(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Biodiversity Heritage Library | Children's Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Adnan Oktar (Harun Yahya) nın Tüm Kitapları"




mfmr y 



BH ■ 



TURK 

ISMANllGl 







HARUN YAHYA 



"Avrupah medeni irklar, ya§am miicadelesinde 
Turk barbarligma karsi galip gelmi§lerdir... 
Gelecege baktigimda bu gibi asagi irklarm 



gundeme getirilmek istenmeyen, ancak gercekte biiyiik 



i tasiyan bir iliskidir 



ide kaldigmi iddia eden Darwinizm, gerqekte 19. yu 



Darwinizm'in bu karanhk yuzunun bizim acimizdan daha da 
onemli olan yonii ise, sozkonusu irkciligm ozellikle Turk Milleti'ni 
hedef almasidir. Charles Darwin'in irklar hakkindaki goru^leri 
arasinda, yuce Turk Milleti'ni "asagi irk" olarak tanimlayan ve 

i yok olacagi iddiasini tasiyan hezeyanlar da vardir. 
Darwin, bu hezeyanlan ile hem Osmanh imparatorlugu'nu I 
alan 19. yiizyil emperyalizmine, hem de bugune kadar uzanan 
turn diger Turk dusmani guclere sozde bilimsel bir dayanak 



>lmis bu biiyiik gercegini ogrenmek 



KULTUR 

YAYINCILIK 



A—UX jJ I (J A ^ jj I <JJ I A I II t 






Okuyucuya 



• Bu kitapta ve diger gali§malanmizda evrim teorisinin goku§iine ozel bir yer 
ayrilmasmin nedeni, bu teorinin her turlii din aleyhtan felsefenin temelini 
olu§turmasidir. Yarati li§i ve dolayisiyla Allah' in varligini inkar eden Darwi- 
nizm, 1 40 yildir pek cok insanm imanmi kaybetmesine ya da kufkuya dus.me- 
sine neden olmu§tur. Dolayisiyla bu teorinin bir aldatmaca oldugunu gozler 
onune sermek 50k onemli bir imani gorevdir. Bu onemli hizmetin turn insan- 
lanmiza ulastinlabilmesi ise zorunludur. Kimi okuyuculanmiz belki tek bir ki- 
tabimizi okuma imkani bulabilir. Bu nedenle her kitabimizda bu konuya ozet 
de olsa bir bolum ayrilmasi uygun gorulmiistur. 

• Belirtilmesi gereken bir diger husus, bu kitaplarm icerigi ile ilgilidir. Yazarm 
turn kitaplarmda imani konular, Kuran ayetleri dogrultusunda anlatilmakta, in- 
sanlar Allah'm ayetlerini ogrenmeye ve yasamaya davet edilmektedir. Allah'm 
ayetleri ile ilgili turn konular, okuyanm aklmda hicbir stiphe veya soru isareti 
birakmayacak gekilde aciklanmaktadir. 

Bu anlatim sirasmda kullanilan samimi, sade ve akici iislup ise kitaplarm ye- 
diden yetmis.e herkes tarafmdan rahatga anlasilmasmi saglamaktadir. Bu etki- 
li ve yalm anlatim sayesinde, kitaplar "bir solukta okunan kitaplar" deyimine 
tarn olarak uymaktadir. Dini reddetme konusunda kesin bir tavir sergileyen in- 
sanlar dahi, bu kitaplarda anlatilan gergeklerden etkilenmekte ve anlati lanla- 
rm dogrulugunu inkar edememektedirler. 

• Bu kitap ve yazarm diger eserleri, okuyucular tarafmdan bizzat okunabile- 
cegi gibi, karsilikli bir sohbet ortami seklinde de okunabilir. Bu kitaplardan is- 
tifade etmek isteyen bir grup okuyucunun kitaplan birarada okumalan, ko- 
nuyla ilgili kendi tefekkur ve tecrubelerini de birbirlerine aktarmalan agsin- 
dan yararh olacaktir. 

• Bunun yanmda, sadece Allah nzasi ign yazilmis olan bu kitaplarm tanm- 
masma ve okunmasma katkida bulunmak da btiyuk bir hizmet olacaktir. (JiJn- 
ku yazarm turn kitaplarmda ispat ve ikna edici yon son derece gucludur. Bu 
sebeple dini anlatmak isteyenler icin en etkili yontem, bu kitaplarm diger in- 
sanlar tarafmdan da okunmasmin tesvik edilmesidir. 

• Kitaplarm arkasma yazarm diger eserlerinin tamtimlarinin eklenmesinin ise 
onemli sebepleri vardir. Bu sayede kitabi eline alan kisj, yukanda soz ettigi- 
miz ozell ikleri tagiyan ve okumaktan hoslandigini umdugumuz bu kitapla ay- 
ni vasiflara sahip daha birgok eser oldugunu gorecektir. imani ve siyasi konu- 
larda yararlanabilecegi zengin bir kaynak birikiminin bulunduguna fahit ola- 
caktir. 

• Bu eserlerde, diger bazi eserlerde gorulen, yazarm sahsi kanaatlerine, §up- 
heli kaynaklara dayali izahlara, mukaddesata karsj gereken adaba ve saygiya 
dikkat edilmeyen usluplara, burkuntu veren umitsiz, siipheci ve ye'se surtik- 
leyen anlatimlara rastlayamazsmiz. 



EVRIM TEORiSi'MN IRKgi YUZU 

DARWIN'iN 

TURK 

DU§MANLIGI 



HARUNYAHYA 



Yazar ve Eserleri Hakkinda 

Harun Yahya mustear ismini kullanan yazar, 1956 yihnda Ankara'da 
dogdu. ilk, orta ve lise ogrenimini Ankara'da tamamladi. Daha sonra istan- 
bul Mimar Sinan Universitesi Guzel Sanatlar Fakultesi'nde ve istanbul Uni- 
versitesi Felsefe Bolumu'nde ogrenim gordu. 1 980'li yillardan bu yana, ima- 
ni, bilimsel ve siyasi konularda pek cok eser hazirladi. Bunlann yamsira, ya- 
zarm evrimcilerin sahtekarhklarmi, iddialarimn gecersizligini ve Darwi- 
nizm'in kanh ideoloj ilerle olan karanhk baglantilarmi ortaya koyan cok 
onemli eserleri bulunmaktadir. 

Yazarm mustear ismi, inkarci dusunceye karsi mucadele eden iki Pey- 
gamberin hatiralarma hurmeten, isimlerini yad etmek icin Harun ve Yahya 
isimlerinden olusturulmustur. Yazar tarafmdan kitaplarm kapagmda Resulul- 
lah'm muhrunun kullanilmis olmasmm sembolik anlami ise, kitaplarm iceri- 
gi ile ilgilidir. Bu muhur, Kuran-i Kerim'in Allah'm son kitabi ve son sozu, 
Peygamberimizin de hatem-ijl enbiya olmasim remzetmektedir. Yazar da, 
yaymladigi turn cali§malarmda, Kuran'i ve Resulullah'm sunnetini kendine 
rehber edinmijtir. Bu suretle, inkarci dujunce sistemlerinin turn temel iddi- 
alarmi tek tek curutmeyi ve dine kar§i yoneltilen itirazlan tarn olarak sustu- 
racak "son soz"u soylemeyi hedeflemektedir. Qok buyuk bir hikmet ve kemal 
sahibi olan Resulullah'm muhru, bu son sozu soyleme niyetinin bir duasi 
olarak kul lam Im i§tir. 

Yazarm turn calis.malanndaki ortak hedef, Kuran'm tebligini turn dun- 
yaya ula§tirmak, boylelikle insanlan Allah'm varhgi, birligi ve ahiret gibi te- 
mel imani konular uzerinde du§unmeye sevk etmek ve inkarci sistemlerin 
curiik temellerini ve sapkm uygulamalarmi gozler onune sermektir. 

Nitekim Harun Yahya'nm eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, ingilte- 
re'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna Hersek'e, ispanya'dan Brezilya'ya 
kadar dunyanm pek cok ulkesinde begeniyle okunmaktadir. ingilizce, Fran- 
sizca, Almanca, italyanca, ispanyolca, Portekizce, Urduca, Arapca, Arnavut- 
ca, Rusga, Bojnakga, Uygurca, Endonezyaca gibi pek cok dile cevrilen eser- 
ler, yurt disjnda geni§ bir okuyucu kitlesi tarafmdan takip edilmektedir. 

Dunyanm dort bir yanmda olaganustu takdir toplayan bu eserler pek 
cok insanm iman etmesine, pek cogunun da imanmda derinlejmesine vesi- 
le olmaktadir. Kitaplan okuyan, inceleyen her kisj, bu eserlerdeki hikmetli, 
ozlu, kolay anlasjhr ve samimi uslubun, akilci ve ilmi yaklasjmin farkma var- 
maktadir. Bu eserler suratli etki etme, kesin netice verme, itiraz edilemezlik, 
curutulemezlik ozellikleri ta§imaktadir. Bu eserleri okuyan ve uzerinde cid- 



di bicimde dujunen insanlarm, artik materyalist felsefeyi, ateizmi ve diger 
sapkm gorus, ve felsefelerin hicbirini samimi olarak savunabilmeleri mum- 
kun degildir. Bundan sonra savunsalar da ancak duygusal bir inatla savuna- 
caklardir, cunkij fikri dayanaklan curutulmu§tur. Qagimizdaki turn inkarci 
akimlar, Harun Yahya ku II iyatmda fikren maglup olmusjardir. 

Ku§kusuz bu ozellikler, Kuran'm hikmet ve anlatim carpicihgmdan 
kaynaklanmaktadir. Yazarm kendisi bu eserlerden dolayi bir ovunme icinde 
degildir, yalnizca Allah'm hidayetine vesile olmaya niyet etmi§tir. Ayrica bu 
eserlerin basiminda ve yayinlanmasinda herhangi bir maddi kazanc hedef- 
lenmemektedir. 

Bu gercekler goz onunde bulunduruldugunda, insanlarm gormedikleri- 
ni gormelerini saglayan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmasmi 
te§vik etmenin de, cok onemli bir hizmet oldugu ortaya cikmaktadir. 

Bu degerli eserleri tanitmak yerine, insanlarm zihinlerini bulandiran, 
fikri karma§a meydana getiren, ku§ku ve tereddutleri dagitmada, imam kur- 
tarmada guclu ve keskin bir etkisi olmadigi genel tecrube ile sabit olan ki- 
taplan yaymak ise, emek ve zaman kaybma neden olacaktir. imam kurtarma 
amacmdan ziyade, yazarimn edebi gucunu vurgulamaya yonelik eserlerde 
bu etkinin elde edilemeyecegi aciktir. Bu konuda kujkusu olanlar varsa, Ha- 
run Yahya'nm eserlerinin tek amacimn dinsizligi curutmek ve Kuran ahlaki- 
m yaymak oldugunu, bu hizmetteki etki, ba§an ve samimiyetin acikga gorul- 
dugunu okuyucularm genel kanaatinden anlayabi lirler. 

B il inmel id ir ki, dunya uzerindeki zulum ve karma§alarm, Musluman- 
larm cektikleri eziyetlerin temel sebebi dinsizligin fikri hakimiyetidir. Bunlar- 
dan kurtulmamn yolu ise, dinsizligin fikren maglup edilmesi, iman hakikat- 
lerinin ortaya konmasi ve Kuran ahlakmm, insanlarm kavrayip 
yajayabilecekleri §ekilde anlatilmasidir. Dunyanm gunden gune daha fazla 
igine gekilmek istendigi zulum, fesat ve kargaja ortami dikkate almdigmda 
bu hizmetin elden geldigince hizh ve etkili bir bicimde yapilmasi gerektigi 
agiktir. Aksi halde 50k geq kalmabilir. 

Bu onemli hizmette oncu rolu ustlenmi§ olan Harun Yahya kulliyati, 
Allah'm izniyle, 21 . yuzyilda dunya insanlarmi Kuran'da tarif edilen huzur 
ve ban§a, dogruluk ve adalete, guzellik ve mutluluga ta§imaya bir vesile 
olacaktir. 



Bu £ah$mada kullanilan ayetler Ali Bulag'in hazirladigi 
"Kur'an-i Kerim ve Turkge Anlami" isimli mealden alinmiftir. 



KULTUR 
YAYINCILIK 



Baski: §an Ofset 

Tasocagi Caddesi, Eryilmaz I§ Merkezi No: 15/B 

gaglayan - Istanbul Tel: (0 212) 233 05 88 



.harunyahya.org - www.harunyahya.com 
www.harunyahya.net 



igindekiler 



Giri§ 8 

Somurgeciligin Mantigi ve 

Sosyal Darwinizm 11 



Ingiliz Somurgeciligi 




ve Osmanli 


28 


Darwin in Turk Milleti'ne 




Baki§i 


44 


Turk Milleti'nin §erefli 




Tarihi 


52 


Turk Du§manhginin 




Gunumuze Yansimalari 


78 


Komiinizme Agilan Kapi: 




Darwinizm 


87 


Sonug 


100 


Darwinizm' in Bilimsel 




Qoku§u 


102 


Notlar 


129 



Giri§ 



/s 



H iyasi tarihe baktigimizda, farkh ideolojilerin zaman zaman 
kendilerine sozde "bilimsel" dayanaklar aramaya cah§tikla- 
nm goruruz. Iddiali siyasi teorilerle ortaya cikan ideologlar, ortaya at- 
tiklan iddialann "bilimsel" oldugunu one siirmus. ve bu imajla birlikte 
kendilerine inamlirlik ya da megruiyet saglamaya cah§mi§lardir. Orne- 
gin Karl Marx ve Friedrich Engels, komiinist ideolojiyi geligtirirken, ta- 
mamen "bilimsel" bir teori ortaya attiklanni one surmu§lerdir. Bu ne- 
denle de komiinistler, kendi ideolojilerine "bilimsel sosyalizm" demeyi 
tercih ederler. 

Elbette kendisini "bilimsel" ilan eden tek ideoloji komiinizm de- 
gildir. Aym §ekilde irkcilik ve fa§izm de "bilimsellik" iddasiyla ortaya 
cikmi§tir. Hitler, Alman irkinin diger turn irklardan iistiin oldugu iddi- 
asina dayanan ideolojisini, Almanlann ve diger irklarin kafataslanni 
ya da benzeri fiziksel yapilanni olcerek sozde biyolojik yonden ispat- 
lamaya cah§mi§tir. Benzeri bilimsellik iddialan, ba§ka irkci ideologlar 
tarafindan da tekrarlanmigtir. 

Bunlar siyasi tarihin bilinen ornekleridir. Ancak biz bu kitapcikta 
bunlar kadar iinlii olmayan, fakat aslinda biiyiik onem tagiyan, ozel- 
likle de Turk Milleti'ni yakindan ilgilendiren ba§ka bir ornegi inceleye- 
cegiz. Inceleyecegimiz ideoloji, "Turk Dii§manhgi"dir. Bu kavram, ki- 
nd zaman bir tiir ideoloji kimi zaman da en azindan siyasi bir tavir ola- 
rak son birkac yiizyildir Bah diinyasinda etkilidir. 



Turk du§manhgi, once Osmanh'nin duraklama devirlerinde 
"Tiirkler Avrupa'dan silinip atilmahdir" diyen Avrupali devlet adamla- 
n ile basTami§, ardindan Osmanh'nin parcalanmasim hedefleyen 19. 
yiizyil emperyalizminin temel du§iincelerinden birini olugturmugtur. 
Kendilerini sozde "ileri ve medeni milletler" olarak goren kimi Avru- 
palilar, Tiirk Milleti'ni ve medeniyetini olabilecek en uzak cografyaya 
kadar siiriilmesi gereken guya "geri ve ilkel" bir unsur olarak gormu§- 
lerdir. Ozellikle 19. yiizyihn sonunda ve 20. yiizyihn ilk ceyreginde bu 
Tiirk diigmani fikirler Avrupa ba§kentlerinde biiyiik etki uyandirmi§- 
tir. Ord. Prof. Enver Ziya Karal'in yazdigina gore, o donemde Avrupa- 
lilar arasinda yaygin olan bu du§iincenin ozeti §udur: 

"Tiirkler sari irktandir. Turan kokenlidir. Gogebe ve zalim bir giiruhtur. Her 

qesit degi§iklige ve ilerleme fikrine dii§mandir. " l 

Bu fikrin tarihin eski bir doneminde kalmis. bir yakla§im oldugu- 
nu du§iinmek ise biiyiik bir yanilgi olur. Ciinkii Tiirk diigmanhgi bu- 
giin de hala bazi Batih cevrelerde son derece canhdir. Bagta Almanya 
olmak iizere Batih iilkelerdeki Tiirk azinliklara kar§i §iddet eylemleri 
diizenleyen, savunmasiz Tiirk soyda§lanmizi acimasizca katleden 
neo-Naziler ve benzeri fa§ist gruplar, Tiirk diigmanhgini bir ideoloji 
olarak benimsemi§lerdir. Avrupa iilkelerinin cegitli uluslararasi siyasi 
platformlarda Tiirkiye aleyhinde sergiledikleri on yargilarm kokenin- 
de de, 19. yiizyildan miras olan Tiirk dii§manliginin kahntilari yat- 
maktadir. 

Kisacasi, Tiirk dii§manligi bir ideoloji olarak hala vardir ve canh- 
dir. 

Bu noktada konunun ilginc bir yoniine dikkat etmemiz gerekir. 
Ba§ta, farkh ideolojilerin kendilerine sozde "bilimsel" bir goriintii ver- 
meye cah§tiklanndan soz etmigtik. Acaba ayni durum Tiirk diigmanh- 
gi igin de gecerli midir? Bu fikrin gerisinde de ona "bilimsellik" boyasi 
katan bir etken var midir? 

Ilerleyen sayfalarda bu sorunun cevabim inceleyecegiz. Ve cogu 



) DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

kimsenin §imdiye dek fark etmedigi, ama gercekte cok onemli olan bir 
baglantiyi ortaya cikaracagiz. Bu, Darwinizm ile Turk dii§manhgi 
arasindaki baglantidir... 

Evrim teorisinin kurucusu olan Darwin, Turk Milleti'ni "yari 
maymun a§agi bir irk" olarak tammlayan ve yok edilmesi gerektigini 
savunan fanatik bir Turk dugmamdir. Dahasi, ortaya attigi teori ile de 
Turk dugmanligina sozde "bilimsel" dayanak kazandirmi§tir. Giinu- 
miizun neo-Nazileri, hala Darwin'in Tiirk Milled hakkindaki hezeyan- 
lanndan kuvvet bulmaktadirlar. 



Sdmttrgeciligin Mantigi 
ve Sosyal Darwinizm 



/E 



tarihte cografi ke§iflerle birlikte bagladi. 15. ve 16. yiizyilda 
birtakim Avrupahlar, elde ettikleri askeri teknoloji ile birlikte ba§ka ki- 
talara yayilmaya ba§ladilar. Giiclii donanmalar, etkili ate§li silahlar ve 
disiplinli ordular kullanarak, diinyamn uzak bolgelerini ele gecirdiler 
ve bu bolgeleri kelimenin gercek anlamiyla "somurmeye" ba§ladilar. 

Ilk somiirgeciler Portekizliler ve Ispanyollar'di. Ozellikle Kristof 
Kolomb'un Amerika'yi ke§finden sonra, bu iki iilke modern diinyamn 
ilk somiirge imparatorluklan olarak tarih sahnesine ciktilar. Amerika 
kitasimn giineyini kisa bir sure icinde somiirgelegtirdiler. Burada ya§a- 
yan ve temelde bangci bir tabiata sahip olan yerlileri kolele§tirdiler. 
Zorla cali§tirdiklan bu insanlan Amerika kitasimn tiim altin ve gumu§ 
zenginliklerini yagmalamak icin kullandilar. 

Ispanya ve Portekiz'i diger Avrupa iilkeleri izledi. 17. yiizyilda 
Hollanda giiclii bir somiirge iilkesi olarak rekabete katildi. Hollanda'yi 
Ingiltere izledi. Bu iki yeni somurgeci giic de, hem Amerika kitasina 
hem de Uzakdogu'ya el atti. 18. yiizyila gelindiginde Ingiltere diinya- 
mn en biiyiik somiirge imparatorlugu haline geldi. Fransa ve Bel^ika 
da cok gecmeden yan§a katildi. 19. yiizyila gelindiginde, Amerika ki- 
tasimn biiyiik boliimii, Afrika'nin neredeyse tamami ve Uzakdo- 
gu'nun cok sayida iilkesi bu Avrupa devletlerinden birinin somiirgesi 
durumundaydi. Bu iilkeler, somiirgeciler tarafindan atanan "Genel Va- 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 



li"lerce yonetiliyordu. Somiirge iilkelerinde yer alan bu yonetimler, bu 
iilkelerin halkinin yeterince verimli olarak caligtinlmasina ve dogal 
kaynaklannin yine yeterince verimli olarak Avrupa'ya aktanlmasina 
ozen gosteriyorlardi. Bu nedenle 19. yiizyil, adeta bir "somurgecilik 
yiizyili"ydi. Hatta yakin tarihle ilgilenen cogu otoritenin kabul ettigi 
gibi, I. Diinya Sava§i da bu somurgelerin payla§ilmasi kavgasindan 
dogdu. 

Somurgecilik ekonomik ve siyasi bir sistemdi ve bu yondeki ci- 
karlar igin kullamliyordu. Ama bir de bu sistemin "kultiir" yonii vardi. 
Bunu goyle aciklayabiliriz: Somiirgeci iilkeler, az once belirttigi- 
miz gibi, acikga yagmacilik yapiyorlardi. Higbir hak sahibi olmadikla- 
n bir iilkeyi zorla ele geciriyorlar, sonra bu iilkedeki insanlan baski al- 
hna aliyorlar ve iilkenin kaynaklarma el koyuyorlardi. Ama elbette bu 
somiirgeci iilkeler kendilerinin "yagmaci" olarak gorulmesini ve tarihe 
oyle yazilmasim istemiyorlardi. Bu nedenle yaptiklan igi bir §ekilde 
megru ve hakh gostermeye cali§tilar. Kendilerini hakh gibi gosterecek 
birtakim aciklamalar aradilar. 

Peki bu aciklama ne olabilirdi? 
Bir iilkeyi ve milleti kolele§tirmeye 
ne gibi bir kihf bulunabilirdi? 

Somiirgeciler, bu cevabi aslin- 
da ilk giinden buldular. Yaptiklan 
i§i me§ru gibi gosterecek bir kihf 
bulmamn tek yolu, hedef aldiklari 
insanlan "ilkel insanlar", hatta "hay- 
vanimsi canhlar" gibi gosterebil- 
mekti. Eger bu du§unce kabul ettiri- 
lirse, kendilerinin de "ileri insanlar" 
olarak bu sozde "geri" toplumlan 
giitmeleri son derece makul bir ha- 
reket olacakti. 




Somiirgeciligin Manttgi ve Sosyal Lhmcii 




Amerika kitasinda bulduklan yer- 
lileri "bir tiir hayvan" sayarak ko- 
le gibi kullanan ve yandaki re- 
simde goruldiigii gibi, gerekti- 
ginde katliamdan geciren ispan- 
yol fatihler. (conquistadorlar) Bu 
kisiler yerlileri "ilkel" sayarak is- 
gal ve somuriilerini mesrulastir- 
maya cahsiyorlardi. iste Dar- 
win'in evrim teorisi, emperyaliz- 
me bu insanlan "ilkel" saymak 
icin gerekli olan sahte "bilimsel" 
dayanagi da sagladi. 



Somiirgecilige me§ruiyet saglamak \q\n kullamlacak olan bu man- 
tik, somiirgeciligin heniiz dogu§ agamasinda, yani Kolomb'un Ameri- 
ka yolculugunda ortaya atildi. Iddiaya gore, Amerikali yerliler gercek 
birer insan degil, geli§mi§ bir hayvan turiiydiiler. 

Bu iddia, ilk kez Kristof Kolomb ve adamlan tarafindan ortaya 
atilmig, sonra da Giiney Amerika'nin kolonile§tirilmesi igini iistlenen 
Ispanyol somiirgeciler tarafindan savunulmu§tu. Aslinda altin, §6hret 
ve toprak peginde kogan bu yagmacilara kargi, Katolik Kilisesi tavir 
koymu§tu. Bunun en iinlii ornegi, Chiapas piskoposu Bartolome de 
Las Casas'in, Kolomb ile birlikte Yeni Diinya'ya ayak basan kolonicile- 

fl rin "yerliler bir tiir hayvandir" iddi- 
: " 4J*-. asina kargilik, yerlilerin "gercek birer 

n^ insan" oldugunu savunmasiydi. Bu 

™ nedenle Las Casas "yerlilerin havari- 
si" olarak anilmaya ba§lamigti. Daha 
sonra, 1537'de, Papa III. Paul de, ya- 
yinladigi Sublimis Deus adh ferma- 
ninda somiirgeci vahgetini lanetle- 



18. yiizyilda Amerikali kole tiiccarlan tara- 
findan yakalamp, kole olarak cahstirilmak 
iizere Amerika'ye gotiiriilen zenciler. 




i DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

mi§, Kizilderililer'in gercek insanlar (veros homines) olduklanni, onla- 
n kole diizeyine indirgemek kiistahligini gosterenlere, iman sahibi ol- 
ma yetenegine haiz insanlar olduklanni ilan etmigti. 2 

Bu gibi itirazlardan dolayi, somiirgecilerin, yerlileri "bir tur hay- 
van" sayan iddiasi uzun bir sure tartigmah olarak kaldi. Somiirgeciler 
kendi tezlerini savunmakta israrliydilar, ama turn insanlar Allah'in 
e§it olarak yarattigi ve herkesin tek bir atadan, Hz. Adem'den geldigi 
gercegini kabul eden Kilise'nin etkisi Avrupa'da bir sure daha devam 
etti. Ancak Avrupa toplumlannin giderek dinden daha fazla uzakla§- 
masi ve materyalist diinya gorugiine giderek daha fazla kapilmasi, 
dengeyi somiirgeciler lehinde degigtirecekti. 

19. Yiizyil: Somiirgeciligin Zirvesi 

19. yiizyil, siyasi anlamda bir somiirgecilik yiizyih olarak da ta- 
nimlanabilir. (Jiinkii bu donemde somiirgeci iilkeler tarih boyunca ula- 
gamadiklan kadar geni§ topraklara yayilmisdardir. Ozellikle Ingiltere 
ve Fransa, Afrika'dan Hindicini'ne kadar uzanan dev bir cografyaya 
hakim olmugtur. 

19. yiizyil, bu siyasi tablonun yaninda, felsefi anlamda da cok 
onemli bir akimin yine zirvesi olmu§tur. Bu akim, materyalizmdir. Av- 
rupa'da Hiristiyan kiiltiiriine kar§i asirlardir yiiriitiilen savas. bu yiiz- 
yilda galip gelmi§ ve Allah'in varhgini inkar edip sadece maddeyi 
mutlak varhk sayan materyalizm, kiiltiir ve bilim diinyasina tamamen 
egemen olmu§tur. 

I§in ilginc tarafi ise, 19. yiizyihn farkli gibi goziiken bu iki ozelli- 
ginin, yani somiirgeciligin ve materyalizmin ashnda birbiri ile yakin- 
dan iligkili olmasidir. Avrupa'nm uyguladigi siyasi strateji olan somiir- 
gecilik, felsefi dayanagini da materyalizmde bulmu§tur. 

Ilerleyen sayfalarda bunun detaylanni inceleyecegiz. Ama once- 
likle bu ili§kinin temel mantigini aciklamakta yarar var. Somurgecili- 



Somtirgeciligin Manttgi ve Sosyal Darwinizm ] 

gin tarihteki geli§iminden soz ederken, bu sistemin birtakim me§ruiyet 
arayislan icinde oldugunu da belirtmigtik. Bunun nedeni, somtirgeci- 
ligin gayri ahlaki bir sistem olmasidir. Birtakim insanlann haklannin 
yenmesine, adaletsizlige, baski ve zulme dayali bir sistemdir ve insan- 
liga dogruyu, dtirtistltigti, adaleti, bang ve kardegligi emreden ahlaki 
kistaslarla acikga c;eli§ir. Bu ahlaki kistaslarm kaynagi ise dindir. (Jtin- 
kti ancak din insanlara, adaletin, durtistltigtin, dogrulugun kutsal ol- 
dugunu ogretir ve yine ancak din insanlan bu ahlaki kistaslar icin, 
kendi cikarlarmdan gerektiginde feragat etmeyi emreder. 

Bu bizlere, somtirgeci anlayi§la dinin getirdigi ahlak anlayigi ara- 
sinda btiytik bir celigki oldugunu gostermektedir. Kolomb ve diger Is- 
panyol somtirgecilerle Kilise arasindaki catisjna, bu kurahn Avrupa ta- 
rihindeki bir ifadesi olmu§tur. 



W 



w&~ 



<w-mm> 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 



Charles Darwin 
ve unlu kitabi 
"Turlerin Koke- 
ni"n\n kapagi 




Ancak az once belirttigimiz gibi, Avrupa giderek artan bir siirecle 
dinden uzaklagmis. ve dinin kar§isinda yer alan materyalizm, 19. yiiz- 
yilda zirveye cikmi§tir. Bu nedenle de 19. yiizyil, Avrupa acisindan so- 
murgeciligin geli§ebilecegi ideal bir kiilturel ortam olmu§tur. Turn in- 
sanlann Allah'in yarattigi e§it varhklar olduklan ve birbirlerine kar§i 
da yine Allah'in bildirdigi ahlaki kurallara gore davranmalan gerekti- 
gi reddedilince, somiirgeciligin oniindeki kiilturel "engeller" ortadan 
kalkmigtir. 

Bu kiiltiirel "engel", her§eyden once trim insanlann Allah'in yarat- 
tigi egit kullar oldugu inancidir. Avrupah toplumlar bu gercekten 
uzaklagtikga, insan irklarinin birbirlerinden cok temel bazi farkhhkla- 
ra sahip olduklanna, bazilannin (yani kendilerinin) "ileri", bazilarmin 
ise "geri" olduklanna inanir hale gelmi§lerdir. Yaratihg gerceginin red- 
dedilmesi, irkciligin dogmasina neden olmugtur. 

Amerikah bilim adami James Ferguson, New Scientist dergisinde 



Somurgeciligin Manttgi ve Sosyal Darwinizm ] 

yazdigi "Irkcihgin Laboratuvan" ba§hkli makalede, irkcihgin yiikseli- 
§inin yaratih§in reddedilmesiyle olan baglantisini §6yle aciklar: 

19. ytizyil Avrupa 'sinda geli§en sosyal bilimler, irk kavramiyla fazlaca igige 
girmisti... Geli§en yeni antropoloji, insamn kokeni hakhndaki iki zit du§iin- 
ce ekoliinun sava§ meydam haline geldi. Bunlarin daha eski ve koklii olani, 
"monogenizm "di (tek kokenlilik). Monogenizm, turn insanoglunun, renk ve 
ozellikfarki olmadan, dogrudan Adem'in soyundan geldigi ve Tanri'mn tek 
birfiili He yarahldigi inancina dayamyordu. Monogenizm Kilise tarafindan 
savunuluyordu ve 18. yuzyila kadar da gok yaygin bir kabul goriiyordu. 
Ancak bu donemde "poligenizm" (gok kokenlilik) olarak bilinen ve dini oto- 
riteye kar§i koymaktan dogan rakip bir teori gelisti. Poligenizm, farkh insan 
irklanninjarkh kokenleri oldugunu savunuyordu? 

"Farkh insan irklarinin farkh kokenleri oldugu" iddiasimn sozde 
bilimsel temeli ise evrim teorisiydi. 

Evrim ve Irklar 

Eski caglardan beri materyalist felsefeciler tarafindan savunulan 
evrim fikri, Avrupa'mn giindemine 18. yiizyilin sonlannda girdi. Jean 
B. Lamarck, Georges de Buff on ve Erasmus Darwin (Charles Darwin'in 
dedesi) gibi isimler tarafindan ortaya atilan evrim teorisini en kapsam- 
h olarak ortaya koyan ki§i ise Charles Darwin oldu. Darwin, o zamana 
kadar biyoloji biliminde yaygin kabul goren "canh tiirlerini Allah ayri 
ayn yaratmi§tir" §eklindeki aciklamayi reddetti ve turn tiirlerin rast- 
lantilar sonucunda birbirlerinden evrimlegtiklerini one siirdii. Dar- 
win'in iddiasina gore bahklann atasi solucanlar, ku§lann atasi siiriin- 
genler ve insanlarm atasi da maymun benzeri canhlardi. 

Bilimsel bulgulara degil, hayal giiciine dayanan bu teori kisa sii- 
rede cok sayida taraftar kazandi. Bu taraftarlann ortak ozelligi ise, bi- 
limsel kaygilarla degil, ideolojik on yargilarla hareket etmeleriydi. 
(Jiinkii Darwin, canhlarin ve insanoglunu Allah'in yarattigi reddet- 
mekle, her tiirlii ateist diinya goriigune zemin hazirlamis. oluyordu. Bu 



S DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

nedenle biyoloji bilimi ile hicbir ilgileri olmayan birtakim insanlar Dar- 
win'in en hararetli savunuculan haline geldiler. Ornegin komiinizmin 
kurucusu olan Karl Marx, kendi deyimiyle Darwin'in "atesli bir hayra- 
ni" idi. 

Evrim teorisi genel olarak materyalist diinya g6rii§unu destekler- 
ken, bir yandan da ozellikle somurgecilige zemin hazirlayan bir boyut 
iceriyordu. (Junkii evrim teorisini ortaya atanlar ve savunanlar, bagta 
Charles Darwin olmak iizere, insan irklarinin bazilannin evrim stire- 
cinde daha "ileri" olduklanni one siiruyorlardi. Darwin insanin kokeni 
konusuna, 1859'da yayinlanan iinlii kitabi Tiirlerin Kokeni'nde pek az 
deginmiijti. Ama bu kitaba koydugu alt ba§lik bile, onun insanliga lrk- 
ci bir acidan baktigini gosteriyordu: "Tiirlerin Kokeni, Dogal Seleksiyon 
ve Ya§am Miicadelesinde Kayirilmi§ Irklarin Korunmasi Yoluyla". 

Darwin, soz konusu "kayinlmig irklar" kavramiyla Avrupali be- 
yaz irklari kastettigini ve diger irklari da "yari-maymun ilkel canhlar" 
olarak gordiigunii ise, 1871 yihnda yayinlanan Insanin Tiireyi§i adli ki- 
tabinda acikca ifade etti. Darwin bu kitabinda insanin maymunlarla 
ortak bir ataya sahip oldugunu, ancak insan irklarinin farkh evrimsel 
siirecler izledigini one siiriiyordu. Darwin'e gore bazi irklar evrimde 
cok ileri gitmigken, bazilan hala maymunlara yakin bir seviyedeydiler. 
Darwin'in "ileri irklar" olarak saydiklan ise, elbette Avrupali "Beyaz 
Adam"di. Ona gore Beyaz Adam, fiziksel ve zihinsel yonden diger lrk- 
lardan cok ileriydi. Bu farklihga olan inancini "farkh irklarin zihinsel 
ozellikleri birbirinden cok farkhdir; bu hem duygusal hem de entellektiiel ye- 
teneklerinde kendisini acikca belli eder" diyerek ifade ediyordu. 4 

Benjamin Farrington Darwin Gergekte Ne Dedi? (What Darwin Re- 
ally Said?) adli kitabinda Darwin'in bu irkci goriisderini vurgular ve 
Darwin'in Insanin Tureyigi adli kitabinda "insan irklarinin e§it olma- 
diklari" konusunda cok uzun aciklamalar yaptigini belirtir. 5 

Ancak Darwin'in bu konudaki goriisderinin en onemli yonii, "ge- 
ri kalmi§ irklar"a ne olmasi gerektigi yoniindeki yorumlanydi. Eger bir 



Somtirgeciligin Manttgi ve Sosyal Darwinizm ] 

insan bazi irklarin digerinden daha "ileri" olduklan gibi bir fikre kapil- 
mis. olsa bile, buradan "ileri" irklarin "geri" kalanlara yardim etmesi, 
onlarin geli§imine katkida bulunmasi gerektigi gibi insancil bir sonuc 
da cikarabilirdi. Ama Darwin boyle du§iinmuyordu. Aksine, "ileri" irk- 
larin "geri" irklari kolele§tirmeleri, hatta yok etmeleri gerektigini savu- 
nuyordu. insamn Tiireyi§i adli kitabinda goyle yazmigti: 

Belki de yiizyillar kadar siirmeyecek yakin bir gelecekte, medeni insan irkla- 
ri, vahsi irklari tamamen yeryuziinden silecekler ve onlarin yerine gegecek- 
ler. Ote yandan insansi maymunlar da... kuskusuz elimine edilecekler. Boy- 
lece insan He en yakin akrabalan arasindaki bosluk daha da geni§leyecek.. 6 
Darwin bu ilginc sonuca "ya§am miicadelesi" kavramiyla varmi§- 
ti. Darwin bu kavrami oncelikle dogaya atfetmi§ti. Dogada canhlar 
arasinda kiyasiya bir ya§am miicadelesi oldugunu, her bireyin sadece 
kendi cikarlan ve ya§ami igin cabaladigini ve digerleriyle sava§hgini 
iddia etmi§ti. Darwin'in iddiasina gore bu yagam miicadelesi icinde za- 
yif bireyler elenirken, gucjii ve uygun yapiya sahip bireyler de secilip 
hayatta kaliyorlardi. Oysa ilerleyen donemde dogada yapilan gozlem- 
ler bu iddiamn dogru olmadigini, canhlar arasinda son derece guclu 
dayanigma mekanizmalan bulundugunu, hatta cogu canhnin iginde 
bulundugu grup icin kendisini bile bile feda ettigini ortaya gikaracak- 
ti. 7 

Ancak Darwin "ya§am mucadelesi"nin evrensel bir kanun oldu- 
guna inandirmi§ti kendisini. Sonra da, dogadaki canhlar icin yazdigi 
bu senaryoyu aynen insan toplumlanna atfetmi§ti. Insan lrklannin ki- 
yasiya bir ya§am miicadelesi siirdurduklerini du§unmu§tu. Dahasi, bu 
miicadelenin evrimsel geligme icin gerekli oldugunu, yani bazi insan 
irklarinin yok edilmesinin insanhgin geli§mesini saglayacak bir siirec 
sayildigini savunmu§tu. 

Evrim teorisinin insan toplumlanna uygulanmasiyla ortaya cikan 
bu irkgi goriis. "Sosyal Darwinizm" olarak bilindi. 19. yiizyildaki biitiin 
irkgi du§unceler de Sosyal Darwinizm'den ilham aldilar. Bu irkcilarin 



) DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

baginda ise, tahmin edilebilecegi gibi "Beyaz Adam'in iistunlugu"nu 
savunan somiirgeciler geliyordu. Somiirgecilik, Kristof Kolomb done- 
minden beridir ortaya atip da bir tiirlii "bilimsel" bir aciklamayla des- 
tekleyemedigi "yerliler bir tiir havyandir" iddiasina ilk kez bilimsel go- 
runumlu bir dayanak saglamis. oluyordu. Bu nedenle Darwin'in teori- 
si, somiirgecilige taraftar olan cevrelerden kisa siirede biiyiik bir des- 
tek gordii. Hintli antropolog Vidyarthi, bunu §6yle aciklar: 

Danuin 'in ortaya attigi 'en giigliilerin hayatta kalmasi ' du§uncesi, insa- 
noglunun kiiltiirel bir evrim siirecinden gegtigine ve en iist kademenin Be- 
yaz Adam'in medeniyeti olduguna inanan sosyal bilimciler tarafindan co§- 
kuyla kar§ilandi. Bunun bir sonucu olarak, 19. yiizyihn ikinci yansindaki 
Bahh bilim adamlannin gok biiyiik bir kismi irkgihgi §iddetle benimsediler. 6 

Sosyal Darwinizm ve Somiirgecilik 

Evrim teorisinin gunumiizdeki en onde gelen savunuculanndan 
biri olan Harvard Universitesi paleontologu Prof. Stephen Jay Gould, 
Darwin'in Turlerin Kokeni adh kitabi hakkinda §6yle der: "Bundan son- 
ra kolelik, somiirgecilik, irksal farkhhklar, simf yapilan ve cinsiyetin rolii He 
ilgili argiimanlar artik ozellikle bilim adi alhnda yuriitiilecektir. " 9 Gould'un 
sozleri dogrudur. Gercekten de saydigi bu kavramlar, Darwinizm'in 
ortaya cikmasindan sonra "Sosyal Darwinizm" adi altinda bilimsel bir 
goriinume burunmugtiir. 

I§gal, somiiru, baski ve zuliim elbette her zaman insanhk tarihi- 
nin bir parcasi olmugtu. Ancak evrimcilerin kendilerinin de itiraf etti- 
gi gibi, Darwin'in ortaya attigi teori sayesinde, bu gayri ahlaki eylem- 
lerin dayandinlabilecegi ve me§ru gibi gosterilebilecegi bir gerekce bu- 
lunmu§tu artik. Bu teorinin temelinde yatan "guclii olanin hayatta kal- 
masi" mantigiyla, Darwin'in ardindan ortaya cikan irkci ogretiler bag- 
dagtinhnca, ortaya somiirgeciligin ve diger her tiirlii baskici sistemin 
megrulagtinlabilecegi bir formiil cikmi§ti. 

Darwin, ortaya attigi biyolojik evrim prensiplerinin insan toplu- 



Somurgeciligin Manttgi ve Sosyal Lhmcii 



luguna da uygulanmasi gerektigini on gormugtu. Ornegin 1869'da H. 
Thiel'e yazdigi bir mektupta §6yle diyordu: 

Benim turlerin degi§imi hakkinda kullandigim bah§ aqmna benzer fikirle- 
rin ahlaki ve sosyal sorunlar uzerine uygulandigini goriiyorum ve bu 
konuyla oldukqa fazla ilgilendigime inanmahsin. Onceleri kendi goru§leri- 
min bu kadar farkli ve gok onemli konulara uyarlanabilecegi bana pek ger- 
gekle§ebilir gibi gelmemi§ti. w 

Boylece dogal seleksiyon, adaptasyon gibi evrimcilerin kullan- 
diklan terimler antropoloji, sosyoloji, tarih ve felsefenin de simrlari 
icinde incelenmeye ba§landi. Meydana gel en doktrine Sosyal Darwi- 
nizm denildi. 

Sosyal Darwinizm'in prensipleri goyledir: Diinya iizerinde insan- 
lar, irklar, uluslar ve medeniyetler hayatta kalma miicadelesine kitlen- 
mi§ler ve bu ugurda digerleriyle biiyiik bir rekabete girmi§lerdir. Ge- 
li§mi§ medeniyetler atalanndan degerli ozellikler almiglardir ve bu on- 
lan digerlerinden iistiin kilan bir ayricaliktir. Az geli§mi§ kiiltiirler ise 



1 



Mismeasure 
of Man 



Yanda Stephen Jay Gould'un Dar- 
win'in'Tur/er/n Kokeni "adli kitabi hak- 
kindaki fikirlerine yer verdigi kitabinin 
kapagi, altta ise Stephen Jay Gould. 




! DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

yakinda yok olacaklardir ve buna mahkumdurlar. Bu nedenle doganin 
diizeni, guclii ve medeni uluslann, zayiflann elindeki kaynaklan kul- 
lanmalarmi gerektirir. Bunu yaparken her yol ve yontem serbesttir, ah- 
laki degerlere gerek yoktur. Dunyanin her yerinde medenilesmis ulus- 
lar, irklar ve bireyler kendilerinden daha geri olanlan yonetme ve so- 
murme hakkina sahiptir. Bu, -sozde- doganin oziinde olan bir kanun- 

Gunumiizdeki evrimciler Sosyal Darwinizm'i "Darwinizm'in 
yanhs bir yorumu" olarak gostermeye cahsirlar ve Darwin'in gercekte 
irkci olmadigi imajini vermeye cabalarlar. Oysa gercek bunun tarn ak- 
sidir. Sosyal Darwinizm, bizzat Darwin'in kendi eseridir. Alman tarih- 
ci Hans Ulrich Wehler de, bu gercegi "ilk Sosyal Darwinist'in Dar- 
win'in kendisi oldugunu" belirterek aciklar: 

Danvin, teorilerinin insan topluluguna uygulanabilir oldugunun ka- 
niti olarak Avrupa 'da ve ozellikle de Amerika 'da "Aryan " olarak adlandm- 
lan irkin yiikseli§ini daha da geli§tirerek gosteren ilk Sosyal Darwi- 
nist 'tir. Hatta bu sekilde Sosyal Danuinizm'in irkci yorumu icin de bir yol 
agmi§hr. n 

Benjamin Farrington da What Darwin Really Said? adh eserinde bu 
gercege isaret ederek, Darwin'in kendisini izleyenleri biiyiik yanhslara 
yonelttigini soyler. Farrington'a gore Darwin'in soz konusu goriisleri 
"insanin toplumsal, psikolojik, etik niteliklerinin bile kahtimla gecece- 
gi ve dogal ayiklanma yasasinin kapsamina girecegi yolundaki goriis- 
leriydi. Bu goriisler tehlikeli cikanmlara yol agabilecek bir yanilginin 
urunuydiiler." 12 

Evrim teorisinin onde gelen savunuculanndan Stephen Jay Gould 
da aym gercegi kabul eder. Gould'a gore "Irkgihk hakktndaki biyolojik 
tarhsmalar 1859' dan once de yaygindir, fakat evrim teorisinin kabuliinun 
ardindan gapi biiyumustur. " 13 

Iste Sosyal Darwinizm, bu gibi sozde bilimsel iddialariyla, 19. 
yuzyil Avrupa emperyalizmine aradigi kultiirel destegi saglamistir. 



Somtirgeciligin Manttgi ve Sosyal Darwinizm 1 

"Yerliler giidulmesi gereken bir tiir hayvandir" fikrini asirlardir savun- 
maya cah§an somiirgecilik, ilk kez Darwin sayesinde bu fikre "bilim- 
sel" bir zemin bulmu§tur. Bu nedenle de Darwinizm'in 19. yiizyil Av- 
rupa somiirgeciligiyle, ozellikle de Ingiliz emperyalizmiyle ic ice geli§- 
mis. bir teori oldugunu soyleyebiliriz. Teori, emperyalizme hizmet et- 
mi§ ve bu hizmeti nedeniyle de emperyalizmin "beyin takimi" tarafin- 
dan desteklenmi§tir. 

Isvicre Federal Teknoloji Enstitusii Yerbilimleri Bolum Ba§kam 
Kenneth J. Hsu, Is Darwinism Science? (Darwinizm Bilim Midir?) ba§lik- 
h makalesinde Darwinizm'in bu yoniinii §6yle vurgular: 

Her ne kadar savastan soma hayatta kalabildiysek de, biz, ki§iler, smtflar, 
milletler ya da irklar arasmdaki rekabetin, hayatm dogal sonucu oldugu ve 
tistiin olamn gugsiiz olanin mahna mulkiine el koymasmin dogal oldugunu 
farz eden zalim bir sosyal ideolojinin kurbanlanydtk. Bu ideoloji 19. 
yiizyil ve daha sonrasinda bilimin dogal bir yasasi, diger bir deyisle 1859 'da 
Charles Darwin tarafindan Tiirlerin Kokeni'nde guclu bir sekilde belirtil- 
mis olan evrimin mekanizmasiydi. u 

Emperyalizm, sadece Darwin doneminde degil, daha sonra da 
Sosyal Darwinizm'den destek bulmu§tur. Nitekim bu ideolojiyi be- 
nimseyen Charles Pearson'un sozlerinde bu gercek iyice belirginlegir. 
Pearson, "uygar uluslar arasmdaki ya§am kavgastnin, bilimin, endiist- 
rinin, uygarhgin silahlariyla yapildigini, ama onlarin asagi uluslara karst 
yapttklari ya§am kavgasim toplartyla yapma hakktna sahip oldukla- 
rtni" soyler. 15 

Sosyal Darwinizm ve Vahsi Kapitalizm 

Sosyal Darwinizm sadece emperyalizmi degil, bir yandan da em- 
peryalist iilkelerin kendi iglerinde uyguladiklan ve diger iilkelere de 
ihrac etukleri "vah§i kapitalizm"i desteklemek icin kullamlmigtir. 

Vah§i kapitalizm terimi, ekonomiye hicbir devlet diizenlemesinin 
yapilmadigi, zengin ve fakir kesimler arasinda dev ucurumlar olu§tu- 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 



gu ve hicbir etkin sosyal adalet mekanizmasimn galigmadigi ekonomik 
sistemleri tarif icm kullamlir. Boyle bir diizende, fakirlere, dii§kunlere, 
sakatlara destek verilmez, §efkat gosterilmez. Vahgi kapitalizm, her bi- 
reyin kendisini "kurtarmakla" yukumlii oldugunu ve bu acimasiz ya- 
ngta ba§ansiz olanlann cezalanni cekmeleri gerektigini varsayar. 

Vah§i kapitalizm en cok 19. yiizyilda etkili olmu§tur. Sistem en 
acimasiz bicimde Ingiltere'de isdetilmig, buradaki a§in derecede zengin 
bir sinif, yonetimleri altindaki fakirleri acimasizca somurmu§lerdir. 8 
ya§indaki cocuklann komiir madenlerinde giinde 16 saat cali§tinldigi, 
i§cilerin adeta birer yiik havyani gibi kullamldigi bu sistem, uzun ve 
kanh tepkilerin ardindan zamanla yumugamis. ve 20. yiizyilda "sosyal 
devlet" anlayi§ina donu§mugtur. Ancak bugiin de hala diinyada vah§i 
kapitalizmi savunan ideologlar vardir ve bu sistem geligmekte olan iil- 
kelerin bir kisminda fiili olarak ya§anmaktadir. 

19. yiizyildan bugiine dek, vah§i kapitalizme, aradigi "bilimsel" 
destegi saglami§ olan yegane kavram ise yine Sosyal Darwinizm'dir. 
Sosyal Darwinistler, irklara ve milletlere atfettikleri "yagam kavgasi" 
kavramini, toplumlarin icindeki birey ve siniflara da atfetmigler ve 
vahgi kapitalizmin "doga kanunlanna uygun" bir sistem oldugunu sa- 
vunmuglardir. 

Vah§i kapitalizme evrim kav- 
ramlanyla acikca destek veren en iin- 
lii isim, Darwin'in cagdagi olan Ingi- 
liz sosyolog Herbert Spencer'di. 
(1820-1903) Spencer, Darwinist ogre- 
tiyi biiyiik bir heyecanla benimsemig, 
sonra da bunu sosyolojiye uyarla- 
mi§ti. Toplum icindeki bazi insanla- 
rin dogal olarak digerlerinden iistiin 
oldugunu one surmu§tii. Buna gore 
daha zayif olanlar yok olacak ve in- 




Somurgeciligin Mantigi ve Sosyal Lhmcii 



sanhgin gelecegini daha iyi olanlar surdiirecekti. Spencer fakirlerin, 
zeka oziirliilerin ve diger bagimh olan kisilerin yaranna uygulanan 
saglik programlarinin, niifus arti§ini besledigini ve uzun vadede bu- 
nun topluma zarar verecegini savunmu§tu. Bundan ba§ka hifzisihha 
(kamu sagligini koruma) onlemlerine, zorunlu agilamalara da, kendi 
sagliklarim du§uniip gerekli davrani§lan gosteremeyecek kadar "ap- 
tal" insanlarm bunun sonuclanna katlanmalan gerektigini soyleyerek 
cephe almaktan cekinmemigti. Spencer'a gore ideal toplumda bu tiir 
toplumsal yasalar; yoksullara yardim amaciyla evrimin dogal seleksi- 
yon yasalanna ters diigen kanunlar bulunmayacakti. 16 

Spencer'a gore egoizm, toplumlardaki evrim siirecinin en onemli 
dinamigi idi. Bir yazisinda §6yle diyordu: "Eger insanlar ya§ayabilecek 
kadar geli§mi§lerse ya§arlar ve ya§amalan da iyidir. Eger ya§amaya dege- 
cek kadar geli§mi§ degillerse olurler ve olmeleri daha iyidir. " 17 

Sosyal Darwinizm'i savunanlann bu ifadeleri §efkatin, merhame- 
tin, yardimla§ma ve fedakarhgin bir yana itildigi, insani degerlerin ta- 
mamiyle yitirildigi Darwinist mantigi tarn anlamiyla yansitir. Darwi- 
nizm'in carpik mantigi Sosyal Darwinizm'le belirginle§ir, irkcilik, dii§- 
manlik, kin, sava§, zuliim gibi insanhk di§i eylemlerle ortaya cikar. 

Sosyal Darwinistler, bir toplum icinde sosyal adalet saglamak, fa- 
kirlere, sakatlara yardim etmek icin yapilan 
diizenlemelere de §iddetle kar§i cikmiglar, 
bunun "evrimin yasalanna aykin" oldugu- 
nu soylemiglerdir. 

Ornegin Charles Darwin'in kuzeni 
olan Francis Galton 1859'da yayinladigi He- 
reditary Genius (Kahhmsal Deha) adli kitabi- 
na sosyal yardim programlarina karsi ci- 
karak ba§lamigtir. Aym §ekilde Sosyal Dar- 
winci Tille "yoksullugu onlemeye kalkip 
yenilmig simflara yardim etmenin, evrimi 




) DARWIMZM'iN TURK DUSMANLIGI 

saglayan dogal ayiklanma yasasina set cekmek anlamina gelecegini" 
soylemigtir. 18 

Sosyal Darwinizm'in en unlii kuramcilanndan biri olan Amerika- 
h Profesor E. A. Ross'a gore ise, "Hiristiyanhgin ortaya attigi toplumsal 
yardimlagma ve hayirseverlik kavramlan, geri zekalilann ve aptallarm 
iiremelerine ve cogalmalanna yarayan bir koruyucu kalkanin geligme- 
sine" neden olmugtur. "Devlet, sakatlan, ornegin sagir-dilsizleri koru- 
ma altina almakta, sonra da bunlar iireyerek sakat bir irk olugturmak- 
ta"dirlar. Turn bunlara dogal evrimsel geli§meyi engelledikleri icin 
kar§i cikan Ross'a gore, "diinyayi bir cennet yapmamn yegane yolu", 
turn "aptallan, beceriksizleri ve sakatlan" kendi hallerine birakarak do- 
gal seleksiyon siiresi icinde ayiklanmalarmi beklemektir." 

Olayin en onemli yam ise, bu fikirlerin "Darwinizm'in yanhg bir 
yorumu" degil, Darwinizm'in bizzat kendisi olu§udur. Benjamin Far- 
rington'in WJiat Darwin Really Said? (Darwin Gercekten Ne Dedi?) adli ki- 
tabinda vurguladigi gibi, "insan toplumlannda zayiflarm giicliiler ta- 
rafindan elimine edilmesine megruiyet saglayacak olan argiiman" Dar- 
win tarafindan bilincli olarak geligtirilmigtir. 20 

Darwin: Ingiliz Emperyalizminin Sozcxisti 

Tiim bu gercekler, kar§imiza Charles Darwin ve ortaya attigi ev- 
rim teorisi hakkinda onemli bir tablo gikarmaktadir. Darwin'in teorisi- 
nin iki onemli kavrama destek sagladigini incelemi§ bulunuyoruz. 
Bunlar, emperyalizm ve vah§i kapitalizmdir. Darwin, "irklar arasi ya- 
§am miicadelesi" kavramiyla emperyalizme, "bireyler arasi ya§am mii- 
cadelesi" kavramiyla da vah§i kapitalizme zemin saglami§tir. 

Burada bir nokta hemen dikkati cekiyor: Bu her iki kavram da, 19. 
yiizyil Ingilteresi'ni tammlamak icin kullamlabilecek en ideal iki kav- 
ramdir. Bir bagka deyigle, 19. yiizyil Ingilteresi'nin en onemli iki ozel- 
ligi, emperyalist ve vah§i kapitalist bir iilke olmasidir. 



Somtirgeciligin Manttgi ve Sosyal Darwinizm 2 

Bu ise, Darwin'i kar§imiza, ingiliz Imparatorlugu'nun cikarlarim 
gozeten ve Ingiliz emperyalizmine me§ruiyet kazandirmaya cah§an 
bir kigi olarak cikarmaktadir. Elbette ki Darwin'in teorisi sadece bu si- 
yasi amaclarla sinirli sayilamaz; Darwin'in en biiyiik hedefinin mater- 
yalist felsefeye destek olmak ve dogaya materyalist bir aciklama getir- 
mek oldugu aciktir. Ama Darwin, teorisine bilincli olarak siyasi bir yon 
de kazandirmigtir. Bilincli olarak, Ingiliz emperyalizmine ve vahsi 
kapitalist diizene destek saglayacak yorumlar yapmistir. Bununla, 
Ingiltere'yi yoneten giic odaklarimn goziine girmek ve boylece teorisi- 
ne iistii kapali da olsa "resmi" bir destek bulmak istemis. olmasi miim- 
kiindiir. Ya da gercekten Ingiliz emperyalizmine inanan, iilkesinin si- 
yasi sistemine megruiyet kazandirmaya cali§an bir tiir irkci-milliyetci 
olmasi da mumkundiir. Ama her iki alternatif de sonucta aym kapiya 
cikmaktadir: Darwin 19. yiizyil Ingiliz emperyalizminin sozcusiidiir. 

Bu gercek bazi onemli bilim adamlan tarafindan da te§his edil- 
mi§tir. Ornegin Kenneth J. Hsu, 19. yiizyil Ingilteresi'nin (bu yiizyilda 
Britanya'nin tarihine damgasim vurmus. olan Kralice Victoria'nin adiy- 
la "Victoria Ingilteresi" olarak da bilinir) siyasi hesaplan ile Darwinizm 
arasinda bag kurmaktadir. Ingiltere'nin (^in'e kargi girigtigi ve bu iilke- 
yi "acik pazar" haline getirmeyi hedefleyen "Afyon Savaglan" sirasin- 
da, Darwinist mantiklarm sikca kullamldigina dikkat ceken Hsu, §u 
yorumu yapar: 

Charles Darwin, Victoria donemi iqin ideal bir bilim adami, Cin'e zorla af- 
yon satabilmek iqin bu tilkeyi i§gal eden ve bunu serbest ticaret ve 'en giig- 
lulerin hayatta kalmast' knrahna dayandiran iilkenin (ingiltere'nin) bilim- 
sel dayanagidir. 21 

Charles Darwin'in Ingiliz emperyalizminin sozciisii oldugunu 
te§his etmek, bizim acimizdan son derece onemlidir. CTiinku bilindigi 
gibi, 19. yiizyilda Ingiliz emperyalizminin hedef aldigi iilkelerin ba§in- 
da Osmanh Imparatorlugu ve dolayisiyla Turk Milleti gelmektedir. 

Ve Darwin "emperyalizm sozculugii" gorevini, belki her§eyden 
cok Tiirk du§manhgim koriikleyerek yapmi§tir. 



ingiliz Sdmurgeciligi 
ve Osmanli 



n 



ngiltere 19. yuzyilin en biiyiik siyasi gucuydii. ABD'nin 20. 
BL yiizyilda elde ettigi "super giic" konumu, 19. yiizyilda Ingil- 
tere'ye aitti. Britanya Imparatorlugu, diinyamn en guclii donanmasina 
sahipti ve Hindistan'dan Giiney Afrika'ya, Misir'dan Avustralya'ya ka- 
dar uzanan bir cografyada koloniler edinmi§ti. Ingiltere diinya ticare- 
tinin de en giiclii unsuru ve belirleyicisiydi. Bugiin "dolar" nasil en ge- 
cerli uluslararasi para ise, 19. yiizyilda da "pound" diinya piyasalarma 
hakimdi. 

Ingiltere'nin siyaseti daha fazla somiirge elde etmek ve bu so- 
miirgeleri olabilecek en "verimli" §ekilde kullanmak hedefi iizerine ku- 
ruluydu. Benzer hedeflere Fransa da sahipti ve iki iilke arasinda kiya- 
siya bir "somiirgelegtirme" yan§i siiriiyordu. Yiizyihn sonlarma dogru 
Almanya da bu miicadeleye katildi ve daha onceleri ba§ta ingiltere ve 
Fransa olmak iizere diger Avrupah iilkeler tarafindan payla§ilmi§ olan 
somiirge bolgelerinden pay kapma cabasina girdi. Ote yandan Rus Im- 
paratorlugu da topraklarim geni§letme, sicak denizlere inme stratejisi 
nedeniyle bu yan§in icinde ilginc bir yer tutuyordu. 19. yiizyil iizerin- 
de cah§an tarihciler Avrupah giicler arasindaki bu somiirge yarigini 
"Biiyiik Oyun" olarak tammlarlar. 19. yiizyildaki uluslararasi iligkilerin 
en onemli faktorii bu Biiyiik Oyun olmu§tur. 

Biiyiik Oyun icinde Osmanli Imparatorlugu 'nun miistesna bir ye- 
ri vardi. Ciinkii Imparatorluk, Balkan Yanmadasi'nin bati sinirlanndan 



ingiliz Som urged Hgi ve Osmanh 




II. Abdulhamit 



Arabistan Yanmadasi'nm en ucu- 

na kadar uzanan ve turn Ortadogu 

ile Kuzey Afrika'yi icme alan dev 

bir cografyayi kontrol ediyordu. 

Ancak Imparatorluk biiyiik bir as- 

keri gucle elde ettigi ve asirlar bo- 

yunca da istikrar ve diizen icinde 

yonettigi bu cografyayi kontrol et- 

mekte zorlanir hale gelmi§ti. Bu- 

nun en onemli teknik nedeni, Im- 

paratorlugun Bati'daki geligmeler 

kar§isinda kayitsiz kalmasiydi. 

Osmanh imparatorlugu, Batih 

giiclerin geli§tirdikleri teknolojiye 

uzunca bir siire kayitsiz kalmi§, devlet yapisim giiclendirmek icin uy- 

gulanmasi gereken reformlan cok gee devreye sokmu§tu. 19. yiizyilda 

bu sorunu en isabetli bir bicimde teghis eden ve cozumii icin de etkili 

tedbirler alan hiikumdar Sultan II. Abdulhamid oldu. Abdiilhamid, or- 

dudan donanmaya, posta hizmetlerinden demir yollanna, bilimsel 

egitim veren okullardan modern askeri mekteplere kadar her alanda 

ciddi bir modernlegme programi ba§latti. (Ancak Abdiilhamid'in acti- 

gi okullarda okuyup yeti§en bir kisim "yeni yetme" subay bu progra- 

min onemini kavrayamayarak birtakim Batih ideolojilere kapilacaklar, 

sonunda biiyiik Sultan'i tahtindan indirecekler ve kendi ki§isel hirsla- 

nnin ve maceraperestliklerinin sonucunda dev imparatorlugu on yil 

icinde coku§e gotiireceklerdi.) 

Osmanh Imparatorlugu'nun bu durumu, Biiyiik Oyun'un hakim- 
lerini cok yakindan ilgilendiriyordu. Ciinkii Imparatorlugun kontrol 
ettigi topraklar tek kelimeyle "i§tah kabartici" idi. Rusya zaten coktan 
beridir Osmanh topraklarim i§gal ederek Istanbul ve Canakkale'yi ele 
gecirmek, boylece Akdeniz'e cikig saglamak istiyordu. Ingiltere ve 



) DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

Fransa acisindan da imparatorlugun Kuzey Afrika ve Ortadogu'daki 
topraklan gok onemliydi. Ozellikle 19. yiizyihn sonlannda petroliin 
oneminin kegfedilmesi, daha sonra da en zengin petrol yataklarinin 
Ortadogu'da bulundugunun anla§ilmasi, Osmanh'yi Biiyiik Oyun'un 
en onemli hedefi haline getirdi. 

Biiyiik Oyun'un en onemli unsuru ise, ba§ta da belirttigimiz gibi, 
19. yiizyihn super giicii olan Ingiltere'ydi. 

Ingiltere'nin Osmanli Siyaseti 

Ingiltere'nin somiirgecilik yan§imn en onemli unsuru oldugunu, 
bu yan§in da Osmanh'yi hedefledigini belirttik. Ancak bu te§his, 19. 
yiizyihn son ceyregi ile 20. yiizyihn ilk ceyregini icine alan donem icin 
gecerlidir. Bundan once, yani 19. yiizyihn onemli bir boliimiinde, Ingil- 
tere, birtakim stratejik cikarlan geregi, Osmanh'ya kargi dostca bir po- 
litika izlemi§tir. 

Ingiltere'nin Osmanli Devleti ile olan iligkileri Britanya Impara- 
torlugu'nun Yakin Dogu'da onemli topraklar elde etmesiyle bagladi. 
Ticari anla§malarla sinirh iligkiler 1757'de Ingiltere'nin Hindistan'i ele 
gecirigiyle siyasi ve stratejik bir onem kazandi. Osmanli Imparatorlu- 
gu Hindistan'a kadar uzanan hem kara hem de deniz yollanna sahip 
giiclii bir imparatorluktu ve Ingiltere iyi iligkiler kurmayi tercih etmig- 
ti. 

Ingiltere'nin 19. yiizyihn biiyiik boliimiinde Osmanli yanhsi bir 
siyaset izlemesinin en biiyiik nedeni ise, Rusya faktoriiydii. Ingilizler 
Rusya'yi tehlikeli bir giic olarak goriiyorlar ve Moskova'nin sicak de- 
nizlere yayilma stratejisini endige ile izliyorlardi. Rusya'nin bu hedefi- 
nin engellenmesinin en etkili yolu ise, Osmanlinin Rusya kargisinda 
desteklenmesiydi. Ingiltere icin Osmanli Kuzey Asya'daki Rus niifuzu 
ile giineydeki kendi etki alani arasinda iyi bir tampon bolge ve ayinci 
duvardi. Bu diigiinceyle Ingiltere, yiizyihn ortalanndan itibaren ortak 



ingiliz Somiirgeciligi ve Osmanh I 

bir strateji izlemeye ba§ladigi Fransa'yi da yanina alarak, Osmanli'mn 
yaninda Rusya'ya kargi savaga bile girdi: 1853-56 yillarmdaki Kirim Sa- 
va§i, Ingiltere, Fransa ve Osmanh ittifakimn Rusya'ya kar§i kazandigi 
bir miicadeleydi. 

Ancak 1870'lere gelindiginde ingiltere'nin stratejisi ciddi bir bi- 
cimde degi§meye basdadi. ingilizler, Osmanli'yi Rusya'ya kar§i ayakta 
tutma politikasindan kademeli bir bicimde vazgecerek, Osmanli'yi 
parcalayip payla§ma planlan kurmaya ba§ladilar. Bunun en agik ifade- 
si ise, 1877-78 Osmanh-Rus Savagi'mn (93 Harbi olarak da bilinir) ar- 
dindan imzalanan Berlin Anla§masi idi. Savagta Osmanh ordusu bii- 
yiik kayiplar vermi§, Ruslar Kars, Ardahan ve Batum'u i§gal etmigler, 
Balkanlar'da ise Istanbul yakinlanna kadar ilerlemiglerdi. Bunun ar- 
dindan imzalanan Ayestefanos Anla§masi Rusya'ya cok biiyiik imti- 
yazlar tanidi ve i§gal edilen bolgelerin bir kismini da Rusya'nm yone- 
timine birakti. 

Ba§ta Ingiltere olmak iizere Avrupah giicler bu anlagmadan bii- 
yiik rahatsizhk duyarak Rusya'yi Berlin Konferansi'na katilmaya zor- 
ladilar. Bu konferans sonucunda kabul edilen Berlin Anla§masi (1878) 
ise ingiltere ve Fransa'nm "Osmanli'yi ayakta tutma" stratejisinin artik 
tarihe kan§tigini gosteriyordu. Berlin Anla§masi ile Osmanh, tarihinin 
en biiyiik toprak kayiplanndan birini ya§adi. Kars, Ardahan ve Batum 
Rusya'ya birakihrken, Balkanlar'da Osmanh topraklan adeta "dagitil- 
di" ve Sirbistan, Romanya, Bulgaristan, Karadag gibi bagimsiz devlet- 
ler meydana getirildi. Bosna-Hersek ise Avusturya-Macaristan'in i§ga- 
line birakildi. ingiltere ve Fransa Osmanli'mn parcalanmasina on ayak 
olmuslardi. 

Nitekim 1878'den sonra ingiltere'nin stratejisi cok acik bir bicim- 
de Osmanli'yi parcalamaya yonelik oldu. 1882'de bir Osmanh topragi 
olan Misir ingiliz ordulan tarafindan i§gal edildi. Bundan sonraki do- 
nemde ingiltere hep Osmanh aleyhtan bir politika izlemeye devam et- 
ti. ingiltere-Fransa ittifaki ile Rusya'nm 1907 yihnda biraraya gelerek 



! DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

"Uclii Antanfi kurmalan ise, ingiltere'nin Osmanh'yi parcalama konu- 
sunda Rusya ile aym fikirde oldugunu ac^ikga gosteriyordu. Nitekim 
bilindigi gibi, ingiltere I. Diinya Savagi'nda da Osmanli'ya savas. acan, 
Osmanli topraklarim iggal eden ve diger i§galcilere de (Ermeniler ve 
Yunanlilar gibi) en biiyiik destegi veren iilke oldu. 

Ingiltere'nin Propaganda Sava§i 

Kitabin onceki sayfalannda emperyalizmin yapisindan bahseder- 
ken, bu siyasi sistemin hemen her zaman icin bir tiir me§ruiyet arayi- 
ginda oldugunu incelemigtik. Somiirgeci iilkeler, uyguladiklan somu- 
riiye sozde hakh bir dayanak icin birtakim "kulturel" agiklamalar getir- 
mek zorunlulugu hissetmi§lerdi. I§gal edip somurgele§tirdikleri top- 
raklarda ya§ayan insanlan "ilkel, barbar, yan-insan canlilar" olarak ta- 
nimlami§lar ve boylece kendilerine dayanak bulmaya cah§miglardi. Bu 
tanima "bilimsel" bir kilif bulmak icin da caba gostermisler ve bunun 
icin ozellikle Darwinizm'i kullanmi§lardi. 

Emperyalizmin bu genel yontemi, Osmanli'ya kar§i da uygulan- 
di. Ingiltere, 19. yiizyilin son ceyreginden itibaren hedef aldigi ve so- 
murgele§tirmeye cah§tigi Osmanli Imparatorlugu'na kargi sistemli bir 
propaganda sava§i uyguladi. Bu propaganda sava§i icinde, Osmanli 
ordularimn hayali birtakim vah§et hikayeleri ile kotulenmesi, Osman- 
h'yi ayakta tutan biiyiik devlet adami Sultan Abdulhamid'in "Kizil Sul- 
tan" gibi anlamsiz ve cirkin bir yakigtirma ile yaftalanmasi gibi yon- 
temler yer ahyordu. Ancak en uzun vadeli ve etkili propaganda yonte- 
mi, Osmanh'nin asli unsuru ve yoneticisi olan Turk Milleti'ne kar§i 
kullamldi. Ingilizler, Tiirk Milleti'ni, "geri, barbar, ilkel bir millet" ola- 
rak tanimlamaya ve boylece Tiirk Milleti'ni somurgelegtirme projeleri- 
ne zemin saglamaya cah§tilar. 

Bu politikamn mimarlannin baginda, 1880-1885 yillari arasinda 
Ingiltere'nin bagbakanhgini yiiriiten William Ewart Gladstone geliyor- 



ingiliz Somiirgeciligi ve Osmanh I 

du. Gladstone, Tiirk Milleti'ne sayisiz hakaretler yoneltmis, ve turn 
bunlan da "Tiirkler Asya'nin iclerine geri siirulmelidir" §eklindeki em- 
peryalist projelerine dayanak olarak kullanmaya cah§mi!jti. Bir konu§- 
masinda aynen goyle diyordu: 

Tiirkler insanligtn insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin 

bekasi icin onlari Asya steplerine geri siirmeli veya Anadolu'da yok 

etmeliyiz. Turklerin alniz bir surette ortadan kaldi- 

nlabilir: Kendileri yok olmakla. 22 

Ittihat ve Terakki uyelerinden Ahmet Ihsan Matbuat Hahralarim 
adli eserinde Gladstone'dan §6yle soz eder: "Me§hur Gladstone (Ingiliz 
ba§bakani) ingiliz parlamentosunda eline Kuran 'i alip: Tiirkler bu kitapla 
yiiriidiikce medeniyete muzirdir (zararhdir)' demi§ti." 23 

Gladstone bu gibi sozlerinin yaninda birtakim propaganda mal- 
zemeleri de olugturuyordu. Londra'da Tiirkler ile ilgili "Bulgar Terorii 
ve Dogu Sorunu" isimli bir bro§iir yayinlamigti. Kisa siirede birkac 
baskisi yapilan brogiirle Ingiliz halki Tiirklere kar§i ki§kirtihyordu. 
Gladstone'un Osmanli'yi alabildigine kotiileyen bro§iiriinde, "Tiirkler 
i^in en iyi yol pill pirtilanni toplayip, gitmeleridir..." cagrisi yapil- 
mi§ti. Tiirk diigmanligi oylesine koriikleniyordu ki, Tiirkiye'ye sempa- 
ti duyan Muhafazakar Parti hiikiimeti bile bu sempatisini kaybetmi§ti. 
Andre Maurois "Ingiltere Tarihi" adli yapitinda "Gladstone arka arka- 
ya vermeye basTadigi nutuklarla Ingiliz kamuoyunu Tiirkiye aleyhine 
cevirdi" diye yazar. 

Gladstone 1880-1885 yillari arasinda bagbakan olarak iktidarda 
kalir ve onun zamamnda Tiirk diigmanhgi politikasi iyice yayilir. Ozel- 
likle basin Ingiliz kamuoyuna Tiirkliik ve Osmanhhk kavramlanna 
kar§i §iddetli bir beyin yikama programi uygular. Uydurma haberler, 
"Tiirk barbarligi", "Tiirk vahgeti" gibi baghklarla on plana cikanhr. 1897 
Tiirk-Yunan Sava§i'm yerinde izleyen Ingiliz milletvekili Sir Ellis Ach- 
mead Bartleti, anilannda Ingilizlerin Tiirklere kar§i birdenbire ba§lat- 
tiklan diigmanhktan §6yle bahseder: 



I DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

1894 yih Arahk ayini izleyen on ay iginde gazeteciler, kari§ikhklar hakkin- 
da ash ve esasi olmayan birtakim soylentilere dayanarak Tiirkler aleyhin- 
de en kotii §eyleri yazdilar. Bunlann dillerine doladiklari olaylarin 
ya hie ash yoktu, yahut gok onemsiz iken abarhlmisti. Gazeteciler gergek- 
te asla yapilmamis seylerden dolayi Tiirkleri ve Osmanh Hukumeti'ni vah- 
§et ve dehset He sugladilar. ingiltere'de dokuz ay hig mevcut olmayan haller- 
den dolayi Tiirkler, Turk askeri ve Osmanh Hiikiimeti hakkmda agir seyler 
yazdilar. Tiirkler, vahsice hareketler yapmakla suglandilar, iftiraya ugradi- 
lar. Bazi teroristlerin serbestge hareketlerini onlemek igin ahnan onlemler 
sonucu dogal olarak birkag yiiz ki§i oldii ise tngiliz gazeteleri bunu otuz, 
kirk bine gikarmaktan gekinmediler. 24 

Ingilizler bir yandan Osmanli'yi barbar, geri, ilkel, vah§i bir top- 
lum olarak gostermeye gah§irken, bir yandan da "Osmanh yikilmali- 
dir" mesajini verir. Osmanh Devleti'ne "Hasta Adam" II. Abdiilhamit'e 
de "Kizil Sultan" adini ingilizler takar. Ba§bakan Asquit bir konugma- 
smda: "Osmanh Devleti oliim dosegine yath. Diinya igin bir §er ve fena- 
lik yuvast olan bu hasta bir daha canlanmayacak" diye meydan 
okur. 25 Turn bu propagandalar, Ingiltere'nin Osmanli'yi parcalama 
stratejisi ile birlikte yurumektedir. 1898'de Ingiltere bagbakani Lord Sa- 
lisbury, Petersburg'daki biiyukelcisine gonderdigi direktifinde "Os- 
manh ulkesinin yartstnda ingiltere'nin, yartstnda Rusya'ntn sozilgeg- 
sin" 26 onerisinde bulunarak bu stratejiyi ifade eder. 

Ingiltere'nin turn bu Osmanh aleyhtan 
propagandasim dayandirdigi onemli bir un- 
sur vardi: Turk du§manhgi. Britanya yoneti- 
mi, somiirgeciligin genel kurahna uygun ola- 
rak, hedef aldigi toplumu "geri, ilkel, bar- 
bar" gibi sifatlarla tammlama ve kendisini 
hakh gibi gosterme yolunu secmigti. 

2. Me§rutiyetin ilam iizerine Ingiliz Sir 

E. Grey'in 11 Agustos 1908 tarihinde yazdigi 
William Ewart Gladstone 




ingiliz Somiirgeciligi ve Osmanh 




mektup bu yakla§imin bir ifadesiydi: 
"Tiirkiye'de olanlar dylesine harikadir ki, ana- 
yasayi uzun mtiddet devam ettireceklerini 
sanmiyorum. Irklarintn ve dinlerinin etki- 
siyle yeniden fiddete ve duzensizlige ka- 
yacaklardir." 27 

Lord Salisbury ise 1911 tarihli bir giz- 
li belgede Turkler ile ilgili olarak §6yle di- 
yordu: 

... Ayni maskara Osmanhhk devam ediyor. 

Fanatik cahil insanlar, barbar millet, 

kapitulasyonlann da kalkmasim istiyorlar. Turkler daima Turk kalacaklar, 

higbir zaman Avrupahla§amayacaklar . ,. 28 

Bu donemlerde Turk dugmanligi Ingilizlerin etkisiyle Amerika'ya 
da sicramigti. ABD'li senator Lodge'un sozlerinde bu durum §6yle be- 
lirginle§ir: "Istanbul Tiirklerden tamamen ahnmah, bir veba tohumu, savas- 
larin yarahcisi, komsulan icin bir hakaret olan Turkler Avrupa'dan silin- 
melidir..." 29 

1912 yilinda Wilson'a Morgenthau'nun Turkiye'ye elci olarak 
atanmasi onerildigi zaman ise ABD baskaru, "Tiirkiye diye bir §ey ol- 
mayacak ki, el^i gondermek gereksin" cevabmi 
vermigti ve ABD'deki Turk dugmanligini da § 
sozlerle ifade etmigti: "Amerika 'daki Tiirk diis- 
manhgi inanilmayacak olciidedir. Amerika ka- 
muoyunun onaylayacagi, Ermenilerin ya da her- 
hangi bir milletin Tiirklere karsi korunmasi- 
dir." 30 

Ayni tarihlerde ABD'den heniiz 
donen Tiirk dostu iinlii yazar Pierre 
Loti gordiigii Tiirk diigmanhgi kars> 
sinda hayrete diisjnus. ve §6yle de- 




DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 




mi§ti: "Heniiz yeni dondiigiim ABD'de, 
aleldde Tiirklerden soz edildigi zaman Asya 
a§iretleri, barbarlar gibi deyimler kullanil- 
maktadtr.. " 31 

Ahmet Riza da La crise de L 'Islam 
adh eserinde Batinin Tiirkler aleyhinde- 
ki propogandasini Batihlann agzindan 
goyle anlatir: "Klasik barbar ve zalim ti- 
pini muhafaza etmekte olan Tiirklerin Avru- 
pa 'da kalmalanna tahammiil etmek Avrupa 
medeniyeti igin bir lekedir; Tiirkler Avru- 
pa'dan kovulmahdir." 32 

Ancak ingiltere ve Avrupa'da hakim olan bu irkci riizgara kapil- 
mayan ve Turk insanim takdir edebilen sagduyulu kimseler de vardi. 
19. yiizyihn sonlannda Tiirkiye'ye yolculuk yapan Ingiliz yiizbagi Fre- 
derick Burnaby bu ender kigilerden biridir. Burnaby'nin Kilgilk Asya Se- 
yahatnamesi adh Osmanh'yi konu alan eserinde anlathklan hem objek- 
tif hem de gercektir. Ingiltere'de Tiirk du§manhginin kigkirtilmaya 
baglandigi ve Tiirklere kargi her turlii aleyhte faaliyetin hizlandigi bir 
donemde bu Ingiliz subayi Anadolu'da seyahat etmis. ve her§eyi bizzat 
yerinde incelemi§tir. Burnaby izlenimlerini §6yle aktanr: 

Tiirk ulusunu yerin dibine bahran, onu diinyada akla gelebilecek her tiirlii 
kotiiliikle suglayan iilkemizin insanlan hikayeler yazmayi birahp, Anado- 
lu 'da kiigiik bir yolculuga giksalar iyi ederler... Kendilerini Hiristiyan sayan 
yazarlar birgok konularda Kiigiik Asya'daki Tiirklerden ders alsalardi ke§- 
ke. 33 

Aym §ekilde Balkan Sava§lan sirasinda iilkemizde bulunan ya- 
banci ve tarafsiz bircok sava§ muhabiri Tiirkler hakkinda dogru tanik- 
hkta bulunmuglardir. "Madem ki Avrupa'da Tiirk askerlerinin yagma- 
ci ve insan oldiiriicii oldugunu yazanlar, iddia edenler bulunuyor. Bu- 
na kar§ihk §iddetle protesto etmek bizim gorevimizdir. Biz onlarda sa- 



ingiliz Somurgeciligi ve Osmanh 



bir ve dayanikhliktan, insaf ve dogruluktan ba§ka bir §ey gormedik ve 
hicbir zaman vah§ice davrani§lanna rastlamadik." 34 



I. Diinya Sava§i ve Kurtulu§ Sava§i'nda 
Ingiltere'nin Rolii 

Ingiltere'nin Osmanh Imparatorlugu'nu ve Turk Milleti'ni hedef 
alan propaganda sava§i, I. Diinya Sava§i ve Milli Miicadele yillannda da 
israria siirdii. Osmanh topraklarim Fransa ile payla§maya girigen Ingiliz 
yonetimi, bu istilasim megru gibi gosterebilmek icin 40 yildir siirdurdu- 
gii "barbar Tiirkler" masahni daha da giiclendirerek devam ettirdi. 

Ingiltere'nin ba§im cektigi Itilaf Devletleri tarafindan 1917 yihnda 
yayinlanan bir bildiride, Diinya Savagi'nin amacimn Avrupa uygarhgi- 
na yabanci gorulen Osmanh Imparatorlugu'nun Avrupa di§ina atilma- 
si oldugu acikca belirtildi. Miittefikler ABD ba§kam Wilson'un istegi 
iizerine 10 Ocak 1917'de acikladiklan sava§ amaclannda, "uygar diinya 
bilmelidir ki, Miittefiklerin sava§ amaglari her§eyden once ve zorunlu olarak... 
Avrupa uygarhgina kesinlikle yabanci olan Osmanh imparatorlugu'nun 
Avrupa disina atilmasim igerir" diyorlardi. 35 

Yine savas. yillannda Ingiliz savas. bakani olan Lord Kitchener 
"Turkiye'yi mahvedinceye kadar sava§a de- 
vam edecegiz" diyordu. 36 Donemin Ingiliz 
ba§bakani Lloyd George da savas. sirasinda 
verdigi memorandumda §6yle yazmi§ti: 

Arapga konu§an her yer Osmanh Imparator- 

lugu'ndan ahnmalt ve manda haline getiril- 

melidir. Tiirkler Anadolu 'nun biiyiik bir kis- 

mina sahip olacaklar, fakat Avrupa 'da hicbir 

toprak sahibi olamayacaklardir. Tiirklere bo- 

gazlarda ve denizlerde hicbir yer verilmeye- 

cektir? 7 

Lord Kitchener 




DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 




Turk du§mam Lord Curzon da Turklere 
besledigi du§manhgi cok ozet bicimde ifade 
ediyordu: "Turkler Avrupa'dan atilmalt- 
dir." 38 Aym hedef Ingiltere ba§bakam Lloyd 
George tarafindan da §6yle ifade ediliyor- 
du: "Turkler yiizlerce yil Avrupa 'da kaldilar ve 
Avrupa'daki biitiin belalarin basi oldular. Is- 
tanbul Tiirk degildir, Yunanhdir. Turkler 
oradan attlmalidir." 39 

Diinya Sava§i yillannda ifade edi- 
len bu Ingiliz niyetleri, savagin sonunda 
ise uygulamaya kondu. Sava§in galibi 

olan devletler, en agir bans. §artlarim Osmanh iizerine empoze ettiler. 
Tiirkleri "geri, barbar, ilkel" bir millet olarak gormeye o kadar §artlan- 
mi§lardi ki, miizakere etmeyi bile gereksiz buluyorlardi. Filistin'i i§gal 
eden Ingiliz ordularmin komutani General Allenby heniiz 15 Kasim 
1918'de: "Sorunlar Turkler He tarhsilmamah; ancak onlara isteklerin yerine 
getirilmesinin zorunlu oldugu soylenmelidir" 40 diyordu. Hemen arkasin- 
dan da: "Turkler icin askerlik meslegi tamamen kapanmi§tir" diyerek, 
askerlerin terhis edilmesi iglemlerini ba§latti. Ayni 
§ekilde donanmamiza da Ingilizler tarafindan el 
konuldu. Kazim Karabekir Pa§a Istiklal Harbi- 
miz adh kitabinda Ingilizlerin ordunun terhi- 
si sirasinda sergiledikleri cirkin tutuma da 
deginmi§tir: "Ingilizler, geli§igiizel nedenler 
yaratarak Osmanh subaylarim tahkir etmis- 
lerdir. " 41 

Sava§ sonrasmda imzala- 
nan Mondros Miitarekesi Os- 
manh imparatorlugu icin gok 
agir gartlar iceriyordu. Miita- 
Kazim Karabekir Pasa 




ingiliz Somiirgeciligi ve Osmanh I 

rekenin uygulama tarzi ise galip devletlerin Turk Milleti'ni yok etme 
hedeflerinin acik bir gostergesiydi. Ozellikle de 7. ve 24. maddenin hii- 
kiimleri Osmanh acisindan kabulii mumkiin olmayan icerikteydi. 
Maddelerden biri, gerekli goruldiigii hallerde stratejik noktalann i§ga- 
lini mumkiin kihyor, digeri ise bir kan§ikhk ciktigi anda Dogu Anado- 
lu Bolgesi'nin i§gal devletleri tarafindan i§gal edilebilecegini ongorii- 
yordu. Ingilizler miitarekenin hemen ardindan Musul gehrini iggal et- 
tiler, ki bu, anla§ma metnine uymayacaklarimn onemli bir gostergesi 
idi. Ciinkii anlagma metninde Musul'un iggaline yonelik bir madde 
mevcut degildi ve 7. maddenin uygulanmasim gerektirecek herhangi 
bir sebep de yoktu. Bundan ba§ka Ingilizler anla§ma metnine aykiri ol- 
masina ragmen Iskenderun'u da i§gal etmek istediler. Aynca Mondros 
Mutarekesinin 11. Maddesine gore Kars, Ardahan ve Batum Turklerde 
kalacagi halde Ingilizler bu eyaletlerin bo§altilmasim istediler. Ingiliz- 
lerin ba§im cektigi i§gal giicleri filolarim Istanbul onlerine cekerek, 
toplanni Dolmabahce ve Yildiz saraylarma cevirdiler. Ardindan Ingiliz 
i§gali bagladi. Meclis-i Mebusan'i siingiiyle dagitip, milletvekillerini 
siirgiine gonderdiler. 




9Arahk1917; 
Kudiis'iin ingi- 
liz Ordulan ta- 
rafindan isgali 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 




Ingiliz askerleri bu i§gal sirasinda iistle- 
rinden "Tiirklere yiiz vermemek ve agir bigimde ce- 
zalandirilacaklanni onlara duyurmak", Di§i§leri 
Bakani Lord Balfour'dan da "Tiirklerin yakinlas- 
ma ve dostluk kurma girisimlerinden de kaginmak" 
direktiflerini almiglardi. 42 

Mondros Miitarekesi Fransiz heyeti ba§- 
kani Berthelot Turkler icin §6yle diyordu: 

... Avrupa'dan gikarilmi§ olmalari, ahlaki ve ta- 

rihsel bir bakt§ agisiyla hukukun zaferini temsil 

etmektedir. Istanbul 'un Turkler tarafindan aim- 
mast Orta Qag'in sonunu isaretliyordu. istan- 

bul'u bo§altmalari da yeni bir gagin baslangi- 

cini gosterecektir. 43 

Elbette Avrupah devletlerin bu plani ba- Di§i§leri Bakani 

sariya ulagamadi. Ciinkii Turk Milieu, bizzat Lord Balfour 

varhgina kasteden bu dugmanlanni onurlu bir Milli Miicadele ile piis- 
kurttii ve bagimsizhgini korudu. Bu miicadele, emperyalist giiclerin 
on yillardir israria tekrarladiklan "Tiirkleri Avrupa'dan atma, yok et- 
me" planlanni da kesin olarak suya du§urmu§ oluyordu. Tiirk ordusu- 
nun Yunan iggaline kar§i gosterdigi bagarilar iizerine diizenlenen 
Londra Konferansi sirasinda Ingiliz Ba§bakani Lloyd George Tiirkleri 
"bir insanlik kanseri, kotii yonettikleri topraklann etine islemis bir yara " 
olarak tammlami§, ancak geli§meler kargisindaki endigesini §6yle ifa- 
de etmi§ti: "Bu belayt ve potansiyel dert kaynagint Avrupa'dan defet- 
mek gibi biiyiik bir firsati §u anda gergekten de kaginyor olabiliriz. " 44 

§ayet Kurtulus. Sava§i kazamlmamis. ve Lozan a§amasina gelin- 
memis. olsaydi ba§ta Ingiltere olmak iizere Batili devletler, bu emper- 
yalist plani hie tereddiit etmeden uygulayacaklardi. Ali Naci Karacan 
bunu §6yle anlatir: 

"Trakya Yunanistan'in olacakh; Istanbul beynelmilel (uluslararasi) olacak- 



ingiliz Somiirgeciligi ve Osmanh l 

ti; Bati Anadolu Yunan somiirgesi olacakti; Dogu Anadolu Ermenistan ola- 
caktt; Adana Fransiz somiirgesi olacakti; Antalya, italyan somiirgesi olacak- 
ti; ordumuz olmayacakh; donanmamiz olmayacakti; saray, biiyiik, kiigiik 
biit (in dcvletlerin denetiminde ve Orta Anadolu' da bir iki vilayet bu sara- 
yin giftligi hiikmiinde kalacakti. Maliyemiz, adliyemiz, nafiamiz, harbiye- 
miz, denizciligimiz, kara sinirlanmiz, bogazlarimiz, dogrudan dogruya ma- 
arifimiz ve biitiin diger miiesseselerimiz Saray 'in esir hiikiimetleri vasita- 
siyla yabanci kontrolii altinda bulunacakti. Tiirk Milleti kole, yabanci ve 
Hiristiyanlar Tiirk Milleti'nin efendisi olacakti. Niifuz bolgeleri cogra- 
fi birligi, milli egitimin kontrolii milli birligi imkansiz birakacak, yabancila- 
ra bagislanan imtiyazlar ekonomi ve ticarette kazang hakkini kaldirarak bii- 
yiik sehirlerde ve sahillerde yasayan Tiirkler dagitilacak, oyle istiyorlardi ki, 
olmez Tiirk Milleti olecek, bu milletin devleti sona erecek, Akdeniz ve Mar- 
mara sulannda bir daha tiirk bayragi goriinmeyecekti. istedikleri bu idi, 
"Sevres Antlasmasi"nin anlami budur. 

O zaman bir tek erimiz, bir tek silahimiz yoktu. Tek iimit ve kuvvetimiz §u 
idi: Neler oldugunu hepimiz biliyoruz. Kutsal ihtilal Izmir daglannda Yu- 
nanhlara, Antep kapilannda Adana istila kuvvetine, dogu stnirinda Erme- 




istanbul'un isgal giinii ingiliz bahriyelileri Galata Kopriisu'nden gecerken (16 Mart 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 




nistan kuvvetlerine kar§i koydu. Ermenistan't, Adana istilastnt, Yunanis- 
tan'i yendik. Antalya istilasi gekilip gitti. Gidenlere ne mutlu, gunkii canla- 
nni kurtardilar. Kalanlar ise Anadolu topraklannin altinda yahyorlar. Bu- 
giin Bah Anadolu, Dogu Anadolu, Adana, Trakya, Antalya, Hatay, bogaz- 
lar ve Istanbul bizimdir; ordumuz vardir, donanmamiz vardir, saray yoktur, 
maliyemiz, adliyemiz, nafiamiz, harbiyemiz, denizciligimiz serbesttir. Efen- 
diyiz. Cografi birlik, milli birlik gergekle§mi§tir. Tiirkiye'de en imtiyazh in- 
san yine Tiirk'tiir. Buyiikkiiguk bizimle savasan biitiin devletler TiirkMil- 
leti'nin iradesini onaylamislardir. htiklal Savasi'mn gayesi bu idi, Lozan 
Antlasmasi 'nin anlami budur. " 45 

Kisacasi, Ingiltere'nin ba§ini gektigi Avrupa emperyalizmi, Os- 
manh Imparatorlugu'nu yikarak Turk Milleti'ni ortadan kaldirmayi 
hedefledi. 19. yiizyihn sonu ve 20. yiizyilin ilk ceyreginin diinya siya- 
setini belirleyen en onemli unsurlanndan biri, bu "Osmanh'yi payla§ip 
yok etme" plamydi. 

O donemde "§ark Meselesi" olarak da bilinen bu plan, oncelikle 



ingiliz Somiirgeciligi ve Osmanh 

Ingiltere tarafindan yurutulmu§tu. Ingiltere ise, onceki sayfalarda in- 
celedigimiz gibi, bu plani sadece askeri ve siyasi giiciiyle degil, ayni 
zamanda bir "propaganda sava§i" ile yurutmugtii. Klasik somiirgeci 
yontemi kullamlmigti: Topragi i§gal edilip kendisi kolele§tirilecek olan 
millet, "geri, ilkel, barbar, vah§i" gibi sifatlarla karalanmigti. Hatta Ko- 
lomb zamamndan beri emperyalistler tarafindan dile getirilen "yan in- 
san" kavrami kullamlmis. ve aziz Turk Milleti icin "insanhgin insan ol- 
mayan numuneleri" denmigti. 

Bir ba§ka deyigle, Sosyal Darwinizm Osmanh Imparatorlugu'na 
ve Tiirk Milleti'ne kar§i devreye sokulmu§tu. Kendilerini cok "medeni 
ve ileri" sayan Bati'mn irkci emperyalistleri, Sosyal Darwinizm safsata- 
siyla tecaviizlerine dayanak bulmu§lar, Tiirk yurdu Anadolu'yu bolii§- 
meye kalkma curetini gostermiglerdi. (Janakkale'de, Galicya'da, 
Irak'ta, Kanal'da ya da Suriye'de Tiirk evlatlanna kur§un sikanlann 
dayandiklan "felsefi" temel, Sosyal Darwinizm'di... 

Ve Sosyal Darwinizm'i ozellikle Tiirk Milleti'ni hedef alacak §ekil- 
de formule eden ki§i de, bizzat Charles Darwin'di... 



Darwin'in Turk 
Milletine Bakisi 



/c 



. harles Darwin'i turn diinyaya tanitan kitabi, 1859'da yayinla- 
^^■^ nan ve teorisinin temel catisim iceren Tilrlerin Kokeni (Origin 
of Species) adh cah§masiydi. Bir ikinci iinlii caligmasi ise, "insanin evri- 
mi" konusundaki iddialanni ve irkci teorilerini dile getirdigi 1871 ta- 
rihli Insanin Tureyi§i (The Descent of Man) adh kitabidir. Bunlarm di§in- 
da Beagle gemisiyle yaptigi yolculugu ya da bazi bitki ve hayvanlar 
iizerindeki gozlemlerini konu alan caligmalan yayinlanmigtir. 

Bunlar cogunlukla teknik kitaplardir. Darwin'in goru§lerini, ozel- 
likle de ic diinyasim ve yakin cevresi ile payla§tigi dugiincelerini en iyi 
yansitan kaynak ise, olumiinden alti yil sonra oglu Francis Darwin ta- 
rafindan yayinlanan Life and Letters of Charles Darwin (Charles Dar- 
win 'in Hayati ve Mektuplan) adli kitaptir. Bu kitapta Darwin'in cok sa- 
yida mektubu vardir ve bu mektuplarda ilginc gorii§ler dile getiril- 
mektedir. 

Bu kitap yayinlandiktan sonra Ingiliz fikir adamlan arasinda 
onemli bir yanki uyandirmi§, ozellikle de Darwin'in taraftarlan, kita- 
bin her satirim inceleyerek kendilerine akil hocahgi yapan kiginin go- 
ru§lerini etiid etmiglerdir. 

Kitapta yer alan mektuplardan bir tanesi ise, oldukca onemli siya- 
si mesajlar tagidigi icin biiyiik dikkat cekmi§tir. Ozellikle Ingiltere'nin 
Osmanh Imparatorlugu'na cephe aldigi, Ingiliz ba§bakani Gladsto- 
ne'un "Tiirkler insanhgin insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin 



Darwin'in Hezeyani: 
■TMdei IPdk Dhrrtr 




THE 

LIFE AND LETTERS OF 

CHARLES DARWIN 

/«/><% "J! AttH&iogitiphhul Cla/ner 
FRANCIS DARW1 



Editoi lugunii Charles Darwin'in oglu Francis Darwin'in yaptigi "The Life and Letters Of Charles 
Darwin" (Charles Darwin'in Hayati ve Mektuplan) isimli kitabin gin's sayfasi. 






^■^^^H M^^M 



Soz konusu kitabin 285. (iistte) ve 286. (yanda) sayfalanndaki Tiirkler'e hakaretle 

dolu olan Darwin'in mektuplan. Darwin'in burada "Kafkasyali (Caucasian) irklar" 

dedigi irklar, Avrupahlar'dir. (Modern antropoloji, Avrupah irklann Kafkasya 

bolgesinden geldiklerini kabul eder.) 



) DARWIMZM'iN TURK DUSMANLIGI 

bekasi igin onlari Asya steplerine geri siirmeli veya Anadolu 'da yok etmeli- 
yiz " 45 gibi sozleri israria tekrarladigi bir donemde yayinlanan bu mek- 
tup kisa siirede onemli bir propaganda malzemesi haline gelmi§tir. 
Cunku Darwin'in bu mektuptaki fikirleri Gladstone'unkiyle ayni, hat- 
ta daha da fanatiktir. 

Soz konusu mektup, Charles Darwin tarafindan 3 Temmuz 1881 
tarihinde W. Graham adh bir bilim adamina yazilmi§tir. Darwin, mek- 
tubun giri§inde dogada bir amac ve anlam olmadigi yoniindeki klasik 
materyalist mantiklanni tekrar etmektedir. Ancak sonra konuyu dogal 
seleksiyon kavramina cekmekte ve dogal seleksiyonun "geri irklari" 
eleyerek medeniyetin geli§mesine katkida bulundugunu one siirmek- 
tedir. Darwin'in "geri irk" kavramina kendince ornek olarak gosterdigi 
millet ise Turk Milleti'dir. Darwin aynen goyle yazmaktadir: 

"Dogal seleksiyona dayah kavgantn, medeniyetin ilerleyi§ine sizin zannet- 
tiginizden daha fazla yarar sagladigini ve saglamakta oldugunu ispatlaya- 
bilirim. Dii§unun ki, birkag yiizyil once Avrupa, TURKLER tarafindan i§- 
gal edildiginde, Avrupa milletleri ne kadar biiyiik risk altinda kalmistx, ama 
artik bugiin Avrupa 'nin TURKLER tarafindan i§gali bize ne kadar giilung 
geliyor. Avrupa irklari olarak bilinen medeni irklar, yasam miicadelesinde 
TURK BARBARLIGINA kar§ lerdir. Dunyamn gok da uzak 

olmayan bir gelecegine bakhgimda,BU TUR A§AGI IRKLARIN COGU- 
NUN MEDENiLE§Mi§ YUKSEK IRKLAR TARATINDAN ELiMINE 
EDiLECEGINi (YOK EDiLECEGINi) GORUYORUM. " 47 
Bu satirlarda Turk Milled icin soylenen sozlerin birer hezeyan ol- 
duklari, fanatikce bir nefretin ve Tiirkliik hakkindaki derin bir cehale- 
tin iirumi olduklan aciktir. Nitekim bir sonraki boliimde Darwin'in bu 
hezeyanlarimn ne denli gercek di§i oldugunu Turk Milleti'nin tarihini 
ele alarak inceleyecegiz. Ancak bu noktada yapilmasi gereken, Dar- 
win'in bu sozlerini detayh olarak analiz etmek ve bu sozlerin amacini 
belirlemektir. 

Darwin'in bu hezayamm ciimle ciimle inceleyelim: 



Darwiriin Turk Milletine Bakip l 

1) Dogal seleksiyona dayali kavganin, medeniyetin ilerleyi§ine si- 
zin zannettiginizden daha fazla yarar sagladigini ve saglamakta oldu- 
gunu ispatlayabilirim... 

Darwin burada klasik Sosyal Darwinist mantigi kullanmakta ve 
insanhgin irklar arasindaki savag ve miicadele ile geli§tigini one siir- 
mektedir. Kitabin onceki boliimlerinde inceledigimiz gibi, bu, 19. yiiz- 
yil Ingiliz emperyalizminin temel fikri dayanagini te§kil eden koyu 
irkci bir gorugtiir. 

2) ... Du§uniin ki, birkac yiizyil once Avrupa, Tiirkler tarafindan 
i§gal edildiginde, Avrupa milletleri ne kadar biiyiik risk altinda kal- 
mi§ti, ama artik bugiin Avrupa'nin Tiirkler tarafindan i§gali bize ne ka- 
dar giiliinc geliyor... 

Darwin burada ise Turk Milleti'nin Osmanh doneminde Avru- 
pa'daki, ozellikle Balkan Yanmadasi'ndaki fetihlerinden soz etmekte- 
dir. Ancak kullandigi "i§gal" kavrami tarihsel olarak yanhgtir ve aslrn- 
da Tiirklere duydugu kinin bir ifadesidir. ^iinkii Tiirk Milleti Bal- 
kanlar'i "i§gal" etmemi§tir, fethetmi§tir. Bu ikisi arasinda onemli bir 
fark vardrr. Bir devlet bir topragi i§gal ederse, amaci orayi yagmala- 
mak, iizerinde ya§ayan halki ise ya siirmek ya da somurmektir. Ancak 
"fetih" farkli bir kavramdir. Fetih yapan devlet, ele gecirmis. oldugu 
topragi ve iizerinde yagayan halki sahiplenir, onu kendi biinyesine ka- 
tar, onlan diger vatanda§lan ile e§it konuma getirir. Fethettigi iilkeyi 
de imar eder, giizellegtirir, kalkindinr. 

Osmanh Imparatorlugu da Balkanlar'i fethetmi§tir. Fethettigi bu 
topraklardaki halklara biiyiik saygi ve hoggorii gostermig, onlan ken- 
di tebaasimn bir parcasi saymi§tir. Balkanlar'in dort bir yanini da imar 
etmi§, kalkindirmi§, geli§tirmi§tir. Bolgede cok sayida kervansaray ha- 
mam, koprii, cami, kiitiiphane, agevi in§a edilmigtir ve bunlann iistiin 
bir kiiltiiriin iiriinii olduklan bugiin herkesce kabul edilmektedir. 

Kisacasi "i§gal" ile "fetih" cok farkli kavramlardir. Bu nedenle 



S DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

1453'teki zafer, diinya literaturiinde "istanbul'un i§gali" olarak degil, 
"Istanbul'un fethi" olarak gecmektedir. Darwin ise bu kavramlan kasit- 
h olarak kan§tirmakta ve ozellikle "i§gal" kavramini kullanmaktadir. 
Amaci, elbette, Turk Milleti'ni "barbar" bir toplum olarak gosterebil- 
mektir. 

3) ... Avrupa irklari olarak bilinen medeni irklar, ya§am miicade- 
lesinde Turk Barbarhgina kar§i galip gelmi§lerdir... 

Darwin bu ciimlesinde uc ayn onemli mesaj vermektedir. Birinci- 
si, Avrupali irklari "medeni irklar" olarak tanimlayarak klasik irkci ve 
Sosyal Darwinist bakis. acisini tekrarlamaktadir. ikincisi, Sosyal Darwi- 
nizm'in bir diger onemli iddiasim yinelemekte ve "irklar arasi ya§am 
miicadelesi" kavramini kullanarak savag ve cati§manm milletleri geli§- 
tirdigini, uygarhgi ilerlettigini one siirmektedir. 

Darwin'in iiciincu mesaji ise, Tiirk Milleti'ni "barbar" olarak nite- 
leyi§idir. Darwin'in burada kullandigi kelime (hollow) eger birebir 
cevrilirse "karaktersizlik" anlamina gelir. Bu ifadeyle, Tiirkleri her- 
hangi bir ozgiin karakterden, meziyetten ve kiiltiirden yoksun bir top- 
lum, yani "barbar" bir millet olarak tammlamaya gah§maktadir. (Bu ta- 
nimlamamn asilsizligi acikca ortadadir. Ancak ilerleyen sayfalarda bu 
konuya daha genig olarak yer verecegiz.) 

4) ... Diinyamn cok da uzak olmayan bir gelecegine baktigimda, 
bu tiir a§agi irklarin ^ogunun medenile§mi§ yiiksek irklar tarafin- 
dan elimine edilecegini (yok edilecegini) goriiyorum... 

Darwin, en onemli mesajim — ve hezeyamm — bu ciimlesinde ser- 
gilemektedir. Soyledikleri aciktir: Tiirk Milleti'nin yakinda Avrupahlar 
tarafindan yok edilecegini one siirmektedir. Bu i§i gerceklegtirmesini 
umdugu Avrupalilan "medenilegmi§ yiiksek irklar" olarak tarif etmek- 
te, Tiirk Milleti'ne de kendince "a§agi irk" yakigtirmasi yapmaktadir. 

Ancak burada Darwin'in bu hezeyamm onemli bir mesajla birlik- 



Darwiriin Turk Milletine Bakip z 

te dile getirdigine dikkat etmek gerekir. Darwin, bu ciimleleri, "dogal 
seleksiyon medeniyetin ilerleyigine katkida bulunmaktadir" §eklinde 
bir girig yaparak soylemektedir. Yani Turk Milleti'nin yok edilmesi he- 
definin, doga kanunlarimn bir geregi oldugunu ve medeniyetin ilerle- 
yi§ine de katkida bulunacagini iddia etmektedir!... 

Darwinizm ile Turk Du§manhgi'nin 
Kopmaz Ili§kisi 

Darwin'in ortaya koydugu bu mantiklann Ingiliz emperyalizmi- 
nin Osmanli du§manhgi ile birebir uyum sagladigi ise cok aciktir. Dar- 
win, Ingiltere'nin Osmanh'yi s6murgele§tirme ve Tiirk Milleti'ni de ta- 
rihten silme planina sozde bilimsel bir zemin saglamaya caligmigtir. In- 
giltere'nin koriikledigi Tiirk diigmanligi akimina, bilimsel bir goruntu 
kazandirmayi hedeflemigtir. 

Darwin'in Tiirk Milleti ile ilgili bu sozlerinin, Ingiltere'nin Misir'i 
i§galinden bir yil onceye rastlamasi da oldukca anlamhdir. Anla§ilan 
Darwin, Ingiliz yonetiminin Misir'in i§gali ile basTayacak bir "Osman- 
h'yi parcalama" stratejisini kurdugu siralarda, "Tiirklerin yakinda yok 
olacaklarim goriiyorum, bu dogal seleksiyonun geregidir" diyerek, 
bu stratejiye katkida bulunmu§tur. 

Darwin'in bu sozlerinin o donemde son derece etkili oldugunu ise 
yeniden vurgulamak gerekir. Darwin fikirlerini ku§kusuz sadece bu 
mektupta degil, Ingiliz devlet adamlan ile olan temaslannda da ifade 
etmis. ve onlara Tiirk Milleti'nin yok edilmesi planina sagladigi "bilim- 
sel" destegi sunmugtur. Darwin'in bu mektubu 1888 yilinda yayinlan- 
diginda ise, Tiirk Milleti'ne kar§i yiiriitiilmekte olan propaganda sava- 
nna biiyiik bir destek saglami§, Tiirk du§manlan Darwin'in hezeyan- 
lanndan giic bulmu§lardir. 

Darwin'in Tiirk diigmanhgina sagladigi bu destegin etkisi, giinii- 
miizde bile siirmektedir. Ba§ta Almanya olmak iizere ce§itli Batili iilke- 



Darwin'in Hezeyani 

Neo-Naziier'in 
internet Sayfalannda 



\ £ J, 2 £. JL • ' Ji 




Darwin'in Turk Milleti hakkin- 
daki cirkin sozleri, bugiin neo- 
Naziler tarafindan propaganda 
malzemesi olarak kullanihyor. 
internetteki neo-Nazi siteleri, 
Darwin'in sozlerini temel alan 
makaleler yayinliyorlar. Ustte 
yeralan ve "beyaz irkin iistiin- 
liigu" slogamyla hareket eden 
"Stormfront" adli irk$i internet 
sitesi bunun bir ornegi. Aynca 
yine ayni sitede Darwin'i ve 
teorisini oven makaleler yer 



Darwiriin Turk Milletine Bakip t 

lerdeki neo-Nazi ve fa§ist gruplar, Tiirklere kar§i yuruttiikleri karala- 
ma kampanyasinda hala Darwin'in bu sozlerine atifta bulunmaktadir- 
lar. Internet'teki cegitli neo-Nazi sitelerinde, Darwin'in "Ari irkin iis- 
tunlugii" hakkindaki sozlerinin yaninda Turk Milleti hakkindaki heze- 
yani da yer almaktadir. Almanya'daki Turk soyda§lanmizi acimasizca 
katleden, evlerini kundaklayan, igyerlerini yagmalayan "dazlak'lar, 
Darwin'in gorii§lerinden giic bulmaya devam etmektedirler. 

Bu gercek, 19. yiizyilda Bati emperyalizmi tarafindan koriiklenen, 
o zamandan bu yana da cegitli cevreler tarafindan israria ayakta tutu- 
Ian "Tiirk du§manligi" akimimn ardinda, Darwinizm'in onemli bir ye- 
ri oldugunu gostermektedir. Elbette ki Tiirklere diigman olan toplum, 
grup ya da ki§iler tarihin her doneminde var olmugtur. Ancak ilk kez 
Darwin bu du§manliga sozde bilimsel bir dayanak saglami§, Tiirk Mil- 
leti'nin "geri ve ilkel" bir millet oldugu §eklindeki safsatalara bilimsel 
bir kihf bulmu§tur. 

Bu ise elbette milletini ve vatanim seven her Tiirk'e, Darwinizm'e 
kar§i tavir almak, bu irkci ideolojiyi reddetmek ve gecersizligini de 
elinden geldigince ortaya koymak gorevini yiikler. Aksi takdirde, eger 
Darwinizm'i savunursa, kendi milletini yok etmek isteyen bir diinya 
gorugune hizmet etmis. olacaktir. 

Darwinizm'e hala korii koriine bagh kalan, bu safsataya akla ve 
bilime ragmen arka cikan birtakim Tiirk bilim ve fikir adamlarma du- 
yurulur... 



Turk Mllleti'nin 
§erefli Tarihi 



/g 



Tarih Tiirkler'den gok §ey ogrendi. Onlann elinden gikma dyle eserler 

var ki, medeniyet igin hirer siis te§kil etmektedir..." iS 

Avusturyah tarihgi Hammer 

01 nceki boliimde evrim teorisinin kurucusu olan Charles Dar- 
win'in Turk Milleti hakkindaki hezeyanini inceledik. Dar- 
win'in milletimizi kendince "yakinda yeryuziinden silinecek, geri, bar- 
bar, a§agi bir irk" olarak tammladigini gordiik. Elbette bu gibi sozlii 
saldiri ve hakaretlere cevap vermek ve bu cevabi verecek bilgiye sahip 
olmak, her Tiirk'un milli gorevidir. Bu nedenle bu boliimde, Turk Mil- 
leti'nin tarihini ve bu tarih icinde §ekillenmi§ olan karakterini inceleye- 
cegiz. 

Darwin'in sozlerine cevaben ilk soylenmesi gereken, irk aynmi- 
nin bilim, akil ve ahlak di§i bir saf sata oldugudur. Insanlar birbirlerine 
irk ozelliklerine gore ustiinluk saglamazlar. Tiim insanlar aym atadan; 
ilk insan olan Hz. Adem'den gelmektedirler ve hepsi de Allah'in kulla- 
ridirlar. Hicbir irk bir digerinden iistiin ya da a§agi degildir. Nitekim 
20. yiizyildaki biyolojik ve antropolojik cah§malar, 19. yiizyilda ortaya 
atilmi§ olan irkci teorilerin hepsinin temelden gecersiz oldugunu ve 
irklarin arasinda zeka, yetenek gibi aynmlar yapilamayacagini ispatla- 
mi§ durumdadir. 

Dolayisiyla hicbir insan ya da toplum, bir digerinden biyolojik 
olarak iistiin sayilamaz. Insanlar arasinda bir irk ayrimi yapilamaz. 

Milletleri §erefli kilan etken ise, onlann tarihleridir. Tarih icinde 
gosterdikleri ahlak ozellikleridir. Bu nedenle Darwin'in Turk Milleti 



illeti'nin §erefli Tarihi 



icin telaffuz ettigi sozlere, Turk tarihini orta- 
ya koyarak cevap vermek gerekir. Tiirk tari- 
hine baktigimizda ise, bu milletin, gercekte 
diinya tarihine yon vermis^ siyasi, askeri, 
kiiltiirel ve ahlaki yonden damgasim birak- 
mis. §erefli bir millet oldugunu goruruz. 

Tiirkler 2000 yildan bu yana tarih sah- 
nesinde yer almig, 16 biiyiik devlet kurmu§, 
pek cok biiyiik hakan ve hiikiimdar cikar- 
mi§, caglara damgasim vurmus. koklii bir Yavuz Sultan Selim 

millettir. Diinya tarihi boyunca kurulan sekiz diinya devletinden iicii 
Tiirklere aittir. Tarihimizden Mete, Alpertunga, Alparslan, Kihcarslan, 
Timur, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim gibi diinyamn takdi- 
rini kazanmis. sayisiz onemli lider gelip gecmigtir. Islam'dan once Tiir- 
kistan, Islam devrinde de Yakin Dogu ve Tiirkiye merkez olmak iizere 
(Jin, Hindistan, Afganistan, Horasan, Orta ve Dogu Avrupa, Balkanlar, 




IMP 


P^"S MB! 


^ 1 £* 




^^ m& 


-S 1 ; 



Osmanh Ordusu, donemin en guclu ve en iyi organize edilmis askeri giiciiydii. 



i DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

Iran, Azerbaycan, Kafkasya, Anadolu, Rumeli, Irak, Suriye, Misir ve 
Kuzey Afrika Turk Milleti'nin baslica hakimiyet sahalari olmu§tur. 
Tiirkler bu iilkelerde hem son derece guclii devletler kurmu§lar, hem 
de ustun bir kultur mirasi birakmisjardir. islamiyet'i kabullerinden on- 
ce Hun ve Goktiirk Kaganhklan, Islam caginda Selcuklu ve Osmanh 
Sultanhklan, Turk Milleti'nin "diinya gucii" oldugu donemleri temsil 



Islamiyet'ten Once Turklerin Etkisi 

Kendi milli adimizla kurulan ilk devlet olan Goktiirkler'den once 
ve sonra da ce§itli adlar altinda sayisiz Tiirk devleti varhk gostermi§- 
tir. Tiirkler, Islamiyet'i kabul etmeden once Uzak Dogu'dan Balkanlar'a 
ve Orta Avrupa'ya kadar ya- 
yilmiglar, Cin, Hindistan, 
Iran, Roma ve Bizans iilkele- 
rinin sinirlarim agmi§lar, za- 
ferler kazanmis. ve bu uzak 
iilkelerde birtakim siyasi olu- 
gumlar meydana getirmigler- 
dir. Bu caglarda yapilan gor- 
ier, kazamlan zaferler ve ku- 
rulan devletler diinya tari- 
hinde onemli bir rol oyna- 
mi§tir. 

Nitekim giiniimiizde, 
Uzak Dogu'dan Orta Avru- 
pa'ya kadar genis. bir bolgede 



Tiirkler her z< 
vermistir. 




TiirkMiUcti'nin Screfli Tarihi t 

eski Turkler'in etkisini gormek mumkundiir. Ozellikle de bahsedilen 
bolgede yer alan bircok iilke, deniz, nehir ve kavimlerin adlari bu de- 
virlere ait izler ta§ir. Ornegin Uygur Tiirkleri tarim, sanat ve ticarette 
gosterdikleri ba§anlann di§inda, memleketleri olan bugiinku Cin Tiir- 
keli'ni bayindir bir hale getirmigler, kanallar acarak, sulama iglerini du- 
zenleyerek tarimi ilerletmigler ve bu arada bircok giizel binalar ve yol- 
lar da yapmi§lardir. Eski Uygur §ehir harabelerinde, Dogu Tiirkelinde 
ve ozellikle Karahoca, Turfan ve Karagar'da Ingiliz, Alman, Fransiz ve 
Rus aragtirmacilar tarafindan yapilan kazilar, bu bolgede cok eski ve 
ileri bir Turk uygarhginin ya§ami§ oldugunu gostermi§tir. Bu kazilar- 
da elde edilen bircok kiymetli sanat eserleri; heykeller, minyaturler, ci- 
niler, kuma§ parcalan ve duvar resimleri bugiin Berlin, Moskova ve 
Kalkiita miizelerini siislemektedir. Bu kazilardan birini yoneten Al- 
man bilginlerinden Fon L6 Kok, Uygurlar hakkinda §unlan soylemi§- 
tir: 

Bu yagmursuz ve kurak kitada yuzyillarca ortulii kalmi§ olan biiyiik bina- 
lar, heykeller, freskler, canfes (uzerinde desen bulunmayan, ince dokunmu§ 
ipekli kuma§) ve kagit iizerine cizilmi§ resimler, kitaplar, zengin edebiyat ka- 
hntilan, burada gok ytiksek bir uygarhgin varligina §ahittirler. Gergekten 
Karahoga §ehrinde biiyiik ve hayret verici bir uygarhk vardir. ingiltere, 
Fransa ve Almanya 'da boyle §eyler yokken, giizel ve biiyiik bir uygarhga 
sahip olan Tiirkler hakkiyla oviinebilirler.* 9 

Eski Tiirkler sanat alamnda da ileri gitmisTerdi. 18. yiizyildan iti- 
baren acilmaya basTanan eski Turk mezarlan icinde, altin ve gumugten 
yapilmis. kupalar, taslar, vazolar, bilezik, kupe, yuzuk ve maden ayna- 
lar gibi bircok sus e§yalan da vardir. Orta Asya'da bulunan madenleri 
isTeterek bircok tarim ara^lan, silahlar ve sus egyalan, kap kacak yap- 
misTardir. Gercekten de tarih icinde yapilan bir yolculukta hemen her 
donemde Turklerin varligina rastlamadan ilerlemek neredeyse imkan- 
sizdir. 

448-449 yillannda Atilla'mn sarayinda elcilik yapmi§ olan Pris- 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 




Tiirkler her dbnemde kiiltiir ve 
uygarhgin onciisiiydii 



kos'un anlattiklanna gore, "Hunla- 

nn krali surlar ve kalelerle cevrili 

ahgap bir kentte oturuyordu. Sara- 

yinda yiin halilar ve ahgap siisler 

vardi. Giysileri i§lemelerle suslen- 

migti. Sofra takimlan altin ve gii- 

miigtendi ve degerli ta§larla sus- 

lenmi§ti." Daha o donemde Tiirk- 

lerin sahip oldugu zenginlik ve ih- 

ti§ami ifade etmesi bakimindan bu anlatilanlar onemlidir. Ayni kay- 

naktan, hiikumdarin yalniz biiyiik bir strateji uzmani degil, ayni za- 

manda kurnaz bir diplomat oldugunu da ogreniyoruz. Priskos, "Atilla 

ba§kalanyla ili§ki kurmanin yararma inandigi icin cevresinde hep ce- 

virmen yardimcilar bulundururdu" 50 diyor. Ya§anilan donem goz onii- 

ne alindiginda, bunlann ileri bir kiiltiir ve medeniyetin ifadesi oldugu 

daha iyi anla§ihr. 

Biiyiik tarihcilerimizden Prof. Yilmaz Oztuna'mn belirttigine go- 
re; "Tiirkler cok erken zamanlarda, bilhassa askeri zaruretlerle maden i§leyip, 
silah yapmayi, ah ve koyunu ehlile§tirmeyi ogrenmi§lerdir; ayni zamanda 
diinyanin iistiin deri i§gileri, siivarileri ve at donaticisidirlar. Gomlek, panta- 
lon, ceket giyerler. Bunlari once Qinliler'e, Miladi 5. asirdan ba§layarak da 
Romahlar'a ogretmi§ler ve Avrupa giyim ku§amimn bugiinku §eklinin 
kurucusu olmuflardtr". 51 

Tiirklerin belki madencilik, hayvancihk ve silah yapimi gibi ozel- 
likleri tarihe gecmi§tir. Ancak giyim zevkleri, estetik anlayi§lan ve bu 
konularda diger kiiltiirlerden insanlara onciiliik etmeleri cok bilinme- 
yen ya da kasith olarak dile getirilmeyen ozellikleridir. Bu tarihi ger- 



TiirkMiUcti'nin Screfli Tarihi t 

cekler yerine "Barbar Tiirkler" imajini vermek, Tiirklere sempati besle- 
meyen cevrelerin kasith tercihleri olmu§tur. Ama buna ragmen Avru- 
pali tarihci ve yazarlardan da bu konuda objektif yorumlarda bulu- 
nanlar vardir. Ornegin Elisee Reclus Yeni Umumi Cografya adh eserinde 
Tiirkleri goyle ovmektedir: 

Kom§ularina demiri ve diger madenleri ogreten onlardir. §iiphe yok ki bize 

ehil hayvanlart vermi§ olanlar da yine onlardir. Bugtin faydalandigimiz bit- 

kilerin birgogu da belki Orta Asya'dan gelmektedir. 52 

Rus bilim adami W. Bardhold da Tiirklerin demokrat yonlerinden 
bahsettikten sonra; "Turk beylerinin mevki ve asaletlerine ragmen Mo- 
gollar gibi halka hakaretle bakmadiklanni, bilakis devletin kurulugu 
ve yiikseliginde halka birinci derecede mevki verdiklerini" belirtmi§tir. 
Turn bunlar, Tiirklerin medeni karakterini ifade eden yorumlardir. 

islamiyet'in Kabulu ile Gelen Yiikseli§ 

Islamiyet'in etkisiyle Tiirkler daha yiiksek bir medeniyet ile yeni 
bir tarih devresine girdiler. Islamiyet'in kabulu ile birlikte Turk tarihi- 
nin agirhk merkezi Tiirkistan'dan Yakin Dogu ve ozellikle de Tiirki- 
ye'ye kaydi. Bu arada Islam diinyasim ic buhranlardan ve di§ tehlike- 
lerden koruyarak, emin bir duruma geurdiler. Tiirkler Islam'in ilim ve 




Tiirkler tarihte bir- 
90k stratejik bolge- 
yi Turk medeniyeti 
simrlanna dahil et- 

mislerdii. 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 






sanat faaliyetlerine de katil- 
dilar. Boylece Orta (Jag Miis- 
liiman-Arap medeniyet ve 
kiilturunde Tiirklerden de 
cok biiyiik isimler yer aldi. 

Bir filozof olan Farabi, 
Lugatci Cevheri, §air Beggar 
bunlar arasinda sayilabile- 
cek isimlerdendir, ki bundan 
sonra da Tiirkler yetigtirdik- 
leri daha pek cok onemli 
gahsiyeti tarihe yazdirmig- 
lardir. Tarihci Yilmaz Oztu- 
na §6yle der: 

Turklerin islam'i kabul 

edip Miisliiman bir kavim 

olarak tarih sahnesine gtkt§- 

lari gibi ba§langigta o dere- 

ce ehemmiyetsiz goriiniip 

de sonradan o kadar biiyiik 

tesirler icra etmi§ olan bir 

tezahiir (etki yapmi§ bir olay), diinya tarihinde hemen hemen emsalsizdir. 53 

Islam'i ozumsemeleriyle birlikte Turklerin Islam'in bayraktarhgi- 
m ustlendiklerini goriiriiz. Orta Asya'yi, Kafkasya'yi, Anadolu'yu, Ru- 
meli'yi, Dogu Avrupa, Karadeniz'in kuzey sahillerini ve Kuzey Hindis- 
tan'i Turk medeniyeti sinirlanna dahil etmiglerdir. 

12. yiizyilin onde gelen isimlerinden Fahreddin Miibarek-§ah 
Turklerin o donemdeki giic ve etkilerine dair bilgiler verir. Cin'den 
Rum iilkelerine, kuzeyin buzlu bolgelerinden Hindistan'a kadar uza- 
nan biitiin memleketleri Tiirkistan" adi ile adlandirmakta ve yeryii- 
ziinde Tiirkistan'dan daha biiyiik bir iilkenin bulunmadigini soyle- 



Yiizyillarca pek 90k milleti patisi altmda 
birarada tutan ve bans icinde ya^atan 
Osmanli imparatorlugu'nun padisahlan 



Tiirk MiUcti'nin Screfli Tarihi 1 

mektedir. 54 Bundan baska o devrin Rubruck ve Marco Polo gibi Avru- 
pali gezginleri de "Tuna boylanndan (Jin sinirlanna kadar uzayan ge- 
nis iilkeleri "Biiyiik Tiirkia" olarak gosterirken aym gercegi ifade eder- 
ler ve Anadolu'ya da sadece "Turkia" derler." 55 Kastedilen yalnizca cog- 
rafi bir hakimiyet degildir; tarihte cok derin izler birakmis, kiiltiirel bir 
hakimiyet soz konusudur. 

Bu noktada karsimiza Turk hakan, hiikiimdar ve idarecilerinin 
adil ve hosgoriilii tutumlan cikar. Bu vasiflan tasimamis olsalar, belki 
askeri bir egemenlik mumkiin olurdu, ama yonettikleri toplumlara is- 
rikrar ve huzur saglamalari soz konusu olamazdi. Ama Tiirk devlet 
adamlari icin durum boyle olmamis, her zaman tebalan tarafindan 
sevgi ve saygiyla anilmislardir. Ornegin Ermeni tarihgisi Urfali Mathiu 
Biiyiik Selcuklu Imparatorlugu'nun azamet devrini yansitan Melik- 
sah'dan soyle bahseder: 

Melik§ah'in saltanati Allah'tn liitfuna mazhar oldu. Hakimiyet i uzak iilkc- 
lere kadar yayildi ve Ermenilere huzur verdi. Kalbi Hiristiyanlara kar§i §ef- 
katle dolu idi. Gegtigi iilkelerin halklanna kar§i bir baba gibi davrandi. Bir- 
gok §ehir ve vilayetler kendi arzulan He onun idaresine girdi; biitun Rum ve 
Ermeni beldeleri onun kanunlanm tamdi. 56 

Bu donemde Tiirk edebiyatinda onemli gelismeler dikkat ceker. 
Kasgarli Mahmut, Yusuf Has Hacip, Ahmet Yesevi, Ali §ir Nevai gibi 
onemli sahsiyetler cikmis ve giiniimiize dek gelen cok degerli eserler 
sunmuslardir. Yunus Emre ve Mevlana gibi tasavvuf alimi biiyiik isim- 
ler de yine Tiirkler arasindan yetismistir. 

Tiirklerin medeni yiikselislerinin bir gostergesi de, her tiirlii ihti- 
yacin karsilanmasi i^in yaptinlan kervansaraylann iginde, yolculann 
tedavisi icin gerekli doktor ve saghk imkanlarimn hazir tutulmasi, mi- 
safirlerin okumasi i^in de kiitiiphaneler bulundurulmasidir. Yine bu 
donemde (Selcuklular'da), bir tiir iiniversite niteliginde olan medrese- 
ler yaygindir. O donem Avrupasi'nm icinde bulundugu sosyal sartla- 
rin ilkelligi ve toplumsal gerilik de goz oniine ahndiginda, bunlann 



OSMANLI iMPARATORLUGimUN 
BuYUMESi ( 1299 - 1699 ) 

,Y * A I 



\ /Sm£I2P 







,™ MACARlSTAN 



, S5 

IHBlSTftN Ag i* /Tl tt S - ' 



s0 SHA EFLAK 

SIRBiSTAN 



Hi?* * 






< - 



*<*<„ 



*f 



A K E N / 2 



Orhan m blumiinde Osmanli lilkesi (1359) 

Fatih Sulian MehmetdonemlndoOsmanli ulkesi (1451-1481) j 

\\ BayeJ id *e Yavu* Sulian Selim aonemiennde ^ 

alman verier. (1481-1520) 

Kanunl Sultan Siileyman doneminde aimart yerier. . 

(1520-15661 Sffw^ 

Kanuni Sultan SLileyman'dBn sonra atinan yerier. mS». '»«'„■ 

Osrnanli Devletinin en gems doneminde simrlan 



£ 



V— ^ 




Turk Milleti'nin 
hakimiyeti, 
Osmanh impara- 
torlugu zamamnda 
90k genif sinirlara 
ulasmis, 

tarihe damgasini 
hie cikmayacak 
sekilde vurmustur. 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 



olaganiistii kurumlar oldu- 
gu goriiliir. Nitekim Batih 
bir tarihci olan Jean Paul 
Roux o donemdeki Selcuklu 
medreselerini goyle tanim- 
lar: 

Bu daha gok ingiliz koleji tipin- 
deki bir ogretim kurumuydu. 
Kurucusunun adindan dolayi 
'Nizamiye' adnjla anilan ilk 
medreseler; Bagdat, Ni§apur, Is- 
fahan, Belh, Herat ve Merv'de 
kuruldu. Oralardan da turn Ya- 
kin Dogu'ya, ardindan Misir'a 
ve Kuzey Afrika'ya yayildi. 
Medresede ders vermis ilk kisi- 
lerden biri olan biiyiik filozof 
Gazali gibi seckin bir usta ya da 
bilim adamlan toplulugu igin 
dusunulmiis olan medreseler, is- 
lam bilimleri yada... astronomi, tip, kimya ogretimi yapilan merkezlerdi... 57 
XV. asir gezginlerinden Tafur'un tespiti ise Troie harabeleriyle il- 
gilidir: "Tiirkler eski binalari mukaddes sayip, higbir §eyi tahrip etmiyor- 
lar" 58 der. Bizanslilarm ve Hachlarin girdikleri gehirlerde yaptiklan 
tahrip ve yikimlar hatirlanacak olursa bu ilkellige kar§in, Turklerin ne 
derece medeni hareket ettikleri daha iyi anlagilacaktir. 

Turklerin daha o donemlerde tarihi eserlere onem vermeleri de 
dikkat cekici bir uygarlik alametidir. Unlii Fransiz yazar ve dugiinur 
Voltaire "Tiirkler, Miisliimanlar ve Otekiler" adh eserinde Turklerin bu 
ozelligine §6yle dikkat ceker: 

Polenezya savaslarmda Venedik ordusunun bombalan, Turklerin esirgemis 




Osmanh Imparatorlugu Kanuni Sultan Siileyman 
zamaninda en genis sinirlara ulasmistir. 



Turk Milleti'nin Screfli Tarihi < 

olduklan birgok tarihi anitlan yikti. Bunlar arasinda Atina 'nin me§hur Ak- 

ropolis'i de hasara ugradi. 59 

Turn bunlar, Turk Milleti'nin, Darwin'in hezeyanlarinin aksine, 
ustiin bir kultiire, asil bir ahlaka ve §erefli bir tarihe sahip oldugunun 
ifadeleridir. Turk Milleti'nin bu vasiflarinin en acik ifadesi ise, biiyiik 
Osmanh Imparatorlugu olmu§tur. 

A§iretten Imparatorluga Giden Yol 

1299'da Kayi a§ireti tarafindan temelleri atilan Osmanh Devleti 
cok gecmeden 3 kitaya hakim olmus. dev bir imparatorluk haline do- 
niigtii. Osmanh Devleti'nin kurulus. a§amalarmdaki padi§ahlar feraset 
ve basiret sahibi, kumanda yetenegi ve yonetici ki§iligi cok geligmis. 
hiikiimdarlardi. Ornegin Orhan Gazi bunlardan biridir. Bursa'nin fet- 
hi sirasinda, Rumlara, gehri kolayca teslim etme sebeplerini sordugu 
zaman §6yle cevap almigti: 

Sizin devletinizin giinden giine yukseldigini ve bizim devletimizi gegtigini 

anladik; babamzin idaresine gegen koyliilerin memnim kahp bir daha bizi 

anmadiklanm gordiik ve biz de bu rahathga heves ettik. 60 

Bir toplumun bir ba§ka kavmin boyunduruguna severek, isteye- 

rek, heves ederek girmesi tarihte esTne ender rastlanabilecek bir olay- 

dir. Bursah Rumlarm bu ifadeleri ise Tiirklerin diger milletlere dosta- 

ne yakla§imlannin, hoggoriilu ve insancil yonetimlerinin agik bir gos- 

tergesidir. 

Sultan I. Murat da cok iistun vasiflara sahip bir hukiimdardir. Ya- 
gadigi donemde Edirne'yi almi§, Balkanlarda ilerlemi§tir ki, bu Os- 
manh tarihinde cok onemli bir adimdir. Cagdagi Bizans tarihcisi Khal- 
kokondylas, Sultan I. Murat hakkinda §6yle der: 

Rumeli ve Anadolu 'da 37 muharebeyi bizzat idare edip hepsini kazandi. Ce- 
sur, sogukkanh, hesaph, gengliginde oldugu gibi ihtiyarhginda da gah§kan, 
enerjik, serf, disiplinli idi. Higbir tedbiri ihmal etmez, iyice planlamadan 



I DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

higbxr i§e giri§mezdi. Kendisine itaat ve hiztnet eden milletlere ve ki§ilere, 
hangi dinden olurlarsa olsunlar, iyi, yumu§ak ve comert davranirdi. Dii§- 
manhk gosterenlere kar§i amanstzdi. Higbir dii§mani elinden kurtulamadi. 
Verdigi soze sonradan aleyhinde tecelli etse bile sadik kalarak, dost diisman 
herkesin giivenini kazandi. 61 

Fransiz tarihgisi Fernard Grenard ise "Sultan Murat degerinde bir 
hukiimdara gagdagi olan Avrupa hiikumdarlari arasinda tesadiif edi- 
lemez. Yalniz dahi bir asker ve strateji iistadi degil, ince bir diplomat- 
ti. Dogu§tan hiikumdardi. Osmanli kavmini bir millet haline getirdi. 
Onlara ideal gosterdi ve verdi. Olumiinde bu milletin istikbalini 5 asir 
icin teminat altina almi§ bulunuyordu" demektedir. 62 




Osmanli Imparatorlugu, askeri 
diinya imparatolugu kurmustui 



siyasi gucumi adalet kavramiyla birlestirerek gercek bir 



illeti'nin §erefli Tarihi 



Ingiliz tarihcisi Gibbon'a 
gore Sultan Murat "Dunya iize- 
rinde cagda§i biitiin hiikumdar 
ve devlet adamlanndan ustiin- 
dii. Babasinin bile tahayyiil etti- 
gi sinirlan cok a§h. Biitiin tari- 
hin en hayret verici geli§mele- 
rinden birini, Osmanh lehine 
kazandi. Ortodokslar'a, Kato- 
likler'in Ortodokslar'a yaptigi 
muameleden kat kat iyi mu- 
amelede bulundu." 63 Gerek In- 
giliz gerekse Fransiz tarihcile- 
rin, padi§ah I.Murat'in devlet 
adamhgi ile ilgili yaptiklari tes- 
pitler son derece isabetlidir. Ay- 
ni zamanda bunlar onemli bir 
medeniyet gostergesidir. 

Goriildiigii gibi Osmanh padi§ahlan yabanci tarihci ve ara§tirma- 
cilarin dahi hayranlik ve takdirlerini kazanmayi bagarmi§, cok iistiin 
kigilerdir. 




Tarihin Seyrini Degi§tiren Kumandan: 
Fatih Sultan Mehmet 

Osmanh tarihinin en onemli §ahsiyetlerinin ba§inda ise elbette Fa- 
tih Sultan Mehmet gelir. Istanbul'u olaganiistii bir askeri deha ile fethe- 
den ve boylelikle diinyada bir cagi degi§tiren Fatih, daha sonra da Os- 
manh Devleti'ni cok biiyiik bir ustahkla yonetmi§tir. Batih tarihcilerin 
goziiyle Fatih Sultan Mehmet 'e bakacak olursak, onun e§siz dehasina 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 




ve kumandanhgina tanik oluruz. Babinger, Bi- 
zansli Yorgios Trapezuntios'dan naklen §6yle der: 

Sultan Mehmet, gunumuzun en biiyiik hiikiimda- 

ridir. Kiros'tan, Buyuk iskender'den, Sezar'dan, 

bir kelimeyle gelmi§ gegmi§ biitiin hiikiimdarlardan 

buyuktur. 6 * 

Ingiliz tarihci Panzer'e gore "Fatih, birinci si- 
nif bir lisan miitehassisi, tarihci, filozof, ustiin bir 
yonetici, harikulade bir siivari ve silah§6rdur." 65 
Gustave Schlumberger ise Istanbul'un fethi icin 
§6yle der: 

istanbul'un fethi diinya tarihinin en onemli olaylanndan biridir. Avru- 

pa'nin tarihi iizerinde tesiri birinci derecede oldu. Tarihin biitiin aki§ini de- 

gi§tirdi. Orta Qag'i kapatip Yeni Qag'i ba§latti. 66 

Fatih, hiikumranligi boyunca Turk Milleti'nin ho§gorii ve adaleti- 
ni de sergilemi§, bunu goren yabanci milletler ise onun yonetimi alti- 
na girmekte mahzur gormemiglerdir. Istanburun fethi sirasinda Bizans 
ba§bakani Biiyiik Diika Notaras "Bizans'ta Latin §apkasi gormektense, 
Turk sangi gormeyi tercih ederim" tarihi cumlesini soyleyerek bu ger- 
cegi ifade etmi§tir. 67 



tarihcisi 
Edward Gibbon 



Osmanli'nin Adaleti ve Ho§goriisu 

Osmanh imparatorlugu'nun cok onemli bir ozelligi tebasi arasin- 
da kavim, din ve mezhep aynmi yapmadan tarn bir uyum saglamig ve 
toplumun cesTtli kesimleri arasinda sosyal adaleti temin edebilmis. ol- 
masidir. Isvicreli ilahiyatci Prof. Karl Barth bu konuda §unlan soyle- 
mi§tir: 

Hiristiyan Avrupa 'nin bizzat Hiristiyan kam doktiigii ve inanqlan degi§ik 
olanlara vah§ice zuliimler yapmaktan zevk duydugu bir devirde Osmanh 
Imparatorlugu engizisyonun bulunmadigi, yakmalann ve sihirbazhk it- 
hamlarinin mevcut olmadigi yegane memleket oldu. Hiristiyanlar tarafin- 



Ueti'nin §erefli Tarihi 




Osmanh tarihinin en onemli 
sahsiyetlerinden biri, 
Fatih Sultan Mehmet 



dan heryerden kovulan, siir- 

giin ve takip edilen Yahudile- 

rin siginabildigi tek memle- 

ket de barbar (!) Tiirkiye ol- 

mu§tur. 68 

Charles Darwin isimli 
amator biyologun Tiirklere 
yaptigi cirkin ithamlarla, 
Tiirklerin tarihleri ve iistiin 
ahlaklari arasmdaki tezati 
Prof. Barth bu sozleriyle cok 
iyi ifade etmi§tir. Osmanh'nin 
tebasina kar§i olan adaleti konusunda A. Miquel ise §6yle demektedir: 

Hiristiyan halklar Bizans ve Latin devletleri zamaninda bulamadiklan gok 

iyi bir idare kar§isinda bulunmaktaydilar. Asia sistemli bir zuliim gorme- 

mekteydiler. Tarn aksine imparatorluk, Istanbul basta olmak iizere, i§kence 

goren ispanyol Yahudilerine bir siginak olmu§tu. 69 

Tiirklerin iki bin yillik bir tarih boyunca bircok yabanci irk, mil- 
let, din ve mezhep mensuplarmi birarada ve biiyiik bir uzla§ma icinde 
idare etmeleri takdire deger bir konudur. Turkler §ayet diger etnik un- 
surlara kargi genis. bir hoggoru, yuksek bir insanlik idealine sahip ol- 
masalardi, elbette ki boyle koklii imparatorluklar kuramaz ve bu in- 
sanlari asirlar boyu birarada tutamazlardi. Ancak gormekteyiz ki, 
Tiirklerin sahip olduklan vasiflar, ozellikle de Islamiyet'in onlara ka- 
zandirdigi yuksek idealler ve hasletler, son derece ileri bir kiiltiir ve 
medeniyet geligtirmelerini saglamigtir. 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 




Istanbul'un fethi sirasinda Fatih Sultan Mehmet ordusu basinda 



Fatih'ten Sonra Devam Eden Yiikseli§ 

Tiirklerin Istanbul'un fethiyle zirveye cikan ba§anlan Fatih'ten 
sonra gelen padi§ahlar tarafindan da devam ettirilmigtir. Osmanh or- 
dulari iki kez Viyana kapilarma dayanmi§, Sirbistan, Arnavutluk, Bos- 
na-Hersek, Eflak, Bogdan ba§ta olmak iizere Balkanlar ba§tan sona fet- 
hedilmig, Macaristan Osmanh himayesine gecmi§, Osmanh denizlere 
acilmig, Karadeniz Turk golii haline getirilmi§, Mora yanmadasi, Ro- 
dos, Girit, Sakiz gibi bircok Ege adasi alinmi§, Kafkasya ele gecirilmi§, 
Bagdat, Tebriz, Yemen, Suriye, Irak, Liibnan, Misir, Filistin, Kudus, 
Fas, Tunus, Cezayir, Dogu Anadolu, Baharat Yolu, Lehistan gibi daha 
pek cok yer Osmanh topraklanna katilmi§tir. 

Tiirklerin medeni karakterlerinin cok fazla ifadesi olmakla birlik- 
te, fethettikleri yerlere gotiirdiikleri yenilikler de bunun en giizel kanit- 
lanndan biri olarak sayilabilir. Ornegin Tiirklerin Cezayir'i fetihleriyle 



tlleti'nin §erefli Tarihi 




Fatih Sultan Mehmet'in 
istanbu'a girisi 



ilgili olarak, Cezayir 1962'de ozgiir- 
liigiine kavu§tugunda, milli hare- 
ketin liderlerinden Albay Muhan- 
du'1-Hacc §u agiklamayi yapmigtir: 

Herseyi hatta bir millet olu§umu- 

zu Turklere borgluyuz. Osmanh- 

lar geldigi zaman bizler korsandik. 

Yiizlerce kabileden miitesekkildik. 

Osmanhlar ba§imiza bir pasa getir- 

diler. Daginik a§iretleri bir ar ay a 

topladriar. Onlari bir kavim haline 

koydular. Bu kavim 300 yil merke- 

zi Turk idaresi altmda kaldi. Birli- 

gin kudretini ogrendi. Tilrklerin 

yardimiyla millet haline geldik. 70 

Cezayirli albayin Tiirkler hak- 
kinda soyledikleri, Turk du§manlarinin attiklan iftiralara da bir yanit 
niteligindedir. Tiirklerin, gittikleri yerlere yikim degil, tarn tersine du- 
zen gotiirduklerinin ifadesidir. 

Bir Fas gazetesi olan El Alem'de yayinlanan "Osmanh imparatorlu- 
gu'nun Qoku§iinden Sorumlu Ingiltere'dir" basdikh makale de yukanda- 
ki savi desteklemektedir: 

Osmanhlar islam diinyasinin savunulmasi icin dort yiiz yil savas verdiler. 

Turk egemenligi, ne Arap topraklarmin isgali demektir ne de ele gegirilme- 

si... Sadece Miisliiman bir devletten baska bir Miisliiman devlete iktidann 

devredilmesi soz konusu olmustur. Bunun igindir ki Misir halki Haghlar'a, 

Mogollar'a, Fransizlar'a ve Ingilizlere karsi koydugu gibi Turklere karsx 

koymamishr. Misirhlar, Turk egemenligine bagh kalmislar ve devletin ken- 

di iginde kendilerine diisen gorevi almislardir. Peki neden bu Osmanh diis- 

manhgi? 71 

Samimi sarfedilmis. turn bu sozler Turk Milleti'nin Islam diinya- 



DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 




Guclu Osmanh Donanmasi'nin Tasviri 



sindaki onemini vurgulamak icin yeterlidir. Aym zamanda Tiirklerin 
hakimiyetleri altina aldiklan bolgelerdeki toplumlar tarafindan nasil 
benimsendigini gostermesi bakimindan da onemlidir. Romanya'nin 
eski adliye bakanlanndan Monsieur Dissescu da soyledikleriyle bun- 
lan dogrulamaktadir: 

Kim ne derse desin biz Romenler bugiinku mevcudiyetimizi Tiirklerin ulvi- 
cenaphgina borgluyuz. idareleri altina aldiklan milletlere kar§i hakiki bir 
§evkat, miiriivvet ve musahamakarlik He muamele etmemi§ olsaydtlar, onla- 
rin yerine biz herhangi bir kom§u milletin tahakkiimii altina girmi§ bulun- 
saydik, §u anda bir tek Romen kalmazdi... 72 

Avrupah tarihci Richard Peters ise "Tiirkler asirlar boyunca birgok 
milletlere hakim oldularfakat onlari asimile etmeye asla gayret etmediler. On- 
lara hiirriyet verdiler ve din ve kiiltiirlerinin ya§anmasina miisaade ettiler" 73 



TiirkMiUcti'nin Screfli Tarihi 1 

diyerek Turk Milleti'ne yapilan "barbar" suclamasina en giizel sekilde 
cevap vermistir. 

Yine zamammizin tamnmis Macar tarihcilerinden Kaldy-Nagy 
"The Cash Book of the Ottoman Treasury in Buda in the Years 1558- 
1560" adh makalesinde yine Turk kultiir ve medeniyetine dikkat ceker: 
1558-60 tarihkri arasinda Osmanh Devleti'nin Macaristan'dan topladigi 6 
milyon ktisur akge vergiye mukabil, buraya 23 milyonun uzerinde masraf 
yaptigtni boylece Istanbul 'dan -somuruldugii onceleri bir kisim Bahh tarih- 
giler tarafindan savunulan- Macaristan'a 17 milyon akge mail yardim ya- 
pildigini ortaya koymaktadir. Bundan baska Turkler Balkanlarda pek gok 
maddi eser birakmislardir. Mora' da muhtelif §ehirlerde yiizlerce eser birak- 
mi§ olmalarmi, yalniz Rusguk'ta 33 cami, mescit ve tekke birakmis olmala- 
nm bu agidan izah etmek mumkundiir. 74 

Bunlar da agikca gostermektedir ki Osmanhlar fethettikleri iilke- 
leri somurmemisler, bu iilkelerin halklannin haklanna saygi goster- 
mislerdir. Bunun nedeni padisahlannin devlet anlayislan ve tebalanna 
bakis acilandir. Cunkii Osmanh padisahlan fethettikleri yerlerde yasa- 
yan halkin kendilerine Allah'in bir emaneti oldugunu dusunmiislerdir. 
Onlari himaye etmek ve hie kimsenin onlara zuliim yapmamasim sag- 
lamak ise padisahin gorevleri arasinda sayilmistir. Hatta oyle ki, Fatih 
Istanbul'u fethettigi zaman patrikhaneye cok genis imkanlar tanimis, 
boylece patrikhane ilk defa Turkler zamamnda bir muhtariyete kavus- 
mustur. 75 



m 



Osmanh Ordusu Balkanlai 'claki 
bir sefer sirasinda 




DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 




Yabanci Goziiyle Turk Insani 

Tarihte pek cok hukiimdar, devlet adami, siyasetci, asker ya da ta- 

rihci, Turk Milleti'nin vasiflanni tarif eden ve onlarin ustiin ahlaki 

ozelliklerini aciklayan yorumlarda bulunmu§lardir. Bunlarm bir kis- 

mini §6yle siralayabiliriz: 

Isvec; krali XII. Charles'm (De- f*^ 

mirba§ §arl) Tiirkiye'ye siginmak zo- 

runda kaldigindaki izlenimleri: 

§efkatin, comertligin, asaletin, nezake- 
tin esiriyim. Turkler beni iste bu el- 
mas baga sardilar. Bu kadar §efkatli, 
bu kadar nazik bir milletin arasinda 
Mr bir esir olarak yasamak, bilsen ne 
kadar tath!... 76 
18. yy'da Osmanh topraklannda 

ya§ayan Comte de Bonneval (Humba- 

raci Ahmet Pa§a): 

Qiinkii Tiirkleri seviyorum. Onlar (sanki) cennetten bir ko§e olan bu e§siz 
memlekete yakisan e§siz insanlar. Yaratdi§lannda gokyiiziine mahsus bir 
yiicelik, goniil alislannda ise bir tevazu var. Bu biiyiik ruhlu milletin ara- 
sinda vatanimi unutmaktan korkuyorum. Vatan aziz ve pek aziz. Lakin 
Tiirk de aziz ve cok aziz? 1 

M. Baudier ("Historie de la religion des lures" adli eserinde): 
Turkler, merhamet, §efkat ve insanlara yardimda biitiin milletlere ve hatta 
Hiristiyanlara da iistundiirler. 78 
XV. yiizyil gezginlerinden Tafur: 

Turkler konusmalannda dost ve neseli, yemek ve harcamalannda qok asil ve 
hayirseverdirler. 79 
General Charles Royan: 
Turkler arasinda geqirdigim iki yildan fazla zaman iginde edindigim tecrii- 



Isvec krali XII. Charles'm 
(Demirbas Sari) 



Tiirk MiUcti'nin Screfli Tarihi ', 

belerime dayanarak hemen belirtmeliyim ki, daha uygar olmakla sohrel yap- 

mi§ milletlerin, Tiirklerin ahlak ve karakterleri konusunda sahip bulunduk- 

lari bilgiler ve kanaat tamamiyle hatah ve aldatwidir... 80 

Fransiz §airi Lamartine: 

Tiirkler bir irk ve bir millet olmak haysiyetiyle yeryiizunun en §erefli insan- 

lartdtr. Karakterleri pek asil ve yucedir... Asaletleri ahnlannda ve amellerin- 

de yazihdir... Biitiin hareketleri asilanedir ve vecd He ya§ayan duygulu bir 

millettir. Onlarin yurdu efendiler diyaridir, kahramanlar, §ehitler ulkesidir. 

Bence insaniyete §eref veren boyle bir milletin du§mani olmak insanhgin 

dii§mam olmaktan farksizdu. Boyle bir lekeden Allah beni korusun. 81 

General Carneyev: 

Tiirklerin diizinelerle milleti idare edebilmelerindeki muvaffakiyetin sirrim 

da anhyorum. Onlar milletleri bir kez yeniyorlar. Fakat kazandiklan zaferi 

ruhlarda ve nesillerde ya§atmayi biliyorlar. 82 

Turk dostu Fransiz yazar Pierre Loti: 

Tiirk asillerin asilidir. Yapma olmayan, gosteri§i bulunmayan bu pek yiik- 

sek asalet ona tabiatin hediyesidir. 83 

Comte de Marsigli: 

Osmanh Tiirklerinin milli seciyesini te§kil eden vakann, agirba§hhgin tas- 

viri kolay degildir. 84 

18. yiizyilda Isve^'in Istanbul Biiyiikelgisi olan ve Osmanh miies- 

seseleri ile te§kilati hakkinda yazdigi yedi ciltlik eseri ile taninan Mo- 

uradgea d'Ohsson: 

Osmanh Tiirkleri, diger faziletleri kadar durustliik ve dogruluk gibi Ku- 
ran 'in en kuvvetli hukumlerine dayanan meziyetleri itibariyle de sayam 
takdirdirler. igtimai nizamin Osmanhlar arasinda kurdugu miinasebetlerin 
hepsine temiz yiireklilikle, iyi niyetin hakim oldugu anla§rfmaktadu. 85 
12. yiizyilda ya§ami§ olan Antakya Patrigi Suryani Mikail de Va- 

kdyindmesinde, eski Tiirk fazilet ve ahlaki ile ilgili olarak §unlan yazar: 
Tiirklerin meziyetleri vardir. Sahtekdrhk, yalan bilmezler ve dog- 
aynlmazlar. 86 



I DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

Osmanli Imparatorlugu'nun liyakat, ahlak, maddi-manevi disip- 
lin ve cah§ma iizerine kurulu oldugunu belirten bir ba§ka Avrupali yo- 
rum ise §6yledir: 

Tiirkiye'de §ahsi meziyet ve kabiliyetten ba§ka higbir §eye hymet verilmez. 

Bunun yegane istisnasi Osmanli hanedamdir. Nesep ve irsiyet bir §ey ifade 

etmez... Herkes liyakat, bilgi, ahlak ve seciyesine gore bir mevkiye tayin edi- 

lir. Ahlakstz, bilgisiz ve tembeller higbir zaman ytiksek mevkilere gikamaz- 

lar. Osmanhlar'in muvaffakiyeti ve biitiin diinyaya hakim bir irk olmalan- 

nin hikmeti budur; Turklerin en biiyiik dii§mani budur. 87 

Bu ifadeler de Turklerin insani ve ahlaki yonlerinin ne derece ge- 

ligmig oldugunu gostermesi bakimindan onemlidir. Yuksek kultiir ve 

medeniyetlerinin daha pek cok ornegi vardir. §ehirlerindeki diizen, 

giivenlik ve huzur bunun bir ornegidir. 

Tarihte Turk dii§mani olarak taninan Fransiz Guer bile, impara- 
torluk devri Tiirkiyesi'ndeki emniyet ve asayi§ ile ilgili olarak §u yoru- 
mu yapmi§tir: 

Istanbul' da ve Osmanli Imparatorlugu 'nun biitiin sehirlerinde gorulen em- 
niyet ve asayis, higbir tereddiide imkan vermeyecek sekilde ortaya koymak- 
tadir ki, Tiir, us bir §ekilde ve son derece medenidirler ve uzun 

sure itham edildikleri, suglandiklan, barbarhkla higbir alakalan yoktur. 8S 
17. yiizyilda Thevenot da aym noktaya i§aret etmi§tir: 
Bir milyonluk biiyiik Istanbul sehrinde dort yilda dort katil vakasi goriilme- 
mistir. Ticari emtia ile dolu olan muazzam kervansaraylar bir tek adam ta- 
rafindan korunuyor... Tiirkler gok dindar, insaniyet sever ve §efkatlidirler. 
Aralarmda igki, kumar ve kavga yoktur. 89 

Bu iki ornek de yine Turklerin medeni ahlaklarmin toplum ya§an- 
tilanna olan yansimasidir ve yabancilann hemen dikkatlerini cekmesi 
acisindan onemlidir. 

Osmanli tarihi yazan Avusturyah Baron von Hammer eserinin 19 
ciltlik Fransizca terciimesinin 1835'de cikan onsoziine §6yle girer: "Os- 
manli imparatorlugu genis bir imparatorluktur. Ve tarih bakimindan sonsuz 



Tiirk Millcti'nin Screfli Tarihi 

onem arz eder... Bir devdir M, giiglti kollari, aym zamanda tig kitayi kavrar. 
Biitiin imparatorluklar gibi bir giin diverse Asya, Afrika ve Avrupa kitalarm- 
da birakacagi enkaz bu tig kttayt kaplayacakhr . . . Osmanh imparatorlugu bu- 
giin (1835) bile giiciiniin dorugunda iken haiz oldugu geni§likten daha geni§ 
tilkeleri elinde tutmaktadir. " 90 

Fransiz du§unurlerinden Rene Herpin §6yle yazar: 
Tiirkiye bugiin (1629) diinyamn geri kalan biitiin devletlerinin toplam 
giicii iizerinde bir kndrete haizdir. 91 

Birlegik Amerika'nin Osmanh Devleti nezdinde son biiyukelgisi 
olan Fransiz miistegriki (dogubilimcisi) Sauvagat: 

islam tarihi Osmanhlar derecesinde gilglii ve istikrarh bir siyasi yapiya §a- 
hit olmamishr... Bilhassa 16. ve 17. asirlar boyunca Avrupa'nin en biiyiik, 
en genis, en istikrarh ve en muazzam mali kaynaklara sahip devleti, Osman- 
h idi. idare cihazi Osmanh halkmin yararlanna gore duzenlenmis munta- 
zam bir teskilath. Donanmast biitiin Akdeniz'e egemendi. Tiirklerin en bii- 
yiik erdemlerinden biri olan disiplin, imparatorlugun her yerinde hiikiim- 
randi. Istanbul diinyamn en biiyiik medeniyet merkezi olarak, her zi- 
yaret eden Avrupah gezginin gozlerini kama§tmyordu. 92 
Alman muste§riki Babinger: 

Osmanh imparatorlugu gergek bir cihan devleti (Weltreiches) idi. n 
Ingiliz tarihgisi Downey: 
Osmanh Devleti cihan tarihinin en §a§irhct, en 
harikulade tezahiirlerinden biridir. Biitiin Ak- 
deniz uygarhgini bir imparatorlukta toplamaya 
tesebbiis etmi§tir. 9i 
Ingiliz tarih filozofu Toynbee: 
Biitiin tarih boyunca Orta Dogu'yu egemen- 
liginde birlegtiren tek devlet Osmanh im- 
paratorlugu 'dur '. (Balkanlar ve Arap tilkeleri). 
Bunu ne Vers ne Roma, ne An 
Ian ba§aramami§lardu. 95 Franz Babinger 




DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 




Arnold Toynbee 



Toynbee ayrica Osmanh Devleti'nin, 
Arapca konugan biitiin kavimleri ayni devle- 
tin catisi altinda topladigina da dikkat geker. 
Osmanli'nin yerine gecen somiirgeci Avrupa 
devletlerinin higbirinin, ne Ingiltere, ne Fran- 
sa, ne italya, ne de Rusya'nin bu iilkeleri Os- 
manh derecesinde iyi yonetemediklerini, 
cok kisa zamanda da yerlerini Balkan ve Arap 
devletlerine biraktiklanni, halbuki bu iilkele- 
ri, Osmanh'dan daha iyi yonetecekleri iddi- 
asiyla Osmanli'nin elinden aldiklarmi anlatir. Orta Dogu'ya tarih bo- 
yunca ve guniimuze kadar en iyi yonetimin Osmanh tarafindan geti- 
rildigini, Osmanli'nin hakkiyla Roma Imparatorlugu'nun varisi bulun- 
dugunu da sozlerine ekler." 6 

Sonuc olarak, Osmanh Imparatorlugu'nun, bu imparatorlugu 
asirlar boyu iistiin baganlarla yoneten Tiirk sultanlannin ve Tiirk insa- 
ninin sayginhgi ortadadir. Ar§ivler yabanci gozlemcilerin bu yondeki 
ifadeleriyle doludur. Burada verilenler ise elbette sinirh birkac ornek- 
ten ibarettir. 

Turn bunlar goz oniine ahndiginda, Turklerin insanhk tarihi bo- 
yunca diger milletlere kiyasla gerek devletleriyle, gerekse fertleriyle 
son derece medeni ve ileri bir ya§am siirdiikleri anla§ihr. Bu boliimde 
yer verilen tarihi gerceklerden, yabanci tarihci ve gozlemcilerin fikirle- 
rinden de anla§ildigi gibi Turklerin, haklanndaki cirkin ithamlarla hig- 
bir ilgileri yoktur. Tiim tarihi deliller ve §ahitler Turklerin miistesna 
ozelliklere sahip, ilim-irfan sahibi, medeni ve giizel ahlakh insanlar ol- 
duklarim ortaya koymaktadir. 



Turk Milleti'nin §erefli Tarihi ' 

Sonu£ 

Bu bolumiin ba§inda, "insanlar arasinda bir irk aynmi yapilamaz, 
milletleri degerli kilan etken ise onlarin tarihleri ve bu tarih icinde ser- 
giledikleri ahlak ozellikleridir" demigtik. Boliim boyunca inceledigi- 
miz bilgiler ise, bu kistaslar kar§isinda Turk Milleti'nin cok iistiin ve 
gerefli bir millet oldugunu gostermektedir. Tiirkler, tarihe yon vermi§, 
biiyiik medeniyetler kurmus. ve iistiin ahlak ozellikler sergilemis. kok- 
lii ve onurlu bir millettir. 

Tiirk du§manlarinin bunu bilmediklerini diigiinemeyiz. Onlar da 
elbette du§man olduklan milletin vasiflannin bilincindedirler. Ama 
dii§manliklan, onlan Tiirk Milleti'ni kotiilemeye itmi§tir. "Barbarhk", 
"ilkellik", "vah§ilik" gibi birtakim kavramlan, bu kavramlarla aslinda 
hicbir §ekilde ili§kilendirilemeyecek olan Tiirk Milleti'ne atfetmigler, 
bu §ekilde Tiirklere duyduklan nefrete bir dayanak bulmaya cah§mi§- 
lardir. 

Charles Darwin de aym konumdadir. Darwin'in, Tiirklerin gercek 
tarihini hie bilmedigi dii§iiniilemez. Ancak amaci gerceklere dayah bir 
yorum yapmak degil, Ingiliz emperyalizminin cikarlarim korumak ol- 
dugu icin, Tiirkleri kasith olarak kotiilemi§tir. Britanya Imparatorlu- 
gu'nun Osmanh'yi parcalayip Tiirk Milleti'ni kolele§tirme planina "bi- 
limsel" destek saglayabilmek icin, "Tiirkler yakinda yok olacak a§agi 
bir irktir" gibi hezeyanlar sergilemekten ve bunu bilim adina soyledi- 
gini iddia etmek gibi bir yalani ortaya atmaktan cekinmemigtir. 

Dolayisiyla Darwin, iki bin yillik Tiirk tarihinin gerceklerinin tii- 
miine yiiz ceviren, Tiirkleri en olmadik bir sifatla karalamaya cah§an ve 
ortaya attigi yalanla Tiirk Milleti'nin yok olmasini iimit eden biiyiik bir 
Tiirk dii§mamdir. Diger tiim Tiirk diigmanlarina sozde bilimsel bir te- 
mel sagladigi icin de, belki "Tiirkliigiin en biiyiik dii§mani" sayilabilir. 

Bu durumda milletini ve vatanini seven her Tiirk'iin de Darwin'i 
diigman olarak kabul etmesi gerekmektedir. 



Turk Du§manhginin 
Gunumuze Yansimalan 



/6 



Ol nceki bolumlerde Darwin'in Tiirk Milleti'ni hedef alan cir- 
kin ithamlarmi ve bu ithamlann emperyalizmin Tiirk Mil- 
leti'ni hedef alan planlanna nasil destek sagladigini gordiik. Darwi- 
nizm'in bu karanlik yiiziiniin tarihimizde meydana getirdigi etkiyi 
gordiikten sonra gunumuze kadar gelen yansimalarma deginmekte de 
yarar var. (^iinkii yakin tarihimizde Turklere kar§i giri§ilen her tiir 
du§manca eylem ve saldirimn arkasinda aym tez yatmaktadir. Dar- 
win'in Tiirk Milleti'ni hedef alan bu hezeyanlan Batih kaynaklarda 
sozliiklere varmcaya kadar yer almi§, geli§en kitle ileti§im teknolojisi 
aracihgiyla on milyonlarca ki§iye ula§tinlmig ve boylelikle diinyaya 
"barbar Tiirkler" mesaji verilmek istenmigtir. Bati'mn, Sevr'den bugiine 
degigmeyen, aziz Tiirk Milleti'ni disTamaya ve ezmeye yonelik arayi§- 
lannin arkasinda bu irkci ve Tiirk du§mam goriigler yer almaktadir. 
Petrus Dozy'lerden irkci dazlaklara varmcaya kadar him Tiirk diig- 
manlan, fikri dayanaklarim Darwinizm'den almaktadirlar. 

Giiniimiizde ba§ta Almanya olmak iizere neo-Nazi irkcilarinin 
Tiirk soydasTanmiza kar§i gercekle§tirdikleri saldirilann ardinda da, 
19. yiizyilda atilan bu irkci ve Tiirk du§mam sloganlarin biiyiik rolii 
vardir. Nazizm'in zaten Darwinist temele dayah bir ideoloji oldugu 
dikkate ahndiginda bu nokta daha iyi anlagilir. 

Son yillarda ba§ta Almanya'nin Solingen, Molln §ehirlerinde ve 
Hollanda'nin ce§itli bolgelerinde yagayan soyda§lanmiza kar§i girigi- 



Turk Dilgmanhginin Guniimuze Yansimalan 

len eylemler gibi, yakin tarihimizde diinyamn ce§itli yerlerinde Tiirk- 
lere yonelik uygulanan politikalar da aslinda aym kapsama girmekte- 
dir. Soguk sava§ doneminde SSCB'de Tiirklere yapilan siirgiin, asimi- 
lasyon cah§malan ve baskilar halen daha hafizalardan silinebilmig de- 
gildir. Bu baskilara ozellikle de Kirim, Ozbek ve Kirgiz Tiirkleri hedef 
olmu§tur. Bulgaristan'da uygulanan vahgice yontemler de Turk dii§- 
manhginin bir bagka tezahiirudur. Bundan bagka Kibns meselesinde 
Avrupa'nin Tiirklere kar§i sergiledigi haksiz tutum ve bunun yam sira 
AB siirecinde Tiirkiye'ye yonelik izlenen tarafli politikamn altinda da 
benzeri on yargilar yatmaktadir. Turn bunlarm kokeni, Avrupali lrkla- 
nn "tarihi" Tiirk dii§manligimn yansimalandir. 

Yakin zamanda gercekle§tirilen bu olaylardan birkacini biraz da- 
ha detayli olarak hatirlamakta yarar var. Alman neo-Nazileri Kasim 
1992'de Tiirkleri hedef secerek Molln §ehrinde katliam yapmi§lardi. 
Ardindan Mayis 1993'de Solingen katliaminda be§ Tiirk'iin neo-Nazi- 
ler tarafindan yakilmasi iizerine, Molln'deki sahneler Solingen'de tek- 
rar ya§andi. Olayin Tiirk diigmanhgindan kaynaklanan irkci bir saldi- 
n oldugu acikti. Hatta San Francisco Examiner gazetesinin 1 Nisan 1997 
tarihli sayisinda yayimlanan haberde: "Solingen 'deki saldin, Alman tari- 
hinin Nazi doneminden bu yana en kanh irkci saldmsidir" deniliyordu. Yi- 
ne ayni donemlerde (1997) Heigerseelbach'da cikanlan bir yanginda 
ise bir Tiirk birinci kattaki evinin penceresinden atlami§ ve yaralan- 
mi§ti. Polis, apartmamn arkasinda gizilmi§ halde Gamali Hac bulun- 
dugunu soyledi. Bu olaylarla eg zamanh olarak Detmold'ta meydana 
gelen olayda yanlannda bicak ve beyzbol sopalan bulunan ve "Tiirk- 
ler Di§an" slogani atan alkollii askerler iki Tiirk'e saldirmi§lardi. Ben- 
zeri saldinlann ardindan da olay yerinin yakinlannda Gamah Hac ci- 
zimlerine rastlamyordu. 

Bundan ba§ka Hollanda'nin Lahey kentinde Tiirklere yonelik bir 
saldin daha gerceklegti. Soz konusu saldirida da bir Tiirk kadin ve be§ 
cocugu oldiiriildii. Ardindan Tiirkler tarafindan diizenlenen yas yiirii- 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 





• i^oi 


3» ; ' 




IBM 


KVE 







Neo-Nazilerin Miisliimanlara yonelik eylemlerinin en korkunclanndan biri de 119 Tiirk'iin 
dazlaklar tarafindan diri diri yakildigi Molln faciasiydi. Bu facianin ardindan Solingen'de de 
bes Turk daha diri diri yakildi. 



yu§unden sonra yuruyu§ii diizenleyenlerin evlerine, iizerlerine Gama- 
li Hag cizilmis. imzasiz tehdit mektuplan geldi. Mektuplar "oliim" teh- 
ditleri iceriyordu. 

Turklere kar§i uygulanan turn bu haksiz muamele ve eylemler, 
irkciliga dayali bir Turk du§manligindan kaynaklanmaktadir. Alman- 
ya'da bu irkciligin fikri tohumlanni atan kigi ise yine Charles Dar- 
win'dir. Darwin'in teorisi, onun atesji bir hayrani olan Ernst Haeckel 
tarafindan Almanya'ya ta§inmi§, Nazi hareketi ise Haeckel'den ilham 
alarak yukselmi§tir. Hitler ve diger Nazi ideologlan, irkci fikirlerini 
Darwinizm'e dayanarak savunmuglardir. Gunumiizdeki neo-Naziler 
de Darwinizm'den ve Darwin'in Turkler hakkinda hezeyanlanndan 
giic bulmaktadirlar. 

Tiirk dugmanhgi yansimalannin goruldiigii iilke yalmzca Alman- 
ya degildir. Yunanistan'daki Bati Trakya Turkleri de cok uzun suredir 
lrkci bir politikanin magdurlan konumundadir. Sosyal yagamin he- 
men her alaninda ikinci sinif insan muamelesi gormektedirler. Orne- 



Turk Dusmanhgimn Gunumiize Yansimalan 



gin Turk asilhlarin siyaseten 
orgutlenmelerini, aday olma- 
larini, olsalar bile secilmelerini 
onlemek icin, onlara, hicbir 
diinya iilkesinde bulunmayan 
zorluklar cikanlmaktadir. Yu- 
nanistan'da zorunlu egitim 9 
yildir ve egitim bir iist okulda 
sinavsiz, kesintisiz surduriile- 
bilir. Ancak, Turk azinhk okul- 
larmda 6. yilin sonunda sinav 
kazanma kogulu konulmugtur. 
Amac Turk azinligin egitimini 
yanda kesmektir. Daha bunlar 
gibi sayisiz irkci uygulama soz 
konusudur. 

Yakin tarihimiz dunyanin 
daha pek cok yerinde Tiirk so- 
yuna mensup insanlarin ma- 
ruz kaldigi bu tip insanlik di§i 
eylemlerle doludur. Ornegin 
80'li yillar ve oncesinde Bulgaristan Tiirklerinin ugradigi zuliim ve asi- 
milasyon caligmalan da bu konuya ornek verilebilir. Bulgaristan'daki 
soyda§larimizin zorla isim ve soyadlan degi§tirilmeye cah§ilmig, Tiirk- 
ce konugmalan yasaklanmi§tir. Buradaki 2 milyon Tiirk'iin camilere ve 
mescitlere gitmeleri engellenmi§, ibadet hurriyetleri ellerinden alin- 
mi§, siinnet yasaklanmi§, Tiirk okullan kapatilmi§, iistelik bunlara kar- 
§i direnenler oliime kadar varan cezalara carptinlmiglardir. Ama tiim 
bunlara, bugiin insan haklan savunucusu oldugunu iddia eden ve her 
firsatta Tiirkiye'yi ele§tiren Bati dunyasi sessiz kalmi§tir. I§te bu ayrim- 
cihgin sebebi Avrupa insanina gecmi§ten kalan irkci mirastir. 




Yukandaki resimde sekiz yasmdaki Zeynep 
Saado da fasist teroriin kurbanlanndan. 
Asagi Ren eyaletindeki bir siginmaci yurdu- 
na diizenlenen molotof kokteyli saldinsi sir- 
asinda viicudunun yiizde 30'u agir sekilde 
yaralanmis durumda hastaneye kaldinldi. 



I DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

Bulgaristan'da Tiirklere yapilan bu muamele daha once 1913 tari- 
hinde Balkan Sava§i sirasinda da ya§anmi§tir. Bulgarlar girdikleri Turk 
§ehir ve koylerinde insanhk di§i vahgetler sergilemiglerdir. Fransiz ya- 
zar ve subayi Pierre Loti bu olaylarm hemen akabinde Edirne ve do- 
laylanna gitmi§, buradaki urkutucii manzarayi bizzat kendi gozleriyle 
gormu§, olaylan birebir mu§ahade etmis. ve halkla tek tek konu§ma 
imkani bulmugtur.'' 7 Pierre Loti'nin 1913'lerde Ingiliz ve Fransiz basi- 
ninda yayinlanan "Bulgar Vahgeti ve Mezalimi" anlatan makaleleri bu 
konudaki gercekleri tiim acikhgiyla ortaya koymasi bakimindan 
onemlidir. 

Ote yandan Sovyet Rusya zamamnda da Rusya federasyonuna 
bagli Turkler asimile edilmeye cali§ilmi§tir. Sovyetler bu amacla Tiirk- 
leri daginik bolgelere yerle§tirmi§ler ve baglantilarmi tamamen kese- 
cek formiiller uygulami§lardir. Aym §ekilde, Stalin doneminde Tiirki- 
ye ile smir bolgede ya§ayan Ahiska Tiirkleri yerlerinden kopanlarak 
Sibirya ba§ta olmak iizere Sovyetler Birligi'nin ce§itli yerlerine dagitil- 
miglardir. Yerlerine ise Hiristiyan Giirciiler yerle§tirilmi§tir. Rusya'nin 




Neo-Naziler yakin zamanda Tiirkler'e karsi, Alman tarihinin Nazi doneminden sonraki ei 
kanh irk?i saldirilanni yapmislardir. 



Turk Diismanh; ;ze Yansimalan 




Guniimuz fasistleri de ataiari gibi yasadiklari hayat ve sertlik 
yanlisi tutumlanyla toplum icin tehlike olmaya devam etmek- 



Kafkasya politikasi Tiirkiye sininnda Hiristiyan Giircii ve Ermeniler- 
den olugan bir gayri miislim halk olu§turarak, Tiirkiye'nin Turk diin- 
yasi ile irtibatim kesmek olmu§tur. Kafkasya di§indan Ermeniler goc- 
men olarak getirilmi§, suni bir Ermeni devleti olu§turulmu§tur. Azer- 
baycan ve Nahcivan arasi Ermenilere verilerek bu iki bolgenin baglan- 
tisi kesilmigtir. Ruslar Tiirkleri eski kiiltiirlerinden koparmak ve arala- 
rindaki Turk birligini bozmak icin alfabelerini degi§tirmi§tir. Once 
Arap alfabesi kullanan Tiirkleri Latin alfabesi kullanmaya zorlamiglar- 
dir. Tiirkiye'nin de Latin alfabesine gecmesi iizerine herhangi bir kiil- 
tiir birligini engellemek amaciyla SSCB'deki Tiirkler Kiril alfabesi kul- 
lanmaya zorlanmisTardir. Boylece Tiirkiye ve Tiirkler arasinda turn 
baglar kopanlmaya cah§ilmi§tir. 



Papist Onderleiin 
ilham Kaynagi: Darwin 



H 



tler'in "Ari irkin iistiinlugii" ile ilgili teorilerini besleyen en onemli kaynakla- 

in basinda Darwin'in teorisi geliyordu. Nazi lideri, "Ari irkin ustunliigii"nun 

'doga" tarafindan var edildigine inaniyordu. Hitler'in kendisi de bir evrimci ol- 

dugundan kitabi "Mein Kampf" (Kavgam) da ozellikle irklar arasindaki miica- 

deleden soz ediyordu. Arashrmacilara gore, kitabma bu ismi vermesi de tesadiif degildi. 

\ Kitabi 1944'de 11 milyon adet satti ve Almanya'da evrimci fikirlerin yayginlasmasina 

onayak oldu. 

Hitler'in "Kuzey Avrupa Almanlan'm insanhk tarihinden c,ikarin, geriye maymun 
y, dansindan baska bir § ey kalmaz" 1 derken dayandigi diisiince de, insanlarin maymundan 

evrimlestigini savunan ve dolayisiyla bazilarinin hala "maymun" statiisunu koruyor ola- 
v bilecegi sonucunu veren Darwinist fikirlerdi. 

Stephen Jay Gould, Hitler'in bir evrimci olduguyla ilgili, 90k gii^lii delil teskil eden 

J bir makale yayinladi. Bu yazida, "hem akademik hem de profesyonel ^evreler tarafindan 

itibar goren bir Ingiliz yorumcuyu; Benjamin Kidd'i" tanitiyordu. Gould'a gore Kidd, Al- 

^ manya'da "Darwin'in doktrininin bir savas sebebi haline geldigine" inaniyordu. Ardin- 

dan Gould, Hitler Almanyasi ile ilgili sozlerine soyle devam ediyordu: "Politik ve aske- 

ri kitaplarda, sava§ ve baski (§iddet) doktrinini benimseyen politikalann temelinde Dar- 

■ 

Almanya'da Darwinizm'in bir baska onemli etkisi, iinlu evrimci biyolog Ernst Ha- 

\ eckel'in iizerinde goriildii. Haeckel Almanya'da "Monist Cemiyetini" olusturdu. Mo- 

nizm, tiim ger^ekligi sadece maddeye dayandiran ateist bir felsefeydi ve Heackel Alman- 

> ya'nin lrk^ilik, nasyonalizm ve emperyalizm konulannda bir numarah ideologu oldu. 3 

Haeckel'in belirttigine gore Almanya'da Darwin'in teorisi biiyiik bir sevin^le karsilandi. 

Bundan cesaretle Ernst Haeckel, "Natural Creation" adh kitabinda soyle diyordu: 

"Darzvinizm ya da ayiklama teorisi, tamamiyla aristokratil yi olanin 

hayatta kalmasi fikrine dayantr. Geligmeyle gelen is boliimii, insanlarin ozellikleri 
arasuu luf ki, bu da bireyler arasin- 

da daha fazla esitsizlik, faaliyetlerinde, egitimlerinde ve yasam kosidlannda da esit- 
sizlik dogurur." 4 

Haeckel gibi evrimcilerin geride biraktiklan miras iizerinde 20. yiizyilda ortaya 51- 

kan iki biiyiik lrk^i rejim, yani fasizm ve onun bir versiyonu olan Nasyonal Sosyalizm, 

Darwinist diisiinceyi kendilerine temel aldilar. Yaptiklari her tiir kanh eylemi kendile- 

y rince bilimsel ve hakh bir zemine yerlestirmis oldular. Darwinizm lrk^i liderlerin, uygu- 

ladiklan vahsetlerde hem kendilerini rahatlatmalarina hem de disaridan gelen tepkilere 

w karsi kendilerini savunmalanna yariyordu. 




Nasil Adolf Hitler, uyguladigi 
siyasette Sosyal Darwinizm'i kullan- 
diysa, Benito Mussolini de Italya'yi 
emperyalist temellere oturtabilmek 
icin Darwinist kavramlardan yarar- 
lanmisti. Benito Mussolini de bir ev- 
rimciydi ve Darwinist kavramlan ko- 
nusmalarinda sik sik kullaniyordu. 
Ingiliz Imparatorlugu'nun zayiflama- 
si ile ilgili olarak §unu iddia etmisti: 

"Ingiltere'nin sava§a girmeyi is- 

tememesi ancak Ingiliz Impara- 
torlugu'nun evrimsel olarak fo- 

kiigiinu gostermektedir." 5 

Goruldiigii gibi, toplumsal yapi 
Mussolini'ye gore biyolojik evrim 
modelinin bir kopyasiydi. Boylelikle 
Ingiltere yasam miicadelesinde one 
ge^emiyor, geride kahyordu. 

II. Diinya Savasi'nin sonunda fa§izmin temsilcileri de tarihe gomiilduler. Ancak yi- 
ne de Darwinizm'in lrk^i yorumu, cogu kez nasyonalizm9 adi altinda, varhgini siirdiirdu. 
Bugiin diinyada hala taraftarlan olan nasyonalist fikirler, yine kac^nilmaz olarak Dar- 
win'in kuramina dayamrlar. Belki bu ideolojiye kapilan cogu insan bunun farkinda bile 
olmayabilir; ancak ideolojinin onde gelenleri bunun farkindadirlar ve evrimin temelinde 
yer alan "yasam miicadelesi" kavramini siirekli olarak ayakta tutmaya gahf lrlar. 

(Jiinkii eger bir insan, yeryiiziindeki farkh irklarin ya da milletlerin varhginin, onlar 
arasinda bir ya§ am mucadelesinin nedeni oldugunu du§uniiyorsa, Darwinist olmak zi 
dadir. Kendisini boyle tammlamiyor olabilir, ama sonu^ degismez. (Jiinkii Darwinizm, 
"ya§ am miicadelesi" kavramimn yegane "sozde bilimsel" temelidir. Bu ger^egin pratik so- 
nucu ise sudur: Nasyonalizmin yasamasi i^in, Darwinizm'in de yasamasi gereklidir. Ifte 
bu ilifki nedeniyle, diinyamn dort bir yanindaki nasyonalist rejim ve akimlai 
nizm'i desteklerler. "Taban" bundan habersiz olsa da, lider kadrolar bu destegi el altindan 
yiiriitiirler. 

1 Carl Cohen, Communism, Facism and Democracy, New York: Random House Publishing, 1967, s. 408- 

409 

2 Paul G.Humber, "Hitler's Evolution Versus Christian Resistance", Vital Articles on Science/Create 
www.icr.org/pubs/imp/imp-1 81 .htm 

3 Henry Morris, The Long War Against God: The History and Impact of the Creation, Evolution, Conflict, 
8.b. MichigamBaker Book House, Mart 1996, s. 73 

4 Anton Pannekoek, Marksism and Darwinism, Chicago Charles H. Kerr Company Co-Operative, 
Copyright, 1912, Charles H. Kerr Company, 5. Boliim 

5 Henry Morris, The Long War Against God: The History and Impact of the Creation, Evolution, Conflict, 
8.b. Michigan: Baker Book House, March 1996, s. 81 



) DARWIMZM'iN TURK DUSMANLIGI 

Kibns'ta da Tiirkler benzer olaylar ya§ami§lar, insanlik di§i zuliim 
ve baskilara maruz kalmi§lardir. Ozellikle 1963-74 doneminde Rumlar 
Tiirklere kargi biiyiik bir vah§ete girigmigler, cok sayida Tiirk'ii katlet- 
mi§lerdir. 

Bunlardan ba§ka guniimuzde de Tiirklerin Avrupa Birligi iiyeligi 
siirecinde kar§i kargiya kaldiklan muamele, bu tarihi bakis. acisimn 
tarn bir kahntisi §eklindedir. Avrupa Birligi'ne iiye iilkeler ba§ka hicbir 
iilkeye kogmadiklan §artlan Tiirkiye'ye kogmuglar, siirekli zorluk ci- 
karmiglar, son derece adaletsiz bir tutum sergilemisjerdir. Oyle ki, Lit- 
vanya gibi bagimsizhgini yeni kazanmi§, ekonomik ve siyasi durumu 
Tiirkiye'den daha parlak olmayan iilkeler ile bazi Orta Avrupa iilkele- 
rine AB hemen kapilarim actigi halde, Tiirkiye'nin konumunu siiriin- 
cemede birakmayi tercih etmi§tir. AB'ne giris. siirecimiz boyunca ya§a- 
digimiz diyaloglar ve talepler incelenecek olursa, Avrupalilann bilin- 
caltlannda hala 19. yiizyildan miras bir "Tiirk dugmanligi"mn bulun- 
dugu acikca goriiliir. 

Bu du§manligin en onemli fikri dayanagi ise, bu kitap boyunca 
inceledigimiz gibi, Darwinizm'dir. Insanlan Allah'in yaratmadigini, 
maymun benzeri canhlardan evrimle§tiklerini iddia eden Darwin, 
Tiirk Milleti'ni ise kendince "yari maymun" saymis. ve Avrupah lrkla- 
nn da Tiirk Milleti'ni yok etmelerini istemigtir. Diinyamn farkli bolge- 
lerindeki Tiirk du§manlarinin cok farkli anlayi§lan olabilir. Ama onla- 
ri birle§tiren ortak ozellik, hepsinin yegane "bilimsel" dayanaklanni 
evrim teorisinde bulmalandir... 



Komunizme Agilan 
Kapi Darwinizm 



/S 



OB nceki boliimlerde Darwinizm'in Turk dugmanhginin en 
onemli fikri dayanagi oldugunu, Tiirk Milleti'nin bekasina 
kasteden odaklann "bilimsel" desteklerini Darwinizm'den aldiklanni 
inceledik. 

Darwinizm'in, Tiirk Milleti'nin bekasina yonelik olarak olugtur- 
dugu bir bagka tehdit ise, Tiirk Milleti'nin birligine kasteden birtakim 
ideolojik akimlan beslemesidir. Bunlarm baginda komiinizm gelir. 

Komiinizm, 1960'lardan bu yana Tiirkiye'de bagta bir kisim genc- 
ler ve aydinlar olmak iizere genis. bir kitleyi etkilemis. bir ideolojidir. 
Bu ideolojiye kapilanlar, yillarca Yiice Tiirk Devleti'ne kar§i silaha sa- 
rilmiglar, iilkeyi kana bogan teror eylemleri gercekle§tirmi§lerdir. Ken- 
di milli kimliklerini unutmuglar, tarihe damgasini vuran Tiirk kahra- 
manlarmin degil, Marx'in, Lenin'in, Mao'nun hayranlan haline gelmi§- 
ler, onlarin posterleri ile yiiriimii§lerdir. Sank tiirk bayragina degil, Ko- 
miinist Rusya'nin ya da Kizil (Jin'in bayraklarma saygi duymu§lardir. 
Istiklal Margi ile degil, Komiinist Enternasyonal'in margi ile co§kuya 
kapilmiglardir. Son 15 yildir ise bu ideoloji bu kez boliiciiliigiin ideolo- 
jik temeli haline gelmig, iilkemizin Giineydogu'sunu hedef alan bolii- 
cii teroriin dayanagi olmu§tur. 

Kisacasi Tiirk Milleti'nin dii§mam olan fikri akimlar sayildiginda 
bunlarm ba§inda komiinizm gelmektedir. 

Komiinizmin yegane "bilimsel" dayanagi ise Darwinizm'dir. 



S DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

Marksizm ve Darwinizm 

Marksizm'in kurucusu Karl Marx, tarihin geligimini ekonomiye 
dayandinyordu. Toplum, tarih icinde (jegitli evrelerden geciyordu ve 
ekonomi, diger her§eyin belirleyicisiydi. Marx, aynca toplumlann bir 
geligim siireci icinde birbirlerini izlediklerini du§uniiyordu. Koleci top- 
lum feodal topluma, feodal toplum kapitalist topluma donugmu§tu, so- 
nunda bir devrim sayesinde sosyalist toplum kurulacak ve tarihin en 
ileri evresine vanlacakti. Yani toplumlann tarihi geli§imini evrimci bir 
yakla§imla acikliyordu. Diger bir deyi§le Karl Marx, Darwin'in Tiirlerin 
Kokeni adli eseriyle kargila§madan once de evrimci mantigi benimse- 
mi§ti. Ancak Marx ve biiyiik yoldagi Engels, bir §eyi aciklamakta zorla- 
myorlardi: Canlilann nasil var oldugu sorusunu... Clunku canlilan "ya- 
ratilmami§lik" temelinde aciklayan bir tez olmadikca, dini reddetmele- 
ri mumkiin degildi. Ideolojileri ise dini reddetme temeli iizerine otur- 
tulmugtu. Eger bu aciklamayi getirmeyi ba§aramazlarsa, Marx'in iddia 
ettigi gibi "dinin uydurulmu§ bir afyon oldugunu" one siirmeleri ve 
him tarihi, maddeye dayandirmalan miimkun olamazdi. 

Bir ateist olan ve evrendeki her tiirlii olayi, ekonomiyi, tarihi di- 
yalektik baki§ a^isiyla a^iklamaya gah§an Marxin imdadina gagda§i 
Darwin'in evrim teorisi yeti§mi§tir. Evrim teorisi guclii olanin ayakta 
kalabilmesi icin dogada siirekli bir miicadelenin oldugunu iddia edi- 
yordu. I§te bu du§iince, Marxin simflararasi miicadeleyi ve buna bag- 
h olarak tarihte meydana gelen degigimi, sozde bilimsel bir zemine 
oturtmasina olanak sagladi. 

Bu nedenle Marx, Tiirlerin Kokeni (Origin of Species 'i) isimli kitabi 
eline ahr almaz kendi fikirlerine zemin olugturdugunu gordii. Marxin 
Darwin'in fikirlerini ne derece benimsedigi 16 Ocak 1861 'de Ferdinand 
Lassalle'a yazdigi mektupta acikga ortaya gikmaktadir: 

Darwin'in kitabi (Tiirlerin Kokeni) gok onemli ve tarihteki sinif savasimini 

doga bilimi agismdan destekledigi iqin bana gok uygun dii§iiyor... 98 



Komiinizme Acilan Kapi Darwinizm 






Marx, Darwin'e olan 
sempatisini, en biiyiik 
eseri sayilan Das Kapi- 
taF\ Darwin'e ithaf ede- 
rek de gostermisti. Ki- 
tabin Almanca baskisi- 
na el yazisiyla ?6yle 
yazmisti: "Charles Dar- 
win'e, atesli bir hayrani 
olan Karl Marx'tan." 
(Solda) 









"st.*ti 


iJas Kapltal 






«... 


\ 


1^^* 





Sahip oldugu evrimci bakis. acisi sebebiyle gercekten de Dar- 
win'in fikirleri Marx'a cok uygundu. Aynca ideolojisinin acmazlarim 
da bu teoriyle yamayabilirdi. Bu nedenle hie vakit kaybetmeden Dar- 
win'in teorisini programina aldi. Boylece Darwin ve Marx'in ogretileri, 
biri organik diinyada, digeri ise insan topluluklan iizerinde evrim te- 
orisini sozde pozitif bir bilim haline getirdi. 

Darwinizm tarn istenilen zamanda gelmi§ti; teori ortaya cikar cik- 
maz sosyalistler Darwinizm'le kendi teorilerinin dogrulandigini ve ta- 
mamlandigini diigunduler. Organik diinyada bile siirekli geli§im (ev- 
rim) oldugu fikri onlara gore, Marx'in sosyal geli§meyle ilgili teorisinin 
desteklenmesi anlamina geliyordu. Marx "Bizim teorimiz evrimin te- 
orisidir; ezberlenecek ve mekanik olarak yinelenecek bir dogma degildir. "" 
derken, Darwinizm'le olan siki baglanni bir kez daha vurguluyordu. 
Yine Engels'e yazdigi 19 Aralik 1860 tarihli mektubunda, Darwin'in ki- 
tabi icin "Bizim gorii§lerimizin tabii tarih temelini igeren kitap budur 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 



i§te" diyordu. Engels de Darwinizm'in kendi ideolojileri icin ne dere- 
ce onemli oldugunu kavramis. ve Marx'a §6yle yazmi§ti: "§u anda oku- 
makta oldugum Darwin'in caltsmasi muhte§em.' no ° 

Marx, aynca Darwin'e olan sempatisini en biiyiik eseri "Das Kapi- 
tal"\ Darwin'e ithaf ederek de gostermi§ti. Kitabin Almanca baskisina 
el yazisiyla §6yle yazmigti: "Charles Darwin'e, atesli bir hayrani olan 
Karl Marx'tan." Darwin gibi Marx da geli§imin yasasini kegfettigini 
du§unmu§tu. Darwinistler'in canh hayatin geli§imini kademeli olarak 
degerlendirmeleri gibi, Marx da tarihi a§amali olarak degerlendirmi§- 
ti. Hem Marx hem de Darwin "geligim" teziyle ortaya cikmi§lardi. Bu 
nedenle savunduklan goriigler benzerlik gosteriyordu. Engels Dar- 
win'i, onu Marx'la e§ tutacak bicimde oviiyor ve "Darwin nasil organik 
dogadaki evrim yasasini ke§fettiyse, Marx da insanoglunun tarihinde- 
ki evrim yasasini kesJetti" diyordu. Amerikah botanik profesorii Con- 
way Zirckle, komiinizmin kuruculannin Darwinizm'i neden kararhhk- 
la benimsediklerini §6yle anlatir: 

Marx ve Engels, evrim teorisini, Danain 'in Turlerin Kokeni adh kitabi ya- 
yinlanir yaymlanmaz benimsediler... Evrim, komiinizmin kuruculan icin, 
insanhgin dogaiistii bir giiciin miidahalesi olmadan nasil ortaya qikmis ola- 
bilecegi sorusuna getirilen cevapti ve dolayisiyla savunduklan materyalist 
felsefenin temellerini desteklemek icin kullani- 
labilirdi. Dahasi, Danvin 'in evrimi yorumla- 
ma bigimi — yani evrimin bir dogal seleksiyon 
siireci icinde geli§tigi teorisi — onlara o zama- 
na dek hakim olan teolojik du§uncelere karsi 
koyma firsah veriyordu. Dogal seleksiyon te- 
orisi sayesinde, bilim adamlan organik dtinya- 
yi materyalist bir terminoloji He yorumlama 
§ansi elde etmis oluyorlardi. wl 
Tom Bethell ise, Marx'la Darwin arasin- 
daki baglantimn asil sebeplerini §6yle acik- 
lar: 




Friedrich Engels 



Komiinizme Acilan Kapi Darwinizm 



Marx Darwin 'in kitabina ekonomik sebepler dolayisiyla hayran kalmamis- 

hr. Marx'in Darwin 'in kitabina hayranhginin en onemli nedeni Darwin 'in 

evreninin tamamen materyalist olmasidtr. Bu onemli noktada Darwin ve 

Marx gercek hirer yoldagtilar. 102 

Bu, gercekten cok onemli bir tespittir. (Junku Marx ile Darwin'in 
en onemli ortak noktalan teorilerinin dinsizlik temeli uzerine oturma- 
sidir. Materyalist Engels, Darwin'e bu noktada olan hayranligini goyle 
ifade etmi§ti: "Tabiat metafizik olarak degil, diyalektik olarak i§lemektedir. 
Bununla ilgili olarak herkesten once Charles Darwin'in adi anilmahdir." 103 

Engels bir bagka eserinde Darwin'le ilgili goriisderini §u sozlerle 
dile getiriyordu: "... Darwin, biitiin organik varhklann, bitkilerin, hayvan- 
lann ve insanin kendisinin, milyonlarca yildir olagelen bir evrim surecinin 
iiriinleri oldugunu kamtlayarak metafizik doga gdrii§iine en agir darbeyi in- 
dirdi. " Wi Bundan ba§ka Maymundan hsana Gegiste Emegin Rolii adh ese- 
rini yayinlayarak Darwin'in teorisini hemen benimsedigini gostermi§- 
ti. Engels bunlara ek olarak, dogabilimin ilerlemesindeki uc onemli 
destekten biri olarak Darwinizm'i gosteriyor ve 
§6yle diyordu: 

"1859'da Charles Darwin, temel yapitt Tiirlerin 

Kokeni'ni yayinlami§hr. Bu yapit, bir yuzyildan 

fazla suren evrim fikrinin gelisimini tamamlamis 

ve modern biyolojinin temellerini kurmustur. Bu 

buluslann felsefi onemi, dogal geli§menin diyalek- 
tik niteligini ozellikle ozlii bir bigimde ortaya koy- 

mu§ olmalarindadir. " W5 

Bu ifadelerinden de anla§ildigi gibi Engels, 
Darwin'in evrim kuramimn kendi ateist diinya 
gorugiine bilimsel bir destek olu§turdugunu zan- 
nederek sevinmigti. Ancak boyle bir sevince ka- 
pilmakta biraz aceleci davranmig, ya§adigi done- 
min ilkel bilim anlayigi onu onemli bir yamlgiya 




! DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

dusurmiistu. Nitekim 20. yiizyila girildiginde gelisen bilim sayesinde, 
Darwin'in iddialannin gecersizligi anlasilacak, evrim teorisinin one 
siirdiigu fikirlerin yalnizca bir "hayal guciiniin uriinleri" oldugu orta- 
ya cikacakti. (Bkz. Evrim Aldatmacasi, Harun Yahya) 

Marx ve Engels'in yarn sira diger komiinist liderler de evrimciy- 
diler. "Lenin, Trotsky ve Stalin, tiimu ateist evrimcilerdi." 106 Rus Komii- 
nist Devrimi'nin Lenin ile birlikte iki biiyiik mimanndan biri olan Le- 
on Trotsky ise "Darwin'in bulusu turn organik madde alaninda diya- 
lektigin (diyalektik materyalizmin) en biiyiik zaferi oldu" yorumunu 
yapmisti. 107 Benzer sekilde, (Jin komiinizminin kurucusu Mao Tse 
Tung da "(Jin sosyalizminin temelini, Darwin'e ve evrim teorisine da- 
yandirdigini" a^ikca belirtmistir. 108 

Neticede, komunistlerin yaptigi, biyolojik evrimi, tarihe ve toplu- 
ma uygulamak oldu. Toplum icindeki degisimleri, sigramalan, yikim- 
lan ve devrimleri evrimin tabi bir seyri olarak degerlendirdiler. Bu ne- 
denle de Charles Darwin, gerek komunizmin kuruculan icin, gerekse 
onlarin izinden yiiriiyenler icin cok onemli ve degerli biriydi. 

Marksizm-Darwinizm baglantisi bugiin herkesce kabul edilen, 
cok acik bir gercektir. Karl Marx'in biyografisini anlatan kitaplarda da- 
hi bu baglantiya yer verilmektedir. Ornegin Oncii Yayinevi tarafindan 
yayinlanan bir biyografide bu baglanti soyle tarif edilir: 

Danuinizm, Marksist felsefeyi destekleyen, gergekligini kamtlayan ve geli§- 

tiren bir dizi gergegi takdim etti. Darwinist evrimci fikirlerin yayilma- 

si, toplumda bir biitiin olarak Marksist dii§un- 

celerin emekgi halk tarafindan kavranilmasi 

igin elverisli zetnin yaratti... Marx, Engels ve 

Lenin, Darwin 'in dii§uncelerine biiyiik deger ver- 

diler ve bunlann tasidigi biiyiik bilimsel oneme i§a- 

ret ettiler, boylelikle bu du§uncelerin yaygmlasma- 

stna hiz kazandirdrtar. 109 

Daha once de belirtildigi gibi, komunizmin 




Komi'inizmc Acihni Kapi Darwinizm S 

kuruculan tarafindan bu denli yiiceltilen evrim teorisi, dogal olarak 
onlann takipcileri tarafindan da hararetle benimsendi. Diinyanin her 
neresinde olursa olsun, her turlu komiinist rejim ya da hareket, Darwi- 
nizm'i sonuna dek savundu, onu kendi entelektiiel catisimn temel ta§- 
lanndan biri olarak kabul etti. Komiinizm ile birlikte "irk" miicadelesi, 
"sinif" miicadelesine donugturulmugtii. 

Bu Darwinist komiinist liderlerin en iinliilerinden biri ve ku§ku- 
suz en kanhlarindan birisi Joseph Stalin'di. Stalin, (^arhk doneminde- 
ki cocukluk yillannda Hiristiyan egitimi veren bir okula gitmi§ti. Ve 
okulda ge^irdigi yillarm biiyiik bolumiinde de inanch bir Hiristiyandi. 
Ancak bir gun bir kitap okudu ve hayati degi§ti. Kitap, Origin of Speci- 
es (Charles Darwin'in Tiirlerh li kitabi) idi. Ateizmi benim- 
sedikten sonra da kisa bir sure icinde Komiinist Parti saflanna katildi. 
60 milyon insanin hayatina maloldugu tahmin edilen yonetimi boyun- 
ca da, evrim propagandasina biiyiik bir onem verdi. Otobiyografisin- 
de goyle yaziyordu: 

Okullardaki ogrencilerimizin zihnini alti giinde yaratih§ efsanesinden te- 

mizlemek igin onlara tig §eyi ozellikle ogretmeliyiz: Diinyanin ya§tnt, jeolo- 

jik orijinini ve Darwin'in ogretilerini. no 

Goriildiigii gibi Marksist onderler Darwinizm'e sahip cikiyor ve 
savunduklan komiinist ideoloji icin bunun ne denli onemli oldugunu 
fark edebiliyorlar, bu nedenle de ilk is. olarak Darwinizm'i egitim prog- 
ramlarina koyduruyorlardi. Bu konuda John N.Moore ise §6yle soyle- 
mektedir: 

S.S.C.B.'nin liderlerinin dti§tincelerinin kokleri qok derin evrimci bir baki§ 

agtstna dayanmaktadir.™ 

Robert M. Young ise The Darwin Debate, Marxism Today adh eserin- 
de goyle yazar: 

Evrim teorisinin gortisleri, Marksizm 'le tamamen uyumludur. Insanoglu- 

nun kokenleri ve akhn tamamen doga gtiglerine dayah agiklamasi, diger se- 

ktileristler gibi Marksistlere de ho§ gortinmti§ttir. U2 



I DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

Turn bunlann sonucunda gormekteyiz ki, Marksizm ve Darwi- 
nizm iki bagimsiz teori degildir. Aslinda gercekte her iki teorinin altin- 
da da aym prensip yatmaktadir. ikisi bir butiinii olugturur. Darwin'in 
prensipleri, insanlann arasinda Marx'in prensipleri dogrultusunda ya- 
ganir. Buna dayanarak §unu soylemek mumkundur: Her tiirlii sol ha- 
reketin felsefi temelinde evrim teorisinin vazgecilmez bir yeri vardir. 
Ve dolayisiyla her tiirlii sol hareket ve her tiirlii sol rejim, kendisine fel- 
sefi dayanak ve me§ruiyet saglamak icin, evrimi benimsemeye ve bu- 
nu topluma benimsetmeye mecburdur. 

Goriildiigii gibi, insanhga zarar veren, onlan bozgunculuk ve sa- 
vaslara iten, pek cok ideolojinin ardinda Darwinizm vardir. Birbirin- 
den tiimiiyle farkh goriinen, hatta birbirinin zitti bilinen ideolojiler bi- 
le tek bir noktada, Darwinizm temelinde birle§mektedir. Ornegin gii- 
niimiiz diinyasimn biiyiik bir boliimii Hitler ve Stalin'i zit kutuplara 
mensup zanneder. Bu, bir bakima dogrudur, ancak diger yandan bir- 
legtikleri onemli bir cizgi vardir. Her ikisi de zulmii sanat haline getir- 
mis. ve milyonlarca insani katletmi§lerdir. Bunu yaparken her ikisi de 
Darwinizm'i onemli bir arac olarak kullanmi§lardir. Paul G. Humber 
"Hitler's Evolution Versus Christian Resistance" adh makalesinde Sta- 
lin ve Hitler arasindaki bu ortak noktaya i§aret ederek gunlan soyler: 
Stalin kasith olarak Darwin 'i segmi§tir. Hitler ise giiglu olamn hayatta kal- 
masini dunynya zorla kabul ettirmeye gah§mi§tir. m 
Fa§ist Almanya ile Komiinist Rusya arasinda felsefi acidan cok 
biiyiik bir benzerlik vardir. Her iki totaliter rejim de Darwinizm'den 
destek bulmugtur. Evrim teorisini ele§tiren diinyaca iinlii isimlerden 
biri olan Dr. Henry Morris, bu konuya §6yle deginir: 

Evrimciligin en act meyveleri arasinda; Karl Marx 'in (onu izleyen Engels, 
Lenin, Stalin, Mao..) ve Adolf Hitler 'in (Nietzsche ve Haeckel'in fikirlerine 
dayamyordu) onctiliigunu yaptigi, kelimelerle anlatilamayacak kadar zalim 
sistemler vardir. Hem Marx hem de Hitler 'in kendi atalariyla, arkadaslariy- 
la ve varisleriyle birlikte kuramci evrimci olmalan gok anlamhdir. Kendi 



Komiinizmc Acikm Kapi Darwinizm S 

topluluklanni evrimci onermeler uzerine kurmaya gah§mi§lardir. Evrimci- 
lik -ozellikle de Darwincilik §eklinde- bu iki beladan gokfazla sorumludur. 114 

Komxinizm ve Teror 

Bir kisim Marksistler bu yoniinii inkar etseler de anar§i ve teror 
Marksizmin degi§mez bir yontemidir. Sovyet Rusya'nin kurulug a§a- 
malannda Lenin'in milyonlarca insani oldurttiigii, yakin gecmigte 
Mao'nun Kizil Qn'de muhaliflerini "100 Qcek Acsin" kampanyasi ile 
kiyima tabi tuttugu, Stalin'in yaptigi katliamlarla tarihe gectigi, Kam- 
bogya'nin Marksist lideri Pol Pot'un 9 milyonluk ulkenin iig milyonu- 
nu katlederek Hitler'in ununii bile geride biraktigi tarihin bilinen ger- 
gekleridir. Amerikah siyaset bilimci Samuel Francis, bu konuda §u yo- 
rumu yapar: 

Marx ve Engels, devrimin her zaman kuvvet zoruyla olacagini savunurlar. 
Devrimcilerin, hakim giice kar§i §iddet kullanmak zorunda olduklari konu- 
sunda israrhdirlar ve her zaman terorizme verdikleri destegi agikga belirt- 
mi§lerdir. 115 

Teroriin sistemli olarak kullamlmasi yoniinde Lenin'in son derece 
agik ifadeleri vardir: 

Propagandacilar her grubu basit bomba formiilleriyle donatmahlar. Onlara 
i§in mahiyeti hakkmda agiklamalar yapmah ve gerisini onlara birakmahlar. 
Gruplar, derhal askeri egitimlerine, operasyonlara kahlarak ba§lamahlar. 
Baztlart bir casusun oldurulme i§ini veya bir polis karakolu basma gorevini 
iistlenmeli. Bir hsmi ise banka soymah. 116 

Biz politik dldiiriilmelere kesinlikle kar§i degiliz... Sadece geni§ halk kitlele- 
riyle dogrudan baglanhh olan bireysel terorist hareketler deger ta§irlar. m 
Bazi kimseler bizi zalimligimiz sebebiyle ayipladiklan zaman, bu ki§ilerin 
en basit Marksist prensipleri dahi nasil unutabildiklerine hayret etmekte- 

y' 2 -" s 

Rusya'daki Ekim devriminin Lenin'le birlikte en onemli lideri 



) DARWIMZM'iN TURK DU§MANLIGI 

olan Trotsky ise turn bu anlatilanlan pekigtiren bir ifadesinde §6yle de- 
mi§tir: 

Fakat ihtilal, ihtilalci simftan emrindeki btitiin yontemlerle gayesine varma- 
stni talep eder, -eger gerekirse silahh bir ayaklanma He- eger mecbur olursa 
terorizmle. U9 

Karl Marx ise baska bir ifadesinde sunlan soylemistir: 
"Ayaklanma sava$ kadar bir sava§tir." Marx silahh ayak- 
lanmayla ilgili butun devrimlerin derslerini 'devrimci' si- 
yasetin bugiine dek bilinen en biiyiik ustasi olan Dan- 
ton'un su sozleriyle ozetlemistir: "Saldir, saldir, gene 
saldir." 120 

Anar§izm 

Teror, Marksistler kadar, a§in solun bir ba§ka versiyonunu temsil 
eden anar§istler tarafindan da savunulur. Anargizm her turlu otorite, 
iktidar ve oncelikle devlete kar§i cikan bir siyasi felsefedir. Birey icin 
hicbir zorunluluk, yukumluluk, kural kabul etmez. Dini, ahlaki, huku- 
ki tiim yasalan reddeder. Marksizm'le aym felsefi temele dayanan, sa- 
dece bazi yontemlerde aynlan bu ideoloji, tiim diger Darwinist temel- 
li fikirler gibi terore sempatiyle bakmaktadir. Anargist teorisyenlerin 
yazilannda teroriin gerekliligini savunan sayisiz ifade vardir. Ornegin 
anar§izmin kurucusu olarak kabul edilen Bakunin, 1869'da yayinlanan 
Ihtilal Prensipleri adh yapitinda §6yle demigtir: 

Biz tahripten ba§ka eylem tammiyoruz. Bununla beraber bu eylemin kendi- 
ni gosterecegi §ekillerin zehir, bigak, ip v.s. gibi son derece gesitli olacagini 
kabul ediyoruz... Aglama ve figan takip edecek, 'toplum' korku ve vicdan 
azabi icinde olacakhr. Mamafih ihtilalciler mahvolmuslarin aglamalanna 
karsi kayitsizhk gosterecekler ve hicbir tavize girmeyeceklerdir. ihtilalcilerin 
metodu terorist saytlabilir, fakat bu onlan vazgegirmemelidir. Onlann nihai 
gayesi ihtilali gerqeklesiirmekiir. Kotiiyu yok etme sebebi kutsaldu; Rus top- 
ragi kihg ve atesle temizlenecektir. 



Komiinizme Acilan Kapi Darwinizm 



PKK 
5 kifiyi 
katletti 




S DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

Boliicii Teroriin Fikri Zemini 

Bu noktaya kadar, komiinizmin — ve onun bir versiyonu sayilabi- 
lecek olan anar§izmin — Darwin'in evrim teorisi ile olan iligkisini ele al- 
dik. Ayrica bu ideolojilerin terorii ve §iddeti nasil benimsedigini, bun- 
lan adeta me§ru bir yontem olarak kabul ettigini belirttik. Ilginc olan 
bu iki ozelligin, yani Darwinist du§iincenin ve teror yanlisi tavnn, bir- 
biriyle ili§kili olmasidir. 

Gercekten de Darwinizm, terorii me§ru bir yontem olarak goren 
ve savunan ideolojilere fikri bir zemin saglar. Ciinkii Darwinizm, gid- 
detin, cati§manin, kanh miicadelelerin doga kanunlarina uygun bir 
"geli§me" yontemi oldugunu savunmaktadir. Darwin, dogada kanh bir 
ya§am miicadelesi oldugunu savunmu§, aynisimn toplum icinde uy- 
gulanmasimn da insanin evriminde ilerleme saglayacagmi one siir- 
mu§tiir. Yani bir toplumda kan dokulmesi, farkh gruplar arasinda ca- 
ti§malar yaganmasi, "devrimciler"le "tutucular"in savagmalan, Darwi- 
nizm'e gore iyi ve dogru bir geydir. 

Komiinistler ve anargistler ise, terore olan bagliliklanni Darwi- 
nizm'in bu felsefesi ile desteklemektedirler. 

Bu konu ile ilgili cok yakmimizdan bir ornek verebiliriz: Bugun 
diinyamn her yerinde oldugu gibi iilkemizde de komiinist orgiitlerin 
gerek propagandalarimn ve gerekse orgiit ici egitimlerinin onemli bir 
parcasim Darwinist egitim programlan tegkil etmektedir. Nitekim, iil- 
kemizin dogusunda faaliyet gosteren boliicii orgiit, kamplarda, mili- 
tanlarma aylarca Darwinizm egitimi vermektedir. 

Bu egitimde, elliger kigilik militan gruplarma biiyiik panolar iize- 
rinde, evrendeki her olayin "tez-antitez-sentez" §eklinde ve "diyalek- 
tik" olarak adlandinlan sozde formiile gore geli§tigi, bunlarm doganin 
diyalektigi, canhlarin diyalektigi, tarihin diyalektigi olarak iice ayrildi- 
gi anlatilmaktadir. Doganin diyalektigi olarak dogadaki her§eyin ev- 
rimlegtigi, canhlarin diyalektigi olarak biitiin canhlarin birbirlerinden 



Komiiniznic Acihni Kapi Darwinizm S 

tiiredigi, insanin maymundan geldigi ve tarihin diyalektigi olarak da 
toplumlann komiinist toplum diizenine dogru geligtigi ve bu siirec so- 
nunda Komiinist Kurt Devrimi'nin gercekle§tirecegi safsatalan mili- 
tanlara agilanmaktadir. Bundan sonraki safhada militanlara gerilla egi- 
timi verilmektedir. 

Soz konusu gencler aldiklan Darwinist-materyalist egitim sonu- 
cunda, toplum icin son derece tehlikeli bireyler haline gelmektedirler. 
Bu egitim neticesinde, Allah'i, dinini, devletini, milli ve manevi deger- 
lerini reddeden, insanlan, kolaylikla oldiiriilebilecek, vah§ice katledi- 
lebilecek birer hayvan gibi goren insanlar ortaya cikmaktadir. 

Unutulmamahdir ki, manevi degerleri reddeden, Allah'a ve 
oliimden sonra bir hesap giinii olduguna inanmayan ki§iler, her tiirlii 
ahlaksizhgi ve zalimligi kolaylikla yapabilirler. I§te bu yiizden yukan- 
da kendi ifadelerini verdigimiz Marksist onderler ve onlann izlerini 
takip eden kigiler, bebekleri, cocuklari, gencleri, kadinlan, yaghlan, 
masum insanlan rahathkla oldiirebilmektedirler. (Jiinkii bu insanlar, 
felsefelerinin temelini dayandirdiklan Darwinist gorusder dogrultu- 
sunda, kargilanndaki insanlann aslinda birer hayvan olduklanni, on- 
lan herhangi bir bocegi nasil oldiiriiyorlarsa aym kolaylikla oldiirebi- 
leceklerini dii§unmektedirler. 

Sonuc olarak, diinyadaki katliamlann, hunharca iglenen cinayet- 
lerin, insanlara uygulanan zulmiin, teroriin, boluciiliigun, din ve dev- 
let dugmanligimn arkasinda Darwinizm ve materyalizm egitimi almis. 
anargistler bulunmaktadir. Igte bu yiizden Darwinizm'in gercek yiizii- 
niin ortaya cikanlmasi, gene beyinler bu safsatalarla yikanmadan ge- 
rekli onlemlerin ahnmasi, Tiirk Milleti'nin bekasi acisindan biiyiik 
onem ta§iyan zaruri bir tedbirdir. 



Sonuc 



/D 



W arwinizm'in bu kitap boyunca inceledigimiz karanlik ytizu- 
niin, vatamna ve milli kimligine bagh olan her Turk'iin tep- 
kisini cekecegine kugku yoktur. Nitekim milletimize "a§agi irk" diyen 
bu emperyalizm sozciisu sozde "bilim adami"na ve onun fikriyatina 
kar§i tavir almak, elbette her Turk'iin milli bir gorevidir. 

Ancak ne yazik ki, bugiin Tiirkiye'deki bilim adamlannin, aydin- 
lann, yazarlarin bir kismi bu bilincten yoksundurlar. Kendilerini "yan 
maymun" ilan etmis. olan Darwin'in teorisine dort elle sanlmakta, bi- 
lim tarafindan reddedilmis. olmasina ragmen bu saf satayi korti korune 
savunmaktadirlar. 

Konunun daha da vahim olan yonii ise, Darwinizm'in Tiirki- 
ye'deki devlet okullannda okutulan ders kitaplannda bilimsel bir ger- 
cek gibi gosterilmesidir. Biiyiik bilimsel hatalarla dolu olan bu kitapla- 
n okuyan cocuklanmiz, Darwinizm'i bilim tarafindan ispatlanmi§ bir 
teori gibi ogrenmektedirler. (Ayrintih bilgi icin bkz. Harun Yahya, Ev- 
rimcilerin Yamlgilari 3: Orta Ogretim Ders Kitaplanndaki Bilimsel Hatalar) 
Darwinizm'e bu gekilde inandinlan bir nesil, Darwinizm'in kendi mil- 
letini "a§agi irk" saydigini gordiigiinde, milli gururunu acaba nasil mu- 
hafaza edecektir? Ya da bu nesil, komiinist orgutlerin telkinlerinden, 
beyin yikama girigimlerinden nasil korunacaktir? 

Resmi kurumlanmizin bu konu iizerine ciddi bir bicimde egilme- 
si ve milli kiiltiir politikasim bu gercekleri goz oniinde bulundurarak 



Sonug 10 

belirlemesi gerekmektedir. Turk Milleti'ne kar§i yuriitiilen du§manhk- 
lara dayanak saglayan bir iddia, hem de bilimsel hicbir degeri olmadi- 
gi apacik ortaya cikmi§ iken, asla Tiirk egitim sistemi tarafindan des- 
teklenmemeli, bu konuda §imdiye kadar devam etmi§ olan yanli§ uy- 
gulamalar da aciliyetle diizeltilmelidir. 

Darwinizm'e inanmi§ olanlar ise bilmelidirler ki, inandiklan teori 
bir safsatadan ore bir §ey degildir. Bunun gostergelerinden biri de, 
Darwin'in "yakinda yeryiiziinden silinecek geri irk" olarak tanimladi- 
gi Yiice Tiirk Milleti'nin, her tiirlii diigmanlarina ragmen dimdik ayak- 
ta durmasi ve Biiyiik Onder Atatiirk'iin de vasiyet ettigi gibi "ilelebet 
payidar kalacak" olmasidir. 



Darwinizm'in 

Bilimsel Cokusu 



/B 



D 

^fc ugiin yerli-yabanci pek cok basin ve yayin orgamnda dog- 
rudan ya da iistii ortiilii bir evrim propagandasi yuriitul- 
mektedir. Bu bazen flas. bir haber §eklinde olabildigi gibi, kimi zaman 
da tamamen ilgisiz bir konu icinde gecen birkac, ciimle §eklinde de ola- 
bilir. Onemli olan konuyu siirekli giindemde tutmak ve evrim teorisi- 
ni topluma, dogrulugu defalarca kamtlanmi§, tartigma gotiirmez bir 
gercekmig gibi empoze edebilmektir. 

Aslinda bu kampanyanin gercek hedefini anlamak hie de zor de- 
gildir. Evrim teorisinin arkasinda bilimsel olmaktan ziyade ideolojik 
kaygilarm bulundugu, teori Darwin tarafindan daha ilk ortaya atildi- 
ginda kendini gostermigtir. Darwin'in evrimci tezleri, materyalizme 
cok onemli bir destek saglami§tir. Diyalektik materyalizmin kurucusu 
olan Karl Marx, iinlii kitabi Das Kapital'i Darwin'e ithaf etmis. ve ona 
yolladigi niishaya da §6yle bir not du§mu§tii: "Charles Darwin 'e, atesli 
bir hayramndan. " 

Daha sonralan da, evrim teorisinin hicbir tutar yaninin kalmadi- 
gi bilimsel verilerle defalarca ortaya konmasina ragmen, bircok siyasi 
ve ideolojik akim, evrim fikrini bas. taci etmi§tir. Fa§izm, vah§i kapita- 
lizm, komiinizm gibi materyalist ve din aleyhtan temellere dayah ide- 
olojilerin teorisyenleri ve destekcileri, her ne pahasina olursa olsun ev- 
rim teorisini ayakta tutma yangina girmigler, felsefi soylemlerini mut- 
laka evrimci temellere oturtmuglardir. 




Darwinizm'in Bilimsel (^okiigii 

Bu nedenle bu kitapta, dine yonelik 
bir ideolojik kampanya niteligindeki evrim 
propagandasina ve evrim teorisinin farkh 
bir yoniine deginme geregi duyduk. Ilerle- 
yen sayfalarda evrim teorisinin neden hic- 
bir bilimsel gecerliligi olmayan ideolojik 
bir dogma oldugunu cok ozet bir bicimde 
ele alacagiz. 

Evrim Teorisi'nin Gelisimi 

Bugiinkii savunuldugu §ekliyle evrim Charles Darwin 

dii§uncesini ilk ortaya atan kigi, amator bir 

Ingiliz doga ara§tirmacisi olan Charles Darwin'dir. Darwin evrimci 
tezlerini 1859'da yayinladigi, kisa adiyla Tiirlerin Kokeni (The Origin of 
Species) isimli kitabinda ortaya atti. Darwin bu kitabinda, canlilarm ev- 
rimini "dogal seleksiyon" adini verdigi tezle aciklami§ti. 

Ona gore, ya§ayan tiim canlilar ortak bir kokene sahipti ve dogal 
seleksiyon yoluyla birbirlerinden turemisjerdi. Ortama en iyi §ekilde 
uyum saglayanlar ozelliklerini gelecek nesillere aktanyor, boylece bu 
yararli degi§imler zamanla birikerek bireyi atalarmdan tamamen fark- 
h bir canliya doniigtiiruyordu. Insan ise, dogal seleksiyon mekanizma- 
sinin en geli§mi§ uruniiydii. Darwin, "tiirlerin kokeni"ni buldugunu 
du§uniiyordu: Bir tiiriin kokeni ba§ka bir tiirdii. 

Darwin Donemindeki Bilimsel ve 
Teknolojik Dxizey 

Darwin'in ileri siirdugii fanteziler ilk baki§ta pek cok kimseye 
makul ve cekici geldi. Kitabi, ozellikle belli siyasi ve ideolojik g6ru§le- 
re sahip cevrelerde biiyiik ragbet gordii. Teori oldukca popiiler olmu§- 
tu. (^iinkii o devirdeki mevcut bilgi diizeyi Darwin'in hayali senaryo- 



DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 



lannin gercek disi oldugunu gostermeye heniiz yeterli degildi. Oyle ki 
Darwin'in, varsayimlarmi one siirdiigu donemde genetik, mikrobiyo- 
loji, biyomatematik gibi bilim dallarmin daha hicbiri ortada yoktu. O 
donemde genetik kanunlan ve kromozomlann yapisi biliniyor olsay- 
di, Darwin, Lamarck'tan devraldigi "edinilen fiziksel ozelliklerin son- 
raki nesillere aktanlmasi" iddiasina asla kalkismayacakti. 

Yine o donemde bilim diinyasi, hiicrenin yapisi ve fonksiyonlan 
hakkinda son derece yiizeysel bir anlayisa sahipti. Eger Darwin elekt- 
ron mikroskobu gibi bir teknolojiye sahip olsaydi, hiicredeki ve hiicre- 
nin organellerindeki akil almaz karmasikhga bizzat sahit olacakti. Ici- 
ce gecmis boyle muhtesem bir sistemin kiiciik kiiciik degisimlerle 
meydana gelemeyecegini kendi gozleriyle gorecekti. Eger biyomate- 
matik gibi bir bilim dalmdan haberi olsaydi, degil hiicrenin, tek bir 
protein molekuliinun bile rastlanti ve tesadiiflerle olusamayacagini 
anlayacakti. 

Kisaca, soziinii ettigimiz bu bilimler Darwin'in tezlerinden daha 
once kesfedilmis olsaydi, Darwin, teorisinin tamamen bilim disi oldu- 
gunu gorecek ve boyle anlamsiz bir iddiaya kalkismayacakti. Zira tiir- 
leri belirleyen bilgiler genlerde mevcuttu ve Darwinizm'in temeli olan 
dogal seleksiyonun genlerde degisiklikler meydana getirerek yeni tiir- 
ler tiiretmesi miimkiin 
degildi. 



Louis Pasteur, evrim teorisi- 
nin dayanagi olan "cansiz 
madde canlilik olusturabilir" 
iddiasini yaptigi deneylerle 

gecersiz kildi. 




Danrinizm'in Bilimscl Cokiisii 1C 

Darwin'in kitabimn yol actigi yankilar siirerken Avusturyah bota- 
nikci Mendel 1865 yilinda kalitim kanunlanni ke§fetti. Mendel'in yiiz- 
yilin sonuna kadar pek duyulmayan ke§ifleri 1900'lii yillarm baginda 
genetik biliminin ortaya cikmasiyla onem kazandi. Yine aym yillarda 
genler ve kromozomlann yapisi ke§fedildi. 1950'li yillarda genetik bil- 
giyi saklayan DNA molekuliinun ke§fi ise teoriyi biiyiik bir krize sok- 
tu. 

Bu tur bilimsel geli§melerin yam sira, yillarca siiren kazilarda, il- 
kel tiirlerin kademe kademe geli§mi§e evrimlegtigini gostermesi gere- 
ken ara geci§ formlan da bir tiirlii bulunamadi. Yalmzca bu acmaz bi- 
le evrim denilen olayin hicbir zaman gercekle§mi§ olamayacagini orta- 
ya koydu. 

Biitiin bu geli§melerin, bilim di§i oldugu ortaya cikan Darwin'in 
teorisini tarihin tozlu raflanna kaldirmasi gerekirdi. Ancak belli cevre- 
ler israria teoriyi revizyona sokmaya, yenilemeye ve her ne §ekilde 
olursa olsun bilimsel platforma oturtmaya cali§tilar. Biitiin bu cabalar, 
teorinin ardinda bilimsel kaygilardan ziyade ideolojik birtakim hedef- 
lerin oldugunu gostermesi acisindan oldukca anlamhydi. 

Ara-Formlardan Eser Yok! 

Evrim teorisi, bir tiiriin bir bagka tiire donii§mesinin milyonlarca 
yillik uzun bir zaman dilimi icerisinde yavas. ve a§amah oldugunu 
soyler. Buna gore, ilkel canlidan karma§ik olana gecis. uzun bir zamani 
kapsar ve kademe kademe ilerler. Bu iddiamn dogal mantiksal sonucu 
ise, bu gecis. donemi sirasinda "ara geci§ formu" adi verilen ucube can- 
lilarin ya§ami§ olmasim gerektirir. 

Ornegin balik ozelliklerini hala ta§imasina ragmen, bir yandan da 
bazi siirungen ozellikleri kazanmi§ olan yan bahk-yan siiriingenler 
yagamig olmahdir gecmi§te. Ya da siiriingen ozelliklerini tagirken, bir 
yandan da bazi ku§ ozellikleri kazanmi§ siiriingen-ku§lar ortaya cik- 



)6 DARWIMZM'iN TURK DU§MANLIGI 

mi§ olmalidir. Evrimciler, turn canlilarm kademeli olarak birbirlerin- 
den tiirediklerini iddia ettikleri igin de, bu ara gegi§ formlannin tiirle- 
rinin ve sayilannin milyonlarca olmasi gerekir. 

Eger gergekten bu tiir canhlar ya§ami§larsa, bunlarm kahntilarina da fosil 
kayitlarinda rastlanmasi gerekir. Qiinkti bu ara geqi§ formlannin sayisinm 
bugun bildigimiz hayvan tiirlerinden bilefazla olmasi ve dunyanin dort bir 
yaninin fosille§mi§ ara gegi§ formu kalmtilariyla dolu olmasi lazimdir. Da- 
hasi, evrimciler 19. yuzyihn ortasindan bu yana dunyanin dort bir yaninda 
hummah fosil arastirmalan yaparak bu ara gegi§ formlarmi aramaktadirlar. 
Oysa, 150 yila yakin bir siiredir, biiyuk bir hirsla aranan bu ara geqi§ form- 
lanndan eser yoktur. 




Evrimcilerin var olmasi gerektigini iddia ettikleri ara gecis formlanna ait tek bir fosil daha 

bugiine kadar bulunamamistir. Bu nedenle evrimci kitaplar, yukanda gbriildugu gibi hayali 

cizimleile doludur. Bu resimde de, sudan karaya cikisin hayali bir canlandirmasi 

goriilmektedir. 



Darivinizm'in Bilimscl Cokiisii 1C 

Aslinda Darwin de bu ara gecis. formlarinin yoklugunun farkin- 
daydi. Fakat yine de aranan ara geci§ formlan gelecekte bulunacakti. 
Ancak bu iimitli bekleyi§ine ragmen, teorisinin en biiyiik acmazimn 
bu konu oldugunu goriiyordu. Bu yiizden, §6yle yazmigti: 

Eger gergekten tiirler obiir tiirlerden yava§ geli§melerle tiiremi§se, neden sa- 
yisiz ara gegi§ formuna rastlamiyoruz? Neden btitiin doga bir karma§a ha- 
linde degil de, tarn olarak tammlanmis ve yerli yerinde? Saytsiz ara gegi§ 
formu olmali, fakat nigin yeryiiziinun sayilamayacak kadar gok katmamnda 
gomulii olarak bulamiyoruz... Nigin her jeolojik yapi ve her tabaka boyle 
baglanhlarla dolu degil? Jeoloji iyi derecelendirilmi§ bir siireg ortaya gikar- 
mamaktadir ve belki de bu benim teorime kar§i ileri siirulecek en biiyiik iti- 
raz olacakhr. 121 

Darwin'den bu yana yogun bir §ekilde hep bu fosiller arandi, fa- 
kat evrimciler icin sonuc aci verici bir hayal kinkhgiydi. Bu diinyada 
hicbir yerde -ne bir kitada, ne de bir okyanusun derinliklerinde- tiirler 
arasinda herhangi bir ara geci§ formuna rastlanamadi. Yapilan kazilar- 
da ve aragtirmalarda elde edilen biitun bulgular, evrimcilerin bekle- 
diklerinin aksine, canlilarm yeryiiziinde birdenbire, eksiksiz ve kusur- 
suz bir bicimde ortaya giktiklanni gosterdi. Evrimciler, gercek digi te- 
orilerini kamtlamaya cah§irlarken, kendi elleriyle yaratili§ gerceginin 
delillerini ortaya cikarmi§lardi. 

Unlu Ingiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrim- 
ci olmasina kar§in bu gercegi §6yle itiraf eder: 

Sorunumuz §udur: Fosil kayitlarmi detayh olarak inceledigimizde, tiirler ya 

da sintflar seviyesinde olsun, siirekli olarak ayni gergekle kar§ilariz; kademe- 

li evrimle gelisen degil, aniden yeryiiziinde ortaya gikan gruplar goriiruz} 22 

Fosil kayitlanndaki bu bogluklar, yeterince fosil bulunamadigi ve 

bir gun aranan fosillerin ele gececegi gibi bir avuntuyla da aciklana- 

maz. Bir bagka evrimci paleontolog T. N. George, bunun nedenini §6y- 

le aciklamaktadir: 

Fosil kayiilarimn (evrimsel) zayifligmi ortadan kaldiracak bir agiklama yap- 



)8 DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

mak artik mumkun degildir. Qiinkti elimizdeki fosil kayitlan son derece zen- 
gindir ve yeni ke§iflerle yeni tiirlerin bulunmasi imkansiz goziikmektedir... 
Her tiirlti ke§fe ragmen fosil kayitlan hala (ttirler arasi) bosluklardau olns- 
maya devam etmektedir. 123 

Yeryiiziindeki Hayat Aniden Ortaya (^ikmi§tir 

Yeryiizu tabakalan ve fosil kayitlan incelendiginde, yeryiiziinde- 
ki canli hayatinin birdenbire ortaya ciktigi goriiliir. Canli yaratiklarm 
fosillerine rastlanilan en derin yeryiizii tabakasi, 500 milyon yil ya§in- 
da oldugu soylenen "kambriyen" tabakadir. 

Kambriyen Devrine ait tabakalarda bulunan canhlar ise, hicbir 
atalan olmaksizin birdenbire fosil kayitlannda belirirler. Kambriyen 
kayaliklannda bulunan fosiller, deniz taraklan, salyangozlar, trilobit- 



Farkli hayvan filumlanna ait canhlann, son derece kompleks yapilan ile, Kambriyen de- 
virde aniden ortaya cikmalan, bu canhlann yaratildiklannin acik bir delilidir. 




Danrinizm'in Bilimscl Cokiisii II 

ler, siingerler, brachiopodlar, solucanlar, denizanalan, deniz kirpileri, 
deniz hiyarlan, yiizucii kabuklular, deniz zambaklan ve diger komp- 
leks omurgasizlara aittir. Kompleks yaratiklardan meydana gelen bu 
genis. canli mozayigi §a§irtici bir bicimde aniden ortaya cikmigtir, ki bu 
yiizden jeolojik literatiirde bu mucizevi olay "Kambriyen Patlamasi" 
olarak anilir. 

Bu tabakadaki canhlarin cogunda da, goz gibi son derece geligmis. 
organlar ya da solungac sistemi, kan dolagimi gibi yiiksek organizas- 
yona sahip organizmalarda goriilen sistemler bulunur. Fosil kayitlarm- 
da bu canhlarin atalannin olduguna dair herhangi bir igarete rastlaml- 
maz. Earth Sciences dergisinin editorii Richard Monestarsky canh yara- 
tiklarm birdenbire ortaya gikiglarini §6yle anlatir: 

Bugiin gormekte oldugumuz oldukqa kompleks hayvan formlari aniden or- 
taya qikmislardir. Bu an, Kambriyen Devrin tarn ba§ina rastlar ki, denizle- 
rin ve yeryiiziinun ilk kompleks yaratiklarla dolmasi bu evrimsel patlamay- 
la baslamistir. Guniimiizde diinyanin her yanina yayilmis olan hayvan fi- 




LO DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

lumlan (takimlari) erken Kambriyen Devir'de zaten vardirlar ve yine bu- 

giin oldugu gibi birbirlerinden gok farkhdirlar. 124 

Goriildugu gibi fosil kayitlan, canlilann evrimin iddia ettigi gibi 
ilkelden geli§mi§e dogru bir siirec izledigini degil, bir anda ve en mii- 
kemmel halde ortaya ciktiklarim gostermektedir. Kisaca canlilar ev- 
rimle olu§mami§, yaratilmiglardir. 

Canhhk Tesadiif Eseri Olamayacak Bir 
Karma§ikhga Sahiptir 

Ashnda evrim teorisi fosil kayitlarma gelmeden cok daha once 
cokmiis. durumdadir. (Junku fosiller, cok hiicreli kompleks canlilann 
geride biraktiklan izlerdir. Evrim ise bu cok hiicreli kompleks canlila- 
nn kokenini aciklamak §6yle dursun, ilk hiicrenin hatta ilk proteinin 
nasil var oldugu sorusu kar§isinda caresizdir. 

Evrim teorisi canlihgin, ilkel diinya ko§ullannda rastlantilar so- 
nucu meydana gelen bir hiicreyle ba§ladigim ileri surer. Ancak 21 . yiiz- 
yila girerken bile pek cok yonden esrarim koruyan canli hucresinin 
varhgini, doga §artlanna ve tesaduflere baglamamn nasil bir sacmalik 
oldugunu anlamak igin hiicrenin yapisi hakkinda biraz bilgi sahibi ol- 
mak bile yeterlidir. 

Icerdigi organeller ve sistemlerle son derece kompleks bir yapi 
gosteren hiicrenin degil ilkel diinya §artlarmda olu§masi, giinumiizun 
en ileri teknolojiye sahip laboratuvarlannda bile yapay olarak sentez- 
lenmesi miimkiin olmami§tir. Hiicrenin yapi ta§i olan amino asitlerden 
ve bunlann olu§turdugu proteinlerden yola cikarak degil hiicre, onun 
mitokondri, ribozom, vs. gibi tek bir organeli bile olu§turulamaz. Do- 
layisiyla evrimin tesadiifen olu§tugunu iddia ettigi ilk hiicre yalmzca 
bir hayalgiicii ve fantezi iiriinii olarak kalmi§tir. 



Darwinizm'in Bilimscl Cokiisii 11 

Proteinler Tesadufe Meydan Okuyor 

Hiicreyi §imdilik bir kenara birakalim. (Junku hiicreyi olu§turan 
binlerce ce§it karmagik protein molekullerinden bir tanesinin bile do- 
gal §artlarda olusjnasi ihtimal digidir. 

Proteinler, belli sayida ve ce§itteki amino asitlerin ozel bir sirayla 
dizilmelerinden olu§an dev molekiillerdir. Bu molekiiller canh hiicre- 
lerinin yapitaglarim olugtururlar. En basitleri yakla§ik 50 amino asitten 
olu§an proteinlerin binlerce amino asitten olu§an ce§itleri de vardir. 
Canh hiicrelerinde bulunan ve her birinin ozel bir gorevi olan protein- 
lerin yapilanndaki tek bir amino asitin bile eksilmesi veya yerinin de- 
gi§mesi ya da zincire fazladan bir amino asit eklenmesi o proteini i§e 
yaramaz bir molekiil yigini haline getirir. Daha amino asitlerin "tesa- 
diifen olugtuklari" iddiasina bile gecerli bir kanit ya da aciklama getir- 
mekten aciz olan molekiiler evrim teorisi, proteinlerin olugumu nokta- 
sinda tamamen acmaza girmektedir. 

Proteinlerin fonksiyonel yapisimn hicbir §ekilde tesadiifen mey- 
dana gelemeyecegi, herkesin anlayabilecegi basit olasilik hesaplanyla 
bile rahathkla goriilebilir. 

Ornegin bile§iminde 288 amino asit bulunan ve 12 farkli amino 
asit tiiriinden olu§an ortalama buyiikliikteki bir protein molekuliinun 
icerdigi amino asitler 10 300 (10'un yanina 300 sifir) farkli bicimde dizi- 
lebilirler. Ancak bu dizilimlerden yalmzca "1" tanesi bu soz konusu 
proteini olu§turur. Geriye kalan tiim dizilimler hicbir ige yaramayan, 
hatta kimi zaman canhlar igin zararh bile olabilecek anlamsiz amino 
asit zincirleridir. 

Diger bir deyimle yukanda ornek verdigimiz protein molekiilun- 
den yalmzca bir tekinin tesadiifen meydana gelme ihtimali "10 3O0 'de 1" 
ihtimaldir. Bu, l'in yanina 300 adet sifinn gelmesiyle olugan "astrono- 
mik" sayida "1" ihtimal ise pratikte gercekle§mesi imkansiz bir ihtimal- 
dir. Dahasi, 288 amino asitlik bir protein, canhlarin yapisinda bulunan 



12 DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

diger binlerce amino asitlik dev proteinlerle kryaslandiginda oldukca 
miitevazi bir yapi sayilabilir. Ayni ihtimal hesaplarmi bu dev molekiil- 
lere uyguladigimizda ise bu "imkansiz" kelimesinin bile yetersiz kaldi- 
gini goruriiriiz. 

Canhhgin geli§iminde bir basamak daha ilerledigimizde, yalniz 
bagina tek bir proteinin de hicbir §ey ifade etmedigini goruriiz. §imdi- 
ye kadar bilinen en kiigiik bakterilerden biri olan "Mycoplasma Homi- 
nis H 39"un bile 600 ce§it proteine sahip oldugu gorulmu§tur. Bu du- 
rumda, tek bir protein icin yaptigimiz iistteki ihtimal hesaplarmi 600 
ce§it protein iizerinden yapmamiz gerekecektir. Sonucta kar§ila§acagi- 
miz rakamlar ise imkansiz kavramimn cok otesindedir. 

Imkansizi Kabul Etmek 

Bir tanesinin bile tesadiifen olu§masi imkansiz olan bu proteinler- 
den ortalama bir milyon tanesinin tesadiifen uygun bir §ekilde birara- 
ya gelip eksiksiz bir insan hucresini meydana getirmesi ise, milyarlarca 
kez daha imkansizdir. Kaldi ki, bir hucre hicbir zaman bir protein yigi- 
nindan ibaret degildir. Hiicrenin icinde, proteinlerin yam sira niikleik 
asitler, karbonhidratlar, lipitler, vitaminler, elektrolitler gibi ba§ka bir- 
qok kimyasal madde gerek yapi gerekse i§lev bakimindan belli bir oran, 
uyum ve tasarim cercevesinde yer ahrlar. Her biri de bircok farkh orga- 
nelin icinde yapi ta§i veya yardimci molekul olarak gorev yaparlar. 

Goruldugu gibi evrim, yegane "aciklamasi" olan tesadiif teorisiy- 
le, degil hiicre, hiicredeki milyonlarca proteinden tek birinin olugumu- 
nu bile izah etmekten acizdir. 

Amerikali kimya profesorii Perry Reeves ise bu konuda goyle der: 
Bir insan, amino asitlerin rastlantisal olarak birle§iminden ne kadar fazla 
muhtemel yapi olusabilecegini du§iindugunde, hayatin gergekten de bu §e- 
kilde ortaya giktigini du§iinmenin akla aykm geldigini goriir. Boyle bir isin 
gergekle§mesinde bir Biiyiik Insa Edici'nin var oldugunu kabul etmek, akla 
gok daha uygundur. 125 



Darwinizm'in Bill nisei Cokiisii 1 J 

Turkiye'de, evrimci du§uncenin onde gelen savunucularmdan 
Prof. Dr. Ali Demirsoy da, "Kahtim ve Evrim " isimli kitabinda, canlilik 
icin en gerekli enzimlerden birisi olan Sitokrom-C'nin tesadiifen olu§- 
ma olasihgini §6yle ifade etmektedir: 

... Sitokrom-C'nin belirli amino asit dizilimini saglamak, bir maymunun 
daktiloda hiq yanh§ yapmadan insanhk tarihini yazma olasihgi kadar azdir 
— maymunun rastgele tu§lara bastigini kabul ederek — . 126 
Peki bu sacma olasihgi kabul etmek akla aykin degil midir? Evet 
oyledir, ama evrimci bilim adamlan yine de bu imkansizi kabul eder- 
ler. Ali Demirsoy, bu kabuliin nedenini §6yle aciklar: 

Oziinde bir Sitokrom-C'nin dizilimini olu§turmak igin olasilik siftr denecek 
kadar azdir. Yani canlilik eger belli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu turn evren- 
de bir defa olu§acak kadar az bir olasthga sahiptir denilebilir. Ya da olu§u- 
munda bizim tammlayamayacagi- 
mtz dogaiistu giigler gorev 
yapmi§tir. Bu sonuncusunu 
kabul etmek bilimsel ama- 
ca uygun degildir. O za- 
man birinci varsayimi 
irdelemek gerekir. 127 




Sitokrom-C proteininin iic 
boyutlu kompleks yapisi. 
Bu yapi icinde kiiciik toplar- 
la temsil edilen amino asit- 
lerin siralamasindaki en kii- 
ciik bir farklilik, proteini ise 
yaramaz hale getirecektir. 



14 DARWINlZM'lN TURK DU§MANLIGI 

Ustteki satirlan §6yle de okuyabiliriz: "Bir proteinin tesadiifen 
olu§ma ihtimali sifirdir. Ama tesadiifen olu§madigim soylersek, yara- 
tilmis. oldugunu kabul etmemiz, yani Allah'in varhgini onaylamamiz 
gerekir. Bu amacimiza uygun degildir." 

Goriildiigii gibi, evrim teorisi ilk agamasinda bile cokmus. durum- 
dadir, ama bu teorinin yaratiligin tek alternatifi oldugunu bilen, yara- 
tih§i kabul etmemeyi ise kendilerine amac edinmis. olan bazi bilim 
adamlan, teoriye dogmatik bir bicimde sanlmaktadirlar. 

Hiicrenin Kompleksligi 

Buraya kadar incelediklerimizin gosterdigi gibi, amino asitlerin 
dizilimi ve proteinlerin olu§umu sorunu, evrim senaryosunu gecersiz 
kilmak icin yeterlidir. Ancak, sorun yalnizca amino asit ve proteinlerle 
sinirli kalmaz: Bunlar sadece bir basjangictir. Bunlarm da otesinde asil 
olarak, hucre denen miikemmel varlik evrimciler acisindan dev bir 
cikmaz olu§turur. (Jiinkii hiicre yalnizca amino asit yapili proteinler- 
den olu§mu§ bir yigin degildir. Yiizlerce geli§mi§ sistemi bulunan, in- 
sanoglunun halen turn sirlanni cozemedigi karmagiklikta bir canli bii- 
tiindiir. Oysa az once dedigimiz gibi, evrimciler, degil bu sistemlerin, 
hiicrenin yapitasdarmin bile nasil meydana geldiklerini aciklayama- 
maktadirlar. 

Unlii Ingiliz matematikci ve astronom Sir Fred Hoyle, 12 Kasim 
1981 tarihinde Nature dergisinde yayinlanan agiklamasinda bu gercegi 
§6yle itiraf eder: 

Ya§amin en kiigiik biriminin evrim yoluyla meydana gelme ihtimali, bir 

hurda yigintni silip siipiiren kasirganin, toparladigi pargalarla bir Boeing 

747 ugagi meydana getirmesi ihtimali kadardir. 

Ya§amin Kitabi DNA 

Hiicrenin butiiniinii degil, sadece cekirdegindeki bir parcasi olan 



Darivinizm 'in Bill nisei Cokiisii 1 1 

DNA'yi ele aldigimizda bile, evrimin neden bir safsata oldugunu ko- 
laylikla anlayabiliriz. 

DNA Darwin zamaninda bilinmiyordu. Canhligin kokenini rast- 
lantilarla aciklama gayretindeki evrim teorisi hiicrenin yapisinin en te- 
melindeki bu molekiillerin varligina bile tutarh bir izah getirememi§- 
ken genetik bilimindeki ilerlemeler ve niikleik asitlerin, yani DNA ve 
RNA'nin varhklarinin ke§fi, teori icin yepyeni cikmazlar olu§turdu. 

1955 yilinda James Watson ve Francis Crick adlarmdaki iki bilim 
adaminin DNA hakkinda agikladiklan gah§malar, biyolojide yepyeni 
bir cigir ac^ti. Birgok bilim adami, genetik konusuna yoneldi. Yillar sii- 
ren ara§tirmalar sonucunda bugiin, DNA'nin yapisi biiyiik olgiide ay- 
dinlandi. 

Burada DNA'nin yapisi ve i§levi hakkinda cok temel birkac bilgi 
vermek yerinde olur: 

Viicuttaki 100 trilyon hiicrenin her birinin cekirdeginde bulunan 
DNA adh molekiil, insan viicudunun eksiksiz bir yapi planini icerir. 
Bir insana ait biitiin ozelliklerin bilgisi, dis. goriiniimden ic organlan- 
nin yapilanna kadar DNA'nin iginde ozel bir §ifre sistemiyle kayithdir. 
DNA'daki bilgi, bu molekulii olu§turan dort ozel molekiiliin dizilig si- 
rasi ile kodlanmi§tir. Niikleotid (veya baz) adi verilen bu molekiiller, 
isimlerinin ba§ harfleri olan A, T, G, C ile ifade edilirler. Insanlar ara- 
sindaki tiim yapisal farkhhklar, bu harflerin dizilig siralamalan arasin- 
daki farktan dogar. Bir DNA molekuliinde yakla§ik olarak 3.5 milyar 
niikleotid, yani 3.5 milyar harf bulunur. 

Bir organa ya da bir proteine ait olan DNA iizerindeki bilgiler, gen 
adi verilen ozel boliimlerde yer ahr. Ornegin goze ait bilgiler bir dizi 
ozel gende, kalbe ait bilgiler bir dizi ba§ka gende bulunur. Hiicredeki 
protein uretimi de bu genlerdeki bilgiler kullamlarak yapihr. Protein- 
lerin yapisim olu§turan amino asitler, DNA'da yer alan iic niikleotidin 
arka arkaya siralanmasiyla ifade edilmigtir. 

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardir. Bir geni olu§tu- 



Darwinizm'in Bilimscl Cokiisii 1 1 

ran nukleotidlerde meydana gelecek bir siralama hatasi, o geni tama- 
men i§e yaramaz hale getirecektir. Insan viicudunda 200 bin gen bu- 
lundugu du§uniilurse, bu genleri olugturan milyonlarca niikleotidin 
dogru siralamada tesadiifen olu§abilmelerinin imkansizhgi daha iyi 
anla§ihr. Evrimci bir biyolog olan Salisbury bu imkansizlikla ilgili ola- 
rak §unlan soyler: 

Orta biiyiikliiktcki bir protein molekulu, yakla§ik 300 amino asit igerir. Bu- 
rnt kontrol eden DNA zincirinde ise, yakla§ik 1000 niikleotid bulunacakhr. 
Bir DNA zincirinde dort ce§it niikleotid bulundugu hatirlanirsa, 1000 niik- 
leotidlik bir dizi, 4 1000 farkh §ekilde olabilecektir. Kiigiik bir logaritma hesa- 
biyla bulunan bu rakam ise, akhn kavrama sinirinin gok otesindedir. U8 
4 1000 'de bir, "kiiciik bir logaritma hesabi" sonucunda, 10 620 'de bir 
anlamina gelir. Bu sayi Tin yanina 620 sifir eklenmesiyle elde edilir. 
Tin yaninda 12 tane sifir 1 trilyonu ifade ederken, 620 tane sifirh bir ra- 
kam gercekten de kavranmasi mumkiin olmayan bir sayidir. 

Prof. Dr. Ali Demirsoy da bu konuda §u itirafi yapmak zorunda 
kalir: 

Esasmda bir proteinin ve gekirdek asidinin (DNA-RNA) olusma §ansi tah- 
minlerin gok otesinde bir olasihktir. Hatta belirli bir protein zincirinin orta- 
ya gikma §ansi astronomik denecek kadar azdir. 129 

Evrim Temelinden (^6kmii§ Bir Teoridir 

Buraya kadar acikca goruldiigii gibi, evrim teorisi daha temelin- 
den cokmiig bir teoridir. (Junkii evrimciler heniiz canhlik icin gerekli 
olan tek bir proteinin bile kokenini ya da canh bir hiicrenin ilkel atmos- 
fer gartlannda nasil bozulmadan korundugunu aciklayamamaktadir- 
lar. Olasihk hesaplan, fizik ve kimya formiilleri herhangi bir protein 
molekiiliinun tesadiifen olu§masina hicbir ihtimal tanimamaktadir. 

Ancak §urasi oldukca ilginctir ki, daha bir canh hiicresi icin gere- 
ken milyonlarca proteinden birinin olu§umunu dahi izah edemezken 



.8 DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

evrimciler israria, sudan karaya geci§, karadan havaya geci§, may- 
mundan insana gecis. gibi pek cok uydurma senaryolar uretebilmi§ler- 
dir. Asil cevap bulmalan gereken, "canliligin ortaya cikigi" sorusunu 
ortbas ederek bu tiir temelsiz uydurmalarla dev bir enkaz olu§turmu§- 
lardir. Bu enkazin iizerine temeli olmayan bir bina yiikseltmek istemi§- 
ler, fakat onca cabalamalarma ragmen bu binanin enkazi altinda kal- 
maktan kurtulamamiglardir. 

Daha ortada tesadufen meydana gelebilecek tek bir protein bile 
yokken, bu proteinlerin milyonlarcasinin tesadiiflerle belli bir plan ve 
diizen icinde birlegerek canli hucresini olugturmalan, bu hiicrelerin yi- 
ne tesadiiflerle trilyonlarcasinin olugup biraraya gelerek hareket eden 
canlilan, bu canlilann baliklan, baliklarm sudan karaya cikarak siiriin- 
genleri, siiriingenlerin de kanatlanarak ku§lan olu§turmasi ve bu §e- 
kilde yeryiiziindeki milyonlarca farkli tiiriin meydana gelmesi sizce 
makul ve mantikli bir iddia midir? 



Fosil kayitlart, evrim teorisinin 

oniinde cok biiyiik bir engel- 

r , dir. Qiinkii bu kayitlar, canli 

tiirlerinin, aralannda hic- 

bir evrimsel geci? for- 

mu bulunmadan, bir 

anda ve eksiksiz 

yapilanyla ortaya 

ciktiklanni gos- 

k termektedir. Bu 




Darwinizm'in Bilimscl Cokiisii 1. 

Sizce mantikh olmasa bile, evrimciler boyle bir masala gercekten 
inanmaktadirlar. 

Bu durum ancak inane olarak kabul edilebilir. (Junku ortada bu 
hikayelerini dogrulayacak tek bir kanitlan dahi yoktur. 

Bugiinun en ileri teknolojiye sahip laboratuvarlannda, en seckin 
bilim adamlan, en pahali cihazlar sayesinde bile cansiz maddelerden 
canli bir hiicre olu§turabilmek mumkiin olamamaktadir. Degil hiicre, 
hiicredeki proteinleri bile laboratuvardaki kontrollu bir deney orta- 
minda, canli hiicresindeki gibi bir verim ve baganyla elde edebilmek 
olanaksizdir. Bu yapilann tesadiifen olu§tugunu one siirmek ise elbet- 
te ki akil di§i bir iddiadir. Canlihgin yaratilmis. oldugu gercegi, cok 
aciktir. 

Cardiff Universitesi'nden, uygulamah matematik ve astronomi 
profesorii Chandra Wickramasinghe hayatin tesadiiflerle dogduguna 
on yillar boyunca inandinlmi§ bir bilim adami olarak kar§ila§tigi bu 
gercegi goyle anlatir: 

Bir bilim adami olarak aldigim egitim boyunca, bilimin herhangi bir bilinq- 
li yarahh§ kavrami He uyu§amayacagina dair gok giiglii bir beyin yikamaya 
tabi tutuldum. Bu kavrama kar§i §iddetle tavir ahnmasi gerekiyordu... Ama 
§u anda, Tann 'ya inanmayi gerektiren agiklama kar§isinda, one surulebile- 
cek higbir akilci argiiman bulamiyorum... Biz hep agik bir zihinle dii§unme- 
ye ah§hk ve §imdi ya§ama getirilebilecek tek mantikh cevabin yaratdi§ oldu- 
gu sonucuna variyoruz, tesadiifi karma§alar degil. 130 

Darwin Formiilii 

Gercekler boyleyken, isterseniz evrimcilerin nasil sacma bir inani- 
§a sahip olduklarim bir de cocuklann bile anlayabilecegi basit bir 6r- 
nekle ozetleyelim. 

Evrim teorisi canlihgin tesadiifen olugtugunu iddia etmektedir. 
Dolayisiyla bu iddiaya gore cansiz ve §uursuz atomlar biraraya gele- 



!0 DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

rek once hiicreyi olusturmuslardir ve sonrasinda bu atomlar bir sekil- 
de diger canlilan ve insani olusturmuslardir. Oysa diisunelim; canlih- 
gin yapi tasi olan karbon, fosfor, azot, potasyum gibi elementleri bira- 
raya getirdigimizde bir yigin olusur. Bu atom yigini, hangi islemden 
gecirilirse gecirilsin, tek bir canh olusturamaz. Isterseniz bu konuda 
bir "deney" tasarlayahm ve evrimcilerin aslinda savunduklan, ama 
yiiksek sesle dile getiremedikleri iddiayi onlar adina "Darwin Formii- 
lii" adiyla inceleyelim: 

Evrimciler, biiyiik varillerin icine canlihgin yapisinda bulunan 
fosfor, azot, karbon, oksijen, demir, magnezyum gibi elementlerden 
bol miktarda koysunlar. Hatta normal sartlarda bulunmayan ancak bu 
kansimin icinde bulunmasim gerekli gordiikleri malzemeleri de bu va- 
rillere eklesinler. Karisimlarm icine, istedikleri kadar — dogal sartlarda 
olusumu mumkiin olmayan — amino asit, istedikleri kadar da — bir te- 
kinin bile rastlantisal olusma ihtimali 10-950 olan — protein doldur- 
sunlar. Bu kansimlara istedikleri oranda isi ve nem versinler. Bunlan 
istedikleri gelismis cihazlarla kanstirsinlar. Varillerin basina da diinya- 
nin onde gelen bilim adamlarim koysunlar. Bu uzmanlar nobetlese 
milyarlarca, hatta trilyonlarca sene varillerin basinda beklesinler. Bir 
insanin olusmasi icin hangi sartlarm var olmasi gerektigine inamhyor- 
sa hepsini kullanmak serbest olsun. Ancak ne yaparlarsa yapsinlar o 
varillerden kesinlikle bir insan, elektron mikroskobu altinda kendi 
hiicre yapisim inceleyen bir profesor cikaramazlar. Ziirafalan, aslanla- 
n, arilan, kanaryalan, biilbulleri, papaganlan, atlan, yunuslan, giille- 
ri, orkideleri, zambaklan, karanfilleri, muzlan, portakallan, elmalan, 
hurmalan, domatesleri, kavunlan, karpuzlari, incirleri, zeytinleri, 
iizumleri, seftalileri, tavus kuslarim, siiliinleri, renk renk kelebekleri ve 
bunlar gibi milyonlarca canh tiiriinden hicbirini olusturamazlar. Degil 
burada birkacini saydigimiz bu canh varhklan, bunlarm tek bir hiicre- 
sini bile elde edemezler. 

Kisacasi, suursuz atomlar biraraya gelerek hiicreyi olusturamaz- 



Yagayan Fosiller 
Evrimi gurutuyor 



100-150 milyon 
yilhk denizyildizi 
fosili (L.Creta- 
J i i J i ^^^ ceous donem) 



Ordovikyen devrine 
ait 450 milyon yilhk 
"at tirnagi yengeci" 




150-200 milyon 
yilhk yusufcuk fo- 
sili (Jurassic-Re- 
cent donem) 



100-150 milyon 
yilhk karides fo- 
sili (L.Cretace- 
ous donem) 



Resimlerde de gbriildiigu gibi, ekolojik kazilar sonucu bulunan turn fosil ornekleri, 
gunumuzde yasayan orneklerinden farksizdir. 



!2 DARWIMZM'iN TURK DU§MANLIGI 

lar. Sonra yeni bir karar vererek olusan bu hucreyi ikiye boliip, sonra 
art arda baska kararlar alip elektron mikroskobunu bulan, sonra kendi 
hiicre yapisini bu mikroskop altinda izleyen profesorleri yaratamazlar. 
Madde bilincsiz, cansiz bir yigindir ve ancak Allah'in iistiin yaratma- 
siyla hayat bulur. 

Bunun aksini iddia eden evrim teorisi ise, akla tamamen aykin bir 
safsatadir. Evrimcilerin ortaya attigi iddialar iizerinde biraz bile dii- 
sunmek, iistteki ornekte oldugu gibi, bu gercegi acikhkla gosterir. 

Goz ve Kulaktaki Teknoloji 

Evrim teorisinin kesinlikle aciklama getiremeyecegi bir diger ko- 
nu ise goz ve kulaktaki iistiin algilama kalitesidir. 

Gozle ilgili konuya gecmeden once "nasil goriiriiz" sorusuna kisa- 
ca cevap verelim. Bir cisimden gelen lsinlar gozde retinaya ters olarak 
diiserler. Bu lsinlar, buradaki hucreler tarafindan elektrik sinyallerine 
donustiiriilur ve beynin arka kismindaki gorme merkezi denilen kiicii- 
ciik bir noktaya ulasirlar. Bu elektrik sinyalleri bir dizi islemden sonra 
beyindeki bu merkezde goriintii olarak algilanir. Bu bilgiden sonra 
simdi dusiinelim: 

Beyin lsiga kapahdir. Yani beynin ici kapkaranliktir, lsik beynin 
bulundugu yere kadar giremez. Goriintii merkezi denilen yer kapka- 
ranlik, lsigin asla ulasmadigi, belki de hie karsilasmadiginiz kadar ka- 
ranlik bir yerdir. Ancak siz bu zifiri karanlikta lsikli, piril piril bir diin- 
yayi seyretmektesiniz. 

Ustelik bu o kadar net ve kaliteli bir goriintiidiir ki 21. yiizyil tek- 
nolojisi bile bu netligi her tiirlii imkana ragmen saglayamamistir. Or- 
negin su anda okudugunuz kitaba, kitabi tutan ellerinize bakin, sonra 
basinizi kaldirm ve cevrenize bakin. Bu gordiigiiniiz netlikte ve kalite- 
deki bir goriintiiyii baska bir yerde gordiiniiz mii? Bu kadar net bir go- 
riintiiyii size diinyamn bir numarah televizyon sirketinin iirettigi en 



Darwinizm'in Bilimscl Cokiisii Y± 

geligmis. televizyon ekrani dahi veremez. 100 yildir binlerce miihendis 
bu netlige ula§maya cah§maktadir. Bunun \q\n fabrikalar, dev tesisler 
kurulmakta, ara§tirmalar yapilmakta, planlar ve tasanmlar geligtiril- 
mektedir. Yine bir TV ekramna bakin, bir de §u anda elinizde tuttugu- 
nuz bu kitaba. Arada biiyiik bir netlik ve kalite farki oldugunu gore- 
ceksiniz. Ustelik, TV ekrani size iki boyutlu bir goruntu gosterir, oysa 
siz uc boyutlu, derinlikli bir perspektifi izlemektesiniz. 

Uzun yillardir, on binlerce miihendis uc boyutlu TV yapmaya, go- 
ziin gorme kalitesine ulagmaya cali§maktalar. Evet iic boyutlu bir tele- 
vizyon sistemi yapabildiler ama onu da gozluk takmadan iic boyutlu 
gormek mumkiin degil, kaldi ki bu suni bir iic boyuttur. Arka taraf da- 
ha bulanik, on taraf ise kagittan dekor gibi durur. Hicbir zaman goziin 
gordiigii kadar net ve kaliteli bir goruntu olu§maz. Kamerada da, tele- 
vizyonda da mutlaka goruntu kaybi meydana gelir. 

I§te evrimciler, bu kaliteli ve net goriintiiyii olugturan mekaniz- 
manin tesadiifen olu§tugunu iddia etmektedirler. §imdi biri size, oda- 
nizda duran televizyon tesadiifler sonucunda olu§tu, atomlar biraraya 
geldiler ve bu goruntu olugturan aleti meydana getirdiler dese ne dii- 
§unursunuz? Binlerce kiginin biraraya gelip yapamadigini §uursuz 
atomlar nasil yapsin? 

Goziin gordiigiinden daha ilkel olan bir goriintiiyii olu§turan alet 
tesadiifen olu§amiyorsa, goziin ve goziin gordiigii goriintiiniin de te- 
sadiifen olu§amayacagi gok a^iktir. Aym durum kulak igin de gecerli- 
dir. Dig kulak, cevredeki sesleri kulak kepcesi vasitasiyla toplayip orta 
kulaga iletir; orta kulak aldigi ses titresTmlerini giiglendirerek ic kula- 
ga aktanr; iq kulak da bu titresTmleri elektrik sinyallerine donii§tiire- 
rek beyne gonderir. Aynen gormede oldugu gibi duyma i§lemi de be- 
yindeki duyma merkezinde gergekle§ir. 

Gozdeki durum kulak icin de gecerlidir, yani beyin i§ik gibi sese 
de kapahdir, ses gecirmez. Dolayisiyla digansi ne kadar giiriiltiilii de 
olsa beynin ici tamamen sessizdir. Buna ragmen en net sesler beyinde 



!4 DARWIMZM'iN TURK DUSMANLIGI 

algilanir. Ses gecirmeyen beyninizde bir orkestranin senfonilerini din- 
lersiniz, kalabalik bir ortamin turn gurultusiinii duyarsimz. Ama o an- 
da hassas bir cihazla beyninizin igindeki ses diizeyi olciilse, burada 
keskin bir sessizligin hakim oldugu goriilecektir. 

Net bir goruntu elde edebilmek iimidiyle teknoloji nasil kullamli- 
yorsa, ses icin de ayni cabalar onlarca yildir surdiiriilmektedir. Ses ka- 
yit cihazlan, miizik setleri, bircok elektronik alet, sesi algilayan miizik 
sistemleri bu galigmalardan bazilandir. Ancak, tiim teknolojiye, bu tek- 
nolojide cali§an binlerce muhendise ve uzmana ragmen kulagin olu§- 
turdugu netlik ve kalitede bir sese ula§ilamami§tir. En biiyiik miizik 
sistemi girketinin iirettigi en kaliteli miizik setini dii§iiniin. Sesi kay- 
dettiginde mutlaka sesin bir kismi kaybolur veya az da olsa mutlaka 
parazit olu§ur veya miizik setini actigimzda daha miizik ba§lamadan 
bir cizirti mutlaka duyarsimz. Ancak insan viicudundaki teknolojinin 
iiriinii olan sesler son derece net ve kusursuzdur. Bir insan kulagi, hic- 
bir zaman miizik setinde oldugu gibi cizirtih veya parazitli algilamaz; 
ses ne ise tarn ve net bir bicimde onu algilar. Bu durum, insan yaratil- 
digi giinden bu yana boyledir. 

Simdiye kadar insanoglunun yaptigi hicbir goruntu ve ses cihazi, 
goz ve kulak kadar hassas ve ba§anli birer algilayici olamamigtir. 

Ancak gorme ve i§itme olayinda, tiim bunlann otesinde cok daha 
biiyiik bir gercek daha vardir. 

Beynin Iginde Goren ve Duyan §uur Kime Aittir? 

Beynin icinde, i§il i§il renkli bir diinyayi seyreden, senfonileri, 
ku§lann civiltilanni dinleyen, giilii koklayan kimdir? 

Insanin gozlerinden, kulaklanndan, burnundan gelen uyanlar, 
elektrik sinyali olarak beyne gider. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya 
kitaplannda bu goriintiiniin beyinde nasil olu§tuguna dair bircok de- 
tay okursunuz. Ancak, bu konu hakkindaki en onemli gercege hicbir 



Darwinizm'in Bill nisei Cokiisii 17 

yerde rastlayamazsiniz: Beyinde, bu elektrik sinyallerini goruntu, ses, 
koku ve his olarak algilayan kimdir? Beynin icinde goze, kulaga, bur- 
na ihtiyac duymadan turn bunlan algilayan bir §uur bulunmaktadir. 
Bu §uur kime aittir? 

Elbette bu §uur beyni olugturan sinirler, yag tabakasi ve sinir hiic- 
relerine ait degildir. I§te bu yiizden, her§eyin madded en ibaret oldugu- 
nu zanneden Darwinist-materyalistler bu sorulara hicbir cevap vere- 
memektedirler. 

Cunkii bu guur, Allah'in yaratmis. oldugu ruhtur. Ruh, goruntiiyii 
seyretmek icin goze, sesi duymak icin kulaga ihtiyac duymaz. Bunla- 
nn da otesinde du§iinmek icin beyne ihtiyac duymaz. 

Bu acik ve ilmi gercegi okuyan her insanin, beynin icindeki birkag 
santimetrekiipluk, kapkaranhk mekana tiim kainati iic boyutlu, renk- 
li, golgeli ve i§ikh olarak sigdiran Yiice Allah'i diigunup, O'ndan kor- 
kup, O'na siginmasi gerekir. 

Korii Koriine Materyalizm 

Evrimin tesadiifleri atomlan oyle bir §ekle sokar ki, atomlar soz- 
de tesadiifen insan goziinii olu§tururlar ve o kapkaranhk yiginin icin- 
den lgil lgil 3 boyutlu, beg duyulu bir diinyaya acihrlar. Ustelik bu oy- 
le bir diinyadir ki 20. yiizyihn teknolojisi dahi bu tesadiiflerle canlanan 
atomlann sahip oldugu goruntu ve ses kalitesine ula§amami§tir. Oyle 
ki en geligmis. ses tekniklerini biraraya getirseniz yine de insan kula- 
gindan cok daha ilkel bir kaliteye sahip olduklanni gorursiiniiz. En ge- 
ligmig goruntu tekniklerini toplasaniz, insan goziiniin sahip oldugu 
goruntu kalitesini elde edemezsiniz. 

Soz konusu teknoloji uriinlerinin "tesadiiflerle" degil, bilincli mii- 
hendislerin bilincli tasarimlanyla ortaya giktigi agikken, bunlardan qok 
daha kompleks olan canh mekanizmalarin tesadiiflerle ortaya ciktigi- 
m savunmak bir sa^mahktir elbette. Cunku her tasarim bir tasanmciyi 



>6 DARWINlZM'lN TURK DUSMANLIGI 

ispatlar. Evrim, dogadaki biiyiik tasanmi ise gormek istememektedir, 
ciinkii bu tasanmi var eden Yaraticimizi, yani Allah'i kabul etmek, ev- 
rimcilerin on yargilarma ve ideolojilerine aykin gelmektedir. 

Turn bu on yargi ve ideolojilerin temeli, materyalizm olarak bili- 
nen felsefedir. Materyalist felsefe, maddenin yaratilmadigini, sonsuz- 
dan beri var oldugunu ve madde disinda hicbir gerceklik olmadigini 
varsayan dusiincedir. Allah inancina ve dine ise siddetle karsidir. Bu 
bilim degil, bir felsefedir. Evrimciler ise bilime degil, soz konusu ma- 
teryalist felsefeye baglidirlar ve bilimi de bu felsefeye uydurabilmek 
icin carpitmaktadirlar. Harvard Universitesi'nden iinlii bir genetikci ve 
acik sozlii bir evrimci olan Richard Lewontin, bu somut gercegi soyle 
itiraf etmektedir: 

Bizim materyalizme bir inancitniz var, 'a priori' (dogumla birlikte gelen) bir 
inang bu. Bizi diinyaya materyalist bir agiklama getirmeye zorlayan §ey, bi- 
limin yontemleri ve kurallart degil. Aksine, materyalizme olan 'a priori' 
baghhgimiz nedeniyle, diinyaya materyalist bir agiklama getiren arastirma 
yontemlerini ve kavramlan kurguluyoruz. Materyalizm mutlak olduguna 
gore de, ilahi bir agiklamanin sahneye girmesine izin veremeyizP 1 

Evrimin Asil C^ikmazi: Ruh 

Yeryiiziinde birbirine benzeyen pek cok canh tiirii vardir. Orne- 
gin ata ya da kediye benzeyen farkli tiirler olabilir. Boceklerin de bir- 
cogu birbirine benzer gorunumludiir. Fakat bu benzerlikler hie kimse- 
de bir saskinhk yaratmaz. 

Ancak nedense insanla maymun arasindaki bazi yiizeysel benzer- 
likler, kimi insanlarda son derece ilgi uyandinr. Oyle ki, bu ilgi kimi in- 
sanlan evrim teorisinin gercek disi senaryolanni benimsemeye kadar 
iter. Oysa bir maymunla bir insan arasindaki yiizeysel benzerlikler hic- 
bir sey ifade etmez. Gergedan bocegi ve gergedan da birbirlerine cok 
benzerler, ama bu benzerlige dayanarak birisi bocek digeri memeli 
olan bu hayvanlar arasinda herhangi bir evrimsel iliski kurmaya cahs- 
mak komik olur. 



Darwinizm'in Bilimscl Cokiisii Y<. 

Aradaki yiizeysel benzerlik disinda maymunun insanlara diger 
hayvanlardan daha fazla bir yakinhgi soz konusu degildir. Hatta zeka 
acisindan kiyaslamrsa, bir geometri mucizesi olan petegi iireten an ve- 
ya bir miihendislik harikasi olan agi iireten oriimcek insana maymun- 
dan daha yakindir. Hatta bazi yonlerden iistiindiir bile... 

Dahasi, insanla maymun arasinda cok biiyiik bir fark vardir. May- 
mun sonucta bir hayvandir, bilinc acisindan bir attan ya da bir kopek- 
ten farki yoktur. Insan ise bilinch, irade sahibi, dusiinebilen, konusabi- 
len, akledebilen, karar verebilen, muhakeme yapabilen bir varhktir. 
Biitiin bu ozellikler de onun sahip oldugu "Ruh"unun islevleridir. In- 
sanla diger hayvanlar arasindaki ucurumu doguran en onemli fark da 
iste bu "Ruh"tur. Hicbir fiziki benzerlik, insan ile diger bir canh arasin- 
daki bu en biiyiik farki kapatamaz. Dogada ruhu olan tek canh insan- 



Allah Diledigi §ekilde Yaratir 

Peki evrimcilerin iddia ettikleri gibi bir senaryo gerceklesmis olsa 
bile ne fark eder? Hicbir sey... (Jiinkii evrimin one siirdiigii ve tesadiif- 
lere dayandirdigi her asama ancak bir mucize eseri olusabilir. Yani can- 
hhk bu asamalarla meydana gelmis olsa dahi her asama ancak bir ya- 
ratihs sayesinde gerceklesebilir. Tesadiiflerle bu asamalann gerceklese- 
bilmesi asla miimkiin degildir. 

Ilkel atmosferde bir protein olusmussa bunun tesadiifen olusama- 
yacagi olasihk kanunlan, biyoloji ve kimya kanunlan ile kanitlanmis- 
tir. Fakat mutlaka olustugu iddia edilirse, o halde onu bir Yaratici ya- 
ratmistir. Ayni mantik evrimcilerin one siirdiigii biitiin tezler icin ge- 
gerlidir. Ornegin bahklann sudan karaya cikip kara canhlarim olustur- 
duguna dair ne paleontolojik bir kanit vardir, ne de fizik, kimya, biyo- 
loji ve mantik kurallan boyle bir gecisi dogrulamaktadir. Fakat mutla- 
ka "bahklar karaya gikti siiriingenlere doniistii" denilecekse, bunu di- 



!8 DARWIMZM'iN TURK DU§MANLIGI 

yen kigi, ancak biitiin kurallann ve kanunlann otesinde, "OL" dedigin- 
de diledigini var eden iistiin bir Yaraticiyi kabul etmek zorundadir. Bu- 
nun diginda bir dii§unce kendi icinde celi§ir ve hicbir mantik kuraliy- 
la bagda§maz. 

Gercek cok aciktir. Tiim canhlik cok kusursuz bir tasanmin, cok 
iistiin bir yaratih§in iiriiniidiir. Bu ise bizlere bir Yaraticimizm varligi- 
ni, hem de sonsuz bir giic, bilgi ve akla sahip olan Yaraticimizm varli- 
gini ispatlar. 

O Yaratici, goklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlann Rabbi 
olan Allah'tir. 



1. Enver Ziya Karal, Osmanli Tarihi, 
VIII. Cilt, 3-b., Ankara: Turk Tarih 
Kurumu Basmievi, 1988, s. 552 

2. Francois de Fontette, Irkgihk, Qev. 
Haldun Kaiyol, Istanbul: Uetisim Ya- 
yinlan, 1991, ss. 40-41. 

3. James Ferguson, "The Laboratoiy of 
Racism", New Scientist, Vol. 103, 27 
Eyli.il 1984, s. 18 

4. Charles Darwin, The Descent of Man, 
1871, "Summary"; Stephen Jay Go- 
uld, "The Moral State of Tahiti — and 
of Darwin". Natural History, 10/91, s. 
14 

5. Benjamin Farrington, What Darwin 
Really Said, London: Sphere Books, 
1971, ss. 54-56 

6. Charles Darwin, Insamn Tiireyisi. 
Ankara: Onur Yayinlan, 7.b., Nisan 
1995, ss.199-200 

7. Darwin, "dogal seleksiyon" kavramini 
ortaya atarken, Ingiliz klasik iktisatci- 
si Thomas Robert Malthus'un teorile- 
rinden etkilenmisti. Malthus, yiyecek 
kaynaklanmn aritmetik dizi ile artar- 
kan, insanlarin geometrik dizi ile co- 
galdiklanm anlatmis ve bu yiizden 
insanlarin kacimlmaz olarak kiyasiya 
bir yasam miicadelesi surdiirdukleri- 
ni one surmustii. Darwin ise bu ki- 
yasiya yasam miicadelesi kavramini 
dogaya uyarlamis ve "dogal seleksi- 
yon"un bu miicadelenin bir sonucu 
oldugunu iddia etmisti. Oysa daha 
sonra yapilan arastirnialar. clogada 
Darwin'in varsaydigi gibi bir yasam 
miicadelesi olmadigini gosterdi. ingi- 
liz zoolog Wynee-Edwards'rn hayvan 
topluluklan iizerinde I960 ve 70'ler- 
de yaptigi uzun cahsmalar, canh top- 
luluklarimn 50k ilgin<; bir bicimde 



niifuslarim dengelediklerini ve yiye- 
cek icin rekabeti engellediklerini or- 
taya koydu. Hayvan topluluklan co- 
gunlukla niifuslarim ellerindeki yiye- 
cek kaynaklanna gore diizenliyorlar- 
cli. Niifus. achk ve salgin hastahklar 
gibi "zayiflan eleyen" faktorlerle de- 
gil, asil olarak hayvanlarda yer alan 
icgiidiisel denetim mekanizmalan ile 
kontrol ediliyordu. Yani hayvanlar, 
niifuslarim Darwin'in varsaydigi kiya- 
siya rekabet yoluyla degil, kendi lire- 
melerini simrlayarak kontrol ediyor- 
lardi. (Wynne-Edwards, V. C. "Self 
Regulating Systems is Populations of 
Animals, Science, Vol. 147, 1965, ss. 
1543-1548; Wynne-Edwards, V. C. 
Evolution Through Group Selection, 
London: 1986) 

Bitkiler bile Darwin'in one siirdiigii "re- 
kabet yoluyla seleksiyon" ornekleri 
degil, niifus kontrolii ornekleri veri- 
yordu. Botanikci Bradshaw'un yapti- 
gi gozlemler, bitkilerin ^ogahrken 
iizerinde buyiidiikleri alanin "yogun- 
lugu"na gore davrandiklarim, alanda- 
ki bitki yogunlugu arttiginda iiremeyi 
azalttiklanm ispatladi. (Bradshaw 
1965; Lee Spetner. Not By Chance!: 
Shattering the Modern Theoiy of Evo- 
lution, New York: The Judaica Press, 
Inc., 1997) Ote yandan kanncalar, 
balanlan gibi topluluklardaki rastla- 
nan fedakarlik ornekleri, Darwinistik 
ya§am miicadelesi kavramimn tarn 
tersi bir model olusturuyordu. Turn 
bu arastirmalar gosterdi ki, dogada 
Darwin'in varsaydigi gibi bir catrsma 
ve karma§a degil, cok hassas denge- 
lerle hesaplamm§ bir "diizen" vardi. 

8. Lalita Prasad Vidyarthi, Racism, Sci- 
ence and Pseudo-Science, Unesco, 
France, Vendome, 1983 s. 5-1 



9. Stephen Jay Gould, The Mismeasure 
Of Man, New York: W. W. Norton 
and Company, 1981, s. 72 

10. Francis Darwin, The Life and Letters 
of Charles Darwin, D. Appleton and 
Co., 1896, Vol.11, s. 294 

11. Hans Ulrich Wehler, The German 
Empire, s. 179 

12. Benjamin Farrington, What Darwin 
Really Said. London: Sphere Books, 
1971, s.82 

13- Stephen Jay Gould, Ontogeny and 
Phytogeny, Cambridge, Mass: Har- 
vard University Press, 1977, s. 127 

14. Kenneth J.Hsu, "Is Darwinism Sci- 
ence?", Eartwatch, March 1989, ss. 
15-17 

15. Alaeddin Send, Irk ve Irkcihk Dii- 
§uncesi, Ankara: Bilim ve Sanat Ya- 
yinlan, 1993, s. 6l 

16. Herbert Spencer, The Man Versus 
the State, New York: 1884'den, Gos- 
set, Race, ss. 147-148 

17. A Look Back at Eugenics, Cilt 1, Sayi 
3, Kasim 96 

18. Alaeddin §enel, Irk ve Irkgihk Du- 
suncesi, Ankara: Bilim ve Sanat Ya- 
yinlan, 1993. s. 6l 

19. Thomas Gosset. Race: The History 
of an Idea in America, s. 170 

20. Benjamin Farrington, What Darwin 
Really Said, London: Sphere Books, 
1971, s. 82 

21. Kenneth J. Hsu, "Letter to the Edi- 
tor", Geology, April 1987, s. 377 

22. Siileyman Kocabas, Hindistan Yolu 
re Petrol Ugruna Yapilanlar: Tiirkiye 
ve Ingiltere, l.b., Istanbul: Vatan Ya- 
yinlan, 1985. s. 231 

23- Ahmet ihsan, Matbuat Hatiralanm, 
Istanbul: A. Ihsan Matbaasi, 1931, 
s.57 

24. Sir Achmed Bartlet, Teselya Mareke- 



sinde, Ikdam Matbaasi, Dersaadet, 
1315, ss.12-13 

25. Ragip Uner, "Tarihte Tiirk-ingiliz 
Hiskileri", Hayat Tarih Mecmuasi, 1 
Eyliil 1975, Yil 11, Cilt 2, Sayi 9, Sira 
No 129, Dogan Kardes Matbaacilik, 
s.26 

26. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, s. 42 

27. Erol Ulubelen, ingiliz Gizli Belgele- 
rinde Tiirkiye, Istanbul: Cagdas Ya- 
yinlan, Eyliil 1982, s. 62 

28. Erol Ulubelen, ingiliz Gizli Belgele- 
rinde Tiirkiye, Istanbul: (Jagdas Ya- 
yinlan, Eyliil 1982, s. 77 

29. Erol Ulubelen, Ingiliz Gizli Belgele- 
rinde Tiirkiye, Istanbul: (Jagdas Ya- 
yinlan, Eyliil 1982, s. 210 

30. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, s. 285 

31. Pierre Loti, Can Cekisen Tiirkiye. 
gev: R.C.H.Matbaai Hayriye ve Sure- 
kasi, 1329 (1913), s. 108 

32. Enver Ziya Karal, Birinci Mesrutiyct 
ve Istibdat Devirleri 1876-1907, VIII. 
Cilt, Atatiirk Dil ve Tarih Yiiksek Ku- 
rumu Turk Tarih Kurumu Yayinlan, 
ss. 122-126 

33- Frederick Burnaby, Kilcilk Asya Se- 
yahatnamesi, l.b., Sabah Kitaplan, 






;. 74 



34. Piene Loti, Can Cekisen Tiirkiye, 
gev: R.C.H.Matbaai Hayriye ve Sure- 
kasi, 1329 (1913), ss. 60-61 

35. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, s. 34 

36. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, s. 33 

37. Erol Ulubelen, ingiliz Gizli Belgele- 
rinde Tiirkiye, Istanbul: (Jagdas Ya- 
yinlan, Eyliil 1982, s. 185 

38. Erol Ulubelen, ingiliz Gizli Belgele- 
rinde Tiirkiye, Istanbul: (Jagdas Ya- 



yinlan, Eylul 1982, s. 210 
39- Erol Ulubelen, Ingiliz Gizli Belgele- 
rinde Tilrkiye, Istanbul: (Jagdas Ya- 
yinlan, Eylul 1982, s. 215 

40. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, s. 107 

41. Dogan Avcioglu, Milli Kurtu Ins Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, s. 117 

42. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, ss. 100- 
101 

43. Paul C.Helmreich, Sevr Entrikalan, 
Biiriil: Glider, Masalar, Gizli Anlas- 
malar ve Tiirkiye'nin Taksimi, Ce\\ 
Serif Erol, l.b., Mart 1996, s. 147 

44. Dogan Avcioglu, Milli Kurtulus Ta- 
rihi, Tekin Yayinlan, 1996, ss. 35-36 

45. Ali Naci Karacan, Lozan, Milliyet 
Yayinlan, Tarih Dizisi 11, 2.b., Tem- 
muz 1971 

46. Siileyman Kocabas, Hindistan Yolu 
ve Petrol Ugruna Yapilanlar, Tilrkiye 
ve Ingiltere, l.b., Istanbul: Vatan Ya- 
yinlan, 1985, s. 231 

47. Francis Darwin, The Life and Letters 
of Charles Darwin, Vol. I, 1888. New 
York: D. Appleton and Company, 
s.285-286 

48. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, Ankara: T.C. Kultiir Bakanligi 
Yayinlan, Yayin. 2068, 1998 

49. Emin Oktay, Lise 2 Tarih Kitabi, Is- 
tanbul: Atlas Kitabevi, 1990, s. 45 

50. Jean Paul Roux, Turklerin Tarihi, 
Milliyet Yayinlan, 5.b., 1997, s. 40 

51. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, "Siyasi Tarih", Ankara: T.C. 
Kultiir Bakanligi Yayinlan/2068, 
1998, s. 18 

52. Enver Ziya Karal, Birinci Mesrutiyet 
ve Lstibdat Devirleri 1876-1907, VIII. 
Cilt, Atatiirk Dil ve Tarih Yiiksek Ku- 
rumu Turk Tarih Kurumu Yayinlan, 
s. 553 



53- Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, "Siyasi Tarih", Ankara: T.C. 
Kultiir Bakanligi Yayinlan/2068, 
1998, s. 41 

54. Osman Turan, Turk Diinya Xizann- 
nin Milli, islami ve Insani Esaslan. 
Istanbul: Turan Nesriyat ve Matbaaci- 
lik, 1969, Cilt 1, s. 182 

55. Osman Turan, Turk Diinya Xuami- 
111 11 Milli, islami ve insani Esaslan, 



Cilt I 



, 182 



56. Osman Turan, Tiirk Diinya Xizanu- 
nin Milli, islami ve insani Esaslan. 
Cilt 2, s. 138 

57. Jean Paul Roux, Turklerin Tarihi, 
Milliyet Yayinlan, 5.b., 1997, s.151 

58. Osman Turan, Tiirk Diinya Xizann- 
nin Milli, islami ve insani Esaslan. 
Istanbul: Turan Nesriyat ve Matbaaci- 
lik, 1969, Cilt 2, s. 7 

59- Aydin Taneri, "Tiirk Askerligi ve 
Medeniyeti Hakkmda Vabancilann 
Goriisleri", Milli Kultiir Dergisi, Ara- 
lik 1981, s.15 (Voltaire, Tiirkler, Mtis- 
liimanlar ve Otekiler, ss. 39-41) 

60. Osman Turan, Turk Diinya Xizann- 
nin Milli, islami ve insani Esaslan, 
Istanbul: Turan Nesriyat ve Matbaaci- 
lik, 1969, Cilt 2, s. 187 

61. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, "Siyasi Tarih", Ankara: T.C. 
Kiiltur Bakanligi Yayinlan/2068, 
1998, Cilt 1, s. 77 (Khalkokondylas, 
Paris tab'i, s. 29) 

62. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, s. 77 (Fransiz tarihcisi Fernard 
Grenard, Paris 1938, s. 52) 

63. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, Cilt 1, s. 77 (Oxford 1916, s. 
52) 

64. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, ss. 105, 106, 107 

65. N. M. Panzer, The Harem, Londra: 
1936, s. 237 



66. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, "Siyasi Tarih", Ankara: T.C. 
Kultiir Bakanligi Yayrnlari/2068, 
1998, s. 98 

67. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, s. 106 

68. Turkler iqin Ne Diyorlar?, Derleyen: 
Mutlu Altay, Turk Ktiltiiriinii Arastir- 
nia Enstitusii. Diyanet Wikli Istanbul 

lanesi, s. 23 
69- Feridun Emecen, Kenial Beydilli, 
Mehmet Ipsirli, Mehmet Akif Aydin, 
Uber Ortayli, Abdvilkadir Ozcan, Ba- 
haeddin Yediyikhz. Miilxihat Kutii- 
koglu, Osmanh Devleti Medeniveti 
Tarihi, Istanbul: 1994, Islam Tarih, 
Sanat ve Kultiir Arastirma Merkezi, s. 
467 

70. Hurriyet Gazetesi, 3 Agustos 1962 

71. Stileyman Kocabas, Hindistan Yolu 
ve Petrol Ugruna Yapilanlar Tiirkiye 
ve Ingiltere, Istanbul: Vatan Yayinlan, 
Agustos 1985, s. 165 

72. Stileyman Kocabas, Avrupa Tilrkiye- 
si'nin Kaybi ve Balkanlarda Panisla- 
vizm, Istanbul: Agustos, 1986, s. 32 

73- Toktanns Ates, Osmanh Toplumu- 
mtn Siyasal Yapisi (Kunrius Done- 
mi), Say Kitap Pazarlama, s. 116 
(Richard Peters, "Geshichte der Ttir- 
ken", s. 8) 

74. Prof.Dr.Nejat Goytinc, Osmanh im- 
paratorlugu Hakkinda Bazi Dusiin- 
celer. Diyanet Vakh. 1973, s. 29 (Acta 
Orientalia Hungarica, XV, 173-82) 
(Bulgaristan Ttirkleri'ne ve Ruscuk'ta- 
ki Turk Eserlerine dair 1897 tarihli 
rapor, Esref Esrefoglu, Giineydogu 
Avrupa Arastirmalan Dergisi, Sayi 1, 
ss. 19-36) 

75. Osman Turan, Turk Dtinya Sizcinu- 
mn Milli, Is/ami ve Insani Esaslan, 
Turan Nesriyat ve Matbaacilik, Istan- 



bul 1969, Cilt 2, s. 190 

~0 7 '// ; i'/er lqin Ne Diyorlar?, Derleyen: 
Mutlu Altay, Turk Kulttiriinu Arasttr- 
ma Enstitusii, Diyanet \akfi istanbul 
Ara§tirma Merkezi Ktittiphanesi, s. 11 

77. Turkler Icin Ne Diyorlar?, Derleyen: 
Mutlu Altay, s. 12 

78. Osman Turan, Turk Dtinya Nizam i- 
nin Milli, Islami ve insani Esaslan. 
Turan Nesriyat ve Matbaacilik, Istan- 
bul 1969, Cilt 2, s. 122 

79- Osman Turan, Turk Dtinya Nizami- 
nin Milli, Islami ve insani Esaslan. 
Cilt 2, s. 6 

80. Emekli Korgeneral Htiseyin Isik, Yci- 
banci Goztiyle Turkler ve Turk Ordu- 
sit. Genelkunnay Askeri Tarih ve 
Stratejik Etiit Baskanhgi Yayinlan, 
Ankara; Genelkunnay Basimevi, 
1995, s. 281 

81. Turkler icin Ne Diyorlar?, Derleyen: 
Mutlu Altay, Turk Kulttiriinu Arastir- 
ma Enstitiisii, Diyanet Yakh Istanhul 
Arastirma Merkezi Kiittiphanesi. ss. 
18-19 

82. Turkler icin Ne Diyorlar?, Derleyen: 
Mutlu Altay, s. 20 

83. Turkler kin Ne Diyorlar'', Derleyen: 
Mutlu Altay, s. 21 

84. Comte de Marsigli, L'etat militaire 
de VEmpire Ottoman, ses progres et 
sa decadece. La Haye, 1732, 1. C, s. 
402. 

85. Mouradgea d'Ohsson, Tableau ge- 
neral de VEmpire Ottoman. Paris, 
1791, 4. C, s.311 

86. Michel le Syrien, Chroniqite I'niver- 
selle, Fransizca'ya terciime eden: 
J.B.Chabot. Paris, 1905, 3-C, s. 152. 
(Siiryani Mikail Vakayinamesi'nin tarn 
ohnayan Tiirkce terciiinesi icin. 
Tiirkliik dergisinin Mayis — Haziran, 
Agustos - Eyliil ve Aralik 1939 ile 



Ocak 1940 tarihli sayilanna bakilma- 
hdir.) 

87. Osman Turan, Tiirk Diinya .Xizami- 
nin Milli, Is/ami re insani Esaslan. 
Turan Nesriyat ve Matbaacihk, Istan- 
bul 1969, Cilt 2, s. 125 

88. Guer, Moeurs et usages des Turcs, 
Paris, 1747, 2. C, s. 1 

89- Prof.Dr.Osman Turan, Turk Dunya 
Xizaminm Milli. islam/ re insani 
Esaslan, Istanbul: Turan Nesriyat ve 
Matbaacihk, 1969, Cilt 2, s. 126 

90. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, "Siyasi Tarih", T.C. Kultiir Ba- 
kanligi Yayrnlari/2068, Ankara 1998, 
s. 14 (Historie de I'Empire Ottoman, 
1, Paris 1835, ss. 1-2) 

91. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, s. 14 (Apologie, Cenevre, 
1629, s. 6) 

92. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, s. 14 (Introduction a I'Historie 
de I'Orient Musulman, Paris 1943, s. 
164) 

93- Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, s.14 (Mehmed der Eroberer, 
Miinih 1953, s. 469) 

94. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, s.14 (Soliman, New York 
1929, s. 33) 

95. The Ottoman State and Its Place in 
World History, Leiden 1974, s. 15 

96. Yilmaz Oztuna, Osmanh Devleti Ta- 
rihi-1, "Siyasi Tarih", T.C. Kultiir Ba- 
kanligi Yayinlari/2068, Ankara 1998, 
ss. 14-15 

97. Tercuman, 14 Agustos 1987 

98. Karl M;i igels, Segme 
Yazi§malar 1, 1844-1869, l.b., Sol 
Yayinlan, Kasim 1995 

99- Karl Marx-Friedrich Engels, Segme 
Yazi§malar 2, 1870- 1895, l.b., Sol 
Yayinlan, Ekim 1996, Ankara, Cev. 



Yurdakul Fincanci 

100. Conway Zirkle, Evolution, Marxian 
Biology and the Social Scene, Univer- 
sity of Pennsylvania Press, 1959, s. 
527 

101. Conway Zirkle, Evolution. Marxi- 

logy and the Social Scene, Phi- 
ladelphia: The University of Pennsyl- 
vania Press, 1959, ss. 85-86 

102. Tom B( g Darwin to 
Save Marx", Harper's Magazine, De- 
cember 1978, ss. 31-38, 91-92 

103- Friedrich Engels, Utopik Sosyalizm- 
Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayinlan, 
1990, s. 85 

104. Marks-Engels, Segme Yapitlar 3, 
Sol Yayinlan, s. 156 

105. Friedrich Engels, Dogamn Diyalek- 
tigi, Sol Yayinlan, 1996, s. 8 

106. Henry Morris, The Long War Aga- 
inst God: The History and Impact of 
the Creation. Evolution. Conflict. 
8b.. Michigan: Baker Book House, 
Mart 1996, s. 85 

107. Alan Woods-Ted Grant, "Marxism 
and Darwinism", Reason in Revolt: 
Markxism and Modern Science, Lon- 
don: 1993 

108. K. Mehnert, Kampf urn Mao's El- 
be., Deutsche Verlags-Anstalt, 1977 

109- Karl Marx Biyografi, Oncii Yayine- 
vi, s. 368 

110. Kent Hovind, The False Religion of 
Evolution, 

http://www.hsv.tis.net/. . . .ke4- 
vol/evolve/ndxng.html (bu kitap sa- 
dece internette yayinl: 

111. John N.Moore, The Impact of Evo- 
lution on the Social Sciences, Impact 
No. 52, www.icr.org/pubs/imp/imp- 
52.htm 

112. "The Darwin Debate, Marxism To- 
day" , Theoretical and Discussion fo- 



urnal of the Communist Party, Lon- 
don, Vol. 26, April 1982, ss. 20-22 
113- Paul G.Humber, "Hitler's Evolution 
Versus Christian Resistance", Vital Ar- 
ticles on Science/Creation, 
www.icr.org/pubs/imp/imp-181.htm 

114. Henry Morris. The Long War Aga- 
inst God: The History and Impact of 
the Creation, Evolution, Conflict, 8.b. 
Michigan: Baker Book House, Mart 
1996, s. 419 

115. Samuel T. Francis, Sovyet Strategy 
of Terror, s. 54 

116. V. I. Lenin, Collected Works, Mos- 
cow, Cilt 9 s. 346 

117. V. I. Lenin, Collected Works, Mos- 
cow, cilt 35, s. 238 

118. Pravda Gazetesi, 26 Ekim 1918 

119. Ann Arbor, Leon Trogki, Terorizm 
re Konuinizm, University of Michi- 
gan, 1963, s. 58 

120. V.I. Lenin, Marks-Engels-Mark- 
sizm, Ankara: Sol Yayrnlan, (Jev: Va- 
hap Erdogdu, 1976, s. 428 

121. Charles Darwin, The Origin of Spe- 
cies, London: Senate Press, 1995, s. 
134. 

122. Derek A. Ager, "The Nature of the 
Fossil Record", Proceedings of the 
British Geological Association, Vol. 



87, No. 2, 1976, s. 133 

123. T. N. George, "Fossils in Evoluti- 
onary Perspective", Science Progress, 
Vol. 48, Ocak I960, ss. 1, 3 

124. Richard Monestarsky, "Mysteries of 
the Orient", Discover, Nisan 1993, s. 
40 

125. J. D. Thomas, Evolution and Faith, 
Abilene, TX, ACU Press, 1988. ss. 81- 
82 

126. Ali Demirsoy, Kahtim ve Evrim, 
Ankara: Meteksan Yayrnlan 1984, s. 
61 

127. Ali Demirsoy, Kahtim ve Evrim, s. 
61 

128. Frank B. Salisbury, Doubts about 
the Modern Synthetic Theory of Evo- 
lution, s. 336 

129. Ali Demirsoy, Kahtim ve Evrim, 
Ankara: Meteksan Yayrnlan 1984, s. 
39 

130. Chandra Wickramasinghe . Intervi- 
ew in London Daily Express, 14 
Agustos 1981 

131. Richard Levontin, "The Demon-Ha- 
unted World", The New York Review 
of Books, January 9, 1997, s. 28 



... Sen yucesin, bize ogrettiginden 

baska bizim higbir bilgimiz yok. 

Gergekten Sen, herseyi bilen, 

hukuni ve hikmet sahibi olansm. 

(Bakara Surest, 32)