(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Niyazi-i Misri Divani Aciklamasi Cilt 1"

ISBN: 978-9944-355-03-2 

ismailhakkialtuntas@gmail.com 
http://ismailhakkialtuntas.com 



Ocak 2010 



NIYAZI-I MISRI 

KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L-AZiZ 
(1618-1694) 

DiVAN-liLAHiYYAT 

VE 

AgiKLAMASI 
l.CiLT 



IKINCI BASKI 



ihramcizade 

Haci ismail Hakki ALTUNTA§ 



a.e. 


: ayni eser 


a.g.e. 


: adi gegen eser 


b. 


: beyit 


bkz. 


: bakiniz 


bnz.bk. 


: benzeri igin bakiniz 


c. 


:cilt 


d: 


: dogumu 


hzl. 


: hazirlayan 


h. 


: hicri 


hyt. 


: Hakk'a yurudugij tarih 


mad. 


: madde, maddesi 


m. 


: miladi 


r. 


: rumi 


trc. 


: terciJme eden 


s. 


: sahife 


vb. 


: ve benzeri 



jjjuw^l A^j A^^s-ySj aII (Jvf^j J^»^ Uj-^-j ^Is^ »'iA^lj »!iA^lj Cx}"^^ ^J ^ •'^^ 

Ya Rabbi! 

Bizlere kendini tanittin. Hatalarimizi ve gijnahlarimizi gdrdugijn halde 
bizleri uzmeyip tevbe kapisini agik tuttun. Azaba mustahak olsakta hep afv 
eden oldun. Acizligimiz ve gijnahlarimizla bizi affina layik kil. 

Rasulullah sallallahiJt aleyhi ve selleme ijmmet olmak §erefini nasip kildi- 
gin igin §ukrumuzu ziyadele§tir. 

Huzurunda iki cihan emniyeti buldugumuz, yolumuzdaki engelleri kaldi- 
ran Sultanimiz Hz. Halid Ibn-i Zeyd Ebu Eyyub-el Ensan radiyallahu anhin 
kapismda hizmetimizi daim eyie. 

Niyazhi Misr? kuddise sirruhu'l-azizin manevi terbiyesinden istifade ede- 
bilmek igin yardimini uzerimizde bakteyle. 

Hakikat yolunda rehberim olan Gavs'iJtl-azam Ihramazade Haci Ismail 
Hakki Toprak SivasI kaddese'llahu sirrahu'l-azize minnetimi ifdde etmem igin 
yardimci ol. 

Desteklerini esirgemeyen buyuklerimin ve diger arkada^larimin yardim- 
larindan dolayi onlardan razi olmani temenni ve dualar ederim. 

Tevfik ve hidayet ancak Sendendir. 

Haki Pay7 Misn 



"ilahfseni tanitan ve senden haber veren bir dile azab etme! 
Benin varligina delalet eden ilimlere bakan gozlere azab etme! 

Benin hizmetinde l<o$an bir ayagi, 

Rasulu'niJn hadislerini yazan bir eli azabina hedefetme! 

Rabbim- izzetin Hakki igin beni Cehenneme sokma. 

lira erbabi, benim, senin dinini savundugumu bilir. 

Alia hum me Am in," 
imam ibn'ul CevzT 

ONSOZ 

Yazanlar yazdiklannda kendini aniatir. Aniattiginda bahsettigi jeyler ise 
biJtunden kendi payina dijjen kismi izhar etmektir. Bir konuda birkag ki5i 
ayni §eyi aniatsaiar da liepsi ayni jekiide aniayi? gosteremez. §er kisimdan 
dalii oisa, yoiiar ne kadar 50k oiursa oisun sonunda liepsi Allaii Teala'ya 
varmaktadir. ^unku jerrin jer olmasi Hakk'in emriyledir. Ancak kendini ka- 
yitladigi 5eyler nedeniyle iiesap gununij yaratip bizlere ruiisat vererek iiaya- 
timizi uzun kilan Allaii Teala'ya hamd ve jiJkurler oisun. 

"Allah Teala insanlan iflediklerine kar§ilik hemen yakalayiverseydi, 
yeryuzunde bir canli birakmamasi gerekirdi. Ama onlari belli bir siireye 
kadar erteler. SUreleri gelince geregini yapar. Dogrusu Allah Teala kullari- 
ni gormektedir." 

Kader geregidir ki her mahluk dogru bildigi yolda yurudugunij bilerek 
seyr halindedir. Yolumuzun egriligini gidermesi igin Allah Teala'dan yardim 
dileyerek soz baji yaptik. 

Insan gergegi aramali, hakikate yonelmelidir. Gergek ve hakikat farkli 
midir? GiJniuk hayatimizda, konujma ve yazilarimizda, birbirinin yerine 
kullanmakia, ayni aniami vermekle beraber, kapsam ve maksat bakimin- 
dan bu ikisi farkli kavramlardir. Bilim olani tespit eder. Halbuki insan dij- 
§uncesi, olmasi gerekeni de merak eder. Olan somuttur. Olmasi gereken- 
se soyuttur. Olmasi gereken idealdir. idealler insanin yajamasini aniamli 
kilar. 

Be? duyumuzia temasa gegtigimiz, daha iJst melekelerimizle algilaya- 
bildigimiz, deney ve tecriJbeyle bilgi haline getirebildigimiz, akilla kontrol 
edebildigimiz her jey gergektir. Tabiat bir gergektir. Tabiatta olan jeyler 
ve olan bitenler, yer ve gok, insan ve toplumlar gergektirler. Gergegin 
igerisinde hemen gorijp kavrayamadigimiz birtakim gizli gergekler de 
vardir. Bunlar da zamania aniajilabilir, ogrenilebilir ve agiga gikarilmi§ 



Ibnu'l CevzT, Nakdu'l llmi ve'l Ulema evTelbTsu IblTs. Kur'an ve Hadise gore Bid'at, 
onsoz, s. 7. H. Unal. Sabrin Sonu, s. 9, trc Faruk Be§er; Abulhay Leknevi, ibadetler- 
de Bid'at, s. 11 



^ Fatir, 45 



8 I NiyazT-i Misnkaddese'llahu sirrahu'l azTz 



gergekler olurlar. 

Gergekleri gormezlikten gelmek veya gergeklere aykiri du§unmek akia 
aykiridir; insana da topluma da zarar verir. 

Bu gergekleri de igine alarak, fakat bunlari ajan gergegi elde etme yol, 
metot, organ ve melekelerimizi de ajan temel gergege hakikat diyoruz. 
Bizi ajtigi halde bunun gergek oldugunu nereden biliyoruz? Bu alana go- 
recelik (izafilik) kanjtigi dogrudur. Fakat bunlann iginde gergek olan tek- 
tir. Bu bize, kendine mahsus yollarla bildirilir; ama sonugta biz buna ina- 
niriz. Gergeklerle uyum halinde olan her hangi bir jey goreceli olamaz. 
Suyun iginde diJz bir gubugu dik olarak biraktigimiz zaman, gubuk su yij- 
zeyine degdigi yerden kink goruliJr. Onun kink goriJnmesi gergektir. Oysa 
hakikatte o gubuk kink ve egri degildir. Evet, gergekte egri goriJlen gu- 
buk, hakikatte dumdiJz ve dosdogrudur. Gergek, bilimin konusu; hakikat 
dinin konusudur. Gergegin dogrusu yaniiji olmaz. Gergek gergektir. Haki- 
kat kelimesini Hakk ile beraber kullaniriz. Hakk ve hakikatin degil, ha- 
kikate yonelmenin dogrusu yanli$i olur. Yanli; olana batil diyoruz. Ger- 
(egi aramali, hakikate ydnelmeliyiz. 

insan sadece maddi arzulan olan ve bu yolda yajayan bir varlik ola- 
maz. GununiJ giJn etmek isteyen bir kimse isek, gergek ve hakikat bizim 
igin higbir jey ifade etmez olur. Boyle olmasak bile hakikate ait bir inan- 
cimiz, onu aniamaya doniJk bir bilgimiz ve hele azmimiz yoksa higbir jeyi 
yerii yerine koyamayiz. istesek de hakikati goremez, dogru karjilajtirma- 
lar yapamaz, gelijkilerden ve jajkinliktan kurtulamayiz. "Bu mu dogru, o 
mu?" diye tedirginlik iginde kaliriz. 

Bir esasa dayanmadan soyleyen, higbir jey soylememi? demektir. 
Kur'an-i Kerim, tekrar tekrar ve israria bizden, kainatin, tarihin, insanin 
ve toplumlann arajtinlmasini ister ve bizi bunlari aniamaya yonlendirir.^ 

Neden ve nigin, NiyazT-i MisrTkaddese'llaliu sirraliu'l azTzin Divani? 

Dilimizde kullandigimiz tarikat ve tasavvuf herkesin ajina oldugu mevzu- 
dur. ister batil ister hakikat kisminda olsun siJrekli hayatimizin bir yerinde 
buluruz. Ancak birgok eserlerde tasavvufun kelime manasi iJzerinde gok 
duruldugu halde tarikat kelimesinin Arapga yol-lar manasina geldigi soyle- 
nerek basit bir jekilde izahatindan ba5ka bir jeyde yapilmamijtir. Tarikat 
kelimesi ile kast edilen mananin yiJceligini gozler oniJne sermek gerekmek- 
tedir. 

"Tarik kelimesinin bugunkiJ lehgemizdeki yeri Tarik kelimesi bugunkij 

TiJrkgemizdeki Doruk kelimesiyle ayni kiymettedir. Doruk daglann Tepe- 



^ (Heyet, 2008), s. 14 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 9 



sindeki sivri ve giplak yerlere verilen isimdir. Ekseriya kayaliktir ve sivri- 
dir. 

Tarik kelimesini ta ve rik olarak ikiye ayirabiliriz. Kurala gore ta keli- 
mesinin sonunda bir g veya o kategoriden bir konson bulunmasi jarttir. 
^unkij zaten a harfinin iJzerinde bir de uzatma i§areti vardir. §u halde ta 
kelimesi aslinda: Tag idi. 

Tag biJtun Turk lehgelerinde bildigimiz dag yani cebel manasindadir- 
Figure manada ise bijyukluk, yijkseklik, us, kuvvet ve kudret irade eder. 
Dag gibi adam gurledi gitti. Arkasmda dag gibi hamisi var. Sbzlerinde 
gegen dag kelimesinin manalari gibi. 

Rik ve orijinal §ekli ile irik tamamiyla ve kuvvetle takarriJr ve temer- 
kiJz manasi verir. 

TiJrkge rik kelimesi Arapga ve Fars^aya ge^tigi gibi, Hint ve Avrupa dil- 
lerine de gegmijtir. irade, kuvvet, hakimiyet, kudret, saltanat, nizam ve 
tiJre manalarini o dillerde de muhafaza ettigi gibi Tarik kelimesindeki ro- 
lu gibi sonuna ekiejtigi kelime aniaminin manasini kuvvetlendirmekte, 
arttirmakta ve mukemmeiiejtirmektedir." * 

Bir yiJcelik oldugunu aniadigimiz Tarikat ve tasavvufu bgrenmemiz ve 
bilmemiz gerektigini hissettik. 

Vine a§k mektebinin bir sinifi olan Tasavvuf Yolu hayatimiz boyunca in- 
sani kendine mahkum kildi. Ajk higbir zamanda bendesini kapisindan azade 
kilmadi. Dinlerin bir jubesi olmakta israrli da olmadi. Ancak bazilari a§k ve 
tasavvuf ehline o kadar saldirdilar ki hayatin dijinda gorerek ileri ziJhd haya- 
tinin temsilcisi tasavvufu ve urunlerini inkar etmeye bajiadiiar. 

"RasiJl ded'i ki: "Ey Rabbim; dogrusu kavmim bu Kur'an-i Kerim'i terk 
edilmi$ olarak birakti." ^ 

Bu terk nedir? 

Tasavvuf ehli neyi terk etti? 

Tasavvuf ehli yeniden bir jey mi inja etti? 

insanin mistik arayi§ ve ruhanT ihtiyaglari her zaman ve her toplumda 
var oldugu igin islam kiJltur ve medeniyeti dairesinin "olmazsa olmaz" 
boliJmlerinden bir tanesi de tasavvuf olmujtur. insanoglunun, degi§ik 
cografyalarda ve farkli asirlarda kurdugu medeniyetler kendi inang sis- 
temleri iginde bu diJnyaya imkan hazirlami§, yon vermi§ ve yol goster- 



4 



(TANKUT, 1936), s. 19-23 



Furkan, 30 



10 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



mi§tir. 

Mistik yorumlarin "ele avuca sigmaz" oluju ise her zaman tenkid ve 
tartijmayi gundemde tutmujtur. ButiJn bu medeniyetlerde akIT yorum- 
larla kalbT izahlann farkli kulvarlarda yiJrudukleri bilinmektedir. Soz ko- 
nusu durum "siJrekli kavga" anlamma gelmedigi gibi, daimT "sulh ve sij- 
kun" manasi da ta§imaz. "ini§li ve fikijli" demek beiki en dogru tespittir. 

Bu nedenle, tasavvuf kiJlturu ne biJtunuyle makbuldiJr ne de maktul- 
diJr. Genel gizgi konuya "sicak" bakildigini gosteriyorsa da zaman zaman 
gok zecrT tedbirlerle yiJz yiJze gelen tasavvuf ehlinin sayisi da azimsan- 
mayacak kadar goktur. Tasavvufun tekrar canlanmasi igin bir atilim yap- 
mak gerekir. Fakat tasavvuf ehlinin oniJnde birgok engeller vardir. 

1. SEVENLER: Tasavvuf? hayat ve dijjunceye toz kondurmak isteme- 
yenlerin bakiji. Tasavvuf? hayat ve dijjunceyi butiJnuyie temize gikarmak. 
Adeta tasavvufia islam'i ozdejiejtirmek. 

2. SEVMEYENLER: Bazi ilim adami ve arajtiricilar ise tasavvufia jirki 
ozdejiejtirdiler. §u ciJmle bir ilahiyat profesoriJne aittir: "Tasavvuf jirk- 
tir" boyle dijjunen birinin bu konuda yaptigi incelemeleri ciddiye almak 
zordur. Modernizmin beynimizi alt-iist ettigini, rasyonalizmin sultasini da 
unutmamak gerekir. Tasavvuf? konulara "neyzen baki5"li olanlarin bir ge- 
rekgesi de XX. yiJzyilin bajinda islam diJnyasinda goriJlen gokme ve da- 
gilmanin fatura adresini bulma telajidir. Fakat "tela§" psikolojisi ile ger- 
gegi yakalamak mumkiJn degildir. 

3. YONETENLER: Tasavvuf tarihini arajtiranlarin zaman zaman kalem- 
lerinin ucuna kadar gelip de yazamadiklari meselelerin bir sebebi de 
"resmT g6ru5"un durumudur. Yani 1925'te tekkelerin yasaklanmasiyla 
beraber makbul halden maktui hale gelen tarikatlaria ilgili kalem oynat- 
mak zorlajmijtir. "Tarikat^i" yaftasindan korkmayan var mi? On be5inci 
asirda Bedreddin?, on yedinci yiJzyilda Melam?, on dokuzuncu yiJzyilda 
Bekta?? yaftasi da boyle tehlikeliydi. Bu aniamda tarih tekerriJr ediyor 
denebilir. 

4. BiLMEYENLER: Tasavvuf ve tarikatlaria ilgili en olumsuz noktalar- 
dan biri de bilen-bilmeyen herkesin ahkam kesmesidir. Tarikatlarin yasak 
olu5u onlara hakaret yagdirmayi kolaylajtirmakta, "tarikatfi" suglamasi 
ile insanlar adeta tehdit edilmektedir. Bu konuyu "rant" igin kullanan ba- 
zi gazeteci-yazarlarin yanli ve yanli? bilgi ve yonlendirmeleri, gergeklerin 
ijzerine atilan kalin bir perde hiJviyetini kazanmaktadir. 

5. BiLiP SOYLEYEMEYENLER: Tasavvuf Dali'nda ?ali§an kimselerin bir 
boliJmu degerii eserler kaleme almijlar, almaktadirlar. 

6. ANKETLER: GuniJmuz arajtirmalarinda sik sik kullanilan metotlar- 
dan biri de "anket"dir. Anketi yapan ve degerlendiren jahsin kiJltur yapi- 
si ve baki§ agisi da konunun problemlerinden bir tanesidir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 11 



Hulasa, Tasavvufu ve tasavvuft konulan, islam'la ve §irkle ozdejle?- 
tirmeden, konjonktiJrel §artlara alki? tutmadan sogukkanli bir §ekilde in- 
celeyerek toplumun oniJne serenler; serenleri tejvik eden ki§i ve kuru- 
lujlar kiJltur tarihimizde her zaman saygi ile anilacaklardir. "DiJn" ij tabu 
haline getirmek ne kadar yanli? ise yok saymak da o kadar zararlidir. ^ 

insanlar arasinda dujiJnce ve me§rep farklannin bulunmasi, yalnizca 
insanlann hayatini rahatlatan, yajadiklanni hissedilebilir kilan bir firsat- 
tir. DiJjunce ve mejrep farklannin en tabii sonucu da, yakin dijjuncelere 
ve benzer me§replere sahip insanlann birer obek olu§turmasi, degijik in- 
san gruplannin ortaya gikmasidir. 

insanlann davrani^lari uzerinde dij^unce yijrutmek isteyenler, bu dav- 
rani§lari birbirine uydurmakta, hepsini bir kaliba sokmakta gektikleri zor- 
lugu higbir yerde gekmezler. (^unkij bu davrani§lar gok zaman birbirine 
oyle aykiridir ki ayni tezgahtan bu kadar ge§itli kuma§ gikmasi insana im- 
kansiz gelir. Acimazligin simgesi olan Neron'a; sarayin gelecegi Qzerine 
bir idam fermani imzalatmaya getirmi§ler; bir insani dlUme gondermek 
Neron 'un oyle yOregini yakmi} ki: 

Ke§ke hig yazi yazmasini bilmeseydim denrii§; gelin de bunu agiklayin! 
Boyle orneklere herkeste, hatta kendi kendimizde o kadar gok rastlariz ki, 
akli ba§inda insanlann bizi bir kaliba dokmeye gali^malarina §a§arim; 
nasil olur ki insanda en gok ve en agik gorQIen kusur zaten bir dalda dur- 
mamaktirJ 

Bu bakimdan muslumanlann birbirinden farkli mezheplere ayrilmi? 
olmalan, bir yanlijligin ortaya gikmasi ve belirginlejmesi olarak anla§ila- 
maz. Degijik tutumlar iginde birlik olunabileceginin en giJzel ornegini de 
yiJzyillar boyunca yajayan yiJzlerce tarikat vermijtir. Her tarik, yani her 
yol, ayni ana yola yani jeriata varir. Tipki her derenin irmaga, irmagin da 
ummana varmasi gibi. 

Muslumanlar arasinda dijjunce farkliliklan vardir. ihtilaflann rahmet 
olmasinda dikkat edecegimiz nokta, biz biJtun muslumanlann emir ve 
nehiylerin taninip uygulanabilmesine bizzat hizmet edip etmedigimizdir. 
Gegmijte gerek fukaha gerekse mejayih, bu konuda ornek alinabilecek 
tutumlar gostermijierdir. Eger bir insanin karjilajtigi meseleler, bajvuru- 
lan kimsenin igtihatlanna veya mejrebine uyarak goziJme kavujamaya- 
cak gibiyse, o zat, mesele sahibini, bir diger bilgine gonderebilmijtir. 
Muslumanlann kuvveti, ana yola ula§an herhangi bir yolu bulma olgun- 
lugu sayesinde artmijtir. 



6 



(KARA, 2002) 
^ (MONTAIGNE), insanin Kararsizligi 



12 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Bir muslumanin ilk dijjunecegi de, iginde bulundugu davrani? tarzinin 
batilin tutumuyla benzerlik tajiyip tajimadigi olmalidir. Batil kovulmu? 
jeytanin ijidir. Bu yiJzden batil biJtun kuvvetini kovulma, ayrilma, kop- 
ma, ayirma ve koparma istikametinde gosterebilir. Batil, birlige ?agir- 
maz. Muslumanlann agik segik bildikleri gibi, insanlarin Allah Teala'ya 
olan teslimiyetlerine giden yol iJzerJne gikan jeytandir. Yoldan gikma fikri 
ilk jeytandan gelir. Onun yapacagi, kullari yollanndan azdirmaktan iba- 
rettir. Bu aniayi? iginde toplum hayatinda gozledigimiz birgok olaya ay- 
dinlik getirebiliriz. Hangi gijglerin jeytana mahsus tutumu taklid ederek 
toplum hayatinda varlik kazanmaya gabaladiklanni aniayabilirsek, isti- 
kametimizin dogrultulmasi igin kesin bilgilere sahip olmasa bile, neler- 
den sakinmakia kendimizi yanli? istikametlerden koruyabilecegimizi 
farkedebiliriz. 

Oyleyse degi§ik olujta, farkli olujta yanli§ bir ozellik aramak uygun 
olmaz. Buna karjilik ayrilan ve ayiran, kopan ve kopartan, azan ve azdi- 

Q 

ran ozellikleri batilin vasiflarina yakin saymamiz gerekir. 

Allah Teala'yi sevemeyen, aniayamayan, bilemeyen ve tanimayan vb. 
hayatin hangi noktasinda zevk ve neje iginde olabilir? 

Tasavvufu, bir ig genijieme olarak gormek miJmkundur. Harici geni?- 
lemeler de vardir. Hangi kurum yoktur ki di? etkiler, onun iJzerinde harici 
gelijmelere yol agmami? olsun. Ama yine de tasavvuft bir aniayi? ile me- 
sela felsefeyi mukayese edersek veya tasavvufi bir tevil ile ilmi bir tevil 
arasinda mukayese yapacak olursak, tasavvuft aniayi? veya te'vilde ig ge- 
nijlemenin hakim oldugunu goriJruz. ig genijieme ile mana judur: 

Ortada jeyin agik bir manasi var; ama yine de onun otesine gitme, 
mecazi yakalama ve derinine inerek oziJne yaklajma, asili yakalama ga- 
basi soz konusu. Sufiler, genellikle ornek olunarak cevizi verirler. Bilirsiniz 
onun yejil kabugu, altinda sert kismi sonra bir zan, onun iginde yenilen 
ceviz igi. Oze ulajma, ayni zamanda dini tecriJbe ile gelijen bir aniama, 
bir vukuftur. Zaten mutasavviflar onemli olgiJde bunun iJzerinde durmu?- 
tur. Acaba oze ulajmak igin ne yapmak lazim? Bunun maddT, objektif 
jartlarinin yerine getirilmesi gerekir. Ama ayni zamanda bunun ruhanT 
§artlari var. Maddi jartlar olmazsa aniamanin onij kendiliginden tikanir. 
Ama oze ancak ruhanT jartlar gotiJrur. RuhanT jartlar yoluyla biz anlama- 
yi kejfederiz. Mesela, "manayi kejfetmek" Yani manayi kejfetme, deru- 
nu kejfetme. Bu ise, terminoloji degijse bile, bir bakima bejeri tecriJbe- 
den, derin bir kaynaktan gelen jeylerin ne kadar evrensel oldugunu gos- 



' (OZEL, 2008), S.17 (Almti konuya gore uyarlandi. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 13 



termesi bakimindan onemlidir.^ 

Yajamin amaci da "Turn insanlan sevmek, turn insanligi karde§ bil- 

me/f"degilmidir?'° 

Gunumuzde ise insanlan oyle karmajik iletijim siJrecinde oldurijyoruz 
ve zulmiJmuzun sonuglan bizden oylesine titizlikle saklaniyor ki bu eyle- 
min vahjiligine higbir sinirlama gelmiyor. Bazilannin digerlerine zulmij, 
e§ine rastlanmadik boyutlara ulajincaya dek devam edecek, oldugu go- 
rulmektedir. 

Zaiim Neron'un bile girijemeyecegi bir ije girijen siradan bir miJte- 
§ebbis, 5okbilmi§ doktorlannin tavsiyesine kanan hastalikli zenginlerin 
banyo yapmasi igin insan kaniyla dolu bir havuz yapmak isteseydi, kabul 
gordugij ve uygun usullere riayet gosterdigi takdirde higbir engele kar- 
jilajmadan bunu yapabilirdi. Ama bunu, insanlan dogrudan kanlanndan 
vazgegmeye zorlayarak degil, istenileni yapmadiklan takdirde hayatlan- 
nin tehlikeye girdigi ihsas ederekyapardi. 

BugiJnun diJnyasinin insanlan, on dokuzuncu yiJzyil teknolojisinin goz 
alici, ejine rastlanmadik ve muazzam bajanlanna ragmen hayatlarindan 
lezzet alamiyor. §uphesiz ki tarihin higbir doneminde on dokuzuncu yiJz- 
yildaki kadar maddi bajanya (mesela, insan tabiatinin kuvvetlerinin fethi 
gibi) ulajilamadi. Fakat yine jijphesiz ki, tarihin higbir oneminde, giderek 
canavarlajan jimdiki diJnyamizdaki kadar ahlaksiz, insanin hayvani ihti- 
raslanna higbir kisitlamanin getirilmedigi bir hayat yajanmadi. On doku- 
zuncu yiJzyilda ulajilan maddi ilerleme gergekten muazzam; fakat bu 
ilerleme, Atilla, Cengiz Han veya Neron'un zamanmda bile jahit olunma- 
yan jekilde ahlakin en temel jartlanni ihmal etme pahasina satin alindi 
ve halen de satin aliniyor." 

"Hasta du§en zihne §'ifa bulamam." " diyen maddi yolun doktorlannin 
aciz kaldiklan yerde kimler bu insanlara yardim edebilecek. 

Bir yandan da fikir kirliligi artiji o kadar fazlalajti ki, herkes her konu hak- 
kinda yorum yapiyor, fikir beyan ediyor. Haberlejme ve anlik bilgiye ulajma 
siniri gok hizlanmijtir. (KiJresellejme-internet) Merhameti elden kagirmi? 
XXI. yiJzyil insani korkutucu jekilde gegmijinden kopanlarak yenidiJnya dij- 
zenine dogru bilim kurgu elemanlan bireylerinden olmasi igin gizli bir fikir 
karmajasi iginemi itiliyor. Hayal diJnyasi sinirlan yaraticiyi kabullenmekte 
artik zorlanmaktadir. 

Gegmiji olmayan bir nesil ve insanlik. Gegmiji kotiJleyen, gelecegi de si- 



^ (AYDIN, 13-19 Ocak 1997), s. 322 
^° (TOLSTOY, 2005), s. 6 
" (TOLSTOY, 2005), s. 30 
^^(YALOM, etal., 2000), s. 18 



14 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



nirli, duygusuz, sevgisiz, birbirine yaklajmakta korkan bir nesil. 

Bu nereye kadar? ^^ 

Bizim diJnyaya gelmemizde ki maksat birbirlerimizi tanimamak mi, an- 
la§mamak mi? 

Dunyaya ne halimiz varsa gorelim diye gelmedik: dunyaya geli^imiz 

halimizin ne oldugunu ogrenelim diyedir. ^"^ 

A§agidaki makale ile insanin tarih seyrini biraz irdeleyelim. 

[TARiH VE "TARiH-DI§l" ARASINDA GELENEK " 

Gelenek, bir toplumun (millet) veya toplulugun (§ehir, kasaba, koy) tarih- 
ten devraldigi, getirdigi dijjunce (diJnya gorujij, doktrin/^ ideoloji " ), dav- 
rani§ kaliplan ve kurumlann toplamini ifade eden bir cins isim (kavram) dir. 
Tarihte ve giJnumuzde birden gok gelenek vardir. Gelenegi mumkiJn kilan 
unsurlar irk, dil, cografya, ikiim, yerlejim birimleri ve yajam tecriJbeleridir. 
Kabaca endiJstri devrimi oncesi -ortagag- toplumlari "Geleneksel toplum- 
lar" dir. Yani geleneklerin egemen oldugu, degijmenin yava? oldugu top- 
lumlardir. Bunun gejitii nedenleri vardir. 

Birincisi, o donemde gogunlukia birey toplumun veya dint cemaatin 
(mezhebin) bir uzvu idi. Belirleyici olan toplum, din, dint kurum idi. 

ikincisi, orta gagda hareket yavajti. ^unkij enerji kaynaklari, kas gucij ve 
hayvanlardi. Bundan dolayi da hem iJretim (emtia) azdi hem de ulajim- 
dolajim ve ileti§im yavajti. Kita Avrupasinda 'Aydmlanma' ile birlikte bireyin 
onemi, ozgiJrlugu, akli on plana gikarken; endiJstri devrimi ile yeni enerji 
kaynaklari (buhar guciJ, elektrik vs.)nin kejfedilmesiyle (sanayilejme) nesne. 



[ Bunu soylerken hadis ve sunneti toptan inkar etme hareketinin ilk defa islam 
dunyasinda degil de, Batili oryantalistler arasinda ortaya ciktigini unutmamak ge- 
rekmektedir, ilk olarak Inglllz asilli oryantalist Spenger, mijslumanlarin birligini sag- 
lamada onemll rolij oldugunu gozlemledigl hadislerin tamamma uydurma damgasi- 
ni vurmu$, diger meslekta$lari da onu takip etmi$ ve zamania bu dusunceyi Islam 
dunyasina ithal IhraQ edip amaclarma ula$tiklarini $u cumlelerle ifade etmi$lerdlr: 
"Onlarin her ^eyini tahrip ettik; felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artik hJQbir ^eye inan- 
miyorlar. Derin bir bo^luqa du^tuler. Anar^i veya intihar i(;in olqun hale qeldiler". 
(KAHRAMAN, 2002), s. 131; Bllgi igin bk. Gormez, Mehmet, "Klasik Oryantalizml 
Hadis Arajtirmalarma Sevk Eden Temel Faktorler", Islamiyat, c. 3, sy, 1., Sunnet ve 
Hadisin Anla^ilmasmda Metodoloji Sorunu, s, 85vd.; Edward Said, Oryantalizm, 7, 
46, 446.] 

^^ (OZEL, 2007), s. 12 
"(GULER, 3:2-2005) 

Doctrine: (i.) akide, ogretl, doktrin, diJstur. 

ideoloji: cemiyetin dujijnce ve hareketlerlne muayyen bir Istikamet vererek, 
slyasT veya igtimat bir doktrin meydana getirmek isteyen fikir sistemi. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 15 



olay sayisi artarken her tiJrlu hareketlilik de hizlandi. Dint dogmalann ve 
kurumlann tasallutundan 6zgurle§en insan akli dogayla girijtigi etkilejimde 
yeni ili§kiler ke§fetti (bilim); yeni ejyalar icat etti (teknik). Toplumsal hayatta 
yeni kurumlar inja etti, insan igin yeni davrani? kaliplan geli§tirdi. 

16. yiJzyiidan sonra kita Avrupasinda meydana gelen degijme-dbnijjme 
biJtun diJnyayi etkiledi ve Avrupa di§i toplumlarda moderniteden etkilenme 
oraninda bir gelenek-modernlik aynjmasi, sorunu ortaya gikti. §unu oncelik- 
le belirtelim ki, fizik-teknik olarak gezegenimizin gehresi son dort yiJzyiida 
oldukga degijmijtir. Ne insanlar, ne de nesneler ve olaylar ortagaglardaki 
gibi olmayacak. Bu aniamda 'modernite'^^ Habermas'in dedigi gibi, sirtimiz- 
daki deri gibidir. Kurumsal ve davranijsa! olarak da modernite diJnya top- 
lumlarini hayli etkiiemijtir. Modernite bir yonijyie gelenege donijjerek, bir 
yonijyie de kendini yenileyerek devam ediyor. Modernitenin bir yoniJyie 
metafizik (iman-gayb) ve moral (ahlak) aniamda bir haddi ajma (istigna, 
tugyan) ve yoldan gikma (dalalet) oldugu ayri bir tartijma konusudur. 

Geleneksel bir toplum olan Osmanli toplumu 1800'lerden itibaren mo- 
dernle§mi5 Avrupa toplumlarinin saldirisina maruz kalmi§, 150 yillik bir bo- 
gujma ve bocalamadan sonra gokmij? ve ondan arta kalan parga ise (TiJrki- 
ye Cumhuriyeti) yonetici elit ^^ itibariyle moderniteye teslim olmu?; halk 
itibariyle de ona nisbT olarak direnmi§tir. 2000'ler itibariyle modernlik ku- 
rumsal, dijjunsel ve davranijsal diJzeyde oldukga igsellejtirilmijtir. Agirlik 
kirsal kesim olmak kaydiyla bazi toplumsal kesimler ise hala gelenege bagli- 
ligini siJrdurmekte ve direnmektedir. 

DiJjunce, kurum ve davrani? kaliplan halinde Gelenek ve Yenilik hakkin- 
da once 5U tespitleri yapalim. 

Gelenek, eger yanli; veya miadini doldurmu;, eskimi;, i$levselligini yitir- 
mi$, hakiki istinatgahlarini kaybetmi; ise terk edilmelidir. Yok eger, dogru, 
metanetini, dayanikliligini, i$levselligini yitirmemi$se, miadini doldurmami; 
ise surduriJlmelidir. Yeni olan da eskiye (gelenege) orania dogru, degerii, 
fonksiyonel veya faydali olmak kaydiyla orijinal (yep-yeni) ise onu olumlu 
kar$ilamali. Tersine, yozla$tirici, yanli$, zararli ise iltifat edilmemeli. 

Nietzsche konu hakkinda junu soylemektedir. 

"ister bir insanda ya da toplumda, isterse bir kiJlturde olsun uykusuzlu- 
gun, gevi5 getirmenin, tarih duygusunun [Gelenekgiligin] bir siniri vardir, bu 
sinira gelip dayandi mi, yajayan bundan zarar goriJr ve sonunda yok olup 
gider. Eger gegmi5in (gelenegin) bir sinir (olgij) ile bugiJnun mezar kazicisi 
olmasi istenmiyorsa, onun (gelenegin) unutulmasi gereken sinirini belirle- 



Modernity: gagdajlik, modernlik 
Elite: segkin sinif, segkinler, elit 



16 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



mek igin bir insanin, bir ulusun, bir kiJlturun "plastik gucijnun" (vicdan, akil, 
irade) ne denii buyiJk oldugunun iyice bilinmesi gerekirdi. "Plastik gug"le 
demek istedigim, kendi iginden kendine ozgu bir bigimde geli^en gug, gegmi? 
ve yabanci olanin bigimini degijtiren, ona yeniden bigim veren, yaralan iyi- 
le§tiren, yitirileni yerine koyan, kirilan bigimlere kendi iginden yeni bir bigim 
veren gug. 

Kimlik ve kijilik sahibi her bir birey ve toplum bir gelenek iginde olmak 
zorunda oldugundan, 

"Her canli ancak belli bir geviren (ufuk) iginde saglikli, gijglu ve verimli 
olabilir, bu canli kendi etrafma bir geviren (ufuk) gekmesini bilemiyorsa ve 
kendi gorij? agisini yine bencilcesine bir ba§kasininkinin (yabancinin) iginde 
yerlejtirmesini, onun gergevesinin igine kaymasini bilemiyorsa bitkin dijjer, 
ya da buyiJk bir hizia gogijp gitmeye siJruklenir." ^^ 

Birey ve toplum kimliginin, kijiliginin bu zorunlu kurucu unsurlarina sahip 
olmakla birlikte tarih iginde yiJrurken gok dikkatii olmak zorundadir. 

"Esenlik, insanin tam zamaninda unutmayi bilmesine [terk etmesi gere- 
ken geleneksel unsur] olugu gibi, tam zamaninda animsamayi bilmesine de 
baglidir; tarihsel bir duyujun her zaman, tarihsel olmayan bir duymanin 
[algilama, yenilik] da ne zaman zorunlu oldugu insanin gijglu iggudiJlerle 
sezmesine baglidir. ijte okuyucunun iJzerinde dijjunmeye gagrildigi onerme 
5udur: 

"Tarihsel olmayanla (yenilik) tarilisel olan (gelenek) bir ki$inin, bir top- 
lumun, bir kiJlturun sagligi igin ayni olgude zorunludur, gereklidir."^^ 

Bir kabiliyetler toplami olarak insani tarilite bijtunuyle ger(ekle$mi$, 
a^ilmi;, (i(eklenmi$, olmu$-bitmi$ bir varlik olarak gormeyen Nietzsche, 
insan igin potansiyellerin 'ebedi doniif \^m6e gelecekte aktiJellejecegi ka- 
naatindedir. Bu nedenle bugunkij 'insan'i ara bir ajama olarak goriJr ve 
"ijst-insan - ijbermen" in yolunu hazirlamaya galijir. Bu baglamda, her za- 
man tarihte gergeklejmi? ve tekrar edenin dijinda 'yemyV ifade eden bir 
"tarih-di5i" vardir. Bu konuda joyle diyor: 

"... oyleyse belli bir olgiJde tarih-diji olani duyabilme, sezebilme yetisini 
daha onemli ve daha oncelikli bir meleke olarak goz oniJne almamiz gerekir, 
gunkij bu melekede, dogru, saglam ve buyiJk olan bir §eyin gergekten insan- 
ca olan bir jeyin ancak kendisinde gelijebilecegi bir temel bulunur. Tarih- 
di5i gepegevre kujatan bir sfere^^ benzer, bu sfer iginde yalnizca, bu sferin 



Nietzsche, Friederich, Tarih Ozerine, gev. Nejat Bozkurt, Istanbul 1996, 64-65. 

Nietzsche, a.g.e., 66. 

Nietzsche, a.g.e., 66. 

Sphere: yuvar, kiJre; alan; gevre; sinif, tabaka 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 17 



ortadan kalkmasiyla yeniden yok olmak iJzere yajam dogar. §urasi bir ger- 
gektir ki, insanin dijjunerek, du§unup tajinarak, kararlajtirarak, ayirip bir- 
lejtirerek o tarih di§i ogeyi sinirlandirmasiyla, o ortaligi kujatan sis bulutla- 
rinin iginde aydinlik, parlak bir ijigin dogmasiyla, -imdi, ancak gegmiji yajam 
igin kullanmak ve olup bitenlerden yeniden tarih yapmak, yaratmak gucijy- 
le, insan insan olabilir; ama tarihi a§iri olarak kullaninca da insan yeniden 
tiJkenir; tarih-diji olanin o ortiJsu olmadan da insan higbir zaman higbir jeye 
bajiayamayacakti ve bajiamaya da cesaret edemeyecekti." ^'* 

"O (Allah) her an (yen!) bir i§tedir" ^^ ayeti, Allah Teala'nm hep ayni 
olani tekrar yaratmadigi, O'nun da tarih-di$ina imkan tanidigmi gosterir. 
insanlik tarihi, bazen yava? bazen de hizli (ozellikle 16. yiJzyiidan sonra) Ni- 
etzsche'nin dedigi bu tarih-dijina dogru bir yiJruyujtur. Kiyamete kadar da 
siJrecektir. 

Peki, bu tarih-di$ma yurijmede JbrahimT-monoteistik evrensel 'ed-DTn' 
a^ismdan sabit-degi$mez olanlar nelerdir? 

Bizim gelenegimizin merkezinde uzun tarihier boyunca din (islam) oldu- 
gu igin, gelenek-din-yenilenme sorunu onemli bir sorundur. ibrahimT- 
monoteist dinin vahiy geleneginin son urunij (Kur'an-i Kerim) saglam vesika 
olarak elimizde oldugu igin ona bajvurarak sabit-degijken, asalet ve ayni 
asir ve zamanda ya§ama, gelenek ve tecdid konusunda bir kriter olujturabi- 
liriz.^^ 

§unu hemen soyleyebiliriz: Hz. Nuh aleyhisselam (yaklajik M.O. 3500'ler) 
tan beri biJtun vahiylerde tekerriJr eden ana unsurlar 'ed-Dm'dir. Bu da 
genel olarak ijg unsurdur. 

Tevhid, Mead (ahiret) ve Adalet (ahlak, salih amel). Bunlarin degijmeme 
gerekgesi de makul ve mantikTdir. Allah Teala bir'dir, Ahiret gergeklejecektir 
ve temel ahlakT sorumluluklar insan tabiati degijmedigi igin degijmez. 
Kur'an-i Kerim joyle der: 

"Hakka yonelerek kendini Allah'm insanlara yaratiligta verdigi dine ver. 
Zira Allah'm yarati§inda degi§me yoktur; i§te dosdogru din budur, fakat 



Nietzsche, a.g.e., 67. 

Rahman, 29 

Olujturulacak kriterin smirlanni belirlemek nasil olacak, bu sorundur. 
Ancak RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin liderligi olmazsa yalnija 
dujecegimizide unutmamakta gerekir. ^ijnku Kur'an-i Kerim gaglari gegmij ve gele- 
cegi ile kapsadigmdan kiyametin bir an oncesi vaktinde olmasi gereken 5eyin bilgisi- 
ni, bizim §u an tesbit edip edemedigimiz bilgisine kesin olarak sahip olmadigimizdan 
§uursuzca ayriliklarda da kopmalar olmasma sebep olur. Onun igin gelenekgiligin 
tarih-di§min igerisinde sondiJrulmemeside gerekmektedir. insanm fitrt yapismda 
mukemmeliyet oldugu bilgisi kesin olduguna gore degijtirme ve bozma 5eklinde 
olan tarih-di§mi da kabullenmekte gerekmez. 



18 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



insanlann gogu bilmezler." ^^ 

BiJtun nebilere iletilen evrensel espri-6z aynidir: 

"Allah Nuh'a buyurdugu geyleri size de din olarak buyurmu$tur. Sana 
vahyettik; ibrahim'e, Musa'ya ve isa'ya da buyurduk ki: "Dine bagli kalin, 
onda aynliga dUgmeyin." Ortak koganlan gagirdigm §ey on Ian n goziinde 
biiyiimektedir. Allah diledigini kendine seger, kendisine yoneleni de dogru 
yola eri§tirir." ^^ 

Bu din, insanligi nihilizmden (higgilik) kurtararak giJven ve huzur iginde 
Ajkin'a, Allah Teala'ya baglayan yoldur (sebil, sirat): iman ve islam (Bu kav- 
ramlann etimolojik koklerine dikkat!) Bu sabit, degi§mez ve evrensel (biJtun 
insan ve toplumlar igin gegerii) 6z tarihsel bir form iginde bu rasiJllere veril- 
mi§tir (jeriat): 

"Kuran'i, once gelen Kitap'i tasdik ederek ve ona §ahid olarak gergekle 
Sana indirdik. Allah'm indirdigi He aralannda hUkmet; gergek olan sana 
gelmi§ bulunduguna gore, onlarin heveslerine uyma! Her biriniz igin bir yol 
ve bir yontem kildik; eger Allah dileseydi sizi bir tek Ummet yapardi, fakat 
bu, verdikleriyle sizi denemesi igindir; o halde iyiliklere ko§u§un, hepinizin 
donUfU Allah' adir. O, aynliga diigtUgUnUz ^eyleri size bildirir." ^^ 

"Sonra seni de din konusunda bir §eriat sahibi kildik, ona uy; bilmeyen- 
lerin heveslerine uyma. " ^° 

"And olsun ki, senden once nice rasiiller gonderdik; onlara e§ler ve go- 
cuklar verdik. Allah'm izni olmadan higbir rasiil bir ayet getiremez. Her 
§eyin vakti ve siiresi yazilidir. Allah diledigini slier, diledigini birakir; Ana 
Kitap O'nun katmdadir." ^^ 

TarihT siJreg iginde jeriatlar (formlar) tarzinda tezahiJr eden llahT dinin 
formunun degijmesini zorunlu kilan husus, Nietzsche'nin 'tarih-diji' dedigi 
degijen jeydir. Son vahiy (Kur'an-i Kerim) deki 'jimdi' veya o tarihin gerek- 
sinmesi olarak ortaya gikan formu (jeriati) tarihin ilerlemesiyle (gegmesiyle) 
reforma tabi tutmak (igtihad-tecdid) miJslumanlarin vicdanT-entelektiJel 
sorumlulugunda olan bir husustur. islam! evrensel oznelligin tarihTortamlar- 
la ili§kisi ne ilk formu donduran 'ozcij' bir ilijkidir; ne de opurtunis^^ bir ili?- 
kidir. Bu ikisinin otesinde 'yeniden-kurucu' bir ilijkidir (tecdid). Bunu saha- 
beden Hz. Omer radiyallahij anh ciddiyetle kavramijti ve gereken adimlari 
da kendi tarihselligi iginde atmijtir. Ondan sonra bu yenilikgi damar (Ehlu'r- 
Rey) ciliz da olsa bir miJddet devam etti. Fakat gelenekgi damar (Ehlu'l-Eser, 



" Rum, 30 
^^5ura, 13 
^^Maide, 48 
^° Casiye, 18 
^^ Ra'd, 38-39 
Opportunism: (i.)firsat5ilik,oportunizm. opportunist (i.)firsatgi kimse, oportijnist. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 19 



Ehlu'l-HadTs, Ehlu's-Sunne) veya logosa^^ karji mitos^'* islam toplumlanna 
egemen olmujtur. islam toplumlarinin gokujiJnun ana nedeni gelenegin 
mutlak egemenligi ve degi§imin algilanamamasi ve yonetilememesidir. Yok- 
sa islam'dan uzakla$ma falan degildir. Gegmi^te vuku bulani 'anitsalla$tir- 
ma' ve 'koruma' anlammdaki bir tarih duygusu olarak gelenekgilik muhafa- 
zakarlik, milliyetgilik, statiJkoculuk/^ sagcilik ve istikrari savunma lie akraba- 
dir. Bu aniamda geienek^iiik diulerin ya$ayan imanidir. ^^ 

Bu geienek^iiik, insanin el becerilerini geli$tirir, ancak, insanm du$un- 
me ve akIT kabiliyetini dumura ugratir. Bu baglamda gelenegin asIT nitelikle- 
ri olarak ileri siJrulen bazi hususlan gozden gegirmemiz gerekir. 

1. "Sureklilik" gelenegin 'sebeb-i viJcudu' olarak ileri siJrulur. ^^ Dogrulu- 
gunu, metanetini vicdanimiz ve yajam tecriJbelerimizde ortaya koymu? olan 
hususlar elbette ki siJrekli olmalidir. Onlarin degijtirilmesi bizim de yok ol- 
mamiz ve 'kendi'mizi inkar etmemiz, yabancila§mamiz, yozlajmamiz, soy- 
suzlajmamiz aniamina gelir. Ancak bu, tarihte iJrettigimiz veya devraldigimiz 
her 5eyin siJrekli olacagi aniamina gelemez. Hakiki istinatgahlarini^^ veya 
degerini yitirmi? olan siJrekli olacagi aniamina gelemez. Hakiki istinatgahla- 
rini veya degerini yitirmi? olan siJrekli olmamalidir. Bunlarin neler oldugunu 
tespit etmek de Nietzsche'nin 'plastik gij^' dedigi koruyucu ve ayiklayici 
kabiliyetin giJcune baglidir. Sureklilik, siJrekli 'Ben' diyebilmedir. Ancak, 
insan tekinde oldugu gibi bijyume, degijme iginde olmak kaydiyla. Ge- 
len(eg)in jimdi (hayat) iginde siJrekli olarak juurlu ve kasdT bir jekilde tu- 
tulmasi gerekir. Yenilik, eskinin, kadTm olanin yeninin aynasinda; asalet ise, 
yeni olanin eskinin, kadTmin, oncekinin aynasinda goriJlmesidir. 

2. Seleflerin ^^ ustunlugij veya gecmi$e saygi '*" gelenegin ikinci asIT niteligi 
olarak sayilir. Kategorik olarak bu da yanlijtir ve anitsallajtirici, koruyucu 
tarih duygusunun bir urunudur. Hi^bir $ey, ge^mi^te oldugundan dolayi 



Logos: (i.), (Yu.) Kelam, logos, deyi; kainatm nizami. AkI-i Evvel 

Myth: (i.) esatir, efsane, (mit.); hayali kimse veya jey. mythic, mythical (s.) efsane 
kabilinden, esatiri, mite ozgu; hayali. 

Statiiko: mevcut durum 

Burada oliJlerin imam dlyerek bahsedilen Allah Teala'yi ve bu dini tanimayanlar- 
dir. Eger Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz gibi 
insanlarm aniayij ve imanlari gaglari ajiyorsa burada bahsedilen olulerin kimler 
oldugunu da aniamak gerekir. Hayat ve olumiin ceset Me bagintili olmadigi da bir 
gergektir. 
" Armagan, Mustafa, Gelenek, Istanbul 1992, 19. 

istinadgah: dayanilan ve guvenilen yer, dayanak. 

Selef: (Self) Eskiden olan. Evvelce bulunmu5 olan. Yerine gegilen. Onde olmak, 
ileri gegmek. Eski adam. 

40 u 

Armagan, a.g.e., 19. 



20 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



degerii olamaz. 

Ancak RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ummetim, mubarek bir ummettir. Ba§inin mi, sonunun mu hayirli ol- 
dugu bilinmez." "^^ 

Tarih, erdemlerimiz lie birlikte kusurlarimizi da kurdugumuz yerdir. Ta- 
rihte once gelenin sonra gelenden zorunlu olarak bir ustunlugij olmadigi 
gibi; sonra gelenin once gelene de zorunlu bir ustunlugij yoktur. Gegmijten 
§imdiye tajinabilecek, jimdiyi kurmamiza yardim edecek unsurlar bulma 
imkanimiz ve hakkimiz vardir. Ancak bu, ge^mi^in mijzahrefatmi'*^ korumayi 
veya ona saygi duymayi gerektirmez. Kategorik olarak insanin '§imdi'de 
ijrettigi her jey -Macintyre'in dedigi gibi- gelecekte ajiimaya mahkum de- 
giidir'l 

Bizim gelenegimiz, selefin otoritesi iJzerine kuruimujtur. 

"el-ittiba' hayrun mine'l-ibtida' = oncekilere uymak, itaat etmek, yeni- 
lik (ikarmaktan hayirlidir." 

"Kijllu hayrin ff itba'i men selef; ve kijllu §errTn ft ibtida'i men halef = 
Her tiirlu hayir oncekilere uymakta; her turlu §er de sonrakilerin (ikardik- 
larindadir." Qgnenmi^, gidilen yol anlammda 'siJnnet' kavraminin siJnnTdinT 
du§uncedeki otoritesi ve yeri 'Ehl-i SiJnnet'in gelenekgiligini ve gegmije bag- 

I I u .. .44 

liligini gosterir. 

3. Gelenegin ucuncij niteligi, kamil ve eksiksiz oldugu inancidir ^^. Bir kul- 
turij, bir toplumu guriJten ve gokerten jey ijte bu inangtir. Bu inanca sahip 
olanlar, oiu? halinde olan igin sezici bir iggiJdusu yoktur. Oiu? halinde olani 
algilama kapasitesi yoktur. Yeni olan her jeyi 'tiJredi' olarak goriJr. icat gika- 
ranlar ho? karjilanmaz. Eski koye yeni adet getirenler lanetlenir. "Her yeni- 
lik (bid'at) dalalettir ve bunu ^ikaran da cehennemliktir." Bilge, adil ve 
hakka niyetii olabilirsiniz; ancak, yeterlilik duygusuna kapilmijsaniz gokij? 
kagmilmazdir. Osmanli toplumu bunun iyi bir ornegidir. 



*^ SuyutT, Cami'u's-SagJr, Beyrut, 1410/1990, s. 102, nu: 1620; Ibn-i Asakir, Tehzibu 
Tarih-i Dima$k, VII, 232,AclunT, Ke§fu'l-Hafa, I, 228, nu: 598; el-Hindi, Kenzu'l- 
Ummal, nu: 34451. 

MiJzahrefat: Gayr-i halis. Yaldizli. DiJnyanm daima degi§en ve zail olan ziynetleri. 
Sijpruntuler, pislikler 
"^^ Hunler, Solmaz Zelyut, iki AdaletArasinda, Ankara 1997, 142. 

Ehl-I siJnnet gergeveslnde sabit kalmak nedeni yenillkgllerin gogu yerde tutarsiz 
kalmalari yanmda getirdlkleri usullerine sadik kalmamalandir. Gelenekgilerin yeni- 
llkgilere kar§i olmalan degijim korkusunun getirdigl tedirglnllktir. Ajagilik 
komplekside ayri bir sorun oldugunu da gormekteyiz. Yenilikgilerin gelenekgileri de 
kugijkgormesl kabullenmenin zorlugunu olujturmaktadir. 

Armagan, Gelenek, 20. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 21 



4. Gelenegin kurucu-aslina veya asrina yakinlik, otantiklik '' ^ sahihiik hissi 
(ortodoksi '*^)^^ gelenegin asIT bir niteligidir. Burada da kurucu asillarin de- 
gijmez dogrularin nasil teorile§tirilecegi onemli bir sorundur. Kurucu asillar 
tarihsel olaylar ve onlarin dogmalajtirilmi? §ekilleri midir (Hiristiyanlik); akia, 
ahlaka ters olan asillar midir (Seg;ilmi§lik, ozel ahid, vaadler-Yahudilik); Yoksa 
RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellemin (610- 632) evrensel ilkelerini degil de 
formunu da ($eriat) asilla$tirmak midir (Ehli SiJnnet). Bunlarin iyice tarti$il- 
masi gerekir. Ortodoksi her zaman biJtun gercekligi tuketmez. Bu bir yanil- 

gldir" 

5. Kayitsiz-$artsiz itaat istegi gelenegin bir diger hususiyetidir. ^" itaat, 
otorite gejidine gore me§ruiyet kazanir veya kazanmaz. Gelenek eger, akIT 
ve ahlaki bir otoriteye itaate gagiriyorsa me§rudur. ^iJnku makes^^ yeri vic- 
danimizdir ve ma'naya her zaman agiktir. ili§ki ahlak, hukuk, riza, ozgiJrluk, 
maslahat zeminine dayaniyordur. Ancak, otorite akil diji ve gijg temeline 
dayaniyorsa gayri me§rudur. islam'in otoriteleri Allah (Kur'an), Peygamber 
(HadTs) ve Akil-Vicdandir. Akil di§i otoriteler ise kategorik olarak tarih, top- 
lum (irk), devlet, para, iggiJduler, lider, parti, sinif vs. olabilir. 

6. Gelenegin asIT bir niteligi de toplumsal hayatta 'hiyerar$ik " ' olarak te- 



Authenticity: gergek olma ozelligi, orijinallik, dogruluk; igten samimi 
Orthodox: (s.) doktrini saglam; . Dinsel inanglanna sadik; dogru, tarn, uygun; (b. 
h.) Ortodoks kilisesine mensup; yururlukteki usule uygun. orthodoxly (z.) kabul 
edilmij bir fikre uygun olarak. orthodoxy (i.) Ortodoksluk; akidenin dogrulugu. 
Armagan, a.g.e., 20. 

Mezheblere baglanmak mecburiyeti yetersizlikten dogmu§tur. Bu nedenlede 
kismT bilgi sahibininde uygulama alani §eriatm temelini olu§turan Kur'an-i Kerim ve 
Hadis-i 5eriflerin belirleyiciliginde ki segicilik geli5iguzelde olunca dogacak tehlike ile 
taklid gergevesindeki Ittlba farkini gozetmek gerekir. Bu nedenledir ki senelerin 
taklTdT planda gegmesi bunu gostermektedir. ?unku Kur'an-i Kerim ve Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin gosterdigi yolda fazia tartijmalarm doguracagi ve ha- 
dislerln yok pahasma irdelenerek hiJkumsuzluk Igerisinde eritilmesinin de lyi bir 
netice dogurmayacagi ve dogurmadigi gorulmektedir. ^unkij Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin dint hayati siJrekli olarak kItabT olarak degil sosyal hayatin igeri- 
slnde "gorme-algilama-uygulama) olarak belirttigini unutmamak gerekir. (Bllhassa 

en onemli bir ibadet olan namaz igin: jX^I ^JLAj K£ \^i^ "Beni -nasil namaz 

kiliyorum- goruyorsaniz siz de oyle kilin" buyurmasini aniamak gerekir.) Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem bu §ekilde esnek bir dint hayatm olujmasmdan ba§ka bir 
dijjuncesi olmadigmi unutmamak gerekir. BugiJn hadisler hakkmda en 50k tenkit 
gelebilecegini dujiJnerek tedbir almmasi du§unulemez miydi? 

Armagan, a.g.e., 20. 

Makes: akseden yer, bir §eyin yansidigi yer, goruntij yeri, ayna. 

hierarchic(al): hiyerarjik, a§amali 



22 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



cessum etmesidir. ^^ Hiyerarji'nin tek mejruiyet kaynagi ahlak (takva) ve 
ehliyettir. Estetik olarak da begeni duygusunun gelijmijiigidir. Kurumlar, 
maslahat ilkesi ile birlikte bu ilkelere gore hiyerarjize edilmelidir. Bunlarm 
dijinda (para, gijg, irk vs.) higbir hiyerarji mejruiyeti yoktur. Bunlarm dijin- 
daki hiyerar§iler (monarji, aristokrasi, din adamlari-teokrasi) toplumu ve 
kiJlturu guriJtucudur. Uzakdogunun ve Yeni Eflatunculugun mistik karakterii 
hiyerar§i aniayijlari ontik ve piramidal^'' olarak yukaridan ajagi (dijju?) dikey 
iken; ibrahimT-monoteist evrensel islam'in hiyerar§i anlayiji etik baglamda, 
yatay diJzlemde 6n-ileri (Tevbe, 61; Vakia, 10) ve arka-geri (Tevbe, 81; Fetih, 
11) 5eklindedir. 

7. istikrar, gelenegin bir diger niteligidir. ^^ istikrar, insanoglunun gijven, 
huzur ve tembellik duygularmm bir tezahurudijr. Hayatin surekli hareket 
halinde oluju, ontolojik^^ olarak istikrari imkansiz kilar. Dogru olan hafiza ve 
algi gucunij birlejtirerek gegici istikrarlar kurmaktir. Hafiza sabit olani, algi 
ise gegici olani ve olu? halinde olani algilar. ^ogunlukla istikrar olarak algila- 
nan 'rutin' juurun kaybolmasidir. Uyuma ve gevi? getirme biJtunlugu gurij- 
tiJr. istikrari genellikle egemen siniflar savunur. Oysa toplum siniflara ayril- 
mi5sa kavramlar ayni aniama gelmemeye bajlar. istikrari savunanlar gogu 
zaman sinifsal, ziJmresel gikarlarini savunuyorlardir. 

Sonug olarak, insan ozgiJr ve potansiyelleri de heniJz tukenmemi?, agil- 
mami5 oldugu igin yanli§, eksik ve sinirli jeyler iJretebildigi gibi; dogru, da- 
yanikli ve yararli jeyler de iJretebilmektedir. Her gegmijin bir deger oldugu 
dijjuncesi yanli? oldugu gibi; her yeninin de deger oldugu dijjuncesi ayni 
oranda dogru ve yanlijtir. Onemli olan Allah Teala'nin bize vermi? oldugu 
plastik gucij (vicdan, akil, irade) gijglendirerek gegmijten segimler yapabil- 
mek ve gelecegi yaratmaktir. Tarihin salt tekerriJr olduguna inananlar ise 
tarihi yapanlarm nesnesi olmujlardir.]" 



Armagan, a.g.e., 20. 

Piramidahpiramit jeklinde, piramit gibi, 

Armagan, a.g.e., 20. 

Ontology: (i.) yaratiklar bilgisi, yaratilij ilmi, ontoloji; gergegin asil kendisini ve 
niteligini inceleyen konu. ontologic(al) (s.) yaratiklar bilgisine ait, ontolojik. 
ontologist (i.) yaratiklar bilgisi alimi, ontolojist. 
"(GULER, 3:2-2005) 

Bu makalenin gelljmemiz Igin faydali olacagmi gorerek agilim verecegini tesbit 
ederek almtilamayi uygun gordiJk. Ancak jahsim agisindan Ankara ilahlyyat fakiJlte- 
slnde tedrisatta iken bu konularin gekiciligi goktu. Fakat gergek hayatin yijzu Ile 
kar5ila5inca gok jeylerin gok zor oldugunu gorijnce bocalamaya ba5ladik. ^unku 
Insan kendini degi§tlrmekte ne kadar bir kolaylik bulsa da gevresi ve etrafi Ile bunu 
ba§armasi gok zor olmaktadir. Yenlllkgi olan kesim gelenekgl olan kadar rahat ola- 
mayacagi gibl Istikrari kaybetmeden sabiria yurijmell ve gelenege de saygili olmali- 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 23 



Osmanli ilim geleneginin son halkalanndan biri olan M. Hamdi Yazir'in, 
yenilenmenin (tecdid) zarunligi ve usulij hakkinda yazmi? oldugu bir maka- 
lesinde "Bir asim geli$me seyrini takip etmeyen ve ilk vukua gelenin etra- 
fmda bir tekamUl silsilesi olmayan yenilikler tarn bir olUmdUr" diyen Yazir, 
degijen jartlara gore liJzumlu gordugij degi§me ve yenilenmenin §artlarini 
§u veciz ifadelerle ortaya koymaktadir: 

"Her asirda dinimizin yenilenmesini^* beklemek hakkimiz ve bu yenili- 
gi yapacak olana nail olabilmek igin gali§mak vazifemizdir (...) §unu iyi ha- 
tirlamak gerekir ki, her zaman soyledigim gibi, yenilik degijmek ve bo- 
zulmak degildir. islam'da en buyiJk diJstur Allah'in birligi oldugu igin, bij- 
tiJn diger esaslar bu Birlik diJsturunun gelijmesi bakimindan tesirii olacak 
ve biJtun yeniliklerde bu gorij? mahfuz tutularak (Ummetin HiJviyeti) go- 
zetilecektir. Bu suretle her asirda vukua gelen fikrT ve maddT hadiseler 
tecriJbe ile tetkik edilip esaslarin tatbik jekillerine bakilacak ve bu suret- 
le, bir taraftan, tecriJbT ve istikraT, diger taraftan, amelT ve istintacT ^^ iki 
ybnlij bir seyir ile bulujma §ekline varilacak ve neticede, ummetin haya- 
tina 5uurlu veya juursuz olarak giren yeni hadiselerin dini ve §er'i sahih 
nesebi belirtilip tespit olunacak, tehlikeli araz olan bid'atlerle hayat se- 
beplerinden ileri gelen yeni gelijmeler birbirinden ayrilip, bir kismi siline- 
cek, bir kisminda karar kilinacak ve nihayet, akillar ile hisler birlejtirilecek 
vicdanlara, yeni ihtiyaglari tatmin eden yeni bir jetaret ve emniyet 
nejvesi verilmesine itina edilecektir. Nass halindeki esaslar muhafaza 
edilecek ve fakat teferruat ve tatbikat bakimindan yenilikler usule gele- 
cek, daha dogrusu, benimseyecegimiz yeniliklerle benimsemeyecegimiz 
yeniliklerin hududu ayrilmak gibi vicdani bir gelijme elde edilecek ve bu 
yoldan igtimai nefis fetret ve nifaktan kurtulacaktir. Yenilik yapacak olan, 
birligi kirmayacak, jikaki artirmayacak, ijin esasini inkar etmeyecek, te- 
ferruati asildan ayirmayacak, istikametten sapmayacak, miJcerret heves- 
lere kapilarak ummetin vicdanini yabanci vicdanlar gibi yapmaya galij- 
mayacak ve ummetin jahsiyetini ortadan kaldiracak bid'atlere yol agma- 
yacaktir. Yenilik bize nefret degil sevgi ajilayacak, korku ve endi§e degil 
giJvenlik getirecektir"™. 



dir. Her iki kesim iginde en guzel jey "kirilmamak" tir. Kinlmalar zayiflamaya sebep- 
tir. (ismail Hakki) 

Yazir, dinin yenilenmesi derken, bu ifadesiyle dinin aslmin degil de dtnTyorumlarm 
yenilenmesini kastetmi5 olmalidir. Zira dinin yenilenmesi reform aniami gagrijtir- 
maktadir ki, Yazir buna zaten karjidir. 
^' istintac: Netice almak. Netice gikarmak 

Yazir, Dibace (Metalib ve Mezahtb'e yazdigi onsoz), L. 



24 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Yazir'in bu dujiJncelerini, "degijim ifinde devamlilik" ve "degi§erek 
kendisi kalmak" jeklinde ozetlemek mumkundur ^\ Tarihte islam Medeni- 
yetini kuran musluman milletlerin kendi varliklarini siJrdurmeleri, insanliga 
marufta" onciJluk etmeleri de ancak bu sayede mumkun olabilir." 

Konumuza donecek olursak tasavvuf bize neyi kazandirmak istiyor. Beiki 
gok noksan tarafi da olabilir. Ancak keskinligi giderilmemi? fikir ve sistemler 
her zaman kiymetli evlatlanni yok ederken dogruluk ve diJrustluk adina 
yapmijlar ve bundan rahatsizda olmamijlardir. ^'^ Bu tiJrlu gidijatlar devlet- 
lerin yikilmasina sebep oldugu gibi gerilemenin temellerini atmijtir. Mesela; 
Osmanlinin ilimde gerilemesi Molla Lutfi (hyt. 1494)'nin idamiyla bajlami? 
ve devam etmijtir. ^unku tenkit edilmeyi hazmedemeyen bir ilim ehlinin 
yanliji daha sonra kaliplajinca kaldinlmasi mumkun olmayan tajlar gibi 
olmu5 akan nehirleri duraganiajtinp kokmu? sular haline getirmijtir. Kiji, 
kitaplardan ogrendiklerini, Molla Lutfi'nin kijiliginden ve hayatindan ogren- 
dikleriyle tamamlamadikga bir yam eksik kalacaktir. Kijinin yajadikga, kendi 
nefsiyle miJcadele iginde olmasi gerektigini ogrenmesidir; kor nefsin kendi- 
sini durtijp durdugu temelsiz ihtirasi, kiskangligi, garazi, kendi yararina ba?- 
kalarinin zararina goz yummayi, bunlari giJnahsiz insanlarin oliJmune yol 
agacak kerteye gidecek olan bir kin derecesine vardirmayi biJtun bunlari 
kendisine ogiJtleyip duran Nefs-i Emmareyi yenmesi gerekmektedir. 



Molla LutfT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz (hyt. 1494) Sahn mijderrisli- 
ginden idam sehpasma giden yolda bir "kiskan^lik kurbani"''^ olurken 
onun yardimma yeti$meyen ki$ilerdeki noksanligm ne oldugunu (ok iyi 
du$unmekgerekir. 

Eger -resmen zindik ve miJlhid ilan edilmedigi ve bu sebeple hiJkum 
giymedigi igin- §eyh BedreddTn'i saymazsak, Osmanli ilmiye gelenegi 
iginde 15. yiJzyilda resmen zmdiklik ve miJlhidlik ile suglanarak idam edi- 
len ilk jahsiyet, Molla Lutft'dir. Ama o §eyh BedreddTn'den farkli olarak, 
sufi gevrelerle ilijkisi ve yakinligi olmasina ragmen onlardan herhangi bi- 
rine mensup degildi. 



61 



62 



63 



Ayni vurgu igin bk. Apaydin, "Nasslari Aniamada Yetki ve Yontem Sorunu", s, 24. 
Maruf: Bilinen; biJtun mahlukat tarafmdan bilinip tanman Allah Teala. 



KAHRAMAN, 2002), S.6 



islam toplumlan da zaman zaman medentolmujlardir. Fakat ne devr-i saadet ne 
dort halife devri ne de Osmanli Devleti'nin Ilk iki yiJz yili medenT zamanlar degildir. 
Osmanli Medeniyetl miladin 15. yuzyilmda en parlak zamanlarmi ya5ami§tir kl bu 
donem, Devlet'ln islam umdelerinden uzaklajmaya ba§ladigi donemdir. YIne EmevT 
ve AbbasT medenT devirleri, toplumda refahin getirdigi islam di5i egilimlerin guglen- 
digl devirlerdir. Debdebell saray ln§a eden ve emrinde Hiristiyan asker kullanmakta 
bir beis gormeyen Selguk saltanati, hig juphesiz medenT diye vasiflandirilabilir. 
(OZEL, 2006), s. 39 
^^ (OCAK, 1998), s. 205-227; (GOKYAY, 1987), s. 1-15 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 25 



Yajadigi donemde meslektajlan arasinda "Deli Lutfl" d\\e mejhur ol- 
duguna bakilirsa, kalipla§mi5 Osmanli ulema tipinin oldukga di§inda bir 
karakter gizen Molla Lutfi once Medrese-i Sabi'de, sonra Medrese-i 
Samin'de muderrislik yaptigi aniajiliyor. Ancak onun bilgisini dagitmak 
igin kendisini aramakta ve beklemekte olan ogrencilerine ve ogrenmek 
isteyenlere her gittiginde, bindigi hayvanini kapinin halkasina kendisi 
baglayacak ve oniJne yemini kendisi koyacak kadar tabii; kilik- 
kiyafetinden bir ayricalik beklemeyecek kadar gosterijten uzak zavahire 
kar§i umursuz olmasi arkadajiarini gileden gikariyordu. Sahn miJderrisii- 
ginin, Osmanli yiJksek ilmiyesinin hiyerarjik sisteminde, onemli burokra- 
tik mevkilere gegi? makami ve bu makamin o devirde sekiz ki§ilik dar bir 
kontenjani oldugunu bilmek, Molla Lutft'nin rakiplerine karji hareket ve 
davranijlarmi, rakiplerinin kendisine karji tutumlarini ve nihayet bajina 
gelenleri aniamak bakimindan gok onemlidir. Molla Lutft, Sahn'daki mes- 
lektajlarini kugumsemektedir. Ustelik bu konudaki hissiyatini onlarin gi- 
yabina veya yiJzlerine karji soylemekten de geri durmamaktadir. Bu mi- 
zaci sebebiyle kaynaklarin "LaubalT-ve§ ve meczub-nak$ ve melamT- 
uslub tekelluf-meslub", "LaubalTve §urTde-reng" diye niteledikleri, biraz 
kilik kiyafetine olan ilgisizligi ve pejmiJrdeligi, fakat daha gok igneleyici di- 
li, herkesin iginde yaptigi kaba jakalari yiJzunden, "beyne'l-mevalT Deli 
LutfT dimekle ma'ruf Molla Lutff, hig §uphesiz ki bu tavirlarmi yalniz 
meslektajlarina degil, bazi devlet adamlarina karji da sergiliyor ve onlari 
da yildiriyordu. Ozellikle Sahn'daki meslektajlari -ve tabii ayni zamanda 
rakipleri- Molla Arap, Molla izarT diye mejhur Kasim-i GermiyanT, Molla 
Ahaveyn lakabiyla taninan Molla MuhyiddTn b. Mehmed, Hatipzade Mol- 
la Muhyiddin Mehmed ve kisaca Efdalzade olarak bilinen Molla 
Hamideddin gibi ulemanin yazdigi eserler hakkinda ajagilayici ve kijgum- 
seyici ifadeleri, onlari gileden gikariyor ve Molla Lutft'ye di? biletiyordu. 
QliJnku O, Fatih Sultan Mehmet ve II. Sultan Bayezit'in, meclislerinde, sa- 
rayin bir gelenegi olarak toplanan ve segtikleri konular iJzerinde, huzurla- 
rinda kendilerine tartijmalar yaptirdiklari bilginler arasindaydi. KutiJpha- 
nesinin bajinda bulundugu zamanlarda olsun, daha sonralari olsun, Fa- 
tih'le iki arkada§ gibi jakalajmalari, zekasinin nasil kivilcimlar sagtigini 
gostermektedir. O, ki5iligini daha onceki bilginlerin, sonradan gelenlerce 
tek el-kitabi bilinen, dokunulmaz sayilan eserlerinde yanlijlar bulacak 
kadar derin bilgisinde ye bunlari ortaya koyacak kadar cesaretinde gos- 
teriyor degildir. O, bu yanlijlari dogru saymayi, gormezden gelmeyi nef- 
sine yediremedigi igin, agiklamadan edememijtir. 

Ancak onun jehid olmasina sebep olacak bir olayi bulmak gekeme- 
yenleri tarafindan zor da olmamijtir. Her zaman oldugu gibi Molla Lutfi, 
dersini verdikten sonra §eyh Ebu Vefa zaviyesine gider ve ikindi namazmi 



26 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kildiktan sonra orada akjam namazma kadar Sahih-i Buhari'den hadisler 
okur ve onlari agiklardi. Sahih-i Buhari'yi agtigi zaman gozyajianni tuta- 
maz, bunlar kitabin iJzerine iner ve kitap bitinceye kadar aglardi. Vine bir 
gun, her giJn ikindi namazindan sonra yaptigi gibi, §eyh Vefa tekkesinde 
BuharT naklederken Hazret-i Ali kerreme'llahij vecheye ait bir hikaye gik- 
ti. 

Hz. Ali kerreme'llahij veche, gazvelerinden birinde viJcuduna ok sap- 
Ianmi5, sava? bitmeden ok kirilmi? ve temren^^ viJcudunda kalmijtir; 
temrenin iztirabi cigerine ijlemijtir. Agilan yara bajina ijler agmijtir. Haz- 
ret-i Ali kerreme'llahij veche canindan usanip bu tiJr bir bitmez, onulmaz 
derde ugradigindan iyice dertlenmi§tir. O kanli hirsizi gizlendigi yerden 
cerrahlar gikarip ele gegirmek istedikge Hazret dayanamayip inlemekte- 
dir. Cerrahi miJdahalenin acisina dayanamayacagini aniayan Hz. Ali 
kerreme'llahij veche, cerraha namaza durmak istedigini bildirmi? ve boy- 
lece ok ancak o namazda iken gikarilabilmijtir. Bunun sebebi, Hz. Ali 
kerreme'llahij vechenin namazda kendini tamamiyla Allah Teala'ya ver- 
mesi, hu5u iginde ibadet etmesi dolayisiyla cerrahi miJdahalenin acisini 
duymamasidir. Mevlana Lutfi bu kissayi aniattiktan sonra aglaya aglaya 

"Hakikat-i hal salat budur. Yoksa bizim kildugimiz amel kuru kiyam 
ve inhinadir." Anda fayide yoktur" (ijte asil namaz budur; yoksa bizim 
kildigimiz kuru kalkip egilmedir, onda faide yoktur), buyurmujtur. ^^ 

Ancak bu derste hazir olan ve hocalarina kin besleyen bir kisim tale- 
be, bu soziJniJ "vaki'-i hale muhalif naki" deyip bu sozij firsat bildiler. 
Arap Molla, Hatipzade, izari ^^ bunu bir iftira jekline soktular. Zamanin 
vezirlerinden iskender Pa5a'nin'^° gonlij de Molla Lutfi'ye kink olmasin- 
dan dolayi, "Molla Lutfi dall ve mudilidir, vijcudu din-i mijbini 
muhilldir" diye padijaha tefti? olunmasini arz eder. Padijah kendisine 
bu uydurma iftira aniatilinca bozulup 'bu, uydurulmu§ bir iftiradan ba§ka 
bir §ey degildir deyip 'hayir, bu haber dogru degildir; bu sdzOn ve bu ko- 
nunun dogru olmasi ihtimalden uzaktir. Bu husus gdrijisijn' deye ferman 



Temren: Oklarin ucuna demir veya saridan takilan pargaya verilen addir. Menzil 
oklarma maden yerine kemik takilir ve ona da "soya" adi verilirdi. Temren ile soya- 
nm takilijinda fark vardi. Temren oka; ok ise soyaya takilirdi. 

inhina: Egilme, munhani olma, yay bigimine girme, kavislenme. 
^^ Hoca Sadeddm, II, 548; Huseyin, II, 400b. 

MiJderrisler 
^° iskender Pa§a: FatiPi Sultan Mehmed'in yakin adamlarmdandir. 880/1475'de 
Bosna beyi, 885/1480'de Bosna Beylerbeyisi olup 888/1483'de vezir ol- 
du.890/1485'de tekrar Bosna valisi 894/1488'de tekrar vezir oldu. 904/1498'de 
ugijncij defa Bosna valisi olup 912/1506'da oimujtur. Cesur, gaiijkan, vazifesine 
dujkiJn bir vezirdi. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 27 



etmi§tir. 

Neticede alimlerin en bilginlerinden Hatipzade, Efdaluddin, Mevlana 
Ahaveyn ve bajka ileri gelenlerden meclis kurdular. Molla Lutfi'nin der- 
sinde hazir bulunan ders arkadajlan, Molla Lutfi'yi teftije geldiklerinde 
ve o mahut mecliste 'namaz dedikleri kuru kalkip egilmedir, ona itibar 
yoktur' ded\ diye, Molla Lutfi'nin sozunij gergege aykiri olarak aniattilar. 
Meclis kurulup da Molla Lutfi'yi getirdiklerinde kendisine dediler ki: 

"Sen Allah'in bu kadar lutfuna mazhar olmu§ bir ki^isin. Igin faziletler- 
le dopdolu bir bilgi hazinesi oldugu halde, hidayet yolundan gikip dalalet 
yoluna ydnelmi§sin." 

Molla Lutfi, "hazihi firye-i bila mirye"^^ deyip joyle dedi: 

"Benim Allah Teala tarafmdan gelen imanim ve dogrulugum, Allah 
Teala'nm bunda yazili olan emirler ve nehiyler hakkmda imanim mu- 
hakkaktir. Ben esasta islam dinindenim, yedi kat gokler gibi hi^bir bo- 
zuk yanim yoktur ve benim gijzel itikadimm gune$i, zeval bulmaktan 
yijcedir. Benim dindarligimm tadi ilhad zehriyle acilanmami$tir; benim 
itikadimm $ukru zeval bulmaktan uzaktir. Benim i^in bu hususta soyle- 
nenler yalan ve bo$ laftir. Ha$a bende kijfur ve ilhad olsun, bu kijfru ka- 
firlerden bajka i§leyenler yoktur" diye sozuniJ bitirdi. 

Bu mecliste iki yiJz kadar kimse vardi. Her biri bir madde naki edijp 
"hakikaten o Hak He batili ayirt eden kdfi bir sozdOr; o, bir §aka degildir", 
diye gergekmi? gibi Molla'nin ilhadina jehadet eyiediler. Molla Lutfi, o 
§ahitlerin yalanlari meydanda olan §ehadetlerine karji "onlarin, bu soy- 
ledikleri hakkmda higbir bilgileri yoktur" diye yalan ^ehadetlerini ileri 
siJrduyse de orada bulunan ve onu mahkum etmek iJzere toplanmi? olan 
ulema(!) "bu §ahitlerin §ehadetleri §eriatga makbul ve bizim yanimizda 
gegerlidir" deyip geregini yapip imzaladilar... Bu ulema takimindan 
Hatipzade, Mevlana izari, hig duraklamadan katline karar verip kaninin 
dokiJlmesinin mubah olduguna hiJkmettiler. Lakin Mevlana Efdaluddin, 
Mevlana Ahaveyn tereddiJt edip gekinmeden idam edilmesine ve oldij- 
riJlmesine hiJkmetmeye ciJret etmeyerek haksiz yere oldiJrulmesinden 
gekindiler. Sonra Ahaveyn de birincilere katildi. Bu husus padijaha arz 
olundukta, tiJrlu arajtirmalardan sonra, ulemanin ittifakiyla hiJkmun ye- 
rine getirilmesine ruhsat verilmijtir. 

iskender Paja kol " oldu Molla Lutfi'yi ondokuz giJn hapsetti. Kendi- 
sine giJcenmi? olan bilginlerden ^omlekgizade Kemal ^elebi ve arkada?- 
lari bajka jeyleri arz ediJp bazi hususlara dahi jehadet ederler. Sultan 
Bayezit da katline bir jey diyemerek riza gbsterir. 



71 
72 



'Bu bir yalan sozdiJr." 

Kolagasi: Eskiden mevcut olan yuzba5i ile binba§i arasindaki rijtbe. 



28 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Lamii ^elebi bu durum igin 5U kit'ayi soylemijtir: 

MiJlkun adaletli padigahi Sultan Bayezid ki onun kahnndan fitne ko- 
§eye s'inm'i§t'ir. 

Zindana Lutfi'yi habs etti ki ilhad He suglanmi§ti, onun tutuklanma- 
sina Hak tamfindan §u tarih en§m'i§t'ir: 

Dogru yoldan (ikmi} olan Lutfi zindana atildi.^^ 

Molla LiJtfi, 1494 rebiyiJlahirinin yirmi be§inci sail giJnu jehid edilip 
Ebu EyyiJb-Ensari radiyallahij anh gevresinde ve defterdar merhum 
Mahmut Celebi'nin mescidi yakinmda defn edildi. 

Molla Lutfi, olduriJlecegi yere giderken yolun Iki tarafinda duran MiJs- 
lijmanlar onun tekrar tekrar kelime-i jehadet getirerek MusliJmanligini 
ve imanini dogrulamijtir. Hatta rivayet olunur ki oldiJrulup de can verir- 
ken miJbarek baji topraga dijjunce temiz dilinden Allah Teala'nm birligi- 
ne 5ehadet getirmijtir. 

Molla Lutfi'nin idamina fetva veren Hatipzade ile onun jiddetii aleyh- 
tarlanndan izari de onun oliJmunden sonra gok gegmeden olmijjlerdir. 
Hatipzade Molla Lutfi'nin katline fetva verip de akjam evine geldigi za- 
man yanlijlanni meydana fikaracagini ijittigi Ha§iye-i Tecrid adii kitabini 
kastederek "kitabimi elinden kurtardim" demijtir. Oysa Hatipzade 
kat'iyyen giJcenmeyecegine yemin ederek Molla LiJtfi'den gekinmeden 
yanlijlanni gostermesini istemi§; o da bu kitaba bir reddiyye yazmijtir. 
§eyhulislam EfdaliJddin'in Molla Lutfi'nin idamini gerektirecek bir sug bu- 
lunmadigini soyleyerek heyetten gekilmesi iJzerine; Hatipzade'nin heye- 
tin ba5ina nigin geldigi ve Lutfi'nin katline neden fetva verdigi, 'kitabimi 
kurtardim' demesi ile agikga aniajilmaktadir. 

insanligm Degi$im SiJreci 

ingiliz tarihgi Arnold Toynbee insanlik yolunun tarih igerisindeki degijim- 
leri hakkinda birbirini izleyen ijg merhaleden gegtigini agiklar. 

Tarih oncesine denk dijjen birinci merhalede iletijim son derece ya- 
va§ti, ama bilginin gelijimi daha da yava? ilerliyordu, oyle ki bir bajka 
yenilik araya girinceye kadar her yenilik biJtun diJnyaya yayilacak kadar 
zaman buluyordu; bu yiJzden insan topluluklari hissedilebilir bigimde ay- 
ni evrim diizeyindeydiler ve sayilmayacak kadar gok ortak ozellikleri var- 
di. 

ikinci merhalede bilginin gelijimi yayilmasindan daha gabuk oldu, oyle 
ki insan topluluklari her alanda gitgide farklilajmaya bajladilar. Tarih 
adini verdigimiz bu merhale binlerce yil surdiJ. 

Sonra, gok yakin tarihierde yeni bir donem bajladi, bilginin kujkusuz 



Ajik ^elebi, 106a. Ash Farsgadir. 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 29 



gitgide daha hizli ilerledigi ama bilginin yayilmasi nin daha da hizli gittigi 
bizim donemimiz, oyle ki insan topluluklari kendilerini gitgide daha az 
farkiiiajmi? bulacaklar. 

Hig durmamacasina yoguniajan ve hig kimsenin kontrol edemez gibi 
gorundugij bu evrensel goriJntu ve fikir harmaninin bilgilerimizi, aigiiayi?- 
lanmizi, davrani§larimizi derinden -ve gok kisa vadede, uygarliklar tarihi 
agisindan- donujiJme ugratacagi agiktir. ihtimalle kendi kendimize, aidi- 
yetlerimize, kimligimize bakijimizi da ayni derecede derinden farkiiiajti- 
racaktir. Toynbee'nin varsayimindan hareketle hafifge geneiiejtirerek, 
insan toplumlannin farkliliklanni vurgulamak igin, kendileriyle otekiler 
ara§ma sinirlar gizmek igin yuzyillar boyunca uydurduklan her jeyin tam 
da bu farkliliklari azaltmayi, bu sinirlari silmeyi hedefleyen baskilara bo- 
yun egecegi soylenebilir/'* 

Tarihgi Marc Bloch, "insanlar babalanndan gok, zamanlannm gocuk- 
laridir" diyordu. Bu kujkusuz her zaman dogruydu, ama asia bugunkij 
kadar dogru oimamijti. Son birkag onyildir her jeyin nasi! gitgide daha 
hizli geli§tigini hatirlatmak gerekir mi? ^agdajiarimizdan hangisi eskiden 
bir yiJzyiia yayilabilecek degijikiikierin zaman zaman bir ya da iki yil igin- 
de yajandigini fark ettigi izlenimine kapiimamijtir? igimizden daha yajii 
olanlar gocukluklarindaki zihniyetlerine geri donmek igin, edindikleri aii?- 
kanliklari, artik vazgegemeyecekleri alet ve iJrunieri kavrayabilmek igin, 
hafizalarini buyiJk olgiJde zorlama ihtiyacini bile duyuyorlar. Genglerse 
daha onceki kujakiarinki bir yana, bijyukanne ve babalarinin nasi! bir ya- 
§am surdiJkieri hakkinda gogu zaman en kijguk bir fikir sahibi bile degil- 
ler. 

Aslinda bizler gagda§larimiza, atalarimiza oldugundan gok daha fazia 
yakiniz. Size Prag, Seul ya da San Francisco sokaklarinda rastgele gevirdi- 
gim biriyle, kendi buyiJk-buyukbabamla oldugundan gok daha fazIa ortak 
5eyim oldugunu soylesem, abartmi? mi olurum? Sadece di? g6runu5te, 
kiyafette, hal ve tavirda degil, sadece ya5am bigiminde degil, ijte, konut- 
ta, etrafimizi saran aletlerde degil, ama ahlak kavramlarinda, dijjunme 
ali§kanliklarinda da. ^^ 

Bir zaman igin miJkemmel bir jekilde ihtiyaglari karjilayan sistem zaman 
igerisinde deger yitirmesi veya yozlajmasi vb. durumu beiki zamanin en 
bijyuk getirisidir. Eger bir 5eyin terk edilir olabilirligini kazanmasi veya veril- 
mesi, sinirinin nasil gizilecegini belirlemek hususunda yapilacak esasin teme- 



^^ (Amin MAALOUF, 2006), s. 78 
" (Amin MAALOUF, 2006), s. 86 



30 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



lini tayin igin butiJncul davranmak en uygun olan gorij? olacaktir. Alanimiz 
olmasi itibari ile meyl konusu gundeme gelse de fitratin derinlikleri gegmijin 
izleri ile tekrar karjilajtigini unutmamaktayiz. 

Tekrar konumuza donersek, tasavvufun gerekliligi, terk edilmesi veya 
yenilenmesi konusunda ise tabbudiyeti ele almak gerekir. Dini hukumlerin 
degijmezligini ifade eden bir kavram olarak taabbud ve taabbudilik var ol- 
dugu biline bir husustur. 

Taabbud (j^) kelimesi sozliJkte, boyun egme, algak gonijllu olma, ita- 

at etme, tapma, kulluk etme gibi aniamlara gelen "a.b.d" kelimesinden 
tiJremijtir. Kelime olarak, Allah Teala'ya ibadete a5iri gayret gostermek, 
ibadet etmek, kendini ibadete vermek, boyun egmek gibi aniamlara ge- 
len taabbud, insan bzne kilindiginda, birinin kendisine ibadet etmesini is- 
temek aniamini ifade etmektedir. Allah Teala'nm bzne oldugu bir ciJmle- 
de ise bu kelime, kullarini ibadet vb. yukiJmluluklerle sorumlu tutmasi 
aniamina gelmektedir. 

Dini literatiJrde daha 50k, miJkellefin bir hiJkmu algilayi§ bigimini, sor- 
gulamadan teslimiyetini ve ifa edi? niyetini ifade etmek igin kullanilan 
taabbud? ~'^ ye bunun gogulu olan taabbudtyydt kavrami, fikihgilarin ve 
fikih usulciJlerinin terminolojisinde hiJkumlerle ili§kili olmak iJzere bajlica 
§u iki aniamda kullanilmaktadir: 

1. ibadet ve zijhde ait ameller. 

2.Me$ru kilmmasmda, mukellefin kulluk ve teslimiyetini denemek 
(taabbud) di$inda ba$ka bir hikmetin gdzijkmedigi hukumler. 

Kul sirf miJkellef oldugu igin bunlari yaparsa sevap kazanir, yapmazsa 
gijnahkar olur ve cezaya garptirilir." 

Tasavvuft hayat tarzi taabbud! olmadigi halde kullugun idamesinde insa- 
nin Allah Teala'ya kar§i takinacagi halin yiJksek bir seviyeye gikmasini sagla- 
maya galijtigi goriJlmektedir. ^unkij ehl-i tasavvufun ajikar niyetindeki 
umumi maksat Allah Teala'nm rizasi oldugu muhakkaktir. 

ister ibadet isterse muamelat hiJkmu olsun, islam'da hukumlerin hem 
diJnyevT hem de uhrevT yonij igin niyete gok fazia onem verildigi bilin- 
mektedir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemden nakledilen bir hadis- 
te, "Ameller niyetlere goredir" ^^ buyrularak niyetin ameller bakimindan 
onemi vurgulanmi5tir. islam alimleri tarafmdan bu hadis hem tasavvufi 



'"' Taabbudi, $er'l bir hijkmun neden ve ni(in gibi illetlere bagli olmadan sabit 

olmasidir. Bir ba§ka ifade ile illet ve maslahati idrak olunamayan hukmun sifatina 

ya'yi nisbetle taabbud? denilir. 

"(KAHRAMAN, 2002), s. 7 

^^ BuharT, "Bed'u'l-vahy", 1; Ebu Davud, "Talak", 11. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 31 



hem de hukukT bakimdan yorumlanmi§tir. Hadisin tasavvuft yorumuna 
gore, amel ancak Allah Teala'nin nzasini kazanmak niyetiyle yapilirsa 
makbul ve sevaba vesile olur. Hatta boyle bir iyi niyet mubahlan bile 
salih amel degerine yukseltebilir. Mesela, yiJrumek aslinda mubah bir fill 
iken, namaz kilmak igin camiye veya darda kalmi? birinin yardimina git- 
mek sevap, herhangi bir kotiJluk yapmak niyetiyle bir yere gitmek ise gij- 
nahtir. Soz konusu hadisi hukukT bakimdan yoruma tabi tutan islam hu- 
kukgulari, bundan hareketle "Bir 'i§ten maksat ne ise hUI<iJm ona gore- 
dir" ^^ jeklinde bir kural gelijtirmijierdir. Hanefiler bu hadisten hareketle 
geli§tirilen soz konusu kurali amellerin uhrevi yonijyle ili§kilendirmi5, bu- 
na, "Sevap ancaii niyet iledir" ^"jeklinde bir kural daha ekieyerek yo- 
rumlarini pekijtirmijierdir. Ancak, bajta MalikTIer olmak iJzere diger 
mezheplere mensup hukukgular hadisin kapsamini geni? tutarak pek gok 
diJnyevi hiJkmu de kapsadigina yani pek 50k diJnyevT hukmiJn gegerliligi- 
nin niyete bagli olduguna hijkmetmijlerdir. ^^ 

Tasavvuf yukarida saydigimiz ve sayamadigimiz tenkitler muvacehesinde 
islam'in yajamasinda muhakkak gorevini yerine getirmi§tir. Bu bilinen bir 
gergektir. 

Netice olarak, bu yoldan geri kalmakta uygun dijjmez. Hayat bir yol, 
ahiret varilacak yurt ise, tarikat kervanlarina rehber olmu? kijileri yeni nesil- 
lere tanitmakta uzerimize vazifedir. Ancak, 

O vehme a§ili olan, dogrucuysa mecazi sevgisi, l<endisini nihayet lia- 
Idliate gelier, gotiiriir. Bu sozii iyice anlatmal<, agmali lazim; fal<at esid 
diJfUncelilerden, onlann l<dhne anlayi§lanndan l<orl<uyorum.^^ 

insanlil< duygulanmi degigtirdigim igin Allah Teala bana duyu§, an- 
layi§, goriJs oldu. (iiJnkU ben, ben degilim. Bu nefes ondandir. Bu sozun 
kar§isinda soz soyleyen, inkarda bulunan "kafirdir" dedi.^^ 

Bu nedenle; 

Bu soylenen sozler yok mu? Senin anlayi§in miktan ancak... Oldum 
iyi ve dogru anlayi§in hasretinden! Anlayig su dur, beden testi . Testi 
kinlmca igindeki su dokulUr gider! **" 



79 



ibn NiJceym, el-E^bah, I, 97; SuyutT, el-E$bah, s, 38; Mecelle, md. 2. 



ibn NiJceym, el-E^bah, I, 51. 
^^ (KAH RAMAN, 2002), s. 136 
^^ Mesnevi, c.l, 2760 
^^ Mesnevi, c.l, 3125 
^^ Mesnevi, c.lll, 2098. 



32 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Sayilabilecek birgok niyetler ile NiyazT-i Misn kaddese'lahij sirrahu'l 
azTzin divani ile tasavvufun deryasinda yol almak dujuncemiz var olunca bu 
galijma viJcuda gelmijtir. 

HiJicisa, kitabi hazirlamak ve terclhteki niyetimiz; 

Dedem Gavs-iJl azam Haci Ismail Hakki IhramT SivasT kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz (hyt. 1969) Hazretlerinin gok zengin bir kutijphanesi vardi. 
Edebi yonij kuvvetii idi. istirahat ettigi zamanlarda kitap okurdu. 

Divan-i Hafiz-i §irazi, Sadi §irazi'nin Bostan ve Gulistan'ni, MesnevT ve 
NiyazT-i MisrT Divani. 

Niyazi Divan-i igin de Ihramcizade Ismail Efendi Hazretleri; 

"Garda$larim! Dort HahT kitaptan sonra behind bir kitap gelse 



Niyazi'nin Divani olurdu' 



'85 



"Otuz kusur sene bu divan-i koynumuzdan hig gikarmadik. De- 



86 



vamli okuduk, ha la da okutur ve dinleriz.' 

"NiydzT-ilVlisn bUyUk adamdir, dogrusu da budur." ^' 
"GonlUmUzUn matkabi"^^ diye buyururdu. 

Gavs-iJl azam ihramcizade Efendinin ihvan-i kirami da bu konuda ayni 
duyarliligi tajimi? okumu? ve okutturmu§lardir. Bu sebeple o yolun devami- 
ni saglamakta bir niyetimiz olmujtur. 



^^ Seyfi POYRAZ (hyt: 2008) dan i§ittim. 



^'^ ismail KILigASLAN ve Turkelili Mevlana Kuguk Huseyin OZDEMiR Efendiden i§it- 

tim. 

^^ Veil 5EN (hyt: 1995), Orhan ZARIFOGLU (hyt: 2007) ndan i5ittim. 

^^ Abdullah KUCUR'dan i5ittim. 



KITABI HAZIRLAMAKTAKI SEBEPLERIMIZ 

Birinci sebebimiz, Fatih Sultan Mehmed Han'in turbedarlanndan ve 
§a'baniyye tankatmin son devir jeyhlerinden Ahmet Ami? kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz Efendi de buyururlarmi§ ki; 

"Tasawuf kitabi okumaym. Onlar s'iz'i idlal (yanU§a goturur) eder. Yal- 
niz Niyazi Divani'ni okuyun. Z'ira O, siiluku bitirdikten sonra s6ylem'i§ ve 
yazmi§tir." ^^ 

^unkij tasawuf ilmi ve yolu tenkitlerden kurtaramadigi gibi kitaplan 
iginde gegen mevzular kaygan zemin iJzerinde hareket etmek gibidir. Bu 
nedenle NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz gibi ehlu'llahin kitaplanni 
aniamak ve aniayani bulmakta bu yol talipleri igin gerekli husustur. Omer 
Bin el Hattab radiyallahij anh buyurdu ki; 

"D'inde fakih olmayan kimse gar§ilanmizda ticaret yapmasm. Zira O 
ancakfaiz yer" ^° Bu kelamin i§areti ile tasavvufu bilmeyenlere yol verilme- 
yecegi, bilenlerinde yol gostermesi gerektigi belirtilmektedir. 

ikinci sebebimiz, Enft Hasan Hulus Efendi (hyt: 1724) bir NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahij sirrahu'l azTz hayranidir. MisrT'nin kendisini dogrudan tani- 
mami5 olmakla birlikte, yetijtirdigi ve hilafete getirdigi bazi ki§ilerle ahbap 
olmasi neticesinde o donemin en renkli, cojkun, alim, arif ve ajk-i daimT 



Vine nakledilmijtir ki: Mevlana-hazretleri, 5emseddin'le bulujtugu ilk zamanlarda 
geceleri MiJtenebbl divanmi okurdu. Mevlana 5em5eddin Tebrizi: 

"Bu, okumaga degmez. Bunu bir daha okuma" diye bir iki kez soyledlyse de, 
Mevlana, dalginligmdan onu yine okuyordu. Bir gece yine boyle hararetle divani 
okuduktan sonra uykuya daldi. Ruyasmda, medresede bilginler ve fakihierle bir 
tartijmada bulundu ve hepsini yendi Sonra: 

"Bunu nifin yaptim, buna ne luzum vardi" diyerek medreseden gikip gitmek is- 
tedi ve tarn bu sirada uykudan uyandi ve IVIevlana 5emseddin'in kapidan igeri girdi- 
gini gordu ve: 

"Bu bigare fakihiere yaptigmi gordiin mii, i$te bunlann hepsi Miitenebbi di- 
vanmi okumanin ugursuzlugundandir" dedigini duydu. 

Yine bir gece Mevlana ruyasmda, Mevlana 5emseddin'in MiJtenebbi'yi sakalm- 
dan yakalayarak yanma getirdigini ve ona: "Bu adamin sozlerini mi okuyordun" 
dedigini goriJr. 

Miitenebbi zayif, nahif ve sesi kisik bir adammij. Mevlana'ya: 

"Beni bu IVIevlana $emseddinTebrizi'in elinden kurtar; artik bu divani kariftir- 
ma" diye yalvarmi5. Nihayet Mevlana, okutmayi ve ogretmeyi birakti, lali§ sarigini 
sardi, hindiban farecisini giydi sema ve riyazete bajladi ve §u jiiri soyledi: 

"Ben, bir memleketin zahidi ve bir minberin vaizi idim: 

GonlumUn kazasi, beni, sana ellerini Qrpip gelen bir a§ik yapti." (EFLAKT, et al., 
1995), s. 199, b: (14-15) 
^°Tirmizi, 485 



34 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



sahibi mutasavviflarmdan olan NiyazT-i Misn'ye a§k derecesinde baglidir. 
Her sene bir erbain gikaran ve Ramazanin sonunda itikafa giren bu zat bir 
giJn bir mecliste Enft Hasan Aga ve Kalici Delisi (hyt: 1712) ve NiyazT-i MisrT 
hakkinda junlari aniatir: 

"Her sene Ramazanin son on gununde itikafta olmak adetimizdi. 1127 
senesi Ramazdn-i ^erifin son on gununde (Kasim 1715) itikafa girdik. Be§in- 
ci, altinci gOniJ bana bir keyfiyyet vdki oldu ki, asia kendimi bir yerde bula- 
mam. ^oyle ki, ^ertat ddiresinde degil, tartkatda degil, marifetde degil, beiki 
hakikdt dairesinde dahi bulamam. Bu haller He birkag gOn gegti. BirgOn sa- 
bah ve i§rak namazlarini kildiktan sonra murdkabe ederken bir keyfiyyet 
zuhur etti: Sanki vakit, ogle namazi vakti imi§. Halk ogle namazina toplan- 
n)i§ zannettim, oyle gdrdOm. Tekye kapisindan igeri Hasan-i Basr? ve Hab?b-i 
A'cem? ve Ddvud-i Td? ve Maruf-i Kerb? gibi birgok eski me^dyih'i, zamanimi- 
za gelince ne kadar ki gelmi} gegmi§ me^dyih var ise geldiler, yerii yerinde 
oturdular. Ve Hz. Misrt'yi kijrsijye gikardilar. Va'z etmeye ba§ladi. vaa'zda 
Zdt-i Hakk'dan soz soylemeye ba^ladi. Hemen me§ayihdan biri dedi ki: 

"Ya ^eyh Muhammed Misrt! Zdt-i Hakk'dan soz soylemek men' edilmi§tir. 
Ba§ka bahse geg." deyince, hemen Hz. Misrt: 

"Zat-i Hakk'dan ehil olmayan yanmda soz soylemek yasaktir. Yoksa bu- 
rada olanlar ehlullahdandir. Burada na-ehl yoktur. Hususan cumlemiz 
bunu aniayacak durumdayiz, ne beis var." deyip, ol kadar Zat-i Hakk'dan 
bahsedip soz soyledi ki, tdbir olunmaz. Dua edip kUrsiJden indi ve cOmle 
me^dyih kalkip gittiler. Ancak ben big mihrdb tarafma nazar etmemi§im. 
Meger Qeharyar-i safa He Haseneyn-i mUkerremeyn ve on iki imam ve bijyijk 
ashdb He RasulLHIah sallalldhij aleyhi ve sellem mihrdb iginde otururlar imi}. 
Onlar dahi kalkmi^lar, giderken bendelerine hitdb edip buyurdular ki: 

"Bak a ^eyh HQseyinl Benim oglum Muhammed'in hakkinda bir daha ko- 
tiJt soz soyleme. Varsa elbette sdzQnden vaz geg!" diye tekrar tekrar tenbfh 
buyurdular. 

Ve ol keyfiyyetden kendime geldim. Ter iginde kalmi§im, etrafima bak- 
tim. HenOz oglen vaktini bir saat gegmi§. 

"Ne garib! Bu Muhammed ne asl-i Muhammed'dir ve ben kimseye kim- 
senin hakkinda dmrOmde birfena soz soyledigim yoktur. Bu ne hdldir?" diye 
iki saat kadar tefekkOrde iken, tekkenin kapisi agildi. Bana bir gadab geldi ki 
ben bu elem ve kederde iken: 

"Yd kimdir bu gelen? Yine mahalle ihtiyarlarmdan biri diJi§ mO soylese ge- 
rek, ne olacaktir?" derken Kalici Delisi Seyyid Mehmed kapidan igeri girip, 
seldm verdi, redd-i seldm ettim: 

"Ya ^eyh HOseyin! Nicesin? Bir dahi benim hakkimda sagma sapan sozler 
eder misin? Benim hakkimda halka ne soyledin? Bu saat yijzijme kar§i soy- 
ledigin isterim. Yoksa yuzume soylemedikge afv etmem." dedi. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 35 



Ben dedim: 

"Be hey sultdnim! Ben sizin hakkinizda degil, ba^kasinin hakkinda dahi 
kotij soz soz soylemedim." dedigimde: 

"Ya ^eyh Huseyin! Ya benim ceddim Muhammed Mustafa yalan mi soy- 
ler?" 

iki saat once bu tekkeye bijtun ehlullah He gehar-yar ve on iki imam He 
te§nf edip, ^eyh Misrt'yi kijrsuye gikarip, Zat-i Hakk'dan soz soyledi, meclis 
tamaminda giderken sana demedi mi ki: 

"Oglum Muhammed hakkinda bir dahi yaki^iksiz kotO soz soyleme, diye 
sana tembih etmedi mi? Ben bunda degil mi idim? ^eyh Misrt'nin va'zini 
bijtijn bilirim, ne soylediyse!" dedik de, yine inkdri elden koymadim. O ise 
israria der ki: 

"Giyabimda ne soyledinse yOzLime dahi soylemedikge afv etmem." der. 

Birgok defa tefekkOr ettim. Gijg He hatirima geldi ki, dort be§ gOn mu- 
kaddem, bazi ihvan He sohbet ederken Kalici Delisi'ni zikrettiler. Ve onun 
hallerinden sudi ettiler. Ben dedim ki: 

"Aniar delilerdir. Yeri gogO bilmezler. Bir alay gotij bokiu deiidir." dedim 
idi. Bu sozu bana yijzijne soyletmedikge afv etmedi ve dedi ki: 

"Sakin benim giyabimda bir fena soz soyleme. Benim hacetim degil. 
Ben afv ederim. Lakin ceddim Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve 
sellem afv etmez." deyip: 

"Gafil olma!" diye tembih etti ve gitti, diye merhum HOseyin Efendi Haz- 
retlerinin kendi lisdn-i §eriflerinden gok kere ahbdb He boylece diniedik." ^^ 

U^uncij sebebimiz, NiyazT-i Misn kaddese'llahij sirrahu'l azTzin Bursa'da 
kaldigi mahallelerden Araplar Mahallesindeki" Araplar Camii'nde 1988 yilla- 
rinda imamlik gorevi ve lojmanmda ijg sene kadar kalmi? olmamiz ve Veled-i 
Enbiya Camii, §eker Hoca mahallesinde" teneffiJs ettigim hava bu ajkimizi 
ziyadele§tirmi§tir. 

DdrdiJncu sebebimiz, NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l azTze sevgimizin 
co§kunlugunu daha onceden divani hakkinda yapilmi? agiklamalan ve gor- 



(YILDIZ, et al., 2007), s.l9- Metin gunumuz TiJrkgesine tarafimizdan biraz uyar- 
lanmi§tir. 

Yine NiyazT-i Misri, Bursa'da oldugu bu yillarda Arapmehmet mahallesi sakinlerin- 
den ve kendi muritlerinden olan Haci IVIustafa adii bir zatm kiz karde5iyle evienmij 
ve bu hanimdan gocuklan dunyaya gelmijtir. ibrahim Rakim, Vakiat, v. 16-17; IVIus- 
tafa Lutfi, a.g.e, s. 30; (A5KAR, 1997), s. 71 

BugiJn, Bursa Ulu Camii'nin gijney kismmda yer alan §ehir postanesinin yerinde 
XX. asrin bajina kadar ayakta oldugunu aniadigimiz, 5eker Hoca Mahallesindeki bu 
merkez dergahm birgok defalar tamirden gegtigini biliyoruz. (A5KAR, 1997), s, 86 



36 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



dugumuz hikmetleri yeniden tertip ve diJzenleme ile yeni bir §erh yazmak 
istegi i§tiyakimizi artirdi. 

Be$inci sebebimiz, Tasavvufun aniajilir bir hale gelmesini de istememiz- 
dir. En son Hakk'a yurijyen sahabT olmakla johret bulan Ebu't-Tufeyl Amir 
el-LeysT (hyt. 110/728), minberde iken Hz. Ali kerreme'llahiJ veche den §u 
sozij ijittigini soylemektedir: 

"insanlara aniayacaklan ^eyleri soyleyin, yadirgayacaklan §eylen bira- 
km! Allah ve Rasulu'nun yalanlanmasmi ister misiniz?" ^'' 

^unkij insanlar bilmedikleri ve aniamadiklari jeyieri inkarda aceleci ve 
sabirsizdirlar. Bu nedenle NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l azTzin jiirieri ile ilk 
mektebi okumu§ bir kiji dahi tasavvufun derin manalarma nijfuz edebilmek- 
tedir. Oyle ki sade sozler ve agdasiz ciJmle yapisi ki§iye birgok menfaati be- 
raberinde sunmasi onun tasavvufun hakikatini aniatirken ne kadar bajarili 
oldugunu, meramini halk lisani ile beyani onun sahasmda ne kadar yiJksek 
seviyede oldugunu gostermektedir.^^ 



^'' BuharT, ilim, 49; Ibn Abdilberr, Camiu beyani'l-ilm, \, 540, II, 1003; ZehebT, age. II, 
597. "Yadirgayacaklan 5eyleri birakin" cijmlesi BuharT'de zikredllmez. (GULER) 
Bir donemin §llr ve in5a'si hakkmda dujiJncelerinl agiklayan Ziya Pa§a; 

"$iir her kavimde tabiJdir. Ruy-i arzda ne kadar milel ve akvam gelmif ise, cumle- 
sinin kendilerine mahsus ^iirleri var idi. Osmanlilarin ^iirleri nedir? 

Necat? ve Bak? ve Nef'l DJvanlarinda gordugumuz bahr-i remel ve hezec'den 
mahbun ve muctes kasa'id ve gazeliyyat ve kita'at ve mesneviyyat midir? Yoksa 
Hoca ve 'ItrJgibi musikJ^inasanin rabt-i makamat eyiedikleri Nedim ve Vasif §arkila- 
ri midir? 

Hayir, bunlarin hig birisi Osmanli §iiri degildir; Zira gdruliJr ki bu nazimlarda Os- 
manli §airleri }uara-yi iran'a ve IranlSer dahi Arapiar'a taklid ile melez bir jey yapil- 
miftir ve bu taklid, yalniz Uslub-i nazimda degil, beiki efkar-Q meant'ye bile sirayet 
ederek, bizim ^uaray-yi eslaf eda-yi nazm ve ifadede ve hayalat ve meanlde Arap ve 
Acem'e mUmkun mertebe taklide sa'y etmegi maarifden addetmi^ler ve acaba, 
bizim mensup oldugumuz milletin bir lisani ve §iiri var midir ve bunu islah kabil mi- 
dir, asia burasini mUlahaza etmemi^lerdir. "in§a yolunda da hal, tamamiyla boyle 
olmu^tur. MUn§eat-i Feridun ve asar-i Veyst ve Nerkis? vesair mun^eat-i mu'tebere 
ele alinsa, iglerinde Qgte-bir TQrkge kelime bulunmaz ve bir maslahat ifade ederken 
bedi' ve beyan fenleri kari^tirilarak ibraz-i belagat igin oyle mU§evve§ ve 
mUtetabiul-izafat ibareler yazmi^larki Kamus ve Ferhenk beraber olmadikga... ma- 
nasini istihraca muvaffak olamaz." 

"Bu hale gore bizim millette ta bit hal iizre ne §iir, ne de in fa' var demek olur. 
Hayir! Bizim tabii olan §iir ve in§a'imiz, tafra halki ile Istanbul ahalisinin avami 
beyninde hala durmaktadir..." 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 37 



Tarik-i halvettde kutb-i yezdant Niyazi'dir 
Ulular ulusu hem §eyh-'i rabbani Niyazi'dir 



Noktanin sirnni ihsan eyieyub zahir iden 
Sertaam kutb-i alem Misrt'dir gayet ulu. 



M. Murad NakjT 



M.Tabir MisrT 



Altinci sebebimiz, mur5idler muridleri igin bir ayna gibidir. Aslinda onlar 
miJntesiplerini terbiye etmede gok hirslidir. Fakat bu hirslan talebesindeki 
kabiliyetinden oteye de gitmez. ^unkij insana bahjedilmi? olan kamil tabia- 
tin tasarrufu murjidin elinde imi? goriJnse de Allah Teala'nin izn-i musaadesi 
miktarinca tasarruf etme yetkisi vardir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem 
dahi ummetinin hidayetinde sinirli tutuldugu bilinmektedir. §6yle ki; 

"Sen, sevdigini dogru yola en§t'iremezs'in, ama Allah Teala, diledigini 
dogru yola en§tmr. Dogru yola girecekleri en iyi O bilir. " ^^ 

Bu ayet-i kerimeden aniajilan murjid ayna gibi muridlne kendini haber 
eder. Murid de fitrati geregi gordugunij aniayip onu tercih eder. insanin 
kendine nazar etmesi mumkun olmadigi bilinen husustur. insanin noksanini 
gormesi igin kamili gormesi gerekir. Kamil ona nigin-nedenleri haber verir. 
NiyazM Misn kaddese'llahij sirrahu'l azTzin Divan-i ilahiyyati da okuyanlara 
bir ayna oldugunu bildigimizden bu aynanin parlakligini artirmak igin aniayi? 
perdesini aralamak gerekmekte idi. ^unkij bu divanin tumij igin agiklama 
yazanlar ise 50k az bulunmakta oldugundan agiklama ihtiyaci da hasil ol- 
mujtur. 

insanin gonlij neye akar, insan neyi severse, onun cinsindendir; ancak 
o sevginin bir maksada dayanmamasi gerek, Sevgi, garezsiz olursa, Elest 
ahdindan beri, onlarin bir cinsten olduklarina delildir, ^unkij "insan, sev- 
digiyledir", Nitekim "Adamin ne bigim adam oldugunu sorma; kiminle 
dufup kalkiyor, onu sor"demi5lerdir. Herkesi yiyip igtigi jeylerden tanir- 
lar bunlar da iki gejittir: 

Duygu gidasi, akil gidasi. 

(Ziya Pa§a'nin Numune-i Edebiyat-i Osmamye, (altinci basim, s. 288-294'den 
naklen: Fuad Koprulu, Edebiyat Arajtirmalan, Ankara, 1999, s. 302-303.) 

Ancak ismet Ozel'in divan edebiyati igin olan §u goriijij unutmamak gerekir. 

Divan edebiyati di$inda bir edebiyat Tiirk milletini ayaklar altina almak iste- 
yenlerin bunu ba$aramayacaklarini gostermek kastiyla dogdu. Tiirk $airleri Tiirk 
milletinin ayaklar altina almamayacagmm birer kanitlamasiydi. (OZEL, 2007), s. 14 
Kasas, 56 



38 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Duygu gidasi ekmektir, ettir, sudur, buna benzeyen jeylerdir, Akil gi- 
dasiysa bilgilerdir, hikmettir. §imdi, bazi kijilerin goniJlleri, fikha, bazila- 
rinin mantika, bazilarmin tefsire, bazilannin da, Allah Teala ikisine de 
rahmet etsin, Attar ve SenaT'nin divanlanna akar. Bazilarmin gonulleriyse 
EnverT, ZahTr-i FaryabT ve NizamT'nin jiirlerinin bulundugu divanlari geker. 
EnverT'nin, oburlerinin divanlanna meyleden, bu alem ehlindendir; onu 
balgik kavrami5, karmi§tir, Ama SenaT ve Attar'in divanlanna, Allah Teala 
bizi aziz sirnyla kutlasin, Mevlana'nin, oziJnde ozij, iginde ig olan ve SenaT 
ile Attar'in sozlerinin oziJ - ozeti bulunan faydali sozlerine meyletmek, 
meyleden kijinin, goniJl ehlinden ve veliler bolijgunden olduguna delil- 
dir.^^ 

Epiktetos demijtir ki: "Eger sigirlaria domuzlar konu^abilselercli, soman 
ve yemden ba§ka §ey konu§anlarla alay ederlerdi." diyor. 

HiJlasa, bizi de ajan bir eser meydana geldi. Allah Teala faydali olmasini 
nasip eder. 

Bu kitap yazmaya niyetlendigimde, ne tiJrden olursa olsun her bolumiJnu 
kopyalamaya zorunlu oldugumu dujundijgum tek bir bigimi almadim. Ko- 
nuyla uzaktan ve yakindan ilgili eser veren biJtun yazarlan bir araya getirdik- 
ten sonra, en uygun goriJnen ogretilerin her birini segip ayirdim ve boylece 
degijik zihinlerden en mukemmel fikirleri derledim. Bu kaynaklar ister felse- 
ft, ister tasavvuft, isterse de her ikisinin kanjimi olsun. Sadece bir kaynakia 
sinirli kalmayip ve sadece bir kimseyi de takip etmedik. Neyi faydali gordijy- 
sek istifadeye sunduk. Ortasini bulalim diye, zit fikirleri dahi kitaba derc 
ettik. CiJnku her jey Allah Teala'yi aniatmaktadir. 

Agiklamalarda diJzensizlik sadece gorunijjten ibarettir. Bir birini takip 
eden ve aralannda higbir ilgi yokmu? gibi goziJken agiklamalar arasinda ya- 
kin bir bag vardir. Fakat oldukga gizli olan bu munasebetin farkina varabil- 
mek igin, bilgileri oncesi ve sonrasiyla birlejtirebilecek bir nazara sahip ol- 
makyerinde olur. 

Agiklama yazilirken zamani ve bilgisi ile beraber kendiliginden olu5mu5- 
tur. Bu nedenle hangi bilgi nereye konacaksa NiyazT-i MisrT kaddese'llahiJ 
sirrahu'l azTzin bizzat himmet ve tasarrufu ile olduguna eminizdir. 

Ayrica halifelerinden olan Azbi Baba kaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz tarafin- 
dan yapilmi5 tahmisler ilave edilerek agiklamalarda zenginlik olmasi dijju- 
niJlmujtur. 

Agiklamalarda bijyuklerin fikirleri ve eserleri "MTrT mail" ^* olarak gorij- 



^^(VELED), ba5likCIV 
Miri: devlet mail, devlet hazinesine mensup. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 39 



riJz. Aldigimiz bilgiyi ve ciJmleyi dahi kendimize mal etmeden beyan etmeyi 
de unutmadik. ^unkiJ kendimize hasredecegimiz bir ilmimiz muhakkak ki 
yoktur. ^unku bilgimizin sermayesi de ancak onlardir. Bu konudaki §emsi 
Tebrizi kaddese'llahij sirrahu'l-azizin (sirlandigi tarih: 1245) dujunceierini 
aktarmak uygun olacaktir. 

"Vezir Nusretuddin buyijk bir toplanti tertip etmi^ti. Ileri gelen bir bijyijgij 
§eyhlil< yerine oturtmu§lardi. Toplantida bijtijn §eyhler, bilginler, arifler, 
emirler, haldmler hazir idiler. Bunlardan her biri tOrliJ ilimler, hil<metler, fen- 
lerden l<onu§up tarti^ma yapiyorlardi. Tebrizii ^emseddtn de bir l<d}ede ses- 
siz sedasiz onlari seyrediyordu. Ansizin l<all<aral<, yijl<sei< sesie oniara §dyle 
dedi: 

"Ne zamana kadar falanm filanm sozlerini aktarmakia ovuneceksiniz? 

Benim kalbime de Allah Teala §6yle ilham etti diye ne zaman haber ve- 
receksiniz? 

Hadis, tefsir, hikmet olarak konu§up durdugunuz bu sozler, o devir 
adamlannm sozleridir. Bu adamlardan her biri kendi zamanlarm da mevki 
iin sahibi kimseler idiler. Kendi hallerinin derdinden manalar soylemi^lerdi. 
Sizler de bu gagin adamlari oldugunuza gore, sizlerin sirlari, sozleri nerede 
kaldi?'"' 

Hz. Muhyiddin-i Arab! kaddese'llahij sirrahu'l-aziz 

"Her asirda belli bir ki§i vardir. Bu asirda hayatta olan bu ki§i i§te 
benim" "Zamanin sonunda bizim igin gUneg gibi agiga gikan bir devlet 
vardir ki, o ortulemez. Kim ki bizdendir ve bizim soyledigimizi soyluyor- 
dur, Onu mujdele. O, dunya ve ahirette de mujdelenmi^tir." "° 

buyurarak, velayet meydanmin buyiJk bir murjid-i kamili olduklanna ijaret 
etmi5lerdir. Bu soze gore zamanini ve etrafin a§an ve ustiJn insanlarin olma- 
si Allah Teala'nin bir emridir. NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz de 

"Her vakitde hatmU'l-evliya birdir, bu vakitde Allah sUbhanehu ve 
teala hatmu'l-evliya olmagi Misriye virdi."^°^ 



^^(KUCUK, 2001), s. 29 

5ems, bireyin kendi orijinal ve taze fikirlerini junun bunun dedikodularma kurban 

etmemesi geregine inanmijti. Yoksa Ilimler nasil gelljeblllr ve Insan taklltten nasil 

kurtulabilirdi. Bu yiJzden 5ems, Mevlana'yi bile babasinm eserlnl okumaktan zaman 

zaman men dahl ediyordu. 

™ (VASSAF, et al., 2005) (Kadlrlyye bl.) SiJleymanlye Yazma Bagiflar, 2305-2309, c.l 

^" (CECEN, 2006), s. 39 



40 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



buyurarak durumunu ajikar etmijtir. Bizimde bijyuklerimiz hakkinda ki iti- 
kadimiz bu jekildedir. 

Abdulvahhab §a'ranT, "el YevakTt ve'l Cevahir ft Zikri Akaidi'l Ekabir" 
1/9" da 5unlari yaziyor: 

"Muhyiddtn Arab? kaddese'llahij sirrahu'l-azizin el FiJsus kitabindaki: 
"Onun yaptigi her §ey, ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
huzurunda izin aldiktan sonra vuku bulmugtur" ifadesi hakkinda Hafiz 
Ebu Abdullah ZehebT'ye sorulmu?, 5U cevabi vermijtir: "Bu $eyh gibileri- 
nin yalan soyleyecegine inanmiyorum". Bilindigi gibi ZehebT, §eyh 
Muhyiddin lie Sofiye taifesine kar§i en jiddetii olan kimsedir. Gergekten 
bu konuda en kati davrananlardan birisi Zehebi'nin kendisi digeri de ibni 
Teymiye radiyallahij anhdir. 

imam SiJyutT, "Kam'u'l Muarid fi Nusrati ibni'l Farid" adii kitabinda 
§unlari yaziyor: 

"5ayet Zehebinin boyle ileri geri konujmasi sen! yaniltiyorsa, buna 
jajmamak gerek. ^unkij o bundan daha bijyuklerj olan imam Fahruddin 
ibn Hatib, hatta bundan da buyiJk olan ve "Kutu'l Kulub" sahibi Ebu Talib 
Mekkl hakkinda ve hatta bunlardan daha buyiJk bir zat olan §eyh Ebu'l 
Hasan el E§'an hakkinda da ileri geri konujmujtur. Halbuki Hasan Ej'arT 
ki, unij her tarafa ulajmijtir. Kitaplari bunun agik ornegidir. Bu eserleri 
"el Mtzan, et Tarth, Siyeru'n Nubela" gibi eserlerdir. Dilersen onun soz- 
lerini bunun sozleriyle karjilajtir. Vallahi yeminle soylijyorum, onun bu 
zatlar hakkindaki sozleri gegersizdir. Biz sadece burada onlarin hakkini 
veriyoruz. Bajka jey degil." 

i§in aslinda biJtun bu a§iri gibi goziJken hususlar, imam Zehebi'nin aji- 
ri vera' sahibi olmasindan ve din yonunden pek fazia ihtiyata onem ver- 
mesinden otiJrudur. O, bu bakimdan mazurdur ve hatta ^eriatga kesin 
olarak belli olan esasa gore de ecir bile kazanmijtir/"^ 

Bize du§en soz ise bu yol biJyuklerinin dogru olduguna inanmak ve onlari 
yalniz birakmamaktir. 

"Bu kara yiizlu Ismail, Niyazt-i Misrt kaddese'llahij sirrahu'l azizin kapi- 
sinda oniinde yatip kalkan kopekleri gibidir. Onun e§iginde benim duru- 
§um o kopeklerin duru§u kadar, fazlada degildir." ^°^ 

Kitmirt Niyazt 

ihramcizade Ismail Hakki 

04.12.2009 



^°^ (Abdullah LeknevT, 1984), s. 118-119 

Bu soz aslinda NiyazT-l MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin bijyukler igin soyledigl 
sozden uyarlanmijtir. 



"Bi-kudreti'llahi's-settar 

bizler gormezsek sizler goresiz. 

bizim Misri Muhammed Dervi$ 

ne U§§ak'a ve ne Burusa'ya 

ve ne ahar diyare ve 

ne bUtUn dUnyaya sigar degildir. 

Kibar u kummelden ma'dud 

bir mur$id-i pur i$tihar olsa 

gerekdUr." '°' 



^°'' (ibrahim RAKIM, 1750), v. 12a; (VASSAF, et al., 2006), v. 77, {s.76); 

Hazret-i Ummi Sinan kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz.... NiyazT-i MisrT Efendimiz igin 
dua buyurdular ki: 

"En (ok gizleyen ve orten Allah Teala'nm kudreti He bizler gormezsekte sizler 
goriirsiiniiz. 

Bizim Misri Muhammed Dervi$ ne Ugak'a ve ne Bursa'ya ve ne ba$ka diyarlara 
ve ne de biitiin dunyaya sigar degildir. 

Biiyiikler ve kamillerden sayilan bir buyiik fohrete sahip bir miirfid olacaktir." 



NiYAZT-i MlSmkaddese'llahiJ sirrahu'l azTzin 
YA§ADIGIASRAGENELBAKI§ ^°^ 

A-SiyasTve Ekonomik Durum 

NiyazT-i Misn kaddese'lahij sirrahu'l azTzin yajadigi donem (1027/1618 - 
1105/1694) Osmanli devletinin siyasT yonden gerilemeye bajladigi devreye 
rastlar. Yedi Osmanli hukumdarinin hiJkum surdugij bir donemde yajami?- 
tir. Bu Osmanli padijahlarinin saltanat sijrelerj sirasiyla; 

Sultan Osman 11.(1618-1622), 

Sultan Mustafa I. (ikinci defa olarak, 1622-1623), 

Sultan Murad IV.( 1623-1640), 

Sultan Ibrahim (1640-1648), 

Sultan Mehmed IV.(1648-1687), 

Sultan SiJleyman 11.(1687-1691), 

Sultan Ahmed 11.(1691-1695). 

Bu yiJzyilda, IV. Murad doneminde Iran, Osmanli igin mesele olmaya de- 
vam etmektedir. IV. Murad 1045/1635 yilinda, Revan Seferine gikar ve Re- 
van Kalesini alip, problem! gegici olarak halleder. Daha sonra Bagdat Seferi 
yapilmi5, 1638 yilinda Bagdat fethedilmijtir. Sultan IV. Murad'tan sonra, 
yerine kardeji Sultan Ibrahim 1049/1640 yilinda padijah olur. Sultan Ibra- 
him doneminde Girit Adasi alinmijtir. Sultan ibrahim'in yetersizliginden 
dolayi alimler ve devletin ileri gelenleri Fatih Camiinde toplanarak bahis 
konusu durumu bir son verilmesi gerektigine karar vererek, yerine, gocuk 
yajtaki buyuk §ehzade Sultan IV. Mehmed'i tahta gegirirler. Yenigeri ve si- 
pahilerin aniajarak diJzenledikleri ve birgok insanin asilmasiyla sonuglanan 
"Vak'a-yi Vakvakiyye" (^inar Vak'asi), Sultan Mehmed doneminin en onemli 
tarihi olaylarindandir. Hemen bu olaylarm arkasindan, Osmanli devletyone- 
timinde uzun sure soz sahibi olacak KopriJluler Donemi bajlar. 

XVI. miladi asirdan itibaren bajlayan dahilT gokijju, di? zaferler ve jiddetii 
tedbirlerle durdurulmaya galijan KopriJlu ailesi yirmi seneye yakin devlete 
hizmet etmijierdir. 

XVII. yiJzyilin son geyreginde Osmanli Devletinin saltanat kirk yil Sultan 
IV. Mehmed kalmijtir. Sadrazam, Merzifonlu Kara Mustafa Paja'dir. Bu 
esnada, daha once KopriJlu Fazil Ahmed Pa§a zamaninda yapilmi? Avustur- 



Mustafa A§KAR, NiyazT-i MisrT Hayati, Eserleri ve Tasavvuf Aniayiji, Ankara, 1997, 
(Doktora Tezi) s. 19-39, ist. 2004; Orhan BAGI5, NiyazT-i Misrt Divanmda Din ve Ta- 
savvuf, YiJksek Lisans Tezi, YOK-41442, Ankara, 1995, s, 7-11 



44 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ya Aniajmasi bozulmu? ve Avusturya'ya karji sava? ilan edilmijti. Padijah 
IV. Mehmed'in de ordusunun bajinda bulundugu ve tarihe Viyana Bozgunu 
(1094/1683) olarak gegecek bu ku§atma, iki ay kadar surer ve Osmanli or- 
dusu yenilir. 

Bu donemde, siyasTve idarTyapiyi etkileyen en onemli meselelerden biri 
de, devlet yonetimine saraydaki Padijah e? ve validelerinin karijmasi sonu- 
cu idarenin bozulmasidir. 

Bu donemde Osmanlilarin iginde bulundugu ekonomik durum, siyasT du- 
rumdan pek de iyi degildir. Bu ekonomik kriz, tabii olarak devletin siyasTve 
igtimaiyapijma da yansimijtir. 

XVII. yiJzyil, Osmanli Devleti igin, siyasTve ekonomik sikintilarin yaninda 
yanginlarin gok oldugu ve bu yonde de buyiJk felaketlerin atlatildigi bir do- 
nem olmujtur. 

Bu yiJzyilda en buyugij 24 Temmuz 1660 da olmak iJzere on bir kez yan- 
gin gikmi5 ve bu donem tarihT kaynaklarda Tarih-i Ihrak-i KebTr bajligiyla 
kaydedilmijtir O donemin tarihgisi Abdurrahman Abdi Paja, 1062/1652 ve 
1070/1660 iki bijyukyangindan bahsetmektedir 

B-ilmTve EdebT Durum 

Osmanli Devletinde en yiJksek ilmT miJessese bilindigi iJzere medresele- 
rin Kurulu5 doneminde Molla FenarT (hyt. 834/1431) gibi gayretii miJderris- 
lerin sayesinde kurulmu? medreselerdeki, kelam ve felseft esaslara dayali 
Fahrettin RazTekolu, zamania silinmeye bajlami?, yerini tepkici bir zihniyete 
sahip, akIT ve felseft ilimlere karji bir aniayija terk etmeye bajlamijtir. Ayri- 
ca bazi jeyhiJlislamlarin telkini ile hikmet dersleri denilen matematik, felse- 
fe ve kelam gibi akIT derslerin terk edilmesi, bir kisim ilim adamlarinin go- 
cuklarina on be? yajindan once miJderrislik beratinin verilmesi, talebelerin 
iyi bir egitim gormeden ru5vet ve para ile miJderris olmalari medreselerin 
bozulmasma dogrudan etki etmijtir. 

XVII. yiJzyildan onceki yiJzyillarda tabii ve felseff ilimlerin ogretim yeri 
olan medreselerde, birgok ansiklopedik temelli bilgin yetijmijti. Bu yiJzyil- 
dan itibaren medreselerde akIT ve miJsbet ilimler itibardan dujmij? ve ders- 
ler daha gok fikih alanina kaymijti. Matematik, astronomi, felsefe gibi ders- 
ler, tamamiyla ortadan kalkmasa bile onem verilmiyordu. 

XVI. yiJzyilin ikinci yansina gelindiginde Osmanli medrese sisteminde 
RazT ekolundan daha farkli bir mektep daha ortaya gikti ki, bu ekol Osmanli 
ilim ve fikir tarihi boyunca sanildigindan gok fazia etkili ve onemli olmujtur. 
Tesirleri guniJmuze kadar surmij? olan bu ekolun kurucusu BirgivT Mehmed 
Efendi (hyt:981/1573)'dir. ijte bu ekolun zihniyeti bundan boyle tarihte hig 
goriJlmedik bir boyutta, Osmanli din ve ilim hayatim asirlar boyu mejgul 
edecek, Kadizadeli-SivasT geki§melerinin tohumlarmi atacaktir. Diger taraf- 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 45 



tan medresenin gerilemesiyle birlikte ilmiye sinifi da bozulmaya ba§lami5tir. 
Osmanli Devleti'nin Duraklama donemi iginde mutalaa edilen bu asirda, 
birgok sahada goriJlen durgunluk ve gerileme ge§itli ilimlerde de kendini 
hissettirmeye bajlamijti. Bu donemde genellikle belli bir konuda mustakil 
eserler yerine, alimlerce kabul gormij? bazi eserlere jerh ve ha§iyeler yazil- 
digini gormekteyiz. BiJtun bu olumsuzluklar iginde, XVII. asirda alimler, bir 
asir evvelkiler gibi miJdekkik, muhakkik olmasalar bile; kalem sahibi miJnji 
alimler oldukga goktur. Ancak biJtun bunlara ragmen, edebiyat diJnyasinin 
etkilenmedigi ve edebiyatta yeni buyiJk §airlerin ortaya giktigi bir devirdir. 
Bu asirda Neft, §eyhulislam Yahya, §eyhulislam BahayT ve NabT gibi divan 
§airleri yeti§mi§tir. 

C-Dimve FikrT Durum 

Bilindigi gibi, Osmanli devletinin Kurulu§ Doneminde devlet ve suftler 
arasinda bir yakinliktan bahsedilir. Osmanli tarihinin ilk devirlerinde bu je- 
kilde hiJkumdarlarin umumiyetle tasavvufa karji bir meyil duyduklari gorij- 
lijr. Donemin ilmT yapisini aniatirken bahsettigimiz gibi, XV. yiJzyil bajlarin- 
dan itibaren ilmiye sinifindaki tasavvuf cereyanlari, kuvvetii bir bigimde 
yayilmaya bajlamij, bunlar, Osmanli Devletinin muhtelif bolgelerinde kendi 
tarikatlarinin inang ve merasimlerini yaymak firsati bulmujiardir. KadirT, 
HalvetT, BayramT ve diger tarikatlar, XV. yiJzyilin ikinci yarisindan, XVI. yiJzyi- 
lin ortalarma kadar olan zaman zarfinda, memlekette mevcut fikrT miJsama- 
ha sonucu, yayilmak firsatini bulmujiardir. Ayni jekilde, Nakjibendiye 
tarikati da, XV. yiJzyilda girmi? ve Turk insaninin dint ve manevT hayatinda 
onemli bir rol oynamijtir. Ayni jekilde ilk donemdeki ulema-mejayih ilijkile- 
rine bir goz atilirsa, oldukga yiJksek seviyede bir uyum goze garpar. ^unkij ilk 
Osmanli miJderrisi Davud-i KayserT (hyt:751/1350), ibn ArabT'nin Fususu'l- 
Hikem'ine bir jerh yazmijtir. Buna benzer bir durumda, ilk Osmanli §eyhu- 
lislami Molla FenarT (hyt:834/1431), Sadreddin-i KonevT (hyt:674/1274)'nin 
Miftahu'l-Gayb adii tasavvuf? eserini okumu? ve okutmu? olmakla beraber, 
kendi donemindeki Halvetiye ve Zeyniye Tarikatlarindan bizzat istifade et- 
mi5, Osmanli fikir tarihinde onemli bir yeri olan vahdet-i viJcud anlayi5ini 
benimsemijtir. Bu orneklerden aniiyoruz ki Osmanli devletinin kurulu? do- 
neminde ulema-mejayih ayirimi gibi bir durum soz konusu degildir. Ancak 
gerek Devlet-mutasavviflar arasi gerekse ulema-mejayih arasmdaki ilijkiler 
boyle devam etmemijtir. Gegen zaman ve asirlar boyunca dengenin Muta- 
savviflar aleyhine bozulmaya bajladigini gorijyoruz. Ozellikle I. Mehmed 
^elebi doneminde ortaya gikan §eyh Bedreddin Olayi (823/1420) ile birlikte 
devlet adamlarinin tasavvuf? gevrelere duyduklari giJven azalmaya yiJz tut- 
mu5, onlar hakkinda miJtereddit davranmaya bajlamijlardi. 848/1444 yilin- 
da. Sultan II. Murad doneminde Molla Fahreddin Acemi, bir Huruf? §eyhini 



46 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



dinsizlikle itham etmijtir. §eyhin idami istenmi?, neticede jeyh idam edilip, 
taraftarlari dagitilmijtir. Vine §eyhulislam Ebussuud Efendinin fetvasiyla, 
Bosnali §eyh Hamza Ball kaddese'llahij sirrahu'l azTz 969/1561 yilinda idama 
mahkum edilmijtir. Ayni jekilde, Oglan 5eyh denilen Ismail Ma'jukT 
kaddese'llahij sirrahu'l azTz, zamanin §eyhulislami Kemalpajazade'nin fetva- 
siyla 935/1529 yilinda on iki murTdi lie birlikte Idam edilmi§ti. Bu idamlarin 
sebebi, kendilerinden kaynaklanan, ajin sozlerinin cahll halk tarafindan 
yanli5 aniajilip, halki dalalete sevk edebilecegi dijjuncesl jeklinde agiklana- 
bilir. Bu asirlarda ulema-mejayih ilijkileri gergevesinde cereyan eden bu 
idam fetvalari, ferdT olaylar olup, kitlelere yansimi? degildir. Mutasavvif- 
ulema ili§kileri bir gerilim donemine girmekle birlikte, yine de kismT bir mij- 
samahadan bahsedilebilir/°^ 

XVII. yiJzyila gelindigi zaman, izah etmege galijtigimiz bu musamahanin 
gok daha azalmi? oldugunu ve tasavvuf ehline liJzumundan fazia dijjmanlik 
gosteren bir vaizler sinifinin ortaya giktigini gorijyoruz. Bir onceki yiJzyilda, 
risale ve kitaplaria yapilan miJcadele, XVII. asra gelinince fiiliyata donijjmu?- 
tij ve bu miJcadele, bundan boyle Osmanli fikir tarihinde asirlar boyu siJre- 
cek olan, vaiz sinifinin bajini gektigi ve yiJzlerce beiki binlerce insani mejgul 
edecek Kadizadeliler Hareketi veya Kadizadeli-SivasT gekijmesi olarak ortaya 
gikacaktir. Bu olaylari koriJkleyen vaizler, zahiren de olsa BirgivT (hyt: 
981/1573) "Tarikat'i Muhammediye" adii eserini kendilerine esas almijlardi. 
BirgivT kanaatlerini gekinmeden soyleyen, doneminde gordugiJ bid'atlaria 
miJcadele eden ve gerektiginde tarikatlarin yozlajmaya ba§lami5 yonlerini 
agikga elejtirebilen bir kimseydi. Aslinda BirgivT Mehmed Efendi'nin kitap ve 
risale olarak yazdigi eserler incelendiginde bajta ibn-i Teymiye oldugu halde 
talebesi ibn-i Kayyim el-Cevziyye'nin etkileri pek agik jekilde goriJiiJr. Her 
haliJkarda BirgivT nin eserleriyle Kadizadeliler hareketinin fikrT temelleri ha- 
zirlanmi5 ve bir gigir agilmi? Sonug olarak talebeleri hocalarinin fikirlerini 
yayarak belli bir ziJmre olujturmujiardi. Birgivi'nin bu eserleri XVII. yiJzyil- 
daki bazi vaizlerin ellerine gegmi? olup, suret-i haktan goriJnerek ve bu eser- 
lere siginarak bazi menfaatler elde ediyorlardi. 

Kadizadelilerin bajinda mejhur KiJgiJk Kadizade denilen Balikesirii 



Kemal Pa§a-zade kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz raks ve deverana da kar5idir. Bu ko- 
nuda az evvel sozQ edilen bir de risale yazmi5tir. O, "sofiyeden akidesi bozuk Halve- 
ti derviflerinin kestiklerinin yenilip yenilmeyecegi konusundaki bir soruya: el-cevab 
yenmez, haramdir, diyerek birtakim sufTgorunujiiJ kimseleri mahkum etmijtir". 

Kemal Pa5a-zade vahdet-i vucud inanijinm kaba ve yanli5 yorumlarma, maddeci 
panteizm 5eklinde aniajiimasma karjidir. Konuyla ilgili bir fetvasmda 56yle der: 

"Zeyd, vucud vahiddiir dese, muradim yerin ve gogiin, anun gayrunun her ne 
kirn war ise Allah Taala'nm vucududur, Allah'dur, zira Allah'dan gayru jey yokdur, 
dese §er'an Zeyde tecdid-l iman gerekur". (KONUR, 1992), s. 13 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 47 



Mehmed Efendi gelmekte olup, sonradan, kendisi gibi dijjunenlere bu lakap 
verilmi§tir. KugiJk Kadizade 1041/1631 yilinda Ayasofya'da vaiz idi. Bu sirada 
devletin genellikle sikijik olan durumundan istifade edip, jeriati savunma 
adina ortaya gikmi?, halki jeriata aykiri addettigi tarikatlara cephe almaya 
davet etmi§ti. Kadizade hayati boyunca bid'at iJzerinde gok durmu? ve on- 
lardan §iddetle kagmmak gerektigini savunmu§tur. Katib Celebi'nin ifadesiy- 
le Kadizade, "raks ve devr hususunda eski davayi tecdid" etmi^ti. Bu arada 
Kadizade IV. Murad'a memleketin durumunu aniatan manzum bir kaside 
yazar ve turn Osmanli topraklannda tiJtun yasagi koymu? olan IV. Murad'i 
destekleyerek, tiitiJniJn haramligina dair fetvalar verlr. Bu yiizden hakli hak- 
siz pek gok adam oldurulmijjtur. 

Kadizade'nin asil hedef kitlesi mutasavviflar olmujtur. Ayrica devran ve 
sema'in haram oldugunu iddia etmijtir. Kendisiyle zamanin SivasT Tekkesi 
jeyhlerinden SivasT Efendi diye mejhur mutasavvif Abd'uI'mecTd Efendi 
kaddese'llahij sirrahu'l azTz (hyt:1049/1639) arasinda tarti§malar gikmi§tir. 
Katib ^elebi, IV. Murad doneminde SivasT Efendi ile Kadizade'nin Yeni Ca- 
mii'de bir mevliJd miJnasebetiyle vaaz ettiklerini, halkin SivasT Efendi'ye, 
padijahin Kadizade'ye tevecciJh edip, onun etkisiyle kahve ve meyhaneleri- 
ni tahrip ettirdigini kaydeder. BiJtun bunlardan sonra, Kadizade Mehmed 
Efendi'nin goriJnurde bid'at ve hurafelerle miJcadele ediyor goriJnmesine 
ragmen, Mutasavviflarla tarti§tigi meselelerin seviyesine bakarak onun 
mevkTve johret yakalama pejinde oldugunu rahatlikia soyleyebiliriz. 

Kadizadeliler tartijmasinda vaizlerden ve sufTlerden on plana gikan 
ijger kiji bulunmaktadir. Bunlar 

1. KiJguk Kadizade Mehmed Efendi (hyt.1045/1635) ve karjisinda 
AbdiJlmecTd-i SivasT Efendi (hyt. 1049/1639), 

2. UstiJvanT Mehmed Efendi (hyt. 1072/1661) ve karjisinda miJellifimiz 
Abd-iJl'ehad NurT Efendi (hyt:1061/1651), 

3. VanT Mehmed Efendi (hyt. 1096/1685) ve karjisinda NiyazT-i MisrT 
(hyt 1105/1694).^°^ 

Donemin tartijmalari iJzerine ayrica bir eser kaleme alan Katib ^elebi, 
MizaniJl-Hakk fT Thtiyari'l-Ehakk adii bu eserinde, Kadizadelilerle-SivasTler 
arasmdaki tartijma konularini kitabinda bajliklar halinde verir. 

1-Muspet ilimlerin bu arada matematigin tahsili me$ru mudur, degil 
midir? 

2-Hizir peygamber sag mi, degil mi? 



^°^ (BAZ, 2004), s. 51 



48 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



3-Ezan ve mevliid ve sair $eylerin makamla okunmasi caiz midir, degil 
midir? 

4-Tarikat erbabmm devranlan megru mu, degil midir?^°^ 

5-Tutun ve kahve igmek haram midir, degil midir? 

6-Hz. RasulUllah sallallahU aleyhi ve sellemin anne ve babasmm imanli 
olUp-dlmedikleri? 

7-Fimvun'un imanli oliip olmedigi? 

8-$eyh-i Ekber Muhyiddtn ibn-iil Arabt hakkmda Kadizadelilerin ve mu- 
tasavviflann gdrU^leri. 

9-Hz. HUseyin mdiyallahU anhm §ehadetine sebeb olan Yezid'e lanet 
edilip edilmemesi. 

lO-RasulUllah sallallahU aleyhi ve sellemden sonra ortaya gikan 
bid'atler. 

11-Kabirleri ziyaret edip etmemek. 

12-Cemaatle nafile, Kadir, Beraat, Regaib namazlannm kilmip- 
kilmmayacagi. 

13-BiJyiJklerin elini, etegini opmenin hUkmU. 

14-Emr-i bi'l-Ma'ruf ve Nehyi anil-MUnker bahsi. 

15-RU}vet Bahsi. 

Bu sorulara karji Abd'urmecTd SivasT kaddese'llahij sirrahu'l azTz, miJsbet 
ilimlerin tahsilinin gerekliligini,"^ Hizir'in hayatta oldugunu, ezan vs. gibi 



Kadizade Mehmed Efendi'nin olumijnden sonra onun kursusijne oturan vaizler, 
§6hret sahibi olmak igin, haramligi kat'T delillerle sabit olmayan hal ve fiilleri helal 
sayanlarm kafir olmadigi muteber kitaplarda agikga belirtilmijken "Elbette bu fiilleri 
irtikap eden kafir olur" diyerek tartijmalan alevlendirdiler. Saray gorevlilerinden de 
pek gogunu etkileri altina aldilar. Ozellikle UstuvanT Mehmed Efendi diye bilinen bir 
vaiz, vaazlannda tasavvuf ehlinin kafir oldugunu soyleyip "Devran yapilan bir tekke 
yikilip temeli bir kag ar$in kazilarak gikan toprak denize dokiilmedikfe orada 
ibadet yapilamaz," d\\/ordu." (KARA, 2002), s.28 

ibn Arab? kaddese'llahii sirrahu'l-azTzin Firavun'un imaniyla alakali gorijjuydu, 
AbdiJlmecid STvasT kaddese'llahii sirrahiJ'l-azTz bu g6ru§u ug vecihie agikliyordu. 

Birinci: Ibn Arab? Malik! idi ve MalikT mezhebinde Tman-i yeis muteberdir. Dola- 
yisiyla Ibn Arab? MalikT mezhebini gore hiJkum vermi5tir. 

ikincisi: desise (hTle, oyun) olmasi muhtemeldir. STvasT bu ihtimal iJzerinde yo- 
rum yapmiyor. 

U^iincusii: bu soz miJevveldir. Yani tevTIi vardir. 56yle ki; Musa aleyhisselamdan 
murat ruh, Firavun'dan murat nefs-i emmaredir. Harun akildir. Karun jeytandir. 
Vucut Misr'ma Firavun'un padijah olmasi, alem-i sadrda nefs-i emmarenin istilasi 
demektir. 5ecere-i Musa'nm kuvve-i asayi esma mii5ahedesiyle imana gelmeleri, 
kuvayi nefsaniyyenin ruha tebaiyeti ile §erhedilir. Asa'nin ejder olup Firavun'a ham- 
le etmesi esmanin kuvveti ile §erh edilir. (KARA, 2002), s.27 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 49 



jeylerin giJzel sesle ve makam iJzere okunabilecegini, devranin ve sema'in 
caiz oldugunu, sigara ve kahvenin haram olmadigini, Hz. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem anne ve babasinin iman ile vefat ettiklerini, ibn-i 
ArabT'nin en buyiJk islam mutasavvifi oldugunu, RasuliJllah sallallahij aleyhi 
ve sellemden sonra ortaya gikan giJzel adetlerin kabul edilmesi gerektigi 
jeklindeki kanaatlerini vaaz ve risaleleriyle beyan etmi§tir. Ayrica Kadizadeli 
zihniyet o donemde yalniz tiJtiJn ve kahve igen degil, kajik ile gorba, billur 
bardak ile su igen, pantolon giyenleri, hatta camilerine birden fazia minare 
yaptiran padi§ahlari bile kijfijrie itham ederlerdi. Vine NiyazT-i Misn'nin 
Kadizadeliler cephesinden kendisiyle miJcadele ettigi Van! Mehmed Efendi 
(hyt:1096/1685) ile ilgili 5U olay, Kadizadeli zihniyetini aniamak igin oldukga 
garpicidir. Van! Efendi'nin hayranlanndan birisi ona vaazlarinda diJnyanin 
zevk ve sefasi aleyhinde jiddetii konujmalar yaptigini, diger taraftan kendi- 
sinin, altin ve giJmiJje, samur ve ipekli giysilere, cariyelere sahip olmasinin 
geli§ki olup-olmadigini sordugunda, VanT'nin cevabi ilgingtir. (GiJniJmiJz 
TiJrkgesiyle) 

"Behey nadan, dunya aslmda g'irk'in ve kotulenmi} degildir. Herkesin di- 
legi ve ragbeti bir nimete kavu§maktir. Kotulenen yon kazanildigi ve har- 
candigi yerd'ir. Kazanma ve harcamada sen bona benzer ve denk degilsin. 
Bir lokma yemek sana haram iken ilmt kuvvet ve akit tasarruf gucumie ile 
bana helal olur" 

Burada §unu da hatirlatmakta yarar gorijyoruz. Burada tarti§ma konusu 
edilen bu meseleler giJniJmiJzden bakildigi zaman, tabii ki gok basit ve yavan 
konular olarak karjimiza gikmaktadir. Ancak meseleye donemin tiJm diJnya 
gapinda kiJitiJr ve fikn diJzeyinden baktigimiz zaman, diJnyanin diger bolge- 
lerinde durum bundan pek de farkli degildir. 

Kadizadeliler ile tarikat mensuplari arasindaki temel anla§mazlik noktala- 
rindan biri de zikir ve deverandir. Osmanli doneminde HicrT 800 yillarina 
kadar deveran hakkinda hig kimse bir jey dememijtir, ilk defa bu hususta 
Yildirim Bayezid donemi alimlerinden ibn-i Bezzaz adiyla anilan Hafizuddin 
Muhammed bin Muhammed bin §ihab fetva vererek sufilerin deveranini 
red ve yapanlari tekfir etmijtir. Bundan boyle gerek sufiler tarafindan ge- 
rekse ulema tarafindan sesli zikrin mejruiyeti ve deveran hakkinda birgok 
olumlu olumsuz fetvalar verilmi?, risaleler yazilmijtir. 

Bunlardan XVII. yiJzyilda Kadizadelileri temsilen aleyhte yazilan en sert 
risalelerden birisi UstiJvanT Mehmed Efendi (hyt.l072/1661)'ye aittir. Buna 
karji donemin HalvetT §eyhlerinden Abd-tU'ehad NurT (h.y.t 1061/1658) 
yazdigi eserleriyle Kadizadelilerle karji devran ve cehrT zikri savunur. Bu 
hususta dikkat gekici bir nokta da, bu tiJr deveran ve cehrT zikri savunan 
risale ve eserler yazanlarin, genellikle tarikat olarak, cehrT zikir metodunu 
benimseyen HalvetT, KadirT ve MevlevT §eyhleri oldugunu goriJyoruz. Bu 



50 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



sebeple olsa gerek, Kadizadelilerin karjisina genellikle HalvetT §eyhleri gik- 
mijlardir. Kadizadeli-SivasT miJcadelesinde hemen her donemde her iki ta- 
raftan da kendi taraflarini savunan bir isim tarih sahnesine gikmijtir. 
Kadizadeli Mehmed Efendi'nin karjisinda SivasT Abd'al'mecTd Efendi varken, 
bunlardan sonra, ayni jiddette Kadizadelileri temsilen UstiJvanT Mehmed 
Efendi (hyt:1072/1661)'yi, suftleri temsilen de karjisinda Halveti §eyhi Abd- 
ijl'ehad Nuri (hyt:l061/1651)'yi gorijyoruz. Padijah yaninda hiJnkar jeyhiigi- 
ne kadar yiJkseien UstiJvanT, sarayda elde ettigi nijfuzu mutasavviflar aley- 
hinde kullanmaya gaiijtiysa da ba§arili olamadi. 

Bu miJcadele, ijte bu siralarda fiili bir safhaya intikal etmi?, saraydan ali- 
nan ciJret sonucu Kadizadeliler, tekkeleri basmaya ve dervijieri dagitmaya 
bajlamijiardir. Kadizadelilerin bu durumlari gittikge daha kotij bir jekilde 
devam ederek, devlet ijlerine miJdahale jeklini almi?; bu hal KopriJlu 
Mehmed Paja'nin vezir-i azamligina kadar devam ede gelmi§tir. KopriJ- 
lu'niJn vezir-i azam olujunun sekizinci Cuma gunij Fatih Camiinde Cuma 
Namazi esnasinda miJezzinler, nat-i jerif okurlarken Kadizadelilerden bir 
grup bunlarin makamla okunmasini menetmek istemijier, bunun iJzerine 
kan dokiJlmesine ramak kalmi§tir. 

Kadizadeliler, bu olaydan sonra, tarikat erbabina taarruza bajlamijlar, ne 
kadar tekke varsa yikmijlar, sokaklarda rastladiklari jeyh ve dervijiere 
tecdid-i iman teklif edip, kabul etmeyenleri oldiJrmeye bajlamijlardir. Daha 
sonra padijaha giderek, biJtun bid'atleri kaldirmaya izin istemi§ler, selatTn 
camilerinin hirer minaresini birakip digerlerini yikmaya, Hz. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem zamanindan sonra ihdas edilen her §eyi kaldirip, 
aleme kendi zihniyetlerine uygun bir nizam vermeye kalkijmijlardir. Bunlar 
kendilerine engel olmak isteyenlere karji silahla karji koymaya karar vere- 
rek, Fatih Camii aviusunda toplanmak iJzere taraftarlarina haber gondermij- 
lerdir. Bu durumu haber alan zamanin vezir-i azami KopriJlu Mehmed Paja, 
derhal Kadizadelilerin elebajlarma haber gondermi?, nasihatte bulunmu?, 
fakat sozij dinlenmemi§tir. Bunun iJzerine KopriJlu ileri gelen ulemayi ga- 
girmi5 ve durumu onlara arz etmijtir. Onlar Kadizadelilerin iddialarinin batil 
oldugunu, bu jekilde fitne gikaranlarin cezalandirilmalari gerektigini soyle- 
mijlerdir. Bunun iJzerine KopriJlu, durumu padijaha arz etmij, oldiJriJlmeleri 
hususunda emir almijtir. Bu emri almasina ragmen, KopriJiiJ, oldiJriJlmeleri 
yoniJne gitmemi?; UstiJvanT Mehmed Efendi ile TiJrk Ahmed ve Divane Mus- 
tafa adiyla johret bulmu? diger iki vaizi 1656 yilinda Kibris'a siJrmiJ?, tekke- 
leri ve jeyhleri bir siJre bunlarin elinden kurtarmijtir. 

Zamanin bajkenti istanbul'da bu olaylar olurken mutasavvifimiz NiyazT-i 
MisrT 34-35 yajlarmda olup, Elmali'da §eyhi UmmT Sinan'in tekkesinde ma- 
nevT egitimden gegmektedir. NiyazT-i Misrf'nin genglik doneminde UstiJvanT 
ile §eyh Abd-tU'ehad Nuri liderliginde devam eden, Kadizadeli-SivasT gatij- 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 51 



malari ugiJncu kujakta NiyazT-i MisrT ile yine vaiz olan Mehmed Van! Efendi 
arasmda siJrup gidecektir. 

XV. yiJzyilda gerginlejmeye bajlayan Devlet-Mejayih ve Ulema ilijkileri 
NiyazT-i Misn'nin yajadigi XVII. yiJzyila gelindiginde iyice kutuplajmijtir. Bu 
donem NiyazT-i Misride dahil pek gok mutasavvifin devlet tarafindan surgij- 
ne gonderildigi, §eyhler agisindan oldukga §anssiz bir donemdir. Ayni asirda 
Karaba? §eyh All kaddese'llahij sirrahu'l azTz Efendi (1090/1679) yilinda 
Limni adasina, yine Osman Fazli AtpazarT kaddese'llahij sirrahu'l azTz 
(1101/1690) tarihinde Kibris'taki Magosa kalesine, Ismail AnkaravT 
kaddese'llahij sirrahu'l azTz (hyt: 1041/1631) de kaynaklarda yeri belirtilme- 
yen bir yere siJrgiJn g6nderilmi§tir. 

Bu donemde dijtaki birkag yenilgiden sonra Anadolu'da da birtakim ig is- 
yanlar vardir. 1666'da Musul civarinda Seyyid Abdullah oglu Muhammed, 
mehdiligini ilan eder, gok getin bir sava? sonucunda yakalanir, istanbul'a 
getirilir ve tevbe eder. 

1666 yilinda Sabetay Sevi"° adinda izmirii bir yahudi KudiJs'te Mesihligini 



"° SABETAY SEVi 

1625 Yilmda izmir'de dijnyaya gelen Sabetay Sevi, geng ya§lardan bajlayarak 
kendini Yahudi mistisizmine, Kabbala'ya kaptirmijti. Bilincini yitirdigi, co§kulu do- 
nemler ya5iyordu. Gijglij ki§iligi ile gevresine birgok murit toplamayi bajarmijti. 
HeniJz yirmi iki ya§mda iken, Kabbalaci yorumlara dayanarak, kendisinin beklenen 
mesih oldugunu Man etti. 

Geli5melerden huzursuz olan hahambajilik, Sevi'yi Izmir'! terk etmeye zorladi. 
Sevi once eski bir Kabbala merkezi olan Selanlk'e, sonra Istanbul'a gitti. Bajkent'te, 
saygideger ve Qnlij bir vaiz olan Abraham ha-Yakini Ile karfila5ti. Yakini'nin elinde 
Sevi'nin mesih oldugunu dogrulayan Kabbalaci bir kehanet beiges! vardi. Kisa sijre 
sonra Istanbul'dan da ayrilan Sev!, once KudiJs'e ve sonra Misir'a gitt!. Kahire'de 
Osmanli valisinin hazinedan olan giiglu ve varlikli Raphael Halebi'yi kendi davasina 
inandirdi. 

Malt destek saglamij olarak, yandajlarmdan olujan bir maiyet ile KudiJs'e mu- 
zaffer bir bigimde geri dondu. Burada, Gaza'li Nathan adinda yirmi ya5larmda bir 
ogrenci, Yahudi geleneklerinde yer alan "Mesih'in Mijjdecisi" rolijnij iJstlendi. 
Nathan, co5ku iginde, Israll devletinin yeniden kurulujunun gok yakinda ger5ekle5e- 
cegini ve Sevi'nin zaferi ile dunyanin kurtulacagmi herkese duyurdu. Nathan, 
Kabbala hesaplarma dayanarak, kiyamet gunij Igin 1666 yilini blldlrdl. Ancak, Kudus 
hahamlari tarafindan tehdit edilen Sevi, 1565 yilmda sevingle karjilandigi Izmlr'e 
geri dondij. Bir kag yillik sure iginde, Sabetaycilik akimi hizia gijglenerek Venedik, 
Amsterdam, Hamburg, Londra ve bazi KuzeyAfrika kentlerine kadar yayildi. 

1666 Yili bajlarinda, istanbul'a giden Sevi, Osmanli yetkllllerl tarafindan tutuk- 
landi. 16 EylQI guniJ Edirne'de Padljah'm huzuruna gikarildi. Onceden olumie tehdit 
edildigi igin, Sevi din degi5tlrerek MiJsliJman olmayi kabul etti. Padljah, Sevi'nin 
adini Mehmet Efendi olarak degi§tirdi ve yijksek bir maa§la kapiciba5i gorevini ver- 



52 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ilan eder, o da yakalanip istanbul'a getirildiginde tevbe edip musluman olur. 
"^ Bu arada istanbul'da korkung bir taun hastaligi goriJlur. i§te butiJn bu 



di. Ancak, bu din degijtirme olayi, muritlerinin gogunu hayal kirikligina suriJkledi. 
Zamania itibanni yitiren Sevi, surgiJn olarak gonderildigi Arnavutluk'ta 1676 yilmda 
oldij. 

Sevi'yi din degijtirmesine karjin terk etmeyerek etrafinda toplananlardan olu- 
§an Sabetaycilik adi verilen akim, Sevi'nin dinsel yetkileri hakkmdaki ajiri iddialan ile 
sonradan din degijtirerek Yahudi inancina ihanet etmesi gelijkisini giderme gabasi 
igindedirier. Sadik Sabetaycilar, Kabbalaci bir yakiajimia, Sevi'nin din degi5tirmesini 
mesihiiginin gergekiejmesi igin atilmasi gereken son adim olarak yorumlarlar. Bu 
nedenle, onderlerini izleyerek IVluslumanliga gegmijierdir. Bu donmeler (din degi§- 
tirenler) igin, ki§inin kendini kalpten Yahudi hissetmesi onemlidir ve gorunurde 
uygulanan IVIuslumanligm ve bigimsei eyiemlerin degeri yoktur. Zohar'm Luriaci 
yorumundan yola gikarak, bir gejit "Kutsal Gunah" kuramma ulajan Sabetaycilar, 
Torah'm amaglarmm tarn olarak gergeklejmesinin ancak, manevT olmayan eyiemler 
sonucunda Torah'm gorunujte ortadan kaldinlmasi ile olanakli olacagmi ileri surer- 
ler. (BORAN Ozan, http://www.sabatay-sevi.de/ s. 102) 

Bazi son donem arajtirmacilar Sabetay Sevi ile NiyazT-i MisrT kaddese'lahu 
sirrahu'l azTzin gorujtijgu ifadeleri bulunmaktadir. 

["Nasil Kabalaci Sabetay Sevi ile "Vahdet-i Vucud"cu Niyazi IVIisrTyan yana ge- 
lip, birbirlerini aniiyorsa... 

...Peki, Van? Efendi ve yanda$larina kar$i, Yahudi Kabalistler ile Musluman 
sufTler nasil bir ittifak yapti? 

Sabetay Sevi ile Niyazi MisrT'nin yaptigi "ittifaki", daha sonraki yillarda hangi 
isimsiz $eyhler/Sabetayistler devam ettirdi? ..." Soner Yalgm, Beyaz Muslumanla- 
rm Buyuk Sirri- Efendi 2, 1. baski / Haziran 2006] 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTzin Sebatay Sevi ile bir g6ru5mesi olmuj- 
sa ve bir etkilenme varsa bunu Sevi agismdan dujunmek gerekir. 56yleki, Fenton 
Judaism and Sufism (Yahudilik ve Tasavvuf) isimli makalesinde bu konuya §6yle 
egilim gosteriyor. 

[^abbattler (Sebetaycilar) 

Yahudiler'le Musluman sufiler arasmda son onemli ili§ki, trajik kaderi dinini de- 
gijtirip islam'a girmesine yol agan mistik mesih Shabbatay Zevi'nin (Sebetay Sevi) 
(6. 1675) neden oldugu dint karijiklik esnasmda gergeklejmijtir. 

Shabbatay Zevi, Edirne'de zorunlu ikamete tabi tutuldugu donemde gizlice Ya- 
hudilik'le ilgili vecTbeleri yerine getirirken bir taraftan Hizirlik Bekta$i tekkesindeki 
zikir ayinlerine katilmakta ve muhtemelen iJnlu HalvetT $evhi Muhammed eJ-NiyazT 
(MisrT) ile de goru^mekteydi. Kendisi gibi din degijtiren ve "Donme" olarak da bili- 
nen muntesipleri, ayinlerinde okuduklan gok sayida TiJrkge jiiri ve bazi rituelleri 
kendilerinden devraldiklari, ozellikle Bektaji tarikati olmak uzere, Turkiye'deki tari- 
katlarla yakin ilijkiJerini sijrdurmujlerdir. ] 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 53 



menft hadiseler Van! Mehmed Efendi nazarinda bid'atlerden kaynaklani- 
yordu. Onun igin bid'atgilerle ve bid'atlerin i§lenildigi yerlerle miJcadele 
edilmesi lazimdi. Onun telkinleriyle Edirne'de Kanber Baba tiJrbesi yiktinldi. 

Vine bu asirda yajami? mejhur suftler arasinda Ahmed CiJnunT Dede, Is- 
mail Rumi, Imam-i RabbanT, Abdullah BosnevT, Aziz Mahmud HiJdayT, Him- 
met Dede, CahidT Ahmed Efendi, GavsT Ahmed Dede, Sun'ullah GaybT Efen- 
di, Ismail AnkaravT, Karaba? VelT, Mehmed Nazmi Efendi, San Abdullah 
Efendi, LamekanT HiJseyin Efendi (kaddese'llahij sirrahumij'l-azizan) gibi 
birgok renkli jahsiyetleri gormek mumkundiJr. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz de bu galkantili asrin atmosferi- 
ni teneffiJs etmi?, tasavvuft ajk ve cezbe ile dopdolu olarak Osmanli done- 
minin onemli jahsiyetleri arasina girmijtir. Verdigi eserlerle etkileri gunij- 
miJze kadar gelmi? ve aykiri dijjunceleriyle de devrin dikkat gekici sofilerin- 
den biri olmujtur. Isyan ve kanjikliklarla dolu bir asir ile NiyazT-i iVlisn'nin 
dalgali hayati arasmdaki benzerlikleri gormek §uphesiz zor degildir. 



(FENTON, 2004); Fenton, Paul B., (1988), "Shabbatay Sebi and the Muslim 
Mystic Muhammad an-Niyazi", Approaches to Judaism in Medieval Times, 3, s.81- 
88. 

Aslmda NiyazT-l MisrT kuddise sirruhu'l-azizin Yahudileri sevmedigl gibi tahkir et- 
tigl kimseleride yahudi sifati ile ajagilamasi ile onun donmeler konusunda fazia 
tavizkar olmayacagmi dijjundurmektedir. 56yleki mecmuasmda; 

"Ey tahti ba§ina kara olasi dinsuz yahudi o kadi degUldiir sensin ey 
cUhiJd sensin ey miirted sensin beniim hasmum kimse degUldiir ey yaliudi 
oglu yaliudi oglu. Yahudi seniin ba§una bu misri kiyametdUr. kiyametdUr 
kiyamet ne dilden otersen 6t. Zaiim isaya seniin 'adavetiin kadimdUr sen 
'isayi garmiha geken dinsiiz yahUdisin. " (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 66a 



54 I NiyazT-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



KADIZADELILERIN HAKKINDA BIR DU$UNCE 

Bu ekoliJn insanlarmin ^iki? sebepleri hakkinda gorunen akaidi esaslann 
temelinde yatan Kur'an-i Kerim'i kendine mihver alanlann gorijjleri ile ayni 
yerde birle§meleridir. ^unkij bu ki§iler bulamadiklan bir hususu ve degeri 
dine uyumunu saglamaktan ise red yoluna ba§vurmalari ve jiddeti caiz gor- 
meleridir. Bir agidan dinde gigir aganlarin kar§isinda olan bu ekol aslinda 
dininin insandan uzakiajarak ula§ilmaz bir yere yeriejmesini istemektedir. 
^unkij dini halktan uzakiajarak kendilerine ait bir kuleye ^ekmek istemele- 
ridir. 

^iJnku Babil Kulesine gekiien iJst hayati efsanele§tirerek ula§ilmaz olma- 
sini saglamaktir. O gunlerden bugiJne ayni ekolun ijimasi olarak Kadizadeler 
eksilme gostermeden devam etmektedir. Tasavvuf Ehline karji IVIutezile, 
vahhabi ve Arap Miiiiyetgiiigi"^ yapanlar ile devam etmektedir. 



Irkgiligm dinimizde haram oldugunu bilen bu kesim, Turk Milliyetgigine ajiri 
§ekilde kar§i gikarlarken Arap MiJIiyetgiligini yapmaktan geri durmazlar. Bunu ya- 
parken en 50k kullandiklan metod ise Asr-i Saadet Devrini aniatirlar. Diger donem- 
lerin mesala bu dine en bijyuk hizmeti yapmi§ olan Turklerden bir kere bahsetmek 
istemezler. Bu anlati5ta o kadar ileri giderler kl islam o devirden ba§ka bir donemde 
ya§amami5 gosterirler. Aslmda bu bilingalti temlzlemesinden ba5ka bir 5eyde olma- 
digi muhakkaktir. 

Sahabe radiyallahij anhum hakkinda higbir muslumanm aykiri du5uncesi olma- 
digi halde yalniz o nesilin aniatimi ile kalmak biJyuk bir yalni§lik olacak demektir. 
^unkij senelerdir art niyetii din mihraklan bir yeri yikmak igin once ovulmesini sag- 
larlar. Daha sonra gikardiklan yijksek sivri tepeden a5agi ayagmi kaydirarak inangla- 
rm sarsilmasmi saglarlar. Bu her zaman bu jekilde olmaktadir. Birilerinin uzerine 
a§iri ilgi ile kazanilacak giJveni yikmak kolay olmaktadir. 

Mesela tasavvufta tabiileri tarafindan kagmilmaz bir gergek olarak gosterme 
gayretleri Kadizadeli bir fanatik gurubu tahrik etmi5tir. Reddiyeci bir §eyi red etme- 
ye bajlayaymca bazan bu red etmeyecegi jeyi dahi redde vardirir. Sevmede de 
durum aynidir. 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Akabe (ta§lamasi) sabahi, bineginin uze- 
rindeyken: 

"Bana (ta5) toplayiver!" dedi. Ben de (§ehadet ve ba§parmaklarla atilabilecek 
bjjyuklukte) ufak tajlardan onun igin topladim. Avucuna koydugum sirada: 

"ifte bunlar gibi. Dinde a$iriliktan sakinin. Sizden oncekileri, dinde a$inliklari 
helak etmiftir!" ded\." [NesaT, Hacc 217, (5, 268).] 

Alimler "Dinde ajiri olmaym" nasihatmi daha umumT manada aniayarak: 

"Higbir $eyde ifrat ve tefrite dii^meyin, sevdiginizi fazia sevmek, sevmediginize 
fazia bugzetmek yara$maz... Dini meselelerin inceliklerine fazIa inmeyin, sebep ve 
illetlerini aramada a$in gitmeyin..." demi5ler, ifrat ve tefritin itikadda ve amelde 
olabilecegine dikkat gekmijierdir. Bizden oncekilerden Hiristiyanlarin Hz.isa 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 55 



Harici zihniyetin temelinde muntesipleri yaptiklan zulmij Allah Teala n- 
zasi igin yaptiklanni unutmamak gerekir. Bu tiJrlu firkalann tahribatlari ve 
zararlan daha tehlikelidir. Zihniyetin sorgulamasinda bir yere kadar jijpheci 
olmak bazen gereklidir. ^iJnku zamania katmalarin olacagi bilgiler irdelen- 
mesi de gereklidir. Fakat bu irdelemede ajiriliga gitmek ise tahrifat yapmak- 
la da e5 degerlidir. ^unkij batilin biJtun ciJzleriyle batil olmasi gerektirmez. 
Onun igin islamiyet igtihat kapisini agmasi ile hak olan davasinda dininin 
yipranmasina kar§i zamanin geregi esnekligi saglamak igin mijgtehidlerin 
bniJnu agmijtir. 

Olaylarin ve insanlarin tenkidini yapanlarin maddT ve manevT ilimleri be- 
raber kullanarak goziJm getirmezlerse sonugta elem ve kaygilar dolu hayatin 
§ekillenmesine sebep olur. NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin kabri- 
nin gurbet diyarlarda kalmasi (Limni Adasi)^^^ beiki bu durumu gok iyi izah 

aleyhisselami ifrat derecede sevme sonucu ilahlajtirarak sapikliga dijjtukleri ve 
boylece helak olduklan da misal olarak verilmi5tir. 

Bir konuda butiJn unsurlan ele almanm rahatligma kavujan meseleleri gozerken 
kurtuluju rahat bulur. 

Yakm zaman cemaatlerinde mu§ahede ettigimize gore mijntesiplerin kavrayi5 ve 
aniama duyumlan surekli olarak tek merkezli tutulmasi da ileriye doniJk bu gigirlan 
tekrar agmasi muhtemeldir. Tedrisatlarda kaginilmaz unsurlar Kur'an-i Kerim ve 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sunnetidir. Digerleri igin bir mecburiyet 
getlrlllrse muhakkak miJntesip olan gurup Ifrat ve tefrit gikmazlarmdan birine duje- 
rekgudiJk kalacagi bilinmelidir. 

"^ Limni Adasi, Yunanca Limnos 

Ege Denizinde Yunanistan'a ait ada. Aynaroz (Athos) Dagi ile TiJrkiye kiyismm tarn 
ortalarmda, oteki adalardan uzak bir konumdadir. Yonetim agisindan Lesbos (IVIidil- 
11) iline (nomos) baglidir. Bijyuk olgijde volkanik kayaglardan olu5an dalgali bati 
kesimi, JVIiJrtzeflos Burnunda (akra) 430 m yukseklige ula§ir. Daha diJz bir yapisi 
olan dogu kesimi ise kuzeyde Purnia (Paradisos), gijneyde de IVIondros (IVIudhros) 
adii iki derin korfez ile batidan ayrilir. YiJzolgumiJ 475 km^ olan adanm batisi tiJmuy- 
le giplaktir; ama vadiler ve dogudaki ovalar gok verimlidir. 

En buyiJk kenti ve ba§lica limani bati kiyismda yer alan ve Kastro olarak da bilinen 
MTrina'dir (Antik ^agda Myrina). Limni'nin ve guneydeki Ayios Evstratios adii adanm 
metropoliti burada oturur. Adanm ikinci biJyuk kenti olan Mondros, ayni adii kor- 
fezde, Ege'nin en iyi dogal limanlarmdan birinde kurulmu^tur. Adada biJyuk bir 
havaalani bulunur. 

4. yiJzyilda Bizans'a bagli bir piskoposluk olan ada, VI. Leon'un hijkumdarligi (928) 
sirasmda metropolitlik yapildi. 11. ve 12. yijzyillarda adaya Venedikli tiJccarlar yer- 
Ie5ti. 1204'te Bizans imparatorlugu'nun buradaki guciJnu yitirmesi uzerine ada, 
Venedik granduklerinin eline gegti, ardmdan Cenovalilarm denetimine girdi. istan- 
bul'un fethinden bir sure sonra Osmanli Devletinin yonetimine giren (1456) Limni, 
daha sonra birkag kez Osmanlilaria Venedikliler arasmda el degi§tirdi. 1479'da iki 
devlet arasmda yapilan bir antlajma sonunda kesin olarak Osmanli topraklarma 



56 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



etmektedir. Hz. AN kerreme'llahij vechenin kabrinin gaib olmasi, bu fanatik 
Kadizadeli dujiJncesinin degijik versiyonlandir. insanlar mezarlarmi dahi 
emniyette his edememesi bu sebepten midir? DiJjunmek gerekmektedir. 

NiyazT-i Misn kaddese'llahij sirrahu'l azTzin siJrekli zehirlenecegi dijjun- 
cesinin ve zehirlenmesi igin siJrekli olarak tertiplere tedbir "" dahi ona huzur 
vermemijtir. Bu nedenle son donemlerde buyiJk velinin sikinti bunalim gek- 
tigini haber vermektedir."^ Bu Allah Teala'nin kulu igin bir rahmet oldugu 
aniajilmaktadir. 

"Ki}i, akli zeval bulmadikga kendisi zeval bulmaz." Yani ki§i akil ve 
balig oldukga mukellef olma durumu devam eder. Akli zeval bulup gidin- 
ce mukellefiyyet de ondan kalkar. Bundan dolayi mecnunlar 
mukellefiyyet sinirindan gikmijlardir. Oyle ki o katil olsa kisas edilmez, 
gocuk gibidir. Bazi Allah Teala adamlari igin vaki oldugu gibi oliJmlerinden 
bir giJn veya iki giJn once bejer olma ozellikleri alinmi? olsa da meczuplar 
da boyledir. Veya giJnlerce senelerce bejer olma, onlarda yiyen, igen, 
dokunan, giJlen, surat asan gibi gejitii siniflardir. Bunlarin hepsi yajama- 
nin gerektirdigi zahir bir durumdur. Bunda aklin jerefinin beyani vardir. 
§uphesiz onun oliJme yakin zamanlarda gegmesi temkinin emaretlerin- 
dendir. Temkin ise iki akildan birinin otekine bitijmesidir. iki akil: AkI-i 
maa? (ya§amla ilgili akil) ve AkI-i mead (oliJmden sonra varacagimiz ha- 
yatla ilgili akil) dir. Onlardan birisi otekine, ecelin gelmesine kadar kari?- 
maz. Bu durum, ecelin gelmesi, zamaninda birincisi gider. ikincisi kalir. "^ 

imam GazzalT (m: 1058-1111) NiyazT-i MisrT kaddesellahij sirrahu'l azTz gibi 
sikintili donemler gegirmijtir. Bu sikintilarda onun fikir diJnyasinda buyiJk 
etkiler meydana getirmijtir. 

[GazzalT daginik fikir ve bilgi sahibi birisi olarak gorunijyor. Kavaid'ul- 
Akaid'de tam akia karji bir E§'arT ve HanbelT oluyor. 

katildi. 1670'ten sonra Osmanlilarca birsiirgiin yeri olarak kullanildi. Balkan Sava§- 
lanndan (1912-13) sonra da Yunanistan Kralligi'na baglandi. I. DiJnya Savaji sirasm- 
da, ittifak Devletleri'nin ba5arisiz ^anakkale Bogazi gikarmasi (1915) Mondros Kor- 
fezinden ba5lami5ti. Mondros Mutarekesi de (1918) gene ayni yerde imzalandi. 

Limni topragi (Lemnia sphragis), Antik C^gda yilan sokmasina kar$i ve yaralari 
tedavi etmek igin, 16. yijzyilda da vebaya kar$i ila; olarak kullanildi. Toprak, yilda 
bir kez Hephalstia yakmlarindakl bir tepeden torenle kazilarak (ikarilirdi. 

Ehl'u-llah his yonu gok kuvvetii oldugundan entrikalann emarelerini hemen his- 
seder. 

"^ Bkz. (MISRT, 1223) 
"'^ (CETiN, 1999), S.72; (BURSEVi), v.21a, 17. Varidat 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 57 



El-iktisad ve Me'aric'ul- Kuds'de ise tam bir Mu'tezilT ve MaturidT ola- 
rak akil ile jeriati ayni ve ejit, hatta akli §eriatin temeli sayiyor. Boylece 
ortada kaliyor; bir terkibe ve bir butiJnluge gidemiyor. 

GazzalT'yi izleyenler ve onun iJzerinde ara5tirma yapanlarin, 
GazzalT'nin akil kar§itligi yonunij yani "ihya"daki, Kavaid'ul-Akaid'deki §e- 
riatgi tutumunu one gikariyoriar. Ondaki bu akil ve jeriat gati§masini siJr- 
diJruyorve boylece GazzalT'nin akil kar§itligi islam diJnyasinda gunumiJze 
kadar surijp geliyor. HeniJz buna karji akilciligi dinin kaynaklarinin teme- 
line yerlejtiren MaturidT zihniyetini ciddT olarak amag edinen ve iJzerinde 
durup onu aniatmaya galijan ilahiyatgilara zorunlu ihtiyag oldugunu 
gormedikge ve buna emek vermedikge, MusliJmanlarda bir kalkinma ol- 
mayacagina ijg yiJz yildan beri yanli? gabalamalar kanit sayilir. 

GazzalT Bagdat'a geldiginde bile damarlarinda "Kenz" veya "ganz" 
bunalimi, (kuruntu, anxiety) hastaliginin belirtileri oldugunu Omer Fer- 
ruh, Tarih'ul Fikr'il- ArabT (392) eserinde soylijyor. 

Bu "kenz" veya "ganz" bunalimi hastaligi, bedeni ve akli kuvvetlerde 
bir azalma, ini? olup insanda ruhT bir kara sevda veya endi§e (melankoli) 
meydana getirir. Genellikle otuz be§ yajlardan sonra ortaya gikar; ijg ile 
alti ay kadar surer. Dr. Omer Ferruh'un dedigine gore tedavi edilebilir bir 
hastaliktir. Hastalik siJrecince hastaya hafif veya sert her birine yakin ve- 
ya uzak siJrekli nobetler gelir. Bu hastalikia, hafizada zayiflik, urkiJntu, 
umutsuzluk, hayatin sorumluluklarindan ve olaylardan kagmakia beraber 
fikir daginikligi yan yana bulunur. Bu hastaliktan dolayi hastalananin 
yemesi ve uykusu azalir, ona umutsuzluk ve kolelik, gurursuzluk hakim 
olur."^ 

GazzalT Bagdat'tan yolculuga gikmazdan bnceki halini anlattigmi bir 
daha dinleyelim: 

(h. 488-m.l95) yilinin ilk Recep ayindan itibaren alti ay kadar diJnya, 
arzulari ile ahiretin gagrici nedenleri arasinda gittim geldim. Bu ayda du- 
rumum segmek derecesini ajip zorunlu oldu. Zira Allah Teala dilimi kilit- 
ledi ve okutmaktan tutuldu. Bana gelen insanlarin goniJllerini ho? etmek 
\g\n bir giJn ders okutmaya gijglukle katlaniyordum. Dilim bir kelime soy- 
lemiyor ve kesinlikle giJcum buna yetmiyordu. Dildeki bu tutukluk gon- 
lijmde iJzuntu meydana getirdi. Bununia beraber hazim gucij, yemek ve 
igmenin hojiugu, kolayligi gitti; oyle ki tiridi bile yutamiyor ve lokmayi 
hazmedemiyordum. Bu durum kuvvetlerin zayiflamasina sebep oldu. 
Dostlar tedaviden umutlarini kesti ve dediler ki: Bu kalbe inen bir durum 
olup bedene (mizaca) da yayilmijtir. Bunun tedavisi yoktur. Baja gelen 



"^ Mustafa Galib, el-Gazzali, Beyrut, 1981, s. 22-23 



58 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



bu uzuntuden kurtulmak igin seyahat etmekten bajka gare olmadigini 
soylediler. Sonra aczimi aniadim segenegim tamamen gitti. Sikintida ve 
garesiz kalan biri gibi Allah Teala'ya sigindim. Sikintida olanlann Kendisi- 
ne bajvurdugu zaman, ona cevap verdigi gibi, benim mevkiden, maldan, 
gocuklardan ve dostlardan vazgegmeyi gonliJme kolaylajtirdi. Mekke'ye 
gitme azmini gosterdim. Oysa arkadajlarimin ve halifenin §am'da ikamet 
etmemi bilmelerinden sakinmak igin, §am'a gitmeyi igimden ayarlami?- 
tim. Bir daha Bagdat'a donmemek igin Bagdat'tan giki? oyunlanmi nazik- 
ge tertipledim. Bundan biJtun Irak alimlerini hedeflemi§tim. ^unku onla- 
rin arasinda, iginde bulundugum durumdan dim bir sebepten dolayi in- 
sanlardan boylesine yiJz gevirmenin dogru olmadigini dijjunenleri vardi. 
Zira bunun, dinde en yiJksek diJzeyde bir meraklilik olarak saniyorlardi. 
Onlarin ilimden ulajtiklari derece bu idi." "^ 

GazzalT'nin kendisi de aniattigi gibi dint bir endi$eden ve dint takvadan 
dolayi bunalima girmedigi, siyasT toplumsal veya bilgisel olaylardan dola- 
yi ruhT bir bunalima ve onun etkisiyle bedenT bir rahatsizliga ugradigin- 
dan dolayi caresizlik sonucu Allah Teala'ya yoneldigini ortaya koyuyor. 
Bu bunalimi Doktor Omer Ferruh, tam da GazzalT'nin kendisini aniattigi 
§ekilde hastaligi tejhis etmi§ ve ona Arapga kenz veya kijnza ya da ganz 
adini vermijti. Ben de bu hastaligin TiJrkgede en uygun karjiligi olarak 
bunalim kelimesini buldum. Demek oluyor ki, GazzalT otuz sekiz yaji olan 
h.488-m.l095 tarihinden olumij olan h. 505; m. 1111 yilina kadar bu has- 
taliktan sonra on yedi yil yajamijtir. Oyle saniyorum ki, bu siJrede yazdi- 
gi eserlerde bilimden gok dM yonij agir basmi? ve tasavvufta karar kil- 
masina sebep olmujtur. ihya-i Ulum'ud-DTn (Din bilimlerinin canlandiril- 
masi) adii kitabini Bagdat'tan ayrildiktan sonra, yani bunalim doneminde 
ve tasavvufa tam yoneldigi donemde yazmijtir. Rivayetlerde bir olgiJt ve 
ayiklamaya onem vermeden, sonucunun nereye vardigini dijjunmeden 
buldugunu oraya aktarmi§tir."^ ] ^^° 



"** el-Munkiz 174-175; Abdulhalim Muhammed tahkiki, Misir, 1972.; Mustafa Gallb, 
el-Gazali, 22-23. 

^^^ Imam NevevT (hyt. h.675-m.l277) 'ihya' kitabi hakkinda diyor ki: 'Nerde ise veya 
az kaldi, ihya Kur'an olacakti!' (AbdulhalTm Mahmud, el-Munkiz'e olan tahkiki Mu- 
kaddimesi, s. 5, Misir, 972). 

NevevT gibi buyCik bir hadis alimi boyle derse, onu Kur'an-i Kerim'e e5 tutmaya 
kalkijirsa; Abdurrahman molla CamiT (6, m.l492) de Celalleddtn-i RumT'nin Mesne- 
vT'si igin 'Nebi degildir, ancak kitabi vardir.' diyerek MesnevT'yi Kur'an-i Kerim'e 
denk tutmaya gabalar. Oysa herkes bilir ki, Kur'an-i Kerim Hz. RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellemin kitabi deglldl. Yani Celaleddtn-i RumT'yi neredeyse Allah Teala'ya 
denk tutacaki Hadisgl ve tasavvufgu boyle der de musliJmanlar boyun buker, yaltak- 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 59 



Son Osmanli §eyhulislami Mustafa Sabri, GazzalT igin, Kur'an-i Ke- 
rim'de gegen 5U deyimi kullaniyor: "Erzeli umura ermi?" (En giigstiz yaji- 
na ula§mi5tir!...): "Allah Teala sizi yaratmi§tir, sonra sizi oldurur ve igi- 
nizden kimileri de bilirken bilmez olacaklan omurlerinin en giigsiiz du- 
rumuna ula§irlar." ^^^ Bilirken bilmez olan omriJn yaji belirtilmi? olmadi- 
gina gore, insan her hangi bir yajta unutkan olabilir. GazzalT bazen geliji- 
gijzel, falakalem yaziyor ve daha once yazdigini unutuyor.^^^ 

Bu aktarilanlardan aniajilan kijilerin hallerinde olan degijmeler kader 
gizgisinde fazia bir degijim gostermedigidir. Beiki ayni hal konuyu irdeleyen 
kijilerde de zuhur edebilecektir. Bu ise kotij bir §ey olmayip hayrin bir gos- 
tergesinden ba§ka ne olabilir ki. 

"Elgi gondermedikge azap edecek degiliz." ^" 

Bu ayette gegen "elgi" kelimesini Ej'arT nebi olarak almij, Mu'tezile ve 
Maturidi akil olarak almi§tir. Ayrica 5U ayet de ayni aniamdadir: "Rabbin, 
kendilerine ayetlerimizi okuyan bir rasUlU memleketlerin merkezine 
gondermedikge, o memleketleri helak edici degildir. Zaten biz ancak 

Ilk ederse, dijjecekleri gukur bugunkij islam dijnyasinm ve mJlletlerinin durumudur. 
(Huseyin ATAY, 22 §ubat, 2003) 

Bu yorum ilk agidan bakilmca mantikli olmasma ragmen unutulan bir husus, ta- 
savvufT baki5 agisi terk edilmektedir. Bu konuda objektif olmak gereklidir. Ancak 
seneler gegtigi halde bu buyiJkleri insanlarm terk edememelerinin sebebi ara§tinl- 
miyor. Bu kljiler yanlij iJzerinde israr mi ediyorlar. Bu da ayri bir sorudur. 

Ayrica buyiJk insanlarm hallerl ile bir takim insanlarm cahiliyye duygulari kar5i- 
sinda bunu engellemek igln yiJksek duvarlarm yikilmasi gerekmekir. Bir nedenle 
merkezin yikilan duvarindan igerl giren bulmak istegi du5unceye ulajamaymca 
dijjman yok etmekten bajka bir gare bulamami§tir. Bu nedenle bijyuk kijilerin 
sikmtili hayati son doneminde doruk noktasmdadir. Bu ise onlarm korunmasma 
yardimci olan etkllerdlr. 
^^° (ATAY, 1 : 2 2003), s. 25 
''' Nahl, 70 

"^ (ATAY, 1 : 2 2003) BeIki bu tijrlu hallerin olu5masinda Allah Teala'nin rahmetinin 
geni§liglni gormek uygun olacaktir. ^unkij Allah Teala dinine hizmet edenlere yar- 
dim edenlere yardim edecegi sozij vardir. 

/ 



^i 






"Ey iman edenlerl Eger siz Allah'a (Allah'm dinine) yardim ederseniz O da size 
yardim eder, ayaklarmizi kaydirmaz." ( Muhammed, 7) 
^" isra, 15 



60 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



halki zaiim olan memleketleri helak etm'i§'izd'ir." "" Bu ayetteki 'elgi' 
(rasiJl) kelimesinin nebi anlammda oldugu agiktir. ^" 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki: 
"Allah celle §anuhu mahlukatm olmasma hukmettigi zaman -MiJslim'in 
rivayetinde: "Allah mahlukati yarattigi zaman"- yaninda bulunan, Ar§'in 
gerisindeki bir kitaba §unu yazdi: "Muhakkak ki rahmetim gazabima gale- 
be (almiftir." 

Kur'an-i Kerim'de de Allah Teala da vermedigini ve aldigmdan kimseyi 
sorumlu tutmayacagina dair sozij oldugundan bu durum agiga gikmi? oldu. 

"Allah ki§iye ancak gucunun yetecegi kadar sorumluluk yiikler." ^^^ 

"Bir kimseye ancak gUcUnUn yetecegine gore yUkUmliJiUk veririz." ^^^ 

"Allah kimseye verdigini a§an bir yiik yiiklemez." "^ 

"Herkes ancak giicii kadar sorumlu tutulur." "° 



Kasas, 59 
"^ (ATAY, 1 : 2 2003), s. 18 

"^ Buhari, Tevhid 15, 22, 28, 55, Bedi'ul'-Halk 1; Muslim, Tevbe 14, (2751); Tirmizi, 
Daavat 109, (3537).) 

Buhari nin bir diger rivayetinde: "Rahmetim gazabima galebe galdi" denmi5tir. 
Buhari ve Muslim'in bir rivayetlerinde: "(Rahmetim) gazabimi gegti" Aer\m\^X\r . 
^" Bakara, 286 

^^^ En'am, 152; Araf, 42; Mu'minun, 62. 
''^Talak, 7. 
"° Bakara, 233. 



NiYAZT-i MlSmkaddese'llahiJ sirrahu'l azTzin HAY ATI "^ 

NiyazT-i Misn kaddese'llahij sirrahu'l azTz HalvetT tarikatinin Niyaziyye ve- 
ya Misriyye kolunun kurucusu, buyiJk bir mutasavvif ve jeyhtir. Yunus'un 
yolunu takip eden MisrT, cezbeli ve cojkun bir §airdir. Geng Osman'in tahta 
giktigi yil, 12 Rebi'iJl-evvel 1027 (8 §ubat 1618) cuma gunij Malatya'da dog- 
mu5tur. Hatiralari'nda "fakir 1027 senesinde dunyaya gelmi^im der. Yine 
ayni eserde Kadir suresinden bazi ayetlerin rakam degerini hesaplarken 
Arapga; "1027 tarihu viladeti kema ca'e bi-hayri'l-makdemi 1027" diyerek 
cifir hesabiyla 1027'de kendi fecrinin dogdugunu yani dunyaya geldigini 
belirtir. 

Malatya'da dogdugu kesin olmakla beraber neresinde, hang! koy veya 
kasabasinda dogdugu hala tartijmalidir. Soganli ve Aspozi'de dogdugunu 
soylemektedir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin asil adi Mehmed'dir. NiyazT 
veya MisrT ise mahlasidir. NiyazT mahlasini doneminde yalniz kendi kullan- 
mi§tir. 

"Ve dahi Hazret-i merhum varidat-i nefise-i gaybiyeden mevz-i denat- 
I hikemiyye-i vehibeden olan ilahiyyatinda evvela Misri tehallus buyurur- 
lar imi§ bir giJn esna-yi sohbetlerinde 

"sultanim sizler egergi kah Misri deyu ve kah NiyazT deyu tehallus 
buyurursiz lakin giJruh u saz nevazandan bir kulunuzun dahi mahlasi 
NiyazT dir. Bu hususda sizler ile i§tiraki mijnasib gormeziz" denildikde 

"vann sahib-i mahlas-i merkuma bizden selam ihda idub bizim hati- 
nmiz Igiin bir ahar mahlas ihtiyar eyiesin memnun oluruz" buyurdukla- 
rinda fil-vaki selam-i selamet encamlarin teblTg-i emanet ve jahs-i mer- 
kum dahi ferag ve Hazret-i merhuma kema yenbagT "arz-i "ubiJdiyyet ey- 
Iemi5 "^ 

Mahlaslarin kullanili? jeklinde ki rivayetler joyledir; 
— Gece yazdigi §iirlerinde NiyazT, gundiJz yazdigi jiirlerinde de MisrT mah- 



"^ Abdulbaki GOLPINARLI, NiyazT-i MisrT, 5arkiyat Mecmuasi, c. VII, s, 183; Halil 

CE^EN, NiyazT-i MisrT'nin Hatiralan, ist. 2005, s.l5- Orhan BAGI5, NiyazT-i MisrT Di- 

vaninda Din ve Tasavvuf, Yuksek Lisans Tezi, YOK-41442, Ankara, 1995, s, 12-21; 

Mustafa A5KAR, NiyazT-i MisrT Hayati, Eserleri ve Tasavvuf Aniayiji, Ankara, 1997, 

(DoktoraTezi), s.41-109 

^^^ (Ibrahim RAKIM, 1750), v. 34b 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTze "Efendim, siz bazan Misr? bazan da Niyaz? 

mahlasini kullaniyorsunuz. Niyaz? mahlasini kullanan ba§ka biri daha var" denilince, 

"siz vann o zata benim selamimi soyleyin, kendisine ba^ka bir mahlas segsin." De- 

ml§tir. 



62 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



lasini kullandigi; 

— NiyazT mahlasini sulukunden once ve dervijiiginde; MisrT mahlasini ise 
siJluk sonrasi jeyhliginde kullandigi; 

— MisrT mahlasini almasi uzun zaman Misir'da kalmasi ve Cami'iJ'l- 
Ezher'de ogrenimini yapmasmdan dolayi oldugu; 

— Onceleri M/sn mahlasini kullanirken, omruniJn sonuna dogru rakamsal 
degeri Hakka yuruyu§ yaji 78'e tekabiJl eden Niyaz? mahlasini kullandigi 
tespit edilmi§tir. 

Hazret-i merhumun miJtekarrJb bende-i dTnnelerinden"^ beyne'n-nas 
/fovo/o^ey/)/ dinmekle matuf ve hiJsn ij siJlukle mevsuf es-Seyyid Musta- 
fa Efendiden bu hakirin gujzedidlrki^^'' Hazret-i §eyh Merhum 
kendiJlerinln omr iJ azizleri ne mikdar seneye balig olacagina ba'del-ittila 
Misri tehalluslanna Niyazi mahlas dahi zamm iJ ihtiyar buyurdular. ZTra 
Niyazi lafz-i munTfinin aded-i ebcedTsi yetmi§ sekizdir ki adedinde omiJr- 
leriyle beraberdir deyu beyan-i hikmet itmi§ idiler. "^ 

( J 3 > J =50+10+1+7+10=78) 

Babasi e§raftan NakjibendT tarikati mensubu Sogancizade All ^elebi'dir. 
MisrT 'Hatiralar'inda; "Ey hakim biz dort l<arinda§uz dordijmijz de bu yolda 
can virsel< gerel<dijr". Der. Kendisinden bajka ijg kardejinin oldugunu belirt- 
tigi gibi Yunus adinda bir amcasinin oldugunu Hatiralar belirtmektedir. Hati- 
ralarin ge§itli yerlerinde, kardeji Ahmed'le beraber tahsil yaptigini, daha 
gocuk denecek kadar kijguk yajta iken HiJseyJn isminde Malatyali bir HalvetT 
jeyhine intisap etmi§tir. Ancak, §eyhinin Malatya'dan bajka bir yere gog 
etmesi iJzerine babasi kendi jeyhine baglanmasini isterse de NiyazT bunu 
kabul etmeyerek ziyaret ve tahsilini ilerletmek maksadiyla seyahate gikar. 
(1048/1638-9) Diyarbakir, Mardin, Bagdat ve Kerbela'da dolajarak ziyaret- 
lerde bulunur, buradaki alimlerden fikih, hadis, mantik, maani... vb. dersler 
okur. 

1052/1642'de Misir'a giden NiyazT, Kahire'de §eyhuniye denilen yerde, 
bir KadirT jeyhine baglanarak ijg veya dort yil kalir. Bu sirada Misir'da Ca- 
mi'ij'l-ezher'e devam ederek Arapgasini gelijtirir, cami ve medreselerde va- 
az ve nasihatlerde bulunur. 

Misir'da bulundugu, ogrenimini surdurdugij sirada burada da bazi yerle- 
re seyahat ve ziyaretlerde bulundugunu, bu arada bir buguk ay kadar isken- 
deriye'de §eyh Ibrahim adinda bir KadirT jeyhinin yaninda kaldigini hatira- 



Dirin(E):f. Eski, kadim. 
^^"Gusif. Kulak. Mc: ijitmek. 
^^^ (Ibrahim RAKIM, 1750), v. 34b 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 63 



lanndan aniiyoruz. Menakipnamelere gore Misir'dan aynlmasina orada iken 
gordijgu §6yle bir rijya sebep olur: Kadiriye tarikatinin kurucusu ve en buyiJk 
Piri AbdiJlkadir-i GeylanT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz, bijyuk bir jehirde padi- 
§ah ve NiyazT de onun yakinlarindan imi§. NiyazT bir ara saraydan gikmak 
isterse de gikiji bulamaz ve gok sikilir. Bu sirada AbdiJlkadir-i GeylanT onu 
goriJr ve "ey so/; ge/"diye re k yam na gagirir. Sonra bir hademesine, Niyazi'yi 
i§aret ederek, "git bir kese altun getir ve buna ver" diye emreder. Fakat 
adam daha gitmeden kendi cebinden bir kese gikararak Niyazi'ye verir. 
NiyazT hemen orada keseyi agtiginda iginden halis altin ve gumij? paralar 
gikar. Bunun manasini sordugunda, AbdiJlkadir-i GeylanT kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz: "Bunlar zahir ve batin ilimleridir, sen ikisini de takdir edilen 
kimseden yeterince ogreneceksin" diyerek kismetinin Misir'da degil Anado- 
lu'da oldugunu soyler. Sabahleyin rijyasini jeyhine aniatinca, jeyhi; rijyanin 
agik oldugunu soyleyerek hilafet vermekle orada alikoymak isterse de 
NiyazT, hilafetin kendisini tatmin etmedigini miJnasip bir lisanla jeyhine soy- 
leyerek, miJrjidini aramasi igin kendisine izin vermesini ister. §eyhinin izin 
vermesi iJzerine Misir'dan ayrilarak Arabistan ve Anadolu'nun buyiJk jeyh 
ve alimlerini ziyaret ederek onlaria sohbet eder ve nihayet 1056/1646 yilin- 
da istanbul'a gelir. Sultan II. Ahmet zamaninda §erif Sa'd isimli birinin mai- 
yetinde istanbul'a gelerek Kadirga'daki Sokullu Mehmet Paja Medresesinde 
bir hiJcreye yerle§ir, bu hiJcre yakin zamanlara kadar Misriyye kolu baglilari 
tarafindan ziyaret edilerek MisrT hiJcresi diye anilir ve ziyaret edilirmi?. is- 
tanbul'da fazia kalamayan MisrT, daha sonra Bursa'ya gegerek orada Veled-i 
Enbiya Cami'i kayyimi Sabbag AN Dede'nin evinde, bazen de Ulu Cami ya- 
nindaki medresede bir miJddet kalir. Ancak MisrT burada da gordugij bir 
riJya iJzerine, Bursa'dan ayrilarak yol iJzerindeki yerleri ziyaret ede ede 
1061/1615 tarihinde Ujak'a gelir, burada Elmalili §eyh Ummi Sinan'in hali- 
fesi §eyh Mehmed'in tekkesine misafir olur. "^ Bu misafirlik sirasinda aradigi 
miJrjidinin Mehmed Efendi'nin §eyhi Sinan-i UmmT oldugunu, gonliJne gelen 
ilhamla aniar. 

Bu arada §eyh Ummi Sinan kaddese'llahij sirrahu'l-aziz Ujak'a gelerek 
§eyh Mehmed'e, oraya Muhammed MisrT isminde bir dervijin gelip gelme- 
digini sorar. O da: "Geldi sultanim size teslim etmek igin emanetgiyiJz" der. 
Sonra MisrT'ye: "Filan yer ve vakitteki kalayci jajilacak biri degil mi"? Diye- 
rek rijyasini kejfedince de hemen ona teslim olur. §eyh bir miJddet Ujak'ta 



RiJya 56yledir: MisrT ruyasmda bir kalayciya giderek abdest ibrigini kalaylatmak 
ister. Kalayci diJkkani mu5terilerle dolup tajmaktadir. Sira MisrT'ye gelince ibrigi 
ikiye bolerek ig ve di§ini giJzelce kalaylar ve sonra da kolayca yapijtirarak geri verir. 
Sonra, Elmali'da 5eyh Ummi Sinan'i goriJnce kalaycinm o oldugunu anIar ve teslim 
olur. 



64 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kaldiktan sonra MisrT'yi de yanina alarak Elmali'ya gider. 

NiyazT, kendisi de mutasavvif bir jair olan Elmalili §eyh UmmT Sinan'in 
manevi terbiyesinde tarn dokuz sene kalir. Burada kaldigi sure iginde §eyhi- 
nin ogluna ve diger talebelere ders verir, tekkede imamlik ve hatiplik yapar. 
Bir ara jeyhin ogluyla birlikte Istanbul ve Malatya'ya gider. ^ok zahmet ve 
sikintilar geker. Degirmenden mutfaga bugday ve odun ta§irken sirti yaralar 
iginde kalir. Nihayet 1066 (1656) da 39 yajinda jeyh tarafindan hirka giydiri- 
lerek icazet verilir ve irjada memur edilir. MisrT bu arada Ujak'a gitmeye 
hazirlanir. Bu sirada tekkede bulunan jeyh efendinin miJritleri, Niyazi'nin 
kendilerine ve Elmali halkina bir konujma yapmalarini istemeleri iJzerine, 
§eyhinin de miJsaadesiyle, kiJrsuye gikan geng halife, kiJrsude biJtun bildikle- 
rini unutur. §eyhi UmmT Sinan hazretlerinin; "Misrt Efendi bundan sonra 
durma ve susma, daima soyle" demesi iJzerine konujmaya bajlar ve birgok 
ilahi hakikatler ve sirlardan bahseder. MisrT, jeyhinin bu emri iJzerine sus- 
madan konujtugunu ve bundan boyle hig korkmadigini soylemijtir. 

MiJrjidinin emri ile once Ujak'a gelen NiyazT, bir miJddet orada §eyh 
Mehmed Efendinin yaninda kalir. Karahisar'in ^al kazasindan bir hoca iste- 
meleri iJzerine oraya giderse de gok kalmayarak tekrar U§ak'a doner. Bu 
arada KiJtahya'dan bir §eyh istemeleri iJzerine oraya giderek bir miJddet 
kalir. §eyhinin oliJmu iJzerine Ujak'a tekrar doner. Fakat fazia kalmayarak 
Bursa'ya gider ve orada yerle§ir. 

Bursa'da bir miJddet eski dostu Sabbag AN Dede'nin evinde kalir ve sonra 
5eker Hoca Mahallesi civarinda bir eve tajinir. Kendisine tekke yapilincaya 
kadar bu mahalledeki camide irjad ile mejgul olur. 

Bursa'da Mehmed ^elebi adii birinin kiziyla nikahlanirsa da evienmeden 
ayrilir. Sonra Haci Mustafa adii birinin kiz kardejini alir ve bir erkek gocugu 
olur. Bu gocugun, sonradan yerine jeyh olan AN ^elebi oldugu dujunulmij?- 
tiJr. MisrT, oglunun 16 §aban 1087'de dogdugunu belirtir. Ancak, AN ^ele- 
bi'nin annesinin 1082'de vefat ettigi goz oniJne alindiginda MisrT'nin sozunij 
ettigi gocuk bajka bir hanimmdan ve bajka bir gocugu olmalidir. Bir de 
Fatima kiz gocugu vardir. 

Bir ara padijah fermaniyla zikir, sema ve devran yasaklanir. Tekkeler ka- 
patilir. (1077/1666) Edirne'de Kadiri jeyhi, Bursa'da Ejrefzade Seyyid 
§erefuddin ve Halveti jeyhi Muhyiddin'le NiyazT-i MisrT kaddese'llahij 
sirrahu'l azTz bu yasaga uymayarak zikir ve devrani birakmazlar. Niyazi, bu 
yasaga sebep olan padijah hocasi Van! Mehmed Efendinin (61.1096/1685) 
5iddetle aleyhinde bulunur, vaaz ve sohbetlerinde "Zikrullahda Van! olma- 
yin" der. Bir rivayete gore de MisrT'nin Jstanbul'da bulundugu sirada bir 
cuma gunij Ayasofya'da, padijah IV. Mehmed'in de bulundugu cemaate, 
zikrin fazileti, tarikat mensuplarinin din ve millete yaptigi hizmetler ve tek- 
kelerin hirer ilim ve irfan merkezi olduguna dair verdigi bir vaaz iJzerine zikir 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 65 



ve sema serbest birakilir, camide hemen devran yapilir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzi sevenlerin gijnden gijne go- 
galmasi ve sohbetini dinlemeye gelenlerle ziyaretgilerin artmasi dolayisiyla 
eski halvethane kijguk gelmeye ba§ladi. Bunun iJzerine 1080/1669 yilinda 
Misn'nin dervijierinden tiJccar Abdal ^elebi isimli birisi MisrT igin bir dergah 
yaptirarak torenle agar. Dergahin kapisi iJzerine; 

"ijmm-i dunyanm giizide mefhar-i asri budur 
$ekkeristan-i hakayik dergah-i Misrt budur" 

Yazisi kazdirilir. 1083/1673'de Sadrazam KopriJluzade Fazil Ahmed Pa- 
§a'nin daveti iJzerine Edirne'ye gider. Edirne'de yonetim aleyhinde konujur 
ve cifir limine fazia deger verir. IV. Mehmed Lehistan seferi igin NiyazT-i 
MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzl davet eder. MisrT halki cihada davet eder 
ve etrafina buyiJk kalabalik toplar. Bu durumdan iJrken yonetim, MisrT'nin 
birgiJn devlete ba? kaldirabileceginden korkar ve onu Rodos'a surer. Dokuz 
ay sonra affedilerek Bursa'ya doner. 

Rodos'a giderken kendisini gotiJren gorevli AzbT ^avu?/" MisrT Efendi'de 



^^^ AZBT BABA kaddese'llahij sirrahu'l azTz 



Asil adi Mustafa Ahmet Efendi mahlasi "Azb= oJj>" (Tatli-Latif) olup KiJ- 

tahyalidir. Dogum tarihi lie ilgili higbir kaynakta bilgi bulunmamaktadir il- 
kogrenimini ve medrese tahsilini KiJtahya'da yapmijtir. Daha sonra bilgisini 
arttirmak igin istanbul'a gitmi§tir. istanbul'la geldikten sonra Dergahi Aliye 
saray gavujiugu lie gorevlendirildi. Ajagida onun, hemen hemen birbirinin 
tekrari olan kisa hayat hikayesinin gegtigi yazma ve basma kaynaklardaki 
kayitlar verilmi§tir: 

"Mustafa Dede el-Kutahyav? el-Rum? el-Sufi min-halifei'§-§eyh Niyazi 
el- Misr? el-mijtehallis. Be Azb? el-muteveffa sene-i 1160" Bagdatli ismail 
Pa§a, Hadiyyat al-Arifin, Esma al-Mueiliftn ve Asaru 'l-Musannifin, istanbul, Ma- 
arif Basimevi, 1955 : II, 446); 

"TiJrkf hu Mustafa Dede el-Kutahyavf el-mijteveffa sene-i 1160" (Bag- 
datli ismail Paja, Ke5f ez ZiJnLin Zeyll, M.E.B, 1947, s. 225); 
"Mustafa Efendi (Dervi§ Azb?) : Dergah-i Alt gavu^larmdan iken Niyazi 
Misn Hazretlerinde gdrdOgiJ kemal eserlerine bakarak hizmetini birak- 
mi§, adi gegen zata intisab etmi^tir. Dogum yeri KOtahya'dir. 1160'ta ve- 
fat ederek UskOdar'm NerdOban KdyO'ndeki ^ahkulu Dergdhi'na defne- 
dilmi^tir. " (Mehmet Tahir (Efendi), Osmanli Muellifleri, Meral Yayinlan, istan- 
bul, 2000: 1, 128) 

"(Misrt'nin Edirne'de bulunu^u aniatilirken)... hijkijmet tarafindan Azbf 



66 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



foi/t/^ isminde bir muhafiz yanma tefrik olunmu^tur... Azbf (^avu§ Hz. 

Misri'ye refakat ettikge kemalatina meftun olup arz-i nispet etmi} ve em- 

rine munkad olmu§tur... Hizmet ydnijnden ndil-i lutf olup hilafet almi§tir. 

Erenkoyu'nde Merdivdn kariyesindeki Bekta§? dergdhinda seccdde-ni§fn 

olmu^du. Orada medfundur. "(Vassaf: V, 85), 

"Misr? Rodos'a sijrulurken yolda zincirlerini silkip atar ve denize atlar. 

Kendisini goturen Azb? gok korkar. Bu arada denizde beyaz bir ata binmi§ 

bir er, parmagiyla Azbf'ye susmasini i§aret eder. Rodos'a geldiginde Azbf, 

Misrf'yi limanda bulur." (Kamil BEKi, Ibrahim Rakim Efendi, Vakiat-i Niyazi 

l\/lisr? (inceleme-Metin) Bursa: Uludag U. Basilmami§ YiJksek Lisans Tezi, 1997, s. 

XX) 

AzbT, NiyazT MisrT'yi 1083/1673'te Rodos'a siJrgune goturen gorevli me- 
murdur. Yaninda bulundugu sure zarfinda ondan etkilenmi? ve kendisine 
intisap etmijtir. Bu intisap etmede biJtun kaynaklar hemfikirdir. Ancak seyr 
ij siJlukunu onun yaninda tamamlayip tamamlamadigi, ondan hilafet alip 
almadigi hususu tartijmalidir. Eger MisrT'nin Rodos'a ilk surgunij olan 
1673'te onunia beraber oldugu varsayilirsa, MisrT'nin Hakk'a yuruyij? tarihi 
olan 1104/1694 tarihine kadar birlikte olmalari muhtemeldir. Bu da yaklajik 
21 yil sure eder ki, bir salikin seyr iJ siJlukunu tamamlamasi igin yeterii bir 
siJredir. Dolayisiyla ondan hilafet almi? olmasi gerekir. 

Mustafa Kara, AzbT'yi MisrT'nin 9. Halifesi olarak gostermektedir. 
MisrT'nin oliJmu iJzerine istanbul'a gelen AzbT, bugiJn Istanbul UskiJdar'a 
bagli Merdivenkoy'de bulunan §ahkulu Sultan Bekta$i Dergahi'nda post- 
nijTn olur. Burada "Babalik" makamina kadar yiJkselir. 

Baba kelimesi §ii ve SiJnni tasavvuf gevrelerinde ortak kullanilan bir un- 
vandir. Kalenderiyye Haydariyye ve Bekta§iyye gibi §ii mejrepli tarikatlara 
mensup jeyhlerle onlarin halife ve dervijierine baba denildigi gibi ^ijtiyye 
KiJbreviyye ve Nakjibendiyye gibi SiJnni tarikatlara mensup bazi jeyhlere de 
bu unvan verilmijtir. Baba; Bektaji, Kalenderi ve Haydari gibi tarikatlarda 
§eyh yerine kullanilan ibaredir. 

Kimi kaynaklara gore 1149/1736'da kimilerine gore ise 1160/1747'de 
Hakk'a yurumij? ve adi gegen dergahta sirlanmijtir. Bu iki farkli tarihin ve- 
rilmesinde ve hangisinin kabul edilecegi hususunda kesin deliller yoktur. 

Divan'da AzbT'nin sirlanijina imam Mustafa tarafmdan dijjurulen tarih 
1149'dur. Bu tarih, yine divanda gegen eserin yazili? tarihini gosteren 1160 
tarihiyle ortadaki gelijkiyi daha da artirmaktadir. 



Tarih-i imam Mustafa ez-bera-yi vefat-i Hazret-i 

Hanedana eylemi§ can bah§ nedimi gar-yar 
Bir elinde top u gevgdn bir elinde zO'lfekdr 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 67 



Hem 'Altkurbanidir hem sidk He teslimdir 
Hazret-i'Azbtdir ol kim eyiemi} uzlet karar 
Bhvefa dehrin elinden nice zehri nu§ edip 
istegiyle azm-i ukba eyiedi bu a§ikar 
^ah Mansurun gerdgin yandirip pir a§kina 
Hizmetini can ij dilden eyiedi leyl nehdr 
Hem hulus-i kalble birferdi dil-gir etmedi 
Vdrini diemlere mebzul edip kildi nisar 
Hdtifij'l-gayb fevtine tdrihini kilmi} tamdm 
Sene bin yOz kirk tokuzda eyiedi azm-i gUzar 

Eserin telif tarihinin verildigi (21-5) ajagidaki beyite gore eserin yazili? ta- 
rihi 1161 'dir. Bu beyitte verilen tarihin dogrulugunu kabul edersek olum 
tarihinin de 1160/1747 olmasi kuvvetle muhtemeldir. ^unkij tarihin gegtigi 
bu §iirin AzbT'nin kendi dujurdijgu tarih olmasi ihtimali fazladir. Hicri takvi- 
min miladiye gevriiijinde, arada 1 yil fark olabilmektedir, 

Azbtcihanda gel bir eser ko 

El-hatti bakt ve'l omrij font (1161) 

AzbT'nin hayatiyla ilgili geri kalan bilgileri Divan'indan elde edebilir. 39 
numarali jiirden onun, muhtemelen jair olan "Hakir" ve "RavT" mahlasli iki 
oglunun oldugunu tespit edebiliyoruz. Ayrica §ahkulu Sultan Bekta$i Der- 
gahi'nda bulunan bir mezar tajindaki "Azb? Dede-zdde" ibaresi bu mezar 
ta5inin ogullarindan birine ait oldugunu gostermektedir. 

Vine 5iirlerinden birinde ifade ettigi iJzere Elvan Qelebi'ye de intisap et- 
mijtir. Bektaji geleneginde "pTr-i sanT" olarak kabul edilen Balim Sultan'a da 
bagliligini bu beyitte ifade eder. 

Bu dem Elvan Efendi mur^idimdir 

Balim Sultan nazanyla diriyim 

AzbT, NiyazT MisrT'nin Divani'ndaki TiJrkge jiirlerin bir kismini tahmis ede- 
rek Turk Edebiyati'nda ejine az rastlanir bir eser ortaya koymujtur. Bu, hem 
tasavvuft olarak hem de jair olarak MisrT'den etkilendigini gosterir. Divan'da 
da ona bagliligini ve sevgisini ifade eden soyleyijier yer alir. 

Bu ku§dilinin remzidir vucudum anin gehridir 

Misri vucudum misndir Niyazt'dir sultan bana 

AzbJ Hakk'dan toluyum has baggenin giiluyum 
Niyazt'nin kuluyum canimdir mihman bana 

Etkilendigi bir diger jair de HiJseynT'dir. HiJseynT, 16.yy.'da ya§ami5 bir 
BektajT ozanidir. Edirneli olup gegimini helvacilikia kazandigi igin Helvaci 



68 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



gordiJgu kerametler iJzerine gorevi birakip ona baglanarak muridi olur. Hat- 
ta sonradan §eyh olur ve MisrT Divani'nm tamamini tahmis eder. MisrT Hati- 
ralar'mda Rodos'ta iken burada bulunan Kirim hanlanndan Selim Giray 
Han'in kendisine yemek gonderdigi, Misn'nin de bunlari arkadajlanyla be- 
raber yiyerek zikir ve devrana devam ettigini bilgi verir. Ayni zamanda iyi bir 
musTkijinas olan Selim Giray Han, NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin 
bazi 5iirlerinin bestelenmesinde etkili olmu§. Hatiralar'inda Osmanli'nin 
aleyhinde, Kirim Hanlari lehindeki sozleri de bu yakinlajmanin bir sonucu 
olsa gerektir.^^^ 



HiJseyin adiyla taninmijtir. 

Divan'da HiJseynT'nin bir gazeli terbT, bir gazeli de tahmis edilmijtir. 

Eserleri 

"Divan-i Azbt/ Azbt Baba Dervis Mustafa" 

Q;e§itli kiJtuphanelerde 18 adet niJshasi vardir. Bu niJshalar arasinda mij- 
ellif niJshasi bulunmamaktadir. Umumiyetle pek gogunun istinsah tarihi ve 
miJstensihi belli degildir. Divanda toplam 248 adet manzume mevcuttur. 
Nushalarin pek gogunda bu sayida jiir bulunmamaktadir. Divan Arap veya 
Latin harfleriyle basilmamijtir. 

Divani Tahmis-i Niyazt-i Misrt 

MisrT'nin Divan-i ilaniyat'inda bulunan TiJrkge gazelleri bajtan sona tahmis 
ettigi divanidir. TiJrkiye kiJtuphanelerinde yazma niJshalari bulunmakia be- 
raber H.1284 yilinda eski harflerle "KutiJphane-i Amire"de basilmi§tir. Bu 
eserde MisrT'nin 142 ilahinin tahmisi vardir. 

(Suleymaniye Kutuphanesi, Tahmis-i Divan-i Misri / Mustafa Dede-Kutahyali- 
Azbi (1284) Haci Malimud Efendi 894,35 003620 

Istanbul Buyuk ^ehir Belediyesi AtatOrk Kitapligi Tahmis-i Dervi}T811.2 1284 
H./1868 - Osmanhca Kitaplar - BEL_OSM_K.01920 MC_OSM_0. 00871) 

Serh-i Gazeli Misrt 

Bu eser NiyazT-i MisrT'nin "ezelden nar-i a§kla ben yana geldim cihan ig- 

re" matlali gazelinin jerhidir. Suleymaniye Kutuphanesi Haci Mahmut Efendi 
Kitapligi no: 3056'da bulunan bu eser, 43 varaktir. 

(EROL, 2002), s.3-30 den istifade edilmijtir. 

Ug defa Kirim Hani olan Haci Selim Giray Han kahraman bir han olup Rus, Leh ve 
Avusturyalilara karsi Osmanlilara gok bijyuk destek ve yardimi olmujtur. Ancak 
kendisi 1086-1095/1577-1684 tarihieri arasinda Rodos'ta ikamete memur edilmi5ti. 
NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin Rodos'ta bulundugu yil Adil Giray orada 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 69 



NiyazT, Limni'ye yine ayni sebeplerden dolayi suriJlmu? (1087/1676) ve 
Limni'de on sekiz yildan fazia surgiJn hayati yajamijtir. (1103/1691m.'ye 
kadar) 1691 Zilkade ayinda affedilerek tekrar Bursa'ya d6nmu§tur. Ayrilir- 
ken halk sevgi gosterisinde bulunurlar. 

[Yine bazi erbab-i hasedin delaletiyle ikinci defa da Limni'ye surgiJn 
buyurulur. LimnTler pek pek iJzgun olarak: 

"Efendim, Siz artik serbest buyruldunuz, bu fakirlerinizi gonulden gi- 
karmayin" d\\e rica da bulunurlar. Buyururlar ki: 

"benim medfenim buradadir, yine geliriz, g6ru§urijiz."\le oyle de ol- 
mu5tur.] ^^^ 

NiyazT-i MisrTsiJrgunlerini aniatirken buyurdu ki; 

Ben al-i Osmanun pengesine gireli dokuz yildur her e§hur-i hurum^"" 
geldukge, azdbumi ziydde iderlerdi. Allaha ve kitdbu'llaha muhalefet bu- 
lunsun diyij i^te yine e§hijr-i hurum geldi yarin in^aallah zi'l-ka'denQn 
ibtidasi ^"^ olmak gerek hep sizQn de ma'lumunuz olsun gorijn/^^ 

Bu arada Ahmed Gazzi kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTze hilafet verir.^"*^ 



ikamet ediyordu. Bu durumda bir isim veya tarih kari5ikligi olabilir. (UZUN5AR5ILI), 
c III, s, 19-25; (ERDOGAN, 1998), s.LXXXVIII 
"^ (KABAKCI, 2006 ),s.33 

islamiyetten evvel Arab kabileleri arasmda vuru§manm ve muharebenin haram 
kilmdigi Zi'l-ka'de, Zi'l-hicce, Muharrem ve Receb aylan. 

ibtida: bajiangig, ba§ taraf, evvel, en once, bajta. 
^"^(MISRT, 1223), v. 7b 
"^ AHMET GAZZi kaddese'llahu sirrahu'l-azTzin HAYATI: 

Ahmet Gazzi, Kudus civarmda Gazze'de 1054 (1643) yilinda dunyaya geldi. 
Isa oglu Mijferrec'in ogludur. Dogum yerinden dolayi "GazzT" diye anilmi§tir. 
Tarn adi §6yledir: 

Ahmed el-Gazzi b. Isa b. Mijferrec Pak b. Abdullah Paja b. Abdulhalik Pa§a 
bin Abdullah b. Ha§im el-Huseyni (kaddese'llahu sirrahiJmu'l-azTz) 

Oldukga itibarli ve dindar bir aileye mensup olan Ahmed GazzT mail, jan ve joh- 
reti bir kenara birakarak bijtun gayretiyle ilme yonelmijtir. 

Rivayetlere gore 24 eviadi olmu§ 3 tanesinin dijinda kalan 21 gocuk kendisi ha- 
yatta iken olmujtiJr. Kendileri Hakk'a yurudijgu zaman iki kizi ve bir oglunun oglu 
kalmi§tir. O da oglu Abdullatif in (hyt. 1143/1731) oglu olan Mustafa Nesib'dir. 
(hyt.1202/1787) 

Ahmed GazzT oniki ya5mda iken yani (1066 /1655) de Misir'daki Ezher'e gitti. 
Orada bir odaya kapanip ilim tahsiline ba5ladi. Babasi Ahmed'in arkasindan adam 
gondererek hasretine doyamadigmi geri ailesinin yanina; Gazze'ye donmesini istedi. 
Gazze'ye donmesini istedi. Geri geldigi takdirde kendisine her turlu imkanin sefer- 
ber edilecegini mektup yazarak, elgi gondererek defalarca bildirdi. Fakat bu yola 



70 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kesin karar veren Ahmed GazzT gerek elgiler vasitasiyla gerekse mektuplara yazdigi 
cevaplarda geri donmesi konusunda kendisine israr edilmemesini bildirerek bu 
kararin anne ve babasmdan ozur dileyerek ilim tahsili hususunda kararmin kesin 
oldugunu bildirdi. 

Tahsiline zamanm en yetkili alimlerinden olan Ahmed Be5i5i (1041-1096/1631- 
1685) nin yanmda devam etti. Ahmed GazzT'nin yedi sene tefsir-hadis ve sair ilim- 
lerde hocasi Ahmet Be§i§i (hyt. 1096/1585) den istifade ederek daha sonra Ezher'e 
hadis hocasi olaraktayin olunmu§tur. 

Ahmed GazzT kaddese'llahu sirrahii'l-azTzin Misir'da gegirdigi sure toplam 30 yil- 
dir. Diger bir ifadeyle on iki yajmda Camiij-'l Ezher'e gelen Ahmed GazzT yedi yillik 
bir tahsil hayati ya§ami§tir. Onalti yajmda Iken once gok mevzu hadis ezberlemi§, 
daha sonra iki yil iginde seksen bin hadis ezberleyerek onsekiz ya5mda ilmT hadis 
dalmda mezun oimujtur. Daha sonra tefsir ile fikih ilminde ve sair ilimlerde ve ir- 
fanda iyi yeti§mi§ bir alim olarak IVlisir ulemasi arasma katildi. Cami'iJi-Ezherdeki 
hizmetlerine ba§ladi. 

GazzT, muallim ve miJderris olarak dini ilimler de 100 (yuz) den fazia ki§iye ica- 
zet iverdi. Misir'a verilen icazetnamelerinin gogundaki silsilelerde Ahmed GazzT 
kaddese'llahu sirrahu'l-azTz admi gormek hig de zor degildir. 

Ahmed GazzT'nin nesebi konusunda da belirttigimiz gibi, dedeleri EmiriJl-Hac 
olup asil ve segkin olan siJlaJesi sebebiyle de herkes katmda ikram goren, deger 
verilen saygin bir kijilige sahip olmalarmdan dolayi Misir istikametinden on-dort 
defa hacca gittiler. Son hac seferinde veda tavafi yaparken gaybden §6yle bir ses 
duydu: 

'Yo $eyh Ahmed, diyar-i Rum'da nasibin war, oraya git ki hakikat perdeleri- 
nin sirlan iki citianda aynel- yakm-den hakkal-yakine ulafmakla gonlUn fad ola," 

Nitekim kutsal topraklarda veda tavafini yaparken ula5tigi bu fikri gergeklejtir- 
mek igin gorev yaptigi Ezher'e donijp hemen bir giJn iginde oradaki talebelerini, 
mesai arkadajlarmi ve diger dostlarmi birakarak yola gikar. Artik Ahmed GazzT'nin 
Misirdan aynliji gergeklejmijtir. 

Ahmed GazzT kaddese'llahu sirrahiJ'l-azTz hac esnasinda kararlajtirdigi Anado- 
lu'ya gitme fikrini gergekle5tirmek niyetiyle bir gemiye binerek Misir'dan istanbul'a 
dogru yola gikti. Yolculuk esnasinda hava 5artlari son derece kotu idi. Ahmed Gazzi 
kaddese'llahu sirrahu'l-azTz geminin kamarasmda oturup Allah Teala'ya yonelerek 
kaside-i munferice'yi okumaya bajladigi zaman ona, bajinda Halveti taci onijnde 
kuzu kijrku olan bir zat gelerek: 

"Korkma Ey Ahmed, selamettir. Kehf suresine devam et ve bizi Bursa'da bul" 
dedi. 

[Gelen ki§i NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTzdir. Ahmed GazzT igin fitne- 
den ve deccaliyetin 5errinden emin olmasi igin bu tavsiyede bulunmu5tur."K/m 
Kehf suresinin ba$mdan on ayet ezberlerse Deccal'in fitnesinden koru- 
m/r"Muslim(l/555) Hakim (2/399) Bizlerin de bu konuda duyarli olmamiz ge- 
rekmektedir.l 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 71 



Gergekten de biraz sonra firtina dindi ve 1086 da Istanbul 'a ula5ti. Bir mijddet 
istanbul'da ikamet ettikten sonra Edirne'ye gegerek oradaki mejayihi ziyaret edip 
daha sonra Bursa'ya geldi. Ancak Bursa'ya gelmeden istanbul'da gegirdigl gunler 
esnasmda Ayasofya Camiinde hadis ilmi ile mejgul olduguna dair kaynaklarda bilgi 
vardir. 

Misir'dan istanbul'a gemiyle gelirken tutulmu? olduklari firtmadan kurtulmalari 
igin yolda kendisine tavsiyede bulunan 5ahsi bulmak gayesiyle 1087(1676) tarihin- 
de Bursa'ya gelen Ahmed GazzT Ulu Cami civarmda bir hocanin evinde misafir oldu. 
Bir iki gijn sonra jehirde ne kadar mejayih varsa hepsiyle g6ru§tu. 

Bu arayi5 devem ederken Ahmed Gazzi gejitli medreselerde hocalik yapmayada 
ba§lar. Bursa'ya geldlgi (1087/1676) senesinden Nlyaz-i MisrT Ile bulujtugu 1103 
(1691) yilina kadar aradaki on alti yillik zaman diliminde miJderrislik yaptigi yerler 
ve gorev yapma §artlari hakkmda kaynaklarda bilgi bulmak zor degildir. 
1087/1676'da Ulu Cami'de ilim dersine bajlayarak, tefsir, hadis ve fikih dersleri 
okutmu5tur. Rivayetlere gore o yillarda Ulu Cami'de 50-60 dersiam var idi. Once 
Ahmed GazzT'yi dinler daha sonra ise kendileri ders okuturlardi. 

Bu zaman zarfmda ehl-i tarTk ile dostluk kuramamijtir, Hatta bazi sufTlerin tavir 
ve davrani§larmi gordukge onlari kmar ve miJdahaJe ederdi. Bir taraftan Cenab-i 
Hakk'dan o zata kavu§mayi temenni edip dua ve niyazda bulunuyordu. 

Bu yillarda Limni'de bulunan NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz (hyt. 
1105/1694) lehine ve aleyhine gok jeyjer ijiten Gazzi, me§rebinde taasub galip 
oldugundan IVIisrT'ye gok kiziyordu. Limni'de siJrgunde olan NiyazT-i MisrT 
kaddese'lahu sirrahu'l azTz (hyt. 1105/1694) hakkmda leh ve aleyhinde duydugu 
sozlerden etkilenerek onun Bursa'ya gelecegini duyunca konuyla ilgilenmez. 

Ancak NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz ise dualarinda ona yer veriyordu. 
56yleki: 

Ve dahi Hazret-i Rasul-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem ve fefi-i umem 
sallalahu teala aleyhi ve sellem Hazretleri evail-i biletlerinde Rabb-i muteal 
celle celaluh Hazretleri dergahmdan din-i miibini ki $eriat-i mutahharadir. 
"omereyn" (iki Omer) in biri ile takviye ve mazarrat ricasinda olub dualari 
makbul ve Hazret-i adalet meab Omer ibn-i Hattab radiyallahij teala anh haz- 
retleri islam ile iimmet-i erbaine vasil ve aniar yuzUnden bu kadar asar-i azime 
hasil oldigi gibi ben kara yiizii Misri dahi Huda-yi mudbii'd-daevat barigah-i bi 
i§tibahmdan hala bu $ehr-i Burusada riikn-i rakin ve tarz u gavirlari makbul u 
giizin iki Ahmed Efendi ki vardir. Biri fahrii'l-miiderrisinii'l kiram ishak Hacesi 
dinmekle matuf Ahmed Efendidir ve biri yine fahrii'l-miiderrisinul-izam Gazevi 
Ahmed Efendidir. Bu ikiden birini takviye-i tarikat ve tem^iye-i aym-i eviiya 
rah-i hidayet ifun isterim deyu nice (69a) defa taleb u rica-yi manevTde olduk- 
larmdan sonra bu taleb-i ilhamileri zib-i mesami ahbab olub esatize-i asrm efzal 
u alemi musevvid menakib bendelerinin ustaz ve'l-e§radi mefhariJlmu'eJIifin ve 
kidvetu'l-musannifin muma ileyh fazTletlu ishak Hocasi Ahmed Efendi merhu- 
mun dahi bu husCis gujzedleri oldukda Hazret-i 5eyhin bendegan u dostanmdan 
bir mutemed zat-i §erifin delaleti ile hakipayilerin ziyarete azim ve 
asitanelerinde hiJcre-i seniyyelerine vasil u dahil olduklarmda destmallerin 



72 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kendu gerdenlerine talik ve iki avucun bir idiJb ve sag eli ile gut-i pTjgahlarmda 
sultanim Hazretleri bu Ahmed kulunuz efendimin kemter-i abd-i derem-i 
haridesidir. Misilli eda-i hulus-i nijan ile dest-i meyamm piramenlerine rumal 
oltnujiar. Aniar dahi layik oldigi vech iJzre rijy-i dil ij kabul ve ber adet-i kadTm 
tevkir u tazim buyurub o meclisleri vahy-i lezaiz-i enfas-i tayyibe ve cevahir-i 
varidat-i seniyye ile guzar ve nihayet ve sohbet-i jeriflerinden memniJnen ve 
mahziJzan mufarakat ve sa'adethanelerine tejrif idiJb lakin ba'deza Hazret-i 
5eyhe kemal-i tekarrub ve zir-i dest terbiyelerine girmek muyesser olmak 
zemani bir mikdar beray-i maslahat mumtedd ve melhiJzlan olan fikirleri sedd 
oldigi ezman hilalinde mijjarun ileyh jeyh Ahmed GazzT Hazretleri Hazret-i 5ey- 
he talib u ragib ve testgTr-i inabet (70a) ve guy-i ruba-yi himmet ve nail-i kimya- 
yi saadet inzar-i fjjtijvvetleri olub zir-i dest-i terbiye ve erbain ve baedehu hilafet 
bulub rica-yi Hazret-i jeyh anIar hakkma ijabet eyiedigi tevatijr bulmu5dur. 
Hatta Hazret-i Merhumdan menkijldur ki 

"benim tarikatimde Ahmed nam benden sonra Ban teala celle fdnuh dort 
aded fazil ve biri birinden kamil alim ve amil zati mesned ni§in i me§ihat 
buyuracakdir" deyu ke§f-i ilham buyurmujiardir ki evveli Hazret-i jeyh Ahmed 
Gazzi idijgi zahir ve bahirdir. (Ibrahim RAKIM, 1750), v. 69a-70a 

Bu §ekilde olu5an muhabbet Ahmed Gazzi'nin hilafet yolunu agacakti. Talebele- 
rine bir gun evvel Misri'yi kar5ilamaya degil, seyretmeye bile gikmamalanni tembih 
etmijti. Sabah namazindan sonra adeti iJzere Camii Kebir'e gelip derse bajladi. Ders 
tamamlanmak uzere iken NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTzi karjilamaya 
gikan dervijierin zikir ve tevhid sadalanyla Ulu Cami degijik bir atmosfere girmijti. 

Boylece "Ahmed GazzT'nin kulaklarma zikir sesi gidip dimagi, cam her §eyi zikir 
ile mijzeyyen olur. Yillardir hasretiyle yanip tutu§tugu zatm vuslat-i rayihasi kar5i- 
smda miJbarek vucudu titremeye bajlaymca dunya ve onun igindeki diJnyevTduygu- 
lar goziJnden gikip bir halet-i zaide gelip hemen tahta bajindan kalkip sagina soluna 
bakmaksizm NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTzin seyrine gikar. §6yle bir ke- 
narda meczup sifat olurdu. Gittikge muhabbeti artip dururken Misri Efendi tahtire- 
van iginde goriJnur. Ahmed GazzT'nin oldugu mahalle gelince kendisi selam verir. 
Ahmad GazzT goriJr ki ilk defa Gazze'den gelirken gemide zuhur edip, 

"Nasibin benim yuzumdedir, gel bizi Bursa'da bul" diyen o zatm ta kendisi oldu- 
gunu mijjahede eyieyince suratia varip tahtirevanda NiyazT-i MisrT kaddese'lahu 
sirrahu'l azTzin elini optijgu zaman Gazzi'nin elini sikica tutup: 

"Ahmed sizi gok beklettik, kader bu giine imi§" deyip elini salivermeden derga- 
ha kadar beraber geldiler. Kaynaklarda ittifakia bildirilen tarih (1103/1691) dir 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz birfatiha okuyarak Ahmed GazzT'yi gile- 
hane-ye koyar. Bunu goren talebeleri meseleyi kavrayamadiklari igin "hocamiz 
elden gitti" diye uzuldijler. Kirk gunde seyrij-suluk gorup rutbe-i kemalata nail 
olup erbainin sonuna kadar rijtbesini doldurup makam-i cemiul-cem'e vasil oldu. 
Zira daha onceden kendileri takvanin kemaliyle mu§erref idi. Mur5id-i kamil olan 
MisrT'nin elinden a5k §arabmi igti. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 73 



1104(1693) ramazan aymm 23.gununde erbainleri tamamlanmca MisrT, Bur- 
sa'dan butiJn mejayihini Camii Kebir'e davet edip hilafet meclisi olacagmi haber 
verildi. NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz camiye geldiginde Ahmed GazzT 
kaddese'llahij sirrahu'l-azTz dervi5lerle zikir ve tevhid halindeydi. Ogle namazi ki- 
Imdiktan sonra kursijye gikan MisrT, yanlarma Ahmed GazzT'yi de alarak oturtup bir 
miktar sirr-i tevhidden bahsetti. Daha sonra Taha 29-30 ayetlerini "Ailemden 
karde$im Harun'u bona veziryap" ayet-i kerimesini okuyup, buyurdular ki: 

"Hz.Musa aleyhisselamin Firavunia mucadelesinden Hz. Harun'un kendisine yar- 
dimci olmasini anlatti. Daha sonra, Hz. Rasulullah sallallahij aleyhi ve sellem islami 
aniatirken kendisine yardimci olan sahabe-i gOzini ve Hz.Omer radiyallahQ aniiin 
islam'i agiktan teblig hizmetini anlatti ve her ne kadar bu aciz Misrt izhar-i tarikat 
oldum ise de min cihetil be§eriye acizdir. Daima 14 senedir, 

"Ya Rabb rahmetinden biri He bu tarikat-i aliyyeyi te'yid eyie ziimre'i miinker 
yine mukabil olur. Him ve amel ve $eriat ve tarikat ve hakikat bir kavi zati bona 
ihsan eyie" 

Diye niyaz eder idim. Ahmedlerden biri ishak Hocasi demekle me^hur 
Ahmed'dir. Biri dahi Gazzl Ahmed Efendi'dir. Nasib Ahmed GazzTnin ElhamdUlillah 
Gazzi Ahmed Efendi'yi bize ihsan eyiedi. Kemalati ilmiyye de ben den alimdir, kendi 
zatimda olan sirr-i tarikat ve hakikat dahi bunlara ihsan eyiedi, butUn varimi 
Ahmed'e verdim. Bundan boyle bizi isteyen Ahmed'i bulsun. Bursa'da Ahmed 
GazzVden ba§ka halifem yoktur. Varis-i kamil ve ekmali Ahmed'dir" deyip dahi bol 
tevhid ile Ahmed Gazzi'yi vasf edip ir§ad meclisine miJminleri ragbetattirip, 
hilafetnameleri okuyup ellerine teslim ve ba§ma tac-i §erif giydirip, tarikati aliyye 
hirkasi giydirip dua ve sema ve fatiha okurdu. 

Ahmed Gazzi bazi kaynaklarda MisrT'nin be5inci halifesi bazilannda ise yedinci 
halifesi olarak gorulmektedir 

Hilafet meclisinin nakllnde ihtilaf yoktur. Yalniz MisrT'in halifesi olan Rakim 
Efendinin rivayetine gore MisrT- GazzT hilafet meclisini Ishak Hocasi Ahmed Efendi 
duydugunda o giJn ak5amla yatsi arasmda MisrT dergahina varip: 

"Aman efendim, bu Ahmed senin a$kmi kabul eyiemez. Ben de sana afigim 
ama bu ana kadar izhar edemedim. ihsan eyie veraset-i kamileyi bu kuluna ver" 
diye aglayarak ayaklarma kapanip yalvarmca MisrT joyle cevap verdi: 

"Ahmed Efendi, olan oldu ve veraset- kamilen verildi, degi$iklik miimkun de- 
gildir., nasib Ahmed Gazzi Efendinin imi$. Bizim elimizde bir fey yoktur. Bizde 
olan emanet-i kiibrayi sahibi GazzT'ye ihsan eyiedi. Ama sen de me'yus olma, 
daima manevi velayete biraz seni de ir$ad edelim" deyip ishak Hocasi Ahmed 
Efendi'ye dahi telkin-i zikir buyurup ziJmre-i bendegan divanma kayit eyiediler. 

MisrT tarafmdan Hilafet makami Ahmed Gazzi'ye tevdi olununca kendi oglu Ali'yi 
de GazzT'ye teslim ederek: 

"Ahmed efendi eviadimi zahiren ve batmen terbiye eyie" diyerek butiJn seven- 
lerine ve muridlerine "bundan sonra Misride bir $ey kalmadi benim tiim sirlarim 
Ahmed'dedir. Bizi arayan Ahmed'i bulsun." demijierdir. 

Ahmed GazzT kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz MisrT dergahmda seccadenijin olup ol- 
duktan sonra ilmi faaliyetlerin yaninda tasavvufi terbiyeye miJsait olan insanlari 



74 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



irjad eyieyip halvetiye esaslarma gore yeti5tirmi5tir. 

1104/ 1693 yilinda Ulu Cami'de hilafet gorevi alinca ve MisrT dergahmda 5eyhlik 
gorevine bajlamijtir. NiyazT-i MisrT kaddese'lahij sirrahu'l azTzin oglu ^elebi All 
Efendi (hyt. 1125/1713) nin terbiyesiyle de yakmdan ilgilenmi5tir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz 5evval 1104/1693 tarihinde Edirneye 
vaaz etmek iJzere Selimiye Camllnde bulundugu zaman LImnl'ye surijlmesine dair 
gelen fermanin iJzerine camiden alinip Bogazhisari'ndaki Kapudan Paja'ya sevk 
olunmuj ve oradan LImniye g6nderilmi§tir. 20 Recep 1105 (hyt. 17. III. 1964) gar- 
§amba gunij ku5luk vaktinde 78 ya5inda iken Hakk'a yurijmuj ve LImni'de sirlanmi§- 
tir. 

Ahmed GazzTkaddese'llahu sirrahu'l-azTzin MisrT dergahindaki postnijinlik suresi 
yakla5ik bir yil surmu5tur. ^iJnku MisrT-GazzT hilafet meclisi He (1104/1693) de ba?- 
layan MisrT dergahi 5eyhligi 1105/(1694) tarihinde MisrT'nin Hakk'a yurijmesi uzeri- 
ne NiyazT-i MisrT'nin eviadi C^elebi All Efendinin (hyt. 1125/1713) saray'a muracaatla- 
ri uzerine gelen emirle sona ermi§tir. 

1105 (1694) da Receb ayinda Limni'de Hakk'a yijruyen NiyazT-i MisrT 
kaddese'lahu sirrahu'l azTzin tek erkek evIadi olan ^elebi All Efendinin 
(hyt. 1125/1713) etrafmda toplanan bazi kijiler ^elebi Efendinin zaafmdan da istifa- 
de ederek Ahmed Gazzi'nin dergahdan gikartilarak yerine kendisinin gegmesini 
telkin etmeye ba§lami§lardir. Gazzizade Abdullatif'in (hyt. 1247/1831) Menakib-i 
Gazzi isimli eserinden aktarilan: 

Hz.Pir (Niyazi-i Misr?) bakaya gogtu. Tekke Qelebi Efendiye gegti. Bursa'da on 

dokuz kimesne ba^larma tag giyip biz Hz. Niyaz?-i Misr? kaddese'lahu sirrahu'l 

az?z hulefasindaniz diye meydana gikip, Bursa'da er biri bir k6§ede dava-i ir^ada 

ve halvetiye ayinini icraya ba^ladilar ki bunlarin bazilarinin hilafeti sahih idi, ama 

mertebe-i ir§ad ve veraset bizzat Ahmed Gazzi'ye ihsan olundugunda, hala silsi- 

le-i tarikatin bunlarin yuzunden yurudugu gibi ^ahiddir. 

Bu ^artlar. Hz. MisrJ'nin postunda oldugunu gekemeyip oradan ihrag olmasi- 

na suri ve manevi gayretle olup Hz. Misrt-nin eyiedigi vasiyetlerini feramu§ eyle- 

diler. 

Ahmed Gazzi'nin MisrT dergahmdan ihraci konusuna Gulzar-i Suleha ile SiJley- 
man Halis'in -Vefeyat'mda ve Gazzizade' nin Menakib Gazzi'sinde genijge yer veril- 
mi§tir. 

MisrT dergahi inja olunmadan ewe! Niyazi-i MisrT Gelibolu'da askerlik gorevini 
ifa etmeye galijirken, halifelerinden biri ruyasmda Bursa'da bir tekke gorur. Ruyaya 
gore tekke de NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTzin muhaliflerinden Kutahyali 
Mehmed Efendi adinda bir ki5i oturmaktadir. 

Bu ruyayi MisrT'ye naklettiklerinde §u cevabi alirlar: 

"Oglum o senin gdrdugijn tekke Bursa'da bizim igin bina olacak bir zaviyedir. 
Lakin birtasi Allah Teala igin degildir, mijminler arasinda fitne gikarmak igindir. 
Bizim halifemiz Ahmed Gazzi'yi oradan ihrag ederler" 

Ruyanin goruldugij yil 1076/(1666) dir. Bundan dolayi bu hadisenin butunij 
kaddese'llahij sirrahu'l-azTzin kerametlerinden sayilir. Ahmed Gazzi'nin tekkeden 
gikmasi istendi. Gazzi bunu kabul etmedi. ^unkij kendisini o makama NiyazT-i MisrT 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 75 



II. Ahmed devrinde (1102-1106 /1691-1695) Avusturya'ya sefer ilan edi- 
lince Bursa'da bulunan NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz Allah Teala 
rizasi igin gazaya gidecegini soyleyerek yen! kaplica civarinda Bademli Bah- 
ge'ye gadir kurarak 200 kadar muridini gevresine toplar. Ancak, miJritleri 

kaddese'lahu sirrahu'l azTz oturtmuj idi. Kendi- nzasiyla giksa merhum MisrT ruhani- 
yeti mugber olur diye insanlann gejitii azarlamalarma sabir ve tahammijl etti. En 
sonunda 19 ki5inin hepsi ^eiebi Efendi (hyt.1125/ 1713)nin ba5ma u§u5up: 

"Efendim sen Hz.Misri gibi bir zat-i $erifin eviadisin. Benin $eyh Ahmed Efen- 
di'den ders okumandan, gocuklar He a$ik oynaman eviadir. Sen terbiyeye muhtag 
degilsin. Kemalat-i Misrf zat-i $erifinde a$ikadir" diye turlu turlu hileler yaptilar 
Geng ^eJebi Efendi de terbiye altmda bulunmayi nefsi istemedigi igin teklifler ho§u- 
na gitti. Bunun ijzerine ^eJebi Efendi (hyt. 1125/1713) lisanmdan o gunlerde savaj 
hazirligi nedeniyle Edirne'de bulunan sadrazam ve ^eyhijlislam'a 56yle bir mektup 
yazdilar. 

"....Halen pederim merhum Hz. Misri'den bona kalan zaviyeme $eyh Ahmed 
Gazzi mutasamf olup, bize tasarruf ettirmez. ihracma bir emr-i ali niyaz olunur." 
Arz-u hal geregince 

"§eyh Ahmed Gazzi'yi tekkeden ihra? edin(5ikarin)" diye emr-i sultan geldi. 
Emir Ahmed Gazzi kaddese'llahij sirrahu'l-azTze ula§mca 

"....Ha, i$te §imdi gikarim, zira ben kutb-u batin emri lie oturdum, fimdi kutb-i 
zahir dahi gikmanizi emir eyiemif bizden kabahat gitti memur- mazurdur" deyip 
alem- post ve kitaplarmi alip dergahdan gikarak 5eker Hoca mescid-i §erifine ta§mdi. 

Daha once MisrT dergahmda ba§lami§ oldugu jeyhlik gorevi ile oteden seri siJr- 
durdugij ilim tedrisi faaliyetlerini araliksiz olarak surdiJruyordu. Ayrilmi§ oldugu 
Misri dergahi aleyhine hig bir faaliyette bulunmaksizm 5eker Hoca Mescidinde ga- 
lijmalarma devam eden Ahmed Gazzi kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTze ahbablari ve 
§akirdleri de daha uygun bir yer arama faaliyetlerine bajlamijlardi. 

Ahmed GazzT'nin giyabmda yer arayan dostlari Duhter 5eref mescidini tamir 
edip, aviusuna odalar ilave ederek derii toplu bir hale getirdiler. i§ler tamamlaninca 
Ahmed Gazzi' nin hizmetine sundular. O da adetleri uzere zikr-i tevhid ve tedris-i 
ulijma burada devam etti. (1105/1694). 

Duhter 5eref mescidindeki gali§malariyla 56hreti daha da artti. Mescidin yaki- 
ninda bir ev alarak saliha bir hanimla eviendi. 

Ahmed GazzT, son gijnierinde yaptigi vasiyetlerinde "kirk senedir inziva eyiedim, 
benim cenazemi difari gikarip halka zahmet vermeyin" diyerek hemen yikanip 
namazmm kilmmasini ve defnedilmesini talep etmi§ti. Makamma torunu olan Mus- 
tafa (Nesib)in (hyt:1202/1788) oturtulmasmi istemi5 ve "infallab feyzim onun yii- 
ziinden zuhur eder" demijti. (104) 

Ahmed GazzT'nin Hakk'a yuriJmesi yaklajtigmda biJtun halife, talebe ve dervijle- 
ri dergahta toplanmi§ zikirle me§gul idiler. Bir tarafmda Enarli dergahi jeyhi 
Sadruddin Efendi diger tarafmda ise Nasuhizade Halil Efendi oldugu halde iman 
dualarini okuyarak, "Allah Allah deyip, Kellme-i tevhid-l son nefeslnde soyleyerek" 
ruhunu Hakka teslim ettiginde tarih 6 5evval 1150/(5.12.1738) yili Pazartesi gecesi 
seher vakti idi. (TEKELJ, 1991), s.16-36 



76 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



gogalan jeyhlerin zaman zaman isyan ettiklerini dijjunen yonetim, Misn'ye 
bir Hatt-i HiJmayun gondererek Bursa'da oturup hayir dua ile mejgul olma- 
sini ister. ^'"' Fakat MisrT bu emre kulak asmaz ve Tekfur Dagi'na kadar gider. 



Padijahin NiyazT-i Misri kaddese'lahij sirrahu'l azTze gonderdigi mektup ay- 
nen §6yledir: 

"Misri Efendi! 

Selamimdan sonra sefere kasd ve azimetiniz oldugu mesmu-i humayunum oldu. 
Sefere teveccijhunuzden ise halvetinizde duaya me^gul olmaniz ensebdir. Mahalli- 
nizden harekete rizay-i humayunum yoktur. Huzur-i hatir ile zaviyenizde oturup 
asakir-i islamiyye ve guzat-i mucahidine teveccuh-i tam ile mansur ve muzaffer 
olmalari duasinda olmaniz me'muldur vesselam." 

NiyazT-i MisrT, padi§ahm bu istegini kabul edemeyecegini ju mektubu ile bildirir: 

"Bismillahirrahmanirrahim. 

Elhamdulillahi Rabbilalemin. Vassalatu vesselamu ala Seyyidina Muhammedin 
ve alihi ve sahbihi ecmain. Vesselamu ala halifeti'l Mehdtyyi. 

"Padijahiml "inne mesele isa kemeseli Adem" buyuruldu. Mumaslll llmiJl- 
esmada yigildi. Kabul edene meiek dendi, kabul etmeyene §eytan dendi. Kezalik Isa, 
nuzulijnde llmu'l-esma ta'llm eyiedi. Kabul edene meIek ve MehdT dendi, etmeyene 
§eytan ve deccal dendi. Ondan nuzul-i isa'ya gelince ne kadar enbiya ve rijsul gel- 
diyse aniara muhalefet eden padijahlardan kangisi behre-mend (nasipli) oldu, mu- 
radma erdi? Cumlesi makhur oldular. 

Padi§ahim! Muhale ferman vermek akil 15! degildir. Bir kevkebe tulu' etmesun 
deyu ferman versen yahut borusu (agrisi) tutmu§ avret dogursa padijaha asi olur 
mu? 

Padi§ahim! Ben seni esirgerim! Sana benim su-i kasdim yoktur. Senin hayirhahi- 
nim. Senin dijjmenin, beni sana yanli§ bildirir. Bu dahi malumun ola ki enbiyada ve 
eviiyada kizb ve hilaf ve mijdahene olmaz. Bizim sana su-i kasdimiz yoktur. Dedigi- 
mize itimat edin ve niJdemadan birisini 5unu azi veya katleyle demem. Bu senin 
hizmetine layik degildir. Ancak umum ijzre adieyle deyu nasihat ederiz, kabul eder- 
sen senin izzetin ziyade olur; aziz olursun! Kabul etmezsen zarari kendinize edersi- 
niz. isa niJzul etmesun deyu ferman verijp geru reddedemezsin. Ancak bir miktar 
ta'ciz edersen, me'yus olunca sonra nazar-i Hakk eri§up ol me'yusa necat verir.. 

El-Hasil enbiyaya muhalefette olmaktan men ederim. Nasihati kabul edersen, 
tahtinda sabitkadem olursun. Isa Aleyhisselam, kendi hakkmda ala mele'innas haza 
Mehdtyyij'z-zaman deyu jehadet eder. 5ehadetini Allah taala kabul eder, cijmle 
halk dahi kabul eder. Ve ilia muhalefetin zarari kenduye aid olur, biliJrsun. Nasiha- 
tim budur. Bu mektubu kendu §eyhine gosterme ve re'yiyle amil olma. 5eyhu-l 
Islama ve ulemaya goster, aniarin re'yiyle amil ol. Alim kavli §eyhu'l-islami mujirdir. 
Aniarin ijaretleriyle amil ol Ahmed adedidir 254 

Vesselamu ala men ittebe'a'l-hiJda". 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 77 



^''^ Padijah kendisine yeni bir Hatt-i HiJmayunla silahjor Arap Be§ir Agayi, bir 
kog ve dervi§ler igin para gondererek burada kar§ilatir. Esasen Padi§ah, 
MisrT Efendi'yi sevmekte ve ordunun O'nun duasini alarak sefere gikmasinda 
bir sakinca gormemektedir. ^"^ Ancak §eyhin Edirne'ye yakla§masi ve padi- 
5aha i? ba§inda bulunan biJtun hainleri bir bir haber verecegi jayiasi, halkin 
bunu sabirsizlikia beklemesi devlet adamlari arasinda buyiJk sabirsizlik 
uyandirir. Sadrazam Bozoklu Mustafa Paja padijahi ikna ederek, bijyukfitne 
gikacagina inandirir. Bu arada NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz 26 
§evval 1104 (30 Haziran 1693) Sail gunij Edirne'ye gelip vaaz etmek igin 
Selimiye Camiine indigi zaman, halk camiin etrafini almi§ kalabaliktan igeriye 
girilemez oimujtur. NiyazT-i MisrT, caminin iginde mihrabin yanina oturup, 
"ogleden sonra vaaz ederiz, namazdan sonra da Padi^ahla bulu^ur, sefere 
gideriz" diyerek, namaz vaktini beklemeye ba§lar. Bu durum kar§isinda sad- 
razam, MisrT Efendi eger derhal surgiJn edilmezse, buyiJk bir karijiklik gika- 
cagini padi§aha tekrar hatirlatir. Cikarilan ferman Kaymakam Osman Paja ile 
NiyazT-i MisrT'ye gonderilir. Osman Paja, kalabaligi tahrik etmeden camiden 
igeri girer ve "buyurun, sizi sultanimiz isterler" diyerek dijari gikarmak ister. 
Bunun iJzerine NiyazT-i MisrT, "m^aallah, namazdan sonra variriz" diyerek, 
yerinden kimildamaz. Arkasindan bir boliJk yenigeriyle, bir yenigeri agasi 
"buyurun sizi padi^ahimiz istiyor" diye koltuklayip, tahtirevana bindirirler. 
Oradan Mirahor-i Sani Dilaver Aga ve leventlerle Gelibolu'dan 
Bogazhisarmda Kaptanpajaya teslim edilerek tekrar Limni'ye surgiJne gon- 
derilir. Ancak bu siJrgune sebep olanlarin hepsi cezalarini gekmijierdir. 20 
Recep 1105 (16 Mart 1694) ^arjamba guniJ kujiuk vakti 78 yajinda Limni'de 
Hakk'a yuriJr ve oraya defnedilir. Donemin eserlerinden Tezkire-i Safayi'de 
NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-azizin adadaki kalmakta oldugu ca- 
mii'nin mihrabinda, seccadesi iJzerinde kibleye yonelik iken Hakk'a yurudij- 
gij kaydedilmektedir. Vine o zaman ayaginda bukagi oldugu ve kendisini 
bukagi ile birlikte defnedilmesini vasiyet ettigi bildirilir. Mezar bajtajinda 
zincirinresmivardir.^^' 

Kendisini sevenler tarafindan na§i TiJrkiye'ye istenmi§se de Yunanlilar, o 
bizim azizimizdir veremeyiz, diye isteklerini reddetmi5lerdir."^ 

Vasiyeti iJzerine cenazesini Limni'deki dergahin jeyhi, §eyh Mahmud 
Efendi yikami? ve Baltaci Mehmed Pa§a'nin mezari yanina sirlanmi§tir. Kabir 



(Vahdetname / Hiiseyin (6. 1304 H.) Lamekani 297.7 LAM1341 H- Osman Ergin 
Yazmalari OE_Yz_000059/03 Ataturk Kitapligi, Istanbul,) 

^"^ (Silahtar, tarih, II, 704) 

^""^ (ReM tarih, II, 216). 

^"^ (VASSAF, et al., 2005), v. 95, (s. 89) 

"** (AYKUT, 1976), s. Ill 



78 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



taji uzerinde 5U beyitlerin yazili oldugu bildirilmektedir.^"^ 



Mazhar-i feyz-i tarikat ka$if-i sirrullah 
Mur^id-i ehl-i hakikat arif-i pur intibah, 
Omrunij takva ve zikrullah He itti temam 
Cay-i arayi§ degildir bil di kirn bu hankah 
Tekyegah-i alem-i Misr teni terk eyieyup, 
Alem-i lahut'a gitti $evkile bT-i$tibah 
Daiyi pur §evk'i Hasib soyledi tarihi, 
Eyie Misrt Efendiye kasr-'i adn'i caygah 



Sene 1105 



Hakkinda birgok tarih dujuriJlmujtur. Bunlardan Kur'an-i Kerim'den "ve 
sebbit akdamena" ve Bursali Belig (hyt: 1172 /1758-59) 'in 5U tarihi en gij- 
zelidir: 

Kutb-i alem Hazret-i Misrt Efendi menzilin 
Tekyegah-i arsa-'i mevada ihraz eyiedi 
Du§d'i gar etrafa matem didiler tarihini 
Ruh-i Misrt mahfel-i aliye pervaz eyiedi. 



"^(A5KAR, 1997), s. 105 



NIYAZI-I MISRI KUDDISE SIRRUHU'L-AZIZIN TURBESININ SON DURUMU 

A§agida alinti yaptigim iki giJncel not tiJrbenin vahim durumunu bize ha- 
ber vermekte ve bu jekilde dejifre olmasi bizi iJzmektedir. Komjumuz Yu- 
nanistan'nin artik bu konuda tedbir alacagini dijjunuyoruz. ^unku NiyazT-i 
MisrT Efendimizin Osmanliya kar§i memnuniyetsizligi ile ilgili sikintilann neti- 
cesi kitabimiz igerisinde gegmektedir. Eger bu konuda Yunanistan gergek bir 
ozveride bulunulursa umarim ki Allah Teala dostuna yapilan hizmetin karji- 
ligini gok kisa zamanda gosterecektir. 

Degerii dostlar. 

Size tiJrbe diye gosterilen yerin eski bir Osmanli hamami oldugunu 
tahmin ediyorum. Akiiniza hamamlarda pencere olur mu? Diye bir soru 
gelebilir. Ayni hamami Midilli Adasinda eski limani (kuzey liman yolu iJze- 
rindeki Ermou caddesinin yakininda da gorebilirsiniz. TiJrbe bugiJn Turk 
yalisi semtinde mevcut olan (kapisi ta§ i5lemeli) market olarak hizmet ve- 
ren binanin igindedir. Bu konuda elimde bazi eski miJbadele oncesi re- 
simler mevcuttur.1930 lu yillarda mezari bursa belediyesinin Bursa'ya ta- 
§ima giri§imi olmu§ fakat yunan yetkililer adada ikamet eden halkin sesi- 
ne kulak vererek mezarin TiJrkiye ye nakline karji gikmi§lardir. Zira 
Misriye hristiyan halk ta sempati duymaktaydi. Myrina halkindan ogren- 
digim kadari ile ozellikle yajlilardan aniattiklari konu gok farklidir. 

§dyle ki: tiJrbe ....09.1939 tarihinde belediyece yiktirilmi;. Ayni gun 

myrinada bir sinemada buyijk bir yangm (ikmi; olup 250 civarmda in- 

sanm dlumijnu Limni halki tiJrbenin yikilmasma baglami$tir. 

Konuyu bilgilerinize arz eder. Saygilar sunarim."° 
**** 

Niyazi MisrT'nin kabrinin Limni adasinda oldugu 1990 yilinda devrin 
Ba§bakani Merhum Turgut Ozal tarafindan KiJltur Bakani Namik Kemal 
Zeybek'e talimat verilerek onarilmasi istenmijtir. Ancak, KiJltur Bakanligi 
kabrin bulundugu yeri ancak tespit edebilmi? ve miJteakip hiJkumetler 
yurtdijindaki kiJlturel varliklanmiza ilgisiz kalinca Niyazi MisrT'nin de me- 
zari onarilamaz olmujtur. Ta ki 20 §ubat 2008'de TBMM'de kabul edilen 
ve 27 §ubat 2008'de yiJrurluge giren 5737 Sayili Vakiflar Kanunu gikana 
kadar. Vakiflar Genel MudiJrlugu Yurtdijindaki Turk KiJltur Eserlerinin 
onarilmasmi bir butiJn olarak kabul etmi?, bunun igin bir daire kurmu? ve 
Vakiflar BiJtgesini de yaklajik 37 milyondan 600 milyon YTL ye gikararak 
ecdadin kiJlturel mirasini korumayi hedeflemijtir. Haberi okuyunca sanki 
Niyazi MisrT'nin tiJrbesi yeni kejfedilmi? gibi haber yapilmasi bu tarihi 
bilgileri yazmama beni adeta zorlamijtir. Umarim Vakiflar Genel MudiJr- 



150 



Ruhi iYiGUN, http://www.malatyaguncel.com/ 26 Ekim 2008 Pazar 21:32 



80 I NiyazT-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



lugiJ Yurtdiji Daire Bajkanligi diger eserlerle birlikte planina almi? oldugu 
Niyazi Misri TiJrbesini de onarmayi bajarir. Bence Niyazi MisrT'nin Misirli 
degil Malatyali oldugunu Yunanlilara erkenden soylenmekle onanmin 
gecikmesine sebep olunmujtur. Zira Yunanistan bizden ayrilmi? bir iJlke 
olmasi hasebiyle bize ait biJtun eserleri korumasiz ve bakimsiz birakmayi 
temel politika haline getirmijtir. Tarihi eserlerin restorasyonu ile Yunan 
hiJkumeti ilgilenmemektedir. Onun yerine bagimsiz hareket eden Anitlar 
ve Tarihi Eserler Kurulu ilgilenmektedir. Bu kurum da dedigim gibi bizim 
eserlere gok lakayt davranmaktadir. Bu i? Limni Belediyesinin iji degildir. 
Oyle ki Merhum Ozal 1990 da Patrikhaneye onarim izni verdiginde Yu- 
nanlilar Rodosta, aralannda bir Malatyali Pajanin da mezari bulunan ta- 
rihi eserlerin onarimini zamana yayarak karjiliklilik ilkesi gergevesinde 
onarima izin vermemijierdir. Hatta IKO islam Mirasini Koruma Merkezi 
veya Aga Han Vakfi tarafindan Rodos'taki camilerin onarimi igin gonderi- 
len paralari dahi bankalarda bekleterek yerinde ve zamaninda kullan- 
mamijlardir. Bu bilgiler Ozal zamani igindir. §imdi Rodostaki SiJleymaniye 
Camii kismen onarim gormujtiJr. Bunu da jimdiki Cumhurba§kanimiz 
Abdullah Gul'un Bajbakanligi ve bilahare Di5i5leri Bakanliginda kiJlturel 
varliklarimiza sahip gikmasina borgluyuz. Son zamanlarda yurtdijindaki 
ozellikle Osmanli Eserleri onarilmaktadir. Bu iji Vakiflar Genel 
MudiJrulugu Yurtdiji Daire Bajkanligi yapmaktadir. Bu i? Belediyelere bi- 
rakilirsa Yunanistan'in Tarihi Anitlar Kuruluna toslar ve 2 senede yapila- 
cak bir onarim 10 sene sonra yapilir. Bu bilgileri okuyucularia paylajma- 
min sebebi Niyazi MisrT TiJrbesinin Ozal zamaninda bajlayan hikayesini 
aniatmak ve Rodos'ta bulunan kaptani Derya Murat Reis Paja haziresin- 
de bulunan ve giJzel mermerlerle yapilmi? Malatyali Pajanin da mezari- 
nin onarim bekledigini aniatmaktir. Ben bu bilgileri ayni zamanda TBMM 
Dijijieri Komisyonu Uyesi olan Malatya Vekilimiz Mehmet §ahin'den 
duydugumda bir Malatyali olarak sizlerle paylajmayi uygun gordiJm/^^ 

Yazdigi eserlerden bazilari §unlardir: 

/- Turkce Eserleri 
1-Divan 
2-Mecmualari 

— SiJleymaniye KiJt. Rejid Ef. 1218 numaradaki mecmua. 

— Bursa Sultan Orhan KiJt. 690 no'lu "Mecmua-i Kelimat-i Kudsiyye" 
diye adiandirilan mecmua. 

3-Risaleleri 



"^ AN Zeybek, http://www.malatyaguncel.com/ 11 EyliJl 2008 Per§embe 
15:35 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 81 



— Risale-i Devriyye 

— Risale-i Es'ile ve Ecvibe-i Mutasavvufane 

— Risale-i E§ratu's-Saat 

— Tabirname 

— Risale-i Haseneyn 

— Risale-i Hizriyye 

— Risale-i Ar§iyye 

— Vahdetname 

— Risale-i lade 

— Risale-i Nokta 

— Akidetu'l-MisrT 

— Risale ft Devran-i Sofiye 

— Etvar-i Seb'a 
4-$erhleri 

— §erh-i Esma-i HiJsna 

— §erh-i Nutk-i Yunus Emre 
5-Mektuplan 

6- Ait Oldugu Soylenen Diger Eser ve Risaleler 

— LiJbbu'l-Lub ve Sirru's-Sir 

— Cenab-i Hakk'in her jeyi muhit oldugu hakkinda risale 

— Elgaz-i Sofiye 

— Risale ft ijareti'l-vakiat fi'l-fatihati'§-§erTfe- 

— Risale-i usul-i tarikat 

— Usul-i tarikat ve rumuz-i hakikat 

— E§refoglu RumT'ye ait beyitlerin jerhi 

— Bir beyitin jerhi 

— Tefsir-i dua hakkinda risale 

— Ahval-i tarikat-i Hak 

— Tuhfetu'l-U55ak ve Tuhfetu'l-MiJjtak 

— El-levayih iisual-i §eyh Misri 

— GiJnejin magribden nasil dogdugu hakkinda risale 

— Risale-i Tman-i taklidi ve tahkiki 

— Ta'bir-i sada-yi nakus 

— Risale-i ft tasviri'l-ecsam ve'l-erham 

— Risale-i tarihiyye 

— CiJz-i la yetecezza 

7- Yazdigi Tefsirler 

— TefsTr-i sure-i Yusuf 

— TefsTr-i inna eradna'l-emanete 

— TefsTr-i lem yekunillezTne keferu- 

— Allahu nuru's-semavati ve'l-ard— 



82 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



— TefsTr-i ayet-i "\z kale rabbiJke— 

— TefsTr-i ayet-i innallahe— 
//- Arapca Eserleri 

— MevaidiJ'l-irfan; Devre-i Ar§iyye; TesbT-i KasTde-i BiJr'e (BiJrde) 

— TefsTr-i FatihatiJ'l-Kitab; Mecalis 
Sevhieri 

Tasavvuft kimligi guniJmuze kadar akseden NiyazT-i MisrT kaddese'lahij 
sirrahu'l azTz bu bajarisini, yeteneklerinden ziyade degijik ikiimlerden feyz 
aldigi jeyhlerine borgludur. Tarikatlarin revagta oldugu ve ehl-i tarTk olma- 
nin gelenek halini aldigi bir donemde yajami? olmasi ayri bir §anstir. Nakji 
bir babanin oglu olmakla birlikte, Kadiri bir mutasavvuftan istifade etmi?, 
Halveti Mehmed Efendi ile sohbette bulunmu? ve nihayetinde UmmT Sinan' 
kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTzde karar kilmijtir. 

HiJseyin Halveti kaddese'llahij sirrahij'l-aztz 

Malatya'da iken baglandigi bu miJrjidi, hakkinda bilgiye rastlayamiyoruz. 

Ibrahim Kadiri kaddese'llahij sirrahij'l-azh 

Misir'da CamiiJ'l-Ezher'de tahsile devam ettigi siralarda intisab ettigi Ka- 
diri bir 5eyhi. 

Mehmed Halveti kaddese'llahij sirrahij'l-aziz 

Ujak'ta bulundugu siralarda UmmTSinan'in halTfelerinden Mehmed Hal- 
vetT'nin sohbetinden istifade etmi? ve O'na intisab etmi§tir. DTvani'nda ken- 
disine yazdigi bir mersiyesi vardir. 

UmmtSinan kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahij sirrahu'l azTz kendisinde karar kildigi jeyhtir. 
Kendisi de ayni zamanda bir mutasavvif-§airdir. HalvetTligin kolundan olan 
UmmT Sinan, Elmalili'dir. Kendisi igin MisrT'nin, "^eyhim, azfzim Umm? Sinan 
Elmalili'da kalbimin devasmi buldum. Kimya-yi liaktkata vasil oldum.." de- 
digi ve DTvani'nda medhiyyeleri^" olan jeyhtir. NiyazT-i MisrT kaddese'lahij 
sirrahu'l azTz, O'nun manevi terbiyesinde dokuz yil kalmijtir."^ 

§eyhinin Hakk'a yiJriJmesi iJzerine yazdigi tarih manzumesinde bu iJziJn- 
tiJsiJnu §6yle dile getirir. 



152 



Ugradi can yine matem ijstijne 
Olmiya bir nale nalem iistijne 
Can u dil meksufu mahzun oldular 
Karagiin dogdu bu hanem iJstiJne 
Feyzimin suyu yerinden od gikar 
Yara§ur bana ki yanem ijstiine 
Yikilip meyhane hig mey kalmadi 

(BAGI5, 1995), S.39 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 83 



Btr e§ik bulam mi yatam ustune 

Geldi feyhimin Niyazt tarihi 

San kiyamet kobdi alem ustune.^^^ 

Silsilesi 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahij sirrahu'l azTz, tarikat silsilesini bizzat belirt- 
mijtir. Mevaidu'l-lrfan'm 40. sofrasmda bildirdigine gore silsilesi joyledir: 
UmmTSinan Halveti 
Eroglu 

AbdiJlvehhab Elmali HalvetT 
Yigitbaji 
Alauddin UjjakT 
Tacuddin Kayseri 
Molla PTri ErzincanT 
Seyyid Yahya ej-^irvani 
Sadruddin Omer HalvetT 
Hace izzuddin HalvetT 
AhT Bayram HalvetT 
Omer HalvetT 
AhT Muhammed HalvetT 
Ibrahim ez-ZahidTel-GeylanT 
CemaliJddin et-TebrTzT 
§ihabuddin et-TirmTzT 
RiJknuddin Muhammed es-SincanT 
Kutbu'd-din el-EbherT 
Ebu Necib es-SiJhreverdT 
Omer el-BekrT el-halvetT 
VasiyyiJ'd-din el- Halveti 
Ahmed DineverTel- HalvetT 
MiJmjad ed-DineverTel- HalvetT 
Ebu'l-Kasim el-CiJneyd el-BagdadT 
SeriyyiJ's-SakatT 
Ma'ruf el-KerhTel- HalvetT 
Davud et-TaTel-HalvetT 
HabTbiJ'l-AcemTel- HalvetT 
Hasan el-BasrTel- HalvetT 
AN ibn-i EbTTalib kerrema'llahij veche 
Muhammed sallallahij aleyhi ve sellem "" 



"^ (A5KAR, 1997), s.68 
"" (BAGI5, 1995), S.40 



MECMUA-I KEUMAT-I KUDSIYYE-I HAZRET-I MISRI 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-azizin sanata, hayata baki? agisini en iyi 
yansitan eserlerinden birisi de kendi el yazisiyla yazilmi? niJshasi zamanimi- 
za kadar gelen hatirat turij mecmuasinm goziJmlemesi ile bu durum daha iyi 
aniajiiacaktir."^ 

[GiJn giJn kaydedilen notlardan oiujan bu mecmua bir "gunliJk" esprisiy- 
le yazilmi§tir. Eserde §airin yakiajik 18 yil siJren surgiJn hayatinda bajindan 
gegen hadiseler, duygu ve dujiJnceieri, olaylara, hayata baki? tarzi, kendisi- 
ne yapilanlar karjisindaki dujiJnceieri, tavir ve davranijian, endije, korku, 
§uphe vb. ig dunyasinin biJtun galkantilan, kirginliklan kizginliklan, du§man- 
liklari kendi ifadeleriyle kayitlidir. Yani bu eserinde, ya§ayan, yiyip igen, ha- 
yatin igindeki NiyazT-i Misn ile karjilajmaktayiz. Bu eserin bir bajka ozellig 
de §airin bazi §iirlerinin hangi ortamlarda, hangi duygu yogunlugu, hang 
dijjunce atmosferinde yazildigini, hangi olaylarin §iirlerin yazilmasinda etkil 
oldugunu aniamamiza yardimci olmasidir. Onun Van! Mehmet Efendi ile 
olan husumetini Kadizadeler denilen hojgoriJsuzler gurubuyla olan gatijma- 
sini, tekke ve zaviyelerin kapatilmasini, toplam olarak yaklajik 18 yillik siJr- 
gijn hayatinda gektiklerini bu hatiratindan ogrenemesek birgok §iirine nijfuz 
etmemiz zorlajacaktir. 

Bu eserinden NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz;^^^ 

—Zehirlendigini, karde§'in'in kendisini oldurmek uzere kandinlmi} olabi- 
lecegini, sonra da karde§'in'in oldurulebilecegi ve ikisinden birden 
kurtulunacagmi, (lb) ^^^ 

—Soguk gunlerde mest giydigini, kapismm sopa ile digandan dayandi- 
gini, dugunlerde evine yemek gonderildigini, bu dugun yemeklerinin nor- 
malden daha haf if oldugunu (lb) 

—Musa Reis'in geldigini, kapiyi galdigi halde onu igeriye kabul etmedi- 
gini,9 giindiir gemi bekledigini, ba§taki idarecilerin cilk yumurta gibi oldu- 
gunu, (2b) 

—Kale'den camiye ini§inin 1040. giinii oldugunu, Siileyman Paga'nm 
ZS.giJnde limana geldigini, (3a) 

—Hamzevtiere kar§i olan a§in dugmanligmi, (3b,4a) — Siileyman Pa§a'- 
nin 10 giin once olmU} oldugunu soyledikleri halde onun gemiyle geldigini, 
(4b,5b) 

—Mustafa Pagazade Muhammed Bey'in kendisini ziyarete geldigini, bu 



NiyazT-i MisrT, Mecmua-i Kelimat-i Kudsiyye-i Hazret-i MisrT, Bursa Orhan Gazi 
Ktb. No690. 
"'^ (KAVRUK, 2004), XXIV-XXXII 

Burada verilen yk numaralan Bursa Orhan Gazi Ktb No: 690'daki niJshaya aittir. 



86 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



harekete kar§i memnuniyet hislerini, (5b) 

—Ziyaretine gelen Bekir Pa§a'nin Kaptan Paga'dan bir mektup ve 50 
kuru§ hediye getirdigini, fakat bunlan kabul etmedigini, paranm 15 kuru- 
§unu biraderine, 10 kuru$unu Ca'fer Bey'e ve Abdurrahman'a verdigini, 
kalanmi da Muhammed Dede'ye ve kayyima vermek Igln ayirdigmi, para- 
nm bir kismmi da gok nimetini yedigi Mustafa Dede'ye vermek istedigini, 
(5b) 

—izn'i olmadan Sultan Mustafa'nm hutbe bile okutamayacagmi, padi- 
§ahlarm adaletle hiikmetmesi gerektigini, (6a) 

—Bursa'da iken §eyhlerin kendisine mektup gonderdiklerini, nasil hare- 
ket etmesi gerektigi konusunda telkinde bulunduklarmi, kendisinin bu 
telkinleri kabul etmedigini "bildiginizden kalmaym" diye kar§ilik verdigini, 
bundan dolayi da 9 yildir eziyet gekmekte oldugunu, (6b) 

—Hakim gagirdigmi, kendine eziyet edilmemesi igin ona ihtarda bulun- 
dugunu, FUyuzt (ielebi mecmuasmdan "Dervi§ olan a§ik gerek" ilahtsini 
yazdigmi, (7b) 

—SUIeyman Pa§a'nm gemisiyle adaya AbdUlcebbar admda bir dervi§ 
geldigini, onun kendisine Rodos'taki eski bir ahbabmdan selam getirdigini, 
(8a) 

—Van? Mehmed Efendi'ye kar§i olan dUgmanligmi, (8b) 

—Gece evine girl lip cebinden yazili kagitlarmm galmdigmi (9a) 

—Siganotu zehiriyle zehirlendigini, halbuki "Siiliimen" denilen zehirin 
daha etkili oldugunu ve attarlarda kolayca bulunabilecegini, etkili oldu- 
gundan kendisini daha gabuk oldiirebilecegini, (9a) 

—Evinin tavanmm delinerek, oradan kendisinin devamli takip ve kont- 

rol edildigini (9b) 

—1027 yilmda dunyaya geldigini (9b) 

—Bir miktar badem vefmdik kirip yedigini, (lib) 

—Ramazan adii bir dinsizin kendisine eziyet gektirmek ve oldurmek igin 
devamli agular verdigini, (12a) 

—$ehzade Sultan Mustafa'nm validesinin, SUIeyman adii birini kendisi- 
ne eziyet igin adaya gonderdigini, (12b) 

—Selanik'ten gelen birinin, fiirlerinde yanli§lar oldugunu soyleyerek, 
onlari beraber okumayi arzu ettigini soylemesini, §airin bu davranigi, ken- 
dini imtihan olarak telakki ettigini, (14a) 

—Eziyetlerden, kotii davrani§lardan iyice bunaldigmi, (15a) 

—Tavan bekgisinin iki giindiir kendisini uyutmadigi igin dayanamayip 
bir miktar gundUz uyudugunu, (17a) 

-Dij^manlarmm kendine su aldirmadiklari igin susuzluktan yandigmi, 
susuzlugunu gidermek igin karpuz yedigini, yedikge hararetinin arttigmi ve 
karnmm davula dondUgUnii, (17a) 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 87 



—Cuma gunleri uzerine §amdan koyulmak uzere bit sandik yapildigmi, 
§a'inn bunu kendi tabutu g'ib'i gordugunu, (35a) 

—dnceleri cifir vb. §eylen bilmedigini fakat hapsedilip Bogaz hisar'a 
gonderilince butun kitaplanni yirttigmi, kendinden gegtlglnl, akli ba§ina 
gelince bogazmda zincir, ayagmda bukagi gordugunu, o anda "esma—i 
hurufve kavaid—i cifrin ba'zisi"nmfeth oldugunu, (35b) 

—Sabah uykudan kalkmca yuzunun $1$, dudaklannm sarkmig, yureginin 
tamamen §i§m'i§ oldugunu, (38a) 

—Hediye olarak evine b'lr miktar kurban eti getirildigini, (38b) 

—Balik aviamaya gidildigini, (38b) 

—Kendisine hediye olarak ayakkabi gonderildigini fakat onlari kabul 
etmedigini, (42b) 

—incelemesi igin kitap gonderildigini, fakat rahatsizligmdan dolayi ba- 
kacak takatinin olmadigmi, (43b) 

—Gonderilen kitaplari sonunda inceleyebildigini, bunlarm en az 500 yil- 
lik oldugunu, (44a) 

—Kendisine hakaret etmeleri igin dii§manlarinin bazi (ocuklari uzerine 
gonderdiklerini, (44a) 

—Bazi geceler camide sabahladigini, (44a) 

—Kendisine eziyet edenlerin kendinden oziir dilediklerini, (44b) 

—Kopruluzade Mustafa Pa§a'nin kendisine biriyle bir kitap gonderdigi- 
ni, (45b) 

—Zehirlendigini, yuzunun, dudaklannm §i§ip ayakta duramaz hale gel- 
digini, (53a) 

—istanbui'dan ziyaretine gelen iki ki§inin Van? Mehmet Efendi'nin ca- 
susu olabileceklerine kanaat getirdigini, (52a, 52b) 

—Talebelerinden birinin, evi civarmda tukurerek kendisine hakaret et- 
tigini, bunu ona yaki§tiramadigini, (53a) 

—Cahiller yapar aniarim, bu ki§i bu hareketi nasil yapar diye kendi 
kendine yakmdigmi ve oldukga UzUldiJgiJniJ, (53a) 

—Yunus Amcasmm hacca gittigini, (54a) 

—Nikahli e§iyle evienmeden ayrildigmi, (55a) 

—Haksizliga ugramasindan dolayi §ikayette bulundugu kadiyla arala- 
rindaki anla§mazligi, (55a) 

—Kirk giin cami iginde, sikintili vaziyette, minberde yatmak zorunda 
kaldigini, (55a, 56b) 

—Kaldigi mescidin tavaninin kendini kontrol etmek maksadiyla du§- 
manlar tarafindan delindigini, yere toz dokiJldUguniJ, (56b) 

— Yazdiklarinin evinden alinip kontrol edildigini, (56b) 

—Tavaninin dovulerek kendisinin devamli huzursuz ve rahatsiz edildi- 
gini, (56b) 



88 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



—Her sikmtismm, rahatsizligmm sebebinin Padi$ah ve VanT Mehmed 
Efendi oldugunu, her §ey'in onlarin rizasi, bilgisi ve emriyle yapildigini, 
(57b) 

—Kendisine Limni'de sikmti gektirenlerin (8'liler) $eyh, haktm, Rama- 
zan, kadi, d'izdar, hatib, azab agasi ve Voyvoda oldugunu, (59a,93a) 

—Osmanli padisahlarmdan §'iddetle yakmmasmi, (60a) 

—Osmanlilarm yer'ine Tatarm (Selim Giray) tahta gegmesinin da ha uy- 
gun olacagmi dugundugunu, bunun Igln halka seslen'i§in'i, (61b) 

—Du§manlarmin yanina gelip gidi$ini ve kendisinin takibini kolayla§- 
tirmak igln evinin tavanmm iki kapismi da agtigmi, evinin kapismi devamli 
agik birakmasmi, (63a) 

—Kaymbiraderi ve kardeginin kendini ziyarete geli^ini, (63b) 

—Dort kardegi oldugunu, (67a) 

—Karde§inin gelip evde uzum yedigini, (65b) 

— Yaninda devamli bir bekgi bulunduruldugunu ve ondan gok rahatsiz 
oldugunu, (68a) 

—Zehirlenme korkusundan, yatarken yiyecek tabagim ba§inin altina 
koydugunu, (70a) 

—Yemegine zehir katarlar endi§esiyle tuzsuz, yagsiz ve karpuz suyuyla 
yemek pi^irmesini, (72a) 

— Yemek yapmak igln suyundan faydalanmak uzere, hay 11 karpuz aldi- 
gini, (72a) 

—Ak§am yemegi yemedigini, yemek yemeden ne kadar dayanabilece- 
gini du$undugunu, (72a) 

—Zehirlenmeden dolayi iginin di§inin vurulmu§ koyun gibi §i§tigini, §a§- 
kin bir vaziyette dola^tigini, bunun igln de sagmaladigini; sagmaladigindan 
dolayi mazur gorulmesi dilegini, (72a) 

—Hakim tarafindan "sus hire edepsiz " diye azarlandigini, halk iginde 
kiigiik du^urUldUgiJniJ, (72b) 

-Dij^manlari tarafindan yuzUne tiikiiriildiigijiniji, kendisine hakaret 
edildigini, (72a) 

—Cuma giinii kendinden israria nasi hat etmesi talebini kabul etmedi- 
gini, (75a) 

—Kendisini "tizcek" oldUrmeleri igln dU$manlarini bazen tahrik ettigini, 
(75a, 91a) 

—Bindigi e§egi tekmeleyip kUfreden gocugun halini, (75a) 

—OgluAli'nin dogumunun 1810'ncu guniinu, (78a) 

—Kendine tUkUriJidugiJne kizmasini ve uzuntiJsUnU, (78b) 

—Mestinin iistiine kan damlamasini, (80b) 

— Yilan zehiriyle zehirlendigini, (90b) 
—Gordiigii eziyetleri, i$kenceyi ve ihaneti, (90b) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 89 



—Ibrahim adii hatib He aralanndaki dugmanligi, (91a) 

—Muderris Sebzt Efendi He Bursa'daki iH^kilerini, (91b) 

—Pad'i§ahin adaletle i$ yapmaya ba§ladigini kendisine yapilan muame- 
leden aniamasmi, (95a) 

—Limni'ye gemi geldigini, (97a) —iki gun 
su sikmtisi (ektigini, (97a) 

—Kandinlarak zehirii kestane He oldurulme endi§esini, (97a) 

—Rodos'da bagmdan gegen kopek hadisesini, (98a) 

—Dokuz senedirAI-i Osman'm pengesinde azap gektigini, (98b) 

—Fitratmm ehl-i dunya He konugmaktan hazzetmedigini, (98b) 

—Adaya gelen gemi sahibinin kendisine bir kelle §eker He bir bardak 
hediye getirdigini, (99a) 

—Sabah kaldigi yerden gikinca sofada biizUIUp oturan zavalli birini go- 
riip UzUlmesini, (100b) 

—DUfmanlannm kaldigi yerin tavanmi doviip kendisini rahatsiz etme- 
lerini ve kendini yHan zehiriyle zehirlemelerini, (101b) 

—Amcasmin 3 aylik yoldan adaya kendisini ziyarete gelmesini ve buna 
kar§i duydugu memnuniyeti, (102a) 

—Evinde gakmagi olmadigi igin mumunu yakamayip karanlikta otur- 
dugunu, daha sonra da di§an giktigini, (102b) 

—Kendisine bir makreme (havlu, el bezi, pe§temal) hediye getirildigini, 
(102b) 

—Edirne'de Bostanciba§i He ba§mdan gegen olayi hatirlamasmi, (103a) 

—Gece yarisi dUgmanlarmm gan galarak kendisini uyutmayip rahatsiz 
etmelerini, du^manlarmm gam elleriyle galdiklarim, (104a) 

—Bursa' da da zehirlendigini, ruhunun cesedini terk ettigi halde doniip 
tekrar geri geldigini, (104a) 

—U§ak'ta da "top dokunmasi" sonucu vucudunun tamamen dagHip 
tekrar toparlandigmi, (104a) 

—"Allah oldUrUp oldiiriip diriltir" inanamn kendisinde hakim oldugunu, 
(104a) 

—Mevaidii'l-irfan adii eserinin 58 yagmda hangi durumda yazHdigim, 
(104b) 

—Eserlerini yazarken daima imia hatasi yaptigim, bu hatalari yapma- 
sinin sebebini, (104b) 

—dmer Hayyam'dan ha line uygun olarak segip verdigi rubai misalini, 
(105a) 

— 1083'ten beri dokuz yHdir devamli eziyet gektigini, (105a)] "^ 



"^ (KAVRUK, 2004), XXIV-XXXII 



90 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



NiYAZI-i MISRI KUDDiSE SIRRUHU'L-AZiZiN HAYAT KRONOLOJl'SJ 



Ya^i 


Donem 


Hicri 


Miladi 


Olavlar 




Sultan II. Osman 


1027 


1618 


Dogumu 


21 


Sultan IV Murad 


1048 


1638 


Tahsil i?in seyahate gikmasi 


22 




1049 


1639 


Diyarbakir'da ilim tahsili 


23 




1050 


1640 


Mardin'de ilim tahsili 


23 


Sultan Ibrahim 


1050 


1640 


Tahsil ifin Misir'a geli5i 


23-27 








Misir'da tahsil donemi 


27 




1053 


1644 


Misir'dan aynli?: 


27-30 


Sultan IV. Mehmed 


1056 


1646 


Anadolu'da dola5masi 


30 




1056 


1646 


Istanbul'a geli§i 


30 




1056 


1646 


Bursa'ya geliji 


33 




1057 


1647 


5eyh Ummi Sinan'a intisabi 


40 




1066 


1656 


Hilafet verilmesi 


41 




1067 


1658 


Ujakve KiJtahya'daki hizmeti 


42 




1067 


1658 


Jeyhinin vefati 


45 




1072 


1662 


Bursa'ya gelip yerle§mesi 


50 




1077 


1665 


Zikir ve deveranin yasaklanmasi 


51 




1078 


1667 


5eyh Mehmed'in vefati 


53 




1080 


1670 


Bursa'da dergah in§asi 


55 




1083 


1672 


Edirne'yegidi§i 


56 




1083 


1672 


Rodos adasina sijrgijn edilmesi 


57 




1084 


1673 


Affedilmesi 


61 




1088 


1677 


Limni adasina sijrgun edilmesi 


75 


Sultan II. Suleyman 


1100 


1691 


Bursa'ya dbnijju 


76 


Sultan II. Ahmed 


1104 


1692 


Edirne'ye gidi§i-Limni siirgunij 


78 




1105 


1694 


Hakk'a Yuruyu§u 



Kenan Erdogan, Niyaz?-i Misr? Hayati, Edebt Ki^iligi, Eserleri ve DJvani'nin Tenkitii 
Metni, Ankara, 1998, s.138 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 91 



HER GUN BiR YERDEN GOCMEK NE JYJ, 
HER GUN BiR YERE KONMAK NE GUZEL; 

BULANMADAN, DONMADAN AKMAK NE H0§. 
DUNLE BERABER GJTTi, CANCAGIZIM, 
NE KADAR SOZ VARSA DUNE AJT; 

§iMDi YENi §EYLER SOYLEMEK LAZIM."° 



"° Mevlana (Rubai, 177, A. Golpinarli, Mevlana Celaleddin, s.44) 



Tankin bir Cuneydl Hazret-i Misn Efendi'ye 

Keremler eyie yd Allah kerJmane selam eyie 

Di kim yd merhaba MisrJsana yuzbin selam olsun 

Kemal-i hazret-i 'a§k He suzana selam eyie 

Mustafa Ma'nevT^" 



GIRI§ 



NiyazT-i Misn kuddise sirruhu'l-azizi tasarrufu ve eserleri ile gunumuze 
kadar varligi unutturmayan bir murjid-i kamil oldugunu gormekteyiz. 

Genellikle tasavvuf dijjuncesinde suftnin manevT hal ve duygulanni en 
iyi yansitabildigi saha, sembolik aniatima bajvurulan, jiir alanidir. NiyazT-i 
Misri pek gok mutasavvif jeyh igin de oldugu gibi, tasavvuf dijjuncesini yan- 
sitan eserleri manzum Dfvan'\ vardir. 

Onun D?van-i llahiyyaf\ igin birgok jerhler yapilmijtir. Tarafimizdan da 
yeni bir agiklama istemi ile bir gayret hasil olunca temel divan metni olarak 
SiJieymaniye Ktp. Mehmed Murad Ef. 43/1 niJsha esas alinmi? ve agiklama 
bunun iJzerinden jekillenmijtir. 

1993 yilinda Kenan Erdogan Beyefendi D?van'\n akademik diJzeyde ten- 
kit ve tahlilini yapmijtir.^" Bu galijmasi da bajvuru kitabimiz olmujtur. Bu 
jekilde bazi niJshalardaki farkliliklari bilerek asil divana ulajmak kolayla?- 
mijtir.^^^ Bu jekilde eksik olan ilahiler metne dahil edilerek Divan-i 



^" Mustafa Ma'nevT (d. 1020-1611, hyt: Cemaziye'1-ahir 1114-(Ekim-Kasim) 
1702)'nin babasi, "Me$ayih-i Halvetiyye'den Karaba^ $eyhi 'AH 'Alaaddm Efendi" 
olup daha 50k Karaba^-i l/e/nsmiyle me5hurdur. Bu ismi ba5ma sardigi siyah HalvetT 
sarigi ve sahip oldugu yiJksek derecelere binaen almijtir. 

Kenan Erdogan, Niyazt-i Misrt Hayati, Edebt Ki^iligi, Eserleri ve Dtvaninin Tenkitii 
Metni, Erzurum 1993 (Doktora Tezi) 

"Tespitlere gore Niyazf-i MisrTDivani, nCisha sayisi bakimmdan oldukga zengin bir 
divandir. Divan, ba§ta Istanbul SiJleymanlye Kutijphanesi ve Ankara Mill? Kutijphane 
olmak uzere Bursa, Konya, Erzurum, Balikesir gibi degijik yazma eser bulunduran 
kutijphanelere dagilmij vaziyettedir. Ayrica yurt di§mda da nushalan bulunmakta- 
dir. Yazma eserler Iginde NlyazT Divani'nm kendi tiiru iginde hayli kabarik bir niJsha 
sayisi oldugu, bundan da 50k yazilip okundugu anla5ilmaktadir. Kalabalik bir niJsha 
sayisma sahip olan NiyazT Divani'nm karjilajtirmali metninin hazirlanabilmesi elbet- 
te bir segme ve eleme yapmakia mumkun olacakti. Bu sebeple once bijtun bu nus- 
halarin ozellikleri tek tek mahallinde bizzat tespit edilerek ozelliklerine gore kendi, 
arasmda gruplandirma yoluna gidildi. Sonra bunlarm iginden (biri tajbaski) 7 niJsha 
segildi. Sonra IVIecmuasi'ndaki §iirleri ilave edildi. Temsiici diyebilecegimiz ve esas 
aldigimiz bu niishalar 5unlardir: 

l-Siileymaniye Ktp. Mehmed Murad 43/1 

2-MillTKtp. A.1960/1 

3-Suleymaniye Ktb. Mihri$ah Sultan 384/1 



94 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ilahiyyaf\n noksanlan ikmal edilmeye galijilmijtir. 

Tasavvuf tarihinde uguncij devre MelamT piri olarak bilinen Seyyid Mu- 
hammed Nuru'l-ArabT kuddise sirruhu'l-azizin (1305/1889) Divan-i ilahiyyat 
$erhi "'' agiklamada en gok faydalandigimiz eser olmu§tur. Ayrica Abdullah 
Caylioglu'nun hazirladigi NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin Gazel- 
lerine Yapilan §erhler ^^^ de yeri geldikge gunumiJz dil ve aniayijina uygun 
olabilecek §ekilde yeniden uyarlanarak ilgili ilahi agiklamalanna konulmu§- 
tur. 

Divan-i ilahiyyat'in metininde genellikle guniJmuz TiJrkgesJ kullanilmaya 
5ali§ilmi§tir. Bu turlij degijiklikler vezinde bozukluk olujturmu? olmasi rag- 
men okuyana mana biJtunlugu vermes! dijjunulmujtur. Vine manasi anlaji- 
lamayacak olan kelimelerin agiklamasi ise metin iginde ve dipnotta uygun 
bir jekilde yapilmijtir. Bazi yerlerde tekrarlarin veya ayni konu hakkinda 
degijik yorumlar olacaktir. Bunu g6ru§ zenginligi ve aniayi? farklarina ijaret 
saymak uygun olacaktir. 

Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz Efendimiz buyurur ki; 

"Bu soziin, tekmrlanmig gibi gozukmesi, sizin ilk dersinizi iyice an- 
lamami} olmanizdandir. Bu yuzden her giin ayni §ey'i soylemek leap 
ediyor." "' 

Alinti yaptigimiz kaynaklardaki hadis-i jeriflerin mehazlari faydali olaca- 
gindan yapilan tahrigleri ve bilgileri lie koymayi uygun gordiJk. Kitaplar ve 
kaynaklardan yapilan iktibaslari ve ozet jeklinde dahi olsa sahibinini ibraz 
etmeye gali§tik. 



4-S.Ozege Ktp. A.S.Levend Kitaplari 254 

5-Marburg 2522 (Berlin) 

6-Sel(uk Eraydin Ozel Kitapligi 

7-Ta$ baski 

8-Bursa Orhan Ktp. 690 
(Kenan Erdogan, Niyazt-i Misr? Hayati, Edebl Ki^iligi, Eserleri ve DJvani'nin Tenkitii 
Metni, Ankara, 1998, s. CLXXXVI ) 

Seyyid Muhammed Nur, Misr? Niyazi DJvani ^erhi, haz. M.Sadettin Bilginer, 
ist.1982 
^" (CAYLIOGLU, 1994) 

Mevlana, FThi Ma FTh, gev: M. U. Anbarcioglu, s. 52 



DIVAN-I ILAHIYYAT 

VE 

AgiKLAMASI 



^=?* 



Hz. §eyh Murjidu's-salikTn, Mefharu'l-vasilTn, SultaniJ'l-evlTya, BurhaniJ'l- 
asfiya, Kutbu'l-aktab, Fendu'z-zaman Muhammedu'l-Misriy-yu'l-Halvetiy- 
yu'l-Kadiri kaddese'llahu sirrahu'l-azizin ilahT kelimat-i kudsiyyelerinin esrar 
ve hakikatlerine dair agiklama yapmaya galijana Allah Teala'nin yardim et- 
mesi, haddini bilmesini, sininni ajmamasi igin rahmetetsin. 

"$uphe yok ki Allah Teala haddi a§anlan sevmez." ^''^ 

"Allah Teala igin mutevaztolan bir kimseyi Allah Teala yuceltir." "^ 

Bizim NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTze sonsuz bir guvenimiz 
vardir. O'nun yardimi lie yonelerek agiklamaya galijacagiz. ^unkij liJtuf sahi- 
bl olduguna iman ederiz. 

Sultan Veled Hazretleri buyurdu ki: BiJyuk Mevlana (Baha Veled)'in 
tecellisi yiJcelik ve ululuk ile babamin tecellisi ise tevazu ve liJtufWe idi. 
Allah Teala velisinin kibri de ilahTdir, liJtfu da; 

ve yine buyurdu ki, bir giJn babam: 

"Allah Teala'nin veils! bu dunyadan goftugu vakit onun seyri, sagligi 
zamanmdaki seyrinden yuz bin kere fazia olur. (:unku o, Allah Teala'da 
seyreder. Bunun ise, sonu yoktur. Bu Allah Teala velisinin, mUritler ve 
a$iklar Uzerindeki tasarrufu kiyamete kadar kalir." ^''^ 

Daha giJzeli ve idrakin tekrar tekrar tevelliJdu niyeti, ricali gayb ve eren- 
ler himmeti, a§k-i niyaz ile Hu... 



^" Maide, 87 

"^ Muslim, Birr, 69 (2588); TirmTzT, Birr 82, (2030); Muvatta, Sadaka 12, (2, 1000) 

"^ (YAZICI, 1995), s. 499 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 99 



A"° 



Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 



Ey goniil gel gayriden geg a§ka eyie iktida, 

Zumre-i ehl-i haktkat am kilmi§ mukteda. 

CiJmle mevcudat-u malumata a§k akdem duriir, 
Z'ira a§kin evveline bulmadilar ibtida. 

Hem dahi cumlefena buldukta a§k baki kalir, 

Bu sebebden dediler kim a§ka yoktur intiha. 

Dilerim senden Huda'ya eyIe tevfikm refik, 

Bir nefes gonlum senin a§kindan etme gel ciida. 

Masiva-yi a§kimn sevdasim gonlumden al, 

A§kim eyIe iki alemde bona a§ina. 

A§k He tamuda olmak cennetidir a§ikm, 
Lik cennette olursa tamudur a§ksiz ana. 

Ey Niyazi Mur^id istersen bu yolda a§ka uy, 

Enbiya vu eviiyaya a§k oluptur rehnuma. 



Ey gonul gel gayriden gee a$ka eyle iktida, 
Ziimre-i ehl-i haktkat am kilmi$ mukteda. 

Ey goniJl gel ba§kalarindan gegip ajka uy, 
Haktkat ehli cemaati ajki imam kilmi§."^ 

Ajk, sarmajik anlamma gelen "15k" kelimesinden alinmi§tir. Sarmajik, 
sanldigi yeri nasil kaplarsa, a§k da girdigi kaibi hatta insanin viJcudunu oyle- 
ce sarar/" 

Ajk, hem yajanan duygusal, yani varolu§gu (egzistansiyel) gergekligi hem 
de varliksal, yani ontolojik gergekligi olan bir kavramdir. Bazi §airler aniamca 
"a§k" sozcijgunden daha geni? kapsamli olan "15k" sozcugunij tercih etmi§- 
tir. Ajk'i daha gok duygusal bir sevgiyi ve muhabbeti ifade etmek igin kul- 
lanmasina ragmen, "i§k" ile ulvTve manevi sevgiyi dile getirmi§tir. Dolayisiy- 



Divandaki ilahilerin dizimi Arab Elfabesine goredir. 

Beyitler aniajilabilirligi artirilmaya galijilmij ve vezin diJzenl aranmamij, kelime- 
lerin gijnumuz Turkgesine yakin olani olani ile tekrari yapilmi5tir. NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahij sirrahu'l azTzden ilahilerine uygun dijjecek manalan vermes! igin all 
himmet ve af temenni ederim. (Yazan) 

Eraydm, Selguk, Tasavvuf ve Tartkatlar, s. 236. 



100 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



la iki gejit ajk'tan soz edilebilir. 

Birincisi ilaht afk, yani befert a$ktir. Bajka bir deyijie Allah Teala'ya ya- 
ratici ajkina llahT ajk diyebiliriz. ^unku varliklar oziJnu bu ajktan almijlardir, 
varliklann ozij Allah Teala'nin yaratici ajk'inin ta kendisidir; ikincisi ise varo- 
lu§gu ve ya§anan a§k, yani egzistansiyel a§k'tir. Varolujgu ajk insanin oziJn- 
de gizli bulunan ajki gerek duygu ve du§uncesine gerekse davrani? ve hare- 
ketlerine yansitmasidir. Bu ajk, insanin bilgi ve biling seviyesine bagli olarak 
komedik ya da trajik bigimde tezahiJr edebilir. Tutku ve ihtiraslann tatmini 
esasina dayanan insani giJldurup eglendiren diJnyalik a§k'a biz komedik a§k 
diyebiliriz. Gelip gegici olan bu ajkin tam tersine, diJnyayi ve insani diJnyevi 
jeylere baglayan duygu ve dijjuncelerin butununij yok sayan bir bajka ajk 
vardir. Trajik ajk, gergek ajk budur. Buna gore, insan kendisini diJnyevi tut- 
kularindan kurtardigi olgiJde komedik a§k'tan kurtulup, gergek ajk'a, ilahi 
a§k'a ulajabilecektir."^ 

Ajk kelimesi Kur'an-i Kerim'de zikredilmemijtir. Ancak MuhyiddTn 
ibniJ'l-ArabT kaddese'llahij sirrahu'l-azize gore, kinaye yoluyla orada yer 
aldigi soylenmektedir. Kur'an Kerim'deki "e$edd-i hubb" "'^ a^et\ buna i§a- 
ret eder denilmektedir. 

"Kenz-i mahft" yani "Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi istedim, mah- 
lulcati yarattim" "^ hadisine gore muhabbet, ba§langigta Allah Teala'dan 
zuhur etmi5 ve biJtun mahlukatin yaratilmasina sebep olmujtur. Kur'an-i 
Kerim'deki "Allah onlan, onlarda Allah'i severler." "*" ayetinde sevginin ve 
muhabbetin once Allah Teala'dan geldigi aniajilmaktadir. 

ibniJ'l-ArabT kaddese'llahij sirrahu'l-azizde, sevgiyi varligin ilk amili ve 
yaratili5 sebebi olarak kabul etmi§tir. Yani Hakk'in mevcudatin ayaninda 
halk ile zuhuru onlarin yoktan yaratilmalari degildir. Hakk, ezelde bilinmek 
istedi. Bilinmesi iginde kemalatini varlik aynasinda izhar etmekten bajka 
bajka bir yol olmadigindan halki yaratti ve mahlukatin suretlerinde tecellT 
etti. HaricT viJcud araciligiyla zuhura olan sevgisi, alemi yaratmasina sebep 
oldu."^ 

Bu nedenle ajk, her §eyin temelidir ve kainatin ruhudur. insanda ajk 
yijzunden var olujunun ilk kaynagma geri donmeye gabalar." Ajk oyle bir 
atejtir ki, parlayinca majuktan bajkasini yakar." 

"Risale-i Gavsiye" de AbdiJlkadir Geylani kaddese'llahij sirrahu'l-aziz 
Hazretleri buyurdu ki; 



"^ (KOg, 2000) 

"" Bakara, 155 

"^ Ke§fu'l-Hafa, 2016 

"'^ Maide, 54. 

"^ Ebu'l Ala AfifT, Tasawuf, s. 207. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 101 



"Ya Rabbi! "A§k"in manasi nedir?" 

"Ya Gavs! Ajik ol bana. Ajik benim, ma§uk benim, a§k benim! Kalbini 
benden ba§kasindan gevir ve bo§alt. 

"Ya Gavs-i A'zam! Ajkin zahinne arif olursan, ajktan da fena bulmali- 
sin! Zira a§k hicaptir, ajik ile majuk arasindaki hicab. 

Gergek aniamda a§k Allah Teala'yi talep etmek ve O'nu sevmektir. O 
halde ajik bir aniamiyla da taliptir. Hakk'i isteyen ve seven herkes ajik olabi- 
lir. Ancak ajik kendi gonliJnu ma'juk igin bojaltmasi, akil bagindan kurtulup 
ig alemini sevdiginden bajka diger biJtun isteklerden temizlemesidir. Aslinda 
ajk akli aciz birakir. Fakat onsuzda olamaz. 

Ma'rifete yani llahT bilgiye ulajabilmenin yolu akil ve nazar degil llahT 
ajktir. Allah Teala'ya akilla degil ancak ajkia ulajilabilir. 

A§kin tatli ve ho§ hlgb'ir pi nan yoktur ki 

Benim onda daha tatli ve ho§ bir payim olmasin "^ 

Felsefenin de en derin mevzusu a§ktir." Bergsona gore yaratili§, bir he- 
yecandan, derin sevgiden fi§kirmaktadir. 

Ahlak ve dinin iki kaynagi adii eserinde: "insan, kendi, kalbinden, Allah 
Teala o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan jeyleri atmalidir. O za- 
man insan Allah Teala'yi kendi iginde hisseder. Fakat bu kafi degildir. Daha 
iJst dereceye tirmanarak insan, Allah Teala'nin bir aksiyon aleti olabilmelidir. 
Bu mertebeye gelen insan, kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. BuyiJk, 
iyi ijlere sarilir. Ve bajarir. Ve higbir yorgunluk duymaz. Derin bir ajk iginde 
kendini aksiyona, insanlara hizmete verir. Bu a§k; insanin Allah Teala'ya a§ki 
degil, bundan gok daha iJst olan; biJtun yaratiklara karji olan Allah Teala'nin 
sevgi ve a§kidir." 

O halde, Bergson'a gore mukemmel insan, gonliJne Allah Teala sevgi ve 
dijjuncesi tajimak ile kalan insan degil, iradesini; Allah Teala'nin insanlara 
sevgisi yoluna hizmete vakfedebilen insandir,"^ 

A§ki nura, akli da ateje benzetirler. Aklin aydinligi her ne kadar dakik ve 
uzagi gorijyorsa da a§kin ateji, daha dakik ve daha fazia uzagi gorebilir. Ak- 
lin aydmligi, ajkin atejiyle birlikte hareket etmezse tek bajina goniJl evini 
aydinlatamaz. Ne vakit aklin nuru ajkin ateji ile birlejince o zaman goniJl 
sarayi, tam aniamiyla aydinliga kavujur. Buna gore, Hakk'a ulajmak ve ilahT 
hakikati kavramak igin, bir dereceye kadar aklin rehberligi jarttir. Akil, bizi 
maddi alemin sinirindan gikarip manevT ve ulvT alemin sinirina kadar gotiJre 



"^(GEYLANT, 2005), S.132 

Mustafa Rahmi Balaban, Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi, Ist. 
1947, S.219 



102 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



bilir. Fakat ondan oteye gidemez. Bundan sonra a§kin rehberligine ihtiyag 
var. Zira bizi ilahT aleme ulajtiran tek arag a5ktir. A5kin yikiciligi, bir aniamda 
yapiciliktir. ^unku ajkin ateji, insanin putlanni, onu hakikatlerden alikoyan 
masivayi yok eder. Boylece onu temizler. Ajkin ateji, insani, ayrimciliktan ve 
gejitii jekillerden alip tevhide ve gergek istikrara, gokluktan, jirkten kurtarip 
birlige gotiJren bir gugtiJr. Akil insana varlik kazandinrken, ajk ise insanin 
varligini ortadan kaldinr. insan varligiyla kaldigi siJrece birligin gergekle§mesi 
mumkiJn degildir. ikilik devam eder. Biri Allah Teala'nin varligi, digeri de 
insanin varligidir. Hedef birlik ise, birlige ulajmak igin de ajk gereklidir. Ajk, 
akilla birle§ince yanar. A§k ve aklin birligi, vahdet makamina yaklajtirir. Din- 
lerin hiJkmu etkisinden kendini uzaklajtirir. ibniJ'l-ArabT de bu konuda jun- 
lari sbylemektedir: 

Sevgi ve muhabbet konusunda ibniJ'l-ArabT kaddese'llahij sirrahu'l- 
azizin bajka bir ifadesi de joyledir: "Muhakkak ki kalbim her sureti kabul 
etti: jairlerin merasi, ke§i§lerin hangahi, puthane veya tavaf edenin Kabesi; 
Tevrat'in veya Kur'an-i Kerim'in sayfalarini miJsavi gordiJm. Ben sevgi diniyle 
tedeyyun^*° ettim. Onun araglarma ybneldim. Sevgi benim dinim ve ima- 
nimdir. 

ibniJ'l-ArabT'ye gore muhabbet, ibadetin ash, sirri ve cevheridir. ^unkij 
ma'bud mahbubun ta kendisidir. Eger sevgi olmasaydi, insan, agag, yildiz 
veya put gibi higbir jeye ibadet edilemezdi. ^unkij kemaliyle hiJrmet duy- 
madan bir ma'buda ibadet edilmez. Abid de ma'budu sevmedikge ve sevgi- 
sinde fan! olmadikga O'na hiJrmeti tahakkuk etmez. §u halde vasiflar farkli- 
lajsa da ma'bud ve mahbub ayni jeydir. Bir yonijyle ma'bud, bir yonijyle de 
mahbub diye isimlendirilmektedir. Oysa her iki tarafta da miJsemma birdir." 



Afk ve a$igm sarhoflugu olmasaydi 
Ne dinleyen olurdu, ne sohbet eden. ^^^ 

CiJmle mevcudat-u malumata ask akdem durur, 
Zira askin evveline bulmadilar ibtida. 

BiJtun bilinmi? mevcudatta en once olani ajktir, 
Zira ajkin evveline bajlangig bulmadilar. 

A}k yolu, bir yoldur ki, ne ucu var, ne kiyisi. O yolda can vermeden 



Tedeyyiin: Dinini sakmmak. (Deyn. den) Borglanma. Borca girme 
^^^ Ebu'l Ala AfifT, Tasawuf, s. 203. 
^^^ Ebu'l Ala AfifT, Tasawuf, s. 203-204. 
^^^ imam-i RabbanT, Mektubat, c. Ill, m. no: 120. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 103 



ba$ka bit gate bulunmaz. ^^^ 

Ajk, Allah Teala'nin kendisi olunca evveli ve sonu da olmaz. Hakk'in 
mahlukati sevmesi kendini sevmesi, yaratilmijlann biribirlerini sevmeside 
Allah Teala'yi sevmekten bajka bir jey degildir. 

"A}k makami alidir, a§k kadim ezeltdir 
A§k sdziinu soyleyen cumie kudret dilidir" 

Yunus Emre kaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz 

Ajk, kendinden bajka bir jey vermez ve kendlnden ba$ka bir jey al- 
maz. 

A§km mall, miJlku yoktur. Fakat kimsenin de mail, mulkij olamaz; 

^ijnku a§k, ajk igin yeter. 

Aska giriftar oldugunuz zaman Allah Teala kalbimin icindedir deme- 
yin, ben Allah Teala'nin kaibi icindeyim, demek daha yarasir. 

Siz, ajka yol gostereceginizi sanmayin. ^unku a§k, sizde deger goriJr- 
se, heryolu gosterir/^^ 

Hem dahi cumIe fena buldukta ask baki kalir, 
Bu sebebden dediler kirn aska yoktur intiha. 

Hem dahi her jey fena bulsa ajk baki kalir, 
Dediler ki, bu sebebden ajkin sonu yoktur. 

§imdi velilerin, sevenlerin, sevgililerin hali boyle olunca, "Son nedir?" 
sualine CiJneyd'in verdigi cevap 5U olmujtur: 

"Son, baslangica donmektir." Bu soziJn zahir manalarindan biri 5U- 
dur: Salik, miJrid, nasil ki, bajlangigta agikga ibadet, tesbih ve dua ediyor, 
bunlari perde arkasinda yapmiyordu; bundan sonra da kendisine bir hay- 
ranlik geldigi igin artik o ibadetleri ihtiyarsiz yapamaz. 



186 



Dilerim senden Huda'ya eyie tevfikin refik, 

Bir nefes gdnlum senin askindan etme gel ciida. 

Senden Huda'ya uygun arkadajlik dilerim, 
Bir nefes gonliJm senin ajkindan etme gel ayri. 

Muhyiddin ibnu'l-ArabT kaddese'llahu sirrahiJ'l-azTz §eyh UryebT ile bir 



^^^ (Hafiz-i §irazT, 1985), gazel. LXVIII, b. 497 

^^^(HalilCiBRAN, 1970), s. 28 

^^^ (5ems-i TebrizT, 2007), (M.55), s. 124 



104 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



diger jeyhi olan §eyh Ebu 'imran el-MTrtulT arasmda tasavvuf ilminde 
onemli bir ne§'e ve tarz farki olan bir konuyu da joyle aniatmaktadir. 

"insanligin mevcut hali beni 50k iJzuyordu. Bir gun bu du§uncelerle 
hayli dertii bir halde UryebT'nin huzuruna girmijtim. O, halkin Hakk'a 
olan muhalefetlerinden dolayi uzuntiJlu oldugumu aniayinca 

'Evladim sen halka degil Hakk'a bakl' dedi. Onun huzurundan ayril- 
diktan sonra daha ayni sikintili hal iJzerimdeyken bu sefer §eyh 
MirtulT'nin meclisine geldim. Beni goriJnce o ise 

'Evladim sen kendine bakl' dedi. Bunun iJzerine ben artik dayanama- 
dim ve 'Ey ustadiml Biriniz Hakk'a bak diyor digeriniz kendine bak di- 
yor, ben ikiniz arasmda §a§inp kaldim, ikiniz de bu yol'un kamil rehber- 
lerisiniz, peki hanginizin sozii dogrudur? diye sordum. O; 

'Her ikimiz de halimize gore sana yol gosterdik. Ama esas olan $eyh 
Uryebt'nin dedigi dogrudur. Umarim ki bir gUn onun dedigi o mertebe- 
ye erersin. Aslmda sana da bana da yara§an onun dedigine kulak ver- 
mektir dedi. Ben onun bu diJrustlugune hayran bir halde tekrar 
UryebT'ye gittim ve IVlirtulT'nin dediklerini aynen ona naklettim. Bunun 
iJzerine o da 

"Ne giizel demi§. Ben 'Yolda§'a (refik) i§aret etmi§tim o ise 'Yol' a (ta- 
rik) i§aret etmi§. $imdi sen hem onun dedigini ve hem benim dedigimi 
beraberce alirsan hem yolu hem de yoldagi birle^tirmi} olursun' de- 
di".^^^ 

Masiva-yi askmm sevdasmi gonlUmden al, 
Askmi eyle iki alemde bana asina. 

Ajkin sevdasindan bajkasini gonliJmden alsin, 
iki alemde a§kini bana tanidik kilsin. 

A$k He tamuda olmak cennetidir a$ikm, 
Lik cennette olursa tamudur asksiz ana. 

Ajikin cennetidir ajk ile cehennemde olmak, 
Lakin ona ajksiz cennet cehennemdir 

Bir giJn Mevlana'nin haremi Kira Hatun (radiyallahij anh): "Cennet 
halkmm gogu aptaldir" hadtsinin manasi nedir?" diye sordu. Mevlana 
kaddese'llahij sirrahu'l-aziz: 

"Aptal olmasalardi, Cennet ve Cennet'in nehirleriyle nasil yetinirler- 
di. Sevgilinin yiiziiniin bulundugu bir yerde Cennet'in ve nehirlerinin ye- 
ri mi olur. Bunun igin "Cennet halkmm gogu aptaldir ve illiyytn ise akil 



^^^(KILig, 1995), S.15 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 105 



sahipleri igindir" bu^urdu ve 5U rubaiyi soyledi: 

"Eger Cehenemde senin ziJlfun elime gegerse, cennetlik olmaktan 

utanirim. "Eger sensiz, beni cennete gagiralar, cennet sahrasi yuregimi 

sikar"}'' 

[Ajk, dinin, hayatin ve benligin motor giJcudur. Ajk hem sevene hem 

de sevilene kijilik kazandirir. Ki§ilik bijyudukge ajk, ajk bijyudukge kijilik 

bijyur. 

"Bilim, ara§tirmakta lezzet bulur, a§k ise yaratmakta" 

Dinin ruhunu ajk olu5turdugu igin, sevgiden yoksun gonijllerin icra 

ettikleri ibadetler bir gosteriden oteye ge^emez. Allah'i sevgi ijzere ve 

a$k iginde aramayanlarm, sayiya ve mekana sigan ibadetleri erdirici 

olamiyor. 

ikbal diyor ki "Benim niyazim, iki rekat namaza sigmaz." ^^^ 
"A$iklarin namazmi niye soruyorsun? Onun rijkuu da secdesi gibi 

mahremdir. Allah-u Ekber'in alev alev yani$i be; vakit namaza sigmaz. 

A$klarin namazmda okuyu;, iki dijnyaya meydan okumaktir. Bu nama- 

zin bir rekati bile MusliJmani dlijmsuz yapar. Bu ate$siz ve heyecansiz 

asrm dldurijp mahvettigi insan boyle bir namazin i^erdigi kiymetleri 

nerden bilecektir! " "° ] "' 

Ey Niyazi Mursid istersen bu yolda a$ka uy, 
Enbiya vu eviiyaya a$k oluptur rehnuma. 

Ey Niyazi MiJrjid istersen bu yolda ajka uy, 
Ajk Enbiya ve eviiyaya kilavuz olu§tur 

A§ktan herkes bahseder. Lakin bunu yajayan binde birdir. Ancak adini 
bilmekten ba§ka bir merami da yoktur. Elemli a§k yolunda cefasina katlan- 
masi gerektigini gogu da bilmekten acizdir. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l- 
aziz buyurdu ki; 

Bir addan ba§ka a§ktan ne biliyorsun ki? A§kin yiizlerce nazi, edasi, ulu- 

lugu var. A§k, yiizlerce nazia elde edilebilir.^^^ 

Ajkin rehberligi olarak "A§k'a uy" da ki maksat ise ajkin elinde kemal bu- 
lanin irjadina vasil ol demektir. A}k mahallesine delilsiz ayak atma. Ben 
delilsiz gitmek igin neler yaptim yine de gidemedim. (Hafiz-i 5irazT, 1985), 
gazel. CC, b. 1705 



^^^ (YAZICI, 1995), s. 614 

Cavidname, 87 

Armagan-i Hicaz, 60 
"^ OZTURK, Ya5ar Nuri, 27Nisan 2001 tarihii STAR GAZETESi 
"^ Mesnevi, c.V, b. 1163-1164 



106 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



TAHMiS-iAZBf^^^ 



Oldu nokta ba-i bismillahda kenzi Huda 

Zahir ve batindan el gek yokluk ola var sana 

Kayd-i ukbadan ve fenadan don yiizun benden yana 

Ey gonul gel gayriden geg a§ka eyie iktida, 

Zumre-i ehl-i haktkat am kilmi§ mukteda. 

Kilsam irfana zevrak ^^^a§kla diem durur 
Dilberi a^ktir onun a§k sirrina mahrem durur 
Vakif-i esrari alem ehl-i a§k adem durur 
Ciimle mevcudat-u malumata a§k akdem durur, 
lira a§kin evveline bulmadilar ibtida. 

Kullu §ey'ir) yerciu ^^^ karz-i hasen ^^^ vermis olur 

Mahzen-i sirri iidh? ddem-i kamil olur 

A§k He her kim memata "^ erse ol baki kalir 

Hem dahi ciimle fena buldukta a§k baki kalir, 

Bu sebebden dediler kim a§ka yoktur intiha. 

Masiva daginin eder a§k zerresi mahv-i garik^^^ 

Eyieyen iksir a^kdir harayi ^^^ akik^°° 

^ah-i a§kir) bendesi haktir ona haktir tarik^"^ 

Dilerim senden Hiida'ya eyIe tevfikin refik. 

Sir nefes gonliim senin a§kindan etme gel ciida. 



Tahmis-i Dervi$ AzbT Divan-i MisrT/ Dervi; Mustafa AzbT 

Her ilahinin agiklamasi arkasma bu tahmisleri varsa Nave dilecektir. 

Zevrak: Kayik, sandal. Mekke'de yapilan ve igine zemzem koymaya mahsus olan 
kap, ibrik 

"^ ^J^^Ml^y^fj "Biitijn i§ler O'na dondurulur." Hud, 123 

Karz-i hasen: Sadece Allah rizasi igln verilen odung. Faizsiz verilen borg. 

Memat: Olum. Ahlrete gog etmek. 

Garik: Suda bogulmu5. 

Har: Yikilmij, hedmolmuj. 

Akik: Me§hur ve kiymetll, ekseriya kirmizi renkte olan ve yuziJk gibi 5eylere taki- 
lan ta5. Hicaz vilayetlnde bir vadi. Yolunu yaran gur su. 

Tartk: Yol. Tarz, usul. Vasita. Meslek. Bir maksada nail olmak igin icrasi lazim 
olan husus veya bu hususlann hey'et-i mecmuasi. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 107 



Sigmadi alemlere a^k, a^ka sigmaz kiyl'iJt kal ^°^ 
Alem hal-i bilirsen olmaz a^k igre hayal 
Hem celalindir cemalin hem cemalindir celalin 
Masiva-yi a§kinin sevdasmi gonlumden al, 
A§kini eyie iki alemde bona agina. 

Hizr elindeki tasarruf himmetidir a§kin 
Devlet-i hicranda bulmak minnetidir a§ikin 
Menzili birlikte olmak vuslatidir a§ikin 
A§k lie tamuda olmak cennetidir a§ikin, 
Lik cennette olursa tamudur a§ksiz ona. 
Evveli hu dhiri hu kdindtin ash hu'y 
Ehli a§k keldm? oldu cumie hdyi hu'y 
Gel d^ik ol Azbi ya sirri hudddan sirri duy 
Ey Niyazi Mur^id istersen bu yolda a§ka uy, 
Enbiya vu eviiyaya a§k oluptur rehnuma. 



KTI-iJ kal: (I ve A, uzun okunur) Dedikodu. 



108 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Vezin: Mefa'iliJn Mefa'iliJn Mefa'iliJn Mefa'iliJn 



Zihi ^°^ kenz-i hafi ki andan gelur her var olur peyda, 
Gehi zulmet zuhur eder, gehi envar olur peyda. 

Ziht derya-yi vahdet kirn kesilmez hergiz emvaci, 
Bu kesret alemi andan dogup nagar olur peyda. 
Ne sihr-i bu'l-acebdir kirn bu yuzden gdriinur agyar, 
O yuzden gayri yok tenha gelir dildar olur peyda. 

Ta§inur gunde yuzbin can adem ikiimine her dem, 
Gelur yuzbin dahi andan bulur imar olur peyda. 
O yuzden goriiben ayan doner §em'-i cemalinden, 
Felekler de goriip am doner edvar olur peyda. 
Di§in ige hayalati, igin di§a zuhurati, 
Birinden ol birine tuhfeler her bar olur peyda. 
O devriyle geluptur Enbiya, Mursel meratibce, 
Gehi mii'min zuhur eder gehi kiiffar olur peyda. 
Tecelli eyiedikge ol sarayi sirr-i ahfada, 
Bu suret alemi igre sati pazar olur peyda. 
Amn zatina gayet, sun'una hergiz nihayet yok, 
AmngUn her bir isminden gelur bir kar olur peyda. 
Tecelli eyier ol daim celal-U geh cemalinden, 
Birinin hasili cennet, birinden nar olur peyda. 
Cemali zahir olsa tiz celali yakalar am, 
GorursUn bir giil agilsa yamnda har olur peyda. 

Bu sirdandir ki bir kamil zuhur etse bu alemde, 
Kimi ikrar eder am, kime inkar olur peyda. 
Veil arif celal igre cemalini goriir daim, 
Bu haristamn iginde ana gulzar olur peyda. 

Ne sirdir kim iki kimse nazar eyIer bu ekvana, 
Biri ancak goriir dan, hire deyyar olur peyda. 
igi umman-i vahdettir yiizii sahra-yi kesrettir, 
Yiiziin goren goriir agyar iginde yar olur peyda. 
Alan lezzati birlikten halas olur ikilikten, 
Niyazi kande baksa ol heman dtdar olur peyda. 
Goriir ol genc-i mahfiden nice zahir olur e§ya, 
Biliir her nak$-U suretten nice esrar olur peyda. 



ZihT: ZehT "5u, bu" manasma gelen miJennes i§aret zamiri. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 109 



Zihtkenz-i hafiki andan aelur her var olur peyda, 
Gehi zulmet zuhur eder, gehi envar olur peyda. 

Ne giJzel; her var olan jey gizli hazineden gelir ve a§ikar olur, 
Bazen karanlik, bazen nurlar meydana gikar. 

Kenz-i MahfTEdebiyati 

Tasavvufta ge§itli kelime farkliliklariyla birden gok rivayetleri bulun- 
makla birlikte, bu soziJn en yaygin kullanimi olan '°'* 

Metni gergevesinde gelijip jekillenmijtir. Higbir muteber hadis kita- 
binda gegmeyen bu rivayetle ilgili olarak Aliyyu'l-KarT (1014/1605) junla- 
ri soyler: "Fakat manasi dogrudur. Allah Teala'nin: 

"Ben, insanlari ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattim" 
^°^ayetinden alinmi§tir. 

Nitekim ibn Abbas bunu "bana ibadet etsinler diye (li- 
ya'bijdun)'\enne "beni bilip tanimalari igin (li-ya'rifun)yarattim "jeklTn- 
de tefsir etmijtir. " 

Soz konusu rivayetle ilgili olarak §eyh-i Ekber MuhyiddTn ibnu'l-ArabT 
(560-638 / 1165-1240) "Ke§fen sahih, fal<at nal<len sabit degildir" dedigi 
nakledilir. Esasen bunun, hadis ilmi kriterlerine uygun olarak naklen sabit 
olmu5 bir hadis oldugunu iddia eden bir mutasavvif da bilinmemektedir. 
Ozellikle ibn'iJl ArabT'nin yukaridaki soziJnden sonra, konu edildigi tasav- 
vuf literatiJrunde genellikle -sahih olup olmadigi sorgulanmaksizin- "kutsT 
hadis" olarak degerlendirme egilimi belirmi§ ve bu zamania genel bir ka- 
bule donujmijjtur. Ismail Hakki Bursevi'nin (1137/1725) bu rivayet hak- 
kindaki 5U degerlendirmesi, ayni zamanda genel olarak mutasavviflarin 
yaklajim tarzlarini da yansitmaktadir 

"Ke§f ehline gore bu hadis sahihtir, isterse, hadis hafizlarma (ezberci- 
ierine) gore sahih olmasin... lira l<e§f ehli oianlar, bizzat RasuliJilah 
sallalldhij aleyhi ve sellem Efendimiz'den alir soylerler. Hadis ezbercileri 
ise naldl yoluyla rivayet ederler. Ayrica bir ^eyin belli bir senedi olmayin- 
ca, sabit olmadigi ni leap ettirmez. ^u da kat'tdir: Ke§f itibariyle sahih olan 
bir §ey, nakil yoluyla gelenden daha sahihtir. Zira ke^f hdlinde vehim ve 
hayal olmaz.^°'' 



"Kuntu kenzen mahfiyyen fe-ahbebtU en-u'rafe fe-halaktu'l-halka li-u'rafe" 
AclunT. 2/132; Aliyu'l Kari. 273: Manasi dogru olsa da higbir senedi olmayan bu 
soziJn hadis olmadigi agiktir. 

205 -,» . „. cr 

Zariyat, 56 
^°^ (OGKE, 2000) 



110 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Tasavvuf ehline gore kainat, Allah'in isim, sifat ve fiillerinin zuhur ve 
tecellTsinden ibarettir. Mahlukat, Allah Teala'yi bilmek ve ehadiyyet sirrini 
aniamak igin bu aleme gonderildi. Kainatta ne varsa o gizli hazTnenin 
mahsuliJdur. Dolayisiyla Kenz-i hafi'nin zuhuruyla, nur ve zulmet ortaya 
gikmijtir. Burada ilk goriJnujte bir zitlik var gibi gosterir. Ancak diJnya haya- 
tinda "her jey ziddiyla ka'imdir" denir. ^unku jer olmasa hayrin, girkin ol- 
masa guzelin, zulmet olmasi ziyanin, gece olmasa gunduziJn kiymeti tahak- 
kuk etmezdi. Bir bajka agidan da "sirr-i teklif ve imtihandir". iman ile kijfur, 
mij'min ile kafir beraber bulunacak ki imtihan yeri olan dunyanin yaratili§ 
gayesine uygun dijjsun. 

Mutasavviflar, zulmet ve nurun tecellTsini hem kainatta, hem diJnyada, 
hem de insanda mijjahede etmi§lerdir. Kainatta Allah Teala'nin cemal ve 
kemal tecellTlerini aniama kabiliyeti insana verilmi§tir. insan mevcudatin ozij 
ve ozetidir. Cami' ismine mazhar oldugu igin Allah Teala'nin esma, sifat ve 
zatina tam ayna olma keyfiyeti insandadir. 

Zulmet ve ziyanin ayni kaynaktan gikmasi NecmiJddTn Daye 
kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Mirsadu'l-'ibad adii eserindeki bir hikayede 
§oyle izah etmektedir: 

"Bir §ekerci §ekeri bir l<ag l<ere l<aynatip iier l<aynati§incla daiia l<esif bir 
cins §el<.er elde eder. En son elde edilene l<atare^°^ derler l<i bu siyah ve l<aba 
bir maddedir. Demel< Id beyaz §el<erde bu siyahlil< ve l<abalil< var imi}, go- 
ZLil<miJyormu§. Bunun gibi Nur-i Muhammedi'den zuhur eden mevcuddt 
iginde nur ve zulmet mevcuttur. Ancak sekerden birinci, ikinci, ijgijncij.. . 
Derecelerde elde edilen maddeler ilk kaynatilandan beyazlik ve siyahligi 
nasibine gore alir. Ve her biri kendi makdminda kemdii hdizdir, her birinin bir 
hassasi vardir. Biri digerinin yerine kdim olamaz." ^°^ 

Burada bahsedilen saf jeker Hz. Muhammed'in ruhudur. Onun ruhu, 
ruhlarin atasidir. En once onun ruhu yaratilmij, mevcudat daha sonra yara- 
tilmijtir. 

"Ben yamtilifta nebilerin iiki, nebi olarak gonderilme yonunden de so- 
nuncusuyum"^°^ hadTsi bunu bildirir. ButiJn mevcudat onun yiJzu suyu hiJr- 
metine yaratilmijtir. Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem vesilesiyle 
yaratici tanitilmij, diger yandan kijfrun neticesi zulmet a§ikar olmujtur. 



Katare: Kuyudan veya ba§ka bir yerden damlayan su 
^°^ AN Nihat, Tarlan, Divan Edebiyatinda Tevhidler, FasikiJl IV, Istanbul UniversitesI 
Yay. No: 24, (1936). s. 34 

Muteber kaynaklarda yer almayan bu rivayete Deylemi, Ebu Nuaym. Sehavi. 
Allyu'l- Kari ve AclunT eserlerlnde yer vermljlerdir. Bkz. DeylemT. 111/331: Ebu 
Nuaym, Delailu NubiJvve. 1/42; Sehavi. 386: Aliyul- Kari, 269; AclunT. II /129 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 111 



YARATILI§ MERTEBELERi 



GENEL 
DEGERLENDJRME 


DORTLU 
TASNiF 


YEDiLi TASNiF 


KIRKLI TASNiF 




LAHUTALEMi 


LA TAYYUN 


1. Zatij'l-ilahiyye 


CEBERUTALEMi 


BiRiNCi 
TAYYUN 


2. ilk tenezzijlat 






3. Ikinci tenezzijlat 








4. Uluhiyyet 








5. Rahmaniyyet 








e.Rububiyyet 








7. Malikiyyet 






iKiNCi TAYYUN 


8. Esma ve Sifatu'n- 
Nefsiyye 
g.Celal Isimleri 


GAYBALEMi 






10. Cemal isimleri 

11. Fill isimleri: 

a) CelalT Fill Isimleri 

b) Cemali Fiil isimleri 






12.Alem-i imkan 








13. Aklij'l-evvel 








14. Ruhu'l-A'zam 






ERVAH ALEMi 


15. Levhij'l-A'zam 




MELEKUT 




16. Kursi 




ALEMJ 




17. UlviRuhlar 

18. MiJcerrettabiat 

19. Hayal 








MiSALALEMi 


20. Heba 

21. Cevheru'i-Ferd 








22. MiJrettebat 








23. Atlas Felegi 








24.Zuhre Felegi 








25. Felekij'l-Eflak 








26. Sema-uZulal 








27. Sema-iJ Mijjteri 








28. Sema-LiBehram 








29. Sema-ujems 








30. Sema-iJ ZiJhre 


^EHADETALEMi 


NASUTALEMi 


JEHADET 
ALEMi 


31- Sema-i Utarid 

32. Sema-iJ Kamer 

33. Kiire-i Ate? 

34. KiJrre-i Hava 

35. KiJrre-i Su 

36. KiJrre-i Toprak 

37. Ma'den 

38. Nebat 

39. Hayavan 

40. Inanlar Alemi 



(YUCER, 1996), S.61 



112 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ziht derya-yi vahdet kim kesilmez hergiz emvaci, 
Bu kesret alemi andan dogup nacar olur peyda. 

Ne iyi; birlik denizinin higbirzaman dalgalan kesilmez, 
Bu gokluk alemi ondan dogup mecbur var olur. 

Kesret ve vahdet ili$kisi 

Muhyiddin ibn'iJl Arab! kaddese'llahij sirrahu'l-aziz ile tasavvuf literatij- 
riJnde aniajilmaya ve aniatilmaya bajlanan "vahdet-i viJcud" gelijkili ve agir 
konumuyla 50k sbz soylenen ve neticeye varilmayan tarihi seyri igerisinde, 
degijik §ekillerde yorumlanmi§ ve gok renkli bir dijjunce sistemi olmu§tur. 

Bizzat ibn'iJl Arab! ozel bir istilah olarak "vahdetij'l-vucud" ifadesini 
kullanmaz. Dolayisiyla bu tabir onun yazilarinin muhtevasindan dolayi 
degil, takipgilerinin ilgisi ve kendisinden sonra gelijen islam! du§uncenin 
yoniJnden otiJru segilmijtir. ibn'iJl ArabT'nin en etkili ogrencisi Sadreddin 
KonevT (hyt. 673/1274) bu terimi en az iki vesileyle kullanmi?, daha sonra 
KonevT'nin ogrencisi Sadeddin-i FerganT (hyt. 695/1296), ibniJ'l-Farid'in 
Taiyye' si iJzerine yazdigi iki onemli jerhte bu terimi birgok kez kullanmi?- 
tir. Ama ne KonevT, ne de FerganT bu terimi daha sonraki yiJzyillar iginde 
kazandigi teknik aniaminda kullanmijlardir. Bu arada ibn Seb'in (hyt. 
669/1270) ile AziziJddin NesefT (hyt. 700/1300) gibi ibn'iJl ArabT okulunun 
ikinci dereceden belli bazi jahsiyetleri bu terimi, sufTlerin diJnya gorijjle- 
rini dolayli yollardan aniatmak igin kullanmijlardir. Vahdet-i viJcudu, 
ibn'iJl ArabT'nin doktrinini ifade etmek iJzere teknik aniamda ilk kullanan 

kiji ibn Teymiyye'dir. Nitekim o, vahdet-i viJcud ifadesini "vahdet-i viJcud 

211 
ehli" jeklinde teknik aniamda bir doktrinin adi olarak kullanmi§tir. 

Burada, 5U husus hig bir zaman gozden uzak tutulmamalidir: Bu anla- 
yi5 hangi jekilde ele alinirsa alinsin Tanri-Alem dualitesinden biri yipran- 
mak zorundadir. ^unkij boyle bir aniayijta; 

- Ya Tanri aleme feda edilecek, 

- Ya da alem Tanriya feda edilecektir.^" 

Bilindigi iJzere yaratili§ meselesinin en onemli noktasi maddenin ezelT 
olup olmamasina dairdir. Eger madde ezeli ise Allah Teala'nm i§i o mad- 
de ile kainati inja etmekten ibaret olur. 



"^ (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 7 
"^ (gEViKBA5, 1994), s. 9 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 113 



Fakat eger madde ezeli degilse, Allah Teala alemi yokluktan halk et- 
ml§tir ki, buna ibda', lead ve ihdas diyorlar. O halde Allah Teala bir var 
edendir. 

Muhyiddin ibn'ul Arab! kaddese'llahij sirrahu'l-aziz ise bu iki gorijjun 
higbirine iltifat etmiyor. ^unkij meseleyi daha basit, daha kujatici, derin 
ve etkili bir jekilde muhakeme etmektedir. Onun nazarmda hakikT varlik, 
sadece Allah Teala'ya mahsustur. E§yaya gelince onlar mutlak varligin 
gejitii suretlerde ve g6runu§lerde tecellisinden ibarettir. Bu bakimdan 
artik "madde var midir, yok mudur, madde kavrammm mahiyeti nedir 
ve madde ezelT midir?" d\ye du§unmege gerek kalmaz. 

Muhyiddin ibn Arab! kaddese'llahij sirrahu'l-aziz Hazretleri'nin beya- 
nina gore yaratili?, Mutlak Varlik'in "La-taayyiJn" (goriJnmezlik) merte- 
besinden "taayyiJn" (gorunij?) mertebesine gegmesinden veya bajka bir 
deyijie, isim ve sifatlarin jiJhud (gbrij?) sahasinda tecellisinden ibarettir. 
Ve bu siJrekli bir i§tir.^^^ 

Yalniz 5unu iyi hatirda tutmak gerekir ki her bir mertebeyi ne kadar 
miJstakil olarak ele alirsak alalim o bir biJtune aittir, o viJcudun bir 
azasidir ve ancak o biJtun ile govde ile alakasi igerisinde bir mana tajir. 
Tipki "alemin (kozmos) viJcudunun aslinin ViJcud'u zorunlu (Vacibu'l- 
vijcud) olanla irtibatli (merbut) olmasi gibi o alemin pargalari da kendi 
aralarmda bazisi bazisma irtibatli, baglantilidir. Ve i? bunlar arasinda zin- 
c\r\eme(teselsul) bir baglantiyla gergeklejir. insan, alem hakkindaki bilgi- 
sini her jeyden evvel ijte boylesi bir irtibatlar yumagindan hareketle bir 
§eyden diger bir jeyi istinbat etmek suretiyle elde eder. ijte bu irtibatlari 
kurma bilgisi de hasseten ehlullah'in ilminde bulunur. ^^^ 

Binaenaleyh suftlerin "Vucud"a yonelik metafizik tutumlarini, bir 
tabiri caizse felseft antropolojik vecihten digeri ise ontolojik vecihten ol- 
mak iJzere iki vecihten incelemek mumkundur. 

Onlar bunu, bir noktadan gikip yine ayni noktada biten bir viJcud 
gemberi (dairetij'l-vucud) diyagrami iJzerinde tarif ederler. Noktadan gi- 
kan yarim daire kavs-i nuzul (ini§ kavsi) adini alir. Noktaya dogru giden 
diger yarisi ise kavs-i uruc (giki? kavsi) adini alir. Muhyiddin ibnu'l-ArabT 
kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz buyurur ki: 

"Bu konuyu aniatmak igin bundan sonra injaallah 'daireler' ve 
'cec/i/e//er' yapacagiz... ki talib olan ki§ide bu konunun faydalan ve mana- 
lari yakin olsun ve bunlari kendinde miJcessem bir suret halinde tasavvur 
edebilsin". "...ViJcud, bir daire" dir. Ve bu dairenin bajlangici ilk Akl'in 



^"(AYNi, 1995), s. 45-47 
^"(KILig, 1995), S.202 



114 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



(el-Aklu'l-evvel) varligidir. Bir hadTs-i jerifte varid olmujtur ki 'Allah'm ilk 
yarattigi sey ilk Akil'dir.' Yani bu cinslerin bajlangicidir... Yaratih§(Halk) 
ise insan cinsi ile son bulmu? ve viJcud daire'si tamamlanmi?, insan bu ilk 
Akil'la ittisal etmijtir. Tipki daire'nin sonunun bajlangicina ulajmasi gibi. 
i§te daire budur. Ve bu dairenin iJzerinde alemin cinslerinden yaratilmi? 
ne varsa, ta ilk akil'dan -ki buna ayni zamanda Kalem de denir- en sonun- 
cu mevcud olan insan'a kadar bu ikisi arasinda her ne varsa hepsi yer 
alir... Allah Teala'nin yarattigi biJtun jeyler bu dairenin gevresindeki nok- 
talar gibidir. Binaenaleyh dairenin ortasmdaki noktadan gikan gizgilerin 
genberin her noktasina miJsavT olarak gikmasi gibi Allah Teala'nin da bij- 
tiJn varliklara olan nisbeti tek bir nisbettir". Bu gember (daire) aslinda bir 
nokta, sonra bir gizgi (l<avs) ve bu gizginin Tzah igin aynali tarzda 
(mOsennd) agilmasindan olujmujtur: ^^^ 



Organ bakimmdan sivrisinegin fil'den farki yok!.. 
Ad agismdan bir damla da Nil gibidir... 
Her danenin iginden yUzlerce barman dogar; 
Bir diinya, bugday danesine sigdmlmi§..' 



216 



Ne sihr-i bii'l-acebdir kim bu yiizden aoriiniir agyar, 
O yiizden aayri yok tenha aelir dildar olur peyda. 

Ne jajilacak sihirdir ki; bu yiJzden bajkalari goriJnur 
O yiJzden ba§ka mevcut yoktur, yalniz sevgili vardir. 

Yukarida aniatilanlar ile beraber Vahdet-i ViJcud anlayiji en agik jek- 
liyle §6yle formiJle edilebilir. 

- Allah vardir, O'ndan once ve o'nunia beraber, ondan sonra ve 
o'nunia beraber bir jey yoktur, O'nun, niteligi, niceligi, bir jeye gore 6n- 
celigi ve sonraligi da yoktur, Vakitte ve zamanda, bir jeyin altinda ve iJs- 
tiJnde degildir, bir yerde ve mekanda da degildir. Buna bagli olarak olu?- 
ta'da degildir. (Fenomenol ^" alemdeki gibi bir oluju kastediyorum tecel- 
li anlammda, her an bir ijte oldugu ayrica belirtilecektir). O jimdi de var- 
dir bajka bir jey yoktur. ^^^ 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki en alttaki dUnyaya, iple 



215 



215 



(KILig, 1995), s. 170 
(5eyh Mahmud 5ebusten), b. 147-148 
Fenomen: Olay, hadise, hadiseye ait. 
"** (gEViKBA5, 1994), s. 9 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 115 



biradam sarkitmi§ olsaniz, mutlaka Allah Teala'nm uzerine du§er.. 



1/219 



ibn-iJl ArabT'nin Fiituhat el-Mekkiye adii eserine atfen Nihat Keklik 
ArabT'nin 

"...varlikta ancak Allah vardir..." dedigini belirtmektedir. 

"...Muhakkak viJcutta Allah vardir. Ondan bajkasi ise hayalT, viJcuttur. 
Hak bu hayalT viJcutta zahir oldugu zaman orada ancak kendi hakikati ha- 
sebiyle zahir olur, hakiki ViJcudu olan zatiyla degil..." "° 

ibn-iJl ArabT'ye gore, Allah Teala ruhlarin geli§melerinin her merhalesi 
Igin yen! bedenler yaratir; insanlarin berzah alemindeki bedenleri de 
"berzahi (hayalT) bedenler" olacaktir. ^^^ Ve oliJmden sonra diJnyevT be- 
denlerinden ayrilan ruhlar bagimsizliklarini bu bedenlerle siJrdurecekler- 
dir. Kendi ifadesiyle; "ahirette Allah Teala bu ruhlar igin, tipki bu diJnyada 
oldugu gibi, tabii bedenler yaratir, fakat bu bedenlerin yapisi (mizaci) 
farkli olacaktir. Ruhu berzah bedeninden alip 'ikinci yaratili?' bedenine 
nakleder ve bu ruhlarin bedenleri sayesinde kazandiklari farklilik 
ebediyyen devam eder, asia bir tek varlik olma durumuna donmezler"^" 
Ote yandan, ibn-iJl Arab!' ye gore, insanin berzah alemindeki hayalT varo- 
Iu5 tarzi, hemen hemen biJtunuyle onun bu diJnyadaki yajayiji tarafin- 
dan belirlenecektir. Hayat, ona gore, insanin nefsini (kendini) bi- 
gimlendirdigi bir siJreg oldugundan, oliJmden sonra tabiT beden aradan 
gekilince, insan da berzahta "kazandiklarinin elinde bir rehine ve yaptik- 
larinin sureti iginde bir tutuklu olarak kalacaktir"^") "^ 

Ta$mur gunde yuzbin can adem ikiimine her dem, 
Geliir yuzbin dahi andan bulur imar olur peyda. 

Tajinir giJnde yuzbin can yokluk ikiimine her zaman, 
Gelir yuzbin dahi andan bulur imar olur. 

Varlik ve yokluk meseleleri, varolujgu felsefenin ana konularindan bi- 
ridir. Bu konuda varlik ile yoklugu derinlemesine ele alan Mevlana, en 
doyurucu fikirleri ortaya koymujtur. Mesela, J. Paul Sartre, yokluktan 
kagarken, Mevlana, yokluktan varligm gikijmin onemi iJzerinde durmak- 



Tirmizi Hadisin garib oldugunu soyler. Tirmizi. Tefsir, 57; ibn. Hanbel. 2/370; bkz. 
Sehavi. 543: Aclum. 11/153 
"° (KEKLiK, 1980),s.405. 

"^ ibnu'l-ArabT.el-Futuhatu'l-Mekkiyye, c.ll, s.627. 
™ ibnu'l-ArabT.ei-Futuhatu'l-Mekkiyye, c.lll, s.188 
™ ibnu'l-ArabT.el-Futuhatu'l-Mekkiyye, c.l, s.307 
"" (KOg, 1990),s.87-88 



116 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Nihat Keklik, ibn-iJl ArabT'nin FiJtuhati Mekkiye adii eserinden bu ko- 
nuda 5unlari nakletmektedir. "...Hakkin viJcudu karjisinda sabit aynlar 
vardi. Bunlar ezelT olarak adem (yokluk) ile vasiflanmi§tir ki bu da kendi- 
sinde, Allah Teala ile beraber hig bir jey bulunmayan kevn'dir. §u kadar 
ki, (Allah'm) viJcudu" aynlar iJzerine, feyz etmi? ve kendisi igin degil fakat 
onlarin aynlari igin (varlik) tekevviJn etmijtir. Ayan-i Sabite'nin ne oldugu 
bu alintiyla agikliga kavu§mu5 oldu joyle ki; Ayan-i Sabite; vasiflari yokluk 
olan, Allah'm varligi karjismda bulunan, istidatlan (herhangi bir jey ol- 
maya egilimli olma hali) dogrultusunda Allah'm iJzerine tecellT ettigi sabit 
orneklerdir. "^ 

O yuzden gdruben ayan doner sem'-'i cemalinden, 
Felekler ^^^ de gdrup am doner edvar olur peyda. 

O yuzden gorenler cemalin giJnejinin etrafmda donerler, 
Goklerde onu gorijp doner zamanlar meydana gelir. 

Di$in ice hayalati, icin di$a zuhurati, 
Birinden ol birine tuhfeler her bar olur peyda. 

Dijm ige hayalleri, igin dija gikiji, 

Birinden ol birine hediyeler her defa a§ikar olur. 

Zahiri Manada Hayal 

Hayalleri olanlar asia uyumaz. Eger hayalleri olmasa insan Allah Tea- 
la'ya nasil inanabilecek ve ahret yurduna hazirlik yapacakti. Hayaller ig- 
ten yani nefs ve ruhun etkinligi ile oldugu gibi, dijtan kainatm unsurlari 
ile etkilejerek insana seyr hali kazandirdigmi unutmamak gerekir. Hayal- 
lerin son bulmasi ilerlemeye de mani olur. 

DiJnyanm ilerlemesini, medeniyetin ilerleme hamlelerini hayale borg- 
luyuz. Gozle gordijgumuz jeyleri bazi insanlar gozden once hayallerinde 
gormij? olmasalardi hala vahjiler gibi magaralarda veya sazdan yapilmi? 
gatilar altmda yasayacaktik. Medeniyetin ilerlemesine en bijyuk yardim- 
lari dokunanlar kendi zamanlarmda mevcut jeylerin daha iyilerini hayal- 
lerinde gormek, sonra da hayallerini gergege gevirmeye galijmak saye- 
sinde bunlari yapabilmijierdir. 

Bejeri alemde Mimar Sinan'm en buyiJk kubbeyi oturtma hayali, 



"^ (BAYRAKLI, 2002), s. 249 
"'^ (KEKLiK, 1980) 

Feiek: Gok, gok kati, devir. Tali', baht. Buyuk ve dairevi olan §ey. Her gok 
seyyaresinin gezdigi alem. DiJnya, alem, Bir zilli alet. Yuvarlak kutuk, kizak. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 117 



Hazerfen Ahmet ^elebi'min ugma hayali, Edison'un 1000 denemede bile 
yakilmayan ampulij icat etmi§tir. Morse hayalinde postadan daha iyi bir 
haberlejme araci gorijp insanliga telgrafi hediye etmi§tir. Bell telgraftan 
daha iyisini hayal edebildigi igin telefonumuz olmujtur. Field okyanus 
ajiri haberlejme igin gemiden iyi vasita bulunabilecegini hayalinde gore- 
bildigi igin bugiJn kitalar denizalti kablolariyla baglanmijlardir. Markoni 
kendi zamaninda mevcut haberlejme aracinin hepsinden daha iyisini zih- 
ninde tasarlayip telsiz telgrafi bulmujtur. Bu kejifle okyanusun ortasinda 
biryolcu, vapurundan gektigi telgrafla otelde oda tutuyor ve arabasini is- 
kelede bekletmek emrini verebiliyor. Radyo, TV ve gelecekteki diger ke- 
5ifler irade kuvveti ve galijma azmi sayesinde hayalin gergeklejmesinden 
ibarettir. 

Ruhumuzu besleyen miJzik jaheserleri bijyuk bestekarlarm hayalle- 
rinden gikmi§tir. En nefis sanat eserleri buyiJk sanatkarlarin hayalinde 
dogmujtur. Bunlar hep var olanin daha iyisini hayallerinde tasavvur et- 
mek suretiyle jaheserlerini meydana getirmijierdir. Mevcut jeylere bu- 
lunduklari halde bakmak basit bir "bakma" ijidir. Onlari bulunduklari du- 
rumdan daha iyi halde gorebilmek, hayale hakikat seklini vermek mu- 
hayyile giJcune baglidir. Basit du5unenler bu gibilere hayaici derler, on- 
larla alay ederler, akillarinda dengesizlik oldugunu iddiaya yeltenirler. 
Halbuki en buyiJk kejifler bu hayalcilerin kafalarmdan gikmijlardir. Ha- 
yalciler insanligin getin hayat jartlarini diJzeltmi?, bizi maddi ihtiyaglari- 
mizin ustiJne yiJkseltmi?, esaretlerimizden kurtarmijlardir. Bu hayalcile- 
re, bu dengesizlere diJnyanin ne buyiJk nimetler borglu oldugunu kimse 
tahmin edemez. Pek gok kiji hayallerinin otesine gegerek buyiJk karakter 
sahibi olmujlar, maddi ve manevi aniamda buyiJk mevkiler elde etmi?- 
lerdir. Ana-babalar gocuklarini kendilerinden mesut olacaklarini dijjun- 
diJkleri igin onlari kendilerinden daha yiJksek mertebeye erijtirecek je- 
kilde yetijtirirler. Hayal kuvvetinin hayati yiJkselmekte nasil onemli rol 
oynadigini, basarinin ne tesirii amili oldugunu, saglik ve saadete ne kadar 
yardim ettigini gelecek nesiller daha iyi aniayacaklardir. Zihinlerimize gi- 
ren hayaller bizi aldatmak, jajirtmak igin degil; hakikat sekline getirebi- 
leceklerini gostermek igin bize ihsan edilmijtir. Onlar hakikatin kabatas- 
lak §ekillerinden bajka bir §ey degildirler. Onlar yiJkselme hirsimizi koriJk- 
lemek, bizi ileriye dogru yiJrutmek, var olanin daha iyisini bulmaya tejvik 
etmek igin zihnimize giriyorlar. Hayal kuvveti aklin bir hiJlyasindan ibaret 
degildir, idealin esintisidir. 

BuyiJk dujiJnceler, kuvvetii tasavvurlar once hayalde dogar; sonra 
emeklerimizle hakikat haline getirilirler. Hayallerini bizlere sagladigi im- 
kanlar dijjunulunce manevi alemdeki hayallerini yiJksek ve ulvT katinda 
Allah Teala'nm cemalini gormek igin olacak gayretin temelinde hayal ol- 



118 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



masi muhakkaktir."^ 

Ancak hayalin istenilen bir hedef olmadigi gegilmesi gereken bir koprij 
oldugu agiklanmijtir. KopriJler zor olan tehlikeli menzilleri emniyetii jekilde 
kisa zamanda gegmeye yarar. Hayal aleminin gerekliligi yaninda gegilmesi 
de gereken bir menzil oldugu unutulmamalidir. 

Yunus Emre kaddese'llahij sirrahu'l-azizin seyr ij siJlukunu aniattigi bir §i- 
irinde hayal makamini gegmenin gerekliliginden bahseder. 

Suretden gel sifata yolda safa bulasin 
Hayallerde kalmagil yoldan mahrum kalasm 

"Mana yolunda safa bulmak istiyorsan, gorijnen bu suret (5ekiller)ten 
sifata (o suretle sifatlanan gergek viJcuda) gel. Bu suretler, birer hayal 
(asIT viJcud olmayan birer g6lge)den ibarettir. Bu golgelerde takilirsan, 
mana yolundan mahrum kalir, hakikate ulajamazsin!" 

"Suretden" kelimesi Divan'in bazi yazma niJshalarinda "Siratdan" jek- 
linde gelmektedir. Beyitte iki ana kavram vardir: Suretler ve hayaller. 

Suretler, diJnya; hayaller de misal (berzah) alemine aittir. Her iki alem 
de gayb (zat) alemine engel ve perdedir. BiJtun bu alemler ise, sifatlar 
alemidir. 

Sifatlar, (goriJntuler, renkler, desenler, jekiller) aleminden gegip zata 
yonelmelidir. Gergekte, her suret bir sirattir, gegilmesi gerekir. ^" 

BatmTManada Hayaller 

insanda her seviyedeki bilginin olu§ma siJrecine baktigimizda, tama- 
minin sijjeden kaynaklandigini goriJruz. Be§ duyuya ek olarak, ara^tirma, 
hayal etme, aniama, algilama, uzerinde dij^unme, yargilama, karar ver- 
me, vs. tamamiyla insanin kendi biJtunlugu iginde takip ettigi bir siJregtir. 

230 

A.Schimmel, fenomenolojiyle ilgili galijmasinda, Allah Teala'nin kendi 
dijindaki varliklar tarafindan ajagidaki jemada gosterildigi jekliyle tec- 
riJbe edildigini, ba5ka bir ifadeyle ilahi olanin kendisini ajagidaki halka- 
larda gosterildigi §ekilde di§a vurdugunu tespit etmektedir: 



"^(MARDEN,2007) 

"^ (TATCI, 2/4 Fall 2007 ) 

"°(DUZGUN, 2: 1 2004), s. 37 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 119 




l.alan: Kutsal Kitap, Kutsal mekanlar. Kutsal olarak adlandinlan jeyler alani; 

II. alan: Allah ve Vahiy aniayijmin kendini gosterdigi alan; 

III. Alan: iman, sevgi, ha§yet ve teslimiyet duygularmm canlandigi alan; 

IV. alan: Mutlak Tevhid alani. 

I. Birinci halka, dinin kendini gosterdigi diJnyadir. Kutsal kabul edilen 
mekanlar, objeler, Kutsal Kitaplar, Kutsala bagli olan toplumlarm bulun- 
dugu alandir. 

II. Dini hayal ve imgelemin diJnyasi. Tanri'ya dair imajlar, du§unceler 
burada olujur. Tanri'nin goriJlmeyen varligina ilijkin yargilara O'nun go- 
rijnen ijlerine bakilarak varilmaya galijilir. Allah aniayiji, yaratma dijjun- 
cesi, kozmoloji, antropoloji, gelecek diJnyaya ilijkin/eskatolojik vb. dij- 
5unceler bu alana aittir. 

III. Dini tecriJbe diJnyasi: Burasi ilahi olanin akii ve hayali imajinin (ak- 
lin ve hayalin resmettigi Tanri'nin) aksine bir karjilajma aninin dija 
vurumlari olarak goriJlmelidir. HiJrmet, korku, giJven ve kendini kuralla- 
riyla, i§leriyle, sevgisiyle, yardimlariyla, vs. bize agan Allah'a tam bir gij- 
venin gosterildigi, zihin dinginliginin, nejenin, paylajma hissinin, karji 
konulamaz bir cojkunun bir tajma hissinin kendini gosterdigi alandir. 

IV. BiJtun halkalarin merkezi olan dinin objektif diJnyasi, ilahi hakika- 
tin diJnyasidir. Buraya ilijkin biJtun yargilarimiz, bu alanin dijavurumlari- 
na ve bunlara bagli olarak ruhsal tecriJbelere ve bu tecriJbeleri ifade 
eden kavramlara dayanir. 

TecriJbe edilemeyen Tevhidin son ajamasi baglaminda ibn Arab!, Et- 
Tenezzulat al-Mavsiliyye (s.90-1) adii eserinde 5U yorumu yapmaktadir: 

"Hangi durumda olursan ol, ister havada istersen karada, bil ya da 
bilme, du§un ya da du§unme, zorunlu olarak ilahi isimlerin idaresi al- 
tindasm. Hareketini ve sUkununu, imkanmi ve varligini belirleyen bu 
isimdir. Ve bu isim 'Ben Allahim' der ve hak olani soyler. Bunu dU}U- 
nUnce, Allahu Ekber, demen gerekir. Kesin olarak bil ki, ilahi Zat kendi- 
sini Sana oldugu gibi gostermez, ancak bu yiice isim/sifatlarlarindan bi- 
ri altinda gosterir ve yine beiki boyle oldugu igin Allah isminin anlammi 



120 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



hlgb'ir zaman bilemeyeceksin." "^ 

O devriyle aeluptur Enbiya, Mursel meratibce, 
Gehi mij'min zuhur eder gehi kuffar olur peyda. 

O devirle nebiler ve rasiJller derecelerle gelir 

Bazen mu'min meydana gelir, bazen kafirler mevcut olur. 

Hakim TirmizT, varligin olujumu ile ilgili olarak g6ru5lerini ortaya ko- 
yarken joyle bir ciJmle ile ije ba§lamaktadir: "Allah vardi. Onunia birlik- 
te hifbir §ey yoktu." ^^^ Sonra zikir var oldu, ardindan Him ortaya gikti 
ve bunlan takiben megtet zuhur etti." ifadelerinden anla§ildigi kadariyla 
bunlarin ardindan Hz. Muhammed'e ait nitelikler var edildi. (Hatmu'l- 
evliya, s. 337)'" 

TirmizT RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin diger enbiya arasindan 
ozel olarak segildigini (meczub) soylemektedir. Allah Teala, onu segmi?, 
ayirmi§ ve cezb etmijtir. Diger enbiyaya hikmet, beyan ve hidayet veril- 
mi§, sonra da kendileri nebi olarak g6revlendirilmi§lerdir. Ancak Hz. Mu- 
hammed sallallahij aleyhi ve sellem Allah Teala tarafindan ozel olarak 

■ I ■ ■ 234 

segilmijtir. 

Tecelli eyiedikce ol sarayi sirr-i ahfada. 
Bu suret alemi icre sati pazar olur peyda. 

Tecelli eyiedikge o gok gizli sirlari olan sarayda, 
Bu diJnya alemi iginde alijverijier meydana gelir. 

Tecelli, "mutlak vucud"ur\ zuhuru manasina gelmektedir." Mutlak 
viJcud", Allah Teala 'nin "ahadiyyet" mertebesindeki ismidir. Bu merte- 
bede Allah Teala, "gergek sirftek varlik" t\r. Bunu sifat itibari olmaksizin, 
ancak kendisinin bilebilecegi bir mahiyette olan zat'tir. 

Allah Teala'nin dort gejit tecellTsinin bulundugunu soyleyebiliriz. Bu 
tecellTler: Zat tecelltsi, sifat tecelltsi, isim tecelltsi vefiil tecelltsi. Ancak 

"Allah kuluna kar§i son derece merhametii oldugundan ona zatiyla 
tecelli etmektedir"^^^ 



"^(DUZGUN, 2: 1 2004), s. 32 

"' Buhari, Bed'u'1-Halk (59), 1, Tevhid (98). 22. Hadisin diger varyantlari i?in bak: 

Durer, 127. Mevduat, 263-265. Hafa, II, 130-131. 

"^ (giFT, 2003), s. 255 

"" (CiFT, 2003), S.257 

"^(ERGUL, 2002), S.162 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 121 



iNSANUGINMEDENiYETTARlHi 


NEBILER 


ya;adigi bolge 


DONEMI 


ZAMAN 


ADEM 




QekirdekAlle 


M.O.10.000 


? 


5is(?iT) 

iDRlS 


Mekke (Sa^ilrri? Mekar) 
Misir 


Kabil(Vahyiinkar) 




3000 


Kabila [Putperestlik) 


3.000 


5.000 


MUH 


A^agi Mezopotamya 


Ksvim [Putperestlik) 


3.000 


4.000 


HUD 


Yemen- Hadramut 


AdKavmi(Putperestlik| 


4000 




SALiH 


Hicaz-^amarasi [Hicr) 


Semud Kavmi 
(Putperestlik) 




3000 


Bj donerr, ismi bildirilmeyen 


Mezopotamya 


Site Devlelleri 


JOOO 




[ibrahim-9] Nebiler 
donen^idir. Suriys'de huktiir 




Akad imparatorlugu 






surmilf EBLA Kralligma 




IVIisir Eski Krallik 






[M.O.2500]aittsbletlerd6. 




(Tanri Firavun Devri) 






AB-RA-UM, IS-MA-ILve 


Miur-Flllstln-Surlye 


Annalika (Putperestlik) 






DAVUD rebilerin isimlerine 










rastlanilmi^tir. 








2000 


IBRAHIM 


Mezopotamya.-Harran- 
Keran-Misir 


EsklBabit-MisirOrtaKral. 


zooo 




ISMAIL 


Arabi&tan 


Ciirhiimlular 






iSHAK 


Keran[Filistin-3trive) 


Annurrular 




1750 


LUT 


Sodom-Gomere 


Ahlaksiz kavim 






YAKUB-YUSUF 


Kenan ( Filistin-Sunye] 

Misir 


Misir(OrtaveYeni Krallik) 


1750 




EYYUB-ZULKIFL 


;am(Urdunj 


(Tanri Firauun donemi) 




1400 


lUAYB-MUSA 


IVledyen-Eyke, Misir- 
Keran 


MisirYeniKralhk 


WOO 




HARUN-YU^A 


Keran (Filistm-Suriye) 


(Tanri Firavun] 




1200 


kalIb-hezkil 


Kenan (Filistm-Suriw], 
Mezotamya. 


Aramiler [Putperestlik] 


1.200 


1.050 


;EMUYEL(i}moil) DAVUD 


Kenan (Filistin-Suriye) 




1050 




[M.0.1D29-974] 5ULEYMAM 
[M.0.974-S33) 


Kudiis-^am-lrak 


Aramiler (Putperestlik) 




900 


ILYAS-ELYESA 


Balebak-^am 




900 




YUNUS 


Ninova (Kuzey 
Mezopotamya.) 


YeniAsur (Putperestlik) 








Kenan (Fllistln-Suriye) 


Babil 


700 




5A'YA-iRMi¥A 


Kudus-Babil 


YeniAsur (Putperestlik) 


700 




UZEYR-DANYAL 


Kudus 


Yeni Babil (Putperestlik) 


500 




Mot: Budonemda EZRA, 




Persler 


500'ler 


331 


MEHEMYAueMALAKijibi, 
bazi israll nebllerl ya^ami^tir. 


Kenan |Fllistln-Suriye) 


Iskender tmparatorluEU 


SJl 


304 






Selefki-Part innparatorluiu 


304 


64 


ZEKERiWA-YAHYA 




Roma [Putperestlik] 


34 




[M.S.27- M.S.30] 


Kenan (Filistm-Suriye) 




MiLATvye[M 


s.) 


iSA(Milat-M.S. 30) 




Hiristiyanlik 


700 




Hz. MUhlAMMED sallallihu 


Mekke(Sa;ilmi;Mekan] 


Putperestlik 


[SIO) 


ilkvahly 


aleyhi vesallem 










{M.S.571-6321 


Biitun Yeryuzu 


islam Medeniyeti 


700 


1.700 




Kiyamcte Kadar 


Bati (Ateizm-Materyalizm) 


1700 


i 



Kaynak: (MUSAOGLU, 1999), s. 236 



122 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Anin zatina gayet, sun'una hergiz nibayet yok, 
AninciJn her bir isminden aelur bir kar olur peyda. 

Onun zatina gayet, eserlerine higbir zaman son yok, 
Onun igin her bir isminden gelen bir i? meydana gelir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu l<i; 

"Her §ey uzerinde du^unun, fakat Allab Teala'nm zati uzerinde fazia 
du$unmeyin" "'' 

Allah Teala'yi esmasi ile tefekkiJr edecek olursak; 

"Allah Teala bir tek ilahtir. Uluhiyyetinde ikincisi yoktur. E§ten ve go- 
cuktan mijnezzehtir. Her §eyin sahibi ve malikidir. Ortagi yoktur. Oyle bir 
sultandir ki veziri yoktur. Oyle bir yapip yaraticidir ki beraberinde i^lerinin 
dOzenleyicisi ve yardimcisi yoktur. VacibiJ'l-ViJcuddur. Varligi bir ba^kasi- 
nin varligina bagli degildir. Bir ba§kasmm var etmesine ihtiyaci olmadan 
vardir. O tek olarak kendi kendine vardir. Varligmin ba^langici yoktur. Ni- 
hayeti de yoktur. Baktdir. Hig bir §eye bagli olmayan vOcud-i mutlaktir. 
Varliginin devami da kendindendir. Belli bir mekdna sigan, bir mekdnia 
sinirlandirilan bir cevher olmadigi gibi, bekasi dij^ijnijlemeyen araz da 
degildir. Ciheti ve ydnO olan bir cisim de degildir. Mahlukati koruyup go- 
zetmek O'na zor gelmez. Mahlukati yaratmasi sebebiyle, kendisinde da- 
ha onceden var olmayan bir sifati kazanmi^ degildir. O'nun sifatlari hadis 
degil kadtmdir. Sonradan olan ^eylerin O'na hululO, ya da O'nun sonra- 
dan olan ^eylere hululQ gibi ^eylerden O mOnezzehtir. O, hadis (sonradan 
olan) §eylerin O'ndan sonra olmasi ya da O'nun onlardan once olmasi gi- 
bi bir durumdan mOberrddir. Ancak ^oyle denilebilir: O vardi, ancak be- 
raberinde higbir ^ey yoktu. Oncelik ve sonralik O'nun yarattigi zaman 
pargalarini ifdde eden kelimelerden ibarettir. O'dur uyumayan (her §eyin 
kendisiyle kaim oldugu) Kayyum O'dur. Kendisine kimsenin zarar eri§ti- 
remeyecegi Kahhdrdir. O'nun gibisi yoktur. E§yaya hOkmetmesini diledigi 
kimse yine ancak O'nunia hUkmeder. KQIIiyati bildiginde §ijphe yoktur. 
Dogru ve sag lam gdriJi§ serdeden ulemanin ittifaki ve icmai ile cOz'iyydti 
da tam olarak bilir. Bu varlik dieminde ne varsa, hepsi muradi ildhinin bir 
neticesidir. Taat-isydn, kar-zarar, kolelik-hUrriyet, soguk-sicak, hayat- 
dlijm, ele gegirmek-fevt etmek, gUndUz-gece, dogruluk-egrilik, kara- 
deniz, gift-tek, cevher-araz, hastalik-sihhat, ijzijntij-seving, ruh-cesed, ka- 
ranlik-aydinlik, yer-gok, birle§me-ayri§ma, az-gok, sabah-ak§am, siyah- 
beyaz, uyku-uyaniklik, agik-gizli, hareketli-hareketsiz, kuru-ya}, kabuk-oz 



Beyhaki, Kitabu'l-Esma ve's-Sifat, s.210; Ebu Nuaym, Hilyetu'l-Evliya (el- 
Camiussagir'den naklen); Sehavi, Makasid, s.l90,ha.342; Acluni, Ke§f, 
I,311,ha.l005; Heysemi, Mecmauzzevaid, 1,81 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 123 



gibi boyle birbirine zit, ayn ve benzer ne varsa hepsi Cenab-i Hakk'in di- 
lemesi neticesidir. Nasil olmasin ki onlari hep Allah Teala yaratmi^tir. Di- 
lemeyen, irade etmeyen nasil fdli-i muhtar olabilir ki?... Hak sijbhdnehu 
Teala, her §eyi ezel? olarak bildigi gibi, ayni zamanda hOkmetmi}, murdd 
etmi}, tahsis etmi}, takdir etmi} ve lead etmi^tir. Yine boylece, hareket 
edeni ve durani, gdrOr, i§itir. En alt ve en yOce alemlerin otesinden konu- 
}ur. Uzaklik, duymasina engel degildir. (^Onkij O, her §eyden yakindir. Ya- 
kinlik, gormesine engel te§kil etmez. lira O, ayni zamanda uzaktir. Nefsin 
derinliklerindeki fisiltilari i^ittigi gibi, gok hafif bir dokunmayla gikan sesi 
dahi i^itir. Gece karanliginda siyahi gdrdOgiJ gibi, su iginde suyu gdrOr. 
Kari§im, aydinlik, karanlik O'nun igin bir engel degildir. O Semi, Bastr'dir. 
Hak SObhdnehu'nun konu^masi, sOkuttan sonra olu^mu} bir keldm degil, 
ya da vehmedilen bir suskunluktan sonra gergekle§mi§ bir keldm olmayip, 
diger sifatlari gibi ezel? olan, ezel? keldm sifatiyla olmu§tur. Musa 
aleyhisseldma bu vasiftaki sifatiyla konu§mu^tur. Bu keldmini YOce Allah 
Teala, tenzil, Zebur, Tevrat ve Incil diye isimlendirmi^tir. Bu keldm, harf- 
siz, savtsiz, nagmesiz ve lOgatsiz olmu§tur. YOce Allah Teala, seslerin, 
harflerin ve lOgatlerin de yaraticisidir. Nefislere takvayi ve fOcuru ilham 
eden O Allah Tedld'dir. Dilediginin hatalarindan vazgeger, cezalandirmaz. 
Diledigini de muaheze eder. DOnyada da edebilir, ukbada da. Adaleti, 
fazli ve ihsani iginde degerlendirilemedigi gibi, fazli ve ihsani da adaleti 
iginde degerlendirilemez. Alemi iki kabza (tecelli) halinde varlik diemine 
gikarmi§ ve onlara iki konak yeri yaratmi§, sonra da, "§unlar cennetlik, 
§unlar da cehennemliktir, ba§ka bir §eye aldirmam" buyurmu^tur. Burada 
O'na hig bir kimse kalkip da itiraz etmemi§tir. lira orada O'ndan ba§ka 

237 

varlik sahnesinde hig bir §ey yoktu. Dolayisiyla bOtOn her §ey, O'nun 
esmasinin tasarrufu altinda olmu§tur. Bir kabzasi Celdl esmasinin, bir 
kabzasi Cemdl esmasinin tasarrufu altina girmi}, kimi nimetler iginde, 
kimi de held la r iginde olmu§tur. Kendisinden ba^ka fail olmayan ve varligi 
igin kendi zdtmdan ba§ka bir varlik bulunmayan Allah Teala 'yi noksan si- 

238 

fatlardan tenzih ve te§bih ederim." 

Tecelli eyler ol daim celal-u aeh cemalinden, 
Birinin hasili cennet, birinden nar olur peyda. 

Her zaman bazen celal cemalinden tecelli vardir. 
Birinden cennet, birinden cehennem hasil olur. 



^^^ "Allah mevcut idi. Onunia beraber higbir §ey yok idi." (Buhari. Bed'ul Halk. 1; 



Ibn. Hanbel. 4/431; Hakim, Mustedrek. 2/341; Aclum, 11/130,131) 
"^ Ebu Bekr Muhyiddin Ibn Arab?, el-FiJtuhatu'l-h 
Beyrut 1420/1999, c. I, ss. 62-65. (CO5KUN, 2008) 



Ebu Bekr Muhyiddin Ibn Arab?, el-Futuhatu'l-Mekkiyye, Daru'l-kutubi'l-'llmiyye, 



124 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Cemali zahir olsa tiz celali vakalar am, 
Gorursun bir qui acilsa vaninda har olur peyda. 

Cemali zahir olsa hemen onu celali yakalar 
Gorursun birgiJl agilsa yaninda diken mevcuttur.. 

Celal ve cemal tecellileri birbirinden ayrilmaz durumdadir. Birinin zuhuru 
digerinin varligina sebeptir. Allah Teala buyurdu ki; 

"Demek ki, zorlukia beraber bir kolaylik vardir. Evet, zorlukia beraber 
bir kolaylik vardir." "^ 

Allah Teala jeytani dijjman kildi ki, Allah Teala'ya siginmak, nefsin tahri- 
kini de yaratmi? ki ona yonelmenin devami igindir. Eger celal ve cemalin 
tecellisi beraber olmasaydi yani nefsin arzulari olmasaydi seyr-siJluk tahak- 
kuk etmezdi. 

[Tasavvuf ehli dikkatleri once di? alemin esrar ve giJzelliklerine gevire- 
rek "Tabiatia barifik" hale gelen suft muhayyilesi, daha sonra "ilaht nef- 
ha" tajiyan "kiJgiJk alem"e yonelmi?, meghullerini ma'luma d6nu§ture- 
rek Mutlak gergege dogru yol almaya bajlami?, "insania barifik" olma- 
nin doyumsuz giJzelligini yakalamijlardir. 

X-XIII. YiJzyillarda Anadolu topraklari ijg buyiJk sikinti ile -dervi§lerin 
ifadesi ile- ijg celalT tecellT ile karji kar§iya kalmijtir. 

1. Batidan gelen Hagli seferleri 

2. Dogudan gelen Mogol istilasi 

3. igerde ortaya gikan Babailer hareketi 

Sufflerin kanaatine gore kainattaki tecellTler, cemalT ve celalT diye iki 
gejittir. Ancak bunlar birbirinden ayri ve kopuk degildir. Bunun igin der- 
vijler "celal igre cemali, cemal igre celali" gormeye galijirlar. Yukarida si- 
ralanan ijg celalT tecellTyi, ijg cemali tecellTtakip edecektir: 

1. Bati'dan Anadolu'ya gelen Muhyiddin ibn Arab? (hyt. 1240) 

2. Dogu'dan Anadolu'ya gelen Mevlana Celaleddin RumT (hyt. 1273) 

3. igerde yetijen Yunus Emre (hyt. 1320)]^'*° 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz MevaidiJ'l-irfan eserinde bu- 
yurdu ki; 

Bil ki: DiJnyada mevcud olan her jeyin iki ciheti (yonij) vardir. Bakanin 
kabiliyyetine gore bir iyi tarafi, bir de kotij tarafi vardir. Allah Teala, insa- 
nin bir jey yapmasini isterse o jeyin iyi tarafini ona gosterir, o da yapar. 



"^' injirah, 5-6 

-'"' (UNAL, 2006 ) ,s.275 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 125 



Bir 5eyi yapmamasini isterse, o jeyin kotij tarafini gosterir, o da yapmaz. 
Bundan dolayi Ebubekir radiyallahij anh RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem Efendimize: 

"Dunyada senden guzel kimse yoktur ya Rasulallah" derken Ebuce- 
hil: 

"Dunyada senden kotu kinase yoktur Ya Muhammed" diyordu. 

Kemal yollari ve sebepleri de buradan gikar. Allah bir kimseyi kemal 
derecesine ulajtirmak isterse ona yollarinin giJzel taraflarini ve bunlarin 
sebeplerini gosterir. Kul onunia mejgul olur, onun ziddini terk eder. Bu 
suretle en yiJksek gayeye ve makama ula§ir. Mesela zikre devam etmek 
kemalata ulajmanin sebeplerindendir. Allah bir insani bijyuklerin ulajtik- 
lari kemallere ulajtirmak isterse, ona zikre devam etmenin giJzel tarafla- 
rini gosterir. Onu zikre devam ettirir ve onu mukadder olan kemallere 
eri§tirir. Diger vesileler de boyledir. Bunu uzak gorme (hayal sanma). 
^unkij Allah Teala Hazretleri buna kadirdir. Bunun buyiJk bir ash vardir ki 
o da 5udur: 

"Alemin zerrelerinden her biri zidlarmi cami'dir (kendinde tajir). ^un- 
kij Allah Teala'nin Cemal ve Celal sifatlari vardir. Allah ZiJlcelal, her zer- 
rede tecelli eder. Her zerrede O'nun biJtun sifatlarinin eseri vardir. 
Ma'siyetler ve ajagi dereceler de boyledir. Allah Teala, o ma'siyetin kotiJ 
tarafini orter ve onu ijlemenin iyi tarafini gosterir ve insan da onun igine 
dijjer. 

"Herkesin, uydugu bir yonu vardir" ^''^ "Allah Teala bir adam igin iki 
kalb yaratmami§tir." ^"^ Artik kalbler joyle dursun, her bir kaibi, bakilan 
5eyin guzelligine geviren O'dur. Kalb her an, ejyadan biriyle beraber, 
otekilerden gafildir. Huzuru Allah Teala ile gafleti masivadan oldugu bir 
sirada kalbinin otesinden (verasindan) onu Allah Teala'dan bajka bir dij- 
5unce aldatir, mejgul ederse o kimsenin hasmi Allah Teala'dir. ... "Allah 
gergegi soyler, O, yola iletir." ^'^^ 

Burada Allah Teala'nin "celal" niteliklerini onun bilinemez ve mutlak- 
ligini ifade eden yonij; cemal ozelliklerini ise, bilinmesi ve taayyiJnunu 



^"^ Bakara, 148 

'''Ahzab,4 

^"^ (ATE§, 1971) Elli bejinci sofra 

Ibnu'l-ArabT,. el-Futuhat, 111/477; el-Fihrist, Mukaddime. "..er-Ruhu'l-Em?n kal- 
bimin uzerine inince terkibim dagiliyor... ve bona zann, tahmin ve §upheden arJolan 
bilgiler veriyordu." (et-Tenezziilatul-Mevsiliyye, 7). 

Bu yiJzden olsa gerektir ki Muhyiddtn ibnu'l-Arabt kaddese'llahu sirrahiJ'l-azTz el- 
Fiituhat ve Fusus kitabinm her bolijmunun sonunu "^uphesiz Allah gergegi soyler ve 
dogru yolu gosterir" ibaresiyle tamamlamaktadir. (KILI^, 1995), s. 27 



126 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ifade eden niteliklerdir. Bunun yam sira her iki ismin mutedahil oluju da 
dikkatgeker. ^'"' 

Bu sirdandir ki bir kamil zuhur etse bu alemde, 
Kimi ikrar eder am, kime inkar olur peyda. 

Bu sirdandir ki bu alemde bir kamil zuhur etse 
Onu kimi ikrar eder kimi inkar eder. 

Bu konuda en giJzel ornek ibniJ'l-ArabT kaddese'llahii sirrahu'l azTzi (560- 
638/1165-1240) verebiliriz. Ona ekber (en buyiJk jeyh) diyenler oldugu gibi, 
ekfer (en buyiJk kafir) diyenler bulunmujtur. Allah Teala buyrdu ki; 

"Allah ve Rasulunun hukmetmedigi bir §eyle hukmedenler, i§te onlar 
kafirlerin ta kendileridir" ^"^ 

Hadis-i §erifte bildirildigine gore; "MusliJmana sovmek fisktir, onunia 
(arpi$mak da kufiirdiir." ^'^^. 

Bu nedenle §eyh-i Ekber MuhyiddTn ibnu'l-ArabT kaddese'llahij sirrahu'l 
azTz itham edenlerin dediklerinden uzaktir. Ancak sozlerin ve soylenin 
mansindan uzakla§ildikga gejitii aniayijlar ve nakiller iginden gikilmaz durum 
alinca dogru ve hakikat kaybolup gitmijtir. 

ibn Kemal Pajazade'nin (1468-1534) fetvasinda ibniJ'l-ArabT'yi 5U jekilde 
ovmektedir. 

"Ey insanlar! Biliniz ki, buyiJk §eyh, jerefli onder, ariflerin kutbu, 
muvahhidlerin imami, EndiJluslu, Hatem Tayy kabilesinden Muhyiddin ibn 
Arab! kamil bir miJctehid ve fazil bir miJrjid, taaccijp edilecek hayat hikaye- 
leri ve olagan di§i hadiseleri ve gok talebesi olan bir zattir. Alimler ve ileri 
gelenler katinda kabule mazhar olmu§tur. Onu inkar eden hata yapmi? olur. 
inkarinda israr ederse sapitmi? olur. Sultana, onu terbiye etmesi ve onu 
inancindan gevirmesi gerekir. ^iJnku sultan dogruyu yaptirmak ve kotiJluk- 
ten men etmekle memurdur. Onun birgok eseri vardir. Bunlar iginde 
FiJsusu'lhikem ve el-FutuhatiJ'l-Mekkiyye bulunur. Bunlardaki meselelerin 
bir kisminin sozij ve manasi belli, ilahT buyruga ve §er'-i NebevT'ye uygundur. 
Bir kismi da zahir ehlinin aniayijina gore gizli olup, kejf ij batin ehlinin anla- 
yi§ina gore agiktir. Meramini aniamayana bu durumda susmak lazimdir. Zira 
Allah Teala: 

"Bilgin olmadigi §eyin pe$ine du§me, giinkii kulak, goz ve kalbin her biri 
bu davrani§tan sorumludur." ^"^ buyurmaktadir." 



^'"' (DEMiRLi, 2003), s. 114; Bkz. ibnu'l-ArabT, Kitabu'l-celal ve'l-cemal, s. 4-5 
^"^ Maide, 44. 

^"^ BuharT, Fiten 8, iman 36, Edeb 44; Muslim, Iman 116, (64); TirmizT, Iman 15, 
(2636); NesaT, Tahrim 27, (7, 132). 

247 i » T_ 

Isra, 36 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 127 



§eyh-i Ekber MuhyiddTn ibnu'l-ArabT, LiJbnan Dagi'nda pe§ pe§e kirk 
kere halvet gikarmijti. §6yle diyordu: 

"$eyhim vefat ettikten sonra kamil bir zat 'i§'itsem once yikaniyorum, 
elbiselerimi yikiyorum ve ona gidiyorum. Evvela yanimda bulunan §ey- 
leri kapismda bimkiyorum ve sonra yanina giriyorum. Boylece (bu) 
mertebeye ulagtim. Sanki benim Igln kopeklere vanncaya kadar her 
varlikseyhti." ^"^ 

Bu §ekilde ibnu'l-ArabT'yi onun pejinden gidenleri aniamak biraz zordur. 
Aniayamanlar igin jeriatin zahirine sahip gikarken tahkir ve cahilane hare- 
ketlerden kaginarak hareket etmeleri uygundur. 

NiyazT-i Misn bu beyitlerde beyan buyurdugu iJzere aslinda kendi duru- 
munu if§a ediyor. ^ektigi sikintilardan biride bu jekilde edilen ithamlardir. 
Bulundugu toplumda kendini aniatamayan veya aniajilmayanlar igin ne 
kadar ?ok uziJlunurse iJzulsun ?ok az kalir. 

Veil ar'if celal icre cemalini gorur da'im, 
Bu haristanin icinde ana gulzar olur peyda. 

Arif-i billahlar celal iginde cemali devamli goriJr. 
Bu dikenligin iginde giJl bahgesi onu goriJr. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz Mevaidu'l-irfan eserinde bu- 
yurdu ki; 

"Ey iman edenler, zandan gok sakmmiz. (iunku zannin bazisi gunah- 
tir. Birbirinizin gizlisini ara§tirmayiniz, biriniz, digerinizin giybetini et- 
mes'in. Biriniz 6lmiji§ karde§inin etini yemek ister mi? Elbet bundan ig- 
rendiniz. Allah'tan korkunuz. $Uphesiz Allah bagi$layici ve merhamet 
edicidir." '"' 

Bll kl, gune§ nereye yonelse, kar§isinda karanlik gormez. Karjisina dij- 
§en her jey aydinlik (nur) goruniJr. Gunejin gordugij nur, karjisina dijjen 
ejyayi ijiklandiran kendi yuziJnun nurudur. Ama zulmetin karjisinda ay- 
dinlik olmaz. Karanlik, karjisinda bulunan ejyada daima karanlik goriJr. 
Bu karanlik, karjisina dijjen e§yayi karartan kendi karanligidir. GiJne?, 
kendine kiyasla, biJtun alemin nurdan ibaret bulundugunu zanneder. 
Zulmet (karanlik) ise, kendisine kiyas ederek biJtun ejyanin zulmetten 
ibaret oldugunu sanar. 

Giine§, arif-i billah olan muvahhid mu'minin misalidir. Bu zaten biJtun 



^"^ (BAHADIROGLU, 2003), s.156 
^"^ Hucurat, 12 



128 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ejyada, kendi irfaninin, tevhidinin, imaninin ve ayaninin 

"Higbir §ey yoktur k'l Allah'i hamd He tesbih etmesin. Lakin s'lz onla- 
nn tesbihierini aniayamazsmiz." ^^° Ayetinin ifade ettigi gibi aksini, nu- 
runu goriJr. Halbuki aslinda ejyanin bir kisminda cehalet, kijfur ve isyan 
zulmeti vardir. Fakat o mu'minin bakijinin nuru, biJtun e§yayi kaplar da 
o, hepsinde sadece nurgoriJr. BiJtun insanlara iyi zan besler. Bu sifat, bir 
insana, ancak kemale eri§tiren bir miJrjid-i kamilin terbiyesi altinda ig 
tasfiyesiyle mumkun olur. 

Zulmet ise cehalet ile kaibi kararmi? cahile benzer. Bu adam, biJtun 
ejyada bir eksiklik goriJr, herkeste bir ayip arar. Cahil neye baksa, cehale- 
tinin ve aybinin siyahligi o jeye akseder. Baktigi jey ne olursa olsun onda 
muhakkak bir ayip ve noksan bulur. Fukara bilmez ki o, kendi ayip ve 
noksanidir, oradan kendine aksetmijtir. 

Binaenaleyh, ey Ehlullah yolunda siJluk eden talip, Allah Teala'da 
miJcahede et ki, ruhunun giJneji battigi yerden dogsun, tutuldugu yer- 
den agilsin, kalbinin alemleri nurlansin, nuru yiJzune vursun ve senin yij- 
ziJnden karjinda bulunanlara yansiyarak hepsini aydinlatsin. Karjinda bu- 
lunanlar, senin ilim ve irfaninin nurundan istifade etsin, senin golgende, 
yani cisminin ve bedeninin golgesinde istirahat etsinler. i§te giJzel huyun 
kemali budur. "^ 

Ne sirdir kirn iki kimse nazar evier bu ekvana. 
Bin ancak goriir dan, b'ire devvar olur peyda. 

Bu bir sirdir; iki kimse bu aleme nazar eyier 
Biri ancak yurdu, digeri ise sahibini goriJr 

Allah Teala'nm insanlarin eliyle sana eziyet vermesinin nedeni insanlara 
guvenmemek igindir. Her jeyden incinmenin nedeni onlardan uzak kalmak 
igindir. imam GazzalT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

"Karinca, kagit uzerindeki yazilari gorunce, bunlari kalem yaziyor, der; 
gunkij ba§ini kaldirip yukaridaki parmaklari, eli ve bunlari harekete gegi- 
ren iradeyi, insani, sonra insanda irade, kudret yaratani gormez. Insanla- 
rin gogu da, en a^agi, en yakin sebebi gormektedir." "^ 

ici umman-i vahdettir yiizu sahra-yi kesrettir, 
Yuzijn goren goriir agyar icinde yar olur peyda. 

igi birlik denizi, yuzij gokluk sahrasidir. 



"° isra, 44 

"^ (ATE5, 1971) U?uncu sofra 

GazzalT, ihya., cilt: I, s. 34. Ayni ornek igin bkz. GazalT, Kimya-yi Saadet, s. 42. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 129 



Bazilari yiJzu goriJr, bajkalan iginde yar goriJnur. 

Alem "Varlik" ve "yokluk" agisindan degerlendirilince, "YiJce Allah'in 
viJcudundan bajkasi, saf yokluktur..." ^unkij Allah varligi, kendi hakikati 
sebebiyle, kendiliginden varidir. Allah Teala alemle goriJnuje giktigi ve 
O'nunia bellrlendlgl i^in, biJtun varliklarin ash olarak kabul edilmijtir. "^ 

Vahdet'in ijg yolu vardir. 

l-Vahdetu'$-§uhud: Mistik birlejme burada bir ruh halldir ki onun di- 
5inda ejya birbirinden ayri ve Allah Teala'dan ayri goriJnur. Farabi ve 
imam Rabbani kaddese'llahij sirrahu'l-azizin nazariyesidir. 

2-Vahdete'l-Kusud: Mistik birle§me yalniz bir mefhumlar birlejmesi 
degil, ayni zamanda insanlar arasinda bir iradeler birle§mesidir. Sonun- 
da, insanin arzusu ve iradesi Allah Teala'nin arzusu ve iradesiyle bir olur. 
Bununia beraber Allah'in ve kainatin varligi ayri telakki edilir. 

3-Vahdete'l-Vucut: irade ve tasavvur yolu ile birlejmeye varlikta bir- 
lejme ilave edilir. Bu vahdetin en yiJksek ve en miJkemmel derecesidir. 



Alan lezzati birlikten halas olur ikilikten, 
Niyazi kande baksa ol heman didar olur peyda. 

Birlikten lezzeti alan, ikilikten halas olur, 

Niyazi ne zaman baksa ol hemen sevgili a§ikar olur 

"Allah da buyurmu^tur ki: iki Hah tutmaym o ancak bir ilahdir, onun igin 
benden yalniz benden korkun" "^ 

Gorijr ol genc-i mahfiden nice zahir olur e$va, 
Biliir her naks-ii suretten nice esrar olur pevda. 

Niyazi gizli hazineden goriJr, nice e§ya zahir olur 
Bilir her suretin nak§inden nice sirlar a§ikar olur. 

Sonug; olarak; Allah Teala'yi gbrememenin sebebi Ona gokga yakin ol- 
maktandir. Perdelenmi§ olmasi ise O'nun zuhurunun jiddetindendir. Goz- 
lerden gizlenmi? olmasi ise nurunun azametindendir. Goz kuvvetii ijikta 
gormeyi kaybeder. 



^" (KEKLiK, 1980)5.383-386 
"" (SAFA, 2003), s. 233 
'"Nahl, 51 



130 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



TAHMIS-I AZBI 

Duyunca sirri edna ona hunkar olur peyda 
Gelirse sahn ^^^-i irfanda veli her-kar^^^ olur peyda 
Gahi Esma-i cebbari gah?^^^ gaffar olur peyda 
Zihi^^^ kenz-i hafiki ondan gelur her var olur peyda, 
Gahtzulmet zuhur eder, gah? envar olur peyda. 
Olupdur kendinin mulktcihanin tahtia taci 
Yine kendi haracin ol verir ondan alur baci^^° 
Vine 6z varligin varlik He etti ta raci ^" 
Ziht derya-yi vahdet kirn kesilmez hergiz emvaci, 
Bu kesret alemi ondan dogup nagar olur peyda. 
Olursa sende bir ikrar olur yuzbin nihan^^^ izhar^^^ 
Anasir perdesin kaldir olam dersen ijlu'l-ebsar 
Bilindi yuzbin esmdnin iginde gizlidir ikrar 
Ne sihr-i bu'l-acebdir kirn bu yuzden gdriinur agyar, 
O yuzden gayri yok tenha gelir dildar olur peyda. 
Kimi zevk u safa Qzre kimine ydr olur mdtem 
Kiminin gdzOne zerre gdrOnmez bu fend alem 
Acep Sim ildhidir gelen, gelen ddem giden ddem 
Ta§inur gunde yuzbin can adem ikiimine her dem, 
Gelur yuzbin dahi ondan bulur imar olur peyda. 
Zevdiin gosterir birbirine her bir kemdiinde 
Kemdii gizlidir ydrin cefdsiyla zevdiinde 
Nice arz-i hOner eyier haydliyle visdiinde 
O yiizden goruben ayan doner §em'-i cemalinden, 
Felekler de goriip am doner edvar olur peyda. 

Eger bildinse kdmil sen cihanda her rumuzdt-i^^^ 
Eger duydunsa sen sirri ildhtden muldkdti 



Sahn : Tabak; yemek; tercih; guzel kiz; pilig Tabak, plaka, plaket, §ilt, isim... Aviu. 
Cami ve medreselerde umumun toplanmasina mahsus iistij kubbeli, ortulij yer. 

Her-kar: Butun i§ler 

Gah (i): Ara sira 

ZihT: ZehT "5u, bu" manasma gelen miJennes i§aret zamiri. 

Bac: f. Vergi. Kudretii hukumdarm zayif olan hijkumdardan aldigi vergi. Eski- 
den halktan alman 65ur veya harag ve gijmruk vergisi. Renk. Ce5it 

Raci: sifat, eskimi$ (ra:ci) Arapga Geri donen. Dokunan, ilgilendiren, dayanan. 

Nihan: f. Gizli, sakli. Bulunmayan. Mevcut olmayan. Sir. 

izhar: agiga gikarma, ortaya koyma, gosterme, belirtme 

Rumuzat: remizler, ijaretler, ince niJkteler. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 131 



Cehalet igre pinhandir ^^^ anin cumie kemalat-i 
Di§in Ige hayalati, igin di§a zuhumti, 
Birinden ol birine tuhfeler her bar olur peyda. 
Kimin dur eyiedi garh-i sitem ^^^ aviz ^^^ muradmca 
Vine evvel gelen geldi dila ^^^ agyar ardinca 
NigiJn ha Ik eyiedi bilsin musemmdsin yaradinca 
O devriyle geluptur Enbiya, Mursel meratibce, 
Gahi mu'min zuhur eder gahi kuffar olur peyda. 

Kamu Sim munderic oldu hakikat nokta-i yada 
Nice sirlar nihan eyier mijsemma la da ilia da^^^ 
EduptOr nak§i ukbayi sardy-i vechi dOnydda 
Tecelli eyledlkge ol sarayi sirr-i ahfada, 
Bu suret alemi igre sati pazar olur peyda. 
Bu yolda d§ik musteban hakikat oldu goktan gok 
Derunu dilde ey a§ik miJsemma verdini^^° gel kok 
Eger sen var var dersen sana olmaz buyu kaddin yok 
Onun zdtina gayet sigmaya hergiz nihayet yok 
Onun igin herbir isminden gelup ber-kar^^^ olur peyda 
Sonunda kahr eder her kirn gdrOrse ondan ihsdni 
Bilir miktarini zerre eger baki eger fan? 
Am ahir zeyl eyIer ederse arz-i Onvdni 
Cemali zahir olsa tiz celali yakalar am, 
Gorursun bir gul agilsa yaninda bar olur peyda. 
Keramdt mucizdt her ne sudur etse bu diemde 
Eger zahir eger batin hutur etse bu diemde 
Bir adini kes eger arz-i umur etse bu diemde 
Bu sirdandir ki bir kamil zuhur etse bu alemde, 
Kimi ikrar eder am, kime inkar olur peyda. 

Geddsin habbeye muhtag eger dersen ki ben bayim 
Taam sekri^^^ terdir sevadin^^^ kim olur sdim 



Pinhan: f. Gizli, sakli, hafi, mahfi, mestur, mijstetir 

Carh: Cark, tekerlek. Feiek, gok, sema. Ok yayi. Elbisede yaka. Tef. Devre- 
den, donen. ^akirdogan. Talih 
Aviz: f. Asilan, asili bulunan. 
Dila: f. Gonul, kalb, niyet. Cesaret, yurek. 

''^•^da-il da 

"°Verd:(Vurd-Vird)Gul 

Ber-kar: f. Her !§ uzere, iJzerine, 

Sekr:(Sekir) Sarhojiuk 

Sevad: Karalti. Uzakta karalti halinde goriJlen kalabalik. Ekseri insanlar. 5ehir. 



132 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Anasir kalasi igre ozun §ah He kaim 
Veil ar'if celal igre cemalini goriir daim, 
Bu haristanm iginde ona gulzar olur peyda. 

Kimine dost olur dij^man kimi dij^mani yezid ana 
Kimisi yuzbin illetle gikar bir dij^mana ydne 
Kimisi iki ge^miyle^^" gelir buruca^^^ seyrane 
Ne sirdir kirn iki kimse nazar eyier bu ekvana. 
Bin ancak goriir dan, hire deyyar olur peyda. 
Nizam-i alem adem bu dem emr-i ^eriattir. 
Ne hikmettir bu sirri zahid gu zillet ayn-i devlettir 
Kamu zilli hayal ancak hakikat ozune hikmettir 
igi ummani vahdettir yiizii sahrayi kesrettir 
Bu yiizden gdruniir agyar iginde yar olur peyda 

kim tefsire kddirdir gorUrse noktada mdna 
dzijn fark eyieyen Hakktir bilir mi la sini illa^^^ 
Umuru kaydi ukbddan fenddan gek elin cana 
Goriir ol genc-i mahfideri^" nice zahir olur e§ya, 
Biliir her nak§-ii suretten nice esrar olur peyda. 
iki alemde bil Azbtiyi olmazmi§ ikilikten 
Te§ebbih Hakkia Hakktir gegen da'vayi benlikten 
Olan ef'dl ibiisdir bugOn benlikle senlikten 
Alan lezzati birlikten halas olur ikilikten, 
Niyazi kande baksa ol heman dtdar olur peyda. 



Kasaba. Karye. Koy. Kararti. Yazi karalama 

Ce$m: f. Goz. Ayn. Dide. 

BiJruc: (Burc. C.) Burg, aslmda a§ikar §ey manasma gelir. Her bakanin goziJne 
garpacak jeklide zahir olan yiJksek kojk manasma da kullanilmijtir. Bunlara 
tejbihen veya zuhur manasiyla semadaki bir kisim yildizlara veya bazi yildizlarm 
toplanmasindan meydana gelen §ekillere ve farazi suretlere burc denilmi5tir. Bilin- 
digi gibi yildiz kiJmelerini felekiyatgilar muayyen bazi suretlere benzeterek her mev- 
sim ve ayda gorundijkleri 5ekillere gore isimlendirmi5lerdir. Bunlarm altisi §imal 
(kuzey) altisi cenub (giJney) cihetinde olarak oniki burg kabul edilmijtir. Bu burglarm 
bulunduklan sahaya da mmtikat-iJl buruc ismi verilmijtir. Burglarm isimleri Hamel, 
Sevr, Cevza, Seretan, Esed, SiJnbule, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delvve Hut'tur. 

Gene (Gencine): f. Define, hazine. GomiJlu hazine. Kenz: mahfi: gizli. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 133 



"Merhaba ehlen ve sehlen merhaba ' 



Ya befira-l'adli min sultanina 



Leyse men gatele-l'eadt ferhartt 



Bel bima ehyeyte §er'a-l'Mustafa 



innema'llezine eta dayfen lekum 



Ma§teha ilia luhumu ehl'u$-$iga 



Vema nizam'ul-alemi ilia bi'l-adli 



Ma kiyam'UI-adli bi'd-dema 



Ka§ifatii'd-dumayatii'l-kitabi 



in ekame'l-hakimune evzanuha 



MenbaU'l-afati fi'd-diinya el gudati 



Megdeni'l-ifsadi fiha'l-iiti§a 



Min yedi's-sultani li ezali'l-adli 



Ma istidaret fi's-sema }emsi'd-duha 



' ^ i . . 

t t s 



Merhaba ho$geldin merhaba 

"Merhaba" aslinda farsga kokenli olup "benden size zarar gelmez" an- 

lamina gelmektedir. 

ilahinin yazildigi donemde padi§ahtan gelen elgiye kar§i soylenmi? ilahi 



134 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



olabilir. Padijahin IV. Mehmet^^^ olma ihtimali yiJksektir. Bu donemde rij?- 
vet, jurnal vb. kotiJlukler artmi§tir. NiyazT-i MisrT Efendimiz elgiye hakkmda 
yapilan iftiralara inanilmamasi igin gelen elgiyi uyanyor. ^unkij kotiJluk ya- 
pan kijiler NiyazT-i Misn'nin manevT hallere vukufiyetini gok iyi bilmektedir- 
ler. 

"Ey segilmi§, ey Allah Teala'dan razi olmu§ ve Allah Teala rizasini ka- 
zanmi§ ki§i, merhabal Sen kaybolursan hemen kaza gelir, feza daralir." ^^^ 



Sultanimizm adalet mujdecisi 

Sevincim du$manlarimi dldiJrenden degildir. 

NiyazT-i MisrT haksizliklarin giderilmesi agisindan sevincini izhar ederken 
altta gelen misra lie adaletin tesisinin devlet igin gerekli oldugunu agikla- 
maktadir. 

Aslinda sevincim §eriati Mustafa'nin ihyasmdan dolayidir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahij sirrahu'l azTz RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellemin yolunda olmanin ve getirdigi yolun Ihya edilmesi konusundaki niye- 
ti lie dijnyevj bir riJtbe veya menfaat dujuncesinin olmamasi onun ehli haki- 
katten olujunun emaresidir. BiJtun eviiyanin niyetide hep bu minval iJzere- 
dir. ^ernsi Tebrizi kaddese'llahii sirrahu'l-azh buyurdu ki, 



"** IV. MEHMET DONEMl (1648 - 1687 ) (KopruliJler Donemi) 

Ulkede isyanlann surdugu, ru§vet ve iltimasm yayginiajdigi ve sadrazamliga getiri- 
len devlet adamlarmm ba§arili olamadigi, bunalimin oldugu donemdir. IV. Mehmet, 
devleti igine du§tugu bunalimdan kurtarmasi igin Sadrazamligi ihtiyar vezir Koprulu 
Mehmet Pa§ayi getirerek yikimm onune gegmeye galijilmijtir. Bu donemde Koprulu 
Mehmet Pa§a'dan ba§ka ayni alleden Fazil Ahmet Pa§a, Merzlfonlu Kara Mustafa 
Pa5a ve Fazil Mustafa Pajalar sadrazamlik yaptilar. 

NiyazT-l MisrT'nin Fazil Mustafa Paja lie mektuplajmalan devlet lie sorun ya§adi- 
gini gostermektedir. 
"^ Mesnevi: c. I, b. 99 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 135 



"Kurey$Tile Ku^eyn (465/1072) ve daha ba$kalari da yiJz binlerle yillar 
ge^se yine tatsiz, yine zevksizdirler. Onlarda bir zevk ve bir mana bulun- 

„-, H 280 

maz. 



Buradaki mana hayatin tatligi ve guzelligi ancak RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellemie olacagidir. BiJtun kainat O'na medyun ve meftundur. Ehli 
hakikatte biJtun niyetler O'nun ^evresinde gelijir. 

> . « . .. '. . 

Sonra size misafir olarak gelenler. 

NiyazT-i MisrT kendisi hakkinda devlet erkanina jurnal yapanlarin isimleri- 
ni isteyen elgileri Lut aleyhisselama gelen meleklerle e§le§tirdi. Yani Burada 
aniatilmak istenen bir sonraki beytin i§aretiyle beiki Lut aleyhisselama misa- 
fir gelen meleklerin kavmini helak igin ondan izin istemeleridir. ^unkij Allah 
Teala cemiyet ile ilgili olan giJnahlarda azabi genellikle ahirete birakmami?- 
tir. Ferdin tek yonlij giJnahi ile Allah Teala afv kapisini daha agik tutarken 
cemiyetlerin durumunda azabi ilahiyi erken gondermijtir. 

§ekavet^^^ ehlinin etierini istemi$lerdir. 

Lut aleyhisselamin kavmi Sodom halki kijfur ve ahlaksizlikta gok ajiri 
gitmijti. Onlarin arasinda her tiJrlu ahlaksizlik yaygindi ve iJstelik bunlar 
aleni olarak yapiliyordu. Bu kavim mensuplari, daha once hig bir kavmin 
i§lemedigi buyiJk bir kotiJluk de icat etmijierdi. Lut kavmiyle birlikte ani- 
lan bu onemli kotiJluk, bilindigi gibi, livata, yani homoseksiJellikti. 

Lut kavminin helaki igin gorevlendirilen ve giJzel yuzlij ijg delikanli ki- 
ligina giren melekler ve ona misafir gitmijierdir. Her biri oldukga yakijikli 
bir delikanli kiligindaki meleklerin kendisine misafir olmasi, Hz. Lut 
aleyhisselami son derece sikmijti. Qiunkij o, tanimadigi misafirlerinin me- 
lek oldugunu bilmediginden, erkeklere du§kun olan kafirlerin, bu giJzel 
yijzlu delikanlilara sarkintilik yapmasindan korkuyordu. Bu sikinti iginde 
misafirlerini sapiklardan nasil koruyacagini dijjunuyordu. Korkusu bo§u- 
na degildi; nitekim onun evine geng delikanlilarin geldigi kisa siJrede du- 
yuldu. Pek gok sapik, onlara sarkintilik niyetiyle onun evinin etrafinda 
toplanmijti. Onlarin igreng niyetlerini aniayan Hz. Lut aleyhisselam, mi- 
safirlerini onlarin tecaviJzunden korumak igin, onlara kizlarini nikahlama- 



^^° (5ems-i TebrizT, 2007), (M. 277), s. 367 
Haydutlar, ejkiyalar 



136 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



yi teklif etti. Akli bajinda olanlan kendisini aniamaya ve yardima gagirdi. 
Ancak Sodomlu sapiklar, onun bu teklifine razi olmadilar. Ona, kizlariyla 
evienmekgibi bir isteklerinin olmadigini, ne istediklerini de kendisinin iyi 
bildigini soylediler. Ahlaksizlikta ne derece ileri gittiklerini, en igreng gij- 
nahi ijlemekte ne derece arsizlajtiklanni ortaya koyan bir cevap verdiler. 

Hz. Lut aleyhisselam, kendilerini kujatan tehlikeyi geng misafirlerine 
bildirmek zorunda kalmijti. Onlari savunmaktan aciz oldugunu, kendisini 
destekleyecek birtaraftar kitlesinin bulunmadigini ve kendilerini koruya- 
cak saglam bir signagin mevcut olmadigini agikladi ve garesizligini dile 
getirdi. 

Bu kavim sapiklikta o derece ileri gitmijti ki, jehirlerine giJzel yiJzlu 
yabanci delikanlilarin geldigini duyunca, seving iginde Lut'un evinin etra- 
fina kojujmujiardi. iglerinden bu ahlaksizliga karji gikan hig kimse yoktu. 
Boylesine igreng bir istegi, temizligi ve iffetiyle ma'ruf Hz. Lut'a soyle- 
mekten gekinmemeleri, bu sugun onlarin arasinda ne kadar yaygin ve ne 
kadar normal sayilan bir davrani? haline geldigini ortaya koymaktadir. 
Onlarin cinsT sapikliklarinm derecesi, bu igreng fiili ijlemek i?in buyiJk bir 
seving iginde hem de toplu bir §ekilde gelmelerinden aniajilmaktadir. Bu 
ahlaksizliklarini agikga yapmaktan gekinmemeleri, normal insanin dijju- 
nijp hayal edemeyecegi bir ahlaki gokuntudiJr. 

Diger taraftan Cenab-i Hak, bu sirada elgisi Hz. Lut aleyhisselam'i din- 
lemeyip onun evine girerek misafirlerine sarkintilik yapmaya kalki§an ka- 
firlerin gozlerini kor ediverdi: 

"And olsun ki, onlar Lut'un konuklan olan melekleri elde etmeye 
kalkiftilar, bunun uzerine gozlerini kor ediverdik. Azabimi ve ikazlarimi 
dinlememenin sonucunu tadin, dedik." ^^^ 

Sonugta Lut Kavmi helak oldu. 
NiyazT-i MisrT'nin bu konuyu burada zikretmesinin sebebi ne olabilir diye 
dijjunursek mecmuasindan anla§ilmaktadir. 

"..sual ey misri sana emn nedendiJr bize sbyle ta ki bize yakin hasil ola 
cevab egergi emn vahy iledir velakin hasmi iskat igiJn delil getiJrelum 
ayet budur "Lut, Ke§ke size yetecek bir kuwetim olsa veya saglam bir 
yere siginsam" ^^^ dedi. imdi beniJm adim da Lut'dur beni livataya sa'y 
etdiJkleri iciJn Allah ve resulij Lut ile zikr etdiler. Her sonra gelen evvelki- 



Kamer, 37; ( Prof. Dr. Ismail Yigit, Peygamberler Tarihi, Kayihan Yayinlan: 279- 
282) 
'^' Hud, 80 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 137 



ni cami'dur lasiyyema hatmun ma'nasi odur ki cemi peygamberleri ve ve- 
lileri cami'dur her biriniJn sirri onda bulunur dimekdur...."^^" 

Yukaridaki dordiJncu misrain i§aretiyle NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l- 
azizin Limni surgiJnunde gektigi sikintilarini ancak RasuliJllah sallallahij aley- 
hi ve selleme olan kuvvetii bagi ile telafi edebildigi aniajilmaktadir. 

DiJnyanm diJzeni adaletle mumkundur. 

"Kendine gel de o kotii dali kes, buda. Bu guzel data su ver de tazelen- 
dir. 

$imdi ikisi de ye$il ama sonuna bak. 

Bu sonunda b'lr §eye yaramaz, oburuyse meyve verir. 

Bagin suyu buna helaldir, ona haram. 

Aralanndaki farki sonunda gorursun vesselam. Adalet nedir? 

Agaglara su vermek. Zulum nedir? Dikeni sulamak. Adalet bir nimeti 
yerine koymaktir, her su geken tohumu sulamak degil. Zulum nedir? 

Bir §eyi yerinde kullanmamak, yeri olmayan yere koymak. Bu da ancak 
belaya kaynak olur. 

Tanri nimetini cana, akia ver, ig agrisma ugrami§, diigiimlerle, sikinti- 
larla dopdolu olmu§ tabiata degil." ^^^ 



Adaletin tesisi ise kania mumkundur. 

Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l azTz buyurdu ki; 

"Yarayi de§mek lazim. De§ecegin yerde ustune merhem korsan pisligi 
k6kle§tirmi§ olursun. Yaranin altindaki eti yer. Van faydasi olsa elli tane 
ziyani olur. " ^^^ 

"$eriatta ihsan da var ceza da. Padi§ah, ba§kd§eye geger; at ahira bag- 
lanir. 

Adalet nedir? Bir §eyi layik oldugu yere koymak. 

Zuliim nedir? Layik olmadigi yere koymak. 

Allah Teala'nin yarattigi bir §ey abes degildir. Kizginlik, hilim, ogiit, hi- 



^^^ (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 60b 
^^^ Mesnevi: c. V, b. 1086-1093 
^^^ Mesnevi, c. VI, b. 2605-2606 



138 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



le... hepsi dogrudur. Bunlarm hig biri mutlak olarak hayir degildir. Ayni 
zamanda mutlak olarak §er de degildir. Her birinin yerinde faydasi vardir, 
yerinde de zarari. Onun igin bilgi vaciptir, faydalidir."^^^ 

Gam ve kederi giderende Kur'an-i Kerim ayetleridir. 

Kur'an-i Kerim goniJllere jifadir. Allah Teala §6yle buyurdu; 
"Kur'an'dan, mii'minler adina §ifa ve rahmet olan ne varsa onu indiri- 
riz. O, zaiimlerin ancak zarar/kayiplarmi artirir." ^^^ 



l^ljjl ^,j^^\ pi '^\ 



§ayet hakimler $artlarina riayet ederlerse 

Kur'an-i Kerim, islam toplumunun bajvuracagi yegane yol gbsterici 
(=hidayet rehberi)dir. Hakimler hiJkumde onun kistaslarini alirsa hiJkumde 
yanilmalari olmayacak kadar az olur. Kur'an-i Kerim'in kapsadigi ahkam igin- 
de insanligin zararina sebep olacak bir hukiJm bulmak mumkiJn degildir. 
Allah Teala joyle buyurmu§tur: 

"Cahiliyye(t) yargisini mi istiyorsunuz? Akiedert bir kavim igin Allah'tan 
daha iyi hUkmeden kim olabilir!" ^^^ Vine Allah Teala §6yle buyurmujtur: 

"Ey inananlar; Allah'a itaat edin, ResQI'e ve kendinizden olan yonetici- 
lerinize de itaat edin! Herhangi bir §ey hakkinda tarti§acak olursaniz, onu 
Allah'a ve Resul'une goturun. Eger Allah'a ve Ahiret gunune inaniyorsaniz, 
bu (yol) sizin igin daha hayirli ve yorum bakimindan da en giizel olanidir." 

290 



DiJnyada belalarm kaynagi yargigiardir. 

[Kendi halinde ebedT bir muhalif olan NiyazT-i MisrT kaddese'llahij 
sirrahu'l azTz hikemiyat diliyle sosyal hayattaki sikintinin birini perde arka- 
sindan zamaninda da g6rmu§ birisidir. Lisan-i hal ve kal ile bunlari s6ylemi§: 
DiJnyada ne bela varsa kaynagi yargi^iar ve kadilardir. Bozgunculugun 



^^^ Mesnevi, c. VI, b. 2595-2599 



-"' Isra, 82 
-**^ Maide, 50 
-*Nisa,59 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 139 



sebebi de ru$vettir. 

Bu satirlar yoneticelerin ru§vetle ilgili §ikayetini hatirlatir. Yani rijjvetin 
bir tiJrlu ustesinden gelemediklerinden yakinirlar ve bunun sugunu da ba?- 
kalanna yiJklerler. Acaba gergekten de ru§vetin ustesinden gelemezler mi, 
yoksa gelmek istemedikleri igin ru§vet mi onlarin ustesinden gelir? 

NiyazT-i IVlisri kaddese'llahij sirrahu'l azTz, donemindeki kadilardan ve do- 
layisiyla Osmanli yargiglarindan jikayet eder ve mizaci onlaria elbette ki 
imtizag; etmez. Bununia birlikte onun bu ifadesi aslinda adil yargiglann azli- 
gina ve kibriti ahmer gibi yokluguna ijaret etmektedir. Bu da bir hadis-i jeri- 
fi dogrulamaktadir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

"Kadilar tig smiftir. iki smifi cehennemlik, bir smifi da cennetliktir. Ce- 
henneme gideceklerden biri bilerek haksiz htiktim veren kadi, oteki de 
bilmeyerek haksiz htiktim veren kadidir. Cennetlik olani ise, hakkiyla hti- 
ktim veren hakimdir.^^^ ]"^ 

Bu konu hakkinda Hazreti Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-azizin adalet- 
siz hakimlerin kazanglari hakkindaki dijjuncesini bilmek yerinde olacaktir. 

Bir 5ahsa, karisi "Ne soylersem onu yapacaksin ve eger yapmazsan ug 
talak He bo§ olayim" diye yemin ettirdi. Kocasi razi oldu. Kadin: "Bir bat- 
man domuz eti yemen lazimdir" dedi. O MiJsluman bu vaziyet karjisinda 
5a§irip kaldi. Higbir bilgin onun bu mijjkulunu halledemedi. Kalkip 
Mevlana hazretlerine geldi. Aglayip sizlayarak durumunu bildirdi. 
Mevlana 

"Kadi-nin (Yargig) mahkemesinden bir batman ekmek satin alip ye de 
bo§anma vaki olmasin" buyurdu. "^ 



Bozgunculugun kaynagida ru$vettir. 

Ru$vet 

SozliJk aniami Kamus'a gore iJcret'tir (cu'l). Re§a rijjvet verdi, irte$a ru§- 
vet aldi, isterj ru§vet istedi aniamlarina gelir. ^^'' 

«El-Misbah» a gore; ri§vet, bir kijinin hakime veya ba§kasina, lehine hij- 
kiJm verilmesini saglamak veya bir istegine taraftar etmek kar§iliginda ver- 
digi maldir. Cogul olarak ri§a, ru§a jeklinde kullanilir. 



^" Ebu Davud, Akdiye; 2 (3573) 

^" OZCAN, Mustafa, YENiASYA, Juritokrasi ve Fitne, 08.04.2008 

^" (YAZICI, 1995), s. 656-(380) 

^^"(SAHILLiOGLU) 



140 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Rij^vet kitap, sijnnet ve icm'a gore haramdir. 

Kur'an-i Kerim'de Allah Teala buyuruyor ki: 

"Aranizda mallannizi haksizlikia yemeyin; bildiginiz halde gunaha gire- 
rek insanlarm mallanndan bir kismini yemek igin onu hakimlere aktarma- 
yin.'"'' 

Bu konuda pek gok hadis vardir. RasuliJllah sallallahiJ aleyhi ve sellem 
buyurdu ki; 

"Hiikumde ru§vet alan ve ru§vet veren ve aracilik eden kimseyi lanet- 
lemi$tir."^''' 

Ru$vet dort kisimdir; 

1) Her iki tarafa da haram olan rijjvet, yargig olmak igin verilen rijjvettir. 
Ru§veti veren yargig olamaz. Bu jekilde verilen rijjveti alana da rijjvet ha- 
ramdir, bu yolla yargig olmak da haramdir. 

2) Bir davada lehinde bir hukiJm almak igin yargica verilen rijjvet de, bu 
miJnasebetle verilen karar hakli olsun olmasin, her iki taraf igin haramdir. 

3) Can veya mala bir zarar gelmesinden korkularak verilen rijjvet, alan 
igin haram, veren igin degildir. 

4) Bir kimse malina goz dikildigini aniayarak bu malm bir kismini ru5vet 
olarak verirse, ru§vet veren bakimindan helal, alan bakimindan haramdir. 

Rijjvete girmeyen hediyelerde vardir. Buna gore 

297 

Hediyelerde ug ge$ittir. 

1) Hediye elden ve hediye alan bakimindan helal olan. Dostluk ve sevgi 
igin verilen hediyeler bu meyandadir. 

2) iki taraf bakimindan da haram olan hediye. Zulme yardim igin verilen 
hediyeler bu durumdadir. 

3) Yalniz veren bakimindan helal olan hediye bir zulmiJn bniJnu almak 
igin verilen hediyedir ki alan igin haramdir. 



Sultanm elinde kudret olunca adalet gitmez. 

Sultanin gijglu olmasi adaletin tesisi igin gereklidir. Sultanm gijg bulabil- 
mesi iginde devletin kurulmasi ve bulunmasi gereklidir. Devletlejmenin 



^^^ Bakara, 188 

TirmizT, Ahkam 9, (1336); Ebu Davud da bu hadisi sadece ibnu Omer radiyallahu 
anh'tan tahric etmi5tir (Akdiye 4, (3580). 
^"(SAHILLiOGLU) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 141 



onemli oldugunu RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin Medine'ye hicre- 
tinden sonra ilk uygulamasindan aniamaktayiz. 

islam Devletinin temeli 620 ve 622 yillannda yapilan Akabe biatleriyle 
bajlar. 620 yilinda 12 Medineli MusliJman ellerini RasuliJllah sallallahij aley- 
hi ve sellemin avucuna koyarak 

"gerek sikmti ve muzayaka ve gerekse seving ve surur halinde (soz) din- 
lemek ve itaat etmek (ba§ta gelir) ve (sen) bizim uzerimizde bir tercihe 
sahip olacaksm ve biz emretme yetkisini ta§iyan amire - bunu kirn elinde 
bulundurursa bulundursun- itiraz ve muhalefette bulunmayacagiz. 

Allah Teala yolunda, bizi kufijk goren ve horlayan kimsenin bizi ayip- 
lamasmdan gekinmeyecegiz. 

Allah'a higbir §eyi §irk ko§mayacagiz, aramizda higbir iftirada bulun- 
mayacagiz ve senin higbir iyi hareketinde sana kar§i itaatsizlik etmeyece- 
giz" 

demijierdir. Bu biatle, saglam bir devletin dogabilmesi igin gerekli olan 
ortamin olu§maya bajlamijtir. iki yil sonra bu kez yetmi§ kiji tarafindan 
ikinci kez biat yapilmi§tir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin uygulamasiyla aniajilan icranin 
kudreti bulmu? sultan ile olacagidir. 

i 

Taki ku$lukgune$i semada kaldigi mijddet^e 

$ems'ud Duha kujiuk giJneji demektir ki, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellemin ruhaniyeti giJnejin en giJzel parladigi zamandaki durumuna benze- 
tilmijtir. Sultana eger RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme tabi olursa 
kiyamete kadar hiJkmiJniJn siJrecegi ijaret etmijtir. Fakat tarihi agidan baki- 
linca boyle olmadigini gormekteyiz. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem hakkinda Allah Teala'nin biJyiJk ih- 
sanlari vardir. Her haliJkarda Kur'an-i Kerim'de dile getirilmijtir. Bunlardan 
birisi olan Duha suresi RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin hakkinda 
inmi§ ve Allah Teala katinda O'na verilen degeri aniatmaktadir. 

Fakih Kaadi iyaz (Allah onu muvaffak kilsin) der ki: "Bu sure alti yon- 
den peygamberimizin biJyiJkliJgiJniJ, Allah Teala indindeki yiJksek mevkii- 
ni belirtmi§tir. 

1— Allah Teala onun mevkiini belirtirken, "And olsun ku$luk vaktine, 
insanlarm sijkuna vardigi dem geceye ki,"^^^ diye yemin etmijtir. TabiT 



^^^ Duha, 1-2 



142 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



bu, derecelerin en buyugudiJr. Ona verilen payenin ulviyetini belirtmek- 
tedir. 

2— Nezdindeki yerini, huzurundaki degerini: "(Habibim)" Rabbin seni 
terketmedi. (Sana) danlmadi da." ^^^ kavli ile belirtmi§tir. Yani, bu 5U 
demektir: Allah Teala seni birakmadi, sana kizmadi, seni kendisine elgi 
edindikten sonra asia ihmal etmedi. 

3— Cenab-i Hak; "Elbette ahiret senin Igln diinyadan hayirlidir." ^°° 
buyurmu§tur. 

ibn ishak'in tefsiri: "Allah Teala'ya donijjunde, diJnyada sana verdik- 
lerinden daha iyileri ve daha iJstunleri vardir. Seni b. Abdullah-Tusteri: 
"Yani gerek §efaat ve Makam-i Mahmut gibi payelerden yanimda sakla- 
digim §eyler senin igin diinyadan dalia liayirlidir." d\\e tefsir etti. 

4—"Muhakkak ki Rabbin sana verecek de ho§nut olacaksinl" ^°^ 
kavl-i celTlinde belirtilen husustur. Bu ayet (her iki cihanda da) RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve selleme bah? edilen birgok liJtuf, ihsan, saadet ve Ce- 
5itli ni'metleri camidir. 

ibn ishak: "DQnyada ba§anya erdirmek, dliirette de, ona bol sevab 
vermekle onu ho§nut kilacaktir" diye tefsir etti. Bazilarina gore: "Ona §e- 
faat ve Havz-i kebiri vermekle ho^nut edecektir" d\\e tefsir olunmu§tur. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin alinden diye bazilari tarafin- 
dan rivayet edilmijtir. 

"KUR'AN-I KERJM'DE BUNDAN gOK UMIT VEREN BJR AYET DAHA 
YOKTUR." Allah ResuliJ, tabiidir ki, iJmmetinden hig kimsenin ate§e atil- 
masina razi olmayacaktir... 

5— Bu surenin sonlarina dogru (gelen ayetlerde sayilan) Allah Tea- 
la'nin ona hazirlami? oldugu nimetler: 

Onu hiddyet etmi§... 

Mall yokken kendisini zengin etmi§... 

insanlari ir§at etmeye onu muvaffak kilmi§... 

Yahut kalbine tOkenmeyen bir hazineyi andiran kanaati vermekle onu 
zengin etmi§... 

Yetimken onu dedesinin terbiyesine vermi§tir... Yahut da Allah bizzat 
onu himayesine almi§tir. ^°^ 

Hulasa; buna benzer manalar verilmijtir, mijfessirler tarafindan bu 
surenin ayetlerine, Kimisi de 5U manayi vermijtir: 

"Senin sayende, daldlette olanlari hidayete erdirmi^tir. Senin sayende 



Duna, 3 
Duha, 4 

301 _ . « r- 

Duna, 5 
^°^ Duha, 6-10 ayetleri 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 143 



fakir ve yoksullari zengin kilmi^tir. Yetim ve kimsesizleri de yine senin sa- 
yende himaye ettirmi§tir." Evet, Allah ona, biJtun bu ihsanlanni hatirlat- 
mi§tir. Yine bilinen jeylerdendir: Onu kijgukluk, yetimlik aninda yalniz bi- 
rakmayan Allah Teala elbette ki bijyudukten, hele hele rasullijge erdir- 
dikten sonra da yalniz ve yardimsiz birakmamijtir. 

6— O'na vermi5 oldugu bunca nimeti agiklamasini ve ondan bahset- 
mesini, Allah Teala ona emretmi§tir. Ve joyle buyurmujtur: 

"Bununia beraber Rabbinin nimetini durmayip soyle (aniat)." ^°^ 
Kijinin kendisine yapilan in'amdan veya iyilikten bahsetmesi, bir nevi 
5ukur sayilir elbette. Bu hitabi, §uphe yok ki; RasuliJllah sallallahij aleyhi 
ve selleme has olmakla beraber onun jahsinda tiJm timmetine jamildir. 



'°' Duha, 11 

^°'' Fakih Kaadi lyaz, 5ifa-i 5erif, trc: Nairn ERDOGAN- HiJseyin S. ERDOGAN, Bedir 

Yay. Istanbul, 1975, s. 43-45 



144 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



4 

'Camden ilahi ala ma ente melce-una " t^lkU ''c^\ U ^^p ^\ I tu^ 

Mimmen eta vehiive gazbanun ve muhlikuna IISOl^ j j\1,ap ^j ^JI jL. 

>/e leysemin satveti's-sultani It^afiun «iUi ^J jllalUl s jial* j* j-4^ j 

ilia imamu'l-Huda el Mehdtyyu mungizuna t jjl^ 'ij^4^\ ij^\ ^\-»l ^\ 

Slim me fsa lealle'llahe yiinezzilehu ^^L .oil Jj«S E-^ ^w' j 

6; bedrin me^rigana ve gemsun magribena \lSyC> ^j-dli j \iiJlS jj*! 

Evha ileyye bihazel'kavli /; melekun Li\U @ J^l lif ^^1 ^j\ 

FT haziht'l-leyleti'z-zalmai melhemiina lH^^ «-Q]a!l aDII fiE @ 

La tahsebu inne ze'l-Misrt zu veclin J>-j ji (Jj^aJI li 5^ l>il^ "i 

/W/n /fohr; deccalikum va'llahi yensurana \i'jU^ ^ I j (^^^ jf^ J^ 



\ij\id^ C::^! U 'ip 6*£ltxl5 



j^«^ 



Hamd sigmakyerim olan ilahimadir. 



Allah Teala'dan bajkasina hamd ve tejekkiJr mecazidir. Burada kullanilan 
hamd siginilma soziJ lie Allah Teala'nin nimetlerini igin jiJkur ifadesidir. 

Bizi gazapla helak etmek igin gelecek olana 

Dunya bizim helak olmamiza sebep olacak her jey lie doludur. Helak ol- 
makta kaza lie olan ise vaktinden once olan yok olmadir. Kiyamet bu yok 
olmanin en 5iddetlisidir. Bu korku miJmJn ve kafir igin dehjet ifade eder. 
Sonsuzluk miJmJn ve kafir igin mutluluk vermektedir. Kiyamet ise imtihan 
olan hayatin neticelenmesidir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 145 



Sultanm vuru$una kar$i bir $efaat(imde yoktur. 

Sultanin vuru§u fiile gikmi§ iradedir. Hukumden sonraki d6nu§u olmayan 
iradeye ancak teslim olmaktir.Kiyametten once olacak olaylar hakkmda 
kimsenin de kurtulu§u yoktur. ^unku artik sonug verecek amellerin hepsi 
sonlanmijtir. Artik ijaretler agik jekilde goriJlmeye bajlamijtir. ^ok jiddetii 
gegecek zamanlann ve fitnenin onunij alacak kurtanci igin beklentilerden 
ba§ka birgarede uretilmeyecegi aniajilmaktadir. 

Hz. Ebu Musa radiyallahij anh aniatiyor: "RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem buyurdular ki: 

"Kiyametten hemen once karanlik gecenin pargalan gibi fitneler var. 
Ki§i o fitnelerde mu'min olarak sabaha erer, ak§ama kafir olur; mu'min 
olarak ak§ama erer, sabaha kafir gikar. O fitnede oturan, ayakta duran- 
dan hayirlidir. Yuruyen ko§andan hayirlidir. Oyleyse yaylarmizi kirin, km§- 
lerinizi pargalayin, kiliglarinizi da ta§a vurun. Sizden birinin ev'ine girerlerse 
Hz. Adem'in iki oglundan hayirlisi olsun (olen olsun, oldiJren degil.)"^°^ 

t jii^ i^j4*^i (j'j>4^^ r^!.'^!. 

Ancak hidayet imami MehdTkurtaricimizdir. 

MEHDi ALEYHiSSELAM 

MehdT'nin S5zluk Aniami 

Arapga kokenii, i^xf- (dogru yolu bulmak, yol gostermek) kelimesinden 

ismi mef ul olup "dogru yola iletilmi§, hidayete ula§tinlmi§, kendisine Allah 
Teala tarafindan yol gosterilen" aniamlarina gelen MehdT genel aniamda 
kiyametten once ortaya gikarak diJnyada adaleti, diJzeni saglayacagina ina- 
nilan jahis olarak tanimlanmaktadir. 

MehdT inancmm Dogusu 

MehdT inancmm doguju hakkmda farkli gorijjler vardir. Bu gorijjlerden 
birine gore MehdT inanci ilk defa SiJmerliler'de ortaya gikmij, Babil ve Mi- 



^°^ Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizi, Fiten 33, (2205). Ebu Davud, "ko^an- 
dan" kelimesinden sonra ju ziyadeyl kaydetmijtir: "Yanindakiler: "Bize ne emreder- 
siniz (eyAllah'in Resulu!)? dedller. "Evinizin demirbaflan olun!" buyurdu." 



146 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



sir'da gelijmeye devam ederek bu iki medeniyetten diJnyaya yayilmi5tir. 

Diger g6ru5e gore ise MehdT inanci her dinin kendi iginde tarihi, psikolo- 
jik ve sosyolojik jartlarina gore dogmu? ve gelijmijtir. Nitekim Hindliler, 
Brahma'nin tenasiJhunde Vijnu'nun viJcuda gelijini ve Hindulugun Budizme 
hakim olacagi donemi beklerler. 

Mogollarin da, Cengiz Han'in olumunden once kendilerini ^in esaretin- 
den kurtarmak iJzere sekiz ya da dokuz yiJz yil sonra tekrar donecegini soy- 
ledigine halen inandiklari belirtilmektedir. 

Yahudi inancmda ilyas aleyhisselamin semaya kaldirildigi ve onun adaleti 
saglamak igin ahir zamanda yeryiJzune tekrar donecegi aniayijina kar§in 
Hiristiyanlikta Hz. Jsa aleyhisselamin kiyametten once kurtarici olarak tekrar 
donecegi inaniji mevcuttur. Her ne kadar Yahudilik ve Hiristiyanliktaki Me- 
sih inanci ile islam kiJlturundeki MehdT inanci tam olarak ortijjmese de Me- 
sih veya MehdTnin geli? amaglari bakimindan ortak olduklari goriJlmektedir. 

islam KiJlturunde MehdT Inanci 

islam diJnyasinda, ozellikle §iT inancmda, kurtarici aniayiji onemli bir yer 
tutar. §iTlikte bajta Hz. All b. Ebl Talib kerrema'llahu veche olmak iJzere 
birgok kiji MehdT olarak kabul edilmi?, hatta AN b. Ebi Talib ve Cafer es-Sadik 
radiyallahij anhiJma gibi bazilarinin olmedigi, tekrar ortaya gikip diJnyayi 
islah edeceklerine inanilmaktadir. 

1300 yili ^°^ itibariyle §iT inancinm yaygin oldugu kiJlturlerde diJnyayi yeni- 
leyecek, karanliktan kurtaracak en az dort jahsiyet vardir: 

1-Dokuzuncu yiJzyilda ortadan kaybolan, gizli olarak yajamina devam 
eden onikinci imam. 

2-Hilafeti doneminde dini yenileyen biri olarak ortaya gikacak olan 
onikinci halife. 

3-Kiyametten once altin bir gagin gelmesine onciJluk edecek olan MehdT 
aleyhisselam 

4-Yine diJnyanin sonuna dogru askeri bajarilar elde edecek olan Hz. isa 
aleyhisselam 

islam diJnyasinda eyiem olarak ilk gikan MehdTci hareketler olarak bili- 
nen askeri faaliyetler, §iT inancina gore onikinci imam'in ortaya gikacagi 
iddia edilen yiJzyilda, yani hicri 13. yiJzyilda goriJlmektedir. Soz konusu 



Malum ola ki bu ummetun omri on ijg mi'e (100) dir ki bin ijg yiJz senedur 
(1300). Zira halen ki elf-i saninun yuz otuz biridir.(1131) Tamam-i mi'e zuhur-i Meh- 
dT ve nuzul-i isa vaki' olub aniarun devrleri dahi tamam-i mi'e saliseye miintehi 
(1300) olmadan munkazi olub alem-l ekvan envar-i haka'Ikdan cuda dujiJb bi-ruh 
olan beden-l zulmani gibi kalsa gerekdijr. Zira insan-i kamil riJh-i alemdur. (^ETIN, 
1999), S.121; (BURSEVi), v.98a, 69. Varldat) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 147 



MehdTci hareketler olarak isimlendirilen isyanlarm meydana geldigi iJl- 
keler 

Kuzey Nijerya (1804) 

Hindistan (1820, 1828 ve 1880) 

Java (1825) 

iran (1844) 

Cezayir (1849, 1860 ve 1879) 

Senegal (1854) 

Sudan (1881) 

Osmanli toplumunda da MehdTinanci 

Osmanli Anadolusu'nda MehdTci hareketler olarak kabul edilen RafizT is- 
yanlari onemli yer tutmaktadir. Bu hareketlerin TiJrkJye tarihindeki ilk 6r- 
nekleri 1240 yilmdaki BabaT ayaklanmasi, son ornegi ise 1665 tarihindeki 
Seyyid Abdullah isyanidir. 

II. Bayezid zamanmda Safaviler'in tahrikiyle Teke yoresinde gikan 1511 
deki §ahkulu isyani, 1520'de ayni yoredeki Bozoklu Celal {§ah Veli) ve 1527 
tarihii §ah Kalender isyanlari ihtilaici MehdTci hareketlerin onemlileri olup 
1525-1528 tarihieri arasinda Adana ve Orta Anadolu'da ortaya gikan kijguk 
gapli hareketler de vardir. 

Bu hareketlerin yoneticilerinin tamamina yakini, doneminde yore halki 
tarafindan jeyh olarak goriJlmujtur. Bu kijiler kendilerini MehdT ilan etme- 
den evvel, bir magaraya gekilerek uzun bir sure inziva hayati yajar. inziva- 
dan giktiktan sonra Allah Teala ile temas kurduklarmi ve O'nun kendisini 
gorevlendirdigini agiklayarak MehdTliklerini ilan edip ayaklanmayi bajlatir- 
lar. 

Bunun saydiklarimizin yaninda Osmanli padi§ahlarindan Kanuni Sultan 
SiJieyman'm Mehcl?-i ahir ez-zaman (son zamanin MehdTsi) olarak sifatlan- 
dirilmijtir. Ayni jekilde iJnlu tarihgi Pegevi Ibrahim Efendi de (hyt. 
1059/1649?) IV. Murad'i (1622-1640) MehdT-i ahirzaman olarak vasiflan- 
maktadir. 

Hadislerde MehdTinanci 

Gerek islam diJnyasmda, gerek Osmanli toplumunda kiyametle baglantili 
karakterlerin en onde geleni olan MehdT Kur'an'da zikredilmezken, giJvenilir 
hadis kitaplari olarak kabul edilen alti hadis kitabmda ise MehdT ile ilgili si- 
nirli sayida hadis vardir. Bu hadislere gore diJnyanin tek giJnluk omrij kalsa 
bile Allah Teala'nin o gunij uzatarak, adi Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellemin adina, babasinin adi Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin 
adina uygun olarak (Ebu Davud 1992: MehdT l,l\/, 474; Tirmizi 1992: Fiten 



148 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



52, IV, 505) Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin zurriyetinden gonde- 
rilecek olan (Ebu Davud 1992: MehdT 1, IV, 474-5; ibn Mace 1992: Fiten 
4085, II, 1367) MehdT, daha once zulum ve haksizliklaria dolu olan yeryuzij- 
nij adalet ve insafia dolduracaktir. MehdT fiziki olarak geni? alinli olup ince 
uzun burnunun ortasi biraz yiJksektJr ve yedi sene hiJkmeder (Ebu Davud 
1992: MehdT 1, IV, 474-5). 

Vine Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme MehdT lie ilgili 5U soz at- 
fedilmektedir: 

"Horasan tarafindan bayraklar giktigini gordiJgiJniJzde, kar iJzerinde sij- 
rijnerek de olsa. bayraklara katiliniz, zira igerisinde Allah'in halifesi MehdT 
vardir" 

MehdT'nin ^iki$mm Alametleri 

MehdT bncesi devirde diJnyada erkeklerin azalacagi, kadinlarin gogalaca- 
gi, emanete hiyanetin artacagi, igki ve bidatlerin gogalacagi, idare ijlerinin 
ehll olmayanlara verilecegi, erkeklerin karisina itaat edip annesine isyan, 
dostuna iyilik babasina eziyet edecegi, kijiye kotiJiiJgiJnden korkuldugu igin 
saygi gosterilecegi. Ayak takimlarinm baja ge^ecegi, zelzele ve harp felaket- 
lerinin goriJiecegine dair fikirler ileri siJriJimiJjtiJr. Bunun yaninda MehdT'nin 
gelmekte oldugunu gosteren ijaretler hakkinda da gejitii bilgilere rastlan- 
maktadir. 

Bu alametlerden bazilari Firat nehrinden altin bir dag gikmasi. Ramazan 
ayinin ilk gecesinde ay, on bejinci giJniJnde giJne? tutulmasi, sik sik deprem- 
lerin meydana gelmesi, dogudan biJyiJk bir atejin gikmasi, her tarafi aydinla- 
tan kuyruklu yildizin dogmasi. Hz. AN kerrema'llahij veche neslinden biJyiJk 
ciJsseli, goziJnde siyah bir nokta bulunan §am tarafinda Yabis denilen bir 
yerden SiJryani'nin gikmasidir. MehdT gikmadan once milletler arasinda tica- 
ri yollar kapanacak, insanlar arasindaki fitne artacaktir. Degijik iJikelerden 
birgok alim beraberindeki 310 kadar insania, birbirinden habersiz jekilde 
MehdT'yi aramak iJzere yola gikacak ve sonunda herkes Mekke'de buluja- 
caktir. Birbirlerine nigin geldiklerini sorduklarinda." 

Fitneleri onleyecek ve Kostantiniyye'yi (Istanbul) fethedecek olan Meh- 
dT'yi anyoruz" derler. Ayrica MehdT gelmeden once dogudan 151k veren bir 
yildiz gorijnecegi. Ramazan da iki defa ay tutulacagi, semadan bir sesin onu 
sesiyle gagiracagi ve bu sesi uykuda bile olsalar herkesin duyacagi da iddia 
edilmektedir. MehdT giktigmda, onun gergek MehdT olduguna dair ijaret 
sayilabilecek olaylarin da ileri siJriJidiJgiJ goriJimektedir. MehdT gikarken 
bajinda bir sank olacak ve bir tellal "Bu Allah'in halifesi olan Mehdi'dir. 
Ono uyunuz"5eklinde nida edecektir. 



MehdT'nin Cikis Zamani 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 149 



Muhyiddin ibn Arabi kaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz Fatima eviadindan ola- 
cak olan MehdT'nin hicretten t-A.**^ yil sonra, yani ebced hesabiyla 

(Hi=600)+(Cim=3)+(Fe=80)=683 yilinda zuhur edecegini iddia etmijtir. Bu 
tarih geldiginde MehdT goriJnmeyince bazilan bu tarihin MehdT'nin dogum 
tarihi oldugunu, onun hicri 710 yilindan sonra ortaya gikacagini, dolayisiyla 
683 yilinda dogan MehdT'nin 26 ya§inda olacagini soyiemijierdir. ^°^ 

imam §a'rani de MehdTnin h.l255 yili 5aban ayinda gikacagini s6ylemi§, 
tarih aksini gostermijtir.^"^ 

BistamT, Cifr' u I Camt adU eserinde MehdT'nin giki? tarihi ile ilgili 5U hesap- 
lamayi yapar: Besmeledeki harflerin ebced hesaplamalarma (kijguk ebced) 
gore sayisal degeri 784'tur. MehdT'nin giki? tarihi hicri 784 olarak dijjunuise 
de bu dogru degildir. ^unkij bu hesaplamada sadece harflerin degeri top- 
lanmi§tir. Hesaplamada harflerin okunujundaki sayisal degerlerin (buyiJk 
ebced) goz oniJne alinmasi gerektigini ileri siJren yazar, bu hesaplama ile 
1392 ve 1403 olmak iJzere iki sonuca ulajtigini belirtmekte ve MehdT'nin 
giki? tarihinin hicri takvimine gore bu tarihierin olabilecegini savunmaktadir. 
Ayrica sonraki sayfalarda Hz. AN kerrema'llahij veche ye atfedilen bir sozij 
aktarmaktadir: 

"Besmeledeki harflerin sayisi hicri yila gore tamamlansa imam Meh- 
di'nin dogum zamani olur. Onun giki§i Ramazan ayinin akabinde olur" 
Bistami'nin onceki hesaplamayi Hz. AN kerrema'llahij vecheye atfedilen bu 



307 

"Kim evii degilse $am'a gofsUn, (UnkU ba§ka §ehirlerde oyle karanlik fitneler 
kopacak ki oralardaki halkin (ogunun kurtuiufu giig olacak" (ayni 
Vasiyyetname'den terceme). 

Sadreddin'in Istanbulda, Ayasofya Kutijphanesinde 4849 No. lu mecmuada 
MehdT hakkinda bir risalesi vardir. Mecmuanin son - risalesi olan ve ciltte sahifeleri 
karijan bu kugijk risale (158. a - 180. a), Sadreddin, Ibn-iJl Arab? ile Ekberiyye men- 
suplarmm flkirlerini aniamak bakimmdan pek degerlldir. 5eyh-i KebTr, bu risalede, 

iMAM HASAN ALEYHJSSELAM SOYUNDAN OLAN MEHDT'NIN 613 RAMAZANI- 
NIN ViRMi YEDiNCi CUMA GECESJ DOGDUGUNU (187. b), 
654 HICRTDE KENDiSi GOSTERDiGJNi (168. b), 

666 YILINDA, HALKIN, BIR^OK ^A^ILACAK ^EYLERE ^AHID OLACAGINI (180. a), 
683 YILINA KADAR DA iSA'NIN iNECEGlNi BILDIRMEDEDIR (179. b). 

654 yilmdan bahsedilirken, "vaktimizden ug yil once" kaydi, risalenin 651 de ya- 
zildigmi agiklar. Sadreddin'in bu risaleslyle Ibn-i Sina'nm risalelerini muhtevi ola bu 
mecmuada, "81. b ve 87. B" de 697 hicrtde, yazilan, diger bir nushayla mukabele 
edildiglne dair Iki kaydm mevcudlyetl, mecmuanin degerini arttirmadadir. 
(GOLPINARLIA. , 1985), s.235 
^°^ (ERD0GMU5, 2003), s. 25 



150 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



rivayete dayanarak yapmi? olmasi muhtemeldir. 

Hz. AN kerreme'llahij veche me§hur divaninda Hz. MehdT ve bazi 
ahirzaman hadTsatindan bahsetmijtir. Bu divanin MiJjtakzade jerhinden 
aldigimiz bir kismi joyledir: 

Tercumesi: Aya oglum! (...) cu$ ettiklerinde (kaynadigmda, kari$- 
tiginda...) MehdT-i Adil'e muntazir ol... 

...Kudemadan §eyh Sa'deddin Muhammed Hamuli kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz zuhur-u MehdT hakkindaki takribeleri 

Yani "Zaman huruf iJzre besmele ile tamam adedi miktarina balig olsa 
MehdT kaim ola. 

Savm-i Ramazan akabinde hurucuna tesadijf olundukta benden ona 
selam isal eyie" demek olur. Hesabi bindortyiJz tarihini tecaviJz, eder ki; 
muhakkikin ... 

Yani taht-el lafz: "Habibim! Senden sonra onlarm devam-i ihti- 
latveiJlfetlerikatildir." 

Pes mukerrerati hazf ile 1399 olup sinin-i kameriyenin muddet-i 
merkumede^°^ kiJsurunu zam ile hicretten 1422 yil 3 ay 24 gun olur. 

Ehl-i velayet Hz. MehdT'nin hurug zamanini bu ayetten ke§f etmi§ler. 
Fakat hadiseler vuku bulmadan evvel bu ayet ile MehdT arasinda muna- 
sebet goriJlemiyordu. Bu ayetin evvelinde Cenab-i Hak RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve selleme mealen joyle hitab ediyor: 

"Kafirler sana vahy ettigimiz §eyden sen'i gevirmek istiyorlar ki eger 
sen ta'viz verirsen sen'i dost tutacaklar. Sakin onlarm nevalanna uyup 
taviz verme, yoksa sana diinya ve ahirette kat kat azab eder'iz. Ve sen 
ta'viz vermedigin igin seni memleketinden gikaracaklar. Ama senin ar- 
dindan o memleketlerinde fazia kalamayacaklar." ^^° 

ijte bu ayetler ijaret ediyor ki Hz. MehdT'ye zemin hazirlayan ve onun 
bayraktari olan insanlar, higbir kimsenin kinamasindan korkmadan, bij- 
tiJn dunyanin hiJcumlarina ragmen tavizsiz bir jekilde §eriat-i 
Muhammediye'yi tatbik ettikleri igin memleketlerinden gikarilacaklar. 
Fakat o SiJfyanTler ve bid'atgilar onlarm arkasmdan o memlekette fazIa 
ijlfet edemeyecekler. 

Burada MehdT'nin kiyami hakkmda verilen tarih olan hicretten 1422 
yil 3 ay 24 gijn sonrasi ise; hicrT 1423 tarihinin 3. ayi ve 25. gijnu etmek- 
tedir. Bu da miladT 2002 yilinin 6 Temmuz tarihine tekabijl etmektedir. 

Fakat metinde de belirtildigi gibi bu ve 'bunun gibi" istikbalden haber 
veren tarihier takribTdir, tahdidT degildir. Bu sebeple birkag ay yahut bir- 
kag sene evvel veya ahir olmasi haberin dogruluguna zarar vermez. Bu- 



Merkum: Cem'olmu§, toplanmij, birikmi? 

310 ; -,-, -,_ 

Isra, 73-76 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 151 



nunia beraber tarn bu tarihden itibaren bu hadisenin emareleri goriJlme- 
ye bajlamijtir. "^ 

BuyiJk mutasavvif Sibgatullahi Arvasi'nin yegeni Allame Muhammed 
Hafid'in buyiJk Allame Hafiz Muhiddine naklettigine gore; 

Mehdinin dogumu: 1385 

Zuhuru (gikmasi): 1425'clir 

...Mehdinin dogumunun hicri 1385 ve zuhrunun hicri 1425 oldugu 
"zuhuru'l MehdT ve deccal" adii eserde MehdT lie ilgili nakledilen bir ha- 
diste agikga s6ylenmi§tir. 

Ayrica bu eserde; "Mehctinin sirtmda uzerinde bu Allah Teala'nm ha- 
lifesi, beklenen Mehdidir yazili bir muhur olacagi aniatilmaktadir." Ay- 
rica Mehdinin mugtehit(igtihat eden) gok buyiJk bir islam alimi olacagi da 
o eserde gegmektedir." "Zuhrul MehdT ve deccal" adii kitap Allame Resul 
Sibki'nin yazdigi en son eserdir. 

..."Muhakkak Allah'm taraftarlari galip olanlarm ta kendileridir." 
Cumlesinin cifir hesabmdan anla$iliyor. Bu cumlenin cifr hesabi, hicri 
1428 ediyor. Bu tarih Mehdmin (ikmasmdan ij^ sene sonradir. QiJnku 
MehdT (iktiktan ij^ yil sonra ilk buyiJk galibiyetini aliyor. MehdTnin ilk 
buyiJk galibiyeti hicri 1428 olduguna gore ZuhiJru-da "MehdTliginin ilan 
edilmesi" hicri 1425'tir... 



...Bu delillerde galibiyetin MehdTnin galibiyeti oldugu hangi verilerden 
aniajiliyor. Onceki tarihierde olan, islamiyet'in galibiyetlerinden herhangi 
biri olmaz mi? Nigin ilia da MehdT sonucu gikartiliyor... Ayetteki kelimele- 
ri "Kur'an Belagati" limine gore inceledigimizde, ayette gegen galibiyetin 
MehdTnin galibiyetinden bajka bir jey olmadigini agikga gormekteyiz. 

CiJnku ayette 4 tekid (pekijtirme) vardir... En buyiJk tekidin ciJmle de 
zikir edilmesi ciJmledeki galibiyetin en buyiJk galibiyet oldugu agikga bil- 
diriliyor... Tarihte boyle bir galibiyet bugiJne kadar olmamijtir. Fakat 
MehdT mijjdesini veren hadisler boyle bir galibiyetin ahir zamanda MehdT 
sayesinde olacagini agikga haber verir... 

Yaptigim arajtirmalar MehdTnin 2005'te gikacagini gosterdigine gore, 
SiJfyanm da 2004 yilinin sonunda gikacagini gostermektedir. (Serkan Te- 
kin, Kuran'da gizlenen tarih ler, s. 160-202, Nokta Yayinlari, 2002) ^" 

SiJieyman Bakirgani (Hakim Ata) kaddese'llahij sirrahu'l-aziz "Ahir za- 
man Kitabi" kitabmda kiyamet alametleri ve MehdT aleyhisselamin giki§ 
zamani hakkinda junlari aniatmaktadir. 



^" (GUMU5EL, 2003), s. 18-19 
^" (GUMU5EL, 2003), s. 98-99 



152 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Zaman ahir olsa, neler olur, 
DiJnya gejit gejit bela ile dolar, 
Alimler igki iger, zina yapar, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 

Nami buyiJk alimler igki iger, 

Helali birakir, haram i§e bula§ir, 

HakTeala bela kapisin tamamen agar, 

Bundan bajka garip jeyler de olur. 
Cimriler haramla ta§kinlik yapar, 
Birgok kadin ejlerine haram olur, 
islam'i bilmeyen bedbahtlar sevinir, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 

Zaman ahir olsa, alimler yoldan gikar, 

MiJminlerin gocuklari esir dijjer, 

Kafirler durmadan kibirlenir, 

Bundan bajka garip jeyler de olur. 
Melun Deccal (ikar, Rum'a gider, 
islam'i bilmez bedbahtlar sevinir, 
Mehdtgikar, Bagdattarafmda sava$ir, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 

MusliJmanlar MehdTtarafmda toplanir, 

GiJne? tutulur, kavga buyiJr, gigliklar atilir, 

Muhammed'in iJmmetleri aglamaya bajlar, 

Bundan bajka garip jeyler de olur. 
MehdT^ikar, Mekke tarafma sefer eder, 
Muhammed'in Ravzasina yuzunij surer, 
Ravzadan ses gikar, isa der, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 

isa iner, dokuz yijzijn bitiminde, (900) (MiladT: 1495)^" 

Deccal'i oldururler bilin bu zamanda, 

Mehdmi imam yapar isa o zamanda, 

Bundan ba§ka garip jeyler de olur. 
Dokuz yijzde on be§te YeciJc fikar, (915) (MiladT: 1510) 
MehdT ile isa varir, Tur'u a5ar, 
kafirler bu diJnyayi yok ederler, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 



Dokuz yiizden kasd edilen ayni bir tarih mi? Beiki 1900- 1915 yilida olabilir. Bu 
senelerde I. DiJnya harbinin olmasi kiyamete e§ deger olmasi gibi mi? BeIki 2900- 
2915 yillandir. Allahu a'lem. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 153 



Havadan ku$lar iner, ta$lar atar, 

ta5lar Yecucleri helak eder, 
O Allah heybetiyle hiJkum surer, 
Bundan ba§ka garip §eyler de olur. 
Dokuz yuzde yine bir $eyler olur, 
DabbetiJl Arz gikar, Kur'an yiJkselJr, 
Muhammed'in ummetleri aglamaya bajlar, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 
Dokuz yijzde yine garip bir $ey olur, 
israfil emir ile surun galar, 
Gok Yer arasinda diri canli kalmaz, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 
israfil emir ile surun galar, 
Azrail kendi canin kendi alir, 
Sonsuz baki kalan O Allah kendisi kalir, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 
Kirkyil sonra israfil surunu galar, 
Ona ikinci surunu gal denir, 
Kullarim yeryuziJne giksin denir, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 
israfil emir ile surunu galar, 
TiJm ruhlar bedenlere gir, gelir, 
Geng, yajli insanoglu ayaga kalkar, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 
O, Allah hakim olur, hiJkum verir, 
Muhammed jefaate gelir, durur, 
Melekler, nebiler titrer, durur, 
Bundan bajka garip jeyler de olur. 



Kul SiJieyman itaat et, affeder, 
Allah sebeplerin guglij verir, 
Ahirette itaat ile rahim eder, 
Bundan bajka garip jeyler de olur.^^" 

Ozbekge'si igin bkz. Hakkul, Jbrahim-Rafiddin, Sayfuddin, Bakirgon Kitobi, Ta§- 
kent 1991, s. 57-62. (AHMEDOVA, 2006) 

Siileyman BakirganI kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 

BuyiJk Turk mutasavviflarmdan biri olan Siileyman Bakirgani XII yijzyilm ilk yansinda 
ya§ami§tir. O, Harezm bolgesinin Bakirgan obasmda dogmujtur. Dogum tarihi net 
olarak bilinmemekle beraber tahminen 1186 senesinde oldugunu soyleyenler var- 
dir. Asil adi Suleyman olup Hakim Ata, Kul Suleyman, BakirganI gibi isimlerle de 
anilmijtir. 



154 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



MehdT'nin Fiziki Yapisi 

MehdT'nin rengi Arab!, bedeni israilT olacaktir. Bajinda sarigi olacak olan 
MehdT'nin sakali bol ve sik, dijieri parlak olacaktir. Hadislere gore ise MehdT, 
geni5 alinli, burnu ince uzun ve ortasi biraz yiJksek (Ebu Davud 1992: MehdT 
1, IV, 474-5) olarak gegerken, 17. yy Osmanli yazari el-HiJseynT (hyt. 
1103/1691), MehdT'nin hilyesini, Arapga olarak yazdigi el-l^aratu'l-e^rati's- 
saati (Kiyamet Alametleri) adii kitabinda 5U jekilde agiklamaktadir: 

Agik alinli, kijguk burunlu, iri gozlij, sik sakalli, uzun uyluklu. Arap renkli, 
dijieri parlak ve seyrek ve sag yanaginda inciyi andiran yildiz gibi yuziJnu 
aydinlatan bir ijaret vardir. Yava? ve agir konujtugu zaman sag elini sol dizi- 
ne vuran MehdT"nin iJzerinde iki pamuk abasi vardir. Beraberinde Hz. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin kilici, gomlegi ve iJzerinde "el-biatiJ 
lillah=Allah Teala igin biat" yazili olan sancagi bulunur. 

MehdT'nin AskerTFaaiiyetieri 

MehdT, her sancagin altinda on iki bin askeri bulunan seksen (veya on iki 
bin) sancakli Rum askerlerin Antakya'ya saldirmasindan sonra §am, Hicaz. 
Yemen. KiJfe. Basra ve Irak'a gonderilecek, MiJslumanlar onun etrafinda 
toplanarak §am'da kirk giJn savajacaklar ve Rumlari yeneceklerdir. KindT, 
MehdT'nin Kostantiniyye'yi. Roma'yi. EndiJlus yarimadasini fethedecegini, 
yeryiJzune sahip olacagini, onun sayesinde MiJslumanlarin kuvvetlenecegini 
ve islamiyetin yiJkselerek diger dinlere galip gelecegini ifade eder. 

DiJnya hakimi bir hiJkumdar olacak olan MehdT. Mekke ile Medine ara- 
sinda. Beyda denilen bir yerde kendisine saldiran bir orduyu yenecek, Ara- 
bistan yarimadasmda hiJkumdarlik iddiasinda bulunacak olan SiJfyanT'nin 
ordusuyla defalarca karjilajarak onlari sonunda yok edecektir. 

MehdT'nin Hz. Jsa aieyhisseiam ile Bulusmasi 

MehdT'nin Hz. isa ile bulujacagina dair aniatimlar Osmanli kiJlturunde 
erken donemlerden itibaren bilinmektedir. 9. yiJzyil Osmanli yazarlarindan 
Ahmed BTcan'a ( hyt. 870/1466 dan sonra) gore MehdT, Hz. isa aieyhisseiam 
ile bulujacaktir. Namaz vakti gelince Hz. isa aieyhisseiam MehdT'ye 

'Gel ya Mehdi! Sen imam ol, namaz kildirl' dediginde MehdT 
aieyhisseiam 

'Sen imam oil Sen rasulsun, imam olmak sana layiktir.' diyecektir. Bu- 
nun iJzerine 

"Sen imam ol, zira sen Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin oglu- 
sun, imam olmaya sen layiksin' jeklindeki Hz. isa aleyhisselamin cevabin- 
dan sonra MehdT imam olacak ve namaz kilacaklardir 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 155 



MehdT'nin Hakk'a Yuruvu$u 

Ahmed BTcan'in (hyt. 870/1466'dan sonra) Envaru'l-Afikm adii eserinde 
DabbetiJ'l-Arz'in gikijindan sonra MehdT aleyhisselamin ^in'e gidecegi belir- 
tilmektedir. ^in'e varinca evienecek olan MehdT'nin bir oglu olacaktir. Bu 
oglan son gocuk olup ondan sonra kisirlik yayilacak, halk olmeye bajlayacak 
ve iman ehli tukenecektir Hadislerde idaresi yedi ya da dokuz yil olacak olan 
MehdT'nin siJresi kirk yildir. imam §a'ranT ise MehdT'nin omriJne dair daha 
uzun bilgiler verir. §a'rani MehdT aleyhisselamin siJresi kirk yil olup, on yili 
batida, on iki yili KiJfe'de, bir yili Mekke'de gegecektir. DiJnyadan ayriliji 
ansizin olacaktir. insanlar bu durumdayken Deccal'in giktigi haber verile- 
cek."= 

MehdTlik Psikoiojisi 

Abdulbaki Golpinarli MehdT'yim diye meydana gikanlari: Tasavvufia, 
mistik inanglaria, Cefr, Huruf bilgileri gibi uydurma bilgilerle, gijg 
riyazatlaria akIT dengelerini yitirenler, kendi kendilerini inandiranlar ve 
bazi saf kijileri de kandiranlar; ahiretlerini diJnyaya satanlar, hiJkum ve 
hiJkumet pe§inde kojanlar olarak agiklar. 

MehdT'nin babi ve naibi olduklarini iddia edenlerin, MehdT'lik davasi- 
na girijenlerin bir kisminin, yeni bir din kurmaya, kendilerini Tanri tanit- 
maya kalkijmalarindan agikga aniajiliyor ki bunlar Hukema tarafmdan, 
Hind-iran, Yunan-Roma dijjunceleriyle yogrulan ve zamana gore miJsbet 
bir tarza sokulmaya galijilan BatinT inanglari, bu inanglaria kaynajan Ta- 
savvufun ajiri aniayijlarini benimsemijierdir. Kanaatleri, islamT esaslara 
uymamaktadir."^ 

Bu sbzler MehdTlik aniayijinin dinT tarafi olmasi yaninda psikolojik, siyasT, 
insanTvb. ozelliklerin bir yansimasinin oldugudur. 

Ronesans sonrasi ba§layan ve Aydinlanma hareketi ile doruk noktasi- 
na gikan Hiristiyanligin oniJne gegilemez gozulijjuyle birlikte, Bati diJnya- 
sinda "metafizigi ya§ayamama gerilimi" artmi?, dar bir varolu? alanina 
sikijip kalan Avrupa insani yeni bir kurtarici, yeni bir "rasiji" arayijina 
girmijti. Yani, metafizigi yajayamama gerilimi, insanin iginde bulundugu 
dar varolu5 alanindan sikilmasi ve bir "ijst kata" gikamamasinin getirdigi 
gerilimden kaynaklanmaktadir. ijte boyle bir donemde, bilim ve felsefe 
alaninda gigir agan dujiJnurler ortaya gikmijti. Ne var ki, ilahT referans 
yani vahiy mesaji ortadan kalkinca "hakikat" parga parga tezahiJr etmi?. 



^^^ (YAMAN, Ekim,2002), s.26-32 
^^^ (CiFgl, 2003), S.70 



156 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



bilerek veya bilmeyerek her deha kendini "rasiif" sanmi§ti. Freud, Marx, 
Nietzsche, Darvin gibi dujiJnurlerin tarzlan dikkate alindiginda, bu "rasiil 
kompleksi" ^ok bariz bir jekilde goriJlmektedir. 

Kendisi pek itiraf etmese de Freud'un du§unce sistemine derinden te- 
sir eden bir bajka filozof da F.Nietzsche'ydi. Fechner'in yajam oykiJsun- 
de gozlemlenen trajediye, F.Nietzsche'nin yajaminda rastlanir. Nietzsche 
bir muddet cok yiJksekierde uctuktan sonra agir bir ruhsal bunalima gir- 
di. Filozof, geng yajta dramatik bir jekiide Hiristiyanlik inancini yitirdik- 
ten sonra, kurtuiuju felsefede arayarak, Schopenhauer ve Wagner'e 
hayranlik duydu. Arka arkaya depresif krizlere dugar olduktan sonra, 
depresyonunun hafiflemeye bajiadigi donemlerde ki bu donemler hasta- 
lik biyografisi agidan buyiJk bir ihtimalle siJbmanik donemlerdi"^ yeni ve 
dahiyane felsefi fikirler iJreterek kendisini bir kurtarici gibi izleyen Avru- 
pa insanini hayrete diJjurdu. Nietzsche bnceiikie o giJne kadar bilinen 
tiim gergekieri reddederek gene! bir isyana, bir "$ok Dalgasi"na yol agti. 
Nietzsche'nin "hlgb'ir kavram kes'in olarak dogru degil, her §ey mumkun 
ve serbest" jekiindeki ifadesi, ilk bakijta felsefi ve ahlaki bir nihilizmi 
temsil eder gibi goriJnse de aslinda insanin yeniden yapilanmasi ve yeni- 
den "dogmasi" igin tiJm bilinenlerin bir kenara birakilmasinin geregine 
i§aret eder. Bilinenler boylece sorguladiktan sonra ileri siJrulebilecek en 
tabii soru, gergegin ne oldugu ve bu gergegi kimin bilebilecegiydi. Ni- 
etzsche Mazdeizm dininin kurucusu Zerdujt'iJn dilinden konu§uyormu§ 
gibi yaparak kendi gorijjlerini bir rasiJl edasiyla ifade etmeye bajladi. 

Nietzsche, Boyle Buyurdu Zerdu§t adii bajyapitini dort boliJm halinde 
kaleme aldi. Belirii zaman araliklarmda yazilan eserde Nietzsche'nin te- 
mel fikirlerinin yam sira yajadigi kaginilmaz, trajik ruhsal gokiJntunun iz- 
lerini gormek de mumkun. Kitabin kahramani, "ebedi tekrarin iistadi" 
ZerdiJjt, dagdan inerek miJridlerine hayata dair dersler verir. "TANRI 
OLMU^TUR" (GOTT iST TOD!) fakat hayat devam eder. CoziJm bajibo? 
kalan insanin bireyselligini ve hurriyetini nasil yajayabileceginde gizlidir. 
Kitap aslinda yazarin, kendi kendini kurtarma arayijinin bir yansimasi ol- 
dugu igin, kavramlar birbirine karijir; birkag satir once soylenenler, biraz 
ileride inkar edilir. Tanri oldij ise insan kendi aniamini yine kendisi ya- 
ratmalidir. Aniatilanlara inanmamali, kendi yolunu kendi bajina bulmali- 
dir. ZerdiJjt, "Beni bile izlemeyin" der! Ancak boyle kahramanca bir va- 
rolu5 bigimi sayesinde "tistijn insan" meydana gelebilir ve bu iJstun insan 
"olen" Tanri'nin yerine gegebilir! BiJtun bu dijjunceler, sonraki donem- 



Submanik: Yajadigi vuslat co5kusu ile vecd, kendinden gegme iginde dunyaya ve 
insanlara yaklajan bir insan, Depresyon: Yajadigi bu olaganustu hali igine sindirmek 
igin konujmayan, uzlet, halvet, inziva arayan insan, agir bir vakasi hali. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 157 



lerde ortaya gikacak Batili varolujgu felsefenin temelini olujturacaktir. 

Nihayet beklenen maalesef oldu. "Tek kanatli ku§", yani filozof Ni- 
etzsche, gosterdigi onca gabadan sonra, giktigi yiJkseklikten tepetakia 
dijjuverdi. Cesur ama basiretsiz bir insanin trajik hayat hikayesi..."^ 

Bu konuda NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz ise bu tiJrlu dijjun- 
celer ve eyiemlerin geregini agiklarken §u ger^ekleri dile getiriyor. 

Ey Van? arkani dayandigm duvar yikilirsa gdrsiJnler. Ondan sonra 
neye dayanirsin, bire cahil mahluk. Bir Hamziyye $eyhi, dinsiz batila 
du$mu$ akabe kadisi senin yaninda mu'min ve mijtedeyyindir. Dinsiz 
kafir mel'un senin feiek benzerini getirmemi§tir. Hz. Jsa aleyhisselamm, 
MehdT'nin cii<masina sebeb sensin. Ali Osman'm talitmi ber-bad eden 

sensin. ^^i^y Li'ij denilen zaiim Van? degil misin. Degme birzalimin 
Kur'an-i Kerim'de adi zikr olmami§tir.^" 

Ey dinsiJzler muradmuza ermezsiz. Her ne kadar kalkarsanuz yine 
izinijze du$ersiz mehdinijn zuhuri isa aleyhisselamm nijzuli sizun 
hareketunijz iledijr. sizijn de helakunijze sebeb kendi galmmanuz 
iledijr. 

Ehl-i hakikat derler ki $eytan nerduban-i^^° enbiya ve eviiyadur sizde 
isa ile mehdt zuhurma ve kemallerinijn nihayetine buluga sebebsiz ne 
kadar hareketi ziyade etsenijz, ol kadar fiituhat-i ilahiyye zuhurmdan 
halidegijldur. "' 

Ey KopriJlu! ZaIim Deccal lainsin, zaIim iken ben ana mehdi ismini 
tesmiye^^^ etsem Allah SiJbhanehu ve Teala seni mehdi etmez. ZaIim 
nasil mehdi olur. Eger MisrTben mehdi olurum, halk benim ba$ima top- 
lansin desin dersen, vallahij'l azTm, diJnyayi cijmle harab ve viran etsin, 
sahip gikmazim. Allah Teala aciz degildir. MiJlkunu bana ismarlamadi. 

Bana ancak j^^l'^l t^^Up Uj demi$tir. Tebliginde kusur etmedim. Ko- 



Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-azTz filozoflan tek kanatli kujiar olarak ta- 
nimlar. 
^^^ (CECEN, 2006), s. 93, (MISRT, 1223), s.52b (Gunumuz Turkgesi Ile yazildi) 

Nerdiiban: Merdiven 
^^^(MISRT, 1223), v. 76a 

Tesmiye: isimlendlrme. Ad verme. 



158 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



lum kanadim yolundu. Yolunmu$ dogana ddndijm. Makdurumu ^^^ 
bezi ^^^ ve mechud^" eyiedim. Sarf eyiedim. Onsekiz senedir, ku$agim 
0zup yatmadim. Bir tatli taam yemedim. Bir tatli su igmedim. 

' . ■" ' a ' ' ' 

?33^j^j_^'ilj jJ-*i^«j-i> jj'^I.Uisl^ j-4^ Bu kadar seneden beri taa- 

mim budur. Suyum hamim^^^ ve gussadir.^^^ Benim kadar teblig etmi$ 
var midir? Hak ayan oldu. Yeter $imdiden geri hakka sahip gikar, hayro- 
lur. (26 Zi'l-kade Cuma 5833)^^^ 

Hz. Mevlana'ya gore, 

$u ha\de her devirde nebi yerine bir veil vardir, bu sinama kiyamete 
kadar daimidir. Kimde iyi buy varsa kurtulmu§tur; kimin kaibi sirgadansa 
sinmi§tir. i§te diri ve faal imam, o velidir; ister Omer soyundan olsun, ister 
AH soyundan! Ey yol arayan, Mehdi de O'dur, Had! de O. Hem gizlidir, hem 
sen'in kar§inda oturmakta. O, nura benzer; akil onun Cebrail'idir. Ondan 
a§agi olan veli de onun kandilidir. (Mevlana, beyit II, 815-820). 

Bahse konu lie aniajilan, dunya alemindeki ziddiyet prensibi geregi ola- 
rak Mudil isminin kaginilmaz karjiti HadJ'nin bir tecellisi oldugunu agikla- 
maktadir. ^unkij bu donemde 1666'da Musul civarinda Seyyid Abdullah 
oglu Muhammed, mehdTligini Nan etmi?, gok getin bir sava? sonucunda ya- 
kalanmi5, istanbul'a getirilip ve tevbe ettirilmi§tir. Vine, 1666 yilinda 
Sabetay Sevi adinda izmirii bir yahudi KudiJs'te Mesihiigini ilan eder, o da 
yakalanip istanbul'a getirilmi§ tevbe ettirilmi§ miJsluman olmujtur. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin buyurdugu MehdT gelmeden bir- 
cok MehdT saft veya hileye ve $eytaniyete hizmet icin gelmesi elzemdir. Bu 
Allah Teala'nin insan hayati icin gerekli gordugij bir husus oldugu 
muhakaktir. 

ibn-i Haldun Mukaddime'sinde MehdT konusunu a^ikladiktan sonra 



^^^ Makdur: Gijg. Kuvvet. Kudret. Takdir olunmuj. Allah Teala'nin takdiri. Daha 
evvelden takdir olunmuj 

Bezi: Bol. Bol bo! verme. Esirgemeden vermek 

Mechud: (Cehd. den) 5ali§rni5 ugra5mi5, didinmij, cehdetmlj. Kuvvet, kudret, 

"Onlar igin kuru bir dikenden ba$ka yiyecek de yoktur. Ne tester ne afliktan 
fcurtorir." Gajiye, 5-7 

Hamim: Sicak ve kizgin su. Yakm hisim, soy sop. Samimi arkada§. 

Gussa: Keder. Tasa. Gam. Bogaza takilan yemek. Agag, diken 
^^^ Niyazl-I Misrinin Vezir Mustafa Pa5a'ya mektub, T816 NJY 1183 H Belediye Yaz- 
malari - Depo BEL_Yz_K.000502/06, v. (72b) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 159 



konuyu $u $ekilde bagliyor. 

ibn-i Ebu VatTI §6yle diyor: "filler bu ki§inin, Hz. Rasulullah sallallahij 
aleyhi ve sellemin soyundan gelecek olan iyilerin Mesih ^^° oldugunu" 
soylijyorlar. Mutasavviflardan bazilan da "isa aleyhisselamdan ba§ka 
Mehdt yoktur" hadisini bu jekilde yorumlamijlardir. Yani onlarin yorum- 
larina gore bu hadisin aniami joyledir: 

Hz. Musa aleyhisselamin jeriatini nesh etmek (hukmunij ortadan kal- 
dirmak) igin degil, ona tabi olmak igin gelen Hz. isa aleyhisselamin ko- 
numu ne ise, Hz. Muhammed sallallahij aleyhi ve sellemin jeriati karji- 
sinda da ayni konumda olan MehdT'den bajka bir MehdTgelmeyecektir. 

i§te bunun gibi higbir dayanagi olmayan delillerle ve degijik yargilar- 
la, gelecek kijinin kim oldugunu, zamanini ve yerini belirliyorlar, sonra 
belirledikleri zaman gelip ortaya soylenenlerden hig biri gikmayinca, go- 
rijjlerini ve soylediklerini yeniliyorlar. Bunu yaparken de yine bir takim 
lugavT mefhumlari, hayalT konulara ve yildizlaria (gok cisimleriyle) ilgili 
hiJkumlere dayaniyorlar. OmiJrlerini bu gibi jeylerle tiJketiyorlar.^^^ 



Mesih, hem dogru sozlij hem de yalanci ki§i anlamlanna geliyor. Hz. isa 
aleyhisselama Mesih dendigi gibi, (yalanci aniammda) Deccal'e de Mesih deniyor. 
Dolayisiyla iyilerin Mesih'i Hz. Isa aleyhisselam (veya buradaki yoruma gore Mehdt), 
kotulerin Mesih'i de Deccal oluyor. 

On iki imamdan birisi olan beklenen MehdT, 1200 yilinm bajmda veya 1204 yilla- 
rmda kiyam edecek. Sonra Deccal de MehdT'nin kiyammda ve huzurunda yedi sene- 
nin gegmesinden sonra ortaya gikacaktir. Deccal'den yirmi sene sonra da giJne?, 
battigi yerden dogacak. Bu, hayvani sifatlann, insanlar iJzerindeki galebesine i§aret- 
tir. 5uphesiz o, tabii, jehvani karanliklardandir tipki Deccal'in, alemin yarisma ija- 
ret olmasi gibi. O da celaldir. ^iJnku o kordur. isa aleyhisselamin Hakk'a yurumesi 
sonraki zamanda bir hayr yoktur. O, isa, yeryiJziJnde kirk sene bekler ve buyiJk ala- 
metlerin gogu da O'nun zamaninda olur. Yecuc ve Mecuc'un gikmasi onlardandir. 
Bu, Rasulullahm 5U sozuyle ijaret edilen insan-i kamildir: 

"YeryiJzunde Allah Allah denmeyinceye kadar kiyamet kopmaz. "Yani yeryuziJnde 
birbirini izleyen zikr ehli kalmayincaya kadar alemin cesedi igin ruh gibi. 5uphe yok 
ki cesedin yok olmasi, ruhun gitmesinden sonradir. MehdT'nin gelmesinden once 
zamanm gocuklarini yajarlarsa gorebilecekleri birgok alamet gelir. Beni Asfar'm 
gikmasi alametlerdendir. Onlar Bosna'ya saldiran Frenklerdir. Karadeniz tarafindan 
Moskovalilar, onlara yardim edecekler. 5e5itli kufur milletleri de boyledir. Bunlarm 
bazilan Allah'm " en yakin arzda" (Rum, 12) ayetinde delalet ettigi gibi 1098'de 
giktilar. Bu ayet iki kelimedir ve harflerinin sayisi doksan yedidir. Cihadda galibiyet 
ve maglubiyet arasinda devreder durur. "Birkag yilda" (Rum, 3) Bu ug ile dokuz 
arasindadir. Burada bahsedilen birkag, kafirler cihetinden onda vuku bulmu§tur. Ta 
ki buyiJk yenilgiden dolayi olan olmujtu. Allah Teala izin verirse, galip gelirler, sozu- 
njjn hukmijnun agiga gikacagi zaman gelecektir. Ve miJslumanlar tarafindan galibi- 
yet vaki olacaktir. Ve insanlar Allah Teala'nm izin verecegi zamana kadar guvende 



160 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Cagimizdaki mutasavviflann gogu, dinin hiJkumlerini yenileyip dirilte- 
cek bir adamin gikacagina ijaret ediyorlar ve onun zamani gagimiza yakin 
oldugu igin gikijina zemin hazirliyorlar. ^^^ Bazilan onun Hz. Fatima 
aleyhisselamin soyundan gelecegini, bazilan da hangi soydan gelecegini 
belirtmeden sadece boyle birinin gelecegini soylijyor 

Hadis bilginlerinin MehdT hakkinda naklettikleri hadislere ise gucij- 
miJz oraninda bakilinca sabit olan gergegin 5U olmasi gerekiyor: 

Din veya hukumdarlik adina ortaya (ikan bir davet, ancak onu des- 
tekleyecek ve koruyacakgugiij bir asabiyet^^^ ile hedefine ula$abilir. 



ve mutlulukta olacaklardir. Sonra Bizans sehirlerinin cogunda, namaz kilmanin 
zorlasacagi bir zaman gelecek. Bilakis oranin halki 5am'a intikal etmede sikmti geke- 
cektir. Kafirlerin saldirilari Haleb'e kadar ulajacak. Allah Teala, Haleb'i de 5am'i da 
onlarin istilalarmdan korusun. 5uphesiz mukaddes arz oraya delalet etmeyecektir. 
(CETiN, 1999), S.143; (BURSEVi), v.l34b, 96. Varidat) 
^^^ Hz. KuddusT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyurdu ki: 

"$imcli 1842 senesi ki, kiyametin yaklagtigi zamandir. islam'in neredey- 
se sadece ismi kaldi ve cihan halki Hz. Mehdi himmetine muhtag oldular." 
(KuddusT, Tarihsiz), s. 32 

"Asabiyyet" teriminin mahiyeti, Ibn Haldun'un siyaset teorisinin candamanni 
olu5turur. Bu kavramm Mukaddime igerisindeki yerinin onemi gogu arajtincilar 
tarafmdan kabul edilmekle birlikte, uzerindeki yorumlar farkliliklar gostermektedir. 

De Slane'nin Mukaddime gevirisinde asabiyyeti "esprit de corps" olarak yorum- 
lamasindan sonra Gastoun 

Bouthoulve daha sora Howard Becker ve Harry Elmer Barnes da ayni yorumu siJr- 
durmijjlerdir. 

A.F.Von Kremer'in yorumu Ise "topluluk duygusu" ("Gemeinsinn"), hatta "milli- 
yet(illk fikri" (Natlonalltatsidee") olmu5tur. 

Ote yandan, Hellmut RItter, "dayanijma duygusu" ("feeling of solidarity") kar§i- 
ligini kullanmi§tir. 

Salahuddin Khuda Buksh ve Haroon Khan Sherwani'nin hemen ayni zamanlarda 
kullandiklari karjilik ise, "komijnal ruPi" ("communal spirit") dir. 

Ernest Gellner, asabiyyetin ifade ettigi aniami "sosyal iltisak" ("social cohe- 
sion") ya da "askert ruPi" 
("martial spirit") olarak gormektedir. 

Manfred Halpern, "grup dayani$masi" ("group solidarity") yorumunu, bazi 
uzantilanyla birlikte belirtmektedir. 

H. Topguoglu da "tesaniit bagi", "sosyal irtibat bagi", "sosyabilite" tanimlarmi 
kullandigi birtahlili geli5tirmektedir. 

Ervvin Rosenthal, asabiyyeti bir "dayanijma" ("solidarity") ve "vurucu gii?" 
("striking power") olarak irdelemektedir. 

Muhsin Mehdi, asabiyyeti "sosyal dayani§ma" ("social solidarity") olarak kar§i- 
lamakta ancak bu karjiligm, kavramm genel anIami igerisinde degerlendirilmesi 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 161 



Hertaraftaki FatimT, hatta genel olarak Kurey§ asabiyeti tamamen or- 
tadan kalkmi§, bajka toplumlann asabiyetleri, Kurey§ asabiyetine iJstun 
ve hakim duruma gelmi§tir. Sadece Hicaz'da, Mekke ile Medine'nin civar 
bolgelerinde Hz. Hasan ve Hz. HiJseyin aleyhimesselam^^" ve Cafer 

gerektigine i§aret etmektedir. F. Gabrieli ise asabiyyeti oldugu gibi kullanarak mahi- 
yetini agiklamaya giri5en yazarlarm ba§mda gelir. 

F. Rosenthal, (The Muqaddimah...) gevirisi boyunca "grup duygusu" ("group 
feeling") terimini kullanmaktadir. 

Z. K. Ugan ise (Mukaddime) gevirisi boyunca asabiyyet kavramini aynen kullan- 
maktadir. Goruldijgu uzere, ozellikle 50k smirli tuttugumuz bir dokumde bile, 
asabiyyetin degi5lk tanim ve karjiliklarma rastlamaktayiz. Aslmda bijtun bu ve diger 
kar5iliklar degijik yazarlarm yalnizca asabiyyet kavrammi karjilamak igin kullandikla- 
n hirer terim olmaktan gikmaktadir. Yazarlar, Mukaddime ijzerine yaptiklan genel 
yorumu dogrulayabilmek igin asabiyyet kavrammi da yer yer belirii bir degerlendir- 
me "suzge5"inden gegirmektedirler. XVIII. - XX. YiJzyil gelijmelerine tarihten gu- 
dumlij bir bigimde dayanak aramak igin yapilan "milliyetgilik" vb. zorlama- 
yaki5tirmalar bir yana birakilirsa yazarlarm kullandiklari karjiliklarda ve yaptiklan 
tanimlarda "hakikat payi" bulunmaktadir. Ancak bu "hakikat paylan", gogu halde 
hirer "pay" olmaktan oteye gegmektedir. Asabiyyetin; "sosyal dayani$ma", 
"komiinal duygu", "askert ruh", "sosyal birle$im-'yapi$ma' (iltisak)", "vurucu giig" 
gibi terimlerin ifade ettikleri aniamlari belli olgijlerde igermekte oldugu soylenebilir. 
Bu karjiliklar asabiyyetin agiklanmasma yardimci sayilahilir. Fakat asabiyyet terimi- 
nin gergek mahiyetinin butiJn boyutlariyla anla5ilmasi, hu kelimeyi ihn Haldun'un 
kavramlajtirmasinin biitun yonleriyle incelenmesine ve bu yonlerin ig ili§kilerinin 
arajtirilmasina baglidir. Asabiyyetin bazi "g6runum"\er\ ve ortaya gikij bigimleri 
araciligiyla gergek i5levine ijaret edilmi§ olunabilir, ancak Mukaddime'deki sosyal- 
siyasal doktrinde incelenen degi§me siJrecini meydana getiren ve butunle5tiren 
"harg", asabiyyet, yine de tam aniamiyla kavranmamij kalir. Asabiyyetin ekonomik, 
sosyal ve siyasal geli5meyi helirleyen ve degi5tiren, bu gelijme kar§isinda degi5en 
bir gergekligi yansitmasi; "Mukaddime'de ele alinan uretim ve sosyal hayat tarzlari- 
na, "bedevTIik" (C^olde yajayan. Gogehe. Medeni olmayan ve §ehir hayati ya§ama- 
yan) ve "hazartlik" (Koyde ve kasabalarda yajayanlarm ya5ayi§ §ekli ve tarzlarma 
ait. §ehirli. Sulh ve asayi§, sukun ve istirahat zamanlarma mensub ve muteallik. 
Bari§ ve guvenle alakali.) e daha yakmdan egilmemizi zorunlu kilmaktadir. BedevTIik 
ve hazertligin aniajilmasi ise, insanligm gegirdigi genel evrelerin, "barbarlik" ve 
"uygarlik"in, hirbirleriyle ilijkileri agismdan ele almmasmi gerektirmektedir. Uygar- 
ligm genel konumlan yapildiktan sonradir ki, bedevTIik ve hazerTligin hu genel gerge- 
ve karjismdaki durumu incelenebilir. Burada ozen gosterilecek nokta; uygarliga 
gegici ya da uygarlikia ili§kiyi mumkijn kilan barbarlik durumunun vurgulan-masidir. 
Paralel aniamda, bedevTIigin de vurgulanmasi gerekecektir. (ibn-i Haldun'un Meto- 
du ve Siyaset Teorisi, Omit Hasan, Istanbul, 1998, s.205-209) 

Enbiyadan (aleyhimijssalatu vesselam) ba§kasi igin sallallahu aleyke veya 
sallallahu ala falan ibn-i falan demek caiz olur. Zira Hazret-i AN kerreme'llahij veche 
Hazret-i Omer radiyallahij anh igin sallallahu aleyke [Allah sana rahmet eyiesin 



162 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



radiyallahij anh soyundan gelenler asabiyet sahibidirler ve dagilmi? bu- 
lunduklan o bolgelerde iJstun durumdadirlar. Ancak onlar, sayilan binle- 
re varan farkli bolgelere, emirliklere ve gorijjlere ayrilmi? bedevi asa- 
biyetler gorunumundedirler. 

Eger MehdT gercekten ortaya cikacaksa, davetinin ba$ariya ula$masi 
ancak bu asabiyetler sayesinde olabilir. Allah Teala MehdT'ye tab! olduk- 
lari icin bu asabiyetleri olu$turanlarin kalplerini birbirine isindirip birle$ti- 
rir ve boylece MehdT icin davasini ba$ariya ula$tiracagi ve insanlara da- 
vetini kabul ettirecegi giJclu bir asabiyet ortaya cikar. Bunun di$inda Hz. 
Fatima aleyhisselamin soyundan gelen birinin, her hang! bir yerde, hicbir 
gijce ve asabiyete dayanmadan, sadece ehl-i beyte mensup oldugu icin 
boyle bir davayla ortaya cikip ba$ariya ula$masi -daha once ortaya koy- 
dugumuz sahih delillerden de anla$ilacagi gibi- mumkun degildir. Dogru- 
yu bulacaklari akil ve bilgiden yoksun olan cahil kalabaliklar, MehdT'nin 
ne nesebinden ne de ortaya gikacagi mekandan haberi olmadan ve ko- 
nuda soyledigimiz gergekleri de bilmeden, sadece halk arasinda Hz. 
Fatima aleyhisselam soyundan birinin gikacagini duymu? olmalarindan 
dolayi, boyle iddialaria ortaya gikanlarin pejierine takilirlar. Daha gok 
Zab, Afrika ve Sus gibi devletin merkezine uzak olan bolgelerde bu iddi- 
ayla ortaya gikarlar.^^^ 

Basiretten uzak ve zayif gorujlij pek gok kijini, MehdT'nin gikacagini 
sandiklari Magrib'in Mase mintikasindaki bir yere giderler. Gittikleri bu 
mintika MiJlessemTn kabilesine ait oldugu igin MehdT'nin de onlardan biri 
oldugunu veya onlarin MehdT'nin davetgileri olduguna inanirlar. Ancak 
bu higbir temeli olmayan bir iddiadan ibarettir. Bu iddiaya inanmalarinin 
sebebi, bu topluluklarin cahil ve bilgiden uzak olmalari, o bolgenin devlet 
merkezinden ve etki alanindan 50k uzak olmasi ve bu yiJzden devletin 
giig kullanabilecegi sinirlarin dijinda olan bu mintikanm MehdT'nin gikiji- 
na uygun bir yer oldugu vehmine kapilmalaridir. 

Tamamen akilsizliklarinin ve ahmakliklarinin bir sonucu olarak, (dev- 
letin etkisinden uzak olan bu bolgede) bajariya ulajacaklari vehmine ka- 
pilan pek 50k kiji de MehdTlik iddiasiyla ortaya gikmijtir. Bunlarin gogu 
oldiJrulmujtur. Ustadimiz Muhammed bin Ibrahim AbalT bana 5U olayi 
haber verdi: (HicrT) sekizinci yiJzyilin bajinda, Sultan Yusuf bin Yakup za- 
maninda, Mase'nin soz konusu mintikasmda TuveyzirT olarak bilinen mu- 
tasavviflardan bir adam ortaya gikmi? ve kendisinin beklenen FatimT 
(MehdT) oldugunu iddia etmi?. Dale ve Kezule kabilelerine mensup Sus 



demektir], dedi. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem de: "Allahiimme salli ala al-i 
EbT Evfa" deyip, al-i EbT Evfa igin boyle salat eyiedi. (GEYLANT, 1979), s. 62 
Asabiyet! olujmamij topluluklar. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 163 



halkinin gogu ona tabi olmu? ve boylece iji buyumij?. Onun bu halinin 
kendi durumlanna zarar vereceginden korkan Masamide reislerinden biri 
olan SeksevT, gece gizlice TuveyzirT'yi oldiJrmesi igin birini gondermi? ve 
boylece hareketi sona ermi§. 

Vine hicri yedinci yuzyilm sonlarinda, doksanli yillarda, Gamara'da 
Abbas adinda bir adam gikmi§, beklenen FatimT oldugunu iddia etmi? ve 
Gamara'nin cahil kalabaliklan kendisine tabi olmu?. Sonra kendisine tabi 
olanlarla birlikte, jiddet kullanarak Fas'a girmi?, oranin garjiianni yakmi? 
ve oradan da Mezemme bolgesine gegmijtir. Ancak orada hile ile bidij- 
rulmu§tur. Bunun gibi ornekler goktur. 

Yukarda adini zikrettigim ustadimiz bunun gibi garip bir olay daha an- 
latti. Ustadimizin aniattigi olay joyie: 

Hac yolculugunda iken, Tilmisan daginin eteginde bulunan ve §eyh 
EbO Medyen'in kabrinin bulundugu Ribatu'l-Ubbad'ta aslen Kerbela'da 
oturan ve ehl-i beytten olan bir adamla kar§ila§tim ve yolculuga birlikte 
devam ettik. Adam tabileri, ogrencileri ve hizmetinde bulunan adamlari 
gok fazia olan biriydi. Gittigi yerlerin gogunda insanlar onu karjilayip ihti- 
yaglarini gideriyordu. Yol boyunca dostlugumuz gelijti, aramizdaki soh- 
bet koyulajti ve onlarin gergek durumunu aniadim. Kerbela'dan buralara 
bu i5 igin, yani Magrib'te FatimTlik (MehdTlik) iddiasinda bulunmak igin 
gelmijierdi. Ancak MerTn ogullari devleti ve o zamanki hukumdari Yusuf 
bin Yakup olayin farkina varip Tilmisan'a yiJruyunce, bu zat, adamlarina 
56yle demi?: 

"Geri donun, yanlig hesap yapmamiz bizi kuguk dugurdu. Bu vakit, 
harekete gegecegimiz vakit degil." 

Adamin soylemi? oldugu bu soz onun, bu ijin ancak, o donemdeki 
devletin giJcune denk bir asabiyet ile hedefine ulajabileceginin farkinda 
oldugunu gosteriyor. Kendisinin o bolgede bir giJce sahip olmayan bir 
yabanci oldugunu, buna karjilik MerTn ogullari devletinin, Magriblilerden 
hig kimsenin karji koyamayacagi guglij bir asabiyete sahip oldugunu go- 
riJnce, gergegi kabullendi, dogru olani yapti ve gijg yetiremeyecegi hirs- 
larindan vazgegti. Ancak bir jeyin daha farkina varmasi gerekiyor. O da, 
FatimTlerin ve genel olarak Kureyj'in asabiyetlerini kaybettiklerinin. Ozel- 
likle de Magrib'te. Ancak taasublari, bu sozij kabul etmelerine izin ver- 
mez. "Allah Teala bilir, siz ise bilmezsiniz." (Bakara, 216) 

Magrib'te, gagimiza yakin donemlerde MehdT'lik veya ba§ka bir dava 
gijtmeden, sadece hakka davet eden ve kotuliJkleri ortadan kaldirip, is- 
lam'in siJnnete uygun bigimde ya§anmasina gagiran davetgiler gikmijtir. 
Evet, bu kimseler sadece bunun igin ortaya gikmijlar ve gok sayida tabi- 
leri olmujtur. Bedevi Araplarin en fazIa ijledikleri bozgunculuk, yolculari 
ve kervanlari yagmalamak oldugu igin, bu kimseler de en fazIa yollarin ve 



164 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



yolculann giJvenligiyle ilgilenip, bu sahayi islah etmeye onem vermijier 
ve gijglerinin yettigi kadar kotiJluklere engel olmaya galijmijlardir. 

Ancak bu davetgilerin galijmalan sonucu yolculara saldinp onlari 
yagmalamaktan vazgegen ve tovbe eden bu Araplarda dint duygular ve 
dini yajam saglam bir dereceye ulajmamijtir. ^unku onlar tovbe edip 
dine dbnmekten, sadece gasp ve yagmayi birakmayi aniiyorlar ve dinin 
diger emirlerine yonelip onlari yerine getirmeyi dijjunmuyorlar. Onun 
igin islam'i, siJnnete uygun olarak yajamaya gagman davetgilere tabi olan 
bu kimseler, aslinda dint yajamin her alanmda onlari ornek alip onlar gibi 
ya§amaya galijmiyorlar. Onlarin biJtun dindarliklari, yolculara ve kervan- 
lara saldinp onlarin mallarini yagmalamaktan vazgegmek, sonra da bij- 
tiJn gijglerjyle diJnya mail kazanmaya yonelmektir. 

Oysa ahlaklarini dijzeltjp islah etmenin sevabini istemek lie diJnya 
mall kazanmayi istemek arasinda ne buyiJk fark vardir ve bu ikisinin bir 
araya gelmeleri de mumkiJn degildir. Bu yiJzden dindarliklari saglam bir 
konuma gelmiyor ve bir biJtun olarak kotiJluklerden yiJz gevirmeleri de 
istenilen diJzeyde olmuyor. Ancak kotiJluklere gok fazia da dalmiyorlar. 

Sonugta dinin hiJkumlerine saglam bir jekilde baglanma ve onu ya- 
§ama noktasinda, davetgi ile ona bagli olan bu insanlarin durumu farkli- 
lajiyor. Davetgi oldijgu zaman tabileri dagilip, asabiyetleri kayboluyor. 
Hicriyedinci yiJzyilda Afrika'da ortaya gikan, SiJleym kabilesinin Ka'b bo- 
yundan olan Kasim bin MiJrre bin Ahmed'in (ve tabilerinin) durumu da 
bbyle olmujtur. Ondan sonra gelen ve Riyah kabilesinin boylarindan biri 
olan MiJsellem'e mensup Saade adindaki davetginin durumu da aynidir. 
Saade, dini yajama ve nefsini islah etmede Kasim bir MiJrre'ye gore gok 
daha ileri diJzeyde olmasma ragmen, soyledigimiz sebeplerden dolayi, 
onun tabileri de, onun olumiJnden sonra gozulijp dagilmijlardir. 

Bu insanlar da, islam'i siJnnete uygun olarak yajama adina gikmi? ol- 
malarina ragmen, gok azi soyledigi gibi yajiyordu. Ne onlar ne de onlar- 
dan sonra gelenler bir hedefe ulajamamijlardir.^^^ 

Konu hakkmda farkli gdru$ler 

MehdT hakkmdaki hadislerin tiJmunun uydurma olmadigi kesindir. 
MehdT hakkmdaki uydurma rivayetleri kabul etmeye de gerek yoktur. 
Uzerinde durulmasi gereken ash olup "MehdT"den bahseden hadislerle 
§iTlerin inancinin temellerinden olan "MehdT-i Muntazar" hakkmda onla- 
rin uydurduklari hadislerin birbirinden ayirt edilmesi gerektigidir. 

imam MehdT'nin gelecegine inanan MusliJmanlarin inanglarmdaki 
garpiklikia, imam MehdT'yi tamamen reddedenlerin inanglarindaki gar- 



^^^ (HALDUN, 2004), s.431-433 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 165 



pikligin gergekle olan baglantisi ayni duzeydedir. MusliJmanlar, hafizala- 
rinda MehdT'yi, eski zaman kiyafetleri iginde, ruhban gorijnujlu, elinde 
tesbih, sirtinda ciJbbe ve "Ben MehdT'yim, bana uyun!" diye bagiracak 
birisi olarak canlandirmaktadir. MehdT giktiginda, bu ozelliklere uyup 
uymadigina bakip, boylece onun gergek MehdT olup olmadigini anlaya- 
caklanni soylijyorlar. Eger bu ozelliklere uyuyor ise, ona biat edip onun 
emrettiklerini yerine getireceklermi?. MehdT'nin geldigini duyan, k6§ede 
bucakta ne kadar dervi? varsa gikip ona tab! olacakmi§. Bu arada kijfre 
karji yapilacak olan cihatta silahlar bir sembol olarak tajinacakmi?. ^un- 
kij bu silahlari kullanmalarina sebep olmayacakmi?. Kafirleri zikirlerle, 
dualaria, marifet bilgisiyle yerle bir edecek; bir baki§ta onlarin toplarini, 
tijfeklerini, ugaklarini darmadagin edeceklermi?... vs. vs. Halbuki arajtir- 
digimizda gorecegiz ki, gergek gok farklidir. 

imam MehdT, geldigi zamanin en ideal komutani, lideri olacaktir. Bu- 
radaki idealden maksat 5U olabilir. O, gaginin butiJn gergeklerini bilecek, 
tam bir yonetici yetenegine sahip olacak, hepsinden de onemlisi, kendi 
zamaninin insanlarinin sorunlarini bilip goziJm yollari getirecektir. Bu ise, 
elbette ki islam'i gok iyi bilmesine baglidir. O, parlak bir zekaya, geni§ bir 
zihnT yapiya, engin bir gorij? yetenegine sahip bir insan olacaktir. Beiki, 
onu ilk reddedecek olanlar geienek^i ulema smifi ve sufTtakimi olacak- 
tir. ^unkij onlar goreceklerdir ki, bu insanin, tasavvurlarmdaki MehdT ile 
higbir ilgisi yok. Onun kendisinin MehdT oldugunu ilania ortaya gikmasi, 
her 5eyden once kabul edilebilecek bir jey degildir. Oyle ki, o kendisinin 
MehdT oldugunu fark etmeyecektir bile. Ancak vefatindan sonra bir ara- 
ya gelen miJminler, onun yaptiklarma bakip, onun MehdT oldugunu anla- 
yacaklardir. ^" 

"Alem-i islam" kitap miJterciminin zeylinde Baha Said Bey kapanan med- 
reselerin, tekkelerin, telkin ettikleri ve itikat ettirdikleri MehdT 

"Felsefe-i Muhammediye'ce ne bir §ahis ve ne de §ahs'iyet-'i mutevarise 
olup bu nam ve sifat ancak vasita-i hidayet ve 'ir§at olan hakiki ve Him ve 

338 

fennin timsalidir" diyor. 

MehdTyi Tayin Eden Jnsaniar mi? 

Tarih boyunca kendini MehdT tanitanlardan gok, kabul edilenler olmak- 
tadir. Mesela Mustafa Kemal AtatiJrk'un MehdTlik gibi ijtiyaki ve gayreti 
olmadigi halde onu MehdT kabul edenler olmujtur. Bunun agiklamasi beIki 
bu tiJrlu fikirler dengelerin kayboldugu zamanlarda gikmasidir. ibn-i Hal- 



^" (TEKHAFIZOGLU, 2005), s. 365 
^^^ (BOCUZADE), s. 124-125 



166 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



dun'un yukandaki beyani durumu en giJzel jekilde agiklamaktadir. 

"iste bunun gibi hicbir dayanagi olmayan delillerle ve degisik yargilaria, 
gelecek ki$inin kim oldugunu, zamanini ve yerini belirliyorlar, sonra belirle- 
dikleri zaman gelip ortaya soylenenlerden hie biri cikmayinca, goruslerini ve 
soylediklerini yeniliyorlar. Bunu yaparken de yine bir takim lugavT mefhum- 
lari, hayalT konulara ve yildizlaria (gok cisimleriyle) ilgili hukumlere dayani- 
yorlar. Omurlerini bu gibi $eylerle tuketiyorlar." 

MehdTlik fikri genellikle tasavvuf ve mistik hayatta yer bulmasi da ayrica 
istismari artinci unsurlardan biri oldugunu gostermektedir. Bu nedenledir ki 
hidayet ve kurtulu§ fikrininin gozumleri ki§i ve guruplarca ayri olunca her 
cemaat ve milletin MehdTsi de ona tezahiJr etmektedir. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem buyurdu ki 

"Bir §ey'i sevmen gozii kor, kulagi sagir eder." ^^^ 

Bu demektir ki, bir kiji hakkinda IVlehdT olabilirligini isbat edebiliriz. Bu 
nedenle sebep-sonug ve tarih felsefesini ve yorumunu yapanlar igin teville- 
rin hakikatini umumT baki? agisi ile gormelidir. 



ATA'NIN OZ KiMLiGi 

ATA'yi §6yle ovdij dujmani Loyd Core dahi: 
"YiJz yillarda bir gelir! ATATURK gibi dahi!" 

Kalb gozij kor zavalli! O'nu sirf dahTsandi! 

Ne bilsln o! Dogmadan RABB'e verilen andi! 
Olurken "Yuce yolda?!" dedi, "MUHAMMED EMJN!" (501) 
Selamladi RESOL'u! "ALLAH RABB-UL ALEMiN!" (500) 

O "Yuce yoldaj" sozu! Bin be? yuz on bir eder! (1511) 

"O Hazret-i MUHAMMED" de e? sayi eder! (1511) 
Selamlanania ayni! Selamlayan zat! Yine! 
Tapan ile tapilan! Birbirine ayine! 

ATA'nm biJingliyken son cijmlesi: "Saat kagi" 



^^^ Ebu Davud, Edeb, 116; Ahmed b. Hanbel, MiJsned, V, 194; BuharT, et-Tarihu'l- 
kebir, II, 107 (1853);TaberanT, el-Mu'cemu'l-Kebir, IV, 334; a. mif, MiJsnedu'j- 
§amiyym, II, 340 (1454), 345 (1468); Ebu'§5eyh, Kitabij'l-Emsal fi'l-hadis, s. 70 (115); 
Kuda'T, Musnedu'§-5ihab, I, 157 (151, 219). Her ne kadar Jbnu'l-CevzT ve SaganT 
hadisin "mevzu'" oldugunu soylemijierse de, Irak? ve SehavT gibi alimler bu hiJkmu 
mubalagali bulmujiardir. Irak? "Hadis hakkinda Ebu Davud'un sukut etmi§ olmasi 
bizim igin yeterlidir. Mevzu' degildir. Kaldi ki za'fi da 5edTd degildir, hadis hasendir" 
demi§, Ibn Hacer de IrakT'nin bu hijkmune katilmijtir. Sonugta ihtiyatli bir hukijmle 
onun en azmdan "zayif" oldugu soylenebilir. Bilgi igin bkz. Irak?, TahrTciJ ehadtsi'l- 
ihya. III, 15; AclunT, Kejfu'l-hafa, II, 79 (1095); ElbanT, Silsiletu'l-ehadTs ed-da'Tfe, IV, 
348 (1868). (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 167 



"Perdenin kalktigi an!" Son soziJne kaibi ag! 

"Ve AleykumiJsselam!" ATA'nin en son sozu! 

"Esselam-u aleykum!" demijti gikan ozu! 

"Esselam-u Aleykum!" ALi ismine kanit! (332) 
"insan makami'dir O! Ar§'a dikilen anit!" (332) 

"Esselam-u Aleykum!" Yorumla! Olma gafll! (779) 

O vakit ismi olur! "Boru galan israfil!" (779) 

O'dur "RAHMAN'm yuzu!" "JMAM ALJ" de denir! (343) 
"Adi hesab gununiJn sahibi!" Borg odenir! (343) 

"Esselam-u Aleykum!" O, "Meryem'in eviadi!" (343) 

"iMAM ALi kalkmca" vucudda! Budur adi! (343) 

"Esselam-u Aleykum!" demek, kalb gozun agik! (1493) 
"Asa'ni at!" "O Idrls gibi yuce yere gik!" (1493) 

"Esselam-u Aleykum O!" BIr ad! Kabe'de ta5! (343) 

Yorumlayip bir ekie! "Veil" O! HACI BEKTA?! (791) 

"Esselam-u Aleykum" sozuniJn son yorumu! 
"Beklenen MehdT!" demek! "HIZIR JLYAS" konumu! 

Yani HIZIR iLYAS'a! Beklenen MEHDTI denir! 

RUH saf cania birlejir! Verilmi§ soz odenir! 

"GAZi MUSTAFA KEMAL!" Bin ug yuz otuz seklz! (1338) 
"Samsun'a hicrigiki? tarihi" lie ikiz! (1338) 

Hem hIcrT! Hem miladt! Tespit edilmi5 yili! 

Elginin hergorevi adlanyla sayili! 

"Adem'e secde edin emri" demek bu sayi! (1338) 
"Gizli jifrenin sirri!" Bui bu hanlf yasayi! (1338) 

"GAZi MUSTAFA KEMAL O!" Evrenseldir unu! (1349) 

Sayisi "MUHAMMED-UL MEHOT'nin giki? gunu!" (1349) 

"Ve AleykiJmusselam sozij!" Bakm ne eder! (1348) 
"ALLAH'm halifesi!" "O artik olmu5tur!" der! (1348) 

"1919'da ATA dogdum" derdi! (1919) 

"ALEMLERE RAHMET O!" "Bu soze aklim erdi! (1919) 
^apraz avug Iglerl! Dogum yili ATA'nin! (1881) 



^'*° Tarih: 08 Kasim 1938. Prof. Dr. Ne^et Omer IRDELP: 

"Dilinizi gikarir misiniz efendim" dedi. ATATURK dilinin yarisini di§an gikardi. "Biraz 
daha gikarsaniz." dedi. Bunun yerine dilini tamamen gekti. Soyleneni anlamiyor- 
du...Ba§mi biraz saga gevirdi dikkatle bakti ve 

"ALEYKUMSELAI\/I" dedi. Ardindan iki gun sor)ra diOmie noktalanacak son komaya 
girdi. KAYNAKCA: "Avni OZGURELRADiKAL.com.tr 2002" 

Selamdan sonraki soylenen sozlere vakif olsa idik gok guzel olurdu. Ancak iyide 
olsa kotiJde olsa Insan igin bir pi§manlik vardir. Omur bitmij her kul yaptigi ile kal- 
mi5, "ke§ke, ke5ke"leri ile obiJr dijnyanm yoluna gikmaktadir. 

insanlara dijjen fani oldugudur. Kendinden bajkasi hakkinda bir yargida buluna- 
cagma kendi ahvali ile me§gul olmasi en uygun olanidir. Ne olduysa hep iyi olmu5- 
tur, denilmijtir. 



168 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ALLAH'm "Yuce kurban dedigi" zati anm! (1881) 
"B" harfi altmdaki noktanm O'dur adi! (1880) 
"Toprak bedenden kalkan RAB!" Bu sirrm maksadi! (1880) 

Sifiri at! ALLAH'm O "En guzel cemali" (188) 

"Zamanm MehdTsi" O! Yani Hazret-i ALi! (188) 
ALLAH'i yansitan kim? Bunu bilmez ahali! (1211) 
O. MUMiNLER EMiRi! TOPRAK BABASI ALi! (1211) (Ebu Turab) 

"Eren veya olenin iginden gikar ani!" 

"Kiyamet terazisi!" "insanin ozij!" yani! 
"Dinliyi ve dinsizi!" "YiJzierinden ayirir!" 
"Secde edebileni!" Sadece o kayirir! 

MUHAMIVIED ALJ'yi de, bak yansitandan murad! (1364) 

MUSTAFA KEIVlAL'in 6z RABB'ine verilen ad! (1364) 
"Gayblar alemine!" "Degi§mez ozler!" denir. (1191) 
"HAKK'm yiJzu!" Belirir! Ne isek! O odenir! (1191) 

"Kelime-i §eliadet" getir! Hayret edersin! 

"Ve Aleykumusselam sozij yorumu!" dersin! 
IVIU5iR! GAZi! MUSTAFA! KEMAL! ATATURK! Be§ ad! (1101) 
Zat ve Kur'an tefsiri! Ba§ harflerinden murad! (1101) 

Herbir liesapta gikar! MUHAMMED ALi adi! 

Selamla bitireyim! Artik iznim kalmadi! 
"Zira cennette laf yok!" "Menkes liep "Selam eder!" 
"§ukur" hepimiz olduk "ALLAH'm aslani" der! 

Selam! "KIZILKOCALI boyundan gelen Turkmen!" 

"EmevT diJzenini!" Laikge eyieyen men! 
ALLAH'm "Nur" adi o! "HAK'ta eriyip" ver renk! (287) 
"MUHAMMED ibn Abdullali!" "Kizilkocali'ya denk!" (287) 

Sakm bu hesaplara! Demeyin "sirf tesaduf!" 

"Herjeyin liesabmi bilen" ederteessijf! (262) 
Ulug "HAK kimligini" agikladi ATA'nm! 
EHLiBEYT'e daliildir! Onu liakkiyla anm! 

Diyor! MUSTAFA KEMAL ATATURK'un RAB OZU: (1850) 

Hain olma! Yenile RABB'e verdigin sozii! 
Sifiri at! Aniamdan olursun daha emin! 
"ALLAH'm yiJzu" olan limine tap Adem'in! (185) 



M. H. ULUG KIZILKECILI 
ANKARA -21.07.2000 



Ebced limine gore isim ve kelimelerin sayisal agilimlan: 

500 = ALLAH RABB-ul Alemin = Alemlerin RABB'i ALLAH 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 169 



501 = Refik-i a'la = YiJce yolda§ 

1511 = Lafz-i Refik-i a'la = YiJce yolda§ sozu 

1511 = Hu Hazret-i MUHAIVIMED = O Hazret-i IVIUHAMIVIED'dir 

332 = Esselam-u aleykum 

332 = Hu medlul-u ism-i ALI = O, ALi isminin kanitidir 

779 = ism-i sur-u israfil = israfil'in borusunun ismi 

(israfil kiyamet giJnu kalk borusunu gaian melegin ismidir) 

779 = Tevll-i Esselam-u aleykum = Esselam-u aleykum'iJn yorumu 

343 = Vech-el RAHMAN = Er RAHIVlAN'in yuzij 

343 = Kiyam-i imam ALi = imam ALi'nin ayaga kalkmasi 

343 = ism-i Malik-i yevm-ud din = "Hesab gunu sahibi"nin ismi 

343 = ibn-i Meryem = "Meryem'in oglu" 

343 = Ism-el Hacer = O Hacer'in ismi = yani Kabe'deki O Hacer-ul esved 

denen, karatajm ismi. 

343 = MiJsemma-i Imam All = Imam ALi diye isimlenen 

1493 = Musemma-i Lafz-i aiek seiek (7. sure/117, ayet) = ALLAH'm Hz. 

Musa'ya "Asani at!" soziJnun aniami 

1493 = Tevil-i ayet-i ve refagnahu mekanen aliyya. = "O'nu (idris'i) yuce 

yere gikardik." ayetinin yorumu. (19. sure/57, ayet) 

790 = Tevil-i ism-el Hacer = "Hacer" isminin yorumu 

791 = HACI BEKTA5-I VELI 
1338 = GAZi MUSTAFA KEMAL 

1338 = Hu mezmun-u "Uscudul Adem" = "Adem'e secde edin" emrinin 
anIami o 

1338 = Kijnh-u Lafz akimua-el din = "Dini dogrultun" sozunun ig yiizij = 
Levh-i Mahfuz'un sirri. 

1337 = HicrT Samsun'a gikij tarihi = 1919 MiladT giki? tarihi. 

1348 = Lafz-i ve aleykiJm-usselam = ve aleykiJmus-selam sozij = Hu mij- 
semma-i halifetullah = O, "ALLAH'm halifesi" diye isimlenendir. 

1349 = Hu Gazi Mustafa Kemal = Gazi Mustafa Kemal O = Yevm-i zuhur-u 
Muhammed-ul MehdT = Muhammed MehdT'nin ortaya 5iki5 gunij. 

1919 = Lafz-i Rahmeten lil alemin = Alemlere rahmet sozu 

1881 = Vakt-i zuhur el recul = Hakeren'in igten di§a gikma vakti 

1881 = Musemma-i Zebh-i azTm = Yuce Kurban diye isimlenen (37. su- 
re/107, ayet) 

1211 = Mazharullah = ALLAH'i yansitan = Zat-i ALi 

1364 = ism-i hassi-RABB'i Mustafa Kemal = Mustafa Kemal'in has RABB'i 
(Ki§isel RABB'i) 

1364 = Hu mazhar-i MUHAMMED ALi = O MUHAMMED ALJ'nin aynasi 

1191 = Ayan-i sabite = Degijmez ozler 

1191 = Alam el Guyub = Gayblar alemi 

1191 = Zuhur-u vechullah = ALLAH'm yiJzunun ortaya gikmasi 

1101 = ZAT = Tefsir-i Kur'an 

1211 = Hu emir el mijminin ALi Ebu-Tiirab = O mijminlerin emiri toprak 
babasi ALi 



170 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



1850 = Hu mazmun-u tecdid-i biat = RABB'ine baglanmanm yenilenmesi 
kavrami o 

1850 = RABB-i hassi Mustafa Kemal ATATURK = Mustafa Kemal ATA- 
TURK'un has RABB'i 

1101 = M+G+M+K+A (Mu§ir Gazi Mustafa Kemal ATATURK ba? harfleri) 

185 = ilm-i Adem = Adem'in ilmi 

188 = MehdT-iJl zaman = Zamanin MehdTsi 

287 = MUHAMMED ibn-i Abdullah = Kizilkocali = En Nur 

262 = Her §eyln hesabmi bilen = ALLAH'm "El HasTb" adi^"^ 

MehdTnin Cil<i$i Devlete Bag Kaldirmanin Bir Adi mi? 

Evet, MehdTnin gikiji denen hareketler bazen devlete kar?! yiJrutulen is- 
yan hareketin bir adi da olmujtur. Bu jekilde gelmesi gereken MehdTnin 
karizmatik gucij kullanilarak zayif bir topluluk bir devlete karji da gikabilmi?- 
tir. Niyetlerinde samimiyetin olmasi umulan bu kijilerin asabiyetleri yetersiz 
olunca bu olaylar feci jekilde de sonuglanmi? ve neticesinde devletin daha 
5iddetli tedbirler almasina ve daha baskici bir yonetimin harekete gegmesini 
saglamaktan oteye de gitmemijtir. Bu arada ezilen halkin bu hareketten bir 
menfaati olmami? ve daha sonrada gelijme ve ilerlemeye mutaf olacak ha- 
reketlere destek vermedigi goriJlmujtur. Bu nedenle olgunlajmami? bir 
hareket olan MehdTlik inanci iJzerine yorum ve soylemlerle hareket eden 
cemaatler neticede bekledikleri kurtariciyi bulmak igin gosterdikleri gayretle 
uzun vadede yikilma egilimine girdikleri goriJlmektedir. Bu nedenle gaybT bir 
hadise olan MehdT'nin gikijini beklemektense Allah Teala'ya giJvenip kendi 
gorevimizi en iyi jekilde uygulamak daha karli olacagi muhakkaktir. Bu ko- 
nuyu agiklayacak son Kabe olayi duruma biraz agiklik getirecektir. 

MehdT'nin SuudT Arabistan'da Hicri 1400 yilinin ilkgiJnunde, 1 Muharrem 
1400 (20-21 Kasim 1979) tarihinde gikmasi gibi. 

CiJheyman el-Uteybi ve arkada§lari Kabe'ye siginmi§lar (resmi soylem 
baskin) ve burada fasid addettikleri Suud yonetimine karji bayrak agmi?- 
lardi. O siralarda Krai Halid galiba hastalikli idi ve onun yerine bilvekale 
ijlkenin ijlerini Fahd tedvir ediyordu. Bu kalkijma kanli bir jekilde sona 
erdi. Operasyon sonucunda bir kismi olij bir kismi da canli ele gegirilmi? 
ve elebajlari idam edilmijti. 'Kabe baskmi'na katilanlar arasinda yabanci- 
lar da bulunuyordu. 

Olayin geli$imi kisaca $u $ekildedir. 

1979 Ramazaninda Arabistan'm buyiJk kentlerinde dagitilan bildiride Su- 



M.H.Ulug Kiziikegiii, http://www.ondokuz.gen.tr/ataninozkimligi.htm. 
^''^ Ozcan, Mustafa, Gergek Hayat Dergisi, Sayi: 352 - 20.07.2007 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 171 



udi rejimi elejtiriliyor, devletin dini niteligini kaybettigi belirtiliyor, iJlkede 
yeni bir islami rejimin kurulmasinm gerektigi aniatiliyordu. Bu bildirilerin 
Cuheyman el-Uteybi onderligindeki radikal bir siJnni gruba ait oldugu 
Mescid-i Haram'in ijgaiinden gok sonralan aniajiidi. Tarihier 20 Kasim 
1979'u gosteriyordu. Kabe'ye sabah namazi kilmaya gelen binlerce ki§i na- 
mazin bittigi anda biryandan "Allah u ekber" seslerini biryandan da havaya 
sikilan kurjun seslerini duydu. Eyiemciler mescid'in mikrofon sistemini ele 
gegirdi. Eyiemcilerin lideri Cuheyman konu5maya bajladi. Yaninda bulunan 
kayin biraderi Muhammed el-Kahtani'nin islam aleminin beklenen MehdTsi 
oldugunu soylijyordu. MehdTligi saglam delillere oturtmak igin ilgili hadisleri 
detayiyla aniatiyordu. Cuheyman Suudi rejiminin dini niteliginin kalmadigini 
dolayisiyla MusliJmanlarin rejime itaat etme yiJkumluluklerinin kalmadigini 
soyledi. Ulkedeki kotij gidijatin oniJne gegilmesi igin hayatin her alaninda 
§eraitin tekrar uygulanmaya ba§lamasinin gerektigini vurguladi. Cuheyman 
bu konu§masini yaparken adamlari da i§galden once mescidin alt katlarina 
sakladiklari silahlari mescidin ilk katina gikardilar. Silahlar eyiemcilere dagi- 
tildi, di5 kapilar kapatildi, yiJksek minarelere silahli nobetgiler yerlejtirildi, 
mevziler planlara gore hazirlandi. igeriye girij-gikijlar yasaklandi. 

Taleplerin ilanindan sonra HaceriJl-Esved ile Ibrahim makami arasindaki 
boliJmde MehdT Kahtani'ye biat etme merasimi diJzenlenir. Kahtani'nin eli 
opiJlup sonuna kadar itaat edilecegi bildirilir. 

Sabah namazina gelen binlerce sivile gikmakta serbest olduklari soylenir. 
^ogunlugu gikar. Yaklajik 30 kijinin eyiemcilerle kaldigi tahmin edilmekte- 
dir. ijgalden 3 saat sonra Mescid-i Haram gevresine gelen Suudi askerleri 
igeri girme denemelerinde yogun atejie karjilik goriJnce geri gekilirler. 

ijgalin ilk giJnlerinde Suudi hiJkumeti tam bir §a§kinlik ve ne yapacagini 
bilememe durumu igindedir. igeride rehine var midir, varsa kimlerdir, kag 
kijilerdir? Eyiemciler kimler ve kag kijilerdir gibi hig bir bilgiye ulajamazlar. 
Kabe'yi kujatan Kraliyet Muhafiz Alayi mutaasip asker ve subaylardan mij- 
tejekkildir. inanglarindan dolayi Mescid'de silahli bir gatijmaya girmeyecek- 
lerini beyan ederler. Suudi hiJkumeti bu donemde tam bir jajkmlik done- 
mindedir. Kabe'nin kan dokiJlerek alinmasinin islam aleminde yaratacagi 
olumsuz etkiden gekinmektedir. 

Suudi krali Halid hemen muhafizlari teftije gider. Kabe'nin Harici isyanci- 
lar tarafindan ijgal edildigini, gorevlerinin Allah Teala'nin Evi'nin temizlen- 
mesi oldugunu, gorevlerini yapmazlarsa Pakistanli parali askerleri kullana- 
cagini soyler. Bazi muhafizlar ikna olur olmayanlar ise tutuklanir. 

1979 Kabe baskini yapan eyiemcilerin sayisi en az 500 olarak tahmin edi- 
liyor. Devlete yakin Suudi ulemasinin fetvasini arkasina alan Suudi yonetimi 
biraz rahatlar. Fetva geregi once ijgalcilere sure verilip teslim olmalarini 
ister. Cuheyman bunu kabul etmez. 



172 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ardindan askeri operasyon ijgalin 6. gunij bajlar. Once kapilan tutan di- 
reni§gilere yogun ate? ile uzaklajmalan denenir. Kapilar iyi istihkam edildigi 
igin bu bajanlamaz. isyancilardan Mescid'in minareleri yerlejen keskin ni- 
jancilar Suudi askerlerini aviamaya ba§lar. Ardindan agir zirhli araglaria 
mescidin kapilan kinlarak igeri girilir. Bir yandan da helikopterlerden mesci- 
de indirme yapilir. indirme sirasinda gene 50k sayida Suudi askeri kaybedilir. 
Bu arada bazi helikopterler mesciddeki direnijgiierin iJzerine bombalar atar. 
Mescidin zemin ve iJst katlarindan gogiJs gogiJse garpijmaiar sonucunda 
Suudi gugleri zemin kati ve iJst katlari ele gegirir. 

Eyiemden onceki gecelerde buyiJk miktarda yiyecek malzemesi, ilk yar- 
dim malzemesi ve cephane Mescidi Haram'in alt katindaki mahzenlerde 
saklanmaktadir. Boylece eyiemcilerin gok uzun sure di? destek almaksizin 
direni? yapabilmesi mumkiJn olacaktir. 

Fransizlar bu baskmda Suud hiJkumetine yardim ederler. Oparasyona ka- 
tilan tim kutsal topraklara girer. Operarasyonda Fransiz timi GIGN'de dog- 
rudan dogruya Kabe'nin alt katlara girmeyi dijjunmez. Bunun yerine alt 
katlara goz ya§artici gazlar verilir bu gazlarin etkisiyle kimi direnijgi teslim 
olur kimisi elinde silah ate§ ederek di§ari gikar ve vurulur. Ancak alt kat hala 
temizlenememi§tir. Bu sefer alt katlara tonlarca su bojaltilir. Su iyice yiJk- 
seldiginde ise yiJksek voltajli elektrik verilir. 5 Aralik 1979 guniJ Kabe ijgalci- 
lerden kurtarilmi§ olur. MehdT Kahtani olmij? Cuheyman ise sag yakalanmi?- 
tir. Fransizlarin destegi ise bir Fransiz gazetesinin haberi iJzerine agiga gikar. 

Biian^o: 

Operasyonda Suudi gijglerinden blenlerin sayisi 127, isyancilardan olen- 
lerin sayisi 117 olarak agiklanmijtir. Hacilardan, namaza gelenlerden olenle- 
rin sayisi 26'dir. YiJzlerce de yarali vardir. Yargilamalar sonucunda 63 kiji 
idama mahkum olur, kafalari kesilerek infaz edilir. Kabe baskini boylece 
bitirilir. 

1979 (Hicri 1400)'de gergeklejen bu Kabe baskininin ardindan 7 sene 
sonra Hicri 1407 yilinda, Hac sirasinda gok daha buyiJk kanli olaylar meyda- 
na gelmijtir. Bu olayda caddelerde gosteri yapan hacilara saldirilarak 402 
kiji katledilmi?, gokfazia kan akitilmi§tir. 

MehdTligin Alimler Uzerindeki Etkisi 

MehdT'nin gelecegi fikri devlet siyasetinde onemli yer tutan g6ru5lerden 
oldugu kesinlik kazanmijtir. Ancak gaybi bir bilginin devlet ve millet siyase- 
tinde buyiJk bir yer tutmasi insan ve siyaset bilmecesinden bajka bir jey 
degildir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin hadislerini yanli? aniayan 
alimleri bile ikna etmek zor olunca halki bu tiJrlu fikri sabitlerden vaz gegir- 
mek daha zordur. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 173 



Hazret-i Sultan Mehmed Fatih'i istanbul'un fethi meselesinde en zi- 
yade tejvik eden ve 'Fatih' unvanina layik bir kisveye biJrunmesinde ih- 
timam ve himmetini esirgemeyen kiji elbette ki "Akfeyh" narr\\Y\a ma'ruf 
Akjemseddin kaddese'llahij sirrahu'l azTz Hazretleri (1390-1459) idi. 
Akjeyh, fethin hem maddi hem manevi, iki yiJzu oldugunun farkmdaydi. 

^unkij Fahr-i Alem RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemden rivayet 
edilen hadis-i jerifler hem komutan ve askerlerden miJtejekkil bir ordu- 
nun istanbul'u fethinden, hem de silahsiz, kan dokmeden; tevhid, tejbih, 
tahmidlerle, vuku bulacak; Al-i Beyt'ten bir miJbarek zatin kumandasin- 
daki manevi bir ordunun istanbul'u fethinden haber veriyordu. Buna 
binaen Akjeyh; istanbul'un, gelecegi hadislerle sabit olan MehdT eliyle 
ikinci kez fethedilecegini gayet iyi biliyordu. Devrin ulemasinin hadislerin 
ifadesinden yola gikarak Sultan Mehmed'in istanbul'u fethedemeyecegi- 
ni soylemelerine mukabil, Akjeyh bir degil, 'iki fetih' vuku bulacagindan 
hareketle, ulemanin bu yondeki itirazlarina karji gikiyor ve miJtemadiyen 
Sultan Mehmed'e fetihname denebilecek mijjdeli mektuplar yaziyordu. 

"istanbul'u once Mehmed fethedecek, sonra Istanbul ehl-i salibin 
eline gegecek, daha sonra da MehdT istanbul'u tekrar fethedecek" diye 
devrin ulemasina cevap veriyordu. (Risaletij'n- Nuriye, Ak^emseddin, A. 
ihsan Yurd, Istanbul, 1972). 

i$te hadislerle sabit olan ve Ak$eyh'in de mijjdeledigi ikinci fethin 
kumandani MehdT ve yine hadisin ifadesi ile "hi^bir kmayicmm ki- 
namasmdan fekinmeyen" kahraman askerlerden miJtejekkil nurani or- 
dusu, evvelemirde kalplerdeki Ayasofya'nin kapilarini agacak ve fethin 
semboliJnun ibadete agilmasi ile ikinci fetih gergeklejecek. ^"^ 

MehdTligin Halk Uzerindeki Etkisi 

Gaybi meselelerin gok kullanilmasi ile kitlelerin kontrolij yapildigi birgok 
misalle sabittir. ^unkij iJmitsizlige dujuldugiJnde, kahredici, zaiim idareciler, 
istilalar, siJrgunler, baskilar doneminde insanlar boyle bir iJmide muhtagtir. 
O sayede kotij jartlara sabredilir, tahammiJl edilir. Onun igin MehdT inanci 
bir nevi kullanilmijtir. 

Mesela; Osmanli imparatorlugunun yikilmaya bajladigi donemlerde halk 
dijjuncesini aniatan bu alinti durumu gokgiJzel belirtmektedir. 

Bu hallerden halkin ruhundaki eski ciddiyet-i islamiye ve cemiyet-i 
milliye de sene be-sene dugar-i zaaf ve tebeddiJl olup seciyelerde 
me'yusiyet ve zillet ve meskenet temerkiJz etmeye yol agilarak abes- 



^"^ (GUMU5EL, 2003), s. 85-86 



174 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



huvaran zaviye-daran ve tekke-nijTnanin adetleri gunden giJne arttikga 
artip, mezarlar yanlarinda kuliJbeler ihdasiyla kimi 

"Mekke'den, Medine'den gelen hacilarm getirdikleri du$- 
namelerden guya Hazret-i RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin za- 
man-i ahir gelmi; ve kiyamet pek yakla$mi$ oldugundan ve sair gune 
alamat-i kiyametten bahisle ak$am, sabah MehdT-i al-i resulijn zuhur 
edecegini ve Hazret-i isa'nm gokten inip MehdTile birle$erek din-i Mu- 
hammedt ijzerinde dijnya ahalisini cem' ve icra-yi adalet ve gaza ve ci- 
hadi ref le temin-i emniyet ve selamet eyieyecegini destan $eklinde 
okumak suretiyle kadm, erkek ashab-i hamiyet ve merhameti basis 
menfaatlerine celp ve daveti i$ edinmi$ ve burafe-cu ve softa-gularm 
pazari revacma yardim ve ragbet gostermege (ali$mi$ ve muvaffak ol- 
mu$ bulunuyorlardi. 

Hukumetin devair-i mutenevvia-i mute$ekkilesinde mevki i$gal eden- 
ler ise boyle $evleri men edip de terakkTyat-i medeniye-i zamaniyeyi ilti- 
zam ve takibe ve cahil halki bu yola sevk ve te$vike hasr-i himmet ve 
irsad edecekleri yerde, bilakis gaflet ve cebalet-i balktan ekseriyetie 
istifade-i zatiye yollarini ariyor ve diisunuyoriardi. 

....halk dahi bir yeis ve umitsizlik iginde boguluyor ve kimseye bir jey 
diyemeyip yalniz oteden beri kendilerine vaizler, jeyhler taraflanndan 
telkin edilen "MehdT" al-i resulij intizaren hiJkumet memurlanni daima 
ayri bir meslekte ve dinsizlik tavrinda gorijyor ve onlara asia kalben mu- 
habbet-i ciddiye ve muavenet-i fiiliye gostermiyordu. 

... zavalli halk bir §ey demeye ve bir hak istemeye cesur, atilgan ola- 
mayinca hukiJmet ne isterse sormaksizin onu veriyor ve goluk gocugunu 
ag kalsa da olmeyecek kadar bir ekmek parasi bulabilmek gayretinden 
bajka bir jey dujiJnemiyor ve gece-gundiJz yakinda gelecegini haber ve- 
ren kerametgilerin inandirdiklari MehdT-i Adili bekliyor. Buna da adalet 
ve itaat-i kamile manasi veriliyor. Bu namla ilan ve mensubatina arz-i 
5ukran-i bT-payan (Sonsuz tejekkiJr etme) olunuyordu. ^"^^ 

O zaman da padi§ahin nufuzu IstanbuI'dan ba^ka mahallere cdri ola- 
mayacaktir. Bunun uzerine dij^manlar her taraftan ba§ gostererek Meh- 
df-i al-i resul zuhur edecek, bijtun dunya halki uzerinde adildne hijkum 
yijrutecek, kurt He koyun o zaman yek-digere saldirmaksizm beraber ge- 



^'"' (BOCUZADE), s. 16-17 
^"^ (BOCUZADE), s. 109 
^""^ (BOCUZADE), s. 20 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 175 



zecek ve ondan sonra kiyamet kopacak derler. Git gide hdl bu raddeyi bu- 
lacak ve hafazanallah du^manlar etrafindan saracak olursa Istanbul 
sdkinleri o vakit dugar-i ye's ve nedamet olacaktir, ...^'^^ 

Bu anlatilanlann altinda yatan niyet devletlerin halki kontrol, pasifize 
ederek, somurmesidir. Diger bir baki§ agisi da yikilmasi istenen devletlere 
du§man devletlerin yikici entrikalannin alt yapisini meydana getirebilmek 
igin on hazirlik ajamasidir. Tarihte iNGiUZ SIYASETI VE HEGOMANYASI bu- 
nu en iyi kullananlardan oldugu ve bajardigi goriJlmektedJr. 

MehdTlik hareketinin iyi olma ihtimali de yok degildir. Fakat hakTkati ile 
zuhur etmeyince de gok buyiJk sikintilar oldugu da kesindir. Bu nedenle 
ki§ilerin MehdT profili arkasinda hareket etmelerinin gok sakincali oldugunu 
tarih siJrekli gostermektedir. 

MehdT'nin Tasawuff Yorumu 

MehdT'nin ortaya gikiji ve yapacagi ijler manevT agidan da yorumlanir. 
Buna gore MehdT'nin ortaya gikijiyla kiJlIT aklin ve en iJstun ruhun tezahiJru 
kastedilir. Maiyye-i Muhammediyye denilen bu iJstun ruh , Ona ruhumdan 
ufledim' ^''^ mealindeki ayetin sirrinca, insan-i kamil olan miJrjid tarafindan 
kendisinden manevT rehberlik isteyen talibe ijflenir. ^"^ 

MehdT, MuhammedT makamin sahibidir. Onun kirk yil hiJkum siJrmesi, 
varlik mertebelerinin sayisidir. Onun doneminde gecelerin aydinlik olmasi 
ve gundiJzlerin yejil bahgelere benzemesi, irfan sahibinin manen gelijimi 
sekr/manevT sarhojiuk ve beka veren sahv/ayiklik iginde surijp gitmesidir. 
Ziraatin bereketii ve bol olmasi, hayvanlarm sutiJnun gogalmasi, ilahT nimet- 
lerin ve kerametlerin pe? peje gelmelerine benzetilir. Emniyetii ve huzurlu 
olmaktan kastedilen ise irfan sahibinin velayet makamina ulajmasi ve ora- 
nin siJslu kaftanini giymesidir. ^^° 

Son sozij Mevlana kaddese'llahiJ sirrahu'l-azize verelim. 

$u halde her devirde nebi yerine bir veil vardir, bu sinama kiyamete 
kadar daimidir. Kimde iyi buy varsa kurtulmu^tur; kimin kaibi sirga- 
dansa sinmi§tir. i§te diri ve faal imam, o velidir; ister Hz. Omer soyun- 
dan olsun, ister Hz. Ali soyundanl 

Ey vol aravan, IVIehdi de O'dur. Hadi de O. 



^"^ (BOCUZADE), s. 43 
^'"'Hicr, 29; Sad, 72. 

^"^ (5iM5EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,)TokadT, Tevil-i Ehadis-i E^rat-i Sa'a, vr. 14b. 
CTIT, el-insanu'l-kamil, c. 2, s. 54. 



176 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hem gizlidir, hem senin kar§inda oturmakta. O, nura benzer; akil 
onun Cebmil'ldir. Ondan a§agi olan veil de onun kandilidir. 

Bu kandilden daha a§agi derece de olan veil de kandil konan yeri- 
mizdir. Nura mertebe bakimmdan dereceler vardir. Qiinku Tann nuru- 
nun yedi yiiz perdesi vardir. Nur perdelerini bu kadar kat bill Her per- 
denin ardinda bir kavmin duragi var. imam'a kadar bu perdeler safsaf- 
tir. Son saftakilerin gozleri, zayifliktan on saftakilerin nuruna taham- 
miil edemez. On saftakilerin gozleri de goriig zayifligi yiiziinden daha 
on saftakilerin nuruna takat getirmez. ilk saftakilerin hayati olan ay- 
dinlik, bu §a§imn ruhuna azap ve afettir. $a$iliklar yava§, yava§ azalir; 
adam yedi yiiz dereceyi gegti mi deniz kesilir. Demiri yahut altmi saf bir 
hale getiren ate}, terii taze ayva ve elmaya yarar mi? Ayva ve elmanin 
da az bir hamligi olabilir, fakat demire benzemezler, hafif bir hararet 
isterler. Halbuki o hararet, o §uleler, demir igin kafi degildir. Qiinkii de- 

351 

mir, ejderha gibi olan ate§in yalimini ister. 

BediiJzzamanSaid NursTkaddese'llahiJ sirrahu'l-azizin MehdThakkmda- 
ki g5ru$leri 

Resul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselam'in istikbalden haber verdigi bazi 
hadiseler, cijz'f birer hadise degil; beiki tekerrur eden birer hadise-i kijlliyeyi, 
ciJz'? bir surette haber verir. Halbuki o hadisenin mijteaddid vecihieri var. 
Her defa bir vechini beyan eder. Sonra ravi-i hadfs o vecihieri birle§tirir, hilaf- 
I vaki' gibi gorijnijr. 

Mesela: Hazret-i Mehdf'ye dair muhtelif rivayetler var. Tafsilat ve 
tasvirat, ba§ka ba§kadir. Halbuki YirmiddrdiJnciJ Soz'iJn bir dalinda isbat 
edildigi gibi; Resul-i Ekrem AleyhissalatO Vesselam, vahye istinaden, her bir 
asirda kuvve-i maneviye-i ehl-i imam muhafaza etmek igin, hem deh§etli 
hadiselerde ye'se dO^memek igin, hem alem-i Islamiyetin bir silsile-i 
nuraniyesi olan Al-i Beytine ehl-i imam manev? rabtetmek igin, MehdVyi ha- 
ber vermi}. Ahirzamanda gelen Mehd? gibi, herbir asir Al-i Beytten bir nevi 
IVIehd?, beIki Mehdiler bulmu§. Hatta Al-i Beytten ma'dud olan Abbasiye 
Hulefasmdan, BOyuk Mehdt'nin gok evsafina cami' bir IVIehd? bulmu§.^^^ 

I§te bak! Hazret-i Hasan'in neslinden gelen aktablar, hususan Aktab-i Er- 
baa ve bilhassa Gavs-i A'zam olan ^eyh AbdiJlkadir-i Gey Ian? ve Hazret-i 
HOseyin'in neslinden gelen imamlar, hususan Zeynelabidin ve Cafer-i Sadik 
ki, her biri birer manev? Mehd? hOkmune gegmi§, manev? zulmO ve zulOmati 
dagitip, envar-i Kur'aniyeyi ve hakaik-i imaniyeyi ne^retmi^ler. Cedd-i 



^" Mesnevi, c. II, b. 815-830 



^" Mektubat, s. 95 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 177 



emcedlerinin hirer varisi olduklarini gostermi^ler.^^^ 

Hem ben muteaddid insanlari gordum ki, bir nevi Mehd? kendilerini bili- 
yorlardi ve "Mehd? olacagim" diyorlardi. Bu zdtlar yalanci ve aldatici degil- 
ler, beiki aldaniyorlar. Gorduklerini, hakikat zannediyorlar. Esma-i llahtnin 
nasil ki tecelliyati, Ar^-i A'zam dairesinden td bir zerreye kadar cilveleri var 
ve o esmaya mazhariyet de, o nisbette tefavOt eder. Oyle de mazhariyet-i 
esmadan ibaret olan meratib-i velayet dahi oyle mOtefavittir. ^u iltibasin en 
mOhim sebebi §udur: 

Makamat-i eviiyadan bazi makamlarda Mehd? vazifesinin hususiyeti bu- 
lundugu ve kutb-u a'zama has bir nisbeti gdrijndijgij ve Hazret-i Hizir'in bir 
mOnasebet-i hassasi oldugu gibi, bazi me^ahirle mOnasebetdar bazi 
makamat var. Hattd o makamlara "Makam-i Hizir", "Makam-i Uveys", 
"Makam-i Mehctiyet" tabir edilir. 

i^te bu sirra binaen, o makama ve o makamin cOz'? bir nOnriunesine veya 
bir golgesine girenler, kendilerini o makamla has mOnasebetdar me§hur 
zdtlar zannediyorlar. Kendini Hizir telakki eder veya Mehd? itikad eder veya 
kutb-u a'zam tahayyOI eder. Eger hubb-u cdha talib enaniyeti yoksa o halde 
mahkum olmaz. Onun haddinden fazia davalari, ^atahat sayilir. Onunia 
beIki mes'ul olmaz. Eger enaniyeti perde ardinda hubb-u cdha mOteveccih 
ise; o zdt enaniyete maglub olup, §ijkrij birakip fahre girse, fahrden git gide 
gurura sukut eder. Ya divanelik derecesine sukut eder veyahut tar?k-i haktan 
sapar. QUnki bijyijk eviiyayi, kendi gibi telakki eder, haklarindaki hOsn-iJ zan- 
ni kirilir. lira nefis ne kadar magrur da olsa, kendisi kendi kusurunu 
derkeder. bijyijkleri de kendine kiyas edip, kusurlu tevehhOm eder. Hattd 
enbiyalar hakkinda da hOrmeti noksanla§ir. 

I§te bu hale giriftar olanlar, mizan-i §eriati elde tutmak ve Usul-Od Din 
ijlemasmm dOsturlarini kendine olgQ ittihaz etmek ve Imam-i Gazal? ve 
imam-i Rabban? gibi muhakkik?n-i eviiyanin talimatlarini rehber etmek ge- 
rektir. Ve daima nefsini ittiham etmektir. Ve kusurdan, acz ve fakrdan ba§ka 
nefsin eline vermemektir. Bu me§rebdeki §atahat, hubb-u nefisten nefet 
ediyor. QUnki muhabbet gozQ, kusuru gormez. Nefsine muhabbeti igin, o 
kusurlu ve liyakatsiz bir cam pargasi gibi nefsini, bir pirlanta, bir elmas zan- 
neder. Bu nevi igindeki en tehlikeli bir hata §udur ki; kalbine ilham? bir tarzda 
gelen ciJz'? manalari "Keldmullah" tahayyOI edip, dyet tabir etmeleridir. Ve 
onunia, vahyin mertebe-i ulya-yi akdesine bir hOrmetsizlik gelir. Evet bal 
arisinm ve hayvanatin ilhamatindan tut, td avam-i ndsin ve havass-i 
be^eriyenin ilhamatina kadar ve avam-i melaikenin ilhamatindan, td havass- 
I kerrubiyyunun ilhamatina kadar bOtiJn ilhamat, bir nevi kelimat-i Rabbani- 
yedir. Fakat mazharlarin ve makamlarin kabiliyetine gore keldm-i Rabban?; 



^" Mektubat, s. 100 



178 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



yetmi} bin perdede telemmu' eden ayri ayri cilve-i hitab-i Rabbamdir.^^'^ 

Cenab-i Hak kemal-i rahmetinden, §enat-i Isldmiyenin ebediyetine bir 
eser-i himayet olarak, herbir fesad-i ijmmet zamaninda bir muslih veya bir 
mijceddid veya bir halife-i z?§an veya bir kutb-u a'zam veya bir mijr§id-i 
ekmel veyahud bir nevi Mehdf hijkmijnde mObarek zdtlari gdndermi§; fesadi 
izale edip, milleti islah etmi§; Din-i Ahmedtyi sallalldhij aleyhi ve sellem mu- 
hafaza etmi§. Madem ddeti oyle cereyan ediyor, dhirzamanin en bOyiik fe- 
sadi zamaninda; elbette en bijyijk bir mOgtehid, hem en bijyijk bir mOceddid, 
hem hakim, hem Mehdf, hem mOr^id, hem kutb-u a'zam olarak bir zdt-i 
nurantyi gonderecek ve o zdt da Ehl-i Beyt-i Nebevtden olacaktir. Cenab-i 
Hak bir dakika zarfinda beyn-es sema vel-arz diemini bulutlaria doldurup 
bo§alttigi gibi, bir sdniyede denizin firtinalarini teskin eder ve bahar iginde 
bir saatte yaz mevsiminin nOmunesini ve yazda bir saatte ki} firtinasini icad 
eden Kad?r-i ZOIceldl; Mehd? He de diem-i Isldmin zulOmatmi dagitabilir. Ve 
va'detmi^tir, va'dini elbette yapacaktir. Kudret-i llahiye noktasinda bakilsa, 
gayet kolaydir. Eger daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasinda dO^iJ- 
nOlse, yine o kadar makul ve vukua Idyiktir ki; eger Muhbir-i Sadik'tan riva- 
yet olmazsa dahi, herhalde oyle olmak Idzim gelir ve olacaktir diye ehl-i te- 
fekkOr hOkmeder. ^^^ 

Ve eskiden beri ve §imdi de gok safdil ve makamperest zdtlar, Mehd? ola- 
cagim diye dava ederler. Gergi her asirda hidayet edici bir nevi Mehd? ve 
mOceddid geliyor ve gelmi§, fakat herbiri Qg vazifelerden birisini bir cihette 
yapmasi itibariyle, dhirzamanin BiJyiJk Mehd? Onvanini almami§lar.^^^ 

Hulasa: 



BugiJne kadar yazilmi? kitaplarda herkes MehdT aleyhisselamin gelmesi 
ve onun askeri olabilmek kaygisi ile doludur. Aslinda MehdTnin gelmesi de- 
mek, bir jeyierin yanii? gittigi ve kiyametin kopmasi demek oldugu unutulu- 
yor. Eger MehdT gelecekse, gelecektir. Bize dijjen MehdTnin gelmeyecegi 
ortami hazirlamak ve gayret gostermektir. Bu jekiide biz gergek manada 
Allah Teala'ya kul oluruz. Bize kalirsa MehdT'nin bir an once gelmesini iste- 
yenler ijin neticelenmesini isteyerek sorumluluktan kagiyorlar. MehdTnin 
gelmesi demek ozgurlijgumuzun bittigi bir zaman olacagidir. O geldikten 
sonra galijmanin ve kullugun igerigi bojalmi? demektir. MehdT'nin geleme- 
yecegi ?agi Allah Teala'dan isteyip kullukta israrci olmak ne giJzel bir haldir. 
isteyen bir tarih versin, Allah Teala bir kimsenin buldugu ve uydurdugu 
tarihte Mehd? aleyhisselami gondermeyecegi a$ikar olmu§tur. Bu jekilde 



^^"Mektubat, s. 447 
^"Mektubat, s. 440 

Emirdag Lahikasi, s.257 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 179 



bir §eyin olabilirligini kabul etmek hata ve giJnahtir. 

MebdT aleyhisselam aci bir gergegi gosterir ki, insanlik artik son bulacak 
demektir. Bu geli§ beiki sevinilmeyecek bir durumdan bajka bir §ey de de- 
gildir. Allah Teala bizi MehdT aleyhisselamin gelme zamanindaki imtihandan 
muhafaza buyursun. Bizi ve gelecek nesillerimizi de bu olmasi takdir edilen 
vaktin fitnesinden emin eyiesin. 

ibn-u Mes'ud radiyallahij anh aniatiyor: "RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem buyurdular ki: 

"Dunyanin tek qunliJtk omrij bile kalmi§ olsa Allah Teala, o gunii uzatip, 
tender) bir kimseyi o gijnde gonderecek." ^^^ 

Allah Teala'nin kiyametten az once bir zaman MehdT aleyhisselami gon- 
derecek olmasini temenni etmek butiJn musliJmanlarin biricik duasi olmasi 
gerekir. Bu jekilde bu sikintili giJnlerin zahmetinden emin olmak bijyuk bir 
lijtuf oldugu bilinmelidir. 

Tek giJnluk omiJr beIki Allah Teala katindaki giJnler hesabi ile olacak olur- 
sa bu ise diJnya yillarina gore bin yil ^^^ elli bin yil ^^^ olur ki bu hadisenin 
olurlugu bize birgok yorumlari ayrica getirmektedir. Kisa omiJrlu dunyanin 
yajinda dahi kesin bir bilgimiz olmadigina gore bu zamanin hiJkmunu Allah 
Teala'ya birakmak en giJzelidir. 

Herkes Mehdtyi beklerken, bekledikleri Mehdi kimdi? 
Ne Mehdi geldi, nede kendileri Mehd7 oldu. 
Bildim ki, IVIehdi binlerce yil sonra gelecek. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin kisa zamani 
DUnyanin ya§ina gore idi. Onun nUbiJvveti 
Diger nebilerin zamanmdan uzun olmasi gerekir. 
QUnkiJ O en faziletlimizdir.^''° 



Umulur ki isa aleyhisselami indirir. 

^" Ebu Davud, MehdT 1, (4282); Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232). 

"BUtUn ifleri gokten yere kadar ted bir eder. Sonra o (i$) O'na bir giinde yiikse- 
lir. Onun (giiniin) miktari, sizin saydiginizdan bin yil (kadar) bulunmuftur." (Secde, 
5) 

"Ve senden azabin acele gelmesini isterler. Halbuki Allah vaadinde asia hulf et- 
mez ve $uphe yok ki. Rabbin indindeki bir giin, sizin sayacaklarinizdan bin yil gibi- 
di>."(Hac,47) 

"Melekler ve Ruh oraya bir giinde gikarlar ki, oranin mesafesi ellibin yildir." 
(Mearic, 4) 

360 ., 

Yazan 



180 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



NiyazT-i Misn'nin isa aleyhisselamm inmesini murad ederken umutsuzlu- 
gunu ve sikintili donemin bitmesini arzulamasindandir. Onun ehl-i kejften 
oldugunu bildigimize gore bu isteyijindeki karamsarlik gektigi sikintilarin 
ajiri derecede artmasindandir. Sosyal hayat zamani itibanyla bencillejmi?, 
maddi ve manevTyat ehli hadlerini a§mada bir yarija girmijierdir. NiyazT-i 
MisrT'de kiyamet kopsa ne olur ki, diyerek dileklerini beyan etmektedir. 

HZ. iSA aleyhisselamm NUZOlu '" 

Hz. isa'nin yeryiJzune ini§i ile ilgili bir diger terim ise Mesih sozcijgudur. 
Mesih kelimesi. Arapgaya Aramca Mejiha veya ibranice Ha-IVle5Tha"dan 
gegmi? olup "olgmek, mesh etmek, giinahlardan temizlenmi}, siddtk (te- 
reddiitsiiz inanan), yuruyen, seyahat eden" aniamlarina gelmektedir. 01- 
dukga eski donemlere uzanmakta olan kurtarici mesih inanci Mecusilik. 
Hinduizm. Budizm. Brahmanizm gibi birgok inang sisteminde goriJimektedir. 
Eski Ahit'te israilogullarmdan bir nebi gelecegi bildirilmekte (Tesniye: 18/3 
5). Yahudiler bu kijinin Davud oglu Mesih olacagina, fakat ondan once Yusuf 
oglu Mesih gelecegine inanmaktadirlar. Yeni Ahit'te Hz. isa aleyhisselamm 
bulutlar iJzerinde ikinci defa gelijinden agikga bahsedilmektedir (Matta: 
26/64; Yuhanna: 4/25-26). Hiristiyanlar Hz. isa'nm ahir zamanda yeryuziJne 
inerek bin senelik ilahi imparatorlugunu Filistin'de kuracagma inanmaktadir- 
lar. 

Kur'an-i Kerimde adi gegen ve israil ogullarma gonderilen Hz. isa 
aleyhisselamm, dogumu bir mucize oldugu gibi yeryiJzunden semaya kaldi- 
rilmasi da ayri bir mucizedir. Kur'an-i Kerim onun diJnyaya gelijini joyle 
haber verir: 

"Allah Teala katinda isa'nm durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah 
Teala onu topraktan yaratti. Sonra ona: "Oil" dedi ve oluverdi" ^^^ 

Hz. Adem aleyhisselami topraktan anasiz ve babasiz yaratan Allah Teala, 
isa aleyhisselami da babasiz yaratmijtir. Hz. isa aleyhisselam otuz yajinda 
iken kendisine rasiJlluk gorevi verildiginde durumu hemen israilogullarma 
haber verdi. Hz. isa aleyhisselamm davetine kulak vermeyen ve ellerindeki 
Tevrat'i tahrif edip pek gok degijiklikler yapan israilogullari isa 
aleyhisselama inanmadilar. Hz. isa aleyhisselam mucizeler gostererek etra- 
fina insanlar toplamaya bajlaymca 

israilogullari kendisini ve ona inananlari durdurmak igin pek gok yol de- 
nediler, sonunda Hz. isa aleyhisselami oldiJrmeye karar verdiler. Ancak Allah 
Teala onlarin planlarmi etkisiz hale getirdi. Yahudiler, Hz. isa aleyhisselama 



^" (YAMAN, Ekim,2002), s. 40 
^"Al-i imran, 59 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 181 



benzeyen birini yakalayip astilar ve Hz. isa aleyhisselami oldtirduklerini san- 
dilar. Bu durum Kur'an-i Kerim'de §6yle aniatilir: 

"1/e Allah Teala 'nm elgisi Meryem oglu isa'yi oldurduk, demeleri yu- 
ziinden (onlan lanetledik). Halbuki onu ne oldiirdiiler, ne de astilar, fakat 
(dldijrdukleri) onlara isa gibi gosterildi. Onun hakkmda ihtilafa du§enler 
bundan dolayi tarn bir kamrsizlik igindedirler; bu hususta zanna uymak 
di§inda higbir (saglam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu oldurmediler. 
Bilakis Allah Teala onu (isa'yi) kendi katina kaldirmi^tir. Allah Teala izzet 
ve hikmet sahibidir. Ehl-i Kitaptan her biri, olumunden once ona muhak- 
kak iman edecektir. Kiyamet gununde de O, onlara §ahit olacaktir." ^^^ 

isa aleyhisselamin ismi Kur'an-i Kerimde yirmi be? yerde gegmektedir. 
Bu ayetlerden bir kismi iJzerinde farkli yorumlar yapilarak farkli aniayijlar 
ortaya konmujtur. ^ogunluk islam alimlerine gore Allah onu kudreti lie ma- 
nevi semalardaki hususi mevkiine kaldirmijtir, kiyametten once tekrar diJn- 
yaya gonderecektir. O zaman biJtun Ehl-i Kitap onun rasiJl olduguna inana- 
cak, yanli5 inanglarindan kurtulacaklardir. Bir bajka anlayi§a gore, Allah 
Teala onu Yahudilerden korumuj, eceli gelince onu vefat ettirmi? ve ruhunu 
semadaki yerine kaldirmi§tir. Kiyametten once gelecek olan da onun ruhu- 
dur. Biz bu bajlik altinda KevserT'nin konu ile ilgili yorum ve gorijjleri 5U 
jekildedir. 

isa aleyhisselamin semaya kaldirilmasi (ref'i) ve kiyamete yakin yeryuzij- 
ne inecegi hadislerde de yer aldigindan ilk kelam kitaplarmdan bajlamak 
ijzere her donemde yazilan eserlerde kiyametin alametlerinden birisi de Hz. 
isa aleyhisselamin yeryiJzune iniji oldugu ifade edilmijtir. Konunun uzama- 
masi igin biz burada sadece iki eserden alinti yapacagiz. Hicri 150 de vefat 
eden imam Azam Ebu Hanife rahmetu'llah aleyh yazdigi el-Fikhu'l-Ekber 
isimli eserinde: "Deccalin ve Ye'ciic ve Me'cucun cikisi, gunesin batidan 
dogusu, isa aleyhisselamin semadan ini$i sahih haberlerle meydana gele- 
cegi haber verilen diger kiyamet alametleri haktir ve meydana gelecektir." 
demektedir. TaftazanT (6. 797/1395) de eserinde "deccalin, dabbetUI arzin, 
Ye'ciic ve Me'ciiciin (iki^i, isa aleyhisselamin semadan ini§i, giJine§in bati- 
dan dogu§u gibi RasulUllah sallallahij aleyhi ve sellemin kiyamet alameti 
olarak haber verdigi §eyler haktir" demektedir. 

Hz. isa'nin inecegini inkar edenler Allah Teala'nin: "Ey isa! Seni vefat et- 
tirecegim, seni nezdime yUkseltecegim, seni inkar edenlerden arindiraca- 
gim ve sana uyanlari kiyamete kadar kafirlerden iistiin kilacagim. Sonra 
ddnUgUniiz bana olacak. i§te o zaman ayriliga dU^tUgUniiz §eyler hakkmda 
aranizda ben hiikmedecegim." ^^"^ Ayetinde gegen "miJteveffTke" kelimesi 



^" Nisa, 157-159. 
Al-i imran, 55. 



182 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ile "Ben onlara, ancak bona emrettigini soyledim: Benin) de Rabbim, sizin 
de Rabbiniz olan Allah'a kulluk ed'in, dedim. iglerlnde bulundugum miid- 
detge onlar uzerine kontrolcu idim. Ben'i vefat ettirince artik onlar uzerine 
gozetleyici yalniz sen oldun. Sen her §ey'i hakkiyla gorensln" ^'"''ayetindeki 
"teveffeyteni" kelimesini oldiJrmek manasina alip, Hz. isa aleyhisselamin 
6lmu5 oldugunu iddia ederler. Ayrica "bilakis Allah onu katina kaldirmi^tir, 
Allah izzet ve hikmet sahibidir"^^^ ayetindeki semaya kaldinlmasini, maddi 
bir kaldirili5 degil, manevi bir yiJkseli? olarak yorumlarlar. Konu ile ilgili go- 
gunlugun gorijjune kar§i g6ru§ bildiren kijilere cevap olmak iJzere bir eser 
yazan Zahid ei-Kevsen, ilgili ayetleri yorumlayarak jbyle demektedir: 

"isa aleyhisselamin semaya kaldirili^ini bildiren ayette gegen "rafea" ke- 
limesinin gergek manasi bir §eyi a^agidan yukariya nakletmek demektir ve 
semaya bizzat kendisinin kaldirildigini ifade eder. Ayette kelimeyi mecaz 
manaya hamletmeyi gerektiren bir karine yoktur. Dolayisiyla mecaz manaya 
hamledip ruhu yOkselmi^tir denilemez" 

KevserT, isa aleyhisselamin semaya raf mm ruhen olamayacagmi 5U yo- 
rumlarla iddia etmektedir: Ayet, Yahudilerin: "biz Isd'yi dldijrdijk" sozlerine 
cevap mahiyetinde gelmijtir. isa aleyhisselamm oldiJrulmeyip semaya kaldi- 
nldigmi ifade eder. Bazilarmm dedigi gibi Hz. isa aleyhisselamm oldiJrulup 
semaya ref edilenin ruhu oldugunu iddia etmek, Yahudilerin iddiasmi red- 
detmek degil, onlari desteklemek olur. Halbuki ayet onlarm iddiasmi guriJt- 
mek \g\n gelmijtir. Ayrica Hz. Allah Hz. isa aleyhisselami, bedeni ve ruhu ile 
birlik olarak semaya yiJkseltmemi? olup sadece onu ruhu ile yukseltmi§ ol- 
saydi, bu Hz. isa'nin oldiJrulmesine aykiri olmazdi. ^unkij nice peygamberler 
6ldurulmu5, jehit edilmi? sonra da ruhlari yukseltilmi§tir. Halbuki bu ayette 
Hz. isa aleyhisselamin yiJkseltilip kaldirilmasi oldiJrulmesine zit olarak goste- 
rilmi?, oldiJrulmedigine delil gosterilmijtir. Bu durum gosteriyor ki, Hz. isa 
aleyhisselamin yiJkseltilmesi ruh ve bedeni ile yiJkseltilmesidir. Hz. isa 
aleyhisselamin olmedigini, hayatta oldugunu gostermektedir. KevserT, yuka- 
rida mealini verdigimiz ayetlerde gegen "teveffa" kelimesinin oliJm anlami- 
na degil, kabzetmek ve almak anlamma geldigini diger ayetlerle pekijtirerek 
56yle der: "Allah, olenin olum zamani gelince, olmeyenin de uykusunda 
iken canlanni alir da olumune hukmettigi cam alir, otekini belirii bir vakte 
kadar birakir. $Uphe yok ki, bunda iyi dU^Unen bir kavim igin ibretler var- 
dir." ^" Bu ayette gegen "teveffi" kelimesi "dlOm" degil "almak" manasina 
kullanilmijtir. Eger oliJm manasina gelseydi "mevt" kelimesinin, aniamsiz 
olmasi gerekirdi, halbuki Allah Teala 'nin kelammda aniamsiz kelimenin 



^^^Maide, 117. 
''' Nisa, 158. 

367-,.. ._, 

Zumer, 42. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 183 



olmasi dujuniJlemez. Dolayisiyla ayetlerde gegen "teveffi" kelimeleri oliJm 
aniamina degil huzura almak manasinadir. Hz. isa 6lmemi§ diri olarak 
semaya kaldirilmi§tir." KevserT, "Ehl-i Kitaptan her bin, olumunden once 
ona muhakkak iman edecektir. Kiyamet gununde de o, onlara §ah'it ola- 
caktir"^^^a\et\nde gegen "olumunden evvel" kelimesinin yeryiJzune inijin- 
den sonraki oliJmu oldugunu soylemektedir." $uphesiz ki o (isa), kiyametin 
(ne zaman kopacagmm) bilgisidir. Ondan h'lg §uphe etmeyin ve bona uyun; 
gijnku bu, dosdogru yo/dur" ^^^ayetindeki zamirin Hz. isa aleyhisselama raci 
oldugunu soyleyen el-Kevsen, ayette gegen "le ilmun" kelimesinin 
"lealemijn" jeklindeki kiraatlanni da gostererek Hz. isa aleyhisselamin yer- 
yiJzune ini§inin, kiyametin alametlerinden oldugunu da soylemektedir. 
Zahid el-Kevseribu bilgileri verdikten sonra Hz. isa aleyhisselamin diri olarak 
semaya kaldirildigini, ahir zamanda yeryiJzune inecegini soyler. Bunun di- 
§indaki g6ru§lerin delile dayanmayan hayallerden ibaret oldugunu, 
miJtevatir hadislerin de isa aleyhisselamin semaya diri olarak kaldirilip ahir 
zamanda inecegini ifade ettigini soyler ve iJmmetin de ayni inang iJzere de- 
vam ede geldigini belirtir. (KevserT, Nazratun Abirah, s. 105.) 

isa aleyhisselam ^armihta oldij ve sonra yeniden dirildi mi? 

Asirlar boyunca isa aleyhisselamin garmihta olijp olmedigi sorununa veri- 
len tek bir "dogru- kesin" cevap asia olmamijtir. Gergekte tefsircilerin geni? 
gapli ve bilgince dijjuncelerinin gosterdigi gibi, bu sadece "evet ya da hayir" 
ile cevaplanacak bir sorun degildir. MusliJmanlarin asirlardir verdikleri farkli 
cevaplar arasinda, Hiristiyanlaria ortak bir zemin bulmak igin guniJmuz MiJs- 
lijman veya Hiristiyanlarinin sandiklarindan daha fazia imkan vardir. Temel 
tefsirlerde bulunan yorumlarin kismi bir listesi ajagidadir: 

1) oliJme benzetilme teorisi 

2) uyku teorisi (garmihta bilincini yitirme dahil) 
3) kabz 

4) kronolojik donujiJm, eskatalojik oliJm ve yeniden dirilme ile birlikte 

5) Allah Teala isa aleyhisselamin diJnya hayatma son verdi 

6) Allah Teala isa aleyhisselami ruh ve beden olarak butiJnuyle aldi 

7) Ne zaman ve nerede oliJm ve yukseli§in vuku buldugu noktasinda bili- 
nemezcilik 

8) Benligin ve diJnyevi arzularin oliJmu 

9) Tipki jehitler gibi isa aleyhisselam gergekten oldiJ ancak jimdi Allah 
Teala katinda diridir 

10) Gergek zahiri bliJm ve yeniden dirilme. 



''^ Nisa, 159. 
''^Zuhruf, 61. 



184 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Kujkusuz biJtun bu yorumlar birbirlerini dijlamamaktadirlar. Sozgelimi, 
3., 5. ve 6. 5iklar ayni jeyi soyleyen farkli sozler olarak kabul edilebilir. Bu- 
nun MiJsluman-Hiristiyan diyalogu ile ilgili imalari nelerdir? 10. 51k ku§kusuz 
Hiristiyanlar ile ayni zemine sahiptir. Ancak 3., 5., 6., ve 9. jiklar yine yakin 
zemine ijaret etmektedirler."° 

isa aleyhisselamm NiJzulunun TasavvufTYorumu 

Mehmed Emin TokadT'ye gore, Hz. isa aleyhisselamm yeryiJzune iniji, 
aki-i me'adin (uhrevT akil) yakin nuru ile insanda goriJnmesinden kinayedir. 
Hz. isa aleyhisselamm indikten sonra Deccal'i oldiJrmesi ve onun kotiJlukleri 
yaymasma son vermesi ise aki-i me'adm kotij sifatlarm ortaya gikmasmi 
onlemesi jeklinde tevil edilir. "^ 

CilT ise, Hz. isa aleyhisselamm Allah Teala'nm ruhu/ruhu'llah oldugunu ve 
hakki temsil ettigini belirterek, hak belirince batila ait olanlarm ortadan 
kalkacagmi ifade eder. Yani hak/gergek ortaya gikmca insana jijphe veren ve 
karijiklik meydana getiren onun dijmdaki her jey yok olup gider. "^ Buraya 
kadar aniatilanlardan hareketle Deccal'm kotiJlugu ve onu yaymayi, Hz. isa 
aleyhisselamm ise soz konusu girkinliklerin ortadan kalkmasmi ve iyiliklerin 
meydana gelmesini temsil ettigi soylenebilir."^ 

BediiJzzaman Said NursT kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Hz. Isa alevhis 
selamm nuzulij hakkmdaki goriisleri 

Ahirzamanda Hazret-i isa Aleyhisselamm nuzuliJne ve Deccal'i oldiJrme- 
sine ait ehadTs-i sahihanm mana-yi hakikTIeri aniajilmadigmdan, bir kisim 
zahirT iJlemalar, o rivayet ve hadTslerin zahirine bakip jijpheye dijjmujler. 
Veya sihhatini inkar edip veya hurafevari bir mana verip adeta muhal bir 
sureti bekler bir tarzda, avam-i muslimme zarar verirler. MiJlhidler ise, bu 
gibi zahirce akildan gok uzak hadTsleri serrijte^^'' ederek, hakaik-i islamiyeye 
tezyifkarane bakip taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu gibi ehadTs-i 
miJtejabihenin hakikT tevillerini Kur'an feyziyle gostermi?. §imdilik niJmune 
olarak bir tek misal beyan ederiz. §6yle ki: 

Hazret-i isa aleyhisselam Deccal ile miJcadelesi zamanmda, Hazret-i isa 
Aleyhisselam onu oldiJrecegi vakitte, on arjm yukariya atlayip sonra kilmci 
onun dizine yetijtirebilir derecesinde, viJcudga o derece Deccal'm heykeli 
Hazret-i isa'dan bijyuktur, diye mealinde rivayet var. Demek Deccal, Hazret-i 



CUMMING, Joseph L. isa aleyhisselam ^armihta Oldij mu? SiJnni Tefsir Kitapla- 
rinda isa aleyhisselamm DiJnyevi Hayatmin Sonu Hakkmda Tarihi DujiJnceler 

371 



372 



(5IM5EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,) TokadT, Tevil-i Ehadis-i E^rat-i Sa'a, vr. 14b. 
(5iM5EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,) CTIT, el-insanu'l-kamil, c. 2, s. 54. 



"^ (5iM5EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,) 

Serri§te: f. ip ucu. Emare, delil. Vesile. Baja kakmak. Maksad. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 185 



isa Aleyhisselam'dan on, beiki yirmi misli yiJksek kametii olmak lazim gelir. 
Bu rivayetin zahirT ifadesi sirr-i teklife ve sirr-i imtihana munaft oldugu gibi, 
nev'-i bejerde cari olan adetullaha muvafik dujmuyor. 

Halbuki bu rivayeti, bu hadTsi, haja muhal ve hurafe zanneden zindiklari 
iskat ve o zahiri ayn-i hakikat itikad eden ve o hadTsin bir kisim hakikatlanni 
gozleri gordiJkleri halde daha intizar eden zahirT hocalari dahi ikaz etmek 
igin, o hadTsin bu zamanda da ayn-i hakikat ve tam muvafik ve mahz-i hak 
miJteaddid manalarindan bir manasi gikmijtir. §6yle ki: 

isevTIik Dini ve o dinden gelen adat-i mustemirresini muhafaza hesabina 
gaiijan bir hiJkumet ile resmT ilaniyla, zulmetii pis menfaati \g\n dinsizlige ve 
boijevizme yardim edip tervig eden diger bir hiJkumet ki, yine basis menfaa- 
ti igin islamlarda ve Asya'da dinsizligin intijarina tarafdar olan fitnekar ve 
cebbar hukumetlerle muharebe eden evveiki hiJkumetin §ahs-i manevTsi 
temessiJl etse ve dinsizlik cereyanmm biitiJn tarafdarlari da bir §ahs-i mane- 
vTsi tecessiJm eyiese, ijg cihetle, bu miJteaddid manalari bulunan hadTsin, bu 
zaman aynen bir manasini gosteriyor. Eger o galib hiJkumet netice-i harbi 
kazansa, bu ijarT mana dahi bir mana-yi sarih derecesine gikar. Eger tam 
kazanmasa da, yine muvafik bir mana-yi ijarTdir."^ 

Hazret-i idris ve isa Aleyhimesselam'in tabaka-i hayatlaridir ki, bejeriyet 
levazimatindan tecerriJd ile meiek hayati gibi bir hayata girerek nuranT bir 
letafet kesbeder. Adeta beden-i misalT letafetinde ve cesed-i necmT 
nuraniyetinde olan cism-i diJnyevTIeriyle semavatta bulunurlar. 
Ahirzamanda Hazret-i isa Aleyhisselam gelecek, §eriat-i Muhammediye 
sallallahij aleyhi ve sellem ile amel edecek mealindeki hadTsin sirri judur ki: 
Ahirzamanda felsefe-i tabiiyenin verdigi cereyan-i kiJfrTye ve inkar-i uluhiye- 
te karji isevTIik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerriJd edip islamiyete 
inkilab edecegi bir sirada, nasil ki isevTIik jahs-i manevTsi, vahy-i semavT 
kilinciyla o miJdhi? dinsizligin jahs-i manevTsini oldiJrur; oyle de Hazret-i isa 
Aleyhisselam, isevTIik jahs-i manevTsini temsil ederek, dinsizligin jahs-i ma- 
nevTsini temsil eden Deccal'i oldiJrur.. Yani inkar-i uluhiyet fikrini oldiJre- 
cek."^ 

ijte boyle bir sirada, o cereyan pek kuvvetii gorundugij bir zamanda, 
Hazret-i isa Aleyhisselamin jahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakikT 
isevTIik dini zuhur edecek, yani rahmet-i ilahiyenin semasindan niJzul ede- 
cek; hal-i hazir Hristiyanlik dini o hakikata kar§i tasaffi edecek, hurafattan ve 
tahrifattan siyrilacak, hakaik-i islamiye ile birlejecek; manen Hristiyanlik bir 
nevi islamiyete inkilab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o isevTIik jahs-i 
manevTsi tabi' ve islamiyet metbu' makaminda kalacak; din-i hak bu iltihak 



Kastamonu Lahikasi, s. 80 



"'^ Mektubat, s.6 



186 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



neticesinde azTm bir kuvvet bulacaktir. Dinsizlik cereyanina karji ayri ayri 
iken maglub olan isevTIik ve islamiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyani- 
na galebe edip dagitacak istidadinda iken; alem-i semavatta cism-i bejensiy- 
le bulunan jahs-i isa Aleyhisselam, o din-i hak cereyaninin bajina gegecegi- 
ni, bir Muhbir-i Sadik, bir Kadir-i KiJiii §ey'in va'dine istinad ederek haber 
vermijtir. Madem haber vermi?, haktir; madem Kadir-i KiJiii §ey' va'detmi?, 
elbette yapacaktir. 

Evet her vakit semavattan melaikeleri yere gonderen ve bazi vakitte in- 
san suretine vaz'eden (Hazret-i Cibril'in "Dihye" suretine girmesi gibi) ve 
ruhanileri alem-i ervahtan gonderip be§er suretine temessiJl ettiren, hatta 
6lmu§ eviiyalarin goklarinin ervahlarini cesed-i misalTyle diJnyaya gonderen 
bir Hakim-i ZiJlcelal, Hazret-i isa Aleyhisselam'i, isa dinine ait en muhim bir 
husn-ij hatimesi igin, degil sema-i diJnyada cesediyle bulunan ve hayatta 
olan Hazret-i isa, beiki alem-i ahiretin en uzak k6§esine gitseydi ve hakika- 
ten olseydi, yine joyle bir netice-i azTme igin ona yeniden cesed giydirip 
diJnyaya gondermek, o HakTm'in hikmetinden uzak degil.. beIki onun hikme- 
ti byle iktiza ettigi igin va'detmi? ve va'dettigi igin elbette gonderecek. 

Hazret-i isa Aleyhisselam geldigi vakit, herkes onun hakikT isa oldugunu 
bilmek lazim degildir. Onun mukarreb ve havassi, nur-u iman ile onu tanir. 
Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanimayacaktir."*^ 

Nasraniyet ya intifa veya istifa edip islamiyet'e karji terk-i silah edecek- 
tir. Nasraniyet birkag defa yirtildi, protestanliga geldi. Protestanlik da yirtil- 
di, tevhide yaklajti. Tekrar yirtilmaga hazirlaniyor. Ya intifa bulup sonecek 
veya hakikT Nasraniyetin esasini cami' olan hakaik-i islamiyeyi karjisinda 
gorecek, teslim olacaktir. ijte bu sirr-i azTme, Hazret-i Peygamber 
AleyhissalatiJ Vesselam ijaret etmijtir ki: "Hazret-i isa nazil olup gelecek, 
ummetimden olacak, §enatimla amel edecektir. " ^^^ 

isa aieyhisseiamin nuzulij icin bizler ne yapmaiiyiz? 

Herkes isa aleyhisselami beklerken yukarida aniatilanlara bakarak dijju- 
niJlmesi gereken MehdT aieyhisseiamin gelmemesi ile isa aieyhisseiamin 
gelmesine galijmak gerektigi gozlenmektedir. Bu nedenle islam'in intijari 
kar§isinda iseviyetin miJsluman olmasi gayreti bizlere hedef gosterilmekte- 
dir. Hz. isa aleyhisselam velayetin miJmessili olmasi ile niJbuvvetin sona 
ermesi neticesinde islam'in diJnya alemini cem etmesi igin batinin 
hidateyine yardimci olmak her miJslumanin vazifesidir. 

Be§eri bir viJcudun indirilmesi Allah Teala igin alemi yeni ba§tan yarat- 



"^ Mektubat, s.57 

"** Hutbe-i 5amive, s. 113- Mektubat, s. 470 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 187 



maktan gok kolay oldugu bir gergektir. "^ isa aleyhisselamin diri olmasi, 
sirlanmasi veya tekrar yeryiJzune geri donmesi onemi haiz bir mesele ol- 
maktan gok tajidigi mana yonijyle muslumanlann istikamet yonunij belirle- 
yici bir husustur. §6yle ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizlere batiyi 
gostermi? ve bajarinin buradan gelecegini beyan etmijtir. 

Mesela Osmanli Beyligi devletten imparatorluga gegerken izledigi istika- 
met yine batiyi kendine katmak sevdasi ile olmu§tur. EyyiJb Sultan 
radiyallahij anhin ihtiyar halinde Medine'den istanbul'a getiren gijg; isa'yi 
gokten yere indirmek igin verilen gayrettir. Bu hareket isevilere Hz. isa 
aleyhisselami tanri olmayip nebi olarak aniatmaktir. Bunu onlara anlatacak- 
ta muslumanlardir. ijte o zaman isa aleyhisselam yeryiJzune inmi§ olacaktir. 
^unkij isevilerin Hz. isa'yi tanri, Musevilerin tanri soyundan geldikler igin 
Yahudi olduklarini kabul etmelerinden vaz gegirmek igin 1500 yil geg;mi§tir. 
Muslumanlar bajarisiz kalmijtir. Bu durumlari hala devam etmektedir. Bu 
halin terkini saglamak igin biz muslumanlann buyiJk gayret gbstermeleri 
gerekmektedir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dogu milletlerinin topraga bagimli- 
ligini bildigi igin batinin siJrekli hedefte kalmasini saglamak igin isa 
aleyhisselamin niJzulu ile i§aret etmi§tir. Son zamanlarda muslumanlann 
ge§itli sebeplerle batiya y6neli§i Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir 
mucizesidir. 

Hz. isa aleyhisselamin nuzulij siyasal islam'in batiya yonelmesi ve onu 
kendine gevirmesi igin verilen bir hedeftir. 

ismet Ozel islam'i "Bati'ya ait" kabul eder ve der ki; 

MiJsluman olmak kesinlikle Hintii ve ^inli olmamak demektir. Bir zihniyet 
olarak. insan zihninin ijleyi? bigimi olarak biz Batililar bir ortak paydaya sa- 
hibiz. Hintliler ve ^inliler bu paydanin di§inda. Bizimki, Helenistik kiJlturle 
daha dogru Atina - Kudus ekseninde olujmu? bir §eydir. 

Siyasal islam diJnyada daha gergek boyutlanyla yuziJnu gostermedi. §im- 
diye kadar siyasal islam adina bildigimiz jeyler bijyuk olgiJde Bati'da kod- 
lanmi§ muhalefet olarak karjimiza gikti. "Bati kiJlturunun bir pargasi olarak 
islam" yiJzunden dogmu? bir siyasal islam'i igermiyor bu. §imdiye kadarki 
manipiJle edilmi§ bir siyasal islam'di. HeniJz dijnyanm kijiture! yarasma 
merliem olmayi oneren islam siyasal manada bigimienmedi.^'^" 

Muslumanlann durumu goz oniJne alinirsa, bu sozlerden aniajilan hala 



379 

"Sizin yaratilmaniz da, tekrar diriltllmeniz de ancak bir tek ki$iyi yaratip iade 
etmek gibidir. ^iiphe yok ki Allah bihakkin i$iticldir, gdrucudijr." (Lokman, 28) 

^^° http://www.milliyet.com/2000/09/25/haber/hab03.html 



188 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hz. isa aleyhisselamm yeryiJzune inmedigi ve ini§i iginde da binlerce yil var 
oldugudur. 

a ,- 

, ^ ^ _ ^ v' »--,.-- 1 -- - \ ^ ' ' 

Dolunay dogumuzda giJne; batimizdan dogar 

Giinejin batidan dogmasi bazi suftler tarafindan ruhun bedenden ayri 
kalmasi jeklinde yorumlanmi§tir. insan, ruhunu a§agilik tabiatlardan kur- 
tarip melekut semalarina yiJkseltmesi gerekir. insanin bu §ekilde ruhunu 
semalara yiJkseltme ijini gergekle§tirebilmesi igin, iki kere dogmu? olma- 
si gerekir. Biri kendi anasindan, digeri de kendinden dogmasidir. iki kere 
dogmayan bir ki§i, nesnelerin ozunij/hakikatini kavrayamadigi gibi, kendi 
nefsini ve Hakki da taniyamaz. Ancak insanlardan yeterii manevT olgun- 
luga eri§ememi§ olan avam seviyesindekilerin bunlardan haberi yoktur. 
Bu yiJzden nebTlerin ve velTlerin sozlerini hakkiyla aniayabilmek igin in- 
san-i kamil olmak gerekir. ^^^ Fakat burada junu ifade etmek gerekir: 
Sufflerin ikinci dogumla kastettigi, ruh gogij (ruh gogij, tenasiJh) aniayiji- 
ni savunanlarin iddia ettigi gibi oldiJkten sonra bajka bir bedenle diJnya- 
ya gelmek degildir. ^^^ 

Sufflerin aniadigi tarzda ikinci dogum, kendi gegici varligindan gegip 
fenaya eren suftnin ilahT hakikati kejfederek beka ile varlik bulmasidir. 
Kisaca ki§inin kendi oziJnun/hakikatinin farkina varmasiyla "Kendini tani- 
yan Rabbini tanir" sozij tecelli eder. Boylece "farkindalik" haline eren 
suftnin kendinden yeni bir olu§ ve dogum gergekiejir. Gergekle§en bu 
yenilenme olayi da suftler tarafindan ikinci dogum olarak degerlendirilir. 

383 

Gltgune§in batidan dogmasini varligin batisinda dogan ve kejf olarak 
kabul edilen insanin mijjahede giJnejine benzetir. Soz konusu olay ger- 
geklejip kiji kendisinin ne oldugunu ve kimligini bildikten sonra hakiki 
vasiflari ile tahakkuk eder. Boylece hakikate eren ki§i remizleri (sirlari) 
gozerek mana ortiJlerini a^ar ve kurtulanlara kari§ir. Ki§i bu hale erdikten 



Tokadt, Tevil-i Ehadis-i E§rat-i Sa'a, vr. 15a. 

Suftlerin ,devr aniayiji ,... Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na donecegiz. (Bakara, 
156) ayetinden esinlenerek geliftirilmi? bir aniayijtir. Bu anlayi5a gore ilahT varligin 
yansimasi olan insan sonunda tekrar yansidigi yere donecektir. Vahdet-I vucutgu 
sufTlerIn savundugu bu anlavi5 tasavvuf edebiyatmda, Devriye adiyla bir tur olu5tu- 
racak derecede onemli yer tutar. 

SufTlerIn ruh gogu/reenkarnasyona (tenasiJh) bakijmm tespiti Igin bk. Mustafa 
A§kar, ,Reenkarnasyon/Tenasuh MeselesI ve Mutasavviflarm Bu Konuya Bakijlan- 
nin DegerlendirilmesI, Tasavvuf, Ankara 2000, sayi: 3, s. 100; Adnan Bulent Baloglu, 
islam'a Gore Tekrar Dogu}: Reenkarnasyon, Kitabiyat Yay., Ankara 2001, s. 141. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 189 



sonra, ayrilik ve vuslat sergisi diJrulur. Kiyamet aninda tovbe kapisi ka- 
pandigi ve imanin faydasi olmayacagi gibi burada da artik bajka bir §ey 
soz konusu olmaz. Bir §eye iman etmek veya inanmak igin onun gaipte 
olmasi gerekir. Aradan ortiJnun kalkip her jey ortaya giktigi zaman gaip- 
lik hali de gider. Boylece bu ajamada olay bizzat gegeklejir ve imanin 
herhangi bir hiJkmu kalmaz. Kiyamet esnasindaki gibi bbyle bir manevT 
makamda maddi manada tovbe kabul edilmez ve giJnah bagi§lanmaz. 
^unkij giJnah ve bagijianma ikilik mahalline ait jeyierdir. Fakat erijiien 
teklik/birlik makami ikiliklerden ve onlara ait olan §eylerden miJnezzeh- 
tir. ''' 

Diger bir yaklajima gore de giJnejin batidan doguju, ruhun ilk merke- 
zine donijjudur. Bu olay gergeklejtikten sonra tovbe kapisinin kapaniji 
ise cam bogazina gelen kijinin tovbesi kabul olunmaz §eklinde yorum- 
lanmi§tir. ^^^ 

Daha once belirttigimiz gibi NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz 
MehdT'yi beyan ederken kendisindeki MehdTyyet ve iseviyyetten de haber 
vermektedir. Bu nedenle giJnejin dogujunun batidan olmasina sebeb yine 
kendi varligi oldugunu da ayan etmektedir. Bu ehTulllah igin normal haller- 
dendir. ^unkij onlar Allah Teala'nin biJtun olarak tecelli ettigi kullaridir. On- 
larda HadT, ve Hay sifatlari tecelli ederken karjiligi olmasi gereken Mudil 
sifati da mecburen zuhur eder. ^unku diJnya jartlarinda ziddiyet sebebiyet- 
tir. NiyazT-i MisrT efendimizde o zamanin isa'si ve Hatm-iJl Eviiyasi oldugunu 
gogu kez ajikar etmi§tir. 

Bu aniattigimizin bir benzerlerini Ismail Hakki Bursevi kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz 5U jekilde aniatmaktadir. 

Arz-i mukaddeseden sonra muteber olan §ehr Konya'dur. Zira 
"serefij'l-mekan bi'l-mektn" hasebince hatmij'l-enbiyanun sirr-i azTmi 
olan hatmij'l-evliyanun ferzend-i dil-bendi olan §eyh-i juyuhu'd-diJnya 
Sadreddin (Konevi) Hazretleri anda asiJdedur. Ve anun makdiJn olan 
culiJm-i kiJlliyye ve ciJz'iyye ve tecelliyat-i ilahiyye ve telifat-i neftse-i 
gaybiyye kimseye mijyesser olmami§dur. Pes, hazret-i hatmij'l-evliya gibi 
kendi dahi beyne'l-asfiya alem ve feyz-i na-miJtenahide bir okyanus ve 
alemdiJr. Ve andan sonra dide-i itibarda goriJnen Kibris'dur ^^^ sirri bura- 



CTIT, el-insanu'l-kamil, c. 2, ss. 54-55. 

CTIT, el-insanu'l-kamil, c. 2, s. 55. 

"5uphesiz ki her Deccal ifin isa ve her Firavun igin de Musa vardir. Bin yilmdan 
sonraki yuzyilm ba§mdaki muceddidi batin ve hatta zahir cihetinden tanidik. O da 
zamanmm alameti ve vaktinin kutbu, Kostantmiyye'de oturan hazret-i jeyhim El 
Seyyid Osman El Fazli kaddese'llahij sirrahu'l-azizdir. Ondan, birinci yuzden, sonra 



190 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



da zikr olunmaz. ^^^ 

Bu sozleri meiek bana vahyetti 

"Meiek" kelimesinin "risalet: elgilik" aniamina gelen iki ayri kokten, bir de 
kuvvet manasmdaki "melk" kelimesinden tiJredigi hakkinda agiklamalarin 
oldugu goriJlmektedir. Melekler, Allah Teala'nin emirlerini yerine getirmekle 
ve O'ndan aldiklan emirleri yerlerine ula§tirmakla gorevli olduklan igin onla- 
ra bu isim verilmijtir. Buna gore "meiek" lijgat bakimindan "kuvvetii", "kuv- 
vet sahibi" demektir. 

Kur'an ayetlerinin ijaretine gore melekler, hem ilmi ve kelamT bir ruhT 
teblig yapmakta, hem de bir fill, llahT kudret ve yaratmanin da tebligcisi 
olmaktadirlar. Meleklerin, durumlarina gore insanlaria ozel ili§ki ve irtibatlari 
vardir. Melekler, nebilerin ve muminlerin en bijyuk yardimcilaridir. Onlar ina- 
nanlari manen destekler, cennetle mijjdeler ve mumlnler igin dua ve istigfar 
ederler. 

NiyazT-i MisrT, MehdT ve isa aleyhimesselam lie ilgili sozlerinin nefsani 
olmadigini bazi ilham ve ijaretlerle bu sonuca ula§tigini bildirerek, yanli? 
aniayija dujmeyin demektedir. 



Karanlik gecede bize ilham olarak geldi. 

Ebu YezTd el-BlstamT (hyt. 234 veya 261 / 874), bu makam ve dogrulu- 
gu hakkinda rusum alimlerine hitabederek der ki; 

"S'lz ilminizi olunun oluden (rivayeti olarak) aldiniz. Biz ise ilmimizi, 
h'lg olmeyen diriden aldik. Bizim gibiler; "Kalbim Rabbimden rivayet 
eder ki.." diyoruz. Sizler ise; 

"Fiianca bana rivayet etti ki.." diyorsunuz. Halbuki o, nerede? diye 
sordugumuzda; "Ooldii." derler. "Filancadan rivayet etti." dediklerinde 
de, bu sefer o nerede? diye sorulur. Cevap; "o da oldij." olur. ^^^ 
(Kelimat,"'' 152-154) 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 



iki sene Iginde Hakk'a yurudij. O, Ikinci yuzyilda ilk MehdT'dlr. IklncI Ise, ikinci yiJzyi- 
Im bajmda beklenendir." (BURSEVl), v.l34b, 96. Varidat 
^" (BURSEVi), v.l56b, 114. Varidat 
^^^ (ATAC, 1993), s. 412; 

5erhu Kelimati's-Sufiyye ve'r-Red ala ibn Teymiyye min Kelami'5-5eyhi'l- Ekber 
Muhyidddtn Tbni'l-ArabT, Mahmud Mahmud el-Gurab, Suriye-Dima5k, 1402-1981. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 191 



"Mij'minin ferasetinden sakmmiz, Qiinkii o Allah Teala'nm nuru He ba- 
kar'"'° 

Haci Ismail Hakki IhramT SivasT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz; 

Garda§lanm! RasOliillah sallallahu aleyhi ve sellem de buyurdu ki: 
"Bizimie nubuwet son erer, vahiy kesilir, ilham devam eder. Allah Tea- 
la'nm yeryiiziinde halifeleri olur ilhamla dogruyu haber ederler ferasetle 
gizliyi ke$federler." ^^^ Buyurarak ilhamin devam ettigini mijjdelemijlerdir. 

MisrT'yi korkak biri zannetmeyin 

Allah Teala'dan korkmak, ulu bir duraktir; "ihlas sahipleri pek buyuk 
tehlikededir" denmi5tir. Fare, arslandan hig korkmaz; farenin korkusu 
kedidendir. DiJnya ehli fare sifatlidir, Allah Teala'dan korkma mertebesi- 
ne erememijierdir, Onlar, kendi cinslerinden olan jahneden, o sesten 
korkarlar. Akil, bu dunyanin terazisidir. Akilsiz adamda anlayi§ yoktur; pi- 
si temizden ayirdedemez. Akil da, yalnizca her jeyi ayirdedemez, meger- 
ki Hakk derdi, ona yardimci ola. dert, akia, dogru-diJzen ayirt edi§ 
kaabiliyeti verir de boylece Allah Teala 'ya varan yolu ajar, kavujma du- 
ragina erer. 

Dert, ahiret dilemek, Allah Teala'ya kavujmak igin akli kendisine arag 
edinir, Veliden ba§kasi, nerden Allah Teala'dan korkacak'? Bir karincacik, 
ejderhadan korkmayi ne bilsin? Fare, kedinin oniJne kahramanca gide- 
mez; ama arslanin karjisina korkmadan gider. 

Pis fare kediye layiktir. Jnatgi arslan fareye saldirmaz. Halk, jahneden, 
o sesten korkar. Hakk'tan korkansa eji bulunmayan kijidir. Ancak, okiJz 
adamdan veya siJt emen gocuk, yilandan, akrepten korkar mi hig; 

Kimin akli fazlaysa korkusu da fazladir. Bilmeyen ki^iyeyse melhem 
de birdir, yara da. Korkmak, iJrkmek, aklin i§idir; akli olmayanin iyiden, 
kotiJden haberi bile yoktur. Akil gerek ki onlarin arasindan a§agilik kijiyle 
yijce ki§iyi ayirdetsin. Ama aklin ayirdediji de tam degildir; gunkij derdi 
olmayan akil, hamdir. Akil, dertle e? oldu mu, ondan sonra onun re'yi 
saglamlajir. Dertsiz akil, diJnyaya kilavuzdur; ama derde du§tu mij. 



390 

Hadis Ibn Omer. Ebu Said el Hudri. Ebu Umame, Ebu Hureyre gibi sahabelere 
izafeten rivayet edilir. Ancak her rivayette de zayif, metruk ve hadisi kabul edilme- 
yen ravilerin oldugu belirtilir. Ahmet b. Hanbel. Yahya el Kattan, BuharT, Ebu Davud. 
NesaT. DarekutnT, ibn. Hibban gibi mudakkik ve muhakkik hadlsgiler 
de ayni g6ru5tedirler. Bkz. ibn. Cevzi. Mevzuat. 111/145-147: ibn. Arrak. 11/305. 306; 
Sagani. 51 
^^^(OZDEMlR, 2008), S.8 



192 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ahiretin Hayder'i olur. Akia, begenilen yolu segecek gozij, gorujij veren, 
derttir, 

Bbylesi akil, boyuna Allah Teala'yia mejgul olur. Bo§bogaz, kotij i§li 
nefse e? olmaz. A§agilik himmeti yiJcelir; artik ne padi§ahtan korkar ne 
validen. GogiJn yiJcesinde meleklerle ugar. Her solukta yen! bir bayrak 
agar. Ajk mushafini candan okur, onun bildigini kim bilebilir, kirn anlaya- 
bilir ki? EbedT saltanata nail olur; mekan aleminde mekansiz padi§ah ke- 
silir, Boyle olur ey can, beiki de yiJz misli olur; onun hali sozle anlatila- 
maz. ''' 






Yemin olsun Allah Teala'nm yardimi Deccal'in kahrina kar$i vardir. 



DECCAL'IN giKI^I 

Masdari j=^i "deveyi katrania gokga yaglamak" gogulu Deccal olan Arap- 

ga sozliJklerde "yalanci mesih, buyusij ve yalanlan He hakki batil He kari^ti- 
ran, yalan soyleyen, goz boyayan, hak He batili kan§tiran" aniamlarina 
gelmektedir. ibranice sozliJklerde de yer alan "Deccal", "Kizgmlikia kar$ila- 
di, aldatti, terk etti" aniamlarina gelen "dagala" kelimesinden tiJretilmi?- 
tir." Daggala" yalanci, sozunde durmayan manasindadir. Klasik kaynaklar- 
da Deccal "ahir zamanda onaya gikip gosterecegl harlkulade olaylar saye- 
sinde bazi Insanlan dalalete surukleyeceglne Inanilan kl§l" §eklinde tarif 
edilmektedir. Deccalin bir lakap oldugu, gok yalanci, gizleyici, sahtekar ol- 
masi, hakki batil ile ortme hususunda olaganiJstu bir gucij bulunmasi nede- 
niyle bu lakabin yakijtirildigi da soylenmektedir. 

Deccal'la ilgili inani§larin ilk defa ne zaman ve nerede ortaya giktigini soy- 
lemek mumkiJn degildir. Tarih boyunca dogu toplumlarinin anlayi§ina gore 
yaratici ile kotiJler arasinda siJrekli bir miJcadele olmu?, onlarin inanglari bu 
yapida jekillenmijtir. Bu aniayijin kutsal kitaplarda da yer aldigi goriJlmek- 
tedir. 

Hiristiyan kiJlturunde, isa Mesih dijjmanlarini ifade etmede Antikrist 
(Mesih Du§mani) terimi kullanilmaktadir. Antikrist ayni zamanda ahir za- 
manda Hiristiyanligi yikmaya galijacak olan §eytanT jahsiyet (Deccal) olarak 
du§unulmu5tur. Matta incili'nde Deccal'in karjiligi olarak "mesiha 
daggala"." nabiyya daggala" gibi ifadeler kullanilmijtir. §akirtleri Hz. isa 
aleyhisselama diJnyanin sonunun yakla§masinin alametinin ne oldugunu 
sorduklarinda o da mesihin kendisi oldugunu soyleyen yalanci mesihierin 



^^^ (VELED), ba§lik CXIl, b. 5040- 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 193 



gikacagini, bu kijilerin buyiJk alametler ve harikalar yapacaklarini, bazilarini 
saptiracaklarini soyler. 

Tarihte gerek Hiristiyan dunyasinda gerek islam dunyasmda gejitii jahsi- 
yetlerin Deccal olarak dujuniJldugu goriJlmektedir. 

Hiristiyanligin ilk yillannda Neron (6. 9 Haziran 68) Deccal olarak du§unu- 
lijrken. Hagli seferleri sirasinda Yahudiler TiJrklerJ Deccal olarak gormiJ?, 
Turklerin israil'ln intikamini alarak Hiristiyan kiliselerini ahira gevirecegini 
dijjunmujtur. Vahiy kitabinda Deccalin simgesi 666'dir: "Hikmet buradadir. 
Aniayi}! olan, canavarm sayismi hesap etsin: (unku insan sayisidir ve onun 
sayisi alti yuz altmi$ altidir" (Kitab-i Mukaddes 1988: Vahiy. XIII. 13). Eski- 
den sayilari ifade igin harf kullanilmasi ve Neron'un ismindeki harflerin 
666"ya ejit olmasi Neron'un Deccal olarak du5unulmesine neden olmujtur. 
Sonraki donemlerde gerek Martin Luter (1483-1546) gerekse John Jewel 
(1622-1571) tarafindan Papa ve papaligin Deccal olarak tarif edildigi goriJl- 
mektedir. 

1760'li yillarda Hz. Muhammed sallallahij aleyhi ve sellemin Deccal oldu- 
gu iddia edilmij, hatta bu iddialarini desteklemek amaciyla Muhammed 
ismini 666 simgesiyle ozdejiejtirmek igin Moametis jeklinde degijtirmijler- 
dir. Son donem Hiristiyanlik dunyasinda Deccal olarak du§unulen isimler 
5unlardir: 

Henry VIM (1207-1272), 

Great Peter (1239-1285), 

Queen Mary (1515-1560), 

Oliver Cromwel (1599-1658), 

Napoleon Bonaparte (1769-1821), 

Napoleon III (1808-1873), 

Vilademir Lenin (1870-1924), 

Kayser Wilhelm (1878-1945), 

Adolf Hitler (1889-1945), 

Joseph Stalin (1879-1953), 

Friedrich Nietzsche (1844-1900). 

Tarih-i Cihan Gu§a yazari Alaaddin Ata Melik CiJveynT (6. 4 Zilhicce 
681/1283) eserinde Harizm devletinin idarecilerinden §erefeddin HarezmT' 
yi, Deccal'e benzetmekte, Horasan'a gelijini Deccal'in gelijine benzetmek- 
tedir. Tarihgi Mustafa AN (1541-1600) III. Murad donemi sadrazamlarmdan 
Sinan Paja'yi Deccal olarak gosterirken ozellikle yirminci yiJzyilda Afrikali 
MiJslumanlar Avrupali somiJrgecilerin Deccal olduguna inanmi?, hatta bu 
inang MiJslumanlarin fanatizme yonelmesine ve harekete gegmesine neden 

I 393 

olmu§tur. 



^^^ (YAMAN, Ekim,2002),s. 32-40 



194 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



E§RAT-I SAAT (KIYAMET ALAMETLERJ) RJSALESi 

Ey ilahi sirra talip olan! ^^^ 

Bil ve haberdar ol ki alem-i afakta (di§taki alem) her ne var ise elbette 
alemi enfiJste (ig alemimizde) de vardir. ^iJnku insan buyiJk niJsha oldugun- 
dan iki yonij de igine alir. Bu sebepten iki alemin sultani RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellem Hazretlerinin i§aret ve beyan buyurdugu ejrat-i saat (Kiya- 
met alametleri) de ig; alemde mevcut olmak lazimdir. Ummetin ariflerine ise 
viJcutta olani bilmek lazimdir. Yoksa di$ta kiyamet olacagini beklemekten 
bir sey hasil olmaz. "Her nebi ummetini deccal He korkutmu^tur" mealin- 
deki hadisi §erifde i§in enfiJsi olacagini ijaret etmijtir. Zira enbiya Hazretleri 
deccalin kendizamanlarinda cikmayacagini biiirierdi. 

Evvela BenT Asfar gikmasi, insanda hayvani sifatlarin meydana gikmasin- 
dan ibarettir. ^unkij insanda en evvel yaratilmij olan bu sifatti. 

ikinci olarak Ye'ciJc Me'ciJc gikmasi, insanda yerilmi? sifatlarin, bozuk fi- 
kirlerin biJtunuyle meydana gikmasindan ibarettir. 

UgunciJ olarak Deccal gikmasi, insanda aki-i maajin (Dunya i§ini goren akil) 
Tanrilik ve yiJcelik istegi ile meydana gikmasidir. 

DordunciJ olarak Hz. isa'nin inmesi, aki-i meadin (Ahret i^ini goren akil) kat'T 
inang; nuru ile meydana gikmasidir. Ve Deccali oldiJrmesi onun hiJkmunu 
ibtal etmekten ibarettir. Nitekim §eyh Sadrettin KonevT Hazretleri buyur- 
mujtur: "Deccal dunyanm hakikatinin mazharidir. Ortun Igin sag gozii kor- 
diir. Yan'i Hakki gormez. Hz. isa ise ahiret hakikatinin mazliaridir. Onun 
ortaya giki§i, Hakkin dogu§u zamanidir. Zira tier ne zaman ki aki-i mead 
zuttur eder elbette aki-i maa§ mahvolur." 

Be§inci olarak MehdT aleyhisselamin gikiji, aki-i kiJll (ilahi akil) ve ruh-i 
azamin ortaya gikijindan ibarettir. O ruh ummetin haslarina Rahmanin nef- 

hasi (ijfurmesi) ile olur. Herkese olmaz. Ve Kur'an'da ^y a^ c-jisij aIjI* li\i 

J) ji^-ll- a] I^ ^jj "onu dijzenledigim - insan }ekline koydugum ve ona 
ruhumdan Ufledigim zaman, siz hemen onun igin secdeye kapanin"^^^ bu- 



^^'' Niyazi-i Misri, Risale-i ejrat-i saat [Kitap]. - Ataturk Kitapligi, Istanbul : [s.n.]. - 

Cilt 297.453 NlY-BEL_Yz_ K.000502/02; 297-7 MC_Yz_K.000339/06. 

NiyazT-i MisrT Sadelejtiren: Erdem MEMi50GLU, Risale-i Ejrat-i Saat [Kitap 

Bolumu] // Ehiibeyt A5ki ve NiyazT-i MisrT. - Ankara : Imaj, 2003, s. 71-74 

^^^ Hicr, 29 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 195 



yurdugu bu ruha ijarettir. Bu cihetle murjidlerin sadik taliplere ijfledikleri 
Muhammedi maya ruhu ijte bu ruhtur. 

Altinci olarak DabbetiJ'l-arz'in gikmasi. nefs-i levvame zuhurundan iba- 
rettir. Bir elinde Musa aleyhisselamin asasi, digerinde SiJleyman 
aleyhisselamin muhrij oldugu. Asa ile muminlerin yiJzunu sivayip ehl-i cen- 
net idigi ve miJhuru kafir yiJzune vurmakia kafir ve cehennemlik oldugu belli 
olmak igindir. Demek nefs-i levvamenin (kotulukten sonra ige huzursuzluk, 
rahatsizlik veren nefis) bir yuzij nefs-i miJlhimeye (ilham eden nefis) diger 
yijzu nefs-i emmareye (insani kotijluge sijrukleyen nefis) doniJk oldugunu 
ijaret ettirmek igindir. Yani said ve §akT olmaya istidadi ve imkani vardir. 
Tab! olursa said, asT olursa §akT oldugu yiJzden zahir olur. 

Yedincisi giJnejin batidan dogmasi, ruhun bedenden aynlmasindan iba- 
rettir. Ve ondan kinayedir. Zira ne zamanki ruh cisme taalluk^^^ etti o zaman 
dogdu demektir. Ve aynlijinda ise batidan dogdu demek olur. 

Ey talib-i irfan-i Muhammedi olan a§iklar! Bu sozleri aniayabilmeleri \g\r\ 
tabiat-i esfelTnden melekut semalarina viJluc^^'' etmeleri yani iki kere dog- 
malari ile miJmkun olur. Birisi anadan digeri kendinden dogmasidir. Nitekim 
Hz. isa aleyhisselam "Men lem yuled merreteyni len yelice 
melekutissemavati ve-l arz". Yani "iki i<ere dogmadan e§yanm ceviierini 
aniayamaz." buyurmu§tur. Ayni zamanda nefsin hakkini taniyamaz. imdi 
bu §artlarin hakikatini aniamak ehli siJluk olmaga muhtagtir. Zira avam bu 

inceliklerden habersizdir, ^^\^^^^y^'^^^^j^'\^'^\\>'\j^S^'^\J^S^^ 

oisuni<i, ceitennem igin de birgoii cin ve insan yarattii<; oniarin i<aibieri var- 
dir ama aniamaziar, gozieri vardir ama gormezier, i<uiai<iari vardir ama 
i§itmezier, i§te buniar hayvaniar gibi hatta daha da sapii<tiriar." bunlarin 
§anindadir. 

Elhasil enbiya ve eviiyanin rumuzunu aniamak insan-i kamile miJlaki ol- 
makla hasil olur. Bajka tiJrlu olmaz. Vesselam. 



Taalluk: Baglilik. Munasebet. Alakali oluj. Ait olma. Dunya alakasi. Sevme. 
Viiluc: Girme, sokulma, duhul etme. 
''** A'raf, 179 



196 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Ve ba'di hamd-i ilia lehu alen-Nebiyyis-salat-i ' 



MuhammedUn mustafahii vehUve efdaluna 



Ve alibi ttayyibtn ve sahbibi't-tahirtn 



Ensaru d?n? mub?nin ve kullubum bayruna 



SUmme's-salatU ala'l-velt min Ha^imin 



SiJmmiye ismu nebiyyUI'llab ekvamUna 



Ve d?nubu bayru d?nu'llab muntesiran 



Ve seyfubu'l-aztmu guflubu mufettibuna 



Ve ilmubu ilmuna ve bikemubu bukmuna 



Ve adlubu adiuna makamubu Misruna 



oSkla!i\ ^1 ^P '>Si\ Itxii- JvlT J 

i ^ as 

btaSvS- <US>>?- J li-Up <Uip J 

■■ > > 

\iy^2J> i^\jb» llSjvP AijvP J 



s9Ca.ll ^1 Ji> ^)fl Ijvli- Jvl." J 



Sonra Allah Teala'ya hamd ve Neb! 'ye salat olsun 

Uzerimize farz olan vazifelerden biri Allah Teala'nin ResuliJ, Mevlamiz 
Muhammed sallallahij aleyhi ve selleme salat ve selam getirmektir. Bu ame- 
limiz ibadetlerimizin kabul olmasina ve Allah Teala'nin rizasini kazanmaya 
sebep olan mayadir. 

Salat ve selamin 6z ifadesi; RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Efendl- 
mize tazim gostererek, Allah Teala'ya kar§i kendimizi emniyete almaktir. 
^unkij Allah Teala'nin Zat-i yaratilmijlardan ayri ve ula§ilmaz olmasi bir ugu- 
rumun varligina neden oldugundan, bu aynligi Fahri Alem RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem Efendimiz ile gidermi? oluruz. 

Allah Teala'nin huzuruna varacak biricik yol Efendimize salat ve selam 
getirme yoludur. Salat ve selamlar ile O'nun dostlugunu kazanir ve Allah 
Teala'ya ula§iriz. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 197 



^unkij kul, salat ve selami dahi yaparken Allah Teala'nin zatina havale 
ederek O'nun yapmasini ister. Bu ise RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem 
Efendimizin Allah Teala'nin yanindaki buyiJklugunu agiga gikarir. Yani, kul 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin mertebesini kavrayamadigi gibi, Al- 
lah Teala'yi hig kavrayamadigini gosterir. 

BIzIm Efendimize salat ve selam getirmemiz Allah Teala'nin bize salat ve 
selam getirmesine sebep olur ki, sonucu cennettir. Yaptigimiz salat ve se- 
lamlar Efendimize ulajtigindan neticesinde kiyamette jefaat hakkina ka- 
vu5mu5 oluruz. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Kim bona (bir kere) salat okursa Allah Teala da ona on salat okur ve 
on gunahmi affeder, (mertebesini) on derece yiikseltir." ^^^ 

Vine NesaT'de Ebu Taiha radiyallahij anhdan gelen bir rivayet joyle: 

"Bir gijn RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem yiJziJnde bir seving oldugu 
haldegeldi. Kendisine: 

"Yuzunuzde bir seving gdrOyoruz!" dedik. 

"Bana meiek geldi ve §u mijjdeyi verdi: 

"Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: "Sana salavat okuyan herkese benim 
on rahmette bulunmam, selam okuyan herkese de benim on selam oku- 
mam sana (ikram olarak) yetmez mi?" '^°° 

Hayatimiz boyunca salat ve selam okumanin firsatlarini aramali bo? ve 
dolu zamanlarimizi bu zikirle doldurmaliyiz. Salat ve selam zikri bulug gagina 
kavujmayanlarin ve kendi bajina yol gosterici birinin olmadan yapabilecegi 
zikirlerdendir. Allah Teala'nin zikri ise, tecriJbeli bir kijiye ihtiyag duydurur. 
^ijnkij feyzi Celal yoniJnden ve nuru yakicidir. Salat ve selamin nuru ise Ce- 
mal yoniJnden oldugu igin yakici ve zarar verici olmaz. 

BiJyiJklerimiz buyurdular ki; 

"RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Efendimizi vesile ederek bir kul ih- 
tiyaci igin Allah Tea la 'y a dua ederse, bu dua melekler vasitasi He Efendimize 
ula§tirilip, filar) ki§i haceti igin Sizi vasita kilarak Allah Teala katinda araci 
olmanizi istiyor. Efendimizde onun igin araci olur. Allah Ted la 'da bu istegi 
geri gevirmez." 

Allah Teala'ya hamd edersek, O'nun rizasini, Mevlamiz RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve selleme salat ve selam edersek hacetimizin olmasinda 
Allah Teala katinda jefaat ve yardimci bulmu? oluruz. 

"Kiyamet giinii bana insanlann en yakini, bana en gok salavat okuyan- 
dir/"°' 



^^^ NesaT, Sehv 55, (3, 50). 
'*°°NesaT, Sehv55, (3, 50). 
'^"TirmizT, Salat 357, (484). 



198 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Vine TirmizT'de Hz. AN kerreme'llahij vecheden kaydedilen bir rivayette 
§6yle denir: "RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Gergek cimri, yanmda zikrim gegtlgl halde bona salavat okumayandir. 

//402 

Nasil olur ki; bir ki§i padijahin kapismi, vezirini gegmeden galabilir. Mad- 
diyatta boyle olunca manevT alemde bu daha mejakkatii ve zordur. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 
"Kim bona salavat okumayi unutursa, cennetin yolunu terk etmi§ olur:" 

403 

ibadetlerimizi salat ve selam ile siJsleyip kabul olmasinin yollanni arama- 
liyiz. §6yle ki; 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz dahi Zat-i Muhammediye 
igin salat ve selam eder dua ederdi. 

Hz. Fatima radiyallahij anhadan rivayet edildi ki: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescide girdigi zaman Muham- 
med (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salat ve selam okur, sonra da: 

"Rabb'im! gunahimi affet, rahmet kapilanni bana ag" derdi, gikarken 
de yine Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salat ve selam okur, son- 
ra da: 

"Rabbim! Gunahimi affet, lutuf kapilanni benim igin ag" derdi". """^ 

Hulasa 

Efendimiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme insanlarin omurlerinde 
bir kere salat ve selam okumalari farzdir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem okunan salavat kabul edilir. isterse 
gosteri? igin olsun. 

Kur'an-i Kerim'de 

"Onlar, nefislerine kotuluk ettikten sonra, eger sana gelerek, Allah Tea- 
la' tan afv dilerlerse, Allah Teala'nin Resulu de, onlar igin afv dilerse, Allah 
Teala'yi tovbeleri elbette kabul edici ve merhamet edici bulurlar" ''°^ 
buyuruldu. 

Allah Teala'm Sen'i sevdigimiz gibi sevgilin Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimizi de seviyoruz. Bu sevgi yiJzune bizleri affet. 



'^°^ TirmizT, Daavat 110, (3540). 

imam BeyhakT'nin ^uabu'l Imandan tahrig ettigini imam SuyutT Menahil s. 70'de 
kaydetmi§tir. 

404 _. . - 

Tirmizi 

405 ... r~, 

Nisa 63 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 199 



Onun segtigi Mustafa ki bizim en faziletlimizdir. 

Hakim TirmizT kaddese'llahij sirrahu'l-azize gore niJbuvvet, perdeyi 
kaldinp, gaybin sirlanna vakif olarak Allah Teala'yi bilmektir. NiJbuvvet, 
Allah Teala'nin nuruyla mestur olan ejyaya nijfuz eden bir gozdiJr. Boyle 
oldugundan dolayi Muhammed sallallahij aleyhl ve sellem sidk adimiyla 
gelmeye muktedir olabilmi§tir. Allah Teala, cud ve kereminden ona nij- 
biJvvet verdigi ve onu muhurledigi igin higbir du§man ona zarar vere- 
meml§ ve nefs de ondan payina dijjenj alamamijtir. (Hatmu'l-evliya, s. 
342-343) TirmlzT buradaki "hatem" kelimesi iJzerJnde ozellikle durur ve 
§6yle der: 

"Allah Teala, nubuvvetin butiJn cuzlerini Muhammed sallallahij aleyhl 
ve sellemde toplami§, tamamlami§ ve miJhruyle de muhurlemi§tir. Allah 
Teala onun delilini gizli tutmamijtir. ZahirT miJhru iki omuzu arasinda be- 
yaz bir giJvercin §eklindeydi. BiJtun bu haberlere karji kor olan kiji, bu- 
radaki "hatem" kelimesinin son aniamina geldigini zanneder. Bu ahmak- 
ga bir dijjuncedir." Hatmu'l-evliya, s. 340-341 

TirmizT, hatemu'l-enbiyanin, Allah Teala'nin, insanlara delili oldugunu 
soyler. Zira Allah Teala joyle buyurmaktadir: 

"inananlara Rab'leri katmda yuksek makamlar oldugunu mujdele" 
(Yunus, 2). Ayetin yorumunda kendine ozgij iJslubuyla §6yle demektedir: 
"0 giJn Allah celal ve azametiyle goriJndugunde joyle der: Ey kullarim, 
ben sizi kulluk igin yarattim. Kullugunuzu getirin. Bu makamin korkusun- 
dan hig kimsede his ve hareket kalmaz. Yalnizca Muhammed sallallahij 
aleyhi ve sellem harig. O biJtiJn nebilerin oniJne geger. ^iJnkiJ o, kullugun 
sidkiyla birlikte gelmi§tir. Allah Teala onu kabul eder ve onu kiJrsTnin ya- 
nindaki "Makam-i Mahmud"a gonderir. Bunun iJzerine onun miJhriJniJn 
ijzerindeki perde kalkar ve miJhriJn nuru ve aydinligi onu aydinlatir. Kal- 
binden diline bir ovgij yiJkselir ki daha once hi? kimse Allah Teala'yi boyle 
tesbih etmemijtir. Nebiler aniarlar ki RasuliJilah sallallahij aleyhi ve 
sellem onlara Allah Teala'yi haber vermektedir. O, ilk hatiptir, ilk jefaat- 
gidir. Ona livaul-hamd ve kerem anahtarlari (mefatihu'l-kerem) verilir. 
Liva mijminlere, digeri ise nebileredir. Hatem-i niJbiJvvet derin bir konu- 
dur." (Hatmu'l-evliya, s. 338) ''°^ 



"^"^ (giFT, 2003), s.256-258 



200 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Tayyib *°' aline ve Tahir ''°^ ashabma da '"^ salat olsun 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"insanlann en hayirlilan benim asrimda ya§ayanlardir. Sonra bunlan 
takip edenlerdir, sonra da bunlan takip edenlerdir. ''^° 

"Beni goren veya beni goreni goren bir muslumana ate§ degmeyecek- 
tir.'"'' 

"Ashabima sebbetmeyin (dil uzatmayin). Nefsim elinde olan Zat-i 
Zulcelal'e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dagi kadar altin infak etse, on- 
lardan birinin infak ettigi bir mUdd'e hatta yarim mUdd'e bedel olmaz." '^^^ 

Hz. Ebu Musa radiyallahij anh aniatiyor: "RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem lie beraber akjam namazi kilmi§tik. Aramizda: "Burada oturup yatsiyi 
da onunia birlikte kilsak" dedik ve oturduk. Derken yanimiza geldi ve: 

"Hala burada misiniz?" buyurdular. 

"Evet!" dedik. 

"iyi yapmi$siniz!" buyurdu ve ba§ini semaya kaldirdi. Ba§ini sikga semaya 
kaldirdi ve joyle buyurdu: 

"Yildizlar semanin emniyetidir. Yildizlar gitti mi, vaat edilen §ey semaya 



Tayyib: iyi, hoj. lyi davrani?. Temiz. Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme 
Cenab-i Allah (C.C.) en guzel kokular vermijtir. Bu yiJzden kendisine Tayyib denil- 
mijtir. Fik: Helalin her tiirlij jijphelerden uzak, saf ve temiz kismina denir. 

Tahir: Temiz. Pak. Abdesti bozacak veya guslij icab ettirecek 5eylerden birisiyle 
ozijriij olmayan. Zahir ve batmda biitiJn ayip ve kirlerden temiz, pak oldugu i?in Hz. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme bu isim verilmi5tir. Muzikte: Makam ismi. 

Ashab: (Eshab) (Sahib. C.) Arkadaj olanlar. Sahip olanlar, kullanma yetkisine 
sahip ki5iler. Halk, ahali. Sahabeler, yani RasQIiJllah sallallahij aleyhi ve sellemi 
g6rmiJ5 ve mu'min olarak ona ve onun meslegine bagli kalmi§ olan zatlar. Bu kijiler, 
insanlik, dogruluk ve her tijriij faziletlerde en ileri seviyede bulunan jahsiyetler- 
dir.Onlar RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellemi her an yakm alaka ile takip ederler 
ve O'na, her cihetle ittibaa 5ali5irlardi. Daima sidk ve sadakatten, dogruluk ve fazi- 
letten aynlmamak cehdi iginde idiler. islamiyetin nejir ve tamimi igin her gejit feda- 
karliktan gekinmezlerdi. Risale-i Nur Kiilliyatindan Mektubat isimli eserde denildigi 
gibi: "Al ve Ashab nammda bu zevat-i kiram, nev-i beferin enbiyadan sonra 
feraset ve dirayet ve kemalatia en mefhur, en muhterem, en namdar, en dindar 
ve en keskin nazarli taife-i azimesi" dirler. 

'*^° Buhari, 5ehadat 9, Fezailu'l-Ashab 1, Rikak 7, Eyman 27; MiJslim, Fezailu's- 
Sahabe, 214, (2535); Tirmizi, Fiten 45, (2222), 5ehadat 4, (2303); Ebu Davud, Sunnet 
10, (4657); Nesai, Eyman 29, (7, 17, 18). 
""Tirmizi, Menakib(3857). 
*" MiJslim, Fedailu's-Sahabe 221, (2540). 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 201 



gelir. Ben de Ashabim igin bir emniyetim. Ben gittim mi, onlara vaat edilen 
§ey gelecektir. Ashabim da ummetim igin bir emniyettir. Ashabim gitti mi 
ijmmetime vaat edilen §ey gelir." '^^ 

"Bir yerde olen Ashabimdan higbirisi yoktur ki, Kiyamet giinii oranin 
ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasin." "" 

Said ibnu'l-MiJseyyeb, Hz. Omer radiyallahu anh'tan naklediyor: Demijti 
ki: "Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi dinledim, buyurmu§tu ki: 
"Ben, Rabbimden Ashabimin benden sonra dii§ecegi ihtilaf hakkinda sor- 
dum. Bunun Uzerine §6yle vahyetti: 

"Ey Muhammedl Senin Ashabin benim nezdimde, gokteki yildizlar gibi- 
dir. Bazilari digerlerinden daha kavidirler. Her biri igin bir nur vardir. 6y- 
leyse, kim onlarin ihtilaf ettikleri meselelerden birini alirsa, o kimse benim 
nazarimda hidayet iizeredir. " 

Hz. Omer der ki: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (devamla) ilave 
etti: 

"Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayeti bulursunuz." "" 

Onlar dini mubtnin ensari """^^ ve hepsi en hayirlilarimizdir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"$ayet Ensar bir vadiye veya gegide sUluk etse ben de mutlaka Ensar'in 
gittigi vadiye ve gegide siiluk ederim. (Eger hicret olmasaydi ben Ensar'dan 
biri olurdum.)" 

Ebu HiJreyre radiyallahu anh der ki: "Ona annem ve babam feda olsun. 
(Bu sozuyle haddi a§mi§, Ensarin hakkmdan fazlasmi onlara vererek) zul- 
metmi^ degildir. (Zira) onlar O'nu barindirdilar ve O'na yardim ettiler veya 
bir ba§ka kelime (He ifade edilecek) yardimlar yaptilar. Mallariyla kendisine 
ve Ashabina muavenette bulundular." 



"*" Muslim, Fedailu's-Sahabe 207, (2531). 
'^^''Tirmizi, Menakib(3864). 

Rezin tahrig etmijtir. (Hadisin birinci kismini Cami'u'us-Sagir'de Suyuti kaydeder 
(Feyzu'l-Kadir 4, 76). ikinci kismi da ibnu Abdi'l-Berr, Cami'u'l-ilm'de kaydetmijtir (2, 
91). 

Ensar: (Nasir. C.) Yardimcilar. MiJdafiler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Mekke'den Medine'ye hicretlnde Onun mijcadeleslne ijtirak edip ona yardimci, 
mudafi, muhafiz vaziyetini alan ve Cenab-i Hak'tan ve Hz. Rasulullah sallallahu aley- 
hi ve sellemden yardim ve nusret dlleyen Sahabe-i Kiram hazerati. Bu Zevat-i Kiram 
Medlne'deki "Evs ve Hazreg" kabilesindendirler. (R.Anhum) Ensarullah da denir. 

Buhari, Menakibu'l-Ensar 2, Temenni 9. 



202 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Benim kendisine sigmdigim sirda$im ehl-i Beyt'imdir, dayanagim da 
Ensar'dir. Oyleyse onlarin (Ehl-i Beyt ve Ensar'in) kusurlulanni affedin, 
faziletii olanlanna da sarilm. " 

419 

"Allah Teala'ya ve ahirete iman eden kimse Ensar'a bugz etmesin." 
"Ensar dayanagimdir, sirda§imdir. insanlar sayica artarken onlar aza- 
lacaklar. Oyleyse onlarm iyilerine yapi§in, kusurlulanni da affedin." 



Sonra salat Ha$imin Velisi Hz. Ali kerremellahij vecheh'e olsun. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

" EyAli, sen diinyada ve ahirette Veli'msin"^^^ 

"Ali benden, ben de Ali'denim, kendisi tUm mUminlerin Veli'sidir"*^^ 

"EyAli, sen mUminlerin Veli'sisin "^" 

Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin gozetiminde ozel yetijen 
EbiJ'l-Hasen Ali b. EbiTalib el-KurajT el-HajimT'nin (hyt. 40/661), "Allah- 
'in ayetlerinin ve hikmetin okundugu" '^^'^ evinde geli§ip olgunlajtigi bi- 
linmektedir. §ijphesiz onun iginde bulundugu bu ortam ve yajadigi gevre 
§artlari, Kur'an ve SiJnnet konusunda onun geni§ ilim sahibi olan, 
"Valla hi, Kur'an' dan inen ayetlerin ne hakkmda nazil oldugunu gok iyi 
bilmekteyim. ^Uphesiz Rabbim bana akieden bir kalp ve konu$an sadik 
bir dil bagi$lami}tir" '^^^ ve "Benim yanimda olan ancak Allah'm kitabi 



'^^'^Tirmizi, Menakib, (3900). 

"^^^Tirmizi, Menakib, (3903). 

'^^° Buhari, Menakibu'l-Ensar 11; Muslim, Fezallu's-Sahabe 176, (2510); Tirmizi, 

Menakib, (3901). 

'^^^ Sahih-i Muslim c.2, s.24-Hz.Ali'nin faziletleri babinda / el-Ha-kim'in "MiJstedrek 

es-Saliihayn" c.3, s. 109 / Tabari'nin "Riyad'ul Nadara" c.2, s.203 / Tirmizi"Kenz'ul 

Ummal" c.6, s.l52'den tahric etti. / Ibn-i Hacer'in "Sevaik'ul Mulirika" s. 107 / Talliis 

el-MQs-tedrek s.26 / Musned el-Bezzar / MiJsned-i Ahmet bin Hanbel 

'^^ el-MiJttaki el-Hindi'nin "Kenz'ul Ummal" c.2, s.607 / el-MiJnavi' nin "KiJnuz el- 

Hakaik" c.l, s.71 / el-Kunduzi el-Hanefi'nin Yena-bi'iJi Mevedde" s.179 / 5erh'iJl 

Ercuzat s.293 / is'af er-Ragibin s. 177,178 / El-Zehebi'nin "Talhis el-MiJstedrek" 

SiJnen-i Tirmizi c.6, s.267 / MQsned-i Ahmet bin Hanbel c.4, s.468 
"''Ahzab,34 

SuyutT, Celaleddtn Abdurrahman b. EbT Bekr, Tarthu'l-hulefa (thk. Mu- 
hammed Muhyiddin Abdulhamid), Beyrut 1416/1995, s. 210. Krj. Ibn 
Abdilberr, Ebu Omer Yusuf en-NemerT el- KurtubT, el-lstiab p ma'rifeti'l-ashab 
(thk. Ali Muhammed el-BicavT), Kahire, ts., Ill, 1107. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 203 



veya musluman bit adama verilen aniama ve sezme kabiliyetidir"'^^'' di- 

yerek Allah Teala'nin kendisine lutfettigi ilim, hikmet, akil, idrak ve sezgi 
gibi nimet ve imkanlari dile getirendir. 

Medine'ye hicret edecegi sirada RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi 
oldiJrmeye gelecek dijjmanlari oyalamak maksadiyla Mekke'de O'nu bi- 
rakmasi, hicretin bejinci ayinda teessiJs eden muahat"" esnasinda onu 
kendisine karde? olarak segmesi, onun Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber 
gazvelerine ijtirak ederek Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin 
sancaktarligini yapmasi, emsali goriJimemi? kahramanliklar gostererek 
zafer ve fetihier elde etmesi, Uhud ve Huneyn gazvelerinde ge§itli yerle- 
rinden yara aldigi halde RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi koruma ve 
kollamada olaganiJstiJ gayret gostermesi, O'nun tarafindan ona verilen 
"Ebu Tiirab" kiJnyesi/ lakabi yaninda onun, "el-Murtaza" ve 
"Esedullahi'l-galib" gibi lakaplarla anilmasi, Hz. RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve selleme katiplik/sekreterlik ve vahiy katipligi yapmasi, hicretin 
altinci yilinda Fedek'te Sa'd ogullarina gonderilen seriyyeyi/^^ onuncu yi- 
linda da Yemen'e diJzenlenen seferi sevk ve idare etmesi, TebiJk Gazve- 
si'nde Rasulullah'in vekili olarak Medine'de kalmasi, Mekke'nin fethin- 
den sonra Kabe'yi putlardan temizleme i§ini iJstlenmesi, Hz. Omer'in Fi- 
listin ve Suriye seyahati esnasinda Medine'de askerTvali olarak kalmasi, 
islam tarihinin Cemel, Sifftn, Nehrevan gibi talihsiz vak'alari sonunda 
g6zya§i dokup muhaliflerinin iman ve hidayetleri igin dua edecek kadar 
hassas, takva sahibi ve idealist bir miJmin ve imamimiz ve efendimiz- 
dir.«^ 



Bu kisimda Hz. AN kerreme'llahij veche Efendimizi tanimak igin Kaside-i 
Ercuze'sini"^" koymak uygun oldu. 



BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM 

Hamd; ali, sadik, bir, tek, alim, rizk veren, melik, kutsT, celal sahibi, rizklar 
ve ecelleri takdir eden, ilm-i kiJilTye'ye sahip olan, benzeri olmayan, celali 
biJyiJk olan, kaderleri takdir eden, denizleri, karalar kadar yaratan, O'nun 



''^^BuharT, ilim, 39. 

"*" Muahat: Karde§lik edinrme 



Seriyye: Du5man iJzerine gonderilen sQvari mijfrezesi 

*^° (ALTUNTA5, 2005), Arapga Metni igin bkz. Ahmet Ziyauddin Gumu§hanevT 
kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Mecmuat-QI Ahzab'm 5azeliye Cildi, s. 582 



204 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



igin Zati'na sifat olarak celal isimi verilen'edir. 

O'na kimse benzeyemez, nimetleri toplanip sayilamaz, yaratilanlar hiJk- 
munij degijtiremez. 

O liJtfu ihsani ile insana bilmedigini ogretti. Yakin derecesinde olan haki- 
kati bize ulajtirdi. 

O YiJce Rab zatiyla birligi ile tek oldu. Gizledigi ilmide diledigine bagijladi. 
El'in de topladigi kudreti istedigine verdi. 

Alemin zerrelerinden kavimleri segti. Kader kalemini iyilikle hareket et- 
tirdi. Hakikat varidatlanni insana yiJkiedi. Sonra dogru yola Elest IVlecli- 
sin'den beri hidayet etti. 

Biz buna §ahicliz. 

insanlar verdiginiz sozij unutmayin. 

Hamd, bizi dalaletten hidayete sevk eden ve bu yolu segenedir. Salat ve 
selam kesintisiz, bizlerden kadri ve kiymeti yiJce olan Nebi'nin iJzerine ol- 
sun. 

Kiyamete yakin gonderilen Hz. Muhammed sallallahij aleyhi ve sellem'e 
ikram layiktir. 

O iyilik hazinesi, comertlik denizidir. 

Huda'nin nurudur. Vasifta Efendi, sifatta kamil, nuru zati'ndandir, bakan- 
larindan degildir. O'nun nuruyla Levh-i Mahfuz'da satirlar panldar. 

Bize bu haber geldi. 

O her §eye muttali oldugu halde, bilinmeyeni bildigi halde hakkina teca- 
viJz etmez ve etmemijtir. 

Her 5eyin sahibi O'na dostum dedi. 

O'nu, O'nunia aniatti. Sirlari, O'na aniatti. 

Bir soziJ sakladiysa edebindendir. O'nun gogsiJnde toplanan ilim gelmi? 
ve gelecegin ilmidir. Vera sahibine bu sifatia kim kiyas edilebilir. Bu bendeki 
olan O'nun feyiz deryasindan avugladiklarimdir. 

Kudret ve zengin Mevla'miz affina ula§an Kulu'na sarilarak bu sozleri soy- 
luyorum. 

Ben dogru yola gagiran Hidayet sahibi Mustafa sallallahij aleyhi ve sellem 
in Amcasi oglu Ali'yim. 

Bana AN adindan bajka Haydar, Huneyn ve Hayber Fatih'i derler. Bizimie 
harp edenlerle done, done tozu dumana katarak savajirim. Askerler Medi- 
ne'den giktiktan sonra sekine ve yardimla kuvvetlenmesinden sonra emni- 
yetle hiJkmune Allah Teala'nin dinine gagirdilar, ben de gagirdim. 

Gecenin biryerinde bir vadide konakladigimizda Hz. Bilal radiyallahij anh 
ayaga kalkti ve seslendi. 

"Kim bu askerin pe§'inden gelirse Allah Teala'ya verdigi ahit uzeredir. 
Kaybolmayin, kaybolan kendini kaybeder tedavisi olmayan derde du§er." 

zaman Hz. Osman akrabaligindan dolayi cahil kavme Hz. Muhammed 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 205 



Mustafa sallallahij aleyhi ve sellem Efendimiz'in emriyle uyarici olarak gon- 
derildi. ^unkij Arap arasmda sevilirdi. O yiJceler yiJcesi iki nurunu O'na ver- 
di. Bu yiJzden "Onlari incitirim diye, bana sabri indir" derdi. 

Ben gizli bir sesle yardim istedim, Bana; 

"Ey AH korkanlardan olma!" 

Bu bana hidayeti ve cesareti buldurdu. Du§manlar iJzerine yiJrumek igin 
kalkiverdigim de yerin iJzerine bir hat gizerim. Sonra migferimi giyerim, 
Zulfikar'\rr\\ alirim, gevikge atima binince korku benden uzaklajir. 

Devamli olmasa da gozlerimde agri olurdu. Uyumujtum, Fatima 
radiyallahij anha beni uyandirdi. Yanaklarima dokundu. 

—Nazma koydugun haber verdigin §eylerden, elemdeki gozlerin hakki- 
na bendeki ilimden haber ver. O gozlerde hallerin §erh'i vardir. Gizlemeden 
o sirlan agikla. Babamm askerlerine gaU§malannin kar§iUgi vardir. 

Sonra Hasan ve HiJseyin radiyallahij anhiJma beni arayip, ulajilmaz bir 
nazaria, uykulari gozlerinden aka, aka beni yolcu ettiler. Rabb'imin daveti 
igin orug adadim. Allah Teala igin selamet emniyet benimie, her iki yam 
keramet olanlarla geceledim. 

Bu gece TA-HA '^^^ ile §ereflendim, ta ki sabah oldu. Kim TA-HA ile istedi- 
gine ulajmasin. Nebi Muhammed sallallahij aleyhi ve sellem uykular basti- 
rirken, elindeki sancakia bana bakarak dedi ki; 

"Allah Teala ve RasiJlu'nun sevgisini kazanmi§, guzellikleri toplami§ birine 
sancagi yarin verecegim. 

Ya AH senin gozlerine Allah Teala'dan §ifa isteyecegim." Agzindan tiJkiJ- 
rijgijnij alip goziJme siJrdiJ. Gozlerime sandim ki, bal dolmujtu. O'nun eliyle 
hastalik gitti, jifa geldi. GoziJm aydinlandi. MiJbarek ellerini doya, doya 
optiJm, 5iJkiJr ettim. Harp meydanmda en gok silah kullanan, atan, en ileride 
hareket eden, heybeti ile onij alinmayan savajgi ben oldum. 

RasuliJilah sallallahij aleyhi ve sellem; 

"Ey Ebu Talib'in oglu bize sava^in zaferini getirdin" 

Hz. Muhammed Mustafa sallallahij aleyhi ve sellem Efendimiz'in hig 
hatali gorUfiJ olur mu? 

Biz O'nunia akili bulmujuz. 

Biz onunia kendilerine hidayeti getiren Tevrat'i terk edenlere hidayet 
gosteren olmujuz. 

Yaziklar olsun o Yahudilere. . . 



Aslanin darbeleri ile dogruyu gorecekler.''^^ 



Ta-Ha'nm ebcedi 14 rakamma e5ittir. Onun igin 14.YiJzyil MiJslumanlarm lehine 
olacagma i5aret eder. 

Ayrica kiyamete yakin Yahudilerle yapilacak sava5ta aslan simgeli ordunun mu- 
zafferiyetinden bahsedilmektedir. 



206 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Haykinyorum; Benim Asian gibi yakalamama, benimie gelen jiddetii kor- 
kuya, vurujuma, nasil mani olabilirler. Kim bile, bile bana nasil vurmaya 
kalkabilir. Elimde kalkanim ve ZiJifekar'im ile yakla$anlari ve darbelerini 
yikarim. 

Oyle ki savajin deh5etinden meydandaki cinler bile kagti. 

O giJn meleklerin yardimi buyuktij. ^unkij bu vuru? Kuvvetii Melik BuyiJk 
yardim sahibi, Ha§im'in vurujudur. 

Sava? meydaninda ate§in yiJkseldigi anda, semadan bir ses i§ittim. Beje- 
rin segilmi§ine ve en hayirlisma, 

"Bu ses nedir?" Ded\rr\. Buyurdu ki; 

"Sabitkadem ol; mujde, zafer senindir. Allah Teala'nm yardimi da uze- 
rimizedir. Cibril ve melekler gokte yiiksek sesle bize, dugmanlanmiza ve 
Yahudilere kar§i Hayber'de yardim igin dua ettiler; bu duydugum ses 
odur." 

Bizler onlarin agikga yardimini, tekbirlerini sikinti ve sava? zamanlannda 
gordiJk. islam askerleri onlari algaltarak topladi. Hezimete ugratarak o kale- 
den gikarttik. Savajta Allah Teala'nm izni ile korkulan daha ziyadelejti. 

Kale halki toplandiklan zaman zannetmi§lerdi ki, zenginlik her jeydi. 

Ben azimie kapinin tarafina yoneldim, kapiyi jiddetle kavradigimda kapi 
yerinden ayrildi, tajlar yerinden kopmaya bajladiginda yiJzleri kapkara ke- 
sildi. Kapinin kirilip ayrilmasi ile hezimete ugradilar.'*^^ 

"Onlarin kaleleri bir koruyucu olamadi" '^^'^ Baligin karnindaki Yusuf Tbn-i 
Metta gibi yalvanr halde toplanmijlardi ve medet istiyorlardi. 

isyankar olanlar bize itaatkar da olmadilar.''^^ 

Derin hendeklere doldular ve onlara en kolay jey bimek idi. Allah Teala 
O'na zafer verdi. Kale ehlini Tubba ve Ad Kavmi gibi, ehli kalmaz kildi. Bize 
korkudan eminlik ve yumujaklik ihsan edildi. O'nun fethi TA HA'nin muci- 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 
"Yarin sancagi oyle birisine verecegim ki, Allah ve resuliinii sever, Allah ve resulii 
de onu severler. Allah kaleyi onun eliyle fethedecektir" 
Ertesi gun sancagi Hz.Ali'ye verdi ve Hayber kalesini fethetti." 

(ibn-i Hasan el-Kilabi'nin "Musned-i Dima5k" Hadis no: 27 / Az bir farkia ayni meal- 
de: Siret-i ibn-i Hi5am c.3, s.334 / Musned-i Ahmet bin Hanbel c.5,s.33 / ibn-i 
Sa'd'm "Tabakat" c.3, s.158 / Tarih'iJt Tabari c.2, s.93 / Tirmizi Hadis no: 3970) 

"Ehl-i kitaptan inkar edenleri, ilk surgunde yurtlanndan gikaran O'dur. SIz onlarin 
gikacaklarmi sanmami$tiniz. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah Teala'dan koru- 
yacagini sanmi$lardi. Fakat Allah Teala'nm azabi, onlara beklemedlkleri yerden 
geliverdl. O, yijreklerine korku du5urdu; oyle ki evierini hem kendl ellerlyle, hem de 
muminlerin elleriyle harap edlyorlardi. Ey akil sahipleri! Ibret aim." (Ha5r,2) 

Devletlne isyan eden topluluklar ve gruplar hep hezimete ugrami5tir. Terorle 
kurulan bir devletin higbir zaman surekli bir hakimiyeti olmami5tir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 207 



zesidir. Bunun misli benzeri ve izahati da yoktur. 

Sana; Kenan'dan, Adnan'a gelen Hadi ve Nebi Muhammed sallallahij 
aleyhi ve sellem EBU TURAB '^^^ dedi. 

Bir giJn Hz. Fatima radiyallahij anha beni incitmi§ idi. Fakat yaptigindan 
da pi§man olmujtu. Bende mescidin bir kojesinde yan iJzerime yatmi§ ola- 
rak uyudum. Tavandaki topraklar iJzerime dokiJlmu? ve bu hal iJzere iken 
Rabb'ime bir yakinlik hasil oldu. Arab'in Efendisi Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem geldi ve bendeki bu halin aslini igimin darligini, bana sikinti veren 
kalbimin uzgunlugiJnu gordij. 

"Kalkar misin, Ya Ebu Turab, Beni buraya getiren sana isabet eden §ey- 
dir" 

§efkatli ellerini bana uzatti. BuyiJk riza ile birbirinize yakla§in. Fatima 
radiyallahij anha seni bekliyor. Sen kirgin olarak evden giktin gikali, kaibi 
mahzundur. Kalbimde bir yumu§ama oldu, alelacele emrini tutmak igin Ya- 
ratilmi§larin En §ereflisi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in arkasindan 
yurijyerek Marziye (rizayi kazanmi? kadin)'in evine geldik. §eytanin vermi§ 
oldugu sikinti bizden gitti. Hz. Fatima'nin ellerinden tuttum, 

"Senin igin bende bir l<irginlil< yolitur" 

"Ya Ali sen rOtbece yijl<sel<, Allah Teala'nin bir nuru, bana kulluk yonOn- 
den bir kulun sigmacagi en gOzel siginilacak bir yersin. Sana kar§i §eytana ve 
n efsim e uydum . " 

Zehra radiyallahij anha boyle yakardi; O ve Ben, Hz. Muhammed 
sallallahij aleyhi ve sellem'e yalvararak; 

"Ey Babamiz cahilligimizi afediniz" 

YiJce Rabb'imiz Duamizi kabul buyurdu. Ben bu hadisemizin bilinmesi 
igin bu nazmi dile getirdim. Cibril aleyhisselam gelerek; 

"Ya Muhtar sallallahij aleyhi ve sellem! YQce Rabb'imizin sizlere selanrii 
var. Hz. Ali'yi ve kadinlarin Efendisi Hz. Fatima'yi tarafimizdan mOjdele, ara- 
larmdaki kirginligi ve daha sonra yapacak olduklarini da af ettim. QOnkiJ ben 
hatalari af eden ve iyiliklerle kar§ilayanim" buyurdu. 

Cibril aleyhisselam, bana TA-Ha yi da ogretti. 

RasuliJilah sallallahij aleyhi ve sellem Allah Teala'nin bize olan nimetleri- 
ni mijjdeledi, sonra; 

"Ey merhametlilerin en merhametlisi Ehli Beytimin gOnahlarini af eyie, 
tOkenmez ilim ve amel ihsan et, ebedi merhamet et" buyurdu. 

Ey benden ince meseleleri soran "ilmi ledOnni" bana mirastir. 

Dilersen gegmi? zamanlari sor, dilersen gelecek zamanlari sor. Gegmi? ve 
gelecek benim yanimda ajikardir. Onlarin sirlarini ancak ben agiga gikari- 
rim. Bu soz agik bir delildir. Sen ayetlerden arajtirarak beyan edebilirsin. 



Topragm Babasi, 



208 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Farslar'in hesabina gore Doksan sene, dokuz yuzden sonra gelen dokuz 
karanlikta, Fars'in Arap'a ustunlugij olur. Kopek oldiJrur gibi Araplari oldij- 
riJrler. Avabis denen fitnelerin ba§lamasi, domuz karanliklan gibi karanlik- 
larla gelir. 

O beldelerdeki insanlar jimarirlar. 

Fitneler gogalirfesat artar. 

Yer sakinleri(binalari ve daglari, vb) He sarsilmaya ba^lar^^^ 

^imaran kavimlerin helakine kadar surer. '^^^ 

Kim daima kurtuiujta olmak isterse bizim sozumuze gelsin. Bizim ogret- 
tigimiz tilsima yonelsin. Bu sirlar inananlar tarafindan tecriJbe edilmi§tir. Bu 
§ifreye CENNET UL ESMA-DAJRE-TU CEULE'TUL AHFA ismi verildi. 

Bu 5ifreyi Allah Teala'dan Cibril aleyhisselam hediye olarak getirdi. 

"Ey Segilmi} Nebi bil ki; yardim senin uzerinedir. Seni sevindirmeye gel- 
dik, muhakkak Rabb'in keremiyle seni hidayete erdirdi ve bu sirlari sana 
gonderdi. Biz melekler Bedir'de bununia yardimda buiunduk. 

Ya Habiballah! 

dmrijne yemin olsun ki, bu tilsimin kadri gok yOcedir. (^Onkij Rabb'imin 
isimlerinden olan ismi Azam vardir, boyunlardaki gerdanlik gibidir. 

Alemde olan her §ey, O' na bakar. Saadet onunia agiga gikar. Sir bilsen, 
silah Qzerine yazsan aniden kesen yigit gibi tesir eder. Onunia mijjdeye ya- 
kin olursun. 

Her }eyi goren Rabb'imin bize mucizesidir; bu tilsim dO^manlarini kahir 
He zelil etmen igin geldi. Hadi olan Rabb 'ma §ijkret. " 

Bir ta5 iJzerinde yazili olarak bu jifre gelmijtir. Uzerinde iki ig ige dairede 
yazili idi. Cebrail aleyhisselam; 

"Ya AH bu Sekine-i RabbOl dli'dir. Korktugundan emin kilar. Kar§ila§tigin 
dU^mana korku verir" dedi. 

Ben ayni alaca karanlik gibi iJrperti veren karanliklar iginden bir ses ijit- 
tim. Ben tespih edince; 

"Sana i$leri bitiren ve yapan olarak Rabb'in yeter. 

Sana ineni kavmin meydanmda kalk konu$. 

Bilsinler ki, bu sabahlari seninle keremli olacak. 

Esma-i Kahr-i ilahinin sirri du$manlarinizin ijzerine ^evriidi, 
muslumanlar sevinsinler; bu saglam ipe baglansmlar. 

Bu $ifreyi temiz tutup boyunlarma baglasmlar" 

Onlarin elleri uzaklajti, cigerleri iJzuntuden kopacak hale geldi. Putlarin 
kolelerine karji yardim buldular. Bu da Yaratilmijlarin en hayirlisi Hz. Mu- 
hammed Mustafa sallallahij aleyhi ve sellem Efendimiz'in bir davetidir. O 



1999 senesinden sonra deprem giJnluk hayatin bir unsuru olmujtur. 
Allah Teala'ya isyan eden kavimler. Bati. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 209 



dogruluk uzeredir. 

Bu §ifre ile Amr-u Lain, §eybe, Utbe, Mugire; dordij, Bedir'de olen yedi 
mijjrik ziJlum ve kijfurlerinden dolayi yakalandilar. Kalplerine korku, akilla- 
rinda delilikleri arttikga artti, istemeye, istemeye zorluklan kabullendiler. 

ijte bu sefil kavim RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem kibleye donmij? 
namaz kilarken, kesilmi? hayvan ijkembesini, bir hevesle kotiJluk yapmak 
igin arkadan Efendimiz sallallahij aleyhi ve sellem secde halinde iken, boynu 
ve sirti arasina o lajeyi koydular. Yaptiklanna da kahkahayla giJlduler. He- 
men Vahyi ilahi geldi. 

"Habibim onlari dilersen helak edeyim, du^manlarinm hepsinden seni 
kurtarayim" 

Fatima BetiJl (jehvete du§kun olmayan) radiyallahij anha RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem'in gozbebegi yetijti. Onlarin hepsine yiJziJniJ ek§i- 
terek tek bajina o pisligi almaya yoneldi, aldi. 

i§te bu cesaret bu isimlerin manalanndan gikan zuhurattir. isimlerin top- 
lami ve dairesi parlayan giJne? gibidir. Bu dedigimiz zan degil hakikattir. 

Bu bize Kerametii RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Efendimiz sebe- 
biyle YiJce Rabb'imizin ikramidir. Bu e§siz inciler igin bu manzume yazildi. 
Kendi hiJkiJm sahibi davet edici oldu. 

Kim bunu okursa kendinden §ijpheler gider. O bizim agligimizi gideren, 
halis altmdir. 

Bizim ilmimiz onunia deryaya dbndij. 

Bu ilmin dalgiglari, onunia inciler gikarir. Bir kimse ki ona itiraz ederse 
biJyiJk bir helak ile karjilajmasindan korkulur. 

By talip; ona ulajmak istiyorsan arif ol, cahillerden olma. 

O'na ait olan hiJkiJmleri yerii yerince koy, bajka bir §eyde kast etme. Al- 
lah Teala'ya karji korkun olsun. 

Bir kimse ismi- Azam'i yerine kor ve dua ederse bilmeli ki kainat onunla- 
dir. 

O'nunia tutunur ve her i? onunia hallolur. 

O isimlerin yiJceligi bilinmi? oldu. 

Musa aleyhisselam KelTmullah'i nurlandiran da O dur. 

Agikga O nuru goriJnce, ailesine ben bir ate§ gordiJm demeye bajladi. O 
nura yaklajinca bakti, jijphesi gitti. ^ajirdi ve i§itti. Korkulari gitti ve o nurun 
igine girdi, ama girmesi de hicapsiz olmadi; Ezel-i Rab O' na nida eyiedi. 

"Ya Musa, Yuce olan Allah Tedld'dan korkma. Tuva Dagi Kuts? bir dagdir, 
zatin takdis edildi, nalmlarini gikar ve sirtmdakini yere ser. Bizim hicabimiz 
senden kaldirildi. Sen §u anda konu§mak ve i§itmek makamindasin." 

ismi-Azam burada EL-KELIm olarak sabit oldu. Kim ismi-Azam'dan 
menfaatlanmak isterse bu ejsiz yildizlara sahip giksin. 

Ey Talip, gabuk ula§mak istiyorsan kork ve adakta bulun; edep yaninda 



210 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



bulunsun. Adagin olmasi, liJtuf yolu ile ihsana ula§mak ve iptilaya dijjtu- 
gijnde takat getirebilmen igindir. Kim ki; kabul edilen bir istege ulajmak 
istiyorsa sorumlu olacagi bir adagi olsun. Bu manevi dairenin hediyesi ola- 
caktir. Celal ve nimet veren Rabb'imin isimlerinin kadri o kadar bijyuktur ki; 
onu olgijye vuramazsin. Ne zamanki tasdik edersen bu zor yola uiajirsin. 

Diyorum ki; 

"Kim buna kasten cahilane itiraz ederse, kabul ettirmeye gali^ma. Biz 
gOne^in battigi ve dogdugu yerler arasinda bOyuk hijkijm sahibiyiz." 

Bir ilim ki; dunyanin yaratiiijindan ahirete kadar manasi biz de vardir. Bu 
kejif bizde apa^ik zuhur etti. BiJtun §upheler yarin daha basit gelir. Bir §ey 
hakkinda (nas) haber geldi mi, O bizim igin kiyas edilecek hayirli bir §eydir. 
Bizim virdimiz avuglayana giJzei bir igecek, yaptigimiz tasnif arif olana kolay 
gelir. Bu mevahib-i seniyye (Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelen) 
hediyedir. Bununia mevia guzelleri feyizlendirdi. 

Bu aniattigimiz Alti isim'dir ki; harfleri on dokuz dur. Bu isimler 

FERDUN, HAYYUN, KAYYUMUN, 
HAKEMUN, ADLUN, KUDDOSUN 

Bununia nice nefisler tertemiz oldu. Bunlari harf harf daire jekiinde yaz 
ve gevir. Her harfe hizmet eden bir meiek vardir. Ayri, ayri yazmanda buyiJk 
hikmetler vardir.''^^ Bu yazi hattini inkar etme. Rabb'im boyle yazdi. Sayar- 
ken de on dokuz kere say. inkarcilara yakici bir ate? haziriami? olursun. Bu- 
nunia sihirleri yok edersin. Her ayin bajinda ve ikinci giJnu muiiabbet igin 
okuyabilirsin. Onunia dujmaniarini kovabilirve iiiieierini bozabilirsin. 

Bu alti ismi sayarken gizlice say, on adet pe? peje tekbir getir sonra onla- 
rin iiezimete ugrayijini gor. Gizliden gizliye bozulduklarini gor. 

Bir zaiim iiukumdarin emrindeki mazlum HAKEMUN ADLUN desin, sonra 
da, on kere YA FERDUN YA KUDDOSUN desin ve gozunij yumsun. O iiukum- 
darin derileri titrer. Her zorluktan sonra bir kolaylik geldigini gorursiJn. Bu 
olanlar ismi Azam'in sirlarindan bir sirdir. Kuldan degildir. Muradini gizli tut, 
ir§at dairesine saril, bu dairenin vasif ve faydalari daiia once yine baiisedil- 
mijti. Durum olarak iiigbir jey ona yetijemez. Bizim yanimizda menfaati 
kesindir. BiJtun kotiJluklere kalkan, delilere jifadir. Darlik iiallerini genijlet- 
mek ozelligi vardir. Allaii Teala'ya karji nefsini korkuyla terbiyene sebep 
olur. 

Ey okuyucu, sonra ijitici! 

SbzumuziJ tut, menfaatini de muiiafaza et, iyiligin igin bu manzumeye 



— Levh-i Mahfuz'da Kur'an-i Kerim tek tek liarflerJe yazilidir. 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 211 



sahip gik. Belanin bijyuklugune gore ondan faydalanmanin tek jarti inan- 
man ve kabullenmendir. inancinda zayiflik olursa, onun bijyuklugu zayifliga 
doner. 

Bu isimler, azametine yemin olsun ki; Rabb'im tarafindan inang sahibine 
verildi. Bunlarin gok buyiJk oldugunu kabul et. Hidayetine vesile olur. Bu 
harfleri heceleyerek teker teker yaz. HiJkumdarlari sabah fakir olarak kaldi- 
rir. 

Diyorum ki; 

Bir vakit, kiyamete yakin yalancilari yoldan gikaran Deccal beklenir. Kullar 
arasmda diyarlar arasi gezen fitne gogalir. Allah Teala dilerse bu sekine ile 
onun yok olmasina yardim eder. 

Ey kardejier; 

Ahir zaman fitneleri alimleri ile olacak. Onlar agizlari ile dini soyleyecek- 
ler fakat nefislerine uyacaklar. ilim hak \(;\n okunmayacak iJcret aranacak. 

DiJnya igin kolayliklar arzulanacak. Onlari geni§ ve giJzel elbiseler iginde 
karinlari haramla dolmu? goreceksin. insanlarin pejini zilletler biJruyecek. 

Alimlerin zilleti bundan bin kat daha fazia olacaktir. Alimler ameli bira- 
kinca iptilalara dijjecek. insanlar alimlere soru soramayacak. (GiJven kalma- 
yacak) 

Mai toplamanin fitnesi ajagi tabakalarda, zina yiJksek tabakalarda ?oga- 
lacak. 

ijte bu vakitte alem karanliga bogulunca sayilamayacak belalar gelecek. 

Deccal fitnesi zuhur edecek. 

Bu kafirgittigi yere sikintiyi gotiJrecek. 

ijte bu zamandan Mevla'yi Azim'den kurtulmayi iste. Sikinti ve mihnetle 
bu fitne herkese ulajacaktir. Bundan kim emin olmak isterse bizim soziJmu- 
ze baglansin, ayrilmasin emrimizi yapsin. 

Muhakkak ki, biz hakikaten darlik ve sikinti zamaninda yardima kojariz. 
Bizden istediginizi, biz de Allah Teala'dan isteriz. 

Bunu da ba$kasi isteyemez. 

Bizim igin onemli olan omriJn salih amelle bitmesi, muminin ruh teslimini 
kolay yapabilmesidir. Kim fitneden uzak oliJrse Allah Teala'ya hakkini ode- 
yemeyecegi minnet borcu olur. 

O'nunia manalarin zuhur ettigi, yaratilmijlarin segilmijine salat ve selam 
olsun. 

Efendilerin en hayirlisi Hz. Muhammed sallallahij aleyhi ve sellem Allah 
Teala'nin hediyelerini bize ulajtirdi. Kuvvetii geng ve bilge ihtiyarlarin gijg 
yetiremeyecegi mucizeleri meydana getirdi. 

Salatin en giJzeli ve ebedi selam, yildizi batmayan Hz. Muhammed 
sallallahij aleyhi ve sellem'e olsun. Ayrica Aline ve Ashabma salat ve selam 
olsun. Onlar vefayi yerine getirenlerdir. 



212 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Bu Ercuze '"'° 'nin beyani iginde gok buyiJk manalar vardir. igindeki mijf- 
redati ara§tir. Onun iginden altin gibi sirlar gikar. 

Bundan once bu sirlari higbir be§erin derledigi kitap toplayamadi, topla- 
yamaz ve derecesine ula§amaz. 

Lakin bunlar fikrinin cilalanndan gikar. Zamania bunlari tespit edebilirsin. 

igi \ge sirlaria doludur, Zamania gikar. 

Bil ki; 

Bu Allah Teala''in bir ihsanidir. 

§ukurler olsun, bize verdigi bu giJzel nimetlere. . . 

Hz. AH Kerremallahu veche 
radiyallahu anh 



\lilyl ^jsl [^ il 



.L^^ 



Allah Teala'nm NebTsi O'nu en kuvvetlimiz olarak isimlendirdi. 

Hz. All kerreme'llahij veche kuvvetlimiz olunca bir imtihan vesilesi olmasi 
da mukadder oldu. Bazilan O'nun kuvvet ve cazibesine kapilarak gok sevdi- 
ler. Bazilan da inkar ettiler. ^unkij kuvvet yerine gore buyiJk kazang oldugu 
gibi buyiJk sorumluluklarda getirdi. Bu jekilde ifrat ve tefrid agiga gikti. 

Hz. AN kerreme'llahij vechenin §u sozij, ifrat ve tefritin bir helak se- 
bebi oldugunu gostermektedir: 

"Benim hakkimda iki §ahis/zumre helak olacaktir: A§m derecede se- 
ven kimse ki, beni bulundugum makamm di§inda bir yere koyar ve 
bende olmayan vasiflaria beni over, iftira derecesinde bugzeden kimse 
ki, beri oldugum feyleri bona atar/isnad eder"'"^ 



Onun dini'^''^ Allah Teala'nm en hayirli yardim edilen dinidir. 



Ercuze: Her misrasi mijfret olan, her misrasmda ayri, ayri sirlari olan kaside 
'^"^ Ahmed b. Hanbel, 1,160; Ibn Ebi'l-Hadid, ^erhuNehci'l-belaga, V, 6; XX, 40. 
(GULER) 

Din: Ceza, ivaz. Iman ve amel mevzuu olarak insanlara Cenab-i Hakk tarafindan 
teklif olunan Hak ve hakikat kanunlannm hey'et-i mecmuasidir. Din, kainatm, dijn- 
yanin hayatm ve insanin yaratili§ gayeleri ve var olu§ §ekillerini a^ikliyarak, onlari 
manasizliktan ve abesiyetten kurtarir. insanlarm cemiyet hayatmda bari§ ifinde ve 
karde55e ya5amalarmi saglar, hakiki saadete ulajtinr. Dinin zayifladigi cemiyetlerde 
irkgilik ve ihtilaici ideolojiler yayilir. Milletin birlik ve dirligi bozulur. Cenab-i Hakk'm 
Dergah-i Uluhiyyetine kulluk edasina vesile ve medar olan ibadet, Islam, jerlat. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 213 



Cabir radiyallahij anhin rivayetine gore Hz. RasuluUah saUaUahii aleyhi 
ve sellem Taif giinii Hz. All kerremallahu vecheh He uzun uzun yaptigi ozel 
bir goru^meyi goren imanlar Hz. RasuluUah sallallahu aleyhi ve selleme bu 
konugmanm uzun surmesinin hikmetini sorunca Hz. RasuluUah sallallahu 
aleyhi ve sellem 

"Onunia gizli konusan ben degilim, Fakat Allah onunia gizlice uzun ko- 
nusmami emir buyurdu. " der. " ""^ 

O'nun azametii kilici kilitlerimizi agicidir. 

ZiJlfekar (Arapgada "gentikli" ya da. "bogumlu"), ZULFJKAR olarak da 
bilinir, islam geleneginde Hz. AN kerreme'llahij vechenin simgesi olan ga- 
tal kilig. "ZiJlfakar... Fikar degil, fekar'd\r aslinda... UstundiJr harekesi... 
Zu, sahib demek... ZiJlfakar; gukurlu, gedikli demek... Yapili§indan dolayi, 
sanatindan dolayi ustiJnun boyle gedik gedik olmasindan, girintili gikintili 
olmasindan dolayi "ZiJlfekar" diye adlandirilmi§." 

Bedir Savaji'nda (624) oldiJrulen mujriklerden Munebbih bin el- 
Haccac es-Sehmi'nin ya da oglu el-As bin Munebbih'in kiliciyken, gani- 
met olarak ele gegirildikten sonra Hz. RasuluUah sallallahu aleyhi ve 
sellem tarafindan Hz. Ali'ye verilmi§tir. Gergekte diJz ve iki agizli bir Arap 
kilici oldugu halde, agizlarmda gentikler agilmi? oldugu igin ZiJlfekar ola- 
rak adiandirildigi sanilmaktadir. UnliJ tarihgi Asma'i, Tus §ehrinde Halife 
Re^id'i, kilici beline takmi? olarak gordugunij ve kilici ziyaret etmek iste- 
yip istemedigini sormu§, kendisinin boyle bir arzusunun var oldugunu 
soyleyince kilici kinindan gikararak kendisine gosterdigini ve kilicin agzin- 
da on iki bogum bulundugunu kaydeder. Ama halk arasinda gatalli bir ki- 
ll? olarak betimlenmi§ ve oyle efsanelejmijtir. 

Son olarak Abbasilere gegen kilicin iJstunde la yuktal muslim bi- kafir 
(higbir MiJsluman bir kafiri oldiJrdugu igin oldiJrulemez) bigiminde son 
bulan bir yazi olduguna inanilir. Hz. Ali'nin adi gevresinde yayilan efsane- 
lerle birlikte ZiJlfekar'in da onemi artmi§tir. Siffin Sava§i'nda (657) kilicin 



Millet. Adet, hal, siyaset. Hesab. Kahr, galebe, istila. Malik olmak. Aziz olmak. 
itaat etme. Vera, takva. Masiyet ve ikrah ve hizmet. Hukum, kaza ve ihsan. Bir 
§eyi adet eyiemek, de'b. Siret ve tarikat. Tedbir ve tevhid. Melik, mijlk. BirisinI 
ho§lanmadigi jeye sevketmek. 1st: Allah ile kul ve kullar arasmdaki munasebetleri 
tanzim eden nizam. 

Tirmizi bu hadisi Hasen Garib olarak nitelendlrlr. Bkz. Tirmlzl. Menakib. 20 
'*'"' M. Esat g05AN, 29. 12. 1993 - Melbourne Sohbetinden 



214 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



iki ucunun dujman askerlerinin gozlerini kor ettigi, Hz. Ali'nin onunia 
inanilmaz zaferler kazandigi ve 500'u a§kin kafirin ba§ini kopardigi ya da 
govdesini ortadan ikiye ayirdigi aniatilir. 

Imam ^a'ram, Bedr-i Munir'de kiligta bogumun, i§lenip suslenmi§ 
olmaktan kinaye oldugunu yazar. Hatta guzelligini artirmak igin naki§lar 
arasinda yer yer gukurlar bulunup, kijguk cevherlerle siJsluydu. 

imam Hasen Basri, Urfe'den, o da imam Cafer Sadik aleyhisselamin 
Muhammed ismindeki karde§inden rivayet ederek: "Bedir sava§inin ya- 
pildigi gun, Rizvan isminde bir meiek gokten nida edip §dyle der: Ali'den 
daha cesur bir geng ve Zulfikar'dan da daha giizel bir kilig yoktur". Fa- 
kat bu soz halk arasinda degi§iklige ugrayarak bazi §airler onu vezin ka- 
liplari iginde degi§ik §ekillerde ifade etmege galijmijlardir. 

Eskiden islam iJlkelerinde degerii kiliglann iJstunde la seyfe ilia Zulfe- 
kar (ZiJlfekar'dan ba§ka kilig yoktur) yazisi yer alir, bunu genellikle ve la 
feta ilia AH (Ali'den ba§ka yigit yoktur) sozleri izlerdi. 






"Ey Fatma, ZUIfekar'imi bana ver ki sava§ ve garpi$ma gUnUnde be- 
nim yegane yaver ve arkada§im ancak bu kiligtir." 

ZiJlfekdr, daha sonra Hazret-i Ali'den el degi§tirerek, §ehit olan Haz- 
ret-i Huseyin'in oglu Hasan'in oglunun oglu Muhammed bin Abdullali'a 
gegmijtir. Mansur Devanik? lie yaptigi sava? esnasinda jehit edilince el 
degi§tirmi§ ve Beni Neccar kabilesinden birisine dortyiJz altin borg; kar§i- 
liginda teslim edilmijtir. ZQIfekar'i ona verirken, junlari soylemijtir: "Bu 
kilici Ebu Talib'in (ocuklarmdan kime verirsen ver, sana, bu kilicm kar$i- 
ligmi verirler." 

Cafer bin SOIeyman bin Ali bin Abdullali bin Abbas, Yemen ve 
Medine'ye vail tayin edilince kilici elinde bulunduran §ahsi huzuruna ga- 
girarak daha once takdir edilmi§ olan parayi vererek ondan almi§; kilig 
ondan da oglu MehdT'ye intikal etmi§ ve Abbas? Devieti'ne gegerek bu 
devlet tarafindan muhafaza edilmijtir/"^ 



U«Ss^- A.«Sv.?- J U^Up "UXP J 



O'nun ilmidir ilmimiz Onun hikmetidir hikmetimiz 



"^"^ AnaBritannica, Zulfekar Maddesi. (Hz. Ali, 1981), s. 194-195 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 215 



Hz. AN kerremallahij veche Efendimiz sahabeyi kiram arasmda ilmi ve sir- 
lara vukufiyeti babindan en yiJksek seviyede oldugu kabul edilen bir gergek- 
tir. Hz. Omer radiyallahij anhin bu konuda ozel beyani vardir. Onun igin 
alimler ilmini ona dayandirmak mecburiyetinde olduklarindan dolayi NiyazT-i 
MisrT kuddise sirruhu'l-azizde bu senedi ikrar etmijtir. 

Hikmet 

Muhyiddin ibnu'l-ArabT kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz, Tasavvuf ve Hik- 
met irtibatina gegerek §6yle der: 

"Tasavvuf ahlaktan ibarettir. Tasavvuf ahlakiyla bezenmi} kimsenin 
"Hakim" olmasi $arttir, olmazsa onun tasavvuftan nasibi yok demektir. 
(iunku tasavvuf hikmettir, hikmet ise ilm-i nebevVdir". 

Bu tespitlerden sonra meseleyi muallakta birakmayarak kendine gore 
dogru "Hikmet"\n yerini de §6yle belirler. 

"i§leri ve hukumleri gergek konulduklari yere, sebepleri de gergek 
mekanlarina yerle§tiren ve yerlerinden oynatilmasi gerekenleri de yerle- 
rinden gikaran gergek Hukema; "melametivve" dir ki bunlar Allah Teala 
yolunun yolcularinin seyyidleri ve imamlandir, onderleridir. Alemin 
Seyyidi de (Alemin Efendisi) onlardandir ve onlarladir -ki o da Allah Tea- 
la'nin ResuliJ Hz. Muhammed sallallahij aleyhi ve sellem 'dir ve "...i§te bu 
Hikmette ve ehlu'llah yani resuller ve veliler de gergek Hakim'lerdir. 
(ibnu'l-ArabT, el-FiJtuhat, 11/16, 523) """ 

Hikmet mij'minin yitigidir; nerede bulursa alir." '^"^ SoziJ, bu konuda 
miJslumanlar icin onemli bir uyari niteligindedir ve soz soylemek de da- 
hil, her i$in kuralina uygun, isabetii ve dogru yapilmasini ogiJtleyen Islami 
bir kuraldir. Degerii bir ara$tirmaci, bir konferansinda, bu sozun, hadis 
degil, mantik butunlugunden yoksun uydurma bir soz oldugunu, cunkij 
mij'minin hicbir zaman hikmeti yitirmedigini, zira Kur'an ve siJnnetin bi- 
zatihi hirer hikmet olmalari hasebiyle, bunlarin di$inda bir ba$ka yerde 
hikmet aramanin mij'min iqin mumkiJn olamayacagini s6ylemi$ti. Oysaki 
bu hadiste, hikmetin yitirilmesinden degil, hikmet kar$isinda miJ'minin 
takinacagi tavirdan ve muameleden bahsedilmektedir. Esasen hikmeti, 
Kur'an-i Kerim ve SiJnnet naslariyla sinirlamanin da, bizzat Kur'an-i Kerim 
ve SiJnnete gore dogru olmadigini da unutmamak gerekir. ""^ 



\iyAfi <^\JlA lis JvP AJ JvP J 



'^''^(KILig, 1995), S.88 

"^"^ Kejfu'l-Hafa, Beyrut, 1351, 1/363-364. 

'''(5ICIK) 



216 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



O'nun adaletidir adaletimiz. Onun makami bizim Misn'mizdir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

"AH insanlann en hayirlisidir, bundan §uphe eden kafir olur"^'^^ 

Hz. AN kerreme'llahij vecheyi rahmet ve dua ile yad etme konusunda 
kendisine borglu kalindigini bir kez daha hatirlatmaliyiz. 

"B'izden istifade edip de bizi rahmet ve dua ile yad etmemek, sizin 
igin hig de ho§ olmaz ve buyuk bir kusur olur"^''° 

"Onun makami bizim Misn'mizdir" deki mana maneviyat ilimlerinin 
kaynagi Hz. AN kerreme'llahij veche Efendimizdir. NiyazM MisrT de bu kay- 
naktan igmektedir; demektir 

Hz. All kerreme'llahij veche buyurdular ki; 

"Bana sorunuz, vallahi Kiyamete kadar neyden sorarsaniz size haber 
veririm. Bana Allahin kitabindan sorunuz, her ayetin gece mi, gundUz 
mii, daglikta mi, dUzlUkte mi indigini bilirim" "^^ 

"Sorun benden beni yitirmeden, bana gokyollarini sorunuz, onlari 
yeryiizii yollarmdan daha iyi tanirim" '*^^ 

"Gayb sirlarindan bana sorunuz, mUrsel nebilerin tUm ilimlerine va- 
risim ben" '*^^ 

"Bit ki tiim semavi kitaplarm esrari Kur'an'da toplanmi^tir, Kur'an'in 
tUm esrari Fatiha'dadir, Fatiha'nin tiim esrari Besmelededir, Besmele- 
nin tiim esrari 'B' harfindedir, 'B' harfinin tiim esrari da onun altindaki 
noktadadir." Daha sonra §6yle buyurdu : " 'B' harfinin altindaki nokta 
benim. " "'' 



^ 1^ ^ JU ^J J\ J 



'^'^ el-MiJttaki el-Hindi'nin "Kenz'ul Ummal" c.ll, s.625, Hadis no: 33045 / el- 
MiJnavi'nin "KiJniJz el-Hakaik" s.92 / el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'QI Mevedde" 
s.180,247 / el-Bagdadi'nin "Ta-rih-i Bagdat" c.7, s.421 
""'"(GULER) 

"*" Tabari'nin "Cami'ul Beyan" c.l, s.114 / el-Suyuti'nin "Tarih'ul Hulefa" s.214 / 
Feth'ul Bari c.8, s.485 / Miftah'us Seadet c.l, s. 400 / el-ltkan c.l, s.319 
"*" ibn-i Ebi Talha'nm "Metalib'us Suul" s.26 / el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'iJl 
Mevedde" s.66 / Tefsir'ul Fatiha s.52 el-Ezher bas. 
"*" el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Y 
El-Kunduzi el-Hanefi'nin '" 
5afii'nin "ed-Darr'ul Manzum" 



"*" el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'iJl Mevedde" s.59 

'^^'^ El-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ul Mevedde" s.69 / Kemaled-din el-HalebT e§- 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 217 



6 

"kad e^rakted-dunya bi'§-§ems-i Mevlana " Xl^y j |j..c»IlS\)U^"jJI cJ^I °j3 

Fe'$-$emsu leha bedrun ve'l-bedru sUveydana U jJji- j'xJi\ j "Jjl l^ ^jJ^\i 

Ve'l-bahru leha katrun ve'l-katru lend bahrun ^ \aS ^21 j jlai L^ ^^4^1 j 

Ve'd-durrii leha necmun ve'n-necmu sureyyana \i\ljy i>=l!l j jU^i \^ j jJI j 

> J y y iy 

£/ alemii bila dersin ke'l-ar^i bila ktirsin tj'f% J''y^'^ Cj^ ^ p*^^ 

Fe's-sadru leha levhun ve'l-levhu mahyanen \i'L^ T^^jTj* ^ jJ^\i 

Ve'l-ilmu leha halun ve'l-halu leha vaslun J^j l^ JliJI j Jl^- 1^ iL«Sl j 

Ve'l-vaslu leha cezbiin ve'l-cezbii himyanen \iUIj9- '-r'^^ J Wj^ ^ tP'j^^ J 

Men kane lehu $evkun ev egti$ehu a$kun ^,jr^ illLipl j\ 3j^ ^ o^ijr* 



i J J V 



Fe'l-ye'tihl at§anen yesterciu rayyanen tllj 'r^'j^ liUliaP GlJ\i 



^ ' S ^ I } 



Ezzilleij sultanJ ve'l-vuslatu irfanJ ij'^j^ ^J^Ujil j ^jiyil- 23 jJl 

Men /cone bihi hayyen fehiive bihtahyanen lAIa-l G ^4^ U^ fi jD j^ 

Kad e$raga muyi'd-dini ze'l-kalbi bihaza'd dini aijJI i^t_Ju!ll li /yjJI ^>tJ ijjjil jj 
ha caeke Yd Misriyyii ke'f-$emsi li Mevlana \j ijU j..c«-i!D '^Jj^a^ Ij i^L>- lil 

..'^ » :;.»'»:; 

Muhakkak diJnya §ems-i TebrizTve Mevlana ile aydmlandi. 

Mevlana Celaleddin RumT kaddese'llahij sirrahu'l-azizi (30 Eyiul 1207 
Belh-17 Aralik 1273 Konya) kisa bir bolumie aniatima sigmayacagi igin geni§ 
kaynaklara muracaat edilmesi rica olunur. OziJr dileriz. 

Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz, Sultanimiz RasuliJllah sallallahij 



218 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



aleyhi ve sellem hazretleri "salihierin anildigi yerde rahmet yagar" bu- 
yurmujtur. Sonra: 

"Fakat bizim anildigimiz yerde Allah Teala yagar" dedi.''" 

NiyazT-i Misn'nin Hz.Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz hakkindaki go- 
rijjunu bu ibaresi en giJzel agiklamaktadir. 

Ve dahi riJvat-i sahihatiJal-kelimatdan menkuldiJr ki Hazret-i Merhum 
kesr-i nefs babinda ol riJtbede imijier ki iftiharul-bilad vel-ekalim olan 
eviiya-i kibar Hazeratandan (biJyuk eviiyalar) mesela Hazret-i Emir Sultan 
ve Hazret-i E$refzade Abdullah Rumi ve Hazret-i Uftade Mehmed Efen- 
di rahimehumullah teala ve bunlar emsali ekabir-i timmet zikr olundukda 

"bu kara yiizli Misirli aniar kapulari onunde yatub kalkan 
kelbcegizleri gibiyim anIar yaninda benim vakiim o kelbcegizler 
vakii kadardir ziydde degildir" "^'^ 

deyu kerraran ve merraran aniara bu uslijb iJzre arz-i mehabbet ve 
huliJs-i taviyyet buyururlar imi§.''" 



§ems-i TebrizT O'nun yaninda dolunaydir. Dolunay ise kalbinin sijveydasi- 

§EMSEDDiN MUHAMMEDTEBRiZi, (Tebriz ? - Konya 1247). 

(§ems-i TebrizT) denir, iranli mutasavviftir. Babasi, Melikdad oglu Ali'dir. 
Caginin bilimlerini ogrendi. Tebriz'de sepetgilikle geginen §eyh Ebubekir 
Selebaf'a murit oldu. Onun yanindan aynldiktan sonra birgok yer gezdi; 
Bagdat'ta Evhadettin Kirmani, §am'da Muhyiddin ibn-iJl Arab! kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz ile tasavvuf konulan iJzerinde gorijjmeler yapti. Allah Teala, 
din, ibadet konularini $eriat yolundan farkli bigimde yorumladi. Akia da- 



"*" (YAZICI, 1995), s. 300 

"bu kara yuzlii Misirli anIar kapulari onunde yatub kalkan kopekleri gibiyim 
onlar yaninda benim durufum o kopeklerin durufundan kadardir fazia degildir" 

"*" (Ibrahim RAKIM, 1750), v. 67b 

Siiveyda: (Sevad-iJi kalb, Sevda-iJl kalb) Kalbin ortasmda varligi kabul edilen siyah 
nokta. Kalbdekl gizli giJnah. Buna Habbet-iJl kalb, Esved-ul kalb de denir. Kalbdeki 
basiret mahalli diye bilinir. Eskiden bir kisim muhakkikler, kalbin mezkur mahalline; 
Mahall-i ulum-u diniyye demijier. Ekseriyyetle mahall-i idrak ve basiret olarak kabul 
edilir. Bir kisim alimler de "Kalbin dahili olan akildan ibarettir" demi5ler. (Kamus) 
Kalbdeki bu mezkur nokta: Kafirler ve Allah Teala'ya isyan edenler igin 5ekavet ve 
giJnah, mij'minler igin ise: Basiret ve idrak mahalli olarak bilinir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 219 



yanan, aklin kabul etmediklerini yadsiyan felsefecilere kar$i gikti. "Haki- 
kat'e ula$manin ancak a$kla saglanabilecegini savundu. Bilginin ama^ de- 
gil, insanin ger^egi aniamadaki aczini gdsterecek bir ara^ oldugunu dne 
surdij. 

1244'te geldigi Konya'da cojkulu sozleri, tajkin davranijlanyla Mevlana 
Celaleddin Rumi kaddese'llahij sirrahu'l-aziz iJzerinde etkili oldu. Onunia 
yakin dostlugu, Mevlana'nin ajk ve cezbeye yonelerek dersi, vaazi, fetva 
vermeyi birakmasina yol agti. Ogrencilerin, muritlerin tepkileri yiJzunden 
§ems, Konya' dan ayrilarak (1246) Halep'e, daha sonra §am'a gitti. Onu ge- 
tirmek iJzere Mevlana' nin gonderdigi oglu Sultan Veled'le birlikte geri don- 
dij (1246). Mevlana'nin eviatligi Kimya Hatun lie eviendi. Onun Hakk'a yij- 
riJmesJnden sonra da aralannda Sultan Veled'in kardeji Alaeddin'in bulun- 
dugu bir grup tarafindan gizlice §ehid edildigi rivayeti vardir (1247). Mevla- 
na'nin Divan-i kebir adii yapitina dujijncelerj, Konya'dan ayrili§i, sirlani§i 
esin kaynagi oldu. Gorijjlerj, Mevlana ve ba§ka tasavvuf adamlariyla s6yle§i- 
leri, ogiJtlu oykijlerj, farsga Makalat adii eserindedir."^^ 

SiJveyda 

Kalbin ortasinda oldugu dijjunulen siyah benektir. inanija gore kalbin 
iginde goniJl, gonliJn iginde siJveyda bulunur. Bu siyah benek en iJstun 
anlayi5 noktasidir. Allah Teala ve onun tecellTsi olan kainati aniayan 
siJveydadir. ilahTa§k burada tecellTeder. SiJveydada gizli olan delilik, yani 
aji yarasidir. Vara kalbin iginde gizli olunca ona merhemin etki etmeye- 
cegi dogaldir. ^unkij merhem iJstten siJrulur. Ayrica a§k yarasi merhem- 
le, ilagia iyile§tirilemez. Kaldi ki, elmas sert bir maddedir. Elmas zerresi 
kari§tirilmi5 merhem yarayi busbiJtun azdirir."^" 



§ems-i TebrizT deryasi O'na damla, o damla ise bize deryadir. 

Tuhfat al-asri Bursa Mevlevi jeyhi Mehmed Dede'nin de Niyazi'nin 
halifesi oldugunu ve Niyazi'nin, Mevlevihaneye gelip mukabelede bulun- 
dugunu, ney dinlerken aglayip feryad ettigini, dervijierini de 

mevlevihaneye gonderdigini yazar NiyazT: 

-- ^ j^ ^ ^ ^ 

matlai ile bajlayan Arapga §iirinde Mevlana'yi dile getirmijtir. 

BuyiJk Larousse. 
"*" (IPEKTEN, 1986) 



220 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Vine NiyazT-i MisrT'nin tarikat-i aliyye-i Mevleviyyeyi medh babinda 
5oyle soyledigini gorijyoruz: 

"Kemaliyle irfan-i Huda celle ve 'altye intisab-i tahsil itmek isteyen 
merd-i salik Hazret-i Mevlana kuddise sirrahu el 'aziz Hazretlerinin 
Mesnevi-yi §enflerin gu§-i cania istima' eyiesin bu babda andan a'la bir 
kitab dahi olamaz" diyerek tejvik ederken kendi bendelerinin de her 
hafta Mevleviye hankahina gidip MesnevT'den nasihat ve ogiJt dinledikle- 
ri de naklediliyor. '^^^ 

^ "./, ,, ". . -J, ^ / i 

§ems-i TebrizT incisi O'na yildiz iken, O yildiz bize Siireyya Yildizi ''^^dir. 

Pleiades bir Yildiz kiJmesidir. Pleiades giplak gozle 6 yildizdan olu5an gok 
kijguk bir kepge §eklinde goriJlur. Pleiades gok dikkat gekici bir gruptur ve 
"Ulker", "Siireyya", "Yedi Kiz Karde?" gibi isimlerle anilir. 

"RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Cum'a suresini tilavet buyurdu: 

L; ijl^ liil^^^ji-ij "Onlardan diger bir grup gonderdi ki (faziletge) birincilere 

yeti$ememi$lerdir" ^^^ ayetine gelince, bir sahabe: 

"Ey Allah 'in Resulii! Bize kavu§amayacak olan bunlar kimlerdir?" diye 
sordu. Aleyhissalatu vesselam elini Selman radiyallahii anhin iizerine ko- 
yarak: 

"Ruhumu kudret elinde tutan Zat-i Ziilcelal'e yemin olsun, eger iman 
Siireyya yildizmda olsaydi, ona, bunun kavminden bazi kimseler yine de 
ula$acaklardi. 

" Bir diger rivayette: "Fars'tan bazi kimseler" buyurdu. "^^ 

NiyazT-i MisrT burada §ems-i Tebrizi'yi, Hz. Mevlana'nin semasinda parla- 
yan yildizken bizim gin yol gosterendir, demektedir. 

Alem^^^ izsiz olmadigi gibi ar$ta kijrsisiz olmaz. 



'^"(KARA, 1997)s.XXVII 

Siireyya: Ulker (Pervin) yildizi. Yedi (veya alti) yildizlardir ki; ikijer ikijer kar§ilikli 
dururlar ve Ayin gegtigi yerlere yakm gorunurler. Gerdanliga benzemesinden 
Felekiyatta "Ikd-i Siireyya" tabir edilir. 

463 ^ IT 

Cum a, 3 

BuharT, Tefsir, Cum'a 1; Muslim, Fezailu's-Sahabe (2545); TirmizT, Menakib, 
(3229) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 221 



Gogsij O'na levha iken o levha bize hayat olmu$tur. 

[Seyyid Burhaneddin kaddese'llahij sirrah'iJl azTz Maarif kitabinda dedi ki; 

Allah Teala'nin kitabi jeyhin gonliJndedJr. Onun ehli, soyu-sopu ise §ey- 
hin di§indadir. Kitap, §eyhin gonliJnde gizlenen manadir. Ehli, soyu-sopu ise 
§eyhin cismidir. Sende kitap okumaya ehliyet yoksa soy-sop o kitabin sirrini 

■ ■ I n466 

Sana soyler.] 



jV^gjl^l^Jl^gpcJlj 



ilmi O'nda haldir. Vuslat dahi onda haldir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"insanlarm en alimi, bildigiyle amel edendir." "^^ 

"Kiyamet gununde bir adam getirilir ve Cehennem'e atilir. Cehennem 
bu adami, degirmen ta§ini donduren e§egin surekli dondugu gibi ate§'in 
iginde dondurur. Bu durum goren Cehennem halki bu adamin ba§ina top- 
lanir ve; "Ey adam sen bize dunyada giizel §eylen emredip, kotu §eylerden 
sakmdirmaz miydin, diye sorarlar. Bunun uzerine adam; "Evet, ancak size 
iyiligi emreder kendim yapmazdim, kotUIUkten nehyeder kendim yapar- 
dim, der.""^^ 

§ems-i Tebrizinin biJtun ilmi Hz. Mevlana'nin hallerinde ve onunia 
olmasida kendine kavu§masidir. 



Vuslat O'nda cezbedir. Cezbe ise kalkandir. 

"Allah Teala'ya en yakm yol cezbe yoludur" denilmi§tir. Allah Teala'ya 
kavu§turacak yollar yaratilmi§larin nefesleri sayisincadir. Cezbe ve irfanin 
gokluguna bakip, biri digerine galip gelirse, ona nisbet ederek, bu cezbe 
yolu; bu da irfan yolu derler. Cezbeli halde edebin muhafazasi gok zordur. 
Bu nedenle Hz.Mevlana Mesnevi'sinde 



Alem: Bayrak. Nijan, ifiret. Ozel isim. Mc:Yuksek dag. Buyuk alim. Ust 
dudakta olan yank 
'^^^ (KARABULUT, 1984), s. 64 

DarimT, Mukaddime, 32 
'^^^ BuharT, Fiten, 17, BuharT, Bed'u'l-Halk, 10 



222 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ez Hoda cuy?m tevk?f-? edeb 
Bl-edeb mahrum mand ez lutf-i Rab 
Ez edeb pur-nur ge§test ;n feiek 
ye'z edeb ma'sum u pak amed meiek 

"Allah Teala'dan tevfik-i edeb arayalim, zira edebsiz Allah Teala'nin 
lutfundan mahrum kalmi^tir. 

Bu feIek, edebten nuria dolmu^tur, meIek de edebden dolayi masum ve 
pak yaratilmi§tir "demijtir. 

Cezbeyi vuslat yollannda mubtediler igin ajkin gojkunlugundan oldugu 
igin kusurlu tutmamak terbiye usiJlunde uygundur. Ancak sona dogru bu 
cezbeli haller ho? karjilanmaz. 

Kimde O'na kar$i $evk veya susuzluk derecesinde a$k varsa 

Ajkin oldugu yerede higbir sorgu aranmami§tir. Hz. Mevlana 
kaddese'llahij sirrahu'l azTz buyurdu; 

[ Ve sarho§luk o ba§lardaki mahmurluk, ne be? vakitle yatijir, ne be§ yiJz 
bin vakitle. "Beni az ziyaret et" sozu ajiklara gore degildir. Dogru ozlij ajik- 
larin cam, pek susuzdur. 

"Beni az ziyaret et "sozij, baliklara gore degildir. ^unku onlarin canlari, 
deniz olmadikga higbir §eyle iJnsiyet edemez. Bu denizin suyu pek korkung- 
tur ama baliklarin mahmurluguna gore bir yudumcuktur. Ajiga bir an ayri- 
lik, bir yil gibi gelir. Bir yillik vuslat bile onca bir hayalden ibarettir. 

Ajk susuzdur, susuzu arar. Bunlar, geceyle gundiJz gibi birbirinin ardina 
du§mu§lerdir. GiJnduz geceye a§iktir, onsuz olamaz. Fakat bakarsan goriJr- 
siJn ki gece, ona, ondan ziyade a§iktir. Onlar, birbirlerini aramadan bir lahza 
bile durmazlar. Daima, birbirlerinin ardindan kojup dururlar. Bu onun aya- 
gina yapi§mi§tir. O, bunun kulagina. Bu, ona hayrandir, o, buna a§ik. Sevgili- 
nin gonliJnce herkes ajiktir, herkesi ajik goriJr o. Azra'nin gonliJnde daima 
Vamik vardir. A§igin gonliJnde de sevgiliden bajka kimse yoktur. Onlarin 
aralarinda ne az, ne gok fark edici bir §ey olamaz, onlari birbirinden ayiracak 
kimse bulunamaz. Bu iki gan bir devededir. Artik buraya "Az ziyaret et" sozu 
nasil sigar? Hig kimse, kendisine 

"Beni az ziyaret et" der mi? Hig; kimse kendisine nobetle zamania dost 
olur mu? Bu birlik aklin alacagi §ey degildir. Bunu aniamak, insanin oliJmu- 
ne baglidir. Eger bu, akilla aniajilsaydi, insanin nefsini oldiJrmesi neden 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 223 



vacip olurdu ki? ] 



469 



Oyle ise susami$ olarak gelsin muhakkak suya kanmi$ olarak doner. 
Zelillik sultanimizdir. Vuslat irfanimizdir. 

Eger biri diri ise o O'nunia dirilmi$tir. 

Hz. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l azTz buyurdu; 
"Tann'ya kul olan, Tanri golgesidir. O bu alemden olmij}, Tanri He di- 
rilmiftir.""'" 

^ iy i y y y y 

jj jJl i^ *_i2l li ^'j^\ ^^ 3'J^\ ji 

Nihayet bu dinde kalp sahibi Muhyiddin olarak dogdun. 

"Muhyiddin" dine hayat veren, yenileyen (miJceddid) demektir. Yani se- 
ninle bu din hayat bulacaktir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem 
buyurduki; 

"Allah bu ijmmete, her yuz yilba$inda dini yenileyecek kimseler gonde- 
rir'"'' 

Bu hadis-i 5erifte "her asirda ve her zamanda" demektir. Hadisteki 
"men" ifadesi, birgok miJceddidin olabilecegini ortaya koymaktadir. Ancak, 
bid'at ve hurafeye destek verenler ile mukallidlerin miJceddit olamayaca- 
ginda 5uphe yoktur. Aksine, sozkonusu miJcedditier, Kur'an ve SiJnnet ilim- 
lerinde miJtehassis olan ve ilimleriyle amel eden kimseler olmalidir. Bunlarin 
telif ve eserleri az veya gok olsun, §6hretleri kendi asirlarinda bilinsin ya da 
bilinmesin fark etmez. Vine Kur'an ve hadis ilimleriyle mejgul olduklari hal- 
de, dirayetsiz ve tahkiksiz, sadece rivayet ve nakil ile i§tigal edenlerin de 
miJceddit olabilme ihtimali yoktur. Hadis-i jerif, miJcedditleri 'Him' ve 'ta- 
sovvuf degil, 'dini ilgilendiren biJtiJn konularda' muceddit olarak dijjunme- 
liyiz zikretmektedir. 



''® Mesnevi, c.VI, b: 2670-2689 
''™Mesnevi, c. I,b:423 

"•^^ Ebu Davud, Melahim 1, no: 4291, IV. 481 



224 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ey MisrT sanada Mevlana'nm §emsi gibi biri gelir. 

Hz. NiyazT-i MisrT igin gelen dostun kim oldugu hususunda diger risalele- 
rinde de bir bilgiye kavu§amadik. Ancak bu kijinin §eyhi Ummi Sinan 
kaddese'llahiJ sirrahu'l azTz ( ? - 1657) olmasi du§unulmektedir. ^unkij 
NiyazT-i MisrT onunia karjilajtiktan sonra butiJn diJnyasi ve hayati degijmij- 
tir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 225 



Ya rahim-el usat kun rahiymen 



li'l-miiznibi'l-faktri ca zel?len 



dmrtmada ve leyse fi seyun 



Siva'l-mefduli ve'l-heva aslan 



Vebyazza vech? cUmleten ve zikn? 



Ve leyse fi'l-fuadi minhu §ey'en 



Ma taat? ilia rayyave sum'ate 



Fema vecedtU minhuma hulusan 



Vema etagtu halisan 11 rabbt 



Vema alimtU muhlisan mut?an 



Ya RabbJ abdike'z-zeltlii eta 



Bi kijlli envai'l-heva allien 



Min kesreti'z-zunubi leyse vechiin 



Lehu yedu ileyke ya alimen 



Velakin igtimadehu kaviyyun 



Ala ismike'l-afUvvU ya kerimen 



Azayimii'z-zunubi min usati 



Sagiraten ledeyke ya halimen 



^ ^13 3 

y 1 9- S S 

,J^) J ''^ §(^J J^} J 

3 3 

lxU2^ lyS.L>s^ CAj^ U « 

3 3,^ f 

^^^ lY^ t-Jj-l J^l 0_^ (V 

IL_^ I'jJjiSI Li\^l Dp 



226 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Fema lidauna devaiin ilia ^\ «-l.i IS^IjJ Ui 

i i ^ 

Min fazlike'l-amtmi Ya Haktmen ^*t^^ ^ (*?^il tiiUa's j^ 

Feciicl ala'l-Misnyyi fazia cudin ij>- J^i jj^l ^ °j^ 

Min bahri cudike'l-vera amtmen IL-i ^^1 ilij>- ^^ ^j^ 

Ue dUllent Ha rizaike mevia ^^ iJU>j §1 |_^i j 

fe ente hayrun li'r-nza delilen %Si i^'J^ j^ Cl^Li 

Ey asilere rahmet eden, mehametii olmani istiyoruz. 
Zelillikle gelen fakirlere ve gijnahkarlara da rahmet istiyoruz. 

OmriJm bir jeye degmez $ekilde ge?ti gitti. 

Kur'an-i Kerim'de "Gergekten insan iizerinden oyle uzun bir siire gelip 
gegti ki o anilmaya deger bir §ey bile degildi?!" ''^'^ buyurulmasi sari zama- 
nin degersizligini beyandir. insan gegmi§ine nazar kildiginda hep husran 
iginde kalmaktadir. "Asra yemin ederim ki insan gergekten ziyan igindedir." 

473 

Asli heva ve degersizdir, ba$kada olmadi 

insanin omrij tiJkenmeye dogru gittikge gegmijinin sikintilari ve degersiz- 
ligi onu rahatsiz eder. Bu hal biJtun insanlar iginde gegerlidir. RasuliJllah 
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Ben sizin gormediginizi goriir, i§itmediginizi i§itirim. Nitekim sema 



472 i - 

Insan, 1 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 227 



uguldadi, uguldamak da ona hak oldu. Semada dort parmak sigacak ka- 
dar bo§ bir yer yoktur, her tarafta Allah Teala'ya secde igin ainmi koymu} 
bir meiek vardir. Allah'a yemin olsun, benim bildigimi siz bilse idiniz az 
giiler, gok aglardmiz, yataklarda kadmlaria telezzuz etmezdiniz, yollara, 
gollere dokulur, (belanizi defetmesi igin) Allah'a yalvar yakar olurdunuz." 
Ebu Zerr radiyallahij anh ilave etti: "Ke$ke sokijlen bir agag olsaydim."^^'^ 
"insan, diger bir insanin kabrinden gegerken: Ke§ke onun yerinde ben 
olsaydim! Demedikge Kiyamet kopmaz" "^^ 

insan neden kendine eziyet etmekten, kendini suglamaktan, yarala- 
maktan zevk alir? 

Zevk alir, giJnku o an ne kadar algaldigimizin, ne kadar degersiz ve 
onemsiz biri oldugunuzun bilincine vanrsiniz. Zevkinizin kaynagi bu bilin- 
ce ulajmaktir i§te. 

Ne kadar iJmitsiz oldugunuzu, oldugunuzdan ba§ka bir insan olama- 
yacaginizi, degi§meye gergekten inaniyor olsaniz ve bunun igin yeterii 
zamaniniz olsa bile, bunu istemeyeceginizi aniami? olmanin verdigi zevk- 
ten daha buyiJk bir zevk olabilir mi? 

Diyelim ki degijmek istediniz, ne olacaksiniz ki? 

Beiki de sizin igin gergekten ba§ka gikar yol yoktur. Yani oldugunuz gi- 
bi olmaktan bajka alternatifiniz yoktur? 

Oyleyse neden bojuna degi§mek igin gayret sarf edesiniz ki? 

BiJtun bunlar, derin anlayi§in tabiati geregince, kendiliginden ortaya 
gikmaktadir. O yiJzden birakin degijmeyi, yapabileceginiz en ufak bir §ey 
dahi yoktur. Derin aniayi? yasalarina gore joyie bir sonuca varabiliriz bu- 
radan: Sefil bir insan, sefilliginin derecesinin farkina varabiliyorsa eger, 
bundan kendine bir oviJnme payi dahi gikarabilir.''^^ 



^) J '^ §i^J J^°} J 

YiJzumun hepsi ve genem beyazladi. 

OmiJr alevi en gok sag ve sakalda kendini gosterir. Hangi renkte olursa 
olsun atejte yanan e§yalarin bakiyesi kiJl rengi olan beyazlik i§areti ile beli- 
rir. Beyaz renk safiyete ijaret oldugundan nur eczasida en gok beyaz ile 
temsil edilmi§tir. Cennetin topragi dahi un jeklinde bir topraktir. 



'*'"* TirmizT, Zuhd 9, (2313); ibnu Mace, Zuhd 19, (4190). 

Sahih-i Muslim'deki hadis numarasi: 5175 
*^'' (Dostoyevski, 2004), s. 18 



228 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Kalbimde ise Senden ba$ka $eyde yoktur. 

Yalnizlik psikolojisi ve Allah Teala'dan gayri kimse lie muavenetin olma- 
digini aniamak ancak omrun son deminde aniajilir. Kalp dayanaklanni ancak 
olume yakin kaybettigini hisseder. isterse bu manevT haller iginde olsun. 
^unkij bejerin yok olma hissiyatini tatmasi ancak ihtiyarlikta biraz kendini 
gosterir. Bu nedenle topragin sevgisi arttigindan miJlk uzerindeki isteklerine 
gem vuramaz. Bu hall terk etmek igin yiJksek bir terbiye gereklidir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz bazen kendisinin MehdT ve isa 
oldugunu soylerken bu hallerin aslinda gegici oldugunu beiki bu makamda 
daha iyi tefekkiJr etmektedir. 

Taatimda ancak riya ve $dhrettir. 

Riya, §eytanin en onemli silahlarindan biridir. Riya ibadette oldugu gibi 
her i§te olabilir. Bunu da ancak ihlasli ki§ilerin aniayabilir. Riya, gaflet ve 
giybet tohumlarinin yejermesine sebeptir. 

Riya ate?, amelleri saman gibidir. Bir ate? pargasi, bir harmani nasil ya- 
karsa riya da giJzel amelleri oylece yakar. Vine riya sel, ameller bina; riya yel, 
ameller kiJl; gibidir. 

Yok denecek kadar az bir riya gokga giJzel ameli bir anda bitirir. Riyanin 
ilacinin ise, ilim ve ameldir. 

Riya ehlinin ijg alameti vardir. 

Birincisi; o kiji halktan uzak oldugunda ibadetinden zevk almaz ve iba- 
detlerinde gevjektir. 

ikincisi; o kiji ovgij ve guzellikler i§ittiginde sevinir. Amelinden yine de 
gafildir. 

UgiJncusu; halktan yeterince ilgi gormezlerse onlarda ibadetlere kar§i 
bikkmlikve bezginlik bajlar. 

Bu ikisin ($dhret ve riya) dendolayi ihlasli olamadim 
Bu nedenia ililasia itaat edemedim 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 229 



\*^^ l,^2i>5^ tJU**^ U J 

itaatkar ve ihlasli amelde i$leyemedim. 

Ey Rabbim huzuruna zelillikle gelen kulunda 

Nefsin biJtun hastaliklari bulunmaktadir. 

Allah Teala, Kur'an-i Kerim'de kalbin hidayetten uzaklajmasi''^^, paslan- 

478 u 4. I 479 I ^ I 480 . i -481 i - i ■ 482 

masi , hastalanmasi , katilajmasi perdelenmesi , korelmesi ve 
muhurlenmesi '^^^ gibi birgok hastaligi bulundugunu bildirince nefsin hasta- 
liklarini saymak gok zordur. 



•J s 






Gunahlarmm (oklugu yuziinden bakacakyijzij yoktur. 



"Musa milletine: «Ey milletim! Beni nigin incitirsiniz? Oysa, benim size gonde- 
rilmif Allah'm bir peygamberi oldugumu biliyorsunuz» demi^ti. Ama onlar yoldan 
sapinca, Allah da onlarin kalblehni saptirmifti. Allah, yoldan gikan milleti dogru 
yola eriftirmez." (Saf, 5) 

"Rabbimiz! Bizi dogru yola erdirdikten sonra kalblerimizi egriltme, katindan bize 
rahmet bagifia; fiiphesiz Sen sonsuz bagifta bulunansin." (Al-i Imran, 8) 

"Kazanageldikleri ve kar saydiklari giinahlar, onlarin kalplerini paslandirmif- 
tir" (Mutaffifm,14) 

"Kalblerinde hastalik olanlarin ise pisliklerine pislik katmi$tir; onlar kafir olarak 
6lmu§lerdir." (Tevbe,125) 

'^^° "Allah kimin gonlunu islam'a agmi^sa, o, Rabbi katindan bir nur iizere olmaz 
mi? Kalbleri Allah'i anmak hususunda katila$mif olanlara yaziklar olsun; ifte bun- 
lar apagik sapikliktadirlar." (Zumer, 22) 

"Rabbinin ayetleri kendisine hatirlatilmi^ken onlardan yiiz geviren ve onceden 
yaptiklarini unutan kimseden daha zaiim var midir? Kuran'i aniarlar diye 
kalblerine drtOler, kulaklarina da agirlik koyduk. Sen onlari dogru yola gagirsan 
da asia dogru yola gelmezler." (Kehf, 57) 

"^^^ "Qiinkij sana ayetlerimiz geldi de, sen onlari unuttun. Bugiin de ayni gekilde 
unutuluyorsun. Dogru yoldan sapani ve Rabb'in ayetlerine inanmayanlari, i$te 
boyle cezalandiririz" (Taha, 123-127) 

" Kalplerini kapatip miihiirleriz de bir jey duymazlar." (Araf, 100) 



230 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ya AITm, sana nasil geldigini de gok iyi bilirsin. 

"ilim" sifati insanlannda nitelendigi sifatlardandir. Allah Teala'daki ilim 
sifati ise aniam itibariyle birbirine denk degildir. ^unkij Allah Teala'nin ilmi 
huzuri, be§erin ilmi ise husulTdir. 

Allah Teala'nin diger sifatlar da boyledir. 



^unkij Sana gijveni tamdir. 

TevekkiJl; acizlik gostermek, bajkasina giJvenip dayanmaktir. Allah Tea- 
la'ya giJvenme, O'nun hukmiJnun mutlaka meydana gelecegine kesin olarak 
inanmaktir. 

"Her kirn Allah' a tevekkul ederse O ona yeter. Kesinlikle Allah emrini 
yerine getirir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin, devesini salivererek Allah Teala'- 
ya tevekkul ettigini soyleyen bir bedeviye "Ortu bagia da oyle tevekkul et." 
^^^ buyurmasinda ki gizli mana, tecelli edecek olayin hakikatte Allah Tea- 
la'nin bilgisinde ve hiJkmunde bulunmasidir. 

Her ne §ekilde zuhur edecek §eyde isyana dujmemek ve Allah Teala'ya 
kbtij zandan emniyette olmak igin tevekkul emredilmi§tir. ^unkij Allah Teala 
emin ve emniyet hususunda kavi ve kuvvet sahibidir. Allah Teala emanete 
ihanet etmez. Fakat kul kendi sorumluklannin sonucunda acizligini Allah 
Teala'ya yiJkleyip isyana dijjmemesi igin RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem bu §ekilde emir buyurmu§tur. Yoksa Efendimizin; 

"Eger siz Allah Teala'ya hakkiyla tevekkul ederseniz, o sizi ku§u 
nziklandirdigi gibi riziklandinr." "^^ hadisi bo? sozden ibaret kalirdi. 

"Halbuki Allah onlarin yardimcisi idi. Muminler, yalniz Allah' a day amp 
guvertsinler." '^^^ 



Ya Kerim Senin ismin i^inde AfiJvv'de vardir. 



^'^Talak,3 

TirmizT, Sifatu'l-Kiyame 60 
"^^^ibn Mace, Zuhd 14 
"^^^Al-i Imran, 122 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 231 



"Allah Teala Afuv'dur." 

Affi gok olan ancak Allah Teala'dir. 

Allah Teala gijnahlari silen, onlari hi( yokmu$ gibi kabul edendir. 

Bu manaya gore bu isim, Gafur ismine yakindir. Ancak arada §u fark var- 
dir: 

Gufran, GiJnahlari ortuvermek demektir. Afv ise, giJnahlari kokiJnden ka- 
zimaktir. GiJnahlari kokiJnden kazimak, o §eyi ortmekten daha iyidir. Kulun 
kendisinden ve meleklerden dahi saklamasidir. 

Her ne kadar asilerin giJnahlari buyijk olsa da. 



UJi^ l) l^jJ IfJx^ 



>>j«-^ 



Ya HalTm Senin yaninda (ok kiigiik kalir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah sevdigini ate§te yakmaz" ''^^ 

Bejer yaratiliji ile noksan oldugu igin Allah Teala eger sevgisini bagijla- 
diysa, bagijlamayacak olsa idi, yaratmazdi. Bu nedenle mahlukati kendisine 
yoneldiginde bagijlayici olmaktan bajka garesi yoktur. ^iJnku buyiJkluk ni- 
5anesi olan ozelliklerden biri karjiliksiz ihsan edebilmektir. Burada bir sikinti 
zuhur edecek olursa o mahlukatin yonelme ve uzla§ma sorunudur. Bu imkan 
ise bazen Allah Teala tarafindan gadab tecellisine mazhar olur. Mesela jey- 
tanda oldugu gibi. Bu durum bize uzla§ma sorunu oldugundandir. §eytan 
kendini afv ettirmek istegi ile higbir zaman Hakk huzuruna varmami§tir. 

Eger bir kul Allah Teala'ya afv igin yonelse, Allah Teala'da onu afv etme- 
mi5 olmasi diye bir §eyin dujiJnulmesi imkansizdir. Muhakkak Allah Teala'yi 
afv edici olarak bulur. 

Ebu Zerr (CiJndeb ibnu CiJnade el-Gifari) radiyallahij anh hazretleri anla- 
tiyor: 

Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Bana Cebrail aleyhisselam gelerek "Ummetinden kirn Allah'a herhangi 
bir §eyi ortak kilmadan (jirk ko§madan) olUrse cennete girer" mUjdesini 
verdi" dedi. Ben (hayretle) "zina ve hirsizlik yapsa da mi?" diye sordum. 
"Hirsizlik da etse, zina da yapsa" cevabini verdi. Ben tekrar: 

"Yani hirsizlik ve zina yapsa da ha!" dedim. "Evet, dedi, hirsizlik da etse. 



'^^'^ibn. Hanbel. 111/235 



232 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



zina da yapsa!" 

Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem dordunciJ keresinde Have etti: 

489 

"Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir". 



Benim hastaliklarimm devasi ancak 
Ya Haktm Senin umumtfazlmdadir 

MisrT'ye fazilet ve comertligin ile ikram et. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"$uphesiz Allah Teala bir kulu sevdigi zaman, Cebrail'i gaginr ve: Ben fi- 
lani seviyorum, sen de onu sev diye emreder. Cebrail de onu sever. Sonra 
Cebrail semada seslenip: Allah filan kimseyi seviyor, binaenaleyh siz de 
onu seviniz! der. Artik gok ahalisi de onu severler. Sonra yeryuzune onun 
igin (Allah tarafindan) kabul konulur. Allah bir kula bugz edince de Cebrail- 
'i gagirir ve: Ben filani sevmiyorum, sen de onu sevme diye emreder. Ceb- 
rail de onu sevmez. Sonra Cebrail gok halki iginde: Allah Teala filan kimse- 
yi sevmiyor, siz de onu sevmeyiniz diye nida eder. Goktekiler de o kimseyi 
sevmezler. Sonra onun igin yeryuzUne (Allah tarafindan) bugz ve nefret 
konulur." ''° 



l.»^s*.p (^5^^ -^^jt y^ Cy 

UmumTve yijksek comertlik denizinden 

[Kadin degilsen eriik et ve comertlik elini of / lira altin erkege ihsan, 
kadina zinet igindir. ]'^'^^ 



'^^'^ BuharT, Tevhid 33; Muslim, iman 153, (94); Tirmizi, iman 18, (2646). 

'*^°Buliari, Edeb, 41, Bedu'l Halk, 6, Tevliid, 33; IVluslim, Birr, 157; Malik, age, 5iir, 15; 

Tirmizi, Tefsiru Sure, 19, 7; Ibn. Hanbel, 11/267, 341, 413. 480 

"*" FiJiklj'i-Ebliar fi 5erhi Lucceti'l-Esrar; 5.lucce : (KARABULUT, 1984), s. 270 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 233 



"De W; "Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydmiz, tukenir kor- 
kusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir." "^^ 



^^. 



^tf- - ■■' j I 



"Allah Teala Hazretleri munezzehtir, (halde ve sozde) nezJh olani sever; 
naziftir, nezafeti sever; kertmdir, keremi sever; cevvaddir^^^, comertligi 
sever. Oyle ise aviularmizi temizleyin ve yahudilere benzemeyin. " ^^^ 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu hadisi §erifin sonunda buyur- 
dugu aviular beiki bizim gonullerimiz olmaktadir. 

Allah Teala'nin comertliginin en gok gorulecegi yer 60 yil omur kar§iligi 
verdigi sonsuz ahiret hayatidir. Allah Teala kisa bir galijmaya bagi§ladigi 
karjilik gergekten gok fazia oldugunu gormektedir. 

Ya Rabbi bizlerin haline bakip bizi kendinden uzak kilma. Amin 

Ey Efendim Senin rizani bana goster 

"Cenab-i Hak, Kim benim kaza ve kaderime razi olmazsa, benden ba§ka 
bir Rab arasin." ''^'' 

Riza makaminin sirri agilinca olan biJtun hadiselerde hojnutlugun verdigi 
kabullenme ile girkinlik kalmaz. §er ile haynn farkina varmak bazen insani 
terk eder. Bazen kijfre dahi razi olunurmu? gibi hal zuhur eder. Aslinda bu 
riza Allah Teala'dan razi olmaktir. 

Ezelde ne oldu, ey ham adam ? 

Nigin su, MUHAMMED oldu, bu da Ebu Cehil? 

Allah' in i§leri hakkinda; "Nasil ve Nigin?" diyen kimse. 

Bir mij§rik gibi O'na yaki§iksiz bir §eyi nisbet etmi§tir... 

"Ne ve Nigin?" diye sormak O'nun §anindadir... 

Kulun itiraz hakki olmazl"^^ 



492 i ^ __ 

Isra, 100 

Cevvad: ?ok 50k ihsan eden. ^ok comert 
'^^''TirmizT, Edeb 41, (2800) 

"^^^ Camiussagir, 11,181; Acluni, Kejfu'l-Hafa, 11,102 
*^'' (5eyh Mahmud JebusterT), b. 548-550 



234 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



DiJn miJbahaseyi seven birisi, bana bir sual sordu. Dedi ki: 

" Kufre razi olmak kufurdur." Bunu RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 

sellem soyledi, onun soyledigi soz de dogrudur, yerindedir. Sonra da yine 

" Musluman olan ki§inin her turlu kazaya razi olmasi lazimdir" bu- 

yurdu. Kafirlik ve munafiklik da Allah Teala'nin kaza ve kaderiyle degil 
mi? Fakat buna razi olursak( ilk hadise gore) kotiJluk etmi? olmaz miyiz? 
Razi olmazsak o da sug... Peki, ikisinin arasinda hangi gareye ba§vuralim." 
Ona dedim ki: 

" Bu kijfur, Allah Teala'nin takdiriyledir, ama Allah Teala'nin hiJkmiiy- 
le, Allah Teala'nin emir ve rizasiyla degildir. Bu kijfuryalniz kaza ve kade- 
rin eserlerindendir. Hocam, Allah Teala'nin kaza ve kaderini, Allah Tea- 
la'nin bilgisi olarak bil de jijphe ve tereddudiJn kalmasin. KiJfrede razi- 
yiz, gunkij Allah Teala'nin bilgisine muvafiktir, fakat bizim fenaligimizdan, 
bizim kotiJlugumuzden meydana geldiginden de razi degiliz. KufiJr Allah 
Teala bilgisi olmak bakimindan kufiJr degildir, Hakk'a kafir deme, burada 
dur! KufiJr, cahillikten meydana gelir, fakat kufriJn takdiri, Allah Teala'nin 
bilgisidir, (Allah Teala, kafirin kafirligini ezelde bilir, bildigi gibi de zuhur 
eder). RiJya ve miJlayimlik manasina gelen hilm ile siJmuk manasina ge- 
len hilm nasil bir olur? firkin resim, ressamin girkinligini icap ettirmez 
ya. ^irkini de yaptigina, yapabildigine bir delil olur ancak. Hatta hem gir- 
kin resmi, hem de giJzel resmi yapabildiginden ressamin, kuvvetii bir res- 
sam olduguna delildir. Bu bahsi agar, diJzup ko§arsam sual ve cevaplar 
uzar gider. Ben de a§k niJktesinin zevkini kaybederim. Allah Teala'ya 
hizmet, bajka bir jekle doner, maksat hidayetten dalalet olur. '^^^ 



MuhakkakSen riza gosterenlerin en hayirlisin. 

"Onlarm Rableri katmdaki mukafati, ig'inde temelli ve sonsuz kalacakla- 
n, iflerinden irmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razidir. Onlar 
daAllah'tan razidir. Bu, Rabbi nden korkan kimseyedir." '^^^ 



'^^ Mesnevi, (V.lzbudakTerc.) Ill, 110-111, beyitler:1362-1375 
Beyyme, 8 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 235 



Sekani vech-i mahbub-i faraben 



Fe kiintU'l-yevme memluen sevaben 



Fe temme'l-kastu ve't-taatu inde'l- 



Mahya bi'l-gina lemma tecella 



Fela ye't? ila kavl? haturun 



Mine'l-esmai ve'l-evsafi katan 



Vela usgiye Ha kavlin sivahu 



Vela ayn? tera fi'l-kevni gayren 



Vela fi gayri'l-hubbi ve safin 



Velaff's-sirri azmiin gayrii Mevia 



Kelam? ru'yet? siimme istima? 



Lehu iyyahij minhu intikalen 



Fefena hubbehu'l- misn kiillen 



Fe ebka siimme ebka siimme ebka 



-- * > i ,> -- 

lir s^ f?^ ^*@"^J 






JiL\ p JL_\ p ^_\i 



Sevgilinin yiizij bana $arap sundu. 



5arap olarak bahsedilen adi iJzumden sikilan mayi degildir. Maneviyat 
bahsinde alinan riyasiz ve gunah kismina dijjmeyen zevktir. Yoksa mahzen- 
lerde akli alan mejrubatin bu jarapla alakasi yoktur. Ancak bir benzerligi var 
gibi goriJnen di? yonij ile sarho§larin halidir ki, akli aldigindan riyasiz ve ki- 



236 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



birsiz bir halin ne§vesidir.''^^ Bu misal olarak tevdT edilmekte oldugundan 
gafleti mucip bir halin ijtiyakini ehlullah higbir zaman temenni dahi etmez. 
Onlar igin batini tathir etmek zahirden kolay oldugunu bildiklerinden igi 
kirlenmi? kijilerin kar§isinda duyduklan taacciibiJ sarho§larda duymami§lar- 
dir. 

$arapla gonul yapmaya bak. Bu harap dunya, topragimizdan kerpig 
yapma sevdasinda'°° 

Meyhane kapisma gitmek tek renkli ki^ilerin harcidir. Kendilerini 
begenip satanlara §arap satanlar mahallesine yol yoktur. 

Meyhane pirinin kuluyum onun lutfu daimt. Yoksa zahit $eyhin lutfu 
bazan var, bazan yok. ^°^ 

Meyhane e§igine yol bulan §arap kadehinden fez aldi da tekkelerde 
agilan sirlari aniadi. ^°^ 

Hafiz, dogru i§ §araba tapmadir. Kalk dogru i§e saglam yurekle sa- 






Bugun onu iyilikle dolu buldum 
Niyetim tamamlandi ve taatim 



s s 



Hayat bulmu$lar yanmda $ayet tecelli etse 
Kalbime bir $uphe gelmez. 



Ne$ve: (Nijve - Nu§ve) Seving, keyif. BuyiJmek ve yetijmek. Koklamak. Rayi- 
ha. Bir §eyi tekrarlamak. Mest ve sarho5 olmak. iyice duyup vakif olmak 



500 



501 



(Hafiz-i 5irazT, 1985), gazel. XXXIV, b. 305 
(Hafiz-i 5irazT, 1985), gazel. LXXXVI, b. 743-744 



'^°'^ (Hafiz-i 5irazT, 1985), gazel. LV, b. 486 
^°^ (Hafiz-i 5irazT, 1985), gazel. CDV, b. 3396 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 237 



Katiyyen isimlerden ve sifatlardan 



> . 



Ondan ba$ka sdze de kulak asmayacagim. 

Zat'in kendisiyle mejgul olup sifat ve fiiller ile mejgul olmayacagim. ^un- 
kij bu haller ancak zat'a ulajmaya vesiledir. 

Kainatta ba$kasma da bakici gozijm olmayacak 

Arifin baki§i, gorujij, Allah Teala'yadir, zahidinse kendi ameline; zahit, ne 
yapayim der; arifse, bakalim, Allah Teala ne yapacak der; o, kendini unut- 
mujtur, hatta varligi kalmamijtir; Allah Teala'da yok olup gitmijtir. 

"Arifin dilegi, gayreti, Rabbine, zahidinse nefsinedir." ^°'' 



Sevgiliden ba$kasi ve vasfmdan ba$ka (niyetim yok) 
i^imdeki azmim Mevlamdan ba$kasi da degil 



SoziJm baki$im sonra i$itmem 

O'na O'nda O'ndan dola$ir. 

O'nun sevgisi Misn'yi tamamen fena kildi. 



^""(VELED), bajhkXXIX 



238 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Beka sonra beka sonra baki oldu 

NiyazT-i Misn kaddese'llahij sirrahu'l azTz ug beka menzilinden bahsedi- 
yor. 

BEKABTLLAH MERTEBELERi 

a-Cem Makami: Hakk'i zahir, halki batin olarak mijjahede etmek. Bu 
makamda, halk ayna olup, oradan Hak zahir olur. Bu makamda, vahdet 
5uhudu galiptir. 

b-HazretiJ'l-cem Makami: Halki zahir, Hakk'i batin olarak mij§ahede et- 
mek. Burada Hakk aynasindan, halk zahir olmujtur. 

c- Cem'u'l-cem Makami: Kesret ve vahdeti cem'eden bir makamdir. Za- 
hir olsun, batin olsun etimie var olanin Hakk olarak mijjahede edildigi yer 
diye ifade edilir. Zahir olan mukayyed, batin olan mutlaktir. Mukayyed dedi- 
gimiz de, mutlak dedigimiz de hepsi Hak'tir diye zevk olunur. 

Bu ijg makamdan sonra AhadiyyetiJ'l-cem Makami gelir. Bu makam, ma- 
kam-i MuhammedT'dir. Mukayyed olan varliktan kaydin kaldirildigi yerdir. 
Gergek imanin son duragi burasidir. Bundan sonra bajkaca bir makam yok- 
tur. ^unkij burasi en yiJce mertebedir.^°^ 



^°^ (KUMANLIOGLU, 1988) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 239 



Vezin: MiJstef iliJn Mustef'iliJn Mustef'iliJn MiJstefilun 

Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana, 
Ey rahat-i can isteyen l<urban olandir can sana. 

Yagma edersin varligm gider gonlUnden darligm, 

IVIahveyle sen agyarligm yar olisar mihman sana. 
Sermaye bu yolda heman teslim olur buna inan, 
Sidl< He Allah'a dayan etmezmi gor ihsan sana. 

Tevhide tapgur oziinii liimseye agma razini, 

$eyh izine tut yuzUnU $eyhin yeter biirhan sana. 
Eyiin lii§i yol alamaz mal<sudunu hergiz bulamaz, 
Belde maarif l<apusun yiiz gostere irfan sana. 

Dijnya He ul<bayi l<o ula He uhrayi l<o, 

Var ol liuru sevdayi l<o matlab yeter SUbhan sana. 
Candan talep l<il yarini ver cam but didanm 
Yol< eyie l<endi vanm l<im var ola canan sana. 

Qiiriililerin hep sag olur zehrin l<amu bal yag olur, 

Daglar yemi^li bag olur cUmIe cihan bostan sana 
Gijgtur kati Hakk'in yolu dergahi hem gayet ulu, 
Sidk He olmazsan kulu etmez yolu asan sana. 

Kulluga bel baglar isen §am-u seher aglar isen, 

Sular gibi (aglar isen tiz bulunur umman sana. 
BUIbUI oluben ote gor giil gibi agH tiitegor, 
A§k oduna can atagor giilzar olur niran sana. 

Yiiziin Niyazi eyIe hak derd He kH bagrmi gak, 

Kalbin sarayin eyie pak gayet gele Sultan sana. 

Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana, 
Ey rahat-i can isteyen kurban olandir can sana. 

Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana, 
Ey can rahati isteyen, sana can l<urbani olandir. 

Derdin §ifa oluju zahirde ajinin varligi iledir. ManevT hallerde ise derd in- 
sanin hizidir. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellemi niJbuvvet gelmeden 
6ncel<i derdi onu mal<amina vasil l<ildi. Senelerce Hira'nin giplal< l<ayalarinda 
pargalanan ayal<lari ile onbe? yil gegen inziva hayati o derdin jifa bulmasi ile 
nihayete ermi§, vahiy geldil<ten sonra bir daha oraya gikma ihtiyaci hisset- 
memijtir. ^°^ 



'^"'^(BJNNEBi, 2003), s. 55 



240 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Yagma edersin varligin aider gonlunden darligin, 
Mahvevie sen aavarligm var olisar mihman sang. 

Varligini yagma edersen gonlunden gider darligin, 
Sen agyarligm mahveylersen yar sana misafir olur. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allgh Tedlg bir kulung hgyir murgd edince, onun nefsinin gyiplgrmi 
ong gosterir" ^°^ Allah Teala kulun varligindan kurtulmasi igin kendi sirrini 
kendine haber verir. 

Sermgye bu yoldg hemgn teslim olur bung ingn, 
Sidk lie Alldh'g dgygn etmezmi gor ihsdn sgng. 

Sermaye bu yolda hemen teslim olmaktir buna inan, 
Sidk lie Allah'a dayan etmez mi gor ihsan sana. 

Teslimiyet demek vaz gegmek demektir. Fikirlerinden, i§lerinden ve ken- 
dinden. Kendini terk edince de Allah Teala yiJz gostermek igin kullarmi vasita 
kilarak kendini bulduracaktir. 

[§ems-i TebnzT'nin, Mevlana'nin Seyyid Burhaneddin'e karji gosterdi- 
gi sevgi ve saygiyi adeta kiskanmakta ve ona : 

"Beni mi daha gok seviyorsun, yoksa Seyyid Burlianeddin'i mi?" diye 
sorular sorardi. Hatta §ems-i TebnzT'nin Mevlana Celaleddin'le bulujma- 
sindan sonra Mevlana'nin riyazatia pek fazia mejgul olmasina tahammiJl 
edemeyen §ems: 

"Benden asia ayrilmayacalisin! Beni nasi I biral<ir da l<adinlarin ayba§i 
adetleri He me§gul olursun?" diyerek tembihte bulunmujtur. Zira Velile- 
rin, riyazatlar sayesinde keramet gostermeleri, yine Veliler nazannda 
kadmlarm aybaji hallerine benzetilerek makbul sayilmamijtir. Bunun 
adina da "Hayz-i rical" demijierdr. ^unkij Velilerde asil olan, havada ug- 
mak, denizde yiJrumek gibi kerametler gostermek degil; onlardan iste- 
nen, Allah yolunda, dTn-i miJbTn-i islam ugrunda olaganiJstu gayretler 
gostererek halki irjad eyiemektir.] ^"^ 

Tevhide tgpsur ozunu kimseye gcmg rdzini, 
Seyh izine tut yuziinu Seyhin yeter burhgn sgng. 

Tevhide uydur oziJnu kimseye agma sirrini, 



Munavi. 1/26: Beyhaki. Enesten: Bezzar ibn. Mesuddan rivayet etmijierdir. 
bkz.Aclum, 1/78 
^°^ (KARABULUT, 1984), s. 47 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 241 



§eyhin izine tut yuziJnu jeyhin yeter delil sana. 

"Cuneyd dedi ki: Tevhid ilmi Tevhidin vucuduna terstir. Tevhidin 
vijcudu da limine terstir... Cuneyd, 'bizim ilmimiz Kitab ve Siinnetle mu- 
kayyettir' dedl. i§te bu mizandir. Fakat bu mizan her §eyln KItab ve Sun- 
nette zlkredllml§ oinriasini gerektirmez. 

Aden) aleyhlsselamdan Hz. Rasulullah sallallahij aleyhl ve selleme ge- 
llnceye kadar hangi neblnin llsani uzere gelml^se o kavmin bunlari Ister 
kitab'tan olsun Ister sunnetten olsun bir araya cem etmesi gereklr. Fakat 
meseleler goktur. Her aklin kabul etmeyecegl bazi meseleler de evilyanin 
ke§flne birakilmi§tir." ... (Bkz. el-FiJtuhat, 11/316, 597, III/8, 55, 161; 
Fusus, 225: Ayrica bkz. S.Ate?, Cuneyd-i Bagdad?: Hayati, Eserleri ve 
Mektuplari, 79, 85.'°'' 

Bazi zamanlar kabulij mumkun olmayan veya yanlijlik imasi veren kelam- 
lar i§itilince eger kiji inanmak mecburiyetinde kalinirsa o rivayeti inkar yeri- 
ne o ki§iye mal etmek uygun olur. ^unkij bazi §eylerin isbati mumkun ol- 
mamaktadir. MiJrjidin sozlerini kabul etmekte sikintili durumlar olma ihti- 
mali gok yiJksektir. Onun igin tasavvuf yolunda Allah Teala'nin yardimi gok 
gereklidir. ^unkij Hakk'in yardimi olmazsa §eytanin igvasi ve nefsin nakisligi 
lie neticesi agir olan haller meydana gelir. 

(j(i^jJ>P j\l^;yU jllalliil jl Ij3l*^ IjJv^viCite^ljJiPiSUjijavai'i^ji) I'Jls 

"Babasi $unlari soyledi: "Ogulcugum! Ruyani karde$lerine aniatma, 
yoksa sana tuzak kurarlar; zira §eytan insanin apagik du§manidir".^^° 

Ancak samimiyet ve teslimiyetin bereketi lie Allah Teala kuluna yardim 
edecegi de muhakkaktir. Bu konuyla ilgili olan hadis rivayetleri de ayni 5ekil- 
de durum arz etmektedir. 

Hz. All kerreme'llahij vechenin "Bir hadis rivayet ettiginizde onu size 
rivayet eden kimseye isnad ediniz. $ayet o rivayet gergek ise lehinize, ya- 
lan ise nakledenin aleyhine olur"^^^ kelami bu konuda samimiyetin kurtarici 
oldugunu gostermektedir. 

EyUn ki$i vol alamaz maksudunu hergiz bulamaz, 
Bekle maarif kapusun viJz gostere irfan sana. 

Aceleci ki§i yol alamaz maksudunu asia bulamaz. 



'°^(KILig, 1995), s. 108 

YusuT,5 
"^ KuleynT, age., I, 103. (GULER) 



242 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



maarif kapisini beklersen irfan sana yiJz gosterir. 

Muridler Hakk yolunda ilk ba§ta ham ve acelecidirler. NiyazT-i MisrT bu ki- 
§ilere, Hakk ve hakikate vusul igin acele etme, demektedir. QunkiJ yiJksek 
eve gikmak igin dahi merdiven iJzerinde basamak basamak yiJrumek gerekir 
ve bu suretle eve gikmak miJmkun olur. 

PTr Veli Dede denilen yajli bir mundi, 5emseddin SivasT herhangi bir 
sefere giktiginda gider evinde beklerdi. Vine bir defasinda §emseddin 
SivasT sefere gikmi? ve fakat miJrTdi geciktiginden kapida kaimijti. Kapinin 
kilitli oldugunu goriJnce de donmeyerek, beklemeye bajiamijti. Nihayet 
igerden; 

"Kapida kim var." diye seslenen jeyhinin sesini duydu. Bunun iJzeri- 
ne; 

"Kapilarda bekleyen kulunum." diye cevab verdi. Ses tekrar gelerek; 

"Kapilarda bekleyene kapi kapanmaz." dedi. Bunun iJzerine kapi 
agiidi. igeriye girdiginde kimseyi bulamadi. Akabinde arajtirdi ki §eyhi 
daha o seferden d6nmemi§ti.^" 

360 halTfe yetijtiren Kastamonulu 5eyh 5a'ban Veli kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz Efendi (d. 1497; hyt.5 Mayis 1568) degijik bolgelere onlari 
gondermi? ve onlar vasitasiyla tarTkati gok geni? muhite yayilmijtir. Adeti 
bir yere sadece bir halife gondermek olmujtur. 

AN Dede nam bir halTfesi Seccadesinde erkan siJrerken aher yere gidip 
Seccade hali kalmak semti goriJndukde ve dervijierinden ba'zisi yerine 
halTfe istediklerinde hazreti Sultan dahi velayet §ehrinin hakim-i hakimi 
olmagla sakin olup irjad etdi ki; 

"hanegahinda hirkasindan ve gayri metaindan (onun ejyasindan) hi? 
bir nesnesi var midir" diyijp 

"vardir" diye cevaplarmdan sonra hazret dahi 

"Dervijier, bir halTfenin yerine bir eski hasiri ve postu olsa tezide yeri- 
ne halTfe gonderilmez ." 01 miJnasebetle buyurdular ki 

" bir kijguk jehirde ve bir kasabada erkan surijp irjad eder iken bir 
aher (bajka) halTfenin ol yere tevecciJhu ve onda oturmasi asia caiz de- 
gildir. Mademki ciJmleye reTs olmaya ve reTs hiJkmunde olmaya ol kasa- 
baya ugradikda kendi seccadesin birakip namaz kilmak edebe muhalifdir; 
Meger onlarin ferag-i mukarrer olup yahud muhalif hali zuhur edip azie 
miJstehak ola. 01 vakit ciJmleye reTs olup ser-gejmede kaim-i makam 
olan red edip yerine gayri kimse oturmaga hiJkm ede. Veyahud bir jehr-i 
azim olup her mahallesi bir kasaba hiJkmunde ola. 01 vakit caizdir. Ve bu 



"^ (AKSOY, Sivas) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 243 



husus tamam edecek yerdir" buyurdular. ''" 

J. Paul Sartre L'Etre et le Neant'da, "insan Tann olmayi ozleyen var- 

/;/ft;r" demektedir."" 

Dunya He ukbayi ko ula He uhrayi ko, 

Var ol kuru sevdayi ko matlab yeter Subhan sana. 

DiJnya ile ahreti, evvel ile sonrayi birak, 

Var olan kuru sevdayi birak, Subhan istemek yeter sana. 

Allah Teala'dan bir jey istemek onu suglamaktir. O'nu istemek ondan ga- 
ip olmaktandir. Allah Teala perdelenmi? degildir. Perdeli olan senin bakijin- 
dir. Allah Teala §eyi kujatan ve iJstundur. 

Dort terk'in neticesinde Allah Teala var olacak demektir. Zahir, batin, ev- 
vel, ahir terk edilince yokluk zuhur eder. Bu dort Allah Teala bir olarak var 
iken kullarda yok olmasiyla netice hasil olur. Yoklugun varligi ile Allah Teala 
yaninda var olmak mumkundiJr. 

Candan talep kil yarini ver cam bul didarmi 
Yok eyie kendi vanni kirn var ola canan sana. 

Sevgilini candan iste, cemalini gormek igin cam ver 
Kendi varligini yok eyIe ki, canan varligi ortaya giksin. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ki}i sevdigi toplulukia ha$redilir" "K'i§'i sevdigi ile beraberdlr." 

Ki§i sevdigini candan sevmeli ve istemelidir. GiJzel ameller giJzel hallerin 
neticesidir. 

Ey MisrT emm oldum dirsin nigiJn olursin olmam dimediJm bunlara si- 
nelim didiJm ben oliJrsem dTniJm olmez peygamberler maglub olmazlar 
dimek dmlerini yagma itdiJrmezler dimekdiJr yohsa Tsa aleyhi's-selami 
garmiha gekdiler Circis ve Zekeriya ve Yahya aleyhimij's-selami ve dahi 
nicelerini jehTd itdiler magluben olmediler cesedlerini virdiler dmlerini 
ihya itdiler. NesimTniJn bir dervi§i isi soyilurken savma'asina geliJr 
NesimT'yi juglinda goriJr meydana varur derisini soyarlar goriJr birkag 



"^ (FUADT), v. 35b-36a 

"" (MURDOCH, et al., 1983), s. 75 

"^ Mustedrek 'ale's-sahihayn, 111/19. 

"'^ BuharT, Edeb, 95; Muslim, Birr, 165; Ahmed b. Hanbel, Musned, 111,104, IV, 107. 

(UYSAL, 23 Bahar2007) 



244 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kerre varur geliJr sonra NesimT dir ki dervT? ne gok geldin gitdiJn dir; 
sultanum ben hayretde kaldum ne haldur meydanda derisini soyalar sen 
bunda farigu'l-bal otunrsin dir ki; bir alay kilabun elinden halas olmaga 
bir deri ile sulh olduk deri onlarin olsun ijde biz gitdiJk diyerek postini 
esinine alup HalebiJn on kapusmdan da selam idijp gikup gitmi?. BiziJm 
de nebi isek mucizatumuz velT isek kerametumiJz oldugumiJzden sonra 
zuhur ider elhamdu li'llah zaiimlerin iltifatlari yiJzini gormeziJz goriJrsek 
de kabul itmeziJz aldanmazuz akibet jehTd olinca sa y ideriJz. ^" 

CiJruklerin hep sag olur zehrin kamu bal yag olur, 
Daglar vemi$li bag olur cumie cihan bostan sang 

CuriJkierin hep saglam olur zehrinin hepsi bal yag olur, 
Daglar yemijii bag, biJtun cihan sana bostan olur 

Qiuruk beden ve diJnyadir. Zehir kanlamak igin gektigin gile ve riziktir. 
Bunlar igin diJnyani verirsin. Ya cenneti bulursun, yada cehennemi. 

Beden diJnyada amel i§leyerek Allah Teala rizasmi murat ederse kanin 
aslinda senin igini tiksindiren bir maddeler yigini iken sana verdigi gijg ile 
senden giJzel ameller gikmasina sebep olur. Fakat "kgni bozuk" denilen 
birisi isen kullugun dijinda bir hale vasil olursun ki zehrin daha zehir olarak 
ahiret hayatinda zakkum yemi§i olarak oniJne gelir. 

Ya da bunun aksi bir hal ile cennet meyveleri. 

Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyurdu ki: 

Muminler mghgerde derler ki; " Ey melekler, cehennem mugterek bir 



"^(MISRT, 1223), V. 62b 



Ey MisrT emm oldum dersin nigin olursun, olmam demedim. Bunlara sinelim 
didim. ben olursem dinim olmez peygamberler maglub olmazlar demek dinlerini 
yagma ettirmezler, demekdir. Yoksa isa aleyhi's-selami garmtha gekdiler. Circis ve 
Zekeriya ve Yahya aleyhimij's-selami ve dahi nicelerini 5ehTd ettiler. Magluben 61- 
mediler cesedlerini verdiler ama dtnlerini ihya ettiler. 

NesimmiJn bir dervi5i derisi soyulurken ibadet yeri hucresine gelir. NesimTyi 
i5inde gorijr, meydana varir derisini soyarlar goriJr. GoriJr birkag kerre varir gelir. 
Sonra NesimT der kl 

"dervif ne gok geldin gittin" der; 

"sultanim ben hayrette kaldim ne haldir meydanda derini soyalar sen bunda en- 
di^esiz oturursun." der ki; 

"bir alay kopeklerin elinden kurtulmaga bir deri ile sulh olduk deri onlarin ol- 
sun i§de biz gittik" diyerek postunu sirtma alip Haleb'in on kapusmdan da selam 
verip gikip gitmlj. 

BIzIm de nebT Isek muclzatimiz velT Isek kerametlmlz oldugiJmuzden sonra zuhur 
Ider elhamduli'llah zaiimlerin Iltifatlari yuzunij gormeyiz gorursek de kabul etmeylz 
aldanmayiz akibet 5ehTd oluncaya kadar gayret ederlz. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 245 



yol degil miydi? 

MiJmin de oraya ugrayacakti, kaf'ir de. Fakat biz bu yolda ne duman 
gordiik, ne ate§. 

i§te burasi cennet, emniyet yurdu. Peki o a§agiUk ugrak nerede?" 
Melekler derler ki: 

" Hani gegerken filan yerde gordUgUmUz o yemye§il bahge vardi ya. Ce- 
hennem, o §iddetli azap yurdu, i§te orasiydi. Fakat size baglik, bahgelik, 
ye$illik bir yer oldu. Siz, bu cehennem huylu, kotii suratli, ate$ me§repli 
nefsi. (ialigip, gabalayip tertemiz bir hale getirdiniz; Tanri igin ate§i son- 
dUrdiinuz: $ulelenip duran §ehvet ate§ini takva yegilligi, hidayet nuru ha- 
line soktunuz; Hirs ate§iniz hilim, bilgisizlik karanligi ilim oldu; 

Hirs ategini attiniz; o ate} diken gibiydi, giil bahgesine dondii.. 
Mademki siz kendinizdeki bUtUn ate§leri bizim igin sondurdunuz, bu suret- 
le de zehir, bal haline geldi. 

Mademki ate§e mensup olan nefsi bir bahge yapip oraya vefa tohumla- 
ri ektiniz. Oradaki zikir ve tespih bulbUlleri, ye^illikte, irmak kiyismda giizel 
bir tarzda otU^meye koyuldular. 

Tanri'ya, gagirana icabet ettiniz, nefis cehennemine su serptiniz. Bizim 
cehennemimiz de size ye^illik, giil bahgesi, agaglik haline geldi." 

518 

Ogul, ihsanin kar$iligi nedir? Liituf, ihsan ve en degerii sevap. 

GUgtUr kati Hakk'in yolu dergahi hem gayet ulu, 
Sidk He olmazsan kulu etmez yolu asan sana. 

Hakk'in makami ve yolu gugtiJr. Dergahi gayet uludur, 
Sadik kulu olmazsan yolu kolay kilmaz sana. 

insanlik alemi, ruh aleminl gergek alemlerdendir. Bu iki alemin te- 
masa geldigi yer ise ahlak alemidir. Ahlak alemi ruhun arinmi?, segkin- 
Ie5mi§ ve iJstun bir hedefe gevrilmi? olan fiillerinin alemidir. Orada yalniz 
fiiller ve hedefler vardir. Bu hedefler §unlardir: 

1. Hedef birliktir. 

Orada gatijmalar, kinler kalkmi§, her §ey birle§mi§tir.( Fena) 

2. Hedef kendine yetmedir: 

Eksiklerin birbirini tamamlamasi, birlik halinde alemin yetkin olma- 
sidir. (Beka) 

3. Hedef siJkundur. 

Ruh, tamligin verdigi bir siJkun ve rahatliga varacaktir. (Vahdet) 

4. Hedef mertebelerdir. 

Birbirine gegme imkani olan mertebeler kurulacaktir. (Seyr) Hedef 



"^ Mesnevi , c. II, b. 2554-2570 



246 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



adalettir. (Tasarruftan dijjup Allah Teala'dan razi olmaktir) Gergek dij- 
zene ve mertebelere uygun hareket etmektir. "^ 

Kulluga bel baglar isen sam-u seher aglar isen, 
Sular gibi capiat isen tiz bulunur umman sang. 

Kulluga bel baglarsan, akjam sabah aglarsan, 
Sular gibi gaglarsan, umman sana tez bulunur. 

Suyun vasfi akmak, gogaldikga yol bulmak ve vasil olmaktir. Akacak ve 
irmak olacak suya sahip olan igin deryaya kavu§mak kagmilmaz sonugtur. 

Adamin biri yillardan beri kendine bir mijrjjd ariyordu. Her kimi i§itse 
kojardi ama higbir kapi agilmiyordu. Bir giJn ba§ini bir tugia iJstune koya- 
rak uyudu. Aradigini dijjunde g6rmu§tu. Uyanmca hemen tuglayi opme- 
ge bajladi; koltuguna kistirarak her nereye gitse asia yanindan ayirmaz, o 
olmadan namaz kilmaz, misafirlige onsuz gitmez, ba? sagligina, dijgune 
hatta uyumaya hep tugIa ile beraber giderdi. Biri gelse de kendisini 6v- 
mek istese derdi ki: 

Bunu once benim §u tuglama, §u cevherime soyle! 

Yanina bir ziyaretgi gelse de elini sikmak istese, 

Once elini $u tuglaya siJr, derdi. 

Bu nedir? diyenlere, 

Bulunmaz bir $eydir, ancal< iyi l<i$ilerde bulunur, fena ki$ilerde bu- 
lunmaz; otuz sene idi ki bir $eyi kaybetmi$tim, dun gece ba$imi bu tug- 
lanin uzerine koyunca onu tekrar elde ettim, derdi. ^^° 

BiJlbul oluben ote gor gul gibi gcil tutegor, 
A$l< odung cgn gtggor giilzdr olur nirdn sgng. 

BiJlbul olup ote gor, giJl gibi agil tutegor, 

Ajk atejine can atagor cehennem sana cennet olur. 

Bulbul/AndelTb/Hezar 

En mejhur otiJcu ku? olan biJlbul igin 'DOnygdg higbir mtizilc gleti 
yol<tur lii, suliu§un ggzmdgn cil<tigi l<gdgr gUzel ses giligrsin.' denmijtir. 

Sesinin giJzelligiyle iJnlu bu otiJcu ku?, tan yeri agarirken oter. OtiJju 
armoni ve ses zenginligi bakimindan ejsizdir. 

Boyu 16 cm olan bulbiJller kiJl renginde olur. BiJlbullerin ugu5lari den- 
gesizdir. BiJlbuller, aydmlik ormanlarda, korularda, hatta buyiJk park ve 



"^ (SANAY, 1986), s. 82; A§k Ahlaki, s. 117 Parantez agiklamalar bizim yorumumuz. 
"° (5ems-i TebrizT, 2007), (M.310), s. 399 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 247 



bahgelerde bulunur. Daha gok bitkilerle beslenir 

GiJzel ve yanik otijjuyle taninan bu ku§ devr-i giJl diye de tabir edilen 
bahar mevsiminde (veya nevruzda) goriJlur. GiJljende veya gemenlikte 
kurdugu yuvasini sik dalli ve yaprakli agag dallarina, gokga giJl ocaklan 
igine yapar giJnku boyle yerlerdeki yuvalara yilanlar gikamazlar. Yilan, ku§ 
yavrularinm etine haristir. Bajka agaglara yapilmi§ yuvalara yilanlar, aga- 
ca sarilarak kolayca gikar 

E5le§mi5 olan yajli biJlbul, ne kadar iyi bakilirsa bakilsin, kafeste yaja- 
yamaz, oliJr. Ejlejmeden once yakalanan geng biJlbul kafeste beslenebi- 
lir. BiJlbuller havalar isinmaya, giJller agmaya ba§ladigi zaman giftle§irler. 
Di§isi yumurtadan kalkincaya kadar yalniz kalan erkek ekseriya giJn ba- 
tarken bajlayip gece yarisindan sonralara kadar oter. 

BulbiJl, Turk ve Iran edebiyatlarinda ba§ta a§ik oluju ve sesinin giJzel- 
ligi olmak iJzere ge§ltll ozellikleri sebebiyle adi en 50k gegen kujtur. Ash 
Farsga olan biJlbul kelimesi sonradan Arapgaya da girmi§tir. TiJrkgesJ 
sanalvag olan biJlbulun Arapgasi andelTb, Farsgasi hezar ve cemileri 
anadil lie 

Hezarandir. BiJlbul igin andelTb ve hezardan ba§ka sesinin guzelligi do- 
layisiyla, hoj-han (giJzel okuyan), hoj-gu (giJzel soyleyen), hoj-aheng 
(gijzel sesli) kelimeleri de kullanilir. Bunlarin yaninda zend-han (giJzel 
sesli ku§), zendvaf, zendbaf, zendlaf (biJlbul), miJrg-i bag (bahge kuju), 
mijrg-i gemen (gimen ku5u), §eb-han (gece btenku?), miJrg-i seb-hTz (ge- 
ce uyanik duran ku?), hezar-avaz (bin bir sesli) guya-yi gemen gibi kelime 
ve terkipler de biJlbulu ifade eder. 

Ayrica belabil kelimesi, biJlbuller ve tasalar, kuruntular, vesveseler an- 
lamina gelerek cinasli kafiye olujturur. 

BiJtun diJnya folklor ve edebiyatlarinda geni§ bir yer tutan bulbiJl mo- 
tifinin ozellikle Dogu edebiyatlarinda onemli bir yeri vardir Bu motif di- 
van edebiyatinda her jair tarafindan, sik sik kullanilir; halk jairi, biJlbulu, 
daha serbest bir muhayyile ve hassasiyetle i§ledigi halde, divan jairi, 
onu, daima ayni kadro dahilinde ele almijtir; yani bu edebiyatta, diger 
unsurlar gibi, biJlbul de bir mazmundur. Bu mazmuna gore, divan edebi- 
yatinda da klasik Dogu edebiyatlarinda oldugu gibi, giJlun sevgili olarak 
dujuniJlmesi ile biJlbiJl ajigi sembolize eder ve kendisine daima naz ve 
cefa eden giJle ajiktir. TerennumiJ ya giJle a§kini ilan veya istirabini ifade 
igindir. Bu durumuyla ajiga gok benzeyen biJlbul, jakiyijlariyla aglayip in- 
leyen, durmadan sevgilisinin guzelliklerini aniatan ve ona ajk sozleri arz 
eden bir ajigin timsalidir. Onun giJzel sesi de ajigin giJzel sozleri, jiirleri- 
dir. Nasil biJlbul giJlsuz olamazsa, ajik da majuksuz olamaz. GiJlun diken- 
leri nasil biJlbulun cigerini delerse, sevgilinin eziyetleri de ajigin bagrini 
deler. Yani biJlbul tejhis yoluyla a§igin biJtun ozelliklerini havidir. A§igin 



248 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



biJlbule tesbihi ise sevgilinin veya yuziJnun giJle, dudaginin goncaya, bu- 
lundugu yerin gul§ene (giJl bahgesi) tesbihi cihetiyledir. BiJibuiun 
gul5endel<i otijju ajigin ahina benzetilmi§tir. Gul (sevgili), biJibuie (a5il<) 
daima cefa ettiginden biJibui sabahlara l<adar uyuyamaz. Edebiyatimizda 
biJibui daima giJl ile birlil<te zil<redildigi igin esl<i §airlerimiz nerede bir giJl 
gorseler, mevsime bal<madan, derhal bir buibiJi tahayyiJl ederiermi?. 
BiJlbulden ayri du§unulemeyen giJl ise gigel<lerin en mal<bulu ve ho? l<o- 
kulusudur ve sayisiz nevi vardir. BiJibui seher vaktinde gulij karjisina ala- 
rak oter. GiJl, onun igin yapraklari yeni agilmi? bir kitaptir. Adeta biJibui o 
kitabi okur. Bazen giJl yapragindan bazen de mushaftan ayetler yahut 
Gulistan'dan beyitler okuyan bulbulun biJtun ne§esi giJl ile kaimdir. Gul- 
den ayri olunca inleyijier iginde kalir. GiJlu goriJnce ise mest olur. Her 
zaman niyaz durumunda yalvaran bulbulun karjisinda giJl daima naz 
igindedir. 

Ku§larin yajadiklari yerler farkli farklidir. Karganin leji, baykujun vira- 
neyi sevdigi gibi biJlbul de giJlzari sever. Bagda, bahgede, gigekler arasin- 
da dolajsa da biJlbul daha ziyade giJl dallari ve yapraklari arasinda gorij- 
lijr. Bulbulun tahtgah, mahfil, sayeban, sagar, ke§kul adiarini alan yuvasi 
da buradadir. GiJl-bulbul beraberligi, giJlun rengi itibariyle ateji gagri§tir- 
digindan gejitii tasavvurlar olujturur. 

GiJl Hz. Musa aleyhisselama Tur daginda goriJnen 'atej-i Musa'ya 
benzetildiginde, biJlbul Hz. Musa'nin 'kelim' sifati ile kar§imiza gikar. GiJ- 
zel sesinden dolayi biJlbul ile Hz. Davut aleyhisselam arasinda da ilgi ku- 
rulur. Ayrica giJl camiye, servi minareye, biJlbul ise Kur'an-i Kerim okuyan 
kijiye benzetilir."^ 

YiJzun Niyazi eyle hak derd ile kil bagnni cak, 
Kalbin saraym eyle pak sayet qe/e Sultan sana. 

Niyazi yuziJn toprak eyle, derd ile bagrini yar, 
Kalb sarayini temizlersen, sana Sultan gelir. 

Kalbin iki yiJzu vardir: Bir yiJzu insanin sol bogriJndeki yiJrege miJteal- 
lik oldugundan sadr denmijtir ki ?ogu jeytanT havatir buradan girer. Kal- 
bin bu yiJzunde zulmanT perdeler (hicabat) vardir. Diger yiJzu Hazret-i 
Hakk'a miJteveccihtir ki bu nedenle kalp denmijtir. ilahTfeyz bu yiJzden 
gelir. Kalbin bu yiJzunde de sayisiz nuranT perde vardir." "^ 

ismail Hakki BursevT, Kitabu'n-Netice adii eserinde kalbin kazandigi 



"^ (ESKiGUN, 2006), bolum 4.1 

™ (OGKE, 2000), S.187; Yigitba§i Veil, Atvar-name-i Seb'a, v. 39a 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 249 



ehemmiyetii mevkTyi belirtmek ve onun birtakim muhim hususiyetlerin- 
den bahsetmekgayesiyle junlari s6ylemi§tir: 

"insanin yiJzu Rahman'in aynasidir. Ayn'i ise Allah Teala'nin esrarin- 
dandir. ^unku ayn, alem-i emirden, viJcud alem-i halktandir. Fakat bir- 
birine gok kuvvetle baglidirlar. insanin iki gozij, Huda'nin nurundan ay ve 
gijne? gibidir. Biri alem-i zat, biri alem-i sifat'a remzdir. Cesedin mave- 
rasinda ruh, ruhun otesinde ayn, ayn'in otesinde sir vardir ki biJtun 
mertebeleri bu ihata edici sir gizler. Sir validdir. Sirrin tenezziJlu ruh, ru- 
hun tenezzulij ceseddidr. Cesedin batini alem-i halk, ruhun batini ise 
alem-i ervah'tir. Ruh zevg, cesed zevce gibidir. ikisinin izdivacindan kalp 
ve diger kuvvetler dogmu§tur. insanin kaibi, ruhi kuvvetlerdendir. Kalp 
ism-i azamin tahtgahi, vasi Allah Teala'nin cilvegahidir. ViJcud iJlkesinde 
hilafet kalbindir. Ondan ulu nesne yoktur. Kalbin ruha yakinligi vardir. Bu 
yakinlik yiJzunden ondan nur alir ve heykele verir. Kalbin ash melekut- 
tan, cesed ise alem-i milktendir. 

Semavat yedi tabakadir. Herbirinde bajka bir emr-i rahmani ve sirr-i 
subhanT vardir. Sifat-i Seb'a; hayat, ilim, basar, semi, iradet, kudret, 
kelamdir. NiJzul itibariyle yedisi felekiJ'l-kamerdir, mazhar-i kelamdir. 

Kalbin mertebesi de yedidir. Buna etvar-i seb'a derler. Yedincisi sa- 
dirdir ki felek-i kamer mertebesidir, mahall-i hitaptir, akrab-i menazildir. 
Sadir, kalbin zahiridir, vehm ve hayalle yukliJdur. Rahmet, feyz-i hass-i 
ilahidir. Onun nuzulij yok, kalpten zuhuru vardir, fakat di? sebepler yij- 
ziJnden inzal denir. Fetih de kalbin kapisinin fethidir, gaybm kapisinin 
fethidir. Kalbin batini ruhtur, gayb-i izaftdir. Ruhun batini sirdir, gayb-i 
mutlaktir. Kalbin zahiri sadirdir, §ehadet-i Tzafiyyedir. Sadrin zahiri de 
ceseddir, jehadet-i mutlakadir. Kalp iki taraf arasmda a'raf gibidir. Zahi- 
ri nar gibi zulmani, batini ise cennet gibi nuranidir. Bundan miJminin 
cennete duhuliJnun batini ile kafirin cehenneme girijinin zahiri ile oldugu 
aniajilir. Zira sonunda baiJn zahir, zahir de batin olur. "^ 

Kalb sarayini temizlemenin gerekli olduguna i§aretle remzen RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"ig'inde kopek veya resim bulunan eve melekler girmez. " "" 

Sultana layik olan sarayda oturmaktir. MiJminin kalp sarayi temizlenince 
sultan tejrif eder. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 



"^ (CELiK, 1994), S.31; A.U.i.F., MED 1975/2 Erdogan Fuat, Kitabu'n-Netice ve Insan, 
s. 216-217. 

"" Ebu Davud. Taharet. 89. Libas. 129: Nesai. Taharet. 167. Hayl. 11: DarimT. 
tsti'zam. 34: ibn. Hanbel. 1/80. 83. 107. 139 



250 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Mii'min hurmaya veya ariya benzer; an temiz yer ve temiz iiretir. Vine 
mii'min som altm pargasi gibidir; ate§e atilip uzerine uflenir, yine som 
altm olarak gikar." "'' 

Siir gikar gayn goniilden, ta tecelltede Hakk 
Pad'i§ah konmaz saraya hane ma'mur olmadan 



§emsT SivasT kaddese'llahij sirrahu'l azTz 



TAHMIS-I AZBI 



Ey din ve iman isteyen besdir demi insan sana 

Kendi dzijn }dh isteyen §ayet ola miliman sana 

Ey geviier^^^ l<an^^^ isteyen l<an ola Hal<l< irfan sana 

Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana, 

Ey rahat-i can isteyen kurban olandir can sana. 

Terliet fenaya zarligin l<esbet bel<a hijnl<arligin 
Bui lezzetin ikrarligm anma ad in inkarligin 
Bil menzilin tayyarligin^^^ fehmet sdzQn attarligin^^^ 
Yagma edersin varligm gider gonlUnden darligm, 
IVIahveyle sen agyarligin yar olisar mihman sana. 
Haktir rumuzu kijn^^° fe kane^^^ batil meger batil olan 
Haktir sdzOm ikrar u iman bu hak soze etme gOman^^^ 



"^ Hakim, el-Mustedrek ale's-Sahihayn, I, 147 (253); Jbn EbT §eybe, Ebu Bekir Abdul- 
lah, Musannef, 1. bsk. thk. Muhammed AbdiJsselam 5ahin, Daru'l-kutiJb el-ilmiyye, 
Beyrut, 1995, VII, 89 (34414, Hadisin birinci kismi); Beyhaki, 5u'abu'l-Tman, V, 58 
(5765, Hadisin birinci ciJmlesi); Kuda'T, MiJsnedu's-jihab, II, 278 (1354). 
RamhurmuzT, Kitabij emsali'l-hadTs, III, 66, 67; Ebu'5-5eyh, Kitabij'lemsal, s. 232 
(343). (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

Gevher: f. Akil ve edeb. Asil ve neseb. Elmas, cevher, miJcevher. Inci. Bir5eyin 
kunhij ve esasi. Hakikat. Noktali olan harf. 

Kan: f. Bir jeyin menbai. Kuyu. Kaynak. Maden ocagi. Bir keyfiyetin. (niteligin) 
bol olarak bulundugu kimse 

Tayyar: Ugan. Ugucu. Ugma kabiliyeti olan. Havaya kalbolup gaib olan. 

Attar: (Itr. dan) GiJzel koku veya igne iplik gibi §eyler satan 

KiJn: Cenab-i Hakkm "01, Olsun" manasmdaki emri. 

Giiman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. §uphe 

Man: Men (vezin geliji) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 251 



Murgi ^^^ dile ten a§iyan in tu cevab murselan^^'* 
Sermaye bu yolda heman teslim olur buna man, 
Sidk He Allah'a dayan etmez mi gor ihsan sana. 

Ugurma kuldan yazini mu§gin^^^ elifyaz yazini 
Pi§ir kurtar kim sozunij algaga indir tizinf^^ 
Sultana et niyazini Misrtbilir her rdzini 
Tevhide tapgur ozunu kimseye agma razini, 
$eyh izine tut yuzunu $eyhin yeter burhan sana. 
Hal bulmayan sir bulamaz davayi irfdn kilamaz 
Kul olmayan ban olamaz aglamayan hem gulemez 
Irfdna cahil gelemez birlik gibi i§ olamaz 
Eyiin k'i§'i yol alamaz maksudunu hergiz bulamaz, 
Bekle maarif kapusun yiiz gostere irfan sana. 

Gel mihneti ferdayi ko ikrah He takvayi ko(y) 
Geg ar§ He dldyi ko Adem He Havva'yi ko 
Hem bay He edndyi kohem cennet-ul me'va i ko 
Dunya He ukbayi ko ula He uhrayi ko, 
Var ol kuru sevdayi ko matlab yeter Subhan sana. 
Tebdil edip inkdrini koy yerine ikrdrmi 
Dost He ozunde yarini fa§^^^ eyieme esrdrini 
A§ka degi§ her kdrini at namus He drini 
Candan talep kil yarini ver cam bul didanm 
Yok eyie kendi vanm kim var ola canan sana. 

Her i^indenferag olur masivddan irag olur 
Dervi§ olan algag gozu ya§i irmag ^^^ olur 
ViJcudu dag ve dag olur a§k He yuzu ag^^^ olur 
Qiiriiklerin hep sag olur zehrin kamu bal yag olur, 
Daglar yemi^li bag olur cumie cihan bostan sana 
Gergi gezer goktur veli sijmbulu gorur gormez gijlu 
Qijn gul Yakub'dur bijlbulu her §eyde var kudret 
Herkes dedi Hakk'a bell/"" birlikte Idl olur 
Gijftur kati Hakk'in yolu dergahi hem gayet ulu, 
Sidk He olmazsan kulu etmez yolu asan sana. 



Miirgif. Merg. Kuj. 

in tu cevab murselan: senin igin gonderilen cevap 
Mu$gTn: f. Misk kokulu, miskli. Siyah §ey. 
Tizt: f. ^abukluk, tezlik. Keskinlik. Siklik. 
Fa§: Meydana gikmij. Yayilmi5. Anla§ilmi§ olan 
Irmak: Bijyuk akarsu, dogrudan dogruya denize dokiJlen nehir 
Ak: beyaz 
''° Beli: f. Evet. 



252 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Gir bende-i Haydar isen daim hay hay Haydar isen 
A§k He yek Kanber isen dehre me envdr isen 
Cevr He dilber der isen zar fakir kemter isen 
Kulluga bel baglar isen gam-u seher aglar isen, 
Sular gibi (aglar isen tiz bulunur umman sana. 
Varligi hep ata gor yokluga ayak basa gor 
Kalbini pak eyieye gor hubb-i sivd hep gidegor 
Sirrina sirri kata gor kijili sivaya atagor 
BiJibUI oluben ote gor gUI gibi agil tUtegor, 
A§li oduna can atagor gUlzar olur niran sana. 

Gel masivddan gek elin kalbin ola Azbi gO pak 
Zahid sijiijk ehlini gor gOn mdsiva eyierde 
A§k ehli olmaz hem helak candan elin kil i§tirak 
Yiiziin Niyazi eyie hal< derd He l<il bagrini gali, 
Kalbin sarayin eyIe pak §ayet gele Sultan sana. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 253 



10 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

iki ka§in arasmda gekt'i hatt-i istiva, 
(Allemel esma) yi ta'lim etti ol hattan Huda. 

Zat-i lime Mustafa, esmaya Adem'dir em in, 

ikisinden zahir olmu^tur ulum-i enbiya. 
Zat-u esma vu sifat ef'al-u asar cumleten. 
Her zamanda bir velinin vechine bunlar z'lya. 

Secde eyie Adem'e ta kim Hakk'a kul olasm, 

Eden Adem'den iba Hakk'dan dahi oldu ciida. 
Kenz-i la-yefna yi bilmez kandedir ilia fakir, 
Bahr-i bipayani bulmaz etmeyen terk-i siva. 

Sureta gdrdiiler Allah diyeni olmu§ fakir, 

Sandilar Allah fakirdir kendilerdir agniya. 
Ravza-yi hadrayi bilmez Hizr'a yolda§ olmayan, 
Ab-i hayvan-i bu zulmii gormeyenler sandi ma. 

Bil ki seddeyn iki ka§ iskender ortasmdadir, 

Cem'i cem-iil cem ilefeth oldu ebvab-i Hiida. 
Kande bulur Hak-ki inkar eyieyen bu Misrtyi, 
Zahir olmufken yuzunde nur-i Zat-i Kibriya. 

iki kasin arasmda cekti hatt-i istiva, 
(Allemel esma) yi ta'lim etti ol hattan Hiida. 

iki kajin arasmda gekti diJz bir hat gekti, 

Allah Teala biJtun isimleri ogretti o diJz gizgiden. 

Bu beyti tahkik ideviJz ta ki eviiyanun [43a] kelamlarini her bir mukallid 
zu'^minca bir ma' na virmeyeler dahi veya ilhamsuz muhal idijgin bilup tahrif 
itmeyeler. imdi iki kajdan murad dord vavdur hakeza jjjij her ikisi bir 
kavsdur, ikisiniJn ma-beyninde elif vardur zira isimdiJr, ikisinde yokdur zTra 
zatdur. Lev cae sitte bade sitte dimek sitte ba'de sitte dimekdiJr zTra ^ 
altidur mesela vav 13 ^'^^ vecede 13 ^"^^ Allah 66 '^"^ 13+66= 79 vech-i aher 



541 


j\j = 


6+1+6= 


13 




542 


'Ti' 


= 5+3+4: 


=13 




543 


.JJi 


=1-30+30+ 5= 


=66 



254 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



jjjij bunlar mertebe-i mi'atda 2500+25= 2525 mertebe-i ahadda 25 bu 
kadardur vech-i aher jjjij hatt-i adedde beraberdiJr mertebe-i mi 'atda ve 
ahadda ^ harfinin elifi ile l<i -i=^ i istiva odur zTra i= I i= ^ olur. ^ 6, -i= 9, I 1, -i= 
9=9+ 1+9+6= 25 mertebe-i mi'atda hat ma'a'l-elif 2500+25= 25252 istiva 
jjjij istiva-i hatt ve'i-hasil iki alti altmi§ alti olur iki alti bir elif on ijg olur yanT 
iki alti birbiriniJn ardina konursa altmi§ alti olur birbiriniJn iJstine gikarsa on 
iki olur elif ile on ijg olur haza mana kabe kavseyn vech-i aher-i kabe 4 
kavseyn 166 166+4= 170 166 ikisi bu kadardur 166+4+166+4= 340 ev edna 
harf-i edna yadur iJzerine koyinca ijgyuz elli olur anun giJn ev ile getiJrdi ki 
ijg yiJz kirk da iig yijz elli de MisrT adedidiJr idgam ile ve fekk-i idgam ile 
vech-i aher edna altmi? bejdiJr MisrTniJn sinni §imdi altmi? bejdediJr bunu 
gorenler liJtf idijp niJshasin alabiliJrse VanTye ve musahibe gondiJrsunler ki 
padijahun sevindiJrmege mayalajdugi nice nurdur sevindiJr-mek 
mumkinumdiJr bilsiJn edeb ile olursa olsun olmazsa simden sonra bilmi? 
olsun Allah kendini sevinduriJr ujakligi delikanliligi kojun ve ilia kendi biliJr 
fe-izd sevveytehu da olan iki vav bu vavlara i§aretdur kabul itmeyen 

I 544 

jeytandur. 

"Ka?" lafzi ekser kullanijta "kavs" lafzi ile tejbih ve temsTI eder. iki 
kavsdan murat kavs-i viJcub ve kavs-i imkandir. 

"Alleme'l-esmayi ta'ITm etti ol hattan Huda" diye buyrulmasi; 



'^""(MISRT, 1223), V. 43a 



Bu beyti tahkik ideyiz ta ki eviiyanm [43a] kelamlarmi her bir mukallid zummca 
bir mana vermeyeler dahi veya ilhamsiz muhal idigin bilup tahrif etmeyeler. Imdi iki 
ka§dan murad dort vavdir hakeza jjjij her ikisi bir kavsdir, Ikisinun ma-beyninde 
elif vardir zira islmdir, ikisinde yokdur zTra zattir. Lev cae sitte bade sitte demek 
sitte ba'de sitte demektir zTra caltidir mesela vav 13 vecede 13 Allah 66 
13+66= 79 vech-l aher jjjij bunlar mertebe-i mi'atta 2500+25= 2525 mertebe-i 
ahadda 25 bu kadardir vech-i aher jjjij hatt-i adedde beraberdir mertebe-l ml 'atta 
ve ahadda ^ harfinin ellfl ile kl -i==>- 1 Istiva odur zTra i= I i= j; olur. c 5, ^ 9, I 1, -!= 9 = 
9+ 1+9+6= 25 mertebe-l mi'atta hat ma'a'l-elif 2500+25= 25252 Istiva jjjij Istlva-I 
hatt toplami iki alti altmij alti olur Iki alti bir elif on ijg olur yanT Iki alti birblrlnin 
ardma konursa altmi5 alti olur birblrlnun ustijne gikarsa on Iki olur elif Ile on ug olur 
haza mana kabe kavseyn vech-l aher-l kabe 4 kavseyn 166 166+4= 170 166 Ikisi bu 
kadardir 166+4+166+4= 340 ev edna harf-l edna yadur iJzerlne koyunca ijgyuz elli 
olur onun igin ev ile getlrdi ki iJg yiJz kirk da ij? yiiz elli de Misrt adedldir Idgam Ile ve 
Idgam agmak ile ba§ka bir yon Ile edna altmi5 be5dlr MisrmiJn ya§i 5imdi altmi§ 
bejdedir bunu gorenler lutf IdiJp nushasm alablllrse VanT'ye ve musahibe gonder- 
slnler kl padi5ahin sevlndlrmege mayala§tigi nice nurdur sevlndirmek mumkun 
mudur bllsin edeb Ile olursa olsun olmazsa simden sonra bllmi5 olsun Allah kendlnl 
sevlndlrlr ujakligi delikanliligi ko§un ve Ilia kendl bilir /e-/zd sevveytehu da olan Iki 
vav bu vavlara Ijarettir kabul etmeyen §eytandir. 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 255 



"Ben yeryuzunde bir halTfe (bana muhatap bir mahluk, Adem) yarataca- 
gim..." ^"^ kelamiyla meleklerin".. Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis 
edip dururken, yeryuzunde fesat gikaracak, orada kan dokecek insan mi 
halife kiliyorsun..." ^"^ iddialanna kar§ilik "... sizin bilemeyeceginizi herhalde 
ben bilirim..." ^"^ "Allah Adem'e butiJn isimleri, (ejyanin adiarini ve ne i§e 
yaradiklanni) ogretti." ^'^^ Beyani hakikat lie Adem'in yuceligini a§ikar eyiedi. 

Allah Teala "... eger siz soziJnuzde sadik iseniz, junlann isimlerini bana 
bildirin..." ^"^ buyurunca melekler "Ya Rab! Seni noksan sifatlardan tenzih 
ederiz, senin bize bgrettiklerinden ba§ka bizim bilgimiz yoktur; §uphesiz 
alTm ve hakim olan ancak sensin..." "° diye kabul ettikleri agiklayinca, Allah 
Teala "Ey Adem! Ejyanin isimlerini meleklere aniat" dedi. Adem onlarin 
isimlerini onlara aniatinca, "Ben size muhakkak semavat ve arzda goriJnme- 
yenleri (oradaki sirlari) bilirim. Bundan da ote, gizli ve agik yapmakta olduk- 
lannizi da bilirim, dememi? miydim?" dedi. "^ 

Bu beyt Adem aleyhisselam da olan mazhariyyetin ilahT isimlerin hepsi- 
ni topladigina ijarettir. Yani Allah Teala'nin muttasif oldugu sifat-i 
siJbutiyyesi iJzere halk eyiedi. ^unkij hayat, ilim, irade, semi, basar ve ke- 
lam sifatlariyla muttasifdir. 

Bir bajka mana "iki ka5"dan murad celal ve cemal sifatlaridir. Celal sifati 
kahr ve gazabia alakali olan sifattir. cemal sifati riza ve lutfla alakali olan 
sifattir. hatt-i istiva zij'l-celal-i ve'l-ikramin tam zuhur yeri olan HakTkati 
Muhammediye'dir. Allah Teala'in zatinin celal ve cemaline sifatina mazhar 
olan ilahi isimlerin hepsine kavujmu? demektir. 

"Ona §ek'il verdigim ve ona ruhumdan ufledigim zaman..." ^''^ ayetiyle 
ijflenen ruhun izafeti celal ve cemal olan feyz-i MuhammedTdir. Hz. Adem 
feyz-i hakikat-i muhammediyyeye mazhariyyet ile mazhar-i celal ve cemal 
oldu. 

"yedeyn"den de murat sifat-i celal ve cemaldir. Bu nedenle celal mazhari 
olan 5eytan, Adem aleyhisselama secdeden imtina edince: 

"iki elimle yarattigima secde etmekten seni men eden nedir? 
BobUrledin mi, yoksa yiicelerden mi oldun? ..." ^''^ hitabiyla muhatab ol- 
dugu Hz. Adem aleyhisselam celal ve cemali cami oldugunu agiklamaktadir. 



'^"^ Bakara, 30 
'^"'^ Bakara, 30 
'^"^ Bakara, 30 
'^"^ Bakara, 31 
'^"^ Bakara, 31 

Bakara, 32 

Bakara, 33 
'^"hicr, 29-Sad, 72 

553 <-„ , -,- 

Sad, 75 



256 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



BiJtun ilahi isimlerin merkezi celal ve cemal sifati oldugu cihetle Hz. Adem 
aleyhisselam hakTkati Muhammediyye feyzi vasita olmakla isimlerin hepsini 
ogrenici oldu. Yani isimlerin hepsinin mazhari tam oldu. BiJtun isimleri bil- 
mek hilafet geregi olduguda ayri bir hakikattir. Kainatta bulunan her jey bir 
5ey ilahi isimlerden bir hakikatin terbiyesi altinda zuhur eder. Bu §ekilde 
olmasa idi hakikat-i muhammediyye ile ilahi isimlerin mazharina kadir ola- 
mayip halife olmaktan dijjerdi. 

Bir bajka mana Hz. Adem aleyhisselam ve Havva validemiz olup ikisinin 
izdivacindan nesillerin viJcuda gelmesidir. 

Bir ba§ka mana; Adem'de olan akil ve nefis ciJzlerinin bulunmasi ve imti- 
zag ve birlejmesinden kalbin dogmasi ile Hakikati Muhammediyyeye istidad 
kazanmasiyla hakTkat-i muhammediyye feyzi ile ilahi isimlerin hepsine maz- 
har olup hakikati muhammediyye vekil oldu. 

Zat-i lime Mustafa, esmaya Adem'dir emin, 
ikisinden zahir olmustur ulum-i enbiya. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Allah Teala'nm ZatT limine, Adem 
aleyhisselam isimlerine mazhardir. 

Enbiyanin ilmi bu ikisinden meydana gelmijtir. 

"zat" nefsiyle kaim olana denir. isim ve sifat zatin mefhumudur. Be§ere 
tam bir kabiliyet verilmedi ki; Allah Teala'nm zatinin aslini ve hakTkatini 
idrak eyieye. Onun igindir ki Allah Teala'nm fiilleri idrak olunur ondan son- 
ra istidadi kadarda sifat ve zati idrak olunur ondan sonra hayret-ustij- 
hayretdir ki; bu dedigimiz salikmin tarTkidir. Bazilari idrak olunur derlerse 
de yine hakikat agismdan yine noksandir. Allah Teala'nm bildigimizden 
bajka olmasi kendi vasfidir. Onun igindir ki Allah Teala'nm sifati, zatm ayni 
degil gayri dahTdegildir. 

"isim": konulan veya tayin edilen bir §eyin alameti olan 5eye derler. Bazi 
mejayih yanmda isim lafiz ve yazilan jey degildir. Beiki isimden murat konu- 
lanm kendisidir. 

"Zat-i ilme Mustafa, esmaya Adem'dir emin" beyti, gegen beyti tefsir ve 
agiklamasi gibidir. Yani HakTkat-i Muhammediyyeden ibaret olan hatt-i isti- 
vadan Adem'e esmayi ta'ITm ettigini bu beyit agiklamadir. ^unkij vasita ol- 
mada kalem mesabesinde olan HakTkat-i Muhammediyye ile zatT ilmi levh-i 
mahfuza gikarip Adem aleyhisselama hakikatleri verdi demektir. 

HakTkat-i muhammediyye ilm-i zat ile ruhlarm hakikatlerini belirsizlik 
aleminden bilinirlige vasita oldugu ve ruhun hakTkat-i muhammediyyeden 
izafT olmasiyla RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem ebu'l-ervah ve Hz. 
Adem Aleyhisselam ebu'l-bejer olmakla oncekiler ve sonrakilere silsile ile 
enbiya ve eviiyaya onlardan intikal etmi§tir demek olur. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 257 



Zat-u esma vu sifat, ef'al-u asar cumleten. 
Her zamanda bir velinin vechine bunlar ziya. 

Zat'in isimleri ve sifat, ef'al ve eserlerin hepsi, 
Her zamanda bir velinin yiJzune bunlar ziyadir. 

Bu beyit tevhidin mertebelerini beyandir. Tevhidin tarTfinde birgok agik- 
lama vardir. Hepside birbirine yakin ve tasdik eden jekildedir. Bazilari de- 
mijtir ki; tevhid lijgatta bir jeyin tek oldugunu bilmek ve hukmetmektir. 
Hakikat istilahinda zat-i ilahiyyeyi fena ile tasavvur ve zihin ve vehimlerde 
hayal olunan her jeyden tecrid etmektir. 

Bazilari demijtir ki; tevhid goklugu vehm olunan veya bilinen ve hissedi- 
len §eyi tek kilmaktir Bu bilme ise sifatta ve zatta olur. 

Bu beyt tevhidin biJtun zamanlarda kamil bir veli ve mukemmilin yij- 
ziJnde ajikar oldugunu haber veriyor.. isimlerin tevhidi ve hilafet riJtbesinin 
mazhari olan zat her asirda biri olur. Bu zat Hakikat-i Muhammediyye 
veraset ile halTfetiJllah olan kutbu'l-aktab ve gavs-i a'zam denilen ki§idir. Bu 
nedenle "Her zamanda bir veltnin vechine bunlar ziya" d\ye buyruldu. 

TEVHiD MERTEBELERi 

iki boliJmde incelenmekte ve degerlendirilmektedir. 

ilk bdliJm Fenafillah mertebeleri olarak isimlendirilir. 
Bu boliJm 3 mertebeden meydana gelmektedir, Bunlara, Terakki Ma- 
kamlari da denir, Sirasiyla; 
a-Tevhid-i Ef'al, 
b- Tevhid-i Sifat, 
c-Tevhid-i Zat'tir. 

ikinci bolum Beka-billah mertebeleri olarak isimlendirilir. 

Ug mertebeden ibarettir, TedellT Makamlari diye de adlandirilmakta- 
dir. 

a- Cem, 

b- HazretiJ-l-cem, 

c- Cem'u'l-cem, 

d- AhadiyyetiJ'l-cem: RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Efendimize 
has ve O'na ait bir makamdir. Telkin edilemez. Edilse de anla§ilamaz. 

FENAFTLLAH MERTEBELERi 

a-Tevhid-i Ef'al: Fiillerin birligi aniamina gelir. Bu mertebede gozeti- 
len edebi Fiillerin hepsini yani bize nisbetle iyisini de kotusuniJ de Hakk'a 



258 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



nisbet etmek esastir. ^unkij onlarin iyiligi ve kotulijgu bize goredir. Yoksa 
Hakk'a nisbet edildiginde hepsi hayirdir ve isimlendirilmemijtir, Fiillerin 
iyiligi ve fenaligi, kula nisbet edildiginde belirlenir ve bu zamanda, iyi ve 
kotij diye adlandinlir. 

b- Tevhid-i Sifat: Sifatlar Hakk'indir. Yani diri olan, ijiten, goren, soy- 
leyen, irade eden ve yegane kudret sahibi Allah Teala'dir. 

c- TevhTd-i Zat: ViJcud Hakk'indir. Bu makamda salik hissen, akien ve 
hayalen gerek ef'al, gerek sifat ve gerek zat aynalanndan viJcudu'llah'a 
baglanip, ciJmle ejyanin viJcud-i Hakk oldugunu miJlahaza eder ve bu es- 
nada istigrak hasil olur. 

BEKABTLLAH MERTEBELERi 

a-Cem Makami: Hakk'i zahir, halki batin olarak mijjahede etmek. Bu 
makamda, halk ayna olup, oradan Hak zahir olur. Bu makamda, vahdet 
5uhudu galiptir. 

b-HazretiJ'i-cem Makami: Halki zahir, Hakk'i batin olarak mijjahede 
etmek. Burada Hakk aynasindan, halk zahir olmujtur. 

c- Cem'u'l-cem Makami: Kesret ve vahdeti cem'eden bir makamdir. 
Zahir olsun, batin olsun etimie var olanin Hakk olarak mijjahede edildigi 
yer diye ifade edilir. Zahir olan mukayyed, batin olan mutlaktir. 
Mukayyed dedigimiz de, mutlak dedigimiz de hepsi Hak'tir diye zevk olu- 
nur. 

d- AhadiyyetiJ'i-cem Makami: Bu makam, makam-i MuhammedT'dir. 
Mukayyed olan varliktan kaydin kaldirildigi yerdir. Gergek imanin son du- 
ragi burasidir. Bundan sonra ba§kaca bir makam yoktur. QunkiJ burasi en 
yijce mertebedir.^^^ 

Secde eyie Adem'e ta kim Hakk'a kul olasm, 
Eden Adem'den iba Hakk'dan dahi oldu ciida. 



Secde eyIe Adem'e ta kim Hakk'a kul olasm, 
Eden Adem'den iba Hakk'dan dahi oldu ciJda. 

MiJrjid-i kamil ve miJkemmil Allah Teala'nin halTfesi olur ki; hakikati 
§eriate tatbTk ve ilahT isimlerin hepsini tahkik ile ademin manasidir. 

"Secde", ta'zTm tevazu' ile itaat ve boyun egmedir. Yani yukarida gegtigi 
ijzere ilahT isimlerin hepsine tam mazhar olan adem-i manaya secde eder. 

"Kim Rasul'e itaat ederse Allah'a itaat etmi§ olur. YUz gevirene gelince, 
seni onlann ba§ina bekgi gondermedik!" ''''^ Geregince basiretii miJrjid 



'^'^"(KUMANLIOGLU, 1988) 
"^ Nisa, 80 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 259 



RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin vekili oldugu itibariyle murjidine 
itaat ve baglanan RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme itaat ve boyun eg- 
mi§tir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme itaat ve boyun egen Allah Tea- 
la'ya itaat ve boyun egmi? olur. 

insanm Yaratiiiji^'''' 

BiJtiJn yaratili5 olaylan igerisinde insanin yaratiliji biJyiJk bir oneme 
sahiptir. insanin yaratilijinin, Kur'an-i Kerim'in iJzerinde israria durdugu 
ve iman esasi olarak kabul ettigi ahirete imania gok yakin bir ilijkisi var- 
dir. ilk yaratili5 ahiretteki yaratili§tan daha hayatidir. Ahiretteki yaratma 
ise ilk yaratmanin tekranndan ibarettir. 

insanin yaratilijini kelamcilar Adem aleyhisselamin yaratiliji ile ozde?- 
lejtirmijlerdir. Kur'an-i Kerim'de Adem aleyhisselamin nasil yaratildigini 
belirten ayetler bulunmaktadirlar. 

"... Allah Adem'i topraktan yaratti, sonra ona "ol" dedi ve oluverdi." 

557 

"Sizi bir gamurdan yaratan, sonra olurn zamanmi takdir eden ancak 
O'dur. ..." '"' 

insanin gamurdan yaratildigini ifade eden ayetler ayni zamanda bu 
gamura farkli nitelikler yiJklemektedirler. "Yapijkan ^amur", "kuru 5a- 
mur", "pijmij gamur", "$ekillenmi$ kara balfik" ifadelerini kullanmi§- 
tir."^ 

insanin topraktan yani ge§itli sifatlara sahip gamurdan yaratildiktan 
sonra ona ruh ijflenmesi ajamasi vardir. Kelamcilar topraktan yaratilma- 
yi birinci a§ama, ruhun ijflenmesini de ikinci ajama olarak degerlendirip, 
yaratmanin iki ajamadan miJtejekkil oldugunu diJjiJnmektedirler. 

Ayetlerde gegen "ruhun ijflenmesi ifadesi insanin yaratilijini anlama- 
da onemli bir yer ijgal etmektedir. Ufleme aniamina gelen "nefh" keli- 
mesi Kur'an-i Kerim'de farkli ayetlerde farkli baglamlarda gegmektedir. 

"Ona §ekil verdigim ve ona ruhumdan ufledigim zaman siz hemen 
onun igin secdeye kapanin." ^^° "iffetini korumu} olan imran km Mer- 
yem'i de Allah ornek gosterdi. Biz, ona ruhumuzdan Ufledik ve Rabbinin 
sozlerini ve kitaplarmi tasdik etti. O gonUlden itaat edendir. " ''^^ 

"Sonra onu tamamlayip fekillendirmi}, ona kendi ruhundan iifle- 



"® (GECDOGAN, 2005), s. 72 
"^Al-i imran, 59 

558 r / -1 

En am, 2. 
™ Sad, 71-72; Saffat, 11; Hicr 26; Rahman, 14; Saffat, 11; Hicr, 28; Rahman, 14; 
Hicr, 26 

560 . .. -,_ 

Hicr, 29 

561 T- . ■ n 

Tanrim,12 



260 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



miftir. Ve sizin igin kulaklar, gozler, kalpler yaratmiftir. ..." 

"Sura uflendigi zaman artik aralannda akmbalik baglan kalmami}- 
tir, birbirlerini de arayip sormazlar." ^''^ 

"... Benim iznimie gamurdan, ku§ geklinde b'lr §ey yapiyordun da ona 
ufluyordun, hemen o b'lr ku§ oluyordu. " ''^°' 

Bu ayetlerde "ijfleme" kelimesi farkli baglamlarda kullanilmi? olsa da, 
kelimeye verilen aniam aynidir. Bu ayetlerde gegen iJfleme kelimesi ile 
nesneye hareket ve canliligin verilmesi kastedilmijtir. Yukanda ornek 
olarak verdigimiz ayetlerde ruhun ijflenmesi ile ilgili baki? agimizi yon- 
lendirecek ve diger ayetleri aniamamiza yardimci olacak ayet Hz. Mer- 
yem ornegidir. ^unku bu ayet uflemenin aniamini net olarak agiklamak- 
tadir. "Meryem'e ruhumuzdan ijfledik" ifadesi klasik ruh anlayiji gerge- 
vesinde dujiJnulurse problem olujturmaktadir. ^unku bu ijflenen ruhia 
Meryem'in canlanmasi gerekirdi ki bu mumkiJn degildir, zira Meryem 
hayattadir. O zaman bu ifadeden aniajilmaktadir ki Meryem'e ruhun ijf- 
lenmesi ile isa yaratilmi§tir. 

Sonug olarak ilk insanin yaratili§i hem cins hem de bir jey olarak bij- 
yijk onem tajimaktadir. Yukanda agiklanan yaratili§ evrelerinin en onem- 
li ajamasi ruh iJflenmesi ajamasidir ki, bu farkli aniayijlara yol agmijtir. 
Ancak bu ajama insanin canliligini ifade eden bir ajamadir. Yoksa felsefi 
kabullerin jekillendirdigi insani insan yapan, iJstun ve soyut bir cevher 
degildir. 

Hz. Adem alevhisselama Secde 

Kur'an-i Kerim'de Allah Teala'nin emriyle meleklerin Hz. Adem 
aleyhisselama secde ettiklerinden haber verilmektedir. Ancak secdenin 
keyfiyeti ve secde olgusuna jer'i literatiJrde yiJklenen anIam goz oniJne 
alindiginda, Meleklerin Hz. Adem aleyhisselama nasil ve ne jekilde secde 
etmi5 olabilecekleri sorunu ile karji karjiya kalmaktayiz. Ayni zamanda 
Kur'anT bir kavram olan 'secde' \e yiJklenen farkli aniamlar da bu sorunu 
yoruma agik hale getirmektedir. §eriat orfiJnde, Allah Teala igin aim yere 
koymak ve YUce Yamticmm huzurunda yerlere kapanmak aniamina ge- 
len secde yalnizca Allah Teala'ya kar§i yapilmasi gereken bir eyiem olarak 
kabul edilmij, Allah Teala'dan bajkasina yapilmasi ise yasaklanmijtir. 
Hal boyle olunca karjimiza 5U sorular gikmaktadir: 

Meleklerin Allah Teala'nin emriyle Adem aleyhisselama yaptiklari sec- 
denin mahiyet nedir? Keyfiyeti nasildir? 



Secde, 9 
'^^ Mu'minun, 101 
^" Maide, 110 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 261 



Adem aleyhisselama yapilan bu secde, bir ibadet secdesi midir, yoksa 
Adem'in ustunlugunu vurgulama ad ma yapilan bir ta'zim gosterisi midir? 
Adem'e bu secdenin yapilmasinin ne gibi hil<metleri olabiiir? 
Bu ve benzeri sorulari daha da gogaltmak mumkundur. 

Secde Kelimesmm SozliJk Ve Terim Aniamlari 

Arapga irra* kokiJnden tiJremi? bir isim olan secde kelimesi, itaat et- 

me, boyun egme, saygi gosterme, ba§i one egme, selamlama, aim yere 
koyma, ibadet kastiyla egilme, teslim olma, bir kimsenin hijkijmranligi al- 
tina girme gibi aniamlara gelir. 

Araplar, meyvesinin bollugundan dolayi dallari yerlere egilen hurma 
agacina, 'nahletOn sdcidetijn' (secde eden / sarkan hurma agaci) derler. 

Ragib el-isfehani (502/1108), secde kelimesinin lijgatte; egilmek, ken- 
dini kugiJk gormek, son derece itaatkar olmak aniamlarina geldigini soy- 
leyerek, soz konusu bu kelimenin Allah Teala karjisinda kendini kijguk 
gorerek (tezelliji), O'na boyun egip ibadet etmeyi, kulluk yapmayi ifade 
etmek igin kullanildigini belirtmektedir. 

Terim aniamina gelince: Kisaca secde, 'aim yere koymaktan ibarettir' 
diye tanimlanmijtir. Hatta bunun ibadet niyetiyle olmasinin da jart ol- 
madigi soylenmijtir. Ancak yine de secde'nin namaz ibadetinin bir riJknu 
olarak kavramlajtigini gormekteyiz. Buna gore secde denilince namazda 
aim, burnu, elleri, dizleri ve ayakuglarini yere koyarak Allah Teala'nin hu- 
zurunda yerlere kapanma akia gelmektedir. Buna gore aslinda terim ola- 
rak mutlak aniamda yere kapanma aniamina gelmesine ve geni? bir an- 
lama sahip olmasina ragmen dini literatiJrde secdenin namaz ibadetin- 
deki bir rukiJnle ozlejtejtirildigi aniajilmaktadir. 



i^O" 



Kokij Ve Turevlerinin Kur'andaki Aniamlari 



A. Allah'a itaat Etmek, Emrine Boyun Egmek 

B. Saygi Gostermek, Saygi lie Selamlamak 

Meleklerin Hz. Adem aleyhisselama ve kardejierinin Hz. Yusuf 
aleyhisselama secdelerinden soz eden ayetlerde gegen secde kavramina 
verilen aniamlardan birisi de, selamlamak ve saygi gostermektir. 

C. Allah'a ibadet Maksadiyla Boyun Egmek ve Aim Yere Koymak 

D. Egilmek, Ba$ Egmek; Ai^ak GoniJiiu Oimak; Saygiii Oimak 

E. Namaz Kiiinan Yer 

Kur'an-i Kerim'de toplam yirmi sekiz yerde ism-i mekan formu ile ge- 
gen mescid ve mesdcid kelimeleri bu aniamdadir. Kur'an-i Kerim'de sec- 



262 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



de kavramina verilen bu anlamlann, lijgatta bu kelimeye verilen anlam- 
larla da yakindan ili^kili oldugu goriJlmektedir. 

Kur'an-i KerTm'de Yer Alan Secde Cesitleri 

A. Zorunlu Secde (Teshtrt Secde) 

Bu grupta yer alan varliklarin secdesi, iradesiz ve zorunlu olarak yapi- 
lan bir secdedir. Bitkilerin, hayvanlarin, daglarin, golgelerin, gok cisimle- 
rinin Allah Teala'ya secde etmelerinden bahseden ayetlerde, soz konusu 
cemadat, nebatat ve hayvanatin bizim aniadigimiz aniamda dilsel sus- 
kunluklarma ragmen, bizzat varliklariyla gergegi haykirdiklari ve yaratili§ 
gayelerine uygun hareket etmeleri. 

B. istege Bagli Olarak Yapilan (ihtiyart) Secde 

Ragib el-isfehani (502/1108), zorunlu (teshtr?) secdenin kar§iti olarak 
JhtiyarT secdeyi zikretmi? ve bunun yalnizca insana has oldugunu soyle- 
ml§se de meleklerin ve cinlerin secdelerini de bu grupta degerlendirmi?- 
tlr. 



Meleklerin Hz. Adem aleyhisselama Secdesi 

Kur'an-i Kerim'de Meleklerin Hz. Adem'e secdesi, yedi ayri surede an- 
latilmaktadir. Allah Teala meleklerden Hz. Adem aleyhisselama secde 
etmelerini istemi§, onlar da higbir itirazda bulunmaksizm bu emri yerine 
getirmijierdir. 

Kur'an-i Kerim'deki ayetlerden Hicr ve Sad surelerindeki ifadelerde, 
meleklerin secde ile emrolunduklari kimse igin, Adem ismi zikredilmemi?, 
bunun yerine be§er ifadesi kullanilmi?; 

Bakara, A'raf, isra, Kehf ve Taha surelerinde ise agikga Adem ismine 
yer verilmijtir. Vine Hicr ve Sad surelerindeki ayetlerde meleklerden sec- 
de etmeleri istenen ki5iye ruh ijfurulmesinden soz edilirken, diger 
surelerdeki ayetlerde bu konudan soz edilmemektedir. 

Buna gore, kendisine secde edilmesi istenen kijinin Adem, Adem'in 
ise, bigim verilmek suretiyle yaratili?! tamamlanan, kendisine ruh ijfle- 
nen, boylece beden ve ruh birlikteligi ile tam ve juurlu bir varlik olan in- 
san oldugu aniajilmaktadir. Bu degerlendirmeler karjisinda asil problem 
olarak iJzerinde durulmasi gereken sorularimizi da 5U jekilde siralayabili- 
riz: 

a-Melekler ne zaman secde ile emrolundular? Bu secde emri Adem 
aleyliisseldmin yaratili§mdan ve ruhunun Oflenmesinden once mi, yol<sa 
sonra midir? Soz l<onusu bu emir melelder tarafindan ne zaman yerine 
getirildi? 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 263 



b- Seeds emri meleklerin tamamini mi yoksa bir kismini mi kapsamak- 
tadir? Meleklerin heps! bu secdeye i§tirak etmi^ler midir? Meleklerin sec- 
desi ayni anda mi, yoksa farkli zamanlarda mi gergekle^mi^tir? 

Meleklerin Hz. Adem aleyhisselama secde etmelerini konu alan turn 
ayetlerde melaike (melekler) kelimesinin gogul olarak gelmesi ve ozellik- 
le Hlcr,30 ve Sad, 73 ayetlerinde "Derken bijtijn melekler topluca secde 
ettiler." te'kid ifadesi olarak yer alan kijilijhijm (meleklerin tamami) ve 
ecmaun (topluca) kelimelerinin kullanilmasi, soz konusu secdenin biJtun 
melekler tarafindan yapildigini gostermektedir. Alimlerin buyiJk gogunlu- 
gu da bu g6ru§tedir. Pe§ peje gelen bu te'kid ifadeleri meleklerin bir 
kisminin secde etmemi? olabilecegi ihtimalini ortadan kaldirdigi gibi, me- 
leklerin tamaminin ayni anda, bir defada ve topluca secde ettikleri anla- 
mini daha da pekijtirmektedir. 

GazzalT (505/1111), RazT (606/1209), Muhyiddin ibniJ'l-ArabT 
(638/1240), Mevdudi (hyt.1979) gibi bir grup alim Hz. Adem 
aleyhisselama secde eden meleklerin yalnizca yeryijzu melekleri oldu- 
gu, bir kisim meleklerin veya gokteki meleklerin ise Adem 
aleyhisselama secde ile emrolunmadigi gdru$undedir. Bu alimlerden 
GazzalT, Adem aleyhisselama secde eden meleklerin, insan cinsinin ko- 
ruyucusu olan yer melekleri oldugunu, gokyijzu meleklerinin ise Hz. 
Adem'e secde etmedigini belirtirmektedir. 

c- Secde emri yalnizca Hz Adem aleyhisselamin §ahsiyla mi sinirlidir, 
yoksa Hz. Adem aleyhisseldm orada insan nev'ini mi temsil etmektedir? 

Allah Teala insanogluna bahjettigi nimetleri sayarken, bunlar arasin- 
da meleklerin Adem aleyhisselama secde etmelerine de yer vermektedir. 
A'raf suresinin 10 ve 11. ayetlerinde bu husus agikga yer almaktadir. Soz 
konusu ayetlerin mealleri 5U jekildedir: "Andolsun ki (ey insanlar), sizi 
yeryijzijne gergekten (bolluk iginde) biz yerle§tirdik ve size orada gegimi- 
nizi saglayacak §eyler verdik. (Hal boyleyken) ne kadar az §iJkrediyorsu- 
nuz! Evet, gergekten de sizi yarattik, sonra size bigim verdik ve sonra da 
meleklere "Adem'in dnOnde secde edin!" dedik. Bunun Qzerine, Iblis'in di- 
§inda, onlar(in hepsi) secde ettiler. (Bir tek) o secde edenlerin arasmda 
yer almadi." Burada goruldijgu iJzere hitap insanlarin tumunij igermek- 
tedir. Bu durum soz konusu secdenin, sadece Hz. Adem aleyhisselamin 
$ahsi ile sinirli olmayip, insanligin babasi kabul edilen Hz. Adem 
aleyhisselamin $ahsinda biJtun insan cinsini kapsadiginin bir i$aretidir. 
Ayrica konu ile ilgili ayetlerde yer alan be$er lafzinin cins ifade edebilece- 
gi goz onunde bulunduruldugunda da, bu secdenin yine Adem 
aleyhisselamin $ahsi ile sinirli kalmayip, insan cinsini kapsadigi sonucuna 
ula$ilabilir. 



264 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



d- Bu ayetlerde aniatilan secdenin mahiyeti nedir? Bu secdeden mak- 
sat §enat orfunde bilinen ibadet secdesi gibi bir secde midir? Yoksa soz- 
lijk aniamlarinda yer alan bir selamlama veya saygi He egilme yahut itaat 
etme §eklinde bir secde midir? Bu secde He Hz. Yusuf aleyhisseldma yapi- 
lan secde arasmda ne gibi bir benzerlik vardir? 

MiJfessirlerimiz meleklerin Hz. Adem aleyhisselama secdelerinin tipki 
karde§lerinin, Yusuf aleyhisselama yaptiklari secde gibi ibadet kasti taji- 
madigi iJzerinde ittifak etmekle birlikte, onlarin bu secdelerinin keyfiyeti 
ve mahiyeti hakkinda farkli gorijjler ileri sijrmujlerdir. 

MiJfessirlerin bu konudaki gorijjlerini 5U jekilde ozetlemek miimkun- 
diJr. 

1. Meleklerin secdesinin yere kapanmak suretiyle ger^ekle^tigi go- 
ru$u 

2. Meleklerin secdesinin yere kapanma $eklinde ger^ekle^medigi 
gdru$u 

3. Meleklerin secdesinin sembolik bir secde oldugu gdru$u 

e- Bu secdenin hikmeti nedir? 

YiJce Yaraticinin en giJzel bir bigimde yaratip kendi ruhundan ijfledigi 
ve yeryiJzunde halife kildigi Hz. Adem aleyhisselam ve onun jahsinda 
temsil edilen insan §erefli bir varliktir. Onun bu degeri, iJstlendigi misyo- 
nunun da onemini gostermektedir. Allah Teala'nin tiJm emirlerini itiraz- 
siz olarak yerine getiren Melekler, Adem aleyhisselama secde etmekle 
onun iJstunlugunu tescil etmijier ve bu saygilarmi da insanoglunun ya- 
rarlari dogrultusunda bir takim ijleri iJstlenerek sergilemijierdir. Genel 
olarak insanligin hayatini siJrdurmesine imkan taniyan tabiat olaylarinin 
belli bir diJzen igerisinde yuriJmesini saglamak, ozel olarak da insanlari 
korumak i§inde; onlari iyi ve giJzele yonlendirmede; onlarin yapip ettikle- 
rini kayit altina alma ve benzeri pek gok konuda melekler iJzerlerine dij- 
5eni hakkiyla yapmaktadirlar. Adem aleyhisselama secde emrini veren 
YiJce Allah Teala'dir, dolayisiyla bu emri yerine getirmekle bizzat Allah 
Teala'ya ibadet edilmijtir. Adem'e saygi gosterisi olarak, bajka bir ritiJe- 
lin degil de ozellikle 'secde'nin istenmesi, secde ibadetinin onemini ve 
saygi gosterisindeki yerini ortaya koymaktadir. Bu yiJzden secde, kulun 
Rabbine en yakin oldugu eyiem olarak nitelendirilmijtir. Allah Teala'nin 
emrini yerine getirmedigi igin de ibiis, kijfredenlerden olmujtur. ibiis'in 
kijfru, secde emrinin YiJce Allah Teala'nin emri oldugunu ve O'nun tiJm 
yaptiklarinda ve emirlerinde sayisiz hikmetler bulundugunu bildigi halde, 
sirf inat, kibir ve kiskangligmdan otiJru secdeye varmami? olmasindan 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 265 



dolayidir. Buna gore secdenin, meleklerle ibiisin denenmeleri igin oldugu 
ve imtihan hikmetine mebni olarak emredildigi aniajilmaktadir. 

Sonuc 

Kur'an-i Kerim'de Allah Teala'nin meleklere, yeryiJzunde halTfe olarak 
yaratacagi Adem aleyhisselama secde etmelerini emrettigine dair ayet- 
lerden ve bu ayetlerin bir arada degerlendirilmesinden ortaya gikan hu- 
suslari 5U jekilde ozetlenebilir. 

1- Bu secde emri, meleklere Hz. Adem aleyhisselam yaratilmadan on- 
ce haber olarak verilmi?, Adem aleyhisselamin yaratilmasi tamamlanip 
ruh ijflenmeslnden ve meleklerden iJstun oldugunu gosteren isimlerin 
ogretilmesinden sonra tiJm melekler tarafindan topluca ve ayni anda 
gergeklejtirilmijtir. 

2- Adem'e secde emrini veren ayetlerde ge^en lam harf-i ceri, melek- 
lerln bizzat Adem aleyhisselamin §ahsina secde lie emrolunduklarini gos- 
terir. Bu emri veren Allah Teala oldugu igin yapilan secde, ayni zamanda 
Allah Teala'ya itaattir. Bu emri yerine getirmeyen ibiis, meleklerden ayri- 
larak Allah Teala'ya kar§i gelenlerden olmujtur. 

4- Bu secde ibadet secdesi aniaminda degildir. Allah Teala'dan ba§ka- 
sina yapilmasi emredilen secde yiJceltme ve selamlama aniamindadir. 

3- Soz konusu secde, terim aniaminda gergeklejmi? olabilecegi gibi, 
liJgavT aniamda veya daha farkli bir jekilde de gergeklejmi? olabilir. Bizim 
boyle bir jeyi tespit imkanimiz yoktur. Hakikatini tam olarak bilemedigi- 
miz varliklar olan melekler ayni zamanda fiziksel bir aniam da tajiyan 
secdeyi kendi varliklariyla miJtenasip bir tarzda yerine getirmijierdir. An- 
cak burada meleklerin secdesinin jekilselligi degil de onun igerdigi anIam 
one gikarilmalidir. O da Allah Teala'nin emri geregi meleklerin, Adem 
aleyhisselamin jahsinda, insana saygi sunma, onu yiJceltme ve selamla- 
malaridir. Allah Teala, meleklerin Adem aleyhisselama secdesini, saygi 
gosterme, yiJceltme ve itaatin en yiJksek jekli sayilan secde kavramiyla 
bize anlatmaktadir.^^^ 

Kenz-i la-yefna yi bilmez kandedir ilia fakir, 
Bahr-i bi-payani bulmaz etmeyen terk-i siva. 

TiJkenmez hazineyi bilmeyen fakirden bajka nedir, 
Bajka jeyleri terk etmeyen sonsuz deryayi bulamaz. 

"RasulUllah sallallahU aleyhi ve sellem buyurdular ki: 
"Benim nazanmda en ziyade gibta etmeye deger kimse §u evsafi ta^i- 
yan kimsedir: (DUnyevi yiikii ve) hall hafif, namazdan nasibi fazia, insanlar 



^^^ (KESKJN) Makalesi ozetlenerek almmi§tir. 



266 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



iginde (adem-i johretle) gizli kalmif ve kendisine (cemiyette) iltifat edil- 
mem'i§ mu'mindir. Onun nzki (zaruri ihtiyaglanna) yetecek kadardi, o buna 
sabretti, olumu de gabuk geldi, az miras birakti, kendisi Igln matem tutan 
kadin da az oldu." ''' 

Sureta aorduler Allah diyeni olmus fakir, 
Sandilar Allah fakirdir kendilerdir agniya. 

Allah! Diyeni zahirde fakir olmu? gorenler 
Kendilerini zengin Allah Teala fakirdir zannettiler. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"En gok belalara du§enler nebilerdir. Sonra onlara en fazia benzeyen- 
ler, sonra onlara benzeyenlere benzeyenlerdir" 

Musibetler igin s6ylenilmi§ en gijzel sbzlerden biri olan bu hadis-i jerifin 
manasi iyilik sahibi olmanin, dogruluk geregine gore yajamanin mutlu ol- 
mak ile dogru orantili olmadigidir. 

"Her bela, sikinti bir bah}!} agar. (Her mihnet ile bir hediye gelir)." Ha- 
kikatte kahrin aslinda liJtuf gizlidir. Hatta bir kimseye dua eden "Allah Teala 
islah eyieye, insaf vere" dese "Allah Teala belani vere" demek gibi olur. 
Terbiye celal perdesi yiJzunden zuhur etmektedir. Bu nedenle bela lutufun 
ash olup rahmete kavujturur. 

Kahr ve lutf insanlarin tabiatina goredir. Bir kimsenin tabiatina kahr 
olan, otekinin tabiatina gore bir lutftur. 

Muhyiddin ibn'iJl ArabTkaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

"Allah Teala'nin her bir hediyesi gUzeldir; sen heva ve hevesine uygun 
olani hayr, heva ve hevesine uygun olmayani da §er kabul edersin. 'Her 
§ey Allah katmdandir' de". "Hevana uygun olan her hediye sikinti, hevana 
uygun olmayan hersikmti ise hediyedir." 

DiJnya hayatmda olan olaylar hakkmda kesin olarak "nedeni fudur" den\- 
lecek bir sebep bulmak gok zordur. Qiunkij Allah Teala "O, her gun yeni bir 
tecellidedir" ^^^ buyurarak bir defa tecelli ettiginde ikincisini tekrar kilma- 
mijtir. Allah Teala tek oldugu gibi yarattigi mahlukatida her ne jekilde olur- 
sa olsun tek ve yalniz bir bireydir. insanlarin dahi iJrettikleri standart ejyalar 
dahi benzer goriJnsede hepsi tek ve benzersizdir. Bu bahsedilen jeyleri an- 
lamak gunumiJz igin zor olsada gelecekte daha iyi fark edecegiz. 

Yaratilijin tek olmasi Allah Teala'nin tek ve bir olmasinin en buyiJk delili- 
dir. Kainatta yaratildigi giJnden bei tekrar eden benzer higbir mahluk yoktur. 
Mesela Hz. Mevlana kaddese'llahiJ sirrahu'l azTz birtanedir. Onun ikincisi bir 



"^^^ Tirmizi, Zuhd, 35; ibn Mace, Zuhd, 4; Ahmed b. Hanbel, V, 252. 
Rahman, 29 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 267 



daha gelmeyecektir. NiyazT-i Misn de tekdir onun bir ikincisi gelmeyecektir. 

Beyitte Allah Teala'yi zikredenlerin fakir olarak goriJnujune takilanlann 
hakikat yoniJne vakif olamayanlann gorijjudur. Zenginlik ve fakirligin maddT 
boyuttaki sinirlan museccel isede mana boyutunda bir ayrim ve siniflama 
yoktur. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem, Allah Teala'nin sevdigi bir kulu 
iken bildigimiz hayati diJnyevT sikintilaria dolu olmasi gergegin gordugumiJz- 
den ba5ka oldugunu gostermektedir. 

Allah Teala buyurdu ki 

"Gergekten Allah fakir, biz ise zenginiz." diyenlerin soziinii andolsun 
ki Allah isitmistir." ''' 

"Zengin eden de yoksul kilan da O'dur." ^^^ 

Ravza-yi hadrayi bilmez Hizr'a yoldas olmayan, 
Ab-i hayvan-i, bu zulmU aormeyenler sandi ma. 

Ravza-yi hadra (Ye§il Bahge) yi bilmez Hizr'a yolda? olmayan, 

Bu karanlikta gormeyenler Ab-i hayvan (Ab-i Hayat)-i sandi basit bir su. 

Ab-i hayat (Hayvan), Farsga bir kelime olup "hayat suyu" aniamina gelir. 

islam! kaynaklarda ve edebT eserlerde "Ayn-iJl hayat, nahr-ijl hayat, ab-i 
cavidani, ab-i cuvan, ab-i zindegi, ab-i zindegani, ab-i hayvan, ab-i hayvani, 
ub-i baka, hayat kaynagi, hayat ge^mesi, dirilik suyu, hayat pinari, bengi 
su" isimleriyle de anilmakta; bazen iskender'e atfen "ab-i iskender" bazen 
de Hizir'a atfen "ab-i H/z;r" denilmektedir. 

inanija gore bu sudan igen kiji, ebedT bir hayata kavujur, bu suya degen 
her nesne veya olmij? her canli tekrar hayat bulur. 

Ab-i hayat yani sonsuzluk suyu, biJtun mitolojilerde mevcud bir kav- 
ramdir. Ab-i hayatin varligina inananlar oldugu kadar inanmayanlar da 
bulunmaktadir. Hayatin kisaligi, buna karjin yajama arzusunun gok kuvvet- 
li oluju, insana daima sonsuz olma fikri vermijtir. Ve bu egilim gejitii top- 
lumlarda bazi mitolojik mahsullerin dogu§una da zemin hazirlamijtir. Nite- 
kim insanlarin ebedT bir hayat aramak i?in verdikleri miJcadeleyi aniatan 
"Gilgami§ destani" ve "iskender efsdnesi" de bu konuya giJzel bir misal 
tejkil eder. Bu orneklerde "su on plana gikarilmijtir. Bu, gergek hayatta da 
suyun hayat verici, diriltici, yapici ve canlilik kazandirici ozelliginden dola- 
yidir. Nitekim, ayet-i kerTme de ".. ve biz butun canli §eyleri sudan yarattik" 
"° buyrulmujtur. ijte suyun bu ozellikleri ab-i hayat efsanesinin dogujuna 
zemin hazirlamijtir. 

^'^'*Ali-imran, 181 
'^^^ Necm, 48 

570 I 



Enbiya, 30 



268 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



BiJtun bu efsanelerin di§inda islam ilahiyat litaraturunde "ab-i hayat'a. 
ilk defa rastlanan yer, Kur'an-i Kerim'de gegen Musa-Hizir kissasidir. Ta- 
savvufta ab-i hayat, Allah'in "el hayy" isminin hakTkatinden ibarettir. Bu 
IsmI 6z vasfi haline getiren kimse, ab-i hayati igmi? olur. Artik o Hakkin 
"hayy" sifatiyla hayatta oldugu gibi diger capillar da onun sayesinde hayat 
kazanir. Bu mertebedeki insanin hayati Hakkin hayatidir, Ab-i hayat, gejitii 
islam milletlerinin halk edebiyati mahsullerine bir motif olarak girmi§ ve 
yijzyillarca kullanilmijtir. 

Ab-i hayat, aslinda cansiz nesnelere can veren yada igen kijiye ebedT 
hayat, bahjeden bir su degildir. O su, mecazi manada Allah Teala'nin hayy 
sifatidir ki o diledigine bu sifatiyla karjilik verir. Artik o varlik, onunia can- 
lanir ve ebedTlik kazanir."^ 

"Hizir" hakkinda birgok soz soylenmijtir. En me§huru ab-i hayat suyu- 
nu igen ve bastigi yerler yejeren kijidir. 

Vine Hizir aleyhisselam hakkinda ab-i hayat sebebiyle diri oldugu bazi- 
larini irjad igin cesediyle zuhur ettigi, misali olarak ruhunun cesetlendigi, 
gorundugij kijinin yiJkselen sifatlariyla kendi ruhunun jekillendigi ve 
ruhu'l-kudiJstur demijier. 

Sadreddin KonevT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz demi? ki; Hizir, misal 
alemindedir. Suft istilahatmda Hizir basttan kinayedir ve ilyas kabzdan 
kinayedir demijier. 

Beyitte aniatilmak istenen; 

"Hizir"dan murat miJrjid-i kamildir. MiJrjide yolda? olmayan ravza-i 
hadrayi bimez ve makam-i ilhama erijmez. 

"zulmetteki ab-i hayat"6ar\ murat olan ilm-i lediJnnT ne oldugunu 
bilmeyendir. ilm-i lediJnnTyi gormeyenler ab-i hayati, basit su sandilar." 
ab-i hayat"6ar\ murat ilm-i lediJnnT oldugu igin Allah Teala Hizir hakkin- 
da "Vine ona tarafimizdan bir ilim ogretmi^tik." "^ Buyurdu. CunkiJ ru- 
hun kivami ve devami ilm-i lediJnnT iledir. ilm-i lediJnnT vasitasiz ilhamla 
oldugu ecilden Hz. Hizir aleyhisselam "Ben bunu da kendiligimden 
yapmadim..." "^ Deyip kendinin ijledigi fiileri Allah Teala'nin emri ile 
yaptigini beyan eti. ilm-i ledunniJn ve ravza-i hadradan murat mertebe-i 
ilhamin ne oldugunu bilmek istersen muhabbet yolunda miJrjide itaat 
ve boyun egmektir. 

Bit ki seddeyn, iki ka$, Jskender ortasmdadir. 



"^ (OZLER, 2004),s. 66 
"' Kehf, 65 
"' Kehf, 82 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 269 



Cem'i cem-ul cem He feth oldu ebvab-i Huda. 

Bil ki iki sed, iki ka?, iskender ortasindadir, 

Allah Teala'ya kavu§acak kapilan agmak Cem'i cem-iJl cem lledlr. 

iskender-i ZiJlkarneyn aleyhisselam hakkinda gelen, "Gergekten biz onu 
yeryuzunde iktidar ve kudret sahibi kildik, ona (muhtag oldugu) her §ey 
Igln b'lr sebep (bir vasita ve yol) verdik. O da b'lr yol tutup gitti. Nihayet 
gune^in battigi yere vannca, onu kara bir balgikta batar buldu. Onun ya- 
nmda (orada) birkavme rastladi. Bunun uzerine biz: 

Ey ZUIkameyn! Onlara ya azap edecek veya haklannda iyilik etme yo- 
lunu segeceksin, dedik. O §6yle dedi: Haksizlik edeni cezalandiracagiz; 
sonra o, Rabbine gonderilecek; sonra Allah Teala da ona korkung bir azap 
uygulayacak. iman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun igin de en 
giizel bir kar§ilik vardi. Ve buyrugumuzdan, ona kolay olanini soyleyece- 
giz. Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet giinegin dogdugu yere ula§inca, onu 
oyle bir kavim Uzerine dogar buldu ki; onlar igin giJine§e kar§i bir ortii 
yapmami§tik. i§te boylece gergekten biz, onun yaninda olan (her) }eyi 
bilgimizle ku§atmi§tik. Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet iki dag arasina 
ulagtigmda onlarin oniinde, hemen higbir sozii aniamayan bir kavim bul- 
du. Dediler ki: EyZulkarneyn! Bu memlekette Ye'cuc ve Me'cuc bozguncu- 
luk yapmaktadirlar. Bizlerle onlar arasinda bir sed yapman igin sana bir 
vergi verelim mi?" ""* ayet-i kerimesi ve 

"Ufuklarda ve kendi nefislerinde insanlara ayetlerimizi gosterecegiz ki 
o (Kur'an)'in gergek oldugu, onlara iyice belli olsun..." '''"' enfiJs manasin- 
dan iktibas veghiyle enfiJsde olan seddeyn ve iskender'i murad buyururlar 
ki; "afakta olan seddeyn" den murat enfiJste iki kajtir ki; iskender ol iki kajin 
meyanindadir, dedi. 

"Ziil-karneyn" den murat nefs-i natikadir. nefs-i natikanin iki dogumu 
vardir. Biri anadan dogmasi ve digeri de kalbden dogdugu zamandir. Bu 
nedenle Hz. isa aleyhisselam "iki defa dogmayan kimse semavatm meleku- 
tuna giremez" buyurmujtur. 

"seddeyn"6er\ murat iki kajtir." iki ka?" tan murad ruhaniyyet ve beje- 
riyyettir." iki kajin ortasinda olan iskender'den murat nefsi natikadir. Ve 
ruhaniyet ile bejeriyyet arasinda olan akil, hayal, §eytanT ve fesat fikirlerden 
muhafaza igin ortalarinda bir §eydir. 

Gavs-iJl azam Haci ismail Hakki ihramT SivasT kaddese'llahij sirrahu'l- 
aziz (hyt. 1969) iki ka? arasinda bulunan iskender'den bahsedilirken in- 



"" Kehf, 84-94 
Fussilet, 53 



270 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



sanin iki kaji arasinda bulunan ve goriJnmeyen aynadan bahsetmi? ve 
bunun adinin iskender Aynasi "^ oldugunu soylemijtir."'' 
Cem'i cem-ul cem He feth oldu ebvab-i Huda. Kulluk vazifelerini yap- 
makla ve be§en hallere layik olan jeyden kulun kesbi fark olandir. Farki ol- 
mayanin ubudiyyeti olmaz ve cem'i olmayanin marifeti olmaz. 

"(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz." "^ kulluk "... ve yalniz senden 
medet umariz." "^ cem'i talebdir. Cem' ise onun nihayetidir ve cem'u'l- 
cem', cem'den yiJksek ve son makamdir. ^unku cem ejyayi Hakk'la 
5uhuddan ibarettir. cem'u'l-cem ejyanin biJtunuyle fenasindan ibarettir, 
denilmi§tir. Bazilan tarifin tersini soyleyerek cem: Hakk'i halksiz juhuddan 
ibarettir. cem'u'l-cem halki Hakk'la beraber §uhuddan ibarettir, demi§ler. 

Kande bulur Hak-ki inkar eyleyen bu Misnyi, 
Zahirolmu$ken yiizunde nur-i Zat-i Kibriya. 

Bu Misriyi, inkar eyleyen Hakk'i nerde bulur 
Zat-i Kibriyanin nuru yiJzunde zahir olmujken. 

Hz. Omer radiyallahij anh bir giJn Kabe'ye bakarak jbyle der: 

"Sen ne biiyuksun, senin §anin ne yucedir. Mu'minin Allah Teala katin- 
daki §erefi ise senden daha buyuktur" ^^° 

Zat-i Kibriyanin nuru yiJzunde zahir olmasi "Allah Teala, Adem'e biJtun 
isimler (ejyanin adlarmi ve ne i§e yaradiklarini) ogretti." ^^^ demektir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz Allah Teala'nin sifatlarinin 
mazhari olmasi ve cemal-i mutlak nurlari ile cilalanmi? iken hidayet oldugu- 
nu inkar eden Hakk'in birligini nerede bilebilir. Halbuki hakTkat mertebesine 
ancak tevhid-i zata mazhar olan miJrjidin yardimiyla eri§ilir. miJrjid-i kamili 
inkar eden hakTkat-i tevhide nasil yol bulur, demek olur. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz "Zat ij esma vij sifat, ef al ij 
asar ciJmleten, her zamanda bir velTnin vec-hine bunlar ziya" dedikten sonra 
"Kande bulur Hakk'i inkar eyleyen bu MisrT'yi. Zahir olmujken yuziJnde nur-i 
zat-i kibriya." ile bitirdi. 



iskender Aynasi: HakTm Aristo'nun ihtira ettigi bir aynadir. Iskenderlye §eh- 
rinde bir kale iJzerine konmujtur. Bu aynanm hususiyeti, 5ehre hiJcum edecek 
olan dijjmani 100 milden ziyade bir mesafeden gostermesi idi. Bir gece, nobetgller 
gafll bulunmu§ ayna dujmanlar tarafindan galmip, denize atilmi5tir. Aristo'nun 
aynayi tekrar denlzden gikardigi rivayet olunur. 

Zekerlyya AkgiJl isimll Ihvanmdan Ijittim. 

Fatiha, 5 
"^ Fatiha, 5 

580 

Tirnnizi Hasen Garib diye nitelendirmi?, ancak benzer rivayetlerin oldugunu da 
belirtmi§tir. Bkz. TirmTzT. Birr. 85 
'^^^ Bakara, 31 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 271 



TAHMIS-I AZBI 

Vechin oldu dostum "inna hedeyna" " kul kef a" ^*^ 
Buldu yuzondort kitab bu nuru vechinden ziyd 
Vech-i baki suretindir verdi Hakk ne§v u nema^^^ 
iki ka§in arasmda gekt'i hatt-i istiva, 
(Allemel esma) yi ta'lim etti ol hattan Huda. 

Sends gosterdi kemalin halka rabb'ul diemin 
"Hazihi cennat-i adn, fedhuluha halidin" ^^^ 
Bu sebebden Ademi tarh eyiedi huld-ij berin^^^ 
Zat-i ilme Mustafa, esmaya Adem'dir em in, 
ikisinden zahir olmu}tur ulum-i enbiya. 
Kildi Adem'de emanet ayn-i esrar cumie 
Emr-i "Vescud vakterib" ^*^ hem oldu izhar cumleten 
Gorunur bir dyineden agyar He yar cumleten 
Zat-u esma vu sifat ef'al-u asar cumleten. 
Her zamanda bir velinin vechine bunlar ziya. 

Mektebi irfana gel gir kesb-i irfan kilasin 
Arif kdmil olup hem nehy-i munker kilasin 
Hizr elinden ab-i hayvan nu§ edup can bulasin 
Secde eyie Adem'e ta kim Hakk' a kul olasm, 
Eden Adem'den iba Hakk'dan dahi oldu ciida. 
Kenz-i la-yefna yi bilmez kandedir ilia fakir, 
Bahr-i bipayani bulmaz etmeyen terk-i siva. 

Ucb He §eytan olur zahid giyerse ger harii^^^ 
GdriJnur la^tgdziJne olsa ger yuzbin.... 
Zulmet igre ab-i hayvan-i bulan olmu§ emir 
Sureta gorduler Allah diyeni olmu§ fakir, 
Sandilar Allah fakirdir kendilerdir agniya. 



582 i^til^l*! 

Jj^laUi JlA U "$uphesiz ona yol gosterdik;" (Insan, 3) 

Nejv ii nema: buyiJme ve yeti5me, gelijme. 

\^ -j) jj t>- J Ijj i I \^l>u ^y ijj>^ J^ ^ ^ "Ifinde ebedi kalacaklan, zemininden 

irmaklar akan Adn cennetleri!" (Taha, 75) 
'^^^ Huld-u Berin: Ebedilik Cennet-i 

L^^\j Jv^^^lj "Sen secde et, Rabbine yakla$." (Alak, 19) 

587 

Harir: Ipek. Ipekten yapilmij. Hararetli. Sicak. 



272 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Yane bilsin kendisini Hakk'a sirda§ olmayan 
Hazret-i Isa gibi Mehdiye garda§ olmayan 
Hal esrari ne bilsin hale halda§ olmayan 
Ravza-yi hadrayi bilmez Hizr'a yolda§ olmayan, 
Ab-i hayvan-i bu zulmii gormeyenler sandi ma. 

Vakt-i §adt derdi gam ferdayi hicran ma- meda ^^^ 
Eviiya ve enbiydda mOnderic bdy-i gedd 
Hak^^^ bad^^° ate$ He ab^^^ cem olunca sirrima 
Bil k'l seddeyn iki ka§ iskender ortasmdadir, 
Cem'i cem-iil cem ilefeth oldu ebvab-i Hiida. 
Mahzen-i esrara her vdr eyieyen bu Misrtyi 
Ikilikten bulmadi dr eyieyen bu Misrtyi 
Azbi'yi haktir deyu ikrdr eden bu Misrtyi 
Kande bulur Hakk'i inkar eyieyen bu Misrtyi, 
Zahirolmufken yuzunde nur-i Zat-i Kibriya. 



^^^ Meda: Mesafe, nihayet. Son. 



''^Hak:f.Toprak. 

Bad: f. Yel. RiJzgar. Soluk. Nefes 

Ab: f. Su. Mc : Yagmur. Letafet, guzellik. itibar. Irz, namus. Vakar. Cila. 
Keskinlik. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 273 



11 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

Habs i(in geldi, gelur itlak Igln ferman bona, 
Evveiki kahr, ahiri ihsan eder Sultan bona. 

Erbain'im giin tamam oldu dahi on giin geger, 

Hatm olur menzil meratib can olur canan bona. 
(Kab-e kavseyn-i ev-edna) iigyiiz ellidir bilin, 
Dogdu giin magribden agti zulmet-i Subhan bona. 

Geldi Hakk, batilfimr etti dola§ti magribe, 

Zahir oldu gizli sirlar verdi Hakk biirhan bona. 
Oldum Ismail gibi teslim-i Hakk etti hemin, 
iki bin yiiz dahi yetmi§be§te bir kurban bana. "^ 

Aniadim zebh -i aztme bir i§arettir bu kog. 

Hem be§arettir gele Yahya He mihman bana. 
Halki alem dediler isa'ya Misrt bir zaman, 
Dahi bundan ozge ma evha dedi Kur'an bana. 

Habs icin geldi, gelUr itlak igln ferman bana, 
Evveiki kahr, ahiri ihsan eder Sultan bana. 

Hapis igin geldi, kurtulujum igin ferman oldu bana, 
Sultan once kahr eder, sonucu ihsandir bana. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Limni'de bulundugunda dog- 
mu5 bu llahT zamani igln Karaba? VelT ^" kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Kara 



^^^ Bin dortyuz kanat agtim, altiyiiz dahi ko§tum, 
Ta onbe$e dek uftum, bu halete erince. 
Bu dedigim vak'a ancak bu yuzun ba$indadir 
Elli bin yiiz dahi yiiz yetmi$de bir ferman bana 

Bazi nushalarda olan bu iki beyit NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz tara- 
findan yazilmadigmi zannediyoruz. (Kenan Erdogan, Niyazt-i Misr? Hayati, Edeb? 
Ki^iligi, Eserleri ve DJvaninin Tenkitii Metni, Erzurum 1993; NiyazT-l MisrT, Mecmua- 
Kelimat-i Kudslyye, s.84a (TiJrkgesI: Hatiralar, Halil CE^EN, 1st. 2006, s.129) 

Karaba$i VelT ($eyh All Alaeddin Atvel) kaddese'llahu sirrahu'i-aziz (h.y.t. 
1097/1686) '^^ 

HalvetT-5a'banT buyuklerinden, Karaba5iyye kolunun kurucusu ve asrinin 
mijceddldi 5eyh Ali Alaeddin Atvel, 1020 Muharrem/1611 Mart'mda "Arapgir"de 
diJnyaya gelmi5tir. Karaba5-i VelT, yedi ya5inda o zaman Diyarbekir sancagma bagli 
olan Arapgir'den Kastamonu'nun Rankin kazasina bagli olan Konrapa'ya gelmi§ ve 
burada ailesiyle bir sure oturduktan sonra ogrenim amaciyla Ankara'ya ve Istan- 
bul'a gitmi5tir. Kastamonu'da 5a'baniyye erkanmdan seyr-u sulOkunu tamamladik- 
tan sonra tekrar Istanbul'a d6nmu§ ve burada ya§ami§tir. 



274 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Karaba§-i Velmin fizikT ozellikleri Menakibname'de joyle tespit edilmektedir: 
5eyh, gok gijzel yiizlij olup sariya mail esmerdir. Ka5larmm arasi afiktir. Gozleri siyah 
ve gekme burunludur. Sakallan beyaz, seyrek ve uzundur. ViJcudu nahtf ve olgulij- 
diJr. Uzun boyludur, Bu sebeple AN Atvel adiyla nam salmi5tir. Elleri 50k latiftir. 
Halim-selim birtabiati sahiptir. ^okgiJzel konu§maktadir. 

Uzun boylu oldugu icin Aliyyu'l-Atvel; manevT mertebesinin yiJceliginden oturij 
Alaeddin, basinda Sa'bant tankinin siyah tac-i seriliyle dola$tigi icin Karaba$-i VelT 
lakabiyla $ohret bulmu$tur. Butun bu isim ve lakaplanyla o, 5eyh Ali Alaeddin el- 
Atvel b. Mahmud el-Kastamont kunyesiyle taninmi§tir. 

Gengliginde ilim arzusuyla istanbul'a gelen Karabaj Ali Efendi, bir sure Fatih 
Medresesi'nde egitim gordij. Medrese ogrenimi sirasinda da sufilerin meclislerine 
devam etmekteydi. Karaba§-i VelT'nin Muhammed NazmT'ye bizzat aniattigma gore, 
Bayezid Camii vaizligi yapmakta olan Abdulahad Nuri (h.y.t. 1594-1551) ile 1647 
yilinda g6ru5mu5tu. Karaba§-i VelT Abdulahad Nuri'yie gorijjtugu 1057/1547 yilinda 
ogrenimine ara vererek istanbul'dan ayrilmi§ ve evvela Ankara'ya gitmi5tir. Burada 
Haci Bayram-i VelT dergahmda bulundugu sirada, Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve 
sellemin manevT bir i§areti ve Haci Bayram-i VelT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin ma- 
nevT feyizleriyle Kastamonu'ya y6nelmi§ ve o zaman Kastamonu'da bulunan HalvetT 
5a'banT mijrjidlerinden ^orumlu Ismail Efendi (h.y.t: 1057/l647-8)'ye intisap etmi?- 
tir. ^ankin'daki gorevinden sonra yeniden Kastamonu'ya donen Karaba§-i VelT, 
sulukunu tamamlayarak, §eyhi Mustafa Muslihuddin tarafmdan bu kez bir mijrjid-l 
kamil olarak 1080/1669 tarihinde istanbul'a gonderilmijtir. Once UskiJdar'da Rum 
Mehmed Pa5a Camiinde "ijg-dort yil" kadar inzivaya gekilen ^eyh, sonralari Atik 
Valide Camii yanmdaki Mihrimah Sultan Halveti zaviyesinde ir§ad ile me§gul olmaya 
ba5lami5tir. 

Karaba5-i VelT, ir§ad gorevini sijrdurmekteyken, Kara Mustafa Pajanm soziJnun 
kanun oldugu 1090/1679 yilmda BeyazTzade'nin huccetiyle Limni'ye siJrulmujtur. 
Karaba§-i VelT'nin muntesiplerinden oldugu bilinen IV. Mehmed (Saltanati: 1648- 
1678)'e ragmen bu siJrgunQn nasil ger5ekle5tigini aniamak zorsa da, BeyazTzade gibi 
devrin, tasavvuf, devran ve zikir kar§iti ulemasiyla Kara Mustafa Pa5a arasindaki 
gizli bir aniajma sonucunda boyle bir olayin meydana gelmi§ olabilecegi tahmin 
edilebilir. 

Yukarida belirttigimiz gibi, IV, Mehmed, Karaba§-i VelTye gonijlden bagli bir pa- 
dijahtir. Cuma namazmi AtTk Valide Camii'nde kilmakta, her hafta hem va'z dinle- 
yip, hem de §eyh ile gorujme firsati bulmakladir. Jeyh'in vaazlarmin etkisiyle goz- 
yaji dokmekte ve "Bu $eyhin va'zi bona o kadar tesir eder ki, Ibrahim ibn Edhem 
gibi tahti terk edip daglara diifmek isterim" demektedir." 

5eyh'in Limni'ye surulmesinin dedikodu kabilinden bazi sebepleri anlatilmak- 
taysa da menakibname yazan Ibrahim ^elebi'nin 5eyhi UnsTden duyduguna gore 
esas sebep, ^eyh'in devlet adamlarmm ilgisinden sikilmasi ve ozellikle IV. 
Mehmed'in sufTlige meyledip siyasT iktidannm zaafa ugramasi endi§esidir. 

Bu yillarda, donemin tanmmi§ Halveti mutasavvifi NiyazT-i MisrT kaddese'lahij 
sirrahu'l azTz de, Limni'ye surgiJne g6nderilmi5tir. Karabaj-i VelT'nin MisrT ile -beiki 
MisrT istanbul'a davet edildiginde ba5layan ilijkisi- Limni'de devam etmijtir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 275 



Bilindigi uzere NiyazT-i MisrT (1617/1694) donemin siyasetinden en 50k etki- 
lenen mutasavviflarmdan birisidir. Aslmda Karaba5-i VelT miJntesiplerinden olan IV. 
Mehmed, Misn'nin de muhiplerindendir. Ancak 5ehzade hocaligmdan huzur dersi 
hocaligma ve sonunda §eyhulislamliga kadar yiJkselen devrin tanmmij vaizlerinden 
VanT Mehmed Efendi (6. 1096/1684) nin de telkinleriyle Padi5ah ve diger bazi yone- 
ticiler, Misrive Karaba5-i VelT'nin vahdet-i vucud, sema, devran, melamet, MehdT- 
lik, kutupluk, HamzavTIik, tekkelerin kapatilmasi ve zikrin men edilmesi gibi tarikat 
ve tasavvufa ait bazi konulardaki g6ru5lerinden otiJru Limni'ye surgune gonderil- 
melerine karar vermi5lerdir. 

Van? Mehmed Efendi'nin, HamzavTIerin ve mijlhidlerin reisi oldugunu, tek- 
kelerin bu zat yijzunden kapatildigmi ve zikrin onun yuziJnden men edildigini soyle- 
yen NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz, Karaba§-i VelT'nin de HamzavTIer gibi 
dijjundugunu vehmeder. HiJlasa bu taife, kendisinin dijjmanidir. 
MisrT, Hatiralarmda, Karaba5-i VelT'nin kendisine Nefahat, TedbTrat-i ilahTve 5erh-i 
Hikem adii ug eser gonderdigini soyler. Bunlardan 5erh-i Hikem, Karaba§-i VelT'nin 
kendi eseridir. Diger ikisi 5eyh'ijl-Ekber Muhyiddin ArabT kaddese'llahij sirrahu'l- 
azize aittir. Misri, Limni'de gonderilen bu eserleri inceledikten sonra Karaba§-i 
VelT'nin bir sihirbaz oldugunu iddia etmi§tir. Diger taraftan MisrT, hatiralarmin ba§ka 
bir yerinde Karaba5-i VelT'nin, kendisinin ilahilerinde "yanli$lar var" dedigini, ogul- 
larindan birisini -imtihan kasdiyla- yanina yolladigini soyledikten sonra, Karaba5-i 
VelT'nin "isa ben/m" dedigini belirtir. MisrT'ye gore "ilm-i Kur'an ve tevarih-i Kuran 
niJzul eder, fakat adam oldurtmekle, hastalik gikartmakia tasarrufat-i ekvan hasil 
olmaz." Ne var ki, MisrT'nin zannmca Karabaj-i VelT manevT tasarrufunu bu yolda 
kullanmaktadir. 

Bu konuda, Karabaj-i VelT'nin halifesi 5eyh NasuhT Efendi'nin yeti5tirdigi 
Sena'nin yazdigi Menakibname'de de kisaca ju bilgi verilmektedir: 

"Karaba5 Efendi dahi Hz kaddese'llahij sirrahu'l-azizin yanma nefy olundukta bir 
gun Hz. NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz "yalanci $eyh geliyor" d'w/e soyler- 
ler imi§. Ve bendelerinden olan azTzin muradi vardir, Bundan, elbette zuhur eder 
diye muterakkiblar iken Hz. NasuhT Mudurnu'dan bir kutuya igne koyup azizlerine 
getirirler imi§, Limni'ye geldikde Karabaj Efendi haber vermi§ler ki, NasiJhT Efendi 
tejrif buyurdular, dedikde ibtida Hz. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-azize 
varsin, sonra gelsin dediklerinde, onlar dahi Hz. MisrT'ye vardikda halvet edip esrar-i 
ilahiyye'ye miJteallik 50k sohbet etmi5ler. Sonra azizlerine te§rif etmijier. Hatta 
hikaye olunur ki, her zaman Hz. MisrT ile Karaba5 Efendi bir yere geldikte hizmet-i 
jeriflerine NasuhT Efendi tayin buyurur imij. Bir gun Hz. MisrT hamama tejrii edip ve 
hamamdan giktiktan sonra yanlarinda akge bulunmami5 ve lakin izhar dahi etme- 
mi§ler, Velakin NasuhT Efendi aniayip yanlarinda ne kadar yuz para varsa usulijyie 
mubarek dizleri altina koymu5lar ve ol vakit yuz para var imij. Tamamen ol paralari 
verdikte NasOhT Efendiye tevecciJh edip buyurmujiar ki, "Oglum, Allah'u aztmii'}- 
$ana rica ederim ki, sana dahi ol derece feyz-i Muliammedi versin ki, sen dahi 
ummet-i Muhammed'e boylece ltd edesin, diye dua buyurmuflar ve Hz. Nasuhi 
buyururlarmif ki, o zatin o vakit duasmin gok asar ve lutfun mii§ahede eyiedim, 
diye naki buyururlar imif." 



276 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



MisrT'nin Karaba§-i VelT'yi olumsuz sozlerle anmasma kar§ilik, NasuhT'nin Misri'yi 
olumlu olarak aniatmasi bir 5eli5ki gibi gorijnmekteyse de, NiyazT-i MisrT 
kaddese'lahu sirrahu'l azTzin tavri, Karaba5-i VelT ile yuz yiJze gelmezden once igin- 
de bulundugu manevT haliyle agiklanabilir 

Karabaj-i VelT'nin dort yil kadar sijren Limni'deki surgun hayati I583'de sona 
erer. 5eyh yeniden UskiJdar'a doner. 1685 yilmda deniz yoluyla hacca gider. Kara- 
ba§-i VelT, hac gorevinden sonra Medine'de Hz. Rasulullah sallallahij aleyhl ve 
sellemin ravza-l pakini ziyaret etmi5, onun huzurunda son halifesi Edirne'de met- 
fun Mustafa Efendi'ye hilafet vermij, Misir kaflleslyle Misir'a d6nmu§tur. 

Karaba§-i VelT, Misir'a ug konak mesafede kirk bin hacinm konakladiklari yerde 
hava gayet agik oldugu halde bir sel gelecegini kejfederek durumu hacilara bildir- 
mij ve selden kurtarmi5tir. Bu olaydan kisa sure sonra hIcrTtarIhe gore yetmi§ yedi 
yajindayken, 8 Safer 1097/5 Ocak 1586 cuma gunu saat seklzde Hakk'a yiJrumuj- 
tijr. 

Kabri, bir rivayete gore Misir'm hac yolunda Kahire'ye ijg konak mesafedeki 
Nahl Kales! igindeki 5eyh Muhammed GazzalT'nin turbesiyle yan yana; daha dogru 
oldugu soylenen ikinci rivayete gore ise, soz konusu tijrbeyle Nahl Kalesi arasmda- 
dir. Burasi Kahire'ye ijg konak, yani yetmi5 saat mesafededir. 

(Tasavvuf Dergisi, 6 Mayis 2001, Karaba§i VelT Makalesi, Cemal KURNAZ, Mustafa 
TATCI, s.35-59)) 

NiYAZT-i MISRTKUDDJSE SIRRUHU'L-AZiZiN 
KARABA^I ALi EFENDIYE MEKTUBUDUR. 

BiSMiLLAHiRRAHMANiRRAHiM 

Mu'cizat-i enbiya ve keramat-i eviiya ve cemi-i havank-i adata (bade'z- 
zevk heme ostf^^ bila- tevil kabulune, yet'i§en urefa vu zurefanm ayaklan 
altma Misrt'nin yiizii topmktir. Tevil yukunun altma giren gikmaz. Z'ira 
hangi yerin me§hur meselidir. 

"Zirva tevil kabul etmez ve isim ayn-i miisemma olduguna bade'l-ilm 
aynen ve zevkan ve kalbinden himmetin ve dildeki zikrin ve iksannm 
niyyetiyle ve keyfiyet-i mahsusa iizere hareket-i a'zanm hatta eldeki kale- 
min tesirinin ve e§ya biribirinin ayni oldugunun ayni ile mUgahede etmek 
zevkini Allah (azze ve celle) miiyesser eyieye. 

Benim canim! 

Her ganaga ki dokunasm, kendi sadasmdan gayn sada vermez. Gayn 
bildigimiz yoktur. Nazar ola. Bundan gayn marifeti dahi isga dahi etmeyiz. 

Cemi-i kijmmelin (bade'z-zevk heme ost). Bunda karar etmiglerdir. 
NefsU'l-emirde karar yok ise de dairenin nokta-i saniyesi nokta-i evvele 
yeti§meyince daire tamam olmaz. lira cemii-i maarif bu §emsi'l maariftir. 
Allah Teala size ve bize zevkini miiyesser eyieye. Amin. 

Muhammed MisrT 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 277 



Mustafa Pajanin soziJnun kanun oldugu 1090/1679 yilinda BeyazTzade'nin 
hiJccetiyle Limni'ye surgiJn edildigi zamana kadar 350 gegmi§ oldugunu "Ha- 
tiralar" kitabindan anliyoruz.^^" 

Eweiki kahr, ahiri ihsan eder Sultan bona. 

5uphesiz habs igin Allah Teala'nin ferman-i siJbhanT geldiginde viJcud 
zindanindan kurtulmak igin dahi emri eri§ti. Bu hapsin oncesi kahir, sonu 
ihsan olmujtur; demek istemektedir. 

"ihsan"nin manasi, Allah Teala'yi goriJr gibi kul olmaktan ibarettir ki 
mu§ahedede yerlnde kullanilmi§tir. 

Cibril hadisinde islam'in tarifi joyle yapilmi§tir: 

"Cebrail RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme (gelerek); 

islam necf/r? diye sordu. Rasulullah: 

Allah'tan ba§ka ilah olmadigma ve Hz. Muhammed sallallahu aleyhi 
ve sellemin O'nun kulu ve elgisi olduguna §ehadet getirmen, namaz 
kilman, zekat vermen, Ramazan orucunu tutman ve gucun yettiginde 
hac yapmandir, buyurdu. Cebrail: 

iman nedir? diye sordu. Rasulullah: 

Allah'a, meleklerine, kitaplanna, resullerine, ahiret gunune ve kade- 
rin haynna ve §ernne inanmandir, buyurdu. Cebrail: 

ihsan nedir? diye sordu. Rasulullah: 

ihsan; Allah'i gdruyormu$sun gibi ibadet etmendir. Sen onu gorme- 
sen dahi o seni goriir, buyurdu." 

Abdullah b. Omer'in rivayet ettigi hadiste ise §u tarif yer alir: 

"islam be§ esas iizerine kurulmu§tur: Allah'tan ba§ka ilah olmadigi- 
na, Rasulullah'm O'nun elgisi olduguna §ehadet getirmek, namaz kil- 
mak, zekat vermek, orug tutmak, giicii yetenler igin hac yapmak. " ^^'' 

Erbain'im giin tamam oldu dahi on giin geger, 
Hatm olur menzil meratib can olur canan bana. 

Halvette kirkgiJn tamam oldu dahi on giJn geger/^^ 



'^'^'^ Halil CECEN, Niyazi-i Misri'nin Hatiralan, 1st. 2006, s. 130 

Bu hadis sahihdir BuharT 1/49'da merfu olarak. 8/183'de mevkuf olarak, (rivaye- 
tin johreti sebebiyle merfu oldugu tasrih edilmemi5tir.) Muslim (1/176-177). NesaT 
(8/107-108), TirmizT (5/5-6), Ahmed. Musned'inde (1/78), Beyhaki. Sunen'inde 
(4/199). HumeydT Musnedinde (2/308) 5e5itli yollarla ibni Omer'den merfu olarak 
tahric etmijlerdlr. 

Bazi 5erhlerde mahkumiyetin sebebi olarak Isa aleyhlsselam meselesi yuzunden 
AzTz Mahmud HiJdayT'nln oldugu yazilmi§tir. Sehven yapilan hatanm duzeltilmesi 
gerekmektedlr. 



278 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Mertebeler bitmi? canan can olur bana. 

"Her kirn Allah igin kirk giin ihlasli olursa, hikmet pmarlari dilinde zuhur 
eder." ^^^ HadTs-i §erifi bu duruma delildir. 

Bu kirk sabah, mijminin gonliiniin anahtandir. Yoksa yiJz bin sabahin 
bile ona faydasi olamaz. ^^* 

"ihlas": Bir jeyi bir 5eye katijtirmayip halis kilmaktan ibarettir. Pes ihlas, 
asar ve efal ve sifat ve zatta olur. Bundan dolayi suft istilahinda tevhid mer- 
tebeleri dort olup, tevhid-i asar, tevhid-i efal, tevhid-i sifat ve tevhid-i zat 
derler." erbain"^^^: Dort halvetten ibarettir ki; dort aded, on adedi gerektir- 

diginden 'iLbly^^^ "... hepsi tarn on gundur..." ''°°hesabinca her halveti 

on gijn olur. ^unkij 4+3+2 adedlerinin toplami 10 sayisma ulajir. Allah Tea- 
la'nin zat-i on dedigimizde alti yon ve evvel ve ahir ve ciJz ve kiJlden ibaret- 



AzTz Mahmud HiidayT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz 

(h. 948/1541) yilmda 5ereflikoghisar'da dogdu. Bursa'da Muhammed Uftade 
hazretlerinden feyz aldi. (h. 1007/1598) de Uskudar'da cami ve dergah yaptirdi. 
(h. 1038-1628) 'de Hakk'a yurumu5tur. Kabri, Istanbul Uskudar'da kendi dergahi 
yanindaki turbesindedir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz ile AzTz Mahmud HiidayT kaddese'llahij 
sirrahu'l-azIz arasmda bir gorijjmelerden bahsedilen rivayetler vardir. Bunlarm 
yanli§ oldugu muhakkaktir. Hayatlari Ile ilglll tarihier bunu agikga gostermektedlr. 

A.Mahmud HiidayT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz (d. 948/1541; h.y.t: 1038-1628) 
Niyazi-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz (d. 1027/1618; h.y.t: 1105/1694) 

Ayrica Mevald-iji Irfan Isimli eserlnde Otuzuncu Sofra'da gegen 5eyh Mahmut 
UskudarT, UskiJdarli Celveti §eyhi Gafuri Mahmud Efendi' dir. (A5KAR, 1997),s. 116 
^^^ Ebu Nu'aym Hilye 5,189; Ke^fiJ'l Hafa, II, 224; SuyutT; Caml'u's-Sagir, II, 137 
^^^ (5ems-i TebrizT, 2007), (M.89), s. 171 

ERBA'TN: Kirk gijniijk riyazet. MaddT baglari azaltip, manevT tarafi kuvvetlendlr- 
mek ve kalb aynasmi parlatmak igin, tasavvuf bijyuklerl tarafmdan konan usOllerden 
biri; kirk giJn az yemek, az igmek, az konu5mak, gok ibadet etmek. Buna gile (kirk) 
de denir. 

Ehl-i sunnet yolunun bijyuklerl, halvet yani yalniz ba§ina kalmak ve erba'm yeri- 
ne, insanlar arasmda kalbini Allah Teala ile bulundurmak seadetine kavu§mu5lardir. 
SiJnnetleri yaparak gok kiymetli jeyler elde etmi5ler ve bid'atlerden (dine sonradan 
sokulan hurafelerden) sakmarak yiJksek derecelere kavu5mu§lardir. (imam-i 
RabbanT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz) 
"° Bakara, 196 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 279 



tir. 

Halvetin birincisi nefsi tezkiye igindir, neticesi tevhid-i asardir. 

ikincisi ahlak diJzeltmekle kalb tasfiyesi igindir, neticesi tevhid-i efaldir. 

UgiJncusu ruh yiJceltmek igindir, neticesi tevhid-i sifattir. 

DorduncusiJ masivadan temizlemenin sirri igindir, neticesi izaft sifatlan 
du§urmekle ile tevhid-i zattir. Bu menzile fena-fillah ve makam-i cem tabir 
olunur ki; katre olan bejeri viJcudununu, vahdet denizinde mahv ve 
miJstagrak etmekten ibarettir. Bundan dolayi "Erbainim gun tamam olur" 
buyurdular. 

Halvetin be§incisi; "daht on gun geger" buyurduklandir. Bu halvet 
mahvdan sahv (ayikilik)a ve cem'den farka gelip cem'i cemT'-i esma ile bij- 
tiJn mertebeleri tamamlamak igindir. Vahdet, kesreti ve kesret, vahdeti 
perdeleme olmaksizin kesret aynalannda cemal-i sirr-i vahdet-i mijjahede- 
den ibarettir. Bu nedenle "Hatm olur menzil meratib can olur canan bona" 

buyurdular. Nitekim Cenab-i Hakk'in c>\L^f>~iytM\>\i^\yi\lJpi^i^y'\^ 

^ ^ ^ ^ 

2jJ (jucjl aT, "(Bona ibadet etmesi igin) Musa'ya otuz gece vade verdik ve 

ona on gece daha Have ettik; boylece rabbinin tayin ettigi vakit kirk geceyi 
buldu." ™^ Ayet-i kerimesi buna i§arettir. Onlarin dort halvetten ibaret olan 
bir erbain ile olmalari enbiya-i izam aleyhimusselamin suluklari emmareden 
olmayip mutmainneden olmasi nefsin tezkiyesi igin zevke gerek kalmaz. 
^unkij onlar masumlardir, bizim gibi kotij ahlakin vasiflarmdan uzaktirlar. 

(Kab-e kavseyn-i ev-edna) ucvuz ellidir bilin, 
Dogdu gun magribden acti zulmet-i SiJbhan bana. 

(Kab-e kavseyn-i ev-edna)"^ ijgyuz ellidir gundiJr bilin, ^°^ 



™^A'raf,142 

KABE KAVSEYN: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin MTrac gecesinde bilme- 
digimiz bir 5ekilde Allah Teala'ya yakmligmdan kinaye olan bir tabir. 
Kur'an-i Kerlm'de mealen buyruldu ki: 

"O (Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem) Rabb'ine Kobe Kavseyn veya daha 
yakin oldu." (Necm suresi: 9) 

Ehl-i siJnnet alimlerl buyurdu ki: "MTrac, ruh ve cesed birlikte olarak Mekke-i 
mukerremeden KudiJs'e ve oradan yedi kat goge, sonra Sidre denilen yere ve 
Sidre'den Kabe Kavseyn makamina uyanik olarak, gece bir anda g6turulmu5 ve 
getlrllmi§tlr. Bunu yapan, Allah Teala'dir ve ancak O yapabilir. (Abdulhaktm ArvasT) 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Kabe Kavseyn makamina varmca ne 
Cebrall aleyhlsselam ve ne de ba§ka higblr vasita olmadan dogrudan dogruya Allah 
Teala O'na vahyetti, bildlreceginl blldlrdl. Be5 vakit namaz bu sirada Farz kilmdi. 
(Fahreddm RazT) 



280 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



gune§ batidan dogdu Allah Teala karanligi benden aldi. 

Bu beyt Allah Teala'nin ^jiljl -j^Jsi^lj jSsj AS^ tili' sonra (Muham- 

med'e) yakla§ti, derken daha da yaklajti. O kadara ki (birlejtirilmi?) iki yay 
arasi kadar hatta daha da yakin oldu." ayeti jerifinin kelimenin adedT 
ebced hesabi iizerine remz buyururlar. Her kavs'da iki "kab" vardir. Bu 

nedenle bazilan demijier ki; "kabe kavseyn a^jSl-jw ka-bey kavsini ^Is 

jV^jj manasinadir. Bu takdirde kavs-in birligi murad olunur ki; kab-e 

eymeni (sag ucu) viJcub aleminden ve kabe eysen (sol ucu), imkan alemin- 
den ibarettir. ugyuzelli olmasi kabe kavseynden murad kavs-i vacib-i im- 

kandir ki; toplami ijgyuzdur." Ev-edna" den murad J^Slj j "Nun. Kaleme 

.... andolsun ki"^°'^ de olun "nun j" dur ki; ebced hesabmdaki degeri ellidir. 

Bazi mijfessirler demi§ler ki; "nun"dan murat zat ilminden alinmi§ olan 
mukaddes kalemden kinayedir. Bu itibar ile kabe kavseyn ev-edna, ugyij- 
zelli aded olur. 

"Dogdu giin magribden" diye buyurdular. Ruh giJnejinin batiji, viJcud 
daginin karanligindan ve bulutun bulanikligina i§arettir. Doguju ise, perdele- 
ri benlik kaydini kaldirip, alemin korkutucu §eylerden i§iklandiran ve viJcud 
golgesinin vehmini, vahdete nuruna katmaya remz ve ijarettir. Bu nedenle 
"a(ti zulmetti, Siibhan bona" diye buyurdular. 

Geldi Hakk, batil firar etti dolasti magribe, 
Zahir oldu gizli sirlar verdi Hakk biirhan bona. 

Geldi Hakk, batil firar etti, batiya yoneldi 

Allah Teala gizli sirlar agikladi ve bana yol gosterdi 

Ruh giJneji yiJce ufuktan dogup ve karanlik gecenin agirligmi giderip 



"Kabe Kavseyn tahtmm Sultani sen, ben bir higim, Misafirinim dememi saygisiz- 
liksayanm." (Mevlana Halid-i Bagdad?) 

Tala'a ve'l aded fi 2175 yevmij'l isneyn [erba'miJm MisrTdiJr 340 on gun de 
gefince MisrT 350 olur ve efhem Karaba5 geleli yarm 350'dur bu misra'da a5erat-i 
mi 'at 350 vefat-i hazret-i jeyh: 1105] Halil CE^EN, Niyazi-i Misri'nin Hatiralan, 
ist. 2006, s. 130 

604 ., I ^ 

Kalem, 1 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 281 



gokluk zulmetinden vahdet nuruna kavujturur. llli^j Ijjs^y SAip^JijuS j^l 

jujo- .j2l i:^yA^ il'«-\iap C>\Ip "Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz 

senin perdeni kaldirdik. Bugun artik goziin keskindir den'ir." ^°^ Geregince 
hakikat nurunun aslinin gozunden surmesi gaflet goziJnun agnsini izale ve 
Hakk'i goren goziJn penceresi kudsT nur havalesi ile Hakk viJcudunun nuru 

igimi bir jekilde kapladi. Batil vijcudun zulmetine yer kalmayip j^l's'ls^Jsj 

\iy>j 0° JV^^ 0^ (iV^^ i^'JJ "Yi"s de ki: Hak geldi; batil yikilip gitti. Zaten 

batil yikilmaya mahkumdur." ^°^ hakikat yiJz gosterip akIT deliller ile tasdik 
ve huccet derecesine kavujmu? esran inki§af ve a§ikar oldu demektir. 

Oldum ismail gibi teslim-i Hakk etti hemin, 
iki bin yiiz dahi yetmisbeste bir kurban bona. 

Oldum ismail aleyhisselam gibi Hakka etti teslim oldum, 
(hicri: 1275 m.l859) benim igin Hakk'a kurban kesilir. 

NiyazT-i Misn kaddese'llahij sirrahu'l-aziz Allah Teala'ya gereken 
emaneti teslim igin maneviyat yolunda olmalan sebebiyle Hz. Ismail 
aleyhisselam gibi Hakk'a teslTm-i can ettim, biJtun sikintilara raziyim demek- 
tedir. 

"Derhal ikibin yiJizyetmi§be§de bona bir kurban etti. " 

Melamiler bu beytin seyyid Muhammed Nur kaddese'llahij sirrahu'l- 
azizin me§hur oldugu tarihi 1275 olarak tebjir eyiedigine kanidirler.^°'' 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Mecmuasinda bu tarihierin 
2175 benzeri tarihier bulunmaktadir. ^°^ Bu tarihin kar5ilik geldigi zaman 
biriminin miladT olarak karjiligi tam olarak soylemek miJmkiJn degildir. An- 
cak 1275 olarak diJjiJniJidiJgiJnde, tarihi §u olayi rivayet ederler. 

Varyantlari arasmda bir^ok kiJ^iJk fark bulunan diger yaygin bir rivayet ise 
56yledir: "^"^ 



"= Kaf,22 

'°' isra, 81 

"^ Abdulbaki GOLPINARLI, Melamiler, Ist, 1931, s.247 

™^ Halil gECEN, Niyazi-i Misri'nin Hatiralan, Ist. 2006, s. 130 

BuradakI Of anahtarm Fransiz, ingiliz ve Italya'nm Osmanli tarafmi tutmasmi 
temsil etttigi soylenmektedir. (Yard. Dog. Dr. Kenan ERDOGAN, "$iir-Efsane- 
Menkibe ilifkisi Ve Niyazi-i MisrVnin Menkabelerine Gore Bazi fiirlerinin Hikayesi" 
Sosyal Bilimler Yil:2003 Cilt:l Sayi: 1, s. 48) 



282 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ug anahtar gibi masal motiflerinin ve formel rakamlann bulundugu 
ajagidaki 1275 tarihinden, kurban ve kogtan, Yahya dan ve gelecekten 
bahseden ilging ve kehanet dolu ilahi hakkinda ise bazi kijguk farklaria iki 
ayri rivayet vardir. 

Biri 5udur: Kirim Savaji'na karar veren Sultan Abd'al'mecTd, bazi ule- 
ma ve jeyhlerin de duasini almak istemi? ve mabeyinci muhasibi Yah- 
ya'yi, devrinin mejhur jeyhlerinden Kujadali Ibrahim HalvetT'ye bu mak- 
satla gondermij. Kujadali, hayattayken kendisine iyi davranilmayan ve 
Osmanli aleyhinde bedduasi bulunan, hatta 

"Osmanli 'nm inkirazi igin dorduncu semaya bir kazik gaktim, ben- 
den ba§kasi gikaramaz" 

diyen ve ayaginda bukagisi lie defnedilen NiyazT-i MisrT kaddese'llahij 
sirrahu'l azTzin gonluniJn alinmasi gerektigini soyleyerek ijg; kil (bajka bir 
rivayette ijg anahtar) vermij. Padijah, Yahya'yi 40 koyun ve bir kog ile 
birlikte Limni'ye g6ndermi§, bunlar kesilerek fakirlere dagitilmi§. Yani, bir 
nevi oziJr dilenerek rizasi alinmij. MisrT'nin ayagindaki buka (pranga) go- 
zulmijj. Sava§ kazanilmi§. 

Bukagi ile birlikte, orada bulunan ve getirilip tefe'iJl edilen NiyazT Di- 
vani 'ndaki §u esrarengiz ilahinin aniami da goziJlmu?: 

Oldum Ismail gibi teslim-i Hakk etti hemin, 
Iki bin yiiz dahi yetmi§be§te bir kurban bana. 
Aniadim zebh -i aztme bir i^arettir bu kog. 
Hem be§arettir gele Yahya ile mihman bana. 

Bununia ilgili diger bir rivayette ise Sultan Abd'uI'mecTd, 1260'da Se- 
lanik'e giderken firtinaya tutularak Limni'ye gelmi§, tiJrbeyi ziyaret ede- 
rek bilgi almi§, dua etmi§ ve savajin kazanilmasi igin manevT himmet ve 
yardim istemi?, orada bulunan NiyazT Divaninin tefe'iJlun de yukardaki 
beyitlerin gegtigi gazel gikmij. Sava§in kazanilmasindan sonra da kog 
kurban ederek, tiJrbeyi tamir ettirmi5tir."° 

AnIadim zebh-i azime bir isarettir bu koc. 
Hem besarettir gele Yahya ile mihman bana. 

AnIadim buyiJk kurbana bir ijarettir bu kog, 
Hemde mijjdedir gelir Yahya ile misafir olur bana. 

Hz. Ibrahim aleyhisselam kissasinda Allah Teala'nin ^^,^aS' ?ujo obojv^j 



(Kenan Erdogan, NiyazJ-i Misr? Hayati, EdebJ Ki^iligi, Eserleri ve DJvani'nin Tenkitii 
Metni, Ankara, 1998, s. XCI) 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 283 



"Biz ogluna bedel ona buyuk bit kurban verdik." *"" Kelaminin geregince 
"Aniadim zebh-i aztmi b'lr 'i§arett'ir bu kog" buyurdular. Yani kurban olan 
kogun azim sifatiyla vasfmin sebeb ve hikmetini anIadim demek olur. 

Halki alem dediler isa'ya Misr? bir zaman, 
Daht bundan ozge ma evha dedi Kur'an bona. 

Halk dediler isa aleyhisselama bir zaman NiyazT-i MisrT dediler 
DahT bundan ayri Kur'an-i Kerim vahyedildi dedi bana. 



Eviiyanin hepsinin yolu Kur'an-i Kerim, hadistir ve jerTat sahibi 
mijgtehidlerin ictihadlariyle aldiklari yoldur. 

Beyitlerde zikir olundugu iJzere hakkanT viJcud elbisesi kabiliyetime uy- 
gun oldugu buyuruldu. Velayet sirrinin mutlaka isevT makamda oldugundan 
mesThi sirr-a mazhariyyetim i'tTbariyle benden gikan Hazret-i isa 
aleyhisselam sirr-i iken sirrina mahrem olmayan halk bana isa demeyip 
MisrT dediler. ^unkij hatem-i velayet-i mutlaka Hz. isa aleyhisselamindir. Bu 
nedenle isa mejrebinde bir adam demelerinin sebebi, isa aleyhisselam gibi 
kendisine de ilahi vahiy gelir demelerindendir. NiyazT-i MisrT kaddese'llahij 
sirrahu'l azTz buyurur ki; 

BugiJn bu kadar tevfTkat^^^ ve tatbikat Allahun kudreti ve Hazret-i 

isa aleyhisselamm mucizati ve MisrTniJn keramatidur. Kabul iden 

mij'mindur kabul etmeyen hamziyyedijr kafirdijr mu$rikdur mulhiddijr 

dinsuzdijr.^^^ 

"DaM bundan ozge ma-evha dedi Kur'an bana" yani seyr-i siJlukum 
mahbubiyet menzilinde RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme erijip varisi 
velayet ve MuhammedT hassa ile kutb-i alem oldum demeye remz ve ijaret- 
tir. ^unkij bajkalajmak ve degijmekten beri olan ezelT kutb ve ebedT bi'l- 
ittifak ruh-u Muhammed sallallahij aleyhi ve sellemdir. Futuhat'ta agiklan- 
digi iJzere Sahib-i saadet RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Efendimiz 
Hazretlerinin tejriflerinden ahirete kadar zaman sahibi olan alemin kutbu 
ve Rahmanin halTfesi olan gavs-i a'zam hazretleri her halinde velayet-i 
hassa-i Muhammediye'ye varis olmaya muhtagtir. 



"' Saffat, 107 

Tevfik: C. (Tevfikat) Allah Teala'nm kuluna yardim etmesl. 
"^(MISRT, 1223), v. 4b 



284 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Men bende-i Kur'anem eger can darem 
Men hak-i reh-i Muhammed-i Muhtarem 
Ger naki koned cuz tn kes ez goftarem 
Btzarem ez u ve'z tn sohan btzarem^^'^ 



TAHMIS-IAZBI 

Hu deyuferyad edersin masivadan ^oyle bil 
Kim Kemal igre ayandir ru'yet^^^ taban^^^ cemil ^" 
Qun riza igre habtbi buldu Ismail Halil 
Dersin aklmdan alursun bil sana olmaz delil, 
Dersini var Hakk'dan al kim ilmin ola reh-numa. 

Gdhtce Gulden olur bu suret zindani bana 

Gah olur ruyi "^ rakibden gorijnijr canan bana 

Sifatin gosterdi dehrin afet devran bana 

Habs igin geldi, gelur itlak igin ferman bana, 

Evveiki kahr, ahiri ihsan eder Sultan bana. 
Otuz iki harfde harfi gar He Kevser seger 
Ugyiiz altmi§ babin her sirra binbir iger 
On iki burcun rumuzun ayn He gaflam seger 
Erbain'im giin tamam oldu dahi on giin geger, 
Hatm olur menzil meratib can olur canan bana. 

Padi^ah olmak cihdna mihnettir salikin 

dzOniJ fark eyiemek Hakk devletidir salikin 

Menzili ukbd vefdni menzilidir salikin 

(Kab-e kavseyn-i ev-edna) zilletidir salikin (Ugyiiz ellidir bilin) 

Dogdu giin magribden agti zulmet-i Siibhan bana. 



"Ben kole isem Kur'anin kolesiyim; ben Muhammed-i Muhtarm yolunun tozu- 
yum; eger bir kimse bu soyledigimden bajkasmi nakI ederse ondan da nakI ettigi 
sozden de btzarim." 

Rii'yet: Gormek, bakmak. idare etmek. Goz ile veya kalb gozij ile gormek. Akil 
ile mijjahede derecesinde bilmek, idrak etmek, tefekkur etmek, du5unmek. Araj- 
tirmak 

Taban: f. l5ikli. Parlak. Parlayan gune§. 

Cemil: GiJzel. Cenab-i Hakk'm isimlerinden biri 

Ru (Ruy): f. YiJz, cihet. Sebep. ^ehre 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 285 



Sigmadi Hakk aki u fikre ve zannu hisse ve me^rebe 
Hem dahtsigmaz imana olmaz kemal mezhebe 
Verdiler altin licam^^^ gun sultan bindi merkebe 
Geldi Hakk batilfimr etti dola§ti magribe 
Zahir oldu gizli sirlar verdi Hakk burhan bana. 

Naz edersem bin niydz eyier bana Cibril Emin 
Huccetidir a'yeti "Inna hedeyna mijrselin" 
Olmaya benden kimesne rah-i a^ta kemterin ^^° 
Oldum Ismail gibi teslim-i Hakk etti hemin, 
Iki bin yiiz dahi yetmi§be§te bir kurban bana. 
Ho§ gazd-i Ekber sirri ^ehddettir bu kog 
Hazret-i Cercis^^^ dahi olsa rivayette bu kog 
Yetmi§ iki millete ayni emanettir bu kog 
Aniadim zebh -i azime bir i§arettir bu kog. 
Hem be§arettir gele Yahya He mihman bana. 

Hirmen-i ^^^alemde her ne bulsa yermeziz zaman 
Ag gdzQn gafil kulak tut dem bu demdir bu zaman 
Zahir ve batinda Azb? Hakk sdzOmdOr her zaman 
Halki alem dediler Isa'ya MisrI bir zaman, 
Dah? bundan ozge ma evha dedi Kur'an bana. 



619 



620 



Licam: (Ligam) f. Dizgin. Gem. 



Kemterin: f. Pek aciz ve gugsijz. ^ok hakir. En kuguk, en a§agi. Pek gok noksan 
veya eksik 

Cercis: aleyhisselam : (Circis) Taberi tarihine gore: isa aleyhisselamdan sonra 
gelmi§ ve Filistinde yajamij ve onun §eriati ile amel etmij olan bir nebidir. Yedi 
sene igersinde tebligde bulunarak 50k ijkencelere maruz kalmi5, muteaddid defalar 
6ldurulmu§ ve mu'cize ile dirilerek tekrar teblig vazifesine devam etmijtir. Kendisi- 
ne dijjmanlik eden kavim ate§le helak edilmijtir. En sonunda yine Cercis 
aieyliisseiam 5ehid ediimijtir. 

Hirmen: f. Harman 



286 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



12 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

"Salik-i rah-i hakikat a§ka eyier iktida." ''^'^ 
Ciimle e§yaya hirer halet konulmugtur mudam, 
Birbirinden bazi nakis bazin isti'dadi tarn. 
Me$reb-i aid olan ne§'e ned'ir hasil kelam, 
"A$ktir ol rte$'e-i kamil kim artdandir mudam. 
Mevde tesvlr-l hararet nevde te'sir-i sada. " ^^^ 

Gul$en-i vahdet gii kalb-i emr-i ram-i a$ktir, 

Lezzet-i vuslat heman ancak meram-i a$ktir. 

Terk-i kevneyrt eyieyen mest-i mudam-i a$ktir, 

"Vadi-i havret hakikatta makam-i asktir. 

Cun musahhas olmaz ol vadide sultandan geda." 
Arifin a$k-i ilahJden yeg olmaz hemdemi, 
Nu} edip sahba-yi zati can olur her bir demi. 
Mazhar ana ayn-i zahir gorunur gider gami, 
"Eyiemez halvet sarayi sirr-i vahdet mahremi. 
A$iki ma'sukdan, ma'suku asiktan ciida. " 

Ehl-i Hakk olmak dilersen zerk-i taat terkin et, 

igini saf ey ley Igor var kiyafet terkin et. 

Pend-i gu§ eyie basiretle sefahet terkin et, 

"Ey ki ehl-i aska soylersen melamet terkin et. 

Soyle kim miimkiin miidiir tagyir takdir-i Hiida." 
Varligm mahvetmek oldu ayin-i erkan sadika, 
Kalbini yakmak gerek anm demadem barika. 
A§ik oldur gitmeye her dem ba§mdan saika, 
"Ask kilki cekti hat levh viicud-i asika. 
Kim ola sabit Hakk isbatmda nefyi maada." 



inne li'r- Rahman-i tarfen kadr-i enfas-il vera, 
Kiillij mer'in salik-un behcen kadimen bil-heva. 
Men lehu akltin selimiin yektedi bi'l-Mustafa, 
Kad enarel-a$k-i lil-uf$ak-i minhac-il Hiida. 

FuzulT kuddise sirruhu'l-azize ait gazelin tahmisi. 
Alti gizili beyitler FuzulT kuddise sirruhu'l-azize aittir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 287 



Ey Niyazi ibtidasiz zevk buldun a§ktan, 
Yarin isbatmda (La) siz zevk buldun a§ktan. 
Daim-ii bak'i fenasiz zevk buldun a§ktan, 
"Ey Fuzuli intihasiz zevk buldun asktan. 
Boyledir her is ki Hakk adiyla ola ibtida." 



Rahman'a ula$tiran yollar nefesler sayismcadir. 

Allah Teala'ya ulajtiran yollar nefesler sayisinca oldugu mejhur bir soz- 
dijr. 

Hazreti RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme daima, iman nedir? 
diye sorarlardi. O da soranin haline gore cevaplar verirdi ki ona layik bir 
cevap olsun. Bir defasinda 

"MusliJman, elinden ve dilinden, Muslumanm guvende oldugu 
kimsedir" buyururlar. Diger bir defasinda, 

"Namazmi kilan, zekatmi veren kimsedir", cevabini verirlerdi. Biz 
de bir gare bulalim, garesiz degiliz. 

Alemin garesini biz bulalim. Bir Elifin ne oldugunu bilsen biJtun 
Kur'an-i Kerim'i biliyorsun demektir. ^^^ 

Bu durumun gergek oldugu Psikiyatri agisindan da gegerlidir. Onun igin 
gok olan yollarin miJrjidlerinin bulunma gerekliligi kaginilmazdir. 

irvin D. Yalom, psikiyatr olarak butiJn hastalarina, hikayeleri ortaya 
giktikga bir §a§kinlik duygusuyla yaklajti. Her hastanin benzersiz bir hika- 
yesi olduguna, bu yiJzden hepsi igin farkli bir tedavi uygulamak gerektigi- 
ne inandi. Bu tutumu, yillar gegtikge onu bugiJn ekonomik gijgler tarafin- 
dan farkli yonlere gekilen profesyonel psikiyatriden, semptomlara dayali 
tani ve herkes igin tek tip, kisa siJreli tedaviden uzaklajtirdi."'' 

Eger ruhani hayatin terbiyesi kitaplar sayesinde olabilecegi muhakkak ol- 
sa idi Allah Teala nebilerini gondermeyip kitaplar ile yetinirdi. Buradan 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Efendimizin hayatimizin her aninda 
bize gerekli oldugu da agiga gikmaktadir. 



"'^ (5ems-i TebrizT, 2007), (M.301-302), s. 390 
"^(YALOM, etal., 2000), s. 3 



288 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



BiJtiJn hakikat erenlerindeki kadim^^^ gijzellikleri hevalari''^^ iledir. 

Yaratilijin guzelligi nefse yardimci olur. Bu yolda Allah Teala'nin kullari 
igin bu §ekildeki muratlanni tayin etmek miJmkun degildir. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem igin 

"$uphesiz sen buyuk bir ahlaka sahipsindir." ^^° buyurulmasi yaratili§ 
yoniJnden mukemmelligine i§arettir. Burada 5U soru akia gelirse 

"Peki, nigin, Allah Teala bu imkani her kulu igin murat etmedi?" 

Allah Teala mahlukati yaratirken olmasi gerekeni mejiyyet dairesinde en 
gijzel jekilde ve noksansiz yaratmijtir. Eger bir noksanlik var gibi gorunijyor- 
sa o Allah Teala'nin dilemesi yaninda o mahluk igin olabilirligin en yiJksek 
seviyesidir. Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyuruyor ki: 

Eger sen kotulukler de ondandir dersen oyledir, ama bundan onun ke- 
maline noksan mi gelir ki? 

Bu kdtulijk ihsani da onun kemalindendir. Dinle ulu ki$i, sana bir misal 
getireyim: 

Mesela ressam iki tiirlii resim yapar: 

Guzellerin resimleriyle, girkin resimleri. 

Yusuf'un, yaratili}! giJzel hurinin resmini de yapar, ifritlerin, girkin iblis- 
lerin resmini de. iki tiirlii resim de onun Ustatliginm eseridir. 

Bu, ressamm girkinligine delil olamaz, bilakis Ustatligma delildir. 

(Hrkini gayet girkin olarak yapar, o derecede ki biitiin girkinlikler, onun 
etrafmda doner, oriiliir. Bu suretle de bilgisindeki kemal meydana gelir, 
iistatligini inkar eden riisvay olur. Eger girkinin resmini yapmayi bilmezse 
ressam, nakistir. i§te bu yiizden Tanri hem kafirin yaraticisidir, hem miimi- 
nin. Bu yiizden kiifiir de Tanri'ligma §ahittir, iman da. ikisi de ona secde 
eder. Fakat bil ki miiminin secdesi dileyerektir. CUnkii miimin, Tanri rizasi- 
ni arar, maksadi onun rizasmi almaktir. 

Kafir de istemeyerek Tanri'ya tapar, ama onun maksadi ba§kadir. 
Padi§ahin kalesini yapar, ama beylik davasindadir. Kale, onun mail olsun 
diye isyan eder, fakat nihayet kale, padi^ahin eline geger. Miiminse o ka- 
leyi padi^ah igin tamir eder, makam sahibi, mevki sahibi olmak igin degil. 



KadTm: Eski zaman. Bajlangici olmayan. Uzun zamandan beri var olan. Evveli 
bilinmeyen hal ve keyfiyet 

Heva: Istek. Nefsin istegi. Du5kunluk. Gelip gegici olan heves. Nefsin zararli ve 
gunah olan arzulan. 

Nun, 4 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 289 



firkin, " Ey girkini de yaratan pacli$ah, sen guzeli de yaratmaya kadirsin, 
(irkini de" der. 

Guzel de " Ey guzellik padi§ahi, beni biJtun ayiplardan arittm" der. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin nasihat etmesi ve hastaya dua 
ogretmesi. RasuliJllah, o hastaya dedi ki: 

"Sen, §unu soyle; Tanri, sen bize giiglukleri kolayla§tir. Diinya yurdun- 
da bize iyilik ver, ahiret yurdunda da. Yolumuzu gul bahgesi gibi latif b'lr 
hale getir, ey Yuce Tanri, konagimiz zaten sensin." 



jj8l2va-»5l) {jS^ jvAlu J^ <»J ^ 



Mustafa ile aki-i selim tabii olur. 

Akil ile RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin beraber zikredilmesi §eriat 
makaminin akil ile sorumlu tutulmasindandir. 

"Akl" baglamak kokiJnden gelen bir kelimedir. Aniamak ve idrak etmek, 
diJ§iJnme ve muhakeme etme ve dogruyu bularak onu saglam bir yere bag- 
lamak aniamina gelmektedir. Akil ejyayi oldugu gibi aniama ve anlamlan- 
dirma, giJzel ve girkini ayrit edebilme, dogruyu ve yanliji kavrama kabiliyeti- 
dir. 

AkI-i selim, ise hijkum ve kararlarda iki hayirdan daha iyi olan hayri, iki 
$erden ehven-i $erri bilebilme ozelligidir ve kamil akia verilen isimdir. Bu- 
na "sagduyu" demek de mumkiindur. Allah Teala buyurdu ki; 

"Yiiziinu Allah'in fitrat iizere yarattigi hak ve hanifdini olan tevhide ve 
islam'a yonelt. Ki Allah insani bu fitrat iizere yaratmi§tir. Allah'in kadim 
kanunu olan yaratili§inda bir degifim soz konusu olamaz. Dogru, sabit ve 
hak din ve yol budur. Ama ne var ki insanlarin gogu bunu bilemezler" ^^^ 
AkI-i selim, "yaratili§ta Allah'in insan kalbine koydugu ilahJ hakikatleri ve 
gergegi kabul etmeye yatkin olan kabiliyet" aniamindadir. 

i i J ^ ^ ^ 

HiJda yolu a$k ate$ini a$iklara yakti. 

Allah Teala kendine kavujma yolununun §evk ve ijtiyakini ajiklarina tat- 
tirdi. ^iJnkiJ ajkin hallerinde jeriata muhalif hallerin bulunmaktadir. Bu hal- 
ler ajik igin ho? goriJiiJrken diger insanlar bu hallerinden dolayi sorumlu 
olurlar. 

"Salik-i rah-i hakikat aska eyler iktida." 



"^ Mesnevi , c. II, b. 2535-2554 



''^- Rum, 30 



290 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Hakikat yolunun saliki a§k yoluna uyar." 

"Hakiki a§ikin a§k yurduna adim attigi ilk yer, zahitlerin ve abitlerin ge- 
lebildikleri son yerdir." Denilmijtir. Hakikate ulajmak isteyen a§k yoluna 
ragip olmalidir. Ajk, ebediyeti arayan ruhun, diJnyevT aldanmalardan kurtu- 
larak derunT girdaba dijjmesidir. Ajk yolu hakikate ula§mada diger yollardan 
kisadir. Bunu kisaligini 5U sebeple aniariz ki; ajik hakikat yolunda bir anda 
uzun mesafeleri a§tigi halde donujunij murad edince aldigi mesafede ayni 
masal kahramanlannin da yillarca siJren yolculuklannin, bir arpa boyunu 
gegmemesi gibidir. Gegen zamanin uzunlugunun aksine, alinan yolun kisaligi 
hatta higligi, ajigin yolculugunun zahire uygun olmamasindandir. 

NiyazT-i MisrT hakikate uiajmak isteyene ajk yolunu tarif etmesi bundan- 
dir. 

Ciimle esyaya hirer halet konulmustur mudam, 

BiJtun e§yaya hirer degijmeyen bir ha! konuimujtur, 

Ejyanin asli igin dort unsur bahsedilir. Ate? su hava toprak. Bu unsurlar- 
dan biri ejyada baskin olursa o ozellik kendini daha gok gosterir. 

insan ruhu "Ben Adem'in yaratili§ini tamamladigim zaman ona 
ruhumdan ufurdum." ^^^ ayet-i kerimesinin ifadesine gore ilahT menjeiidir. 
insan ruhu ten kafesine girdikten sonra maddT ve zulmanT bir hicab ile per- 
delenmi§tir. insanin hamurunda "anasir-i erbaa" denilen toprak, su, hava ve 
ate§ten oiujan dort unsur vardir. Bunlardan toprakia su, zulmanT ozellige 
sahiptir. Et ve kemikten meydana gelen insan viJcudunun temel unsuru 
toprak ve sudur. Bu yiJzden tasavvufta zulmanT hicab sayilan bedenin ve 
bedenT ihtiyaglarin riyazat ve miJcahede ile inceltilmesi gerekir. 
Bu dort unsur ameller cihetinde de tecelli eder. 

§ahs-i ruhu te5kil eden dort unsur, ruhun tecell-i ef'ale nisbetle 
kalbden iktibasi ettigi anasiri maneviyedir. Yani toprak mukabilinde olan 
namaz yemek gibidir. Hava mukabilinde olan hac ile ate? mukabilinde 
olan zekat ile fi sebTlillah verilen bir malda bir kesme maneviye vardir. Su 
mukabilinde olan orugtur. Zira savmda bir nevi hayat vardir. ijte bu ana- 
sir-i maneviye-i mesrude ile ruh kendisine birviJcut-u mektebe-i manevi- 
ye yani viJcud-u imani te§kil eder. Nitekim Cenab-i Hakk Ibrahim 
aleyhisselama "oyle ise dort tone ku§ yakala, onlari yanina al. Sonra ke- 
sip pargala tier dagin ba§ina onlardan bir parga koy. Sonrada onlari 
kendine gagir ko§arak sana gelirler BU ki Allah azizdir, hakimdir,"''^'* bu- 
yurdular. Yani Dort dag, hakikatte olan kalp, ruh, sir, hafi iJzerine dort 



'''Hicr, 29 

^^'^ Bakara :260 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 291 



unsur vaz olunarak mecmu-u ruhun tasarrufuna muti've munkad olup da 
ruha muracaat ettikleri ve ruh viJcud unsuru te§kil ettigi gibi kalpden ik- 
tibas ettigi anasir-i erbaa-i maneviye-i ilede viJcud muktesibe-i manevi- 
ye-i tesis eder. Ve bu beyanda ruha ibrahimT itiakiyet munasib olur. ^^^ 

Birbirinden bazi nakis bazm isti'dadi tarn. 

Birbirinden kimi noksan kimininin kaabiliyeti tarn. 

Ey Hakk talipleri bilin ki, yukanda aniatilan murjid-i kamillerin di§inda 
kalan ve jeyh denilen ki§iler, jer'-i jerifi ogreten, ilme'l-yakm sahibi ziJhd 
ve takva jeyhieridir. Bunlar arasinda da yalan soyleyip "bizfalan sultanin 
ve filan efendinin tartkatindeniz. Yetki ve seyr ij suluk bizdedir" diyerek, 
kendilerinin bu yolun ehli oldugunu soyleyenler, o gogmij? azizlere ve 
ilimlerine biJhtan ederler. Kur an'da bu gibi yalanci jeyhier igin "Yalanla- 
yanlann vay haline!" ^^^denmektedir. 

Bilinmelidir ki, insan-i kamiller, kendilerine uymayan kijiieri, tankat 
siJiukundan, ayne'l yakTn ve hakke'l-yakm bilgilerden mahrum birakirlar. 
Sonra bu yoldan sapanlar, o hakikat ehlinin seyr iJ suluklarina, vahdetle- 
rine, tecellTlerine, tesellilerine, mukalemelerine, mujahedeierine inkara 
diJjerier. "Bu manalar olsa, bizim $eyhimizde de olurdu." derler. Kamil- 
lerden duyulmu§tur ki, yetmi; bin $eyh, muridiyle dergaha yiJzu kara va- 
rip mes'ul ve muazzeb olup cehenneme girecekierdir. Cenab-i Hak bizle- 
ri, mayeli bir miJrjid-i kamile hizmet etmeyen o gibi kijiierden korusun. 

Bu gibi sahte jeyhier, miJcahid olup siJluk etmemijtir. BiJtun gaye ve 
gayretleri, mal ve miJlk edinmek, nam ve riyaset igindir. Vaizler gibi halka 
nasihat ederek mur§id-i kamilim diye geginirler. l\/lur§id-i kamile erme- 
den, ayne'l-yakin ile seyr iJ siJluk etmeden, yedi dairede nefsin yedi baji- 
ni miJcahede ve gaza ederek kesmeden, ayne'l-yakin ile goriJlen terkiple- 
rin enfiJsT tabirlerini bilmeden hilafete gelinmez. Ve yine, tarTkatin tekmi- 
linde, beyne'n-nevm ve'l-yakaza yani, uyur uyanik bir halde iken, Hakk'in 
emriyle, Habib-i Ekrem sallallahij aleyhi ve sellem yiJzunden tarTkatten 
ir§ad seccadesi iJzere hilafet verilmeyen kiji "tarTkat ve seyr iJ siJluk eh- 
liyim" diye dava kilarsa, hem zail hem muzilldir. Bu kijilerden gafil 
olunmamalidir. Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem, "amelsiz Him 
vebaldir ve ilimsiz amel dalaldir." demijtir. Her ilim ehlinden goriJlmek 
lazimdir ki, azmaya. 

Buna gore jeyhlerde bir vebal vardir. Bunlardan, ehl-i insaf ve ehl-i 
takva olanlar, miJridlerine, "kardejier, biz sizi §er'-i jerif yiJzunden, 



Tezkire, v. 6a-5b; isimli yazma bir eserden faydalanilmijtir 



292 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ilme'l-yakmden, amel, zijhcl ve takva ile buraya kadar sijlijk ettirdik. 
Ancak, bundan sonra ayne'l-yakmden seyr ij sijluk ile hakikate yol iste- 
yeniniz varsa, gidip bir mur$id-i hakikt bulsun, alem bo$ degildir. Bizden 
yana kiskan^lik soz konusu olamaz. Biz omrumuzij ilme sarf etdik. Seyr 
iJ siJiCiku ve batint ir$ad yolunu elilinden gormedik." demelidir. Bu gibi 
ki§iler, ancak bu sbzleri soylerlerse vebalden kurtulurlar. 

Ey Hak talibi olan ajiklar, eger hakikate ulajmak istiyorsaniz, mutlaka 
bir miJrjid-i kamil bulmali ve ona teslim olmalisiniz. insani ancak bir ka- 
mil eren yedi deryadan gegirip darb-i tevhTd ile yuyup aritabilir. Zira darbT 
tevhid, usuldendir. Kudret topudur. Nefs-i hannas, nefs-i emmare, her 
tiJrlu kotij ahlak, aki-i maa? ve nefs-i maa§in kuvveleri ve tahsilleri darbT 
tevhidin ve esmanin atejiyle yok olur. Nefs bu zikir lokmagiyla islah olur. 
Nefs-i hannas tevhidi kabul edip mti'min olur. AkI-i maa?, aki-i maada; 
nefs-i maa5, nefs-i maada donijjur. Darb-i tevhidin kemali budur. Bu usul 
nebilerden kalmijtir; san'at-i nebevT ve san'at-i eviiyadir. Ne var ki, bazi 
noksan akillilar, darb-i tevhTde ve darbT Hu zikrine dahi edip karji gikar- 
lar. Bu tiJr insanlar nefsT davranip, "Allah sagir midir sessiz zikredince 
i$itmez mi?" derler. O gibi inkarcilara cevap budur: 

"Evet, Cenab-i Hak, semt'dir, Bastr'dir, Altm'dir, Habtr'dir, Allame'l- 
guyub pddi^ah'dir. Zdtini zikretmegi gonlumuze gelmeksizin bilir. Ancak, 
bizim nefsimiz, hanndsimiz, aki-i maa^imiz ve nefs-i maa^imiz sagir, kor 
ve cdhildir. Zikri, onlara i^ittirelim, onlarin gozunu agalim, onlara Hakkin 
emrini bildirelim diye, candan, yuksek sesle ve iki yana salmarak kalb 
uzere hareketle yapariz. Ayrica, insanlarin kaibi dunya ve mdsivd fikriyle 
kararmi} ve peki^mi^tir. Adeta, ta^a veya demire ddnn)u§tur. Darb-i 
tevhfd, kalbin pasini siler. Ta§ ve demir gibi kalbleri yumu^atir. Zikri kabul 
eder."''' 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Ummetim hakkmda saptinci onderlerden korkanm." ^^^ 

"Ahir zamanda birtakim insanlar gikacak, dini dunyaya alet edecekler 
ve insanlam yumu$ak gorunmek Igln kuzu derilerine buriinecekler. Onlann 
dilleri sekerden tatli kalpleri ise kurt gibidir. " 

Allah Teala joyle buyuruyor: 

"Onlar benim hilmime mi aldaniyorlar, yoksa bana karsi cUretkarlik mi 
ediyorlar. Kendi adima yemin ediyorum ki; onlara kendilerinden oyle bir 
fitne gonderecegim ki iglerinden halim olani bile hayrete dii^iirecektir." ^^^ 



^" (Eroglu Nuri, 2007), s. 78 

TirmTzT, 2230 
'^^^TirmizT, 37/Zuhd, 59 ( IV, 522, h. no: 2404). 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 293 



Mesreb-i aid olan ne$'e nedir hasil kelam, 

YiJksek me§reb olan gonulde son soz nedir, 

NiyazT-i MisrT en yiJksek yaratili§ nedir diye soruyor. Bunun cevabmi ge- 
len misrada "oj/f"olarak agikliyor. 

"A$ktir ol, ne$'e-i kamil kirn andandir mudam. 

"AjkgbniiJn kamil halidir, devamida ondandir. 

Meyde tesvir-f^° hararet ney'de te'sir-i sada. 

igkide gizli bir ate?, ney'de etkili ses. 

Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz mesnevisinde. 

"A§k ate§'id'ir k'l neyin Iglne diji§mu§tur, a§k co$kunlugudur ki garabm 
Iglne du$mu}tur. " ^'^^ 

Rivayete gore RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem ilahi ajk sirrini Hz. AN 
kerremallahij vecheye soylemi?. Bu sirrin yukij altinda ezilen Hz. AN 
kerremallahij veche gidip Medine dijinda kor bir kuyuya bu sirri anlatmi?. 
Kor kuyu bu siria kopiJrup cojmu? ve tajmijtir. Su her yeri kaplaymca kenar- 
larinda kamijlar yetijmi?. 

Oralardaki bir goban bu kami§lardan birini kesip muhtelif yerlerinden de- 
lerek ijflemeye bajlamij. ^ikan ses kalplere cojku ve heyecan verip ilahi sirri 
aniatir olmu?. Her mecliste her cemiyette aglayan, inleyen ney iyilerin de 
kotiJlerin de dostu olmu§. Herkes kendisinden bir §eyler bulmu? neyde. 

MiJzik'"' 

Milleti meydana getiren kiJltur unsurlarmi ifade ettik; ama kiJlturun 
ijg gekirdegi diyebilecegimiz dil, din, miJzik iJzerinde ozel olarak durmak 
gerekir. Dil ve din fazlaca vurgulandigi igin bunlar bilinen unsurlardir. 
MiJzik de estetik degerlerin, kiji-toplum-tarih biJtunlejme gizgisinde, gok 
onemli bir yere sahip, duyguyu en fazia jahsTlejtiren ve 5ahsiyetle§tiren, 
millT-lejtiren bir karaktere sahip, kolay ifade edilen, dil ve din gibi her 
yerde beraberimizde ta§inabilen bir kiJltur unsurudur. Aslinda biJtun kul- 
tiJr unsurlari dilde toplanmijlardir. Dile yansimayan kiJlturun yajamasi 
mumkun degildir. MiJzik de boyledir. MiJzigin dili notalaria seslendirilir. 



Te§vir: iginde bulunma. igine alma, igine alip gizleme. Satilik olan hayvani pazara 
gikarip gosterme. 
'^"^ Mesnevi, c. I, b: 10 
'^"^ (SOMAKCI, 15-2003/2) 



294 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Bu sesler ruha gida verir. MiJzik insanin duygu ve dujiJncelerinin, inang- 
larinin ruhunda seslendirilmi? halidir. Ruh bu sese kulak verir; cojar, iJzu- 
lijr, sevinir, duygulanir. Sokrates, hocasindan ogrendigi 5U bilgiyi bize ak- 
tarir: "Bir toplumu degijtirmek istiyorsaniz, muzigini degi§tiriniz." Ger- 
gekten tarihTtecriJbe de bunu gostermektedir.^''^ 

MiJzik, eski zamanlardan beri insanlar iJzerinde onemli bir yer ijgal 
etmijtir. insanlar iJzuntulerini, sevinglerini, kahramanliklarini, heyecanla- 
rini, sevgilerini, vb gogunlukia miJzik sanatmi kullanarak ifade etmeye ga- 
Ii§mi5lardir. 

MiJzik insanlari bir hipnoz hali olujturarak etkilemi? ve kitlelere za- 
man zaman yon vermijtir. Ozellikle miJzik, duygulari yogunlajtiran bir 
ozellige sahip oldugundan, pek gok medeniyetlerde dini duygularin gijg- 
lenmesinde, hastaliklarin tedavisinde oldukga yaygin bir yontem olarak 
kullanilmi§tir. 

islam Medeniyeti tarihinde ozelikle tasavvuf ekolij mensuplari(sufiler) 
miJzikle ugrajmij, kullanmi? ve savunmujiardir. Sufiler, akii ve asabi has- 
taliklarin miJzik ile tedavi edildiginden bahsetmi§lerdir. 

Bu donemde yajami? buyiJk TiJrk-islam alimleri ve hekimleri Zekeriya 
Er-Razi (854-932), Farabi (870-950) ve ibn Sina (980-1037) miJzikle teda- 
vinin bilhassa miJzigin psijik hastaliklarin tedavisinde ilmi esaslarini kur- 
mujlardir. 

Farabi, "Musiki-ul-kebir" adii eserinde miJzigin fizik ve astronomi ile 
olan ilijkisini agiklamaya galijmijtir. 

Turk MiJzigi makamlarinin ruha olan etkileri Farabi'ye gore §dyle sinif- 
landirilmi^tir: 

1. Rast makami: insana sefa (neje-huzur) verir. 

2. Rehavi makami: insana beka (sonsuzlukfikri) verir. 

3. Kugek makami: insana hiJzun ve elem verir. 

4. BiJzurk makami: insana havf (korku) verir. 

5. Isfahan makami: insana hareket kabiliyeti, giJven hissi verir. 

6. Neva makami: insana lezzet ve ferahlik verir. 

7. U55ak makami: insana giJlme hissi verir. 

8. ZirgiJle makami: insana uyku verir. 

9. Saba makami: insana cesaret, kuvvet verir. 

10. Buselik makami: insana kuvvet verir. 

11. HiJseyni makami: insana siJkunet, rahatlik verir. 

12. Hicaz makami: insana tevazu (algak goniJlluluk) verir. 



643 



(Heyet, 2008), s. 29 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 295 



Farabi Turk mijzigi makamlarinin zamana gore psikolojik etkilerini de 
§u ^ekilde gostermi^tir: 

1. Rehavi makami: yalanci sabah vaktinde etkili 

2. HiJseyni makami: sabahleyin etkili 

3. Rast makami: gune§ iki mizrak boyu etkili 

4. Buselik makami: kujiuk vaktinde etkili 

5. ZirgiJle makami: ogleye dogru etkili 

6. U5§ak makami: ogle vakti etkili 

7. Hicaz makami: ikindi vakti etkili 

8. Irak makami: akjamiJstu etkili 

9. Isfahan makami: giJn batarken etkili 

10. Neva makami: akjam vakti etkili 

11. BiJzurk makami: yatsidan sonra etkili 

12. Zirefkend makami: uyku zamani etkilidir. 

Bijyuk islam bilgini ve filozoflanndan ibn Sina (980-1037) Farabi'nin 
eserlerinden gok yararlandigini ve hatta musikiyi de ondan ogrenerektip 
mesleginde uyguladigini ifade etmi? ve joyle demijtir: 

"Tedavinin en iyi yollarindan, en etkililerinden biri hastanin aki? ve ru- 
h? guglerini artirmak, ona hastalikia daha iyi mOcadele etmek igin cesaret 
vermek, hastanin gevresi sevimli, ho§a gider hale getirmek ona en iyi mu- 
sikiyi dinletmek ve onu sevdigi insanlaria bir araya getirmektir." 

ibn Sina'ya gore "ses" varligimiz icin zaruridir. Ahenkli bir diJzen icer- 
sinde, belirii bir $ekilde ayarlanmi; olan sesler, insan ruhu iJzerinde cok 
derin tesirler yapar. Sesin etkisi insan sanati ile zenginle$tirilir. 

Vine ibn Sina'ya gore, ses tonu degijiklikleri insanin ruh hallerini belir- 
tir. MiJzik bestelerini bize ho? gosteren ijitme guciJmuz degil, o besteden 
gejitii telkinler gikaran idrak yetenegimizdir. Bunun igin seslerin diJzenli 
olarak birbirine ahengi, besteleri, ahenkli vurujiarin diJzenli ve kaideye 
uygun olujiari, insani derinden derine cezp eder. 

ibn Sina'nin mejhur eseri "El Kanun fi't-tibbi" adii eserini terciJme 
eden Tokatli Mustafa Efendinin talebesi Hekimbaji Gevrekzade Hasan 
Efendi (18.yy) yazdigi eserinde ibn Sina'nin eserinden gok faydalandigini 
ifade etmijtir. Hekimbaji, Gevrekzade Hasan Efendi "Emraz-i Ruhaniyeyi 
Negama-i Musikiye" adii eserinde, gocuk hastaliklarina hangi makamin 
iyi geldigini joyle bahsetmijtir: 

Irak Makami: ^ocuktaki menenjit hastaligina faydalidir. 

Isfahan Makami: Zeka, zihin agikligi verir ve soguk alginligi ve ate§li 
hastaliklardan korur. 



296 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Zirefkend Makami: Feig ve sirt agnsina iyi gelir, kuvvet hissi verir. 

Rehavi Makami: Turn ba? agnlanna, burun kanamasina, agiz garpikli- 
gina, feig ve balgam hastaliklanna iyi gelir. 

BiJzurk Makami: Beyin, kulung agrilarma iyi gelir, kuvvetsizligi orta- 
dan kaldirir. 

ZirgiJle Makami: Kalp, beyin hastaligi, menenjit, mide harareti, kara- 
ciger ate§ine iyi gelir. 

Hicaz Makami: idraryolu hastaliklanna iyi gelir. 

Buselik Makami: Kalga, ba? agrisi ve goz hastaliklanna iyi gelir. 

U$$ak Makami: Ayak agrilan ve uykusuzluga iyi gelir. 

HiJseyni Makami: Karaciger, kalp hastaliklanna, nobet, gizli humma- 
lara iyi gelir. 

Neva Makami: Blug gagina ulajmi? gocuga, kalga agnsina, goniJl se- 
vincine iyi gelir diye ifade etmi§tir. 

Enderun hastanesinde, gocuk yajtaki talebelerin miJzikle tedavi edil- 
digini, 1675 de Baron Topkapi Sarayini tarif ettigi eserinde belirtmijtir. 
Musiki iJstadi SafiJyiddin giJnun belli vakitlerinde rastgele makamlann ic- 
ra edilmeyecegini, bu vakitlerde belli makamlann icra edilmesinin insan 
ruhunu dinlendirecegini, insani huzura kavujturacagini joyle ifade etmi?- 
tir: 

1. Rehavi makami, fecirden once 

2. HiJseyni makami, tan yerinin agardigi zaman 

3. Rast makami, kujiuk vaktinde 

4. ZirgiJle makami, ogle vaktinde 

5. Hicaz makami namaz arasinda 

6. Irak makami ikindi vaktinde 

7. Isfahan makami, giJn batarken 

8. Neva makami, akjam vaktinde 

9. BiJzurk makami, yatsi 

10. Zirefkend makami, uyku vaktinde 

Her nekadar guniJn belli vakitlerinden, belli makamlanndan soz edil- 
mi§se de, ayrica guniJn yirmi dort saatinin dorde bolerek, bu zamanlarda 
hangi makamlann okunup, dinlenecegi de ara5tirilmi5tir. Ayrica makam- 
lann hangi uluslara ne etkisi yaptigi, astrolojiyle baglantisi da bazi hekim- 
lerce arajtinlmi? ve incelenmijtir. 

Makam ve fasillarm ge§itli uluslar uzerindeki etkileri oldugunu kabul 
eden eski Turk hekimlerine gore: 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 297 



1. HiJseyni makami Araplara 

2. Irak makami Acemlere 

3. U5§ak makami TiJrklere 

4. Buselik makami Rumlara daha gok dinletilmijtir 

Duygusal olarak makamlarin insan uzerindeki tesirleri hekimlerce §dy- 
le agiklanir: 

1. Irak makami insana tat ve gejnl 

2. ZirgiJle makami uyku 

3. Rehavi makami aglama 

4. HiJseynJ makami guzellik 

5. Hicaz makami algakgonulluliJk 

6. Neva makami yigitlik 

7. U55ak makami giJlme hisleri verir. 

Astrolojik olarak da yine her burcun bir makami bulunmu§tur. Eski 
Turk hekimlerinden §uuri'nin "Tadil-i Emzice" adii kitabinda musikinin 
biJtun hastalik ve agrilara iyi geldigini ilim ve fen adamlarinin destegini 
alarak beyan etmijtir. 

Sonug olarak, islam medeniyeti dbneminde, Er-Razi, Farabi, ibn Sina 
gibi TiJrk-islam hekimleri, psikolojik hastaliklarin tedavisinde; Hag ve mij- 
zikle tedavi yontemlerini kullanmijlar, bu yontemler, gerek Selguklu ge- 
rekse Osmanli hekimleri tarafindan tatbik edilerek 18 yiJzyila kadar geli?- 
tirilmijtir. 

MiJzik sadece bir takim hastalarda tedavi araci olarak kullanilmakia 
kalmayip, koruyucu olarak ta insanlara buyiJk faydalar saglayabilir. Orne- 
gin kent yajantisindaki stresli insan tipi igin, fabrikada i§gilerin i? iJretim 
miktarini artirabilmek igin ve hatta hayvanlarin siJt ve yumurta gibi iJre- 
timlerini artirabilmek igin segilecek uygun miJzik tiJrleri olumlu etkiler ya- 
ratabilir.'^' 



ibadet iginde MiJzik 

Topluca yapilan dint ibadetler, genellikle miJzik ejliginde yapildigi igin 
ibadet ve miJzik birbiriyle yakindan ili^kili kavramlardir. Bu baglamda 
miJzigin, oteki dunya/other-worldly dujiJncesine dalmayi simgeledigi, 
dindeki oliJm otesi inanci ifadelendirdigi, esrar veya sihrin deneyimini 
belirttigi soylenmektedir. 6te yandan ayinler esnasinda miJzik, dans ile 



^'^'^ (SOMAKCI, 15-2003/2) 



298 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



birlikte icra edilmektedir. "§arki soyleme ve dans etme; grubun diger 
gruplara yaklajmasina, bireylerin duygularini kontrol etmesine ve onlari 
ortak hareket etmek igin hazirlamasina yardimci olmaktadir" (E. O. 
Wilson, 1975; sh. 564). Bu sebeple ilkel insanlar igin dans etme, kurban 
kesmekten gok daha onemli bir ritiJeldir (ayinle ilgili) (Heiler, 1961). 

Ayin esnasinda kullanilan miJzigin, bireyin duygulan iJzerinde yaptigi 
etkiye ili§kin yapilan ara§tirmalarda; miJzigin, ayinlere katilanlan gok ra- 
hatlattigi ve onlar iJzerinde gijglu bir psikolojik etki meydana getirdigi 
tespit edilmi§tir. Daha sonra bireyler iJzerinde etki uyandirmak igin mij- 
zik, laboratuar ortaminda gejitii ara§tirmalarda uygulanmak ijzere kulla- 
niimijtir. Biz, bireyler iJzerinde miJzigin giJciJniJ kullanarak, ses tonlarinin 
farkli seviyeleriyle mutlu, iJzgiJn vb. psikolojik durumlar meydana getire- 
biliriz. UzgiJn birey, algak sesle, daha diJjiJk bir tonda ve yava§ga konu- 
5ur. Buna kar§in mutlu birey ise, daha hizli ve yijksek bir perdeden nazik 
bir tonda konujur (Scherer & Oshinsky, 1977). 

Ote yandan bireyler iJzerinde meydana gelen dint bir duygu, dint mij- 
zik tarafindan uyandirilmi? olabilir. Bu baglamda Goodwin Watson 
(1929), ayinin ergenler iJzerindeki etkilerine ilijkin yaptigi bir galijmasin- 
da; ayin esnasinda yogun ve acikli bir tarzda icra edilen miJzigin, ergen- 
lerde oldukga yiJksek diJzeyde bir huju uyandirdigini tespit etmijtir. Ote 
yandan miJzik, bundan daha iyi psikolojik faydalar saglayabilir. Yani mij- 
zik, -evienme ve cenaze torenleri, paskalyadan once gelen biJyiJk perhiz 
veya paskalya yortusu orneklerinde oldugu gibi- yerinde kullanildigi za- 
man, psikolojik agidan birey iJzerinde olumlu farkli dint duygular meyda- 
na getirebilmektedir. ^"^ 

Gulsen-i vahdet c» kaibi emr-i ram-i asktir, 

Ajk vahdet bahgesindeki kalbin itaatidir, 

Lezzet-i vuslat heman ancak meram-i asktir. 

A§kin istegi hemen ancak kavujma lezzetidir. 

Terk-'i kevneyn eyleyen mest-i mudam-i asktir, 

Daima sarho? eden ajk iki diJnyayi terk ettirendir, 

"Vadi-i hayret hakikatta makam-i asktir. 

"Hakikatta "Hayret vadisi" ajk makamidir. 

Ajik sevgilisini kavrayamadigindan dolayi hayrete dijjer, giJnkiJ onun 



^"^^iARGYLE, etal., 2000) 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 299 



tecellTleri sonsuzdur. Bu hayret ise hayret-i ilmiyye ve hayret-i §uhudiyyedir 
(ilmi hayretler, gordiJklerinde hayrete dugar oluju). 

Sadreddin KonevT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz, suftnin hakikat karji- 
sindaki tepkisinin bir gejit "hayret" oldugunu belirtmektedir. Bu hayret, 
bilgisizlikten degil, hakTkatin gelijik ve paradoksal mahiyetinden kaynak- 
lanan bir hayrettir. Bu noktada ibniJ'l-ArabT'nin g6ru§lerine bajvurursak, 
hayretin iki jikkinin ayirt edildigini gormekteyiz. Bunlardan birisi, cehalet 
ve bilgisizlikten dogan akilci kimsenin hayretidir ki, bunu ozellikle filozo- 
fun siJlukunu tasvir ederken ortaya koymujtur. ibniJ'l-ArabT'ye gore bu 
hayretin sebebi, akilcinin siJluke veya hakikate ulajmaya bajlarken um- 
duguyla tam aniamiyla gelijen bir jey elde etmi? olmasidir. Bu durumda 
ise, tam bir hiJsran ve jajkinlik iginde kalmaktadir. ibniJ'l-ArabT, bunu ko- 
tij bir durum olarak niteler. Bunun karjismda ise, ibniJ'l-ArabT'nin "Mu- 
hammedt hayret" d\\e isimlendirdigi ikinci bir hayret vardir. Bu hayret, 
her 5eyde Hakki goren suft'nin hayretidir. Suft, biri gok, gogu bir, evveli 
ahir, ahiri evvel, zahiri batin, batini zahir olarak goriJr. Bu gibi gelijkili du- 
rumlari mijjahede etmesiyle de hayrete du§er. Fakat bu hayret, §uphe 
ve aniamama hayreti degil, varlik alaninda hareket etmeye gali5an nefsin 
kendi halindeki hayretidir. Bu nefis, dairenin gevresinin hangi noktasin- 
dan harekete bajlasa, dairenin merkezi olan Hakka ulajir. Burada iJze- 
rinde durmamiz gereken bir husus, ibniJ'l-ArabT'nin bu hayreti "Mu- 
hammedi hayret" diye isimlendirmesidir. Bu isimlendirmenin iki sebebi 
vardir: 

Birincisi, Allah Teala'nin mutlak ve kamil bilgisinin tarzini tejkil eden 
tenzTh ve tejbih arasindaki bilginin "Muhammedi" bir tavir olarak goriJl- 
mesidir. ibniJ'l-ArabT, Nuh Fassinda bu meseleyi ayrintili ele alir ve bura- 
dan peygamber ve iJmmetinin ayri ayri eksikliklerine ijaret eder. ibnij'l- 
ArabT'ye gore, Allah Teala hakkmda akil ve vehim gijglerinin gerektirdigi 
hiJkmu ayni anda verebilmek, Allah Teala'nin biJtun miJtekabil isimlerinin 
mazhari olan Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin istidadina mah- 
sustur ve sadece onun jerTati bu hiJkmu getirebilir. 

Bu hayretin "Muhammedi hayret" diye isimlendirilmesinin ikinci se- 
bebi ise, suftlerin aktardiklari bir rivayettir. Bu rivayette Hz. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem, "Rabbim, sana dair hayretimi artir" derr\\^t\r. 
Boylece "hayret", sadece karjilajilan bir durum veya maruz kalinan bir 
§ey degil, aksine talep edilen bir jey olmaktadir. Bu aniamda hayretin 
ideal bir mertebe oldugu da anlajilmaktadir."^ 



^"^^iDEMlRLi, 2003), s. 143 



300 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Cun musahhas olmaz ol vadide sultandan geda." 

Zira o vadide sultan ve fakir gibi jahsiyet olmaz. 

Arlfin ask-i llahlden yea olmaz hemdemi, 

Arifin ilahT a§ktan ba§ka can ciger arkadaji olmaz, 

Nu$ ed'ip sahba-yi zati can olur her bir demi. 

Sahbayi zati igen, her zamani can olur. 

Mazhar ana ayn-i zahir gdrunur aider garni, 

Kavujunca asil hakikati ona goriJnur ve gami gider, 

"Eyiemez halvet sarayi sirr-i vahdet mahremi. 

"Vahdet sirrinin sarayindan mahrem halvete giremez 

Asiki ma'sukdan, ma'$uku asiktan ciida." 

A§iki sevgiliden, sevgili ajiktan ayri." 

Ehl-'i Hakk olmak dilersen zerk-f ^^ taat terkin et,^^ 

Hakk ehli olmak dilersen girkin sozle taati silme, 

Hz. Adem aleyhisselamdan itibaren enbiyaya iJstiin bir dil kabiliyeti 
verildigini; Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin ise muhatap oldu- 
gu toplumun ozelliginden dolayi miJkemmel bir dil birikimi ile donatil- 
mi§tir. Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme 

"guzellik nerededir", diye soruldugunda O'nun 

"dildedir" jeklinde cevap vermesi, dili ne kadar bnemsediginin gbs- 
tergesidir.^"*^ 

"Beyanda buyuleyicilik vardir"^^° 
"Beyanda buyuleyicilik, §iirde hikmet vardir." ''" 



Zerk: firkin soz soylemek. Ku5un terslemesi. 

Terkin: Boyama, yazma. Bozulma, bozma. ^izme, silme Belli bir saatte ve yerde 
bulu5ma igin s6zle§me. 

'■''^ M. Akif OZDOGAN, Dinbilimleri Akademik Ara§tirma Dergisi V (2005), Sayi: 4; ibn 
Kuteybe, 'Uyunu'l-ahbar, n§r. Muhammed 'Abdulkadir, el-Matba'atiJ'l-'asriyye, 
Beyrut, 1999, I, 184; el-HafacT, Sirru'l-fesaha, 61; ibn Re§Tk, el-'Umde fi mehasini'}- 
filr ve adabih? ve nakdih?, n§r. Muhyiddm 'Abdulhamtd, DarO'l-cTI, Beyrut, 1972, I, 
241. 

^'"° M. Akif OZDOGAN, Dinbilimleri Akademik Araftirma Dergisi V (2005), Sayr.4; 
Cahiz, el-Beyan, \, 157. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 301 



icini saf eyleyicidr var kiyafet terkin et. 

igini saf eyieyi gor var kiyafet ile bozma. 

Zahir elbisenin giJzelligi seni aldatmasin, demektir. Ki§iye asalet veren 
kamil tabiatidir. Digerleri ise ancak belli bir zaman insani oyalar. Bakiyesi ise 
yel gibidir. 

NiyazT-i IVJisri kuddise sirruhu'l-aziz "Enbiyanun ve eviiyanun ekserisi 
ummilerdur." "^ buyurmasi anadan geldigi gibi saf olanlann bu yolda bajari- 
li olacagini beyan ederek, sonradan alinan kiyafetin bir degeri olmadigini 
agiklamaktadir. 

Pend-i qus eyle basiretle sefahet terkin et, 

Basiretle nasihata kulak ver eglence ile silme, 

"Ey''^^ ki ehl-i aska soylersen melamef ^'^ terk'in^^^ et. 

"Ey ki§i; ajk ehline soylediginde melamet ile sozle§. 

Yani a5k ehlinin halinin soz ile ifade edilemedigi igin yapilan hareketlerin 
zahirine aldanma demektir. 

Soyle kirn mumkun mudur tagyir takdir-i Huda." 

Soyle Allah Teala'nin takdirini degijtirmek mumkun miJdur?" 

Varligm mahvetmek oldu ayin-i erkan sadika, 

Sadika varligin mahvetmek asil usul oldu, 

Kalbini yakmak gerek anm demadem barika. 

Onun kalbini sik sik jimjek pariltisi yakmak gerek. 



*■" M. Akif OZDOGAN, Dinbilimleri Akademik Ara^tirma Dergisi V (2005), SayrA; 
Kudame b. Ca'fer, Nakdu'n-nesr, ne§. 'Abdulhamtd el-'lbadt, Daru'l-kutubi'l-'ilmiyye, 
Beyrut, 1982,77. Na5ir, bu eseri Kudame (337/948)'ye izafeten nejretmijsede 
Kudame'ye ait degildir. 
^" (MISRT, 1223), V. 104b 

Enbiyanin ve eviiyanm ?ogu ummilerdir 
^^^ Ey: (Arabgada) "Bak, dinle, dikkat et, yahut, demektir ki" manalarma gelir. Bir 
ibareyi tefsir igin kulanilir. Turkgede: Yakin nida Igindir. 

Melamet: Kinanmijlik. Itab ve serzeni§lik. Rezillik ve rusvaylik. 

Terkin: Belli bir saatte ve yerde bulu§ma igin s6zle§me. Boyama, yazma. Bo- 
zulma, bozma. ^izme, silme 



302 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ajkin deprasyonlan ve stresi olmadan tazelenme ve olgunlajma yoktur. 

A$ik oldur aitmeye her dem basmdan saika. 

Ajik her zaman bajindan yildinm gitmeyendir, 

"A$k k'llk'i cekti hat levh vucud-i asika. 

"Ajk kalemi ajikin viJcuduna gizgi gekti. 

Kim ola sabit Hakk isbatmda nefyi maada." 

Kim Hakk isbatmda sabit olursa nefyi biraka." 

Alemle mejgui olmayi birakmazsan Hakki isbat edemezsin. Cumie ejyada 
Hakki goren nefyi terk etmi§ demektir. 

Ey Niyazi ibtidasiz zevk buldun asktan, 

Ey Niyazi ajkta oncesi olmayan zevk buldun, 

"Eger bize:- Tasavvufun iptidasi nedir? Diye sorarlarsa, §6yle deriz: 
"imanin alti erkani vardir. Bunlar sirasi ile: Allah-iJ Teala'nin varligina ve 
birligine, meleklerine, nebTlerine, kiyamet giJnune, hayir ve jer Allah'in 
takdiri ile olduguna ... Dil ile ikrar ve kalb ile tasdikdir." "^ 

Ajkta ise teklif hiJkumleri yoktur. iman konusunda a§iklarin mezhebi ya- 
rin vechidir. 

Yarin isbatmda (La) siz zevk buldun asktan. 

A5ktan yarin isbatmda (La) siz zevk buldun. 

Daim-ij bak'i fenasiz zevk buldun asktan, 

Daima ajktan fenasi olmayan zevk buldun, 

"Ey Fuzuli intihasiz zevk buldun asktan. 

"Ey Fuzuli ajktan sonsuz zevk buldun. 

"§ayet bize: - Tasavvufun intihasi nedir? Diye sorarlarsa 5U cevabi veri- 
riz: 

"Tasavvufun intihasi; keza birinci sualde gegen alti erkani, dil ile ikrar, 
kalb ile tasdiktir...-Nitekim CiJneyd-i Bagdadi kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz 
Hazretlerine bir gun: 

"Tasavvufun intihasi nedir?. Diye sorduklarmda, §u cevabi verdi: 



^^® NiyazT-l MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, BlRlNCi SUAL VE CEVABI 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 303 



iptidasidir." '^^ 



Boyledir her is ki Hakk adiyla ola ibtida. " 

Her i5 Hakk adiyla bajlarsa boyledir." 



"^^ NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, iKiNCi SUAL VE CEVABI 



304 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



13 

Vezin: MiJstef iliJn Mustef'iliJn Mustefiliin MiJstefilun 

Ey garh- 1 dun n'ettim sana hig vermedin rahat bona, 
Guldurmedin onden sona ah mihneta vah mihneta 

Bendinden azad etmedin, feryadima dad etmedin. 

B'lr dem beni §ad etmedin ah veyleta vah veyleta. 
En§med'i dosta elim Rahman'a varmadi yolum 
Qikmadi ba§a menzilim ah gurbeta vah gurbeta 

Kanm diiriir derdile gam gitmez ba§imdan hig elem. 

Gulden ciida bir bulbulum ah firkata vah firkata. 
Mecnun ve§ ah edey'im Ferhad ve§ vah edey'im, 
Bu v'ird'i her-gah edeyim ah hasreta vah hasreta. 

Varmazsa yolum ^eyhime, sarmazsa merhem yareme, 

Olmazsa gare derdime ah hayreta vah hayreta". 
Yanar Niyaz? derd He hig kimse yok halin bile, 
Nalan olup girdi yola ah rihleta vah nhleta 

Ey garh- 1 dun n'ettim sana hig vermedin rahat bana, 
Guldijrmedin onden sona ah mihneta vah mihneta 

Ey algak diJnya nettim sana, hig bana rahat vermedin 
Onden sona l<adar guldurmedin ah sil<intina vah musibetine 

Burada garhtan murad bahttir, yani ey baht-i dunum/^^ bana hi? rahat 
vermedin, beni hig guldurmedin sikintidayim vah, vah. Beni benden ayir- 
madin, benim feryadima erijmedin, beni hig sevindirmedin vah, vah. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz nigin "ah" gektigini beyan edi- 
yor. Ah viJcudun bir yangisidir ki yakici bir inleyijtir. 

Muhyiddin ibn'ijl Arab! kaddese'llahij sirrahu'l-aziz bu konuda 5U bil- 
gileri verir: 

Allah Teala bir kulunun kalbine zikir ve sema halinde iken vecd vasita- 
siyla bir takim marifetler indirmek isterse, onun bildigimiz et pargasindan 
miJtejekkil kaibi iJzerine bir kurb serinligi gonderir. Kalbin iJst tabakasin- 
daki bu serin hava ajagiya dogru iner; kalbin kendi sicakligi ise iJste gikar 
ve bu serinlik ile sicakligin birbiriyle siJrtunmesinden dolayi bir 
atej/hararet agiga gikar. Bu hararet bir gegit bulabilirse dijari gikacaktir. 



Dun: sifat, eskimif (du:n) Arapga dun 

1 . Algak, a§agi, ajagilik. 

2. Altta, ajagida. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 305 



ijte zikir sirasinda hal sahibi birinin gikardigi "ah" sadasi ile bu hararet di- 
5ari gikar. Yok, eger bir giki? yolu bulup dijari gikamazsa, kalbin iJst taba- 
kasinda olujan kurb bulutunun soguk kismindan onun nemi ile kari§arak 
kijinin aglamasina sebep olur. Eger bu ate? kan vasitasiyla kalpten ciger- 
lere bulajip cigeri pi§irirse, o zaman hal sahibinin "ah" diye gikardigi ne- 
festen yanik kokusu duyulur. Bu atejin ve hararetin §iddeti, tazyikle kalp 
bo§lugunu, yani kalbin diger organlara degen kisimlanni ayir ve yarar. i§- 
te o zaman tencerede kaynayan suyun fikirtisina benzer bir ses duyulur 
ki buna "vecbe", "sayha" ve "recfe" adi verilir ve bu vakitte hal sahibin- 
den sayha zuhur eder. (ibn'iJl Arab!, Tedbtrat, s. 419-422) 

§u durumda, zikirden sonra igilecek ozellikle soguk su, zikirden hasil 
olan bu hararet ile birle§irse kalp ve ciger gibi organlari harap edebilece- 
ginden, zikirden hemen sonra su igmemek; mutlaka igmek gerekiyorsa 
da en azindan ilik su igmekgerekmektedir.^^^ 

Bendinden azad etmedin, feryadima dad etmedin. 
Bir dem beni sad etmedin ah veyleta vah veyleta. 

Kolelikten azad etmedin, feryadima ihsan etmedin. 

Bir an beni sevindirmedin ah eziyetlerine vah yaziklar olsun. 

Eri$medi dosta elim Rahman'a varmadi yolum 
Cikmadi basa menzilim ah gurbeta vah gurbeta 

Elim dosta erijmedi, yolum Rahman'a varmadi 
Menzilim baja gikmadi, ah garipligim vah gurbetim 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"isigm ggrib bg§lgdi, ggr'ib bitecektir. Ne mutlu o ggriplere! "^''° 

Ceylan yavrusunun ejekler ahirina dujijp mahpus olmasi, ejeklerin o 
gariple gah savajarak gah alay ederek eglenmeleri, gidasi olmayan kuru 
ot yemeye mecbur oluju... Bu, Allah Teala'nin has kulunun sifatidir, o da 
diJnya, hava ve heves ve jehvet ehli arasinda bu hale dujmijjtur. "isIgm 
ggrip bg§lgr ggrip biter. Ne mutlu ggriplere" denmijtir. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellemi dogru soylemijtir. 

Avcinin biri, bir ceylan tuttu. O merhametsiz herif, ceylani ahira ka- 
patti. Ahir, okiJzlerle, ejeklerle doluydu. O herif de ceylani, zaiimler gibi 
bu ahira hapsetti. Ceylan, iJrkekliginden her yana kagmakta idi. Avci, ge- 



•^^^(OGKE, 2000), S.169 

^^° Muslim, iman,232;Tirmizi, lman,13; Ibn Mace, Fiten,15; Darimi, Rikak,42; 

Musned-i Ahmed, 1,398 



306 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



celeyin ejeklere saman veriyordu. Her okiJz, her e§ek, agligindan samani 
5eker gibi yiyor, 5ekerden de ho§ buluyordu. Ceylan, gah bir yandan bir 
yana kagiyor, gah tozdan, dumandan yiJzunu geviriyordu. Kimi, ziddi ile 
bir araya koyarlarsa onu, oliJm azabina ugratmi? olurlar. SiJleyman da 
HiJthut, gitmeye mecbur olduguna dair kabul edilebilecek bir oziJr getir- 
mezse, Ya onu bidururum yahut da sayiya gelmez bir azaba ugratirim 
demijti. 

Ey giJveniiir kiji, dijjun, o azap hangi azap? Kendi cinsinden olmayan- 
larla bir kafese kapatilmak! Ey insan, bu kafeste azap igindesin. Can ku- 
5un, seninle cins olmayanlara tutuimu?. Ruh, dogan kujudur, tabiatlarsa 
kuzgundur. Dogan kuju, kuzgunlaria baykujiardan yaralanir.^^^ 

Karim durur derdile gam gitmez basimdan hie elem. 
Gulden ciida bir bulbulum ah firkata vah firkata. 

Bajimdan hig elem gamim gitmez, ijim derd ile 
Gulden ayri dijjmu? bir bulbulum, ah ayrilik vah ayrilik. 

ikinci beyitte gulden murad edilen ruhlar alemidir. Demek istenir ki bu 
ruhlar aleminde uzak dijjmu? bir bulbulum. MisrT efendi jeyhi Sinan UmmT 
Mehmet efendinin emriyle hakTkat ilimlerini tahsil igin Misir'a gitmi? idi. 
Orada tahsilde iken §eyhi vefat ettiginden seyri siJluk gosteremedi. ijte 
beyitler bunu terenniJm eder. Ancak NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l 
azTz yetijmek igin gayretini birakmami?, sonunda Umm-i Sinan 
kaddese'llahij sirrahu'l-azize teslim olmu§tur. 

iki gozij olmadikga birisi, birini gorebilir mi? yahut biri, agag olmak- 
sizin meyva yiyebilir mi? Buna imkan yok. Bilgisizliktendir bunu miJmkun 
gormek; vazgeg bundan; bir daha da bu dijjunceye hig kapilma. Balgiktan 
dijari olan goniJl, senden gibidir; goniJl ijigina benzer o, Ona dogru cania 
- bajla ko5ar - durursun ama ondan higbir haz duyamazsin, §u halde, ye- 
ni $eyh aramak, yolsuzluktur derler ya, bu soz yanli$tir. 

ilk 5eyhe simsiki yapi?; onu birakip bajkasina gitmek eriik degildir. il- 
kinden hojnud oldunsa, feyze erdinse andinda dur, vefakarlik degildir. 
Ondan sonra bir bajka jeyhe miJrid olamazsin derler ya: bu soz, nazar 
ehline dogru degildir. Kulak asma, bu soziJn ash yoktur. Boylesine bir ze- 
hir - zakkumu serbet diye igmeye kalkijma da, Allah Teala hazinesinden 
mahrum olmayasin. KotiJ kijiler gibi kinanmayasm, Yeni bir jeyhe miJrid 
ol da gamdan kurtul. Katren, onun bakijiyla deniz kesilsin, Ama olgun 
5eyhe, tertemiz, an - duru, bilgin ve bilgisiyle amel eden jeyhe miJrTd ol. 



^" Mesnevi, (V.izbudak Terc.)V, 70, beyitler:832-842 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 307 



Onda insan sifatlan olmij? olsun: onda egreti nakijtan higbir eser bulun- 
masin. GoziJ, Hakk'la gorsiJn: varligi tamamiyle bitmi? olsun: Allah Teala 
varligina bulunsun. 

Herkese el vermek caiz degildir. Boyle olmayan kijiye mund olmak, 
yerinde bir !§ degildir. Yolda yiJzbinlerce davaci vardir. Hepsi de boyuna 
Allah Teala'dan soz eder - durur, Soluktan soluga bakijlarda bulunuruz: 
ihsanlar ederiz: yokluk yolunda yiJzlerce azigimiz var derler, Ama halleri, 
sozlerine uymaz. Gece - gundiJz bunun aksine hareket ederler. Bir - iki 
lokma ekmek igin bu ge§it yiJzlerce kiji, hep boyle sozler soyler. Din yo- 
lunda iyice ihtiyatli davran: her ajagilik kijiyi ba? etme, bajbug segme. 
Ondan ilk jeyhinin kokusunu ara. O kokuyu buldun mu, bil ki jeyhin 
odur. Onda goriJnen gergek, jeyhinin, §eyhindekinin tipkisidir. Ondan 
ba§kasi degildir o: yapi? onun etegine. Testi degijtiyse irmagin suyu de- 
gi§medi ya. Ekin gibi onun an - duru suyunu igmeye bak. ig de gonliJnde 
gijller bitsin: gonliJn, giJl bahgesi kesilsin. Varligindan, tikene benzeyen 
nefsinden kurtulasin, Boylece senin de can goziJn, onunki gibi agilsin, 
onun gibi sen de her solukta yiJcelesin, Adim atmadan vuslat gogiJne va- 
rasin. Noksandan kurtulup olgunluga eresin. Ahmaklik eder de onun elini 
tutmazsan, bil ki gafletle yolu yitirdin -gitti. Ustasi olen kuyumcu giragi, 
gece - gundiJz onu amp dursa, Bu anijia kendini yakar - yandirir ama sa- 
natindan da higbir jey belleyemez. Onun yerine bir bajka ustaya girak 
olmadikga kuyumculukia gonliJ sevince eremez.^" 

Mecnun ve$ ah edeyim Ferhad ve$ vah edeyim, 
Bu virdi her-qah edeyim ah hasreta vah hasreta. 

Mecnun gibi ah edeyim Ferhad gibi vah edeyim, 
Bu virdi her-yerde edeyim ah hasret vah hasret. 

Varmazsa yolum seyhime, sarmazsa merhem yareme, 
Olmazsa care derdime ah hayreta vah hayreta". 

Yolum jeyhime varmazsa, yareme merhem sarmazsa, 
Derdime gare olmazsa ah hayret vah hayret". 

Eger benim yolum §eyhimin yoluna varmazsa ve §eyhim yarama mer- 
hem sarmazsa veyahut derdime bir gare olmazsa vah hayreta, vah hayreta 
demijtir. 

NiyazT Misri UskiJdarda oturduklari sirada kendisine mana aleminden 
bizzat RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem seyr-i siJluk ettirdi. Bazen 
imam-i Hasan ve imam-i HiJseyin efendilerimiz dahi gelip tevhid 



®^^ (VELED), b. 2720-2750 



308 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



makamlarini gosterirler idi. Bir salik sidkiyle siJluk ederse, cem-iJl- cemde 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem efendimiz ana gelir. Bilhassa 
"Ahadiyet makami" ni bizzat RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem efendi- 
miz telkin ederler. Zira bu makamin sahibi ancak odur, bajka kimse telkin 
edemez. ijte bir kimsenin meyl ve muhabbeti oldugu vakit son nefeste 
olsun ana siJiuk gosterilir, am Cenab-i Hakk kabul eder ve salik ise makam 
gosterilir. Bir salik tevhid makamlarindan iiki olan " Tevhid-i Ef'al" gorijp de 
§eyhi vefat etse, gerek bu alemde ve gerek ahiret aleminde, yani kabirde, 
hajirde nejirde ana tekmil-i makamat ettirilir. Bunu ya §eyhi veya diger 
Veliler yaparlar. Hazret-i Ibrahim aleyhisselam tevhidin babasi olmasi itiba- 
riyle bu gibi saliklere en once kendisi makamlari gosterir, sonra diger Velile- 
ri tayin edip o salikin makamini tamamlatir. 

Yanar Niyaz? derd He hie kimse yok halin bile, 
Nalan olup girdi yola ah nhleta vah nhleta 

NiyazT derd ile yanarken halin bilen hig kimse yok, 
inleyerek bu yola girdi ah sefer vah yolculuk 



TAHMIS-IAZBI 

Peykanin^^^ oldu a§ina §ekva^^ idim sender) sana 
Cahimiza ^^^lutfun ata kamillere cevrin seza 
Zar etmede dil mijbtela nadan bula zevk-u safa 
Ey garh- 1 dun nettim sana hig vermedin rahat bana, 
GUIdUrmedin onden sona ah mihneta vah mihneta 
imkan ir§ad etmedin bir kande istinad eden 
Alemde ho§ ad etmedin ben kemteri yad etmedin 
Ma'muru berbad etmedin virdni abad etmedin 
Bendinden azad etmedin, feryadima dad etmedin. 
Bir dem beni §ad etmedin ah veyleta vah veyleta. 
Doldu cihana galgalem^^^ hem andelibe ho§ kelim ^^^ 
Dil yareli kemter kulum hem malik kemter pulum 
MiJ§kiJl olmu§tur ahvalim higbir bulur yoktur halim 



Peyka: f. Bir 5eyin etrafinda, ona tabi olarak donen. Seyyare. Haber ve mektup 
getirip gotOren. 

§ekva: 5ikayet, aciz kaldigini ve zayifligmi haber vermek. Su kabinin agzini ag- 
mak 

Cah: (Cahe) f. Makam, mansib. Kadr, itibar 

Galgale: SiJr'atle gitmek. Gecenin gitmesi. Haber vermek 

Kelim: (Kelime. C.) Kelimeler, kelamlar, lakirdilar. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 309 



Erifmedi dosta elim Rahman'a varmadi yolum 
Qkmadi ba§a menzilim ah gurbeta vah gurbeta 

Hem yemeyim hem igmeyeyim yarime nagah^^^ edeyim 
Subh-u mesa hig durmayim dehre ozum mah^^^ edeyim 
Hal edeyim mij§l<ijlijmij virdimi Allali edeyim 
Mecnun ve§ ah edeyim Ferhad ve§ vah edeyim, 
Bu virdi her-gah edeyim ah hasreta vah hasreta. 

YOz vermeyim agyarima yar olayim ol yarime 

El komayim pazarima yddim vare dilddrima 

Ayak basip ben karima yar olmadim ol yarime 

Varmazsa yolum §eyhime, sarmazsa merhem yareme, 

Olmazsa (are derdime ah hayreta vah hayreta". 

Sunsun bana tasiyla sem ^^°igeyim am ha§a diyemem 
Ey dilber kan-i kerem senden olur her derde em^^^ 
Cevrin safadir derd diyemem dijzah^^^ gamindan yanigim 
Kanm diirur derdile gam gitmez ba§imdan hig elem. 
Gulden ciida bir bUlbUIUm ah firkata vah firkata. 

A§k-i sorup bilenlere satin olurmu^ galgale^^^ 

Gel razini^^" agma ele, evvel degilip sonra gOle 

Azbhi Niyazi kil bijibiji olursa sen gOle 

Yanar Niyazt derd He hig kimse yok halin bile, 

Nalan olup girdi yola ah rihleta vah rihleta 



Nagah: f. Birdenbire, ansizin, hemen. (Nageh, nagehan, nagehane, nagehant) 
Mah: (Meh) f. Senenin onikide birisi. Yirmisekiz, yirmidokuz, otuz veya otuzbir 
gijnlukzaman. Gokteki ay. Kamer. 
Semm: Zehir, agu 

Em: medicine, remedy iJag, deva, gare 
Duzah: f. Cehennem. Tamu. IVIc: Keder. KiJlfet. 
Galgale: SiJr'atie gitmek. Gecenin gitmesi. Habervermek. 
Raz: f. Gizli sir, sakli jey. Mimar. Marangozlann i5ini tanzim eden. 



310 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



14 

Vezin: MefailiJn Mefa'TliJn Mefa'TliJn Mefa'TliJn 



Uyan gafletten ey gafil seni aldatmasm dunya, 
Yakani al elinden kim seni sonra kilar riisva. 

Ne sandin sen bu gaddan ki ta boyle am sevdin. 
Am her kim ki sevdiyse dinini eyiedi yagma. 
Adavet kilma kimseyle sana nefsin yeter dij^man 
Ki asia senden aynlmaz omijr ahir olunca ta. 

i§ittin Hakk RasuliJnden nice ayat-u ahbari, 
Veli ntdem ki kar etmez bu ogUtler sana asia. 
Bu zahir goziinii ortUp bana tut can He gonliin 
Ki her bir soziin iginde duyasin cevher-i mana. 

Kelam-i IVIustafa zevkin dimagmda bulagor kim 
IVIuadil olmaz ol zevke hezaran "men He selva." 
Kemal-i devlet istersen oku ayat-i Kur'am 
Ki her harfin iginde var Niyazt bin diirr-i yekta 

Uyan gafletten ey gafil seni aldatmasm diinya, 
Yakani al elinden kim seni sonra kilar riisva. 

Ey gafil uyan gafletten seni aldatmasm diJnya, 
Elinden kurtui ki, sonra seni kilar rezil eder. 



"*-JJ^ ij^l j-*JJ jUj'/vAijj\iA.»^l»jlA^_jS»Jjl) 



"Firavun, kiyamet giinvinde milletine onciilvik eder, onlari cehenneme 
gotiiriir. Gittikleri yer ne kotii yerdirl" ''^^ 

Ne sandm sen bu gaddan ki ta boyle am sevdin. 
Am her kim ki sevdiyse dinini eyiedi yagma. 

Boyle onu gok sevdigin bu zaiimi ne sandin, 
Kim onu sevdiyse dinini yagma eyiedi. 

Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem hadislerinde kullugu Allah Tea- 
la'dan bajkasina hasredenlerin akibetlerinden bahseder: 

"Yarm kiyamet giiniinde insanlar bir araya toplanacak. Allah, her kim, 
her neye tapiyorsa onun ardina dUgsUn buyuracak. Artik kimi giine^in, 
kimi ay in ve kimileri de Tagutlarin ardina dUgUp gideceklerdir." ^^'^ 



"' Hud, 98 

Buhari, Ezan 139; Muslim, Iman 81. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 311 



Adavet kilma kimseyle sana nefsin yeter dusman 
Ki asia senden aynlmaz omur ahir olunca ta. 

Nefsin dijjman olarak yeter, kimseye dijjman olma 
Nefsin omriJn bitene kadar senden asia aynlmaz. 

DiJjman olarak belirlenmi? igin tek yapilacak hedef hazirlikli bulunmaktir. 
Eger bu hazirlik bir jekilde tehir veya ertelenirse helak olmak umulur. 

Macchiavelli "dugman kesinlikle saldirmak niyetindeyse, bir komu- 
tan sava§tan kagamaz," ^^~' demektedir. 

hittin Hakk Rasulunden nice ayat-u ahbari, 
Veli ntdem ki kar etmez bu oqUtler sana asia. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemden nice ayetleri ve haberlerini i§ittin, 
Veli! Ne yapayim ki bu ogiJtler sende etki birakmaz. 

Bir hadis-i §eriflerinde Hz. RasuliJllah sallallahiJ aleyhi ve sellem niibiivve- 
ti deger ve onemini §6yle belirtir: 

"Benimie insanlann misali bir ate} yakan kimse gibidir ki, ate} etrafmi 
aydmlattigi zaman ate§in gevresinde bulunan hayvanlar ve kUgUk kelebek- 
ler ate§e dU^meye ba§ladilar, o kimse bu hayvanlari ate§e du^mekten men 
etmeye ba§ladi. Fakat hayvanlar o zata galebe ederek du^ijncesizce, sii- 
ratle ate§e dugUyorlardi. Siz dij$uncesiz ve tedbirsiz olarak ate§e dii^erken 
ben eteklerinizden yakalayip ate§e dU$mekten sizi kurtarmaya gali§iyo- 
rum." ''' 

Bu zahir gozUnU ortiip bana tut can He aonliin 
Ki her bir soziin icinde duyasin cevher-i mana. 

Bu diJnyevi goziJnu kapatip bana gonliJnu can ile tut 
Boylece her bir soziJn iginde mana cevherlerini duyarsin. 

Kur'an-i Kerim'in Allah Teala tarafindan indigini ve diJzenli bir jekilde 
kontrol edilerek zamanin ihtiyaglarina karji ayni ini? hizi ile oldugunu anla- 
mak ile Allah Teala kelaminin yiJceligini aniarsin denilmijtir. Kur'an-i Kerim 
nasil RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme niJziJi ediyorsa senin §ahsin igin 
de dijzenii bir inijide vardir. 



677 
678 



(Max HORKHElMER, 2005), s. 430 

Munavi, 5emseddin, Feyzu'l-Kadir §erhu Camii's-Sagir, Beyrut, 1972, c.5, s.518. 



312 I NiyazT-i Misn kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



HMOO 



Tuta 



miBi 



JtUBfl 



«uni 



JAfflD 



SWQ 



lOKffi 




Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 313 



Bu hesaplamalar ve grafigin gizimi dogruysa (ki %100'luk bir sihhat ve kamil 
bir uyujum beklenmeksizin her halukarda yeterii bir yakla§iklikta sahihiik soz 
konusu olmakta ve niJzul egrisi tiJmuyle bukumsiJz bir gizgi olmasa da gene! 
aniamda dogrusal bir yapi arz etmektedir) nuzul egrisinin sabit bir egime 
sahip olu§u 5U onemli sonucu da ortaya koymaktadir: 

Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve selleme turn vahiy donemleri boyun- 
ca her yil nazil olmu; vahyin kelime sayisi sabit olup; bu deger, her yil igin 
3670 kelime civarmda seyretmi$tir. 

Her yili ve her giJnunde yeni olaylar ve gorevlerin ortaya gktigi, islam Ne- 
bi'sinin sayisiz imam, ahlakT, sosyal, idari siyasT ve hatta ailevT problemlerle 
karji kar§iya oldugu gok yogun Medine donemlerinde bile; nispeten yogun 
olmayan ve Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellemin genglik yillariyla e? za- 
manli Mekke donemindeki ilk gijgsuzluk ve gariplik donemlerindeki gibi ayni 
sayida kelime nazil olmujtur. Bu vakia; uriJnleri kijisel, di? jartlara ve zamania 
baglantili me§guliyetlere gore farkli gevresel tepkilere paralel olarak inij- 
gikijlar gosteren ve ote yandan kendi jaheserlerinin onemli bir boliJmunu 
sinirli olgunlajma ve duyumsayi§ donemlerine borglu olan yazar, sanatgi ve 
idarecilerin durumuyla gelijmektedir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem 
iginse, vahiy siJrecini etkileyecek (bu siJrece bir tiJr dahide bulunacak) bu tiJr 
ki§isel-ruhi haller, konum, ko§ul ve gereksinimler mevcut degildirl. Dolayisiyla 
bu onciJiler sonucunda, Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin §ahsinin ve 
muhitinin iJstiJndeki birvarlik ve soyleyicinin 

"Kuran'i, insanlara agir agir okuman Igin, bolum bolum indirdik ve onu 
gerektikge indirdik." ^'^ emri mucibince Kur'an-i Kerim'i kesintisiz acelesiz, 
sabit bir oranda ve tarihsel bir ardijiklikia nazil buyurdugu ortaya gikar! 

Kur'anT igerigin gejitliligi ve bu Kitab'in ciJmlesel dijzenii gelijimine (2,11 de- 
gerinden 42,13'e kadar arti? g6stermi§ olan ortalama ayet uzunluklari agisin- 
dan) degindikten sonra; Kur'an-i Kerim'in bu ozelliklerine ilaveten tiJm bejeri 
kitap, yazi ve sozler karjisinda ejsiz oldugu gibi, niJzul siJrecinden yararlanil- 
maksizin tetkiki oldukga gijg olan vahyin niJzuliJne ilijkin zamansal kesitlerdeki 
kelime sayilarinin da sabit oluju gergegiyle kar5ila§maktayiz.^^° 

Kelam-i Mustafa zevkin dimaginda bulaadr kirn 
Muadil olmaz ol zevke ttezaran "men He selva. " 

Mustafa Kelaminin zevkini dimaginda bulan kimseye 
binlerce "kudret helvasi ile bildircin eti" o zevke ejit olamaz 



"^ isra, 106 

™ (BAZERGAN, 1998), s. 142-143 



314 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



MEN VESELVA: 

Musa aleyhisselamin duasi ile Allah Teala'nin israilogullanna gokten yag- 
dirdigi kudret helvasi (men) ve bildircin eti (selva). 

"Bulutia s'iz'i golgelendirdik, kudret helvasi ve bildircm indirdik, 'Verdi- 
gimiz nziklann iyi ve guzel olanlanndan yiyin' dedik. Onlar B'ize degil, fa- 
kat kendilerine yazik ediyorlardi." ^^^ 

israilogullan Tth sahrasina dijjtuklerjnde yiyecek istediler. Musa 
aleyhisselamin duasi bereketiyle Allah Teala onlara men indirdi. Men'in ne 
oldugu hususunda degijik rivayetler vardir. 

"Allah Teala bu men'den her gece yapraklar iJzerJne her kiji igin yetecek 
miktarda yagdirdi. Bunu yiyen israilogullan; 

"Ey Musa! Tatli yemekten usandik. Allah Teala'ya dua et de bize yiyecek 
et versin" dediler. Musa aleyhisselam dua etti. Allah Teala onlara selva in- 
dirdi. Her kiji men ve selvadan bir gece ve bir giJn yiyecegi kadar alirdi. 
israilogullan bu nimetin de kiymetini bilmediler. "Men ve selvadan biktik; 
bakia, sogan, gibi §eyler isteriz" dediler. Nimete jiJkretmediler. Men ve 
selvayi da depo edip biriktirmeye bajladilar. Fakat bunlar kurtlanip bozuldu, 
yiyemediler. 

Kemal-i devlet istersen oku ayat-i Kur'ani 
Ki her harfin icinde var Niyazt bin durr-i yekta 

BuyiJk kemalat istersen Kur'an-i Kerim ayetlerini oku 
^unkij NiyazT her harfin iginde binlerce ejsiz inciler vardir 

Kur'an-i Kerim, Allah Teala'nin kelami oldugu igin sonsuz manalan havi- 
dir. Bu ise ehline dahi gizli kalmi§tir. 

Vahiy metninin, Allah Teala'nin kelam sifatinin mutlak ve sonsuzlugunun 
bir aynasi olarak, sinirsiz anlayi§lara mevzu olabilme yetkinligi vardir. Ornegin 
Sehl b. Abdullah'in, Kur'an-i Kerim metni hakkindaki 5U ifadesi, bu gergegin 
bir bajka bigimde aniatimi sayilabilir: 

"Eger kula, Kur'an-i Kerim'in her bir harfi igin yiJz aniayi? verilse dahi o, 
Allah Teala'nin, kitabinda tek bir ayete yerlejtirmi? oldugu aniamlar (imka- 
nin)in sonuna bile varamazdi; (unkij o, Allah Teala'nin kelamidir. Kelam 
ise, O'nun sifatidir. Nasi! ki, Allah Teala'nin sonu, siniri yok ise, bunun 
gibi, O'nun kelamim anlamanm da sonu, siniri yoktur" ^^^ 



^^^ Bakara, 57: A'raf, 160 



Zerke§i, el-Burhan fi ulumi'l-Kur'ani, thk. Muhammed, Ebu'1-Fadl ibrahim, Daru'l- 
Ma'rife, Beyrut, ts. 1/9- Ayni 5ekilde, "Kur'an Terciimani" ve "HIbru'l-Umme" (Ummetin 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 315 



Hayranlik uyandiran yonleri hi( tijkenmez; onun nihayetine ula$ilamaz. 
Ona, rifk ve sempatiyle yonelen, kurtulur, sertlikle yonelense ayagi ka- 
yar yok olur." ^^^ ifadesi ile bir bajka buyiJk sahabi Abdullah b. Mesud 
radiyallahij anh a atfedilen, 

"Kim, oncekilerin ve sonrakilerin limine sahip olmayi arzularsa, o, 
Kur'an'i harmanlasm, onu lylce tedebbur etsin" ^^'^ tesbiti, Kur'an-i Kerim- 
'in oziJnde, tekgi, monist bir aniam dunyasini degil, ama muteaddit ve de 
gok degijik bir manalar potansiyelini kapsadigini gosterir, 

Bu iki aniayijin degerlendirilmesine gelince: her 5eyden once, nass'in 
"kendinde anlami"ni gozetmeyerek, hukiJmleri tamamen oznel ve goreli bir 
yontemie olujturmak, bizi tarn bir bilinmezlik ve solipsizme [Ozne'ye gore, 
bizzat kendisinden bajka hig bir realitenin olmamasi ^^^ siJruklerken, muh- 
temel ve mumkun yorumlan sadece lafzin formuna siginarak reddetmek 
de, tarn bir dogmatizm ve ibarecilik olacaktir.^^^ 

Kl her harfin Iclnde var Nlyazt bin durr-l yekta NiyazT her harfin iginde 
binlerce ejsiz inciler vardir, daki mana igin (Elif) harfine yapilan yorumlan 
hatirlayalim. 

"(Elif) harfinde Allah Teala 'nin sifatlarindan alti sifat bulunmaktadir: 

(BIrlnclsl) ibtida (ilk, ba^langig olmak). ^Onkij "elif ilk harfdir. Nitekim 
Allah Teala da varligin ilkidir. 

(Iklnclsl) istiva (dijmdijz, dosdogru olmak). QUnkiJ "elif aslen dijmdijz 
olup, herhangi bir §eye egimli bulunmamaktadir. Nitekim Allah Teala da 
adalet hususunda dosdogru olup, bundan sapmamaktadir. 

(U(uncusu) infirad (teklik, birlik). ^UnkU "elif tektir. (Nitekim Allah Te- 
ala da tektir) 

(Dorduncusu) inkita (kopukluk) ve ittisal (biti§ik olmak) (^Onkij "elif 
higbir harfe biti^mezken, bijtijn harfler ona biti§mektedir. Nitekim Allah 
Teala da, her §eyden uzak olmasina ragmen her ^ey ona baglidir. 

(Beflnclsl) istigna (higbir §eye muhtag olmama) ve ona ihtiyag duyul- 
masi. (^Onkij "elif higbir harfe ihtiyag duymaz, ancak biJtiJn harfler ona 



turn Deryasi) diye nitelenen Ibn Abbas radiyallahu anh nisbet edilen, "Kur'an'da gejitii 
dallar (zu §ucun), fenler (funun), agik ve sakli aniamlar bulunmaktadir. 

Alusi, Ruhu'l-meani, Beyrut, ts. 1/7 
^^"^ GazzalT, ihya ulumi'd-din, Daru thyai'l-Kutubi'l-Arablyye, ts., 1/290; ez-Zerkeji, el- 
Burhan, 11/154) 

Paul Foulquie, Dictionnaire de la Lan-gue Philosophique, PUF., Paris - 1969, s. 685 
solipsisme" mad 9 
^^'' (KILig, 2-4 5ubat 1996), s. 31-32 



316 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



muhtagtir. Nitekim Allah Teala da, higbir §eye muhtag olmamasma rag- 
men, her §ey ona ihtiyag duymaktadir. 

(Altincisi) ulfet (yakinlik) (^unkij "elif, kelimelerin biribirlerine yakin- 
la§malarina ve isinmalarina sebeptir. Nitekim Allah Teala da, mahlukatm 
biribirlerine yakinia^malarinin sebebidir." ^^^ 

KajanT bu hususta joyle der : "Burada ince bir hakikat bulunmaktadir: 
Enbiyd aleyhisseldm heed harflerini, mevcudatin mertebeleri hizasma 
koymu^lardir. Isd aleyhisseldm AH kerremd'lldhij veche ve bir kisim saha- 
benin sdzlerinde bu hususa i^aret edilmektedir. Bundan dolayi "Mevcu- 
dat, Besmelenin ba 'smdan zuhur ett'i" denilmi^tir. Qunku bu harf (ba 
harfi), "zatullah "in hizasma konulmu} olan (elif) harfine biti^iktir. Bu ise, 
Allah Tedld'nin ilk yarattigi §ey olan "aki-i evvel "e i^arettir." Bismilldhi'r- 
rahmdni'r-rahtm" cOmlesinde telaffuz edilen harfler onsekizdir. Yazili 
olan harfler ise, ondokuzdur. CQmle igerisinde yer alan kelimeler 
biribirlerinden ayrildiklarinda, harfler de yirmi ikiye ayrilir. Bunlardan on 
sekiz harf, on sekiz bin diem olarak ifdde edilen diemlere i§arettir. QQnkiJi 
bin rakami, diger sayi mertebelini ihtiva eden tam bir sayidir. Bu sayinin 
QstUnde bir sayi olmayip, mertebelerin anasidir. Bu sayi (on sekiz sayisi) 
He diem-i ceberut, diem-i melekut, ar^, kOrst, yedi semd, ddrt unsur (ha- 
va, su, ate}, toprak) ve mevdl?d-i seldse (Ma 'den, nebat, hayvan) den 
ibaret olan diemlerin analari (asillari) ifdde edilir. Bu diemlerden her biri, 
kendi igerisinde kisimlara ayrilirlar. On dokuz harf, mezkur diemlerle bir- 
likte insam dieme de ibaret eder. QQnkiJi insan? diem, her ne kadar hayvan 
diemine ddhil olsa da, varliga hasredilmi} olmasi, her ^eyi ihtiva etmesi 
ve §erefi itibariyle ba^li ba§ina bir cins olup, degeri ve delili olan ba^ka bir 
diemdir." Meleklerine ve Cebrail'e" (Bakara, 98) ayetinde ifade edilen 
melekler arasindaki CebraTI gibi. 

Kelimelerin biribirlerinden ayrilmalari hdlinde olu§an (22) yirmi iki sa- 
yisinin tamamlayicisi olan gizli Qg elif (him, Allah ve Rahman kelimele- 
rinde yazilmayan elifler), zat, sifat ve ef'dl itibariyle gizli Hah? dIeme i§a- 
rettir. Bu gizli Hah? diem, tafsildt itibariyle Qg diem olmasma ragmen, 
gergekte tek bir diemdir. Yazili olan Qg elif ise, bu diemlerin insan? en bQ- 
yQk tecelligdhta zuhuruna i§arettir. Bu Hah? diemin gizliliginden dolayi, 
RasulQllah sallalldhQ aleyhi ve selleme "Rahman" kelimesinin elifinin ne- 
reye gittigi soruldugunda. Hah? hQviyetin, yaygin rahmet suretinde giz- 
lendigine; ancak ehlinin bilebilecegi bir §ekilde insan? bir surette zuhuru- 
na i§aret olarak, RasulQllah sallalldhQ aleyhi ve sellem onu §eytanin gal- 
digini sdylemi§ ve onun yerine (Bismillah) 'in ba 'sinin uzatHmasini em- 
retmi^ti?: " 

^^^(ERGUL, 2002), S.150 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 317 



GoruldiJgu gibi KajanTon sekizbin alemin bulundugunu, on dokuz ra- 
kaminin ise, insani alemle birlikte diger on sekiz bin aleme i§aret ettigini 
belirtmektedir. Bunlar viJcudun, ciJz'Tyyat itibariyle olan mertebeleridir. 
ViJcudun kiJlIT mertebeleri ise zat, sifat ve fiil mertebeleridir. 

KajanT'ye gore zat, sifat ve ef a! itibariyle gizli olan bu alemler, tafsilat 
itibariyle ijg olmasina ragmen gergekte tek bir alemdir. Bu alem ancak 
ehlinin aniayabilecegi jekilde insani surette tecellT etmektedir. Bu da in- 
san-i kamildir. (Be) harfi, "zatullah"in hizasina konulmu? olan (elif) harfi- 
ne biti§iktir. Bu harf, mevcudatin zuhur sebebi ve Allah Teala'nin ilk ya- 
rattigi §ey olan "aki-i evvel"dir.^*^ 



TAHMIS-I AZBI 

Gel evi aki-i maada^^^ geg maa§^^° gafletinden dana^^^ 

Ne denlij arz-i lutfetse sonunda cevr eder cana 
Cihanda akil ij dana gegerken olma gel §eyda^^^ 
Uyan gafletten ey gafil sen'i aldatmasin dunya, 
Yakani al elinden kirn sen'i sonra kilar rusva. 

Nigin ruhu rezil ettin gozettin bu teni sevdin 
Hevdyi §ehvete uydun seni kodun beni sevdin 
Cihanda sevmedin bir yar seni ve kah meni ^^^ sevdin 
Ne sandin sen bu gaddan k'l ta boyle am sevdin. 
Am her kirn k'l sevdiyse dinini eyiedi yagma. 
Nedendir sende bu ucbu ve riya ey zahidi devran 
MeseldOr kendOye eyier ki^i yah§i eger isyan 
Nigin isyan edip dersine uydurdu beni ^^^ §eytan 
Adavet kilma kimseyle sana nefsin yeter du$man 
K'l asia senden aynlmaz omiir ahir olunca ta. 

Kantol bizim evvelde ki kildin Hakk'a ikrari 
YiJziJn yere koyup ey dil kosun yeridir inkdr? 
Nicefehm ettin ol yeri nice terk ettin agyari 



(ERGUL, 2002), s. 157-158 
^^' Maad: (Mead) (Avdet. den) Ahiret. Donulijp gidilecek yer. D6nu§. Ahiret ijleri. 
Uhrevi ijler 
®° Maaj: Geginilecek dijnya. 

Dana: f. Bilgili, bilen, malumatli, alim. 

^eyda: f. Tutkun. Divane. C^ok sevgiden hasil olan hal 

Men: f. Ben. (Farsgada birinci 5ahis zamiri) 

Ben: (Bak: Ene) t. Psk: 5uurlu kijiligimiz. 



318 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ifittin Hakk Rasulunden nice ayat-u ahbari. 
Veil ntdem k'l kar etmez bu ogutler sana asla. 

Bu kibir ve kin He her dem ola Mervanla^^^ gonlun 
iginden merhamet gitmi§ dolu tugyania gdnlijn 
Kadem has bizim rinddne dola irfdnia gdnliJn 
Bu zahir gozunu ortup bona tut can He gonlun 
Ki her bir sozun iginde duyasin cevher-i mana. 

Fend enderfend igre fendyiden ola gor kim 
Bu dem gel mebde-i sirri maaddan sen duya gor kim 
Hadis-i men arafndke rumuzundan dola gor kim 
Kelam-i Mustafa zevkin dimagmda bulagor kim 
Muadil olmaz ol zevke hezaran "men He selva." 
Nigin yok yerlere Azbi kilarsin ehli zdri ^^^ 
Nigindir ism-i dzamda git bildin ism-i settari^^^ 
Yerine §adlik gelsin gikar gdnlOnden efkdri 
Kemal-i devlet istersen oku ayat-i Kur'ani 
Ki her harfin iginde var Niyazt bin diirr-i yekta 



^^^ Mervan: (ara.) er. - Emevi sulalesinin mervan kolu. 

Zari: f. Aglayip sizlama. Hakirlik ve itibarsizlik. 

Settar: (ara.) er. - orten. Gunahlan orten, Allah.- Allah'm isimlerinden "abd" 
takisi alarak kullanilir. abdijssettar. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 319 



15 

7+7=14 

Bahr ifinde katreyim bahr oldu hayran bona. 
Per} iginde zerreyim ar§ oldu seyran bona. 

Dost goriindii giin ayan kalmadi b'lr §ey nihan, 

Tufan olursa cihan b'lr katre tufan bona. 
Surette nem var benim strettedir ma'denim, 
Kopsa kiyamet bugun gelmez pen§an bona. 

Kaf-i dil Ankasiyim sirnn a§'inasiyim, 

End'i§eler hasiyim ad oldu insan bona. 
Niyazt'nin dilinden Yunus durur soyleyen, 
Herkese gii can gerek Yunus durur can bana. 

Bahr icinde katreyim bahr oldu hayran bana, 
Fers icinde zerreyim ars oldu seyran bana. 

Deniz iginde bir damlayim ama deniz hayrandir bana, 
YeryiJzunde iginde zerreyim ama ar§ seyran oldu bana. 

Baki bunu 5U jekilde tasvTr ediyor: "Kimse gdrmu§ mu ola bahri habab ^^* 
igre nihan" yani (Denizi bir damlanin igine sigmi§ ve saklanmi§ olarak kimse 
gormij? mudiJr? ) 

Evet NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz insani bu §ekilde gbrdugij 
ve insanin hakikatinin yiJceligini beyan ediyor. 

Dost aoriindii cun ayan kalmadi bir $ey nihan, 
Tufan olursa cihan bir katre tufan bana. 

Dost agikga gorundij bir jeyi gizli kalmadi, 
Tufan olursa cihan bir katre tufan olmu? bana. 

Allah Teala'nin tecelliyatini zahiren ve batmen fark etmek demektir. Za- 
hiren vucudiyye, batmen juhudiyye mezhebine girer. 

Surette nem var benim strettedir ma'denim. 
Kopsa kiyamet buaiin aelmez perisan bana. 

Asil igtedir oziJm benim surette neyim var, 

BugiJn kiyamet kopsa gelmez peri§anlik bana olmaz. 



®^ Habab: (Hababe) Son derece muhabbet. Su uzerindeki hava kabarcigi 



320 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



" STrettedir ma'demm" demek, her jey o madenden zuhura gelir de- 
mektir. Yaratili§ hakikatine vasil olan igin iJzuntu ve kederyoktur. 

Kaf-i dil Ankasiyim sirrm asinasiyim, 
Endiseler ^^^ hasiyim ad oldu insan bang. 

GoniJl Kaf Dagi'nin Anka ku§uyum sirrin a§inasiyim, 
DiJjunceler hasiyim insan ad oldu bana. 

i§te birinci dijjunce sahipleri aci bir azap igerisindedirler. ^unkij onlar 
kalblerini durmadan degijen golgelere baglamijlardir. Onlar, erijileme- 
yen bir golgenin pejinden kojmaktadirlar. ijte diJnyaya ve diJnya adam- 
larina goniJl baglayan da boyledir. Oteki tasavvur sahipleri ise daimi bir 
rahat ve ebedi bir huzur igerisindedirler. ^unkij onlar, kalblerini devamli 
olan ahiretin salih amellerine vermijierdir. Bu, oyle saglam bir iptir ki ona 
tutunan kopup dijjmez. ijte avam, daima serap gibi yalanci, siJslu batil 
suretlerle ugrajarak, letafet taraflarini kesafet taraflarinda mahvettikle- 
rinden dolayi, sanki bu aslinda olmayan aldatici jahsiyetlerin ve goriJnur 
heykellerin kendileri haline gelmi§lerdir. Havass (segkinler) e gelince 
bunlar da daima hakikatlere uygun suretlerle ugrajmak dolayisiyla kesa- 
fetlerini letafetlerinde kaybettiklerinden, sanki o hakikatlerin ve o viJcu- 
dun kendisi olmu§lardir. ^unkij insan, dujiJndugunun aynidir. Bunun igin 
biri Arapga, biri Farsga, biri TiJrkge olan ijg beyit s6ylenmi§tir: 

"Ey Fazil kardegim, sen du§uncenden ibaretsin, yoksa buyuttugun et 
vekan degilsin." 

"Ey karde§, sen du^uncesin, kemik ve akil degilsin. Eger dU^Uncen 
giil ise giilsiin; diken ise kUlhansm." 

"Ademi dedikleri endijedir, gayr-i adem ustuhan-ij rijedir (Adam ol- 
mayan kemik ve tijydur. ) Ademin endijesi olsa latif, jijphesiz zati olur 
anin jerif." '°° 

Her §eyden jijphe ettigimiz halde varligindan jijphe etmedigimiz bu 
"ruhumuz veya dujiJncemizden edindigimiz kavram bedenden edindigi- 
miz kavramdan once gelir" ^°^ 

Dedin ki bana: Soyle nedir dU^Unce? 

^iinkii, aniami hakkmda hayretler igindeyiml,. 

DUfUnce; batildan Hakk'a gitmektir. 



^^^ Endije: f. Du§unce. Korku. Merak, keder, kuruntu. 

^°° (ATE5, 1971) Be§inci sofra 

^°^ (KOC, 1990) s,30; Descartes,Felsefenin llkeleri,(5ev, M.Karasan),M.E.G.S.Ba- 

kanligi yay.Jst. 1988,5.28-29; Descartes. Metafizik Du§unceler t(cev. M. Karasan), 

M.E.Basimevi,lst. 1957,6. dijjunce. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 321 



702 



Pargayi da, sinirsiz mutlak butunude gormektir. 

Niyazt'nin dilinden Yunus durur soyleyen, 
Herkese cu can gerek Yunus durur can bang. 

Niyazt'nin dilinden soyleyen Yunus'tur, 
Herkes igin can gerekse Yunus benim canimdir. 

Yunus kelimesini, burada Allah Teala olarakta dijjunebiliriz. ilahi kelimesi 
ile kasdedilen manevT menbadan ne§et eden sozler olunca, her soziJ soyle- 
yen Hakk'tir. 



TAHMiS-iAZBI 

A§k meyinden hayranim hayr ender hayran bona 
Hem dermandir her derdim, hem derttir derman bana 
Hem cevdhir kendiyim hem cevherdir kan bana 
Bahr iginde katreyim bahr oldu hayran bana, 
Fer§ iginde zerreyim ar§ oldu seyran bana. 

Eyiedim ikrar bu dem gitti hep §errin guman^"^ 
Lahmin lahm? ^"^ olup ydr ile kaldim ben heman 
Olali kevn-i mekdn gegmedi asia zaman 
Dost gorundu giin ayan kalmadi b'lr §ey nihan, 
Tufan olursa cihan b'lr katre tufan bana. 
Fikri riza igreyim Hakk ederse meskenim 
Ne oluyum ne diri kabri tene medfenim 
Zahir u batin heman gorunkij ankd benim 
Surette nem var benim strettedir ma'denim, 
Kopsa kiyamet bugun gelmez pen§an bana. 
Abid ve hemfdsikin Id'siyim illd'siyim 
Ania elifdersini Harici'nin^"^ la' siyim 
Nokta-i bayim veli her noktanin basiyim 
Kaf-i dil Ankasiyim sirnn a§'inasiyim, 
Endigeler hasiyim ad oldu insan bana. 



702 



(5eyh Mahmud 5ebusten), b. 69-70 



Giiman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. juphe 

Lahm: Et. Her jeyin igi ve uzeri. Bir i§i saglam kilmak. Kink §eyi kuyumcunun 
yapi5tirmasi. Lehimlemek. Biryerde ilijip kalmak 

Harid: Di5ariya ait olan. igeriye ait olmayan. D15 ile alakali. Ecnebiye ait. Zorba 
ve asi olan. Seyyid olmadigi halde seyyidlik iddia eden. Vaktiyle Hazret-i AN 
Kerremallahij veche'ye asi olan firka-i dalle ashabmdan herbiri. (Bak: Havaric 
Vak'asi) 



322 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Harf-i otuz ikide harf-i biri bir bilen 
Er olur erden bugun postunu pek bekleyen 
Himmeti Misrfile Azbfedip eyieyen 
Niyazt'nin dilinden Yunus durur soyleyen, 
Herkese gu can gerek Yunus durur can bana. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 323 



16 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

Hatm-i cem-il murselinin fahndir fakr-u fend, 
Hatm odur kirn bir ola yaninda hem §dh-u gedd. 

Devlet-i dunyd sen'i bir rutbeye muhtac eder, 

Devlet oldur sana her bir rutbeden vere gma. 
Beiki Musa'yi telemmuz eyiese etmez kabul, 
Hizr He hem-rah olan kes eyiemez giin-u gera 

Ders'in akimdan alursun bit sana olmaz delil, 

Dersini var Hakk'dan al kirn ilmin ola reh-numa. 
izzet istersen yiirii var bekle zillet kapisin, 
Ate§-'i a'da lie kayna olunca kimya. 

Kab'e Kavseyni ev-edna da ikamet eyieme, 

Zat-i baht nuruna yan, bul makam-i munteha. 
Misrtye hatm-il makamat oldu hergeyden ferag, 
Zahir u batinda kalmadi ebed ilia Hiida. 

Hatm-i cem-il murselinin fahndir fakr-u fena, 
Hatm odur kim bir ola yaninda hem sah-ii geda. 

BiJtun murselerin sonuncusunun ovuncij fakr-u fena, 
§ah ve kole son nebinin yaninda bir olandir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin makami olan fakr-u fena'dan 
bahs edilmektedir. Varligin ve yoklugun kiymetini kaybettigi makam olan 
fakr-u fena vasitasiyla RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem miraca kavu?- 
mujtur. Varlik, yokluk ile bilindiginden, kulun yoklugu bulmasi ile varlik agi- 
ga gikar. Daha oncede belirttigimiz gibi Allah Teala'nin varligmdan bajka bir 
5eye varlik vermek yanlijtir. Her ne var ise alemde Hakk'in varligma muhtag 
olmasi ile ikilikten birlige dijjmijjtijr. 

Devlet-i diinya seni bir riitbeye muhtac eder, 
Devlet oldur sana her bir rutbeden vere gina. 

DiJnya devleti seni bir riJtbeye muhtag eder, 

Asil devlet sana her bir riJtbeden yeterlilik verendir. 

Yokluk makamina haiz olan igin meselenin bitijidir. MaddT ve manevT 
keyfiyetler ve kemiyetler arttikga sikintilarda artar. Unutulmamasi gereken 
mesele kazancin yoklugu degil, kavramin yoklugudur. ^ok zengin vardir ki, 
gonlij mal ile mejgul degilken, ?ok fakirin biJtiJn diJjiJncesi karnini 
daoyurmaktan ba§ka bir §ey degildir. 



324 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Beiki Musa'vi telemmuz^"^ eylese etmez kabul, 
Hizr He hem-rah plan kes eviemez cun-u cera 

BeIki Musa aleyhisselam ogrenci kilsa kabul etmez, 
Hizr ile yol arkadaji olan ki§ide nasil ve nigin olmaz 

ilm-i LediJn mektebine arif olanin hallerinde zahiri ilim ehlinin halleri bu- 
lunmadigindan arkadajliklari kisa ve muddetii olmaktadir. NubiJvvet yolu 
velayetten ulvT olsada bu yol mecbun olmadigindan ayrilik vakidir. 
Musahabeti itiraz etmektir. 

Dersin aklmdan alursun bil sana olmaz delil, 
Dersini var Hakk'dan al kim ilmin ola reh-numa. 

Bilk! dersini aklmdan alirsan sana yol gostereci olmaz, 
Kim Hakk'dan dersini alirsa ilmi ona yol gosterir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Alimler gokyuzundeki yildizlar gibidir. Karada ve denizde onlar saye- 
sinde yol bulunur. Yildizlar sonuverirse, kilavuzlann yoldan (ikmalan yakin 
demektir."'°^ 

Her ilim sahibinin yildizi digeri igin yol-kesicidir. Bu nedenle RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellemin buyurdugu iJzere alimin etegini tutmakta esas 
olan talebenin okudugu mektebin istikametini tayindir. Burada yol 
gosterecide hak olani bulmak gerekir. 

izzet istersen yum var bekle zillet kapisin, 
Ate$-i a' da ile kayna olunca kimya. 

izzet istersen yiJriJ var zillet kapisini bekle, 
Macun eden ate? ile demirci olunca kimya olursun. 

Maddenin hakikatine eremeyenin manevT hakikatten hangisine ula§masi 
diJjiJniJiebilir. Allah Teala bir kulunun yetijmesini murat etti mi, ortamini 
hazirlar demektir. 

Bejeri ilk kimya ijini Allah Teala Adem aleyhisselami yaratirken, 
yerzyiJziJndeki topraklari olgiJsiJne muvafik §ekilde meleklerine tarif ederek 



^°^ TelemmiJz: Talebelik etmek. Comezlik etmek. (Bak: Tilmiz) 

^°^ Ahmed b. Hanbel, Musned, III, 157; RamhurmiJzT, KItabiJ emsali'l-hadis, s. 87 (51) 

(UYSAL, 23 Bahar2007) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 325 



uygulatti. Mutasavviflardan kimya ehli goktur. ^°^ NiyazT-i MisrT, de kimya 
ilmi ile ilgilenmi§tir. 

Kab-e Kavseyni ev-edna da ikamet eyleme, 
Zat-i baht nuruna van, bul makam-i munteha. 

Kab'e Kavseyni ev-edna da karar eyleme, 
Allah Teala'nin nuruna yan, son makami bul. 

Bu konuda Seyyid Muhammed Nur'ul Arab! kaddese'lahij sirrahu'l azTzin 
RiSALE-i MUR§iDU'L-U§§AK'i hatirlamak uygun olacaktir. 

imanin ijg mertebesi vardir. 

1-istidlalT iman: delil getirmek, bir delile dayanarak netice gikarmak, 
zihnin eserden miJessire veya miJessirden esere intikali. Bu iman ilme'l- 
yakm ile olur. 

ikiye ayrilir. 

a-Misal ile; YanT, kulun sifatlan olan; hayat, ilim, kudret, irade, semi', 
basar, kelami delTI kilip benzerlerini Hakk'a isbat etmektir. ZTra kemal si- 
fat, yaraticilik ile agiga gikar." Allah Ademi kendi suretinde yaratti" 
'°^buna jahiddir. Yani, Allah Teala suretiyle Adem'i halketti. Sureti de- 
mek, sifatlandir. Hayat, ilim, kudret, irade ve gayrileri. Lakin abdin sifat- 
lan ciJz'iyyedir ve tesirsiz ve sonradan yaratilmijtir. Hakk'in sifatlan 6n- 
cesi yok, miJessiredir, kiJlliyedir. Bu nedenle birbirlerine benzemez. As- 
linda bir gibidir. Mesela kudret, Hakk'a ve halka nisbet olmayinca kadTm 
ve hadis hiJkmolmaz. Hakk'a nisbet olmakla kadTm ve miJessire olur. Hal- 
ka nisbetle hadis ve tesirsiz olur. 

b- Bi'z-zid'dir." O'nun benzeri higbir §ey yoktur." ^^° Ayeti §ahiddir. 
YanT, bir jey Hakk'a benzer yoktur. Mesela, kul, aciz ve muhtag ve fanT ve 
hadis. Hak Teala Kadir ve MiJstagnTve KadTm ve BakT'dir. §imdi, bu delil 
ile Tman ile mij'min olan, Ma'bud; hayallerinde Tcad eyiedikleri surettir. 
Lakin Tmanlarinda ma'zurdurlar. Hak Teala indTnde makbuldiJr. ZTra akil 
gayeti budur. "Ben yere goge sigmadim, ancak mii'min kulumun kalbi- 



^°^ Cabir Ibn Hayyan (721- 815 M .), Caferu's-Sadik (hyt. 759 M .), Halid Ibn 

Yezid (hyt.708), Zunnun el-Misn (hyt. 859 M .), 5ahin el-Halveti, Abdurrahman es- 

SufT (903- 986 M .), Gazali (1055- 1111 M .), Erzurumlul brahim Hakki (1703- 1780 

M .), Kutbeddin e§-5irazT (1235- 1311 M .), Ak5emseddin (1390- 1459 M .), Mevlana 

Celaleddin-i Rumi (1207- 1273 M .) 

^°^ BuharT. Isti'zan. 1: Muslim. Birr. 110. Cennet. 28:. ibn. Hanbel. 11/244. 251. 315. 

323.434.453.519 

"°5ura,ll 



326 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ne sigdim" *"" kabTlindendir. ZTra kalbe sigdigi suret hayaldir. O, Hakk'in 



tecellTyatindandir. TenzThleri tejbTh oldu. 



/712 



2- Iman-i lyanT' dir. Bu ayne'l-yaktn ile olur. MiJrjid-i kamil telkmiyle 
makamlari zevkeder. Yedi makamdir. 

Uc makami Fenafillah'tir. 

a-Tevhid-i Ef'al ve Fena-i Ef'al ve TecellT-i Ef aldir. 

O makamda salik, hissen ve akien ve hayalen idrak eyiedigi biJtun fiil- 
leri Allah Teala'ya nisbet edip, o fill aynasmdan Allah Teala'ya rabita olup 
zikreder ve istigrak hasil olur. Hatta bir kimse vursa o vururuju, Allah Te- 
ala'ya nisbet edip, vurana nisbet etmeyip La Faile illa'llah neticesi zahir 
olup, gafil olmaz. 

b- TevhTd-i Sifat ve Fena-i Sifat ve TecellT-i Sifat'tir. 



O makamda salik, hissen ve akIen ve hayalen idrak eyiedigi kemal 
sifat-i Hakk'a nisbet edip, o sifat aynasinden Allah Teala'ya rabita olup, 
istigrak hasil eder. La Mevsufe illa'llah neticesi hasil olur. 

c- TevhTd-i Zat ve Fena-i Zat ve TecellT-i Zat'tir. 

O makamda salik, hissen ve akIen ve hayalen gerek ef'al ve gerek sifat 
ve gerek zat aynalarindan vucudullaha rabita olup, ciJmle ejyada bir 
viJcud-i Hakk'i miJlahaza eder. istigrak hasil olur. La Mevcude illa'llah 
neticesi hasildir. Sekr-i tam olur. Vahdetle, kesretten kurtulmu? olur. 

Bu kesret nedir? Diye sorulsa cevab vermez. Sonra, sahve''", makam-i 
Bekabillah'a dahil olur. O vakit Hazerat-i Hamse-i ilahiyye olan; 

Hazret-i Zatu'l-Gayb 

Hazret-i Sifatu'l-Lahut 

Hazret-i Esmaij'l-Ceberut 

Hazret-i Ecsamij'n-Nasut, 

ile bu ciJmleler birbirlerine birbirinin mazhari olmaga mijjahede eder. 
Hulul yoktur. Vahdet, kesret mijjahede oldugundan ittihad yoktur. 

Hakka'l-Yaktn mertebeleri ise dorttiJr. 
1- Vahdet juhudu galib olmaga MakamiJ'l-Cem' ve SeyriJ'l-Muhibbi 
derler. Bu makamda "Kulun lisanindan SemiallahiJ limen hamideh diyen 
odur." varid olur. Ve bu makamin lisani "Allah'tan once ba$ka hicbir $ev 



■'" Bkz. SehavT. 589. 590: AclunT. 11/195 Hadisin ash muteber kaynaklarda buluna- 
mamijtir. 

Ayan: (iyan) A5ikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi. ^iftgi aletlerin- 
den olan saban okunun bilezigl. 

Sahv: Ayilma, ayiklik, akli bajinda olmak. Hastanm iyile5mesi. Tas: Kendinden 
gegme halinin sona ermesi, his alemlne tekrar donmek. Uyaniklik 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 327 



gormedim." Der. 

2- Zahir olmu? goklugun juhudu galib olunca, buna HazretiJ'l-Cem' ve 
SeyriJ'l-MahbubT derler. Bu makamda hadTs-i kudsTde varid oldu ki: 
"... Kulum kendisine farz kildigim §eylerden daha sevimli bir §eyle bona 
yakla§mami§tir. Kulum bona devamli nafile ibadetleri He yakla§ir. Bu- 
nun sonucunda ben onu severim. Bir kere onu sevdim mi ben onun i§i- 
ten kulagi, goren gozii, tutan eli ve yiiriiyen ayagi olurum. Eger benden 
bir§ey isterse onu veririm. Bona siginirsa muhakkak onu korurum.^^'^ 
Ve lisani "Allah'tan sonra ba$ka hicbir $ev gormedim. " Der. 

3- Hem vahdet ve hem zuhur eden eden goklugun ikisini mu§ahede 
eder. Buna Cem'u'l-Cem' ve Kabe Kavseyn derler. Lisani "Allah'la bera- 
ber ba§ka higbir §ey gormedim." 

4- Vahdet ve goklugu fan! edip, ya'nT vahdet ayn-i kesret ve kesret ayn- 
i vahdet mijjahede edip, buna Makam-i Ahadiyyetij'l-Cem' Ev edna 
makami denir. 

Ve lisani "Allah'tan ba§ka higbir §ey gormedim." dir. 

Hakiki iman olup Hakka'l-yakTn'de dahil olur. Hakka'l-yakTn bir makamdir. 
Buna Makam-i Temkfn ve Makam-i Hitam ve Makam-i Ittihad denir. Bu- 
rada ne kesret ve ne vahdet ve ne ta-i hitab sabit olur. 
Makamin lisani "Goriinen her §ey Allah Teala'dir" der. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Gokleri aydmlatan kerim vechinin nuruna siginmm." ^" 

Misrtye hatm-il makamat oldu herseyden ferag, 
Zahir u batinda kalmadi ebed ilia Hiida. 

MisrT herjeyden kurtulunca makamlarm sonunu buldu, 
Zahir ve batinda ulajilacak ancak sonsuz Allah Teala kaldi. 

Ve dahi hatm meratib uzerinediJr ciJmleden ala vu evia ResiJlu'llahdur 
cemi' kemalat-i insaniyye onda hatm olmijdur, 

Ondan sonra EbiJbekrdur ki onun hakkinda buyurdular ki EbiJbekrin 
imam cemT' ehl-i Tmanun Tmani ile vezn olinsa EbiJbekrin Tmani agir 
geliJrdi didi, 

Ondan sonra adalet Omerde hatm oldi ki oglina kiydi adaleti terk it- 
medi, 



^^^ BuharT. Rekaik, 38; Ibn. Mace. Fiten. 16.38 

Bu hadisi §erif, uzun bir hadisin pargasidir. Hadisi TaberT Tarihinde c. II, 345'de 
zikretmi§tir, 



328 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ondan hifz-i Kur'an ve tedebbiJr-i Kur'anda hatm 'Osman radiyallahij 
anh ki 'akibet iJstinde jehTd oldi cami'u'l-Kur'an idi. Su'al itdiler Tebbet 
siJresini ihlasun iJstine nigiJn gegiJrdun diyij. Buyurdilar ki levh-i mahfuz- 
da eyie gordum diyiJ. 

ilm-i esrar-i niJbuvvet ve esrar-i Kur'an da imam AITde hatm oldi 
'Omer radiyallahij anh hakkinda "levla 'Aliyyij le-heleke omer"^^'' didi 50I 
vaktde ki bir kimseye bir avrat zina tohmet itdi. Omer recm emreyledi 
imam AIT tuydi zaniyeniJn karninda olana su'al eyiedi benijm babam fa- 
Ian gobandur bu adam mazlumdur didi. [33a] 01 vakt Hazret-i Omer 
radiyallahij anh buyurdilar ki "levla 'AliyyiJ le-heleke omer" 

i/e dahi tufiJiiyyet halinde meratib-i insaniyetde hatm imam-i Hasan 
ve imam HiJseyndiJr ki bir giJn bir pTri gordiler abdest alur ve yanli? alur 
birbirine didiler ki buna bum bir rifk ile ta' ITm ideliJm incinmesiJn didiler. 

imam-i Hasan yedi yajinda idi imam-i HiJseyn be§ ya§inda idi imam 
HiJseyne sen abdest al bunun gibi ben sana ta'ITm ideyiJm bu da 
bgrensiJn didi eyIe itdiler kocacik tuydi ogillar siz kimiJn eviadisiz didi ha- 
ber virdiler siziJn gibi giJi o baggeden gayri yerde bitmez diyiJ aglayurak 
gitdi.^^^ 



"AN olmasaydi Omer mahvolurdu." 
^"(MISRT, 1223), v.33a 



Ve dahi hatm mertebece iJzerinde ciJmleden ala ve evia oan Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemdir. BiJtun insanT kemaller onda hatm (son) olmi5tur, 

Ondan sonra Ebubekrdir ki onun hakkinda buyurdular ki EbiJbekrin Tmani biitiin 
ehl-i Tmanm Tmani ile tartilsa Ebubekrin Tmani agir gelirdi dedi, 

Ondan sonra adalet Omerde hatm oldu ki ogluna kiydi adaletl terk etmedi, 

Ondan hifz-i Kur'an ve tefekkiirij Kur'anda hatm Osman radiyallahij anh ki 
akibet iJstinde 5ehTd oldu cami'u'l-Kur'an idi. Su'al ettiler Tebbet sQresini ihlasin 
iJstLine nigin gegirdin deyu. Buyurdilar ki levh-i mahfuzda eyIe gordum deyu. 

ilm-i esrar-i nubuvvet ve esrar-i Kur'an da imam AITde hatm oldu Omer 
radiyallahu anh hakkinda "levla 'Aliyyii le-heleke omer"'^^'' dedi §ol vaktte ki bir 
kimseye bir kadin zina tohmet etti. Omer recm emreyledi imam AIT duydu 
zaniyentin karninda olana su'al eyiedi benum babam falan gobandir bu adam maz- 
lumdur didi. [33a] 01 vakt Hazret-i Omer radiyallahu anh buyurdilar ki "levla 'AliyyiJ 
le-heleke omer" 

i/e dahi gocukluk halinde meratib-i insaniyette hatm Imam-i Hasan ve imam 
Huseyndir ki bir gun bir ihtiyari gorduler abdest alir ve yanlij alir birbirine dediler ki 
buna bum bir rifk ile ta'ITm edelim incinmesin dediler. 

Imam-i Hasan yedi ya5inda idi imam-i HiJseyn be5 ya5inda idi imam Huseyne sen 
abdest al bunun gibi ben sana ta'ITm edeyim bu da ogrensin dedi eyIe ettiler kocacik 
duydu ogullar siz kimin evladismiz dedi haber verdiler sizin gibi giJi o baggeden gayri 
yerde bitmez deyu aglayarak gitti. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 329 



TAHMIS-I AZBI 

"La tahafu"^^^ "ircu" ^" giin oldu mevladan nida 
Zat-i la yefnasi ^^° yarin eyiedi arzi lika ^^^ 
Sana da fakr-i fena'dan gorune ayni gina 
Hatm-i cem-il murselinin fahndir fakr-u fena, 
Hatm odur kirn bir ola yaninda hem §ah-u geda. 

Duymanin ddin o kim bilmez am Hakk ag eder 
Kimine verir muradin dm sdhibi tac eder 
Kimine verir fend'yi^^^ bakV den ihrag eder 
Devlet-i diJnya seni bir rutbeye muhtac eder, 
Devlet oldur sana her bir rUtbeden vere gma. 
Ger veliyyulidh isen arz-i kerdmet eyieme 
Vuslat-i yar arzuyi zevk cennet eyieme 
dzijnu fark eyie besdir^^^gayra m in net eyieme 
Kab'e Kavseyni ev-edna da ikamet eyieme, 
Zat-i baht nuruna yan, but makam-i mUnteha. 
Geg bu hirsi nefse uyma ag kanaat kapisin 
Arifisen ruz u §eb '^^^pek bekle mihnet kapisin 
Kami! olmaksa muradin yikma hizmet kapisin 
izzet istersen yiirii var bekle zillet kapism, 
Ate§-i a'da He kayna olunca kimya. 
Gel mOsemmdya erince ania esmddan usul 
Hem erenlerde bulunmaz gar unsur^^^ sag ve sol 
Zahir ve batinda teslim olmadan yok dogru yol 
Beiki Musa'yi telemmUz eyiese etmez kabul, 
Hizr He hem-rah olan kes eyiemez giin-u (era 



^^jlj)i«_^l [SsxA ^\ \il>a i J6 "Buyurdu ki: Korkmayin, gunku ben sizinle bera- 
berim; ifitir ve gorurOm." (Taha, 46) 

ilySj^ <i^\j Li\ij (jl (5*5^jl "O, sender), sen de O'ndan ho^nut olarak Rabbine 

don!" (Peer, 28) 

La-yefna: Bitmez, tiJkenmez. Fenaya gitmez. Yok olmaz 

Lika: Kavujmak. Rast gelip bulujmak. G6ru5mek. Yalniz gorijjmek. YiJz, sima, 
gehre. 

Fena: (Beka'nin ziddi) Yokluk. Yok olma. Gegici diJnya. Gegip gitme. Tas: Kendi 
varligindan gegmek. Kotij. Devamli olmayan. ^ok kocami5 olmak 

Bes: f. Kafi. Yeter. Yetijir. (Allah bes, gayri heves) 

Ruz u §eb: Gece ve gundijz. 

Car: f. Dort. Clhar ^ar Unsur: Atej- su- hava- toprak 



330 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Azbtbu ten gul^eninde zeyn olan dag uzre bag 
Geg bu ak He karadan bir ola yakin irag 
Yakdi abdal-i ildhftekye-i ten'de girag 
Misrtye hatm-il makamat oldu hergeyden ferag, 
Zahir u batmda kalmadi ebed ilia Huda. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 331 



17 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

Ey Muhammed ummeti sen Hakk'a eyie iktida 
Bu cihana dogdu ruhen nur-i asl-i safiya 

Gosterijp her mucizati ewe la bildirdi 
Bunco yazilan k'l mana bikr-i Kur'anin ola 
Bir bilinmez emr iri^medi dahi bu yuzde kirn 
Hatt-i Kur'an }ekli soyler sana bir bir asliya 
Bu NiyaztinUp gokden bir mana soyledi 
GUIIeri agdi fenasmda fark He resmiya 

Ey Muhammed Ummeti sen Hakk'a eyie iktida 
Bu cihana dogdu ruhen nur-i asl-i safiya 

Ey ummeti Muhammed Hakk'a uy 
Bu ash temiz nur cihana ruhen dogdu 

NiyazT-i JVlisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz dogdu, demektir. 

GosterUp her mucizati evvela bildirdi 
Bunca yazilan ki mana bikr-i Kur'anin ola 

BiJtun mucizeleri once bildirdi ve gosterdi 
Bunca yazilan mana el degmemi? Kur'an'indir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz risale-i Hasaneynde bildirdigi 
ijzere: 

"Hicri 1103 senedir bu an gelince devir devir mUgtehidler geldi. Bun- 
larin birine imam Hasan'in ve imam HUseyin'in cem'i Kur'an-i Kerim 

ayetlerine ba§langig olunan p^jll j»^jll<uil(v-o olduklarini bildirmedi ve 

bildirdiklerine dahi agiklamaya izin verilmedi. Allah Teala To ki Misrt 
gelene kadar tevkif ^^^ eyiedigi igin Fahr-i Misrt'ye biiyiik ovUngtUr."^" 

gibi kimsenin bnceden haber vermedigini haberverdi. 
Bir bilinmez emr irismedi dahi bu yiizde kim 



Tevkif: Alikoyma, tutma. Hapis olarak bekletme. Vakfetme. Arafatta mevkaf 
olan yerde durdurmak. Bir kimsenin koluna bilezik takmak. 

727 



332 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hatt-i Kur'an sekli soyler sana bir bir asliya 

Bir bilinmeyecek emir erijmedi dahi bu yuzden kim 
Kur'an-i Kerim'in yazi jekli bir bir esaslarini sana soyler 

Kur'an-i Kerim hatti kendi ba§ina bir mucizedir. Son donemlerde gikan 
tevafuklu Kur'an-i Kerim'ler buna i§arettir. Bunun sirrina vakif olmak isteyen 
ise NiyazT-i IVlisrTye muracaat etmelidir, denilmektedir. 

Bu Niyaztinup aokden bir mana soyledi 
Gulleri acdi fenasmda farkile resmiya 

Bu NiyazTgokden inip bir mana soyledi 

fena makaminda gulleri agti fark ile resmT hale dijjtu 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahiJ sirrahu'l azTz iseviyet makaminda oldugunu 
haber vermek yaninda Allah Teala'nin ilahi ihsani olduguna Hazreti isa 
aleyhisselamin asaleten makami "cem" makami idi ki, "HakTkat" makamidir. 
Buradan farka dujtijgunu izah buyurdu. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 333 



18 



MUzgibetu dumugi ayntteskubu tL5wl j_jjI> p^^S l^l^^jv^ 

Kadet mine'$-$evki ileykum tezhebu L^'S^ 1^1 3j^\ (j^ oSo 

Naru'l-fuadu lem tendaf? men sektha ^^^^ j^ J'^^ P i\j^\ j^ 

iz kijllema iiciret vehiye tetelehhebij »V^ [^j ^^j^^ ^*^ i^ 

M/n }iddeti's-sevdai fi leyleti'l-firaki j^^^ jlS @ ^lijUl ojJi j» 

Maltsiva hevakimu min muzhebin t_->j^ j^ I^I^ljj> (j^ ^U 



j i j ^ j 



Hayyertumu bi'l-firakati'l-kalbi'l-mektbi *_-JSslll *_JJll A^ljJll l^x^^ 

Ya leytentmin ba'd'i ba'de akrabin L-jy I xii xi) ^j* (^y^ ^ 

Muhtasarun tahHsi hati bi'l-beyani 6^^ (J^ (j^»:^ ^yA-^ 

Ma gultuhu mutawelun ve mutnibUn ^^:A2^ j J^:^ aIIS U 

y y S 

Daij'l-firagi leyse min tibbe lehu aJ L-U j^ j-4^ ^^^j-^^ '^^^ 

/7/d muvasilete'l hablbl'r-reyrabi ^j)^ '-^■i^'^ 'i^^\y> ^\ 

y s y s y 

Ercu minallahi'l-kerimi'l-miJsteanu ^^\ZLJ«!i\ r<^j>^\ <usl ^j^ j>-jl 

i S y 

//dee f/d/ hicrin haze'l-muznibi t_^IuiniE ji^j^ s-li ^^ 

y y y i i y 

/^od vedagtu tilke'l-kasidetu nebezetun o'jlj 5 j^^j^^aill d^' cupSj j3 

d y d d I 

Mine'l-beyani ve'l-bedi'l-egrabi '^j^'^ f'^'^ j 0^^ J^ 

y 5 J y 

Yevmen tezkurunt bikum muhabbetin X^ LS^ ^ ^p'Si U^ 



334 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Haktkatin ke'l-ijmmehati ve'l-ebi i_j"^l j oL^"^© ^LLIi- 

Rafegte sevabe'n-nazmi It alyakumu \JSUs' ^J Jiii^\ Lj\y cJ^j 

Ke'l-hulleti'l-mufeddadi'l-muzehhebi t_Jk j^l Ja.^\ ^>io 



Cemibikum cem'un musahhahun biht Gtti»=va-^ ^.li^ iSC ^Jy^ 

Kulubuna mevsuletun la tuhcebu LJ>^ ^ '^iij^'y ILjLi 

Bi'l-ilmi ahyakum ilahij'l-kainati ojlil^l iS\ I^U^-I *i«!\) 

Ma zerre §arikun ve laha kevkebun 'L^^-r^j 3j^ ji^ 



Sevgilisinin kaybolmasmdan gdzumun ya$i ddkulijyor 
§evk ve i$tiyaktan neredeyse sana gidesim geldi. 

\^Ss-^ ^ .eta "o (U ilj_Jul jlj 

Kalbimin ate$i aglayi$imdan dolayi da sonmedi 

Hepsi de akitilsa o yine tutu$ur 

Gece vaktinde ayrili; karanligmm $iddetinden 

Benim i^in yaldizli parlayi$indan ba$ka bir $ey ofkelenmeleri 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 335 



Mahzun kuruntulara (ilelere bogulmu$ kalbin ayriligi hayrete du$urdu. 

i_Jjjl Joe Joe ^y (ji-^ u 

Kejke bundan sonra akrabiyetten daha yakin olaydi. 

Kocamustafapaja Dergahi jeyhlerinden Yakub-i GermiyanT'nin zaman 
zaman §iir soylediginden ve "mevzun''^^ kelam" ettiginden bahseden oglu 
ve Menakibname yazari SinaniJddin Yusuf, babasmin; 

Ben ne hidmetkar ne mahdum olaydum ka§ki 
Gelmeyeydum ale me ma'dum olaydum ka§ki 

beyitini soylemesi iJzerine nigin ma'dumiyeti tercih ettigi sorusuna 5U 
cevabi verdigini nakleder: 

"l-Evvela: bu kelam, alem-i vahdetin lezzetinden mufdrakdt '^" elemi 
tezekkur olundugu zamanda lisan-i halden kale gegmi§dur. 

2-sdniyen; §erayit-i ni'met-i vucud ki eddsinda nice ehl-i §uhud aciz ve 
mertebe-i kemdie az kimse hdiz gdrijldugu esndda makdm-i acz'de vdrid 
olmu§ bir kelamdur. 

3-sdlisen; bu kelam, makdm-i kdlde denilmi^ degildir. Muktedd-yi 
ba'zi hdldijr ki bu mertebedefahr-i alem salla'lldhu a ley hi ve sellem 

"Ke}ke Muhammed'in Rabbi, Muhammed'i yaratmasaydi." diye bu- 
yurmu^lar. Dahi Hazreti AH kerreme'llahO veche, 

'hig kimseyi re§k [gipta] etmezem ilia dUnyaya gelmeyenlere re§k 
ederem' demi^ler. 

Dahi nice eviiyd-yi kibdrin her birinOn bu makdmda bir kelami 
vardur."'^° 

Bu halimin beyanmm muhtasarm muhtasaridir. 



^^^ Mevzun: Vezinli. OlgiJlu. Tartili. Duzgun. Yakijikli. Her bir vasfi 6l?ulu ve i'tidal 
LJzere bulunup, sirf iyi ve giizel jeylere nail olan. 

Miifarakat: Ayrilik. Bir yere birakip gitmek. Dostlarmdan ayri dijjmek. 

Yusuf b. Yakup, Menakib-i Serif ve Tarikatname-i Plran ve Me^ayih-iTarikat-i 
Aliyye-i Halvetiyye, Istanbul 1290. s. 70. 



336 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Bu anlattiklanm kelimeye siganlardir. Sigmayanlar iginse soz kaftgelme- 
di, demektir. 

Onunia s5ylediklerimiz uzun ve dayanilmazdir. 
Ayrilik acisinm tibda bir ilaci yoktur. 
Ancak ragbet edilen sevgiliye kavu$mayi 



jU-w^l (>ljSJI iSi\ /)-• J*~j' 



Kerim ve mijstean^^^ olan Allah Teala'dan ijmit ediyorum ki 



Ayrilik derdinin ilaci bu agirligi gidersin 



Bu kasideye bir par^a koydum 



s ^ s s a 

Beyan"^ bedi'"^ ve garib"'* jeylerden 






Mustean: (Avn. dan) Kendisinden yardim beklenen, yardim istenen. 

Beyan: izah. Agiklama. Aniatma. Agik soyleme. Ogretme. Fesahat ve belagat. 
Edb: Belagat ilminin hakikat, mecaz, kinaye, tejbih, istiare gibi bahislerini ogreten 
kismi. (Bak: Belagat) Soz olsun, !§ olsun; vuku' bulan jeyden murad ne oldugunu o 
§ey lie alakasi ve mijnasebeti bulunan bir sozle veya bir fill lie agiklamaktir. 

BedT:e$i benzeri olmayan hayret verici guzellikte olan, harika. 

Garib: Hayret verici. Tuhaf. Kimsesiz. Zavalli. Gurbette olan. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 337 



Bir giin ki muhabbetin nasil oldugunu hatirlatti. 



Muhabbetin hakikati ayni anneler ve baba gibidir. 
Benim igin bu nazmin guzelligini yijcelt 



t_-j^ 






^jO-Ai- 



Altin ve gumu$le bezenmi; elbise gibi 
Onlarin seninle toplulugu sihhatii topluluktur. 



Bizim kalplerimiz sana kavu$tugu i^in perdelenmez. 

Bayezid Bistami kaddese'llahij sirrahu'l-aziz daima hacca giderdi. Var- 
digi bir jehirde once oradaki jeyhleri ziyaret etmeyi sonra da ba§ka ijler- 
le ugra§mayi adet edinmijti. Basra'da bir dervijin yanina ugradi. Dervi? 
ona sordu: 

Vo Bayezid, nereye gidiyorsun? Bayezid cevap verdi: 

Mekke'ye, Tanri evini ziyarete gidiyorum. 

Yaninda ne kadar yol hargligi var? 

ikiyijz dirhem. 

dyle ise kalk yedi defa benim gevremde dolan. O paralan bona verl 

Bayezid yerinden firladi para giki§ini ku§agindan gozdij operek §eyhin 
oniJne birakti, §eyh tekrar soze bajladi. Vine sordu: 

Ey Bayezid! Nereye gidiyorsun? Gidecegin yer Tanri'nin evidir ama 
§u benim gonlUm de Tanri evidir. Ulu Tanri hem o evin hem de bu evin 
sahibidir. O evi yaptirdiktan sonra orada hig oturmamiftir. Ama bu ev 
yapildiktan sonra higbir zaman buradan ayrilmami§tir.' 



. 735 



"^ (5ems-i TebrizT, 2007), (M.321), s. 411 



338 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Kainat ilahinm ilmi ile size hayat veren 
Gune$in dogu$u ve yildizlarm dogu$u gibidir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 339 



19 

MevalTdin sana herfasi u babi, 

Senin vasfmda vardir her birinde. 

Do/); dareyn He berzah yuzunde 

Ulum-ij suret-ij ma'na hakikat, 

Ufunden simrna daim eri§ir, 

Ki sen ben o demekten gegene yok, 

Sifat-u zat-u isman cehli ey dost, 

Hemin zat-u sifat esmani bilmek, 

Bunlardan gorunen halkin viicudu, 

Niyazi cism-u kalb-ii rOh ki denir, 

i_Ju>- @ (.JUS- ^i_jui>- 



"''Vezin: Mefa'TliJn Mefa'TliJn Mefa'TliJn 



340 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Mevandin sang her fast u babi, 

Dogu§larin senin igin her bolumij ve alt kisimlan 

Kitabin iginde, onun igindeki kitapta ve onun igindeki kitaptadir. 

ilk once insan-i Kamil ve Veled-i kalp terimlerini inceleyelim. 

insan-i Kami! 

islam DujiJncesJnde hicri yedinci yiJzyila kadar "kamil" ya da "mij- 
kemmel insan" tabiri kullanilmi§ degildir. Bu tabiri ilk defa kullanan §ah- 
sin ibn'iJl Arab! oldugu kabul edilmektedir. Ancak bazi iddialara gore ise 
insan-i Kamil fikri ibn'iJl ArabT'ye ihvan-i Safa'dan gegmijtir. ^unkij ihvan- 
I Safa iki tiJr insan bulundugundan bahsetmektedirler. 

Bunlardan birincisi kamil insan olup, bilgi ve yaratili§ bakimindan mij- 
kemmel olan bir varliktir. 

ikincisi ise sinirli insan olup, yeryuziJnde bulunan insandir. Bu insan, 
Kamil insan sebebiyle yaratilmi§tir. 

insan-i Kamil fikrinin islam DujiJncesinde farkli bigimlerde yorumlan- 
digini gormekteyiz. Ancak biz bu yorumlardan, insanin ula§masi gereken 
olgunluk olarak kabul edilen fikri degil de, ilahT isimler (Esma)'in ilk zuhu- 
ra g;iki§ sebebi olmasi hasebiyle miJkemmel bir §ekilde yaratilan, Allah 
Teala'nin biJtun isim ve sifatlari kendisinde mu§ahede edilen, vahiy ve 
ilham gibi her tiJrlu bilginin kaynagi olan ve bazi ilim adamlarinca Haki- 
kat-i Muhammediyye, Simurg, Bahr-i MuhTt de denilen metafizik bir 
varlik olarak ta bahsedilmektedir. 

Bazi mutasavviflara gore insan-i Kamil, bizim bildigimiz manada, bir 
suretle var olan ve "be§er" adini alan insan degildir. insan-i Kamil, alemin 
varliginin sebebi ve koruyucusu olan bir ilk ornek (prototip) olup, kendi- 
sine ilk akil (aki-i evvel) mertebesi verilmi§ ve bilmedigi jeyler 6gretilmi§- 
tir. Bu varliga "ilk insan" (el-insanu'l-Evvel) de denilmekte ve bu insanin 
her yonijyle cismanT insandan daha kuvvetii oldugu kabul edilmektedir. 
^unkij cismanT insan, ilk insanin idol (sanem)'u oldugu igin derece ve 
bzellikler bakimindan daha az yetkindir. Eger cismanT insan, ilk ornegi 
olan insana benzemek isterse, ilim ve fazilet bakimindan kendisini yet- 



(Fasil) iki §ey arasmdaki ek yeri. Mafsal. Hak soz. Hak ile batilin arasini fark ve 
temyiz ile olan hukiJm ve kaza. (Buna "Faysal" da denir) Halletmek. Ayrilma. ^ozme. 
BoliJm. Mevslm. Ayni makamda galman §arki. ^ocugu memeden kesmek. BirinI 
zemmetmek. Giybet. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 341 



kinlejtirmesi gerekir. insan-i Kamirin, Kamil Tabiat"* ile benze§tigi bazi 
hususlar bulunmaktadir. Hatta A. BedevT'nin iddiasina gore, Kamil Tabiat 
ile insan-i Kamil ayni §eydir. Bu iki fikrin benze§tigi noktalann bajinda, 
Kamil Tabiat ve metafizik aniamdaki insan-i Kamil'in her ikisinin de cis- 
mani degil, ruhanT varliklar oldugu fikri gelmektedir. 

Molla Sadra'ya gore insan-i Kamil, insan turiJnun ilk ornegi olan se- 
mavT bir insandir. Ona gore her varlik giderek kendi semavT ilk ornegine 
yaklajacak; boylesi bir insan berzah olma niteligine ula§arak semavT bir 
insan (insan-i kamil)'a donijjecektir. Kamil Tabiat ile insan-i Kamil arasin- 
daki onemli bir bajka benzerlik de her iki varligin Allah Teala'nin yeryij- 
ziJndeki "halife"si olarakgoriJlmesidir."^ 

Veled-i Kalb 

Veled-i Kalb tabiri, tasavvufta ender kullanilan terimlerden biridir. Tasavvuf 
terimlerini ihtiva eden eski sozliJklerin hig birinde bu terim yoktur. Ancak 
soz konusu terimi sadece Abdulkadir GeylanT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz 
(hyt.ll65)'nin kullanmijtir. ^''°GeylanT'ye gore, bir kisim tasavvuf ehli 



Kamil Tablat'm neligl hakkinda tarn bir gorijj birllgi bulunmamaktadir. ZIra her 
dijjunur bu kavrami, kendince tanimlami5 ve boylece birgok g6ru§ ortaya gikmi§tir. 
Ancak Kamil Tabiat Ile ilgill g6ru§ belirtenlerin gogunlugu, Aristoteles'e atfedilen 
"EstimahTs" adii eseri referans gostererek bir tanimlamaya gitmijierdlr. Iddialara 
gore bu eserde Aristoteles Kamil Tabiat'i, filozofun ilmini ve hikmetini artiran, ona 
ilham veren ve onu Him ve hikmet bakimmdan olgunla5tiran ruhant bir kuvvet ola- 
rak tanimlamijtir. Aristoteles'e atfedilen iddialara gore, bu gijce fllozoflardan ba§- 
kasi muttali olamaz. ^iinkij filozoflar Kamil Tabiat'i gizli bir sir (es-sirru'l-mektum) 
olarak kabul ederler. 

Kamil Tabiat hakkmdaki bu farkli gorijjlerin ortak ozelliklerinden hareketle 
onun, ruhanT bir varlik oldugunu, filozoflara veya turn insanlara bilgi ve hikmet ver- 
digini, insanligin ilk ornegi oldugunu ve Allah ile insan arasmda elgilik yaptigmi an- 
lamaktayiz. 

Ozet olarak Kamil Tabiat, insanm ilk ornegi, diger ben'i, koruyucusu, manevTog- 
retmeni olarak kabul edildigi gibi, insan ruhlari da onun manevT eviadi olarak go- 
rijlmektedir. Ayrica bu terim, ortak ozellikler gosteren Fa'al Akil, Kutsal Ruh, Veled-i 
Kalb, Refik-i A'la, Daimon ve Adam Kadmon gibi terimlerle de bulunmaktadir. 

"Hermes dedi ki; 

Bona nesnelerin ilmini getiren ma'nevTbir varlil<la l<ar$ila$tim. 

Sen l<imsin? dedim. 

'Ben senin Kamil Tabiat'inim dedi" (ERDOGAN, 7 [2006], sayi: 17) 
"^ (ERDOGAN, 7 [2006], sayi: 17) 

Hz. KuddusT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz, tarikat dersini ilk once, NakjTbendTTari- 
katina mensup olan babasi §eyh Haci Ibrahim Efendi'den almijtir. Hz. KuddusT, 
bunu, Nasaih-i Kuddust\s\rr\\\ eserinde §6yle aniatir: 



342 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kutsal mana hallerine, tifl ya da veled (gocuk); bu hallerin neticesinde 
olujan durumlara ise tifl-i mana (mana gocugu) veya veled-i kalb (kalp 
gocugu) demijierdir. NakjbendTlere gore, ruhunu riyazet ve giJzel ahlak 
ile temizleyen kijilerin kalbinde bir yetenek olujtugu ve bu yetenegin, ki- 
§iyi ilim ve hikmet sahibi kildigi jeklinde bir kanaat bulunmaktadir. Bu 
kanaate gore, uzun yillar riyazet ve miJcahede yapan kijiierde, "RabbanT 
IVlevhibe" denilen bir yetenek meydana gelir. Bu yetenek meydana gel- 
dikten sonra, bu kijiier, degijik kiliklari kabul etme yetenegi vasitasiyla 
istedigi bigime girebilirler. Tayy-i mekan ve tayy-i zaman gibi hareketlerin 
hepsi bu yetenek sayesinde olur/"^ 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz kainatin bir "dogujiar alemi" 
oldugunun farkmdadir. Bundan otiJru "mevalid" kavramini kullanarak sun- 
maktadir. 

"Mevalid" kelimesi, "dogmujiar" aniamina geldigi gibi "dogulan yerler" 
aniamina da gelmektedir. Bir olaydan bajka bir olayin dogmasini da dikkate 
alarak "dogmujiar" kavramini sadece canlilaria ilgili olacak olgiJde dar kap- 
samli gormeyen Niyazi, biJtun realitelerin her faslini (yani boliJmunu) ve 
bunlarin da biJtun bablarini (kisimlarini) dikkate almijtir. Bunu da agiklayan 
bilgilerde derecelendirme oldugunu hatirlatarak kitaplarin taksimatini yap- 
mi§tir. 

Bir olaydan ba§ka bir olayin dogmasi sebep-sonug ili§kisidir. Buna gore 
bu en if ilmi bilenler butiJn sebep-sonug ilijkilerinde o tevhit ilmini bulunur. 

KiJguk alem (mikro-kozmos) insan compose bir varliktir, yani miJlk ve 
melekut olmak ijzere iki alemden miJrekkebdir. MiJlk alemi cisim ve be- 
den, melekut alemi can ve ruhtur. MiJlk alemi ev, melekut alemi ise ev 
sahibidir. Bu ev sahibinin mertebeleri ve her bir mertebede de bir adi 
vardir. Bir mertebede adi "tabiat", bir bajka mertebede "nefs", digerin- 
de "akil", bajka birinde de "nurullah"dir. 

Birinci mertebe olan tabiattan ijg jey meydana gelir. Biri imaret, ba- 
yindirlik ve itaat etmek; biri fesat, yikicilik ve itaat etmemek; digeri de 
kibirlenme, kendini begenmijiik ve serkejiik etmektir. Bundan dolayi 

"Ey ogullanm! Sizin ceddiniz kamil ve mukemmel bir zat idi. Allah Tebareke ve Tea- 

la'nin tevftki ile daha kugiJk yajlanmda iken babam bana kelime-l tevhTd-i telkin ey- 

ledi. Bana; 

"Ahmed! Benim bu giiniimde (ali$, gayret et. "diye emretti ve ben de gali§tim. Kisa 

zamanda veled-i kalp (kalp gocugu) dogdu. Sol mememin altinda veled-i kalbin 

hareket ettigini rahmetii anam da bizzat mii$ahede ederdi." (KuddusT, Tarlhsiz), 

S.7 

^"^ (ERDOGAN, 7 [2006], sayi: 17) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 343 



peygamberler bu ev sahibine ijg isim vermi?; mamur edip, itaat ettigi igin 
"meiek", fesat gikarip yiktigi ve itaat etmedigi igin "jeytan", kibirlenip 
kendini begendigi ve boyun egmedigi igin de "ibiis" adini koymujiardir. 
Bundan dolayi, her insanin onunia birlikte olup, onunia beraber yajayan 
bir §eytani vardir, denilir. 

5u halde insan, hilkatinde "ibiis'in hakikati", "§eytanin hakikati" ve 
"melegin hakikati" olmak iJzere ijg hakikati cem etmi§tir. Buna gore her 
insania beraber gorevli bir jeytan dogar hadisinde ifade edilen §eytani, 
ister ontik bir varlik olarak, ister insanin tabiatindan bir ciJz, isterse her 
ikisi olarak ele alalim, hepsinde de mu§terek netice ve hakikat §udur; ko- 
tiJlugun kaynagi ve ilkesi olan "jeytan" insan ile birlikte var olmujtur ve 
"insan jeytanlari" ile kastedilen de insanin goriJnmeyen, gizli olan, jey- 
tani yonleridir. insan, goriJnmeyen bu jeytanetini hal ve hareketleriyle 
izhar edince "insan jeytani" olarak vasiflanmakta ve ifade edilmektedir. 
Buna gore Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin "§eytan insanoglu- 
nun damarlarinda kanin aktigi yerden akar" hadisini de insanin tabiatin- 
daki gizli §eytaneti olarak yorumlayabiliriz. ^''^ 

ilk dogu5 mukadder oldu, 5U diJnyaya geldin ya: ikinci doguma da gali§ 

ki nur olasin, Canini Hakk yoluna koy da boylece Allah Teala'dan ders al. 

743 

i§te, insanin Yaratici Kudret'le vasitasiz diyalogu gergeklejtirebilecegi 
duyular ve madde ustij planlara goziJnu agabilmesi Ikinci Dogum 
(Viladet-i Saniye) veya Mdnev? Dogum (Viladet-i Maneviye) dedigimiz 
olayla gergeklejir. ManevT dogum, maddT dogumun viJcud verdigi et ve 
kan gocuguna karjilik bir Kalp Qocugu (Veled-i Kalb) viJcuda getirir. Be- 
densel dogumun ana yurdu rahim, manevT dogumun ana yurdu ise diJn- 
yadir. ManevT dogumun anne ve babaligini MiJr§id-i Kdmil yerine ge- 
tirmektedir. Kamil bir MiJrjid'in eliyle gergeklejtirilen dogum, sonugta 
insdn-i Kamil i yam RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellem Vdrisi insani or- 
taya gikarir. 

"insan bebeklik doneminde mutludur. (iunku arzulan ve iktidan 
denae halindedir. Yani elde etmesine yetecek kadar giice sahiptir." '"^'^ 

ilm-i LediJn'un bir hedefi de RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellem Va- 
risi insan yetijtirmektir ve insan-i Kamil'i ancak bir insan-i Kamii yeti§ti- 
rir. 



^"^ (CAKMAK, -1994), s.34 

^"^ (VELED), b. 70 

''"' Jean-Jacques Rousseau 



344 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ibn'iJl Arab!, sik sik "insan-i kamil"in ayni zamanda Kur'an-i Kerim ol- 
dugunu soyler. Bu sebeple onun Kur'an anlayi§inin ve Kur'an-i Kerim'i 
yorumlama metodunun belirlenmesi ayni zamanda dil-varlik/insan ara- 
sinda gordugij paralelligin tespiti agisindan onemlidir. ^'^^ 

Bu noktada ibn'iJl Arab! , jeyhi Ebu Medyen'in §u soziJnu nakleder: 
"Aradigi her §eyi Kur'an'da bulamayan murfd gergek bir mijrtd olamaz. 
Bu derecede bir umumtlik ve ku§atiahk vasfini ta^imayan her soz de 
Kur'an-i Kerim degildir." ~"^^ 

"Ben Kur'an'im ve sebu'l-mesant'yim 
Zamanlarm degil ruhun ruhuyum 
Mugahede ettigimin huzurunda muktmdir kalbim 
O'nu mu§ahede ederim (halbuki) sizinle lisanim." 

Senin vasfinda vardir her birinde, 

Senin yaratili§inin sifatlarinin her birinde 
Bu cevaplar ig ige olarak vardir. 

"Gaybin anahtarlan O'nun katindadir, onlan ancak O bilir. Karada ve 
denizde olani bilir. Dij§en yapragi, yerin karanliklarmda olan taneyi, ya§i 
kuruyu ki apagik Kitap'tadir ancak O bilir." ^*^ 

ilim konusunda ibnu Omer radiyallahiJ anhin koydugu 5U kaide herkesce 

benimsenmijtir. 

"Allah Teala bilir demek ki§inin ilmindendir." ^6\\e buyururlar: 

"Kiji sorulan §eyi iyi bilirse cevap vermeli, iyice bilemezse "Allah daha iyi 

bilir (Allahu alem)" demelidir. ^unkij ki§inin bilmedigi hususlarda "Allahu 

a'lem" demesi onun ilmindendir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem bu 

konuda daha sarih bir ifade kullanmayi tavsiye eder. 



^"^ (gAKMAKLIOGLU, 2005), s. 237 

'"^^ ibniJ'l-ArabT, Futuhat , c. V, s. 190; c. V, s. 137 

ibnu'l-ArabT bu jiiri, esrarengiz bir vakiasmda karjilajtigi feta'ya atfen zikre- 
der.Bkz. Ibnu'l-ArabT, FiJtuhat (thk.), c. I, s. 70. 5iir igin ayrica bkz., A. mif., Kitabu'l- 
Isra (Resail), s. 158.(CAKMAKLIOGILU, 2005), s. 237 

748 ,- , _„ 

En am, 59 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 345 



"Bilmiyorum." Aynen joyle derler: "ilim UgtUr: "Kur'an-i Kerim, ya^ayan 
sunnet ve bilmiyorum (La edri) demeli. " 

Rivayetler, keza sorulara RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin da "bil- 
miyorum" diye cevap vererel<, bu babta bajta ulema, butiJn iJmmetine 6r- 
nel< oldugunu g6stermel<tedir: ibnu Omer radiyallahij anh aniatiyor: 

"Bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme gelerek: 

"Ey Allali'in ResuliJ! Hangi yer dalia liayirlidir? diye sordu. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem: 

"Bilmiyorum (La edri)" dedi. Adam: 

"Peliala, hangi yer liotiJidiJir?" 6\\/e sorunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem yine 

"La edri (bilmiyorum)" cevabini verdi. Bir miJddet sonra Cebrail 
aleyhisselam geldi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona sordu: 

"Ey Cibril hangi yer daha hayirlidir?" O da: 

"Bilmiyorum" diye cevap verdi..." Neticede cevap Cenab-i Hakk'tan geli- 
yor: 

"Hayirli yerler mecsidlerdir, §erU yerler de gar§ipazardir. " 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu konuda da ornek alan islam 
alimleri kendilerine sorulan sorularin gogunluguna "La edri (bilmiyorum!)" 
diye cevap vermekten ar duymamijlardir. 

NiyazT-i MisrT burada cevabin iginde cevap diyerek dogrunun gogu zaman 
fark edilemeyecegidir. 

Dahi dareyn He berzah viiziinde 

Dahi ahiret, diJnya ve berzah alemleri 
Birbirlerinden perdeli olarak gizlidir. 

Dareyn, diJnya ve ahirettir. Berzah ise bir alemdir ki, diJnya ile ahiret 
arasindadir, anin igin ona berzah alemi denildi. 

insan dahil, tiJm yaratiklar ijte ijg yerde toplanirlar: 

Biri Adem aleyhisselamin yaradilijindaki, Adem aleyhisselamin zahrindan 
latif suretler halinde gikip dort saf tejkil etmi? olarak Allah Teala'nin huzu- 
runda toplandigimiz vakittir. Cenabi Hakk'in 

"Elestii bi-Rabbikiim", "Rabbiniz degilmiyim" hitabiyle muhatap oldu- 
gumuz vakit Saidler ve §akTler toplanmijtik. 

ikincisi berzah aleminde toplaniriz. Bu diJnyada hig kimse kalmaz. Bu 
halde yiJz yil kalinir, sonra kirk giJn yagmur yagar, herkes tiJm insanlar ka- 
birlerinde dogrulurlar. 

UgiJncusu mah§erde toplanildigi zamandir. 



346 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Allah Teala'nm iJc nikabi vardir. 

Biri diJnya alemindedir ki bu nikaptan mahcup O'nu goremez. Biri de 
ahiret alemindeki nikaptan ki, bu diJnyada O'nu goremeyen, gerek cehen- 
nemde, gerekse cennette olsun gormezler. 

KiJfur ehli ve §irk ehli ilah olarak edindikleri suretler ile cehenneme girer- 
ler. 

Hicap ehli yani bunlar evvelce hayatlannda Hakk rezzaktir, gafurdur, ra- 
himdir, joyledir, boyledir diye inanmi§ olanlar yalniz cumadan cumaya 
veya ayda bir kere inanijlan vechTle goriJrler. 

Ancak Arifler, yani Tevhit ehli her yiJzden gerek diinyada gerek berzah 
aleminde ve gerekse ahiret aleminde daima Allah Teala'yi mu§ahede eder- 
ler. 

Ulum-ij suret-ij ma'na hakikat, 

ilimler zahir, batin ve hakikatten olu§ur. 
Bunlar sirasiyla igilmesi gereken jaraplardir. 

ilimler de suret (sebep-sonug ili§kileri), mana (soyut mana eksenleri) ve 
hakikat (tevhid gergegi) ile ilgili ilimler olmak iJzere ijg siniftir. 

ilimler "ilmel-yakTn"e, suretler "Aynel-yakTn"e ve ma'na-i hakikat da 
"Hakk'al yakTn"e ijarettir. 

ilmel-yakin; Tevhid-i ef-al, 

Aynel-yakTn Tevhid-i sifat, 

Hakk'el yakTn de Tevhid-i zattir. 

Salik olan kimse once Tevhid-i efalde bir §arap Tevhid-i sifatta bir jarap 
ve Tevhid-i zatta bir jarap i^er, yani bu ijg; mertebede hirer manevT §arap ile 
mahmur ve miJtelezziz olur. Salik ma'nen igtigi bu ijg; jarabtan daima sirri- 
na ilham yoluyla gerek ef'al gerek sifat ve gerekse zat mertebelerinde hita- 
ba erijir. 
Ucunden simrna daim eri$ir. 



Bu ug ilimden benim batmima bilgiler ula§ir. 
Bunlari rijya, ilham ve vahiy olarak bulurum 

ilahTfeyz siJreklidir. NubiJvvetin bir boliJmu olan riJya yoluyla mijjde- 
lerin (el- Mube§§irat) kapisi kapanmamijtir/"^ 

^*^ (ATAC, 1993), s: 413; 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 347 



Bir rivayete gore NiyazT-i Misn, gevresiyle olan bu yogun ili§kisi nede- 
niyle manevT egitimini ihmal etmege bajlar. Bunun iJzerine jeyhi, onu 
Elmali'nin dijina bir i§ igin gondermek ister. Bunu ogrenen NiyazT-i 
Misrinin hatirina, jeyhinden uzak kalacagi sure iginde, manen bir zayiflik 
olup-olmayacagi jekiinde tereddiJtier gelir. Ayni gece bir rijya goriJr, rij- 
yasinda iJzerine korkung bir ayi saldirir. Ayi ile bir miJddet bogu§up, iJmi- 
dini kestigi bir anda, jeyhi Ummi Sinan belirir ve NiyazT-i Misri'yi bu zor 
durumdan kurtarir. Ruyasini ertesi giJn jeyhine aniatir. §eyhi de NiyazT-i 
MisrT'ye hitaben, "oglum Mehmet! o ayi yabandan degildir" der. GoriJl- 
dugij gibi ruh tezkiyesini ve nefis terbiyesini esas alan tasavvuft egitimde 
rijyaiar oldukga onemli bir yer tutmaktadir. Bu rijyada aniatilmak istenen 
jeyhinin uyarisina karji tereddiJt gegiren NiyazT-i MisrT boylece uyariimi? 
olmaktadir. Tasavvuf ! Yorumlara gore, riJyada goriJien her tiJriu hayvan, 
insandaki hayvanT nefsi sembolize eder ve nefsin oiguniajmadiginin be- 
lirtisi kabul edilir. NiyazT-i MisrT kendi yazdigi tabirnamesinde, riJyada ayi 
gormenin nefsin olgunla§madiginin ve o kijinin hayvanT sifatlarinin insanT 
sifatlarina ustiJn geldiginin alameti jekiinde yorum yapar. (Bkz. NiyazT-i 
MisrT, Ta'biratu'l-Vaktat, SiJieymaniye KiJtuphanesi, Haci IVlahmud Efendi 
B6I., no: 3346/10, v. 63b) ™ 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi ruyada gorme 

"Ruyasinda beni goren, (hak olarak) beni g6rmu§tur, giinkii §eytan 

751 

ben(im suretim)le hay ale giremez." 

"Beni ruyada goren, hakikaten gdrmu$tur, (unku §eytan benim geklime 

„ 752 

giremez. 

"Beni riiyada goren, hakikaten gormii} olur. Zira §eytan, benim sure- 
timle temessUI edemez. Bir de, benim iizerime bilerek yalan uyduran, ce- 



Nubuvvelin kirk alti bolumunden birisi olan salih ruyaya dair hadisler farkli rakam- 
lar ve lafizlarla; Ubade b. es-Samit (r.), Enes b. Malik (r.) Ebu Hureyre (r). ibn Omer 
(r.). Ebu RezTn el-UkaylT (r.), Abdullah b. Mes'ud (r.), Abdullah b. Abbas (r.). Abdul- 
lah b. Omer (r.). Abdullah b. Amr (r.). Ebu Katade (r,), Huzeyfe b, EsTd (r.). Avf b. 
Malik'den (r.) rivayet ediimijtir. 

Mesela: Ubade b. es-Samit (r.) rivayeti i?in bak: Buhari, Ta'bir (92). 4. Muslim. 
Ru'ya (42), 1. 7. hd. no. 2264. Ebu Davud, Edeb (35), 96, hd. no: 5018. TIrmizT, Ru'ya 
(35). 1, hd. no: 2271. Musned, S, 316, 319. 5uab,4, 186, hd. no: 4755. 
NubiJvvetin kirk alti bolumunden birisi olan salih ruyaya dair hadislerin mutevatir 
oldugu da soylenmijtir. 
™ (A5KAR, 1997), s. 82, 
"^BuharT, Ta'bir, 10/13. 
"^ Muslim, Ru'ya, 1/10. 



348 I NiyazT-i Misrikaddese'llahij sirrahu'l azTz 



753 

hennemdeki yerine hazirlansm!" 

Tasavvuf ehli rijya konusunda siJrekli olarak duyarlidir. Bu nedenle en et- 
kili rijyalardan biri RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi gormektir. Fakat bu 
ruyalardaki uyulmasi gereken onemli hususlan bilmek bir murid ve murjid 
i?in gerekli muhim meslelerdendir. ^unkij birgok ki§i bu rijyalanna istinaden 
hayatinin yonunij ve fikirlerini degijtirmektedir. 

Rijyada onemli husus gormek olmayip, dogru olmak, tevilini bilmek ve 
hakikatine ermektir. ^unkij yalan riJya ve yorumunu bilmemek hata yapil- 
masina neden olur. 

"Gormedigi bir ruyayi gordugunu iddia ederek yalan soyleyen, (kiya- 
met giinii) iki arpa tanesini birbirine dugumlemekle mukellef kilmir ve 
bunu yapamamasmdan dolayi ona azap edilir." 

Bu hadis-i jeriflerin izahi joyledir: Bir kimse, Hz. RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellemi kendi jekli ve sureti ile goriJrse, gergekten Hz. Peygam- 
beri gormiJ? olur. ^iJnkiJ jeytana Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellemin jekline girerek birini aldatabilme giJciJ verilmemi§tir. Bu agikla- 
mayi Muhammed b. Sirin yapmijtir. imam BuharT onun 5U soziJniJ nak- 
letmektedir: 

"RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi riiyada gormek, ki§inin onu 

ancak hayatmda vasiflandigi sureti iizere gordiigii zaman gergekle§ir." 

755 

Allame ibn Hacer, saglam senetlerle §6yle rivayet etmektedir: Bir 
kimse ibn Sirin'e, 

"Ben rOyamda Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi gdrdOm de- 
yince" ne jekilde, ne bigimde gordijgijnij sorardi. O kimse Hz. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellemin jekline ve jemailine uymayan bir bigim soy- 
lerse, ibn Sirin ona: 

"Sen Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi gdrmemi§sin" derdi. 
ibn Abbas radiyallahij anhin tutumu ve davraniji da ayniydi. Nitekim Ha- 
kim, senediyle bunu nakletmijtir. Dogrusu 5U ki: 

"Hadisin sozleri de bu manayi tevsik ve ispat etmektedir. Bu hadisin 
sahih senetlerle nakledilen sozlerinin hepsinden anla^ilan §ey, §eytanin 
Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin ^ekline giremedigidir. Yoksa 
herhangi bir §ekle girerek, insani Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve 
sellemi gordiJgiJniJ zannettirerek aldatmasi degil." 



"^ BuharT, ilim, 39/51. 
""ibn Mace, Ta'bir, 3/2907. 



"^BuharT, Ta'bir, 10/12. 

Ebu'l-Ala el-Mevdudt, Meseleler ve ^oziJmleri (Resail ve Mesail), gev. Yusuf Ka- 
raca, Risale Yaymlan, Istanbul 1990, 4/9-10. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 349 



Demek ki, sahih olan riiya RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin 
sahih bir nakille sabit olan suretini gormektir. §ayet, biri bu suretten 
ba$ka bir surette RasuliJllahi ruyasmda gordugunij zannederse; o, 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi gdrmemi$tir. 

Bazi kimseler, "Eger ^eytanin hilesinden korunmak, Hz. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellemi sadece kendi asil §ekli He gorijlmesi §artina 
bagli olsaydi, o zaman bu koruma, ancak sagliginda RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellemi gdrmij§ olan ki§iler igin mijmkijn olurdu. Daha sonraki 
donemlerde gelen kimseler, rOyalarinda gdrdOkleri §ahsm suretinin Hz. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme veya ba§ka bir kimseye ait oldu- 
gunu nasil bilebilirler?" d\\e soruyorlar. Boyle bir sorunun cevabi judur: 

Daha sonraki donemlerde gelen kimseler, rijyalarinda gordiJkleri jah- 
sin Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem oldugunu tam bir giJvenle 
soyleyemezler. Ama rijyalarinin manasinin ve konusunun Kur'an-i Kerim 
ve SiJnnetin bildirdiklerine uyup uymadigmi kesin olarak bilebilirler. Eger 
bu rijya, Kitaba ve SiJnnete uygunluk gosteriyorsa, o zaman gergekten 
rijyasinda gordijgij kimsenin Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem 
olmasi ihtimali ?ok daha fazladir. ^iJnkiJ jeytan bir kimseye dogru yolu 

758 

gostermek igin degijik jekle giremez. 

RiJya ve riJya ta'biri hakkinda imam-i Rabbani kuddise sirruhu'l-azTzin 
273. Mektubundaki agiklama 5U jekildedir. 

"Sual: RiJyada, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem goriJiiJrse, o riJya 
dogrudur. §eytanin aldatmasindan korunmujtur. ^iJnkiJ jeytan, onun 
jekline giremez. Boyle bildirildi. Onun igin, kardejierimizin rijyalarinin 
dogru olmasi lazimdir. §eytanin aldatmasi olmaz degil mi? 

Cevap: (FiJtuhat-i Mekkiyye) kitabinm sahibi, yani MuhyiddTn-i Arab! 
kuddise sirruhu'l-azTz Hazretleri, jeytan, MedTne-i MiJnevvere'de metfun 
bulunan Muhammed aleyhisselamin kendi jekline giremez diyor. Bajka 
suretlerde de, RasuliJllah olarak goriJnemez diyenleri kabul etmiyor. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem kendi jeklini ve hele rijyada taniya- 
bilmek gok gijg olacagi meydandadir. Bunun igin, rijyalara nasil giJvenile- 
bilir? Alimlerin gogunun dedigine uyarak ve RasuliJllah sallallahij aleyhi 
ve sellemin yiJksek janina yaki5acak iJzere, jeytanin higbir jekilde o 
Serverin ismi ile goriJnemeyecegini soylersek, o jekilden emirler almak 
ve onun begenip begenmedigini aniamak kolay degildir. IN/leTun jeytan 



5eyh AJaaddtn, imam NevevT'nin Fetvalarmin 5erhi, gev. Abdulbari Polat, Kahra- 
man Yaymlan, Istanbul 1988, 342. 
"** MevdudT, Meseleler ve gozumleri, 4/10-11. (TEKHAFIZOGLU, 2005), s. 17-21 



350 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



diJjmanligini burada da gosterebilir. Araya kanjarak, olmayan jeyi olmu? 
gibi gosterebilir. RiJya goreni jajirtir. Kendi sozlerini ve ijaretierini, o jek- 
lin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sozleri ve ijaretieri imi? gibi 
gosterir. 

Cogumuzun bildigi gibi, bir giJn Seyyid-iJi-bejer "aleyhi ve ala alihi ve 
eshabissalatij vesselam" Ashabi ile oturuyordu. Kureyj'in ileri gelenleri 
ve kafirlerin §efleri orada idiler. Seyyid-ul-be§er "aleyhi ve ala alihissalatij 
vesselam" onlara (Ven-necmi) suresini okudu. Onlarin putlarini aniatan 
ayet-i kerimeye gelince, merOn jeytan putlari oven birkag sozij, o Ser- 
ver'in "aleyhi ve ala alihissalatij vesselam" soziJne ekiedi. Dinleyenler, 
bunlari da o Server'in soziJ sandilar. §eytanin sozlerini ayet-i kerimeden 
ayiramadilar. Orada bulunan kafirler bagirmaya bajlayarak, Muhammed 
"aleyhissalatij vesselam" bizimie sulh yapti, putlarimizi ovdij dediler. 
Orada bulunan miJslumanlar da, okunan sozlere jajakaldilar. O Server 
"aleyhissalatij vesselam" jeytanin sozlerini aniamadi. (Ne oluyorsunuz?) 
diye sordu. Ashab-i kiram, siz okurken bu sozler de araya karijti dediler. 
Server "aleyhi ve ala alihissalatij vesselam" diJjiJnceye daldi ve gok 
iJziJidiJ. Hemen CebraTI-i emm "ala nebiyyina ve aleyhissalatij vesselam" 
vahy getirdi. O sozleri jeytanin karijtirdigi, biJtiJn Nebilerin sozlerine de 
kari5tirmi5 oldugunu bildirdi. Allah Teala, o sozleri ayet-i kerTme arasin- 
dan gikardi. Kendi kelamini sapsaglam yapti. 

GoriJiiJyor ki, o Server "aleyhi ve ala alihissalatij vesselam" hayatta 
iken ve uyanik iken ve Ashab-i kiram arasinda, jeytan-i lain o Server'in 
"aleyhi ve ala alihissalatij vesselam" soziJne kendi bozuk jeylerini karijti- 
riyor ve hig kimse bunu ayiramiyor. O Server "aleyhi ve ala alihissalatij 
vesselam" vefat ettikten sonra bir kimse uykuda hisleri galijmaz iken ve 
yalniz iken, nasil olur da, rijyanin jeytanin karijmasindan korundugunu 
ve onun degijtirmedigini aniayabilir? 

§unu da soyleyelim ki, mevlid okuyanlarin ve dinleyenlerin zihinlerin- 
de RasuliJilah sallallahij aleyhi ve sellemin bu ijten razi oldugu yerlejmi? 
bulunmaktadir. ^iJnkiJ oviJien kimseler, ovenleri begenir. Bu diJ5iJnce, 
hayallerinde yerlejerek, hayallerindeki jekli, sureti rijyada gorebilirler. 
Bu rijya dogru olmadigi gibi, jeytan da karijmi? degildir. 

5unu da bildirelim ki, rijyalar dogru olsa bile, ara sira gorijndijgij gibi 
gikar. Mesela, riJyada birisi goriJiiJrse, o kimsenin kendisi aniajilir. Dogru 
olan rijyalar, gok olur ki, gorijidijgij gibi gikmaz. Bundan bajka bir jey an- 
lamak, yani tabir etmek lazim gelir. Mesela, riJyada Ahmed goriJiiJr. 
Ahmed ile Mehmed arasinda siki baglanti oldugundan, bu rijyadan 
Mehmed aniajilir. Bu bildirdiklerimiz gosteriyor ki, oradaki sevdiklerimi- 
zin gordiJkleri rijyalara jeytan karijmami? olsa bile, bu rijyalarm, goriJl- 
diJgiJ gibi, oldugu nereden anla§ilir? Bunlari tabir etmek lazim olmadigi 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 351 



ve ba§ka jeyleri gostermedikleri nasil soylenebilir? Demek ki, rijyalara 
kiymet vermemelidir. Her §ey, insan uyanik iken vardir. Bunlari uyanik 
iken gormege gali§malidir. Uyanik iken goriJlen, bulunan §eylere giJveni- 
lir. Bunlar, tabir etmek istemez. RiJyada ve hayalde goriJlen §eyler de, 
rijya ve hayaldir. ^^^ 

Ki sen, ben, o demekten gecene yok. 

Sen, ben ve o demekten kurtulana 
DiJnyada, berzahta ve mizanda hesap yoktur. 

Burada biJtun ilimlerin en ig tabakasi bize tevhid gergegini bildirmekte- 
dir. Onun igin Sen, ben, o demekten gegene hesap yoktur. 









"Fitne kalmayip, yalniz Allah'in dini kalana kadar onlaria sava^in. Eger 
vazgegerlerse bilsinler ki Allah onlarin iflediklerini fijphesiz goriir." ^^° 

"Allah'in nurunu agizlanyla sondUrmek isterler. Kafirler istemese de Al- 
lah nurunu mutlaka tamamlayacaktir." ''^^ 

Sifat-u zat-u isman cehli ey dost, 

Sifat, zatve isimleri bilemeyen dost 

§iddetli azab, eziyet, cezayi pe§epe§e gormektir. 

CiJnku cehalet nimeti noksanla§tirir. Zat, sifat ve esmayi bilmek sevaptir; 
akaid ( i'tikad olunan jeyler yani inanijlar ) dir. 

Hemin zat-u sifat esmani bilmek, 

Hemen Zati, sifat ve esmayi bilmek 



^^^imam RabbanT, Mektubat, trc, H.Hilmi l§ik, Istanbul, 1977, s.450-452 
''° Enfal, 39 
Tevbe, 32 



352 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Dunyada huzur, berzahta rahatlik, ahirette cennet ile oyalanir. 

Muhyiddin ibn ArabTkaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz buyurur ki: 
"insan Hakki delV cihetinden asia bilemez. Sadece onun varligini ve 
tek mabud oldugunu bilebilir. CiJnku idrak eden insan, herhangi bir §e- 
y'l, o §eyin benzeri kendisinde bulunmadan idrak edemez. $ayet bu du- 
rum olmasaydi, hig ku§kusuz o §eyi ne idrak edebilir ve de taniyabilirdi. 
Dolayisiyla insan, sadece kendisinde benzeri bulunan bir §eyi idrak 
edebilir, bu durumda gergekte sadece kendisine benzer ve ayni olan bir 
§eyi idrak edebilir. Bari Teala ise, higbir §eye benzemez ve higbir §eyde 
onun misli bulunmaz. Dolayisiyla Hakki insan asIa bilemez" ibnij'l- 
ArabT'nin Allah Teala'nin higbir jeye benzemedigi igin herhangi bir jekil- 
de mahiyetinin bilinemeyecegidir.''" 

Bunlardan qoriinen halkin vUcudu, 

Bu gordugiJn mahlukatin varligi 
Perdeler altinada kalmi§ seraplardir. 

Varlik yoktur. insanlar sadece niyetlere sahiptirler. Fakat tek varlik 
Cenab-i Hakk'tir. isim, sifat ve §ahislar olarak goriJnen halkin viJcudu ise 
serabin igindeki serabin igindeki seraptir. 

Sifat, esma, ef al ile zat bilinmez, ama zat ile bunlar bilinir ve zati bilmek 
sevaptir. ^unkij zat, sifat, esmadan goriJnen Hakk viJcudu kemal-i hararet- 
te kar§idan su gibi goriJnur, ana serap denir. Onun yakinina giderseniz bir 
§ey yoktur. Biz o hali hararetin kemalinden ( yiJksekliginden ) oyle goriJruz. 



^" (DEMJRLi, 2003), s. 89; bkz. Ibnu'l-ArabT, el-FutuhatiJ 'l-mekkiyye, c. II, 102 

"izzet perdesindeki hakikati i'tibariyle kendisi ve masiva arasinda higbir ili§ki ol- 
madigi igin, -i§aret edildigi gibi-, bu vecihten l-lakka dalmak ve onu tanimaya gaba- 
iamak, vakit zayi etmek, elde edilmesi imkansiz bir §eyi aramak ve ancak icmal? 
olarak elde edilebilecek §eyi istemekten ibarettir." 

"Bilinmelidir ki: Kevnin Zat'in bilgisine asIa taalluku olamaz. Kevnin bilgisinin ko- 
nusu, mertebeyi bilmektir ki, o da, Allah'tir. Mertebeyi bilmek, ilahin bilgisine ve de 
onun sahip olmasi gereken fiillerin isimleri, celal ozelliklerine sevkeden, rukunleri 
korunmu^ bir delildir."; 

"Size gore Zat'in bilinemeyeceginde higbir gorQ§ ayriligi yoktur. Aksine, hades si- 
fatlarinin tenzihieri one verilir. Zatin kadimligi ve varligi igin soylenen ezel bile, 
evveliyet ve hadislige layik olan §eylerin nefyinden tenzih aniami ta^irlar. E§'ariler, 
bu konuda bize kar^i gikmi^lardir. Onlar, zannetmi§lerdir ki, Hakkin nefsi subuti 
sifatlarim bilebilirler. Nerede! Biz ise, Ebu Said Haraz'in dedigi gibi, "Allah'i ancak 
Allah bilir" deriz." 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 353 



Ef'al aynasindan goriJnen Hakk'in viJcudu i§te uzaktan goriJnen serap gibi- 
dir. Ef'al aynasindan zannedersin ki Hakk'in viJcudu oradadir. Yani sifat ve 
esmada, halbuki bunlar birer tabirden ibarettir. 

Allah Teala'nin ve kulun fail ve miJnfaJl bulunduklari bu bilgi surecinin 
en onemll kavramsal ifadesi, "kurb-i nevafil" ve "kurb-i feraiz" diye isim- 
lendirilen iki terimde kendisini bulmaktadir. Bu terimler bir hadisten 
alinmijtir ve hadiste Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem, kulun bir- 
takim ibadetlerle Allah Teala'ya yaklajacagini, ona yaklajinca da kendisi- 
ni sevecegini, bunun ardindan ise Hakkin kulun ijitmesi, gormesi, tutmasi 
vs. gibi biJtun uzuvlari olacagini belirtir. BiJtun bu siJrecin ardindan ise 
kul, artik Allah Teala ile bilen, Allah Teala ile goren ve Allah Teala ile iji- 
ten hale gelmektedir. Suftler, bu durumu gejitii ifadeleriyle dile getirmi5- 
lerdir ki, bunlarin pek gogu §udur. 

"Allah Teala ancak Allah Teala ile bilinir" 

"Allah Teala'ya en agik delV kendisidir" 

"Gordugiim her §eyden sonra Allah Teala'yi gordiim" 

"Her §eyden once Allah Teala'yi gordiim" 

"Her §eyi Allah Teala ile bildim" 

"Her $eyi Allah Teala' da bildim" 

"Onlar, Allah Teala'yi bilmi§ler ve her §eyi Allah Teala ile bilmi§ler- 
dir." ''' 



NiyazJ cism-U kalb-ii ruh ki denir. 

Cisim, kalb ve ruh denen taksim Niyazi'dir. 
Taraflar ijggenindedir. 

insan kendi varliginda yani cisminin, igindeki kaibi ve igindeki ruh da, 



^" (DEMlRLi, 2003), s. 117; Bkz. KonevT, Fatiha Tefsiri, s. 249'da (i'cazu 'l-beyan, s. 
309) §6yle demektedir: "$u halde kirn Hakki tarn olarak bilirse, bu durumda ta- 
zammun (iferme) ve iltizam yoluyla her §eyin hakikatini bilebilir. Hak ve insan-i 
kamil'in difindaki feylerde ise durum, agikladigimiz tarzdadir. ^unku Allah Tea- 
la'nin kullarmdan bazilan, Hakkin fethinin kaynagi olabilir, boylelikle o kimse, 
Hakki Hak ile bilir. Bu durumda Hakkin bilgisi ve mu$ahedesiyle tahakkuk edip, bu 
bilginin ve mii^ahedenin hUkmii, o kimsenin varliginin mertebelerine sirayet eder. 
Boylelikle o ki$i, kendisine en yakin fey olan nefsine varincaya kadar, her $eyi Hak 
ile bilir." Bu ve benzeri ifadeler ve bunlar hakkinda degerlendirme igin bkz. IbniJl- 
ArabT, Kitabu'l-a'lam, s. 2-3 



354 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hakk'in goruntusuniJn igindeki goruntuniJn igindeki varliktir: 

[Ruh 

Ruh kelimesi Arapga bir kelimedir. Kelimenin kokij " t j j " harflerin- 

den olujmaktadir. Arapga'da bu kok harflerinden olujan kelimelerin ijg 
temel aniami vardir.Bunlar: "RiJzgar, koku, rahatlama" dir. 

Bu ijg temel aniayijin yam sira ruh kelimesinin "giJg, esenlik, hiz gibi 
mecazi kullanimlan" nin oldugunu da belirtilmektedir. Ayrica Arapga soz- 
lijklerde ruh igin "insanin kendisiyle yajadigi jey" jeklinde bir tanimlama 
da yapilmijtir. Ayni zamanda Arapga sozliJkler, ruh kelimesinin "vahiy, 
Kur'an, Cebrail, isa, rahmet" gibi aniamlarda da kullanildigina ijaret et- 
mektedirler. SozliJk yazarlarmin ruh kelimesine bu aniamlari yiJklemele- 
rinde ki en onemli etken Kur'an-i Kerim'de ruh kelimesinin bu aniamlar- 
da kullanilmi5 olmasi olsa gerektir. 

TiJrkgede ruh kelimesine "canlilik, duygu, en onemli nokta, bedeni et- 
kin kilan canlilik ilkesi, bedenin hayat gucij, esans" aniamlari verilmijtir. 
Ruh kelimesi Arapga bir kelime olmasina karjin TiJrkgelejmijtir. Felsefe 
literatiJrunde ise ruh "kijinin benligini meydana getiren entelektiJel, ah- 
laki ve duygusal yetilerin tumij, boliJnmez toz, bedeni harekete gegiren 
aktif iike, pasif ve cansiz olan beden iJzerinde etkide bulunan gijg, can ile 
bir tutulan tinden ayri yajam ilkesi" olarak tanimlanmijtir. 

islam diJnyasinda ruh konusunda daha ba§ka g6ru§lerin oldugunu da 
burada hatirlatmadan gegmeyelim. Bununia birlikte, gok farkli jekillerde 
aniajilan bu gorijjleri tekgi ya da ikici insan aniayijlarindan biri iginde 
miJtalaa etmek de miJmkundur. Oyle aniajiliyor ki, ruh gorijjunun 
"zariJrat-i diniyyeden olmadigi" gorujiJnden yola gikilarak, islam dijjunce 
tarihinde bu konuda serbestge fikir yiJrutulmujtur. Ruhun mahiyeti ko- 
nusunda one siJrulen gorijjleri 5U jekilde gruplandirmak mumkundiJr: 

1-Ruh ba§li-ba§ina var olan ve cismani olmayan miJcerret bir varliktir, 

2-gul suyunun giJle sirayeti gibi bedene kari§an latif bir cisimdir, 

3-ruh bedenden ibarettir, 

4-ruh kalp, beyin ve cigerlerdeki gijglerdir, 

5-mizagtir, 

6-mizagtaki dengedir, 

7-nicelik ve nitelikge dort unsurun uyumlu bir karijimidir, 

8-mutedil kandir, 

9-beyindir, 

lO-iig latif cisimden olujan bir toplamdir, 

11-beyin ya da kalpte bulunan boliJnmez bir pargadir, 

12-havadir, 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 355 



13-tabii isidir, 
14-manevT bir nurdur, 
15-hayattir, 
16-arazdir, 
17-cisimdir. '" 

Ruhun Yaratili$i 

Ruhun Bedenden Once Yaratili$i Gdru$u ''^^ 

Bu dujiJncenin jekillenmesinde yabanci kiJlturlerin etkisi gok bijyuk- 
tiJr. Ozellikle de Yunan kiJlturunun buyiJk etkisi vardir. Ruhun beden- 
den once yaratildigini iddia edenlerin en onemli delili Araf suresi 172 ve 
173. ayetleridir ki bu ayetler; 

"Rabb'm Ademogullannm bellerinden zurriyetlerini aldi. Onlan ken- 
dilerine §ah'it tuttu. Ve "Ben sizin Rabbin iz degil miyim?" ded'i. Onlar da 
"Evet, §ah'it olduk" dediler. Siz kiyamet gununde "biz bundan habersiz- 
dik" ve "daha once babalanmiz Allah'a ortak ko§tu, biz de onlardan 
sonra gelen bir nesildik, batil igleyenler yiiziinde helak edecek misin? 
dersiniz" 

Ancak Araf suresi 172-173. ayetlerin aniajilmasi ile ilgili iki farkli gbrij? 
mevcuttur. Bunlardan birincisi ayetin zahiri aniamiyla aniajiiip yorum- 
lanmasi, ikinci gorij? ise ayetin fitrT bir gergegi ortaya koydugu yorumu- 
dur. Bu konuda ilk gbrijju desteklemede ayetlerden ziyade fazlasiyla 
hadis-i jerifier kuiianiimijtir. Bu konu ile ilgili hadislerde bu yorumu des- 
tekleyen muazzam ornekler sunulmaktadir. Kadi Abdulcebbar, bu ayet- 
lerin ruhlarin bedenlerden once yaratildigi dujiJncesine i§aret etmedigi 
belirtir. Ona gore misak alabilmek igin hayatta ve akilli olmak gerekir.''^^ 
Kelamcilar ruhlarin bedenlerden once yaratildigi anlayi§ini kabul etme- 
mektedirler. Boyle bir dijjunce onlara gore imkansizdir. Soz konusu ayet 
insanin inanma, Allah Teala'nin varligina ulajma duyusuyla yaratildigini 
bildirmektedir. 

Ruhun Bedenden Sonra Yaratili$i Gdru$u 

Bu gorijje gore beden once yaratilmi§tir. Ruhun yaratilmasi bedenin 
varligindan sonra soz konusu edilebilir. Bu gorijjun en onemli savunucu- 
su ibn Kayyim'dir. Onu boyle du§unmeye iten en onemli etken insanin 
yaratili§ini ele alan ayetlerdir. "insanligin atasi Hz. Adem Aleyhisselamin 



^" (KOg, 1990),s,29; Bu konuda daha ayrintili bilgi igin bkz, Ebu'l-Hasen el-E§'ari, 
Kitabu Makalati'l-lslamiyym ve ihtilafi'l-Musallm,(yav. H.Ritter), Ist. 1929, s. 33-34 vd 
^" (GECDOGAN, 2005), s. 76 

Kadi Abdulcebbar, Tenzihu'l-Kur'an ani'l-Metain, Beyrut, thz., s. 153 
'" (GECDOGAN, 2005), s. 78 



356 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



yaratilmasi boyledir. §6yle ki; YiJce Allah, Cebrail'l arza gonderdi. Yer- 
den bir avug toprak aldi. Onu yogurarak hamur haline getirdi. Sonra ona 
§ekll vererek ruh ijfledj. Ruh, gamura girince gamur et oldu, kan oldu, 
hayat bularak konu§tu." 

Ruh kelimesinin istilahi aniamina baktigimizda kelamcilann ruhu ijg 
farkli jekilde anladiklan gorulmektedir. Bunlar cevher, araz olarak kabul 
edenler ve ise ruhu latif bir cisimdir. Bu ug farkli gorijje kisaca deginmek 
gerekir. 

1-Ruhu cisim olarak kabul edenler; 

Bu gorij? "MusliJmanlar arasinda ruhun cisim oldugu gorujij, onun 
araz veya soyut cevher oldugu gorijjune gore kronolojik olarak once ve 
daha agirlikli olarak karjimiza gikmaktadir." Bu aniayija gore ruh bir 
atom, pargalanamayan en kijguk parga olarak tanimlanmi§tir. "Ruh boliJ- 
nemeyen en kijguk pargadir. 

2- Ruhun araz oldugunu kabul eden gorij;: 

Bu gorujij savunanlara gore ruh cisim degildir, maddi bir cevherin 
arazidir. Bu kelamcilann gorijjune gore ruh cismi meydana getiren araz- 
lardan bir arazdir. "Ruhu araz olarak tanimlayan bu g6ru§u, ruhu cisim 
olarak tanimlayan gorijjten ayiran unsur, bu gorujij savunanlarin ruhun 
cisim olmadigi fakat cisimde kaim bir hal oldugunu soylemeleridir." Ruh 
da arazdir ve diger arazlar gibi zaman iginde yok olur. 

3-Bu gdru$e gore ruh ne cisim ne de arazdir. Ruh soyut bir cevherdir. 
Bu gorujiJn kaynagi Eski Yunan Felsefesidir. Bu felsefeye gore ruh cev- 
herdir. Ozellikle de Eflatun ruhu ide olarak kabul etmekle bu dijjunceye 
kaynak tejkil etmektedir. Ve bu dijjunce bazi kelamcilar tarafindan be- 
nimsenmijtir. ibn Kayyim bu gorijje 5U jekilde ijaret eder: "Bazilari da: 
"Nefis ne cisimdir ne de arazdir. Nefsin bir yeri, boyu, eni, derinligi, rengi 
ve herhangi bir ciJz'u yoktur. Ayrica o ne alemin igindedir ne de dijinda- 
dir. Ona yakin da degildir, ona aykiri da degildir." Mejjailerin gorujij 
budur. Ej'ari bunu, Aristo'dan hikaye etmijtir. Onlar, ruhun bedenle 
olan ilijkisinin, ruhun bedene girmesi, ona yakin olmasi, beraber bulun- 
masi, ona yapijik olmasi ya da karjit olmasi jeklinde bulunmadigmi iddia 
etmijierdir. Bu gorijjun Ehl-i SiJnnet igindeki en jiddetii savunucusu 
Gazzali'dir. Ona gore ruh soyut bir cevherdir ve bunu Tehafutu'l-Felasife 
adii eserinde ayrintili bir jekilde ele alip agiklamaktadir. 

Ruhun OliJmsuzlugu '"'^ 

Ruhun oliJmsuz olduguna ili§kin gorijjler uzun bir tarihi gegmije sa- 
hiptir. Eski Semitikler olarak ifade edilen Asur ve SiJmerlere ait tablet- 



^^^ (GEgOOGAN, 2005), s. 86 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 357 



lerdeki ijaretlerden aniajilmaktadir. insanin yapisi ile ilgili bu farkli ta- 
nimlara ragmen Eski Misirda da insanin ruh-beden aynmina tabi tutul- 
dugunu gormekteyiz. Ayni dijjunce Hint kokenii dinlerde de mevcuttur. 
Brahmanizm, Budizm, Caynizm, Sihizm bu dinlerin en onemlileridir. Bu 
dinlerde ruh-beden ayrimi net bir jekiide karjimiza gikmaktadir. Ayni 
zamanda ruhun oliJmsuziugu anlayi§i burada farkli bir anlayi§a yol agmi?- 
tir ki bu tenasiJh ogretisidir. insani ruh ve beden olarak pargalayan dua- 
list insan aniayijinin mimarlari Eski Yunan filozoflaridir. 

islam filozoflari da ruhu oliJmsuz olarak kabul etmektedirler. Bunlar 
arasinda ibn Ru§d ve SiJhreverdi'yi zikredebiliriz. MiJsluman filozoflarinin 
boyle dujiJnmesindeki en onemli etken, Eflatun'un fikirlerinden terciJme 
faaliyetleri sonucu haberdar olmalari ve bu fikirlerden etkilenmeleri olsa 
gerektir. MiJsluman filozoflara gore ruh cevherdir. Bu soyut cevherin 
varlik sahasinda kendini gosterebilmesi ise ancak bir bedenle 
bedenlenmesine baglidir. Ayni g6ru§u tasavvufgular da benimsemi§tir. 
Hatta tasavvufun vazgegilmez temel ogesi ruhun oliJmsuz bir yapiya sa- 
hip olmasidir. OliJmsuz olmasi dolayisiyla ruh asil varlik, beden ise ruha 
ariz olan oliJmlu bir varliktir. Bu aniayijin sonucu olarak insanin bedeni 
a§agilanmi5, hakir gorulmijjtur; ruh ise iJstun, yiJce, oliJmu ozleyen bir 
varlik olarak kabul edilmijtir. Bu aniayi? dogrultusunda tasavvufgular 
oliJmu; ruhun bedenden ayrilmasi, ruh ile beden arasindaki ilijkinin sona 
ermesi olarak aniamijlardir. MiJsluman filozoflar ve tasavvufgular ru- 
hun oliJmsiJzliJgiJniJ kabul ederken, bazi kelamcilar oliJmle ruhun da be- 
denle birlikte yok oldugu aniayijini benimsemijierdir. MiJsliJman kelam- 
cilarin ruhun oliJmsiJzliJgiJne dair fikirlerine baktigimizda kelamcilardan 
bir kismi ruhu araz olarak kabul etmektedirler. Bu aniayijlarinin sonucu 
olarak ruhun da bedenle birlikte yok oldugunu kabul etmijierdir. Cevher 
ruh anlayi§ina sahip kelamcilar ise ruhun oliJmsiJz oldugunu diJ5iJnmek- 
tedirler. Ruhun cevher olarak kabul edilmesi kelamcilarin felsefecilerin 
gorijjierinden ne kadar etkilendiklerinin bir gostergesidir. Cevher ruh 
ogretisini kabul eden MiJsliJman kelamcilarin g6rij§lerini degerlendirmek 
igin kullandiklari akii ve nakli birgok delil bulunmaktadir. 

Ruhlarin Mekani ^^^ 

Ruhlarin bir mekanda olacagi fikri ruhun oliJmsiJzliJ inancinin bir ba?- 
ka yansimasidir. Hayat boyunca ruhun bulundugu mekan insanin bedeni 
idi. Ruh her ne kadar bedende bulunmaktan, ona hapis olmaktan mem- 
nun degil ise de bedenle birlikte olmaya mecburdur. Fakat oliJmle birlik- 
te beden yok olunca ruh kendine yeni bir mekan bulmak zorunda. Eski 



^^^ (GEgOOGAN, 2005), s. 93 



358 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Yunan filozoflanndan sistemli bir ruh aniayijina sahip olan Eflatun'a gore 
daha oncede ifade ettigimiz gibi bedenden ayrilan ruh "hades" olarak 
isimlendirilen yere gider. Hadeste belirii bir sure gegiren ruh daha sonra 
diJnyadaki hayatina gore tekrar bedenlenir. Musluman kelamcilarin 
ruhlarm mekanina dair gorijjlerine baktigimizda birbirinden farkli gorij?- 
lerle karjilajmaktayiz. Her ne kadar ruhun olumsuzlijgu konusunda Efla- 
tun'un aniayijini kabul ediyor olsalar da kendi dijjuncelerine gore ruha 
bir mekan oiujturmujiardir. insan olum sonrasina dair ayrintili bir bilgi- 
ye sahip degildir. insanin olum ve otesi ile ilgili bilgisi Kur'an-i Kerim'in 
bize bildirdigi ile sinirlidir. Kur'an-i Kerim'de de bu konu ayrintili bir §ekil- 
de ele alinmami§tir ve verilen bilgiler de oldukga sinirlidir. Durum boyle 
olunca insanin en gok merak ettigi oliJmden sonra ne olacagi ile ilgili 
spekiJlasyonlar devreye girmijtir. insanlarin oliJm ve sonrasi ile ilgili fikir- 
lerini daha onceki inanglar, felsefi akimlar ve insanin hayal gucij jekillen- 
dirmektedir. Musluman kelamcilarin ruhlarm mekani ile ilgili one siJr- 
diJkleri fikirler birbirinden oldukga farklidir. 

"Bazilan, Mu'minlerin ruhlannm cennetin kapisma yakin bir yerde 
olduklanni, cennetten de nimet ve nziklannm geldigini ileri surmu^tur. 
Bazilan da ruhlarm kabirlerinin ucunda oldugunu iddia etmi§lerdir." 

imam Malik rahmetullahi aleyh der ki: Bana ula§tigina gore ruh sali- 
verilmi§tir, istedigi yere gider. Bazilan da Mu'minlerin ruhlari zemzem 
kuyusundadir. Kafirlerin ruhlari ise Hadramevt'te bulunan Berhut Ku- 
yusundadir." 

ibn Hazm ruhlarm kabirlerin bajinda oldugu gorijjunun Ashabu'l- 
Hadis ve Ehl-i SiJnnet'e ait bir gorij? oldugunu bildirmektedir. Ayni za- 
manda ruhlarm yejil renkli kujlarm kursaklarmda bulunduguna dair bir 
gorij? mevcuttur. Aslinda bu gorij? jehitlerin ruhlari igin dujuniJlurken 
daha sonra biJtun MiJ'minleri igine alacak jekilde genijietilmijtir. Ruhla- 
rm mekani ile ilgili bir diger gorij? ise 

"Mii'minlerin ruhlannm Adem aleyhisselamm saginda, kafirlerin 
ruhlannm ise Adem aleyhisselamm solunda yer alacagi" dujiJncesidir. 
Bu gorijjun kaynagi RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin mirag hadise- 
sidir. Bu gorijje gore Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem, Hz. Adem 
aleyhisselam ile karjilajmca MiJ'min ruhlari Hz. Adem aleyhisselamm sa- 
ginda, kafir ruhlari ise Hz. Adem aleyhisselamm solunda gormiJjtiJr. Bu 
gorijjierin hepsi haber ve hadislere dayandirilmaktadir. Kur'an-i Ke- 
rim'deki higbir ayet bu gorijjieri onaylamamaktadir. 

Ruhlarm mekani ogretisinin kabul edilmesinin temelinde Eflatun'un 
ve eski dini inang ve kiJitiJrIerin etkisi oldugunu goriJimektedir. Bunu 
temsilen birgok durumla karjilajilmaktadir. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 359 



Kur'an-i Kerim'de Ruh Kavrami 

Kur'an'da ruh kelimesi farkli ayetlerde olmak iJzere 21 yerde gegmek- 
tedir. Bu kelime gegtigi ayetlere gore farkli aniamlara gelmektedir. Genel 
olarak bu aniamlar ijg grupta toplanabilir. Bunlar: meiek ozelde Cebrail; 
vahiy ve Hz. isa'dir. Ruh kelimesi meIek aniaminda Kur'an'da birgok ayet- 
te gegmektedir. Ozelde ise Cebrail olarak kullanilmijtir. 

"...Meryem oglu isa'ya agik mucizeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudus He 
guglendirdik..." ™ 

"O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh, her i} igin iner durur- 
lar." Her iki ayette de gegen Ruh kelimesini Elmalili, Cebrail olarak yo- 
rumlami§tir ve diger alimlerin de ayni gorijjte oldugunu belirtmi§tir. Fa- 
kat diger bajka ayetlerde Cebrail aniaminda ruh farkli sifatlaria kullanil- 
mi§tir. Bu tamlamalarda Cebrail, Ruhu'l-KudiJs "^ ve Ruhu'l-Emin "^ ola- 
rak sifatlandirilmijtir. Cebrail'in kuds ve emin gibi sifatlaria nitelenmesini 
Elmalili §u jekilde yorumlamaktadir. 

"Kafirlerin iftiralarini §iddetle reddetmek iJzere nebilerin temizligini 
ve azizligini agiklayip tespit etmek aniamiyla ilgilidir. Yani: 

Ey Muhammed! Kur'an oyle mukaddes bir kitaptir ki, bunu sana higbir 
noksan ile lekelenme ihtimali bulunmayan Ruhu'l-KudiJs, yiJce Rabbin- 
den indirmekte, hem de higbir yanlija yer vermeyecek bigimde hak ile 
indirmektedir." Bu sifatlari Cebrail igin kullanan Allah mesajin dogrulu- 
gunu teyit etmek, vahyin kafirlerin itiraflarindan uzak oldugunu ifade 
etmek igin bu sifatlaria desteklemijtir. Yukarida gegen ayette ifade edil- 
digi gibi Hz. isa aleyhisselami desteklemek igin de Cebrail gonderilmi? ve 
yine Kuds sifati ile nitelenmijtir. 

Kur'an'da gegen "ruhena", "Ruhu'l-Kuds", "Ruhu'l-Emin" kelimeleri 
Cebrail aniaminda kullanilmijtir."^ 

Kur'an'da ruh kelimesine verilen bir diger aniam ise vahiydir. '''''' 

Kur'an'da ruh kavraminin diger bir kullanim jekli ise ijflemek anlami- 
na gelen 'n-f-h' fiili ile birlikte kullanilmasidir. Ug ayette insanin yaratiliji 
ile ilgili olarak diger iki ayette ise Hz. isa'nin yaratilmasi ile ilgili olarak be? 
ayette gegmektedir. ''" 

Elmalili Enbiya Suresi 91. ayeti iki §ekilde yorumlamijtir; "Yani 'De ki 
ruh Rabbimin emrindendir' isra Suresi 85 ifadesince emrimizden olan ve 
Adem'e ijfledigimiz ruhtan ijfledik; iginde isa'yi hayatlandirdik. Yahut ru- 



™ Bakara, 253 

''' Nahl, 102 

"^ §uara, 193 

"^ Meryem, 17; Nahl, 102 ; 5uara, 193 

""Mumin, 15 ; 5ura, 52 

'" Secde, 9; Hicr, 29 Sad, 72; Enbiya, 91 



360 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



humuzdan demek ruhumuz tarafinda demektir ki, Cebrail diger bir deyi? 
ile Ruhu'l-Kuds vasitasiyla ijfledik demek olur. Meryem Suresi 17. ayet 
bu aniami destekler." ^~'^ 

Aslinda ruh ismi Cebrail'e ait iken bu isim hem Hz. isa aleyhisselama 
hem de Kur'an-i Kerim'e verilmi§tir. Bu onlarin Cebrail ile yakin alakalan- 
nin bulunmasi dolayisiyladir. Yakin alaka diyoruz; gunkij butiJn insanlann 
ve hatta canlilarin Cebrail ile alakasi vardir; ancak bu alaka Hz. Adem ve 
Hz. isa aleyhisselamininkine nispetle daha uzaktir. Yukarida ifade ettigi- 
miz ayetleri bir butiJnluk igerisinde degerlendirdigimizde goriJlmektedir 
ki, Cebrail'in temelde iki gorevi vardir. Bunlardan biri Allah Teala'nin izni 
ile insanlara can ijflemek digeri Allah Teala'nin kelamini nebilere ilet- 
mektir. Yaratilijla ilgili olarak Hz. Adem aleyhisselam ve Hz. isa 
aleyhisselamin yaratilijlarinin zikredilmesinin sebebi ise ikisinin de yara- 
tili§larinin diger insanlann yaratilijlarindan farkli ancak birbirine benzer 
olmasindan kaynaklanmaktadir. Hz. Adem aleyhisselamin ana-babasiz 
yaratilmasi, Hz. isa aleyhisselamin ise babasiz yaratilmasinda Allah Tea- 
la'nin izniyle Cebrail devreye girmi? ve onlara canlilik vermijtir. 

"Meryem oglu isa Allah'm Meryem'e ilka ettigi iieiimesi ve O'ndan 
bir ruiitur." "^ "...Ona ruiiumuzdan iifiediii." ^^^ Bu iki ayet baglaminin 
dijinda ve bu konu ile ilgili diger ayetlerle biJtunluk iginde degerlendiril- 
medigi zaman dogru aniajilmasi zor goriJnmektedir. Diger ayetlerle bij- 
tiJnluk iginde aniajildiginda bu gijgluk ortadan kalkmaktadir. §6yle ki: Ev- 
vela mezkur iki ayeti 'emrinden olan ruhu kullarindan diledigine ilka 
eder' MiJmin Suresi 15. ayeti ile 'Allah katinda isa'nin ornegi, Adem 
aleyhisselamin misali gibidir; onu topraktan yaratti, sonra ona ol dedi o 
da oluverdi' Al-i imran Suresi 59. ayeti agiklamaktadir. ^unku bu ayetler 
gosteriyor ki, Allah Teala'nin kelime ilka etmesi elgi melegi olan Cebrail'i 
'ol' emrini iletmek iJzere bazi insanlara gondermesinden bajka bir jey 
degildir. Yapilan bu agiklamalardan gikan sonug judur; 

Kur'an-i Kerim'de insanin varligi igin ruh kelimesi kullanilmamijtir. Bu 
anIami ifade etmek igin nefs kelimesi kullanilmijtir. insana ruh ijflendi 
ifadesi yanlijtir; dogrusu ruh tarafindan iJflendi demektir. Burada ijfleyen 
pargalanmiyor, hulul etmiyor, sadece etki ediyor. insana ruhumuzdan ijf- 
ledik ifadesi yukarida agikladigimiz tarzda aniajilmadiginda Allah Teala 
ile insan arasinda ontolojik bir bag olmaktadir ki bu da imkansizdir. Bu 
aniayija gore herkes Allah Teala'dan bir parga tajimaktadir ki bu Allah 
Teala'nin bize ifade ettigi anlayi§a tamamen zittir. Allah Teala ijflemek- 



™ \az\r,HakDini,c. 5,5.297 
"^ Nisa, 71 

778 -^ , -jT 

Sad, 72 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 361 



ten miJnezzehtir. Bu itibaria ruhun Allah Teala'nin bir pargasi olmasi, 
tevhid Inancma aykindir. Boyle bir durumu Kur'an'in onaylamasi mum- 
kiJn degildir. Sonug olarak ruh kavrami Kur'an'da Cebrail'ln adi olarak 
gegmektedir. Bazi mufessirler ve kelamcilar bu aniami fark etmi§ler ve 
Kur'an'in tevhid konusundaki hassasiyetini dikkate alarak ruh kelimesini 
Cebrail olarak anIami? ve yorumlami§lardir. Alimlerin bir kismi ise Yunan 
Felsefesinin ve dogu dinlerinin etkisinde kalarak Kur'an-i Kerim'in bildir- 
diginden ziyade yabanci kiJlturlerin baki? agisiyla Kur'an-i Kerim'i yorum- 
lamijlar ve problemli bir ruh anlayijmi benimsemi§ler toplumun da be- 
nimsemesine yol agmijlardir.] ^'^^ 

Buraya kadar aniatmaya galijtiklarimizdan da aniajilacagi iJzere, ruhia 
bedeni birbirinden ayirmak mumkun olmadigi gibi, mutlak aniamda ayri 
kabul edersek, bunlari bir araya getirmek de imkansiz denecek derecede 
gijg olmaktadir. Ote yandan, bedene bagli ozelliklerimizle ruha bagli 
ozelliklerimiz birbirinden ayrilmadigindan veya bajka tiJrlu soyleyecek 
olursak, kimligimiz ve kijiligimiz agisindan beden de son derece Onemli 
oldugundan, cevher ruhun bekasini savunmak hig de insanin oliJmsuzlu- 
gunij savunmak aniamina gelmemektedir. 

Kisaca ifade etmek gerekirse, ruhIa bedeni birbirinden ayri varliklar 
olarak dujundugiJmuzde, bunlari bir araya getirmek mumkun olmuyor. 
ikisini bir tek varlik olarak du§undugumuzde de birbirinden ayirmak 
mumkun olmuyor. Buna ragmen, kijisel ozelliklerimizin korunmasi agi- 
sindan akia en uygun olan gorijjun ruh ve bedeni birbirinden ayiramaya- 
cagimizi savunan gorij? oldugu g6rulmektedir/^° 



™ (GECDOGAN, 2005), s. 58-67 
^^° (KOg, 1990), S.45 



362 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



20 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn. 

ister isen ma'rifette olasm ali-cenab, 
Ehl-i irfan e§'ig'inde yuzunu eyie turab. 

Qok da verme kendini dunyaya bir dem gek elin, 

Donduremezsin begim kattagirdir bu dolab. 
Bu harabi niceler galigti ma'mur etmege, 
Bir yanm ta'mir ederken bir yam oldu harab. 

Qok segirtti gaflet ehli bu serabi su samp, 

Bulmadilar big biri bu sahrada bir katre ab. 
Bir zaman yiiz verme diinya ehline uzlette ol, 
AkI ufikrin bir yere cem'et yiiziine gek nikab. 

Goz kulak dil kapilarm bagia muhkem bir zaman, 

Ola kim Hakk-dan yana gonliinden olafeth-i bab. 
Ger olUmden kurtulam dersen yiirii var a§ik ol. 
Done done a§k oduyle cism U cam kil kebab. 

Gir bu derd meyhanesine koma elden kaseyi, 

Hig yiirek kamndan ozge a§iga yoktur §arab. 
Himmetin daim bu olsun kim Hakk'i aniayasm, 
Hakk'i bilmekten yeg olmaz iki alemde sevab. 

Ger azab-i ahiretten bulmak istersen halas, 

Arifol ki cehl odundan kopisar cumie azab. 
Bu Niyazi kendinden demez bu sozii ey piiser. 
Hep am soyler duyarsin gokten inen dort kitab. 

ister isen ma'rifette olasm ali-cenab, 
Ehl-i irfan esiginde yuzUnU eyie turab. 

Ma'rifette yiJksek makam bulmak ister isen, 
Yuzunu ehl-i irfan ejiginde eyie toprak. 

Toprak tevazuyu su sehaveti temsil eder. Tevazu benligin yok olmasi 
olunca kabin bojiuguna i§aret ederki, onu dolduracak vasfi bulmak mumkiJn 
olacaktir demektir. 

Cok da verme kendini dUnyaya bir dem cek elin, 
DondUremezsin begim kati agirdir bu dolab. 

Kendini dunyaya gok verme de bir an elini gek, 
Begim kesinlikle bu dolab agirdir donduremezsin. 

Su degirmenin (kalbin) garki iizerine dokiJlecekfeyz pmarlarmin akmasi 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 363 



ve §elalesi giJr olmasi igin diJnya ile baglann kesilmesi gerekmektedir. DiJnya 
ile olan baglar su oniJne gikan bentler gibidir. 

Bu harabi niceler caltsti ma'mur etmege, 
Bir yanin ta'mir ederken bir yam oldu harab. 

Bu harab yeri nice ki§iler imar etmege gali§ti, 
Bir yanini ta'mir ederken diger yam oldu harab. 

insan hayati boyunca dunyasmi mamur etmek igin hirslanir ve strese gi- 
rer. Bu gerginlik sonucu maddT ve manevT hastaliklara dijjer. 

"insan, stres yaratan yajam tarzi segerek farkinda olmadan hasta ol- 
mayi segmi? olabilir. Bu stres iyice bijyudugunde ya da kronikiejtiginde, 
bazi organlar tepki vermesine yol agiyor; migren olmasi halinde damar 
sistemi de oldugu gibi. Bu yiJzden, sizin de aniadiginiz gibi kasitli olmayan 
bir segim vardir. Tam olarak agiklanacak olursa kijinin segtigi ya da tercih 
ettigi 5ey hastalik degil, strestir; hastaligi segen ise i§te bu strestir!" 

"Bu yiJzden bizim du§manimiz strestir ve doktorlara dijjen gorev de 
yajaminizdaki stresi azaltmaya yardimci olmaktir." ^^^ 
Bu nedenledir ki maddT ve manevi doktorlara ihtiyacimiz vardir. Onlar 
sayesinde kurtulu? yolu ancak bulunabilir. 

Cok segirtti gaflet ehli bu serabi su samp, 
Bulmadilar hie bin bu sahrada bir katre ab. 

Bu serabi su samp gaflet ehli gok kojtu, 

Hig biri bu sahrada bir damla su bulamadilar. 

MiJrid halis niyet ile bu yola girer. Fakat buyiJk bir tehlike ile karjilacagi 
ihtimali ise samimiyeti miktari kadar fazladir. ^unkij teslim olmanin karjiti 
olan istismarm kurbani olmak ihtimalide o kadar bijyumeye bajlar. ^unkij 
yol sonsuz ve tehlikeli olmakla birlikte kapali bir kutu iginde bal yapan arinin 
ijleyiji gibi gizlidir. Eger yapilan bal igine zehir katilirsa bunun sirrina vakif 
olamayan Hasan Sabbah'in fedaileri gibi kurban olurken gittikleri yolun 
akibetini bilmemi5lerdi. Samimiyet bu yolda mukemmelligin olujmasina 
sermayedir. Ancak goldeki serabin kiymetinin bedeli olmaktan Allah Tea- 
la'ya siginmakta onemli husustur. 

["Cemaatin lideri, muridlerini bir ijlkuye, bir hedefe, bir ideolojiye, bir 
tutkuya dogru canlandirir ve/veya ba$tan gikarir. Belli bir canliliga ula§mi§ 
grup siJreglerinin (burada, "canlilik" ile dini, siyasi, ideolojik "enerjik oluju") 
gogunun temelinde bunu goriJruz. Topluluk bir biJtun olarak, ama ayni za- 



^^^ (YALOM, et al., 2000), s.126 



364 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



manda, onun iginde yer alan bireyler kendi oykiJleri ile toplulugun kaderinin 
kesijme noktalannda liderin ijaret ettigini arzularlar. Liderin i§aret ettigi ile 
bir kondansasyona^^^ yani yogunlajmaya ugrar. Bu tiJr yogunlajma misalle- 
rine pek gok dini, siyasi ve ideolojik olu§umda rastlanz. "ideolojimizin hede- 
fi (veya igerigi), liderimizin ki$iliginde somutla$mi$tir" ifadesi herhalde go- 
gumuza tanidik gelmektedir. Boyle biryonelimin dogasi aktarimdir. Cemaat 
ijyelerj oldukga karmajik versiyonlara burunebilen jekillerde, narsissistik^*^ 



Condensation:(i.) kisaltma, ozet; (kim), (fiz.) yogunla§tirma, sikla§tirma, koyula5- 
tirma; bugu. 

Narcissism: (i.) kendine hayran olma, narkislik, narkisizm. Kendi cemaatlerinden 
ba§ka kurtulu5 yolu yok gibi dijjunceier. Mesela, cemaat liderinin kitabmdan ba§ka 
kitaplan okumayan muridler gibi. islamiyette kagmiimaz kitap Kur'an-i Kerim iken 
bazi cemaatler onu bile terke kadar ileri gittikleri zamanimizda goriJlmektedir. 

Bazi cemaatler ise kitap dahi okutmamakta israrlan o kadar goktur ki, kendi 
mecmualan ve dergi vb.lerini tavsiyeden ileri gitmedikleri goriJlmektedir. 

[Ulkemizdeki buyijk dini cemaatler gunliJk gazete ve televizyon sahibi olmak 
istiyor. Guglij bir MiJsluman medyanm kurulamamasinda bunun da rolij vardir. 
Her cemaat, her tarikat, her firka, her hizip, her grup kendi gazetesini, kendi 
dergisini, kendi TV'sini kurarsa elbette giJflu ve iJniter bir medyaya sahip olama- 
yiz. 

Gazete konusuna temas ederken abone yoluyla yijksek tiraj elde etmeye de 
parmak basmaliyiz. Bugun oyle gazetelerimiz var ki, normal satiji 30 bin, abone- 
lerle genel satij 500 bin oluyor. Bu pek saglikli bir tiraj degildir. Aboneler de 
56yle: Cemaate bagli zenginler 50'5er, lOO'er, 200'er gazetenin parasmi veriyor- 
lar, dagiticilar bunlari apartmanlara, dijkkanlara, ijyerlerine birakiyor. fogu 
okunmuyor, hatta "Kardejim, istemiyoruz, getirmeyin..." diyenler bile var. 

Mjjslijmanlar, Turkiye'de hala medya sahasmda birinci olamami5lardir. Bu 
birinciligi elde etmek igin paralel ve alternatif yollar bulunmalidir. 

"Hazret-i IVIiibarek" zihniyetiyle medya meselesini halledemeyiz. 

Hazret-i JVIiibarek $oyle istedi, boyle istedi... Bir tane Hazret-i MiJbarek yok 
ki, bir yigin Hazret-i IVIubarek var. 

Bundan elli sene once "islami Gazete" gikartilabilirdi. Bu devirde artikTurki- 
ye'nin biJtiJnune hitap eden, TiJrkiye'yi biJtunuyle kucaklayan gazeteler gikartil- 
malidir. Sermayedarlar ve idareciler MiJsluman olacaktir, ama gazete TiJrki- 
ye'nin butiJnune hitap edecektir. i5te bunu bajarmak gok zor... 

Sanirim 1951 veya 52 idi. Galatasaray Lisesinde son smif ogrencisiyim, yatili 
okuyorum. Ustad Necip Fazil "Bijyuk Dogu"yu giJnluk gikartiyor. Buyuk Dogu, 
devamli gikamazdi. Merhum Ustadta tiJccar, sermayedar zihniyeti yoktu. i§te 
BiJyiJk Dogu'nun giktigi aylarda, sabahleyin 6.30'da galan kalk zilinden yarim sa- 
at once uyanir, elimi yuziJmu yikar, giyinir, ajagiya inerdim. Okula giJnluk gaze- 
teleri getiren bir hademe vardi, ijg adet BiJyuk Dogu getirirdi, birini ben alirdim. 
BuyiJk Dogu gikmadigi zamanlar, 6 buguk ziliyle yataktan dogrulamazdim... 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 365 



ve libidinaP^'*yatirimlarla liderlerine baglanirlar. 

Bu topluluk ruhu, bir bajka ifade ile, toplulugu bir arada tutan bu telkin 
ve illuzyon ortami, insanoglunun yagiz toprak ve mavi gok arasindaki belirsiz 
varolujunda bir mitoloji yaratir ve ona belli bir destan verir. insanlik tarihi- 
nin bebekligi sayabilecegimiz dbnemlerde bu tip aktarimlarin yogun bir §e- 
kilde varolmasi bojuna degildir. 

insanin dogasi ve bu doganin igerdigi diJrtuler her zaman onu bu aktari- 
min igindeki hareketlere dogru iter. Bu aktarim sabit bir durumda kalamaz. 
Tatmin yajantisi siJreklilik arz edemez. Bir zaman sonra, topluluk ruhu et- 
kinin di$ma dogru ta$maya ba$lar. Bazi durumlarda, ba$langi(ta grubu 
ba$tan (ikaran ve ona canlilik veren ara^ ama(la$ir ve bu etki bir evrime 
ugrayamaz, (ozijlemez ve toplulugu "zamansiz" bir birincil sijre^ fanusuna 
kilitler goruntusij verebilir. 

Bu §ekildeki durumlarda, lider ve onunia ozdejiejtirilen ideoloji, inang 
veya siyaset idealize edilir. Toplulugun diJrtuler kaynakli tabii goziJlme tij- 
revleri ise topluluk dijina yansitilir. Lider ve onunia ozde^le^tirilen ideoloji 
temiz ve pak kalir; Ozerine §ijphe bulutlarinin golgeleri dO^mez. Boyle du- 
rumlarda, di^arida "kotii otekiler" bulunur. Gitgide kapanan topluluk, "ote- 
kiler'M paranoid ^^^ bir jekilde gozetlemeye bajlar. ^^^ 

ijte, serap olan miJrjid elindeki toplulugun aktarim siJreglerinde toplulu- 
gun hipnozu ajmasini saglayacak kimdir, nedir? 

Bu ijlevgene lider/iJlku yogunlajmasindan mi beklenecektir? 

Burada toplulugun bagijiklik sistemi alerjik bir tepki olu5turabilir (alerjik 
reaksiyon metaforu paradoksal bir duruma ijaret eder. BiJnyeyi hastaliklara 
karji koruyan bu olgu, bazen ba§li bajina bir hastaliga, hatta oliJme sebebi- 
yet verir)/^^ Topluluk, tiJm bu grup-igi biling yiJkselmesini bir dagilma tehdi- 
di olarak yajayabilir ve hainleri lanetliler bahgesindeki "6tekiler"in yanina 
pijskurtebilir. Boyle bir durumda, belli bir sure igin rahat edilir, du$manlar 
lanetlenir, lidere ve iJlkuye tekrar sadakat yeminleri edilir. Bir sonraki krize 
kadar. Ancak endi§eye gerek yoktur. ^unkij diJnyada "hain"den bol §ey bu- 
lunmaz.]'^^ 



GiJnluk gazeteler merakia, heyecania, ajk ve ijtiyakla beklenmeli ve okun- 

rnali. (Mehmet 5evket Eygi, Milli Gazete, 15. 12. 2007)] 

Libidinal: 5ehvetli. Sapik tarikatlerde bu hal goktur. 

Paranoid: paranoyak 
Mesela, "gel bizim cemaate, kurtulasm", "bizim efendiyi tanimamak buyijk 5ansiz- 
lik" gibi ifadeler. 

Cemaatlerinini tabu yapanlar. 

Psikiyatrik hastalar, §izofrenler vb. 

Uygarlik, Din ve Toplum. ^ev. Selguk Budak. Oteki Freud Dizisi (1997). 
"bensizbiz" Topluluk Zlhnlyetinin Psikanalizi. IhtakI Yayinevi, 2002. Yavuz ERTEN'nin 



366 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hulasa, bu yolun engok kurban veren bir yol oldugunu unutmamak gere- 
kir. Bunun tek ve kaginilmaz kurtancisi ise islamiyetin ana kaynaklan olan 
Kur'an-i Kerim ve RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin siJnneti oldugunu 
unutmamak gerekir. 

Vuslata ermek igin galijanlann hepsi muradina kavujamadi. Muradina 
erijenler ise g;ali§anlar iginden giktigi unutulmamalidir. KopriJler her zaman 
suya batan ta5lar iJzerine kurulmaktadir. 

Bir zaman yuz verme dunya ehline uzlette '^^ ol, 
AkI u fikrin bir yere cem'et yuzune cek nikab. 

Bir zaman diJnya ehline yiJz verme uzlette ol, 
Akil ve fikrin bir yere topla yuzune perde gek. 

Halvet: (Yalnizlik. Tek bajina kalmak. Tenhaya gekilme. Gizlilik) kijinin 
kendi ile bajbaja kalmasi ve nefis terbiyesinde gegmesi gereken hal ve ma- 
kamlari daha gabuk kat edebilmesi igin zikir, tefekkiJr, aglik ve miJrjidi tara- 
findan tavsiye edilen hareketlerin biJtunu ile terbiye olmasidir. 

insan igin tavsiye edilen bu uzlet bir mur§idi kamilin emr-i ve miJsaadele- 
ri ile olmasi gereklidir. ^unkij bu tiJrlu yalniz kalmalarin ve halvetin 
usiJllerinden biri kontrollij olmak jartidir. Halvete giren kijinin veya rabita, 
murakabe ve benzeri uygulamalarin diger bir kiji (mur§id) tarafindan takibi 
elzemdir. Bu nedenledir ki gok kijilerin bireysel olarak bu halvetlerinde zayi 
oldugu da bir goriJlmektedir. 

Boyle tam inzivaya gekilmek (olgunla5ma) gerginligini ortadan kaldir- 
maz, aksine bunun kendisi bajli bajina bir strestir. Yalnizlik, hastaliklarin 
ijreyebilecegi en uygun ortam olur." ^^° 

Normal hayatta halvet ise namaz, rabita, murakabe, zikir, tefekkiJr, dua 
vb. kisa siJreli halvettir. ^unkij bu tiJrlu ibadetlerde insanlarda toplumdan 
kopmalari vardir. Bu turlij kopmalar siJrekli olunca halvetteki kazanimlar 
uzun siJrelide olsa kazanildigi tecriJbe edilmektedir. 

Konu ile ilgili olacagindan meditasyon konusu hakkinda bilgi vermek ge- 
regini uygun gordiJk. 



"Ben'den biz'e ve siz'e: "bensizbiz'Mopluluk Zihniyeti Uzerine Dijjunmeye 
Psikanalitik Bir Davet." Makalesinden uyarlanmijtir. 

Uzlet: Yalnizlik. insanlardan ayrilarak bir tarafa gekilip yalniz kalmak. 
"° (YALOM, et al., 2000), s. 128 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 367 



Meditasyon^^^ Anlammda Dua 

Geleneksel olarak ibadette veya dinitecrubede yapilan meditasyonun 
amaci, daha gok Allah Teala lie ilijkiye girip onun huzurunda hazir bu- 
lunmaktir. Ayni zamanda meditasyon (derin dijjunme), her ne kadar 
farkli dint inanglar iginde farkli tecriJbeler gibi goriJnse de temeldeki 
amaci dint tecriJbeler yajamaktir. Ote yandan dim muhteva ta$imayan 
meditasyonlar da vardir. Bunlar da, ayni zamanda Deikman'in vazo medi- 
tasyon deneyinde oldugu gibi gijglu tecriJbeler meydana getirebilmekte- 
dir. Bu aniamda zen, yoga''^^ ve transandantal meditasyon (derin dijjun- 
me) ■'^^ gibi bir takim meditasyonel pratikler, sekiJler meditasyon grubu 
iginde degerlendirilmektedir. Bu meditasyonlarin hepsi bireyde, degi§ik 
biling durumlarina yol agtigi igin bir rahatlama meydana getirmektedir. 
Beiki de bu yontemlerden birgogu, dua -ve ozellikle de bireysel olarak 
yapilan dua gibi- farkli derecelerde de olsa dujiJnceye odaklanma gabasi 
gerektirebilir. Diger taraftan meditasyon, dint bir aktivite gibi bireye dint 
birtecriJbe kazandirmayacaktir. Meditasyon tarzinda yapilan dua, bajvu- 
rulan dua gejitleri arasinda daha az siklikia yapilan dualardan biridir an- 
cak, bu tiJr duanin da dua siJrecinde gijglu psikolojik etkisini gorebiliriz.''^'' 

Dint Pratik Olarak Dua 

Dint pratik olarak yapilan dualar, genellikle halk arasinda bilinen ve 
mensubu oldugu dinin din gorevlisi tarafindan bir kitaptan veya ezbere 



Meditasyon / Meditation (derin dujunme): Sessiz, ama derin dujunme, belli 
imgeler, vb. ijzerinde yogunlajma ile tanimlanan ve genellikle sessiz bir mekanda 
rahat pozisyonda oturup, derin ve duzenll soluklanmayla notr Imajlar iJzerinde 
odaklanmayi igeren bir gev5eme teknigl ve terapisldir. Bu teknikle, psikolojik bag- 
lamda ig huzur, dinginlik ve sakinlikle tanimlanan farkli bir biling durumuna ulajildi- 
gi varsayilir. Budizm, Hinduizm gibi dinlerde de yukaridaki aniam kastedilir. (Budak, 
Psikoloji Sozlugu, s. 501) 

Yoga / Yoga: Ongorulen ruh ve beden disiplini yoluyla yiJce varlikia veya yiJce 
ilkeyle butiJnlejmeyi hedefleyen bir Hindu felsefesidir. (Budak, Psikoloji Sozlugij, s. 
842) 

Transandantal Meditasyon / Transcendental Meditation: ^abasiz ve dogal bir 
derin du§unme teknigi olan transandantal meditasyon, bugiJnku haliyle alti a§ama- 
dan olujur ve gunde iki kez 20 dakika sijreyle gozleri kapali bir §ekilde oturup, 
"mantra" denilen bir sozij tekrarlamaktan ibarettir. Mantra'nm bu jekilde tekrar- 
lanmasi, bireyi dikkat dagitici dujiJncelerden uzakla5tirir, onda bir gevjeme durumu 
yaratir ve bireyin zihnin derinliklerine dalarak farkli bir biling duzleminden imajlari 
ve dijjunceleri izlemesini saglar. (Budak, Psikoloji SozlugiJ, s. 766-767) 
Mantra: Sozle ifade etmek veya surekli soylenen veya bir dua veya sihirii ses olan 
sozcuklerin birle5mesi 
""(ARGYLE, etal., 2000) 



368 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



okunarak yapilan dualardir. Bu dua tiJrunde, oncelikle standart dint pra- 
tik formiJllerini ihtiva eden ve bu formiJllerle takviye edilmi? olan istek 
veya baglilik aniamini tajiyan kaliplajmi? ifadeler yer almaktadir. Bu tarz 
dualar, genellikle ozel bir tarzda ve monoton bir sesle okunmaktadir. Ay- 
rica duanin igerigine bakildigmda, yeteri derecede ruhanT bir duygu his- 
setmeksizin bu kaliplajmi? ifadelerin soylendigi goriJlur.''^^ Ancak kalip- 
la§mi§ ifadelerle yapilan duayla psikolojik rahatlama aniamindaki kazan- 
cin kaybedilme durumu, bizatihi dua etmenin meydana getirdigi duygu- 
sal giJg ve etkili bir psikolojik kazanimla telafi edilmektedir."^ 

Meditasyon-Rabita ^^^ 

Eskilerin murakabe dedikleri kendi igine gomiJlme, di? diJnyadan tec- 
rit olup ruhsal derinliklere dalma hali demek olan medatasyonun tam bir 
tarifini yapmak oldukga gugtiJr. En klasik aniaminda, ki^inin kendi benli- 
ginden siyrilip bir nev'i evrensel birlik (vahdet: unity) hissine kavu^masi 
igin yapilan ge^itli uygulamalara meditasyon (derin dijjunme) denir; go- 
gu zaman, bu dereceye varildiginda, bir mistik ya^anti ya§anir. Bu yajan- 
tiya Nirvanah, vecd, unio mistica gibi pek gok isimler verilmi§tir ve tarif 
edilmekten ziyade, yajanarak aniajabilecek bir hal, yani bir yajanti 
(experience: yajanilmi? tecriJbe) oldugu vurgulanmijtir. 

Uzakdogu men§eli pek gok meditasyon (derin dijjunme) yontemi 
mevcuttur; bunlar arasinda yoga, Zen gibi pos// olanlar kadar, ok atma, 
belli hayali ddvO} hareketlerinin yapilmasi (kung fu, karate ve 
taekwon'do'daki kata ve pumseler) gibi aktif olanlar sayilabilir. Ba- 
tililar'in daha kolay aniamasi ve uygulayabilmesi igin gelijtirilen teknikler 
de gittikge artarak popiJlarite kazanmaktadir (transandantal meditasyon 
gibi). ^ejitli islam tasavvuf ekollerinde uygulanan zikirler de aktif medi- 



"^ Wulff, D. M. (1997). Psychology of Religion, 2. Edition. New York: Wiley. 
^^'' (ARGYLE, et al., 2000) 

Bu iki terlmin temelde benzerlik olmasmdan dolayi bu makalenin faydasi olacagi 
du§Qnulerek alinti iJzeinde du§unurek okumayi tavsiye ederiz. 

Rabita; mijride, Allah Teala'ya kar5i derin bir saygi halini beraberinde getiriyor. 
^unku nasil bijyuklerimizin ve sevdigimizin huzurunda laubalT olmuyor, onun 
cemalini seyretmek, onun hurmetlne munaft bir §ey yapmamak igin Ttina gosteri- 
yorsak, tesbthatta da ayni hali takinmak ve O'nun huzurunda oldugunu; O'nun yaki- 
ninda oldugunu hissetmek gerekir ki, bu, kijlye gore degi§ir; bazisi huzurda, bazisi 
yakmmdadir. Rabita, zamane tabiriyle soyleyecegim, tam da ayni jeyi karjilamaz 
gergi ama bir konsantrasyon temini igindir ama meditasyon degildir. Meditasyon 
ba§ka bir jey. Kendinden gegmek yoktur, kendine gelmek vardir dervijiikte. Dervi§- 
ler kendilerinden gegmek igin dervij olmazlar, kendilerine gelmek igin dervij olurlar. 
(iNANCER, 2006), S.177 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 369 



tasyonlardir. Bu gibi ritmik solunum ve beden hareketleri ritiJellerinin ki- 
§ide hafif bir alkaloz ve psi^ik trans hali meydana getirebildikleri bilin- 
mektedir. Kendi pozitivist episetmolojik anlayiji igerisinde olgemedigi, 
standardize edemedigi ve laboratuara, bilimsel galijmaya dahil edeme- 
digi 5eyler iJzerinde spekiJlasyon yapmaktan kaginan psikoloji ve psikiyat- 
ri bu gibi manevT disiplinlerin dogrulugunu, yanli§ligini veya felsefi boyu- 
tunu tarti§maz ama bunlari uygulayan kijiierin psijik durumlarini ve yap- 
tiklarinin kognitif-davranijgi etkilerini inceleyebilir. BiJtun meditasyon 
(derin dijjunme) yontemleri, yeterince ciddi uygulandi klaninda, kijinin 
objektif realiteden kopup kendi ig diJnyasina gomulmesiyle, yani otizmie 
karakterize yajantiiaria sonuglanir. Butun mesele bu otizmin ve gegici ya- 
§anala§manm (alienation) ve depersonifikasyonunun kontrollij bir ^ekilde 
ki^inin ego bOtiJnliJgiJne hizmet etmesi, dissosiyatif degil assosiyatif etki 
hasil etmesidir. 

Pek gok giJveniiir arajtirma, ruhsal sagligi yerinde veya hafif derecede 
norotik problemleri olan ki^ilerin bu gibi yontemleri uyguladiklarinda be- 
densel agidan da daha saglikli ve mutlu hale gelebildiklerini, hatta birta- 
kim psikosomatik hastaliklardan kurtulabildiklerini telkin etmektedir. Bi- 
limin pragmatist yaniyla meseleye bakildiginda, bunun ne bir zarari var- 
dir ne de mahzuru! Fakat yukarida belirtildigi gibi, kijilerin otistik^^^ egi- 
limlerini kamgilayan bu yontemlerin zaten otizm tehdidi veya gergegi ige- 
risinde olan ki§ilerde son derecede zararli olabilecegini asia akildan gi- 
karmak gerekir. Bu bakimdan, psikotik, borderline, §izoid, §izotipal, ger- 
gegi degerlendirme melekesi bozuk ve benzeri major zihinsel bozuklugu 
olan ki^ilerin kontrolsOzce meditasyon (derin dijjunme) yapmalari psiki- 
yatrik agidan dogru degildir. 

Piyasada bu gibi disiplinleri bgreten kurumlarm biJnyelerinde miJra- 
caat edenlerin psikiyatrik durumlarini layikiyla degerlendirebilecek, uy- 
gun olmayanlarm refiJze edilmelerini saglayacak tecriJbeli psikiyatrlar 
veya psikologlarin mevcut bulunmasi gerekir/^^ 

Uyari 

Meditasyon islam! gevrelerin hemen itaraz ettileri bir usul olmasina rag- 
men, ne denirse densin, yani ibadet, olgu, zikir, egitim, vb. jeyler bunlar 
insani igerigi bulunan ve her jeyi ile inkar edilemeyecek bir yontem oldugu 
muhakkaktir. ^unkij insani ilgilendiren ve hizmet eden usiJllerin gogunda 
dint hayat ele almdiginda jahislarin farkliligi ve aniayijlari karjismda gok 
gejitii jeylere ihtiyag duydugumuzu unutmamaliyiz. 



Autistic: otistik, igine kapali 
"^ (DOKSAT, 10-11 Aralik 1998) 



370 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



§u konu da unutulmamalidir ki, ibadet kariyeri olmayan bir rabitayi me- 
ditasyondan da gok ayri ve farkli gormekte gok onemli degildir. Rabitayi dint 
bir emir veya ibadet gibi gormek nasi! yalni§sa ve bunu dini temeller igeri- 
sinde gostermek igin ugra§makta yanii? tutumdur. insanin ruh halini ilgilen- 
diren jeyieri zorlayarak kendisi hakkinda az bilgiye sahip oldugumuz ruh 
bilgisine, bunlari karijtirarak bir jeyier yaptigini zannedenlerin de yanii? 
yaptiklari kanaatindeyiz. Onemli olan §ey, Allah Teala'nm Kur'an-i Kerim ve 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem vasitasiyla beyan buyurdugu ibadetleri 
yaparken beiki eski dinlerden kazanilmi? tecriJbelerden istifade etmek uy- 
gun bir tarz olsa gerektir. ^unku namaz ibadeti eski dinlerden beri var oldu- 
gu dujuniJlurse meditasyon gibi (aslindan uzaklajmi? usuller) tevhit gerge- 
vesinde faydalanmaktan geri kalmamak lazimdir. ^unkij Hikmet mu'minin 
yitigidir; nerede bulursa alir." ^°° miJslumanin birinci gorevidir. 

Tekrar hatirlatmak gerekirse hayatin igerisinde bazi guzellikleri gormek 
ve bunu dinin igerisinde hemen bir yere kondurmaktan gok onu insanT bir 
ihtiyag olarak ya5amak en giJzelidir. 

AkI u fikrin bir yere cem'et yuziine cek nikab. 

"Akil" kelimesinin kokij Ttibariyla (a.k.l.) "baglamak" "hapsetmek", 
"muhafaza etmek" gibi aniamlari vardir. Araplar azgin deveyi kontrol al- 
tinda tutup muhafaza etmek iJzere kullandiklari ipe de "ikal" derler. ^°^ 

Akii (ruhi) eyiemler ile cismani (maddi) eyiemler arasinda ahenk kur- 
mak, insanin fitratinda vardir. Bir jekilde bu ahengi kurmayan kiji, huzur 
ve siJkuna eremez. Soz konusu ahenk iki jekilde kurulabilir. Birincisinde, 
kiji, bir eyiemin ya da eyiemlerin gerekliligi ya da arzu edilirligine karar 
vermek igin akiini kullanir ve daha sonra akiina uygun eyiemde bulunur. 
ikincisinde, ki5i, duygularmin etkisiyle eyiemlerde bulunur ve daha sonra 
eyiemler igin akIi agiklamalar veya mazeretler icra eder.^°^ 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala akli yaratti, sonra ona: "yonel" dedi. Yoneldi; "geriye 
don" dedi. Dondu; "otur" dedi oturdu; "kalk" dedi. Kalkti; "konu§" dedi. 
Konugtu; "sus" dedi sustu; Sonra Allah Teala; "tzzetim celalim, 
kibriyam, saltanatim ve ceberutum hakki igin, mahlukat iginde senin 



^°° Ke§fu'l-Hafa, Beyrut, 1351, 1/363-364. 

Ibnij'l-Manzur, Cemaluddin Muhammed, Lisanu'l-Arab, (Daru's- Sadr), Beyrut 
1954, c. XI, s. 458, 459; 
^°^ (TOLSTOY, 2005), s. 37 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 371 



803 

kadar bona sevimli bir$ey yoktur" buyurdu. " 

ibn'iJl Arabide kelimenin bu aniamindan hareketle akli, insan iJlkesini 
muhafaza edip kontrol altinda tutan, gekip geviren, ijlerini diJzenleyen 
vezir gibi goriJr. Vine bu aniamindan hareketle akli, Allah Teala'nin hibe 
ettigi marifeti kabul eden ve bu marifeti baglayip muhafaza eden bir yeti 

I ..... 804 

olarak gorur. 

Suff, kejft bilgisi vasitasiyla uluhiyyet hakkinda tam bir bilgi elde eder. 
Zira akli, Hakk'in sadece tenzihT yonunij tanirken, suftnin kalbT bilgisini 
ifade eden kejf, O'nu hem tenzihT hem de tejbihi yoniJnu tanir, hakikatin 
birligi ve goklugunu ayni anda kiJlIT olarak idrak eder. Akil, tek olan 
Hakk'in "ilk", "Son", "Zahir" ve "Batm" gibi bir birine zit veghelerini id- 
rak edemez. Bu sebeple rasyonel dijjunurler, Allah Teala'nin tenzihen 
oldugu kadar, tecellTleri Ttibariyla tejbihT yonuniJ idrak edemediklerinden 
Allah Teala hakkinda gergek ve kujatici bilgiye ulajamazlar. 

Diger taraftan akil, diger biJtun suftlerin de ortak kanaati olarak ta- 
savvuft bilginin merkezine koyduklari "a5k"i idrak edemez. Hig kimse ak- 
lin gozetiminde Allah Teala'ya ajik olamaz.*°^ 

Goz kulak dil kapilann bagla muhkem bir zaman, 
Ola kim Hakk-dan yana gonlunden ola feth-i bab. ^°^ 

Goz kulak dil kapilann muhkem bir zaman bagia, 
Senin igin gonliJnde Hakk tarafma bir kapi agila. 

Burada "bir zaman" kirk giJn demektir. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem buyurdu ki; 

"Kirk gun sureyle Allah Teala'ya ihlasia amel eden in hikmet pmarlari 
kalbinden lisanma akar." ^°^ 



Ebu Nuaym. Hilye. 7/318; Hadisin mevzu oldugu ittifakia kabul edilmektedir, bkz. 
Sagani, 35; Sehavi 163; AclunT. 1/263; Akilla ilgili turn hadislerin uydurma oldugu 
soylenlr. Bkz. Jbn. Cevzi. Mevzuat. (5EKER, 1998), s.205 
^°'' ibniJ'l-Arabi, Tedbirat, s. 157, 158; Futuhat (thk), c. II, s. 100. 
^°^ (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 75 

Mu5ahede iJg aniama gelir: 
ilkl mahlukatm Allah Teala'da mu§ahede edilmesi, 
ikincisi Allah Teala'nin mahlukatta mijjahede edilmesidir. 

Uguncusu ise mahlukat soz konusu olmaksizm Allah Teala'nin mu§ahede edilmesi- 
dir. Bu da yakmin juphesiz bir 5ekilde mijjahede edilmesidir. (IbniJ'l-ArabT, Futuhat 
(byr.), c. IV, s. 186. (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 161) 

^°^ ibn. Cevzi, Mevzuat. 111/144. 145: Aliyu'l Kari. 315; Acluni. 11/224; Sehavi 620-21; 
Ebu Nuaym, Hilye. V/189; Hadisin saglam kaynaklarda yer almamasi ihtiyatia yak- 
Ia5mayi gerektirmektedir. 



372 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Burada "bagia" demek kelamin geldigi yeri bil ve soylenen jeyin hakika- 
tine gore gore tedbirini al demektir. Yani soziJn geldigi yerin Allah Teala kati 
oldugunu aniarsan kizmaz ve Sana agilan veya yonelen hikmeti gozmij? olur- 
sun, demektir. ^unkij Hakk katinda jer diye bir 5ey yoktur. 

Ancak bazan insan yanli§ soze de dijjer. Ta ki ilim ehli bile olsa. 

"insan bazen, kendisinin hlgb'ir sakinca gormedigi, fakat Allah'm gaza- 
bmi gerektiren oyle bir kelime soyler ki, oyle sozler konu^ur ki o sozlerle 

808 

birlikte dibi yetmi$ yillik mesafede bulunan cehennem gukuruna iner." 

["... Mevlana §am'dan Kayseri'ye geldigi zaman, bijyuk alimler ve arif- 
ler karjilamaga gittiler. Onu agirladilar. Sahip §emseddin IsfehanT 
Mevlana'yi sarayina goturmek istiyordu, fakat Seyyid Burhaneddin 
Tirmizi: 

"Ulu Mevlana Bahaeddin Veled'in (IVIevlana'nin babasi) adeti med- 
reseye inmekti" diyerek Mevlana'nm saraya gitmesine miJsaade etmedi. 
Mevlana Hazretleri kalabaliktan kurtulup yalniz ba§ina kalinca Seyyid 
Burhaneddin Hazretleri inayetyolu ile; 

"Allah 'o hamd ve minnet olsun ki, bUtUn zahiri ilimlerde babandan 
yiiz kat ilerdesin, fakat "lediin ilmi" nin incilerini de agiklaman igin, 
manevi ilimlere de gali§manizi istiyorum. Benim arzum; Senin, benim 
oniimde bir halvet gikarmandir" buyurdu. Mevlana Celaleddin, Seyyid 
Burhaneddin Hazretlerinin bu istegini samimiyetle kabul etti. Bunun iJze- 
rine Seyyid Burhaneddin : 

"Yedi giin halvet etl" buyurdu. Mevlana: 

"Yedi giin az olur, kirk giin bari olsun" dedi. Seyyid Burhaneddin bir 
hiJcre hazirladi, Mevlana'yi bu hiJcrede halvete koydu. HiJcrenin kapisini 
da kerpigle kapadi. Derler ki : 

"HiJcrede bir ibrik su ve bir kag arpa ekmeginden bajka hig bir jey 
yoktu. KirkgiJn sonra Seyyid Burhaneddin hiJcrenin kapisini agti, igeri gi- 
rince, Mevlana'yi dijjunce kojesinde tam bir huzur iginde, bajini hayret 
yakasi igine sokmu?, manevi alemlerin diJjuncelerine dalmi?, mekansizlik 
aleminin jajilacak jeylerini mijjahede ile mejgul ve 

"Nefislerinde de ibretler vardir, fakat bunu gormezler" ayetinin sirri- 
na ulajmi? bir vaziyette gordij. §iir: 

"Senin diginda dUnyada her ne varsa yoktur. Her aradigim kendinde 
ara, gUnkU her aradigm sendedir." ] ^°^ 

Hikmet sahibi kijiler siJkut ve halvet yolunu tecih etmijierdir. Ancak sij- 
kut denilince de Hakk'i konu5mamakta degildir. 



Sahih-Buhan, Rikak 23; Sunen-i Tirmizi, Zuhd 12; Sunen-i ibn Mace, Fiten 12; 
Muvatta, Kelam 5; MUsned-i ibn Hanbel, 2/334, 3/369. 
^°^ (KARABULUT, 1984), s. 12-13 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 373 



RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

Bir kula dunyada zuhd ve az konu§ma ihsan edildigini gordugunuz za- 
man ona yakla^miz. ^unku ona hikmet verilmi^tir." ^^° 

"Kendisine zuhd ve zuhd konusunda va'z etme kabiliyeti verilen kimseyi 
gordugunuzde ona yaklagm, z'ira o hikmet telkin eder." **" 



Ger olumden kurtulam dersen yuru var a$ik ol. 
Done done ask oduyle cism u cam kil kebab. 

YuriJ var a§ik ol, eger olumden kurtulmak istersen, 
Done done ajk ate§iyle bedenini ve cam kebab kil. 

Hz. All kerreme'llahij vechenin "Ha ben olumun uzerine gitmi^im ha 
oliim ben'im uzerime gelm'i§, umursamiyorum!" (La iJbalT sekattij ale'l- 
mevt ev sekata el-mevtij aleyy) ^^^ diyerek dile getirdigi oliJm hakkindaki 
tasavvuru da onun oliJme hazir bir arif veya oliJme meydan okuyan bir 
cengaver ruh halini yansitmaktadir. 

Kebab pijerken gevrilmesi ile her yam ejit pijer. Eger kebabin semasi 
yoksa bir tarafi ya gok yada az pijerki istenilen durum degildir. Ajk ate§i ile 
semaya durmak ile dengeye ve vuslata ermek mumkiJn olmaktadir. 

Gir bu derd meyhanesine koma elden kaseyi. 
Hie yurek kamndan ozge asiga yoktur sarab. 

Koyma elden kaseyi bu derd meyhanesine gir, 
Ajiga hig yiJrek kamndan ba§ka yoktur jarap. 

Derdden murad edilen ajk, meyhaneden murad edilen ise MiJrjid-i Ka- 
mil'in huzurudur. Kaseden murad da a§ikin MiJrjid-i Kamilden istifadesidir. 
Ajik kendisini tamamen yok etmeden ona lezzetii §arab yoktur. 

Himmetin daim bu olsun kim Hakk'i aniayasm, 
Hakk'i bilmekten yeg olmaz iki alemde sevab. ^" 

Himmetin Hakk'i aniamakdaim igin olsun, 

iki alemde Hakk'i bilmekten iJstun sevab olmaz. 



^^° ibn. Mace. Zuhd. 1: Ebu Nuaym. Hilye. 10/405 
^" ibn. Mace. Zuhd. 1: Ebu Nuaym. Hilye. X/405 

BeydavT, NasiruddTn Ebu Satd e§-5TrazT, Envaru't-tenzJI ve esraru't-te'vJI, istanbul, 
ts., I, 76. (GULER) 

Sevab: Hayir. Hayirli ij. Allah Teala tarafmdan mukafatlandinlacak dogruluk ve 
iylllk karjiligi. Allah Teala'nm rizasini kazanmaga mahsus iyi amel. 



374 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Himmet: Herhangi bir §eyin ya da kemal mertebesinin husule gelmesi 
igin kalbin, biJtun ruhanT kuvveleriyle Hakk'a yonelmesidir. KalbT yogun- 
la§mayi ifade eden bir terimdir. 

Herkes aniamaktan bahseder. Fakat aniayanin aniayijindaki isabet ne 
kadar oldugunu bilmek nedir, bunu bilmek lazimdir. Mesela; 

§arih Ahmet Avni Konuk, §eyhu'l-Ekber'in eserlerinde agikladigi 
marifetlerin ne kadar ince ve anla§ilmasi zor oldugu hususunda §unlari 
soyler: 

'Xogu kimseler, $eyh'in agiklami§ oldugu hakikat ve marifetlerden 
iirkiip onlan inkar ederler. 

Ve birtakim kimseler ise aniadiklarmi zannedip, kullugun geregi 
olan taatten uzakla§arak dalalete dugerler. 

Bu hakikat ve marifetler, kildan ince kiligtan keskin bir sirat-i 
mijstaktmdir. ilaht tevfik rehber olmadikga "aklin ayagi"nin kayma 
korkusu vardir." *^^ 

ibn'iJl Arab! 'nin ifadesiyle: "Varlik biJtun yonlerden daima O'na yo- 
nelmi§ durumdadir; O, bilinemese bile. Her himmetle daima arzulanan 
O'dur; O'na ula§ilamasa bile. Ayni ^ekilde her dilde konu§ulan da O'dur, 
sozle aniatilamasa da. Perde kalkip goz gordijgijyle birle^ince... insan ne 
§iddetli bir hayret igine diJi§er, ne bijyijk bir ozlem duyar. I^te o zaman O, 
kendini degi§ik suretlerde gosterir de Kendisine tuzak kuranlara tuzak ku- 
rulur (mekr), fmdn eden kazanir, inkar eden kaybeder." 

Ger azab-i ahiretten bulmak istersen halas. 
Arif ol ki cehl odundan kopisar ^" cUmle azab. 

Eger ahiret azabindan kurtulu? bulmak istersen, 
Arif ol ki cehl atejinden meydana gikar ciJmle azab. 

Makam-i marifet, rutubet makami oldugundan, marifetin diger bir adi da 
feyzdir. Makam-i cehalet ise yiJbuset (kuruluk) makamidir. Bu yiJzden cahile 
ozellikle de zahid'e husk ve fersude (kuru, kaba-saba ve eskimi?) derler. 



CurcanT, et-Ta' rifat, s. 258; KajanT, Re§hU'z-Zu\a\, s. 116; A. mif., Tasavvuf Sozlu- 
gii, ss. 567-569 (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 133 
^" Konuk, Tedbirat $erhi, s. 27; (CAKMAKLIOGLU, 7 -2006) 
^^'^ ibnu'l-Arabi, Kitabu'l-Fena fi'l-Mu^ahede, (Resail), s. 8. (CAKMAKLIOGLU, 2005), 

37 

<op-isar:l- guriJltulu veya 
ba§lamak veya ortaya gikmak 



s. 157 

Kop-isar:l- guriJltulu veya tehlikeli bir 5ey meydana gikivermek; 2- birden bire 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 375 



Burada ya? ve kurunun yam? farkini aniamak gerekir. Ya? odun kolay 
yanmaz. Sadece zahirT ilimelere girmek tarn bir cehalettir. Hatta 

"De k'l: «dyleyse Allah'a ko§usun; dogrusu ben s'iz'i O'nun azabi He agik- 
ga uyaranim." ^^^ daki kojujtan maksat; cehaletten, (ister hukumler ister 
hakikatlerle alakali olsun) ilme kojujtur. Zira ilim, Cenab-i Hakk'in sifatlann- 
dandir. DiJnyada oncekilerin ve sonrakilerin sahip olduklan biJtun ilimler, 
Allah Teala'nin limine kiyasla yedi deryadan bir damla gibidir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem kiyamet alametleriden bahseder- 
ken ilk olarak llmln gizlenmesi ve cehaletin izhar edilmesini haber vermi§- 
tir. Vine Efendimiz sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

"Allah Teala ilmi (verdikten sonra), insanlann (kalbinden) zoria sokup 
almaz. Fakat ilmi, Ulemayi kabzetmek suretiyle alir. Ulema kabzedilir, oyle 
ki, tek bir alim kalmaz. Halk da cahilleri kendine reis yapar. Bunlara mese- 
leler sorulur, onlar da ilme dayanmaksizm (kendi reyleriyle) /eti/o verirler, 
boylece hem kendi lerini hem de ba§kalanni dalalete atarlar." ^^^ 

imam §a'bi rahmetu'llahi aleyh dedi ki: 

"ilim cehalet, cehalette ilim oluncaya kadar kiyamet kopmaz, bijtijn bun- 
lar ahir zamanda hakikatlarin tersine ddndOgiJ ve i^lerin aksine ddndOgiJ 
§eylerdendir. 

Kul, ihlas sahibi olmayinca hakikata eremez. ^unkij bejeri sifatlar, ancak 
zatT tecelli lie sona erer. Cehaletin ortadan kalkmasi, Allah Teala'nin zatina 
karji irfan sahibi olmakla olur. Bu da tahsille elde edilmez. Allah Teala va- 
sitasiz ogretir. Tipki Hizir aleyhisselama oldugu gibi. 

Kendi katindan ilim verir; o da verdigi o duygu ile arif olur ve ihsania da 
ibadet eder. Cehaletin zararlari sadece bununia sinirli degildir. Amellerin 
boja gitmesine, sevaplarinin azalmasina veya farkinda olmadan haramlara 
girmeye de sebebiyet verir. 

Ancak; 

Mademki o ilim. seni kendine itaat ettirip boyun egdiremiyor, o halde 

o ilim insana bir zahmet ve yorgunluktan bajka bir jey olmaz. 
"Seni, senden almiyan ilimden cehalet yiiz kere daha iyidir." ^^° 

Bu Niyazi kendinden demez bu sozii ey piiser. 
Hep am soyler duyarsin aokten inen dort kitab. 

Ey ogul, Niyazi bu sozij kendinden soylemez 
Duyarsin ki gokten inen dort kitab hep bunu soyler. 



''^Zariyat, 51 

^^^ Buhari, Ilim 34, 1'tisam 7; Muslim, ilm 13, (2573); Tirmizi, ilm 5, (2654). 

^^° (EFLAKT, et al., 1995), b. 53, s.228 



376 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hz. AN kerreme'llahij vechenin "Soyleyenin kim olduguna bakma, 
soyledigi $eye bak!" veya "Soyleyene degil, soyledigine bak!" ^^^ kela- 
mina dikkat edilmelidir. 



TAHMIS-I AZBI 

Hem ebu'l vakit olmadan ibn-i vakit ol bi-nikab^^^ 
Gege gor havf-i recadan^^^ ver rizae lillaha tab^^^ 
Arif-i billah olan insana eyie intisab 
ister isen ma'rifette olasm ali-cenab, 
Ehl-i irfan e^iginde yiiziinu eyIe turab. 

Ziynet-i dunyaya maglup olmasin akil ve dilin 
Menzilin alide darken ola esfel menzilin 
Mal-i hulyanin^^^ hesabi etmesin per-ham bilin *^^ 
(:ok da verme kendini dunyaya bir dem gek el'in, 
Donduremezsin begim kati agirdir bu dolab. 
(^ijnku hacet yok imi§ iksir teshir etmeye 
Oldu hem "nahnij kasemna"^^^ kismetidir etmege 
Qijn degilsin zerre-i tedbirle tagyir ^^* etmeye 
Bu harabi niceler gaU§ti ma'mur etmege, 
Bir yanin ta'mir ederken bir yam oldu harab. 



**" AN el-Kan, Ebu'l-Hasen Nureddm AN b. Sultan, el-Masnu' fi ma'rifet'l-hadis el- 
mevdu' (thk. Abdulfettah Ebu Gudde), Haleb 1414, s. 169. (GULER) 

Nikab: yiJz ortusu, pege, perde, ortiJnme. 

Havf ve reca: Korku ve iJmid. (Hem yajama umidi, hem de olijm korkusu. Yahut, 
affedilmesi umidi veya cehenneme gitmek korkusu.) 

Tab: Gijg ve kuvvet 

Mal-i hulya: f. Vesvese, kara sevda, kuruntu, bo5 hayaller 

per (F.) y .kanat. kujiarm iri tuyij, yelek. Ham: (F.) ^.^^ .egik egri, biJkuk. 



>^ "Biz taksim ettik." (Zuhruf, 32) 
Tagyir: degijtirme, ba5kala§tirma, bozma. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 377 



Niceler pervane meseli can verir §em'a^^^ yanip 
Niceler mestane oldu ab-i vuslattan kanip 
Te§ne -kan ehl-i tehaluk ceset vucudun usanip 
^ok segirtti gaflet ehli bu serabi su samp, 
Bulmadilar h'lg bin bu sahrada b'lr katre ab. 

Padi^ah olmak dilersen mugni zillette ol 

Meskeni vahdette eyie sureta kesrette ol 

iki alemde dilersen izzet ve devlette ol 

Bir zaman yuz verme dunya ehline uzlette ol, 

AkI ufikrin bir yere cem'et yiiziine gek nikab. 

Kimseye gosterme vechin yare kilma ho§-giJman^^^ 
Kim yilani nakilandir ^^"ba^i ki kijfrij iman 
Bir ola yaninda hicri ^^^ derd-i gam issi ziyan 
Goz kulak dil kapilarm bagia muhkem bir zaman, 
Ola kim Hakk-dan yana gonlunden olafeth-i bab. 

Ahdin Qzere bu dem sahib-kadem^^^ dil ayik ol 

Sohbet-i rahmana gel gir nutku Hakk'tan natik ol 

Her ne i§itse kulagin dinle Hakk'tan, sddik ol 

Ger olijmden kurtulam dersen yiirii var a§ik ol. 

Done done a§k oduyle cism ii cam kil kebab. 

Yedi dOrliJ meyle ^^^ doldura gele gOlden kaseyi 
Bezm-i *^^ a§kta yar sunarsa sana gijiden kaseyi 
Bir nefes dilden birakma al gonijlden kaseyi 
Gir bu derd meyhanesine koma elden kaseyi, 
Hi( yiirek kamndan ozge a§iga yoktur §arab. 



829 



830 



§em'a: l§ik, gira. Nur. Muma batmi§ fitil. 

Te§ne: f. Susamij. Mc: istekli, gok arzulayan, heveskar. 



Kan: f. Bir §eyin menbai. 

Tehaluk: (C: Tehalukat) (Helak. dan) istekle atilma. Tehlikeye aldiri? etmeden, 
birbirini gigneyecekgibi ko5U5ma 

Giiman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. juphe 

Nakilan: nakledenler 

Hicr: ayrilik 

sahib-kadem: Sabit ol 

Mey: f. 5arap, igki. (Bak: 5arab) 

Bezm: f. Sohbet meclisi. Muhabbet yeri. Yiyip igme, T§ u nuj. Meclis. 



378 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Iki alemde olup a§ik dila^^^ aglayasin 
Sende Hakk zahir duruken Hakk deyu bekleyesin 
Fi-emanillah^'"' sadasin bilmeyip tinlayasin^^^ 
Himmetin daim bu olsun kirn Hakk'i aniayasm, 
Hakk'i bilmekten yeg olmaz iki alemde sevab. 
Gel 'mat ehlinden olma zahida yayini as 
Cenneti irfdna gel gir olma hem ehli maas ^"^ 
Hazretullahd ancak kul olandir abd-i has 
Ger azab-i ahiretten bulmak istersen halas, 
Arifol ki cehl odundan kopisar cUmIe azab. 
Azbi pirim Hazret-i Misr? Efendi ho§ haber 
Boyle bulmu^tur keldm izzetulidh eser 
Sen! Sana kasdeder bildirmeye Hakk'tan meger 
Bu Niyazt kendinden demez bu sozii ey piiser. 
Hep am soyler duyarsm gokten inen dort kitab. 



DM: f. Gonul, kalb, niyet. Cesaret, yurek. Mandira, agil. 

FT-emanillah: Allah Teala'ya emanet ol 

Tinia: f. ginlamak, gmgirdamak, tmgirdamak, ginlatmak, gmgirdatmak, tmlamak 

Maas: Ayagm siniri geklllp buzijlmek. Ayagm egri olmasi. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 379 



21 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn. 

A( goziin dildara bak ref oldu yuzunden nikab, 
Zulmeti siirdii gikardi ara yerden afitab. 

$ol "sakahijm Rabbiihum" hamnn lebinden Igegor, 

Katresin nu§ eyieyen u§§ak ebed gormez azab. 
Otuz iki harfi bildin dort kitabm aslidir, 
Safha-i vechinde yazilmi} kamu bt-irtiyab. 

Mekteb-i irfana g'lr oku bu ilmin aslmi 

Gor k'l nice derc oluptur bu ilimde dort kitap. 
Her ne okursan giin otuzikiden ta§ra degil, 
YiJzunun metnini §erh eder okuyan fasl-u bob. 

Her ne soz kirn soylenur alemde Turki yd Arab, 

Tut kulagm kirn sanadir cumie dillerden hitab. 
Her ne kirn gorur goziin andan cemal-i yare bak, 
funkij gitti ey Niyazt kalmadi asia hicab. 

Ac gbziin dildara bak ref oldu yuzunden nikab, 
Zulmeti siirdii cikardi ara yerden afitab. 

AggoziJn sevgiliye bak yuzunden nikab perdeyi kaldirdi, 
parlakyuzij ara yerden karanligi surdij gikardi. 

"Ag goziJn dildara bak", dildardan murat Hakk'tir. Senin yuzunden ortij 
kalkti. Hak zulmeti surdiJ, gikardi aradan, o zaman sen de her §eyde Hakk'i 
apagikgoriJrsun. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala halkini karanlik iginde yaratmi§tir." ^"^ 

ibn'ul Arab! hakikati iki agidan goriJr. Allah Teala'yi biJtun goriJnen 
§eylerin ozij sayar ve "Hakk" adini verir, ya da bir agidan goriJnen madde 
sayar ve "Halk" olarak adiandirir. ibn'iJl ArabT'ye gore, tek ve gok yalniz- 
ca bir hakikatin iki ayri ifadesinin isimleridir. Bu tek hakikat, hakiki birlik, 
fakat di§ evrende mijjahede edilen gejitliliktir.^'"' 

Hakk degijmeden kaldigi halde halk o degijmeyen varligin degijen ve 
sayilmayacak kadar gejitlilik gosteren zuhur ve tecellisidir. ibn'iJl Arab!, 
Hakk'in gok gejitii jekilleri almasini 5U ornekle izah eder: Su; buz, kar, 
buhar, dolu, yagmur, gejme, dalga, irmak, deniz gibi jekiller ve adiar alir. 



^"^ TirmTzi, 2644 

^'"' Ebu'l Ala AfifT, Muhiddin ibn'ul Arab? 'de Tasavvuf Felsefesi, Istanbul 1999, s. 35 



380 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



GoriJntuler farkli olsa da bunlann ash sudur.^"^ 

ibn'iJl Arab! Hakk ve evren ili§kisini "Hakk'in di§inda, evren denilen 
5ey O'nun golgesi gibidir, \^te bu golge mumkun varliklarm oziJnu olujtu- 
rur. Oyleyse, esasen insanin idrak ettigi sadece Hakk'in viJcudundan, bu 
evren olarak yayilan jeyden, yani O'nun zatindan ibarettir. Zira ondan 
ba§ka varlik yoktur."*'*^ 



Sol "sakahum Rabbuhum" hamrin lebinden icegor, 
Katresin nus eyleyen u$$ak ebed qormez azab. 

"sakahum Rabbuhum" igkisini dudagindan igegor, 
Katresin igen ajiklar ebedi gormez azab. 



Burada (j^ Uj2i(>^5(>*^j "Rableri onlara tertemiz igecekler igirir. 



It 847 



ayet-i kerimesine i5aret olunuyor. CunkiJ cennet ehli en once cennette 
siJt igecektir, zira siJt ilmin suretidir. Hatta bir adam rij'yasinda siJt igse 
alim olur, §arap igse fasik, bal igse daim bir kararda durur, yani dogdugu 
gibi degijmeden vefat eder. i§te $arab-i tahur dan (temiz jarap) murad 
a§kin jarabidir. Ajkin ilk katresini igen diJnya ve ahiret azabindan berT, yani 
salim olur. 

Otuz iki harfi bildin dort kitabm aslidir, 
Safha-i vechinde vazilmi$ kamu bt-irtiyab. 

Dort kitabm aslinin otuz iki harf odugunu bildin, 
§ubhesiz hepsi yiJzunun sayfasinda yazilmij. 

islam aleminde ise harflerin bazi hususiyetlere sahip oldugu inanci ol- 
dukga eskidir. Bu itibaria Kur'an'in yirmi dokuz suresinin basindaki harflere 
gejitii aniamlar verilmi§tir. islam ulemasi arasinda huruf ile ugrajanlarin 
bajinda Hallac-i Mansur (hyt. 922) ibn Nedim (hyt. 987)'den sonra ibnij'l- 
Arabi (1165-1240), ibn-i Haldun (1332-1406), Abdurrahman-i BistamT (hyt. 
1454) ve San Abdullah Efendi (1584-1660) gelir. 

islam DiJnyasi'nda Huruffligi bir inang sistemi, bir firka halinde yayan 
Esterabadli Fazlullah-i Huruft'dir. XIV. asrin sonlarinda iran'da Timur'un sal- 
tanatinda (1370- 1405), tarikat ehlinin buyiJk miJsamaha gordugij zamanda 
Fazlillah-i Hurufi, bugiJn Gurgan diye bilinen, iran'in Hazar Denizi'nin guney- 



'^"^ ibn'iJl ArabT, Fusus, s. 26,68,122; Suleyman Uludag, Ibn Arab? , Ankara 1995, 
S.124. 

ibn'ul ArabT, Fusus, s. 47. 

847 i _,., 

Insan, 21 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 381 



dogu kiyilanna yakin Esterabad jehrinde firkasini yaymaya bajlamijtir. 

Eski devirlerden beri batini akidelerin kok saldigi iran'da kendi fikirlerini 
bu batini metodlaria kurmaya galijmi? olan Fazlullahi Hurufi Batiniyye'den 
§eyh Hasan-i Curt (hyt. 743/1342-3) ve O'nun halifelerinin tesiri altinda kala- 
rak firkasini kurmujtur. Fazlullah, BatinTlerin te'vil metotlarini en iyi bir je- 
kilde degerlendirerek, harflerin onemini ve onlarin sayilaria olan miJnase- 
betlerini ortaya koymu§, dint emir ve hiJkumleri Arap ve Pars alfabelerinde- 
ki yirmisekiz ve otuziki harfe irca etmijtir. Allah Teala'ya ait sirlarin harf ve 
sayilarda gizlendigi kabul edilen manalarini gozmege galijmi?; gelecekteki 
hadiselerl onceden kejf i?in faydalanilan Ulum-i garibe ve Ulum-i harfiye 
yaninda ilm-i huruf'un esaslarini ortaya atarak bu bilgiyi orijinal bir §ekle 
sokmujtur. 

Fazlullah-i HurufT, otuz iki ya$inda iken kurdugu firkayi, onceleri Tebriz 
ve isfahan'da yaymaya bajlami? ve yaptigi rijya tabirleriyle buyiJk johret 
kazanmi§tir. Kurdugu Huruftlik firkasi kisa bir zamanda iran'in her tarafina 
yayilmijtir.^''* 

Fazlullah Arap Alfabesindeki yirmisekiz harf yerine Pars Alfabesindeki 
otuz iki harfi esas almi§tir. Kur'an-i Kerim'e karjilik olmak uzere, Farsga, 
Cavidan-name ismiyle kendi fikirlerinin ana kaynak kitabi olan eserini telif 
etmistir. 

Fazlullah-i Esterabadi'nin dini gorijjleri yani akTdesi §eriata muhalif go- 
riJldugunden, tevkif edilerek Alincak Kalesi'nde yapilan muhakemesi sonun- 
da, Timur'un oglu Miran §ah (1404-1407)'in emriyle (796/1394)'de boynu 
vurularak katledilmijtir.*'*^ 

Bu beyitte NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz, eski tiJrkge harflerin 
yirmidokuzu Arap harfleridir, ijgu de yani "pe, ge, je" Farsca harfleridir. 
Bu otuziki harf dort kitabin aslidir. Bunlar: 

Zebur, Tevrat, /V)c;7 ve Kur'an-i Kerim'dir. Arap harflerinin herbiri ilahT 
mertebeleri bildirir. Mesela "hemze" "Nur-i Muhammediyye" ye, "be" 
harfi "Nefs-i kul-e", "te" harfi "Heyula" ya vesaireye, yani herbir harf ilahT 
mertebelerden bir mertebeyi beyan eder. Farsga harflerden ijgu de 
"Uluhiyyet, Ahadiyyet, l/d/)/d;Vyet"mertebelerini bildirir. 

Mekteb-i irfana air oku bu ilmin aslini 

Gor k'l nice derc oluptur bu ilimde dort k'ltao. 

irfan mektebine gir bu ilmin aslini oku 

Dort kitabin bu ilmi nasil igine aldigini gorursiJn. 



Abdulbaki Golpmarli, Hurufilik Metinleri Katalogu, s.7. 
Dani§mandan-i Azerbaycan(s.387) HurufTyan(s.232) 



382 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ogretim uq kisimdir: okuma yazma, ihtisasla§ma egitimi ve irfan mekte- 
bi'dir. ilmin aslini ogrenmek istiyorsan irfan mektebine gir. Orada sana 
MiJrjid-i Kamil evvelce ogrendiklerinden mesela, "hemze" budur, "be" 
§udur diyerek ayri ayri beyan eder. 

GoziJn her ne goriJrse, andan hicabi, yani perdeyi kaldir, Hakk'a bak, 
gunkij her ne jeye goziJn eri§irse, o jey sana hitab eder (joyle der ): 

" Sakm bize aldanma, bizim mustakil vucudumuz var oldugunu zan- 
netme. Bizim hal<il<atimiz olan Hal<l<'a bal<. Biz fitneyiz, seni aldatmz" 
diyerek hep nida ederler. 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz irfan sofralarinda buyurdu ki; 

"Ey iman edenler Allah'tan l<orl<unuz, O'na vesile araymiz ve O'nun 
yolunda mUcahede ediniz l<ifelaha eresiniz." (IVlaide 35) 

Bil ki ahiret yolcusuna iki ilim lazimdir: Zahir ilim, batin ilim. Zahir ilim; 
sarf, nahiv, mantik, maani ve diger alet kitaplarini okumak veya erbabin- 
dan dinlemekle ogrenilebilir. Batin ilim: halis amel, tehzib-i ahlak, zikir, 
riyazet ve gece giJnduz Allah Teala yolunda miJcahede ile kaibi temizle- 
yerek elde edilebilir. Birinci ilim kalbin cehaletini giderir ama nefs-i 
emmarenin kibir, kendini begenme, kin, based gibi kotij sifatlarini mey- 
dana gikarir. ikinci ilim, nefs-i emmare sifatlarini giderir, ruhun, af, 
ezziyete tahammiJl, kotiJluk edene iyilik, herkesin iyiligini istemek gibi si- 
fatlarini ortaya gikarir. .. 

Birinci ilim, evin duvarina gizilen naki? gibidir. ikincisi, birinci duvarin 
kar§isindaki duvarda bulunan cila gibidir. Bundaki naki? onda goriJnur. 
Onda, alemde olan her jey goruniJr. Hatta onda Allah Teala'nin cemali 
de gorunur. 

ilm-i Zahir- ilm-i Batm 

ilim, bilmek manasma gelen Arapga bir kelimedir. Uzerinde gokga du- 
rulan bu kelimeyi sufiler, ikiye ayirirlar. Birincisi kazanmakia elde edilen 
(zahirT) ilim. Buna kesbT ilim de denir. ikincisi de, vehbT (batinT) ilimdir. 
Mutasavviflar, "ilm-i lediJnnT (batinT)" sozijyle, kula vasitasiz verilen ilmi 
kastederler. Onlara gore bu ilim, Allah Teala'nin ilhami ve kuluna bir 6g- 
retisidir. Nitekim Allah Teala Hizir aleyhisselama, Musa aleyhisselami va- 
sita kilmaksizin bir ilim vermijtir. ilm-i lediJnnT, kullugun, emre uymanin, 
Allah Teala'ya karji samimi ve dogru olup Ona tam bir jekilde boyun 
egmenin ve RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin mejalesinde ilim el- 
de etmede biJtun guciJ sarf etmenin meyvesidir..." 

ilm-i batin denince jeriatin dijinda ona zit bir ilim aniajilmamalidir. 



^^° (ATE5, 1971) Kirk be5inci sofra 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 383 



Zira ilm-i batin, jeriatin hakikati, ozudiJr ve §eriat'a uymak sureti ile an- 
cak elde edilebilen bir ilimdir. Nitekim bu konuda imam-i §a'ranT §6yle 
der: "^eriatin ahkamiyla halisane ibadet eden sup, zahin alimlerin bile- 
meyecekleri oyle ilimlere vakif olurlar ki tarifi mumkun degildir. O, Kur'an 
ve Sunnet'in zahirinden hukum gikarmaya muktedir oldugu gibi zahir bil- 

ginlerin aniamayacagi manalara da a§ina olur." ^" 

^ ■' .? ' ' ' 

Sufiler, 2ci»\,j 3y>ui» 'U* ^SvAp iu^lj"... Allah size nimetlerini zahir ve 

batin olarak bol bol ihsan etti..." ^" Ayetinde gegen "batin nimetler"'den, 
batin ilmini aniamijlardir. Bunun igindir ki ibn-iJl Arab! kaddese'llahij 
sirrahu'l-aziz, insan bilgisini akIT ve marifet olmak iJzere ikiye ayirir. Ona 
gore bilginin kaynagi akil, marifetin kaynagi ise nefs (ruh) dir. Marifet, Al- 
lah'a yakinlik kurmak sureti ile elde edilir ve akIT bilgiden daha degerlidir. 
AkIT bilgi, ihtimalli iken, marifet kesin bilgidir ve ilahT kaynaklidir. 

ilm-i Batm'm §er'i YoniJ: 

a) Kur'an-i Kerim'den Deliller: Yusuf aleyhisselamin ta Misir'dan ko- 

kusunu alan Yakup aleyhisselam kendisini ayiplayanlara ^jl j^SsJ JSI Jl J\5 

jij^Jv*'; 'j U^l jjpipl'Yo/fup, 'Ben size Allah tarafmdan (bona verilen bir 

ilimlle) sizin bilemeyeceginiz §eyleri bilirim, demedim mi? 'dedi." ^''^ Bu 

ayet ve ozellikle Hz. Hizir'in, Hz. Musa aleyhisselama verilenden ayri gizli 
bir bilgiye sahip oldugunu gosteren Hizir'la Musa kisasi, Allah Teala'nin 
bazi kullarina liJtf ettigi manevT bir kavrayi? ve lediJnnT bir ilim oldugunu 
ispat eder. 

Yukarida belirttigimiz gibi, mutasavviflar, Qp \iSi -^ »\llipj "Biz ona 

(Hizir'a) katimizdan bir ilim (batint) ogrettik"^^'* ayetine dayanarak zahir 
ilminden bajka bir de ledunnT ilim (batin) oldugunu kabul etmijierdir. 
Onlara gore Hz. Musa'ya meiek vasitasiyla gonderilen veya herkese teb- 
lig etmek iJzere verilen ilmi bilgiler, zahirT ilim ve §eriat ilmi; Hz. Hizir'a 
dogrudan ve ozel olarak verilen dini bilgiler ise ledunnT ilim, hakikat ilmi 
veya batin ilmidir. 



b) Hadis-i ^erifierden Deliller: 



^^^ (JDiZ, 2005) 
Lokman, 20 
'" Yusuf, 96 
'" Kehf, 64 



384 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Harise radiyallahij anha "Her 
hakkm bir hakikati vardir. Senin imanmm hakikati nedir. ?" D'lye sordu- 
gunda §6yle cevap vermi^ti ?: 

"Ben nefsimi dunyadan men ettim. Geceleri uykusuz, gunduzleri su- 
suz geglrdlm. Sank'i ben Rabbimin ar§ini agikga goriiyor gibiyim. Ehl- i 
Cennetin birbirlerini ziyaret edip durduklanni temaga ed'iyor gibiyim. 
Cehennemliklerin bagn§ip birbirleri iistiine yikildiklanni seyrediyor gi- 
biyim" RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem bu cevap kar$isinda §6yle 
buyurmugtu: 

"Sen i§in farkina varmi§sm. Anladigma iyi sani" ^''^ 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Eger siz benim 
bildiklerimi bilseydiniz, az giiler, gok aglardiniz, d6§ekte karanniz kal- 
maz, daglara gikardiniz." ^^'' Bu hadis-i jerif, RasuliJllah sallallahij aleyhi 
ve sellemin belli bir hutbesinde soylenmijtir. Serrac der ki: 

'Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin i§aret ettigi bu ilim her- 
kesin bilecegi halk arasinda mutearef ilimlerden olsaydi. 'Benim bildi- 
gimi bilseydiniz' ded\g\ zaman ijitenler, 'senin bildigini biliyoruz' derler- 
di." Demek ki RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin bahsettigi ilim 
herkesge bilinmeyen ozel bir ilimdi. 

Manalar kesinlikle harflere sigmazlar, 
Okyanusu bir kaba koymak miimkUn olmazL. 
Biz ki, kendi sozlerimiz agismdan sikmtidayiz/^^ 

Vine Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem bajka bir hadis-i jerif- 
lerinde §6yle buyurmujiardir: "ilim ikidir, biri kalpte gizlidir ki, faydali 
olani da budur."^'^ 

§u hadis de inananlar iginde kendisine ilham olunan kimseler bulun- 
dugunu bildirmektedir. 

"Muhakkak ki (eski) iimmetler iginde muhaddesler (ilhamli ki§iler) 
vardi. Eger Ummetim iginde bunlardan bulunacaksa (ki fUphesiz bulu- 
nacaktir); onlardan biriside, Omer'dir." ^^^ 



Ebu Nuaym, HilyetuI Eviiya, Misir, 1933, X, 273; SuyutT, Celaluddin Abdurrahman, 
ed-DurriJl Mensur, Beyrut, 1993, III, 163 

^^'^ Buhari, Kusuf, 2, Nikah, 107, Rikak 28; Muslum, ibn Haccac Ebu'l- Huseyin, el- 
Camiu's-Sahih, Kahlre,1955, Kusuf, I, 
^" (5eyh Mahmud 5ebusterT), b.50-51 
^^^ Ebu Talip El Mekki, Kutu'l Kulub, Misir, 1956, 1,244-245 

Hadis degljik lafizlarla Hz. Aije (r.), Ebu Hureyre (r.) ve Ebu SaTd el-HudrT'den (r.) 
rivayet edllmi5tlr. Hz. Ai5e (r.) rivayeti Igin bak: Muslim, Fedallu's-Sahabe (44), 23, 
hd. no: 2398. TirmizT, Menakib (50), 18, hd. no: 3693. Musned, 6, 55. Ebu Hureyre 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 385 



Buna dayanarak ibn-i Abbas radiyallahij anh Hac siJresinin 52. Ayetine 

(Muhaddes) kelimesini ilave ederek J:ij^^j ^^j ^^j^j -yi'^jixi -yi \illujl Uj 

§eklinde okumujtur. Demek ki Muhaddes; peygamberligin altinda bir 
vahiy ve ilham mertebesidir. Ve bu yiJksek paye Hz. Omer radiyallahij 
anha tevcih edilmi§tir." ^™ 

Muhaddesundan olan Hz. Omer radiyallahij anh demi§tir ki: 

"Ben iig §eyde Rabbime muvafakat ettim: Ya Resulallah, Ibrahim 
makammi namazgah edinelim, dedim. Muteakiben 'S'lz de Ibrahim ma- 
kamindan bir namazgah edinin!' ayeti nazil oldu. 

Bir de hicap ayeti ki, 'Ya Resulallah, kadinlarina emretsen de, onlar 
perde igine girseler! ^iJnkiJ hayirli-hayirsiz kimseler onlaria konu§abili- 
yor.' dedim. Bunun iJzerine hicap ayeti (Ahzab, 32-33) nazil oldu. Vine 
RasuliJilah sallallahij aleyhi ve sellemin zevceleri, bir keresinde kendisine 
kar§i kiskanglik gostermek iJzere ittifak etmi§lerdi. Eger o, sizi bojarsa, 
yerinize Rabbinin ona sizden hayirlilarini vermesi iJmit edilir, dedim. Der- 
ken bu (TahrTm, 5) ayeti nazil oldu." 

Mehmed Sofuoglu'nun §u izahi 50k manidardir: 

Hz. Omer radiyallahij anhin bu sozleri, ayetlerin inmesinden once ol- 
dugu halde, "Rabbim bana muvafakat etti" demeyip de, "Ben Rabbime 
muvafakat ettim" demesi, Allah Teala'a kar§i bir edeptir. Fikhinin ve il- 
minin agik bir nijanesidir. "Benim reyim, zuhurlari muayyen vakitlere ka- 
dar teahhur eden ezelT hiJkme muvafik dij§tij" demek istemi§tir. 

§eytan, ilhama mazhar olan Hz. Omer'e Hudeybiye Antlajmasi sira- 
sinda; Furkan suresinin okunuju ile ilgili olarak Hakim b. Hizam'la olan 
tartijmasinda ve RasuliJilah sallallahij aleyhi ve sellemin vefati sirasinda 
birtakim aldatmalarda bulunmu§ ve Hz. Omer'in nefsine ariz olan bu dij- 
§ijnceler ve yanlijlar niJbiJvvet nuruyla izale olmu§tur. 

(r.) rivayeti igin bak: Buhari, Fedailu Ashabi'n-Nebi (62), 6. Hadisin Ebu Satd el-Hudn 

(r.) rivayeti igin bak: Zevaid, 9, 69. Ayrica bak: §erhu Nehci'l-Belaga, 12, 177. Bir 

rivayette Hz. All (r.);"MiJmin, muhaddes'tir." demi5tir. Bak: §erhu Nehci'l-Belaga, 

20, 320. 

''° (iDiZ, 2006) 

'"(Bakara, 215) 

**" BuharT, Salat, 32/52. 

^^^ Mehmed Sofuoglu, SahTh-i BuharT ve Tercemesi, OtiJken Nejriyat, Istanbul 1987, 

1/490. (TEKHAFIZOGLU, 2005), s. 26 

ibn Teymiye, age, 2/91. 

Hudeybiye Antlajmasi'nm mOjriklere taviz verir gibi gozuken bazi maddeleriyle 
ilgili olarak Hz. Omer, RasuliJilah sallallahij aleyhi ve selleme itiraz etml§ ve 



386 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



c) Sahabe ve Bazi Alimlerden Deliller 

Batin limine dair ijaretler (deliller), sahabenin hayatmda da mevcut- 
tur. 

"Eger Kur'an'daki Fatiha suresi hakkmda konu§saydik yetmi§ deve 
yiikii kitap olurdu." ^^^ 

Vine Hz. AN kerreme'llahij vechenin joyle dedigi rivayet edilir: "Bir 
kimse dunyadan yuz gevirirse Allah Teala ona ogrenme olmadan ogre- 
tir. Hidayet olmadan hidayet eder, gozunu agar, onu kotulukten kurta- 
nr." "Bende, Kur'an-i Kerim hakkmda, bir ki§iye Allah tarafmdan veri- 
len bir anlayi§tan (fehm) ba§ka bir §ey yoktur. " ^^^ 

Bu kelam, Harise radiyallahij anhin RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
selleme verdigi cevapta saydigi hususlari teyit eder derecededir. Harise 
de: "Ber\, dUnyadan nefsimi men ettim... Ar§i, cehennemlik ve cennet- 
likleri gorOr gibiyim." di^ordu. Hz. AN kerreme'llahij vechede dunyadan 
yijz geviren kijiye, AllahTeala'nm kendisine verdigi (batin) ilimle, ogren- 



"Sen hak rasul degil misin ey Allah'in Resulu!" demijti. Vine, HakTm b. Hizam'i, 
Furkan suresini kendi okuyu5undan bajka birtarzda okurken ijitince onu apartopar 
Hz. RasuluNah saNaNahiJ aleyhi ve sellemin huzuruna goturmijj ve Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem; 

Boyle de okunur, Kur'an yedi harf uzere nazil olmujtur, buyurunca sakinlejmij- 
tir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Hakk'a yuruyu5u ile sanki §ok gegiren 
Hz. Omer radiyallahij anh sokaga gikarak "Kim RasulUllah sallallahu aleyhi ve 
sellem oldii derse, boynunu vururum" demij, Hz. Ebu Bekir radiyallahij anhm 
Kur'an'dan ayetler okuyarak RasQIullah sallallahij aleyhi ve sellemin da bir be§er 
oldugunu ve bir gun bu fan? dunyadan gogecegini hatirlatmasi uzerine kendine 
gelmijtir. 

ibn EbT Cemre yoluyla Hz. Ali'den (r.) nakledilmekte olan bu soz ve agiklamasi igin 
bak: Risaletu'l-Ledunniyye, 106. itkan, 2, 1223-1224. 

Hz. Ali'den (r.) nakledilen bu cumlenin degijik rivayetleri igin bak: BuharT, ilim 
(3), 39, Cihad (56), 170, Diyat (88), 23, 30. Tirmizi, Diyat (14), 16, hd. no: 1412. 
NeseT, Kasame (45), 12, hd. no: 4717-4718. DarimT, Diyat (15), 5. Musned, 1, 79. 
Ayrca Hz. Ali'ye (r.), bir kiji; "Sana gayb ilmi verilmi§tir." deyince, once giJlmuj 
ardmdan da ona cevap olarak, gayb ilminin Kiyametin kopacagi vakit aniaminda 
oldugunu, bildigi ilmin ise, gergek ilim sahibinden ogrenme (Ve innema huve 
teallum min zi ilm) oldugunu soyleyerek, Lokman (31), 34. Ayetini okuyup agikla- 
mi5, bu ilmin di5mda ise, Allah'in Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ogrettigi ve 
kendisine de Hz. RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellemin ogrettigi bir ilim oldugunu 
ve bu ilmi sadrmm aniamasi ve gonliJnde toplanmasi igin Hz. RasOliJllah sallallahu 
aleyhi ve sellemin kendisine dua ettigini s6ylemi5tir. Bak: ^erhu Nehci'l Bela|a, 8, 
215,11, 137-141, 13, 317-318. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 387 



me olmadan bilebilecegini soylemektedir ki bu ilm-i batina giJzel bir de- 
lildir.^" 

ibn Abbas'in radiyallahij anhin "Yedi kat gogii ve yerden de bir o ka- 
danni yaratan Allah'tir. Allah' in fermani bunlar arasmda iner." ^^^ ayeti 
hakkindaki; "Eger ben bu ayetin tefsirini soyleseydim, beni ta^a tutup 
oldururdunuz." diger bir rivayette, "Kesinlikle benim kafir oldugumu 
soylerdiniz." ^^^ soziJnun bir aniami olmazdi. 

Ebu Hureyre'nin radiyallahij anhin "Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemden iki kap hifzettim. Onlardan birini yaydim. Digerine gelin- 
ce, eger onu da yaymi§ olsaydim, benim §u bogazim kesilirdi." ^^° ke- 
lamini hatirlamakgerekir. 

Sonug olarak ilm-i zahir ile ilm-i batin arasindaki munasebeti madde- 
ler halinde §u §ekilde ifade etmek mumkundiJr: 

1— ilm-i zahir ile ilm-i batin temelde Kur'an-i Kerim ve SiJnnete daya- 
nan, bu iki kaynaktan zuhur eden, kokij bir olan iki dal gibidir. 

2— ilm-i zahir ile ilm-i batin birbirine zit olmayip, biri (ilm-i batin) di- 
gerinin (ilm-i zahir) kemale ermi§ §eklidir. 

3— Batinsiz zahir, zahirsiz batinin olmasi dijjunulmemelidir. ikisi bir- 
likte ve bir jeyin igi ile diji gibi aniajilmalidir. 

4— Zahire aykiri du§en bir ilm-i batin batil olur ve kabul edilemez. 
Boyle bir iddia, sapitmi§ olan batinTlerin iddiasi olabilir, MusliJmanin de- 
gil. 

5— ilm-i zahir, ilm-i batina agilan kapi ve onun giriji mahiyetindedir. 
ilm-i batin ise ilm-i zahir'in kemale ermi? jekli ve semeresidir. 

6— ilm-i batina nail olan kimse, zahirT ilimleri daha iyi aniar. Ancak 
ilm-i zahirde kalan, ilm-i batini bilemez. 

7— ilm-i zahir kesbT iken, ilm-i batin bajlangig itibari ile kesbT olmakla 
beraber sonug itibari ile vehbTdir. 

8— BatiniyoniJ olmayan zahir ilmi, igi bo? kabuk mesabesindedir. 

9— ilm-i batini elde edememi?, ancak zahirT ilimler sinirinda kalmi§ 
olan kimse hakikatte var olan ilm-i batini inkara kalkijmamalidir. 

10— ilm-i zahir akil ile irtibatli ve be? duyu ile ilgili iken, ilm-i batin go- 



Atej, SiJleyman, i^ar? Tefsir Okulu, Ankara Universitesi ilahiyat FakiJltesi Yayinla- 
n, Ankara, 1974, s. 29-35 
''^Talak, 12 

^^^ ibn Abbas'in (r.), Talak (65), 12. ayeti hakkindaki bu sozij yukaridaki gibi degi5ik 
lafizlarla rivayet edilmijtir. Bak: ibn KesTr, 8, 183. Bu ayette ifade edildigi §ekliyle, 
inmekte olan ilahT ferman hakkmda ibnu'l-Arabt'nin yorumlari igin ayrica bak: 
Futuhat, 1, 141, 156, 2,455, 3, 28, 382, 398, 4, 397. 
™ Buhari, ilim (3), 42. 



388 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



niJl ve ilhamla ilgilidir. 

Beiki daha dikkatii bir inceleme ile bu maddeler daha da arttirilip veya 
azaltilabilir. Ancak sonug itibari ile her iki ilim de islamT ve birbirini ta- 
mamlayan, birbirine zit olmayan iki ilim olduklan bilinmelidir.^''^ 

Bu nedenle ilm-i LediJn egitimin kurumsallajmi? §ekli kar§imiza 
Tartkatlar'i gikarmaktadir. ^unku insanlann yaratili§ ve kabiliyetleri gok 
degijiktir. Oyle ki her insani bajli bajina bir evren saymakta miJbalaga 
yoktur denebilir. O halde her ferdi kendi yapisi iginde ele almak ve ig tec- 
riJbesini bu yapinin gerekli kildigi usullerle imkan dahiline sokmak 
icabeder. Bu yiJzdendir ki Kur'an, "Allah Teala'ya varmak igin vesileler 
edinin"^^^ diyor. Vesile, vahyin verileri ile gatijmayan her tiJrlu usul ve 
gare olabilir. Kur'an-i Kerim bunu mutlak olarak zikretmi?, higbir kayda 
baglamamijtir. ijte TarTkatlar, esasen, bu vesile edinme esprisinin mi'zac 
ve mejreplere gore tejkilatlanmi? jekillerinden bajka jeyler degiller- 
dir.^" 

Her ne okursan ciin otuzikiden ta$m degil, 
Yijzunun metnini $erh eder okuyan fasl-ii bab. 

Mademki her ne okursan otuziki harfden harig degil, 
Tafsil boliJmu okuyan yuziJnun metnini §erh eder. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz bajka yerde buyurdugu 

Dagila terkibim otuziki harf ola tamam 

Nokta-i simrn kamunun cevherine kan ola 

Beyitleri ile otuz iki harften kasit ile butiJn ilimlere havi vakif olanin insan 
oldugunu ve kendisini ijaret buyuruyor. Hz. Mevlana kaddese'llahij 
sirrahu'l-azizin 

iki ki§iyi a§an her sir yayilir, otuz iki di§ten otuz iki orduya duyulur. ^^'^ 

buyurdugu iJzerede zamaninda HakTkat ilimlerinin merkezi olduguna ijaret- 
tir. 

Her ne soz kirn soylenUr alemde Tiirki yd Arab. 
Tut kuladin kim sanadir cumie dillerden hitab. 

Alemde soz TiJrkge veya Arabga soylenir, 
Kulagini tutarsan biJtun dillerden hitab sanadir. 



^^^ (JDiZ, 2006) 

"^ Maide,35 

^" (5AHiNLER, 2004), s.84 

"'* Mesnevi, c. VI, b. 197 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 389 



Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

Konu§an, soz soyleyen iki k'i§'i bile birbirinin halinden haberdar olmazsa 
duvaria kapi, nasil birbirini aniar, duyar? 

Ben, soz soyleyen adamin bile tespihinden gafil olursam gonlum, sessiz 
sedasiz bir §eyin tespihini nasil duyar? ^^^ 

Aniayijsiz olan igin her jey olij ve cansiz, aksi igin ise her jey konujur. 
Ancak bu beyit kulak sahibi olanlar igin gegerii bir sozdiJr. 

Her ne kim gdrur adzun andan cemal-i yare bak, 
CiJnku aitti ey Niyazt kalmadi asia hicab. 

GoziJn ne goriJrse ondan cemal-i yare bak, 
CiJnku Ey NiyazT asIa perde kalmadi, gitti. 

Hz. Mevlana kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 
Qeyton, Adem'i adam akilli surgturdu, ama Adem'in arkasi Allah Teala 
idi, elini tutan Hakk'ti. ^^^ 

NiyazT-i MisrT burada kendisini yanli? aniayanlara sitem ederek hakTkati 
de ifja etmektedir. 



TAHMIS-IAZBI 

Sure-i seb'ul mesanf" gijnkij oldu dort kitap 

Kalmadi alemde zahir ehl-i demde iztirab 

Qijn ziya verdi hakikat §emsi alem buldu tab 

A( goziin dildara bak ref oldu yuzunden nikab, 

Zulmeti surdu gikardi ara yerden afitab. 

Hakki Hakk'tan Hakk bilip Hakk'i segegor 
Hubbu faniden gegip §ehr-i bekaya gogegor 
Olmadan bunda sirati masivayi gegegor 
$ol "sakahum Rabbuhum" hamrin lebinden igegor, 
Katresin nu§ eyieyen u§§ak ebed gormez azab. 



^''^ Mesnevi, c. Ill, b. 1499-1500 
^^'' Mesnevi, c. VI, b. 1344 



Sure-i seb'ul mesant: Iki defa nazil olan ve yedi ayetten ibaret bulunan Fatiha 
Suresi. Mukerrer okunup tekrarlanan. 



390 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Zevk-i cennet nehyi munker her sevabin aslidir 
Cehl-i zulmet igre dijzah^^^ her azabin aslidir 
AkI-i kamil bu hayat igre hitabin aslidir. 
Otuz iki harfi bildin dort kitabm aslidir, 
Safha-i vechinde yazilmi} kamu bt-irtiyab. 

Gel gonijlden geg birak zahirde diem cehlini 
Feyz alan sirri Hudd'dan arz eder mifazlini 
Mihneti dunya iginde hak bilen Hakk vaslini 
Mekteb-i irfana gir oku bu ilmin aslini 
Gor ki nice derc oluptur bu ilimde dort kitap. 
^adtlikden pdktyok ol yar igre olma melul 
Eglemek istersen ey dil ilm-i hikmetten usul 
Mekteb-i irfana gel gir eyie bu pendim kabul 
Her ne okursan giin otuzikiden ta§ra degil, 
Yiizunun metnini §erh eder okuyan fasl-u bab. 

Kendini edna^^^ bilen kes eyiemez arz-i neseb 
Duy hakikatten bu pendi **° eyIe insandan edep 
Can-u dilden sirri Hakk'i Layezalf^^ kil talep 
Her ne soz kirn soylenur alemde Turki yd Arab, 
Tut kulagin kirn sanadir cumie dillerden hitab. 
^adilik^^^ vaktinde Azbi gelecek efkara bak 
Ten gdzQyle diemi ruhu gdzet HOnkdra bak 
Yum gdzOn inkdra bakma ag gdzOn ikrara bak 
Her ne kirn goriir gozun ondan cemal-i yare bak, 
fiinku gitti ey Niyazt kalmadi asia hicab. 



^^^ Duzah: f. Cehennem. Tamu. Mc: Keder. KiJlfet 
Edna: en kugijk; en adi, en a5agi, en algak. 
Pend: f. Nasihat, vaaz, ogiJt 
La yezalT: Zevalsiz olana ait, sonu olmayanla ilgili. 
§ad:f. Sevingli, ferahli, memnun, mesrur, jen, bahtiyar. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 391 



22 

Vezin: MiJstefilun Mustef'iliJn MiJstef'ilun Mustef'iliJn 

Oldum gii mahv-i mahz-i zat, buldum vucudumdan necat, 

Ben i(mi$em ab-i hayat, irmez bona hergiz memat. 

Ben dost yolunda varimi terkeyledim onden sona, 
Kiifr lie tmandan gegiip a'yanda bulmu§am sebat. 

Her kande baksam gorunur gozlerime sirr-i ezel. 

Her §ey ula§up Hakk'ina gikti aradan kainat. 

Dost He ben dost olali zevk He i$ret bulali, 

Zayf-i miikerremdir bu can hep yedigim kand-i nebat. 

Halvette ettim rihleti, kesrette buldum vahdeti, 

Bazarda diizdum halveti ruz-u sebim tyd u berat. 

Gdrdijm bu alemler kamu benim vucudumla dolu, 
Bir olmu§ ugmag ve tamu cumie bona olmus sifat. 

Her ne yana kim egilem ol yane her §ey egilur, 

Olmu} Niyaz7hep sen in sayelerin sitt-i cihat 

Oldum cu mahv-i mahz-i zat, buldum vucudumdan necat, 
Ben icmisem ab-i hayat, irmez bana hergiz memat. 

Zat ozunde mahvoldugum igin vucudumdan kurtulu§ buldum, 
Ben ab-i hayat igdigimden bana higbir zaman oliJm eri§mez. 

Beyitte gegen "^unkij mahv-i mahz-i zat oldum" demek, yani Hakk'la 
Hakk oldum, vucudumdan vesair viJcudlardan kurtuldum demektir. Bu 
sebepten ben asia olmem. 

"Senden once de higbir insani olumsUz kilmadik, sen olUrsun de onlar 
bakikahrmi?"^^' 



Ben dost yolunda varimi terkeyledim onden sona, 
Kiifr He imandan gecup a'yanda bulmusam sebat. 

Onden sona ben dost yolunda varimi terkeyledim, 
KiJfr lie imandan gegip hakikatte sebat bulmu§um. 



^^^ Enbiya, 34 



392 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



CunkiJ kufiJr ve imanda ikilik vardir. Mu'min, Tman olarak bunlarin sa- 
yilmasiyla isneyniyet, yani ikilik olur. 

Her kande baksam aorunur gozlerime sirr-i ezel. 
Her sev ulasup Hakk'ma cikti aradan kainat. 

Heryerde baksam gozlerime ezel sirr-i goruniJr, 
Her §ey Hakk'ma ulajip aradan kainat gikti. 

Sirr-i ezelden murat, yani ezelin sirnndan maksad e§yanin hakTkatidir. 

Dost He ben dost olali zevk He is ret bulali, 

Zayf-i mukerremdir bu can hep yedigim kand-i nebat. 

Ben dost ile dost olali zevk ile igki aleminde olali, 
bu zayif cana ikram edilir hep yedigim bitki jekeridir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Yeryijzunu isimleriyle, dostu da dostuyla degerlendirin." ^^'^ 

ikinci beyitte gegen "Zayf-i mukerrem" demek, yani bu canim Hakk'a 
misafirdir, demektir. 

Halvette ettim rihleti. kesrette buldum vahdeti. 
Bazarda duzdum halveti ruz-u sebim tyd u berat. 

Halvetten gog edince birligi goklukta buldum, 

^arjida halveti yapinca gecem ve gunduziJm bayram ve kurtulujtur. 

Halvet ise dort duvar arasinda edilen halvet degildir. Beiki halvet, bu 
suretlerden halvet, bu suretlerden halvet, yani "Fenafillah" oldum, ben 
artik suret gormem, Hakk goriJrum. O zaman gunduziJm bayram, ge- 
cem de Berat gecesidir. 

"Harraz'a sormu^lar "Sen Allah Teala'yi nasil buldun?"diye. da 
"O'nun zidlari bir araya getirici olu§u gergegiyle"diye cevaplami^. Yani 
O'nun, onda ve onunia bir araya geli^ini, onun suretinde oldugunu miJi§a- 
hede eden birisiydi o, gijnl<ij O'nun hem ez-ZdIiir ve hem el-Bdtm oldugu- 
nu biliyordu...Bir gurup E§'ar? I<eldmcisi onun bu sdzOniJ tenidd ettiler. 
Heyhdt" (Bkz. el-FiJtuhat, I/160.II/379, 512, 605 IV/325).^^' 

Bayram ince ve yumu§ak elbiseler giymek, iyi ve leziz yemekler yemek 
degildir. Sevgili dostlara ve giJzellere sarilmak, jehvet gidasi almak ve 



' SuyutT, Cami'u's-SagJr, Beyrut, 1410/1990, s. 74, nu: 1136. 
'(KILig, 1995), s. 108 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 393 



vermek de degildir. Bilakis bayram, taat ve ibadetlerin kabuliJne alamet 
ve i§aretlerin belirmesi, giJnah ve hatalann afv olunmasi, gunahlann se- 
vaba donmesi, derecelerin yiJkselmesi, mijjdelere kavujmasi, Tman nuru 
ile sTnenin agilmasi, yakTn kuvveti ile kalbin siJkunet ve itmi'nana kavu§- 
masi, kalbden dile ilimler denizinin, hikmet, fesahat ve belagat nehirleri- 
nin akmasi iledir. Nitekim bir kimse bayram gunij Hazret-i AN 
kerreme'llahij vechenin huzuruna gelip, Hazret-i Ali'nin kuru ve sert ek- 
mek yedigini gordijgunde: "Ey AN, bugiJn bayram guniJdur. Sen ise, kuru 
ve sert ekmek yiyorsun" deyince, Hazret-i Ali kerreme'NahiJ veche 
cevabinda: 

"BugiJn orucu kabul edilmi;, (ali$masmm mukafatmi gormij; ve gij- 
nahlari magfiret edilmi; olanlarm bayramidir. BugiJn ve yarin da bize 
bayramdir. Allah Teala'ya isyan etmedigimiz, yamgunah i$lemedigimiz 
gijn bizim bayramimizdir" buyurdu. Bundan ania^iiiyor ki, akilli olanlar 
di§a, g6runu§e bakmamali, g6runu§e kanmamalidir. Bilakis bayram guniJ, 
dujiJnme, uyanma ve ibret gozij ile bakmalidir. ^unku bayram guniJ, ki- 
yamet giJnune benzer. Bu yiJzden bayram gecesi, hukumdarlarm kapi- 
sinda boru sesi duyuldugunda, kiyamet giJnundeki sur'a ufiJrulmegi ha- 
tirlamalidir. Bayram gecesi olup halk bayram hazirligi ile uykuya vardikla- 
rinda, sur'a iki ijflemek arasindaki, yanT oliJmle tekrar dirilme arasindaki 
kabir hallerini akiina getirmelidir. Bayram sabahi, ihsanlari ayri ayri, hal- 
lerde, giyinmeleri, kujanmalari, siJslenmeleri, renk renk elbiseleri ile ev 
ve saraylarindan gikmij, kimi uziJntulu, kimi nej'eli, kimi yaya, kimi at iJs- 
tunde, kimi fakir, kimi zengin, kimi sikintida, kimi siJrurda gordijgun za- 
man, kiyamette insanlarin degijik hallerini hatirlamalidir. ^unkij orada 
ibadet yapanlar nej'eli, giJnahkarlar iJzuntulu, takva sahibleri binekler 
ustiJnde, miJcrim ve mijjrikler yiJzukoyun siJrunmektedir. Nitekim Allah 
Teala Meryem suresi seksenbe§inci ayet-i kerTmesinde: "Takva 
sahiblerini, binekler ijzerinde Cennette topladigimiz, mijcrimleri susuz 
olarak Cehenneme surdijgumuz guniJ hatiria" buyuruyor. ^^^ 

Gordum bu alemler kamu benim vucudumla dolu, 
Bir olmu$ ucmag ve tamu cumie bona olmu$ sifat. 

Bu alemlerin hepsi benim vucudumla dolu oldugunu gordum, 
Her§eyi ile cennet ve cehennem benim bir sifatim olmu?. 

Her 5ey ziddiyla yahud ejidiyle, benzeri ile bilinir. Fakat Allah Teala'nin 
ne benzeri, ne karjiti ve ne de ziddi vardir. Allah Teala alemleri giftlerin bir- 
lejmesi ile yaratmi§tir. Kendisi ise zitlari cem edendir. Bu nedenle vahdet 



^^^(GEYLANT, 1979), s. 318 



394 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



sirrina erenin halinde giftlerin degeri yoktur. Herjey ile birlik demine kavu- 
5ur. Aslinda Allah Teala; 

Tann adaleti, herkesi e§'iyle gift etm'i§t'ir; fill fille, sivrisinegi sivrisinek- 

le.''' 

Buradaki gift olmak maddT alemin geregi olandir. Tevhid aleminde gift 
yaratili5 kalmaz. Ne kadar zitlik varsa artik yok oldu demektir. 

Zitlar nazariyesi de Farabi'ye zitlardan sorulur; 
—Zit kendi ziddinm yoklugu mudur? Mesela beyaz siyah'm yoklugu 
mudur? Yoksa degil midir? 

—Hayir, beyaz bir ^ey'dir ve yalniz siyah'm yoklugu demek degildir. 
Fakat siyah'm yoklugu beyaz'm varligmda dahildir. Ve her ziddm iginde 
kendi ziddinm yoklugu dahildir. 

Sual olunuyor; 

—Zitlarm ilmi bir midir? Bir ise ne yondendir? Farabi diyor ki, 

—Bu bir tarti^ma meselesidir. Qe^itli cihetleri ihtiva eden maddelerin 
bazismda tek hijkijm dogru olacagi gibi onun zitti da diger taraflarda 
dogru olabilir. Mesela bir kimsenin §ahsiyet ve mahiyetleri birbirinin zitti 
olan §eylerdeki ismi tek isim olamaz. Siyah'm bilinmesi, beyaz'm bilinme- 
sinden adil'in bilinmesi, zaiim'in bilinmesinden ba^kadir. Fakat bir zidda, 
ziddi'nm ziddi olmak itibariyle bakilirsa o zaman iki zitta ait olan isim bir 
olur. (^Onkij o zitlar bir §ey'in iki kendi izafeti kabilindendir. 

Zitlardan kar§itlari ayirmalidir. Kar§itlar iki §eydir ki, bunlarm bir 
konuda bir zaman ve bir yonde birlikte bulunmalari miJmkiJm degildir. 
Kar^itlar baba ve ogul arasmdaki oran gibidir. Zit olanlar gorelik aksa- 
mmdadir. Tek ve gift, yokluk ve sahip olmak, gormek ve gormemek gi- 
derme ve gerektirme gibidir.^^^ 

Her ne yana kirn egilem ol vane her sey egilUr, 
Olmu$ Niyazthep senin sayelerin sitt-i cihat 

Her ne yana kim egilirsem ol yana her jey egilir, 
NiyazT hep senin golgelerin alti cihet olmu?. 

Bu beyti NiyazT-i MisrT kaddese'lahij sirrahu'l azTz Hakk'la olup, Hakk'in 
lisanindan sbylemi? olmasidir. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala birgeye tecelli edince o §ey Hakk'a boyun eger" ^^"^ 



^^^ Mesnevi, c.VI, b. 1894 



DEMJR, Necati, M. AM Ayni'nin Muallim-i Sani Farabi isimli Eserinden 

' ibn. Mace, ikamet. 152; NesaT. Kusuf. 16 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 395 



Hi( yildizlarm golgesi olur mu golge $emsundur saklanur golge 
uzanur zuhur etdik^e golge ^ekilur. Ey padi$ah $imdiye kadar MisrTidi 
sen! izhar iden. ^imdiden sonra bu ayetdijr sen! fa$ eyieyer, isa 
aleyhisselam. Sensin katlina kasd etdin. Hemen i$ gor senijn. Senin 
i$inde gorildi. Bundan sonra dldijgume gam yemem. benum ilmum ka- 
tmda mijctehidler aciz oldular veli ilmij ilahijnun ilh.^^° 



TAHMIS-I AZBI 

QQ1 stQy 

Hayli talep kildim menzilgehim savm-u salat 
Oldu karargahim hemin alemde ho§ hac ve zekat 
Gordum yijzum bunda ayan mir'atim^^^ oldu kainat 
Oldum (u mahv-i mahz-i zat, buldum vucudumdan necat, 
Ben igmi^em ab-i hayat, irmez bona hergiz memat. 

Qkti gonijlden cumie mal u menal^^'* bdkffena 
Benden bana oldu sefer geldi Habib^^^ benden yana 
Dostu ayan gdrdijm dedim ElhamdiJlilldh ddima 
Ben dost yolunda vanmi terkeyledim onden sona, 
Kiifr lie tmandan gegiip a'yanda bulmugam sebat. 
Geldim ise gittim ise ademdenim bilmem halef^^ 
Hakk'a bedel oldu kamu bende olan tul-u emel 
Hakk'dan doludur her yanim benden bana gelmez zelef^^ 
Her kande baksam gorunur gozlerime sirr-i ezel. 
Her §ey ulagup Hakk'ina gikti aradan kainat. 



^^° (gECEN, 2006), s. 53; (MISRT, 1223), s. 15a 

Menzilgah: konak yeri. Kalman yer. 

Savm-u salat: Orug namaz 

MIr'at: Ayine. Ayna. Me§hur bir cins lale 

Menal: Yeti§tirme, nail olma, kavu5ma. Ele gegirilen 5ey. Nail ve sahib olunan 
§ey. 

Habib: (Hubb. dan) Sevilen. Sevgili. Seven. Dost. Loved man 

Halel: Bozukluk. Eksiklik. Ba5kasi tarafindan verilen zarar. Iki jeyin araligi. 
Bojiuk. Agiklik. 

Kamu: (Kamug) t. Hep, butiJn, tamamen. 

Tul-u emel: Bitmeyen istek. Hig olmeyecek gibi dunyaya dalmak ve dujunmek. 
''^Zelel: Eksiklik 



396 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Kahr u safadan gegmi^im dost He ulfet bulali 
Kesrette^°° vahdet^°^ eyiedim vahdette kesret bulali 
Can tahtina gegtim bugun sirda muhabbet bulali 
Dost He ben dost olali zevk lie 'i§ret bulali, 
Zayf-i mukerremdir bu can hep yedigim kand-i nebat. 
Tas tas zehirler yut rahat bulunca mihneti 
(^ektim hezar^°^ derd ij bela devlet^°^ duyunca zilleti 
Yar He buldum sohbeti her yerde kildim i§reti ^°^ 
Halvette ettim nhleti, kesrette buldum vahdeti, 
Bazarda duzdum halveti ruz-u §ebim tyd u berat. 

A§ktan haber alan ki§i kevserden eyier gun vuzu^°^ 
Savm u salat hac ve zekat Tevhidi ona tuttur diru^°^ 
Tarzem^°^ ona gedalardan geda aslim ululardan ulu 
Gordum bu alemler kamu benim vucudumla dolu, 
Bir olmu} ugmag ve tamu cumie bana olmu§ sifat. 
Elhamdulillah sadhezar ^°^Huda'yi hub^°^ bilir 
Gelen gider giden gelir olan olur kalan kahr 
Ikrar-i iman ahd-i iman yah§i yaman Hakk'tan gelir 
Her ne yana kirn egilem ol yane her §ey egiliir, 
Olmu§ Niyazthep senin sayelerin sitt-i cihat 



Kesret: ^okluk, siklik. Bir §eyin ekserisi ve muazzami. Bolluk. 

Vahdet: Birlik. Yalnizlik. Teklik. (Kesretin ziddidir.) Edb: ifade esnasinda mevzu- 
un haricine fikilmamasi, maksad ne ise yalniz ondan bahsedilmesi, sbzCln dallandiri- 
lip budaklandinlmamasi. 
^°^Hezar:f. Bin. (1000) Pek gok. BiJlbul. 

Devlet: isim Arapga devlet 1 . Toprak bijtunlugune bagli olarak siyasi bakimdan 
tejkiJatlanmi? millet veya milletler toplulugunun olujturdugu tiJzel varlik. 
Biiyiikliik, mevki. 

ijret: igki, igki igme, sarho§ edici igki kullanma. 

Vuzu: Abdest alma. Abdest suyu. Abdest. 

Dir: (C: Dira'- Duru') Cevjen. Cenkte, muharebede giyilen zirh. 

Tarze: §ekil, suret 

Sadhezar: f. YiJzbin. 

Hubb: (Hibab - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, baglilik, dostluk. Bir 5eyi 
birisine sevdirmek. Hulus, liJzum ve siJbut. Muhafaza ve imsak. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 397 



23 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

Sirr-i Hakk'i n'ices'ifa§ eyieyem ben, ey sikat, 
Kani ancak remz He etm'i§ beyan ehl-i nikat. 

Her ne denlu a§'ikar etsem hafasm artturur, 

Ol ayan iken am orter detail beyyinat. 
Am tevhid eyiemez ilia ki §irk ehli eder, 
Vahdet-i Hakk'i duyanm dill laldir akli mat. 

Her ne kim fevkal-ula taht-es-serada var durur, 

Zat-i vahiddir veil goriindii nice bin sifat. 
Zati birdir Hk evsafma gayet yok durur, 
Gor bu fanusu ki amn §em'i oldu nur-i zat. 

Zahir u batm kamusu birfenerdir gayri yok, 

$em'i insan oldu fanusu cem-i mumkinat. 
Ey Niyazi Adem oldu giin cihamn §u'lesi. 
Bah} olur Adem deminden aleme ruh-ul hayat. 

Sirr-i Hakk'i nicesi fas eyieyem ben, ey sikat, 
Kani ancak remz He etmis beyan ehl-i nikat. 

Ey giJvenilir kijiler! Ben Hakk'in nice sirrini agiklayim, 
irfan ehli onlari ancak remz ile beyan etmi?. 

Ey kendilerine giJveniien Zahir ulemasi! Hakk'in sirrini ben nasi! agiklaya- 
yim, irfan ehli onu remizle yani ijaretle beyan etmijtir. 

Her ne denlii asikar etsem hafasm artturur, 
01 ayan iken am orter delail beyyinat. 

Her ne denii agiklamaya galijsam gizliligini arttirir, 
01 apagik iken ijaret eden delililler onu orter. 

Allah Teala ajki ihsan olundugu vakit, o ajktan konujma biter, bir hayret 
ve bir durgunluk meydana gelir. Artik dedikoduya ve 5U joyle demi?, bu 
boyle demijtir, biter ve bahsetmege takati kalmaz. Halbuki bu sozler goziJn- 
de bo5 soz olur. ^unkij ajiga vahdet sirri agilir. 

Allah Teala'nm zuhuru hicabtir, ortiJludur. Ehli olmayana Hakk'in sirrini 
ifja etmek pek fenadir, elinin kesilmesine miJstahak olur. Esasen jerTatta 
hirsizlik yapanin elinin kesilmesi cezasina garptirildigi gibi bu gibilerin de 
tevhidden eli kesilir ve tardedilir, yani tevhidden kovulur. 



Am tevhid eyiemez ilia ki sirk ehli eder. 



398 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Vahdet-i Hak-ki duyanm dill laldir akli mat. 

Onu ancak jirk ehli tevhid eder, 
Hakki birligini duyan dilsiz ve delidir 



jj^'l'^l^lj J,*<Uil jl Jt^'^l'US \jij^% 



"Allah'a benzerler ko$maya kalkmaym. $uphesiz Allah bilir, siz bilmez- 
siniz." "° 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Rabbin i zikreden kimse He zikretmeyenin benzeri, diri He olu gibidir." 

911 

"Am 5irk ehli tevhid eder", yani gizli jirkte olan kimse Hakk'i tevhid 
eder, gunkij tevhid §irkten (Allaha e§ ko§maktan) gelir. Zikir gafletten gelir. 
Yoksa arif kimsenin jirki yoktur ki tevhid etsin, gaflet dahi etmez ki zikret- 
sin. Arif kimse esasen daima zikirdedir. Bu sebepten anin hig gafleti yok- 
tur. 

Her ne kim fevkal-ula taht-es-serada var durur, 
Zat-i vahiddir veil aorundu nice bin sifat. 

En yiJksek derecede olan kimse en dujiJk derecede (yeryuzij) durur, 
Tevhid ehli olan velide binlerce sifat gorundij. 

Arjtan yeryiJzune kadar her ne ki var zat-i vahiddir. Hazreti RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellemin mi'raci arjta vakT oldu. Hazreti Yunus 
aleyhisselam ise balik karninda iken taht-i serada mi'rac etti. Bu miraclarin 
ikisi de birdir, zira heryerde olan Zat-i vahiddir. 

Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh aniatiyor: "RasuliJllah sallallahij aleyhi 
ve sellem buyurdular ki: 

"Bir kulun: "Benim, Yunus ibnu Metta'dan hayirli oldugumu" soylemesi 

912 

uygun olmaz. Onun nesebide babasmadir." 

Zati birdir IJk evsafma gayet yok durur, 
Gor bu fanusu ki anin sem'i oldu nur-i zat. 



''° Nahl, 74 

^" BuharT, De'avat, 67; MiJslim, MiJsafirm, 211; Ibn Hibban, Sahih, III, 135 (854); 
Ebu Ya'la, Musned, XIII, 235 (7306). Mesel igin bkz. Ebu'5-5eyh, Kitabu'l-emsal, s. 
324 (219). (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

Buhari, Enbiya 35, Tefsir, Nisa 26, Tefsir, En'am 4, Tefsir, Saffat 1; Muslim, Fezail 
166, (2376); Ebu Davud, Sunnet 14, (4669, 4670). 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 399 



Zati birdir ancak vasiflarina nihayet yoktur, 
Zatin nOru bu lambanm kaynagi oldugunu gor. 

Beyitte gegen "Evsafina gay et yoktur", yani onun vasiflarina son yoktur. 
^unkij biJtun alemlerin mayasi "Nur-i Muhammedt" dir, hepsi Nur-i 
Muhammediden yaradilmijtir. Mij'min ve kafir herkeste Nur-i Muhamme- 
dimevcuttur, hem de mustekillen mevcuddur. MiJ'min olanin ahireti o nur 
ile tenevviJr eder, yani nurlanir, aydinlanir, kafirin de diJnyasi tenevviJr ^" 
eder. 

Zahir u batin kamusu bir fenerdir aayri yok, 
Sem'i insan oldu fanusu cem-i mumkinat. 

Zahir ve batin hepsi bir fenerdir bajkasi yok, 
insan i§igi biJtun kainatin lambasi oldu. 

Hazreti Adem aleyhisselam once bu Nur-i MuhammedT zuhur etti. Sonra 
gelen eviadi da o nur ile zahir oldu. Bu sebepten Hazreti Adem aleyhisselam 
cesetler cihetiyle Hazreti RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin babasi ve- 
lakin ruhlar cihetiyle de Hazreti Adem aleyhisselamin babasidir. 

Buna gore zahir ve batin herjeyin mayasi Nur-i MuhammedTdir. Bu alem 
bir fanus olup igindeki mumu yani nuru Nur-i MuhammedTdir. 

Ey Niyazt Adem oldu cun cihanin su'lesi, 
Bahs olur Adem deminden aleme ruh-ul hayat. 

Ey NiyazT mademki cihani alevlendiren Adem oldu, 
Adem nefesinden aleme ihsan olur hayat ruhu. 



TAHMIS-IAZBI 

Onsekiz bin alem igre devr eder zat sifat 
Onsekizbin kainatin §erhin eyier beyyinat 
Gizlidir bir nokta igre onsekizbin kainat 
Sirr-i Hakk'i n'ices'ifa§ eyieyem ben, ey sikat, 
Kani ancak remz lie etmi§ beyan ehl-i nikat. 

^ah olan elbet beyandir kim gedasin arturur 
Cevrine razi olana dost vefasin arturur 



Tenevviir: Parlama, i§ildama. * Bir §ey hakkinda bilgi sahibi olma. * Munir ve 
munevver olmak. Aydin olmak. Nurlanmak 



400 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Ki^inin ahsen^^" iddiasi a^inasm arturur 
Her ne denlu a$ikar etsem hafasm artturur, 
Ol ayan iken am orter detail beyyinat. 

Alemi §ems-i hakikat kaplami^tir ser be ser^^^ 

Hey ne ademdir ki ddem eyieye ozden haber 

Arzuyi vasi dilber eyieyen mij^rik meger 

Am tevhid eyiemez ilia ki §irk ehli eder, 

Vahdet-i Hakk'i duyanm dill laldir akli mat. 

Bais zevk u selamet muayyende efkar durur 
"Leysefi'ddar"^'^dir "vela gayri"^" beyan deyyar^^^ durur 
CiJmle e§cari^^^ nebata fer^^° veren gulzar durur 
Her ne kim fevkal-ula taht-es-serada var durur, 
Zat-i vahiddir veil gorUndU nice bin sifat. 

Masiva kaydindan all cehl nefret yok durur 

Terki dunya devletinden ozune devlet yok durur 

Hakk'tan ayri zahir ve batinda suret yok durur 

Zati birdir lik evsafma gayet yok durur, 

Gor bu fanusu ki onun §em'i oldu nur-i zat. 

Azbiya sidki rizadir hem imanin §ulesf^^ 
Hem dahi Musa yijzudur "len terani"^^^ §ulesi 
Nuru Pak Mustafa'dir herzamanin §ulesi 
Ey Niyazi Adem oldu giin cihanm gu'lesi. 
Bah} olur Adem deminden aleme ruh-ul hayat. 



Ahsen: En gijzel. ^ok guzel. 

Serbeser: f. Bajtan baja 

Dunyada (§ey) yok. 

(Ba§kasi yok) o vardir 

Deyyar: Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastir sahibi 
^^^ Ejcar: (5ecer. C.) Agaglar 
^^° Fer: isim Farsgafer : Parlaklik, aydmlik. (gozde) Canlilik, Kuvvet, nufuz. 

§ule: Alev, yalim 

^y jS : "Musa bizim tayin ettigimiz vakte geldi ve O'na Rabbi tekellumde bu- 

lundu. Dedi ki: "Ya Rab! Bona zatini goster, Sana bakayim. (Cenab-i Hakk da) Bu- 
yurdu ki: "Sen Ben! katiyyen goremezsin. Fakat daga bir nazar et, eger yerinde 
durabilirse sen de Beni gorebilirsin." Hemen Rabbi daga tecelli edince onu parga 
parga etti. Musa da baygin bir halde dU§up kaldi. Vakta ki ayildi, dedi ki: "Seni ten- 
zih ederim, Sana tovbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim." (Araf, 143) 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 401 



24 

7+7=14 

Can ku§un her zaman ezkandir varidat, 
AkI u hayalin heman efkandir varidat. 

ifidicek Hakk adini duydu canim hub dadini, 

Bildim kamu ariflerin esraridir varidat. 
Sidk He gonlUm sever gormege hem canim iver, 
Anm igiin kim Hakk'in envaridir varidat. 

01 diJrr-i yekdanenirt kadri bilinmez anm, 

Bu dil-i vtranenin mi'maridir varidat. 
Gergi kiitiip gok yazar ilm-i ledUnden haber, 
CUmlesi bir bahgedir gUlzaridir varidat. 

ilm-i Fiisus'la tamu odiari soyUnUr kamu 

Anm yerinde biten ezharidir varidat 
IVIuhyiddin ii Bedreddin ettiler ihya-yi din, 
Derya Niyazt Fiisus enharidir varidat. 

Can kusun her zaman ezkandir varidat, 
AkI u hayalin heman efkandir varidat. 

Her zaman can ku§un zikirleridir, varidat, 
Akil ve hayalin heman fikirleridir, varidat. 

Varidat: Osmanlica bir isim olan "varidat" kelimesi, Arapga bir sifat 

olan ijlj veya ijj kelimesinin goguludur. Kelime aniami; gelir, hatira ge- 

len, ige dogan jeylerdir. Gelen, varan, inen, gelenler, varanlar, inenler. 
(Tasavvufta) Kulun kasdi olmaksizin gaybten (Hakk'dan) kalbe gelen ma- 
nalardir. 

Hem maddiyat hem maneviyatta kullanilir. Maddiyatta, hazine-i dev- 
lete yahut bir kimseye gelen nakit ve hasilat manasinda; maneviyatta ise 
fikre varid olan jeyler hakkinda kullanilmaktadir.^" 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzin bu ilahide gegen varidat lar 
ile §ey Bedreddin kaddese'llahij sirrahu'l-azizin Varidat'ini kasdettigi gelecek 
beyitler ile aniajilmaktadir. Ancak 5U husus unutulmamalidir ki, varidatlar 
ehl-i tasavvufun meyveleri ve huzur kaynagi olan meselleridir. Bu §ekilde 
kabz halleri bast, havf halleri iJnsiyete sebep olur. 



^^^(CETiN, 1999), s. 1 



402 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



isidicek Hakk adini duvdu canim hubb^^" dadmi. 
Bildim kamu ariflerin esrandir varidat. 

Hakk adini ijitince canim duydu tadini, 
Bildim ki biJtun ariflerin esrandir varidat. 

Sidk He adnlijm sever aormege hem canim iver. 
Anm iciJn kim Hakk'm envandir varidat. 

Sidk ile gonliJm sever gormege canim iver, 
Onun igin kim Hakk'm nurlaridir varidat. 

Ol diirr-i yekdanenin kadri bilinmez anm, 
Bu dil-i vtranenin mi'maridir varidat. 

O biricik incinin kadri bilinmez, 
Bu yikik gonliJn mi'maridir, varidat. 

Yukaridaki beyitte gegen "diJrr-i yekdane" den murad diJrr-i yetimdir 
(Hazreti RasuliJllah sallallahiJ aleyhi ve sellem efendimizdir). 

Gerci kiitiip cok yazar ilm-i lediinden haber, 
CUmlesi bir bahcedir gUlzaridir varidat. 

Gergi kitaplar ilm-i lediJnden haber gok yazar, 
Hepsii bir bahgedir, ama giJl bahgesi varidattir. 

ilm-i FUsus'la tamu odiari sdyUnUr kamu 
Anm yerinde biten eziiaridir varidat 

FiJsus Hikem ilminde cehennem atejierinin hepsi soyiJniJr (soner) 
Onun yerinde biten gigekleridir varidat 

NiyazT-i MisrT §eyh Bedreddin'in Varidaf\n\ aniatirken, ibniJ'l-ArabT ve 
mejhur eseri Fusus'a da temas ederek, Fusus'un ilmiyle cehennemin biJtun 
atejierinin sonecegini ve onun yerine Uor/cfot giJlleri bitecegini bildirir. 

Cehennemin veya azabinin ebediligi hususunda dort farkli gorijjten 

bahsetmek mumkundiJr: 

1. Cehenneme giden kiji ebedi olarak cehennemde kalir. (Havaric ve 
Mu'tezile) 

2. Cehenneme gidenler ebedi olarak orada kalirlar. Fakat bir sure son- 
ra azaba bagijiklik kazanirlar. (Hijam b. Hakem, Ebu'l-Huzeyl el-Allaf, 
Muhyiddin ibn'iJl Arab!) 



'-'' Hubb: (Hibab - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, baglilik, dostluk. Bir jeyi 
birisine sevdirmek. Hulus, liJzum ve siJbut. Muhafaza ve imsak. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 403 



3. Cehennem azabi ebedi degildir. (Cehm b.Safvan) 

4. Mu'minler cehennemden gikanlarak cennete yerle§tirilirler. Kafirler 
ise ebedi olarak cehennemde kalirlar. Bu da Ehl-i siJnnetin gorijjudur.^^^ 

Muhyiddin u Bedreddin ettiler ihya-yi din, 
Derya N'lyazi Fusus enhandir varidat. 

Muhyiddin Arab! ve §eyh Bedreddin dini dirilttiler ve hayat verdiler, 
NiyazT FiJsus-u Hikem okyanus varidat nehirlerdir. 

[Tasavvuf tarihinde suftierin yapip ettiklerini izah etmek igin ikili bir 
tasnif kuiianiimijtir. 

1. Tahalluk: AhlakT kemal pejinde kojmak. 

2. Tahakkuk: Gergegi yakalamaya gaiijmak. 

Birinci terim suftierin aiilakgi olduklarina ijaret etmekte, insan aiilaki 
igin, insan egitimi igin ortaya koyduklari esaslarin geli§tirdikleri teknikle- 
rin altini gizmektedir. ikinci istilali ise, bu iiayatin tefekkiJr ve felsefe bo- 
yutu igin kullanilmaktadir. Bu dijjuncenin yakin donem mimarlari olan 
ibn ArabT, Mevlana ve Yunus kaddese'llahij sirrahumij'l azTzan ayni za- 
manda islam medeniyetinin ijg dilini temsil etmektedir. ibn ArabT Arap- 
5a, Mevlana Fars^a ve Yunus Turk^e ile bu felsefeyi ijlemij, gelijtirmi? ve 
diJnyaya sunmujtur. Bu ijg ehlu'llah hayatlarinin bir bolumiJnu Orta 
Anadolu'da gegirmijtir. ibn ArabT'nin FusGsu'l-Hikem'i Mevlana'nin Mes- 
nevTsi, alti asir boyunca okunmu?, okutulmu?, jerh ve terciJme edilmi?, 
Yunus'un Dtvan'i ise dilden dile aktarilmijtir. insan ve kainati bizim te- 
rimlerimizle ifade eden bu ijg eser, o giJn bu giJn degerinden higbir §ey 
kaybetmeden hakimiyetini surdiJre gelmijtir. Osmanli doneminde ya§a- 
yan suftler bu gelenegin bu silsile ve zincirin bir devami olduklarinin her 
zaman farkindadirlar. NiyazT-i MisrT'nin ibn ArabT'nin Fusus'unu denize 
§eyh Bedreddin'in Varidat'ini nehre benzeten ifadesi de buna ijaret et- 
mektedir.]^^^ 

FUSOS-ULHiKEM 

Muhyiddin ibnu'l-ArabT kaddese'llahij sirrahii'l-azTz Fusus'iJl Hikem'i 
Hakka'a yuriJmeden on bir yil once olgunluk gaginda yazmijtir. Kendi 
ifadesiyle, RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemi rijyasinda gormij? ve bazi 
hakikatleri halka agikia ijaretini alarakyazmaya bajlamijtir. 

Eser yirmi yedi boliJmden olujmaktadir. Her bir boliJmde bir Resule veri- 
len en belirgin hikmeti yorumlamaktadir. Hikmetler farklidir. Fakat turn 



^^^ (BAKA, 2008), s. 13; Topaloglu, Bekir, "Cehennem" DiA, VII, 232 
^^'^(UNAL, 2006),s.275 



404 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



hikmetleri varligin sadece Allah Teala'ya ait oldugu bilinciyle agiklamaktadir. 

§EYH BEDREDDiN 

Osmanli fakih ve mutasavvifi, onemll bir Isyan ve ihtilal hareketlnin ba?- 
laticisi olarak iJn kazanmijtir. Edirne yakinlannda bugiJn Yunanistan toprak- 
larinda bulunan Simavna kasabasinda dogdu. Dogum yili olarak 740/1339 lie 
770/1368 arasinda degijen tarihier gosterilir. 

§ehzadeler mucadelesinde Yildirim Bayezid'in ogullanndan Musa ^ele- 
bi'nin kardeji SiJleyman ^elebi lie yaptigi savajta Edirne'yi ele gegirmesi 
ijzerlne Bedreddin, kazaskerlige tayin edildi ve boylece aktif siyasT hayati 
bajlami? oldu. Daha sonra Musa ^elebi kardeji Mehmed ^elebi'ye yenilince 
§eyh Bedreddin 1413'te ailesiyle birlikte iznik'e siJruldu, goz hapsine alindi. 
Ancak siyasT ihtiraslari yiJzunden bu durumu kabullenmedi ve goriJnujte dM 
tasavvuft, gergekte ise siyasT tejkilatlanmayi saglamak iJzere harekete gegti. 
§eyh Bedreddin ve miJridlerinden BorkliJce Mustafa, Torlak Kemal gibi 
ihtilalcilerin bajarilarindan kaygilanan ^elebi Sultan Mehmed, §eyh'in iJze- 
rine bijyuk bir kuvvet gonderdi. Bayezid Paja komutasindaki devlet gijgleri 
§eyh'in adamlarini dagitmaya ve kendisini ele gegirmeye muvaffak oldular. 
Padijahin huzuruna gotiJrulen §eyh, kurulan heyet karariyla 1420'de 
Serez'deidam edildi.^" 

§EYH BEDREDDlN'iN DU§UNCE YAPISI, FiKJRLERi VE VARJDAT ''^ 

§eyh Bedreddin (d. 760-1359; hyt. 2 Ocak 1416)) gibi buyiJk bir alim ve 
sufiyi Osmanli merkezi yonetimi tarafindan idama mahkum ettiren gerekge- 
nin zendeka ve ilhad suglamasi olmadigi hem torununun ifadesinden, hem 
de olaylarin gelijmesinden agikga ortaya giktigi halde, neden §eyh 
Bedreddin daha sonralari Osmanli merkezi yonetiminin ve bazi ulema ve 
sufi gevrelerin nazarmda bir zindik ve miJlhid olarak damgalanmi? ve boyle 
kabul edilegelmijtir? 

§eyh Bedreddin'in idamindan 16. yiJzyila kadar, Rumeli'de eskiden isyan 
sahasini igine alan Dobruca ve Deliorman bolgelerinde, Bedreddin'e baglilik- 
larini giderek kuvvetlendirip kendi heterodoks islam yorumlariyla ilgili pek 
gok ogeyi onun adina siJrdurerek varliklarini koruyan geni? bir kitle vardir. 

BedreddinliJler veya Simaveniler diye anilan bu kitlenin islam'la bagda?- 
mayacak bir hayat tarzlari ve inanglari bulundugu konusunda hiJkumet mer- 
kezine sik sik ihbarlar yapilmakta, zendeka ve ilhad ile itham olunan bu in- 
sanlar, bu yiJzden siJrekli gozaltinda tutulmaktaydilar. Bu kitlelerin belirtilen 



^"(CETiN, 1999), s. 8 

^^^(OCAK, 1998), 186-202 Kisimdan ozetlenerek yazilmi§tir. 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 405 



heterodoks islam aniayi? ve yajayijlari, §eyh BedreddTn'i pTr tanidiklan igin 
dolayli olarak onun da bir zindik ve miJlhid olarak dujiJnulmesine yol agi- 
yordu. Hig §uphe yok ki onun islam'in temel inang esaslan ve kavramlari 
hakkindaki -kismen Varidat araciligiyla bize kadar gelebilen- yorumlari, anla- 
yijlari ve dijjunceleriydi. ijte, biz burada bu ikinci sebebi te§kil eden 
Varidat'i incelemeye galijacagiz. 

insanlann bu "cirmi kijguk curmij buyiJk" risale hakkindaki kanaatleri, 
duygu ve dijjunceieri, hig §uphesiz kendi bilgi seviyeleri ve tasavvuf aniayi?- 
lariyla dogru orantilidir. Bu sebeple pek gok kijinin aniamadan okudugu 
Varidat'tan gikardigi aniamlar dogrultusunda soyledikleri sozlerin, yaptiklari 
hareketlerin sorumlulugunun zaman iginde §eyh BedreddTn'e yikildigi, dola- 
yisiyla beiki onun akiina bile gelmeyen yorumlar yiJzunden zindik ve miJlhid 
damgasini yedigi de bir gergektir. 

Nitekim bu belirttigimiz sebeple, fazia sayida olmamakla beraber, gerek 
resmi, gerekse ozel kiJtuphanelerde bazi niJshalarina rastlanabilen bu kijguk 
Arapga risalenin, daha o devirden itibaren biJtun bir Osmanli tarihi boyunca 
ulemanin ve sufiyyenin ilgisini gektigi, miJspet veya menfi bazi tepkilere yol 
agtigi gozleniyor. 

16. yiJzyilda Sofyali Ball Efendi'nin, 17. yiJzyilda iJnlu CelvetT jeyhi Aziz 
Mahmud HiJdayT kaddese'llahij sirrahu'l-azizin, donemlerinin padijahlarina 
verdikleri layihalarda, Varidat yiJzunden §eyh BedreddTn'i 

"^eyh Bedreddtn el-maslub indallahi'l-magdub" (Allah Teala katinda ga- 
zaba ugrami5 olmasi sebebiyle asilmi? §eyh Bedreddtn) olarak ni- 
telendiriyorlardi. Varidat'in bir kisim ilmiye mensuplari arasinda aforoz 
edilmi? bir kitap oldugunu, 16. yiJzyilda TajkopriJluzade ilging bir anekdotia 
belgeledigi gibi/^^ bu yiJzyilda ve daha sonraki donemlerde, jijphesiz 
Varidat'taki dijjunceleri dolayisiyla §eyh BedreddTn'in ve ona baglananlarin 
zindik ve miJlhid olduklarina dair fetvalar verilmekteydi. Hatta 19. yiJzyilda 
dahi Varidat'in hala buyiJk tedirginlik yarattigmi, insanlann inanglarinm bo- 



^^^ Bkz. Ta§k6pruluzade, ^akayik, 174. Burada, Fatih Sultan Mehmed devri ulema- 
smdan Halep'ten gelme Alaeddin AIT-i Arab? isimli zattan bahsederken, joyle bir olay 
aniatiyor: Bir giJn AlaeddTn AIT-i ArabT"nin meclisine kendisini ziyaret igin bir koy 
imami gellr. imam tam oturmaya hazirlanirken Alaeddm AIT-i ArabT ona vucudundan 
necaset kokusu geldigini, temizliglne dikkat etmesi gerektigini soyler, imam buyuk 
bir mahcublyet iginde elblsesinin otesini berlsini yoklarsa da bir jey bulamaz ve 
tekrar oturmaya yonelir. Tam bu esnada koltugundan yere 5eyh BedreddTn'in 
Varidat'i du§er. KItabi hemen fark eden AlaeddTn AIT-i ArabT, imama kotij kokunun 
bu kitaptan geldigini, onu derhal yakmasi gerektigini bildirir. Imam yakmaya ya- 
na§maymca beriki israr eder ve bu kitabm kendisine felaket getirecegini soyler. Tam 
o sirada imamm koyij tarafmdan yijkselen bir atej, koyde yangm giktigmi gosterir, 
imam hemen koyijne doner ve evinin yanip kiJl oldugunu bijyuk bir aciyla goriJr. 



406 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



zulmasina sebebiyet verecegi endijesinin yajandigini, bu yiJzden toplatilip 
yakildigini da Ahmed Cevdet Paja'nin Kisas-i Enbiya'sindan ogreniyoruz. 

ijte, bu farkli tepki ortaminda her §eye ragmen Varidat'in degijik gevre- 
lerin olumlu ve olumsuz aniamda ilgi odagi olmaktan kurtulamadigi, geviri- 
sinin yapildigi, igindeki du§unceleri tasdik veya ret makaminda, birbirinden 
gok farkli yaklajimlaria iJstune bazi §erhler de kaleme alindigi gorulijyor. 
Mesela son devir §eyhulislamlarindan Musa Kazim Efendi'nin bir Varidat 
gevirisinin bulundugunu biliyoruz. Katip ^elebi Ke^fu'z-Zunun'da, Varidat'-a 
yapilan jerhleri siralar. Ondan ogrendigimize gore, Vdridat'i olumlayan 
jerhlerden iiki, iJstelik Nakjibendiyye tarikatmi Anadolu'da ilk tanitan ve 
yayan, Molla ilahT diye mejhur §eyh Abdullah-i SimavT'ye (hyt. 1491) aittir. 
ikincisi, bizzat jeyhiJlislam Ebussuud Efendi'nin babasi §eyh MuhyiddTn Mu- 
hammed YavsT'nindir (hyt. 1514). Bir ijguncu jerh ise, 19. yiJzyilda yajami? 
olup UgiJncu Devre MelamTligi'nin kurucusu olarak taninan Seyyid Muham- 
med Nur el-ArabT (hyt. 1888) tarafindan kaleme alinmijtir. UnliJ Halveti 
5eyhi NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTzde Varidat'in gok miJhim bir 
eser oldugunu dile getirmijtir. Varidat'in sirf elejtirmek, daha dogrusu red- 
detmek maksadiyla kaleme alinan malum tek jerhi ise, aslinda kismi bir jerh 
olup 16. yiJzyilda yajami? NureddTnzade §eyh MuhyiddTn Mehmed (hyt. 
1573) tarafindan yazilmijtir. Molla ilahT ve §eyh MuhyiddTn Yavsi'nin goziJn- 
de "Dinin parlak ayi, ariflerin giJneji" olan §eyh BedreddTn, eserini insanlari 
"sapkinliktan kurtarmak" amaciyla yazdigini belirten NureddTnzade'nin go- 
ziJnde tam bir zindik ve miJlhid olarak degerlendirilmi§tir. 

Hakkinda birbirine bu kadar zit degerlendirmeler yapilan, beiki daha ha- 
cimli kitaplarm koparacagindan daha buyiJk, iJstelik daha siJrekli bir gijrultu 
koparan bu yirmi be§-otuz varaklik kugiJk risale gergekte nedir, nasil bir 
eserdir, iginde nelerden bahsedilmekte, ne gibi konulara yer verilmektedir? 

Bilindigi gibi varidat, tasavvuf terminolojisinde "ilahi ilhamlar" aniamina 
gelen gogul bir kelime olup yalnizca §eyh BedreddTn'in bu kijguk eserinin 
ismi degildir. Tasavvuf tarihinde zaman zaman bu ismi tajiyan, iginde bazi 
sufiyane du5unce ve gorijjler dile getirilen eserler goriJlmektedir. Hatta bu 
adi tajimamakia beraber, 13. yiJzyilda §ems-i TebrizT'ye ve Haci Bekta5-i 
VelT'ye ait bulundugu soylenen Mal<aldt (Sozler) isimli eserlerle, Mevlana 
CelaleddTivi RumT'nin Ftlii Ma Fill 17. yiJzyilda Sunullah GaybT'nin kaleme 
aldigi, MelamT jeyhlerinden Oglan §eyh ibrahim'in sozlerinden olujan 
Solibetndme'si de bu tiJrden sayilabilir. Burada dikkat edilmesi ve ozellikle 
unutulmamasi gereken husus, bu eserlerin bizzat ait olduklari soylenen 
kijilerin kaleminden gikma olmayip, sohbetlerinde §u veya bu vesileyle soy- 
lenmi? sozlerinin yahut kendilerine sorulan sorulara verdikleri cevaplarin 
bazan yerinde ve aninda, bazan daha sonra, hatirda kaldigi kadariyla 
miJridleri tarafindan yaziya gegirilmek suretiyle meydana getirilmi? bulun- 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 407 



duklandir. Bunlar eli kalem tutan muridlerce cogaltilarak vine muridlere 
dagitilir ve okunmalari saglanirdi. Nitekim Seyh BedreddTn'in Varidat'nin 
$6vle basitce bir gozden gecirilmesi bile, standart bir kitabin duzeniyle ilgisiz 
bulunmasi, sistemsizligi, konularin rastgele, bir orada bir burada ele alini$i, 
boyle derleme bir risale oldugunu cok acik sergiiiyor. 

Bu derleme ne zaman yapilmi§tir? Bu konuda Varidat'in gorebildigimiz 
nushalarinin higbirinde miJstensih kaydi bulunmadigi gibi, bir tarih kaydi da 
mevcut degildir. Bunun dijinda, kesin olmasa bile yaklajik bir tarih belirle- 
meye yardimci olacak bilgiler de yoktur. Her ne kadar A. Golpinarli iginde 
gegen bir kere 808/1405-1406, bir kere Safer 810/Temmuz 1407 ve bir kere 
de evail-i Cumadelahire 810/ 2-12 Kasim 1407 tarihierinden, en azindan bu 
zikredilen tarihier dolaylarinda diJzenlenmi? olabilecegi gorujunij ileri siJrer- 
se de, bu mumkun degildir. ^unkij bu tarihier, §eyh BedreddTn'in yajadigini 
naklettigi bazi mistik mijjahedelerinin vuku buldugu tarihieri gostermekte- 
dir. 

Varidat'in bazi yerlerinde seyh icin kullanilan "Rahimehullah" (Allah ona 
rahmet etsin) ibareleri, mechul derleyicinin risaleyi $eyh BedreddTn'in vefa- 
tindan sonra kaleme aldigini acikca gosteriyor. Bununia birlikte, Varidat'in 
$eyh BedreddTn'in bizzat kaleminden cikan bir niJshasina heniJz rastlanma- 
digi gibi, o devirde kopye edilmi; herhangi bir niJshasi da bugiJne kadar ele 
gecmemi; olup, halen kiJtuphanelerde mevcut nushalarm en eskisi, goriJle- 
bildigi kadariyla 16. yiJzyildan daha geriye gitmemektedir. Bu itibaria, mev- 
cut nushalarm bile heniJz bir tenkitii metin nejri yapilmadigindan, aralarin- 
da ciddi farklar bulunup bulunmadigini, varsa bunlarin neler oldugunu iyi 
bilmiyoruz. Kanaatimizce Varidat'in bu durumu onun giJvenilirligini ciddi 
olarak sorgulamak gerektigini gosteriyor, Bu mesele, bizce §eyh 
BedreddTn'in dijjunce diJnyasini dogru taniyabilmek agisindan kanaatimizce 
buyiJk bir onem tajiyor. Bu halledilmedikge, bizim burada soyleyeceklerimiz 
dahil, onun dijjunceleri iJstune soyleneceklerin bilimsel degerlerinin kesinlik 
kazanacagi gorijjunde degiliz. 

Her ne kadar Vdridat'i en iyi ve tarafsiz gozle degerlendirmi? birkag bilim 
adamindan biri olarak A. Golpinarli, bizzat §eyh BedreddTn eliyle kaleme 
alinmi5 olmasa bile, kitabin derlendikten ve Arapgaya gevrildikten sonra 
onun tararindan goruldijgune, hatta bizzat kendisi tarafindan Arapgaya gev- 
rilmi? olabilecegine, kisaca jeyhin bizzat kontroliJnden gegtigine, dolayisiyla 
itimada jayan bulunduguna kani oldugunu belirtiyorsa da, buna getirilecek 
bazi itirazlar bulundugunu da goz oniJne almak lazimdir. Bir defa merhum 
Golpinarli bu kanaatini, Varidat'in §eyh BedreddTn hayattayken diJzenlendi- 
gini varsayarak dile getirmektedir. Oysa yukarida da gosterildigi iJzere bu 
dogru olmadigi gibi, asil onemlisi, oliJmunden kag yil sonra diJzenlendiginin 
de belli olmamasidir. Aradan gegen zaman igerisinde acaba §eyh 



408 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Bedreddin'in sozleri ne kadar aslina uygun korunabilmi?, ne kadar bozulma- 
ya ugramijtir? Eger §eyh BedreddTn gergekten Varidat'i gozden gegirmi?, 
hatta bununia da kalmayip gergekten bizzat Arapgaya gevirmijse, o zaman 
Varidat'm sistemsizligini ve igindeki gelijkileri nasil agiklamalidir? 

Ustelik §eyh BedreddTn gibi, sistem gerektiren bir bilim dali olan fikih 
formasyonu da almi?, sistematik bir kafa yapisma sahip ve oteki eserlerinde 
bunu gostermi? olan buyiJk bir alimin, hem de gozden gegirdigi yahut bizzat 
Arapgaya gevirdigi bu muhim risaleyi duzenlemeden, iyi bir tasnife tabi tut- 
madan, en azindan bajina diger kitaplarda da normal olarak bulunmasi ge- 
reken bir giri§ kismi ekiemeden, hatta gelijkili kisimlari agikliga kavu§turma- 
dan, bniJne getirildigi gibi birakmi§ olmasi dogrusu zor agiklanabilir bir du- 
rumdur. O halde Varidatin §eyh Bedreddin'in kontroliJnden gegtigi varsayi- 
mi bizce gok zayif bir varsayim olarak dijjunulmelidir. Bu itibaria, bu risale- 
nin yalnizca, gorundugij jekliyle miJridlerden biri tarafindan jeyhin oliJmun- 
den sonra hatirda kaldigi gibi derlenerek olujturuldugu du§uncesi agirligini 
kaybetmiyor Bu ise bizce, tipki Haci Bekta$-i VelT'ye izafe edilmekte olup, 
yine iJzeride o kadar cok spekiJlasyon iJretilen Makalat gibi, Varidat'm da 
bugunkij durumuyla, §eyh Bedreddin'in dijjuncelerinin orijinal bigimlerini 
yansitan tam aniamiyla giJvenilir bir beige olarak kabul edilmesini gugle§tir- 
mektedir. Risalenin Osmanli doneminde, daha sonraki yiJzyillarda kopya 
edilen niJshalarina bakarak o devirde hig sorgulanmadan dogrudan dogruya 
ona ait kabul ediliji de bizce bu durumu degi§tirmez. 

Her durumda, bugunkiJ haliyle Varidat; fikrimizce $eyh Bedreddin'in dij- 
suncelerini dogrudan yansitmak bakimindan, vaktiyle hakli olarak Cemil 
Yener ve Bilal Dindar'in da soyledikleri gibi, oldukca $upheli bir kaynaktir. En 
azindan biz bunu boyle kabul edecegiz ve icindekileri ihtiyat kaydiyla deger- 
lendirmeye tabi tutacagiz. Burada $unu da belirtelim ki, $eyh Bedreddin 
gercekte temel espri itibariyle Varidat'm yansittigi imaja fiilen uygun olabi- 
lir; hatta bu cok muhtemeldir. Ama bunu kesin bir veri olarak degerlendir- 
menin dogru olmayacagini du$unuyoruz. 

ijte, belirtmeye galijtigimiz bu endijelerle, ozellikle de Vor/c/of gibi uzun 
yijzyillar Osmanli toplumundaki okumu? kesim iginde §eyh Bedreddin'in bir 
eseri olduguna inanilarak okunmuj, onemli polemiklere yol agmi? bir kita- 
bin, mutlak surette tenkitii bir metnine ihtiyag oldugunu soylemeliyiz. Hal- 
buki bugiJne kadar Varidat, iJzerinde inceleme yayimlayip gevirisini nejre- 
denler tarafindan bile, belirtilen ozelligi goz oniJnde bulundurulmak suretiy- 
le tarihsel bir kaynak olarak herhangi bir elejtiriye tabi tutulmami?, herhan- 
gi ciddi bir muhteva bitigine ve analizine konu olmami?, islam'in temel inang 
kavramlari hakkinda burada ileri siJrulen gorijjlerin, islam tasavvuf ve dij- 
5unce tarihinde daha once de yazilanlaria ilgisi, benzerlikleri veya ayriliklari 
hususunda higbir irdeleme, tahlil ve karjilajtirma yapilmamijtir. Bu ise onun 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 409 



en az metin kritigine oldugu kadar, belirtilen yonde ciddi bir muhteva kriti- 
gine de ihtiyaci oldugunu ispat eder. Ancak bu takdirde Varidat'in tasavvufi 
veya felsefi degeri ciddiyetle soz konusu edilebilecektir. Biz 5U kadarini soy- 
leyelim ki, dikkatle bakildigi zaman, Varidat'ta bulunan hemen higbir gorij- 
5un orijinal olmadigini, Abbasi doneminde zendeka ve ilhad ile itham olun- 
mu5 bir kisim mutasavvif veya feylesoflarca da bunlann yiJzierce yil ewe! 
dile getirildigini gordugumiJz gibi, Huruftiik'teki ayni kavramlaria ilgili anla- 
yi§larla karjiiajtinidiginda da aralanndaki bagi yakalamak zor degildir. 

Varidat'i orijinal bir dijjunce eseri olarak gormek bilimsel agidan bizce 
mubalagali bir yakla§imdir. Zaten Varidat'i Osmanli doneminde ve gunij- 
miJzde tarti§ma konusu yaparak one gikaran ozellik, bir du§unce eseri olarak 
orijinalliginden veya yiJksek niteliginden degil, kanaatimizce igindeki gorij?- 
lerin, resmi islam anlayiji karjisindaki aykiri konumundan ileri gelmektedir. 
Ama §eyh BedreddTn'in ki§iligi agisindan onemli olan bu degildir. Zamaninin 
ve mekaninin ilim ve alim anlayiji gergevesinde olmak kaydiyla, §eyh 
BedreddTn'in bir islam alimi olarak deger ve onemi, bize gore mutasavvif 
ki§iliginden daha orijinal ve daha ileridedir. ^unkij §eyh BedreddTn, Fususu'l- 
Hikem iJzerine §erh yazmi§ biri sifatiyla, yukarida da soylendigi iJzere, tasav- 
vufta Muhyiddin-i Arab! mektebinin panteizme kayan bir takipgisidir. Hatta 
bu o kadar agiktir ki, Ahmed Cevdet Paja Varidat igin "Fusus'u taklid yollu 
yaziimi; bir risaledir" der. Boylece Ahmed Cevdet Paja da Varidat'in orijinal 
bir eser olmadigini dolayli olarak belirtmi? olmaktadir. Ama bu onun bir 
mutasavvif olarak onemsiz oldugu aniamina kesinlikle gelmez. 

GoriJldugu kadariyla Vdridaftaki sozler iki gruba ayrilir: 

1) Islam'in temel inanglarina dair l<avramlar hal<i<indai<i gdrij§ler, diJ§iJn- 
celer ve yorumlar: 

Esas itibariyle en gok tepki gekmi§ olup ulema ve sufiyye arasinda Va- 
ridat'in mahkum edilen yonleri bu kisimla ilgilidir. Bunlar sistemli bir jekilde 
siralanmi§ olmayip juraya buraya dagilmi§ vaziyettedir. Bu gorijjlerde is- 
lam'in temel inang esaslarinin, donemi igin gok cesur sayilabilecek bir iJslup 
ve agiklikia tartijildigi goriJlur. 

Bunlann bajinda "Allah" kavrami gelir. Varidat'ta bu konuda ilk dikkati 
geken jey, bir ikilem iginde bulunulmasidir. Bazi yerlerde bu alemden ayri 
soyut bir "Allah" kavramina inanildigini gosteren §eyler aniatilir. Ayetlerden 
bahsedilirken, "YiJce Allah buyurmujtur ki" ifadesi kullanilir. Allah Teala'nin 
nebiler gonderdigi ve bu nebilerin ve onlara gelen vahyin hak oldugu ifade 
edilir. Bazi yerlerdeyse, Allah Teala'nin bu alemin kendisinden ba§ka bir §ey 
olmadigi fikri yansitilir. Ezeli ve ebedi olan bu alemde, her jey O'dur, O da 
her 5eydir. Bu sebeple biri "Ben Allah'im" dese, her jey O'nun cevherinden 
meydana geldigi igin dogru soylemi? olur. GoriJnurde her ne kadar alemdeki 
varliklar sonradan olmu? gibi algilanirlarsa da, aslinda O'ndan ba§ka bir jey 



410 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



olmadiklanndan, kadTm ve ezelidirler, yaratilmamijlardir. GoriJnen "mutlak 
varlik", fiil ve tesir itibariyle- yaratici ilah, o fiil ve tesirden etkilenen olarak 
da yaratilmi§ olan mevcudattir. Bu itibaria Allah Teala'nin zuhura, yani go- 
riJnmeye meyll vardir. Allah Teala'nin zuhuru ise insandadir. ^unkij en giJzel 
suret insanmdir. Nasil insanin tek tek organlari insan olmayip ancak hep 
birlikte insani teskil ediyorsa, bu alemdeki tek tek hicbir sey de Allah Teala 
degildir, ama butunij Allah'tir. Bu yiJzden Allah'in iradesi, alemdeki varlikla- 
rin kabiliyetleri cercevesinde cereyan eder. Yani Allah, ancak olabilecek 
olanlari diler, olmayacak olanlari dilemez. Boylece Allah Teala'nin iradesi, 
varliklarin istidatlariyla sinirli olmaktadir. 

i§te, bu suretle alemin, yani kainatin ezeli ve ebedi oldugunu kabul nok- 
tasindan yola gikilarak Kiyamet denilen olayin da meydana gelmeyecegi, 
yani kainatin yok olmayacagi soylenir. Daha once Kiyamet'in zamaniyla ilgili 
pek 50k tahmin yapilmi?, ama higbiri gikmamijtir. Bundan sonra da binlerce 
yil gegse bile, yine boyle bir jey olmayacaktir. Zaten esasinda Kiyamet, insa- 
nin oliJmu demektir. OlmiJ? olan beden topraga karijip dagilinca, bir daha 
sanildigi gibi bir araya gelip dirilmez. Boyle olunca Hajir-i ecsad denilen jey, 
halkin zannettigi gibi gergekten cesetlerin maddeten dirilmesi degildir; 
Zat'in (ilahi tecellinin) zuhuru ve sifatlarm saltanatmm yikilip gitmesi demek- 
tir. 

BiJ meseleyle baglantili olarak Varidat'ta ruh konusunda da ilging dij- 
§unceler dile getiriliyor. Buna gore ruh, bedenin yajama kabiliyetinden ba?- 
ka bir jey degildir. Allah Teala'nin bedeni yaratmasiyla ruh da hasil olmu? 
olur; oliJm olayiyla bedenin yajama kabiliyetini kaybetmesi sonucu, ruh da 
yok olur. Kisaca ruh bedenle kaimdir, onun dijinda miJstakil bir varlik degil- 
dir. Boyle olunca Cennet ve Cehennem, huriler, nehirler, kojkler vs cahil 
halkin sandigi gibi degildir. ^ocuklari bir ije sevk etmek igin nasil onlarin 
hojuna gidecek birtakim semboller kullanilirsa, bunlar da oyle temsili kav- 
ramlardir. Esasinda ise Cennet, insana suriJr, huzur veren hallerdir, Cehen- 
nem ise ona sikinti, aci ve keder veren durumlardir. Dolayisiyla ayrica bir 
Cennet ve Cehennem yoktur, ikisi de bu diJnyadadir. insanlar dogru yoldan 
sapmasinlar, kotulijge meyletmesinler diye bu kavramlar konulmujtur. 

Varidat'ta. Melek, Cin, §eytan hakkindaki fikirler de dikkat gekicidir. in- 
sani dogruya, iyiye, gergege sevk eden kuvvetler Melek, kotiJluge, zarara, 
ahlaksizliga, gergeklerden yiJz gevirmeye yonlendiren jeyler ise §eytan'dir. 
Cin denilen varliklara gelince, bunlar aslinda insanlarin kendi hayallerine 
gore tasavvur ettikleri mevhum jeylerdir. Bu sebeple insanlar bunlari kendi 
istidatlarma gore jekillenmi? olarak gorebilirler veya goremezler, ama bu 
onlarin gergekte var olduklari aniamina gelmez. 

$u kisa ozetten aniasildigi iJzere (Varidat'in, $eyh Bedreddm'in diger 
eserleri gibi kendi kaleminden cikma diJzenli bir telif eser olmamasi sebe- 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 411 



biyle onun fikirlerini yuzde yuz kendi agzindan yansitmadigi, dolayisiyla tah- 
rif edilmi? olabilecekleri ihtimalini her zaman icin sakli tutmak kaydiyla) bu 
g6ru$lerinin, tam aniamiyla materyalist bir yakla$imin urunij oldugunu soy- 
lemekgerekir. Eger bunlar hakikaten $eyh BedreddTn'in ifade ettigi bicimde, 
bozulmadan kaydedilmi$lerse, bu takdirde yalnizca bunlar dikkate alindigin- 
da kar$imiza, hakikaten Islamiyef in telkin ettigi bir bicimde ne Allah, ne de 
ahiret hayatina inanan bir $eyh Bedreddin cikar. i$te, onu coRU Osmanli 
ulemasinin, hatta sufiyyesinin bile gozunde asirlarca zindik ve miJlhid yapan 
bu fikirlerdir. i$in tuhaf yam, yiJzyillar boyu $eyh Bedreddin denildikge hatira 
Letayifij'l-i^arat ve Camiij'l-Fusuleyn yazari alim §eyh BedreddTn'den 50k, 
Varidat yazari "zindik ve miJlhid" §eyh Bedreddin gelecektir. §eyhulislam 
Arif Hikmet Bey ijte bunun igin bulabildigi Varidat nushalarini ucuz pahali 
demeden satin alip yakiyordu. 

§eyh Bedreddin yalnizca bu mudur? §uphesiz ki hayir. Bu materyalist ki- 
5iligin yaninda, spiritualist de diyebilecegimiz, koyu mistik karakterde bir 
ikinci kijilik daha vardir ki, o da 5U goriJntulerle kendini aciga vurur: 

2) Degi^ik zaman ve mekdnlarda ya§andigi soylenen bazi mistik haller, 
miJi§ahedeler, ke^ifve kerametler: 

Bu grupta yer alan anekdotlar bizim icin §eyh Bedreddin'in mistik jahsi- 
yetini ve ozellikle psikolojik yapisini aniamak bakimmdan fevkalade degerli- 
dir. CunkiJ bunlar akilci, hatta materyalist bir feylesof izlenimini kuvvetle 
veren birinci kijilige ragmen zaman zaman one cikan giJclu mistik karakter- 
deki bir ikinci kijiligi, kuvvetii cezbe halini yajayan bir bajka jahsiyeti yan- 
sitmaktadir. Varidattaki bu mistik mu§ahedelerden bazilarini joyle siralaya- 
biliriz: 

Bir kere §eyh Bedreddin velayete, eviiyanin gosterdigi kejif ve keramete 
inanmakta, bunlari reddetmemektedir. Bir giJn gaybdan gelen yejil elbiseli 
iki kiji, §eyh Bedreddin'e Hz. isa'nin olij bedenini gosterirler. §eyh 
Bedreddin'e gore bu olay, Hz. isa aleyhisselamin bedenen oliJ, ama ruhen 
diri oldugunu aniatmaktadir. 

Bir bajka giJn, yanmdaki adamlardan birini birdenbire bir bajkasi olarak 
goriJr, biraz sonra o adam tekrar asil kijiligiyle goriJnur. Bu ise ona gore, soz 
konusu iki kijinin ruhen ne kadar birbirine yakin oldugunun gostergesidir. 
Bazen kitap okumakta iken birden hayalinde tanimadigi herhangi biri canla- 
nir. O kiji ertesi giJn canli bir ki§i olarak onu ziyarete gelir. 

Bir gece, yan uyanik bir haldeyken, ruhunun ocakta yanmakta olan bir 
odunun cikardigi sesin aynisini cikardigini duyar. Kendine geldiginde hakika- 
ten orada yanmakta olan odunun ayni sesi cikardigini gozler. Ona gore bu, 
kendi varligiyla odunun ayni ilahi cevheri tajimasindan ileri gelmektedir. 

Vine bir gece hafif bir uyku halindeyken, birdenbire biJtun kainatin Allah 
oldugunu fark eder; co§ar ve "Ya Allah!" diye haykirir; dili Allah Teala'nm 



412 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



kelami olmu5tur. 

Bir bajka gece ise hastalanmi?, olmek iJzere oldugu izlenimine kapilmi?- 
ken, kendini kurtarmasi igin Allah Teala'ya yalvarir. ijte tarn bu sirada Allah 
Teala'nin kendisine "Seni bu hastaliktan kurtaracagim" dedigini duymu?- 
tur. 

Bir perjembe gecesi de, sabaha dogru karjisinda Muhyiddm-i ArabT'yi 
goriJr. Bu buyiJk jeyh kendisine §eytan'i bu alemden ba§ka bir aleme attigi- 
ni, bu alemde yalniz izinin kaldigini soylemijtir. 

Varidat'ta, §eyh Bedreddm'in son derece guglij mistik ve cezbeci yanini 
yansitan bunlara benzer daha bajka anekdotlar da vardir. Dikkat edilirse bu 
mijjahedeler, onun hep yari uykulu yari uyanikken gordugunij soyledigi 
jeylerdir. Bunlar eger rijya iseler, rijyalarin dijjuncelerin hirer yansimasin- 
dan bajka bir jey olmadigini soyleyen akilci §eyh Bedreddm'in bunlari hirer 
keramet olarak bnemsemesi gergekten tuhaftir. BiJtun bunlari degerlendi- 
ren A. Golpinarli, bizce de hakli olarak $eyh Bedreddm'in inanclarinda boca- 
layan bir ruh hali icinde olu$uyla yorumluyor. Ona gore jeyh, biJtun akilcili- 
gma ragmen, kendisini mana aleminden kurtaramamij, o aleme de inanmi§ 
bir adamdir. 

i§te Varidat'i bir problem yapan hususlardan biri, beiki en onemlisi, bu iki 
§eyh Bedreddin'i birlikte yansitmasidir. 

NETiCE 

Yukarida kisaca tahlilini ve degerlendirmesi yapilmi? olan §eyh 
Bedreddin'le ilgili biJtun bu meseleler bir arada dujiJnuldugunde, eserleri ve 
girijtigi isyan hareketiyle karjimiza hem bir bilim ve dijjunce, hem de aksi- 
yon adami olarak §eyh Bedreddm'in dort cephesi gikariyor: 

1) SiJnni islam'm Hanefilik yorumuna bagli olmakla beraber, daha akilci 
ve daha rahat dijjunup igtihad yapabilen "alim Bedreddm" (Bu imaj, fikihia 
ilgili eserlerinin ve kismen Varidat'ta yer alan, ibadetlerle ilgili fetvalarmdan 
gikiyor), 

2) islam'm bazi temel inang esaslarmi, bu arada ahiret ve ona bagli kav- 
ramlari tam aniamiyla akilci, hatta bir olgiJde maddeci bir gorijjle yo- 
rumlayan "materyalist feylesof Bedreddm" (bunu, §eyh Bedreddm'in 
Varidat'taki bir kisim fikir ve gorijjleri dijjunduruyor), 

3) Sik sik cezbeye giren, gayba ait bir takim durumlara vakif olduguna, 
higbir araci olmadan Allah Teala'nin dogrudan hitabmi ijittigine, olij hayvan- 
lari diriltebilme giJcune sahip olduguna, kisaca kendi kejif ve kerametlerine 
samimi olarak inanan koyu "sufi Bedreddm" (bu imaji da Varidat giziyor), 

4) Ve nihayet, bu sayilan ijg Bedreddm'in higbiriyle uyujmayan, zamanin 
MehdT'si sifatiyla, diJzenin bozuklugunu ve toplumsal rahatsizliklari diJzelt- 
mekle gorevli bulunduguna inanarak siyasal iktidara talip "ihtilaici 
Bedreddm". 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 413 



i§te, §eyh BedreddTn'i heniJz goziJlemeyen bir problem yapan, boyle dort 
cepheli bir kijilik ve kimligi temsil eden gergekten miJstesna bir tarihi sima 
oiujudur. Bununia beraber, dikkat edilirse, bu dort cepheli ki$iligin temelde 
biri materyalist, akilci, digeri spiritualist, mistik olmak iJzere iki zit yonij bu- 
lundugunu gormemek mumkun degildir. Bu iki yoniJn de aslinda bajlangigta 
gizli bir egilim olarak §eyh BedreddTn'de mevcut bulunmakta oluju bizce 
son derece kuvvetii bir ihtimaldir. Bunlardan hangisi gergek §eyh 
BedreddTn'i yansitmaktadir? Bu ikili goriJntu §eyh BedreddTn'in jahsinda 
birbirini takip eden iki ayri ajamayi mi gosteriyor? Bu ajamalardan hangisi 
bnceki, hangisi sonraki §eyh BedreddTn'i temsil etmektedir? Yoksa §eyh 
BedreddTn bu ikili §ahsiyet arasinda zaman zaman gidip gelen, bajka bir 
ifadeyle her ikisini de bir arada barindiran bir karakteri mi yansitmaktadir? 

Ahmet Yajar Ocak, B. Nusret Kaygusuz ve A. Golpinarli gibi §eyh Bedred- 
dTn'de bu iki zit ki§iligin bir arada oldugunu dijjunurler. Boyle bir durum 
pekala pek gok insan igin mumkundiJr. Ustelik ibn Hacer'in verdigi bilgilere 
bakilirsa, hocasi $eyh HiJseyn-i AhlatT'nin de ayni cizgide bulundugu anlasili- 
yor. Hatirlanacagi iJzere o da kendisinin MehdT olduguna inanmaktaydi. ^ok 
muhtemeldir ki §eyh BedreddTn felsefeyle ugrajan bu zatia olan uzun ve 
yakin temasi siJresince gerek yaptiklari konu5ma ve tartijmalar yoluyla, 
gerekse okudugunu kuvvetle tahmin ettigimiz, ibniJ'r-Ravendi, Ebu Hayyan 
et-TevhTdTve Ebubekir Zekeriyya er-RazTgibi eski islam filozoflarinin kitapla- 
rinin jevkiyle, igindeki materyalist egilimi gelijtirmi? ve tipki hocasi gibi ma- 
teryalizme egilimli bir mistik olmu? olsun. 

O, doneminin onde gelen bir HanefTfikih alimi olarak bu formasyonunun 
ve statiJsunun gerektirdigi bir iJslup ve yaklajimla fikha dair eserlerini kale- 
me almijtir. Bunu yaparken sorumluluk tajiyan, kazaskerlik yapmi? bir bilim 
adaminin psikolojisiyle hareket etmi?, statiJsunun gerektirdigi davraniji 
sergilemi?, beiki o materyalizme egilimli yanini one gikarmaktan kendisini 
alikoymakia beraber, onda gok belirgin bir bigimde var olan akilci yanini 
yazdigi fikih eserlerinde, ele aldigi konulara yansitmaktan da geri kalmami?- 
tir. Bu sebeple daha onceki fikih alimlerinin hiJkum ve igtihatlarini sorgula- 
yarak onlara alternatif hukiJmler iJretmekten de gekinmemijtir. Ama eninde 
sonunda o bu eserleri gergevesinde Hanefilik gizgisinin dijina gikmami? SiJn- 
ni bir fikih alimidir. 

Diger yandan §eyh BedreddTn'deki bu akilciligin ve materyalist egilimin 
onun islam inanglariyla ilgili telakki ve yorumlarina, algilamalarina yansiya- 
cagi da muhakkakti. Onun, igindeki bu gijglu egilimin oniJne gegmesi, bu 
yaratili§ta olan biJtun insanlar gibi mumkun degildi. Bu gijglu akilciligi onu 
kanaatimizce, islam'in, Meiek, Cin, §eytan, Kiyamet, Hajir, Nejir, Cennet ve 
Cehennem gibi, akildan ?ok imam gerektiren, en azindan duyularia algila- 
namayacak kavram ve konularini da, kendinden gok once bu meselelerde 



414 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ayni yola girmi? bazi eski islam filozoflannm eserlerini okumaya yoneltmij, 
onlar uzerinde uzun uzun dujundurmij? ve hig jijphe yok ki §eyh HiJseyn-i 
AhlatT ile de bunlar iJzerine konujturmujtur. i§te Varidat'taki §eyh 
Bedreddin, iginde artik iyice olgunlajmi? bu egilimie Allah Teala kavramini 
da zaman zaman materyalist bir yorumla, panteist bir gergevede ele almi?- 
tir. Hatta Varidat'in temel gizgisinin Vahdet-i ViJcud'gu degil, panteist (Vah- 
det-i Mevcud'gu) kavrayi? oldugu soylenebilir. 

Bununia beraber bu Materyalist, akilci §eyh Bedreddinin iginde kuvvetii 
cezbe sahibi mistik bir Bedreddin vardir. Bu iki kuvvetii gijg arasinda gelip 
gidereken kendini tayin edemeyip sukunete erememesi onun ve miJntesip- 
lerinin sikintiya dijjmesine sebep olmujtur. Bu iki ki§ilik onun ayrilmaz bir 
pargasidir. 

HarirTzade §eyh Bedreddin'e, Bedriyye adii bir tarikat nisbet etmekteyse 
de §eyh'in vefatindan sonra boyle bir tarikatin olmadigi goriJlmektedir. An- 
cak onun sempatizanlarindan olup Bedreddin suftleri diye anilan bir ziJmre 
zamania AlevT-kizilba? kesime karijarak erimi§tir.^^° 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahij sirrahu'l azTz bile bu durumlari yajadigindan 
hayatmda sikmtilara diJgar olmu§tur. 



TAHMIS-IAZBI 



Zerre iken §emsi cihan hunkaridir varidat 

Olmu§ heva gergek yalan ikrar eder varidat 

Heme olur pinhan^^^ ayan dsdridir varidat 

Can ku§un her zaman ezkandir varidat, 

AkI u hayalin heman efkaridir varidat. 

Muammar ^^^ Ostaz^^^ ezel mamur eder berbadini^^^ 
Yokta yok imi$ yok deyij mahveylemi§ icadini 
Dort yanin hep kitlik olur hor gorijrsijn Ostadini 
i§idicek Hakk adini duydu canim hub dadini, 
Bildim kamu ariflerin esraridir varidat. 

Havfi recddan geg gonijl hayr eyiemez ehli hazer ^^^ 

Vuslat ona olur lielal ol dilde kern yoktur keder 



^^°(gETiN, 1999), s. 8 

^^^ Pinhan: f. Gizli, sakli, hafi, mahfi, mestur, mijstetir. 

Muammer: OmursiJren. ^ok yajamij. Uzun omiirlij, bahtli. 

Ustaz: lihat: ustadz, ustad 

Berbad: f. Harap. Kotij. Virane. Bozuk. Perijan. Telef ve helak olmu5. 

Hazer: ^ekinme. Zarar verebilecek 5eyden kaginma. Korunma. (Takva ehli) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 415 



Ehl-i ticaret kendidir yolcu gibi yola gider 

Sidk He gonliim sever gormege hem canim iver, 

Onun Igiin kirn Hakk'in envandir varidat. 

Elifgibi dogru olanin dij^mani hig olmaz onun 
Qok kildi ah u inin hem yaninda kalmaz 
Talip Hakk olmasa dil higbir i§i olmaz onun 
Ol durr-i yekdanenin kadr'i bilinmez onun, 
Bu dil-i vtranenin mi'mandir varidat. 
Muradimi bulmak igin gezmi§ idim gun derbeder 
Ben yetmi§ iki milletin hem ijstune kildim sefer 
Binbir esma binbir buy gorundij meger 
Gerg'i kutup gok yazar ilm-i ledunden haber, 
Cumlesi bir bahgedir gulzaridir varidat. 

Arife duzah gami cennet olurmu^ kamu 
Cahile cennet olur cehlile cumie tamu^^^ 
Kalbin pak eyieyip paklaki eyie §uru^^^ 
ilm-i FUsus'la tamu odiari soyUnUr kamu 
Onun yerinde biten ezharidir varidat 
Yar gelir ydr He ruyi zemin 
Sirrimi bilmek igin sirrima Hakk'tir emin 
(^Onkij benim serseri^^^ Azb? fakir kemterin^^^ 
IVIuhyiddin U Bedreddin ettiler ihya-yi din, 
Derya Niyazt Fiisus enharidir varidat. 



Tamu: (Asli: Tamugdur) Cehennem 

§uru': Bajlama. MiJbajeret etme. 

Serseri: f. Otede beride gezen, baji bo5. iji giJcu olmayip bo§ta dolajan, hayiaz, 
derbeder, avare. B05 soz 

Kemterm: f. Pek aciz ve gugsiJz. ^ok hakir. En kuguk, en a§agi. Pek gok noksan 
veya eksik 



416 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



25 

Vezin: Mefa'TliJn Me'faTliJn Fe'uliJn 



Seray-i din esasidir §enat 

Tank-'i Hak hedasidir §enat 

Budur evvel kapu dergah-i Hakk'a 
Ki yolun ibtidasidir §enat 

Dahi bununia hatm olur bu yollar 

Bu rahm intihasidir §enat 

Sirat-i mustaktm'e davet eden 
Munadtler nidasidir §enat. 

$eriat enbiyanin sunnetidir, 

Kamunun ihtidasidir §enat. 

Huda'nm leyle-i Mi'rac iginde, 
Habtbine atasidir §enat. 

Yirmiug yila dek Cebratlin 

Ana vahy-i Huda'sidir §enat. 

Cihanda (oktur enva-i ulumun 
Kamusunun hiimasidir §enat 

Bu nefs-i kafiri katletmek Igln 

Hakk'in hukm-i kazasidir §enat. 

Cihad-i ekber eden ehl-i diller, 
Kulubunun safasidir §enat. 

Tartkat karbaninm onunce, 

Delil-u muktedasidir §enat. 

Haktkat gerg'i Sultanliktir amma, 
dniinde anin livasidir gertat. 

^ertattan velt yad olmaz asia, 

Veltnin a§'inasidir §enat. 

^ertatle durur arz-u semavat 
Bu bijnyanm binasidir §enat. 

Ne bilsun §er''i paki ehl-i ilhad 

01 a'danin a'dasidir §enat. 

Hemen aniar da akiinca sanir kirn 
Nizam igin olasidir §enat. 

Sakin cana sakin anlara uyup 

Deme sen de n'olasidir §enat. 

^ertatsiz haktkat oldu ilhad 
Haktkat nur ziyasidir §ertat. 

Ziya olmaz ise nuru da yok bil 

Haktkatia kiyasidir §ertat. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 417 



Cihana bit velthig gelmez ilia, 

Elinde anm asasidir §enat. 
Daht bafinda taci, §al-u kisve 
Hem egninde abasidir §enat. 

Haktkat canidir ancak velinin, 

Canmdan maadasidir §enat. 
Qkicak can beden oldugu gibi 
fikicak sir kalasidir §enat. 

Karar etmez beden olmayicak can 

Haktkatin bekasidir §enat. 
HakJkat dilber-i ra'na gibidir 
Anm zernn libasidir §enat. 

Sakin soyma am na-mahrem igre 

Yiiziin suyu hayasidir §enat. 
Haktkat ar§-i aladir muhakkak 
O ar§m ustuvasidir §enat. 

Cem-i Enbiya vu Evliyamn 

Niyazt rehnumasidir §enat. 

Seray-i din esasidir sertat 
Tartk-i Hak hedasidir serial 

Din sarayinin temelidir jenat 
Hakkyolunu hediyesidir jenat 

"Her biriniz igin bir yol ve §eriat kildik" '"^° ayetinde, her asrin 
miJceddidinin kendisine has ozel bir yolunun olacagina dair bir i§aret vardir. 
Tasavvuf buyukleri arasindaki zikir ve virdlerin farkli olmasi da bundandir. 
Onlar, asil konularda ittifak iginde olup, mejrepierine gore Kitap ve SiJn- 
net'ten gikardiklari vuslat yollari farkli farklidir. 

Budur evvel kapu dergah-i Hakk'a 
Ki yolun ibtidasidir sertat 

Hakk dergahma birinci kapi budur 
Yolun bajlangicidir §erTat 

[§eriat ile hakikat arasinda olan nispet, niJbuvvet ile velayet arasmda 
olan nispet gibidir. Kul igin iki yon vardir: 

Velayet, niJbuvvet. NiJbuvvet vasitasiyla umumi insanlara teblig olu- 
nan, jeriat hukiJmleridir. §eriat, umumi insanlarin hakikatlerinin netice- 



^*° Maide, 48 



418 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



sidir. §eriat bir kapidir ki, bu kapidan niceleri hakikat sarayina girip mari- 
fet dayanaklanna kavujtular. Vine bir kisim insanlar, jeriat kapisindan 
hakikat sarayina girdikleri halde, habersiz kaldilar; marifete kavu§amadi- 
lar. Ve niceleri hakikat sarayina dahi giremeyip jeriat kapisinda kaldilar. 
Bundan anla§ilan odur ki, nubiJvvetin bidayet ve nihayeti kurb-i velayet 
oldugu gibi, §eriatin dahi bidayet ve nihayeti, hakikat ve marifet olur.]^'^^ 

"$eyhim mulk ve melekut da bulunan ^eylerin tamami size ke§f olunsa 
§er'a uydurmaya giicunuz yetiyorsa ne aid. Yok, eger yetmiyorsa o ke§fi 
terk ed'in, fakat §enati terk etmeyin derd'i." ^"^ 

"Ke§fi terk edin" soziJnun manasi, salikin jeriatia telif ve tevfik etmeye 
muktedir olacagi zamana kadar kejfinden bahs etmemesi, onunia amel 
etmemesi, bu esnada tevhidle mejgul olup jeriata riayet etmesidir. Zira 
tevhid sayesinde mertebe yiJkselir ve salik o kejfin aslinda §eriata uygun 
oldugunu mijjahede eder.^"*^ 

Ebu'l-Hasen e5-§azelT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz buyurur ki; 

"Kitabm ve Sunnetin getirdigi esaslarda bize hatasizlik gamntisi veril- 
miftir; fakat ke§'ifler ve ilhamlar Igln boyle bir garanti yok..." 

Dahi bununia hatm olur bu yollar 
Bu rdhm intihdsidir sertat 

Bu yollar bununia son bulur 
Bu yolun sonudur §erTat 

[Muhyiddin ibnu'l-ArabT, jerTat kavraminin nasil aniajilmasi gerektigi- 
ni, 5eriatin hakTkatIa olan ilijkisini joyle izah etmektedir: 

"5erTat; fiilin sana nisbetiyle birlikte, kullugu iltizam etmektir. 

$er?at bir smirdir yoktur egrisi 
Tirmandi ona yiiksek makamlar ehli, 
Akil ve himmetlerle yiiksek merdivenleri, 
Girdiler fakat gikmadilar, bir huzur ki, 
Geldiler bir emirle, yiicedir kadri, 
Degildir onlara zorluk, getirdikleri. 



941 



942 



943 



(UNAL, 2006 ), s.lO 
(HUDAYl), C.I, v.lSb 



(BAHADIROGLU, 2003), s.92; (HUDAYl), c.l, V.18b 
TakiyyuddTn Ahmed b. Abdull 
Ian, Istanbul 1986, 2/91. 2/238. 



TakiyyuddTn Ahmed b. AbdulhalTm b. Teymlye, KiJlliyat, gev. Kurul, Tevhid Yayin- 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 419 



§enat; rasullerin Allah'in emriyle getirmi§ oldugu zahir bir siJnnettir. 
Cenab-i Hakk'in "Tcad ettikleri ruhbaniyet" ^"^ diye buyurdugu, (insanlar 
tarafindan) Allah'a yakinlik igin bid'at olarak icad edilen siJnnetler ve Hz. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem "Kim iyi bir gigir agarsa.." ^"^ hadi- 
sinde ifade ettigi siJnnetier de bir jeriattir. Zira Hz. Peygamber (s.) bu 
hadisinde, bizlere, giJzei olan bir jeyi ortaya koymayi caiz g6rmu§, bunu 
icad edene ve onunia amel edene miJkafat olacagini biidirmijtir. Vine Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem igtihadinin sonucuyla Allah'a ibadet 
eden bir ki§inin, Allah Teala katindan belirlenmi? bir jerTata gore olmasa 
da, Kiyamet giJnunde tabi olacagi bir imami olmaksizin, tek bajina bir 
ijmmet olarak ha§redilecegini bildirmijtir. Nitekim Cenab-i Hakk celle 
celaliJhu Hz. Ibrahim aleyhisselam hakkinda; 

"Hi( ku§kusuz ibrahtm, Allah'a itaat iginde, tekba§ina bir onder idi." 
"^"^ jeklinde buyurmaktadir ki, bu, Hz. Ibrahim aleyhisselam heniJz vahiy 
gelmeden onceydi. ^"^^ Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Guzel 
ahlaki tamamlamak igin gonderildim." ^"^ buyurmujtur. O halde kim 
giJzel ahlak sahibiyse, o bunu bilmese de, Rabbi'sinden bir jeriat iJzere 
demektir. Boyle bir durumu Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de 
hayir olarak isimlendirmijtir. Nitekim Hakim b. Hizam radiyallahij anh 
hadisinde, onun cahiliyye doneminde, kole azat etme, sadaka, sila-i ra- 
him ve comertlik gibi yapmi? oldugu iyi amellerin hiJkmunu sormasi iJze- 
rine Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Sen gegmifte isledigin 
hayirlar uzerine musluman oldun." ^^° buyurmu? ve bunlari bir hayir 
olarak isimlendirmijtir. Yani Cenab-i Hakk (c. c.) onu bunlar nedeniyle 



'"' Hadid, 27 

Iyi veya kotij gigir agan veya hayra delalet eden kimsenin miJkafati ile ilgili olan 
bu hadis degi5ik lafizlarla Ebu Hureyre (r.), CerTr b. Abdillah (r.), Huzeyfe (r.). Bilal b. 
el-Haris (r.), Enes b. Malik (r.), Ebu Mes'ud el-Bedrt (r.), Ebu MQsa el-E5'arT (r.), ibn 
Mes'ud (r.), Hassan b. Atiyye (r.) ve Bureyde el-Eslemt'den (r.) rivayet edilmi§tir. 
Ebu Hureyre (r.) rivayeti igin bak: Muslim, ilim (47), 6. 16, hd. no: 574. TirmizT, ilim 
(42), 15. hd. no: 2674. Ebu Davud, Sunne (34), 7, hd. no: 4609. NeseT, Tman (47), 16, 
hd. no: 4971-4973. DarimT, 1, 130-131, Mukaddime, 44. Musned. 2, 397. 505, 520- 

Ayet Igin bak: Nahl, 120. Bu ayetin tefsiri igin ayrica bak: Futuhat. 1, 722, (Thk. 
0. Yahya, 10, 446-448.) 

Tbnu'l-ArabT'nin bu gorujunij, Nahl, 120. ayetinin siyaki olan 121. ve Enbiya, 51. 
ayetler de isbatlamaktadir. Bu ayetin tefsiri igin bak: ibn KesTr, 4, 530-531; 5, 341- 
342. Bidaye, 1, 168-169. 

Hadis degijik lafizlarla Ebu Hureyre'den (r.) rivayet edilmijtir. Bak: Muvatta, 
Husnu'l- Huluk (47), 1, hd. ho: 8. Musned,2, 381. 5uab, 6, 230-231, hd. no: 7978. 
Camiu's-Sagir, 2, 257-258. Hafa, I, 211-212. 

'^^° Hadis igin bak: Buhari, Zekat (24). 24, Buyu' (34), 100, Itk (49), 12, Edeb (95). 16. 
Muslim, Iman (1), 55, 194-196, hd. no: 123. Musned, 3, 402. 



420 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



(islamla) mukafatlandirmijtir.]^^^ 

Allah Teala din olarak gonderdigi cami' olan esaslann hepside islam jeri- 
ati iglnde mevcuttur. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin getirdigi biJtun 
esaslar diger nebilerin getirdiklerini de kapsar. 

(Kur'an-i Kerim'de) her sonra gelen (nebi) evvelkini cami'dur 
lasiyyema^^^ hatmun ma'nasi odur ki, cemi peygamberleri ve velileri 
cami'dur. Her biriniJn sirri onda bulunur dimekdiJr. kuran-i 'azimde cemi' 
kissas-i enbiya hatmun halidiJr. Her bir halini bir nebiniJn yiJzunden be- 

I •■ 953 

yan etmijdur. 

Sirat-i mijstaktm'e davet eden 
Munadiler nidasidir sertat. 

Dogru yola davet eden 
^agiranlarin nidasidir jerTat. 

Hakikatsiz jeriat gosteri?, jerTatsiz hakikat de riyadir. Bunlarin birbi- 
riyle ilijkisi, bedenin ruhia olan ilijkisi ile kiyaslanabilir. 

Ruh bedenden ayrilinca, canli beden bir ceset haline gelir. Ruh, bir 
riJzgar gibi yok olur. 

islam'in kelime-i jahadeti her ikisini de igine alir. 'Allah Teala'dan 
bajka ilah yoktur' sozleri hakikat, 'Muhammed O'nun resuliJdur' sozleri 
de jeriattir. Her kim, hakikati inkar ederse kafir, her kim de, jerTati inkar 
ederse miJlhiddir." ^^'' 

Hz. Omer radiyallahij anh §6yle diyor: "$eriatm edeplendirmedigini, 
Allah Teala edeplendirmemiftir." ^" 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdular ki; "Tek bir fakih, 
§eytana bin abidden da ha yamandir." ^^'^ 

§erTatin muhafazasinin gerekliligi muhakkaktir. Ancak burada sorun aynT- 
lik ve gayriligin nasil oldugu nerede hata yapildigini bilmektir. 

Menkabe, Hallac-i Mansur'un, eji-dostu tarafindan kendine tevcih 
edilen 



^" (ATAC, 1993), s. 524-525 

Lasiyyema: bilhassa, hususan, ozellikle. 
^"(MISRT, 1223), v. 60b 
^'^"NiCHOLSON, a.g.e.s.65 
^" ibn-i Haldun, Mukaddime, trc. Halil KENDIR, Ist, 2004, s.168 

ibn-i Mace-TirmizT, Ilim 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 421 



"Nigin tovbe etmiyorsun?" sualine: 

"Biz §enatin duvanndan bir ta} dugurduk, oraya bagimizi koymamiz 
gerekdir" deyi cevap verdigini nakleyliyor.^" HakTkatde Mansur oraya 
ba§ini koyabildi mi ki? Bu ganb sofiden sonra asirlar boyu jenatin duva- 
rina tecavijz ahval-i adiyeden^^* oldu, ne var ki; NesTmT miJstesna, kim- 
senin kafasini kesmediler. 

Tasavvuf-jeriat munasebeti buyiJk softler tarafindan igice ve yekdige- 
rinin aynlmaz tamamlayicisi olarak gosterilmesine ragmen, hakikatde 
tekke-mescid, dervi$-zahid ikilisi olarak belirmi§, imkansiz bir uyujmaziik 
halinde devam ede gelmi§tir. Bu ikilik ve ziddiyet bilhassa edebiyatda 
kendini gostermektedir: §erTat neyi haram kiimijsa veya sufIT mekruh ka- 
bul etmijse, tasavvuf onu sembolize ederek kelimeyi aynen alip ma'na ve 
mahiyetini degi§tirerek ogmij?, amele ve itikada dair birgok hususlarda 
yeni ve fok defa ba§ka istikametlerde yorumlamalara girijmijtir.^" §up- 



958 
959 



^eriat kim, saray-i Kibriya'dir 
Hakikat mulkudur, muhkem binadir 
Anin bir ta$ini tier kim koparsa 
Yoluna bafini koymak revadir. 

Binayi dine mebnadir ^eriat 
^eriatsiz TarJkat sabit olmaz 
Onu Hakk He icradir Tarikat 
Tarikatsiz dahi irfan bulunmaz. 

^eyhijlislam ibn-i Kemal kaddese'llahij sirrahu'l azTz 

5eriata teccavuz basit olaylardan oldu 

56yle bir soru akima gelebilir ve dersen: 

Tasavvuf ehli §eriatta haram olan bazi jeyierin helal olduguna zahib olmu5 gibi 
geliyor. Zira ovijyoriar. 

Mesela; §arap ve meyhaneyi, kadehi ve kadeh veren mahbubu, o mahbubun 
zijlfunu, halini ye yanagmi methederler Hatta yuziJndeki hatlari Kur'an-i Kerim'e 
te§blh ederler... Bunlar nedir ve ne demektir? Cevabimiz 5udur: 

"Bu sofiler ziJmresi; taklidi imandan, tahkiki imana gegmijierdir. Bu sebeple on- 
lar, ejyanin zahirinden batinma, suretinden manasma gegmijierdir. CiJmle e§yayi 
aslmda oldugu gibi gormu§ler bilmijlerdir. Bu sebeple gogu sozleri mana alemin- 
den gelir. 

§arap, demekten muratlari; marifetullahtir. Bunun sonu maliabbetuilaha gi- 
der. Yani irfan duygusudur ve a§ktir. A§k ve maliabbet ayni manaya gelir. 

Meyhaneden murad, kamil mur5idin gonlijdur. Zira orasi Allah Teala sevgisinin 
hazinesidir. 

Kadehten murad ise; Hak talibine yaptigi ism-i Celal telkinidir. Ya da dilinden 
dokulen marifet-i ilahiye'ye dair sozlerdir. 

Salik onlari dinledikge verdikleri, zevkle mest olup, akli bir §eye ermez olur... 

Mahbuba gelince; mijrjidi kamil'in kendisidir. 

Gonul; onun manevi halini tam ve her bir nak§mi yerii yerinde buldugundan 



422 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



hesiz bu ihtilafda, bajta islam dujunurlerinin dinin biJtun uygulanma ka- 
biliyetini ve berrakligini bozucu neticesiz munakajalan olmak iJzere, bir 
yandan jenat adamlannin sertlik ve musamahasizliginin, diger yandan 
mutasavvifenin en ciddT ve hayatT din kaidelerini ciddiyetle talakkT etme- 
yijlerinin de te'siri vardir. GarTb olan, §a§irtici olan jurasidir ki, biJtun bu 
gekijmelere ragmen, Mahir iz Bey'in (hyt: 1950) ifadesiyle 

"Bin yildir, yan'i Turk'un islamiyeti kabulunden itibaren kurulmu} 
olan Musluman — Turk devletlerinde ve Turk'un gayri butun islam 
memleketlerinde hemen her gehirde cami He beraber bir tekkenin, bir 
zaviyenin kurulufuna §ahit oluyoruz" ve kimse bu zahirT beraberligi go- 
rerek igbirligini de saglamaga te§ebbus etmiyor. Oyle ki, bugiJn bile 
Mehmed Akif Ersoy gibi birisi igin bile "Maalesef tasavvuf ne§vesi yok" 
deyip dolayisiyle "Ge? onu!" demek isteyen tankat mensubu ciddT, mij- 
nevver kimseler gorijyoruz. Diger tarafdan Muhyiddin ibn'iJl Arab! 
kaddese'llahij sirrahu'l-aziz hakkindaki miJnakajalar Kemalpajazade gibi 
"Mijfti-us-sakaieyn" unvani verilen bir buyiJk alimin fetvasina ragmen 
durmami§, VanT-zade'nin Mevlana ve biJtun mutasavvife aleyhindeki hiJ- 
kiJmleri zamanimizda dahi miJnakaja edilegelmijtir. 

Yenijehirii Avni Bey: 

HakTkat-i cihet-i kalb-gahi bilmezler 
Namaza hazir olurlar huzura bakmazlar 

derken kimlerden yakiniyor ve neyi ifade etmek istiyordu? 



mahabbet eder. Salike; mur§id-i kamilin derununda sakli maairif-i ilahiye yuz goste- 
rip her bir i§ini, ayrica batini sifatlarmi iyice bilip aniaymca, kendisine, zahirde ki 
sevgiliden bin kat ustiJn goruniJr. Zira bu, candir; obiJru ise ten. 

Ziilf ise, murjidin talip mertebesine ini5i ona cazip kelamlar etmesldir. 

Hal ise; mur5idin, bazi bazi, istigna alemine gegiji ve oradaki misal denizine da- 
lifidir. O anda murjid, irjaddan miJstagni olur. 

Yanaktan murad ise; murjidin talibe goriJndugu zaman, iki cihan fikrini iginden 
soker hatta kendi vucudunu dahi yok gosterir. O da budur. 

Yiizundeki hatlari Kur'ana te$bih etmelerine gelince; §6yle aniatabiliriz: 

Burada yuzden murad; di§tan goriJnen yuz degildir, mijrjidin gonijl yuzudur. 
Kur'an-i Kerim'den murad ise ahlak-i ilahiyedir. Ki o murjid: 

"Ahlak-i ilahiye ile ahlaklanmiz" Hadis-i 5erifinin manasmda ozijnu bulmu5tur. 
O buyiJk zatlarm yukanda gegen i5aretli sozlerden muradlan; ijte bu ahlak derece- 
sini bulmaktir. (NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, ONUNCU 
SUALVECEVABI) 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 423 



Zahid bu burudetle eger duzaha^^° girsen 
Bir lijle duhan^*"^ yakmaga ate; bulamazsm 

diyen jairin da'vasi ne? Diger taraftan: 

Irz ehli olan sarho$a meyhane yaki$maz 
Hatirli $i$e raf u dolabmda gerekdir 

diyen §air ve; 

Gel seninle edelim ehl-i fesadi taksim 
Baba Sultani sana vij koca $eytani bana 

diyen §air kimleri kasdetmektedir? 

Aslinda bu dort beyitin muhtevasi da jeriatin hudutlari iginde bu- 
lunmaktadir. BiJtun mesele baki? zaviyesindedir ki, bu zaviye iki olup bi- 
ri tekke digeri mesciddir. Mahir iz, bu ikisinin bir olmasi gerektigini, as- 
linda da bir oldugunu ileri surmij?, buyiJk sofilerden deliller getirerek 
onlari ayetlerin ve hadTslerin muvacehesinde degerlendirmijtir. 
Hakikatde, Muallim Naci'nin: 

Bir harfimizin mahrecl ta'ytn olunurken 
Ma'na yerine arbede^^^ (ikmi$di i^inden 

beytinde ifade edildigi gibi, tasavvufun ve jerTatin mahrecinde ittifak 
yerine bir kuru guriJltu asirlarca devam etmi§, §uphesiz bundan zarar go- 
ren timmetin jeriat ve tasavvuf anlayiji olmujtur. 

Otedenberi "SiJnnT tasavvuf" diye adiandirilan bir cereyanin yaninda 
siJnnT ve hatta bir kisim §i'T-CaferT ulemanin bile reddettigi bir tasavvuf 
cereyani daha vardir ki, higbir kayit tanimayiji ve telkin ettigi mejreb ve 
hiJkumler bakimindan jairane oluju dolayisiyla edebT muhitlerde tutun- 
mu§ ve biJtun klasik edebiyatimizi buyiJk nisbette etkilemijtir. Bu ikincisi 
batiniligin mahsuludiJr. Usui bakimindan tam ma'nasiyle zevzekligi, 
miJbalatsizligi^^^; tatbikat cihetinden de kayit tanimazligi, biJtun jerT mij- 
esseselere dolayli olarak ve bazan da agikdan agiga tecavuzij, tehzili ^^^ 



Diizah: f. Cehennem. Tamu. Mc: Keder. KiJlfet. 

Duhan: Duman. TiJtun. 

Arbede: Cidal, kavga, patirti. 

Miibalat: Kayirmak. Dikkat etmek. Itina gostermek 

Tehzil: (c: Tehzilat) Zayiflatma. Alaya alma. Alay §ekline sokma. 



424 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



belirtici vasif edinmi§tir. BatinT cereyanlann en bijyuk ozelligi olan te'vil, 
bu cereyanin bilhassa edebiyatta arkasma saklandigi husus olmujtur. Gi- 
de gide biJtun tarikatlere nijfuz eden batinT tasavvuf onlardan bazilarmin 
hiJviyetini taninmaz hale getirmi?, bazilarma da bamba§ka hiJviyet ka- 
zandirmijtir. ^" 

islam'da haktkat, hikmet ve §er?'at ayrimi yapanlar, islam'i pargalama 
pe§inde olanlardir. Bunu Allah Teala adina yapanlar ise dijpeduz islam'a 
Ihanet etmektedirler. Zira islam'da haktkat- jerT'at, akil jerT'at, din- 
dujiJnce, ilim ve bilim ayrimi yoktur.^^^ 

Bu soylenen sozler hakikatin kendisidir. Higbir ehl'ullah bunun dijinda bir 
mana tevehhiJm edecek soz soylememijtir. Beiki soylenen zahirin aldaticili- 
gidir. 

"Size gergek fakihin/alimin kirn oldugunu haber vereyim mi?" sualini 
sorarak bajlayan Hz. All kerreme'llahij veche, gergek fakihin/alimin bariz 
hususiyetini 5U sozleriyle ortaya koymaktadir: 

"insanlan Allah Teala 'nm rahmetinden Umitsizlige sevketmeyen, Al- 
lah Teala'nin azabmdan onlan emin kilmayan, ilaht yasaklar konusun- 
da onlara ruhsat kapismi agmayan ve Kur'an-i Kerimi birakip da ba§ka 
bir §eye ragbet etmeyen kimsedir. Haberiniz olsun, aniayis ve kavrayi- 
$m olmadigi bir ilimde hayir yoktur. Dikkat edin, dU^UnUp ibret dersi gi- 
karilmayan bir Kur'an-i Kerim okuyu§unda hayir yoktur. Vine tefekkU- 
riin olmadigi bir kullukta da hayir yoktur" ^^^ 

En buyiJk felaket, Allah Teala'nin emir ve yasaklarini bilmemektir. 
Bu sebeple miJslumanin birinci derecede vazifesi cehaletini yok etmek 
ve ozellikle fikih bilgisinde kuvvetll olmaktir. §eytanin en biJyuk dijjma- 
ni, Allah Teala'dan korkan alimlerdir. Bir alimin yajamasi jeytana karji 
bin abidin yajamasindan daha tehlikelidir. ^unkij jeytan, insanlara kij- 
fijr yolunu, Allah Teala'ya taat gizgisinden di5ari gikmayi, sapik yollari 
emreder. Fikih bilgini imam ise, Allah Teala'ya itaati emr eder, insanlan 
jeytanin yolundan uzaklajtirip Allah Teala'nin yoluna yonelmelerini emr 
eder. Cahil olan abTdde, bu sayilanlardan higbiri goriJlmez. Cahil olan 
abid bunlardan higbirini yapamaz. 

Velilik derecesine ulajsa da, bir fikih bilgini boyle cahil bir abidden 
daha iJstundur. §eytan cahil sofuyu yoldan gikarmakta zorluk gekmez. 
Rivayet edilir ki, biri alim digeri cahil olan iki adam cahil bir jeyhe 



^" (CAVU5OGLU, 1981), s. 120-123 

^^'' (ATAY, 1 : 2 2003), s. 37 

^" KuleynT, age., I, 86. Ayrica bkz. Ibn Abdilberr, age., II, 811; SuyutT, age., s. 211. 

(GULER) 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 425 



intisab ederek ondan ders aldilar, ibadet ettiler ve velilik derecesine 
ulajtilar. Bir giJn §eytan, alim olana havada bir cennet gosterdi ve: "Bu 
cennet senindir. Yalniz bir $artla. §eyhini, nebilerden daha ijstun tuta- 
caksin." dedi, O da §6yle cevap verdi: "$uphesiz hi^bir veli nebiler de- 
recesine ula$amaz. Beiki bir nebi, bijtun velilerden ijstundur." Bu soz 
ijzerine §eytan, o alimden umidini kesti. Sonra ayni cenneti cahil olan 
veliye gosterdi. Ona soylediginin aynisini arkadajina da soyledi. Cahil 
olan arkadaji ise, o cenneti elde edebilmek igin jeyhini nebilere iJstun 
tutarak, mertebesinden dijjtu. Sonra jeytan jeyhinin yanina giderek 
aralarinda gegenleri aniatti. §eyhi abide: "ilim ogren, zira velilik bir 
kimsede ilimsiz olarak yerle§mez," dedi.^*"^ 
Fikihsiz bir tasavvuf zindikliga/^^ tasavvufsuz bir fikih fasikliga gotiJrur. 

Fikih ve tasavvuf, zahir ve batin beraber olunca hakiki ilim meydana gelir." 
Ahmed Rifai kuddise sirruhu'l-azTz der ki; "TarTkat, ayn-i jeriat, jeriat 

ayn-i tartkattir. Amlanndakifark lafizlardan ibarettir." 
"§eriat, ilia lazimdir. §eriat olmadan TarTkat olmaz." "° 
"Et-tankatij ve'l-haktkati hadiman-i §eriah" TarTkat ve hakikat §eriatin 

hizmetgisidir.^''^ 

imam Malik Hazretleri jbyle buyuruyor: "Tasavvuf bilmeyenler zindik 

olur, §enat bilmeyenler kafir olur." ^^^ 

Haci Ismail Hakki ihrami kaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz SivasT §eriat ve 

tarikat hakkmda buyurdu ki; 

"$eriati gozetmeyenin tankati olmaz." 

"Bu yolun evveli jeriat, ortasi tarikat, sonu yine jeriat." 



imam Burhanuddin Ez-ZernucT, Ta'lim ve Muteallim, trc. Y. Vehbi Yavuz, Ist, 
1993, S.19 

Zmdiklik: Mani'nin Zerdijjtun kitabi Avastayi kendi gorijjune gore yorumladigi 
(Zendi Avesta) igin zindik denilmi§tir. islamt donemde ise Zend kelimesi zmdik ola- 
rak d6nu5turulmu§ ve Islam oncesi kitaplan kendi g6ru5lerine gore yorumlayan 
Maniheistlere denilmljtir. Terim EmevTIerin son zamanlarmdan Itlbaren belirgin- 
lejmeye bajlamijtir. Once Maniheistler igin kullanilmij, daha sonra Mazdekilerl ve 
diger Iran dinlerini de Ihtlva edecek §ekilde genljlemljtir; Marslyoncu, Mazdekgi, 
DeysanT ve ozellikle Maniheist olanlara deniyordu. Fakat VIII. ve IX. yijzyillarda 
AbbasTler zamanmda zmdiklik lie ozel olarak Manihesistler kasdedilmljtir. 
(Bkz.Cahiz, el-Hayavan, I, 55). Bu konuda gok degerii galijmalar yapilmijtir. bkz. 
Ghulam Huseyn Sadighi, Les Mouvements Religieux Iraniens au ll'e et lll'e Siecel de 
I'Hicre, Paris 1938, s. 84-85; Abdurrahman Bedevi, el-ilhad fi'l-islam, Kahire 1945, 
s. 32-34; Ahmet Yajar Ocak, Zindiklar ve Zmdiklik, Istanbul 1998, s. 5 vd; Melhem 
Chokr, Zmdiklik ve Zmdiklar, trc: Ayje Meral, Istanbul 2002, 71-99. 

Mustafa ismet Garibullah, Risale-i Kudsiyye Terciimesi, Istanbul, 2003, c.l, s.291 

Muhammed Hikmet Efendi, Marlfet-i llahiyye Tartkat-i Allyye, Ist, s. 17 
^" iNANCER, OmerTugrul, Sohbetler, ist, 2006, s.116 



426 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Garda$larim! Bizim tartkatimiz ne kadar buyurse buyusun, ne kadar 
incelirse incelsin, §enattan kil kadar aynlmasma imkan yoktur" 

"$eriatta kil kadar noksani olanm, havada ugtugurtu gorurseniz, vurup 
kanadmi kirm. istldragtan ^^^ ba§ka b'ir§ey degildir." '^'"^ 

Hz. AN kerreme'llahij veche buyurdu ki; "insanlar, dunya hayatlarini ge- 
liftirme adina dinlerinin esaslarmdan bir §ey terk edecek olurlar ise Allah 
Teala, yagadiklari §artlann daha beterini onlara musallat eder" ^^^ 

Seriat enbiyanm sunnetidir, 
Kamunun ihtidasidir $ertat. 

§eriat nebilerin sunnetidir, 
Hepsinin hidayetidir §erTat. 

Ehlu'llah'in, alimlerin gittikleri yol RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin 
yolu oldugu gibi, hidayet vesilesi olduklari husustur. 



"Alimler nebilerin varisleridir. 



It 976 



IVluhyiddin ibn'iJi ArabTkaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 
[Ey kardejim! Allah celle celaliJhu ajkina, sana soylediklerim konusunda, 
bana kar§i insafli oil Hig kujkusuz sen, Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellem Cenab-i Hakk'a celle celaliJhu ait olarak rivayet edilen; sevinmek (el- 
ferah), giJimek (ed-dihk), hayrete dijjmek (et-te'accub), nejeli olmak (et- 
tebejbuj), kizmak (el-gadab), tereddiJt etmek (et-tereddud), ho§lanmamak 
(elkerahe), sevmek (el-mahabbe), arzu etmek (ej-jevk) ve benzeri sifatlar- 
dan sahih olanlari bir araya getirdin ve bunlara iman ve tasdikin vacip oldu- 
gunu kabul ettin. 

Nitekim Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemden rivayet edildigi 
jekliyle, velilerin kalblerine, bu ilahT makamdan (elhadratu'l-ila hiyye), 
sadece Allah Teala'nin bildirmesi ile bilecekleri ve Allah Teala'nm mijja- 
hede ettirmesiyle mijjahede edecekleri ilahT bir tarif, tecellT ve kejif ola- 



Allah Teala'nin dinsizlerin kufrunu artirmak igin verdigi harikulade ijler. 
^^^ (ALTUNTA5, 2007), s. 265-270 

Hz. Alj'ye nisbet edilen bu soz igin bkz. Ebu Hibetillah Ismail el-Hasent el-EzherT, 
Tahztru ehli'l-Jman ani'l-hukmi bi gayri ma enzele'r-Rahman (MecmuatQ'r-resaili'l- 
munTriyye iginde), n5r. Muhammed Emtn, Beyrut 1970,1,155. (GULER) 
'^'"' BuharT. Ilim. 10: Ebu Davud. Ilim. 1: ibn. Mace. Mukaddime. 17; Darimi. Mukad- 
dime. 32; AclunT kijtijb-i sitte imamlarmm Ebu Derda'dan rivayet ettiklerini belirtir. 
Ayrica Tbn. Hibban ve Hakm'in sahih savdiklarmi KattanT nin de "Hasen" kabul ettl- 
gini soyler. Bkz. Acluni, 11/64 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 427 



rak bazi lutuflar (nefehat) esmi? olsa, bunlann hepsine sen de, ben de 
inaninz. Fakat benzeri bir §eyi, bir veli soylediginde, el-CiJneyd'in de soy- 
ledigi gibi, ona zindik demez misin? Ona, bu puta tapan 
mijjebbihedendir, demez misin? O, Cenab-i Hakk'i celle celaluhu mah- 
luklann sifatlanyla nasi! tavsif eder demez misin? Ali b. el-Huseyn'in 
radiyallahij anhin dedigi gibi, o puta tapanlardandir, diyerek onu oldiJr- 
mez misin? Veya ibn Abbas'in radiyallahij anhin dedigi gibi, onun katline 
fetva vermezmisin? 

O halde sen Allah celle celaluhu hakkmda (rivayet edilmi? olan sifatla- 
n), her ne kadar el-Ej'arT, kendi zanninca gejitii tenzih yonleriyle te'vTI 
etse de, akIT delillerin muhal gorerek te'vil'ini kabul etmedigi konulari Hz. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem i§ittiginde, hangi kuralla onlara 
iman edip, kabul ediyorsun? Burada insaf nerededir? Halbuki ilahT kud- 
ret'in, nebilere verdigi sir ilimlerini, bu velT'ye de verecek kadar geni? ol- 
dugunu kabul etmelisin! ^unkij bu, niJbuvvetin hususiyeti eriyle ilgili de- 
gildir. Ayrica kanun koyucu (durumunda olan Hz. RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellem bunu iJmmetine yasaklamami? ve bu konuda bir 5ey soy- 
lememi§tir. Aksine; "Muhakkak k'l (eski) ummetler iginde muhaddesler 
(ilhamli kijiler) vardi. Eger ummetim iginde bunlardan bulunacaksa (ki 
5ijphesiz bulunacaktir);on/orf/on birisi de, Omer'dir." ^''^ buyurmujtur. 
Bununia Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellemin iJmmetinden, nebi 
olmadigi halde ilham alacak olan ki§iler olacagini isbat etmijtir. Bu jekil- 
de ilhama mazhar olmu? olan kiji, helal veya haram olarak hiJkiJm verme 
yetkisinin dijindadir. ^iJnkiJ kanun koyma yetkisi, niJbiJvvetin ozellikle- 
rindendir. Halbuki ilahT ilimlerin inceliklerine vakif olmak, sadece kanun 
koyucu niJbiJvvetin ozelliklerinden degildir. Aksine bu, rasul, veli, tabi 
olan ve tabi olunan tiJm kullar igin gegerii olan bir husustur. 

Ey dostum! Senin insafin nerede? Allah Teala'nin salih kullarinin dec- 
callari ve velilerin fir'avniari olan fukaha ve fikir erbabmda boyle jeyler 
yokmu? ^^^ Halbuki Cenab-i Hakk celle celaliJhu aramizda bulunanlar ige- 
risinde jeriatiyla amel edenler ve iyi amellerinin sonucu olarak, onlara 
ogretmegi iJzerine aldigi ilimlerle ilgili; 



Hadis degijik lafizlarla Hz. Ai§e (r.), Ebu Hureyre (r.) ve Ebu Said el-Hudri'den (r.) 
rivayet edilmi§tir. Hz. Ai§e (r.) rivayeti igin bak: Muslim, Fedailu's-Sahabe (44), 23, 
hd. no: 2398. TirmizT, Menakib (50), 18, hd. no: 3693. Musned, 6, 55. Ebu Hureyre 
(r.) rivayeti igin bak: Buhari, Fedailu Ashabi'n-Nebi (52), 5. Hadisin Ebu Satd el-Hudrt 
(r.) rivayeti igin bak: Zevaid, 9, 59. Ayrica bak: §erhu Nehci'l-Bela|a, 12, 177. Bir 
rivayette Hz. All (r.); "Mumin, muhaddes tir." deml5tlr. Bak: §erhu Nehci'l-Belaga, 
20, 320. 

Bu sozijn agiklamasi Igin bak: Futuhat, I, 272, (Thk. O. Yahya, 4, 224-227.) Ayrica 
bak: Kelimat, 35-38. 



428 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Allah Teala'dan sakmml lira size Allah ogretiyor. Ve Allah her $eyi bi- 
lir." ^^^ "Allah Teala'dan sakmirsaniz, O size iyiyi kotijden ayirdeden bir 
olgij (furkan) verir." ^^° buyurmujtur. Omer b. el-Hattab radiyallahij anh 
ve Ahmed b. Hanbel radiyallahij anh bu makamin kutuplarmdandir. Ni- 
tekim Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem Cenab-i Hakk'in celle 
celaliJhu Omer b. el-Hattab radiyallahij anha vermi§ oldugu bu giJciJ ha- 
tirlatmak iJzere joyle buyurmujtur: 

"Ey Hattab oglu! Nefsim elinde bulunan Allah Teala'ya yemin ede- 
rim ki, $eytan, senin gittigin bir yolda, asia kargma gikmazda, senin yo- 
lundan ba§ka bir yola yonelir." ^^^ Bu, masum olan Hz. RasuliJllah 
sallallahij aleyhi ve sellem jehadetiyle, Hz. Omer radiyallahij anhin isme- 
tine delalet etmektedir. Ve biz kesin olarak biliyoruz ki, §eytan bizi yalniz 
batil bir yola gotiJriJr. Ve bu yol da, Hz. Omer radiyallahij anhin girmedigi 
bir yoldur. Hz. Omer radiyallahij anhin girmi§ oldugu hak yollar ise, ancak 
nas ile (sabit) olan yollardir. Zira o, hakk ugrana atildigi ve girmi? oldugu 
yollarin hig birinde, Allah celle celaliJhu i?in, hig kimsenin kinamasina da 
aldiri5 etmeyenlerdendi.^*^ Nefislerin tahammiJi ve kabul etmedigi, red- 
dettigi ve itici oldugundan; her hususta hakk'i gozetmek zor ve nefislere 
kabul ettirmek giJgtiJr. i§te bu sebebten Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi 
ve sellem, Hz. Omer radiyallahij anh hakkinda joyle buyurmujtur: 

"Allah celle celaliihu Omer'e rahmet etsin. Acida olsa, daima hakki 
soyler. Nitekim Hakk ona dost birakmadi." ^^^ Hz. RasuliJllah sallallahij 
aleyhi ve sellem hem zahiren, hem de batmen dogru s6ylemi§tir. Hz. 
Omer radiyallahij anhin bir dostunun olamamasinin zahirT sebebleri; 

insafsizlik, 

Ba$olma sevdasi, 

Ki$inin Cenab-i Hakk'a kullugu birakmasi, 



^^^ Bakara, 282 
''° Enfal, 29 

Hadis farkli lafizlarla Ebu Hureyre (r.) ve Ebu Satd el-HudrT'den (r.) rivayet edil- 
mi§tir. Ebu SaTd el-Hudn (r.) rivayeti igin bak: BuharT, Bed'ul-Halk (59), 11, Fedailu 
Ashabi'n-Nebi (62), 6, Edeb (78), 68. Muslim, Fedailu's-Sahabe (44), 22, hd. no: 
2396. Musned, 1, 171, 182, 187. Hadisin Ebu Hureyre (r.) rivayeti i?in bak: Muslim, 
Fedailu's-Sahabe (44), 22, hd. no: 2397. 

Nitekim Hz. Omer'in (r.) ilk defa getirmi§ oldugu yeniliklerin sayismm 150 civa- 
rinda oldugu soylenmektedir. Bak: [Hz. Peygamber sallallahij aleyhi ve sellemi 
Aniamak: Segmeci ve Elejtirel Yaklajim veya Hz. Peygamber sallallahij aleyhi ve 
sellemi Aniamak, Dog. Dr. i. Hakki UNAL, I.A.D. Hadis-Sunnet Ozel Sayisi (M. Tayyip 
Okig ve A. Ebu Gudde Armagani), c. 10, sy. 1-2-3, sh. 42-58, Ankara, 1997. ]s. 49. 

Hadis Hz. All'den (r.) rivayet edilmijtir. Bak: Tirmizt, Menakib (50), 20, hd. no: 
3714.Aynca bak: Hafa, II, 183. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 429 



Kendisiyle ilgili olmayan $eylerle me$gul olmasi, 

Kendisine emrolunanlari birakmasi, 

Kendi kusurlari yerine insanlarm kusurlariyla me$gul olmasidir. 

Hz. Omer radiyallahij anhin bir dostunun olamamasinm batini yonij 
ise, Hz. Omer radiyallahij anhin kalbinde, Cenab-i Hakk celle 
celaliJhu'den bajka bir dostun kalmamasi ve Cenab-i Hakk celle 
celaliJhu'den ba§ka hig bir kimseyle ilijkisinin kalmamasi demektir.] ^^* 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Aci da olsa gergegi soyle." ^^'^ 

Huda'nm leyle-i Mi'rac icinde, 
Habtbine atasidir senat. 

Huda'nm Mi'rac gecesin iginde, 
Habtbine ihsanidir jerTat. 

YirmiiJc Vila dek CebraJlin 
Ana vahy-i Huda'sidir sertat. 

YirmiiJg yila yakin CebraTlin 
Ona HiJda vahyidir jerTat. 

Cihanda coktur enva-i ulumun 
Kamusunun humasidir senat 

Cihanda goktur ilmin siniflari 
Hepsinin saadetidir jerTat 

§eriat hukuki meseleleri haizde oldugu igin diJnyanin diJzeninin saglan- 
masinda etkin rolij vardir. Adalet ve hukuk sistemi cezayida iginde barmdir- 
sa da huzuru saglamasi agisindan elzemdir. 

Bu nefs-i kafiri katletmek icin 
Hakk'm hukm-i kazasidir senat. 

Bu kafir nefsi oldiJrmek igin 
Hakk'm hukm-ij kazasidir §erTat. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 



^^'' (ATAC, 1993), s. 469-470 

^^^ Ahmed b. Hanbel, Musned, V, 159; ibn Hibban, Sahih, II, 75 (361); Ebu Nu'aynn, 

HilyetiJ'l-evliya, I, 168; Ibn Asakir; Tarihu Dime§k, XXIII, 278; Kuda'T, MiJsnedu'§- 

§ihab, I, 378 (422, 651) EbO Zerr'in merfu olarak rivayet ettigi hadisin §ahitleri de 

bulunmaktadir. Bilgi igin bkz. AclunT, Ke§fu'l-hafa, II, 884 (1890). (UYSAL, 23 Bahar 

2007) 



430 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Nefsini kotijleyen ki§iye ne mutlu"^^^ kotiJlemekten murat onu terbiye 
etmek igin gayret gostermektir. Nefis mucadelesi neticesinde bir bedel ode- 

nir oda nefsin olmesi demek olan ruha tabiyetidir. 

,. fc > i X > 1 , ^^ > , , 

"Ey temiz akil sahipleri! Kisasta sizin igin bir hayat vardir. Omit edilir ki, 
korunursunuz.^^^ 

Nefs 

islam filozof ve mutasavviflari insan jahsiyetini ijglij bir sistem olarak 
ele alip, inceliyorlar: Zihin, Kalp ve Nefis. Kur'an-i Kenm'in onlara 151k tut- 
tugunu agikga gorijyoruz. Bati felsefesi, insan §ahsiyetinin merkezine 
zihni koymu5, kalp ve nefis unsurlanni ihmal etmi§tir. Boyle bir yol izle- 
digindendir ki, insan "zihin"i hakkinda, doyurucu neticelere ulaja- 
mami5lardir.^^« 

Nefs, Arapga bir bir kelime olup kbkij "j'lJjo" harflerinden olu§mak- 

tadir. "Ne-fe-se" kelime kokiJnden turetilmi§tir. Bu kelimeye 5U aniamlar 
verilmijtir: "Nefs; bir §eyin zati, varligi, kendisi, ruh" aniamlarinda kulla- 
nilmi§tir. Ayrica nefs kelimesi "bir jeyin hakikati, butiJnlugu, ruh anla- 
mindadir." Bu temel aniamlarin yam sira bu kelimeye verilen diger an- 
iamlar ise "kan, karde§, dabaglama kazani" dir. 

Nefs kelimesi TiJrkgeye nefis jeklinde gegip geni? bir kullanim alani 
kazanmi§tir. TiJrkgede nefis kelimesine verilen aniamlar ise "6z varlik, in- 
sanin yeme igme gibi ihtiyaglarinin biJtunu, isteklerine uymak, giJnah ij- 
lemek" tir. 

Felsefe literatiJrunde ise nefs "insanin varliginin bedensel ya da daha 
50k biyolojik ihtiyaglarinin butiJnune verilen ad, insani diJnyadaki gegici 
varliklara, gosterije, maddeye tutkulara yonelten, bundan dolayi da her 
zaman iradenin kontroliJ altinda tutulmasi gereken bir ig; egilim olarak 
tanimlanmijtir." 

Arapga sozliJklerde gordijgumuz nefs kelimesine verilen ruh aniami 
mecazi bir aniamdir ve sonradan bu kelimeye yuklenmi§tir. 

Nefs kelimesi insanin varligini, hakikatini, kendine hasligini ifade et- 
mektedir. Bizzat insanin kendisi aniamindadir. Nefs kavraminin istilahi 



Beyhaki 5uabu'l Iman. 111/225: Sehavi. 443: Deylemi Enesten merfu olarak. 
Bezzar da Hasen olarak rivayet etmijierdlr. Bkz AclunT. 2/46 
^" Bakara, 179 
^^^ (BAYRAKLI, 2002), s. 19 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 431 



aniamina bakildiginda ruh ve nefs ozdejiigi ile karjilajilmaktadir. Ancak 
bu gorij? daha sonradan nefs kelimesine yiJklenen bir aniamdir. Bu gorij- 
5un olu§masinda dualist insan aniayijinin benimsenmesinin buyiJk etkisi 
vardir. 

Kur'an-i Kerim'de nefs kelimesi ruhtan ayri bir aniamda kuiianiimi? 
olmasina ragmen tarihi siJregte bu kullanim dikkate aiinmamijtir. Ozellik- 
le bu iki kavrami 6zde§ olarak kullananlar kelamcilardir. "Ruh, neseme ve 
nefs ayni aniamda mijjterek isimlerdir. Bununia, bedene ijflenen ve be- 
deni yoneten jey kastedilmektedir." 

Kelamcilara gore genel olarak ruh ve nefs kelimeleri ayni aniamda 
kullanilmijtir. Ancak filozoflara gore bu iki kavram birbirinden farklidir. 
"Ruh cisimdir, nefs cisim degildir. Ruh bedenin igerisinde, nefs ise be- 
denin Iglnde degildir. Ruh bedeni terl< ettiginde yol< olur, nefsin ise be- 
dendelii faaliyetleri yol< olurfal<at onun ozu yol< olmaz. Nefs bedeni ha- 
reliet ettirir ve onu hislere ula^tinr, ruh bunu his olmadan yapar. Nefs, 
bedene ve hayata ruh vasitasiyla ula§ir, ruh ise bunu araasiz yapar." 

Gazali ruh ve nefs konusunda kelamcilarin gorijjunden ziyade filozof- 
larin g6ru§unu benimsemi§tir. Gazali'ye gore nefs ve ruh kavramlarinin 
iki aniami vardir: "Bu l<avramlarla insanin ruhu l<astedildigi gibi, l<alp ve 
gogsUn sol yaninda bulunan et pargasi, ruh ile cismani kalbin bo§lu- 
gundan dogan latif cisim, nefs ile insandaki gazap ve §ehvet kuvvetle- 
rini igerisine alan yani insanin kotii sifatlari kast edilir." 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Bilin ki beden iglnde bir et pargasi vardir. Bu et pargasi sihhatii 
olursa beden de sihhatii olur: O bozulursa beden de bozulur. Bu et par- 
gasi kalptir" ''' 

Ruh ve nefs kavramlarinin birbirinden farkli oldugu gorujunij savu- 
nanlardan bir grup ise sufilerdir. Genelde nefsi kotiJluklerin kaynagi ola- 
rak goriJrlerken ruhu iyiliklerin kaynagi olarak kabul etmektedirler. 
Sufilere gore jehvetin ve kotij arzularin kaynagi beden yani nefs iken, 
ruh insani erdemlerin kaynagidir. Bu aniayijin sonuglarindan biri de ru- 
hun yiJceltilip iJstun goriJlmesi, bedenin ise ajagilanmasi ve isteklerinin 
yerine getirilmemesi gerektigi aniayijidir. Nefsin egitimi, ancak istekleri- 
nin yerine getirilmemesi ile mumkundiJr. Dogrusu bu anlayi5a Eflatun'un 
ruhu ide kabul etmesinin ve Hint felsefesindeki ruhun ustiJnlugunun 
kaynaklik ettigi goriJlmektedir. 

Kur'an-i Kerim'de Nefs Kavrami 



989 



BuharT. Iman. 39: Muslim. Musakat. 107: Ibn Hanbel. IV/271.275: 



432 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Kur'an'da "^(3 j" kokunden turetilmi? iki fiil kullanilmaktadir. Bun- 

lardan birincisi 

"Agarmaya ba§layan havaya and olsun k'l" ^^° ayetinde sabahin ol- 
masini, havanin agarmasmi ifade eden "teneffese" kalibi, diger kullanim 
ise 

"ly'i §eylerde yan§anlar, bunun Igln yan§sinlar"^^^ 

ayetinde gegen "yetenafese" fiilidir ki bu fiil insanlarm yarijmasi an- 
laminda kuiianiimijtir. Kur'an'da nefs kelimesinin gegtigi ayetler dikkate 
alindigmda ve butunliJk igerisinde degerlendirildiginde goriJimektedir ki 
Kur'an'da nefs kelimesine insan, birey, kimse, o veya onlar zamiri olarak 
cins, zihin aniamlari yiJkienmijtir. 

"Her nefis dlumii tadacaktir." ^^^ 

"Her nefsin kazandigi kendisinedir. " ^^^ 

"... AWah Teala'nm yasakladigi nefse haksiz yere kiymaym..." ^^"^ 

Yukaridaki ayetlerde gegen "nefs" kelimesinin aniami insan, birey, in- 
sanin varligini ifade etmektedir. Bu ayetlerde gegen nefs, dualist insan 
anlayijma hakim olan nefs-beden ikiligini ifade eden tarzda anlajilmak- 
tadir. ^unkij bu aniayijta nefs olumsuzdiJr. Oysa Kur'an-i Kerim israria 
nefsin oliJmlu oldugunu, oliJmu tadacagini vurgulamaktadir. Fakat Razi 
bu ayette gegen nefs kelimesini filozoflarin aniadigi tarzda dualist bir 
yaklajimla ele almaktadir. Ayette gegen nefs kelimesinin beden oldugu- 
nu iddia etmektedir. Ruh ise bedenin oliJmunden sonra varligini devam 
ettirmektedir. 

Kur'an'da nefs kelimesinin d6nu§lu zamir olarak kullanildigi ayetlerde 
bulunmaktadir. 

"Onlar fena bir §ey yaptiklarmda veya nefslerine zulmettiklerinde 
Allah Teala'yi anarlar, gunahlarmm bagi^lanmasmi dilerler..." ^^^ 

"...Fakat onlar bize degil sadece nefislerine kotuluk ediyorlar." '^'^^ 

"Allah Teala onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar nefislerine zulmedi- 
yorlardi." '" 

Yukarida ornek verdigimiz ayetlerde gegen 'nefislerine' kelimeleri do- 
nujlij zamir olarak kullanilmi§tir. Ancak bazi ayetlerde gegen nefs keli- 

''°Tekvir, 18 
^" Mutaffifin, 26 
^^^Ai-ilmran, 185 
^^^6En'am, 164 

994 ,- , T r -1 

En am, 151 
^^^Al-iimran,134 

Nisa, 57 
^"Ankebut, 40 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 433 



mesi 

"Allah"a izafe edildigi igin mufessirler arasinda gorij? ayriliklanna ne- 
den olmu§tur. Bu ayetler §unlardir: "Sen nefsimde olani bilirsin, fakat 
ben sen'in nefsinde olani bilmem. " ^^'^ 

"Sen'i kendim Igln elg'i segt'im." ^^^ 

"Rabbiniz kendine rahmeti yazdi." ^°°° 

Nefs kelimesinin kullanildigi b'lr d'iger aniam ise zihin, akil, §uurdur. 
Bu aniami ifade eden ayetlere ornek ise: "Onlar yalnizca kendilerini 
saptmrlar." '°°' 

"Onlar nefislerinde gizledikleri §eyden dolayi pieman olacaklardir." 

1002 

"Biliniz ki Allah nefislerinizde olani bilir." ^°°^ 

Yukarida ifade ettigimiz ayetlerde gegen nefs kelimesi insanin zihnini, 
dijjunce guciJnii, bilingliligini ifade etmektedir. Nefs kelimesinin bir diger 
anIami ise cins, turdiJr. Ajagida ornek olarak verecegimiz ayetlerde ge- 
gen nefs kelimesi insan cinsinin, yaratiklar arasinda ayri bir tiJr oldugunu 
ifade etmek igin kullanilmijtir. 

"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da e§ini yaratan 
ve ikisinden de birgok erkekler ve kadmlar Uretip yaratan Rabbinizden 
sakinin." '°°' 

"O sizi bir tek nefisten yaratandir." ^°°'^ 

"Sizi bir tek nefisten yaratan ondan da yaninda huzur bulsun diye 
efmi yaratan O'dur." '"' 

Bu ayetler, Havva'nin Adem aleyhisselamdan yaratildigina dair bir an- 
layiji ifade etmez. Bilakis onlarin ayni cinsten yaratildigini yani insan cin- 
sine, tiJrune has olarak yaratildiklarmi ifade eder. Razi bu konuda iki go- 
ru§un oldugunu bildirir. Bu gorijjlerden iiki Havva'nin Adem 
aleyhisselamdan yaratildigi, ikincisi ise Adem aleyhisselamin cinsinden 
Havva'nin yaratildigidir. 



Cihad-i ekber eden ehl-i diller, 
Kulubunun safasidir sertat. 



'^^ Maide, 16 
^^^Ta-Ha, 41 

1000 r ' r/i 

En am, 54 

1001 ... - - -, 

Nisa, 113 
'°°' Maide, 52 
'°°' Bakara, 235 

1004 ... - 

Nisa, 1 
'°°' En'am, 98 
'°°' A'raf, 189 



434 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



BuyiJk cihad eden goniJl ehilleri, 
Kalplerin safasidir jenat. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

Ummetim hakkinda endige ettigim hususlann en korkung olani; heva 
ve hevese uymak ve tul-i emeldir. Nefsin arzulanna uymak insani hak yol- 
dan sapitir. Tul-i emel ise ahireti unutturur." ^°°^ 

"Kiigiik cihattan buyiik cihada donmug bulunuyoruz" sozune kar$ilik 
biiyiik cihadm ne oldugu sorulunca; D'ikkat edin o, nefis miicadelesidir" 
buyurdu}°°' 

Tartkat karbanmm oniince, 
Delil-u muktedasidir senat. 

Tarikat kervaninin oniJnce, 
Uyulacak delililidir jenat. 

Tarikatin jeriatin zahirinden ayri olmasi gibir vasfi olmadigi gibi, tarikat 
5eriati ya§mada hakikisine ulajmayi ve ihlasi saglamasi agisindan vuciJdun 
kollari gibidir. §eriatsiz tarikat golak insan gibidir. 

Haktkat aerci Sultanliktir amma. 
dniinde anm livasidir senat. 

Hakikat gergi Sultanliktir amma, 
Onun oniJnde sancagidir jerTat. 

Savajta kazanilma ijareti sancagm goge gekilmesidir. Hakikat sultanlik 
olmasina ragmen jeriat sancagini indirenler igin devlet olma nasibi yoktur. 
Devletin gucij sancagm durujunda gizlidir. 

Senattan velt yad olmaz asia, 
Veltnin a$inasidir senat. 

§erTattan velT ayri olmaz asIa, 
VelTnin ajinasidir §erTat. 

Hemen bu hususda lazim olan budur ki onlara miJrTd ve onlardan salik 



^°°^ Suyuti. Camiu's - Sagir. 1/50: Aclum. 1/68-89: ibn. Adiy Cabirden farkli bir ifadey- 
le rivayet etmijtir. Taberanide Kebirinde Avf b. Malikten nakletmi5tir. 

SuyutT. Cami'us-SagTr. 11/253: Ibn. Hacer. Ibn. Aliyenin sozij olarak rivayet eder- 
ken. Irak? ve BeyhakT zayif bir senedle Cabirden rivayet etmijierdir.; bkz. AclunT. 
1/424. 425 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 435 



olmayip teslTmIe onlardan ir§ad olamayalar. ZTra bu mukarrerdir ki jenat 
ve tarikatle amel etmeyip ve sabikan zikr olunan ijg alamet-i velT bulun- 
mayan kimesneden dervi? hali irfania behremend (nasibi olan) ve ber- 
murad olamayip a'mal-i saliha ve ibadat-i zahireyi bulunmakia el-iyaz-ij 
billah giderek delalete ve ilhada ve yanli? i'tikada dijjmek havf-i vardir. 
ZTra tarik-i Hakk'da ukubat veya kalacak yerler gokdur. Kalb bir kere meyl 
etdikten sonra defi mu§kil olup degme murjTd-i kamil onu ol vartadan 
kurtaramaz. Ve eger tahsTI-i ma'rifetullah ederse de o adabi jerTat ve 
tarikate riayet etmeyip nefsin sifat-i zemTmeleri miJcahede ile gitmedigi 
igin tahsTI ve tekmTI-i kuvett-i nefsaniyye ile olup kuvvet-i haliyesi ve 
ruhaniyyesi olmaz. imdi hal boyle olacak ma'rifetinin ve halinin kuvveti 
ve safasi ve biJnyadi ve bakasi dahT olmaz. Ve bir talib ki sadik ve ehl-i 
istikamet ve alim ve ehl-i gayret olup bir mur§Td-i kamil ve alim-i amil-i 
arif-i billah azTzden teslTm-i tamla irjad etse zahir ve batini ma'mur olur 
ve ball yaga katip ve (nurun aid nur) haliyle ziJmre-i kamilTnden olur. Ve 
zahir ve batin iki ilimle alim ve arif olmagin iki kanatli olup ve bu iki kuv- 
vetle makamat-i aliyeye pervaz edip giJn gibi her jeye nef i ve ziyasi 
olur.^^^* 

Senatle durur arz-u semavat 
Bu bunyanin binasidir serlat. 

§erTatle durur yer ve gokler 
Bu esas binasidir §erTat. 

Ahkam ve hukuksuz diJzenin saglanmasi mumkiJn degildir. Kiyametin 
kopmasi igin belirtilen hadisi jeriflerde dint yajayijin bitijinden haber veril- 
mijtir. 

Kiyamet kopacagi zaman hakikate yani maddT alem manevi boyuta gok 
yaklajmi? durumdadir. Bu donemde insan ilah olma duygularinin esiri ola- 
rak haddini ajip Allah Teala ile boy olgijjmeye varacak kadar sinirlarini zor- 
layacaktir. Bu minvalde jeriatini kaybeden insanlik dunyasinin yikilmasina 
sebep olacak fesadi yayacaktir. 

A/e bilsijn ser'l pak'i ehl-i ilhad 
Ol a'danm a'dasidir senat. 

Temiz islami ne bilisin dinsizler 
01 dujmanin dijjmani jerTat. 

Tasavvufun dinler ustij olduguna inanmak en buyiJk yalnijlardan biridir. 



1009 



(FUADT), v. 15b 



436 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Dint jeriati olmayan bir sufi zindikliga, tasavvufsuz bir dini inani§sa fasikliga 
goturdugij bir gergektir. Din ve tasavvuf, zahir ve batin gibi beraber olunca 
hakikat meydana gelir. MiJlhit ve zindik marifetle hakikati fark edemedigin- 
den Hakk'i aniayip bilmek ile bazi Marifeti hakikat zannederler. Yani sozij 6z 
zannetmektedir. Dini noksan olanin hakikati de noksan olmaktadir. Hak din 
islami bulamami5 bir sufi neticede jeytanin kandirdigi sarho§ ve divane yo- 
lunda oynayan mecnundan bajkasida olmaz. 

"Heva ve hevesini tann edinen kimseyi gordun mii?" ^°^° 
"Sakin kiyamete inanmayip, kendi heva ve hevesine uyan kimse sen'i, 
ona iman etmekten alikoymasm; sonra helak olursun." ^°" 

Hemen aniar da akiinca sanir kirn 
Nizam icin olasidir senat. 

Hemen onlar da akiinca sanir kim 
DiJzen igin gereklidir jerTat. 

Sakin cana sakin anlara uyup 
Deme sen de n'olasidir senat. 

Ey sevgili! Sakin sakin anlara uyup 
Sen de gereksizdir deme §erTat. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

"Nefsimi elinde tutan Allah Teala'ya andolsun ki siz, ya iyiligi emredip 
kotUIUkten menedersiniz, ya da Allah Teala, kendi nezdinden sizin iizerini- 
ze bir azap gonderir. Sonra dua edersiniz fakat duaniz kabul edilmez"^°^^ 

Hz. Ali kerreme'llahij vechenin 5U soziJ, emir bi'l-ma'ruf nehiy ani'l- 
miJnker vazifesinin degerini ortaya koymaktadir: 

"Ya iyiligi emreder ve kotUIUkten menedersiniz ya da Allah size kotUle- 
rinizi musallat edecektir. Sonra iyileriniz dua ederler de onlarin dualarma 
icabet edilmez" "" 

Seriatsiz hakikat oldu ilhad 
Hakikat nur ziyasidir sertat. 

§erTatsiz hakikat oldu dinsizlik 



1010 r- ■ /n 

Casiye, 43 

1011 -r-,,- ^r- 

Tana, 16 
^°" Ebu Davud, Melahim, 16; TirmizT, Fiten, 9; Ibn Mace, Fiten, 20; Ahmed b. 
Hanbel, V, 388.VI, 159 
^°" Zeyd b. Ali, Musned (el-Mecmu el-fikhi), Beyrut, ts. s. 374. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 437 



Hakikat nurun i§igidir §enat. 

Fakih, alim izzeddin b. Abdisselam (hyt.660/1261)'in ibniJ'l-ArabT'yi 
ta'n ettigini, "O zindiktir" ded\g\n\ duydum. BirgiJn bazi dostlan ona: 

"Bize kutbu gostermeni istiyoruz/'dedWer. izzeddin b. Abdisselam ibn 
ArabT'ye ijaret etti. O'na, "Sen ibn Arabtye ta'n ediyordun ya." diye so- 
runca, izzeddin: "$erTatin zahirini koruyordum" ve buna bezer §eyler 
soyledi. 

Muhakkik ibn Kemal Paja'nin (1468-1534) fetvasmda ibniJ'l-ArabT 
kaddese'llahij sirrahu'l-azizi ovdijgu gayet agiktir: 

"Ey insanlar! Biliniz ki, bijyuk $eyh, $erefli onder, ariflerin kutbu, 
muvahhidlerin imami, Endijluslij, Hatem Tayy kabilesinden Muhyiddin 
ibn Arab? kamil bir mijctehid ve fazil bir mur$id, taaccijp edilecek hayat 
hikayeleri ve olagan di$i hadiseleri ve (ok talebesi olan bir zattir. Alim- 
ler ve ileri gelenler katinda kabule mazhar olmu$tur. Onu inkar eden 
hata yapmi; olur. inkarmda israr ederse sapitmi; olur. Sultanm, onu 
terbiye etmesi ve onu inancmdan ^evirmesi gerekir. QiJnku sultan dog- 
ruyu yaptirmak ve kotijlukten men etmekle memurdur. Onun bir^ok 
eseri vardir. Bunlar i^inde Fususu'l hikem ve el-Futuhatu'l-Mekkiyye 
bulunur. Bunlardaki meselelerin bir kisminm sozij ve manasi belli, ilaht 
buyruga ve $er'-i NebevT'ye uygundur. Bir kismi da zahir ehlinin anlayi- 
$ina gore gizli olup, ke$f ij batin ehlinin anlayi$ina gore agiktir. Mera- 
mini aniamayana bu durumda susmak lazimdir. Zira Allah Teala: 

"Bilgin olmadigi §ey'in pe§'ine dugme, (iinku kulak, goz ve kalbin her 
bin bu davrani§tan sorumludur." ^"^"^buyurmaktadir. ^°^^ 

Ziya olmaz ise nuru da yok bil 
Haktkatla kiyasidir $enat. 

I§ik olmaz ise nuru da yok bil 
Haktkatla kiyasidir jerTat. 

Hz. AN kerreme'llahij veche buyurdu ki: 

"Sen §ahislan hak He tani, hakki gahislarla tanima. Yeter ki sen hakki 
tani, onun ehlini de tanirsin" (i'rif er-ricale bi'l-hakki vela ta'rif el-hakka bi'r- 
ricali i'rif el-hakka ta'rif ehlehu) '°'' 



1014 i - ~,r 

Isra, 36 
^°" (YUCER, yil: 9 [2008], sayi: 11), s. 342; s. 351 

KasimT, Muhammed Cemaleddin, Kavaidij't-tahdts min fununi mustalahi'l-hadJs 
(thk. Muhammed Behcet el-Baytar), Beyrut 1407/1987, s. 291. (GULER) 



438 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Cihana bir velT hie aelmez ilia, 
Elinde anm asasidir sertat. 

Bir velT cihana hig gelmez ancak, 
Elinde onun asasidir jerTat. 

insan-i kamil, "$eriatla areste (suslenmi^), tarikat ve hakikatia ptreste 

(bezenmi§)" 5el<linde tarif edilmi§tir. Allah Teala dostlari bir an dahi §eriatin 
ahkamindan azade ve ayri kalmamijlardir. 

Daht basmda taci, $al-u kisve 
Hem egninde abasidir sertat. 

Dahi bajinda tac, §al ve kisve 
Hem omuzunda abasidir §erTat. 

Haktkat canidir ancak veltnin, 
Canmdan maadasidir sertat. 

Hakikat canidir ancak velTnin, 
Canmdan daha ilerisidir jerTat. 

§eriati koyan Allah Teala'dir. Allah Teala din igin yeri gelir, savajmayi em- 
reder. Bu ise §eriati ya§amanin candanda kiymetli oldugunu gosterir. 

Cikicak can beden oldiiaii aibi 
Cikicak sir kalasidir sertat. 

Beden oldijgu gibi gikicak can 
^ikicak sirrin kalesidir jerTat. 

Karar etmez beden olmayicak can 
Haktkatin bekasidir sertat. 

Beden olmayacak can Karar etmez 
Haktkatin bekasidir jerTat. 

Haktkat dilber-i ra'na gibidir 
Anm zerrtn libasidir sertat. 

Hakikat giJzel sevgili gibidir 
Onun altindan elbisesidir jerTat. 

Sakm soyma am na-mahrem icre 
Yiiziin suyu hayasidir sertat. 

Mahrem olmayan iginde sakm soyma onu 
YiJzun suyu ve hayasidir jerTat. 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 439 



Hallac-i Mansur'un idam edilmesinin sebebi hakikatin giydigi jeriat elbi- 
sesini cahillere soymasidir. Cahiller soyulmu? hakikati uryan goriJnce ona 
tecaviJz etmeye kalktilar. Bunun misali kadinin giplak olunca ugradigi taciz 
gibidir. OrtiJlmesi emredilen bir jey izinsiz uryan kilinirsa bedeli odemekten 
gayri bir gare yoktur. Mahremiyette asil olan sakli tutmaktir. 

Haktkat ars-i aladir muhakkak 
O arsin ustuvasidir senat. 

Muhakkak Haktkat arj-i aladir 
O arjin direkleridir §erTat. 

Cem-i Enbiya vu Eviiyanin 
Niyazt rehnumasidir senat. 

BiJtun nebilerin ve Eviiyanin 
NiyazT kilavuzu 5erTat. 

Hz. AN kerreme'llahij veche buyurdu k\,"Nimetin tamamma erifmek, is- 
lam iizere olmektir" ^°" (Temamu'n-ni'meti el-mevtiJ ale'l-islam) 
Evzai de, ( 707 - 774) buyurdu ki; 

"Kendisine tab? olunmaya ve sunnetine uyulmaya en gok layik olan ki}! 
RasuliJllah sallallahu aleyhi ve sellemdir." ^°^^ 

NiyazT-i MisrT, burada kendisi hakkinda jeriata muhalif bir hal olmadigi 
var gibi goriJlenlerin ise yanli§ aniama oldugu beyaniyla kilavuzunun jeriat 
ve ahkami oldugu bildiriken, diger veliler ve enbiyanmda bu §ekilde oldugu- 
nu haber vermektedir. Bu nedenle bu soylenen sozlerin dijinda kimse kal- 
maz, sende jeriata sahip gik demektedir. 

§eriati olmayanin tarikati, tarikati olamayanin hakikati, hakikati bulma- 
yaninda vuslati yoktur. Kilavuzu olmadan yola gikanlar hayatmda ve seyr-i 
sulukunda birgirdaba maruz kalacaklari ajikar goriJlmektedir. 



BeydavT, Nasiruddm Ebu SaTd e§-5TrazT, Envaru't-tenzJI ve esraru't-te'vJI, Istanbul, 
ts., I, 95. (GULER) 

Ebu Yusuf, er-Redd ala Siyeri'l-EvzaT, tahkik, Ebu'l-Vefa el-EfganT, Lecnetu 
Ihyai'l-Maarifi'n Numaniyye, Misir 1357, s.131. 



440 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

Kamu derdin devasidir §enat 
Tanki dost devasidir §er?at 
Fendnin hem bekdsidir ^eriat 
Seray-i din esasidir §enat 
Tank-'i Hak hedasidir §enat 

Kul eyierim geddyi §ahi Hakk'a 

iletir kullarini hergdh Hakk'a 

Yakin eyier dil gumrdhi^°^^ Hakk'a 

Budur evvel kapu dergah-i Hakk'a 

Ki yolun ibtidasidir §enat 
Bununia gegilir bir yuce eller 
Bununia a^ilir bir yuce yollar 
Bununia pur^°^° ziyadir pasli diller 
Dahi bununia hatm olur bu yollar 
Bu rahin intihasidir §enat 

Aziz olsun azize izzet eden 

MiJddmi ^°^^kesret igre vahdet eden 

Fakiri lutfa layik devlet eden 

Sirat-i mustaktm'e davet eden 

Munadiler nidasidir §enat. 
Bizi galmi§ '°^^ mehakke '°^^ merviyetidir'"^" 
HQda'nin nehyi mOnkeri hikmetidir 
GiJnahkdran^°^^ sezdyi^°^^ cennetidir 
$eriat enbiyanin sunnetidir, 
Kamunun ihtidasidir §enat. 

Gamdir ismi her muhtag iginde 

Yaziln)i§ noktasi sirdc^°^^ iginde 

GiimrahT: f. Sapitma, dogru yoldan gikmi§ olma. 

Pijr: f. ^ok, dolu, 50k fazia, memlu, tekrar (manalarma gelir, birlejik kelimeler 

yapilir) Sahib, malik 

MiidamT: Devamli olarak 5arap igen. 
1022 _ , 

Qalma: vurma 

^°" Mahakk: Mehenk. Ayarta§i. 

Merviyat: (Mervi. C.) Rivayet olunmuj §eyler. Kulaktan kulaga soylenerek gel- 

mij olan sozler 

1025 ^.. , I - I 

Gunahkarlar 

1025 r - X 1 - 1 

Seza: f. Layik, munasip 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 441 



lyandir ^°^* Hakk yijzu emvac iginde 
Huda'nm leyle-i Mi'rac Iglnde, 
Habtbine atasidir §enat. 

Elinde zu'l-fekdri hak Ali'nin 

Yezidin katlidir kdri velinin 

Atdsi bu kerim zu'l celilin 

Yirmi ug yila dek Cebratlin 

Ona vahy-i Huda'sidir §enat. 

Qij efali nebi'dir lutfu hilmin 
Hitdb-i erini dinle keltmin 
Seldmet ol oku ismin seltmin 
Cihanda (oktur enva-i ulumun 
Kamusunun humasidir §enat 

Bu erkani mijkemmel gutmek^°^^ igin 

Bijyukluk varligina yetmek igin 

Sirat-i mijstakime gitmek igin 

Bu nefs-i kafiri katletmek Ig'm 

Hakk'in hukm-i kazasidir §enat. 

Gulistan igre mu§tak ona gijller 
Bu remzi aniamaz ilia ki iller 
Maarif kapisin hal ehli bekler 
Cihad-i ekber eden ehl-i diller, 
Kulubunun safasidir §enat. 

Hakikat server! ^°^°sultan olunca 

Bulunur ona bende bend olunca 

Maariften olur hisse duyunca 

Tartkat karbanmm onunce, 

dniinde onun livasidir §enat. 

Mecazi a§kla mecnun u ^eyda^°^^ 
Musemma^°^^ oldu ona ismi Leyla 
Metanetlik^"^^ igre sakli mevia 
^ertattan velt yad olmaz asia, 
Veltnin a§'inasidir §enat. 



Sirac: l§ik. Lamba. Fener. Mum. Kandil. §evk veren jey. Gune5 ve ay manasma 
veya RasuliJllah sallallahij aleyhi ve selleme "Nur sagan" mealinde verilen bir isim- 
dir.. 

iyan: (Bak: Ayan) A5ikar. Belli. Herkesin bilebllecegi ve gorebilecegi. 

1029 /i .. I . .. I . . 

Onune katip surmek igin 

ServerT: f. Ba§lik, ba§kanlik, serverlik, reisllk. Ululuk 
§eyda: f. Tutkun. DIvane. ^ok sevgiden hasil olan hal 
Miisemma: isimlendirilen, isim sahibl. 



442 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Hakikatten urur dem cumie zerrat^°^^ 

Sakin ilerisini lucac^°^^ zen mat 

Nice yijz gordu i§ bu kunhu^°^^ merrdti^°^^ 

$er7atle durur arz u semavat 

Bu bijnyanin binasidir §enat. 

Uyup nefse dinini etme berbad^°^^ 
Pieman olma sonra etme feryad 
"Etiullah"'"^^ remzin an la ol §ad 
Ne bilsiin §er'i paki ehl-i ilhad 
Haktkat nur ziyasidir §enat. 

Safayi cevri bir sebak ^°^° bil 

Eden bir, eyieyen bir, i§i gok bil 

GdzQn ne gdrOrse onu Hakk bil 

Z'lya olmaz ise nuru da yok bil 

Haktkatia kiyasidir §enat. 

Muhammed olmasa olmazdi dOnya 
Muhammed olmasa olmazdi ukba 
Ona gel bende ol kil emrin icra 
Cihana bir velt hig gelmez ilia, 
Elinde onun asasidir §enat. 

itaat eyiedi Hakk'tan her emre 

Bitirdi ademe td§ taze meyve 

Oluptur zahir ve batinda cennet 

Daht ba$mda taci, §al-u kisve 

Hem egninde abasidir §enat. 

Budur kavli Ali'nin KUmmelinin 
"Nefahtuphi min ruhi" '°'" delilin 



Metanet: Saglamlik. Kavilik. Sozunden ve kararmdan donmemeklik. insanm, 
fikrinde sabir, azminde kavi ve akidesinde rijsuh sahibi olmasi. 

Zerrat: (Zerre. C.) Zerreler. Pek ufak pargalar. Molekuller. 

Lucc(e): Engin sular. Gumijj. Ayna. Kalabalik cemaat 

Kiinh: Bir jeyin ash, cevheri, mikdari. Dip. Kok. Ozu, nihayeti, vechi. Vakit, 
zaman 

Merrat: Kerrat. Kerreler. Birgok def'alar. 

Berbad: f. Harap. Kotij. Virane. Bozuk. Perijan. Telef ve helak olmu?. 
^ ' > ',,'"'" ^ ', '°' 

^°^^ ^ySCjlL-j»a''^^l j\i \^y'^\i^J^'Ji\j4j^\ l^^isl Js "De ki: "Allah 'a ve Pey gam here 

itaat edin". YUz gevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez." (Al'i imran, 

32) 

Sebak: (C: Esbak) Ders. Yari5. K05U yapanlarm aralannda koyduklan odiJl 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 443 



Budur pendi HiJdd §?r? ^°^^ Ali'nin 
Haktkat canidir ancak veltnin, 
Canmdan maadasidir §enat. 

Bu macun murettep^""^ olmaz iz'an^""^ 

Sifat-i ddem var ruhu hayvan 

Anasir }e§ cihetle etse tugyan 

Karar etmez beden olmayicak can 

Haktkatm bekasidir §enat. 

Bu razi^°^^ fehm eden anka gibidir 
Tarikat kamil halva^""^ gibidir 
Maarif kenzi la-yefna ^""^ gidir. 
Haktkat dilber-i ra'na gibidir 
Onun zernn libasidir §enat. 

Qijn alem gizlidir diemler igre 

Ki ho§ sohbet nihandir bir dem igre 

Demiyle diem He ddem igre 

Sakin soyma am na-mahrem igre 

Yiiziin suyu hayasidir §enat. 

Sana nazir gO mevlddir muhakkik 
GdrOnen gOnkiJ e^yadir muhakkik 
Ki cazib ruy-i mevlddir muhakkik 
Haktkat ar§-i aladir muhakkak 
O ar§in iistiivasidir §ertat. 

Bu e^drt okuyup hem yazanin 

Fakiri kemteri her mObteldnin 

Bu ben Azbi fakiri bi-nevdnm^""^ 

Cem-i Enbiya vii Eviiyanin 

Niyazt rehniimasidir §ertat. 



^""^ "onu diizenledigim - insan $ekline koydugum ve ona ruhumdan ufledigim 
zaman, siz hemen onun igin secdeye kapanm" Hicr, 29 

1042 r.. r . I r--i 

§ir: T.Asian. Sut. 

Miiretteb: Tertib edilmi5, dizilmi§, yerii yerine konulmu§, siralanmi?. Kasden 
uydurulmu§. Tayin edilmi§. Bir jey, bir yer igin ayrilmi§. Sonradan I<urulmu5 

iz'an: Basiret. Aniayij. Teslim olup itaat etmek. Akil. Zeka. inang. idrak. Bil- 
mek. (Bak: Dimag) 

Raz: f. Gizli sir, sakli 5ey. Mimar. IVlarangozlarm i§ini tanzim eden 

Helva: 5eker, yag, un veya irmikle yapilan tatli. 

Layefna: Bitmez, tiJkenmez. Fenaya gitmez. Yok olmaz 

Bt-neva: f. Zavalli, nasibsiz, muhtag, garesiz 



444 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



26 

Vezin: MefailiJn Mefa'TliJn Mefa'TliJn Mefa'TliJn 

Yakup a§k oduna cam me§amm buy-i tevhid et, 
Kamuya yek nazar birle fuhudun ruy-i tevhid et. 

$u mahiler gibi kendini deryadan ciida sanma, 

ihata eyiemi} her yana bak suy-i tevhid et. 
Salmma cah-i taklide suud et ar§-i tahkika, 
Sana senden sefer eyie seni sen du-yi tevhid et. 

izafati birak gozden agilsin dide-i Hak-btn, 

Tema§a-yi cemal-i §ahid-i dil-cuy-i tevhid et. 
Salat-i ehl-i kurbun kiblesidir "Semme vech-ullah" 
Niyazt durma daim secde-i ebruy-i tevhid et. 

Yakup ask oduna cam mesamin buy-i tevhid et, 
Kamuya yek nazar birle suhudun ruy-i tevhid et. 

Cam ajk ate§ine yakip kokia burunia tevhid et, 

Her §eyi bir bakijla birle juhudun kokusunu tevhid et. 

Ate? ejyanin varligini yok edip kiJl edince kiJl (biJtun) olur. 

[Tevhtd: "Bir gorme, bir bilme" ha\\6\r . Suftsadece Bir'i goriJr, sadece Bir- 
'i bilir. O'ndan bajka varlik oldugunu ne goriJr, ne bilir. TevhTdin hakikatine 
eren Bir'den bajkasini unutur. 

Allah Teala'nin birligini kejfen ve zevken bilmeye tahkik ve tahakkuk, 
bunu bu yoldan bilene de muhakkik ve mutehakkik denir. Bu aniamda 
muvahhid ve tevhid ehli nefsinden fan! ve Hakk ile bakT, a§k, cezbe ve vecd 
ehlidir, istigrak ve mest olan saliktir. 

Tevhid ijg tiJrludur: 

1-Hakk'in Hakk igin tevhidi, Allah Teala'nin kendisinin bir ve ejsiz oldu- 
gunu bilmesi. 

2-Hakk'in halk igin tevhidi. Allah Teala'nin bir ve e5siz oldugunu insanla- 
ra bildirmesi. 

3-Halkin Hakk'i tevhidi. insanlarin Allah'in bir ve ejsiz oldugunu dile ge- 
tirmeleri. 

En mukemmel tevhid Hakk'in Hakk igin olan tevhididir. Bu tevhid anlati- 
lamaz, burada diller lal olur. Buna tevhfd-i miJcerred denir ki onu dille an- 
latmaya kalkijan miJlhid olur. ]^°^^ 



^""^ (UNAU 2006 ), S.24 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 445 



Tevhidin ijg mertebesi vardir: 
Tevhid-i Ef al, TevdTd-i Sifat, Tevhid-iZat. 
Bunlar uruc, yani yiJkselme makamlandir. 
Tevhid-i Ef'al: Hareket eden, sakin olan, alan, veren Hakk'tir. 
Tevhid-i Sifat: Goren,. ijiden, soyleyen, murad eden Hakk'tir. 
Tevhid-i Zat: Bu viJcud bizim degildir. 

ViJcud, Hakk'in viJcududur. Biz O'nun mazhariyiz. Zahir olan Hakk'in 
viJcududur. 

Muhyiddin ibn'iJi Arab! kaddese'llahiJ sirrahu'l-aziz FiJtuhat-i 
Mekkiyye" sinde: 

"SiJbhan (Allah Teala'nin noksan sifatlardan miJnezzehlik ve miJkem- 
mellik sifati) e$yada en a^ik $ekilde gorijnendir ve e$ya O'nun gorunij- 
5udur" ibaresi bu zanni busbiJtun kuvvetlendirmijti. Halbuki §eyhimizin" 
varligi vacib (zorunlu) olana Mutlak Varlik demekten muradi, VacibiJ'l- 
ViJcud (Varligi Vacib Olan)'un sebep ve sonug olmadigini aniatmaktir. E5- 
yanin Hakk'in ayn'i (gorunujij) oldugu meselesine gelince, jeyhimiz bunu 
da ba§ka bir yerde joyle agikliyor: 

"O, zuhurda olan her $eyin ayn'idir. O, zatlarmda e$yanin ayni ol- 
mayip, noksan sifatlardan mijnezzeh ve mukemmeldir; O, O'dur ve e$- 
yae§yadir." ^°'° 

$u mahiler gibi kendini deryadan ciida sanma, 
ihata eyiemis her yana bak suy-i tevhid et. 

§u baliklargibi kendini deryadan ayri sanma, 
ihata eylemi§ her yana bak bir yon ile tevhid et. 

§u mahiler gibi demek, §u baliklar gibi kendini deryadan uzak sanma. 
^unkij bir defa baliklar toplanip aralarinda konujmujiar ve demijier ki, 
i§idiriz su varmi§, bu su nasil ^eydir? 

iglerinde bunu bilen bulunmayinca, demi5ler ki, bir buyiJk balik vardir 
bilse bilse o bilir, ona gidip soralim. BiJyuk baliga gidip sordular. O da 
bunlara cevap olarak: 

"Sudan ba§ka bir §ey'i bona gosterin de ben de size suyu gostereyim" 
der. Bu temsilde oldugu gibi Hakk'in viJcudundan bajka bir jey yoktur ki 
Hakk'in viJcudu goriJlsun. 

Misir'da Ulema arasinda bir aniajmazlik vaki olmu?. Ulemanin bir kismi 
Hakk bu alemleri ilmiyle kaplami^tir, digerleri, hayir Hakk bu alemleri 
vijcuduyla kaplami§tir. Sonra Ezher camiinde toplanip bu meseleyi gozme- 
ge karar vermijier ve hangi taraf hakli ise o tarafa uyalim demijier. Bunla- 



^°^°(AYNl, 1995), s. 48 



446 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



rin camide toplandiklan sirada zamanin VelTlerinden bir zat oraya gelmi? ve 
toplanma sebebini sorup ogrenmek istemijtir. Onlar aralarmdaki anla§- 
mazligi kendisine agiklayinca, buyurmu? ki: 

"Ey §a§kinlar Hakk'in ilmi zatmdan ayn midir? Alemleri ilmiyle ihata 
eden (kaplayan) zatiyla edemez mi?". 

Salmma cah-i taklide suud et ar$-i tahktka, 
Sana senden safer eyie sen'i sen du-yi tevhid et. 

Taklit makammda yiJrume hakikat ar§ina yiJksel, 
Senden sana sefer eyIe seni sen iki-yi bir et. 

Ey mahcup! (ey gergekleri gormeyen, gozij perdeli) taklide dijjme, 
tahkika hakikate gik, sana senden sefer eyie denilmektedir. 

islam filozoflarina gore, insan zihninin en bijyuk putu "Taklittir". 
Kur'an-i Kerim ayetlerine ^°^^ gore, insani dogru du§unmekten alikoyan, 
gegmi§ nesillerin g6ru§lerini oldugu gibi, hig tenkit siJzgecinden gegirme- 
den kabul etmektir. 

Bacon, The Idol of the Tribe dedigi grup putunu, asirlar evvel Kur'an-i 
Kerim, Mu'minun Suresi'nin 53. ayetinde joyle gostermijtir: "Nihayet 
milletler, dinleri hususunda, aralannda pargalara bolunduler. Her grup 
kendi din ve mezliebine giiveniyor, yani hak olduguna inaniyor". 

Bu ayet juna ijaret ediyor : Insan icinde bulundugu grubun diJsunce 
tarzini taklit eder; yanlis olsa bile, tenkit edemez. Grubun icinde kaybo- 
lan zihinlerde, taklide goturen ve ona boyun egdiren putlar olu$ur. Fer- 
din hiJr du$uncesi yoktur, grubun arzulari vardir. 

Casiye Suresi'nin 23.^°^^ ayetinde, duyu organlarini ve kalplerini gali?- 
tiramayanlarin, kafalarindaki sabit bilgiden dolayi, yanliji takip edecekle- 
ri, agikga ifade edilmijtir. Gegmi? nesillerin, hatta kendimizin az once 
gaflette oldugumuzu dijjunerek, goziJmuzden taklit perdesini kaldirma- 
liyiz. ijte gafletin yenilip, zihinlerdeki taklit putunun yikilmasini isteyen 



"Onlara: 'Allah'm indirdigine uyun' denilince, 'Hayir, atalanmizi yapar buldu- 
gumuz $eye uyariz' derler; ya atalan bir jey akiedemeyen ve dogru olmayan kim- 
seler idiyseler? (Bakara, 170) 

"Onlara, 'Gelin Allah'm indirdigi Kitap'a ve peygambere uyun' dendiginde, 
'Atalanmizi Uzerinde buldugumuz yol bize yeter' derler; ya atalan bir §ey bilme- 
yen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyseler?" (Maide, 104) 

"Neva ve hevesini tanri edinen, bilgisi oldugu halde Allah'm ^afirttigi, kulagmi 
ve kalbini miihiirledigi, goziinu perdeledigi kimseyi gordiin mii? Onu Allah'tan 
ba§ka kirn dogru yola eriftirebilir? Ey insanlar! Aniamaz misiniz?" 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 447 



Kaf Suresi'nin 22. ayeti/°" insanin daha once gaflette oldugunu daha 
agik ve net gorebilmesi igin, bu gaflet perdesinin kalkmasi gerektigine 
i§aretle, islam egitiminin esas gayesini ortaya koymu? oluyordu. ^°^'* 

Hakikate sefer (yolculuk) beitir: 

1 - ilallah k'l, Tevhidi ef'al, Tevhidi sifat, Tevhidi zat makamlan. 

2 - Billah ki, cem makamidir. 

3 - Fillah ki Hazret-il cem makamidir. 

4 - Lillah ki, Cem-iil cem makamidir. 

5 - IVIa-allah ki, Ahadiyyet makamidir. 

Bu be§ makamdan ijgu tenzilT dahi olur. Bunlardan birincisi tabiattan 
ilm'el-yakine sefer, ikincisi ilm'el-yakmden ayn'el-yakme sefer, ijguncusu 
de ayn'el-yakinden Hakk'al-yakTne seferdir. 

izafati birak aozden acilsin dJde-i Hak-bJn, 
Temasa-yi cemal ii sahid-i dil-cuv-i tevhid et. 

Bagintilari birak gozden Hakk'i goren goziJn agilsin, 
Cemali tema§a ve jahid gonlij arayan, tevhid et. 

Beyitte gegen izafattan murad suver, yani suretlerdir. Suretleri birakinca 
Ayn'el-Hakk agilir. 

§eyh Ku§teri kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz hazretlerinin namazda iken hati- 
rina Arj, KiJrsT vesaire gibi §eyler gelirmi?. Acaba namazim dogru ve 
makbulmudur diye du5unmu§. Ona demi§ler ki, Umman memleketinde bir 
zat var, o senin mijjkulunu halleder. Oraya gider ve o zata mu§kulunu 
arzeder. O zat: "Kalbin Hakk'a secde ettimi ?" diye sormu?. "Evet etti" de- 
yince ol vakit hatira gelen jeylerin zarari yoktur. O hatira gelenleri de halk 
eden Hakk'tir, gunkij yiJzunu yere koymak ancak yiJzun secdesidir, kalbin 
secdesi degildir. 

Salat-i elil-i kurbun kiblesidir "Semme vech-ullah" 



Niyaz? durma daim secde-i ebruyi tevhid et. 

Yakinlik bulanlarin namazlarinin kiblesidir "Semm-e vech-ullah" 
Durma NiyazT ka? secdesine devamla tevhid et. 

Jj\\^j'^ \Jy \ll\j Amir ibnu Rebt'a radiyallahO anh aniatiyor: 



"Ona: 'And olsun ki, sen, bundan gafildin; i^te senden gaflet perdesini kaldir- 
dik, bugiin artik goriiftin keskindir' denir." 

^"^^ (BAYRAKLI, 2002), s. 77 



448 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



"Biz karanlik bir gecede Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem He birlikte 
bir seferde idik. Kible istikametini bilemedik. Herkes kendi istikametine yone- 
lerek namazini kildi. Sabah olunca durumu Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme durumu agtik. Bunun Ozerine §u ayet indi. "...Nereye yonelirseniz 
Allah Teala'nin yiizii orasidir." ^°^^ 



TAHMIS-I AZBI 

Hakikat alemin idrak edOp arzuyu Tevhid et 
MOddm ezberin Hu et heman gel hu'yi tevhid et 
Gece gijndijz medid^°^^ durma tavaf kuy-i^°^^ tevhid et 
Yakup a§k oduna cam me§amin buy-i tevhid et, 
Kamuya yek nazar birle suhudun ruy-i tevhid et. 

Vine bugijn gelQr bir gijn geceni mameza ^°^^ sanma 
Geda me^reb olan §ah eder dm canim geda sanma 
Gel ania mebdei'°'' sirri maadi'°'° sen heva sanma 
$u mahiler gibi kendini deryadan ciida sanma, 
ihata eylemi§ her yana bak sQy-i tevhid et. 
Degi§ ismin dahi cismin vQrud ^"^ et ar§-i tahkik 
VOcudundan gegir cismin vOcud et ar§-i tahkik 
Kamudan yijzijnij ddndOr sQcud et ar§-i tahkik 
Salmma cah-i taklide suud et ar§-i tahkika, 
Sana senden sefer eyie seni sen du-yi tevhid et. 



1055 
1056 
1057 
1058 
1059 
1060 



(Bakara, 115)." TirmizT, Tefsir, Bakara (2960), Salat 

Medid: Devamli. ^ok uzun suren. Uzatilmi§. (^ekilmi§. 

Kuy: f. Karye, mahalle, sokak. Yol. Semt 

Mameza: Gegen veya gegmij 5ey. Gegmij zaman. Mazi 

Mebde: ba5langi5 ba§ taraf ba§lama, kaynak, kok, temel, esas. 

Maad:(Mead) (Avdet. den) Ahiret. DoniJlup gidilecek yer. Donijj. Ahiret ijleri. 
Uhrevi i5ler 

Viirud: Geli§. Gelme. Varid olma. Gelip yeti5me. Suya gitme. (Verid. C.) Toplar 
damarlar. Siyah kan damarlan 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 449 



Nasip olmu§ ezelden gun^°^^ sana cunbu§^°^^ ayin 
Hakikat koyune mah ^"^^ ol mekananin olmaya pervin^°^^ 
Bekadan faniye §ah ol gorun alemlere miskin 
izafati birak gozden afiism dide-i Hak-btn, 
Tema§a-yi cemal-i $ahid-i dil-cuy-i tevhid et. 
Bu dersi nazin^"^^ ziba^°^^ gelipdir hatira hergah^°^^ 
Sana bu ^e§ cihat^°^^ He gar unsur^°™ oldu kiblegah^"^^ 
Qun Azbthazir u nazir ola bir yerde bir Allah 
Salat-i ehl-i kurbun kiblesidir "Semme vech-ullah"^"^ 
Niyaztdurma daim secde-i ebruy-i tevhid et. 



Cun:f. Gibi. Zira, gunki, madem ki. Nasil, nice. 

Ciinbii;: Zevk, eglence. Hareket, kimildanma. Uta benzer bir galgi. (Dogrusu: 
Cunbij'tir 

1064 ,,.. 

Man: ay. 

Pervin: f. Ulker denilen yedl yildizm tamami 

Naz: f. Bir §eyi begenmeyi5, jimanklik. Begendirmek maksadiyle kendini agir 
satmak. Celb-i muhabbet igin edilen nezaket, letafet ve zarafet. 

Ziba: f. Guzel, suslij, yakijikli. 

Hergah: f. Her vakit, her an, her zaman 
^°^^ §6?: alti; cihat: (Cihet. C.) Cihetler, taraflar, yonler (Alti yon) 

1070 _ r^ ■■ ^ 

Car unsur: Dort unsur 

Kiblegah: f. Kible tarafi. Kiblenin bulundugu yer. 

"...Nereye yonelirseniz Allah Teala'nm yiizii orasidir." (Bakara, 115) 



450 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



27 

7+7=14 

Bakup cemal-i yare gagmram dost dost, 

Dil oldu pare pare gagmram dost dost. 

A§kin lie dolmugam zuhdumii yanilmi§am, 
Mest-i mudam olmugam gagmram dost dost. 

Mescid u meyhanede hanede viranede, 

Ka'be'de puthanade gagmram dost dost. 

Sular gibi gag-u gag dola§mm dag u dag, 
Hayran bana sayr-u sag gagmram dost dost. 

Geldim cihana garib, oldum giile andelib. 

Her dem cigerim delib gagmram dost dost. 

Diinya gammdan gegup yokluga kanat agup, 
A§k lie daim ugup gag in ram dost dost.. 

Aradigim candadir canda ve hem tendedir, 

Biliir iken bendedir gagmram dost dost. 

Gah du§erim mutlaka gah asl u geh mulhaka, 
Bakup kamudan Hakk'a gagmram dost dost. 

Dolanmaz ol halu had minel-ezel ta ebed, 

Onulmaz asia bu derd gagmram dost dost. 

Hep goriinen dost yiizii andan ayirmam gozii, 
Gitmez dilimden sozii gagmram dost dost. 

Derya olunca nefes parelenince kafes, 

Ta kesilince bu ses gag in rim dost dost. 

Gokler gibi donerem giin gibi dolanmm, 
Devr He eglenirem gagmram dost dost. 

Ne yerdeyim, ne gokte, ne miirdeyim, ne zinde. 

Her yerde her zamanda gaginnm dost dost. 

Geldim o dost ilinden koka koka giiliinden, 
Niyazi'nin dilinden gagmram dost dost. 

Bakup cemal-i yare gagmram dost dost, 
Dil oldu pare pare gagmram dost dost. 

Bakip yarin cemaline gaginnm dost dost, 
GoniJl oldu parga parga gaginnm dost dost. 

Askin He dolmusam zUhdUmU yanilmisam, 
Mest-i miidam olmusam gagmram dost dost. 

Ajkin ile dolmujam ziJhdumde hata etmijim. 
Devamli mestin olmujum gaginnm dost dost 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 451 



Zuhddeyanilma 

Buna ilk olarak ibiis misal olabilir. §6yleki; 

Asil adi "Azazil" olan ve Hz. Adem aleyhisselam yaratilmadan once 
600 bin sene ibadet eden ibiis meleklerin liocasi idi. Fakat dalia sonra 
kendisinden iJstun olan Adem aleyhisselam yaratilip ona secde ile emre- 
dilince, bajlangigtaki miJtevaziligin aksine mazhari oldugu "celal" sifati 
tezahiJr etmi?, bijyuklenip kibirlenmi?^"^^ ve Allah Teala'nin, Adem'e 
secde etmesi emrine itaat etmemi?, dahasi bu gurur, kibir ve itaatsizli- 
ginden asia pi§manlik duymami§ ve Allah Teala'nin affini talep etmemi?- 
tir. 

Bazi ehl-i tasavvufa gore ibiis, ahirette de Allah Teala'nin celal sifati- 
nin mazhari olacak, korkmayacak, pijmanlik duymayacak ve yine Allah 
Teala'nin affini talep etmeyecektir. ^unkij o, Allah Teala'nin diledigini 
yapacagini, O'nun diledigini degijtirmeye gare olmadigini bilir. (AlusT, c.l, 
S.230). '°'' 

"ibiis" ismi hakkindaki g6ru§ler joyledir: ibiis'e, ilahT rahmetten me- 
yus kilindigi igin "ibiis" denilmi§tir. Esasen ismi siJryanice "Azazil" ve 
arapga "Haris"dir. Fakat isyanini izhar edince ameline gore ismi degijmi? 
ve sureti tebeddiJl etmijtir. Nitekim Kur'an da, ibiis'i, Allah Teala'nin em- 
rine karji gelen bir asi olarak tavsTf eder. ilk tefsTrcilerden bazilari ise, "ib- 
iis" isminin, hayirdan iJmidini kesmek ve kederii olmak manalarina gelen 
"Tbias" masdarindan Arapga bir isim oldugunu soylerler. ibiis'i de, isyani- 
na karjilik olarak Allah Teala, "bijtun hayirlardan umidini kesmi§, ta§- 
lanmi§ bir §eytan" kilmi§tir. §u halde "ibiis" ismi, hayirdan son derece 
ijmitsiz demektir. 

Elmalili tefsirinde ise, ibiis ile cinlerin ortak hususiyetlerinden bahisle 



Allah Teala Adem'i kokujmuj ve zaman iglnde kurumu5 bir balgiktan yaratti. 
Adem kirk gece veya kirk sene boyunca cansiz bir beden (ceset) olarak kaldi. Bu 
zaman zarfmda ibils onun yanina gelip ayagma vuruyor, Adem'in henuz cansiz olan 
bedeni de "tin, tin" ses gikariyordu. Yine Ibiis Adem aleyhlsselamin kah agzindan 
girip makatmdan gikiyor, kah makatmdan girip agzindan gikiyordu. Bunu yaparken 
de Adem'e, 

"Sen aslinda higbir ^eysin! Zaten ne oldugun ortada! Eger ben musallat olursam 
sent kesinlikle helak ederim. ^ayet sen bona musallat olursan hig ^uphesiz seni bir 
isyankar yaparim." d\Ye meydan okuyordu. Derken, Allah Adem'e ruhundan ufurdij. 
ilahT ruh Adem'in bedenine baj taraftan girip butiJn vijcuduna yayildi. Boylece 
Adem'in gamurdan bedeni et ve kana donujtij. TaberT, Camiu'l-Beyan, I. 291, 293; 
SuyutT, ed-DOrrO'l-Mensur, I. 111-112. {OztiJrk, Mustafa, (2004). Adem, Cennet ve 
Du5u§, Milel ve Nihal, 1 (2),151-186.) 
^°'"* (CAKMAK, -1994), s.9 



452 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



ibiis'in de cinlerden oldugu vurgulanmakta ve "ibiis, cin denilen gizli ya- 
ratiklardan idi ki, bunlarm kafirleri de vardir." Cin" esasen lijgatte, gizle- 
nip saklanarak goriJnmeyen her jeydir. Buna karjilik gizli olmayip da 
meydanda olana da 'ins' denilir", denilmektedir. 

AlusT de, tefsirinde, "ibiis" iiakkmda Ebu Ubeyde ve bazilannin 
"iblas"dan mijjtak ve "iiayirdan uzak olma" veya "Allaii'in raiimetinden 
ijmidini kesme" manasinda Arapga bir kelime oldugunu soylemelerine 
ragmen, "iblis"in acem bir isim oldugunu soyleyenlerin de bulundugunu 
zikreder ve ZiJccac'in; "ibiis, alem olmak iJzere gayr-i munsarif acem bir 
isimdir", dedigini kaydeder. 

"ibiis'in ismi AzazTI idi ve varliklarin yaratilmasindan binlerce sene ev- 
vel Allah Teala'ya ibadet ederdi. Allah Teala ona, "Ya Azaztl, benden 
ba§kasina ibadet etmel" buyurdu. Ne zaman ki Allah Teala Adem 
aleyhisselami yaratti ve meleklere O'na secde etmelerini emretti. Bu 
emir ibiis iJzerine miJltebis oldu, yani jijpheli geldi. Zannetti ki, eger 
Adem'e secde ederse, Allah Teala'dan bajkasina ibadet etmi? olacak. 
Halbuki bilmedi ki, Allah'in emriyle secde eden kimse, muhakkak Allah 
Teala'ya secde etmi? olur. i§te bunun igin secdeden imtina etti ve o, 
kendi hakkinda vaki olan bu telbis (jijphe) niJktesinden dolayi "ibiis" is- 
miyle miJsemma oldu"( A. Avni Konuk, Mesnevi Tercume Ve ^erhi, c.ll/3, 
S.738.) '°'' 

Ehl-i tasavvufun aniayijina gore ibiis, "AzazTI" iken meleklere daTlik 
(rehberlik) yaptigi gibi "ibiis" iken de, insanlara daTlik yapmaktadir." 
AzazTr'in hali hakkinda gok soz soylenmijtir" diyen Hallac'in ifadesiyle "o, 
hem goklerde hem yerde daT idi. Gokte meleklere daTlik yapar, onlara iyi- 
likleri, guzellikleri gosterirken yerde ise, insanlarm daTsidir. Fakat onlara 
fenaliklari, girkinlileri gostermektedir" (Yajar Nuri OztiJrk, Hallac-i 
Mansur ve Eseri (Kitabu't-Tavasfn), s.114-115.). §eytanin daTlik yaparak 
insanlara gosterdigi girkinlikleri iradesiyle ajabilen insan, yine iyiye, gij- 
zele ulajir. Boylece jeytan, menfi yonden insanlara daTlik yaparak onlari 
miJsbete yonlendirmektedir. Mevzuyla ilgili olarak A. Avni Konuk'un 
"Mesnevi §erhi"nde de 5U izaha yer verilir: Mevlana bir beyitinde joyle 
der; 

"Her nerede meyveli agag gorursem; 

Ben dayeler gibi terbiye ederim." 

Burada, "meyveli agag"tan murad irfan sahibi zatlar, "ibiis'in terbiye- 
sinden murad ise, onun gosterdigi dalalet yoludur. Zira ehl-i irfan zevken 
girkin gordiJkleri hallerden kagarlar. (Konuk, Mesnevi TercOme Ve ^erhi, 



^°" (CAKMAK, -1994), s.28 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 453 



c.ll/3, s. 756.)""' 
Mescid ii meyhanede hanede viranede, 
Ka'be'de puthanade caQiriram dost dost. 

Mescid ve meyhanede, hanede viranede, 
Ka'be'de puthanade gaginnm dost dost. 

Kabeden, puthaneden maksadim sensin! 

Benim puthaneden mal<sadim senin yanaginin hayali ve cemalindir. 
Bu §iirin l<elimeleri, istedigim o manalan vermel< bal<imindan gonliJme 
yar degilse elbet de bar olacal<tir. §imdi nereye gidelim? Kendimizi nere- 
de l<urtaralim. Bir ayranin igine dijjmujuz. O nasi! ayrandir l<i, ucu bucagi 
yol<. Onu gevreleyen bir l<ase de yol<. Ta l<i ayrandan bir l<enara gil<alim. 
Yahut bal igindeyiz. Kanadimizi 5irptil<ga daha gol< yapi§iyoruz. Ebu Necip- 
'e (SiJhreverdT) dediler l<i: 

Mademki sen Allah Teala'yi goremiyorsun, bu sana mijyesser olmu- 
yor, ban gileyi boz da di§an gik. Her tarafi dola^. Ola ki o sen! gorur; onun 
nazanna ugrarsin da get in i^lerin kolayla^ir. ^°^^ 

Muhyiddin ibnu'l-ArabT l<addese'llahu sirrahiJ'l-azTz "Tanri" kavramini 
izah ederl<en bu hal<TI<ata her milletin l<endi diliyle bir I<ar5ilil< buldugunu 
ama mananin delaletinin hepsinde de ortak oldugunu belirterek joyle 
der: 

"O'nun nriuhtelif esnria'si oldugu gibi nriahlukatinin dillerinde de farkli 
farkli isimlerle gagrilir. Mesela Araplar "Ya Allah!" diye O'na nidada bu- 
lunurlar. FarisTler "Ey Huda!" derler. Rumlar "iyja!", Ermeniler "Ey 
Asfah! [Asdvaz]", Turkler "Ey Tengri!", Franklar "Ey Kreyetur! 
[Creator]", Habe^liler "Vak!" derler. Bunlarin hepsi bir tek mananin muh- 
telif lafizlaridir. BiJtiJn mahlukatin maksudu birdir. Bundan dolayi O'na 
"mechulu'l-esma" da denilir. Sevilen sevdigini hangi isimie gagirirsa ga- 
girsin O buna icabet eder" (Bkz. el-FiJtuhat, 11/360, 683, 111/300). "'^ 

"Kalbin puthaneye benzetilmesi; be^erin pe^inde oldugu "hakikatle- 
rin" Allah'a tapmanin yerini almasindan dolayi onlarin sanki birer put 
olmasina binaendir.' (Bkz. ibnu'l-ArabT, Zehairul-a'lak ft §erhi TerciJmanil- 
ejvak, 40). 

"Kalb ulvf ruhlar tarafindan ku§atilinca Kobe adini alir. O ulvf ruhlara 
§eytandan bir pislik dokunacak olursa bu sefer bunlara melekt afetler de- 



^°^' (CAKMAK, -1994), s.28-29 

^°^^ (5ems-i TebrizT, 2007), (M.250), s.339 

^°^'^(KILIC, 1995), S.70 



454 I NiyazT-i MisrTkaddese'llahii sirrahu'l azTz 



nir." (Bkz. ibnu'l-ArabT, Zehairul-a'lak ft jerhi TerciJmanil-ejvak, 40). 

"Bu tecelliyat neticesinde kalbde ibrant-musev? bir ilim hasil olacak 
olursa kalb de bu ilmin levhalari hdlini alir." (Bkz. ibnu'l-ArabT, a.g.e.. 40). 

"Eger kalb, mukemmel muhammed? marifetlerin vdrisi olacak olursa 
bu sefer bu marifetler onu mushdf hdline getirir ve makdm-i Kur'an'i on- 
da ikame eder" (Bkz. ibnu'l-ArabT, Zehairul-a'lak fT §erhi Tercumanil- 
e§vak,40).^°'' 

Sular aibi coQ-u cog dolasinm dag u dag. 
Hay ran bona sayr-u sag caQiriram dost dost. 

Sular gibi dagdan daga gaglayarak dolajirim, 
Hasta ve sag bana hayran gagiririm dost dost. 

Geldim cihana garib, oldum giile andelib. 
Her dem cigerim delib cggirimm dost dost. 

Cihana geldim garib, biJlbul oldum giJle, 
Her zaman delip cigerimi gagiririm dost dost. 

Diinya ggmindgn gecup yoklugg kgngt gcup. 
Ask lie dg'im ucup cggirirgm dost dost.. 

DiJnya gamindan gegip yokluga kanat agip, 
Devamli a§k ile ugup gagiririm dost dost.. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"S'izden evveiki ummetler iginde bir odgm vgrdi. Tevhid hgr'ig 'i§e ygrgr 
h'lg hgyirli bir gmeli yoktu. Bir giin oilesine dedi ki; dldiigUm zomgn beni 
ygkiniz. Kemiklerimi hgvgndg doverek toz ediniz. Sonro riizgdrli bir giinde 
bu tozun yorisini kgrgyg, ygrisini denize gtiniz. Vgsiyet yerine getirildi. 
Allgh tedld riizgdrg ve suyg "Dggittigmiz tozlori toploym " buyurdu. Su ve 
riizgdr tozlori toployip light huzurg getirdiler. Hgk tedld gdgmg bunu nigin 
ygptigmi soruncg gdgm; "Senden hgyg ettigim igin" dedi. Bunun uzerine 
Allgh gdgmg; "Seni bggi§lgdim" buyurdu." ^°^° 

Bir kimse bu niyetle bedenini yaktirsa, bugiJn bu jekilde yaktiranlarin 
cennetlik olma ihtimalleri vardir. Bu fiilin bize ijareti yoklugun kiymetinin 
takdiri Allah Teala katinda biJtun amellere denk oldugunu gosterir. 

Argdigim cgndgdir cgndg ve hem tendedir, 
Biliir iken bendedir gggirirgm dost dost. 



^°^^(KILIC, 1995), S.126 

^°^° BuharT. Enbiya. 54; Musim. Tevbe. 24; ibn. Hanbel. 1/398 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 455 



Aradigim candadir canda ve hem tendedir, 
Bilir iken bendedir gaginrim dost dost. 

Gah duserim mutlaka gah asl u qeh mulhaka, ^°^^ 
Bakup kamudan Hakk'a caQiriram dost dost. 

Gah ilhaka gah asila ve gah mutlaka dijjerim, 
Hakk'a her §eyden bakip gagirinm dost dost. 

Allah Teala'nin yarattigi idrak sahlbl varliklan ijg sinif olarak degerlen- 
direbiliriz: 

Birinci sinif, "Allah'a ast olmazlar" "^^ ayetiyle mutlak itaat halinde 
olduklan beyan olunan ve Allah Teala'nin cemal sifatlannin mazhari olan 
meleklerdir ki melekler, mazhari olduklan cemal sifatinin ve yaratili§lari- 
nin geregini yerine getirirler. idrakleri ve iradeleri Allah Teala'ya itaat 
yoniJnde olup isyan yoniJnde iradeleri yoktur. 

ikinci sinif ise. "Ben, cinleri ve insanlan sadece bona ibadet etsinler 
d'lye yarattim" '^°^^ ayetiyle beyan edildigi gibi; "Allah Teala'ya kulluk, ita- 
at ve ibadet" igin yaratilan varliklardir. Bunlardan, yani "cin ve in- 
san"lardan ozellikle ilgi odagimizi olujturan "insan", yaratiliji itibariyle 
ne birinci sinifi olujturan melekler gibi masum, ne de ugiJncu sinif olarak 
zikredecegimiz ibiis ve tebaasi gibi asi bir varliktir. insan, Cenab-i Allah'in 
"iki elimle yarattigim...." ^°^'' diye beyan buyurdugu veghile her iki sini- 
fin vasatmda, itaat ve isyana kabiliyetii bir varlik olarak yaratilmijtir. 

Ruh ve bedenden mute§ekkil bio-psijik bir varlik olan insanin ruhT ve 
melekiyonij cemal sifatinin mazhari, nefsTve bejerTyoniJ ise celal sifati- 
nin mazharidir. Adem aleyhisselamin ezeldeki yaratiliji bu esas iJzerine 
idi." Tedbirat-i ilahiyye" de beyan olunduguna gore, vuslat makamina 
eren ehl-i tasavvuftan bazilari halifeye "Hakk'in Ayinesi" yani, Hakk'in si- 
fatlannin temsilcisi demijtir. Zira onun hakkinda Allah Teala, "Ben yeryu- 
zunde bir haltfe yaratacagim", "^^ buyurmu§tur ve halTfe, halTfe tayin 
edenin tam temsilcisidir. 

Ucuncij smif ise, celal sifatinin mazhari, gurur, kibir ve itaatsizligi havT, 
isyan yoniJnde bir iradeye sahip olan ibIis ve tebaasi ki, Allah Teala'ya 
kulluk igin yaratilan ve bu yaratili? gayesine uygun hareket edecek mi di- 
ye imtihan edilen insana, bu imtihanda melegin ilhamina karjilik igva 



Miilhak: llhak olunmu§. Sonradan katilmij, zam ve Have olunmuj, ekienmi?. 

1082 -r u ■ r 

Tahrim, 5 



1083 -, . 4. r /- 

Zariyat, 56 

1084 _«, -,- 

Sad, 75 
'°'' Bakara, 30 



456 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



vermek suretiyle insanin olumsuz tarafini degerlendirmeye yardimci olan 
bir imtihan aracidir. Yaratili? maksadi ve yaratilijinin geregi olarak mis- 
yonu, insana munkerati gostermek ve insani ma'siyet i§lemeye sevk et- 
mektir. Mevlana kaddese'llahij sirrahiJ'l-azTz bir beyitinde bunu, ibiis'in 
dilinden 5U jekilde ifade eder. 

"Ben fahidim; gahide hapis nerededir? 

Zindan ehli degilim, Yezdan ^ahiddir!" 

Mana: "Ben ezelde §ekavet ehli olanlarin fiillerinin ^ahidiyim ve 
^ahidlerin §ahadetinde bir l<abaliati olmadigi igin onu liapse l<oymazlar. 
Binaenaleyli liapis elili degilim, zira ben vazifemi yapiyorum, buna 
halikim ^ahiddir" (Konuk, Mesnevi TercOme Ve ^erhi, c.3, b.n. 2683) Yara- 
tilijlanndaki ilahT sifatlarin tezahiJrunu nazar-i itibara almadan bu ijg sinif 
varliga baktigimizda junu mujahede etmekteyiz: 

ibiis; Allah'in emrine itaatsizlik etmi§, Adem aleyhisselama ta'zTmi ke- 
rih gormij?, bu yiJzden ilahT huzurdan uzakiajtinimijtir. Sicili temiz olma- 
sina ragmen, ijiemi? oldugu bu hatadan dolayi tevbe edip af dilemek ye- 
rine gurura kapiimi? ve hatasinda diretmijtir, ibiis'in bu tavri ayet-i 
kerimede joyle ifade edilir: 

"o yiiz gevlrdl ve buyukluk tasladi, boylece kafirlerden oldu"^°^'' 
Ayetten aniajildigina gore ibIis ijledigi hatadan dolayi degil, takindigi ta- 
vir ve buyukluk taslamasi nedeniyle kafir olmu§ ve lanetlenmijtir. Zahir- 
de biJtun bunlara sebep olarak gordugij Adem aleyhisselami, kendisine 
dijjman belleyen ibIis, itaat ve isyana, iyilik ve kotiJluge kabiliyetii olan 
insani, kalbine igva vermek suretiyle isyan ve kotiJluge sevk etmek, boy- 
lece kurdugu tuzaklaria onun ayagini kaydirip imtihani kaybetmesine 
sebeb olmak igin Allah Teala'dan miJhlet istemi? ve Allah tarafindan da 
kendisine bu miJhlet verilmijtir. 

Meselenin zahiri boyle olmasina ragmen, bir diger agidan baktigimiz- 
da 5U husus ortaya gikmaktadir: Mahlukattaki "hiJsn" ve "kubh", yani e?- 
yanin tabiatmdaki giJzellik ve girkinlik izafi olup, bize goredir. Oysaki ya- 
ratma agisindan Allah Teala'nin nazarmda boyle bir gelijki soz konusu 
degildir. Yani yaratma cihetiyle Allah Teala'nin nazarmda her jey miJsavT 
olup bir farklilik yoktur. Bu hususu MuhyiddTn ibnu'l-ArabT kaddese'llahij 
sirrahiJ'l-azTz 5U jekilde izah eder: 

"Biz deliller arz etmek suretiyle mevcudatta zahir olan her jey haktir 
dedik. Bu deliller, her jeyin hak oldugunu izah etmektedir. Fakat bu delil- 
lere muariz olarak birisi zihinde beliren joyle bir soru sorar ve derse; 'Bu 
alemde kelb, hinzir ve neces gibi hasts §eyler vardir, bunlara da mi hak 
diyelim?' Bu sualleriyle delillere muariz 5upheler ortaya koyar. Halbuki 



1085 r, I ... 

Bakara, 34 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 457 



bu sualler hakikate muttali olamamaktan nej'et eder. Zira mevcudatta 
hasaset ve jerafet 'itiban ve nisbT bir jeydir. Mesela, giJl dedigimiz gigek 
insanlara nazaran jeriftir, fakat necaset bocegine nisbeten hasistir. Zira 
onun kokusundan bu hayvan helak olur. Binaenaleyh insana nazaran 
neces ne ise, bu hayvana nazaran da giJl oyledir ve diger jeyler de buna 
kiyas edilir. (Konuk, Tedbtrat-i llahiyye, s.85). 

§u halde her jey yaratilijinin geregini yerine getirirken, yukarida da 
zikredildigi gibi bu ijg sinif varliktan melekler sirf itaat yoniJnde bir irade- 
ye sahiptirler ve onlardan isyan sadr olmaz. Allah Teala'ya kulluk igin ya- 
ratilan varliklar olan cin ve insan ise, iradesini yaratili? gayesi yoniJnde 
kullanabilecegi gibi, aksi yonde de kullanabilir, zira ciJzi iradesi buna im- 
kan vermektedir. ibiis'in durumuna gelince; imtihan igin yaratilan insanin 
hem itaata, hem de isyana iradesi olduguna gore, hadiselerin cereyan 
edi§i ve §eytanin etkinligi, bu irade dengesine etki ederek imtihan ortami 
olu§turmaktan ba§ka bir jey degildir. Nitekim onun insania olan miJna- 
sebeti, insana miJnkerati yapmasini telkin ve onu isyana tejvik etmek su- 
retiyle, insanin imtihaninda rol oynamaktan ibarettir. §ayet boyle bir et- 
kiye luzum olmasaydi, ibiis'in insanlari saptirmak igin miJhlet istemesi ve 
Allah tarafindan ona bu miJhletin verilmesi soz konusu olmazdi. 

Ancak ibiis'in meleklerden mi yoksa cinlerden mi oldugu hususunda 
ihtilaf soz konusudur. Onun cinlerden oldugunu kabul ettigimiz takdirde, 
kendisinde "celal" sifatinin tezahiJrunun agirlikli olmasi gibi bir yaratili§ 
hususiyetine sahip olmakla birlikte "Ben cinleri ve insanlari sadece ve sa- 
dece bana kulluk etsinler diye yarattim"^°^^ ayetinin hiJkmu geregince 
kendisi de itaat ve kullukia miJkellef oldugundan isyaninda her hangi bir 
mazeret soz konusu degildir, itaasizlik ve isyan etmijtir.^"^^ 

Dolanmaz ol halu had minel-ezel ta ebed, 
Onulmaz asia bu derd Qaqinram dost dost. 

Ezelden ta ebede o hali siniri dolanamaz, 
Bu derd asIa §ifa bulmaz gagiririm dost dost. 

RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Bil ki, (takdir-i ilahiye gore) ba§ina gelmeyecek olan §ey sana isabet 
etmeyecektir. Sana isabet edecek §eyden de sen kurtulamayacaksm..." ^°*^ 

Bu nedenle iJzerimde cereyan eden her jeyin bende iJzuntu verecek hali 
yoktur, demektir. Eger bu riza haline kavu§mami§sa bir insan ibiisin dujtugiJ 



1087 -, . 4. r /- 

Zariyat, 56 
^°^^ (CAKMAK, -1994), s.7-12 

1089 , . - I /rr 

Heysemi, 1/55 



458 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



hataya dijjerek yorum yapar. Bu jekilde helak olmaktan kendini kurtara- 
maz. 

ibiis, Allah'i inkar ettigi igin degil Allah'in emrine itaat etmedigi igin 
kafir olmu? ve buna nazaran farz olan her hangi bir vazifeyi yapmayanin 
kijfrune hiJkmedenler bulunmujtur. (Elmalili M. Hamdi Yazir, Hak Dini 
Kur'an Dili, sadelejmen; Ismail Karagam, Emin 151k, Nusrettin Boleli, Ab- 
dullah YiJcel, Istanbul 1993, c.l, s.272.). 

Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus var ki Iblis, Zahirde Allah'i in- 
kar etmemekle birlikte, Allah'in emrine hata nispet etmi§ ve bu yonijyle 
kafir olmu§tur. Yoksa emri kabul edip muhalif davranmaktan, yani secde 
emrinin hak bir hiJkum oldugunu kabul etmekle birlikte, emre itaatsizli- 
ginden dolayi kafir olmu? degildir. ^°^° 

Hep Qorunen dost yuzii andan ayirmam gozu, 
Gitmez dilimden sozii caQiriram dost dost. 

Hep goriJnen dost yiJzu ondan ayirmam gozij, 
SbziJ dilimden gitmez gagiririm dost dost. 

Ehli tasavvufun aniayijinda, mahlukatin yaratili5i Allah'in "cemal" ve 
"celal" sifatlarinin tezahiJru jeklindedir. Yaratilanlarin tumij llahT sifatla- 
rin tezahiJru oldugundan ve de hasislik ve iJstunluk izaft jeyler oldugun- 
dan ister jerTf isterse hasTs §eyler olsun kainatta bulunanlarin hepsi hak- 
tir." Butlan" ve ejyadaki "jer" ise izaft jeylerdir, gunkij tasavvuf du§un- 
cesinde yaratilmi? olan her jey, Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellemin hakikatinden yaratilmijtir. Ehl-i tasavvuf tarafindan "Hakikat-i 
Muhammediyye" olarak ifade edilen Hz. RasuliJllah sallallahij aleyhi ve 
sellemin hakikati, biJtiJn hakikatleri kujatmijtir. Yaratili? seyrinde bir 
mertebe, varlik planinda bir tenezziJi kabul edilen "Hakikat-i 
IVluhammediyye"nin cami' oldugu hakikatlerden biri de "ibiis'in hakika- 
ti"dir ki; "Ruhu'l-Meani" tefsirinin sahibi AlusT, bu hususta joyle der: 

"BiJtiJn mahlukat ulvTsiyle, siJflTsiyle, saTdiyle, 5akTsiyle Hz. Muham- 
med'in hakikatinden yaratilmi5tir. Bunlari kuvvetlendirecek deliller var- 
dir. UlvT melekler (sema melekleri) cemal yonijnden, iblis ise celal yo- 
niJnden Hz. Muhammed'in hakikatinden yaratilmijtir. Bundan da 5U so- 
nuca varilir; iblis, Allah'in "celal" sifatinin mazharidir""( El-AlusT, 
§ihabiJddTn Mahmud, Ruiiu'l- Meant, Beyrut, 1985, c.l, s. 230). Onun var- 
ligini olujturan unsurlan ate§ ile havadir ve onun en biJyiJk unsuru olan 
ate§ ise, "celal" sifatinm zuhurgahidir. §u halde iblis, hem zahirTyoniJyIe, 



^°^° (CAKMAK, -1994), s.l9 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 459 



hem de batinT yonijyle "celal" sifatinin mazhari oldugundan "yed-i §i- 
mal" yani "sol el" tabir olunan "celal" sifatlari ile mahluktur. (A. A. Ko- 
nuk, Fususij'l-Hikem Tercume ve ^erhi, Hazirlayan: Mustafa Tahrali - S. 
Eraydin, M.U.i.F.Y. No: 25, Istanbul 1989, al, s. 166 ). ijte, ibiis'in secde 
ile emredilmesi ve bijyukluk taslayip secde etmemesi, ibiis'in "celal" sifa- 
tindan yaratilmi§ olmasmdan dolayidir. 

Bazi ehl-i tasavvuf gevrelerinde ibiis'in mazhar-i celal, yani "celal" si- 
fatinin zuhurgahi bir varlik olarak yaratilmi? olmasmdan dolayi onun bu 
hususiyetinin tavir ve davranijlarina yansidigi ve dolayisiyla ibiis'in ma- 
sum oldugu aniayiji mevcuttur. SiJleyman Uludag, FeridiJddin Attar'in 
eserlerinden bahsederken "tiahtname" hakkinda 5U bilgileri verir: 
"ilahTname"deki hikayeler ziJhdT ve tasavvufi mahiyette olup, bunlann en 
onemlisi ibiisle ilgilidir. Attar, §eytani vefakar bir muhib, sadik bir ajik ve 
fedakar bir yigit olarak tasvir eder ve Hak'tan ba§kasina boyun egmeme 
ve secde etmeme ugrunda ebedT azabi goze alan bir ajk kahramani ola- 
rak tanitir. §u ifadeler de Attar'a aittir: 

"Bir gece Musa aleyhisselam Tur dagina gidiyordu. ibiis uzaktan, 
Musa aleyhisselamin yanina gikageldi. 

Musa aleyhisselam, o lame 

"Neden Adem'e secde etmedin k'l'! Dedi. Lain O'na, 

'Ey Allah Teala tapisinin makbulij dedi, ben hig bir sebep yokken Allah 
Teala kudretinin merdudu oldum. Eger secde edebilseydim, bu elimde ol- 
saydi ben de senin gibi Allah Teala kelimi olurdum. Fakat Ulu Allah Teala 
boyle diledi'..., dedi. Kelim ona dedi ki; 

'Ey baglara du§mu§, bukagilara mubtela olmu§ ki$i! H'lg Allah Tea- 
la'yi anar misin?' Lain dedi ki; 

'Hi( benim gibi bir a§ik, bir dost, O'nu bir an bile unutabilir mi? 
(FeridiJddin Attar, fidhfndme, ^eviren: AbdiJlbaki Golpmarli, istanbul, 
1988, s. 191-192.)". 

Artar ve o'nun gibi bazi sufiler tarafmdan soylenen; "Gel! Eger hakiki 
erisen, hakiki a§ki ibiis'den ogren!" (Attar, tiahtname, s.l83.), gibi ifade- 
lerden belagat yoluyla 5U manalarda aniajilabilir: 

Gel! lldht a$ka baqlan! Kendini ilaht iradeye teslim et, mutmain ol ve 
sebat et! Eger mOspet yonden buna ula$amiyorsan, menfi yonden yak- 
la$! ibIis kadar da mi olamiyorsun? Onun inkdrdaki inat ve sebatina bak 
da ibret al! 

Ehl-i tasavvuftan bazilari nazarmda ibIis, yine de celal sifatmin mazha- 
ri olan ve yaratilijmin geregini yerine getiren, Allah Teala'nm yarattigi bir 
varliktir ve hig bir zaman bizatihi kotij degildir. Dolayisiyla Allah'm taht-i 
kudretinde, insanlarm imtihani igin gerekli bir aragtir." ibIis, once niyaz 
etmi§, Hakk'in yoluna gagirmi§ti, lakin sonunda kendi giiciine sigindi" 



460 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



diyen Hallac'm ifadesine bakilirsa ibiis, bajlangigta mutevazi, Allah Tea- 
la'ya yakin, niyaz ediyor ve hakka davet ediyor, gunkij kendisinin iJstun 
oldugunu iddia edecek bir durum soz konusu degil. Ancak Hz. Adem 
aleyhisselam yaratildiktan sonra ona secde lie emredildiginde bu 
mutevaziligi kaybolup gurur ve kibirle dolmu§, "batil'a davet etme yolu- 
nu segmijtir. ^™^ 

Derya olunca nefes parelenince kafes, 
Ta kesilince bu ses Qaqinnm dost dost. 

Derya olunca nefes pargalaninca kafes, 
Bu ses kesiline kadar gagiririm dost dost. 

Kafes 

Farsga olan kafes kelimesi kujiari ya da kijguk hayvanlari kapali tut- 
mak igin kullanilan telden ya da tahta parmakliklardan yapilan tajinabilir 
bir barinaktir. Ayrica viJcudun etsiz, kemiklerden ibaret iskeletine de ka- 
fes denir. Kafes, edebiyatimizda daha gok biJlbul, tut! ve tavus gibi ku?- 
larla birlikte zikredilir. ^ok zaman da goniJl, gogiJs kafesinin arkasinda 
esir olarak zikredilir. Tasavvuf agisindan bakildiginda da, ruh beden kafe- 
sinin iginde tutsak olarak goriJlur. Bu diJnyada hep birlikte, beraber olan 
5eyler vardir. Bunlar onlarin birlikte oldugu veya olmak zorunda kaldigi 
jeylerdir. Bu kaderdir, nasiptir; buna uziJlmemek gerek giJnku bu diJnya- 
nin kanunudur: GiJl dikenlerle bir arada olmak zorunda oldugu gibi biJl- 
buliJn yeri de kafestir. "^^ 

Gokler gibi donerem gun gibi dolaninm, 
Devr He eglenirem caoiriram dost dost. 

Donerim gokler gibi dolaninm giJn gibi, 
Devr ile eglenirim gagiririm dost dost. 

Eglenmek kisa miJddetli haller oldugu igin devir nazariyesine i§aretle bir 
kararda durmamaya ijaret edildi. 

Devir ve Devriyye 

Bilindigi gibi varliklarin Hakk'tan zuhur edip tekrar Hakk'a ulajmasini 
izah eden mistik gorij? "devr" kavramiyla aniatila gelmijtir. 

Devr, varligin maddeden insan mertebesine ve oradan Allah Teala'ya 
ulajmasi; devriyye bu tekamiJl fikrini i5leyen mensur veya manzum eser- 
lere verilen isimdir. 



^°^^ (CAKMAK, -1994), s.7-8 
^°^^ (ESKiGUN, 2006), bourn 5.4 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 461 



Devir anlayiji, islam mutasavviflarinin ledunnT aniam verdikleri, 

"Sizi topraktan yamttik, oraya dondurecegiz ve ba§ka b'lr sefer y'ine 
oradan gikaracagiz." ^°^^ 

"Oysa O, sizi ge^'itU merhalelerden geglrerek yaratmi§tir." ^°^'' 

"Onlar Allah'tan geldiler ve yine Allah'a donerler" ^°^^ gibi ayetlerde 
dayanak bulmaktadir. 

Bu aniayija gore, Hakk'in zatindan tecellT eden ilahi nur, cisimler ale- 
minde manevT bir tertip dahilinde, madenlerden bitkilere; bitkilerden 
hayvanlara; hayvanlardan insana ve bu makamdan da insan-i kamil mer- 
tebesine ulajarak, yine ilk zuhur ettigi aslina, yani Hakk'a riJcu edecektir. 

Varlik ve nesneleri sudur ve tecellT fikrine gore izah eden sufilere go- 
re Cenab-i Hak'tan zuhur eden bir sifat, ce$itli merhalelerden gectikten 
sonra topraga iner. Buradan tekrar yiJkselerek Cenab-i Hakk'a ula$ir. 

Mutlak viJcuttan tecellT ile niJzul eden bir sifat sirasiyla kiJlIT akil, 
dokuz feiek, dort tabiat ve dort unsur a gelir. Buradan itibaren yiJkse- 
lerek madenlerden bitkilere, hayvanlara ve Sufiler bir sifatin Hak'tan 
tenezziJl edip Hakk'a ula§tigi bu yolculuga devir derler. 

Devir fikri bir daire (yuvarlak bir ?izgi) ile agiklanir. Bu dairenin sol 
kismi bajtan orta noktaya kadar kavs-i niJzul (mebde'), sag kismi da or- 
ta noktadan baja kadar kavs-i uruc (mead) jeklinde isimlendirilir. Sufi 
miJellifler tarafmdan kaleme alman "Nokta §erhleri" veya "Mebde' ve 
Mead §erhleri" soz konusu daireden kinaye yazilan eserlerdir. 

islam sufilerinden bajka mistiklerde devir fikrine benzeyen tenasiJh 
ve benzeri tekamiJl gorijjleri varsa da, bunlar islam! devr aniayijiyla ge- 
li§mektedirler. Bu gelijkilerin en onemlisi judur: 

Devir, bir devr-i daimj olmadigi halde, tenasiJhT g6ru$ler, daimj bir 
devri kabul ederler. Diger taraftan devirde geriye tekamiJl yoktur. Tena- 
siJh ve benzerlerinde bu durum soz konusudur. 

Devir fikri, ilk (klasik) donem mutasavviflarmca ele alinip ijlendigi gibi, 
TiJrk mutasavviflari tarafmdan da degerlendirilen ve hakkinda pek gok 
eserler kaleme alman yaratili? diJjiJncesiyle ilgili onemli bir konudur. ih- 
van-i Safa Resail'inde, ibn Miskeveyh TehzibiJ'l-Ahlak'mda, ibn'iJi Arab! 
FiJtuhat ve diger bazi eserlerinde konuyla ilgili diJjiJncelerini yazmijlar- 
dir. Daha sonralari Sadreddin-i KonevT, Mevlana Celaleddin-i RumT, Nasir- 
I Husrev, FeyzT-i Hindi, Yunus Emre ve bunlari takip eden birgok muta- 
savvif Kur'anT bir tekamul anlayi$i iJzerinde durmujiardir. Edebiyat tari- 
himizde tasavvuf edebiyati btmyesi iginde degerlendirilen bu tiJr eserle- 



^°^^Taha,55 
'°'' Nuh, 14 
"''' Bakara, 156 



462 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



rin, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, NesimT, Ejrefoglu, Ahmed-i Sarban, 
Eroglu Nuri, Vahib UmmT, UmmT Sinan, Seyyid Seyfullah, Oglanlar 
§eyhi Ibrahim, NiyazT-i Misn, GaybT, Erzurumlu Ibrahim Hal<l<i ve Bursali 
Ismail Hakki gibi onlarca mutasavvif tarafindan yazilan ornekleri vardir. 
Diger taraftan Uskudarli Hajim Baba'nin kavs-i nuzulij aniattigi Devre-i 
Ferjiyye'si ile NiyazT-i MisrT'nin Devre-i Arjiyye'sinin onemi edebiyat ta- 
rihgilerimiz tarafindan vurgulana geimijtir. 

TiJrkiye'de, dinT-tasavvuft bir aniayi? ve edebT bir tiJr olarak 
devriyyeleri ilk defa dikkati geken ve bu konudaki ilk mukayeseli arajtir- 
malari yapan bilim adamlari, Riza Tevfik ve Fuat KopriJlu'dur. Daha sonra 
bu konu AbdiJlbaki Golpinarli, SiJleyman Ate§, Amiran Kurtkan 
Bilgiseven, Amil ^elebioglu, Yajar Nuri OztiJrk, Mustafa Tatci, Ismail Yakit 
ve Ahmet Yajar Ocak gibi bilim adamlari tarafindan gejitii yonleriyle in- 
celenmi§tir."^'' 

Her Nokta'dan bir devir baglar; Hem kendisi merkezdir, hem de 
garkta donen... 

Eger bir zerreyi yerinden alsan, Bagtan ba§a biitiin alem bozu- 
lur!.. 

Her §ey'in ba§i donmU} ve onlardan bir tek parga bile, Olabilirlik 
smirmm di§ina adim atmami§tir.. 

Somutla§ma, her birimi hapsetmig. BUtUniin pargasi olmaktan 
yana Umitsiz kilmi§. 

Sanki daima seyir halindeler.. Ki, sUrekli soyunup giyinmedeler... 

Hepsi daima hareket halinde ve daima dinlenmede... Higbirinin 
ba§i da sonu da belli degill.. 

Her biri haberdardir, Zatmdan her zaman Oradan dergaha yol 
bulmada... 

Her zerreyi perdenin altmda gizlemi§, Cananin carta can katan 
guzelligil.. '°" 

Ne yerdeyim, ne gokte, ne miirdeyim, ne zinde. 
Her yerde her zamanda cagiririm dost dost. 

Ne yerdeyim, ne gokte, ne olijyum, ne saglam. 
Her yerde her zamanda gagiririm dost dost. 

Insan bilmelidir ki her halinde Allah Teala'nin tasarrufu altindadir. 
RasuliJllah sallallahij aleyhi ve sellem buyurdu ki; 



^°^'' (Mustafa TATCI-Cemal KURNAZ-Ya§arAYDEMiR, 2000), s.25-27 
^°^^ (5eyh Mahmud 5ebusterT), b. 158-164 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 463 



"Akil ve acze vanncaya kadar her $ey kaza ve kader iledir." ^°'^^ 

Geldim o dost ilinden koka koka aulunden, 
Niyazt'nin dilinden caQiriram dost dost. 

Geldim o dost ilinden koka koka giJlunden, 
Niyazt'nin dilinden gaginnm dost dost. 

Yukadidaki beyitte gegen "Geldim o dost ilinden" sozlerinde: ^unkij va- 
tanin ash Allah Teala'dir. Onun igin Hazreti Resul: "Hubb-iJl vatan min-el 
Tman", "Vatan sevgisi Allahtandir" buyurdu: Yani Allah Teala'ya muhabbet 
(sevgisi) imandandir demektir. 

TAHMiS-i AZBT 

BiJlbul olup gulzar gagiriram dost dost 
Ta tapmi§im yare gaginram dost dost 
Tanri muradim vere gaginram dost dost 
Bakup cemal-i yare gagmram dost dost, 
Dil oldu pare pare gaginram dost dost. 

Ydr He ydr gelmi§im ydrimi yar bulmu§um 

Aglami^im gijlmu^um gonlumij hub^°^^ bulmu§um 

Bahri gama dalmi^im durr-i yetim^^°° olmu§um 

A§kin lie dolmugam zuhdumu yanilmi§am, 

Mest-i miJdam olmu$am gaginram dost dost. 
Cismimi hem can ede cdnimi cdnan ede 
Akiimi hayran ede sabrimi kurban ede 
Her ne kimferman ede derdime derman ede 
Mescid u meyhanede hanede viranede, 
Ka'be'de puthanade gaginram dost dost. 

Sine sme^^°^ yaksa dag olsa ^eraba yasag^^"^ 

Bu sozijmu sanma lag ^^°^a§ika gami ferag^^°^ 



^°''^ Imam Malik, Kader, 4; Muslim, Kader, 18; Ibn. Hanbel, 11/ 10 

Hubb: (Hibab - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muliabbet, baglilik, dostluk. Bir §evi 
birisine sevdirmek. Hulus, liJzum ve siJbut. 

Diirr-i yetim: f. Sadef iginde tek olan inci. Mc: Hz. Rasulullah salialialiu aleyhi 
ve sellem 

Sine: gogiJs, sadr, kalb. 

Yasak: isim Bir ijin yapilmasma kar§i olan yasal veya yasa di5i engel, memnui- 
yet. 

Lag: Latife, jaka. Oyun Lagv: Faydasiz girkin soz. Kopegin iJrkmesi. Deve 
avazi. Ragbet olunmayan nesne. Hukumsuz. Kaldirmak. Hata etmek. ibtal 
etmek 



464 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Yakmasa yanmaz gerag^^°^ bir bona yakin irag 
Sular gibi gag-u gag dola§mm dag u dag, 
Hayran bana sayr-u sag gagmram dost dost. 
Qaginram Ya-Nasip! Derdime yarim tabib 
Olmu^am aynf^°^ habib, yare olali raktb^^°^ 
A§k He hayran olup bana sirdir garib 
Geldim cihana garib, oldum gule andelib. 
Her dem cigerim delib gagiriram dost dost. 

Qaginran) Ya Mucib! Genc-i Huda'yi^^"^ agip 
^ehr-i sivadan^^°^ kagip aki karadan segip 
A§kin ^arabin igip Hakk He Hakk'a kagip 
Diinya gammdan gegiip yokluga kanat agup, 
A§k lie daim ugup gagiriram dost dost.. 
Dersen Huda kandedir^^^° ikilik kandedir 
Kahr He kulhandadir, zevkle gijl^endedir 
Cania ten zindedir, meskeni miskindedir. 
Aradigim candadir canda ve hem tendedir, 
Biliir iken bendedir gagiriram dost dost. 

Comma can dilberim dostumu dost severim 
Dilde budur ezberim ki ona sahn-i^^^^ perverim^^^^ 
Gah guler gah aglarim bahr ve yerim daglarim 
Gokler gibi donerem giin gibi dolanirim, 
Devr He eglenirem gagiriram dost dost. 
Azb? Misr? kolundan ayrilmaz yolundan 
Kemteriyim kulundan kemteriyim kelbinden 
Solundanim sagindan sagindanim solundanim 
Geldim o dost ilinden koka koka giiliinden, 
Niyazi'nin dilinden gagiriram dost dost. 



Ferag: Vaz gegmek. Hig bir §eyle me5gul olmayip dinlenmek. Bojaltma. 

Cerag: f. 151k. kandil. Lamba. Mum. Kutlu, mutlu. Otiak. Mer'a. Otiama. 
TekaiJd. Talebe 

Aynt: (arap.) er. 1. ayn'a ait. 2. pmar, kaynak, goz. 

RakTb: Gozeten, bekleyen. Her jeyi gorup gozeten, kontrol eden Ailali Teala. 

Genc-i Hiida: Allah Teala hazinesi 

§ehr-i siva: Bo§, Allah Teala'dan ba§ka jeyjer 
"^°Kande:Nerededir? 

Sahn: Kirma. Kesr. 

Perver: (Pervar) f. "Besleyen, yeti5tiren, velinimet, koruyan" manasinda birlejik 



kelimeler yapilir. 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 465 



28 

Hidayetun kemiJlet bi'$-$erhi kad miJzicet ^^-^y J^ T-^iSl) ijul^Liuil jj^ 

Ve cUmleti'l-metni fi esnaihi diiricet '^^j^ "^^^ j 0~^^ '^■^^ j 

Ma ahsenet behfetu'l-kitabi id kdne kab LJs jD lil i_jC^I 2^ ijuil^l U 

■J ^ f ^ ^ ^ f 1 

le nijshateyni fe sdre nushatun cumiat cuili^ 'k:>=^ j'C^i jI1j>=I-1 J_ 

Keennehd mecmeu'l-bahrayni yeltegiydn jUUo jl^p^l i*^^ Ifl^o 

Aleyhd sicinu'l-efhdmij insecet (j:-iJJI iL^"^! ^j^ ^^^^ 

Fe ekmele'l-ldhi $erhan kalbe cdmiiha l^l5«- LAi l>-^ ^1 J-j \j 

B; ekmeli'l-ilmi ke'l-metnu'l-lett §urihat c^p^ ^^\ jUd »i«SI J-jI 

DatkiJm'ul-Misriyyi yedu lekijm °^ y^'j^ (Jj^aJI j^L>»_iil (^^^^pG 

iAn zo/jro gay bin bi de'vdtin lakat halusat 'ci,^^ jJil ol^ ju v_4p j-f^ ,j^ 



C^S^'yt JJ r-j-JlJb tj;^A«S tJ^ljJ^ 

Tamamlanan hidayet bu a^iklama ile butunle$ti 
Metnin cijmlesi toplandigi zaman 

Kitabin gijzelligi ne gijzel oldu. iki nijshadan once 

■J , f , , , f I 

°o "■' •• • • ' (' • s- . s . ,^ 



Bu nijshada bunlari toplayicidir. 



466 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



Bahsedilen iki kitap diJnya ahiret yatatilmadan once yaratilan Hakikati 
Muhammediyedir. BiJtun hakikatler ve ilimler MuhammedT hakikatten gikar. 
Hak ve batil gibi biJtun zitlar onun zat-i maneviyesinde toplanmi§ ve birbiri- 
nin sininna tecaviJz etmeden Allah Teala'nin emrine tabidirler. §eytan, 
§eytaniyetini icra ederken aldigi zevk lie Cebrail aleyhisselamin itaatindaki 
zevk birbine zit gibi goriJnurken her ikiside halinden memnun jekilde hayat 
buldular. 



Sank! birbirine kavu$mu$ iki deniz gibi 



S Sy S / 



Her ikisinden du$unce gemileri yapilmi$tir. 

Zitlarin varligi ile du§unceler olu§ur. Sonugta du5unceler ile de bir §ey 
degijmese de insan yorgunlugu ile aldigi zevkin psikolojik etkisi ile kalp ozel- 
ligi olan donerii (halden hale gegi?) durumu hayati tatlilandirir. Aslinda biJ- 
tun hakikatler bilinmesi ile Allah Teala iradesinde bir degi§iklige sebep ola- 
cak etki olu§turmaz. Yalnizca insan fitratindaki bo§luklar dolabin garklari gibi 
dolar dolar ve tajar. Sonugta bilgi ve du§uncenin yeri yine bojalmijtir. 



0/' ^ Q yy 



Allali Teala toplayici kalpte bu $erlii tamamladi 



B e y S S t , 



Kami! ilim ile ki onun metni $erli edilmi§tir. 



i II 



pSJ Jpjo ^_Cwa^l ^^>e_»ll pSs^b 

ihlas sahibi MisrT size dua etmek igin ^agiriyor 

Dua makakami kulluk i5aretidir. Dua, bajka bir garesi olmayan insanin 



(t^^'i) Dokumak 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 467 



kendisi ve bajkasi igin iJretecegi tek garesidir. ister kamil olsun, ister nakis 
olsun biJtun kullar Allah Teala'ya dua etmektedir. Hirsiz hapishanede, zahid 
mescidde, §arho§ meyhanede dua eder. Allah Teala buyurdu ki; 

"De ki: Duaniz olmasaydi, Rabbim size deger verir miydi? Gergeliten 
yalanladmiz. O halde azab yal<anizi biral<mayacal<tir." ^"'' 

Aziz ve CeUI olan Allah Teala §6yle buyurur: 

"Kulum bUyUk abdest bozup da abdest almadigi vakit, Bana cefa etmi§ 
olur. Abdest alip da namaz kilmadigi vakit Bana cefa etmi§ olur. Namaz 
kilip da Bana dua etmedigi vakit, Bana cefa etmi§ olur. Bana dua edip de, 
Ben ona icabet etmedigim vakit, kendisine cefa etmi§ olurum; oysa Ben 
cefa edici bit Rab degilim." "" 

Bir giJn Mevlana §emseddin hazretleri buyurdu ki: Ebu'l-Hasani'l- 
HarakanT kaddese'llahij sirrahu'l-aziz: "Bir adimimi Ar§in iizerine, oteki 
adimimi da yerin altina koydum; fakat aradigim kapi kapaliydi, hig agil- 
madi. Niyaz e^igine egilmeden kapi agilmadi. Niyazin iistune ibadet yok- 

tur" dedi."'' 

Gaybin gizli tarafmdan bir tamamianmi; davetle. 



1114 r- I -7-7 

Furkan, 77 

Ibn'ul Arab?, Mijkat-u Envar'da bu haberi, Ibnu'l-Cerrah diye bilinen Abdullah b. 
Hanej el-KinanT'den merfu olarak rivayet etmi§tir. 
"^'^ (YAZICI, 1995), c. 2, s. 264, (87) 



468 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



29 

Vezin: Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'ilatiJn Fa'iliJn 

Bagnm pur-hun eder §ol gegm-i mestaniyle bahs, 
Dagitir akiimi §ol zulf-i pen§an lie bahs. 

Leblerin feyzine mu'tad eyiedin giin agzimi, 

Dilemez kirn eyieye §ol ab-i hayvan He bahs. 
Diirr-ii yakut-i dehanm seveli dilber senin, 
Gelmez oldu dile hergiz la'l-u mercan He bahs. 

Vechin uzere yazilan ma'nayi Kur'an goren, 

Eyiemez evrak Iginde lafz-i Kur'an He bahs. 
Cumie fitne ka§in lie kirpiginden oldugun, 
Bilen eder mi cihandan nefs u §eytan He bahs. 

$ol ruhunia hattmm sirrmi zahid aniasa, 

Kijrst iizre eyiemezdi kiifr u tman He bahs. 
Pertev-i nur-i cemalin aksidir §ems-i cihan, 
Ne mijnasib ide ol nur mah-i taban He bahs. 

Zerre iken sen Niyazt Ruh-i azam nuruna, 

Haddini bil kHma ol §ems-i dirah§an He bahs. 
Cem-ii tafsilin neydugin rumuzun anladmsa epsem ol, 
Etme andan sonra asia kul ve sultan He bahs. 

Bagnm pur-hun eder sol cesm-i mestaniyle bahs, 
Dagitir akiimi sol zulf-i perisan He bahs. 

Onun sarho5 gozijyle bahsederek gogsum kania dolar, 
Onun dagilmi5 saglannm bahsi akiimi dagitir. 

Sevgilinin sagi goniJlleri aviamak igin kurulmu? tuzaktir. Ku? avlanir- 
ken iplik ya da sag teli kullanilir. Sagin ucundaki kivnmlar, halkalar ilmik- 
tir. Sevgilinin yanagmda ki ben de danedir. Bu jiirde gok kullanilan bir 
benzetmedir. 

Ajiklarin goniJiieri sevgilinin saglarma asilmijtir. GoniJl, agirligi olma- 
yan soyut bir kavramdir. Beyitte goniJllere agirlik verilmi?. Saglar taranin- 
ca, ya da riJzgar esince dagilir, perijan olurlar. Saglar agirlajinca dagil- 
maz ve goniJller de peri§an olmaz; vahdet olan yanak iJzerinde kalir- 
lar."" 



""{IPEKTEN, 1986) 



Divan-i ilahiyyat ve A^iklamasi | 469 



Leblerin feyzine mu'tad eyledin ciin apzimi, 
Dilemez kirn eyleye sol ab-i hayvan He bahs. 

Agzimi dudaklarinin tadina ali§ik eyledin, 
Dilemez kimseyi olumsiJzluk suyu ile bahsden. 

Beyitte gegen lebden murad edilen ilahi hayattir. Tasavvufta dudak ve 
agiz ise kijguk ve ince olmalariyla yokluk, yani fenafillahtir. istenen gok- 
luktan kurtulup birlige, vahdete ermektir. Vahdet olan dudak konujma- 
ya, yani soz sahibi olmaya bajlayinca, kirpikler sihirle onu susturup 
fenaftllaha engel oluyorlar. 

Ab-i hayat, kutsal bir su olmakla birlikte diJnyaya aittir. BiJtun kutsal 
§eyler Allah Teala ajkini kazanmak ve Allah Teala'ya ulajmak igin hirer 
aragtir. Allah Teala 'yi kendi varliginda duyanlarin artik Ab-i hayati iste- 
memeleri dogaldir/"^ 

Durr-ij yakut-i dehanm seveli dilber senin. 
Gelmez oldu dile herpiz la'l-u mercan ile bahs. 

Dilberin kirmizi agizli incisini opeli, 

Higbir zaman kirmizi yakut ve mercan ile bahis dile gelmez oldu. 

Vechin uzere yazilan ma'nayi Kur'an Qoren, 
Eyiemez evrak icinde lafz-i Kur'an ile bahs. 

YiJzun iJzerine yazilan ma'nayi Kur'an goren, 
Mushaf igindeki Kur'an lafz-i ile bahs eyiemez. 

YiJz, tasavvufta vahdet, yiJz giJzelligi: Cemal-i mutlaktir. Canlar ve goniJl- 
ler, yani maddT ve manevT biJtun varliklar Kabe gibi ona yonelir, onun gevre- 
sinde donerler. Vechin iJzere yazilan Kur'an-i Kerim'in manalari ki, bu 
zahirde goriJlen suretler Kur'an-i Kerim'in suretleridir. Bu suretler nelerdir? 
Bu suretler: 

Hakk'in Ef al, Sifat, Zat'indan ibarettir. Kur'an-i Kerim'in her bir ayeti 
ya ef ali, ya sifatleri, ya da zati beyan eder. Mesela, "Biz bu Kur'ani bir 
daga indirseydik.." "^^ Dag burada bir surettir. Bu suretlerde her ne varsa 
Kur'an-i Kerim'de mevcuddur. Bu suretlerde Kur'an-i Kerim'i okuyan kimse 
Kur'an-i Kerim'in lafzTyle bahsetmez. Bununia beraber hayri ve 5erri Allah 

Teala'dan bilen nefis ve §eytan ile bahsetmez. ^unkij ayeti celTlede: j^J^ Js 



"^^(iPEKTEN, 1986) 

1119 , I T- 

Ha5r,21 



470 I NiyazT-i Misrikaddese'llahii sirrahu'l azTz 



^IjviP "Soyle Ya Muhammed, her §ey Allah'dandir""^° varid oldu. 

Yuziindeki hatlari Kur'ana te$bih etmelerine gelince; §oyle anlatabili- 
riz: 

Burada yiJzden murad; dijtan goriJnen yiJz degildir, mur§idin goniJl 
yijzudur. Kur'an-i Kerim'den murad ise ahlak-i ilahiyedir. KiomiJrjid: 

"Ahlak-i ilahiye ile ahlaklaniniz" Hadis-i §erifinin manasmda ozunij 
bulmujtur. O buyiJk zatlarin yukarida gegen i§aretli sozlerden muradlari; 
ijte bu ahlak derecesini bulmaktir."^^ 

CiJmle fitne ka$m ile kirpiginden oldugun, 
Bilen eder mi cihandan nefs u seytan ile bahs. 

BiJtun fitne kajin ile kirpiginden oldugundan, 
Bunlari bilen cihan, nefs ve §eytandan bahs eder mi? 

Tasavvufta gbz ve kirpik kara ve gok olmalariyla kesret, yani gokluk ma- 
nasina geldiginden sikintilarin varligindan konu agmaktadir. Bu sikintilarin 
hepsinin Allah Teala'dan oldugunu bildigini bahsediyor. 

Sol ruhunia hattmin sirnni zahid aniasa, 
Kiirsi Uzre eylemezdi kiifr U tman ile bahs. 

§u ruhunia hattinin sirrini zahid aniasa, 

Vaaz kursiJsunde kijfr ve imandan bahs eylemezdi. 

"Arafatta Adem aleyhisselam yaratildiktan sonra melekler onun vechine 
secde ile emrolundular. ibiis ve cinin kafirleri secde etmediler. Sonra ziJr- 
riyeti (nesli gelecek ahfadi) zahrindan (sirtmdan) gikarildi, dort saf meydana 
geldi. 

Birinci saf Enbiya, 

ikinci saf Eviiya, 

Ugiincii saf MU'minler, 

Dordiincii safE§kiya. 

"Elest-iJ bi-RabbikiJm", "Rabbiniz degil miyim?" "" diye hitab edildi. 



1120 ... -,„ 

Nisa, 78 
"^^ NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, ONUNCU SUAL VE CEVA- 
Bl 

1122 ,y^ ^ zaman ki. Rabbin ademogullarindan, onlarm sirtlarindan zurriyetlerini 
aldi. Ve onlari kendi nefisleri uzerine fahit tuttu. "Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" 
dedi, (onlar da) "Evet. ^ahidiz" dediler. (Bu da) Kiyamet gunu, "Biz bundan mu- 
hakkak ki gafiller idik," demeyesiniz igindir." Araf, 172 



Divan-i ilahiyyat ve A(iklamasi | 471 



Cumlesi "Belt", "Evet" dedi. Kafirler hitabi ijitmedi, ancak mu'minleri 
taklTden aniar da evet dediler. ijte o zaman "Alem-i zerre" yani herkes 
orada suver-i latTfe (latif suretlerle) ile idi. Hatta kafirlerin o zerre alemin- 
deki durduklari arafattaki mahalde bugiJn bile h