(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Biodiversity Heritage Library | Children's Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Niyazi-i Misri Divani Aciklamasi cilt 2"

Emmt mmt J$U mm 




ISBN: 978-9944-355-03-2 

ismailhakkialtuntas@gmail.com 
http://ismailhakkialtuntas.com 



Ocak 2010 



NIYAZI-I MISRI 

KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L-AZiZ 
(1618-1694) 

DiVAN-liLAHiYYAT 

VE 

AgiKLAMASI 
2.CJLT 



IKINCI BASKI 



ihramcizade 

Haci ismail Hakki ALTUNTA§ 



Hak-pay-i ser-firaza geldim 

Ser-AIYye hem-raza geldim 

Uluvviyetinle pervdza geldim 

Huzuruna ben niyaza geldim. 

El-meded meded meded Niyazt 
Ene dahtlek Sultan Niyazt 

Bunca aczimle dergaha geldim 
Yuzum surmege ben §aha geldim 
Gulzdr-i Veliyyu'llaha geldim 
Huzuruna ben niyaza geldim. 

El-meded meded meded Niyazt 
Ene dahtlek Sultan Niyazt 

Kapmda beklersenin derv?§an 
Lutfunu niyaz eylerler her an 
Bu abd-i aciz-i ahkdr ndtuvan 
Huzuruna ben niyaza geldim. 

El-meded meded meded Niyazt 
Ene dahtlek Sultan Niyazt 

Oldum lutfunla himmete nail 

Mulk-i al-i abaya ddhil 

Feyz-i lezzete et beni vasil 

Huzura i§te niyaza geldim 

El-meded meded meded Niyazt 
Ene dahtlek Sultan Niyazt 

Semst-i adz ki kerem kil 
Esrar-i Hakk'a ani mahrem kil 
Lutfunla dil-$ad eyle harem kil 
Huzuruna ben niyaza geldim. 

El-meded meded meded Niyazt 
Ene dahtlek Sultan Niyazt 1 



Mehmed §emseddin (Ulusoy) 



1 (KABAKCI, 2006 ) , s. 129-130 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 7 



43 

Vezin: Mef'ulu Mefa'Tlu Mefa'Tlu Fe'QIun 

Ariflere esrar-i Hudadan haberim var, 
Asiklara dildar-i bekadan haberim var. 

Eyfirkat oduna yanuben bagri delinen, 

Gel kim yarane tiirlu devadan haberim var. 
Gel olu isen sozlerime tut kulagm kim, 
Can bahs edict nefh-i nidadan haberim var. 

Adem yiizii ol yare mukabil dedi Ahmed, 

Bu sozde olan remz-u tmandan haberim var. 
Gir mekteb-i irfana oku Ademirt ilmirt, 
Alemlere bu ilm-i kunadan haberim var. 

Vechinde yedi Fatiha ayati yazilmi§, 

Ademdeki ayat-i Huda'dan haberim var. 
Adem'de bulup vasf-i ilahtyi Niyazt, 
Ol mecma-i evsaf-i amadan haberim var. 

Ariflere esrar-i Hudadan haberim var, 
Asiklara dildar-i bekadan haberim var. 

Ariflere esrar-i Huda'dan haberim var, 
A§iklara beka sevgilisinden haberim var. 

Allah Teala'nin sirn insandir. insani taniyan Allah Teala'yi en guzel §ekilde 
tanir. f^unku zatin sifatlannin tecelligahi insandir. 

Beka sevgilisi Hakikat-i Muhammediyedir. Allah Teala alemleri ona duy- 
dugu sevgiyle yaratti. Onu yaratti ve hayran oldu. 

Sultan-i riisul §ah-i miimeccedsin efendim 
Bicarelere devlet-i sermedsin Efendim 
Divan-i ilahide ser-amedsin Efendim 
Men§ur-i "leamruk" le mueyyedsin Efendim. 

Sen Ahmed u Mahmud u Muhammedsin Efendim 
Hakk'dan bize Sultan-i mueyyedsin Efendim. 

Hutben okunur minber-i ikltmi beka'da 
Hukmiin tutulur mahkeme-i ruz-i ceza'da 
Esma-yi serif en amhr arz u sema'da 
Gulbangi kudumun calmir Ars-i Huda'da 



8 | NiyazT-i Misrf kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Sen Ahmed u Mahmud u Muhammedsin Efendim 
Hakk'dan bize Sultan-i miieyyedsin Efendim. 

Seyh GALIB kaddese'llahii sirrahu'l aziz 

Ey firkat oduna yanuben bagn delinen, 
Gel kim yarane tiirlii devadan haberim var. 

Ey aynhk atesine yanip bagn delinen, 
Gel! Yarana turlu devadan haberim var. 

insanin ruhani alemden devri ile beseriyete intikali ile gecen zamanda su- 
rekli aynhk onu uzmekte ve tekrar Hazrete varamamanin ezginligi ile uzul- 
mektedir. NiyazT-i MisrT, devri arsiyenin kat edilmesinde gerekli olan bilgi ve 
himmete kadirim demektedir. 

Gel 610 isen sozlerime tut kulagm kim, 
Can bahs edici nefh-i nidadan haberim var. 

Gel olu isen sozlerime tut kulagm kim, 

Can bahs edici nida nefesinden haberim var. 

•p "01" nidasindan haberim var demektir. Yaratihsin oldugu zamanda 

evresinde ben gafil degildim. Eger benim ile sohbet edersen seninde bu 
halden haberin olacak demektir. 

Ad em yiizii ol yare mukabil dedi Ahmed, 
Bu sozde plan remz-u tmandan haberim var. 

Adem yuzu ol yare bedel dedi Ahmed, 
Bu sozde olan iman sirnndan haberim var. 

Adem aleyhisselamin yokluktan varhga cikmasina sebep olan Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem oldugundan bahsediliyor. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Ben, Hz. Adem aleyhisselam 
yaratilmazdan ondort bin yil once, Rabbimin yamnda bir nur olarak 
mevcuttum." buyurdular. 

Bilindigi uzere, hakikatlerin ashna akillanmiz vakif olamaz. Onlan an- 
cak Allah Teala ve ilahT nurdan pay sahibi olanlar bilir. 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemim sahip oldugu yuksek mer- 
tebe nedeniyle beser batinin sirlan ile unsiyet saglayabilmistir. 

insanoglundan, cesetleri yaratilmazdan once, ruhlanndan soz ahnmis- 
ti. Allah Teala Adem aleyhisselamin sirtlanndan zurriyetlerini ahp, onlan 
nefislerine karsi sahit kihp, "Rabbiniz degil miyim?" deyince, buna "Evet, 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 9 



Rabb'imizsin!" diye ilk cevap veren Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
olmustur. Diger ruhlarda O'ndan gorup bu cevabi soyleyebilmislerdir. i§- 
te bu surette O, en son gonderilen oldugu halde, butun nebilerin onune 
gegmistir. Bu sebeple Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisinin 
"ilk nebi" oldugunu soylemistir. 2 

"Adem su He gamur arasmda iken ben nebi idim" 3 hadisi serifi buna 
telmihdir. 4 

Gir mekteb-i irfana oku Ademin ilmin, 
Alemlere bu ilm-i kunadan 5 haberim var. 

Gir irfan mektebine oku Adem'in ilmin, 
Alemlere bu ol ilminden haberim var. 

Yoklugun varhga gegisinden haber vermek Allah Teala'ya layiktir. Bu ilim- 
lerden bahsedebilmekte Allah Teala'da kendini bulanlara mahsustur. 
Menkabe: 

Gavs'ul-azam ihramcizade Haci ismail Hakki Toprak SivasT (hyt. 1969) 
Hazretleri bir sohbetlerinde anlatmistir. 

"Cibril-i Emin hazretleri Cenab'i Hakk'a iltica ediyor, 

"Yarabbi musaade et de, Senin §u dlemlerini ben bir dola§ayim" diyor. 
Cenab'i Hakk; 

"Ettim, Ya Cibril-i Emin" diye buyurmasi uzerine Cibril-i Emin epeyce bir 
zaman dola§tiktan sonra; 

"Aman Yarabbi ben hata etmi§im. Senin dlemlerin dola§ilmakla bitmez- 
mi§" diyor. Allah'u Zul-celal Hazretleri; 

"Ya Cibril-i Emin, filan yerde piri fani bir kulum var. Ona git, §u anda 
Cibril-i Emin nerede diye sor" diyor. Cibril-i Emin denilen yere variyor. zati 
muhteremi buluyor, 

"Send en bir §ey soracagim" diyor. zatta; 



2 (ALTUNTAS, 2004), s. 57 



3 Buhari, Edeb, 119; Ahmet b. Hanbel, IV, 406; Muslim, Fezailu's-sahabe, 28; Aliyu'l 
Kari, 272. 273;AclunT. 11/187 

Telmih: (C: Telmihat) Layikiyle ve kamilen ke§fedip nazara arzetmek. Bir §eyi 
agikga soylemeyip ba§ka bir mana ifade igin soz arasmda manah soylemek. ima ile 
soz arasmda baska bir manayi ifade etmek. Edb: ibarede bahsi gegmeyen bir kissa- 
ya, fikraya, ata soziine veya meshur bir sjire, bir soze i§aret etmek. 

Kiin: "01" manasinda emirdir. Allah Teala bir §eye Kun dese; o sey olur. 
Kiina: f. Arazi. Tarla. Etrafi gevrilerek ekilen yer. 

Kiinan: f. "Ederek, yaparak, eden, yapan" manalanna gelerek kelimelere eklenir. 
Mesela: (Hande-kunan: Gulerek) 



10 I Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Sor bakalim. Ne soracaksin" dediginde; 

"Cibril-i Emin nerededir?" diyor. Mubarek Zat'i muhterem soyle bir rabi- 
ta ediyor, bir an kadar durduktan sonra basmi kaldinyor; 

"Biitiin alemleri dolastim, higbir yerde yoktu. Cibril-i Emin sen olsan 
gerektir" diyor. Bu sefer Cibril-i Emin Cendb'i Hakka donuyor, 

"Aman Yarabbi bundaki hikmet ne? Nasil oldu bu is" Allah Tedld; 

"Ya Cibril-i Emin onu da ondan sor" diyor. Bu sefer donup; 

"Evet, Cibril-i Emin benim, her sey sana malum. O zaman nasil oldu bu 
is" demesi uzerine, o zatta buyurdu ki; 

"Ya Cibril-i Emin! Sen Allah'u Azim'ussana Alemlerini dolasayim dedin. 
Kendi arzu ve isteginle dolastm. Muvaffak olamadm" 

"Biz ise, hin-i sebavetimden beri kendi arzumla nig hareket etmedim. 
Biz isi oraya havale ettik. Bilen de O'dur, bildiren de O'dur. Hepsi O'dur. Ya 
Cibril-i Emin" 

"Buna bilen bir kul imis. O'da biz imisiz. Gardaslarim" 



Vechinde yedi Fating ayati yazilmis, 
Ademdeki ayat-i Huda'dan haberim var. 

Yuzunde Fatiha'nin yedi ayeti yazilmi§, 
Ademdeki Huda ayetlerinden haberim var. 

Fatiha Suresi Allah Teala'nin esrar ve esma'sinin fatihi (agiklayicisi) dir. 
Alemlerin yaratilmasindaki ilk sebep; "Allah Teala'nin tanmma, bilinme ve 
ibadet olunma, zuhuru ve viicudu ile mii§ahede olunma iradesi ve muhab- 
bet" dir. Fatiha Suresi Kur'an-i Kerim'in basi mesabesindedir. Bas vucudun 
en bnemli yonetici organi olduguna gore Allah Teala'nin yuzde yani basta 
tecellisi umum ve hususT bakimdan tarn zuhur yeridir. Hz. Cabir radiyallahu 
anh demistir ki: 

"Kim Fatiha'yi okumadan bir rek'at namaz kilarsa, imamm arkasmda 
bulunmadigi takdirde, namaz kilmis sayilmaz. " 6 

Ebu Satd ibnu'l-Mualla radiyallahu anh anlatiyor: 

"Ben Mescid-i NebevT'de namaz kihyordum. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem beni gagirdi. Fakat (namazda oldugum igin) icabet edemedim. 
Sonra yanma gelerek: 

"Ey Allah'm Resulu namaz kihyordum (bu sebeple cevap veremedim di- 
ve oziir beyan ettim). Bana: 

"Allah Teala Kitab'mda: "Ey iman edenler, Allah ve Resulu sizi gagirdik- 



6 Muvatta, Salat 38, (1, 84); TirmizT, Salat 283, (313) 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 11 



Ian zaman hemen icabet edin" buyurmuyor mu?" 7 dedi ve arkasmdan 
ilave etti: 

"Sen mescidden cikmazdan once, sana Kur'an-i Kerim'in (sevabca) en 
buyuk suresini bgreteyim mi?" dedi ve elimden tuttu. Mescidden cikacagi 
sirada ben: 

"Sana en buyuk sureyi bgretecegim" dememis miydiniz? dedim. 

Bana: "O sure Elhamdu lillahi Rabbi'l-alemin dir kifnamazlarda tekrar 
tekrar okunan) yedi ayet (es-Seb'u'l-Mesant) ve bana verilen yiice 
Kur'an'dir" buyurdu. 8 

Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem Ubey ibnu Ka'b radiyallahu anha ugradi. namaz kihyordu... de- 
vamini yukandaki gibi aynen kaydetti. Ancak su ziyade var: 

"Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zu'l-Celal'e yemin ederim ki, Allah, 
Fdtiha'nm bir mislini ne Tevrat'ta, ne incil'de, ne Zebur'da, ne de Furkan'da 
indirmemistir. (namazlarda) tekrarla okunan yedi ayet ve bana ihsan edi- 
len yuce Kur'an'dir. " 

Tirmizi hadisin sahih oldugunu soylemistir. NesaT'nin yine Ebu 
Hureyre'den yaptigi bir rivayette: 

"O (Fatiha suresi) benimle kulum arasinda taksim edilmistir. Kuluma iste- 
digi verilmistir" ziyadesi vardir. 9 

Ebu Hureyre radiyallahu anh bu taksim hakkinda Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin soyle buyurdugunu rivayet etmistir. 

"Allah Teala buyurdu ki: 

"Ben, namazi kulumla kendi aramda iki kisma ayirdim. istekte bulun- 
dugu kisim kuluma aittir. Kul "el-Hamdii lillahi Rabbil-alemTn" dediginde, 
Allah Teala: 

"Kulum bana hamd etti." buyurur. Kul: "er-Rahmanirrahim" dediginde 
Allah Teala: 

"Kulum beni send etti (ovdii)." buyurur. Kul: "Maliki yevmid-dm" dedi- 
ginde Allah Teala: 

"Kulum beni temcid etti (yuceltti)." buyurur. Bir rivayette de: 

"Kul: "iyyake na'budu ve iyyake nestem" dediginde Allah Teala: 

"Bu benimle kulum arasmdadir ve istekte bulundugu kisim kulumun- 
dur." diye buyurur. Kul: "ihdinas-siratal-mustekTm, siratal-lezme en'amte 
aleyhim, gayril-magdubi aleyhim velad-dalltn" dediginde, 



7 Enfal, 24; Buradaki icabet konusunda bizlere bildirilen diger bir husus Allah Tea- 
la'mn dini yasayisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemsiz kabul etmedigi gibi 
onun varisleri olan ehlullaha da aym sekilde itibar edilmesi haberi verilmektedir. 

8 Buhari, Tefsir 1; NesaT, iftitah 26; Ebu Davud, Vitr 15. 
9 TirmizT, Sevabu'l-Kur'an: 1, (2878); 



12 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Burasi kulumundur. istekte bulundugu kulumundur (kuluma istedigi 
vardir)." diye buyurur. 10 

Hz. AN kerremallahu veche soyle buyurdu: 

"6/7 ki turn semavi kitaplarm esrari Kur'an-i Kerim'de toplanmistir, Kur'dn- 
i Kerim'm turn esrari Fatiha'dadir, Fatiha'nin turn esrari Besmelededir, Bes- 
melenin turn esrari 'B' harfindedir, 'B' harfinin turn esrari da onun altmdaki 

noktadadir. " Daha sonra soyle buyurdu : " 'B' harfinin altmdaki nokta benim. 

u 11 

"isteseydim yalniz Fatiha'nin tefsirinde yetmis deve yiiku kitap yazardim" 

12 

NiyazT-i MisrT, Fatiha suresinin sirnna mazhar olu§u, hz. AN kerremallahu 
veche ile olan manevi baglantisina isarettir. £unku bu surenin ilmi Hz. AN 
kerremallahu vecheye verilmistir. Bu kapiyi bulmayan bu ilme vasilda ola- 
maz. 

Adem'de bulup vasf-i ilahtyi Niyazi, 

Ol mecma-i evsaf-i amadan haberim var. 

NiyazT Adem'de bulup NahT ozelligi, 

O ama'da toplanmi§ sifatlardan haberim var. 

"Ashab-i kiramdan Ebu Rezin el UkaylJ radiyallahu anh bir keresinde 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme; 

"Rabbimiz mahlukati yaratmazdan once nerede idi? diye sorar. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde; 

"Fevkinde ve tahtmda hava olmayan Ama da idi" diye buyurur." 13 

NiyazT-i Misri kuddise sirruhu'l-aziz insani me§gul eden ezel ve ebed so- 
runlanna cevap verebildiginden bahis ile Allah Teala'da fani, beka ile tevhi- 
din son merhalesinde ahadiyyetin sualanni teblig edecegini izhar ediyor. 
Burada hatirlanilmasi gereken sudur. Bu ilimin satirlar ile ifadesi yoktur. 
Nerede bu konu ile ilgili bir mevzu var ise noksan oldugu kesindir. ^unku 
hadisin mutlak-i ifadesi mumkun degildir. Bu tatma diye ifade edilen ve fem- 
i seadet ile ihbar ve kalbe nazar yolu ile oldugu icin Rasulullah sallallahu 



10 Muslim (395) 

El-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'Cil Mevedde" s.69 / Kemaled-din el-Halebi e§- 
Safii'nin "ed-Darr'ul Manzum" 

ibn EbT Cemre yoluyla Hz. Ali'den (r.) nakledilmekte olan bu soz ve aciklamasi 
igin (Bkz: Risaletu'l-Ledunniyye, 106. itkan, 2, 1223-1224. imam Gazzali'nin "ihya-u 
Ulumiddin" c.l, s.803 / el-Kunduzi 'nin "Yenabi'ul Mevedde" s.64, 407, 524/ Tefsir'iil 
Fatiha s.57/ Kemaleddin el-Halebi e§-Safii'nin "ed-Darr'ul Manzum") 
13 Timizi, Tefsir sure 11. 1; ibn. Mace. Mukaddime. 13; ibn Hanbel. IV/11. 12 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 13 



aleyhi ve sellem dahi mirag hadisesi ile bu bilgiden haberdar oldu. Bu yerin- 
de gorme denilen husustur. Onun igin yazilann kifayeti yoktur. 



TAHMIS-IAZBI 



Ebcedde olan noktai ba'dan haberim var 

Amentuyu bildim ki bu ba'dan 14 haberim var 

Mahruh 15 dilden zevku safadan haberim var 

Ariflere esrar-i Hudadan haberim var, 

A$iklara dildar-i bekadan haberim var. 

Nefsin sifatm §erh edemez bin yil ogijnun 
Menzil alamaz kibir ile bin ta§la dogunun 
Dervi$ olamaz suretle hirka giyinenin 
Eyfirkat oduna yanuben bagri delinen. 
Gel kim yarane turlu devadan haberim var. 

Ukba ilefaniden ola hep feragin 16 kim 

irfanla cennet ola duzah 17 duragm kim 

Yol eri ozundijr gozun ag gorur agan kim 

Gel olii isen sozlerime tut kulagm kim, 

Can bah§ edict nefh-i nidation haberim var. 

Bu tende bu dem kalmadi hie zerre hased 
Bir a§iki dil hasta benim Hakk ede Meded 
Ey b?-bedel 18 ve lemyezel 19 ve ferd 20 ve ehad 21 
Adem yiizii ol yare mukabil dedi Ahmed, 
Bu sozde olan remz-u tmandan haberim var. 



i_j ba harfi 

Mahruh: Ayperi 

Ferag: 1 . (bir ijten) Vazgegme, gekilme, el gekme, terk etme. 2 . hukuk (bir 
mulkii) Ba§kasina birakma, ba§kasimn ustune gegirme: 
Duzah: f. Cehennem. Tamu. Mc: Keder. Kiilfet 
Bedelsiz 

Lemyezel: zail olmaz, bakt, daimt olan. 
Ferd: Tek, bir, yekta. 
Ehad: Bir olan, her bir §eyde birligi tecelli eden Allah Teala 



14 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Kim aglar ise derdinle zevk He gulmus 
Vanni yele verdi o kim sen sehf 2 bulmus 
Her kim ki senin dskm He asik olmus 
Vechinde yedi Fatiha ayati yazilmis, 
Ademdeki ayat-i Huda'dan haberim var. 

Gel Azbtheman deprede gor askla sazi 
Tahkik elinin rehberidir aski mecazi 
Hal ehline bu soz yetisir anla bu razi 23 
Adem'de bulup vasf-i ilahtyi Niyazt, 
Ol mecma-i evsaf-i ama'dan haberim var. 



$eha: f. Ey padi§ah! Ey §ah 

Razi: Hojnud, nza gosteren, kabul eden. Boyun egen, itaat eden 



44 

7+7=14 

Vallahi Deccal senin emeklerin hebadir, 
Cahstigm sihirler ha bir kuru kavgadir. 

Muhittir Allah seni her isin ol halk eder, 

Mekr-i Huda'dan sakm bal sandigm beladir. 
Mustedricun keydini keydin iginde gozet, 
Kazma derm kuyuyu boyunca var kazadir. 

Hasmmi da bir gozet var mi sarta hilesi, 

Bt-hod olandan sakm kirn sahibi Hudadir. 
Yapragi yer dud-i kazz giile giile dut aglar, 
Yapragmi tut bulur dudun sortu fenadir. 

Dud-i kazzm askeri her ne kadar gok ise, 

Beyzaya girince ol asker orta gidadir. 
Qamurda sen Misrt'yi gok gordiikge basma kim, 
Mazluma sen kiyarsm Allah sana kiyadir. 

Vallahi Deccal senin emeklerin hebadir, 
Calistigm sihirler ha bir kuru kavgadir 

Vallahi Deccal senin emeklerin zayi olmustur, 
Calistigm sihirler ha bir kuru kavgadir. 

(Ey Muhammed I) De ki: "Hak geldi, batil yok oldu. Elbette batil yok ol- 
maya mahkumdur." 24 

Deccal batih temsil ettigi icin yikilmaya mahkumdur. Daha once deccal 
hakkinda yorum yaptigimiz kimligi hakkinda su tespitleri tekrar ele ahrsak 
Yahudiler hakkinda oldugunu soyleyebiliriz. £unku Yahudiler sihirle anilmak- 
tadir. Hz. Musa aleyhisselamin mucizeleri sihir yonunden tecelli etmesi bu 
gercegi ispat etmektedir. 

Muhittir Allah seni her i$in ol halk eder, 
Mekr-i Huda'dan sakm bal sandigm beladir. 

Her seyi cevreleyen Allah seni her isinide yaratandir, 
Huda'nin hilesinden sakm! Tath zannettigin beladir. 

Allah Teala Kur'an-i Kerim'de buyuruyor ki, 

"Allah her seyin yaratiasidir" 2S 

"Sizi de, yaptigmiz isleri de yaratan Allah'tir." 26 bu nedenle kainatta ba- 



24 isra, 81 

25 ■ 



' Zumer, 62 



16 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



sibos birakilmi§ hicbir sey olmadigi gibi kudret-i Hakk'tan azade olmak dahi 
yoktur. Yaratihs perdelerinin kahnhgi gaflet verdigi icin sebep- musebbip 
arasinda olusan ikili etkinin neticesini kavramakta beser icin mumkun go- 
runmemektedir. 

Her firsat verilenin ve yapanin Allah Teala tarafindan takdir edilip edil- 
medigi tahkik cercevesi icinde tayini mumkun gorunmediginden §errin ve 
haynn tespiti de zahirin batin acmazmda, tevili de arif olandan baskasina 
kapahdir. Kur'an-i Kerim bu konuya soyle isareteder: 

"Belki sevmediginiz sey hakkmizda hayirhdir. Bazen de sevdiginiz bir 
sey sizin igin ser olur. Allah her §eyi bilir, siz bilmezsiniz. " 27 

Demek ki Allah Teala, <pok defa bizlere §er suretinde gorunen sikinti ve 
musibetleri hayra vesile ve bir ba§langi<p kilabiliyor. 

Mustedricun keydini keydin icinde qozet, 
Kazma derin kuyuyu boyunca var kazadir. 

Mustedricun 28 tuzagini tuzagin icinde gozet, 

Boyunca derin kuyuyu kazma takdir edilmis musibetin vardir. 

Muhyiddin ibn'ul Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

"Allah Teala'nm her bir atiyyesi giizeldir; sen heva ve hevesine uy- 
gun olani hayr, heva ve hevesine uygun olmayam da ser kabul edersin. 
'Her sey Allah katmdandir' de". 

"Hevana uygun olan her atiyye sikinti, hevana uygun olmayan her 
sikinti ise atiyyedir." 29 

Hasmmi da bir gozet var mi sana hilesi, 
B?-hod olandan sakm kirn sahibi Hudadir. 

Hasmmi da bir gozet var mi sana hilesi, 

kendinden gecmis olandan sakm onun sahibi Huda'dir. 

Bu ilahide bahsedilen deccal ile kasdedilen Vani Mehmed Efendi (hyt. 
1000/1592) dir. 30 NiyazT-i Misri kuddise sirruhu'l-aziz ile cok ugrastigi icin bu 
sifatla ve kendisininde Allah Teala tarafindan korundugunu onu ihtar ediyor. 



26 Saffat, 96 

27 Bakara, 216 

istidrac: Derece derece yukselmeyi isteyi§, hakki ve hakiki degeri olmadigi halde 
ve kabiliyetsiz bir kimsenin 50k nimete kavu§masi ve bu sebeple kufur ve isyana 
devam etmesiyle azap ve. gazab-i ilahiyeye yaklajmasi. Mustedric: istidrac 
29 (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 35 

Kisj hakkmda genis bilgi ileriki ilahilerde mevcuttur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 17 



Yapraqi yer dud-i kazz gule gule dut aqlar, 
Yapraqmi tut bulur dudun sonu fenadir. 
Gule gule ipek bocegi yapragi yer dut agaci aglar, 
Yapragini sakla. Bulursa dudun sonu fenadir. 

Sonunu diisunmeyip dunyaya oldonon insan, ipek bocegi gibidir. ipek 
bocegi kendine yuva brer ve sonunu bilmez. Sonra oradan cikmak ister, 
gikacak yer bulamaz, brdiigu yuvasmda blur ve galismasi baskalarma ya- 
rqr. ipek dunya nimeti oldugu ve erlik elbisesi olmadigi icin maneviyat ehlin- 
ce itiban yoktur. Bu nedenle Vani Mehmed Efendi (hyt. 1000/1592) nin ug- 
rasmalannin neticesinin kotu olusu bildirilmektedir. 

Dud-i kazzm askeri her ne kadar cok ise, 
Beyzayq qirince ol gsker ona qidadir. 

ipek bocegi askeri her ne kadar cok ise, 
Yumurtaya girince o bocek ona gidadir. 

Deccahn askeri ve kuvveti ne kadar cok ise de, ona guvenip hareket eden 
onun esiri olur veya canini kaybeder. Onun butun yaptiklan serden oteye 
gitmez demektedir. 

Bir yaban domuzuyla bir at, cayirda otluyorlarmis. Yaban domuzu ot- 
lan boyuna kokunden sokup kurutuyor, suyu da bulandinyormus. At kiz- 
mis, ocunu almak icin gitmis bir avci bulmus: 

"Kurtur beni su yaban domuzundan!" demis. Avci: 

"Peki, kurtarayim, kurtarayim, ama ben tek basima o isi basaramam 
ki! Gel, senin agzma bir gem vurqyim, ustune bineyim, sen de yardim 
et!" At o kadar ofkeliymis ki hie dusunmeden razi olmus. Avci atm ustune 
binmis, yaban domuzuna saldirmis; onun hakkmdan gelmis ama ati da 
eve goturup ahira baglamis. Bircok kimse de ofkelenip dusmanlanndan 
6c almaya kalkar, ama kendi baslanni da belaya soktuklanni hie dusun- 
mezler. 31 

Qqmurdq sen Misrt'yi cok qbrdiikce basma kim, 
Mazluma sen kiyarsm Allah sana kiyadir. 

Sen! Camurda cokgordukce MisrT'ye basma, 

Allah sana hiddetle kizmaktadir sen mazluma kiyarsm. 



31 (AiSOPOS, 1998), s. 162 



18 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Sender) benim umdugum sanma bu gun vefddir 

Senden kim vefdnla bana ayni cefadir 

Senin beka sandigm valldhthepfenddir 

Vallahi Deccal senin emeklerin hebadir, 

Qalistigm sihirler ha bir kuru kavgadir. 

Ayine-i kalbini etme pasli pur keder 
Kaydi fendyi unut bil bu is muteber 
Zevk-i fenadan bugun gek elini ey puser 32 
Muhittir Allah seni her isin ol halk eder, 
Mekr-i Huda'dan sakm bal sandigm beladir. 

Olma olu kisi hak 33 gibi ozun toz et 

Bui bir kdmil ehli hal ikrar u iman kil soz et 

Nefsin He rezil ruhunu gider bezet 34 

Mustedricun keydini keydin iginde gozet, 

Kazma derin kuyuyu boyunca var kazadir. 

Hirsla nefsin unut gele Huda'nm cezbesi 
Ruhu besle meded 35 arsa gika rutbesi 
Dokunmasm pek sakm sana siva gullesi 
Hasmmi da bir gozet var mi sana hilesi, 
Bt-hod olandan sakm kirn sahibi Hudadir. 

Lemdyi Hakk'tan sana gunku eser gok ise 

Ayine-i kalbi sil dilde keder gok ise 

Sende eger ey kisi ilm-i haber gok ise 

Dud-i kazzm askeri her ne kadar gok ise, 

Beyzaya girince ol asker ona gidadir. 

Gel bu sivan eridir nam ozun yakma kirn 
Asik u mdsuk birdir ani iki sanma kirn 
Azb? bigdre-i Hakk'dan ayri sanma kim 
Qamurda sen Misri'yi gok gordukge basma kim, 
Mazluma sen kiyarsm Allah sana kiyadir. 



32 



33 



Puser: (C: Puseran) f. Erkek gocuk, ogul. 
Hak: f. Toprak. Turab. 



Bezemek(t):Suslemek, tezyin etmek. Bezenmek(t)Siislenmek. 
Meded: inayet, yardim, imdad, eman. Eyvah. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 19 



45 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 
Her neye baksa gozun bil sirr-i Subhan andadir, 
Her ne isitse kulagm magz-i Kur'dn andadir. 

Her seye mahluk gozuyle baksan ol mahluk olur, 

Hak gozuyle bak ki bt-sek nur-i Yezddn andadir. 
Kesret-i emvaca bakma cumle bir derya diiriir, 
Her ne mevci kim gorursun bahr-i ummdn andadir. 

Vahdeti kesrette bulmak, kesreti vahdette hem, 

Bir ilimdir ol ki kamu ilm-u irfan andadir. 
ibret He ses cihetten gorunen esydya bak, 
Cumle bir dyinedir kim vech-i Rahman andadir. 

Soyleyen ol, soylenen ol, goren ol, gorunen ol, 

Her ne var aid ve esfel bil ki cdndn andadir. 
Mazhar-i tammi veli Adem yuziidur $Qphesiz, 
Kunh-u zdti hem sifdti cumle yeksdn andadir. 

Ha§r u ne§r He Sirdt u duzah u mdlik azab, 

Hem dahi Ridvdn u cennet hdr u gilmdn andadir. 
Gorunen sanma Niydzt' nin heman sen mulkunu, 
Gonlu bir virdnedir genc-i pinhdn andadir. 

Her neye baksa gozun bil sirr-i Subhan andadir, 

Her nereye baksarsan bak Allah Teala'nin sirn ondadir, 

"Her neye" yani her ne §ey'e demektir." Baksa gozun" yani zahiri gozun 
baki§i ile kainatta "sirr-i Subhan" gorursun. Yani bir sir vardir ki; ona ezel 
sirn derler. 

Vucud kelimesi ile Hakk'in varhgi kastedilmektedir. Varhgin mertebe- 
leri mutasawiflar tarafindan degisik tasniflere tabi tutulmustur. 

"Vucud birdir, o da Hakk'in vucududur. Vucudun mertebeleri pek cok- 
tur. Ancak bu mertebeler ana hatlanyla dort, bes, yedi v.s. gibi birbirin- 
den ayri mertebelere tasnif edilmistir. 

Port I u tasnife gore vucudun mertebeleri: 

1- Lahut, zat; 2- Ceberut, sifatlar ve ildhf isimler; 3- Melekut, ruhlar ve 
misdl, 4- Nasut ve sehddet dlemlerine ayrilmistir. 

"Hazardt-i hamse" denilen besli tasnifte ise yukandaki tasniften biraz 
farkli olarak Melekut dlemi iki mertebe olarak kabul edilmistir. 

Boylece 1- Zat-sirf la-taayyun, ahadiyyet; 2- Vdhidiyyet; 3- Ervah; 4- 



20 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Misal; 5- $ehadet ve insan-i kamil mertebelerine ayrilmistir. 

Yedili tasnife g ore ise, hazardt-i hamsenin ikinci mertebesi olan 
"vahidiyyet" mertebesi "vahdet" ve "vdhidiyyet" diye iki ayri mertebe; 
besinci hazret deyine "sehddet" ve "insan-i kamil" diye iki ayri mertebe 
olarak itibar edilmis, boylece mertebe sayisi yedi kabul edilmistir. 

1- Ld-taayyun, ahadiyyet, zat-i sirf; 2- Vahdet, hak?kat-i 
muhammediyye; 3-Vdhidiyyet, hak?kat-i insaniyye, a'ydn-i sabite; 4- Ruh- 
lar; 5- Misal; 6- $ehddet dlemi; 7-insan-i kamil." 35 

Her ne i$itse kulaqm maqz-i Kur'an andadir. 

Kulagin her ne i§itse Kur'an ozu ondadir. 

Burada Kur'an'dan murat "O'nu ovgii He tesbih etmeyen higbirseyyok- 
tur. Ne var ki siz, onlarm tesbihini anlamazsmiz..." 37 Butun e§ya Allah Tea- 
la'yi zikreder. Yani "sozle, halle, sirla" zikrederler. 

Her seye mahluk qozuyle baksan ol mahluk olur, 

Her §eye mahluk gozuyle baksan o mahluk olur, 

"Burada 'Bana tabi olursamz Allah sizi sever' kavl-i serifine isaret 
vardir. Bu yuzden bu din Ask dini diye isimlendirilmistir. Ve bu dinle dinle- 
nen kisi mahbubunun tekliflerini kabul, nzd ve sevgi He karsilarsa o za- 
man o kisiden hangi ydnden gelirse gelsin butun mesakkat ve kulfetler 
giderilmis olur" (Bkz. ibnul-ArabT, Zehairul-a'lak ft serhi Tercumanil-esvak, 
40). 38 

"Sen beni asla goremezsin. Fakat su daga bak..." 39 Allah Teala'yi gor- 
mek basiretle caizdir. Yani zahir gozu zahiri ve batin nazan hakikati gorur. 

Hak gozuyle bak ki bt-$ek nur-i Yezdan andadir. 

Hakk gozuyle bak ki suphesiz Allah Teala'nm nuru ondadir. 

Yezdan: Zann-i galibe gore Zerdust igin bilinen en saghkh isim PehlevTce 
Zarathestra ismidir. ErdebTler bu ismi tahrif ederek Zarastro demislerdir. 
isimlerin sonlan, PehlevT dilinde de, Sanskritge'de oldugu gibi mutlaka hem- 



36 (ERGiJL, 2002), s.155 
37 isra, 44 

3S (KILig, 1995), s.126 
39 Araf, 143 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 21 



zeli olur ve fethah olarak okunurdu. Bu hemzeyi belirtmek icin gunumuzde 
"Elif" harfi konulmaktadir. Buna gore Zaratistra kelimesinin sonu fetha se- 
siyle okunur. Klasik Pehlevi dilinde "Ta" harfinin yerini SasanT PehlevTce' 
sinde "Dal" harfi almistir. Ornegin PehlevTce'de "Yezata" kelimesi SasanT 
PehlevTce'sinde "Yezda" seklinde yazilmistir. Zamanla bu kelime de tahrif 
edilerek "Yezdan" seklini almistir. Bu degisiklik Pers dininin kurucusunun 
isminde de yasanmistir. Nitekim onun ismi de Zarahestra'dan Zerdehust 
sekline donusmustur. Araplar bunu da tahrif ederek Zerleit veya Zerdust 
demislerdir. 40 

Bazi kesimlerce Turkcede kullanilan Tann kelimesine karsi yapilan tepki 
bu kelime icin yapilmadigi gibi cok rahat Allah ismi yerinde kullanilmaktadir. 
Bu nedenle bagnazhk sinifindan yapilan itirazlar yerine isin hakikatini bilip 
Allah ismini yalnizca Allah Teala'ya duydugumuz sevgi nisanesi ve Kur'an-i 
Kerim'de kendine layik gordugu isimi zikretmek uygun oldugunu bilmek 
daha onemlidir. 

"Hak gozuyle" den murat basTret nurudur. Ona can gozu ve kuvvet-i kalb 
de denir. Basiret nuru Allah Teala'nin nurundan iktibasdir. Nur uc turludur. 

a- Goz nurudur. Gorur ama gostermez. 

b- Gunes ve kamer, ay, yildizlar ve ateste olan nurdur. Gosterir ama 
gormez. 

c- Allah Teala'nin nurudur, hem gorur hem gosterir. bu gorup goster- 
mek de zahir ve batin nuru Allah Teala ile beraber bulunur. 

"Gizliyi ve agigi bilendir..." 41 Eger goz nuru basirete tabi olursa hukum 
basiretin olup basiret dahT Allah Teala'nin nurundan feyz almakla zuhura 
gelen nazaresyanin belirmesindeki sirnndan daha aciktir. 

"Nur-i Yezdan ondadir." Murat esyada olan ilahT isimlerdir. Gozluye gizli 
olmaz dedikleri budur.. Yani goz, basirete tabi ve basireti Allah Teala'nin 
nuru ile munevver olan basiret sahipleri varhklara tayin olan ilahT isimleri 
gorur." Allah, goklerin ve yerin nurudur..." 42 

Kesret-i emvaca bakma cumle bir derya diiriir, 

Coklugun dalgalarma bakma hepsi bir deryadir. 

"Kesret-i emvac"dan murat mahlukatta zuhur eden ilahT hakikatler ve 
isimlerdir. "Cumle bir derya"dan murat hakTkatu'l-hakayik olan "HakTkat-i 
Muhammediyyedir" ki; yaratihsin evvelidir. Bu mertebede Allah Teala cok- 



40 Ebu'l-Kelam Azad, Zulkarneyn Kimdir?, iz Yaymlan, (2. Baski) istanbul 2004: 86. 

41 r , -,-, 

En am, 73 

42 Nur, 35 



22 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



lugun baslangicidir. Fiil, sifat ve esmasinin tecellTsi mertebesi uluhiyyettir. 
Yaraticihk, nzik vermek ve sair isimler kemalatin zuhuru mertebesidir. Allah 
Tealabu uluhiyyet mertebesinde kemalati olan zat-ina verilen isimdir. Butun 
esyamn mahluk olmasi bu mertebenin zuhuratindandir. Bu mertebede Allah 
Teala'nin ismine "Allah" derler." Allah" ismi ism-i azamdir, belirlenmis bir 
hakTkattir ve butun isimlerin merciidir. 

"Her§eyin mulku kendi elinde olan Allah'm §am ne kadar yiicedir. Siz de 
Ona doneceksiniz." 43 Her ne mevcudat var ise denizin dalgalan gibi 
hakTkat-i Muhammediyye denizinden zahir olup bir taraftan var olurken ve 
bir taraftan yok olmaktadir. 

Butun esyamn varhklan fani ve Allah Teala'nin zatiyle bakTdir. Cunku zatin 
kendisidir. Nitekim buyurur "Ondan baska ilah yoktur. O'nun zatindan baska 
her §ey yok olacaktir..." 44 Bunun igin dalgalara (emvaca) hayran olup kalma, 
belki suretden manaya yonel. Yani bu mahlukat alem-i mahabbet-i ilahiyye 
suretidir. Halkin vucudundan Allah Teala'ya yonel ve onu bil. C ur| ku mahluk 
ilah? kemalatin zuhurudur. Allah Teala'nin bilinmesi mahlukatin varhgi iledir. 

Her ne mevci kim gorUrsun bahr-i umman andadir. 

Her ne dalga gorursen okyanus ondadir. 

"Allah her §eyi ihata edendir' AS 

SufTlere gore bu ihata, zarfin igindekini ihata etmesi gibi degil, gune§in 
i§ik ve golgeleri, ruhun bedenleri, suyun dalgalan ihata etmesi gibidir. Al- 
lah Teala buyuruyor ki; "Onlar Allah'i geregi gibi degerlendiremediler. 
Butun verviizii, kiyamet aunii O'nun avucundadir; gbkler O'nun kudre- 
tiyle durulmO} olacaktir. O, putperestlerin ortak ko§malarmdan yiice ve 
munezzehtir." 46 Yani, Cisimlere tabi ruhlan, yoksa ruhlara tabi cisimleri 
degil. Kabiz, cisimleri kabzettigi zaman ruhlan da kabzetmis demektir. 
Cunku onlar o cisimlerin heykelleridir... Butun cisimler ruhlannin ar- 
zi'dirlar. Bu yuzden ruhsuz cisim olmaz. Cisimler de ikiye aynhr. UnsurT ve 
nun. Tabu ki bir de tabTatlan var. Allah ruhlann vucudunu cisimlerin 
vucuduna, cisimlerin bekasini ise ruhlann bekasina baglamistir... Burada- 
ki kabz: tutma i§i hakikatinde Allah Teala'nin "Allah her §eyi ihata eden- 
dir" 47 ayetinin manasidir. Bir seyi ihata eden o seyi kabzina almistir. Cun- 
ku ihata edilen seyin bir kacis yeri kalmamistir. Aksi halde bu ihata olmaz 



43 Yasin, 83 

44 Kasas, 88 

45 Nisa, 126 

46-... r -, 

Zumer, 67 
47 Nisa, 126 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 23 



ve o kisi de Muhtt olmaz. Butun bunlar demek oluyor ki Allah Teala'dan 
baska, hie bir mumkun varhk yok ki esma-i husna denilen ilahT nisbetler 
ve rabbanT hakikatler ile irtibath olmasin. Butun (Kull?) mumkunler 
hakTkat-i ilahiyye'nin kabzasindadirlar. Ve zaten 'butun' (Kull) bile kabza- 
dadir". (ibnu'l-Arabi, el-Futuhat (Thk.), XIII/64-66.) 4 " 



i48 



Vahdeti kesrette bulmak, kesreti vahdette hem, 

Birligi coklukta bulmak, coklugu birlikte beraber, 

Bil ki: Hakikat ve ayn birdir. Onda kesret (cokluk) yoktur. Herhangi bir 
sekilde tezahur eden hakikate baksan, "Hakikat olmasi itibariyle Hak'tir, 
disarda gorunusu itibariyle halk'tir" dersin. Ahadiyyete bakarsan "Zat, 
yahut hakikat" dersin kafi. Zati tahakkukuna (hakikatine) bakarsan "Hak" 
dersin. (Kulum bana devamh nafile ibadetleri ile yakla§ir. Bunun sonu- 
cunda ben onu severim. Bir kere onu sevdim mi ben onun i§iten kulagi, 
goren gozii, tutan eli ve yuruyen ayagi olurum. Eger benden bir §ey is- 
terse onu veririm. Bana sigmirsa muhakkak onu korurum. 49 ) Hadisin 
manasina bakarsan: Butun kuvvelerin ve uzuvlann, kulun ayni oldugunu 
gorur ve kula izafeti dolayisiyla bunlara "halk" dersin. Hakkin da o kuvve- 
lerin ve uzuvlann ayni oldugunu gorursen bunlara "Hakk" dersin. Vahde- 
tin (tekligin) gokluga oranmi dusunursen (gogun bire baghhgini goz onun- 
de tutarsan) "ilah" dersin. Tek hakikatten ibaret olan gergek varhgin dis 
gorunusunun, ig varhgin daima bir aynasi oldugunu dusunursen "O, te- 
celli eden ve tecelli edilmi$" dersin. Bu, en <pok sasilacak seylerdendir ki 
bir tek hakikate bu kadar itibarlar girer. Ve hakkinda butun itibarlar da 
dogru olur. (Bir tek varhk bu kadar isim ahr). O, hakikatiyle, ilelebet son- 
suz suretlerde tecelli etmektedir. O tek hakikat, belirli bir surette tecelli 
ederse diger butun suretlerde gorunenin de o oldugunu unutma. O go- 
runusuyle beraberdir. Her aynda (varhkta) O vardir. Her varhktan goru- 
nen O'dur. Bir seyde gorunusu, mutlakiyetini bozmaz. O bir seye 
hasderilemez. Herseyin ozu O'dur. Ama bu ayn (varhk) larda, esyada, te- 
celli eden suretler, O'nun mutlak zati degildir. Mutlak zati, her suretten 
munezzehtir, O'nun zahiri, her aynda ve her ayn icindir. Butun bunlar, 
O'nun mahiyeti ve itibar edenin itibanna goredir. (Mahiyeti mutlaktir, 
sekilsiz, zamansiz ve mekansizdir, ama taayyunu, yani gorunusu sekillere 
ve suretlere baghdir). 

Bundan hayret et; iyice bunda yerlestin ve anladinsa hayret etme; Zira 
O, zatinda kendinden baska varhk bulunmaktan munezzehtir. "O'ndan 



(KILIC, 1995), s.136 

BuharT. Rekaik, 38; Ibn. Mace. Fiten. 16.38 



24 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



baska Hah yoktur. Her sey yok olucudur. Yalniz O'nun vechi bakidir. Hu- 
kiim O'nundur ve O'na donduruleceksiniz." 50 

O halde ey veli, iginle Allah Teala ile birlesmenin artmasina cahsirken, 
disinla da aynhgini bilmelisin. Yani iginle cem' tarafmda, disinla fark tara- 
finda olmalism. Vahdet ile kesretten; kesret ile de vahdetten perdelen- 
memeli, kullukta marifet arasini bulmahsin ki tehlikelerden kurtulasin. 

Mutasavviflar dilindeki cem' , tefrika ve cem'ul-cem'in manasi sudur: 
Tefrika, sana nisbet edilendir. Cem' , senden soyulup ahnandir. Bu, §u 
demektir: Yani kulun, kulluk vazifelerine, beseriyet icaplanna gore yaptigi 
ameller tefrikadir. Hakk tarafindan ona gelen manalar, Itituf ve ihsan ise 
Cem'dir. Her ikisi de kula lazimdir. Cun/o/ tefrikasi olmayan kimsenin 
kullugu olmaz; cem'i olmayan kimsenin de marifeti olmaz. Kulun "an- 
cak sana ibadet ederiz" sozu, kullugu gostermek suretiyle tefrikayi 
isbattir. "Ancak senden yardim dileriz" sozu de cem'i istemedir. Tefrika, 
iradenin baslangici, cem' sonudur. Cem'ul-cem' daha tarn ve daha yuksek 
bir makamdir. 

Cem', esyayi Allah Teala ile beraber gormek, kuvvet ve kudretin Allah 
Teala'ya ait oldugunu bilmektir. 

Cem'ul-cem' ise tamamen helak olmak ve Allah Teala'dan baska her 
seyden fena bulmaktir ki bu, Ahadiyyet mertebesidir. 

Cahsip mucadele etmelisin. Vucudunu gozunden kaybetmeli, Zat'a 
yonelmeli, hakikatle ugrasmahsin ki, butun varhklar, O'nun cemalinin 
cevlangahi ve butun kainat, O'nun kemalinin aynasidir. Ruhunu bu mer- 
tebeye yukseltmeye ciddiyetle cahsmah, mucahede etmelisin. Varhgini 
oylesine kaybetmelisin ki sana bakman O'na bakman olsun; senden bah- 
setmen, O'ndan bahsetmen olsun. Nerede ve ne zaman olursa olsun, 
yemede, icmede, konusmada, susmada, gidip gelmede, hareket ve su- 
kunda her an O'ndan bos kalmamahsin. 51 

PANTEiZM VAHDET-i VUCUD MUDUR? " 

Panteizm kelimesini etimolojik 53 yonden ele ahrsak, kelime olarak kul- 
lanihsmin cok yeni oldugunu goruruz. Oysa mahiyet itibari ile panteizm, 
antik cagdan beri vardir. Andre Lalande (1867-1963)'a gore panteist te- 
rimini, ilk defa 1705 yihnda John Toland (1670-1722) kullanmis, pantizm 
terimini ise, Toland'in hasmi Fay, 1709'da kullanmistir. Panteizmi, iki ana 



50 



Kasas, 88 



51 (ATE5, 1971) Kirk yedinci sofra 

52 KORLAELgi, Murtaza, Felsefe Dunyasi, s. 44-50 
Kelimenin koku, ili§kisi, geldigi yerle vb. ilgilenen bilim 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 25 



tanimla ifade etmek istersek: 

a — Tarn anlami ile: Her §eyin Tanri oldugunu, Tanri ile kainatin tek 
ve ayni cevher oldugunu kabul eden doktrindir. Bundan da temel iki an- 
lam ortaya cikar: 

1) Tanri tek gercek, kainat sadece, ne devamh gerceklige, ne de farkh 
bir cevhere sahip olmayan, gorunumlerin veya sudurlann butunudur. Ta- 
biati Tann'da, sonluyu sonsuzda eriten panteizmin bu turune idealist 
panteizm denilir. 

2) Kainat tek gercek, Tanri sadece var olan her seyin toplamidir. Son- 
suzu sonluda, Tann'yi tabiatta eriten panteizmin bu turune naturalist ve- 
ya materyalist panteizm denilir, sonunda ateizme vanr. 

b — Kapah veya felseft olmaktan daha ziyade edebT bir anlamda, tabi- 
ati, bir cesit tapilmanin ogretildigi canh bir birlik olarak tasavvur etmek- 
tedir. Bu acidan panteizm ilahlastinlmis tabiattir. 

Panteizm'e gore Tannnin alemden ayn ve mustakil bir sahsiyeti yok- 
tur. O, bir kanundur, bir kuvvettir. Bundan dolayi panteizm, sahsiyet kav- 
ramini ve hurriyetin varhgini kabul etmez. Bu durumda insan, fizik alemi- 
nin bir parcasi, ahlak da tabiat duzenine zarun ve pasif bir itaat olur. Ay- 
nca yaratanla, yaratilan arasmdaki farki kaldirdigi icin butun dinleri yikar. 

Goruldugu gibi panteizmin bircok cesitleri bulunmakta ve degisik ta- 
nimlan yapilmaktadir. Bunlann, hemen hemen hepsinde degismeyen 
gercek sudur: 

Sonsuz varhkla sonlu varhklann, yani Tanri ile tabiatin ezelden beri tek 
ve ayni sey oldugunun kabul edilmesidir. Bu bakimdan panteizmin cesit- 
leri, esas itibariyle birbirinin aynidir. Bunlann farklihklan soyle belirtilebi- 
lir: Bir acinin kenarlan uzadikca aradaki mesafenin acilmasi gibi, panteiz- 
min muhtelif cesitleri tekamule dogru gittikce aralanndaki uzakhk artar' . 

Tann-alem ozdesligini kabul edip, savunan panteizmin, Arapca bir ifa- 
de ile vahdet-i mevcudun durumunu, kismen de olsa, belirttikten sonra 
islam tasavvufunda yer alan Vahdet-i Vucud ilkesi hakkmda bilgi verme- 
nin yerinde olacagidir. 

Arastirmalann bugunku durumuna gore Vahdet-i Vucud deyimi, "ilk 
defa Konevi'nin eserlerinde ve onun yasadigi devirde ve kendisiyle Mi- 
sir'da gorusmus olan ibn Seb'in'in (669/1270) eserlerinde kullamlmaya 
baslanmistir" , 54 Bu gibi iddialarm yaninda, ibn Arab! (560/1165 -638 
/1240)'nin, Vahdet-i Vucud ifadesini Fena Risalesi'nde kullandigi gorul- 
mektedir. O, soyle diyor: 



54 



Ahmet Avni Konuk, Fusus'l-Hikem Tercume ve $erhi, Haz. Dr. Mustafa Tahrah ve 



Dr.Selguk Eraydm, cilt I, Istanbul 1987, s. XLIX. 



26 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Hikmet ehli oldugunu iddia eden ve hep akIT nazariyeler ileri suren 
biri, Vahdet-i Vucud ehlinden olan hakikat ehlinden birine gelip bir mese- 
le sordu, ben de bulunuyordum (... ) Oysaki Vahdet-i Vucud dusuncesine 
sahip olan kimse bildigi seylerden oturu son derece mutludur" . 55 

Vahdet-i Vucud ilkesine taraftar olanlar, bu dusunce tarzinin Kur'an ve 
Hadislere dayandigini ileri suruyorlar. Bu iddialanni delillendirmek icin de 
bircok ayet ve hadisleri delil gosteriyorlar. Bu ayetlerden birkac tanesini 
soyle siralayabiliriz: 

"Biz ona (insana) §ah damarmdan daha yakimz" . 56 "Goklerde olan- 
lar da, yerde olanlar da Allah'mdir. Allah, her §eyi ku§atir" . 57 "O, evvel, 
ahir, zahir ve batmdir. O, her §eyi bilicidir". 58 Zikrettigimiz bu son ayet-i 
kenme soyle tefsir ediliyor: 

"Zahir, varhgi her seyden asikar, cunku her sey O'nun vucuduna delil- 
dir. Higbir sey yoktur ki vucutta zuhur ederken daha evvel O'nun vucudu- 
nu isbat etmis olmasin. Mamafih her zahiri O, zannetmemelidir. Cunku o, 
zahir olmakla batmdir da, havass ile his, hayal ile tahayyul olunamayacagi 
gibi hakikati akillarm idrakve ihatasina sigmaktan munezzehtir. Binaena- 
leyh ne yalniz zahir, ne de yalniz batin diye hukmetmemeli, hukmu atif- 
tan sonra yaparak zahr-u batin demelidir. Evvel ve ahir de boyledir. (...) 
Mamafih hepsinde hukum rabittan sonra olmak daha evladir. ^unku 
"Huve" zamiri Allah ism-i CelTline raci'dir. Allah ismi ise butun esma ve si- 
fatin mertebe-i cem'idir. Halbuki birgoklan bundan gaflet ederek Vahdet- 
i Vucud namma hatalara dusmektedirler. Ve "O, her seye alimdir". Bina- 
enaleyh kendini de bilir. Batin isminden, kendine nazaran da batin oldu- 
gu zannedilmemelidir" 59 . 

ismail FennT Ertugrul, tefsirini belirtmeye gahstigimiz bu Ayet-i Kenme 
icpin soyle diyor: "Acizane gorusume gore bu Ayet-i Kenmede, Vahdet-i 
Vucud vardir, bu da Kur'an'a mahsus meziyetlerdendir" . 

Vahdet-i Vucud ilkesi igin, zikredecegimiz su gorusun en belirleyici ve 
kabul edilebilir oldugu inancindayiz: "Tann ile alemi bir ve ayni sayan 
monist mistisizmi, islam! agidan savunmak mumkun degildir. Savunulabi- 
lecek olan ve asirlar boyunca da kabul edilegelmis olan fikir soyle ozetle- 
nebilir: insan Allah'in da yardimi ile (ve vahyin ogrettiklerine dayanarak) 
kendisindeki ilahTyani kesfederek nazan ve amelT kemali elde etmek igin 
buyuk bir mucadeleye koyulur. Nefsinin "adT ve bayagi guglerini" hakimi- 



Ahmet Avni Konuk, Fusus'l-Hikem Tercume ve §erhi, Haz. Dr. Mustafa Tahrali ve 
Dr. Selguk Eraydin, cilt I, istanbul 1987, s. XLIX. 
56 Kaf, 16. 
57 Nisa, 126. 
5S Hadid, 3. 
59 Elmalili Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'an Dili, cilt 7,1st. Tarihsiz, s. 4731. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 27 



yeti altina ahr. ManevT imkan ve kabiliyetlerinin idraki yolunda adim adim 
ilerler. Sonunda oyle bir kemal noktasina gelir ki, kendisinde ilahT sifatla- 
nn, beseri imkanlann elverdigi seviyede gerceklestigini hisseder. O za- 
man her seyle ve her seyin yaratan ile baglantih, iliskili oldugunu fark 
eder. Hangi kaynaktan geldigini ve hangi kaynaga donecegini bilir. Nere- 
ye baksa Allah'in yuzunu" gorur. O'nun daimT "huzuru" nda dusunur ve 
hareket eder. Beseri irade ile ilahT irade arasindaki gerilim yok olur. Birin- 
ci derecede kamil insanin gonlu, ikinci derecede ise her sey, ilahT tecellTye 
mazhar olur. Artik sufT her zaman, her seyde O'nunla oldugunu idrak 
eder" . 

Kainattaki, zerreden kureye her mevcud, Allah'in varhginin ve birligi- 
nin, kainatla ozdes olmadiginin agik bir delilidir. iyi dusunebilen zekalar 
bilinenden bilinmeyeni; gorulenden gorulmeyeni; hissedilebilir kuvvet- 
lerden ana kuvveti ke§fedebilir. insana dujen, ha§a Allah'la kainati 6zde§- 
lejtirerek Allah'i inkar etmek degil, yaratih§in sirlanni inceleyerek yaratik- 
lardan, A§kin ve Mutlak Yaratan'in varhk ve birligini gormektir. 

Boylece belirtilmeye cali$ilan Vahdet-i Vucud ilkesi ile panteizm ara- 
sinda bircok farklann oldugu kendiliginden ortaya cikiyor. Bu farklan 
ele$tirel bir $ekilde ortaya koymanin yararh olacagi du$uncesindeyiz . 

PANTEiZM ILE VAHDET-i VUCUD ARASINDAKi FARKLAR 

Panteizm her §eyden once celi§mezlik ilkesini yikiyor. Cunku Allah'i in- 
sani ve dunyayi tek bir cevher kabul ediyor. Bu evrensel cevher ayni za- 
manda sonlu ve sonsuz, mukemmel ve gayri mukemmel, izafT ve mutlak 
olacaktir. Eger bu hipotezde sonsuz varsa, yer kaplama ile dusuncenin, 
ruhla vucudun sadece bir kansimi olacaktir. Fakat yer kaplama ile dusun- 
ce, ruhla cisim birbirine indirgenemez ve biribirine muhalif ozelliklere sa- 
hiptir. 

Sonsuz ile sonlu arasindaki fark hicbir zaman kapatilamayacaktir. Bir 
tarafta sonsuz var, diger tarafta sonlular kolleksiyonu var. Bunlann bir- 
lesme noktasi nerede? Spinoza bunu bulamadi. Ne sonsuzdan sonluyu ci- 
karmayi, ne de sonluyu sonsuza baglamayi isbat edemedi. Yaratma inkar 
edilirse, Allah alem iliskisini aciklamak imkansizlasir gibi gorunuyor. 

"Panteizm, askinhk fikrini reddettigi icin ateizme yardimci olmaktadir 
." Panteist, inkar yolunun yansini ateist icin tesviye etmektedir" sozu, 
panteizm tenkid eden eserlerin pek cogunda gecer.(...) Panteizm "Tanri 
her §eydir" demekle varhk mertebeleri arasindaki ayinmi kaldirmakta, 
sozgelisi tasla insani bir tutmaktadir.(...) Suurlu fert kendi kendini bildigi, 
kendisini oteki fertlerden ayirabildigi, kendisini "baskasi"ndan ayn gor- 
dugu takdirde fert olmaktadir. Penteizmde bu nasil meydana gelecek? 
iradem, soz gelisi, benim iradem midir? Yoksa hem bana hem de "kulli 



28 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



olana"mi aittir? SemavT dinler, "kulun iradesinin, Tann'nin iradesine tab! 
olmasini" isterler. Fakat evvela bana ait bir irade olmah ki, onu ba§kasinin 
iradesine tabi kilmayi dusunebileyim" 

Panteizm, cevherin mutlak birligini dogrulayarak ferdiyat ve sahsiyeti 
yikiyor. §ahsiyet yikihnca, suurlu sahsa ait olan gercek olumsuzluk de yiki- 
hyor. Olumle, "ben"i olusturan ogeler, yeni bir birlesim icin buytik butun- 
de dagilacaktir. Yeniden dirilme, cennet ve cehennem panteizm icin 
sozkonusu degildir 

Panteizm, ahlakT acidan birtakim hususiyetleri yok ediyor. Bunlardan 
bazilan sunlardir: Sorumluluk: Hurriyet ve sahsiyeti kaldirdigi icin, zorun- 
lu olarak sorumlulugu da kaldinyor. "Ben" olmadigi icin, "ben"in cevap 
vermek mecburiyetinde oldugu fiiller de yok demektir. 

iyi ile kotu, faziletle gunah, degerlilikle degersizlik arasindaki farki yok 
ediyor. £unku panteizme gore her sey, ilahTlesmistir. Oysaki her seyi ilahT- 
lestirmek, her sagmayi dogrulamaktir. 

"Panteizmde askin uluhiyet anlayisi olmadigi i?in 'yaratma' fikri de 
yoktur. Teizmin en bariz vasfi, iradesi olan bir hur yarana fikrine yer ver- 
mesidir. Panteizmde her sey Tann'da olup bitmektedir. Ondan ayn bir 
alem yok ki yaratma olsun. 

Panteizm dint tecrubenin anlasilmasini da oldukga gug duruma sok- 
maktadir. Eger, Tann bir zat degilse, ibadetin, duanin ne anlami vardir? 
DinTtecrube, Tann-insan munasebetine dayanmaktadir. Tann-insan ayni- 
yetine degil .(...) Panteizm ile Vahdet-i Vucud fikrini savunanlar arasindaki 
en onemli farklardan biri burada karsimiza gikiyor. Panteizm dint tecru- 
benin degil, nazan dusuncenin one surdugu felsefi birteoridir; oysa dige- 
ri, yasanan bir tecrubedir. Biri hayatin somut vechesinden kopmus bir sis- 
tem, oteki ise, bircok mutasavvifa gore, bu somutlugun, butun derinligi 
icinde, yansimasidir" . 

Panteistlere gore Allah icin hicbir zatT sifat soz konusu degilken, Vah- 
det-i Vucud ilkesini kabul edenlerin tamamina gore Allah'in ilim, irade, 
kudret, yaratma v.s. gibi zatT sifatlan mevcuttur. Bunlann "hicbirisi 
Cenab-i Allah'a, dusunce ve yer kaplama gibi sifatlan isnat etmemistir. 
f^unku bunlar, mahlukata mahsus sifatlardir". Felsefi bir teori olan pante- 
izmle, dint bir tecrube olan Vahdet-i Vucud arasinda en az, "isim" ile 
"musemma" arasindaki fark kadar aynhk vardir. 

Mesela dunya kuresi uzerinde kucuk bir nokta ile isim olarak gosteri- 
len bir sehir, fiilen ziyaret edildigi zaman ismi ile o sehrin imar durumu 
arasindaki farkin ne kadar buyuk oldugu gorulur. "Fikir ve nazarla zevk ve 
suhud da boyledir. Vahdet-i Vucud ile panteizm arasindaki manevi fark 
da boyledir. Bu manevi fark iman ile ilhad arasindaki farkin aynidir. Felse- 
fedeki tevhidi gorup de islam dininden yuz cevirmek ne ise, panteizm de- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 29 



nilen felseff sistemi gorup de, Vahdet-i Vucuda kail olan evliyalardan yuz 
gevirmek odur" . 

Spinoza'ya gore Tann'nin tezahuru zarundir. Onda irade ve ihtiyar 
yoktur. Tann hur olan iradesiyle ve diledigi gibi onceden takdir etmemis- 
tir. 

Mutasavviflara gore Allah, alemi kendi iradesi ile yaratmistir. Kainatin 
hepsi sonradan olma, muhdes ve mumkundur. insan cuzT iradeye sahip- 
tir. Ceza ve mukafat, cuzT iradeden mutevellid segmeye dayanir. 

Spinoza'ya gore din, Tann tasavvurundan yahut ilahT asktan dogan 
emel ve fiillerin butunudur. Dinin ayin ve sekle ihtiyaci yoktur. Onun din 
dedigi sey sirf akla dayanan bir sistemdir. Dint hukumlere itaat esarettir. 

Mutasavviflara gore din, Allah'in vahyettigi ilahT bir nizamdir. Orada 
durur, ondan ilerisi igin nebilerin irsadina muhtagtir. Hidayete, selamete 
ve saadete ancak onlara tab! olmakla ulasihr. 

"Vahdet-i Vucud ayet ve hadislerle beraber, kalbt kesiflere dayanan 
dint bir mezheptir. Panteizm ise sirfakla dayanan felsefi bir sistemdir" 

Panteizm ile Vahdet-i Vucud arasinda belirtmeye gahstigimiz farklar 
daha da artinlabilir. Bununla beraber Vahdet-i Vucudda, panteizmin bir- 
gok etkilerinin goruldugu de bir gergektir. Butun bu etkilesimlere rag- 
men, bir musluman panteist olamaz; dolayisiyla bir muslumana, 
musluman oldugu surece panteist demek, hig te uygun dusmez gibi go- 
runuyor. Ayni sekilde Vahdet-i Vucud deyimini, panteizm olarak ifade 
etmenin de islam kulturune uygun dusmeyecegi gorusundeyiz. Goruldu- 
gu gibi bu iki deyim, ihtiva ettikleri anlam itibariyle tamamen farkhdir. Bu 
durumda islam kulturunde, "panteist" ve "panteizm" terimlerini kullanir- 
ken <pok dikkatli olup, comertge davranmamak gerekiyor. Bir Mevlana, bir 
Yunus soz konusu oldugu zaman bu durum daima goz onunde bulundu- 
rulmahdir. Bunlar gibi velTlere panteist demek, bir bakima, islam! agidan, 
bu zatlara, "mu'min degildir" demek kadar yanilgiyi ihtiva eder gibi goru- 
nuyor. 

Bir ilimdir ol ki kamu ilm-u irfan andadir. 

Bir ilimdir ki, bu butun ilim ve irfan ondadir. 

Bahsedilen ilim hakikat ilmidir. ehlinin kavustugu bu bilgi sayesinde ma- 
rifet hasil olur. Bunu tahsil etmek igin kesbTlik sart olmasina ragmen buyuk 
kismi vehbT olup kavusanlar az olmaktadir. 

ibret ile $e$ cihetten gdriinen esvaya bak, 

ibret ile alti yonden gorunen esyaya bak, 



30 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Burada esya "sey" manasina kullanilmis, esyanin hakikati olan Allah Tea- 
la'nin esyada zuhur edisini anla ve fark et denilmektedir. Allah Teala'nin 
zuhuru, perdedir zuhuruna demektir. Esya hem zuhura sebep hem de engel 
olmakla perdeleri insanin gozune cekmektedir. 

Cumle bir aymedir kim vech-i Rahman andadir. 

Butun esya bir aynadir hepsinde Rahman'in yuzu ondadir. 

Gormenin sirnna erismek yine Allah Teala'nin yardimi sayesindedir. 

"Sadece gokten gelen seylerin hakki ve otoritesi vardir; sadece onlar 
hakikatin gostergesini tasirlar: Bu yuzden hakikati kendi gozlerimizle 
gormeyiz, onu kendi yontemlerimizle de yakalayamayiz: Bu kutsal ve bu- 
yuk ide 60 , tann onu bu amac, icin hazirlamamis olsaydi, tann onu inaye- 
tiyle ve ozel ve dogaustu lutfuyla olujturup guglendirmeseydi, boyle sefil 
biryerde asla bannamazdi." 61 

Soyleyen ol, soylenen ol, goren ol, gorunen ol, 

Soyleyen ol soylenen ol gorunen ol goren ol 

Bu misra kader sirnni isaret eder. Mesela Karagoz oyunu; hayal ve golge 
dedikleri perdede zahir olan oyundur ki; herhangi bir suret ve turlu tiirlii 
sozler, sekiller ve hayaller zuhura gelip, onlara bakan insanlann zan ile mes- 
gul eder. Bu cunbusun oynaticisi olan zati perdenin engel olmasindan gor- 
mezler. 

"... ote dunyayi bir gesit ruya alemi olarak anlamak mumkundur. Uyu- 
dugumuzda duyu uyaranlan ile baglanti kesilir veya her halukarda bunla- 
nn beyin merkezlerine olan etkileri engellenir. Fakat biz, yine de tecrube 
etmeye devam ederiz. Artik duyu algilannin kesildigi dogrudur; fakat ye- 
teri kadar buna benzeyen bir sey de devam etmektedir. Bizim, uyanikken 
duyu uyaranlannin arahksiz bombardimani altinda geri gekilen hayal ure- 
ten guglerimiz' (image-producing powers) uykuda bu engellerden kurtu- 
lur. Bundan sonra bircok seyin farkma vanr, onlann uzerinde dusunurve 
onlara karsi istek duyanz. Farkinda oldugumuz bu seyler oyle bir hareket- 
te bulunurlar ki, uyandigimizda bu durum bize cok tuhaf gelir. Onlann 
davranis yasalan fizigin yasalan degildir. Bununla birlikte bunlann dav- 
ranislan, ne kadar acayip olursa olsun, o sirada bizim duzenimizi bozmaz 
ve bizim kisisel kimligimiz de kesintiye ugramaz. Baska turlu soylemek ge- 
rekirse, eger ote dunya olacaksa, ben bunun bir zihinsel hayaller alemi 



60 ide(a): idea fikir 

61 (Max HORKHEiMER, 2005), s. 410 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 31 



(world of mental images) olacagi gorusundeyim....Dogrusu hayal alemi 
onu yasayanlar acismdan , bu dunya kadar gercek olacaktir; hatta buna o 
kadar benzeyecektir ki, insanlar orada, olmus olduklannin farkina var- 
makta son derece gucluk cekecekler." 52 

Her ne var aid ve esfel bil ki canan andadir. 
Her ne var guzel ve kotu, bil ki canan andadir. 

"Goklerde, yerde ve ikisi arasmda bulunan §eyler He topragm altmda 
olanlar hep O'nundur." 63 

iyilik kotuluk bize goredir. Allah Teala katinda kotuluk ve iyilik yoktur. 

Mazhar-i tammi veli Adem yuzudur suphesiz, 

§uphesiz veli Adem yuzu tarn zuhurat yeridir. 

Adem yuzu demek, insanin kainata hukmetme yetisine isarettir. Ancak 
insanin Allah Teala'nin halifesi olmasi ve dunyada her seyin ona itaat etmesi 
evliya kullanna verilmistir. Siradan insanlar icin bu durumdan bahsetmek 
mumkun degildir. Allah Teala buyurdu ki; 

"Andolsun ki, birgok cini ve insani cehennemlik olarak yarattik. 

Onlarm kalpleri var. Fakat anlamazlar, gozleri var, fakat gormezler, ku- 
laklari var, fakat igitmezler. 

ONLAR HAYVANLAR GiBiDIRLER. HATTA HAYVANLARDAN DA SAPIKTIR- 
LAR. 

Onlar gaflet igindedirler." 64 

Kunh-ii zati hem sifati cumle yeksart andadir. 

Her seyin ash, zati ve sifati hep onunladir. 

"Allah Teala birdir, ortagi yoktur cisim degildir, zira cisim parcalann bir- 
lesmesiyle meydana gelir. Cevher degildir, cunku cevher uzayda yer kapla- 
yandir. Halbuki Allah Teala yer kaplamaktan (bir yerde bulunmaktan) mu- 
nezzehtir, aksine her yerin ve yer kaplayanin yaraticisidir. Araz degildir, zira 
araz iki zamanda bulunmaz (bir zaman diliminden fazla varhgini surdure- 
mez). Allah Teala bakiligi (surekliligi) zorunlu olandir. Ne birlesir, ne aynhr, 



62 (KOC, 1990); s.82; H.H.Price Personal Survival and the Idea of Anothers. 367. 

Tana, 6 
64 Araf, 179 



32 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



ne de parcasi vardir " 65 

Hasr u nesr He Si rat u duzah u malik azab, 

Hasr, nesr ile Sirat ve cehennem ve azab bekcisi malik (ondadir) 

Bu misralarda vahdetin nesesini gormekteyiz. Her sey O'ndan ve 
O'ndadir. Bu sebeple ceza ve mukafat icin yorum yapanlar yanilmaktadir. 

Hem dahi Ridvan u cennet bur u oilman andadir. 

Ridvan, cennet, huri ve gilman ondadir. 

Gorunen sanma Niyazt' nin heman sen mulkunu, 

§u an sen NiyazT' nin gorunen varhgini sanma 

NiyazT-i MisrT, kendine varhk veren aldanmistir. Varhk denen seyin ve- 
himden ibaret oldugunu bilirsen ne kazandigina ne de kaybettigine uzulur- 
sun denilmektedir. 

Gonlu bir viranedir qenc-'i pinhan andadir. 

Virane gorunen gonlunde gizli definesi vardir. 



TAHMIS-IAZBI 

"Mutu kalbe en temutu"n ab-i hayvan 66 andadir 
Pertevi 67 nun ilahi vechi insan ondadir 
Mebde-i sirri maadifehm et ol kan 68 andadir 
Her neye baksa gozun bil sirr-i Subhan andadir, 
Her ne isitse kulagm magz-i Kur'an andadir. 

Ka'be'ye varamaz o kes kirn §dm'i ho§ gorup kalur 
Yol eri kalmaz gun elbet haylice menzil alir 
Salik tiz-ru 69 olan can zerre-i mur§id bilir 
Her seye mahluk gozuyle baksan ol mahluk olur, 
Hak gozuyle bak ki bt-sek nur-i Yezdan andadir. 



Ebu'n-Necib SuhreverdT, AdabiJ'l-muridJn, Kahire, ts. (Daru'l-Vatani'l-ArabT), s. 15; 
(VASSAF, etal., 2006), s. 49 

Ab-i hayvan: Hayat suyu 

Pertev: (Pertav) f. Ziya, 151k. Atilma, sicrama, hiz 

Kan: f. Bir §eyin menbai. Kuyu. Kaynak. Maden ocagi. Bir keyfiyetin. (niteligin) 
bol olarak bulundugu kimse. 

Tiz-ru: Tez olan 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 33 



Arzuyu vash dilber her biri sevdadir 
Herkesin bir derdi var salikin mevladadir 
Virdi hamranin 70 firaki bulbul seydadadir 
Kesret-i emvaca bakma cumle bir derya diirur, 
Her ne mevci kim gorursun bahr-i umman andadir. 
izzeti sohbette bulmak sohbeti izzette hem 
Firkati vuslatta bulmak vuslati firkatte hem 
Zilleti devlette bulmak devleti zillette hem 
Vahdeti kesrette bulmak, kesreti vahdette hem, 
Bir ilimdir ol ki kamu ilm-u irfan andadir. 
Ruyi dilddri gbrunce gehre-i a'daya 71 bak 
Ta musemmaya erince ruz-u seb esmaya bak 
Yedi esmayi bilince gel yedi deryaya bak 
ibret He ses cihetten gorunen esyaya bak, 
Cumle bir ayinedir kim vech-i Rahman andadir. 

Na -murad 72 kalip cihanda her murada eren ol 
Aglayan aglatan oldur hem gulen gulduren ol 
Alan oldur veren oldur hem bilen bildiren ol 
Soyleyen ol, soylenen ol, goren ol, gorunen ol, 
Her ne var aid ve esfel bil ki canan andadir. 
Herkese kendiye bz ozudur §uphesiz 
Hem ett'ulldh rumuzu pir ozudur §uphesiz 
Her ne sbz kim i$itirsen Hakk sbzudur §uphesiz 
Mazhar-i tammi veli Adem yuziidur $Uphesiz, 
KQnh-Q zati hem sifati cumle yeksan andadir. 

Vechi kamilden lyandir 73 kamile levh u kalem 
Yedi ayetle hakikat §erh eder Kur'dni hem 
Fehm eden bu remzi oldu hdci -i beyt-ul haram 
Ha§r u ne§r He Sirat u duzah u malik azab, 
Hem dahi Ridvan u cennet hur u gilman andadir. 
A§ikdn bir zerre igre seyr eder can mulkunu 
Can olan seyran eder elbette butun mulkunu 
Aradan kaldir yikilsm Azbisen ten mulkunu 
Gorunen sanma Niyazt' nin heman sen mulkunu, 
Gonlu bir viranedir genc-i pinhan andadir. 



70 Hamra: (Muennes) £ok kirmizi, kizil renk. §iddet ve mejakkatli gegen yil. $id- 

detle olan oliim. Arap olmayan cinsten. Yiizu kizarmi§ kadin. 
A'da: En zalim, en 50k du§manlik eden. 
Na-murad:f. Mahrum kalan, muradma eremeyen 
Ayan: (iyan) A§ikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi. 



34 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



46 

5+5=10 
Erimiz erdir Ptrimiz Ptrdir, 
Karamiz nurdur yerimiz Tur'dur. 

isteyen yari izlesun Ptri, 

Ptrden aynlan Hakk'dan ayridir. 
Ptrdir envarim Hakk'dir etvanm, 
Dusmamm bi-sek Hakk'dan ol durdur. 

$ol ki Sufyani artti tugyani, 

Oldur seytanibir gozii kordur. 
Azdinr halki bezdirir Hakk'i, 
Kizbi gok sidki bindebir yokdur. 

Hakk'a kul ol, kul olasm makbul, 

Dil muslumam $ahidi zordur. 
Misrt'nin dinde izzeti zinde, 
Cumle millette Hamzavt hordur. 74 

Erimiz erdir Ptrimiz Ptrdir, 
Karamiz nurdur yerimiz Tur'dur. 

Erimiz erdir Ptrimiz Ptrdir, 
Karanhgimiz i§iktir yerimiz Tur Dagidir. 

Hazreti Musa aleyhisselam Tur daginda Cenab-i Hakk'la konu§tugu gibi, 
ayni muvahhid olan tevhid ehli de her yerde Hakk'la konu§ur. Bu durumda 
her bir tevhid ehli bir Tur'dur. 

isteyen yari izlesun Ptri, 
Ptrden aynlan Hakk'dan ayridir. 

Yari isteyen izlesin Ptri, 

Ptrden aynlan Hakk'dan ayridir. 

Pir Allah Teala'nin tecelli ettigi makamdir. Pir'e ittiba etmekdolayisiyla 
Hakk'i bulmaktir. 

Ptrdir envarim Hakk'dir etvanm, 
Dusmamm bi-sek Hakk'dan ol durdur. 



74 Misrt'nin bunda izzeti zinde, 
Dinler iginde Hamzavt hordur. 

Bu beyiti Niyazt-i Misri kuddise sirruhu'l aztz daha sonra el yazisiyla varak kenanna 
yazmistir. (Abdulbaki Golpinarh, Niyazi-i Misri, $arkiyat Mecmuasi, c. VII, s.216) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 35 



Nurlanm PTrdir, hallerim tavirlanm Hakk'dir, 
§uphesiz Hakk'dan uzakolan du§manimdir. 

Sol ki Sufvantartti tugyani, 
Oldur seytant bir gdzu kordiir. 

§u SufyanTnin 75 artti azginhgi, 
O bir gozu kor olan §eytandir. 

Van! Mehmed Efendinin verdigi sikintilan ile deccahn zuhuru ile e§le§ti- 
rilmi§tir. 

Azdinr halki bezdirir Hakk'i, 
Kizbi cok sidki bindebir yokdur. 

Halki azdinr Hakk'i bezdirir, 

Yalani cok bindebir dogrulugu yoktur. 

Burada vaizlere sitem vardir. Cunku vaizler kursuden hitap ederken 
gonule hitap etmeyi unutup, Allah Teala'nin yerine unutup din bezirgani 
olunca halki bezdirir. Din sahibi Allah Teala yerine hukumler irad ederken 
birgok kijiyi dinden gikanr. 

Hakk'a kul ol, kul olasm makbul, 
Dil muslumam sahidi zordur. 

Kul ol Hakk'a, makbul kul olursun, 
Muslumanligi dilde olanin §ahidi zordur. 

Dilde musluman olmak nifak alametidir. Onun dinini ispat etmesi igin zor- 
luk yani kuvveti kullanir. Van! efendi gibi devleti arkasina ahr. Bu tur insanla- 
rm dini hakkmda yorum yapmak §6yle dursun cam emniyette degildir. Onun 
icin NiyazT-i MisrT hakkmda surekli surgun ve gurbet kader olmu§tur. 

Misrt'nin dinde izzeti zinde, 
Ciimle millette Hamzavt hordur. 

Misrt'nin izzeti dinde saglamdir, 
Butun inanclar icinde HamzavT hordur. 

NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l azTz buyurdu ki; 



SiifyanT: Sufyan'dan olan, Sufyan'a mensub, SCifyan'a muteallik. Ziibdet-ul BuharT 
Tercemesine gore, SufyanT: Miislumanlara kotuluk eden, sefil, kotu, aleak olan kim- 
se demektir. 



36 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



"Mu'minlere cennet hak munafiklara ve hamziyyelere cehennem hak. 76 
Hamziyye kef ere ve feceresine ragmen. Ve yazdim ki cemi enbiya ve evliya 
cumle mahlukat He sulh olurlar amma hamziyye He ziddiyetleri zatiyye 
olmak He ebedi onlar He sulh olmazlar dedim dahi soz cok hele fehva bu 
idi. 77 hem cahilim hemfasikuim hem mufsidim hem ahmak ve ebterim hem 
merkeb hem kopek hem kedi hem domuzum her ne olursam olayim artcak 
hamziyye olmakdan Allah Teala'ya sigminm. " 7S 

insan hayati boyunca fikirlerinde devamh olarak degisim gosterebilir. Bu 
durum o kisinin bugun dogru diyebildigine yann yanhs demesi gibi olabilir. 
Bu nedenle musluman kisi dusuncelerinin temelini dini kistaslar ile olustur- 
dugu icin sonunda hakikati muhakkak gorur bilir ve hatalanndan vaz gecer. 
Bu durum Allah Teala'nin ikramlanndandir. £unku Allah Teala kullann her 
zaman velisidir. 

"Allah Teala iman edenlerin velisidir. Onlari zulmetlerden nura gikarir. 
Kafir olanlarm velileri ise taguttur. Onlari nurdan zulmetlere gikanrlar. iste 
onlar cehennem ehlidirler. Onlar o ateste ebedi olarak kalan kimselerdir." 

79 

Mesela: 

Hikmet ilaydin'a gore Adulbaki Golpinarh, bir "maneviyat yolcusu" 
olarak, ya§aminin uzunca bir bolumunde zikzaklar yapmaktan kurtula- 
mami§tir. Mevlevilik gibi, Bekta§Tlil< gibi apayn tarikatlann dervi§i olmu?, 
sonralan MelamTlige ilgi duymu§tur. Hatta bir zamanlar Atheisme'e sap- 
tigini bile soylemijtir. Fikir ve sanat alanlanndaki galkantilara da, uzunca 
bir sure karsi koyamamistir. Kopmadigi eksen, Mevlana Celaleddin 
kaddese'llahu sirrahu'l-azizin coskusu ve onun buyuk temsilcisi saydigi 
Yunus Emre kaddese'llahu sirrahu'l-aziz sevgisidir. Dort bes ay once, 6m- 
runun seksen ikinci (kendi hesabiyla) seksen ucuncij yihnda, simdiki hu- 
zuruna, ancak bu celiskileri yasamak suretiyle erdigini soylemis ve 
hamdetmistir. 80 

XVI. Yuzyilda Hamza BalT'nin cevresinde toplanan ve ondan sonra da 
"HamzevT" adiyla anilan BayramT melamTleri, melameti tarn manasi ile temsil 
eden kisilerdi. Bunlar tarikat erbabmin tekke, esma ile suluk, evrad, hususi 
kisve ve kendilerine ait ayinlerle, torelerle halktan ve diger tarikatlerden 



76 (MISRT, 1223), s. 2b; (CECEN, 2006), s. 34 

77 (MISRT, 1223), s. 9a; (CE^EN, 2006), s. 43 

78 (MISRT, 1223), s. 48b; (CE^EN, 2006), s. 79 

79 Bakara, 257, bkz. 

80 (giFgi, 2003), s.45 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 37 



uzaklasmis, vakifla gegim esaslanni kabul etmemis, tasavvuf ehlinden aynl- 
mislardir. Vahdeti, bir zevk, bir suhdd ve tahakkuk olarak kabul etmisler; 
her zaman bir kisiyi mukteda taniyip ona baghhkla, ask ve cezbe ile yol ahna- 
cagini, tarikatin, seriatle hakTkat arasinda bir berzah oldugu kanaatini gut- 
muslerdir. Tarikatlere, bu inangla "Turuku berzahiyye" demisler, gegim 
hususunda da gahsmayi esas tutmuslardir, (bk. A. Golpinarh Mevlana 
Celaleddtn, uguncu baski, istanbul, 1959, s. 140-152). 

Tarikatlere bile ehemmiyet vermeyen HamzevTIer, elbette NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTzi hos goremezlerdi. Ancak NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTzin bir arahk HamzevTIerle musbet munasebeti 
oldugunu da biliyoruz. Mesela en yakini olan ve Limni'de kendisiyle beraber 
bulunan Kavala seyhi Mustafa'nin elyazisiyla yazilmis fatiha tefsirinin sonun- 
da soyle bir fetvasi var: 

"Bu fetvayi muftuye gotursunler, sahih ise imza edup sultan Muham- 
med'e versunler; ziyade ihsana mazhar olmak mukarrerdir. 

Sual: MisrT'yi Sultan Muhammed HamzevTIere cebren tasarruf ettirirse 
cemi-i davasi batil olur mu, olmaz mi? Zira Allahu Teala'nin ruh-i kudsTsi ile 
koydum derken tasarruf olunursa Lahut-i isa'ya nasut olabilir mi? 

el-Cevab: Tasarrufa kadir olurlarsa batildir; HamzevTIer mezhebi haktir." 

Burada adi gegen Sultan Mehmed, IV. Sultan Mehmed (1058-1099 1848- 
1687)'tir. Su halde bu yazi da, saltanati sirasinda yazilmistir. NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTz, mecmuasinda 

"bir taifenin ameline degil, ilmine kanarak" 81 arasina katildigini sonra 
onlardan kurtuldugunu yaziyor. Sonradan iddialanni kabul etmeyen, belki 
de ruhT haletlerini anlayip iglerinden atilan bu taifeye, yani HamzevTIere sid- 
detle dusman olmustur. Onlann dinsiz, imansiz oldugunu soyleyerek, olma- 
dik seyleri onlara isnad edecek kadar da bu dusmanhkta ileri gitmis ve siirin- 
de 

Cumle millette hamzevt hordur 
seyleri soylemistir. 

Hatta LalT-zade Seyyid Abdulbaki (1159 h. 1746), Serguze$t-i 
Melamiyye'sinde, "emr-i garibdir ki ehl-i Hakk gecinen nadanlar, 
HamzevTIerdir, dorduncii esmada kalmislardir ve nakis olmalanyla ilhada 
dusmuslerdir, deyu gune gune ifk u iftiraya cur'et ederler; MisrT Efendi 



"Hatiralar" 105 b de bir taifenin ameline degil, ilmine kanarak "Hak din sanup 
kabul etmij idim; elhamdulillahi teala inayet-i ilahiyye yetijip tartti, bu fakiri ol 
gamurdan (ikardi... dokuz yildir yanarim, dahi halas umarim. Bin seksen ii; tari- 
hinden beri yanarim; bu jevvalin ihtidasinda dokuz sene tamam oldu, onuncuya 
ge?ti. Canim da berk imij, dliip kurtulamadim" diyor. (Abdulbaki Golpinarh, Niyazl-i 
Misn, §arkiyat Mecmuasi, c. VII, s.216; Halil Cegen, Niyazf-i Misrf'nin Hatiralan, ist. 
2006, s.158) 



38 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"cumle millette hamzevT hordur" deyu ilahi soyler; bilen bilmeyen, taife-i 
aliyye mezemmetinde kTI u kale mubtelalardir" diye HamzevTIere dahl eden- 
leri ve bilhassa MisrT'yi anmaktadir. 82 

Yine; Ve dahi Merhum Seyh Yusuf Sinan UmmT Efendi hazretleri kendile- 
rinin, veled-i necabet eserleri ile MisrT Efendiyi serefyab-i hizmet-i (49b) 
aliyyeleri iken mean beray-i maslahat mahrusa-i islambola irsal eyleyub an- 
lar dahi bi'l-yemn ve'sseadet ba'del-vusul ol vakitde islambolda sohret-i 
si'arr olub Oglan §eyhi dinmekle maruf seyhi ne bil-isale ve ne bi't-teb'i 
ziyaret u mulakatdan MisrT Efendi ictinab-i tarn ile iba ve bu hal uzre musirr 
ba'del-itmami'l-mesalih yine Hazret-i Sinan UmmT Efendi hakipaylanna 
rumal olduklarinda MisrT merhumun seyh-i mezburi adem-i ziyareti Sinan 
Ummi Efendi Hazretlerinin mesmu-i serifleri oldukda ber-vech-i gayet 
istihsan buyurmuslar. 83 

1253 (1827/I828)'te istanbul'da vefat eden ve hatiralanni, gorduklerini, 
duyduklanni birkag mecmuada kaydeden mevlevT ve HamzevT Suleyman 
Faik Efendi, ayni Hediyyetul-ihvdn'm ayni sayfasinin kenanna, 

"Malum ola ki bu mahalde dahi, sdhib-i risale Mehmed Nazm? Efendi 
merhum hakk-i tarika ridyet buyurmami$lar; bilmem nigun bdyle Hazret-i 
Misri hakkmda nd-becd keldm tahrir buyurmuslar? 

Zannolunan budur ki hasbel-be$eriyye miydnelerinde bir §?ve vukuu ola. 
Hazret-i Misri, mazhar-i husn-i zan ve icmd-i muteahhirtn ile esrdr-i velayete 
mazhar ve nice nice hdrika ve keramete masdar bir zdt-i dltkadr; caiz ki bir 
muktezd-yi ne§'e-i ezel? bu makale hdldti ve kelimdti me'muren ola ve Nazm? 
Efendi merhum sirrma vdkif olamami§ ola. Yoksa Hazret-i Misr? kemdldti 
manevtye sahibi idugunde sufiyyenin sahib kemdl olanlan muttefiklerdir ve 
icmd-i sufiyye bunun uzerinedir; fe'fhem. Faik" satirlanni yazmis. 

idns-i MuhtefT bahsinde Hediyyetu'l-ihvdn in ifadelerini hakh olarak cerh 
eden hasiyeler yazmis bulunan Faik Efendi merhum, MisrT'nin, hamzevTye 
hakkindaki yazilanni gorseydi, bilmem ki gene "me'muren" yazmis der miy- 
di? Ancak Misri'yi incelemeyen son zaman hamzevTIerinin Cumle millette 



82 Abdulbaki Golpinarli, Niyazi-i Misri, $arkiyat Mecmuasi, c. VII, s.220 

83 (ibrahim RAKIM, 1750), v. 50a 

NiyazT-i MisrT, ziyaret etmekten vazge^tikleri bu seyhin kim oldugu hususunda hig bir 
bilgi vermemekle beraber, ibrahim Rakim Vakiat-i Misnsinde NiyazT-i Misnnin seyhin 
oglu ile birlikte ziyaretten vazgegtikleri bu seyhi, "oglan §eyhi demekle ma'ruf ifa- 
desiyle ipucu verir ki bu o donemde istanbul'da yasayan doneminin meshurlarmdan 
Olan Seyhi ibrahim Efendi (hyt. 1065/1655) olabilir. C^unku bu seyh o tarihlerde is- 
tanbul'da yasamakta ve hemen herkesten hurmet gormektedir. (Bkz. B. Mehmed 
Tahir, Osmanh Muellifleri, c. I, s. 26-27; Fevziye Abdullah Tansel, "Olanlar seyhi 
ibrahim Efendi ve Devriyesi", AUiF Dergisi, Ankara 1971, c. XVII, ss. 185-190), 
(ASKAR, 1997), s.62 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 39 



hamzev? hordur misraini, butun milletleri yani inang sahiplerini cennete, 
hamzevTIeri de o cennet iginde hurilere benzettigini zannederek Misn'yi 
mudafaa ettiklerini de biliyoruz. 84 



TAHMiS-iAZBI 

Yezid ss mezid 86 dogar bir vasi' yerdir 
Bu dunya dedikleri zeyb S7 bTferdir ss 
Munkir ezelden koreltmi§ kordur 
Erimiz erdir Pirimiz Ptrdir, 
Karamiz nurdur yerimiz Tur'dur. 

Her yerde zahir gormeyin piri 
Zan eder ba$kadir §eytan piri 
Kimine ozunden yoksa haberi 
isteyen yah izlesun Ptri, 
Ptrden aynlan Hakk'dan ayndir. 
Mest u hayranim eglenmez kdnm 
Sirsiz bilmez zahid esranm 
Hakk'tan soylerim Hakk'tir guftarim 89 
Ptrdir envarim Hakk'dir etvanm, 
Du$mamm bt-$ek Hakk'dan ol durdur. 
Ta§radan ister dilde mihmdni 
Kdmil geginir gor §u seyrani 
Kaplami§ am kufrun isyani 
§ol ki Sufyant artti tugyam, 
Oldur §eytam bir gozii kordur. 



84 Abdulbaki Golpinarli, Niyazi-i Misri, $arkiyat Mecmuasi, c. VII, s.223 

YEZJD: (H: 26-64) Hz. Muaviye radiyallahu anhin oglu ve Emeviye Devletinin ikinci 
halifesi. §am'da dogdu. Zamanmda Kerbela hadise-i elTmesin meydana gelmesine 
sebeb olandir. 

Mezid: yezidin tekrandir. 
ilaveli tekrarlar, bir kelimenin ba§ina Have ses veya bir hece getirilerek yapihr: adam 
madam, ev mev; apagik, busbutun, dumduz, kapkara, mosmor, yemye$il vb. 

Zeyb: ( ZTb): Zinet, siis. Duzgun, iyi elbise. 

Fer: f. I§ik, parlakhk, zinet, siis. Fazl ve vakar. iktidar; §evket, kuvvet. bir aslm 
neticesi, uzantisi. 

Giiftar: f. Sozler, lakirdilar 



40 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Yerde gokte yok gozedir Hakk'i 
Zi-ruh b?-ruhsuz 90 durur Hakk'i 
§eytana donmu§ ere, der Hakki 91 
Azdirir halki bezdirir Hakk'i, 
Kizbi gok sidki bindebir yokdur. 

Hubbu sivdyi at er ol sende 
Olma so' 92 et yek-dil 93 efgende 94 
Azb? meyli koy dehri 95 ferzende 96 
Misrt'nin dinde izzeti zinde, 
Ciimle millette Hamzav? hordur. 



Zi-ruh, bt-ruh: ruh sahibi, ruhsuz 



Hakki: Hakk'a mensup ki§i 

Sa (-Say) f. Surucu, suren. f. Benzetme edati olan "asa" nm hafifletilmi§idir. Mese- 
la: Anber-sa Anber gibi. 

Yek-dil:f. Bir, munferid gonul 

Efgende: f. Yere atilmi§, du§urulmii$. Yikilmi§, yikik. Bozulmu§, tahrib edilmi§. 
Bigare, zavalli, du§kun. 

Dehri: zamana bagh olarak devre ait, zamanla ilgili 

Ferzend: (C: Ferzendan) f. Yavru. ?ocuk. Veled 



Divan-i ilahiyyat ve Aqklamasi | 41 



47 

7+7=14 
Ey tarikat erleri ey haktkat Ptrleri, 
Bir haber verin ol bi-nisan kandedir. 

Kandedir dostun Hi kande acilur giilu, 

Dost bahgesi bulbulu gul-i handan kandedir. 
Aradim bahr-u berri bulmadim ben bu sirn, 
Cism u candan iceri gizli sultan kandedir. 

Mademki can tendedir ten canla zindedir, 

Amma nidem bilmedim cana canan kandedir. 
NiyazV ye can olan sirrmda sultan olan, 
Din-Li hem iman olan ol b?-mekan kandedir. 

Ey tarikat erleri ey haktkat Pirleri, 
Bir haber verin ol bi-nisan kandedir. 

Ey tarikat erleri ey haktkat Ptrleri, 

Bir haber verin o i§aretsiz §ey nerdedir? 

NiyazT-i Misri "haber verin" demekle kasdi bildigini bilen var mi diye 
meydan okumaktir. £unku soran ki§i bilmedigi §eyi soramaz. Tarikatta soru 
sormak tehlikeli yerilen §eylerdendir. 

Nakledilmi§tir ki: Bir gun Mevlana §emseddin Tebrizi buyurdu ki: 
BistamT mahcuptu. Altmi§ sene kavun yemedi. "Nicin yemiyorsun" diye 
sordular. da 

"Mustafa hazretlerinin, onu nasil kestigini bilmiyorum" dedi. 

halde onun nasil kavun kestigini bilmeyen kimse, bundan daha gizli 
ve muskul olan ilimlerden nasil haber verebilir. 

Yine §ems buyurdu ki: 

"Ben yiiz yilhk bir kafire sovsem mumin olur. Mumine sovsem veli 
olup Cennete gider." Yine buyurdu ki: Biri bana: 

"iblis kimdir?" diye sordu. Ben de: 

"Sensin, cunku biz bu saatte idris'te gark olmusuz. Eger sen iblis degil- 
sen nicin idris'te gark olmadm. Eger sende idris'ten bir eser varsa iblis'ten 
ne korkun olabilir? Eger sen: "Cebrail kimdir?" diye sorsaydm, ben de: 
"Sensin" derdim. 97 

Bu sozlerden anla§ilan soranin yuceligi sorusu kadardir. Bilenlerin ko- 
nu§madigi, konu§anlann ise bilmedigi bu yolun sirh tarafi goktur. 



97 (EFLAKT & trc:Tahsin YAZICI, 1995), s. 204, b: (22) 



42 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Kandedir dostun ili kgnde agilur gulu. 
Dost bahcesi bulbulu gul-i handan kandedir. 

Nerdedir dostun ili nerde agilur gulu, 

Dost bahcesi bulbulu acilmis gulu nerdedir? 

Dostun ili gonul, bulbulu kalp, gulu ise kalbin uzerindeki Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin bahsettigi noktadir. Gonul ve kalp cok zaman 
ayni manada kullanilsada aralannda fark bulunur. Gonul kalbi kapsar, kalp 
gonulu ihata edemez olarak bilmek uygundur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ademogullarmm kalplerinin hepsi Rahman'm parmaklarmdan iki 
parmagm arasmda bir kalp gibidir. Onu diledigi gibi gevirir." 98 Bu nedenle, 
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem cokca soyle derdi: 

"Ey kalpleri ceviren! Kalbimi dinin uzerine sabit kil." 

NiyazT-i MisrT'nin arayis icinde olmasi kalbin durumlanndan dolayidir. 
Cunku kalbin donekligi her zaman igin bulunmaktadir. Gonul ise donekligi 
higbir zaman talep etmez. Sevdigine ve meylettigine her zaman sadiktir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki; 

"Ademoglunun kalbi kaynadigi zaman tencereden daha gok altiist 
olur." 10 ° "Kalp, ancak (takallubu) donmesi dolayisiyla kalp olarak isimlen- 
dirilmistir. Kalp, bir agag govdesindeki tuy gibidir. Riizgar onun altmi ustu- 
ne getirir." 101 

Aradim bahr-u berri bulmadim ben bu sirri, 
Cism u candan igeri gizli sultan kandedir. 

Ben aradim yeri gogu bu sirri bulamadim, 
Cisim ve candan iceri olan gizli sultan nerdedir? 

Yukanda belirttigimiz ozelliklerden dolayi kalp kendine hukmeden sula- 
tanindan kendini kaybeder. Arayip bulmak icin gayret eden yine gonuldur. 

Mademki can tendedir ten canla zindedir, 
Amma nidem bilmedim cana canan kandedir. 



Mademki can tendedir ten canla hayattadir. 

imam Ahmed ve Muslim, ibni Omer'den merfu olarak rivayet eder. Bkz. 
Nevevi'nin Muslim §erhi (16/204) 

Tirmizi, Enes'ten merfu olarak rivayet eder. Bkz. Tuhfetu'l-Ahvezi (6/349), 
Sahihu'l-Cami' (7864) 

100 Ahmed; Miisned (6/4), Hakim; Mustedrek (2/289) Bkz. es-Silsiletu's-Sahiha 
(1772) 

101 Ahmed; Miisned (4/408) Bkz. Sahihu'l-Cami' (2361) 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 43 



Amma nidem bilmedim cana canan nerdedir? 

ilahinin acmazine 
bildiginide soyluyor. 



ilahinin acmazina bu beyitle izah ediliyor. Tecahul-i arifane 102 sanati ile 



NiyazT' ve can plan sirrmda sultan plan, 
Din-ii hem iman plan pi bt-mekan kandedir. 

NiyazT' ye can olan sirrmda sultan olan, 

Din ve hem imanimiz olan mekansiz nerdedir? 

Bu ilahide sorulan sorulann cevaplanda bir sonraki ilahide aciklanmakta- 
dir. 



TAHMIS-IAZBI 

Bu sozumu cana yaz ehli dilin perveri 
Busbutun alem geger a$k yolunda kemteri 
Ey §eriat rehberi ve magfiret server! 
Ey tarikat erleri ey haktkat Pirleri, 
Bir haber verin pi bt-nisan kandedir. 

Kandedir Hakk'in ile kirn dedi Hakk' bil 
Kandedir ydrin gulu kandedir ask bulbulu 
Kandedir sirri Ali kandedir vechi veli 
Kandedir dostun Hi kande acilur gulu, 
Dast bahcesi bulbulu giil-i handan kandedir. 
Ey Hakki birdir kimden aldm haberi 
Kimdir olan Ademin akli ile rehberi 
Kandedir sirnn nuru kandedir nurun feri 103 
Aradim bahr-u berri bulmadim ben bu sirri, 
Cism u candan iceri gizli sultan kandedir. 



Tecahul-i arifane: Edb: Bildigi bir §eyi bilmiyormuj gibi gosterme. Bilen bir kim- 
senin, bilmez gibi davranmasi. 
Fer: bir aslm neticesi, uzantisi. 



44 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Bende nigin bendeye bende olur bendedir 
Kufru He sidkm yeri soyle bana kandedir 
Suret-i ahsen 104 nigin erde degil zindedir 
Mademki can tendedir ten canla zindedir, 
Amma nidem bilmedim cana canan kandedir. 
Azbi'ye mihmdn olan sine sine can olan 
Mumine ihsan olan kdfire tugyan olan 
Bdis-i 105 hicran olan dertlere derman olan 
NiyazV ye can olan sirrmda sultan olan, 
Din-ii hem iman olan ol b?-mekan kandedir. 



Ahsen: En giizel. £ok gQzel 

Bais: (Ba's. dan) Gonderen. Sebeb olan. icab ettiren. Yeniden yaratan. Oluleri 
tekrar dirilten. 



Divan-i ilahiyyat ve Aqklamasi | 45 



48 

7+7=14 

Ey gonul gel aglama zari zari interne, 
Ptrden aldim haberi ol bt-nisan sendedir. 

Sendedir dostun Hi sende acilir gulii, 

Soyler bu can bulbulu gul-i handan sendedir. 
Gezme gel bahr-u berri kendinden iste sirn, 
Cism-ii cana hukmeden gizli sultan sendedir. 

Anladmsa sen seni, bildin ise can u teni, 

Gayri ne var ey gonul can u canan sendedir. 
Ten tahtidir bu canm, can tahtidir cananm, 
Ey Niyazisuphesiz ol b?-mekan sendedir. 

Ey gonul gel aglama zari zari interne, 
Ptrden aldim haberi ol bt-nisan sendedir. 

Ey gonul gel aglama zayif ve dermansiz inleme, 
Ptrden aldim haberi ol nisani olmayan sendedir. 

insana yardim yine insanin kendindendir. Buna isaret eden Allah Teala 
Kur'an-i Kerim'de 

" Ve dediler ki: "Bu Resul icin ne var ki, yemek yiyor ve carsilarda yurii- 
yor ona bir melek indirilmeli degil mi idi ki, artik O'nunla beraber bir kor- 
kutucu olsa idi!" 106 soyleyenlere buyurdu ki; 

"Ve senden evvel de rasullerden gondermedik ki, ilia onlar da elbette 
taam yerlerdi ve carsilarda gezerlerdi ve sizin bazmizi bazisi icin birfitne 
kildik. Sabredecek misiniz? Ve Rabbin (her seyi kemaliyle) gorucu bulun- 
maktadir." 107 

insan olana insandan fayda gelir. Allah Teala insana bir iyilik murad etse 
yine insan ile yardim edecektir. 

"De ki: "Eger yeryiizunde mutmainler olarak yiiriir melekler olsa idi el- 
bette onlara gokten resul olan bir melek indirirdik." 108 

Bazilan tasavvufa girerken bekledikleri insanustu beklentilerin olmayaca- 
gi yine insana insandan menfaat olacagidir. 

" Ve eger O'nu (peygamberi) bir melek kilsaydik, elbette O'nu yine bir 
erkek (suretinde) kilardik ve onlari yine dusmiis olduklan supheye dusti- 
rurduk." 1M 



106 Furkan,7 

107 Furkan, 20 

108 : « _ r 

Isra, 95 



46 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Saliklerin dustugu hatalann en basmda olan hallerin basmda gelen, teslim 
oldugu pirini nebilerden ustun gorme halidir. insan dustugu bu seyryolunda 
bulacagi Allah Teala'nin ihsan kildigi meziyettir. Onun icin aradigini kendinde 
aramayan ve bulamayan bu yolda bir sey bulacagini zannetmemelidir. 

Sendedir dostun Hi sende acihr gulii, 
Soyler bu can bulbulu aul-i handan sendedir. 

Sendedir dostun ili sende acihr gulu, 
Soyler bu can bulbulu ic acan gul sendedir 

Gezme gel bahr-u berri kendinden iste sirn, 
Cism-ii carta hukmeden qizli sultan sendedir. 

Gezme gel yeri gogu kendinden iste sirn, 
Cisim ve cana hukmeden gizli sultan sendedir. 

Anladmsa sen seni, bildin ise can u teni, 
Gayri ne var ey gdnUI can u canan sendedir. 

Anladmsa sen seni, bildin ise can ve teni, 
Gayri ne var ey gonul can ve canan sendedir. 

Ten tahtidir bu canm, can tahtidir cananm, 
Ey Niyazi siiphesiz ol b?-mekan sendedir. 

Ten tahtidir bu canm, can tahtidir cananm, 
Ey NiyazT suphesiz ol mekansiz sendedir. 

Allah Teala'yi kendinden uzak goren icin vuslat yoktur. Vuslat yolu haki- 
katte senden sanadir. Cunku alemde Allah Teala'dan ayn ve gayri bir sey 
yoktur. 

Futuhat-i Mekkiyye'nin basinda ibn'ul Arab! kaddese'llahu sirrah'ul 
azTzin soyle bir beyti vardir: 

"Rab Hakk'tir, kul Hakk'tir. Ah bilseydim, kimdir mukellef. 
Kuldur dersen, o oludiir. Rab'dir dersen o halde O nasi I mukellef 
olur?" 



109 r i - n 

En am, 9 



Divan-i ilahiyyat ve Aqklamasi | 47 



TAHMIS-IAZBI 

Ask haberin cahile soyleme kufr eyleme 
Sen ozune hidmet et el kapism bekleme 
ikrarmi muhkem kil her bir sozii dinleme 
Ey goniil gel aglama zari zari interne, 
Ptrden aldim haberi ol bJ-nisan sendedir. 

Sendedir Hakk'in Hi Hakk demis Hakk'a beli 
Sendedir canm gulu sendedir ask bulbulu 
Sendedir sirri Ali sendedir vechi veli 
Sendedir dostun Hi sende agilir gulu, 
Soyler bu can bulbulu giil-i handan sendedir. 
Nefsi her kimin akli ola rehberi 
Nefs He akli nider Hakk'tan olan haberi 
Sendedir Hakk'in nuru sendedir nurun feri 
Gezme gel bahr-u berrt kendinden iste sirri, 
Cism-u cana hukmeden gizli sultan sendedir. 
ikilikten gegupte bir bildinse meskeni 
Kaldm ise askla can gibi baktyetini 
Mahvettinse ozunden gittiyse ma-i meni 110 
Anladmsa sen seni, bildin ise can u teni, 
Gayri ne var ey goniil can u canan sendedir. 
Canla kirn dinledi siirini ben hayrdnm 
01 dah? nus eyledi katresini vicddnm 
Azbi yuzunden oku manasmi Ku'dnm 
Ten tahtidir bu canm, can tahtidir cananm, 
Ey Niyaztsuphesiz ol bt-mekan sendedir. 



Ma-i meni: Erliksuyu 



49 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Nice bir mekr-ii hiyel nikbet-i Deccal nice bir, 
Nice bir ey dini yok mezhebi yok dal nice bir. 

Nice bir adlii katlfitne-i ihya edesin, 

Beni oldur sunayim boynumu gel gal nice bir. 
Hiikmii ser-i da hi kendine uydurdun ise, 
Hakimin hiikmii yeterfitne He al nice bir. 

Hazirim ben hunerin var ise gel goruselim, 

ilm-i Lediin okunu gurzunu gel sal nice bir. 
$err-i Deccali def-i miimkiin ola mi soz He, 
Misriya var ise halin o yeter kal nice bir. 

Nice bir mekr-u hiyel nikbet-i Deccal nice bir, 
Nice bir ev dini yok mezhebi yok dal nice bir. 

Ne zamandir Deccal felaketi birtuzaktir, hilesi hangisidir, 
Dini yok, mezhebi yok, azgin ve sapkin, nasil biridir. 

Fitneye sebep olan herkes Deccaldir. NiyazT-i Misri, Deccal olarak gordu- 
gu ki§ilerin arti§indan bizar olarak kendince bir sorgulama icine du§mu§ ve 
Deccahn §ahsi maneviye olacagini du§unmeye ba§ladiginini gormekteyiz. 

Nice bir adlii katl fitne-i ihya edesin, 

Beni oldur sunayim boynumu gel cdl nice bir. 

Nice bir mani ve katil fitneyi ihya edersin, 
Sunayim boynumu gel kes ne turlu beni bir oldur. 

HukmU ser-i da hi kendine uydurdun ise, 
Hakimin hukmu yeter fitne He al nice bir. 

Ser-i Hukmu dahi kendine uydurdun ise, 
Fitneli bir hile olarak hakimin hukmu yeter. 

Hazirim ben hunerin var ise gel goruselim, 
ilm-i Lediin okunu gurzunu gel sal nice bir. 

Hazirim ben hunerin var ise gel goruselim, 
ilm-i Ledun okunu gurzunu gel nasil salarsin. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTzin yirmi senelik surgun hayatinin 
sebebinin temelinde bu meydan okuyuslar vardir. Zamaninda ona karsi soz 
soylemekte ekabir takimi aciz kaldiklan ve ilm-i ledun, cifr ve gizli ilimlere 
vukufiyetini bildiklerinden bir yandan da cekinmeleri bu tedirginlikleri ya- 



Divan-i ilahiyyat ve Aqklamasi | 49 



ratmistir. Devlet erkani dahi surgun olaylan ve zehirleme gibi gareler ile 
NiyazT-i Misri'yi bertaraf etmek istemislerdir. 

Hayatinin buytik bir kismi surgun ile gegtigi halde silinmeyen bir sahsiyet 
olusu, kanaatimizce birgok olay ve durumlarda NiyazT-i Misri kaddese'llahu 
sirrahu'l azTzin hakhhk yonunden baska bir sey degildir. 



Serr-i Deccali def-i mumkun ola mi soz ile, 
Misnya var ise halin o yeter kal nice bir. 

Deccalin serr-i soz ile def-i mumkun olur mu? 
Misnya halin var ise o yeter, soz ne diye. 



TAHMIS-IAZBI 

Nice bir yah§i yaman soyleye bu il nice bir 
Nice bir olmaya sen bendeligi al nice bir 
Nice bir eyleyesin hayr ise ihmal nice bir 
Nice bir mekr-u hiyel nikbet-i Deccal nice bir, 
Nice bir ey dini yok mezhebi yok dal nice bir. 

Nice bir putun ola dinde bu hal ile nice bir 
Nice bir sayi' 111 ola halka bu ahval nice bir 
Nice bir kann n'ola ha It la 112 ef'al nice bir 
Nice bir adlii katlfitne-i ihya edesin, 
Beni oldur sunayim boynumu gel gal nice bir. 
Alemin halkma kalk nevale doldur dense 
Kohne-i dunyayi alip dinini oldur dense 
Zulumle ahireti cenneti kaldir dense 
Hiikmii ser-i dahi kendine uydurdun ise, 
Hakimin hukmu yeter fitne ile al nice bir. 

Jerk edipfiski bugun taatiyla alisalim 
Gel seriatla seninle biricik bulusalim 
Arsa-i Hakk'ta salat gurzunu gel salisalim 
Hazirim ben hunerin var ise gel goruselim, 
ilm-i Lediin okunu gurzunu gel sal nice bir. 
Zahida oldu cihanm serefi gunduz ile 



§ayi': ($uyu'. dan) Duyulmu§, isjtilmij, §uyu' bulmu5 / herkesge bilinmij. 
Halt: Kanstirmak. Miinasebetsiz soz soylemek. Bir seyi bir seye kanstirmak. Hata 
etmek 



50 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Gdrmu$em Hakk'i bugun Hakk gozuyum Hakk gozuyle 
Azbtya hemdem ola kimki netice 6z We 
§err-i Deccali def-i mumkiin ola mi soz He 
Misriya var ise halin o yeter kal nice bir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 51 



50 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Ey garib bulbul diyann kandedir, 
Bir haber ver gulizarm kandedir, 
Sen bu ilde kimseye yar o I ma dm, 
Var senin elbette yarin kandedir. 

Artti giinden giine feryadm senin, 

Ah-u efgan oldu mu'tadm senin, 

Ask iginde kimdir iistadm senin, 

Bu senin sabr-u kararm kandedir. 
Bir enisin yok aceb hasrettesin, 
Rahati terk eyledin mihnettesin, 
Gece gunduz bilmeyup hayrettesin, 
Yd senin leyl-u neharm kandedir. 

Ne goriindii giile karsi gozune, 

Ne burundu baktigmca ozune, 

Kimse mahrem olmadi hi$ razma, 

Bilmediler seh-suvarm kandedir. 
Gokte ugarken seni indirdiler, 
Qdr-i unsur bendlerine urdular, 
Nur iken adm Niyazi dediler, 
Sol ezelki itibarm kandedir. 

Ey garib bulbul diyann kandedir, 
Bir haber ver gulizarm kandedir, 

Ey garib bulbul diyann nerdedir?, 
Bir haber ver gul bahgesi nerdedir? 

Bu ilahide bahse konu olan bulbul NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l 
azTzin kendisidir. 



Sen bu ilde kimseye yar o I ma dm, 
Var senin elbette yarin kandedir. 

Sen bu ilde kimseye yar olmadin, 
Var senin elbette yarin nerdedir? 



Artti giinden giine feryadm senin, 
Ah-u efgan oldu mu'tadm senin, 

Artti gunden gune feryadm senin, 
Adetin ah ve efgan oldu senin, 



52 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ask icinde kimdir ustadm senin, 
Bu senin sabr-u kararm kandedir. 

Ask icinde kimdir ustadm senin, 
Bu senin sabirve kararm nerdedir? 

Bir enisin yok aceb hasrettesin, 
Rahati terk eyledin mihnettesin, 

Bir dostun mu yok aceb hasrettesin, 
Rahati terk eyledin mihnettesin, 

Gece gunduz bilmeyup hayrettesin, 
Yd senin leyl-u neharin kandedir. 

Gece gunduz bilmeyip hayrettesin, 
Ya senin gece ve gunduzun nerdedir?. 

§6yle ki: Allah Teala mahlukati yaratmis, her seyi tarn yerli yerince 
koymustur. Bir kul, Allah Teala'nin fiillerinden kendi ilmine, zevkine ve 
tab'ina aykin olan bir seyi sormak isterse Allah Teala onun basiret gozunu 
acar ve kul Allah Teala'nin o seydeki hikmetini gorur. Bu suretle kul, zaru- 
ri olarak kalbinden nicin, nasil sorularini cikanr ve artik ondan hayret et- 
mez. Onu yerine layik gorur. Artik hie bir seyin sinek kanadi kadar fazla 
yahut eksik tarafini dahi Rabbina sormayi kendine yakistiramaz. Elbette 
bir hastahgin, bir kusurun, bir eksikligin, bir fakirligin, bir zarann, bir ceh- 
lin, bir kufrun kaldinlmasini dogru bulmaz. Allah Teala'nin insanlara ezel- 
de taksim ettigi nzki, eceli, kudreti, aczi, taati ve masiyeti degistirmeyi is- 
temez. Esyayi oldugu gibi gorur. Bunlann hepsini, icinde hie zulum olma- 
yan, sirf adalet ve eksiksiz sirf kemal, hie bozuklugu, egriligi bugrulugu 
olmayan tarn dogru kabul eder. Her ser sandiginin altinda bir hayir vardir 
ve her zarar sandigi seyin sonunda bir fayda vardir. Bir zaman zulmetin 
kapladigi bir seyi, baska bir zaman nur kaplar. Allah Teala comert, kerim 
ve merhametlidir. Yaratiklanna asla cimrilik etmez. Onlann yaranna olan 
bir seyi kendine ahkoymaz. iste bu, ikinci bir soru daha meydana cikanr ki 
kesf erbabi bunu sormaktan ve buna cevap vermekten menedilmisler, 
bilginler bunda hayrete dusmuslerdir. 

"Bizi buna ileten Allah'a hamdolsun. Allah bize hidayet etmeseydi, biz 
hidayete eremezdik." 113 - 114 



113 A'raf,43 

114 (ATE§, 1971) Onuncu sofra 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 53 



Ne gorundu qtile kar$i qozune, 
Ne burundu baktiqmca ozune, 

Ne gorundu gule karsi gozune, 
Ne burundu baktigmca ozune, 

Eflatun Devlet isimli eserinde, ideler alemi ile madde aleminin ayri- 
hsindan bahseder, ideler alemi en yuksek noktasinda "iyiye" sahiptir. Bu 
iyi turn gercek bilginin kaynagidir. Devamh degisen madde alemine gu- 
venilemez. insanin iyiye ulasabilmesi icin, maddeden alakasini kesmeli- 
dir. Bu da ancak, gercek bilgiye gecisi temin edecek olan "Diyalektik me- 
todu" 115 kullanarak maddeyi asmakla mumkun olabilir. Diyalektik, "mad- 
de" ile "ide"yi 116 birbirinden ayiran cizgiyi gegebilir. Bu metot, madde 
aleminde beyni, dili ve elleri kullanarak ba§lar; hakTkati ke§fetmekle ide- 
ler aleminde son bulur. 

Meshur "Magara Benzetmesinde Eflatun, karanhklar aleminde zinci- 
re vurulmus mahkumlar, magaramn uzaktaki duvarmda gordukleri gol- 
geleri gergek zannedeceklerdir. 

Mahkumlardan biri, zincirden kurtulup disan gikinca, ger^ek isik 
kaynagmin gunes oldugunu anlayacaktir. 

Ger^ek bilgiye ulastigmdan mutlu olacak ve disandaki gergek dun- 
yayi arkadaslanna anlatmak igin donecektir. 

Onlar golgeden tesekkul etmis bilgilerine zit bilgiler vereni dinleme- 
yeceklerdir. 

Hatta mahkumlan serbest biraksalar, onu oldureceklerdir. 

Plato'nun Magara Benzetmesi'nin anlami sudur: Biz bir golgeler ma- 
garasmda cehalet ve ilgisizlik zincirine vurulmus olarak yasiyoruz; zin- 
cirlerden kurtulusumuz gergek egitimimizin baslangici olacaktir. 

Gergek bilgi alemine yukselmis olan filozof, arkadaslanna aydmhk 



115 Diyalektik Eski Yunan dilindeki, konu$mak, tartijmak anlamina gelen dialego 
sozcugunden gikmi§tir. Eski zamanlarda diyalektik, muhaatabm tezindeki geliskileri 
ortaya koyup bu geliskilerin ustesinden gelmek yoluyla gergege ula§ma sanati de- 
mekti. Eski zamanlarda, dusuncedeki geliskileri ortaya gikarmanin ve karsit gbriisle- 
rin gatismasmin, gergege ulasmada en iyi yontem oldugunu kabul eden filozoflar 
vardi. Dujiincenin bu diyalektik ybntemi, sonralan tabiat olaylarmi da kapsadi; tabi- 
attaki olaylan surekli bir hareket ve degisme iginde gbren, tabiattaki gelismeleri, 
tabiattaki geliskilerin gelismesi sonucu olarak ve tabiattaki karsit guglerin birbirlerini 
karsilikli etkilemeleri sonucu kabul eden, tabiatm diyalektik kavranmasi bigiminde 
gelisti. 
Diyalektik, ozunde metafizigin tam karsitidir. 

idea: dusiince, fikir; tasan, plan, bneri; kani, gbrus, kanaat 



54 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



getirmek i?in magaraya donmelidir. 117 

Kimse mahrem olmadi hie razina, 
Bilmediler seh-suvarm kandedir. 

Kimse asina olmadi higgizli sirnna, 
Bilmediler bas binicin nerdedir?. 

Dogdugumuzda higbir sey bilmedigimizi bildiren Nahl Suresi'nin 78. 
ayet-i kenmesinin manasina gore hukum yuruten islam filozofu FarabT'ye 
gore, her fikir duyulardan elde edilir. Baslangigta zihin, higbir sey yazil- 
mamis bos bir levha gibidir. Onun uzerine her seyi yazan duyulardir. Du- 
yu organlan, gorme, isitme, koklama, tatma ve dokunmadan ibarettir. 
Bunlardan her biri kendi objeleri icin mukemmel duyma ozelligine sahip- 
tir. Her duyumda duyu organi, duyulabilecek nesnelerin sekli veya turle- 
rini, madde olmaksizin ahr; tipki maddesi olmadan muhurun seklini alan 
balmumu gibi.. 118 

Gokte u car ken seni indirdiler, 
Qar-i unsur bendlerine urdular, 

Gokte ugarken seni indirdiler, 
Dort unsur hukmune vurdular, 

ilahi alemin bireyi iken dunyevT alemin unsurlan ile sikintiya dusuldugu 
anlatihyor. 

Eflatun'a gore, insan bilgi yaratamaz. Bir zamanlar o gergek bilgiye 
sahipti. Bilgiyi mahveden madd? bedene yerlesince, onu kaybetti. Boy- 
lece, insamn en biiyiik gorevi, bir zamanlar bildigini hatirlamasidir. 

Sokrates, kendisini, insanlann bilgiye gebe olduklanni tesbit eden bir 
ebe olarak tanitiyor. Asia bilgiye sahip olduklanni bilmeyen insanlarla, 
bilgiyi dogurmalannda yardim etmek igin tartismalar yaparak "Hatirlama 
Doktrini"ni ortaya koydu. Bilgi, ogrencinin zihnine "Akitilmaz = Poured 
into", ama "Sokup = Wrung out" ahnir. 

Ayni gorus, dim kisveye burunmus haliyle, M.S. IV. asirda yasamis 
Augustine'de gorulur. insan bilgi yaratamaz, bilgiyi Allah Teala yaratir. in- 
san Allah Teala'yi bulmaya gahsirken, onu kesfeder. Augustine, ruhumu- 
zun iginde var olan gergek bilgiyi aramamiz gerektigine inaniyor. Boylece 
o, egitimde sezgici bir yaklasimi yuceltmis oluyor. Kendimizi fizikT alem 



117 (BAYRAKLI, 2002), s. 23 

118 (BAYRAKLI, 2002), s. 26 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 55 



uzerine teksTf etmemizin, bizi gergek bilgiden uzaklastiracagi gorusunij 



Eflatun ile paylasiyor 29 . 



Nur iken adin Niyazf dediler, 
Sol ezelki itibann kandedir. 

Adin Nur iken NiyazT dediler, 
Su ezelki itibann nerdedir? 



MuhyiddTn ibnu'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-azTz alemin yapi ta§la- 
nni izah ederken dort ruknun 119 (erkan-i erbaa) ash olan bir "be$inci 
mevcucT dan 120 (Mevcud-i hamis) bahseder ve bunun HakTm'in 
Ustukussat 121 isimli eserinde gectigini soyler. 122 Fakat bunu, soz konusu 



Ate§, su, hava ve toprak olarak diisundugumuz §eyi en, boy, genislik ve zaman 

olarak muteala etmek daha uydundur. 

"Soma bu erkan'm ash olan bir besinci mevcud olustu. Yalmz bu konu uzerin- 
de tabiat alimleri arasinda goriis farkliliklan vardir. HakJm Ustukussat 'inda bunu an- 
latmis ama bunu okuyana doyurucu bir agiklama getirememis. Biz bunu tabiat ilim- 
lerini bir ustaddan okurken falan ogrenmis degiliz. Tib ilmiyle megul olan bir dostum 
elinde bu kitapla bana geldi. Ve bu esyanin hakkmda bizim sahip oldugumuz ilmimiz 
yani kiraat ve nazar disinda olan bizim kesfimiz agisindan durumlanni sordu. Soz konu- 
su bu kitabm ilgili yerini bana okudu ve merak ettigi bu noktada durdu. Bu konuda o 
kitaptaki bilgiler bizim ilmimizin tersine idi. iste ben de bu konuda bize muhalifler 
de varmiymis yokmuymus ancak o zaman anladim. Eger bu arkadasim bana bun- 
dan bahsetmeseydi benim bu ihtilaflardan haberim asla olmayacakti. Oysaki bizim 
indimizde hig bir hilafli sey yoktur, bizde her sey dogrudur (Bkz.el-Futuhat (Thk.), 
1/250). Be§inci mevcud'u ise §6yle agiklar: "Eflak'in tabiatlan yani "besinci tabiat" 
hakkindaki ilmimiz dort ana (Ummuhatu'l-erbaa) hakkmdaki bilgimiz olmasaydi olma- 
yacakti. Feleklerin bu tabiatlarm haricinde yani bu dort ana'da olmayan bir hukme 
de tabi olduklarmi anlaymca gerek hava ve esirde olan atmosferik hareketlerden (el- 
Harekatu'l-ulviyye) ve gerekse su ve toprakta olan arz? hareketlerden (el-Harekatu's- 
sufliyye) bu "besinci tabiat'm var oldugu bize malum oldu (Bkz. el-FutuhatJI/86). 

Fiziki alemin dort riiknune dair alti farkh goru§ oldugunu anlatirken antik filozof- 
lann goru§lerini ozetlemektedir aslmda. Kimisi ate§ asildir der. Kimisi hava asildir 
der. Kimisi su ve kimisi de toprak. O ise en dogru gorusun kendilerinde (indena) bu- 
lundugunu §6yle agiklar: 

"Alem-i tabiattan olan erkan dorttur. Bu dort erkan alem-i ulvi He birlesince do- 
gumlar olur. Asil ; bu dbrdunden olmayan bir besincisidir. Bu melek-i yem?n mesabe- 
sindedir ve onlarla birlesir. Bizim seriatimizin aciklamalan en tamam gbrustur ve as- 
lmda diger butun gbrusleri icinde barmdirir." (Bkz. el-Fiituhat, 11/309-310). (KILI?, 
1995), s.91 

Ustukuss : Grek^e aslmda 'asil' manasma gelen bu kelime Arapgaya da girmistir 
ve asil, rukun, esas manalanna gelir. Cisimlere ustukusslar denilmesi murekkeblerin 



56 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



kitabi bizzat okuyarak degil de onu okumus ve tip tahsil eden bir arkada- 
sinin, "bu "bes/nc/ mevci/r"hakkinda kesfiniz agisindan ne derseniz?" sek- 
lindeki bir sorusuna muhatap kalmasi uzerine soyler. Zaten ibnu'l- 
ArabT'nin genelde bu gesit metafizik 123 meseleleri evrensel konular ola- 
rak gorup muayyen bir kisiye atfetmekten ziyade esas dikkati konu uzeri- 
ne geken bir tavn dikkat geker. TabiT ki bu, bizzat kendi "ayn"lan "bilgi" 
olan nebiler ve velTler soz konusu oldugunda boyle olmamakta, onlann 
isimleri de o bilgiyle ozdes ve merbut olmak hasebiyle onem arz etmek- 
tedir. 124 

Konu ile ilgili olmasi agisindan su bilgileri hatirlamak uygun olacaktir. 

Turn bilim tarihinin en buyuk simalanndan olan Dr. Albert Einstein, 
uzayin en, boy ve yukseklikte (x, y, z) belirtilen ozelliklerine dorduncu bir 
boyut olarak ZAMAN'i da ekleyerek uzay fiziginde yepyeni bir gigir agmis- 
ti. Ondan sonra gelen bilimciler, bir besinci boyutu da uzaya dahil ederek 
Evren'in karakteristiklerine olaganustu bir yorum daha getirdiler. Bu be- 
Sinci boyuta BJUNC diyoruz. 



onlardan meydana geldiginden dolayidir. Yerine gore asl-i evvel, mahall-i evvel, 
anasir-i erbaa manalannda kulanilir. 

Bu bir be§inci soma veya ous/o'nm varhgi meselesi genelde Aristo'e atfedilmekle 
beraber ishak b. Suleyman el-israTIT'nin ayni adla bir eseri (Kitabu'l-ustukussat) ve 
Huneyn b. Ishak'm da fi'1-Ustukisat aid re'y-i ibukrat (GAL, 1/369) admda bir tercu- 
mesinin bulundugu bilinmektedir. Dolayisiyla burada gegen "Hakim" ile tam olarak 
kimin kasdedildigi belli degilse de sonuncu ihtimal daha kuvvetlidir. (KILIf^, 1995), 
s.91 

Metafizik, insanlarm 'felsefe' kelimesi ile kar§ila§tiklannda hemen akillanna ge- 
len bir kelimedir. 'Metafizik' teriminin kokeni, Aristoteles'in tabiat (//z/7c)hakkindaki 
kitabmdan sonra (meta) yazdigi bir eserine onu isim olarak vermesine dayanir. 

Bununla beraber metafizik kavrami; deneye dayah, olumsal (confvngenr)dunyayi 
asan ya da bu dunyanin temelini olusturan seyi, evrensel ve nihat olan seyi ve butun 
§eylerin zorunlu temeli olan seyi anlamak igin yapilan tesebbuslerin ortak adi ola- 
gelmistir. Metafizik sahasmda filozoflar, temel realiteyi, kendinde varligi belirlemeye 
ve onun mahiyetinin, butun seylerin yapisim, amacmi ve anlammi nasil belirledigini 
kavramaya galisirlar. Metafizik hakkmda Tillich,"her §eyde ortak olarak bulunan 
varligin, ilkelerini, yapisim ve mahiyetini kesfetmektir"der. Whitehead ise metafizigi, 
"ilk ilkeleri kavrama tesebbusu" olarak tanimlar. "Bu ilk ilkeler, var olan ve gunun 
birinde var olacak olan her bir seyden gikartila bilirdirler ve boylece tutarh, mantiksal 
ve zorunlu bir genel diisunceler sistemi olustururlar ki onun terimleri aracihgiyla 
tecrubelerimizin her bir pargasmi yorumlayabiliriz." (PALiN, et al., 2005/1-2, cilt: IV, 
sayi: 7-8), s.143) 
124 (KIUC, 1995), s.90 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 57 



Zamanin madde ile birlikte ayni anda yaratilmasi, maddenin ozellikleri 
ile zamanin ozelliklerinin uyu§abilir olmasinin en belirgin ozelligidir. Za- 
manin, maddenin icine "nufuz ederek sinmesi, maddenin zamandan ayn- 
lamaz olmasi demektir. Baska bir anlatimla madde ile zaman birdir, birlik- 
tedir, birbirinden soyutlanamaz, ayn ayn dusunulemez. 

Zamanin kainattin maddesi gibi 15 milyar yil onceden yaratilmasi de- 
mek, zamanin planlanmasi anlamini tasir. Bu planlamanin bir baska ve 
"ses getiren" bir ismi daha vardir. Buna KADER denir. Buna gore cevre- 
mizdeki turn madde ile olaylar, onceden belirlenmis bir kaderin (planin), 
"su anda" yururlukte olan goruntusunun bize gore nisbT (izaff, relatif) ve 
subjektif bir degerinden baska bir sey degildir. 

Zaman, en kucuk olcek olan hucre ve molekul gruplanndan; en genis 
olcek olan yildizlar ve galaksiler boyutlanna kadar uzanip yayilan ve DAi- 
MA gecmisten gelecege dogru "akan" bir ozellige sahiptir. 

Zamaninin nehirde akan bir su kutlesi gibi surekli olarak akmasi, son 
derecede ilgi cekici bir ozelliktir. Cevremizdeki mekani gorur; dokunur, 
olcer bicer ve "icinde" bizzat yasanz. Ancak zamani nasil gorup neyle do- 
kunup algilayahm? Ama bir gercek var ki asla gozardi edemeyiz. Mekan 
gibi zamanin da bizzat icinde yasamaktayiz. Mekanin hareketsiz ve statik 
olmasina karsi, zamanin "akici", hareketli ve "gorunmez" bir ozellige sa- 
hip olmasi; onun cabucak idrak edilmesini engellemis olmahdir. 

Bilimin en son eristigi gerceklere gore, zamani artik dorduncu bir bo- 
yut olarak tanimhyoruz. 

Bilimciler, zamani boyle tarif ettikten sonra akillanna hep takilan so- 
ruyu tekrar gundeme getirdiler. Acaba en kucuk bir zaman parcasi ne ka- 
dar sure kaphyordu? Evrende artik oyle kucuciJk bir zaman arahgi olsun 
ki, bu zaman arahgindan daha kucuk bir arahk olmasin. Artik daha fazla 
bolunemeyen, parcalanamayan en ufak bir zaman dilimi ne kadar olmah- 
dir? 

Bunun icin yine evrendeki su meshur 3 sabiteyi ele ahp onlarla uygun 
bir denklem serisi olusturdular. Sonuclar ortaya ciktiginda hepsinin gozle- 
ri fal tasi gibi acildi. 

Evrende en kucuk zaman dilimi 10" 43 saniye idi. 

Evren icin en buyuk sayi onun yasiydi. Evrenimizin 15 milyar yil ya- 
sinda olmasi demek, onun 10 ~ 17 saniyelik bir omiJr tuketmis olmasi ile es 
anlama geliyordu. Evrendeki en kucuk sayi ise, 10" 43 saniyeyi gos- 
teriyordu. Bu kadar kucuk bir saniye arahgi, bizim zihnimizin daracik mo- 
lekul kahplan icinde nasil anlasilacakti? 

10~ 43 saniye demek, 1 sayisini, 1 sayisinm yanina 43 tane sifir koy- 
duktan sonra elde edilen sayiya bolmek demektir. Bu cumlenin anlami, 
asagidaki sayi ile verilir: 



58 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



0.0000000000000000000000000000000000000000001. Bu deger, 
BJR SANiYENiN milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, mil- 
yonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, onda 
biridir. 

Turn kainat iste bu zaman arahginda yaratilmistir! 125 

Matematikci olmayan biri, "dort boyutlu," seylerden soz edildigini 
duydugu zaman dogaustu dusuncelere kapilmis gibi titrer. Ama yine de 
ustunde yasadigimiz dunyanin dort boyutlu sureklisi oldugunu belirt- 
mekten daha dogal bir cumle olamaz. 

Uzay, uc boyutlu bir sureklidir. Bununla; bir noktanin (duragan) du- 
rumunu uc sayi (koordinatlar) x, y, z ile tarif edebilmenin mumkun oldu- 
gunu ve bu noktanin yakininda durumlan x, y, z, gibi koordinatlarla tarif- 
lenen ve birinci noktanin koordinatlan olan x, y, z degerlerine istedigimiz 
kadar yakin olabilen sonsuz sayida nokta vardir demek istiyoruz. Bu ozel- 
lik sayesinde bir "siirekli" den ve uc koordinat olmasindan dolayi da bu- 
nun "lif boyutlu," olmasindan soz edebiliyoruz. 

Kisaca "dunya," diye adlandinlan fiziksel olaylar dunyasi, uzay - zaman 
anlaminda dogal olarak dort boyutludur. ^unku her biri dort sayi yani 
uzay koordinatlan x, y, z ve bir de zaman koordinati t zaman degeri ile ta- 
riflenen olaylardan olusmaktadir. Bu anlamda "dunya" da bir sureklidir. 
£unku buradaki her olayin yakininda koordinatlan xl, yl, zl, ve tl, olan 
ve basta sozu edilen x, y, z, t olaymdan sonsuz kuguk uzakhkta bulunan 
birgok sayida (gergek, ya da en azindan dusunulebilen) olayla doludur. 
Dunyada bu anlamda dort boyutlu bir surekli gozuyle bakmaya ahsik ol- 
mamizin nedeni, iliskinlik (izafiyet teorisi) kuraminin ortaya gikmasindan 
once fizikte zamanin uzay koordinatlanyla karsilastinldiginda degisik ve 
daha bagimsiz bir rol oynamasidir. Yine bu nedenden dolayi zamani ba- 
gimsiz bir surekli olarak kabul etmekteydi. Ashnda klasik mekanige gore 
zaman mutlaktir. Yani koordinat sisteminin hareket kosulundan ve du- 
rumundan bagimsizdir. 

"D£inya"yi dort boyutlu olarak gorme bicimi, iliskinlik kuramma 6z- 
gudur. Cunku bu kurama gore zaman bagimsizhgindan uzaklastinlmistir. 

126 



125 (TUNA, 1995), s. 28-29 
126 (EiNSTEiN, 1976), s.69 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 59 



TAHMIS-IAZBI 

Ey gonul namusu arm kandedir 
Sadumansin 127 ah u zarin kandedir 
Vasli yarsin elde varin kandedir 
Ey garib bulbiil diyarm kandedir, 
Bir haber ver gulizarm kandedir, 

£unku sen ask He berddr 12S olmadm 
Yok iline varuben vdr olmadm 
Mail ydri vefddar olmadm 
Sen bu ilde kimseye yar olmadm, 
Var senin elbette yarin kandedir. 
Bilmedi hig kimse hos adm senin 
Artti gunden gune feryadm senin 
Ah u efganm oldu mu'tadm senin 
Ask iginde kimdir tistadm senin, 
Bu senin sabr-u kararm kandedir. 

Vahdet-ifehm eyleyip halvettesin 
Bir enisin yok aceb hasrettesin, 
Rahati terk eyledin mihnettesin, 
Gece gunduz bilmeytip hayrettesin, 
Yd senin leyl-u neharm kandedir. 
Cumle diem mail olmus sozune 
Ne gorundu giile karsi gozune, 
Ne burundu baktigmca ozune, 
Kimse mahrem olmadi hig razma, 
Bilmediler seh-suvarm kandedir. 

AzbVi aglar iken guldur diler 
Gokte ugarken seni indirdiler, 
Qar-i unsur bendlerine urdular, 
Nur iken adm Niyazt dediler, 
Sol ezelki itibarm kandedir. 



127 



Sadiiman: (§ad-man) f. Mesruriyet, sevinglilik. Mesrur, bahtiyar. 
Berdar: f. Asilr 
Meyve verici olan. 



Berdar: f. Asilmi§, yukan kaldinlmi§. Tutucu. itaat edici ve ettirici. Meyveli. 



60 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



51 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Kus-i rihlet galdi mevt amma henuz can bt-haber, 
Asker-i a'zaya lerze diistii Sultan bt-haber. 

Gunde bir tasi bina-yi omrumun diistij yere, 

Can yatur gafil binasi oldu viran bt-haber. 
Dil bekasm, dost fenasm istedi mulk-i tenin, 
Bir devasiz derde dustum ah ki Lokman bt-haber. 

Bir ticaret kilmadm ben nakd-i omr oldu heba, 

Yola geldim Itk gogmiis ciimle karban bt-haber. 
Ciin "gel" oldu yalniz girdim yola tenha garib, 
Dide giryan sine biiryan akil hayran bt-haber. 

Azigim yok, yazigim cok yolda tiirlii korku var, 

Yolum ahrsa n'ola ger div vu seytan bt-haber. 
Yol eri yolda gerektirir gag ve ciplak ag u tok, 
Misriya gel dedi sana gunkii canan bt-haber. 

Kus 129 -i rihlet galdi mevt amma heniiz can bt-haber, 
Asker-i a'zaya lerze diistii Sultan bt-haber. 

Sefer davulu galdi olum 130 fakat henuz can habersiz, 
Titreme du§tu aza askerlerine Sultan habersiz. 

Sultan murad bedende ruhtur. Ruh dunyaya gelince bedene asik olmus, 
asil vatanini unutma haline dusmustur. Fakat olum dusuncesi ise bu unut- 
kanhgi ayikhga cevirmistir. Ruh vatanT aslTyi arzu eder hale gelmistir. 

Gunde bir tasi bina-yi omrumun diistii yere. 
Can yatur gafil binasi oldu viran bt-haber. 

Gunde omur binamin bir tasi yere dustu, 
Canin binasi harab oldu gafil yatar habersiz. 

Dil bekasm, dost fenasm istedi mulk-i tenin, 
Bir devasiz derde dustum ah ki Lokman bt-haber. 

Ten mulk-i gonul bekasini, dost fenasm istedi, 

Ah devasiz bir derde dustum ki Lokman Hekim habersiz. 



Kus: f. Kos. Eskiden muharebelerde deve veya araba iistiinde ta§inarak caiman 
biiyiik davul 

Mevt: Olum. Ahirete gog. Diinyadan gitmek. * Mevt, mu'minler igin diinya vazi- 
felerinden ve imtihanmdan bir paydostur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 61 



Manevi hastahklann doktoru mursid-i kamillerdir. 

Bir ticaret kilmadm ben nakd-i omr oldu heba, 
Yola geldim Ilk gocmus cumle karban bi-haber. 

Ben bir ticaret kilmadim omur sermayesi oldu heba, 
Yola ciktim lakin butun arkadaslar gocmus habersiz. 

Mecliste oturan ki§iler birbirlerin ruhT hallerinden cok zaman haberi ol- 
maz. Herkes Kabe'yi tavaf ederken, kimisi tavafin sayisiyla mesgul olurken 
kimiside hakikatine nazar eder. Tavaf ederken Allah Teala'yi tavaf ederde 
yanindakilerin haberi olmaz. 

Dil Ka'besini ey dost diller tavaf ederken, 
Nagah ol gamzelerin cam sikare cikmis. 

Dost kande deyu gozler her-dem nigah ederken, 

Canlar meger seninle sol bir kenara cikmis. 
Kim hergtz bilmemisler sayd ettigini anlar, 
Bezm-i ezelde cesmin meger bu kare cikmis. 

Hulk u huyunu goren cumle melek demisler, 

Dil saydma vahdetten bunda karara cikmis. 
Mulk-i feragat icre sultan iken vucudun, 
Bu alem-i siihudu gest u guzara cikmis. 

Diyar-i ademde hak-i pdyin iken HULUSJ, 

Sen bezirgan-i Hakk'a cam pazara cikmis. 

Seyyid Osman Hulusi Darendevi 
kaddese'llahu sirrah'ul aziz 



Ciin "gel" oldu yalniz girdim yola tenha garfb, 
Dide airydn sine buryan akil hayran bi-haber. 

Ne zaman "gel" oldu yalniz girdim yola tenha garTb, 
G6zya§h gogsum kebap akil hayran habersiz. 

tiiijjJIi-o^jl "don Rabbine, sen" m hitabi ile karsilasinca hayretler icin- 

de kaldim. £unku gunlerce cekilen zahmetlerin karsihgi verilecek, fakat ben 
ne yapacagimi bilemiyorum. 



131 r no 

Fecr, 28 



62 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Aziqim yok, yqziqim cok yolda ttirlu korku var, 
Yolum ahrsa n'ola qer div vu seytan bt-haber. 

Azigim yok, uzuntum <pok yolda ttirlu korku var, 
Yolum ahrsa n'ola sayet dev ve seytan habersiz. 

Kur'an-i Kerim'de korku psikolojisine Hz. Musa aleyhisselamin hayati 
ile isaret edilmekte ve bu psikolojisi nedeniyle Allah Teala tarafindan 
korkmamasi noktasinda uyanlmaktadir. Kur'an-i Kerim onun bu korkula- 
nna isaret ettigi gibi, onun kagma eyleminin de korku psikolojisi nedeniy- 
le ortaya gikardigi bir tepki oldugunu isaret etmektedir. 

Korku ve endi$e, canli organizmalarm duygusal nitelikleridir ve gergek 
bir tehlike veya tehlike du$uncesi kar$ismda insandan olu$an kaygi duy- 
gusuna i$aret ederler. Korku ve endi$enin ileri duzeyde olu$u, davranis 
bozukluklarma i$aret eder ki bu bozukluklar psikiyatri biliminin inceleme 
ve iyile§tirme alanmda kabul edilmektedir. Bununla birlikte, korku duygu- 
su tehlikeden uzaklasarak guvenli alana kagma eylemini olusturur ki bu 
her insanda var olan savunma mekanizmalanndan biridir. 

insanda korku ve endiseyi olusturan nedenler, nesne ve olaylann teh- 
like ve zararlan konusunda bilgi sahibi olmasidir. Hz. Musa aleyhisselam, 
Firavun'un kendi otoritesine kasi gikanlann ve otoritesini sarsanlara karsi 
zulmu konusunda ve asa mucizesinde asanin donustugu yilanin insana 
zaran konusunda bilgi sahibidir. 

Kur'an-i Kerim Hz. Musa aleyhisselamin psikolojik bir niteligi olarak 
korku ve endisesine vurgu yapmaktadir. §6yle ki; 

ilk olarak; Allah Teala, Musa'yi Firavun'a dinsel ilkeleri teblig etmek 
icpin gonderdigi zaman, onda korku ve endise duygusunun var oldugu go- 
rulmektedir. Bu duygusu nedeniyle o, ailesinden kendine bir de yardimci 
vermesini Allah Teala'dan istemekte ve her ikisi de Firavun'a giderken 
korku ve endiselerini agikga ifade etmektedirler. 132 

ikincisi; Hz. Musa aleyhisselam, sihirbazlar buyulerini yaptiklan za- 
man, onlann buyuleri karsisinda bir korkuya kapilmistir. Bunun uzerine 
Allah, ustun gelecek olanin kendisi oldugunu ona bildirmistir. 133 Onun, si- 
hirbazlann buyulerini gordugu anda korkuya ve endiseye kapilmasi, kendi 
elinde gergeklesecek buyuleri yutan nitelikteki gucun bilgisine sahip ol- 
madigini ima etmektedir. 

Uguncusu; Hz. Musa aleyhisselamin asasi bir yilan haline geldigi za- 
man Musa'nin ondan korkmasi ve bunun uzerine Allah Teala'nin ondan 



132 Taha,24-36, 42-46; Kasas, 33-35. 



133 Taha, 65-70. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 63 



korkmadan asasmi almasini istemesinde 134 gorulmektedir. Gercekte kor- 
ku duygusu, kisinin mahiyet ve i§levi hakkinda bilgi sahibi oldugu bir nes- 
nenin baska bir nesneye donusmesi karsisinda her insanda olabilecek bir 
duygudur. 

DorduncusiJ; Musa aleyhisselamin asa mucizesinin anlatildigi baska 
bir baglamda, asasinin yilana donustugunu gordugunde arkasina bakma- 
dan kactigi ve bunun uzerinde de Allah Teala'nin kendisine "korkma; 
gunku benim katimda peygamberler korkmaz" 135 dedigi anlatilmakta- 
dir. 136 

Korkuyu yenebilmenin en buyuk yardimcisi ba§ka bir korkunun yerlejme- 
sine baghdir. Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Nerede olursan ol, Allah'tan korkl" 137 bu §ekilde diger korkulardan in- 
san kendini emniyete ahr. 

Yol eri yolda qerektirir coq ve ciplak ac u tok, 
Misriya gel dedi sana gunku canan bt-haber. 

Bu zaman yol eri giplak ag ve tok olsun yolda gerektirir, 
Ya Misri sana gel dedi gunku canan habersiz. 

"Yol eri yolda gerektir..." de yol eri gibi suluk ehlinin suluklerinin seyri 
esnasinda achk, tokluk, ciplakhk gibi dusunceleri olmamahdir. Mai zengin- 
ligini veren Cenab-i Hakk'tir. Yine insanlann nafaka ve kisvelerini (giysileri- 
ni) de veren O dur. 

"Habersiz canan"dan maksat ruhun asik oldugu bedendir. Beden manevi 
alemlere olan seyirden cok zaman habersizdir. 



134 Taha, 17-21; Kasas, 31. 



135 Neml, 10 

136 (YAR, 4 : 2 -2006) 

137 DarimT, Rikak, 74; Hakim, el-Miistedrek, I, 54. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 



64 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-I AZBI 

Bahr-i nefesinde senaverlik 13S eden can bi-haber 
Lutfu kahnndan Huda'nm ehl-i tugyan 139 bi-haber 140 
Fi'l-meseli 141 sirri Hudadan ruhu hayvan bi-haber 
Kus-i rihlet galdi mevt amma henuz can bi-haber, 
Asker-i a'zaya lerze dustii Sultan bi-haber. 

Bunda her ne gordun ise onda da onu gore 
Hayri serri yarin sualin soralar bir bir vere 
Tas toprak arasma bu vucud ahir gire 
Gunde bir tasi bina-yi omrumun dustii yere, 
Can yatur gafil binasi oldu viran bi-haber. 
Kim olursa kus ibretle misafir bulbule 
Cun vucudu sehri igre duse elbet galgale 
Bunda her ne isledinse basma yarin gele 
Dil bekasm, dost fenasm istedi mulk-i ten in, 
Bir devasiz derde dustiim ah ki Lokman bi-haber. 
"Ente mevlana ilahia'tagna ya rabbena" 142 
Sen inayet kil bona "Rabbi zalemna nefsena" 143 
Onun icin oldu virdim "Rabbena ve'gfirlena" 
Bir ticaret kilmadm ben nakd-i omr oldu heba, 
Yola geldim lik gocmus cumle karban bi-haber. 



Senaveri: f. Medheden, oven 



"Oradan senaverlik ederek uryan huzuri padsahiye geldi. Zemini bus ederek "Padi- 
sahim, isa Nebi sana selam etti" diye sakaya basladi. Bir kise akga ihsan olunup 
yetmis akga ile sipahi yazildi. Sonra Kinm'da Selamet Giray Han'a gidup orada mer- 
hum oldu. Rahmetli yar-i gaar-i sadikimiz idi. Rahmet ullahi aleyh" (Evliya gelebi) 

Ehl-i tugyan: Allah Teala'ya isyan eden, azgm ve sapkm kisiler. 
140 BT-haber: Habersiz 

Mesel: Bir umumi kaideye delalet eden meshur soz. Ata sozu. ibretli ve kugiik 
hikaye. Dokunakli ve manali soz. Benzer. Misil. Delil. Hticcet. 

"Ey Rabbimiz! sen bizim mevlamizsin, Ya ilaht ikram et" 

■jyJ^\ -y> ~j>y^i \xJ>-jj \iS Jim J jfj \^Jii\ Ulit liTj jls "Rabbena, dediler, 

nefsilerimize zulmettik, eger sen bize magfiret etmez, merhamet buyurmazsan 
siiphe yok ki husrana diisenlerden oluruz" (Araf, 23) 

144 j>iv>JI jj_pl cSi\ tit I \iT) US ys-^j \jjL \ jJi '£j> Li*k; V li)j "Rabbimiz! Bizi, inkar 

edenlerle deneme; bizi bagisla, dogrusu Sen, giiclu olan, Hakim olansin." 

(Mumtehine, 5) 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 65 



Ya Mudbe'ssdilin 14 ~ 'Allah kerimdir Ya Habib 
Qunku sensin her devasiz muskule haze't 146 -tabib 
Qun umidim oldu vaslm "Rabbena" He nasip 
Qiirt "gel" oldu yalniz girdim yola tenha gartb, 
Dtde giryan sine biiryan akil hayran bt-haber. 

Omur ise gayet vefasiz nefsim ise hilekdr 
Vechi vardir ah u efgdn eylesem leyl u nehar 
Bu sebebten akl u fikrim oldu cumle tar u mar 147 
Azigim yok, yazigim gok yolda tiirlu korku var, 
Yolum ahrsa n'ola ger div vu seytan bt-haber. 
inkiyadim 148 zerrece yokAzbiya curmumse gok 
Bana Hakk'tan ola imdad issi 149 vermez kara ak 
Dusmusum bir derde onun haddi payani yok 
Yol eri yolda gerektirir gag ve giplak ag u tok, 
Misnya gel dedi sana gunkii canan bt-haber. 



Miicib: icabet eden. Cevap veren. Sebeb kabul eden. istenileni kabul eden, 
duaya cevap veren (Allah Teala) 
Sail(E): (Sual. den) Dilenci. Fakir. Soran. isteyen. Akan, seyelan eden 

Haza: Bu. §u. 0. Gr: i§aret zamiri 

Tar ii mar: f. Dagimk, karmakan§ik, perijan 

inkiyad: Boyun egme. Muti olma. Teslim olma. itaat etme. imtisal 

lssi/isi/isi(t):Sahip 



66 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



52 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Kandedir cehl ile zulmet nefs-i su'banmdadir, 
Kandedir ilmiyle hikmet bil am canmdadir. 

Zulmet-i cehli birak sen iste nur-i hikmeti, 

Cennetin zevkin dilersen cumle irfanmdadir. 
Sureta bu harman-i alemde sen bir danesin, 
Ma'na yiizunde ne kirn var cumle harmanmdadir. 

Zahira ahkam-i eflakin veil mahkumusun, 

Batma ay gun felekler cumle fermanmdadir. 
Al ele gevkan-i zikri hem siivar ol nefsine, 
Kapa gor tevhid topunu gunku meydamndadir. 

Saykal ur mir'at-i kalbe tasraya bakmagi ko, 

Sen sana bak cumle diem halki divanmdadir. 
Bil ki vech-i Hakk'a mir'attir ozun bir hos gozet, 
Men aref simndaki ma' den senin kamndadir. 

"KuntQ kenzen" remzini buldunsa sen Misriya, 

"Kiille yevmin hu" yu anla kim senin samndadir. 



Kandedir cehl He zulmet nefs-i su'banmdadir, 
Kandedir ilmiyle hikmet bil am canmdadir. 

Her nerede cehalet ile karanhk buytik yilan nefsindedir, 
Her nerede ilmiyle hikmet bil onu canindadir. 

Nefsin yilan ile anilmasi nefsi kuguklemek igin degil ondaki kuvveti beyan 
igindir. Nefsin kudretinin anlasilmasi igin bu sekilde ifade edilmistir. 

[Yilanin dinler tarihindeki rolu ise oldukga farkh mahiyettedir. Nitekim 
olumsuzluklann kaynagi yilan, Cennet'in ortasindaki bilgi yuklu agagtaki 
meyvelerin yenmesi yasak edilmesine ragmen, Hawa'yi kandirmis; Havva 
da Adem aleyhisselami, "bunda kotii bir sey olmadigma inandirarak ya- 
sak meyveleri yemislerdir. 

Misir Krah Firavunu Allah Teala'dan baska tann olmadigma inandirmak 
istediginde, onu "sihirbaz olarak nitelendirip, ulkenin en unlu sihirbazla- 
riyla yansmasi" istenir. Beklenen gun geldiginde Hz. Musa aleyhisselamin, 
asasi, yilan kihgina girerek butun hileleri yutar. Taberi'nin rivayet ettigi bir 
hadise gore de, Hz. Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellem cinleri uge ayinr ve 
bir kismini yilan olarak nitelendirir. Aynca Hz. Osman radiyallahu anhin ve 
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin kihgla rinin kabzasinin yilan 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 67 



seklinde oldugu bilinmektedir. Hz. Cafer'i Haydar'in kihcinda da gorulen 
bu "yilanh bas" motifi, Hz. Muhammed'in kullanmasi sebebiyle sunnet 
sayilmistir. 

islam dunyasinda dervislerin ellerinde bir "mucize simgesi" haline 
gelmistir. Yilan Orta Asya Turkleri tarafindan saadet sembolii olarak te- 
lakki edilmis; "On iki hayvanh Turk Takvimi"nde de yerini almistir. ^in, 
Uygur Turklerinin kainata has goruslerini izah eden ve Selcuklularda da 
rastlanan yilan motifinin cesitli yapilanmizdaki varhgi ise, herkesce bilin- 
mektedir. Yurdumuzdaki yilanh magara ve yilan li kuyulann varhgi yanin- 
da, ustune soylenen atasozu ve deyimlerin bolluguyla da goze carpan "yi- 
lan", halk hekimliginde pek 50k hastahgin tedavisinde halen kullanilmak- 
tadir. 

"Yilan" ile ilgili bilgilerin, ilkel ve eski kulturlerden gunumuze kadar geli- 
si ise insan zihniyetini, ona bagh olarak da totemistik 150 ve animistik 151 
donemlerden Hz. Musa, Davut ve isa (aleyhimusselam) rasullerle islamiyet'in, 
yani bugune dogru uzanan cizginin tekamulunij gostermesi bakimindan, 
buytik bir onemi haizdir.] 152 



Zulmet-i cehli birak sen iste nur-i hikmeti, 
Cennetin zevkin dilersen cumle irfanmdadir. 

Cehaletin karanhgini biraksen iste hikmetin nurunu, 
Cennet zevkini dilersen cumle irfanmdadir 

Sureta bu harman-i alemde sen bir danesin, 
Ma'na yuzunde ne kirn var cumle harmanmdadir. 

Sureta bu alem harmaninda sen birtanesin, 
Ma'na yuzunde ne kim var hepsi harmanmdadir. 



Totem: Bireyin ya da bir grubun eski gaglarda boy gostermeye basjadigi kendini 
koruduguna inanilan; mistik, buyusel duygularla bagh bulundugu hayvan, e§ya, 
herhangi bir madde ve gorulmeyene duyulan inang. 

Animizm: Psikolojik olaylarda oldugu gibi hayatla ilgili olaylan da du§unen bir 
ruhun yonettigine inanan sistem (Stahl doktrini).Stahl'm animizmi hem mekanizme 
hem de vitalizme kar§idir; mekanizm,hayat olaylanni yalniz fizik-kimya olgulanndan 
ibaret sayar;vitalizm ise hayat olaylanni yan maddi yan manevi olan,hem fizik-kimya 
olaylanndan hem d e du§unen ruhtan ayn bir hayat ilkesiyle aciklar.5uur ve bitkisel 
hayat gibi iki ayn ilkeyi varsayan vitalistlerin cifte dinamizminin (duodinamizm) 
aksine animistler hem hayatla ilgili olaylan hem de psikolojik olaylan tek bir sebe- 
be,du§unen veya "akilli" bir ruha baglarlar.(Can//c////r) 

KOSE, Nerin; Seyfiilmuliik Hikayeleri Ve focuksuzluk; turkoloji.cu.edu.tr 



68 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



IbniJ'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz insan ve insan-alem benzerli- 



gi hususundaki goru§lerini diger bircok eserinin yani sira ozellikle Et- 
Tedbfrdtu'l-ildhiyye fi Isldhi Memleketi'l-lnsdniyye de etrafhca ortaya ko- 
yar ve "alem-i ekber" diye isimlendirdigi kainatta, diger bir ifadeyle 
"makrokozmoz"da bulunan butun unsur ve ozelliklerin "alem-i 
insanT"de, yani "mikrokozmoz"da bulundugunu soyler. 153 

ibn'ul Arab! Tedbfrdt'da insan-alem benzerligi hususundaki goruslerini 
etrafhca ortaya koyarken alemde surekli gelisen seylere karsihk insandaki 
kil ve tirnagi, tuzlu, tath, aci ve kokmus suya mukabil insanin gozlerinde 
tuzlu, burun deliklerinde kokmus, kulaklannda aci ve agzinda ise tath su 
vardir, demektedir. 154 

Yine, Tedbfrat'da ruh ve nefs ile gunes ve ay arasmdaki sifat benzerligi 
ve tekabuliyeti hususunda soyledikleri kayda degerdir: 

"Meseld; gunese ve aya bakarsm, "gunes"i insanin "ruh"una, "av" i da 
"nefs" ine benzetirsin. £unku nefsin hem mukemmellik ve hem de eksiklik 
yonu vardir. Mukemmelligi akil ve ilim, eksikligi ise cehalet ve sehvet ile- 
dir. Ruh ise m Like mm el ve surekli aydmliktir. Ay ise aslmda surekli gunese 
mukabil olup ondan surekli aydmlanir. Fakat yeryuzu ikisi arasma girme- 
sinden dolayi aym aydmligmi eksiltir. Ay tutulmasi esnasmda ise bu ek- 
silme hat safhaya ulasmistir. £unku yeryuzu dlemlerin en asagisidir." 135 

Goruldugu gibi burada insan ile kainat arasinda oldukca ince bir ben- 
zetme yapilmistir. Bu benzetmede Ruh, mukemmelligine ve surekli ay- 
dinhgina isaret etmek icin gunese benzetilmis, nefs ise aydinhk ve mu- 
kemmelligin yam sira eksikligi ve karanhgi da kendisinde banndirdigi icin 
aya benzetilmis. Eger nefs, surekli aydinhk olan ruha yonelirse onun isi- 
gindan istifadeyle mukemmellik derecesine ulasir. Eger karanhk olan 
maddT aleme, maddT haz ve lezzetlere yonelirse eksik olan yonu ortaya 
cikar ve kemalini gerceklestiremez. 156 

Alem ile insan arasmdaki benzerligi ifade eden bu sekildeki bircok ifa- 
desi ile birlikte ibnu'l-ArabT, bu benzerlik ve tekabuliyetin her yonden bir 
ayniyet olmadigini Futuhat'da vurgular ve insanin kusatici olan bu yonu- 
nu, bunyesinde her bir mahlukattan bir veche banndirmasiyla aciklar. Soz 
gelimi insanda semadan, arzdan, argdan ya da anasir-i erbaa'dan bir 
yon vardir. Bir yonden semaya, bir yonden yere, bir yonden ates, hava, 
su ya da topraga benzer. Yoksa bu kusatici yonune binaen insan; 



153 (CAKMAKUOGLU, 7 -2006) 



Ibnu'l-ArabT, Tedbirat , s. 108 ve devami, aynca bkz., s. 123 ve devami, s. 132, 
138, 178, 185-189, 194, 210-213. (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 203 
155 ibnu'l-ArabT, Tedbirat, s. 110, 111. 
155 (CAKMAKUOGLU, 7 -2006) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 69 



semadir, arzdir vs. denilemez. ZTra nihaT tahlilde o da mahlukat cinsin- 
dendir. 157 

Ashnda insan ile alem arasinda gorulen bu paralellik §eyhu'l-Ekber'in 
"viicud" ve "vahdet" tasavvuruna dayanmaktadir. 

VikQd, asil ve mahiyet Ttibanyla tek olup makam ve mertebe Ttibanyla 
farkh gorunumlere sahip oldugu igin, alemin farkh her bir mertebesi ara- 
sindaki hakikatteki teklik ve buna bagh olan benzerlik ve paralellik; insan, 
hayvan ya da butunuyle kainata ait sifatlann bir biri yerine kullanilmasina 
imkan saglar. 15S 

Muhyiddin ibn'ul Arabi kaddese'llahu sirrahu'l-aziz insan-alem ben- 
zerligi hususundaki Et-Tedb?ratu'l-ilahiyye filslahi Memleketi'l-insaniyye 
deki goruslerin sematik gozumu su sekildedir. 



157 ibnu'l-ArabT, Futuhat (tahk.), c. Ill, s. 328. 

158 (CAKMAKUOGLU, 7 -2006) 



70 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Hiikumdar/Sultan 
Halife/Ruh/imam-i Mubin 



Ulke 

Beden/Cisim: Devlet ricali ve vatandaslarm meskeni 



Saray 

Kalp/Ars: Halifenin Makami 



Da n 1 5 m a n/ Ko nt ro 1 6 r/Den etl ey i ci/ M ijf ett i 5 
Dimag: Beyin: Ulkenin yuksek, yiice bir mekamnda (bas) iskan eden 
denetleylcl. HukUmdarm, bu yuce mekindakl mUlkune nazar ettigl 
pencereler, kapilar: Kulak, goz, burun, agiz.Ut; ayri hazinesi vardir. 



1. Hazine 

Hayal Bu yuce makamin 

on kisminda Valiler / 

duyumlardan gelen 

gelirler (duyumlarin 

suretleri) bu hazinede 

toplamr. 



2. Hazine 

TikirOrtasinda 

TahayyiJlat bu hazinede 

toplamr. Tahayyiilatin 

sahihini fasidinden ayirir 



3. Hazine 
Hafiza Arka kisminda 
VezTr/aklin meskeni 



Halifenin Hiir Esi 
insanT nefis/nefs-i natika. 



Komutan/Emir/Halifenin ejine ajik olan kudretli diijman 

Heva/Arzu ve istekler 

Kuwetliveziri/danismani, bircok askeri vetechizati oldugu icin halife ile 

tartijip ona muhalefet edebiliyor. 

Veziri: §ehvet 



Savaj 
Hukijmdarin veziri/akil ile heva arasindaki amansiz mucadele. 



Bu §ema ile alem ve insanda bulunan hayat mucadelesi ve benzerlik 
ile "viicud" ve "vahdet" g6ru§u tekrar agiklanmi? olmaktadir. i§te ibnu'l- 
ArabT'nin bu §ekilde tasvir ettigi insan ulkesinde surekli bir sava§ vuku 
bulmaktadir. 

§emada anlatilmak istenen manaya gore bu ulkenin kudretli 
hukumdannin kar§isinda ona muhalefet edebilme gucune sahip bir du§- 
man vardir. Dahasi bu du§man hukumdarm e§ine a§iktir ve butun gucuy- 
le halifenin bu degerli e§ine meyletmekte, onun gonlunu almak igin turlu 
ttirlu hTlelere ba5vurmakta ve ona en degerli hazTnelerini sunmaktadir. 
Hukumdar bundan habersiz olmakla birlikte veziri/ akil bu durumun far- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 71 



kmdadir. Akil belki halifenin haberi olmadan bu kuvvetli komutan/heva 
isteklerinden vazgecer diye durumu hukumdardan gizler ve durumu ken- 
di idare etmeye cahsir. Bu durumda ulkenin yonetimi vezTr/akhn elinde- 
dir. Hukumdann degerli esi/insanT nefis ise iki amansiz gikun, akil ile 
hevanin otoritesi altinda kalmistir. Her iki otorite de ona surekli seslen- 
mektedir. Bu sebeple o, ayette (isra, 20) ifade edildigi uzere, hem 
fucurun hem de takvanm mahallidir. §ehvetin de etkisiyle hevaya cevap 
verirse ashndan uzaklasir, degisir (tagyfr), fucur hasil olur ve kotulugu 
emreden (emare) nefis diye isimlendirilir. VezTr/akla cevap vererek kud- 
retli esine yonelirse temizlik, safhk, takva hasil olur ve huzura ermis 
(mutmainne) nefis diye isimlendirilir. 159 

Bu pasajlann devaminda ibn'ul Arab!, hukumdann ulkesinin boylesi bir 
dusmanla karsi karsiya olup cetTn bir savasa maruz kalmasini ve bundan 
kendisinin habersiz olusunun sebebini aciklar: Kemal uzere yaratilan hu- 
kumdann acziyetini idrak etmesi ve mutlak guc ve kuvvet sahibi Rabbi karsi- 
sindaki fakirlik ve zilletinin farkina varmasi, bir ulkeye sultan olmakla birlikte 
kullugunu/koleligini ikrar etmesi. Ruh/sultan gaginr kendi esi/nefis ona 
icabet etmez. iste bu acziyet uzere ruh kullugunu ikrar ederek Rabbine 
munacaatta bulunur. ZTra surekli nTmet, ihsan, kolayhk ve hayirlar icerisinde 
omur suren kendi mertebesinin ve acziyetinin farkina varamaz.. Ancak zor- 
lukla imtihan edilirse kendi mertebesini ve kendisine sonsuz ihsanda bulu- 
nan Efendisinin kadrini bilir. 160 

Zahira ahkam-i eflakin veil mahkumusun, 
Batma ay gun felekler cumle fermanmdadir. 

Veli zahirde yildizlann hukmunde mahkumsun, 
Batinda ay ve gun felekler hepsi fermanmdadir. 

Al ele cevkan-i 161 zikri hem siivar ol nefsine, 
Kapa qor tevhid topunu gunku meydanmdadir. 

Ele al zikir degnegini hemde nefsine bin, 

Tevhid topunu tutmaya bak, cunku meydanmdadir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kiigiik cihattan buyuk cihada donmu§ bulunuyoruz" soziine kar§ihk 



159 ibnu'l-Arabi, Tedbirat, s 134, 135. (gAKMAKUOGLU, 7 -2006) 

160 ibnu'l-Arabi, Tedbirat, s. 135, 136. (CAKMAKLIOGLU, 7 -2006) 

Qevgan: f. Cirit oyunlannda atlilann birbirlerine attiklan degnek. * Baston, ucu 
egri degnek. 



72 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



biiyiik cihadm ne oldugu sorulunca; Dikkat edin o, nefis mucadelesidir" 
buyurdu. 162 

Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz de buyurdu ki; 

Onun yuzunden bu guzel dunya sana dar geliyor. Onun yuzunden Allah 
Teala He de savasiyorsun, halkla da. Nefsini oldurursen oziir serdetmeden 
kurtulursun, ulkede higbir dusmanm olmaz 163 

Saykal ur mir'at-i kalbe tasraya bakmagi ko. 
Sen sana bak cumle alem halki divamndadir. 

Cila aletini kalb aynasini disanya bakmagi birak, 
Sen sana bak butun alem halki divamndadir. 

"Benlikten gegersen yuzlerce rahmet gorursun. Kendine gelince de bin- 
lerce zahmet gekersin. Hep Firavun gibi sakalmi tarayip durma. Bir sey 
taramak istiyorsan biyigma yarasacak bir tarak bulmaya bak." 154 

Bil ki vech-i Hakk'a mir'attir oziin bir ho$ gozet, 
Men aref sirrmdaki ma' den senin kanmdadir. 

Hos gozet ve bil ki ozun Hakk yuzune aynadir, 

Men aref sirrmdaki ma'den senin igindeki ocaktadir. 

AYNA 

Farsga bir kelime olan ayTne, karsisindaki sekli ve renkleri aksettiren 
madenT levha veya arkasi sirh duz cam olan suslenme esyasinin adidir. 
Arapcasi mir'at, Turkcesi ayna ve gozgudur. AyTne ve diger karsihklan, 
mecazen, bir nesneyi veya bir hali aksettiren ve goz onunde canlandiran 
sey, kavram ve hal manasina da kullanilmistir. 

Tasavvuf siirinde, tecellT, varhk, gibi tasavvuft kavramlar, dervisin ha- 
let-i ruhiyesi, hayal, heyecan, hayret gibi duygulan, yani soyut kavramlar 
olan hal ve durumlar, somut unsurlarla birlestirilmis; soyut kavramlar 
somut esyalar ile bicimlendirilerek zihinde canlandinlmistir. Boylece ayna 
da bazi kavram ve unsurlann sembolu olmustur. Sadece siirde degil, ta- 
savvufun nazariyatinda da vahdet-i vucud, esyanin ve insanin mahiyeti, 
yaratihs ve tecellT gibi kavramlar izah edilirken ayna sembolu kullanilmis- 
tir. 



SuyutT. Cami'us-SagTr. 11/253: Ibn. Hacer. ibn. Aliyenin sozu olarak rivayet eder- 
ken. Irak? ve BeyhakT zayif bir senedle Cabirden rivayet etmi§lerdir.; bkz. AclunT. 
1/424. 425 

163 Mesnevi, C. II. b. 784-785. 

154 Mevlana Rubailer, Qev. Nuri Gengosman, M.E.B. Yay., Istanbul. 1974, C. II, s. 306. 
R. 1477. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 73 



"Mistisizmin ozunu ifade etmeye en uygunu ve aym zamanda teme- 
linde irfdnf (gnostik) veya akl? ozellige sahip olani ayna simgesidir. Ayna 
manevi tefekkurun en dolaysiz simgesidir; gunku oznenin ve nesnenin bir- 
ligini f ems/7 eder." 

TasawufT siirde ayna "tecell?-gah"tir. Sevgilinin gorundugu, kendini 
gosterdigi yerdir. Turn alem, alemdeki esyanin, yaratilmisin her biri, in- 
san, insan-i kamil, mumin, insanin gonlu, kalbi Allah Teala'nin mazhandir; 
gorundugu yerdir; yani aynadir. Ayna butun bunlann benzetilenidir; 
semboludur. 

"Anlam goklugu bir simgenin ozundedir ve akilci (rasyonel) tanimla- 
malardan ustun oldugu yon budur. £unku akilci tanimlama bir kavrami 
akilci baglantilanna gore duzenlerken aym zamanda onu belli bir duzeyle 
sinirlarken, simge nitelik ve agikhgindan zerre kadar kaybetmeden "yuka- 
nya (ust duzeylere) agik" kahr. Hepsinden ote, simge akil otesi gergeklik- 
lerin anahtandir." 165 

"Ayna simgeciliginin bu kadar agiklayici olmasinin nedeni, aynanin bir 
anlamda simgenin simgesi olmasidir. Ashnda simgecilik en iyi, salt kav- 
ramsal terimlerle tamamiyla ifade edilemeyen fikirlerin veya prototiple- 
rin gorunen yansimasi olarak tanimlanabilir." Tasavvuf inanisinda, alem 
tecellT ile meydana gelmistir. Mutlak ve gergek guzellige, iyilige, kudrete, 
ululuga sahip olan Allah Teala kendini gormek ve gostermek istemis, bu 
ask-i zatt ile cihani yaratmistir. insan nasil kendini gormek ifin aynaya 
bakarsa, Allah Teala da kendi giizelligini gormek ve gostermek ifin, ay- 
na durumunda, alemi meydana getirmistir. 

Alem, Allah Teala'nin kendini gosterdigi aynadir. Oyle bir ayna ki igin- 
de alem var, her sey var, ama bu varhk yokluktan ibaret, sadece bir go- 
runtu; gergek gibi gorunuyor, fakat gergekligi yok. Allah Teala'dan baska 
mevcut yoktur. Tek ve gergek varhk Allah'tir. Kainatta gordugumuz ve var 
zannettigimiz esyanin, aynadaki goruntunun bir cisminin bulunmamasi 
gibi, gergek ve kendine mahsus bir varhgi yoktur; Allah Teala'nin birer se- 
kilde goruntusunden ibarettir. Allah Teala alemde isim ve sifatlanyla 
tecellT etmistir. isim ve sifatlanni alemde belirtmis, gostermistir. Vahdet 
(birlik), kesret (gokluk) halinde belirmistir. Allah Teala'nin isim ve sifatla- 
nyla onlann zitlan alem aynasinda birlikte gorunurler. Her sey ziddiyla 
belli olur. firkin olmadan guzel; yokluk olmadan varhk; aghk hissi, yeme 
ihtiyaci olmadan nzk vericilik; affedilecek gunahkar olmadan rahm edici- 
lik; verilecek muhtaglar olmadan comertlik kavramlannin belirmesi 
mumkun degildir. Birincileri kesretin, ikincileri vahdetin sifatlandir. Vah- 



(Burckhard, Titus, 1997, Aklm Aynasi (Geleneksel Bilim ve Kutsal Uzerine Dene- 
meler), trc. Volkan Ersoy, insan Yay. istanbul. 127) 



74 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



det kesreti meydana getirir; kesret vahdeti gosterir, belli eder; karsihkh 
aynalardir, birbirini aksettirirler. Bu nesneler aleminin gokluk, zithk ve 
gelismeler seklinde belirmesi, vahdetin kavranmasi ve anlasilmasini sag- 
lamaktadir. Bu duruma Hz. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, Mesne- 
vi'de bir ayna temsiliyle ornek verir. 

Birisinin, Hz. Yusuf'u ziyarete giderken ona, hediye olarak ayna gotur- 
dugu ve "Sen in guzelligine layik bir sey bulamadim; aynaya bakip kendi 
guzelligini gordukge beni de hatirlarsm" dedigi anlatildiktan sonra 
Mevlana sunlan soyluyor. 

"Varligm aynasi nedir? Yokluk. 

Varlik yoklukta gorulebilir; zenginler yoksula comertlikte bulunabilir- 
ler. Bir yerde yokluk, noksan var mi, orasi, butun sanatlarm hunerlerin 
aynasidir. 

Elbise bigilmis dikilmis olursa terzinin humeri nasil gorunur? 

Marangoz agaglan yontup birle§tirmeli ki bir i§ yapmi§ olsun. Bakirin 
horlugu, bayagiligi meydanda olmazsa kimya nasil gorunur? 

Noksanlar olgunlugun aynasidir; o horluk ustunlugun, ululugun ayna- 
sidir. Gergekten de ziddi meydana gikaran onun ziddi olan seydir. Kendi 
noksanmi goren olgunlasmaya on atla kosar." 166 

Mesnevi'de, temiz, saf, parlak aynanin gergegi aksettirdigine, her §eyi, 
guzeli-girkini, iyiyi-kotuyu, noksani-olgunu, oldugu gibi gosterdigine dair 
ba§ka hikayeler de vardir. Bunlardan ikisi §6yledir. 

"Giizeli girkinlestirebilir miyim ? 

Rab degilim ya; girkine de bir aynayim ben, giizele de. Hintli, bu, 
adami kara yuzlu gosteriyor diye dertlere dustu de aynayi kirdi. Ayna 
dedi ki: Sug benim degil, benim yuzumu cilalayana kabahat but." 167 

"DUste girkin seyler goriiyor, onlardan urkiip kagiyordun; oysa ki 
gorduklerin senin halindi, senin yaptiklarmdi. 

Hani kendi yuzunii aynada girkin gorup aynaya tiikuren zenci gibi. 
Sen demisti, ne de girkinmissin, layigm budur ancak. 

Ayna da, a kbr asagihk kisi demisti, bende gordugun girkinlik senin 
girkinligin. 

Sen kendi girkin yuzunii kirletmektesin; bu pislik bana bulasmaz; 
gunku apaydmim ben" 168 

Her tarafi aynadan yapilmi? bir eve benzeyen bu alemde misafir, yani 



(Golpinarh, Abdulbaki, 1989, Mesnevi ve §erhi, Kultur Bakanhgi Yay. Anka- 
ra.,c.l:533-535) 

167 



(Golpinarh, Abdulbaki, 1989, Mesnevi ve $erhi, Kultur Bakanhgi Yay. Ankara. ,c. II: 



386) 

168 (G 

551) 



(Golpinarh, Abdulbaki, 1989, Mesnevi ve Serhi, Kultur Bakanhgi Yay. Ankara., c.l: 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 75 



bu aynada gegici bir goruntu olan insan, hangi yone baksa sevgilinin, Al- 
lah'm tecellTlerini gorecektir. Sevgilinin guzelligini butun yonleriyle gor- 
menin zevki kisiyi hayrete dusurur; ondan baska bir sey goremez ve ko- 
nusamaz. 

Tasawuffsiirde ayna "tecell?-gah" dir. 

Allah Teala'nin delili oldugu du§unijlen her sey, ayna semboluyle 
gosterilmistir. Allah Teala'nin gorundugu yerler: 

a) Alem, halk, Allah Teala'nin tecelltsiyle meydana gelmis; Allah Tea- 
la, alemde isim ve sifatlanyla kendini gostermistir. O kendi isim ve sifatla- 
nnin bilinmesi icpin zitlanni da halk etmis; teklik, gokluk halinde belirmis- 
tir. Cokluk birligi, yokluk varhgi isaret eder. 

b) Allah Teala'nin gorundugu, kendini gosterdigi bir ayna da "insan ve 
insan-i kamil"dir. insan Allah Teala'nin halifesidir. Allah Teala, zat, sifat ve 
fiilleriyle en mukemmel sekliyle insanda tecelli etmistir. Dolayisiyla insan 
Allah Teala'yi gosteren en mukemmel aynadir. "Allah ademi kendi sure- 
tinde yaratti" hadisi de bunu anlatir. Alemde bulunan her seyin insanda 
bir ornegi vardir. Allah Teala kendisinde bulunan butun isimlerden bir 
pay da insana vermistir. O, isimlerini insanda gostererek insan vasitasiyla 
alemde gorunmustur. Yani toptan alem, Allah Teala'nin isim ve sifatlan- 
nin tumu oldugu gibi, insan da kainatin bir kuguk nushasi olarak Allah'in 
butun isim ve sifatlannin yekunudur. insan alem-i ekberdir; alemin ozu 
ve alemlerin goz bebegidir. insan ezelde, alem-i ervahta Allah Teala ile 
bir ve beraber iken, bedeni yaratildiginda vahdetten aynhp, kesrete 
dusmustur. Yeniden ask ile vecd ile bedeninden, kesretten kurtulup vah- 
dete erebilir. 

Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz en ust derecede in- 
san-i kamildir. Hz. Adem aleyhisselamdan baslayarak butun nebiler de 
insan-i kamildirler. 

c) Ayna semboluyle ifade edilen bir kavram da mumindir. Mumin so- 
zuyle inanan insan ve insan-i kamil kastedilir. Ayni zamanda mumin, Allah 
Teala'nin ismidir de. "Mu'min mu'minin aynasidir" 159 hadisi tasavvufi 
dusunceye uyarlanmis ve Yann ayTnesi dildir dilin ayTnesi yar misrainda 
gonul ile Allah Teala'nin mukabil ayna olduklan hayaline ulasilmis; boyle- 
ce ayna Allah Teala'nin sembolu olmustur. 

Mursit aynadir. Bu aynadan muritlerinin gonlune nur yansir. Muri- 
din gonlij aynadir; o ayna da mursitten gelen feyzi goruntu gibi ifine 



Taberani ve Bezzar Enes'ten: Ebu Davud da Ebu Hureyreden nakletmisjerdir. Ebu 
Davud, Edeb (35), 57, hd. no: 4918. Hadisin diger rivayetleri i?in bak: Tirmizi, 
Birr: 18. Camiu-s SagTr, 4, 338. Durer, 155. ibn-i Miibarek Hasan-i Basri'nin sozu 
oldugunu soyler; bkz. Acluni. 11/294 



76 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



ahr. Mumin muminin mursidi olarak da dusunulmustur. Muminlerin 
gonulleri karsihkh aynadir; birbirlerine ir§at, feyiz ve ilahT sir aksettirirler. 

d) Allah'm gorundugu en genis ayna gonuldur. Gonul Allah Teala'nm 
evidir. Allah Teala muminin, insan-i kamilin gonlunde tecellT eder. Boyle 
bir gonul butun alemleri kapsayan bir agikhga sahiptir. 

Gonul insandir yahut insan gonuldur. insan, insan-i kamil, mumin, go- 
nul birbiriyle cok ilgili, zaman zaman biri digerinin yerine gecen kavram- 
lardir. 

TasavvufT hayatin merkezi kalptir. ic duyulara bagh butun faaliyetler 
gonulde meydana gelir. Gonul, tasavvuft bilginin, marifet ve irfanin kay- 
nagi; kesif ve ilhamin meydana geldigi yerdir. Kalp tecellT aynasidir. Allah 
Teala isim ve sifatlanyla gonulde tecellT eder. Alemlere sigmayan Allah 
Teala, insanin gonlune sigmistir. Boyle olunca da insanin gonlu alemlere 
sigmaz. Gonul ask ile ask istirabi ile saflastinlan bir aynadir. Allah Teala 
bu aynada tecellT ederse, gayb aleminin, Cebrail'in dahi bilmedigi sirlan 
gonulde belirir. 17 ° 

"Ktintij kenzen" remzini buldunsa sen Misriya, 
"Kulle yevmin hu" yu anla kirn senin sanmdgdir. 

MisrTsen, "Kuntu kenzen" remzini buldunsa 
"Kulle yevmin hu" yu anla kim senin sanindadir. 

Zaman konusu, felsefenin tartismah bircok konusuyla dogrudan ya da 
dolayh iliskili olmasi sebebiyle, filozoflann uzun ve derin tartismalanna 
neden olmustur. Bunun nedeni ise "zamanm var olup olmadigmm varlik 
doktriniyle, harekete bagh olup olmadigmm hareket teziyle, 'an'lardan 
meydana gelip gelmediginin atomculukla, ezeli olup olmadigmm yaratma 
doktriniyle ve kozmolojiyle gok siki iliski igerisinde olmasmdan kaynak- 
lanmaktadir." 171 

Sadrettin Konevi kaddese'llahu sirrahu'l-azTz Fatiha Tefsirinde diyor ki: 
"Gunlerin, devirlerin ash, merkezi ve ruhu Cenabi Hakk'm "O, her an 
baska bir sandadir." 172 Sozuyle isaret buyurdugu (An) gunudur. Bolu- 
nemeyen tek zamandan ibaret olan An'a itibar et. Cunku o, gercek varhk- 
tir, Rahmani nefestir, Ama-i gaybdir. Ondan baskasi, ister mazi ister istik- 
bal farz edilsin, yoktur. Varhgin An'i vardir. Bir tek an vardir. Mutlak Ama 



170 (GULER, 2004) 

171 (ULGER, 2007), s. 218; Hasan Akkanat, Kadi Siraceddin e\-Urmev? ve Metaliu'l- 
Envar -Tahkik, f^eviri, inceleme-Basilmamis doktora tezi- Ankara 2006 C. Ill, s.202- 
203 

Rahman, 29 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 77 



mertebesinden Rahmani nefese Mutlak An dogmustur. An sirnyla nefes, 
butun oluslara ve zamanlara yayilmistir. Devrin, tabii gokluk hukumleri 
vardir. An'dan dakikalar meydana gelir. An genisleyince gun adini aim. 
Gun genisleyince haftalar, aylar, seneler ve devirler dogar. halde An 
uzerine eklenen her sey zaiddir. Hakiki varhk, zamanin sari, kulli burdan 
ve mertebeleri hep Allah Teala'ya aid olan bu An'dan ibaret kahr ki "O, 
her an bir sandadir" ayetiyle buna isaret edilmistir. iste Kudsi Hadiste 
Zat'in isimlerinden olan Dehr'i meydana getiren zamanin hakikati budur; 

"Dehre (zamana) sovmeyiniz, (Unku dehrAllah'tir." 

"Ademoglu dehre sover. Halbuki ben dehr (in yaratamy)im. Gece ve 
gunduz benim elimdedir" 173 

Kamil, alim, fazil, muteehhir alimlerin hatemi, ariflerin feneri, seyhi- 
miz Fusus §erhinde soyle diyor: 

"Mutekellimlere gore zaman" kendisiyle baska bir muteceddidin 61- 
guldugu bir muteceddidden ibarettir. Yani "ne zaman" sorusunun ceva- 
binda bir olayi baska bir olayla kiyaslamaktir. Mukarenet (kiyaslamak), 
izafi bir seydir. Birbiriyle karsilastinlan iki muteceddidin (tazelenen ola- 
yin) bir durumuna baghdir. 

"Filozoflara gore zaman" Atlas Feleginin hareketinden ibarettir. Bize 
gore Atlas Felegi, Arstir. Demek ki filozoflara gore zaman, mevhum bir 
suredir. Bunu buyuk felegin hareketleri meydana getirir. Gunes, devrinin 
kemalinde bir alamettir. En yuksek kusatici felegin, bir devresi gundur. 

"Muhakkiklerden bazi seyhlere gore zaman" Allah Teala'nin isimle- 
rinden biri olan "An-i Daim" in gorunusunden ibarettir. Nitekim Hadiste: 
"Zamana sogmeyiniz, zaman (dehr) yiice Allah Teala'dir." denilmistir. 
§6yleki: 

[Zamanin varhgi yoktur, cunku gelecek henuz gelmemistir, gecmisin 
artik varhgi kalmamistir, simdiki zaman da ortahkta degildir. Oysa bizler 
zamandan sanki varmis gibi soz ederiz: Gelecekteki seylerin ileride ola- 
caklanni, gecmisteki seylerin eskiden var olduklanni, simdiki seylerin ise 
gecmekte olduklanni soyleriz. Gecmek bile bir hie degildir. Var olmama 
savina direnisi gecici olarak destekleyenin, dilin kullanimi oldugunu gor- 
mek de dikkate deger bir ozelliktir. Zamandan soz ediyoruz, hem de akla 
yatkin bir bidmde soz ediyoruz; bu da zamanin varhgi konusundaki bir 
sava temel olusturur: "Zamandan soz edince, onu anhyoruz kesinlikle; bir 
baskasinin ondan soz ettigini duyunca da yine anhyoruz" (Augustinus, 
iTiRAFLAR24,17 6 ). 

"Nedir ger^ekten zaman? Eger hif kimse bana sormazsa ne oldugunu 



173 Muslim. Elfaz. 5; ibn. Hanbel. 11/237.272 



78 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



biliyorum; ama bir soran olur da aciklamaya kalkarsam, bilmiyorum" 

(Augustinus, MRAFLAR 14, 17). Boylece ontolojik paradoks, dili yalnizca o 
kuskucu kanitla kar§i karsiya getirmekle kalmaz, dili de kendi kendisiyle 
karsit duruma sokar: "gecmis olmak", "birdenbire meydana gelmek", 
"olmak" gibi fiilerin olumlulugu, "... artik yok", "... henuz olmamis", "... 
hep ... degil" gibi belirteclerin olumsuzluguyla nasil bagdastinlabilir? De- 
mek ki sorunun sinirlan bellidir: "Eger gecmis artik yoksa, gelecek henuz 
olmamissa, simdi de hep simdi degilse, bu durumda zaman nasil var ola- 
bilir ki? 

Bu baslangic paradoksu ustunde distentio tema'sinin dogacagi ana pa- 
radoks yukselir. Olmayan bir sey nasil olgulebilir? Olcme paradoksu dog- 
rudan dogruya zamanin var olma ve var olmama paradoksu tarafindan 
uretilmistir. Burada da dil gorece olarak guvenilir bir rehberdir. Uzun za- 
man ve kisa zaman diyoruz, bir bicimde uzunlugu gozlemliyorve olgumler 
yapiyoruz (bkz. iTJRAFLAR 15, 19'da ruhun kendi kendine seslenisi: "Sana 
zamanin yavas ve agir ilerleyisini algilama ve olgme yetenegi verilmistir. 
Ne yanit vereceksin bana?"). Ustelik yalnizca gegmis ve gelecekle ilgili 
olarak uzun ya da kisa olduklanni soyleyebiliriz. Aporinin "cozum"unu 
one almak icin soyle diyebiliriz: insanlar gelecegin kisaldigini, gecmisin ise 
uzadigini dile getirirler. Ama dil, olcme isini dogrulamakla sinirlar kendini; 
nasil olduguna ise, yine yanit veremez; "nasil oluyor da...", "hangi sifatla" 
(sed quo pacto, 15, 18) diye sorar yalnizca.] 174 

Bu anlati ile zamanin Allah Teala ile aciklanmasi nedenine biraz isiktutul- 
du. 

Zamanin iki ucu hirer andir. 17S An ise iki zaman arasinda bilkuvve 176 
bulunur ve ancak vehimi tasavvurla idrak edilebilir. Zamani meydana ge- 
tiren hareket dairevidir. 

ibn-u I Arab! Allah Teala'nin mutlak zaman (Dehr) olarak isimlendirebi- 
lecegini, Ancak buradan bilinen zamanin dusunulemeyecegini de soyle- 
mektedir. 177 

Hz. AN kerrema'llahu veche bir duasinda: 

"Ya Dehre Daim: Ey Dehr-i Daim" demistir. An-i daim ilahi Hazretin 



174 (Paul RICCEUR, 2007), s. 33 

175 ibn-i Sina, isarat, s.149; 

176 Bilkuvve: daha fiiliyata gegmemij, kabiliyet ve potansiyel halinde; fiil mertebesi 
ne varmadan, niyet olarak. 

177 (KEKLiK, 1980)s.389 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 79 



(mertebenin) imdadi (yardimi, yayilmasi) dir. An'da ezel ebede girer ve 
tececdud eder. Bu an, zamanin ash, batini ve ruhudur. Zamanin butun 
anlan, dereceleri, dakikalan bu ruhun bedeni durumundadir. Nasil ruh 
bedenin butun uzuvlanna girerse, daimi, mucerred An da oyle butun za- 
manlara sirayet eder. Bu an, daima hali uzeredir. Ash degismez. Zamanla- 
nn, AN-i Daime nisbeti, Kullun, cuzlerine nisbeti gibidir. Soyutlugu cihe- 
tinden AN-i Daim, indiyyet mertebesine izafe edilir. Yani Ana inde denir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz "Rabbin indinde sabah 
ak§am yoktur" sozu gibi. Buradaki zaman AN-i Daim gunudur ki Cenabi 
Hakk'in su sozuyle buna isaret edilmistir: "O, her an ba§ka bir §andadir." 
Artik sen anla. Allah daha iyi bilir. 

Bil ki: Zamanin hakikati, kainattaki hakikatlerin en buyugudur. Buna 
ilahi filozofa HAKiKATLERiN HAKiKATi, her seyi icine alan ilahi, kulli heyu- 
la denilir. Bundan kainatta bulunan A'yan-i Sabite (ideler) nin 
kabilityelerine gore asirlar, devirler, tavirlar meydana gelir. Her alemin 
bir am, sani, gunu vardir. Sehadet (dunya) ehlinin kesif bir gunu vardir. 
Dar, sikisik bir mekani vardir. Ayni yerde iki cisim bir anda beraber bulu- 
namaz. Bir de latif bir zamani ve bunun latif bir mekani vardir. Orada iz- 
diham ve sikisikhk, darhk yoktur. Onun, kesif zamanin hukumlerinden 
tamamen ayn hukumleri vardir. O zamanda Tayy (bir anda bir yerden di- 
ger bir yere gitmek), Kabz (darhk), bast (acilmak, genislemek) vardir. Yani 
orada ayni anda butun zid seyler beraber bulunabilir. 

Bil ki: Zamanin mertebeleri oldugu gibi mekanin da mertebeleri var- 
dir. Bunlardan kimi kesif, kimi daha kesiftir. Kimi latif, kimi daha latifdir. 
Zamanin bir de berzahiyyet (ara) mertebesi vardir ki cinlerin ve seytanla- 
nn ve bazi ruhlann mertebesidir. Soyut (ruhlann), manalann ve tecellile- 
rin soyut bir gunu vardir. iste bu gun, §E'N'in mazhan olan AN'dir. Bir de 
mutehayyiz (yer kaplayan cisim) lere mahsus mukayyed gun vardir. De- 
mek zaman, soyutla soyut; mutehayyiz (yer kaplayan, murekkep) le 
mutehayyizdir. Soyut gun, ruhlara, mutehayyiz gun cisimlere mahsustur. 
Kime zamanin sirn acihrsa, Kur'an-i Kerim'in ruhu acilmis olur. Ve o zat, 
"Kulle yavmin Huvefi §en: O, her an ba§ka bir §andir." ayetinin sirnna 
erer. 

Ezeli ve zamani anlamakta filozoflann ayaklan kaymistir da bilgileri 
olmadigindan ve ser'i burhanlara eremediklerinden alemin kidemine 
(ezeliligine) hukmetmislerdir. Zamanin hakikatleri hakkmda daha fazla 
tafsilat almak istiyen, Seyh-i Ekber'in (Kitabu's-Se'n, Kitabu'l-Ezel ve 
Kitabu'd-Durrati'l-Bayza') sini okumahdir. Arifler katinda zaman ve mekan 
bilgisi, bilgilerin en yuksek ve parlaklanndandir. Zamanin ve mekanin sir- 
nna vakif olan kimseye Zat ve Sifat Tevhidinin sirn acihr. Bil ve bunu yasa, 
Allah Teala basanya ulastinci ve feyiz vericidir. 



80 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ben derim ki: §eyh-i Ekber kaddese'llahu sirrahu'l-aziz Futuhat-i 
Mekkiyye'sinde zamana ayn bir bap ayirmistir. Elli dokuzuncu bap, buna 
aittir. Orada mevcut, mukadder, mevhum zamanlar ve gunler hakkinda 
mutalaasini beyan etmistir. Diyor ki: 

"Gunler coktur. Kimi buyuk, kimi kucuktur. En kucugu Zemen-i Ferd 
(tek zaman) dm. Bu, "Kulle Yevmin Huve fi §e'n: O, her an ba§ka bir 
§e'ndedir." ayetinde ifade edilmistir. Zemen-i Ferd'e gun de denir. Cun- 
ku §E'N onda meydana gelir. Bu, zamanlann en kucugu ve en incesidir. 
Buyugunun bir sinin yoktur. Bunlardan kimi elli bin yil, kimi §e'n-e ve 
sonsuzluga varan bir senedir. KiJcuk gun ile buyuk gun arasinda araci 
gunler vardir ki bunlann basi orfen (insanlarca) bilinen gundur. Bu gunu 
saatler ayinr. Saatler, derecelere, dereceler dakikalara aynhr. Boylece 
sonsuza gider. Bu suretle zaman tek gorulur ki bunun ne onu ne sonu, ne 
ezeli, ne ebedi yoktur. Bu makami goren der ki: "Adem zamanindan bu 
zamana kadar gelenler, biz ve kiyamete kadar gelecek olanlar hepimiz bi- 
ziz. "Biz, sonrakiler ve oncekileriz. " Hatta bu Adem aleyhisselam zamani, 
bu Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem zamani demege de sasar. Cun- 
ku onceligin ve sonlugun kalktigini gorur. Zaman degijmez. Hepsi bir tek 
AN'dan ibarettir. Yine bu zat, §u velidir (dosttur), §u du§mandir, bu zehir- 
dir, §u panzehirdir, bu karanhktir, §u aydinhktir (nurdur) demege de §a- 
§ar. 

Butun mekanlar icin de durum aynidir. Hasih o makamda isimlerin ve 
sifatlann tekabulu yoktur. Cunku o, A'ma'dir. (Hakikatlerin hakikati) dir. 
Ne ustunde ne altinda heva yoktur. O, yer, gok yaratilmazdan once oyle 
idi, jimdi de oyledir. Daima da oyle olacaktir. Zamanin degi§mesiyle AN 
degi§mez. Mekanlann degi§mesiyle de MEKAN degijmez. 178 

Geometride, gercekte paralel gizgiler olmadigini biliyoruz. Cunku me- 
kanin kuresel egimi nedeniyle, her cizgi, bu cizgiyi sonsuza dogru uzatti- 
gimiz takdirde, bir daireye tamamlanir (Riemann Geometrisi). Boylece her 
duz cizgi gercekte bir daire yayinin kesitidir. Bu bilgiyi yukanda yer alan 
zaman eksenine oturtursak, gecmis ve gelecegin bir daire yaparak bulus- 
tugunu goruruz. Bunun anlami sudur: Bizler daima gecmisimize dogru ya- 
sanz, dolayisiyla gecmisimiz gelecegimiz tarafindan belirlenir. Bu model 
uzerinde nedensellik dusuncemizi kullanirsak, giriste tartisilan problem 
acikhk kazanacaktir: Nedensellik de ayni sekilde her noktada iki yone akar, 
tipki zamanin yaptigi gibi. Bu dusunce ahsilmadik gelebilir, ama "ba$langig 
noktamizdan devamh uzakla$tigimiz halde, diinya gevresinde ugarak tek- 
rar giki§ noktamiza ula§mamiz" gerceginden daha zor degildir. 179 



178 (ATE§, 1971) Elli dorduncu sofra 
179 (DAHLKE, 2002), s.74 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 81 



Gelecek Zaman 




Werner Heisenberg soyle diyor: "Qok kuguk zaman-mekan alanlannda 
oldugu gibi, temel pargaciklarm duzeninde da zaman ve mekdn garip bir 
bigimde kaybolur, dyle ki, daha once ve daha sonra kavramlan, cok ku- 
guk zaman dilimlerinde dogru olarak tanimlanamaz. Buyukluk arttigmda, 
zaman-mekdnm yapismda bir degisiklik olmamasi gerekir, ama gok kuguk 
zaman-mekan alanlannda yapilan deneyler, belli olaylarm, nedensel sira- 
lamalarmm aksine, zamanda tersine aktigmi gdsterebilir." 

Heisenberg, bir fizikci olarak, gozlemlerini agik ama dikkatli bir sekilde 
ifade ediyor. Oysa bu gozlemler, bu dunyadaki turn bilgeler tarafindan es- 
kiden beri ogretilen her dunya gorusune uymaktadir. Temel pargaciklann 
gozlemlenmesi, zaman ve mekanin sininnda bir alanda mumkun olabilir. 
Burasi "maddenin dogum yeridir". Heisenberg'in dedigi gibi, burada za- 
man ve mekan kaybolmaktadir. Ancak maddenin daha buyuk ve daha kaba 
yapilanna dogru girdikge, "daha once" ve "daha sonra", gittikge netlesir. 
Ters yone dogru gidersek, Zaman ve Mekan, Once ve Sonra arasindaki net 
aynm tamamen yok olur. iste bu asamada birlik ve farksizhgin hakim oldu- 
gu yere ulasmis oluruz. Burada ne zaman ne mekan kahr, burada 
"Sonsuz Burada" ve "$imdi" vardir. Bu, her seyi icine alan ve buna rag- 
men "Hiclik" o\an noktadir. 180 

"Kainatta gecmis ve gelecegin birlikte var oldugu hipotezini one sure- 
biliriz. iste bu nokta da, su sorular ortaya cikabilir: 

Gecmis ve gelecek birlikte varsa, simdiki zaman var midir? 



' (DAHLKE, 2002), s.77 



82 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Gegmi$ ve gelecek bir eksenin iki uclanysa, fimdiki zaman denilen 
§eyi nereye koymak gerektir? 

Acaba §imdiki zaman dedigimiz §ey, durmaksizm degi§en, tek tek 
anlardan mi olu§maktadir? 

Acaba biz insanlarm zaman gercegi; hep §imdi, §u anda ya§adigi- 
miz kisa kisa anlardan mi meydana gikiyor? 

Kuantum fizigine gore evet! Kuantum fizigi ile tanismadan once sor- 
dugumuz bu sorunun karsihgini, bu kuramda zaman kavrami yerine "an" 
kavrami kullanildigini gorerek ahyoruz! 

Kuantum Kuramina gore evrende sureksiz bir butunluk vardir ve her 
nesne diger her nesne ile aninda etkilesir. 

Demek ki ehl-i tasavvufun da israrla, simdinin uzerine dikkatlerimizi 
cekmek istemekle bize vermek istedikleri mesaj bu olmahdir! 

Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz: 

Yok, olanm yolu, ba§ka yoldur; cunkij akh ba$mda olmak da ba§ka 
bir giinahtir. Akh ba§mda olu§, gecmi$leri hatirlamaktan ileri gelir. 
Gecmi§in de Allah Teala'ya perdedir, gelecegin de. Her ikisini de ate§e 



vur. 181 



Demek ki bunca zamandir, gecmi? ve gelecek konusunda gereksiz ye- 
re zihnimizin oyunlan ile bo§una mi oyalanmi? olabiliriz! Omer Hayyam 
ise diyor ki: 

Gecmi§, gelecege; suyun suya benzedigi kadar benzer! 

(Hep ayni yollardan tekrar tekrar geciyor olmamiz, bu sebepten olma- 
sin?) 

'$imdiki an' icinde ya§ayan biz insanlar icin zaman, hem gecmi§ten 
hem de gelecekten etkilenen bir yapiya sahiptir. Sadece tek yonlu akan 
bir zaman kavrami, bizim icin sadece pratik onemi olan bir yaklasimdan 
ibarettir. Gercekte zaman, sureksiz anlardan olusmaktadir. Her an kendi 
icinde bir butundur ve bir an ile diger an arasinda surekli bir iliskinin bu- 
lunmasi zorunlu degildir. An adini verdigimiz zaman suresi son derece ki- 
sa, adeta sifira yakin olmakla birlikte tamamen sifir da degildir. Bu cok ki- 
sa sure Kuantum kuramindaki Planck sabiti ile orantih olup Planck zamani 
olarak tanimlanmistir. Turn evren bu Planck sureleri arasinda bir var ol- 
makta, bir yok olmaktadir." 182 



181 Mesnevi, c.l, b.2200 

182 (OZDER, 2006), s.153-155 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 83 



AN 



GECMI? ZAMAN 




GELECEK ZAMAN 



5IMDIKI ZAMAN 



INSAN 



Sadreddin KonevT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz soyle demektedir: "Ka- 
miller, tecelltsi tekrar etmeksizin Hakkm diledigi kullarma siirekli tecellt 
ettiginde ittifak etmislerdir. Hakk, ister bir kisiye, isterse de birden fazla 
kisiye tecellt etsin, tecelltsi tekrar etmez." ; "Kamil kesif, varhkta asla 
tekrar olmadigmi ifade etmistir." 183 

Hersey bir "Nokta"da top Ian mis, 

Zamanm devri, gunler, aylar ve yillar... 

Ezel He Ebed aynidir; 

isa'nm inisi He Adem'in yaratihsi aym anda olmustur. 18 * 



ki: 



Hulasa: NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz zaman konusunda buyuruyor 

HadTs-i kudsTde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin gizli haberle- 
rinden biri budur. Rasulullah'tan Hz. §ah-i Merdan ondan imam-i Caferi 
Sadik aleyhisselam, ondan imam-i AN Riza aleyhisselam, ondan imam 
Musa Kazim aleyhisselam nakl ederler ki Allah Teala buyurmustur: 
"Dehre (zamana) sovmeyiniz, cunku dehr Allah'tir." "Ademoglu dehre 
sover. Halbuki ben dehr (in yaratamyjim. Gece ve giinduz benim elim- 



(DEMiRLi, 2003), s. 254 

(Seyh Mahmud Sebustert), b. 154-155 



84 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



dedir" 185 

Ey benim azizim! Boyle olunca mademki Hakka fena yoktur, zamana 
dahi fena yoktur. Zira zamanin fani olmasindan Hakk'in fani olmasi icap 
edecegi manasi gikar. (Burasin iyi anla) f^unku burasi ayaklann kayacagi 
birnoktadir. 185 



TAHMIS-IAZBI 

Sure-i seb-ul mesan? 187 vechinin sanmdadir 
Her ne var a I? ve esfel sirri iz'dnmdadir 
Suret-i mahser gorursijn cumle seyranmdadir 
Kandedir cehl He zulmet nefs-i su'bamndadir, 
Kandedir ilmiyle hikmet bil am camndadir. 
Bir bilir asik olan can rahati He zilleti 
Her isin bite ozunden kutba etme minneti 
Dersini gel Hakk'tan ogren at bu zahir hucceti 
Zulmet-i cehli birak sen iste nur-i hikmeti, 
Cennetin zevkin dilersen cumle irfamndadir. 
Yar He yardir ozun sen ben dedin beyana sen 
Qun sarabi sirri ictin askla mestane sen 
Mazhari Nur-i Huda'sm semine pervane sen 
Sureta bu harman-i alemde sen bir danesin, 
Ma'na yiizunde ne kim var cumle harmamndadir. 

Olmedinse olmadm sen rahmetin mahrumusun 
Alleme'l esma-i ogren faninin kamusun 
Kabri tende cunku oldun rahmetin mahrumusun 
Zahira ahkam-i eflakin veli mahkumusun, 
Batma ay gun felekler cumle fermanmdadir. 
Gel seriattan kusan tigm kibar 188 ol nefsine 
Her ne emreylese aksin He var ol nefsine 
Qar anasir kalasmda hem karar ol nefsine 
Al ele cevkan-i zikri hem suvar ol nefsine, 
Kapa gor tevhid topunu cunku meydanmdadir. 



185 Muslim. Elfaz. 5; l'bn. Hanbel. 11/237.272 
185 (NiyazT-i Misrt, 2003), s. 28 
Fatiha Suresi 



Kibar: (ara.) ka. 1. duygu, davranis ve hareket bakimindan ince, zarif, nazik, gele- 
bi. 2. buyuk comert, asil, zengin. 3. sik, segkin. 4. buyukler, ulular. 5. kibirli. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 85 



Sen siva deryasma ceyhun 189 gibi akmayi ko 
Kimseyi kimseden alip kimseye gikmayi ko 
Kendi ozun idrake gel sen hem Hi yikmayi ko 
Saykal ur mir'at-i kalbe tasraya bakmagi ko, 
Sen sana bak cumle alem halki divamndadir. 
Seyhin izin birakma Hakk izin bir hos gozet 
Dilberi gormek dilersen yuzun bir hos gozet 
Soylme halt 190 kelami her sozun bir hos gozet 
Bit ki vech-i Hakk'a mir'attir ozun bir hos gozet, 
Men aref simndaki ma' den senin kanmdadir. 

Qun sana "nahnu kasemna" 191 remzi oldu rehnuma 192 

Dilberin cevri hakikat ehline ayn-i vefa 

Arifisen sirrmi nadan verme AzbVya 

"Kiintu kenzen" remzini buldunsa sen Misriya, 

"Kiille yevmin hu" yu anla kirn senin sanmdadir. 



189 



Ceyhun: (tur.) er. 1. orta asya'da Amu-derya'ya arap ve farshlann vermi§ oldugu 
ad. 2. Tevrat'a gore cennetin 4 nehrinden biri. 

Halt:l. Bir §eyi ba§ka bir §eyle kanjtirma. 2 . Teklifsiz konu§mada Uygunsuz 
soz soyleme, uygunsuz is yapma. 3. teklifsiz konusmada Uygun olmayan, begenil- 
meyen sey: Atasozii, deyim ve birlesik fiiller: halt etmek; halt kanstirmak: halt 

yemek 

, , , , j i , . 

-a s° * > ' '• 

ji^*«j»a u*a w»s- ti\jj c!U«^-jj uj^e— u U<?m j>^,(t<) j>JOi>j3 "Rabbinin rahmetini onlar 

mi taksim edip paylastmyorlar? Dunya hayatinda onlann gegimliklerini aralarmda 
Biz taksim ettik; birbirlerine is gordiirmeleri igin kimini kimine derecelerle iistiin 
kildik; Rabbinin rahmeti, onlann biriktirdikleri seylerden daha iyidir." (Zuhruf, 32) 
Rehnuma: f. Yol gosteren. Kilavuz. 



86 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



53 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Fe'ulun 
Hakk'm kullarmi bazi kul eyler, 
Am kul eylemez yine ol eyler. 

Alan veren O dur bazar icinde, 

Kimin bay ve kimini yoksul eyler. 
Kiminin bakirmi eder altun, 
Kiminin altunun kara pul eyler. 

Kimini guldurur daim cihanda, 

Kiminin ah u efganm bol eyler. 
Kiminin sevdigin alur elinden, 
Kiminin erini ahr dul eyler. 

Kimine istemezken verir evlad, 

Kimi ister ona yad ogul eyler. 
Kimi bulmaz giye culdan abayi, 
Kiminin atma atlas cul eyler. 

Kiminin tath balm eder aa, 

Kiminin acism tath bal eyler. 
Eder ak giinesin geh kara balgik, 
Kara bakgigi agar gah gol eyler. 

Kimine kimya ilmini ogretir, 

Ne varsa bakirlarim altm yapar. 
Kimin bulbul eder giile kilur zar, 
Kimin pervane-ves yakip kul eyler. 

Kimi isa nefestir eder ihya, 

Kimi Deccal olup saga 61 eyler. 
Qurugu sag edip sagi giiriik hem, 
Solu sag ve sagi gahi sol eyler. 

Ayagi bas eder, basi geh ayak, 

Dili kulak, kulagi hem dil eyler. 
Fili gaht karmca kursagma, 
Koyup karmcayi gahtfil eyler. 

Qikarir gaht yoldan nice yolcu, 

Gehtyolcuyu gostermez yol eyler. 
Gah issiz harabi senlik ediip, 
Gahtsenligi dagitip yel eyler. 

Anasir ipligin tab ignesinden, 

Geciriip onu bu bunu sol eyler. 
Yeli gaht letafetle eder od, 
Odu gaht kesafetle yel eyler. 

Suyu dondurup eder tas u toprak, 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 87 



Tasi topragi akitir sel eyler. 
Seli derya gikar tath su ondan 
Suyu yel yeli dahi vabil eyler 

Huruf-i carre gibi cumle esya, 

Birbirine uzanip el eyler. 
Eder akilleri gok isde aciz, 
Eder dyle bir is sari akil eyler. 

Bu sozun Yunus'u Misrt degildir, 

Lugaz burtda muammasm ol eyler. 

Hakk'm kullarim bazi kul eyler, 
Am kul eylemez vine ol eyler. 

Hakk'm kullarim bazi kul eyler, 
Onu kul eylemez yine ol eyler. 

Dogru, gunku varligi, sureti bakimmdandir, gorunuse gore vardir. 
Fakat sifatlan, Allah Teala sifatinda yok olmustur. O, gunese karsi 
yanmakta olart muma benzer. Mumun alevi de var sayilir ama gunesin 
onunde yoktur. Fakat muma bir pamuk tuttun mu yanar... su halde 
vardir. dyle ama sana bir aydmlik vermez ki; giines, onu yok etmistir. 
Bu bakimdan da yoktur. iki yiiz batman bala bir okka sirke koydun mu, 
sirke balm iginde erir gider. Tattm mi sirke lezzeti olmadigmdan yoktur. 

193 

Fakat tarttm mi balm okkasi artmistir, vardir. 

Bir gun Mecnun hasta olup yataga du§er. TedavT igin bir doktor gaginrlar. 
Doktor: 

"Damardan kan almak gerek!" diyerek Mecnun'un kolunu baglar. Tarn 
igneyi batiracagi sirada Mecnun baginr: 

"E y doktor, birakl. Ucretini al ve git!. Bu hastaliktan oleyim, zarari 
yok. Vazgeg kan almaktan.." 
Doktor Mecnun'a: 

"Sen gollerde kukremis arslanlardan korkmuyorsun da koluna bir igne 
batmasmdan mi korkuyorsun?" diye sorar. Mecnun'un cevabi §u olur: 

"Ben nesterden korkmuyorum. Benim vucudum, varhgim Leyla He 
doludur. Korkarim ki benim kolumu yararken Leyla'yi incitirsin, iste ben 
bundan korkuyorum..." 

Bir sevgili askmi smamak istedi de bir seher gagi dedi ki: Eyfalan og- 
lufalan, Ey dertlere ugramis asik, beni mi daha gok seversin kendini mi? 



193 Mesnevi, c. Ill, b. 3570-3575 



88 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



dogru soyle. Asik dedi ki: Ben, sende dyle birfani olmusum ki tepeden 
tirnaga kadar seninle doluyum. Varhgimdan bir addan baska bir sey 
kalmadi. Ey giizelim, vucudumda senden baska bir varhk yok. Bu se- 
beple sirke bal denizinde nasil yok olursa ben de sende dyle yok oldum. 
Hani tas halis laal (yakut) haline geiir, giinesin sifatlan He dolar ya, Ar- 
tik onda taslik kalmaz. Onun onu de giinesin sifatiyla dolar, ardi da. 
Ondan sonra kendini severse o gunesi sevmektir civanim. O, canla basla 
gunesi sever yine siiphe yok ki kendisini sevmis olur. Halis laal, ister 
kendisini sevsin, ister gunesi. 

Allah Teala rahmet etsin, esenlikler versin, Mustafa sallallahu aleyhi 
ve sellem, parmagindaki yuzugu dondurdugunden seni oyalanmak.- 
oynamak icin yaratmadik diye paylandi. Var, bundan kiyasla da gunun, 
sucla mi gegiyor, ibadetle mi, bir dusun. Musa aleyhisselami halkla oya- 
landirdi, bu da Allah Teala emriyleydi, ayni zamanda Allah Teala ile de 
mesguldu; fakat bir yandan da oyle gerektiginden halkla oyalandirmisti 
onu. Hizir'iyla tumden kendisiyle mesgul etmisti. Allah Teala rahmet et- 
sin, esenlikler versin, Mustafa aleyhisselami once tumden kendisiyle 
mesgul etti; ondan sonra halki cagir, halka ogut ver, onlan duzene sok di- 
ye emretti. Allah Teala rahmet etsin, esenlikler versin, Mustafa 
aleyhisselam, ah, ne sue isledim de beni tapindan suruyorsun? Ben halki 
istemem diye aglayip inlemeye de beni tapindan suruyorsun? Ben halki 
istemem diye aglayip inlemeye koyuldu. Ulu Allah Teala, 

"Ey Muhammed dedi, gam yeme, seni halkla oyalanmaya koymam 
ben; onlarla oyalanir, ugrasirken de benimle mesgul olursun; simdi ney- 
sen halkla ugrasirken de benimle mesgul olursun; simdi neysen halkla 
ugrasirken de bu halinden bir kil kadar eksik bir hale dusmezsin; ne isle 
mesgul olursan ol, vuslatm ta kendisindesin, benimlesin sen. " 195 

Alan veren O dur bazar icinde, 
Kimin bay ve kimini yoksul eyler. 

Alan veren dur pazar icinde, 
Kimin bey ve kimini yoksul eyler. 

Omer NesefT soyle der: "Bir kisi halkm sifatiyla Hakk'm sifatmi fark 
etmezse, o kisi sapmistir; saptirmistir." Yani bir kimse halkm sifati ile 
Hakk'm sifatmi fark edip ayiramazsa, o kimse azmistir; halki da azdinr. 
Halkm sifati demek unsurlann tabiati demektir. Nefis dedikleri budur. 



194 Mesnevi, c. VI, b.2020-2030 

195 Mevlana, FThi Ma FTh, 15. Bolum 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 89 



Hakk'm sifati dedikleri ovulen huylardir. Yani ruhaniyettir. Cunku ruhlar, 
girkin gorulen butun sifatlardan uzaktir. Allah korusun zina ve livata edip, 
igki igip ben arada yogum, bunu Hak yapti, diye nefsin isteklerini ve girkin 
i§lerini Hakk'a isnat etmek degildir. Eger senden bir noksan zuhur ederse, 
kendi kusurun bilerek Hak'tan bunun affini iste. Nitekim Adem-i safT gti- 
nah isledi. Eksikligi kendinden bildi; bagislandi. §eytan, Hakk'm emrini 
tutmadi. Kendinin dalaletini Hak'tan bildi; kovuldu. 

Gercpi hidayetin ve dalaletin hakikatte faili Hak'tir. Fakat edep gozet- 
mek lazimdir." Ya Rab! Bu noksanhk bendendir, benim unsurlanmin 
hidayete kabiliyeti olmadigmdan dalalete kullandim" diyerek noksanhgi 
kendinde bil. Ama kendine zerre miktan hareket ve kudret isnat etme ki, 
sirk olmasin. Gerek cuz'T ve gerek kullT hepsi Hakk'indir. Gorunuse alda- 
nanlann cuz'T irade isnat etmeleri Hakk'm kudretini bilmediklerindendir. 
Boyle desen, onlann akhna ters geldiginden cebriyye sanirlar. Zorlama ile 
istegi anlayip ayirt edemezler. 

§imdi, bunu bildikten sonra sunu da bil: Nebilerin gonderilerek emir 
ve nehiylerin bildirilmesinden maksat, Hakkin nzasma uymaktir. Hakk'm 
nzasi, dalaleti birakip hidayet hareketiyle hareket etmektir. Cunku Hakk- 
'm bu halk yuzunden zuhuru Had! (hidayet verici) ve Mudil (dalalete du- 
surucu) ismiyledir. Evliyaullah, Had! isminin mazhandir. Siradan insanlar, 
Mudili isminin mazhandir. Bunlan fark et. Gergi hidayet ve dalalet 
hakikatte Hakk'm vucudundan meydana gelir. Fakat dalalete nzasi olma- 
digindan peygamberler ve mursidler gonderip halki hidayete davet et- 
mistir. Bunlan fark edip hidayet hareketiyle hareket eden ve seriata 
riayet edip dort kapidan bas gosteren asiga ask olsun I 196 

irade Hurriyeti 

irade hurriyeti meselesi ile ilgili kesin ve genel bir sonuca varmanm 
guglugu agiktir. Bu gucluk kismen terminoloji probleminden ileri gelmek- 
te, kismen de iradT karar ve davranis konusundaki ilmT arastirmalann he- 
nuz doyurucu bir yeterlige ulasmamasmdan dogmaktadir. 

irade hurriyeti meselesi, zorunlu olarak sebeb, dusunme, karar, segim, 
illiyet ve benzeri gesitli terimlerin agik segik tanimmi gerektirmektedir. Bu 
konuda ise dusunurler arasmda bir birlik bulundugu kolayhkla soylene- 
mez. Bunun yanmda, determinizm 197 ilkesinin gegerligi, mesele ile ilgili 



195 (Celtik, 2004), s. 130 



197 Determinizm: (Gerekircilik): Tabii ve igtimai butun varliklar arasmdaki baghhgi ve 
zorunlulugunu savunan ogretilerin genel adi. Her olaym ba§ka olaylan gerekli ve 
kagimlmaz oldugunu ileri siiren doktrin. Her olaym bir nedeni oldugunu ileri suren 
bir goruj. Ayni §artlarda ayni sebebler ayni sonuglan verir, bundan da olaylann 
zorunlu ve tabii kanunlara gore meydana geldigi anlasjhr. 



90 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



tartismalan etkilemektedir. 

iradT davranislarin belli sebeblerin zorunlu sonuclari oldugu kabul 
edildigi zaman bile, psikolojik alandaki illiyetin tabiatta var olan illiyetten 
farkh bulundugu bir gercektir. Bu farkhhgi doguran sebebler cesitlidir. 
irade meselesinde secim ile karsilasilmaktadir. Halbuki genel olarak tabi- 
atta "secim" den soz edilmemektedir. insanin ancak belli bir iradT hare- 
keti yapmaya baslamasindan sonra hareket diger insanlann duyu organ- 
lanyla bilebilecegi bir ozellik kazanmaktadir, ote yandan, muhtemel ola- 
rak neyin dogru oldugu veya odevimizin ne oldugu dusuncesi de davra- 
nislanmiza tesir edebilmektedir. 

iradenin hurriyeti esasi kabul edildigi takdirde dahi davranislanmizin 
belli olcude de olsa ic ve dis sartlar tarafindan belirlendigi bir gercektir. 
insanin fizyolojik ve psikolojik yapisinin ve icinde yetistigi igtimai ortamin 
karakterin belirmesinde ve karakterin de davranislarin yoneltilmesinde 
rol oynadigi kabul edilmelidir. 

Aynca, karakteri belirmis ve duygu hayati egitilmis, olgun bir kisinin 
davranisinin nasil olacagini onceden tahmin etmenin gogunlukla mum- 
kun olacagi soylenebilir. Ancak bu tahminin kesin bir gercekligi ifade et- 
medigi aciktir. Mesela: 

Bir insanin karakter ozelligini belirtmek igin onun cesur oldugunu gun- 
luk konusma dilinde zaman zaman soyleriz. Acaba cesur olarak nitelen- 
dirdigimiz kisinin belli bir durumda davranisinin ne olacagini kesinlikle ta- 
yin etmemiz mumkun olur mu? Bu soruya kesin ve olumlu bir cevap ve- 
remeyiz. f^unku cogu zaman cesaretle hareket eden bir kisinin bazan ce- 
saretle bagdasmayacak bir davranista bulunmasi mumkundur. Bu davra- 
nisi doguran sebebin ne oldugunu bilemeyebiliriz. Tuzun suda eridigini 
soyledigimiz zaman cumlemizde bir kesinlik vardir. Fakat davranislarla il- 
gili tahminlerimiz hicbir zaman bu kesinlik derecesine yaklasamaz. 198 Bu- 
nunla beraber davranislan, kisinin karakterini ve ona tesir eden faktorleri 
bilmek sartiyla cogunlukla tahmin etmeye muktedir olabilmemiz, deter- 
minist gorusun kuvvetli yanini gostermektedir. 

insanin iradT davranisinin sebepsiz olmadigini bu vesile ile soylemekte 
fayda vardir. Eger irade hurriyeti Sebebsiz hareket etmek yetenegi olarak 
anlasihrsa, irade hurriyeti gorusunu savunanlann o kadar uzerinde dur- 
duklan sorumlulugu belirtmek imkansizlasmaktadir. ^unku Sebebsiz bir 
hareket, zorunlu bir sebebin tesiri altinda yapilan bir hareket olcusunde 
ve hatta daha fazla, sorumlulugu gostermek hususunda yetersiz bulun- 
maktadir. Tartisilmasi gereken nokta insanin kendisine tesir eden sebep- 



Belirsizlik: Heisenberg tarafindan siirulen ilke; mikrofizikte belli bir anda, bir 
parcacigin konumunu ve hareketini belirlemek mumkun degildir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 91 



ler arasinda bir secim yapip yapmadigidir. 

iradenin hur oldugu tezine inananlann en buytik dayanagi, irade hur- 
riyeti olmadan ahlaki ve hukukT sorumluluktan soz edilemeyecegi nokta- 
sinda belirmektedir. Bunun irade hurriyeti gorusu icin onemli bir delil ol- 
dugu suphenin di§indadir. Ancak irade hurriyeti problemini, sorumluluk- 
tan ayn olarak tartismak mumkun oldugu gibi, insanin ahlaki benliginin 
ve karakterinin zorunlu sonucu olan hareketler dolayisiyla sorumlu sa- 
yilmasinin gerekli oldugunu soylemek de mumkundur. 

irade hurriyeti meselesi, akhn beden uzerinde hakim olup olmadigi 
hususuyla ilgili degildir. f^unku hem deterministler hem de irade hurriyeti 
taraftarlan, akil ve beden arasindaki karsihkh tesirlesmede, belirli bir de- 
terminizmin varhgini reddetmemektedirler. Onemli olan husus, davranis- 
tan once gelen ve akil tarafindan yapilan dusunme ve tartisma isinin ve 
ozellikle insanin davranista bulunmasini saglayan karann belli sebeplerin 
zorunlu ve kacinilmaz sonucu olup olmadigidir. Psikoloji alaninda gozlem 
yapan bilim adami, gozledigi kisinin kesin bir illete gore mi, yoksa sebep- 
leri hur sekilde degerlendirerek mi davrandigini bulmaya muktedir ola- 
mamaktadir. 

Bazi psikologlar, kisinin iki turlu illetin etkisi altinda bulundugunu soy- 
lemektedirler. Bu illetlerden birisi kisinin karakterini etkilemekte, digeri 
ise belli bir davranisi duzenleyen illet olarak ortaya cikmaktadir. Diger bir 
psikolojik gorus ise, insanin karar verirken yalnizca karakterin ve dis se- 
beplerin degil, daha baska unsurlann da etkisi altinda kaldigmi savun- 
maktadir. Eger bu gorus dogru sayihrsa, henuz bilinmeyen ve iradT ha- 
reketlerde rol oynayan bu unsurlann faaliyeti, iradT karar me- 
kanizmasinin isleyisini aydinlatmakta rol oynayabilir ve irade hurriyeti so- 
rununa isiktutucu neticeler dogurabilir. 

Determinizm ilkesinin olaylar arasindaki iliskileri duzenleyen bir kesin- 
lik tasimadigi yolundaki itiraz bugun de ileri surulmektedir. Determiniz- 
min hie olmazsa makroskopik alan bakimindan gecerliginin tartisma ko- 
nusu olmamasi gerektigini soylemekte fayda vardir. Zaten genellikle, de- 
terminizm ilkesinin mikroskopik alan bakimindan dogrulugu gorusu 
tenkidlere sebeb olmaktadir. Ancak mikroskopik alanda kesin kanunlarm 
henuz bulunmamasinin, oleme ve arastirma hususundaki yetersizlikten 
ileri gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Determinizm olmadan bilimden soz 
edilemiyecegT acik bir gercektir. 

irade hurriyeti meselesi, Malebranche'in dedigi gibi bir "sir" olmakta 
devam etmektedir. Bu sirn aciklayacak ve insanin iradi davranisini butun 
aynntilanyla belirterek, problemi, kokunden cozecek bir psikoloji teorisi 



92 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



henuz ortaya konulmus degildir. 199 

Kiminin bakirmi eder altun, 
Kiminin altunun kara pul eyler. 

Kiminin bakirmi eder altin, 
Kiminin altinin kara pul eyler. 

Kimini gUldUrur daim cihanda, 
Kiminin ah u efqanm bol eyler. 

Kimini guldurur daima cihanda, 
Kiminin ah ve efganini bol eyler. 

Keder insanlar icin bir degerde olmayip cesitlilik gosterir. Birinin uzuldu- 
gune ba§kasi cok sevinebilir. Ashnda Allah Teala insani gordugunden geri 
birakmamasidir. 

Allah Teala gok buyuk mutluluklar verir, 

insanlarm iyi niyetinden mi, hayir, 

Ellerinden almmca nasil mutsuz olacaklarmi gostermek igin. 20 ° 

Kiminin sevdiain alur elinden, 
Kiminin erini ahr dul eyler. 

Kiminin sevdigin ahr elinden, 
Kiminin erini ahr dul eyler. 

Kimine istemezken verir evlad, 
Kimi ister ona yad ogul eyler. 

Kimine istemezken verir evlat, 
Kimi ister ona evlathk eyler. 

Allah Teala soyle buyuruyor. 

"Goklerin ve yerin hukumranhgi Allah' mdir. Diledigini yaratir, diledigine 
kiz gocuk, diledigine de erkek gocuk verir. Yahut hem kiz hem erkek gocuk 
verir, diledigini de kisir kilar. O, bilendir, her§eye Kadir'dir." 201 

Kimi bulmaz give culdan abayi, 
Kiminin atina atlas cul eyler. 



199 (GURiZ),s. 217-219 

200 (ARiSTOTELES, 2006), s. 151 

201 Sura, 49-50 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 93 



Kimi bulmaz giye culdan abayi, 
Kiminin atma atlas gul eyler. 

Kiminin tath balm eder act, 
Kiminin acisin tath bal eyler. 

Kiminin tath balm eder aci, 
Kiminin acisin tath bal eyler. 



Eder ak qunesin aeh kara balpk, 
Kara bakciai acar qah qol eyler. 

Ak gunesin eder bazan kara balcik, 
Kara bakcigi agar bazan gol eyler. 

Kimine kimya ilmini oqretir, 
Ne varsa bakirlarmi altm yapar. 

Kimine kimya ilmini ogretir, 
Ne varsa bakirlarmi altm yapar. 

Kimin bulbul eder qiile kilur zar, 
Kimin pervane-ves yakip kiil eyler. 

Kimin bulbul eder gule kilur zar, 
Kimin pervane gibi yakip kul eyler. 



Pervane asik oldugu igin kendisini atese atar dedikleri dogru degildir. 
Pervane ve kelebek gibi hayvanlann gozlerinde kirpik olmadigindan gorusle- 
rinde yanihrlar, gozlerinde kirpik olanlar ise yanilmazlar. Pervane de gunun 
nuruna ahsir, gece olup karanhk basinca nerede bir 151k gorse, bir mum 
gorse, onu nurlu bir kapi sanir, gegmek ister, ateste kavrulup kul olur. 

Kimi isa nefestir eder ihya, 
Kimi Deccal olup saga 61 eyler. 

Bazisi isa nefestir eder ihya, 

Bazi Deccal olup yalandan saga 61 eyler. 



Hazreti isa aleyhisselamin mu'cizesi oluleri diriltmedir, bir kizla iki erkek 
diriltmistir. Vefat etmis bir kizin cenazesini gotururlerken, ardinca ana ve 
babasi cok gozyasi dokmekte idiler. Ana ve baba Hazreti isa aleyhisselami 
gorunce; 

"Rica ederiz, evladimiz yalniz bu kiz idi. o da 6\du, ne olur dud et diril- 
sin." Hazreti isa aleyhisselam dua etti, kiz tabut icinden kalkti ve konus- 
maga basladi. 



94 | Niyazi-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Biri de yeni olmus bir erkek mezanna goturduler, dua etti, o da dirildi. 
Sonra dediler ki, "bunlar yeni olulerdi, eski bir oluyu dirilt de gorelim." 
Hazreti isa aleyhisselam 

"kimi isterseniz dirilteyim" dedi. Nuh aleyhisselamin oglu Sam 
aleyhisselami diriltmesini istediler. Sam'in bir kasabasinda gomulu bulunan 
Hazreti Sam'in mezanna gidildi. Hazreti isa: "Kum bi-iznillah", "Allah Tea- 
la'nin izniyle kalk" deyince Sam mezanndan dogruldu, sakah agarmisti. 
Hazreti isa aleyhisselam Sam'a 

"Nigin sakalm beyazlamis, sizin zamammzda bu hal yoktu, zira sakal 
agarmasi hazreti Ibrahim aleyhisselam zamanmdan beridir," ona ikram 
olmak uzere Cenab-i Hak kullanna bunu tecellT ettirir. Hazreti Sam: 

"Kalk" sadasi kulagima geldi, zannettim ki, kiydmet koptu zannettim. 
Anm igin sakalim agardi". Sonra hazreti isa aleyhisselam tekrar "yat" dedi, 
ve yatti. 

ikici beyitte "saga" demek yalanci demektir, gunku Deccal yalancidir; 
maiyetinde cinler bulunur. Birini gaginp, senin anani ve babani diriltecegim 
ve tutar cinleri o kimsenin ana ve babasi kiyafetine koyar. iste o bu gibi 
yalancihk ile alemi aldatir. 

Curuqu sag edip sagi guruk hem, 
Solu sag ve sagi gahi sol eyler. 

Curugu sag edip sagi guruk hem, 
Solu sag ve bazen sagi sol eyler. 

"Qurugu sag" demek, iste Hazreti isa aleyhisselamin Nuhun oglunu gu- 
rumus iken sag etti. Yani diriltti demektir. Cenab-i Hak cisimler guruyup 
toprak olsa ve madenlere kansip mesela demir olsa, kiyamet gununde o 
insanin herbir organini toplayip diriltir. "Sagi guruk" demek, iste insan sag 
iken olur. 

ikinci beyitte "solu sag, sagi sol" demek ise, mesela bir memur kuguk bir 
mertebede iken yuksek bir mertebeye, terfi ettirilir, keza buyuk bir merte- 
bede iken isledigi bir hatadan dolayi rutbesi asagiya indirilir. Gergekte bu- 
tun mertebeleri veren Hakk'tir. 



Ayagi ba$ eder, ba$i geh a yak, 
Dili kulak, kulaqi hem dil eyler. 

Ayagi bas eder, bazen basi ayak, 
Dili kulak, kulagi hem dil eyler. 

"Ayagi bas, basi ayak" demek fakiri Sultan, Sultani fakir eder. Buna 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 95 



misal olarak; iste ibrahim bin Edhem kaddese'llahu sirrahu'l-azizin hikaye- 
sinde oldugu gibi o bir beldenin Sultani iken, tahtini ve tacini terkedib fakir 
oldu. 

Diger bir misal de, Hazreti Musa aleyhisselam zamaninda olmustur: 
Musa aleyhisselam Allah Teala ile gorusmeye giderken yolda buyuk bir tasin 
ustune bir adamin oturmus daima orada yatip kalkdigini gorur. Ne zaman 
oradan geese fakir ona: 

"Yd Musa, Allah Teala ile gorusurken beni hatirla ve benim igin rica et, 
bana mal versin". Hazreti Musa aleyhisselam gorusmenin sonunda, fakirin 
hali icin rica etti. Cenab-i Hakk: 

"Onun hakkmda fakirlik hayirhdir" demis ise de Hazreti Musa: 

"Aman yd Rabbt buna mal ver" deyince, ilah? hitap vaki oldu: 

"O fakir ustunde yattigi tasi kaldirsm, altmda define var, alsm". D6- 
nuste Hazreti Musa aleyhisselam bunu fakire bildirdi. Fakirde tasi kaldinp 
defineyi ahp sehre gitti ve kendisine mukellef bir konak yaptirdi ve cevresi- 
nin en zengini oldu. Bu sirada orasi hukumdarsiz kahr, halk da cok zengin 
olan bu adami baslanna hukumdar yapti. 

Birgun Hazreti Musa aleyhisselam onun sarayinin onunden gecerken fakir 
adami ziyaret etmek ister. Yeni hukumdar olan adam vekil vukelasiyla otur- 
mus gorusme yapiyor. Sarayin merdivenlerini cikmakta olan Musa 
aleyhisselami goren adam hizmetkarlanna: 

"Bir dilenci geliyor, ona vurun ve saraydan kovun" diye emir verir. Der- 
hal hizmetkarlar Hazreti Musa aleyhisselami hakaretler ederek saraydan 
uzaklastinrlar. 

Hazreti Musa aleyhisselam tekrar Allah Teala ile gorusmesinde: 

"Yd Rab, o fakir adam bana soyle soyle yapti onun malmi geri ai" diye 
rica etti. Sonra Cenab-i Hak o memleket halkina adamin hukumdar olma- 
smdan dolayi pismanhk verir, onu azlederler, mahni, mulkunij yagma edip, 
adami eski haline getirirler. Adam gelip tekrar o eski tasin ustunde yatip 
kalkar, Hazreti Musa aleyhisselam gorur, bu defa Hazreti Musa ona: 

"Allah buyurmustu, fakirlik senin igin hay irlidir". iste "ayagi bas, basi 
gahi ayak eyler" buyurdugu budur. 



Fili gdht karinca kursagma, 
Koyup karmcayi gdht fil eyler. 

Fili dahT karinca kursagma, 
Koyup karmcayi dahT fil eyler. 

Cikarir gdht yoldan nice yolcu, 
Geht yolcuyu gostermez vol eyler. 

Ara sira yoldan cikarir nice yolcuyu, 



96 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Zaman zaman yolcuyu gostermez yol eyler. 

"Herhangi bir kimse, insanlan hidayete gagirir da ona tabi olunursa, 
ona tabi olanlarm mukafatlarmdan bir sey eksilmeksizin davet edene de 
aym mukafat verilir. Buna karsilik dalalete davet eden bir kimse de sapik- 
liga gagirir da, kendisine tabi olunursa, ona tabi olanlarm gunahlarmdan 
bir sey eksilmeksizin aym gunah pesinden gidilen kimseye de yazilir." 202 

Geh issiz harabi senlik edup, 
Gehtsenliai dagitip yel eyler. 

Bazan issiz harab yeri §enlik edip, 
Bazan §enligi dagitip yel eyler. 

"Anasir ipligin tab ianesinden, 
Geciriip onu bu bunu sol eyler. 

"Unsurlar ipligin igne deliginden, 
Gegirip onu bu, bunu o eyler. 

Anasir da dorttur: Ate§, su, toprak, havadir. iste tabiatin yaradihsi olan 
isihk, sogukluk, katihk ve nemlilik bu dort unsurdan ikisinin birlesmesiyle 
meydana gelir. 

Yeli gah? letafetle eder od, 
Odu gahi kesafetle yel eyler. 

Yeli bazan letafetle eder ates, 
Atesi dahTyogunlastirip hava eyler. 

Suyu dondurup eder ta$ u toprak, 
Ta$i topraiji akitir sel eyler. 

Suyu dondurup eder tas ve toprak, 
Tasi topragi akitir sel eyler. 

Tuz ve diger madenlerin katilasmasindan dolayidir, gunku su taslasir. 

Seli derya gkgr tath su ondan 
Suyu yel yeli dahi vabil eyler 

Tath su ondan Seli derya gikar 

Suyu ruzgar ruzgan dahi yagmur eyler 



202 imam Nevevt, $erhu Muslim, l-XVIII, Daru'l-Kutubi'l-ilmiyye, Beyrut, 1411, ilim, 
15. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 97 



Huruf-i cane ct'ibi cumle e$ya, 
Birbirine uzanip el eyler. 

Cer Harfleri 203 gibi cumle e§ya, 
Birbirine uzanip el sallar. 

E§ya da harfi eerier gibi birbirlerine baghdirlar. 

Eder akilleri cok i$de aciz, 
Eder oyle bir is san akil eyler. 

Eder akillilan cok i§de aciz, 
Eder oyle bir i§ aziz akil eyler. 



Her i§de akil-i dana olanlan aciz birakir, cunku i§ akil ve tedbir i§le olmaz, 
Hakk'in tesiriyle olur. Hakk'in tesiri olmadikca akil ve liyakat ve tedbir fayda 
vermez. Akil aciz kahr. Cenab-i Hak oyle bir i§ ederki, sanirsin onu akil etti, 
halbuki tesir eden yalnizca O'dur. Oyleki yaratih§in hikmetinde dahi kendi 
sirnndan aciz kahr. NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz Vahdet-i Vucut Risa- 
lesi'nde anlatti. 

Tefsirlerde buyururlar ki, Suleyman aleyhisselam bir gun eyitti 204 : 
"Ey Bari-i Huda, seytani nicin Ademogullarma musallat eyledin ki 

daima giinah islerler? Senden dilerim ki onu hapseyle. Yani artik Adem 

evladma vesvese vermeyip azdirmaya." 

Hakk'tan izin olup §eytani tutup bir mahfaza icine koyup denizin dibi- 
ne attirdi. Bunun uzerine herkesin basireti acihp gorduler ki bu cihanda 
bakT degillerdir. Bu ogul ve kiz, emlak ve erzak 205 dedikleri hep oyuncak 
ve heva imi§. 

Nitekim Kur'an'da buyurulur: 

s s s s s i si } s / } ss "J / si 6 C- s 

/'>:/> i >„ ' „* /. 

"Bil'm ki, dunya hayati oyun, oyalanma, suslenme, aramzda ovunme 
ve daha cok mal ve cocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yagmurun bi- 



Harf-i Cerr: Gramer: Kelimenin sonunu esre ile (i diye) okutan harf. Bunlar Arap- 
gada §u §ekil altmda toplanmi§tir. (Vav-i kasem), (Ta-yi kasem) 

204-.. | ,. 

Soyledi 
Riziklar 



98 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



tirdigi, ekicilerin de hosuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsa- 
n oldugu gorulur, sonra gergop olur. Ahirette getin azap da vardir. Al- 
lah'm hosnutlugu ve bagislamasi da vardir; dunya hayati ise sadece al- 
datici bir geginmedir. " 206 

Dahi bildiler ki avrad ve ogul ve kiz ve mal dusman imi§. Nitekim 
Kur'an'da buyurulur: 



J !>i*C>£^»jji^k^ \j^°^%^j°(^\jj\tfo[\j^\^ ^ \ 



"Ey inananlar! Esleriniz ve gocuklarirtizdart size dusmanlik edenler 
olur, onlardan sakimn; ama siz affeder, suglarim orter ve bagislarsaniz 
bilin ki Allah da bagislar ve aar. " 207 

Pes bunlann kalblerine olum gussasi 208 musallat olup daga ve sahrala- 
ra dagihp magaralara girdiler. Butun alem ve bu hos tavir nefsi nefsi olup 
anasi evladini, koyun kuzusunu terk ve her biri ibadat-i Hakk'a yapistilar. 
Nizam ve intizam kalkti. Suleyman aleyhisselam gordu ki nubuvvet ve sul- 
tanhk ve cumle saadetler ki kendine verilmistir, hepsi seytanin sayesinde 
imis. 

Suleyman aleyhisselamin san'ati zembil brup satmak idi, kimseler al- 
maz oldu. Boyle olunca Suleyman aleyhisselam yuzunu secde-i Rahman'a 
koyup itti: 

"Ey Bari-i hiida senin her isin bir hikmete mebni (dayanmakta) imis, 
ben kusur eyledim. Senden sana niyazim budur ki seytani saliver. Her- 
kes umuru 209 He mesgul olsun." deyup Hak teala da izin verip hemen sey- 
tan kurtulup serbest birakildikta herkes acaba evimizden bir seyimiz gaip 
oldu mu? dediler. 

Divan-i saltanat ve nubuvvet yine kuvvet buldu. Pes seytan ve hayvan 
cumle mahlukat insanin maslahati gorulsun icindir. insan dahi her hali bi- 
lip her ne teklife duserse gerek lutuf gerek, kahir onu islese gerektir: 
Beyit meali: 

Bana bu gimende kim der ki kendi reyinle 210 bittin, 
lira nice bitirirlerse dyle biterim. 211 



206 Hadid, 20 
Tegabun, 14 
Gam, keder, uzuntii, 

209 : . ., 

Isi lie 

210- i 

Goru§unle 
211 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 49-50 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 99 



Bu sozun Yunus'u Misrt deqildir, 
Lugaz bunda muammasm 112 ol eyler. 

Bu sozun Yunus'u Misri degildir, 
Bilmeceyi 213 bunda anlasilmaz sey eyler. 

Yunus harfleri (Yi-nun-sin) Yasin kelimesine de isaret ediyor olmahdir. Bu 
Sure bilindigi gibi- mutasawiflarca kamil insana veya MuhammedT nura isa- 
ret eder. 

Lugaz sozu, zahir manasindan bir sey anlasilmayacak derecede soyle- 
mektir. Mesela, FakThler, tuzu 50k yersen orug bozulur, kefaret lazim 
gelmez. Az yersen orug bozulur, kefaret dahi lazim gelir, gunku kefarette 
tad duyma sarttir. Halbuki tuzun gogu ile tad ahnmaz, ancak az yenirse tad 
ahnir, bu sebepten kefaret lazim gelir derler. iste lugaz budur. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrah'ul azTz, bu beyitlerde belittigi para- 
dokslann hepsinde "her i$i eden eyleyen Allah Teala oldugunu, kuwet ve 
kudretin kendinde baki ve kimseye tevdi edilmedigini" beyan etmektedir. 



TAHMIS-IAZBI 

Kimi hig gelmeyip mekri al eyler* 1 ' 
Kimisin guldurup sahibi ma I eder 
Kiminin gozu ya§mi sel eyler 
Hakk'm kullarmi ban kul eyler, 
Am kul eylemez yine ol eyler. 



Muamma: Divan sjirinde, ba§ta Esma ul Hiisna (Allah Teala'nin doksan dokuz 
guzel ismi) olmak iizere konusu insan ismi olan manzum bilmeceler. Kelime "gizli, 
ortulu, anla§ilmasi gug veya i§aret remiz yoluyla soylenmi§ soz" anlamlarma gelir. 
Muammalar lugazlardan farklidir. Muammalar Allah'in isimlerinden biri veya insan 
ismi igin diizenlenirken lugazlar her sey hakkmda duzenlenirler. Yalniz muammalann 
bazen lugaz, hatta asik edebiyatmda bir gesit bilmece (aski -muamma) karsihgi ola- 
rak da kullanildigi goruliir. Muamma alaninda en 50k eser veren sairimiz Emri (Edir- 
neli Emrullah f^elebi) olmu§tur. Muammanm diizenlenmesinde ebced hesa- 
bi kullanilir. 

Lugaz: Edebiyat: Manzum bilmecelere denir. Liigaz gozuliirse insan, hayvan, e§ya 
veya ba§ka bir mini gikar. Meseli: (Hikmetullah §ehrinin bir tinesi Oglunun karnm- 
da yatar annesi.) Bu manzum gozuliirse cevap olarak "ipek bocegi" gikar. 

Al: Sulile, soy, hinedan. Akraba ve taallukat. Yaz sicaklannda su gibi goriinen 



serap. Hile, tuzak 



100 I NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Gorenler yarini agyar iginde 
Olurlar saduman 215 efkar iginde 
Bu remzifehmeden deyyar 216 iginde 
Alan veren O dur bazar iginde, 
Kimin bay ve kimini yoksul eyler. 

Kimini askla kilmis o mecnun 

Kiminin gozlerinden akitir nun 217 

Kimini eylemis bin derde meftun 

Kiminin bakmni eder altun, 

Kiminin altunun kara put eyler. 

Kimin kilmis durur kufr u gumanda 
Kimin ikrar He ahd u imanda 
Kimini ruz u §eb ah u figanda 
Kimini guldurur daim cihanda, 
Kiminin ah u efganm bol eyler. 

Kiminin akitir sukker 21S dilinden 

Kiminin hep cihan adz elinden 

Kiminin hig kaza gitmez yolundan 

Kiminin sevdigin alur elinden, 

Kiminin erini ahr dul eyler. 

Kimisi ddima kilmakta feryad 
Kimisi bendeye bend olmaz azad 
Kimini eylemi§ izzetle dtl-§ad 2ig 
Kimine istemezken verir evlad, 
Kimi ister ona yad ogul eyler. 

Kimini eylemi§ derd He §eyda 220 

Kimin bir habbe igin halka rusvd 

Kimini alalia kilmi§ tuvana 221 

Kimi bulmaz giye culdan abayi, 

Kiminin atma atlas gul eyler. 

Kimi muhtag iken verir haraci 
Kiminin derdi yok a'la mizaci 
Kiminin derdi var bulamaz ilaci 



§adiiman: (§ad-man) f. Mesruriyet, sevinglilik. Mesrur, bahtiyar 

Deyyar: Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastir sahibi. 

Hun: f. Kan, dem. Og, intikam, oldurme 

Sukker: jeker. 

Dil-§ad: f. Sevinmi§. Kalbi ho§ olmu§ 

Seyda: f. Tutkun. Divane. C°k sevgiden hasil olan hal. 

Tuvana: f. Giiglti, kuvvetli. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 101 



Kiminin tath balm eder aa, 
Kiminin acism tath bal eyler. 

Kimi mihnet bucagmda eder razi 
Kimi yar He hem dem "leysefi-d'dan" 222 
Kimi malm gamma 223 kimisi dinara 
Kimin bulbul eder giile kilur zar, 
Kimin pervane-ves yakip kill eyler. 

Gonul bahr-i madniye 224 talip gik 
Cevdhir bul gikarma alma boncuk 
Hakikat katresin bul ona gir gik 
Eder ak gunesin gah kara balgik, 
Kara bakgigi agar gah gol eyler. 
Kimisi zabtu rabti eyler icra 
Kimisi bende olmus halka ddna 
Kiminin yok elinde nesne asla 
Kimi isa nefestir eder ihya, 
Kimi Deccal olup saga 61 eyler. 

Kiminin hem demidir derd u matem 
Kimini eylemistir resad 22s u hurrem 226 
Kimine sukkeri helva olur sem 227 
Quriigu sag edip sagi guruk hem, 
Sola sag ve sagi gahi sol eyler 
Gah? adem eder gahi devi kerdem 228 
Gahi iyi kern 229 olur kahi olur cim 230 
Gedayi cem 231 eder gahi geda hem 232 
Ayagi bas eder, basi gah ayak, 
Dili kulak, kulagi hem dil eyler. 

Ayirir bulbul u gdhigulunden 
Sular gulu gdhibu can bulbulunden 



222 Dunyada (§ey) yok 

Gamm: Keder, tasa, dert, elem, kaygi 

Bahr-i maant: Manalar Denizi 

Re$ad: Hak yolda yurumek. Dogru yolda olmak. Dogru yolu bulup ondan sapma- 
mak. Akhn kuvvetli olmasi. 

Hurrem: f. Sevingli. Mesrur. §en. Ferahhk veren. Taze ve ho§. Giiler yiizlti. 

Semm: Zehir, agu 

Kerdem: §i§man ve kisa boylu olan adam. 

Kem: f. Az, noksan, eksik. Kotu. Fena. Ayan bozuk. Fakir, hakir. 

Cim: Gulamperest olan kimse. 

Cem: toplama 

Hem: f. Birlikte, beraber olmak manasini ifade eder. 



102 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Kimin malini alir elinden 
Qkarir gahtyoldan nice yolcu, 
Gahtyolcuyu gostermez yol eyler. 

Biliriz munkeri bize inse senden 

Bezer 233 olduk sofinin hevesinden 

Gorundum §e§ cihatin haymesinden 234 

Anasir ipligin tab ignesinden, 

Gecirup onu bu bunu §ol eyler. 

Cefdsi dilberin oddan beter od 

Bu remzi bil yine yine oddan beter od 235 

Cehennemde meger bulunmazmi§ od 

Yeli gaht letafetle eder od, 

Odu gahi kesafetle yel eyler. 

Sana esma gorunmezse musemma 

Iki alemde kaldin gitti a' ma 23S 

p- fay da 237 sonra kalsin ah u efza 23S 

Huruf-i carre gibi ctimle e§ya, 

Birbirine uzanip el eyler. 

Huner maksuduna Azb? vusuldur 
Hicab olan ki§ide bu gonuldur 
Bu cennet dedigim kalbe duhuldur 239 
Bu sozun Yunus'u Misri degildir, 
Lugaz bunda muammasm ol eyler. 



Bezer: Gevezelik, bo§bogazlik, 50k konujmakhk. 

Hayme: ?adir. 
235 Od: t. Ate?, nar 

A'ma: Kor. Gozu gormeyen. Manevi korluk, cahillik, bilgisizlik. Yagmur bulutla- 
n. 

£i: (Ce) f. Ne? Nasil? (Soru edati) Taacciib ve hayret yerinde de kullanilir 

Efza: f. (Sonlarina eklenen kelimelere) Artiran, gogaltan manasim verir. Mesela: 
Hayret-efza: Hayret verici, hayret artiran 

Duhul: igeri girme. igeri dahil olu§. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 103 



54 

Vezin: Mef ulu Mefa'Tlun Mef ulu Mefa'Tlun 

Yd Rab bize ihsan et vuslat yolunu goster, 
Surette koma can et uzlet yolunu goster. 

Eyledi hevd gdret oldu isimiz adet, 

Dergdhm ulu gdyet kudret yolunu goster. 
Nefsimi hevddan kes, kalbimi riyddan kes, 
Meylimi sivddan kes halvet yolunu goster. 

Candan sana tdlip kil her tdate rdgip kil 

Bir Ptre musdhib kil hizmet yolunu goster. 
Td'lim edip esmdyi bildir bize esydyi, 
Duymaya "Ev ednd" yi hikmet yolunu goster. 

Hdr icre biter giilzdr, zdr icre dogar envdr, 

Her seyde tecelltn var ru'yet yolunu goster. 
$u kirn ola vuslatta, halvet bula celvette, 
Bu Misri'ye kesrette vahdet yolunu goster. 

Yd Rab bize ihsdn et vuslat yolunu goster, 
Surette koma can et uzlet yolunu goster. 

Ya Rabbi! Bize ihsan et vuslat yolunu goster, 
Surette koma can et uzlet yolunu goster. 

Uzlet, "yalnizhk, insanlardan aynlarak bir tarafa cekilip yalniz kalmak" 
manalanna gelmektedir. Zahirde bunun yapilmasi kolay islerdendir. Ancak 
gonlun uzleti hem zor ve guctur. Manevi uzlet ise cesitli isimlerde anilmak- 
tadir. 240 

Eyledi hevd gdret oldu isimiz ddet, 
Dergdhm ulu gdyet kudret yolunu goster. 

Hevamiza uyduk yagmacihk adet isimiz oldu 
Dergahin ulu gayet kudret yolunu goster. 

Bir ayakkabici vardi. Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem icin 
guzel bir pabuc dikti. Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ho- 



240 (UNAL, 2006 ), s. 30 Halvet, [Siirekli murakabe, Naksbendiyenin esaslanndan 
onemli bir esastir. (Risale-i Behaiye, 164.) Mevlevtlerde diz ustu oturarak ve gozleri 
yumarak kalbe yonelmek, ige donmek, buradan masivayi cikarmaya cah§mak, §eyhin 
yuzunu goz onune getirip ondan feyz beklemek (rabita). MelamT-Hamzevtlerde 
buna "goniil, beklemek" denir.] 



104 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



suna gitti, 

Guzel dikmissin, buyurdular. Usta susmadi, dedi ki: 

Bundan daha iyisini de dikebilirim ey Allah Resului Dikmeyi basarabili- 
rim. Buyurdular ki: 

O halde onu kirn igin sakhyorsun? Bu daha iyi pabucu kime dikecek- 
sin? 

Mademki benim igin dikmedin kimin igin dikmek istiyorsun ? 241 

Nefsimi hevadan kes, kalbimi riyadan kes, 
Meylimi sivadan kes halvet yolunu goster. 

Nefsimi hevadan kes, kalbimi riyadan kes, 
Meylimi disardan kes halvet yolunu goster. 

,ii ^ 242 

Halvet 

Kelime anlami olarak bir kimse ile yalniz kalmak, issiz yerde yalniz kalmak 
gibi manalara gelir. Tasavvuff manada ise, bir kenara gekilip, kimseye kans- 
madan zikir ve vird ile mesgul olmaktir. 

KasanT, halveti kimsenin goremeyecegi yerde, gonlun Allah Teala ile ko- 
nusmasi, O'na yalvarmasi, seklinde tanimlar. Yani bu isin ozu Allah Teala ile 
beraber olmak ve yalniz olmak topluluklardan ve kalabahklardan uzak kal- 
maktir. 

Halvet, kisinin yalniz kalarak halktan uzaklasip Rab ile bas basa kalma ve 
kendini manevT yukselise hazirlama olayidir. f^esitli riyazatlarla aghk, susuz- 
luk, zikir, fikir, tedebbur ve tefekkur gibi faaliyetler sonucu kulu Allah ile 
yakinlasmaya hazirlayan bir on hazirhk konumundadir. 

Halvetin ortaya gikisinda bazi Kur'an-i Kerim ayetleri ve hadislerin motive 
edici oldugunu goruyoruz. SufTler bu konuda Kur'an-i Kerim'deki bazi ayetle- 
ri kullanmislardir. Mesela: 

"Musa ile otuz gece (bana ibadet etmesi igin) sozle§tik ve buna on gece 
daha kattik. Boylece Rabb'inin tayin ettigi vakit, kirk geceye tamamlandi. 
Musa, kardesi Harun'a dedi: Kavminin iginde benim yerime geg, islah et, 
bozguncularm yoluna uyma.' Musa tayin ettigimiz vakitte bizimle bulusmaga 
gelip de Rabb'i ona konusunca: 

'Rabbim bana (kendini) goster, sana bakayim! Dedi. Rabbi buyurdu ki: 
'Sen beni goremezsin, fakat daga bak, eger o yerinde durursa, sen de 
beni goreceksin!' Rabb'i daga gorununce onu darmadagin etti. Musa da 
baygm dustu. Ayilmca: 



241 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.236), s.323 

242 (SOYSALDI, yil: 8 [2007], sayi: 19) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 105 



243 

'Sen yucesin, sana tevbe ettim, ben inananlarm ilkiyim!' dedi." 

Bu ayet hakkinda mufessirlerin izahlan soyledir: Elmahh Hamdi Yazir 
erbaTn kelimesini Bakara Suresi'nde gecen sekliyle izah eder: 

Hz. Musa aleyhisselam Allah Teala dusmanlanni yok ederse, Yahudilere 
bir kitap getirecegini vaat eder. Neticede Firavun helak olunca, Hz. Musa 
aleyhisselam Allah Teala'dan kitabi ister, Allah Teala da ona otuz gun oruc 
tutmasini emreder. O sirada zilkadedir ve zilhicce ile beraber Hz. Musa 
aleyhisselam tarn kirk gun oruc tutar. Elmalih'ya gore bu ifadelerden, Allah 
Teala dostu olanlarm aydmlik tecellilere ermesi icin, gece gibi karanhk 
gileler ve acilar cekmesi gerekir. ilahT tenezzuller gece olur ve izdiraph ve 
acih geceleri butun basanh sabahlar takip eder. Bu cileli geceden sonra, Hz. 
Musa aleyhisselam, Allah Teala ile konusmaya nail olmus ve su tecelliye 
ulasmistir: Allah Teala meleklerle olan konusmasi gibi, Hz. Musa'ya da vasi- 
tasiz ama perde arkasindan onunla konustu. Hz. Musa aleyhisselam Allah 
Teala'nin kelamini her yonden isitiyordu. Bu da gosteriyor ki, Allah Teala'nin 
kelamini isitmek yaratilmislann kelamini isitmekgibi degildir. Allah Teala'nin 
sozunu isittiginde Hz. Musa aleyhisselam da Allah Teala'yi gorme istegi 
uyandi. Boylece o, kendisine gorunmesi icin Rabbi'ne yalvardi. Rabbi 
kat'iyyen "Bern goremeyeceksin" dedi. "Lakin daga bak, Eger yerinde du- 
rursa sen de beni goreceksin." Bunun uzerine Rabbi, tecelli edince (bu izaff 
bir tecellidir.) Zatindaki mutlak kudret ve azametiyle olmaksizin dag parca- 
landi dumduz oldu. Hz. Musa aleyhisselam, bu manzara karsisinda dayana- 
mayarak bayildi. Allah Teala'yi gormeye sadece o degil, bu dunyada hie kim- 
se dayanacak sekilde yaratilmamisti. "Beni goremezsin" ifadesinin hik- 
meti bu idi. Yoksa Allah Teala'nin tecellisinden kaginmak ya da lutufta cimri- 
lik soz konusu degildi. Benzer ifadeler, Muhammed AN es-SabunT'nin tefsi- 
rinde de mevcuttur. f^agdas bilim adamlan, tehannusun kelime kokeni ve 
manasi konusunda gesitli fikirler ileri surmuslerdir. Aynca Kur'an-i Kerim'de 
itikaf ve onun turevleriyle birlikte dokuz tane ayet mevcuttur. 

Halvetin sunnette delili ise, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
kendisine nubuvvet gelmeden once daha ziyade Ramazan aymda Hira Ma- 
garasinda ibadete cekilmesi ve yiyecegi bitene kadar burada kahp geceleme- 

... 246 

sidir. 



243 A'raf, 142-143. 

244 Elmahh M. Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'an Dili, §ura Yay., istanbul 1993, c. 4, ss. 45- 
47. 

245 Araf, 138; Hac, 25; Taha, 97; Bakara, 187; Enbiya, 25; Bakara, 125;Taha, 91; 
Suara, 71; Fetih, 25, bkz. M. Fuad AbdulbakT, Mucem, ss. 595-596. 

245 Mansur Ali Nasif, et-Tac, istanbul 1961, c. Ill, ss. 251-254. 



106 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Gorunurde halvet insanlardan aynlmak, gercekte ise sifatlardan, huylar- 
dan aynlmaktir. Onemli olan yer degistirmek, yalniz kalmak, tenha yerlerde 
bulunmak degil, huylan degistirmek ve guzel huylan yerine ikame ettirmek- 
tir. Arif, gorunurde halkla beraber, ama gizlide onlardan ayn Hakk ile bera- 
berdir. Kul, ihlas ile yaptigi amel sonucunda bu amelin bereketiyle Allah 
Teala'dan kendisini uzaklastiran perdelerden, engellerden biri kalkarak kirk 
gece sonunda kirk perde, engel ortadan kalkar. Bu erbain sonunda, bir hik- 
metin kula verilmesi, onun dunyadan ve icindekilerden uzak durmasi, ebedi- 
yet yurduna yonelmesi ile olmaktadir. Dunyadan ve onun sevgisinden uzak- 
lasamayan kimse, erbainin sartlanna uymamis, kendisini Allah Teala'ya tam 
olarak vermemistir. Bunu yapmayanda ibadetinde ve Allah Teala'ya yoneli- 
sinde ih lash sayilamaz. Cunku Allah Teala: 

"Dim yalniz Allah'a ozgii kilarak O'na kulluk etmeleri kendilerine emre- 
dilmi$tir." Buyurmustur. Bu ayette de anlatildigi gibi kul ibadetinde ya- 
sayisinda her halinde Allah Teala nzasina ulasmayi gaye edinmelidir. Ve ih- 
san mertebesine ulasmaya gayret etmelidir. Riya ve gosteristen uzak, ihlas 
igerinde ibadetini yerine getirmek en buyuk hedef olmahdir. 

"Ama bunca yil kahp bos elle donmek yakisik almaz bize" 248 

Halvete Giris 

Halvete girmek isteyen kimse, gonlunu mal, mulk sevgisinden anndirma- 
hdir. Namaz kildigi yerin ve elbisesinin temiz olmasina dikkat etmelidir. Gir- 
meden once abdest ahr, iki rek'at namaz kilar ve gunahlanndan tevbe eder. 
icindeki kotu duygu ve hislerden annmaya cahsir, bu esnada yalniz Cuma 
namazi icin disan cikar ve namazdan sonra tekrar halvete devam eder. Salik 
halvet esnasmda vaktini yalniz Allah Teala'ya tahsis eder. Yalniz O'nun riza- 
smi kazanacak isleri yapmaya cahsir. Kur'an-i Kerim okur, Allah Teala'yi zik- 
reder, namaz kilar ya da murakabe ile mesgul olur. Bunun disinda yoruldu- 
gunda uyur ve dinlenir. 

ErbaTn halvetine giren salik yeme icme konusunda olculu davranmah ve 
asin yemekten kacinmahdir. Midesini fazla luzumsuz seylerle doldurmamah 
ki, gece rahat ibadet edebilsin. Halvete giren kisinin yemesine ve icmesine 
dikkat etmesi tavsiye edilmistir. Mideyi doldurmaktan sakinilmasi vucudu 
idare edecek seviyede bir gida ahmina musaade edilmistir. Baslangicta daha 
fazla bir yemekle baslayan kisi daha sonra tedricen yemesini azaltmahdir. 
Suftler Rabbi ile beraber olan o ferahhk ve sevinc icerisinde aghgi hissetmez 
demislerdir. Yine mutasavviflar nefsi achkla terbiye etmenin kisiye cesitli 
faziletleri kazandiracagini belirtmektedirler. Halvet esnasmda bazi suftler 



Beyyme, 5. 
248 Myada, ii 298; (ARiSTOTELES, 2006), s. 55 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 107 



saskinhk yasamislar ve yanh§ ifadelerde bulunmuslardir. Burada dikkatli 
olmanin gerekliligi ortaya gikmaktadir. 

Bazi kimselerin daha onceki mesayih ve mutasavviflann bazi vakia ve ke- 
§iflere mazhar olduklanni i§itmeleri neticesinde halvete girmeyi istedikleri 
gorulmektedir. Bu da niyetleri ihlash olmayan kisilerin boyle manevi bir olayi 
istismara gitmelerine neden olmustur. Sadik murid halvetten gayenin zama- 
nmi degerlendirmek ve uzuvlanni mekruh seylerden uzak tutarak Allah Tea- 
la'ya yaklasmak oldugunu bilmelidir. Halvet esnasindaki evrad ve zikir konu- 
sunda suftguruplan farkh goruslerde bulunmuslardir. Murid halvet esnasin- 
da butun zamanini, kendisini Allah Teala'ya yaklastiracak amellere tahsis 
eder. Bu isler Kur'an-i Kerim okuma, Allah Teala'yi zikir, nafile namaz, mura- 
kabe gibi ibadetlerdir. Bu fiilleri donusumlu olarak yerine getirir ki kendisin- 
de bir bikkinhk soz konusu olmasin. Halvette dikkat edilmesi gereken bir 
baska hususta Allah Teala'nin ilahT mevhibeleri nefsi ag birakmaya munhasir 
degildir. Her yiyip i?en bir insan yemegi azaltan ag kalandan daha ustun ola- 
bilir. Ebu Ya'kub SusT'nin halvet hakkindaki goru§u de dikkat gekicidir. 

Yalnizhga (halvete) ancak ricalden gudu kijiler dayanabilir. Bizim gibilere 
birbirinden gorup amel etmek idn toplum iginde kalmak, halvetten daha 
yararhdir. Burada da goruldugu uzere halvet olayi belli bir manevi agirhga 
sahip bir hadise olarak herkesin ustesinden gelecegi bir i§ degildir. Bazi 
maddT ihtiyadan azaltma gibi gorulse de bu i§in di§ tarafidir. Esas i§ manayi 
ilgilendiren yonudur. Halvet uygulanmasi ozel kurallan olmasi nedeniyle zor 
bir i§ oldugu muhakkaktir. Kendisini buna hazirlamayan gerekli yeterliligi 
olmayan kisilerin yapabilecegi bir fiil degildir. 

ibrahim Havvas kaddese'llahu sirrahu'l-aziz golde guzel bir edep ve kalp 
huzuru igerisinde bir zati gorur ve o kisiye bu durumunu sorar o zatin cevabi 
ise soyledir: 

"Ben halkm iginde ve tanidiklanmm yanmda tevekkul, nza, tefvh-i 
umur He amel ediyordum. Ne zaman ki tamdiklardan ayrildim. Bende bun- 
larm zerresi bile kalmadi. Buraya geldim ki bildik ve tamdiklardan uzak 
oldugum zaman da, nefsimden iddia ede geldigi $eyleri isteyebileyim." 

Burada dikkat gekici husus kisi toplum igerisinde tanidiklan yanindaki hali 
ve davranislanyla yalniz oldugundaki durumunun kiyaslanmasidir. Her za- 
man ayni halde kalabiliyor mu? Yoksa farkh gorunumlere girebiliyor mu? 
Yaptigi islerde riya ve gosteris, kendini begendirme ve baskalannin ovgusu- 
nu kazanma istegi mi var. Sufyan es-Sevn de halveti ilgilendiren su sozlerin- 
de konuya 151k tutmaktadir: 

"Kim halka kan§irsa, onlan idareye (onlarla guzel geginmeye) $ali§ir. 
Onlan idareye $ali§an; onlarm hal ve hatirmi gorup gozetmeye mecbur 
kahr. Onlara gore hareket eden de, onlarm dti$tukleri hata ve tehlikelere 
du§er. Sonugta, onlar gibi helak olur." Burada <pok dikkatli olunmasi gereken 



108 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



249 

bazi hususlar da kendiliginden gundeme gelmektedir. Bir kisi toplum ha- 
yatinda nasil insanlardan uzak ve onlarla iliski igersinde olmadan yasayacak 
bu mumkun gozukmemektedir. Fakat onemli olan husus olgulu olmak ve 
insanlardan kotu etkilenmenin onune gegebilmektir. 



Candan sana talip kil her taate ragip kil 
Bir Pire musahib kil hizmet yolunu poster. 

Candan sana talip kil her taate ragbet kil 
Bir PTrle sohbet kil hizmet yolunu goster. 



"PTr" den murad edilen "Mursid-i Kamil" dir. Hakk'i bulmak pek kolaydir, 
velakin Hakk'i bulduran Kamil insani bulmak gugtur. Bunlar kimya gibidir, 
velakin bulunmasi kimyadan gugtur. 

Ta'lim edip esmayi bildir bize esyayi, 
Duymaya "Ev edrta" yi hikmet yolunu poster. 

isimleri ta'lim edip bildir bize esyayi, 

"Ev edna" yi duymaya hikmet yolunu goster. 

Esma, yani isimlerden murad edilen taayyanattir (insanin gorunen 
vucudu), "Kulum Muhammed bana yaklasti, daha fazla yaklasti, ta ki be- 
nimle arasi iki yay boyumu kadar". 250 Ayetlerin batini manalan ise: "Dena" 
Seyr-i illallah-tir (Allah Teala'ya yaklasma), yani tevhid mertebelerinde 
Fena-i ef'al, Fena-i sifat ve Fena-i zattir. 

Bunlar tevhidde uruc (yukselme) makamlandir. "Tedella" ise nuzul, yani 
rucu (avdet edici, geri donme) makamlan ki, Cem, Hazret-ul Cem 
makamlandir. "Kaab-e kavseyn" ise Cem-ul Cem makamidir. "Ev edna" da 
son makam olan Ahadiyyet makamina isarettir. Cunku Fena-i ef'al, Fena-i 
Sifat, Fena-i Vucud makamlan, Beka-i Zat, Beka-i Sifat, Beka-i Ef'al olarak 
beka makamlandir. Esasen fena (yok olma) ve beka (tekrar kavusma) iki 
kavistir. Bu iki kavis (yukselme makami) Cem-ul Cem makaminda birlesirler. 
Ev-edna ise son makam olan Ahadiyyet makamidir. 

Beyitte gegen "Hikmet yolu" tasavvuf yoludur. insanlan Allah Teala'ya 
vasil eden iki yoldan biridir. Digeryol da ser'Tyoldur. Kur'an-i Kerim'de 

"Bir kimseye de hikmet verilirse ona da birgok hayir verilir" 251 
buyurulmustur. Burada hikmet sahibi kimse tasavvuf ehli olan kimselerdir 
ve onlara birgok hayir verilir. Esasen tasavvuf demek hikmet sahibi olmak 



249 (SOYSALDI, yil: 8 [2007], sayi: 19) 

250 Necm, 8-9 

251 Bakara, 269 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 109 



demektir, bunlar hakki hak oldugu icin ve iyiyi iyi oldugu icin yaparlar. 

Hz. AN kerreme'llahu veche "Derinlerdeki hikmet akil He akil da hikmet 
He (ikarihr. Husn-i siyasetle salih edep zuhur eder. Tefekkur ise kalbin ha- 
yatidir" 252 demek suretiyle, akil, hikmet ve tefekkurun icra ettigi fonksiyo- 
nun onemini belirtmistir. Ancak bu hikmet anlayi§i daha sonra degismistir. 
Olan seyler ve hadiselerdeki Allah Teala ve kullar nezdinde olmasi gereken 
ve gerekmeyen hallerdeki hikmetin durumun halli icin Mutezile ve Esanler 
arasindaki kelamT tartismalara baslamis ve EsarT anlayisin islam dunyasina 
hakim olmasi ve bu durumdan ehl-i tasavvufun da asm sekilde etkilenmesi- 
ne, muridlerin seyhleri ve isleri hakkinda tek tarafh bir hikmet cizgisi ile vah- 
det-i vucud ogretisinin getirisi olan bir sekilde akIT yonu tamamen ber-taraf 
eden bir sonuca ulasmistir. Hz. AN kerreme'llahu vechenin buyurdugu kela- 
min disina cikilmis tefekkur hayati inkiraza ugramis islam Medeniyeti isteni- 
len seviyeye ulasamayip tabir-i caizse yerinde saymistir. Belki "hikmeti var- 
dir" birgok sorunun gozumunu sagladigi gibi nakis olan kisi ve hallerinde 
istismanna sebebiyet vermistir ki neticelerinde noksan haller husule gelmis- 
tir. 

Bu durumu Suleyman Uludag su sekilde izah etmektedir. 

"Allah Teala'nin fiillerinde belli bir garaz ve illet bulunmadigini savunan 
ve irade sifatini on plana gikardiklari igin iradeciler diye adlandinlan ashab-i 
mesiyet'i bu sekilde dusunmeye sevk eden amil, Allah Teala'nin mesiyet ve 
iradesini sonsuz genislikte gorup hikmet sifatiyla bile tehdit etmeye yanas- 
mamalandir. Tabbiidir ki, ilahi irade mutlak ve bu derece kapsamli bir sekil- 
de ele alinirsa, sebep, illet ve hikmet telakkisini, neticede de akli ve dusun- 
ceyi silip supurur. Geriye ancak tesadufler, gelisiguzel vukua gelen, maksat 
ve gayesi bilinmeyen ve hikmete dayanmayan bir takim hadiseler kalir. Bu- 
nun sonucunda da kainat bir kaos seklini alir. Allah Teala'nin iradesini ve 
dilemesini insan akli veya maddT illetlerle sinirlandirmak Allah Teala'yi zaru- 
ret ve mecburiyet prensibinin altinda seklen faaliyet gosteren irade sahibi 
bir varlik olarak gormek caiz degildir. Ancak Allah Teala'nin irade sifatini 
yine O'nun bir sifati olan hikmet prensibiyle sinirli ve uyumlu gormekte hic- 
bir mahzur yoktur. Zira Kur'an-i Kerim'in bircok yerinde kendisinin hakim 
oldugunu haber veren bizzat Allah Teala'dir. Bundan dolayi irade sifatinin, 
hikmet sifatinin red ve inkar edilmesini gerektirecek bir genislikte anlasilma- 
si dogru degildir". 253 

"Mutezile'nin, insanm menfaatine ve maslahatma en uygun olan §ey ne 



252 KuleynT, Sikatu'l-islam Ebu Ca'fer Muhammed b. Ya'kub, Usulu'l-Kafi ( thk. Mu- 
hammed Cevad el-Fakih), Beyrut 1413/1992,1, 76. (GULER) 

253 ULUDAG, Suleyman, Emir ve Yasaklarm Hikmeti, Ankara, 1988, s.31 



110 I NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



ise, Allah Teala'nm onu yaratmasi lazim gelir, demesi Esanleri boyle bir 
gikmaza itmi§, meseleyi koklu ama tek tarafh derinlestirmelerine yol agmis- 
tir. Esanler ilahi iradeyi herhangi bir mecburiyet, zaruret ve il let altinda 
gormemek igin, hikmeti de hig olmayacak §ekilde tevil edip reddetmek ihti- 
yacini duymuslar veya boyle hareket etmeye hasimlan tarafindan zorlanmis- 
lardir. Sonradan illiyeti esas alan felsefenin guglenmesi de Esanleri bu konu- 
da zor durumda birakmis, otesi aydmhk olmayan ve gittikge de karanhklasan 
bir sahaya suruklemistir. Diger taraftan Mutezile'nin ortadan kalkmasi ve 
felsefenin de EsarT bir kelamci olan GazzalT tarafindan gokertilmesi, islam 
aleminde bastanbasa EsarTligin hukumran olmasina ve rakipsiz bir dusunce 
tarzi olarak istedigi gibi faaliyet gostermesine yol agmistir. Sebep ve illet 
fikrinin bu kadar cok zayiflamasi ancak mutasavviflann isine yaramis, kera- 
metler ve olaganustu hallere ait menkibeler alabildigine artmistir. Artik er- 
mi$lerin hikmetleri ve iradeleri dahi tabiat kuvvetlerinden ve kanunlarm- 
dan daha tesirlidir, daha kolay ve gabuk netice alir, diye inanilmaya baslan- 
misti. Ashnda GazzalT, var olan alemden daha e§siz (bedi?) bir alemin yara- 
tilmasi imkansizdir demek suretiyle bu yolda Mutezile'yi ve felsefeyi bile 
geri gerilerde birakan bir illiyet, nizam ve hikmet anlayisina ulasmisti. Ama 
ondan sonra islam fikir hayatinda onun bu telakkisi degil, illiyet ve hikmet 
fikrine karsi olan telakkiler tesirli olmustur". 254 

Har icre biter giilzar, zar icre doaar envar, 
Her seyde tecellln var ru'yet volunu goster. 

Diken iginde biter gul bahgesi, nurlar perde iginde dogar, 
Her seyde tecellin var bakma yolunu goster 

Hz. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

Goklerin, akillarm hazineleri bile nebinin gozune bir (dp kadar ehem- 
miyetsiz gorunurse. Artik Mekke, $am ve Irak rte oluyor ki onlar igirt sava§- 
sm, onlara i§tiyak geksin! Ancak gonlu kotu olan, onun i$lerini kendi bilgi- 
sizligine, kendi hirsma gore mukayese eden ki§i onun hakkmda boyle bir 
fiipheye du§er. Sari camdan bakarsan gune§in nurunu sapsari gorursun. O 
gok ve sari cami kir da eri ve tozu gbrl Ath bir er, atmi kostururken tozu 
dumana katar, etrafta bir tozdur kalkar. Sen, tozu Allah Teala eri sanirsm. 
iblis de tozu gordii, "Bu topragm fer'idir. Benim gibi ates almh birisinden 
nasil iistun olur?" dedi. Sen azizleri insan gbrdukce bil ki bu gorus iblis'in 
mirasidir. Be inatgi, iblis'in oglu olmasan o kbpegin mirasi nasil olur da 
sana diiser? Ben kopek degilim, Allah Teala aslamyim. Allah Teala aslant 



254 ULUDAG, Suleyman, Emir ve Yasaklann Hikmeti, Ankara, 1988, s. 31-32. 
(KAHRAMAN, 2002), s. 77-78 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 111 



suretten kurtulandir. 255 

Su kim ola vuslatta, halvet bula celvette, 
Bu Misri'ye kesrette vahdet yolunu poster. 

§u kimsedir vuslatta ola, celvette halvet bula, 
Bu Misri'ye coklukta vahdet yolunu goster. 



TAHMiS-i AZBI 

ihsdni feravdn et cennet yolunu goster 
Hem sohbetim irfan etzillet yolunu goster 
Gel derd He derm an et rahat yolunu goster 
Yd Rab bize ihsdn et vuslat yolunu goster, 
Surette koma can et uzlet yolunu goster. 

Ey Mdliki kudret sen kil bendene kim sefkat 
Feth ola bana hikmet ihsanma yok gayet 
Lutfunla edip himmet halime ola rahmet 
Eyledi heva garet oldu isimiz adet, 
Dergahm ulu gayet kudret yolunu goster. 
Meylimi safddan kes ydrimi cefddan kes 
Gonlumu nizadan kes hirsimi beladan kes 
Kalbimi devadan kes zevk He sefadan kes 
Nefsimi hevadan kes, kalbimi riyadan kes, 
Meylimi sivadan kes halvet yolunu goster. 

Lutfunla munasip kil yolunda mucazip 256 kil 
Naili meratib 257 kil sirnna sahip kil 
ihsanma vacip kil askim dahi galip kil 
Candan sana talip kil her taate ragip kil 
Bir Pire musahib kil hizmet yolunu goster. 
Bahset dem-i Isa'yi der gormege mevtayi 258 
Arzet bana cdyi 259 goster tene Musd'yi 
Arz He musemmdyi geldim sana aglayi 
Ta'lim edip esmayi bildir bize esyayi, 
Duymaya "Ev edna" yi hikmet yolunu goster. 



255 Mesnevi, c.l, b. 3955-3964 



Cezbeli 

Meratib: Mertebeler. Basamaklar. Kademeler. Dereceler 

Mevta: Oluler. Olmusjer. Cenazeler 

Cay: f. Yer, makam, mevki. 



112 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Kimde gorune deyyar 260 dervis olur ahir-kar 
Zevk olur ona efkdr yar olur ona agyar 
Gorundij ona her var kim oldu ulu'l ebsar 261 
Har igre biter giilzar, zar igre dogar envar, 
Her §eyde tecelltn var rii'yet yolunu goster. 
Ydrin bula gurbette sahip-kadem ulfette 
Alim ede sohbette arifolan elbette 
Azbtgam mihnette rahat bula zillette 
$u kim ola vuslatta, halvet bula celvette, 
Bu Misri'ye kesrette vahdet yolunu goster. 



Deyyar: Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastir sahibi. 
Basiret sahipleri 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 113 



55 

Vezin: Mef'ulu Mefa'Tlu Mefa'Tlu Fe'QIun 

§unlar ki gorup yuzunu bu dara gelirler, 
Ol ahde vefa eyleyiip ikrara gelirler. 

Anlar ki ezel gozleri sogmda kaluptur, 

Bunda seni hig bilmeyup inkara gelurler. 
Cesmin kadehin nus eden abdal-i ilaht, 
01 ask He bu alemi devvare gelirler. 

Ziilfiin teline anda kimin gonlu dolasti, 

Mansur gibi meydana giriip dara gelirler. 
$ol daneleri gor biter e§gar olur, 
Sirnyle iginden yine esmara gelirler 

Her tohumu rtedert aldin ise eksert am bil, 

Her cinsi yine bittigi e§gare gelirler. 
Higbiri izinden gikip aher yola gitmez, 
Her birisi bir yol He bazara giderler. 

Yolari ne var ayri ise hep sana asik, 

Ciimle seni ister sana didare gelirler. 
Elbette bu bag igine kim girse Niyazi, 
Harm gezup evvel sonu gulzare gelirler. 

Sunlar ki gorup yuzunu bu dara gelirler. 
Ol ahde vefa eyleyiip ikrara gelirler. 

Sunlar ki gorup yuzunu bu dara 262 gelirler, 
01 ahde vefa eyleyup ikrara gelirler. 

NiyazT-i MisrT, bu ilahide devir nazariyesini agag ve meyve istiaresi ile i§- 
lemi§tir. TasawufT bir tabir olarak devir, varhklann Allah Teala'dan gelip yine 
Allah Teala'ya donu§unu agiklayan bir nazariyedir. Bu nazariyeye gore mut- 
lak varhktan aynlan ilaht nur, ini§ (kavs-i nuzul) ve yukseli§ (kavs-i uruc) ola- 
rak adlandinlan birtakim mertebelerden gegerek yine ashna donu§tur. 

Devriyyeler i§ledikleri konu bakimmdan iki kisma aynhr. 

Vucud-i mutlaktan aynlan nur-i ilahTnin alem-i suf IT olan dunyaya, topra- 
ga intikaline kadar gegen sureyi anlatan devriyyelere devr-i fersiyye; 

ilaht nurun sirasiyla topraga, madene, bitkiye, hayvana, insana ve nihaye- 
tinde kamil insana intikal ederek ilk zuhur ettigi asil kaynaga (Allah Teala'ya) 
donmesi surecini isleyen devriyyelere ise devriyye-i arsiyye adi verilir. 



Dar: Dunya, ev; Dara: Eski Fars hukumdarlarmdan dokuzuncusu Keykubat'in bir 
ismi. Hiikumdar. Cenab-i Hakk'm bir ismi 



114 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



Fersiyyelerde mutlak varhktan aynldiktan sonra dunyaya inise kadar 
katedilen yolculuk, arsiyyelerde ise dunyadan tekrar yuce aleme, huzur-i 
ilahTye kadar yukseli§, fena fillaha eri§ konu edilmistir. 

Anlar ki ezel gbzleri sacmda kaluptur. 
Bund a seni hie bilmeyup inkara aeliirler. 

Onlar ezelde gozleri saginda kalmistir, 

Bu dunyada seni hig bilmeyip inkara gelirler. 

inkar edenler ashnda inkar ederken ezelde gordukleri Allah Teala'yi ara- 
dilar. O gordukleri sekilde anlatani bulamayinca anlattiklan ilahi inkar ettiler. 
Buna enguzel ornegi Muhyiddin Arab! kaddese'llahu sirrahu'l azTz Fusus'ul 
Hikem'de Nuh Fass'inda onun tebligini anlatirken buyurdu ki; 

Yalmzca tenzih 263 edecek olursan, kayitlayici olursun; 

Yalmzca tesbih 264 edecek olursan, smirlayia olursun. 

Hem tenzih hem de tesbih edecek olursan, 

Dosdogru yolda olursun ve bilgide imam ve seyyid olursun. 

imdi iki varhktan sbz eden, ortak kihci oldu 

Ve [coklugun btesinde) tek olandan sbz eden, bir'leyici oldu. 

Eger ikileyici isen, tesbihten sakm! 

Ve eger bir'leyici isen, tenzihten sakm! 

imdi, sen O degilsin ve sen O'sun; 

Ve sen O'nu seylerin ayn'mda 

Kayitlanmamis ve kayitlanmis olarak gbrursun. 

Eger Nuh aleyhisselam, kavmi icpin bu iki daveti birlestirseydi, elbette 
kavmi kendisine icabet olurdu. 

Bir rivayette ise, Allah Teala, kiyamet gunu zatinda bulundugu hal uzere 
kullanna tecellT eder. Fakat hig kimse Allah Teala'yi kabul etmez ve "Sen 
bizim Rabbimiz degilsin" diye kagisirlar. Bunun uzerine Allah Teala, herkese 
herkesin zati hakkindaki tasavvuruna gore tecellTeder. Boylece herkes, ken- 
di inancina gore gordugu Allah Teala'yi kabul eder. Ve O'nu ikrar ederler. 
Ancak Allah Teala'yi hakkiyla bilmekten aciz kalmislardir. Sadreddin KonevT 
kaddese'llahu sirrah'ul azTz, bunu soyle ifade etmistir: 

"Hakk, kiyamet gunu muminlere tecelli eder, onlar da Hakk He kendileri 
arasmdaki alameti gbrmedikleri siirece, Hakki inkar ederler ve ondan kagi- 



Tenzih: Allah Teala'yi her gesit kusur, noksan ve ortaktan uzak bilip soylemek, 
eksik ve kusurdan uzak sayma. 

Te§bih: (C: Tejbihat) Benzetmek, benzetilmek. Benzeti§. Bir vasifta vehmetmek. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 115 



nirlar. Soz konusu bu alamet, Hakka dair 'o soyledir, $6yle degildir' §eklin- 
deki inanglaridir. Hakk, onlar igin suretlerde ba§kala§ir (tahavvul) ve her 
birisi, kendi alameti ile O'nu tanir." 26s 

Herkes "kendisi bakimmdan" bir inanca sahip olur ve boylece kendinin 
gordugu persfektiften Rabbine nazareder. 

Cesmin kadehin rtus eden abdal-i Hah?, 
01 a$k He bu alemi devvare qelirler. 

Gozun kadehini tadan Allah'in abdal kullan 266 
ask ile bu alemi donmeye gelirler. 

"Abdal-i ilahT " Hakk deryasina dalmis kisi, anlamina gelmektedir. Onlar 
beden kihflanna girmezden once de Hakk deryasi icinde olduklan halde o 
deryayi gorebilen kisilerdir. Bundan oturu onlar, o alemde de mana gozu ile 
(her taraftan kendilerini ku§atmi§ olan) Hakk nurunu gordukleri icin, bu 
alem-i devvara (devreden, donen bu aleme yani kainata) gelirken de bu 
a§kla doludurlar. 

Kadehten murad ise; Hak talibine yaptigi ism-i Celal telkinidir. Ya da 

dilinden dokulen marifet-i ilahiye'ye dair sozlerdir. 

Salik onlan dinledikce verdikleri, zevkle mest olup, akh bir §eye er- 

mez olur... 267 

Ziilfiin teline anda kimin aonlu dolasti, 
Mansur aibi meydana girtip dara gelirler. 

Kimin gonlu saginin teline onda dola§ti, 
Mansur gibi meydana girip dar agacina gelirler. 

Eski edebiyatimizda asiki baglayan yarin sacinin ona dolanan teli oldugu 
sik sik dile getirildigi icin asik kulu her taraftan cevreleyen Hakk nuru derya- 
smi fark edenlerin bu alemde de Mansur gibi daragacinda olduklarmi, yani 



265 bkz. Suad el-Hakim, el-Mu'cem, 87 vd; Ebu'l-Ala Afifi, Fususu'l-Hikem Okumalan 
igin Anahtar (trc. Ekrem Demirli, iz Yay. 2000), s. 54 vd. Vahdet-i vucud ve ilah-i 
mutekad hakkinda bkz. AbdulganT en- NablusT, Gergek Varlik, 76 vd; KonevT'de ilah-i 
mutekad ve "sCibjektif Tann" tasavvuru igin bkz. Nihat Keklik, Sadreddin Konevt'nin 
Felsefesinde Allah-Kainat ve insan, s. 51 vd.; Ekrem Demirli, Sadreddin Konevt'de 
Marifet ve Vucud, s. 145 (doktora tezi, M. 0. S. B. E., 2003) 

Ebdal: Evliyadan, ziyade nuraniyyet kazanmi§ olanlar. Evliya zumresinden bir 
cemaat. Arapcada halkm luzumlu i§lerinin tasarrufuna memur bir cemaata denir. 
(Masiva alakasmdan mucerret ve Cenab-i Hakk'm muhabbetinde fani ve miistagrak 
olan zatlar. O.S.) 
257 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, ONUNCU SUAL VE CEVABI 



116 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



kendi varhklannin da Hakk nurundan ibaret oldugunu anlayarak yokluk idra- 
kine ulastiklanni belirtmistir. 

Sol daneleri gor biter escar olur, 
Sirnyle icinden vine esmara gelirler 

§u taneleri gor biter agaclar olur, 
Sirnyle icinden yine meyvelerle gelirler 

Mutasawiflar tarafindan da alem-agac ve insan-meyve munasebeti soz 
konusu edilmistir. Burada, ashnda agacin kendisi degil, bu agactan hasil olan 
meyve, yani yaratihsin en ustun ve en son noktasi olan insandir. 

Alemin bir agac olarak dusunulmesi tasavvuru, meyvenin ash cekirdek, 
cekirdegin ash meyvedir ve devir emrinin varhgi bu duruma baghdir. Bir 
agagtan maksadm meyvesi olmasi gibi, alemin yaratihsindan maksat da in- 
sandir. 

Meyvenin kendisine vucut veren agacin butun varhgini ve ozelliklerini ih- 
tiva etmesi gibi, insan da kainatin turn ozelliklerini sahsinda banndinr. Bir 
baska ifadeyle alem ademdir, adem alemdir. NiyazT-i MisrT ise, her agacin asil 
kaynagi olan cekirdeginin ozelliklerini tasiyacagini, o agactan meydana gelen 
cekirdegin yine ayni cins agaci meydana getirecegini bu beyitte dile getir- 
mistir. 

Mursid dervisine karsi kanaatkar olarak hareket etmesi yaninda hizmet 
ederek ve yetistirerek nzkini Allah Teala'dan ahp kula ihsan ederek fersten 
arsa seyrini tamamlamasi icin yardim eder. 

Ehlullah "Onlara verdigimiz nziktan (Allah yolunda) harcarlar." 26S Sir- 
nnca esirgeme ve korkudan emin olarak hareket ederler. 
Bil ki nzik uc kisimdir. 

Birincisi, cisim nzkidir ki o, yenilen, icilendir. Onunla beden taat uzere 
kuvvetlendirilir. 

ikincisi, nefs nzkidir ki o. kurallar ve hukumlerdir. 
UcuncusiJ, ruh nzkidir ki o da, hakikatler ve sirlardir. 
Birincisi pazarlardan talep edilir; ikincisi okullardan ucuncusu ise tek- 
kelerden talep edilir. 259 

Her tohumu neden aldm ise eksen am bil, 
Her cirtsi vine bittiai escare gelirler. 

Her tohumu nerden aldm ise eksen bil onu, 
Her cinsi yine bittigi agaca gelirler. 



Bakara, 3 
269 (CETiN, 1999), s.135; (BURSEVi), v.l23a, 89. Varidat 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 117 



imam §ebusteri kaddese'llahu sirrah'ul azTz, Allah Teala dostunu bir to- 
huma benzetmekte ve devri arsiye ve fersiyenin surekliliginde insan-i kamili 
merkeze alrak ifade eder ki; 

Tohum gibidir Allah dostu. 

Su ve toprakla, dyle giirbuz bir agag olur ki, 

yedinci kat gogii bile asar. 

Aym tohum yeniden duser topraga. 

Allah Teala'm izniyle yuzlerce agag olur, Meyve verir. 

Bir nokta olan tohum, olgunlasinca 

Qizgiye benzeyen agag haline gelir. 

Noktayken gizgi olur, 

Qzgiykert tekrar kugulur ve noktalasir. 

Bu seyahat yenilenir, yenilenir de 

Yolcu kemale erince, artik son noktaya varir. 270 

Higbiri izinden gikip aher yola gitmez, 
Her birisi bir vol He bazara giderler. 

Higbiri izinden gikip ba§ka yola gitmez, 
Her birisi bir yol ile pazara giderler. 

Her sifattan surekli olarak devredenin Allah Teala'm zatidir. Zati bazen 
azizlerden bazen de eskiyalardan tecelli eder. 

Yolari ne var ayri ise hep sana a$ik, 
Ciimle serti ister sana didare gelirler. 

Ne varsa yolari ayri ise hep sana asik, 
Hepsi seni ister sana yuze gelirler. 

insanlann yollan birbirinden farkh olsada hepsi birer meyvedir. Yani hep- 
si olgun ya da ham meyvedir. Ham meyve suretinde olanlar eskiya, olgun 
meyve suretinde olanlar ise evliya olarak Hakk'a gelirler. 

Elbette bu bag igine kim girse Niyazi, 
Hariri geziip evvel sonu gulzare gelirler . 

Elbette NiyazT bu bag igine kim girse, 

Once dikenligi gezip sonra gul bahcesine gelirler. 



SebiisterT, Gulsen-i Raz, (Haz. Sadik Yalsizuganlar), Istanbul 1999, s. 99. 



118 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



"(...)TecellTyi insanda devir tamam oldu, durdu; (Rahman) istiva etti! 
insanin vucudu "ar§"tir. (Allah Teala) Kelam, akil ve idrak, kemaliyle in- 
sanda gorundu ve zuhur etti. 

Binaenaleyh kenz-i mahft (gizli hazine) asikar olmus oldu. Yani kendini 
idrak edip bilmek isteyen tabiat-i kulliye, terkib-i kuva (kuvvetli meleke- 
lerle yaratmca) ederek, insani vucuda getirince, insan akil ve idraki saye- 
sinde kendini de bilmis, tanimis oldu demektir. 

Kuva-yi tabiTyenin boyle bir insan vucuda getirecek surette toplanmasi 
"hasr"dir. Mevt-i zahin ile fena-pezTr (olunce) olup da ecza-yi bedenin yi- 
ne tabiat-i camideye rucuu da (cansiz varhklara donusu, toprak olusu) 
"nesr"dir. 

O halde insan sahihen hilkatte maksud-i yeganedir; maksud-i aslTdir, 
adeta agacin meyvesi gibidir; meyve nasil butun bir agacin kabiliyatini 
cami ise 'niisha-i kubra' ve 'berzah-i cami' olan insan dahi butun su kai- 
nat-i maddiyenin zubdesidir, ozudur. Akil ve idraki itibariyle de kulagidir, 
gozudiir. 

AdT ve sakT adamlar ham yemise (meyve) benzer, kamiller olgun ye- 
mistir. Ondan tekrar bir agac vucuda gelebilir ve binlerce yemisler verir. 
insandan bir koca kainat cikar. Cennet, cehennem, ars ve kursT hep on- 
dadir. Tabii cekirdekten agacin agactan cekirdegin peyda olmasi da "de- 
vir" demektir. 

Tabiatta butun bu "kevn ii fesad" (dijnya alemi) bir insan-i kamil ye- 
tistirmek icindir." 271 
TAHMiS-iAZBf 

Kimisi gule bulbul olup zare gelirler 
Pervane gibi a$ka du§up yane gelirler 
Azade iken alem efkara gelirler 
§unlar ki gorup yuzunii bu dam gelirler, 
Ol ahde vefa eyleyup ikrara gelirler. 

Kiminin ozunij bunda bilirler onda buluptur 
Bunda senifehm eylese goz anda buluptur 
A§kin haberin anlamayan munkir 272 oluptur 
Anlar ki ezel gozleri sagmda kaluptur, 
Bunda seni hi$ bilmeytip inkara gelurler. 
Zahid sana gun kismet imis kal-i ilahi 273 
Abdala 274 dahi kismet imis sal-i ilahi 



271 UCMAN, Abdullah, Riza Tevfik'in Halk Edebiyati ile ilgili Makaleleri, Kultur ve 
Turizm Bakanligi Yay.,Ankara 1982. s. 202-203. 

Munkir: inkar eden, kabul etmeyen, inkarci, gormezden gelen. 

kal-i ilahT: ilahi soz 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 119 



Her kime nasip oldu ise hal-i ilaht 
Cesmin kadehin nus eden abdal-i ilaht, 
Ol ask He bu alemi devvare gelirler. 

Derdine senin kirn ki bugun uydu satasti 
Derya-yi muhit 27S oldu ozu alemde tasti 
Bir heme 276 ki askin haberi geldi ulasti 
ZiJlfun teline anda kimin gonlu dolasti, 
Mansur gibi meydana giriip dam gelirler. 
Kamil yine bu aleme kamil gelir evvel 
Bunda seni bildi ise eger ol bilir evvel 
icrayi emir eylemede ol kilir evvel 
$ol daneleri gor biter esgar olur, 
Sirnyle iginden yine esmara gelirler 

Bu eger remzi arifisen can He bil-kil 
Bulbulu nicin raz u efgan ettire hos-kil 
Vaktmda neden cusa gelir gaglayuben Nil 
Her tohumu neden aldm ise eksen am bil, 
Her cinsi yine bittigi esgare gelirler. 
Zahid sana bu pend-i hakikat eser etmez 
Mevcut yine mevcut gorunur kahr He yetmez 
Nar tohumunu nicin nar verir eyvanina 277 yetmez 
Higbiri izinden cikip aher yola gitmez, 
Her birisi bir yol He bazara giderler. 

Her biri nigin sirri Hakk'a olmadi layik 
Munkerine munkirdir olur gunku munafik 
Sadik yine gun sadik olur askla sadika 
Yolari ne var ayri ise hep sana asik, 
Ciimle seni ister sana didare gelirler. 
Gel muhtasar et Azbi yeter tul 278 tirazi 279 
Zar etmede hal ehli goz etmede nazi 
Dur eyleyuben gezse gonul §am Hicazi 
Elbette bu bag igine kim girse Niyazt, 
Harm geziip evvel sonu giilzare gelirler. 



Abdal: evliyadan ziyade nuraniyet kazanmi§ ve bir anda bir kag yerde goriinebi- 
len zatlar, dunyai alakasini kesen ve Allah'm sevgisiyle yogrulmuj ki§iler. 

Derya-yi Muhit: ihata eden, her jeyi kujatan ve her §eyi igerisine alan; etraf, 
gevre; biiytik deniz, okyanus. 
275 Hane:Meyhane. 

Eyvan: f. K6§k. BCiyiik salon. Buyuk sofa. Divanhane 

Tul: Uzatma 

Tiraz: f. " Susleyen, donatan" anlamlarma gelir ve birlesik kelimeler yapihr. 



120 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



56 

Vezin: Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun 

Halk icre bir ayineyim herkes bakar bir an goriir, 

Her ne goriir kendi yuzun ger yahsi ger yaman goriir. 
Dedi ulular "levn-i mae levn-i irtd" dir siiphesiz, 
Kana boyanmis goz hemin Nil ii Firat-i kan goriir. 

$ol cahil-ii nadam gor orter Hakk'i inkar eder, 

Kamil olanlar kamilin herbir sozii biirhan goriir. 

Medh He zemmi alemin kiymette bir hardal degil, 
Har o durur harmanda ol bugdayi kor soman goriir. 

Tuttu rikabm arifin nice salatin-i ulu, 

Kamil olan sultani gor dervisi ol sultan goriir. 

Dervisi Hakk yakmis iken am yakan sultana bak, 
Hamam icinde dilberi gormez gozii kiilhan goriir. 

Ol dilberin Mehdiadi siikker durur halka tadi, 

Misrtceker bu mihneti ol rahati Rahman goriir. 

Halk icre bir ayineyim herkes bakar bir an goriir, 
Her ne goriir kendi yuzun ger yahsi ger yaman goriir. 
Halk igre bir aynayim herkes bakar bir an gorur, 
Her ne gorur kendi ozun ger yahsi ger yaman gorur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Mii'min mii'minin aynasidir" 280 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-azizin bu beyitten muradi kendile- 
rinin makam-i cem icpinde olup mertebe-i irsadda olduklanni beyandir." 
Halk icre bir ayineyim" buyurduklan yani nefsanT mertebelerde olan kotu 
ahlakinin hepsini guzel ahlaka tebdil edip zahiren ve batmen cilalanmis bir 
ayna oldum. Herkes hakikT ve manevT kendi sifatini mertebeleri miktannca 

benden musahede eder ve ondan maksud o^iAj^fy'Jr "•• ^ her an yarat- 

ma halindedir." 2S1 ayeti kenmesine mazhar oldugunu ifade eder. 

Mesela "bir ayineyim her an" ki; baksalar bir surette akislerini gorurler 
Hangi mertebede ise o sifat ile zuhur eder. Eger bakanin nefsinde kotu ahlak 
var ise yaman (kotu-korkuncp) gorur. Eger nefsin kotu ahlaki duzelmisse yahsi 



Taberani ve Bezzar Enes'ten: Ebu Davud da Ebu Hureyreden nakletmislerdir. Ebu 
Davud. Edeb. 29: Ibn. Miibarek Hasan-i Basri'nin sozu oldugunu soyler; bkz. Acluni. 
11/294 

Rahman, 29 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 121 



(iyi-guzel) gorur. Ben bir aynayim ki; kamil kemali, nakis noksanin gorur. Bu 
beyitten anlasilan budur. Yine "benim vucudum alem-i kubradir." Bu 
onsekizbin alem icimde tecelli eder. Benden bana bakarlar. Mukemmel kabi- 
liyeti olan kemalimi gorur noksan olan ise noksanimi gorur, demektir. 

Bu beyit istekli olanlara bir uyandir ki; kemal sahibi kemale bak ve her 
halini kemale tatbik eyleye ki; kemal sahibi olup ve eksik gormeden kurtulup 
kendi eksiklerini duzeltmene sebep olur. 

Allah Teala butun yaratilmislan ihata etmistir. Fakat bunu herkes gore- 
mez. Cahil Hakk'i gormemekle beraber inkara dahi gidebilir. Mesela bunun 
inkan sunun gibidir. Bir devlet reisi ki tebdili kiyafet ederek carsi pazar gezer. 
Bunu herkes gorur. Fakat kimse bilmez. Ancak am yakinen taniyanlar bilir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ruhlar toplu cemaatlardir. (Ruhlar aleminde) birbirleriyle tamsirlar, ul- 
fet ederler. Tamsmayanlar ise birbirlerinden aynhrlar" 282 

iste Allah Teala'da boyledir. Hakki ilk yaratihsta taniyan hem gorur hem 
bilir. Tanimayan cahilde gorur amma bilmez. Simdi o tebdili kiyafet etmis 
olan devlet reisini cahile soylesen soyle der: 

"Haydi, yahu boyle devlet reisi olur mu" der. Bu devlet reisi degildir diye 
inkar eder. Ehli zahirde ayni bunun gibidir. Hakk'i elinle tutsan gostersen 
ben boyle Hakk tanimam der. ^unku onlann zevkine gore Allah Teala mu- 
kemmel sekillidir. Tevhid ehli zevkinde ise Allah Teala sekilden munezzehtir. 

Dedi ulular "levn-i mae levn-i ina" dir suphesiz, 
Kana boyanmis adz hemin Ntl u Firat-i kan goriir. 

Ulu kisiler suphesiz, "Suyun rengi kabin rengidir" dediler 
Kanlanmis goz Nil ve Firat nehrini kan gorur. 

CuneydT Bagdad! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz Hazretlerine "Hakk nasildir 
diye sual etmisler. §6yle buyurmus: "levn-i mae levn-i ina" Yani: "Suyun 
rengi yoktur. Suyun rengi kabin rengidir." Mesela bardak mavi ise su mavi 
gorunur, kirmizi ise kirmiz, yesil ise yesil gorunur. Bir insanin gozu ki kana 
boyanmissa her bir nehrin suyunu kan gorur. Halbuki nehirler kan degildir. 
Onun gozu kan gordugu igin kan gorunur. 

"Levn-i ma, levn-i inadir." buyurduklan buna isarettir ki: Nur-i Hakk 
mutlak olup renkten andir. Renk ancak esyada bulunur. Bundan dolayi Hz. 
Musa aleyhisselam ummeti Nil'den su ahp icerlerdi ve Firavun milleti suyu 
aldiklannda gozlerine kan gorunuyordu. Hz. Musa aleyhisselamin ummeti- 
nin kalpleri pak ve basiretleri saf oldugundan suyu saff gorduler. Firavunun 



282 Buhari. Enbiya. 2: Muslim. Birr. 159. 160; Ebu Davud. Edeb. 16: ibn. Hanbel. 11/ 
237.295.527 



122 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



milletinin kalpleri sirk- ve gorusleri batil ve beyinleri kufur karanhgi ile dol- 
dugundan suyu, kan gorurduler. 

Sol cahil-u nadani gor orter Hakk'i inkar eder, 
Kamil olanlar kamilin herbir sozu burhan gorur. 

cahil ve haddini bilmez Hakk'i inkar eder ve orter, 
Kamil olanlar ise kamilin herbir sozu isaret ve delil gorur. 

"§ol cahil-i nadan" buyurduklan nefs-i emmare ve dunyevi akhn sifatidir 
ki; daima sahibini Hakk'dan men edip masiva sevgisine ragbet edendir. Bu- 
tun manalar gonulden zuhur eder, onu gizler ve kendi tarafina ceker. Hatta 
kendi gibi kotu edince gayret eder." KamiT'den murat ahireti arzulayan akil 
sahibi ve saff nefistir. Bu daima gonulden zuhur eden ilahT sirlan kabul ve 
hakikatlerine yol bulmaga gayret edip her zaman gonul kapisindan aynlmaz- 
lar. Belki kendilerini yok yere koyup gonul hanesinden bir adim disan cik- 
mazlar. Oyle olur ki gonule ilham olur onu Allah Teala tarafindan bilip her 
ne zuhur ederse "magz-i Kur'an'dir" (Kur'an-i Kerim'in ozu) diye kabul eder- 
ler. Cahil kordur, Hakk'i gormez. Mesela; 

Hamile kadin zindan oldugu halde tajidigi bebek masum olsa da, o ana- 
sindan ve rahminden ba§kasini bilmez. Padi§ah ve diger mahlukati ve bag ve 
bah?eleri teklif etsen inkar eder. Cunku dogana kadar anasi ve rahmini gor- 
du. Bu nedenle vucud zindaninda hapis olmu§ olan cahil dahi bu dunya ale- 
minden bajkasini bilmez. Mutlak alemden soylesen sesi solugu kesilir ve 
hayran olup hayrette kahr, belki kamil insan, cahilde dahi Hakki mujahede 
eder ve her bir sozunu Hakk'in sozudur diye kulak kabartir. 

Gonul, nefsini Hakk gorur, amma nefsine kendini bildirmek gayet zor i§i- 
tir. Hidayet ediciye muhtactir. 

Medh ile zemmi alemin kiymette bir hardal decjil, 
Har o durur harmanda ol buqdayi kor soman gorur. 

Alemin ovmesi ve kotulemesi kiymette bir hardal kadar degeri yok, 
Diken gibi haliyle harmanda olan bugdayi saman gorur. 

NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l-azizin bu beyitten muratlan kemal 
sahiblerini yaninda medh ve kotulemek hardal mikdan degildir. Cunku 
onlar "Tehallaku bi-ahlakillah" (Allah Teala'nm ahlaki ile ahlaklanmijlar) 
dirlar. Bu zat Allah Teala'ya aynadir. Sikinti ve genijilik, noksanhk ve kemal, 
medh ve kotulemek, sevinc ve gam onlann yaninda birdir. Cunku birlik 
makamina kavujmu? olan zatin kemalini inkar ve ikrardan zerre kadar kal- 
bine uzuntu gelmez, mir'at-i Hakk olmujtur. Medh ve kotulemek konu§a- 
nin kendi sifatidir bilir. Kemal sahibi kemali ve nakis noksani gordugunu 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 123 



bilir. Bundan medh ve alemin kotulemesi onun yaninda hardal mikdan 
kadar degeri kalmamistir, ayn-i Hakk olmustur. Medh ve kotulemeden artik 
hie uzulmez. 

"Harodur" dedigi nefs-i emmare ile vasifh olan zattir. (Esek) 

"Harman"dan murat bu dunya alemidir. 

"Bugday"dan murat hakikat mucevherleridir. 

"Saman"dan murat hakikate ulasamamis mecazT sifattir. Bu dunya ale- 
minde varhk sifatimi tevhid ruzgan ile savurup ve asIT cevherim olan kendimi 
-yani bugdayi-pak edip senat olcegi ile olcup hakikat anban olan kalbe ko- 
yup takva muhru ile muhurleki; "Dunya ahiretin tarlasidir" buyurulmus-tur. 

"Dunyada garip gibi veya yolcu gibi ol." 283 Sozunu tut. Daima niyetin 
hakikT gevher olup esek gibi samana bakan gibi mecazT surete iltifat etmeyip 
ve esek sifatlanndan kurtulmaya gall?, ^unku har'in bugdaya iltifati olum- 
dur. HakTkatan e§ek bugday yese kendisini helak eder. Ancak samani haz- 
medebilir. 

Tuttu rikabm arifin nice salatin-i ulu, 

Kamil olan sultani qor dervi$i ol sultan qorur. 

Yuce buyukler arifin etegini tuttu, 

Kamil olan sultani gor, derviside sultan gorur. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-azizin bu beyitten muratlan hakiki 
olmayan saltanatta bulunup manaya kavusamamis, tozlanmis kalb ile gozu 
gapaklanmissa bir arif-i billahin etegini tutup yani yoluna baglanip ve mari- 
fetine tabi olmakla fena-fillaha talip ol demistir. 

Dervisi Hakk yakmis iken am yakan sultana bak, 
Hamam ic'mde dilberi qormez gozu ktilhan gorur. 

Dervisi Hakk yakmis, sen onu yakan sultana bak, 
Hamam iginde dilberi gormeyenin gozu ktilhan gorur. 

"Dervisi Hakk yakmis iken" demek Hakk'in tecellTsi butun esyada zahir 
olup dervisin vucud-i mecazisini mahv edip makam-i cem'de olmakla 
Hakk'dan kendini fark edemeyip belki kendinden baskasini bulmaz. 

ikinci misrada "Hamam icinde dilberi gormez gozu kulhan gorur" bu- 
yurduklan "Hamam"dan murat dervisin kendi vucududur. 

"Dilber"den murat hakikT sevgi lid ir. 

"Kiilhan"dan murat gonuldur. Mesela gonul surette vucud iginde gizli- 



283 Buhari, Rikak, 3; Tirmizi, Zuhd, 25; ibn Mace, Zuhd 3; ibn Hanbel, II, 24, 41, 131; 
AclQni, Ketfu'l-Hafa, II, 134 vd, 



124 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



dir. Ancak hakikatte vucdtta tasarruf eden gonuldur. Kulhana benzetmek 
gayet ince tesbihtir. Cunku hamam kulhandan isinir. 

Ancak salik henuz gonlu kulhanmda Hakk askinin atesi ile varhk odunu- 
nu yakmis ve kalbT zikre kavusmus, fakat vucddT zikrine nail olmamakla vu- 
cut hamammda hakTkT sevgiliye tecellT ettigini fark edemeyip ancak gonul 
kulhanmda sahidi musahede eyler. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l- 
aziz "kiilhani goriir" buyurduklan budur. 

01 dilberin Mehdi adi siikker durur halka tadi, 
Misriceker bu mihneti ol rahati Rahman goriir. 

01 dilberin MehdT adi §ekerdir halka tadi, 

MisrT mihneti ceker onda olan Rahman guzelligini gorur 

Adi mehdi olan dilber, mukaddes ruhtur ki ol mazhar-i hidayettir. Herkes 
o sevgilinin vuslat-i §ekerine kavu§mak isterler. £unku onun tadi butun e§- 
yayi mest etmi§tir. Ancak §eker yemekle nefsin §eklini papagana degi§tirir. 

"Misrtgeker bu mihneti" buyurduklan nefs-i mihnette aglamaktadir." 01 
rahat-i Rahman gorur" buyurduklan mukaddes ruhdur ki; daima vuslatta ve 
rahattadir ve her an aynhgi yoktur. f^unku zerre gunesin aynidir ve gunesten 
aynhgi yoktur. Varhgi gunesledir. Gunes durdukca ona dahT fena yoktur. 
Bakasi yine gunesledir. 



TAHMIS-IAZBI 

Kimi inkar eder beni kimi Yezdan gorur 
Kimi puthane der beni kimi zilli 2M rahman gorur 
Munkerlere put kendiyim arif olan kur'an goriir 
Halk igre bir ayineyim herkes bakar bir an goriir, 
Her ne goriir kendi yiiziin ger yahsi ger yaman goriir. 

Bu dilberi kan u kerem bu san'ati her bar 285 eder 
Hig sugu yok bir kimsenin sorsak ona deyyar 286 eder 
Gorse beni bir ehli hal Hakk'tir bana ikrar eyler 
§ol cahil-ii nadani gbr brter Hakk'i inkar eder, 
Kamil olanlar kamilin herbir sozii biirhan goriir. 



284 



Zi I IT: Golge ile alakali. 



Her-bar: f. Her defa, her kere 



286 



Deyyar: Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastir sahibi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 125 



Nefsimledir cenkim gonul munkirlerle cidal 287 degil 
Her ne ceza kilsm bana kimdir bana mahal degil 
Ne zem olsam zarar degil ne medh olsam efdal degil 
Medh He zemmi alemin kiymette bir hardal degil, 
Har o durur harmanda ol bugdayi kor saman goriir. 

Umura 28S nazar eylersen Hakk'tan onu anla dolu 
Can u gonulden zerrenin bekle kapism ol kulu 
Bir pirin tut ddmenini hizmet eyle anla yolu 
Tuttu rikabm arifin nice salatin-i ulu 
Kamil olan sultani gor dervi§i ol sultan goriir. 
Hayvani gorse bu gozun hayvani ko insana bak 
Olmak dilersen ehl-i ask ask ehline bir tane bak 
Her gordugun kemter kula arif isen merdane bak 
Dervisi Hakk yakmis iken am yakan sultana bak, 
Hamam icinde dilberi gormez gozii kulhan goriir. 
Kusdilinifehm eyledi ki dsik kitabm okudu 
Cunku eminim ddemim Mevla sirri bende 
Azbtcevldn ederdin sen kevn u mekdn hie yoktu 
Ol dilberin Mehdtadi sukker durur halka tadi, 
Misriceker bu mihneti ol rahati Rahman goriir. 



Cidal: sozle miicadele, ate§li konujma; muharebe; cenk; kavga, mucadele, gar- 
pi§ma, gekijme. 

Umura: (Emir. C.) Emirler. i§ler. Hususlar. Maddeler. 



126 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



57 

Vezin: Mefa'ilun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Soyup bin pare eden sise-i kalbi celalindir, 
Yine her paresinden gorunen ruy-i cemalindir. 

Anmciin tigmi cesmin demadem eksik etmez kim, 

Yorulup yolda kalmaya o kim azm-i visalindir. 
Nicesi baksun etrafa ya ahkafa yahut Kaf'a, 
Su Anka kim amn gonlu nazargah-i hayalindir. 

Bulunmaz la-mekamdir bilinmez bt-ni$antdir 

Hemin ancak sana kuldur sertirt ehl-i iyalindir. 
Dag i Id i "mim" u "sad" u "ra" (Misrt) bozuldu nispet-i sugra, 
Benim bu nispetim simdi ne mahmdir, ne salindir. 

Soyup bin pare eden $i$e-i kalbi celalindir, 
Yine her paresinden gorunen ruy-i cemalindir. 

Kalb §i§esini soyup bin parga eden celalindir, 
Yine her parcasindan gorunen cemal yuzundur. 

"Soyup bin pare eden sise-i kalbi celalindir", yani celal tecellilerinin kalbe 
gelisi Allah Teala'nin sonu gelmeyen bir lutfudur. Yine her tecellTde onun 
cemalinin yuzu gorulur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Mii minin kalbi Allah Teala'nin iki parmagi arasmdadir. Allah Teala di- 
ledigi gibi tasarruf eder" 289 

"Muminin kalbi Rahmanm iki parmagi arasmdadir" 29 ° 

AnmcQn tigmi cesmin demadem eksik etmez kim, 
Yorulup yolda kalmaya o kim azm-i visalindir. 

Onun icin zaman zaman eksik etmez gozun oklanni, 
Yorulup yolda kalmaya ona kavusma azmimdir. 

Onun ok gibi delen bakislan benim hizimdir. Yorulup yolda kalmayip az- 
mimi artinr, demektir. Sevgilinin cevr-u cefasi asika muhabbet coskunlugunu 
artirmaktan baska bir seye sebep olmaz. 

Nicesi baksun etrafa ya ahkafa yahut Kaf'a, 
$u Anka kim amn gonlu nazargah-i hayalindir. 



Muslim. Kader. 17; TirmtzT. Daavat. 90: ibn. Mace. Dua. 2: Hakim. Miistedrek. 
IV/321 
290 ibn. HanbeL 11/173. IV/419; 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 127 



Ya kum tepelerine yahut Kaf dagindan baska ne taraflara baksin, 
Su Anka Kusu ki anin gonlu nazargah-i hayalindir. 

Anka 

Anka kelimesi ibranice anak kelimesinden turemistir. Anak, isim ola- 
rak gerdanhk, uzun boyunlu dev anlamlanna, fiil olarak ise gerdanhk 
takmak, bogmak, bogazi sikmak anlamlanna gelir. 

Anka; uzun boyunlu, ismi olup cismi olmayan buyuk bir kustur. 
Simurg, Zumrudu anka adlanyla da bilinir. Cennet kusuna benzer ye§il bir 
kus oldugu icin bu ad verilmistir. Bu adlann di§mda Anka, Semender, 
Devlet Kusu, Phoenix, Tugrul, Huma adlanyla da bilinir. Bulundugu yer- 
deki ku§lan avlayarak batiya dogru uctugundan Anka-yi mugrib de denir. 
islam tasavvuf ve edebiyatlannda Anka'ya verilen, bazi kaynaklarda "yu- 
tucu, yok edici" seklinde de yorumlanan mugrib "gurub eden, uzakla- 
§an, gozden kaybolan" sifati bu efsanevT kusun gozle gorulmeyisiyle ilgi- 
lidir. Cok yuksekten u?tugu yolundaki inang da bundan kaynaklanmakta- 
dir. Bu ozellikleriyle Anka'nin dunyanin en iri, en yuksekten ugan ve ha- 
vada en fazla kalabilen (200 gun) kusu "albatros" arasinda bir benzerlik 
aramak mumkundur. Anka Hint mitolojisindeki Garuda gibi "kuslar padi- 
sahi"dir. Bazi efsanelerde de yine onun gibi Kaf dagindan baska denizin 
ortasinda ulu bir agacin tepesinde de oturur. Yuzu insan yuzune benzer, 
boynu uzun, tuyleri renk renktir. Kendisinde her hayvandan bir alamet 
bulundugu ya da vucudunda otuz kusun renk ve alameti oldugu, bu ne- 
denle iranhlann Anka'ya Sirenk, Simurg dedikleri soylenir. Kirmizi ve altin 
renkli, uzun tuylu, guzel sesli ve erkektir. Bir rivayete gore disidir. Tann 
sonra buna bir erkek yaratmistir. Musa aleyhisselam zamaninda meyda- 
na gelen bu kus, gogahp Necid ve Hicaz taraflanna yayilmistir. Misirhlann 
efsane olarak anlattiklanna gore Anka, kartal buyuklugunde bir hayvan 
olup boynunun tuyleri altin gibi sari ve kuyrugu beyaz ile kansik pembe 
renkli ve guzel gozludur. Gozle gorulmeyecek kadar yuksekte ugan ve Kaf 
daginm tepesinde yatan Anka'- nin olumu ve dogumuyla ilgili gesitli riva- 
yetler vardir. iran destanlannda Simurg adiyla anilan Anka, FirdevsT'nin 
$ehname- sinde Zal'i yetistiren ve oglu Rustem'e yardim eden kus olarak 
bilinir. Aynca iran mitolojisinde Anka, Rustem'in cerrahi, babasi Zal'in 
dadisi olarak da anlatihr. 

islam mitolojisinde ise, Anka kuslann padisahi olarak anihr. Hz. Musa 
aleyhisselam zamaninda yaratilmis, Hicaz'a gitmis, Hz. Suleyman 
aleyhisselamin meclisince bulunmustur. Kisas-i Enbiya'nin Hz. Suleyman'- 
la ilgili bolumunde de "Anka Ku§unun Oykusu" adh bir oyku yer almakta 
olup bu oykude Anka ile Hz. Suleyman aleyhisselam arasinda gegen olay- 
lar anlatilmaktadir. Aynca rivayetlere gore Anka Hz. Zulkarneyn ile Kaf 



128 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



daginda gorusmustur. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemden on- 
ce bir nebinin bedduasiyla yok olmustur. 

Arapcada Anka, Farscada Simurg adi verilen; Turkcede ise, bu iki isim- 
le ya da bu iki ismin birle§mesinden meydana gelen Zumrudu Anka 
(Simurg u Anka) adiyla anilan, islam tasavvuf ve sanatinda da onemli yer 
tutan efsanevT kus, benzer nitelikteki baska kuslarla karistinlmistir. On 
Asya efsanelerinde Anka pek cok kaynakta birlikte ele ahndigi Batidaki 
eski Misir kokenli Phoenix ve islam! cevrelerdeki Huma devlet kusundan 
tamamen, Hint mitolojisindeki gift bash kartaldan ise kismen farkh ozel- 
liklere sahip tasvir edilir. Boynunun cok uzun olduguna ve boynunda be- 
yaz tuylerden bir halka tasidigina inanilan Anka ile Anadolu Selcuklu sa- 
natinda bazi gift bash kartal tasvirlerinin boynunda bir halka bulunmasi 
nedeniyle bu iki efsanevT kusun birlestirildigi ve gift bash kartahn Anka 
sayildigi soylenir. Araplar arasinda Anka hikayesi semender ile kanstinl- 
mis, semender de bazen kus olarak tasvir edilmistir. Cesitli efsanelere go- 
re Anka, insanlar gibi dusunur ve konusur. Cok genis bilgi ve hunerlere 
sahiptir, kendisine basvuran hukumdar ve kahramanlara akil hocahgi ya- 
par. Tuyleriyle sivazlayip yaralan iyi eder. Kaf dagini asabilmek ve goge 
yukselebilmek igin Anka'ya binmek gerekir. Nitekim Zulkarneyn de An- 
ka'yla goge gikip yildizlara ulasmistir. ^e§itli dinsel, buyusel etkileri oldu- 
guna inanilan Anka ile ilgili inanglar, kaynagini eski Misir inanglanndan 
almakla birlikte, Ci n 'den iran mitolojisine ve Muslumanliktan 
Hristiyanhga kadar genis bir inang alanina yayilmistir. Hiristiyanlar 
Phoenix adini verdikleri bu kus mitinin yorumunu yaparak onu oldukten 
sonra yeniden dirilmenin simgesi yaparlar. Cinliler jse Anka'yi raks ve mu- 
zigin mucidi olarak kabul ederler. Yahudi inanglanna gore ise Anka, go- 
cuklan kapip bogdugu igin Hz. Musa aleyhisselamin bedduasiyla yok 
edilmis ve soyu kurutulmustur. O gunden beri yeryuzunde gorunmez. Bir 
efsaneye gore bes yuz yil yasar. Dunyada her donemde yalniz bir tane 
Anka kusu olduguna inanihr. Anka'nin unlu Arap masallarmdan Bin Bir 
Gece Masallan'nda da sozu edilmis, Anka ortagag Arap ve Fars bilim ki- 
taplarma da girmistir. Yuzyillarca yasadigina ve hep yuksekten ugtuguna 
inanilan Anka, divan siirinin disinda halk hikayelerinde, halk edebiyatinin 
gesitli urunlerinde ve gagdas edebiyatimizin degisik edebT turlerinde de 
gesitli ozellikleriyle karsimiza gikar. Halk hikayelerinde ve masallarda da 
onemli bir yer tutan Anka, masallarda daha gok Kafdagi ile birlikte anihr. 

Tasavvufta da Anka degisik anlamlarda kullanilmis, efsanevT ozellikle- 
rinden yararlanilarak bazi tasavvufT goruslerin anlatilmasinda sembol go- 
revi ustlenmistir. ilk sufTlerde rastlanmayan Anka adi Ruzbihan-i Bakli gibi 
sair ve asik mutasavviflarca tesbih ve temsil unsuru olarak kullanilmistir. 
Anka kavraminin tasavvufa iyice yerlesmesinde Attar'in Mantiku't-tayr 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 129 



adh eserinde bu kusu aynntih bir §ekilde ele almasi etkili olmustur. Dunya 
edebiyatmda ve bizim edebiyatimizda ozellikle didaktik, ahlakT hikayeler- 
de hayvan motifleri sikhkla kullanihr. Fikir ve dusuncelerin hayvanlann 
agzindan aktanlmasinin sagladigi kimi yararlar bu yolun tercih edilmesin- 
de ml oynamistir. Ozellikle dinT-tasavvuff igerikli eserlerde anlatimin daha 
acik ve anlasihr olmasini saglamak icin kus motifinden yararlanilmistir. 
Bazi felseft manalan anlatmak, soyut kavramlan somutlastirmak icin ce- 
5itli kus isimlerini sembol olarak kullanan ibn'ul ArabT'den sonra efsanevT 
bir kus olan Anka'nin ozellikleri cesitli tasavvuff manalann sembolu ola- 

291 

rak kullanilmistir. 

Beyitte gecen etraf (taraflar) ahkaf da dag tepeleri, Kaf da Kaf dagidir. 
§imdi zahir ehlinin indinde bu alemin vucudu ba§ka, Hakk'in vucudu ba§ka 
olarak kabul edilir. Yani alemin dahi Hakk'in vucudundan ba§ka mustakil 
vucudu vardir. TarTkat ehlinin indinde ise bu alemin vucudu vucud-u zilIT ve 
hayalTdir. Vucud Allahm vucududur. Bu halkin vucudu Hakk'in vucudunun 
zi I IT, yani golgesidir. Mesela, bir adamin gune§in nurundan golgesi yere 
yansir. i§te o yere dujen golgeden adamin nasil bir kimse oldugu anla§ihr. 
i§te bu alem de Hakk'in vucudunun golgesidir ve mustakil olarak vucudlan 
yoktur. Misri efendinin "Nazargah-i hayalindir" demesi bu soze goredir. 

ibn'ul Arab! hayali, "e§yanm hem en geni§ ve hem de en dar olani; ne 
vardir, ne yok; ne bilinendir, ne bilinmeyen; ne ispat edilendir, ne de red- 
dedilen" seklinde paradoksal (celiskili) ifadelerle aciklamaktadir. Hayal, 
esyanin en genis olanidir, cunku o aklen imkansiz olani bile tasavvur ede- 
bilir. Daha once de bahsedildigi gibi zithklan birlestirir ve madumu tasav- 

292 

vur edebilir. Yine hayal esyanin en dar, fakat kapsamh olanidir. 

Hayalin zithklan birlestirmesi hakikatine binaen azin cok, cogun da az 
gosterilmesi ancak hayal ile mumkundur. Burada ibn'ul Arab!, "Kar§ila§- 
tigmizda onlari sizin gozlerinizde az gosteriyor, sizi de onlarm gozunde 

293 

azaltiyordu..." Ayetini ve "Bunlarm gozune otekiler iki misli gorunu- 

294 

yordu..." ayetini zikreder. Bu durumu ancak hayal takdir edebilir. 
Cunku hissi alemde azin cok, cogun da az gosterilmesi gercek disi, hayal- 

295 

de ise hakikattir. 



291 (BATtSLAM, 2002), s. 195-198 

292 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 130 

293 Enfal, 44 
294 AI-Hmran, 13 

295 ibnu'l-ArabT, Futuhat, c. VI, s. 307. 



130 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



ibn'ul-ArabT, hayal ilmine dahil olan konulan once ana bashklar altinda 
ele almis, daha sonra bu konulann ortaya koydugu problemleri cozmek uze- 
re hayal kavrami etrafinda su terimleri kullanmistir: 

Hayal ilmi (ilmu'l-hayal), 

hayal mertebesi (hazretu'l-hayal), 

hayal makami (makamu'lhayal), 

muttasil hayal (el-hayalu'l-muttasil), 

munfasil hayal (el-hayalu'l-munfasil), 

tasavvur gucij (el-kuwetu'l-musawire), 

tahayyul gucij (el-kuvvetu'l-mutehayyile), 

hayalgiku (kuvvetu'l-hayal), 

mutlak hayal (el-hayalu'l-mutlak), 

gerceklestirici hayal (elhayalu'l-muhakkik), 

nefes (en-nefes), 

Rahman'in nefesi (nefesu'r-Rahman), 

ama,kendisiyle her seyin yaratildigi Hakk (el-hakku'l-mahluku bThT kul- 
lu §ey), 

berzah, hala(el-Hala), 

hakikT varolu? (el-vucudu'l-muhakkak), 

hayalTvarolu? (el-vucudu'l-hayalT), 

varhgi mumkun olmayan adem (ademun la yumkin vucuduhu), 

sabit ayinlar (el-a'yanu's-sabite), 

yoklugun yoklugu (ademu'l-adem) ve ilk yokluk (el-ademu'l-ewel). 

Muhyiddin ibnu'l-ArabT'nin hayal ilmi ve hayal'in muttasil ve munfasil 
alemleri 

hakkinda en genis aciklamasi soyledir: 

"Marifetullah'a dair ilimlerin altincisi, hayal ilmidir (ilmu'l-hayal). Ve 
ayni zamanda hayal'in muttasil ve munfasil alemlerini bilmektir (ilmu 
alemi'l-muttasil ve'l-munfasil). 295 

ibn'ul Arab! 'nin bu sekilde melekutT, ruhani ya da hayalT suretlerle 
karsilasma tecrubesi coktur. Nitekim o, tavaf esnasinda Kabe'nin ya da 
Kur'an-i Kerim'in hakikatini bir gene (feta) suretinde musahede eder. 
Kendinden once yasamis evliya ya da nebilerin ruhani suretleriyle karsila- 
5ir. 297 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz ibn'ul ArabT'nin Anka-i Mugrib Kitabi- 



295 (ATA?, 1993), s. 479; Hayal ilmine HayalT kesif bilgisi (ma'rifelu'l-kesfi'l-hayalT) de 
denilmektedir. Bak: Futuhat, I, 34, II, 299. 
297 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 426 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 131 



na deger verir ve ondan istihraglarda bulundu. Hasaneyn Risalesinde ve 
Kelimati Kudsiyesinde bircok ahntilar yapmistir. Suleymaniye 
Kutuphanesinde 298 bulunan nusha kendi elinde bulundurdugu anlasilmakta- 
dir. Yaptigimiz incelemede kapagin ilk sayfasinda (H: 1071- M: 1660) 2 " kayit 
dusulmustur. ic sayfalarda hemen hemen hepsinde sirn agilmi§ ayetlerin, 
gunlerin vukua gelen olaylann kitabin gosterdigi isaretler ile uygunlugu ile 
kenar notlan ile belirtilmistir. 

Mesela: 12a da "Yusuf un hapse giri§i 1087" 

16a da "1086 da hapisten ciktigim gun" Bu turlu bircok kayit 
bulunmaktadir. 

Bulunmaz la-mekamdir bilinmez bt-ni$amdir 
Hemin ancak sang kuldur senin ehl-i iyalindir. 

Bulunamaz mekansizdir bilinemez isareti yoktur 
Ancak senin ailendendir ve sana kuldur. 

Hakikat ehli katinda vucud ancak Allah Teala'nin vucududur. ilahT 
vucuddan baska vucud yoktur. Ondan dolayidir ki, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem efendimiz Ahadiyyet makaminin asaleten bizzat sahibi ol- 
dugundan golgesi yok idi, yani golgesi yere dusmezdi. 

"Senin ehl-u iyalindir" demek o kendi kendine hizmet eder, kendi kendi- 
ne soyler. Yani rububiyyetle rububiyyetine hizmet eder, cunku Cenab-i Hak 
ve gayb-i Mutlak zahir oldu, yani Cenab-i Hak hicab-i rububiyyetle zahirdir. 

Daaildi "mim" u "sad" u "ra" (Misrt) bozuldu nispet-i suara, 
Benim bu nispetim simdi ne mahmdir, ne salindir. 

Kucuk isim (Misri) bozuldu "mim" ve "sad" ve "ra" diye dagildi 
Benim bu nispetim simdi ne aydir, ne yildir. 

MisrT'nin vucudu dagildi, yani vucud Hakk'in vucududur. Misrilik kalkti. 
§imdi o Misrilik nispeti ne ayindir ne de yillanndir. 

Nitekim Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Beytullah'a girmege 
engel olan musriklerle anlasma yapacagi zaman boyle yapmistir. Bu es- 
nada musriklerden Suheyl b. Amr adinda biri, anlasmayi yapmak uzere 
geldiginde, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 



298 Ankau Mugrib fi Ma'rifeti Hatmi'l-Evliya ve $emsi'l-Magrib / Muhyiddin Muham- 
med b. AN et-Tai el-Endeliisi ibn Arabi 297.7Suleymaniye - Pertev Paja (Selimiye) - 
000314 

299 Muhammed Misri EI-MalatT, EI-HalvetT, EI-Us§akT 



132 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



"$imdi isiniz kolaylasti." deyerek, bunu bir ugur saydi. Nitekim Hz. 
RasQIullah sallallahu aleyhi ve sellemin ugur sayarak sevindigi gibi, prob- 
lem Sehl'in elinde gozulmus oldu. 30 ° Halbuki babasi ona bu ismi taktigin- 
da, baskalarindan ayirt edilmesi igin bir alem olarak vermis veyahut da, 
hayirdan baska bir gaye olmaksizin ona bu ismi vermistir. 301 



TAHMIS-I AZBI 

Eger zahir eger batin gonul hak haseb 302 halindir 
Kemalin hem zevalindir zevalin hem kemalindir 
Celalin He cemalin hep bilindi ber-kemalindir. 303 
Soyup bin pare eden sise-i kalbi celalindir, 
Yine her paresinden gorunen ruy-i cemalindir. 

Zebun 304 etti beni derdi eliflam He bu hem mim ( u ) 

Onun igin a§ika oldum veya ey dilber mim cim ( ~>) 

Uzaktir bana sultanim hakikat vacibu't-tekrim 
Amngun tigmi ge§min demadem eksik etmez kim, 
Yorulup yolda kalmaya o kim azm-i visalindir. 
Meded ey pur- cefd dilber yeter oldu gel insaf 
inayet eyle insaf et ve daim ayn'l-iltafa 305 
Ozum mehri 306 cihdnbdnidir 307 ziyasm salmistir etrafa 
Nicesi baksun etrafa ya ahkafa yahut Kaf'a, 
$u Anka kim onun gonlu nazargah-i hayalindir. 



Hudeybiye ban§ anla§masina atif yapilan bu uzun rivayet igin bak: Buharf, §urut 
(54), 15. 
301 (ATA?, 1993), s. 414 

Haseb: dolayi, cihetince, geregince. 

Ber-kemal: f. Mukemmel. 

Zebun: f. Zayif, gugsuz, aciz. Ah$veri§te aldanan. 

Ayn: tipkisi, ta kendisi ; Liituf: Rifk ve nevazi§. iltifatla mulayemet uzere muamele 
eylemek. 

Mehr: A§k, §efkat, muhabbet. Giines. 

Cihan-ban: f. Cihanm bekgisi, dtinyanin koruyucusu olan. Allah TealaHukumdar 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 133 



Yuzun munkirlere dostum lyan olmaz kemayindir 308 
Isitildin yuzun vasfm, gozum yasi revaymdir 309 
Yuzun ask ehline kible ozun canm imdnidir 
Bulunmaz la-mekantdir bilinmez bJ-nisanfdir 
Hemin ancak sana kuldur senin ehl-i iyalindir. 
Oluptur dersimiz "kuUun aleyha hafiz" 310 esya 
Bizefeyz ehlinden beyandir "sim ma evha" 311 
Ayn ya ba He za (Azbi)dan olupdur dlemi kubra 
Dag i Id i "mim" u "sad" u "ra" (Misrt) bozuldu nispet-i sugra, 
Benim bu nispetim simdi ne mahmdir, ne salindir. 



Kemayin: yay gibi egri (gizli) 

Reva: f. Layik, uygun. Meydana gelmek. Gidici 

310 



]ai\j>- Kfcis> 111 j^i Jp tj\ "Hifbir kimse yoktur ki, uzerinde bir gozetleyici olma- 
sin." (Tarik, 4) 

(j>jl \At>XS' i y\ l j>-j\i "Allah o anda kuluna vahyedecegini etti." (Necm, 10) 



134 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



58 

Vezin: Mef'ulu Mefa'ilun Fe'ulun 

Esma-i ilahiyyede bt-had hunerim var, 
Her demde semavat-i hurufa seferim var. 

Gonlum gogunun yildizidir hie adedi yok, 

Her burgta benim bin gunes bin kamerim var. 
Alimler ebced hacesi olmak olur ar, 
Algak gorunen ebced 'e altnazarim var. 

Ars u semavati ulumun budur el-hak. 

Hem dahi zemininde tukenmez giiherim var. 
Bununla bir oldu dem-i ha He Misrt, 
Gonlume dahi ne gelirim ne giderim var. 

Esma-i ilahiyyede bl-had hunerim var, 
Her demde semavat-i hurufa seferim var. 

ilahi isimlerde sonsuz hunerim var, 

Her zaman harflerin semasina seferim var. 

[Esma-i Husna Zikri ve Adabinda A'raf suresi 180. ayette, "O'na 
(Allah'a) o isimlerle dua edin. " buyruldugunu, bir hadTs-i serifde de "Al- 
lah Teala'nm guzel isimlerini ezberleyip sonuna kadar sayanlarm cen- 
netle mujdelendigi" ni belirtmistir. iste bu Allah Teala buyrugu ve 
Rasulullah sa llallahu aleyhi ve sellem mujdesi, Esma-i Husna'nin tarikat 
mensubu olan veya olmayan butun muslumanlann dilinden dusurmedik- 
leri zikri, yani virdi olmustur. Bu husus tarikatlarca daha sistemli ve ter- 
tipli hale getirilmistir. Allah Teala'yi zikretmek Kur'an-i Kerim'de gesitli 
yerlerde emredilmistir. Bu ayetlerden birisi soyledir : "Ey mu'minler! 
Allah'i cok zikredin. O'nu sabah aksam tesbth edin. " 312 

iste Kur'an-i Kerim'deki bu ayetler, muslumanlar arasinda Allah Tea- 
la'yi zikretmenin, bir ibadet olarak muslumanlar arasinda 
yayginlasmasina vesTle olmustur. Esma-i Husna zikri ayetlerin de 
isaretiyle zikir ibadetin aynlmaz bir unsurudur. Zikri tankatlar bir sisteme 
baglamislardir. Her tankatin kendi mensuplanna tavsiye ettigi bir zikir 
adabi, usulu ve sayisi vardir. Bu, o tankatin virdi, yani belli zamanlarda, 
belli mikdarda tekrar edilerek okunan seyler olarak kabul edilir. Esma-i 
Husna zikri de bazi tarikatlann virdleri (evradi) arasindadir. Mesela, 
Halvetiyye tankatmda su yedi Esma asil kabul edilmistir: 

Kelime-i tevhid, Allah, Hu, Hak, Hayy, Kayyum, Kahhar. 



312 Ahzab, 41,42. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 135 



§u bes isim de furu' (ek, ilave) kabul edilmistir: 
Fettah, Vahid, Ehad, Samed, Allah. 

Bu son bes isim, asil kabul edilenlere ilave edilir. 313 

Esma-i Husna hakkinda bircok eserler telif edilmis ve yazilmistir. 
NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l azTzin §erhu'l-Esmai'l-Husna Risalesi 
de bulunmaktadir. Bu eserlere ornek olarak ibn-i Tsa'nin 314 Esma-i Husna 
§erhi isimli eserinde 315 esma zikrine baslamadan once sartlann bulun- 
dugu ve bunlar icin sartlann oldugu ve yerine getirilmesini tavsiye etmek- 
tedir. Ondan sonra zikre baslanabilecektir. O, eserinde her ismin hangi 
vakitte ve kac adet zikredilmesi gerektigini de, genellikle son beyitte be- 
lirtmistir. Buna gore her ismin zikredilecegi vakit ve adet bellidir. 

ibn-i Tsa'nin belirttigi bu vakitler yedi tanedir: 

1. Gune§, 

2. MUfteri (Jupiter, Mars), 

3. Ziihre (Venus, Qobanyildizi), 

4. Mirrih (Merih), 

5. Kamer (Ay). 

6. Utarid (Merkur), 

7. Zuhal (Saturn). 

Goruldugu gibi, Allah Teala'nin isimlerinin zikredilecegi vakitler bazi 
gezegenlerin isimleriyle anilmaktadir. ibn-i Tsa, eserinde 316 , sema halin- 
de, bu vakitlerin hangi gunun hangi kismina isabet ettigini takdTm etmis- 
tir. Gunun bu kisimlan da sunlardir: 

1. Sabah, 

2. Kusluk, 

3. Zeval (Gunesin tarn tepe noktaya ulastigi an), 

4. Ogle, 5. Ma-beyn (Ogle ile ikindei arasi), 

6. ikindi, 

7. Aksam. 

isimlerin zikredilecegi vakitler, her gunun bu kisimlanndan farkh birine 



M. Sadik VicdanT, Tomar-i Turuk-i Aliyye (Halvetiyye Silsilenamesi), s. 29. 

ibn-i isa'nun asil adi ilyas'tir. Ancak babasi Necduddin isa'yi AkhisasT'ye izafeten 
"ibn-i isa" (isaoglu) diye tanmmi§tir. 902/1496'da Akhisar (Manisa)'da dogmu§tur. 
Akhisar, o sirada liva olan Saruhan'a bagh bir kasaba oldugu ucun "SaruhanT" 
nisbetiyle anilir. Dogdugu yer ve memleketi olan Akhisar'a nisbet edilerek "Akhisan" 
diye de anilir. 

315 , c . « «i 

(Saruhani) 
315 Bkz. Serh-i Esma-i Husna, A, vr. 42b; C, vr. 30; H, vr. 27b; K, vr. la. 



136 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



isabet etmektedir. Onlann isabet ettigi, gunun bu kisimlan da sunlardir: 

ESMA-UL HUSNA 



Rahman 


298 


Semi' 


ISO 


Hakk 


108 


Batin 


62 


RahTm 


258 


BasTr 


302 


Vekil 


66 


Vali 


47 


Melik 


90 


Hakem 


68 


Kavty 


116 


Muta'atl 


551 


Kuddus 


170 


Adl 


104 


Metin 


500 


Berr 


202 


Selam 


131 


Latif 


129 


Veli 


46 


Tewab 


409 


Mu'mln 


137 


Habir 


812 


Ha mid 


62 


Muntakim 


630 


Muheymin 


145 


HalTm 


88 


MuhsT 


148 


Afuv 


156 


Aziz 


94 


Aztm 


1020 


MubdT 


56 


Ra'uf 


287 


Cebbar 


206 


Gafur 


1286 


Mu'Td 


124 


Maliku'l- 
Mulk 


212 


Mutekebbir 


662 


§ekur 


526 


Muhyi 


68 


Zu'l-Celali 
ue'l-ikram 


1100 


Halik 


731 


Aliy 


110 


Mumlt 


490 


Muksit 


209 


Bari' 


214 


Kebir 


232 


Hayy 


18 


Cami 1 


114 


Musavvir 


336 


Hafiz 


998 


Kayyum 


156 


Gani 


1060 


Gaffar 


1281 


Muktt 


550 


Vacid 


14 


Mugni 


1100 


Kahhar 


306 


Haslb 


80 


Macid 


48 


Mani' 


161 


Vehhab 


14 


CelTI 


73 


Vahid 


19 


Darr 


1001 


Rezzak 


308 


Kerim 


270 


Ahad 


13 


Nafi' 


201 


Fettah 


489 


Raklb 


312 


Samed 


134 


Nur 


256 


Allm 


150 


Mudb 


55 


Kadir 


305 


Hadi 


20 


Kabiz 


903 


Vasi' 


137 


Muktedir 


744 


Bed!' 


86 


Basit 


72 


Hakim 


78 


Mukaddim 


184 


BakT 


113 


Hafiz 


14S1 


Vedud 


20 


Mu'ahhir 


847 


Varis 


707 


Rafi r 


351 


Medd 


57 


Evvel 


37 


Rejid 


514 


Mu'izz 


117 


Ba'is 


573 


Ahir 


801 


Sabur 


298 


Muzill 


770 


$ehtd 


319 


Zahir 


1106 







Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 137 



Giines : Pazartesi, ma-beyn ; Sail, kusluk ;Car§amba, ikindi ; Persem- 
be, zeval ; Cuma, aksam ; Cumartesi, ogle ;Pazar, sabah. 

Miisteri : Pazartesi, zeval ; Sail, aksam ; Carsamba, ogle ; Persembe, 
sabah ; Cuma, ma-beyn ; Cumartesi, kusluk ; Pazar, ikindi. 

Ziihre : Pazartesi, ikindi ; Sail, zeval ; Carsamba, aksam ; Persembe, 
ogle; Cuma, sabah ; Cumartesi, ma-beyn ; Pazar, kusluk. 

MirrTh : Pazartesi, ogle ; Sail, sabah ; Carsamba, ma-beyn ; Persembe, 
kusluk ; Cuma, ikindi ; Cumartesi, zeval ; Pazar, aksam. 

Kamer : Pazartesi, sabah ; Sail, ma-beyn ; Carsamba, kusluk ; Per- 
sembe, ikindi ; Cuma, zeval ; Cumartesi, aksam ; Pazar, ogle. 

Utarid : Pazartesi, aksam ; Sail, ogle ; Carsamba, sabah ; Persembe, 
ma-beyn ; Cuma, kusluk ; Cumartesi, ikindi ; Pazar, zeval. 

Zuhal : Pazartesi, kusluk ; Sail, ikindi ; Carsamba, zeval ; Persembe, 
aksam ; Cuma, ogle ; Cumartesi, sabah ; Pazar, ma-beyn. 

Serh-i Esma-i Husna'da belirtilen usule gore bu vakitlerde okunacak 
isimler ve adetleri sunlardir : 

Giines : 1. Allah (66), 2. er-Rahman (298), 3. er-Rahim (386), 4. el- 
Melik (90), 5. es-Selam (131), 6. el-Hahk (731), 7. el-Bar! (204), 8. el-Basit 
(72). 9. er-Rafi' (351), 10. el-Muizz (117), 11. el-Basir (300), 12. el-Hakem 
(68), 13. el-Adl (104), 14. el-Gafur (1286), 15. el-Aliyy (110), 16. el-Haf?z 
(998), 17. el-Mukit (550), 18. el-CelTI (73), 19. el-Bais (573). 20. el-MuhsT 
(148), 21. el-Hayy (18), 22. el-Kadir (305), 23. el- Muktedir (744), 24. el- 
Evvel (37), 25. el-ValT (47), 26. el-Afuvv (156), 27. Zu'l-Celali ve'l-ikram 
(1100), 28. el-GanT (1060), 29. el-Mani' (161), 30. en-Nur (256), 31. el- 
Had! (20), 32. el-BakT (113), 33. er-Resid (514), 34. es-Sabur (298). 

MiJsterT : 1. el-Kuddus (170), 2. el-Muheymin (145), 3. el-Mutekebbir 
(662), 4. el-Kahhar (306), 5. el-AITm (150), 6. el-Kabiz (903), 7. es-Semi' 
(180), 8. el-Kebir (231), 9. el-Muster! (55), 10. es-Sehid (319), 11. el- 
HamTd (62), 12. el-MubdT (56), 13. el-Kayyum (156), 14. es-Samed (134), 
15. et-Tevvab (409), 16. el- Muksit (219), 17. el-Cami' (114), 18. el-Bed!' 
(86). 



138 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ziihre : 1. el-Mu'min (136), 2. el-Gaffar (1281), 3. el-Vehhab (14), 4. 
er-Rezzak (308), 5. el-Latif (129), 6. es-Sekur (526), 7. el-Hasib (80), 8. el- 
KerTm (270), 9. er-Rakib (312), 10. el-Mecid (57), 11. el- VekTI (66), 12. el- 
MetTn (500), 13. el-Muhy! (68), 14. el-Macid (48), 15. el-Birr (202), 16. el- 
Mugn! (1100), 17. el-Varis (707). 

MirrTh : 1. el-Aziz (94), 2. el-Cebbar (206), 3. el-Muzill (770), 4. el-KavT 
(110), 5. el-Veli (46), 6. el- MumTt (490), 7. el-Vahid (19), 8. el-Ehad (13), 
9. el-Ahir (801), 9. el-Muntakim (630), 10. ed-Darr (1001). 

Kamer : 1. el-Musawir (336), 2. el-Habir (812), 3. el-Vasi' (137), 4. el- 
HakTm (78), 5. el-Vedud (20), 6. el-Batin (62). 

Utarid : 1. el-Fettah (489), 2. el-Azim (1020), 3. el-Muid (124), 4. er- 
Rauf (286), 5. Maliku'l-Mulk (212). 

Zuhal : 1. el-Hafiz (1481), 2. el-Halim (88), 3. el-Vacid (14), 4. el- 
Mukaddim (184), 5. el-Muahhir (184), 6. ez-Zahir (1106), 7. el-Muteal 
(551), 8. el-Nafi'(201).] 317 



Gonlum gogunun yildizidir hie adedi yok, 
Her buret a benim bin aunes bin kamerim var. 

Gonlum gogunun sayisi yok yildizlandir, 
Her burgta benim bin gune§ bin ayim var. 

Gonul gogunden murad kalptir. Yildizdan ise hatira gelen du§uncelerdir. 
Hatira gelenlerin hig sonu yoktur. Bin gune§ ve bin kamerden maksat o hati- 
ra gelenlerden agilan ilahT zevklerdir. 

Alimler ebced hacesi olmak olur ar, 
Aleak qorunen ebced'e all nazarim var. 

Alimlere ebced hocasi olmak ar olur, 
Aleak gorunen ebced'e alt nazarim var. 

Alimler ebced hocasi olmaga utanirlar. Halbuki NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTz diyor: Ebced'e alt nazarim var, zira Ebced Bent 
israil zamaninda bir MelTk idi, onun mazharmdan nice bu kadar alem nizam 
ve intizam bulmus ve o zamanin nebisi tarafindan davet olunmus ve onunla 



317 (SaruhanT) (YILMAZ) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 139 



nice vak'alar olmustur. 

Siz beni habs idup Bogazhisar'a gelince bir hal galebesiyle kitablan 
yirtmis atmisum. kuslukdan vakt 'asr 318 ohnca 'aklum basuma gelince 
gordum. bogazumda yine zencir ayagumda bukagi bu halde iken esma'-i 
huruf ve kava'id-i 319 cifrun bazisi feth oldi. El-hamdu lillahi te'ala ol gun- 
den bu gune gelince yevmen fe-yevmen 320 ziyade olmakdadur. hatta ba'zi 
istilah-i cifre Allah subhanehu ve te'ala vazi'-i evvel kildi. 321 

Ve dahi garaib-i varidatdan olmak uzre menkuldur ki Hazret-i merhum 
bendelerinden birisi kendi dairesinden birine iktiza itmis iken Hazret-i 
seyhden isti§fa gune olub bir macun terkibi Merhum Hazretleri istisvab 
buyurub var imdi bu eczayi mektubetul-esamTyi suk u attarandan 
bitemamiha i§tira idub in§a Allahu Teala bade'l-istigmal asar-i §ifa 
bedidar olarak defi keder ve kaf-i ilel ve men-i e§kal olur, misilli buyurub 
ol dahi mutevekkilen "ala'r-rabbul-hakim mubaye'ia-i merkuma semtine 
§itaban ve ecza-yi devayi tedarik niyyeti ile revan oldukda ekserin i§tira 
lakin birine bir tankle zaferyab olamayub manend-i kimya ve anka 
mevcudul-ism ve madumu'l-cism kaldikda yine Hazret-i §eyhe arz-i hacet 
ve sebil-i tekmTI-i istifsar idince anlar dahi §eyi matlubun aded-i 
ebcedisini hisab buyurub deva-yi mezbura ilhaki kabil kesiru'lvucud olan- 
lardan adedi aded-i sabika mutabik birisini ihtiyar ve madum-i merkuma 
bedel-i §ahTh olmak uzre tekmiline i§aret ve istimaline (34a) 
tenbihlerinden sonra ol dahi bir minval me§ru amil olub hulasatu'l-amal 
olan muradlan dahi bT-kudretihT aze ve celle hasil olmujdur. 322 

Yukanda bahsi gecen konuda birisi sifa icin NiyazT-i MisrT kaddese'lahu 
sirrahu'l azTzden sifa icin bir macun istemis. NiyazT-i MisrT Efendi, macun 
mufredatmi yazmis. Ancak birisi atarlarda bulunamamis. O'da "Ebced hesa- 
biyla onun adina uyan baska bir ecza yani bitki veya maddeyi bulup, koyuve- 
rin" demis. Oyle yapmislar; macunu yiyen iyilesmistir. Bu mevzudan isaretle 
maddelerin isimleri ve musemmalan arasindaki mukemmel birliktelige isaret 
oldugu bunun yuksek bir ilim mertebesinin beyanidir. 



ikindi vakti 
Kaidelen 

320 -. .. , 

Gunden gune 
321 (MISRI, 1223), v. 35b 
322 (Ibrahim RAKIM, 1750), v. 34a 



140 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



EBCED TABLOSIT 



Harfler 


K ljcO k 
[As.l) 
Ebced 


En Kiieuk 
Ebced 


Buyii k 
Ebced 


En Buy Li k 
Ebced 


Elif I 


1 


1 


111 


13 


Be, Pe w. 


2 


2 


3 


61L 


Cim, ^im -r 


3 


3 


53 


1C35 


Dal s 


4 


4 


35 


278 


He 


5 


5 


6 


705 


Vav j 


6 


6 


13 


465 


Ze, Je j 


7 


7 


8 


137 


Ha 


S 


a 


9 


606 


Tl i. 


9 


9 


10 


535 


Ye ^ 


10 


10 


11 


575 


Kef, Gef il 


20 


a 


101 


630 


Lam J 


30 


6 


71 


1090 


Mim ^ 


40 


4 


90 


333 


Nun j 


50 


2 


106 


760 


Sin 


60 


- 


120 


52Q 


Ayn ^ 


70 


10 


130 


192 


Fe H 


SO 


a 


81 


651 


Sad 


90 


6 


95 


590 


Kaf j 


10O 


10 


181 


651 


Re 


200 


8 


201 


502 


5in ,r 


300 


6 


360 


1077 


Te ^ 


400 


4 


401 


320 


Se A 


50O 


2 


501 


747 


H, 


600 


- 


601 


512 


Zal 


700 


10 


701 


179 


Dad ^> 


800 


a 


805 


653 


Zi ji 


900 


6 


901 


577 


Gayn ^ 


1000 


10 


1060 


111 



Kaynak: Turk-islam Kulturiinde Ebced Hesabi ve Tarih Dusurme, Doc. Dr. ismail 
Yakit, Otiiken, Istanbul, 1992. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 141 



Cefr ve Ebced- Harfler ve Rakamlar Metafizigi 325 

Cefr ve ebced, harflerin rakamsal degerleriyle tarih dusurmede kulla- 
nilan yonteme adini veren kelimelerdir. Cefr ve ebced, bir soz sanati ol- 
dugu gibi ayni zamanda ilahT metinleri yorumlamada kendisine basvuru- 
lan bir metot olarak gorulur. Bu yontem, farkh milletler tarafindan degi- 
sik donemlerde apayn amaclar icin kullanilmi§tir. Musluman topluluklar 
tarafindan da bu yonteme basvurulmus ve islam kultur zemininde genis 
bir uygulama alani bulmustur. Epistemolojisini bdtm? te'vil uzerine kurgu- 
layan mukassidlann kullandiklan cefr ve ebced, harf ve rakam metafizigi 
baglaminda degerlendirilmelidir. Bunu, bir anlamda harf ve sayi gizemci- 
ligi olarak da niteleyebiliriz. ilahT mesajin muhatabi olan insan, metinleri 
anlamaya yonelik olarak her donemde farkh yorum yontemleri gelistir- 
mistir. Bu cabanin amaci, ilahT muradi anlamaya yoneliktir. Yasamini ilahT 
kasitlara uyarlamak icin caba gosteren insanin, ayni zamanda kutsah, 
farkh yorum yontemleriyle, yasamina/durusuna uydurmayi hedefledigi 
de olmustur. Bunu, rahat yasamak, tatmin olmak ve daha farkh sebepler- 
le yaptigi gorulur. ilahT metni kendi durusuna uyarlama cabasi, dinde 
ifsad edici bir ameliye olarak kabul edilir. Bu yaklasimlar farkh firkalar ta- 
rafindan yasanihr/savunulur olmussa da asil tahribati Kur'an-i Kerim'in 
zahirini hige sayarak batinTyorumu merkeze alanlar, asin yorumlanni asil 
kabul edenler olusturur. ilahT metinlerin cefr ve ebcede basvurularak yo- 
rumlanmasini savunanlar, bunu, batinT kasitlan anlama cabasi olarak 
mesru hatta gerekli gormektedirler. Bu yonelimin kutsahn sinirlanni zor- 

ibn'ul Arab? 'ye gore bu harflerin bazi sayi degeri §u §ekildedir. 

"gayn" harfinin sayisal degeri hakkmda, bize ve sir ehline gore 900, nur ehline 
gore ise 1000'dir der. 

"dad" harfinin sayisal degeri hakkmda, bize gore 90, nur ehline gore ise 800'diir 
der. 

"§in" harfinin sayisal degeri hakkmda bize gore 1000, nur ehline gore 300'dur 
der. 

"yd" harfinin sayisal degeri hakkmda on ikinci felek igin 10, yedinci felek igin ise 
l'dirder. 

"lam" harfinin sayisal degeri hakkmda on ikinci felek icin 30, yedinci felek icin ise 
3'tCir der. 

"ra" harfinin sayisal degeri hakkmda on ikinci felek icin 200, yedinci felek iginse 
2'dir der. 

"sad" harfinin sayisal degeri hakkmda bize gore 60, nur ehline gore 90'dir der. 

"s/n"harfinin sayisal degeri hakkmda nur ehline gore 60, bize gore ise; buyuk 
ebcette 300, kucukte 3'tur der. 

"z\" harfinin sayisal degeri hakkmda nur ehline gore 900, bize gore biiyuk ebcet- 
te 800, kucuk ebcette 8'dir der. (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 208-209 
325 (YAZCiCEK, yil 2 sayi 1 Arahk 2004) 



142 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



lar boyutta; hatta bizatihi ilahT mesaja aykin olmasi dahi onlan engelle- 
yememistir. Zira onlara gore yapilan, degerlerin tabiati geregidir dolayi- 
siyla mesru hatta luzumludur. 

Terim Olarak Cefr ve Ebced 

Arapca bir kelime olan cefr, sozlukte, sutten kesilmis dort ayhk kuzu, 
oglak, ici tasla orulmemis yuvarlak genis kuyu, hizmetci cocuk, alti ayini 
doldurmus kucuk deve, kucuk buzagi anlamlanna gelir. Terim olarak 
cefr/cifr, degisik metotlarla gelecekten haber verdigi iddia edilen ilim ve- 
ya bu ilmi kapsayan eserleri ifade eden bir terim olarak anihr. Harflere 
verilen sayi degeri ile gelecege veya gecen hadiselere ibarelerden tarih 
veya isme dair isaretler cikarma ilmine de cefr denilmektedir. Ebced ke- 
limesi ise Arab alfabesindeki harflerin kolayhkla ezberlenebilmesi icin 
harflerin birlestirilmesiyle meydana getirilmi§ sekiz manasiz kelimenin ilki 
olan bir terimdir. Ebced, bu siralamada ilk kelimenin adi oldugu gibi ayni 
zamanda diger kelimelerin tumune de ad olmustur. Bir ba§ka ifadeyle 
ebced, eski alfabeye verilen isimdir. Buna, "abcad, ebicad, ebiced, 
abucad"da denmektedir ancak tutunmu? jekli 'ebced'dir. Ebced, Arapca, 
Eski SamT Alfabesindeki harf sirasinin sayi degerine gore tertiplenmistir. 
Bu dizginin ibranTve SuryanT Alfabesindeki harfleri icine aldigi ve dizgide 
yer alan kelimelerin ayni zamanda birer manaya da geldigi kabul edilir. 
Bu formulde yer alan kelimeler sunlardir: ebced, hevvez, huttT, kelemen, 
sa'fas, karaset, sehaz, dazag (zaziglen). Bu kelimelerin gergekte Arapca 
koklere dayanmayisi ve bu suretle kelimelerin belli bir anlaminin da ol- 
mayisi, Araplann bunlan baska kavimlerden almis olduklarmin acik bir 
delilidir. Kaynaklar da bu gorusu desteklemektedir zira bu cesit bir sira- 
lamanin Fenike Alfabesi'nde goruldugu tespit edilmistir. Esas itibariyle 
cefr ve ebced, mahiyet ve sonuc acisindan ayni icerige sahiptirler. Kelime 
ve tasnif bakimmdan farkh degerlendirilmelerine ragmen ashnda bu ke- 
limeler icin biri birinin nev'Tdir de denilebilir. Harflerin sayisal degerleriyle 
tarih dusurmede kullanilan bu yontem, ashnda soz-harf ve sayi butunlu- 
gunden dogan bir sanattir. Ancak ilahT metinlerin yorumu ve gayb haber- 
lerini bildirmek icin kullanimi, tarih dusurme metodu ve soz sanati olusu- 
nu golgelemistir. Cefr yontemini kullananlara cefn veya ceffar denilmek- 
tedir. 

Cefr ve Ebced BatinT Yorumun Tarihine Toplu Bakis 

Ebced'in menseine dair yapila gelen rivayet ve yorumlar, konuya dair 
soylenegelen efsaneleri gostermesi bakimmdan dikkate sayandir. Ebced 
diziminde gecen kelimelerin, §uayb aleyhisselamm kavminden olan alti 
kisinin adi, Medyen ulkesinin sahlan, ilk altisi alti seytanin adi, haftanin 
gunlerinin adlan, Hz. Adem aleyhisselamm yaratihs ve cennetten aynhs 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 143 



hikayesinin evrelerini gosterdigine inanildigi gibi, insani meydana getiren 
"anasir-i erba'a" (dort unsur)'nin da ebcedin karsihgi oldugu kabul edil- 
mektedir. Yine ebced'in ilahT isimlerin alti anahtan; ilahT isimlerin karsihgi 
olan kelimelerin bas harflerinin bir araya getirilmesiyle ortaya cikan bir 
duzen olduguna da inanilmaktadir. Bir baska inanista bunun, Tann'nin 
ilahT kitaplannda yer alan emir ve yasaklanni aciklayan kelimeler oldugu 
kabul edilir. Yine ebced duzenindeki sekiz anlamsiz kelimenin, kimler ol- 
dugu bilinmeyen sekiz filozofun adi olduguna da inanihr. Yunanhlann sa- 
yilan zaptetmek icin koyduklan kelimeler olduguna dair rivayete rastlan- 
digi gibi, bu sekiz kelimenin Pers hukumdan Sabur'un cocuklannin adlan 
olduguna da inanilmaktadir. Bu inanislar tarihte kalmis yaklasimlardan 
ibaret degildir. Ornegin Rene Guenon, ebced'in sayisal degerleriyle alfa- 
bedeki harflerin toplamina karsihk gelen sekiz ismin, sekiz melegin adi 
oldugunu soylemekte ve benzeri yaklasimlar gelenek egilimince genis 
kabul gormektedir. Ebced duzenini olusturan kelimelerin ne olduguna 
dair efsanevT rivayetleri daha da uzatmak mumkundur. "§ia'da beklenen 
MehdT inancina uyarlanan cifir girisimi ilk kez Cafer-i Sadik'a ilahhk atfe- 
den ve imam Cafer tarafindan tekfir edilip kovulan, Gulat-i §ia'dan 
HattabTler tarafindan islam dunyasina sokulmustur. Cifir hakkindaki riva- 
yetler Ehl-i Sunnet'ce guvenilir sayilmamaktadir. Cunku bunlann senetleri 
muteber olmadigi gibi Cafer-i Sadik radiyallahu anhin yakinlanndan olan 
Malik b. Enes, Sufyan b. Uyeyne gibi alimler tarafindan da benimsenme- 
mistir. Bu rivayetlerin kaynagi KuleynT'dir. KuleynT "El-Kafi" isimli hadis ki- 
tabinda bugunku Kur'an-i Kerim'in tahrif oldugunu, Cafer'i Sadik'm Hz. 
Musa aleyhisselamdan daha bilgili oldugunu iddia edecek kadar tutarsiz 
gorusler benimseyen bir kisidir." Gunumuz mutedil §ia alimleri cifiri kul- 
lanmamakta, Kur'an-i Kerim'in sifre kitabi gibi algilamanin yanhs oldugu- 
nu vurgulayarak; el-Kafi'nin supheli senetlere dayandigini ve muteber 
olmadigini soylemektedirler. Cefr ile ilgili sozlerin imam Cafer-i Sadik 
radiyallahu anha nisbet edilmesi ve cefrin sihhatiyle ilgili olarak Muham- 
med Ebu Zehra sunlan soylemektedir: "Biz cefr ile ilgili sozlerin imam-i 
Cafer Sadik'a nispetini kabul etmiyoruz. Cunku cefr, gayb ilmi ile alakah 
bir seydir. Gayb ilmini ise Allah kendi zatma hasretmistir. imam Ca'fer'e 
nisbet edilen cefr ile ilgili rivayetlerin cogu el-Kuleyni yoluyla gelmekte- 
dir. Bu el-Kuleyni, aym zamanda imam Cafer'in Kur'an'da eksiklik bu- 
lundugunu soyledigini de rivayet etmistir. el-Kuleyni' nin Kur'an ile ilgili 
bu rivayetinin yalan oldugunu, imam el-Mardi ve ogrencisi et- Tusi gibi 
Isna-Aseriyye'nin buyuk imamlan ortaya koymus ve imam Cafer'den bu 
rivayetin tarn aksini nakletmislerdir. Asilsiz bir seyi boyle bir imama 
nisbet eden kimsenin hicbir rivayeti hakikat arastincilan nazarmda ka- 
bul edilmeye layik degildir. Bana gore cefrfikrini, Isna-Aseriyye mezhe- 



144 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



bine sokanlar Hatta btlerdir. " 325 



Ebced Hesabi 

Harflerin rakam degerleriyle for/7? du§urme eski donemlerden beri ya- 
pila gelmistir. Bunun bir zevk halini almasi insanlann ilgisini cektigi gibi 
zamanla adeta tutku halini almis ve bu yontem nerdeyse akla gelebilecek 
her alana uygulanmistir. Yeryuzundeki hemen hemen her alfabedeki 
harflerin ayni zamanda birer rakam olarak kullanildigi veya her harfin bir 
sayiya karsihk oldugu bilinen bir gercektir. Ornegin Latin, Fransiz, Yunan, 
ibranT ve SuryanT alfabelerinde de bu boyledir. §u kadanni soylemek ge- 
rekir ki, eger "ebced mefhumu, harflerin rakam karsihgi olarak kullanil- 
masidir" seklinde degerlendirilirse, bu durumda Latin, Fransiz ve Yunan 
ebcedlerinden bahsetmek mumkun hatta zorunlu olacaktir. Ne varki 
farkh alfabelerde harflerin rakam degerleri degistigi gibi "ebced"in kendi 
icinde de hesaplama sekilleri vardir ve bunlarda da rakam degerleri de- 
gismektedir. Bunlar, Asil ebced hesabi (cumel-i sagir), en kucuk ebced 
hesabi (cumel-i asgar), buyuk ebced hesabi (cumel-i kebir) ve en buyuk 
ebced hesabi (cumel-i ekber)dir. 

'Tarih dusurme' ebcedin en yogun kullanildigi alandir. Tarih dusurme, 
padisahlann tahta cikmalanndan taninmis kisilerin muhim mevkilere ta- 
yinlerine, dogum tarihlerinden, onemli kabul edilen hemen akla gelebile- 
cek sayisiz olayin tarihlerinin belirlenmesine kadar; fetihler, hastahklar, 
yanginlar gibi genis bir alana yayilmaktadir. Bunlann yaninda ebced, gun- 
luk ihtiyac ve haberlesmeler, isim sembolu olarak, cocuga isim verilirken, 
kitap ve makalelerin sayfa nolannda, ay ve sene kayitlannda, yazi bolum- 
lerinde, madde bashklannda, resmi devlet kayitlannda; vak'anuvis kayit- 
lannda, vakif kayitlannda, sayimlar ve envanter hesaplannda, fizik, ma- 
tematik, mimarhk ve astronomide kullanilmistir. Yine ebced, cifr ve vefk 
ilimlerinde, buyu ve muskalarda, burclan ogrenmede, define aramada, 
TasavvufT yorumlarda, zikir sayilannin belirlenmesinde, BatinT Tef- 
sir'lerde, kadir gecesinin tespitinde kullanilmistir. Hatta ebced, musikTde, 
'ebced notasi' olarak da kullanilmistir. Ebced alfabe duzeninin her harfi- 
nin bir rakama tekabul etmesi ozelliginden faydalananlar, bu yontemi ce- 
sitli sahalarda kullanmislardir. iste Cefr ilmi bu yontemlerden birisidir. Bu 
hesap yontemi henuz Kur'an indirilmeden once de kullanilmaktaydi ve 
eskiden beri cok yaygin olan bir yazim seklidir. Arap tarihinde gecen turn 
olaylar, harflere rakam degeri verilerek yazihr, boylece her olayin tarihi 



Muhammed Ebu Zehra, islam'da Fikhi Mezhepler Tarihi, f^ev.: Abdulkadir 
§ener, Hisar Yaymlan, istanbul (Tarihsiz), s. 178-179. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 145 



de kayda gegirilmi§ olurdu. Bu tarihler, her kullanilan harfin ozel rakam 
degerlerinin toplanmasiyla elde ediliyordu. Muslumanlar da bu yontem- 
den farkh alanlarda faydalanmislardir. Buna gore sembolik sekiller ve 
harflerin ebced sayi karsihklan uzerinde yapilan yorumlar, bu sahayla 
mesgul olanlann ba§vurduklari yollardan biridir. Ebced ile cefr arasinda 
en onemli fark: ebced gerceklesmis olanin, cefr ise gerceklesmesi muh- 
temel olanin ilmi olarak gorulmesindedir. Tasavvufta "fizyognomoni" de- 
nilen bilimin bir dah olarak gorulen "Kef ilmi" de "ilmu'l-firase"ye karsihk 
gelir ki bununla ilahT isimler ilminin karsilandigina inanihr. Bununla el, 
avuc, parmaklar, bilek ve yuz sekillerine farkh anlamlar yuklenilerek sinir- 
siz manalar cikartihr. Bunlann icerisinde dini tanimlamalardan tutun da 
mustehcen cikartimlara kadar hezeyanlar vardir. Butun bunlar; Tasavvu- 
fun, 'Batm? Yorum' yontemiyle basvurdugu, metafizik atmosferde yapilan 
yontem denemeleridir. TasavvufT egilim bunlan mesru gorur ve sonucla- 
nni kendi mantik orgusu icerisinde "kesin teolojik cikanmlar" olarak da 
"islamTdir" diye tesciller. Nitekim bu asin yorumlann delili kendinden 
menkul olup sahipleri delil sunmaya dahi gerek gormemislerdir. Buna 
karsihk farkh ilim ehli ve disiplinler ise bu yontemi cogu kez dikkate dahi 
almamislardir. Arap edebiyatinda bir soz sanati olarak kullanilan ebced 
sistemleri, ilahT metinlerde gecen ibarelerin harflerine sayisal degerler 
vermek ve cikan sayilardan gelecege ait yorumlar yapmak olarak gelis- 
mistir. Zaten isin en dikkat cekici yam da bir edebi sanat ve kolayhk ola- 
rak gelistirilen bu metodun tamamen insan urunu olmasi, dolayisiyla bir- 
den fazla, farkh harf sayisal deger sistemlerin mevcudiyeti ortadayken 
ilahT metinlerin yorumunda tescilleyici olarak kullanilmaya kalkisilmasidir. 
Allah Teala'nin gaybi Resulullah'a ve O'nun vekili olarak sectigi evliya sini- 
fma bildirecegini savunan §ia ve tasavvufTgruplar, cifrin de bunun dolayh 
yolu oldugunu iddia etmislerdir. Muhyiddin ibn'ul ArabT Futuhat-i 
Mekkiye adh eserinde cefr uzerine mustakil bir bolum ayirmistir. 

Niyaz-i MisrT de cefr metoduyla Hz. Huseyin ve Hz. Hasan 
aleyhisselamin "nubuvvet" sahibi olduklanni isbatlamaktadir. 

Rakamlar ve Harfler Metafizigi 

Rakam ve harflerde gizem aramanin tarihi eski kadTm donemlere ka- 
dar gider. Hindistan'da Caynizm ve Budizm, £i n 'de Taoculuk ve 
Konfucyanizm gibi Uzakdogu dinlerinin yam sira Misir, Yakindogu ve Yu- 
nan uygarhklan ile Yahudi ve Hiristiyan cevrelerde bu inancm cesitli var- 
yantlanna rastlamak mumkundur. Yahudi, Hiristiyan ve islam kulturunde 
sayilara ve sayilann ozelliklerine gosterilen ilginin fikntemelleri Pisagorcu 
felsefeye dayamr. Rakamlar ve harfler ile ilgili ilk felsefT telakkilerin, 
Pitagoros (Pisagor)'la basladigi bilinmektedir. Pisagorcular, alemin esasi- 



146 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



nin sayi ve sesten ibaret oldugunu soyleyerek dualist bir anlayisi savun- 
muslardir. Pisagorculann asil dusuncelerinin temeli felseff olmaktan ziya- 
de matematik, musikT ve astronomi ile ilgilidir. Bir baska ifade ile onlara 
gore sayilann ilmi, felseff bilginin esas anahtan olup; ontolojik duzlemde- 
ki her fenomende igkin olduguna inanilan bir duzen fikri hakimdir. Bu fi- 
kirden hareketle kutsal metinlerin yorumu, gelecege yonelik kehanetler, 
yontemin kullaniminda cazibe merkezi olmustur. Hermenotik sistemde 
sayi spekulasyonlanyla onemli bir yer tutan Philo, Eski Ahit'ten mulhem 
fikirlerle Pisagorcu gelenegi birlestirmis; boylece, ortagagin agihkh olarak 
sayi gizemciligine dayanan incil yorumlannin temelini attigi bildirilmistir. 
Harflerin ve rakamlarin mukaddes sayilmasi ve onlann NahT bir mahiyete 
haiz olduklan gorusu, felseft telakkilerden de ote eski kabile kulturlerinde 
yer aldigina iliskin pek <pok sey soylenmistir. Ozellikle Akad, SamT ve Turan 
kavimlerinde sayilar, alemin ve varhklann yaratihsi ve mukadderatiyla il- 
gili hususlan belirtmekteydi ." Gelecegi kesfetme meraki, islam oncesin- 
de yasayan eski milletlere kadar uzanir. KeldanTler, Asurlular, Babilliler, 
Misirhlar ve daha sonra Yahudilerle Hiristiyanlar arasinda yasayan kahin- 
ler, muneccimler ve bazi mistiklerin kainatin sonu ve devletlerin akibeti 
gibi konularda gesitli haberler verdikleri bilinmektedir. Bunun yaninda, 
Tevrat'in batinT yorumlannda ve Aziz Agustinus gibi Kilise Babalannin ya- 
zilannda da gok sayida cefr orneklerine rastlanir. Yahudi mistik hareketi 
Kabala'nin temel eseri olan ve Tevrat'in batinT yo- rumunu ihtiva eden 
Zohar'da da harflerin sirlanna dayanan bir ilimden soz edilir." islam du- 
suncesi, tarihi seyri iginde kendine has bir gelisim izleyerek, rakamlar ve 
harfler metafizigini bilinenlerin fevkinde gok daha degisik bir uslupla agik- 
lar. Ozellikle harfler, sozlerin ve seslerin sembolik isaretleri olarak gorul- 
dugu tasavvufT yorumlann odak ve agirhk noktasini teskil eder. Nitekim 
islam tasavvuf anlayisinda harflere onem atfedilmesi ve "ilm-i Huruf", 
"Kitabu'l-Huruf" gibi yuzlerce eserin meydana gelmesini saglayan amil, 
harflerin ve varhklann meydana gelisine izafe edilen sirrT ve tasavvufT yo- 
rumlann neticesidir. islam Tasavvuf dunyasinda "seyh-i ekber" (en buyuk 
seyh) unvaniyla tanman Muhyiddin ibnu'l-ArabT, el-Futuhat el- Mekkiyye 
adh unlu eserinde konuyla ilgili bir "bab"da, harfleri mertebelere ayirmis- 
tir. Bununla harflerin, yo^hk, kuru\uk, sicakUk ve soguk\uk gibi dort temel 
tabiata isaret ettigini soyler. Aynca harfleri kendi baslanna ayn bir millet 
olarak telakki eden ibnu'l-ArabT, "onlann iginde kendi cinslerinden nebi- 
leri, alemleri vs. vardir" diyerek her bir harf hakkmda derin yorum ve te- 
villere girisir. Ardindan bu tevilleri de ancak ehl-i kesf olanlann anlayabi- 
lecegini soyleyerek uglan agik bir alan olusturur. Asm yorumlannin 
Kur'an-i Kerim'e muhalif oldugunun soylenmesi durumunda ise "sufiler, 
delil ikame etmekten munezzehtir" soyleyerek yorumlanni savunmustur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 147 



Ars u semavati ulumun budur el-hak. 

Hem dahi zemininde tukenmez giiherim var. 

Muhakkak Ars ve gokler ilimleri budur, 

Hem dahi yeryuzunde tukenmez cevherim var. 

Bununla bir oldu dem-i Isa ile Misrt, 
Gonlume dahi ne qelirim ne qiderim var. 

MisrT isa nefesi ile bununla bir oldu, 
Gonlume dahi ne gelis ne de gidisim var. 

NiyazT-i MisrT'nin Hz. isa aleyhisselam ile benzesmeleri surekli ilahilerinde 
gelmesi zamaninda hidayete vesile bir gonule sahip olmasindandir. Genellik- 
le dusmanlanni Deccale benzetmesi de bu sebepten dolayidir. 

Onun bu sekildeki hallerin meydana gelmesi Allah Teala2nin zatindaki te- 
cellilerinin siddetinden dolayi olmasidir. 

"Gonlume dahi ne gelirim ne giderim var" demesi ise hakikatte ne isa 
aleyhisselam benimle oldu, gelmesi ve gitmeside bizim devrimizde olmadi, 
ben isa aleyhisselamin kendisiyim demektir. Onun isa aleyhisselam olmasi, 
velayetteki kademine, makaminin durumuna isaret eder. 

Hz. isa aleyhisselam hakkinda Allah Teala buyurdu ki; 

"O, israilogullarma bir elgi olacak (ve onlara §6yle diyecek:) Size Rabbi- 
nizden bir mucize getirdim: Size gamurdan bir ku§ sureti yapar, ona uflerim 
ve Allah 'in izni ile o ku§ oluverir. Yine Allah'm izni ile korii ve alacahyi iyi- 
le$tirir, oluleri diriltirim. Ayrica evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiginizi size 
haber veririm. Eger inanan kimseler iseniz, bunda sizin igin bir ibret var- 
d,r." 328 

Bu ayetin isareti ile NiyazT-i MisrT'nin de isevT kerametlere haiz oldugu- 
dur. 

"Cuma gecesi gecenin yansmdan sonra uyutmadilar. Gah kiyidan 

gezdirdiler gam. Qam elleri ile galarlar uyumasm diye. Birazdan uyan- 

dim sonra kuvvetli bir mum yakmislar sabah sandim. indim sabah ol- 

maya yazdi. Ust dudagimi bobrege donmus buldum. 

Bursa' da dahi ederlerdi va'za zayif dussiin diye. Vela kin onda yilan 

yok idi. bir gece uyandim. Cesedim kurumus olmusum. Ve yine kendimi 

anladim, (tamdim) ve evin dort duvari agilmis sahra olmus. Ruhum ug- 

suz bucaksiz bir nur imis. Benden ayrilmis. Her taraftan gekilip goklere 



327 (YAZgiCEK, yil 2 sayi 1 Arahk 2004) 
328 AI-i imran, 49 



148 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



dogru giderken, geri dondii, geldi, beni ku§atti iginde kaldim. Birden 
uyandim, gozum agdim ki, cumle ceset ve azalarim yine hareket eder 
gordum. N'olaydi o zaman geri donmemi§ olsaydi. Ve §u kadar rahatta 
imi$im ki tabir olunmazdi. 

Bir kere de U§ak'da iken bir top (mermisi) dokundu beni zerrelere 
gevirdi. Her zerremi dunyaya dagitti. Ve yine kendimi anlar imi$im ve 
bundan bana bir elem gelmez imi§. Dahi durmayip dagilip giderken zer- 
relerim geri donduler. Cumlesi bir yere cem ' olunca (toplanmca) ken- 
dimi yine Misri buldum. 

i§te Allah Teala oldurup oldurup diriltir bilmem muradi nedir." 32g 

Aynca bedeninin Limni adasinda kalmasi Hiristiyanlara bir lutfu inayeti- 
dir. 



TAHMIS-IAZBI 

Gonlumde benim nefsle hayli kederim var 

Dunyada dahi hirsla 330 yer yer eserim var 

Bidimfelegin devrini ondan haberim var 

Esma-i ilahiyyede bJ-had hunerim var, 

Her demde semavat-i hurufa seferim var. 
Mevlayi o kirn bilmedi dini ebedi yok 
Bir duzaha 331 du§mu§ ki halasa mededi yok 
Her kirn ki Hakk'i bilmedi onun ahadi 332 yok 
Gonlum gogunun yildizidir hi$ adedi yok, 
Her burgta benim bin giine§ bin kamerim var. 

A§ik olana hak nazarm vermese iz'an 333 

Devrifelegi anlamayan devr He hayvan 

Derc oldu kamu aleme bu ilmile irfan 

Alimler ebced hacesi olmak olur ar, 

Algak gorunen ebced'e altnazarim var. 



329 (NiyazT-i MISRT, 1223), 104a 

Hirs: Saklamak, Ag gozluluk. Tamahkarhk. Kizginlik. §iddetli istek, arzu. 

Duzah: f. Cehennem. Tamu. Mc: Keder. Kulfet. 

AhadT: Tek, yalmz. Birlere aid, birlere mensub. 

iz'an: Basiret. Anlayi§. Teslim olup itaat etmek. Akil. Zeka. inang. idrak. Bilmek 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 149 



Adem yuzune can gozunu agti gelip bak 
Hep bildigini drifisen cumle birak yak 
Mestane olan elbet eder ke§fi "enel hakk" 
Ar§ u semavati ulumun budur el-hak, 
Hem dahi zemininde tiikenmez guherim var. 
Fehm eyleyemez a§ik olan zulumle kesri 
Ta§ yagsa ne eder fehm edemez mucib zecri 334 



Her can bu dili anlayamaz epsem 335 ol Azb? 
Bununla bir oldu dem-i ha He Misri, 
Gonlume dahi ne gelirim ne giderim var. 



Zecri: Cebren, zorlayici olarak. 
Epsem/epsera:Suskun$ 



150 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



59 

Vezin: Mustefilun Fa'ilun Mustefilun Fa'ilun 

As km kime yar olur daim isi zar olur, 
Dinmez gozunun yasi yanar ici nar olur. 

Sevda-yi zulfun kimin takilsa gerdanma, 

Mansur gibi akibet yolunda ber-dar olur. 
Leyla-yi askm senin her kimi mecnun eder, 
Firkat oduna yanup her gice btmar olur. 

Varhk cibalin kesiip dost iline yol eder, 

Ferhatleyin gozunun yaslari pmar olur. 
$ol ibrahim Edhem'i dervis eden askmdir, 
Derdine diisen sahm tahti tarumar olur. 

Ben de an terkedip girdim bu dervislige. 

Her kirn senin askma dustuyse bi-ar olur. 
Bu yolda canm veren canan alur yerine, 
Ask dukkanmda anm caniyla bazar olur. 

Ey dilber-i ruhan? al koma isbu cam, 

Sevdana diiseliden diinya bana dar olur. 
Terk et NiyazJseni, bul anda o Sultani, 
Her kirn canmdan gecer ol vasil-i yar olur. 

Askm kime yar olur daim i$i zar olur, 
Dinmez gozunun vast yanar ici nar olur. 

A§kin kime yar olur daim i§i aglamak olur, 
Dinmez gozunun ya§i yanar igi ate§ olur. 

A§kin tig mertebesi vardir: Bunlardan muhabbet, yani sevgi istikrar eder, 
yerle§ir ve her bir kuvvet ve organlanyla, hatta vucudunun her bir kihyla 
ma§ukuna (Sevgilisine) teveccuh ederse buna a§k denilir. i§te bir insan a§k 
yolunda tarn bir butun halinde sevgilisine bagh olarak kendisini kaybederse 
muztarib, mukedder (aci geken acih) derler. Yine kemaliyle masukuna donuk 
ve kendisini bu yolda yok edecek derecede ayni masukunu kendisinde 
musahede ederse, ona heyman (mecnun) denilir. Mesela, Muheymiyun 
melekleri gibi. Hatta Adem aleyhisselama melekler secde ile emrolunduklan 
vakit Muheymiyun melekleri bu ilahT hitabi isitmeyerek secde etmediler. 
iste asktaki bu mertebeye heyman (cunun) mertebesi denir ki, ibrahim 
aleyhisselamin makamidir. 

ikinci beyitte gecen nardan murad, burada bildigimiz ates degildir. ilk 
once yaratilan "Nur-i MuhammedT" dir. Bunun Ruh-i MuhammedT, Akl-i kul 
ve Kalem-i Ala gibi sair isimleri de vardir. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 151 



Ruh rihten mustaktir. Cunku rih ruzgar demektir, yani havadir. iste ha- 
vayi solunumla icine aldigin vakit ona nefesi dahil (icri ahnan solunum) denir 
ki hayatin mayasidir. Nefes-i (disanya verilen solunum) soguktur. Nemlilik 
ve kuruluk bundan meydana gelir. Arsi ve KursT ve Felek-i Atlas vesair butun 
yaratiklann hepsi bu Ruh-i MuhammedTden halk olundu. Isi fazla olursa 
ates, sogukluk fazla olursa yel, kuruluk fazla olursa toprak ve nemlilik fazla 
olursa su denilir. iste insan nefsini igeri atipta disanya veremezse, yani 
icinde kahrsa o nefes isinir ve bunun sonucu adam olur. 

Sevda-yi zulftin kimin takilsa qerdanma, 
MansQr qibi akibet yolunda ber-dar olur. 

Zulfun 335 sevdasi kimin boynuna takilsa, 
Mansur gibi akibet yolunda idam olur. 

Berdann manasi asilarak idam demektir. Mansur kaddese'llahu sirrahu'l- 
azizin sehid edilmesi hakkinda dogru olani onun kihcla katledilmis olmasidir. 
f^unku Mansur askin fazlahgindan "Enel-Hak" dedi. Sonra once onu hapset- 
tiler ve tevbe etmesini teklif ettiler ve Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem bunu yasak ettigini kendisine anlattilar, ikna olmadi. Dayisi 
"Cuneyd-i Bagdad!" ve §eyhi "Hazreti § i b IT" kaddese'llahu sirrahume'l-azizan 
ser'an ve hakikaten katli lazim geldigine fetva verdiler. AbbasTler devrinde 
zamanin MelTkinin emriyle ve Ebul-Harisin kihciyla katledildi. C ur| ku asilmak 
cezasi yol kesicilerin cezasidir. Yol kesici insanlann parasini da ahr eli kesilir, 
hem de asihr, yalniz parasini ahrsa eli kesilir, asilmaz parasini da almaz, 
yalniz korkutursa memleketten disan gikanhr. Hallac-i Mansur 

kaddese'llahu sirrahu'l-aziz ise diliyle yol kesmis sayildi ve bu cezaya 
mustehak oldu. 

MuhyiddTn ibnu'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz Hallac'in sozlerine 
el-Futuhat'\nda epeyce yer vermistir. 

"$ibl? dedi ki: 'Ben ve Halldc, ayni kdseden igtik. Ben ayik kaldim ama 
o sarho§ oldu. Bunun uzerine hapsedildi, dovuldu ve nihayet vefat etti'. 
$ibl?'nin bu sozu olmezden once Halldc'a ula§mca demi§ ki '$ibl? dyle san- 
sin. §ayet o da benim ictigimi icseydi, o da benim oturdugum yerde otu- 
rur [hapiste] ve benim sozumij soylerdi'. Biz $ibl?'nin ayik kalmasmi 
Hallac'in sarho§luguna ve §iblVnin sozunij Halldc'mkine tercih ederiz". 
(1/169,219, 11/15.122, 126,165, 337, 364, 370, 413, 445, 478, 720, 111/17, 
22. 40. 51, 52, 117,155, 626, IV/84, 105,156, 194, 241, 309,328, 332, 
367) 337 



Ziilf:(Zuluf). Farsca. Yuzun iki yanindan sarkan sac lulesi 
337 (KILig, 1995), s. 108 



152 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Leyla-yi a$km senin her kimi mecnun eder, 
Firkat oduna yanup her gice btmar olur. 

Leyla-yi askin senin her kimi deli eder, 

Aynhk atesine yanip her gece kalbi huzursuz olur. 

Klasik Turk edebiyatinda bir tur olan mesneviler, yazih uzun manzum 
hikayelerdir. Bu mesnevilerden birisi de Turk edebiyatinin klasikleri ara- 
sinda anilan ve konusu degisik sairler tarafindan da islenen FuzulT'nin 
Leyla ve Mecnun adh eseridir. FuzulT tarafindan yeniden kaleme ahnan 
hikaye artik onunla beraber anilmaktadir. Hikayenin konusu kisaca soyle- 
dir. 

Mecnun (Kays), 'her turlu dunya varligina sahip oldugu halde, cihanda 
varisi olmayan' bir Arap beyinin dualan sonunda dunyaya gelen ogludur. 
On yasina gelen cocuk buyuk bir torenle sunnet ettirilir ve bilim ogren- 
mesi icin gonderildigi mektebe sus verir. 

Kays okuldaki kizlardan biriyle (Leyla) muhabbete baslar. Bir sure son- 
ra 'Kays Leyld'nm esiri olmus; Leyla dahi ona mail olmusl' dedikodulannin 
cikmasi uzerine Leyla, annesinin istegiyle okuldan aynhr. Bu durum karsi- 
sindaki ah u zorlan nedeniyle Kays artik Mecnun olarak anilmaya baslar. 

Bir nevruz gunu karsilasan iki sevgili birbirlerini gorunce kendilerinden 
gecerler. Ayildiginda arkadaslannin Leyla'yi goturduklerini ogrenen 
Mecnun, babasina ozur beyan eden bir haber gonderdikten sonra golun 
yolunu tutar, insanlardan uzaklasir. Babasi, Leyla'dan vazgecmesi yonun- 
de yaptigi nasihatler kar etmeyince ogluna Leyla'yi istemeye karar verir. 
Leyla'nin babasi ise, mTzacini degistirmesi sartiyla kizini Mecnun'a vere- 
cegini soyler ki, bu Mecnun'un ihtiyannin otesinde bir tekliftir. Derdine 
care aramak icin Kabe'ye dahi goturulen Mecnun gittikce insanlardan 
uzaklasir, derdini tabiattaki varhklara (daga, cesmeye, ceylana, guverci- 
ne) anlatir, onlarla hasbihal etmeye baslar. 

Durumu Mecnun'unkinden pek farkh olmayan Leyla ise bazen muma, 
bazen aya, bazen sabah ruzganna icini doker. itibarh, halkin sevdigi, kav- 
rayisi ustun ibni Selam'in Leyla'yi istetmesi uzerine, Mecnun gibi ask yo- 
lunda cok kosmus olan, savaslarda hie yenilmeyen Nevfel, Mecnun'a yar- 
dim edecegine dair umit verir. Lakin Mecnun icin Leyla'nin kabilesiyle iki 
defa savasan Nevfel, Mecnun'un muradina erismesini saglayamadigi icin 
yalanci duruma duser. Umidi azalan ve kendisini zincire vuran Mecnun, 
degisik bahanelerle sevgilisine mukaabil olmak suretiyle halini arz eder. 
Ancak ibni Selam Leyla'yi ahr. Leyla uydurdugu bir yalanla (Leyla, kendisi- 
ne mektepten beri peri soylu bir cinlinin musallat oldugunu ve bu cinlinin 
yanma ademoglu almasmi istemedigini, aksi halde ikisini de yok edecegi- 
ni soyledigini belirtir) ibni Selam'in kendisine sahip olmasini engeller. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 153 



Kendisi de ask derdi cekmis olan Zeyd, Leyla'nin macerasini Mecnun'a 
anlatmca Mecnun sevgilisine sitem dolu bir mektup gonderir. Leyla ise 
ozur dileyen ve isin ashni anlatan bir cevap verir. Bu arada oglunu colde 
tekrar bulan Mecnun'un babasi onun islahinin mumkun olmadigini anlar. 
Ogluyla vedalasan baba bir sure sonra olur. 

Babasinin kabrini ziyaret eden Mecnun yuzunu gulduremedigi baba- 
smdan affini diler. Butun hayvanlann dilinden anlamaya baslayan 
Mecnun, dert mulkunun sahi olmustur. Vahsi ve evcil hayvanlar onun as- 
kerleridir. Leyla'ya olan askini artirmasi icin Allah Teala'ya yalvaran 
Mecnun'a sevgilisinden habergetiren Zeyd, onun Mecnun'a olan vefasini 
bildirir. Leyla'ya, aynhgin gamini ortadan kaldirmayi teklif eden Mecnun, 
eger ibni Selam buna engel olursa, bir ah ile onun tahtini tar u mar ede- 
cegini soyler. Derken ibni Selam olur. 

^olde karsilasan iki sevgili ancak maceralanni anlattiktan sonra birbir- 
lerini taniyabilirler. Leyla'ya, 'kotuluk arayanlann agzmi agma, benim 
gibi a§k yolunu elden tutma, namusunu eksiklikten sakiri diye nasihat- 
ler eden Mecnun, Leyla'nin kavusma talebini geri cevirir, ona askin mahi- 
yetine dair, kendi durumunu da anlatan bir siir okur. Bu durum karsisinda 
Leyla, 

'aferin sana, tertemiz bir ki§iymi§s'm; topraktan yaratilmi§ halis bir 
varlik imi§sin. insaf, kanaat dedigin bu kadar olur. Heva ve hevesi sus- 
turmaya kabiliyet bu kadar olur' sozleriyle sevgilisini takdir eder. 
Mecnun'un faziletleri gittikce artar. Nihayet dost yadiyla olen Leyla'nin 
ardindan Mecnun da hasretle dunyayi terk eder. 

Zeyd onlan ruyasinda, Ridvan'da gorur. Zeyd'in anlattiklanni dinleyen 
halk, iki sevgilinin mezanni ziyaret etmeyi adet haline getirir. Leyla ve 
Mecnun mesnevTsinde, anlatilanlann genel cercevesi oyku boyutu itiba- 
riyle bu sekildedir. 338 



Varlik cibalin kesup dost iline yol eder, 
Ferhatleyin qozunun yaslari pmar olur. 

Varlik daglanni kesip dost iline yol eder, 
Ferhat gibi gozunun yaslari pmar olur. 

Sol Ibrahim Edhem'i dervis eden askindir, 
Derdine dusen sahin tabti tarumar olur. 

Sol ibrahim Edhem'i dervis eden askindir, 
Derdine dusen sahin tahti darmadagin olur. 



338 (YILDIZ, Bahar/2004) 



154 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



IBRAHIM BIN EDHEM kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 

TabiTnin meshur alimlerinden ve evliyamn buyuklerinden. 714 (H.96) te 
Belh sehrinde dogup, 779 (H.162)da §am'da Hakk'a yurudu. 

ismi, ibrahim bin Edhem bin Mansur, kunyesi Ebu ishak'tir. 

Nesebi hazret-i Omer'e dayanir. Fudayl bin iyad, imran bin Musa bin 
Zeyd Rai ve §eyh Mansur Selami'nin sohbetinde bulunup, Veysel KaranT 
radiyallahu anh hazretlerinin rdhaniyetinden istifade etmistir. 

Bagdat, §am ve Hicaz'da meshur oldu. Ug kitanin alimlerinin gogundan 
ilim ogrendi. imam-i A'zam radiyallahu anh hazretlerinin sohbetleriyle ol- 
gunlasti. Dinde fakih ve muctehid oldu. Rumlarla yapilan cihadlara katildi. 
Arap lisanini gok fasTh konusurdu. 

Babasi Edhem, Belh sehri padisahiydi. Kendisi sehzade olup, tahtta otu- 
rur, avlanmayi severdi. Her turlu imkana sahip, her istedigini yer, her istedi- 
gini giyer, her emri hemen yapihrdi. Bir yola giktigi zaman, kirk altin kalkanh 
asker onunden, kirk altin gurzlu asker arkasindan yururdu. O butun bunlan 
terk etmis ve Allah Teala'ya gonul vermistir. Mubarek sozleri ve kerametleri 
dilden dile dolasmis, muhabbeti hep gonullerde yasamistir. Dunya sultanlan 
unutulmus, fakat O unutulmamistir. 

Ben de an terkedip qirdim bu dervislicje, 
Her kirn senin asking du$tuyse bi-ar olur. 

Ben de kibri terkedip girdim bu dervislige, 
Her kim senin askina dustuyse utanmaz olur. 

imdi, utanc, saygisizhgin sonuglanndan degil de, kendisinden urktu- 
gumuz, gekindigimiz ruhsal bir ayip tablosu olduguna ve bizim hakkimiz- 
da neler dusunuldugunu yalnizca bunu dusunecek kimselerden dolayi 
onemsedigimize gore, karsisinda utang duydugumuz kimselerin, dusun- 
celerine onem verdigimiz kimseler oldugu sonucu gikar ortaya. Bu gibi 
kimseler: bize hayranhk duyanlar, bizim hayranhk duydugumuz, kendile- 
riyle yanstigimiz, hakkimizdaki dusuncelerine saygi duydugumuz kimse- 
lerdir. Herkesin saygiyla karsiladigi bir seye sahip olanlara, ya da bize ve- 
rebilecekleri seyi elde etmeyi gok istedigimiz kimselere hayranhk duyanz 
ya da bize hayranhk duymalanni isteriz - bir asigin duydugu gibi. Bize 
denk kimselerle yansinz. Buyuklerimiz ya da iyi egitim gormus kimseler 
gibi s kill i insanlann goruslerine, gergek diye, saygi duyanz. Herkesin go- 
zunun onunde, agikga yapilmis bir seyden daha gok utang duyanz. 'Utan? 
gozlerde oturur 1 deyimi buradan gelir. Bu nedenle, her zaman bizimle 
birlikte olacaklann ve bizim ne yaptigimiza onem verenlerin onunde <pok 
buyuk utang duyanz, gunku her iki durumda da gozler uzerimizdedir. Bi- 
zimle ayni suglama altinda olmayan kisilerin karsisinda da boyle hissede- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 155 



riz: ciinku onlann bu davranis karsisindaki dusuncelerinin bizimkinin ayni 
olmayacagi agik bir seydir. 339 

Ar dan murad kibirlenmedir. Kisi kibri terketmesi ile etrafin ilgisini hisse- 
demez. Ayni suyun icindeki bahgin suyu fark edemedigi gibi; tevhid alem 
icinde onu gozden artik saklamistir. 

Bu yolda canm veren canan alur yerine, 
A$k dukkanmda anm caniyla bazar olur. 

Bu yolda canm veren canan ahr yerine, 
A§k dukkanmda onun caniyla ah§veri§ olur. 

Beyitte gecen canan ki, yani mahbub ki (sevilen), bundan murad Hakk- 
tir, onu ahr. 

Bu yolda can vermek §6yledir: insan once fiillerini, sifatini ve vucudunu 
ifna eder. i§te canini vermi§ olur, cunku onda bir §ey kalmaz. Sonra efaline 
kar§ihk ilahT efal gelir, sifatlanna kar§ihk ilahT sifat gelir, vucuduna kar§ihk 
ilahT vucud gelir demek olur. 

"Ebedi olanmdan ba$ka gergek a§k yoktur." 3A ° 

Ey dilber-i ruhantal koma i$bu cam, 
Sevdana diiseliden diinya bang dar olur. 

Ey ruhanT dilber al koma i§ bu cam, 
Sevdana du§tukten beri dunya bana dar olur. 

NiyazT-i MisrT, hayati boyunca sikintilar, surgunler ve acilar icinde kalma- 
sinin sebebi olarak, Allah Teala'ya olan a§ki oldugunu itiraf etmektedir. 

Terk et Niyazlseni, bul anda o Sultam, 
Her kim canmdan gecer ol vasil-i yar olur. 

NiyazT terk et seni, bul anda o Sultam, 

Her kim canmdan gecer ol yara kavu§mu§ olur. 



339 (ARiSTOTELES, 2006), s. 113 

340 Euripides, Troades, 1051; (ARiSTOTELES, 2006), s . 137 



156 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Kime ki simn gele yoktan ona var olur 
iki cihandan geger dusman ona yar olur 
Meh 341 yuzunun sulesi 342 her kime izhar 343 olur 
Askm kime yar olur daim isi zar olur, 
Dinmez gozunun yasi yanar igi nar olur. 

£unku keremdir senin layik olan sanma 
Maksudu hasil olur kimin ki kiyar canina 
Kellesini 344 top eder askla meydanma 
Sevda-yi zulfun kimin takilsa gerdanma, 
Mansur gibi akibet yolunda ber-dar olur. 
Yuzunu her kirn gorur canmi meftun eder 
Bagrmi puryan 345 edip didesini hun 346 eder 
Zar-i zebun eyleyip halini diger-gun 347 eder 
Leyla-yi a§km senin her kimi mecnun eder, 
Firkat oduna yanup her gice btmar olur. 

Solunu hem sag eder sagmi hem sol eder 
Bende olur seyhma seyhini ona yol eder 
Kendi ozun kendiye sanma ki ol kul eder 
Varhk cibalin kesiip dost iline yol eder, 
Ferhatleyin gozunun yaslari pmar olur. 
Asiki kamil eden nokta yazan muskindir 348 
Hem beni mest eyleyen sevkile zevkindir 
Yere goge sigmayan zevkiyla sevkindir 
§ol Ibrahim Edhem'i dervis eden askmdir, 
Derdine diisen sahm tahti tariimar olur. 

Koymamisim gonlumij suphe ve tesvislige 3 
Canla ben talibim dervis diler yesillige 
Sanma ki ben mdilim 350 aba 351 pusluga 352 



341 



Meh: f. Ay. Kamer. (Bak: Mah) Senenin onikide biri. Ay. 



Sule: alev, hiddet, parlakhk, alev kirmizisi, sevgili, goz agnsi 
Izhar: agiga gikarma, ortaya koyma, gosterme, belirtme. 
Kelle: f. Kafa, ba$. Ekinlerde ba§ak. Ba§ gibi yuvarlak olan nesne 
Puryan: f. (Bak: Biryan) Biryan f. Kebabin bir nev'i. Piran. Puran 
Hun: f. Kan, dem. Of, intikam, oldurme 
Diger-gun: f. Degi§mi§, bajkalajmij, bozuk. 
348 MUSK: (Mu§g) f. Misk. Misk kokulu 

Tejvij: Kan§tirma. Karma kan§iketme. Bulandirma 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 157 



Bende an terkedip girdim bu dervislige, 
Her kirn senin askina dtistuyse bi-ar olur. 

Lutf u vefa isteyen hicran olur yerine 
Dertler talip olan derm an alir yerine 
Kahr He ulfet ceken ihsan alir yerine 
Bu yolda canm veren canan alur yerine, 
Ask dukkanmda onun caniyla bazar olur. 
Ey gonul at §evk He her gumani 353 
Zerreden vechin ayan eylemi§im seyrani 
Adet edindi gonul a§k He devrani 
Ey dilber-i ruhant al koma i§bu cam, 
Sevdana diigeliden dtinya bana dar olur. 
Kande ki baksa gozum yuziin olur seyrani 
Na'ra-i 354 ahim kamu kapladi her meydani 
Azb? kilur ruz-u seb askiyla devrani 
Terk et Niyaziseni, bul anda o Sultani, 
Her kirn canmdan gecer ol vasil-i yar olur. 



Mail: Egik. Bir tarafa egilmi§. Egri. Meyilli. Hevesli. istekli. Du§kiin. Benzer 
Aba: Ekseriyetle yunden yapilmij, bol giyimli bir libas. 

Pu§t: (isim, kaba konu§mada Farsga pu§t )1 . E§ cinsel erkeklerin cinsel zevkleri- 
ne hizmet eden sapik erkek gocuk. 2. Agir ve kaba sovgti sozu. 
Giiman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. §uphe 
Na'ra: (C: Na'rat) Yiiksek sesle uzun uzun bagirma. 



158 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



60 

5+5=10 
Eysanem n'oldun cana kasdin var, 
Bagnmi deldin kana kasdin var. 

Basim onunde cevkan elinde, 

Qelmeden gayri ya ne kasdin var. 
Beni gor n'oldum sararup soldum, 
Vaslm umarken hicrana kasdin var. 

Bu vucudumu odlara yakdm, 

Ben de bildim biryana kasdin var. 
Tig-i gamzenle dogradm bagrim, 
Cism-u cam kurbana kasdin var. 

Onmadik basim kavgaya saldm, 

Padisahim seyrana kasdin var. 
Bu Niyazt'yi aglattigmdan, 
Anlanur kirn ihsana kasdin var. 

Ey sanem n'oldun cana kasdin var, 
Bagnmi deldin kana kasdin var. 

Ey sanem 355 n'oldun cana kasdin var, 
Bagnmi deldin kana kastin var. 

Beyitte gecen sanem ise dunyadir. Putperestlik bir gunahtir. Putperestlik 
tahta ve tastan yapilmis sanemlere, putlara tapmaktir. Tas ve tahta Allah 
Teala'nin birer cuz'u olduguna nazaran putperestlik Allah Teala'nm cuzlerine 
tapmaktir. 356 Putperestlik daha ademogullanndan kalmadir. £unku za- 
manlarda da insanlar Hazreti Adem aleyhisselamin Ved, Sugar, Yegus ve 
Nasr adlarmdaki dort oglunun suretleriyle aynca bir kus sureti yaptilar, ger- 
danlanna birer can astilar ve kilise gibi yerlere koydular, kapisinm yanina da 
buyuk bir can astilar. Bir kimse bunlara ibadet ve dua etmek icin buraya 
geldiginde once kapidaki buyuk cam calar, guya icerideki putlan uykuda ise 
onlan uyandinr, sonra iceriye girip, bastakinin gerdaninda asih cam sallaya- 
rak dua ederdi. Sonra bu mihval uzere diger tic putun da yanina giderek 
dualanm yaparlardi. En onceki bid'at budur. Sonralan cahiliyyet devrinde 
bunlann yerine Evsan denilen taslar put ittihaz edildi. Evsan suret olmayip, 
mezar taslan gibidir. Simdiki Beyt-i Serifin cevresinde anlann yerlerinde di- 
rekler var, kandiller asarlar, iste Evsan denilen bu taslar oralarda dikili idi- 



Sanem: Kafirlerin, onunde ibadet ettikleri heykel, put. Mecaz: £ok guzel olan. 
Putperestlerin ilahi 
356 (CHURCWARD, 1934), s.33 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 159 



ler. Her bir kavim gelir, once Beyti serifi tavaf eder ve sonra mensup oldu- 
gu tasin yanina geldigi vakit ona secde ederdi. 

Basim onunde cevkan elinde, 
Celmeden gayri ya ne kasdin var. 

Basim onunde cevkan 357 elinde, 
Dusurmekten baska ne kastin var. 

Kulun elinde bir kudret yoktur. Top gibi oynuyorsun, diyerek Allah Tea- 
la'ya naz makammda niyaz edilmektedir. 

Beni gor n'oldum sararup soldum, 
Vaslm umarken hicrana kasdin var. 

Beni gor n'oldum sararup soldum, 
Vashn umarken hicrana kasdin var. 

Bu vucudumu odlara yakdm, 
Ben de bildim birvana kasdin var. 

Bu vucudumu ateslere yaktin, 

Ben de bildim kepab yapmaya kastin var. 

Tia-i qamzenle doaradm baqnm, 
Cism-u cam kurbana kasdin var. 

Bakis oklannla dogradin bagnmi, 
canim ve bedenimi kurbana kastin var. 

Onmadik basim kavqaya saldin, 
Padisdhim seyrana kasdin var. 

Talihsiz basim kavgaya saldin, 
Padisahim seyretmeye kastin var. 

Bu Niyazt'yi aqlattiqindan, 
Anlanur kim ihsana kasdin var. 



Bu Niyazt'yi aglattigmdan, 
Anlanir ki ihsana kastin var. 



NiyazT-i MisrT, Allah Teala'ya bunca cekilen eziyetlerimizden haberin ol- 
dugu halde, nicin vaz gecmedigini ve muradinin ne oldugunu sorgulamakta- 



C ev g an: Farsga. Cirit oyunlannda atlilarm birbirlerine attiklan degnek. Baston, 
ucu egri degnek. 



160 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



dir. Bu durum seven ve sevilen arasinda olan durumdur. Olmasinin sebebi 
olarak askin gergeklik dercesinin tebaruz etmesinden baska bir sey degildir. 
Asiklann cevr-u cefadan gegmesi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
ummilik vasfinin tecellisidir. Cunku efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemde 
gile ile olgunlastigi gorulunce asiklara bu hallerin zevkinden baska bir sey 
olmadigi dusunulmektedir. 

EY NEBi 

Hicranla yandi gonlum halimi sormaz mism? 
Oil ucuyla olsun melalimi sormaz mism? 
Bilmem ki yoksa, dost vefasmdan suphen mi var..! 
Lutfedip bir kere hayalimi sormaz mism? 

Dostlara ulfet yagdi, bizlere iltifat yok mu? 
Kebap oldu stnem ahima itimat yok mu? 
Yiiziim izinde sent bekledigim giinden beril 
Yoksa bende Senin sevgine istidat yok mu..? 

Gozlerim yolunu stnemdeki tepelerde, 
Gonlumde belirdin de daldim kaldigim yerde; 
Hayalin aganrken ruhumda perde perde, 
Gozlerim yolunu stnemdeki tepelerde... 

Sen, o isiktan ikliminle en tath riiya, 
Sen, mor, pembe renklerle ruhumu saran hiilya.. 
Kararir, Seni duyup Seni gormezsem diinya, 
Dostlarmla elele gezdigin tepelerde... 



Fethullah Giilen 



358 



358 



Fethullah Hoca Efendinin gurbet diyarlannda vatan hasreti ile yanip tutusmasi da 
ornek verilebilir. 

Hz. AN kerremallahu veche mektebinde tedris goren biittin evliyalar gurbetlerde, 
mezarlan da kayip jekildedir. Beni en 50k tizen olaylardan biride Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin kizi Fatima aleyhisselamm kabrinin dahi nerede oldu- 
gunu bilememektir. Vefasizhk ornegi olan bu turlii durumlar aslmda Allah Teala'nm 
sevdigi kullarmi kiskanarak, insanlardan saklamasidir. 

Sevilenin asigim kiskanmasi a§kin en yiiksek mertebelerindendir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 161 



TAHMIS-IAZBI 

Yine bildim yemane 3S9 kasdin var 
Bi-gumanim 360 zamane kasdin var 
Lutf etmek icin sana kasdin var 
Ey sanem n'oldun cana kasdin var, 
Bagrimi deldin kana kasdin var. 

Sultan sultani sultan elinde 
Bildim kahr He ihsan elinde 
Ben bir dsikim ferman elinde 
Basim onunde cevkan elinde, 
Qeimeden gayri ya ne kasdin var. 
Estegfirulldh curmumu bildim 
Asikim dsik olmaga geldim 
Hicr atesiyle yandim kul oldum 
Beni gor n'oldum sararup soldum, 
Vaslm umarken hicrana kasdin var. 

Dertli ussaki 361 ferdaya 362 saldm 
Akibet beni divane kildm 
Namus sisesin taslara galdin 
Bu vucudumu odlara yakdm, 
Ben de bildim biryana kasdin var. 
Hubbu masivd hep gitti varim 
Bdg-i vucudumda bir gul ararim 
Senden oldu bil bu agnm 
Tig-i gamzenle dogradm bagrim, 
Cism-u cam kurbana kasdin var. 

Fendda ey dil ne bir ydr buldun 
Hie kimse demez ya bana ne oldun 
Askmla beni divane kildm 
Onmadik basim kavgaya saldm, 
Padisahim seyrana kasdin var. 
Azb? bendeni baglattigmdan 
Sinem-i askm daglattigmdan 
Gozum yasm gaglattigmdan 
Bu Niyazt'yi aglattigmdan, 
Anlanur kim ihsana kasdin var. 



Yaman: l.(gug, etki veya beceri) Ali§ilmi§in uzerinde olan: 2. Kotii, korkulan: 
BTgiiman: §uphesiz, dogru 
351 Ujsak: (A5ik. C.)A§iklar 

Ferda: (far.) ka. 1. yarm. 2. gelecek zaman, ati. 3. ahiret, obur diinya. 



162 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



61 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Hazreti isa iniip gokten tamam etti zuhur, 

Ger sen idrak eylemezsen belki sendendir kusur. 

Dirilup acb-i zenebden hem cumle mevta ser-te-ser, 

Na'ra-i israfil oldu cumleye galmdi sur. 
Bir kabirden bin Muhammed her birisi Yiizbine, 
Bas olup gitti onunce "zalik-e yevmiin-nusur" 

Enbiyanm asman-i Hakk gibidir sozleri, 

Evliyanm sozleri tezyindurur etme gurur. 
Misriya her soziinu Hakk'dan isit hak soyle kim, 
Ric'at He baksalar da gormeye kimsefutur 

Hazreti isa iniip gokten tamam etti zuhur, 

Ger sen idrak eylemezsen belki sendendir kusur. 

Hazreti isa inip gokten tamamen meydana gikti, 
Eger sen anlayamiyorsan belki noksanhk sendendir. 

Bu beyitlerde NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz bahsederken ken- 
dinin manevT halindeki tasarrufun ve halin Hazreti isa aleyhisselam ile 6z- 
destirmesidir. 

isa aleyhisselam birdahi nuzul eylemez. Sen onu anlayup bildugunden 
bu ezayi idersin. Peygamberlerin, beddu'asi yerde kalmaz dirler. Bana bu 
beddu'ayi etduren Allah Teala'dur. Bu du'anun icabeti mukarrerdur bi- 
ihtiyarum. Ben du'ayi sana derun-i dilden 363 etdum. kabuh kendine 
mufewezdur. 354 Ey dTnsuz benden sana simden geru hayir yokdur. 355 

Bu turlu hallerin butun evliyaullahta birebir tezahuru bulunur. Bazilan 
makamlarda karar kilarak ilerleyemez. Fakat NiyazT-i MisrT Efendimiz son 
doneminde bu gibi iddialan kalmamistir. £unku nun inziva hayati olarak 
gegen son donemleri bu gibi tevilleri soylemedigini gostermektedir. £unku 
artik igine kapanmis ve ahret hazirhgi igindedir. 

"Hazreti isa inip gokten" de, Hazreti isa aleyhisselam tesbihe davet 
ederdi (Cem makamina), Hazreti Musa aleyhisselam ise tenzihe (Hazret-il 
Cem makamina) davet ederdi. C ur| k u Hazreti Musa'nin kavmi tesbih ehli 



363-.. .. ,, 

Gonulden 

Miifevvez: (Tefviz. den) Sipari§ ve ihale olunmu5. 
365 (MISRT, 1223), v. 53b 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 163 



idi. iste her vakitte her peygamberin mesreb ve meshedinde (gidis ve ve 
tutumlannda ve geldikleri zamanlannda) cesitli insanlar vardi. Beyite gecen 
hazreti isa'dan murad edilen Cem makami sahipleridir. 

TevhTd, Tenzih, Tesbih 

Kur'an-i Kerim, bizi surekli olarak basiretli ve keskin goruslu olmaya 
davet ediyor: 

"Basmizi kaldirip goklere bir bakmiz: Yildizlar nasil doguyor ve bati- 
yor, bu seyir ve hareketlerinde hicbirisi yollarmdan sasmiyor! Yere bir 
bakmiz: Yagmurlar nasil kurumus topraklan diriltip icinden ge§it cesit 
otlar ve agaclar bitiriyor! Canh olan seylere bir bakmiz: Bir damla nutfe 
nasil once kan pihtisma, sonra ete ve kemige donusup nihayet son de- 
rece guzel bir bicimde insan oluyor! Ey gafil insanlar! Bulundugunuz 
yerden biraz Uzaklara seyahat ediniz: §imdi icinde insan ve cin kalma- 
mis halde gordugunuz yuksek sutunlu, son derece saglam ve muazzam 
binalarm sizden cok daha kuvvetli sakinleri ne olmus? Bunlara bakip 
dusunimuz!" 

Bizi afak ve enfusteki (disimizdaki ve icimizdeki) delillerle ayetleri 
arastirarak dusunmeye ve bu sayede hakikate ulasmaya tesvik eden Yuce 
Rabbimiz'in su yuce fermanina uyarak Muhyiddin ibn-i Arab! 
kaddese'llahu sirrahu'l-aziz de, Allah Teala'yi gormek icin esyaya bakmayi 
tavsiye ediyor. MessaT (gezimcilik -Aristo- okulu) filozofu ve §eyhu'r-ReTs 
ibni Sina ile Huccetu'l-islam Ebu Hamid GazalT'yi, yaratiklara nazar et- 
meksizin Allah Teala'nin aklen bilinecegini iddia ettikleri icin begenmiyor. 

Bu dusunceler ibn'ul ArabT'ye gore yanhstir. Zira uluhiyyeti bilmek 
onun gerektirdigi varhgi bilmege baghdir. Mademki uluhiyyet butun ilahi 
isimleri ve RabbanT sifatlan kendinde toplayicidir onlann gorunme ve go- 
rulme sahasi olan ekvani (varhklan) bilmeyince nasil bilinebilir? 

Fakat sefkatli ibn'ul ArabT'ye, kendisini okuyanlara sevgi ve acima go- 
zuyle baktigini gostererek: 

"Bar? Teala'ya ortak oldugunu kabul edenlere onem vermeyiniz, onla- 
ra Allah Teala'nin birligini isbat igin delil getirmege kalki§maymiz! Zira 
mu§rik olan (Allah Teala'ya ortak kosan) kimse sizinle beraber Yuce 
Yaratici'nm varligmi kabul ediyor, fakat sizden fazla olarak bir de o Yuce 
Yaratici'nm ortagi oldugunu iddia ediyor. O halde bu bdtil (gecersiz) iddi- 
asmi isbat etmek ona duser," buyuruyorlar. 

Ne ince bir dusunce!.. 

ibni Arab?, Allah'm tevhidi ile tenzih'i de tavsiye ediyor. Tenzihten 
kasdettigi, hicbir seyin Hakk'a benzemedigine inanmaktir. Yahut alem go- 
runus, sahasma cikmadan once Allah Teala her ne halde ise alemin varh- 
gindan sonra da O'nun yine o halde bulundugunu kabul ve teslim etmek- 



164 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



tir. 

TesbTh'e gelince, bu hususta ayet ve hadTslerde veya gecmis nebilerin 
sozlerinde tesaduf olunan kelimelerin anlamlanni Allah Teala'nin ilmine 
havale ederek hepsine inanmak gerektir. 

Kisaca ibn'ul ArabT'ye gore tenzih ile tesbih arasini birlestirmek, arifle- 
rin (Allah'i kesin bilgi, gorus ve olu§la taniyan kimselerin) sanidir. 

"O halde eger sen tenzih edersen baglayia olursun, 
Eger tesbihine inamrsan Onu simrlandirmis olursun, 
Eger her ikisine birden inamrsan dogru yola goturen olursun, 
Allah Teala'yi tanima yolunda kendisine uyulan imam ve efendi olur- 
sun." 
(FusQsu'l-Hikem, Nuh Kelimesindeki SubbuhT Hikmet fassindan) 366 

Bu hususta ibn'ul Arab!, bir beytinde soyle der: 

Hakk, bu cihetle halktir, dusununuz! $u cihetten de halk degildir, anla- 
ymiz! 



ister birlestir, ister tefrik et! Ztra asil (ayn) birdir. Ayni zamanda gok- 
luktur da; bu hali uzere durup bak? kalmaz. 367 



Diriluo acb-i zenebden hem cumle mevta ser-te-ser. 
Na'ra-i israfil oldu cumleye cahndi sur. 

Butun oluler acb-i zenebden 368 bastanbasa dirilir, 
Her seye israfil Sesi ulasti sur cahndi. 

Bir kabirden bin Muhammed her birisi Yuzbine, 
Bas olup qitti onunce "zalik-e yevmun-nusur" 

Bir kabirden bin Muhammed cikip her birisi yuzbine 
Onunde bas olup gitti "zalik-e yevmun-nusur" 

^iilCsll k"\s te oluleri diriltmek de boyledir." 369 

"zalik-e yevmun-nusur" "Bu dirilme giirtii bu sekilde olur." 

"Bir kabirden Bin Muhammed" demek Muhammed! olanlardan Bin kisi 



366 (AYN i, 1995), s. 86-88 

ibnu'l-Arabt, Fusus, s. 79. 

Acbiiz zeneb: insanm kuyruk sokumunda bulunan ve ikinci yaratihja gekirdek 
hukmunde olacak kuguk kemik. 

Fatir, 9 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 165 



zahir olur demektir. Cunku isa mesrebinde olanlara TsevT derler, Musa mes- 
rebinde olanlara MusevT derler. iste Muhammed mesrebinde olanlara da 
MuhammedT derler. 

Enbiyanin sozlerini Evliya tezyin eder, yani enbiyanin sozlerini VelTler 
kendilerinden herhangi bir katkida bulunmadan noksansiz olarak susleyerek 
bildirirler. 

Enbiyanin asman-i Hakk qibidir sozleri, 
Evliyanm sozleri tezyindurur etme qurur. 

Nebilerin semasi Hakk gibidir sozleri, 
Evliyanm sozleri susleyicidir etme gurur. 

Ediplerin sultani ve arkadaslann bilginlerinden olan Mevlana 
Fahreddin-i DTvdesT'den nakledilmistir ki: Bir gun Mevlana hazretleri: 
"Bizim makbulumuz olan her soz bizim sozumuzdur. Nitekim yuce Allah 
Teala mecid olan Kelaminda: 

"Ben sizin yuce rabbinizim" 37 ° buyurmustur. Her ne kadar bu soz Fi- 
ravun'dan naklen soylenmis ve bir mahlukun sozu olmasi bakimindan 
namazi bozmasi lazim gelirse de. Yuce Allah Teala onu zikretmis ve 
Kur'an-Mecid'de soylemis oldugu icin bu soz namazi bozmaz. Cunkii o, 
Allah Teala'ya baghdir. Binaenaleyh bundan acikca anlasihyor ki, ulu Allah 
Teala hazretlerinin begendigi, hos ve makbul gordugu her sey ona mute- 
alliktir. Boylece mahlukun Allah Teala tarafindan nakledilen sozu, namazi 
bozmaz, Allah Teala'ya ait olan bir sozu peygamberlerden veya velilerden 
besen bir mahluk soylemis olsa, o soz yine Allah Teala'nin sozu sayihr" 
dedi. Nitekim buyurmustur: 

Kur'an nebi'in dudagmdan cikmi§sa da, her kirn onu Allah Teala 
soylemedi derse kafirdir. 371 

"Abdullah' in bogazmdan cikmi$ olsa da o ses Allah Teala'dandir." 

372 

Misnya her sozunu Hakk'dan i$it hak soyle kim, 
Ric'at He baksalar da gormeye kimse futur 

Ya Misn her sozunu Hakk'dan isit Hakk soyle ki, 
Donup donup ile baksalar da kimse noksanhk gormeye 

Hakk'a vasil olan kullann her sozii hak ve burhan olunca kimse itiraz 
edemez. £unku onlar hevalanndan konusmazlar. 



370 Naziat, 29 

371 Mesnevi. c.lV. b. 2122 

372 (Ahm95), s. 700-(442) 



166 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Kur'an-i Kerim'in bakisjna gore Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellemin konu§ma- 
si Allah Teala'ya ait yani ilaht kaynakhdir. 

"O, kendiliginden konusmamaktadir. Onun konusmasi ancak, bildirilen 
bir vahy iledir." 373 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme bircok bilginin, haberlerin vahiy yo- 
luyla verildigi bildirildigi Kur'an-i Kerim'de yer almi§tir . Ona gonderilen gayr-i 
metliiv vahiyler Kur'an-i Kerim'de yer almadigi , bir kismmi da cesitli sekillerde 
bildirmi§tir. 



373 Necm, 3-4 

374 Nur: 24/11-16; Muhammed: 47/16; el-Hasr: 59/11-12; et-Tahnm: 66/3. 
Gayr-i Metliiv Vahiy 

Oryantalistlerin baslattigi ve bazi miislumanlarca da kabul goren "Kur'an-i Kerim 
dismda vahiy olmadigi ve sunnetin vahiy olmadigi" belli bir mesafe kat etmis ve 
muslumanlann dii§uncelerini bulandirmi§tir. Sunneti hafife alan veya inkar eden bu 
kimselerin itirazlanna bakacak olursak, butun meselenin gozum noktasmin "Kur'an-i 
Kerim'den ba$ka vahyin" Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme inip inmedigidir. 
Bunu Kur'an-i Kerim §u §ekilde agiklar. 

"Nebi, e$lerinden birine gizlice bir soz soylemi§ti. O bunu nebinin diger bir e§i- 
ne haber verince, Allah da bu durumu nebiye bildirmifti, o da bir kismmi yuziine 
vurmuf bir kismmi da yuziine vurmadi. Nebi bunu ona haber verince esi "Bunu 
sana kim soyledi?" dedi. Nebi, "Bilen, her seyden haberi olan Allah Teala bona 
sbyledi" dedi." (Tahrim, 3) 

Tefsirlerde beyan edildigine gore Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gizli tut- 
mak kaydiyla esi Hafsa'ya bir soz soylemis; ancak o, bu sozu saklayamayip Hz. 
Ai§e'ye soylemistir. Bunun iizerine Allah Teala durumu Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem bildirmi§, o da Hafsa'ya anlatmistir. Hafsa, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selleme bunu kimin haber verdigini sormus, O da Allah Teala'nm bildirdigi- 
ni soylemistir. Ancak Kur'an'da bu bildirimin kendisi yer almiyor. Demek ki bu bildi- 
rim Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme gayr-i metluv vahiyle bildirilmistir. 

Kur'an-i Kerim'de buna benzer bircok ayette (Ahzab, 37; Bakara, 144; Ha§r, 5; 
Fetih, 15; Sura, 21; Hakka 44,47; Yunus; 15; Enfal, 5; Nur, 62; Enfal, 9) gayr-i metluv 
vahyin olduguna i§aretler mevcuttur. i§te bu hakikati ifade ederek Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem §6yle buyuruyor: "Dikkat edin bana Kur-an ve benzeri 
verildi." (Ebu Davut, 6) Bu nedenle Resul, bu iki kaynagi insanlara ulastirmakla me- 
suldur. (Maide, 67) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 167 



62 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Katre katre dokulenler diirr mudur baran midir? 
Zerre zerre gorunenler hat midur reyhan midir? 

Kardr etmez bu canum kalmadi hie dermamm 

Cemalimi goresim geldi divdnmda durasim geldi 
Taze taze acilan giil mu cemdlin mi senin 
Yane yane inleyen bulbul mu yahud can midir? 

Halka halka salman kakiil mu yd hablu'l-metin 

Sure sure yazilanlar hat midur Kur'an midir? 
Pare pare eyleyup bagrum kizil kan edeli 
Kana kana icdigim sahba midir yd kan midir? 

Dane ddne gorunen hdl mi yd vahdet sirri mi? 

Ldle Idle kizaran haddiin mi yd mercan midir? 
Done done yanmadan derman umardim derdime 
Gune gune mihnetin derd mi yd derman midir? 

Ata ata kirpik okun bu Niydztnin dilin 

Serha serha eyleyen canum mi yd cdnan midir? 

Katre katre dokulenler diirr mudur baran midir? 
Zerre zerre gorunenler hat midur reyhan midir? 

Katre katre dokulenler inci midir yagmur mudur? 
Zerre zerre gorunenler gizgi midir ho§ koku mudur? 

NiyazT-i MisrT, taklid ve tahkikin hukmune dem vurarak vahdetten haber 
vermektedir. Varhgin ashni gormenin gerekliligine i§aret ediyor. 

Seyhiilislam Ahmed en-Namek? el-Cam? (1049-1141) kaddese'llahu 
sirrahu'l azTz hazretlerinin huzuruna bir gun Herat'in buyuk alimleri geldi- 
ler ve aralannda tevhTd ve ma'rifet-i ilahTye dair bahs agtilar. §eyhu'l- 
islam hazretleri buyurdu: 

"Siz bu sozleri taklid ile soylersiniz." Alimler bu sozden canlan sikildi. De- 
diler ki: 

"Bizim her birimizin elinde vucud-i Hakk'in isbatina dair bin delTI var- 
dir. Bize nasil mukallid diyorsun?" 
§eyhu'l-islam: 

"Eger her birinizin elinde on bin delil olsa yine mukallidsiniz." Alimler; 
"Bize bu sozunuzu ispat etmeniz icap eder." 

§eyh hazretleri hizmetgisine: "Uc inci ve bir de tas getir" diye emr et- 
ti. Hizmetgi de getirdi. Hz. §eyh ulemaya hitaben dedi: 



168 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



"Bu incinin ash ne idi?" 

Alimler: 

"Sadefm agzina dusen nisan yagmuru katreleridir ki, onun havsalasm- 
da Hakk'm kudretiyle inci oldu." 
Hz. Seyh o incileri tas icindeki suya atti. Dedi ki: 

"Her kirn tahkik ytiztinden bu tas uzerine besmele gekebilirse ceksin. 
Bu tig inci su olsun ve birbirine kanssmlar." 
Alimler: 

"Bu acayibidir. Siz soyleyiniz!" Hz. 
§eyh: 
"Evvela siz deyiniz! Nobet bana gelince ben de derim." 

Alimler nobetle besmele gektiler. incilerde bir hareket olmadi. Sira 
seyhe geldigi vakit, onun uzerinde bir hal zahir oldu ve tastan tarafa te- 
veccuh etti ve besmele gekti. O inci su olup birbirine kansti ve fakat tas 
icinde devr etti. Sonra Cenab-i seyh: 

"Allah'in izni He dur!" dedi. Hemen bir delinmemis inci oldu ve ule- 
manin hepsi hayrette kaldilar. Hz. Mevlana buyurdu ki; 

Akli en tisttin, anlayisi en keskin olan, kokudan anlar. Obtirtiyse an- 
cak dudagma, disine degince fark eder. 376 

Karar etmez bu canum kalmadi htc dermamm 
Cemalimi gdresim geldi dtvaninda durasim geldi 

Karar etmez bu canim kalmadi hie dermamm 
Cemalimi goresim geldi huzurunda durasim geldi 

Taze taze acilan gtil mti cemalin mi senin 
Yane yane inleyen btilbtil mti yahud can midir? 

Taze taze acilan gul, cemalin mi senin? 

Yana yana inleyen bulbul mu yoksa can midir? 

Aglayan ve aglatan kimdir? Bunu fark eden kimdir? Bu sorulann cevabi 
bilinmektedir. Yani Allah Teala'dir. Onemli olan sebepleri ne olacagidir. 

Halka halka salman kaktil mti yd hablti'l-mettn 
Sure sure yazilanlar hat midur Kur'an midir? 

Halka halka salman kakul mu ya saglam ip midir? 
Sure sure yazilanlar hat midir Kur'an midir? 



376 Mesnevi, c.l, 2585 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 169 



Pare pare eyleyup bag rum kizil kan edeli 
Karta kana icdigim sahba midir ya kan midir? 

Parca parca eyleyip bagnmi kan kizih edeli 

Kana kana icdigim kirmizi sarap midir yoksa kan midir? 

Dane done ggrunen ha I mi ya vahdet sirri mi? 
Idle Idle kizaran haddun mi ya mercan midir? 

Dane 377 dane gorunen hal mi ya vahdet sirri mi? 
Lale lale kizaran haddin 378 mi ya mercan 379 midir? 

Ben'in felseff acidan ele ahndigi beyitte ben, vahdet sirri olarak nite- 
lendirilirken somut bir abartma yerine, yorumlama yoluna gidilmis. Ta- 
savvuf felsefesinde hal (ben), zat-i ilahT; hal-i siyah, alem-i gayb olarak 
kabul edilir. Gayb alemi de, zat-i ilahT de "vahdet kuramiyla" ilgili olup 
ancak duyu organlan ve akilla kavranamayacak varhklan sirla izah edilebi- 
lecek sezgileri temsil etmektedir. Benin acihminda sonsuzluga yayilacak 
bir genisletme soz konusudur. Zira, gayb alemi denilen dokuzuncu felek, 
duyular aleminin bittigi yerde ba§layan atlas felektir, Burasi metafizik 
alem oldugu igin bilinmeyen, ulasilamayan ozelliginden dolayi "sir" olarak 
tanimlanir. 

Sonucta bir noktadan ibaret olan ben, edebiyatimizda bircok sekilde 
yorumlanmistir. Geometride "eni, boyu olmayan en kucuk geometrik bi- 
rim" olarak tanimlanan nokta, diger sekil, yazi ve rakamlann cekirdegini 
yam atomunu olusturmaktadir. Tasavvufta "vahdet sirri" anlami yukle- 
nen noktanin yorumu da Ayvazoglu'na gore soyledir: "Nokta, bir'in farkh 
bir ifadesidir ve soyut bir mekan unsuru olarak karsimiza cikar. Bir ve 
nokta, ayni zamanda eskilerin "cuz'tin la-yetecezza" (bolunmez cuz)ya 
yani atoma ve ana tekabul etmektedir." 380 

Done done yanmadan dermart umardim derdime 
Gune gune mihnetin derd mi ya derman midir? 



Dane:(Diyn. den) "itaat etti. itaatli oldu, boyun egdi, aziz oldu" manasmda fiil. 
Tohum, gekirdek. Kurjun, guile, tane, Kuj yemi. 

Hadd: Hudut. Cizgi. Smir. Curiim. Salahiyyet. 5eriat5a verilen ceza. Derece. Son 
derece. Munteha. insana anz olan §iddet ve titizlik. Def etme. Men etmek. Keskin. 
Sivri. Sert. Gergin. (Mantik) Ug tasavvurdan ibaret olan kiyas. Ek§i. Tesirli, muessir. 

Mercan: Denizde genij resif meydana getiren ve mercanlar takimimn ornegi 
olan hayvan ve bunun kalkerli yatagmdan gikanlan gogu kirmizi renkte ve ince dal 
§eklinde bir madde. Bu madde boncuk gibi sus e5yasi olarak kullanilir. Mercanlar 
ancak 40 metre kadar derinlikte ya§ayabilirler. 
380 AYVAZOGLU, Be§ir, A§k Estetigi, Otuken, ist. 2002.S, 106 



170 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Done done yanmadan derdime derman umardim 
Ce§itli ce§itli mihnetin derd mi ya derman midir? 

Ata ata kirpik okun bu Niyazinin dilin 

Serha serha eyleyen canum mi ya canan midir? 

Bu Niyaztnin dilinden ata ata kirpik okun 
Dilim dilim eyleyen canim mi ya canan midir? 

Tasavvufta goz ve kirpik kara ve cok olmalanyla kesret, yani cokluk; 
dudak ve agiz ise kuciJk ve ince olmalanyla yokluk, yani fenafillahtir. iste- 
nen cokluktan kurtulup birlige, vahdete ermektir. Vahdet olan dudak ko- 
nu§maya, yani soz sahibi olmaya ba§layinca, kirpikler sihirle onu susturup 
fenafTllaha engel oluyorlar. 381 

TAHMiS-i AZBf 

$erha §erha yareler bu sinemde hicranimdir 

Ba$ka ba§ka kan midir bu damlayan mercdn midir? 

Katre katre dokulenler diirr mudur baran midir? 

Zerre zerre gorunenler hat midur reyhan midir? 

Karar etmez bu canim kalmadi ht( dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 

Kana kana kan mi igmek hdlin senin 

Yare yare bu vucudum oldu gun derman midir? 

Taze taze agilan gill mil cemalin mi senin 

Yane yane inleyen bulbul mii yahud can midir? 

Karar etmez bu canim kalmadi hie dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 

Stge sfge yare varmak ydr olmak hemnisin 382 

Sine sine girmek ister koynuna yasan midir? 

Halka halka salman kakul mii ya hablu'l-metin 

Sure sure yazilanlar hat midur Kur'an midir? 

Karar etmez bu canim kalmadi hie dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 

Ceke geke cevrini kadtmi gumdn eyledin 

Sala sala bendeni ferddya bu ihsan midir? 

Pare pare eyleyiip bagrum kizil kan edeli 

Kana kana icdigim sahba midir ya kan midir? 



381 (I'PEKTEN, 1986) 

Ni§in: f. "Oturan, oturmu§" gibi manaya gelir ve ba§ka kelimelerle birle§ir 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 171 



Karar etmez bu cdmm kalmadi hig dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 

Ura ura 383 taslara sise-i namusu 

Gule gule halime haz eyleyen insan midir? 

Dane ddne gorunen ha I mi yd vahdet sirn mi? 

Lale Idle kizaran haddun mi yd mercan midir? 

Karar etmez bu cdmm kalmadi ht( dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 

Geze geze buldum bir yar mahrem simma 

Dolu dolu igtigim sir badesi ya can midir? 

Done done yanmadan derman umardim derdime 

Gune gune mihnetin derd mi yd derman midir? 

Karar etmez bu cdmm kalmadi hie dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 

Dile dile bagrini gun Azbi'ya giryan 384 senin 

Yane yane balis mihnet bona denmi ya pister midir? 

Ata ata kirpik okun bu Niydzinin dilin 

$erha serha eyleyen cdnum mi yd cdnan midir? 

Karar etmez bu cdmm kalmadi hie dermamm 
Cemalimi goresim geldi divanmda durasim geldi 



383 ., 

Vura vura 



Giryan: f. G6zya§i doken. Aglayan. 

385 Bali§: f. Yastik. Altin. Nakit. 

386 Pister: f. Yatak, do§ek. 



172 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



63 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 
inile ey derdli gonul mile, 
Ehl-i derdin inleyecek gagidir. 
Gel timar et yareni sen ask He 
Yarelerin onulacak gagidir. 

Sol ki gafletle yatup etmez talep, 

Govdesinde yok mu ola cam aceb. 

iste vahdet gulleri acildi hep, 

Bulbulun efgan edecek gagidir. 
Sen nedtm idin ezel ol sah He 
imtihan icin gelip sen bu H'e. 
inlemek sana yarasur derd He 
Hem gozun kan aglayacak gagidir. 

Yok karari gonlumun bilmem neden, 

Kasd eder bin pare ola bu beden, 

Var ise gitmek gerek bu areden, 

Aslma azmeyleyecek gagidir. 
Ey Niyazi diinyada etmez huzur, 
Sol kisi kim olmaya ehl-i gurur, 
Hakk'i anla etmeden bundan ubur, 
Mevtin elgisi gelecek gagidir. 

inile ey derdli gonul inile, 
Ehl-i derdin inleyecek gagidir. 

inile ey derdli gonul inile, 
Ehl-i derdin inleyecek gagidir. 

Gel timar et yareni sen a$k He 
Yarelerin onulacak gagidir. 

Gel sen yarani ask ile tedavi et 
Yaralerin sifa bulacagi zamandir. 

"Gel yarani askla tedavi et" Cahil kimse hastadir. Muvahhid olan ise sag- 
hkhdir. Cehalet hastahgina Mac nedir? Asktir. 

Sol ki gafletle yatup etmez talep, 
Govdesinde yok mu ola cam aceb. 

§u ki gafletle yatip talep etmez, 
Acaba govdesinde yok mu ola can. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 173 



Sol kimse ki gafletle yatip kalkar ve hie derd etmez, meraketmez. Anin 
govdesinde cam yok mudur diye sasihr. Cunku ayeti celTlede Cenab-i Hak: 
" O'na yedi gok ve yer ve onlarda olanlar tesbihte bulunurlar ve higbir sey 
yoktur ki, ilia O'na hamd He tesbihte bulunur. Fakat siz onlarm tesbihlerini 
anlayamazsmiz. Suphe yok ki, O hatimdir, gafurdur, anlayamazsmiz." 387 

Gerek cemadat denlen cansiz sanilan taslar vesaire ve gerek hayvanlar ve 
gerek sair her ne kim var hepsi Hakk'i anar. Bak vucudun bile anar. iste 
nabzin zikr-i zatT ile "ALLAL ALLAH" der, zira her§eyin zati zikri vardir. imdi 
nice insandir ol insan ki, vucudunun zikrinden haberi olmayan insana taac- 
cup olunur, yani hayret edilir, §a§ihr. 

iste vahdet gulleri acildi hep, 
Bulbulun efgan edecek caqidir. 

i§te vahdet gulleri acildi hep, 
Bulbulun feryat edecek zamanidir. 

Sen nedtm idin ezel ol sah ile 
imtihan icin gelip sen bu il'e. 

O §ah ile sen sobet arkadasi idin ezelde 
Sen bu dunyaya imtihan icin geldin. 

NedTm, dost ve sadik kimse demektir. iki dost bir vucud olursa ona ne- 
dim derler. iste sen de Cenab-i Hak ile ezelde bir vucud idin. 

inlemek sana yarasur derd ile 
Hem gozun kan aglayacak caaidir. 

Derd ile inlemek sana yarasir 

Hem gozun kan aglayacak zamanidir. 

Yok karan qonlumun bilmem neden, 
Kasd eder bin pare ola bu beden, 

Bilmem nedendir gonlumun karan yok, 
Bu bedenin bin parca olmasini ister, 

Var ise gitmek gerek bu areden, 
Aslma azmeyleyecek caqidir. 

Var ise gitmek gerek buradan, 



387 isra, 44 



174 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ashna azmeyleyecek 388 zamanidir. 

Arkada§hgi gerektiren sey ayni cinsten olmak ve tabii munasebettir. 
Nitekim denilmistir ki: 

Allah Teala'nin yeryuzunde ehli ehle sevk eden melekleri vardir. 
Tab'inda nebilerin ve velilerin tabiatinda bulunan kemallerden bir parca 
mevcut olan kimse, onlan gorup isittigi zaman hemen onlara meyleder. 
Onlann bilfiil mevcut kemalleri, kendisindeki bilkuvve kemali ceker. Bu- 
nun kemalinin onlara kapilmasi (incizabi) asik ve masuk misali gibidir. 
Mayasma bu kemalden katilmamis kimse, onlann gordugu zaman yarasa 
gunesten nasil kacarsa o sekilde onlardan kacar. Nitekim Allah Teala soy- 
le buyurmustur: 

"Habis kadmlar, habis erkekler igindir; habis erkekler de habis kadm- 
lar igindir. iyi kadmlar iyi erkekler igindir, iyi erkekler de iyi kadmlar 
igindir." 389 

Bir temsil vardir: Kuyuya atilmis olan Yusuf aleyhisselam ancak kuyuya 
kova salanin ipine yapisarak cikti. Nebiler ve veliler, Allah Teala'dan gelip 
Allah Teala'ya giden kervanlar ve kafilelerdir. Kendisinde Rabbani bilgiler 
ve bilkuvve ilahi insanhk kemalleri bulunan Yusuf aleyhisselamda tabiat 
zindaninda hapsedilmistir. Dunya ahiret konaklarmdan bir konaktir. Kova, 
insanlara inen Allah Teala'nin kitabidir. Kervancilann (yani nebilerin) ko- 
vayi sarkitmalan, insanlan Allah Teala'nin kitabina davet etmeleridir. Ona 
yapismak, o kitabi getiren kimseye inanip onu kabul etmektir. Ama kuyu- 
da olan; kurbaga, ciyan, akrep, yilan ve daha kuyuda yasayan diger hase- 
relerden biri ise o, sarkitilan ipe asilmaz, ona yapisip kuyudan cikmak is- 
temezse (kim ne yapsin?). ^unku insanlardan bazilannin ruhlan guzel, 
yuksek mesreplidir. Aleak kimselerle unsiyyet etmez. Yuksek vatanina 
gitmesine aracihk yapacak sadik bir arkadas arar. Bazilannin ruhlan da 
habistir, algak mesreplidir. Ancak kendi mesrebinde olanlarla unsiyyet 
eder. Tabiat aleminde vatan tutar. Alem-i A'la (yuksek alem) ya cikan se- 
fer ehlini ve seyyahlan sevmez. Hie davet kabul etmez. Yuce Allah Teala 
soyle buyurmustur: 

"Biz insani en guzel bir surette yarattik, sonra onu a§agilarm a§agi- 
sma attik. Ancak iman edip salih ameller i$leyenler mustesna." 39 ° 

Ey Niyazi dunyada etmez huzur, 



Azmetmek: (-e durum ekiyle kullamlan fiil) Arapga azm + Turkge etmek 

Bir i§teki engelleri yenmeye karar vermi§ olmak: 
Nur, 26 

390 -,-. . r 

Tin, 1-6 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 175 



$ol ki$i kim olmaya ehl-i gurur, 

Ey NiyazT dunyada etmez huzur, 
Gurur eden kisi olmaya, 

NiyazT-i MisrT, dunyada huzuru bozanin gurur ehli olacagini belirtirken, 
bunun dunya ile kisith olacagini beyan ediyor. Mevlana buyurdu ki; 

"Farz edelim ki, Hz. AH kerremallahu vecheden Zulfikar adh kilici miras 
olarak aldm, "Allah Teala'nm Arslani'mn kolu sende varsa goster." 391 

Bu soz dunyada gurur sebebinin ancak sebebinin hakikatle ilgili oldugu gecici 
hallerde bir deger olmadigmi aciklar. Yaratihsi seytanT olanin melekligi mum- 
kun olmadigma gore varligmin hakikatine ermek ile gurur edebilirsin. NiyazT-i 
MisrT de dunyada bize sikinti veren kendine varhk verendir, demesi ile Hak- 
kin varhgini kabul edebiliriz. Ancak Hakki bulmayanin gurur etmesi yara§- 
maz. £unku kulluk makammdaki gurur aptalhktir. Kibriyahk ancak Allah Tea- 
la'ya ait olup kullann bundaki payi ancak O'nunla olan yakmhginin artmasi 
iledir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kudsi hadiste buyurdu ki; 

"Kibriya ridamdir, azamet de izarimdir. " 392 

KurtubT hadis hakkmda dedi ki: "Burada hislerle algilanan elbise kaste- 
dilmiyor. Ancak izar ve rida Arap muhataplar nazarmda birbirinden ayrilmaz 
olduklan igin, azamet ve kibriyayi bu ikisiyle ifade etti. " 

ibnu Hacer dedi ki: 

"Sadedinde oldugumuz hadisin manasi, Allah Teala'nm izzet ve istignasi- 
nin muktezasi hie kimsenin onu gormemesi oldugu halde, Allah Teala'nm 
mu'minlere kar§ rahmeti, nimetinin bir kemali olarak vech-i ilahTsini onlara 
gostermesini gerektirmektedir. Mani zail olunca, insanlara, kibriyasmm ge- 
regiyle amel etmekte ve sanki Teala hazretleri, onlarla aradaki engel olan 
perdeyi kaldirmaktadir." 

NiyazT-i MisrT, bu hale ermemi§ olup, bu makamdan dem vuranlardan hu- 
zursuz oldugunu anlatmak istemektedir. 

Hakk'i anla etmeden bundan ubur, 
Mevtin elcisi gelecek cagidir. 

Hakk'i anla bundan vaz gecme, 
Olumun elcisi gelecek zamanidir. 
"Olumun elcisi" hastahktir. 



Mesnevi, c. 5, b. 2502 



"Buyukluk izanm (etek), kibriyahk ridam (cubbe) dir" 



176 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Akil isen ey gonul bir teftis eyle 

Evvelince pirin dergdhmi bekle 

Nefs haklar isen bendimi dinle 

inile ey derdli gonul mile, 

Ehl-i derdin inleyecek gagidir. 

Done yasmla degirmen askla 
Sana kulhan ola Gulsen askla 
Bulmaya gunku fend ten askla 
Gel timar et yareni sen ask He 
Yarelerin onulacak gagidir. 

Kim seriat igre ol bilmez edep 

Sol ki gafletle yatup etmez talep, 

Govdesinde yok mu ola cam aceb. 

iste vahdet gulleri agildi hep, 

Bulbulun efgan edecek gagidir. 

Gel edin bulbiil idin sen bulbule 
Sen nedtm idin ezel ol sah He 
imtihan igin gelip sen bu We. 
inlemek sana yarasur derd He 
Hem goziin kan aglayacak gagidir. 

Vasli yari subhdem 393 ister bu ten 

Yok karari gonlumun bilmem neden, 

Kasd eder bin pare ola bu beden, 

Var ise gitmek gerek bu areden, 

Aslina azmeyleyecek gagidir. 

Oku azb? "ye hussile ma fi's-sudur" 39 
Ey Niyazf dunyada etmez huzur, 
Sol kisi kim olmaya ehl-i gurur, 
Hakk'i anla etmeden bundan ubur, 
Mevtin elgisi gelecek gagidir. 



Subhdem: f. Sabah vakti 

394 



Kalplerde olanlar ortaya konuldugu zaman." (Adiyat, 10) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 177 



64 

Vezin: Mufteilun Fa'ilun mufteilun Fa'ilun 

Dervis olan kisinin sozleri umran olur, 
Salik-i Hakk olanm rahma burhan olur. 

ilm-i led On dersini ah f olan kisiler, 

Hasta dil olanlarm derdine Lokman olur. 
Her setter efgan ediip bulbulu hayran eder, 
Dideyi giryan ediip sinesi buryan olur. 

Beyt-i dili pak olur zikr-i Hakk'i isiten, 

Sabr-u karari gider isleri devran olur. 
$em-i cemale doner pervanedir asikun, 
Zanneder ol cahilun devriyle isyan olur. 

Munkirleri dahl eder kirn ki sozunuz demez, 

Yine isi anlara lutf He ihsan olur. 
Sanma Niyazi oziin dervis oluptur senin, 
Dervis olan kisiler soylece sultan olur. 

Dervis olan kjsjnin sozleri umran olur, 
Salik-i Hakk olanm rahma burhan olur. 

Dervi§ olan ki§inin sozleri saadet olur, 
Hakkyolcusu olanin yoluna delil olur. 

Dervisler hakikati buldugu igin kelamlan Hakk'a tercuman oldugu igin 
alemi imar eden olur. Zararh bir durum onlar ile husule gelmedigi gibi, bela- 
nin da onune sed teskil ederler. 

ilm-i ledun dersini arif olan kisiler, 
Hasta dil olanlarm derdine Lokman olur. 

ilm-i ledun dersini bilen kisiler, 

Gonlu hasta olanlarm derdine Lokman Hekim olur. 

Her seher efgan ediip bulbulu hayran eder, 
Dideyi giryan ediip sinesi buryan olur. 

Her seher efgan edup bulbulu hayran eder, 
Gozu aglar edersen gonlu kebab olur. 

Beyt-i dili pak olur zikr-i Hakk'i isiten, 
Sabr-u karari gider isleri devran olur. 

Beyt-i dili pak olur zikr-i Hakk'i isiten, 
Sabr-i karari gider isleri devran olur. 



178 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Sem-i cemale doner pervanedir asikun, 
Zanneder ol cahiliin devriyle isyan olur. 

Cemal gunesine doner asiklann pervanedir, 
Cahiller zannederki, halleriyle isyan ederler. 

Pervanelerin mumun etrafinda canlanni esirgemeden donuslerini, aski 
bilmeyenler yanhs yorumlar getirirler. Donuslerindeki manayi bilmeyenler 
isyan ettiklerini zannederler. intihar ettiklerini dusunurler. 

Munkirleri dahl eder kirn ki sozunuz demez, 
Yine i$i anlara lutf He ihsan olur. 

Munkirleri itiraz eder ve sozunuz demez, 
Yine isi onlara lutf ile ihsan olur. 

Sanma Niyaz? oziin dervis oluptur senin, 
Dervi$ plan ki$iler soylece sultan olur. 

Sanma NiyazT ozun dervis oluptur senin, 
Dervis olan kisiler soylece sultan olur. 

Cihana padisah olmak kuru bir kavga imis 
Bir murside bend olmak cumleden evla imis.. 395 



TAHMIS-IAZBI 

Kal ile kil 396 ehlinin hali perisan olur 

Derdi hicre sabr eden malik derman olur 

Pirine teslim olan kabil-i erkan olur 

Dervis olan kisinin sbzleri umran olur, 

Salik-i Hakk olanm rahma burhan olur. 

Nefsine uyan kisi ozunu seytan eder 
Yuzunu gorsem diyen subhdem 397 efgan eder 
Yoklugu her kim duyar ozunu sultan eder 
Her seher efgan ediip bulbulu hayran eder, 
Dideyi giryan ediip sinesi biiryan olur. 



Yavuz Sultan Selim'e atfedilen bir soz. 

396 . 



' Kal u ktl: "Dedi denildi" seklindeki nakiller. Dedikodu, bo§ konusmalar 



Subhdem: f. Sabah vakti. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 179 



f unku tecelli eder dostunu anar iken 
Onun isi ah olur hem demi hicrifigan 
Kande bakar yarini anda gorur ol iyan 39i 
§em-i cemale doner pervanedir asikun, 
Zanneder ol cahilun devriyle isyan olur. 

Hirs iline §ah olan nefse uyan ki§iler 
Valih 399 hayran olur a§ki tugyan ki§iler 
Yok He varlik eder sirra dolan killer 
ilm-i ledun dersini arif olan ki$iler, 
Hasta dil olanlarm derdine Lokman olur. 
Kdmil olur§uphesiz ahd He kulu guden 
Kendi ozun bir eder pirin yoluna giden 
Dilber imi§fark eden hayr He §erri eden 
Beyt-i dili pak olur zikr-i Hakk'i i$iten, 
Sabr-u karari gider i§leri devran olur. 

Azbtyuzun isteyen kande bulupdur senin 
Kendi ozun bilmeze kande kaluptur senin 
igi He tasini 400 askin oluptur senin 
Sanma Niyaz? ozun dervis oluptur senin, 
Dervis olan kisiler soylece sultan olur. 



Ayan: (iyan) Ajikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi. 
Valih: Keder ve huziinle akli gitmi§, $a§irmi§, hayrette kalmi§. 

400 _ _ 

Ta$i: Di§i 



180 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



65 

Vezin: Mustefilun Mustefilun Mustefilun Mustefilun 

Bu halvete bakma guzaf zevk-u safa halvettedir, 
Halvetle kil igini saf nur-i ziya halvettedir. 

Nefsini sana bildirir olmezden evvel olduriir, 

Yokluk yolunu duygurur fakr-u fend halvettedir. 
Derya olup durmaz cosar talazlanup bastan agar, 
Kendisini bilmez sasar ask-u heva halvettedir. 

Enciim He sems-u kamer ateslere dusmus yanar, 

Yer oturup gokler doner arz-u sema halvettedir. 
A$ gozunu ibretle bak birdir kamu yakm irak, 
Deprenmez olur dil dudak vast u lika halvettedir. 

Firkatte vuslat isteyen mihnette rahat isteyen, 

Vuslatta isret isteyen ays-u beka halvettedir. 
Terket NiyazJsen seni bir eyle gel can-u teni, 
Duysam diyen Hakk sirrmi sirr-i Huda halvettedir. 

Bu halvete bakma guzaf zevk-u safa halvettedir, 
Halvetle kil icini saf nur-i ziya halvettedir. 

Bu halvet igin soylenen bo§ soze bakma guzaf zevk ve safa halvettedir, 
Halvetle kil igini saf nur-i ziya halvettedir. 

HALVETiYYE TARJKATI VE PJRLERJ A. PJR §EYH OMER EL-HALVETi 
kaddese'llahii sirrahu'l-azTz 

Zahidiyye tarikatinin bir kolu olan halvetiyye tarikati, adini kurucusu Ebu 
Abdullah SiracuddTn Omer el-LahcT el-Halvet! (hyt.800/1397) den almaktadir. 
Bu zat Hazar Denizinin guneybatisinda bulunan Geylan bolgesindeki 
LahTcan'da dogup buyumus ve burada yetismistir. Tahsilini burada tamam- 
ladiktan sonra Harizm'e amcasi §eyh AhT Muhammed b. Nur el-HalvetT 
(hyt.717/1317)' nin yanina gelerek ona intisap etmistir. Amcasi AhT Mu- 
hammed tasavvuf yolunda halvet zikrini cok sevdigi ve omrunun cogunu 
Halvet'te gecirdigi idn insanlar arasinda Halveti diye anilmistir. 

Silsile buyuklerinden HalvetT lakabini alan ilk zat budur. Omer el-HalvetT 
amcasinin vefati uzerine onun en kamil halTfesi olarak yerine gecmistir (hyt. 
717/1317). Olgun ve kabiliyetli olan Omer el-HalvetT, Allah Teala'ya kullukta 
gosterdigi buyuk azim ve irade sebebiyle yuksek makamlara ererek 
Halvetiyye tarikatinin kurucusu ve ilk piri olmustur. irsad makamina 
turduktan bir muddet sonra Omer el-HalvetT, Karakoyunlu hakimiyyeti altin- 
da bulunan Tebriz civannda Hoy kasabasina giderek irsad faaliyetini uzun bir 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 181 



sure burada devam ettirmis, daha sonra Misir'a oradan Hicaz'a gidip haccini 
eda etmis ve Sultan Uveys'in daveti uzerine Herat'a gelmis ve orada 
(hyt.750/1349) veya (hyt.800/1397) de vefat etmistir. 

Rivayet edilir ki, Omer el-HalvetT tankat sulukunu tamamlayip kendisine 
halTfelik icazesi verildiginde, irsad gorevini kabul etmez ve daglara cikar. 
Orada bir agac kovuguna yerlesir. Bu agac kovugunda pespese erbaTn gikarir. 
Hatta kirk kere erbaini ust uste cikararak (1600 gun) kendisine "Halveti" ismi 
verilir. Omer el-HalvetT hayvanT gidalan yemez, daima tevhid ve zikr uzere 
olur, tevhid zikrini yapmaya baslayinca daglardaki kuslar ve diger hayvanlar 
agac kovugundaki Omer el-HalvetT'nin etrafini cevirip halka olusturarak 
tevhid zikrini sonuna kadar dinlerlerdi. 

Kiymetli sozlerinden: 

"Dervi§ olanm dort turlu oltimu vardir. Salik, olumu gorup ondan ders 
almazsa, dervi$lik ona haramdir." 

" Dervi$in konu§mayam ve idraki yuksek olani makbuldur. Zira siikut 
her halden ustundur. Sonra halktan uzlet gelir. Bir rtesrte ki Hakk'dir, iba- 
reye sigmaz, ondan gayri olani soylemeye degmez" 

Omer el-HalvetT Misir'da bulundugu yillarda yedi kere hacc etmistir. Teb- 
riz yakminda "Mir Aii" turbesi civannda gomuludiJr. Yerine AhT Emre el- 
HalvetT (hyt.812/1409) postnisTn olmustur. 

PTr Seyyid Yahya SirvanT ve HalTfeleri Omer el-HalvetT'nin vefatindan son- 
ra tarikatin silsilesi; 

AhT Emre (hyt.812/1409), 

Haci izzeddin (hyt.828/1425), 

Sadreddin-i HiyavT (hyt.860/1455) seklinde devam ederek tarikatin ikinci 
pTri, bir bakima gergek kurucusu olan Seyyid Yahya-i SirvanT'ye ulasir. Halve- 
tT'ye tarikatinin kemali bu zatta toplanmis, islam aleminin gesitli bolgelerine 
bu yolun feyzi onun vasitasiyla yayilmis ve tankatin en buyuk pTri sayilmistir. 
Yahya SirvanT Sirvan'm merkezi olan SemahT'de dogmustur. imam Musa 
Kazim radiyallahu anhin torunlanndan olmasi hasebiyle kendisine Seyyid 
denilmistir. Yahya SirvanT kuguk yasta tahsile baslamis, bir muddet sonra 
Tebriz'e yerlesmis ve burada tahsilini tamamlamistir. Bir ara yine burada 
muderrislik de yapmistir. ilmiyle, dTnine baghhgiyla ve takvasiyla herkesin 
sevgi ve hurmetini kazanan Yahya SirvanT'nin ahnlannda seyyidlik ve velilik 
nuru parlar, yuzlerini gorenler ister istemez kendilerine ovguler yagdirmak 
mecburiyetinde kahrlardi. Sadreddin HayyavT'den feyz ve tankat alarak hila- 
fet almis ve bu zata damat olmustur. HalTfe olduktan sonra dogdugu yere 
SemahT'ye geri donmus, oradanda Baku'ye gegerek olumune kadar burada 
irsad faaliyetine devam etmistir. Vefat tarihi "Cani§in-i Cennet" terkibinin 
gosterdigi (hyt. 862/1472) dir. Kabri Baku'dedir. Kirk kadar sube kurucusu 
yetistiren HalvetTyye tarikatinin bugunku feyz ve tesiri, Yahya SirvanT'nin 



182 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



etrafa gonderdigi halTfeleri sayesinde olmustur. ZahirT ve ser'T ilimlerde yuk- 
sek derecede bir alim oldugundan pek <pok eseri vardir. HalvetTyye subele- 
rinde zikir esnasinda okunan "Vird-i Settar" onun tertib ettigi bir eseridir. 
Diger eserlerinin isimleri Osmanli Muelliflerinde kayithdir. Yahya SirvanT'nin 
halTfelerinin en meshurlan sunlardir: 

Dede Omer RQsenT, AN AlaaddTn, Sukrullah el-Ensan, Habib Karamani, 
Muhammed ErzincanT'dir. Hazretin vefatindan sonra yerine Muhammed 
ErzincanT gegmistir. Baska bir rivayete gore de Omer RQsenT gegmistir. 
HalvetTyye tarikati dort ana §ubeye aynlmi§tir. Bunlar: 

l-Ru§enTyye: Dede Omer RujenT (hyt.892/148 7) tarafindan kurulmu§tur. 

2-Cemaliyye: Cemal el-Bekn (hyt. 899/1494) tarafindan kurulmu§tur. 

3-Ahmediyye: Ahmed §emseddin MarmaravT (hyt. 910/1504) tarafindan 
kurulmu§tur. 

4-Semsiyye: SemsuddTn Ahmed es-SivasT (hyt. 1006/1597) tarafindan ku- 
rulmu§tur. 

c. HalvetTyye TarTkati Silsilesi ve Kollan Silsile: 

1. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem (hyt. 632) 

2. Hz.Ali b. EbTTalib kerrema'llahu veche (hyt. 41/661) 

3. Hasan BasrT(hyt. 111/728) 

4. HabTb A'cemT (hyt. 150/767) 

5. DavudTaT(hyt. 184/800) 

6. Ma'rufKerh!(hyt.200/815) 

7. Seriyyti's-SakatT (hyt. 253/867) 

8. Cuneyd Bagdad! (hyt.298/910) 

9. Ahmed Mimsad DTneverT (hyt. 299/911) 

10. Abdullah Muhammed DTneverT (hyt. 370/980) 

11. Muhammed Bekri (6.487/1094) 

12. VecThuddin Omer el-KadT el-Bekn (0.503/1109) 

13. Ebu'n-NecTb Abdulkahir SiJhreverdT 

14. KutbuddTn EbherT 

15. Riiknuddin Muhammed Ali es-Sencast 

16. SihabuddTn TebrizT 

17. CemaleddTn TebrizT 

18. ibrahim Zahid GeylanT (hyt. 690/1291) 

19. Sa'duddTn FerganT 

20. AhT Muhammed Nur el-HalvetT 

21. PTr Omer el-HalvetT 

22. AhT Muhammed HalvetT 

23. Haci izzuddm HalvetT 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 183 



24. SadreddTn HiyavTel-HalvetT 
25.Seyyid Yahya §irvanTel-HalvetT 

26. Pir Muhammed ErzincanTel-HalvetT 

27. Molla PTrTErzincanT 
28.Tacuddin Kayseri 
29.Alauddin UssakT 
30.Yigitba§i 

31.Abdulvehhab Elmah HalvetT 
32.Eroglu 
33.UmmTSinanHalveti 401 

HalvetTligin Usui ve Adabi 

HarTrizade, Tibyan'\nda HalvetTyye tankatinin esaslanni soyle aciklamak- 
tadir. HalvetTyyenin esaslan, kelime-i tevhid, gizli ve agik "Esma-i Seb'a" 
uzere zikre devam, ru'ya ta'bTr ve te'vilT, olaylann kalp ve nefs uzerindeki 
tesirlerini dikkate alarakgonlii masivadan temizlemekdir. 

"Esma-i Seb'a": Lailaheillallah, Allah, Hu, Hakk, Hayy, Kayyum, 
Ka hilar 1 dm. 

Seyr u suluk Allah'in bu yedi ismiyle yapihr. Daha once sadece kelime-i 
tevhid ile yapilan seyr u suluk ilk olarak ibrahim Zahid GeylanT kaddese'llahii 
sirrahu'l-azTz tarafindan alti isim eklenerek yediye cikanlmistir" . 

Bazi tarikat ileri gelenleri bu yedi ismi ictihatlanna gore azaltip cogaltmis- 
lardir. 

HalvetTyye tarikatinda zikir usulu soyledir: 

Murid kibleye karsi oturur, kalbini her tur dusunceden bosaltarak zihni 
temiz bir sekilde once kelime-i tevhid zikrini 33 veya 165 defa tekrar eder 
sonra Allah sonra sirayla Hu, Hakk, Hayy, Kayyum, Kahhar isimlerini seyhin 
gosterdigi gibi zikreder. 402 



401 Bu silsile NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azize dogru devam ededir. 

"Cenab-i Hak, insani, ruhlar ve hakTkatler aleminde, yani lahut aleminde once 
ahsen-i takvtm uzere, mahbub ve mahbube suretinde yaratti. Yani, once, Habibi Hz. 
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi itlakiyet aleminde "La ilahe ilia Hu" kelami- 
nin nurundan yaratti. 

Bu nuru bir kandile koydu. Sonra bu nura, zati diliyle evvela tevhTdi telkin eyledi. 
HakTkat-i Muhammedi, o kandilde, tevhitle bin yil me§gul oldu. Sonra, sirasiyla ikinci 
zat ismini (Allah), ucuncii zat ismini (Hu), dordiincu ismi (Hakk), be§inci ismi (Hay), 
altmci ismi (Kayyum) ve yedinci ismi (Kahhar) telkin etti. Her isimle biner yil mesgul 
oldu. 

Hakikat ehli rehberler buna "Usul-i Esma" demislerdir. 

Hakk teala, biitun varliklan, HakTkat-i Muhammediyye'nin mesgul oldugu 



184 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Yeni bir mund igin bu isimlerin hepsiyle birden mesgul olmak uygun go- 
rulmemistir. Evvela kelime-i tevhid ile zikre baslanir. Bu zikrin sirlan ve 
te'sirleri gorulmeye baslayinca lafza-i celal olan Allah ismine gecilir. Bu sira 
icerisinde muridin kabiliyetine ve seyhin iznine gore yedi isim tamamlanir. 
Allah'i zikretmeye istigfar ile baslanir ve bu tam 100 kere tekrar edilir. Daha 
sonra 100 adet salavat getirilir. Sonra yedi ismin ilkinin esrannin kesfinden 
sonra digerine gecmek suretiyle zikir tamamlanir. Bu tertip seyr u sulukun 
manevi kanununudur. Bu tamamlama isine "tekmTI-i meratip" ve "kat-i 
menazil" denir. Bu sekilde manevi menzilleri asip, mertebeleri tamamlayan 
bir mund halifelige hak kazanmis olur. Bu muride icazet verilerek tarikat tag 
ve hirkasi giydirilir. icazetsiz irsada izin yoktur. 

§eyhinin yanmda bulunamayan bir muride bu yedi ismin tamami birden 
verilir. Oda bu zikirleri 100.000 adete ulastinr. Bunlan eksiksiz olarak yerine 
getirebilirse hilafet icazeti almaya hak kazanir. Toplu yapilan zikirlerde her- 
kes zikre katihr. Mursidin idaresinde zikir ayakta veya oturarak yapihr, ar- 
dindan devrana baslanir. Devran, esmahan bulundugu halde saga veya sola 
dogru topluca yurumektir. Kul ile Allah arasinda 70.000 perde vardir. Bunlar 
yedi isme tekabul eder. Her bir ismin sonunda 10.000 perde kalkar. Esma-i 
seb'a ile mund yedi mertebeyi asarak 70.000 perdenin kalkmasi sonucunda 
Allah Teala'ya yakinhk kazanir. Bu zikredilen yedi mertebe nefse nispetle 
sunlardir: 

1- Nefs-i Emmare: Bu kahn ve karanhk zulmet perdeleriyle ortulu bulu- 
nan nefsin makamidir. 

2- Nefs-i Levvame: Hafif zulmet perdeleriyle ortulu nefsin makamdir. 

3- Nefs-i Miilhime: Nur ve zulmet arasindaki perdelerle ortulu nefsin 
makamdir. 

4- Nefs-i Mutmainne: NuranTyeteyukselen perdelerle ortulu nefsin ma- 
kamidir. 

5- Nefs-i Radiyye: Perdelerin devamh incelmeye yuz tuttugu nefsin ma- 
kamdir. 

6- Nefs-i Mardiyye: Hissedilir olan ve hissedilmeyen higbir perdenin kal- 
madigi nefs makamidir. 

7- Nefs-i Kamile: Nefislerin nihayet buldugu makamdir. Halvetiyye tari- 
katinda muridin her gun tek basina okudugu zikirler, dualar ve virdler vardir. 
Bunlar haftanin gunlerine gore degisir. Yahya-yi §irvanT'nin "Virdi's- 

tevhTdin ve isimlerin nurundan yaratmistir. Yani once, Haktkat-i Muhammediyye 
vasitasiyla istigrak aleminde "La ilahe ilia Hu" kelaminm nurundan, enbiya-yi 
murselTnin hakikatlerini, onlar vasitasiyla da, enbiya-yi gayr-i murseltnin hakikatleri- 
ni yaratmistir. 

Bunlann tamami, birbirlerilerinin vasitasiyla zat nurunun mazhandirlar. (Ummi 
Sinan, Antalya), s. 133 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 185 



Seffor"min okunmasina onem verilir. Aynca haftanm belli gunlerinde tekke- 
lerde cehn (sesli) olarak topluca zikir yapihr. Buna yukanda da gectigi gibi 
devran denir. Devranda ilahiler okunur. 

Zikir yapihrken musikTye onem verilir ve basta ney, kudum ve def olmak 
uzere cesitli musikT aletleri kullanihr. Bundan dolayi kendilerine karsi cikan 
bazi alimlerin itirazlanni red etmek icin halvetTler devrani savunan eserler 
yazmislardir. HalvetTyye tarikatinda nefs tezkiyesi asildir. Bunun yolu da 
dille, kalple, ruh ve sirla yapilan zikirdir. Bu sebeple az yeme, az konusma, az 
uyuma, inziva, zikir, fikir ve seyhe baghhk ilkelerine halvetTlikte hassasiyetle 
uyulur. Mucahede (vazifeleri Tfa) musahedeye (Allah Teala'ya vuslat) ulas- 
mak icin vazgecilmez bir sarttir" 403 

Halvet uc kisimdir: 

1- §eriatte halvet. 

2- TarTkatte halvet. 

3- HakTkatte halvettir. 

1- Seriatte halvet: Camide Ramazan-i senfin son on gununde yapilan it: i— 
kaftir (mukaddes bir yere kapanip ibadetle mesgul olmak). itikaf yerinin 
daima cemaatle namaz kihnan cami olmasi ve ozursuz disan gikilmamasi 
sarttir. Ozru mesela, bir cenazesi olur veya yiyecegini tedarik igin gibi seyler 
olabilir ve o camide oturacagi yerin bir ortu ile sanlmasi lazimdir. Hazreti 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hasir ile sarmisti. Ziyaretine gelen 
erkek ve kadm olduklanni ayirt edebilmesi icin kadinlann tirnaklanna kina 
surmelerini emir buyurmustu. Fakat sonrada bir kadm bilegine kadar kina 
koyup elini opmek isteyince bunu yasakladi. Sunnet olmak uzere eline kina 
koymanin ash yoktur. 

2-Tarikatte halvet: Bir insanin dort duvar arasmda kirk gun kalarak orada 
ibadet ve riyazat ile mesgul olmasidir. Bu camiye mahsus degildir, camide 
de tekkede de veya kendi evinde olur. Yalniz erbain vakti denilen (19 Ara- 
hktan 17 Ocaga kadar sure) zamana munhasir degildir, sair zamanlarda da 
olur. Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yiyecek ve icecegini ala- 
rak Hira daginda bir magara icinde 15-17 gun veya daha fazla kalarak halvet 
ederlerdi. Hatta Tarikat ehlinin halvet yapmalannin istinad ettikleri husus 
budur. 

3-HakTkatte halvet: Fena-i Efal, Fena-i Sifat ve Fena-i Vucud etmektir. O 
zaman Hakk'dan gayn kahr mi, kalmaz. Bu mevcudatin vucudu Hakk'in 
vucududur. Bu alemde Hak-tan gayn mevcud yoktur. 

"Zevk-u safa halvettedir" sozlerinden maksadi, sen bu halvete hakaretle 



403 (OKUMUS, 1998), s. 21-28 



186 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



bakma, icini saf kil, yani kalbini halvetle sirkten tasfiye eyle, o zaman senin 
kalbinde Allahin nuru dogar demesidir. 

Buraya "Mutu kabl-e en temutu" serefli hadisine isaret olunmaktadir. 
Oyle ya halvet fakr-u fenayi ica ettirir, cunku halvet ehlinin efal, sifat ve 
zati Hakk'in efal, sifat ve zatinda fanTdir. 

Nefsini sana bildirir olmezden evvel bldurur. 
Yokluk yolunu duyqurur fakr-u fend halvettedir. 

Sana nefsini bildirir olmezden evvel oldurur, 
Yokluk yolunu duydurur fakr-u fena halvettedir. 

"Kendini hige saymazsan higlikten kurtulamazsm" m 

Birisi, kizgmhkla anasmi hangerleyerek, doverek oldurdu. Biri, ona "Hu- 
yunun kotulugu yuzunden ana hakkmi gozetmedin. Qrkin herif, anani ne- 
den oldurdun! Niye soylemiyorsun, o sana ne yapti ki?" dedi. Adam, 

'%ok ayip bir is isledi, ben de onu oldurdum. Ayibmi toprak ortsiin" diye 
cevap verdi. Kmayan "Be adam, anani oldurecegine o kisiyi oldiirseydin" 
deyince dedi ki: "Her giin baska birisini mi oldureyim? Onu oldurdum, hal- 
km kanma girmekten kurtuldum; halkm bogazmi kesecegime onun bogaz- 
ladim, bu daha iyi!" O kotii huylu ana, fesadi her tarafta zahir olan nefsin- 
dir Her ana onun igin bir azize kastedip duruyorsun; kendine gel, onu 61- 
duri: os 

Yigitbasi Veil Ahmed SemseddTn-i MarmaravT kaddese'llahu sirrahu'l- 
azizin konu ile ilgili bir menkabesi sudur: 

"Bir kimse Yigitbasi Efendi hazretlerine gelip inabet rica etti. 01 dahi 
inabet verip o gun halvete koydu. o gun ikindiden sonra igeriden bir sada 
gelip: 

"Musluman oldum, vaz geg!" demis. Aziz demis ki: 

"Yalan soyler. Var, yine mesgul oil" ikinci gun ikindiden sonra yine 
cevab gelmis ki: 

"Vallahi ben musluman oldum, vaz geg!" demis. Aziz de: 

"Buna yine inanma! Ta oldum, deyip ses kesilince kadar vaz gegmel" 
demisler. UgunciJ gun: 

"Ben oldiim" deyu cevab gelmis; 

"$imden sonra kurtuldun" deyu cevab eylemisler. kimse azizin kuv- 



404 



Mevlana DTvan, c.V. b. 1118 



405 Mesnevi, c II. b.776-783. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 187 



vetiyle "Seytan Hannas in serrinden kurtuldu. 

Derya olup durmaz cosar talazlanup bastan asar, 
Kendisini bilmez $a$ar ask-ii heva halvettedir. 

Derya olup durmaz cosar dalgalanip bastan a§ar, 
§a§ar kendisini bilmez ask ve heva halvettedir. 

Encum He sems-ii kamer ateslere du$mu$ yanar, 
Yer oturup pokier doner arz-u sema halvettedir. 

Yildizlar, gunes ve ay ateslere dusmus yanar, 
Yer oturup gokler doner yer ve sema halvettedir. 

Yildizlar, gunes, ay ateslere donup yanarlar, yani donerler. Yer oturup 
demesi de yerin dondugu gorulmediginden dolayi soylemis, yoksa yer don- 
mektedir, fakat yerin hareketi devrT, goklerin hareketi ufkTdir. 

"Arz-u sema halvettedir" demek, gunku onlar da Hakk'tir, yakinda da 
uzakta da olan Hakk'in vucudu degil midir? 

Evet Hakk'in vucududur. 



"Vesvasil Hannas" "Vesvas"in anlami, "tekrar tekrar vesvese veren"dir. Vesvese- 
nin anlami insanm kalbine ona hissettirmeden pespese kbtii diJ5unce sokmaktir. 
"Vesvese" kelimesinde yapilan fiilin surekliligi, tekran soz konusudur. 

"insan, Alia h'l zikrettiginde seytan siner. Allah Teala'dan gafil oldugunda ise ona 
vesvese verir. Bu bakimdan §eytana "Sinsi ve gizlenen" manasma hannas denilmi§- 
tir. Abdullah b. Abbas radiyallahu anha gore §eytan insani Allah Teala'ya isyan et- 
meye davet eder. Kendisine itaat edildiginde siner. Yani §eytana ibadet eden kul, 
hesaba gekildiginde §eytan ona sahip gkmaz. Bilakis ondan kagip uzaklasir. 
Bu konuda Kur'an-i Kerim'de soyle buyurulur: "Eger $eytanm seni kifkirttigmi his- 
sedersen Allah Teala'ya sigin I" (Araf, 200, Fussilet, 36), 

"De ki: $eytamn ki$kirtmasmdan Sana sigminm" (Mu'minun, 97). "Muttakile- 
rin durumu, $eytandan kotu bir dufiince geldiginde hemen Allah 7 hatirlayarak 
dogru yolu bulmalandir." (A'raf, 201) 

Burada bir ba§ka noktaya da dikkat edilmelidir. O da, insanm kalbine sadece di- 
jandan cin ve §eytanlardan vesvese gelmedigidir. insanm kendi nefsi de vesvese 
verir. Yanhs dujunce ve sapmis akhn da vesvese verecegi ihtimal di§mda degildir. 
insanm gayri me§ru istek ve hevesleri, irade gucii ve muhakemesinin de onu sapti- 
rabilecegi bilinmelidir. Bu konu Kur'an-i Kerim'de §6yle agiklanmijtir: "Biz onun 
nefsinin ne vesveseler verdigini biliriz." (Kaf, 16). Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem cuma namazi hutbesinde okunmasi siinnet olan duada §6yle buyurmustur: 
"Nefsin §er ve fitnelerinden Allah'a siginmz." (Neuzu billahi min sururi enfusina.) 
(Mevdudi-Tefhimu'l-Kur'an, insan Yaymlan: 7/327-329.) 
407 (OGKE, 2000), s.76 



188 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ac qozunii ibretle bak birdir kamu yakm irak, 
Deprenmez olur dil dudak vast u lika halvettedir. 

Ac gozunu ibretle bak birdir hepsi yakin veya uzak, 
Deprenmez olur dil dudak vasl ve kavusmak halvettedir. 

Firkatte vuslat isteyen mihnette rahat isteyen, 
Vuslatta isret isteyen ays-ii beka halvettedir. 

Aynhkta vuslat isteyen sikintida rahat isteyen, 
Vuslatta icmek isteyen zevk ve beka halvettedir. 

Terket Niyazisen seni bir eyle gel can-u teni, 
Duysam diyen Hakk sirrmi sirr-i Huda halvettedir. 

Terket NiyazT sen seni bir eyle gel can-u teni, 

Hakk sirrmi duysam diyen Huda'nin sirn halvettedir. 

Halvet yalniz kalmak degil, yalnizhkta Allah Teala'yi bulmak icindir. Bagla- 
n cok olan insanin bu bulusmayi kolaylastirmasi icindir. Yoksa halvet bedeni 
zevk ve kuvvetlerin hapsedilerek eziyet cekmek icin degildir. 



TAHMIS-IAZBI 

Hakk He Hak olmak icin ayn-i vefa halvettedir 
Pes bil anasir habbesi rengin kiba 408 halvettedir 
Gel gee bu ak karadan terk-i siva halvettedir 
Bu halvete bakma giizaf zevk-u safa halvettedir, 
Halvetle kil igini saf nur-i ziya halvettedir. 

Kaydi fena ve baki ci/n aradan evvel kaldinr 
Sana hakikat sazmi teslim eder Hakk caldinr 
Evvel seni cok agladir ammaki sonra ki guldurur 
Nefsini sarta bildirir olmezden evvel oldurur, 
Yokluk yolunu duygurur fakr-u fena halvettedir. 
Ak ve karayi onunden alir mekansiz b?-eser 
Bin yil cogirsm bak divanda sana olmaz nazar 
Bu manayi her kirn duyar verir hakikatten haber 
Derya olup durmaz cosar talazlanup bastan asar, 
Kendisini bilmez sasar ask-u heva halvettedir. 



Kiba: Supruntu. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 189 



Bu ab u ates hak-i bad 409 verilip vaslin arar 
Hem dag ve sahra igre Nil u Firat eder leyl u Nehar 
Bu nefelek ins u melek askmla buldu karar 
Encum He sems-u kamer ateslere dusmus yanar, 
Yer oturup gokler doner arz-u sema halvettedir. 
Ndm-u nisdnm kalmasm bildiklerin cumle birak 
Gel giyfendnin cdmesin 410 ola fend sana durak 
Ask ehlisin gel ey gdnul meydana gel yalm ayak 
Af gozunu ibretle bak birdir kamu yakm irak, 
Deprenmez olur dil dudak vast u lika halvettedir. 

Kdr eylesin derd u elem dlemde devlet isteyen 
Canm verip vuslat alir hikmetle himmet isteyen 
Meydana gel zilletle izzetle rif'dt isteyen 
Firkatte vuslat isteyen mihnette rahat isteyen, 
Vuslatta isret isteyen ays-u beka halvettedir. 
Gulsen bilirsen Azbi'ya dlemde zecr 411 kulhanf 12 
Kulhanda kesret vahdetten eyle safdy-i gulsen? 
Gafil yabanda gezme gel senden iste sen seni 
Terket Niyazisen seni bir eyle gel can-u teni, 
Duysam diyen Hakk sirrmi sirr-i Huda halvettedir. 



Ab u atej hak-i bad: Su, ate$, toprak ve hava 

Came: f. Evde giyilen bol elbise. Elbise, gama§ir. Sevb, libas 

Zecr: Menetme, engel olma. Nehyetme. Zorlama, zorla yaptirma. Onleme. 
Sikma. Kovma. Eziyet etme. Angarya olarak gahjtirma. Kopek baligi. £agirma. 
Surme 

Kiilhani: f. Serseri, capkin, avare Kiilhan: f. Hamam ocagi. Hamamda su isitmak 
icin ate§ yakilan yer. 



190 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



66 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Bilenler vech-i canani bu cism u cam neylerler, 

Gorunse semsin envari meh-i tabam neylerler. 

Bugunku cennet-i irfana dahil olsalar ussak, 
Yarmki va'd olan huh veya gilmani neylerler. 

Bugun ama olan yarm dahi ama olur elbet, 

Aga gor can gozun kirn bi-basar nadam neylerler. 

Suluk ehline insan sohbetin bulmak durur maksud, 
O sohbet kirn bulunsa sohbet-i hayvani neylerler. 

Gonul duymazsa vicdan He Allah'i haklkatce, 

Mucerred dildeki ilmi veya irfani neylerler. 

Ne hasil §ol ibadetten riya ve ucb ola anda, 
Gider §irki goniilden Hakk'a kirn tugyani neylerler. 

Salat-i ehl-irfan kiblesidir "semme vech-ullah" 

O veche kul olanlar taat-i noksani neylerler. 

Niyazt "kiintii kenzen" sirrmi kendinde buldunsa, 
Suleymen tahtmi, ya hikmet-i Lokman'i neylerler. 

Bilenler vech-i canani bu cism u cam neylerler, 
Gorunse semsin envari meh-i tabam neylerler. 

Bilenler cananin yuztinu bu beden ve cam neylerler, 
Gorunse gunesin nurlan parlayan ayi neylerler. 

Bir kimse bir mursid-i kamil elini tutup ve ihlasla Allah Teala'ya kavusmak 
niyeti olan, sevgiliyi tanidikca bu cism u cam neyler. 

Bugunkii cennet-i irfana dahil olsalar ussdk, 
Yarmki va'd olan huh veya gilmani neylerler. 

Bugunku irfan cennetine giren asiklar, 
Yarmki va'd olan huri veya gilmani neylerler. 

islam dininde ahirete iman sarttir. Ahirette Cennet ve Cehennemi bul- 
makta bu inancin geregidir. Ceza yurdu olan ahiret iyilere verilecek olan 
mukafat cennet ukubat ise cehennem olarak tecelli eder. 

Naslarm, ahirete ait halleri tasvir ederken dunyadakilere benzeterek an- 
latmasi insanlann idrak edebilmeleri icindir. Hie suphesiz ki ahiret halleri ve 
nimetleri, mahiyetleri ve temel ozellikleri itibariyle dunyadakilerden cok 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 191 



farkhdir ve dunya olgtileri ile tarif edilemez. Secde suresinde bu hakikate 
isaret edilmi§tir. 413 

Cennet nimetleri hakkmda Kur'an-i Kerim'de 

"Orada onlar icin her ge§it meyve vardir. Butiin arzulan yerine getirilir." 
414 bu genelleme yaninda Huri, Gilman ve Vildan isimli varhklann inananlara 
ikram ve hediye edilisinden bahsedilir. Bunlar hakkmda cesitli yorumlar ya- 
pilmi§tir. 

Gilman: Allah Teala'nin cennet'tekilere hizmet igin nurdan yarattigi hiz- 
metciler. 

"Etraflarmda kendi hizmetlerine tahsis edilmi$, sedef iginde sakli inci 
gib'i pml pml civanlar dola§ir." 415 

Huri: (Ahver ve Havra kelimelerinin C.) Ahu gozluler. Gozlerinin aki kara- 
sindan cok olan, pek guzel ve guzellikleri tarif ve tavsif edilemeyecek dere- 
cede guzel olan Cennet kizlan. 

"Oralarda gozlerini yalniz e§lerine $evirmi§ dilberler var ki, bunlardan 
once onlara ne insan ne de cin dokunmugtur." 416 

Vildan: (Velid. C.) Cocuklar. Kullar. Koleler. Mu'minlerin buluga ermeden 
vefat eden evladlan, kafirlerin gocuklan 

"Onlarm uzerlerine daima aym halde kalan gene hizmetciler dola§ir." 417 

Kisaca bahse konu olan bu varhklann erkek ve kadmlara nasil verilecegi 
konusunda blrcok ihtilaf ve kapali durumlar vardir. Teklifte e§it olan kadm 
erkek arasmdaki taksimatm niceligi ve niteligi hakkmda tarn bilgi bir ve ikna 
edici bir beyan hala yok denilebilir. 

"Orada (cennette) nefislerin arzu ettigi ve gozlerin ho$landigi her §ey 
vardir ve siz orada ebedi kalacaksmiz. " 418 

Dolayisiyla ayet, cennette cinsel hayatin da bulunduguna i§aret etmekte- 
dir. Cinsellik de nefislerin arzu ettigi seylerdendir. Ancak dunya hayatindaki 
kiskanchk ve hukukun ahiret hayatinda olabilirligi dusunulebilir mi? Sorusu- 
nun cevabmi tarn vermek mumkun degildir. 

Ahiret hayatinda dunya hukukundan bahsetmek yoktur. Ancak Allah Tea- 
la ahiret hayatinda insanin ruhT tahammulunun guc yetiremeyecegi seyleri 
de mukafat olarak vaad etmedi. Cunku vaad edilenin akla tabi olan nefsin 
kabullenmesine zit olmasi, davete icabet edecek nefsin tahammulu olmaya- 
cak seydir. Muhakkak mukafatin dunyevT bir temsili olmasi gereklidir. Cunku 

413 Secde, 17 

414 Yasin, 57 

415 -r -, „ 

Tur, 24 

Rahman, 56 
417 Vakia, 17, insan, 19 
418 Zuhruf, 71 



192 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Abdullah b. Abbas, "Cennetin higbir nimeti dunyanmkine benzemez, yalniz 
bir isim benzerligi vardir" seklindeki bir ifadesi, cennetteki cinsellik nimeti 
igin de gegerlidir. 

Menkabe: ZarTf arkadaslar ve yakm dostlar rivayet ettiler ki: 

Bir gun gonul sahibi, bilgin, fakir bir kadin, £elebi hazretlerinin ziyare- 
tine gelmis ve bir hayli de nimet, hediye ve elbiseler getirmisti. Uzunca 
bir sohbet ve candan baghliktan sonra bu kadin: 

"Kiyamet gununde biz zavallilarm durumu nasil olacak ve bizim akibe- 
timiz o dunyada ne olacak" diye sordu. Bunun uzerine £elebi: 

"Yiice Tann bir inayet buyurur, sen de Cennet-i Berin'e gidersin. 
Cennetin hurileri sizin hizmetciieriniz olacak" diye cevap verdi. Kadin: 

"Lutfu sayesinde bizi daru'l-makama sokan Allah Teala'ya hamdolsun. 
Daha baska ne olacak" dedi. Arif £elebi: 

"Renk renk hulleler giyecek, kiymetli saraplar icecek ve iyi bir hayat 
siireceksin" buyurdu. Kadin tekrar: 

"Baska ne olacak" diye sordu. Arif £elebi: 

"her gun muminler, dervisler nebilerin ve velilerin, mesudlarm, 
sehidlerin ve salih dostlarm ziyaretine gidecekler. "Orada nefislerin is- 
tedigi ve gozlerin lezzet aldigi her sey vardir" 419 ayetinde tavsif edilen 
Cennette isretlerde bulunacak cikip gezinecekler" dedi. Kadin yine: 

"Baska ne olacak?" diye sordu. Arif £elebi: 

"Sonunda Allah Teala'nm yuzunu musahede edecekler, dyle ki " Al- 
lah Teala'nm velileri icin hazirladigi bir sarap vardir" sozunde gecen 
temiz saraptan sonsuz seneler sarhos olacaklar ve o ebedi hosluk icinde 
kendilerinden gececekierdir" dedi. Kadin yine: 

"Baska ne olacak?" diye sordu. £elebi: 

"Huld-i Berin'de bulunan son nimet kudretten yaratilmis minare bo- 
yunda tenasul aletleri olacak ve bunlarla dul ve isve He dolu olan fakir 
kadmlar tatmin edilecekler. 

"Orada kendileri icin diledikleri her sey vardir. Katimizda daha fazla- 
si vardir." 420 ayetinde buyurulan nimetle lezzet alacaklar ve rahat ede- 
cekler, bundan daha hos bir is ne olabilir" buyurdu. Bunun uzerine o 
samimT kadin hemen bas koydu ve giydigi ne varsa guyendelere 421 bagis- 
layip sevinerek gitti. 422 



419 Zuhruf,71 
420 Kaf, 34 

Guyende: f. Soyleyici. Soyleyen. Kail olan. 
422 (EFLAKT & YAZICI, 1995), Menkabe-97, s. 558 (Sultan Veled oglu Ulu Arif gelebi 
Menakiplannda) 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 193 



Kaynaklar itiban ile bu konuda yeterli derece soz soylemekten insanlar 
kacinmislar, kapah kelamlar ile konu gecistirilmistir. Ahiret hayatinda verile- 
cek mukafatlann erkek ve kadin igin dunyevT teklifteki umumilik geregince 
orada da erkegin ve kadinin bulacagi karsihk esit olmasi gerekir. Bu nedenle 
nasil dunya hayatinda yetistirdigimiz ve gozumuzden sakindigimiz kizimiz 
buyuyunce bir yabanci ile izdivac kurmasindaki nefsanT tahammulumuz 
iktizasiyla ahirette Allah Teala'nin bir emridir, diyerek bu konuda kullarda 
birbirlerine karsi duygularda olumsuzluklar kalkacaktir. 

Ahirette, Allah Teala'nin, bir onemli ihsan ve lutfu da, cennet ehlinin 
kalplerinden kin ve haset (kiskanchk) duygusunu kokunden sokup cikarmasi- 
dir. Kur'an-i Kerim bu hakikati su sekilde agikliyor. 

"(Cennette) onlarm altlarmdan irmaklar akarken, kalplerinde kinden ne 
varsa hepsini gikarip atanz.' Ali 

Yaptigim ara§tirmalarda bu konuda bekarlann ifadeleri 50k rahat olmak- 
tadir. Evli erkekler igin bir sorun olmadigi, evli bayanlarda ise kocalanna 
du§kun olanlann kendilerine taninan haklannda dunyadaki kocalanni tercih 
ettikleri, gok nadir olarak belki ba§ka e§leri du§unenler gikmijtir. 

Buradan gikan sonug dunyevT olgunlajma ve hallerin ahiretteki talepler 
ile uygun oldugudur. Yunus Emre kaddese'llahu sirrahu'l-azizin 

"Cennet cennet dedikleri birkac ko§kle birkac huri 
isteyene ver anlari bona seni gerek seni." 

Beyitleri bu durumu agklamaktadir. Ki§i dunyada neyi arzuluyorsa 
ahirette gorecegi kar§ihk odur. 



Bugun ama plan yarin dahi ama olur elbet, 
Aca gor can ggzun kirn bt-basar nadam nevlerler. 

Muhakkak bugun kor olan yarin dahi kor olur, 
Acpa gor can gozun kim basiretsiz cahili neylerler. 



Aralarmda sana bakan vardir. Sen korleri, gormezlerken dogru yola ile- 
tebihr mism ? 

"Bu dunyada kor olan kimse ahirette de kordiir..." 425 ayet-i kerime- 



423 A'raf,43 
Yunus, 43 

425 : -,_, 

Isra, 72 



194 | NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



since bugun bu alemde kor ve basiretsiz olan yann ahirette dahi oylesine 
olur. 

".. iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskmdirlar..." 425 

Cicero dedi ki; "Hepimize insan deniyor, ancak sadece insam bilimler 

aracihgiyla uygarlasmis olanlanmiz, insandir. " 427 

Suluk ehline insan sohbetin bulmak durur maksud, 
O sohbet kirn bulunsa sohbet-i hayvani neylerler. 

Suluk ehlinin gayesi insan sohbetinde bulmaktir. 
Kim o sohbette bulunsa nefsin sohbetini neyler. 

Yani suluk erbabinin gayesi kamil insanin sohbetine nail olmaktadir. Cun- 
ku onlar cam! olan bir kitapdir ki; ruhu ve akh itibanndan ona "ummu'l- 
kitab" kalbi haysiyyetinden ona "kitabu'l-levhi'l-mahfuz", nefsi 
haysiyyetinden "kitabu'l-mahv ve'l-isbat" denir. 

Hudavendigar daima dostlara: 

"Allah Teala sizi gorunen kazadan saklasm" diye dua ederdi. Dostlar 
bunun manasini sordular. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz: 

"Gorunen kaza yalancilar ve sizden olmayanlarla sohbettir. Gergek- 
ten sohbet azizdir. Kendi cinsinizden baskasi He sohbet etmeyiniz" bu- 
yurdu. 42S 

Gonul duymazsa vicdan He Allah'i haktkatce, 
Mucerred dildeki ilmi veva irfani neylerler. 
Gercekten gonul iman ile duymazsa Allah'i 
Yalniz dildeki ilmi veya irfani neylerler. 

"... Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle soylerler..." 429 ayet-i kenmesi 
varid olmustur. 

Abdullah b. Mubarek kaddese'llahu sirrahu'l-azizin "Biz gok ilimden zi- 
yade az edebe muhtaaz." sozu manidardir. 

Ne hasil sol ibadetten riya ve ucb ola anda, 
Gidersirki gonulden Hakk'a kim tugyani neylerler. 

Riya ve begenme olan ibadetten ne hasil olur. 



426 A'raf,179 

427 (DURUSKEN, 2001), s. 54 

428 (Ahm95), s. 481-(195) 

429 Fetih, 11 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 195 



§irki gonulden gider Hakk'a karsi ta§kmliga kimse sahip cikmaz. 
"Rabbimiz ancak sana kulluk ederiz ve yalniz sender) medet umanz." 
430 "... Artik her kim Rabbine kavusmayi umuyorsa, iyi is yapsm ve Rabbine 
ibadette hi$ bir seyi ortak kosmasm. " 431 

Salat-i ehl-irfan kiblesidir "semme vech-ullah" 
O veche kul olanlar taat-i noksani nevlerler. 

Ehl-irfanin namazda kiblesi "semme vech-ullah" 
yuze kul olanlar eksik taati neylerler. 

[Yakinhga vasil olan arif-i billah, her neye teveccuh eylese kiblesi Allah 
Teala'dir. Onun namazi o yakinhga kavusmasidir. O hale kavustugu tak- 
dirde, artik ona aynhk ve kesilme yoktur. O kimse, hakTkT kiblede daima 
ve edeben muteveccih olup, daimT salat-a mudavim ve o daimT salat-i 
muhafazaya kadir ve o salat ile makam sahibi olur. £unku Allah Teala, 
ezelden ebede, varhgi ile her halde makami ve zatiyla vardir. Bu 
sebebten uluhiyyeti sabittir. 

"Nerede olursaniz olun, O, sizinle beraberdir." 432 buyurdugu buna 
delTldir. 

"Nereye donerseniz Allah Teala'nm yuzu(zati) oradadir" 433 ile isaret 
olunan yuze kul olanlar, yani o yuzu talep ile kulluk edenler, taat ve 
ibadetlerinde kusur ve noksan etmezler. Ancak onlann gayretleri hakTkT 
kiblede o yuze muteveccih olup, daimT salata mudavim olmakla ol yakin- 
hga kavusmaktir. (v. 117)] 434 

Hangi yone giderse, gitsin' demek; O'nun razi ve hosnut olacagi her ne 
sey varsa biz de ona nza gosteririz demektir. 'Benim dinim imanim orada' 
demek; Muhabbet ve sevk uzerine bina edilmeyen din'den daha ustunu yok- 
tur ve kim o din ile dinlenirse butun gayba muttali olur. Bu da ancak Mu- 
hammedilere mahsustur. £unku diger butun nebiler icerisinde butun 
kemaliyle bir muhabbet makami ancak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme verilmistir. Allah Teala onu, sair nebilerde bulunan "safi", "neci", 
"halil" v.b. gibi nubuvvet makamlan sifatlarma ilaveten 'Allah onu kendisine 
sevgili olarak aldi' kavlinde oldugu gibi onu 'Seven ve Sevilen' ve bu yolun 
varisi yapti" (Bkz. ibnu'l-ArabT, Zehairul-a'lak ff serhi Tercumanil-esvak, 



430 r 4.-L r 

Fatiha, 5 

431 Kehf, 110 
432 Hadid,4 

433 Bakara,115 
434 (UNAL, 2006), s.9 



196 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



40). 435 

Kurbiyet, siddTkiyet mertebesi ile nubuwet mertebesi arasinda bir mer- 
tebedir ki; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hakk'a yurudukten sonra 
Hz. SiddTk-i Ekber Ebubekir radiyallahu anh siddTkiyyet mertebesinden 
kurbiyyet mertebesine kavusurlar. Bu hilafet mertebesi ve veraset 
makamidir. Bu mertebeye kavusan mursid-i kamilin kiblesi "Nereye doner- 
seniz Allah Teala'nin yuzu (zati) oradadir." 436 ayet-i kerimesince her neye 
teveccuh eylese onun kiblesi oldur ve onun namazi o yakinhgin vuslatidir. Bu 
vuslat karar kihnca ona aynhk ve kesilme yoktur. 01 kimse kible-i hakTkTde 
daima vech-i zatullaha muteveccih olup salat-i daimTye devam eder ve o 
Halide muhafazaya kadir olur." Nerede olursaniz, O sizinle beraberdir..." 
437 sirn zahir olur." Dogu da Allah Teala'nmdir bati da. Nereye donerseniz 
Allah'm yuzii (zati) oradadir..." 438 ayet-i kenmesiyle isaret olan Allah Tea- 
la'nin vech-i zatina kavusan sadiklar ibadat ve taatinda asla noksanhk yap- 
mazlar. Onlann gayreti hakTkT kibleye daima muteveccih olmaktadir. 

Niyazi "kuntii kenzen" sirrmi kendinde buldunsa, 
Suleymen tahtmi, ya hikmet-i Lokman'i neylerler. 

NiyazT "kunt-u kenzen" sirrmi kendinde buldunsa, 
Suleyman tahtmi, Lokman'in hikmet-ini neylerler. 

"Ben bir gizli hazine idim. Bilinmemi sevdim, mahlukati bilinmem igin 
yarattim." 439 hadTs-i kudsTsi geregince "Ben cinleri ve insanlan, ancak 
bana kulluk etsinler diye yarattim. " 440 

MuhyiddTn ibnu'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-azTze gore Allah Teala'nin 
her bir nebisi, avamin baktigi besen yonlerinin otesinde ayni zamanda batini 
ozellikleri acisindan kainatin metafizik ilkelerini, kozmik prensiplerini de 
meydana getiren ve Uluhiyyet ile nasutiyyet arasinda adeta birer berzah 
olan hakikatlerdir. Her bir nebiye "Kelime" (logos) adi verilen ve Vucud'un 
en ust duzeyde tezahurunu veren bir "hakikat" tekabul eder, iste bu "Keli- 
melerdeki ilahT tecellTler olmasaydi Hakk'in varhginin (vucudu'l- Hakk) 
mahiyyeti ebediyyen bilinemezdi. Bu ilahT tecelliyatin en alasi "AdemT Keli- 
me" veya diger bir ifadeyle "insan-i hakTki"dir. iste bu "insan"\n varhga gelisi 



435 (KILig, 1995), s. 126 

436 Bakara, 115 

437 Hadid, 14 

438 Bakara, 115 

439 AclunT, Kesfu'l-Hafa, II, 132 

440 -. . . rr 

Zanyat, 56 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 197 



de alemin varolusunun sebebi ve te'minati olacaktir. Her gercekligin kaynagi 
bulunan Vucud ashnda bolunmez, ezelT ve daimTdir. MuhyiddTn ibnu'l-ArabT 
bu Mutlak Vucudun bilinemez, tavsTf edilemez, sir mertebesi olan Ahadiyyet 
vechesiyle, bir Rabb, bir Hahk ve bir Mabud olarak alemle munasebette ol- 
dugu Rububiyyet yani Vdhidiyyet vechesini ancak meratib bakimindan izah 
sadetinde ayn mutalaa eder. 

ilkinde, (yam Ahadiyyette) ne kesret ne tezat ve ne de her hangi bir taay- 
yun vardir ki bu cihetten O, sirf nur, sirf iyi (hayr-i mahz) ve gayblar gaybidir 
(gaybu'l-guyub). 

ikincisinde ise (yani Vdhidiyyette) Allah Teala yaratici sifatiyla (el-Hdlik) 
bircok seyin yaratilmasinin faili olunca ortaya bir "cokluk" (kesret) ve "farkh- 
hk" (tefrik) cikmis olacak ve birlik (vahdet) bozulacaktir. Ancak gorulecegi 
uzere bu meratibte Hakk'in tezahuru ve coklugu Zot'iyla degil ancak sifatlan 
vasitasiyla olmaktadir. Bu durumda Zat'\ acisindan bakildiginda ayni 
hakTkate o Hakk'tir ama sifatlan acisindan bakildiginda o halk'hr denebilir. 
Yaratma fiilinin (halk) ash (aynif 41 da zaten a'yan-i sabite" denilen o ilk ezelT 
arketipler serisi olarak ilm-i MahT'de mevcuttur. Bu gizli bir hazTne gibi kendi 
kendinde mustagrak halde bulunan Hakk bilinmeyi arzulayinca, bilinmeyi 
sevince igte bu "sevgi" (Ask) yaratih$in ilk esasi oldu. Boylece MuhyiddTn 
ibnu'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-azTze gore "uluhiyyet" ve "nasutiyyet" 
Vucud'un degisik mertebelerindeki iki tecellisinden baska bir sey degildir. 
Uluhiyyet her varhgin gizli, ic (bdtm) yuzune, beseriyyet, nasutiyyet ise onun 
gorunen, dis (zdhir) yuzune tekabul eder. Hakk'in tecellTsi butun meratib 
icerisinde ancak mertebe-i insan'da kemale ulasir. Bu yuzden insan kucuk bir 
alem (dlem-i sagtr) ve butun alemin bir hulasasi olarak gorulur ve iste bu 
hususiyetinden dolayi da ancak o Allah Teala'nm halifesi olabilir. Mahlukat 
igerisinde asaleten "insan-i kamil" rutbesi Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme ait iken diger kamillere ait olani ise ona vekaletendir. 442 



MuhyiddTn ibnu'l-ArabT istilahatinda gok onemli bir anahtar terim olan bu "ayn" 
a^p kelimesi Giinluk Turkce'de cok sik kullandigimiz "ayni anda", "ayni zamanda", 

"aynisi", "aynen", ayni §ekilde", "ayni §ey" v.b.gibi "tipki, misli, benzeri" manasindaki 
"ayni" ile metafizik manadaki ayni" arasinda kelimenin etimolojik kokeninde beraberlik 
varsa da kullanim sahalan farkhla§mi§tir. 

Ash Arapga olan bu kelimenin lugat manasi, "asil, 6z, kok, goz, nazar, kuyu, 
menba, ileri gelen ki§iler (ekabir)" v.b.gibi cok genis, manalara gelen bu terim 
MuhyiddTn ibnu'l-ArabT'de teknik bir istilah olmu§ ve "6z, asil, hakTkat, esas, kok, zat, 
ana kaynak, menba, koken, goz, gozbebegi" manalannda kullanilmaktadir. 

Mesela "O, alemin "ayn'idir (ayn-i alem)" dedigimiz zaman "O, alemin aslidir, 
hakikatidir" demek istenilmektediryoksa "O, alemle aymdir" manasmda degildir. 
442 (KILig, 1995), s.55 



198 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Oyle ki Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem butun nebilerin makam- 
lanni biliyordu. Ama onlar ise onun makamini bilmiyorlardi. Hatta onun ma- 
kammin bundan dolayi "makamsizhk" oldugu soylenir. Dolayisiyla onun 
yolunu takip edenlerin bilgisi digerlerinin yolunu takip edenlerin bilgilerin- 
den daha sumullu ve daha geni§tir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
bir munacaatinda "Rabbim bana esyanm hakikatini goster" diye dua etmis- 
ti. Binaenaleyh mustecab bu duanm muhatabi olan MuhammedTler igin 
"zativyun evliyasi" da denilir. Digerleri ise en fazla "efaliyydn" veya 
"sifatiyydn evliyasi" olabilirler. 443 



TAHMiS-iAZBI 

Anm kim yoksa saldhi kuru meyddni neylerler 
Acep nefsinden acizler gam-i seytani neylerler 
Seldmet menzili gun kim fenadir §am neylerler 
Bilenler vech-i canani bu cism u cam neylerler, 
Gorunse §emsin envari meh-i tabani neylerler. 

Nicin gizlenmedi belli sifatmdan munafiklar 
Gorur her yerde §errin ehli Habibinden cudaliklar 444 
Suluk arsa-i a$kta vucudu gamla yaniklar 
Bugiinkii cennet-i irfana dahil olsalar u§§ak, 
Yarmki va'd olan huh veya gilmani neylerler. 
Ne sirdandir ki cinsi He ki§i eyler acep sohbet 
Garibi vasli dilberden beyandir dte§i garib 
Kamu zerrat He zdtm sifatmdan ulu hikmet 
Bugun ama olan yarm dahi ama olur elbet, 
Aca gor can gozun kim bt-basar nadam neylerler. 

Neden icinde derc oldu ulum-u hikmeti Mahmud 
Nicin esma musemmadir musemma hucceti mevcud 
Nicin her yerde zahirdir hakikat cismi na-mevcud 445 
Suluk ehline insan sohbetin bulmak durur maksud, 
O sohbet kim bulunsa sohbet-i hayvam neylerler. 



443 (KILig, 1995), s.66 

Ciida: f. Aynlik. Aynlmi§. 

Na: Farsgada nefy edatidir. Miisbet manayi menfi yapar. Kelimenin basina getiri- 
lir. Mesela: Na-ehil 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 199 



Bulanlar merdi meydandir veli postun tarikge 
Veli der kirn gorundij ise hakikatten seriatce 
Bulan ey dil tarikatte kemali sa'yi hizmette 
Gonul duymazsa vicdan He Allah'i hakJkatce, 
Mucerred dildeki ilmi veya irfani neylerler. 

Elin gek boyle himmetten riya ve ucb ola onda 
Kemal gosterse sohbetten riya ve ucb ola onda 
N'olur bu arzi hikmetten riya ve ucb ola onda 
Ne hasil §ol ibadetten riya ve ucb ola anda, 
Gider §irki gonulden Hakk'a kirn tugyani neylerler. 
Ozundur Mescid-i Aksa sozundur "Gul kef a bi'llah" 446 
Eger hemrenk oldunsa hakikat ho§ rasulullah 
Gorunur sana her yuzden okursun "fiemdni'lldh" 447 
Salat-i ehl-irfan kiblesidir "semme vech-ullah" 
O veche kul olanlar taat-i noksani neylerler. 

Eger ahinin mevlayi duyup hem-saza 448 uydunsa 
Sivdyi cismi hakkantedip dusmani duydunsa 
O ruyun sirrma Azbtsen mahrem oldunsa 
Niyazt "kuntu kenzen" sirrmi kendinde buldunsa, 
Suleymen tahtini, ya hikmet-i Lokman'i neylerler. 



Allah Teala sana kafidir. 



Allah Teala'ya emanet olun 

Hem-saz: f. Uyan, uygun, muvafik, munasib. Arkadas, refik, arkadaslik. 



67 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Ates-i hicrinle can durmaz figana baslar, 
Kaynayup akar ol atesle gozumden yaslar. 

Zerresi zahir olaydi ger beni yakan odun, 

Alemi ugtan uca yakaydi hep atesler. 
Harfe savte dokunaydi bu iniltim semmesi, 
inter idi yer u gok daglar He hep taslar. 

Atesim yasim iniltim can iginde gizlidir, 

Zahirimde yok icimde hasil oldu ya§lar. 
Bi-kesem bu diem icre sirnma yok mahrem, 
Bilmedi derdim benim ne kavm u ne garda§lar. 

Halime halda§ olan hem sirnma sirdas olan, 

Ciimle dagildi basimdan kalmadi haldaslar. 
Mahv-i sirra diistu ciin dii bunda ben oldum garib, 
Yalniz kaldim tiikendi kalmadi koldaslar. 

Vech-i mutlak gunde yiizbin geh rede n yiiz gosterir, 

Yerde gokte am yazar cumleten nakkaslar. 
Nicesi takat getiirsun ana karsi Misri kim, 
Adm isitmekle diistu halka bu savaslar. 

Ates-i hicrinle can durmaz figana baslar, 
Kaynayup akar ol atesle gozumden yaslar. 

Hicran ate§iyle can durmaz figana ba§lar, 
Kaynayip akar o ate§le gozumden ya§lar. 

Zerresi zahir olaydi ger beni yakan odun, 
Alemi uctan uca yakaydi hep atesler. 

Zerresi zahir olaydi ger beni yakan atesin, 
Alemi uctan uca yakaydi hep atesler. 

Harfe savte dokunaydi bu iniltim semmesi, 449 
inter idi yer u gok daglar He hep taslar. 

Harfe sese dokunaydi bu iniltimin bir parcasi, 
inler idi yer ve gok daglar ile hep taslar. 

Atesim vasim iniltim can icinde gizlidir, 
Zahirimde yok icimde hasil oldu yaslar. 

Atesim yasim iniltim can iginde gizlidir, 



449 §emme: Bir defa koklamak. * En ku$iik mikdar. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 201 



Zahirimde yok igimde hasil oldu yaslar. 

BT-kesem bu alem icre sirnma yok mahrem, 
Bilmedi derdim benim ne kavm u ne aardaslar. 

Kimsesizim bu alem igre sirnma yok mahrem 4S0 , 
Bilmedi derdim benim ne kavm ve ne gardaslar. 

iste ahrann sirlanni ve hikmetli sozlerini herkese soylemek dogru de- 
gildir. Onlan saklamak ve gizlemek vacip olan seyler cumlesindendir. 
Cunku: 

"Ehli olmayana hikmeti vermeyiniz. Sonra o hikmete yazik etmis 
olursunuz" denilir. O sirlan saklayamayan ve Allah Teala yuzunu gormege 
kabiliyeti olmayan kimseye hikmet gostermek ve namahremi bozmak 
dogru degildir. 451 

Halime haldas olan hem sirnma sirdas olan, 
Cumle dagildi basimdan kalmadi haldaslar. 

Halime haldas olan hem sirnma sirdas olan, 
Cumle dagildi basimdan kalmadi haldaslar. 

Yakinhk insan psikolojisnde aynhgin temelini atabilir. Unsiyet edebi kaldi- 
nnca perdeler incelir, hatah hallerin meydana gelmesine sebep olur. Onun 
igin yakinhgin fitnesinden emniyette olmak uzakta olmaktan daha zordur. 
Yabancilar ile oturunca insan genellikle tedirgin oldugu igin dikkatli olur. 
Yakmlastikga bu tedirginlik ve saygi duzeyi duser, degerlerin gogu degersiz 
hale gelir. Bu nedenle insanlar birbirinden koparlar. 

Mahv-i sirra du$tu ciin dil bunda ben oldum garib, 
Yalniz kaldim tiikendi kalmadi koldaslar. 

Mahv-i sirra dustu gun gonul bunda ben oldum garib, 
Yalniz kaldim tukendi kalmadi arkadaslar. 

Vech-i mutlak giinde yuzbin cehreden yuz gosterir, 
Yerde gokte oni yazar ciimleten nakka$lar. 

Allah Teala'nin yuzu gunde yuzbin gehreden yuz gosterir, 



Mahrem: Gizli. * Dince ve jer'an musaade olunmayan. * Birisinin hususi hallerine 
ait gizli sir. * Nikah du§meyen, evlenilmesi haram olan yakin akraba. (Baba, dede, 
anne, nine, erkek ve kiz kardes, amca, dayi, hala ve teyzeler arasinda bir neseb ya- 
kinhgi, bir ebedT mahremiyet vardir. Bunlar arasinda nikah asla caiz degildir.) * £ok 
samimi ve igli-disji olan kimse. 
451 (Ahm95), s. 674-(408) 



202 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Yerde gokte onu yazar cumleten nakka§lar. 

Nicesi takat getursun ana karsi Misrt kirn, 
Adm isitmekle dustu halka bu savaslar. 

Nicesi takat getursun ona karsi MisrT kim, 
Halk adin isitmekle bu savaslara dustu. 

"Halk adin i§itmekle" deki mana Allah Teala'nin isim sifatlan tecelli 
edince savas ve hareketlilik meydana geldi. Hz. Mevlana kaddese'llahu 
sirrahu'l azTz bunu su sekilde aciklamaktadir. 

"Varligi emriyle yaratan Allah Teala'nin gevganlan onunde mekan 
aleminde de kosup duruyoruz. Lamekan aleminde de. 

Renksizlik alemi, renge esir olunca bir Musa obiir Musa He savaga dus- 
tu. 

Renksizlik alemine ula§irsan Musa He Firavun'un kanstigi aleme erisir- 
sin. 

Bu niikte yuzunden hatmna "renk, nasil olur da kiylii kalden kurtulur? 

$asilacak sey... Bu renk, renksizlik aleminden zuhura geldigi halde, 
renksizlikle nasil savasa girisir? 

Yagm ash sudandir ve su He artar. Sonunda nasil olur da suya zit olur? 

Mademki yagi su He yogurdular; yag sudan oldu; su He yag neden birbi- 
rinezitoldu? 

GUI dikenden meydana meydana gelmistir, diken de gulden... boyle ol- 
dugu halde nigin savasa, maceralara dusmuslerdi?.. gibi bir sua I hatira 
gelirse (bil ki bu) 

Ya hakikatta savas degildir, bir hikmet igindir, esek satanlarm kavgala- 
n gibi bir hiledir. Bir sanattir; 

Yahut ne savas ne hikmet... 

Hayretten ibarettir. Bu, viraneliktir, iginde define aramak gerek." 452 



452 Mesnevi, c. I, b. 2466-2480 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 203 



TAHMiS-i AZBI 

Bu "ene'l hakk" davasidir bunda oynar ba§lar 
Onun igin goremez hur§id 453 yuzun huffa$lar 454 
Hak sozu etmez kabul munkir olan kalla§lar 455 
Ate§-i hicrinle can durmaz figana ba§lar, 
Kaynayup akar ol ate§le gozumden ya§lar. 

Aslifer'i kandedir gel sor beni yakan odun 
Yerde gokte meskeni yok gor beni yakan odun 
Alemi ihrak 456 ederdi bil beni yakan odun 
Zerresi zahir olaydi ger beni yakan odun, 
Alemi uctan uca yakaydi hep ate§ler. 
Herkesin halini beyan haktir kemdlin rutbesi 
Yanmda fdnusu hayal igre hakikat §em'asi 457 
Alemi kildi ihata zat-i Hakk'in lem'asi 458 
Harfe savte dokunaydi bu iniltim §emmesi, 
inter idi yer u gok daglar He hep ta§lar. 

A§ikm bir kdn var meyddn icinde gizlidir 
Hirka-i §alim gibi erkdn icinde gizlidir 
Kufrunle dinim benim iman icinde gizlidir 
Ate§im ya§im iniltim can icinde gizlidir, 
Zahirimde yok icimde hasil oldu ya§lar. 
Ndriyim Nemrud'un ilia Haltl'e zemzem 
Bendedir sirri Adem Safi'den Ekrem 
Yine simmdir benimle her demde hemdem 
B?-kesem bu alem igre sirrima yok mahrem, 
Bilmedi derdim benim ne kavm u ne garda§lar. 

Fani dunyanm diriga 459 handesine 460 aldanan 
Alem-i suflide kaldi devletine aldanan 
Kimi enderfenddir buldu ulvtde mekdn 
Halime halda§ olan hem sirrima sirda§ olan, 
Cumle dagildi ba§imdan kalmadi halda§lar. 
La ve ilia dan gonul geg bundadir sirri aceb 



Hur§td: f. Gunej. Afitab. Hur. Mihr. §ems. 
Huffa$: Yarasa. Gece ku§u. 
Kallaj: Kalle§. Hileci, donek. 
ihrak: yakmak, yandirmak, ate§e atmak 
§em'a: l§ik, gira. Nur. Muma batmi§ fitil. 
lem'a: 151k, panlti, parlama, panldama. 
Diriga: f. Yazik, eyvahlar olsun! 
Hande: f. Gulme, gul 



204 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ne kagar zahm-i 461 habibden ne arar zahma 462 tabib 463 

Herkes bir guzele baksa yar ayn-i raktb 

Mahv-i sirra dustu gun dil bunda ben oldum garib, 

Yalniz kaldim tiikendi kalmadi koldaslar. 

Nuru esrar-i hakikat zerreden yuz gosterir 
Hak Suleymani ararsm katreden yuz gosterir 
Afitab-i 464 tab-i alem 465 sem'adan yuz gosterir 
Vech-i mutlak gunde yiizbin gehreden yuz gosterir, 
Yerde gokte am yazar cumleten nakkaslar. 

AzbVyi nefsinden ahr lanet senin deyu racim 

Bir elifle birbirine girdi cana ayn ve mim 

Nas-i hasm maksudu gun oldu lam mim cim 

Nicest takat getursun ona karsi Misrt kim, 

Adm isitmekle diistu halka bu savaslar. 



Zahm: ehli ehlile§mi§, evcil 2. ali§km, munis 3. halim, mulayim, uysal, muti, yumu- 
sak; boyun, egmek 

Zahm: Yara, ceriha 
463 TABiB: (C: Tabiban-Etibba) Doktor, hekim. 

Afitab: f. Giines. Mc: Pek giizel. ^okguzelyiiz. 

Tab: f. "Panldayan, parlayan, parlatan, aydinlatan" anlamlanna gelir ve birlesik 
kelimeler yapilir. Mesela: Alem-tab: Dunyayi aydinlatan, alemi isiklandiran. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 205 



68 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Kim ki askm darma ber-dar olur, 
Cumle ussak icre ol serdar olur. 

Bunda ussaki yakan od akibet, 

Nar-i Ibrahim gibi giilzar olur. 
Bunda agyar kesretinden kurtulan, 
Vahdet illerinde vasl-i yar olur. 

Korkma Tamudan eger asik isen, 

Bulbul olanm yeri giilzar olur. 
Cennet-i irfana dahil olanm, 
Kande baksa gordugu didar olur. 

Gozsiiz olanlar o yiizii goremez, 

Am goren hep "uliil-ebsar" olur. 
Diinyanm lezzatma aldanma kim, 
Bir gun ola cumle zehr-i mar olur. 

Sen gerekse ol cihanda padigah, 

Bir be§ on giinde o tarumar olur. 
Tac-ii tahti kulluguna ol §ehin, 
Verir isen devletin tekrar olur. 

Ger kabul oldunsa sah oldun ebed, 

Kande boyle assili bazar olur. 
ilia tac-u taht'a olmaz vasl-i yar, 
Adet oldur ana can isar olur. 

Kim ki kendin yog ederse, Misriya, 

Yoklugun ta gayetinde var olur. 

Kim ki askm darma ber-dar olur, 
Cumle u$$ak icre ol serdar olur. 

Kim ki a§kin darma asilmi§ olur, 
Cumle a§iklar iginde o kumandan olur. 

Her kim a§k yolunda can verirse, o kimse a§iklar icinde serdar (Bas taci) 
olur. 

Bunda u$$aki yakan od akibet, 
Nar-i Ibrahim gibi giilzar olur. 

Bunda asiklan yakan ates sonunda, 

ibrahim aleyhisselami yakmayan ates gibi gul bahcesi olur. 



206 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Burada asiklan yakan ates ibrahim aleyhisselamin atesi gibi sonunda gul 
bahgesi olur. Malumdur ki, Nemrud, ibrahim aleyhisselam igin o kadar bu- 
yuk bir ates yaktirdi ki, bir mil mesafeden yani dortbin adimdan daha yakina 
kimse yaklasamazdi. Sonra seytanin ogretmesi uzerine onu mancinik ile 
atese atti. Bir de durbunle bakip gordu ki, Hazreti ibrahim aleyhisselam ate- 
sin iginde biriyle oturmus muhabbet ediyor. Hazreti ibrahim aleyhisselam bir 
sandik iginde atese atilmis, sandik yanmis ibrahim aleyhisselam yanmamisti. 
iste asiki yakan ates boyle gul bahgesi olur. 

Bunda aqyar kesretinden kurtulan, 
Vahdet illerinde vasl-i yar olur. 

Bunda disannin kargasasindan kurtulan, 
Vahdet illerinde yare vasil olur. 

Cenab-i Hakksoyle buyurmustur: 

"Ey kullanm, beni gok zikr edin ki, felaha (kurtuluga) eresiniz. " 466 

HakTkat ehline gore felahin tig mertebede tig manasi vardir: 
l-§enatta felah, sifatlara karsi duyulan sevgiyi tevhitle yok edip Hakk- 

'a yaklasmak ve sirlanna vakif olmaktir. 

2-TarTkatte felah, likaullah (Hakk'in cemalini) bulmaktir, 

3-HakTkatte felah, Hakk'in zat deryasinda yok olup huve huve olmak- 

tir. 467 

Korkma Tamudan eaer a$ik isen, 
Bulbul olanm yeri gulzgr olur. 

Eger asik isen korkma cehennemden, 
Bulbul olanm yeri gul bahgesi olur. 

Bu beyitteki gibi cehennemi tezyif 468 eden ifadelerden maksat hakikatte 
olmayip askm yijceligini isbat etmektir. 

353. Mes'ele Bir zaviyenin mescidinde eshas-i muhtelife ile mustehT 
oglanlar muhtelit olup, enva'-i teganniyat ile tevhTd ederlerken tevhidi 
tagyir edip gah "dil-i men" gah "can-i men" deyip gah beyt 

"sen bir ulu sultansin canlar iginde cansin, 

gun iyan gordum seni pinhan kapisi degil" deyip, gah beyt 

"cennet cennet dedikleri bir ev ile birkag huri, 



455 Cuma, 10 

467 (Eroglu Nuri, 2007), s. 60 

Tezyif: giirutme, ktiguk dujurme, kugiik gorme, alaya alma. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 207 



isteyene ver sen am bana seni gerek seni" deyu goguslerin dogup 
evza'-i garibe ettiklerinde, ehalT-i mahalleden ba'zi kimseler zaviye-i 
mezbureye seyh olan Zeyde "bu makule evza' nicin ettirip razi olursun" 
dediklerinde Zeyd "ne lazim gelir demekle cevap verse ser'an Zeyd-i 
mezbura ne lazim olur? 

Elcevap: Evza' ve akval-i mezbure kemal mertebe fuhs oldugundan 
gayri, cennet hakkinda dedikleri kelime-i senT'a kufr-i sarihtir, katilleri 
mubahtir, seyhleri olan bTdin hikayet olunan akval u ef'ale "mubaseret 
dahi ederse ne lazim gelir" demekle kafir oldugundan gayri, ol kabayihi 
ibadet kabilinden addedip ayet-i kenmeyi ana delil getirmekle tekrar ka- 
fir olur, bu i'tikat-tan rucu' etmezse katilleri vacip olur. 469 

Ahirette de "Sirat" cehennem uzerine kurulacaktir. Bir mu'min sirat us- 
tunden gecerken, cehennem nida edecek. f^abuk gee ya mu'min, zira se- 
nin nurun benim atesimi sondurdu. 

Cennet-i irfana dahil olamn, 
Kande baksa gbrduau didar olur. 

irfan Cennetine dahil olamn, 
Nereye baksa gordugu sevgili olur. 

Gozsuz olanlar o yuzii goremez. 
Am goren hep "ulul-ebsar" olur. 

Gozsuz olanlar o yuzu goremez, 
Am goren hep "gorus sahibi" olur. 

Hakk'in yuzunu gozsuz olanlar goremez. Ancak am basiret sahipleri go- 
rur. Bu gorus anlayistir. Allah Teala'yi beserin beser haliyle gormesi dusu- 
nulmez. 



Dunyanin lezzatina aldanma kim, 
Bir gun ola cumle zehr-i mar olur. 

Dunyanin lezzetlerine aldanma ki, 
Bir gun ola cumle yilan zehri olur. 



> ' „ > > ' ' > 






469 (DUZDAG, 1972) 



208 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Savas, hosunuza gitmedigi halde sizefarz kilmdi. ihtimal ki hoslanma- 
digmiz sey sizin iyiliginizedir ve ihtimal ki sevdiginiz bir sey sizin kotulugu- 
nuzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir. " 470 

Sen dunyanin gegici olan lezzetlerine aldanma. Birgun olur o lezzet duy- 
dugun seyler yilanin zehiri olur, zira dunya ehli gerek mezarda ve gerekse 
ahirette yilanlann suretleriyle azab goreceklerdir. 

Sen gerekse ol cihanda padisah, 
Bir bes on gjjnde o tarumar olur. 

Sen, gerekse o cihanda padisah, 

Bir bes veya on gunde o perisan olur. 

Tac-ii tahti kulluguna ol sehin, 
Verir isen devletin tekrar olur. 

Tac ve tahti kulluguna o padisaha, 
Verir isen devletin tekrar olur. 

ibrahim Edhem kaddese'llahu sirrahu'l-aziz tac ve tahtini terk edip son- 
suz devlete kavustu, cunku batinT devletligin yaninda zahir devleti onun ya- 
nmda hicbir sey degildir. 

Ger kabul oldunsa sah oldun ebed, 
Kande boyle assih bazar olur. 

Eger kabul oldunsa sah oldun ebed, 
Nerde boyle bal satilan pazar olur. 

ilia tac-u taht'a olmaz vasl-i yar, 
Adet oldur ana can i$ar olur. 

ilia tac ve tahtla yara kavusmak olmaz, 
Adet oldur ona can haberdar olur. 

Kim ki kendin yog ederse, Misriya, 
Yokluqun ta gayetinde var olur. 

Ya Misri! Kim ki kendin yok ederse, 
Yoklugun ta nihayetinde var olur. 

insanin yok olmasi demek nefsin terbiye edilerek Hakk'a kavusmasidir. 
Bu cetin savasin galibi olmakla Hakk'in hukumranhgi aciga cikar. Rasulullah 



470 Bakara, 216 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 209 



sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kiiguk cihattan buyuk cihada donmus bulunuyoruz" sozune karsihk 
buyuk cihadm ne oldugu sorulunca; Dikkat edin o, nefis mucadelesidir" 
buyurdu. 471 

Nefsin isteklerden uzakla§arak kazandigi kazanc ise yokluktur. isteme- 
meyi istemek en buyuk erdemdir. Bu yoklugun biati Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin huzurunda yapilmistir. Avf ibnu Malik el-Esca'T radiyallahu 
anh anlatiyor: 

"Biz Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzurunda 7 veya 8 veya- 
hut da 9 kisiydik. 

"Allah Resulu'ne biat etmiyor musunuz?" dedi. Ellerimizi uzatarak: 

"Hangi sartlara uymak uzere biat edecegiz ey Allah'm Resulu?" dedik. Su 
cevabi verdi: 

"Allah'a ibadet etmek ve O'na hicbir seyi ortak kosmamak, bes vakit na- 
mazi kilmak (verilen emirlere) kulak verip itaat etmek -ve bu sirada gizli bir 
kelime fisildayarak devamla- "Halktan hifbir §ey istemeyin" buyurdu. 

Avf ibnu Malik ilaveten der ki, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi 
benimle dinleyen o cemaatten oylelerini biliyorum ki, bineginin uzerinde 
iken kazara kamgisi dusse kimseye 

"$unu bona verir misin?" diye talebde bulunmaz (iner kendisi ahr)di." 472 

Yine bu konuda Sevban radiyallahu anh anlatiyor: 
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (bir gun): 

"Cenneti garanti etmem mukabilinde, insanlardan hifbir §ey isteme- 
meyikim garanti edecek?" buyurdular. Sevban radiyallahu anh atihp: 

"Ben, (Ey Allah'm Resulu!)" dedi. 

Sevban (bundan boyle) hig kimseden bir sey istemezdi." 473 

[Kiyamet gununde merteben yuksek olmasim istersen kesesi bos ol. 
Qunku sifir bos oldugu igin say i Ian n ustiindedir.] A1A 



SuyutT. Cami'us-SagTr. 11/253: ibn. Hacer. ibn. Aliyenin sozu olarak rivayet eder- 
ken. Irak? ve BeyhakT zayif bir senedle Cabirden rivayet etmi§lerdir.; bkz. AclunT. 
1/424. 425 

472 Muslim, Zekat 108, (1043); Ebu Davud, Zekat 27, (1642); NesaT, Salat, 5, (1, 229); 
ibnu Mace, Cihad 41, (2867). 

473 Ebu Davud, Zekat 27, (1643); NesaT, Zekat 86, (5, 96) 

474 Fulkii'l-Ebhar fi serhi Lucceti'l-Esrar; 6.lucce : (KARABULUT, 1984), s. 270 



210 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Dersi onun "leyse fi-'d-diyar"? 7S olur 

Hemdemi ydri onun dilddr olur 

Kesret igre yarana agyar olur 

Kim ki askm darma ber-dar olur, 

CUmle ussak igre ol serdar olur. 
Olmasa ehli seriat ah ret 
Merhamet Hakk'tan yeter Hakk merhamet 
Ehl-i ask eyler rivayet sende et 
Bunda ussaki yakan od akibet, 
Nar-i Ibrahim gibi giilzar olur. 

Arife hu soz iyandir arifan 

Ben tevekkul bendesiyim Hakk beyan 

ibn-i vaktim bilmezem issi ziyani 

Bunda agyar kesretinden kurtulan, 

Vahdet illerinde vasl-i yar olur. 

Derdine em 476 bilmedin hazik isen 
Ehl-i derd olmakla layik isen 
Dinle dersim asik-i sddik isen 
Korkma Tamudan eger asik isen, 
Bulbul olanm yeri giilzar olur. 

Pirinin sozu He ami! olanm 

Devlet-i irfana nail olanm 

Sim yezddn He kdmil olan 

Cennet-i irfana dahil olanm, 

Kande baksa gordugu didar olur. 

Bilmeyen Hakk'tan cevabi veremez 
Gitmeyen maksuda asla eremez 
01 hakikat gullerini deremez 
Gozsuz olanlar o yiizii goremez, 
Am goren hep "uliil-ebsar" olur. 

Bed- end is 477 kimse He hdllenme kirn 

Aklin He kavlini 478 kullanma kirn 



Dunyada (§ey) yok. 
Emillag, mernem. 

Bed-endij: f. Kotii fikir sahibi, fena dujunen. 

Kavl: Anla§ma. S6zle§me. Konujulan soz. Soz cumlesi. itikad, delalet. Tarif. 
ilham 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 211 



Tellili dibalar 479 giyip sallanma kim 
Dunyanm lezzatma aldanma kim, 
Bir gun ola cumle zehr-i mar olur. 

Cun nasihat dinlemezmis ru-siyah 480 
Hem demi ydri olur hicriyle ah 
Akibet bu saltanat ola tabah 481 
Sen gerekse ol cihanda padisah, 
Bir bes on gunde o tarumar olur. 
Hizir ola daim refikin hem rehin 
Subhdem 482 bekledim habibin dergehin 
Yuzunu gormek dilersen o mehin 483 
Tac-ii tahti kulluguna ol §ehin, 
Verir isen devletin tekrar olur. 

Masiva bendine olma kayd u bend 
Gel necasetten taharet kil Meded 
Kim ola ad in senin ferd u vahid 
Ger kabul oldunsa §ah oldun ebed, 
Kande boyle assih bazar olur. 
Bu sozumij arifolan okuryazar 
Ehl-i hal yoklukta olmu§ §ehriyar 
Cumle varligin sen He tarumar 484 
ilia tac-u taht'a olmaz vasl-i yar, 
Adet oldur ona can isar olur. 

Hayr He serri bilirsin mameza 485 
Ki tecelliden teselliden ola 
Misri'den sana nasihat AzbVya 
Kim ki kendin yog ederse, Misriya, 
Yoklugun ta gayetinde var olur. 



479 



Dtba: f: ipekli kuma§. 



Ru-siyah: f. Kara yiizlii. Ayibi olan 

Tabah: Kuvvet 
482 Subhdem: f. Sabah vakti. 

Mah: (Meh) f. Senenin onikide birisi. Yirmisekiz, yirmidokuz, otuz veya otuzbir 
giinluk zaman. Gokteki ay. Kamer. sevgili 

Tarumar: dagimk, karmakan§ik, peri§an 

Mameza: Gegen veya gegmij $ey. Gegmi§ zaman. Mazi 



212 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



69 

Vezin: Feilatun feilatun feilatun feilun 

Esecek bad-i saba akhma san sane deger, 
Zira ol esrar-i dil ziilf-ii period ne deger. 

Ziilf-ii miiskiyle muattar olur ol demde dimag, 

Gecer andan gonule hem yetisir carta deger. 
Leb-ii dendani hevasiyle akan gozyasmm, 
Birisi ma'nada bin lu'lu ii mercana deger. 

Gam-i hicrtile ahi ana asik olanm, 

Qikar eflake iner ta yedi mrana deger. 
Yuzunun mihrine kar§u dola§an durlerinin, 
Birinin nuru nice mihr-i dirah§ane deger. 

E§iginde ba§ urup sidk ayagm berk basanm, 

Ba§i ar§a ayagi kursi-i Rahmana deger. 
"Limen-il mulk" nidasm i§iten can kulagi, 
Am camndan i§itir yine canane deger. 

Ol n id ay i i§itir "men arefe" vakif olan, 

Ltk ol ma'rifeti sanma her insana deger. 
Sana bir cezbe Niyaz? ki o dosttan yeti§e 
Diikeli ins He cinne olan ihsana deger. 

Esecek bad-i saba akhma san sane deger, 
Zira ol esrar-i dil ziilf-ii pertsane deger. 

Esecek saba ruzgan akhma sohret sane deger, 

Zira o dagilmis saclanni gormek gonul sirlanna deger. 

Badi saba, dogu ruzgandir. Bundan murad edilen mezahir-i aliyyenin 
zuhurudur, yani Cenab-i Hakk'in mevcudatta gurunmesidir. 

Ziilf-ii miiskiyle muattar olur ol demde dimag, 
Gecer andan goniile hem yetisir cana deger. 

Misk kokulu sacinin percemi kokusunu duyunca dimag, 
Gecer ondan gonule hem yetisir cana deger. 

Tasavvufta agiz ve dudak; yokluk, vahdet ve fenafillahin semboludur. 
Vahdete ulasma hevesinde olan kalbin yanisini, gozden akan kanh yaslar 
ifsa eder. Kanh yas, asigin icinde bulundugu gerilimi yansitan en etkin ifa- 
dedir. Ayni zamanda maddi hayatm devamhhgini ifade eden kan, kesreti 
ifade etmektedir. Akan kanh yas, sairin kesretten kurtulmakta oldugunu 
belirtmektedir: Yuz (ruhsar, ruh, anz, yanak), boy (kamet, serv) da vah- 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 213 



det semboludur. Yanak veya yuz vahdetin sembolu olunca, bunlann uze- 
rini kapatan veya degisik nedenlerle dikkatleri uzerlerine ceken sag ve sa- 
cin degisik bicimleri (kakul, turra), hat (ayvatuyleri), goz ve gozden cikan 
bakis, gamze (yan bakis), tasavvufta kufr ve kesret semboludur. Kesret 
alemindeki gecici guzellikler insanin basini dondurur. Fakat bunun yanin- 
da kesret perdesi altinda goz kirpan vahdet de asigi kendisine caginr. Bu 
ikilem igerisindeki asigin, caresizlik halini yansitmaya aglama eylemi ko- 
sacaktir. 486 

Leb-ii dendani hevasiyle akan qdzya$mm, 
Birisi ma'nada bin lu'lu u mercana deqer. 

Dudaklan ve dislerin hevesiyle akan gozyasinin, 
Birisi manada bin inci ve mercana deger. 

Dudak'm Fizyolojik ve Psikolojik Tahlil 

insanda dogumla birlikte bir icgudu halinde bulunan ve kendisine bi- 
lim dilinde libido adi verilen cinsel arzu, susuzluk ve achktan sonra en 
siddetli motivlerden biridir. Hatta Freud'un psikanalizine gore cinsellik 
motivi, insanin butun faaliyetlerini tayin etmektedir. ilk tezahurunun go- 
cuklarda parmak emme ve kulak memesini cekme seklinde kendisini gos- 
termekte oldugu, dudak mukozasi ile ritmik emme temasinin elde edildi- 
gi gibi, kulak memesi de, avuclama hissinin tezahuru olarak kabul edil- 
mektedir. Boylece ilk etapta gida fonksiyonuna dayanan, bilahare musta- 
kil bir duygu haline donusen cinselligin ilk kaynagi olarak dudaklar goste- 
rilmekte, bunlar, ilk cinsT tembihin nahiyesi oldugu iddia edilmektedir. Bu 
duygunun yeterince bunlar vasitasiyla tatmin edilmemesi halinde, ileride 
dudaklann temasiyla ahnacak olan sigara ve yemek hususunda tiryakilik 
ve oburluk gibi zararh seylere temel teskil ettigi ileri surulmektedir. Ana 
memesinden akan ihk sut akintisinin ise, dogrudan tembihin ilk sebebi 
olarak kabul edilmekte ve sutten aynldiktan sonra da bunun geliserek 
mustakil bir sehvet halini aldigi savunulmaktadir. 487 

Cinselligin, etki kaynaklarmdan birinin de, canh varhklann nesillerini 
devam ettirme arzusu oldugu da soylenilmektedir. 

Bu duygunun ruhlar uzerindeki tesirini gostermek agismdan §u ayet 
hayli onem arz etmektedir: 

"Sizi bir tek candan (Adem'den) yaratan, ondan da yanmda huzur 
bulsun diye e§ini (Havva'yi ) yaratan O'dur. " 488 



485 (SELgilK, Yil:9 Sayi: 25 Guz 2005, s.233-246) 

Songar, Ayhan. ^esitleme, Giiryay Matbaasi, istanbul, 1981 

488 n ^ _. - 

Rum, 21 



214 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Cinsellik vucuda yonelik ve zaman zaman bas gosteren bir sey olmakla 
birlikte, sevgi ve ask ise, kisilige yonelik olup etkisi bir omur boyu suren, 
surekli bir duygudur. Bundan dolayi ask ve sevgi hususu, sirf insana has 
olan bir ozellik olup, ayni zamanda insani bu mevzuda hayvanlardan ayi- 
ran bir alamet-i farikadir (ayirdedici ozelliktir). 

insan gonliinde karsi cinse meyil o derece biiyiik olur ki, bazen bun- 
dan tapmma dahi meydana gelebilmektedir. Bu dereceye gelmis olan 
baghhga teteyyum denilmektedir, 489 Bu asamada, insan gozunde sevilen 
kisi, tann gibi veya ondan daha fazla sevildigi icin, sirk olarak kabul edil- 
mistir. 490 Cunku bu asamaya gelen bir insan, sevdiginin nzasini tannnin 
nzasina tercih edebilmekte, onun isteklerini yerine getirmeyi Allah'a iba- 
detten daha ziyade on planda tutabilmekte; boylece sevgi, butun ig ben- 
ligine hakim olabilmektedir. 491 

Dudak ile ifade edilen sevgi gergekten cinselligi ne kadar gagnstinyorsa 
tersi olan askta olan kuvvetinde bir habercisidir. Onun igin sairlerin bu sozle 
ifade ettigi mananin, karsisindaki insana verdigi duygu ile durumunu 
belirgenlestirmektedir. Dudak askin belki en guzel cismanT alemdeki uyanci- 
sidir. 

Gam-i hicr? ile ahi ana a$ik olanm, 
Qkar e flake iner ta yedi nirana deger. 

Aynhk gami ile ahi ona asik olanm, 

Cikar yildizlara inerta yedi cehenneme deger. 

Sevgiliyle olan bulusmada cehennemi bile bulsa asik gam yemez. Ask 
bunlann hepsine deger. 

Yuzunun mihrine kar$u dolasan durlerinin, 
Birinin nuru nice mihr-i dirah$ane deger. 

Ay gibi yuzunun karsisinda dolasan incilerinin, 
Birinin nuru nice parlayan aylara deger. 

icinde yasadigi alemin aynadaki yansima oldugunu anlayan asik icin, 
her bir varhk zatiyla degil, sevgiliden haber vermesi cihetiyle deger ifade 
eder. Dolayisiyla isi, 151k, hayat kaynagi olan gunes de asiga vucud-i mut- 



ibn Kayyim el-Cevziyye Muhammed Jbn Ebi Bekr, igasetu Lehfan min Masayidi'5- 
5eytan, Daru'l-Ma'rife, Beyrut, 1975, II. 150 

ibn Kayyim el-Cevziyye, igase, II. 150 
491 (AYDIN, 1999), Kadm Du§kunliigu bolumu 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 215 



lak olan Allah Teala'nin cemalini hatirlatir. 492 

Esiainde bas urup sidk ayagin berk basanm, 
Ba$i arsa ayagi kurst-i Rahmana deaer. 

Esigine basvurup sidk ayagin sert basanm, 
Basi arsa ayagi Rahman kursTsine deger. 

Bir tevhid ehli ki, tekmil fena makamlanna erisince kendisinden eser 
kalmaz. Anin basi arsa, ayagi da Rahman'in kursTsine deger. KursTden arsa 
kadar Besbin yilhk yoldur. 

"Limen-il mulk" nidasm i$iten can kulaqi, 
Am camndan i$itir vine canane deger. 

"Bugun mulk kimin" nidasm isiten can kulagi, 
Onu camndan isitiryine canane deger. 

s o s s a a 

Arif olan kisi her an j\Jj2l jo-Ql^.jISIaillll^p yani "Bugun mulk kimin- 

dir?" (diye sorulur. Cevaben): "Tek ve kahhar olan Allah'mdir." 493 nidasini 
isitir. "Camndan yine canane deger". Cunku tevhid ehlinin vucudu, sifati, 
ef ali var mi, yoktur. Hakk tarafindan yapilan "Limen-il mulk-ul yevm" 
nidasi yine canane deger. Canandan nida olunur, yine canan isitir. 

01 nidayi isitir "men arefe" vakifolan, 
Lik ol ma'rifeti sanma her insana deaer. 

01 nidayi isitir "Kim nefsini bildi" ye vakif olan, 
Ancak sanma o ma'rifete her insan deger. 

Her insanda bu isitme ma'rifetinin bulundugunu sanma, yoktur bulun- 
maz. Ancak asagida zikredilen makamlara erisenler isitir. Bu makamlara 
suluk makamlan denir: Fena-i ef'al, Fena-i sifat, Fena-i zattir. Cezbe 
makamlan: Cem, Hazret-il cem, Cem-ul cem makamlan ki bunlara ayni 
zamanda "Tedella makamlan" da denir. 



Sana bir cezbe Niyazt ki o dosttan yetise 
Dukelt 94 ins He cinne olan ihsana deaer. 

NiyazT sana bir cezbe o dosttan yetisirse 



492 (SELCUK, Yil:9 Sayi: 25 Guz 2005, s.233-246) 

493 Mumin, 16 

Dukeli(t):Butun, hep, ciimle, hepsi, herkes. 



216 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Butun insan ile cinne olan ihsana deger. 

RasQIullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Hakk'in cezbelerinden biri bile butun insan ve cinlerin ameline denk 
gelir." 495 



TAHMIS-IAZBI 

Ah dil duz geker sanma ki kalakana 496 deger 

Boyle karsi komadm asika ah ydnedir 

£unku can almaz vermez ya nicin kdne deger 

Esecek bad-i saba akhma san sane deger, 

lira ol esrar-i dil zulf-u pertsane deger. 

Hali ahvali beyan her kisinin er kisinin 
£unku averesi oldu gdrunen cunbusunun 
Rehi askmda senin derdinle dervisinin 
Leb-u dendani hevasiyle akan gozyasinm, 
Birisi ma'nada bin lu'lu u mercana deger. 

Rehi askinda senin olmayi dava kilanm 

Bellidir her kisinin gerci varmi yalanm 

Asik hasta dilin derdli canm alanm 

Gam-i hicrt ile a hi ona asik olanm, 

Qikar eflake iner ta yedi nirdna deger. 

Tac ile tahti dagladi nice peyk 497 gurrelerinin 498 



Ola mi cahil ilefarki bu dem terrelerin 



499 



-:-500 



Arkasi gun yere gelmez bilirem harrelerin 
Yuzunun mihrine karsu dolasan durlerinin, 
Birinin nuru nice mihr-i dirahsane deger. 
Yuce gor kadrini sen askla etmek basanm 
Birlige postu doser adettir pek basanm 
Yuzunu gormege gel askla sen basanm 
Esiginde bas urup sidk ayagm berk basanm, 
Basi arsa ayagi kurst-i Rahmana deger. 



495 Ke§fu'l-Hafa,1069 

Kalak: Can sikintisi. Gonul darhgi. Kararsizlik. Zahmet. Mejakkat 

Peyk: f. Bir §eyin etrafinda, ona tabi olarak donen. Seyyare. Haber ve mektup 
getirip gotiiren 

Gurre: Parlakhk. Her§eyin bajlangici. 

terre (f) :yeryuzu 7 toprak, kara, yer, dunya 

Harre: (C: Hirar-Hirarat-Harrun) Kara ta§li yer. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 217 



isidir her ne desenfehm He hayvan kulagi 
Vardir asikta dila din He iman kulagi 
Kimde gem olsa sehd hubbeli 501 irfan kulagi 
"Limen-il mulk" nidasm isiten can kulagi, 
Am canmdan i§itir yine canane deger. 
Sim esrari ildhf bu dem dilde bulan 
Eremez Kdbe'ye ol Sam'i bulup yolda kalan 
Bir olur a$ika gun hayr He §er kufr u iman 
Ol nidayi i§itir "men arefe" vakifolan, 
Lik ol ma'rifeti sanma her insana deger. 

Gorup ol ydrini ydrin gore ydrin bili§e 
Gore ol ydrini an dem ona yaran ah§a 
Azbtyarmden erer ydrini yarm goru§e 
Sana bir cezbe NiyazJki o dosttan yeti§e 
Dukeli ins He cinne olan ihsana deger. 



501 Hubbe: Dostluk. 



218 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



70 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Rumuz-u Enbiya-yi vakifesrar olandan sor, 
Enel-Hakk sirrmi candan gegup ber-dar olandan sor. 

Yiirii var ehl-i tecridi alaik ehline sorma, 

Am can u cihani terk edup deyyar olandan sor. 
Gehi kahr-ii gehi lutfun kemalin bilmek istersen, 
Fend ender fenada yog olup hem var olandan sor. 

Dila bu Mantik'ut-tayri fesahat ehli anlamaz, 

Bunu ancak ya Attar veyahut Tayyar olandan sor. 
Anadan dogma gozsuzler kemahi gormez esyayi 
Niyazt vech-i dildari ulul-ebsar olandan sor. 

Rumuz-u Enbiya-yi vakifesrar olandan sor, 
Enel-Hakk sirrmi candan gecua ber-dar olandan sor. 

Nebiler sirlannin isaretlerine vakif olandan sor, 
Enel-Hakk sirrmi candan gecup asilmis olandan sor. 

Hazreti Omer radiyallahu anh buyurmustur: 
"Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebubekir-is-Siddik 
radiyallahu anh birbirleriyle sohbet ederlerken aralannda Arapca konustuk- 
lan halde, sanki ben Arapca bilmiyormusum gibi konusulanlan anlamazdim. 
Bunun sebebi Hazreti Ebubekir radiyallahu anhin "Siddikiyyet" makaminda 
olmasi idi. Hazreti Omer radiyallahu anh ve diger sahabe ise ancak Hazreti 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Hakk'a yurumesinden sonra 
Siddikiyyet makamina vasil oldular. Hazreti Ebubekir'e Siddikiyyet makami 
Medine-i Munevvereye hicret etmek uzere Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem ile Mekke-i Mukerreme'den gizlice cikip kirda bir magarada gizlendik- 
leri sirada verildi. Hazreti Ebubekir'in cobani her gun aksam sabah koyunla- 
nni getirip sagar ve onlara ikram ederdi. Birgun beklenen koyunlar gelme- 
diginden Ebubekir'in kalbine korku dustugunu Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem efendimiz kesfetti. iste bu sirada Tevbe suresinin 49. ayeti nazil 
oldu: 

SS } } t St t t s ss C sis s ss sC 

a / a \ ° ,° 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 219 



Eger siz ona yardim etmezseniz, biliyorsunuz ya, o kiifredenler onu gi- 
kardiklan sirada magarada bulunan ikinin bir iken Allah Teala ona yardim 
etmisti ki, o, arkadasma: "Uzulme, gunku Allah Teala bizimle beraberdir!" 
diyordu. Bunun uzerine Allah Teala ona manevi giig ve huzur verdi, onu 
gormediginiz ordularla destekledi ve kufredenlerin kelimesini en algak etti. 
Allah' in kelimesi ise en ustiin olandir. Allah, gugludur, hikmet sahibidir." 
502 iste bu ayeti celTlenin nuzuluyle Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem tarafindan Ebubekir-i Siddik radiyallahu anh hazretlerine Siddikiyyet 
makami telkin olundu. 

"Velayet makami" (velilik makami) halk ile oldugu vakit halk ile Hak ile 
oldugu vakit Hakk ile olmaktir. Siddikiyyet makami ise yalniz Hak ile olmak, 
halk ile olmamaktir. 

"Kurbet makami" (yakinhk makami) ki, Siddikiyyet makamindan daha 
aladir, hem Hakk ile hem de halk ile olmaktir. 

Ebu Yezid-i BistamT kaddese'llahu sirrahu'l-azTz kurb makamina vann- 
ca kendisine: 

"Bize ne hediye getirdin" diye nida olundu. O da: 

"E y $ah hazinende olmayan dort §ey getirdim: Yokluk, ihtiyag, oziir, 
giinah" diye cevap verdi. Ebu Yezid dedi ki, boyle deyince, bana: 

"Kapidan gir, giinku sen bize biiyiik bir hediye getirdin" denildi. igeri 
girince, bu makamda kendimden baskasini goremedim. Bunun sebebini 
sordum. Bana denildi ki: 

"Bu herkesin makami degil, bilakis o, vucutlarmi yok eden ve varlik- 
ta nisani kalmayan ferdlerin makamidir." 

Ebu Yezid-i BistamT kaddese'llahu sirrahu'l-azTz daha sonra da buyurmus- 
tur: 

"Ben otuz yil Hak ile konustum, halk zannederdi ki, ben anlarla konu- 
suyorum". Bu da kendisinin Siddikiyyet makammda bulunmasina bir delildir. 
Hazreti Ebubekir radiyallahu anh Kurbet makamina Halifeligi zamaninda nail 
oldu. iste NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz "Rumuz-u Enbiyayi vakif-i 
esrar olandan sor" demesi budur. Bakiniz mesela iki tevhid ehli birbirleriyle 
tevhid uzerine muhabbet ederlerken avamdan (bu hususlara vakif olmayan 
bir kimse) biri gelse, muhabbetlerine vakif olabilir mi ve onlann konustukla- 
nni anlayabilir mi? Sayet dinleyen alim olsun anlayamaz. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala'nm dyle kullari vardir ki onlar ne nebidir ne de sehiddirler. 
Ancak Allah Teala katmdaki derecelerinden dolayi kiyamet gununde nebi- 



502 Tevbe, 40 



220 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



ler ve sehidler onlara gipta ederler. Onlarm kim oldugu sorusuna da; 

"Onlar aralarmda ne neseb ne de maddi bir bag olmamasma ragmen 
birbirlerini Allah Tea la icin seven lerdir. Allah Teala'ya yemin olsun ki onla- 
rm yuzleri nurludur ve onlar nur uzeredirler. insanlar korktugu zaman on- 
lar korkmazlar, insanlar uzuldugu zaman onlar uzulmezler" 503 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz; 

"Avam halk ile tasavvuf ehli arasindaki fark nedir?. §eklinde bir soru 
ile karsilasirsak, su cevabi veririz:" 

"Avam halkin; yukanda anlatilan alti erkana imanlari, taklidi bir 
imandir. Ama tasavvuf ehlinin imam tahkikidir. Tibki buyuk alimlerin; 
ilmi istidilali bir sekilde elde ettikleri gibi." 504 

"Sayet bize: -Taklidi iman nedir? Denirse, su cevabi veririz: 

"Taklidi iman suna derler: Bu imam; babasindan, mahalle imamindan 
veya alimlerin birinden ogrenmis ve inanmis ola. Bu sekilde bir iman sa- 
hibi; neden o alti erkam asillann ash oldu bilmez yine bilmez ki; o alti er- 
kana iman; neden bir kurtulus sebebidir veya inanmamak ebedi bir azaba 
sebeptir. §u misal, taklidi iman sahibine goredir: Sokakta gezen biri, bir 
cevher bulur. Ama gel gor ki; nice dunya padisahlan ve dunyayi bir uctan 
bir uca zapt edenler ve her istedigini bulanlar, o kimsenin buldugu cev- 
herden mahrumdur. ^unku o aramakla bulunmaz haddizatmda o; oyle 
bir nura erismis ki, onun yamnda gunes, gunduze kalan ay gibidir. Ve 
oyle bir kimyayi bulmus ki; bin yilhk kufur bakinna cahnsa o anda altin 
eder. Ama hale bak ki; o adam bunu bilmez, boncuk samr. ihtimal ki; 
gunun birinde susayacak olursa; bir icim suya degisir... iste, taklidi imana 
sahip olamn misali... 505 

Yiirii var ehl-i tecridi alaik ehline sorma, 

Am can u cihani terk ediip deyyar olandan sor. 

Yuru var yalmz kalmis kisilerle olanlara sorma, 

Onu can ve cihani terk edup yer yurt sahibi olandan sor. 

Hallac-i Mansur'un "Enel-Hak" dedigi kitaplarda yazihdir. Halbuki 
Mansur kayid ile bu sozu soyleyebilir mi? Mansurun mazhanndan "Enel- 
Hakk" diyen Hakk degil midir? Bu sozun Mansur'a isnadi kufurdur. §imdi 



503 Ebu Davud, Buyu'. 76; Ebu Davut Hz. Omerden merfu olarak rivayet etmijtir. Bkz. 
ibn. Esir Camiu'l -Usui. VI/553 

504 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, OgUNCU SUAL VE CEVABI 

505 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, DORDUNCU SUAL VE 
CEVABI 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 221 



Mansur sag olsaydi ve kendisine de sorulsaydi, "Enel-Hak" kim dedi, o bilir 
ondan sor diyecektir. 

Tecrid ehlini (Allah Teala'ya gonulden baglananlar), yani makam sahibi 
bir kimseyi alaik ehli, yani makam gormeyen diger kimseler bilebilir mi, 
bilemezler. Yine onu ancak makam sahipleri bilir. 

Can-u cihani terki, canini ve cihani terkeden bilir. Can ve cihani terk et- 
meyi sen terk-i can ve terk-i cihan edenden sor. 

Gehi kahr-ii gehj lutfun kemalin bilmek istersen, 
Fend ender fenada yog olup hem vor olandan sor. 

Bazan kahr ve bazan lutfun kemalin bilmek istersen, 
Fena ender fenada yok olup hem var olandan sor. 

Fenayi bilen (Fena makamlanni goren) fena olup beka (beka makamlanni 
goren ) bulandir. 

Dild bu Mantik'ut-tayn fesdhat ehli anlamaz, 
Bunu ancak ya Attar veyahut Tayydr olandan sor. 

Ey dil, ey gonul bu kusdilini guzel konusanlar anlamaz, 
Bunu ancak ya Attar veya Tayyar olandan sor. 

Bu kus lisanini fesahat ehli bile anlamaz, onu sen §eyh Attar'dan sor. Bu 
zatin "Mantik-ut tayr" adh tevhide dair yazdigi bir kitabi vardir. iste o kitabi 
§eyh Attar'dan sor sozu kinayeli (iki seyden birini digerinin yerine kullanma) 
bir sozdur. Bir de Mantik-ut tayr kus lisani olarak itibar olunursa, am sen o 
ucandan, yani kus olandan sor. Cunku konusulan sozler kus lisanidir, am 
ancak kus olan bilir. 

Sufi mecaz anladi ydre mahabbetim 
Alemde kimse bilmedi gitti hakikatim 

Edirneli Emiri 

Anadan dogma gozsuzler kemdhi 506 gormez esydyi 
Niydz? vech-i dilddri ulul-ebsdr olandan sor. 

Anadan dogma gozsuzler oldugu gibi (tarn manasiyla) gormez esyayi 
NiyazT sevgili yuzunu gorebilecek olandan sor. 

Bu ne gibidir? Mesela, anadan gozsuz olarak dogan biri cevresindeki 
esyayi gorebilir mi? Mesela, su kirmizidir, bu karadir, bu filan renktedir 



Kemahi: (Kema huve) Onun gibi, nitekim oldugu gibi, tam manasiyla 



222 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



diye sayar, ama bilmez. Anlan ancak gozleri goren bilir. Bunun gibi gonul 
gozu kor olan sevgilisinin yuzunu gorebilir mi, goremez. Onu ancak basiret 
sahibi (gonul gozu acik olan) olandan sor. 

Nitekim Hz. Muhyiddin-i Arab? kaddese'llahii sirrahu'l-aziz buyurur- 
lar ki "ehlu'n-nar bi'n-nar" Yani cehennem ehli orada ates ile oynarlar, 
hie cekinmezler. Oyle ya! Fasikin fiski ona alem olduktan sonra senin kotu 
gormekliginin ona ne ziyani var? Hakkin binbir isminden biri Mudili dir. 
Yani azdincidir. Senin butun efalinden (islerinden) her biri Allah Tea- 
la'nin bir isminin meydana giktigi yerdir. O, kendi oyununu kendi oynar. 
Ama olan bugdayi kor samani gorur. 507 



TAHMIS-IAZBI 

Celali kibriyayi varma cebbar olandan sor 
Hudanm ism-i settdrm dahi settar olandan sor 
Dil-i bigdre ki derdi dill bimar 508 olandan sor 
Rumuz-u Enbiya-yi vakifesrar olandan sor, 
Enel-Hakk sirrim candan gegiip ber-dar olandan sor. 
Hazne-i hdceti doldur hedeften gdzunij ayirma 
Erince vasli dilddre gece gunduz hemdn 509 durma 
Yapis ddmeni maksuda meded bi-ma'na 510 yorulma 
Yiirii var ehl-i tecridi alaik ehline sorma, 
Am can u cihani terk ediip deyyar olandan sor. 
Tariki askta ey gengi dudugunu calmak istersen 
Heman bir dzune oyna durust kul salmak istersen 
Vucudun kaydmi gekme eger var olmak istersen 
Gaht kahr-u gaht lutfun kemalin bilmek istersen, 
Fend enderfenada yog olup hem var olandan sor. 
Bu vechu'lldhi ddemden ihanet ehli anlamaz 
Evi olsa sekiz cennet kasavet ehli anlamaz 
Hakikat sirrmi zdhit kabahat ehli anlamaz 



507 



508 



(NiyazT-i MisrT, 2003), s. 44 

Bimar: (C: Bimaran) f. Mariz, hasta, alii. 



Heman: f. Derhal, hemen, acele olarak, gargabuk, o anda 
Bi-ma'na: Manasiz 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 223 



Dila bu Mantik'ut-tayn fesahat ehli anlamaz, 
Bunu ancak ya Attar veyahut Tayyar olandan sor. 

E§eklik etme yuklenme riyayi zahid u takvayi 
Feragat eyle kavgadan veli buldun musemmayi 
Qu gordun Azb? mevldyi musemma sorma esmayi 
Anadan dogma gozsiizler kemahi gormez e§yayi 
Niyazt vech-i dildari ulul-ebsar olandan sor. 



224 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



71 

Oldu yiiziin subh-i senin ey nigar, 

a s ^ a 

Kalmadi bu dilde seni goreli, 
Lutfedup etme beni bin cevr He 

ji^-i ^r ^i 

Sana atalar yarasur bendene, 
Sende gu cem oldu husun sivesi, 

jUa-j\ j~a*jLi yioLj>\ 

Yetmi§e vardi ya§ eyledin, 



- <=. i > - 



Yolunda nesi var ise olur Misn'nin 



>4 ., ., 



/tme Niyazf geddyi meded, 

St s s s t 



O/du yt/zt/n subh-i senin ey nigar, 

B s si 

Ey sevgili yuzun aydinhgi senin oldu, 
§afak atti, atiyor ve atacak 



Kalmadi bu dilde seni goreli, 



Vezin: Mustef ilun Mustef ilun Fa'ilun 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 225 



Seni goreli bu gonulde kalmadi, 
Sabir etti, ediyor ve edecek 

Lutfedup etme beni bin cevr He 



jCS-l \. 



Lutfunu artir etme bana bin cevr ile 
Haber etti, eder ve edecek 

Sana atalar yarasur bendene, 



9 . > 



I f>5_4) j>sS\ 



Sana bendene ihsan etmek yaki§ir, 
Sevindirdi, eder ve edecek 

Sende cii cem oldu husun sivesi. 

s 1 si 

Sende toplandigi icin guzelligin edasi, 
Sakladi, sakhyor ve saklayacak 



Yetmise vardi ya$ eyledin. 



)L^—>-| y*—>Zi 



Yetmise varacak yas verdin, 
ihtiyarladi, ihtiyarhyor ve ihtiyarhyacak 



Tuhfat al-asri, NiyazT-i MisrT'nin ikinci defa Limni'ye surulusunde, cami 
minberinde, yuz gunden fazla bir muddet bir sey yemeden halvet ettigini, 
Kavala §eyhi Mustafa'dan naklen yaziyor ve gene ondan, MisrT mahlasini 
kullanirken omrunun ne kadar surecegini kesfen anlayip, NiyazT mahlasini 
kullanmaya basladigini ve NiyazT sozunun tutan olan yetmis sekiz yasinda 
vefat ettigini, bunu da 

Yetmi§sekize erdi ya§im eyledik 
Ihtayara yahtayiru ihtiyar 

beytiyle haber verdigini yaziyor. - 

ilk misrada vezin bozuluyor. "Yetmi§e gun erdi ya§im eyledik" gibi bir 
$ey olsa gerek. Sonradan bu kerameti ispat icin "yetmi$sekize" cevrilmis 
olma ihtimali soylenilmektedir. 



226 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



§eyhul Ekber Muhyiddin ibn-ul Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazret- 
lerinin de Yetmissekiz yaslannda alem-i dar-ul bekaya intikal ettiklerini bil- 
dirmektedir. 



Yolunda nesi var ise olur Misrt'nin 



Misn'nin nesi var ise yolunda olur 
Agiga gikti, gikiyor ve gikacak 

itme Niyazi geddvi meded, 

Dilenen NiyazTatma meded kil, 
Kapini bekledi, bekliyorve bekleyecek 

Hadis-i kutside buyruldu ki; 

"Kulumda benim zikrim ve taatimla mesgul olma hali fazlalastigi za- 
man; onun butun gayret ve lezzetini zikrimde toplanm, biitun lezzet ve 
himmetini zikrimde toplaymca o bana asik olur, ben de ona asik olurum ve 
aramizdaki perdeyi kaldinrim. insanlar yanildiklan zaman onlar yamlmaz- 
lar. Onlar, sozleri nebilerin sozleri gibi tesirli olan kimselerdir. Onlar Allah 
yolunda gergek kahramanlardir. Yeryuziindekilere bir ceza ve azap vermek 
istedigim zaman, onlari gorurum ve yeryuziindekilere azap etmekten vaz- 
gegerim." 511 



TAHMIS-I AZBI 

Asikim eyler isem iftihar 
Gordu gozum gunku yuzun asikar 
Etme kerem eyle beni §ir 512 mesar 513 
Oldu yiiziin subh-i senin ey nigar, 

<Y ...> '•- - '... 

j\>rJLl\ y*J&-l i-S^Ajl 



511 Ali el-Muttaki, Kenzu'l-ummal, I, 433 (h. no: 1872) 

512 §ir:f. Asian. Sut. 

Mesarr: (Meserret. C.) Sevingler, meserretler. Sururlar. Zevkler 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 227 



Oldu gonul serha gibi yareli 
Ben sir He sir evine gireli 
San 514 oluyum sana gonul vereli 
Kalmadi bu dilde seni goreli, 

Sana yakin oldu iman kufr He 
Seni arar her bin bir emr He 
Yakar tenim hicr u garni kahr He 
Lutfedup etme beni bin cevr He 

Kimse senin kansamaz vermene 
Mail imis can He dil handene 51S 
KHma cefd bend u efgendene 
Sana atalar yarasur bendene, 

s i , t , ,1 

Bab-i tevekkulde durup bekledin 
Gerci gonul hayli zaman inledin 
Bunca zaman oldu nedip neyledin 
Yetmise vardi yas eyledin, 

Ferd u ehad Azbt'ye birdir ehad 
Zahir u batmda ehad hem ebed 
Lutfuna gun olmaya hadd u ehad 
itme NiyazJ qedayi meded, 






San: f. "Benzer, andinr" manalanna gelerek birlejik kelimeler yapilir. 
Hande:f. Gulme, gul 



228 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



72 

Vezin: Mustefilun Mustefilun Mustefilun Mustefilun 

Hakk'i seven asiklarm eglencesi tevhid olur, 
Ask oduna yamklarm eglencesi tevhid olur. 

Durmaz isim surer dili sorar mudam dogru yolu. 

Gercek ere diyen belt eglencesi tevhid olur. 
izinden ayirmaz goziinu canla tutor sozunu, 
Gormege iver yuziinu eglencesi tevhid olur. 

Halkm arasmdan cikar tevhidi gbrmeye can atar, 

Bulbul gibi daim oter eglencesi tevhid olur. 
Mai u menalin terk eder ehl u iyalin terk eder, 
Hal He kalin terk eder eglencesi tevhid olur. 

Dunya u ukba perdesin ardma atar cumlesin, 

Ko masiva eglencesin, eglencesi tevhid olur. 
Misri'ye uyan kisinin gider ciirugu isinin, 
icindeki can kusunun eglencesi tevhid olur. 

Hakk'i seven asiklarm eglencesi tevhid olur, 
Ask oduna yamklarm eglencesi tevhid olur. 

Hakk'i seven asiklarm eglencesi tevhid olur, 
Ask atesinde yanmislann eglencesi tevhid olur. 

Tevhid: Efal (yani insandan zuhur eden isler) ve sifat (insandaki nitelikle- 
rin tumu) ve zat (vucudun) Hakk'in olduguna vakif olmaktir. 

Durmaz isim surer dili sorar mudam dogru yolu. 
Gercek ere diyen belt eglencesi tevhid olur. 

Durmaz dili isim zikreder, dogru yolu devamh sorar. 
Gercek ere kavusan muhakkak eglencesi tevhid olur. 

Beyitte "Durmadan hem surer dili" demek zikr-i daim (devamh Allah Tea- 
la'yi anma) dir. Cunku Cenab-i Hakk kuluna zikri ihsan etti mi ve perdesini 
kaldirdi mi bir daha geri almaz. 

"Sen aleme bakmami yasakliyor musun bana? 
Butunden ayirip bir parcasiyla mi smiliyorsun beni? 
Ben alemin baslangicmi arastirmayacak miyim? 
Nesnelere kirn suret vermistir? 

Kim bir butunde yuzup duran o sakin maddeyi ayristirmistir birbirin- 
den? 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 229 



Bu dunyanm yaradam kimdir, hig sormayacak miyim ben? 

Boylesine koca bir kitle nasil olup da bir kanuna, bir duzene sokuldu? 

Bu darmadagmik maddeleri kirn topladi? 

Karmakan§ik maddeleri kirn ayikladi birbirinden? 

Tek bir ve suretsiz bir toplulukta bulunanlara kim muayyen bir goru- 
nu§ dagitti?.. 

Nerden indigimi bilmeyecek miyim? 

Nereye gidecegim bu yeryuzunden? 

Butun bunlari ara§tinp soru§turmayacak miyim ben? 

Ben buyuk yaratilmi§im, bedenimin kolesi olmaktan daha buyuk §eyler 
igin dogmu§um..." 515 

izinden ayirmaz qoziinu canla tutar sozunu, 
Gormeqe iver yuzunu eqlencesi tevhid olur. 

Goztinu ayirmaz izinden, canla tutar sozunu, 
Gormege dondurur yuzunu eglencesi tevhid olur. 

Halkm grgsmdan qikgr tevhidi qormeye can atar, 
Bulbul qibi daim oter eqlencesi tevhid olur. 

Halkm arasindan cikar tevhidi gormeye can atar, 
Bulbul gibi daim oter eglencesi tevhid olur. 

Halk arasindan "Fena-i Efal" (fiillerde yok olma), "Fena-i Sifat" (sifatlar- 
da yok olma), "Fena-i Zat" ile (vucudu ifna etmekle, yani Hakk'in oldugunu 
bilmekle) cikihr. Bu "Fena-fillah" tir (Hakk'ta fani olmaktir). Yoksa halktan 
aynhp bir kenara cekilmek demek degildir. 

Mql u menalin terk eder ehl u iyalin terk eder, 
Hal ile kalin terk eder eqlencesi tevhid olur. 

Mai ve ele gecen seyleri, kansini ve cocuklarmi terk eder, 
Hal ile sozu terk eder eglencesi tevhid olur. 

Mai, mulk, ailesini, hal ve bos sozlerini terk etmekten maksad ise 
tevhiddir, yani bunlann tumunun kendisinin olmadigini bilmektir. 

Dunyq u ukba perdesin ardma atar cumlesin, 
Ko masiva eqlencesin, eqlencesi tevhid olur. 

Dunya ve ahiret perdesini arkasma atar cumlesin, 
Birak masiva eglencesin, eglencesi tevhid olur. 



515 (KILig, 1995), s.77 (Bkz. Senaca, AhlakT Mektuplar, trc. T. Uzel, 147). 



230 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Misrt'ye uyan kisinin aider curugu isinin, 
icindeki can ku$unun eglencesi tevhid olur. 

Misrt'ye uyan kisinin isinin bozuklugu gider, 
igindeki can kusunun eglencesi tevhid olur. 

Beyitte gecen "Can kusu" ndan murad ruhtur. 



TAHMIS-IAZBI 

Her ahdine sadiklarm eglencesi tevhid olur 
Vaslina dil yaniklann eglencesi tevhid olur 
ihsanma layiklarm eglencesi tevhid olur 
Hakk'i seven asiklarm eglencesi tevhid olur, 
Ask oduna yaniklann eglencesi tevhid olur. 

Zar etmede can bulbulu an olmakta Hakk'm gulu 
Eser onun icin ask yeli akar gozumden gam sell 
$eyhin gorur Hakk'tan veil candan olur onun kulu 
Durmaz isim surer dili sorar mudam dogru yolu. 
Gercek ere diyen belt eglencesi tevhid olur. 
Bilen hakikatsozunu ydrinden donmez yuzunu 
Bulan gonul yildizmi bayram eder gunduzunu 
Hakk eyler onun yuzunu bulur yolun duzunu 
izinden ayirmaz gozunii canla tutar sozunu, 
Gormege iver yuzunu eglencesi tevhid olur. 

Meydani askta sehri ydr can He hem basi kiyar 
£evkanla topu kapar "enel hakk" dava kilar 
Dogru yolu daim sorar yarasma merhem arar 
Halkm arasmdan cikar tevhidi gormeye can atar, 
Bulbul gibi daim oter eglencesi tevhid olur. 
Mah He sail 517 terk eder hayr u bali 518 terk eder 
Berr 519 He bahri terk eder ehli iyali terk eder 
Mai u menalin terk eder ehl u iyalin terk eder, 
Eldeki kali terk eder egninde sail terk eder 
Hal He kalin terk eder eglencesi tevhid olur. 



Mah: ay. Sal: Yil, icinde bulunulan yil. 

Bali: Eski, kohne. 

Berr: toprak, yeryuzu, yer 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 231 



Veli kapism beklesin Allah gulunden koklasm 
Kalbinde yari yoklasm sim gonulden saklasm 
Derdin kime ya soylesin bilmez ne edip hem neylesin 
Dunya u ukba perdesin ardma atar cumlesin, 
Ko masiva eglencesin, eglencesi tevhid olur. 

Kulu olur yoldasmm hig yari olmaz ndsmm 

Kaydi gerekmez basmm din u iman tesvisinin 

Azbfgibi dilrisinin 520 canla Hakk dervisinin 

Misrt'ye uyan kisinin gider gurugu isinin, 

icindeki can kusunun eglencesi tevhid olur. 



520 



Dil-ri$: f. Dertli, kalbi yarah, gonlu yarali. 



232 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



73 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Ey Allahim seni sevmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda bas ve can vermek ne guzeldir ne guzeldir. 

$ol ism-i zatmi surmek visalin gulun dirmek, 

Cemal-i pakini gormek ne guzeldir ne guzeldir. 
Siiriip dergahma yiizler dokup yasi yere gozler, 
Bir olsa gice gunduzler ne guzeldir, ne guzeldir. 

Visalin derdine diismek yanup ask oduna pismek, 

Sonunda sana erismek ne guzeldir, ne guzeldir. 
Niyaziyarini bulmak yanmda egleniip kalmak, 
Varup bir He bir olmak ne guzeldir ne guzeldir. 

Ey Allahim seni sevmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda ba$ ve can vermek ne guzeldir ne guzeldir. 

Ey Allahim seni sevmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda bas ve can vermek ne guzeldir ne guzeldir. 

Yolunda bas ve can vermek, fena fi'llah olmaktir. 

Sol ism-i zatmi surmek visalin gulun dirmek, 
Cemal-i pakini gormek ne guzeldir ne guzeldir. 

§ol ism-i zatmi surmek visalin gulun toplamak, 
Temiz Cemalini gormek ne guzeldir ne guzeldir. 

§ayet sen; o buyuk velilerin bir baska halini gorur: 

Bunlar; biz Allah'i goruruz, derler Boyle bir hal Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem efendimizden baskasina-nasip olmasi mumkun mudur?. 
§eklinde bir sual tevcih edecek olursan; kisaca cevabimiz su olur: 

"Mumkun degildir" Biz Allah'i goruruz... Demeleri: Biz Allah'i biliriz 
kudret alametlerini musahede ederiz, manasina gelir. Yoksa dunyada 
Hakk'in zatmi gormek mumkun degildir; o boyle bir seyden munezzehtir. 
Sonra 

"Gozler onu idrak edemez; ama o, kudreti ve ilmi He biitun gozleri 
ihata etmistir" 521 Ayet-i Kerimesi de bu durumu gayet acik anlatir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin 

"Allah Teala'yi onu goriircesine ibadet et." 522 



521 En'am: 103 

Bu hadisi pek 50k kimse rivayet etmi§tir. Bkz. El-Mevsua, c. II, 3 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 233 



Hadis-i Serifi de aynca sana bir cevaptir. Sonra, bu Hadis-i Serifte an- 
latilan ibadet sekli, bir ihsan mertebesidir. Dolayisiyla demek istiyorlar 
ki: 

"Biz Allah'a; ihsan mertebesinde kulluk ederiz" Hz. AN kerrema'llahu 
veche tarafmdan buyrulan bir cumleyi de burada anlatmayi faydah bulu- 
yoruz. Soyle buyuruyor: 

"Perde agilsaydi, yakin hali artiramazdim." Bu cumlenin biraz daha 
agik manasi sudur: 

"Ben, Allah-u Teala'yi bildim ve anladim; bu durumuma gore aradaki 
perde kalksa ve ben onu gorsem, su anda bildigim ve anladigim gibi bu- 
lurdum. Bilip anladigimdan ayn bir sey zuhur etmezdi." Hz. Ali'nin 
kerrema'llahu veche yukandaki cumlesinden de anla§ihyor ki, Cenab-i 
Hak bu imkan aleminde bu gozlerle gorulmez Bu kelamin sahibi; dusunun 
ki Hz. AN kerrema'llahu veche dir Allah ondan razi olsun O boyle dedikten 
sonra, baskasina ne duser? 

Arifolanla. 523 

Belki de, yukandaki cumle, garibine gelir; dersin: 

"Bunlarm sozu yalan olmaz mi?" Bir seyin asanni, izini, alametini, 
belirtisini gormek, aslini gormek olur mu? Buna cevabimiz; hemen biz: 

"Olur! Olur. Bir kimse gunesin ziyasini gorse ve: "Ben gunesi gor- 
dum" Dese caizdir. Halbuki gunesi gormemistir. Sonra Soyle bir misalle 
de durumu daha guzel anlatmak mumkundur. Soyle ki: 

"Eline bir ayna alirsin. icinde suretini gorursun. Orada gordugun suret; 
kendi yuzun olmadigi halde ve sen; bile bile: 

Yuzumu gordum, dersin... Bu sozun yalan degildir. 524 

Bu durumda gormek; Allah Teala'nin kudret eserlerini gormek ise; 
bunu herkes gorur. Halbuki bunlar: 

"Yalniz biz goruruz, derler. Bu gorusu, baskalanna, yani sofiyeden 
olmaya'na layik bulmazlar. Selbederler. Buna ne buyurulur? 

Buna da cevabimiz sudur: 

"Dogru Herkes gorur." Su var ki o senin: 

"Herkes gorur. Dedigin zumre de gordu; ama ne oldugunu bilmedi... 
Gormek; ayni zamanda bilmek demektir. Bilmeyen; gormemis sayilir. 
Soyle bir misal var: Bir kimse her zaman helva yese, Yediginin de helva 
oldugunu bilmese... Bir kimseden de ogrenmemis olsa... Hali ne olur? 



523 Niyazi-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, ONBiRiNCi SUAL VE CEVA- 
Bl 

524 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, ON I'KiNCl' SUAL VE CEVABI 



234 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



§6yle olur: Helvayi el ovdukce; helva yendikten sonra insani nasil yakarsa 
Helvaya karsi hasreti o adami oylece yakar, kavurur. 
Acaba ben onu nerede bulurum? Diye ister, gezer. 525 
Hakiki anlamda gormenin olusabilmesi icin batini gozle zahin goz ara- 
sinda saglam bir irtibat kurulmasi gerekir "Gozunun gordugunu kalbi ya- 
lanlamadi. " 525 Ayette sozu edilen gormeye konu teskil eden Cebrail 
aleyhisselamin sureti ise, bu goz ile meydana gelen bir gormedir. Gor- 
menin konusu Allah Teala'dir denirse, mirac gecesi Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin Rabbini batin gozuyle mi? Yoksa zahir gozuy- 
le mi? Gordugu meselesi ihtilafhdir. 

Gormenin kalple oldugunu soyleyenlere gore, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin gozu kalbine konulmus, kalbiyle Allah'i gormustur. Bu 
dusunceye gore ayetin manasi "kalp, kalbin gordugunu yalanlamadi" 
olur. Bu gordugun seytanin aldatmasidir, sen Rabbini goremezsin deme- 
di. Kalbiyle gordugunun gergek oldugunu idrak etti. Bu fikre mukabil, 
gorme olayinin gozle gergeklestigini iddia edenler de vardir. Necm 
suresinin ilk on ayetlik bolumunde Allah Teala'nin konusmasindan sonra 
gorme filini getirmesini goz ile gormeye delil sayarlar. 5£ 

"O'nu gozler idrak edemez. Fakat O, butun gozleri ihata eder. " 52S 

BursevT, burada ruyet ve idrakin farkh seyler oldugunu soylemektedir. 
Bunlann arasindaki farki soyle belirtir; idrak, bir seyin hakikat ve kunhu- 
ne vakif olmaktir. Ruyet ise gozle gormek demektir. Tdrak olmaksizin 
ruyet meydana gelebilir. §u halde idrak, niyetten daha hususi bir mana 
ifade etmektedir. Daha hususi bir manaya sahip olan idrakin Allah Teala 
tarafindan gozlerden nefyedilmesi, ruyetin nefyedilmesini gerektirmez, 
idrak olmadan Allah Teala gorulur. Nitekim dunyada iken kul ve Allah 
Teala arasindaki irtibat sayesinde Allah Teala'yi bilmek de (marifet) 
mumkundur. ZemahserT bu ayetin tefsiriyle ilgili olarak gozlerin Allah 
Teala'yi nigin idrak edemediginin sebebini agiklamakla yetinmistir. Ona 
gore gozlerin bir seyi idrak edebilmesi igin, o seyin bir cihette mevcut 
olmasi veya cisim olmasi gerekir. 

BeydavT de tefsirinde idrak igin ihata etmek manasini verdikten sonra 
idrakin, niyetten farkh oldugunu belirtmistir. Ebu'l-Berekat en-Neseft 
ayette zikri gegen idraki izah babmdan sunlan soyler: 



525 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, ON UCUNCU SUAL VE 
CEVABI 

526 Necm, 11 

527 (gEU'K, 1994), s. 38 

528 En'am, 103 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 235 



"idrak, gorulen nesnenin butiin yonlerine ve hududuna vakif ol- 
maktir. Buna gore cihet ve huduttan mtistagni olan Zatm gorulmesi 
degil, idrak edilmesi imkansizdir." 

Mufessir Hazin de buradaki idrake, bir seyin hakikatini ve kunhunu 
ihata etmek anlamini vermistir. Hazin'e gore gozler Allah Teala'yi gor- 
dugu halde, O'nu ihata edemezler. Nitekim kalpler de Allah Teala'yi bil- 
digi halde, O'nu ihata etmeleri mumkun degildir. Hazin, tefsirinde "fa- 
sil" adiyla bashk acarak konu hakkinda detayh bilgiler verir. Biz burada 
onlan aktarmak istiyoruz; 

"Ayetin zahirine yapisip kalan bir kisim bid'at ehli ve Mutezile mezhe- 
bi mensuplan, yaratiklardan higbirinin Allah Teala'yi goremeyeceklerini 
ve aklen Allah'in gorulmesinin imkansiz oldugunu savunmuslardir. ^ un " 
ku Allah ayette, gozlerin kendisini idrak edemeyecegini belirtmi§tir. G6- 
zun ruyeti idrakten ibarettir ve bu ikisi arasinda higbir fark yoktur, Ehl-i 
Sunnet alimleri idrak ile niyetin ayn §eyler oldugunu soyleyerek "O'nu 
gozler idrak edemez..." ifadesiyle Allah Teala'nin kendini ovdugunu be- 
lirtmi§lerdir. Eger ruyet caiz olmasaydi, bu ovunme vuku bulmazdi. 
^unku olmayan bir §eyle ovunmek dogru degildir. Aynca soylemek ge- 
rekir ki, idrak olmaksizin ruyet olabilir. Nitekim §uara suresi ayet 61- 
62'de joyle buyurulmaktadir: 

" iki topluluk birbirini gordu. Musa aleyhisselamin arkadajlan: 

"Muhakkak yakalandik (idrak olunduk)" dediler. Musa 

aleyhisselam: 

"Hayir asla. Rabbim muhakkak benimledir. Bana yolunu gostere- 
cektir." dedi. Firavun ve beraberindeki topluluk Hz. Musa ve 
israilogullanni gordukleri halde henuz onlan idrak etmemislerdi. Hz. 
Musa aleyhisselam "hayir, asla" sozuyle gorme olayinin subut bulmasiy- 
la beraber idraki reddetti. Allah Teala, idrak ve ihata olmaksizin ahirette 
gorulecektir. Cunku idrak olabilmesi igin gorulenin sinirh ve cihetlerinin 
olmasi gerekir. 

Allah Teala bundan munezzehtir. " 529 

Hakk'm pak cemalini gormek mumkun degildir. Kul onu goremez. 
Naksiyenin Hakk'i gordukleri iddiasi, Allah, Allah diyerek ziyadesiyle zikre 
devam ederler. Sonra zikrin fazlahgindan zakire mezkur (yani zikredene zik- 
redilen "Allah") galip olur, fakat bu hal kabilindendir. Ayni Mecnunun 
Leyla benim dedigi gibi. Mecnun Leylayi ziyadesiyle tefekkur ettiginden 
vucudunda Leyla galip gelip, Mecnun da Leyla benim iddiasmda bulunmus- 
tur. Halbuki o Leyla midir, hayir Mecnun'dur. iste bu misalde goruldugu 



529 (CEU'K, 1994), s. 76-77 



236 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



gibi bu bir haldir. Makam ehline bu hal gelmez, gunku Hakk'i goren yine 
Hakk'tir. Zira bu goz ile Hakk'i gormek mukabele iktiza eder, yani gorunen, 
gozune pek uzak, pek de yakin olmamah. Halbuki bunlann hepsi kayiddir. 
Hig Hakk mukayyed olur mu? Hakk mutlaktir, mukayyed olarak gorunen 
abiddir, yani kuldur. Ancak Hakk Rububiyyetle Rububiyyetini gorur. Ahiret 
aleminde mahcuplann Hakk'i gormeleri yine mezahir (zuhura gelenler) yu- 
zundendi. 



Siiriip derqahma yuzler dokup ya$i yere qozler, 
Bir olsa qice gundOzJer ne quzeldir, ne quzeldir. 

Surup dergahina yuzler dokup ya§i yere gozler, 
Bir olsa gice gunduzler ne guzeldir, ne guzeldir. 

Dergahtan murad Beyt-i serif (Kabe) dir, gunku mazhar-i zattir. ister 
mecazT asik olsun, isterse ilahT asik olsun her asik geceyi sever. 

Visalin derdine du$mek yanup a$k oduna pi$mek, 
Sonunda sgna eri$mek ne quzeldir, ne quzeldir. 

Visalin derdine dusmek yanup ask oduna pismek, 
Sonunda sana erismek ne guzeldir, ne guzeldir. 

Bagdatta bir asik vardi. Aksam olunca sokaga gikip masukunun (Sevgili- 
sinin) evinin onune gider, masukasi da pencereye gelir. Bunlar birbirleriyle 
konusmaga doymazlardi. Muezzin ezan okumaga baslayinca masukasi asika 
derki: "Yatsi ezani okunuyor, §imdi babam namaz kilmaga camiye giderken 
seni burada evin onunde gorurse ikimiz igin defena olur." Halbuki az sonra 
ortahk agarmaga baslar ve iki asik okunan ezanm sabah ezani oldugunu an- 
larlar. 

Niyazf yarini bulmak yaninda eqlenup kalmak, 
Varup bir ile bir olmak ne quzeldir ne quzeldir. 

NiyazT yarini bulmakyanmda eglenip kalmak, 
Vanp bir ile bir olmak ne guzeldir ne guzeldir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 237 



TAHMIS-IAZBI 

Rasulun serini gutmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Netice ahdin gozetmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Fend ve bekdyi terk etmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Ey Allahim seni sevmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda bag ve can vermek ne guzeldir ne guzeldir. 

Dili maksuda ermek gonulden aglar iken gulmek 
Ayagi izini gormek tozuna yuzunu surmek 
Visali dilbere ermek yoluna vdrmi vermek 
$ol ism-i zatmi surmek visalin giilun dirmek, 
Cemal-i pakini gormek ne guzeldir ne guzeldir. 
Beyan olsa kamu sirlar bilinse cumle sozler 
Eger kislar ve ger yazlar gonulse vaslmi ozler 
Aradan kalksa bu nazlar murada erse dilbazlar 530 
Siiriip dergahma yiizler dokiip yasi yere gozler, 
Bir olsa gice gunduzler ne guzeldir, ne guzeldir. 

Bu dehrin vanna dusmek yogu var He degismek 
Dahtyar He bansmak varip menzile erismek 
Senin derdine satasmakfirakm narma dusmek 
Visalin derdine dusmek yanup ask oduna pismek, 
Sonunda sana erismek ne guzeldir, ne guzeldir. 
Bu AzbVye cefa kilmak varip bir gayrism bulmak 
Gozum yasmi caglatmak sinemi naz He daglatmak 
Var mi beni aglatmak dahi ferdalara salmak 
Niyazi yarini bulmak yanmda egleniip kalmak, 
Varup bir He bir olmak ne guzeldir ne guzeldir. 



Baz: f. Yeniden, tekrar oynatan, oynayan, geri ve arka tarafa dogru... gibi manala- 
ra gelir. Kelimenin sonuna veya ba§ tarafma getirilerek kullamlan bir "ek" dir. Mese- 
la: Ate§baz: Atejle oynayan 

Dilbaz: Gonul ehli; 1. etkili ve guzel soz soyleyen. 2. etkili ve guzel (sozler, konusma 
tarzi) 



238 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



74 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Qikip hiiccac He gitmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda cam terketmek ne guzeldir, ne guzeldir. 

O yollarm riyazati eritir hep hatt'ati, 

Visalin hacci lezzati ne guzeldir, ne guzeldir. 
O yollarm mugeylam asiklarm gulistam, 
Hicazm yolu karbani ne guzeldir, ne guzeldir. 

Medine sehrine varsam Habtbin ravzasm gorsem 

Engine yiiz sursem ne guzeldir, ne guzeldir. 
Gegip ol yiice belleri cikarsak ba§a yollari 
Gorunse Ka'be illeri ne guzeldir, ne guzeldir. 

Nebilerin nazargahi, Velilerin karargahi, 

Gorursem Kabetullahi ne guzeldir, ne guzeldir. 
Niyazt'ye nasib olsa varup maksudunu bulsa, 
Safa u zevk He dolsa ne guzeldir, ne guzeldir. 

Qkip hiiccac He gitmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda cam terketmek ne guzeldir, ne guzeldir. 

Qkip hacilar ile gitmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda cam terketmek ne guzeldir, ne guzeldir. 

Bir adam hac yapmak niyetiyle evinden cikip yolda vefat etmi§ olsa o 
kimse kiyamete kadar bundan mahrum olarak bekler. Fakat Beyt-i §erifin 
cennete idhal olunacagi hakkinda ilahT emir bulundugundan melekler gelip 
Beyt-i §enfe: " Yurii ey mubarek cennete" dediklerinde Beyt-i §erif: 

"Beni ziyaret etmek uzere benim yolumda vefat eden ve cevremde gb- 
mulii bulunanlar beraber olmadikca ben cennete girmem" cevabini verir. 
Sonra yine ilahT emir sadir olur ve beraber cennete dahil olsalar gerektir. 

O yollarm riyazati eritir hep hatt'ati, 
Visalin hacci lezzati ne guzeldir, ne guzeldir. 

yollarm riyazati eritir hep hatalan, 
Visalin hacci lezzati ne guzeldir, ne guzeldir. 

O yollarm mugeylam asiklarm gulistam, 
Hicazm yolu karbani ne guzeldir, ne guzeldir. 

yollarm dikenleri asiklarm gulistam, 

Hicaz yolunun kervam ne guzeldir, ne guzeldir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 239 



Medine $ehrine varsam Habtbin ravzasm gorsem 
Esiqine yiiz sursem ne quzeldir, ne quzeldir. 

Medine sehrine varsam HabTbin ravzasm gorsem 
Esigine yuz sursem ne guzeldir, ne guzeldir. 

MEDiNE-i MUNEVVERE 

ilk islam devletinin kuruldugu ve iginde yeryuzunde ibadet kasdiyla yolcu- 
luk yapilabilecek tig mescidden biri olan Mescid-i NebT'nin bulundugu Ara- 
bistan'in Hicaz bolgesinde yer alan kutsal sehir. 

§ehrin eski adi Yesrib olup, Hicretten sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem bu adi degistirerek buraya Medine demistir. Medine'nin kelime an- 
lami "§ehir"dir. Ancak, bir yere nisbet edilmeksizin kullanildigi zaman Medi- 
ne sehri kastedilmis olur. Medine kelimesi Kur'an-i Kerim'de MekkT ayetler- 
de "Medain" seklinde gogul olarak gegen bir cins isimdir. MedenT ayetlerde 
ise, Yesrib'in yerine ozel isim olarak kullanilmistir. 531 Yesrib adi ise sadece bir 
yerde zikredilmektedir. 532 

Bu sehrin asil adi Medine olmakla birlikte, yine islam! devirde ortaya gik- 
mis, diger bir takim isimleri de vardir. Bunlardan bazilan sunlardir: Tabe, 
Tayyibe, Daru'l-iman, Daru's-Sunne, Azra, Cabire, Mecbure, Muhabbe, 
Mahbube, Kasime, Kasametul-Cabire, Yendede 533 

Medine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra, Ebu Bekir, Omer 
ve Osman radiyallahu anhumun hilafetlerinde islam devletinin merkezi olma 
huviyetini korumustur. Hz. Osman radiyallahu anhin hilafetinin sonlanna 
kadar muslumanlann fitneden uzak bir hayat yasadiklan, Medine, Hz. Os- 
man radiyallahu anhin sehid edilmesiyle galkantih gunler yasadi. Hz. AN 
kerreme'llahu vechenin halife segilmesiyle islam devletinin baskenti Kufe'ye 
nakledilmisti. SiyasT gekismelerden uzak kalan Medine bundan sonra, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sehrinin manevT havasini teneffus 
etmek ve onun sunnetini bizzat kaynaginda ogrenmek isteyen kimseler igin 
bir siginak olmustur. 

Gecip ol yiice belleri gkarsak ba$a yollan 
Gorunse Ka'be illeri ne quzeldir, ne quzeldir. 

Gegip ol yuce daglan basa gikarsak yollan 
Gorunse Ka'be illeri ne guzeldir, ne guzeldir. 



531 Tevbe, 101, 120; Ahzab, 60; Miinafikun, 8 



532 Ahzab, 13 

533 Abdullah el-EndelusT, Muc'emu Ma iste'ceme, Beyrut 1983, IV, 1201, 1202 



240 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



KABE-I MUAZZAMA 

Mekke sehrinde Mescid-i Haram'in ortasinda yakla§ik 13 m. yuksekligin- 
de, 12 m. boyunda ve 11 m. genisliginde tastan yapilmis dort kose bir bina. 
Haccm sebebi ve butun muslumanlann kiblegahi olan Kabe, yeryuzunde 
yapilmis olan ilk mukaddes mabettir. Buna Beytullah ve Beyt-i Atik de denir 
Kur'an-i Kerim'de; "insanlar igin yeryuzunde kurulan ilk ev, Mekke'de bulu- 
nan mubarek ve alemler igin hidayet kaynagi olan Kabe'dir" 534 buyurulur. 

Hz. Peygamber, Ashab-a Kiramdan Ebu Zer radiyallahu anhin sorulanna 
cevap olarak yeryuzunde ilk insa edilen mescidin "Mescid-i Haram", ikinci 
insa edilenin "Mescid-i Aksa" oldugunu ve bu ikisi arasinda kirk yil sure bu- 
lundugunu beyan buyurmustur. 535 

Yukandaki ayet ve hadis-i serif, yeryuzunde yapilan ilk mescidin Kabe ol- 
dugunu acikca ortaya koymaktadir. 

Kur'an-i Kerim'de Kabe'yi insa edenin Hz. ibrahim aleyhisselam ile oglu 
ismail aleyhisselam oldugu bildirilir. 

Nebilerin nazarqahi, Velilerin kararqahi, 
Goriirsem Kabetullahi ne quzeldir, ne quzeldir. 

Nebilerin nazargahi, VelTlerin karargahi, 
Gorursem Kabetullahi ne guzeldir, ne guzeldir. 

Nebilerin her biri Beyt-i §enfi ziyaret etmistir. VelTlerin de bircogu orayi 
ziyaret eder ve orada bulunur. Hatta "Abdulkadir-i GeylanT" hazretleri Bab- 
iz-ziyade'de bulunan kirmizi direk dibinde yedi yil oturmustur. Bazi rivayet- 
lerde NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz hac etmemistir denilir. 

"Arabistan'da cevlane manend-i ab NTI-i mubarek mail kilar-i 'alem-yan 
olan mahrusa-i Misir KahTre'de...." 536 

Fakat bu ibareden anlasilacagi uzere Mekke ve Medine'nin ziyaretini 
yapmis olmasi ve yaninda hac vazifesini ifa etmis olabilecegi dusunulur. Bu 
ilahTnin dogus zamani belki hac ibadetinden once olabilir. 

"simdi Kabe her sabah ve ahsam benum topuklanmi tavaf ider 
ayaguma yuz surer ey dinsuzler ey murtedler benum ka'beye ihtiyacum 
kalmadi siz her ne kadar zahirde beni tahkir etdursuz ise ol kadar ma'na 



534 AI-Hmran, 96 

Buhart, Enbiya. 10 

(ibrahim RAKIM, 1750), v. 4a (Arabistan'da gezdigi, essiz mubarek yayilmis NTI-i, 
butun alemce bilinen Misir'in Biiyuk sehir KahTre'de... 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 241 



'aleminde bana izzet virdi velakin biriyle fahr etmem" 537 

Niyazt'ye nasib olsa varup maksudunu bulsa, 
Safa u zevk ile dolsa ne auzeldir, ne auzeldir. 

Niyazt'ye nasib olsa vanp maksudunu bulsa, 
Safa ve zevk ile dolsa ne guzeldir, ne guzeldir. 

NiyazT-i MisrT, bu ovgulerden sonra asil niyeti maksudunu bulmak istiyor. 
Maksat ise Hakk'in kendisidir. Yoksa yapilan bu gidip gelmeler neticesinde 
Allah Teala'yi bulamadiktan sonra yuz defa Hacca gitme gelmenin bir manasi 
yoktur. 

"Eger denizi bir bardaga doksen, bardak ne ahr? Ancak bir gunluk kis- 
metirti" 538 



TAHMIS-IAZBI 

Olanlar a§kla fani olur elbette meydani 

Bu rah in mest u hay rani verir esrari vicdani 

Kimin kirn vardir irfani ol kadri insani 

O yollarm mu gey lam a§iklarm gulistam, 

Hicazm yolu karbani ne guzeldir, ne guzeldir. 

Ayagi tozunu gormek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Habibini can ile sevmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Onun vaslma ermek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Qikip hiiccac ile gitmek ne guzeldir, ne guzeldir, 
Yolunda cam terketmek ne guzeldir, ne guzeldir. 



537 (MISRI, 1223), v.35a 



"sjmdi ka'be her sabah ve ah§am benum topuklanmi tavaf ider ayaguma yuz su- 
rer ey dinsizler ey miirtedler benum ka'beye ihtiyacim kalmadi siz her ne kadar 
zahirde beni tahkir ettirsiniz ise ol kadar ma'na 'aleminde bana izzet virdi velakin 
biriyle fahr etmem" 



538 Mesnevi ,c. 1, b. 20 



242 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Eden arz-i kemalati bulur gonlunde ol zati 

Bulanlar askta halati bilirfenni 539 keramati 540 

Bilen sim Makdlat'i 541 talep eyler cehdlati 

O yollarm riyazati eritir hep hatt'ati, 

Visalin hacci lezzati ne guzeldir, ne guzeldir. 

N'ola kim asikim dersem sivanin 542 leskerin 543 kirsam 
Cemdlin bagma girsem agilmi§ gullerin dersem 
Hakikat menzile ersem yoluna can u bas versem 
Medine sehrine varsam Habtbin ravzasm gorsem 
Esigine yiiz sursem ne guzeldir, ne guzeldir. 

Cefasi yakti dilleri bana guldurdu elleri 

Kokar hakikat gulleri aglar bu can bulbulleri 

Huda'nm bazi kullan gelir mahluka yalvari 544 

Gegip ol yiice belleri cikarsak basa yollari 

Goriinse Ka'be illeri ne guzeldir, ne guzeldir. 

Gorenler nur-i siyah'i olur dsiklarm mdhi 
Bulanlar dogruca rdh-i vucudunun olursdhi 
Figdn u zdr edip gdh? nice ben etmem ahi 
Nebilerin nazargahi, Veltlerin karargahi, 
Gorursem Kabetullahi ne guzeldir, ne guzeldir. 

Gozum aglarken guise her isi Azbt'nin bilse 

Sivanin cundunu 545 kirsa sinemde yareler olsa 

Niyazt'ye nasip olsa varip maksudunu bulsa 

Bana ydrim merhamet kilsa salmsa yanima gelse 

Safa u zevk He dolsa ne guzeldir, ne guzeldir. 



Fenn: Huner. Marifet. San'at. Tecrube. ilim. Nevi, sinif, ge§it, tabaka. 

Keramat: (Keramet. C.) Kerametler. 

Makalat: (Makale. C.) Makaleler. Soz ve yazilar. Bahisler. Burada bahsedilen belki 
Haci Bekta§ Veli ve §ems-i Tebrizi kaddese'llahii sirrahume'l aztzlerin Makalatlan 
olabilir. 

Siva: Baska, gayn, diger. 

Lesker: f. Asker. 

Yalvarmak 

Ciind: Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardimcilan. $ehir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 243 



75 

Vezin: Failatun Failatun Failatun Failun 

Ey gonul Mecnun kimdir zahiren akil nedir 
Gah habs u gah itlak olmadan hasil nedir 

Ziilfi sevdasiyla alem birbirine girdiler 

Vade-i bezm-i visale kim erer vasil nedir 
Bunca kavgalar ki oldu geldi gegdi gitdi hep 
Ba'is-i kavga nediir bildun mi hig asil nedir 

Etdi binyiiz birde bin bir hikmetin cumle tamam 

Oldi tekmtl-i fazilet seyr ediin kamil nedir 
Meryem u isa vii MehdtAdem u Havva gibi 
On iki ya§mdadir Misrt aceb hamil nedir 



Ey gonul Mecnun kimdir zahiren akil nedir 
Gah habs u gah itlak olmadan hasil nedir 

Ey gonul Mecnun kimdir zahiren akilh nedir 

Bazan hapishane ve bazan hur olmaktaki netice nedir 

Ziilfi sevdasiyla alem birbirine girdiler 
Vade-i bezm-i visale kim erer vasil nedir 

Zulfi sevdasiyla alem birbirine girdiler 

Kim vuslat meclisine ne zaman erer kavusan kimdir 

Sacin kansikhgini nasil tarak duzeltirse insanin dagmikhgini ask demi du- 
zeltir. 

Bunca kavgalar ki oldu geldi gegdi gitdi hep 
Ba'is-i kavga nediir bildun mi hie asil nedir 

Bunca kavgalar ki oldu geldi gecdi gitdi hep 
Kavusma kavgasi nedir hie asil nedir bildin mi? 

Allah Teala'nin cemal ve celal sifatlannin cilvesidir. ikide O'ndandir. Fakat 
ayn gibi dururlarken birbirleri ilen yakinlasmalan ile alemde suunatin artisi- 
na sebep olur. Bu sen'lerin cikisina sebep olur. 

NiyazT-i MisrT, her seyin ash Allah Teala'dir, diye beyan etti. 

Etdi binyiiz birde bin bir hikmetin cumle tamam 
Oldi tekmtl-i fazilet seyr ediin kamil nedir 
Etti binyuz birde bin bir hikmetin cumle tamam 



244 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Fazilet tamam oldu kamil nedir seyredin 

Fazilet gayret neticesi ile bulunmadigi icin Allah Teala'nin bu yonde lutfu 
gozetilmelidir. 

Meryem u isa vii MehdiAdem u Havva gibi 
On iki yasmdadir Misr? aceb ha mi I nedir 

Meryem ve isa, MehdT, Adem ve Havva gibi 
On iki yasmdadir MisrT aceb dogacak nedir 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-azizin oniki yas mevzusunda bahsettigi 
konunun icerigi ne oldugu tam olarak anlasilmamaktadir. Fakat Hz. Meryem 
aleyhisselamin isa aleyhisselami dunyaya getirdigi yas olmasi nedeniyle, 
kendinde olmus olan zuhuratin beyanini acikladigi anlasilmaktadir. ^unku 
bazi yerlerde MehdT ve isa olabilirliginden bahsettigini bildigimiz NiyazT-i 
MisrT'nin bu yas ve tecellilerinin sirnna vukufiyeti ile verdigi mujdeler bu- 
lunmaktadir. 

HZ. MERYEM aleyhisselam 546 

[" *iy Hz. Meryem" sozcugu " J^ mefal " kahbinda bir sozcuktur. 

Sozcugun "bir yerden ayrilmak" 547 anlamindaki " .lj rame" fiilinden tu- 

remis olmasi mumkundur. Ancak bu ismin Kitab-i Mukaddes'te iki yerde 
Musa aleyhisselamin kizkardesinin adi olarak gecmesi, sozcugun ibrani- 
ceden geldigini gostermektedir. 548 Yeni Ahid [incil]'de bu sozcuk Marim, 
Maria ve Mariamme tarzinda 53 kez yer ahr. Bu sozcuklerin kesin anlami 
net olarak bilinmemektedir. Yorumcular tarafindan, "Hz. Meryem" soz- 
cugu ile ilgili, "deniz damlasi", "denizyildizi", "tanriya bagh", "tanriyi se- 
ven", "hanimefendi", "i§ik veren", "§i§man", "prenses", "magrur", "gij- 
zel kimse", "kamil kimse" gibi anlamlar ileri surulmustur. 549 



http://www.istekuran.com 



Ahnti yaptigimiz bu makalededeki goriislerin bilinmesi ve ileride yapilacak tef- 
sir faaliyetlerinde zenginlik verecegi dusunulmektedir. Bahsedilen goriisler zahiri 
planda icerik olarak uygunlugunun hakikat penceresindeki durumu icin Allah Tea- 
la bilir demek daha uygundur. 

(Lisanu'l-Arab c:4, s.325. rym mad.) 

548 (Cikis:15/20 ve Sayilar: 26/59) 

549 (Prof. C. Turner; Hz. Meryem, T.D.V. Yayinlan; T.D.V. islam Ansiklopedisi, Mer- 
yem mad.) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 245 



Hz. AN kerreme'llahu vecheden nakledilen bir rivayette Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem, semayi isaret ederek: "Hanimlarm en hayirlisi 
Meryem" yeryiiziinii isaret ederek de: "Hanimlarm en hayirlisi Hatice'- 
dir" buyurmustur. 550 

Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Erkeklerden bir gok tarn 
olan vardir. Ancak kadmlardan sadece, Meryem bnt. imran, Firavunun 
hanimi Asiye ve Hatice bnt. Huveylid tamdir. Ai§e'nin diger kadmlara 
ustunlugu ise Sertd'in diger yemeklere olan ustunlugu gibidir" buyur- 
mustur. 551 

"Hz. Meryem" sozcugu Kur'an-i Kerim'de 34 kez isim seklinde, 1 kez 
de "o" zamiriyle isaret edilmek suretiyle toplam 35 kez gecmektedir. 

Hz. Meryem'in kimligi ve ailesi hakkinda yazihp cizilenlerin ekserisi 
hayal urunu olup bu konuda Hiristiyan kaynaklannda da yeterli bilgi ve 
beige yoktur. Dolayisiyla, Hz. Meryem'in anasinin adinin "Hanna" oldugu, 
onun da Zekeriyya aleyhisselamin baldizi oldugu, Zekeriyya 
aleyhisselamin esinin [yani Hz. Meryem'in teyzesinin] admin "Elizabet" 
oldugu yonundeki nakiller kesinlik arz etmemektedir. £unku TaberT Tari- 
hi'nde de oldugu gibi, bu nakiller kesin olmayan Hiristiyan kaynaklanna 
dayanmaktadir: 

Hiristiyanlar, Hz. Meryem'in isa'va on uc yasmda gebe kaldigini, isa 
aleyhisselam goge kaldinlmcaya kadar otuz iki yil ve birkaf gun dunya- 
da kaldigini, Hz. Meryem'in isa aleyhisselamin goge kaldirilmasmdan 
sonra alti yil daha yasadigmi iddia ederler. Buna gore Hz. Meryem elli 
kusur yasmda Hakk'a yuriimiis demektir. 552 

Kur'an-i Kerim'de Hz. Meryem'in anasi babasi ile ilgili genis bilgi ve- 
rilmemekle birlikte, Al-i Imran suresinin 35. ayetinden anlasildigi kadany- 
la babasinin adi Imran'dir. 

Hz. Meryem'in dogumu ile ailesinden aynhsi arasindaki yasamina dair 
Kur'an-i Kerim'de herhangi bir bilgi verilmemistir. Konumuz olan ayetler- 
de verilen bilgiler, Hz. Meryem'in yetiskinlik gagina ait bilgilerdir. 

Kur'an-i Kerim'e gore Hz. Meryem, ehlinden [ailesinden ve yakmlann- 
dan] aynhp tek basina doguda bir bolgeye gitmistir. O donemde Hz. Mer- 
yem'in kag yasmda oldugu ve ehlinden hangi sebeple aynldigi konulann- 

da herhangi bir bilgi yoktur. Ayette gegen " s\Z\ intibaz" sozcugu "eldeki 



550 Buhari, Menakibu'l-Ensar, 19: Muslim, Fedailii's-Sahabe, 69; l'bn Asakir, Menakib, 
88. 

551 Zubeyr b. Bekkar, Muntehab, 37. (VAROL, 1990) 
(Kurtubi; Meryem/16 hakkinda) 



246 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



seyi one veya arkaya firlatip atmak, tek basma aynlma, uzaklasma, ilisik 
kesme" anlammdadir. 553 Nitekim bir kimsenin insanlardan uzak bir kose- 
ye oturmasi da "intebeze" sozcuguyle ifade edilir. Dolayisiyla Hz. Mer- 
yem'in kendi evinin dogu taraftaki odasina veya mabedin dogu kosesine 
cekildigi yolundaki yorumlar sozcugun anlamina ve ayetin ruhuna aykin- 
dir. Sozcugun ifade ettigi anlama gore Hz. Meryem yakin cevresinden 
kopmus, onlardan aynhp uzaklara gitmistir. Kisacasi Hz. Meryem evden 
kacan kizdir. Durumun boyle oldugu, Hz. Meryem 17. ayetteki "ehliyle 
kendisi arasina bir perde edinmijti" ifadesinden de anlasilmaktadir. 
£unku bu ifade, onun kendisiyle ailesi arasina bildigimiz bez perde cektigi 
anlamina degil, ailesinden mesafelesip uzaklastigi, ailesiyle irtibati kestigi 
anlamina gelir. Bunun bir ornegi de Sad suresinin 32. ayetindeki "Ben, 
hayir [servet, cikar] sevgisini, Rabbimin zikrinden dolayi sevdim. - 
Sonunda onlar perdenin arkasma girdiler.-" ifadesinde gorulmektedir. 

Hz. Meryem'in ailesini terk etmesinin sebebi olarak "hayiz gordugu 
igin utanmisti" veya "hamileligi bahanesiyle uzaklasmisti" tarzinda yapi- 
lan yakistirmalar, ayetin orijinal anlamini bozmaktan baska bir sey degil- 
dir. Bizim kanaatimize gore Hz. Meryem sorunludur ve sorunlan sebebiy- 
le yakin cevresinden uzaklasmistir. Hz. Meryem'in sorununun ne oldugu- 
nu anlama konusunda Al-i Imran suresinin 36, 37, 42 ve 43. ayetlerindeki 
bazi ifadeleri birer ipucu olarak degerlendirmek mumkundur: 

"Bir zaman imran'm kansi: "Rabbim! Kesinlikle ben kamimdakini 
tarn hiir olarak Senin igin adadim Sen de benden kabul et, guphesiz Sen 
en iyi i§itensin, en gok bilensin" demi§ti. 

Onu dogurunca da: "Rabbim, onu kiz dogurdum; -halbuki Allah onun 
dogurdugu §eyi daha iyi bilir- erkek, kiz gibi degildir. Ve ona Hz. Mer- 
yem admi verdim. Ve ben onu ve soyunu §eytan-i racimden Sana sigm- 
d in rim" dedi. 

Bunun uzerine Rabbi onu giizel bir kabul He kabul etti. Ve onu giizel 
bir bitki olarak bitirdi. Ve ona Zekeriyya kefil oldu. Zekeriyya ne zaman 
onun uzerine, mihraba girse, onun yanmda bir nzk bulurdu. O 
[Zekeriyya]: "Ey Hz. Meryem! Bu sana nereden?" dedi. O [Hz. Meryem] 
da: "O, Allah katmdandir" dedi. Suphesiz Allah, diledigine hesapsiz nzk 
verir." 554 

" Ve hani melekler "Ey Hz. Meryem! Suphesiz Allah seni segti, seni 
tertemiz kildi ve seni alemlerin kadmlarma segti. Ey Hz. Meryem! Rab- 
bine goniilden kul ol, ona boyun eg ve riiku edenlerle [riiku eden erkek- 



(Lisanii'l-Arab; c.8, s.429. nbz mad. 
554 Al-i imran 35-37 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 247 



lerle] beraber riiku etl" demi§lerdi. " 55S 

Yukandaki ayetlerde yapilmis olan vurgulardan hareket edilerek olay- 
lann gelisimi ve Hz. Meryem'in sorunlan hakkinda bazi tahminler yurutu- 
lebilir: 

Hz. Meryem, erkek gocuk isteyen ve bekleyen, gocuk kiz olunca da 
pek sevinmeyen bir ailenin gocugu olarak dunyaya gelmistir. Imran'in ka- 
nsinin "Onu kiz dogurdum" ifadesinin hemen arkasindan gelen Rabbimi- 
zin "-halbuki Allah onun dogurdugu §eyi daha iyi bilk-" seklindeki ifade- 
si, Hz. Meryem'in imran'in kansinin zannettigi ve ayette dile getirdigi gibi 
olmadigini gostermektedir. 

Diger taraftan Al-i imran suresinin 37. ayetindeki "Ve onu guzel bir 
bitki olarak bitirdi" ifadesi de, Hz. Meryem'in normal bir insan ozelligin- 
den <pok bir bitki ozelligi tasidigini dusundurmektedir. Bir insanin bitki 
ozelliginde olmasi Rabbimizin yaratih? kanunlanna ters degildir. ^unku 
insanin yaratihs asamalanndan birisi de bitkilik evresidir: 

"Ve Allah sizi yeryuzunde bitki olarak bitirdi." 556 

Hz. Meryem'in daha sonra erkeksiz hamile kaldigi da goz onune ahnir- 
sa, bitki ozelliginde olmasi onun tipki gigekli bitkilerin gogunda goruldugu 
gibi "erselik" 557 yapida oldugu, yani vucudunda hem erkek hem disi 
ureme organi bulundugu ihtimalini ortaya gikanr ki, bizim kanaatimiz de 
bu yondedir. 

Bir husus da Al-i imran suresinin 42. ayetindeki "seni alemlerin kadin- 
larina sefti" ifadesidir. ^unku bu ifade ile belirtilen seckinlik, Hz. Mer- 
yem'in meziyetleri dolayisiyla diger kadinlardan ustunlugunij degil, onun 
biyolojik farkhhgini, fazlahgini, fizikT bakimdan diger kadinlarla ayni yapi- 
da olmadigini anlatmaktadir. 

Hz. Meryem'in erselik yapida olmasi, ehlini terk edip uzak bir yerde 
tek basina yasamaya gitmesinin sebebini de izah etmektedir. Yani Hz. 
Meryem, her problemli insanin yapabilecegi gibi, bunyesindeki bu farkh- 
hgin meydana getirdigi psikolojik sikinti ile evini terk etmistir. 

Aynca Hz. Meryem'in (20. ayette gorulecegi uzere) "Bana bir beser 
dokunmamistir" seklindeki ifadesi de, onun erselik yapida olmasina uy- 
gun bir ifadedir. Cunku Hz. Meryem "Bana bir erkek dokunmamistir" 
dememis, hem erkek hem kadin igin soz konusu edilebilecek bir ifade kul- 
lanmistir. 



555 Al-i Imran 42, 43: 

556 Nuh, 17 

Erselik : Erdi§i. di§i ve erkek ureme organlanm birlikte tajiyan birey; (igekli bitki- 
lerin 5o|u, salyangozlar erseliktir; diji ve erkek ureme organlanmn tek bireyde 
olmasiyla cinsel mucadelenin olmadigini gbrdugtimuz canh ge§idi. 



248 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Butun bunlardan baska, Hz. Meryem'den ruku eden erkekler ile bera- 
ber ruku etmesinin istenmesi de cok ilginctir. Yani Hz. Meryem'e haniflik 
konusunda erkek olarak gorev yapmasi bildirilmistir. Ayetteki "er-Rakim" 
ifadesinin muzekker getirilmesi herhalde sadece seci' [kafiye] olsun diye 
degildir. 

Tamamen Kur'an ayetlerindeki ifadelere dayandirdigimiz bu tahmin- 
ler, bilimsel gerceklerle de higbir celiski gostermemektedir.] 

TAHMiS-iAZBf 

Kimi isa der kimi Musa acep cahil nedir 
Cumlemiz Allah bir der arada batil nedir 
Ehli hikmetten sual et dlemle gafil nedir 
Ey gonul Mecnun kimdir zahiren akil nedir 
Gahthabs u gab itlak olmadan hasil nedir 

Kim ki Hakk'i tanidi Hak olmadi ehl-i acep 

Kimdir Allah' in rizasm etmeyen eya talep 

Kimdedir Hakk'm umuru kimdedir emri celp 

Bunca kavgalar ki oldu geldi gecdi gitdi hep 

Ba'is-i kavga nedur bildun mi hi$ asil nedir 
Terk edip cahilligini irfana fetva verdiler 
Ehli a§ki ba§ka hdlet icre cunku gorduler 
Her biri kulu bulup bir yere dirildiler 
Ziilfi sevdasiyla alem birbirine girdiler 
Vade-i bezm-i visale kirn erer vasil nedir 

Qunku ol ruhu revanim 558 kildi isbati makam 

Kildi kendi ehli vecde eyledi arz-i kelam 

Kondular bir gayri devre eyleyup birbir kiyam 

Etdi binyuz birde bin bir hikmetin cumle tamam 

Oldi tekmtl-i fazilet seyr ediin kamil nedir 
Omrij Nuh ve sabri Eyyup ve §ehidi Yahya gibi 
Hukmu Yusufzdr-i Yakup muciz Musa gibi 
Azbi her yuzden gorundu gun yed-i beyza 559 gibi 
Meryem u isa vu MehdtAdem u Havva gibi 
On iki yasmdadir Misrt aceb hamil nedir 



Revan: f. Giden, akici. Derhal. Ruh, can. Nefs-i natika. Edb: Su gibi akip giden 
guzel soz 

Yed-i beyza: Musa Aleyhisselamin mu'cize olarak gosterdigi beyaz ve parlak eli. 
Bu tabir mecaz olarak keramet ve harikulade haller ve meziyetler hakkmda kullanilir 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 249 



76 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Nazar kildikga insana gonul hayrana dolanur, 
Acebdir kimi Hakk ister, kimi butlana dolanur. 

Gel ey dertsiz kisi dervislige durus sa'y eyle gel bunda 

Bu hal He olursan bil isin husrana dolanur. 
Nedendir kani olmussan murad-i nefse dalmissm, 
ifine hirsi almissan isin seytana dolanur. 

Yeter galmdm ey hace fend mulkun metama, 

Qok uzatma ki Azrail gelur bu cana dolanur 
GonQI verme bu diinyaya ba§im verme kavgaya, 
Kazandigm amel bir gun gelur mtzana dolanur. 

Ba§i devletlu kul oldur Hakk'i bulmu$ ola seri, 

Gozii gonlu dil u cam kamu Subhana dolanur. 
Niyazt kulunun yd Rab viicudu zenbini mahv et, 
Mulazimdir kapunda ol heman ihsana dolanur 

Nazar kildikca insana gonul hayrana dolanur, 
Acebdir kimi Hakk ister, kimi butlana dolanur. 

insana baktikga gonul hayrana dolanir, 
Aceba kimi Hakk'i ister, kimi batila dolanir. 

£unku kimi Hakk'i ister, kimi batil ister. Zira mazhar-i cemal var, mazhar- 
i celal var. Cemale mazhar olan Hakk ister. Celale mazhar olan da batil ister. 
Cenab-i Hakk yalniz cemaliyle tecellT etmis olsa herkes mu'min olurdu. 
zaman Cenab-i Hakk'in cemal ile mukayyed olmasi lazim gelir, yalniz celaliy- 
le tecelli etse herkes kafir olup Hakk'in celal ile mukayyed olmasi iktiza eder. 
Halbuki Hakk mutlak ve kayiddan munezzeh olmakla kimine cemal ve kimine 
de celal ile tecellT edip, kimi mu'min ve kimi kafir olur, yani bir kismi Tman, 
bir kismi da kufran yolunu tutar. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Senden sana sigimrim" 560 bunun manasi celalden cemale siginmaktir. 



Gel ey dertsiz ki$i dervisliae durus sa'y eyle gel bunda 
Bu hal ile olursan bil isin husrana dolanur. 

Gel ey dertsiz kisi dervislige durus sa'y eyle gel bunda 



560 Muslim. Salat. 222: Ebu Davud. Talak. 148. Vitr. 5: TirmTzT. Daavat. 112: Nesai 
Taharet. 119, Sehv.89, ibn. Mace, Dua, 3; ibn. Hanbel. 1/96. 118. 150. VI/58. 201 



250 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Bu hal ile olursan bilki isin husrana dolanir. 

"Gel ey dertsiz kisi dervi§lige sa'y eyle" de gecen dervislikten murad edi- 
len burada tevhid yoludur. 

Nedendir kani olmussan murad-i nefse dalmissm, 
icine hirsi almissan isin seytana dolanur. 

Nedendir kani olmussan murad-i nefse dalmissm, 
icine hirsi almissan isin seytana dolanir. 

Dunyanin derman gorunen hosluklan, gercekte derttir; tathsi acidir; 
gtizeli girkindir, Dunya atese mensuptur, nura degil; sonunda da adami, 
ash olan cehenneme ceker. Cunku "Hersey doner, ashna vanr." Evliya- 
nin duragi ne cehennemdir, ne cennet. Nitekim "Gerceklik makaminda, 
giku yeten padisahin katinda" buyurur. Bir kimse, padisahin yanina gitse, 
faydasi igin padisahtan bir beylik, bir mevki istese, bunun, padisahin de- 
gil, kendi faydasi igin ister. Bu, sunun aksinedir. Birisi, bir guzele asik olsa, 
ondan mal istemez; belki ona mahni feda eder. Guzelden istegi, kendi 
hayn igin degildir. Ancak dilegi o guzeldir. §u halde zahitler, cehennem 
korkusundan, cennete girmek sevdasmdan Allah Teala'ya ibadet ederler. 
Evliya ise bunun aksine, Allah Teala'ya, Allah Teala igin ibadet ederler. 
Bedenini oldurmeyen, anklastirmayan, sonunda cehennem otu, cehen- 
nem gidasi olur, insan, gercekte candir, ama kendini beden sanir. Nitekim 
SenaT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurmustur: 

Sen cansm: kendini cisim samyorsun, 

Sen irmaksm; kendini testi samyorsun, 

Asil olan varhgini birakmistir da dusman olan yabanci bedene sanlmis- 
tir; beden ondan aynlmayi diler. Oysa gece - gunduz onu besler; kendisini 
ac - ciplak birakir. 551 



Yeter calmdin ey hace fend mtilktin metaina, 
Cok uzatma ki Azrail aelur bu cana dolanur 

Yeter calmdin ey hoca dunya mulkun metaina, 
Cok uzatma ki Azrail gelir bu cana dolanir 

Hikaye: 

israTlogullari'ndan Azim'in hikayesini soylerler hani. O, gunlerden 
birgun, bozgunculuk, kotuluk yuvasi olan evinden cikti; ovaya dogru git- 



561 (VELED), bashkCX 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 251 



meye koyuldu. Bir yere vardi; gordu ki bir topluluk ekin ekmis, zahmet 
gekmisti; sonunda da o ekin boy atmis, sararmis, saplar tanelerle dolmus, 
bigilecek, harmana goturulecek bir hale gelmisti. Derken o topluluk ates 
getirdi, butun o ekinleri yakip yandirdi. Adam, kendi kendisine, boyle bir 
geliri yakmiya acimiyorlar mi ki dedi. 

Oradan saskin bir halde gegip gitti. Baska bir yere vardi. Orada bir 
adam gordu; bir tasi kaldirmaya ugrasiyordu. Fakat bir turlu de kaldira- 
miyor, yerinden bile kimildatamiyordu. Derken bir baska tas aldi, getirip 
o tasin yanina koydu. Bu sefer ikisini birden kaldirmaya ugrasiyor, yerin- 
den kimildatamiyordu. Azim der ki: 

Ne tuhaf sey dedim; tas bir iken yerinden bile oynatamiyordu, simdi 
iki oldu, daha da agirlasti; yerinden nasil kimildatacak? Derken adam git- 
ti, ucpuncu bir tas getirdi, ikisinin yanina koydu. Tas tig olunca ugunu de 
kaldinverdi, yola du§up gitti. 

Azim bu sasilacak §eyi de gordu; gene ovada yurumeye koyuldu. Bu 
sefer bir koyun gordu; bes kisi, koyunu korumadaydi. Birisi koyunun sirti- 
na binmisti, biri koyunu sirtina almisti. Birisi koyunun memesine yapis- 
misti; memeyi sagip duruyordu. Birisi koyunun boynuzunu tutmustu; bi- 
risi de iki eliyle kuyrugunu yakalamisti. Azim'e soru sormaya izin yoktu; 
oradan da yuruyup gitmeye koyuldu. 

Bir disi kopek gordu ki karninda kopek enikleri havlamadaydi. Azim, 
ne de sasilacak seyler gordum dedi. Gide-gide bir sehrin kapisina ulasti. 
Orada bir ihtiyar gordu. Dedi ki: 

"§u geldigim yolda §a§ilacak §eyler gordum. " \ htiya r, 

"ne gordiin?" diye sorunca, 

"Bir topluluk gordum dedi ekin ekmi§ler; ekinleri de yeti§mi§; hepsini 
ate§e verdiler." ihtiyar, 

"O dedi, yiice Allah Teala'nm sana gostermek istedigi bir misal. On- 
lar, oylesine bir toplum ki kullukta bulunmu$lar, ibadetler etmiglerdi. 
Sonunda bozgunculuklarla, kotuluklerle, suglarla ugra§mi§lardi. Yiice 
Allah Teala'da "Ne yaptilarsa hepsini ele aldik da zerreler haline getirip 
dagittik" 562 ayetinde duyuruldugu gibi onlarm kulluklarmi, ibadetlerini 
yok etti." Ba§ka ne gordiin dedi. Azim, 

"Bir adam gordum" dedi; "bir ta§i kaldirmak istiyordu; bir turlu kal- 
diramiyor, yerinden bile kimildatamiyordu;" boylece gordugunu sonu- 
na dek anlatmca ihtiyar, 

"Bu, §u adama benzer: Bir sue isler, o su$ kendince pek buyiiktur; 
ona tahammul edemeyeceginden korkar; bu diisuncedeyken bir su$ da- 
ha isler. Artik bu su$, ona daha kolay goriinur; ciinkii tas iki olmustur; 



562 



Furkan, 23 



252 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



gorur ki yerinden kimildatabiliyor. Birinci tas tekti, onu yerinden kimil- 
datamiyordu. Bundan sonra uguncii defa bir sug daha isler, baska bir 
gunah daha yapar; artik butiin giinahlar ona kolay gorunur, hafif ge- 
\\r." Azim 

"E y ihtiyar" dedi; "bir de bir koyun gordiim." Gordugunu oldugu gibi 
anlatti. ihtiyar: 

"O koyun" dedi, "diinyaya benzer. Ustiine binenler padisahlardir; 
koyunu sirtma alanlarsa yoksullardir; insanlardan bir sey isterler, bir 
seyler dilerler. Kuyruguna yapisan, isi sona varmis, eceli yakla§mi§, 6m- 
riinden pek az bir zaman kalmi§ adama benzer. " 

Niceye bir gomlek derdine dii§eceksin? 
Belki de o gomlek kefen olacaktir sana. 

"Koyunun iki boynuzunu tutmu§ olan, dunyada, ancak pek buyuk si- 
kmtiyla, pek gok zahmetle ya§ayabilendir; ama memesini yakalayip sii- 
tunu saganlar, zenginler, sermaye issi (sahibi) olanlar, karelde edenler- 
dir." Azim, 

"Bir de di§i kopek gordiim; yavrulan analarmm karnmda havla§ma- 
daydi" dedi. ihtiyar: 

"Bu da vakitsiz sbz soyleyenlere benzer" dedi; "onlar kopek yavrula- 
rma benzerler; daha ana karnmdayken havlarlar." 

Ba§mda aklm varsa, goziin goriiyorsa 
Sat dilini de ba$mi kihgtan satin al. 
Balik, soyleyen dile tamah etmedi de 
Bu yiizden baligm basmi kesmezler. 

Azim; 

"Ey ihtiyar" dedi; "soylediklerini anladim" "simdi bir de bana, paray- 
la elde edilen, parayla kendini satan filan kadmm evi nerde, hangi ma- 
hallede; onu goster; pek guzelmis" diyorlar; "ben onu elde etmek igin 
geldim." ihtiyar tig kere Azim'in yuzune tukurdu de dedi ki: 

"A bahtsiz kisi, sana ogutler verdiler, kulagma bile girmedi. Misaller 
gosterdiler, aldiris bile etmedin. Ben ihtiyar degilim, olum melegiyim, 
Azrail'im, sana bu sekilde giirundum. Simdi de Allah Teala'nm buyru- 
guyla senin canmi alacagim; bir yudum su igmene bile vakit birakmaya- 
cagim." 

Azim hemencecik sararmaya, rengini atip erimeye ba§ladi. Olum me- 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 253 



legi de o anda, alemlerin Rabbinin buyruguyla canini ahverdi. 563 

Gontij verme bu dunyava basim verme kavgaya, 
Kazandigm amel bir gun gelur mtzana dolanur. 

Gonul verme bu dunyaya basmi verme kavgaya, 
Kazandigin amel bir gun gelir mtzana dolanir. 

Amel manadir. Nasil tartihr? iste bu alemde mana olan ameller ahirette 
suret olacaktir. Mesela, salih amel olarak yapilan guzel isler cennette gore- 
cegimiz bildirilen huri, gilman, meyve, irmak vesaire gibi gejitli cennet 
nimetleri suretlerle suretlenip cennet ehline sunulacaktir. Kotu i§ler i§le- 
yenlerin i§leri yilan, akrep, ate§ vesaire suretlerle suretlenip cehennem 
ehline azap cekmeleri icin sunulacaktir. Yani herkes bu alemde mana olan 
yaptigi isleri, o alemde suret bulup aninla nimetlenecek yahut azap olacak- 
tir. Binaenaleyh ameller tartihr, gunku orada bu alemde yapilan isler birer 
suret giyecektir. 

Ba$i devletlu kul oldur Hakk'i bulmus ola sen, 
Gozii gonlti dil u cam kamu Subhana dolanur. 

Basi devletlu kul odur ki Hakk'i bulmus ola basi, 
Gozu gonlu dil ve cam hep birden Subhana dolanur. 

Niyazt kulunun yd Rab vticudu zenbini mahv et, 
Mulazimdir kapunda of heman ihsdna dolanur 

NiyazT kulunun ya Rab gunah vucudunu mahv et, 
Gerektir kapinda o hemen ihsana dolanur 

[Seyyid Burhaneddin kaddese'llahu sirrah'ul azTz Maarif kitabmda dedi 
ki; 

"Kalemi acip yarmaz ve ucunu kesmezsen, yazi yazacak adam onu 
eline bile almaz. Mucahede de buna benzer. Tamamlamp kalem acildi 
mi, katibin eline layik olur. 

"ihsan tamamlamnca ihsan olur." 

Mucahede de tamamlandi mi insan, Rahman'm parmaklarmdan iki 
kudret parmagmm arasma girmis olur, artik yazdigi sey, katibin diledigi 
seydir. O kale ml e yazan ise Allah Teala'dir." ] 564 

Hazreti Musa'ya Cenab-i Hak Sina dagi kenannda Tuva vadisinde ates 



563 (MEVLANA, et al., 1965), IV. Meclis 
554 (KARABULUT, 1984), s. 65 



254 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



suretiyle tecellT etti. 

"Yd Musa, sen Tuva admdaki mukaddes vddidesin" 565 buyuruldu. Bu 
ayette Cenab-i Hakk: 

"Yd Musa sen beni nar, yani ates suretiyle kaydetme". ^unku Hakk nar 
suretiyle kayith olur mu, olmaz. Sonra Hazreti Musa aleyhisselam: 

"Subhan'allah, Yd Rabbi sen mutlaksm ve nar He kayidlanmis olmaktan 
munezzehsin" dedi. 



565 Taha, 13 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 255 



77 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Hahis-i dunya olanlar daima sekrandadur 
Munkir-i nimet olanlar bt-guman husrandadir 

Qun bu a'za-yi raiyyet olmaya sarf-i vucud 

Fikrin icra etmemistir hem-cunan kufrandadir 
Bu dentahval-i dunyayi sabJIer I u bine 
Benzedup fan? gorurse ol ki§i irfandadir 

Kim ki a§km curasmdan (Unku nu§ etdi ezel 

La-cerem ol §evk-i ruhani He umrandadir 
Bilmeyen ilm-i ledunnu §eb-pere murgi misal 
Ol ki zulmetde kalupdur dil ana biirhandadir 

Zail olamam mukarrer nak§a meyl etme sakm 

A§ik-i nakka§a sadik ibretle ol, hayrandadir 
Vasl-i yar bu tende dildar olmaz ise ger ki§i 
Ha'ib-i hasir kahr ol anda derd giryandadir 

§er-i Hakk'i hifz igiin hisn eyleyup §er'i gozet 

Kim ede tahktk-i §er'i mutlaka uryandadir 
Bahr-i a§km gar'ma gavvas oluban dalmi§am 
Cumleten celb-i meta'um lii'lu vu mercandadir 

Cliin §ifa-yi feyz-i lutfun sadrma oldu nasib 

Soylemez Misri hilafi kari-i Kur'andadir. 

Hahis-i dunya olanlar daima sekrandadur 
Munkir-i nimet olanlar bt-guman husrandadir 

Dunyayi arzu edenler daima sarho§turlar 
Nimete nankorluk edenler §uphesiz husrandadir 

Cun bu a'za-yi raiyyet olmaya sarf-i viicud 
Fikrin icra etmemistir hem-ciinan kufrandadir 

f^unku bu a'zalarda baghhk olmasa vucudun istekleri 
Fikrini icra edememistir ve boylece kufurdedir 



Bu deniahval-i dunyayi sabtler lubine 
Benzedup fan? gorurse ol ki$i irfandadir 

Bu aleak dunya haleri bebeklik ozune 
Benzedip fan! gorurse o kisi irfandadir 



555 (ERDOGAN, 1998) s.84 



256 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Kim ki askm curasmdan cunku nu$ etdi ezel 
La-cerem ol $evk-i ruhani He umrandadir 

Kim ki ezelde askm badesinden bir yudum icki icti 
§uphesiz o ruhani arzu ile saadettedir 

Gavs-ul Azam ihramcizade ismail Hakki Toprak Efendi Hazretleri anlatti ki; 

"Gardaslanm ! $eyhimi ziyaret etmistim. $eyhim bana; 
"Oglum ismail kadm ve erkek ihvanlanmiza selam gotiir" dedi. za- 
manlar birkag erkek ihvan vardi. Kadm ihvan hig yoktu. Biz bunu sonra an- 
ladik ki; 

"Gardaslanm! Meger onlar gekirdege baktiklan zaman, gekirdekten 
yetisecek agacm meyvesini gorurlermis, meger selam sizlere imis. 

Gardaslanm! Zaten ezelde tamsmamis olsaydik burada bulusmamiz 
mumkun olmazdi. $eyhimin irtihalinden sonra bu mukaddes vazifemiz, 
bize buyurduklan cumleler igindeymis." 567 



Bilmeyen ilm-i ledunnu seb-pere murgi misal 
01 ki zulmetde kalupdur dil ana biirhandadir 

Bilmeyen ledunnu ilmi yarasa ve kannca misali 
ki karanhkta kalmi§tir gonul ona burhandadir 

Yarasa/Huffa§ 

Arapgasi huffa§, huffa§e ve vatvat Farsgasi §eb-pere ve §ebengiz olan 
gece ku§u veya yarasa olan bu hayvan, gozleri kuguk ve zayif olup gecele- 
ri gordugunden bu nami almistir. Hafes: Ruyeti zayif, kuguk gozlu, aydm- 
hkta goremeyip gece gorur olmak manasinadir; huffas bundan mustaktir. 
Yarasalar, yankiyla yonelme denilen, yansimayla ya da nesnelerin cinla- 
masiyla olusan dalgalan algilayarak karanhkta bir yere carpmadan, yer 
degistirir ve ucarken avlanirlar. f^ok iyi ucucu olmalanna karsm yerde cok 
acemi olan yarasalar dinlenirken el basparmaginin guclu tirnagiyla bir 
destege bas asagi tutunurlar. Murg-i isa da denilen yarasanin kanatlann- 
da tuy ve telek olmaz. Alaca karanhkta ya da gece etkinlik gosteren bu 
ucan memelilerin en kucugu fare ve en irisi de kedi buyuklugundedir. f^ok 
zaman meyve ve boceklerle beslenen yarasalar genellikle magaralarda, 
uye sayisi bir milyonu bulabilen cok kalabahk topluluklar halinde yasar 

Kabir karanhk bir yerdir ve hadislerle bildirildigine gore birtakim iba- 
detlerle orayi nurlandirmak mumkundur. Oyle ki karanhk kabirde hicbir 
isik goremeyen kotu talihliler kucuciJk bir isik bile gormeye razidirlar. iste 



557 (ALTUNTA5, 2007), s.86 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 257 



boyle bir karanhgin igindekilere gunduz goremeyen yarasanin gozu bile 
isikh gelir ve oradakiler onu yildiz kadar parlak sanarlar. 558 

Zail olamam mukarrer naksa meyl etme sgkm 
Asik-i nakkasa sadik ibretle ol, hayrandadir 

Gelip gegici degilim, kazilmis naksa meyl etme sakin 
Nakka§a, asik sadiktir ibretle ve hayrandadir 

Nakka§, Hakktir; nakis olan a§ 1 k ise nakkasm ve kaleminin huzurunda 
ama karnmdaki focuk gibi aciz ve eli baghdir ve ibretle hayranidir. 

"Kudret huzurunda butun alem mahluklari, igne onunde gergef gibi 
acizdir. 

Kudret gergefe bazen §eytan resmi, bazen insan resmi i$ler; gah ne- 
$e, gah keder nak$eder. 

Gergefin eli yok ki onu def i?in kimildatsin; dili yok ki fayda, zarar 
hususunda ses fikarsin." 569 



Vasl-i yar bu tende dildar olmaz ise qer ki$i 
Ha'ib-i hash kahr ol anda derd qiryandadir 

Eger ki§i, vasl-i Yar ile bu tende sevgili olmaz ise 
Korkan husranda kahr ona kalan derd aglamaktadir 

Ser-i Hakk'i hifz iciin hisn eyleyup ser'i adzet 
Kim ede tahkik-i ser'i mutlaka uryandadir 

Hakk'in seriatim korumak igin muhafaza eyleyip seriati gozet 
Kim ede seriati hakikatini dilerse mutlaka meydandadir 

Bu sidk ve istikamete ve hal-i vahdete delalet eder bir husus rivayet 
olunur ki; Sultanin bir dervTsi, makam-i istigraka vasil olup namaz kilarken 
gah kiyamda ve gah ruku'da ve gah sucudda kahp cemaat namazlann 
tamam edip ol kendi halinde kahrdi. Gayriler bunun halini gorup iyi hal 
midir yoksa iyi degil midir diye ihtilaf ettiklerinde imamdan Seyyid Salih 
halTfe nam bir ehl-i ilm onlan ihtilafdan men' edip 

"bunu etmen mii'mine su-i zan caiz degildir. Bunun bu halin mazhar- 
i hidayet olan murstd-i hadisi §a'ban Efendi bilirler" deyip anlar dahT 
§a'ban Efendi hazretlerine bulusup bu hali sual etdiklerinde; 



568 (ESKiGUN, 2006), boltim, 4.10. 

569 Mesnevi, c.l, b. 612-614 



258 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Gardaslar, bu husus sizin anlayacagimz hal degildir. 01 kimsenin hali- 
ni Allah Teala bilir" deyip ba'dehd ol dervis hazret-i sultana bulusdukda 

"tecellt haliyle istigrakm vardir ol hal ile dervis nicesin" deyip dervis 
dahTsurur-Tsafa ile 

"elhamdulillah sultanim sirr-i pakiniz ve himmet-i aliyeniz berekatiyle 
bu hal muyesser oldu" dedikde dervis namaz kilarken vaki' olan istigrak 
halinden fark alemTne geldikde 

"ol namazi kilar misin deyince ol dervis dahT huzur-i seriflerinde 
kemal-i safa ile 

Namaz-i zahidane ka'de sucudest 

Namaz-i arifan mahv-i vucudest 

denilen ma'nanin sirnna ma'rurolup 

"Sultanim bu hal ile ve mahv-i vucudla kilman namaz tekrar kilmir 
mi?" deyince ol kan-i seriat ve ma'deni takva ol dervTse izdirap gosterup 

"Hay dervt$, ne soylersin? Hata soy led in. Erkan-i ma'lumasiyle tek- 
rar kilmmak lazimdir. Eger kilmazsan ilhad ve kUfurdur ve eger dervisdir 
ve eger ehl-i tekmtldir diinyada ve ahirette zahir ve batini ma'mur ve 
mukemmel olmaga tarikat babmda oldukga ser'i serife riayet etmek 
gerekdir" buyurdular. Ve ol dervisi tekrar irsad edip Hakk yolunun 
ukubatindan (bir musibetten) bir ukbeden gecirdiler. ZTra dervTsde seyhi- 
ne sidk ve teslTm ve mursidinde sidk ve kemal olacak, yol yanilmayip ve 
yolda kalmayip kemalin bulur. Ve bu husus kendi nefsimizde ve gaynde 
nice kere tecrube olunmustur. Hak Teala cumlemizi ser'i 
MuhammedTden ve ehl-i sunnet ve cemaat i'tikadindan ayirmaya. 570 

Bahr-i askin gar'ina gavvas oluban dalmisam 
Cumleten celb-i meta'um lu'lu vu mercandadir 

Askin denizinin derinliklerine dalgic olup dalmissam 
Cumleten topladigi mallar inci ve mercandadir 

Kiymet zorluk ve azhktadir. Bunlara kolay ulasilmadigi icin degerleri artar. 

Cun sifa-yi feyz-i lutfun sadrma oldu nasib 
Soylemez Misrt hilafi kari-i Kur'andadir. 

Cunku lutfun sifa ve feyzi gogsune nasib oldugu icin 
MisrT yanhs soz soylemez hepsi Kur'an-i Kerim'dedir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve izinde yuruyenler icin bos ve 
nefsani soz soylemek yoktur. Onlar vahiyle konusurlar. Konustuklan da 



570 (FUADT), v. 39b-40a 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 259 



Kur'an-i Kerim'in sirnndan bir sirn ayan etmek igindir. 

"O, kendiliginden konu$mamaktadir. Onun konu§masi ancak, bildirilen 



birvahyiledir." 571 



571 Necm, 3-4 



260 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



78 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Sirrmi nadana izhar itme canan elden gider 
Bulbul-i surtde olma gulsitan elden gider 

Husnune magrur olup cevr eyleme asiklara 

Payidar olmaz guzellik nagehan elden gider 
ilah? tevbeler olsun bir dahi mey icmeyem 
Mey iciip mahbub olunca ihtiyar elden gider 

Da'ima ask ehliyile asinahk eyle kim 

Yad He bills olunca asina elden gider 
Yusufi gor kim Misir'a padisahdi bir zaman 
Gor neler geldi seyr it bu zaman elden gider 

Ey Niyazt dunya iciin zerrece gam cekme kim 

Cidd-i cehd etmek lazim ciinki canan elden gider 

Sirrmi nadana izhar itme canan elden aider 
Bulbul-i suride olma gulsitan elden aider 

Haddini bilmezlere sirrmi agiklama canan elden gider 
Yanik bulbul olma gulsitan elden gider 

Hikaye: 

Zamanin padisahi dervislerin arasina istihbarat icin gorevli gonderdigi ki- 
sinin icine askin sinmesi gibi. Oysa gorevlinin gayesi istihbarattir. Fakat askin 
bulasicihgi onu da kendine cekmis ve sinesine atesini dusurmustur. 

O kisi, dergahta yedi sene kalmis, kamil bir dervis olmustur. Fakat padi- 
saha rapor goturmek icin soz vermistir. Yedi sene sonra dergahtan gikip 
kendisine gorev veren padisahin huzuruna gikmistir. 

"Sultanim, bu kulunuzu yedi sene evvel bir kese altmla su dergaha gorevli 
gonderdiniz. Orada ne oluyor, ne geliyor? Bana rapor getirin, demistiniz. Bu 
kulunuz, raporunu getirdi ve gorevini yapti," demis. Hunkar: 

"Soyle bakalim" deyince 

"Hunkanm, onu sonra alirsmiz. Rapor dilimin altmda yazilidir. Fakat size 
daha once daha baska bir sey soylemek istiyorum" demis. 

"Nediro?" 

"Boyle suslu puslu, bin bir turlu tecessusun, hasetlerin bulundugu dunya 
carkmm icindeki uc bes gunluk dunya sultanligi size gurur vermesin. Eger 
gercekten padisah olmak istiyorsaniz siz oraya gidin, dervis olun. Oradakiler 
sultan. Onlarm sultanliklarmm dokunulmazligi var. Oyle uc bes gunluk baba- 
dan intikal eden bir hukumdarlik bir padisahlik degil. Oradakilerin hepsi sul- 



572 (ERDOGAN, 1998) s.85 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 261 



tan. Lutfen oraya gidin ve dervis olun," demis. Padi§ah; 

"Ce//of/"diye celladi caginr. Dervis olan gorevli; 

"Tamam, ben gonullu geldim. Celldda basimi teslim edecegim. Ne olur 
hunkdrim, gelin bu ug gunluk yaldizh elbiselerin altmdan, binlerce etrafmizda 
sizden bir seyler bekleyen muraf insanlarm iginde kendinizi sultan zannetme- 
yin. Oraya gidin. Sultanlik orada," demis. 

Cellat, bu arada mubarek basini govdesinden ayinr. Agzini acarlar ve dili- 
nin altmdan bir kagit cikar. Kagidm uzerinde su yazihdir: 

"Seri (Ba§) verdi, sirri vermedi Server Baba" 573 

Sirra sahip olmak ile ba§in emniyeti kalkmi§tir. Bilmek ve bilmemek sir 
sahibini emniyetten uzaklasmasina sebep olmustur. Bazilannin talebi sir 
sahibi olmaktir. Ancak saklasa igine dert, soylese basina dert olmaktadir. sirri 
olan kamisa, soyletmek igin kag tane delik agildi. 

Husnune maqrur olup cevr eyleme asiklara 
Payidar olmaz quzellik naqehan elden gider 

Guzelligine magrur olup eziyet etme asiklara 
Payidar olmaz guzellik ansizin elden gider 

Hikaye: 

Bir gun sahipleri tarafindan deve ile merkep zayifladiklanndan dolayi sah- 
raya terk edildiler. Bu iki hayvan azathgin verdigi firsatla semirdiler. Fakat 
merkep devamh surette zevkten anirmak istiyordu. Deve de mani olmaya 
gahsiyordu. Deve; 

"Yapma ne olur, eski hayatimiza doneriz" demisse de merkep anirmistir. 

Oradan gegenler bunlan tutup yeniden yuke vurmuslar. Sonunda mer- 
kep vurulan yukun agirhgi ve hamhgi ile bir uguruma yuvarlamistir. 

ilaht tevbeler olsun bir dahi mey icmeyem 
Mey iciip mahbub olunca ihtiyar elden gider 

ilaht tevbeler olsun bir dahi sarap igmeyim 
§arap igip sevilen olunca secicilik elden gider 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Gunohton tevbe eden kisi gunahi olmayan kisi gibidir" 574 



573 SIR, Ay§e Nur; Batmayan Giines Devam Eden Golgeler, istanbul, 2005, s. 583 

TaberanT, Suleyman b. Ahmed, el-Mu'cemu'l-kebtr, thk. HamdT AbdulmecTd es- 
Selefi, Daru ihyai'tturas el-Arabi, Beyrut, ty. X, 150 (10281), XXII, 306 (775); BeyhakT, 
Ebu Bekir Ahmed b. el-Huseyin, Su'abu'l-Tman, 1. bsk. thk. Muhammed Sa'Td 



262 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Pismanhk, insanin kendi taniminda duydugu rahatsizhktir. Tovbe insa- 
nin bir onceki tanimini reddetmesi, kendisini yeniden tanimlamasidir. 
Eger davranislan insani pismanhga ve tovbeye degil, hosnutluga goturu- 
yorsa, insan kendi tanimina sahip gikiyor demektir. insanin dogru yapti- 
gina inanmasi, kendi hakkindaki tasavvurun dogruluguna inanmasina 
esittir. insanin kendi hakkindaki tasavvuru bir zan da olabilir, bir gergek 
de. 575 

Hazreti AN Kerremallahu veche buyurmus ki: 

"Yeryuzunde iki buyuk yardim eden var idi, biri gitti ve biri kaldi. Ev- 
velki gitti; bu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dir. Yeryuzunde ka- 
lan ve bize yardim edebilecek tek sey ise istigfardir." 576 

Nasuh Tovbesi 

Kur'an-i Kerim'de, "Ey iman edenler! Allah'a Nasuh Tovbesi He tovbe 
edin," 577 buyrulmustur. Bazilan bu Nasuh sozunun yorumlanmasinda 
nefse donmeyen §ey demislerdir. Bu hos bir deyimdir. Bazilan da Nasuh, 
yuzu kadin yuzune benzeyen bir adammis, ama tam bir erkekmis, erkek- 
ten higbir eksik tarafi yokmus derler. 

Kadinlar hamaminda tellakhk edermis. Tam otuz yil bu iste gahsmis. 
Bir gun sultanin kizi hamama gelmis, kulagindaki buyuk yakut kupe kay- 
bolmus. Farkina vannca bunun hamamda kaldigini anlamislar, gavuslara 
emir verilmis hemen gidin hamamda higbir delik desik kalmamak sarti ile 
arastinn! denilmis. ^avuslar hamamin kubbesini ve igini, her tarafini sar- 
mislar. 

Her isin tam vakti gelmedikge 

Sana dostun dostlugu fay da vermez. 

Nasuh halvete girer korkudan titremeye baslar. §imdi arastirma sirasi 
bana gelecek diye sizlaniyor, arka arkaya secdeye kapaniyor, Allah Tea- 
la'ya soz veriyor eger bu defa kendimi kurtanrsam bundan sonra butun 
omrum boyunca boyle bir is yapmam, Allah'im bundan sonra bir daha 
kadin tellakhgi etmeyecegim, senin tannhgina siginarak soz veriyorum. 
Eger su yuku benim sirtimdan kaldinrsan, bundan boyle Nasuh kulun bir 
daha bu gunahi islemez, diyor. 

Nasuh, bu yalvans halinde iken igeriden bir ses geldi. Herkesi aradik 

BesyunT, Zaglul, Beyrut, "410, V, 388 (7040),436 (7178), 439 (7196); a. mlf, es- 
Sunenu'l-kubra, X, 154 (20348, 20349, 20350). Ebu Nuaym, Ahmed b. Abdillah el- 
IsfahanT, Hilyetu'l-evliya ve tabakatu'l-asfiya, Beyrut, 1967, IV, 210, 318, VIM, 78,X, 
398. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 
575 (OZEL, 2006), s.120 
576 (KuddusT, Tarihsiz), s. 164 
Tahrim,8 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 263 



yalniz Nasuh kaldi onu da araym. Tam bu sirada bir ses daha geldi, kupe 
bulundu dediler. Arayanlar bir Lahavle cekti. Nasuh'un hakkmda kotu du- 
suncelere saptik dediler. Bari gelsin eliyle sultanin kizini oksasin kiz da 
onun kendisini oksamasini istiyor. Nasuh'u cagirdilar. Nasuh su cevabi 
verdi: 

Benim elim bugun i§lemiyor, yolda sanalandi. 578 

Da'ima a$k ehliyile asinahk eyle kirn 
Yad ile bilis olunca a$ina elden qider 

Daima ask ehli ile yakinhk eyle ki 
Zikir ile bilis olunca bildigin elden gider 

Asiklarda din diyanet kaygusu kalmis, yuze nazar eder ve hayran olmus- 
lardir. Hayranhklannda sarhoslann hali vardir. Sarhosa teklif dahi kalmamis- 
tir. Ctinku akil olmayanca kulluk teklifi ve sorumlulugu duser. Gunah diye 
ickinin haram kihnisi maddT ve manevT cihetdendir. Ask sarabindan nus 
edenlerin Allah Teala katindaki derecesi cok yuksektir. 

Yusufi gor kirn Misir'a padi$ahdi bir zaman 
Gor neler geldi seyr et bu zaman elden qider 

Yusuf aleyhisselami gor ki Misir'a padisahdi bir zaman 
Gor neler geldi seyret bu zaman elden gider 

Ey Niyazi diinya iciin zerrece gam cekme kim 
Cidd-i cehd etmek lazim ciinki cartart elden aider 

Ey NiyazT dunya icin zerrece gam cekme ki 

Ciddi gayret etmek gerek cunku canan elden gider 



578 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.359) s.444 



264 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



79 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Fe'ulun 

Gelen kuldan egerki kirn hatadir S79 
Efendimin velt isi atadur 

Cigerden dil n'ola cekerse ahi 

AnmcQn kirn biliir yiizii karadir 
Cikar ah eyledigince semaya 
Ba$umm menzili mihnet-seradir 

Ne denlu eylesem pend u nasJhat 

Bukulmez neyleyum gonlum baladir 
Niyazi kesme rahmetden umJdin 
$efaatgi Muhammed Mustafadir 

Gelen kuldan egerki kirn hatadir 
Efendimin velt i$i atadur 

Eger kuldan gelen ki hatadir 
Sahibim Efendimin i§i ihsandir 

"Sana ne iyilik gelirse Allah Teala'dandir, sana ne kotuluk dokunursa 
kendindendir." 580 

Cigerden dil n'ola cekerse a hi 
Anincun kim biliir yuzu karadir 

Cigerden dil n'ola gekerse ahi 
Onun igin bilir ki yuzu karadir 

Cikar ah eyledigince semaya 
Basumm menzili mihnet-seradir 

Ah eyledigince cikar semaya 

Basimin menzili sikinti-yeri olan yerdir. 

Her insanin afiyeti ayni makamda degildir. NiyazT-i MisrT'nin ise butun ha- 
yati bela afiyetinde istikrar olmustur. Bu onun kotu olmasindan degil, diger 
insanlara Allah Teala'nin verdigi nimetlerin kadrini olcmede kullanacaklan 
miyar 581 olmasi icindir. 



579 (ERDOGAN, 1998) s.86 

580 M- -71", 

Nisa,79 



Miyar: 1 . Degerli madenlerde yasanm istedigi agirhk, saflik ve deger derecesini 
gosteren olcii. 2 . mecaz Olgut, olgu: 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 265 



Ne denlu eylesem pend u nasthat 
BOkulmez neyleyum qonlum baladir 

Ne denli eylesem vaaz ve nasthat 

Neyleyim gonlum bukulmez, yuksekleri arzu etmektedir. 

Allah Teala'nin sevdigi bir kulu olupta dunya zahmetinden azade birini 
bulmak mumkun degildir. Onun yanmda rutbelerin yuksegine kavusmak 
isteyen belaya razi olmasi gerekir. 

"En gok belalara du$enler nebilerdir. Sonra onlara en fazla benzeyenler, 
sonra onlara benzeyenlere benzeyenlerdir" 582 

Niyazt kesme rahmetden u mid in 
Sefaatci Muhammed Mustafadir 

NiyazT kesme rahmetten umTdin 
§efaat<pi Muhammed Mustafadir 

Ve dahi hatm meratib uzerinedur. Cumleden a'la ve evla Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemdir ki cemi' kemalat-i insaniyye onda hatm 
olmisdur. 583 

Allah Teala katinda sefaat edebilmek akrabiyyetin Tmasidir. NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTz sefaat makamma layik olanin ancak Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem oldugunu bildirir. 



Tirmizi Hasen Sahih kabul etmi§tir. Ibn. Mace. ibn. Hibban ve Hakim Sa'd b. Ebi 
Vakkas'lan rivayet etmi§lerdir. NesaT. DarimT. Tbn. Mace. Malik vd. sahih kabul et- 
mi§lerdir. Degisik varyanttan icin bkz. AclunT. 1/130: 
583 (MISRT 7 1223), v. 32b 



266 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



80 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

584 

Hataya alleme'l-esma rumuz-i sirr-i vahdetdir 
Nisana ilm-i esrarm o kim fehm eylemez remzin 
Kitab-i nokta-i ewel hakikat ehl-i irfandir 
Gorunur sureta insan velJsiretde hayvandir 

Olar kirn der-i dildari temasa eden her nurdan 

Kagan kirn ol keman-ebru girer seyran-i ask igre 

Qeker el gayr-i Hakk'dan ol bu mana ozge seyrandir 

Ser-i 'u§§aki top eyler anm kim raksi gevgandir 
Diler bir demde kati eyler sera-ser alemun halkm 
Niyazi dest-i kudretdir yikilmaz bilmi§ ol nak§m 
Yazilmaz piir-fakr curmi riza-yi hukm-i sultandir 
Libasm tazeler ancak akillar bunda hayrandir 

Hataya alleme'l-esma rumuz-i sirr-i vahdetdir 
Nisana ilm-i esrarm o kim fehm eylemez remzin 

Yanilmalar alleme'l-esmada vahdet sirnnda ince i§aretler vardir. 
O kimseki ilminin sirlannin i§aretlerini anlayamaz 

Allah subhanehu, Adem'e esma'yi ta'limden murad-i §erifi odur ki ilm- 
i esma ile hasil olan mana dahi muradullah ola. 585 

"Adem'e isimleri ogretti" ayetinden murat, Esmau'd din ilmidir. Hepsi 
mucerred isimlerdir. Din her §eyin ash oldugu gibi esma ilmi de butun es- 
yadir. "Adem'e butun isimleri ogretti." ayeti bunu teyid etmektedir. Din 
harflerinin isimlerini bilen, her harfin Baiyye, Elifiyye, Hemziyye ilh'den 
oldugunu bilendir. Yine bunlann igtima'indan ve aynlmasmdan ne lazim 
geldigini de bilir. £unku gergek Haci, Haccin menasikini sonuna kadar bir, 
bir bilendir. Din isimlerinin ilmi, butun isimlerin ma'denidir. Anka'da soyle 
bir beyit var: 

"Derim ki Ruhu'l-Kudus, nefse ufler ki Hak'km bes adedindedir." 
Qunku ed-din bes harftir. Din bilgisi butun esma ilminin ma'denidir." 

Bil ki: Maddeler ilminin sahibi, zuhd ve takva ehlinden de olsa, dinde 
istikamet uzre de bulunsa o, Musa aleyhisselam gibidir. ilm-i Esma sahibi 
ise sefine (gemi) yi delip gocugu oldurse de, kendilerini misafir etmeyen 
bir kavmin duvanni yapsa da yine o Hidir aleyhisselam gibidir. Her ikisi de 
dini ikame (ayakta tutma) ile me'murdurlar. Ama her biri kendi ilmine go- 



584 (ERDOGAN, 1998) s.87 

585 (ATE§, 1971) Altmis sekizinci sofra 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 267 



re dini ikame eder. £ok defa birinin yaptigi digerine aykin gorunur. Bu iki 
ilmi cemedip bir tek ilim haline getiren insan, kendilerini misafir etmek- 
ten imtina da etseler, sehirden sehire de surulseler yine de muhaliflerin 
nefislerini gevirip duzeltmekte iksirdirler. Kehf Suresindeki Musa ile Hidir 
aleyhimesselam hikayesinde kalblere sifa vardir. Hasih din evinin dort di- 
regi ve bir tavani vardir. Sorulana cevap veren Adem'dir. itirafi kusur 
eden melektir. Magrur munkir de igva veren seytandir. 586 

Kitab-i nokta-i ewel hakikat ehl-i irfandir 
Gorunur sureta insan veil siretde hayvandir 

Nokta-i ewel Kitabini hakikat ehl-i bilmektedir 
Veil insan gorunur surette ashnda igi hayvandir 

ibnu'l-ArabT'nin ifadeleriyle, meseleyi soyle agiklayabiliriz: 
"Her duz gizgi bir noktadan, gizeninin bulundugu bir dis gevre- 
ye[noktaya]dogru ya da o gevreden o noktaya dogru gizilir. Boyle yapilir- 
ken yani o noktadan di§anya dogru gizgiler gizilirken o ilk nokta bizatihi 
gogaliyor, artiyor degildir. Orada gizilen gizgi uzerindeki her bir nokta 
kendi zdtiyladir... Bir nokta bizatihi diger bir noktayla kar§ilanamaz. B6- 
lunemez. Eger bolersen o boldugun bir olmaz, hdlbuki o bir'dir... Kesret 
ise vdhid-i 'ayn'dan gikar. bizzat, yani zdtiyle tekessur etmez. zaman 
"Birden ancak bir gikar sozii" batil olmu$ oldu" 587 

"(Merkezdeki) Noktadan muhite gikan her gizgi, failine nispetle e$ittir 
ve gevredeki bir noktaya ula§ir. Nokta, ozunde, kendisinden muhite gikan 
gizgilerle ne gogalmi§tir ve ne de artmi§tir. Merkezdeki nokta, muhitteki 
her noktaya kendi zatiyla mukabele eder. £unku merkezdeki nokta, gev- 
redeki gizgilerden birisine tekabul ettigi §ey ile ba$ka bir gevreye tekabul 
ettigi §ey farkli olsa idi, bu durumda merkezdeki nokta gogalirdi ve tekligi 
sahih olmazdi; hdlbuki o, tektir. $u halde, butun noktalara onlarm gokluk- 
larma ragmen kendi zatiyla mukabil olmu§tur." 588 ibnu'l-ArabT'ye gore 
"merkezdeki noktadan muhitteki noktaya uzanan bu gizgi", her yarati- 
gin Rabbi ile arasindaki ozel irtibat yonudur. 589 Bu sayede her varhk, Allah 
Teala ile dogrudan irtibat halinde oldugu gibi, ayni zamanda dogrudan 
bilgi alma istidadini da bu yon temin eder. 590 



586 (ATE§, 1971) Yetmis birinci sofra 

587 (KILig, 1995), s.92; (Bkz. el-Fiituhat (Thk.). IV/155. 

588 Bkz. ibnul-Arabt, el-Futuhatu'l-mekkiyye, c. IV, 155 
Bkz. ibnu'l-Arabt, el-Futuhatu'l-mekkiyye, c. IV, s. 156 

590 (DEMiRLi, 2003), s. 112; 



268 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



"Bir kimsenin eger igindeki nazan (goriifu) egriyse hig $uphe yok ki 
orturt cevabi da egri olur. (HJnkii dogru cevap vermek igin kendine hakim 
olamaz. Mesela bir insan kekeme olunca, rte kadar dogru kortu§mak istese 
yine konu§amaz. Kuyumcunun altmi mihenk ta§ma vurmasi altma yonelti- 
len bir sorudur ve a It in da 'Ben buy am, halisim yahut kati$igim! ' diye ce- 
vap verir" 591 

Olar kim der-i dildari tema$a eden her nurdan 
Kacan kim ol keman-ebru girer seyran-i a$k icre 

Eger sevgili kapisini temasa eden, her nurdan 

Gegen ki§i o ka§lan yay olan sevgili ile askin seyrine duser 

Sevgiliye meftun asik ancak sevgilisinin seyrine dalar ve her seyi unu- 
tur. Sonunda canini feda kilar. 

Qeker el gayr-i Hakk'dan ol bu mana ozge seyrandir 
Ser-i 'u$$aki top eyler anm kim raksi cevgandir 

Hakk'dan baskasindan el geker bu manada baska seyrandir 
Raksi ki cirit oyunu gibi asiklann basini top eyler. 

["Muridin biri dedi ki: 

"Ben her gun Allah Teala'yi yetmi§ kere agikga gorurum." §eyhi ona 
sunu soyledi: 

"Senin bir kere Bayezid-i Bistamt'yi gormen, Allah Teala'yi yetmi§ kere 
gormenden daha hayirlidir." Murit meselikten disan gikip da Bayezid-i 
gorunce hemen dusup oldu, gunku asik idi. Sevgiliyi arama yonunde oldu. 
Yani nefsinden ona da bir artik kalmisti, o da temizlendi. 

Murit, aciz gorusu ile eksik basiretiyle ancak kendi tasavvurunun sure- 
tini gorur. Allah Teala'yi Bayezid kuvvetiyle goremez. §imdi yuz bin 
Bayezid de, Hz. Musa aleyhisselamin pabucunun tozuna erisemez. Hem 
sen taklit yoluyla da diyorsun ki, binlerce veli, nebinin ayak tozuna erise- 
mez." 592 

Diler bir demde kati eyler sera-ser alemun halkm 
Niyazi dest-i kudretdir yikilmaz bilmi$ ol nak$m 

Dilerse bir anda gecer bastanbasa alemler halkinin 
NiyazT kudret elidir, o yikilmaz naksi bilmis 



591 

Mevlana Celaieddin RumT, Fihi ma FTh. f^eviren: Meliha Ulker Anbarcioglu, MEB. 
istanbul. 1990. s. 231 
592 Sems-i Tebrizi; (M. 134) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 269 



Yazilmaz pur-fakr curmi riza-yi hukm-i sultandir 
Libasm tazeler ancak akillar bunda hayrandir 

Yazilmaz hatasi gok ve yoksul sultanin hukmune razidir 
Ancak elbisesini yeniler, akillar bunda hayrandir 



270 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



81 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Dertliyum dermana geldum dertli olan iniler 593 
Yanmigam a§km odina oda yanan iniler 

Vah bana 'omr gegiirdiim yok yere kildum gunah 

Hak katmda suglu oldum suglu olan iniler 
Agla gozum inle gonlum akh olan gulmesun 
Kimi ah idiiben aglar kimi pinna n iniler 

Yaz olur kuslar gagirur hu deyu Allah deyu 

Nalesinden bag u bagge bile bagban iniler 
Ey Niyazi ne yatursun ag gozuni uyhudan 
$ol kiyamet giinlerinde cumle alemyan iniler 

Dertliyum dermana geldum dertli olan iniler 
Yanmisam a$km odina oda yanan iniler 

Dertliyim dermana geldim dertli olan iniler 
Yanmi§im a§kin ate§ine ate§te yanan iniler 

Saghkh olmak insanlar igin dogaldir, hastahk ise dogal degildir. Saghk; 
vucut saghgi normal kabul eder, tipki akcigerlerinin havayi, gozlerinin i§igi 
dogal kabul ettigi gibi; ya§amin genel duygusu iginde birlikte sessizce ya- 
§ayarak buyur. Ama hastahk; hastahk birdenbire yabanci biri gibi igeri da- 
lar, korkudan dehsete dusen ruha sanki saldinr ve onun igindeki sorular 
yumagini sarsarak uyandinr. O kotu dusman baska yerden geldigine gore, 
onu kim gondermis olabilir? Kalacak mi, gidecek mi? 

Hastahk sert pengeleriyle karsit duygulan kalpte sikistinr: korku, 
inang, umut, yilginhk, kufur, tevazu ve umutsuzluk. Hastaya sorgulamayi, 
dusunmeyi ve dua etmeyi ogretir, urpermis gozlerini bosluga dikmeyi ve 
korkusunu goturecegi bir varhk bulmayi ogretir. insanoglunun gektigi aci- 
lar, ilkin din duygusunu ve Allah Teala dusuncesini yaratmasina vesile 
olmustur. 

Saghk insanda dogal bir sekilde var oldugundan, insan onun nigin var 
oldugu konusunda bir agiklama yapma ihtiyaci duymaz ve agklanmak da 
istemez. Ama istirap geken her insan, acilanna her seferinde bir anlam 
vermeye gahsir. f^unku hastahgin anlamsiz bir sekilde saghgin uzerine 
gokmesi, bedeninin bir kusuru olmadigi halde durup dururken birdenbire 
ates iginde yanmasi ve sancinin kizgin bigak gibi ig organlanna kadar sap- 
lanmasi insanoglu tek basina ahlaki dunya duzenini tahrip eden acinin 



593 (ERDOGAN, 1998) s. 88 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 271 



tumuyle anlamsizhgi konusundaki bu korkung dusunceye son vermeye 
higbir zaman cesaret edememistir. Hastahk ona her seferinde birisi tara- 
fmdan gondermis gibi gorunur ve onu gonderen anlasilmaz varhgin, onu 
tam da bu dunyevi bedene zorla sokmak igin bir sebebi oldugunu dusu- 
nur. Herhangi birinin insana garezi olmasi gerekir; ona ofke duymasi, on- 
dan nefret etmesi gerekir. Herhangi biri onu herhangi bir sugtan dolayi, 
isledigi bir gunah sebebiyle, bir buyrugu gignedigi igin cezalandirmak is- 
temektedir. Ve bunun da her seyi yapmaya muktedir olan birinin olmasi 
gerekir; gokten yildinm dusuren, tarlalara kiragi yagdiran, sicagi gonde- 
ren ve yildizlan tutusturan ya da uzerlerini orten varhgin olmasi gerekir. 
Her turlu gucu kendinde toplamis olan O, o her seye kadir olan Allah Tea- 
la. Bu nedenle basindan beri hastahk vakasi dini duyguyla siki sikiya bag- 
lanmistir. Hastahgi Allah Teala gonderir, onu geri alabilecek olan da yine 
sadece Allah Tealadir. 594 



Vah bang 'omr qecurdum yok yere kildum gunah 
Hak katinda suclu oldum suclu olan iniler 

Vah bana ornur gegirdim yok yere kildim gunah 
Hakk katinda suglu oldum suglu olan iniler 

Aqla gozum inle gonlum akli olan gulmesun 
Kimi ah iduben aglar kimi pinna n iniler 

Agla gozum inle gonlum akli olan gulmesin 
Kimi ah ediben aglar kimi gizlice iniler 

Ygz olur kuslar cadirur hu devu Allah deyu 
Nalesinden bdg u baace bile bagban iniler 

Yaz olur kuslar gaginr hu deyu Allah deyu 
Feryadindan bag ve bagge bile bahgivan iniler 

Ey Niygzi ne ygtursun oc gbziini uyhudan 
Sol kiygmet gunlerinde cumle dlemydn iniler 

Ey Niyazi ne yatarsin ag gozunu uykudan 

§u kiyamet gunlerinde butun dunya insanlan iniler 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"insgnlgr uykudgdirlgr. Olduklerinde uygmrlgr." 



594 (ZWEIG, etal., 2005), s. 9 

Hz. AN kerreme'llahu vechenin sozii olarak rivayet edilmektedir. Bak: Serhu 
Nehci'l-Belaga. 20, 226. Durer, 167. Mevduat, 368. Fevaid, 231. Hafa, 2, 312. Habe- 



272 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



82 

Vezin: Mef u I u Mefa'Tlu Mefa'Tlu Fe'QIun 

Dil derdini dildarma takrtr ideyin dir s96 
Hal-i dili arz etmege tedbir ideyin dir 

Ayat-i ruhundan okuyup bir nice ayet 

A$k ehline mazmununu tefsir ideyin dir 
Ta kaslari mihrabma kildikca nigahi 
Allah deyu a§k He tekbtr ideyin dir 

Dil sehrini dun hi§m He yikdi Niyazt 

Lutfile bu gun hasih tamtr ideyin dir 

Dil derdini dildarma takrtr ideyin dir 
Hal-i dili arz etmege tedbtr ideyin dir 

Gonul derdini sevgilisine ifade edenindir 
Gonul halini arz etmege tedbir edenindir 

Ayat-i ruhundan okuyup bir nice ayet 
Ask ehline mazmununu tefsir ideyin dir 

Ruhun ayetlerinden nice ayetleri okuyup 
A§k ehline sakh manalanni tefsir edenindir 

Ta kaslari mihrabma kildikca nigahi 
Allah deyu ask He tekbtr ideyin dir 

Ta kaslari mihrabma bakis kildikca 
Allah diye ask ile tekbtr edenindir 

Dil sehrini dun hi$m He yikdi Niyazt 
Lutfile bu gun hasih tamtr ideyin dir 

Niyazt gonul sehrini dun ofke ile yikti 
Lutf ile bugun hasih tamir edenindir 



rin Nehcu'l-Balaga'daki sekli §6yledir. "Diinya bir diiftiir. Ahiret ise, uyamkliktir. 
Bizler de, diinya ile ahiret arasinda, karmakan$ik bir takim hayallerden ibaretiz." 

Bak: §erhu Nehci'l-Belaga, 20, 226. 
595 (ERDOGAN, 1998) s.89 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 273 



83 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Cami-i Sultan Setim Han bin Muhammed Han midur 597 
Yokla bu misrai tarih anladum cog olmasun 

Hatmine bu cami'in tarihi misradan gikar (931) 598 

Hem gikar tarihden giru esasi kalmasun 
Dikkat ister bu muamma mislidur gafil mebas(925) s " 
Kim hisab itse bunu yanlis sanup yamlmasun 

Cami-i Sultan Setim Hana kilup bir tab-i pak 

Baglamis tarihin anun hem dimis anlanmasun 
Barekallah ho§ musanna' eylemi§ ta §6yle kim 
Bir dahi asla bu tarihin naziri olmasun 

Hatminiin tarihi bu misra' misrah esas (931) 

Bed'ine bu oldi tarih giru misra' kalmasun (925) 
Var kelammda isaret me'hazine bunlarun 
Kim ki ahzin duymiya yanhs sanup yamlmasun 

Hatmi dokuzyiiz otuz birde esasi alti yil 

Ewel olmus umariz ta hasre dek yikilmasun 
Hadd-i zatmda muammadur bu guya her kisi 
Ferz-ifikrin oynadurken akh seh-mat olmasm 

i'tizar He Niyazi yazdi ol tarihe serh 

Umariz nas ekreminden ozrumuzde kalmasun 

Cami-i Sultan Setim Han bin Muhammed Han midur 
Yokla bu misrai tarih anladum cog olmasun 

Cami-i Sultan SelTm Han bin Muhammed Han midir 
Yokla bu misrai tarih anladim gok olmasm 

Yavuz Sultan Selim Han (hyt: 22 Eylul 1520) zamanmda baslayip KanununT 
Sultan Suleyman (hyt: 7 Eylul 1566) doneminde yapilmis bir camidir. 

Hatmine bu cami'in tarihi misradan cikar (931) 
Hem ckar tarihden giru esasi kalmasun 

Bitisine bu cami'in tarihi misradan cikar (931) 



Bu tarih kitasi, NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l aztzin, SQL Ktp. Resjd Ef.1218 
(v. 139b) numaradaki elyazisi Mecmuasinda yer almaktadir. Kitanin ilk uc beyti Edir- 
neli EmrT'ye aittir. NiyazT sonraki beyitlerle bu tarihi §erli ederek yeniden lafzT ve 
manevt tarih dusurmu$tur. (ERDOGAN, 1998) s.90 

598 MiladT : 1524 

599 MiladT : 1519 



274 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Hem cikar tarihden geri esasi kalmasin 

Dikkat ister bu muamma mislidur aafil mebas (925) 
Kim hisab itse bunu yanhs sanup yamlmasun 

Dikkat ister bu muamma 600 benzeridir gafil varhgi(925) 



Muamma: bilmece, anlasjlmaz i§, anla§ilmasi. Zor olan sir, bilinmeyen hal, kansjk 
sey. 

EDiRNELi EMRT 

Hayati 

EmrT, Divan sjirinin kendini buldugu, orijinal urunler verdigi ve sonraki yuzyillan 
etkiledigi 16. ytizyilda devrin kaynaklannda siiri takdir edilen ve muamma ve tarih 
du§urme sahalannda ustad olarak kabul edilen bir sairdir. 

EmrT'nin dogdugu Edirne, ilk once devlet merkezi, daha sonra da Balkanlara yapi- 
lan futuhatin ve askert harekatlarm besigi olarak Osmanli devletinin son zamanlan- 
na kadar onemini korumus. bir §ehrimizdir. Edirne'den uzun bir miiddet icin, §iire 
onem veren hatta kendileri de sjir yazan padisah ve 5ehzadeler sehri olarak da soz 
edilebilir. 

EmrT'nin dogdugu ve hayatimn buyuk kismmi gecirdigi bu §ehir, siyasT ve askerT 
bir merkez olmasi yam sira ayni zamanda bir ilim ve kultur merkezi olma ozelligine 
de sahiptir. Soz konusu donemde Edirne'de siir zevkinin ileri derecede oldugunu, 
§airlerin tertip ettikleri meclislerde siir okuyup degerlendirdiklerini kaynaklardan 
ogreniyoruz. 

Ashnda Edirneli, hatta Rumelili §airlerin gelenege dayali divan siirinde, fazla be- 
lirgin olmasa bile ayn bir uslup gizgilerinin oldugunu soylemek mumkundur. Asil adi 
Emrullah olan ve kaynaklarda cogunlukla EmrT f^elebi, Emrullah f^elebi olarak gegen 
EmrT'nin Edirneli oldugu biitun kaynaklarda ittifakla belirtilmektedir. 

Ailesi hakkmda bilgimiz olmayan EmrT'nin tahsil hayati ile ilgili sadece Sehi Bey'in 
He§t Behi§t tezkiresinde yer alan "ilm-i zahire sa'y iderken feragat itdi" cumlesinden 
tahsilini yanda biraktigmi ogreniyoruz. Onceleri bazi imaretlerin kitabet vazifesi ile 
me§gul olurken Hasan ^elebi'nin anlattigina gore Kemalzade AN ^elebi'nin Edirne 
kadisi olmasindan sonra onun himayesi ile Yildirim Bayezid Medresesi'nin tevliyet 
hizmetinde bulunmus, ve bu §ekilde "dil-i mahzunu §adan ve gonca-i hatin giil gibi 
handan" olmu§tur. 

Yine ayni kaynaga gore EmrT, daha sonra du§manlarinin hasedine maruz kalarak 
bu vazifesinden azledilmi§tir. EmrTtezkire sahiplerinin yakmdan tanidigi bir §airdir. 
Kendisi ile cok defa goru§tugunu ve hizmetlerinde bulundugunu soyleyen RiyazT'den 
onun omrunii Istanbul ve Edirne arasinda tevliyet vazifesi ile gecirdigini ogreniyoruz. 
Kiinhu'l-Ahbar sahibi AN de ayni kanaattedir. Onu yakmdan taniyan tezkirecilerden 
birisi de Asik ^elebi'dir. Asik ^elebi 950 senesinde taundan hasta olarak yatar iken 
EmrT'nin yaninda bir arkada§i oldugu halde kendisini ziyarete geldigini, hatta ziyaret- 
ten sonra oldiiguniin §ayi olmasi iizerine EmrT'nin onun olumune "Gitdi Asik £elebi" 
diyerek tarih dij§urdugunu soyler. 

EmrT'nin memurluk hayatinda yiikselememesinde onun RiyazT'nin tabiri ile - 
birgok Rumelili §airde gorulen- "kemal-i istignasi"nm ve AhdT'nin de dogru tespiti ile 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 275 



"kimse medhinde bir misra dimemis" olmasmin buyiik payi vardir. Gergekten de 
onu bir "istigna sairi" olarak niteleyebiliriz. Herhangi bir devlet buyugii igin kaside 
yazmamis, kimseyi medh etmemistir. Divanmda onun bu yonunu gosteren pek 50k 
sjir vardir. Onun bu kanaatkar tutumu ve mustagm tavn memuriyet hayatmda 
yuksellememesine ve kendisinin fakr u zamret iginde omrunii gegirmesine yol ag- 
mistir. 

Kaynaklarda esrar igmekten ve hayallere a§in derecede dalmasmdan dolayi 6m- 
riinun sonlarma dogru suurunu kaybettigi belirtilen EmrT, 983 (1575) tarihinde Edir- 
ne'de vefat etmistir. Hasan ^elebi ve AIT oliim tarihini 982 olarak verseler de olu- 
mune yazilan tarihlerden onun Hicri 982'de vefat ettigi ortaya gikmaktadir. 

Eserleri ve EdebT Kisiligi 

EmrT'nin bugune ulasan eserleri Divani ve muammalandir. Bazi divan niishala- 
nnda kismen kayith olan muammalan aynca mustakil bir eser halinde bir araya da 
getirilmistir. Bazi kaynaklarda kendisine atfen manzum bir Pend-i Attar terciimesin- 
den ve bir mesneviden - bahsediliyorsa da Pend-i Attar terciimesinin bir baska saire 
ait oldugu ortaya konmustur. 

Aynca suara tezkirelerinde de boyle bir eserinden bahsedilmemektedir. Kendi 
devrinde bu kadar me§hur olan bir §airin bu iki eserinden temel kaynaklarda bahse- 
dilmemis olmasmdan yola gikilarak kendisinin divaniyla muammalanndan baska 
eseri olmadigi soylenebilir. Divanindaki siirlerin cogu gazeldir. Divanmda 581 gazel 
dismda iki kaside, bir murabba, bir muhammes, bir musemmen, iki tahmis, bir 
mustezad ve dort yiizu askm mukattaati vardir. 

EmrT muamma alanmda Divan edebiyatmm belki de en onde gelen ismidir. Mu- 
ammaya gene yasta ilgi duymus, once Kmahzade AN celebi ile birlikte Mir Hiiseyin 
NisaburT'nin muamma risalesi iizerinde calismis ardindan da bu sanati ilerleterek 
muammanm onem kazanmasmi ve kendisinden sonra devam ettirilmesini saglamis- 
tir. Tezkirelerde EmrT'nin bircok iranli'yi muammada gecmis oldugu belirtilir. Bu 
konuda "muamma-guy" ve "muamma- ku§a" olarak nitelenmi§tir. Sonraki devirler- 
de yazilan muamma risalelerinde verilen ornekler cogunlukla EmrT'nin muammala- 
nndan secilmistir. EmrT'nin kaynaklarda iizerinde durulan diger bir yonii de tarih 
diisurmedeki ustahgidir. Kaynaklar onun bu sahadaki maharetinin benzersiz oldu- 
gunu ve bu alanda yenilik getirdigini kaydederler. Bununla birlikte divanindaki tarih- 
ler azdir. Bunlann da muammalan gibi ayn bir mecmuada kayith oldugu diisuniilebi- 
lirse de Divan'min dahi hayatmda iken tertip edilmedigi icin tarihlerinin cogunun 
zayi oldugu soylenebilir. Devrine ait kaynaklarda "sultanii's-suara", "emirii's-suara", 
"emlahu's-suara" olarak adlandinlan ve siirlerine geni§ yer verilen EmrT'nin §iirinden 
cagdasi tezkireciler ovgu ile bahsetmektedirler. 

Yine devrinde tertip edilen siir mecmualannda onun siirlerine genis olarak yer 
verilmesi, doneminin sairlerince takdir edilmesi onun kendi asnnda ne kadar sohret 
kazandigmi gostermektedir. Kaynaklarda siiri hakkmda hukiim verilirken tahayyul 
giicu ve kullandigi te§bihlere dikkat cekilir. Daha once higbir sairin kullanmadigi 
mazmunlar ve ince fikirler ile siirlerini ordugu belirtilen EmrT'nin muamma ile fazla 
ugrasmasi siirlerine de tesir etmis, bir takim kelime oyunlarma yonelmesine yol 
agmis, bu ise siirlerinde zaman zaman kapaliligi dogurmustur. 



276 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Kim hesab etse bunu yanhs samp yanilmasin 

Cami-i Sultan Seltm Hang kilup bir tab-i oak 
Baglamis tarihin anun hem dimis anlanmasun 



EmrT'nin siirleri umumiyetle beserT aski konu almakta olup MahT aski dogrudan 
konu alan tasavvuft §iir yazmamistir. SJirlerinde divan sevgili tipi ile ilgili kli§ele§mi§ 
ifadeleri kullandigi gibi, ali§ilmi§in di§ina gkarak, mesela "sari sagli sevgili"den de 
bahsetmistir. ifadeye canlihk katan, siir dilinin gtinliik dil ile olan iliskisini gosteren 
ve sahsT uslubun belirlenmesinde faydah olan deyimleri sikca kullanmistir. Saglam 
bir usluba ve veciz ifadelere sahip olan EmrT'nin onemli bir yonu de Divan siiri gele- 
negi icinde kahplasmis olan benzetme unsurlarim kendi hayal gucuyle farkli bir se- 
kilde isleyerek siradanligi ortadan kaldirmasidir. Kmahzade bu hususa dikkat gekerek 
EmrT'nin tesbihlerinin "hayret-feza-yi fesahat ve gayret-numa-yi belagat" oldugunu 
soylemistir. 

5iirleri teknik bakimdan saglam olup aruzu genelde basanli bir sekilde kullanmis, 
kafiye hususunda da kusurlardan uzak kalabilmistir. §iirlerinde devri ile alakah orf ve 
adetleri, gunliik hayatm iginden bir^ok unsuru basanyla yansitan EmrT, divan siiriyle 
sosyal hayat baglantismi ispatlayan guzel ornekler sunmaktadir. EmrT'nin siirlerinde 
diger Rumelili sairlerin siirlerinde de goriilen hur ve azade soyleyis tarzi guglu bir 
istigna duygusu ile de birlesmis ve boylece farkli bir uslup ortaya koymasma zemin 
saglamistir. Hasan gelebi, EmrT'yi kiskananlarm onun siirinin mana ile mukayyet 
oldugunu, asikane siirlerinin de bulunmadigi yolunda kendisini tenkit ettiklerini 
soyler. Halbuki EmrT'nin divani incelendiginde basanli bir sekilde soylenmis asikane 
gazellerinin de bulundugu gorulur. Fakat muamma ile fazlaca ugrasmasinin siirlerin- 
de mana yoniine daha fazla onem vermesine yol agtigi da bir ger^ektir. Tezkire 
yazarlannm EmrT'nin ince tahayyul ve bakir manalara sahip, tarih dusiirmede yete- 
nekli ve muamma sahasmda edebiyatimizda gigir agici bir sair oldugu noktasinda 
ittifak ettikleri gorulur. 

Devrinde gordiigii ilginin daha sonraki donemlerde devam etmemesinin baslica 
sebebi kanaatimizce, kendisinin guzel ve zarif pek gok siiri olmasina ragmen daha 
ziyade muamma ustadi ve muamma sairi olarak tanmmasidir. Bir nevi edebi moda 
olarak kabul edilebilecek alan muammaya gosterilen ilgi azahnca ismi nerede ise 
muamma ile aynilesen EmrT de unutulmaya terkedilmistir. Boylece kendisinin un- 
lenmesinde muessir alan bir husus daha sonra sohretinin eksilmesinde ve unutul- 
masmda rol oynamistir. 

Ozetle; EmrT'nin siirlerinde bir sanatkar titizligi ve itinasi, kuvvetli bir hayal diin- 
yasiyla beraber kivrak bir zeka ve yer yer bir lirizm gorulur. Son donem edebiyat 
tarihlerinde hak ettigi yeri alamasa da, muhayyile ve tasvir kudreti, bakir mazmun 
ve deyisleri, ahsilagelen benzetmelerle orijinal alakalar kurmasi, muammada Divan 
siirinin ustadi olusu gibi hususlar dolayisiyla EmrT, 16. yiizyilin ust duzeyde kuvvetli, 
orijinal ve basanli sairlerindendir. (Prof. Dr. Mehmet A. Yekta SARA£) 



Zamanumuz gegicek gok ni$an zuhur eyler 
Zamanumuzda egergi nifdnumuz yokdur 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 277 



Cami-i Sultan SelTm Hana kihp bir noksansiz bir gug 
Baglamis tarihin onun hem demis anlanmasin 

Barekallah hos musanna' eylemis ta style kirn 
Bir dahi asla bu tarihin naziri olmasun 

Barekallah hos sanatkarane soylemis ta §6yle ki 
Bir dahi asla bu tarihin benzeri olmasin 

Hatminun tarihi bu misra' misrali esas (931) 
Bed'ine bu oldi tarth aim misra' kalmasun (925) 

Bitim tarihi bu misra' misrali esas (931) 

baslayisina bu oldu tarth baska misra' kalmasin (925) 

Var kelammda ijgret me'hazine bunlarun 
Kim ki ahzin duymiya yanli$ sanup yamlmasun 

Var kelammda isaret giktigi yere bunlann 
Kim ki ahsini duymayip yanhs samp yanilmasin 

Hatmi dokuzyuz otuz birde esasi alti yil 
Evvel olmus umariz ta ha$re dek yikilmasun 

Bitisi dokuzyuz otuz birde (935) tamami alti yil 
Evvel olmus umariz ta kiyamete kadar yikilmasin 

Hadd-i zatmda muammadur bu guya her kisi 
Ferz-i fikrin oynadurken akli seh-mat olmasin 

Hadd-i zatmda muammadur bu sanki her kisi 

(Santragta gibi) Fikrin vezirini oynatirken akli seh-mat olmasin 

i'tizar He Niyazt yazdi ol tarihe serh 

Umariz nas ekreminden ozrumuzde kalmasun 

Ozur ile ile NiyazT yazdi o tarihe serh 

Umariz insanlar ekreminden ozrumuzde kalmasin 



278 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



84 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 
Sirfifirdi bize vahdet cam mi canammiz, 
Anm icin bir nefes ayrilmadi mestammiz. 

Kiifr-ii iman gussasmdan kurtulup Yar'in bugiin, 

Sol ruh-i zulfunde bulduk kiifr He imammiz. 
Lutfile dun gice geldi bize tesrifetti Yar, 
Adm isitirken il oldu siikiir mihmammiz. 

Nice geldi cam teslim eyledik kurbanliga, 

Hamd-ii lillcth kabul oldu bugiin kurbammiz. 
Halk-i diem her dem okur "Kullu §ey'in halikun", 
Kendi okurdaima "ilia vechehu" Subhammiz. 

Bir aceb hatlar duriir geh yazilur, geh silinir, 

Vech-i bakt levhi iizre daima a'yammiz. 
A§inalil< arttigmca ey Niyaztdost He 
Artti bezm-i vahdet icre gunbegun seyrammiz 

Sirficirdi bize vahdet cam in i canammiz, 
Anm icin bir nefes ayrilmadi mestammiz. 

Yanhzca bize vahdet §isesini igirdi canammiz, 

onun icin bir nefeslik zaman ayrilmadi sarho§lugumuz. 

"Vahdet sirf camim ictik" demekten murad "Ahadiyyet" makamidir. Di- 

ger makamlar sirf vahdet degildir. Cem makaminda, halk batin, hak zahir 

oldugundan hem Hakk var hem halk var. Hazret-ul cem makaminda Hakk 

batin, halk zahir ki, §enat makamidir, burada da hem Hakk var hem hallk 

var. Cem-ul cem makami vahdettir, iki kisma bolunur: Biri zahir, digeri 

a " -*• ' " \° > ,' ° 

batin. Cenab-i Hak ^^^J»j^%jAM JJ >-% t }j s i\y> 601 "Evvel o'dur, 

ahir O'dur, zahir O'dur, batin O'dur" buyurmu§tur, yani zahir de O'dur, 
batin da O'dur olunca, goruldugu uzere zahir, batin sozleri vardir. 
"Ahadiyyet" ise, orada bir §ey yok, yani vahdet sirf orada var, ikilikten eser 
yoktur. 

Kiifr-u iman gussasmdan kurtulup Yar'in bugiin, 
Sol ruh-i zulfunde bulduk kiifr He imammiz. 

Kufur ve iman tasasindan kurtulup Yar'in bugun, 

601 Hadid, 3 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 279 



§u ruhun perceminde bulduk kufr ile imanimiz. 

Lutfile dun aice geldi bize tesrifetti Yar, 
Adm isitirken il oldu siikiir mihmammiz. 

Lutf ile dun gece geldi bize tesrif etti Yar, 
Adin isitirken yurt oldu sukur misafirimiz. 

"Dun gece Yar bize lutfedip tesrif etti" sozleriyle o zaman NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTze oyle bir tecellT vakT oldu ki ayni Hazreti Musa 
aleyhisselam ya Tuva vadisinde Allah Teala'nin ates suretiyle tecellT ettigi 
gibi, bize de Yar tesrif etti demek istiyor. 

Nice geldi cam teslim eyledik kurbanhqa, 
Hamd-ii lillah kabul oldu buqUn kurbammiz. 

Nice geldi cam teslim eyledik kurbanhga, 
Hamd-u lillah kabul oldu bugun kurbanimiz. 

Kurban 

Cesitli dinlerde birTann'ya ya da bir baska dogaustu varhga sunulan can; 
islam'da Allah Teala'ya yakinlasmak amaciyla kesilen hayvan. 

Hemen butun dinlerde kurban, canhhgin kutlanmasi, onun ilahT ve yok 
edilemez dogasinin olumlanmasi anlamina gelir. Kurbanin dogaustu varhga 
adanarak kutsanan cam, kurbam sunan ile dogaustu varhk arasinda bag 
kuran kutsal bir giice donusur. Kurban aracihgiyla canhhk ilahT kaynagina 
doner ve o kaynagin gucunu, yani canlihgim yenileyip tazeler; bir baska de- 
yisle, yasam yasamla beslenir. Mesela: kurban sunan bir Romah kendi tann- 
sina, "Bu sunu seni cogaltsin" biciminde seslenir. Kurban sunan kisinin te- 
mel ozlemi kutsal gucun cogalmasindan yararlanmaktir. Bir anlamda kur- 
ban, ilahT yasam gucunun, kaynagi ile gorunumleri arasmdaki karsihkh akisi- 
mn itici gucu ve guvencesidir. Kurban olarak sunulan canhyi yakmak, kesmek 
ya da bir baska bicimde camm almak, kurban etme, yani o cam kutsama 
edimiyle genellikle ozdes degildir. Mesela: bir hayvamn kesilmesi, onun 
onceden Tann'ya adanmis yasamimn "ozgur kihnarak" Tann'ya verilmesidir. 
Gene canh bir oge iceren yiyecek sunulanmn sunak 502 atesinde yakilmasi, 
sununun tutsu yoluyla Tann'ya ulasmasim saglar. Kurban ayinleri pek cok 
degisik bicim ve amac tasimasina karsin hepsinin temel anlami kutsal gucle 
zorunlu ve etkili bir iliski kurmak, insamn ve dunyasimn kutsal duzendeki 
yerini pekistirmektir. 



Sunak: altar: (i.) kurban kesilen yahut buhur yakilan ozel yuksek yer, kurban tasi, 
mezbaha 



280 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



insanm kutsal gergeklige iliskin deneyiminin bir gorunumu olarak kurba- 
nin dinsel bilingte derin kokleri vardir. Bu nedenle kurban geleneginin olasi 
kokenleriyle ilgili her onerme, dinin kokenleriyle ilgili onermeler gibi buytik 
olgude kurguya dayanmak zorundadir. Ozellikle E.B. Taylor, W. Robertson 
Smith ve J.G. Frazer'in bu konudaki arastirmalan kurban geleneginin anlasil- 
masina buytik katkilarda bulunmus, ama doyurucu sonug vermemistir. 

insan kurban etme 

Tann'yla butunlesmek ve onun kutsal yasamina katilmak amaciyla insan 
kurban edilmesi ya da insan yerine bir hayvan sunulmasi da dinler tarihinde 
rastlanan olgulardir. En degerli sunu olarak insan yasaminin kurban edilme- 
sinde kefaret amacinin da bulundugu gorulur. Savasta kazanilan zaferin 
karsihgi olarak tannlara kurban sunmak amaciyla savas tutsaklannin kihctan 
gecirilmesi eski caglann yaygin geleneklerinden biridir. insan kurban etme- 
nin topragin verimliligini artirma cabasiyla iliskisi, bu gelenegin avci ya da 
coban halklara gore tanm topluluklannca daha yaygin bicimde benimsen- 
mesini aciklar. Mesela bu topluluklarda bereket tannlanni beden- 
lestirdigine inanilan kutsal krallar gucten dustuklerinde, topragin verimliligi- 
ni olumsuz yonde etkilememeleri igin kurban edilirlerdi. Bazen de krallann 
yerine bir sure icin baskalan kutsanir ve oldurulurdu. 

Afrika'da insan kurban etmenin atalara tapinma ile baglantih oldugu ce- 
sitli yerlerde, olenlerin kolelerinden bazilan da onlarla birlikte canh olarak 
gomulur ya da oldurulerek efendilerinin mezannda onlann altina konurdu. 
Fonlar, krallannin olumu dolayisiyla cok gosterisli insan kurban etme toren- 
leri duzenlerlerdi. Asantiler de Taze Yam Senligi'nde turfanda adagi olarak 
genellikle suclulan, bazen de koleleri kurban ederlerdi. 

Bugun Meksika'nin bulundugu bolgede Gunes'in insanlarla beslenmesi 
gerektigi yolundaki inane nedeniyle Azteklerle Nahualann mevsimlik misir 
ayinlerinde her yil binlerce kisi kurban edilirdi. inkalarda ise bu tur toplu 
kurbanlar krallann tahta gikisiyla sinirhydi. Bugunku Peru'da ve Kuzey Ame- 
rika'daki bazi Yerli kabileleri arasinda da insan kurban edildigi olurdu. 

Misir'da ve Orta dogu'da yapilan kazilar, eski gaglarda kraliyet ailesinden 
biri oldugunde obur dunyadaki yasamini maiyetiyle birlikte gegirmesi igin 
bazen gok sayida hizmetkarlannin da gomuldijgunu ortaya gikarmistir. Asur 
ve Kenan dinlerinde, bazen de israilogullan arasinda gocuklann yakildigi 
anlasilmaktadir. 

Vedalar donemindeki Hindistan'da insan kurban etme gelenegini surdu- 
ren Tannga Kali'nin muritleri her cuma aksami bir erkek gocuk kurban eder- 
lerdi. Japonya'da da insan kurban etme gelenegi ortagaglann baslanna de- 
gin surdu. Cin'de ise krah maiyetiyle birlikte gomme uygulamasi, 17. yuzyila 
degin arahklarla surduruldu. 

Eski Yunanhlar ve Romahlar arasinda hayvanlarm olduruldugu gesitli 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 281 



ayinlerde onceleri insanlann da kurban edildigi sanilmaktadir. Sonralan Hi- 
ristiyanlar da gece §6lenlerinde kurban edilmis insanlann etini yemekle suc- 
lanmistir. Ortacaglardan baslayarak yakin gecmise degin Yahudilerin, Pe-sah 
(Hamursuz) Bayrami'nda Hiristiyan cocuklanni kurban ettikleri soylenir. 603 

Halk-i alem her dem okur "Kullu sey'in halikun". 
Kendi okur daima "ilia vechehu" Subhammiz. 

Alemin halki her zaman okur "Kullu sey'in halikun", 
Subhanimizin Kendi okur daima "ilia vechehu". 

"Halk-i alem her dem okur" yani alemlerde olan yaratilmis olanlar daima 
sunu okur: "Her sey helak olucudur, her sey helak olucudur", her an da 
fanTdir, her bir tecellTde fanTdir (hersey yok olucu, mahvolucudur) 

Hak subhanehu ve taala hazretleri de: "Ilia veche, ilia veche" yani 

hersey helak olucudur, ilia veche, "Yalniz Hakk bakTdir" (yalniz Allah Teala 

^ t 

bakTdir) buyuruyor. ^^^^l^p^JW^-jVl^SU*^^ 

Bir gun "O'nun zatindan baska her sey helak olacaktir" 604 ayetine ga- 
rip bir mana verdi: Bununla Allah Teala kendisini ovmuyor ve kullanna 
karsi da kidem ve bekasindan oturu kendini medhedip: 

"Bert daima kalmm, siz ise, yok olup gideceksiniz" demek istemiyor, 
belki de kendi merhametine davet ediyor ve (baki ve ebed? olmaniz igin) 
damlanm denizde kaybolmasi gibi siz de yok olmaktan mustesna olan 
zdtmda tamamiyla yok olun" diyor. Nasil ki demistir. 

§iir: 

"Onun zatindan baska her sey yok olur. 

Onun zdtmda degilsen varlik bekleme. 

"Bizini zatimizda yok olan kimsenin cezasi "Her sey yok olucudur" 
dyetindeki yok oluculuk olmaz. 

Cunku o, "la" yi gecti, (simdi) "ilia" dadir." ilia" da olan kimse yok 
olmadi. ( 605 ) 605 

Bir aceb hatlar durur geh yazilur, geh silinir, 
Vech-i baki levhi iizre daima a'yanimiz. 

Bir aceb hatlar durur geh yazihr, geh silinir, 

BakT olan yuzunun levhasi uzere daima gozlerimiz. 



Anabritannica, Kurban maddesi 

604 Kasas, 88 

605 Mesnevi, c. I, s. 3052-3054. 
605 (Ahm95), c. 2, s. 66-(484) 



282 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Hatlardan murad bu mahlukattir. Her anda bu mahlukat vucuda gelir, 
yok olur, vucuda gelir yok olur, velakin vech-i bakTde kalan suretlerimiz 
daimTdir. 

Asinalik arttigmca ey Niyazidost ile 

Artti bezm-i vahdet icre gOnbegun seyrammiz 

Ey NiyazT asinalik arttikca dost ile 

Vahdet meclisi icinde gundengune seyrammiz artti 

"Ki§inin Hakk ile ma'rifeti terakk? buldukga", yani bir kimsenin Allah Tea- 
la'yi bilme hususundaki bilgileri cogaldikca, ona olan asinahgi da o nisbette 
artar. Onun vahdet bezminde seyrani terakkT bulur, yani o kimsenin vahdet 
alaninda ilerleyisi artar ve bu ilerleyis ile artik ondan dunya ve ahiret kesil- 
mez. 



TAHMIS-IAZBI 

Canimiz kurbandir ilia tendedir cdndnimiz 
£unku mihmdn oldu dilde dilberi dermdnimiz 
Bu sebepten fark olunmaz valih 607 u hayranimiz 
Sirfigirdi bize vahdet cam mi canammiz, 
Onun icin bir nefes aynlmadi mestammiz. 

Duzahi 608 cennet kirn anlar zevk gulzardan bugun 
Dilber-i rana 60g edenler nefs emmdreden bugun 
Yok ile ol kes degi§ti eldeki vdrm bugun 
Kiifr-ii iman gussasmdan kurtulup Yar'in bugiin, 
§ol ruh-i zulfiinde bulduk kiifr ile imammiz. 
Sanmaki senden ve ondan yok gonul var §ey umar 
Ki ce§mim hayr ile §erden eyleyip yokta karar 
Hamdulillah oldu tekmil u figan ve ah u zar 
Lutfile dun gice geldi bize te$rifetti Yar, 
Adm i§itirken il oldu §ukiir mihmammiz. 



Valih: Keder ve huziinle akli gitmi§, $asirmis, hayrette kalmis. 
DuzahT: f. Cehennem'e mahsus, cehennemt, zebani. 
Rana: iyi, giizel, ho§, latif; pur ve revnak olan. 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 283 



Canima minnet biluben gelmisim nadanliga 610 
itibar kalmadi zahid fena sultanligma 
Hanemizi hali 61 buldu yar mihmanligina 
Nice geldi cam teslim eyledik kurbanhga, 
Hamd-ii lillah kabul oldu bugiin kurbammiz. 
Radeti 612 cuzVise var elde zahid musrik 
"tu'ti'l-mulke men tesa" 613 dersi olmus malik 
Belenli 614 alidir hakikat menzili gun salik 
Halk-i diem her dem okur "Kiillii sey'in halikun", 
Kendi okurdaima "ilia vechehu" Subhammiz. 

Sanma kim sohbet eder gonlum seninle anlanir 
Bu sdzum deme cihanda kos tenle anlanir 
Hakk derim Hakk'i sdylerim gonlum benimle anlanir 
Bir aceb hatlar durur gah yazilur, gab silinir, 
Vech-i baktlevhi iizre daima a'yammiz. 
Olmaya hemdem fendda asik dil mest He 
Gonlumuz hostur cihanda nist'le 615 ve hesti ' le 616 
Azbl hostur gonlumuz bir dostla bir post He 
Asinalik arttiginca ey Niyazidost He 
Artti bezm-i vahdet icre gunbegun seyrammiz 



610 Nadan: cahil, haddini bilmez. 

Hali: Tenha. Bo§. Sahipsiz. Issiz. i^inde bir §ey olmama 
Rade: Faide, menfaat. 

613 

I > **'*>**', ' ' ' ~. ' ' ' > ' ' i > 

"De ki: Ey miilkun sahibi olan Allah Teala'm! 

Sen miilku diledigine verirsin ve miilkii dilediginden ceker alirsm ve diledigini 
aziz edersin, diledigini de zelil kilarsm. 

Hayir, senin kudret elindedir. Siiphe yok ki, sen her seye fazlasiyla kadirsin. 

Geceyi gunduz icine tikarsm, giinduzu de gece icine tikarsm, diriyi oluden, olu- 
yii de diriden cikanrsin. Diledigine hesapsiz olarak nzik verirsin." (Al-i imran 26,27) 

Belen: iki tepe arasmda gegit veren kisim, bel 

Nist: f. Degildir, yoktur. 

Hestt: f. Varhk. Var olma. Mevcudiyet. 



284 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



85 

Vezin: Mef'ulu Fa'ilatun Mef'ulu Fa'ilatun 

§eriatin sozleri haktkatsiz bilinmez, 
Haktkatin sozleri tarikatsiz bulunmaz. 

Savm u salatu zekat, gunah kirin mahveder, 

Darb-i zikir olmasa gondii past silinmez. 
5/7 gozunu don andan bak goresin kendi ozunu, 
Haktkatin giinesi dogmus durur dolanmaz. 

"Kavseyn"e erisince vanr gelir gem Her, 

"Ev-edna"nm bahrma hergiz gemi salmmaz. 
O deryaya dalmaga can terkin urmak gerek, 
Canma kiymaymca o deryaya dalmmaz. 

Bu suretin libasm ver gayriye Niyazi, 

Ol bahre dalar isen sayet geri gelinmez. 

Seriatin sozleri haktkatsiz bilinmez, 
Haktkatin sozleri tarikatsiz bulunmaz. 
§eriatin sozleri haktkatsiz bilinmez, 
Haktkatin sozleri tartkatsiz bulunmaz. 

"§ertatin sozleri haktkatsiz bilinmez", bu sebebten Cem makami Hazret-il 
Cem de sertat makamidir. Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 
Buyurdu ki: "Kim Fatiha'yi okumadan bir rek'at namaz kilarsa, imamm 
arkasmda bulunmadigi takdirde, namaz kilmis sayilmaz." bu hadis 

dogrudur. imam-i Azam hazretleri haktkata asina oldugundan: "Imam ve 
cemaatin vucudlan Cem makami uzere tek bir viicuddur" demislerdir. 
Hakk'in vucudundan baska vucud var mi, yoktur. iste imamm okumasi, 
cemaatin okumasidir. Bu sebepten imam okur, cemaat sukut eder. §imdi 
imam-i Azam Ebu Hanife bu hakikati bilmeseydi sertati anlar miydi, anla- 
mazdi. 

imam-i §afit, imam-i Azam'in sozleri dogrudur, fakat Hazret-ul cem 
makami uzere cemaatin dahi okumasi lazim gelir, cunku bu makamda Hakk 
batin, halk zahir oldugundan dolayi §afit imamlan Fatiha'yi okuduktan sonra 
bir sure sukut ederler, bu sirada cemaat da okur, sonra zammi sure okunur 
ve rukua vanhr. 

"Haktkatin sozleri tarikatsiz bulunmaz" 

ilim uc kisimdir: "ilm'el-yaktn", "Ayn'el-yaktn", "Hakk'al-yaktn" dir. 

"Ilm'el-yakin": Avamin ve zahir ehlinin ilmidir. iste halkin vucudu 



617 Muvatta, Salat 38, (1, 84); TirmizT, Salat 283, (313). 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 285 



Hakk'in vucuduna delildir. Cunku sani' sanatmdan bilinir. Deve tezeginden, 
adam izinden bulunur, yani bir adam izi gorursun, o izden gider, gider, 
sonunda aradigin adami bulursun. Halbuki Cenab-i Hakk gaip degil ki, delil 
ile bilesin ve bulasin. iste bu avama, yani halka gore guzeldir. 

"Ayn'el-yaktn": Bu halk Hakk'in mazhandir, mustakil vucudlan yoktur. 
Bu gorus, soyleyis Hakk'indir der, fakat vucudu bir turlu Hakk'a veremez, 
vikQdunu kiymetli tutar, bu vucud Hakk'in sifatlanna mazhardir der. iste 
bu da tarikat ehlinin ilimidir. §imdi aynel-yakTne nisbetle ilmel-yakTn guzel 
mi? Hayir degildir. 

"Hakk'al-yaktn": Bu hakTkat ehlinin ilmidir. Vucud Hakk'in vucududur, 
Hakk'in vucudundan baska vucud yoktur. "La mevcude ilia Hu" buna delil- 
dir. §imdi buna nisbetle ilm'el-yakTn ve ayn'el-yaktn guzel mi? Hayir degildir. 
Bir salik aynel-yakTne varmadan Hakk'al-yakTne vanr mi, yani tarikat ehlinin 
ilmini gormeden (bilmeden, ogrenmeden, zevk etmeden) Hakk ehli ilmini 
bilir mi, bilmez. iste bu suretle "Haktkatin sozleri tarikatsiz bilinmez" denil- 
mesi Aynel-yakTne varmadan Hakk'al-yakTne vanlamaz demektir. 

Savm u salatu zekat, qunah kirin mahveder, 
Darb-i zikir olmasa gonul past silinmez. 

Orug, namaz ve zekat, gunah kirin mahveder, 
Zikrin darbeleri olmasa gonul pasi silinmez. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ki§ifarz namaz igin Allah 'a yonelince kalbiyle, kulagiyla ve gozuyle yo- 
nelir. Bu $ekilde namaza durur ve bu §ekilde namazi bitirir ise, namazdan 
gikarken anasmdan yeni dogmu§ gibi olur" 518 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz buyurdu ki: 

"... §eri hayat ve erkani dogru olmazsa demektir. Alameti odur ki sen 
namazi dogru kildikca namaz da seni dogrultur. Gunden gune zuhdi ve saldhi 
ziydde ider. Hatta namaz dismda bile men eder. Sahibinin kalbine dogru 
namaz Allah Tedld korkusunu dusurur." 619 

5/7 gozunU don andan bak goresin kendi ozunii, 
Hakikatin giinesi doamus durur dolanmaz. 

Sil gozunu don andan bak goresin kendi ozunu, 



Makasid-i Hasene'de ashnin olmadigi belirtilmesine ragmen ibn. Hacer. BuharT 
§erhinde degisjk lafizlarla HalebT'nin Ummu Selemeden rivayet ettigini belirtir. Ayn- 
ca ibn. Hanberin de rivayet ettigi soylenir. AclunT miittefekun aleyh oldugunu soy- 
lerken. SaganT'nin de riiyasinda Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sihhatini 
dogrulattigini soyler, bkz. AclunT. 1/87 
619 (CECEN, 2006), s.54; (MISRT, 1223), s. 16a 



286 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



HakTkatin gunesi dogmus durur dolanmaz. 

Evet, Zat-i Hak dogmus dolanmaz, fakat goztinu silmedigin icin goremez- 
sin. Bir kere goztinu sil de andan sonra bak, iste o zaman gorursun. 

"Kavsevn"e erisince vanr gelir gem Her, 
"Ev-edna"nm bahrma hergiz gemi salmmaz. 

"Kavseyn"e erisince vanr gelir gemiler, 
"Ev-edna"nin denizine higbir zaman gemi salmmaz. 

Beyitte gecen "Kavseyn" den murad tevhidde "Cem-ul cem" makamidir. 
Oraya kadar isneyniyet, yani ikilik var. "Ev-edna" ise "Ahadiyyet" makamidir. 

O deryaya dalmaqa can terkin urmak qerek, 
Canma kiymaymca o deryaya dalmmaz. 

deryaya dalmaga cam terketmek gerek, 
Canma kiymaymca o deryaya dalmmaz. 

Vahdet deryasina cam terk etmeden ve cana kiymadan oraya gemi sa- 
lmmaz ve o deryaya dalmmaz. 

Bu suretin libasm ver qayriye Niyazl, 

01 bahre dalar isen sayet peri qelinmez. 

NiyazT bu suretin elbisesini ver baskasma, 
O deryaya dalar isen sayet geri gelinmez. 

Ey NiyazT, sayet o deryaya dalarsan bu suret giysilerini terk et. Bir daha 
surete itibar kalmaz, demektir. 



TAHMIS-I AZBI 

Esrar sozu cahile kamil gibi dinlemez 
Hakikatin aslma masivadan ayrilmaz 
Marifetin hak yuzu tarikatsiz gorunmez 
$eriatin sozleri hakJkatsiz bilinmez, 
HakJkatin sozleri tankatsiz bulunmaz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 287 



Oku gonul dersini ola veli muteber 
Uyma sakm aklma gelmeye ruhuna hatar 620 
"Nahnu kasemna" 621 dir aldm ise Hakk haberi 
Savm u salatu zekat, gunah kirin mahveder, 
Darb-i zikir olmasa gonul past silinmez. 
Mur$ide bel baglayan izledi Hakk'tan izi 
Tuttu cihan yuzunu zahir gonul yildizi 
Bendesiyim veche var kim ki anlar bu sozu 
5/7 gozunu don ondan bak goresin kendi ozunu, 
Haktkatin gune$i dogmu$ durur dolanmaz. 

Gozle muvafik hevd gamda kalir kimiler 
Menzili cehd eyle gitse bulur kimiler 
Zahir icadi halas niyete bulur kimiler 
"Kavseyn"e eri§ince vanr gelir gem Her, 
"Ev-edna"nm bahrma hergiz gemi salmmaz. 
Sermayesi salikin sa' He bin emektir 
Ona kitab-i kadim ibretle felektir 
Sensin seni goturen sanmaki ol semektir 622 
O deryaya dalmaga can terkin urmak gerek, 
Canma kiymayinca o deryaya dalmmaz. 

A§ika dilber ne gam eylese ger bu ndzi 
Nak§-i hayal eyleyen dilde gorur hicdzi 
Hakikatin piridir Azbi edem mecdzi 
Bu suretin libasm ver gayriye Niyazi, 
Ol bahre dalar isen $ayet geri gelinmez. 



620 



Hatar: Tehlike. Ugurum, Emniyetsizlik. Korku. 
\x*~J ^ "Biz taksim ettik." (Zuhruf, 32) 
Semek: Bahk. 



288 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



86 

5+5=10 
Bulan ozunu, goren yuzunu, 
Bir yuzu dahi gormek dilemez. 

Vuslatta olan, hayrette kalan, 

Aklm diremez, kendin bulamaz. 
Her sam u seher odlara yanar, 
Hem benzi solar aglar gulemez. 

Asik olagor, sadik olagor, 

Cehd eylemeyen menzil alamaz. 
Meftun olali, mecnun olali, 
Bu Misridahi akla gelemez. 

Bulan ozunu, goren yuzunu, 
Bir yuzu dahi gormek dilemez. 

Bulan ozunu, goren yuzunu, 
Bir yuzu dahi gormek dilemez. 

"Bulan ozunu, goren yuzunu" de Hakk'in yuzunu goren ba§ka yuz gor- 
mek dilemez. Tabii ba§ka yuz yok ki gormek dilesin. 

Vuslatta olan, hayrette kalan, 
Aklm diremez, kendin bulamaz. 

Vuslatta olan, hayrette kalan, 
Aklm diremez, kendin bulamaz. 

Her sam u seher odlara yanar. 
Hem benzi solar aglar gulemez. 

Her akasam ve sabah ateslere yanar, 
Hem benzi solar aglar gulemez. 

A$ik olagor, sadik olagor, 
Cehd eylemeyen menzil alamaz. 

Asik olagor, sadik olagor, 
Gayret eylemeyen yol alamaz. 

Meftun olali, mecnun olali, 
Bu Misridahi akla gelemez. 

Asik olali, mecnun olali, 
Bu Misri dahi akla gelemez. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 289 



A§k makaminda akhn hukumsuz olmasi yaninda donu§te pek talep edil- 
mez. 



TAHMIS-IAZBI 

Hakk bir imandir her nadan bilmez 

Lutfunu goren aglar gulemez 

B?-nisan olur zdt ve sifattan 

Bulan ozunu, goren yuzunu, 

Bir yuzu dahi gormek dilemez. 

Hayr He §erden haberdar olan 
Fd§ etmez sim gergektir yalan 
Kesrette gezer vahdette duran 
Vuslatta olan, hayrette kalan, 
Akhn diremez, kendin bulamaz. 

Bigdre gonul bir gare umar 

Ah eyler iniler dermdnm arar 

Ddima aglar derdi olanlar 

Her §am u seher odlara yanar, 

Hem benzi solar aglar gulemez. 

Hakk ilmin dgren hdzik 623 olagdr 
Mestane gdzun ayik olagdr 
Kunhu esrdra layik olagdr 
Asik olagdr, sadik olagdr, 
Cehd eylemeyen menzil alamaz. 

Azbi dzunde Hakk'i bulali 

Ozunde dzun sakla bul onu 

Gesmin yasi akar bulali 

Meftun olah, mecnun olah, 

Bu Misrtdahi akla gelemez. 



Hazik: Meharetli, i§inin ehli, miitehassis. 



290 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



87 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Fe'ulun 

E yd Deccal Hakk'm takdiri bil hergiz bozulmaz, 
Ezel levhindeki yazi silinmez hem yuyulmaz. 

Ne denlij sa'y edersen et sonunda hep hebadir, 

Qamurdur havzinm ici bulandikca durulmaz. 
Gonul durulmadikga alem-i gaybin sumusi, 
icini eylemez aydm karagusu suriilmez. 

Ne denli gayriyi aglatsa bir kimse am da, 

Mukallib aglatir sonunda asla yiizii gulmez. 
Durur kendisi yok gibi isin isler hafada, 
Alan veren odur, kendisi mahfidir gorulmez. 

Niam zahir durur gozlulere, amaya mahfi, 

Am zahir goren isini bozmaga yorulmaz 
"Zarafetle bu Misrt'den haber alsam deme his, 
Hakk'm sirri emtn olmayana bil kim denilmez. 

Eya 624 Deccal Hakk'm takdiri bil hergiz bozulmaz, 
Ezel levhindeki yazi silinmez hem yuyulmaz. 

Ayik ol Deccal Hakk'm takdiri bil asla bozulmaz, 
Ezel levhasindaki yazi silinmez hem yikanmaz. 

imam AIT kerrema'llahu vecheye Antakya ehli 

sultanum sana su kadar altin virelum/e-ebev ( j_ili )deki be ( o> )yi bir 

nokta ziyade it/e 'etev (ji'li ) eyle dimisler 525 

"E y ahmaklar ben degiil dunyanun halki cem ' olsa Allahun tertfbini 
bozamazlar varun ol fikirden fang olun" dimis. 526 



624 Eya: f. Acaba manasina nidadir."Hey, ey" gibi fagirma, nidi, seslenme edati ola- 
rak da kullamlir 

"Soma yine gittiler, bir belde ahalisine vannca onun ahalisinden taam istedi- 
ler. Onlar ise bunlan misafir kabul etmekten kacindilar. Derken orada bir duvar 
buldular ki, yikilmak istemekte idi. Hemen dogrultuverdi. Dedi ki: "Eger dileseydin 
bunun uzerine elbette bir ucret aliverirdin." 

626 (MISm, 1223), v. 102a 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 291 



"Takdfr tedbirle bozulmaz" denir. TakdTr sudur: Her fiilin icadina bagh 
olan, yani her isin meydana getirilip yapilmasina sebep Allah Teala'nin kud- 
retidir. 

ikinci beyitte gecen "Ezel levhi" ise "Kaza" demektir. Kaza, Allah Tea- 
la'nin en once malumatla tecellTsine "Kaza" denilir. Sonra bu alemde her- 
kes icin kazada olan fiilerin icadina sebeb olan Allah Teala'nin kudretine 
"Kader" denilir. iste bu kaza ve kader ne bozulur, ne silinir. 

Ne denlii sa'y edersen et sonunda hep hebadir, 
Camurdur havzmm ici bulandikca durulmaz. 

Ne denli gayret edersen et sonunda hep bosunadir, 
^amurdur havzinin ici bulandikca durulmaz. 

Cunku kaza ve kader hakkinda senin havuzun (icindeki sulann) bulaniktir, 
bu sebepten kaza ve kaderi bilemezsin. Esasen kimse de bilmez ve bilmege 
cahsanlan Cenab-i Hak menetmistir. 

Gonul durulmadikca alem-i qaybin sumusi, 
icini eylemez aydm karaqusu surulmez. 

Gonul durulmadikca gayb aleminin gunesleri, 
icini eylemez aydm karagusu surulmez. 

§umus dan murad edilen de Allah Teala'nin tecellTleridir. Hakk gorulmez, 
ama bas gozuyle gorulmez, yani batin gozu kor olan Hakk'i gormez. Ancak 
Hak zahirdir, yani gorulmektedir. Ruhu saf ve basTret gozu (gonul gozu) 
acik olan Arifler Hak-tan baska bir sey gormezler, gunku vucud, Hakk'm 
vucudu degil midir? Bu makamda "ibn-i Fariz" hazretleri Kaside-i Taiyesinde: 
"beda bil-ihticab ve ihtifa-i bi-mezahir", yani "Hicabla zahir oldu (ortuleriyle 
gorundu), mazharlarla (gorunenlerle) gizlendi" buyurmustur. 



imam AIT kerrema'llahii vecheye Antakya ehli 

"sultanim sana §u kadar altm verelim /e-ebev ( j^li ) deki be ( ,_. )yi bir nokta 

ziyade et/e 'etev ( ^li ) eyle dimijler 

"Ey ahmaklar ben degiil dunyanun halki cem'olsa Alia nun tertibini bozamazlar 
varun ol fikirden fang olun" demis. 



292 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



Ne denli ggyriyi aqlatsa bir kimse am da, 
Mukallib 617 aglatir sonunda asla yuzu gulmez. 

Ne denli ba§kasini aglatsa bir kimse onu da, 
Mukallib aglatir sonunda asla yuzu gulmez. 

Durur kendisi vok gibi i$in isler hafada, 
Alan veren odur, kendisi mahfidir gorulmez. 

Kendisi yok gibi durur isin isler gizlide, 
Alan veren odur, kendisi gizlidir gorulmez. 

Anin igin mahcub olan (Tevhid ehli olmayan) gormez, onu ancak hicabi 
(gaflet ortulerini) kaldiran gorur. Hakk'i zahir goren Arifler, anin isini boz- 
maga gabalayip yorulmazlar. 

Niam zahir durur gozlulere, amaya mahfi, 
Am zahir goren isini bozmaga yorulmaz 

Gozlulere nimetler agikta durur, korlere gizlidir, 
Onu zahir goren isini bozmaga yorulmaz 

"Zgrdfetle bu Misrt'den haber alsam deme hie, 
Hgkk'in sirri emtn olmoyano bit kim denilmez. 

"Zarafetle bu Misrt'den haber alsam deme hig, 
Hakk'in sirri emtn olmayana bil ki denilmez. 

Zerafetle, nezaketle sakin Misrt'den haber alacagini sanma, ahnmaz. 
Cunku Cenab-i Hak Kur'an-i Kerim'inde: lifj \^Ul^lott«Vl Ijaj? ^\S^yC «oJljl 

\j>*u,\** / Lm jb <oiljl«b^Ja* i Uj^ljljjodl \jS^ jl L /'l3l ( vo ( vl«$vi- "Allah sizlere 

emanetleri ehil olanlara verilmesini emreder" 628 buyurmustur. Cunku 
emaneti ehli olmayana vermek emanete zulumdur, zira o zaman verilen 
emanetin degeri bilinmez. 

Yukandaki ayetin gelmesinin sebebi su idi: 

Mekke-i Mukerreme fethedilmisti. Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellem 
Efendimiz Ka'be'ye girmek istedi. Anahtar ise henuz daha Musluman olma- 
mis olan Osman bin Talha'da idi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Haz- 
reti AN kerrema'llahu vecheyi anahtan getirmesi icin ona gonderdi. 



Mukallib: (Kalb. den) Ba§ka tavra gegiren. Bajka hale degi§tiren. Bir ba§ka tarafa 
donduren. 
628 Nisa, 58 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 293 



Osman bin Talha: 

"Ben Muhammed'in hakiki nebi olduguna inanmiyorum ki, Ka'be'nin 
anahtarmi teslim edeyim. Anahtar dedelerimden bana kalmi$tir," dedi. 

Fakat Hazreti AN kerrema'llahu veche, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin emrini yerine getirmek uzere anahtan halen musrik olan Osman bin 
Talha'nin elini sikarak zorla aldi ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 
getirdi. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashap Ka'be'ye girip putlardan 
temizlediler ve icerde iki rek'at da sukur namazi kildilar. Bu arada Hz. Abbas 
radiyallahu anh, Ka'be'nin anahtannin kendisine verilmesi icin ricada bu- 
lunmustu. O esnada: 

"Emaneti ehline verin..." ayeti celTlesi nazil oldu. Bunun uzerine Efendi- 
miz anahtan Hazreti AN kerrema'llahu veche ile tekrar eski sahibi Osman bin 
Talha'ya gonderdi. Osman bin Talha: 

"Ya AH, biraz ewel anahtan elimden zorla aldm, §imdi ise tekrar getir- 
din. Bunun sebebi nedir?" Diye sordu. 

Hazreti AN kerrema'llahu veche: 

"Bu hususta ayet nazil oldu," dedi ve emanet hakkmda nazil olan ayeti 
sonuna kadarokudu. 

O zamana kadar iman nasip olmayan Osman bin Talha radiyallahu anh: 

"Dininizin emanete verdigi ehemmiyete hayran kaldim" dedi ve 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna goturulmesini istedi. 

Hazreti AN ile beraber Huzur-u Saadete geldiler ve Osman bin Talha, 
sehadet getirerek islam serefiyle muserref oldu. Anahtarlan ebedi olarak 
Osman evladinda kalmasi hakkmda bir de vahiy geldi sonra Osman 
Mekkeden hicret edip anahtan biraderi §eybeye verdi ki hala §eybe evladin- 
dadir. 

Goruldugu uzere ayetin nazil olus sebebi ozeldir, velakin anlam yonun- 
den umumTdir. Emanet yalniz Beyt-i §erff in anahtarlan degildir. Diger 
emanetler de ne olursa olsun umumTdir. Bilhassa "Tevhid" kadar degerli 
emanet olabilir mi? ^unku Tevhid, Hakk'in sirndir, emin olmayana (ehil 
olmayana) soylenmez, bildirilmez. 



294 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



88 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 
Ta ezelden biz bu ask iginde riisva olmusuz, 
ismimizdir soylenen ma'nada Anka olmusuz. 

Gergi suret aleminde sandilar kesretteyiz, 

Kesret igre bilmedilerferd-i tenha olmusuz. 
$ol izafat-u taayyiin soflarm giysek ne var, 
Qiinkii andan soyunup ma'nen muarra olmu$uz. 

Mantik-at-tayr'm lugati muglakmdan soyleriz, 

Herkes anlamaz bizi, bizler muamma olmu§uz 
Lafz u suret cism He anlamak isterler bizi, 
Biz ne elfaziz ne suret, cumle ma'na olmusuz. 

Katreler irmaga, irmak erdi bahre, cem olup, 

Karisup birbirine ha la o derya olmusuz. 
Zerreler semse, giines eristi vahdet kanma, 
Kalmadi asla taaddud ferd-u yekta olmusuz. 

Her kesafet kim izafet gosterir aytnede, 

Ol kuduret tozunu silup mucella olmusuz. 
Zahidin zikrettigi sol harf-i savtm resmidir, 
Zakir-u mezkur zikre biz musemma olmusuz. 

Sofunun sol huy-u hayi narasmdan almaziz, 

Vasl-i deryayiz biz, ol sesden muberra olmusuz. 
"Alleme'l esmd"ya mazhar istersen gel beru, 
Adem u hem ana ta'lim olan esma olmusuz. 

Ten gozuyle Misrt'yi surette gorsem deme kim, 

Zira biz ol Kaf-i suret igre Anka olmusuz. 

Ta ezelden biz bu a$k iginde riisva olmusuz, 
ismimizdir soylenen ma'nada Anka olmusuz. 

Ta ezelden biz bu a§k iginde rusva omu§uz, 
ismimizdir soylenen ma'nada Anka olmusuz. 

Ask, Allahin sifatlanndan bir sifat (bir ozellik) oldugu igin, ask da ezelTdir. 
Bu durumda soyle bir soru, akhmiza takilabilir: Ezeli tek varhk Allah oldugu- 
na gore, ezeli ask kime yoneltilmis olacaktir? 

Anka, ismi olup cismi olmayan kus anlamina gelen bir kelimedir. 

Gergi suret aleminde sandilar kesretteyiz, 
Kesret igre bilmediler ferd-i tenha olmusuz. 

Gergi suret aleminde sandilar gokluk igindeyiz, 
Cokluk igre bilmediler yalniz kisi olmusuz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 295 



Sol izafat-u taayyun soflann giysek ne var, 
Ciinkii andan soyunup ma'nen muarra olmusuz. 

§ol meydana cikan bagintilann kumaslann ne var giysek, 
Cunku andan soyunup ma'nen giplak olmusuz. 

Beyitte gecen soflardan murad edilen burada suretlerdir. Daha once 
arzedildigi vechile gercek tevhidin husulu icin: 

1- iskat-i izafat, 2- ifna-i vucddiyyat, 3- Ref-i taayyun den kurtulmanin 
sart oldugunu isaret eden NiyazT hazretleri suret olan bu soflardan 
(giyisilerden) soyunup manevTtemizlige kavustur "beni" demek istiyorlar. 

Mantik-at-tayr'm luqati muqlakindan soyleriz, 
Herkes anlamaz bizi, bizler muamma olmusuz 

Kusdilinin anlasilmaz lugatindan soyleriz, 
Herkes anlamaz bizi, bizler bilmece olmusuz 

"Mantik-at-tayr" adindaki kitap §eyh "Attar"in "Hakayik", yani hakikatler 
hakkinda yazdigi bir kitaptir, bu soz ayni zamanda "Kus lisani" demektir. 
iste kelamda cinas (benzetme) var. Eger soylenmek istenen §eyh Atar'in 
kitabi ise, bunu yazan §eyh Attar'a sor, yok kus lisani ise, sen onu ucan 
kuslara sor, onu kuslardan baskasi bilmez demek isteniyor. 

£unku Cenab-i Hak lisan olarak konusmalann lugat manalanni tic seye 
vermistir: insan, cin ve melekler. Geriye kalanlann lisanlan yoktur, sadalan 
vardir. Onlar cikardiklan sadalanndan (mesela kuslar gibi) ilham yoluyla bir- 
birlerinin meramini anlarlar. 

Evliyayi kiram hazerati verese-i enbiyayi fiham olmakla kah hal-i 
istigrak ve izdirarda, kah kulub-i ariftni ihtibar ve ibtila icin mutesabih 
sozler soylerler. 

"Cenab-i Hak ve Rasul-i Ekrem'den baskasi igin mutesabih kelam 
soylemek caiz degildir", diye sual olunursa; 

Cenab-i Rabbu'l-izze ve rasulunden kelimat-i mutesabihatin suduruyla 
beraber ummet-i merhumeyi bu misullu soz soylemek hakkinda bir men-i 
sanh-i kat'T olmadigi cihetle ber vech-i muharrer varis-i ulum-i enbiya 
ve'lmurselTn olan ulema-yi rasihun icin bir izin demek oldugunda asla 
istibah olunamaz. Ve bu kelam-i mutesabihe icin bir hadd-i mahsus dahT 
ta'yTn olunmamistir. imam GazalT bazi kitaplannda mutesabih soz hak- 
kinda "Onlar, Kur'an-i Kertm ve siinnetteki sbzlere benzemektedir" de- 



296 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



mistir. 629 

Mutesabih ayet ve hadislerin dogru te'vTIini ancak ilimde rusuh sahibi 
olan zevat-i kiram fehm edip her alimin anlayamadigi gibi evliya-i 
kiramdan sadir olan mutesabih sozleri de ilm-i ledunnT de rasih olan bu- 
yuk velTler anlayabilir. Mutesabih soz soylemek hak olan mevaddan ise 
onu Muslumanlardan ketm u ihfa etmeyip ibare-i vaziha ile ifade etmek 
lazim gelir idi, diye sorulursa i§te bu sual ayat ve ehadis-i mutesabihe icin 
de gerekir. O konuda verilen cevap bu mevzuda da dogru cevap olur. Ya- 
ni ayet ve hadislerde zikr olunan mutesabihattan murat, imtihan-i kulub-i 
rasihTn oldugu gibi mejayih-i izamdan sadir olan mutejabihattan murad 
da ibtila-yi kulub-i ariftndir. "Ki$inin mezhebi sozunden anla$ihr. Zira bir 
kimse mulhid ve zmdik oldugunu lisamyla ikrar etmez", diye Trad olunan 
soruya §6yle cevap verilir ki; Bu soz, dogru bir sozdur. Fakat o kimsenin 
sozunden muradini tamamiyla anlayip idrak etmek uzere mevkuftur. Bir- 
takim cehele-i nasin evliya-i izamin rumuz-i gayb-i ilahT olan kelam-i 
hakayik-i ittisaminin manalanni anlamayarak kelamlanni tesnT ve kendi- 
lerini tekftre cesaret etmek edepsizlikten dogan bir durumdur. 630 

Lafz u suret cism ile anlamak isterler bizi, 
Biz ne elfaziz ne suret, cumle ma'na olmusuz. 

Lafz ve suret cism ile anlamak isterler bizi, 
Biz ne sozuz ne suret, cumle ma'na olmusuz. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz sozlerimizi anlamak isteyenler 
ve tevil edenler bizi anladik zannederler. Fakat bizi anlamak zordur, demek 
istemektedir. Hz. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz bu konuda su acikla- 
masi cokguzeldir. 

"Tertemiz Kur'an-i mecid'i kendi hevanla tefsire yeltenmi§sin. Sen once 
kendini te'vtlet. Kur'an'a uydur. Yanli§ ic dunyana ve hevesine gore 
Kur'an'i anlamaya calisiyorsun. O yiice mana senin bu hareketin yuziinden 
egrile§iyor, adile§iyor." 631 

"Asli olmayan te'vil sahibi de sinege benzer; onun vehmi esek sidigidir, 
dusuncesi de soman copii. Sinek kendi dusuncesine saplamp te'vile kalk- 
missa, bundan vazgecse, baht o sinegi devlet kusu haline getirir. ibretle 
bakan kisi sinek olamaz; cam da sekle baglanmaya layik degildir. " 632 



629 (Tevfik), (YUCER, yil: 9 [2008], sayi: 21), s. 344 

630 (Tevfik), (YUCER, yil: 9 [2008], sayi: 21), s. 345 

631 Mevlana, Mesnevi ve Serhi, (trc. A.Golpinarh, ist. 1973) I, s.251, b: 1085-86 

632 Mevlana, MesnevTve Serhi, (trc. A.Golpinarh, ist. 1973) I, s.251, b: 1093-95 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 297 



ilahilerde insanT kelam olsa da anlamak icin manevT bilgiye ihtiyag gos- 
termektedir. Soz soyleme yonunden tasavvuf ehlinin dereceleri ugtur. 

ilki tecellT-i efal, ikincisi tecellT-i sifat, ucuncusij tecellT-i zattir. 

iste bu makamlardan elfaz ile tabTr mutezir olmakla makamat-i 
mezkureden soz soyleyen arif-i billah her bir makamda firak-i dalleden 
bir firkanin kelamina sebTh (benzer) soz soyler. 

Tecelli-i efal mertebesinde Cebriyye, 

Tecelli-i sifat mertebesinde Hululiyye, 

Tecelli-i zat mertebesinde ittihadiyye mezhebine musabih soz soyler- 
ler. 

Bu sadat-i sufiye ile firak-i dalle-i mezkurenin arasini fark ve temyTz 
eden ser-i serTf-i AhmedTdir. Eger bir kimseden bu turlu kelam sadir olur- 
sa o kimsenin ahval-i taabbudiyesine (ibadet ve kulluk hallerine) nazar 
olunmahdir. Eger o kimse cemT-i ahval ve etvanni tamamiyla ser'i senfe 
tatbTk ile feraiz-i ilahiyeye ve sunen-i seniyye-i Ahmediye'ye tevftk-i hare- 
ket edip daire-i senatten ser-mu inhiraf etmezse (sapma yoksa o kimse 
sadat-i sufiyeden ve kendinden sadir olan kelimat-i makamat-i 
mezkuredendir. Eger ahval ve etvannda hilaf-i senat bir seye israr eder- 
se, o kimsenin firaki dalleden oldugunda suphe olamaz. 

($erh-i Makasid'da soyle buyurulmustur: Burada hulul ve ittihadi 
vehm eden iki mezhep vardir. Onlarda bir sey yoktur. Birincisi; salik Allah 
Teala'ya ve Allah Teala'da olan sulukunde tevhTd ve irfan denizine dalar, 
zatini Allah Teala'nin zatinda, sifatini Allah Teala'nin sifatinda yok eder. 
Allah Teala'dan baska her sey gozunden kaybolur. Varhkta Allah Tea- 
la'dan baska bir sey gormez. Bu hale Tevhid-i Fena derler. §u hadTs-i 
KudsT buna isaret eder. "Kulum bona nafile ibadetlerle yakmla§ir. Hatta 
onu severim. Sevince de benimle duyar, benimle gorur." 633 Hadis burada 
hululu andinr ibareler kullanmaktadir. 634 

Katreler irmaqa irmak erdi bahre cem olup, 
Kan$up birbirine hala o derya olmusuz. 

Katreler irmaga, irmak erdi deryaya, birlesip, 
Kansip birbirine hala o derya olmusuz. 

Buradaki hala kelimesi ile anlatilmak istenen husus, evvelce ruhlar ale- 
minde nasil Hakk deryasinda bulusmus idiyseler bu gun de ayni durumda 
olduklan hususudur. 



633 BuharT, Tevhid 15 

634 (Tevfik), (YUCER, yil: 9 [2008], sayi: 21), s. 344 



298 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



Asiklar, Muhammediyet gunesinin isinlanndaki zerreler gibidirler. Onlar, 
gune§ten feyz aldilar ve gune§ de (yani Muhammediyet nuru da) Vahdet 
kanindan (bir'lik kaynagmdan) gelmistir. Asiklann hepsi de bu gercegi anla- 
diklanndan oturu, onlar icin cokluk (yani bir'den fazla olma hali) soz konusu 
degildir. Bundan oturu onlann hepsi de ferd-i yekta (tekfert) olmuslardir. 

Zerreler semse, aunes eristi vahdet kanma, 
Kalmadi asla taaddud ferd-u yekta olmu$uz. 

Zerreler gunese, gunes eristi vahdet menbaina, 
Cogalma asla kalmadi tek ferd olmusuz. 

Tevhid mertebelerinin neticesi anlatilmaktadir. 

Her kesafet kirn izafet gosterir aytnede, 
01 kudu ret tozunu si I up m Lice I la olmu$uz. 

Her gokluk ki bagintilar gosterir aynada, 
O bulanikhk tozunu silip parlak olmusuz. 

Yani kirli cam hie sirlanir mi, cam sirlanmayinca ayna olurmu? Ayna kir, 
pas, toz olursa kimseyi gosterir mi, gostermez. Ancak kir, pas olmazsa o 
mir'ata (aynaya) baktigin gibi icinde suret gorulur. iste biz oyle bir mucella, 
yani tertemiz parlak bir aynayiz, denilmektedir. 

"...cami aynaya ceviren eczaya Turkce'de 'sir' denmesinin bir rastlanti 
olamayacagini o an anlamistim. Bu ilham anini bir kose yazisinda anlattiktan 
sonra demistim ki: Okumak aynanin icine bakmaktir; aynanin arkasindaki 
"sirri" bilenler oteki tarafa gecerler, harflerin sirlanndan haberdar olmayanlar 
ise bu dunya icinde kendi yuzlerinin yaranhgindan baska bir sey bulamazlar" 



Zahidin zikrettiai sol harf-i savtin resmidir, 
Zakir-u mezkur zikre biz musemma olmusuz. 

Zahidin zikrettigi su sesin harfce resmidir, 
Zakir ve zikredilen zikre biz isim sahibi olmusuz. 

"(Mana-yi harfiyle ve mana-yi ismiyle mevcudata bakan) iki taifenin mi- 
sali ellerinde bir ayine bulunan iki §ahsm misaline benzer ki; birisi ayinenin 
§effaf yuzune bakar, icinde kendisini gordugu gibi cok §eyleri de gorebilir. 
Oteki adam ise, ayinenin renkli yuzune bakar, bir sey anlamaz" 636 



Pamuk, Orhan, Kara Kitap. istanbul: Can Yaymlan, s, 329 
Said Nursi, isarat'ul-i'caz, istanbul: Envar Ne§riyat, 1986 s. 162 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 299 



Zahid kimsenin zikrettigi lafzTdir, yani harf ve surettir, ama zakir ve 
mezkur ve zikre musemmadir. Bunlar birbirinden cok farkhdir. 
Sofunun sol hu'yu hayi narasmdan almaziz, 
Vasl-i deryayiz biz, ol sesden muberra olmusuz. 

Sofunun su hu'yu hayi narasmdan almaziz, 
Biz deryaya vashz, ol sesden beri olmusuz. 

Bir adam uc kere Hu dese Hu olur. Fakat onun Hu demesi lafzT degildir, 
cunku Hu her bir mertebeden, yani Uluhiyyet mertebesinden de, Ahadiyyet 
mertebesinden de daha yuksektir, zira "Huviyyet-i Gayb-i Mutlak" a delalet 
eder. iste bir adam once bu mahsusata bir kere Hu der, sonra malumata 
dahi Hu der, daha sonra her ikisine de birden Hu derse, o adam Hu olur. 
Cunku mahsusat ve malumat (duygular ve bilgiler) yok olunca geriye 
"Huviyyet" kahr. 

"Alleme'l esma"ya mazhar istersen gel beru, 
Adem u hem ana ta'lim plan esma olmusuz. 

"Alleme'l esma"ya sahip olmak istersen gel beri, 
Adem ve hem ona ogretilen olan isimler olmusuz. 

ilk once Nur-i MuhammedT ve Esma, Adem suretiyle zahir oldu. 
Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellem Zatin mazhandir. Adem aleyhisselam 
ise isimlerin mazhandir ve "Nur-i MuhammedT" nin bu aleme ilk zuhuru 
Adem suretiyledir. 

Ten gozuyle Misri'yi surette gorsem deme kim, 
Zira biz ol Kaf-i suret icre Anka olmusuz. 

Ten gozuyle Misri'yi surette gorsem deme kim, 
Zira biz ol Kaf-i suret icre Anka olmusuz. 

Beyitte gecen "Kaf" dan murad edilen suretlerdir. "Anka" dan da murad, 
bu suretlerin hakTkati olan "Zat-i Aliyye", yani Allahin zatidir. 

O halde, Misri, her sey'dir. f^unku o, kul olarak yoklugunu anlamis, yok 
olmus, varhgini Hak varhgina vermistir. Bundan oturu butun tenlerin icindeki 
can ile bir oldugu icin ona ten diye bakmak, onu ten zannetmek hatadir. O, 
Kafdagi gibi olan teninin icinde ismi var cismi yok Anka kusu (yani ruh varh- 
gi) olarak ebedilik sirnna ulasmistir: 



300 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Gegmisiz Mecnunlugu sirette Leyld olmusuz 

Vasili esrdr-i ydriz ayn-i esya olmusuz 

Okuyan esma okur bizler muamma olmusuz 

Ta ezelden biz bu ask iginde riisva olmusuz, 

ismimizdir soylenen ma'nada Anka olmusuz. 

Kalmisiz kesrette kavga igre cana sandilar 
Sohbet-i hdsimdir 637 ol meh zahid el-leylu ve Nehar 
Kande baksam sevgili ydrim gorunuyor a§ikar 
$ol izafat-u taayyiin soflarm giysek ne var, 
(Hjnku ondan soyunup ma'nen muarra olmuguz. 

Genc-i istignaya saldik postumuz sir bekleriz 

Vasl-i hakk'al yaktniz van yogu neyleriz 

Hamdulillah kande baksa ydri seyran eyleriz 

Mantik-at-tayr'm lugati muglakmdan soyleriz, 

Herkes anlamaz bizi, bizler muamma olmusuz 

Qun sirat-ul mustekimdir salike seyhin ozu 
Nola hizmet arz ederse seyhine salik yuzu 
$uphesiz onda hakikat agilir Rusen gozu 
Lafz u suret cism He anlamak isterler bizi, 
Biz ne elfaziz ne suret, cumle ma'na olmusuz. 

Ayni erkani bilmez olmatip satir 638 uyup 

Emr u nehyi munkerifark etmeyen pasli kalip 

Kendi kaynar kendi oynar giktigi yerde kalir 

Katreler irmaga, irmak erdi bahre, cem olup, 

Karisup birbirine hala o derya olmusuz. 

Yarasir dsiklarm feryad ederse sdnma 
Asikm gunku bakilmaz kufrune imanma 
Her kimin kirn pertevi 63g candni saldi cdnma 
Zerreler semse, gunes eristi vahdet kanma, 
Kalmadi asla ta add Lid ferd-u yekta olmusuz. 

Sureti sirri tariki bellidir dyinede 

Suzis 640 cezbe Dilara hos safsinede 



Has: ozel, hususi, mahsus. 



Satir: Setreden, orten, kapatan. Giinahlan, kusurlan orten. 
Pertev: (Pertav) f. Ziya, i§ik. Atilma, sigrama, hiz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 301 



Bellidir kunhu 641 kanaat cunkij hatta handede 
Her kesafet kim izafet gosterir aytnede, 
Ol kudu ret tozunu silup mucella olmusuz. 

Herkesin iblis yuzunun vardir isi nefsidir 
Qun elifden yaya dek Tahir habibin ismidir 
Zdt-i esmdda tecelli hem musemma cismidir 
Zahidin zikrettigi sol harf-i savtm resmidir, 
Zakir-u mezkur zikre biz musemma olmusuz. 
Mazi-i mustakbeli gegti vucuda kalmaziz 
Ehl-i hale kurbaniz biz munkere ram olmaziz 
Biz tecelli kendiyiz zahid teselli bilmeziz 
Sofunun sol huy-u hayi narasmdan almaziz, 
Vasl-i deryayiz biz, ol sesden muberra olmusuz. 
Alem-i muayyende bir bil padisah kemteri 
Yine yek 642 sozdur hakikat ayn-i irsadin sirri 
Alem surettedir ydrin cemdli pertevi 
"Alleme'l esma"ya mazhar istersen gel beru, 
Adem u hem ona ta'lim olart esma olmusuz. 
AzbVnin katline fetva bende versem deme kim 
Gel muhibbi hdneddn ol dski bulsam deme kim 
Kufre erme vuslat-i dilddra ersem deme kim 
Ten gozuyle Misri'yi surette gorsem deme kim, 
Zira biz ol Kaf-i suret igre Anka olmusuz. 



Suzij: f. Yakma. Yanma. Dokunma, te'sir etme, etki yapma. BCiyuk aci. Yurek 
yanmasi 

Kiinh: Bir jeyin ash, cevheri, mikdan. Dip. Kok. Ozu, nihayeti, vechi. Vakit, za- 
man. 

642 



Yek: f. Bir, munferid. Bir olu§, birlik. 



302 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



89 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Vasl-i Hakk olmaga eylersen heves, 
Aska ulas gayriden gonlunu kes. 

Gayri nesne sanma aski zahida, 

Kendi cennetten oluptur muktebes. 
Kanbandir bu halaik daima, 
Ehl-i ask icinde olmuslar ceres. 

Cism-u camn ko yukiin yiikledi ver, 

Rah-i aska gidemez merkeb feres. 
Onsekizbin alemi tutup duran, 
Kaf-u nunun terkibiyle yek nefes. 

Tarfet-iil-ayn icre yakar cumlesin, 

Ger dokunsa nar-i asktan bir kubes. 
Bag-i cennetde olursa oda yak, 
Ey Niyazt koma dilde har u has 

Vasl-i Hakk olmaga eylersen heves, 
Aska ula$ gayriden gonlunu kes. 

Hakk'a vasil olmaga heves eylersen, 
Aska ulas baskasindan gonlunu kes. 

Gayri nesne sanma a$ki zahida, 
Kendi cennetten oluptur muktebes. 

Zahida aski baska nesne sanma, 
Kendi cennetten iktibas edilmistir. 

Kanbandir bu halaik daima, 
Ehl-i a$k icinde olmuslar ceres. 

Bu hizmetciler daima kervanindadir, 
Ehl-i ask icinde canlar gibi olmuslar. 

"Kariban" kervan, yani kafile demektir. Mesela hac yolunda veya diger 
yola giden kafilelere kariban derler. Bu kafilelerde develerin boyunlanna 
canlar asmalannin sebebi can caldikca deve neselenir. Aynca her cesit calgi 
cahnmasina musaade olunmustur, haram degildir. iste deve hem achk ve 
susuzluga dayanikh, hem de asik bir hayvandir. Guzel sesli deveciler sarki 
soylemeye baslayinca develer aska gelip agir agir yollanna devam ederler. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 303 



iste mahlukat arasinda ask ehli de can gibidir. (digerlerini costururlar). 

Cism-ti camn ko yukun yukledi ver, 
Rah-i aska gidemez merkeb feres. 

Cisim ve camn koy yukun yukledi ver, (hafiflet) 
A§k yoluna gidemez merkeb ve at. 

Ask: kalple tarn bir muhabbetle sevmek, sevgiliden baska her seyden yuz 
cevirmektir. Nefsin kotu arzulanna yani sehvete ask ve muhabbet denilmez. 

Siz sehvetin ismini ask koymussunuz. 

Egeroyle olsaydi, esek, insanlarm sahi sayihrdi." 

Mevlana kuddise sirruhu'l-azTz 

Onsekizbin ale mi tutup duran, 
Kaf-u nunun terkibiyle yek nefes. 

Onsekizbin alemi tutup duran, 
Kaf ve nun'un terkibiyle bir nefes. 

Arap dilinde "kelam", kesik, yara, yaralama anlamina gelen "k.l.m." 
kokunden turemistir. Bu sebeple tipki yaranin bedende bir etki husule 
getirmesi gibi "kelam"da da muessir bir guc vardir. iste mumkunat ilk 
olarak "kelam"in bu muessir gucunden etkilenmis ve mumkun varhklann 
ilk isittikleri hitap "kun" kelimesi olmustur ve alem bu sekilde ilahT Kelam 
sifatindan zuhur etmistir. Bu hitap ise Rahman'in nefesinin ayan-i 
sabite'ye teveccuhudur. ibn'ul Arab! kelamin bu varhk duzeyindeki etkin 
gucunu, "kelam olmasaydi biz biigiin yokluk ijzere olurduk, ne bir hu- 
kiim ne de haber olurdu" sozuyle ifade etmeye cahsir. iste bu sebeple 
butun kainat kelam ile tabir olunmustur. Tipki insanin nefesinden harfle- 
rin ve kelimelerin zuhur etmesi gibi. Kelam, nihaT tahlilde Rahman'in ne- 
fesine dayanan muessir bir guc oldugu icin himmeti tarn ve kelami da ila- 
hT olan kimsenin sozu de ayni sekilde muessir olur. 643 

Arapcada, bizatihi kendi basina yeterli olan anlamh bir butun, yani 
cumle icin "kelam", kendi basina anlamh bir butun olusturmayan, kela- 
min her bir parcasi icin de "kavl" kelimeleri kullanihr. Bu Ttibarla da mese- 
la Kur'an'a kelamullah denilirken kavlullah denilmez. 644 

ibn'ul Arab!, Allah Teala'nin sonsuz kelamini ifade etmede kullanilan 
"kavl" ile "kelam" sifatlan arasinda bir ayinma gider ve "kelam"a nispet 



643 (CAKMAKUOGLU, 2005), S. 200 

644 ibnu'l-Manzur, Lisanu'l-Arab, c. XII, s. 523 



304 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



eder. "Bir seyin olmasmi diledigimiz zaman ona sbzumuz (kavl) sadece "ol 
I" demektir. O da hemen oluverir." 545 ayetinde ifade edildigi gibi "kavl" 
ile hitap "ma'duma" isittirilirken "kelam" ile mevcuda isittirilir; bu da "Al- 
lah Tedld Musd ile gercekten konustu (kelam)" 645 ayetinde ifade edilmis- 
tir. Yukanda ifade edildigi gibi "kelam" bazen beser diline tercume edilir 
ve bu Ttibarla da "kelam" mutercime (Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme) nispet edilir. Dolayisiyla Kur'an-i Kenm'de ifade edilen "tahrif" 
(Bakara, 75) ve "tebdTI" (Fetih, 15) bizatihi Hakk Tealanin, taklid ve zatT 
tavsif kabul etmeyen ezelT kavline degil bu besen dildeki tercumeye, yani 
kelama nispet edilir. ZTra besen dildeki tercume tebdil ve tahrif kabul 
eder. Kisacasi "kavl", yok olana vucud verme gibi bir etkiye sahipken "ke- 
lam", var olana ilim verme gibi bir etkiye sahiptir. 647 

Burada ibn'ul Arab!, "Allah Tedld bir sey murdd edince, sadece "oil" 
demesiyle o sey hemen oluverir" 6 * 2, ayetini Arap nahivcilerinin '7s- 
ti'mdlu's-sebep mekane'l-musebbep" dedikleri kural muvacehesinde yo- 
rumlamistir. ibn'ul Arab!, bir sebep olarak "kum.ol" kelimesini musebbep 
olan mahlukat yerine kullanmak suretiyle butunuyle aleme "kelime" de- 
mistir. 649 

Mevcudatin dydn-i sdbite'\er\ zatlan Ttibanyla emr-i ilahTyi isitme ve 
kabul etme istTdadinda oldugundan Allah Teala onlan ademT hallerinden 
vucuda cikartmak istediginde onlara "kun: ol" der, onlar da hemen olup 
zuhur ederler. Ayan-i sabitenin ilk idrak ettigi sey bu kelam-i ilahTdir. Di- 
ger bir ifadeyle her bir mevcudat asillan ilahT "kun: ol" emrine dayanan 
birer kelimeden ibarettir. 550 

ZTra "kun" kelimesinin zahir ve batin olmak uzere iki farkh vechesi 
vardir: Zahir Ttibanyla kelime iki harften (kef ve nun) olusmaktayken 
batin Ttibanyla tic harften (kef, vav ve nun) mutesekkildir. ZTra kelimenin 
etimolojik kokeni "kevn" o\up, biri kisa (zamme), digeri uzun (vav) iki sesli 
harfin bir araya gelmemesi icin "vav" harfi hazfedilmis ve kelime zahiren 
iki harften mutesekkil olarak (kef ve nun) yazilmistir. Kelimenin bir zahiri, 
bir de batini olmasi, onun batini ile gayb ve melekut alemine; zahiri ile 
de, mulk ve sehadet alemine tekabul etmesi anlamina gelmektedir. Diger 
taraftan mulk ve sehadet aleminin de bir zahiri ve bir de batini olduguna 
gore "kun" kelimesinin zahiri aynca bu iki boyutu yansitmak durumunda- 
dir. Bu yondeki bir paralellik ise ibn'ul ArabT'nin "kef" ve "nun" harfleri- 



645 Nahl, 40 

646 Nisa, 164 

647 ibnu'l-Arab!, Futuhat, c. IV, s. 43; c. V, s. 341; c. VII, s. 276. 
648 AI-i imran, 47 

649 AfifT, Mystical Philosophy, s. 73. (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 197 
650 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 200 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 305 



nin sesleriyle ilgili tahlillerinde gorulmektedir. Nitekim "kef" harfi mahre- 
ci Ttibanyla damagin en ig kisimlanndan gikan harflerden oldugu idn 
sehadet aleminin batinina paralel dusmektedir. "Nun" harfinin mahreci 
ise, agzin dis kismma yakin ust kesici dislerin kokleri oldugu igin bu harf 
de sehadet aleminin zahirini temsil etmektedir. Aynca "nun" harfi yanm 
daire seklindeki yazimi bakimindan vucddun zahirini temsil ederken, ya- 
nm daire ustundeki nokta ile birlikte dusunuldijgunde ise dairenin diger 
gorunmeyen batinT yansina donusmektedir. ibn'ul Arab! 'nin "kijn" keli- 
mesini tahlilinde "vav" harfinin hazfi de varhga iliskin bazi anlamlar kaza- 
nir; zTra bu harf "kef" ile "nun" harfi arasinda batinT bir bagdir ve bu agi- 
dan o, ister asIT varhk mertebelerinin zuhurunda isterse de hitabin, sozun 
zuhurunda olsun her seyin ozundeki batinT, ilahT tecellTyi temsil etmekte- 
dir. iste "vav" harfinin bu batinT konumu, ibn'ul ArabT 'nin her var olanin 
iki yonu bulunduguna iliskin gorusuyle paralellik arz etmektedir: illete ve 
dogrudan sebebe donuk zahin yon ve fiilen varhk verene, yani Allah'a 
donuk batinT yon. 

Kainattaki her bir soz Allah'in kelamidir. Hatta bu anlamda olmak uze- 
re ibn'ul ArabT bazen, ehlullahtan "mutlak i§itenler" diye isimlendirdigi 
bir zumreye atfettigi "Vucudda Allah'tan ba§ka mutekellim yoktur: Ma 
fi'l-vucudi mutekellimun Wallah" sozunu zikreder. Hatta bu anlama gele- 
bilecek sekilde "Allah'tan ba§ka soz soyleyen, Allah'tan baska konusan 
yoktur" diyen ibn'ul ArabT, bir adim daha ileri giderek alemdeki her bir 
sozun hatadan salim oldugunu, her bir sozun guzel oldugunu soyler. ZTra 
ona gore alemdeki her bir kelam, bir hikmete ya da en fasih nihaT soze 
(faslu'l-hitab)dayarur. Dolayisiyla besen dil ya da ilahT dil denildiginde ya- 
pilan ayinm mutlak olmayip sadece tek bir hakikatin iki farkh duzeyine 

. - . , 652 

isaret eder. 

ZTra insan-i kamil olarak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin, 
Hakk ile halk arasinda hem varhk hem de marifet duzeyinde bir berzah 
olma konumu vardir. Allah Teala Kur'an-i Kerim'i bizatihT kendi lisaniyla 
soylemedigine gore, mahlukat ile Allah Teala arasinda bir berzah olan Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem besen lisaniyla okuduklan 
kelamullah diye isimlendirilmektedir. ibn'ul ArabT sik sik su ayeti zikret- 
mek suretiyle bu hususa istishadda bulunur: "Eger musriklerden biri 
emdn dileyerek sana sigmirsa ona emdn verki Allah'in keldmmi isitsin..." 

Ayette Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kiraati kelamullah 
olarak isimlendirilmistir. Tercumanin kelami kendisinden tercume edile- 



651 (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. 201 

652 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 180 
Tevbe, 6 



306 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



nin kelaminin yerine gecmistir. £unku insan-i kamil olarak Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem, vucudT kelimelerin zuhurunda Hakk'in vekTIi 
oldugu gibi sozleriyle de nutk bakimindan Hakk'a niyabet etmekte ve bi- 
zim igin onlan tercume etmektedir. 

ibn'ul Arab! 'ye gore ilahT hitabin seslere ve suretlere donusturulme- 
sinde bir beser olarak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir dahli 
soz konusu degildir. O, Kur'an-i Kerim'i insanlara, her hangi bir Nave ve 
eksiltme soz konusu olmaksizin Allah Teala'dan tahkiye yolu ile teblig 
eder. Kendisine inen suretten aynlmaksizin kendisine ne soyleniyorsa 
onu soyler. ZTra Kur'an harflerin terkibi, kelimelerinin terkibi ayetlerinin 
tanzimi ve surelerinin insasiyla birlikte inmistir. Burada harfler ve suretler 
bir mutercim olarak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hayalinde 
sekilleniyordur, fakat mutercimi konusturan Allah Teala'dir, kendi nef- 
sinden konusmaz. Eger bir kimse kendi nefsinde hasil olan bir ilmi tercu- 
me ediyorsa o kimse burada kastedilen mutercim degildir. 555 

Allah Teala'nin sonsuz ilminde degismeyen ozler (ayan-i sabite) sek- 
linde bulunan varhklan, imkan mertebelerinden zuhur mertebesine cikar- 
tan ezelT ilke, ilah? kelime olmaktadir. ibn'ul Arab! 'nin ogretisinde yarati- 
hs, mutlakyokluktan degil, izaft yokluktandir. Ayan-i sabite, haricte henuz 
zuhur etmedigi icin varhk adini almaz, fakat ilm-i ezelTde sabit oldugu icin 
mutlak yokluk anlamina da gelmez. Ayette gecen "kun: o\\" ve "sey" 
ibareleri de §eyh'in bu dusuncesini desteklemektedir. ZTra emre muhatap 
olan bir "sey"dir, dolayisiyla mutlak yokluk soz konusu degildir. Yine bu 
"sey"e "oil" emr-i ilahTsi teveccuh etmis olmasi da bu "§ey"in, ilm-i ilahT- 
de sabit olsa da henuz haricT varhk mertebesinde zuhur etmedigine isaret 
etmektedir. ibn'ul Arab! 'ye gore bu sekilde zuhur eden varhklar, "ilahT 
isimler" vasitasiyla duzenlenip, her biri kendi yerine yerlestirilir. Burada 
"isimler", besen dilde kullandigimiz sekliyle, spesifik terim anlaminda 
(Rahman ya da Kadir gibi) alinmamahdir. Daha dogrusu harflerin terki- 
binden olusan ve besen lisanimizda dua ve niyazda bulundugumuz isim- 
ler, "ilahT isimlerin" ismi (esmau'l-esma)d\r. Oyle ki Allah Teala, bu isimle- 
rin farkh sekilleri vasitasiyla kainattaki varhgi sevk ve organize eder. Bu 
isimler, hem varhga (being) varolus (existence) kazandirma hususunda 
gerekli olan enerjiyi, hem de varhklar arasindaki duzen ve uyumu tanzim 
eden genel yapiyi saglamaktadir. 

Bu sekilde Allah Teala'nin sonsuz ilminden surekli inkisaf eden her varhk, 
"buyuk kozmik soylemin" kompozisyonundaki bir harfi teskil eder. Harflerin 
potansiyel varolus duzeyinden gorulur alemdeki belirlenmis varhk duzeyine 



654 (CAKMAKUOGLU, 2005), S. 183 

655 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 184 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 307 



gegi§i feleklerin (spheres) donme eylemi vasitasiyla vuku' bulur. ibn'ul Arab! 
bu sureci acikca konusma eylemi ile es tutar ve bu ilahT hitap sadece sembo- 
lik bir ifade degildir. ilahT yaratma ile insanin konusmasi arasindaki bu ben- 
zerlik surekli tekrarlanir. Allah Teala, "nefesu'r-Rahman" olarak bilinen ve 
kainatin varhgini surekli muhafaza eden "ilahT nefes alma" vasitasiyla mah- 
lukati yaratir. ilahT kelimelerin "telaffuzu"nu mumkun kilan iste bu "ne- 
fes"tir. Bu rahmanT nefes ibn'ul ArabT 'nin terminolojisinde a'ma diye isim- 
lendirir. Bu latTf ve metafizik bulut, Hakk'in zuhurunu (keynunet) 556 kabul 
eden ilk mahaldir. 

"Ashab-i kiramdan Ebu Rezin el UkaylJ radiyallahu anh bir keresinde 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme; 

"Rabbimiz mahlukati yaratmazdan once nerede idi? diye sorar. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde; 

"Fevkinde ve tahtmda hava olmayan A'ma da idi" diye buyurur. " 557 

Cevabi ibn'ul ArabT 'nin bu konu hakkmdaki goruslerinin temel dayanagi 
olmaktadir. Bu metafizik bulut, butun suretleri kabul eder, ayni zamanda 
varhklara sekillerini verir; hem aktif hem pasiftir, hem ahp, kabul edicidir 
hem de gerceklestirici. Allah Teala iste bu latTf a'mada kendi disindaki butun 
alemin suretlerini agar. 558 

Once Onsekiz sayisi uzerinde durmak gerekir. Mesela; 

MevlevTIerce kutsal bilinen 9 ve onun kati olan sayilar, mistik ogretinin 
adeta temelini meydan getirmistir. Bu inancin temeli, akl-i kull ile nefs-i 
kull'un 9 kat gogu meydana getirmesine dayanir. Bu gogun hareketiyle 4 
unsur olusmus ve butun bunlardan cansizlar, bitkiler ve canhlar dogmus, 



Bu noktada ibnu'l-ArabT, Hakkm be§ var oluj mertebesinden (-.keynunet) bahse- 
der: 

1- Hakkm omdda var oluju. Hakkm varhgini kabul eden bu ilk mertebeye yazimizda 
mutlak hayali incelerken deginmeye gah§acagiz. 

2- "Rahman, Ar§'a istiva etti." (Taha, 5) ayetine istinaden Hakkm Arj'taki var olu§u. 

3- "Rabbimiz her gece dunya semasina iner" hadisine istinaden dunya semasmdaki 
var olu§u. 

4- "0, goklerde ve yerdeki tek Allah'tir" (En'am, 3) ayetine istinaden yeryuzundeki 
var olu§u. 

5-"Nerede olursaniz olun O, sizinle beraberdir" (HadTd, 4) ayetine istinaden bizde 
oldugu gibi her varhkta da kendi varhk mertebelerine gore var olu§u: umum? 
keynunet. Butiin bu aciklamalardan sonra ibnu'l-ArabT, Hakkm bu mertebelerdeki 
var olusunun kendi celaline yakisjr bir sekilde oldugunu, Zat'mm gerektirdigi gibi her 
hangi bir tasavvur, te§bih ve keyfiyet soz konusu olmadigim hemen vurgular. Bkz., 
ibnu'l-ArabT, Futuhat,c. Ill, s. 465, 466. 

657 Timizi, Tefsir sure 11. 1; ibn. Mace. Mukaddime. 13; ibn Hanbel. IV/11. 12 

658 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 198 



308 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



boylece hepsi birden 18 sayisiyla kodlanan kainat tasavvurunu sekillendir- 
mislerdir. Butun bunlann disinda ozellikle MesnevT'nin ilk onsekiz beytinin 
Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-azizin elinden cikmis olmasi, sayi semboliz- 
minin manevT plandan, butun maddT plana yon vermesine sebep olmustur. 

MesnevT'nin ilk onsekiz beyti dusunulerek de, onsekiz rakami uzerinde 
kutsal bir halka olusturulmus olabilir. Sema'ya katilan sema'zenlerin sayisi 
dokuz veya katlan olmahdir; kapidan gecen dervis onsekiz gun hucresinde 
kapah kahr; tarikate yeni suluk etmis bir can, ilk onsekiz gun ustunde getirdi- 
gi elbiseleriyle cahsir; hayden cubbesinin yakasina, gugus hizasina kadar 
inen ve istiva denilen iki parmak eninde dokuz veya onsekiz sira makine 
dikisi cekilir; tekbir edilen sikke, Hz. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-azizin 
sandukasi altinda onsekiz gun kaldiktan sonra basa giyilir; cezalandirmada 
bile kustahin arkasina hafif darbelerle dokuz veya onsekiz degnek vurulurdu. 
Hulasa, tarikat icinde sayinin soz konusu oldugu her alanda, bunun dokuz 559 , 
katlan ve ozellikle onsekiz olmasina ozen gosterilirdi. 560 

Alemler yirmisekizdir, keza ilahT mertebeler de Yirmisekizdir. Bu beyitte 
NiyazT-i MisrT Efendi ne icin Onsekizbin diye soyledi? §unun icin; 

Bu mertebelerin en evvel: "Nur-i MuhammedT" olmak uzere Nefs-i Kul, 
Tabiat, Heyula, Ars, KursTdir. Bu alti mertebe manevTdir. Yirmisekizden 
cikanhrsa Yirmiiki kahr. Bunlardan Ars butun alemleri kaplamis bir kubbe- 
dir. Muhaddep; yani yumru olan kismina ars, muka'ar, yani cukur olan 
kismina Felek-i atlas ve Felek-il buruc denilir. f^ukur olan kisminda hicbir 
sey yoktur, sadedir, duzdur. Bu iki kursTnin dahi muhaddebi ve maka'an 
var. Bunlar ikiserden dort eder, keza yirmiikiden cikanhnca onsekiz kahr. 
Anin icin MisrT Efendi onsekiz alem dedi. KursTnin cukur kismina Felek-il 
menazil ve Felek-i mukevkep dahi denilir. Felek-il menazilde ise kamer (ay) 
bulunmaktadir. Semada gorulen yildizlann hepsi bu Felek-i mukevkeptedir. 
^esit cihetiyle onsekiz asildir. iste onsekizbin alemi ki, bunlar ilahT merte- 
belerdir. Bunlan tutan nedir, Hakk'in vucududur. "Kaf" ve "Nun" ilmi, 
yani "Kun" ile. 

Kur'ani KerTmin Yasin suresinin son ayetlerinden biri olan: 



{}pC!> jp a5 Jjl ij\ UJ& ifjl lilsyl Gl "O Allah Teala bir seyin olmasini irade 



Dokuz sayisimn ihramcizade Haci ismail Hakki Toprak Efendi Hazretlerinin (hyt: 
1969) hayatmda da onemli bir yer tuttugu rivayetleri bu sayinin ehli tasavvuf tara- 
fmdan onemli oldugunu aciklamaktadir. (ism07) ; s. 69 

DURU, Necip Fazil; MevlevT 5eyhi Aga-zade Mehmed Dede ve MesnevT'nin ilk 
Onsekiz Beytini §erhi Makale, Bu makale, Tasavvuf ( yil: 4, sayi: 11, Temmuz-Aralik 
2003, ss. 151-175) dergisinde yayimlanmistir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 309 



ettimi, emri "ol" demektir, o da hemen olur" 661 buyurulmustur. 

Bu alemi dort melek mazhanndan tutarlar. Bunlar: Cebrail aleyhisselam 
Mikail aleyhisselam, israfil aleyhisselam Azrail aleyhisselam dm. Cunku 
melekler Allah Teala'nm kuvvet isminin mazhandirlar. Melekler mazharla- 
nyla bu alemleri tutarlar ve bunlar alemlerin rukunleridirler (destek, mes- 
netleri). Fekat bu mezahirden zahir olan kendisidir, mazharla olunca de- 
mek "kaf" ve "nun" ile "kun" emriyle olur demektir. 

Tarfet-ul-ayn icre vakar cumlesin, 
Ger dokunsa nar-i a$ktan bir kubes. 

Goz acip kapayincaya kadar yakar hepsini, 
Ger dokunsa ask atesinden bir parca. 

Kubes, ates yanarken cikan gingi, kivilcim demektir. Ask bir parcasi ile 
dahi insani alt ust eder. 

Baq-i cennetde olursa oda yak, 
Ey Niyaz? koma dilde bar u has 

Cennet bagi olursa da atese yak, 

Ey NiyazT gonulde horluk ve guzellik birakma 

iyilik ve guzellik asikin yaninda degerli olayip, sevgilinin arzusudur. cen- 
net arzusu ve cehennem korkusu asikta kaybolup gitmistir. 

Bu sofilerin bazilan der ki! 

"Biz ne cehennemden korkanz, ne de cennet isteriz." Halbuki bu 
soz kufurdur,. Ne buyurulur. Bu soruya da asagidaki cevabi veririz: 

Bu sozun kufur olmasi; cehennemden korkmamak ve cenneti begen- 
memek yonunden soylenmis olmasina baghdir. , Ama bunlann kasdi oyle 
degildir, sudur:, 

" Ya Rabbi, sen bizi yoktan var eyledin; vucuda getirdin. Bundan sana 
fayda yoktur. Bu durumda; bize dusen odur ki, sana kullugu, kendimize 
ait sebep icin etmeyelim. Ancak kullugumuzu, senin nzan icin yapanz. 
Seninle bir ahs verisimiz yok ki, cennet veya baskasi icin ibadet edelim. 
Her nekadar sen: 

"Allah Teala muminlerden nefislerini ve mallarmi satin aldi; karsih- 
ginda onlara cennet verdi." 652 Buyurmus isen de; bu senin has kullann 
ile bir muamelendir...Nihayetsiz lutuflanni ve sonsuz, tarn rahmetini on- 



661 Yasin, 82 
652 Tevbe: 111 



310 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



lara bu yuzden bir izhardir Yoksa sen; ahs veris gibi seylerden munezzeh- 
sin. Biz ibadeti halis muhlis senin igin yapanz. Ara yerde cennet ve ce- 
hennem olmasa dahi, bize yakisan ibadettir. Cennete ve cehenneme 
koymak gikarmak sana bagh bir istir, nasil dilersen oyle yaparsin. Cenne- 
te koyarsan senin, fazhn sayihr; ibadetimizden degildir. Cehenneme ko- 
yarsan adlindir; hasa zulum degildir Zulmun manasi baskasinin mulkune 
fuzuli tasarruftur Halbuki mulk senindir Durum boyle olunca o mulkte 
arzu ettigin gibi tasarruf edersin ve zulum olmaz iste tasavvuf ehlinin o 
sozden muradlan budur ... 
Baska degildir. 663 



TAHMIS-IAZBI 

Olmaz anka He yek-dil mekes 664 
Cumlenin payinde a$ik oldu pes 
Subhdem Hakk'tan gagir Hakk He ses 
Vasl-i Hakk olmaga eylersen heves, 
Aska ulas gayriden gonlunu kes. 
Askla gaglar idi derya dild 
Askla yer gok durur kdim sehd 
Askla devran eder arz u semd 
Gayri nesne sanma aski zahida, 
Kendi cennetten oluptur muktebes. 
Ask yolunda varligi agyara ver 
Cdnmi terk eyleyip cdnane er 
Kuse-i hayrette sana kalma der 
Cism-u canm ko yukun yukledi-ver, 
Rah-i aska gidemez merkeb feres. 

01 ki dsktan gordu Hakk'm zerresin 
Tekye-i irfanda yakti sem'asm 
Kim ki bulduysa vucudun lem'asm 
Tarfet-ul-ayn igre yakar cumlesin, 
Ger dokunsa nar-i asktan bir kubes. 



663 NiyazT-i Misri, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, ONDORDUNCU SUAL VE 
CEVABI- 

664 



Meks: Durma, eglenme, bekleme. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 311 



Askla yansin dahi subh u mesa 665 
Qun son aski Huda'dir rehnuma 666 
Zikr u fikrin ola Hakk'tan masiva 
Kanbandir bu halaik daima, 
Ehl-i ask iginde olmuslar ceres. 

Hdbi gafletten gozun ac gel uyan 
Tabu ki sevda-i hame 667 yok uran 
Nokta-i sim ildhide iyan 668 
Onsekizbin alemi tutup duran, 
Kaf-u nunun terkibiyle yek nefes. 
Doldu AzbVye Hakk'tan istiyak 
Hakk yaktn oldubana sensin irak 
Mdsivadan yum gozun Mevldya bak 
Bag-i cennetde olursa oda yak, 
Ey Niyazi koma dilde bar u has 



Subh u mesa: Sabah-ak§am 

Rehnuma: f. Yol gosteren. Kilavuz 

Hame: f. Yontulmuj kalem. 

Ayan: (iyan) Ajikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi 



90 

Vezin: Mustefilun mustef Nun mustefilun mustefilun 

Derman arardim derdime derdim bana derman imis, 
Burhan sorardim ashma ashm bana burhan imis. 

Sag u solum gozler idim dost yuzunu gorsem deyii, 

Ben tasrada arar idim ol can icinde can imis. 
Oyle samrdim ayriyem dost gayndir ben gayriyem, 
Benden goriip isiteni bildim ki ol canan imis. 

Savm u salat u hac He sanma biter zahid isin, 

insan-i Kamil olmaya lazim olan irfan imis 
Kande gelir yolun senin ya kande vanr menzilin, 
Nerden gelip gittigini anlamayan hayvan imis. 

Miirsid gerektir bildire Hakk'i sana Hakk'al-yakin, 

Mursidi olmayanlarm bildikleri guman imis. 
Her murside dil verme kim yolun sarpa ugratir, 
Mursidi Kamil olanm gayet yolu asan imis 

Anla hemen bir soz durur yokus degildir diiz durur, 

Alem kamu bir yiiz durur goren am hayran imis. 
isit Niyazt'nin soziin bir nesne ortmez Hakk yiizun, 
Hakk'dan ayan bir nesne yok gozsiizlere pinhan imis 

Derman arardim derdime derdim bana derman imis, 
Burhan 669 sorardim ashma ashm bana burhan imis. 

Derman arardim derdime derdim bana derman imi§, 
Delil sorardim ashma ashm bana delilmis. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kur'an okuyan mu'min turuncgillere benzer; kokusu da giizeldir, tadi 
da giizeldir. Kur'an okumayan mu'min ise, hurmaya benzer; kokusu yok- 
tur, fakat tadi giizeldir. Kur'an okumayan miinafik reyhana benzer; kokusu 
giizeldir, tadi ise acidir. Kur'an okumayan miinafik da Ebu Cehil karpuzuna 



BURHAN: Delil, hiiccet, isbat vasitasi. * Mantik: YaktnT mukaddemelerden mey- 
dana gelen kiyas. * Red ve inkar igin itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-i hakikat 
eden kavi huccet. (Bir burhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazi insanlar isti'zam ile 
dar zihinlerine siki§tiramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammiil edemez. Bu hale kar§i 
o kat'i, sahih burhani reddetmek iizere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle §u burhan 
(onu) intac edemez." diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, netice- 
nin kayyumu imandir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 313 



benzer; kokusu olmadigi gibi, tadi da acidir." 

Eskiden anne babalar, cocuklarm atlattiklan her hastahktan sonra bir ol- 
gunlasma ve geli§me evresi gecirdiklerini bilirlerdi Sadece cocuklar degil, ye- 
tiskinler de her hastahktan daha olgunlasmis olarak cikarlar. Butun buyuk 
kulturler de buyuk mucadeleler sonucu olusmuslardir. 671 

Sag u solum gozler idim dost yuzunu ggrsem deyii, 
Ben tasrada arar idim ol can icinde can imi$. 

Sag ve solumu gozler idim dost yuzunu gormek icin, 
Ben disanda arar idim ol can icinde can imis. 

Pervane, Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-azTzden bir ogut dinlemek 
icin israrda bulundu. Mevlana: 

"Emir Muineddin muktedirsen, hie gevseklik gostermeden dort kib- 
leye hizmet et ve dort kibleye hizmet etmegi kendine gerekli bit" dedi. 
Pervane bas koydu ve: 

"Biz bir kible biliyoruz, diger ugu hangileridir? Diye sordu. Mevlana: 

"Bunlardan birincisi namaz kiblesidir ki gunde bes defa yuzunu ona 
cevirirsin. 

ikincisi dua kiblesi olan gokyuzudur. ihtiyac dustugu vakit yuzunu dua 
kiblesine cevirir ve aglayip sizlayarak kendi arzunun yerine gelmesi icin ri- 
cada bulunursun. 

UcuncusiJ padisahlardir: Padisahlar, yoksullann ihtiyaclannin kiblesi 
ve mazlumlann siginagidirlar. Bir mazlum ve caresiz kimse senin tarafma 
yuzunu cevirdigi vakit, onun ihtiyacini yerine getir ki, yuce Allah Teala da 
senin din ve dunya ihtiyacini yerine getirsin. 

Dorduncusu Allah Teala erlerinin kalbidir. Bu kalb, Allah Teala'nin na- 
zannin kiblesidir ve kainattan da daha yuksek ve yucedir. 672 

Oyle samrdim ayriyem dost gayndir ben gayriyem, 
Benden goriip isiteni bildim ki ol canan imis. 

Oyle samrdim ayriyem dost baskadir ben baskayim, 
Benden gorup isiteni bildim ki ol canan imis. 



670 BuharT, Et'ime, 30; Fedailu'l-Kur'an, 17, 36; Muslim, Musafirtn, 243; Ebu Ya'la el- 
MevsilT, Musned, XII, 168 (7237); TaberanT, el-Mu'cemu'l-kebtr, IX, 136 (8670); 
BeyhakT, 5u'abu'l-Tman, II, 337 (1973); Kuda'T, Musnedii's-sihab, II, 289 (1381). Me- 
sel igin bkz. Hakim et-Tirmizt, el-Emsal, s. 44, 45; RamhurmiizT, Kitabu emsali'l-hadis, 
s. 85 (46); Ebu's-Seyh, Kitabu'l-emsal, s. 215 (318); AbdulmecTd Katamis, el-Emsal el- 
Arabiyye, s. 163. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 
671 (DAHLKE, 2002), s.lll 
672 (Ahm95), s. 672-(407) 



314 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz burada insanda bulunan kuvvet- 
lerin ashnda kendine verilen cevhereden yani ufurulen ruhun oldugunu be- 
yan ediyor. Yoksa bakiyenin aciz ile vasiflandigim haber veriyor. 

01 lezzet-i ruhaniyye ile beden de kuvvet bulur. 

Hikaye: 

Bir kimse var imis gunde bir sigin pi§urur ve basinda goturur imis halk 
bunun haline ta'accub iderler imis. Bir gun ol sehre bir yeni Hakim gelur. 
munasebet ile ol kimseyi anarlar. Hakim: 

"Geturun goreyum der. getururler ta didukleri gibi bulur der ki; 

"Soyun", bum soyarlar kemerinde on dord cevher bulunur ki 

padisahlann degmesi malik olamaz. 01 cevahiri alur var kebabuni sat 
der. Bu kerre dizine dek kalduramaz etrafindakiler bunu gorurler. Cevahi- 
ri yine verur bila taassuf yine basina alur gider. Hakim der ki: 

Bu kadar cevahirdur ona bu takati viren. 

§imdi Misnnun bu pirlukde bu kadar kahn gekmesi takati bu iki ruha- 
ni lezzetlerve ol iki cismanT lezzetlerdur. imdi bu dord lezzetlerin bisincisi 
yokdur ya'ni bunlara benzer bir dahi yokdur bu sozi anlayabilen teslim 
olur. 673 

Savm u salat u hac ile sanma biter zahid i$in, 
insan-i Kami I olmaya lazim plan irfan imi$ 

Orug, namaz ve hac ile sanma biter zahid isin, 
insan-i Kamil olmaya lazim olan irfan imis 

Suff muhakkikler ibadet, riyazet ve halvet amellerinin kendilerinin bilgi 
ahcisi olmadigini buna aracihk ettiklerini ileri surerler. Yani bu amellerin 
sonunda kiside bir nur olustugunu ve ancak o nur ile Hakk'i taniyabildik- 
lerini soylerler. Yoksa bu amellerin tek basina yeterli oldugunu hie bir suft 
soylememistir. 

Savm u salat u hac ile sanma biter zahid isin, 

insan-i Kamil olmaya lazim olan irfan imis 

beyti tarn bu manaya isaret etmektedir. Sufiler bu yonleriyle 
HaricTlerin, Seleftlerin ve bazi ehl-i hadTsin somut zuhd anlayislanndan 
uzaklasirlar. Bunlarda mutlak manada ibadetler esas iken suftlerde bu 
ibadetlerin kiside hasil edecegi hal ve makam onemlidir. Yoksa kul ile 
Rabbi arasindaki perdelerden bir perde de o ibadetler olabilmektedir. 
Hemen hemen butun dM pratiklerde yer aldigini gordugumuz ve suftlere 



673 (MISRT, 1223), v. 51a 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 315 



gore ilahi bilgiyi elde etme yolunda atilacak ilk pratik adim olan "halvet" 
ve "inziva" uygulamasinin ashnda dusunce tarihinde de onemli bir yeri 
bulundugu maalesef modernler tarafindan unutulmustur. Kadim ve ezo- 
terik felsefe okullannda ogrencinin metafizik konulara olan temerkuzu- 
nun saglanmasinda basvurulan yollardan en onemlisi budur. 
Pithagoras'ta, Platon'da karsihgi olan bir uygulamadir. 

Mesela islam filozoflanndan ibn Miskeveyh felsefe ile mesgul olmak 
isteyenlere once "kalblerin temizlenmesi" isiyle ugrasmalanni tavsiye 
eder zira ona gore "hikmet ilahi vergilerin en biiyugu ve Allah'm kendi 
dostlarma ikram ettigi en faziletli yuceliktir". Bunun ardindan halveti 
tavsiye eder. Der ki; 

"Derm bir konu uzerinde du$undugumuz zaman gevredeki §eyler'm 
bizim nefsant faaliyetimize man? olmamasi igin onlara goz kapatinz. 
Eger nefs (bil-kuvve akil] zati ttibariyle maddi olsaydi onun aktivasyonu, 
maddi dunyadan ilgisini kesmek zorunda kalmazdi". 

Sufi muhakkikler bu tur uygulamalara nicin digerlerinden fazla onem 
vermektedirler? £unku onlara gore ilahi bilgi disanda (tasrada) aranacak 
bir sey degildir. Allah butun isimlerini yalnizca en serefli mahluk olarak 
yarattigi "insana" talim ettigini soyler. 674 

Hz. KuddusT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz bu beyit icin buyurdu ki: 
Sozlerinin anlatmak istedigi irfan'in kalpte belli bir usule gore hasil 
olacagini biliyorum ve ihtiyarhk sebebiyle nafile amellerime gucum kal- 
madigindan dolayi gece ve gunduz farz amellerime cahsiyor, tevhide de- 
vam ediyorum. 675 

Kande gelir yolun senin ya kande vanr menzilin, 
Nerden gelip qittiqini anlamayan hayvan imi$. 

Nereden gelir yolun senin ya nereye vanr menzilin, 
Nerden gelip gittigini anlamayan hayvan imis. 

insan hayatinin kendine ait gecmisi buyuk sirlarla oruludur. Bunun zahiri 
olarak bile tespitini yapmak mumkun degildir. 

insan yeryuzunde ne zaman ortaya fikmistir? 

DinT-felsefT dusunce sistemlerinde bircok gnostik unsura yer veren 
BatinT-ismailT muellifler ile imamiyye §iasi'na mensup bazi alimlere gore 
ise Kur'an-i Kerim'de sozu edilen Adem aleyhisselam, yeryuzundeki ilk in- 



674 (KILig, 1(2004)) 

675 (KuddusT, Tarihsiz), s. 137 



316 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



san olmayip ondan once nice Ademler gelip gecmistir. 676 Buna benzer bir 
gorus, tasavvufu felsefflestirmesiyle taninan MuhyiddTn ibn'ul Arab! (hyt. 
638/1240) tarafindan da dile getirilmistir. 677 

Yerbilim ve insanbilim erbabi bu meseleyi cozememislerdir. Herhalde 
insanin ortaya cikis tarihi, BenTTsrail bilginlerinin haber verdikleri gibi ye- 
di bin yilhk olamaz. Fakat ne faydasi var ki, diger israiliyat (israil ogullan 
kitaplanndan ahnip aktanlan hurafeye yakin kissa ve bilgiler) gibi bu riva- 
yet de eski kitaplanmiza girmistir. 

Ancak seyhimiz bu meseleyi, yerbilim uzmanlanni alkislamaya mecbur 
edecek bir surette cozmustur. 

§eyhimizin bir gun Mekke-i Mukerreme'de tavaf sirasinda gozune, se- 
kil ve kiyafetiyle yabanci oldugu belli olan bir adam carpar. Yanina yakla- 
sip kim oldugunu sorar. O yabanci: 

"Ben senin buyuk atalarmdanim" der. 
§eyh sorar: 

"Hangi asirda yasiyordunuz?" 
Yabanci: 

"Kirk bin sene once vefat etmistim." 
§eyh: 

"Kitaplar Ebu'l-Beser (insanhgin Babasi) Adem'in alti bin sene once 
yaratildigmi haber veriyorlar." 

Yabanci: 

"Sen hangi Adem'den bahsediyorsun? Bil ki, Ebu'l-Beser olan Adem'- 
den once daha yuz bin Adem qecmistir." 678 

§eyhimizin boyle bir ruham konusmaga bagladigi tahminini cagdas 
ilimlerin kesifleri ve tahminleri tamamen dogrulamaktadir. Gergek su ki, 
ucuncij devirde bile yasamis ve hatta kadTm fil (Elephantus antiquus) 
denilen simdi nesli tukenmis bir hayvanla cagdas oldugunu gosteren ke- 
miklere cesitli arastirmalar sirasinda tesaduf edildiginden, insanin yeryu- 
zunde herhalde yuz bin sene once de var olduguna inanmak gerekir. iste 
bu kesf ve ayinm sebebiyle seyhimiz insan icin: 

"Hadistir (sonradan olmadir), ama bir ezelt hadistir. Hadisat ayn-i 



Ca'fer b. Mansuru'l-Yemen, Serairu ve Esraru'n-Nuteka, n$r. M. Galib, Beyrut 
1984, s. 21. imamiyye kaynaklanndan aktanlan muhtelif rivayetler icin bkz. Suley- 
man Ate?, Yuce Kur'an'm $agda$ Tefsiri, istanbul 1988, I. 142-143. (Ozturk, Mustafa, 
(2004). Adem, Cennet ve Diisus, Milel ve Nihal, 1 (2), 151-186.) 

677 Bkz. MuhyiddTn ibnu'l-ArabT, el-Futuhatu'l-Mekkiyye, Beyrut (Dam Sadir) trz., III. 
348. (Ozturk, Mustafa, (2004). Adem, Cennet ve Dusus, Milel ve Nihal, 1 (2), 151- 
186.) 

678 MuhyiddTn ibnu'l-ArabT, el-Futuhatu'l-Mekkiyye, Beyrut (Daru Sadir) trz., III. 348. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 317 



kadim olamaz usulu'd-din ve ilm-i kelamm dahi ulemasinm ve hiikema-i 
islamiyyenin" gordukleri ve hadsiz burhanlarla isbat ettikleri hudus ve 
imkan hakikatlandir. Onlar demisler ki "madem alemde ve hergeyde 
tegayyur ve tebeddul var elbette fanidir, hadistir, kadim olamaz" (7.- 
Sua 1. Hakikat) hukmunu vermi§tir. 679 

150-200 milyon yil once yasamis olan dinozorlann hemen her turlu 
fosilinin bulunmasinin yaninda diskisi bile bulunabilirken birkac yuz bin 
senelik insan fosilleri dahi bulunamaktadir. 680 

Mursid gerektir bildire Hakk'i sana Hakk'al-yakin, 
Mursidi olmayanlarm bildikleri quman imi$. 
Mur§id gerektir bildire Hakk'i sana Hakk'al-yakTn, 
Mursidi olmayanlarm bildikleri supheli imis. 

Bir Mursid-i Kamil gerektir ki sana Hakk'el-yakTni bildirsin. f^unku ilm'el- 
yakTn seriat ehlinin ilmidir. Ayn'el-yakTn ise tankat ehlinin ilmidir. Hakk'al- 
yakTn ise hakikat ehlinin ilmidir. iste Hakk'i ancak Hakkal-yakTn bildiren 
Hakikat Mursididir, Mursidi-i Kamildir. Mursidi olmayanlarm kitap mutalaa- 
smdan ve muhabbetlerden (devam ettigi sohbetlerden) anladigi ve belledigi 
seyler bos seylerdir, zira tevhid suluksiJz anlasilmaz. 

Ahmed SemseddTn-i MarmaravT kaddese'llahu sirrahu'l-azizin bildir- 
digine gore "murid-mursid iliskisinin ilk misali Allah Teala ile Ruh-i Mu- 
hammedi" arasinda gerceklesmistir. Gizli birhazTne iken bilinip taninmayi 
istemis olan Yuce Allah Teala, bu taninma sevgisi neticesinde ilk once 
Ruh-i Muhammedi'yi yaratarak onu murid menzilesinde tutup halvet et- 
tirmis ve kendini de seyh yerine koyup tevhidi telkTn etmistir. Sonra usul-i 
esma'da yer alan diger isimleri sirayla ve teker teker telkTn eylemistir. 681 

AN KemalT Efendi kaddese'llahu sirrahu'l-aziz (d.l853-hyt: 4 Ekim 1920), 
Piri Mehmet Pasa mahallesinde yaptirdigi evin aleak tavanh bir hucresinde, 
devrin ileri gelen bilginlerini ve dostlanni toplar, sabahlara kadar sohbet 
ederler. Abdulaziz Mecdi kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, bazen AN KemalT'yi 
evinden alir, kirlara goturur, yol boyunca tasavvufi sohbetlerde bulunurlar. 
Yine boyle bir gun Abdulaziz Mecdi Efendi ile Konya disinda kirlarda gezer- 
lerken, bir cobana rastlarlar. Sakrak ve latifeci bir zat olan AN KemalT, coba- 



679 (AYNi, 1995), s. 62-64 



680 (MUSAOGLU, 1999), s. 64 

681 (OGKE, 2000), s. 156; Yigitbasi Veil, Risale-i Tevhid, v.43a-43b 



318 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



na okuma yazma bilip bilmedigini sorar. Okuma-yazma bilmedigi cevabini 
ahnca ona derki: 

"Qoban hele su etrafma bir bak ne goriiyorsun?" 

"§u gordugun agag, tas, toprak, hayvan ve insandan sence hangisi, ol- 
sa olsa Allah olabilir?" 

£oban bu garip sual karsisinda biran duraklar, dusunur, dusunur de: "in- 
san" diye cevap verir. Bu cevap uzerine AN KemalT Efendi'de: "Aferin coban! 
Konya ulemasindan daha akilh imissin" der. 

AN KemalT ve Abdulaziz Mecdi Efendi'nin cobanla bu konu§malan uzeri- 
ne Osman Nuri Ergin, Abdulaziz Mecdi Tolun, adli eserinde su mutalaayi 
beyan eder: 

"Allah Teala gobanlarm bile arayip bulmasi lazim gelen bir hakikattir, 
bir varhktir; hatta hakikat'ul hakayiktir. (!unku o olmaymca ne bir vucut, 
ne de bir hakikat, hatta en ufak bir sey bile olamaz." 582 

Ustatsiz kalirsam inancim ba§kala§ir. O saglam imanim ba§ka bir §ey 

olur. Ruhuna binlerce rahmet olsun, i§te benim ustadim budur. Etrafina 

da toplanirlar. §uphe ne oluyor! Ben kendim icin feryat etmiyorum sizin 

icin agliyorum. §imdi o olunun vasiflanni say ki, ona gore aglayayim. 683 

Her murside dil verme kirn yolun sarpa up rati r, 
Mur$idi Kamil olanm gayet yolu asan imi$ 

Her murside gonul verme kim yolun sarpa ugratir, 
Mursidi Kamil olanm gayet yolu kolay imis 

Mursid-i Kamil neden anlasilir? Alameti nedir? 

Bir Mursid-i Kamilin alameti sudur: §ayet kalbinde dunya sikintili isi, fe- 
laketi oldugu halde yanina gittigi zaman, o gailen eksilir ve yok olup kalkar- 
sa, iste o kimse Kamildir. Yok gailen eksilmeyip daha da cogalir ve gailene 
gaile katilirsa, o insan Kamil degidir, bir yalancidir, andan kac. Zira o kimse 
senin yolunu daha sarpa ugratir. Mursid-i Kamil olanm yolu asandir (bu gibi 
insan ancak rahatlik ve kolaylik verir). 

Her murside dil verme kim yolun sarpa ugratir, gonul bagina sahip cik 
demektir. 

§eyh-i Ekber'e gore birden fazla seyhe baglanmanin her hangi bir sa- 
kincasi yoktur. Hatta ona gore aksi tarzda bir kural cahiller tarafindan icat 
edilmistir. 684 



682 (KARTALCI, 2004),s.l5 

683 (5ems-i TebrizT, 2007), (M.252), s.341 

684 (CAKMAKLIOGLU, 2005), s.18 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 319 



Nikahlar da dort turludur. Cismani nikah, misali nikah, ruhani nikah, 
ilmi nikah. Birincisi idn kalpte eserler vardir; ikincisi icin gizlide nurlar; 
ucuncusij ruhta sirlar; dorduncusu gozde mucerred kulli hakikatler vardir. 
Bunlann hepsi de manevi bulug ve evlilikle ilgilidir. 



685 



Bu evliliklerin neticesi dogacak evlat nesebin devamini saglayacaktir. 

Anla hemen bir soz durur yokus deaildir duz durur, 
Alem kamu bir yuz durur goren am hayran imi$. 

Anla hemen bir soz durur yokus degildir duz durur, 
Alem hepsi bir yuz durur goren am hayran imis. 



j$it Niyazt'nin sozun bir nesne ortmez Hakk yuzun, 
Hakk'dan ayan bir nesne yok qozsuzlere pinhan imi$ 

isit Niyazt'nin sozun bir nesne ortmez Hakk yuzun, 
Hakk'dan ayan bir nesne yok gozsuzlere gizli imis 

Nitekim Ca'fer-i Sadik aleyhisselam buyurur Kur'anun tecellisi vardur. 
Yani hakkun dostlanna Kur'an idnden tecellisi vardur ehli olmayana te- 
celli etmez. " O'na temiz olanlar dokunabilir." 686 buncilayin mahbub 
yuzinden hak asiklanna tecellT ider tessellT virur. mahbubun haberi olmaz 
mahbub ancak bir ayinedur gorinen gayndur gayn degul aynidur. gayn 
oldugi bir sanidur. Siz ayineye bakarsiz enbiya ve evliya ayine idndeki 
cemala bakarlar. imdi bir goz ki ayineye baka ol goz iginde tecelli iden 
cemal kanda gorur. Fususda yazar ki 

"ayineye bakan igindeki sureti goremez igindeki surete bakan 
ayineyi goremez, acebdur." Der. Gonul her neye kasd iderse gordugi 
odur. Gonlun maksudi olmayan gozine de girse gormez. Bu mucerrebdur 
insan bir seye ziyade mesgul olsa gayn ne gorur ne isidir. Gah olur bir 
gozden bir ahir kimse bir seyi gorur gozun, sahibinun haberi olmaz 
acebdur kudretullaha nihayet yokdur. 687 



685 (CETiN, 1999), s.85; (BURSEVi), v.39a, 32. Varidat 

685 Vakia,79 

687 (MISRT, 1223), v. 64b 



320 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Buldum aradim geldim mursid bana Kur'an imis 
Dostum diye cagirdigim benden yana seyranmis 
Bu remzi driffehm eder puside-i 68S nddanmis 689 
Derman arardim derdime derdim bana derman imis, 
Burhan sorardim ashma ashm bana burhan imis. 

Bir murside muhtac idim ydrdan haber sorsam deyu 
Akli hayal fikrimi dilddnma versem deyu 
Sa'yi belig eyler idim ya vaslma ersem deyu 
Sag u solum gozler idim dost yuzunii gorsem deyu, 
Ben tasrada arar idim ol can icinde can imis. 
Hayli zamandir sevdigim hicr u gaminla sayruyem 690 
Mergubiyem 691 dzcanimin halkin yaninda horiyem 692 
Zdhir u batmda elhak Hakk ozume dogruyem 
Oyle samrdim ayriyem dost gayndir ben gayriyem, 
Benden gorup isiteni bildim ki ol canan imis. 

Oldu tevekkul hem nza tesbihi dsik dervisin 
Mahvi vucud etmen gerek batmda zdhir tesvisin 693 
Hakk yoluna talip isen Hakk'tan ola her cunbusun 
Savm u salat u hac He sanma biter zahid isin, 
insan-i Kamil olmaya lazim olan irfan imis 
Her ne talip eyler isen olur senin Hakk ilmin 
Acep riyayi terk edip at bu fendda emelin 
Gelmez ise idrdke hayf 694 zdtinla aslin senin 
Kande gelir yolun senin ya kande vanr menzilin, 
Nerden gelip gittigini anlamayan hayvan imis. 

Sanma olur vechi Hudd irfanla Hakk'al-yaktn 
Bildi suluk He bilen nuru Hakk'i ilm'el-yaktn 
Kenz-i fend ola ozun ola Hudd'ya hem nistn 695 



Pujide: (Pu§e) f. Ortulmu§. Ortu. Ortulu, gizli. 

Nadan: cahil, haddini bilmez. 

Sayruret: (Sayr. dan) Bir halden diger hale intikal etmek. Bir §eyin bir §eye don- 
mesi. Olmak, edilmek. Viicud, kevn. 

Mergub: ragbet edilen, istenen, aranan, arzu edilen; butun mahlukatin kendisi- 
nin nzasim istedigi Allah. 

Hor: f. Kiymetsiz, ehemmiyetsiz. Adi. 

Tejvi?: Kan§tirma. Karma kan§ik etme. Bulandirma. 

Hayf: (Hayfa) Emansizhk. Haksizlik. Zuliirn. Cevr. (Vah vah, yazik, eyvah, yaziklar 
olsun mealinde soylenir.) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 321 



Mursid gerektir bildire Hakk'i sana Hakk'al-yakin, 
Mursidi olmayanlarm bildikleri guman imis. 

Vasli Habibe ermek ariflere devran budur 
Cennette dfddr isteyen zemzem bilir sohbet budur 
imana gelmekligin uzre Allah-u a'lem 696 soz budur 
Her murside dil verme kim yolun sarpa ugratir, 
Mursidi Kamil olanm gayet yolu asan imis 

Herkes gorup isittigini soyler sana bir bir durur 
"hubbul vatan" 697 manzumunun serh beydn-i bu durur 
Batm gozu gorur onu sanma bu goz yuzu gorur 
Anla hemen bir soz durur yokus degildir duz durur, 
Alem kamu bir yiiz durur goren am hayran imis. 
Terk etme irfdn sohbetin goster bize gel Hakk yuzun 
iki cihanda bil ozun drifola hem ak yuzun 
Azb? vucudun Misri'dir gordun ise gor bak yuzun 
isit NiyazJ'nin sozun bir nesne ortmez Hakk yuziin, 
Hakk'dan ayart bir nesne yok gozsuzlere pinhan imis 



Ni§in: f. "Oturan, oturmu§" gibi manaya gelir ve ba§ka kelimelerle birle§ir 
695 Allah-u a'lem: Allah Teala bilir ki: 

"Vatan sevgisi imandandir." SehavT, Makasid: s.183; SemhudT, Gammaz: s. 60; 
ibnu'd-Deyba\ Temyiz: s.77; Aliyyu'1-Kart, Kiibra: s.189; AclunT, uTesf 1/413. Hadis 
hafizlanna gore bunun ash yoktur. 



322 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



91 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Her yeri husniin gulistan eylemis, 

Her tarafta bag-u bostan eylemis. 

Ziynet etmis zir-ii pes evsafile 
Her sifattan zatm Han eylemis. 

Bunca evsaftan goriinen bir cemal, 

Bir cemali bunca elvan eylemis. 

Hep kitab-i Hakk'dir esya sandigm, 
Ol okur kim seyr-i evtan eylemis. 

Husnunu izhar eder cumle sifat, 

Zatma insani burhan eylemis. 

Hakk'i istersen yurii insana bak, 
$ems-i zat yuzunde rahsan eylemis. 

Hakk yuzii insan yuzunden gorunur, 

Zat-i Rahman seklin insan eylemis. 

Nice gorsiin sems-i vechin gun anm, 
Zahidi a'ma ki tugyan eylemis. 

icini almis anm zerk u riya, 

Gonlunu seytan perisan eylemis. 

Her nazarda gordugu Hakk arifin, 
Her gorUste nice ihsan eylemis. 

Hakk'i anlamak degil asan ola, 

Adeta Hakk boyle erkan eylemis. 

Salik erince kemale soyle bil, 
Yuregin bas bagrmi kan eylemis. 

Anlaymca Zat-i Hakk'i zevk He 

Bu Niyaztnice seyran eylemis. 

Her yeri husnun gulistan eylemis, 
Her tarafta bag-u bostan eylemis. 

Her yeri guzelligin gulistan eylemis, 
Her tarafta bag ve bostan eylemis. 

Ziynet etmis ztr-u 69S pes 699 evsafile, 
Her sifattan zatm Han eylemis. 

Ziynet etmis altini yeterli vasiflar ile 



698 -,■ r ... 

Zir: f. Alt, ajagi. 

Pes:f. Arka, art, geri. * Oyle ise, imdi 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 323 



Her sifattan zatin Man eylemis. 

Bunca evsaftan gorunen bir cemal, 
Bir cemali bunca elvan eylemis. 

Bunca sifatlardan gorunen bir cemal, 
Bir cemali bunca renkler eylemi§. 

Hakk'in zatinin ziyneti sifatlandir. Cenab-i Hak her sifattan zatini ilan 
eder. Zira bu sifatlardan gorunen bir cemal, Hakk'in guzelligidir. Bu bir 
cemali bunca renklerde muzeyyen kilarak, yani susleyerek suretlerde goste- 
ren O dur. £unku butun ilahTguzellikler mezahirle gorulur. 

Hep kitab-i Hakk'dir esya sandiqin, 
01 okur kirn seyr-i evtan eylemis. 

Kitab-i Hakk'dir hep esya zannettigin, 
O okur kim seyr-i vatan eylemis. 

Bu esya sandigin hep Hakkin kitabidir. Cenab-i Hak Kur'an-i azTmde: 






n3jjy jj\al^L->Kj jjSflSlj "O Tur hakki ig'm ve yazilmi$ kitap hakki ig'm 

ki, bu yazilmi§ bir varaktadir" 700 buyurmustur. Tur cumle daglann yucesi- 
dir. "Kitab-i mestur" dan murad bu gorunen suretler, "FT rakkin menjur" 
ise butun mahlukattir. Bu kainat butun bir kitaptir. O kitabi ancak tevhid 
makamlanni seyreden okur, baskasi okuyamaz. 

Husnunu izhar eder cumle sifat, 
Zatma insam burhan eylemis. 

Guzelligini aciga cikanr butun sifatlar, 
insam ise zatma delil eylemis. 

insan olarak bahsedilen Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellemin zatidir. 
Yoksa insan cesedine burunmus olan canhlar degildir. 
Allah Teala Davut aleyhisselama 

"Ya Davut! Muhammedi (sallallahu aleyhi ve sellem)'i kendim icin, 
Ademin cocuklarim Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) icin, 
Diger yaratiklarimi Ademin cocuklan icin yarattim. 
Kim benimle mesgul olursa, onun icin yaratiklarimm oniine gecer. 
Kendisi icin yarattiklanmla mesgul olanlardan ise kendimi saklanm." 701 



700 _ - t 

Tur, 1-3 
701 (ALTUNTA§, 2004), s. 89 



324 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Sen'in birliginin toplayici kudreti ile Ademi (yokluk) mihrabmda, 
meleklerin ruhlan O'na bakarak secde ettiler." 

Allah Teala meleklere Adem aleyhisselam icin secdeyi emretti. 
Rahman'in emrine itaat etmek farz oldugundan, hikmetini aramadan me- 
lekler secdeye kapandilar. 

Allah Teala'dan baskasina secde caiz degildir. Meleklerin Adem 
aleyhisselama karsi secdeyle emredilmesi, alninda Fahri Alem Muham- 
med Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin nuru bulundugu 
icindi. 

Adem aleyhisselam yaratihnca Cebrail aleyhisselam Resulullah 
(sallallahu aleyhi ve sellem)'in topragini getirdi. Parlak bir inci gibiydi. 
Hicbir seyle olculmeyecek kadar nurluydu. O'nu Allah TealaAdem 
aleyhisselamin topragina katti. 

insan yaratihs geregi meleklerden asagi oldugu bilinse de bu emirde- 
ki hikmet, kabugun icinde saklanmis ozun varhgindan dolayidir. Bu 6z 
Hakikat-i Muhammediye' dir. 

Adem aleyhisselamin isimleri meleklerden daha iyi bilmesi mayasinda 
bulunan Nur-T MuhammedT (sallallahu aleyhi ve sellem)'dir. Yoksa o bilgi- 
leri bilemez ve isimleri meleklere sayamazdi. 

Eger bu hal olmasa idi, melekler bu emre karsi, yatkinhk hissedemeyip 
"Yeryiiziinde fesat cikaracak, kan dokecek insani mi, halife kihyorsun" 
702 sozunde israr edeceklerdi. Allah Teala, yaratihslannda cemal sifatini 
asil kildigi meleklere; "Sizin bilmediginizi, Ben bilirim" hikmetini hatirla- 
tarak, insanda sakladigi sirlann kaynagi Hakikat-i Muhammediye'den ha- 
berdar etti. Bu sirdan seytan habersiz kahnca celal sifatinin tecellisinden 
dolayi isyanda sabit kahp huzurdan kovuldu. Kiyamete kadar da Hakikat-i 
Muhammediye'den habersiz kalacaktir. 

Bizlere bildirilen Hakikat-i Muhammediye'den nasil o habersizdir, de- 
nilirse; bir seyi duymak veya kabul etmek gercekte kavusmak degildir. 

"inandik, dediler. Siz iman etmediniz, ama islam olduk, deyin. He- 
nijz iman kalplerinize yerle§medi" 703 hakikatince Allah Teala'a sukrumu- 
zu artirmak ve bizlere sahip olmasi icin Efendimiz Muhammed Mustafa 
(sallallahu aleyhi ve sellem)'in yardimini talep etmemiz uzerimize farzdir. 

"Adem suretimde yaratildi" diye Efendimiz Muhammed Mustafa 
(sallallahu aleyhi ve sellem) den bahsettin. Yoksa bizim gibiler icin de- 
gil. Melekler, bu hakikatin sirrma sahittir. 

Nefis terbiyesinden gecmeyen insan, hakikatte hayvam mertebeler- 



702 Bakara, 30 

703 Hucurat, 14 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 325 



den kurtulmus degildir. insanin asagilardan yukanlara dogru olan bir sey- 
ri vardir. 

"Biz insam en guzel bifimde yarattik. Sonra a§agilarm asagisma at- 
tik" 704 Bu algaltilmadaki hezimetten Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimiz korunmustur. 

Diger nebillerde (aleyhimusselam) O'nun yolunun hizmetgileri oldu- 
gundan dunyevT asagilanmanin agirhklanndan korunmus oldular. Cunku 
Hakikat-i Muhammediye'nin nurunu tasimislardir. Eger bu nur onlarda 
bulunmasa idi, higbiri bu nubuvvet vazifesinin agirhgini tasiyamazlardi. 

"Biz Sen'i alemlere rahmet olarak gonderdik" 705 

Ayetindeki alemler, nebilerin vazifeli olarak geldigi yerlerdir. ^unku 
yaratilan mahlukattaki yaratih? hikmeti insana hizmet igindir. insan, Allah 
Teala igin yaratilmi§; diger yaratilan mahlukatta insan igindir. insan igin 
olmayan seyin yaratihsi diye bir sey yoktur. 

Kur'an-i Kerim'de buyruldu ki; 

"Gormediniz mi? Allah Teala, sizin i£in goklerdekini ve yerdekini 
mijsahhar kilmi§" 706 

Yaratihsm mayasi ise; "Sen olmasaydm Alemleri yaratmazdim" haki- 
katinin sahibi Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve 
sellemdir. 

Fakat O, her zaman Allah Teala'a karsi itaatkar ve kullugun en buyuk 
onderiydi. 

"insanlardan higbir kimseye, Allah Teala kendisine kitap, hukum ve 
peygamberlik verdikten sonra, kalkip insanlara: "Allah'i birakip bana 
kul olun." demesi yakismaz. Fakat onun: "Ogrettiginiz ve okudugunuz 
kitap geregince Rabbe halis kullar olun" demesi uygundur." (Al-i imran 
79) 707 

Hakk'i istersen yum insana bak, 
$ems-i zat yuzunde rahsan eylemis. 

Hakk'i istersen yuru insana bak, 
Zat gunesi yuzunde parlamis. 

Hakk'in zatina insan delildir. Hakk'i gormek istersen insana bak. §ems-i 
zat (zat gunesi) insanin yuzunde pinldamaktadir. Melekler ve saire noksan- 
dirlar. Mesela melekler Hakk'in yalniz kuvvet ismine mazhardirlar, insan ise 



704 -p. -, . 

Tin, 3-4 

705 Enbiya, 107 
Lokman, 20 

707 (ALTUNTAS, 2004), s. 111-113 



326 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



butun isimleri kendisinde toplamistir. 

Hakk vuzti insan yuzunden gorunur, 
Zat-i Rahman seklin insan eylemis. 

Hakkyuzu insan yuzunden gorunur, 
Rahmanm zati seklini insan eylemis. 

Onun icin NiyazT-i MisrT Efendi de "Hak yuzu insan yuzunden gorunur" 
demistir, zira insan Rahmanm zatinin seklidir. 

Nice qorsiin $ems-i vechin cun anm, 
Zahidi a'ma ki tuqyan eylemis. 

Nasil gorsun yuzun gunesi icpin anm, 
Kor zahid ki, taskinhk eylemis. 

icini almi$ anm zerk u riya, 
GonlunU $eytan perisan eylemis. 

igini almis anm girkin soz ve riya, 
Gonlunu seytan perisan eylemis. 

Her nazarda gordugu Hakk arifin. 
Her qoriiste nice insan eylemis. 

Arifin her nazarda gordugu Hakk'tir, 
Hergoruste nice ihsan eylemis. 

Hakk'i anlamak degil asan ola, 
Adeta Hakk boyle erkan eylemis. 

Hakk'i anlamak kolay degil, 
Adeta Hakk boyle sarth eylemis. 

Salik erince kemale soyle bil, 
Yureqin ba$ baarmi kan eylemis. 

Salik erince kemale soyle bil, 
Yuregini, bas ve bagrmi kan eylemis. 

Anlaymca Zat-i Hakk'i zevk He 
Bu Niyazf nice seyran eylemis. 

Anlaymca Zat-i Hakk'i zevk ile 
Bu NiyazT nice seyran eylemis. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 327 



TAHMIS-IAZBI 

Her biri bir yuzde tayran 708 eylemis 

Hdl-i dski perisdn eylemis 

Bulbulun kdrmi efgdn eylemis 

Her yeri husnun gulistan eylemis, 

Her tarafta bag-u bostan eylemig. 

Baglami§ her harfi nun kafile 
Ale mi bir eylemi§ e ltd file 
Herkese eyle nazar insafile 
Ziynet etmi§ ztr-u pes evsaf He 
Her sif attain zatm Han eylemis. 

Munkirin kari oluptur ihtimal 

Zahidin kari imis bari hayal 

Asika her dem olur zevk u visal 

Bunca evsaftan gorunen bir cemal, 

Bir cemali bunca elvan eylemis. 

Sirri esmd-i musemma sandigm 
Masivadir hubbu Mevla sandigm 
Sureti esyayi mana sandigm 
Hep kitab-i Hakk'dir esya sandigm, 
Ol okur kim seyr-i evtan eylemis. 

Van batmdir selamet ayni zat 

Suret-i zdhirde coktur muskuldt 

Kesf olur bir zerre igre mumkunat 

Husnunu izhar eder cumle sifat, 

Zatma insani biirhan eylemis. 

Gdrdugun dervise bakma cdna bak 
Onu idrak bahseden sultana bak 
Mursidi kdmil gdrup subhdna bak 
Hakk'i istersen yurii insana bak, 
§ems-i zat yuziinde rahsan eylemis. 

Hakk'a vuslat pir yuzunden gdrunur 

Ehl-i hdl hal izinden gdrunur 

Arife mevla sdzunden gdrunur 

Hakk yiizu insan yuzunden gdrunur, 

Zat-i Rahman seklin insan eylemis. 



Tayeran: (Tayran) Uguj. Ugma. 



328 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Kildi efkari cesmini pur-hun 709 onun 
Ab-i zemzemle vucudun yug onun 
Aklifikri aldi dehri 710 dun 711 onun 
Nice gorsun sems-i vechin ciin onun, 
Zahidi a'ma ki tugyan eylemis. 

Cinsine arz etme takvayi seha 

iblis merdude 712 donmus kuyuya 

Bilmez eyvalldh sozun cahil dild 

\cini almi§ onun zerk u riya, 

Gonlunu §eytan perigan eylemig. 
Kunhune vasil olucak arifin 
Arifisen vechine bak arifin 
Hakk ozudur gordugu yok arifin 
Her nazarda gordugu Hakk arifin, 
Her gorii§te nice ihsan eylemig. 

Her kime pirden atd ihsan ola 

Feyzi Hakk ondan gelip mihman ola 

Kendi rabbi nefs olup sultan ola 

Hakk'i anlamak degil asan ola, 

Adeta Hakk boyle erkan eylemis. 

Hakk'a ulas hile-i nefsden kesil 
Ola eski gesmi misli ayni sebil 
Yana ask tennuru 713 icre akl u dil 
Salik erince kemale soyle bit, 
Yuregin bas bagrmi kan eylemis. 

AzbVnin hdli yamandir zevk He 

Merd u meydan hunerdir sevk He 

Geldi bu meydan dska aski He 

Anlaymca Zat-i Hakk'i zevk He 

Bu Niyaztnice seyran eylemis. 



Piir-hun: Kan iginde. Kan dolu 



Dehri: zamana bagli olarak devre ait, zamanla ilgili 
Dun: A§agi, algak. Kolay. Zayif. Golgeli. A§agilik. Altta, ajagida. 
Merdud: Reddolunmuj. Kabul edilmemi§. Geri dondurulmu§. Kovulmu§. 
Tennur: (C: Tenanir) Tandir. Firm 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 329 



92 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'lun 

Gozet sun-i kadimi kim kimin halkm azim etmis, 
Tamam halka olan, fiilin, dilin, gonlun kertm etmis. 

Kimin bed nefsi bed ef'al-u bed huyu zamtr etmis, 

Kahr evsafma mazhar kilup am letm etmis. 
Ne kim takdir eduptur Hakk olur elbette ol zahir, 
Ne tedbir edeviiz ana ki takdirin hakim etmis. 

Veliarifolan lutfa sevinmez kahre incinmez, 

Eyii kim cumleten halka atasm ol amim etmis. 
ikisin bir bilup dogru hakikatle gorur kim Hak, 
Celali perdesin gekmi$ ce ma line ha rim etmi§ 

ikisinden de lazimdir kemal-i hiisn zatma, 

Anmgun birini kahhar edip birini halim etmi§. 
Ne hasil ey Niyaz? Cennet-i irfana girmezsen, 
Tutahm Hakk yerin anda senin dar-i-naim etmi§. 

Gozet sun-i kadimi kim kimin halkm azim etmi$, 
Tamam halka olan, fiilin, dilin, gonlun kerim etmi$. 

Gozet ilk yaratih§i ki kiminin yaratih§ini buyuk etmi§, 
Tamam yaratih§ta olan, fiilin, dilin, gonlun kertm etmi§. 

Ey Tevhidi efal saliki "Gozet sun'i kadimi" diye NiyazT-i Misn 
kaddese'llahu sirrahu'l azTz hazretleri Bu mahlukat ve bu mevcudat "Nur-i 
MuhammedT" nin §erhi ve tafsTlidir demek istiyor. 

Taftezan! (791/1389) ise "§erh Hadis Erbain"de bu unsurlan daha da 
gogaltir: 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi §ey ilimdir " 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey cevherdir" 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi §ey incidir" 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey nurudur 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey ruhumdur" 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey levh dir" 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey akildir" 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey ars dir" 

"Allah Teala'nm ilk yarattigi sey melek dir" 

TaftezanT (791/1389) yorumunda butun bunlann musemmalannm, 
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ruhu oldugunu soyler. Ha- 
diste ozellikle bu ifadelerin kullanilmalanndaki hikmetleri de §6yle agik- 



330 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



lar: "Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem vucut sadefinin incisi ol- 
dugu igin inci, nuraniyetinden dolayi nur, akhnin goklugundan ve ustun- 
lugunden dolayi akil, islerin tedbiri itibariyle kendisine uymada muvaffak 
oldugu igin kalem, ilimlere vukuffyetinden dolayi levh; melekT sifatlann 
galebesinden dolayi melek denmistir." 714 

Kimin bed nefsi bed ef'al-u bed huyu zamtr etmis, 
Kahr evsafina mazhar kilup am leim etmi$. 
Kimin girkin nefsi kotu fiilini yaramaz huyunu gizlemis, 
Kahr vasiflanna nail kilup onu adi etmis. 

Kimin efalin ve gonlun kenm etmis, cunku Allah Teala'nin cemaline 
mazhar ve tevhid-i efal sahibi etmistir. Kiminin nefsini, fiillerini, huyunu 
fena etmis, gunku mazhar-i celal olup muvahhid-ul efal olmamis, leTym 
etmistir (Allah celaline mazhar ve tevhid-i efal ile muserref etmemis, her- 
kese zarar verici etmistir). 

Ne kirn takdir eduptur Hakk olur elbette ol zahir, 
Ne tedbir edevuz ana ki takdirin haktm etmis. 

Hakk ne ki takdir ettiyse olur elbette o zahir, 
Ne tedbir edelim onu takdirin hukmedici olmus. 

1 Tedbtrini terk eyle, takdir Hudd'nmdir. 

Sen yoksun o benlikler hep vehm-u gumdnmdir. 
Birden hire bul a§ki bu tuhfe bulanmdir 
Devrdn olali devrdn Erbdb-i safdnmdir. 
Agikta keder neyler gam halk-i cihamndir 
Koyma kadehi elden soz Pir-i Mugan'mdir. 

2 Meyhdneyi seyrettim u§§dka mutdf olmu§ 
Teklifu tekelluften sukkdn-i mudfolmu§ 
Bir ne§-e gelip meclis bi-havf-i hildfolmu} 
Gam sohbeti ydd olmaz, me§repleri sdf olmu§ 
A§ikta keder neyler gam halk-i cihamndir 
Koyma kadehi elden soz Pir-i Mugan'mdir. 

3 Ey dil sen o dildare layik mi degilsin ya 
Ddvdyi muhabbette sadik mi degilsin ya 
Ozr-u Azrd'nm Vamik mi degilsin ya 

Bu gam ne gezer sende dsik mi degilsin ya 
Asikta keder neyler gam halk-i cihamndir 
Koyma kadehi elden soz Pir-i Mugan'mdir. 



714 



(SEKER, 1998), s. 135 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 331 



Mahzun idi bir gun dil meyhane-i mana'da 
inkdra dosenmistim efkdr dusup ydda 
Bir pir gelip ndgdh pend etti alel-dde 
Al destine bir bade derdi garni ver ydde 
Asikta keder neyler gam halk-i cihanmdir 
Koyma kadehi elden soz Pir-i Mugan'mdir. 
Bir bade gek, efzun kalip mecliste zeber-dest ol 
Atma ay agin tasra meyhdnede pa-best ol 
Alcaga akarsular, pay-i humd dus mest ol 
Pur cus olayim dersen GALIB gibi ser-mest ol 
Asikta keder neyler gam halk-i cihanmdir 
Koyma kadehi elden soz Pir-i Mugan'mdir. 715 



§eyh Galip kaddese'llahu sirrah' HI aziz 



715 



Agiklamasi 

PTR-i MUGAN: Miirsid-i kamil 

1-Tedbirini terk et; takdir Allah Teili'nmdir. Sen yoksun; o benlikler, hep veh- 
mindir; zanmndir. Birden bire aski bul, bu armagan, bulanindir. Devran, devran olah, 
temiz ki§ilerin, ilahtzevk sahiplerinindir. 

A§ikta keder neyler? Gam, dtinya halkinmdir; feyiz ve ne§e kadehini elinden bi- 
rakma, soz ptr-i mugamndir. 

2-Meyhaneyi seyrettim; asiklann, gevresinde donup durduklan yer olmus; orada 
oturanlar tekliften de affedilmisler, tekelluften de. Bir nese gelmis; mecliste ne 
korku kalmis, ne aykinhk; gama dair sohbet yapilmiyor, gamin bulanikligi anilmiyor; 
hepsinin de mesrebi tertemiz bir hale gelmi§. 

Asikta keder neyler? Gam, dunya halkinmdir; kadehi elden birakma; soz pTr-i 
mugamndir. 

3-Ey gonul, sen o gonul alana layik mi degilsin; yoksa sevgi davasmda gercek mi 
degilsin? Azra'nm ozru nedir; sen Vamik mi degilsin. Sende bu gam ne gezer; yoksa 
a§ik mi degilsin. 

Asikta keder neyler? Gam, diinya halkinmdir; kadehi elden birakma; soz pTr-i 
mugamndir. 

4-Bir gun gonul, mini meyhanesinde mahzundu; hatira fikirler du§miistii de in- 
kira dosenmi§tim. Bir pTr, ansizm geldi de alelade Ogut verdi; eline bir sarap kadehi 
al, derdi de yele ver gitsin, garni da dedi. 

Asikta keder neyler? Gam, diinya halkinmdir; kadehi elden birakma; soz pTr-i 
mugimndir. 

5-Bir kadeh sarap cek, ictikce ic; mecliste yucel; sozun iistiin olsun, yiirusun. 
Ayagmi disanya atma; meyhanede ayak dire. Sular alcaga akar; sen de kupun ayaku- 
cuna dus; algal. Cosup kopiireyim dersen Galib gibi sarhos ol. 

Asikta keder neyler? Gam, diinya halkinmdir; kadehi elden birakma; soz pTr-i 
mugaanindir. 



332 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



Veli arif olan lutfa sevinmez kahre incinmez, 
Eyu kirn cumleten halka atasm ol amim etmi$. 

Veil arif olan lutfa sevinmez kahre incinmez, 
iyi ki hepsini o halka ihsanlanni umumTetmis. 

Ehlu'llah incinmez fakat sahibi olan Allah Teala ise bu konuda onun hak- 
kini savunur. "Kim benim velime eziyet ederse bana agikga barb ilan etmis 
oiur...." 716 

Sultan Veled'in ifadeleri ile Belh'ten Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l- 
azTzin Cengiz Han'in (617/1214) yihndaki istilasindan once olma sebebini 
su sekilde aciklar. Sultan Veled ise gocu soyle anlatmaktadir: 

"O padisahm gonlu Belh'lilere kinlmca Allah Tea la 'dan ona "Ey kutup- 
larm ulu padisahi mademki bunlar sen! incittiler, tertemiz gonlunij kirdi- 
lar, bu dusmanlarm arasmdan gik. Qunku ben onlara azap ve bela gonde- 
recegim. " diye nida geldi. Allah Teala tarafmdan bu hitabi i§itince ofke 
ipligini egirdi, Belh'ten Hicaz'a hareket etti. Da ha yoldayken o sirrm eseri- 
nin zuhur ettigine dair haber geldi. Tatarlar onlara saldirmi§, islam ordu- 
su bozulmustu. Belh'i almislar o kavimden sayisiz adam oldurmuslerdi." 

717 

Uftade kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

Mesayihda gazap kuvveti gayet gucludur. Kizdiklan zaman bu alemi tah- 
rip etmeden teselli olmazlar. Beldenin birinde bir seyhin muridini katlettiler. 
Seyh o beldeyi etrafindaki beldelerle birlikte tahrip etmeden teselli olmadi. 
Fakat kemal, gazabi yenmektir. Zira bir cemaatin ihlakine kadir olan, islahina 
da kadir olur. ihlak olmalan yerine islah olmalan icin dua etseydi daha hayirh 
olurdu. Musrikler NebT sallallahu aleyhi ve sellemin basini yardiklan ve disini 
kirdiklan halde o: "Allahim kavmime hidayet et zira onlar bilmiyorlar" 718 
diye dua etti. 719 

"isteyen Tannsmi bulur. Kim ki bir seyi talep eder ve gayret ederse bu- 
lur." 72 ° 

Hikayetde gelmisdur ki mesayihdan birisi serir bir kimse arkasi uzre 
yatur yanina varur dikkat ile bakar gorur ki hem solak hem muk'ad hem 
a'ma hem meczumdur ki 

siibhana'llah ya RabbT cemT' kahruna bum mazhar mi itdiin? diyince 



716 Ebu Nuaym, Hilye. VIII/318 

717 Sultan Veled, ibtidaname, 4180 
Buhari, Enbiya, 54 

719 (BAHADIROGLU, 2003), s.105; (HUDAYi), c.l, v.20b 

720 (BAHADIROGLU, 2003), s.132; (HUDAYi), c.l, v.lla 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 333 



ol kimse isidur dir ki 

"Ey battal benumle rabbiim arasma girme" 

"Bu derdlerin benden ref ini isteme. Bu derdin her birinun mukabe- 
lesinde bana bir ihsam vardur rabbiimiin ki, 

"afiyet ehli bin yil omri olsa sa'y itse eline girmez afiyet u sihhat go- 
nul afiyetidur sen beni kayirup yolundan kalma" diyu seyhi ilzam itmis. 



ikisin bir bilup doqru haktkatle gorur kim Hak, 
Celal? perdesin cekmis cemaline harim 722 etmi$ 

ikisin bir bilup dogru haktkatle gorur kim Hak, 
CelalT perdesin cekmis cemaline haram etmis 

HakTkatte lutufla kahir birdir. Hak cemalini celaliyle ihata etmis, yani 
kaplamistir. Celaline ugramadan cemalini goremezsin. Bu konuda bir temsil 
getirilmistir: 

Bir memleketin Sultan veya Padisahi sarayinin cevresinde tertibat aldir- 
mis, herkim saraya gelir ve siz de o kimseyi tanimaz ve yanima girmek ister- 
se, iceriye almayin. Hatta karsihk verirse, ona sizler de karsihk verin diye 
emir eder. Diger taraftan da nedimlerine (sevdiklerine) beni tenhada ve 
kimsenin bizi gormeyecegi bir zamanda gelip gorunuz der. Nedimleri sarayin 
cevresindeki nobetcilerin uykuya varmasini veya bir isle mesgul olmasini 
bekler ve bir firsatini bulup igeri girerek didar-i padisah ile muserref olurlar. 

iste Hakk'in cemali de celaliyle gevrilidir. (Celalinden cemaline ulasihr. ) 
Ahiret aleminde mahser var, sorgu sual var, siratvar, mizan var; iste bunlar 
hep celaldir. Mu'min bunlara ugramadan cennete giremez. 



721 (MISRT, 1223), v. 48a 



Hikayette gelmi5dir ki me§ayihdan birisi §erli bir kimse arkasi iizre yatir yanma 
vanr dikkat ile bakar gorur ki hem solak hem kottirum hem koturiim hem 
ciizzamhdir ki; 

"Siibhana'llah ya RabbT biitiin kahnna bum mazhar mi ettin? Deyince ol kimse 
i§idir dir ki 

"Ey issiz ve gii^siiz benumle rabbiim arasma girme" 

"Bu derdlerin benden kaldirilmasim isteme. Bu derdin her birinin karsihginda 
bana bir ihsam vardir rabbiimm ki, 

"Afiyet ehli bin yil omrii olsa sa'y etse eline girmez afiyet ve sihhat goniil 
afiyetidir sen beni kayinp yolundan kalma" deyu jeyhi delil getirerek susturmu§. 

HARTM: Herkesin giremiyecegi, dokunmiyacagi §ey. Haram dairesi. * $erik. * Bir 
ki§inin olup, bajkasmin duhul ve taarruzundan masun yer. * Hacilann Mekke-i 
Miikerreme'de giydikleri libas. 



334 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ikisinden de lazimdir kemal-i husn zatina, 
Anmcun birini kahhar edip birini haltm etmi$. 

ikisinden de lazimdir kemal-i husn zatina, 
Onun birini kahhar edip birini haltm etmis. 

Anin igin istidadi celal ise kahhar eder, cemal ise hakim eder. 

NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l azTz kullardaki durumu su sekilde 
agikhyor. 

"Bin altmis yedi senesi Rebiu'l-ahir sonlannda bir gun kullann goklu- 
gunu, fakat abidlerin azhgini, zahidlerin nadir oldugunu, ariflerin de yani 
ariflerden Allah Teala'ya yaklastinlmis olanlann azdan az oldugunu; 50- 
gunlugu fasiklann, asilerin ve kafirlerin teskil ettigini ve bana gore bunla- 
nn Allah Teala'nin rahmetinden uzak bulundugunu dusunuyor ve kendi 
kendime diyordum ki: 

"Acaba bu gogunlugun hali ne olacak? Biz iyi biliyoruz ki Yiice Allah 
Erhamurrahimin'dir." Bunun sirnnin, Allah Teala tarafmdan agilmasi igin 
kalbimin burglannda dolasiyordum. Birden bana iki kanath buyuk bir kapi 
agildi. Kanatlanndan birine soyle yazilmisti: 

"Bu, dunyanm simdir." otekine de: "Bu, ahiretin sirndir." yazih idi. 
Kapinin hemen ardinda guzel yuzlu, mutenasip endamh, yuzunun nurun- 
dan Gunesin utandigi bir genggordum. Bana dedi ki: 

"Sana diinya ve ahiretin sirn agildi. Uzerindeki be$eri elbiseyi ve izafi 
varhgi (vucudu) at, kapidan igeri gir. Tuhaf bir §ey goreceksin ve sana 
lediinni ilimler agilacak, Yiice Allah' a yakm ve uzak olani bilecek ve 
dertlerden kurtulacaksin." Qkardim ve kapidan igeri girdim. Bana nura- 
ni bir elbise giydirdi. Bir de baktim ki ilmim ve anlayisim, kulagim, gozum 
butun i? ve dis duyulanm baska bir ilme, baska bir anlayisa, baska bir ku- 
laga, goze ve yeteneklere degisti. Gunum, "Arzm ba$ka bir arza, goklerin 
ba§ka goklere degi§ip herkesin tek kahredici Allah Teala'nin huzurunda 
duracagi gun" oldu. Ve: "O'nun vechinden ba§ka her §ey helak olacak- 
tir." ayetinin manasi meydana gikti. Bildim ki Rabbimin bana giydirdigi 
elbise, Hakkani varhktir. Sonra o halimle yaratilmislara baktim. Gordum ki 
benim zannimda abid, zahid, veliyyullah olanlann gogu Allah Teala'dan ve 
O'nun rahmetinden uzaktir. Onunla Allah Teala arasinda gosteristen, isit- 
tirmeden, kendini begendirmeden, nefsini temize gikarmadan, bobur- 
lenmeden, kendi nefsi yahut insanlar hakkmda Allah Teala'ya kotu zan 
tasimaktan, ya da zahiren kendinden asagi olana hakaret gozuyle bak- 
maktan meydana gelen bir perde vardir. Halbuki kendisi iyi yaptigini sa- 
niyor. Ve zannimda fasik, asi, riyakar, sapkm, bid'atgi, mulhid, zindik olan- 
lann gogunu da Allah Teala'ya yakm, Allah Teala'nin dostu, O'nun sevgilisi 
gordum. Bunlar, kalblerinde bulunan uzuntu, zillet, hulus, Allah Teala'yi 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 335 



bilme kendi nefsi ve diger kullar hakkinda Allah Teala'ya iyi zan besleme, 
herkese tevazu gosterme gibi sebeplerden bir sebeple Allah Teala'ya yak- 
lasmislardi. Ve gordum ki uzaklastinci sebeplerin en kuvvetlisi kibir ve 
sohret; Allah Teala'ya yaklastinci sebeplerin en kuvvetlisi de tevazu ve 
mahviyettir. Ashnda yakmhk ve uzakhk varhgi olmayan mevhum seylerdir 
ya. Sonra bana: 

"Benim velilerim, benim kubbelerim altmdadir, onlan benden ba§ka 
kimse bilmez." Kudsi Hadisinin sirn acildi. Allah Teala'nin ortusuyle ayip 
kubbelerinin altinda gizli olan velileri kimse bilmez. Bunlan, izafi varhgi 
atanlar bilirler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyur- 
mustur: 

"Varligm dyle bir gunahtir ki onunla higbir giinah mukayese edil- 
mez." 

Sonra Hakkani vucudu giydim ve oylece ikinci defa halka baktim. Bu 
defa butun mahlukati Yuce Allah Teala'ya yakin gordum. Gozum onceki 
bakisinda aldanmis oldugundan uzuntu igerisinde bana dondu. imam 
Satibi bu gorus makaminda bir beyit soylemis: 

"Butun insanlar mevla sayihr; f^unku Allah Teala'nin kazasina gore bir 
is yapiyorlar." 

Sonra bana daha baska sirlar ve bilgiler de agildi ki onlan ifsa etmek 
helal degildir. iste o vakitten beri o gorus ve o varhk benden hig gitmedi. 
Evvel ve ahir Allah Teala'ya hamdolsun. 723 

Ne hasil ev Niyazi Cennet-i irfana girmezsen, 
Tutalim Hakk verin anda senin dar-i-naim etmis. 

Ne hasil ey NiyazT Cennet-i irfana girmezsen, 
Tutalim Hakk yerin anda senin yurdunu cennet etmis. 

Ey NiyazT yerin darunnaTym olsun istersen, yine irfan cennetine giremez- 
sin. DarunnaTym ahiret aleminde Cennet-ul mucazattir (karsihk) . Bugunden 
daha burada iken irfan cennetine girmeli, yani zat cennetine girmeli ki iste 
asil cennet budur. Tevhid ehli nice burada irfan cennetinde ise ahirette dahi 
oylece irfan cennetinde olacaktir. Arada higbir fark yoktur. Cennet-ul 
mucazat ise ameller karsihginda verilir. Ehli yine hicabtan hali degildir, 
mahcupturlar. 

TAHMiS-iAZBf 

Ne sa'nat gosterir ustad onu haddin rahim etmi§ 
Tekebbur cdmesin her kirn gir onu racim etmi§ 



723 (ATE§, 1971) On birinci sofra 



336 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Kimin cebbar u bed efal 724 kimin tab-i selim 725 etmis 
Gozet sun-i kadimi kirn kimin halkm aztm etmis, 
Tamam halka olan, fiilin, dilin, gonlun kertm etmis. 

Kimisin habbeye muhtac kimin sahib-i serir 726 etmis 
Kimin pur akl-i efldtun kimin dehre emir etmis 
Kimini nefs-i gaddare eli bagh esir etmis 
Kimin bed nefsi bed ef'al-u bed huyu zamtr etmis, 
Kahr evsafma mazhar kilup am leim etmis. 
Veli ki hur 727 sultandir bir dsik olsa ger sair 
Mutahhar dsik ol epsem 728 tekellumden olur zahir 
Hakikat arsasi igre olan kahir olur kafir 
Ne kim takdir eduptur Hakk olur elbette ol zahir, 
Ne tedbir edeviiz ana ki takdirin haktm etmi§. 

Severler can He ydri ederse cevr incinmez 
Eder bin can He hizmet ne olsa emre incinmez 
Hakikat ehli cahil gorursun kore incinmez 
Veil arif olan lutfa sevinmez kahre incinmez, 
Eyii kim cumleten halka atasm ol amim etmis. 
Numayan 729 oldu her yerde seriatle gorur kim Hakk 
Onunde rehnuma 730 olmus tarikatle gorur kim Hakk 
Cihdni pur ziya eden hidayetle gorur kim Hakk 
ikisin bir bilup dogru haktkatle gorur kim Hak, 
AnmcQn birini kahhar edip birini halim etmis. 

Sana Hakk'tan sual olsa cevab-i safii 731 bilmezsin 
Rumuzu ma-arafna'yi 732 ozun tahtinda gormezsin 
Sen Azbf "lahmuke lahmi" 733 sozun remzini bilmezsin 
Ne hasil ey Niyaz? Cennet-i irfana girmezsen, 
Tutahm Hakk yerin anda senin dar-i-natm etmis. 



724 



Bed efal: Kotu fiil 



Tab-i selim: Salim tabiath 

Serir: Tahta karyola. Uzerinde oturulan yuksekge yer. Taht 

Hur: f. Gunej, §ems 

Epsem/epsera: Suskung 

Numayan: f. Goriinen, a§ikar olan, gozukiicu olan. Parlayan. 
730 Rehnuma: f. Yol gosteren. Kilavuz. 

cevab-i §afi: Yeterli, ikna eden cevab 

Seni hakkiyla bilemedik 

Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ali kerremallahu veche hakkinda "Etin 
etimdir" buyurdugu hadise ijaret edilmektedir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 337 



93 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Bu tabiat zulmetinden bulmak istersen halas, 
Gel riyazetle ant bu cism u cam giin rasas 

Nice mecruh eylediyse ruhunu emmare nefs, 

Sen de gurz-i zikrile don basma eyle kisas. 
Her ne vaktin galip olsa kes gidasm zalimin, 
Gece gunduz ciinne-i tevhidi kil sana mends. 

Uzlet-i halk ihtiyar et sen sana gel ey gonul, 

Ta bulasm uzletiyle Hakk katmda ihtisas. 
Ey Niyazibu riyazat yoluna kim gittiyse, 
Buldular sol zevki kim buldu am ancak havas 

Bu tabiat zulmetinden bulmak istersen halas, 
Gel riyazetle ant bu cism u cam cun rasas 

Bu tabiat karanhgindan kurtulu§ bulmak istersen, 
Gel bu cisim ve can kalaylamak icin riyazetle ant 

NiyazT-i MisrT'nin mekruh seyler konusunda da farkh iki yaklasimi oldugu- 
nu goruyoruz. 

Bursa'da cami kursisinde veya makamlanndaki va'zlan esnasinda 
haziruna hitaben 

"Ey talib-i rah-i hakikat olanlar duhan isti'malinden sizi men' u zecr-i 
sedid He def iderim. Ekser 'ibadata mani'i kavidir. Bi hasebi'z-zahir kubhi 
bari u huveyda oldugundan ma'ada bi-hasebi'l-batm dahi ilham-i Huda 
ni'met-i celilesinden dahi mu'min ve muvahhidi mahrum ider. Pes bu se- 
bepten haramdir." deyup "Ku enfusekum" ayeti kerimesini okuyup nasihat 
ettigi ve bu sebeple sigarayi birakan oldugu halde bunlann bir kisminin siga- 
rayi terkden dolayi rahatsizlanmalan uzerine def-i illet olacak' mikdar kulla- 
nilmasina muusaade etmislerdir. Bu sirada bir mikdar bendeleriyle Bursa 
disinda bir yere giderken yollan bir sehre ugrar ki pazarlannda rengi guzel 
rayihasi pak duhanlar gormusler. Bendelerinden biri bir tarik-i inbisat-i 
mutayabe "Sultanim sizlerin haramdir deyu buyurdigmiz da aya bu guzel ve 
matbu' u sirin duhanlar dahi dahil mi ola" dedikde "Sufi eya didik bu eyu 
duhanlar kavlimizden haricdir. Bunlara sozumuz yoktur seklinde cevap 
buyurmuslardir. 734 



Ahmed Gazzi dergahma gelen kisjlere sigara igmesine kesinlikle izin verilmezdi. 



338 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Acaba buradan, tutun kokusu hafifletilmis veya farkh kokular katilmis si- 
garalann igilmesinin, "ibadetlere mani ve ilham-i Huda'dan mu'mini mahrum 
etmedigi dusuncesine ulasilabilir mi? Bu anlamda Uftadezade ibrahim Efen- 
di'nin de sigara igtigini ancak satin ahnan tutunun, ud ve anber ile terbiye ve 
ta'biye olunduktan sonra igtiklerin haber veriliyor. 735 

"Herkesin yoneldigi bir yon vardir. Hayirh islerde birbirinizle yarism. Ne- 
rede olursaniz olun, Allah Teala sizi bir araya toplar. Allah Teala suphesiz 
her seye kadirdir." 736 

Nice mecruh eylediyse ruhunu emmare nefs, 
Sen de giirz-i zikrile don basma eyle kisas. 

£ok kere kotulugij emreden nefsin ruhunu yaralasada, 
Sen de zikr tokmagi ile don basma kisas et. 

Tabiat zulmetinden kurtulmak igin yedi makam vardir. Bunlar: 

1) Tabiat, 2) Nefs, 3) Kalb, 4) Sir, 5) Hafi, 6) Ahfa, 7) Nefsi Natika dir. 

Tabiat: Tabiat sahibi kimse senat bilmez, haram bilmez, helal bilmez, 
zarar bilmez, fayda nedir bilmez. iste tabiat makaminda olanlar bunlardir. 
Adeta hayvan gibi, hayvandan bile asagidir. Hayvan yine bir dereceye kadar 
zarar ve faydayi hisseder. iste bir insan, zamaninda gelen bir NebT veyahut 
bir Resule tabi oldugu vakit tabiat makamindan nefs makamina terakki eder, 
yani yukselir. 

Nefs de yedidir: 

1 -Nefs-i emmare, 2 -Nefs-i levvame, 3 -Nefs-i mutmainne, 4 -Nefs-i 
mulheme, 5 -Nefs-i raziyye, 6 -Nefs-i mardiyye 7 -Nefs-i safiyyedir. 

Eger bir kimse nefsinin emriyle hareket eder ve nefsinin istedigini yapar- 
sa, o kimse nefs-i emmare sahibidir. Sayet nefsin istedigini, yapip da sonra- 
dan pisman olarak kendini paylarsa, o kimse nefs-i levvame sahibidir. Nefs 
ile ruhun farki sudur: Kisi Hakk'la olursa ruh, Hakk'la olmazsa nefs denilir, 
fark bu kadardir, denilmektedir. 

Her ne vaktin qalip olsa kes gidasm zalimin, 
Gece aiinduz ciinne-i tevhidi kil sana mends. 

Her ne vaktin galip olursa zalim nefsin gidasini kes, 

§ayet misafir bir dervis sigara igmek isterse komsulardan birinin evine gitmek sure- 
tiyle bu i§i halleder ve donerken de disjerini misvakla temizlerdi. Aynca dergaha 
pekmezin de getirilmesine musaade edilmezdi. Kahve igmeye gelince, kendileri 
giinde bir veya iki fincan kahve igtikleri igin cemaata da musaade ederlerdi. (TEKELI, 
1991), s. 46 

735 Kerim KARA, Vakiat-i NiyazT-i MisrT, Ankara, 1997, Yuksek Lisans Tezi, s. XXVII 
735 Bakara, 148 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 339 



Gece gunduz tevhid ortusunu sana siginacak yer kil. 

Riyazat de iki kisimdir: Biri yemez, icmez, bu senatte yoktur. Bu riyazeti 
kafirler de yapar. Kesisler daglarda gidalanni riyazetle bir hurmaya kadar 
indirirler. Esasen riyazet perhiz yapmak demektir. Hazreti Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem: "Dinde ruhbanlik (kesislik, papazhk) yoktur" 
buyurmustur. Oyle arpa ekmegiyle filan §eyle riyazat olmaz. Asil riyazat, 
yani §eriatteki riyazat mti'minlerin orucudur. Bu ise bir ay Ramazanda oruc 
tutmakla olur. 

insan askinin eseri uzerine bore olmayani vacip kilar. Bu bir psikolojik du- 
rumdur. Bu belki Allah Teala'nin kuluna acidigindan dolayi basanh olanda 
fazla olmaz. Cunku fitratin mukellifiyetinin en guzel bicimde tayin tesbiti 
zatina mahsus oldugu bilinmektedir. 

Sehl ibnu EbT Umame (radiyallahu anh)'nin anlattigina gore, Sehl ve ba- 
basi beraberce Hz. Enes (radiyallahu anh)'in yanina girerler. Enes'i yolcu 
namazi kihyormuscasina 50k hafif bir namaz kihyor bulurlar. Selam verip 
namazdan cikinca: "Allah Teala sana magfiret buyursun bu kildigm namaz 
farz mi yoksa nafile miydi? dedik. "Farz namazdi. Bu (eksiksiz). Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin namaz tarzidir. Bilerek hig bir degisik- 
lik de yapmadim" dedi ve Have etti: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
buyurdu ki: 

"(Yil orucu, her gece teheccut, kadinlan terk gibi kararlarla) kendinize zor- 
luk gikarmaym, zorluga ugrarsmiz. Zira (gecmiste) bir kavim (bir kisim zah- 
metli islere azmederek) kendisini zora atti. Allah Tedld'da zorluklarmi artirdi. 
Manastir ve kiliselerdekiler bunlann bekayasidir. "Onlar, uzerlerine, bizim 
farz kilmadigimiz, fakat guy a Allah Teala'nin rizasmi kazanmak igin kendi- 
lerinin koyduklan ruhbaniyete bile geregi gibi riayet etmediler. " 

Muhyiddin ibn Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz su aciklamalan yap- 
maktadir: "Belirli bir emirle sinirh olmayan mutlak korkuya gelince; bu, 
kulun ister ilahT olarak mesru veya hukmen mesru bir hukmun hududuna 
uyamama korkusudur. Nitekim Allah Teala "lead ettikleri ruhbaniyet." 
738 buyurmaktadir. Yani, onlar kendileri icin, baslangicta bizim vacip kil- 
madigimiz bir ruhbaniyet icat ettiler demektir. Cenab-i Hakk, onlara ruh- 
baniyeti vacip kilmadigi halde, bunu kabul ederek, hakkina riayet edeme- 
yenleri cezalandirmistir. Ayetin devamindaki; "Bunu Allah Teala rizasi 
niyetiyle lead ettiler." ifadesi; iyi niyet ve kasidlan nedeniyle, hakkina 
riayet edenleri ovdugunu gostermektedir. Bu ayette, takdim ve tehir var- 
dir. Dolayisiyla, sanki "Allah rizasi harig, ona da hakkiyla riayet edeme- 
diler" denilmektedir. Bu ruhbaniyetin bizim senatimizdaki bir benzeri; 



737 Ebu Davud, Edeb 52, (4904) 

738 Hadid, 27 



340 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Kim iyi bir cigir agarsa," 739 hadisidir. Bu da, yeni bir sey icad etmenin 
aynisidir. Nitekim Hz. Omer radiyallahu anh Ubeyy'i radiyallahu anhi te- 
ravih namazi icin gorevlendirdiginde; "Bu ne guzel bir bid'attir." demis- 
tir. 740 Ve bunu bir bid'at olarak isimlendirmistir. O gunden bu gune sun- 
net, bu sekilde devam etmistir. Fakat boyle bir icad, mesru olan amellere 
katildiginda, adak gibi, hakkini yerine getirmek vacip olur. Bu nedenle de 
mukellef korkmaya baslar ve icine bir korku duser. Bu hal icerisinde hu- 
duda riayet ettiginden, kendisine rahib denilir. Boyle bir senat'a da, 
ruhbaniyet denilir. Nitekim Cenab-i Hakk Kitabinda, rahibleri ovmekte- 
dir." (Futuhat, 2, 533. Aynca bak: Futuhat, 2, 562. ) 741 

Uzlet-i halk ihtiyar et sen sana gel ey qonul, 
Ta bulasm uzletiyle Hakk katmda ihtisas. 

Ey gonul halktan uzleti ihtiyar et sen sana gel, 
Bu uzlet ile Hakk katmda bulasm ihtisas. 

Birinci beyitte gecen "Uzlet-i halk ihtiyar et" den maksat seyr-i suluk ile 
bir insan "Tevhid-i zat" makamina vasil olanin nazannda halk varmi, yoktur. 
iste o kimsenin halk nazannda olmayinca elbette uzlettedir. (yani Hak ile- 
dir, Hakk katindadir, yoksa bir kenara cekilip halktan aynlmak demek degil- 
dir. 

Ey Niyazibu riyazat voluna kim gittiyse, 
Buldular sol zevki kirn buldu am ancak havas 

Ey NiyazT bu riyazat yoluna kim gittiyse, 

Bu zevki bulmak istersen, bunu ancak havas ehli buldu. 

Yine bir gun Sultan Veled nakletti ki: Babam daima: 

"Ben bes yasmda iken nefsim dlmustW derdi. Genglik ve orta yaslilik 
zamamnda tarn bir ciddiyetle riyazet eder, gece sabahlara kadar iba- 
detle mesgul olurdu ve riyazette $ok mubalaga ederdi." Ben kendisine: 

"Siz bir gun bana boyle buyurmu§tunuz. Bugun nasilsmiz? Gece ve 
gunduz hie durmuyor, hala riyazete devam ediyorsunuz" dedim. Bunun 
uzerine Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz "Bahaeddin! Nefis, kuvvetli 
bir hilekardir. Allah Teala etmesin birden hire onun yine dirilip akil 
sucaeddin'ini (= din yigidini) maglup ve harabetmesinden korkuyorum" 



739 Muslim, Zekat 69. 1'lim 15, 16; Tirmizi, Him 15, (V, 43 no. 2675) 

740 Buhart, TeravTh (32), 1. 

741 (KURT, 1997), s. 564 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 341 



buyurdu. 742 
"Buldular sol zevki kim buldu am ancak havas" da gecen havas makamlan 
be§tir: 

1-Havas ki, Cem makamidir. 

2-Havas-il havas ki Hazret-il cem makamidir. 

3-Hulaset-i havasil havas ki, Cem-ul cem makamidir. 

4-Nihayet Hulaseti havassil-havas ki, Ahadiyyet makamidir. 

5-En sonunda Velayet makami ki, bu ayni zamanda Siddikiyyet makami 
ve Kurbet (yaklasma) makamidir. 

TAHMiS-iAZBf 

Kendini ask ehline zahid nigin eyler gun has 
Munkire derki ikrar ederken maazallah ne has 
Razi olmustur bu kavle cumleten nds u havas 
Bu tabiat zulmetinden bulmak istersen holds, 
Gel riyazetle ant bu cism u cam gun rasas 

Seni Idyik mi ede maglup dild her bar nefs 

Fark eder senden diriga 743 yar He agyar nefs 

Fil-hakikdt gunku birdir "leyse fi'd-diydr-i nefs" 744 

Nice mecruh eylediyse ruhunu emmare nefs, 

Sen de giirz-i zikrile don basma eyle kisas. 
Hukmune her kimin kail oldu hakka hdlimin 
Bende-i edndsi oldu hamdulilldh dlemin 
Kimse mahrum olmadi hayfa benim ahvdlimin 
Her ne vaktin galip olsa kes gidasm zalimin, 
Gece gunduz ciinne-i tevhidi kil sana mends. 

Atesi ask He dska sen ydne gel ey gdnul 

Bdde-ifeyz ezelden ig kand kil ey gdnul 

Dusman He dostuna iyi sana gel ey gdnul 

Uzlet-i halk ihtiyar et sen sana gel ey gdnul, 

Ta bulasm uzletiyle Hakk katmda ihtisds. 
Zerre kadar kalmaya kalbin iginde hem keder 
Qun budur diem iginde zahir u batm haber 
Hem duyar sirn Hudd'dan Azbibir mdnendedir 745 
Ey Niyaztbu riyazat yoluna kim gittiyse, 
Buldular sol zevki kim buldu am ancak havas 



742 (Ahm95), s. 301 

Diriga: f. Yazik, eyvahlar olsun! 
(Bu diyarda nefs yok) 
Manende: Benzeyen, mumasil 



342 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



94 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Sen seni bilmektir ancak Ptr'e ulfetten garaz, 
Noktayifehm eylemektir ilm-u irfandan garaz. 

Halki bunca Enbiya kirn geldi davet eyledi, 

Vahdedin sirn bilinmektir o davetten garaz. 
Sani-i gor, gunde yiizbin turlu sanat gosterir, 
Kendini gostermek igindir o san'attan garaz. 

Hep celalin perdesidir kufr-u isyandan murad, 

Bahr-i vucudun katresidirfazl u rahmetten garaz. 
Nefsini bilen erermis bir tukenmez devlete, 
"Fakru fahrt" dir NiyazJbil o devletten garaz. 

Sen seni bilmektir ancak Ptr'e ulfetten 7 * 6 garaz, 
Noktayi fehm eylemektir ilm-u irfandan garaz. 

Sen seni bilmektir ancak Ptr'e ulfetten maksat, 
ilim ve irfandan gaye noktayi anlamaktir. 

PTr (Mursid) den garaz, yani maksat sen seni bilmektir. £unku seytan se- 
nin kendi yoluna ragbet gostermeni ister. Onun icin Mursid lazimdir. 
Mursidsiz olmaz. 

"Noktayifehm eylemektir ilm-u irfandan garaz" 

Yukandaki ikinci beyitte gecen ilim ve irfandan maksad da noktayi anla- 
maktir. Bir keresinde Eshab-i Kiram Hazreti AN kerreme'llahu vecheye sordu- 
lar. 

"Yd Emiril Mu'mintn, ilimnedir?". Cevabinda buyurdular: 

"ilahT kitaplarda olan Kur'an-i Kerim'de, Kur'an-i Kerim'de olan Fatiha-i 
senfede, Fatiha-i senfede olan Besmele'de, Besmele'de olan "ba" da (be 
harfinde), "ba" da olan altindaki noktada vardir. "Ba'nin altinda olan nokta 
benim." Ve Have ettiler. "ilim bir noktadir, cahiller am cogaltti" . 

ilim bir noktadir. Bu tafsilat hep o noktayi anlatmak igindir. Bu kadar 



Ulfet: Ah§ma, ali§kanlik. Birisiyle mCinasebette bulunmak. Unsiyet. Ahbabhk, 
dostluk. Huy etme. G6ru§me, konu§ma.(insanlan fikren dalalete atan sebeblerden 
biri; ulfeti, ilim telakki etmeleridir. Yani me'luflan olan jeyleri kendilerince malum 
bilirler. Hatta ulfet dolayisiyla adiyata teemmiil edip ehemmiyet vermezler. Halbuki 
ulfetlerinden dolayi malum zannettikleri o adi §eyler birer harika ve birer mu'cize-i 
kudret olduklan halde, ulfet saikasiyle onlan teemmule, dikkate almiyorlar; ta onla- 
rm fevkinde olan 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 343 



enbiya, bu kadar kitap ve bu kadar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
varisleri, hep am, noktayi bildirmek icindir. 

Halki bunca Enbiya kirn geldi davet eyledi, 
Vahdedin sirn bilinmektir o davetten gargz. 

Halki bunca Enbiya kim geldi davet eyledi, 
davetten niyet vahdetin sirn bilinmesidir. 

Rasullerin gelip gitmelerindeki sir, Allah Teala'yi birlemenin nasil olacagi- 
ni bilmek icindir. Allah Teala buyurdu ki; 

"Ben cinleri ve insanlan, ancak bana kulluk etsinler diye yarattim." 747 

Sani-i gor, gunde yiizbin tiirlii sanat gosterir, 
Kendini gostermek icindir o san'attan qaraz. 

Yaratani gor, gunde yuzbin ttirlu sanat gosterir, 
o san'attan maksat kendini gostermek icindir. 

Ey Tevhid-i Efal saliki, Sani-i gor, yani Hakk'i gor gunde yuz bin cesit sa- 
nat gosterir. O sanattan garaz, yani maksad amac kendisini gostermek ve 
bildirmek icindir. 

Hep celalin perdesidir kufr-u isyandan murad, 
Bahr-i vucudun kqtresidir fazl u mhmetten gargz. 

Hep celalin perdesidir kufur ve isyandan murad, 
Fazilet ve rahmeti vucud deryasinin bir damlasindandir. 

Nefsini bilen erermis bir tukenmez devlete, 
"Fqkr-u fqhrt" dir Niydztbil o devletten qaraz. 

Nefsini bilen erermis bir tukenmez devlete, 
NiyazT bilki o devletten maksat "Fakr-u fahrT" dir. 

Arifin sirnnda vucuttan fakr (yoksunluk) tamam olmayinca perdesiz, 
dogrudan dogruya Hak'km yuzune bakmasi mumkun olmaz. Nitekim yuce 
Allah buyurmustur: 

"O gun bazi yuzler sevingli, rablarma nazirdir." 748 Varhgi atmazsa, 
Allah Teala'nin goklere ve yere arz ettigi, onlann kabulden imtina, edip 
sadece insanin yuklendigi vucut emanetini odememis olur. Ve bu suretle 
busbutun hiyanetten kurtulamaz. Allah Teala'yi da sevmez olur. f^unku 



Zariyat, 56 
Kiyamet, 32 



344 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Allah Teala "Allah hainleri sevmez" 749 ayetiyle ifade ettigi uzere onu 
sevmez. 

Onun gozunden perde nasil kalksin ve nasil Allah Teala'yi gorsun ki o, 
Hak'in olan vucudu kendine mal etmektedir. Cunku faknn tamami, Allah 
Teala'dan baska her seyden varhgi almaktir. Vucut kalkinca Hakk goru- 
nur. Ve hie kaybolmaz. Dersen ki: 

"Viicut gbriiniirde ve gercekte Allah Teala'nm ise o halde arif kirn, 
O'na bakan kirn, O'nu goren kirn?" Derim ki: 

"Viicut birdir ama mertebeleri coktur. 

Bir mertebede muhiblikle, bir mertebede mahbuplukla gbriiniir. 

Bir mertebede giil olur, digerinde biilbiil." 

Futuhat-i Mekkiyye'nin basinda soyle bir beyit vardir: 

"Rab Hak'tir, kul Hak'tir. 

Ah bilseydim, kimdir mukellef. 

Kuldur dersen, o oludur. 

Rab'dir dersen o halde O nasil mukellef olur?" 

Buradan anlasildi ki fakr: iki cihanda da vechin (yuztin) siyah olmasi 
(yok olmasi) dir. Yokluga da siyah denilir. Yani dunya ve ahiret ademdir 
(yoktur). Bunlann varhgi yoktur. £unku varhk gergekte Allah Teala'nindir. 
Mahlukata varhk vermek mecazidir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Nefsini bilen rabbini bilir" 750 
sozunun manasi da budur. Cunku nefsinin vucudu olmadigini bilirse, 
kendisinde olan vucudun Allah Teala'ya ait oldugunu anlar. Yani kendisi- 
nin, mahiyyeti itibariyle Rab, gorunus itibariyle nefs oldugunu bilir. Ya- 
hut: o aynen (zat itibariyle) Rab, taayyunen (gorunus) itibariyle nefstir." 
diyebilirsin. 

"Fakr, az kalsm kiifur olayazdi." 751 Sozune gelince bu, nafile ibadet- 
lerle Allah Teala'ya yaklasmanin sonucudur. Ama benim soylediklerim, 
farz ibadetlerle Allah'a yaklasmanin sonucudur. "Allah gercegi soyler, O, 
yolailetir." 752 753 



749 Enfal, 58 

Muteber hadis kitaplannda bulunmadigi gibi butun mevzuat kitaplannda mevzu 
oldugu belirtilir bkz. AclunT. 2/262; Aliyu'l Kari, 352: SaganT, 35,36; SehavT, 198 

517 kijilik jiiri tarafmdan Tdama gonderilen Socrates da "kendini bill" (gnosis ip- 
se!) demi§tir. 

Ebu Nuaym Hilye'de; ibn. SikkTn "Musannaf'inda. BeyhakT "Suabu'l-iman'da: ibn. 
Adiy "el Kamil" de. Hasan-i BasrT den rivayet etmi5lerdir. Bazilan da. Senedinin zayif 
oldugunu soylerler. Ornegin TaberanT Enesten zayif bir senetle rivayet etmi§tir. Bkz. 
AclunT. 11/108 
752 Ahzab,4 
753 (ATES, 1971), l.sofra 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 345 



TAHMIS-IAZBI 

Sure-i seb'ul mesdni Hakk'tir ayetten garaz 
Mebde-i sim maaddir kat'i mihnetten garaz 
Kufrule iman oluptur Hakk'a illetten garaz 
Sen seni bilmektir ancak Pir'e ulfetten garaz, 
Noktayifehm eylemektir ilm-u irfandan garaz. 
Mekteb-i ilm-i ezelden arz-i hikmet eyledi 
Kufr-u zulmet icre kaldi ola ki Wet ede 
Hayr He serre veli Hakk'a sehddet eyledi 
Halki bunca Enbiya kim geldi davet eyledi, 
Vahdedin sirn bilinmektir o davetten garaz. 
Lutf u Hakk'tan her nebi burhani huccet gosterir 
Sanma arz-i nefs edip edip halka kerdmet goster 
Her ne gosterse send kil onu kudret goster 
Sani-i gor, giinde yiizbin turlii sanat gosterir, 
Kendini gostermek igindir o san'attan garaz. 

Zdhid bir nokta oldu bunca elvdndan 754 murad 
Hakki bilmektir netice cumle irfandan murad 
Sen seni bilmektir ancak emr-i Kur'andan murad 
Hep celalin perdesidir kufr-u isyandan murad, 
Bahr-i viicudun katresidir fazl u rahmetten garaz. 
AzbVya hicran He yandm firdki mihnete 
£unku dostundan cudd dustun diyari gurbete 
Hakk'i ikrar eyleyen eyler bakar mi huccete 
Nefsini bilen erermis bir tukenmez devlete, 
"Fakru fahrt" dir Niyaztbil o devletten garaz. 



Elvan: (Levn. C.) Renkler. Muhtelif goriinu§ler 



346 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



J* T 

95 



Vezin. Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Her dentnin sozune aldanip etme ihtilat, 
Her leJmi sirra mahrem sanma eyle ihtiyat. 

Sol ki soz kadrin bilir canm nisar eyle ana 

Ayagmm altma dose yuzunu gun bisat. 
Arifin kadrin yine ol arif olanlar bilir, 
Ehl-i uluvvun rutbesini bilmez ehl-i inhitat. 

Giig getirme kendine geldikge a' da ta'nesi, 

Sukkeri halvadir andan hasil olur inbisat. 
Ey Niyazi farig-u azade ol var gekme gam, 
Kahr u lutfu bir bilirsen gam olur sana ne§at. 

Her dentnin sozune aldanip etme ihtilat, 
Her leimi sirra mahrem sanma eyle ihtiyat. 

Her algagin sozune aldanip etme aldanma, 
Tedbirli ol, her basit kisiyi sirra mahrem sanma. 

Her kim sana falan kisi seni ovdu derse ona soyle ki beni oven sensin! 
Onu bahane ediyorsun, Her kim sana falan adam sovdu derse ona dersin ki, 
bana soven sensin, onu bahane ediyorsun. 

"Sana soven, ancak o sovmeyi sana anlatandir," derler. Bu sozu o soyle- 
memistir, belki de baska manada soylenmistir dersin. O adam gelir de falan 
kisi senin igin kiskang dedi derse, soyle ki: 

Kiskanghgin iki manasi vardir. Biri insani cennete goturen kiskanghktir. 
Bu, hayir iste baskalanndan geri kalmamak igin gosterilen kiskanghktir. Ben 
nigin fazilette ondan geri kalayim, der. 

Allah Teala velilerine karsi dusmanhk duygusu besleyenler sanirlar ki on- 
lara kotuluk ederler. Bu yanhstir, belki iyilik ederler. Onlann gonullerini ken- 
dilerinden soguturlar. f^unku onlar alemin gamini gekerler. Bir kimseye karsi 
bu sevgi ve koruma, bir yuk gibidir ki, bu Kaf dagini onun boynuna ve omuz- 
lanna yukletmek, onu daha da agirlastirmak demektir. Yani bir sey yaparlar 
ki sevgileri daha da artar, o onlann daha gok dert ortagi olur. O zaman kendi 
sevgilerini ve dusuncelerini unuturlar. iste bu onlann canlanna rahathk geti- 
rir. 755 



755 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.366) s.450 



Divan-i Jlahiyyat ve Aciklamasi | 347 



"Bunlarm bir de okuyup yazma bilmeyen kismi vardir ki, kitabi, kitabeti 
bilmezler, ancak bir takim kuruntu yigmi hayaller kurar ve sadece zan ar- 
dmda dolasirlar." 755 

Sol ki soz kadrin bilir canin nisar eyle ana 
Ayagimn altma dose ytizunU curt bisat. 

Su ki§i ki sozun kadrini bilir canini serp ona 
Yuzunu yere ser ayagimn altma dose. 

Arifin kadrin vine ol arif olanlar bilir, 
Ehl-i uluvvun rutbesini bilmez ehl-i inhitat. 

Arifin kadrini yine o arif olanlar bilir, 

Asagihk olanlar yucelik ehlinin rutbesini bilmez. 

Ey zalimler siz Misriyi aramazsiz esek ararsiz Misriyi melekut u ceberut u 
lahutda arayan bulur mu ki sen nasutda belki ahurda arar iken bulayum 
sanursin siz adami tanimazsiz adami esek sanursiz imdi sizun zannunuzda 
esek adamdur ya siz esek ile adam farkini bilmeyince adami adamdan nice 
fark idersiz biricik kendinuzi de gorun ki mesh olmissiz belki nesh olmissiz 
belki fesh olmissiz dahi haberinuz yok, tognyi egri gorenun gozindedur 
egriluk yeter ey Misri yeter yeter ey ebter yeter sen yazdukca onlar oldi dahi 
beter. 757 



Giic getirme kendine geldikce a'da ta'nesi 758 , 
Siikkeri halvadir andan hasil olur inbisat. 



756 Bakara, 78 

757 (MISRI, 1223), v. 61a 

Ey zalimler siz Misriyi aramazsmiz e§ek ararsmiz. Misriyi melekut, ceberut ve la- 
hut aleminde arayan bulur mu ki, sen insanhk aleminde belki baska yerde arar iken 
bulayim sanirsm. Siz adami tanimazsiz adami esek sanirsiz. 5imdi sizin zannmizda 
esek adamdir. ya siz e§ek ile adam farkini bilmeyince adami adamdan nice fark 
edersiniz. Bir kere kendinizi de goriin ki suretiniz degi§mi§ belki insanliktan cikmissi- 
niz. Belki bozulmussunuz dahi haberiniz yok, dogruyu egri gorenin gozundedir 
egrilik yeter. 

Ey Misri yeter yeter. Ey soysuz yeter sen yazdikga onlar oldu daha beter. 

Ta'n: Hos gormemek. Kotulemek. Birisinin ayip ve kusurlanni beyan etmek. * 
Kufretmek. * Muhalifin iddialanni curutmek. * Vurmak. * Duhul etmek, dahil olmak, 
girmek 



348 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Gug getirme kendine geldikge dusmanin kotulemesi, 
Sekeri helvadir, ondan ferahhk hasil olur. 

Ey Niyazf farig-u azade of var cekme gam, 
Kahr u lutfu bir bilirsen ggm olur sang nesat. 

Ey NiyazT var gekme gam kurtul ve azade ol, 
Sen kahir ve lutfu bir bilirsen uzuntu seving olur. 

iman-i has odur ki ayne'l-yakTn elde edip gozu ile Allah Teala'nin zatini 
ve sifatini goreler. Lakin ruh ile nefsi bir bilmeyenler. Yani bir gormeyen- 
ler. Kahir ile lutfun ashnin bir oldugunu idrak etmeklige seriattan korkar- 
lar. Nitekim denilmistir ki: 

Kghr u lutfun illeti manada vahidtir veil 

Bilmedi §eytgn bu tevhidi ehadden du§tii dur 759 



TAHMIS-I AZBI 

Qun §eriattir hakikat ehline haza 760 sirat 
Emr u nehyi munkeri arif gibi kil irtibat 
Sirnni fa§ etmeye ozun si mm eyle si mat 761 
Her dentnin sozune aldanip etme ihtilat, 
Her leimi sirra mghrem sanma eyle ihtiyat. 

Bilme seytandan gunahi olma nefse asina 
Sonra yuzbin pisman oldunsa yok ata 
Hab-i gafletten uyar canm nasihattir sana 
§ol ki soz kadrin bilir canm nisar eyle ana 
Ayggmm altma dose yuziinu ciin bisat. 
Bu vucudu Hakk'a ikrar etmege bir senin bilir 
Ehl-i la'bin 762 halini gun yine ehli din bilir 
Ehl-i ask mahbubunu bir gift bilir bir tekbilir 
Arif in kadrin yine ol drif olanlar bilir, 
Ehl-i uluvvun riitbesini bilmez ehl-i inhitat. 



759 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 15 

Haza: Bu. Su. O. Gr: i§aret zamiri. 
Samt: Susma, sukut 
La'b: oyun ehli 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 349 



Purferah olma sana geldikge dunya ta'nesi 763 
Ozunu aldatmasmfdnide sevdd ta'nesi 
Dilberin lutfu sana hostur ki halva 764 ta'nesi 
Gup getirme kendine geldikge a' da ta'nesi, 
Sukkeri halvadir andan hasil olur inbisat. 
Sana irfan He duzah td ola bag-i irem 
Yok yere gekme kasavet her isi bil muhterem 
Hdtir-i nasad-i ki Azbtedersen pur-elem 
Ey Niyazi farig-u azade ol var gekme gam, 
Kahr u lutfu bir bilirsen gam olur sana nesat. 



Ta'n: Ho§ gormemek. Kotiilemek. Birisinin ayip ve kusurlanm beyan etmek. 
Ktifretmek. Muhalifin iddialanni guriitmek. Vurmak. Duhul etmek, dahil olmak, 
girmek 
764 HULV: (Halva)Tath. Ho§ ve guzel. iyi. 



350 



J* z 

96 



Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Fa'ilun 



Bugiin bir meclise vardim oturmus pend eder vaiz, 
Okur acmis kitabmi bu halki agladir vaiz. 

iki bolmOs cihan halkm birini cennete salmi}, 
Eliyle kursiiden birin Tamu'ya sarkidir vaiz. 
Qikar agzmdan atesler yakar seytan-i mel'unu, 
Sanasm yedi Tamunun azabi kendidir vaiz. 

Tamuya soyle doldurmus iginde yok duracak yer, 
Ana yerlestirir halki acep hizmettedir vaiz. 
Yarasur va'z ana hakka ki yanar yakilur her dem, 
Niyazt'nin hemen ancak cihanda adidir vaiz. 

Bugiin bir meclise vardim oturmus pend eder vaiz, 
Okur acmis kitabmi bu halki agladir vaiz. 

Bugun bir meclise vardim oturmus vaiz nasihat eder, 
Acmis kitabmi okur bu halki aglatir vaiz. 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"lyiligi ogretip de onu yapmayan kisinin durumu, insanlan aydmlatip da 
kendini yakan kisinin durumuna benzer." 765 

Nasihat ediciler ister istemez buyuk hatalara dusmektedirler. Kursuler 
ders verme makami degil irsad makamidir. 

Nasihat ediciler, mevzulann normal hayatin icinde olusan degisimin far- 
kini unutunca tehlikeli konusmalan ile ayak kaymalanna sebep olmaktadir- 
lar. Allah Teala'ya bu konuda siginmak gerekmektedir. Bu ilim sahiplerinin 
ayaklannin kaydigi yerdir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"lyiligi ogretip de onu yapmayan kisinin durumu, insanlan aydmlatip da 
kendini yakan kisinin durumuna benzer." 76e 



765 TaberanT, el-Mu'cemu'l-kebir, II, 166 (1681), 167 (1685); HatTb el-Bagdadi, 
iktizau'l-ilm el-amel, 4.bsk. thk. Muhammed Nasiruddtn el-Elbam, el-Mektebii'l- 
islamt, Beyrut, 1397, s. 70; HeysemT, Mecmau'z-zevaid, I, 184, 185. 

766 TaberanT, el-Mu'cemu'l-kebir, II, 166 (1681), 167 (1685); HatTb el-BagdadT, 
iktizau'l-ilm el-amel, 4.bsk. thk. Muhammed NasiruddTn el-Elbam, el-Mektebu'l- 
islamT, Beyrut, 1397, s. 70; HeysemT, Mecmau'z-zevaid, I, 184, 185. (UYSAL, 23 Bahar 
2007) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 351 



Olum vaizleri vardir: ve yeryuzu, kendilerine hayattan el cekmeleri va- 
az edilmesi gereken kisilerle dolu. 

Gereksiz ki§ilerle dolu yeryuzu, bu fazla kisilerle bozulmustur hayat. 
"Ebedi Hayat'la ayartihp cekilsinler bu hayattan! 

"Sanlar" diyorlar olum vaizlerine, ya da "karalar". Ama ben onlan bas- 
ka renklerde de gostermek isterim sizlere. 

iste iglerinde yirtici hayvan tasiyan, sehvet ya da kendine eziyetten 
baska sececekleri yol olmayan korkunc ki§iler. Onlann sehvetleri bile 
kendilerine eziyettir. 

Henuz insan bile olamamislardir, bu korkunc kisiler: hayattan el cek- 
meyi vaaz etsinler de, kendileri gocsunler! 

iste ruhu veremliler: daha dogmadan olmeye ba§larlar ve bezginlik ve 
vazgecme ogretilerini ozlerler. 

Olmeyi severek isterler, onlann bu arzulanni bizim de uygun bulma- 
miz gerekir! Bu oluleri uyandirmaktan ve bu canh tabutlan rahatsiz et- 
mekten sakinahm! 767 

"Ey bilgelik ta§i! Yuksege atmi§sin sen kendini, ama atilan her tas 
dusmeye mahkumdur! 

Ey bilgelik tasi, ey sapan tasi, ey yildizlan pargalayan! Kendini sen 6y- 
lesine yuksege atiyorsun, ama atilan her tas dusmeye mahkumdur! 758 

iki bolmiis cihan halkm birini cennete salmis, 
Eliyle kursuden birin Tamu'ya sarkidir vaiz. 

ikiye bolmus cihan halkini birini cennete salmis, 
Eliyle kursuden birini cehenneme atar vaiz. 

Allah Teala, bu beyani vaizler ve nasihat edicilerin nasihat ederken haddi 
asmalan hakkinda buyurdu ki; 
"Bir adam; 

"Allah'a yemin olsun ki, Allah filancayi bagislamaz" dedi. Allah Teala 
da (buna) soyle cevap verdi: 

"Benim falani magfiret etmeyecegim uzerine yemin eden kimdir? O 
kimseyi bagisladim ve senin amelini de bosa gikardim." 769 

Mesela bir kisinin birinin ibadeti hakkinda karsilasacagi durum hakkinda 
Allah Teala adma hukum vermesi fitnenin meydana cikmasina sebep teskil 
eder. Bu nedenle hakkm kisiler tekeline intikali baska bir hakkin gaspini cag- 
nstinr. Allah Teala hakkim kulun tarafmdan kullanmasma razi degildir. 



767 (Nl'ETZSCHE, et al., 2006), s. 48-49 

768 (NIETZSCHE, et al., 2006), s. 185 

769 Muslim,2621 



352 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Allah Teala kullanna tasarruf hakkini vermekten cok onlann degerleri 
kar§isinda gonullerini dileklerini kabul ederek ikramda bulunur. Bu ikram, 
tasarrufun gercek manasidir. Evliyalann ve nebilerin dilekleri ile olu§an hal- 
ler Allah Teala'nm onlara verdigi degerdendir. 

insanin du§uncesi, inancina veya zannina gore dogru oldugu icin ba§kala- 
nni kabullenmekte zorlanmasidir. Koydugu sinirlar dahi diger insanlan oyle- 
sine kapsar ki, kendi dahi bir zaman sonra koydugu sininn icinde helak olur. 

Qikar agzmdan ate$ler yakar seytan-i mel'unu, 
Sanasm yedi Tamunun azabi kendidir vaiz. 

Sagar agzindan ate§ler yakar merOn §eytani, 

Sanarsin yedi cehennemin azabinin takdir edenidir vaiz. 

Tamuya soyle doldurmus icinde yok duracak yer. 
Ana yerlestirir halki acep hizmettedir vaiz. 

Cehennemi oyle doldurmu? ki iginde duracak yer yok, 
Ana yerle§tirir halki acaba ne hizmettedir vaiz. 

Yarasur va'z ana Hakka ki yanar yakilur her dem, 
Niyazi'nin hemen ancak cihanda adidir, vaiz. 

Hakk icin uygundur va'z ona yanar yakihr her zaman, 
NiyazT'nin hemen ancak cihanda adidir, vaiz. 

NiyazT-i MisrT, vaizlik ancak onundur. £unku Allah Teala icin yanar yikihr, 
durur. 



TAHMIS-I AZBI 

Bize ta'n eylese gam-i ozun bilmez meger vaiz 
Bu atip tutmasm gordum dedim bende nedir vaiz 
Sana ehli dilin cumle duasi hep budur vaiz 
Bugun bir meclise vardim oturmug pend eder vaiz, 
Okur a$mi§ kitabmi bu halki agladir vaiz. 

Kimini ah ile derde kimini devlete salmi§ 
Kimini semt-i fetvdya kimini huccete salmi§ 
Kiminin rahatm almi§ held ve mihnete salmi§ 
iki bolmu!/ cihan halkm birini cennete salmi}, 
Eliyle kursiiden birin Tamu'ya sarkidir vaiz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 353 



Okudursun hakikatce nice nadan magbunu 770 
Meded aglatma §addni ferahndke 771 etme mahzunu 
Yeter sattm yeter valldh bize bu tarafa macunu 
Sigar agzmdan atelier yakar geytan-i mel'unu, 
Sanasm yedi Tamunun azabi kendidir vaiz. 

Satar bir pula cennet zevkini ol muteber yer yer 
Temenna 772 dua etsin tutturdugun semadan ber 77 ^ 
Haberi ma'ni-i 774 Kur'andan bilen cana heber soyler 
Tamuya §6yle doldurmug iginde yok duracak yer, 
Ana yerle§tirir halki acep hizmettedir vaiz. 
Gdh? havf-i Hudd Azb? ediptir ce§mimi pur-nem 
Gdh? va'di visaliyle oluptur hdtira hurrem 77S 
Demeyin yar olur ydrin edep uzre oluvar benem 
Yaragur va'z ana hakka ki yanar yakilur her dem, 
Niyazt'nin hemen ancak cihanda adidir vaiz. 



Magbun: (Gabn. dan) Ali§veri§te aldanmij olan. §a$kin. §a§irmi 

Sevindirmek 

Temenna: Eli alnina goturerek selamlama i§areti yapma. Minnettar olma 

Berr: toprak, yeryuzu, yer. 

774 ... . 

Ma ni: mana 

Hurrem: f. Sevingli. Mesrur. §en. Ferahhk veren. Taze ve ho§. Guler yiizlii. 



354 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



97 



t A 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilun 



Sidk He girdunse yola ey siicd 

Bir kati gerekli soz var kil sima 

Cumleden ewel sana lazim olan 
Cumle yaranma eyle gel veda 

Mai u miilk u kavm u ihvanim dahi 

Terk et anlan sana virir sudd 

Bir gonul kalur arada am da 
$eyhe tapsur ana eyle ittiba 

Boyle etsen bil hakikat sirrma 

Az zamanda hasil olur ittila 

Cism ii canm dahi kurban edegor 
Ger kabul olursa buldun irtifa 

Sirr-i tevhidiin Niyazt hasih 

Hakk He ortada kalmaya niza 

Sidk He girdunse yola ey sued 
Bir kati gerekli soz var kil sima 

Ey cesaretli ki§i sidk ile girdinse yola 
Bir kesin gerekli soz var, gel isit 

Cumleden ewel sana lazim olan 
Cumle yaranma eyle gel veda 

Her seyden ewel sana lazim olan 
Butun sevdiklerine gel eyle veda 

Mai u miilk ii kavm ii ihvanim dahi 
Terk et anlan sana verir sudd 

Mai, mulk, kavm ve ihvanim dahi 
Terk et anlan sana sevdalar verir 

Bir gdniil kalur arada am da 
Seyhe tapsur ana eyle ittiba 

Bir gonul kahr arada onu da 
§eyhe ulastir ve ona ittiba eyle 

Boyle etsen bil hakikat sirrma 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 355 



Az zamanda hasil olur ittila 

Boyle edersen bilki hakikat sirnna 
Az zamanda bigi sahibi olur 

Cism u canm da hi kurban edeggr 
Ger kabul olursa buldun irtifa 

Cisim ve canin dahi kurban edegor 
Eger kabul olursa yukseklik bulursun 

Sirr-i tevhidun Niyazt hasih 
Hakk He ortada kalmaya niza 

NiyazT neticede tevhidin sirn 
Hakk ile ortada gekisme kalmaya 



356 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



TAHMIS-IAZBI 

Gel tevekkul abdi ol bfirtifd 

Kimse senden gdrmeye ruy-i fera' 776 

Hak sana ihsan ede ruzu ceza' ' 

Sidk He girdunse yola ey sued 

Bir kati gerekli sdz var kil sima 

Olmadan evvel olup bul izz u can 
Sendedir can u cihan-i canan u can 
Zahir u batmdan el cek pehlivan 
Cumleden evvel sana Idzim olan 
Ciimle ydrdnma eyle gel veda 

Hakk yanmda olmak istersen ulu 

Ozunu fehmetmede ol kaygili 

Sana yokluk illerinden gele bu 771 

Mai u miilk u kavm u ihvanim dahi 

Terk et anlan sana virir sudd 

Malik ilmi ledun sultan ede 
Tende kalmisken seni Hakk can ede 
Ciimle varliktan gecip uryan ede 
Bir gonul kalur arada am da 
Seyhe tapsur ana eyle ittiba 

Goz kulakla gel seridt sirrma 

Eyle hizmet gel tarikat sirrma 

Malik olunca vilayet sirrma 

Boyle etsen bil hakikat sirrma 

Az zamanda hasil olur ittila 

Cahili gdrme cihanda cahili 
Kdmil gdrme bekdda kdmili 
Du cihanda 779 budur Azbtfddili 
Sirr-i tevhidiin Niyazt hasih 
Hakk He ortada kalmaya niza 



776 



Ferag: Vaz gegmek. Hig bir §eyle mejgul olmayip dinlenmek. Bo§altma. 



Ruz: Gun; Ceza: Kar§ilik, mukabil, ivaz. Curum veya giinah i§leyenlere verilen 
azab. huzunle, umitsizlikle aglayip sizlanmak. Ahiret 

Buy: f. Koku. Omit, umma. Sevgi, muhabbet. Tamah. Huy. Tabiat. Kismet, 
pay, nasib 

iki cihanda 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 357 



i G 

98 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Her kimin kim derd-i Hakk-dan yureginde olsa dag, 
Akibet dermanma erip can gonlu ola sag. 

Lik derdi olmayanm derdine hie care yok, 

Gonlu olmustur anm yanmdan ol daim irag. 
Habsedip sehbaz-i ruhu zag-i nefsin besler ol, 
Cifeden gayri ne sayd eder havaya agsa zag. 

$ol esir-i nefs olan daim muazzeb Tamuda, 

Nefs elinden kurtulana cennet olmustur durag. 
Nefs odur kim cehli karanusu kaplar gonlunu. 
Run odur kim Urn nuru gonlune yakar cerag. 

Tutiya-yi ma'rifetle rusen et canm gozunu, 

Goresin canmi her yiizden ola dag iizre bag. 
Can-ii gonlun sad olup her gussadan azad ol, 
Bir ola daim Niyazi goziine yakm irag. 

Her kimin kim derd-i Hakk-dan yureginde olsa dag, 
Akibet dermanma erip can gonlu ola sag. 

Her kimin kim derd-i Hakk'dan yureginde olsa yara, 
Akibet dermanma kavusup can gonlu ola sag. 



"Eyuler meclisinde kemler eyu olur, kemler meclisinde eyuler kem olur. 



780 



Lik derdi olmayanm derdine hie care yok, 
Gonlu olmustur anm yanmdan ol daim irag. 

Fakat derdi olmayanm derdine hie care yok, 
Gonlu olmustur onun yanmdan o daim uzak. 

"Ah min el- aski ve halatihi 
Ahraka kalbt bi hararatihi 
Ma-nazara ayntila gayri kum 
Uskimu billahi ve ayatihi" 781 



780 



(MISRT, 1223), v.31b 

"iyiler meclisinde kotuler iyi olur kemler meclisinde iyiler kotu olur.' 

Ah! Ask ve hallerinden cektiklerime 



358 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Vucudum mubtelayi derdi hicran oldu ser-ta-pa 
Bana aglaym ki, yarin asistanmdan cuddy im ben 
Acep mi gelse ge§mimden siri§kim boyle mahzundur 
Cigerde onulmaz bir derde mubtelayim ben. 781 

Leyla kuddise sirruhu'l-aztz Hanim 

Bir gun ihramcizade ismail Efendi Hazretleri, Tenekeci Rahmi Usta ile be- 
raber hamama giderler. Tenekeci Rahmi Usta hamamda yikanir ve erkenden 
elbisesini giyinir ve Efendi Hazretlerini beklemeye baslar. Fakat Efendi Haz- 
retlerinin cikisi gecikince disan cikip dolasmaya cikar. Bir muddet sonra do- 
ner ve Efendi Hazretlerinin ciktigini ve dinlendigini goriir. Yanina gelince 
Efendi Hazretleri buyurur ki; 

"Garda§im Rahmi, bize karpuz almaya mi gittin?" diye sorunca Tenekeci 
Rahmi Usta halden hale girer. Bu olay uzerine yirmi sene gibi bir zaman ge- 
cer. Bu bir dert gibi sinesinde yerlesir kahr. 

Yine gunlerden bir gun Efendi Hazretleri hamama, Tenekeci Rahmi Usta 
ile giderler. Bu bir firsattir. Tenekeci Rahmi Usta, Efendi Hazretleri yikanir- 
ken disan cikar. Karpuz arar. Fakat mevsim kis ve karpuz yoktur. Cfaresizlik 
icinde cok dusunen Tenekeci Rahmi Usta birkac kilo nar ahr ve hamama 
doner. Efendi Hazretleri cikmis dinlenmektedir. 

"Garda§im Rahmi, nereye gittin?" Tenekeci Rahmi Usta; 

"Efendim seneler once, yine boyle hamamdan cikip di§an cikmi$tim. Bana 
karpuz mu almaya gittin diye sormu§tunuz. Ben ise, boyle bir niyetle gitme- 
mi§tim. Fakat o gun bugun bu dert beni me§gul etti. Ne olur bu narlari o 
karpuzun yerine kabul edin." Efendi Hazretleri bu durumdan cok duygulanir. 

Kalbim hararetleri ile yandi 

Allah Teala'ya ve O'nun ayetlerine yemin ederim ki, 
Gozum senden ba§kasina bakmadi. 
Vucudum miibtelayi derdi hicran oldu ba§tan ayaga 
Bana aglaym ki, yarin kapsmdan ayn du§tiim 
Acep mi dokulse gozumden gozya§im, boyle mahzundur 
Cigerde onulmaz bir derde mubtelayim ben. 

783 . .... 

Leyla Hanim 

Bir kazasker kizi olan Leyla Hanim, Kececizade izzet Molla'nm yegenidir. £ocuk 
denecek ya§ta evlendiyse de bir hafta uzerine, daha ilk geceden kabahklarma tanik 
oldugu esjnden aynlmi§tir. Saray kadinlanyla yakm ili§kisi oldugu bilinen, iyi egitimli 
ve 50k kulturlii bir §airdir. Hazir cevapligi ve nuktedanhgi ile de tamnmijtir. 

Leyla Hanim, MevlevTtarikatina mensup olup MihrT Hatun kadar olmasa da kadm 
duygularmi biraz olsun terenniim etmesiyle ve zamanma gore bir kadm igin serbest 
sayilabilecek soyleyijleriyle dikkat ceker. EdebT bir gevrede ya5ami5 ve yazmaktan 
hie uzak kalmami§ olan Leyla Hanim'm §iir dili acik ve sadedir. Bir Divan'i vardir. 
1847 yilinda olmu$tur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 359 



O hafta sohbetlerinde bu konu uzerinde cokca durur ve 

"Gardaslarim! Biz Tenekeci Rahmi Usta'ya seneler once bir sey soylemi- 
siz. O ise, bunu bunco sene unutmamis. iste ihvan boyle olmah, bir derdi 
olmali ve unutmamalidir." 784 

Habsedip $ehbaz-i ruhu zaa-i nefsin besler ol, 
Cifeden gayri ne savd eder havaya aasa zap. 

Dogan kusu ruhu habsedip fitneci nefsini besler, 
Karga havada ucsada pislikten baska ne avlar. 

Sol esir-i nefs olan daim muazzeb Tamuda, 
Nefs elinden kurtulana cennet olmu$tur duraa. 

Su nefis esiri olan daima azap gorur cehennemde, 
Nefs elinden kurtulana cennet durak olmustur. 

Veliler bahklardir, Hakk'sa deniz; onlann yerleri - yuvalan, daima de- 
nizdir, Denizden baskasi onlarca "Aa"dir, "to" dan sonra duraklanysa "//- 
/d"dir. 

istek ikidir, yol da iki, Allah Teala ondan razi olsun, Seyyid 
BurhaneddTn-i Muhakkik'a, "yolun sonu var midir, yok mudur?" diye 
sordular, Buyurdu ki: 

"Yola son vardir ama duragm sonu yoktur, (!unku gidis ikidir biri Al- 
lah Teala 'ya gidistir. Allah Teala 'ya giden yolun sonu vardir. (!unku bu, 
varhktan, dunyadan ve kendinden gecistir. Bunlarm hepsinin de sonu, 
bitimi vardir. Ama Hakk'a eristin mi, ondan sonraki gidis, Allah Teala 'yi 
tanimak hususunda, Allah Teala bilgisinde o tamyism sirasmda gidistir 
ki buna son yoktur." 

Bil ki yolun duragi Hakk'a ulasmaktir; ama bundan sonra o ulasmada 
sonsuz bir yol var, Yol iki cesittir: 

Biri kendinden, varhgindan gecmektir; bu cesit yolun sonu, sinin var- 
dir, Cunku bedenin varhgi sinirhdir; bu varhk dunyasinin sonu vardir. 

Duraklar yolununsa sonu yoktur; gonul yolu, bil ki sonsuzdur. Kendin- 
den gecmenin, su yokluk aleminden sefer etmenin imkani vardir. Ama 
olumsuzluk yurdu olan o duraktan gecmeye imkan yoktur. £unku orasi 
Allah Teala 'ya ulasmak duragidir. Karada yol da meydandadir, yolun du- 
ragi da; ama denizdeki yolun belirtisi gorunmez. Kavustuktan sonraki gi- 
dis, bir baska sekildedir; kavusup bulusan kisinin gidisi gizlidir, neliksiz - 
niteliksizdir. 785 



784 (ALTUNTAS, 2007), s. 115 

785 (VELED), bashk CXIV, b. 5060-.. 



360 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Nefs odur kim cehli karanusu kaplar gonlunu, 
Ruh odur kirn Urn nuru gonlune yakar ceroq. 

Nefis odur kim cehalet karanhgi kaplar gonlunu, 
Ruh odur kim ilim nuru gonlune kandil yakar. 

Tutiyq-yi ma'rifetle ruse in et canm qdzunii, 
Goresin canmi her yuzden ola dag iizre bag. 

Dudu kusunu ma'rifetle aydmlat et canm gozunu, 
Goresin canmi her yuzden ola dag uzerinde bag. 

Can-ii qonlun sad olup her qussadan azad ol, 
Bir ola daim Niyazi qdztine yakm iraq. 

Can ve gonlun sad olup her kederden azad ol, 
Bir ola daim NiyazT gozune yakm irag. 

TAHMiS-iAZBf 

Ask-i Hakk'a du$ olup kil iki alemde ferag 
Cilvegahtcismidir onun muhakkak dag u dag 
Cikmadan firsat elden gegti bu senden gag 
Her kimin kim derd-i Hakk-dan yureginde olsa dag, 
Akibet dermanma erip can gonlu ola sag. 

Busbutun dunya icinde ben gibi dvere yok 
Bir yuzu kara gunahkdr mucrim bigare yok 
Derdi gamla bagri bun olmus dili bimare 786 yok 
Lik derdi olmayanm derdine hie (are yok, 
Gonlu olmustur anm yamndan ol daim irag. 
Ol sirat-i mustekimi dogru egri anlar ol 
Padisah mdsivadir ndsa 787 hizmet eyler ol 
Bend-i zdhirde mukayyed seyri bdtm neyler ol 
Habsedip sehbaz-i ruhu zag-i nefsin besler ol, 
Cifeden gayri ne sayd eder havaya agsa zag. 

Olmaya gun kaydi iman din mezhep tdmuda 
Fdide vermez pisman oldugun hep Tdmuda 
Akl He dostluk eden kaldi mertebe-i Tdmuda 



786 



Bimare: f. Hasta, alii. Muharebeler veya akinlar esnasmda ele gegrilen kadin 



esirlerin aynldiklan simflardan birinin adi. 



Nas: f. insanlar. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 361 



$ol esir-i nefs olan daim muazzeb Tamuda, 
Nefs elinden kurtulana cennet olmustur durag. 

Dembedem ehl-i yaktn gbnlunde yoklar gonlunu 
Vasili dil eylemistir dfle goklar gonlunu 
Ehl-i nefsin lacerem 788 nefsinden otlar gonlunu 
Nefs odur kirn cehli karanusu kaplar gonlunu, 
Run odur kirn ilm nuru gonlune yakar gerag. 

Dost isen gel dost He dosta yetistir ozunu 
Mantik-i tayr'dan rumuzun noktadan gor yuzunu 
Ayn-i zat olmak icin zdt-mdan ayirma izini 
Tutiya-yi ma'rifetle rusen et canm gbzunu, 
Gbresin canmi her yuzden ola dag iizre dag. 
Bir melek sima habibe Azbiya uftade 789 ol 
Bd-i bismilldh ki sensin ayn-i nokta ba'da ol 
Kendini birliktefehmet cism He esyada ol 
Can-ii gonlun sad olup her gussadan azad ol, 
Bir ola daim Niyazi gozune yakm hag. 



Lacerem: §uphesiz, elbette, besbelli. Nagar, zaruri. 
Uftade: f. Dii$mu§. Fakir, bicare. A§ik, tutkun. 



362 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



99 

Vezin: Mefailun Mefailun feulun. 

Gel ey soft gikar sofu kil insaf, 
Ko suret duzmegi kil icini saf. 

Riya ile bu omr-u nazenini, 

Nice bir sarf edip edersin israf. 
Kuru dava mi sandm sen bu ilmi, 
Bu yola boylemi gittiler esraf. 

Daht kamilligin bu mu nisani, 

Sana dervis ola etraf u eknaf. 
Degil vallahi mursidlik bu resme, 
Kemal ehline yakismaz bu evsaf. 

Ant pak eyle kalbin eyle halts, 

Begenmez boyle kalbi anla sarraf. 
Haktkat karbanma uyagor, 
Kati rusen yola gider ol esnaf. 

Fend Kaf'mdan asir yollari hep, 

Beka Ankasi'na olurlar ezyaf. 
Bu yolu cumleden aid tutarlar, 
Sardy-i vahdete erisen esldf. 

Hurufa bakma andan iceru bak, 

Nefestir can degildir nun He kdf. 
Nefs bahnnda Idl olmus Niydzi, 
Sada vii harf icinde olan urur Idf. 

Gel ey soft gikar sofu kil insaf, 
Ko suret duzmegi kil icini saf. 

Gel ey soft gikar sofu kil insaf, 
Koy suret duzmegi kil igini saf. 

Burada soft, softan mustaktir, ondan hirka ve tag yaparlar. insaf et, bu 
suret duzmegi birak. Riya ile omrunu sarfederek israf ettin. 



Riya He bu dmr-u nazenini, 
Nice bir sarf edip edersin israf. 

Riya ile bu nazik omrunu, 
Nice bir sarf edip edersin israf. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 363 



Kuru dava mi sandm sen bu ilmi, 
Bu yola boylemi gittiler e$raf. 

Kuru dava mi sandin sen bu ilmi, 

Bu yola boylemi gittiler serefli kisiler. 

Bu Tevhid ilmini sen kuru bir davami zannedersin. Esraf bu yola boylemi 
gittiler? Kamilligin nisani bumudur? 

Daht kamilligin bu mu nisani, 
Sana dervis olo etraf u eknaf. 
DahT kamilligin bu mu nisani, 
Sana dervis ola etraf ve butun yonler. 

Sana Seyh denilsin, etraf, eknaf sana dervis olsun diye mi ? Eyvah, boyle 
mursidlik gosteris ile olmaz. Bu sifatlar kemal ehline yakismaz, kalbini pak 
ve halis eyle ve sunu iyi bil ki Sarraf, yani Hak celle sanuhu saf olmayan kalbi 
beyenmez. 

Degil vallahi mursidlik bu resme, 
Kemal ehline yakismaz bu evsaf. 

vallahi mursidlik bu resmiyet degil, 
Kemal ehline yakismaz bu vasiflar. 

Ant pak eyle kalbin eyle halis, 
Begenmez boyle kalbi anla sarraf. 

Ant pak eyle kalbin eyle halis, 
Begenmez boyle kalbi anlar sarraf. 

Kalp, genel olarak iki anlamda kullanilmaktadir: 

1. Sadece insana has olmayip, hayvanlarda da bulunan, gogus kafesi- 
nin sol tarfindaki boslukta bulunan konik et pargasi. TabiT ve hayvani ru- 
hun devami igin gerekli olan buhan tasir. 

2. RabbanT ve ruhanT bir latTfe olarak insanm idrak eden, bilen ve kav- 
rayan yetenegi, insanm emaneti yuklenen hakikati. 790 

TirmizT bu konuda soyle der: "Kalp ismi, batm? makamlarm hepsini ge- 
rektiren ismi cami'dir." Dolayisiyla kalp ve ruh, marifetin, bir birinden agik 
bir sekilde aynlmasi mumkun olmayan iki vasitasidir. 791 



790 (CAKMAKLIOGLU, 2005), s. Ill 

791 (CAKMAKUOGLU, 2005), s. 118 



364 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"Bu organa 'Kalb' denilmesi, ona gelen varidatm ge§itliliginden dolayi 
devamli tekallub ettigindendir. Varidatm ge§itliligi de hallerin ge§itliligidir. 
Hallerin ge§itliligi ise kalbin sirrma inert tecelliydt-i ildhiyyenin turlu turlu 
olu§undandir. i§te ilim dilinde buna suretlerdeki tahvil ve tebdil derler 
(Bkz. Zehairul-a'lak ft serhi Tercumanil-esvak,39. 792 

"Allah biradamin karninda iki kalb yaratmamistir." 793 
Bil ki: Her insanin karninda yalniz bir kalb vardir. Bu kalb, Rahman'in 
parmaklan arasindadir. Allah Teala onu diledigi gibi gevirir. Kalb, yoneldi- 
gi seyin sifat ve rengine burunur. Hatta yoneldiginin ayni olur. Bunu an- 
ladinsa "zikir, zakir (zikreden), ve mezkur (zikredilen) bir seydir." sozu- 
nun manasini da anlamis olursun. Cunku lisandaki zikir, gergek zikrin bir 
suretidir. Gergek zikirde kalb, zikrin sekline girer. Bu itibarla kalbe de zikir 
denir. Kalb Hakk'tir. 

Bunlann her birinin bir misali vardir: Su, ruzgarin dalgalandirmasiyla 
dalga adini ahr. Halbuki hakikatte dalga da sudan ba§ka bir §ey degildir. 
Kalbin de zikirle olan durumu aynidir. Zikir kalbin tamamini kapladigi tak- 
dirde kalb, tamamen zikir kesilmi? olur. Lisana gelen zikir, kalbde olan 
zikrin suretidir. Kalb, bu zikrin suretine (sekline) girer. Ama kalb esasinda 
sekilden munezzehtir. Gelen dusunceye gore sekil ahr. Bundan dolayidir 
ki iki fikir, ayni zamanda kalbde bulunmaz. Cunku kalb tamamen, gelen 
fikrin suretine girer. Kalb, gelen o dusuncenin kendisi kesilir. Artik baska 
bir dusunce ona sigmaz. Deniz suyu gibi. Su, dalgalandigi zaman bir dalga, 
baska bir dalganin seklinde dusunulemez. Bir anda ayni yerde iki dalga 
olamaz. Anla. Bazan kalb, bir deniz olarak gorulur. Dalgalann goklugu ve 
kalabahgi ona izdiham vermez. Ama bu hal, her zaman olmaz, bazi anlar- 
da olur. itlak takyide (mutlak vucut, ozel vucuda) galebe galdigi zaman 
olur. Uykuda kendini agag goren tane gibi. Her kannda bir tek kalb vardir. 
Bu kalb, ister bir ayn'a (zata), ister birgok tayyunata (gorunuslere) yonel- 
sin. Neye yonelirse onun seklini ahr. 794 

Hakikat karbanma uyaqor, 
Kati ru$en yola aider ol esnaf. 

Hakikat kervaninina uyagor, 
Kesin aydmhk yola gider o siniflar. 

Hakikat kervanina uy. O esnaf, yani hakikat ehli ancak agik yola giderler. 



792 (KILig, 1995), s. 125 

793 Ahzab, 4 

794 (ATES, 1971) E II i birinci sofra 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 365 



Onlann gizlilikleri yoktur, her halleri agiktir, onlar gosteris filan gibi seyleri 
bilmezler. 

"Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi ve insanlarm arasmi diizelt- 
meyi gozeten kimseler mustesna, onlann gizli toplantilarmm cogunda ha- 
yir yoktur. Bun I an, Allah 'in nzasmi kazanmak icin yapana biiyiik ecir vere- 
cegiz." 795 

Feng Kaf'indan a$ir yollan hep, 
Beka Ankasi'na olurlar ezyaf. 

Fena Kaf'indan asir yollan hep, 
Beka Ankasi'na olurlar misafirler. 

Burada "Fena Kafindan " murad "Fena-fillah" olmaktir. £unku fena bul- 
mak zordur. Bu nedenle onu yuksek olan Kaf dagiyla tesbih ederler. "Beka 
Ankasi"k\ "Fena-fillah "olan " Beka-billah "da misafirolur. 

Bu yolu cumleden aid tutarlar, 
Saray-i vahdete erisen eslaf. 

Bu yolu cumleden ala tutarlar, 
Vahdet Sarayma erisen ewelkiler. 

Hurufa bakma andan iceru bak, 
Nefestir can deaildir nun He kaf. 

Harflere bakma ondan iceri bak, 
Nun ile kaf nefestir, can degildir. 

Hurufa bakma, yani bu gorunen suretlere ve mevcudata bakma demek- 
tir. £unku bu gorunen mevcudat birer hurdf-u suveriyye dir. iceri bak'ki 
gerceklere bakmis olasin ve gercekleri gormus olasin. Bu mevcudat suna 
benzer ki, sanki birkac kisi birden soylemis gibi sanirsin, halbuki soyleyen 
birdir. 

Nets bahnnda lal olmus Niyazi, 
Sada vii harf icinde olan urur laf. 

Niyazi nefis deryasinda lal olmus, 

795 AI-iimran, 114 



366 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Sada ve harf iginde olan laf vurur. 

"Bu yolu bilen soylemez, soyleyen bilmez" demislerdir. NiyazT-i MisrT, ne- 
fis hallerinde sukut etmistir. Ona soz soyleyenlerin higbir etkisi onda kal- 
mamistir. 

Corumlu Haci Mustafa RumT Efendi (h.y.t. h. 1316, m. 1899) tekkesine 
bir gun bir vaiz gelmis. §eyh ve ihvanlann sukut oturmasindan huzursuz ol- 
mus ve "Efendim siz niye bunlara dini meseleler anlatmiyorsunuz." Mustafa 
Rumi buyurur ki; 

"Sukutumuzu anlamayan sozumuzu anlamaz." Yine de dayanamayan 
vaiz bir kag meselenin (pozumune dair konusmus ve yorulmustur. 

"Faydali olduk mu?" diye sorunca 

"Biz zaten seni dinlemedik." "Sukutumuzu anlamayan, sohbetimizi nig 
anlayamaz. Soz He olsaydi, bu i$i herkese soylerdik." 796 

TAHMiS-iAZBf 

Oldun ise a§k He gerisine 797 saf 
Eremez maksuduna ehl-i hildf 
Miskinin Anka'si ise der Kuh-i Kaf 798 
Gel ey soft gikar sofu kil in saf, 
Ko suret duzmegi kil igini saf. 

Uzaktir gormeyen sim emini 

Tutalim zabt ede ruy u zemini 

Der agus 799 edesin bir mehcebini 800 

Riya He bu omr-u nazenini, 

Nice bir sarf edip edersin israf. 
Yuzunden zerre denli verme kini 
Nice yad edesin kalbi selimi 
Kazandmsa eger lutfu hilmi 
Kuru dava mi sandm sen bu ilmi, 
Bu yola boylemi gittiler esraf. 

Okur mevldsma karsi yalani 

Kemal ehlinde gorme imtihdni 

Muruvvetsiz olan bilmez imam 



796 



(ALTUNTAS, 2007), 618 



Arkasma 
798 Kuh: f. Dag. 

Agu§: f. Kucak. Sigimlan yer. 

Mehcebin: f. Ay alinli. Aim ay gibi parlak olan. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 367 



Dahi kdmilligin bu mu nisdm, 
Sana dervis ola etrdf u ekndf. 

Gorunen pertevi Hakk'dir bu cesme 

Kusuru zinet cdndir bu cisme 

Barisma nefisle canana kusme 

Degil valldhi mursidlik bu resme, 

Kemdl ehline yakismaz bu evsdf. 

O kim ikrah eder cevr u cefadan 
Huzuru vechin gorur sanma gedadan 
Ni$an bulmaz efendi ol vefddan 
Ant pak eyle kalbin eyle halts, 
Begenmez boyle kalbi anla sarraf. 

Tecelliden vucudun gel yuyagor 

Vucudun ismi yuzbindirsan gor 

Ozunden bil haber birdir duyagor 

Haktkat karbanma uyagor, 

Kati rusen yola gider ol esnaf. 

Oku Hakk'tan gu dsik dilleri hep 
Yerine baglidir Hakk yollari hep 
Agilmistir seriat gulleri hep 
Fend Kaf'mdan asir yollari hep, 
Beka Ankasi'na olurlar ezyaf. 

Bu sirri cumleden ztba tutarlar 

Vucudu Kdbe-i ulyd tutarlar 

Bu rah? gdf-i dil ankd tutarlar 

Bu yolu cumleden aid tutarlar, 

Sardy-i vahdete erisen esldf. 

Keldm-i Hakk'a kosun td ola sdk 801 
Vucudun ilefdnfaskla yak 
Ne yuzden zdhir olmus san'at-i Hakk 
Hurufa bakma andan iceru bak, 
Nefestir can degildir nun He kdf. 

Takilmis boynuna ikrar kimindi 

Bilir haktir pirinden cumle fendi 80Z 

Yeter epsem 803 yeter epsem gel Azbi 

Nefs bahrmda Idl olmus Niydzi, 

Sada vii harf icinde olan urur Idf. 



Sak: Bir §eyin asli. Topuktan baldira dogru bacagm incik yeri 
Fend: f. kendini korumak, kar§i koymak 
Epsem/epsera:Suskun$ 



368 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



100 

Vezin: Mefailun Mefailun faulun. 
Bulan cemiyyet-i kubra olur saf, 
Vucudu olur anm "ha" ile "kaf". 

Diliyle eylemez da'vayi merdi, 

Gonulde himmetidir "nun" ile "kaf". 
Olur, zati bu mevcudatin ol insan, 
Oluptur kevn ana aza vu evsaf. 

Nitekim can olur mahfi bedende, 

Gerektir ola mahfi kutb-i etraf. 
Fend meydanmm merdi olan er, 
Niyazi gibi etmez ol kuru laf. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz bu ilahi igin "U§ak'ta iken bir 
ilahi demi§ idik" buyurmustur. 804 

Bulan cemiyyet-i kiibra olur saf, 
Vucudu olur anm "ha" He "kaf". 

En buyuk cemiyyeti bulan olur berrak, 

Vucudu olur onun "f ile "3". (Halk) Halk kalkar, Hakk olur. 
Cemiyyet-i Kubrayi bulan saf olup onun vucudu Hakk olur. 

Diliyle eylemez da'vayi merdi, 
Gonulde himmetidir "nun" ile "kaf". 

Erler da'vayi diliyle eylemez, 

Gonulde himmetidir "j" ile "il". 

Lisan ile merdlik davasinda bulunmaz. her ne dilerse gonulden o seye 

"jp " yani "o/"der, oseyolur. Kamil, bir memlekette olupta o memleke- 

te celal ile muamele etse halkini perisan eder. Kamilin himmeti " kun" 
dedimi, her ne dilerse olur. 

Olur, zati bu mevcudatin ol insan, 
Oluptur kevn ana aza vu evsaf. 

Olur, bu mevcudatin zati o Zat, 
Oluptur kevn ana aza ve vasiflar. 



804 (MISRT, 1223), s. 59b; (?EgEN, 2006), s. 96 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 369 



Onun zati bu mevcudatin zatidir. Alemler de aza ve sifatidir, ve o zat, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve onun zamanimizdaki temsilcisi yani 
" Kutub" dan murad " Gavs" dm. 

Nitekim can olur mahfi bedende, 
Gerektir ola mahfi kutb-i etraf. 

Nitekim can gizli olur bedende, 
Taraflann kutbu sakh olmasi gerekir. 

Can bedenden gizli oldugu gibi gizlidir. Velilerden Yediler, Kirklar, 
Ucyuzler, vardir. Yedilerden biri " Gavs" dir, ki butun alem anin avucunda 
bir hardal danesi kadardir. Yedilerden biri Gavsin sahib-i yemTni ki ulvTde 
tasarruf eder. Bu felekler ve yildizlar anin emriyle devrederler, gokler anin 
emriyle durur. Sahib-i yemTn olmasa gokler bir an durmaz, bozulur, Digeri 
Sahib-i Simali ki suflTde tasarruf eder. Riziklar vesaire anin elinden verilir. 
Dordude Evtaddir bunlara " Evtad-i Erbaa" denilir. Bu alemin dort tarafini 
korumaya memurdurlar. Velakin bunlann hicbiri "Gavs" in kim oldugunu 
bilmez, Gavs bunlann herbirinden gizlenmistir. Yalniz bunlardan onu bilen 
Sahib-i Simal dir. Cunku " Gavs" in olumunde Yerine o gecer, onun yerine 
de "Evtad" dan biri, onun yerine de "Kirklar dan", onun yerine de " UcyiJz" 
lerden, biri Kirklar'a ahnir. Ucyuzlerden bosalan yere de tevhid ehlinden biri 
istidadi nisbetinde yakTn bulunur. 

Fend meydanmin merdi olan er, 
Niyazi gibi etmez ol kuru Idf. 

Fena meydanmin cesuru olan er, 
Niyazi gibi etmez ol kuru laf. 

[Gunumuzde eski Turk dininin geleneklerini yasatan Turklerin kozmogo- 
nisine gore, insanogullarmin atasi olan Tengn Kayra Kan (veya Bay-Ulgen) 
kisiyi ve bunun aracihgiyla yeryuzunu yaratmis, kisinin kendisiyle mucadele- 
ye girmesi uzerine ona Erlik adini vererek, 151k diyanndan, yeraltina atmis ve 
yerden dokuz dalh bir agac buyuterek, her dahnda bir cins insan turetmistir. 
Altay yaradihs destanlanndan birisinde Allah Teala insanin kulaklanna ufle- 
yerek can, bumuna ufleyerek de akil vermistir. 805 Bu motiflere baska hicbir 



Daha insan yaratilmamisken, Ulgen deniz Cizerinde yiizmekte olan ve insana 
benzeyen bir $amur tabakasi gorur. Bu camur yiginmi alarak insan olmasmi ister. 
Ulgen ilk yarattigma Erlik adini verir. Baslangigta Ulgen'e dost ve kardes gibi gorii- 
nen Erlik, bir sure sonra kendini onunla bir tutmaya ve hatta ustun gbrmeye baslar. 
Gun gectikge Ulgen'den her bakimdan uzaklasir ve onun yarattiklarmin hepsine 
dusman olur (bkz, A.M . Sagalayev, Altay v Zerkale Mira, Novosibirsk 1992, s.23). 



370 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



efsanede rastlanilmamaktadir. Kamhk inancina gore kainat ust-uste katlar- 
dan mute§ekkildir. Bu katlar belirli bir duzen uzere birbirlerinden aynlmi§- 
lardir. Bundan dolayi Kam san'atini icra ederken, bir kattan digerine gegmek 
igin buytik bir gug sarfetmek zorundadir. Yukanda onyedi kat vardir ve 151k 
alemini te§kil eder. A§agida yedi veya dokuz kat bulunur. Bu da karanhklar 
dunyasidir. insanlar da bu iki alem arasinda, yani yeryuzunde ya§arlar. Koru- 
yucu ve iyi ruhlar bu 151k diyannda bunurlarken, gogun en ust katinda ise, 
altin bir tahtin uzerinde, dokuz erkek ve dokuz kizi ile beraber Bay-Ulgen 
oturmaktadir. ] 805 

TAHMiS-i AZBf 

$irin tek isbat-i Hakk'tir kdf-i saf 
Bir el if bir lam el if olmus muzdf 
Ayni Hakki zahidd sanma guzdf 
Bulan cemiyyet-i kiibra olur saf, 
Viicudu olur anm "ha" ile "kaf". 

Hakk insana kemali hisse verdi 

Bilir kamil olan hallak 807 merdi 808 

Cihanda fark eder cem ileferdi 

Diliyle eylemez da'vayi merdi, 

Gonulde himmetidir "nun" ile "kaf". 
Habibin vechine olan nigdhban 
Olur bizzdt yaninda din u iman 
trade mahv olur ilmiyle irfan 
Olur, zati bu mevcudatm ol insan, 
Oluptur kevn ana aza vii evsaf. 

Duselden zulfu dilddri kiminde 

Olurmus sdh-i dska ayn-i bende 

Nice sandin bu dsk-i sirri sende 

Nitekim can olur mahfi bedende, 

Gerektir ola mahfi kutb-i etraf. 
Meded ey Azb? bir dogru haber ver 
Ki ibn-i vakt olur merdi huner ver 
Ki sahn-i 80g ask-i yarda oynadir ser 
Fend meydanmm merdi olan er, 
Niyazi gibi etmez ol kuru laf. 



805 (G6MEg, 83 

Hallak: Yaratan, her §eyi halkeden, Kadir-i Zulcelal, Allah Teala Hazretleri 
Merdi: f. Erlik, erkeklik. Merdlik, cesurluk, yigitlik. insanlik, hamiyet. 
Sahn: Sicakhk, hararet 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 371 



101 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Zahida suret gozetme igeri gel carta bak, 
Vechi iizre gor ne yazmis defter-i Rahmana bak. 

Mushaf-i husnunde yazmis "Kul huvellah" ayeti, 

Gel inanmazsan geri var mekteb-i irfana bak. 
Cesmini gosterdigince asikm canm ahr, 
Leblerin agtikga can nefh eyleyen canana bak. 

ZulfUnun herbir telinde bagh bin mecnunu gor, 

Hattmm leylindeki yiizbin meh-i tabana bak. 
Ate§-i ruhsar He yanmi§ kararmi§ cehresi, 
Harf libasmdan soyunan nokta-i uryana bak. 

Hep mulazim kullugunda bu cihanm §ahlan, 

Kapusmda Padi$ahlar kul olan sultana bak. 
Alem anm husnunun serhinde olmus bir kitab, 
Metnin istersen Niyazi suret-i insana bak. 

Zahida suret gozetme iceri gel cana bak, 
Vechi iizre gor ne yazmis defter-i Rahmana bak. 

Ey Zahid suret gozetme igeri gel cana bak, 
Yuzunde gor ne yazmis defter-i Rahmana bak. 

"Defter-i Rahmana bak" daki defter-i Rahman insan-i kamildir, Cunku 
insan-i kamil Rahman sifatiyla muttasiftir. 

Mushaf-i husnunde yazmis "Kul huvellah" ayeti, 
Gel inanmazsan geri var mekteb-i irfana bak. 

Guzel Mushafinda yazmis "Kul huvellah" ayeti, 
Gel inanmazsan geri var mekteb-i irfana bak. 

"Ihlas" suresinde halis Tevhid beyan edilmistir. Kur'an-i Kerim'in diger 
surelerinde de kullanilan "ihlas" kelimesi bu sureye isim olmustur. Ancak bu 
surede "ihlas" kelimesi kullanilmamistir. Bu isim, surenin manasi itibariyle 
bu sureye verilmistir. Bir kimse anlayarak bu sureye iman ederse, sirkten 
kurtulur. 

Nuzul zamani: Bu surenin MekkT mi, MedenT mi oldugunda ihtilaf vardir. 
Bu ihtilaf, nakledilen cesitli rivayetlerden kaynaklanir. 

a-ibn Mesud radiyallahu anhdan soyle rivayet edilmistir. Kureysliler 



372 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme soyle sorarlardi: 

"Rabbinin nesebi nedir?" Bunun uzerine bu sure nazil oldu. (TaberanT). 
Araplarda bir yabanciyi tanimak istediginde "Onun nesebi nedir?" diye sor- 
mak adetti. Cunku onlarda bir kimseyi tanimanin ilk sarti, nesebinin ne oldu- 
gu ve hangi kabileden geldiginin agiklanmasiydi. Ayni sekilde Rabbinin kim 
oldugunu ogrenmek igin Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme de Rabbinin 
nesebini sormuslardi. 

b-Yahudilerden bir grup, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme gelerek 
soyle sordular. "Ey Muhammed! Seni gonderen Rab nasildir?" Bunun uzeri- 
ne bu sure nazil olmustur. 

c- Enes b. Malik radiyallahu anhdan soyle rivayet edilmistir. Hayber'deki 
bazi Yahudiler Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme gelerek soyle dediler: 

"Ey Ebu'l Kasim! Allah Teala melekleri nurdan, Adem'i kokmus gamur- 
dan, iblis'i atesten, gogii dumandan ve yeryuzunu su kopugunden yarat- 
mistir. Peki, Rabbinin kendi mahiyeti nedir?" Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem onlann bu sorusuna cevap vermedi. Bu sirada Cebrail gelerek, 

Cebrail aleyhisselam dedi ki: "Allah Teala buyuruyor ki: "De ki: "O Allah, 
birdir. Allah, Samed'dir. Dogurmamistir, dogrulmamistir da. Ve hi$ bir sey 
O'na denk degildir." 810 

Bunlargibi birgok rivayetlerden anlasihyor ki, Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme gesitli zamanlarda, insanlan davet ettigi mabudun mahiyet ve 
keyfiyeti sorulmustur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem her defasinda 
Allah Teala'nin emriyle bu cevabi vermistir. 



810 :, i« „ . 

lhlas.1-4 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 373 



iHLAS SURESi ig'lN BIR TEFSIR 






' / 



1. Deki:"0 Allah birdir." 811 

[KUL HUVE'LLAHU EHAD] Kaf Harfi ( 3 ) Zat-i Subhan'da olani ayirmak 
icindir. Rahman ismi gibi ilahT isimlerde zuhur ve mertebeleri karsilar. Lam 

Harfi ( J ) istidata gore yani menzil ve kitap olarak insana geldiler. 812 

Allah Teala'nin Mutlak Huviyetinin zuhurundaki bu huviyyet 813 uluhiyyete 
nuzul etti. Taki aynasinda kendisini musahede etti. istediki birliginin sirn 
biline, hazreti ilmiyyesindeyken emrettigi evvel sabit olan a'yani 814 ki emri 
ile bir tecelli etti ki, ruhlar aleminde [ben] [ sen] ve [ o] sahsiyetler seci- 
lerek zuhura geldi. Kafir ve muminin hepsinde farksiz vahdeti gorunur oldu. 
Bu nedenle varhklann keyfiyet 815 zuhuru Allah Teala'nin zat-ina ayna olmus- 
tur. 

2. "Allah, butiin mahlukatm kendisine teveccuh ve iltica edecegi zat-i 
ehadiyyettir." 

[ALLAH'US-SAMED] Bu izhar ve bu zuhur Cenab-i Hakk-in ihtiyacindan ile- 
ri gelmedi. Zira Cenab-i Hakk'in varhklara ihtiyaci yoktur. Bu samedaniyyet 
belirlenmis ummetlerin hepsine ve bir rasule lazim geldi ki, ummet-i icabet 
ve ummet-i davet zuhur ederek imtiyazsiz kafir ve mumine ahadiyet-i tecelli 
etti. Yalniz bu yaratmanin gerekliliginin tecellisi ile feyz-i mukaddesten 



Tezkire, v. 2b-3b; isimli yazma bir eserden faydalamlmistir 

Harflerin sifatlan ile ilgili olarak verilen bir mana. 

Hiiviyet: Asil. Mahiyyet. Birisinin kimligi, kim oldugu, koku, esasi ve ne oldugu. * 
Cenab-i Hakkin varhk sifati. * Hamiyyet ve istikametten, uliiw-u cenabdan ibaret 
olan sifat-i hamide. 

A'yan: ilm-i ilahide e§yamn ezelden beri sabit olan suret ve hakikatlan. Mevcu- 
dat-i ilmiye. 

Keyfiyet: Bir seyin esasi ve ic yuzu. Nasil oldugu ciheti. * Kalite. Madde. 
(Kemmiyetin ziddidir.) 



374 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



" ^pCs' 816 [olurlar] meydaninda ashni gosterdikten sonradir. 

samedaniyyetindendir ki bir kannca diger bir hayvanlara muhtac degildir. 
Her ruhsuz sey dahi kendisine mustakil olup digerine ihtiyaci yoktur. Her 
seyin aynasinda birlik sirn gorunuyor. Cenab-i Hakk ovgusunu, ihtiyacsizhgini 
kendi birlik aynasinda gostermektedir. 

3. "(O) Dogurmadi 

[ LEM YELJD ] Esyayi Cenab-i Hakk dogurma yolu ile veya bir batinT 
izdirablara da mecbun olarak bir seyi yaratmadi. Zira acz-u ihtiyac kendisine 
tasavvur olunamaz. Zira Sameddir. Belki sirn ehadiyyetini yaratilmislara be- 
lirtmek igin bundan alemi vucuda getirdi. iste lem-yelid sirnna dahi 
ehadiyyetini asikar kildi. 

ve dogurulmamistir." 

[ VE-LEM YOLED ] Bu esya; terkip ve igtima ettikten sonra Cenab-i Hakk, 
esyadan aynlmasi ve birlesmesi olmadi "en yuce ve en ulu olan da ancak 
O'dur." 817 Zira bunlann hepsi ihtiyag ve yaratilmislara mahsustur. Bu so- 
zunde ve-lem yuled sirnna dahi ahadiyyetinin asikar olmasi samediyyetinin 
vasitasiyladir. 

4. "Ve O'na hi? bir §ey denk (mumasil) olmamijtir." 

[VE- LEM YEKUN LEHO KUFUVEN EHAD] Bu ahadiyyet ve samediyyet 
bekanin aynidir. Zira ehadiyyet takdir etmez belki burada ehadiyyet esitlik- 
ten benzerlikten nefyetmek igindir. Zat Ehadiyyeti umumT ve hususT olarak 
kayidsiz ve Zat'ta sifatsiz ve esmasiz olmaktan ibarettir. Ehadiyyetinde kayd 
olmaz. Ancak vahidiyyeti Hazret-ul Esma oldugundan bircok isimlerin tesbiti 
vardir. Buna hususi lisanda Zat, sifat ve esma ile beraber olunup bu hallere 
vahidiyyet-i esma bircok uygun isimle miratinda zahir olur. 

Kul hiive'llahu kalp 

Allah 'us-samed run 

Lem-yelid sir 

Ve lem-yuled hafi 



816 



Bakara, 117; Al-i imran; 47 



817 Bakara, 255 



Divan-i Jlahiyyat ve Agiklamasi | 375 



Ve I em -yekun lehu kiifuven ehad ah fa 

[ KUL HUVE'LLAHU EHAD] Sirn tecelli-i efal oldugundan kalbe menje-i 

olup kalpde ziyaanin vardigi dogdugu yerdir. zira beyanimiz vechile [Ji] Zu- 

hurlar, menziller, a§ikar ve istenen esma kaabiliyyetinden ibarettir ki menzil 
ve aynasi kalpdir. 

[ALLAH' US-SAM ED] Olan i§lerin sifatidir sirndir ki, ruh men§e-i olup ruh 
onun makamidir. Zira birligi tesbit samedaniyyeti a§ikardir ki ruh bedenden 
ustundur. Ruh emr-i Rab dir ki me'mur olamaz belki 

"..Ve Allah Teala goguslerinizin icinde olani meydana koymak ve 
kalblerinizde olani temizlemek icin.." 818 olcusunde birazda mucizdir. Kalbi 
nefisin kotulugu ile tasarrufundan temizlemek igin belki nefsi dahi hayvani- 
yet hiyaneti yonune tab! olmaktan kurtarip ta ruhu ashnina raziye ve 
merziye etmek igin gelmi§tir. 

[LEM YELiD] Zat'in i§lerini i§aret eder ki sirra men§e olup sirr onun ma- 
kamidir. Sirr Zat'in fiilleri olarak zuhur etti yoksa dogurmak olarak icra 
olunmadi. 

[ VE-LEM YOLED] Sifat-i selbiyedir ki Hafi'ye men§e olup onun makamidir. 

[VE-LEM YEKUN LEHO KUfUVEN EHAD] San-i cami ve Hazret-i ilmiyyedir 
ki ahfa ya men§e olup onun makamidir. Bu makam Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selleme mahsus olup digerlerinden gizlidir. ] 819 

Allah Teala, O'ndan once hayat yoktur, hayata anlam veren ya§ayandir. 
Yaratilmadigi gibi, varhginin nedeni bulunmayan, ba§ka bir varhkla bilinme- 
yen, kendinde-var, ozgur olandir. Hem sadece ozgur de degildir, ozgur ol- 
mak zorundadir. ^unku yaratilmami§tir, kendi kendisi vardir. Butun yaptikla- 
nndan, bile sorumlu degildir. Ancak dilerse kader kanunlan ile kendini diler- 
se kayitlar. Kainatta O'ndan ba§ka yol gosterecek kendisinden ba§ka hicbir 
§ey yoktur. Cunku her §ey O'nsuz yardimsizdir, desteksizdir, bir bajinadir. 
Bunun icindir ki, Hakk, Hakki bulur. 

Cesmini aosterdiqince asikm canm ahr, 
Leblerin actikca can nefh evleven canana bak. 

Gozunu gosterdigince a§ikin canm ahr, 
Dudaklanni actikca can ufuren canana bak. 



818 AI-i imran, 154 

Tezkire, v. 2b-3b; isimli yazma bir eserden faydalamlmi§tir 



376 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Qe§m'den murad Hakk'in vucududur. Hakk'in vucudunu gorenin kendi 
vikudu kahr mi? 
Kalmaz. 

Zulfunun her bir telinde bagh bin mecnunu gor, 
Hattmin levlindeki yiizbin meh-i tabana bak. 

Sacinin her bir telinde bagh bin mecnunu gor, 
Gecenin sinirlanndaki yuzbin parlak aylara bak. 

Zuluften maksad Hakk'in zuhurlandir, yani her bir zuhurunda birer mec- 
nun baghdir. Mecnun Leylaya asikti, Leylanin zulfunde bagh idi, yani asik 
oldugu Leyla ile bir vucud idi. iste asikta Hakk'tir, masukta Hakk'tir. O a§ikh- 
gi ile tecellT ve zuhur eder. a§ika ma§uk dahi lazim olur. O ma§uklugu ile de 
zuhureder, zahirolur, oa§ikdaodur, majukdaodur. 

Ate$-i ruhsar ile yanmi$ kararmis cehresi, 
Harf libasindan soyunan nokta-i uryana bak. 

Yuzunun ate§i ile yanmi§ kararmi? gehresi, 
Harf ebisesinden soyunan apacik nokta bak. 

Harf libasi (bu alemde gorundugu giysiler) suret libasi demektir. "Nokta-i 
iiryan" ise Hakk'in vucududur. Bu alemler Nur-i MuhammedT, yani Hazreti 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nur suretinin sehrinde bir kitaptir. 
iste "O Tur hakki icin ve yazilmis kitab hakki icin ki bu yazilmis bir varakta- 
dir", 82C yani Tur daginin hakki icin bu alemler, Nur-i MuhammedTnin sehrin- 
de bir kitabdir. Onun hakki icin. iste Cenab-i Hakk yemin etmistir. Hazreti 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ise bu kitabin metnidir. iste bu kitap ki 
alemlerin metnidir, ister isen bu alemlerde bulunan insana bak. Bir salik 
sadik oldugu halde cem makammda Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemi ya nurlu veya unsun suretinde yakaza halinde ana behemehal gelir 
ve ona Tevhid-i ef'al, Tevhid-i sifat ve Tevhid-i zati telkin buyurur. 

Hep mulazim &21 kulluqunda bu cihanm sahlan, 
Kapusmda Padisahlar kul plan sultana bak. 

Hep kullugunda baghdir bu cihanm sahlan, 
Kapisinda padisahlar kul olan sultana bak. 



820 -r ~ -. 

Tur,l-3 

Miilazim: Bir kimseye bagh gibi olan. * Maajsiz acemilik hizmeti. * ilmiyyede: 
Medrese tahsilini bitirip icazet alan. Stajyer. * Eskiden askerlikte ytizba§idan a§agi 
rutbelerin derecesi, unvani 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 377 



Alem gnm husnunun serhinde olmus bir kitab, 
Metnin istersen Niyazi suret-i insgna bak. 

Alem onun guzelliginin agklamasinda bir kitab olmus, 
NiyazT metnini istersen insanin suretine bak. 



TAHMiS-iAZBI 

Vech-i dsk-i kil temasa suret-i insana bak 
Kufr-i zulfunde habibin gizlenen imana bak 
Mevr 822 ise hem sohbetin ey dil ona mirata bak 
Zahida suret gozetme iceri gel carta bak, 
Vechi iizre gbr ne yazmis defter-i Rahmana bak. 
Munkire Met gelir arz olsa ddem hucceti 
Adem ol ibrdhim'in askmda bul bir milleti 
Ademe imhd He bahs oldu izzet hil'ati 
Mushaf-i husnunde yazmis "Kul huvellah" ayeti, 
Gel inanmazsan geri var mekteb-i irfana bak. 
Sirri ask asik olanm ban 823 He manin 824 alir 
Ehl-i ask zevkin verir feryadi hicranm alir 
Hubbu dunyadan sabirsiz din-i imdnin alir 
Cesmini gosterdigince asikm camn alir, 
Leblerin agtikga can nefh eyleyen canana bak. 

Dilberd ihsan senindir ben gozu pur-hGnu 825 gor 
Mdcerdyi dskifehmet kdse-i gerduni 826 gor 
Ben garni hicrana nide hatir mahzunu gor 



Mevr: Ba§ka te'sirle bir §eyin dalga gibi gidip gelmesi. £alkanmak. Suyun yeryu- 
zune yayilmasi. Hayvanlardan yun almak. Yol, tarik. Toz, gubar. Rucu etmek, 

dondiirmek. 

823 ,, . ,.*,. . 
Han: zenginligim 

824 Ma: f. Biz manasinadir. (Bak: $ahis zamiri) Mim ile elif harfinden ibaret "Ma". 
Arabgada muhtelif isimleri vardir. Ve gesjtli manalara gelir. Cansiz §eylere i$aret 
eder. "§u nesne, o §ey ki..." manalanna gelerek kelimelerle birlesjr. 

Piir-hun: Kan iginde. Kan dolu. 

Gerdun: f. Dunya, felek. Donen, ddnucu, devreden, gevrilen. 



378 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Zulfunun herbir telinde bagli bin mecnunu gor, 
Hattmin leylindeki yiizbin meh-i tabana bak. 

§erh i mumkun olmaya yuz bin desem bir semmesi 827 
Nice alemler beyan eyler hakikat sem'asi 82S 
Aleme pertev salmca mihr-i a§kin §u'lesi 
Ate§-i ruhsar He yanmi§ kararmi§ gehresi, 
Harf libasmdan soyunan nokta-i uryana bak. 

Zerre denli ma'nidendir ehl-i isyan §ehleri 829 
Kapismda bendedir zdhir bu devrdn §ehleri 
Bir harabat ehli miskindirfendnm §ehleri 
Hep mulazim kullugunda bu cihanm $ehleri, 
Kapusmda padi§ahlar kul olan sultana bak. 
§erhi ask-i yad eder anlar isen bu gar 830 kitap 
Her nedenli eylesin dilddre farzdir intisdp 
Azbiasik ol heman vallah a'lem bi's-sevab 831 
Alem onun husnunun serhinde olmus bir kitap, 
Metnin istersen Niyazi suret-i insana bak. 



§emme: Bir defa koklamak. En kuguk mikdar. 

§em'a: l§ik, gira. Nur. Muma batmi§ fitil. §u'le: Alev, ate§ alevi. 

829 r u <■ , 

§eh: $an 

830 Car: f. Dort. Cihar 

Allah Teala bilir, dogrusu budur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 379 



102 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

igerii gel anlar isen soyleyen irfana bak 832 
Hal diliyle sana bir bir nutk eden hayvana bak 

Ehl-i diller sukut iizre kamusu munzevi 

Basmi hirkaya gekmis su yatan aslana bak 
Buyrulan emrin hilafi alinan tedbtr kamu 
MLinkir u kafir munafik katil olan Men/ana bak 

Hazret-i Kuran ser'un hilafidur fetva bu dem 

Her biri bir zulume muncer olan fermana bak 
Zahiri Efrenc gorunur gizlidiir ada-yi din 
Hak yolunda akibet zebh olunan kurbana bak 

Rumeli etmez itaat boyledur encam-i kar 

Anadolu canibinde sen olan isyana bak 
Gayretullah zuhur itdi zuhur eyler heman 
Hazret-i ism-i san yuzunden lutf olan ihsana bak 

M?m-i gavrada zuhur eyler o zat-i muhterem 

Dikkat eyle eftah aynun gorunen seyrana bak 
Ey Niyazi Hazret-i Hallaki dergah-i Huda 
Sahib-i kevn u mekan kudret-i Yezdana bak 

icerii gel anlar isen soyleyen irfana bak 

Hal diliyle sana bir bir nutk eden hayvana bak 

Gel igeri anlar isen soyleyen irfana bak 

Hal diliyle sana bir bir konusan hayvana bak 

Seneca dedi ki, "Eski Yunan'da atasozu haline gelmis bir deyis vardir: 
'insanm yasami neyse, konusmasi da odur'. Nasil ki her bir bireyin ko- 
nusmasi, yasamina benzerse, onun gibi, toplumun ahlak yapisi yozlasip 
kendini zevklere kaptirmissa, konusma bicemi de toplumun gelenekleri- 
ne benzeyecektir. Toplumun lukse duskunlijgunun kaniti, arsiz bir ko- 
nusma bicemidir; bir iki kisinin hosuna gitmese bile yine de onaylanir ve 
kabul edilir. " 833 

Ehl-i diller sukut iizre kamusu munzevi 



Basini hirkaya cekmis su yatan aslana bak 



Kenan Erdogan, Niyaz?-i Misr? Hayati, Edeb? Ki$iligi, Eserleri ve Dtvam'nm Tenkitli 
Metni, Ankara, 1998, s.112 
833 (DURU§KEN, 2001), s. 87 



380 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Ehl-i diller sukut uzre hepsi yalniz basina 
Basinin ustune hirka cekmis su yatan aslana bak 

Buyrulan emrin hilafi alman tedbtr kamu 
Miinkir u kafir munafik katil olan Mervan'a bak 

Buyrulan emrin aksine ahnan tedbTrin tumu 
Munkir, kafir ve munafik katil olan Mervan'a bak 

Mervan b.el-Hakem 

Emevi halifelerinden Muaviye b. Yezid'in vefatindan sonra hilafet ailenin 
baska bir koluna Ebu'l As b. Umeyye'nin torunu Mervan b. El Hakem'e gec- 
mistir. Artik bundan sonra gelen Emevi halifeleri ailenin bu kolundandir ve 
Mervaniler olarak isimlendirilirler. Daha onceki halifelerede Ebu Sufyan'a 
nisbetle Sufyaniler denilirdi. Mervan Mekke'de dunyaya gelmistir. Babasinin 
islamiyet'e olan dusmanca tavirlanndan dolayi Taife surgun edilmislerdir. 
Daha sonra Hz. Osman radiyallahu anh doneminde onun musaadesiyle Me- 
dine'ye gelmislerdir. 

Muaviye zamaninda birkac kere Medine'ye vali olmustur. Yezid oldugun- 
de Ubeydullah b. Ziyad olmasaydi Abdullah b. Zubeyr'e biat etmeye hazirla- 
niyordu. ibn Ziyad Emeviler'in en buyugu olmasi hasebiyle halifeligi kendisi- 
nin almasini istedi. Onu destekleyecek adamlar buldu ve MerciRahit harbin- 
den sonra halife oldu. Oldugu zaman sadece Sam ve Misir'a hakim durum- 
daydi. Olunce yerine oglu Abdulmelik gegti. 

Emevi sulalesinin MervanT kolunun ceddi olup, Mekke veya Taif'te anla- 
sildigina gore, hicretten evvel dunyaya gelmistir. Rivayet onun dogum tari- 
hini hicretten 2, 4 veya 5 sene evvel gostermekle, kendisinden "sahabe" 
unvanini refetmek, babasinin suruldugu Taife beraber gitmek mecburiye- 
tinde kaldigmdan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin meclisine devam 
etmesine maddeten imkan olmadigini gostermek gayesini hedef tutar; bir 
gorezkarhk eseri olarak da onu Tariz b. al-Tanz diye tavsifeder. Mervan, yas- 
h, kurnaz, hain ve muhteris bir adamdi. Sonraki Emevi halifeleri onun neslin- 
den geldi. Mervan, Hakem b. Ebi'l-As b. Umeyye'nin ogludur. Annesi Alkame 
b. Sufyanel- Kinani'nin kizi Amine'dir. Mervan, hicretin ikinci senesinde (624) 
dogmustur. Babasi Hakem, Mekke'nin fethinde Musluman olmus ve Mervan 
Musluman olarak yetismistir. 

Buyuk amcasi Hz. Osman radiyallahu anh halife olunca Mervan'i katipli- 
gine tayin etti. Mervan bu sifat ile Hz. Osman radiyallahu anhm sarayi muha- 
sara edilirken, agir suretle yaralanmis ve sonra Cemel vakasina istirak ede- 
rek orada da yaralar almistir. Mervan'in sihhati butun omur boyunca bu 
yaralann tesiri altinda bulunacaktir. Hz. Muaviye onu amcazadesi Said b. al- 
As ile birbirini takiben Medine ve Hicaz'in idaresine memur edecektir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 381 



Mervan bu vazifede esine az rastlanan bir ehliyet gosterdi. Nihayet azloluna- 
rak Muaviye'nin son senelerinde menkup 834 yasadi. Huseyn b. AN radiyallahu 
anh Yezid'in halifeligini tanimak istemeyince Mervan Medine'de kendine 
halef olan Velid b. Utbe'ye, Huseyn aleyhisselama karsi kuvvet kullanmak ile 
birlikte, surulmesine sebep oldu. Medine'ye Muslim b. Ukbe'nin beraberin- 
de dondu ve askeri harekatinda ona yardim etti. Yezid Tin vefatinda tekrar 
Medineden kovulan Mervan Suriye'ye yerleserek Muaviye ll'nin kisa suren 
halifeligi zamaninda orada kaldi. Bu halife olunce, Emevilerin talihinden 
umidini kesen Mervan, Abd Allah ibn al- Zubayr tarafini tutmaya hazirlanir- 
ken Ubayd Allah b. Ziyad onu halifelige namzetligini koymak hususunda ikna 
etti. Cabiya ictimainda halife secilen Mervan Merci Rahit'te Kaysilere ku- 
manda eden Zahhak b. Kays'i maglup etti. Butun Suriye'nin inkiyadi bu zafe- 
rin ilk neticesini teskil eyledi. 

Mervan'in babasi Umeyye ogullanndan Hakem b. Ebu'l As, islamiyeti Ka- 
bulunden once Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme dusmanca tavir 
takinan, hatta ona eziyette bulunanlardandir. islamiyeti kabul ettikten sonra 
samimi bir Musluman olamamis, Muslumanlann sirlanni ifsa ettigi icin Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafindan Taif e surulmustu. Hakem 
ve oglu Mervan'in surgundeki yasantilan Hz.Ebubekir ve Hz. Omer 
radiyallahu anhuma donemlerinde de devam etmis ancak Hz. Osman 
radiyallahu anh halife olduktan sonra onun musaadesiyle Medine'ye gele- 
bilmislerdi. Hz. Osman radiyallahu anh kendilerine bircok ihsanda bulunmus, 
Mervan'i da devlet katipligi gibi en yuksek bir makama getirmistir. Mervan 
kisa bir sure sonra halife adina kararlar vererek icraatlerde bulunmustur. 
Mervan'in halife olmasiyla bassehir Dimask'ta tehlike ortadan kalkmis olmu- 
yordu. 

Mervan H. 65 yih Ramazaninda vefat etmistir. Tarihi bilgiler arasinda 
Mervan'in anlasmaya uymamasi sebebiyle Halid b. Yezid radiyallahu anhin 
Mervan'la evli olan annesi tarafindan yastikla bogularak olduruldugu mev- 
cuttur. Hatta buna gore Abdulmelik bu kadini oldurtmek istemis ancak cev- 
resindekiler Mervan'in bir kadin tarafindan olduruldugu ortaya cikmasin 
diye bu girisimden vazgecirilmistir. 835 

Hazret-i Kuran $er'un hilafidur fetva bu dem 
Her biri bir zulume miincer olan fermana bak 

Fetva bu dem Hazret-i Kuran seriatinin aksinedir 
Her biri bir zulme nihayet olan fermana bak 



Menkup: (Nekbet. den) Dert ve me§akkatlere maruz kalmi§ olan. Rutbe ve 
haysiyyetten du$mu§ olan. 
835 (EMEKSiZ, 2008) 



382 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Zahiri Efrenc &36 gorunUr qizlidur ada-yi din 
Hak yolunda akibet zebh olunan kurbana bak 

ZahirT Avrupah gorunur gizliden din dusmanidir 
Hakk yolunda akibet kesilmis olan kurbana bak 

Avrupahlasma o donem itibanyla ragbet goren bir konu oldugu anla§il- 
maktadir. 

Rumeli etmez itaat boylediir encam-i kar 
Anadolu canibinde sen olan isyana bak 

Rumeli etmez itaat, boyledir nihayet isi 
Sen Anadolu tarafinda olan isyana bak 

NiyazT-i MisrT, Rumeli'deki devlete karsi hareketleri eskiyahkla, Anado- 
lu'daki hareketleri ise isyan olarak olarak agiklamaktadir. Her iki baskaldin- 
nin alt cephesinde eskiyahkta keyfilik, isyanda ise zaruretin var olmasidir. 

Rumelideki eskiyahk hareketleri 

[Devletler idaresindeki topluluklan dirlik ve duzen igerisinde yasatirlar. 
Devlette dirlik ve duzen adaletle saglanir. Devletlerin hayatinda sikintih ve 
buhranh donemler de olmaktadir. Bu buhranh donemlerinde isyanlar ve 
eskiyahk ortaya gkabilirler. 

Eskiyalann gug kazandiklan ve her turlu kanunsuz hareketler yaptiklan 
bu donemlerde devlet eskiyaliklan onlemek igin idari, asken tedbirler aldigi 
gibi halkin yardim ve destegini de saglamak durumundadirlar. 1683 Viyana 
bozgunundan sonra Osmanh Devleti'nin birgok bolgesinde oldugu gibi 
Rumeli ve gevresinde de eskiyahklar ortaya gikmistir. Anadolu'daki isyanlar- 
dan farkhhklar gosteren bu hareketler eskiyahk tiirunden olup ahnan tedbir- 
lerle 6nlenmi§lerdir. 

Osmanh Devleti'ndeki eskiyahgm ortaya gikis sebeplerini: ekonomik 
sartlann kotulestiginde, hain devlet gorevlilerinin issiz, gugsuz koyluleri ha- 
rekete gegmek zorunda birakmalan seklindeki yaygm gorusle izah edenler 
gogunlukta olmakla beraber, farkh goriisler de bulunmaktadir. 

Osmanh ulkesinde e§kiyahk hareketleri; 16. asirda baslamis ve 17. asir- 
da da devam etmistir. 16. asirda koyluler, idarT aksakhklar sebebiyle mer- 
kezT iktidann zayifladigi donemlerde, Anadolu'da isyanlarla eskiyahklar ya- 



Efrenc: (Fr: Franc, dan) Bu kelime, Ortagagda te§ekkul ederek, o siralarda Frank- 
lann ve bilhassa Charlemagne'in hukmu altmda bulunanlara ve zamanla geni5leye- 
rek btitun Avrupahlara denmistir. Frenk. Avrupah ve hasseten Fransiz 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 383 



parken, Rumeli'de benzeri koylu eskiyahklan yoktur. Buna mukabil 17. as- 
nn sonlanna dogru ise, Anadolu'daki eskiyahklarm yaninda Rumeli'de de 
isyanlar ve eskiyahklar ortaya cikmisti. Fakat Rumeli'deki e§kiyaliklar Anado- 
lu'daki e§kiyaliklardan farkhhklar arz etmekte ve dogrudan devlete karsi ya- 
pilmislardir. Ozellikle 17. asnn sonlanna dogru "haydud" adi verilen Bal- 
kanlardaki e§kiyalik hareketleri asken isyanlann icinde kabul edilmelerine 
ragmen bu eskiyahklar, Anadolu'daki eskiyaliklardan farkhdir. Umumi olarak 
Anadolu'daki isyanlann ve eskiyahklarm sebepleri; reaya durumundan kur- 
tulmak, kentli veya parah asker durumuna gelmek olarak aciklanmakta- 
dir. Rumeli'deki e§kiyaliklar ise, Rumeli'ye geldiklerinden bu yana duzensiz 
savas?ilar olarak garpismis ve ganimet pe§inde yasamaya ahsmi§ gocerlerin, 
Viyana Kusatmasi basarisizhgmdan sonra geriye, imparatorlugun cekirdek 
topraklan icine itilmeleri dolayisiyla e§kiyalik yaptiklan seklinde kabul 
edilmektedir. Rumeli'deki eskiyahklan yapanlann yalniz Yorukler olmadigi, 
az da olsa Yeniceriler ve halktan kisi ve topluluklann da; Muslim ve gay- 
rimuslim ejkiyahklar yaptiklan bilinmektedir. Rumeli'deki geriye gekilme- 
nin topluluklann basit yer degistirmeleri demek olmadigi da unutulmama- 
lidir. 

17. asnn ikinci yansindan itibaren Rumeli'nin tarihini belirleyen geri 
gekilmenin sebeplerini Osmanh Devleti'ndeki 17. asnn ikinci yansindaki 
siyasT, sosyal ve ekonomik geli§melerin belirledigi muhakkaktir. Osmanh 
Devleti 17. asnn ikinci yansinda di§anda Girit'in fethini tamamlamis ve 
Cehrin Seferi ile en geni? sinirlara ulasmistir. iceride ise, celali kahntilanni 
temizlemi5 ve "Kadizadeliler" adiyla bilinen selefi hareketi de ortadan kal- 
dirmistir. Bu basanlarda Koprulu ailesinin yeri tarti5ilmaz. 1683'de baslayan 
Viyana Kujatmasi ise basansizhkla bitmistir. Viyana Ku§atmasi'ndan sonra 
kaybedilen topraklann tekrar ahnmasi maksadiyla Osmanhlar birkac defa 
hamle yapmijlarsa da ba§ansiz olmuslardir. Ba§ansizlikla mesul tutulan IV. 
Mehmet 1687'de tahttan indirilerekyerine II. Suleyman tahta gikanlmi§tir. 
Ulkede yeni hamleler yapmak maksadiyla malt ve idari tedbirler ahnarak 
sikintilardan kurtulabilmek icin hal careleri aranmis, devam eden sava§lar 
dolayisiyla artan masraflar devlet hazinesini zayiflatmistir. 

1687'de "imddd-i seferiye" ve yapilan "musddere"\er ihtiyaclan karsi- 
lamaya yetmemistir. 1688'de cikanlan "nefir-i 'amm" 837 kanunu ulkedeki 
sikintilan iyice artirmi§tir. idarecilerden bazilan yetkilerini kotuye kullan- 
mislar ve halk uzerindeki baskilan artirmislardir. Dayanilmaz hale gelen si- 
kintilar yeni isyanlan ve eskiyahklan ortaya cikarmistir. Ulkenin sikintilanna 
care olabilir dusuncesiyle, Kopruluzade Fazil Mustafa Pasa sadrazamliga ge- 
tirilmi§tir. Sadrazam, tedbir olarak: halk uzerindeki bazi orff vergileri 



NefTr-i Amm: Cemaati toplama, halki askere surme. 



384 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



azaltmis ve 1691'de Rumeli'deki Yoruklere "evlad-i fatihan" adiyla yeni bir 
duzen vererek silahlandirmistir. Bu tedbirlerin basanh neticelerinden ola- 
rak Rumeli'de; Belgrat, Vidin ve Nis geri ahnmis ise de, 1691'de Fazil 
Mustafa Pasa olmustur. 

Saruca-Sekbanlann diger ifadeyle, "Turedi e^kiyasi" her tarafa yayildi. 
Bu topluluklar halktan turlu isimler altinda paralar toplayarak; topluma 
sikintilar veriyorlar resmT huviyetlerini kullanarak da eskiyahklar yapmislar 
ve gunluk hayati gekilmez hale getirmislerdi. 1695'de tahta gikan II. Mus- 
tafa asken ve iktisadT birgok karar tatbik etmek istemistir. Bu defa da Rus- 
lann Karadeniz'e yerle5mek istemeleri ve Avusturyahlann Fransizlarla 
"Ryswick Bansi"n\ (1697) yaptiklan igin bati cephesinde savasmayan Avus- 
turyahlann, Tuna kiyilanna yerlesmelerine engel olunamamistir. Bu sirada 
Osmanh ulkesinde uzun suren harpler ve kithk fiyatlann artmasina ve 
temel ihtiyag maddelerinin bulunamamasina sebep olmaktaydi ki, benze- 
ri sartlar da, ulkenin ig durumunu kotule§tirmi§tir. Bu sartlar eskiyahgin art- 
masinin ve yayilmasinin sebepleri olmustur. Bu tedbirlerde tam olarak ne- 
tice almaya yetmemis, devletin aldigi tedbirler eskiyahgi onlemeye yet- 
meyince, butun ulkede eskiyaliklara karsi ahali de kendi imkanlanyla ted- 
birler alarak bir bakima idarecilere yardimci olmuslardir. Amcazade Hu- 
seyin Paja hem ejkiyaliga son vermek ve hem de bu jartlarda daha iyi bir 
bans yapabilmek umuduyla sadrazam yapilmistir. 

Eskiyahgin arttigi her iki donemde de ahnan tedbirler eskiyahgi ortadan 
kaldirmaya yetmemi§tir. Osmanh Devleti en muhtesem donemini yasadigi 
16. asnn son geyreginde buyuk iktisadT buhranlarla karsilasmis ve bu du- 
rum 17. asnn ortalanna kadar devam etmistir. Devlet idarecileri, Osmanh- 
ya has tedbirlerle bu buhrani savusturmayi basardiklan gibi 1683'de ortaya 
gikan eskiyahklan da ayni usullerle savusturmayi basarmislardir.] 838 

Anadoludaki isyan hareketleri 

XVI. yuzyilda Osmanh Devleti'nde, ozellikle de Anadolu topraklannda 
BatinT kaynakh birgok isyan meydana gelmistir. Osmanh topraklanni ele 
gegirmeyi planlayan isyanlarda dusunulunce sikintih donemlerin gegiril- 
digini gormekteyiz. 839 

"Mezhep gatismalan, merkezi yonetim ile Anadolu'daki Turkmenler 
arasinda yasanan sorunlar, iran'in dis politikasi (§iiligi yaymak), timar sa- 
hiplerinin timarlannin ellerinden ahnmasi, surekli artan vergi yuku ve 



KARAGOZ, Mehmet; 17. Asnn Sonunda Filibe Ve Qevresinde Eskiyalik Hareketleri, 
Firat Universitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 16, Sayi: 2 Sayfa: 373-402, ELAZIG- 
2006 
839 bkz. (SOYLEMEZ, 2004/2) 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 385 



somurudur". Ayaklanmalann baslangici olarak Sah Kulu Ayaklanmasi'ni 
(1509-1510) kabul edebiliriz. Timarlan kendilerinden ahnarak haksizca 
baskalanna verilen ve iclerinde cogunlugunun Teke ili'nden (Antalya) 
olanlann olusturdugu sipahiler ve bolgedeki Turkmenler mezhep catis- 
malannin etkisiyle Sah Kulu Ayaklanmasi'ni cikarmislardir. Seyh Celal 
Ayaklanmasi'nda (1517) Seyh Celal "yoksul insanlarm, topraksiz kdyliile- 
rin, agir vergiler altmda ezilenlerin hayatmi duzeltmek, onlara mutluluk 
getirmek /p/n" yaklasik 20 bin kisiyi toplamistir. 

Bu ayaklanmaya katilanlara Osmanh yoneticileri tarafindan "Celali" 
adi verilmis ve bu tarihten sonra da Osmanhlar, bu terimi ne turden olur- 
sa olsun butun ayaklanmalar icin kullanmislardir. 

16. ve 17. yuzyillarda Anadolu halkinin tepkisinin genel adi olarak ka- 
bul edilen "Celali Ayaklanmalan"n\n onemli nedenlerinin basinda isyanci 
liderlerden daha once devlet tarafindan taninan mali rantlann geri ahn- 
masi ve koylulerin bazi yoneticilerin baskici somurulerine tepkileri gel- 
mektedir. Celali Ayaklanmalanni vergiye karsi bir baskaldin hareketi ola- 
rak nitelendirmek guctur. Cunku ayaklanmacilann liderlerinin baskaldin 
nedenleri, kaybettikleri rantlanni geri almakti. Rantlanni tekrar geri elde 
ettiklerinde ise ayaklanmayi bir anda sona erdirmislerdir. 

Ayaklanmalara katilan buyuk halk gruplan ise liderlerinin kendilerini 
terketmesi nedeniyle, ayaklanmayi kendiliginden sona erdiriyorlardi. 

Celali Ayaklanmalan Osmanh Devleti uzerinde pek cok mali, ekonomik 
ve sosyal sonuca neden olmustur. Diger yandan halkin ayaklanmalara ka- 
tilmasinda en onemli faktor olan, olan mali somuru sona ermemistir. An- 
cak ayaklanmalar sonucunda, Osmanh Mali Sisteminin temelini olusturan 
Timar sisteminde cozulmelere neden olmustur. Ozellikle sipahilerinde 
ordu icerisinde oneminin azalmasi, vergi toplamada iltizam ve malikane 
sistemlerini yayginlasmistir. Bu durum ise, 150-200 yil boyunca iltizamlan 
satin alarak servet sahibi olan ve bir rantiyer grubu olarak nitelendirebi- 
lecegimiz ayanlann ortaya cikmasina neden olmustur. iltizamlan ve mali- 
kane gelirlerini toplama gorevini ustlenen multezimler ve ayanlar halki 
somurmeyi surdurmuslerdir. Halk ise bu somuruye cesitli sekilerde za- 
man zaman tepki gostermistir. 

Rant kollamanin sosyal maliyeti tarihin her doneminde devletin mes- 
ruiyetinin zayiflamasi, israf, hirsizhk ve yagmacihk seklinde ortaya cikmis- 
tir/cikmaya da devam etmektedir. 840 
Gayretullah zuhur itdi zuhur eyler heman 



840 GOKBUNAR, AN Riza; Celali Ayaklanmalannin Maliye Tarihi Acismdan Degerlendi- 
rilmesi Yonetim Ve Ekonomi, Celal Bayar Universitesi i.i.B.F. Manisa, Yil:2007 Cilt:14 
Sayi:l 



386 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Hazret-i ism-i $an yuzunden lutf olan ihsana bak 841 

Allah Teala'nin korumasi zuhur etti agiga gikti hemen 
Hazretin ismi 5am yuzunden lutf olan ihsana bak 

NiyazT-i Misri, dipnottaki ilave beytin isareti ile kendinden veya Koprulu 
Fazil Mustafa Pasa'dan bahsediyorda olabilir. 

MJm-i qavrada 842 zuhur eyler o zat-i muhterem 
Dikkat eyle eftah aynun qorunen seyrana bak 

MTm-i gavrada de zuhur eyler o zat-i muhterem 
Dikkat eyle gozlerini ag gorunen seyrana bak 

NiyazT-i MisrT, burada bir istihragta bulunuyor. Daha onceki baskida bura- 
yi yanhs anlamisiz. Mtm-i gavra yi ebced olarak veya bir yer ismi olarak du- 
sunursek gesitli yorumlar yapilabilir. 

Ey Niyaz? Hazret-i Hallaki derqah-i Huda 
Sahib-i kevn u mekan kudret-i Yezdana bak 

Ey NiyazT Hazret-i Yaratici Allah Teala dergah-i Huda 
Kainatin ve mekanin sahib-i Allah Teala'nin kudretine bak 



841 Bu gazel ist.U.Ktp.9720. v.27b : Sul.Kutp. H.Mahmut 3346, v.73 ve Bursa Eski 
Eserler Kiitp. 4414. v. 27a da bulunmaktadir. Bursa Eski Eserler Kutuphanesi'nde 
fazla olarak su beyit vardir: 

Misr-i dilde kaht olmca garesin bulmak gerek 

Qah-i zindandan gikup sen Yiisuf-i Ken'an' a bak (ERDOGAN, 1998) 

Misr-i dilde garesiz kahnca garesin bulmak gerek 

Zindan gukurundan gikip sen Yusuf-i Ken'an' a bak 

Gavr: Bir seyin dibi. Cukur. * Batmak. * Derinlik, nihayet. Kok, esas, temel. * 
Tefekkur, teemmiil. * Dolanmak. * Hakikat 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 387 



103 

Vezin: Mef'ulu Mefa'Tlun Mef'ulu Mefa'Tlun 

Hakk ilmine bu alem bir niisha imis ancak, 
Ol nushada bu Adem bir nokta imis ancak. 

Ol noktanm icinde gizli nice bin derya, 

Bu alem o deryadan bir katre imis ancak. 
Ademligini her kirn bulduysa odur Adem, 
Yoksa gorunen suret bir golge imis ancak. 

Bu zevki yeler herkes bulmaz veli her nakes 

Eren ana Ademde birfirka imis ancak. 
Kim ol deme buldu yol vast oldu NiyazT ol, 
Nad denilen firka bu ziimre imis ancak. 

Mef'ulu Mefa'Tlun Mef'ulu Mefa'Tlun, 

Ademde olan esrar bu demde imi§ ancak. 

Hakk ilmine bu alem bir niisha imi$ ancak, 
01 nushada bu Adem bir nokta imis ancak. 

Hakk ilmine bu alem bir sayfa imi§ ancak, 
01 nushada bu Adem bir nokta imis ancak. 

"Adem" den murad Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. "Nok- 
to"dan murad Hakikat-i Muhammediye'dir. Hakikat-i Mu-hammediye, 
zat-i ilahiye ayna oldugu gibi, Hakk'a ulasmaga da vesiledir. Bu nokta, ka- 
inatin her bir cuz'unde seyran eder. Yine bu nokta, kainatin her bir cuz'u- 
nun varhk sebebidir. Allah Teala'yi zikrederek bu noktaya yani Hakikat-i 
Muhammediye'ye vasil olan kimse, Allah Teala'ya vasil olmus demektir. 
Ona itaat eden Allah Teala'ya itaat etmis olur. §ani yuce olan Allah Teala 
soyle buyurur: 

"O'na yedi gbk ve yer ve onlarda olanlar tesbihte bulunurlar ve hic- 
bir sey yoktur ki, ilia O'na hamd He tesbihte bulunur. Fakat siz onlarm 
tesbihlerini anlayamazsmiz. §tiphe yok ki, O halTmdir, gafurdur. Anla- 
yamazsmiz." 843 

"Her kim Rasule itaat ederse muhakkak Allah Teala'ya itaat etmis 
olur. Ve her kim yuz cevirirse (aldirma), gunku seni onlarm uzerine mu- 
hafiz gondermedik. " 844 

Basiret sahiplerinin beyanlanna gore, bu nokta, gerek ulvT ve ge- 
rekse su f IT butun alemleri doldurmustur. Evvel, ahTr, zahTr ve batm 



843 isra, 44 
844 Nisa, 80 



388 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



ondan ibarettir. Vakia zuhurda ve heca harflerinde nokta uctur. Fakat 
bu, onun vahdet-i hakikiyyesine de Abdu'l-Ehad Nuri kaddese'llahu 
sirrahu'l-aziz noktalanni dort nev'i olarak aciklamistir. Bunlar; 

/. Harf dm nokta, 

2. Zulmam nokta, 

3. Nuran? nokta, 

4. Rahman? nokta. 

Harfan? noktanin ash Kur'an-i Kerim'dir. Bu da Besmele'nin "Ba" 
smdan ibarettir. Bu noktanin zahirde seyrinden, kelimelerin harfleri, 
ayetler ve sureler meydana gelmis, bunlann tertibi neticesinde de 
Kur'an-i Kerim zahTr olmustur. 

Basiret ehli, noktada Kur'an-i Kerim'i ve Kur'an-i Kerim'de noktayi 
musahede ederler. Zira onlar icin, ne harflerin coklugu noktasinin vah- 
detine ve ne de noktasinin vahdeti harflerin cokluguna perde teskil 
eder. iste bu harfant noktanin icmal ve tafsili esrarname-i ilahinin birin- 
cisidir ki ona Kur'an-i Kerim denir. 

Zulmam nokta, arzin karanhk merkezinden ibarettir. Filozoflar buna 
ates kuresi derler. Gokler ve yer bu noktadan yayilmistir. MaddT-zahM 
varhklann dayandigi nokta burasidir. Bu nokta butun maddT varhklarin as- 
hdir. Zira zahiren bu noktanin seyri ile maddT mevcudat hasil olmus, mer- 
tebelerde-ki tecellTsi neticesinde afak meydana gelmistir. Basiret ehli, bu 
noktada afaki ve afakta da bu noktayi musahede eder. Onlar icin, ne 
zahin mevcudatm coklugu noktasinin ashnin tek olusuna ve ne de nok- 
tasinin ashnin tek olusu zahTri varhklann cokluguna perde teskil eder. iste 
bu zulmam noktanin icmal ve tafsili esrarname-i ilahinin ikincisidir ki bu- 
na niisha-i afak derler. 

Nuran? nokta, insan vucudunun ash ve ilahT tecellTlerin zuhur mahalli 
olan kalbden ibarettir. Bu noktanin zahirde seyri ile insan vucudunun 
uzuvlan ve onlarda tecellisinden de nefsler zahTr olmustur. Basiret ehli bu 
noktada butun azayi ve butun azada da noktayi musahede ederler. Onlar 
icin, ne noktanin ashnin bir olusu azanin cok olusuna ve ne de azanin cok 
olusu noktanin ashnin tek olusuna perde teskil eder. iste bu noktanin ic- 
mal ve tafsili esrarname-i ilahinin iJcuncusudur ki ona niisha-i enfiis der- 
ler. 

Rahmani nokta, ehadiyet (birlik, tek olu§luk) mertebesinde zatT nok- 
tadir. Buna teayyun-u evvel, huviyyet-i sariye ve hakikat-i Muhammediye 
derler. Her mevcutta asil olan varhk nuru iste budur. 

"Sen olmasaydm, sen olmasaydm kainati yaratmazdim. " 

"Seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik. " 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 389 



Mealindeki hukumler onun sanma variddir. ilahT esrarnamenin dorde 
munhasir olmasinin dort buytik kitaba i§areti vardir. §eyh Hasan SezaT 
Hazretleri'nin; 

Ewel ve ahtri bir noktada cem ' etmi§ idi 

dedigi iste bu noktadir. 

Abdu'l-ehad Nuri kaddese'llahu sirrahu'l-azizin bahsettigi nuranT 
noktada budur. Bu nokta, diger uc noktanin esasidir. Diger uc nokta da 
bunun ferileridir. Bu uc noktada zuhur eden seyr ve tecellTler ashnda 
hep bu noktanin seyriyle mertebeler meydana gelmis; evvelde, ahirde, 
zahirde ve batinda tecellTsinden de ewel, ahTr, zahTr ve batin bilinmis, 
bulunmus ve zahTr olmustur. Basiret ehli, bu noktada, var olan bilcumle 
varhklan ve bilcumle varhklarda da bu noktayi musahede ederler. Onlar 
icin, ne var olan vehmT cokluk, noktanin zatT vahdetine ve ne de nokta- 
nin zatT vahdeti var olan vehmT cokluga perde teskil eder. iste bu nokta- 
nin icmal ve tafsili, esrarname-i ilahinin, seyr-i urucT itibariyle dorduncu- 
su, seyr-i nuzulT itibariyle de birincisidir. Buna, Rahman! hakikatler nus- 
hasi denir. Mevlana Cami, asagidaki beyitlerinde bu hususa isaret eder- 
ler: 

Kainat bizim yaratanimizm guzelliginin aynasidir 
Bak da her zerrede onun cemalini musahede eyle 

"Yakmda onlara ufuklarda ve kendi nefislerinde olan ayetlerimizi 
gosterecegiz, ta ki, onlar icin onun hak oldugu tezahiir etsin. Kifayet 
etmiyor mu ki, Rabbin, siiphe yok ki O, her §ey ijzerine §ahittir." 845 

" Ve goklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsini sizin igin, tarafm- 
dan musahhar kildi. $Uphe yok ki, bunda dugunecekler olan bir kavim 
igin elbette a la metier vardir." 846 

"Bu kendisinden §ek-§iiphe olmayan kitap (Kur'an) d/r." 847 

Bu ayetlerde, gerek insanlann kendi vucutlan ile diger varliklarm, 
gerekse yeryuzunun ve gerekse Kur'an-i Kerim'in birer ayat-i ilahiyye 
ve esrarname-i Rahmaniyye olduklanna isaret vardir. Arif olana ise isa- 
ret kafidir. 848 

Ol noktanin icinde qizli nice bin derya, 
Bu diem o deryadan bir katre imi$ ancak. 



845 r -i 4. n 

Fussilet, 53 

846 -. . - _. 

Casiye 13 
Secde, 2 
848 (§eyh §uayb Serafeddin Giilseni, 2001), s. 68-71 



390 | NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



01 noktanin icinde gizli nice bin derya, 
Bu alem o deryadan bir damla imis ancak. 



§ERH-i BEYAN-I (ENE NOKTAi TAHTEl-BA) 
iMAM ALi KERREMALLAHU VECHE 849 



Marifet babmm ilerisini heves 
Ve badesinin remzi daim sana pes 

Hz. AN kerremallahu veche buyurdu ki: 

"Bit ki turn semavi kitaplarm esran Kur'an-i Kerim'de toplanmistir, 
Kur'an-i Kerim'in turn esran Fatiha'dadir, Fatiha'nm turn esran Besmele- 

dedir, Besmelenin turn esran 'B-t_/ harfindedir, 'i_j ' harfinin turn esran da 

orturt altmdaki noktadadir. " 

Daha sonra §6yle buyurdu : " 'B-i_j ' harfinin altmdaki nokta benim. " 850 

yani bu nokta remz tariki ile irad etmekten muradi budur ki; 

Cumle e§yanin hakTkati bir cevherden olmu§tur. cevher benim demek- 
tir. Kur'an-i Kerim yirmi sekiz harfdir. Hepsinin ash bir eliftir. Elifin ash nok- 
tadir. O nokta bu kesret yok iken var idi. imdi vucudun olmadan, kasin ve 
gozun ve cumle azan yok iken bir nokta idin. O nokta misali olan nokta zahir 
olmak istedi. §ehvet olup ana rahmine dustu. Gelip zahir oldu. Kadd'in elif 

gibi mustakim olup, elif oldun. Basin o nokta-i hakTkat oldu. Vucudun 'B-^ ' 

oldu. Diger azalar bastanbasa bir harf oldu. §imdi bastan ayaga Allah Teala 
kelamina sen agah ol ki, besmelenin sirn senin vucudunda oldu. Yani sen 
seni bilmek, sana yeter demek olur. 

Butiin esyanin evveli insandir. 
Viicudu harf mesabesindedir. 
Harflerin evveli ise eliftir. 
Elifin evveli noktadir. 

O nokta Kur'an-i Kerim'in basindaki besmelenin altinda bulunur. Hz. Ali 



(Niyazi-i Misri, H. 1184); Terciime-i risale-i noktat el-beyan Ataturk Kitaphgi 
OE_Yz_000125/04, Istanbul 

El-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ul Mevedde", Kemaled-din el-Halebi e§-§afii'nin 
"ed-Darr'ul Manzum" 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 391 



kerremallahu veche "O nokta benim" der. Yani esyanin ash benim demek 
olur. Eger Seni dahi bildin ve bilirsen, hakikatten agah 851 olursun. 

Zat diye Hazret-i Hakk'in varhgina derler. Yani vucuduna derler. Butun 
alem onun zatmdan ibarettir. O zat-tan zuhura gelmis ve O'na donecektir. 

jj^*>-lj<>JI tfjiis \>\ 852 buna isarettir. Yani cumle alem bendendir, yine ba- 

na donecektir. Bu gelmekligin gitmekligin itiban halka tefhim 853 icindir. Yok- 
sa kamil katinda varmak gelmek yoktur. 

Nazm: 

Varmak gelmek hig yoktur ey talip heman 

Geg enaniyet tarikmdan bu remze var gor 

Senin vucudunu sen bilme 

Ve hig Seni sanma senin nesnen yoktur. 

Nazm: 

Bu sende ben diyen bit sen degilsin 
Sen oliisun can degilsin ten degilsin 
sana bu senlik admi sen taktm 
cahfmi SM kendin ozellikle yaktin 
Goren o dur gorunen cumle o dur 
heman bu gbz irade Hakk'a yoldur. 
Hazreti Hakk'in senin sifati vardir 
O sifatlann ulusu ismi alimdir 
Biri dahi kadirdir vahid dir ve murid dir 
Ve Semi'dir basirdir mutekemmildir 
ismi Wive dir 

Eger bu sifatlar sende olmasa meyyit (olu) olursun. 

Bu sifatlarla muttasif oldugundan agah oldun. idrak mertebesine yetisip 
suphesiz hakTkatine yetisirsin. 



(3'^* J j^jl>^^n i*l ^ >jy \ \j*b w »-w*Ort.£ 



Ademlidini her kim bulduysa odur Adem, 
Yoksa gorunen suret bir gdlge imis ancak. 



851 Agah: (Ageh) f. Haberdar. Uyanik. Kalbi uyanik. Malumatli. Basiretli. Vakif. Bilen. 

852 "Biz Allah iciniz ve biz nihayet ona donecegiz," Bakara, 156 
Anlatmak. Bildirmek. 

Cahtm: Siddetli ve kat kat birbiri iizerine yanan atej. f^ukur yerde yanan ate§. * 
Cehennem'in birtabakasi. 



392 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Ademligini her kim bulduysa odur Adem, 
Yoksa gorunen suret bir golge imis ancak. 

Dervisin biri demiski, ben §eyhimle yuzbin alem gezdim, herbiri bu alem 
kadar buyuktu. Dogru demistir, zira Ademligini herkim bildi ise iste Adem 
odur. Yoksa Adem suretinde olupta ici hayvan olursa o insan bir golge gibi- 
dir. Ayni bir adam gunese karsi durursa golgesi yere duser ve nasil bir insan 
oldugu golgesinden belli olur, taninir. 

Bu zevki yeler herkes bulmaz veli her nakes 
Eren ana Ademde bir firka imis ancak. 

Veli! Her algak bu zevki istesede bulmaz 
Eren ana Ademde bir firka imis ancak. 

Kim ol deme buldu vol vast oldu Niyaz? ol, 
Nad denilen firka bu zumre imis ancak. 

NiyazT kim onu buldu deme vaslat yol oldu, 
Nad denilen firka bu cemaat imis ancak. 

NiyazT-i Misri kaddese'lahu sirrahu'l azTz 

"Bu durumda bize:- Tahkiki iman nedir? Diye sorulursa; soyle anlati- 
nz: 

"Tahkiki iman; yukanda gecen, alti erkanin her birini esastan kavra- 
yip, ashna vasil olmaktir. Tahkik Tahkiki imana goturen yola tarikat de- 
nir. Burada tarikat; bir sehirle koy arasindaki yoldur. 

Taklidi koye benzetirsek; sehri de, tahkike benzetebiliriz. f^oklan bu 
yolu, cok uzun senelerde kat edebildi. 

Kimi on, kimi yirmi, kimi otuz, kimi de kirk yilda kat etti. Niceleri de o 
yoldan sapti; her biri bir semte gitti. Kimi cebri, kimi kaderi, kimi mute- 
zile, kimi de tenasuhcu oldu. Hasih kelam bu yola yetmis tic firka girdi; 
ama hepsi azdi, esas yoldan cikti. 

Dolayisiyla tahkiki iman sehrine vasil olamadilar. Ancak, bunlardan 
yetmis ucuncij fikra ki buna, FIRKA-i NACiYE tabir ediliyor; dogru yolda 
gitti ve vasil oldu. Bunlar; her iste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimize tarn bir sekilde ittiba ettiler. Vasil olmalanna bu ittibalan se- 
bep oldu. Haliyle bunlar; bulduklan cevherin kadrini bilmislerdir. iman- 
lan ayan beyan olmustur. - Elde mum, giderken, gunese ermislerdir. 
Taklidde giderken tahkike ermislerdir. Bunlar, imanlanni tahkik merte- 
besine eristirdikten sonra, taklidi imanlanna donup baktilar; asla birini 
digerine uymaz bulmadilar. Yani; hakikati seriata, seriati da hakikata tat- 
bik ettiler. Birbirine muvafik buldular. Tipki ruh ile beden gibi... 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 393 



Beden hakkmda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz soyle 
buyurmustur: 

(Bir uzvu eksik olanin bir hissi eksik olur.) Bundan anlasihyor ki; seriati 
nakis olanin hakikati dahi nakis olur. 855 

Bu duruma gore; tekrar bize: 

"Bu sofiler amelde ve itikatta hangi mezhebe tabidirler? Seklinde bir 
sual tevcih edilirse; cevabimiz su olur:" 

"Tasavvuf ehlinin pek cogu akaidde; islami esaslara dayanir ki buna; 
ehl-i sunnet vel-cemaat tabir edilir. 

Seyh-ul islam vel Muslim'in (islam aleminin ve muslumanlann buyuk 
onderi manasina ahnabilir. ) Seyh Ebu Mansur Maturidi- Hakkin rahmeti 
onun uzerine olsun-mezhebine tabidirler. islam aleminin ve 

muslumanlann buyuk onderi manasina ahnabilir. 

Arap Mutasavviflannin pek cogu da; Seyh Hasan-i Es'ari mezhebine 
baghdir. islam aleminin ve muslumanlann buyuk onderi manasina ahna- 
bilir. Adi gecen her iki imamda, tamamen ehl-i sunnet vel-cemaat 
(Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabin takip ettigi yola tabi 
olanlar, manasina ahnacaktir.) mezhebi uzerinedir; baska degildir. 

Bu zatlann amelde mezheplerine gelince; dort hak mezhepten biri 
olmaktadir. Su var ki, bu dort mezhebin her biri bir ulkede digerinden 
daha fazla ragbet gormektedir. 

Mesela; Rum illeri, esasta bir olmakla beraber, teferruatta imam-i 
Azam'a tabi olmustur. Onu:- Buyuk himmet sahibi onder, milletin ve di- 
nin aydin imami, ehl-i sunnetin bas taci Kufeli Ebu Hanife... Kunyesi ile 
taninz. Allah Teala ondan razi olsun ve rahmetine nail eylesin. Adi ge- 
cen illerdeki tasavvuf ehli; imam-i Azam Hazretlerinin, Kur'an-i Ke- 
rim'den ve Hadis-i §eriflerden ictihad edip cikardigi meseleleri candan 
kabul eder, mezhebine uyarlar. 

Arabistan'da yetisen tasavvuf ehlinin cogu; yani Misir, Halep vs. illerin 
ekserisi, §afii mezhebine tabidir. Bu zatin kunyesi soyledir: Muazzam 
imam, saygi deger onder, Muhammed b. idris-i §afii ...Cenab-i Hak yu- 
ce sirnni nurlandirsin ve ondan razi olsun. 

Tunus ve bilcumle Magrib halki, umumiyetle Endulus ve Arabistanin 
bazi illeri Maliki mezhebine uymaktadir. Bu buyuk insanm kunyesi soy- 
ledir: - imamlann buyugu, ehl-i sunnet'in onderi, imam-i Malik b. Enes ... 
Allah-u Teala'nin rahmeti ve nzasi onun uzerine olsun. 

Bagdat ehlinin cogu ve bilcumle Irak diyan, Arabistan'in ozellikle 
Mekke ve Medine de yasayanlannm bir kismi, Hambeli mezhebine uy- 



855 BE§iNCi SUAL VECEVABI 



394 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



muslardir. Bu mezhebin kurucusu: - Fetva ve takvada, ilim ve vera'da 
imam-i ekmel... Ahmed b. HanbeL.Seklindedir. Allah'tan onun icin nza 
ve rahmet dileriz... 

Bu dort imamin kurmus oldugu mezheplerin dordu de ehl-i sunnet 
esasina dayanir. Esasta, hie bir ihtilaf Ian yoktur. Teferruatin da pek 
cogunda ittifak halindedirler; ancak pek azmda ayn ayn gorusleri vardir. 
itikatta; dordu de tek yol takip eder O da; Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem efendimizin: 

"Firka-i Naciye" diyerek tarif ettigi yoldur. 

j$te tasavvuf ehlinin; muptedilerinin ve miin tehilerinin, mezhepleri 
bu ehl-i sunnet vel-cemaat mezhebidir; ba$kasi olamaz. Bu tasavvuf 
ehlinin; inanclari sudur ki:- Bir kimse ehlullah olsa, pek cok keramete 
de sahip olsa; vine sayilan dort mezhep imamim mertebesini bulamaz. 
Bu, duruma gore ashabin radiyallahu anhum ve Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin mertebesini bulmalarini var hesap eyle. Yine bu tasav- 
vuf ehlinin inanci sudur ki: 

"Hie bir veli; ismi gecen bu dort imamdan miistagni kalacagi bir ma- 
kama varamaz. Yani bunlari taklidden kurtulamaz. Onlara muhtac ol- 
madan edemez." 856 

Bir gun; Bayezid-i Bistami kaddese'llahu sirrahu'l-azTze soyle sordular: 

"Hangi mezheptensin ?." da su cevabi verdi: 

"Allah mezhebindenim" 

"Bu ne demektir?" Diye sorulacak olursa, su cevabi veririz: 

"Yukanda adi gecen mezheblerin her biri Allah Teala'ya gider. imam-i 
Azam mezhebi. imam-i §afii mezhebi demek mecazdir; hakikatta bu yol- 
lar Allah Teala'ya giden yollardir. Dolayisiyla Bayezid-i Bistami 
kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hakikat soylemistir. Yoksa; o sozun manasi: 

"Ben, mezheplerin dismdayim. Demek degildir" 857 

Mefulii Mefa'tliin Mefulii Mefafltin, 
Ademde plan esrar bu demde 85S imis ancak. 

Mef ulu Mefa'Tlun Mef ulu Mefa'Tlun, 
Ademde olan esrar bu demde imis ancak. 

Mefulii Mefa'Tlun Mefulii Mefa'Tlun bahri Hezec adi ile gecer. Hezec Gok 
gurultusii, guzel sesle §arki soylemek manalarma gelmektedir. NiyazT-i MisrT kuddise 
sirruhu'l-aziz buradan "Kiin" (ol) isaret edilmi§tir. 



856 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, ALTINCI SUAL VE CEVABI 

857 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, YEDiNCi SUAL VE CEVABI 
Dem: f. Nefes. Soluk. * Agiz. * Nazar. * An, vakit, saat. * Koku. * Kibir, gurur. * 

AN, yuksek. * Koruk 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 395 



TAHMIS-IAZBI 

Cennet deminin demi bin dmre 859 imis ancak 
Sohbet demine tahrik bir gamze 860 imis ancak 
Bu cumle ulum-i Hakk'a bir zerre imis ancak 
Hakk 'limine bu alem bir niisha imis ancak, 
Ol nushada bu Adem bir nokta imis ancak. 

Emrinde olur kdim bu yerde olan esya 
Vdr He yogu drif olan bilmez mi garni ferdd 
Bu kenzi hap sirrm buldunsa eger cdna 
Ol noktanm icinde gizli nice bin derya, 
Bu alem o deryadan bir katre imis ancak. 
Hal ehline bir demdir gun ahiriyle akdem 861 
Birlikte ozun her kirn var He kilir hemdem 
Her Ehrimen'i adem sanma goruben Hurrem'i 
Ademligini her kim bulduysa odur Adem, 
Yoksa gorunen suret bir golge imi§ ancak. 

Aydt-i hudd remzin bilmez veli her ndkes 
Arifler He hemdem olmaz veli her ndkes 
Cehlile kemdl icre gelmez veli her ndkes 
Bu zevki yeler herkes bulmaz veli her ndkes 
Eren ana Ademde birfirka imis ancak. 
Eyler AzbVye bu ses cihetten sag u sol 
Ger ruhu sultandan hem demi olmakla buldu kese 8M yol 
Gencine-i zdt-ma ciktiysa eger Hakk yol 
Kim ol deme buldu yol vast oldu Niyaztol, 
Nad denilen firka bu zumre imis ancak. 

Mevldyi bilen zdhid ger fehmeylese fiilin 
Can eder idi suret icre gorunen meylin 
Mizdni Hudd aklm kildiysa Hudd aklm 
Mef'ulu Mefa'tliin Mef'ulu Mefa'tliin, 
Ademde olan esrar bu demde imis ancak. 



859 r,. i 

Bin yil 

Gamze: Suzgun bakij. 
851 Akdem: Daha once. Dana ileri. Daha muhim. 



Ehriman: (Ehrimen, Ehremen) f. Ate§perestlerin §er ilahimn ismi. Batil bir ilah 
ismi. Ehramen: f. jeytan, iblis. Dev 

Hurrem: f. Sevincli. Mesrur. §en. Ferahhk veren. Taze ve ho§. Guler yuzlii 
Kese: Kisa yol, kestirme yol 



396 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



104 

Vezin: FaTlatun faTlatun Fa'ilun 

Ey gonul gel olmagil Hakk'dan irak, 
Tende canm var iken eyle yarak. 

Diinyada olmezden evvel kil sefer, 

Hig edinme bir makamda sen durak. 
Yoksa bufirsat bize baktdegil, 
Menzil al dusmezden ortaya firak. 

Gel bu irz u namusu kil tar-u mar, 

Ger yola girdinse var arm birak. 
Halkm uslu demesinden sana ne, 
Akil isen admi Mecnuna tak. 

ilmine magrur olursan olma hig, 

Issi vermez sana ne kara ne ak. 
Girsakm gikma izinden mursidin, 
Her ne emrederse sana olma ak. 

Bir eline gozyasmdan al asa, 

Bir eline dert odundan yak gerak. 
Ey Niyazi tutor isen pendimi, 
Diye sana istedigin iste bak. 

Ey gonul gel olmagil Hakk'dan irak, 
Tende canm var iken eyle yarak. 

Ey gonul gel olma gel Hakk'dan uzak, 
Tende canm var iken hazirhk yap. 

Diinyada olmezden evvel kil sefer, 
Hig edinme bir makamda sen durak. 

Dunyada olmezden once et sefer, 
Hie edinme bir makamda sen durak. 

Dunyadan sefer, yani gidis ancak "olmezden once olunuz" sirnna mazhar 
olmakla olur. Asik olan kimse hicbir makamda durmaz. Dunya ve ahirette 
daima terakkT eder. f^unku terakkmin, makamlarda ilerlemenin sonu yok- 
tur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Seyahat ediniz, sihhat bulunuz." 865 

Sihhat can sahibine mahsus oldugu icin seyr-i suluk denen ruhanT seyahat 
ile hakikate vanhr. OliJmsuzluk vasfi bulunur. 



855 Ibn Hanbel. 11/380 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 397 



"HakTkat erbabina gore sefer, muridin Allah Teala'ya yonelmesi sira- 
sinda kalbin gecirmis oldugu seyirlerden ibarettir. Bu esnada takip edilen 
sefer dorttur: 

Birinci Sefer: Vahdet'teki kesreti kaldirmaktir. Bu da, agyar ve cesitli 
zuhurata karsi aski gidermek suretiyle, nefsin kat ettigi menzillerden biri- 
ne ulasmaktir. Bu ise, kulun, en yuce mertebeye ulasmasiyla olur ki bu 
mertebe kalbin ulastigi en son makamdir. 

ikinci Sefer: BatinT ilimlerdeki kesretten vahdet perdesini acmaktir. Bu 
da Allah Teala'nin sifatlanyla vasiflanarak O'na dogru mesafe kat etmek 
demektir. Bu ikinci sefer Allah Teala'ya ulasmanin sonudur. 

Ucuncu Sefer: Aynu'l-cem hazret-i ahadiyetin ahadiyette husuliyle za- 
hin ve batini olan iki zitta bagh kalmamaktir. Ahadiyyet makami, "Kabe 
kavseyn" (Necm suresi, 9) makamidir. ikilik artik kalmaz. Bu makam geci- 
lince de "Ev Edna" makamina ulasihr ki, bu makam velayetin son maka- 
midir. 

Dorduncu Sefer: Bu makam da Hak'tan halka donme makamidir. Bu 
ise, cem' ve fark birligi demektir. Hakk'in halka dahil olmasi ve onda yok 
olmasidir ki, kesrette vahdet, vahdette de kesret gorulebilsin. Bu da Allah 
Teala'dan Allah Teala'ya donmedir. Bu makam, fenadan sonra beka, 
cem'den sonra fark makamidir." 866 



Yoksa bu firsat bize bakidepil, 
Menzil al dusmezden ortaya firak. 

Yoksa bu firsat bize bakT degil, 
Menzil al ortaya aynhk dusmeden. 

Gel bu irz u namusu kil tar-u mar, 
Ger yola qirdinse var arm birak. 

Gel bu irz ve namusu perisan kil, 
Ger yola girdinse var namusunu birak. 

Halkin uslu demesinden sang ne, 
Akil isen admi Mecnuna tak. 

Halkin akilh demesinden sana ne, 
Akilh isen admi Mecnuna tak. 



855 - (VASSAF, et al., 2006); all, s.177 



398 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



ilmine maqrur olursan olma hie, 
Issi 867 vermez sana ne kara ne ak. 

ilmine magrur olursan olma hig, 
Issi vermez sana ne kara ne ak. 

Girsakm cikma izinden mursidin. 
Her ne emrederse sana olma ak. 

Gir sakin gikma mursidin izinden, 
Her ne emrederse sana, olma ak. 

Mursidin izinden gikmamak, baglanmak demektir. Eger bir salik yolunu 
tek basina tutarsa deli dahi olma ihtimali vardir. 

"Aksemseddin kaddese'llahu sirrah'ul azTzin yaptigi tespitte, bir seyhe 
baglanmadan kendince rastgele zikir geken birinin, bir anda Zat 
tecellTsine direkt maruz kalmasi ve bunun sonucu olarak da akil nurunun 
yanmasi ile deli olduklanndan bahseder." 868 

Bir eline gozyasmdan al asa, 
Bir eline dert odundan yak cerak. 

Bir eline gozyasmdan asa al, 

Bir eline dert odundan kandil yak. 

Ey Niyaz? tutar isen pendimi. 
Dive sana istediain iste bak. 

Ey NiyazT tutar isen nasihatimi, 
Sana derler istedigin iste bak. 



TAHMIS-I AZBI 

Akil isen batili koy Hakk'a bak 
Ruz u seb 869 kil yare istiyak 870 
Seni derdi elemde oda yak 
Ey gonul gel olmagil Hakk'dan irak, 
Tende canm var iken eyle yarak. 

Is: (Iss) t. Bayindirhk, mamuriyet. §enlik. * Ses. * Sahib. Malik. * Efendi; Sicak, 
sicaklik, hararet. 

Cebecioglu, Ethem, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sozltigii, Anka Yayinlan, 
istanbul, 2004,420 

Ruz u §eb: Gece ve gundiiz. 

istiyak: a§in ihtiyag duyma, a§in istek, ozleme, arzu duyma. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 399 



Bir kemal ehli bize verdi haber 

Kendi ozun gdren olur iblis haber 

Aklma aldanma soft el-hazer 871 

Dunyada olmezden evvel kil sefer, 

Hig edinme bir makamda sen durak. 
Curmunufehm eyleyen sdfi degil 
Vechi ydrin kimine mustdki degil 
Asik-i mest eyleyen sdk? 872 degil 
Yoksa bufirsat bize baki degil, 
Menzil al dusmezden ortaya firak. 

Yd re yar olmak igin ol yd re yar 

Pay-i mdl-i 873 ask isen kil iftihdr 

Ydr-i agyari bilen vdr oldu vdr 

Gel bu irz u namusu kil tar-u mar, 

Ger yola girdinse var arm birak. 
Qun dhiri vdr olur cevri cefdna 
Qun insana bir ola sdhi geddna 
Qun dsik bilmedi cevr-ifdna 
Halkm uslu demesinden sana ne, 
Akil isen ddmi Mecnuna tak. 

Subhdem agla cihanda gulme hig 

Kimseye arz-i sikdyet kilma hig 

Kendini tesvisi halta 874 salma hig 

ilmine magrur olursan olma hig, 

Issi vermez sana ne kara ne ak. 
Gdzunu ayirma gdzunden mursidin 
Sozunij segme sdzunden mursidin 
Ey bilen Hakk'i yuzunden mursidin 
Girsakm gikma izinden mursidin, 
Her ne emrederse sana olma ak. 

Her yanmda derd u gam hazir ola 

Hem sana hem dem gerek ddim feza 

Asika zecr-u sitem ayni safd 

Bir eline gozyasmdan al asa, 

Bir eline dert odundan yak gerak. 

El-hazer: Sakm! Sakimniz! 

872 Saki: (Saky. dan) Sulayan, igecek su veren, sucu. Kadeh sunan. igki sunan.SAKi' : 

Kiragi, jebnem, gig 

Paymal: (Payimal) f. Ayak altinda kalmi§, mahvolmu§, telef olmi^, siirunmu§ 
Halt: f. durdurmak, durmak, duraksamak, tereddud etmek, topallamak, aksamak, 

bocalamak, tokezlemek, sendelemek 



400 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Anladm Kur'an iginde andimi 875 
Vech-i ademde gorunce fendimi 876 
Azbt'ya bilmek dilersen kendimi 
Ey Niyaz? tutar isen pendimi, 
Diye sana istedigin iste bak. 



And: 1. yemin, ant. 2. kufur, lanet. 

Fend: hile yalan dolan; (f.), (eski.) esirgemek, muhafaza etmek, korumak. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 401 



105 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Diyar-i dar-i Dunyada Hudaya baki darum yok 877 
Derunum gayn sevdada bu dar icre kararum yok 

Elest ahdinden aynldim ma'arif kesbine geldum 

Yine dosta gider oldum elimde berguzanm yok 
Sunuldi namesi yarin duruldu defteri varm 
Kirildi sisesi arm bu yolda ihtiyanm yok 

Kazadir basima geldi beni senden ciida kildi 

Diyar-i gurbete saldi acep halim soranm yok 
Riyaz-i mulk-i Subhant gonul mulki anar am 
Demadem yanmada cam cihanda gulizanm yok 
ilahJyine hasretde hazan-i nar-i firkatde 
Koma Misri'yi gurbette efendim iktidanm yok 

Diyar-i dar-i Dunyada Hudaya baki darum yok 
Derunum gayn sevdada bu dar icre kararum yok 

Diyan dunya evinde Hudaya baki evim yok 
igimde ba§ka sevdada bu ev igre karanm yok 

Elest ahdinden aynldim ma'arif kesbine geldum 
Yine dosta gider oldum elimde berguzanm yok 

Elest sozlesmesinden aynldim ma'arif kazanmaya geldim 
Yine dosta gider oldum elimde hediyem yok 

Hak Teala, butun varhklan, HakTkat-i Muhammediyye'nin mesgul ol- 
dugu tevhTdin ve isimlerin nurundan yaratmistir. Yani once, HakTkat-i 
Muhammediyye vasitasiyla istigrak aleminde "La ilahe ilia Hu" kelaminin 
nurundan, enbiya-yi murselTnin hakikatlerini, onlar vasitasiyla da, enbiya- 
yi gayr-i murselTnin hakikatlerini yaratmistir. 

Bunlann tamami, birbirlerinerinin vasitasiyla zat nurunun mazhandir- 
lar. 

Cenab-i Hak, daha sonra, nebilerin hakikatleri vasitalanyla, Lahut ale- 
minde, tevhTdin nurundan, ehlullahin, mukarrebTnin ve ebrann hakikatle- 
rini yaratti. Bunlann hepsine birden "hakayik-i insan" denmistir. 

"Hakayik-i insan" bu haldeyken bazen Allah Teala'nin cemalini seyre- 
der, bazen de birbirlerileriyle sessiz-sozsuz konusup zevklenirlerdi. 



Kenan Erdogan, Niyaz?-i Misr? Hayati, Edeb? Ki$iligi, Eserleri ve Dfvani'nm Tenkitli 
Metni, Ankara, 1998, s.115 



402 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



"Hakayik-i insan" bu §ekilde, binlerce yil vahdet sirnnda kaldilar. Sonra 
Cenab-i Hak, bunlara, "Ben sizin Rabbiniz degil miyim." 878 diye seslendi. 
Bu soruya butun peygamberlerin hakikatleri, "Belt", "La ilahe ilia Hu" sek- 
linde cevap verdiler. Enbiya'dan baska insanlann hakikatleri bu soruya, 
"Belt", "La ilahe illallah" diye cevap verdiler. Yani, butun hakTkatler, ama 
aleminde me'cul (yapilan, var olan, planlanan) birer hakTkat iken, lahut 
aleminde ahsen-i takvim uzere yaratilmalanna il let olan isimle cevap 
verdiler. Buna, "mesreb-i a'la" derler. 

Sonra Cenab-i Hak onlara dedi ki: "Bu cevabiniz, size illet olan mesreb- 
i a'laniz kuvvetiyledir. Simdi sizlere bir alet verecegim. Ona "cisim" derler. 
O aletle, hangi kabiliyeti dilerseniz onu halk edeyim." 

Bunun uzerine, diger insanThakikatlerde bir iztirap meydana geldi. Bu- 
lunduklan alemde sakinlesemediler ve caresiz kaldilar. 

Bunlara, bulunduklan makamdan, esfel-i safiline gonderilmek luzumu 
hasil oldu. Yani bunlar, lahuttan ceberuta inip, vucutlannin, ceberut nu- 
runa donusecegini, melekuta inip melekut nuruna donusecegini, nasut 
alemine inip bu alemin zulmanT perdelerine donusecegini, mulk aleminin 
tabayi'hanesine (ozelliklerine) burunup beseriyette ne kadar cocuk, ne 
kadar gene ve ne kadar yash olarak yasayacaklanni; kendilerinden cikacak 
sozleri ve fiilleri, hakTkat aleminde kendi hakikT vucutlannda, aynada go- 
rur gibi musahede ettiler. Kendilerinden zuhur edecek olan hareket ve 
sozleri, bunlann iztirap cekmelerine sebep olmustu. 

Bunun uzerine Cenab-i Hakk'a yalvardilar: 

"Ya Rabbi, bizde meydana gelen bu iztirap nedir ve bundan nasil kur- 
tulabiliriz?" Cenab-i Hak da, onlara, "Adem'in cismine ineceksiniz ve bu 
bedende, gizli olan hikmet ve kudretlerim sizlere ayan olacak. Sonra tek- 
rar vahdete geleceksiniz." diye bildirdi. 

Yine Cenab-i Hak, soyle buyurmustur: 

"O giinde, ne mal fayda verir, ne de evlat. (O gun) ancak Allah 'a te- 
miz bir kalb He gelen fayda goriir." 879 Yani, "bu istirap sizden o zaman 
gidecek." diye bildirdi. Sonra bu insanT hakTkatler, Hak taala'ya yalvanp 
"Ya Rab, bizi Adem'e gonder." dediler. Hakk taala onlara: "Siz bu ma- 
kamdan tenezzul edince, her vardigmiz vatanin nuruna donusup hukmu- 
ne tabi olursunuz. Simdi boyle olunca, bu vahdetin zevkini, bu makamin 
ilmini, bu konusma ve gorusmemizin lezzetini unutup dalalete dusersiniz. 
Boyle olursaniz da, hakkmizda "gok zalim ve cahil" 880 denir, diye bildirdi. 
Bunun uzerine, Hak taala'ya yalvanp dediler:" Ya Rab, bize bir delil ve re- 



878 



A'raf, 172 
879 Suara, 88-89 
880 Ahzab, 72 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 403 



fik (yoldas) ver ki, eger bu alemin ilmini ve zevkini unutursak, bize yine 
bildirsin ve delil olup buldursun. Ta ki, emanetine ihanet etmeyip yine ge- 
lelim." 

HakTeala da: "Bundan onceki halinizde, yani ilk halinizde, mec'ul (var 
edilmi§) bir hakTkat iken, bu makama gelip ahsen-i takvTm olmaniza vasita 
olanlann suretleri size orada vasita olsun. Her vasitaya (insan-i kamile) 
liyakati miktan verdigim ilmim de, sizlere delil olsun ki, bu vahdete ve bu 
vuslata yine gelip ulasasiniz." dedi. 
iste, hakTkat ehline gore "ahd-i ezelT" budur. 881 

Sunuldi namesi yarin duruldu defteri varm 
Kinldi $i$esi arm bu yolda ihtiyarim yok 

Sunuldi namesi yarin duruldu varhk defteri 
Kinldi namus sisesi bu yolda se<pme sansim yok 

Kazadir ba$ima qeldi beni senden ciida kildi 
Diyar-i aurbete saldi acep halim sorarim yok 

Kazadir basima geldi beni senden ayn kildi 
Gurbet diyannda saldi acep halimi sorarim yok 

Riyaz-i mulk-i Subhant qdnQI mulki anar am 
Demadem yanmada cam cihanda qulizanm yok 

Subhanin mulk bahcesini gonul mulku anar 

Zaman zaman gonul yanmada cihanda gul bahcem de yok 

ilahf vine hasretde hazan-i nar-i firkatde 
Koma Misri'yi aurbette efendim iktidanm yok 

ilahT yine hasretde solgun aynhk atesinde 
Koyma Misri'yi gurbette efendim iktidanm yok 



881 (UmmTSinan, Antalya), s. 134 



404 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



i*) K 

106 



7+7=14 

Hak yolunun rehberi nefesidir Kamilin, 
Dil tahtimn serveri nefesidir Kamilin. 

Nefsini mat eyleyen def-i memat eyleyen, 

Nefh-i hayat eyleyen nefesidir Kamilin. 
isteyii git Ademi Ademde bul Ademi, 
Sirr-i "nefahtii" dem-i nefesidir kamilin. 

Sure-i Necm-i oku gel anla vahy-i Hakk'i, 

Bilesin sen ol mantiki nefesidir Kamilin. 
Ruhu'l-kudus demini Ademde iste am, 
Ol imis gonlun cam nefesidir Kamilin. 

Maye-i zat denilen feyz-i necat denilen, 

Ab-i hayat denilen nefesidir Kamilin. 
Diri kilan tenleri zinde eden canlari, 
Kaldiran olenleri nefesidir Kamilin. 

Mevtaya etse nefes her yandan gelse ses, 

Hasr eden ey hak-sinas nefesidir Kamilin. 
Niyazt'yi can eden zerresini kan eden, 
Katrestn umman eden nefesidir Kamilin. 

Hak yolunun rehberi nefesidir s&2 Kamilin, 
Dil tahtimn serveri nefesidir Kamilin. 

Hak yolunun rehberi nefesidir Kamilin, 
Dil tahtimn onderi nefesidir Kamilin. 

Turn eski dillerde, nefes icin kullanilan kelime ile ruh veya can icin kul- 
lanilan kelimeler aynidir. Latince'de "spirare" nefes almak, "spiritus" ruh 
demektir. Ayni koku, "inspiration" kelimesinde de bulabiliriz. Bu kelime- 
nin anlami can katmak, ilham vermektir ve nefes almak, iceri almak ile 
aynlamaz bir bicimde baglantihdir. 

Yunanca'da, "psyche" kelimesi hem nefes hem de ruh anlamina gelir. 
Hintce'de, "atman" kelimesi vardir ve Almanca'daki "atmen" (nefes al- 
mak) sozcugu ile akraba oldugu kolayca anlasilmaktadir. 

Yine Hintce'de, evrimini tamamlayarak butunluge ulasmis insanlara 
"Mahatma" denir ve "biiyiik ruh" ya da "biiyiik nefes" demektir. Hint 



Yalmz bir nushada "Nefsi duriir" yazilmi§tir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 405 



ogretisinden, nefesin, Hintlilerin "prana" olarak adlandirdiklan, gergek 
yasam gikunun tasiyicisi oldugunu ogreniyoruz. 

Bu tarifler bize, maddT bedenimize, yani bidmsel goruntuye yaratih§- 
tan kaynaklanan bir seyin, ilahT nefesin uflendigini gok guzel bir sekilde 
gosterir. Bu noktada nefesin sirnna oldukga yakmlasinz. Nefes, bize ait 
degildir, ama yine de bizimdir. Nefes, bizim idmizde degildir, tersine biz 
nefesin idnde yasanz. Nefes aracihgiyla, bir yonuyle yaratan, bir yonuyle 
sekil olan bir seyle surekli baglanti kuranz. Nefes, metafizik boyutla olan 
bu baglantimizin kopmamasini saglar (metafizigin kelime anlami "doga- 
nin otesinde olan"dir). Bizler, nefesin igindeyken, kuguk sinirh varolusu- 
muzun gok otesine uzanan bir rahim yataginda yasiyor gibiyizdir. Burasi, 
yasamin kendisi, insanin agklayamadigi, tanimlayamadigi son ve buyuk 
sirdir. insan bu sirn ancak, kendini ona agarak ve onu kendi iginden akita- 
rak ogrenebilir. Nefes, bu yasamin bize dogru aktigi gobek bagidir ve bu 
baglantiyi korumamizi saglar. 

Nefesin anlami, insanin kendini kapatmasini, "ben"in sinirlannin ge- 
gilmez hale gelmesini onlemektir. Nefes, kendini egosuna hapsedenleri, 
"ben-olmayan (dis varhk)" ile baglantida kalmaya zorlar. Boylece dusma- 
nimizin soludugu havayla ayni havayi i?imize gektigimizi anlanz. Hayvan- 
lar bitkiler ayni havayi solurlar. Nefes bizim "her §ey" ile surekli baglan- 
timizi saglar ve istesek de, istemesek de hepimizi birbirimize ve (Allah 
Teala'ya) baglar. Sonug olarak nefes, "temas" ve "ili§ki" ile ilgilidir. 883 

insanin nefsi ve nefesi yani ruhu tevhid yoluna delildir, gunku Kamilin 
ruhu ahadiyyetin ve zatin mazhandir. Nefes olmez, bir yerden bir yere 
intikal eder. 

Nefsini mat eyleyen def-i memat eyleyen, 
Nefh-i hayat eyleyen nefesidir Kamilin. 

Nefsini olduren olumu def eden, 
Ufurusu hayat veren nefesidir Kamilin. 

isteyii git Ademi Ademde but Ademi, 
Sirr-i "nefahtu" dem-i nefesidir kamilin. 

isteyi git Ademi Ademde bul Ademi, 
Sirr-i "nefahtu" dem-i nefesidir kamilin. 

"Ademi Ademde bul", yani her gordugun Adem degildir velakin Adem 
AdemTlerin igindedir. Hazreti Adem aleyhisselamin cesedi: 



883 (DAHLKE, 2002), s.123 



406 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



^jj^U-aJ \y*>[^-jj ( y' 'uivJU^j'Cj— \'i\» "Ona $ekil verdigim ve ona ru- 

humdan ufledigim zaman, siz hemen onun igin secdeye kapanm!" ZSA ayeti 
mucibince kahbi, yani cesedinin tesviyesi kemal bulunca ruh oldu, cunku 
istidadi tarn oldu. Adem aleyhisselamin istidadi boylece tam olunca da ruh 
tecellTolundu. 

Buradan "buyuk insan" ile "buyuk adam" arasindaki farkin meydana 
giktigini ifadeyle buyuk insanin manevT varhgini gelistirerek insanhgi ken- 
di nefsinde feda ederek gergeklesen insan oldugunu, belirtir. Buyuk in- 
san, iman yaratisi kudreti ile gelisen insanhgin semboludur, Peygamber- 
ler, veliler, hakimler, kahramanlar, buyuk fikir ve ideal sahsiyetler gibi. 
"Buyuk adam", iman gucunden mahrum olmakla beraber tabiat gugleri- 
nin, iggudulerinin, zeka ve kurnazhginin, kaba enerjinin kudreti ile basan, 
kazanmis insandir. Tarihi buyuk insanlar gelistirir. Buyuk adamlar, insan- 
hgin uzerinden gegen firtinalar, kasirgalar gibidir. Kutleleri yerinden oy- 
natir, iradeleriyle olaylara hukmeder gorunurler. Fakat kasirga gegince 
her sey eski haline doner; yalniz onlann tamiri gok gug olan tahribatlan 
kahr. Eger tarih boyunca insanhk askin varhktan aldigi kuvvetle fasilasiz 
buyuk insanlan yitirmemis olsaydi, bu ikincilerin tahribatlanni duzeltmek 
imkansiz olurdu. 885 

"Zatin nuru sifatlarm nurudur." Yani gorunuste farkh olsalar da, 
suphesiz zatin nuru sifatlarm nurudur. Hakikatte onlar tektir, birlesiktir. 
f^unku sifatlarm nuru, zatin nurunun aksidir; ayin nuru gibi. §uphesiz ayin 
nuru gunesin nurundan istifade etmistir. O hakikattir, ancak gorunmek 
bakimindan aydinhktir ve isiklar, kuvvet ve zaaf bakimindan farkhhk arz 
etmistir. Ruhun nuruyla beraber kalbin nuru, arsin nuru, kursinin nuru 
O'nun benzeridir. §uphesiz ars, ruh gibi basitlige en yakindir. Ayni sekilde 
insani ruhla birlikte hayvani ruh da O'nun benzeridir. §uphesiz o, hayvani 
ruh, insani ruhun isiklanndan bir isiktir. Cibril'in nefesinden isa ve Mer- 
yem'in nefsinde hasil olan sifatlarm nuru da, ayni sekilde O'nun benzeri- 
dir. Buradaki nefes, Hakk'in vasitah nefhasidir. Allah onu kendi nefsine 
izafe etmistir. 

"Ona ruhumuzdan nefha ufledik." 886 Bu nefhanin batmi, zati hayati 
ortaya gikarir; zahiri de sifati hayati ortaya gikanr. Sonra da sifati hayat- 
tan baska, bir hayat insa edilir ki, o da hayvani ruhun eseridir. Bunlar ug 



Hicr, 29 

885 (SANAY, 1986), s. 91: Felsefeye Giris, 2. kitap, s. 27 

886 Enbiya, 91 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 407 



tane ruhtur. 



887 



Sure-i Necm-i oku gel anla vahy-i Hakk'i, 
Bilesin sen ol mantiki nefesidir Kamilin. 

Necm Sure'sini oku gel anla vahy-i Hakk'i, 
Bilesin sen ol soylesi nefesidir Kamilin. 

Hz. Muhyiddin-i Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz "Meleklerin Ruh 
aleminden Madd? Alemine inisi" 888 insan hakkinda indirilen Necm sure- 
sindeki, anlamlann ve nedenlerin, yuce Rasulullah sallallah u aleyhi ve 
sellemin o ulvi menzillere nasil eristigini, Necm suresinin, ayetlerini tek 
tek okuyarak, cevaplanni, ayni anlam ve esranni aciklamis ve buyurmus- 
tur ki: 

"$ijphe yoktur ki ben ayetleri ilahi tarti ve olgiiyii asmadan okuyup 
cevap verecegimden, keyfiyet ve mahiyet itibariyle Allah Teala katmda 
sorumlu tutulmayacagim." 

Necm suresinin tilavetini sizlere iki turlu okunusunun aciklamasi. 

1- ilahi hitab dili ile 

2- insani hitab dili ile 

ilahi konusma dili ile soyledir: 





Ayet 


Manasi 


Hz. Muhyiddin-i 
ArabT'nin bu 
ayete cevabi 


Cevabin anlami 


1 


jfjjb liLj^slfj 


Batmakta olan 
yildiza and olsun ki, 


fi kalbin taarra 
anil heva 


Ba§ibo§luktan uzak 
bir kalpte gikinca 


2 




Arkada$iniz (Mu- 
hammed) sapma- 
mi§ ve azmami}tir. 


Ve lakin §eribe 
ferteva 


Fakat o doyuncaya 
kadar icti, susuzlugu- 
nu giderdi. 


3 


J£\tf$a*&J 


0, hevadan (kendi 
istek, du$unce ve 
tutkularina gore) 
konu$maz. 


Li hurucihi an 
kiirrctil hava 


Basi 

bo5luktanuzakla$ip, 
giktigi icin, aniamsiz 
konusmaz 



(CETiN, 1999), s.132; (BURSEVi), v.H9a, 84. Varidat 

Muhyiddin-i Arab? trc Salaheddin ALPAY Meleklerin Ruh aleminden MaddT 
Alemine inisi - istanbul : Esma, 1996. 



408 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



4 




Onun konusmasi 
ancak, bildirilen bir 
vahy iledir. 


Enzelnahii aley- 
hi bila vasilaten 
kesfen ve 
telvihan 


Biz ona haynmizi 
agiklikla aracisiz bil- 
dirdik 


5 


(Jfjill Jo Jv -i <ulp 


Bu vahyi O'na mut- 
his gucleri olan 
Cebrail bgretti. 


Bi Hadretil istiva 


Yucelere yukselmis 
olanin huzurunda 
ona ogretildi 


6 


' ' > 

(^l»\ijj<ji 


(Ki o) akil ve goru- 
sunde kuwetii (bir 
melekjdir. Hemen 
(gercek meleklik 
sekliyle) dogruldu. 


Bima eyyedehii 
bihi minel kuva 


Ona yeterli gug ve 
yetkiyi vermi§ oldu. 


7 


j£\$\y>j 


Ve o en yuksek 
ufukta idi 


Aleyhi meratib 
ruhaniyyctiil Ula 


Uzerinde ruhani ulu 
mertebeler tasiyor- 
du. 


8 


^JxiVi'Jl 


Sonra yaklasmis ve 
inmistir. 


Alel makamil 
Eceli 


Miihlet ve ecel ma- 
kamma sarkmis oldu. 


9 




Onunia arasindaki 
mesafe, iki yay 
kadar, yahut daha 
az kaldi. 


Minel makamil 
Esna halfe 
hicabil izzetil 
ahmer 


giidii kirmizi ortu 
gerisindeki ululuk 
makamina yakla§mis- 
ti. 


10 




da kuluna 
vahyetmek istedigi 
herseyi vahyetti. 


Fema emsa 
aleyhi yevmin 
ve la adha 


Bu yolculugun uze- 
rinden ne bir akjam 
ve ne de bir gun 
gegmisti. 


11 




Gozun gordugune 
kalp yalan demedi. 


Min hiisnii riiya 


Cunkii gordukleri 
unutulmayacak kadar 
guzeldi 


12 




Ey inkarcilar! Onun 
gordugu sey hak- 
kinda kendisi He 
tartisir mismiz? 


Ve hiive bi 
haysii la yera 


Gormedigine gore mi 
boyle davramyorsu- 
nuz? 


13 




0, Cebrail 7 bir bas- 
ka inisinde de gbr- 
mustu. 


Inde-s'sayhatiil 
kiibra 


Biiyiik gaginjmda 
dahi. 


14 


j-^Jia jJ^m XS" 


En uctaki agacin 
(Sidret- ul Munte- 
ha'nm) yanmda. 


Miistakallil 
Hiisni vel, Beha 


Paha bigilmez kararli 
bir giizellik idnde idi. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 409 



15 




/<■/ Cennetu'l- Me'va 
onun yanmdadir. 


El mahfufeti bil 
Belva Hadret 
irtifail sekva el 
miinteceti 
linnecva 


cennet ki bela ve 
zahmetlerle cevrilmis 
Allah'a yapilan sjka- 
yetlerin sonug verdigi 
yerdir. 


16 




dem ki Sidre'yi bir 
feyiz sanyor, sardik- 
ga sanyordu... 


Feya dimul 
Basiru ye 
yazhariil Agsa 


Goreni kor eder, 
gormeyenin gozunu 
agar. 


17 




Muhammed'in gozu 
ne yana kaydi ve ne 
de bteye gegti 


Ve lev taga la 
sefil, velev zaga 
ma irtaka 


Kaymi§ olsaydi, ani- 
den algalirdi. Bu ulu 
makama gikmamis, 

l J 889 

olurdu. 



Hz. Muhyiddin-i Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-azizin Simdi aciklanan 
ayetlerin cismanT insanT ruhanT bir sekilde aciklamasini su sekilde yapmakta- 
dir. iyi anlamak gerekir. 





Ayet 


Manasi 


Cismani insani ruhani bir sekil- 
de anlamlan 


1 


Ji* W^j 


Batmakta olan yildiza 
and olsun ki. 


insanm tasjmakta oldugu gizlilikle- 
rin kemale gelmesi igin Rabbani bir 
makam ve yerde gergekle§ecegi 


2 




Arkada$iniz (Muham- 
med) sapmamif ve az- 
mamiftir. 


Dostunuzun istegi dogrulandi, 
sevgiliye erisildi. 


3 




O, hevadan (kendi istek, 
diifiince ve tutkulanna 
gore) konu$maz. 


bosuna rastgele konu§maz, zira 
o telifden, terkibden, tertibden, 
tedbir-den uzak ve temizdir. 


4 




Onun konufmasi ancak, 
bildirilen bir vahy iledir. 


Nasil ki gaybe inanan bir kimseye 
ilahi gizliligi kalb yolu ile elde etmis 
diyorsak, bu ayetteki anlamda 
Allah'dan Rabbe anlamina gelir. 


5 


ijy&\ Jo jJm <u)iP 


Bu vahyi O'na miithi} 
giigleri olan Cebrail 
ogretti. 


Onun gikabildigi ve erisebilecegi en 
list kat anlamindadir. 



(Muhyiddin-i Arab?, 1996), s. 155-156 



410 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



6 


j£-*\iij>js 


flW oj ofci/ i/e goriifiinde 
kuvvetli (bir melekfdir. 
Hemen (gergek meleklik 
§ekliyle) dogruldu. 


Gogiin en yuksek katinda bulunan, 
Cebbar, Kahhar olan en guclii 
varhgm yanma vardigi anlamma 
gelir. 


7 


jk$k^t 


Ve o en yiiksek ufukta 
idi 


Onun izlerini tasiyan gok katimn 
iistunde oldugu anlamma gelir. 


8 


JfjCitijv 


Sonra yakla$mi$ ve 
inmiftir. 


ilahi varhk kendini ona gosterdigi 
vakit, o zaten sevgilisine yaklasmi§ 
ve sokulmustu.. 


9 




Onunla arasindaki me- 
safe, iki yay kadar yahut 
daha az kaldi. 


Aralanndaki uzakhk, ajagida bulu- 
nan insandaki atar damara yakinh- 
gi gibi biryakmhk bulunuyordu. 


10 




O da kuluna vahyetmek 
istedigi her $eyi 
vahyetti. 


Otururken menfaatlanyla basba§a 
ozgiir kahnca, bu nedenlerle uyku- 
sundan kalkmis oldu. 


11 


^0 


Goziin gordugiine kalp 
yalan demedi. 


Bu cumledeki ilk kisim ilahi izler 
toplulugu ikinci kismi da Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin gor- 
dugu insani gergeklerdir 


12 




Ey inkarcilar! Onun 
gordugu $ey hakkinda 
kendisi He tartifir misi- 
niz? 


Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin gordiiklerinin gercek 
oldugudur. 


13 




O, Cebrail'i bir ba$ka 
inifinde de gormtiftu. 


Hig bir kimsenin gbrmedigini o 
ikinci kez gormustur 


14 




En uftaki agacm (Sidret- 
01 Miinteha'nin) yanm- 
da. 


Sonsuzlugu olmayanm huzurunda 
bulunmasidir. 


15 




Ki Cennetii'l- Me'va 
onun yanmdadir. 


Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin o ulu duzeye vardigi an- 
lamma gelir. (0 duzeye gktigimn 
isbati da, Allah'm yambasinda 
bulunan cenneti gormus olmasi- 
dir). 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 411 



16 


3j Ju*j\ jJLw 31 


O dem W Sidre'yi bir 
feyiz sariyor, sardikfa 
sanyordu... 


Bu da ogle ve yatsi zamanlanndaki 
durumdur. Bu anlamda (sidreyi 
neler ortmujtu neler) anlamindan 
gikmaktadir. 


17 




Muhammed'in gozii ne 
yana kaydi ve ne de 
oteye gegti 


Efendimizin gozlerininin biryere 
kaymamami§ olmasi Rabbinin 
bulundugu diizeye varmij olma- 
sindandir. 



Ruhu'l-kudus demini Ademde iste am. 
Of imi$ qonlun cam nefesidir Kamilin. 

Ruhu'l-kudus solugunu Adem'de iste, 
O imis gonlun cam nefesidir Kamilin. 

Ruh-ul-Kuds: 

1. Cebrail aleyhisselam. 

2. Allah Teala'nin Isa aleyhisselama ihsan ettigi kudret, kuvvet. 

3. Hiristiyanhktaki teslis (uclu tann) inancinda, baba-ogul unsurlanndan 
tureyen ucuncu unsur. 

4. ism-i azam. 

5. incil. 

6. Allah Teala'nin hayat verici, koruyucu manasma gelen sifatlan. 

Maye-i zat denilen feyz-i necat denilen, 
Ab-i hayat denilen nefesidir Kamilin. 

Zatin ozu denilen, kurtulus feyzi denilen, 
Olumsuzluk suyu denilen nefesidir Kamilin. 

Diri kilan tenleri zinde eden canlan, 
Kaldiran olenleri nefesidir Kamilin. 

Diri kilan tenleri zinde eden canlan, 
Kaldiran olenleri nefesidir Kamilin. 

Mevtaya etse nefes her yandan gelse ses, 
Hasr eden ev hak-sinas nefesidir Kamilin. 

Oluye etse nefes her yandan gelse ses, 
Ey kesf eden Hakk-i bilen nefesidir Kamilin. 



(Muhyiddin-i Arab?, 1996), s. 159 



412 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Niyazf'yi can eden zerresini kan eden, 
Katrestn umman eden nefesidir Kamilin. 

NiyazT'yi can eden zerresini kan eden, 
Katresin derya eden nefesidir Kamilin. 



TAHMIS-IAZBI 

Pasli dilin envdri nefsi diirur 891 Kamilin 
Evliydnin Hakk sim nefsi durur Kamilin 
iki cihdn dilberi nefsi durur Kamilin 
Hak yolunun rehberi nefsi diirur 892 Kamilin, 
Dil tahtmm serveri nefsi diirur Kamilin. 

Arzi niydz oldu gun kalb? kusad eyleyen 
Muskunu hal eder nefsi necdt eyleyen 
Sozii mezad 893 eyleyen sirri kesad 894 eyleyen 
Nefsini mat eyleyen def-i memat eyleyen, 
Nefh-i hayat eyleyen nefsi durur Kamilin. 
Bona lebin 895 zemzemi sonuna bulam hos demi 
Bildin ise alemi eyle mudam 896 dlemi 
Canla f eh met demi dsikm ol mahremi 
isteyii git Ademi Ademde bul Ademi, 
Sirr-i "nefahtii" dem-i nefsi diirur kamilin. 

Asik isen ask ilefehm ede gor mutlaki 
Secdeye yuz verde sen kara He at aki 
Bulbul isen gel saki sure-i Necm-i oku 
Sure-i Necm-i oku gel anla vahy-i Hakk'i, 
Bilesin sen ol mantiki nefsi diirur Kamilin. 
Gormiyemmi ben beni oldure bu ar beni 
Kulhdn edem meskeni td ki bulam gulseni 
Hakk \iere anda seni mahv ola md-i meni 897 
Ruhu'l-kudiis demini Ademde iste am, 
Ol imis gonliin cam nefsi diirur Kamilin. 



Diirur: inmek. Akmak, seyelan 

AzbT Baba kaddese'llahii sirrahu'l aztz "nefesidir" yerine "nefsi durur" kulamistir. 

Mezad: Artirma ile yapilan sati§. Tuluk, dagarcik. 

Kesad: Ah§ veri§ durgunlugu. Kithk. Eksiklik. Verimsizlik. 

Leb: f. Dudak. §efe. Kenar. Sahil. Kiyi. 

Mudam: Devam eden. Surekli. Daim ve baki olan 

Ma-i Meni: Erkek veya disjnin bel suyu. D6I suyu. Nutfe. Sperma 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 413 



Ayn-i cihat eyleyen iste bu zat eyleyen 
Ayn-i sifat eyleyen sonra memat eyleyen 
Nefsini at 898 eyleyen cismini ayat eyleyen 
Maye-i zat denilen feyz-i necat denilen, 
Ab-i hayat denilen nefsi diirur Kamilin. 

Sidk He gelenleri hizmeti olanlan 

Dilberi bulanlan ask lie dolanlan 

Unuta hep kinleri gostere Hakk fenleri 

Diri kilan tenleri zinde eden canlan, 

Kaldiran olenleri nefsi diirur Kamilin. 

Derdlere derman eden AzbVye ihsan eden 
Derd He hayran eden ask He devran eden 
Aleme sultan olur cehlini irfan eden 
Niyazt'yi can eden zerresini kan eden, 
Katrestn umman eden nefsi diirur Kamilin. 



898 . . 

Hayvan 



414 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



107 

Vezin: Mef'ulu Mefa'ilu Mefa'Tlu fe'ulun 

Ey bulbul-u seyda yine efgana mi geldin, 
Azm-i gul edip zanyla giryana mi geldin. 

Pervane gibi atese daim can atarsm, 

Evvelde bu ask oduna sen yana mi geldin. 
Yagmur gibi yagarsa beta sen bas agarsm, 
Can vermege dost yoluna kurbana mi geldin. 

Her sey calisir bir sifati eyleye ma'mur, 

Sen ciimle sifat ilini virana mi geldin 
Vech-i ahadiyyet ki su esyada gorunmus, 
Bu kesrette ancak am seyrana mi geldin. 

Bir kimse senin olmadi hie razma mahrem, 

Bilmem bu cihan igin yekdane mi geldin. 
Bu hasta Niyazt'ye sifa remzin edersin, 
Derde dusenin derdine dermane mi geldin. 

Ey bulbul-u seyda vine efgana mi geldin, 
Azm-i qui edip zanyla giryana mi geldin. 

Ey a§ik bulbul yine feryada mi geldin, 
Gul'e kavu§mak acisiyla giryana mi geldin. 

Gul, tasavvufta kesret ise de, bunun yaninda bazen Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemi de hatirlatir. Ma§ukun gul cemaline i§tiyak 
duyan a§ik, derdini teskin etmek igin bahgeyi tema§a ederken gulu go- 
runce sevgiliye olan hasreti daha da artmakta ve gozlerinden inci misali 
ya§lar sagmaktadir. 899 

Gul mevsimi devr-i MuhammedT olduguna gore bu maddeden 
tecerrud edip Hakk'a yakla§mak ancak islamiyet'le olur. 900 

Pervane gibi atese daim can atarsm, 
Evvelde bu a$k oduna sen yana mi geldin. 

Pervane gibi ate§e daima can atarsm, 
Evvelde bu ask atesine sen yane mi geldin. 



899 (SELCUK, Yil:9 Sayi: 25 Guz 2005, s.233-246) 

900 

a.g.e. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 415 



Yaqmur gibi yagarsa bela sen ba$ acarsin. 
Can vermeqe dost yoluna kurbana mi qeldin. 

Yagmur gibi yagarsa bela sen basini acarsin, 
Can vermege dost yoluna kurbana mi geldin. 

Her $ey cahsir bir sifati eyleye mq'mur. 
Sen ciimle sifqt ilini virana mi qeldin 

Her sey cahsir bir sifati ma'mur etmeye, 
Sen cumle sifat ilini virana mi geldin 

Vech-i ahadiyyet ki $u e$yada qorunmus, 
Bu kesrette ancak am seyrana mi qeldin. 

Birligin yuzu ki su esyada gorunmus, 

Bu goklukta sadece onu seyrana mi geldin. 

Bir kimse senin olmadi hie razma mqhrem, 
Bilmem bu cihan icin yekdane mi qeldin. 

Hig kimse olmadi senin sirnna mahrem, 

Bilmem bu cihan icin benzersiz olmaya mi geldin. 

Bu ha st a Niydzi'ye sifq remzin edersin, 
Derde dusenin derdine dermane mi qeldin. 

Bu hasta NiyazT'ye sifa isaret edersin, 
Derde dusenin derdine dermane mi geldin. 



TAHMIS-I AZBI 

Ey dil yine sen askla meydana mi geldin 
Terk eyleyuben cehlini irfana mi geldin 
Vechini gorup sidk He imana mi geldin 
Ey bulbul-u seyda yine efgana mi geldin, 
Azm-i gill edip zariyla giryana mi geldin. 

Medh eylemedin kendini hep halka satarsin 
Sen kendi ozunu cehlile arif mi tutarsm 
Derde ehline derman diye sen dert mi katarsin 
Pervdne gibi atese daim can qtqrsm, 
Evvelde bu ask oduna sen yana mi geldin. 



416 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Sen kendini anka sanuben yuksek ugarsin 
Bi-ma'na 901 yere gdrdun ki dogru tutarsin 
Ta bdyle acep teslim olup sdyle n'dersin 
Yagmur gibi yagarsa beta sen bas agarsin, 
Can vermege dost yoluna kurbana mi geldin. 

Demidir denirse nola ask hevd sazma tanbur 
Bir zerre ki mirdti Hakk'a oldu ayan nur 
Bu sirri sana remzle gun kesfede santur 902 
Her sey gahsir bir sifati eyleye ma'mur, 
Sen cumle sifat ilini virana mi geldin 
Her arisen edd suret leyld'da gorunmus 
Cun dsk-i Hudd lucce-i 903 derydda gorunmus 
Aksi guzelin ayine-ves ma'da 904 gorunmus 
Vech-i ahadiyyet ki su esyada gorunmus, 
Bu kesrette ancak am seyrana mi geldin. 

Bir yuzde naksi gorune bu diem ve ddem 
Ebkem olur ashab-i edepfehmiyle her dem 
Dildari seven epsem 905 olur sirr lie ebkem 906 
Bir kimse senin olmadi nig razma mahrem, 
Bilmem bu cihan igin yekdane mi geldin. 
Layik mi sana Hakk'a niza' remzin edersin 
Bakaydi Hakk'a gunku fend remzin edersin 
Azbikuluna kulli vefd remzin edersin 
Bu hasta Niyazt'ye sifa remzin edersin, 
Derde diisenin derdine dermane mi geldin. 



901 .„ 

Manasiz 

Santur: §arkici, tilavetle okuyan kimse; kilise korosunda bas okuyucu. Kanuna 
benzeyen telli galgi 

Liicc(e): Engin sular. Gtimus. Ayna. Kalabahk cemaat. 

Suda 

Epsem/epseraiSuskung 

Ebkem: (Bukm. den) Dilsiz. Konusamiyan. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 417 



108 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Kostebektir kostebektir kostebek, 
Ol munafiklar veztr olsun ya bek. 

Kafirin yeri cehennemdir veli, 

Derk-i esfelde munafik oldu sek. 
Hem sirat iizre gegen mu'minleri, 
$asirandan dagdaki hmzir da yek. 

Nushuna gifaide diyenlere, 

Ger nasihat eylesen ta hasre dek. 
Eylemez Deccal'a tesir eylemez, 
Kilferagat anlara gekme emek.. 

Menn u selvayi Yahudt istemez, 

istedigi ya basal, ya mercimek. 
Sukkeri olan giddy i neylesin, 
Akh fikri cezp eder tuzlu semek. 

Ustuvayi ars-i ser'i istemez, 

(Ungene guidon kara gadir gerek, 
Qeng'min gengi ana Kur'an yeter, 
Can ma kelb urdugu nan u nemek.. 

Dogru yoldan tasra gitme Misriya, 

Enbiya gekti bu derdi sen de gek. 
Can Kitab-ullah durur "hablii'l-metin", 
Pek yapis bu urvet-ul viiska'ya pek. 

Kostebektir kostebektir kostebek, 
Ol munafiklar veztr olsun ya bek. 

Kostebektir kostebektir kostebek, 
01 munafiklar veztr olsun ya piyon. 

Nifak, nafika kelimesinden turemistir. Nafika, kostebek deligine verilen 
addir. 

Kostebegin yuvasinin iki kapisi vardir. Kapilann birinden girerken, obu- 
runden gikar. Kostebek, gikacagi bu kapiyi, basiyla vurup disan gikmasina 
imkan verecek sekilde ince tutar ve bunu da baskasi sezemez. Kendisini teh- 
dit eden tehlike, asikar ve belli olan giris kapisi istikametinden gelince, he- 
men sakh tuttugu bu dayaniksiz kapidan disan gikar. Kagmak igin yaptigi bu 
ikinci kapiya nafika denir. Munafik, birtarafiyla dine girerken, daima kendisi 
igin sakladigi diger yonden de ondan gikar. iginden inanmadigi halde, inani- 
yor gozuken birine munafik denilmistir; gunku kufrunu orter, gizler. Boylece 



418 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



sirf zahin lafiz ve kimildanislarla islam'in icine girip bu aldatici gosteris icinde 
kufrunu gizledigi icin, bir tunele giren ve onun icinde gizlenen kostebege 
benzetilir. Kalbinde nifak hastahgi olanlar, kostebekler gibi yer alti faaliyetle- 
rinde bulunmayi meslek edinmislerdir. Munafik, girdigi kapinin disinda tipki 
kostebek gibi aksi bir taraftan kacis yolu bulur, dinden cikar. Nitekim 
munafiklarla ilgili su ayet-i kerime bu durumu acikca ortaya koyuyor: 

"Eger sigmacak bir yer, veya (barmacak) magaralar, yahut (sokulabile- 
cek) bir delik bulsalardi; ko§arak o tarafa yonelip giderlerdi." 907 

Uc defa kostebek buyrulmasi sebebi sudur; Yani fail-i hakikTyi gormez. 
Efal kimin oldugunu bilmez, sifat kimin oldugunu bilmez, vucud kimin oldu- 
gunu bilmez. Munafik da oyledir ve mahcubtur, Efal, sifat, zat Hakk'in ol- 
duguna vakif degildir demektir. 

Kafirin yeri cehennemdir veli, 
Derk-i esfelde munafik oldu sek. 

Veli kafirin yeri cehennemdir, 

Cehennemin en asagi yeri munafik oldu sek 908 . 

Nifak-Miinafik 

Nifak: ne-fe-ka kokunden turemistir. Nefeka kelimesi: Esyaya ragbeti ol- 
mak, tukenmek, azalmak, ruhu cikmak, olmek, tunel, tarla faresinin (koste- 
bek) deliginden cikip girmesi gibi anlamlara gelir. infak kelimesinin de ture- 
digi nefeka kelimesinin bitmek, tukenmek, azalmak ve olmek anlamlanndan 
yola cikarak; munafiklann bitmisligini, tukenmisligini, imanda azalmayi ve 
olu bir kalbe sahip oluslanni ifade icin bu kelime secilmis olmahdir. Munafik, 
nifak kelimesinin ism-i failidir; yani nifak yapan, nifak sahibi demektir. 

Istilah (terim) anlami ise, bazi sebepler yuzunden islam'a girip zahiren 
musluman gorunmek, icten ice ise kafirligini gizlemektir. Yani distan 
musluman gozukup icinden inane ve dusunce olarak kufurde olmaktir. Bu 
tanim ve yargi, icinde gizledigi sey, iman esaslanna ait bir inkar ve yalanlama 
olan, itikadT munafikhk icindir; bu kimse, halis munafiktir. Eger icinde gizle- 
digi sey, islam inane esaslannin inkannin disinda baska bir husus ise, yani 
sadece amelle ilgili nifak alametlerine sahip ise, o ancak, Allah Teala'ya karsi 
islenmis birgunah olur. 

islam toplumunu felc eden ve muminlerin amansiz dusmam olan muna- 
fiklann vasiflan iyi bilinmelidir. Nifak hareketi; Medine'de, islam devleti ku- 
rulduktan sonra baslamistir. islam'in Mekke doneminde munafik yoktur. 
Medine Donemi ve topraklar genisleyince ve diger milletlerin kansmasi ile 



907 Tevbe,57 

Sek: Katran; Su veya ba§ka sivi katilmami§ icki. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 419 



gizli menfaatler varhgi nifak ve munafigin cikisini kolaylastirmistir. Munafik 
tarih boyunca da bulunmus ve bulunacaktir. 

"Dogrusu munafiklar, cehennemin en alt tabakasmdadirlar. Onlan 
(kurtarmaya) bir yardimci da bulamayacaksm." 909 

Hem sirat uzre gecen mu'minleri, 
Sasirandan dagdaki hmzir da yek. 

Hem sirat uzre gecen mu'minleri, 
§a§iran dagdaki hinzir da bir. 

Nushuna ci faide diyenlere, 

Ger nasihat eylesen ta ha$re dek. 

Nasihatinda ne fayde diyenlere, 
Ger nasihat eylesen ta hasre dek. 

Eylemez Deccal'a tesir eylemez, 
Kil feraqat anlara cekme emek.. 

Eylemez Deccal'a tesir eylemez, 
Kil feragat onlara cekme emek.. 

Menn u selvayi Yahudi istemez, 
istediai ya basal, ya mercimek. 

Kudret helvasi ve bildircin etini YahudT istemez, 
istedigi ya sogan, ya mercimek. 

"E y israilogullan! Sizi muhakkak ki, dusmanmizdan halas ettik ve si- 
ze Tur'un sag tarafmi vaadettik ve sizin uzerinize kudret helvasiyla bil- 
dircin indirdik." 910 israilogullan ise "Ey Musa! Bir cesit yemege daya- 
namayacagiz, bizim icin Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdigi sebze, hi- 
yar, sanmsak, mercimek ve sogan yetistirsin» demistiniz de, "Hayirli 
olani daha diisuk seyle mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin, sup- 
hesiz orada istediginiz vardir" demisti. Onlara yoksulluk ve duskunluk 
damgasi vuruldu, Allah' in gazabma ugradilar. Bu, Allah' in ayetlerini in- 
kar etmeleri ve haksiz yere peygamberleri oldurmelerindendi; bu, karsi 
gelmeleri ve taskmlik yapmalanndandi. 911 

Elmalih Muhammed Hamdi Yazir diyor ki: 

"Ve hani siz, verilen nimetlerin kadrini bilmeyerek, sukru ve itaati bir 



909 Nisa, 145 
910 Taha\80 
911 Bakara, 61 



420 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



yana birakarak, terbiyesizlik edip de demistiniz ki; ey Musa! Biz tek cesit 
yemege artik katiyyen katlanamayacagiz. Yeter artik, her gun bildircin eti 
ve kudret helvasi yemekten biktik, usandik, binaenaleyh Rabbine dua et 
de bize topragin bitirdigi seylerden; yetistirdigi sebzelerden, kabak, hiyar, 
sarmisak, mercimek ve soganindan cikanversin. Gerci tekduzeligin, insan 
istekleri uzerinde az cok sikici bir tesiri vardir. Ve buna karsi cesitlilik iste- 
ginde bulunmakta esasen bir gunah da yoktur. Fakat bunu yaparken, bir 
taraftan eldeki nimetin yoklugu zamaninda cekilen acilan unutmamak, 
diger taraftan da yuce bir ruh haliyle ve temiz bir kalble hareket edip §uk- 
ru artirmak ve daha onemlisi, bedenin istek ve ihtiyaglanna kapihp edep 
ve terbiye disina cikmadan hareket etmek icap eder. Onlann da "Rabbi- 
mize dua et" diyecek yerde, edepsizce "Rabbine dua et" diye imansizhk 
eseri gostermemeleri gerekirdi. israilogullannin bu isteginde, §uphesiz 
gocebelikten kurtulup, yerlesik hayata, §ehir hayatina gecmek arzusu 
vardi. Fakat bu arzu, egitim, ilim ve ibadet gibi yuksek bir maksat ve he- 
defe degil, bildircin ve kudret helvasi yerine sogan ve sarmisak yiyebil- 
mek igin bayagi bir maksada dayaniyordu. Bunda da vaktiyle Misir'da ya- 
sadiklan sefil hayata istek ve adeta hasret gibi bir maksat yatiyordu ki, bu 
da hurriyetin kadrini takdir edemeyip, kolelige talip olmak demekti. Bun- 
dan dolayi Hz. Musa cevaben soyle dedi: siz ustun ve hayirh bir nimeti 
daha asagi bir seyle degistirmek mi istiyorsunuz? Oyle ise haydi bir sehre 
veya bir kasabaya ininiz, oraya konunuz, o vakit size istediginiz vardir. Bu 
cevap, bir taraftan isteklerinin gabuklasmasina sebep olacak seyi goster- 
mekte ve nimete gidecek yolu bildirmekte, diger taraftan da yaptiklan 
kotu tercihin akibetinde ugrayacaklan fenahgi ifade etmektedir." 912 



Sukkeri plan gidayi neylesin, 
Akh fikri cezp eder tuzlu semek. 

§ekerli gidasi olan gidayi neylesin, 
Akh fikri cezp eder tuzlu bahk. 



913 

Ustuvayi ar$-i sen istemez, 
Cinqene culdan kara cadir gerek, 

Elmalih Muhammed Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'an Dili 

Ar§: Bag gardagi. * Golgelik. * Kursu, taht, yuce makam. En yuksek gok. Allahin 
kudret ve saltanatmin tecelli yeri. (Ar§ kainati kaplar. Allah'in kudreti ve ilmi de 
her§eyi kaplar.) * Fevkiyyet, ulviyyet. * Ar§-i Ala, Ar§-i Rahman, Ar§-i ilahi, Ar§-i Yez- 
dan, Felek-i Eflak, Felek-i Atlas, Felek-i Azam gibi isimlerle Cenab-i Hakkm izzet ve 
saltanatmdan kinaye olarak soylenir. 
5er'i: 5eriat, dunya 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 421 



$er'iat arsjnm direklerini istemez, 
Cingeneye culdan kara cadir gerek, 

Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmustur: "§erefd 
buydtekum vela tusrifu mesacidekum", yani "evlerinizi yuksek yapip seref- 
lendirin, zira boyle yaparsaniz ruhunuz ferahlar ve mescidlerinizi serefli 
(yuksek) yapmayin, aleak yapiniz, zira orasi Hakk'a ibadet olunacak yerdir." 

Cenqinin cenqi ana Kur'an yeter, 
Canina kelb urduau 914 nan u nemek.. 

Cenginin cengi ona Kur'an yeter, 
Canina kopek vurdugu ekmek ve tuz.. 

Ebu'l HarkanT kuddise sirruhu'l aziz demistir ki; 

"Eger bir kimse bir Hani okuyup bununla Hakk'i dilese, Kur'an-i Kerim'i 
okuyup Hakk'i dilememesinden iyidir." (Nefahatu'l Uns, a.g.e. 444) 
gingenenin sazh ve sozlu muhabbeti ona mutluluk veriyorsa bu onlann Allah 
Teala'yi bulmasi demektir. Allah Teala muhabbette zuhur eder. Bazilan veli- 
ler ilahiyi sazla okumustur. Bu konu hakkinda en guzel cevap belki su agik- 
lama olacaktir. 

§eyhu'l-islam Mustafa Sabri Efendi, Mevkifu'l-Akli ve'l-ilm adh eserin- 
de soyle bir kissa anlatmaktadir: 

"Ben, Anadolu vilayetlerinden buyuk bir vilayet olan Kayseri'de talebe 
iken, isittigime gore Hocam Divrikli Mehmed Emin Efendi ki, Kayserili Ha- 
ci Torun Efendi'nin damadi diye meshurdur. -Allah her ikisine de rahmet 
etsin-. §eyh Damad Halil Efendi adinda meshur ilim adamlanndan biri ka- 
labahk ilmT bir cemaat iginde 

"Onu ovgii He tesbih etmeyen hig bir varhk yoktur. Ama siz onlann 
tesbihlerini anlayamazsiniz" (isra, 44) ayetinde galgi aletleri ayetin ma- 
nasi igine nasil girebilirler?" diye bir soru sormustur. Damad Emin Efen- 
di'nin mantikta buyuk bilgisi vardi, soyle cevap vermistir: 

"Ayetteki kaziyye (onerme) umumtdir. Her varhk ki, var olusu sebe- 
biyle Allah Teala'yi tesbih eder ve boylece bu ayetin hukmune oyun 
aletleri de girer. Zira bunlar da mevcut varhk olmalari sebebiyle Allah 
Teala'yi tesbih ederler. Oyun aletlerinin insanlan Allah Teala'nm zikir- 
den ahkoymalan ve seriatm onu yasaklamasi sebebiyle asil maddeleri- 
nin Allah Teala'yi zikirden yoksun olmalari lazim gelmez." 

Mantik bilgisi sebebiyle hukum cikaran bu hikayeyi Misir'da kalabahk 



Urmak: Tiirkmence: garpmak, (Kur§un) atmak, vurmak 



422 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



ilmT bir topluluk iginde anlattim. Gereken ilgi ve alaka gosterilmedi. ihti- 
mal ki, bu ilgisizlik mantik ilminin Misir'da gerektigi gibi, takdir edilmeyi- 
sinden ve gaflette olanlann bu ilim aleyhinde bulunmasindandir. 915 

NiyazT-i MisrT, Canma kelb urdugu nan u nemek diyerek kizdiklan ise isle- 
ri gugleri yemek olan insanlardir. Yani bunlar hayvanT dusunceli insanlar 
diyor. Bir onceki misra muhabbete ve insaniyete, ikinci misra hayvaniyete 
isaret etmektedir. 

Dogru yoldan ta$ra qitme Misriya, 
Enbiya cekti bu derdi sen de cek. 

Ya MisrT dogru yoldan disan gitme, 
Enbiya gekti bu derdi sen de <pek. 

Haddi asmamanin gerekliligide burada aynca vurgulanarak, muhabbette 
de haddi asmaktan sakinma tavsiye ediliyor. 

Ciin Kitab-ullah durur "hablu'l-metin", 
Pek yapis bu urvet-ul vuska'ya pek. 

Cunku Kitab-ullah durur "saglam ip", 
Pekyapis bu saglam kulpa'a pek. 

"Urvetu'l- vuska" (sapasaglam bir kulp) demektir. 

"Kim butun benligiyle Allah Teala'ya teslim olursa ve aym zamanda 
dogru ve yararli islerde bulunursa o (Urvetu'l- Vuska) saglam bir kulba 
tutunmustur. Muhakkak ki, her seyin sonu Allah'adir" 916 

"Gergek su ki, dogruluk sapikhktan apagik ayrilmistir. Artik kim tagutu 
tammayip onu inkar ederse ve Allah'a inamrsa, o, (Urvetul Vuska) sapa- 
saglam bir kulba yapismistir. Onun kopmasi imkansizdir. Allah isitendir, 
bilendir" 917 



qi c 

KARABULUT, AN Riza, Kayseri'de Meshur Mutasavviflar, Kayseri, 1984, s. 245 
Lokman, 22 
Bakara, 256 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 423 



TAHMIS-IAZBI 

Ya Nasara'dir ya mulhid ya firenk 

Ya kedidir ya kopektir ya sebek 918 

£unku Hakk'i bilmedi ha bir esek 

Kostebektir kostebektir kostebek, 

Ol munafiklar veztr olsun ya bek. 

Dili zabt etmeyen bulmaz yolu 
Er kisiye gun licam 919 oldu dili 
Ikiyuzluden kopek yektir 92 ° veli 
Kafirin yeri cehennemdir veli, 
Derk-i esfelde munafik oldu sek. 

Bdb-i firdevsi agan muminleri 

Nefsi elinden kagan muminleri 

Ab-i kevserden igen muminleri 

Hem sirat iizre gegen mu'minleri, 

$a$irandan dagdaki hmzir da yek. 
Kendi bildigi yola gidenlere 
Davayi merddnelik edenlere 
Mali hulya fazlasm yiyenlere 
Nushuna (if aide diyenlere, 
Ger nasihat eylesen ta ha§re dek. 

Seni idrdk etmeyen Hakk'i anlamaz 

Ben diyen kimseye evvalldh diyemez 

Kendi bildigin bilen bend egilemez 

Eylemez Deccal'a tesir eylemez, 

Kilferagat anlara gekme emek.. 

Hak sozu ndhak olan kes dinlemez 
Kami tokken dergdhi Allah'i bilemez 
Donme bir nadana tenezzul 921 eylemez 
Menn u selvayi Yahudt istemez, 
istedigi ya basal, ya mercimek. 

Mdsiva ehl-i Huddyi neylesin 

Asik-i kdzip cefdyi neylesin 



918 §ebek: 1 . Daha gok Afrika'nm daglik bolgelerinde ya§ayan, uzun veya kisa kuy- 
ruklu turleri olan maymunlara verilen ad. 2 . sifat, mecaz firkin ve arsiz 

Licam: (Ligam) f. Dizgin. Gem. 

Yek: f. Bir, munferid. Bir olu§, birlik 

Tenezziil:(C: Tenezziilat) inme, dii§me. A§agilama. Gonul alcakhgi. 



424 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Sidkile asik vefayi neylesin 
Sukkeri olan giddy i neylesin, 
Akh fikri cezb eder tuzlu semek. 

01 gidadan dogru emri istemez 
Sanmaki mal He omru istemez 
Alem-i ehl cevri zecri 922 istemez 
Ustuvayi ars-i ser'i istemez, 
Qingene guidon kara gadir gerek, 
Masivdci ona rahman yeter 
$ehveti bahr ona umman yeter 
Hemdemi olmus ona seytan yeter 
Qenginin gengi ona Kur'an yeter, 
Canma kelb urdugu nan u nemek. 

Kila mdsiva kalbini hubbu siva 
£unku tahkiktir olur hasra siva 
Dembe dem Hakk'i talep kil AzbVya 
Dogru yoldan tasra gitme Misrtya, 
Enbiya gekti bu derdi sen de gek. 
Oldu seyrangdhtben ruyu zemin 
Benden ozune gdrmedim bir kemterin 
Boyle idrdk eyledim Hakk'al yakin 
Qiin Kitab-ullah durur "hablu'i-metin" , 
Pek yapis bu urvet-ul vuska'ya pek. 



Zecri: Cebren, zorlayici olarak. 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 425 



109 

Vezin: Mustefilun Mustefilun Mustef Nun Mustefilun 

Dervis olan a§ik gerek yolunda hem sadik gerek, 
Bagn anm yanik gerek can gozleri agik gerek. 

Algaktan algak yuruye toprak icinde ciiriiye 

Ask atesinde eriye altm gibi sizmak gerek. 
Zikr-i Hakk'a me$gul ola yana yana ta kill ola, 
Her kirn diler makbul ola tevhide boyanmak gerek. 

Eyiin ki§i yol alamaz maksudunu tiz bulamaz, 

Yog olmayan var olamaz varmi dagitmak gerek. 
Dervi$lerin en alcagi bugday icinde burcagi, 
Bu Misrtgibi balgigi her bir ayak basmak gerek. 

Dervi$ olan a$ik gerek yolunda hem sadik gerek, 
Bagn anm yanik gerek can gozleri acik gerek. 

Dervi§ olan a§ik gerek yolunda hem sadik gerek, 
Bagn onun yanik gerek can gozleri acik gerek. 

Alcaktan aleak yuruye toprak icinde ciiriiye 
A$k atesinde eriye altm gibi sizmak gerek. 

Alcaktan aleak yuruye toprak icinde curuye 
Ask atesinde eriye altm gibi sizmak gerek. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"insanlar madenler (gibi)dir" 92B 

Kamil olan bu kimyevi degisiklikleri bilir ve bu degisiklik sebeplerinin ne 
gibi eczalarla giderilecegini fark eder, iste o ecza ile madenleri ash olan alti- 
na cevirir. f^unku altm pek saftir, her sey pas tutar, altm tutmaz, zira ash 
olan zati paktir. Fakat zamanla degisikliklere ugrayarak gumus, bakir ve 
demir gibi sair madenlere donusmustiJr. iste Kamil kisi kimyevi bir ecza ile 
anz olan illeti giderir, ashnda irca eder, esas olan kimya ilmi de budur. 
Kezalik ruhun ash da paktir ve saftir. Fakat sonradan anz olan illetler sebe- 
biyle eski asil halini kaybetmis ise, Mursid-i Kamil o anz olan illetleri tevhid 
ile girisim yaparak onu tekrar ashna dondurur. 

Zikr-i Hakk'a mesaul ola yana yana ta kiil ola, 
Her kim diler makbul ola tevhide boyanmak gerek. 



923 BuharT, Menakib, 25; Muslim, Fedailii's-sahabe, 199; Ahmed b. Hanbel, Musned, 
1. bsk. Beyrut, 1929, II, 257. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 



426 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



Zikr-i Hakk'a mesgul ola yana yana ta kul ola, 

Her kim diler makbul ola tevhide boyanmak gerek. 

Kul olmak, yok olmak manasina geldigi icin tevhidin ilk mertebeleridir. 

Eyt/n 924 kisi vol alamaz maksudunu tiz bulamaz, 
Yog olmayan var olamaz vdrmi dagitmak gerek. 

Hafif kisi kisi yol alamaz maksudunu tez bulamaz, 
Yok olmayan var olamaz varini dagitmak gerek. 

Eyun kisi, yani kibirli ve kendisini begenmis kimse istedigini cabuk bulamaz. 

Dervi$lerin en algaqi bugday icinde burgaqi 925 , 
Bu Misriqibi balgiqi her bir ayak basmak gerek. 

Dervislerin en algagi bugday icinde burcagi, 
Bu MisrT gibi balcigi her bir ayak basmak gerek. 

Bu beyitlerin bir nevi hikayelestirilmis sekli diyebilecegimiz su ilginc ri- 
vayet ise soyledir. Buna gore NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz, 
Hiristiyanlar arasinda islamiyet'i yayan gok buyuk bir velidir. 

Rivayete gore MisrT, Limni de gezerken bir kilisenin onune gelmis. Bir 
kalabahgi gorunce de igeri girmis. Meger o gun onlann dim bayrami imis. 
Papaz ayin yapmak, vaaz vermek istemis ancak soyleyecegini unutmus. 
incil'e bakmis yazilar silik. Neresini agmissa boyle. Bakmis ki yabanci birisi 
var. Cemaate aralannda bir yabanci oldugunu soylemis. MisrT ye de, Bu 
gun bizim bayramimiz, Allah Teala ve isa' yi gucendirmeyiniz, musaade 
edin ayinimizi yapahm demis. MisrT de, 

"Yd dyle mi! Vah, van!. Buyuk hata etmi$im. Oziir dilerim Allah ve 
isd aleyhisseldmm rizasmi almak igin oyleyse ayinden sonra ben kilise- 
nin esigine yatacagim. Butun kilisede bulunanlar benim usttime basip 
gegin" Diyerek israr etmis. Onlar da kabul etmisler. Ayin sonunda ustune 
basarak gecenlerin hepsi sehadet getirerek musluman olmus. Papaz, 
aman efendim, hataniz, kusurunuz affoldu. Kalkin. Bizi kirk yilhk dinimiz- 
den donduruyorsunuz demis. (Diger bir varyantta ise o da basmis ve is- 
temedigi halde sehadet ve salavat getirerek musluman olmus.) NiyazT-i 
MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz de o zaman, 

Dervislerin en algagi bugday iginde burgagi 

Misrt gibi bir balgigi her bir ayak basmak gerek nutkunu (ilahi) soy- 



Eyiin: Asil olamayan, hafif, kibirli 

Burgage Hayvan yemi icin yeti§tirilen mercimege benzeyen otsu bitki. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 427 



lemi§. 926 Dervi§lerin en algagi tevhid-i efal salikidir ve daimi zikir 
sahibidir. Beyitte gegen bugday iginde burgak, bugday ayni degerde sati- 
larak birlikte ogutulup un olur. Tevhid-i efal saliki ve zikr-i daimi sahibi 
de gerek burada Dunyada, gerek kabirde ve gerekse ahirette behemehal 
kemal bulur, ona noksan makamlan tamamlattinhr. 

TAHMiS-i AZBI 

Bu yolda canmdan gegen a§ik yolunda Vdmik gerek 
Kamil mur^id olan insan cumle derde hazik gerek 
Her kdrmdan farig 927 olup derdi Hakk'a layik gerek 
Dervi$ olan a§ik gerek yolunda hem sadik gerek, 
Bagn anm yanik gerek can gozleri acik gerek. 

Fehm eylemezmi§ ruhunu ragbet edenler durriye 928 

Layikmidir insana kim kala koyundan geriye 

Sen sirrini bilmez iken sirrm cihdni buruye 

Alcaktan aleak yuruye toprak iginde guruye 

A§k ate§inde eriye altm gibi sizmak gerek. 
Kamil derler veli herkes melul 929 bilmez ola 
Cahil ona derler imi§ her karmda fuzul 930 ola 
Hubbu siva koymaz sen! canm Hakk'a vasil ola 
Zikr-i Hakk'a me§gul ola yana yana ta kiil ola, 
Her kim diler makbul ola tevhide boyanmak gerek. 

Bu fdnide mihnet igin ag la may in gun gulemez 

Bir pire teslim olmayan Hudd'yi bilemez 

Bir noktayi fehmetmeyen bin noktaya dil olamaz 

Eyiin ki§i yol alamaz maksudunu tiz bulamaz, 

Yog olmayan var olamaz varmi dagitmak gerek. 
Azbtfakiri derdmend 931 ku§andi gayret ku§agi 
Bir eyledi kahri gamifehmeyledi ball yagi 
Her birinin bir derdi var goster bana sagdan sagi 
Dervi$lerin en algagi bugday iginde burgagi, 
Bu Misrtgibi balgigi her bir ayak basmak gerek. 



926 (KABAKCI, 2006 ),s. 58-59; Yard. Dog. Dr.Kenan ERDOGAN, "$iir-Efsane-Menkibe 
ilifkisi Ve Niyazi-i Misri'nin Menkabelerine Gore Bazi $iirlerinin Hikayesi" Sosyal 
Bilimler Yil:2003 Cilt:l Sayi: 1, s. 50 

Farig: ijini bitirmi?, bo$ kalm^, alakasim kesmi§, rahat, vazgegmij, gekilmij. 

928 

Durr: inci. Inci tanesi. 

Melul: Usanmi§. Bikmij. Bezmij. Mahzun. 
Fuzul: (Fazl. C.) Fazla §ey. Liizumsuz soz. 
Derdmend: f. Tasali, kaygili, dertli. 



428 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



110 

Vezin: Mef'ulu Mefa'Tlun Mef'ulu Mefa'Tlun 

Derd-i Hakk'a talib ol dermane erem dersen, 
Mihnetlere ragib ol asana erem dersen. 

Ask yolu belahdir her kari cefahdir, 

Canmdan umidin kes canana erem dersen. 
Od yak sineni cak et su gibi oziin pak et, 
Yiiziin yere siir hak et ummana erem dersen. 

Bu yolu bil andan gel deryayi bul andan dal, 

Ka'rina eriip el sal diirr-i kana erem dersen. 
Ptrinle olan ahdi giit nen var ise ko git, 
Bildiklerini terk et irfana erem dersen. 

Sabretmede Eyyub ol, gam gekmede Ya'kub ol, 

Yusufgibi mahbub Ken'ana erem dersen. 
Terk et kuru davayi hem ucb He riyayi, 
Misrt ko o sevdayi Subhan'a erem dersen. 

Derd-i Hakk'a talib ol dermane erem dersen, 
Mihnetlere ragib ol asana erem dersen. 

Hakk derdine talib ol dermane erem dersen, 
Mihnetleri iste kolayhga erem dersen. 

Ask yolu belahdir her kari cefahdir, 
Canmdan umidin kes canana erem dersen. 

Ask yolu belahdir her isi cefahdir, 
Canmdan umidin kes canana erem dersen. 

Od yak sineni cdk et su gibi oziin pak et, 
Yiiziin yere siir hak et ummana erem dersen. 

Ates yak gogsunu yar, su gibi ozun pak et, 

Yuzun yere stir toprak et buyuk denize erem dersen. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allahim hatalarimi ve giinahlarimi kar suyuyla temizle, kalbimi de gii- 
nahlardan koru" 932 



932 Ebu Davud. Salat. 121; Nesai. Taharet. 47. 48. Miyah. 6. tnitah. 15: ibn. Mace, 
ikame. 1: DarimT. Salat 37; Ibn. Hanbel. 11/231. 494 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 429 



Bu yolu bil andan gel derydyi bul andan dal, 
Ka'rma eriip el sal durr-i kana erem dersen. 

Bu yolu bil ondan gel deryayi bul ondan dal, 
Dibine erip el sal, olgun inciye erem dersen. 

Pirinle plan ahdi gut nen var ise ko ait, 
Bildiklerini terk et irfana erem dersen. 

PTrinle olan ahdi tut neyin var ise birak git, 
Bildiklerini terk et irfana erem dersen. 

Sabretmede Eyyub ol, gam cekmede Yd'kub ol, 
Yusuf gibi mahbub Ken'ana erem dersen. 

Sabretmede Eyyub ol, gam gekmede Ya'kub ol, 
Yusuf gibi sevgili Ken'ana erem dersen. 

"Sgbretmede Eyyub ol" beytinde gegen sabir, Cenab-i Hakk'a sikayet 
etmek anlaminda degildir, mukavemet yani dayanikhhktir. Eyyub 
aleyhisselam Cenab-i Hakk'a: "Yd Rabbi sen bana ne kadar musibet verir- 
sen ben dayanirim" demisti, halbuki kul aciz bir mahluktur. 

Eyyub aleyhisselam humma denilen bir nevi sitma hastahgina tutulmus- 
tu. Bazilannin iddia ettikleri gibi yaralan vardi da kurtlandi, hatta yere do- 
kulenleri Eyyub aleyhisselam toplayip yine yaralann ustune koyardi gibi soz- 
ler yalandir. Hig boyle bir sey olur mu? Resul olan kimsede boyle herkesin 
nefretini mucib olacak il let bulunur mu? Onlar bu gibi hal ve illetlerden ko- 
runmuslardir, zira kendileri insanlan Allah Teala'ya davet edicidirler. Sayet 
bu gibi illetlere maruz kalmis olsalar, ummeti andan nefret eder, sonra 
Cenab-i Hakk da onlara zulmetmis olurdu, gunku bu durumda NebTnin yani- 
na gitmekten ikrah duyarlardi(tiksinirlerdi). iste hazreti Eyyub aleyhisselam 
bu hastahgi igin sikayet etmedi. Sonra vahiy geldi: 
"Yd Eyyub, bana sikdyetin sabrma mdni degildir. " Hazreti Eyyu b 
aleyhisselamda o zaman hastahgindan sifa bulmasi igin Allah Teala'ya niyaz 

etti. Sonra tekrar vahiy geldi: ^j\j-^j ij\Tj~li^ I jiCill^-jjjI* j\ 

"Oturdugun yere ayagmi vur, su gikacak, onunlg vticudunu yika, bir 
seyin kglmgz". 9:s3 O da ayagmi yere vurdu, cikan su ile yikandi, saghgina 
kavustu. Esasinda halka sikayet etmek sabra manidir, yoksa Cenab-i Hakk'a 
sikayet sabra engel teskil etmez. 

Yukandaki beyitte gecpen "Gam cpekmede Yakub ol" sozlerine gelince: 
Hazreti Yakub aleyhisselamin evladi olup, onu bir anadan, diger ikisi 

933 Sad, 42 



430 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



baska anadan idi ki, Yusuf aleyhisselam ile kuguk kardestir (Bunyamin). 
Hazreti Yakub, Yusuf'u digerlerinden daha fazla severdi. Kardesleri babala- 
nnin sevgilerini hasretmek igin Yusuf aleyhisselama yaptiklan hile karsisin- 
daki durum hatirlatihyor. 

Terk et kuru davayi hem ucb ile riyayi, 
Misrt ko o sevdayi Subhan'a erem dersen. 

Terk et kuru davayi hem kendini begenmek ile riyayi, 
MisrT koy o sevdayi Subhan'a erem dersen. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"insanlar taragm disleri gibi egittir" 934 Sen kendine bir pay gikarmadan 
bu yolda gayret goster demektir. 



TAHMIS-IAZBI 

Sen nefsine galip ol ihsana erem dersen 
Kimdirsana kezzab 935 ol imana erem dersen 
Her haline kdtip ol yazana erem dersen 
Derd-i Hakk'a talib ol dermane erem dersen, 
Mihnetlere ragib ol asana erem dersen. 

Ma'nide zehirdir ask amma ki sifalidir 
Sultani budur onun mesrepde geddlidir 
Yari cefakar satma billah vefdlidir 
Ask yolu belalidir her kari cefalidir, 
Canmdan umidin kes canana erem dersen. 
Ask yoluna girdinse hizmetini galak 936 et 
Geg lezzeti nefisden Hakk'i sana tiryak 937 et 
Qek elini dunyadan arif gibi imsak 938 et 
Od yak sineni gak et su gibi oziin pak et, 
Yiiziin yere siir hak et ummana erem dersen. 



934 Rivayeti l'bn Lai (398/1008), Mekarimu'l-ahlak adh eserinde kaydetmistir. Bilgi 
igin bkz. SuyutT, Menahilii's-safa, 49: Mesel igin bkz. AbdulmecTd Katamij, el-Emsal 
el-Arabiyye, 161. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

Kezzab: Yalanci. £ ok yalan soyleyen. 

£alak. f. Yerinde durmayan, gabuk, oynak. Daima gah§an. Her bir hareketi gabuk 
olan. Akil ve feraseti agik. 

Tiryak: panzehir, zehirlenmeden veya bir hastahktan hemen §ifa bulmaya yara- 
yan ilag. 

imsak: Kendini tutmak. Bir jeyden el gekme 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 431 



Akla karayi terk etfark eyle ozunu bil 
Her gordijgun esrdri can u dil matlap kil 
Bilmedigin ahvdla dil urma sakm hem el 
Bu yolu bil andan gel deryayi bul andan dal, 
Ka'rma eriip el sal diirr-i kana erem dersen. 
Talip isen ey talip sohbette nasihat tut 



Ya soyleme yahut sen ikranni gayet gut 939 

Na-hak 940 He gel Hakk'tan hem cismini uryan et 

Ptrinle olan ahdi giit nen var ise ko git, 

Bildiklerini terk et irfana erem dersen. 

Gel ehli bulup sayd et kamillere mensup ol 
Hem sohbetini fark et gayet eyle mergup ol 
Etme talebi zihar 941 sen kendine matlup ol 
Sabretmede Eyyub ol, gam gekmede Ya'kub ol, 
Yusuf gibi mahbub Ken'ana erem dersen. 

Askiyla mudam ydr ol her dem gezip aglayi 

Mecnun zaman oldun sevdin ise Leyldni 

Azbtdeme ki hos gormege garni ferddyi 

Terk et kuru davayi hem ucb He riyayi, 

Misrt ko o sevdayi Subhan'a erem dersen. 



Gutmek 

Na-hak: f. Haksiz, beyhude, bo§. 

Zihar: iki §ey arasinda miinasebet ve mutabakat meydana getirmek. iki jeyi birbi 
rine mutabik eylemek. Arka arkaya, mukabil kilmak. Karjihkh yardimlajmak 



432 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



111 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Gozlerini n'oldu bt-dar eyledin, 
Ah-u efgani sana yar eyledin, 
Ask oduyle igini nar eyledin, 
N'oldu bulbul igini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i giilzar eyledin. 

Ne oldu aglarsm ne eylersin taleb, 

Bu tiikenmez derdine n'oldu sebeb, 

Giildeki didan mi gordun aceb, 

N'oldu bulbul i§ini zar eyledin, 

Ne sebebden azm-i giilzar eyledin. 
Bufena giilzare talibsen eger, 
Hig bekasi yoktur amn tez geger, 
Bufena igre beka duydun meger 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i giilzar eyledin. 

Ber-karar olup biraz eglenmedin, 

Daim aglarsm durup dinlenmedin, 

Kimse bilmez halini anlatmadm, 

N'oldu bulbul isini zar eyledin, 

Ne sebebden azm-i giilzar eyledin. 
Bunca hasretten di canim ne sezer, 
Firkatin giinden giine artup gider, 
Lutfedip var gel Niyazi'ye haber, 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i giilzar eyledin. 



Gozlerini n'oldu bt-dar eyledin, 
Ah-u efgani sana yar eyledin, 
Ask oduyle ic'mi nar eyledin, 
N'oldu bulbul igini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i giilzar eyledin. 
Gozlerini n'oldu yurtsuz eyledin, 
Ah ve efgani sana yar eyledin, 
Ask oduyle igini ates eyledin, 
N'oldu bulbul igini zar eyledin, 
Ne sebebden gul bahgesi kast eyledin. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 433 



Ne oldu aijlarsin ne eylersin taleb, 
Bu tukenmez dentine n'oldu sebeb, 
Guldeki didan mi gordun aceb, 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 
Ne oldu, aglarsin ne eylersin taleb, 
Bu tukenmez derdine n'oldu sebeb, 
Guldeki sevgiliyi mi gordun aceb, 
N'oldu bulbul isini feryad eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 

Bu fend qulzare talibsen eger, 
Hie bekdsi yoktur anm tez qecer, 
Bu fend icre bekd duydun meqer 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 
Bu fena gul bahcesine talibsen eger, 
Hie bekasi yoktur anm tez gecer, 
Bu fena igre beka duydun meger 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 

Fena fi'llah makaminin ve zevklerinin uzun surmedigi agiklanmaktadir. 
Onun igin baka bi'llaha ulasmada israrh olunmasi gerektigi haber veriliyor. 

Ber-kardr olup biraz ealenmedin, 
Ddim aalarsm dump dinlenmedin, 
Kimse bilmez hdlini anlatmadm, 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 
Bir kararda olup biraz eglenmedin, 
Daim aglarsin durup dinlenmedin, 
Kimse bilmez halini anlatmadm, 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 

Bunca hasretten di canim ne sezer, 
Firkatin qiinden qiine artup aider, 
Lutfedip var gel Niyazi'ye haber, 
N'oldu bulbul isini zar eyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 



434 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Bunca hasretten de canim ne sezer, 
Firkatin gunden gune artip gider, 
Lutfedip var gel NiyazT'ye haber, 
N'oldu bulbul ijini zareyledin, 
Ne sebebden azm-i gulzar eyledin. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 435 



112 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Arifin mutlak kelamm duymaya irfan gerek, 
Sirr-i muglaktir gonulde zevk He vicdan gerek. 

Bir hazJnedir tasavvuf malik olmaz her hasis, 

Bulmaga am du alemde begim sultan gerek. 
Durr-i yekta kanmi alemde bulmak isteyen, 
Bulmaz am nehr iginde bahr-i bi-paydn gerek. 

Ma'rifet da'vasm eden miiddei bilmez mi kim, 

Dildeki da'vaya elde hiiccet u biirhan gerek. 
Arif oldur basma halki diriip cem eylemez 
Gonlu cumle halk iginde hak He yeksan gerek. 

Kibr-u ucbun illetinden kurtulup sag olmaga, 

Bil tabibin ma'nada $eyhin senin Lokman gerek. 
$ohret issi ma'rifet kenzini bulmaktir muhal, 
Varhgm sehri senin bastan basa viran gerek. 

Olmeden evvel oliip kabre girip hasre gikip, 

"Malik-ul mulk"-un suhudunda gonul hayran gerek. 
Nefsi tamusun sirat-i ser'i He bunda gegiip, 
Kalp evi hep hur-u gilman cennet-i ridvan gerek. 

Soy ley ip isittigi dahigorup zikrettigi, 

Ustiiva-i ars-i sirda Hazret-i Rahman gerek. 
Her kagan tutilere feth-i dehan ettik ol, 
Lezzetinden tuttler sbzlerine nedman gerek. 

Gah hamus olup dilinden kimse almaya cevab, 

Gah agilip sad olup guller gibi handan gerek. 
Gahi uns, gah heybet gah rii'yet gah cemal, 
Gah sahv-u gahi mahv gah vucud gah can gerek. 

Terk edip cumle kuyudati erise sirfa ol, 

Sirfa erse bir gonul igi anm umman gerek. 
Aradan iskat edip cumle izafati heman, 
Hakk vucud u asikare gayrisi pinhan gerek. 

COnku artdir izafattan viicudu dilberin, 

Zevk-i kullt isteyen asik dahi uryan gerek. 
Misriya terk-i izafat etmege layik olan, 
Kummel-i insan iginde bindebir insan gerek. 

Arifin mutlak kelamm duymaya irfan gerek, 
Sirr-i muglaktir gonulde zevk He vicdan gerek. 

Arifin mutlak kelamin duymaya irfan gerek, 



436 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Kapah ve kilitli sirn gonulde zevk ile vicdan gerek. 

Arifin sozlerini yine arif olan bilir, cunku "irfan" gonulde kapah bir sirdir, 
ancak zevk ve vicdan ile bilinir. Bir insan arif olmayinca vicdan sahibi olamaz. 

MuhyiddTn ibnu'l-Arab! (560-638 / 1165-1240), el-Hakim et-TirmizT'nin 
(hyt. 285/898); 

"Her rasul'un, Rabbi'sinden olan nasibi ne iledir?" sorusunu dogru 
bulmayarak, Rasul, NebT ve velilerin zevklerindeki farkhhk uzerinde dur- 
maktadir: 

"Boyle bir sorunun cevabi tasavvur olunamaz. Cunku Allah Teala yo- 
lunda olanlann sozleri zevk yoluyladir. Hicbir kimsenin, her rasul'un 
Rabbi'sinden nasibi ile ilgili bir zevki de olamaz. Cunku rasullerin zevkleri 
rasullere; nebilerin zevkleri nebilere; velilerin zevkleri de velilere mahsus- 
tur. Bazi rasullerde ise, hem rasul, hem nebT hem de veil olduklanndan, 
uc zevk bir aradadir. Bu sebebten Hizir aleyhisselam Hz. Musa 
aleyhisselama 

"if yuzunu kavrayamayacagm bir seye (hubr).." 942 demistir ki, 
ayette gecen hubr kelimesi; zevk demektir. Nitekim Hizir aleyhisselam; 

"E y Musa! Ben, Allah Teala'nm bana ogrettigi dyle bir ilme sahibim 
ki, sen onu bilmezsin. Sen de, Allah Teala'nm sana ogrettigi dyle bir il- 
me sahibsin ki, ben de onu bilemem. " 943 demistir ki, bu da zevk'dir . 944 

O zaman Yusa aleyhisselam, Musa aleyhisselama dedi ki: 

" Ben, Hizir'm isinin inceligini bilirim. Onunla yoldaslik yapmaya gug 
yetiremem. Bundan dolayi beraber gelemem. Ama sen eger ondan ayril- 
diktan sonra, bir daha bulusmak uzere arkadaslik yapmak istiyorsan gi- 
debilirsin." Yusa geri dondu, Musa aleyhisselam ile Hizir birlikte kaldilar. 
Birbirleriyle konusmaya basladilar. Hizir, Musa aleyhisselama bir seyler 
sordu, 

" Bana uyacak misin?" dedi. Musa, "Her ne buyurursan seni dinle- 
rim," diye cevap verdi. O Hakki bulmus olan, onunla konusmak serefine 



942 Kehf, 68 

Hz. Musa (a.) ile Hizir (a.) arasmda gegen meshur kissa Kur'an-i KerTm'de Kehf 
(18), 60-82. ayetlerde gegmekte olup, bu kissa hakkindaki malumat Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemden turn ayrmtilan ile birlikte sadece ibn Abbas (r.) kana- 
hyla Ubey b. Ka'b dan (r.) rivayet edilmektedir. Hadis icin bak: Buhari, ilim (3), 44, 
Enbiya (60) 29, TefsTr (65), 18, 196-198. Muslim, Fedail (43), 46, 170-184, hd. no: 
2380. TirmizT, TefsTr (48), 19, hd. no: 3149. Musned, 5, 116-122. Aynca bak: ibn 
KesTr, 5, 170-185. Bidaye, 1, 295-299. Fethu'i-Bart, 1, 176-179, VI, 334-338, VIII, 329- 
343. 
944 (ATAC, 1993), s. 425 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 437 



eren yuce rasuldeki niyaz'i gor ki Hizir ona, " Sana anlatacagim," yani, " 
Seni uyandiracagim," dedi. Halbuki Musa aleyhisselam halki uyandiran 
ulu rasuldu. Hizironu hakkm hakikatinden uyandiriyordu. 



945 



Bir haztnedir tasavvuf malik olmaz her hasis, 
Bulmaga am du alemde bedim sultan gerek. 

Bir haztnedir tasavvuf her kotu huylu malik olmaz, 
Bulmaga onu iki alemde begim sultan gerek. 

Diirr-i yekta kdnmi alemde bulmak isteyen, 
Bulmaz am nehr icinde bahr-i bt-payan gerek. 

Essiz inci menbaini alemde bulmak isteyen, 

Bulamaz onu irmak icinde sonsuz deryayi bulmak gerek. 

Ma'rifet da'vasm eden miiddei bilmez mi kim, 
Dildeki da'vaya elde hticcet ti burhan gerek. 

Ma'rifet da'vasm iddia eden bilmez mi ki? 
Dildeki da'vaya elde hticcet ve delil gerek. 

Arif oldur basma halki diriip cem eylemez 
Gonlti cumle halk icinde hak He yeksan gerek. 

Arif odur ki basma halki toplayip cem eylemez 
Gonlu cumle halk icinde toprak ile beraber gerek. 

Kibr-ii ucbun illetinden kurtulup sag olmaga, 
Bil tabtbin ma'nada Sevhin senin Lokman gerek. 

Kibir ve begenme illetinden kurtulup diri ve canh olmaga, 
Bil tabtbin ma'nada §eyhin senin Lokman gerek. 

Uftade kaddese'llahu sirrahu'l-azTz buyurdu ki; 
"Ey evladim ben bu beldede bulunanlardan senin ilminin daha gok ve tab 
'mm kemal-i istikamette olduguna itikad ediyorum. Lakin makama karsi 
ta'zim ile ilmini terket. Sonra buraya kibir ve gururdan kurtulmak igin gel. 
Zira nefs, kibir atma biner ve gurur taylascmmi da takarsa, Allah seni onun 
serrinden korusun isin zor olur." 946 
Sohret issi mg'rifet kenzini bulmaktir muhal, 
Varliqm sehri senin bastan basa viran gerek. 
§6hret sahibine ma'rifet hazinesini bulmak imkansizdir, 



945 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.125), s. 212 

945 (BAHADIROGLU, 2003), s.138; (HUDAYi), C.I, v.l7b 



438 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Senin varhk yurdunu bastanbasa yikilmis gerek. 

Durr-i yekta oyle gelisi guzel bulunmaz am bulmaga sonsuz bir derya ge- 
rekir, yani tevhidin talimine Mursid-i Kamil ister. Aziz Mahmut Hudayi Efendi 
"Enfas" namindaki kitabinda bir hikaye yazar: 

Dervisin biri seyhine gelir, evlenmek icin musaade ister. §eyhi olur der. 
Fakat dervis "Efendim! Ben padisahin kizini isteyecegim", der. §eyhi de 
"olur" der. Dervis sokaga cikarak acaba padisahin kizini kimden isteyebilirim 
diye sorunca, §eyhulislamdan derler. Fakir dervis §eyhulislama gider. "Efen- 
dim ben Allah Teala'nm emriyle ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
seriati uzerine Padisahin kizini almak isterim" der. §eyhulislam bir gun hu- 
zurda iken "Efendim bir fakir dervis gelip kizmizi benden istedi". 

Padisah: "Biz Kureygt degiliz ki neslen kiifiiv ve gma ( e$ ve zenginlik ) is- 
teyelim ama o fakir kizima ni§anlik olarak bir diirr-i yekta getirirse kizimi 
veririm". §eyhulislam Padisahin emrini dervise teblig eder. Dervis: 

"Pekala" der ve garsida durr-i yektanin nerede bulunabilecegini sorar, 
ogrenir. Dervis kalkip oraya gider, soyunup denize dalar gikar, dalar gikar, 
yorulur, gucu dermani kalmaz, deryanin kenanna gekilir, yorgunluktan ve 
aghktan yigihr kahr. Daha once yemin etmisti, ya ben durr-i yekta'yi bulurum 
yahut da bu derya kiyisinda can veririm. iste bu baygmhk esnasinda uykuya 
dalar. Hakk'in emriyle deryada firtina cikar, dervis de bu gurultuden uyanir. 
Bakarki yaninda bes alti adet durr-i yekta duruyor. Hemen onlan koynuna 
doldurur ve gidip §eyhulislam efendinin onune doker ve boylece Padisahin 
kizini ahr. 

iste himmet sarfi boyle olur. Bu misalde oldugu gibi bir kimse tevhide 
himmet sarf edince muhakkak ona vasil olur ve mursid-i Kamili bulur, cunku 
tevhidin kaynagi Mursid-i Kamildir. §ayet o dervis dere veya nehirlerde inciyi 
arasaydi bulabilir miydi, bulamazdi. Sordu sorusturdu, nerede bulacagini 
ogrendi, Cenab-i Hak da ona istediginden fazlasini verdi. 

Olmeden evvel oliip kabre girip ha$re cikip, 
"Malik-til mulk"-un $uhudunda gondii hayran gerek. 

Olmeden evvel olup kabre girip hasre cikip, 

"Malik-ul mulk"-un musahedesinde gonul hayran gerek. 

insan "olmeden once olunuz" sirnna mazhar olup tabii olum ile olmeden 
once ihtyan olumu ile kabre girip ve hasre cikarak "Malik-ul mulk"-un 
suhuduna hayran olmahdir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "insanlar nasil 6lmu$- 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 439 



lerse oyle ba's olunacaklardir." 947 

imdi nazar ehli olanlar cennet ve cehennemi, ha§ru ne§ri hep burada 
gorurler. Yann kiyamet kopmasina nazar etmezler. Zira Sah-i Merdan bu- 
yurur: 

"el-veladetti rasGlu'l-mevti" yani "dogmak olumun elcisidir". Ve bir 
soz dahi buyurur. 

"Men mate fakad kamet kiyametehu". Yani "olen kiyamete durmu§- 
tur". Yukarda demi§ti ki "dogan oldu" §imdi ise "olen kiyamete durdu" 
dedi. Bundan anlajildi ki erenler ha§ru ne§ri, cennet ve cehennemi bunda 
gorurlermi§. Belki bir nesnenin adi hem evvel hem ahir, hem dunya ve 
ahiret olmu§ olur. 

Ha§r u ne^rin saati geldi ve hem yevmu'l-hisab 

Uykudan diir gil ki ol g Linden lyandurur bu giin 948 

Nefsi tamusun sirat-i ser'i He bunda qecup, 
Kalp evi hep hur-u pitman cennet-i ndvan gerek. 

Nefis cehennemini §eriat koprusuyle ile bunda gecip, 
Kalp evi hep hur ve gilman cennet ve ndvan gerek. 

" Allah' in mescidlerinde O'nun isminin anilmasmi yasak eden ve oral arm 
yikilmasma gali$an kimseden daha zalim kim vardir? Onlarm oralara 
korkmadan girememeleri gerekir. Dunyada rezillik onlaradir, ahirette bu- 
yiik azab da onlaradir. " 949 

Soyleyip isittiai dahiqbrup zikrettigi, 
Ustuva-i ars-i sirda Hazret-i Rahman gerek. 

Soyleyip i§ittigi dahTgorup fikrettigi, 

Sirnn ar§ direklerinde Hazret-i Rahman gerek. 

Hazreti Rahmandan murad "Gavs-i azam" dir, cunku Gavs, Rahman ismi- 
nin mazhandir ve butun alemlerde mutasarnf olan Gavstir. j^pl Jf* j»*-j>\ 



947 ibn Hanbel. 1/215 

948 (NiyazT-i Misri, 2003), s. 24 

949 Bakara, 114 



440 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



(jjjll*! "Rahman ars-i alasinda hukumrandir" 950 ayetindeki "Rahman" dan 

murad Gavstir, yani "Gavs-i azam ar$ tisttinde mtistevt oldu" demektir. 
Zira Gavsin azameti sudur ki bu alemler anin avucunda bir hardal tanesi 
kadardir. Anin "Sahib-i simali" ve "Sahib-i yemini" tabir olunan vezTrleri 
vardir. 

Her kacan tutilere feth-i dehan ettik ol, 
Lezzetinden tutiler sozlerine nedman gerek. 

Ne zaman papagan ku§lanna konusmayi ogrettik, 
Lezzetinden papagan sozlerine pismanhk gerekti. 

NiyazT-i MisrT, bu yolun sirlanni ogrettigi ve halini kesbetmeyen, bilmeyen 
kisilerden bizar oldugunu beyan ediyor. 

Gah hamu$ olup dilinden kimse almaya cevab, 
Gah acilip sad olup auller gibi handan gerek. 

Bazan suskun olup dilinden kimse almaya cevab, 
Bazan acilip neseli olup guller gibi gulmek gerek. 

Ga/» tins, gdh heybet ggh rii'yet ggh cemal, 
Gah sghv-ti gdhi mahv gdh vticud gdh can gerek. 

Ara sira unsiyet, ara sira heybet bazan gormek bazan cemal, 
Bazan ayikhk, bazan harab olma bazan varhk bazan can gerek. 

Burada mahv-u sahv isret ehlinin tarn sarhoslugu ile tesbih edilmektedir. 
Her zaman ayni halde bulunulmayacagi icin dikkatli olunmasini gerektigi 
asikar edilmektedir. 

Terk edip ctimle kuyudati erise sirfa ol, 
Sirfg erse bir gontil ici anin umman gerek. 

Terk edip cumle kayitlan safhga erise, 

Bir gontil safhga ererse ici onun derya olmus demektir. 

Zira tasavvufta dort cesit terk vardir: 
"Der tgrik-i Nak$i Bend? lazim amed car-u ctz 
Terki dtinya, terki ukba, terki hesti, terki terk" 

1. Terk-i diinya: Zahidlerin butun dunya nimetlerini, mail ve mulku ahiret 
icin terk etmeleri. Yahya b. Muaz, zuhdun hakikatine ancak su tic seyle vakif 

950 _», « r 

Taha, 5 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 441 



olunabilecegini vurgulamaktadir: Sirf Allah icin amel (alakasiz amel), maddT 
bir seye tamah etmeden konusmak (tamahsiz soz), bas olma arzusu tasima- 
dan ve nefsi maddTyat ile zelil etmeden azTz olmak. 951 

2. Terk-i ukba: Ariflerin cenneti ve oradaki nimetleri, ilah! cemali temasa 
igin terk etmeleri. Bu manayi ifade icin, Yahya b. Muaz, "Zahid, senin burnu- 
na sirke ve hardal cektirir, arif ise sana misk u amber koklatir" (Yani, zahid 
Allah kokusundan ve cehennem azabindan, arif ise Allah sevgisinden ve ilahT 
nimetlerden bahseder, biri celalden, oburu cemalden dem vurur) demekte- 
dir. 952 

3. Terk-i hestT: Saliklerin kendi varhgini da terk ederek, Hakk'ta fan! olma- 
lan. 

4. Terk-i terk: Kamil ariflerin terki de terk etmeleri, akhnda ve zihninde 
terk diye bir kavramin kalmamasidir. Hakk'a yonelmek igin dunya ve turn 
masivadan siynlmanin onemine dikkat ceken Yahya b. Muaz, dunyanin suslu 
bir gelin gibi oldugunu, dunyaya ragbet edenlerin onu taramaya ve susleme- 
ye cahsirken, zahidlerin, bu gelinin yuzunu komurle karartip, saglanni yol- 
duklanni, elbisesini yirttiklanni, ariflerin ise Allah Teala ile mesgul olduklan 
igin bu geline iltifat etmediklerini dile getirmektedir. 953 

Tasavvuf, erken donemden itibaren Musluman halkin islam! yasami uze- 
rinde etkili olmus ve zaman zaman siyasT hayati da etkilemistir. Musluman 
bilincin olusmasindaki katkisi buyuktur. Ozellikle "Zuhd Hadisleri"ni islam! 
yorumlannin temeline koyan tasavvuf, islam iktisadi hayatinin olusmasinda 
etkili olmustur. 

Tasavvuf konusu, mustakil gahsmalarla islenmis ve uzerinde tartisilmasi 
ve gahsilmasi gereken hala bir?ok problem bulunmaktadir. 

Kendilerini islam'in ozunu anlamak ve yasamakla tanimlayan sufiler, insa 
ettikleri dunyalannin temellerini hadislerle olusturmuslardir. Bu hadislerin 
mesajlan ise kisaca "terk-i dunya" etmektir. isterse bu dunya bir gop bile 
olsa... 954 

islam'in tasavvuf! yorumunun islam iktisadiyatina yaptigi olumsuz etkiyi 
degerlendiren bir ahntiyi bu husus su sekilde agklanmaktadir. 

"islam dini, dunya karsisinda genel olarak olumlu ve aktif bir tutum igeri- 
sinde yer almaktadir. Kitabf olarak Kuran ve Sunnet, galisip gabalamaya, 
kazanca olumlu olarak bakmakla beraber bu olumlu tavrm Musluman birey- 
lerde devamli bir pratige ddnustugunij soylemek pek mumkun degildir. Ta- 
savvufun genel olarak dunyayi asagi gormesi, mal ve mulke karsi mesafeli 



951 Ku5eyrt, er-Risale, $.117; Gazali, ihya, c.V, $.113. 

Ku§eyn, a.g.e., s.117; Gazali, a.g.e., c.V, s.113. 

Ku§eyrt, a.g.e., s.119; Serrac, el-Luma, s.73; Gazali, a.g.e., c.V, s.113. 
954 Ebu Talib el-Mekki, Kutu'l-Kulub, I, 493. 



442 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



duran bir birey tipini ortaya gikarmistir. Genis halk kitleleri Kitab? islam'a 
degil tasavvuf buyuklerinin tavsiye ve yasantilarma bakarak hayatlarmi yon- 
lendirdikleri igin, islam toplumlarmdaki iktisadi atdletin birinci derecede ku- 
rucu ve mesrulastinci unsuru dinin bizzat kendisi degildir. Bir cumle He iktisat 
faaliyeti soz konusu oldugunda, tasavvuf? islam'm, gogu durumda kitab? 
islam'a ters hukumler igerdigi rahatlikla soylenebilir. Nitekim islam'm (Kitab? 
islam); ticareti, mal ve mulk sahibi olmayi mubah kildigmi ve hatta helal 
dairesinde dunyaya (galisma ve kazanma) ragbeti ozendirdigi halde, Tasav- 
vuf? islam, dunya karsismda pasif bir tutum sergilemektedir. Bu hayati ay rim 
islam dininin zeminini hazirlayacagi "ahlak dunyasi" soz konusu oldugunda 
hayati bir onem kazanmaktadir. Gergekten Osmanli'da gozulme devrinin 
ahlak dunyasmi yerine gore insa eden ve yerine gore de hizlandiran tasavvuf? 
telkinlerdir." 955 

islam tarihinin gok erken doneminden itibaren bas gosteren dahilT/siyasT 
gekismeler, Kuran ve Hadisin yorumlanmasinda etkili oldugu gibi, Hadis riva- 
yetlerinin olusmasinda, yasanan tarihin hadislesmesinde de buytik etken 
olmustur. Kabile faktorunun basat belirleyici oldugu bir sosyal ortamda, 
Arab- Mevali aynmi, hilafetin saltanata, bilvesile kabile saltanatina donus- 
mesi, sosyal adaletsizliklere, gelir dagihmindaki buytik dengesizliklere neden 
olmustur. Yasanilan hayatin -Hz. Peygamber'in (a.s.) tesis ettigi model do- 
nemin ardindan- siyasT, iktisadi ve dint anlamda olumsuz bir tablo gizmesi, 
pratik olarak, siyasetten ve onun maddi getirilerinden pay alamayan gevre- 
lerin "terk-i dunya" etmelerine ve daha sonra ise "terk-i dunya" anlayisinin 
bir dunya gorusu haline gelmesine neden olmustur. Tasavvuf geleneginin 
onemli bir kolunu temsil eden NaksTbendiligin dunyaya ait tasavvurunu ozet- 
leyen Diinyayi terk, ahireti terk, her §eyi terk, hatta terk etme eylemini bile 
terk etmek ilkesidir. Bu ilkeler: Sonug olarak her seyi terk etmeyi ogutlemek- 
tedir. Hadislerde yer alan; zengin-fakir, mal-mulk, gibi konulardaki mesajlar, 
bu donemin kosullan ve anlayisi iginde sekillenerek, tamamen dunya ve 
zenginligin aleyhine bir soyleme donusmustur. 

islam tarihi iginde kurulan islam devletlerinin, temelde ganimet gelirine 
dayah bir iktisadi sisteminin oldugu goz onune ahndiginda, ekonomik ve 
diger iktisadi gelismelerin geri kalmasinda sozunu ettigimiz anlayisin/dunya 
gorusunun olumsuz rolunun oldugunu soyleyebiliriz. Ozellikle tasavvufun 
boyle bir zihniyeti "sufi doktrini" haline getirmesi ve halk uzerinde fazlasiyla 
etkili olmasi, ekonomik ve sinaT alanlanndaki gelismeleri etkilemistir. Dun- 
yanin faniligi, ahiretin bakiligi ve asil yurdun ahiret oldugu inancma, kiyamet 



955 

§ukru Nijanci, Osmanli Iktisat Zihniyeti, Okumu§ Adam Y., Istanbul 2002, s. 19- 
21. Ayncabkz. Davut Dursun, Osmanli Devletinde Siyaset ve Din, i§aret Y., Istanbul 
1992, s. 37-38. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 443 



soylemleri ve hele kiyametin cok yakin oldugu inanci da eklenince, Muslu- 
manlann genelinde hakim olan zihniyet; her an kiyametin kopmasina hazir- 
lanmak §ekline gelmi§tir. Neredeyse her Cuma gunu kiyametin kopmasini 
bekleyen ummetin dunya ile ilgili en uzun vadeli projesi de bir haftahk olma- 
ya mahkum olmu§tur. Rivayetlerde yer alan zengin ve fakirlikle ilgili hadisler, 
toplumun zengin ve fakirleri arasindaki dengeyi, olumlu anlamda kurmaya 
yonelik pratik yaran amaclayan NebevT mesajlar olarak gormek gerekir. 956 
Tarih icinde anla§ildigi gibi onlan, bir hayat felsefesi ve dunya goru§unun 
tesisi icin belirlenmi? ilkeler olarak anlamiyoruz. Hayatin prensiplerini, 
Kur'an ve NebevT Sunnetin genelinden ortaya cikan amac ve hedeflerden 
cikarmamizin daha isabetli olacagi kanaatindeyiz. 

Zuhd Hadislerinin yonlendirdigi tasavvuf? hayat anlayi§inm, bireysel ol- 
gunla§ma alanmda olumlu tesirleri olmakla birlikte, toplumsal alandaki tesir- 
leri, hele dunyanin iman anlamindaki iktisadi yapilanma uzerinde, ayni 
olumlu etkisinden soz edebilmek cok zordur. 957 

Aradan iskat edip cumle izafati heman, 
Hakk vLicudu asikare qayrisi pinhan qerek. 

Hemen aradan du§urup butun bagintilan, 

Hakk vucudu agiga gikarsa digerleri gizlenmi§ demektir. 

Cunku aridir izafattan viicudu dilberin, 
Zevk-i kiillt isteven a$ik dahi uryan qerek. 

Cunku dilberin vucudu noksanhklardan paktir, 
Tarn zevk isteyen a§ik dahi ciplak gerekir. 

Qplakhk yokluga i§arettir. Elbisesi olana hirka giydirmezler. Sevgili kar§i- 
smda ciplak olan kayitlardan kurtulmu? demektir. 



955 "Fakirlikle dgiinurijm." (BeyhakT, Ebu Bekir Ahmed b. El-Hiiseyn, Kitabu'z- 

Zuhdi'l-Keb?r, Daru'l-Cinan, Beyrut 1987, s.102) 

"Abdurrahman b. Avf'i Cennet'e emekleyerek girerken gordiim." (Ebu Talib el- 

MekkT, Kutu'l-Kulub fi Muamelati'l-Mahbub, Misir 1961, I, 493.) 

"Ummetin en hayirhlan fakirlerdir. Onlarm cennete en gabuk yerle$enleride zayif- 

lardir." (Gaza IT, Ebu Hamid, ihyau Ulumi'd-D?n, Beyrut tsz., IV, 194.) 

"Size ehl-i Cennet'i haber vereyim mi? Onlar her zayif ve giigsiizlerdir." (ibn Mace, 

Zuhd, 3, (II, 1378, Ha. No: 4116). 

"Fakir mii'minler zenginlerden yarim gun once Cennet'e gireceklerdir. Bu be§ yiiz 

yildir."( ibn Mace, Zuhd, 6, ( II, 1380, Ha. No: 4122). 

957 (KELE§) 



444 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Misriya terk-i izafat etmege layik olan, 
Kummel-i 958 insan icinde bindebir insan qerek. 

Ya Misri bagintilan terk-i etmege layik olan, 
Kamil insanlar iginde bindebir insan gerek. 

Kamil insan odur ki; kusursuz oldugundan ustadhk mertebesinde kulluk 
eder. Mesafeleri katetikten sonradir ki; 

HAK, onun basma Halifelik tacmi koyar. Bir kalicilik bulur. Yok olustan 
sonra...Tekrar yolun sonuna vanp, basa doner.Seriati siar edinir.. Tarikati 
da hirka gibi ustiine giyer.Hakikat onun. Zatmm makamidir, bilL.Orada 
kufurle iman bir aradadir!.. 959 
TAHMiS-i AZBI 

Pir-i ask olup bu yolda "ku\\u men aleyha fan" 960 gerek 
Valihi hay ran gerek sinesi puryan gerek 
Sahib vain 961 dem bu dem iman olanda an gerek 
Arifin mutlak kelamm duymaya irfan gerek, 
Sirr-i muglaktir gonulde zevk He vicdan gerek. 

Karadan alir nastbin olsa bir kes ger hosts 

Ruz u seb kendine lanet seyri gor eyler hosts 

Evliya gurbunda olmaziz bir yalanci bir hasis 

Bir haztnedir tasavvuf malik olmaz her hash, 

Bulmaga am dii alemde begim sultan gerek. 
Vuslat-i dildari kim matemde bulmak isteyen 
Evliyanm sirrmi her demde bulmak isteyen 
Piri Allah oldugun ademde bulmak isteyen 
Diirr-i yekta kanmi alemde bulmak isteyen, 
Bulmaz am nehr iginde bahr-i bt-payan gerek. 

Alem u adem iginde epsem ol olmaz mi kim 

Bunco yil arzu tekellum eyleyen duymaz mi kim 

Hakk'a karsi ma'rifet izhar eden sanmaz mi kim 

Ma'rifet da'vasm eden miiddei bilmez mi kim, 

Dildeki da'vaya elde hiiccet u biirhan gerek. 
Hakk'a teslim nza olani bilirsen aglamaz 
Sabreder cevri belaya halka sirrm soylemez 



Kummel: (Kamil. C.) Kamiller. Olgunlar. ilmen, dinen ve manen kamil olan buyiik 
zatlar. Buyiik maneviyat ve fazilet sahibi insanlar. 

959 (§eyh Mahmud §ebusterT), b. 345-349 

960 "Yeryiiziinde bulunan her sey fanidir." (Rahman, 26) 

Vain: bo§, faydasiz, gururlu, nafile, abes, anlamsiz, beyhude, kendini begenmis, 
kibirli 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 445 



Bende-i Hakk kimsenin pendin efendi dinlemez 

Arif oldur basma halki diriip cem eylemez 

Gonlu cumle halk iginde hak He yeksan gerek. 

Gorur aski er gerek meydani askta salmaga 
Kendiyi terk eyler ol ferdd gamma salmaga 
Zdhir u batm haber dil Hakk cemdlin bulmaga 
Kibr-ii ucbun illetinden kurtulup sag olmaga, 
Bil tabtbin ma'nada $eyhin senin Lokman gerek. 

01 ki halinden haberddr oldu etmez kil u kdl 

Gel bu pendimden gozun ag merd isen bir hisse al 

Ey bu gun arzi rezalet eyleyen sahibi kemal 

$ohret issi ma'rifet kenzini bulmaktir muhal, 

Varligm sehri senin bastanbasa viran gerek. 

Kendi halinfikr edip hayret iginde ol kale 962 

Kaydi ukbd vefendyi er gibi zevka sala 

Hasr-i nesrin gerdesinden 963 gonlunu asayis bula 

Olmeden ewel olup kabre girip hasre gikip, 

"Malik-ul mulk"-un suhudunda gonul hayran gerek. 

Cay-i 964 asayis bula ancak ona hizmet gegup 

Yetmis iki millet igre kendini algak segip 

Sohbeti irfan iginde hem meyi Kevser igip 

Nefsi tamusun sirat-i ser'i He bunda gegip, 

Kalp evi hep hur-u gilman cennet-i ridvan gerek. 

Bu sebepdir ehl-i irfan her sozu bikr 965 ettigi 
Cevri ydri zevk bilip her hdline sukrettigi 
Asikm dinlemesini ruz u sepfikrim ettigi 
Soyleyip isittigi dahi gorup zikrettigi, 
Ustuva-i ars-i sirda Hazret-i Rahman gerek. 

Alemttufdn eder eski revdn ettikte ol 

Cennet-i irfan eder sozun ayan ettikte ol 

Murdeler 966 ihya edermis bahsu can ettikte ol 

Her kagan tuttlere feth-i dehan ettik ol, 

Lezzetinden tuttler sozlerine nedman gerek. 



Gahice dil hasta miskin gahice alicenap 967 
Gah ol ruyi cihana aktab 96S su'le-i tab 969 



962 <- .. 

Soze 

963 Kerd: Surmek. Def etmek, kovmak. Boyun 
Cay: f. Yer, makam, mevki. 

Bikr: (Bikir) Bozulmamij. Temiz. Bekar. El suriilmemi§. 
Miird: (Emrud. C.) Sakah belirmen 
Alicenap: yiiksek ahlakli, comert. 



965 



Miird: (Emrud. C.) Sakah belirmemi§ gene yigitler. 



446 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Gah ol ilmi ledunden eyleye cokfethi bab 
Gah hamus olup dilinden kimse almaya cevab, 
Gah acilip sad olup guller gibi handan gerek. 
Gah helal ola harami gah haram ola haram 
Gah ola akli mukemmel gah ede arz u celal 
Gah mumin gah batil gah kafir u gah dalal 970 
Gaht tins, gah heybet gah rti'yet gah cemal, 
Gah sahv-ti gaht mahv gah vtictid gah can gerek. 

Kimseyefdni cihdnda satmaya hie takvayi ol 
Tifl icinde hdn-i diem ol mektebi harfe ol 
ilmi irfan He yani ere seyhi sirfa 971 ol 
Jerk ed'ip ctimle kuyudati erise sirfa ol, 
Sirfa erse bir gontil ici anm umman gerek. 
Arif-i billah olan elbet ola hakk'al yaktn 
Ola seyran gdhtonun ars-i kursi kemterin 
Bir olup arz-u semavat bir ola huld u berin 972 
Aradan iskat edip ctimle izafati heman, 
Hakk vucudu asikare gayrisi pinhan gerek. 

Kadrini fehm eyledi haver 973 ziya haverin 
Senin har 974 He yeksan gdrme kadrin gevherin 
Batmin idrdk edersen ntru Hakk'tir yerin 
Ctinkti artdir izafattan vucudu dilberin, 
Zevk-i ktilli isteyen asik da hi tiryan gerek. 
Hukmu nahvisirfi icra etmede ehl-i guman 975 
Bilmedi sirki hafidir ilticdyi dsiyan 
AzbVye kaydi vucudu kaydi duhdndan yemdn 
Misriya terk-i izafat etmege layik olan, 
Ktimmel-i insan icinde bindebir insan gerek. 



Aktab: kutublar, hak tartkatlerin reisleri, jahlan; bir 50k Miislumanlann kendisine 
baglandiklan buyiik velilerden zamanm en biiytik miirjidi olan kimseler. 
969 Tab: f. "Panldayan, parlayan, parlatan, aydmlatan" anlamlarma gelir ve birle§ik 
kelimeler yapihr. 

Dalai: sapiklik; dogrudan, Tman ve islamiyet yolundan sapmak. 

Sirf(e): Sadece, yalnizca. Safi ve halis §ey. Kanjik olmayan 

Huld: Ebedilik. Sonu olmayan. Sonu olmamak Berin: f. Pek yiiksek, en yiice (cen- 
net) 

Haver: giinejin dogdugu gun. erkek ve kadin adi olarak kullamhr. levent, §ark, 

dogu. 
974 « 

Har : Mermer 

Guman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. §uphe. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 447 



113 

Vezin: FeTlatun feTlatun feTlatun feTlun 

Salikin MUrsidine hizmeti sahane gerek, 
Esigine koya basin diye saha ne gerek. 

Gece Diinya He ukbayi dahi etmeye ar, 

Bu yolun mihnetine ol kati merdane gerek. 
Na-murad olmaga talip ola kim menzil ala, 
Dahi halk icre adi akil-u dtvane gerek. 

DahtMusa gibi Hizr'a gemisin deldire ol, 

Eski divan yikip hem katl-i oglana gerek. 
Gemi sag olsa am gasbeder emmare-i rtefs, 
Yeni divar begim eski vtrane gerek. 

Eger oldurmese oglam sonu fasid olur, 

Bu bagm bulbulu ask oduna pervane gerek. 
Ey Niyaztbu yola kim gire kurban ede can, 
fyd-i ekberdir ana vuslat-i canane gerek. 

Salikin Murstdine hizmeti sahane gerek, 
Esigine koya basin diye saha ne gerek. 

Salikin MursTdine hizmeti saha yarasir gibi gerek, 
Esigine koya basin diye saha ne gerek. 

Salikin uc mertebesi vardir: Biri muhib, biri murid, digeri de saliktir. 
Muhib olan kimse yalniz tevhid ehli ile muhabbet eder. Murit hem muhab- 
bet eder, hem de bTat etmek ister. Salik ise bTat ederek suluk eder. Burada 
murad edilen esasen budur, yani suluk edenin Mursidine hizmeti, vukelanin 
en ba§taki zati nice kiymetli tutar, hizmet ve itaat eylerse, salikin de Mursi- 
dine byle itaat ve hizmet etmesi ve kiymetli tutmasi gerekir, hatta daha 
ziyade olmasini ister. £unku birinci husustakine itaat ve hizmet edilmesi 
dunyevTgecim dolayisiyladir. Sayet kusur islerse gecimi kesilir ve o da geci- 
mini baska yerden temini cihetine gidebilir. Fakat Murside hizmet ise Hakk 
cihetindendir ve Mursidin emri Hakk'in emridir. Eger Mursidin emrine salik 
itaat etmemis olursa, baska cihetten Mursidden kazanacagini elde edemez. 
Mursidin hizmeti nedir diye sorulursa, onun hizmeti Hak yolunda Hakk'in 
yaptigi emirlerden ibarettir. Binaenaleyh Mursidin emrini tutmamak, 
Hakk'in emrini tutmamak ve Hak emirlerine itaat etmemektir. 



448 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



"E y inananlar! Allah' a itaat edin, Rasule ve sizden buyruk sahibi olanla- 
ra itaat edin. Eger bir seyde gekisirseniz, Allah' a ve ahiret gunune inanmis- 
saniz onun halini Allah'a ve Rasule birakm. Bu, hayirli ve netice itibariyle 
enguzeldir." 976 

Melek, Allah Teala'sina dedi ki: 

Yarabbi! Beni bir seyle gorevli kilma; ben sana iki kat kulluk edeyim. 
Beni nefsimin hosuna gidecek seyle teklif etme gunku teklifte urkuntu 
vardir, agirdir. Allah Tea la buyurdu ki: 

Sana pek az teklif yukletilmesi, senin igin teklifsiz olan milyonlarca 
ibadetten daha hayirhdir. Dilencinin istegi uzerine verecegin bir akge, 
kendi arzunla verdigin bin akgeden hayirhdir. 977 

Gece Dunya He ukbayi dahtetmeye dr. 
Bu yolun mihnetine ol kati merdane gerek. 

Gege Dunya ile ahireti dahT utanmaya, 
Bu yolun me§akkatine ol sert er ki§i gerek. 

Bu yolun mihneti, yani zahmeti §udur ki, yaran her zaman bulunmaz. 
£unku gergek tevhid ehli pek nadir bulunur. Mesela, buradan kalkip Misir'a 
bir tevhid ehli bularak muhabbet ve sohbet etmek igin gidersiniz, sonra o 
gittiginiz yerde ya bir ahbab bulursunuz veya bulamazsiniz. £unku bulunmaz 
§eydir, bulunursa da gizlenirler. i§te bunun igin merdanhk, yani yigitlik ge- 
rekir ki, sen de buna dayanamazsin. 

Na-murad olmada talip ola kirn menzil ala, 
Dahthalk icre adi akil-u divane gerek. 

Muradma ermemis olmaga talip ol ki menzil alasin, 
DahT halk igre adi divane akilh gerek. 

Akhn ug mertebesi vardir: 

Biri akl-i maas ki Dunyada yasam ve gegim gibi seylerle ilgisi olan hususla- 
ra akh erer. 

Biri de akl-i maad ki bu gibi kimselerin ahiret islerine akh erer. 

Digeri de akl-i kamil ki yalniz ilahT bilgileri dusunur. 

Bu akl-i kamil sahipleri Tevhid ehlidir. Bunlara "Ukala-yi meczubm" (akilh 
deliler, cezbe sahibi veya tann askina tutulmus kimseler) tabir olunur. f^un- 
ku akl-i maas ve akl-i maad sahipleri, bunlann cezbeye kapilmis kimseler 



976 AI-i imran, 59 

977 (5ems-i TebrizT, 2007), (M.253), s.342 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 449 



olarakgorurler. 

Diyelim ki, mucize sizin akhnizin goremeyecegi bir seydir. Akil ise Allah 
Teala'nin insanda bir huccetidir. Onu yerinde kullanmasan seni yaniltir. 
Bundan dolayidir ki, akillar yetmis iki millete gore degisiktir. Biri birini ya- 
niltmaktadir. 978 

"Eger akillar onun bagladigi dugumleri cbzseydi Allah Teala enbiyayi 
yollar miydi?" 979 

Nasil ki, aynayi (akil) bir kere egri tuttun mu, orada yuz binlerce dogru 
ayna olsa artik ondaki goruntuyu duzeltemezsin. Kur'an-i Kerim'de, 

"Biz sana kendinden once gelen kitaplarla senin yanmda olanlan 
gerceklendiren kitap gonderdik," 980 buyurulmustur. 981 



Pah? Musa gibi Hizr'a qemisin deldire ol, 
Eski divan yikip hem katl-i oglana gerek. 

DahT Musa gibi Hizir'a gemisin deldire ol, 
Eski duvan yikip hem oglani oldurmek gerek. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz Risale-i Hizriyye'sinde Hizir 
kissasini islemis ve diger mutasawiflann aksine anlasilmasi zor remzler 
kullanmadan ve ehl-i sunnet ?ergevesinde yorumlayarak tartismalara ve 
elestirilere sebep olacak fikirler ortaya koymaktan kaginmistir. Kissayi 
agiklarken ilk once ayeti verip daha sonra da yorumlanni siralamistir. 
Zaman zaman hadisleri de kullanarak konunun onemini anlatmaya ca- 
hsmistir. Risale daha cok vera-takva, hubb-i cah yani mal-makam sevgisi, 
ucb yani kisinin kendini begenmesi konulan uzerinde yogunlasir. Hubb-i 
cah ve ucb sifatlannin kotulugunu ve zararlanni uzun uzun anlatir. 

Niyazi Misri, sefineden muradin Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin senati oldugunu zikreder. Hizir'dan muradin da Musa 
aleyhisselama mahzurati mubah kilan ilmi ogretmesidir. Daha sonra ise 
sefineden murad; takvadir, zuhddur, vera'dir, ilimdir, irfandir, onun icin. 
O, sefineyi ilk once Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin seriati- 
na benzetirken, daha sonra onu tasavvufun temel prensipleriyle yorum- 



978 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.265), s.353 

979 MesnevT, c.lV, b. 3197 

980 Maide, 49 

981 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.265), s.353 



450 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



lamistir. Boylece gemi, insani nasil bir yere ulastiran vasita ise, bu pren- 
sipler de insani manevT kurtulusa erdiren, ilahi aska ulastiran aracilardir, 
demek istemistir. 

Sefineden murad salahtir, takvadir, zuhddur, ilimdir ve irfandir. Musa 
ve Hizir aleyhisselam butun salah ehline yol gostermislerdir. Cunku 
salihler riyadan uzak olmahdir. 

Salih insanlar kendisinin ihlasini gorduklerinde ona gipta edip kendi- 
lerinin de salah ehli olmak isteyeceklerini dusunebilir. Halbuki salah 
gemisini gasb eden melik vardir ve salah ehli bundan habersizdir. Bu se- 
beple salah ehli, kendinde bir ayip bulmahdir ki halk arasinda filan kimse 
cok salihtir, denmesin ve gemisi kurtulsun. 

Niyazi Misn'ye gore oglandan murad, hubb-i cah sifatidir. Bu sifat, Hz 
Musa da mahvi olmustur. Hizir, ashnda Musa'da bulunan ve cocuk sure- 
tine giren makam mevki sevgisini katletmisdir. Hz. ibrahim de oglu is- 
mail'i Allah Teala'ya kurban etmek istediginde ashnda kendi icinde 
mahvi olan hubb-i cah sifatini katletmek istemistir. Hubb-i cah sifatini 
buyuk dusman olarak goren Niyazi Misri, onun oldurulmesi gerektigini 
soyler." Olmeden once ofunuz" hadis-i serifinin de hubb-i cah'a remz 
oldugunu bunun da "olmeden once halas olun" anlamina geldigini soy- 
ler. 

Niyazi Misn'ye gore, oglan hubb-i cah'tir. Anasi Hz. Musa 
aleyhisselamin kuddusTsidir. Babasi ise nefsi mutmainnesidir. Nebiler 
suluklanna nefs-i mutmainneden baslarlar. Hz. Musa aleyhisselamin ru- 
hu, ruhu kudsi iken nefsi nefsi mutmainne iken bu ruha, bu nefse, bu 
oglan, layik degildir. Hubb-i cah ancak daglara munasibtir Allah Teala, 
Hz. Musa aleyhisselamin bu sifatini kendisine oglan suretinde gosterip 
onu katlettirmistir. Ma'sum bir cocugu oldurmek ne kadar zorsa hubb-i 
cah'i izale etmek o kadar zordur. Kemal ehli, cok cahsarak hubb-i cah 
hastahgmdan kurtulabilir, eger kurtulamazsa melik ona gazab ederek 
onu oldurur. Onu olduremeyen yani oglan sevdasina dusen haramdan 
sakmmaz; bu da onu helak eder, 

Hubb-i cah'i terk etmek Hizir'in sifatindandir. Kim Hizir'in sifatiyla 
muttasif olursa onun ilmine nail olur. 

NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l azTze gore cidardan (duvar) 
murad ucb sifatidir. Yani kendini begenme sifatidir. Bu sifat, kemali 
ziyade olan kimselerde olur. Bir insanin kemali, arttikca onda bu sifat da 
artar, bu sebepledir ki bu sifat bircok kemal ehlini helak etmistir. 

Kisi daha cok kendi eksikliklerini ortup kemaline delalet eden seyi or- 
taya cikanr ve kendini diger insanlardan ustun gostermeye cahsir. Baska 
insanlann ayiplanni ortaya cikarmak ister; halbuki insan bir kimsede 
baskalanna zaran olmayan bir kusur gordugunde uzerine duvar ortup 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 451 



onu sakinmahdir. insanlara zarar veren bir ayip gordugunde ise duvan 
yikip bu ayibi agiklamahdir. 

Hizir, Hz. Musa aleyhisselama bu uc olayla adab-i ilahiyeyi ogretti, fa- 
kat bunu ancak ehil olan anlayabildi. 

Birinci kissada, Hizir istedim dedi. Geminin delinmesinde bir ayb var- 
di ve bunu kendine nisbet ederek istedim dedi. ikinci kissada oglanin 
ana-babasi mu'minlerdi. Onlann tarafinda hayr, oglan tugyan sahibiydi 
bu sebeple istedik dedi. Kemal olan tarafi Hakk'a eksik olan tarafi ken- 
dine nisbet etti. UcunciJ kissada katiksiz hayr vardi bu sebeple onu 
Hakk'a nisbet ederek Rabbin istedi dedi. Bu ilm-i ilahidir ve butun kemal 
ehline gerekir. Hizir once mahzurati gosterip daha sonra olaylarm 
te'vilini haber vermistir. Bunda amac, Hz, Musa aleyhisselamin istidadini 
denemektir. 

iste ilm-i ledun, ilm-i ilahi, ilm-i vera', ilmi vehbTdir. Maddesi Hizir'in 
Hz. Musa aleyhisselama ta'lim ettirdigi uc seyden gecmekle olur. Basta 
riyadan ve nifaktan kacinip cahtan ve ucbdan halas olan kimse bu ilmi 
ogrenmeye layik olur. 982 

Gemi sag olsa am qasbeder emmare-i nefs, 
Yeni divar begim eski vtrane gerek. 

Gemi saglam olsa onu gasbeder nefs-i emmare, 
Begim yeni duvar eski vTranede gerek. 

Eger oldurmese oalam sonu fasid olur, 

Bu bagm bulbulu a$k oduna pervdne gerek. 

Eger oldurmese oglani sonu fasid 983 olur, 
Bu bagin bulbulu ask atesine pervane gerek. 

Mekabe 

Bir gun ibrahim b. Edhem kaddese'llahu sirrah'ul azTz, Rabbine soyle 
dua eder: 

"Yg Rabbi, Sertirt askma tutuldum. Senden gayri her seyi terk edip 
huzuruna geldim. Serti gordukten sonra, bakislarim baska sey gormez 
oldu..." 

O, tarn bu dualarla dopdolu oldugu ve bu duanin manevT atmosferi 
icinde bulundugu bir sirada, Kabe'nin kenannda oglunu gorur. Oglu da 
onu gormustur. Senelerin verdigi hasret, ikisini birbirine kosturur. Tarn 



982 (MISRT); (OZLER, 2004), s.109-111 

Fasd: Kan alma, hacamet. * Damar kesmek. Fasid: Duzen bozan 



452 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



sarmas dolas olurlar ki, hatiften bir ses gelir: 

"Ibrahim, bir kalbte iki sevgi olmaz!" 

iste o zaman ibrahim ikinci cighgi basar: "Muhabbetine mani olani al, 
Allahim!"\le oglu ayaklannin dibine yigihvermi§tir.. 984 

Ey Niyazibu yola kim aire k urban ede can, 
fyd-i ekberdir ana vuslat-i canane gerek. 

Ey NiyazTbu yola kim gire kurban ede can, 
Buyuk bayramdir ona vuslati canane gerek. 

Can, yani ruh; Ruh makami cem makamidir, Bir kesret-i tabiiyye vardir. 
Bir kimse suluk edince kesret-i tabiyyeden kurtulur, Cunku ef'alin Hakk'in 
olduguna, sifatin Hakk'in olduguna, vucudunun zat-i Hakk'in olduguna vakif 
olunca, o zaman kesret-i tabiiyye kalmaz Bundan sonra "Makam-i cem" ki 
ruh makamidir, orada kesret batin olup, vahdet zahir olur, yani Hak zahir, 
halk batindir. Sonra "Hazretul-cem "makaminda ki, makam-i nefs ve 
makam-i senattir, kesret zahir, vahdet batindir, yani halk zahir, Hak batindir. 
iste NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTzin canini kurban et demesi, ruh 
makamindan nefs makamina gecmek demektir. Bu hal bir iyd-i ekber ve 
Hacc-ul ekberdir. 



TAHMIS-I AZBI 

Sidk i pak He davran ahd He peymdn gerek 
Hakk'i yekddne bilip hem ozu bir-ddne 985 gerek 
Can He hizmet edip kalmaya bir can gerek 
Salikin M0r$tdine hizmeti §ahane gerek, 
Engine koya ba§m diye §aha ne gerek. 

Gordugunu bildigi onun ola ancak diydr 
Rengi 986 dildar He yari kila rengi izhar 
Ne ceke kaydi adviyi 987 ne bile cunbu§u yar 
Gece Diinya He ukbayi daht etmeye ar, 
Bu yolun mihnetine ol kati merdane gerek. 



Fenduddin Attar, Tezkiretu'l-Evliya, ibrahim Ethem'in hayati 

985 r- ■ 

E§siz 

986 „ | 

Renk 

Aduvv: Dujman, hasim 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 453 



Elem ve gam deyu gamdan gecelim muskil odur 
Ola pervane gibi beste 388 lisan bulbul odur 
La ve ilia yi bilen cahil isefazil odur 
Na-murad olmaga talip ola kirn menzil ala, 
Dahthalk icre adi akil-u dtvane gerek. 

Ona bu ilmi ledun sirrmi gun bildire ol 
Kimini agladiben kimisini guldure ol 
Kimini vahyede ondan kimini dldure ol 
Daht Musa gibi Hizr'a gemisin deldire ol, 
Eski divan yikip hem katl-i oglana gerek. 
Qun yolundan §a$ira nice bin avere nefs 
Ede bicdre nicedir dile bicdre nefs 
Kendine hem dem ede iblis mekkdre 989 nefs 
Gemi sag olsa am gasbeder emmare-i nefs, 
Yeni divar begim eski vtrane gerek. 

Sanma her gbrdugunu sidk He ol dsik ol 
Zahir u batini idrak edici hdzik 990 olur 
Sanma bu ilmi ledun her kisiye layik olur 
Eger oldurmese oglani sonufasid olur, 
Bu bagm bulbulu ask oduna pervane gerek. 
AzbVya feyzi hudddir sana ahd u eman 
Kimine her vechile Hakki ede Hakk'tan iz'an 
Cumle ikbal kanadm ola ancak uryan 
Ey Niyazibu yola kim gire k urban ede can, 
fyd-i ekberdir ana vuslat-i canane gerek. 



Beste: f. Baglanmi§, biti§tirilmi§, bagli. Kapali. 
Mekkar: Hilekar. DCizenbaz. ?ok aldatici. Mekir yapan. 
Hazik: Meharetli, i§inin ehli, miitehassis. 



454 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



J L 

114 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



ister isen bulasm canani sen, 
Gayre bakma sende iste sende bul, 
Kendi mir'atmda gozle am sen, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Her sifat kim sende var izle am, 
Gor ne sirdan feyz ahr gozle am, 
Erisince zatma ozle am, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 
Kenzi mahfi asikar hep sendedir, 
Yaz ve kis leyl u nehar hep sendedir, 
iki alemde ne var hep sendedir, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

"Men aref" sirrma er, ko gafleti, 
Gor ne remz eyler bu insan sureti, 
Hasr u nesr He tamuyu cenneti, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 
Hasr-i suri halin inkar eyleme, 
Gulsen iken yerini bar eyleme, 
Enfiis u afaki bil ar eyleme, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Zat-i Hakk'i anla zatmdir senin, 
Hem sifati hep sifatmdir senin. 
Sen seni bilmek necatmdir senin, 
Gayri bakma sende iste sende bul. 
Sureti terk eyle mana bulagor, 
Ko sifati bahr-i zata dalagbr. 
Ey Niyazi sark u garba dolagbr, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 



ister isen bulasm canani sen, 
Gayre bakma sende iste sende bul, 
Kendi mir'atmda gozle am sen, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 455 



ister isen bulasin canani sen, 
Baskasina bakma sende iste sende bul, 
Kendi aynanda gozle am sen, 
Baskasina bakma sende iste sende bul. 

Her sifat kirn sende var izle am, 
Gor ne sirdan fevz ahr gozle am, 
Eri$ince zatma ozle am, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Her sifat kim sende var izle onu, 
Gor ne sirdan feyz ahr gozle onu, 
Erisince zatma ozle onu, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Bil ki, gunes nereye yonelse, karsisinda karanhk gormez. Karsisina du- 
sen her sey aydinhk (nur) gorunur. Gunesin gordugu nur, karsisina dusen 
esyayi isiklandiran kendi yuzunun nurudur. Ama zulmetin karsisinda ay- 
dinhk olmaz. Karanhk, karsisinda bulunan esyada daima karanhk gorur. 
Bu karanhk, karsisina dusen esyayi karartan kendi karanhgidir. imdi gu- 
nes, kendine kiyasen, butun alemin nurdan ibaret bulundugunu zanne- 
der. Zulmet (karanhk) ise, kendisine kiyas ederek butun esyanin zulmet- 
ten ibaret oldugunu sanar. 

Gunes, arif-i billah olan muvahhid mu'minin misalidir. Bu zaten butun 
esyada, kendi irfaninin, tevhidinin, imaninin ve ayaninin "Higbir sey yok- 
tur ki Allah Teala'yi hamd He tesbih etmesin. Lakin siz on Ian n 
tesbihlerini anlayamazsimz." 991 Ayetinin ifade ettigi gibi aksini, nurunu 
gorur. Halbuki ashnda esyanin bir kisminda cehalet, kufur ve isyan zulme- 
ti vardir. Fakat o mu'minin bakisinin nuru, butun esyayi kaplar da o, hep- 
sinde sadece nur gorur. Butun insanlara iyi zan besler. Bu sifat, bir insa- 
na, ancak kemale eristiren bir mursid-i kamilin terbiyesi altinda ig tasfiye- 
siyle mumkun olur. 

Zulmet ise cehalet ile kalbi kararmis cahile benzer. Bu adam, butun 
esyada bir eksiklik gorur, herkeste bir ayip arar. Cahil neye baksa, cehale- 
tinin ve ayibmm siyahhgi o seye akseder. Baktigi sey ne olursa olsun onda 
muhakkak bir ayip ve noksan bulur. Fukara bilmez ki o, kendi ayip ve 
noksanidir, oradan kendine aksetmistir. 

Binaenaleyh, ey Ehlullah yolunda suluk eden talip, Allah'ta mucahede 
et ki ruhunun gunesi battigi yerden dogsun, tutuldugu yerden acilsin, 
kalbinin alemleri nurlansm, nuru yuzune vursun ve senin yuzunden kar- 



991 isra, 44 



456 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



sinda bulunanlara yansiyarak hepsini aydmlatsin. Karsinda bulunanlar, 
senin ilim ve irfaninin nurundan istifade etsin, senin golgende, yani cis- 
minin ve bedeninin golgesinde istirahat etsinler. iste guzel huyun kemali 
budur. 992 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Cesette bir et pargasi yardir. O iyi olursa butun ceset iyi olur, o bozu- 
lursa butun ceset bozulur. Dikkat edin o kalptir" " 3 

Kenzi mahfi asikar hep sendedir, 
Yaz ve ki$ leyl u nehar hep sendedir, 
iki alemde ne var hep sendedir, 
Gayre bakma sende iste sende but. 
Gizli ve agik hazine hep sendedir, 
Yaz ve kis gece ve gunduz hep sendedir, 
iki alemde ne var hep sendedir, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Kenz-i mahff, yani ilahT sirlar efal, sifat, zat sende asikardir. Yaz ve kis, 
gece ve gunduz ve iki alemde, yani Dunya ve ahirette her ne var ise hep 
sende mevcuttur. Cunku insan nusha-i camiadir. Vucud tek bir vucud 
degilmidir? Bunlann Hakkin vucudundan baska mustakil vucudlan varmidir, 
yoktur. Yaz ve Kis, gece ve gunduz dunya ve ahiretin ve senin vucudun 
vucudu Hakk'tir. Baska vucud yoktur. 

"Men aref" sirrma er, ko aafleti, 
Gor ne remz evler bu insan sureti, 
Hasr u nesr He tamuyu cenneti, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

"Men aref" sirnna er, birak gafleti, 

Gor ne isaret eyler bu insan sureti, 

Oldukten sonra dirilme ile cehennem ve cenneti, 

Gayre bakma sende iste sende bul. 



992 (ATE§, 1971) Uguncu sofra 

993 Buhart, Tman. 39; Muslim. Musakat. 107 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 457 



RiSALE-i AHVAL-i HA§R VE MEAD " 4 

Kendi katimizda ahvali hasrin ve emr-i meadin temsili odur ki, butun 
muskiller insana malum olmakta dort mertebe uzeredir. 

1- Esyada bazi seyler vardir ki, insan onu bilmekte bir kere gorup veya 
i§itse ne oldugunu bilir ve anlar. Tekrar onu baska birine sormaya muhtac 
olmaz. Onlar hissi esyadir. Vucudlannda ve katre-i asliyelerinde ta'mik 995 
bakisa ihtiyac olacak kadar ilmin inceliklerine gerek yoktur. 

2- insan onu bilinceye kadar, nice kere iadeye (tekrar tekrar anlatma- 
ya-gormege) muhtac olur, taki hatinnda manasini, anlayisini bulup 
iadeye muhtac olmaz. 

3-insan onu nice kere iadeden sonra bir miktar bilmistir. Lakin bu ka- 
dar iadeden sonra ancak hazzi vardir. Zihninde manasini, anlayisini bul- 
mak icin bunun gibileri icin mucerred iade kendi icin degildir. Belki hem 
kendi faidesi icin hem baskalan icin ifade icin iade eder. 

4- insan onu nice defa iadeden sonra tekrar iade etmekte kendinin as- 
la nefsT hazzi kalmamistir. iadeden niyeti ancak irsad ve talim icindir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem defalarca cehenneme girdigi 996 
baskalanni cikarmak icin olup kendinden bir istegi icin olmadigi gibi, bu 
makamin sahipleri gerek asalet ile gerek veraset ile dunyaya cehalet ile 
gelmezler, yani ilim ile gelirler. Hz.isa aleyhisselamin besikte "Adem 
aleyhisselam su ile gamur halinde iken nebi idik" sozu gibi evliyanin bu- 
yukleri dahi dunyaya gelmezden once bazi olaylardan haber verdikleri bu 
makamda olduklanndandir. Bunlar her aleme geldikce gecmislerini 
unutmazlar. Bunlann her alemde seyr ve suluklari zat'tan zat'a dir. Bun- 
lar sarab-i nesimi (hos ve tath ickiyi) sirf icmislerdir. Bunlar sahbayi zat-i 
nus etmislerdir. Bunlar sehir ehlidir. Koyde durmazlar. Bunlar taht sahi- 
bidirler. Koy ehli bunlann cobanlandir. Bular daima hamr-i lebi canan 997 



(Niyazi-i Misri) 

Ta'mik: (Umk. dan) Derinle§tirmek. Derin kazmak. * inceden inceye ara§tirmak. 
Esasma varacak §ekilde arajtirmak. 

996 U^aJn Ll*-ti\ij^P jo Uijlj j\£>L» jfj : "Sizden cehenneme ugramayacak 

yoktur. Bu, Rabbin in yapmayi uzerine aldigi kesinle$mi$ bir hiikiimdur." (Meryem, 
71) 

Sevgili dudagimn ickisi 



458 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



ile sarho§tur (3^pI jl*j^9-\i cami ile saff icenler bunlardir. Bir daimi 

a'zeb 1000 icindedirler ki butun a'zeblardan daha ustundur. Bunlar bir 
derd igindedirler ki her eyledikleri lezzetine yuzbin ttirlu derman muadil 
olamaz. Nitekim Hz.Muhyiddin-i Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyur- 
dular ki 



►Ltfij^oui 



X^-l 



Hadis-i serifi bunlann bir vakitlerine cem'i mazi ve mustakbeli (butun 
zamanimi) verirdim. Derdlerinin bir zerresine butun rahatimi terk eder- 
dim. Bunu yapti ama neyleyim ki, kime yalvarahm imdi muskil her ne ka- 
dar zor olursa o kadar arifin azbi ziyade olur. Amma feth oldukta lezzeti 

ve sifati esenlikle feth olandan Xas\^» liU^sl 1001 olur. Durru meknun 

sadefte 1002 olur. Sadefte deryada olur. Derya dibine de herkesin eli ere- 
mez. Disan cikarmaya hayli zahmet ister. Fakat cikarsa her birisinin dege- 
ri bir koca olgek mavi boncuk degerinden ziyade olur. 

Bir daha agiklayahm. Ola ki, bir hosga anlasilaydi. Mesela; 

§u mesele ki iadeye muhtag ola, Hatinna yerlesmediginden marifeti az 
oldugundan baslangiglannda tez tez iade eder. Fakat marifeti ziyade ol- 
dukga gonlunde ziyade anlanir ve marifetleri ile lezzetlenir. Yine o mese- 
lenin bir yuzden bir muskulu dahi zuhur eder. Bu suretle dahi yine iade 
eder. iadeden sonra urug eder. Yine zihninde onu mulahaza eder ve du- 
sunur. Berzahta ahkor. Nice zaman tekrar olan ma'luma bir baska yuz- 
den bir muskil dahi acihr. Yine iadeyi muktazT olur. Yine bir baska ibaret 
ile yine tekrar iade eder. Her sonra geldikce evvelinden hatirda ziyade 
anlanir lezzeti kadar. Lezzeti de marifeti kadardir. Hz. idris aleyhisselam 
berzahda dort bin sene durup yine Sureti ilyas'da makamin tekmil icin 
geldigi gibi ta su kadar gider gelir ki, o seyi kemal-i marifet namiyla bili- 
nen kemal marifetin iki alameti vardir. Biri odur ki o seyi ziyade bildigi 



"Ben, gizli bir hazine idim bilinmek istedim ve beni tamsmlar diye mahlukati 
yarattim." (AclunT. 2/132; Aliyu'l Kari. 273: Manasi dogru olsa da higbir senedi 
olmayan bu sozun hadis olmadigi aciktir.) 

Safi: Kati§iksiz. Temiz, suziilmu§ ve temiz. * Bozuk olmayan. Halis. 

1000 A'zeb: £ok tath. Pek hos. 

1001 "Kat kat arttinlmif olarak" Al-i imran, 130 

Sadef: Deniz boceklerinin kiymetli kabugu ve onlardan yapilan jeyler. * Sert, 
parlak ve §effafa yakm madde. inci kabugu. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 459 



yonden asla hazzi olmaya ve bir alameti de odur ki, o seyin sureti kalbin- 
de muntehab 1003 ola sonra o seyi itlaki Hakk ile mutlak ola Evveli Allah, 

ahiri Allah «- ( Ji<»jw ^Aj<uil j5 10C4 yuz gostere. Yine su guc meseleler ki 

nice kere iadeye muhtactir. O iade Kiyamet-i Sugra (Kucuk Kiyamet) dir. 
Diger iadedeki gonulden sureti muntehap ola. Kiyamet-i Kubra olur. Bu- 
nun ikisi arasinda olanlar Kiyamet-i vusta derler. Sirn bundan ziyade kes- 
fetmek olmaz. 

iste bu fakirin mezhebi ve itikadi budur ki ister tenasuhTye, gerek 
hululiyeye hamlet, gerek ebahiyeye, gerek ittihadiyeye hamlet. 

Arifler Allah Teala mezhebindendir. iste Allah Teala mezhebi budur. 
Nefsinden Rabbine acikyol budur. 

§iir: 

"O talih sultan (Yuce Allah Teala) run hukmu ve kazasi olmaksizm bir 
yaprak bile agagtan dusmez) 1005 

Ben gercekten, bir kopek oldurdum ve bir mazlumu onun zulmunden 
kurtardim" diye buyurdu. Sultan bu sozleri isitince, gidip o munafikin 
kabrini acmalanni emretti. Kabri acmca icinde siyah bir kopegin uyudu- 
gunu gorduler. Padisah, hemen basini yere koyarak ozur dilemege basla- 
di. Baha Veled kaddese'llahu sirrahu'l-azTz: 

"O sahsm yaratihsmda kopek karakteri ve yirticihgi oldugu igin so- 
nunda kopek oldu. Kiyamet gunOnde yine kopek olacaktir" diye buyur- 
du. 1006 

Hasr-i suri halin inkar eyleme, 
Gulsen iken yerini bar eyleme, 
Enfiis ii afaki bil ar eyleme, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Gecici mahser halini inkar eyleme, 
Gul bahcesi iken yerini dikenlik eyleme, 
ic ve dis alemi bil utanma, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Hasr iki kisimdir: 

Bir kismi burada ki, cumlemiz burada Hakk'i arif olmak igin hasrolduk. Biri 



Muntehab: Secilmi§. Giizide. intihab ve ihtiyar olunmu§. 
Allah Teala vardi, bajka bir jey yoktu. 
1005 MesnevTc. III. b.1899 
iocs (YAZICI, 1995), s. 197 



460 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



de alem-i ahirette ki, o ha§ir bir ha§r-i ekberdir, o da cismanidir, mahserde 
hasroluruz. ins ve cin, melekler vesair toplanip sirat-i mTzan kurulur, cennet 
ehli cennete, cehennem ehli cehenneme gonderilir. iste bunlan inkar edip 
yerin bir gulistan (gulbahgesi) iken, hanstan (dikenli bir corak tarla) eyleme. 
Beyitte gecen enfus kendi nefsin, afak ise, bu gorunen alem, yani "Tafsilat-i 
Muhammediyye" dir. Cunku Cenab-i Hak once "Nur-i MuhammedT " yi ya- 
ratti. Bu alem "Nur-i Muhamedi" nin tafsTIi ve serhidir. 

Hakk'in sifat-i subutiyye ve maneviyyesi yedidir: 

Hayat, ilm, semi, basar, irade, kudret, kelam. Bunlann ucu batin, dordu 
zahirdir. Batin olanlar Hayat, ilim, iradettir. Zahir olanlar: Semi, basar, 
kudret, kelamdir. Anin icin hacilar "Tavaf-i kudum" ve "Tavaf-i veda" da tic 
defa Beyt-i Serifi pehlivanlar gibi kollanni sallayarak kurula kurula tavaf 
ederler. Bu suretle batin olan tic sifatin, yani hayat, ilm ve iradetin zahir 
olmasi icin tig defa tavaf ederler. Bunun bir defasi hayat sifati icin, bir defa- 
si ilm sifati icin, ucuncusij de iradet sifati icindir. Aynca dort defa da zahir 
olan (semi, basar, kudret, (kelam), sifatlan icin tavaf ederler. Ancak bu 
dort sifat esasen zahir olduklanndan bu kere teennT ile (yani butun bu hu- 
suslan dusunerek) tavaf ederler. 

Kabe, yani "Beyt-i $erif" mazhar-i zattir, insan ise mazhar-i sifattir. Bu 
sifatlar Hakk'a nisbet olundugu vakit kadTmdir, gunku Hakk kadimdir, onun 
sifatlanda kadimdir. Sahsa nisbet olundugu vakit, hadisdir, zira sahis hadis 
degilmidir, yani sonradan yaratilmadimi, evet sonradan yaratildi. Su halde 
mukayyeddir, yani o sifatlar sahisla mukayyeddir. Ve sifat-i cuz'iyye denildigi 
de bu sifatlann sahisla kayidlanmis olduklanndan dolayidir. Hakk'in sifatlan 
ise "Kulli sifatlar" dir. Sifat-i cuz'iyye sifat-i kulliyenin mazhandir. Mesela: 
irade-i cuz'iyye irade-i kulliyenin, kudreti cuz'iyye kudreti kulliyenin mazhar- 
landir, yani Cenab-i Hak (insandaki) bu cuz'T sifatlar ile zahirdir. 

Zat-i Hakk'i artla zatmdir senin, 
Hem sifati hep sifatmdir sertirt. 
Sen seni bilmek necatindir senin, 
Gayri bakma sende iste sende but. 

Zat-i Hakk'i anla zatmdir senin, 
Hem sifati hep sifatmdir senin. 
Sen seni bilmek kurtulusundur senin, 
Gayri bakma sende iste sende bul. 

Bir dervis Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazretlerine hikaye etti 
ki: 

"Filan cok sarap iciyor, fakat hie sarhos olmuyor." Mevlana: 

"Belki yakasmdan asagi dokuyor, gunku sarabm ozelligi sarhos etmek- 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 461 



tir. Sarho§ etmedigine gore sirke olmahdir. $eriat ve tarikat mukallitleri 
de bdyledir. Allah Tedld'nm sozunij okur geveler ve onu hig hazmetmez- 
ler; velilerin ozlerini anlatirlar ve higbir suretle mest olmaz ve ne§elen- 
mezler, zira okur, geveler ve higbir §ey yutmazlar. Allah Tedld'yi bilmek, 
Allah Tedld'yi anmaktan daha iyidir. Kur'an-i Kerim'de 

"Ey iman eden kullarim! $uphesiz benim yarattigim yeryuzu geni§tir. O 
halde yalmz bang kulluk edin." 1007 

den maksat Allah Tedld'yi bilin demektir; istenilen de budur" buyur- 
du. 1008 

Akil insani surekli olarak bir seylerin farkina kavusturdukca ozgurlugu ki- 
sitlanmakta ve rahatsiz olmaktadir. 

"insan ozgur olarak dogmu$tur, fakat her yerde zincire vurulmu$tur" 1009 

iste ilahin bir oldugunu ve ona tabi olmaktan ba§ka garesi olmadigini an- 
lamak garesizligin bitkinligi ile Allah Teala'ya yonelir. Bu ilahin varhgindaki 
hakikat onemlide degildir. Her §ey olabilir. Mesela, biz Allah Teala'yi ilah 
kabul ederiz. Bir ba§kasi, nefsini; bir bajkasi da olmadigini; vb. her §ey bir 
ilahtir. Yeter ki segilsin. 

ilahin ikiligi demek insanin varhgina pay gikarmasi demektir. Bu nedenle 
akil, tutkular ve irade insanda kontrol altina ahnip ikilikten kurtularak ilahi 
bulmak ile ozgur olmak demektir. ^unku insanin varhk sahasindaki en buyuk 
acisi yok olmak acisidir. 

ilah i bulmak belki insanin ozgur olmasinin tek gikar yoludur. Artik ozgur- 
lugun tadina bu sekilde varabilir. Bu ise onda kendini yok etmesi tevhTdi 
bulmasi ile olabilir. Tevhid sikintilann bittigi makamdir. 

SO ret i terk eyle mana bulaaor, 
Ko sifati bahr-i zata dalaaor. 
Ey Niyazi $ark u aarba dolaqor, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Sureti terk eyle mana bulagor, 
Ko sifati zata denizine dalagor. 
Ey Niyazi dogu ve batiya dolagor, 
Gayre bakma sende iste sende bul. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala sizin suretlerinize ve mallanniza bakmaz, kalplerinize ve 



1007 Ankebut, 56 

1008 (YAZICI, 1995), s. 660-(388) 

1009 Jean-Jacques Rousseau 



462 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



amellerinize bakar. " 101 ° 



Allah Teala, ben sana, bir gonul sahibinden bakanm. Secdene, altin 
vermene bakmam bile demektedir. Sen, gonlunu gonul sandin da gonul 
sahiplerini aramayi biraktin. Gonul oyle bir varhktir ki bu yedi gok gibi ye- 
di yuz tanesini oraya koysan kaybolur gider. Bu cesit gonul kinklanna go- 
nul deme. Sebzvar'da Ebubekir arama. Gonul sahibi, alti ytizlti aynadir. 
Allah Teala, alti cihette de o aynadan nazar eder durur. Alti cihette bulu- 
nan, bu cihetlerden kurtulamayan ki§iye Allah Teala, o gonul sahibi vasita 
olamadikca nazar etmez. Birisini reddederse onun icin eder. Kabul ederse 
yine sefaatci odur. O olmadikca Allah Teala kimseye nzk vermez. iste 
ben, vuslata ulasan kisinin ahvalinden bir miktarcigini soyledim. Allah Te- 
ala, ihsanini onun eline kor da acinanlara onun elinden ihsanda bulunur. 
Onun avucu ile butunluk denizi birlesmistir. O, neliksiz ve niteliksizdir ve 
tam kemal sahibidir. Soze sigmayan bu birlesmeyi soylemenin imkani 
yoktur vesselam. Ey zengin, yuzlerce cuval altin getirsen Allah Teala der 
ki: 

A iki buklum adam gonul getir. Gonul senden razi ise ben de raziyim. 
Gonul senden yuz gevirmisse ben de yuz geviririm. Sana bakmam, o gon- 
le bakanm. 

Ey cam kapimda olan, bana armagan olarak gonul getir. Gonul sahibi, 
seninle nasilsa ben de oyleyim. Cennetler analann ayaklan altindadir. 
Halkin anasi da odur, babasi da odur, ash da o. Ne mutlu gonlu deriden 
bedenden ayirt edebilen kisiye. 1011 



1010 Muslim, Vlll,ll; ibn Mace, ll,1333,ha. 4143 

1011 Mesnevi, (V. izbudakTerc.) c. V, beyitler: 869-885 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 463 



115 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Ey gonul gel Hakk'a giden rahi bul, 
Ehl-i derd olup deruntahi bul, 
Canm ilindeki sems ii mahi bul, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol giizel Allahi bul. 

Devlet-i Diinyaya magrur olma sen, 
Lezzet-i cahma mesrur olma sen, 
Anlan izzet samp hor olma sen, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol giizel Allahi bul. 
Gergi Allaha ibadet de giizel, 
Ziihd ii takva kanaatta giizel, 
Halvet ehline keramet de giizel, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul. 
Kande baksan ol giizel Allahi bul. 

Ol sana agmis durur daim goziin, 
Sen yetiirmissin ha ararsm oziin, 
Bi-cihet gostermis esyada yiiziin, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol giizel Allahi bul. 
Arife esyada esma goriiniir, 
Ciimle esmada miisemma goriiniir, 
Bu Niyazi'den de Mevla goriiniir, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol giizel Allahi gor. 



Ey qdntil gel Hakk'a giden rahi bul, 
Ehl-i derd olup derunidhi bul, 
Canm ilindeki $ems ii mahi bul, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol giizel Allahi bul. 
Ey gonul gel Hakk'a giden yolu bul, 
Ehl-i derd olup gonulden gikan ahi bul, 
Can ilindeki gune§ ve ayi bul, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Hangi kaynaga baksan ol guzel Allahi bul. 



464 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Devlet-i Dunyaya maqrur olmo sen, 
Lezzet-i cahma mesrur olmo sen, 
Anlan izzet samp hor olmo sen, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Allahi bul. 
Devlet-i Dunyaya magrurolma sen, 
Makam lezzeti ile sevinme sen, 
Onlan izzet samp hor olma sen, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Allahi bul. 

Gerci Allaha ibadet de guzel, 
Zuhd u takva vu kanaat de guzel, 
Halvet ehline keramet de guzel, 
Adem isen "semme vechu'lldh"i bul. 
Kande baksan ol guzel Allahi bul. 
Gerci Allaha ibadet de guzel, 
Zuhd ve takva vu kanaat de guzel, 
Halvet ehline keramet de guzel, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul. 
Kande baksan ol guzel Allahi bul. 

Ya'ni cemT'i evliyada keramet bulunmak lazim ve vacib degildir. Ve 
dahT bir kimesnede bu tig alamet ve sifat bulunup veliyyullah olmasi mu- 
karrer iken asla onda harik-iade keramet bulunmasa, kerameti yoktur ve 
kerameti olmayan evliyaullahdan olmaz diye inkar ile kadh (atip tutma) 
ve zem etmeyip ve am terk etmemek gerektir. Amma enbiyanin hali bu- 
na kiyas olunmaz. Cumlesine, haline ve mesrebine ve zamanina ve ma- 
halline gore ve ol zaman halkinin hallerine ve amellerine gore mu'cize la- 
zimdir ki, da'vayi nubuvvetlerinde, sidklanna ya'ni hak Peygamber olma- 
lanna huccet ve kuvvettir. Amma evliyanin bazismda bulunsa kifayet 
eder. Ve bundan sonra asagida bu hususun illetini beyandan hikmeti 
ma'lum olur. 1012 

Ehlullah izhar ve kerametde bir degillerdir, bir kag turludur. Ekseri al- 
gakhk gosterip tevazuan kerametini halka izhar etmemekle hallerin bil- 
dirmemislerdir. Ve ba'zilan dahT halk-i alem hallerine muttalT olduklann 
istemeyip ve riya ve ucubden hazer edip izhanndan haz etmemislerdir. 
ZTra nefs mekkar (hilekar) ve halk fettan (fitneci)dir. Nice velTleri ve 



1012 (FUADT), v. 7a 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 465 



salihleri yoldan gikarmislardir. Bu mekr ve fitneden hazer ederler. Ve ba- 
zilan dahT mesreblerinde sidk ve himmetlerinde halis ve muhlTs olmakla 
keramet zuhurunda nef ve hikmet anlayup kerameti izhar etmislerdir. 
Cumle menafi'den nef i oldur ki kendiler tank-i Hak'da ve sirat-i 
mustakiymde olduklan bilinip ve bilinmekle ba'zi irsadi lazim olanlan 
tank-i Hakka ve hal-i irfana gekup ve evliyanin gergekligini ve ehl-i Hak 
olduklanni halk bilip ve onlara iktida ve ittiba'la muhTb ve murTd olup 
tugyan ve zilal ile gunahlar islemekden halas olup ve sulaha ve ehl-i tak- 
vadan olmakdir. Bu nef igin kerameti izhar ederler. Mahalline ve haline 
ve ademine gore cumlesi hubdur. 1013 

Ol sana acmi$ durur daim qozun, 
Sen yeturmissin ha ararsm ozun, 
Bi-cihet gostermis esyada yuzun, 
Ad em isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol quzel Allahi bul. 
01 sana agmis durur daim gozun, 
Sen yitirmissin ha ararsm ozun, 
Cihetsiz gostermis esyada yuzun, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Allahi bul. 

Arife esyada esma goriinur, 
Cumle esmada miisemma 1 14 gorunur. 
Bu Niyazi'den de Mevla goriinur. 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Allahi gor. 
Arife esyada isimler gorunur, 
Butun isimlerde musemma gorunur, 
Bu Niyazi'den de Mevla gorunur, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Allahi gor. 

Ey benim sahim! 

Bir kimse kirk yil ibadet eylese, gunduzu oruglu gecesi namazh olsa fa- 
kat ibadetten murad ne oldugunu bilmese ve idrak eylemese bir zerre 
kadar faydasi yoktur. Yani bilmek birlige yetmek ve birlige yetmek ise 



1013 (FUADT), v. 9b 

Musemma: isimlendirilen, ad verilmi§ olan, bir ismi olan. * Muayyen zaman. 
Belirli vakit. 



466 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



kendi zat, sifat ve efalinden fani olmaktir. Cumle varhgin Hakk'in oldu- 
gunu idrak eylemektir. Hakk ile ma'mur oldugunu bilmek ve benliginden 
gegmek, fenaya ermektir. Boyle olunca o kimse her nereye baksa Hakki 
gorur ve kendinde Hakk'tan gayn nesne gormez. Nitekim Hak subhanehu 
ve teala buyurur: 

<tiil^>-jl!j \Jy \lii\i 1015 "nereye donersen Hakk'in yuzu ordadir." 1016 



TAHMIS-IAZBI 

Gel hakikat §ehrine gir §ahi bul 

A§k yolunda arif-i billah'i bul 

Sirr-i a§ka lemyezel 1017 agahi bul 

Kalbin igre ayn-i beytullah-i bul 

Ey gonul gel Hakk'a giden rahi bul, 
Ehl-i derd olup derunf ahi bul, 
Canm ilindeki §ems u mahi bul, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Allah i bul. 

Ehl-i vecde ho§ halavette guzel 

Gergi zikirde tilavetete guzel 

Terki dunyada feragatta guzel 

Ehl-i a§ka ho§ hararette guzel 

Gergi Allah'a ibadette giizel 
Zahid u takva kanaatta giizel 
Halvet ehline keramette giizel 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul. 
Kande baksan ol giizel Alia hi bul. 

Can kulagi iside Hakk'in sozunu 

Asinadir Hak soze gunkii ozun 

Sirrmi fas eyleme yoktur ozun 

Sana soyler gagirir oldu gozun 



1015 Bakara, 115 

1016 (NiyazT-i MisrT, 2003), s.ll 
Lemyezel: zail olmaz, bakT, daimTolan. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 467 



Ol sana agmis durur daim goziin, 
Sen yetirmissin ha ararsm oziin, 
Bi-cihet gostermis esyada yuziin, 
Adem isen "semme vechu'llah"i but, 
Kande baksan ol guzel Alia hi bul. 
Ziyneti dehr He mamur olma sen 
Etme benlik saha ma'mur olma sen 
Kurbu Hakk'tan koz gore devr olma sen 
Nefsine maglup makhur 101S olma sen 

Devlet-i Dunyaya magrur olma sen, 
Lezzet-i cahma mesrur olma sen, 
Anlan izzet samp hor olma sen, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Alia hi bul. 
AzbVye yari muheyya 1019 g6runur 
Sureti fanide ukba gorunijr 
Gor bu siirimden temasa gorunijr 
Kande baksa remzi ilia gorunur 

Arife esyada esma gorunur, 
CUmle esmada musemma gorunur, 
Bu Niyazi'den de Mevla gorunur, 
Adem isen "semme vechu'llah"i bul, 
Kande baksan ol guzel Alia hi gor. 



Makhur: (Kahir. dan) Kahredilmi§. Mahvedilmi§. Bozguna ugratilmi§. Maglub. 
Mahkum. Allah'in (C.C.) gazabma ugrami§. Yenilmi§. Hakaret gormiij. 

Muheyya: (Hey'e. den) Hazirlanmij olan. Hey'et-i mecmuasi tertib ve tesviye 
olunmuj olan. 



468 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



116 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Asina-i ask olandan ah u zar eksik elegit, 
Kesti-i bahre demadem ruzigar eksik degil, 

Ol cemal-i mutlakm askmda arttikca niyaz, 

Ol kadar naz arttmr bir gul-izar eksik degil, 
Yeri cennet baktigi didar olursa asikm, 
Vechi nurundan am yakmaga nar eksik degil. 

Bu nisani asikm rahat olur gam dirilir, 

Hayret ender hayreti leyl-u nehar eksik degil. 
$em-i aska Misriya yandir oziin yog ol mudam, 
Asika her yoklugun ustunde var eksik degil. 



Asina-i ask olandan ah u zar eksik degil, 
Kesti-i bahre demadem ruzigar 1020 eksik degil, 

A§ka a§ina olandan ah ve inleme eksik degil, 
Her zaman denizteki gemisinin ruzgan eksik degil, 

Ruzgarlar esmedigi zaman deniz sakin ve sessizdir. Fakat ruzgarlar esme- 
ge basladigi zaman deniz kabararak dalgalanmaga baslar ve boylece dalgala- 
nn artmasiyla deniz ortulur, gizlenir. Ayni bunun gibi Alemde de gorunen 
suretlerin sonsuz sayida gogalmasi Cenab-i Hakk'i ortmus gizlemistir. 

Ol cemal-i mutlakm askmda arttikca niyaz, 
01 kadar naz arttmr bir gul-izar eksik degil, 

cemal-i mutlakm askmda arttikca niyaz, 
kadar naz arttinr bir gul bahcesi eksik degil, 

Yeri cennet baktigi didar olursa asikin, 
Vechi nurundan am yakmaga nar eksik degil. 

Yeri cennet baktigi sevgilisi olursa asikm, 
Yuzunun nurundan onu yakmaga ates eksik degil. 

Bu nisani asikm rahat olur gam dirilir. 



Ruzt: f. Azik, nzik. Nasib, kismet. * Gundiizle alakali. Giinduze ait 
Gar: Magara. in. Kehf. * Defne agaci. * Gayret. * Fesad. * Tren istasyonu. * Tib: 
Beden azalannda olan cep gibi cukuryer 
Riizgar: Zaman, devir, hengam, vakit. * Dunya, alem. * Yel 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 469 



Hayret ender hayreti leyl-ii nehar eksik degil. 

Bu nisani asikin rahat olur gam dirilir, 
Hayret iginde hayreti gece gunduz eksik degil. 

5cm-/' aska Misriya vandir ozun yog ol mudam, 
Asika her yokluaun ustunde var eksik degil. 

§em-i aska Misriya yaktir ozunu yok ol surekli, 
Asika her yoklugun ustunde varhk eksik degil. 

Askin sonu kavusmaktir. Muhakkak yoklugu varhgi bulduracaktir. 



TAHMiS-i AZBI 

A$ika ta'n aduvden yok karar eksik degil 

Ask elinden her zaman aglar yanar eksik degil 

Gulseni alemde zag u dil hezar eksik degil 

Asina-i ask olandan ah u zar eksik degil, 

Kesti-i bahre demadem ruzigar eksik degil, 

Asik bigare ah u zar eder dolu ve diraz 1023 

Her zaman bir derdmenddir eyleyen soz u guzar 1024 

Sevdigimden muptelaya dembedem arttikta naz 

Ol cemal-i mutlakm askmda arttikga niyaz, 

Ol kadar naz arttmr bir gulizar eksik degil, 

Ruz u seb fikri visdli ydr olursa dsikm 

Veche karsi gele cismi ndr olursa asikm 

Hem demi hem sohbeti ol ydr olursa dsikm 

Yeri cennet baktigi didar olursa asikm, 

Vechi nurundan am yakmaga ndr eksik degil. 



1021 _ - .. 

Zag: Karga 

1022 Hezar: Bulbul 
1023 Diraz:f. Uzun. 

Guzar: Gegi§, gegme. Beceren, halleden, yapan. Gegiren, gegirici manalanna 
gelir ve birlejik kelimeler yapilir. Mesela: Dem-guzar : Zaman gegiren, vakit oldu- 
ren. 



470 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Fi'l-misli 10Z5 alemde kalmis cam He cem denilir 
Asik-i dilber eder her yerde her dem denilir 
Ydrsiz cennette neyler zevki ddem denilir 
Bu nisam asikm rahat olur gam dirilir, 
Hayret ender hayreti leyl-u nehar eksik degil. 
Can bagi§lar a§ika yar sunsa cam-i lalefam 1026 
Olmasa cennette dilber bulmaya cennette nizam 
AzbVnin sozu budur vallah a'lem bi's-sevab 1027 
$em-i a§ka Misriya yandir ozun yog ol mudam, 
A$ika her yoklugun ustunde var eksik degil. 



1025 _ 

Benzen 

Lalefam: f. Lale renginde. Rengi lalenin rengine benzeyen. 

Allah Teala bilir, dogrusu budur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 471 



117 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Heva ise yeter gonul gel Allah'a donelim gel, 
Siva ise yeter ey dil gel Allah'a donelim gel. 

Nice bir sevelim gayri, nice bir olahm ayn, 

Anahm vuslat-i yari gel Allah'a donelim gel 
Bize Hakk-dan gel olmadan ecel kosii calmmadan, 
Can in Azrail almadan gel Allah'a donelim gel. 

Ozenmez misin ol yare ki aldanmissm sen agyare, 

Seni azdirmis emmare gel Allah'a donelim gel. 
Talep kil her sehergaht yiirekten eyle gel a hi, 
Sevenler buldu Alia hi gel Allah'a donelim gel. 

Sorahm gel bilenlere giilii buyun direnlere, 

Visaline irenlere gel Allah'a donelim gel. 
Niyazi'ye olup haldas olursun yoluna yoldas, 
Dokup gozlerimizden yds gel Allah'a donelim gel. 

Heva 1028 ise yeter gonul gel Allah'a donelim gel, 
Siva ise yeter ey dil gel Allah'a donelim gel. 

istegin var ise yeter gonul gel Allah'a donelim gel, 
Baska bir sey ise yeter ey dil gel Allah'a donelim gel. 

Nice bir sevelim gayri, nice bir olahm ayn, 
Anahm vuslat-i van gel Allah'a donelim gel 

Nice bir sevelim gayri, nice bir olahm ayn, 
Anahm yarin vuslatini gel Allah'a donelim gel 

Sevgimiz kimsede olmadigi oldugu gibi, vuslatimiz dahi baskalanndan ayn 
olsun. 

Bize Hakk-dan gel olmadan ecel kosii calmmadan, 
Canm Azrail almadan gel Allah'a donelim gel. 

Bize Hakk-dan gel olmadan ecel davulu calmmadan, 
Canm Azrail almadan gel Allah'a donelim gel. 

Ozenmez misin ol yare ki aldanmissm sen agyare, 
Seni azdirmis emmare gel Allah'a donelim gel. 



Heva: istek. Nefsin istegi. Diijkiinluk. Gelip gecici olan heves. Nefsin zararli ve 
gtinah olan arzulan. 



472 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Ozenmez misin ol yare ki aldanmissin sen baska seylere, 
Seni azdirmis nefs-i emmare gel Allah'a donelim gel. 

Talep kil her seher gdhi yurekten eyle gel ahi, 
Sevenler buldu Allahi gel Allah'a donelim gel. 

Talep kil her seher gahT yurekten eyle gel ahi, 
Sevenler buldu Allah'i gel Allah'a donelim gel. 

Sorahm gel bilenlere giilii buyun direnlere, 
Visaline irenlere gel Allah'a donelim gel. 

Sorahm gel bilenlere gulu kokusun derenlere, 
Visaline erenlere gel Allah'a donelim gel. 

Niyazi'ye olup haldas olursun yoluna yoldas, 
Dokup gozlerimizden yds gel Allah'a donelim gel. 

NiyazT'nin yoluna yoldas olup hal arkadasi olursun, 
Dokup gozlerimizden yas gel Allah'a donelim gel. 



TAHMIS-IAZBI 

Sevda ise yeter oldu gel Allah'a donelim gel 
Dunya yeter oldu gel Allah'a donelim gel 
Takvd ise yeter uldu gel Allah'a donelim gel 
Hevd ise yeter gonul gel Allah'a donelim gel, 
Siva ise yeter ey dil gel Allah'a donelim gel. 

Unutalim derd-ifikri edelim subuhdem sukru 
Nice gezelim ugru 1029 birlikte olalim dogru 
OzumiJzde bulup ydri bir haber alalim bari 
Nice bir sevelim ggyri, nice bir olalim gyri, 
Analim vuslat-i ygn gel Allah'a donelim gel 
Medet kiyamet kopmadan isrdfil sur urmadan 
Omur gecip devr olmadan rdh-i askta yorulmadan 
Hakk'i bulalim olmeden gel bu tenden ayrilmadan 
Bize Hakk-dan gel olmadan ecel kosii cglmmgdgn, 
Cgnm Azrail almadan gel Allah'a donelim gel. 



Ugru:l . Hirsiz: 2 . halkagzmda Onveyayan: 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 473 



Gelmedin Zahid ikrara a Ida nd in kaldm inkara 
Ytiztin yoktur hey bigdre nice baksm Htinkdra 
Asik olsun dilddra onmadik miskin bigare 
Ozenmez misin ol yare ki aldanmissm sen agyare, 
Seni azdirmis emmare gel Allah'a donelim gel. 



Hakikat sehrinin sahi degis bu nefs-i gumrahi 1030 
Bulup bir merdfi'llldhi olasm sirrm dgahi 
Goresin ol yuzu mdhi sur dsiklarm gdhi 
Talep kil her sehergah? yurekten eyle gel a hi, 
Sevenler buldu Alia hi gel Allah'a donelim gel. 

Sahib kadem olanlara ask bahrine dalanlara 
Hakk'tan haber alanlara dostan nisan bulanlara 
Erkdn He gelenlere okutfarzm Meniere 
Soralim gel bilenlere gulu buyun direnlere, 
Visa line irenlere gel Allah'a donelim gel. 
Er ol nefsin He savas nddana sir eylemefds 
Sag edtip gel cdha ulas sabr eyle bagrma tas 
Bulup bir ha line ha Idas Azbtsana soyler gardas 
Niyazt'ye olup haldas olursun yoluna yoldas, 
Dokup gozlerimizden yds gel Allah'a donelim gel. 



GLimrahT: f. Sapitma, dogru yoldan gikmis olma 



474 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



118 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Bu fenanm izz-u cahi iy§ u nu§u bir hayal, 
Gormedim bir izzetin kim bulmaya ahir zeval. 

Gunbegun eksilmede her ehl-ifazl u ehl-i hal, 

Gitmede zevki cihanm gelmede daim melal. 
Nice erbab-i ulumu kildi bizden mevt irak, 
Her birinin iftiraki kildi bizi ke'l-hilal. 

Gerci insana kalir bin hasret-u derdiyle gam, 

Gittigince dunyadan her ehl-i fazl-i zul-kemal. 
Lik gittikte azizim §eyh Muhammed dunyadan, 
Kalbimizi yakdi derdi kaddimizi kildi dal. 

Ruh idi cism icre guy a §ehr-i U§§ak'ta o Pir, 

Alem-i ervaha uctu eyleyup azm-i visal. 
Ah u vah-ifirkat u hicrane yanmakta dilim, 
Gozlerim kan He doldu bir yanagim iistii al. 

N'idelim can "Kullu §ey'in halikun" dedi Hud a, 

Diyelim "El-hukmu lillah-il'kebtr-ul'muteal". 
Husn-i hatimine Niyazidedi tarihin anm, 
Allah Allah dedi ve kildi bekaya irtihal. 

Bu fenanm izz-u cahi iy$ u nu$u bir hayal, 
Gormedim bir izzetin kim bulmaya ahir zeval. 1031 

Bu fenanm izzeti ve makami eglence ve icpmesi bir hayal, 
Gormedim bir izzetini ki sonu olmasin zeval. 

Cah, mansap, yani beglik, pa§ahk, mudurlukgibi rutbeler, meslekler hepsi 
ay§-i nu§ etmek, yani geginmek igin yemek, igmek vesair §eylerin hepsi birer 
hayaldir. Mesela, karagoz oyununun perdesinde oldugu gibi kadin, erkek 
vesair sekiller perde de soylerler, gulerler, halbuki perdenin arkasinda bun- 



Zeval: Zail olma, sona erme. * Gitmek. Yerinden aynlip gitmek. * Gune§in tam 
ortada gibi, ba§ ucunda bulundugu zaman. * Gunesjn nisf-i nehar dairesinden bat- 
maya dogru donmesi. Seyrinin sonuna yakla§masi.(Gafletten kurtulan evvelki adam, 
o §edit §efkatin elemine karji ulvi bir tiryak bulur ki; acidigi butiin zihayatlann mevt 
ve zevalinde bir Zat-i Baki'nin baki esmasmin daimT cilvelerini temsil eden ayine-i 
ervahlan baki gorur; §efkati, bir surura inkilab eder. Hem zeval ve fenaya maruz 
biitiin guzel mahlukatin arkasinda bir cemal-i miinezzeh ve husn-u mukaddes ihsas 
eden bir nakis ve tahsin ve san'at ve tezyin ve ihsan ve tenvir-i daimtyi gorur. O zeval 
ve fenayi, tezyid-i hiisiin ve tecdid-i lezzet ve te§hir-i san'at igin bir tazelendirmek 
§eklinde gorup lezzetini ve §evkini ve hayretini ziyadele§tirir. M.) 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 475 



Ian oynatan bir adabin bulunduguna vakif olmayan zanneder ki o suretler 
soyler ve gtilerler, gercekte butun bunlan yapan bir adamdir. iste bu fenanin 
izzet ve mansap, yeme ve icmesi ayni perdedeki suretlerin hareketleri, du- 
ruslan ve konusmalari gibidir. 

Gunbeaun eksilmede her ehl-i fazl u ehl-i ha I, 
Gitmede zevki cihanm gelmede daim melal. 

Gunden gune fazilet ehli ve hal ehli eksilmede, 
Gitmekte cihanin zevki devamh gelmede can sikintisi. 



p+^o^ V ; r^ii'^V ^ & 



j^- 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ummetimin en hayirh olanlan benim asnmda ya$aycmlardir (Ashab), 
sonra onlan takip edenler (Tabitn), sonra da onlan takip edenler 
(Etbauttabitn) gelir..." 

Nice erbab-i ulumu kildi bizden mevt Irak, 
Her birinin iftiraki kildi bizi ke'l-hilal. 

Nice ilim erbabini olum bizden uzak kildi, 
Her birinin aynhgi bizi hilal gibi kildi. 

Olum iyi ve kotuyu ayirmasan ahp goturdu. Hepimiz olmeye mahkumuz. 
Bir kismimiz yasamin icerisinde kahrken diger bir kismimiz bilinmeyen bir 
yerin tufanina dogru suruklenmekteyiz. 

Olene uzulusumuzun mahiyetinde, olumun; bir gun bize de gelecek olu- 
sunu birden bire hatirlatmasinin sarsici tesiri vardir. Birgok musibetten kur- 
tulduguna sevinen insan olumden kurtulusuna tam olarak sevinemez. Bu 
yuzden olenin arkasindan aglarken ashnda biraz da kendi istikbalimize agla- 
nz. 

Gidenler icinde bedbaht ve mesrur olani fazla dusunur gorunmemiz yine 
bu nedenledir. isyankar ya da kabul eden de olsak hepimizin yazgisi olan 
olumun, biz yeni gunleri beklerken habersiz geldiginde, hicbir seye iltifati 
artik kalmamistir. 

Olum, dost ya da dusman, bilmeden herkesin sinesine konmaktadir. in- 
san hayatinin en onemli olayi olan olumu cozmeden hayati cozmek mumkun 
degildir. Kulluk ve imtihan icin yaratilan insanoglunun imtihan muddetinin 
son bulmasinin saiki olan olum; bir gecis, bir uyanistir. 

Bu nedenle olum, tesaduft bir hadise, bir yok olus degildir. Allah Teala 
Kur'an-i Kerim'de, onun da tipki hayat gibi, bir yaratihs, ilahT irade ve takdirle 
vukua geldigini belirtir. 

"Hanginizin daha iyi i$ i$ledigini belirtmek icin, olumu ve dirimi (hayati) 



476 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



yaratan O'dur. O, gugliidur, bagi§layandir." 10i2 

Gerci insana kahr bin hasret-u derdiyle gam, 
Gittigince dunyadan her ehl-i fazl-i zul-kemal. 

Gerci insana kahr bin hasret ve derdiyle gam, 

Her fazilet ehli ve kemal sahibi dunyadan gittiginde. 

Lik qittikte azizim $eyh Muhammed dunyadan, 
Kalbimizi yakdi derdi kaddimizi kildi dal. 

Ancak azizim §eyh Muhammed dunyadan gittiginde, 

Kalbimizi yakdi derdi boyumuzu bosumuzu J> harfi gibi kildi. 

NiyazT-i MisrT istanbul'daki zikir ve deveranin serbest birakilmasi ola- 
yindan sonra daha once yerlestigi Bursa'ya doner. Bundan kisa bir sure 
sonra da; NiyazT-i Misri'yi §eyhi Ummi Sinan ile bulusturan ve kendisine 
Usak'a her gelisinde yardimci olup, konuk eden §eyh Muhammed Efendi'- 
nin vefat haberini ahr. Bu haber onu cok uzer. NiyazT-i MisrT, §eyh Mu- 
hammed Efendi'ye karsi duydugu derin uzuntuyu, onun igin soylemis ol- 
dugu vefat tarihini manzumesiyle soyle ifade etmektedir. 1033 

Bu nedenle t> harfi seklindeki gibi kamburu cikmis kisiye dondugunu an- 
latiyor. 

Ruh idi cism icre guya $ehr-i U$$ak'ta o Ptr, 
Alem-i ervaha uctu eyleyiip azm-i visal. 

Sanki o PTr Ussak sehrinde cisim icre ruh idi, 
Visal kasteyleyip ruhlar alemine uctu. 

Ah u vah-i firkat u hicrane yanmakta dilim, 
Gozlerim kan ile doldu bir yanagim iistii al. 

Ah ve vahi firkat ve hicrane gonlum yanmakta, 
Gozlerim kan ile doldu bir yanagim ustu kirmizi. 

N'idelim cun "Kullu $ey'in hglikun" dedi Huda, 
Diyelim "El-hiikmii lillah-il'kebir-ul'muteal". 



1032 Mulk, 2 

1033 



(A5KAR, 1997), s. 83; Mustafa LutfT, Tuhfe, s. 38; 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 477 



N'idelim gun "Kullu §ey'in halikun" dedi Huda, 
Diyelim "El-hukmu lillah-il'kebir-ul'muteal". 1034 

^)-^^li^j toU ^p^5*VU^>l %\&\'*£&% "Allah-la 

beraber ba$ka tann tutup tapma. O'ndan ba§ka tann yoktur. O'ndan ba§- 
ka her §ey yok olacaktir. Hukum O'nundur, O'na donduruleceksiniz." 103s 

Hiisn-i hatimine Niyazi dedi tarihin anm, 
Allah Allah dedi ve kildi bekaya irtihal. 

Guzel hayatinin biti§ine "NiyazT" dedi tarihin anm, 
Allah Allah dedi ve kildi ahirete gogtii. 

"Allah Allah didi ve kildi bekaya irtihal misrasi", 

Ebced hesabiyla §eyh Muhammed Efendi'nin Hakk'a yuruyij§ tarihi 
olan 1078/1668'i gostermektedir. Anla§ildigina gore NiyazT-i MisrT'nin 
dostu §eyh Muhammed Efendi, bu tarihte U§ak'ta vefat etmi§ ve bu olay 
mersiyesinde ifade ettigi gibi, NiyazT-i MisrT'yi gok uzmu§tur. 1036 



1034 "El-hukmu lillah-il'kebir-ul'muteal": Hukum Buyuk ali Allah Teala'dir. 

Kasas, 88 
1036 (A$KAR, 1997), s. 84 



478 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



119 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Varhgm mahveyleyip meydana gel, 
La vii illadan gegip merdane gel. 

Gel haktkat ilmini sen de oku, 

Bir kadem bas mekteb-i irfana gel. 
Zulmete Hizr He gir gevher gikar, 
Ab-i hayvandan igip hem kane gel. 

$er-i basa tag edip iskender ol, 

Geg otur taht-i dile sahane gel. 
"Kiintii kenzen" sirnni duydunsa ger, 
Sakla sirri deme her nadana gel. 

Vahdetin meydani sirn var iken, 

Kesret igre girme sen zindane gel. 
Ey Niyazi bas agik divanesin, 
Nice bir divanesin uslane gel. 

Varligm mahveyleyip meydana gel, 
La vii illadan gegip merdane gel. 

Varhgm mahveyleyip meydana gel, 
"La" ve "illa"dan gegip erkekgesine gel. 

Kul, Allah Teala'nin varhginda mustagrak oldugu vakit, bu istigrak iginde 
onun be§eriyeti mevcut oldukga kullugu bakTdir. Ancak kulluk hukmu bu hal 
iginde muattal olup ondan hakkin sifati zahir olur. Yoksa Hakk, Hak'tir; kul 
dahi, kuldur. Bu hal iginde ancak nefy ve ispat kalkar. Zira bu hal icinde sabit 
olan Hakk'in ispatina ve menfi olan kullugun nefyine hacet yoktur. 
MesnevThan Selanikli Muhammed Es'ad Dede kaddese'llahu sirrahu'l azTz 
Efendi TevhTd risalesi'nin bir beytinde §6yle buyururlar: 

Ne Mevla abd olur ne abd Mevla 
Fakat kalkar aradan la ve ilia 

Bu beyitler Kelime-i Tevhidin esasi olan bu iki hecenin sonuclan ile me§- 
gul olmadan safla§mak ile hedefe vanlacagi ve bunu ba§aranlann azhgi anla- 
tilmaktadir. 

Allah Teala insanlardan kendisini tanimalanni istediginde La (Hayir-Yok) 
ile reddettiklerinin yerine koyacagi ilia (ancak) nin makamindaki ilahin ne 
olacagini belirtirken Allah olmasi istedigini soyler. Fakat bu ilah olan Allah in 
tayini ise insanlar arasinda binlercedir. La ile ilia arasinda hakTkT ilahi bulan 
ancak tevhid sirnna kavu§mu§ olur. Allah Teala ise yoklugun kendisidir. Bu 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 479 



yokluk salt manadaki bir yokluk demek degildir. 

Allah Teala icin bu mu? Degildir. 

Su mu? Degildir. Ya... nedir? 

Allah Teala cevabin bittigi yerdedir. Bu sekilde insan kendini ve butun 
alemi yokluga dusurmelidir. 

Allah Teala'nin besen ifade ile anlatmak mumkun olmadigindan bazilan 
bu makamda ya kendi varhgini bulmus veya inkara dusmustur. 

Allah Teala var midir? Yoktur. 

Allah Teala Yok mudur? Hayir, vardir. 

iste bu sorunun cevabini bulmak tevhiddir. 

Tevhid ise kendi yoklugunu kabul ederek sorulardan kurtulmaktir. Ancak 
cok kisi bu isin taklidinde kalmistir. 

[Fahreddin-i RazTahirete intikal ettiginde, malum sualler... Hepsine cevap 
verdikten sonra "Senin imanm nasil bir iman?" sualine cevap veremiyor. 
Akhna gelmiyor, manevi olarak NecmuddTn el-Kubra kuddise sirruhu'l-azTz 
Hazretlerine soruluyor. NecmuddTn el-Kubra diyor ki; 

"Taklittir, de, taklit." Taklittir, diyor. "Kimin taklidi?" diye soruyorlar. 
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin taklidi," diyor. Tamam, gectin, di- 
yorlar. 

Bunun icin kelime-i sehadette olsun, kelime-i tevhTdde olsun, bazi irfan 
sahibi buyuklerimiz 

"La ilahe illa'llah aid muradillah" La ilahe illa'llah'tan Allah Teala'nin kas- 
tettigi murat ne ise,"o/d murad-i Rasulillah" "Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimiz teblig ederken ne kastediyorsa ben de o kasitla diyorum" 
veya "sen de oyle de" derler. Ve bu taklittir. 

Bir kissa daha var: Hz. Musa aleyhisselam zamaninda Firavun'un palyaco- 
lanndan biri (Haman), Hz. Musa aleyhisselami taklit ediyor. Malum, Hz. 
Musa aleyhisselam kilh vucutlu, gobekli, basi dazlak bir zat-i serif, iste adam, 
basina iskembe geciriyor, o zaman naylon yok tabiT, karnina bir yastik koyu- 
yor, elinde asayla Hz. Musa aleyhisselami taklit ediyor. Niye, Firavun'u gul- 
durecek cunku. Hz. Musa aleyhisselam bunu haber ahyor. Bir mukaleme, 
Allah Teala ile konusma sirasinda, "Bunu kahret Ya Rabb?" diyor. "Kahret- 
mem" diye hitap ediyor Cenab-i Allah Teala 

"Firavun'u degil, seni taklit ediyor." 1037 

Gel hakikat ilmini sen de oku, 
Bir kadem bas mekteb-i irfana gel. 

Gel sen de oku hakikat ilmini, 



1037 (iNANCER, 0. Tugrul, Gonul Sohbetleri, ist, 2005, s. 13) 



480 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Bir ayak bas irfan mektebine gel. 

irfan mektebinde okutulan hakikat ilminin hocasi Allah Teala'dan baskasi 
degildir. 

Menkabenin tamami soyledin Musa aleyhisselam Tur Dagi'nda dua eden 
bir cobana rastlamisti. Ey Rezzak diyecek yerde Ey Zerrak diyor ve: 

"Eger seni gorursem koyunun memesinden gikacak ilk siitii sana vere- 
cegim. En lezzetli yogurda sana yedirecegim. Bitlerim kiracagim." diye 
devam ediyordu. Musa aleyhisselam cobanin duasini duyunca, onu boyle 
dua etmekten men etti ve Allah Teala'nin bu gibi seylerden munezzeh oldu- 
gunu soyledi. Sonra Rabbine vannca, Cenab-i Hakk 

"Ey Musa sevdigimi benden ahkoymak mi istiyorsun?" diye nida etti. 
Musa aleyhisselam donerken yine gobanin yanma ugradi. f^oban: 

"Ey Musa anlattigm seylerle beni melekuta ulastirdm" dedi. Musa 
aleyhisselam da Allah Teala'nin buyrugunu kendisine anlatti. Bunun uzerine 
goban: 

"Bana Rabbimi anlat! Bana Rabbimi anlat" dedi ve sonra duz bir tasin 
iginde kayboldu. Musa aleyhisselam onu bir daha gormedi. 1038 

Zulmete Hizr He air gevher 1039 cikar, 
Ab-i hayvandan icip hem kane 1M0 gel. 

Karanhga Hizir ile gir cevher gikar, 
Hayat suyundan igip hem kaynaga gel. 

Ser-i basa tac edip iskender ol, 
Gee otur taht-i dile sahane gel. 

§eriati basa tag edip iskender ol, 

Geg otur gonul tahtina saha yakisir gel. 

iskender (M. 6. 356-323) Aristo'dan ders almis bir imparatordu. isken- 
der-i Rumi de denir. Bundan baska ismi gegen bir de iskender-i Zulkarneyn 
vardir. Uzerinde rivayetler goktur. Neticede ornek ahnmasi ve yuceligi temsil 
eden bir kisidir. 



1038 (BAHADIROGLU, 2003) s.97; (HUDAYi), c.l, v.21a 

GEVHER:f. Akil ve edeb. * Asil ve neseb. * Elmas, cevher, mucevher. inci. * Bir 
§eyin kiinhu ve esasi. Hakikat. * Noktah olan harf. 

Kan: f. Bir §eyin menbai. * Kuyu. Kaynak. * Maden ocagi. * Bir keyfiyetin. (niteli- 
gin) bol olarak bulundugu kimse. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 481 



"Kuntu kenzen" sirrini duydunsa ger, 
Sakla sirn deme her nadana gel. 

Eger "Kuntu kenzen" sirrini duydunsa, 
Gel sakla her cahil sirn soyleme. 

Vahdetin meydani sirn var iken, 
Kesret icre girme sen zindane gel. 

Vahdetin meydani ve sirn var iken, 
Coklugun igine girme sen zindane gel. 

Ey Niyazi ba$ gcik divanesin, 
Nice bir divanesin uslane gel. 

Ey Niyazi bas agik divanesin, 
Nice bir divanesin uslane gel. 



TAHMIS-I AZBI 

Bak?ate§lefenada yane gel 
Bade-i a§k-i Hudad'dan kane gel 
Gel enel-Hakk sirrma boyane gel 
Varligm mahveyleyip meydana gel, 
La vii illadan gecip merdane gel. 

Gel §eriat hukmunu sende oku 
Hem tarikat semtini sende oku 
Marifet noktasmi sende oku 
Gel hakJkat ilmini sen de oku, 
Bir kadem bas mekteb-i irfana gel. 
Bulmasm bir kimse senden inkisdr 1041 
Ta'ni a'dadan 1042 gucenme etme ar 
Yokmudur cisminde cdnm yane var 
Zulmete Hizr He gir gevher cikar, 
Ab-i hayvandan icip hem kane gel. 
Ayin hilm u hayaya server ol 
Md'nide sdh suretd kirn kemter ol 
Iki diem igre ruy-u envdr ol 
§er-i basa tag edip iskender ol, 
Gee otur taht-i dile sahane gel. 



inkisar: Kinlma. Giicenme. Beddua ve lanet okuma. §ikeste olma 
A'da:(Adiiv. C.) Du§manlar. 



482 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Gevheri fehmeyleyip ehl-i eder 

Senin hdrdyi zumrudu 1043 dun 1044 eder 

Sirrmi fas eyleme sen bi-haber 

"Kuntu kenzen" sirrini duyd unset ger, 

Sakla sirri deme her nadana gel. 

Vuslat-i pervdnenin hem ndr iken 
Yare agyar olma yare yar iken 
Meskeni bulbullerin gulzdr iken 
Vahdetin meydani sirn var iken, 
Kesret igre girme sen lindane gel. 

Alem igre meger bir ddnesin 

Qar harf sana sadef durddnesin 

AzbVya benzer kati mestdnesin 

Ey Niyazi has agik divanesin, 

Nice bir divanesin uslane gel. 



1043 ... „ . 

Hara: Mermer 

Dun: Ajagi, algak. Kolay. Zayif. Golgeli. Ajagihk. Altta, a§agida. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 483 



120 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 
Padisaha askmi hem-hane kil, 
Masiva-yi askmi bigane kil. 

Zikr u fikrinle beni piir nur ediip, 

Mest-i medhus eyleyip dJvane kil. 
Benligimdir senden ayiran beni, 
Varhgim sehrini yik virane kil. 

Miirg-i ruhum meylini kes gayriden, 

$ol cemalin §em'ine pervane kil, 
Gonlumij mir'at-i vech-i zat ediip, 
01 tecellJyle beni mestane kil. 

Cezb-i feyzin §arabm doldurup, 

Bu Niyazi bendeni meyhane kil. 

Padisaha askmi hem-hane kil, 
Masiva 1M5 -yi a$kmi bigane kil. 

Padi§aha a§kini arkada§ kil, 
Masiva-yi sevmeyi yabanci ve uzak kil. 

Hane, gonul anlamina kullanilan bir kelimedir, gunku insanin asli varhgi 
ruhudur. Beden bir mezar gukurunda guruyup gider, ruh hayatta kahr ve 
ruh'un evi (hanesi) de gonuldur. 

Zikr u fikrinle beni piir nur ediip, 
Mest-i 1Me medhus eyleyip divane kil. 

Zikir ve fikrinle nefsini ?ok parlak edip, 
Sarho§ ve §a§irmi§ gibi deli ol. 

Benligimdir senden ayiran beni, 
Varhgim sehrini yik virane kil. 

Senden beni ayiran benligimdir, 
Varhgim §ehrini yik virane kil. 

Murq-i ruhum meylini kes gayriden, 
Sol cemalin sem'ine pervane kil, 

Ruh ku§um! ba§kasindan meylini kes, 



Masiva: Cenab-i Hakkin disindaki yaratiklar. 

Mest: Ayakkabi. * Sarho§. Akh ba§inda olmayan. Kendinden gegercesine haz 
duymak manasmda "mest olmak" §eklinde kullanihr. 



484 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Cemalin i§igina pervane ol, 

Gonlumu mir'at-i vech-i zat ediip, 
Ol tecelltyle beni mestane kil. 

Gonlumu zatin yuzune ayna kihp, 
Ol tecelltyle beni sarho§ kil. 

Kim benliginden kurtulursa butun benlikler onun olur. Kendisine dost 
olmadigi icin herkese dost kesilir. Nakissiz bir ayna haline gelir, deger ka- 
zanir. Cunku butun nakislan aksettirir. 1047 

Cezb-i feyzin sarabm doldurup, 
Bu Niyazf bendeni meyhane kil. 

Feyzin cezbesiyle §arabin doldurup, 
Bu NiyazT bendeni meyhane kil. 

Meyhaneden murad, kamil mur§idin gonludur. Zira orasi Allah Teala 

.... . ... 1048 

sevgisinin hazinesidir. 



TAHMIS-IAZBI 

Ask-i yolunda bende ki merdane kil 

Bahr-i vahdette beni yekdane kil 

Sirrm He simmi hem hane kil 

Padisaha askmi hem-hane kil, 

Masiva-yi askmi bigane kil. 

Gel bana goster yuzun mesrur edip 
Genci gunahimdan beni magfur edip 
Bendeki feyzinle ayni nur edip 
Zikr u fikrinle beni pur nur edup, 
Mest-i medhus eyleyip dtvane kil. 

Ey soran derdine derman soran 

Merhamet ummak gibidir ugradigm 

Hakk'a ulas fiilin kes gayriden 

Murg-i ruhum meylini kes gayriden, 

§ol cemalin sem'ine pervane kil, 



1047 Mesnevi, c.V. b.2665-2666. 



1048 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, ONUNCU SUAL VE CEVABI 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 485 



Ki ge§mim fehmettin bendesini 
Hayfdiriga 1049 yikti senlik meskeni 
Mani-i vuslat kilan bendirini 1050 
Benligimdir senden ayiran beni, 
Varhgim $ehrini yik virane kil. 
Ey hakikat derdine olan tabib 
Senlik ve benlik hevasmdan gegip 
Kalbimi ferman biri hukmun kilip 
Gonlumij mir'at-i vech-i zat ediip, 
01 tecelltyle beni mestane kil. 

Kalbi AzbVden sivdyi kaldirip 
Hdb-i gafletten dili uyandirip 
La ve ilia §erbetinden kandirip 
Cezb-i feyzin §arabm doldurup, 
Bu NiyazJ bendeni meyhane kil. 



Diriga: f. Yazik, eyvahlar olsun! 

Bendir: teften buyiik, zilsiz, darpli Turk musiki sazi 



486 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



121 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Gel ey bahr-i hakayikta talep kilmayan asdafi, 
Gel gevherlerinden hem haberdar olmayan gonul, 

Gel ey asik oduna pervane gibi canm atmayan, 

Gece gunduz isi bulbul gibi zar olmayan gonul. 
Tukendi omrun ey gonul heba yerlerde gaflette, 
Gel ey omrii tamam olunca bidar olmayan gonul. 

Sudan bir ibret almadm nigin daim akip gaglar, 

Gel ey vahdet denizini talebkar olmayan gonul. 
Eristi cumle menzile yol ehli sen diisup kaldm, 
Seni nidem bu yollarda bana yar olmayan gonul. 

Kamunun derdine derman sen imissin bu alemde, 

Niyazt derdimendin derdine gare olmayan gonul. 

Gel ey bahr-i hakayikta talep kilmayan asdafi, 
Gel gevherlerinden hem haberdar olmayan gonul, 

Gel ey hakikatler denizinde sedefleri (incileri) talep kilmayan, 
Gel cevherlerinden hem haberdar olmayan gonul, 

Gel ey a$ik oduna pervane gibi canm atmayan, 
Gece gunduz i$i bulbul gibi zar olmayan gonul. 

Gel ey a§ik ate§ine pervane gibi canm atmayan, 
Gece gunduz i§i bulbul gibi inlemesi olmayan gonul. 

Tukendi omrun ey gonul heba yerlerde gaflette. 
Gel ey omrii tamam olunca bidar olmayan gonul. 

Ey gonul omrun faydasiz yerlerde gafletle tukendi, 
Gel ey omru tamam olunca uyanik olmayan gonul. 

Sudan bir ibret almadm nic'm daim akip caqlar. 
Gel ey vahdet denizini talebkar olmayan gonul. 

Sudan bir ibret almadm, nicin daima akip caglar, 
Gel ey vahdet denizini istekli olmayan gonul. 

Eristi cumle menzile vol ehli sen dusiip kaldm, 
Seni nidem bu yollarda bana yar olmayan gonul. 

Yol ehlinin hepsi eri§ti menzile, sen dusup kaldm, 
Seni ne yapayim bu yollarda, bana yar olmayan gonul. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 487 



Kamunun derdine derman sen imissin bu alemde, 
Niyaz? derdimendin derdine care olmayan gonUL 

Kamunun derdine derman sen imissin bu alemde, 
Dertli NiyazT derdine gare olmayan gonul. 



488 | Niyazf-i Misrt kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



122 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Merhaba ey peyk-i matlub-i Celtl 10S1 
Merhaba ey gamz-i mahbub-i Cemtl 

Sen tabtbin nice yildir yolunu 

Gice gunduz muntazirdir bu alii 
intizanm hadden asdi ey Kertm 
Esiginde durmadan oldum zelJI 

Gah saba vu gah nestm He sana 

Gonderem didim bu cam ey half I 
Sana tefviz oldugigiin emr-ifeyz 
Olmadi yar iline kimse deltl 

Cam canana tiz ilet kirn benim 

intizarun cekmege sabnm kaltl 
Gel Niyaztnin vucud-i harfini 
Levh-i alemden yed-i feyzinle sil 

Merhaba ey peyk-i 1052 matlub-i Celtl 
Merhaba ey gamz-i 1053 mahbub-i Cemtl 

Merhaba ey CelTI'i isteyen seyyare 
Merhaba ey CemTI'in sevgili gamzesi 

Sen tabtbin nice yildir yolunu 
Gice giinduz muntazirdir bu alii 

Nice yildir sen tabtbin yolunu 

Bu hasta gece gunduz beklemektedir 

intizanm hadden a$di ey Kertm 
Esiginde durmadan oldum zelil 

Ey Kertm! timid ile bekleyisim sininmi asti 
Esiginde durmadan oldum zeltl 

Gah saba vu gah nestm ile sana 
Gonderem didim bu cam ey haltl 

Kenan Erdogan, Niyaz?-i Misr? Hayati, Edeb? Ki$iligi, Eserleri ve DJvani'mn Tenkitli 
Metni, Ankara, 1998, s.135; Abdulbaki Golpinarh, Niyazf-i Misri, Sarkiyat Mecmua- 
si, c. VII, s.203 

Peyk: f. Bir §eyin etrafinda, ona tabi olarak donen. Seyyare. * Haber ve mektup 
getirip gotiiren 

Gamz: Ka$ ve gozle ijaret, goz kirpmak. * Cene veya yanak gukurlugu 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 489 



Bazan saba ruzgari ve bazan latif bir ruzgar ile sana 
Ey dost! Bu cam gondereyim dedim 

Sana tefviz oldudu icun emr-i feyz 
Olmadi yar iline kimse delil 

Feyz emri sana havale oldugu icin 
Kimse Yar iline kilavuz olmadi 

Cam canana tiz ilet kirn benim 
intizarun cekmege sabnm kaltl 

Cam canana tez ilet ki benim 
intizann cekmege sabnm azaldi 

Gel Niyaztnin vucud-i harfini 
Levh-i alemden yed-i 1054 feyzinle 5/7 

Gel NiyazT nin vucud-i harfini 

Feyz kudretinle alemin levhasindan sil 



Yed: El. * Kuwet, kudret, gug. * Yardim. * Vasita. * Mulk 



490 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



123 

Vezin: Mef ulu Mefa'Tlu Mefa'Tlu Fe'ulun 

Allahu kerimun ve rahimun ve kafilu Si"rJ i***"^ J (*Lr ^ ^ 

El-mevhibu min indihi ve 7 -fazlu cazflun 1055 Ji>- JJsJllj » j^p j* L^j»°^\ 

Ol gozleri fettan dili sengtnin e linden 1056 
Ayni ka-gamami vafu'adi ka-fetili J^-'tfT ajjj j .Ujo ^^1^ 

Ben d$/fc-/ bigare nice ayrila senden 

* , * ' i 

Kalbi bika bi'§-§ugli vesikun ve alilu JJlP j \2j ^iJiSl CiL ( _Aj 

Dendan-i dehani §eb-i ziilfunde uyarur 

Ke's-sekib-i laylen bihi nurun va dalilu JJi j f£ <>u SO *LJDd 

£y $dh-/ c/hon kapun i$igine Niyazi 

■J s s t S 

Kad ca'a ala'l-vechifaktrun va zeltlun JJi j ^JLi «l>-^I ,«1p *U>- J3 

Allah Teala Kertm, Rahtm ve KefTI'dir. 
Hediyeler tarafmdan ve fazh coktur. 



Ol gozleri fettan 1057 dili seng1nin 105& elinden 
01 gozleri fitneci dilin ta§larinm elinden 



Suleymaniye Kutuphanesi Resid Efendi kitaplan kismmda nr. 1218 de NiyazT-i 
MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aztzin kendi el yazisiyle bir mecmuada bulunanjlahi; 
Abdulbaki Golpinarli, NiyazT-i MisrT, 5arkiyat Mecmuasi, c. VII, s.205 

Kenan Erdogan, Niyaz?-i Misri Hayati, Edeb?Ki}iligi, Eserleri ve Dtvam'nin Tenkitli 
Metni, Ankara, 1998, s.136 

Fettan: Fitneci. Kurnaz. Fitne cikaran. Kanstiran. * Hirsiz. * $eytan. * Altm eriten 
kuyumcu 

Seng: f. Tas, hacer. * Vezin. Tarti ve temkin. * Siklet. * Beraberlik. * Agirlik 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 491 



Gozlerim bulut gibi kalbim lamba fitili 
Ben a$ik-i bicdre nice ayrila sender) 
Ben bicare a§ igi nice ayrila senden 



Kalbim seninle me§gul ve hasta 
Denddn-i deham seb-i zulfunde uyarur 
Agizdaki di$lerin kara saclarm uyarir 



Gece nur sacan ve yol gosteren yildiz gibi 
Ey sah-i cihan kapun isiqine Niyazi 
Ey §ah-i cihan kapin e§igine Niyazi 

■J s s I / 

Yiiz surerek gelen fakir ve zelilindir. 



492 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 

124 

Yd cami'el-esran ve'l-feddil JpUaiM j j\J^\ *•!»- IT 

/d kdsif-el astdn lil'avdmil J*^ j£l"Vl >_Lib I 

Fehel reeyte bahren ev semi'tehu ilk^* j\ \J>* c*llj J$i 



/erm; dirarihi ila's-sevdhil Ja£LJI Jl ^jlji ^^ 

.-a x 

Ldkinnehu Id yemneu'l Gavvdse min j* j<»^iSI *ill <L» V 

ihrdcuhd miktdri keffe-sevdhil J*£lJI LJb jfal. ^Ij>-I 

Ktin keennemd esrdre ser'il Mustafa yiWUiil pyi jfjl*l & "J? 

Tekun Veliyyen hddiyye'l-kavdfil J^j-^ ^ali UJj ^ 

1/e/d tuc/6 crn/)d //Tcu/// sd/7 Ji\l» J>1 \^Ip ^»S Vj 

Be/ fci/n zemdnen sdile'l-mesdil Jp\lAl Jill* tU.j jp Ji" 

Vahzer ani'd-da'vd bihdfe-innehu *j\j Qi j^jM j* jj»-l j 

tet/e/ kirdmi udde da'vd bdtil jA»l t£j*3 J* pfjX^ t/^ 

Vesluk bi-fakrin veh-tiydcin fi't-tarik ij)^ © r^-^ J y* ^-^ J 

1/e bi'l-fendi ani'l-vucudi'l-hdil Jp^ ij^-jll jp ►\ilii j 

Haza min-el Misrfyyi tuhfettin-lekum & Xisi jrjioJI j* lii 

x- a x- J// a 

Huzhdfetd men cumlete'l gavdil j J._SV^il\ cil>- j^ Ci U jJi- 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 493 



ACIKLAMA 1059 

jUsiil j jljl"Vl ?wli- 1' Ey sirlan ve faziletleri toplayan 

NiyazT-i Misri kaddese'llahu sirrahu'l-aziz ezelT kabiliyetine bakarak sadik 
salike hitab etti. Cunku kamil, esyaya asIT sekliyle bakar. Cunku suretler, ha- 
yaller ve vehimlerdir. Cunku insan yaratih§i itibariyle butun kemalati kabul 

edici, sirlan ve faziletleri toplayicidir. j\"J^i\ "Esrar" sozu, sirnn coguludur ve 

o, akil ehline gore, zihinde bulunan akIT bir i§, kalbde sukun bulmus bir lati- 
fedir ki salik, Allah Teala'ya teveccuhu aninda onunla yalniz kahr. Halin sirn 
ki; onda Allah Teala'nin istegi bilinir. 

JpUtiSl sozu, faziletin coguludur. Bu noksanhgin ziddidir. Bu da kesbT ve 

vehbTolmak uzere iki kisimdir. 

KesbT olanina gelince o, dinlenilerek ve cahsilarak ogrenilmis zahir ilimler 
ve edebli kisiden ahnmis olan ovulmus ahlaktir. 

VehbT olan ise varidat, ilhamat, tecelliyat ve ilahT marifetlerdir. Bu mana 
ile salike hitaben; 

"Ey sirlara ve faziletlere kabiliyetli olan! Allah Teala'nin ezelde sana 
olan inayetinden gaflet etme ve kemal derecesine yukselinceye kadar 
fall?" demektir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kisi hir hata yaptigmda kalbinde bir nokta olusur. Eger ondan kagar, 
onu terk eder ve istigfar edip tevbe ederse o nokta duser, eger tekrar o 
hatayi (gunahi) islerse, o nokta biiyiir, artar. Ta ki kalbi kaplayana kadar, 
bu durumda da kalbi paslamr." 1060 

"Bazen kalbimi bir perde burur, bu perdeyi kaldirmak igin giinde yet- 
mis defa istigfar ederim" 1061 

J^[j*il jZUi\ Li-lo \> Ey galisanlar igin perdeleri agan 

JCUi\ suluk mertebelerindeki hicablar, ortulerdir. J^*JI kullar ve 

zahidlerdir. Muhakkak ki sulQkun baslangici ibadet ve zuhddur. Bu ikisi 
ameller sinifindandir. Yine bu ikisi, amelleriyle orterler. Allah Teala'yi talep 
eden seyr'in hallerinde cahsir ve Allah Teala'yi sirnnin miktan olcusunde 



Bu agiklama Mehmed Nasuhiyyu'l-Halvetiyyu'l-CuneydT kaddese'llahu sirrahu'l- 
azizindir. (Abdullah ^ayhoglu, NiyazT-i Misri §erhleri, ist, 1999, s. 23-27) 
1060 Tirmizi. Tefsir, 74: ibn. Mace. Zuhd. 29 
1061 Muslim. Zikir, 51:Ebu Davud. . 26 



494 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



§ahid olur ve bilir. Abid ve zahid kisi bu marifetle tankat-i aliyyenin sartlanni 
bulunmasiylada ruhanT kuvvet ile nefsanT perdeleri agar. Bu mana ile salike 
hitaben "Ey arif, kemalat-i kazan. Eger sen kamil olursan mukemmil olur- 
sun" demektir. 

Bu iki beyitte bir ust mana ise ilahT sirlan ve RabbanT tecellileri toplayana 
perdeleri acmak icin lazim olan zat "Mursid-i Kamil" dir. Yani 

"Ey sirlan ve faziletleri toplamak icin cahsanlar size perdeleri acacak 
olan Mtirsid-i kamildir" demektir. 

Sen incilerini sahillere atan bir deniz gordun mu? Yahud isittin mi? 

d "Fe" harfi guzellestirip aciklayan ya da hazfedilmis olan sartin cevabi- 

dir. Buradaki soru, olumsuzluk manasinadir. Sozun anlamina gelince: 

"Sen bir deniz gormezsin ve isitmezsin. " 

Denizin manasi kesilip bolunmeksizin akan parcalann coklugudur. Deniz- 
den murat hislerle algilama yardimiyla akIT tesbih yoluyla kamilin kalbini 
anlatmaktir. Hicbir sey kalbden daha genis degildir. Kalb, butun varhklardan 
daha genistir. Kalbin varhgi hissedilebilir bir istir, kalbin sirn ise manevi bir 
istir. Ona hicbir sinir ve son yoktur. Cunku kalb yuce Allah Teala'nin evi ve 
yuce sirlannin sandigidir. 

"incilerini sahillere atar" Yani deniz icinde bulunan incileri kendi kendine 
cikarmaz. Bilakis onu, isini iyi bilen dalgic gikarir. Bunun gibi kalbde bulunan, 
kendiliginden aciga cikmaz. Ancak salik adi gecen sartlan yerine getirmekle 
mursidin edeblendirici sozune dalar. Anlatilmak istenilen su ki: Kul, kalbinin 
sirlanna ancak iki sikla ulasabilir: Gayret etmek ve mursid tarafindan telkin 
edilen zikre devamla, cahsmak. 



Jj>[jUl t_J0 j\jJL> \^>-fp-l -y [f\y^\ *!•-) <*JS 2 



Lakin deniz, dileyenin avuc ici miktari inci cikarmaktan dalgici menet- 
mez. 

Dileyen salik cahstiginda, menedilmez. Hicbir derya da mucevherlerini 
sahillerine atmaz. Lakin o mucevherleri yalvararak az bir miktari cikarmak- 
tan da "Gavvas"i (Dalgic) menetmez. Burada Gavvasdan murad "Nakib" dir. 

NakTb: Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin zaman-i 
saadetlarinde oniki NakTbi vardi. Bunlardan Hazreti Sa'd radiyallahu anh 
nakTblerin basi ve vahy katibi idi. NakTbin hizmeti, mesela, ashabtan biri bir 
makam gormek istedigi zaman, once NakTbe muracaat eder: 

"Niyaz ederim, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme rica et, bana bir 
makam ihsan buyursun". Nakib de; Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 495 



filan kisi gelmistir, §6yle, soyle ihsanini ister, diyerek arzederdi. Onun iste- 
gi uzerine hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem o sahabenin ihtiyaci- 
na gore makam gosterirlerdi. 

Bu duruma gore mursidi kamil bir deryadir, fakat carsida, pazarda gezen- 
lere gel sana tevhid gostereyim demedigi gibi cevahirini kendi disanya at- 
maz. Fakat taliplisi oluncada men edemez. Muracaat edildigi vakit kemalatin 
mikdan kadar cevahir cikanp verir. Miktanndan ziyade de vermez ve ver- 
mekte olmaz. Oyleki ehli salikin her sorusuna cevap vermemesi de icab 
eder. Hatta bazi yerde onun da sual sorana bilmez gibi gorunmesi icab eder. 

Ey salik! Allah Teala icin call?, Cahsmak muvaffakiyyetin ve hidayetin ka- 
pisidir. Allah Teala'nin su sozunde oldugu gibi: 

"Ama biz ugrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollanmiza eristire- 
cegiz..." 1062 

Hafiz Huseyin Sezgin Efendi'nin muridlerine soyledigi nakledilen su 
sozler bu yolun usulunij aciklamaktadir: 

Tarikatta bir soz vardir. Bu yola intisab eden murid, 'Ben sunu yapiyo- 
rum, bunu yapiyorum, ben bir sey hissetmiyorum. Daha once daha iyiy- 
dim,' diye dusunur. Halbuki buyiikler bir kese icinde senin hasenelerini, 
yaptiklarmi kesene doldururlar. Baska buyiikler bile bunu bilemezler. 
Vefat ettiginde kabrine getirirler, orda acihr hasenelerin, yaptiklarm. 
Orda anlarsm, orda semeresini gormeye baslarsm!' 1063 

Denildiki taleb etmek, cuzi iradeyi sarf ettikten sonra basari icin yonel- 
mekve kastetmektir. Bunu all 

• jikiail fy* 'j(J**\ & \£ $ Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin seriatmin 

esrarmi sakla 

Yani eger sen Hakk'in esrannin kesiflerine ulastiginda rubdbiyyetin esra- 
nni aciklamaktan dilini koruyucu ol. £unku sirn ifsa buyuk bir hata ve iyiles- 
mez bir hastahktir. Cunku tasavvuf iddialan terk, sirr-i halin manalanni giz- 
lemektir. Soylemek degil. 

Jil^Iil [$i\j> U_Sj '^2 Kafirlere yol gosteren veliol. 

Yani eger sirn saklarsan ve nurlann batinini iyice tanirsan veil olursun Ya- 
ni nakiblerin makamlanndan bir makama sahip ve saliklerden bir kavmin 
mursidi olursun. Bunu iyi kavra ve nefsini fazla konusmaktan koru! 



1062 Ankebut, 69 

1063 Buyukasici, Mulakat; (OKUDAN, Yil: 8 [2007], Sayi: 19, 



496 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



Kadma yarasan en iyi is, evinin bir kosesinde kendi igini egirmektir. 



Dervise yarasan da dervi§lik ve sessizliktir. 1C64 



JpU* j£j K£s> L^jy Vj Her sorana sirlari soyleme. 

Yani esmanin sirlanni ve sifatlann tecellTlerini her sorana soyleme. Soru, 
zamanindan once bir hevestir (meraktir). Salik ilhamlar yoluyla yukselip kesif 
vakti geldiginde onun alametleri once uykularda zuhur eder. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Alimin uykusu ibadettir" 1065 

ikinci olarakta panltilar kesifler halinde ortaya cikar. 

JpUJ.1 §C* tCj ,jp Jj Bilakis bazi zaman-mes'eleleri sorucu ol 

Yani senin soz ile kesfe anlayisin olmadigi zaman (boyle yap). Bilakis il- 
minden, vehminden ve zannindan fani ol. Nefsini, talebelik etmek derece- 
sinden ve talebelerin makamindan cikarma ve ilmini de yok say, cahil oldu- 
gunu kabul et. Kalbinde olan turn bildiklerinin her alime ya da talebeye sor. 
Ta ki baskasinin ilmini kendi ilmine sahid getirmekle ayne'l-yakTne eresin. 
Boylece kamil veya mukemmil olasin. 

iddiadan kagm gunku o buyiikler katinda batil sayilmistir 

Yani soz ile sirlar konusunda iddiada bulunmaktan kacin. f^unku kamille- 
re gore iddia haramdir, yasaktir. iddia esas itibariyle batildir. f^unku iddia 
etmek vucud sahibinde olur. Kamil ise Allah Teala'nin disinda hicbir sey 
gormez. Hakikatte Allah Teala'dan baska hicbir mevcud yoktur. Mumkin 
varhklann vucudu vehim ve hayalden ibarettir. 

"Onun zatmdan baska her sey yok olacaktir. Hukum O'nundur ve siz 
ancak O'na dbnduruleceksiniz." 1066 

^ijlall fej)l&-\ j Jut tjUu»l j Tarikte fakr u ihtiyag yolunu tut 

Bu misra onceki beyitin oncusu gibidir. Yani fakirin fakn soyle olur: 
O Allah Teala'dan baska hicbir sey bulamaz. Ancak Allah Teala'ya ihtiyaci 
olur ve ancak O'nunla beraber olmakla rahat eder. Ve faknn alameti sebep- 
lerin tamamina tevessul etmemektir. Bu manada fakr, evliyanin sian ve 



1064 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.241), s.329 



Degisjk ifade bigimleri olan bu soz hadis degildir. Hadis kaynaklannda yer almaz 
daha gok sufi sozlerine benzemektedir. Benzer bir rivayeti. Ebu Nuaym Selmandan 
rivayet etmistir. Bkz. Aliyu'l Kari.357 
1066 Kasas, 88 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 497 



susu, guzel sifatidir." ihtiyag" kelimesi aciklama maksadiyla "fakr" uzerine 
atfedilmi§tir. Yani Hakk yoluna faknn hakikati ile yonel. Kendi nefsinle degil. 
Cunku bu hatadir! 

a s si 

Jp\*JI ^rj>\ J* *^> j Perde olan fena ile 

"Fena", Hakk'a ulasmaya engel olan vucQdun dusurulmesinden ibarettir. 
Bu da nefsin kaybedilmesi ve Hakkin bulunmasidir. Ancak fena olgunlasma- 
dan sonradir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala yuzunden perdeyi agsa yiiziin §ualan ve nurlan gozunun 
gordugu her $eyi yakar kiil eder. " 1067 



ISvi Xu>* 1$Ja*1\ "j* \jj» Bu Misrf'den sizin igin bir hediyedir 

Yani bunu al ve sakla. Yani bu ogut NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l- 
azizden bir hediyedir. Muhakkak ki o hallerin iksiri biricik sifasi, en tesirli 
sebebi ve saadetler kimyasi ruhun maddiyattan aynlarak maneviyata gec- 
mesi)dir. 

Jj[jiSI tjjli- ^ D li jJ- Bunlan al turn sikmtilardan kurtul. 

Boylece taleb edilenlere ulasmaya mani olan turn afatlardan korunmus 
olasin. 



1067 Muslim, iman, 79; ibn Mace. Mukaddime. 13; ibn. Hanbel, 111/401 



498 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 

125 

Sevfe tera'n-nuri kable'l-uful Jj's^l Jl5 jy&\ ^jj ilfy* 

Yehzem isa bihi ecnadi-gul JjJ> all»-l G ^^p p^ 

Sev/e terd zulmetehum tecella y~**» p Y' n ^ iiP ^-J*" 

B/7w helakuhiim aleyhim yahul ^JsJ p-fc-^ (>-f^-* ® 

Sev/e tera mir Gaffareytehum J^JJ\Jls> '^ <jp u£L» 

H/ne reahii min kartbin yekul Jj-L *_-jji \-« » \j fv>>- 

Sev/e terd eh/; semain yiidii *y>u «-L— J_*l jp Cijl* 



Yesciidij bi't-tav'i lehu ve'l-kabul dj^\j ^ 9>iaiVj 

Sevfe tera turbeten Misriyyeten "*Sy& <Jy ^ u»jl» 

Tensakku anhu ardiha bi'l-vusul Jj-U^ii £i>jl iii- Jj2l*j 

§erTat-i Muhammediyenin nuruna kavusulmasma yaklasilmis oldugunu 
goreceksin. 

Hz. isa aleyhisselam Gulyabanin askerlerini hezimete ugratacak 

GulyabanTolarak basettigi Vani Mehmed Efendidir. 

Onlarda karanhklarin tecellilerini gorursiin. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 499 



Helaklan onlari fevreler, kurtulamazlar. 

Onlari bagislayicihgim goriirsun 

NiyazT-i MisrT onlari yine affedici oldugunu bildiriyor. 

Yakindan gorursiirsun ki sana soyleyen ilham eden, 



Sema ehlini inerken goriirsun 



Kabul ve istekli olarak secde ederler. 



<*j yA* ■*— i y iSt~ ^J"*" 
MisrT'nin turbesi gortirsen 

S s 

§akl< olup ( simsegin gogii yanp girmesi gibi ), canana ulasmis. 
(Limni adasinda) medfundur. 

Burada isa olarak anlattigi durumlar NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-azizin 
iseviyet Makaminda yasadigi durumlardir. 



500 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



s M 

126 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Evvelimde dinmez idi ah-u efganim benim, 
Gice gunduz bitmez idi zar-i giryamm benim. 

Du§tu a§k odu bu cana yakti kill etti beni, 

Kul olunca yanmaz oldu nar-i suzanim benim. 
Har-u ha§ak-i enaniyet yanali a§k He 
Ar§-ii kurstden geni§ agildi meydamm benim. 

Ar-u namus $t$esin yerlere galip kirmadan, 

Vech-i Hakk'i olmadi her yiizde seyramm benim. 
Rahat He istedim vaslmi kahretti bana, 
Derde dii§up aglaymca guldu cananim benim. 

Top He gevkani sundu bana canan lutfile 

Bendedir amma gorunmez top He gevkamm benim. 
Hayret ender hayrete §6yle du$urdu gonlumu, 
$erh olunmaz bu dil He §imdi hayramm benim. 

Alem ol vech-i ama'dir hayret andandir bana, 

Bu vijcudum garni orttii mihr-i rah§amm benim. 
ibtida azmeyleyince bu cihan iklimine, 
Bir libasim yok idi kim orte uryanim benim. 

Hep hirer kaftan verildi dostlanma hem bana, 

Anlarm dahi durur eskidi kaftamm benim. 
Suya vardik anlar He kaplarm doldurdular, 
Ben de vardim testimi mahvetti ummanim benim. 

Derler imi§ halka-i zikre girip dbnmez nicin, 

Ben dbnerdim 17k gbzden mahfi devramm benim. 
Halka bir gez dbnmeden ben nice devreyledim, 
Bilmediler devrimi yanimda yaranim benim. 

Yar He ahdeyledim gah dagilip gah cem olam, 

Ta ezel budur anmla ahd-u peymamm benim. 
Anm icin gahi cem'im gah pertgan ta ebed, 
Dondu kaldi ustume cem'ii peri§amm benim. 

Dondiiriir daim Mutd ismi takazasi beni, 

Nokta-i zatim degil surette cevlamm benim. 
Devre-i Ar§iyye'den her kim haberdar olduysa, 
Ol duyar ancak Niyaztilm-u irfanim benim. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 501 



Evvelimde dinmez idi ah-u efqanim benim, 
Gice gunduz bitmez idi zar-i qiryamm benim. 

Evvelimde dinmez idi ah ve efganim benim, 
Gece gunduz bitmez idi iniltim aglamam benim. 

Tasavvuf? terbiyenin ilk donemlerinde bu tur aglama ve sizlamalar cok 
olur. Buyukler tarafindan fazla itibar edilmez. Bazilan bu iptida halini ileri 
zamanlarda kaybedince uzulurler. Ashnda bu halin kaybedilmesine uzulme- 
menin gerekli oldugunu bilmek gerekir. 

Ashnda bu kemalat ve olgunluk isaretidir. 1068 

Sonuca kavusmus olan kisiler, yolun baslangicinda, kazandigi sevki, ar- 
zuyu ozleyebilir. Siddetli arzunun azalmasi makamin daha yukseldigini, 
daha yaman olundugunu gosterir. Bu makam korku makamidir. Korkan 
kisinin gozunden yas dusmez. Duserse, bu niyazin semeresidir. 1069 

Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

"Ate§ ne kadar hararetli olsa da, pi§mi§ testi ter dokmeden kurtul- 
mu§tur." 

Dustij a$k odu bu cana yakti kiil etti beni, 
KM olunca yanmaz oldu nar-i suzanim benim. 

Dustu ask odu bu cana yakti kul etti beni, 
Ku I olunca yanmaz oldu yakici atesim benim. 

Har 1070 -u hasak-i 1071 enaniyet yanah ask He 
Ars-ii kurstden aenis acildi mevdamm benim. 

Hor ve supruntu olan nefsimin varhgi ask ile yanah 
Ars ve kurstden genis acildi meydanim benim. 

Benligim mahvolah benim meydanim ars ve kurstden genistir, yani arstan 
daha genisim. Kudsi Hadiste Cenab-i Hak "Ben yere goge sigmadim, ancak 



— Bu konuda yanilmalar olmaktadir. 



Hz. Ebubekir radiyallahu anh bir kimsenin Kur'an-i Kerim okurken agladigim gor- 
du. 

"Biz de boyle idik, fakat $imdi kalplerimiz katilafti" buyurdu. Bu soz, kotuleme- 
ye benzeyip, ovtinmek olan sozlerdendir. 
1059 (ALTUNTA5, 2005), s. 180 

Har: f. Hor, hakir, idi. A§agi. (Dinsiz, imansiz ve din dii§mani ahlaksizlann ve 
sefihlerin vasiflan 

Ha§ak: f. Supruntu, cop. Yonga. 



502 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



mu'min kulumun kalbine sigdim" 1072 buyurmustur. Cunku mu'min kulum 
(insan-i Kamil ) mertebe ve isimlerimi camidir. Diger yarattiklanm ise yalniz 
bir ismime camidir. 

Mesela: Melekler yalniz kuvvet isminin mazhan, madenler aziz isminin 
mazhan, insan ise butun isimlerini camidir. 

ilk zamanlarda "Sofiyye" tarikatinde tevhid makamlan yalniz bir isimle, 
yani "La ilahe illa'llah" kelimesiyle tarif ve telkin olunurdu. Sonradan 
ibrahim HalvetT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazretleri buna alti isim daha 
Nave ederek yediye cikardi: "La ilahe illa'llah, Allah, HO, Hak, Hayy, 
KayyOm, Kahhar" dir. 

"La ilahe illa'llah" ile tevhid-i ef'ale isaret etti, yani "La halika illallah" 
Allahtan baska yaratici yoktur. "demek istedi. 

"Allah" ismiyle, Tevhid-i sifat'a isaret etti, C ur| k u Allah ismi butun isimle- 
ri camidir. 

"Hu" ismi gayb-i mutlaka delalet etmekle, aninla tevhid-i zata isaret etti. 
Cem makaminda halk batin, Hak zahir olmakla 

"Hakk" ismiyle makam-i Cem'e isaret etti. Hazretil cemde Hak batin, 
halk zahir oldugundan 

"Hayy" ismiyle telkin eylediki, senat makamidir. "Huvel evvel-u vel ahir-u 
vez-zahir-u vel batin" ayeti kenmesi mucibince evvel, ahir, Zahir, batin her 
seyin vucudu Hakk'in vucudu oldugundan ve Hakk'in vucuduyle kiyami oldu- 
gundan 

"Kayyum" 'ismi ile "Cem-ul Cem "makamina isaret etti. 

"Kahhar" ismiyle "Ahadiyyet" mertebesine isaret etti. 

Ar-u namus $t$esin verlere calm kirmadan, 
Vech-i Hakk'i olmadi her yuzde sevramm benim. 

Ar ve namus sisesin yerlere cahp kirmadan, 
Hakkyuzu olmadi heryuzde seyranim benim. 

Ar ve namus sisesi "nefsin" dolayisyla varhgin temsilidir. Her yuzde 
Hakk'in isim ve sifatlanni bilmeden hakikate ulasilmayacagidir. 

Rabat ile istedim vaslmi kahretti bang, 
Derde diisiip aglaymca guldti cananim benim. 

Vaslmi rahat ile istedim kahretti bana, 
Derde dusup aglaymca guldti cananim benim. 



1072 Bkz. SehavT. 589. 590: AclunT. 11/195 Hadisin ash muteber kaynaklarda buluna- 
mamistir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 503 



Allah Teala'nin gulmesi te'vilsiz (yani baska bir mana ile tefsir etmeden) 
olur. £unku Cenab-i Hak bazi zaman mahluk sifatiyla sifatlanir ve "Gadab- 
allah-i aleyhim" de oldugu gibi. Ofkelenme, sevinme gibi sifatlar birer mah- 
luk sifatidir. Buradaki manayi beseri dusunmemekgerekir. 

Allah Teala'nin rahathkta bulunmamasi insanlann sikintilan icinde gaflet- 
ten emin olmalandir. 

" Ve insana bir sikmti dokununca da, yam uzerine yatarken veya otu- 
rurken veya ayakta iken Bize dua eder. Vakta ki, ondan o sikmtiyi agiver- 
mis oluruz, sanki kendisine dokunmus olan bir sikmtidan dolayi Bize hig 
yalvarmamis gibi geger gider. iste miisrifler igin yapar olduklan seyler boy- 
le suslenmistir." 1073 

Top ile cevkam iaiA sundu bang canan lutf ile 
Bendedir amma gorunmez top ile cevkamm benim. 

Bana canan lutuf ile top ile degnegi sundu 
Bendedir amma gorunmez top ile degnegim benim. 

Franz Anton Mesmer (1734-1815) ne eski tipta ve ne de cagdas tipta 
kendi yaptigi kesfin karsisinda sasinp kalmisti. Miknatis yontemi yerine 
yeni biryontem kesfetmisti. 

Kursun, bakir, gumus, altin ve kalay; aleak ve ayni zamanda digerleri 
gibi ruhsuz olan demirler hicbir canhhk gostermeyip sadece gekim kuvve- 
tine itaat ederken, miknatis bir ruh igerir, bunun yani sira da bir canhhk 
gosterir. Miknatis kendinden farkh olan cansiz demirleri kuvvetlice ken- 
dine ceker; bize diger sade nesneler arasinda bir irade gosteren bu mu- 
kemmel varhgin, evrenin baska dunya disi guclerine ve kurallanna irade- 
sizce itaat ettigini dusundurur. Bir igne sekline getirilmis haliyle demir 
parmagim emin bir sekilde kutbu gosterir. Gemilerin ve yolunu kaybet- 
mislerin yol gostericisi olur. 1075 

Fakat sonra Mesmer'in durustce: "Ben yanildim, miknatis bir ise ya- 
ramiyormus, onda bulundugunu sandigim higbir gug yokmus ve kendimin 
de sasirdigi anlasilmayan nedenler bizzat benden kaynaklaniyormus" di- 
yememistir. 107S 

Tedavi icin kullanilan miknatis ashnda insandaki animal (hayvani) enerji 



1073 .. . _, 

Yunus, 12 

Qevgan: f. Cirit oyunlannda athlarin birbirlerine attiklan degnek. * Baston, ucu 
egri degnek 

1075 (ZWEIG, et al., 2005), s. 40 

1076 (ZWEIG, et al., 2005), s. 52-53 



504 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



olmadan ise yaramadigi gorulmustur. Bu anlatilan durum gostermektedir ki 
her olan seyde bir "ben"in etkisi var. 

Hayret ender hayrete soyle dusurdu gdnlumu, 
Serb olunmaz bu dil ile simdi hayranim benim. 

Hayret iginde hayrete soyle dusurdu gonlumu, 
Aciklamasi olmaz bu dil ile simdi hayranim benim. 

ibn'ul Arab!, Allah Teala'nin zatinin bilinmesiyle varhginin ve ilah olu- 
sunun bilinmesi arasinda ayinma gider. MaddT alemle hicbir iliskisi olma- 
digi icin Zat'in idrak edilmesi de soz konusu degildir. Allah Teala, Zat mer- 
tebesinde her turlu zuhurdan ve belirlenmislikten munezzeh oldugu icin 
hicbir §ekilde ihata edilip idrak edilemez. Zat'in idraki konusunda ibn'ul 
Arab!, tipki diger suffler gibi bilinemezcidir. Hakk'in ancak var, bir ve ilah 
oldugu bilinebilir, sifatlan ve fiilleri acisindan taninabilir, fakat nasil bir 
Zat oldugu asla du§unulemez. Bu sebeple, insan bilgisinin Allah hakkinda 
ula§abilecegi nihaT nokta, uluhiyyet ve sifatlar mertebesidir. O'nun sifat- 
lannin bilinmesi ise, ancak Allah'in kendisini bize acmasiyla (ke§f) mum- 
kundur. Zat'in bilinemezligi ve mahlukata ait sifatlarla her hangi bir sekil- 
de nitelenemez oldugu hususunda, ibn'ul Arab!, geleneksel anlayis dog- 
rultusunda tenzihten yanadir. Bu Ttibarla Zat ancak selbT sifatlarla nite- 
lendirilebilir ve insana ZatT tecellT de soz konusu degildir. Aksi takdirde Al- 
lah Teala ile kulu, Rabb ile merbubu bir birinden ayirma imkani kalmazdi. 
Bu sebeple her ne kadar genelde suftler ve ozelde ibn'ul Arab!, metafizik 
alanda diger bilgi vasitalanndan daha genis imkana sahip olan bir marifet 
teorisi gelistirmis olsalar da, insanin bilgisinin her halukarda sinirh oldu- 
gunu vurgulamaktadirlar. Biz kalp vasitasiyla ancak, her bir ilah! sifatin 
hakikatinin toplami olan uluhiyet mertebesini idrak edebilmekteyiz. 
RuhanT tekamul boyunca bir takim fetihler, musahedeler ve tecellTler 
gerceklesir ve bilgi hasil olur, fakat sufT O'nu, hala bizatihT degil, isimleri 
vasitasiyla idrak edebilmektedir. TasavvufT bilginin "obje"si olan Allah Te- 
ala sonsuz ve sinirsiz oldugu icin marifetullaha da nihaT bir sinir cizilemez. 
Dolayisiyla, ilah? isim ve sifatlannin tezahuru ve tecellTsT vasitasiyla da ol- 
sa, her nasil idrak edilirse edilsin Zat, mutlak sonsuzlugu icerisinde bili- 
nemez olarak kalmaya devam edecek, Allah'i tanima ameliyesi de buna 
paralel olarak sonsuz olacaktir. Her bilgi, yeni bir bilinemezligi de berabe- 
rinde getirecek ve hala Zat'a perde olmaya devam edecektir. Hakikati 
arayan sufTnin susuzlugu da asla son bulmayacak, tipki deniz suyunun her 
yudumda insanin susuzlugunu artirdigi gibi kesif ve musahede yoluyla el- 
de edilen her marifet de insanin bilgisizligini ve hayretini artiracaktir. 
f^unku ilim talebi, kanmasi olmayan bir susuzluktur. SufTnin nThaT bilgiyi 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 505 



aramasi sonsuz bir suregtir; bir seyin bilgisine sahip oldugu her defasmda 
daha yuksek ve daha gizli olani almaya yetenekli hale gelir. Elde ettigi bil- 
gi onda kozmolojik ya da metafizik yeni bir bilgiyi istemek uzere yeni bir 
istidadi da dogurur. TasawufT bilgi, hep bilinemezlik-bilgi, tenzih-tesbih 
diyalektigi seklinde gelistigi icin, Zat'i Ttibanyla Allah'in her seyden mu- 
nezzeh ve bilinemez oldugunu, tecellTleri ve tezahurleri Ttibanyla da 
tesbihT yonden taninabilecegini soylemek zorundayiz. Bu Ttibarla da ta- 
savvuff bilginin nihaT noktasi, "acziyet" ve "hayret" kavramlanyla ifade 
edilir. £unku Allah Teala kendisine, akhn dogrudan kabul edemeyecegi, 
ancak bazi uzak te'villerle yorumlayacagi bir birine zit sifatlar izafe eder. 
iste bu, insani hayret ve acziyete dusurur. Bu hayret makami 
marifetullahin nihaT derecesini teskil ettigi icin Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem, "ilmin artmlmasi" 1077 ile esdegerde olarak "Allah'im! Senin 
hakkindaki hayretimi artir." diye dua etmistir. £unku ilmin artmasi, hay- 
retin artmasini da beraber getirir. Tekamulun her bir mertebesinde de 
ayn bir hayret vardir; vusulden once, vusul esnasinda ve rucu'da hep 
ba§ka ba§ka hayretler vardir. 1078 

SufT kendisine bahsedilen ilk tecellTde Maksud'a ulastigi hayaline kapi- 
hr. Halbuki Allah Teala camiu'l-ezdad olarak sonsuz ve bir birinin aynisi 
olmayan tecellTlere sahip oldugu icin bu yolda durulacak her hangi bir 
nihaT nokta yoktur. Bu noktada ibn'ul ArabT sik sik, Ebu SaTd el-Harraz'in 
(hyt. 277 / 890) "Allah'i, zitliklan birle§tirmek (camiu'l-ezdad) suretiyle 
tanidim" 1079 sozunu zikreder. Pes pese farkh tecellTler sonucu sufT, Zat'in 
ihata edilemeyecegini idrak eder ve hayrete kapihr. Fakat bu hayret hissi 
sufTye, akil yolunu tutanlann hazziyla mukayese edilemeyecek kadar mu- 
azzam bir haz verir ve insani saadete goturur. £unku tecellTlerin farkhh- 
gindan kaynaklanan hayret, delillerin farkhhgindan kaynaklanan hayret- 
ten daha siddetlidir. 1080 



Alem of vech-i ama'dir hayret andandir bang, 
Bu vucudum garni orttii mihr-i rah$anim benim. 

Alem o yuzu gormez hayretim ondandir, 



1077 Taha, 114 

KujeyrT, Risale, s. 344. Hayret konusunda mesela Kuseyri, Sehl b. Abdullah et- 
TusterT'nin ju sozunu nakleder: "Marifetin gayesi iki §eydir: Dehset ve hayret." 

1079 (ATA?, 1993), s. 512; Kelimat, 193-194. 

1080 I'bnu'l-ArabT, Futuhat (thk), c. IV, s. 222, 223; ibnii'l-Arab!, bu iki farkh "hayref'in 
iki farkh sonuca goturdugiinu §u ifadelerle vurgulamaya gahsir: Akil yoluyla hayrete 
du§en, "Her $eyde O'nun bir olduguna delalet eden bir ayet vardir" derken; 
tecellTlerle hayrete du§en, "Her $eyde O'nun her $eyin "ayn"i olduguna delalet eden 
bir ayet vardir" der. 



506 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Benim gunesin panltisini bu vucudum uzuntusu orttu. 

Alemin Allah Teala'yi gorememesi beni hayrette birakmaktadir. Allah Te- 
ala'nin gorunmemesi sebebi buyuklugu ve yakmhginin idrak disinda olma- 
smdandir. Bu makam Hz. Musa aleyhisselamin makamidir. Allah Teala 
Kur'an-i Kenm'de buyurmaktadirdu ki: 

"Musa tayin ettigimiz vakitte (Tur'a) gelip de Rabb'i onunla konusunca 
"Rabb'im! Bana (kendini) goster; seni goreyim!" dedi. (Rabb'i): "Sen beni 
asla goremezsin. Fakat su daga bak. Eger o yerinde durabilirse sen de beni 
goreceksin!" buyurdu. Rabb'i o daga tecellt edince onu paramparca etti, 
Musa da baygm diistu. Ayilmca dedi ki. Seni noksan sifatlardan tenzih 
ederim, sana tevbe ettim. Ben inananlarm ilkiyim." 1081 

Hz. Musa aleyhisselam ayet-i kerimede beyan edildigi uzere 

"Ya Rab! zatmi bana goster, seni goreyim" deyince Allah Teala buyurdu 
ki; 

"Beni fani gozlerinle goremezsin; daga bak, dagi gorursen, beni de go- 
rursiin.". 

Hz. Musa aleyhisselam daga bakinca, nazanndan her sey kayboldu. ^un- 
ku tecellT-i ilahinin karsisinda butun alemler bir zerre kadar olmadigi igin, 
tecellT-i irade zuhur edince, butun varhklar kendi kucuklugunij idrak etti. 

Bu buyukluk karsisinda zerre misali olan kainatinda idrak edilemeyecek 
zerreler, parcaciklar haline geldigini anlayinca, her §ey ona yok halinde gor- 
du. Yildizlar geceleyin gorulur, ama gunes dogunca gorunmez hale geldikleri 
gibi, bu makama yukselen insanlarda tecellT-i ilahT nuru altinda iken var olan- 
lar, yok haline gelirler ve "fenafillah" denilen makamdir. 

"Bu vucudum garni" nefsin ve bedenin dunyevi istekleridir. MaddT istek- 
ler Hakki gormeye mani olmaktadir. 

Ibtida azmeyleyince bu cihan iklimine, 
Bir libasim yok idi kim orte uryanim benim. 

Once bu cihan iklimine niyet eyleyince, 
Bir elbisem yok idi kim orte ciplagim benim. 

Cenab-i Hak, bunlan, o vahdetten ayn dustukten sonra tekrar vahdete 
donunceye kadar ne hallere gireceklerini bilkuvve bildirip hangi fiillerle 
kurtulup asIT vatanlanna doneceklerinin alet, sebep ve delillerini bunlara 
tamamen verdi. Butun insanlann hakikatleri de, "evet" deyip kabul etti- 
ler. Hak taala, mesela her kavme, asnndaki nebTyi ve bu nebTye 
vahyedilen RabbanT emirleri ve her kavme, asnnda zuhur eden veliyullahi 



1081 -(A'raf, 143) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 507 



ve o velTnin o zamanda kalbine ilham edilen RabbanT varidati ve her 
nebTnin seriatim ve her velTnin, bu yol vasitasiyla erkanini ruhlar alemin- 
de takdir etti. Bunlan, butun insanlara delil olarak ve imtihan kasdiyla 
beden mulkune gonderdi. Cenab-i Hak bu konuda soyle buyurmaktadir: 

"Biz insani en guzel surette yarattik, sonra onu agagilarm agagisma 
gonderdik." 1082 

O zamana degin bunlara, "hakayik-i insan" denilirdi. Ondan sonra Hak 
taala bunlara hitap edip "ruh" yani "yuruyun", dedi. Sonra Adem'e inin, 
dedi. Bu soz uzerine onlarda, ruhanT bir safa, Rahmani bir zevk ve cismanT 
bir istek meydana geldi. Ademiyyet arzusuyla ve Rahmani ilhamin verdigi 
zevk ile bunlarda bir ask zuhur etti. Kuslann goklerde ucarken ilahT takdi- 
rin emriyle sema ederek (donerek) yeryuzune kondugu gibi, bu ruhlar da, 
sevincle kendi alemlerinden sema ederek ars-i Rahman'a indiler. 1083 

Daha sonra bu hakTkatler, arsta bin yil kaldilar. Lahut alemindeyken 
Hakk ile asinahklan istigrak seklinde idi. Bu inisle birlikte, istigrak halleri 
ortuldu. Hakk ile asinahklan, mukabeleye dustu. Vucutlan da ars nuruna 
donusup arsiyyet kabiliyeti bilfiile geldi. Adem'e indik samp (asillanni) 
aradilar, bulamadilar. (f^iplak oldu) Bunun uzerine, Hak taala, 

"O indiginiz ar§dir, Adem'e inin" deyince, bunlann her birisi, degisik 
birer isimle cevap verdiler. O makamdan da, Adem cismine duyduklan 
sevgi ve ilahT nagmelerin askiyla, hareket ve semalanna devam ettiler. Bu 
semanin safasiyla kurse indiler. Orada da bin yil miktan kaldilar ve vucut- 
lan kurs nuruna donustu. Arsiyyet tecellTsi, arsiyyet vucudu, arsiyyet ilmi 
ve arsiyyet zevki; kursiyyet vucudu, kursiyyet tecellTsi, kursiyyet ilmi ve 
kursiyyet zevkinin tahsili, bunlara perde oldu. Cenab-i Hak ile mukabele 
halleri de ortuldu. BT-nisan haline geldi. Yine "Adem'e indik" samp haki- 
katlerini aradilar ve bulamadilar. Hak taala, yine, 

"orasi kursidir, Adem'e inin" dedi. Bunlann vucutlan kursT nuruna 
donusmekle, arsta verdikleri cevap dahi ondur. Her biri farkh bir isimle 
cevap verdiler. KursTden de, bu tertip uzere hareket ve sema edip yedinci 
goge indiler. Arsta ve kursTde karsilastiklan hallerle burada da karsilasti- 
lar. Boylece altmci, besinci, dorduncu, ucuncij, ikinci ve birinci goge indi- 
ler. Her gokte ayni hallerle karsilastilar. Oradan da tabayi'hanesine yani 
heyulaya (cismin ilk haline) girip, meniden ana rahmine indiler. O et par- 
casi hayat bulup cocuk oldu. insanT hakikat, maddeye burunerek, boyle- 
ce, esfel (en aleak ve suf IT olan) aleme inmis oldu. 1084 



1082 -r» . r 

TTn,4-5 

i§te sema'nin ilk ortaya ciki§inin aciklamasi budur. 
1084 (UmmTSinan, Antalya), s. 134-135 



508 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Hep hirer kaftan verildi dostlanma hem bang, 
Anlarm dahi durur eskidi kaftamm benim. 

Hep birer kaftan verildi dostlanma hem bana, 
Benim kaftamm eskidi halde onlann daha durur. 

Bu cihana geldigim vakit once tevhid elbisesinden yoksun idim. Dostla- 
nm ile bana kaftan, yani tevhid makami verildi, anlar hala o makamdadir- 
lar, zira cahsmadilar. Ben ise derd edip o makami gectim, suya hep birlikte 
vardik, anlar oraya vardiklannda az bir sey aldilar, ben umman denizinde 
kendimi mahv edip yok oldum. 

Suya vardik anlar ile kaplarm doldurdular, 

Ben de vardim testimi mahvetti ummamm benim. 



Suya vardik onlar ile kaplanni doldurdular, 
Ben de vardim testimi mahvetti deryam benim. 

Derler imi$ halka-i zikre girip donmez nicin, 
Ben donerdim Ijk gozden mghfi devramm benim. 

Nicin zikir halkasina giren donmez derlermis, 
Ben donerdim lakin gozden gizli devramm benim. 

Devrandan murat butun mezahirde birer birer Hakk'i suhud etmektir. 
Anin icin NiyazT-i MisrT Efendi: "Benim devrim, devramm gizlidir. Halk bir 
gez donmeden, ben nice defalar dbnerim, fakat dostlarim devranimm ne 
oldugunu anlamadilar". 

Halka bir gez donmeden ben nice devrevledim, 
Bilmediler devrimi yanimda yaranim benim. 

Halka bir defa donmeden ben nice devreyledim, 
Yanimda benim yaranim bilmediler donusumu. 

Seyh Receb Efendi Semseddin SivasT kaddese'llahu sirrahu'l-azizin su 
hadisesini anlatmaktadir: 

"Bir Pazartesi gunu vaaz ederken birden va'zi kesip duvara yaslandi. 
Uzun muddet o sekilde kaldi. Cemaat endise icinde bekledi. Ancak daha 
sonra tekrar eski haline dondu. Durumu sormaya kimse cesaret edemedi. 
Birkac gun sonra, ben sormak cesaretini gosterdim. Bana bu durumu soy- 
le Tzah etti: 'Buna insilah denir! dedi ve anlatti 

'Ruhun bedeni terk edip, alem-i melekuta, alem-i ceberuta oradan 
alem-i lahuta uruc etmesidir. Bu makamlardan bir makam-i aztz bize mu- 
yesser ve mukadder oldu. Ruhlarm toplandigi yerde 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 509 



LAp \i ji y ol^i^j Am & )>■ U tiLlp-j mefhum-i serifleri uzere talfm mu- 

yesser oldu.' diyerek geri kalan kismi sakladi. insilah hakkinda ise sunlan 
soyledi: 

'insilahta gok fayda vardir. Ruh, alem-i melekuttan sonra kuvvet-i 
kudsiyye ile alem-i ceberuta ddhil olur. Oradan cendh-i ildhf He alem-i 
lahuta girer. Oradan da fazl-i ildh?ilefuyuzdt-i kudsiyye ahz ider." 1085 

Yar ile ahdeyledim gah dagilip ggh cem olam, 
Ta ezel budur aninla ahd-u peymanim benim. 

Yar ile sozle§tim gah dagihp gah bir olahm, 
Ta ezel budur aninla ahd ve yeminim benim. 

Cem vefark makamindan bahsediliyor. "Gah dagihp, gah cem olam" 
demek, Hakk ile ahdim vardir. Gah cemde ve gah farkta olam minel ezel ilel 
ebed (ezelden sonsuzluga kadar). 

Ezelde donu§ icin s6zle§me oldugu icin farkgecicidir. 

Anin icin gahi cem'im gah peri$an ta ebed, 
DgndO kaldi List Lime cem'u perisamm benim. 

Onun icin gahi cem'im gah pen§an ta ebed, 
Dondu kaldi ustume cem ve penjanim benim. 

Peri§anhk, cem deki kul ve Hakk'in beraberliginin etkilejimindeki hare- 
ketliliktir. Yani halik ve mahluk arasindaki bereberlik dile, fikre ve akla muva- 
fikta gelmez. Akhn cidarlan ise ifade edemedigi yerlerde perisan olur. 

Dondurur daim Muid 108S ismi takazasi 1087 beni, 
Nokta-i zatim deqil surette cevlamm benim. 

Dondurur daim MuTd ismi geregi beni, 

Benim surette dolasan zatimin bir noktasi bile degil. 

Mu'Td ismi Hakk'in guzel isimlerinden biridir, yani avdet ettirici, geri 
dondurucu demektir. Cem makaminin iktizasi neticesinde kul fena bulunca 
her sey Hakk'in isleri demektir. 



1085 (AKSOY, Sivas) 

MuTd: Yardimci. Mubassir. * Dersi iade eden, tekrar ettiren. Muallim yardimcisi. 
* Geri gevirtici. * Bir §eyi adet edinmij olan. * Tecrubeli. Hazik. * Guglii. Kuvvetli. * 
Arslan. * Gaza ve cihad eden kimse 

Takaza(a): ihtiyac, gerekli olma. Liizum, icab etme. 



510 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Devre-i Arsiyye'den her kim haberdar olduysa, 
Ol duyar ancak Niyazi ilm-ti irfanim benim. 

Devre-i Arsiyye'den her kim haberdar olduysa, 
01 duyar ancak NiyazT ilim ve irfanim benim. 

Devre-i Arsiyye (Ed-Devretu'l-Arsiyye) 1088 tic bolumden olusan Arapca 
bu risalenin 

l.bolumunde 12 burcun devir ve tabiatlan, muekkel melekleri, 

2.bolumunde kiyamet ve cesetlerin nasil hasredilecegi. 

3.bolumunde kiyamet alametlerinin te'vili ve enfuse tatbiki, hatime 
kismina ise olum ve kiyamet-i kubra anlatihr. 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz bu eserine cok onem verdigini di- 
vaninda bu beyitle medhetmis ve hakkinda bir de Turkce tarih soylemis- 
tir. 

Bu risale oluptur hayret ehline delil 

$erbeti gaybtdir igerse sifa bulur alii 1089 
Misnya ab-i hayat elfazmin tarihi bu 
Akti guya bezmi cermet icre ab-i sebil 1090 

Devir, kelime anlamiyla; donup dolasmak manasina geldigi gibi, devriye 
de donup dolasan anlamina gelir. Tasavvuf anlayisinda, vucud-i mutlak'tan 
aynlan ilahTnurun topraktan madene, ondan bitkiye, bitkiden hayvana, hay- 
vandan mahlukatin ozu (zubdesi) ve en sereflisi olarak yaratilan insana inti- 
kal ederek, suretiyle ortaya cikmasina ve insanin da, insan-i kamil mertebe- 
sine yukselerek ilk zuhur ettigi asil kaynaga yaraticisina donmesi macerasina 
devir denir. Diger bir anlatimla insan meni ve emsac haline gelmeden, bitki- 
ler, canhlar ve cansizlar aleminde mufredat, yani zerre zerre, ayn bir halde 
vardir. Bu safhadan once de, dort unsur halindedir; daha oncesinde de gok- 
lerdedir. Goklerden once, Allah Teala'nin bilgisinde var olmustur. iste insa- 
nin, Allah Teala'nin bilgisinden insan haline gelinceye kadar, madde alemin- 
de bir devir yapar ki bu ortalama elli bin yil kabul edilir. 

Devir, iki turlu olur. ilki, asagidan yukanya dogru olursa, suud(cikis) veya 
devre-i arsiyye, denir, ikincisi, tersine insandan topraga dogru olursa yani 
ilahT nur, mutlak varhktan aynldiktan sonra, dunya'ya inisi olayma da devre-i 



Eser Mekteb-i Harbiye muallimi Gelibolulu Yuzba§i Recep Ferdi bin Mehmed AN 
tarafmdan Turkce'ye terciime edilmi§tir. Bu risale isim benzerlisinden dolayi Turkce 
"Risale-i Devriyye" ile kan§tinlmaktadir. Tesbit etticrimiz niishalan §unlardir. Sul. 
Kut. H.Mahmut. 2404. 3041/3. 3346/8. 3141(tercumesi: Esat Ef. 3574/4. 3597/1 

Hastahkh , sakat 
1090 (ERDOGAN, 1998), s. 119 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 511 



fer$iyye denir. 

NiyazT-i MisrTye gelince, o mutasavviflar arasinda devre-i arsiyye hakkin- 
da mustakil bir risalesi bunu ele alanlann en guzeli olarak kabul edilmistir. 
NiyazT-i Misri, devre-i ar§iyye'yi \k\ kisma ayinr. 

1-Devre-i Kulliyye: Bu devir butun devirlere §amildir. 

2- Devre-i Nev'iyye: Nev'ilere gore hususT devirler. 

Bunlardan birinci devre, burcdan burca, ta on iki burcu tamamlayana dek 
gerceklesen devredir. Basi mizan (terazi) sonu ise sunbulT (basak)'dir. ikinci 
devre: Yildizdan yildiza ta yedi gezegeni tamamlayana dek gerceklesen dev- 
redir. Basi Zuhal sonu ise kamerdir. Devre kamerde tamamlaninca, tarn bir 
devre olur ve ila nihaye surer gider. Cisimlerle ozel baglantisi vardir. 

MisrT'ye gore henuz varhk kokusunu almamis olan a'yan-i sabite", sirayla 
ilmen, sonra aynen ta butun varhk mertebelerinin sonu olan sehadet alemi- 
ne ve oradan da insan alemine varana dek, yavas yavas terakkT ve tednc ile 
ilk hukme geri donusu arasinda yetmis sekiz bin sene vardir. ilk once maden- 
lerde sonra bitkilerde, sonra hayvanlarda, sonra insanda zuhur etmis bu 
islem sayisiz defalar tekrar olunarak, dairesini tamamlayip, Hak Teala'da fiil, 
sifat ve zatlan yok olana dek surer. Goruldugu gibi, insanin gelismesiyle ilgili 
olarak ileri surdugu bu gorusler, ancak tasavvufun kendi icinde degerlendiri- 
lebilecek konulardir. Aynca, ifadelerin cogunlukla sembollerle anlatilmasi, 
meselenin anlasilmasini oldukca zorlastirmaktadir. Mutasavviflar, bu hususu 
manen yasadiklanni ileri surmusler, ancak bu goruslerin sihhatinin kontrol 
edilmesi, objektif kriterlerden yoksun olmasi nedeniyle guclesmektedir. Her 
ne kadar bu konu tasavvufun kendi istilahlanyla dile getiriliyorsa da, Orta- 
cagda Hiristiyan ve islam uygarhginda yayildigi ve bazi Arap ulkelerinde hala 
surdugu sekliyle iskenderiye Hermesgiligi'nin etkisinin varhgini hissetmek 
mumkundur. ilmT acidan fazla bir degeri olmasa da, bir kultur mirasi olarak 
degeri oldugunu dusunuyoruz. 1091 



TAHMIS-IAZBI 

Hane-i dilde gam yar oldu mihmdnim benim 
Gece gunduz agladirdi bana hicranim benim 
Gozlerimden kanli ya§lar akmada canim benim 
Evvelimde dinmez idi ah-u efganim benim, 
Gece gunduz bitmez idi zar-i giryamm benim. 

Nefsinifehmeyle can ol ayn-i ruh etsin seni 
Kil ferdgat eyle zahid ceke gel kayduyetini 
Dinle hdlimden hikayet eyleyim ku§ et et beni 



1091 (A§KAR, 1997), s. 220-223 



512 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Dustu ask odu bu cana yakti kul etti beni, 
Kul olunca yanmaz oldu nar-i suzanim benim. 

Mazi-i mustakbeli oldum hayali ask He 

Su gibi didare karsi ben akali ask He 

Varligim esyasi sidkim yikali ask He 

Har-u hasak-i enaniyet yanah ask He 

Ars-u kursiden genis acildi meydamm benim. 
Dilbera ahdin gamiyla yaraliyim ydrali 
Kaydi medh u zemmi ettim sana gonul vereli 
Olmu§um mdnend mecnun veche sirrim goreli 
Ar-u namus $t$esin yerlere galip kirmadan, 
Vech-i Hakk'i olmadi her yuzde seyramm benim. 

Herkesin halin bilir hakka iltica bulmaz dua 

Eylemez her a$ik dil hastaya lutfun ata 

Her vefd vaktinde hazirdir sana yuzbin cefa 

Rahat He istedim vaslmi kahretti bana, 

Derde dustip aglaymca guldu cananim benim. 
Bilmeyenler bilmedi her an in an luftf He 
Bilmedim elesti eger seytan lutf He 
Hdne-i tahkike hakk oldu mihman lutf He 
Top He gevkani sundu bana canan lutf He 
Bendedir amma gorunmez top He gevkamm benim. 

Feyz-i Hakk geldi dile haddin asirdi beni kim 

Kaldirip bisyar 1092 sefer gam He pisirdi beni kim 

Cumle karimdan gegip soyle sasirdi beni kim 

Hayret ender hayrete soyle dusurdu gonlumu, 

$erh olunmaz bu dil He simdi hayramm benim. 

Sana ben sen dedigim igin yine sendendir bana 
Tabi' emr u safa vechi tendendir bana 
Fan? ve bdktbir oldu iki meskendir bana 
Alem ol vech-i ama'dir hayret andandir bana, 
Bu vucudum garni orttii mihr-i rahsamm benim. 

Alemi gaybiden gelince ben ayan 1093 iklimine 

Qun dolastim td gelince bu zaman iklimine 

Olmusum sdh-i muazzam ben iman iklimine 

ibtida azmeyleyince bu cihan iklimine, 

Bir libasim yok idi kim brte uryanim benim. 

Simmi pinhdn edip serh eylesem bir hos edd 



Bisyar: f. Ziyade, 50k, fazla. 

Ayan: (iyan) A§ikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 513 



Fi'l-misli bir tig-i uryana 1094 gildf 1095 olur sehd 
Arsa-i cisme gelince ruha cism oldu gida 
Hep birer kaftan verildi dostlanma hem bana, 
Anlarm dahi durur eskidi kaftamm benim. 
£unku nur dogdu bu zulmeti illetin kaldirdilar 
Nuru ndra nan nura arz edip bildirdiler 
Cahili aglattilar kdmilleri guldurduler 
Suya vardik anlar He kaplarm doldurdular, 
Ben de vardim testimi mahvetti ummanim benim. 

Hakk benim halim bilir gun bilmeyen bilmez nigin 
Der bana n'oldu gdrenler bdtmm gulmez nigin 
Zdhir ederdim gdren der bu acep olmaz nigin 
Derler imis halka-i zikre girip donmez nigin, 
Ben donerdim ilk gozden mahfi devramm benim. 
Suretim dervis edip kendime buhtan eyledim 
Kendi esrarimi fa§ ettim ben ah kdn eyledim 
Kesret igre vahdet ettim nice seyran eyledim 
Halka bir gez donmeden ben nice devreyledim, 
Bilmediler devrimi yanimda yaranim benim. 

Hdlime halda§ olur yanimda yari muharrem 
Gunde bir turlu libas ndzeninin bulup kim 
Kim ki bu esrdri bildi bidi sirrma diyem 
Yar He ahdeyledim gah dagihp gah cem olam, 
Ta ezel budur anmla ahd-u peymamm benim. 
Gam-i girydnim efendi gah hayran ta ebed 
Gah? aglar inlerim gdh-i zdr u efgdn ta ebed 
Gah vahdet gah kesret ozune seyran ta ebed 
Anm igin gahi cem'im gah pertsan ta ebed, 
Dondu kaldi iistiime cem'ii perisamm benim. 

Bir sozumden bin haber her kim arar oldu ise 
Ehl-i sir olur yari ydr-i gar 1096 oldu ise 
AzbVya her kim benimle ydr-i gar oldu ise 
Devre-i Arsiyye'den her kim haberdar olduysa, 
Ol duyar ancak Niyaztilm-u irfanim benim. 



Kinindan gikmi§ kihng gibi 
Gilaf: kilif, mahfaza, ortu. 



1096 Y g M gg r . Hazret-i Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin en sadik sahabesi 
Hazret-i Ebubekir radiyallahu anhm unvani. Hicret esnasinda en tehlikeli bir zaman- 
da magaraya girdiklerinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellema sadakatla hizmet 
ettiginden bu nam ile amhr. 



514 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



127 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 
Adetim budur ezelden kevnde bir §'en olurum, 
Dirilip gah cem olup gah? per?$an olurum. 

Bu cihanm halkma bir bir yolum ugrar benim, 

Cem edip bunco kuma§i bir bedestan olurum. 
Gah sehab u gah matar gah? doluyum gah? kar, 
Gah nebat u gah? hayvan gahi insan olurum. 

Gah Nasara gah Yahudi gah? Tersan gah Mecus, 

GahiSia gah olur Sunn? Muselman olurum. 
Gah? a bid gahi za hid gahifiska dii§erim, 
Gahi arif gahi ma'ruf gahi irfan olurum. 

Gah olur bakir, kalay u gah olur altun gumii§, 

Gah olur alemde her ma'denlere kan olurum. 
Gah olur, benden hak?r hie kimse olmaz diinyada, 
Gah? Kaftan Kaf'a hukmeden Su ley man olurum. 

Na'l tirnak arasmdan yerim gah dar olur, 

Gahi Ar§'u Kiirsi'den yek al?meydan olurum. 
Gah olur bu harman-i alemde ben bir daneyim, 
Gah kamuyu cam? olmu§ ulu barman olurum. 

Gah olur mevcud ma'dum gah viicudi He adem, 

Gah tecelliyle ayan u gahi pinhan olurum. 
GahiDunya gah? ukba gah?mah§ergah sirat, 
Gah? berzah gah? cennet gah? ni ran olurum. 

Gah? Malik gah?ate§ gah? zakkum gah cah?m, 

Gah? hur? gah? gilman gah? ridvan olurum. 
Gah?zerre gah giine§ gah? kamer gah? nucum, 
Gah?arz u gah sema gah Ar§-i Rahman olurum. 

Bunca suretler libasin gah birbir giyerim, 

Gah soyunup cumlesinden §6yle uryan olurum. 
Simdi kesrette olan Adem Niyaz? soylenir, 
Alem-i vahdet icinde sirr-i Yezdan olurum. 

Adetim budur ezelden kevnde 1097 bir $'en olurum, 
Dirilip gah cem olup gahi per?$an olurum. 

Budur adetim ezelden beri kainatta bir i§te olurum, 
Dirilip bazan toplaninm bazan perijan olurum. 



Kevn: Hudus. Varhk, var olmak. Viicud, alem, kainat. Mevcudiyet 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 515 



§ATHIYE 

Mutasavviflann bircogunun teveccuh gosterdikleri "§ath" lugatte 
Arapca §-T-H kokunden istikakla; sarsilma, hareket, titreme anlamina ge- 
lir. Bu baglamda, icinde fazla hareket vuku buldugu icin un elenen alete 
de 'mistah' denilir. Mistah denilmesi hareketin coklugundan, belki de bu 
hareket sirasinda disina un tasmasindandir. 

Suftler bununla "vecd ve istigrak halinde tecelliyata gark olan 
kalb(sir)lerinin hareketini ve sarsilmasini kasd ederler. Bu hareket ve sar- 
silmaya maruz kalan suff, dinleyenin cok garip karsilayacagi sozler soyler. 
iste bu sekilde soylenmis sozlere sathiyat denir. 

SufTlerin en 50k tenkide maruz kaldiklan hususlardan birisi de, ne 
kasd edildigi kolay anlasilmayan kapah veya sembolik ifadelerden olu- 
san ve sufTyi kusatip ondan tasan vecd halinin tasviri anlamina gelen 
ruh lisamyla konusmasmin acihmi ve hissettigi hallerin lafizlarla ifadesi 
olan bu "sath/satah"landir. 

Bu sebeple tasavvuf ehli nazanndaki hakiki manasini goz onune alma- 
yarak, zahir sekline gore bunlan manasizhkla suclamak yanhstir. Bu tur 
manzumeler mana derinligine nufuz edemeyen "kal ehli"ne gore sacma 
gibi gorunurse de, tasavvuf rumuzuna layikiyla asina olanlara, onlann pek 
sarih bir manasi ve bircok anlami vardir. 

BakT'nin de bir siirinde dedigi gibi; 

"Winer esrar-i ma'na anlamaktir lafz-i muglaktan " 

Mistik tecrube akIT degildir sadece yasanir. Bu bakimdan mistik tecru- 
benin kisilere anlatilmasi, nakledilmesi zordur. Ancak, nakil de sarttir. Zi- 
ra higbir bilgi gizli kalmaz, kalmayacaktir. Bu esyanin hakikatine aykindir. 
Var olan bilgi tezahur etmek igin var olmustur. Ne var ki, insanhgin idraki 
ayni seviyede degildir. Aktanlan bilgilerin anlayis farklanna gore kavra- 
nilmasi muhakkaktir. Aynca muhatabm ve konunun seviyesi yukseldikce, 
kelamda tasarruf ve ifadede semboller kullanmayi cogaltma, bir kainat 
kanunudur. 1098 



MEVLANA'NIN GAZE LI 



Dunki gun sabah vaktinde gerhde 1099 palan 1100 buldum. 
Ha§ha§ danesinin iginde ors buldum. 



1098 (GUNDOGDU) 

£erh: f. f^ark. Dolap. Felek. Talih. Dingil Cizerine donen. Gok. Def. Zenberek. 
Mancimk. Elbise yakasi. Ok yayi. Cakir gozlu dogan ku§u 

Palan: f. Palan, semer, eger. 



516 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Leblebuden 1101 bir kulahim var idi. Benden zayi' olmu$ idi 
Monla 1102 Suleyman'm defteri iginde buldum. 

Bir katar 1103 deve kuh 1104 -i Kaf da gitmekde idi. 

Ol katari bahr-i bt-payan 1105 kenarmda cevelan 1106 etmekde buldum. 

Salih aleyhisselamm devesi, Musa aleyhisselamm asasi ve Adem 
aleyhisselamm ruhu 

Bu her ugunu ana karnmda diri olu buldum. 

Yedi iklim iginde gendumeden, daridan, arpadan 
Pi§mi§ etmek 1107 yedim, di§ zahmetsiz buldum. 

Ug yiiz altmi§ dag sigiri ba§i a§agi asilmi§tir, yani boynuzlan He. 
Dort magz-i cevizi 110S tennurede 1109 biryan 1U0 buldum. 

Yiizbin ahu buzagisi ki, agizlan ilm-i hikem sudu He doludur. 
Bulbul beyzesinin 1U1 iginde efganda buldum. 

Dun seher vaktinde meyhane canibine vardim, 
israfil'in sur'unu kup iginde efganda buldum. 

Na'l baglarlardi bir gun develerine Rum 'da, Bir halka zayi' olmu§ idi 



Liibb: ig. Oz. Her jeyin iyisi, hulasasi. * Akil, igli §eyin igi. 
Liibb ii Liib: Oziin ozti; "aslfl-usul"; "nefs-i kulliye-i natika-i Muhammediye"dir. 
insan neslinin ashdir. 

Munla: Muhtemelen mevlana kelimesinin kisaltilarak soyleni§ bigiminden ba$- 
ka bir §ey olmayan munla (molla) kelimesiyle nitelendirilen Osmanli ulemasinin 
gerek egitim, gerekse burokrasi sektoriinde soz konusu bu mevkileri birer birer 
kat edebilmesini saglayan intisap sistemidir. (OCAK, 1998), s. 113 

Katar: Birbiri arkasma dizilmi§ hayvan surusii. * Bir lokomotifin suriikledigi va- 
gonlann tamami. Tren. 

1104 .,». r „ . 

Kuh:f. Dag. 

Bahr-i bt-payan: £ok buyuk sonsuz deniz. 

Cevelan: Dola§ma. Kaynama. Yerinde durmayip gezme. 

Etmek: t. Ekmek. 

1108 .. - . . . ... 

Megz-i cevizi: ceviz igi 
Tennur: (C: Tenanir) Tandir. * Firm. 
Biryan: f. Kebab, kizarmi§,yanmi§. 

Beyz: (C: Buyuz) Yumurta. Ku§un yumurtlamasi. Hayvanlarm bilhassa atm ayak- 
lannda gikan yumurta iriligindeki $i§ler. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 517 



Onu Turk padi$ahmm kulagmda buldum. 

iyi dedin bu sozii ey Monla Celaleddin Rum ki, 

Bunun manasmi nakl-i Kur'an-i Kerim iginde buldum. 1112 

Bu cihanm halkma bir bir volum uarar benim, 
Cem edip bunco kumasi bir bedestan 111 * olurum. 

Bu cihanm halkma bir bir yolum ugrar benim, 
Toplayip bunca kumasi bir bedestan olurum. 

Gah sehab u qah matar qaht doluyum qahi kar, 
Gah nebat u gahj hayvan qahi insan olurum. 

Ara sira bulut, bazen yagmur zaman zaman doluyum bazanda kar, 
Bazan bitki, bazen hayvan bazanda insan olurum. 

Gah Nasara qah Yahudi qaht Tersan qah Mecus, 
Gahi $ia qah olur Sunn? Muselman olurum. 

Bazan Hiristiyan bazan YahudTara sira Hinstiyan bazan Mecusi, 
Ara sira §ia bazan SunnTolan Musluman olurum. 

SufTlerin Farkh inanclara Bakisi 

Tasavvufun ana kaynaklanndan Ku§eyri Risalesinde Hz, ibrahTm 
aleyhisselam hakkinda zikredilen su anekdot, ashnda, sofilerin diger din 
mensuplanna bakisi ve ayni zamanda onlann bu davranislannin maksa- 
dini saninz net bir sekilde yansitmakta ve ozetlemektedir; 

"Hz. ibrahTm aleyhisselama bir yolcu gelir. Kendisini misafir etmesini 
ister. Hz. ibrahim aleyhisselam ona: 

"-Dinini degistirip, tevhidi kabul edersen seni misafir ederim" der. Yol- 
cu teklifi kabul etmez, gider. Bunun uzerine Hz. ibrahim aleyhisselama 
soyle bir hitap gelir: "Biz onu, kafir oldugu halde, yetmis yildir beslemek- 
teyiz. Sen, birgececik, onu inancina bakmadan besleseydin ne olurdu?!.." 

1114 

Diger taraftan, bilhassa ibrahTm b. Edhem aleyhisselamin (hyt. 
161/779) bir Hiristiyan rahibi kendisine arkadas edinmesi ve ondan zuh- 
dun inceliklerini ogrenmesi sufTlerin diger din mensuplanna ve Ozellikle 



1112 (GUNDOGDU) 

Bedestan: f. Degerli, kiymetli kuma§lar, silahlar ve mucevherler vs. ali§-veri$ine 
mahsus ustu ortiilu ve mahfuz gar§i 

el-KuseyrT, AbdulkerTm, er-Risaletu'l-Ku$eyriyye, tah. AbdiilhalTm Mahmud- 
Mahmud b. e?-SerTf, Kahire 1966, ss. 154, 227. 



518 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



de Ehl-i Kitab'a bakislan konusunda kayda deger bir ornektir. 

Yukanda en son zikrettigimiz siirin ilk beyitleri Hallac-i Mansur'a da 
(idami 309/921) nisbet edilir. " Hallac'in buna benzer baska ifadeleri de 
vardir." Hallag, bir YahudTye "kopek " d iye hitap etmesinden dolayi kizdigi 
kisinin kendisinden ozur dilemesi ve gonlunu almaya cahsmasi uzerine o 
sahsa soyle nasihat eder: 

"Yavrucugum! Dinlerin tumu Allah Tedld'nmdir, Her din He bir kitleyi 
mesgul ediyor. Her kitle kendisi icin secilmis olan dini izliyor; kendi irade- 
leriyle segtikleri dini degil. Bir insanm bir baskasmi, izledigi din yuzunden 
itham edebilmesi icin, o dinin o kisi tarafindan ozgur iradeyle segilmis ol- 
masi gerekir. $unu bil ki, Yahudilik, Hiristiyanlik, Muslumanlik ve oteki 
dinler degi§ik unvanlar, degi§ik adlardir; ama hepsinin ortak amaci birdir, 
degi$mez." 1115 

"Kiifiir ve ?man isim yonunden farkhdirlar, ama haktkat yonunden 
aralarmda fark yoktur." 1116 

ilahT aski zirvelerde yasayan sufflerden Mevlana (hyt. 672/1273) da 
diger insanlara sonsuz bir rahmet gozuyle bakmistir, insanlar arasinda 
muhabbete dayah bir birlikteligin olabilecegini defalarca vurgulamistir. O 
butun dinleri ve mezhepleri insanT olgunluga erismede bir vasita olarak 
gorur. Ona gore yaraticiyi arayan her dusunce, ayni yere gikan, ayni 
hakTkate ulastiran gizli birer merdivendir: 

"Cihanda gizli merdivenler var; basamak basamak, ta goklere dek. Her 
bolugun bir ba$ka merdiveni var; her yuruyu§un ba§ka bir gogu... 

Her biri oburunun halinden habersiz. 

Bir mulk ki, geni§ mi geni§; ne ba§i var, ne sonu 

"Her nebinin bir yolu, her veltnin bir me§rebi vardir. Degil mi ki, hepsi 
de halki Hakk'a ula§tinyor; dyleyse hepsi de birdir. 

Dinler arasmdaki ihtildf, gidis tarzmda ve gorunustedir; yolun hakika- 
tinde ise ayrilik yoktur." 1118 

Ne var ki, dinlerin hakikatlerinin birligini, insanlann inanglannin haki- 
katini anlayabilmek igin belli bir fikir ve gonul tekamulune ulasmis olmak 
gerekir; 



1115 Ozturk, Y. Nuri, Hallac-i Mansur ve Eseri, Istanbul 1996, s. 401 (Massignon- 
Paul Kraus,Ahbaru'l-Hallac, ? 1936, s. 69'dan naklen). 

age., s. 399 (Ahbaru'l-Hallac, s. 53'ten naklen). Hallac'in goriisjeri icin aynca 
bk. Uludag, Suleyman, "Hallac-i Mansur" D\A, istanbul 1997, c. XV, s. 379. 
1117 Mevlana, CelaleddTn-i Rum?. Mesnevi, Ankara 1993, tipki basim,c. V, s. 244, b.; 
2557-2559. 

Ayni eser, c. I, s. 14 (504. beyitin konu basjigi). (Yorumu icin bk. Can, Sefik, 
"Mevlana'yi Gore; Bin, Tman ve Kufur" 5. Milli Mevlana Kongresi Tebligleri, Kon- 
ya 1992, & 19-27.) 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 519 



"Sir gozu ile gonul gozu ile mu'mine de, kafire de bir bak; 

Hicbirinde, Yd Rab! Sesinden. Yd Hay! Sedasmdan ba§ka bir §ey 
yok." 1119 

Bu bakis tarzi ask yoludur. "Birdir nazar-i Hak'ta mecus ile 
muselman" diyen Ziya Pasa'mn tabiriyle Hakk'm nazanyla bakabilmektir. 
Bu baki§ acismdan bakildiginda ise kufur, Tman gibi seyler gorunmez. ZTra 
ask mezhebinde kufur ve Tman yoktur; tipki asikta tenin, akhn, canin ve 
gonlun olmadigi gibi. Mevlana'ya gore, bu hakikati kavrayamayanlar, 
herkesin cesitli dillerde Hakk'a yalvardigini goremeyenler gercek Muslu- 
manhga ulajamamijlar demektir, 1120 Mevlana bu fikrini bir ba§ka §iirinde 
de §u §ekilde ifade eder: 

"Bdzan gizlenen, bdzan a$ikdr olan biziz, 
Bdzan mu'min, bdzan Musevt, bdzan da Hiristiyaniz. 
Bu gdnlumuz drnegi olmak igin her gonlun 
Gorunur bir ba§ka surette her gun..." 1121 

A§k kavraminin Mevlana du§uncesinde mustesna bir yeri vardir. "Dint 
anlamda a§k mevcut yetmi§ iki firkadan daha gugludur. Dahasi, putpe- 
restlikten de, dinden de ustundur; §uphenin de, gergegin de otesindedir. 
O aynhgi azaltan bir dindir. insanlar arasinda birlik olu§turur. C^unku bu- 
tun dinlerin kaynagi ilahT sevgidir, ilahTajktir, ya da sevgiden kaynaklanan 
korkudur. EflakT, bu konuyla ilgili joyle bir rivayet nakleder; 

"Bir gun bir Rum usta Hudavendigar'in evinde ocak yapiyordu. Dostlar 
§aka yoluyla ona; "Nigin Musluman olmuyorsun? Dinlerin en iyisi islam'- 
dir" dediler. O: "Elli seneye yakindir ki, isa dinindeyim. Dinimi terk etmek 
hususunda ondan korkar ve utaninm" dedi. Birdenbire Mevlana hazretle- 
ri igeri girdi ve §6yle dedi: 

"imanm sirn korkudur. Her kim Tanri'dan korkarsa, o Hiristiyan da 
olsa din sahibidir, dinsiz degildir." 1122 

Mevlana'nin diger dinlere baki§i ile ilgili ornekleri gogaltmak mum- 
kundur. Ancak bu bahsi §u degerlendirme ile bitirmek istiyoruz: Ona gore 
ba§kalanna hakir bir gozle bakmak, bajkalarma kafir deyip, kendisini kafir 
olarak yaratmadigi igin Allah Teala'ya hamd etmek, sapikhktan ve halki 



1119 Can, §efik, Mevlana, Hayati, $ahsiyeti, Fikirleri, istanbul 1995, s. 147 Mevla- 
na, D?van-i Kebir, c. V, nr. 2578'den naklen). 

Can, Mevlana, Hayati, $ahsiyeti, Fikirleri, s. 149. 

Mevlana, CelaleddTn-i Rum?, Hz. Mevlana'nin Rubaileri, trc. Sefik Can, Ankara 
2001, rubainr. 1527. 

1122 EflakT, Ahmed, Ariflerin Menkibeleri, trc. Tahsin Yazici, istanbul 1989, c. 11, s 
517. 



520 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



saptirmaktan baska bir sey degildir. Boylesi bir davranisin nebilerin ve ev- 
liyalann terazisinde yeri yoktur. 1123 

Mevlana'nin gesitli dinler ve inanglar ile ilgili goru§lerini dort ana bas- 
hk altmda toplamak mumkundur: 

1. Ona gore, dinlerin yollan, yontemleri ayn ise de, gayeleri birdir ve 
yola degil, maksada bakmakgerekir. 

2. Cesitli inanglann farkh gorunmesinin ve algilanmasinin asil sebebini, 
gorunusteki farklihklann ozdeki benzerligi golgeleyecek derecede asil go- 
rulmesinde ve abartilmasinda aramak gerekir. 

3- Yollann aynhginin bir baska nedeni, yetmis iki milletin birbirini ta- 
nimamasi, aralannda diyalog olmamasi ve birinin otekinden §uphe igeri- 
sinde olmasidir. 

4- Farkh inang sahipleri arasindaki kavgalann bir diger sebebi de, ote- 
kinin dilini anlayamamak, onun diJsunce ve duygu Dunyasi hakkinda bil- 
gisiz olmaktir. 1124 

insanlan sevmeyi ilahT ajkin ve gergek a§ik olabilmenin jartlanndan 
sayan Yunus Emre (hyt. 721/1321), bu konuyu §iirlerinde en guzel ijleyen 
sufilerdendir. 

"Yetmi§ iki millete bir gozle bakmayan, halka muderris olsa da haki- 
katte kafirdir" diyen bu unlu §air suftmiz, boylesi kimseleri "jer'in evliya- 
si, hakTkatin kafiri" seklinde tanimlar. 1125 ^unku Yunus'un din anlayisina 
gore, Allah Teala'yi gergekten sevenler onun en mukemmel eseri ve 
halTfesi olan "insan"i da sevmek zorundadir. 1126 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Muslumanlar birbirlerini sevmede, birbirilerine merhamet etme ve 
§efkat gostermede bir vucut gibidir. Vucuttan bir organ §ikayet ederse, 
vucudun diger organlan uykusuzluk ve hum ma ile ona katilirlar." 1127 



Can, Mevlana, Hayati, $ahsiyeti, Fikirleri, s. 145. 
1124 Fazla bilgi igin bk. Yaran, Sadik, "ibn Arab?, Mevlana ve Yunus Emre'ye Gore 
"Oteki"nin Durumu", islam ve oteki i^erisinde, editor; C. Sadik Yaran, istanbul 
2001, ss. 326-332. 

Yunus Emre, Yunus Emre DJvani, hzl. Faruk Kadri Timurtas, istanbul trs., s. 
55. 

1126 (Dil) 

1127 BuharT, Edeb, 27; Muslim, Birr, 66; Ahmed, Musned, IV, 270; TaberanT, el- 
Mu'cemti's-sagTr, Beyrut, 1983,1, 137; a. mlf. er-Ravdu'd-dam ile'l- Mu'cemis'-sagTr 
li't-Taberant, I, 230 (382); BeyhakT, Su'abu'ITman,VI, 481 (8985), a. mlf, es-Sunenu'l- 
kubra. III, 353 (6223); Kuda'T, Musnedu's-sihab, II, 283 (1366, 1367). Mesel igin bkz. 
HakTm et-TirmizT, Kitabu'l-Emsal, s. 52; RamhurmuzT, Kitabu emsali'l-hadTs, s. 81, 82 
(40); Ebu's-Seyh, Kitabu'l-emsal, s. 237 (350). (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 521 



"Merhamet etmeyene merhamet edilmez" 112S 
"Kardesinin basma gelen musibete sevinme. Olabilir ki, Allah ona 
merhamet eder de seni hastahga dugar eder." 11M 

"Hakk'i gerceksevenlere cumle alem kardes gelir. 

Masuk neyi severse lazimdir sevmek onu; 
Dostumuzun dostuna yad endtse ne layik?! 
Sen gergek asik isen dost'un dostuna dost ol; 
Ger boyle olmaz isen, dostum demegil bayik. 

Yetmis iki millete kurban ol asik isen, 

Ta asiklar safmda imam olasm sadik.. 

** * 

Yetmis iki millete sucum budur "Hakk" dedim, 
Korku hiyanetedir, ya ben nicin kizaram!?.. 
Hass u am, mutt, as? dost kuludur cumlesi." 

Burada bahsedilenlerden dinlerin diyalog veya ba§ka bir §ekilde karma§ik 
bir §ekilde birle§tirilmesi anlamina gelmemelidir. ^unku son ve hak dininin 
islamiyet oldugu da hatirdan gikanlmayip diger insanlannda dinTyonlerinden 
dolayi icbar veya tehdit altinda birakmamaktir. Ancak islamiyetin ozune bir 
sikinti gelecekse tercih edilecek olan Allah Teala'nin istegi olan tarafi tercih 
etmelidir. ^unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile yeni bir dinin gon- 
derilme espirisini nasil anlayacagiz. 

Muhyiddin ibn'ul Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz FutGhat'ta 
hiristiyanhgin buytik bir tehdidi altinda bulunan islam aleminin siyaseten 
daha muteyakkiz olmasini, bu Ttibarla da hiristiyanlara karsi tavizkar gor- 
dugu Selguklu Sultani izzeddin Keykavus'tan, 113 ° mevcut kritik durum, 



1128 BuharT, Edeb, 18, 27; Muslim, Fedail, 65, 66; Ebu Davud, Edeb, 145; TirmizT, Birr, 
12. (UYSAL, 23Bahar2007) 

TirmizT, Kiyame, 54; ibn Hibban, el-Mecruhm, thk. Mahmud ibrahim Zayed, 
Daru'l-va'y, Haleb, ty. I, 355 (465); TaberanT, el-Mu'cemu'l-Kebir, XXII, 53 (127), a. 
mlf, Musnedu's-SamiyyTn, I, 214 (384), IV, 305 (3379); Ebu's-Seyh, el-Emsal fi'l-hadis, 
s.121 (202); Kuda'T, Musnedu's-sihab, 11,77 (592, 917), 78 (919) (UYSAL, 23 Bahar 
2007) 

Tarihgiler Sultan I. izzettin Keykavus'un annesinin aslen Konya'h bir Hiristiyan 
kizi oldugunu ve yine Hiristiyan olan dayilarmin da bir hayli siyasT faaliyetlerde bu- 
lunduklarmi rivayet ederler. (Turan, Orhan, Selguklular Zamanmda Turkiye, istanbul 
1993, s. 458) 



522 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



buhran, kriz geregi daha dikkatli davranmasini saglamak istemistir. ibn'ul 
Arab!, Hiristiyanlann yerli ahali arasmdaki dindaslarmin da destegiyle is- 
lam alemine daha fazla zarar vermeleri yonundeki endisesini dile getir- 
mekte ve buna karsi Sultani uyarmaktadir. Diger taraftan onun bu yakla- 
simi, olaylara batmen ne kadaryuksek bir bakis agisiyla baksa da zahiren 
seriatin gereklerine derinden bagh oldugunu ve manevT siyasetin yani si- 
ra, dunyevT siyasetin gereklerini ihmal etmedigini de gostermektedir. iste 
bu vukufiyeti sayesinde o, hiristiyanlann hukumranhgi altinda oldugu su- 
rece Kudus'e gitme, ya da oralarda oturmanin muslumanlara haram ol- 
dugunu soyleyerek islam cografyasmi tehdit eden unsurlara karsi ortak 
bir suur olusturmaya gayret etmistir. ibn'ul Arab! bu tavsiyelerinde 
Keykavus'tan, muslumanlar ile ehl-i kitap arasmdaki iliskilerin geleneksel 
kurallara, yani seriate gore duzenlenmesini ister, Halife Omer radiyallahu 
anh tarafmdan konulmus olan geleneksel zimmThukukunu ona hatirlatir: 
"...$ehirde ya da havalisinde yeni bir kilise ya da manastir in§a edil- 
memesi, harap olanlarmin onanlmamasi..., hiristiyanlann higbir casusa 
yataklik yapmamasi ve muslumanlara karsi dusmanlanyla isbirligine yel- 
tenmemesi..." 1131 

G ah? a bid pa hi zahid a a hi fiska duserim, 
Gahi arif aahi ma'ruf 1132 qahi irfan olurum. 

Zaman zaman abid bazan zahid ara sira gunaha duserim, 
Bazen bilen bazan bilinen bazan irfan olurum. 

Sen demistin ki: Seriat ile tarikat asla birbirine muhalif degildir. Seria- 
ta aykin itibda edilecek bir sey yoktur. Durum bu iken; aralannda gizli 
sozleri var O sozleri seriat ehlinden saklarlar Muhalif olmasaydi; sakla- 
maya ne luzum vardi? 

Bu soruya cevabimiz su olur: 

"Sakladiklan sey; seriata muhalif oldugu igin degildir. Bu saklamadaki 
yegane sebep; meselenin ince olusu avam halkm zihnine giremeyisidir. O 
meseleleri, herkes anlayamaz; onun igin Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem efendimiz, soyle buyurmustur: 

"insanlara akillan kadar konusunuz." iste tasavvuf ehlinin o sozleri 
saklamalan, bu emre uymak icindir. 1133 



1131 ibnu'l-Arabi, Futuhat (byr.), c. VIII, s. 380; (gAKMAKLIOGLU, 2005), s. 31 

Ma'ruf: Bilinen, tamnmi§. Belli, mejhur. * Seriatin makbul kildigi veya emrettigi. 
* Adl, ihsan, cud, tatli dil, iyi muamele. 

1133 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, ONBESINCi SUAL VE CE- 
VABI 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 523 



Gah olur bakir, kalay u gah olur altun gumus, 
Gdh olur alemde her ma'denlere kan 11M olurum. 

Bazan olur bakir, kalay ve bazan olur altun gumus, 

Zaman zaman alemde olur, butun madenlere kaynagi olurum. 

Gah olur, benden haktr hie kimse olmaz dunyada, 
Gah? Kaftan Kaf'a hiikmeden Suleyman olurum. 

Bazan olur, benden haktr hie kimse olmaz dunyada, 
Zaman zaman Kaftan Kaf'a hukmeden Suleyman olurum. 

Na'l tirnak arasmdan yerim gah dar olur, 
Gahi Ar$'u Kurst'den yek alt meydan olurum. 

Na'l tirnak arasmdan yerim o zaman dar olur, 
Zaman zaman ars'u Kurst'den bir alt meydan olurum. 

izafiyet teorisi ile dusunulunce yargilann haller ve olaylar karsisinda ayni 
sekilde olmadigidir. 

Gah olur bu harman-i alemde ben bir daneyim, 
Gah kamuyu camtolmus ulu harman olurum. 

Ara sira olur bu alemin harmaninda ben bir daneyim, 
Bazan alemi toplayici olan ulu harman olurum. 

Gah olur mevcud ma'dum gah vucudi ile adem llis 
Gah tecelliyle ayan u gahi pinhan olurum. 

Yer yer olur mevcud yok olur bazan vucudi ile adem, 
Bazan acik tecelliyle ve bazan gizli olurum. 

GahtDunya gdht ukba gdh? mah$er gdh sirat, 
Gahi berzah gdhtcennet gah? ni ran olurum. 

Bazan Dunya bazen ahiret bazen mahser bazan sirat, 

bazan berzah zaman zaman cennet ara sira cehennem olurum. 

Gahi Malik gdh? dte$ gahi zakkum gdh cahim, 



Kan: f. Bir §eyin menbai. * Kuyu. Kaynak. * Maden ocagi. * Bir keyfiyetin. (niteli- 
gin) bol olarak bulundugu kimse 

Adem: Yokluk, olmama, bulunmama. * Fakirlik. (Viicudun ziddi)(Bir zaman - 
kuciiklugumde- hayalimden sordum: "Sana bir milyon sene omurve dunya saltanati 
verilmesini, fakat sonra ademe ve higlige du§mesini mi istersin? Yoksa, baki, fakat 
adi ve me§akkatli bir vucudu mu istersin?" dedim. Baktim ikincisini arzulayip birinci- 
sinden "Ah!" cekti. "Cehennem de olsa beka isterim." dedi. R.N.) 



524 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Gah? hurt gah? qilman gah? ndvan olurum. 

Bazan malik bazan ates ara sira zakkum bazan cehennem, 
Bazan hurt bazan gilman bazan ndvan olurum. 

Gah?zerre gah giines eight kamer gdh? nucum, 
Gah? arz u gah sema gah Ars-i Rahman olurum. 

Zaman zaman toz bazan gunes ara sira ay bazen yildiz, 
Ara sira arz, bazan sema, bazan Ars-i Rahman olurum. 

Bunca suretler libasm gah birbir qiyerim, 
Gah soyunup cumlesinden soyle uryan olurum. 

Bunca suretler elbisesini bazan birbir giyerim, 
Bazan soyunup cumlesinden soyle ciplak olurum. 

Simdi kesrette plan Ad em Niyazl soylenir, 
Alem-i vahdet \c\r\de sirr-i Yezdan 1136 olurum. 

§imdi dunyada olan Adem NiyazT soylenir, 
Vahdet alemi icinde Yezdan'in sirn olurum. 

Bu beyitlerin aciklamasinda gorecelik kurami hatira getirilmelidir. £unku 
beyitlerde soylenen hususlar gercekte olusum olmayip hallerin surekli degi- 
sim ve donusumudur. Zamanin goreceli durumu ile hallerin goreceligi biri 
birleri ile benzerlik gosterir. Yoksa insanin ilah olmasi mumkun mudur. Eger 
bu degisimler olmasi kabul edilirse reenkarnasyonu da kabul etmek gerekir. 
Reankarnosyon ise uydurma bir dusuncedir. 

insan bu bahsedilen halleri kabul edebilecek ve kapsayacak belki olgun- 
lugun zirve noktasidir. 

"Dehre (zamana) sovmeyiniz, cunkO dehr Allah'tir." "Ademoglu dehre 
sover. Halbuki ben dehr (in yaratamyjim. Gece ve gundiiz benim elimde- 
dir" 1 ™ 

Zaman hakkinda dusunulen izaft durum ile vahdet-i vucut nazariyesi icin 
kullanilabilir. 



Yezdan: f. Cenab-i Hak. (Mecusilerce) : Hayirlan yaratan hayir ilahi dedikleri 
mevhum mabud 

1137 



Muslim. Elfaz. 5; Ibn. Hanbel. 11/237.272 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 525 



ZAMAN VE GENEL GORECELIK KURAMI 

Zamansizhk gercegini anlamamiza yardimci olacak onemli bir konu, 
yuzyihn en buytik bilim adami sifatini tasiyan Albert Einstein'in gelistirdigi 
Genel Gorecelik (izafiyet) Kurami'dir. Gorecelik, zamanin evrenin farkh 
noktalannda farkh hizlarla aktigini, hatta durabildigini gostererek, mutlak 
bir kavram olmadigini, degisken bir algi oldugunu ispatlar. 

Oncelikle, zamanin ne anlama geldigini dusunmeye cahsahm. Zaman; 
duyu organlanmiz tarafindan art arda gelen birtakim olaylar neticesinde 
hissedilen, tarifi son derece guc olan bir tur algidir. Zamanin akisini, etra- 
fimizda gozlemledigimiz hareket degisikliklerini birbirlerine kiyaslayarak 
anlanz. Ornegin; bardak yere duser ve kinhr, komur yanar ve kul olur, yu- 
ruruz ve bir an once odanin bir ucundayken bir an sonra odanin diger 
ucunda oluruz. 

iste sebep-sonuc iliskileri cercevesinde meydana gelen turn bu olay- 
lar, cevremizde gozlemledigimiz turn bu hareketlilik bize zamanin gecti- 
gine dair bir izlenim verir. Ama zamani olcmek icin kullandigimiz kavram- 
lar, cok degiskendir. Yanm saat dedigimiz sure, eger sikici bir bekleme 
icindeysek, saatler kadar uzun gelebilir. Ayni yanm saati, cok eglenceli ve 
bitmesini istemedigimiz bir durumda, uc-bes dakika kadar kisa bir sure 
gibi algilanz. Yani ashnda zaman algisi, bizim icin farkh hizlarda akabil- 
mektedir. Zamanin akis hizi hakkmda bir fikre sahip olmamiza neden olan 
etken ise, zaman icin kullandigimiz referanslardir. Gunes dogar ve batar 
ve ertesi gun tekrar dogdugunda bir gun gecti deriz. Bu olay 30-31 kez 
tekrarlandiginda bu kez 1 ay gecti deriz; ama soruldugunda bu bir ayla il- 
gili fazla detay hatirlamadigimizi, gecen zamanin sanki sadece bir an gibi 
oldugunu dusundugumuzu itiraf ederiz. Eger gunduz geceyi, gece gundu- 
zu takip etmese ve elimizde zamanin gectigini gosterir bir saatimiz olma- 
sa, belki de gecen zamanin ne kadar olduguna, bir gunun ne zaman bas- 
layip ne zaman bitecegine dair dogru bir tahminde bulunmamiz mumkun 
olmayacakti. Bu acidan zaman, bizim icin belirli referanslar olmaksizin, ne 
hizla aktigi konusunda kesin bir yargiya varamayacagimiz bir algidan iba- 
rettir. Ama onemli olan bu referanslann degismez ve sabit olmamasidir. 
Bu gercek bizi Genel Gorecelik (izafiyet) Kurami'na goturur. 
Einstein'in Gorecelik teorisi, hiza ve konuma gore uzayda farkh za- 
man dilimleri oldugunu gostermistir. Karadelikler ise zamanin durdugu 
zamansizhk ve sonsuzluk boyutunun meydana geldigi fiziksel olaylar ola- 
rak karsimizda durmaktadir. Turn bunlar, Kuran'da bahsedilen zamanin 
goreceliginin bilimsel aciklamalandir. 



526 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



HIZVEZAMAN 

Einstein, zamanin goreceligi kavramini bilimsel olarak ortaya koymus- 
tur. Bu teoriye gore, zaman mutlak ve degismez degildir. Zaman, her 
cismin hizma ve konumuna (cekim merkezine olan uzakhgina) gore hizh 
veya yavas gecmektedir. 

Einstein'a gore bir sistem hizlandikga o sistem uzerinde zaman yavas- 
lamaktadir. Isik hizma yakin bir hizla hareket eden bir aracin icinde za- 
man daha agir akar. Her turlu organik, biyolojik ve anatomik yapi daha 
agirdan islemeye baslar. Atom duzeyindeki turn hareketler yavaslar. Za- 
manin hiza gore olan bu degisimini, uzayda hareket eden bir aractaki 
gozlemci, yani bir astronot anlayamaz. Cunku onun da her turlu hucre 
fonksiyonu, dolasim ve solunum sistemi daha agir isleyecektir. Dunyada 
bildigimiz 3 saatlik bir zaman gectiginde uzay kapsulu icindeki adam icin 
sadece 3 dakika gecmistir. 

Gorecelik Kurami olarak bilinen bu teoriyi aciklamak icin kullanilan bir 
diger ornek ikizler paradoksudur. Bu ornekte ayni yaslardaki ikizlerden 
biri dunyada kahrken, digeri isik hizma yakin bir hizda uzay yolcuguna g\- 
kar. Geri dondugunde ikiz kardesini kendisinden gok daha yash bulacak- 
tir. 

Bunun nedeni uzayda seyahat eden kardes igin zamanin daha yavas 
akmasidir. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, eger ikizlerden uzayda yol- 
culuk yapanm roketi isik hizinin yuzde doksan dokuzuna erisirse, dunyada 
30 yil gegerken uzayda yalnizca 2.9 yil geger. Bu ornek bir baba-ogul igin 
dusunulecek olursa uzay yolculuguna gikan baba 27 yasinda dunyadaki 
oglu ise 3 yasinda olsa, 30 dunya yih sonra baba dunyaya dondugunde 
kendisi 30 yasinda olacagi halde oglu 33 yasinda olacaktir. Diger bir de- 
yisle oglu babasmdan yash olacaktir. Gunes yuzeyine cok yakin bulunan 
bir astronotun saati dunyadaki saatlere gore daha yavas isler. Cunku Gu- 
nes dunyaya kiyasla daha buyuk kutlelidir. Bu kurama gore hiz arttikca 
zaman kisalmakta, sikismakta; daha agir, daha yavas isleyerek sanki dur- 
ma noktasina yaklasmaktadir. Einstein turn bunlan denklemlerle, formul- 
lerle haber vermistir. Aynca Einstein, bir cismin sadece hizinin degil, ko- 
numunun da zamani etkiledigini ispatlamistir. Buna gore, buyuk cisimlere 
yaklastikca zaman yavaslamaktadir. Ornegin, Gunes yuzeyine cok yakin 
bulunan bir astronotun saati dunyadaki saatlere gore daha yavas isler. 
Cunku Gunes dunyaya kiyasla daha buyuk kutlelidir. 

Zamanin goreceli olusu, saatlerin yavaslamasi veya hizlanmasindan 
mekanik bir zemberegin agir islemesinden degil; turn sistemin atom alti 
seviyesindeki parcaciklara kadar farkh hizlarda cahsmasindan ileri gelir. 
Baska bir deyisle zamanin kisalmasi icinde bulunan kisi icin agir cekim bir 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 527 



filmde ml almaya benzemez. Zamanin kisaldigi boyle bir ortamda insan 
vucudundaki kalp atislan, hucre bolunmesi, beyin faaliyetleri dunyaya 
gore daha agir islemektedir. Kisi zamanin yavaslamasini hie fark etmeden 
gunluk yasamini surdurur. 

Unlu yazar Lincoln Barnett, Genel Gorecelik Kurami'nin ortaya koydu- 
gu bu sonuclan soyle ozetler: Einstein sonsuz gecmisten sonsuz gelecege 
akan sasmaz ve degismez bir evrensel zaman kavramini bir yana birakti. 
Ona gore zaman duygusu da renk duygusu gibi bir algiydi. Rengi ayirt 
edecek bir goz yoksa renk diye bir sey olmayacagi gibi, zamani gostere- 
cek bir olay olmadikca bir an, bir saat ya da bir gun hicbir sey degildir. 
Zamani en iyi Einstein'in su sozleri agiklar; 'Bireyin yasantilan bize bir 
olaylar dizisi icinde duzenlenmis gorunur. Bu diziden hatirladigimiz olay- 
lar 'daha once' ve 'daha sonra' olgusune gore siralanmis gibidir. Bir cis- 
min hizina ve konumuna gore hizlanip yavaslayabilen zaman, belli sart- 
larda tamamen durabilmektedir. Bu durumda zamansizhk ve sonsuzluk 
gibi kavramlarla karsilasilmaktadir. Astrofizikci William Kaufmann, 
karadeliklerin olay ufkunda zamanin tumuyle duracagini ve bu durumun 
sonsuza kadar surecegini soyle belirtmektedir: Karadeligi cevreleyen olay 
ufkunda zaman tumuyle durur. Eger bir arkadasinizi karadelige dogru gi- 
derken izleyebilseydiniz, saatinin gittikce yavasladigini gorecektiniz. Olay 
ufkunu gectigi anda da zaman sonsuza degin duracagindan arkadasinizin 
saati de duracaktir. GoruldugiJ gibi, insan zihni zamansizhgi kavrayama- 
masina ragmen zamansizhk kavrami fizik formullerine girmis bilimsel bir 
gercektir. Ve bu gergek, materyalist felsefenin 19. yuzyihn kohne bilgile- 
rinden miras kalan varsayimlanni acikca gecersiz kilmaktadir. 1138 

Gorecelik (izafiyet) kurami anlayinca NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-azizin 
sozlerine tekrar yorum yapmak uygundur. 

TAHMiS-iAZBf 

Dinle bu kunhe sarayida nice mihman olur 
Nice geldim nice gittim ozune sey ran olurum 
Gah olurum abad olurum gdhfvirdn olurum 
Adetim budur ezelden kevnde bir s'en olurum, 
Dirilip gah cem olup gaht pertsan olurum. 

Zahida can kusu He dinle ahvdlim benim 

Nice oldu bendenin sehri hakikat meskenim 

Qok temdsalar gecirdi can olunca bu tenim 



1138 BAL, Cetin, Bilim Ara5tirma Dergisi, Denizli, 2005 



528 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



Bu cihanm halkma bir bir yolum ugrar benim, 
Cem edip bunca kumasi bir bedestdn olurum. 

Gah dag u gah tas ve gah mahzen gah gar 1139 

Gah db u gah hdk ve gah ates ruzgdr 

Gah vuslat gah firkat gah agyar gah yar 

Gah sehdb u gah matar gah? doluyum gah? kar, 

Gah nebat u gahi hayvdn gahtinsan olurum. 

Gah rusen gah? zulmet gah duman gah pus 
Gah Fransiz gah Maltiz U4 ° gah Hirvat Negrus 1141 
Gah Mikril gah Gurcu gah Isveg gah Rus 
Gah N a sard gah Yahudi gahi Tersan gah Mecus, 
Gahi$ia gah olur Sunni Muselman olurum. 

Gah aglar gah guler men gah sevka duserim 

Gah ydrim gah agyar gah aska duserim 

Gah kasavet gah kesdfet gah zevka duserim 

Gah? a bid gah? za hid gahifiska duserim, 

Gah? arif gah? ma'ruf gah? irfan olurum. 

Gah satilmis gah kudurmus gah devirmis gah mus 1142 
Gah koyun gah kegi gah okuz gah kus 
Gah bugday gah basak gah isirgdn gah yemis 
Gah olur bakir, kalay u gah olur altun gumus, 
Gah olur alemde her ma'denlere kan olurum. 

Gah kapristen dolastim tez 1143 bulundum ginede 1144 

Gah Tatar tohmasi oldum gorundum oyunda 

Gah bagdad ki Basra ki bulundum Konya'da 

Gah olur, benden hak?r hi$ kimse olmaz dunyada, 

Gah? Kaftan Kaf'a hukmeden Suleyman olurum. 
Gah kdmil gah batil gah olur divdneyim 
Gah gule bulbul olurum sem'aya pervdneyim 
Gah? sarhos ki ayik gah? mestdneyim 
Gah olur bu harman-i alemde ben bir daneyim, 
Gah kamuyu camiolmus ulu barman olurum. 

Busbutun bu dleme gah? ozum Hunkdr olur 

Gah? burdinada 1145 her ne var ise bende var olur 



1139 _ . . - 

Gar: Magara. 

1140 Maltiz: Maltah. 1. (a) Maltese. 2. Maltese, of Malta 
Negros: islandah, island in the central Philippines 

1142 Mu§: f. Fare. 
Seri §ekilde 

1144 _. r ., 

Cine: f. Kus yemi. 

1145 _ .. .. . . ... 

Burdi: Hurmanin lyisi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 529 



Gah kanm Hakk'a ikrar gah? ce inkar olur 
Na'l tirnak arasmdan yerim gah dar olur, 
Gahi Ars'u KUrst'den yek alt meydan olurum. 

Gah?sadem gah Hurrem gah matem gah gam 
Gah isret gah cilve gah sohbet gah elem 
Gah a'raf gah berzah gah? bir bag-i irem 
Gah olur mevcud ma'dum gah vucudi He adem, 
Gah tecelliyle ayan u gahi pinhan olurum. 
Gah sag u gah hasta ki abus 1146 ve gah nesat 
Geh misafir geh mucavir gah sahib geh simad 1147 
Gah balls 1148 gah bister 1149 gah came geh bisat 115 ° 
Gah? Diinya gah? ukba gah? mahser gah sirat, 
Gah? berzah gah? cennet gah? ni ran olurum. 

Geh hayvan gah u pir ve gah masum olurum 
Gah mevcud gah mezkur 1151 gah merhum 1152 olurum 
Gah tas u gah toprak gah bir kum olurum 
Gah? Malik gah?ates gah? zakkum gah cah?m, 
Gah? hur? gah? gilman gah? ridvan olurum. 
Gah ates gah cakmak gah kiprit gah mum 
Gah ordek gah turna geh koputur gah bum 
Gah hayr u gah serrim gah ugurlu gah sum 
Gah?zerre gah gunes gah? kamer gah? nucum, 
Gah?arz u gah sema gah Ars-i Rahman olurum. 
iki alem cilvegahim gah gelir gah giderim 
Gah baki gah fani gah beter gah yiterim 
Gah bir dilber olurum gah dilber severim 
Bunca suretler libasm gah birbir giyerim, 
Gah soyunup ciimlesinden soyle uryan olurum. 
Laklakiyla Azbt'ya benzer ki gonlun eglenir 
Sozlerimin her birine nice hikmet gizlenir 
Sozlerinden sahn-i irfan igre cok soz anlanir 
§imdi kesrette olan Adem Niyaz? soylenir, 
Alem-i vahdet ic'mde sirr-i Yezdan olurum. 



' Abus: £atik gehreli. asik yiizlii. Ytizii ek§i 



1147 



1148 



Simad: §i§e tipasi. 

Balis: f. Yastik. Altm. Nakit. 



1149 Bister: f. Yatak, do§ek. 



1150 
1151 

1152 



Bisat: (C: BCisut) D6§ek. D6§eme, kilim, minder. 
Mezkur: Zikri gegen. Zikredilmij. Evvelce bahsi gegmij olan. 
Merhum: (Rahm. den) Kendine rahmet edilmij. Rahmete kavu§mu§. Dunyamn 
sikici ahvalinden kurtulup rahmet-i ilahiyeye kavu§mus, olan. 



530 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



128 

Vezin: Mustef Nun, Mustefilun, Mustefilun Mustefilun 

Ey kudret issi, padisdh lutfeyle agiver yolum, 
Baglandi her yanim seha lutfeyle agiver yolum. 

$ol ism-i zatm hakkigun cumle sifatm hakkigun, 

izz-ii samn hakkigun lutfeyle agiver yolum. 
Ol ism-i azam hakkigun ol rtur-i ekrem hakkigun, 
01 Fahr-i diem hakkigun lutfeyle agiver yolum. 

Lutfunla ihsdn eyledin vaslmla handdn eyledin, 

Hicrinle hayrdn eyledin lutfeyle agiver yolum. 
Saldin sikdre hod BenJAdem olup bulam seni, 
Bag lad i Dunya-yi dent lutfeyle agiver yolum. 

$asirtti bizi nefs-i bed eyledi hep yollari sed, 

Ey lutfu gok senden meded lutfeyle agiver yolum. 
Bu can yine vuslat diler sen sah He vahdet diler, 
Varmaga dil nusret diler lutfeyle agiver yolum. 

Her kanda kamil goruruz bakip ana yerinuruz, 

DonUp sana yalvanriz lutfeyle agiver yolum. 
Kulda n'ola yd Rabbend kim sana dogru yol bula, 
Sensin kamu derde devd lutfeyle agiver yolum. 

Zikrin ents et bu dile erise td dilden dile, 

Yol gostere ilden He lutfeyle agiver yolum. 
N'etsin Niydzi derd-mend etmis andsir kayd-u bend, 
Bilmem Hah? gayr-i fend lutfeyle agiver yolum. 

Ey kudret /ss/ 115 3 , padisah lutfeyle agiver yolum, 
Baglandi her ydmm $eha lutfeyle agiver yolum. 

Ey kudret sahibi, padi§ah lutfeyle agiver yolum, 

Ey §eha 1154 baglandi her yanim lutfeyle agiver yolum. 

Sol ism-i zatm hakkigun cumle sifatm hakkigun, 
Izz-ii sdnm hakkigun lutfeyle aciver yolum. 

§u zat isminin hakki igin cumle sifatm hakki icin, 
izzet ve §anin hakki icin lutfeyle aciver yolum. 

Ol ism-i azam hakkicun ol nur-i ekrem hakkicun, 
Ol Fahr-i diem hakkigun lutfeyle aciver yolum. 



Is: (Iss) t. Bayindirhk, mamuriyet. $enlik. * Ses. * Sahib. Malik. * Efendi 
1154 §eha: Btiyuk ctisseli 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 531 



O ism-i azam hakki icin ol nur-i ekrem hakki icin, 
O Fahr-i alem hakki icin lutfeyle aciver yolum. 

"ism-i azam" yalniz basina Allah kelimesi degildir, esas olan Allah kelime- 
sinin musemmasi olan Zat-i ilahiyyedir. iste bunu hakikaten bilenin her mu- 
radi hasil olur, zira Allah, Allah zikir demek degildir. 

Lutfunla ihsan eyledin vaslmla handan evledin, 
Hicrinle hayran eyledin lutfeyle aciver yolum. 

Lutfunla ihsan eyledin vaslmla handan eyledin, 
Hicrinle hayran eyledin lutfeyle aciver yolum. 

Hakk'in mahrum birakmasi ise ihsandir. Allah Teala'nin bir seyi men et- 
mesine uzulmek O'nu hakkiyla anlayamamaktir. Yeterince nzik verip ve az- 
ginhktan men etmis ise sana nimetin tamaminin verilmis oldugunun delilidir. 

Saldin sikare hod BentAdem olup bulam seni, 
Bag lad i Dunya-yi dent lutfeyle aciver yolum. 

Saldin av hayvanlan icine ozum Beni Adem olup bulam seni, 
Aleak Dunyayi bagladi lutfeyle aciver yolum. 

Allah Teala sikintida tutmamak icin lutfu, lutf haline cevirmek icinde si- 
kintiyi ihsan eyler. Sonra kulunu baska bir seye yonelmesin diye seni her iki 
halden de cikanr. Arifler sikinti halinden daha fazla korkarlar. £unku | u tf 
zamaninda edep hududu icinde cok az arif durabilir. Ashnda sikintilar ve 
lutflar Allah Teala'nin nimetlerinin kiymetini ogretmek icin gelir. 

$a$irtti bizi nefs-i bed eyledi hep yollan sed, 

Ey lutfu cok senden meded lutfeyle aciver yolum. 

Bizi nefis kotu yapip sasirtti hep yollara engel koydu, 
Ey lutfu cok yardim senden lutfeyle aciver yolum. 

Ey bertim canimm canani, nefs He ruh ikisi birdir. Lakin igte kalmi§ 
olana can ve zat derler, di§arda olana insan ve sifat derler. 1155 

Bu can vine vuslat diler sen $ah He vahdet diler, 
Varmaqa dil nusret 115 diler lutfeyle aciver yolum. 



1155 (Niyazt-i MisrT, 2003), s.13 

Nusret: (Nusrat) Yardim. Cenab-i Hakkm yardimi, hususen ruhani muavenet. 
Zafer, galebe, fetih, ustiinltik, ba§an, du§mana galib olmak 



532 | Niyazf-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Bu can yine vuslat diler sen sah ile vahdet diler, 
Varmaga gonul yardim diler lutfeyle aciver yolum. 

Her kanda kamil ggruruz bakip ana yeriniiruz, 
Donup sana yalvaririz lutfeyle aciver yolum. 

Her nerede kamil goruruz bakip ona kederleniriz, 
Donup sana yalvaririz lutfeyle aciver yolum. 

insan-i kamillere hevesleniriz, fakat onlar gibi olamayacagimizi anlayinca 
uzulme halimizden bizi kurtar. 

"insanlar, aynen altm ve gumus madenlerine benzerler. Cahiliyede ha- 
yirh olanlan, islam' a girip onda derinlesip, (onu hazmettiklerinde) yine en 
hayirhdirlar." 1157 

Bu hadisi serif ile insan kimligindeki yaratihs ozelliginin ve Allah Teala'nin 
varhginin ispatidir. Onun icin Allah Teala'ya dua etmek gerekir. 

Kulda n'ola yd Rabbena kim sana doaru vol bula, 
Sensin kamu derde deva lutfeyle aciver yolum. 

Kulda n'ola ya Rabbena kim sana dogru yol bula, 
Sensin butun derde deva lutfeyle aciver yolum. 

Zikrin ems et bu dile erise ta dilden dile, 
Yol gostere ilden ile lutfeyle aciver yolum. 

Zikrini arkadas et bu gonule erise ta gonulden gonule, 
Yol gostere vatandan vatana lutfeyle aciver yolum. 

Zikri arkadas kilmak ruh ile gereceklesir. Nefsini arkadas kilarsan gaflet 
icinde boulur kahrsm. Hali kotu olan kisi ile arkadashk etmek, kotu olmana 
ragmen kendini iyi sanma vesilesi olup aldanmaya sebep olur. 

N'etsin Niyazi derd-mend etmis anasir 115S kayd-u bend, 
Bit mem ilahigayr-i fend 1159 lutfeyle aciver yolum. 

N'etsin NiyazTyi kelepceyle baglanmis unsurlar dertli etmis, 
Bilmem ilahT senden baska koruyucum yok lutfeyle aciver yolum. 

Ne zaman dil taleple acildi ise Allah Teala vermeyi dilemistir. isteklerimiz 



1157 BuharT, Menakib, 1; Muslim, Birr, 160; Musned, 2/539 

Anasir: elemanlar, unsurlar, elementler; butiinu meydana getiren pargalar; 
varliklarm meydana gelmesini saglayan temel unsurlar, elementler 

Fend: (f.), (eski.) esirgemek, muhafaza etmek, korumak. Heaven forfend ! Allah 
esirgesin! Allah korusun! Maazallah! (f.), off ile kovmak, uzakla§tirmak; bir §eyin bir 
yere garpmasma engel olmak. fend for oneself kendini gecindirmek. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 533 



geciktiginde yaratih§in sikintilan ile Allah Teala'ya dertlenmekteyiz. Bu ne- 
denle nefis hakikatin gerisinde kaldigi igin sugludur. NiyazT-i MisrT, Allah Tea- 
la'dan yardim talep etmektedir. 

TAHMiS-iAZBf 

Bu bendene eyle nigah lutfeyle agiver yolum, 
Verdim benim ah oldu ah lutfeyle agiver yolum, 
Eyle indyet ya ildhi lutfeyle agiver yolum, 
Ey kudret issi, padisdh lutfeyle agiver yolum, 
Baglandi her ydmm sehd lutfeyle agiver yolum. 

01 nuru pdkin 1160 hakkigun ol abdi dlin 1161 hakkigun 

Bu binbir adm hakkigun hem semsi cihan hakkigun 

Sim hakikat hakkigun hem kaindtm hakkigun 

Sol ism-i zdtm hakkigun cumle sifatm hakkigun, 

izz-u §anm hakkigun lutfeyle agiver yolum. 
Beyt-i Muazzam hakkigun hem ar$i dzam hakkigun 
Havva ddem hakkigun feyz-i mukaddem hakkigun 
Ibrahim Ethem hakkigun hem db-i zemzem hakkigun 
Ol ism-i azam hakkigun ol nur-i ekrem hakkigun, 
01 Fahr-i diem hakkigun lutfeyle agiver yolum. 

irsdli 1162 Kur'an eyledin isali imdn eyledin 

Taati fermdn eyledin yolunu dsan eyledin 

Dertliye derma n eyledin lutfu firdvan 1163 eyledin 

Lutfunla ihsan eyledin vaslmla handan eyledin, 

Hicrinle hayran eyledin lutfeyle agiver yolum. 
Fdnide tutma meskeni bakide iste gulseni 
Savruldu dmrum harmani bigdre kaldim gdr beni 
Koymam elimden ddmeni 1164 maksudumu ver bagmi 
Said in sikare hod Ben? Ad em olup bulam seni, 
Bag lad i Dunya-yi dent lutfeyle agiver yolum. 

Verdim ehad ferd samed Azb? sana Hkk'tan pesend 

Yok bende kibr u kin hased ey bf-zevdl b?-ebed 

Qun lutfuna yoktur aded senden kerem dahi meded 

N'etsin Niyazt derd-mend etmis anasir kayd-u bend, 

Bilmem ildhi gayr-i fend lutfeyle agiver yolum. 



Rasuliillah sallallahii aleyhi ve sellem 
abdi alin: Hz. Hasan ve Huseyin aleyhimesselam 

irsal: (Resul. den) Gondermek, gonderilmek, yollamak. Havale kilma. Saliver- 
mek. Kendi haline koymak. Siiru sahibi olmak. Elgi gonderme. 
Firavan: f. Bol, 50k, ziyade, asjn, fazla 
Damen: f. Etek. Kenar. Taraf. Zeyl. Elbise veya dag etegi 



534 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



129 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Dogdu ol sadr-i Risalet basti ars uzre kadem, 
Saldi ol nur-i Nubuvvet pertevin fevkal-umem. 

Calimp tabl-i besaret geldi sdh-i Enbiya, 

Gulgule doldu cihdna kondu ol sahib diem. 
Nur-i vechinden almdi encum u sems u kamer, 
Bahr-i ilminden bilindi hikmet-i levh u kalem. 

"Merhaba yd Mustafa ey nur-i ayn-i asfiya, 

Merhaba ey Sdhibii'l-mi'rdc-ifi-daci'z-zulem" 
Gelmeseydin aleme sen halk olunmazdi cihan, 
Dostluguna yaratildi ey Nebiyy-i muhterem. 

Biz giinahkar ummete sen $ahi irsal eyledi, 

Hamdu-li'llah sana ummet eylemis ol Zi-kerem. 
Yd Rasulalldh sefdat kil Niydzt mucrime, 
$ol zaman kirn bas agik ydlm ayak kan aghyam. 

Dogdu ol sadr-i Risalet basti ar$ iizre kadem, 
Saldi ol nur-i Nubuvvet pertevin fevkal-umem. 

Dogdu risaletin ba§i basti ars uzre kadem, 

Saldi Nubuvvet nurunun isigi ummetlerin en ustune. 

Sadir, gogus demektir. Emanet edilen sirlar insanin gogsundedir. Eskiden 
hukumet baskanina "Sadr-i azam" derlerdi, sebebi devletin butun sirlara 
vakif oldugundan dolayi bu isim ona verilmistir. iste Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemede "Sadr-i Risalet" denildigi, butun EnbTyanin sirlan anda 
bulunmasmdan dolayidir, yani diger enbiya onun vekilleridir. Esas Enbiyanin 
sultani, basi odur. 

"Basti fers uzre kadem" deki beyitte gegen fers bir nur demektir. Hakikat 
yolunun uzerinde izlenilecekyol demektir. 

Abdulkadir GeylanT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz Efendimiz buyurur ki; 

Her yigit (veli) bir ay agin izindedir, ancak ben 
Kemalin bedri olan Nebi'nin ayak izindeyim 1165 



1155 (GEYLANT, 2005), s. 207 



Sufiler "ayak" kelimesiyle rutbe ve makami kastederler, imam GeylanT hazretle- 
rinin §6yle buyurdugu rivayet edilir: 

"Her veli bir nebinin ayak izinde yiiriir. Ben i§e dedem sallallahu aleyhi 
vesellemin ayaginin izindeyim! Hazret-i Mustafa'nin -aleyhissalatii vesselam- aya- 
gini kaldirdigi yere ben ayak basarim. Ancak nubuvvet ayaklan ve makamlan bu- 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 535 



Calmip tabl-i besdret geldi $dh-i Enbiyd, 
Gulqule doldu cihana kondu ol sahib alem. 

Cahmp mujde davulu geldi nebilerin §ah-i, 

Bagirma ve cagirma doldu cihana kondu o alem sahibi. 

Beyitte gecen "alem " sancak, yani bayrak manasinadir. Bu sebeple Haz- 
reti Resule "Sahib-i alem ", "Sancak sahibi", denildi. Zira diger Nebilerin 
zamaninda alem yoktu. ilk once Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
efendimiz sancak cekti (Liva-ul-hamd). Sancaginda bir sirn vardir, muhare- 
belerde harbeden askerlerin onu gorerek cevresinde toplanip birlesmelerini 
temin icindir. Alemde ilahi tecellTlerden bir tecellTdir. 

Nur-i vechinden almdi encum u sems u kamer, 
Bahr-i ilminden bilindi hikmet-i levh u kalem. 

Yuzunun nurundan ahndi yildizlar, gunes ve ay, 
ilminin denizinden bilindi hikmet-i levh ve kalem. 

Yildizlann, gunesin, ayin hakikatlan Nur-i MuhammedTdir. "KasTde-i 
Bur'e" de Hazreti Resule "Kamer" denilmistir. KasTdeyi serh eden burada 
benzetme var diye "ke'l-kamer" olarak yazmis. "Burada tesbih (benzetme) 
yoktur kamerin hakikati Nur-i MuhammedTdir, bunda tesbih kendisidir." 

"Merhaba yd Mustafa ey nur-i ayn-i asfiya, 
Merhaba ev Sahibu'l-mi'rac-i fi-daci'z-zulem" 

"Merhaba ya Mustafa ey nur ve safiyet ve kamalin ozu, 
Merhaba ey karanhklar icinde bizi cagiran Mi'rac Sahibi" 

"Asfiya" hakikat ehlinin buyuklerine derler. "Sahib-iil-mirag" yani MTrac 
sahibi demektir. 

Gelmeseydin aleme sen halk olunmazdi cihan, 
Dostluquna yaratildi ey Nebiyy-i mubterem. 

Gelmeseydin aleme sen halk olunmazdi cihan, 
Dostluguna yaratildi ey Nebiyy-i muhterem. 

Biz gunghkgr ummete sen $ahi irsal eyledi, 
Hamdu-li'llah sana ummet eylemis ol Zi-kerem. 



nun dijmdadir. £iinkLi nebi olanlardan bajkasmm oraya ula$masma yol yoktur" 

(Behcetu'l-Esrar, 22). Velilerden bazilan bir nebinin ayak izi, diger bazilari da bir 
nebinin kalbi uzeredir. (Bkz: el-Hukumetu'l-Batiniyye, 55 vd.). 



536 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



Biz gunahkar ummete sen §ahi gonderdi, 
Hamdu-li'llah o kerem sahibi sana ummet eylemis. 

"Andolsun ki biz, Allah 'a kulluk edin ve Tagut'tan sakmm diye (em- 
retmeleri igin) her ummete bir peygamber gonderdik. " n66 

imam Hasan ve imam Huseyin radiyallahu te'ala anhuma efendimiz 
hazretlerinin uluvv-i san ve kadr-i menzilet-i sa'adetleri eger ki yazilmak 
lazim gelse, kalem aciz kahr. Ancak bir menkabe-i mubareke-i alTlerini 
nakl u hikaye edeyim de artik oradan imameyn-i humameyn efendileri- 
miz hazeratinin indallahda (Allah Teala yaninda) olan kadr u kiymet ve 
menzilet-i sa'adetleri oradan malum olur. 

imam Hasan ve imam Huseyin radiyallahu ta'ala anhuma efendimiz 
hazretlerinin sabavet (gocukluk) zamanlannda Mekke-i mukerreme'nin 
etrafini temasa (gormek) igin ikisi el ele tutup gezer iken, Ebu Cehil'in iki 
oglu bir deveye binmisler, rast geldiler. imameyn efendimize dediler ki 

"Siz dersiniz ki bizim babamiz imam Ali ve atamiz Hazret-i Muham- 
med; nigin bizim gibi deveniz yoktur? Siz yayan gezersiniz, biz boyle de- 
ve He gezeriz" dediler. Bu sozden cenab-i imameyn efendilerimiz gayet 
mahzun olup Mescid-i sa'adet'e avdet (donduler) buyurdular. Cenab-i 
Risalet-penah efendimiz hazretleri buyurdular ki 

"Nigin mahzun duruyorsunuz, acaba birisi size bir sey mi soyledi?" 
buyurunca, imameyn efendimiz hazerati vukuati (olayi) hikaye buyurdu- 
lar. zaman Cenab-i Resul-i Ekrem sallallahu te'ala aleyhi ve sellem 
efendimiz hazretleri buyurdular ki 

"Ben deve olayim size, gelin benim uzerime binin" diye hane-i 
sa'adette deve gibi dest-i risalet-penahTlerini yere koyup imam Hasan ve 
imam Huseyin efendilerimizi uzerine ahp hareket buyurdular ve 

"Nasil deveniz iyi mi?" diye sual buyurur idiler. Bunlar dediler ki; 

"Onlarm devesi iki tarafa haf haf ediyordu, siz de dyle etsenize" de- 
meleri uzerine sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri sag tarafla- 
nna re's-i (basini) sa'adetlerini dondurup "af" buyurdular. iste o an ve 
saatte Hazret-i Cebrail aleyhisselam oyle suratle nazil oldular ki hig boyle 
suratle nazil olmamislar idi. Hemen Cenab-i Resul-i Ekrem efendimiz haz- 
retlerinin re's-i sa'adetlerini tutup buyurdular ki 

"Ya Resulallah, Cenab-i Hak sana selam ediyor, habibim, sag tarafi- 
na af demesiyle kaffe-i usat-i mu'mintni (asi mumin kullari) affettim, 
cehennemden azat ettim. Egerki sol tarafma dahi "af" der ise, kuffari 
dahi cehennemden azat edip cehennem iptal olacaktir. Suratle beni 
gonderdi ki solunuza re 's-i sa 'adetinizi dondurup af buyurmayasimz". 



1156 Nahl,36 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 537 



O zaman Cenab-i Resul-i Ekrem efendimiz hazretleri pek gok Cenab-i 
Hakk'a hamd u senalar edip imameyn efendilerimizi uzerlerinden indirip 
bu ni'met-i gayr-i mutenahiye onlann sayesinde oldugundan pek <pok se- 



vip optuler ve pek <pok tesekkurler ettiler. 1167 



Yd Rasulallah sefaat kil Niyazt mucrime, 

Sol zaman kim bas acik valm avak kan agliyam. 

Ya Rasulallah sefaat kil gunahkar NiyazT'ye, 

Ne zamandan beri bas agik yahn ayak, kan agliyam. 



TAHMIS-IAZBI 

Mukaddem pdkine secde eyledi beyt-ul haram 
Lat Uzza yuzu uzere yerlere du$tu o dem 
$anma levldk Hakk'tan merhaba gagnldi hem 
Dogdu ol sadr-i Risalet basti ar§ iizre kadem, 
Saldi ol nur-i Ntibuvvet pertevin fevkal-umem. 

Aleme doldu sadayi merhaba sad 1168 merhaba 
Aleme geldin mubdrek mukaddeminle dilberd 
Sana ummet oldu cumle enbiya ve evliyd 
(Salmip tabl-i besaret geldi sah-i Enbiya, 
Gulgule doldu cihana kondu ol sahib alem. 
Kildi isbat-i nubuvvet zatini isbat-i hacer 1169 
Vech-i nuru pakine haksin diye soyler secer 1170 
Pdkine yuz surmeye mustdk idi cumle semer 1171 
Nur-i vechinden almdi encum u sems u kamer, 
Bahr-i ilminden bilindi hikmet-i levh u kalem. 

Qun senin mehdin ede ferdi 1172 Cenab-i Kibriya 11 
Zdt-i pdkincun dedi Dostum, Habibim Mustafa 
Arsla fers meldik 1174 mukaddeminden pur safd 



1157 (A.ibrahim Dede, 2006), s.413 

1158 Sad: yuz: 100 
Hacer: Taj, kaya 
Secer(E): Agag. KiitCik. 

1171 Semer(E): Meyve, yemis mahsul. Verim. Netice. 

1172 n . . 

Bir olan 

Kibriya. Azamet. Cenab-i Allah Teala'mn azameti ve kudreti, her cihetle biiyiik- 
liigu. 

1174 --... i i i ■ 

Gokyer meleklen 



538 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



"Merhaba yd Mustafa ey nur-i ayn-i asfiya, 
Merhaba ey Sahibii'l-mi'rac-ifi-daci'z-zulem" 

Zdt-i pdkingun bey ana geldi kaf nun ayan 
Sana sahim cumle ervah mukaddes bendegdn 
El-aman ben derdimende kil sefaat el-aman 
Gelmeseydin aleme sen halk olunmazdi cihan, 
Dostluguna yaratildi ey Nebiyy-i muhterem. 
Seni idrdk etmede zahid ki ihmal eyledi 
Onu nefsi azdirip yolunda idlal 1175 eyledi 
Seni inkar etmedi ol mdsiva dl eyledi 
Biz gunahkar ummete sen Sahi irsal eyledi, 
Hamdu-li'llah sana ummet eylemis ol Zi-kerem. 
"yevme tubla"da 1176 benimcun ummetim degil deme 
Ey tabibim sen sezdvar 117V He merhem yarama 
AzbVyem bigdreyim sen care eyle derdime 
Ya Rasulallah sefaat kil Niyazt mucrime, 
Sol zaman kirn bas agik yalm ayak kan aghyam. 



idlal. saptirmak, azdirmak. 



' j\jU\ AZ *y "Sirlann orta yere gikanlacagi giin" (Tarik, 9) 
sezavar: f. Mtinasib, uygun, layik, jayan. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 539 



130 

Vezin: Mefa'Tlun, Mefa'Tlun, Mefa'Tlun, Mefa'Tlun, Mefa'Tlun 

Ayagi tozunu siirme gekelden gozume canim 
Goruniir oldu her gahi gozume vech-i cananim. 

Nigin sevmeye can am ki anda buldu canam, 

Yikildi kal'a-i fikrim yapildi dinim tmamm. 
Qii bildim vech-i canam kamuda sezdim Allahi, 
Fenayim Hakk-ta Vallahi ne bilim kaldi ne danim. 

Ki bildim ciimle Hakk imis arada gayri yok imis, 

Be-kiilli anda gark imis ne ben vanm ne irfamm. 
Bulu$tu bir ten u bir can bu mulku ettiler seyran, 
Niyazt'den gorunen ol ben ancak ad He sanim. 

Ayagi tozunu siirme cekelden gozume canim 
Goruniir oldu her gahi gozume vech-i cananim. 

Ayagi tozunu surme gekeli gozume canim 
Gorunur oldu her zaman gozume cananimin yuzu. 

Nicin sevmeye can am ki anda buldu canam, 
Yikildi kal'a-i fikrim yapildi dinim Tmamm. 

Nicin sevmeye can am ki anda buldu canam, 
Yikildi fikrim kalesi yapildi dinim Tmanim. 

"Yikildi kal'a-i fikrim", yani akIT olan ilimlerim (akhm ile bildigim bilgile- 
rim) mahvoldu. Zira ulema-i rusum (eskiden medreselerde tahsillerini ya- 
panlar) denilen kimselerin okuduklan veya okuttuklan ilim efkardir, yani 
dusunce mahsulu olan bilgilerdir. Mesela, mantik ve buna benzer diger 
ilimleri de hep dusunce uzerine oturtulmustur. Din ve Tman ise dusunce ile 
bulunmaz. Akil ve dusunce Dunyaya ait olan seylerden bile acizdir. Her 
seyin anasi "Tevhid ilmi" dir. Muvahhid olmayanin akh da, dusuncesi de 
kisa ve sinirhdir. 

Muhyiddin ibn ArabTkaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurur ki; 

"Ehl'ullah'm vechi ayna gibidir. Bir kimse bize baktigi zaman eger o 
aynada kendi nefsinin kirini, karanligmi mu§ahede ederse, bunu nefret ve 
hmcla kar§ilar. Aslmda bize izhar ettigi bu nefret aynanm kendisine yan- 
sittigi nefsine kar§i, bu hadisenin bilincinde olmaksizm, izhar ettigi dogal 
nefrettir. Ve eger bir kimse bize buyuk bir muhabbet ve hormet duyarsa, 
bu da vechimizin aynasmda kendi ruhunun nurunu ve azametini musahe- 
de ettigi icindir. O bunu bilmez; bize asik oldugunu sanir. Oysa onun aski 



540 | NiyazT-i MisrT kaddese'llihii sirrahu'l-aziz 



yalnizca kendi ruhunun kendisine bu yolla akseden o harikulade sure ti- 
nedir, vesseldm demistir". iste bunun icindir ki bu esrara vdkif olan zdtlar 
kendilerine buhtdn edenlere haklarmi heldl ederler. Hie bilen He bilmeyen 
birolurmu?" 1178 

Cii bildim vech-i canani kamuda sezdim Allahi, 
Fenayim Hakk-ta Vallahi ne bilim kaldi ne danim. 

Cfunku bilince cananin yuzunu Allahi her seyde sezdim, 
Vallahi Hakk-ta fenayim ne bilgim kaldi ne de bilgeligim. 

Ki bildim cumle Hakk imis arada qayri yok imis, 
Be-kulli anda qark imis ne ben vanm ne irfanim. 

Bildim ki her sey Hakk imis arada baskasi yok imis, 
Her sey onda gark imis ne ben vanm ne irfanim. 

Cafer-i Sadik kuddise sirruhu bir dervisine sana Allahi gostereyum mi 
dimis, kerem iderdun sultanum dimis yaninda bir azTm gol var imis der- 
vislerine dir ki tutun sum gole taldurun, taldururlar. Biraz eglenun dir 
eglenurler gikann dir gkarurlar yine isaret ider yine basarlar yine biraz 
turdukdan sonra emr ider gikarurlar yine emr ider aman diye gorur bak- 
mazlar yine basarlar. Birkag kerre iderler ta sol kadar olur ki aman yeter 
dimez olur ondan sonra biraz bas asaga tutarlar akh gelur seyh 

"Allahi gdrdiin mij ve bildijn mi?" dir dervis dir ki 

"yok, jeyh" dir ki 

"evvel dervislere yalvardin onlar esirgemedi sonra bana yalvardin 
ben esirgemediim benden sonra gdnliinii kime tutdun ise [98a] isde Al- 
lah odur, yam halkun ziyade alasmdan umtdun munkati oldukda, umtd 
ise can cikmadukca kesilmez ta sofunda timid kimde kahrsa Allah odur" 
demis. 

Ya bir kisi Allahi tammadin halTfetu'llah olayum dimek ahmakhkdur ya 
cunundandur, ben zorum ile olurum dirse Allah om yavasidur bila-nef ya- 
vashk olur hasru'd-dunya ve'l-ahire olur. 1179 



1178 (SAHI'NLER, 2004), onsoz 
1179 (MISRT, 1223), v. 97b 



Cafer-i Sadik kuddise sirruhu bir dervisine 

"Sana Allahi gostereyim mi?" dimis, 

"kerem iderdin sultanum" demi§ yaninda bir azTm gol var imis dervisjerine der ki 

"tutun sunu gole daldurun" taldururlar. "Biraz eglenin" der beklerler "gikarin" 
der gkanrlar yine i§aret ider yine basarlar yine biraz durdukdan sonra emr ider 
gikanrlar yine emr eder aman diye gbriir bakmazlar yine basarlar. Birkag kerre 
iderler ta sol kadar olur ki aman yeter demez olur ondan sonra biraz bas asaga tu- 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 541 



Ne kahn desti adadan ne lutfu asinadan bil 
Umurun Hakk'a tefviz et Cenab-i Kibriyadan bil 1180 



Bulustu bir ten u bir can bu mulku ettiler seyran, 
Niyazt'den gorunen of ben ancak ad ile sanim. 

Bulustu bir ten ve bir can bu mulku ettiler seyran, 
Niyazt'den gorunen ol ben ancak ad ile sanim. 

TAHMiS-iAZBf 

Cemalin ayni Yezdandir sozundur derde dermdnim 

Kasm mihrabi ummettir benim hem dinim imanim 

Esirge bendeni lutfer Meded ey sdh-i hubdnim 

Ayagi tozunu surme cekelden gozume canim 

Gorunur oldu her gahi gozume vech-i cananim. 

Yeter aglattm ey dilber bu ben bigare hayrani 
Yeter ey cefa ettin yeter ey cismin cam 
Qun zatm sirri a'zamdir ayan fehmeyledim onu 
Nicin sevmeye can am ki anda buldu canam, 
Yikildi kal'a-ifikrim yapildi dinim Jmanim. 

Kapunda bendedir §ehler veya alemlerin §ahi 

Cemalin pur ziya eyler hakikat §emsle mahi 

Ayan olsun bize Yd Rabb hidayet §ehrinin rdhi 

Cii bildim vech-i canam kamuda sezdim Allahi, 

Fenayim Hakk-ta Vallahi ne bilim kaldi ne danim. 

Yuzundur "Vedduha" "Ta-sin" dudagm "Kafvel Kur'an" 
Ozundur ayni beytullah sozundur camii kur'an 
Cu cismin sure-i nur'dur kasm hem dyeti subhan 
Bulustu bir ten u bir can bu mulku ettiler seyran, 
Niyazt'den gorunen ol ben ancak ad ile sanim. 



tarlar akli gelir jeyh 

"Allahi gordiin mii ve bildin mi?" dir dervi§ der ki 

"Yok $eyh" dir ki 

"Evvel dervislere yalvardin onlar esirgemedi. Sonra bana yalvardin ben esir- 
gemedim benden sonra gdnliinii kime tuttun ise [98a] isde Allah odur, yanihalkun 
ziyade alasindan umidini kesdiginde, iimid ise can cikmadikca kesilmez ta sofunda 
umidin kimde olursa Allah odur" demij. 

Ya bir kisj Allahi tammadin Allah Teala'mn halTfesi olayim demek ahmakhkdir ya 
deliliktendir, ben zorla olurum derse Allah onu durdurur. Faydasiz durmak olur 
diinya ve ahiret hasreti olur. 

Ne kahn du§man elinden ne lutfu tanidiktan bil 
ijlerini Hakk'a havale et, Cenab-i Hakk'tan bil 



542 | Niyazf-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



131 

5+5=10 

Askm meyine ben kana geldim, 
§em'in oduna hos yana geldim. 

§em'i tevhidi gordum y a km i star, 

Gitti karanm pervane geldim. 
Halka-i zikri kurmus asiklar, 
Ben de sahnmda cevlana geldim. 

Mecnunum bugiin Leyla derdinden, 

Neylerim akh dJvane geldim 
Derdi cananm agti yareler, 
Bagnm ustunde dermane geldim. 

UmmtSinan'm hak-i payine, 

Surmege yiiziim sultana geldim. 
Yaremi bildim Yarimden imis, 
Bunda Niyazi Lokman'a geldim 

Askm meyine ben kana geldim, 
Sevkin oduna hos yana geldim. 

A§kin §arabina ben kana geldim, 
Arzular ate§ine ho§ yana geldim. 

§arap, demekten muratlan; marifetullahtir. Bunun sonu mahabbetu- 
llaha gider. Yani irfan duygusudur ve a§ktir. A§k ve mahabbet ayni ma- 
naya gelir. 1181 

Bu beyitle NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 1057 (1047)'de Ummi 
Sinan kaddese'llahu sirrahu'l-azize intisab ederek tecdid-i bTat edisini anlati- 
yor. Menakipnamelerine gore NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTzin 
hayatmda ruyalar gok onemlidir. Bu ilahisinde seyhini once ruyada, sonra da 
gercek hayatta gormesi uzerine karsilastiklannda soylenmistir. 

Rivayete gore MisrT, sonradan seyhi olan UmmT Sinan kaddese'llahu 
sirrahu'l-azizi gormek icin Antalya'nin Elmah kazasina giderken, ruyasinda bir 
kalayciya gider. Kalayci musterilerle dolup tasmaktadir. O da gugumunij 
(Tuhfe'de abdest ibrigini) kalaylatmak icin verdiginde kalayci , "disini herkes 
kalaylar, maharet igini kalaylamakta" diyerek gugumu (ibrigi) kolayca ikiye 
boler, ic ve disini kalaylar ve yapistirarak geri verir. Daha sonra Usak'ta Um- 
mT Sinan kaddese'llahu sirrahu'l-azizi gordugunde bu kalayci ustanin o oldu- 



1181 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasawifane, ONUNCU SUAL VE CEVABI 



Divan-i ilahiyyat ve Afiklamasi | 543 



gunu anlar. Seyh "Mehmed dervis bu kalayci sasilacak biri degil mi?" diye- 
rek ruyasini kesfedince de O'na biat eder. Bu ilahyi bunun uzerine soyler. 
(Tuhfe, s.10; Gulzar, s.11-12.) 1182 

Sem'i tevhidi gordum yakmislar, 
Gitti karanm pervane geldim. 

Tevhid isigini yakmislar gordum, 
Karanm kalmadi, pervane gibi geldim. 

Halka-i zikri kurmus a$iklar, 
Ben de sahnmda cevlana geldim. 

Asiklar zikir halkasini kurmus, 

Ben de hararetinde donmeye geldim. 

Mecnunum buqun Leyla derdinden, 
Neylerim akh ctivane geldim 

Bugun Leyla derdinden Mecnunum, 
Neylerim akh dTvane geldim 

TASAVVUFTA DEUUK 

[insani insan yapan akil melekesi neden yitirilir? Buna sebep olan sey ne- 
dir? Bu sorular, insanhk tarihi boyunca toplumlan me§gul etmi? ve en ilkel 
donemlerden uygarhgin en ust duzeye ulastigi donemlere kadar bu sorulara 
cevap aranmi§tir. 

Delilik, her donemde zamanin gecerli bilgisi dogrultusunda ele ahnmi§ ve 
buna bagh olarak da soz konusu sorulara verilen cevaplar, insanhgin bilgi 
birikiminin artis gostermesine ve ilerleme kaydetmesine paralel olarak za- 
man icinde degismistir. Aynca deliyi, seytanin oyuncagi oldu diye yakan, 
Orta C 3 !' 1 tarihe en karanhk donemlerden biri olarak yazdiran yine Bati ol- 
mustur. 

islam medeniyeti ise deliyi, en basindan beri bir "hasta" olarak kabul et- 
mis ve tedavi etmeye cahsmistir. iki medeniyet arasindaki bu buyuk farkhh- 
gin temelinde, islam dininin deliye ve delilige karsi yaklasiminm oldugu soy- 
lenilebilir. Cunku islam dini, deliyi dint yukumluliJklerden muaf tutmak sure- 
tiyle, onun bir suclu veya gunahkar degil, hasta oldugunu dolayh yoldan 
ifade etmistir. 

Gunumuzde psikiyatrinin sinirlan dahilinde ele ahnan delilik, bir "hasta- 



1182 (ibrahim RAKIM, 1750), v. 7 Yard. Do?. Dr.Kenan ERDOGAN, "$iir-Efsane- 
Menkibe ili§kisi Ve Niyazf-i Misri'nin Menkabelerine Gore Bazi $iirlerinin Hikayesi" 

Sosyal Bilimler Yil:2003 Cilt:l Sayi: 1 



544 | NiyazT-i Misrt kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



hk" olarak kabul edilmektedir. islam medeniyeti soz konusu oldugunda, du- 
rum gecmiste de aynidir. Yani deli, islam medeniyetinde cok eski donemler- 
den beri "hasta" olarak kabul edilmistir. Bu hususta islam medeniyeti ile Bati 
medeniyeti arasinda cok buyuk bir fark gorulmektedir. Bati medeniyeti, 
yuzyillar boyunca (18. yuzyihn sonuna kadar) deliyi hangi statu icine yerlesti- 
recegine ve ona karsi nasil bir yaklasim icinde olmasi gerektigine (tedavi, 
islah veya cezalandirma) bir turlu karar verememistir. Delinin dinTyukumlu- 
luklerden muaf tutulmasinin sebebi, akildan yoksun olmasidir. £unku insan, 
akil sahibi oldugu icin ilahT emir ve yasaklann muhatabi olmustur. Delinin 
muafiyeti sadece dinin emirleri ve yasaklanyla sinirh degildir. Onun hukuk 
kurallan karsisindaki durumu da aynidir. £unku hukuk kurallan da tipki din 
kurallan gibi, akil sahibi insana yoneliktir. Akil tarafindan belirlenen ve teme- 
linde "iyi" ile "kotu"nun, "dogru" ile "yanhs"in aynmi bulunan hukuk kuralla- 
n, ancak akil sahibi olan insan icin soz konusu olabilir. £unku insanin iyi ile 
kotu, dogru ile yanhs arasindaki aynmi yapabilmesini saglayan sey, temyiz 
guciJ, baska bir ifadeyle akildir. Dolayisiyla da akil yetisini ve buna bagh ola- 
rak da temyiz gucunu yitirmis olan delinin, ne bu kurallara uymasi ne de bu 
kurallar gergevesinde yargilanmasi beklenebilir. Bu nedenle de delinin dint 
yukumlulugij olmadigi gibi, cezaT ehliyeti de yoktur. Yani deli, hem dinin hem 
de hukukun karsisinda masum ve mazurdur. 

islam medeniyeti, deliyi "hasta" statusunde ele almak suretiyle ona karsi 
yaklasim bicimini de belirlemistir. Delilik bir hastahk olduguna gore tedavi 
edilmesi, iyilestirilmesi gerekir. Ancak bu noktada, butun delilik cesitleri igin 
uygulanan bir tek tedavi yontemiyle degil, deliligin sebebine bagh olarak 
uygulanan degisik tedavi yontemleriyle karsilasmaktayiz. Yani sebebe yone- 
lik bir tedavi uygulanmasi soz konusudur. Mesela, deliligin sebebinin kanla 
ilgili oldugu durumlarda, "kan almak" bir tedavi yontemi olarak kullanilmis- 
tir. Yuksek hararetin veya beslenme bozuklugunun delilige sebep oldugu 
durumlarda ise soguk su ve az gida ile tedavi etme yoluna gidilmistir.] 1183 

[Tasavvuf Edebiyatmda, "deli" ve "delilik" kelimelerinin es anlamhsi ola- 
rak "a§iifte, sevda, meczub, ciinun, cununiyyet, mecnun, divane, divanegt, 
§eyda, $eyda7, bt-hu$, bt-magz, bt-dimag, na-hired vs." kelimeler kullanil- 
mistir. 

Farsca bir kelime olan "asufte", "akil bozulmak, perisan olmak" anlamin- 
daki "asuften" mastanndan turemis olan ve "akil bozuk, perisan" anlamina 
gelen bir kelimedir. Akhn tamamen yitirilmis olmasi durumunu degil, bir 
suur bulanikhgi durumunu ifade etmektedir. 

Arapca bir kelime olan ve sifat olarak "kapkara, simsiyah" anlamina gelen 
"sevda", isim olarak da eski donemlerde insanin saghgini ve mizacini etkile- 



1183 (AKDEMiR, 2008), s.2-3 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 545 



digine inanilan dort sividan biri olan "sevda"dir. "Bu anlayisa gore, saghk 
vucuttaki bu sivilann dengede olusuna, hastahk ise bu dengenin bozulmasi- 
na baghdir. Hastahk ve saghk bunlar arasmdaki denge veya dengesizlige bagh 
oldugu gibi, mizaclar da bunlann nispetine baghdir"] 1184 

[Yine Arapca bir kelime olan "meczub" ise "(bir seyi) gekmek" anlamina 
gelen "cezb" kokunden turemis olan ve "cezbolunmus, cekilmis" anlamina 
gelen bir kelimedir. Bu kelime tasavvuff bir terim olan ve "Hakk'in kendisine 
giden yolda ihtiyag duyulan her seyi kuluna bahsedip cabasi ve cahsmasi 
olmaksizm onu kendisine cekmesi ve yaklastirmasi" anlamina gelen "cez- 
be"yle cok yakindan ilgilidir. Bu nedenle de "meczub" kelimesi, sikinti cek- 
meden ve caba harcamadan Allah Teala'nin kendisine cekmesi neticesinde 
hakikate ulasmis kisiler icin kullanihr. Bu kisiler, "akilh deliler (ukalau'l - 
mecantn)" olarak da isimlendirilen ve tasavvuf sistemi icinde ozel bir zumre- 
yi olusturan kisilerdir. Ancak "cezbe" akilh delilerdeki kadar siddetli olmasa 
da manevT bir yolculuga cikmis olan salikler igin de soz konusudur. Bu ne- 
denle de "meczub" kelimesi, tasavvuf edebiyatinda "salik -i meczub (manev? 
yolculugunda cilenin hakim oldugu salik)" ve "meczub-i salik (manev? yolcu- 
lugunda cezbenin hakim oldugu salik)" tamlamalan icinde karsimiza cikmak- 
tadir. 

Tasavvuf? bir anlam ihtiva ettigi icin de "meczub" kelimesi, akil melekesi- 
ni herhangi bir sekilde yitirmis siradan deliler icin kullanilmamaktadir. 
"Ciinun, cununiyyet, mecnun" kelime grubu ise "(bir seyi) gizlemek, sakla- 
mak; (gece) cokmek, her yeri kaplamak, karanlik basmak" anlamlanna gelen 
Arapca "cenn" kokunden turemistir. "Cenn" koku bu anlamlara gelmekle 
beraber, bu kokten tureyen soz konusu kelimeler, "gizli olmak, kapah ol- 
mak, drtiilu olmak" anlamlannin yaninda, "delirmek, cildirmak" anlamlanni 
da ihtiva etmektedir. Ebu'l -Kasim en-NTsaburi'nin, "mecnunun akli drtiilu, 
kapah oldugu icin kendisine bu isim verilmistir" seklindeki ifadesi, "cenn" 
kelimesinden tureyen bu kelimelerin "delirme, gildirma" anlamlanni da 
ihtiva etmesinin, "aklm ortulmus olmasi" ndan kaynaklandigini gostermek- 
tedir. 

"Cunun" kelimesi, "ortunmek, gizlenmek" anlamlannin yam sira, "aklmi 
kaybetmek, delirmek, delilik" anlamlanna da gelmektedir. Bu hali kendisinde 
tasiyan kisiye de "mecnun (akli ortulmus, cfe///'denilmektedir. 

Farsca "dtvane (deli)" ve "divanegt (delilik)" kelimeleri de "cunun, 
cununiyyet, mecnun" kelimeleri gibi, genellikle "peri" kelimesiyle beraber 
kullanilmakta ve delilige sebep olan faktorun "cin carpmasi" olduguna isaret 
edilmektedir. Ancak dTvanelik ve cin carpmasi arasmdaki ilgi, sadece bununla 
sinirh degildir. f^unku "dtvane" ve "divanegt" kelimeleri, Farsca "cin" anla- 



1184 (AKDEMiR, 2008), s. 10-11 



546 | NiyazT-i Misri kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 



mindaki "dTv" kelimesiyle de yakmdan ilgilidir. Cahsmamizi teskil eden me- 
tinlerde rastlanmamis olmakla birlikte, Farsca "dTv -gTr (cin tutmus, cin 
carpmis), dTv-bad (siddetli ruzgar, kasirga; delilik, cinnet), dTv -lah (cini cok 
olan yer; delilik)" kelimeleri, "dTvane" ve "dTvanegT" kelimelerinin de "dTv 
(cin)" kelimesinden turemis olma ihtimalini dusundurmektedir. Buna bagh 
olarak da "dTvane" ve "dTvanegT" kelimelerinin "cin carpmasi" neticesinde 
ortaya gkan delilik icin kullanildigini soyleyebiliriz. 

Yine Farsca olan "seyda" kelimesi ise "ask sebebiyle beyni kansan kimse, 
deli" anlamina gelmektedir. "SeydaT" kelimesi de soz konusu olan durumu 
ifade etmektedir. "Akil" anlamina gelen "hus, dimag, hired" kelimele rinin 
basina olumsuzluk bildiren "bT-, na-" edatlannin getirilmesiyle olusturulan ve 
"deli" anlamina gelen "bT - hus, bT-dimag, na-hired" gibi kelimeler de deliligin 
ortaya cikmasina sebep olan faktoru iginde banndirmayan kelimelerdir. 
"§urTde (kansik, perisan, tutkun, saskin)", "sTfte (kacik, duskun, tutkun)", 
"meftun (hayran, fitneye dusmus, sihirlenmis, tutkun, vurgun)", "bT -hod 
(kendinden gecmis, gilgin)" gibi kelimeler ise tarn olarak "deli" anlamina 
gelmemekle beraber, bu kelimeyle yakmdan ilgili olan kelimelerdir. Soz ko- 
nusu kelimeler, metinlerde "deli/delilik" in muteradifi olan kelimelerle bir- 
likte ve onlann bir nevi sifati olarak kullanilmaktadir.] 1185 

[insani insan yapan akhn kismen veya tamamen yitirildigi bir durum olan, 
kisi igin bir kusur mahiyeti tasiyan ve bu nedenle de olumsuz bir deger tasi- 
yan delilik, Tasavvufta ve edebiyatinda nicin kullanilmistir ve neyi ifade et- 
mektedir? 

Tasavvufla beslenmis, semboller ve remizler uzerine kurulu bir edebiyati 
olan tasavvuf edebiyatinda deliligin gercek anlamda kullanilmis olamayaca- 
gi, bu edebiyata yabanci olmayanlann kolayhkla tahmin edebilecekleri bir 
seydir. Bu nedenle de "delilik" kavraminin arka planina inmek gerekmekte- 
dir. 

Tasavvuf edebiyatmdaki ikinci delilik turunu meydana getiren bu surec, 
zahin ve batinT olmak uzere iki katmanh bir anlama sahiptir. Bu durum, soz 
konusu deliligin temelinde bulunan "ask"in, ortaya cikis bicimine bagh olarak 
"besen" ve "ilahT" olmak uzere iki kategoriye aynlmasindan kaynaklanmak- 
tadir. 

ZahirT anlamin merkezinde besen ask, batinT anlamin merkezinde ise ilahT 
ask vardir. 

ZahirT anlam, ayni zamanda deliligin gercek anlamidir. Yani kisinin ask se- 
bebiyle akIT dengesinin bozulmasi durumunu ifade etmektedir. BatinT anla- 
ma ulasabilmek icin yapilmasi gereken tek sey, soz konusu delilige sebep 
olan aski, besen duzeyden ilahT duzeye cekmektir. Ask sebebiyle ortaya ci- 



1185 (AKDEMiR, 2008), s. 11-13 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 547 



kan bir delilik oldugu ve yaratihs neticesinde ortaya gikan "ikilik" durumu- 
nun ortadan kaldinlmasi surecini anlattigi igin de bu deliligi, " 'Birlik'e Giden 
Yol: Ask Deliligi" denilmistir.] 1186 

Abdullah b. Mubarek kaddese'llahu sirrahu'l-aziz gencliginde bir cariyeye 
vurulur. Bir aksam sarhos arkadaslanyla bir araya gelir. Sonra onlardan birini 
yanina alarak cariyenin evinin duvannin dibine gider. Evin damina gikan 
cariye ile sabaha kadar birbirlerine bakisirlar. Sabah ezani sesini duyan Ab- 
dullah, henuz yatsi ezani okunuyor sanir. Ortahk agannca isin gergegini an- 
lar. Bu onun igin bir uyan olur. Kendi kendine soyle der: 

"Biitiin gece boyu heva hevesine uyarak usanmadan, bikmadan ayakta 
durdun. §ayet bir imam namazda uzun bir sure okusaydi (camide fazla 
bekletti diye) deli divane olurdun. Bu dava karsismda simdi sertirt mumin 
ve muslumanligm nerede kaldi? Soyle bakalim!". 1187 

Derdi cananm acti yareler, 
Baqnm ustunde dermane geldim. 

Cananin derdi bende yaraler agti, 
Ozum ustunde dermane geldim. 

UmmtSinan'm hak-i pa vine, 
Surmeae yuzum sultana geldim. 

UmmtSinan'm ayaginin tozuna, 
Surmege yuzum sultana geldim. 

NiyazT-i Misri seyhi Ummi Sinan kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hakkinda 
duygulanni ifade etmektedir. 

Yaremi bildim Yarimden imi$, 
Bunda Niyaz? Lokman'a geldim 

Yarami bildim Yarimden imis, 
Bu