Sultan hakkinda su siiri soyler: 

"Bu dergah-i mualla Kabe-i erbab-i irfandir 

"Asa suyu ferevandirffer u an) onayokger^i soz amma 

Olanlar bende elbet mazhar-i a[caf-i subhandir 

" Am icra zdzn bu kutb-i alem Benli Sultandir" 

"Bu ali zirve-i Ugaz o 5u[tan-i keremkan 

"Sakm etme teredduc feyz-i imdadmda ey zair 

U[uvv-i kadimi temsil e,de,r gaye ki bir handir" 

Buyuk ku9uk ana halk-i vilayet cumle kurbandir" 



215 



Birka9 nesil boyunca Benli Sultan Kulliyesinde hizmet yapmis 
bulunan Karagoz ailesinden Adil Karagoz'un kaleme almis oldugu 
kitap9iktan edindigimiz bilgilere gore, yayla koyii ozelligi gosteren 
koydeki aile sayisi yazlan 20 civannda olmaktadir. Benli Sultan'in §eyh 
§aban-i Veli'den bes alti yil once vefat etmis oldugu kabul edilir. 
Kulliyeyi olusturan yapilardan asevi 1990'larda yapilmis olup Hasip 
Yilanlioglu Asevi adini aknaktadir. 



Adil Karagoz'un kaleme almis oldugu Benli Sultan Kulliyesi adli 
kitapcikta §eyh §ani Efendi'nin 19. Yuzyilda ya^airn^ oldugundan bahisle 
kulliyeye biiyiik hizmeti ge9tiginden soz edilir. Onun 1842 ile 1882 
tarihleri arasinda zaviyede §eyhlik yapmi^ oldugundan, bu sure i9ersinde 
zaviyeyi mamur hale getirdiginden baska ziyaret9ileri agrrlamasi ve ruh 
hastalanni tedavi etmesiyle de sohret sahibi oldugu anlatilir. Vefatiyla 
birlikte 1888 yilinda biiyiik oglu Hafiz Mehined §adi Efendi dergaha seyh 
olur ve 22 yil sonra yerini 1910 yilinda oglu Hafiz Mehined Nuri 
Efendi 'ye birakir. 

Ahmet Yasar Zengin 'Kastamonu Evliyalan' adli kitabinda ise §eyh 
§am Efendi'den soz ederken, onun Kastamonulu olup ilk tahsilini 
Kastamonu'da yaptigrni anlatir. Benli Sultan Dergahi'run seyhligini 
deruhte etmek iizere Kastamonu'da Halidiyye seyhi Ahmet Ziyaeddin 
Efendi'den (Ahmed Siyahi Hazretleri) icazet alarak Naksi tarikati iizerine 
toplantilar diizenledigi ifade edilir. Eline ge9en biitiin serveti kiilliyenin 
tamir ve baknnina sarfettigi ilave edilir. 

Bayrami seyhi Ahmed Ziyaeddin Efendi (1864-1946) de 
Abdulkerim Abdulkadiroglu'nun 'Kastamonu'da Bayramilik ve 
§emsizade Ailesi' adli kitabinda belirttigi iizere, Mehined Nureddin 
Efendi'ye icazet vermistir. Nasrullah Camiinin bas imam hatibi Haci 
Nureddin Karasu (1885-1953) Benli Sultan Dergahinin son Halidi seyhi 
olarak icazeti Ahmed Ziyaeddin Efendiden aldiginda heniiz 25 yasindadrr. 



216 



Kastamonu'da Ferhad Pasa Camii haziresinde medfun olan babasi §eyh 
§adi Efendinin yerini ogluna biraktigi tarih 1910 senesidir. 

Abdulkerim Abdulkadiroglu'nun^4/ft«o/M^ dergisine yazmis oldugu 
'Hatrralarimdaki Hocaefendiler' bashkh yazisinda Benli Sultan 
Dergahinin Halidi seyhi Haci Nureddin Karasu'dan soyle bahseder. 
"Cocuklugumda bu camide iki imam vardi. Ikisi de aym zamanda seyh 
idiler. Basimam Haci Nureddin Efendi, ya da Benli Sultan §eyhi'ne Buyuk 
§eyh; ikinci imam Abdulhadi Efendi'ye Ku9iik §eyh denirdi. Cuma ve 
bayram namazlanni basimam kildinrdi. Fiziki olarak da Haci Nureddin 
Efendi mulehham, olduk9a iri yan; Abdulhadi Efendi ise ufak yapili idi. 
Belki de buyiik ku?uk ayinminda bu fiziki goriinumun de tesiri vardi. 
Nureddin Efendi'nin aile kunyeleri Karabeyoglu iken soyisim kanunu 
uygulanmasi esnasinda Karasu olarak deg^stirilmistir. Benli Sultan 
Tiirbesi'ne girerken soldaki lahidin sahibi §eyh §ani Efendinin torunudur. 
Babasi ise 1856 yilrnda dogmus olan §eyh Mehmed §adi Efendi' dir ve bu 
zat Kastamonu II merkezinde kain Ferhad Pasa Camii avlusunda 
medfundur. Nureddin Efendi'nin tahsil hayati hakkinda detayli bilgimiz 
bulunmamakla birlikte, gozunu a9tigi ve seyhlige kadar yiikseldigi bu 
irfan yuvasinda 90k iyi bir seviyeye gelebihnis ohnali ki, tekke ve 
zaviyelerin kapatihnasindan sonra Kastamonu'nun en buyiik merkezi 
camii olan Nasrullah Camii imamhgina tayin edilmistir. 1942 yilinda bir 
sure Istanbul/Uskudar'da Nuhkuyusu Camii de denen Cevri Usta Camii 
imamliginda da bulunup II. Cihan harbinin baslamasiyla Kastamonu'ya 
donmiis ve tekrar Nasrullah Camii'nde gorevine baslamis; 1951 yilrna 
kadar da bu gorevini surdurmustur. Istegi ile, eskiden Beyoglu, halen 
Besiktas Muftulugii'ne bagh Ku9iik Mecidiye Camii imam-hatipligine 
gorevini nakleden Nureddin Efendi 5 Kasun 1953 gunu ikindi vakti 
camide ruhunu teslim etmis; 6 Kasun 1953 gunu defnedifmistir. Bu vesile 
ile merhumun iki vasiyetinden soz etmek icap edecektir. Vasiyyeti iizerine 
cenazesini donemin Beyoglu Miiftii Muavini (eski ifadesiyle musevvidi) 



217 



kimyager Fuat Qamdibi Hocaefendi yikami§, Besiktas Sinan Pasa 
Camiinden kaldmlmi§; keza vasiyyeti iizerine Karaca Ahmed Kabristani 
8. Adada medfun bulunan (caminin oldugu ada, sol arkasi), Trikopisi esir 
alan Dadayli Kunnay Albay Halid Akinansii merhumun yanina 
defnedilmis; daha sonra buranin kaldmlacagi soylentileri iizerine, 10. 
Adadaki (tiirbenin bulundugu ada, tiirbenin 20 metre kadar arkasinda) 
nakl-i kubur yapihmstir. Halid Akinansii merhumun nasi da Ankara 
Devlet Mezarligina nakledilmistir. Kirk sene sonra Halid Bey'in mezarinin 
nakledilmesi, yillar oncesinde yapilan isteki isabeti gostennektedir. 

Haci Nureddin Efendi alirn, fazil bir zat idi. O giiniin sartlannda 
hemen herkes hafiz oldugundan, aynca onun hafrzligmdan soz etmeye 
liizum kalmiyor. Hos bir simasi vardi, insana giiven verirdi. 

§eyh Efendi'nin Kastamonu'daki evi, Abdulkerim 
Abdulkadiroglu'nun da evlerinin oniinden gecen cadde iizerinde, tahminen 
200 metre kadar yukandadrr. Halen yerinde beton yigini bulunan bu evin 
altrnda firm vardir ve sicak ekmek 9iktiginda giizelim kokusu etrafa 
yayilmaktadir. §eyh Efendi giinde en az iki, hatta U9 defa buradan gelip 
gecer, cami-ev arasrnda gidip gelirdi. Iste bu ge9islerde burnuna taze 
ekmek kokusu ulastiginda durur ve biitiin giiciiyle kokuyu i9ine 9eker, 
akabinde el-Hamdiili'llah derdi. Denirdi ki, "Hocaefendi rahatsizhgi 
sebebiyle ekmek yemiyor, kokusunu hissedebildigi i9in de Allah'a hamd 
ediyor.." 

Torunu Turhan Karasu Bey de bu soylenenleri dogrular mahiyette 
tamamlayici bilgiler veriyor ve "...Eskiden beri midesinden rahatsiz idi. 
1953 yihnda liseyi bitirince Istanbul'a yanina gittim. Kii9iik Mecidiye 
Camii avlusu i9indeki mesrutasinda kaliyordu. Mide kanamasi ge9irdi, 
iyilesir gibi oldu. Daha sonra tekrarladi. Muhtemelen mide kanseri idi. Bir 
keresinde kirk senedir pastirma vesaire yemiyorum, buna ragmen neden 
boyle oluyor, anlamiyorum demisti", diyor. 



218 



1943/1944 yillarinda merkez iissii Tosya ve il merkezi Kastamonu 
olan, Tosya'yi nerede ise tamamen yikan deprem esnasinda halk 9adirlara 
tasinmistir. Arttji depremler sik araliklarla oknaktadir. Bir ogle namazinda 
cami agzina kadar doludur. Haci Nureddin Efendi nobetci imamdir. Farza 
durulur. Daha birinci rek'atta iken sallaninaya baslar ve kisa araliklarla 
arka arkaya sallamr. Cemaat panik i9inde camiyi terkeder. Hocaefendi 
depremi duymamistir. Cemaat kendisini merak etmektedir. Disanda, 
camiin pencerelerin dibine dizilmisler, i9eriye bakmaktadrrlar. 
Hocaefendi, M9 bir degisiklik ve telas gostermeden ve her zamanki gibi 
husu i9inde farzi bitirir, selam verir; son siinneti de kilar. Tesbihat ve 
duasiru yaptiktan sonra mihraptan dogrulur, vekar i9inde, agir adunlarla 
camiden 9ikarak cemaatin arasina katilir. Muhtemelen depremi ve 
cemaatin telasla disanya 9ikmalanni hissetmemistir. 

20. yiizyilin ilk 9eyregi biterken Benli Sultan Kulliyesinin baknnrni 
Karagoz ailesi ustlenir. Bazilan kadrolu bazilan fahri olmak iizere hizmeti 
ge9enler arasinda Ahmet Efendi, §aban Karagoz, Huseyin Karagoz, 
Muzaffer Karagoz ve Muammer Karagoz sayilabilir. 

Kitap9ikta anlatilan menkibelerden bazilan da soyledir. Ilgaz 
Dagindaki Hacibakiler koyiinden birisi, Hac gorevini yerine getirmek 
iizere Hicaz'a gider. Fakat orada her nasilsa kervanini ka9irir. §askrn ve 
iizgiin sekilde dolasirken bir adam ni9in boyle dertli oldugunu sorar. 

-Ben Kastamonu'dan Hacc i9in geldim. Kervannni ka9irdnn, burada 
kaldnn. Memleketimde 9oluk 90cuk beni beklerler, ne yapacagnm 
sasirdnn, der. Adam ona, "sen falanca mescide git. Oraya yiiziinde 
buyuk9e beni olan bir kimse gelecektir. Ona durumunu anlat ve seni 
memleketine goturmesini rica et. Her ne kadar reddederse de israr edip 
elini birakma", der. Tarif edilen mescide giden haci, yiizii benli kimseyi 
beklemeye koyulur. Sonunda o zat gelip namazini kilar. Ilgazli haci da 
yaklasarak durumunu anlatir ve "beni memleketime kavusturmanin 9aresi 
sizdeymis", der. Yiizii benli zat, "Yanhs gelmissin. Bizde oyle bir hal ve 



219 



durum yoktur", der. Ilgazli haci yine kederli sekilde oralarda vakit 
ge9irirken daha once hatinni soran kimseyle tekrar karsilasir. 

-Sen gitmedin mi hala, ne dolasryorsun buralarda, diye sorar. 

-O dediginiz yiizii benli zati buldum. Halimi anlattun. Sen yanlis 
adama gelmissin diye karsilik verdi, der Ilgazli. 

-Sen yine ona git, der adam.Benim carem sizdeymis de. O ne derse 
desin, elini tut ve birakma. Yoksa o da memleketine giderse, ondan da 
mahrum kalirsin. 

Ilgazli haci bu defa denileni yapar ve Benli zatin elini birakmaz. 
Israrla, "beni koyume ulastir", diye yalvanr. Sonunda benli ki§i: 

-Peki, goziinii yum, ben seslenmeden de acma, der. 
Goziinii yumup biraz sonra a9tiginda haci kendisini Ilgaz Daginin 
dorugunda Hacettepe denilen yerde bulur. Benli zat, "burasi neresi" diye 
sorar. 

-Burasi benim memleketim. Ilgaz Daginin dorugu, Hacettepesi, der 
haci sevincle. 

-Peki koyiin nerede? 

Adam eliyle Hacibakiler koyiinii isaret ederek, "iste burasi. Artik 
sizi birakmam. Ben bulacagnm buldum", der. 

-Peki oyleyse burada kalalnn, diyerek bu gunkii Benli Sultan denilen 
yere yerlesirler. 

Ilgazli hacinin Demirci Mehmet Efendi oldugu soylenir. Giiniin 
birinde Mehmet Efendi Benli Sultan'da bir insaat oldugunu duyar ve 
cahsmak i9in vardiginda kendisini Hacc'dan getiren Benli Sultan'i 
karsisinda goriir. Orada 9ali§maya baslayarak biitiin arazilerini dergaha 
vakfeder. 

Bir baska menkibe de soyledir. Benli Sultan, doneminde yasayan iki 
veli arkadasi ile Hacettepesi olarak bilinen yere 9ikarlar. Aralannda 
anlasirlar, 11911 de ellerine birer tas ahp onu atacaktir. Attiklan tas nereye 
diiserse oraya yerlesecek, orada irsad gorevi yuriiteceklerdir. Benli Sultan 



220 



eline aldigi tasi firlatir ve tas 15-20 kin. mesafede bugiin Benli Sultan 
koyii olarak anilan yere diiser. Bu durum Benli Sultan ilahisinde de ge9er: 

Hacet'ten ta§ini atti 
Yerine turbesin yapti 
$eyh §ani mamur etti, 
Yaa AUah der §eyh §ani 
Hemen Hu der dervi§[eri 

Benli Sultan'in yerlesmek i9in se9tigi yerin kervan yolu uzerinde 
oldugu anlatilrr ve denilir ki, kiilliyesini kurduktan sonra kervanlarla gelen 
yolculan burada iicretsiz misafir eder, bu arada irsad hizmetlerini 
yuruturmus. 

Bir menkibe de kulliyenin insai sirasinda ustalarla ilgilidir. Benli 
Sultan pek varlikli bin degildir. Qalisan ustalar nasil iicret alacaklanni 
merak ederler. Yaptiklan takip sonucunda Benli Sultan'in bir tasrn 
altrndan aldigi altinlardan kendilerine verdigini anlarlar. Bu durum 
karsisrnda bir plan yaparlar. Neden bu parayi almayalim diye diisiinerek, 
Benli Sultan'in olmadigi bir zamanda, tasi kaldinrlar fakat gordiikleri 
karsisrnda soka ugrarlar. Tasrn altinda yilanlardan baska bir sey yoktur. 
Bu menkibede tasrn yerini bazen esik tahtasi alir. 

Ziyaret9ilerle ilgili anlatilan bir hikaye de soyledir. Birisi; "Benli 
Sultan, Benli Sultannn diyorsun, goster kendini". O kisi boyle soyledikten 
sonra kapidan girememis, yanindaki kisi rahatlikla kapidan ge9inis. 

1980'li yillarda kendisinin dervis oldugunu soyleyen yasli biri 
gelerek burada iki yil kalir. Caminin bir bolumiinde ikamet eder. Turbe 
i9in aldigi fenerlerde, o siralarda elektrik olmadigi i9in mum yakar. 
Yangina sebep olacagi i9in ikaz edildigi halde dervis yine bildigi gibi 
hareket eder. Sonunda bir gece yangin 9ikar ve kendiliginden soner. Aim 
durum olduk9a sasirticidir. Benli Sultan'in sandukasi iizerindeki ayetler 
yazili kumasin kenarlan yandigi halde, yazi olan kisnn yanmamistir. 

Vakif kayitlanna gore, zaviyenin mal varliginin bir kismi olan 
Eceoglu koyiindeki on bir par9a tarla ile bir degirmen arsasimn toplam 



221 



geliri 1952 yili hesap cetvelinde 90 lira olarak tespit edilir. Tosya'da 
ikamet eden Imarnbe§e zade Salih Pasa kizi Fatma Hanim da 1301 tarihli 
vakfiye ile Kuzyaka Seremettin koyiindeki bes gozlii deginnen ile bir adet 
bali9esini vakfeder. Aynca Benli Sultan ve Hamal koylerinde de vakif 
arazileri mevcuttur. 1317 tarihli vakif tahrir defterinden anlasildigma gore 
dergahin aydinlatiknasinda kullanilan zeytinyagi ve mum, Istanbul 
Hamidiye ambanndan gonderilmektedir. Bu tarihten sonra ise senelik 20 
okka zeytinyagi ile bes okka mumun bedeli olan yuz otuz dort kurusun 
mahalline gonderilmesine karar verilmis ve malzeme Kastamonu'dan 
alinmistir. 



KastamonuMa Rufailik 



Honsalar Mahallesi sinirlan i9inde vaktiyle nerede faaliyet 
gostermis oldugu bilinemeyen Honsalar Tekkesi adiyla maruf Rifai 
tekkesi hakkinda biitiin bildiklerimiz onun XV. yuzyilin baslarrna 
tarihlendirilmesi ve Ilyas oglu §adi isimli biri ile irtibatlandinlmasindan 
ibarettir. M.Yaman'in 1935 yilinda Honsalar Camisi'nin yakinlannda, Dai 
Sultan Zaviyesi adiyla anilan tiirbenin karsisindaki evin cephesinde duvara 
yerlestirilmis olarak gordugu, bugiin ise nerede oldugu bilinmeyen 
kitabesine gore, tekke 1414 yilinda insa edilmistir. Kitabede adi gecen 
§adi ibn Ilyas'rn kim oldugu bilinmedigi gibi, tekkenin yeri de tespit 
edilememistir. Aym mahallede Hizrroglu Sokak'ta yer alan Honsalar 
Camii ise, 18X14 m. boyutlannda dikdortgen planli, tek minareli, kargir 
duvarii, ahsap tavanli ve ahsap 9atili bir yapidrr. Giinumuze kadar 
ge9innis oldugu onarnnlar sonucu ozgiinlugii kalmamistir. Kitabesi 
olmadigindan ilk insa tarihi bilinmemektedir. Isfendiyar devri veziri Hond 
Salar'in Kastamonu'da bir camisi oldugu bilindiginden, bu caminin ilk 



222 



yapilis tarihini isfendiyar Bey devrine (1439 yili oncesi) indinnek 
murnkundiir. XVI. yiizyilda yangin ge9iren, 1675 yilinda ibadete a9ik 
oldugu anlasilan cami, 1850 senesinde onanm ge9irmis, muhtemelen 
tavani, mahlili, minberi, ve onceden tugla iken ahsap olarak yenilenen 
dosemesi bu tamirde yapilmistir. 

15. yiizyilda Kastamonu ve yoresi hakkinda bilgi veren 9e§itli 
Memluk kaynaklanndan biri olan Takiyiiddin Ahmed bin Ali el- 
Makrizi'nin (oliimii 1442) "Kitabu's-Siiluk li-Ma'rifet-i Diiveli'l-Miiluk" 
adli eserinde, 1417 yili §evval ayi olaylan anlatilirken, "...isfendiyar da 
Kastamonu'ya dondii. Orada Meheimned Kiris9i adina hutbe okuttu.Ancak 
(Isfendiyar'in) veziri Hond Salar, kendisinin yaptirdigi camide, onun adina 
hutbe okutmayi kabul etmedi...", seklinde bir kayit ozellikle dikkat 
9ekicidir. isfendiyar Bey'in veziri olarak zikredilen Hond Salar'in, caminin 
banisi, dolayisiyla Honsalar'rn da bu adin galati oldugunu kabul etmemek 
i9in hi9bir sebep yoktur. §u halde, Hond Salar'in insa ettirdigi caminin 
tarihini, -isfendiyar Bey'in veziri olduguna gore- 1392 ile el-Makrizi'nin 
vekayinamesinin tarihi olan 1417 yillari arasinda dusunmek icap eder. 
Ayse Tosunoglu'nun 9alismasi olan 'Tapu Tahrir Defterlerine Gore XVI. 
Yiizyilda Kastamonu Sancagi' adh tezde ise, Honsalar Camii'nin 1407 
yilinda Ali Pasa tarafindan yaptinlmis oldugu bilgisi verilir. 

Vezir'in adiyla anilan hamamin Gokdere caddesi uzerinde Honsalar 
Camii'nin kuzeybatisrnda bulundugu bilinmekte, 1925 tarihli kent 
planrnda da 'metruk Honsalar Hamami' olarak isaretli goriihnektedir. 
Kenan Bilici, yapinin Honsalar Camii'nin banisi tarafindan yaptinlmis 
olabilecegine isaret etmektedir. §aban Veli zamaninda yasamis olan §eyh 
Muhiddin'in Honsalar Hamami'nin yanindaki bir odada yasadigini not 
eden Z. Demircioglu, boylelikle yapinin en azrndan XVI. yiizyilda mevcut 
oldugunu ispatlamakta, aynca hamamin 1920'li yillann sonuna dogru 
yiktinldigini yazmaktadir. 



223 



A.Gokoglu da, Rufai Tekkesi'nin, Honsalar Camii'nin yamndaki bir 
binada ya da camide faaliyet gosterdiginin, 1952 yilinda Honsalar Mektebi 
iken sahisa satilan binanin duvanndaki kitabeden anlasikhgini 
yazmaktadir. 

Vezir Hond Salar'in muhtemelen banisi oldugu cami ve hamainin 
Rifai tarikatinin Kastamonu 'daki en eski tekkesiyle irtibatli oldugu ileri 
suriilebilir. 

Daha sonra 1815 yilinda Kastamonu Mutasarnfi Ipsala'li Vezir 
Gazi Ahinet Pasa, Bey9elebi Mahallesi'nde Molla Said Camii'm ve 
Rifaiyye Tarikati'ndan Molla Saidzade es-seyyid §eyh Mehined ibn Said 
Mehined Efendi'yi imam tayin ederek, burada Hazreti Ahmed Rufai'nin 
ayin-i serifinin icra olurunasini sart koyar. Vakliyeye gore, binanin 
etrafindaki bahcelerin kirasindan gelen para, adi gecen seyhe ve evladina 
odenecek, erkek evladi olmadigi takdirde Kastamonu valisi tarafindan 
se9ilecek imam ve muezzine odenineye devam edilecektir. Molla Said 
Camii'nin imam ve hatipligine tayin edilen seyh Hafiz Mehmet Efendi'ye 
aym zamanda Rifai dergahina seyh ve vakfa mutevelli olmasi dolayisiyla 
gunliik dort ak9e maas tahsis edilir. 1818 tarihli beratla seyhligi tasdik 
edilen Mehmet Efendi 1878 senesinde vefat eder. 1860'ta vefat etmis olan 
kardesi Seyyid Ahinet Efendi iki ak9e ile caminin miiezzinligini yapmistir. 
1872 yih salnamesinde, dergahin seyhinin Hafiz Mehined Efendi, ayin 
guniiniin Carsamba gecesi oldugu kayithdir. 

Rufai ayinlerinin buradan Bey9elebi Molla Said Tekkesi'ne, son 
olarak da 1892 yilinda Haci Said Efendi tarafindan, Cevkani 
Mahallesindeki camiye nakledildigi anlasilmaktadir. 

Bey9elebi Mahallesi Satikahya Sokak'ta aym adh caminin 
bitisiginde yer alan Molla Said Turbesi, 1814 yilinda Molla Said Mescidi 
ile birlikte insa edihnistir. Ahsap olan tiirbede alti sanduka vardir. 
Bunlardan birincisi 1829 yilinda olen ve dergahin banisi olan §eyh 
Mehmed Said Efendi'ye ikincisi 1860'ta olen Seyyid Ahmed Rufai'ye, 



224 



U9iinciisii 1878'de olen Hafiz Mehmed Efendi'ye aittir. Digerleri 
muhtemelen nfai tarikati mensuplarrna aittir. 

Cevkani Mescidi, Kastamonu'da Rifai tarikatinin mekani olan 
uijuncu yapidir. Akmescid Mahallesi, C-akir Sokak'ta 10.5X6 m. 
boyutlannda dikdortgen plank, ahsap tavan ve kiremit 9atili olan yapi, 
zaman i9ersinde ozgiin niteliklerini kaybetmistir. Ilk banisi ve insa tarihi 
bilinmemektedir. Eski bir mescidin yerine 1892 yilinda halk arasinda 
Kelkenli adiyla da anilan Rufai tarikati seyhlerinden Haci Sait Efendi 
tarafindan yaptinlmistir. Mufttiluge gore caminin ilk bina tarihi 1358 
Miladi yilidir. Vakillarin mall olan cami ibadete 391k durumdadir. 

Cevkani Camii'nin batisindaki kabristanda yatan Cevkani 
Efendi'nin vefat tarihi bilinniemekle beraber, 1892'de adi ge9en cainii 
tamir ettirip dergah haline getiren kisinin Rufai seyhi Haci Said Efendi 
oldugu soylenmektedir. Demir parmaklik i9inde muhtemelen tarikat 
mensuplan olup kim olduklan bilinmeyen ba^ka mezarlar da 
bulunmaktadir. Kabir ziyaretgahtir. 

Kastamonu y da Sadiyye 

Kastamonu'da Sadiyye tarikatinin faaliyet gostermis oldugu 
mekanlardan birisi olan Ahi Ali Mescidi'nin Cebrail Mahallesinde, 
bugunku Abdurrahman Pasa Lisesinin yanrndaki eski Halkevi binasinin 
bulundugu yerde oldugu bilinmektedir. 1925 yih kent plamnda Sigrrpazan 
Kopriisii oniinde, sadirvani ve tiirbesi olan bir cami gorulmektedir. 1300 
yilinda olen Ahi Ali adli bir kisinin yaptirdigi mescidin yandigi, 1785 
yilinda buraya gelen Tiiysiiz Baba tarafindan tamir edildigi rivayet 
olunmaktadir. 1826 yilinda Rabia Hatun mescidi onartmis ve 
buyutmiistur. 11X17 m. boyutlannda kargir duvarh, kiremit 9atili, 



225 



minbersiz yapi, ayni yerdeki Sigirpazan Tekkesinin bir par9asi iken Halk 
Partisine satilmis 24 , bir miiddet semt ocagi olarak kullamldiktan sonra 
yiktinlarak yerine Halkevi yapilmistir. 

Tekkealti Mevkii olarak adlandirilan yerde, Ahi Ali Mescidiyle bir 
butiin olusturan ve §uca adiyla da anilan tekkenin bugunku Defterdarlik 
binasinin batisindaki Halkevi'nin arsasinda oldugu bilininektedir. 
Sigirpazan §uca Tekkesiyle ilgili elde edilebilen en eski beige 1830 yilina 
ait Ahi Ali Mescidi ve Sadi Tekkesinin mutevelliligiyle ilgili bir berattir. 
Daha sonra tekkenin harem dairesi ve sadirvaninin 1862 yihnda yikilacak 
hale geldigi, yapilan kesif sonucu 13095 kurusla tamir edilebileceginin 
anlasildigi ogrenilmektedir. 1887 tarihli seriyye sicilinde harem 
dairesinden soz edihnesi, 1862 yili ertesinde anilan binanrn onanldigini 
ortaya koymaktadir. 1891 yihnda bu kez tekkenin su yollan 
hayirseverlerce tamir ettirilmis, bu arada Bahriye Nazin Hasan Pasa 
insaata 1000 kurus yardnnda bulunmustur. 1872 yihnda ayin giinii 
Persembe gecesi olan bu tekke 1925 yilindan sonra Vakiflar Idaresince 
satihms, bir siire sonra yiktinlarak yerine Halkevi yapilmistrr. 

Bir diger Sadiyye tekkesi olan Cebeci Tekkesinin ise, bugunku 
Abdulhak Hamid Ilkokulunun bulundugu arsada oldugu 1925 tarihli kent 
planrndan anlasihnaktadir. 1872 yih salnamesinde Ariz Mahallesinde 
Sadiye Tarikatina bagh Cebeci Dergahi adiyla kayitli bu tekkenin o 
donemde ayin giinii Pazartesi gecesi, seyhi Mehmed Efendi'dir. Dergah, 
1925 yihnda yayinlanan tarikatlan yasaklayan yasanin ardindan 
yiktinlmistir. 



Ulku Ozel Akagunduz Aksiyon Dergisi 689. Sayi-Satilan Cami ve 
Mescitlerin Sessiz Cigligi 

Hayrat Kutuk Defteri incelendiginde 1926 ile 1972 arasinda 494 cami 
arsasi, 722 mescit arsasi, 598 cami ve 995 mescit satildigi goruluyor. 



226 



Ayicilar Gikay(!) Baba Tekkesi adiyla bilinen tekkenin Aktekke 
Mahallesindeki Ayicilar Camii'nde bulundugu tahmin ediknekle birlikte 
kesin bir bilgiye vanlamamistir. 1872 yili salnamesinde Ayicilar 
Mahallesinde bulunan Sadi Tarikatindan Gikay Baba Dergahi adiyla 
kayitli olup, seyhinin Ahmed Efendi, ayin giiniinun Pazar gecesi oldugu 
belirtilmistir. 

Haci Muharrem veya Saray Camisi (Gobelek) Tekkesi adiyla 
bilinen tekkede A. Gokoglu, Sadi ayini yapildigini not etmistir. Haci 
Muharrem 'in kabri Saray (Muharrem Efendi) Camii'nin giiney dogu 
kosesindedir. Burada yan yana iki mezar vardrr. Bunlardan bakan kisiye 
gore solda bulunan mezar sahidesinde Gobelekzade lakabiyla bilinen 1915 
senesinde vefat etmis Naksibendi seyhinin medfun oldugu yazilidir. Sag 
taraftaki mezar ise Sa'di tarikati seyhlerinden Gobelekzade Seyyid 
Mehmed Bahaeddin Efendiye ait olup oliim tarihi 1924'tiir. 

Kastamonu Kiipcigez Mahallesinde 1756 tarihinde diinyaya gelen 
Mustafa ilk tahsilini yaptiktan sonra ticaret hayatina atilir. Tiiysiiz 
Baba'nin Ali Mescidinde Sadi Tarikati uzerine toplantiya baslamasi ve 
Tiiysiiz Baba'yla goriismeleri neticesinde kendisinde Sadi tarikatina 
intisap etmek i9in bir arzu uyanir ve Tiiysiiz Baba'nin en sadik ve vefakar 
bir dervisi olur. Kendisinde olan kabiliyet ve istidat, tarikat yolundaki 
merhaleleri her giin her gece onu yiiksek bir mevkie yani halki tenvir ve 
irsat payesine erdinnis ve Tiiysiiz Baba'nin biiyiik hizmetini kazanmistir. 

1786 tarihinde Tiiysiiz Baba tarafindan irsada memur edilir. §eyh 
Mustafa Efendinin 30 yaslarrnda iken irsad mevkiine cikanlmasi 
sonucunda yash ve ihtiyar dervisleri gen9 bir seyhin emrinde hareket 
etmemeye ve ayin gecesi dergaha gelmemeye karar verirler. §eyh Mustafa 
Efendi bunlarrn gizli kararlanni duyar ve comlekciden 8-10 tane su testisi 
tedarik ederek camie getirerek bunlari bir halka seklinde dizer. Carsamba 
aksami ayin yapmak iizere camiye vardigrnda ne cemaatten ve ne de 
dervislerden hi9bir kimseyi goremeyince hemen caminin kapisini kilitler 



227 



ve zikre baslar. Bu sirada camiye gehneyen dervisler, biziin seyh ne 
yapiyor diye caminin penceresinden i9eriye baktiklarinda testilerin 
sallandigini gorunce hemen kapiya hucum edip, "§eyhim bizim 
kusurumuzu af edin" diye ricada bulunurlar. Bu menkibevi olay o vakitten 
bugiine kadar anlatila gelir. Abdulhalim Durma 'Evliyalar §ehri Amasya' 
isimli 9alismasinda Merzifon evliyalanndan soz ederken 'Hu9ekDede'den 
bahisle benzer bir menkibe kaydeder. 25 

§eyh Mustafa Efendi'nin irfan ve kemal sahibi oldugunun en biiyiik 
delillerinden biri de tasarrufunda bulunan mallanni bu camiye 
vakfetmesidir. 1813 tarihli Osmanlica yazilmis vakliyesinde mallannin 
tasarruflanni erkek evladina, erkek evladi kalmadigi takdirde kiz evladimn 
erkeklerinin tasarrufunu sahit kilmistir. 



"Buralarda ir§ad gorevi yapan §eyhin kirk tane dervi§i vardir. Onlara devamli olarak 
riyazed yaptiran, zikir 9ektiren dede (Kadiri tarikatmdan olsa gerek) hi9 keramet 
g6stennezmi§. Devamli zikir ve riyazedden bikan dervisjer bir keramet de goremeyiiice teker 
teker bu imibaregi terketmeye ba^larlar. Sommcii dervi§i de gittiginde yapayalmz kalau bu 
§eyh yine de I119 kimse gitmemi; gibi yalmz basma zikirle mes,gul ohir. Fakat kisa zamanda 
halk, dedeniii gittigi yohm yanhsTigindan, batil oldugundan soz etmeye basjayinca, dede bir 
9omlek9iye giderek kirk tane toprak testi alir. Bunlari tekkede aynen dervisjerinin dizildigi 
sekilde dizerek bir zikir halkasi olus.turur. Bas.lar "HU" lafzim zikretmeye. Ommla birlikte 
testilerde de bir kipirdanma ohir. 'Tiim kainat canli cansiz biitun her§ey allah'i (cc) zikreder' 
hadisi nnicibince dervisane bir §ekilde, bir saga bir sola sallanarak yaninda bulunan testilere 
vura vura zikretmeye ba^larlar. Bu guriiltiileri duyan halk tekkenin pencerelerine iistiiste 
yigilarak bu olagaiiiistii olayi kendinden ge9mis. bir vaziyette seyretmeye ba^larlar. Onlan 
farkeden dede hemen susar. Onunla birlikte testiler de zikri birakirlar. Halk bu olaym vecdi 
i9inde gozyasjanna bogularak: 

"Hu 9ek dede, Hu 9ek !.." derler. 

O da tekrar zikre baslar. Testilerde goriinmez bir i§aret alim§casma ona i§tirak ederler. 
Olayi takip eden dervisler biiyiik bir utaii9 i9inde halkaya katihrlar. I§te o gun bu giin, seyhin 
adi Hu9ek Dede kalmista." 
-Evliyalar §ehri Amasya 'dan- 



228 



Kara §eyh lakabiyla bilinen §eyh Mustafa Efendi 1826 tarihinde 
vefat eder. Yerine oglu §eyh Ahmet ve onun vefatindan sonra da §eyh 
Mehmet Efendi seyh olur ve nihayet 1902 tarihinde vefat eden Ahmet 
§ukrii Efendi tekkenin varidatini cogaltmak maksadiyla yeni vakif ilave 
eder. Tekke ve caminin etrafinda bulunan binalann hiikumetce istimlak 
edilmesi uzerine tikbede medfun bulunan zevatin mezarlan Hira Hasan (!) 
koyune nakledilir. Halen ziyaret edihnektedir. istimlak edilen mahallede 
simdiki Halkevi binasi yapilrr. 



229 



DEGERLENDIRME 

Kastamonu,vaktiyle i9inde az miktarda Hristiyanin bulurunasiyla 
birlikte, kurulusundan itibaren tamamen bir Turk sehri olarak zihinlerdeki 
yerini alir. Dikkati 9eken ilgin9 bir nokta da, sehri yapan insanlar arasinda 
devlet adamlan kadar dini liderlerin de on plana 9ikmasidir. Tarihi siire9 
i9ersinde sehirlesmede insa edilen tekke ve zaviyelerin rolii buyuktiir. 
Fakat bunlar kadar, belki de daha fazla olmak iizere, Hz. Pir'in kurucusu 
oldugu tarikatin asitanesi, Kastamonu 'yu belirleyen asil faktordik. Bu 
mekan asirlarca muntesiplerinin ziyaretine sahne olmustur. Tipki 
Bayramilik gibi, §abaniyye de kurucusu Tiirk olan ve Anadolu'da 
yesennis tarikatlardan biridir ve Kastamonu bu tarikatin merkezi 
durumundadir. Ne var ki, Halvetiyyenin kolu Kastamonu 'da 
Naksibendilik tarafindan kusatilsa da, sehrin dini huviyeti diger bir 90k 
Siinni tarikatin renkleriyle bezelidir. 

Soziin ozii, Kastamonu Turktur, muslumandir, ve siiphesiz biiyiik 
6l9iide §aban-i Veli'dir. 



230 



231 



DIZIN 



Abdal Hasan .52, 53, 54, 55, 124 
AbdulbakiEfendi...74, 163, 164 

Abdullah Efendi 87, 97, 175 

Abdullah Zahit Efendi 186 

Abdurrahman Efendi . 60, 79, 89, 
112, 173, 174, 176, 177 

Abdurrahman Erzincani 52 

Abdurrahman Merzifoni 51 

Abdurrezzak Efendi 58 

Abdulbaki Efendi .. 66, 165, 166, 

167 

Abdulfettah-i AM 201 

Abdulgafur 95 

Abdulhalim Qelebi 28, 196, 197, 

198 

Abdulmecid 62, 202 

Abdulmecid Efendi 59 

Acikbas Sultan 123 

Ahi Sorve 21, 23, 24 

Ahmed Hicabi 99, 106, 157, 210 

Ahmed Mahir Efendi 106 

Ahmed Said Efendi 188 



Ahmed Siyahi 95, 106, 200, 201, 

217 
Ahmed Ziyaeddin Efendi.... 108, 
109, 118, 137, 138, 140, 144, 
194, 200, 217 



Ahmet Dede 90, 147, 199 

AkifEfendi 155 

Aksemseddin 52 

Alaeddin Ali Etval 77, 172 

AlaeddinRumi 158 

Ali Asgar 61 

Ali Senai Efendi 17, 97, 98 

Amil Qelebi.. 196, 197, 198, 199 
Asikh Sultan 7, 8, 10, 12, 13, 14, 

80 
Asikh Sultan Turbesi .... 7, 8, 10, 

13,80 
Atabey Camisi 10, 11, 22, 29, 79 
Ataullah Efendi ....108, 177, 181 

Aziz Mahmud Hudayi 207 

Baharzade 109, 139, 142 

Balhbaba 126 

Batallar 130 

Bayrakh Sultan 21, 61 

Benli Sultan... 43, 55, 56, 57, 58, 
63, 65, 74, 122, 130, 138, 
146, 147, 166, 202, 215, 216, 
217, 218, 220, 221, 222, 223 

Cecelizade 94 

Ciinuni Baba 63 

Qelenlizade 105 

Dai Sultan 27,223 

Daya Sultan 24, 28, 31 

Daya Sultan Turbesi 24 



CCXXXII 



Dayi Sultan 209 

Dede Emir Ali Zaviyesi 24 

Dede Sultan ... 81, 192, 193, 196 

DeliEsref. 110 

Delice Hafiz Mustafa 130 

Dersi Tamam 18 

Deveci Sultan 16, 118 

Dilsiz Sultan 53, 54 

Emrullah Dede 64 

Ethem Baba 130 

Ferras Sultan 123 

Finncik Tiirbesi 132 

Fuadi ... 66, 75, 76, 77, 164, 165, 
166, 167, 168, 169, 170, 171 

GaziDede 124,125 

Geyikli Sultan 121 

Gobeloglu 163 

Gumuslu Hoca 60 

Gurnek Tiirbesi 131 

Haci Bayram Sultan 149 

Haci Dede 22, 30, 65, 66, 74, 89, 
90, 130, 166, 186 

Haci Esref 110 

HaciHalife 59 

Haci Ilyas Efendi 64 

Haci Mehined Efendi 95 

Haci Muharrem 228 

Haci Mustafa Efendi.. 80, 81, 86, 

141, 181, 207 
Haci Numan Efendi 186 



Haci Omer Efendi 18 

Hafiz Ibrahim Efendi 174 

Hafiz Mehmed Nuri 181, 217 

Hafiz Mustafa Efendi88, 89, 176 

Hafiz Omer Akoz Ill 

Halil Rahmi Efendi 101 

Hamza Baba 22 

Hasan Seyh 127 

Hasip Yilanhoglu 109, 2 17 

Hatun Sultan 30, 37, 156 

Hatun Sultan Tiirbesi 30 

Hayreddin.48, 49, 51, 52, 64, 65, 

72, 162, 163 
Hayreddin Efendi 64, 65, 72, 163 
Hayreddin Halil. ...48, 49, 51, 52 

Hayrettin Tokadi 39, 40 

Hayrettin Tokadi 159 

Himmet Dede 164 

Himmet Efendi 74, 166 

Hoca Ali Efendi 97 

Hoca Saadettin Efendi 68 

Hoca Ziihtii Efendi 98 

Hocazade 52 

Horasanli Yusuf 16 

Husameddin Dede 193, 195, 198 

Hiiseyin Vassaf 196 

Ibrahim Amasyevi Efendi 87 

Ibrahim Bey... 26, 30, 31, 37, 80, 

86,94 
Ibrahim Karamani 59 



CCXXXIII 



Ibrahim Sevki Efendi ....99, 101, 
102, 178, 180, 181 

IhsanOguz 118, 119, 120 

IsaDede 9, 10, 40, 137, 140, 

148, 150, 178 

Isa Dede Tiirbesi 9, 10 

Ismail Kudsi Efendi 77, 171, 

172, 175, 184 

Kara Abdal 131 

Karanlik Evliya Tiirbesi ... 9, 10, 
215 

Kaysii'l Hemedani 12 

Kesikbas Evliya 121, 130 

Kesikbas Hafiz Hasan 131 

Kiz Evliya 129 

Kizana Tiirbesi 131 

Kizil Kaare 132 

Kirisci Hoca Mehmet Efendi 107 

Koyun Baba 56 

Kulaksiz Omer Efendi 134 

Maden Dede 150 

Magripli Yunus Efendi 61 

Mahmud Efendi 60, 72, 164, 190 

Mahmut Efendi 74, 166 

Mecid Efendi 62, 63 

Mehmed Feyzi Efendi .115, 116, 
117 

Mehmed Pamukcu Ill 

Mehmed §emseddin Efendi . 140 
Mehmed Zuhdii Efendi 105 



Mehmet Ataullah Efendi 100, 

101 
Mehmet Efendi.... 17, 40, 78, 87, 
88, 95, 98, 99, 102, 107, 112, 
175, 176, 221, 225 
Mehmet Feyzi Efendi.... 14, 117, 

204 
Mehmet Muhyiddin Efendi . . 216 

Mehrem Tiirbesi 133 

MenfiHoca 107 

Mevlana Halid-i Bagdadi 96, 

200, 201, 208, 213 
Mevlevihane....34, 81, 192, 193, 
197, 199 

Molla Muhammed Yegan 49 

Muhammet Ihsan Oguz 118, 120 
Muhyiddin Efendi40, 55, 72, 73, 

75, 164, 168, 183, 216 
Mustafa Muslihiddin Efendi. 172 

Muderris Haci Hasan 133 

Miifessir Alaeddin 12, 17, 18, 96 

Nevruz Sultan 125, 126 

Niyaz Baba 57 

Nureddin Karasu.,138, 146, 217, 
218 

Nurullah Efendi 131 

Osman Efendi 65, 111, 161, 162, 

163 
Omer Fuadi ... 66, 73, 74, 77, 88, 
108, 148, 158, 168, 171, 182, 
183, 184 



CCXXXIV 



Pir Bahaeddin Erzincani 158 

Pir Siikrullah 158 

PiriBaba 56 

RemziDede 194, 195 

Resiilzade 157 

Sa'deddin Horasani 209 

SadikVicdani 108,141 

SaidEfendi ....98, 100, 177, 178, 
179, 181, 188, 194, 225, 226 

Said Hemdem Dede 193, 195 

SaidNursi 112,113 

Samur Dede 13 

San Seyh 128 

Sercoban 56 

Seyyid Ahmed Hicabi 97 

Seyyid Ahmed Sunneti....38, 39, 

158, 159 

Seyyid Ali Danismend 129 

SeyyidBilal 210 

Seyyid Siinneti .. 38, 40, 60, 138, 

158, 183 
Seyyid Seyh Mustafa Efendi 157 

Seyyid Yahya 38, 158 

Seyyid Ziilfikar 66 

SirthHoca 17,96 

Siikuti Hasan Efendi 127 

§emseddin Fenari 49 

Sevki Efendi 100, 101, 102, 180, 

181 
Seyh Abdulvahid 97 



Seyh Abdulhamid Baba 142 

Seyh Ahmed 106, 128, 130, 140, 
142, 145, 147, 151, 200, 202 

Seyh Ahmet Efendi 121, 175 

Seyh Ali Dede 140, 149, 151 

Seyh Hafiz Ahmet 87, 175 

Seyh Hafiz Ahmet Efendi 87, 

175 
Seyh Hafiz Mehmed Efendi ...98 

§eyh Husameddin 124 

§eyh Ismail Kudsi 169 

Seyh Mehmet Efendi 14, 78, 95, 

149, 157, 230 
Seyh Muhiddin Ebu Same... 138, 

146 

Seyh Mustafa. 28, 77, 87, 88, 89, 

149, 151, 154, 155, 156, 157, 

173, 175, 182, 200, 228, 229, 

230 

SeyhNasuh 59,62 

Seyh Saban 4, 18, 35, 39, 40, 41, 
42, 43, 45, 46, 55, 56, 58, 60, 

66, 70, 73, 77, 78, 90, 121, 

123, 138, 148, 151, 158, 159, 

160, 162, 176, 181, 182, 185, 

186, 188, 217 

§eyh §aban-i Veli Kulliyesi 4 

Seyh Sani Efendi 146, 216 

§eyh Unsi Hasan Dede 139 

Tahir Amil Qelebi 198 

Tarakh Sultan 60, 190 



CCXXXV 



TevfikEfendi 138, 145, 182 YamkEvliya 13 

Toygar Murat 123, 128 Yava^a Sultan 52, 124 

TiiysiizBaba 226, 228 Yilanli Darii^ifa 5, 9, 10, 11, 23, 

Umit9e Sultan 122 81, 188 

VeliDede 150 Yunus Murebbi 21,61 

Yaman bin Mehmed 9, 10 YusufBahri 88 

YamanDede 120 YusufBali 49 



CCXXXVI 



Kronoloji 



1116 Asikh Sultan'in vefati 
1262 Frenksah Hamaminin insai 

1272 Yilanh Dariissifa'sinin insai 

1273 Atabey Camii'nin insai 

1289 Miifessir Alaeddin Turbesi'nin insai 

1353 Ibn Neccar Camii'nin insai 

1361 Adil Bey Turbesi'nin insai 

1366 Mahinut Bey Camii'nin insai 

1417 Honsalar Camii'nin insai (Hond Salar) 

1436 Hatun Sultan Turbesi'nin insai 

1443 Ibrahim Bey Camii'nin insai 

1446 Hamza Aga Camii'nin insai 

1447 Cemaleddin Efendi'nin vefati 
145 1 Kargas Sultan'in vefati 
1454 Ismail Bey Camii'nin insai 
1460 Ismail Bey Turbesinin insai 

Kale (Saray) Hamami insai 

Deve Hani ve Kervansaray'rn insai 

Seyyid Ahmed Siinneti'mn vefati 
1471 Cem Sultan Hani insai 
1475 Bedestenin insai 

Ismail Bey Medresesinin insai 
1499 §eyh §aban l Veli'nin dogum tarihi 
1506 Nasrullah Kadi Camii'nin insai ve Kambur Koprii 



CCXXXVII 



Arabapazan Hamami (erkekler bl.) insai 

1514 Cifte Hamam ve Dede Hamamlan'nin insai 

1518 §eyh §aban 1 Veli'nin Hayreddin Tokadi'ye intisabi 

1520 Benli Sultan Camii'nin insai 

1530 §eyh §aban l Veli'nin Kastamonu'ya doniisu 

1 547 Yakup Aga Kiilliyesinin insai 

1559 Ferhat Pasa Camii'nin insai 

1569 §eyh §aban l Veli'nin vefati 

1571 Acem Haninin insai 

1588 Karanlik Camii'nin insai 

1591 Haci Dede Camii'nin insai 

1603 Celali Yularkasti Kastamonu'yu atese verir 

1606 Hasan Efendi'nin vefati (Sacayakli Sultan) 

161 1 Seyyid Siinneti Efendi'nin tiirbesi insai 

§aban l Veli Kutiiphanesi insai 

1641 Hasan Qelebi Camii'nin insai 

1662 §eyh Mehmet Efendi Tiirbesi insai 

1688 Deprem 

1710 Yanik Hanin insai 

1746 Miinire Medresesinin ve kutuphanesinin insai 

1 747 Reisii ' 1 Kiittab Haninin insai 

1748 Asir Efendi Hani insai 
1777 Ahmed Siyahi'nin dogumu 
1783 Haci Ali Efendi'nin vefati 
1801 Numaniye Medresesinin insai 
1 8 14 Molla Said Tekkesi'nin insa 

1826 Ahmed Hicabi'nin dogumui 

1827 Merdiye Medresesinin insai 

1 842 Ainsworth sehri ziyaret eder 

1843 Mehmed Hulusi Efendi'nin vefati (Naksi seyhi) 



CCXXXVIII 



1846 Kastamonu vilayet merkezi olur 

1850 Ovalipazar Mescidinin insai 

1851 Ahmed Hicabi 'nin Istanbul ' a gidisi 

1852 Semhiyye Medresesinin insai 
1855 Yangin 

1857 Ahmed Hicabi'nin Kastamonu'ya donusii 

1860 Ahmet Dede Sultan Zaviyesinin vakliyesi duzenlenir. Tekke 

yenilenir 

1862 Texier sehri ziyaret eder 

1868 Matbaa makinesinin Kastamonu'ya gelisi 

1869 Nevruz Sultan Turbesinin insai 

Kastamonu Islahhanesi 62 ogrenci ile faaliyete gecer 
1 872 Kastamonu Gazetesi'nin yayin hayatina baslamasi 
1874 §eyh Ahmed Siyahi Efendi'nin vefati 

1877 Yangin 

1878 Hasan Celebi Camisi insai 

Ahmet Dede Sultan Kulliyesine Turbe ve Kiituphane Eklenir 
(Seyyid Efendi Kiitiiphanesi) 

1881 Etnografya Miizesi bina insai 

1882 Kastamonu Islahhanesi kapanir 

1883 Yangin 

1884 Reclus sehri ziyaret eder 

1885 Baha Efendi Camii'nin insai 
Saat Kulesi insai 

1886 Mekteb-i Idadi Binasinrn insai 

1887 Kastamonu Sanayi Mektebi faaliyete gecer 
Hamidiye Camii imsai 

1 889 Ahmed Hicabi Hazretlerinin vefati 

1 89 1 Mahmudiye Medresesinin insai 

1892 Cevkani Camii insai 



CCXXXIX 



1894 Cuinet'in sehri ziyareti 

1895 Bedirgazi Mescidi insai 

1899 Maarif Salnamesine gore medreselerde 1222 ogrenci okumaktadir 

1901 Hukumet Dairesinin insai 

1917 Arkeoloji Miizesi bina insai 

1924 Belediye Dairesinin insai 

1946 Son Bayrami §eyhi Ahmed Ziyaeddin'in vefati 

1953 Son Halidi §eyhi Nureddin Karasu 'nun vefati 

1982 Ataturk Aniti insai 

1983 Sehitler Aniti insai 

1990 Ataturk ve §erife Baci Aniti insai 



CCXL 



KAYNAKCA 

Kitaplar 

ABDULKADIROGLU Abdulkerim, Kastamonu'da Bayramilik 

ve §emsizade Ailesi, 2005 

ASKAR Mustafa, Tasawuf Tarihi Literaturii, T.C. Kiiltiir 

Bakanligi Kiiltiir Eserleri, 2001 

QIFTQi Fazil, Hazreti Pir Seyh Saban-i Veli, Hazreti Pir Seyh 

Saban-i Veli Kiiltiir Vakfi Yayinlan, 2007 

Dunna Abdulhaliin, Evliyalar §ehri Ainasya, 2008 

HAS Ibrahim, §abaniyye Silsilesi, H Yayinlan, 2008 

Izzet Ali Efendi, (Jorum Evliyalan (Sadelestiren Ethem Erko9) 

KARAGOZ Adil, Benli Sultan Hazretleri, 2006 

VASSAF Hiiseyin, Sefrnetii'l Evliya, Kitabevi, 2006 

ZENGIN Ahmet Yasar, Kastamonu Evliyalan, KAS-DER 

Yayinlan, 2005 

Tezler 

BiLICi Z. Kenan, Kastamonu Devri Tiirk Mimarisi ve §ehir 
Dokusunun Gelisimi, Doktora Tezi, Ankara Uni., 1991 
EYUPGILLER Kemal Kutgiin, Kastamonu Kent Tarihi, Doktora 
Tezi, 1995 

GUMUSDAG Goldian, Kastamonu sehri Nasrullah Camii, 
Yilanli Camisi, Yakup Aga Camisi Ahmet Dede Camisi 
Hazirelerindeki Mezartaslan, Master Tezi, Gazi Uni., 2007 
GUNE§ Ziibeyde, 1487 Tahririne gore Kastamonu Kazasi, 
Yiiksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayis Uni., 1993 
INAN Ugur, H.1311 Tarihli(M.1893) Kastamonu Vilayeti 
Salnamesi'nin Transkripsiyon ve Degerlendirilmesi, Yiiksek 
Lisans Tezi, Erciyes Uni., 2005 



CCXU 



KERTi§ NECATI, Kastamonu Yatirlannin sosyal butiinlesme 

a9isindan bolge halki iizerindeki tesirleri, Yiiksek Lisans Tezi, 

Mannara Uni. 1999 

KOPRULUOGLU Adem, Kastamonu Vilayet Gazetesinde Milli 

Miicadelenin Yansmialan, Yiiksek Lisans Tezi, Istanbul Uni., 

2007 

KUCUK Sezai, XIX. Asirda Mevlevilik ve Mevleviler, Doktora 

Tezi-Mannara Universitesi, 2000 

MUSLU Ramazan, XVIII. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, Doktora 

Tezi- Mannara Universitesi, 2002 

Okumus Ali, Menakib-i §eyh §aban-i Veli, Yiiksek Lisans Tezi, 

Mannara Uni. 1998 

ONGOREN Resat, XVI. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, Doktora 

Tezi-Mannara Universitesi, 1996 

PELIN Iskender, XVII. Yuzyilin ikinci yansrnda Kastamonu 

§er'iye Sicili, Yiiksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayis Uni., 1994 

YAKUPOGLU Cevdet, Isfendiyar Bey ve Zamani, Master tezi, 

Gazi Uni., 1999 

YILMAZ Necdet, XVII. Asirda Anadolu'da Tasavvuf, Doktora 

Tezi-Mannara Universitesi, 2000 

YOZKATLI Omer Faruk, XIX. yuzyilin ikinci yansrnda 

Kastamonu 'nun sosyal ve ekonomik durumu, Yiiksek Lisans 

Tezi, Nigde Uni., 2002 

OZCINAR Ahmet Goldian, Kastamonu Mekteb-i Idadi Binasi 

Restorasyon Projesi Onerisi, Yiiksek Lisans Tezi, Gazi 

Universitesi., 2006 

Makaleler 

ABDULKADIROGLU Abdulkerim, Hatiralarnndald 

Hocaefendiler, Altinoluk Aylik Mecmua, Eyliil 2000, S.175, 

s.233-245. 



CCXLII 



CAGIMLAR Zekiye, Kastamonu Halk Kulturii Iijinde Yatir- 

Ziyaret Inanci ve Bu Inan9 Cer9evesinde §eyh §aban - Veli 

Etrafinda Olusturulan Efsaneler 

CAL Halit, "Hurufat Defterlerine Gore 19. Yiizyilda Kiire 

Kazasi", Prof. Dr. Zafer Bayburtluoglu Annagani Sanat Yazilan, 

Kayseri, 2001, 125-166 sh. 

KALAFAT Yasar, Kastamonu ve Yakin Cevresinde Islam 

Azizleri, 

KALAFAT Yasar, Anadolu'da Ulu Kadin Kisiler ve Halk 

Inanclari 

KELE§ Cebrail, Benli Sultan Turbesi, Kastamonu Postasi 

KELE§ Cebrail, Abdal HasanTurbesi, Kastamonu Postasi 

YAZAR Ilyas, §abanilik Gelenegi l9inde Omer Fuadi 

YAZAR Ilyas, Osmanlinm Kiiltur §ehirlerinden Kastamonu 'da 

Yeti^mis bir §air: OMER FUADI (Hayati, Sanati,Eserleri ve 

Edebi §ahsiyeti), Folklor/Edebiyat Dergisi, 1999 

YILDIZ Esra, Taskoprii Abdal Hasan Koyii ve Turk Devri 

Mimari Eserleri 

HAYTA Ufuk-BIRISIK, Abdulhamit, Hayati Ve Eserleriyle 

Abdiilmecid B. §eyh Nasuh Tosyevi ve Cevahirii'l Kur'an ve 

Zevahirii'l Furkan Adli Tefsir Risalesinin Ilmi Degeri, T.C 

Uludag Universitesi Ilahiyat Fakiiltesi Dergisi Cilt: 16, Sayi: 2, 

2007 sh.343-367 

ASLAN Mustafa, Kastamonulu Hattatlar, 

http://www.turkishstudies.nct/sayilar/sayi6/10aslanmustafa.p 

df 

AKAGUNDUZ Ulkii Ozel, Aksiyon Dergisi, 689. Sayi-Satilan 

Cami ve Mescitlerin Sessiz Cigligi 

DURAN Hakki, Esen Kutlu Hatun ve Caiman Eserlerimiz, 

http://www.cansaati.org/topluluk/forum_posts.asp?TID=2210 



CCXLIII 



ERTA§ Yasar, Osmanli Seferlerinde Olagandisi bir Kislak: 
Kastamonu, Pamukkale Uni., Fen-Edebiyat Fakiiltesi, Tarih 
Bolumu 
Sozliik ve Ansiklopedi, 

ABDULKADIROGLU Abdulkerim, Ahmed Mahir Efendi, DIA 

ABDULKADIROGLU Abdulkerim, Halimi Qelebi, DIA 

Kastamonu, DIA 

TANRIKORUR Barihiida, Mevleviyye, DIA 

BAYRAMOGLU Fuat, Azamat Nihat, Bayramiyye, DIA 

Yilmaz Hasan Kamil, Celvetiyye, DIA 

Yilmaz Hasan Kamil, Aziz Mahmud Hiidayi, DIA 

Kadirilik, DIA 

ALGAR Hamid, Naksibendiyye, DIA 

Rifailik, DIA 

TAHRALI Mustafa, Ahmed er-Rifai, DIA 

ULUDAG Siileyman, Halvetiyye, DIA 

ULUDAG Siileyman, Anadolu'da Halidilik, DIA 

Nasrullah Kadi Camii, DIA 

Ismail Bey Kiilliyesi, DIA 

Candarogullari, DIA 

Cobanogullan, DIA 

Memis Abdurrahman, Oguz Muhammed Ihsan, DIA 

PAKALIN Mehmet Zeki, Osmanli Tarih Deyimleri Sozliigii, 

MEB, 1993 

DEVELLIOGLU Ferit, Osmanlica Tiirk9e Ansiklopedik Liigat, 

Dogus Ltd. Sti. Matbaasi, 1978 

Evliyalar Ansiklopedisi, Tiirkiye Gazetesi 



CCXLIV 



Web siteleri 



http://www. ilyasyazar. com/ 

http://193. 140.255. 1 1/tez jic/tez.htm 

http://acikarsiv.ankara.edu.tr/ 

http://www.kastamonu.gov.tr/ 

http://www.kastamonukulturturizm.gov.tr/ 

http://www.kastamonupostasi.com/ 

http://www.halidiye.com/ 

http: //www, altinoluk. com/ 

http://www. seydiler, gov, tr/ 

http://taskopru.meb.gov.tr/ 

http: //www, cansaati .org/ 

http://www.ksef.gazi.edu.tr/ 

http://ilahiyat.uludag.edu.tr/ 

www.hudayivakfi.org/ 

http://www.turkishstudies.net/ 

http://www.saidnursi.de/ 

http://www.biyografi.net/ 

http://www.risale-inur.org/ 

http://www.risaleinurenstitusu.org/ 

http://ekitap.eyup.bel.tr 

http://www. gorentaskoyu. com/ 

http://www.kastamonu.bel.tr/ 

http://tarihogretmeni.net/ 

http://www.taskopruhaber.com/ 

http://tr.wikipedia.org/ 

http://www.kenthaber.com/ 

http://benlisultan.com/ 



CCXLV 



CCXLVI 



CCXLVII