(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Niyazi-i Misri Divani Aciklamasi cilt 3"

ISBN: 978-9944-355-03-2 

ismailhakkialtuntas@gmail.com 
http://ismailhakkialtuntas.com 



Ocak 2010 



w yv 



NIYAZI-I MISRI 

KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L-AZiZ 
(1618-1694) 

DiVAN-l iLAHiYYAT 

VE 

AgKLAMASI 
3.CJLT 



IKINCI BASKI 



ihramcizade 

HaciismailHakkiALTUNTA§ 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 5 



140 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

01 cihanm fahrinin sirrma kurban olayim, 
Hutbe-i levlake inen §anma kurban olayim, 
"Kab-i kavseyni ev edna"sma kurban olayim, 
Ben anin ilmiyle irfanma kurban olayim, 
Ben anm esrar-i mi'raana kurban olayim. 

01 Ebubekr u Omer Osman Ali dort yaridir, 

01 Risalet bagmm anlar giil-i gulzandir, 

Cumle Ashab hidayet rahmm envandir, 

Ben anm Aline Ashabma kurban olayim, 

Ben anm Ashab-u ahbabma kurban olayim. 
01 Hasan hazretlerine zehr igirdi e§kiya, 
Hem Huseyn oldu susuzluktan §ehid-i Kerbela, 
ikisidir asl-ii nesl-iAI-i Mustafa, 
Ben anm Aline evladma kurban olayim, 
Ben anm evlad u ensabma kurban olayim, 

Cumle ummetten hayirhdir o §ahm iimmeti, 

Ummetine cumleden artik eder Hakk rahmeti, 

Enbiya an in la buldu bunca lutfu izzeti, 

Ben anm lutfuna ihsanma kurban olayim, 

Ben anm enva-i eltafma kurban olayim, 
Her ne denlu Enbiya vu murselfn kim geldiler, 
Ummeti olmakhgi Hakk' dan temenni kildilar, 
Evliya ana Niyazfkul u kurban oldu la r, 
Ben anm ayagmm tozuna kurban olayim, 
Yoluna gidenlerin izine kurban olayim. 

01 cihanm fahrinin sirrma kurban olayim, 
Hutbe-i levlake inen sanma kurban olayim, 
"Kab-i kavseyni ev ednd"sma kurban olayim, 
Ben anm ilmiyle irfanma kurban olayim, 
Ben anm esrar-i mi'raana kurban olayim. 
O cihanm ovuncunun sirrma kurban olayim, 
"Sen olmasaydin" hitabi inen §anma kurban olayim, 
"Kab-i kavseyni ev edna"sina kurban olayim, 
Ben onun ilmiyle irfanma kurban olayim, 
Ben anm mi'raci sirlarma kurban olayim. 

Burada "summe dena" dan maksat "Seyr-i ilallah ", "Fetedella" dan 



6 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



murad edilen "Seyr-i an-illah, "Fe kan-e kaab-e kavseyn" den de "Cem-ul 
cem" ve "Ev edna" dan da "Ahadiyyet" makamlan anla§ihr. 

Hazreti isa aleyhisselamm asaleten makami "cem" makami idi ki, 
"HakTkat" makamidir. 

Hazreti Musa aleyhisselamm asaleten makami "Hazretil cem" makami 
idi. 

Hazreti Davudun makami isetevhidin "Cem-ul cem" makami idi. 

Enbiyanm asaleten her birerlerinin ozel makamlan vardir. Ancak uyum- 
lari derecesinde "Makam-i MuhammedT" ye yani "Ahadiyyet" makamma 
ula§irlar. Bu yuce makama yalniz Enbiya ve Resul degil, belki "Verese" (Va- 
ris-i Ulum-i NebTolanlar, insan-i Kamiller) dahi vasil olurlar. 

"Ben anm esrar-i mi'racma kurban olayim" 

Mi'racm sirlari nedir ? 

Hazreti Resul ar§-i alaya vardigi vakit "Ettehiyyat-ii lillah-i ves-selavat u 
vet-tayyibat-u" dedi. Yani "dua Allah Teala igindir, namazlar Allah Teala 
igindir tayyibat, yani guzel olan nesneler Allah Teala igindir. Cenab-i Hak 
tahiyyata kar§i §6yle buyurdu: 

"Esselam-u aleyke eyyiihen-Nebiyyii" salevata, yani namazlara kar§i "ye 
rahmetullah-i ve tayyibati", yani guzel nesnelere kar§i " ve berekatuhu". 
Sonra Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine "Esselam-u aleyna 
ve aid ibadillahis-salihtyn" dedi. En sonunda butun melekler hep birden 
"E§hedu en la ilahe illallah ve e§hedu enne Muhammeden Abduhu ve 
Resuluh-u" dediler. Onun igin ogle namazi kilmdigi vakit her namazm birinci 
ve ikinci oturu§larmda "Ettehiyyat"in okunmasi emrolundu. 

01 Ebubekr u Omer Osman Ali dort varidir, 

01 Risalet baginm anlar gul-i aulzandir, 

Cumle Ashab hidavet rahmm envandir, 

Ben anm Aline Ashabma kurban olayim, 

Ben anm Ashab-u ahbabma kurban olayim. 

Ebubekr, Omer, Osman ve Ali dort yardimcilari ve sevdikleridir, 

Risalet baginm anlar gul ve gul bahgeleridir, 
Butun Ashab hidayet yolunun nurlandir, 

Ben anm Aline Ashabma kurban olayim, 
Ben anm Ashab ve dostlarma kurban olayim. 

01 Hasan hazretlerine zehr icirdi eskiya. 
Hem Huseyn oldu susuzluktan sehid-i Kerbela, 
ikisidir asl-ii nesl-iAI-i Mustafa, 

Ben anm Aline evladma kurban olayim, 
Ben anm evlad u ensabma kurban olayim. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 7 



O Hasan hazretlerine zehir igirdi e§kiya (Cade), 
Hem Huseyn oldu susuzluktan Kerbela §ehid-i, 
ikisidir asil ve Al-i Mustafa nesl-i, 
Ben anm Aline evladma kurban olayim, 
Ben anm evlad ve soyuna kurban olayim, 

EHL-i BEYT'l' SEVMEK 

Sevgi ve bugz ezeli ve gizlidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
evladini seven ki§inin sevgisi, kendisinden sonra cocuklarina, Ehl-i Beyt'e 
du§manlik edenin du§manhgi da cocuklarina ge£mi§tir. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin evladini sevenlerde bu sevgi meydana gikmi§tir. 
Cenabi Hakk §6yle buyurmu§tur: 

"Onlar, ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelme- 
sini ya da Rablerinin bir takim alametlerinin gelmesini gozetliyorlar. Rab- 
binin bazi alametleri geldigi gun, onceden iman etmemi§ veya imanmda 
bir hayir kazanmami§ bir kimseye o gunku imam higbir yarar saglamaz. De 
ki: "Gozetinl Gunku biz de §iiphesiz gozetiyoruz." 1 

Allah Teala'mn bazi sozu tipa tip Hasan ve Htiseyin'in sayisma tekabul 
ediyor. Ayet, onlarm iki ayet (mu'cize) olduklarmi gosteriyor. Kim onlari 
inkar ederse, Allah Teala'mn ayetini inkar etmi§ olur. Sevenler ve sevmeyen- 
ler hakkmda butun soylediklerim, Mecahsu'z-Zuhri'den ahnmi§tir. Allah 
Teala gergegi soyler, O, dogru yola iletir. Mecalisu'z-Zuhri'de §6yle deniliyor: 

"De ki; "Bu (tebligatim kar§iligmda) sizden bir iicret istemiyorum. An- 
cak yakmlara muhabbet istiyorum." 2 sozunde gegen Kurba kelimesi, ka- 
rabet manasma mastardir. Yakmhk ta§iyan kimse murad edilmi§tir. Yani: "Ya 
Muhammed, ummetine soyle, size getirdigim hakikat kar§iligmda sizden 
bir iicret istemiyorum, sadece yakmlanmi sevmenizi ve onlara eziyet et- 
memenizi istiyorum/' 

Rivayet ediliyor ki; Bu ayet nazil oldugu zaman: "Senin yakmin kimdir ki, 
muhabbeti bizefarz oldu ya Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem?" dediler. 
Buyurdu ki; 

"Ali-Fatimatuz-Zehra ve eviatiandir." Ke§§afta Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem Efendimiz §6yle buyurmu§tur, deniliyor: 

"Muhammed'in Ehl-i Beytine muhabbet uzerine olen, §ehittir." Uya- 
nik olun, Al-i Muhammed'e sevgi uzerine oleni, once olum melegi, sonra 
Munkerve Nekir cennetle mujdeler. 

Dikkat edin, Ehl-i Beyt'e muhabbet uzerine olen, gelin kocasmm evine 
teslim edildigi gibi, cennete teslim edilir. 



1 En'am, 158 

2 $ura, 23 



8 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Dikkat edin, Al-i Muhammed'e muhabbette sebat uzerine olen kimse, 
imam garantili bir mumin olarak olur. Al-i Muhammed'e muhabbet uzerine 
olen kimsenin kabrinden cennete iki pencere agihr. Muhakkak Al-i Muham- 
med'e muhabbet uzerine olen kimsenin, Allah Teala kabrini rahmet melek- 
lerinin ziyaretgahi yapar. Muhakkak, Al-i Muhammed'e muhabbet uzerine 
olen, sunnet ve cemaat uzere olur, kirn Al-i Muhammed'e bugz uzerine 
olurse, kiyamet gununde iki gozu arasma "Allah Teala'nm rahmetinden 
umutsuzdur" ibaresi yazih olarak ha§r olunur. Al-i Muhammed'e bugz uzeri- 
ne olen, kafir olarak olur. 

Dikkat edin, Al-i Muhammed'e bugz uzerine olen, cennetin kokusunu 
koklayamaz." Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem §6yle buyurmu§tur: 

"Bizim kapimiza gelenin hakki, uzerimize vacib olur" Bu hadisin soyle- 
ni§ine sebep §udur: "Tarikus-Salat bir adam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem zamanmda 6lmu§tu. Ashab, Resul-i Ekrem'in: "Namazi kasden terk 
eden kafir olur." hadisinin di§ manasma dayanarak bu adam uzerine na- 
maz kilmamak ve onu Yahudi kabristanma gommek istediler. AN 
Kerremallahu veche geldi, 

"Ya Resulallah! Bu adam: "Ya Ali, Allah'm Resulunu ve evladmi seviyo- 
rum." diyerek beni bu sozune $ahid tuttu." dedi. O zaman Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem yukandaki hadisini soyledi. Hz. Ali kerremallahu 
veghe'de o adamm namazmi kildirdi" ve musluman kabristanma defnetti. 

Hikaye olunur ki; Ali Kerremallahu veche Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimize geldi ve insanlarm kendisine gok haset ettiklerinden §ika- 
yet etti. Aleyhisselam buyurdu ki; 

"Cennete Ilk glren dort ki§inin dorduncusu olmak Istemez misin? Ben, 
Sen, Hasan ve Huseyln, zevcelerimlz sagimizda solumuzda, zurrlyetlerlmlz 
zevcelerlmlzln arkasmda oldugu halde Cennete girecegiz." 3 

Muhibbu'd-din at-Tabari Ebu Hureyre radiyallahu anhm §6yle dedigini 
rivayet ediyor: 

"Ebu Leheb'in kizi Sebia: "Ya Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem, bana 
"Sen Hatabu'n-Nar: Ate§ odununun kizism." diyorlar diye §ikayet etti. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Benim akrabama eziyyet eden bir kavmin hall nice olur? Benim akra- 
bama eziyet eden, bana eziyet eder. Bana eziyet eden de, Allah Teala'ya 
eziyet etmi§ olur." 

§ifa-i §erifte §u hadise kaydedilmi§tir: "Muhammed'in Ali'ni (evladmi) 
tanimak, cehennemden kurtulmadir. Muhammed evladmi sevmek, sirat 
(koprusun) den gegmeye ruhsattir. Al-i Muhammed'e dostluk, azaptan 



' Ali'nin zikri ibadettir." SuyutT, Camiu's-sagir, I, 425. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 9 



emandir." Yine orada deniliyor ki; 

"Ulemanin bir kismi: Onlari tanimak yerlerini ve nebiye yakinhk cihetle- 
rini bilmek demektir. Bir insan onlari bu §ekilde tanirsa onlar hakkinda neler 
yapilmasi gerektigini bilir ve bu bilgisi sebebiyle onlara hurmet ve muhab- 
bette kusur etmez." Yine orada §u soz de vardir: 

"Ebu Bekir Siddik radiyallahu anh demi§tir ki; "Muhammed'i, Ehl-i 
Beytinde gozetleyiniz." ve demi§tir ki; 

"Nefsim, elinde olan Allah Teala'ya yemin ederim ki, benim igin 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin akrabasi, benim kendi akrabamdan 
da ha sevgili ve ileridir." 

Hayret, hayret ki, insan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin evla- 
dini sevmez, hatta onu kotuleyerek, haset ederek ona eziyet ederse, Allah 
Teala katinda nasil mertebe, makam ve §eref talep edebilir? Sadece ye- 
memek, igmemek, ag kalmak, uyumamak ve ibadet vazifelerini yapmakla bir 
makam elde edilemez. Zavalh bilmiyor ki, goklerle yer arasi kadar ibadeti 
olsa, Allah Teala'ya kavu§amaz. iblis'e bak ki, bu kadar ibadeti varken Allah 
Teala'mn lanetine ugrami§tir. 

Rivayet ediliyor ki; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin 
§ehrinde kendisine kom§u olup orada elde ettigi sevaplara kar§in, imam 
Malik radiyallahu anhi, Cafer ibn-u Suleyman dovmu§tu. imam Malik, da- 
yaktan bayildi. insanlar gelip kendisini ayilttiklan vakit §6yle dedi: 

"Ben/ dovene hakkimi helal ettigime sizi $ahit tutarim." Sonra kendisi- 
ne bunun sebebi soruldugunda §6yle dedi: 

"Oldugum zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem He kar$ila§irsam, 
benim yuzumden evlad-i Resulullah'tan birinin Cehenneme gitmesinden 
utanmm." "Kim bir iyilik ederse, onun iyiligini artinnz." 4 

Suddi'den rivayet edildigine gore, bu ayette gegen hasene (iyilik) 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ehl-i Beytine muhabbettir. Bu ayet, 
Ebubekir Siddik radiyallahu anhm Ehl-i Beyti gok sevmesi hakkinda nazil 
olmu§tur. Zahir olan umum iyiliktir. Hangi iyilik olursa olsun. Ama §u var ki, 
"Yakinlara sevgiden" sonra zikredilmesi, bu sevginin, ayetin i§aret ettigi iyilik 
oldugu du§uncesini kuvvetlendirir. Diger iyilikler de buna tabi'dir. 

"Allah Teala tevbe edeni affeder. it a at edene $ekur'dur" sevap verir, 
nimet ve keremini artirir. Kurtubi ve ba§kalan Suddi'nin §u ayet hakkinda 
§6yle dedigini naklederler: "Allah bagi§layiadir, §ekurdur" yani Al-i Mu- 
hammed'in gunahlarmi bagi§layicidir. Onlarm iyiliklerine te§ekkur edicidir. 
Sa'lebi'de: 

"Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden kotulugu gidermek ve sizi tertemiz yapmak 



4 $ura, 23 



10 I NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



istiyor." 5 ayetindeki Ehl-i Beyt ile butun Ha§im ogullarmin kast edildigine 
kanidir. Savaiku'l-Muhrika da bunu zikretmi§ ve demi§tir ki, 

'Imam Malik radiyallahu anhaya gore, Ehl-i Beyt'e fan ve nafile sada- 
kanm haram olu$u da onlari temizleme igindir. £unku sadaka ve zekat, in- 
sanlarm kirleridir. Alan insani kuguk du$urur. Vereni ustun yapar." ve de- 
mi§tir ki; 

"Mufessirlerden bir cemaat "Selamun aid ilydsin: Selam llyas'a" ayetin- 
den maksat, Muhammed evladi olduguna kail olmu§lardir." Kelbi de boyle 
demi§tir. Yine Kelbi'den bir kavilde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde 
evla bi-t'tarik ayetin §umulune dahildir. Fahriid'din Razi §6yle diyor: 

Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ehli Beyti, be§ §eyde 
kendisine musavidir: Selam da. ^unku "Esselamu aleyke eyyuhennebiyyu: 
Selam sana ey peygamber" ve: "Selamun a la ilyasin: llyas'a selam olsun." 
6 buyurmu§tur, O'na salatta ve §ehadette vardir. Allah Teala buyurmu§tur: 

"7a Ha: yani Ey Tahlr" ve buyurmu§tur: "Yuridullahu II yuzhibe 
ankumu'r-ricse: Allah Teala sizi temizlemek istiyor/' Sadakanin hurmetin- 
de ve muhabbette: "Sana tab! olun ki, Allah Teala sizi sevsin" 7 "Sizden bir 
iicret beklemiyorum, ancak yakmlara muhabbet etmenizi istiyorum." 
ayetleri bunu amirdir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde: 

"Yildizlar gok ehline emandir. Ehli Beyti m, ummetime emandir." de- 
mi§tir. Savaik sahibi bu hususta §6yle demi§: 

"Cenabi Hakk dunyayi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem igin ya- 
ratmiftir. Onun devammi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin devami- 
na ve Ehl-i Beytinin devamma bagh kilmi§tir. Qiinkii onlar, Fahr-i Razi'nin 
zikrettigi hususlarda onunla musavidirler. £unku Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem "Allah' im, onlar benden, ben onlardamm." demiftir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir pargasi olan Hz. Fatima 
radiyallahu anhadan dogmalan sebebiyle Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin bir pargasidirlar. " (Sa va i k) 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem §6yle buyurmu§tur: 

"Aramzda Ehl-i Beytim, Nuh'un gemisine benzer. Binen kurtulur." 
(Muslim'in rivayetinde: geri kalan bogulur) bir rivayette helak olur cumlesi 
de vardir. Bu hadisin manasi §udur: Onlari seven, onlara hurmet ve tazim 
eden, onlarm alimlerinin gosterdigi yolda giden muhalefet etme karanhgm- 
dan kurtulur. Bundan geri kalan, kufur denizinde bogulur, azgmhkta helak 
olur. Yine bu hususta Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin: 

"Allah Teala'nin iig hurmeti vardir: Allah Teala, bunlara riayet edenin 



5 Ahzab, 33 
6 Saffat, 130 
7 AI-i imran, 31 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 11 



dinini, dunyasmi korur. Bunlara riayet etmeyen kimsenin Allah Teala ne 
dunyasmi, ne ahiretini korumaz: islam'a hurmet, bana hurmet ve benim 
rahmime (soy u ma) hiirmettir." 

"Ben, tevbe eden, inanan, salih amel ifleyip hidayete eren kimseyi el- 
bette bagiflayanim." 8 ayetinde Sabitu'l-Bennai: 

"Yani Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ehl-i Beytinin velayeti- 
ne erdi." demi§tir. Bu Savaik'te zikredilmi§tir. Kurtubi orada ibnu Ab- 
bas'tan: 

"Rabb'in sana razi oluncaya kadar verecektir." ayeti uzerinde §u tefsi- 
ri yapmi§tir: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nzasi, Ehl-i Beytinden higbiri- 
nin cehenneme girmemesidir." Hakim §u hadisi gkarmi§ ve sahih g6rmu§- 
tur: 

"Rabbim, Ehl-i Beytimden Allah Teala'nin birligine inanan ve benim 
nebiligimi kabul edene azab etmeyecegini bana va'detti." 

"Rabbimden, Ehl-i Beytimden hig kimseyi ate§e sokmamasim niyaz et- 
tim; bunu bana verdi." 

Ahmed, Menakibinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin 
§6yle dedigini kaydediyor: 

"Ey Ha§im ogullan, Beni hak rasul olarak gonderen Allah Teala'ya ye- 
min ederim ki, Cennet halkasmi tutsaydim, once sizinle ba§lardim." 
Tabarani AN Kerremallahu vecheden §u sozu derlemi§tir: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden i§ittim, diyordu ki; 

"Havz-i Kevser'e ilk gelenler, Ehl-i Beytim ve ummetimden onlan se- 
ven lerdir." 

"Ehl-i Beytim ve onlan sevenler, Cennette §u iki (parmak) gibi (yan ya- 
na)d\r" 

"Biriniz beni kendisinden fazla sevmedikge, bana kendisinden gok 
hurmet etmedikge, Ehl-i Beytimi kendisinden gok sevmedikge, onlan ken- 
dine tercih etmedikge iman etmi§ olmaz." 

"Evladmizi ug huy uzerine yetiftiriniz: Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin sevgisi, Ehl-i Beytinin sevgisi ve Kur'an-i Kerim okumaktir." 

"Benim, Ehl-i Beytimin, Ansar'm ve Arabin hakkini itiraf etmeyen ya 
munafiktir, ya §iddet ve sikinti igindedir, ya da annesi kendisine ciiniip iken 
ha mile kalmi§tir." 

"Ehl-i Beytimi ancak miimin ve muttaki olan ki§i sever. Onlara ancak 
munafik ve §aki olan bugz eder." 

"Ehl-i Beytime bugzedeni Allah Teala cehenneme atar." 

"Ha§imogullanna ve Ensara bugz kufurdur. Arab' a bugz ise, nifaktir." 



'Taha, 82 



12 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kadi iyaz §ifa'da ozetle §6yle demi§tir: "Bir kimse Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin zurriyetinden birisinin babasma sover ve Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleml Istlsna ettigine bir delll getlremezse 
o adam katlolunur." Savaikte §6yle diyor: 

"Ehl-i Beytlm hakkmda bana ezlyet eden klmseye Allah Teala lanet et- 
sln. Ehl-I Beytlm hakkmda bana ezlyet edenl Allah Teala incitir. Allah Tea- 
la, Ehl-I Beytlme zulmeden yahut onlan blduren yahut bldurene yardim 
eden veya onlara sbvene Cennetl ha ram kilmiftir." 

Bu Hadisi §eriflerden, Ehl-i Beyte muhabbetin farz oldugu ve onlara 
bugzun haram oldugu anlasilmaktadir. Beyhaki, Bagavi, Ehl-i Beyte muhab- 
betin luzumunu tasrih etmi§ler, §afii de §u sozuyle bunu ifade etmi§tir: 

"Ey Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ehl-i Beyti, sizi sevmek, Al- 
lah Teala'nm inzal buyurdugu Kur'an-i Kerimde bize farz kilmmi§tir. Size §u 
buyuk §eref yeter ki, size salavat-i §erife getirmeyen kimse namaz kilamami§ 
sayihr. (zira namazin her oturu§unda Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemle beraber aline salavat getirilir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem ve soyuna rahmet istenir.) Bundan dolayi Ehl-i Beytten, bir bid'at ve 
sair §eyi i§leyip fasik olan kimsenin zatma degil, fiillerine bugz edilir. Cunku 
O, aralannda zaman olsa da yine Allah Teala'nm Elgisinin bir pargasidir. An- 
Nakiyyu'l-Makrizi §6yle diyor: 

"Onlara dil uzatmaktan sakmm. Qiinkii salih de olsa, facir de olsa, yine 
O'nun evladidir" §eyh Muhyiddin Arab? kuddise sirruhu'l-aziz, Futuhat'inda 
§6yle diyor: 

"Bana Mekke'de inanihr bir kimse dedi ki; Ben, Mekke'de §eriflerin hal- 
ka yaptiklan i§leri kotu gorurdum. Ruyamda Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin kizi Hz. Fatimatu'z-zehra radiyallahu anhayi gordum. Benden yiiz 
gevirdi. Selam verip, yuz gevirmesinin sebebini sordum. 

"Sen §eriflere dil uzatiyorsun." dedi. 

"Ey Seyyide'm, dedim, onlarm insanlara neler yaptiklarmi gormuyor mu- 
sun?" 

"Onlar benim ogullarim degil midir?" dedi. "Bu andan itibaren tevbe et- 
tim." dedim." 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmu§lardir: "Kim 
bana kavu§mak ve kiyamet gununde kendisine §efaat elimi uzatmami 
isterse, Ehl-i Beytime salat etsin, onlan sevindirsin. " (Sa va i k) . 

imam-i §afii §6yle demi§: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ev- 
ladi, benim vesilemdir. Onlar benim igin Allah Teala'ya vesiledir. Onlar 
yiizii hurmetine kiyamet gununde sahifemin sag tarafimdan verilmesini 
umanm." Rivayet edilir ki; ibnu Omer radiyallahu anh Zubeyr'e 

"Gidip Hasan ibn-i Ali'yi ziyaret edelim" dedi. Zubeyr biraz agir aldi. ibnu 
Omer: 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 13 



"Bilmiyor musun ki, Ha$im ogullarimn holini sormokforzdir. Ziyaret nafi- 
ledir." (Savaik) Hatib, bu konuda merfu'an §u hadisi gikarmi§tir: 

"Bir adam digerine kiyam eder (onunden kalkar); ancak Ha$im ogullan 
mustesnadir. Onlar, hig kimseye kiyam etmezler." 

Hikaye olunur ki, Kurra' (iyi Kur'an-i Kerim okuyanlar) dan biri bo§ kal- 
dikga Timurlenk'in mezarma gider, ba§i ucunda: 

"Tutunuz onu, baglaymiz, sonra cehenneme atmiz, sonra boyu yetmi§ 
ar§m olan zincirlere vurunuz." 9 ayetini okurmu§. Bu adam demi§ ki; "Bir- 
den uyumu§um. Bir de baktim ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimiz oturmu§, Timurlenk de yanmda. Kendisini azarladim: 

"Ey Allah' m du§mani, buraya da mi geld'm?" dedim. istedim ki, elinden 
tutup Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanmdan kaldira- 
yim. Efendimiz; 

"Birak onu, dedi, giinkii o benim zurriyetimi seviyordu." aglayarak 
uyandim. Artik o ayeti Timur'un kabrinde okumaktan vazgegtim. Cemalu'l- 
Mur§idi ve§-§ihabu'l-Kuzani haber vermi§tir ki; 

Timur'un ogullarmdan biri §6yle nakletmi§: Timur, olum hastahgma ya- 
kalandigi zaman birkag gun iztirap gekmi§, yuzu simsiyah kesilmi§, rengi 
degi§mi§ti. Sonra uyanmi§. Kendisine o halini haber vermi§ler. Demi§ ki; 

"Azap melekleri bana gelmi§lerdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
gelip onlara: 

"Onu birakm gidin, gunku o, benim akrabami sever ve onlara iyilik 
ederdi." dedi. Onlar da birakip gittiler. ibnu Hacer diyor ki; 

"Onlarin hakkma riayet, insanlarm en zalimi olan, Timurlenk'e bile fayda 
verirse artik ba§kasma nice olur" 

Hikaye olunur ki; 

Yemen salihlerinden biri goluk gocuguyla beraber deniz yoluyla Hacca 
gitmi§. Cidde'ye kavu§tuklan zaman gumrukguler, kadmm ig gama§irlarma 
varmcaya kadar hepsini arami§lar. O salih adam bu muameleye gok kizmi§. 
Mekke §erifi es Seyyid Muhammed ibnu Berekat (Allah ona rahmet etsin) i 
Allah Teala'ya §ikayet etmi§. Ruyasmda Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemi gormu§. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisinden yuz ge- 
virmi§. 

"Nigin ya Rasulallah? diye sormu§. Buyurmu§ ki; 

"Benim §u oglumdan da ha zalim big kimse gormedin mi?" Adam he- 
men korku igerisinde uyanmi§. §erif hakkmda Allah Teala'ya tevbe etmi§ ve 
artik ne yaparsa yapsm, higbir §erife dil uzatmamaya ahdetmi§." (al-ikdu'l- 
Lai) 

Ey Allah Teala'nm Rasulti'nun Ehl-i Beyti, ey kendilerini methetmek 



9 Hakka, 30-32 



14 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



i£in Kur'an-i Kerim ayetleri inen kimseler! 

Ey Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ehli Beyti, sizi sevmek farz- 
dir. Siz butun ummetlerden ustunsunuz. Ey Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin Ehli Beyti, sizi Kur'an-i Kerim 6gmu§tur. Artik benim ogmemin, 
benim sozumun ne kiymeti kahr? 

§iir: 

"Nebiler, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi alamet yaptilar. 

Alamet, me§hur olmayanin i§idir. 

Nubuvvet nuru, o Ehl-i Beytin guzel yuzlerindedir. 

Onlar Tiraz-i Ahder'den 10 daha §ereflidirler." n 

01 Hasan hazretlerine zehr icirdi eskiya, 

Fitnenin Olu§ma Sebepleri 

islam tarihgileri III. Halife Hz. Osman radiyallahu anhin iktidar surecini iki 
kisimda degerlendirirler. 

Birincisi (H. 24-29/M. 644-649) yillanni iginde ahr ve "Sukunet Donemi" 
olarak adlandinhr. Onun ikinci be§ yilhk idaresine tekabul eden (H. 30-35/M: 
650-655) yillari arasi ise "Kan§ikhk Donemi" olarak bilinir. Boyle bir ayrima 
gidilmesinin temelinde, dahilT problemlerin onun halifeliginin ikinci devre- 
sinde ortaya gikmi§ olmasi du§uncesi yatmaktadir. Ancak bununla birlikte 
Hz. Osman radiyallahu anhin hilafet surecini bir butun halinde degerlendire- 
rek, olaylarm sebeplerini daha onceki donemler iginde de aramak gerekir. 
Esasinda ikinci donemde gorulen \$ kari§ikliklar, temelleri ge$mi§e daya- 
nan problemlerin di§avurumundan ba§ka bir §ey de degildir. Hz. Omer 
radiyallahu anhden sonra halifelik gorevini ustlenen Hz. Osman radiyallahu 
anh, yetkisi geregi pek gok siyasT karar almi§ ve bunlari icraya koymu§tur. 
Onun uygulamalarmdan bazilan kabul gorurken, bazilan ise §iddetle tenkit 
edilmi§tir. 

Hz. Osman radiyallahu anhin tenkide maruz kalan uygulamalari, idaresi 
doneminde meydana gelen kari§ikliklarm sebepleri arasmda gorulmu^tur 
Hz. Osman hakkmda yapilan tenkitlerin basmda, onun devletin en onemli 
idarT ve askerT mevkilere yakm akrabasmi getirmesi gelir. Gergekten halife, 



Tiraz: f. " Susleyen, donatan" anlamlarma gelir ve birle§ik kelimeler yapihr. Mese- 



la: §ukufe-tiraz (Jigek susleyen. 
Ahder: Ye§il, yemye§il, pek ye§il. 
Tiraz-i Ahder: Kiymetli Ye§il ta§ 
11 (ATE§, 1971) Altmi§ ikinci sofra 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 15 



Halife Hz. Osman (Omeyye) 
D evict Katibi Mervan b. Ilakem (Omeyye) 



Kufe 
Valiligi 


Basra 
Valiligi 


Misir 
Valiligi 


$am 
Valiligi 


Velidb. Ukbe 

(Omeyye) 

Said b* el- As 

(Omeyye) 


Abdullah b. Amir 
(Omeyye) 


Abdullah b.Sa'db. 
Ebi Serh 
(Omeyye) 


Muaviye b. Hbi 

Siifyan 

(Omeyye) 



goreve ba§lamasmin ilk yillarindan itibaren ailesinin de telkinleriyle ge§itli 
nedenlerle Misir, Kufe, Basra gibi onemli eyalet valilerini azlederek yerlerine 
Bern Umeyyeli §ahislan tayin etmi§tir. Onun bu konudaki siyasT tasarrufla- 
rini siralamadan once, mukayese yapilabilmesi igin hilafet gorevini devraldi- 
gi donemdeki eyalet valileriyle bu valilerin mensup oldugu kabileleri gos- 
termek faydah olacaktir. 

Eyalet valilerini sirasiyla degi§tirip yerlerine Umeyyelileri atayan Hz. Os- 
man radiyallahu anhm tasarrufta bulunmadigi tek onemli eyalet §am'dir. 
Bunun sebebi Hz. Omer radiyallahu anh doneminden itibaren burayi idare 
eden Hz. Muaviye b. EbTSufyan'in Umeyyeli olmasidir. 

iktidarm butun kilit gorevlerine yakm akrabasmi yerle§tiren Hz. Osman 
radiyallahu anh, ayrica onemli devlet yetkilerini elinde bulunduran Devlet 
Katipligi gorevine de amcasinin oglu Mervan b. Hakem'i getirmi§tir. Bu 
tayinlerle birlikte devletin butun idarT kademeleri Umeyyeogullari'nm kont- 



Kiife 


Basra 


Misir 


§am 


Valiligi 


Valiligi 


Valiligi 


Valiligi 


Mugirek §u*be 


Ebu Musa el-Ej'ari 


Amrb. el- As 


Muaviye b. Ebi 


(Saldf) 


(E§ar- Yemen) 


(Sehm-Kurcyj) 


Siifyan 


Sa'd b. Ebi Vakkas* 






(Omeyye-Kurey$) 


(Ziihre-Kurey$) 









rolune gegmi§tir. iktidarm zamanla bir kabilenin hakimiyetine girmesi ile 
resmen olmasa da, fiilen saltanat uygulamasi ba§lami§ ve Hz. Omer 
radiyallahu anh doneminden devralman yonetim tablosu tamamen degi§- 
mi§tir. 



Hz. Osman radiyallahu anhm tayin politikasi bu bakimdan hem Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hem de ondan sonraki iki halifenin 
icraatma uymuyordu. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Mi 



16 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



kerremallahu veche haric hie bir HasimT'yi onemli gorevlere getirmemisti. 
Hz. Ebu Bekir ile Hz. Omer radiyallahu anhuma ise ozellikle akrabalanni dev- 
let idaresinden uzak tutmuslardi. Onlar, uygulamalanyla Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem doneminde ustu kullenen asabiyet ate§inin can- 
lanmasina engel olmak istemi§ler, bunda da onemli olgude ba§anh olmu§- 
lardi. Hz. Osman radiyallahu anh ise seleflerinin tarn tersi bir yol takip ede- 
rek, buyuk eyalet valilerinin tamamini kendi kabilesinden segmi§, Hz. Omer 
radiyallahu anh doneminde Muslumanlarm ileri gelenlerinden olu§an isti§a- 
re kurulunu da EmevTIerin aile meclisi haline getirmi§tir. Boyle olunca da 
halife, sosyal tabanmi yitirmi§, butun Musluman toplumdan ziyade bir aile- 
ye dayanan fiilT saltanat yonetiminin icracisi konumuna du§mu§tur. 

Hz. Osman radiyallahu anhm tenkide ugrayan icraatmdan birisi de, dev- 
let hazinesinden kendi ailesine ekonomik imkanlar tahsis etmesidir. Rivayet- 
lere gore halife daha once Taif e surgun edilmi§ olan amcasi Hakem'i Medi- 
ne'ye getirdikten sonra kendisine yuz bin dirhem para verdigi gibi, Fedek 
arazisini onun oglu Mervan'a tahsis etmi§, Medine gar§ismm gelirini yine 
Mervan'm karde§i Haris'e aktarmi§, kendi damadi Abdullah b. Halid'e 400 
bin dirhem vermi§tir. 

Hz. Osman'm akrabalarma yaptigi ihsanlar hakkmda en fazla spekulas- 
yon, ifrikiyye ganimetleri uzerinde yapilmi§tir. Halife, valisi Abdullah b. Sa'd 
b. EbT Serh'i Afrika fethine gonderirken eger askerT harekati ba§anyla ta- 
mamlayabilirse, elde edilen ganimetlerin be§te birini kendisine verecegini 
vaat etmi§ti. Abdullah'm komutanligmdaki fetihler sonucunda bir buguk 
milyon dinar ganimet elde edilmi§, elde edilen ganimetlerin bir kismi halife 
tarafmdan vali Abdullah'a veya Hakemogullarma verilmi§tir. Ayrica ilk gazve- 
lerden elde edilen ganimetlerin Abdullah'a, sonraki ganimetlerin ise 
Mervan'a verildigi bilgisi de kaynaklarda yer almi§tir. ibnu'l-Esir'in en dogru 
rivayet kabul ettigi habere gore ise Abdullah b. Sa'd, kendi paymi aldiktan 
sonra ganimetlerin be§te birini Medine'ye gondermi§ ve yapilan muzayede 
sonunda bu ganimetler be§ yuz dinar kar§ihgmda Mervan'a satilmi§tir. 
Mervan da aldigi mallarm kar§iligmm belli bir miktarmi 6demi§, geri kalan 
borcu ise halife tarafmdan bagi§lanmi§tir. 

Halifenin tenkide ugramasmin onemli nedenlerinden biri de Umeyyeli 
idarecilerin icraatlandir. Bu idareciler ge§itli faaliyetleri yuzunden ayri ayri 
ele§tiriye ugrami§larsa da, ele§tirilerin asil muhatabi Hz. Osman radiyallahu 
anh olmu§tur. 

Hz. Osman radiyallahu anhm halifeligi doneminde en fazla problem ya- 
§anan eyalet merkezleri Kufe, Misir ve Basra'dir. Buna ilave olarak ba§kentte 
ozellikle halifenin mensup oldugu kabilenin bazi uyelerinin tavirlan Muslu- 
manlari rahatsiz etmi§, ozellikle geng, tecrubesiz, ihtiyattan mahrum ve 
haris bir ki§i olan Mervan'm Hz. Osman radiyallahu anhm katibi olarak tayin 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 17 



edilmesi ve onun da halifeyi zor duruma sokacak davrani§lar sergilemesi 
Medinelileri yonetimden sogutmu§tur. Bundan ba§ka halifenin ho§gorusunu 
ve akrabasma meylini istismar eden Bern Umeyye mensuplan a§in guvenin 
verdigi cesaretle toplum iginde uygunsuz hareketler yapmaya ba§lami§lar- 
dir. Mesela yonetim hakkmdaki §ikayetleri halifeye iletmek igin Hz. Osman'a 
giden Ammar b. Yasir radiyallahu anhi feci bir §ekilde d6vmu§lerdir. Bir 
taraftan Umeyyelilere bolca ihsanlar verilip devlet imkanlan tahsis edilirken, 
diger taraftan ise ashab ileri gelenlerinden Abdullah b. Mes'ud radiyallahu 
anhin Kur'an'in gogaltilmasi hususunda halife ile anla§mazhga du§mesi se- 
bebiyle maa§inin kesilmesi ve Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
hanimi Hz. Ai§e radiyallahu anhanin tahsisatinin azaltilmasi ashabi ziyadesiy- 
le rencide etmi§tir. 

Fakat islam tarihi kaynaklarmda Hz. Osman radiyallahu anh donemi ha- 
diseleriyle ilgili olarak ban sahabflerin roller! yukandaki $ekilde ortaya konu- 
lurken, Kadi Ebu Bekir ibn Arab? (543/1148) ve ibn Teymiyye (728/1328) gibi 
muellifler adi gegen §ahislarla ilgili rivayetlerin dogru olmadigmi, bunlarm 
tamamen sonradan siyas? amaglarla uydurulan ve gegersiz rivayetler olduk- 
larmi dile getirmi$lerdir. 

Mesela ibn Arab?, "el-Avasim mine'l-Kavasim" isimli eserinde Hz. Osman 
radiyallahu anh hakkmda ileri surulen tenkitleri tek tek siralayarak bunlarm 
tamammin gegersiz oldugunu isbata gah§mi§tir. Ayni anlayi§ daha geni§ ve 
teferruath bir §ekilde ibn Teymiyye tarafmdan da takip edilmi§, muellif bu 
konudaki bilgileri §ia ve Kaderiyye'nin kelamTgoru§lerine red sadedinde dile 
getirmi§tir. 

Butun bu ve benzeri sebeplerden dolayi Medine'de idareden memnun 
olmayan bir topluluk olu§maya ba§lami§tir. O kadar ki, Hz. Osman 
radiyallahu anhin halife segilmesinde en buyuk rolu oynayan Abdurrahman 
b. Avf dahi gergekle§tirilen icraattan duydugu rahatsizhk nedeniyle Hz. AN 
kerremallahu vecheye gelerek, "Sen kilicmi al, ben de almm" diyerek, me- 
selenin halli igin halifeye kar§i silahh mucadele teklifinde bulunmu§tur. 

Aynca Umeyye ailesinin baskisma maruz kalan Ammar b. Yasir, Hz. Os- 
man tarafmdan Misir valiliginden alman Amr b. el-As, Hz. Ai§e radiyallahu 
anha, Hz. Osman'm uygulamalarmdan memnun olmayan Hz. Talha ile Hz. 
Zubeyr, Muhammed EbT Bekir ve Muhammed b. EbT Huzeyfe gibi §ahislar 
Medine'deki muhalefetin onculeri konumuna gelmi§lerdir. Bununla birlikte 
Hz. Ai§e, Hz. Talha, Hz. Zubeyr, Hz. Ammar gibi §ahislarm tenkitleri yikici 
mahiyette degildi. Onlar, sadece yapilan yanh§ uygulamalan dile getiriyor- 
lardi. Ancak Amr b. el-As gizlice, Muhammed b. EbT Bekir ve Muhammed b. 
EbT Huzeyfe halki agikga idare aleyhine tahrik etmi§lerdir. 

Hz. Osman doneminde meydana gelen kan§iklarm onemli sebeplerinden 
birisi de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin buyuk olgude etkisiz 



18 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



hale getirdigi ve Hz. Omer'in tekrar canlanmasmdan endi§e ettigi ve aldigi 
hususi tedbirlerle etkisini azaltmaya gah§tigi asabiyetin yeniden faaliyete 
gesmesidir. 

Asabiyet her §eyden once Kurey§ kabilesi iginde EmevT-Ha§imT rekabetini 
yeniden canlandirmi§tir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kabileler 
ustu konumu sebebiyle, cahiliye donemine kadar uzanan bu mucadele bu- 
yuk oranda gundemden gikmi§ti. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemden sonraki halifelerin Teym ve AdTsoylarma mensup olmalan sebe- 
biyle Umeyye ve Ha§imTler iktidardan uzak kaldiklan ve muhalefete du§tuk- 
leri igin, bu iki kabile arasmda iktidar mucadelesi gorunur hale gelememi§tir. 
Ancak Hz. Osman radiyallahu anhm halife olmasi ve EmevTIer adma siyasT 
kararlar almasi, rakipleri Ha§imiler'i tabiT olarak muhalefete sevk etmi§, 
idareden §u veya bu sebeple memnun olmayanlar da Emeviler'e kar§i mu- 
halefet blogu olarak gordukleri Ha§imiler'in yanmda toplanmi§lardir. 

Sonugta Muslumanlar EmevTve Ha§imTtaraftarlari §eklinde bolunmu§, iki 
sulale arasmda gegmi§e dayanan siyasT rekabet, alanmi geni§leterek butun 
toplumu etkiler hale gelmi§tir. 

Hz. Osman radiyallahu anhm §ahsT zafiyeti sadece Kurey§ iginde EmevT- 
Ha§imT §eklindeki bir siyasT hiziple§meye sebep olmakla kalmami§, bundan 
cesaret alan diger Arap kabileleri de idareye kar§i birle§meye, kabile asabi- 
yetlerini agiga vurmaya ve hilafetin genelde Kurey§'in, ozelde de 
Umeyyeogullari'mn tekelinde olmasma muhalefet etmeye ba§lami§lardir. 
Bu sebepledir ki, o donemde yeniden canlanan EmevT-Ha§imT asabiyeti mu- 
cadelesine Kurey§li ve Kurey§li olmayan Araplar §eklindeki yeni bir politik 
rekabet de eklenmi§tir. Kurey§'e mensup olmayan Bekr, Abdulkays, RebTa, 
Ezd, Kinde, TemTm, Kudaa gibi Arap kabileleri islam'a daha sonra katilmi§ 
olmalarma ragmen islam? fetihlere buyuk katki saglami§lardi. Fetihlerde 
komutanhk, eyaletlerde de idarecilik mevkilerini hep Mekkeliler'in i§gal 
etmesinden rahatsizhk duyan bu kabileler, yonetimde de artik kendilerinin 
soz sahibi olmalarmin zamanmin geldigini dile getirmeye, bu tur taleplerine 
cevap vermeyen idareyi agkga tenkit etmeye ba§lami§lardir. 

Ancak sayilan sebeplerin yanmda Abdullah ibn Sebe'nin de, Hz. Osman 
radiyallahu anhm hilafeti doneminde ortaya gikan kari§ikliklarm sorumlula- 
rmdan birisi olarak kabul edildigi de unutulmamahdir. O kadar ki, TaberT'nin 
ravilerinden Seyf b. Omer hadiselerin tek musebbibinin ibn Sebe olduguna 
iddia eder. Ona gore, islam beldelerinde fitne ve kari§ikhklan organize eden 
bu ki§i, San'ah bir Yahudi olup annesinin zenci olmasmdan dolayi Abdullah 
b. Sevda olarak tesmiye edilmi§tir. ibn Sebe, Hicaz, Basra, Kufe, Misir ve 
§am diyarlarmi dola§arak buralardaki insanlan fitneye suruklemeye gah§mi§, 
onlara Hz. isa aleyhisselamm geri gelecegine inanmalarma ragmen neden 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin donecegine inanmadiklarmi sor- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 19 



mu§, her rasulun bir vasisi bulundugu gibi Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin vasisinin de Hz. AN kerremallahu veche oldugunu iddia ederek, Hz. 
Osman'm, Hz. Ali'nin hakki olan halifeligi haksiz yere ele gegirdigi ve bu ne- 
denle Hz. Osman'in hilafetten indirilip yerine Hz. Ali'nin getirilmesi gerekti- 
gini ileri surmu§tur. Bu faaliyetleriyle o, Hz. Ali'nin mevkiini yukseltmek, 
halife Hz. Osman'i yermek ve gasip ilan etmek suretiyle bu iki §ahsi ve ayni 
zamanda da eskiden beri rekabet iginde olan Bern Ha§im ile Bern Umeyye'yi 
birbirine du§urmek istemi§tir. Hz. Ali'yi Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme vasi ve varis kabul etmesi sebebiyle Abdullah b. Sebe, muhalifleri 
tarafmdan Sia'nm kurucusu olarak kabul edilmistir. 

Seyf ten gelen rivayet kabul edilip kari§ikhklann turn sorumlulugu Ab- 
dullah b. Sebe'ye yuklenirse, bu durumda olaylara i§tirak eden butun Mus- 
lumanlan bir bozguncunun sozune aldanarak onun pe§inden ko§an basi- 
retsiz topluluklar olarak kabul etmek gerekir ki, bu ashaba bir haksizhk, 
hatta iftira olur. Ustelik ibn Sebe hakkmdaki bilgilerin yegane kaynagmm 
Seyf b. Omer olmasi, onun da rical kitaplarmda "zayiftir", "kendisinden hayir 
yoktur", "metruktur", "zmdiklikla itham edilmistir", "uydurdugu hadisleri 
guvenilir ki$ilere atfederek rivayet etmektedir", " rivayet leri bo$tur" gibi 
olumsuz ifadelerle tammlanmasi, Seyf in §ahsmm ve rivayetlerinin guvenilir- 
ligi hakkmda derin §upheler ortaya gikarmaktadir. 

ibn Sebe ile ilgili olarak ibn Sa'd (230/845), BelazurT (279/893), el- 
MinkarT (212/827) gibi ilk donem tarih kaynaklannda da herhangi bir bilgi 
yer almamaktadir. Belki iyimser bir ifade ile Seyf in butun sorumlulugu ibn 
Sebe'ye yiikleyerek, olaylarda rol oynayan Muslumanlan hadiselerin so- 
rumlulugundan kurtarmak istedigi soylenebilir. Daha sonraki Musluman 
tarihgilerin bir kismi da muhtemelen bu sebeple Seyf in rivayetlerine gok 
itibar etmi§ler, hatta gerek Seyf in guvenilir bir ravi oldugu hususunu, gerek- 
se onun ibn Sebe hakkmda aktardigi bilgilerin gergekligi konusunu deliller 
sunmaya gah§mi§lardir. 

Tarihgilerin, Hz. Osman doneminde meydana gelen fitne olaylarinda, ar- 
dmdan Hz. Ali'nin, Hz. Talha, Hz. Zubeyr ve Hz. Ai§e ile mucadelesinde ibn 
Sevda'dan ve SebeTlerin faaliyetlerini gokga zikrettiklerini, ancak ayni tarihgi- 
lerin yukandaki hadiselerden daha derin tesirleri olan Siffin sava§mi nakle- 
derken SebeTyye'den bahsetmeyi unuttuklarmi veya bunu ihmal ettiklerini 
dile getirmektedirler. 

Seyf b. Omer, gerek Hz. Osman doneminde, gerekse onun oldurulmesin- 
den sonra gergekle§en Cemel sava§mda sahabe onderlerinin isimlerinin 
gegmesi sebebiyle onlari buradaki sorumluluktan kurtarmak amaciyla hadi- 
selerin tek musebbibi olarak ibn Sebe'yi ve taraftarlarmi gostermek istenil- 
mi§tir. Siffin sava§mda ise §am tarafi ve Muaviye rahathkla suglanabilecegi 
igin ibn Sebe ve onun gibi muhayyel suglulara ihtiyag duyulmami§tir. Eger 



20 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ibn Sebe meselesi dogru ve gergek tarihe dayanmi§ olsaydi, bu firkanin 
Siffin'de meydana gelen kan§ik ve getrefilli sava§ta ve Hz. AN kerremallahu 
veche ashabmin tahkim meselesindeki ihtilafmda, sulhtan yuz geviren, tah- 
kim anla§masma i§tirak edenleri kafirlikle suglayan HaricT grubunun meyda- 
na giki§inda SebeTyye'nin bir parmagmin ve bir tuzaginin bulunmasi gerekir- 
di. Fakat HaricTlik meselesinde de ibn Sebe'den bahsedilmemi§tir. 

§ayet, boyle bir ki§i bilfiil var idiyse de ibn Sebe tarihgilerin, o Hz. Osman 
radiyallahu anh doneminde ve Hz. Ali kerremallahu vechenin halTfeliginin ilk 
yillannda faaliyetlerini tasvir ettikleri gibi bir oneme sahip degildir. Ancak 
ibn Sebe, §ia muhaliflerinin, HaricTler hakkmda yapmadiklan bir §ekilde, 
ozellikle §ia firkasi igin sonradan ihtiyag halinde kullanilmak uzere uydurup 
sakladiklan bir ki§idir. HaricTler cemaatten degildiler ve onlarm hilafeti veya 
iktidan isteme gibi bir niyetleri de yoktu. Onlar, her halifeye kar§i ayaklanan, 
her idareciye isyan eden, firsat buldukga da iktidarlara sava§ agan bir toplu- 
luktular. Ustelik onlar-bilhassa BenT Umeyye iktidan yikildiktan sonra- buyuk 
onemi haiz ve hayatiyetini devam ettiren bir firka olmami§lardir. Cunku 
AbbasT devletinin ba§langig yillannda onlarm gugleri zayiflami§, keskinlikleri 
korelmi§ ve HaricTlik geride sadece mutekellimin arasmda bilinen ve ilmT 
hayatta farkh tavirlar kazanan bir mezhep olarak kalmi§tir. 

Tarihgilerin Siffin sava§mda Sebeiyye ve ibn Sebe'nin admi anmamalann- 
dan yola gikarak, SebeTler ve onlarm reisi ibn Sebe konusunun gok zorlama 
ve uydurma bir mesele oldugunu ve bu tur bilgilerin §ia ile diger islam? firka- 
lar arasmda daha sonralan meydana gelen mucadeleler sirasmda sonradan 
uyduruldugu soylenilmektedir. Bu §ekilde §ia'ya da derin tuzaklar kurmak, 
onlan daha fazla yipratabilmek ve me§ruiyetlerini problemli gostermek igin 
bu mezhebin aslma Yahudi bir unsur katmak istemi§lerdir. 

Butun bu degerlendirmelerle birlikte, mevcudiyeti tarti§mah da olsa ibn 
Sebe'nin bu donemde ho§nutsuzluklan ve gayn memnunlan fitneye donu§- 
turecek gizli gali§malanndan bahsedilebilir. Neticede sosyal bunyedeki yara- 
lan ve §ikayetleri goren ibn Sebe ve ibn Sebeler, insanlan devlet ile halife 
aleyhine ki§kirtmi§lar ve onlan isyana suruklemi§lerdir. 

Son olarak ifade etmek gerekirse; olaylan bir sebep veya bir/birka? 
§ahsm sorumluluguyla a^iklamak mumkun degildir. DahilT kan§ikhklar o 
donemdeki, dim siyasT, ictimaT ve iktisadT degi§imlerin bir sonucu olarak 
kabul etmek gerekir. 

Her §eyden once bu suregte asken faaliyetler tamamlanmi§, devlet ula- 
§abilecegi en uzak smirlara dayanmi§, doguda iran'm du§man halki ve yuk- 
sek yaylasi, kuzeyde Anadolu ve batida Akdeniz, devletin en tabii sinirlanni 
olu§turmu§lardi. Fetihlerin durmasiyla birlikte insanlar olaylan du§unme ve 
degerlendirme imkani bulmu§lar, bunun sonucunda da, onlardan bir kismi 
ge§itli nedenlerle farkh §ekillerde yonetim aleyhine faaliyetlere giri§meye 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 21 



ba§lami§lardir. Ayrica Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakiter- 
biyesi altinda yeti§mi§ olan sahabenin sayisinin gun gegtikge azalmasi ve bu 
terbiyeden mahrum kalan insanlarin cemiyette ekseriyete sahip hale gelme- 
leri de kan§ikhklarda etkin bir §ekilde rol oynami§tir. 

Ayrica islam fetihlerinin geni§lemesiyle birlikte Muslumanlara boyun 
egen ve zimmT duruma du§en, ancak igten ige de Muslumanlara du§manhk 
besleyen Hristiyan zumre, Hz. Omer radiyallahu anh tarafmdan tarih sahne- 
sinden silinen Sasani imparatorlugu'nun tebeasi olan iranhlar ve nihayet Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 622'de Mekke'den Medine'ye hicre- 
tinden itibaren surekli olarak Muslumanlara kar§i du§manca duygular besle- 
yen Yahudiler, Hz. Osman radiyallahu anh zamanmdaki fitne hareketlerinin 
tabii destekgileri olmu§lar, te§ekkul ettirdikleri gizli orgutlerle muhalifleri 
surekli olarak devlet idaresine kar§i ate§lemi§lerdir. Butun bu ve benzeri 
faaliyetler toplami, Hz. Osman radiyallahu anh doneminde Muslumanlan 
buyuk dahilT problemlerle kar§i kar§iya getirmi§tir. 12 

IMAM HASAN Bin ALi aleyhisselam 13 

Hasan aleyhisselam, AN ve Fatima radiyallahu anhuma'mn ogludur. Hic- 
retin 3. yih Ramazan aymm ortasmda dogmu§tur. Zehebi, §aban aymm orta- 
smda dogduguna dair rivayeti daha dogru kabul eder. Fatima Radiyallahu 
anha'mn dogum zamani gelince, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, ona 
Esma Binti Umeys ile dadisi Ummu Eymen'i gonderdi, onlar da Ayetel Kursi 
ile Felak ve Nas surelerini okudular. Nesefi'den §6yle nakledilmi§tir; 

"Fatima Radiyallahu anha, Hasan aleyhisselam'/ dogurdugu zaman, Ali 
Radiyallahu anh'a; "Ona isim ver" dedi. O da; "O'na ismi ancak dedesi 
Sallallahu aleyhi ve sellem isim koyacaktir" Dedi. Efendimiz Sallallahu 
aleyhi ve sellem; 

"Allah Azze ve Celle ona benden once isim verecek" buyurdu. Bunun 
uzerine, Cibril aleyhis selam ona geldi ve dedi ki; "Ya Muhammed! $iiphesiz 
Allah Teala, bu dogumdan dolayi seni tebrik ediyor ve buyuruyor ki; 

"Onu Harun'un oglunun adi olan Seber'in manasmda; "Hasan" diye 
isimlendir." Huseyin aleyhisselam dogdugunda da Cibril aleyhisselam de- 
mi§tir ki; 

"Ya Muhammed! $uphesiz Allah Teala, bu dogumdan dolayi seni tebrik 
ediyor ve buyuruyor ki; "Onu Harun'un diger oglunun ismi olan Subeyr'in 
manasmda; "Huseyin" diye isimlendir." 

ibni Sa'd, imran Bin Suleyman'dan rivayet ediyor; "el Hasan ve el Huseyin 
cennet ehlinden iki isimdir. Araplar cahiliye doneminde bu isimleri kullan- 



12 (APAK, 4 (2005/2)) Makale kisaltilarak almmi§tir. 

13 (ERDOGMU$, 2003) s. 170-194 Kitaptan ozetlenerek almmi§tir. 



22 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



mazdi." 

ismi Hasan, lakabi "Zeki"ve "Mucteba", 

Kunyeleri "Ebu Muhammed, Tak\, Veli, Seyyid, Reyhanetun Nebi ve 
Sibtun Nebi"d\r. Hasan aleyhisselam, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve selleme 
herkesten daha fazla benzerdi. Ba§mdan gobegine kadar olan kismmda, 
Rasulullah Sallallahu aleyhi ve selleme benziyordu. 
FAZiLETLERi 

Ebu Bekir radiyallahu anh'den; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem bize 
namaz kildinrken henuz kuguk bir gocuk olan Hasan aleyhisselam gelir, sec- 
deye varmi§ olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sirtma gikardi. 
Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem de, secdeden yava§ yava§ kalkardi. 
Namazi bitirdiginde; "Ya Rasulullah! Sen torununa higbirimizin kendi gocu- 
guna gostermedigi ilgiyi gosteriyorsun." dediklerinde buyurdu ki; 

"Bu benim feslegenimdir. Umulur ki, Allah Azze ve Celle, onun sebebiy- 
le iki Musi urn cm toplulugun arasmi duzeltecektlr." 14 ibni O me r radiyallahu 
anhuma'dan; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Hasan ve Huseyin, benim dunyada opup kokladigim iki reyhanimdir." 15 
Ebu Said Radiyallahu anh, §u hadisi nakleder; "Hasan ve Huseyin, cennet 
genglerinin efendileridir." 16 Ebu Hureyre radiyallahu anh'den; Rasulullah 
Sallallahu aleyhi ve sellem Hasan ve Huseyin aleyhimesselam hakkmda 

"Allah' im I Ben bu ikisini seviyorum. Sen de sev, on Ian seven i de sev." 
diye dua ederdi. 17 Enes Radiyallahu anh rivayet ediyor; Rasulullah Sallallahu 
aleyhi ve selleme; 

"Ehli beytinden en gok sevdigin klmdlr?" diye sordular. Buyurdu ki; 

"Hasan ve Huseyindir." 18 ibni Abbas Radiyallahu anhuma rivayet edi- 
yor; 

"Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, boynu uzerinde Hasan 
aleyhisselami ta§idigi halde gikageldi. Adamm biri Hasan'a; 



14 Buhari(Sulh,9; menakib 25) Ebu Davud(2/519) Tirmizi(menakib 30) NesaifCum'a 
27) Ahmed(5/37, 44, 47, 49, 51) Mansur Ali Nasif et Tac(3/662) el istiab(l/384) 
Siyeri A'lam(3/251) Ebu Nuaym Hilye(2/33) es Savaik(s.310) 

15 Buhari(4/217) Tirmizi(3770) Ahmed(no;5675) Zehebi Siyeri A'lamlS^SO) isafur 
Ragibin(s.l25) Cem'ul Fevaid(8783) Kenz(5/107) et Tac(3/661) Suyuti Tarihul 
Hulefa(s.l88) es Savaik(s.310) Nurul Ebsar(s.l32) 

16 Ahmed(3/62) ibni Hibban(2228) Tirmizi(3768) ibni Mace(mukaddime 11) Cemul 
Fevaid(8782) Zehebi Siyeri A'lam(3/250) et Tac(3/665) Busayri ithaf(7585) Metalibu 
Aliye(3993) Mecmauz Zevaid(9/183) isafur Ragibin(s.l25) es Savaikul 
Muhrika(s.310) sahihtir . 

17 Buhari(4/216) Muslim(s.l883) Tirmizi(3782) Cem'ul Fevaid(8777) isafur 
Ragibin(s.l24) Ebu Nuaym Hilye(2/34) etTac(3/665) es Savaik(s310) 

18 Tirmizi(3772) Cemul Fevaid(8778) Siyeri A , lam(3/252) isafur Ragibin(s.l25) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 23 



"ey gocukl Ne guzel bir binege bindin." Dedi. Rasulullah Sallallahu aleyhi 
ve sellem buyurdu ki; 

"O da ne guzel bir binicidir." 19 Ebu Hureyre Radiyallahu anh'dan; 
"Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, Hasan'a dilini gikanr, gocuk, dilinin 
kirmizihgini gorunce sevinirdi." 20 
GUZEL AHLAKINDAN ORNEKLER 

Hasan aleyhisselam yuce, §erefli, halim (yumu§ak huylu), zahid, sabirh, 
vakarh, ha§metli, comert, ovulur bir zat idi. Fitneleri, sava§i sevmeyen, sakin 
tabiath, efendi biriydi. Hasan aleyhisselam, 

"Ben Rabbimin evine yaya olarak gitmeden ona kavu§maktan haya 
ederim" diyerek yirmi defa yaya olarak hacca gitmi§tir. 21 O, yaya olarak gi- 
derken, koleleri binek hayvanmi yanmda gekerek gotururlerdi. Hasan 
aleyhisselam, malmin tamammi Allah Teala yolunda iki defa harcami§, u? 
defa da malmi Allah Teala rizasi igin payla§mi§tir. Hatta ayakkabismm tekini 
sadaka olarak verip, tekini kendine birakmaya yemin etmi§tir. Aldigi her 
hediye kar§ihgmda onun degerinde hediye verir, dilenciyi bo§ gevirdigi ol- 
mazdi. 

Halifeligi doneminde, bir namazi eda ederken, Cerrah'ul Esedi admda, 
Hasan aleyhisselama gizli kin besleyen, ona zarar vermek igin firsat kollayan 
biri, secdeye vardigi sirada Hasan aleyhisselami hangerleyerek yaraladi. Bu 
hadiseden sonra Hasan aleyhisselam, halka §6yle hitap etti; 

"Ey Iraki ilar! Hakkimizda Allah' tan korkun! Biz Ehl-i Beyt'iz. Sizin emir- 
leriniz ve misafirleriniziz. Allah Teala, bizim hakkimizda; "Ey Ehli Beyti 
Allah sizden ancak giinahi gidermek ve sizi tertemiz kilmak ister." 21 bu- 
yurmu§tur. Bu hutbeden sonra mescitte aglamayan kalmadi." 23 Bir defa- 
smda Mervan, Hasan aleyhisselama agir laflar etti. Hasan aleyhisselam hig 
ses gkarmadi. Sonra Mervan sag eliyle sumkurunce, Hasan aleyhisselam 
ona; 



19 Tirmizi(menakib 30) Hakim(3/170) Usdul Gabe(2/12) Zehebi Siyeri A'lam(3/256) 
esSavaik(s.311) 

20 ibni Sa'd'den; Suyuti Tarihul Hulefa(s.l89) ibni Hibban(12/408, 15/431) Hennad 
es Seriy Zuhd(2/618) Askeri Tashifatul Muhaddisin(l/383) es Savaik(s.311) 253 Ziya 
Muhtare(2/307) Ebu Ya'la(l/290) Heysemi Maksadul Ali(1359) Mecmauz 
Zevaid(9/175) Metalibu Aliye(3989) isnadi sahihtir. 

21 Ebu Nuaym Hilye(2/36) Siyeri A'lam(3/253) Dumeyri Hayatul Hayevan(s.434) ibni 

Kesir el Bidaye(8/68) §aVani Tabakat(l/89) Es Savaikul Muhrika(s.313) Yenabiul 

Mevedde(s.l26) §evahidun 

22 Ahzab, 33 

23 Tefsiru ibni Kesir(3/486) Zehebi Siyeri A'lam(3/270) Dumeyri Hayatul 

Hayevan(s.433) es Savaikul Muhrika(s.313-314) Hayatus Sahabe(4/300) Yenabiul 

Mevedde(s.l25) 



24 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Sana yaziklar olsun! Sag el in yiiz igin oldugunu, boyle hareketler igin 
sol elin kullanilacagmi bilmiyor musun?" Yuh sana!" dedi. Mervan sesini 
gikaramadi. 24 i§te bu, Hasan aleyhisselamin, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem'in ahlaki ile ahlaklandigini gostermektedir. Zira Efendimiz Sallallahu 
aleyhi ve sellem de, §ahsini ilgilendiren hususlarda kizmaz, §eriatin hukum- 
leri ggnendiginde kizardi. 

Bir gun Hasan aleyhisselamin kapisma dilenci gelmi§ ve Hasan 
aleyhisselam; 

"Neden onu bu duruma du§urdum, o bana gelmeden once hallni ara§ti- 
np ihtiyacmi gidermeliydim" d\ye hayiflanarak aglami§tir. 25 ibni Sirin ve Ebu 
Ca'fer Radiyallahu anhuma'dan nakledildigine gore, Hasan aleyhisselam, 
yemege gagnlmayan kimseleri yemegine gaginrdi. 26 

Ona Gosterilen Sevgi Ve Saygi 

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, Hasan ve Huseyin Radiyallahu 
anhuma'ya hitaben buyurdu ki; 

"Dogrusu siz, Allah Teala'nin ruhundansmiz. Siz saygi gorup sevileceksi- 
niz." 27 Hasan aleyhisselam, kuguk iken, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem, onun dudagmi operdi. Bazen dilini emer, onu kucaklar, bagrma basip 
onunla oynardi. Bazen Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem namazda secde 
halinde iken Hasan aleyhisselam gelip O'nun sirtma biner, Rasulullah 
Sallallahu aleyhi ve sellem de, onu sirtmda tutmak igin secdesini uzatirdi. 
Bazen Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte minbere gikardi. Sa- 
hih bir hadiste sabit olduguna gore, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem 
minberde hutbe irad ederken, Hasen ile Huseyin Radiyallahu anhuma'mn 
kendisine dargm durduklarmi gorunce minberden inip onlari kucaklami§, 
yanma ahp minbere gikarmi§ ve 

"Allah dogru soyler; "$uphesiz mallarmiz ve gocuklarmiz bir imtihan- 
d\r" Ben bu iklsinin yururken tokezledigini gorunce kendiml tutamadim, 
yanlarma gltmek igin indim." 28 

Ebu Bekir radiyallahu anh, Hasan aleyhisselama saygi gosterir, ikramda 
bulunur, onu sever ve "Babam sana feda olsun" derdi. Omer Radiyallahu 
anh de ona bu §ekilde davranirdi. 

Vakidi'nin ibrahim Bin Haris et Teymi'den rivayet ettigine gore Omer 
Radiyallahu anh sahabelere maa§ baglarken Hasen ile Huseyin Radiyallahu 



24 ibni Kesir el Bidaye(8/70) Suyuti Tarihul Hulefa(s.l90) Zehebi Siyeri A'lam(3/266) 
Heytemi es Savaik(s.314) 

25 Hucviri Ke$ful Mahcub(s.460) 

26 Zehebi Siyeri A'lam(3/262) ibni Kesir el Bidaye(8/69) 

27 ibni Kesir el Bidaye(8/63) 
ibni Kesir el Bidaye(8/63) Zehebi Siyeri A'lamin Nubela(3/257) 



28 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 25 



anhuma'ya Bedir savanna katilan sahabelere baglanan be§ milyon dirhemlik 
maa§i baglami§ti. 

Osman Radiyallahu anh de ayni §ekilde onlara ikramda bulunur, onlari se- 
verdi. Osman Radiyallahu anh ku§atma altma almdigmda, Hasan 
aleyhisselam kihcmi ku§anarak onun yanmda durmu§, onu savunmaya ba§- 
lami§ti. Osman Radiyallahu anh da onun ba§ma bir kotuluk gelmesinden 
korktugu igin yemin vererek evine donmesini talep etmi§ti ki, AN 
kerreme'llahu vechenin gonlu rahatlasm. AN kerreme'llahu veche oglu Ha- 
san'a a§in derecede kiymet verir ve ona saygi gosterirdi. 29 Hasan 
aleyhisselam, gok bo§ayan bir zat idi. Fakat bo§adigi butun hanimlan onu 
gok severdi. Hatta AN Radiyallahu anh, bir gun hutbesinde Hasan 
aleyhisselamm gok bo§amasi sebebiyle halki, ona kiz vermemesi igin uyar- 
mi§, halk ise, ehli beyt ile akrabalik kurmak arzusu ile bundan razi ve ho§nut 
olduklarmi soylemi§lerdi. 30 

Hilafeti ve Muaviye He Sulhu 

ibni Mulcem, AN kerreme'llahu vechenin dunyayi terke sebep olunca, 
halk Hasan aleyhisselamm yanma gelerek; 

"Ey mii'minlerin emiri! Halifeligi sen a//"dediler. Hasan aleyhisselam; 

"Hayir! Ben sizi bu konuda tipki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem'in (halife tayin etmeden) biraktigi gibi birakiyorum. Eger Allah size 
hayir murad ederse, mutlaka sizi hayrmiza dokunacak bir karara vardmr. 
Nitekim Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettikten sonra da si- 
zin, hayirli bir insan uzerinde ittifak etmenizi saglamiftir." Dedi. 31 Buna 
ragmen halk, Hasan aleyhisselam'i bu i§e son derece layik buldugu igin ona 
biat etti. Daha once Emirul Mu'minin olan AN kerreme'llahu veche, 
§am'Nlara kar§i tedbir almak amaciyla buyuk miktarda asker toplami§ti. O 
boyle bir sefere gkima hazirligi igindeyken vefat etti. Cenabi Allah bir i§i ta- 
mamlamak istediginde, onu engelleme imkani yoktur. AN kerreme'llahu 
vechenin §ehid edili§iyle beraber, halk tarafmdan biatla halife segilen Hasan 
aleyhisselam, Muaviye ve §am'Nlarm kendi uzerine yurumek istediklerini 
haber aldi. Daha once AN kerreme'llahu veche boyle bir sefer igin biat etmi§ 
olan ordu, Muaviye ile kar§ila§mak uzere Kufe'den aynlmi§ti. Hasan 
aleyhisselam bu ordu ile yola gikip "Mesken" denilen yere varip konaklami§- 
ti. Oradan Medain'e varan Hasan aleyhisselam on iki bin ki§ilik bu ordunun 
ba§ma Kays Bin Sa'd Bin Ubade el Ensari'yi tayin etmi§ bulunuyordu. Hasan 



29 ibni Kesir el Bidaye(8/63) Zehebi Siyeri A'lamin Nubela(3/257) 

30 Suyuti Tarihul Hulefa(s.l91) Zehebi Siyeri A'lam(3/262) ibni Kesir el Bidaye(8/69) 
Nurul Ebsar(s.l35) es Savaik(s. 314) 

31 Ebu Nuaym Hilye(2/37) ibni Kesir el Bidaye(8/14) 



26 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



aleyhisselam, kampta dinlenirken birden bagn§malar duyuldu. Birisi; "Kays 
Bin Sa'd olduruldu! Diye bagiriyordu. Ansizin ortahk kari§ti, herkes birbirinin 
malma saldirdi. Hasan aleyhisselamin bulundugu yere kadar geldiler. Otur- 
dugu kilimi gekip aldilar, ona hucum edip yaraladilar. Hasan aleyhisselam bu 
vakadan dolayi isyancilara kar§i buyuk bir tiksinti duydu. Binegine atladi, 
Medain'deki beyaz kasra gitti. Oraya vardigmda her yam yara bere igindey- 
di. Ordu kasirm onune geldiginde, Muhtar Bin Ubeyd (Allah onu rezil etsin) 
Medain'de memur olan amcasi Sad Bin Mes'ud'a; 

"$erefli ve zengin bir adam olmak ister misin?" dedi. Sa'd; 

"Ne demek istiyorsun?" dedi. Muhtar; 

"Hasan' i a I, her tarafmdan zincirlere bag la ve Muaviye'ye gonder" de- 
di. Sa'd; 

"Allah seni rezil etsin! Sen/7? teklifin ne kotu! Benden Rasulullah 
Sal la Hah u aleyhi ve sellem'in torununu mahvetmemi mi istiyorsun?" diye 
cevapladi. 32 Hasan aleyhisselam, Irak'ta yakalandi. Irak'hlar, §am'lilara kar§i 
Hasan aleyhisselama dayanarak kendilerini savunmak istiyordu. Oysa yap- 
tiklari i§le istedikleri §ey birbiriyle bagda§miyordu. Onlarm asil husrani, bir- 
birleriyle goru§ aynhgi iginde olmalarmdan ve ba§kanlarmi dinlememelerin- 
den kaynaklaniyordu. Eger biat ettikleri zatm, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin kizi olan Fatima radiyallahu anha'nm oglu Hasan aleyhisselamin 
kiymetini bilselerdi, Hasan aleyhisselamin Muslumanlar arasmda bir efendi, 
bir lider konumunda oldugunun farkma varsalardi, doneklik yapmaz, karga- 
§aya du§mezlerdi. Hasan aleyhisselam, ordusunun dagmikligmi ve gevresin- 
dekilerin kararsizhgmi gorunce, Muaviye'ye bir mektup yazarak ban§ istedi- 
gini bildirdi. Muaviye de o sirada kar§i koymak igin ordusunun ba§ma geg- 
mi§ti. Hasan aleyhisselam emirlikten gekilmek igin bir takim §artlar one sur- 
du. Muaviye bunlari yerine getirdigi takdirde Hasan aleyhisselam emirlikten 
vazgegecekti. 33 

Anla§ma $artlan 

1- Irak ve Hicaz halkmdan AN Radiyallahu anh taraftan olup, ona sevgi ile 
bagh olanlara kar§i, intikam siyaseti gudulmeyecek. 

2- Muaviye, olunceye kadar halife olacak, oldukten sonra meseleyi, §ura 
halledecek. (§ia kaynakh bir rivayete gore de; Muaviye'nin olumunden son- 
ra Hasan veya Huseyin aleyhimes selamdan birinin halife olmasi §art ko§ul- 



32 Ebu Nuaym Hilye(2/37) ibni Kesir el Bidaye(8/14 Terc.:8/29-30) ibnul Esir el Ka- 
mil(3/404) Zehebi Siyeri A'lam(3/269) 

33 ir§ad-i Mufid(s.l72) Menakib-i ibn-i §ehra§ub(4/33) Abdullah b .Muslim b. 
Kuteybe El-imamet-u ves-Siyase(l/163) ibni Sabbag Fusul-ul Muhimme(s.l45) Sibt 
ibnul Cevzi Tezkiret-ul Havas(s.l97) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 27 



34 

mu§tu. 

3- AN kerreme'llahu vechenin ve Hasan aleyhisselamin tebaasma ode- 
meye mecbur oldugu giderler, Kufe hazinesinden kar§ilanacak. 

4- Hazineden, geginecek kadar bir tahsisat baglanacakti. Rasulullah 
Sallallahu aleyhi ve sellem; "Benden sonra Hilafet otuz senedir. Sonra kral- 
hk haline ge\\r" buyurmu§tur. 35 Hasan aleyhisselam donemi ile hilafet otuz 
yila tamamlanmi§tir. 

Hasan aleyhisselam, Muaviye igin Hicri 41. yilm Rebiulevvel aymda hila- 
feti terk etti. i§te Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatmdan bu 
tarihe kadar da tarn otuz yil gegmi§tir. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, 
Hicri 11. yilm Rebiulevvel aymda vefat etmi§ti. Bu da peygamberlik delille- 
rinden bir(mucize)dir. Ayrica Hasan aleyhisselamin faziletleri bolumunde 
kaydettigimiz hadisi §erif te bu mucizeye i§aret ederek, iki Musluman toplu- 
luk, Hasan aleyhisselamin hilafetten feragati ile ban§ saglami§tir. 

$ehadeti 

Hasan aleyhisselam, zehirlenerek §ehit edilmi§tir. Umeyr Bin ishak anla- 
tiyor; "Kurey§li bir adamla beraber Hasan aleyhisselamin yanma geldik. "De- 
falarca zehirlendim, a ma bu sefer ki hepsinden da ha kotuydu" diyordu. O 
sirada Huseyin aleyhisselam geldi. Hasan aleyhisselamin yaniba§ma oturdu 
ve; 

"Ey karde§im! Sana bunu igiren kimdi?" diye sordu. Hasan aleyhisselam; 
"Onu oldurmek mi istiyorsun?" ^dedi. Huseyin aleyhisselam; 

"Evet^dedi. Bunun uzerine Hasan aleyhisselam; 

"Eger bunu §u anda, zannettigim adam yapmi§sa Allah'm intikami da- 
ha getin olacaktir." 36 Hasan aleyhisselam, ruyasmda sanki gozlerinin ara- 
smda ihlas suresinin; "De ki; O Allah'tir, tektir" ayeti celilesinin yazildigmi 
gorunce, ev halkiyla birlikte buna sevindi. Sonra bu, ibnul Museyyeb'e anla- 
tilmca dedi ki; 

"Eger ruyasi dogru ise, ya§ama muddeti az kaldi." Bu sozCin uzerinden 
birkag gun gegtikten sonra Hasan aleyhisselam Hakk'a yurudu. Cenaze na- 
mazmi o gunku Medine valisi Said Bin el As kildirdi. Vefatmm sebebi dogru- 



34 ibni Kuteybe ed Dineveri-'ye nisbet edilen- el imame ves Siyase(l/140) Berzenci 
el i§aa Li E§ratis Saa(s.50) ir§ad-i Mufid(s.l72) Menakib-i ibn-i §ehra§ub(4/33) Fusul- 
ul Muhimme(s.l45) ibnul Cevzi Tezkiret-ul Havas(s.l97) 

35 Ebu Davud(4446) Tirmizi(fiten 48) ibni Hibban(1534) Hakim(3/71) Ahmed (4/185, 
273, 5/44, 50, 220) Ru'yani Musned(25/136) Suyuti Hasais(s.714) ibni Kesir el 
Bidaye(terc.:8/31) 

36 Ebu Nuaym Hilye(2/39) Zehebi Siyeri A'lamin Nubela(3/274) ibni Kesir el 
Bidaye(8/76) §a'rani Tabakat(l/90) Heytemi es Savaiq(s.316) Dumeyri Hayatul 
Hayevan(s.435) §evahidun Nubuvve(s.328) 



28 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



lanmayan bir rivayete gore §6yle nakledilmi§tir; 

"Yezid gizlice Hasan aleyhisselamin hanimi Ca'de Binti E§'as Bin Kays el 
Kindi'ye, Hasan aleyhisselami zehirledigi takdirde kendisiyle evlenecegi ha- 
berini 100 dirhem ile beraber gonderdi. Kadm bu i§i yaptiktan sonra, Hasan 
aleyhisselam, kirk gun hastalandi. Vefat edince, Ca'de, verdigi sozu yerine 
getirmesi igin Yezid'e haber gonderdi. Yezid ona; "Biz senin Hasan igin bir e§ 
olmana razi olmadik ki, seni kendimize e§ edinmeye razi olalim." Diye ce- 
vap gonderdi. 37 

Hasan aleyhisselam, babaannesi olan Fatima Binti Esed Radiyallahu an- 
ha'nm yanmdaki me§hur kubbesinde defnedildi. Hayat suresi 47 yil olup, bu 
muddetin yedi yih Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem ile otuz yih babasi 
AN Radiyallahu anh ile gegtikten sonra hilafet makammda alti ay bulundu. 
Sonra hilafeti Muaviye'ye birakarak 9 yil 6 ay da Medine'de ya§adi. Hicretin 
49 veya 50. yilmda vefat etti. Cenazesine buyuk bir kitle katildi. 

Qocuklan 

Havle Binti Manzur Bin Zeban el Fezariye adh hanimmdan; Hasan Bin 
Hasan, 

Binti Ukbe Bin Mes'ud el Bedri adh hanimmdan; Zeyd ve Ummul Hasan, 

Sakafiye'den; Omer, 

Ummu ishak Binti Talha Bin Ubeydullah adh hanimmdan; Talha, Ummu 
veled analardan; Huseyin el Esrem ve Abdullah adh gocuklan olmu§tur. 38 

Hafiz Ebu Bi§r ed Dulabi, ibrahim ve Amr adh iki oglunun daha oldugunu 
kaydetmi§tir. 39 

El-Birmavi; Hasan aleyhisselam'm 11 gocugu olup bir tanesinin kiz oldu- 
gunu soylemi§, Mecmaul Ahbab adh eserde de, 15 oglu ve 8 kizi oldugu 
kaydedilmi§tir. 40 



Hem Huseyn oldu susuzluktan sehJd-i Kerbela, 



37 ibni Kuteybe el Maarif(s.l46) Ebulferec isbehani Makatilut Talibiyyin(s.73) ibni 
Kesir el Bidaye(8/77) Suyuti Tarihul Hulefa(s.l92) §eblenci Nurul Ebsar(s.l36) es 
Savaiq(s.316) Safuri el Mehasin(s.l96) §eyh er Radi Sulhul Hasen(s.361) Berzenci el 
i§aa(s.55) §evahidun Nubuvve(s.328) Ai§e Abdurrahman Bintu§ §ati Seyide 
Sukeyne(s.26) 

38 ibni Kuteybe el Maarif(s.l46) isafur Ragibin(s.200) 

39 Dulabi Zurriyetut Tahira(115) bkz.: isafur Ragibin (s.201) 

40 Safuri Muhtasarul Mehasinil Muctemea(s.l96) Nurul Ebsar(s.l36) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 29 



IMAM HUSEYIN Bin ALi Aleyhisselam 41 

Fatima aleyhisselama, Hasan aleyhisselamin dogumundan 50 gun sonra 
Huseyin aleyhisselama gebe kalmi§ti. Hicretin 4. yih §a'ban aymm be§inde, 
Huseyin aleyhisselam dogdu. 

Sutannesi 

Abbas radiyallahu anhm hanimi Ummul Fadl, bir gun Efendimiz Sallallahu 
aleyhi ve sellemin yanma gelerek; 

"Ey Allah' m rasulul Bu gece ruyamda senin bedeninden bir pargasmm ke- 
silip evime konuldugunu gordum." Dedi. Efendimiz Sallallahu aleyhi ve 
sellem de; 

"Hayir, gormu§sundur in§allah. Fatima bir erkek doguracak, sen de ona 
oglun Kusem'in sutunu emzireceksin." Buyurdu. Huseyin aleyhisselam 
dogunca, Ummul Fadl onu ahp goturdu ve debeleninceye kadar ona 
Kusem'in sutunu emzirdi." 42 

Lakap ve Kunyeleri Kunyesi Ebu Abdullah'tir. Lakaplan ise; §ehid, Seyyid, 
er Ra§iyd, et Tayyib, ez Zeki, el Vafi, el Mubarek, et Tabi limerdatillah ve es 
Sibt'tir. 43 

Faziletleri 

Ya'la el Amiri radiyallahu anhden; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem 
bir gun ashabiyla birlikte davet edildigi bir yemege gidiyordu. O sirada Hu- 
seyin aleyhisselam da, sokakta gocuklarla oynuyordu. Rasulullah Sallallahu 
aleyhi ve sellem, ashabmi geride birakip ilerledi ve ellerini agarak Huseyin 
aleyhisselami tutmak istedi. Huseyin aleyhisselam bir oraya bir buraya kag- 
yor, efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem de guluyor ve onu tutmaya $ah§i- 
yordu. En sonunda tuttu, bir elini ensesine, bir elini de genesinin altma ko- 
yup optu ve buyurdu ki; 

"Huseyin bendendir, ben de Huseyin' denim. Allah' im! Huseyini seven i 
sen de sev. Huseyin torunlardan bir torundur." 44 Cabir Bin Abdullah 
radiyallahu anhden; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 



41 (ERDOGMU$, 2003) s. 194-250 Kitaptan ozetlenerek almmi§tir. 

42 Hakim (3/176) Mi§kat(3/264) ibni Sa'd(8/278) Mus'ab ez Zubeyri Nesebi 
Kuray§(s.24) §evahidun Nubuvve(s.331) Yenabiul Mevedde(s.l38) Nurul 
Ebsar(s.l39) 

43 Musab ez Zubeyri Neseb(s.40) §evahidun Nubuvve(s.328) Nurul Ebsar(s.l38) 

44 Tirmizi(3777) Ahmed(4/172) ibni Mace(142) Buhari Edebul Mufred(364) Zehebi 
Siyeri A'lam (3/283) ibni Abdilberr el istiab (3/627) Kenzul Ummal(7/107) ibni Hacer 
el isabe(3/630) ibni Kesir el Bidaye(8/336) §eblenci Nurul Ebsar(s.l39) Hayatus 
Sahabe (3/347) el Ciylani Fadlullahis Samed (1/459) Heytemi Es Savaikul 
Muhrika(s.420) 



30 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Cennetlik genglerin efendisine bakmakla mutluluk duyan, Huseyin Bin 
Ali'ye baksm" 45 Ebu Hureyre radiyallahu anh rivayet ediyor; Rasulullah 
Sallallahu aleyhi ve sellem mescitte oturuyordu. 

"ufakUk nerede?" buyurdu ve Huseyin aleyhisselam odasmdan gikip, du- 
§ene kadar yiiruyerek geldi. Parmagini Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem'in sakalma koydu. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem de Huseyin 
aleyhisselamm agzmi agarak agzmi onun agzma koydu. Sonra buyurdu ki; 

"Allahim! Ben bunu seviyorum. Sen de bunu sev ve bunu sevenleri de 
sev." 46 imam-i Hasan aleyhisselam ve karde§i imam-i Huseyin aleyhisselam 
Hz.leri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in huzurunda gure§i- 
yorlardi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz imam-i Hasan 
aleyhisselami te§vik ediyordu. Hz. Fatimatuzzehra radiyallahu anha babasi- 
na: 

"Ya Resulallah! Hasan buyuktur, hep onun tarafmi tutuyorsunuz." Ne- 
bi sallallahu aleyhi ve sellem: 

"Ya Fatima! Cebrail aleyhisselam Huseyin'e yardim ediyor/' buyurdu- 
lar. 47 

Fatima radiyallahu anha'dan; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem bu- 
yurdu ki; "Hasan' da Benim heybetim ve ululuk niteligim vardir. Huseyin' de 
ise, Benim §ecaatim ve comertlik vasfim vardir." 48 

Zeyd Bin Erkam radiyallahu anh den; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem, AN, Fatima, Hasan ve Huseyin aleyhimussselam hakkmda buyurdu ki; 

"Bunlarla ban§ik olanla ban$ik olurum, garpi§anlarla da garpi§mm." 49 

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem bir gun namaz kilarken kulagma bir 
$ocuk aglamasi geldi. Namazmi gabucak bitirip di§an gkti. Sebebini sorduk- 
larmda buyurdu ki; 

"Bir gocuk aglamasi duydum. Onu Huseyin zannettim." 50 Ebu Hureyre 
radiyallahu anh, bereketlenmek igin Huseyin aleyhisselamm ayagmm topra- 



45 Ebu Ya'la(3/1874) Zehebi Siyeri A'lam(3/283) Heysemi Maksadul Ali(1360) 
Mecmauz Zevaid(9/187) ibni Kesir el Bidaye(8/336) isafur Ragibin (s.202) Heytemi 
es Savaik(s.421) Nurul Ebsar(s.l39) 

46 Buhari(Buyu 49) Muslim (Fadailus Sahabe 57) Hakim(3/196) Buhari Edebul 
Mufred(1183) el Ciylani Fadlullah(2/567) Nurul Ebsar(s.l39) isafur Ragibin 
(s.195,202) 

47 Zehebi Tarih(3/9) Zehebi Siyeri A'lam(3/266) Metalibul Aliye(3994) Lemazat(l/95) 
§evahidun Nubuvve (s.330) 

48 ibni Kesir el Bidaye(8/252) Heytemi es Savaiq(s.419) 

49 ibni Mace(145) Zehebi Tarih(3/8) ibni Kesir el Bidaye(8/335) 

50 Zehebi Siyeri A , lam(3/284) §evahidun Nubuvve(s.331) Lemazat(l/96) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 31 



gindan elbisesine sararakta§irdi. 51 

$ehadetinin Haber Verilmesi 

Enes Bin Haris radiyallahu anhden; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem 
buyurdu ki, "Benim bu oglum Huseyin, Irak topraklarmdan birinde olduru- 
lecektir. Sizden herkim ona yeti§irse, yardim etsin!" 52 

Enes radiyallahu anhden; "Yagmur melegi Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
selleme gelmek igin izin istedi. Ona izin verildi. Rasulullah Sallallahu aleyhi 
ve sellem, Ummu Seleme radiyallahu anha'ya dedi ki; 

"Kapiya bak, yammiza kimse girmesin!" Derken Huseyin aleyhisselam 
geldi ve girmek istedi. Ummu Seleme ona mani oldu. Fakat o, sigradi ve igeri 
girdi. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in kucagma oturup boynuna 
sarildi. Melek; 

"Onu seviyor musun?" ded\. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem de; 

"Evet" buyurdu. 

"Ama ummetin onu oldurecek. istersen sana onun oldurulecegi yen 
gbstereyim" dedi ve kirmizi bir toprak getirdi. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem, o topragi Ummu Seleme'ye emanet etti ve o da onu ba§6rtusune 
sardi. Sabit radiyallahu anh dedi ki; 

"feittigimize gore, o yer, Kerbela'dir." 53 

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem bu topragi koklayip; "Rlyhu kerbin 
ve belain (uzuntu ve bela kokusu)" buyurdu. Ummu Seleme radiyallahu 
anha'ya dedi ki; 

"i§te bu toprak Hiiseyin'in oldurulecegi yerin topragidir. Kana bulandigi 
zaman bil ki Huseyin §ehit oldu demektir." Ummu Seleme radiyallahu 
anha dedi ki; "Ben bu topragi yammdaki bir §i§eye koydum ve kendi ken- 
dime bu topragi n kana donu$ecegi gun buyuk (bir bela) gunudur dedim." 
Ummu seleme radiyallahu anha, Huseyin aleyhisselamm §ehit edildigi gun o 
topragm kana bulandigmi gormu§tur. Bu hususta ibni Abbas, AN ve Ai§e 
radiyallahu anhumden de sahih rivayetler vardir. 54 



Zehebi Siyeri A'lam(3/287) 309 Ibni Kesir el Bidaye(8/337) §evahidun 
Nubuvve(s.331) Lemazati Hulviye(l/96) Suyuti Hasais (2/627) 

52 Kurtubi Tezkira(s.644) §a'rani Muhtasan Tezkira(s.418) Yenabiul Mevedde(s.l39) 

53 Kurtubi Tezkira(s.644) Ahmed (3/242) Zehebi Siyeri A , lam(3/194) Metalibul All- 
ye(3999) es Savaik(s.421) 

54 Ahmed(l/242) ibnul Cevzi el Hadaik(l/396) Zehebi Tarih(3/10) Zehebi Siyeri 
A'lam(3/288) Ebu Ya'la(l/363) Mecmauz Zevaid(9/187) Maksadul Ali(1364) es 
Savaiq(s.422) §evahidun Nubuvve(s.332) Yenabiul Mevedde(s.l39) 



32 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Yezid'in Veliaht Tayin Edilifi 

Muaviye, bazi valileri ve yakinlan, Yezit'in veliahthga layik oldugunu soy- 
leyerek Muaviye'nin kafasini kan§tirdilar. Ozellikle Mugire Bin §u'be'nin 
kulis faaliyetleri ona $ok etki etti. Mugire der ki; "Muaviye'nin kafasina hi£ 
mi hi? olmayacak gibi gozuken muhal bir i§ soktum. Bu i§ ummetin hayrina 
bir §ey olmadi. Oyle bir gedik a^tim ki, ebediyen kapanmayacaktir." 55 
Muaviye hicri 56 yihnda agikga Yezid igin biat gagnsmda bulundu. insanlar 
Yezid'in ahlaksizhgmi bildikleri igin razi olmadilar. Herkes kerhen evet dedi. 
Bu gagriyi Abdurrahman Bin Ebubekr, Abdullah Bin Omer, ibni Abbas, Ab- 
dullah Bin Zubeyr ve Huseyin Bin AN radiyallahu anhum reddettiler. 56 Yezid, 
kralhgi iyi idare etmesiyle §6hret buldugu gibi, gok §arap igmesi, namazi terk 
etmesi, §ehvetine du§kun olu§u, zalimligi ve fahi§elerle yatmasi ile de me§- 
hur olacakti. Yezid'e babasi henuz sag iken, tahtmm varisi olacagmi soz ver- 
mi§ti. Muaviye olunce, hicri 60 yihnda Yezid halife olarak biat aldi. 57 Boylece 
teror, adam kayirma ve ru§vetle elde edilen bir mirasa varis oldu. Bulundu- 
gu devirde insanlarm en algaklarmdan olan Yezid ba§a gegmi§ti. Huseyin 
aleyhisselam buyuruyor ki; "Diinya bir cife(\e$)dir. Onun talipleri ise kopek- 
lerdir." 58 

Kerbela Felaketi 

Fesahat bahgesinin bulbulu, belagat §ehrinin durusu, cennetlik genglerin 
efendisi Huseyin aleyhisselam Kerbela felaketi ile kar§i kar§iya kaldi. Bir avug 
denecek kadar az yakinlan, yardimcilan ve erkek gocuklan ile birlikte o belah 
beldede §ehadet §erbetini igerek, Ehli Beyt dostlarmin yuregine kiyamete 
kadar §ifa bulmayacak bir yara agildi. Kerbela'da Huseyin aleyhisselama 
yapilanlar, butun dunyayi kan aglatmaya yetti. O acmm gonullerde yaktigi 
ate§, daglara ta§lara du§seydi, daglar, ta§lar erir, goklere du§seydi gokler 
buhar olup feza bo§lugunda kaybolurdu. 
Huseyin aleyhisselamin Mekke'ye Yerle§mesi 

Muaviye hayattayken tanmmi§ ki§ilerden Yezid'e biat almi§ti. Fakat 
imam Huseyin aleyhisselama dokunmayip, biat teklifinde bulunmami§ti. 



55 ibnul Esir el Kamil(3/504) Suyuti Tarihul Hulefa(s.205) Hasan ibrahim Hasan islam 
Tarihi(l/357) 

56 ibni Kesir el Bidaye(8/80) ibnul Esir el Kamil(3/512) bkz.: Taberi(5/301-307) Cev- 
det Pa§a Kisasi Enbiya(8/180) 

57 ibnul Esir el Kamil(8/226) EbulHasan Ali en Nedvi Aliyyul Murtaza(s.207) ir§ad-i 
Mufid(s.l82)Tarih-i Yakubi(2/226-228) Fusulul Muhimme(s.l63) 

58 Seyyid Burhaneddin Tirmizi, Maarif (s.77) Muhadaratu Ragib(l/215) Menhecul 
Kavi(6/478) §erhu Bahril Ulum(6/195) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 33 



Ozellikle oglu Yezid'e vasiyet etti ki 

"Huseyin b. Ali biat etmezse fazla israr etme ve oylece birak kalsm." 

Huseyin aleyhisselam ehli beytiyle beraber Mekke'ye yerle§ti ve gunlerini 
ibadetle gegirmeye ba§ladi. Mazlum olan imam Huseyin aleyhisselamin 
Mekke'ye giri§i, halkta uzuntu ve sevincin bir anda kavu§masindan 
mutevellid bir his uyandirdi. £oktan beri Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellem'den ve ehli beyt'ten ayri olan bu mubarek belde, §imdi Huseyin 
aleyhisselamin geli§i ile sanki goklere yukseliyordu. Habibi Kibriya'nm a§k 
ate§iyle yanmakta olan Batha ahalisi aglaya aglaya Huseyin aleyhisselami 
kar§ilamaya ko§tular. Ehli Beyt'ten boyle §anh biri ortada iken Yezid'e yuz 
vermek kimsenin hatirmdan bile gegmiyordu. Huseyin aleyhisselamin yuk- 
sekgayesi; 

"Hakkim, Yezid gibi, Musluman olduguna inanmak zor olan bir fasik-i 
gasiba terk etmi§ gorunmekten sakmmak" idi. Zira Medine'de kendi halin- 
de oturmakta iken, Yezid'in tehdit ve icbari, orada emniyet ve rahatmi orta- 
dan kaldirdigmdan, garesiz Mekke'ye sigmmi§ti. Fakat Mekke ile Medine 
halkmm kendisine a§in baghhgi ile Umeyyeogullarmdan olanlarm ve valilerin 
tela§i, Yezid tarafmdan Huseyin aleyhisselamin - ha§a - bozgunculuga te§- 
vikgilikle suglanmasma yol agmi§ti. 59 

Kufe'lilerin Biat Mektuplan 

Bu arada Kufe'liler, Abdullah radiyallahu anh ile Huseyin aleyhisselamin 
Yezid'e beyat etmeyerek, Medine'den Mekke'ye kagtiklanni ve kendi taraf- 
tarlarmi topladiklarmi i§itmi§ler, ba§ta Suleyman Bin Surad olmak uzere 
birgok ki§i Huseyin aleyhisselama mektuplar yazmi§lardi. Mektuplarmda, 
Yezid'in zulmunden biktiklarmi, kendi aralarma gelmesi halinde beyat ede- 
ceklerini, Yezidin hilafetini kabul etmediklerini belirtiyorlardi. 60 Huseyin 
aleyhisselam durumu du§undu ve bazi zatlar ile isti§are yapti. Amcasmin 
oglu Muslim Bin Ukayl radiyallahu anhi Kufe'ye gondermeye karar verdi. 
Muslim Bin Ukayl radiyallahu anh, Huseyin aleyhisselamin Irakhlara hitaben 
yazdigi bir mektupla beraber Kufe'ye gitti ve buyuk bir ilgiyle kar§ilandi. 
Mektubu aglayarak dinlediler ve Yezid'in adamlanyla garpi§mak igin yemin- 
ler ettiler. ilk elde 20.000 civannda ki§i Huseyin aleyhisselam adma ona 
beyat verdi. 61 Yezid, bu durumu haber almca, hadiseye kar§i zayif kaldigi 
igin Numan Bin Be§ir'i Kufe valiliginden azletti ve yerine §iddeti seven 



59 Mehmed Halid Mufassal Tarihi islam(l/335) Taberi Tarihi(5/351) Muhammed Ali 
es Sabban is'afur Ragibin(s.204) 

60 Taberi Tarihi(5/352) ibnul Esir el Kamil(4/20) ibni Kesir el Bidaye(8/151) Mehmed 
Halid Mufassal Tarihi islam(l/339) Suyuti Tarihul Hulefa(s.207) ir§ad-i Mufid(s.201) 

61 ibni Kesir el Bidaye(8/152) Zehebi Siyeri A'lamin Nubela (3/292) Menakib-i ibn-i 
§ehra§ub (4/89) 



34 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ubeydullah Bin Ziyad adh §ereften mahrum birini getirdi. Muslim Bin Ukayl 
radiyallahu anh, yeni geli§melerden habersiz olarak, Huseyin aleyhisselama 
umitlendirici haberler gonderiyordu. Ubeydullah Bin Ziyad, Kufe'ye girdigin- 
de hemen §iddete ba§vurdu, tehditler ile Kufelileri sindirdi ve bazi korkak, 
gikarci kimseleri kullanarak; 

"Huseyin'i davet edenlerin agiga gikarilmasmda yardimci olacaklarm 
odullendirilecegini" vaad etti. Bir jurnalci, Muslim Bin Ukayl radiyallahu 
anhm saklandigi yeri bildirince, Ubeydullah, bir grup askerle orayi ku§atti ve 
Muslim radiyallahu anh vuru§arak §ehit du§tu. Bu sirada durumdan haber- 
siz olan Huseyin aleyhisselam Irak'a hareket etmi§ti. ibni Abbas ve ibni 
Omer radiyallahu anhum gibi mumtaz §ahsiyetler, Kufe'lilerin vaadlerine 
guvenilemeyecegini hatirlatarak, ona mani olmak istemi§lerdi. Fakat Huse- 
yin aleyhisselam fikrinden donmedi ve ehli beytiyle birlikte 8 Zilhicce 60 
hicri tarihinde yola koyuldu. 

Bildirilmi§ Fitne Yih 

Ebu Hureyre radiyallahu anh derdi ki; "Allah'im! Beni 60. seneye eri§tir- 
me! Bana goluk gocugun idareci olacagi yih gosterme!" O, bu sozuyle, §u 
hadisi §erife i§aret ediyordu; "Ummetimin helaki Kurey§ ?ocuklannin elin- 
den olacaktir." 62 Nitekim duasi kabul olmu§ ve Ebu Hureyre radiyallahu 
anh, bu seneden once Hakk'a yurumu§tur. Ebu Ubeyde radiyallahu anh'den 
rivayet edilen zayif bir hadiste; 

"Bu - devlet - i§i Umeyye ogullanndan Yezid denilen bir adamin balta- 
lamasina kadar adaletle ayakta durmaya devam edecektir! ,/ 63 buyrulmu§- 
tur. Yakm lafizla Ebu Zerr radiyallahu anhden de rivayet edilmi§tir. Muaz 
radiyallahu anhm rivayet ettigi isnadi zayif olan diger bir hadiste buyrulur ki, 

"Fitneler karanhk gecenin pargalan gibi uzerinize gelecektir. Bir kismi 
gidince ba§ka kismi gelecektir. Halifelik kaldinhp krallik yerle§ecektir. Ey 
Muaz tut ve say! Be§e ula§mca; "Yezid! Allah Yezid' e bereket vermesin!" 
buyurdu. Sonra gozleri doldu ve buyurdu ki; "Bana Huseyin'in olum haberi 
geldi ve bana onun §ehit olacagi yerin topragi verildi. Onun katili de bildi- 
rildi. Sayi ona ula§mca; "el Velid! Firavun ismidir. islam §eriatmi yikandir! 



62 Buhari(4/178) Ahmed(2/288, 324, 328, 377, 520, 536) Cemul Fevaid(9856) Suyuti 
Hasais (2/772) 

63 Ebu Ya , la(2/781) Mecmauz Zevaid(7/190) Metalibul aliye(4533) Ahmed(3/417) 
ibni Huzeyme(340) Deylemi(7566) Bezzar(1584) Cem'ul Fevaid(6071) Suyuti Tarihul 
Hulefa(s.208) es Savaikul Muhrika(s.470) Maksadul Ali(1785) Suyuti Hasais(2/773) 
Berzenci el i§aa(s.63) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 35 



Onun kanmi ailesinden biri dokecektir. " B uy u rd u . 64 
Yeni Haberlerin Huseyin Aleyhisselama Ula§masi 

Haberciler Kufe'de hayli kan§ik durumlarin ortaya giktigim, Muslim Bin 
Ukayl radiyallahu anhin §ehit edildigini, Huseyin aleyhisselamm Kufe'li taraf- 
tarlarmm sindirildigini haber verdiler. Huseyin aleyhisselam gevresindekilere 
durumu bildirdi ve kendisiyle gelmek veya geri donmek arasmda onlari ser- 
best birakti. Ehli beyti ve yakm akrabalan di§mda hemen hemen herkes onu 
terk etti. Yakmlan da, Kufe'ye gitmenin tehlikeli oldugunu soylediler. Fakat 
Huseyin aleyhisselam, yola devam etti ve 

"Kufe'liler bizi davet etti, biz de icabet ediyoruz. Kar$ilarlarsa ne ala, 
yok ilgilenmezlerse geri doneriz" diye du§unuyordu. Tehlike haberleri goga- 
hnca, Huseyin aleyhisselam yalniz ba§ma gitmeyi istedi fakat ehli beyti onu 
yalniz birakmadilar. Bu arada Huseyin aleyhisselamm habercisi olan Kays Bin 
Mushir radiyallahu anh yakalandi ve ibni Ziyad, onun yuksek bir yere gikip 
Huseyin aleyhisselamm aleyhinde bir konu§ma yapmasmi istedi. O ise, gkti 
ve Huseyin aleyhisselama ovgude bulundu. Bunun uzerine Kays'i yuksek bir 
yerden atip pargaladilar. 65 

Kerbela'da Ku§atma 

Huseyin aleyhisselam Kufe ve yoresinin siki gozaltma almdigmi ve kendi- 
siyle sava§acak mucehhez bir ordunun hazirlandigmi duyunca olumden ba§- 
ka bir yol kalmadigmi anladi. i§te burada §ehit olmak igin kesin karar aldigmi 
agikga belirtti. 

Huseyin aleyhisselam, Siyraf a geldiginde, Kadisiye taraflannda, 2000 ki- 
§ilik bir suvari birligiyle kar§ila§ti. Kumandanlan Hurr Bin Yezid et Temimi idi. 
Bu birligi Kufe valisi gondermi§ti ve Huseyin aleyhisselamm Kufe'ye sokul- 
mamasi, Hicaz'a donmesine de firsat verilmemesi, gevre ile irtibati, erzak 
takviyesi ve su temini zor bir sahada konaklamaya zorlanmasi, silahh bir 
vuru§maya girilmeksizin kontrol altmda tutulmasi gibi gayeler guduyordu. 
Kufe'nin yakla§ik olarak yetmi§ kilometre yakmlarmda Kerbela ismindeki bir 
$6lde Yezid'in ordusu onlari ablukaya aldi. Sekiz gun burada kaldilar. Bu 
arada gunden gune abluka gemberi darahyor ve surekli du§mamn sayisi 
gogahyordu. Bilahare imam aleyhisselam gok az ashabiyla birlikte otuz bin 
ki§iden olu§an ordunun muhasarasmda kaldi. Ve Kufe'ye dogru hareketini 
devam ettirdi Bu bir kag gun iginde imam Huseyin aleyhisselam ordusunun 
yerlerini ayarlayip dostlarmi tasfiye etmeye karar aldi. Ashabma seslendi. 



Zayiftir. Taberani'den; Mecmauz Zevaid(9/190) Ebu Nuaym'dan; Suyuti 
Hasais(2/773) Berzenci el i§aa(s.56) ibnul Cevzi Mevduat(2/45) Ebu§ §eyh'ten; 
Suyuti Lealiul Masnua(l/414) 

65 ibnul Esir el Kamil(4/41) Taberi Tarihi(6/230) Dineveri Ahbar(s.246) ir§ad-i 
Mufid(s.204) Fusul-ul Muhime(s.l71) Makatil-ut Talibiyyin(s.73) 



36 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kisa bir konu§mada §6yle buyurdu: 

"Bizim oliim ve §ahadetten ba§ka bir yolumuz yoktur. Ben biatimi siz- 
den kaldirdim. Gitmek isteyen, gecenin karanligmdan faydalamp kendisini 
bu tehlikeli meydandan kurtarsm. £unl<u onlar bir tek beni oldurmek isti- 
yorlar." Daha sonra i§iklann sondurulmesine emir verdi. Maddi maksatlar 
igin imam Huseyin aleyhisselama ko§anlar sahneyi terkedip dagildilar. Fakat 
hak a§iklarindan gok azi (40 ki§iye yakin yarani) ve Beni Ha§im'den olan ak- 
rabalan kaldilar. imam Huseyin aleyhisselam yine kalanlan toplayip konu§tu 
ve §6yle buyurdu: 

"Sizden her kirn isterse gecenin karanligmdan faydalansm ve kendisini 
tehlikeden kurtarsm. Onlar bir tek beni istiyorlar." Fakat bu defa imamm 
vefah dostlan bir bir kalkip, $e§itli beyanlarla cevap verdiler ki, 

"biz higbir zaman senin onder oldugun hak yolundan donmeyecegiz. 
Senin temiz eteginden kopmayacagiz. Ve elimiz kilig tutana, kan damari- 
mizdan akana dek sava§ip, senin hurmetini koruyacagiz." 66 ibni Ziyad, 
Omer Bin Sa'd'i, Huseyin aleyhisselama kar§i yurumesi igin gorevlendirmek 
istedi. Yakmlan ile isti§are eden Omer Bin Sad, once bunu kabul etmek is- 
temediyse de, Re'y §ehrinin valiliginin kendisine daha onceden verilmi§ ol- 
masi ve bu gorevin ancak Huseyin aleyhisselama kar§i yurumesi kar§ihgmda 
verilecegini ogrenince, mal ve makam du§kunlugu onu §a§irtmi§, felaket 
gukuruna du§mu§tu. Huseyin aleyhisselam gibi §ani ve §erefi yuce bir zatm 
kiymetini bildigi halde, goz gore gore kendini cehennem ate§ine atmaya 
cesaret edebilmi§tir. 67 

Yazi§malar ve Goru§meler 

Omer Bin Sad, 4.000 ki§ilik askeriyle Kerbela'ya ula§ti. Onun vazifesi, ge- 
rekirse zor kullanarak, Huseyin aleyhisselamm Yezid'e biat etmesini sagla- 
mak idi. Omer Kerbela'ya vanr varmaz, Huseyin aleyhisselama; Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin torunu olarak halk nezdindeki yerini hatirlatti, 
ba§ma bir felaket geleceginden endi§e ettigini, Yezide biat ederek, kendisini 
ve ehli beytini kurtarmasmi soyledi. Huseyin aleyhisselam ise; 

"Bizi Kufe'liler davet etmi§tir. Biz de kalkip geldik. Halbuki bugiin, ver- 
dikleri soziin ardmda durmadiklan anla§ihyor. Vakanm seyri degi§ik bir hal 
almi§tir. Oyleyse izin verin de geri donelim." Dedi. 

Omer Bin Sad, durumu ibni Ziyad'a yazdi. Cevabmda; 

"Hele o, Yezid'e kar§i beyat etsin de, du$unuruz. $imdi siz hazir onu ele 
gegirmi$ken birakmaym, suyolunu tutarak su almasma da engel o\un" diye 



66 ir§ad-i Mufid(s.205) Fusul-ul Muhimme(s.l71) Makatil-ut Talibiyyin(s.73) 

67 Taberi Tarihi(5/409) Cevdet Pa$a(8/203) Tarihi Ya'kubi(2/243) Zehebi Siyeri 
A'lam(3/294) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 37 



haber aldi. Bunun uzerine Omer Bin Sad, 500 kadar askerini Huseyin 
aleyhisselam ile nehir arasma yerle§tirerek Rasulullah Sallallahu aleyhi ve 
sellemin cigerparesini ve ehli beytini susuz birakti. 68 Meselenin iyice karma- 
§ikla§tigini goren Huseyin aleyhisselam, gece vakti Omer Bin Sad ile ozel bir 
goru§me yaparak, ona ug alternatifli bir teklifte bulundu; ya Hicaz'a donme- 
sine izin verilmesi, ya §am'a gidip Yezid ile goru§mesinin saglanmasi, ya da 
bir smir §ehrine gonderilip, islam igin olunceye kadar cihad etmesine firsat 
verilmesi. Omer Bin sad bu teklife sevinerek hemen ibni Ziyad'a yazdi. ibni 
Ziyad once bu teklifi uygun bulmu§tu, fakat §emir Bin Zilcev§en, valiyi §u 
sozleriyle ki§kirtti; 

"Huseyin senin eline du§mu§ken, onun bu teklifine evet mi diyeceksin? 
$ayet beyat etmeden kurtulursa, onun kuvvet ve itibori artar, siz de zayiflar- 
smiz. Ben, i$i siki tutmani, Huseyin'in ve yanmdakilerin biat etmelerini sag- 
lamani tavsiye ederim. Zaten ben, Omer ile Huseyin'in geceleyin iki karargah 
arasmda gizli gizli konu$tuklarmi duydum." 69 ibni Ziyad, gaza geldi ve Omer 
Bin Sad'a ula§tinlmak uzere, §iddetli emirler igeren bir emirname yazdi. 
Buna gore Omer, Huseyin aleyhisselamm ve adamlarmin biatmi almak uzere 
derhal harekete gegecek, beyat etmezlerse, onlarla sava§acakti. Aksi halde 
kumandanhgi §emir'e birakmak zorunda kalacakti. Bu emirnameyi §emir'e 
verdi, bu emirlere uydugu surece Omer Bin Sad'e itaat etmesini, aksi halde 
kumandanhgi devralmasmi, Huseyin aleyhisselamm ve Omer'in ba§mi ken- 
disine gondermesini israrla belirtti. Omer Bin Sad derhal harekete gegerek, 
bir grup asker ile Huseyin aleyhisselama dogru yurudu. O sirada Huseyin 
aleyhisselam gadirmin onunde kihcma dayanmi§ bir vaziyette uyuklami§ti. 
Kizkarde§i Zeynep, kar§idan gelen athlari gorunce, onu uyandirdi. Huseyin 
aleyhisselam; 

"Ruyamda Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem bana; "Sen bize dogru 
geliyorsun" diyordu" dedi. 70 Huseyin aleyhisselam, karde§i Abbas kuman- 
dasmda yirmi kadar adammi gonderdi. Omer Bin Sad ona, validen gelen 
mektuptan bahsetti ve bunu Huseyin aleyhisselama iletti. Huseyin 
aleyhisselam sabaha kadar muhlet istedi. Huseyin aleyhisselam o gece bu- 
tun adamlarmi toplayip, aile fertlerini ahp gitmelerini, du§mamn sadece 
kendisiyle ilgilendigini soyledi. Fakat higbiri bunu kabul etmedi ve Huse- 
yin'siz bir hayatm higbir kiymeti olmadigmi ifade ettiler. Huseyin 
aleyhisselam ibadete ve zikre gok du§kundu. Kur'an okumayi gok severdi. 9 



68 ibni Kesir el Bidaye(8/175) Taberi(5/410) Dineveri Ahbar(s.255) Asim Koksal 
Kerbela Faciasi(s.ll9) Huseyin Algul islam Tarihi(3/68) 

69 ibni Kesir el Bidaye(8/175) Kerbela Faciasi(s.l21,122) Huseyin Algul islam Tari- 
hi(3/68-69) 

70 ibnul Esir el Kamil(4/56) Taberi Tarihi(5/416, 420, 451) Tevfik el Fekiki Seyide 
Sukeyne(s.l23) Bintu§ §ati Seyide Sukeyne(s.51) 



38 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Muharrem'i 10 Muharrem'e baglayan gece igin Omer Bin Sad'den musaade 
istemesi de bu yuzden idi. §ehadetinden onceki bu geceyi ibadet, zikir ve 
Kur'an okumakla gegirdi. 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) gunu sabah nama- 
zini muteakip Omer Bin Sad, emrindeki askerler ile saldinya gegti. Huseyin 
aleyhisselam onemli yerlere adamlarmi yerle§tirdi. Kami§ ve odunlan ate§e 
verdi. A§ura gunu sabah namazmdan sonra Hz. Huseyin aleyhisselam ordu 
komutanlarmin her birinin vazifesini belirledi. Diger tarafta Omer b. Sa'd da 
ordusunun saflarmi duzeltmekle me§guldu. imam aleyhisselamm gozu kala- 
bahk du§man ordusuna takihp kar§ismdaki sel gibi insanlan gorunce ellerini 
goge kaldirarak §u duayi okudu: 

"Allah' 'im! Her gam ve kederde sigmagim, her sikmti ve zorlukta umidim 
ve her musibette guvendigim Sensin. Kalpleri zayiflatan, kurtulu§ yollarmi 
kapatan, dostlan kagiran du$manlan sevindiren nice gam ve musibetleri 
Sana $ikayet ettim, ba$kalarmdan umidimi kesip Sana yoneldim. Ve Sen o 
gam ve uzuntuyu giderdin, on Ian sen izale ettin, her nimetin sahibi ve her 
dilegin nihayeti de Sensin/' 

imam Huseyin Aleyhisselamm Hitabeleri 

A§ura gunu imam'm ashabmm du§man ordusuna yaptiklan hitabelerin 
yam sira bizzat kendiside hedefini agiklamak, ilahi mesaji ula§tirmak ve huc- 
ceti tamamlamak amaciyla defalarca du§man ordusunun kar§ismda durup 
tarihi hutbeler irad etmi§tir. Ordusunun saflarmi duzene soktuktan sonra 
imam aleyhisselam atma binerek Omer Sa'd'in ordusunun kar§ismda durup 
ilk konu§masmi §6yle yapti: 

"Ey insanlar! 

Beni dinleyin; uzerime du$en sizlere ogut ve nasihatimi dinlemedikge ve 
bu bolgeye gelmemin sebebini ogrenmedikge sava§ hususunda acele etme- 
yin. Eger delilimi kabul edip, sozumu tasdik eder de bana hak verirseniz saa- 
det yolunu bulmu§ olursunuz ve sava$ igin de hig bir sebep kalmaz. Eger 
delilimi kabul etmezseniz; yaptigmiz i§in daha sonra gam ve uzuntunuze 
sebep olmamasi igin dostlarmizi bir araya toplayip du$unup ta$mm ve sonra 
hakkimda aldigmiz karari uygulaym. Bana goz agtirmaym. $uphesiz benim 
yardimcim Kur'an'\ indiren A\\ah't\r, salih kullarm yardimcisi O'dur. Ey Al- 
lah'm kullari! Allah Jedla'dan korkun, dunyaya kar$i ihtiyatli davranm; eger 
butun dunya bir ki$iye kalacak veya bir ki$i orada surekli kalacak olsaydi, 
enbiya baki kalmaya daha layikti, rizalan celbedilmeye daha evla ve boyle 
bir hukme daha uygun olurlardi. Ancak Allah Teala dunyayi fani olmak igin 
yaratmi$tir; yenileri eskilir, nimetleri zail olur, sevinci ise kararir (gam ve 
uzuntuye ddnu$ur) . Dunya engebeli bir menzil ve gegici bir evdir. Oyleyse 
ahiretiniz igin azik toplaym; en guzel azik ise sakmmaktir; Allah Jedla'dan 
sakmm ki kurtulu$a eresiniz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 39 



Ey insonlor! Allah Teala dunyayi, ehlini holden hole sokan fena ve zevol 
yurdu kildi. Aldanan kimse, dunyaya aldanan ve bedbaht ki$i de, ona bagli 
olan kimsedir. O halde sakm bu dunya sizi aldatmasm. Dunya kendisine 
itimad edenin umidini kestigi gibi tamah edenlerin de umudunu bo§a gikarir. 
Sizin bir i§ igin toplandigmizi goruyorum; bu i$le Allah Teala'yi gazaplandir- 
dmiz. Derken Allah Teala da rahmetini sizden gevirdi ve size azabmi gerekli 
kildi. Rabbi miz ne guzel bir rabdir, siz ise ne kotu kullarsmiz. Allah Teala'nm 
emrine uymaya ikrar ettiniz ve elgisi olan Muhammed Sallallahu aleyhi ve 
selleme de iman ettiniz. Ama daha sonra torunlarmi ve Ehl-i Beyt'ini oldur- 
mek igin saldinya gegtiniz. $eytan sizin gevrenizi ku$atmi$tir; boylelikle de 
size yuce Allah'i hatirlamayi unutturmu§tur. Allah Teala sizi ve dileginizi 
helak etsin. Biz, Allah'taniz ve §iiphesiz O'na donuculeriz." 

imam Huseyin aleyhisselam hutbenin uguncu bolumunde kendini tanita- 
rak onlara §u §ekilde nasihat ve ogut verdi: 

"Ey insanlar! Soyumu soyleyin, ben kimim? Sonra kendinize gelin, nefsini- 
zi kmaym. Bakm, beni oldurmeniz, hurmetimi gozetmemeniz size caiz midir? 
Ben, nebinizin kizmm oglu degil miyim? 

Ben, nebinizin vasisi ve amcasi oglunun oglu degil miyim? 

Ben, herkesten once Allah Tedld'ya iman eden ve Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin risaletini tasdik eden kimsenin oglu degil miyim? 

Seyyid-u$ $uheda olan Hamza, babamm amcasi degil midir? 

Cafer-i Tayyar am cam degil midir? 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin benim ve karde$im hakkmdaki: 

"Bu ikisi cennet genglerinin efendUeridlr" sozunu duymami§ mismiz? 
Eger sozumu tasdik ederseniz, bu soyledigim sozler bir gergektir. Allah Ted- 
ld'ya andolsun ki, Allah Teala'nm yalanciya gazab ettigini ve uydurdugu 
sozun zararmi kendisine gevirdigini bildigim gunden beri yalan soylemi§ de- 
gilim. Eger beni yalanlarsaniz §imdi muslumanlarm arasmda Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin ashabmdan olan kimseler mevcuttur; bunu on- 
lardan soracak olursaniz size soylerler. Cabir b. Abdullah-i Ensari, Ebu Said-i 
Hudri, Sehl b. Sa'd-is Saidi, Zeyd b. Erkam ve Enes b. Malik'ten sorun, ogre- 
nin; §uphesiz onlarm hepsi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin benim ve 
karde$imin (Hasan'm) hakkmda buyurdugu sozu duymu$lardir. Bu sozler, sizi 
kanimi dokmekten alikoymuyor mu?" 71 

Bu arada §imr b. Zil Cev§en bagirarak dedi ki: 

"0 kalbiyle degil de diliyle Allah'a ibadet ediyor, ne soyledigini bilmiyor" 
Habib b. Mezahir imam aleyhisselamin ordusunun adma ona §6yle cevap 
verdi: 

"Hayir, Allah'a diliyle ibadet eden ve tarn bir sapiklik igerisinde olan sen- 



71 Taberi(5/424) ibnul Esir(5/62) el Bidaye(8/179) 



40 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



sin. Evet, ben gok iyi biliyorum ki sen mevlam Huseyin aleyhisselamm bu- 
yurmu$ oldugu $eyden korkmuyorsun. Cunku Allah Teala, pak olmayan kal- 
bini muhurlemi§, ta§ gibi yapmi$tir." imam aleyhisselam sozlerine §6yle 
devam etti: 

"Ben ve karde§im hakkmda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu- 
yurdugu bu sozde §upheniz varsa benim Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin kizmm oglu oldugumda da mi $uphe ediyorsunuz? 

Allah Tedld'ya andolsun ki, dogu ve bati arasmda (butun dunyada), sizin 
ve di§mizdakiler arasmda da Resulullah'm benden ba§ka torunu yoktur. Ya- 
ziklar olsun size! Acaba oldurdugum bir kimse veya zayi ettigim bir mal ya 
da (size vurdugum) biryara kar$iligmda mi beni cezalandirmak istiyorsunuz? 

imam Huseyin aleyhisselamm sozu bu noktaya varinca Kufe ordusu tarn 
bir sessizlik igerisinde idi ve onlardan bir tepki ve cevap mu§ahede etmiyor- 
du. Sonra kendisini davet eden ve Omer-i Sa'd ordusu igerisinde olan unlu 
ki§ilerden birkagina hitaben §6yle buyurdu: 

"Ey $ebes b. Rib'i, ey Haccar b. Ebcer, ey Kays b. E$'as ve ey Yezid b. Ha- 
ris! "Meyvalanmiz yeti$mi$, gevremiz (bag ve bahgelerimiz) ye$ermi§tir ve 
senin emrinde olacak donanmi§ bir ordu da hazirdir" diye mektup yazan siz 
degil miydiniz? Soz ve ahdinizi unuttunuz mu?" Onlar: 

"Biz boyle bir $ey yazmadik" diye imam'in sozlerini inkar ettiler. imam: 

"Hayir! Vallahi siz boyle yazdiniz" dedi. 72 Huseyin aleyhisselam bunlari 
soylemekle, belki insafa gelenler olur da, cehenneme yuvarlanmaktan kur- 
tulurlar diye umid ediyordu. Ashnda Huseyin aleyhisselam yalvarmiyor, uya- 
riyordu. Ummet arasmda fitne gikmasmi istemiyordu. Zira §ayet araya kihg 
girerse iki ayri siyasi grup gkacak, bunlarm ileride dini huviyete burunmesi 
sozkonusu olacakti. Boyle de oldu. Bu arada Kays b. E§'as yuksek bir sesle: 

"Biz ne dedigini bilmiyoruz. Nigin amcan oglu Yezid'e biat etmiyorsun? 
Biat ettigin takdirde sana kar§i istedigin gibi davranilacak ve sana en ufak bir 
zarar bile gelmeyecektir." dedi. imam Huseyin aleyhisselam ona cevaben 
buyurdu ki: 

"Ey Kays! Sen Ha$imogullari'nm Muslum'un kanmdan ba§ka bir kan mi 
senden istemelerinden korkuyorsun? Hayir, Allah' a andolsun ki, ben onlara 
zillet elini vermeyecegim ve koleler gibi de onlarm onunden kagmayacagim 
Rabbimiz olan Allah'a sigininm." 73 Kufe ordusu imam'in sozlerine mizrak 
ve ok atarak cevap verdiler. Daha sonra imam bineginden inerek binegin 
yularmi Akabet b. Sem'an'a verdi ve geriye dondu. 



Bir Densiz'in Akibeti 



72 Taberi(5/425) ibnul Esirel Kamil(5/62) ibni Kesirel Bidaye(8/179) 
73 Biharul Envar(44/192) Tuhaful Ukul(s.245) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 41 



Kufur ordusundan olan Abdullah b. Havze-i Temimi ileri gikip imam'in 
ashabma hitaben yuksek bir sesle: 

Huseyin sizin aranizda mi? diye sordu. imam aleyhisselamin ashabmdan 
birisi: 

"Evet, Huseyin burdadir. Ne istiyorsun?" diye cevap verdi. Abdullah b. 
Havze imam'a hitaben §6yle dedi: 

Ey Huseyin! Seni cehennemle mujdeliyorum!" 

imam Huseyin aleyhisselam: 

"Yalan soyledin; giinkii ben bagi§layia, kerim, itaat edilen ve §efaat 
kabul eden Allah'a dogru gidiyorum; sen kimsin?" buyurdu Abdullah: 

"Ben Havze'nin ogluyum" dedi. Bunun uzerine imam ellerini kaldirarak 
§6yle dua etti: "AWah'im, onu cehenneme gotiir" Abdullah b. Havze 
imam'in bu duasma ofkelenerek atmi imam'a dogru mahmuzladi. Atm ayagi 
bir ta§a takilmasi sonucu Abudullah b. Havze yere yikildi ve ayagi eyerin 
uzengisine takildi. At urkerek onu arkasmda surukledi ve goldeki ta§lara 
garparak bedeni pargalanmi§ ve yari canh bir halde ate§ yakilmi§ olan bir 
gukura atti. 74 

Sonra Zuheyr, Bureyr radiyallahu anhuma Kufelilere nasihat etti 

Hurr Bin Yezid radiyallahu anh, Huseyin aleyhisselamin tarafma gegti. 

Harbi Ba§latan Kufeliler Oldu 

Bu sirada Omer bin Sa'd'in piyade birliklerinden birgrubu Htirr'un uzeri- 
ne yuruduler. Hur geri donerek imam Huseyin'in yanmda yer aldi. ^unku 
imam Huseyin, ashabmi sava§i ba§latmaktan sakmdinyordu. §imr b. Zil 
Cu§en one atilarak §6yle dedi: 

"Kizkarde§imin gocuklan neredeler? Abbas ve karde$leri neredeler?" On- 
lar §imr'e cevap vermekten sakmdilar. imam: 

"Kafir bile olsa ona cevap venn." dedi. Dediler ki: 

"Ne istiyorsun, ey §imr?" §imr: 

"Ey kizkarde$imin gocuklan! Size eman aldim. Kendinizi helaketa atmaym 
ve emirimiz Yezid'in emrine teslim olun." imam Huseyin'in karde§i Ebul Fazl 
Abbas dedi ki: 

"Allah'm laneti sana ve aldigm emana olsun. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin evladi emanda olmadigi halde bize eman mi veriyorsun?! Bizden 
lanetlenmi$ kimselerin emrine mi teslim olmamizi istiyorsun?! Amellerin ne 
kadar kotu ve ne kadar algak bir du§uncen var, ey $imr!" Omer b. Sa'd yayi- 
na bir ok takti ve imam Huseyin'in ordusuna dogru ilerleyerek ilk oku atip 
§6yle dedi: 



74 Taberi Tarihi(5/431) Mecmauz Zevaid(9/193) ibnul Esir el Kamil Fit Tarih(4/66) 
HayatusSahabe(4/531) 



42 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"§ahid olun ki, Huseyin ve ashabina ilk oku atan benim; emir 
Ubeydullah'm yaninda buna tanikhk yapm." Kufur ordusu komutanmin bu 
hareketinden sonra her taraftan imam Huseyin ve ashabi uzerine oklar 
yagmur gibi yagmaya ba§ladi ve ashaptan ok isabet etmeyen kimse kalmadi. 
imam: 

"Ey ya ran la rim! Kalkm. Allah sizi hayirla mukafatlandirsm. Kaderimizde 
olan §ehadete dogru yuruyun. Dogrusu bu oklar Kufe halkmm elgileridir- 
ler" imam'in ashabi kufur ordusuna kar§ihk vermek igin saldinya gegti. 
Boylece sava§ ba§ladi ve bir sure devam etti. Bu saldiri sona erip ortahk 
yati§arak toz toprak goktugunde imam aleyhisselamin ashabindan 50 ki§i 
§ehid olmu§tu. Sava§ butun hiziyla devam etti. 

Hur b. Yezid-i Riyahi, Enes bin Haris radiyallahu anh ve diger ehli beyt 
mensuplan §ehadet §erbetlerini igtiler. 

Huseyin Aleyhisselamin $ehid Edili§i 

Kufeliler saldirilarmi Huseyin aleyhisselama ve gevresindekilere yogun- 
la§tirdilar. O ise, elindeki kihci ile bu hucumlari savmaya gah§iyordu. Gozleri 
onunde, gunlerdir kendi 6z ogullan dahil, nice kiymetli ki§iler §ehit olmu§tu. 
Onlarm acisiyla yuregi yaniyordu. Bir de gunlerdir susuz kalmi§ti. Boyle bir 
halde metanetini koruyarak saldinlara direnmesi, du§manlarmi da §a§irti- 
yordu. 10 Muharrem, i§te boyle acikh sahnelere tarih oluyordu. Huseyin 
aleyhisselam aghk ve susuzluktan iyice mecalsiz kalmi§, Kufeliler ise 

"Htiseyin'i vuran ben olmayayim" diye son darbeye cesaret edemiyor- 
lardi imam Huseyin katligahta oylece duruyordu. Her biri Huseyin'i ba§kasi- 
nm oldurmesini istiyordu. §imr bagirarak, neye durmu§sunuz, neyi bekliyor- 
sunuz. Huseyin'in i§ini bitirin dedi. O sirada Zur'a Bin §erik et Temimi 
imam'in sol omzuna bir darbe indirdi. Sonra bir ok imam'in bogazma ve 
diger biri de boynuna isabet etti. Sinan b. Enes imam'in gogsune ve Salih b. 
Veheb ise yan tarafma vuruyordu. Bu halde iken, Sinan Bin Enes en Nehai 
mizrakla onu yere du§urdu ve mubarek ba§mi kesti. Bu siralarda imam'in 
ati, ba§i kanh oldugu bir halde gidip gadirlann onunde durdu. ^adirdaki ka- 
dmlar ba§ ve dizlerine vurarak gadirdan di§an gikmaya ba§ladilar. Umm-u 
Gulsum diyordu ki: 

"Vay halimize, Huseyin meydanm ortasmda yigilmi§ duruyor" Zeynep, 

"Ey karde§im, senden sonra dunyada ya§amanm degeri yoktur. Ke§ke 
yerle gbk birbirine gegseydi." dedi. Daha sonra Zeynep imam Huseyin'e 
dogru gitti. imam Huseyin katligahm ortasmda duruyordu. Zeynep, 

"Ey insanlar, sizin aranizda bir musluman yok mu? Bakm Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin ciger paresinin ba§ma neler getirdiler." diye 
haykirdi. Huseyin aleyhisselamin ayakkabilan, elbiseleri, sangi ve gadirlarda 
kalan butun e§yalan yagmalandi. Bazi mudahaleler olmasa, §emir Bin 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 43 



Zilcev§en gibi kopekler Huseyin aleyhisselamin aile fertlerini ve hatta hasta 
yatmakta olan AN el Asgar aleyhisselami bile oldureceklerdi. Huseyin 
aleyhisselamin bedeninde otuz ug mizrak yarasi ve otuz dort kihg darbesi 
tesbit edildi. Okyaralan bundan harigtir. Huseyin aleyhisselamin adamlarm- 
dan yetmi§ iki ki§i §ehit olmu§, Kufelilerden ise seksen sekiz ki§i 6ldurulmu§- 
tu. Huseyin aleyhisselam §ehit edildiginde 57 (yada 58) ya§mda idi. §ehit 
edildigi tarih; 10 Muharrem 61 Cuma gunu, vakit ogleden sonra idi. Hepimiz 
Allah'taniz ve hepimiz O'na donecegiz. Allah Teala'nm selami imam Huseyin 
aleyhisselamin ve takipgilerinin uzerine olsun. Allah Teala'nm Laneti onlari 
§ehid eden ve ettirenlerin uzerine olsun. 

Huseyin aleyhisselamin ba§mi govdesinden ayirarak Kufe'ye goturduler. 

Huseyin aleyhisselamin kabiri belirsiz hale getirilmi§ti. Bir bedevi gelip 
kabri §erifi ara§tirdi. Topraklan avuglayip koklamaya ve kabrin bulundugu 
yere dogru ilerlemeye ba§ladi. Kabri bulunca da, 

"Babam, a nam sana feda olsun! Senden ve sen in topragmdan da ha 
ho§, daha tath bir §ey yoktur" diyerek agladi ve bir beyit soyledi. 

ibni Ziyad, Huseyin aleyhisselamin ba§mi bir sopa uzerine yerle§tirerek 
§ehirde bir sure dola§tirilmasmi emretti. Diger Kerbela §ehitlerinin ba§lanyla 
beraber AN Bin Huseyin aleyhisselam ile kadm ve gocuklari, Zahr Bin Kays 
ba§kanligmda bir heyet ile §am'a yolladi. Heyet §am'a gidince, Yezid siyaset 
icabi guya bu duruma uzulmu§ gibi rol yapti ve ibni Ziyad'a lanet okudu. 

Hasan-i Basri radiyallahu anh Hazretleri derdi ki: 

'Valla hi eger Huseyin'i oldurenlerle veya onun katline razi olanlarla 
beraber bulunsaydim, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme kar§i 
utanamdan ve onun bana kizgmhkla bakacagmdan korktugum igin 
Cennete girmezdim." 

Siyer kitaplarmda gordum ki: Allah Teala Hazretleri Yahya ibnu Zeke- 
riya'nm katli sebebiyle doksan be§ bin ki§i 6ldurmu§tur. Her nebinin di- 
yeti budur. Sonra Allah Teala Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efen- 
dimize: 

"Ben, Zekeriyya oglu Yahya igin doksan be§ bin ki§i oldurdum, senin 
kizm oglu Huseyin igin bunun iki mislini oldurecegim." diye vahyetti 
§eklinde rivayet etmi§lerdir." Bu, onun nebiligine ve resullugune delil- 
dir. Cunku veli Peygamber rutbesine eremez. Halbuki Hz. Huseyin onun 
iki misline gikmi§tir. 

Yezid'e la'netin caiz oldugunu da al-Masabih Hadisi gosterir. Hz. Ai§e 
radiyallahu anhanm §6yle dedigi rivayet edilmi§tir: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu: Alti ki§i 
vardir ki ben de, Allah Teala da ve her nebi de onlara lanet etmi§tir: Al- 
lah Teala'nm kitabma katma yapan, Allah Teala'nm kaderini yalanla- 



44 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



yan, Allah Teala'nm zelil ettigini aziz etmek ve aziz ettigini zelil etmek 
igin cebr He saldiran, ahfadimdan Allah Teala'nm dokunmayi haram 
kildigi kimselere dokunmayi helal say an ve sunnetimi terk eden." 

Sa'deddin at-Taftazani Akaid §erhinde §6yle diyor: "Muaviye oglu 
Yezid hakkmda ihtilaf ettiler." Hulasa'da ve diger kitaplarda: "Yezid'e 
ve Haccac'a lanet dogru degildir. £unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimiz, muslumanlara ve ehl-i kibleye lanetten menetmi$tir" 

diyor. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kible ehlinden bazilarina 
lanet ettigine dair nakledilen sozu ise 

"0, insanlarm ba^kalarmm bilmedigi hallerini bilir. Bildigi ig hallerin- 
den oturu onlara lanet etmi§ olabilir" diye tefsir ediyor. Bazilari, Hz. Hu- 
seyin aleyhisselami katletmeyi emrettigi ign kafir oldugu gerekgesiyle 
Yezid'e laneti caiz g6rmu§, onu katleden, katlini emreden (kumandan) ve 
buna izin veren veya razi olan kimseler hakkmda lanet etmenin caiz ol- 
dugunda birle§mi§lerdir. Hakikat §udur ki: Yezid'in, Hz. Huseyin 
aleyhisselamm katline razi olmasi ve bununla sevinmesi ve Ehl-i Beyte 
ihaneti tevaturen sabit olan gergeklerdendir. Her ne kadar tafsilat (tefer- 
ruat) ahada dayaniyorsa da. Binaenaleyh biz, artik onun hakkmda sukut 
edemeyiz. Allah Teala ona ve ona yardim edenlere lanet etsin. 

Biliniz ki: Yezid, Allah Teala du§manlarinm en buyugudur. Cunku o, 
imam Huseyin aleyhisselami, Haram aylarmin sonunda, susuz olarak, 
uzaktan soguk suyu gostererek katletmi§tir. Allah Teala ve Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem ona lanet etmi§tir. Biz nasil ona lanet etmeye- 
lim? Allah Teala'nm laneti ona, taraftarlarma, yardimcilarina, dostlarma 
ve onu sevdiginden oturu ona lanet etmeyen herkese. Fakat imam A'zam 
onlardan korktugu igin ona lanet etmemi§ti, yoksa inancmdan dolayi de- 
gil. Bu da idare icabidir. Zalimlere kar§i zulumleri korkusundan idare ca- 
izdir. 75 

islam'm erken donem diplomasisinin onemli isimlerinden biri ve ayni 
zamanda saygm bir fikih bilgini olan Ebu Hamza el-Harici (hyt. 130/747), 
Hz. Muaviye'nin yonetimini ve ki§iligini anlatirken, §u sozleri soyluyor: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafmdan hem kendisi hem 
de babasi lanetlenmi§ bir adamdi. Allah Teala'nm kullarmi havel 76 Mus- 
lumanlarm mallarmi duvel, 77 Allah Teala'nm gonderdigi dim degel 78 
yapti. Sonra da yok olup gitti." (Cahiz; el-Beyan ve't-Tebyin, 1985, c.2, 



s.123) 



79 



75 (ATE§, 1971) Altmi§mci sofra 

76 Havel: K6lele§tirmek demektir. 

Duvel: Halkm malmi saltanat elde etmek igin kullanmak demektir. 
Degel: Bir degeri veya kurumu pusu kurmak amaciyla kullanmak. 
79 (OZTURK, 2008), s. 46-48 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 45 



"Eger Sifftn sava$mda hakli olan taraf Hz, Alt kerreme'llahu veche ise, 
bir uguncu taraf mevcud olmadigmdan haksiz olan taraf da Muaviye 
radiyallahu anhdir. Muaviye haksiz olduguna gore sava§ta ddkulmu$ 
olan muslumanm kanmm, gikan fitnenin ve fesadm da vebali altmdadir. 
insanlarm kanmm dokulmesine, fitne ve fesadm gikmasma yol agan bir 
haksizligm varligi, adaletin gignenmi§ oldugunun i§aretidir". 80 

Yezid'in yeti§tigi ahval du§unulunce yaptigi i§lerin siyasT ve dim olarak 
du§unulunce yaptiklanna §a§mamak gerektir. 

Huseyin aleyhisselamin Qocuklan 

1- Sakafe'li Leyla binti Murre Bin Urve Bin Mes'ud adh hanimmdan; Aliyul 
Ekber (Kerbela §ehidi), 

2- Sindiyye (veya Sulafe binti Yezducerd, yada §ahzenan binti Kisra 
Enu§revan ) adh ummu veled hanimmdan; AN el Asgar, 

3- Ummu ishak Binti Talha Bin Ubeydullah adh hanimmdan; Fatima, 

4- Rebab Binti imriul Kays el Kelbiye'den; Sukeyne, 

5- Kudaa'h hanimmdan; Cafer (Huseyin aleyhisselam hayatta iken Hakk'a 
yurumu§tur.) 

6- Kerbela'da §ehid olan Abdullah adh oglu ki bunun annesi de Rebab 
binti imruul Kays'tir. 

7- Aliyyul Evsat; Kerbela'da §ehit olmu§tur. 
8- Zeyneb 

9- Muhammed; kuguk ya§ta Hakk'a yurumu§tur. 

10-Omer 

11- Muakkib. 

ibn-i Haldun Mukaddime'sinde Hz. Huseyin aleyhisselam konusunu 
agkladiktan sonra konuyu §u §ekilde baghyor. 

Hz. Huseyin aleyhisselamin durumuna gelince, Yezid'in fasikhgi (dinin 
emir ve yasaklarma aykiri i§ler yapmasi) herkes tarafmdan anla§ihp orta- 
ya gikmca, Kufe'deki ehl-i beyt taraftarlan Hz. Huseyesin aleyhisselama 
haber gondererek Kufe'ye gelmesini, (Yezid'e kar§i) ona destek ve- 
receklerini soylediler. Hz. Huseyin aleyhisselam da, fasikhgmdan dolayi 
Yezid'e isyan edilmesi gerektigini du§undu. Ozellikle de buna gug yetire- 
bilecek biri igin. Ki§isel ehliyeti (yeterliligi) ve toplumsal gucu ile buna gug 
yetirebilecegini zannetti. Ki§isel ehliyeti konusundaki zanni dogruydu, 



'(§AHiNLER, 2004), s.99 



46 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ancak toplumsal gucu konusunda hata etmi§ti. Bu hususta Allah Teala 
onu bagi§lasin. 

Cunku Mudar'in asabiyeti Kurey§'te, Kurey§'in asabiyeti Abdi Menaf 
ogullarmda, Abdi Menaf ogullarmin asabiyeti ise EmevTIerdeydi. Kurey§ 
ve diger insanlar EmevTIerin bu durumunu biliyor ve inkar etmiyorlardi. 
Sadece islamiyetin ba§langicmda -insanlann vahyin geli§i, meleklerin 
Muslumanlara yardim edi§i gibi olaganustu hallerle me§gul olmalarmdan 
dolayi- unutulmu§tu. 

Evet, insanlar bu gibi olaganustu haller kar§ismda cahiliye ah§kanhkla- 
nm, asabiyetini ve egilimlerini unutmu§lardi. Geriye sadece dinin korun- 
masi ve mu§riklerle cihad etmeye yarayacak tabii asabiyet kalmi§ti. Bu i§- 
ler de ise hukmedici ve yonlendirici olan dindi. Cahiliye adetleri ise di§- 
lanmi§ ve atil bir durumdaydi. Ancak (Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin Hakk'a yurumesinden sonra) vahyin ve olaganustuluklerin ke- 
silmesiyle i§ler bir nebze daha onceki yerle§ik geleneklere dondu. Asabi- 
yet durumu da daha onceki haline ve sahiplerine dondu. Mudar kabilele- 
ri de daha once oldugu gibi yeniden Umeyye ogullarma (EmevTIere) itaat 
etmeye ba§ladilar. 

Boylece Hz. Huseyin aleyhisselamm bu konudaki hatasi agiga gikmi§ 
oluyor. Ancak onun bu yanilgisi dunyevi bir meselede oldugu igin ona za- 
rar vermez. §er'T hukum ise onun zannma bagh oldugu igin, bu konuda 
hatah degildir. Cunku o, bu i§e gug yetirebilecegini saniyordu. Abdullah 
bin Abbas, Abdullah bin Zubeyr, Abdullah bin Omer, karde§i Muhammed 
bin HanefTyye ve digerleri radiyallahu anhum onu Kufe'ye gitme du§un- 
cesinden vazgegrmeye gali§mi§lar, onun bu konuda hata yaptigmi anla- 
mi§lar, ancak o Allah Teala'nm dilemesinden dolayi, koyuldugu yoldan 
d6nmemi§tir. 

Hz. Huseyin aleyhisselamm di§mda Hicaz'da, Yezid'in yanmda §am'da 
ve Irak'ta bulunan diger sahabeler ve onlara tabi olanlar ise, Yezid fasik 
da olsa, ona isyan etmek buyuk karga§ahklara ve kan dokulmesine sebep 
olacagi igin bunu caiz gormemi§lerdir. Onun igin boyle bir §eye kalki§- 
mami§lar, Hz. Huseyin aleyhisselama tabi olmami§lar, ancak onun yapti- 
gmi da inkar etmemi§ler ve onu (boyle yaptigmdan dolayi) gunahkar 
saymami§lardir. Cunku o ornek almacak bir mugtehittir. 

Hz. Huseyin aleyhisselama muhalefet eden ve ona yardim etmeyen 
bu insanlan gunahkar sayma yanh§ma du§mekten sakm. Cunku onlar sa- 
habelerin gogunluguydu ve Yezid'in yanmda olup, ona isyan edilmesi go- 
ru§unde degillerdi. Ancak Hz. Huseyin aleyhisselam da Kerbala'da sava- 
§irken, kendi fazileti ve hakkma, onlari §ahit gosteriyordu. §6yle diyordu: 

"(Benim durumumu) Cabir bin Abdullah'a, Ebu Said Hudri'ye, Enes 
bin Malik'e, Sehl bin Safd'e, Zeyd bin Erkam radiyallahu anhum ve bun- 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 47 



lar gibi olanlara sorun." Onlarin kendisine yardim etmeyi§ini kinami- 
yordu. Cunku biliyordu ki, Yezid'e isyan etmek nasil kendi igtihadindan 
kaynaklaniyorsa, bu §ekilde hareket etmeleri de onlarin igtihatlarmdan 
kaynaklaniyordu. 

Ayni §ekilde sakm Hz. Huseyin aleyhisselamm §ehid edilmesinin, - 
nebizi (hurma §irasmi) haram (igki hukmunde) kabul eden §afii ve Maliki- 
lerin, bunu caiz kabul edip igin Hanefilere had cezasi uygulamasma ben- 
zeterek- dogru oldugunu sanma. Cunku her ne kadar Hz. Huseyin 
aleyhisselamm hareketi onlarin (sahabelerin) igtihatlarma aykiri idiyse 
de, Yezid'in, Hz. Huseyin aleyhisselam ile sava§masi da bu sahabelerin ig- 
tihatlarmdan kaynaklanmiyordu. Aksine Hz. Huseyin aleyhisselam ile sa- 
va§mak, Yezid ve taraftarlarmin kendi goru§uydu. §6yle du§unme: Yezid 
fasik da olsa, sahabeler ona isyan etmeyi caiz gormemi§lerdir. Dolayisiyla 
Yezid'in yaptiklan onlara gore dogrudur. 

Bil ki, fasik birinin ancak me§ru (§eriata uygun) i§lerine itaat edilir. O 
sahabelere gore isyan edenlere kar§i sava§manm §arti, (kendisine isyan 
edilen) imamm (devlet ba§kanmm) adil olmasidir ki bizim meselemizde 
bu §art eksiktir (yani Yezid adil olma §artim ta§imamaktadir). Dolayisiyla 
Yezid'le birlikte veya Yezid i?in Hz. Huseyin aleyhisselam ile sava§mak 
caiz degildir. Aksine onunla sava§mak Yezid'in tarti§masiz fasikhk olan i§- 
lerinden biridir. Onun igin bu sava§ta oldurulen Hz. Huseyin aleyhisselam 
igtihat ve hak uzere hareket eden ve sevaba nail olan bir §ehittir. Ayni 
§ekilde Yezid'in yanmda olan (yukanda deginilen sebeplerden dolayi 
Yezid'e isyan etmenin caiz olmadigmi soyleyip Hz. Huseyin aleyhisselama 
yardim etmeyen) sahabeler de igtihat ve hak uzerine hareket etmi§lerdir. 

Kadi Ebu Bekir bin Arab? EI-MalikT "El-Avasim Ve'l-Kavasim" isimli ki- 
tabmda, bu meseleyle ilgili olarak dile getirdigi goru§unde yanilmi§tir. O 
kitabmda soyledikleri §u anlamdadir: 

"Huseyin aleyhisselam, dedesinin (yani Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin) getirdigi §eriata gore §ehid edildi." Ancak bu goru§ yanh§- 
tir. Onun bu yanh§a du§mesinin sebebi, (kendisine isyan etmenin caiz 
olmadigi imamm) adil olmasi gerektigini gozden kagirmasidir. Zaten ken- 
di zamanmda diger goru§ sahipleriyle yaptigi sava§ta, imamhgi ve adaleti 
noktasmda, kirn Hz. Huseyin aleyhisselamdan daha adildi ki? 

Abdullah bin Zubeyr radiyallahu anhm (Abdulmelik bin Mervan'a ) is- 
yan edi§ine gelince, o da (isyan edilmesi gerektigi hususunda) Hz. Huse- 
yin aleyhisselam gibi du§unmu§ ve (ki§isel yeterliligi ve toplumsal gucu 
konusunda da) onunla ayni zanni payla§mi§tir. Ancak onun toplumsal 
gucu konusundaki yanilgisi daha buyuktur. Cunku (Abdullah bir Zubeyr'in 
kavmi olan) Esed ogullan ne cahiliye doneminde ne de islam'dan sonra 
EmevTIere kar§i koyacak bir gugte olmami§tir. 



48 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Hz. AN kerreme'llahu veche ve Muaviye'nin arasmdaki mucadelede 
hatah tarafin muhalefet tarafi (Muaviye) oldugu soylenebilmesine kar§i- 
hk, ayni §eyin burada soylenmesi mumkun degildir. Cunku birincisinde 
(Hz. Ali kerreme'llahu vechenin hakh olduguna dair) goru§ birligi vardir; 
burada ise boyle bir §ey goremiyoruz. (Hz. Huseyin aleyhisselam ve Yezid 
arasmdaki mucadelede ise) Yezid'in hatah oldugunu onun fasikhgi ortaya 
koymaktadir. Ancak Abdullah bin Zubeyr radiyallahu anh ile sava§an Ab- 
dulmelik ise insanlann en adiliydi. imam Malik'in onun fiilini delil olarak 
almasi, yine Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Omer radiyallahu 
anhumanm Hicaz'da beraber olduklan Abdullah bin Zubeyr'e degil de 
ona biat etmeleri, onun adaletine delil olarak yeter. Diger taraftan gok 
sayida sahabe, Abdullah bin Zubeyr radiyallahu anhaya gegerli bir biat 
yapilmadigi goru§undedirler. Cunku ona yapilan biatta -Mervan'a yapilan 
biatta oldugu gibi- ehlu'l-hal ve'l-akd hazir bulunmami§tir. Bu bakimdan 
Abdullah bin Zubeyr'in durumu farkhdir. Tarn olarak hangisinin hatah ol- 
dugu soylenemese de, gorunu§te hepsi de hak igin gah§an mugtehitler- 
dir. Bu soylediklerimize gore Abdullah bin Zubeyr'in §ehid edilmesi - 
amaci ve mucadelesi hak igin oldugundan dolayi sevaba hak kazanan bir 
§ehit olmasma ragmen- islam hukukunun kurallarma uygundur. 

Ummetin en hayirhlan olan sahabelerin ve tabiinin yaptiklannin bu 
§ekilde yorumlanmasi gerekir. Eger onlari kotuleyip karalayacak olursak, 
geriye adalet ile nitelenecek kirn kahr. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem §6yle diyor: "insanlann en hayirhlan benim asnmda ya§a- 
yanlarchr. Sonra bunlari takip edenlerdir (bunu iki veya u£ kere tekrar- 
ladi). Ondan sonra yalan yayihr." Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem bu hadiste, hayirh olmayi -ki bu adalettir- ilk donemde ya§ayanlar 
ile onlardan sonra gelenlere tahsis etmi§tir. Onun igin kendini onlara dil 
uzatmaya ah§tirmaktan ve onlarm yaptiklan §eyler konusunda akhni ka- 
n§tiracak §uphelere du§mekten sakm. Onlarm yaptiklan hakkmda gucu- 
nun yettigi kadar hep dogrulugu ara; §uphesiz onlar, haklannda boyle 
du§unulmeye insanlann en layik olanlandir. Onlar ancak gok agik delille- 
re dayanarak ihtilafa du§mu§lerdir. Ve sadece cihad yolunda ve hakki us- 
tun kilmak igin sava§mi§lar ve 6ldurulmu§lerdir. Yine onlarm ihtilaflan- 
nm, ummetin kendilerinden sonra gelenleri igin rahmet olduguna inan. 
Her bir fert onlardan birini segip ornek ahr ve kendisine kilavuz edinir. Bu 
husus iyice anla§ilsm ve Allah Teala'nm yarattiklanndaki hikmet agiga 
giksm. Bil ki, Allah Teala her §eye gug yetiren, kendisine sigmilacak ve do- 
nulecek olan ve her §eyi en iyi bilendir. 81 



81 



(HALDUN, 2004), s.302-305 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 49 



Konu hakkinda bir yorum ve Haccac-i Zalim 

Hz. Osman radiyallahu anhin §ehadetiyle bozulan siyasi istikrar, Hz. 
Ali kerreme'llahu veche ile dim bir mahiyet alarak tirmanmi§ti. Cemel ve 
Siffin sava§larmda on binlerce Musluman hayatini kaybetmi§, bu siyasi 
olaylar ummeti fikri ve dim agidan da b6lmu§tu. Bu donemde ozellikle si- 
yasT-dinT mezheplerin ortaya gikmaya ba§ladiklanni goruyoruz. 

Hz. Muaviye ile devlet duzeni yeniden saglanmasina ragmen, Yezid 
doneminde meydana gelen Kerbela olayi, Medine ve Mekke gibi kutsal 
§ehirlerin muhasara edilerek tahribata ugratilmasi, ozellikle Irak ve Hi- 
caz'da Emeviyonetimine kar§i bir ofke seli uyandirmi§ti. 

Siyasi ve dim galkantilar igerisinde ofkeli ve dagimk bir manzara ser- 
deden islam Alemi, istikran ancak Abdulmelik doneminde yakalayabil- 
mi§tir. Bilim adamlarimn da uzerinde ittifak ettikleri gibi islam Devleti, 
kurumsal olarak Abdulmelik doneminde bir gergeveye oturtulabilmi§tir. 
Bu ortamm hazirlanmasi da hig §uphesiz devletin igteki siyasi ve dini is- 
tikran yakalamasiyla mumkun olabilmi§tir. 

Devletin bu donemde siyasi istikran yakalamasmda en buyuk 
fonksiyoner i§levi, hig §uphesiz Haccac B. Yusuf Es-Sakafi (hyt. 714) ger- 
gekle§tirmi§tir. Yontem olarak gok sert ve acimasiz davranmi§, gok kan 
dokmu§ ve tarihte Haccac, iki sifatiyla hatirlanmi§tir. Bunlardan birisi gok 
kan dokmesinden dolayi kendisine "Zalim" digeri ise Emeviler'e a§m sa- 
dakatinden dolayi "kopek yavrusu" anlamma gelen "Kuleyb" dir. 

Abdulmelik gorunu§te her ne kadar agiktan muhalefeti Hicaz di§mda 
sindirmi§ gorunuyor ise de, islam alemi igten ige kaymyordu. Irak'ta Hari- 
ci tehlikesi tarn olarak ortadan kaldinlmami§ti. Horasan ve Dogu eyalet- 
lerinde de istikrar yoktu. Abdulmelik, §imdi artik istedigi komutana ka- 
vu§mu§tu. Haccac'm acimasizhgi, kararhhgi ve takipgiligi Abdulmelik'e 
umit vermi§ti. Artik bu siyasi bolunmu§luge bir son verilmesi Haccac ile 
saglanmi§tir. 

VII. Yuzyihn ba§lanna gelindiginde, Emevi hanedam Haccac sayesinde 
turn islam dunyasmda siyasi istikran saglami§ti. Bu istikrar hig §uphesiz 
gug ve acimasizhk ile saglanmi§ti. Muhalefet tamamen yok edilmemi§, 
ancak yeraltma gekilmi§ti. 

Haccac'm devletin siyasi butunlugunu saglamadaki kararhhgi ve bu 
acidan hizmeti, maalesef takip ettigi acimasiz yontemlerden dolayi hep 
goz ardi edilegelmi$tir. 

714 yihna girildiginde 54 ya§mda Haccac olgunluk gagim ya§adigi gibi, 
devlet yonetim tecrubesiyle de en birikimli gagma eri§mi§ti. Ancak surek- 
li sava§ ve mucadele igerisinde gegirdigi yillan O'nun saghgim bozmaya 
ba§lami§ti. Doktorlar mide kanseri te§hisi koymu§lardi. Nihayet Temmuz 
714 yihnda kendi kurdugu Vasit §ehrinde, arkasmda buyuk bir nefret seli 



50 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



birakarak, hayata gozlerini yumdu. Ardmdan mal, mulk ve para olarak 
hemen higbir §ey birakmadi. Ancak, EmevT yonetiminin O'nun cesedini 
gizlice nehir yatagina gommeleri ve uzerinden su gegirmeleri halkta olu- 
§an nefretin, naa§ma kar§i tepkilerinden gekindiklerine delil oldugunu 
soyleyebiliriz. 82 

Haccac gibi zalim denilecek kadar nefret ile yad edilen ki§iye firsat vere- 
nin Allah Teala oldugunu akhmizdan gikarmamak gerekir. Bu tip insanlarin 
§ahsi gikarlan olmadigi gibi e§it sevideki insanlarin dengesizligini saglamak 
ve devlet yonetiminde alman bazi kararlarm ki§ileri hatta dini seviyedeki ali 
mertebedeki ki§ileri rahatsiz etmi§tir. Bu ashnda Allah Teala'nm celal ve 
cemal sifatlarmin tecelliyatmin neticesidir. Bu sifatlar arasmda e§it seviyede 
tecelliyat zuhur ederse zulum artma gostermektedir. Fakat herhangi birisi 
galip olursa o zaman sukunet ve huzur ortami §er veya iyilik olarak bulunur. 
insanlarda bu hale razi gelirler. isterse bu §er dahi olsa. 

Allah Teala'da cemal ve celal tecellileri vardir. Kufru de, imam da ya- 
ratan odur. Bununla beraber kufre razi degildir. Muhammediyet mer- 
tebesi ise yalniz cemal tecellisidir. Muhammed sallallahu aleyhi ve 
sellem ancak kufur olmayan §eyleri yapmakla mukelleftir; bu ise zor- 
dur. (Bu sebepten Ehl-i beyt $ok sikmti ekmi§tir.) 

"Aya§h §akir Efendi dermi§ ki; 

"Siyaset velayetten yuksektir." 

Bunun manasi: Velayet; Allah Teala'mn cemal tecellisi oldugu igin; 
hep iyi §eyler du§unur, iyi §eyler yapar. Siyaset ise, Allah Teala'mn hem 
cemal, hem celal tecellisi oldugundan, Allah Teala'mn zuhur ve taayyun 
itibari ile birbirine zit sifatlarma ne kadar yakla§irsa o kadar muvaffak 
olur. 

Hz Omer radiyallahu anh buyurur ki; 

"Allah Teala'ya yemin ederim ki, Allah Teala'mn hukumet kuvvetiyle 
men ettigi §ey, Kur'an-i Kerim'in ayetiyle men ettiginden zlyadedir." 83 

ikisidir asl-ii nesl-iAI-i Mustafa, 

Ben anm Aline evladma kurban olayim, 

"AHahiml Muhammed'e ve Muhammed'in al'ine salat et! "Ibrahim'e 
aleyhisselam ve Ibrahim 'in al'ine salat ettigin gibi. " d ey i n . 

Bilindigi gibi Hz. ibrahim aleyhisselamm al'i, kendisinden sonra gelmi§ 
olan nebiler ve rasullerdir. Bunlar Hz. ishak aleyhisselam, Hz. Ya'kub 



82 (CELiK, YIL2003 Cilt:l Say :1), s. 19-35 
83 (ERGiN, 1942), s. 154 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 51 



aleyhisselam, Hz. Yusuf aleyhisselam ve onlarin neslinden, Allah celle 
celaluhu katmdan nebi olduklarma delalet eden agik §eriatlarla gelmi§ olan 
nebiler ve rasullerdir. i§te bu sebepten Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin ummetinin ulemasini ve salihlerini ki onlar, o'nun al'idir; 84 herhangi 
bir §eriat getirmeseler de, Allah Teala katmdaki nubuvvet mertebesine dahil 
etmek istemi§tir. Nitekim Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlar 
icjn, kendi §eriatma dahil olan bir ge§it kanun koyma hakkmi ibka etmek 
uzere; "Allahim! Muhammed'e ve Muhammed'in aline salat et! deyin." 
buyurmu§tur. Bu, al'ine dahil olduklan takdirde onlara da salat et, anlamm- 



84 [er-Ragib el-Asbaham'nin (hyt. 502 / 1108) Al maddesinde soyledikleri, ibnu'l- 
Arabi'nin goru§leriyle bir paralellik arzetmektedir. bu hususta §unlan soylemek- 
tedir: 

"Al kelimesi bazen, ki§inin akrabahk veya dostluk bakimmdan bizzat yakmhk 
kurdugu insan anlammda kullanihr. Nitekim Cenab-i Hak celle celaluhu bu anlamda; 
"AM ibrahTm ve Al-i Tmran" (Al-i Tmran, 33) ve yine; "Fir'avn yaranmi (al'ini) en 
§iddetli azaba sokun." (Gafir, 46.) buyurmaktadir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem al'inin, onun akrabalan oldugu da soylenmi§tir. Diger bir goru§te de. ilim 
bakimmdan Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yakmlan oldugu soylenmi§- 
tir. Zira dindarlar iki kisma aynhr. 

Birinci kisim, kesin bir ilim ve muhkem bir amel ile mutehassis olanlar ki, onlara 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hem al'i, hem de ummeti denilir. ikinci 
kisim bu ilme taklid yoluyla ula§an lardir ki bunlara Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin ummeti denilir de, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin aTi de- 
nilmez. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin aTi olan herkes, ayni zamanda 
onun ummetidir fakat Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ummeti olan her- 
kes, onun al'i degildir. imam Ca'fer es-Sadik radiyallahu anh'a halk, muslumanlarin 
hepsi Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin al'idir diyor denilince, soyle cevap 
verdi: 

"Hem yanilmi$lar, hem de dogru soylemi$lerdir." 
"Bunun anlami nedir? Diye soruldugunda §u §ekilde izah etmi§tir: 
"Ummetinin hepsi onun al'idir gorusunde olanlar yanilmislardir. $eriatinm sart- 
larmi yerine getirenlere Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin al'idir diyorlarsa 
dogru soylemislerdir." Cenab-i Hak celle celaluhu "Fir'avn'in hanedanmdan 
(al'inden) bir kisi dedi ki " (Gafir, 27.) ayetinde bulunan "aTinden olan ki§i" ile onun 
yakmlarmdan ve §eriatma uyanlardan biri kastedilmi§tir ki, o ki§i neseb ve mesken 
bakimmdan onlardandir fakat, kavminin hepsinin onun §eriatmda olmasi anlammda 
degildir/' 

Bak: Mufredat, 30-31. ibn Hacer el-AskalanT, al ile ummet-i icabe'nin tumunun 
kastedildigini ve Malik, el-EzherT ve en-NevevT'nin ileri surdugunu, el-Kadi Huseyn 
ve er- Ragib'm bunu ummetin muttekileri ile sinirladiklarmi ifade etmi§tir. Fethu'l- 
BarT, XI, 134. Aynca bak: i'lau's-Sunen. 3, 136-137. §Ta ise, al kelimesiyle sadece 
ehl-i beyt'e mensup imamlarm kastedildigi kanaatmdadirlar. Bak: Mecalis. 192.] 
(ATAg, 1993), s. 648 



52 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



dadir. Salavatin devammdaki; 

"Ibrahim 'e aleyhisselam ve fbrahfm'in aline salat ettigin gibi." cumle- 
si ile adeta §6yle denmek istenmi§tir: 

Hz. ibrahim aleyhisselama bir §eref olarak, al'ine nubuvvet verdin. Onla- 
rin nubuvveti, kanun koyma hakki ile birlikte zuhur ettigi halde, benden 
sonra §eriat olmayacagma hukmettin. O halde bana ve benim aTime, kanun 
koyma hakklan olmasa da, senin katmda olan nubuvvet mertebesini vererek 
salat et. Cenab-i Hakk celle celaluhu Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin alini enbiya mertebesine dahil etmesi ve Hz. ibrahim aleyhisselam 
dan fazla olarak da, §eriatmm neshedilememesi, Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin kemalindendir. Halbuki Hz. Ibrahim aleyhisselamm ve 
ondan sonrakilerin §eriatlan, birbirlerini neshetmi§lerdir. 85 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz Hz. Hasan'la Hz. Huseyin 
aleyhisselamm risalet mertebesi §erefine erdiklerini kabul ve beyan etmi§- 
lerdir. Konu hakkmda Mevaid'ul irfan ve birgok risale ve mecmualarmda 
izahmi yapmi§ ve itikatlarmi a§ikar kilmi§tir. §6yleki; 

"Kur'an-i Kerim'de onlarm bu §erefine delalet eden ayetler goktur. Ez- 
cumle: Bakara Suresinde: 

"Deyiniz ki: Allah' a, bize indirilene, ibrahim'e, ismail'e, ishak'a, Yakub'a 
ve el- Esbata (torunlara) indirilene, Musa'ya, isa'ya verilene ve ne bile re 
Rablerinden verilene inandik. Biz onlar arasmda bir ayirim yapmayiz. Biz 
O'na teslim oluruz" 86 Nisa Suresinde: "Biz Nuh'a ve ondan sonra gelen 
nebilere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. ibrahim'e, ismail'e, ishak'a, 
Yakub'a, el-Esbat'a (torunlara), isa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Ha run 'a ve Su- 
leyman'a da vahyetmi§, Davud'a Zebur'u vermiftik. Bazi nebileri sana soy- 
ledik, bazilarmi da sana soylemedik. Allah Musa ile de konu§mu§tu." 8/ 

Esbat'ta elif lam cins igindir. Cunku lam-i ta'rifte aslolan cins igin olmak- 
tir. Once saraheten veya delaleten bir delil gegerse o zaman ahd-i harici 
veya ahd-i zihni igin olabilir. Burada boyle bir §ey olmadigma gore demek 
cins igindir. Buna gore Hz. Hasan'la Huseyin aleyhisselam, esbat'm §umulune 
girer. Bunu inkar, cehalet, hased ve inad eseridir. 



Cunku Risalet, Allah Teala'nm ayetlerinden bir ayettir. Hisanu'l- 
Mesabih'te Ya'la ibnu Murre yoliyle Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimizden §u Hadis rivayet edilir: 

"Huseyin bendendir; ben Huseyindenim. Huseyni seveni Allah sever. 



85 (ATAg, 1993), s. 649 

86 Bakara, 136 

87 Nisa, 163 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 53 



Huseyin, Esbabtan bir sibttir." Buna gore o, nebilerden bir nebidir. Hasan 
aleyhisselamda boyledir. 

Elhamdulillah, elhamdulillah eger Misri'nin itikadmi sorarsamz, o yetmi§ 
alti ya§ma gelmi§tir. Butun omrunde sahih bir itikad bulmaya gah§ti. Nihayet 
§una inandi ve dedi: 

"E§hedu en lailahe illallah ve e§hedu enne Muhammeden resulullah, ve 
e§hedu enne'l-Hasene va'l-Huseyne sibtahu, resulani min resulillahi 
salavatullahi ve selamuhu aleyhima va afdalu's-Salavati a la ceddihima 
Muhammedin hatemi'n-nebiyyin, ve ala'l-enbiya'i ve'l-murselin ve alihim 
ve sahbihim ecme'in ve'l-hamdu HI I la hi rabbVI-dlemin." 88 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin: "Benden sonra nebl 
gelmeyecektir." sozu ise §u anlami ta§ir: Benden sonra benim §eraitime 
muhalif bir §eriat gelmeyecektir. Onlar evvel ve ahir dedelerinin §eriatlari 
uzerinde idiler. Her ikisi de dedelerinin yolunda gitmi§lerdir. Binaenaleyh 
onlar ile taaddut ve tekessur lazim gelmez. Nitekim Allah Teala: 

"Her ba§agmda yiiz tane bulunan yedi ba§ak bitiren bir tane gibidir" 
buyurmu§tur. Ayetteki Habbetin sozu, teklik ifade eden nekredir. Yedi ba- 
§ak, habben pargalandir. iki dal ile son rasul ve nebi gogalmi§ olmaz. Allah 
Teala Hazretleri buyurmu§tur: 

"Bunlarm misali Tevrat'ta ve incil'de vardir. Yanmi yanp gikan, kokii 
uzerine dikilip kuvvetlenen, ekenlere zevk veren, kuffarm ekenlerine kin 
duydugu bir tane gibidirler." 89 Allah Teala feazerehu (kuvvetlendirdi) de- 
di, fekesserehu (gogaltti) demedi. Bundan anla§ildi ki onlar, dedelerinin son 
nebiligini bozmazlar. Hatm birdir. Onlar da tek olan son nebilerin iki dahdir. 
Allah Teala Hazretlerinin: 

"De ki Allah Teala' nm fazl ve rahmetiyle sevinsinler." "Bu onlarm top- 
ladiklarmdan hayirlidir." ayeti de boyle onlarm §erefine delildir. 90 

Ey karde§ler, ben inatgi zorba degilim, hasetgi munkir de degilim. Ben 
gokler gibi yuksek degilim. Yerin de en a§agisiyim. Beni hor gormeyin, Ha- 
sanlarm (aleyhimessselam) risaletleri hakkmdaki §uphelerinizi gelip bana 
sorun. Eger hak sizde zuhur ederse ben yuz ustune hakki kabul ederim. §a- 
yet bende zuhur ederse ar etmeyin, kabul edin. Zira "Hikmet mu'minin yiti- 
gidir, nerede bulursa al\r." Bu, en muhim itikadi meselelerdendir. Bunu 



''Allah Teala'dan ba§ka ilah olmadigma, Muhammed'in Allah Teala'nm elgisi oldu- 
guna, Hasan'la Huseyin'in, O'nun torunlan ve Allah Teala'nm nebilerinden iki nebi 
olduklarma §ehadet ederim. Allah Teala'nm salat ve selami her ikisine, salatlarm en 
efdali dedeleri olan Nebilerin Hatemi Muhammmed sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimiz'e, butun nebilere ve resullere, onlarm aline ve ashabma, hamd de alem- 
lerin Rabbine olsun." 

89 Fetih, 29 

90 (ATE§, 1971) Elli dokuzuncu sofra 



54 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



arayip bulmak, mu'minler igin her §eyden daha onemlidir. Siz onu (Misri'yi) 
hige saydimz, ilmi ve cehli sizce birdir. Bundan dolayi cehline aldirmadiniz. 
"Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasmi hak He ag, sen aganlarm hayirhsism." 
Bizi, senin nebilerinden higbirini digerinden ayirmayanlardan eyle. "Kiyamet 
giinii yiiz iistii birakma. Sen va'dine ay km gitmezsin." 

"Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra isa aleyhisselamm 
gelmesi, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hatmiyyetine (son 
nebi olu§una) zarar vermez. £unku isa aleyhisselam, indigi zaman onun 
dini iizere olacaktir/' (Kadi tefsiri.) 

Ben de dlyorum kl: Hasaneyn'in risaletleri de, dedelerlnin dini uzerinde 
olacaktir. Bunun igin onun hatmiyyetine zarar vermez. 91 

Hasaneyn'in Risaletleri 

Nubuvvet: ilahi hakikatlerden haber veren, demektir. Nubuvve, Hakk'in 
zati isim, sifat ve hukumlerinin bilinmesi igin, ilahi hakikatleri haber vermek- 
tir. 

Nubuvvetin imkanina, malikin mulkundeki tasarruf hakki agisindan yakla- 
§an Ebu'l-Muin en-Nesefi (hyt. 508/1 114) §unlan kaydetmi§tir: 

"Mulkunde tasarruf etme yetkisine sahip olan herkes, mulkiyeti olgusun- 
de bu yetkiye haizdir. Cenab-i Allah kainatm butun cuzlerini ve insanoglunu 
yaratma kudretine sahiptir ve onlari yoktan var etmi§, modelsiz olarak ya- 
ratmi§tir. Bundan dolayi butun yarattiklarmda diledigi $ekilde tasarruf etme 
yetkisine sahiptir. Diledigini emreder, istedigi §eyi yasaklar. Bu emirlerini 
diledigi $ekilde insanlara bildirir. Eger isterse bu teklifleri bilecek ilmi yarat- 
mak suretiyle, isterse vahyedecegi bir elgiyi gorevlendirmek suretiyle ve bu 
teklifler akil balig olmu$ ki$ilere teblig etmesi igin ona emreder. Bu elgi gon- 
derilenlerin cinsinden olabilecegi gibi farkli turden de olabilir. Bu ise imkan- 
siz degildir. Cunku Allah mulkunde ve saltanatmda diledigi gibi tasarruf et- 
me yetkisine sahiptir" 92 

Nubuvvet, gah§ip kazanma yoluyla asla elde edilecek bir mevki degildir. 
Ki§i kendini tumuyle ibadete verse, bedensel arzu ve isteklerinden, dunya 
metaindan, zevk ve lezzetlerden uzakla§sa da nebi olamaz. Cunku nubuvvet, 
Allah Teala vergisidir. Allah Teala onu mu'min kullarmdan ozel yeteneklerle 
donattigi kimselere verir. Nitekim Allah Teala Kur'an-i Kerim'de: 

"Allah rahmetini diledigi kimseye tahsis eder..." 93 buyuruyor. ibn 
KesTr, bu ayetteki "rahmet'in, Allah Teala'mn Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 



91 (ATE§, 1971) Altmi§ dokuzuncu sofra 



92 (AKTEPE, 2000), s.3 (en-Nesefi, Tabsiratu'l-Edille, Dima§k, 1990,11/444; es- 
SabunT, Age., s. 448) 

93 Bakara,105; Al-i imran, 74 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 55 



ve sellem vasitasiyla, nimet olarak mu'minlere bah§ettigi eksiksiz ve mu- 
kemmel nizam oldugunu kaydetmektedir, el-TcT de ayetteki "rahmet" keli- 
mesini nubuvvet olarak yorumluyor. Yine Kur'an-i Kerim'de: 

"Allah hikmeti diledigi kimseye verir.." 94 buyuruluyor. Ayette gegen 
"hikmet" kelimesinin ge§itli anlamlara geldigini, onlardan birinin de "nu- 
buvvet" oldugunu bazi mufessirler beyan etmektedirler. Yine Kur'an-i Ke- 
rim'de Yuce Allah Teala: 

"Bu, Allah Teala 'nm lutfudur, onu diledigine verir. Allah Teala buyuk lii- 
tuf sahibidir" 95 buyuruyor. Bu ayet-i kerime Cum'a suresinde gegmekte ve 
kendinden onceki ayetlerde, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "um- 
m/"araplar igerisinden kendilerine, Allah Teala'nin ayetlerini okuyan, onlari 
tezkiye eden ve onlara Kitab'i ve hikmeti ogreten bir nebi olarak gonderil- 
mesinden sonra, "Bu Allah Teala'nin lutfudur, onu diledigine verir" buy- 
rulmaktadir. Ayetteki "lutuf'tan nubuvvet kastedildigi anla§ihyor. 96 

Azizuddin NesefT (681/1282) de bu rivayetleri daha once degi§ik vesile- 
lerle yer verdigimiz "Alimler nebilerin varisleridirler"; "Ummetimin alimleri 
Bent israilin nebileri gibidirler" hadisleriyle agiklar. islam'dan onceki din- 
lerde Allah Teala'ya yakm olan ki§ilere veli yerine nebi dendigini belirtir. Zira 
o donemlerde veliler de nebiler gibi halki Allah Teala'nin dinine davet edi- 
yorlardi. Ancak onlarm kendilerine ozel §eriatlan yoktu. Bu duruma gore 
Adem aleyhisselamm dininde birkag nebi vardi ve bunlar halki onun dinine 
davet ediyorlardi. Nuh, ibrahim, Musa ve isa aleyhimusselam gibi nebilerin 
dinlerinde de durum ayni idi, Ancak sira Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme gelince O; 

"Benden sonra halki benim dinime davet edecek nebi gelmeyecek. 
Benden sonra beni izleyen ve Allah Teala'ya yakm olan kimselerin adi evli- 
yadir. Bu veliler, halki benim dinime davet ederler" buyurdu. Veli ismi is- 
lam dininde ortaya gikti. i§te yukanda zikrettigimiz "Alimler nebilerin varis- 
leridir" ve "Ummetimin alimleri bent israilin nebileri gibidirler" hadislerin- 
de kastedilen kimseler bunlardir. 

BuharTnin muhtasar tasavvufi §erhini yapan el EzdTde "Ummetimin alim- 
leri israilogullarmm nebileri gibidirler" 97 hadisini agiklarken; "Bu ummetin 
alimleri insanlan hakka ve hidayete ir§adda Beni israilin nebileri gibidirler. 
Yoksa derece ve manevi makam itibariyle insanoglundan higbirisi, higbir 
nebinin mertebe ve makamma ula§amaz." diyerek buradaki benzetmeye 



94 Bakara, 269 

95 Cuma,4 

96 (AKTEPE, 2000), s. 17 

Hadis kitaplannda yer almayan ancak sufilerce gok kullanilan bu rivayet daha gok 
mevzu hadisleri toplayan kitaplarda geger. Sehavi. 286; AclunT, 11/64; Aliyu'l - Kari. 
247 



56 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



bir sinirlama getirir. 98 

Ancak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Bilal-i Habe§T radiyallahu 
anha 

"Cennette, beni, ne He gegtin?" §eklinde Bilal-i Habe§T radiyallahu anha 
sorunca o; 

"Her abdest bozdugumda, abdest aldim. Her abdest aldigimda da, iki 
rek'at namaz kildim." diye cevap vermi§tir. Bunun uzerine Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem 

"Demek, bu #fr/$ey/e/"demi§tir." 

i§te bu ve benzerleri; hayirlarda one gegen (es-sabik bi'l-hayrat) 100 ki§ile- 
rin halidir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gengliginde ve geng 
ya§mdayken, mu§riklerin arasmdaki hali de boyledir. Nitekim Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem (bu doneminde), herhangi bir §eriatla da mukellef 
olmadigi halde, Cenab-i Hakk celle celaluhu kendisine risalet verene kadar, 
Rabbisiyle tek kalmi§, ibadete yonelmi§, hayirlarda ve guzel ahlakta one 
gegmi$ti." 101 

Alim ve Nubuvvet ili§kisi 

MuhyiddTn ibnu'l-ArabT (560-638 / 1165-1240) bu konudaki yorumu §6y- 
ledir: 

"Ustadimiz Ebu'l-Abbas b. el-ArTf es-Smhad (481-536 / 1088-1141) §6yle 
dua ederdi: 

"Alia him! Bize nubuvvet ve risalet kapismi kapattm, fakat velayet kapi- 
smi kapatmadm. Alia him! Katmdaki en yuksek bir velfye, velayetin en yiik- 
sek mertebesini her ne olgude vermi§sen; i§te beni, o veil kill" Cunku bu 
zat, hak etmeleri mumkun olan §eyi taleb eden hak ehlindendir (el- 
muhikkin). Halbuki insan, zatmin kabul edici olmasi nedeniyle, nubuvvet ve 
risalet mertebesini aklen hak edebilir. Fakat o, Cenab-i Hakk'm bu kapiyi ve 
nubuvvet-i te§rT'i, §er'an kapattigmi bildigi igin, bunu istemedi de, hak etti- 
gini talebetti. ^unku Cenab-i Hakk bize, velayeti yasaklamami§tir. 

MuhyiddTn ibnu'l-ArabT (560-638 / 1165-1240) veraset makammda bulu- 
nanlarm ozelliklerini §6yle anlatmaktadir: 

"E§yanm olgusunu takdir eden fakat insanlarm hakkmi takdirden aciz 
odugu Cenab-i §ani ne yucedir! Zira onlar, kendilerini yaradani, geregi gibi 
nasil takdir edebilirler ki? i§te bu ke§f, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 



98 ($EKER, 1998),s. 141 

99 Hadis degi§ik lafizlarla Ebu Bureyde'den (r.) rivayet edilmi§tir. Bak: Musned, V, 

354, 360. §uab, III, 6,hd. no: 2717. 

100 r . ~~ 
Fatir, 32 

101 (ATAg, 1993), s. 449; Futuhat, II, 22-23, (Thk. O. Yahya, XI, 379-383.) 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 57 



sellem veraset makammin bir neticesidir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin veraseti; 

"Ben de, bana tabi olanlar da, basiretle Allah 'a davet ediyorum." 102 

ayetinde belirtilenler, Ehlullah iginde Allah Teala'yi bilen alimlerdir. Nitekim 
Cenab-i Hakk onlari, Allah'a davette, nubuvvet-i mutlaka'da Hakk lisamyla, 
nebiler mertebesinde bulundurmu§tur. Onlari bu sifatla vasiflandirmi§ fakat 
bu, nubuvvet-i te§rT' olmayip, me§ru olan bir emri, taklidle degil "basiretle" 
koruma anlammda nubuvvet-i hifz demektir." 103 

"Kur'an'i hifz edenlerin iki omuzu arasma, nubuvvet derc edilmiftir." 

104 

[Zira Cenab-i Hakk celle celaluhu kullarmdan takvah olanlarm ogretimini 
uzerine almaktadir. "Allah'tan korkun; Allah size ogretiyor." 105 

Bir alim ki§inin senedi, bu yolla yakmla§tigmdan; 

"Rabblm bana, nebfsine vahyederek kendisine ibadet ettigi §eriatmi 
haber verdi." der. Ve bu ki§i, bilgisinde ali (isnad'a sahib) olmakta, hukum- 
de de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme tabi durumunda olmakta- 
dir, i§te onlar nebT olmadiklan halde, bu halet iginde onlara nebiler 
aleyhimussselam bile gibta edeceklerdir. 106 ^unku onlar (bilgiyi) Allah Tea- 
la'dan alma hususunda nebilere katilmaktadirlar. Bu ki§ilerin (bilgiyi) Allah 
Teala'dan almalarmin nedeni; bu rasulun getirmi§ oldugu §eriati uygulama- 
da gostermi§ olduklan takvanm bir sonucudur. Onlar gergekte bu rasul me- 
sabesinde olmasalar da, takvalan onlara, rasullerin deger olgulerinde (fi 
mevazmi'r-rusul), ihtiyat smirlarinda (tahte havtatihim) ve alanlan iginde (ft 
dairatihim) Allah Teala'dan (bilgi) almalan sonucunu dogurmaktadir. 
Rasullerden olmamalari nedeniyle de, gibta edilmeye hak kazaniyorlar. On- 



102 Yusuf, 108 

103 (ATAg, 1993), s. 434; Futuhat. II, 53, (TM. O. Yahya, XII, 146-147.) 

104 (ATAg, 1993), s. 502; Hadis degi§ik lafizlarla Ebu Umame (r.), Abdullah b. Amr b. 
el-As (r.) ve el-Hasen'den (r.) rivayet edilmi§tir. Bak: §uab,2, 522-253, hd. no: 2589- 
2592. Zevaid,7, 159. Aynca bak: LealT, I, 243-244. Fevaid, 372. 

105 Bakara, 282 

Ebu Malik el-E§'arT'den (r.) rivayet edilen bir hadise i§aret edilmektedir. Bak: 
Musned, 5, 341, 342, 343. Nebi olmadiklan halde, nebilerin bile gibta edecekleri 
kimseler hakkmda rivayet edilen diger hadisler Muaz b. Cebel (r.) ve Ubade b. es- 
Samit'ten (r.) rivayet edilmektedir. Muaz b. Cebel (r.) ve Ubade b. es-Samit rivayeti 
igin bak: Tirmiz?, Zuhd (37), 53, hd. no: 2390. Musned, 5, 229, 239, 328. Aynca 
me§hur §efaat hadisinin ibn Abbas (r.) rivayetinde gecmekte olan bir ziyadeye gore, 
turn ummetler kiyamette; 

"NEREDEYSE BU UMMETIN TUMU NEBIDiR." deyerek Ummet-i Muhammed'e 
gibta edecekleri rivayet edilmektedir. Bak: Musned, 1, 281-282, 295-296. Zevaid, 
10, 372-373. 



58 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



lar, rububiyetin asla kan§madigi bir ubudiyet igerisin de, surekli Hakk ile 
baki olurlar. Rasullerin dereceleri daha yuksek olmakla birlikte onlara olan 
gibtanin nedeni, bu haletteki rahatlandir. Gormuyor musun ki, kiyamet gu- 
nundeki en buyuk korku onlari tasalandirmayacak ve onlarin igine higbir 
korku da girmeyecektir. 107 Halbuki rasuller kendi nefisleri hakkmda olmasa 
da, ummetleri igin, ummetler de kendi nefisleri igin son derece §iddetli bir 
korku igerisindedirler. Kiyamet gununde, bunlarda korkudan bir eser olma- 
yacaktir. Cunku onlar, hey'et halinde rahman'm huzurunda toplanacaklar. 

108 

Ey me§ru kilmana tabi olmakda ozu-sozu dogru ki§i! Sana, derecenin 
yuksekligini bu §ekilde ogrettikten sonra bil ki insanlar; Allah'm kullari igeri- 
sinde ozu-sozu dogru olanlar ve devamh taatta olanlar hakkmda yanilmi§- 
lardir. Zira konuyu gergekte oldugu §ekliyle bilmeyenler ve sufiyyenin yo- 
lundan (tariku'l-kavm) zevk almayanlar §6yle du§unurler: Allah Teala'ya 
davet eden ki§i, ozu-sozu dogru bir bigimde insanlan Allah'a davet ederse, 
o'nun bu hali, dinleyenlerin ruhunda kabul etkisi meydana getirir ve boylece 
insanlar da davete icabet ederler. Eger bu ki§i, kalbi dunya sevgisi ve dunye- 
vitutkularla dolu oldugu halde insanlan sadece diliyle Hakk'a davet ederse, 
o'nun bu gagrisi sun'Tdir ve kalblere etki etmedigi gibi, bir kulaktan girer 
oteki kulaktan gikar. Onlar yine §6yle derler: 

"Soz, kalbden gikarsa, kalbe ula§ir. Dilden gikarsa, kulaktan kalbe in- 
mez" Bu son derece yanhs bir kanaattir. Zira, Allah Teala'a yemin olsun ki, 
kavmini sadik bir dille, masum bir kalble ve mahfuz bir lisan ile davet etme- 
yen; idare ettiklerine merhametli ve davet ettikleri §eye icabet etmelerine 
istekli olmayan bir rasul yoktur. Bu, Allah'a davette ve dogrulukta rasullerin 
halleridir. Bununla birlikte Hz. Nuh aleyhisselam soyle demi§tir: 

"Ey Rabbim! Dogrusu ben, toplumumu gece gunduz davet ettim. Fakat 
gagnm, onlarin kagi$lanni artirmaktan ba§ka bir i§e yaramadi. Ve gunah- 
larmi bagiflaman igin, ne zaman onlari davet ettiysem, parmaklarmi ku- 
laklarma tikadilar, elbiselerine burunduler, ayak dirediler ve kibirlendikge 
kibirlendiler." 109 Rasullerin aleyhimusselam kavimleri hakkmdaki bu tur 
sozlerine kar§ihk olarak Cenab-i Hakk celle celaluhu; 

"Onlari dogru yola lletmek, senin uzerine bir borg degildir." no 
"$u bir gergek ki, sen istedigin ki§iyi dogru yola iletemezsin." m 
"Rasule du§en, tebligden ba§ka bir §ey degildir/' 112 §eklinde buyur- 



107 Ayetler igin bak: Bakara, 38,62, 112, 262,274,277, Al-i imran, 170, Maide (5), 69, 
En'am, 48, A'raf, 35,49, Yunus, 62, Zuhruf, 68, Ahkaf, 13. 

108 Meryem, 85 

109 .. , r -, 

Nuh, 5-7 

110 Bakara, 272 

111 Kasas, 56 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 59 



maktadir. 

Eger birinin sozunun digerine etki etmesi, onun dogru sozlu olmasma 
bagh olsaydi, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ilahT soylemiyle 
kar§i kar§iya olan herkesin musluman olmasi gerekirdi. Aksine yalanlanmi§, 
sozu yuzune vurulmu§, hatta oldurulmeye kalki§ilmi§tir. 113 

Eger (bu ilahT soylemi) dinleyen ki§iye, nubuvvet kandilinden gikan ilahT 
nuru, kalbinde kabullenerek algilamak igin Cenab-i Hakk'in celle celaluhu 
yardimi olmadigi takdirde hidayet gergekle§mez. Nitekim Cenab-i Hakk celle 
celaluhu, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi "l§ik sagan bir kandil" 

114 olarak tanimlami§tir. Fitil'i gormuyor musun ki; sonuk oldugu halde tepe- 
sinden gaz (ed-duhan) gikmaktadir. Gaz bu §ekilde kandille ayni hizaya gel- 
diginde, igindeki rutubetle tutu§ur, kandilin i§igiyla birle§irve kandilde bulu- 
nan fitilin tepesine varana kadar bu yolla a§agi dogru iner. Fitil tutu§turul- 
dugunda, eger iginde (gaz) yagi varsa, parlakhkta kandilin seviyesine gelir. 
i§te bu parlakhk ilahT inayettir ki, kendisine yardimci olan (gaz) yagi mevcut 
oldukga i§ik sagmaya devam eder. Ve bu i§ik, varhgini kendisine borglu ol- 
dugu (gaz) yagmda bulunan rutubeti giderdikge i§ik sagtigmdan, artik kandil- 
le bir i§i (hadTs) kalmaz. Boylece ona ilahT yardim (el-imdad) dogrudan Hakk 
celle celaluhu katmdan gelmege ba§lar fakat kimse bunun nereden geldigini 
bilemez. Zira nebiler aleyhimusselam insanlan, kendi nefislerine degil, sade- 
ce Rabbine davet etmi§lerdir. 115 ] 116 

Nubuvvet goru§u 

ilk defa sufTlerce ve muhtemel olarak da HakTm TirmTzT tarafmdan kulla- 
nilmi§, daha sonra Gazzali, ibn ArabT ve birgok sufT tarafmdan tekrar edilmi§- 
tir. Hakim TirmizT, "Nubuvveti perdenin kaldinlmasi ve gaybm sirlarmi vakif 
olarak Allah'i bilme, Allah Teala'nm nuruyla ortulu bulunan e$yanm 
mahiyetine basiret gozuyle nufuz etme" §eklinde izah etmi§tir. Bundan son- 
ra nubuvvet ve ozellikle Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nubuv- 
veti konusunda tasavvufT- felsefT birgok izah yapilmi§tir. Fergani Nebi'yi: 
"Allah Teala'nm zatmdan sifatlarmdan, isimlerinden, hukumlerinden ve 
muradlarmdan haber veren" kimse olarak tanimlami§tir. 

Ayet igin bak: Maide, 99. Bu anlamda diger ayetler igin bak: Al-i imran, 20, 
Maide, 92, Ra'd , 40, Nahl, 35, 82, Nur, 54, Ankebut , 18, YasTn, 17, §ura, 48, 
Tegabun, 12. 

Bu duruma i§aret eden ayetler igin bak: Al-i imran, 184, En'am, 33, Enfal, 30, 
Hac, 42, Fatir, 4,25, TTn, 7. 
114 Ahzab,46 

115 Ayetler igin bak: Yusuf, 108, Ra'd, 36, Nahl, 125, Hac, 67, Kasas, 87, Ahzab, 46, 
Gafir, 12,42, Fussilet, 33, HadTd, 8, Cin, 19. 

116 (ATAg, 1993), s.434-441 



60 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Allah Teala'nin zatmdan dogrudan haber vermek, ancak Ruh-i A'zam'a 
mahsustur. Ruh-i A'zam, Arapga en buyuk, ruh demektir. Rububiyyeti baki- 
mindan ilahi zatin mazharyeri olan ruh-i insaniden ibarettir. Onun kunhunu 
Allah'tan ba§kasi bilemez. Ruh-i A'zam'a, akl-i evvel, hakikat-i 
Muhammediyye, nefs-i vahide, hakikat-i esmaiyye gibi isimler de verilir. 
Allah, Ruh-i A'zam'i once kulli nefislere daha sonra cuz'T nefislere gonderir. 
Onlar Ruh-i A'zam'dan ahadiyet-i zatma, sifatlarma, isimlerine, kadim hu- 
kumlerine dair bilgiler ahrlar. 

ismail Hakki BursevT kaddese'llahu sirrahu'l-azize gore Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin nubuvvet ve velayet olmak uzere iki nuru var- 
dir. Nubuvvet nuru, §eriat velayet nuru, hakikat nurudur. i§te Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem, bu zahirT ve batmi nuru ile kiyamete kadar ara- 
mizda bulunacaktir. 

imam-i Rabbani nubuvvet gorevi konusunda oldukga geni§ bir goru§e sa- 
hiptir. Ona gore; nebilik gorevi §eriati tebligle ba§lar. Burada §eriat hem dim 
hem de onun kurallarmi temsil eder. Neb?, mu'minlere bu dine nasil bagh 
kalacaklarmi, Allah Teala 'ya nasil ibadet edeceklerini gunahlardan sakmip 
kendilerini nasil safla§tiracaklarmi, fazilet ve takvayi nasil ikame edeceklerini 
gosterir. imam-i Rabbani'nin nubuvvet yolu olarak isimlendirdigi §ey budur. 

BursevT'ye gore Allah Teala'nin insanlara nebiler gondermesinin sebebi, 
Hz. Muhammed'in varhgidir. Allah ilk olarak akl-i evvel, ya da felek-i a'la diye 
de bilinen Hz. Muhammed'in ruhunu yaratmi§tir. 

Adem aleyhisselam Hz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kadar butun 
nebiler Ruh-i A'zam'm nubuvvetinin bir goruntusudur. Goruntulerin nebiligi 
zamanla smirhdir ve gegicidir. Her nebi Ruh-T A'zam'm bir sifatmm ve isminin 
mazhandir. Ruh-i A'zam, bunlarm her birinde bir isim ve sifatiyla tecelli et- 
mi§tir. Hz. Muhammed'de ise butun suret ve sifatlanyla gorunmu§tur. Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemle nubuvvet sona ermi§tir. Her ne ka- 
dar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem surette oteki nebilerden sonra ise 
de; hakikatte onlardan oncedir. Nitekim bir hadis-i §erifte Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem §6yle buyurmu§tur. 

"Adem, su ile gamur arasmda iken ben nebi idim." 117 Bir diger rivayet- 
te; "Adem ruh ile cesed arasmda iken ben nebi idim." 118 Bu hadisten de 
anla§ilacagi uzere Ruh-i A'zam'm nubuvveti ruhlarm varhgmdan oncedir. 
Suret bakimmdan sonra gelmekle nebiligi tamamlami§tir. Hakikat, varhk 
bakimmdan suretten once ise de; meydana gikma bakimmdan ondan son- 
radir. RazT, butun nurlarm Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nu- 



117 Buhari, Edep, 119; Ahmet b. Hanbel, IV, 406; Muslim, Fezailu's-sahabe, 28; 
Aliyu'l Kari, 272. 273;. AclunT. 11/187 

118 Ahmed b. Hanbel, IV, 66, 5, 59, 379; TirmTzT, Menakib 1; 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 61 



rundan yaratilmi§ oldugunu Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin de 
Allah Teala'nin nurundan yaratildigim, bu sebeple de nebiligin umumT oldu- 
gunu s6ylemi§tir." ...Ve sen buyuk bir ahlak uzeresin." 119 ayet-i kerimesi 
de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin butun nebilerin guzel ahlakmi 
kendisinde topladigma i§aret etmektedir. 

Nubuvvet ve risalet, zamana baghdir bu sebeple de surekli degildir. Ke- 
sintiye ugrayabilir; hatta bir zaman sonra ortadan da kalkabilir. Nubuvvet 
zinciri en son nebi olan Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemle sona er- 
mi§tir. Artik Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra §eriat ihdas 
eden bir nebi gelmeyecektir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden 
sonra Muhyiddin ibnu'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-azizin "Nubuvvet-i 
Amme " dedigi yeni bir §eriatm gelmeyecegi bir devir gelecektir kT, bu da 
velayettir. 

ibnii'l-ArabT kaddese'llahu sirrahu'l-azize gore te§ri', nubuvvetin en be- 
lirgin vasiflarmdan birisidir. Bundan hareketle ibnu'l-Arabi, nubuvveti iki 
kisimda inceler: 

1. Nubuvvet-i Amme (nubuvvet-i velaye): Allah Teala'nin segkin kullarm- 
dan olan nebilerin elde ettigi nubuvvettir. ibnu'l-Arabi kaddese'llahu 
sirrahu'l-azTze gore bu makam devam etmektedir. Bu makama "mutlak ve- 
layet" de denir. 

2.Nubuvvet-i Hassa (te§rTT nubuvvet): Bu nubuvvet, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin vefatiyla sona ermi§tir. Onun §eriati gegerliligini daima 
koruyacaktir. Daha sonra onun hukumlerini kaldiracak higbir §eriat gelme- 
yecektir. 

ibnu'l-Arabi ruya'yi nubuvvetin bir cuzu sayan hadise dayanarak nubuv- 
vetin, tamamiyla kaldirilmadigini, kaldirilanm "te§ri'i nubuvvet" oldugunu, 
"Benden sonra artik bir nebf olamayacaktir" hadisinin de boyle anla§ilmasi 
gerektigini belirterek "Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemden sonra 
nebi yoktur" sozunun, ondan sonra bir §eriat getirecek bir nebi yoktur an- 
lamma geldigini, ama ondan sonra bir nebinin gelmeyecegi anlamma gel- 
medigini kaydetmektedir. 120 

ibnu'l-Arabi bu du§uncesini §6yle delillendiriyor: iran Kisra'si oldugu va- 
kit, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Ondan sonra Kisra yoktur" m 
buyuruyor. Kayser olunce de: "Ondan sonra Kayser yoktur" 122 §eklinde 
buyuruyor. Halbuki Kisra ve Kayser ancak iran ve Rum krallandir. Onlarm 
olumuyle, ne iran da, ne de Rum diyarmda kralhk son bulmaz. Sadece o gun, 



119 Kalem,4 

120 ibnu'l-Arabi, Ebu Abdillah b. Muhammed b. Ali b. Muhammed, el-Futuhatu'l- 
Mekkiyye, Kahire, 1269/1853, II /49.57.69.78 

BuharT, Eyman, 31; Muslim, Fiten, 76; TirmizT, Fiten, 41. 
122 BuharT, Menakib, 25; Muslim, Fiten, 75; TirmizT, Fiten, 41. 



62 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



kralhklan i§gal eden ki§ilerin hayatlan son bulur, onlarin yerine ba§ka bir 
adla birileri gelir. Ayni §ekilde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden son- 
ra "nebi ismi" zail olmu§tur; ama ondan sonra vahiy yoluyla Allah Teala 
katmdan getirmi§ oldugu SemavT §eriat zail olmaz. Cunku ondan sonra §eriat 
sahibi bir nebi gelmeyecektir. Buradan §eriat sahibi olmayan nebiin gelecegi 
anla§ilabilir. 

ibnu'l-ArabT, nubuvvetin tumu "Ummu'l-Kitab"ta 123 toplanmi§tir. Onun 
anahtan ise 

"Besmele-i $erife"dir. Buna binaen nubuvvet kiyamet gunune kadar 

halk iginde surecektir. Eger te§ri'f nubuvvet ise, o kesintiye ugramiftir; 

gunku te§ri'i nubuvvet, nubuvvetin cuzlerinden biridir. Halbuki Allah 

Teala'nm haberinin ve alemden haber vermesinin kesintiye ugramasi 

imkansizdir. Qunku o, kesintiye ugrasa alemin gidasi kalmaz, zira alem 

varligmi aldigi bu gida He devam ettirmektir" 

diyerek nubuvvet ile varhklar alemi arasmda bir ili§ki kurmakta ve nu- 
buvvetin yalnizca insanhk igin degil, ayni zamanda diger varhklar igin de 
gegerli oldugunu iddia etmektedir. 

ibnii'l-ArabT, kainattaki butun varliklarm vahiy olabilecegini; kill, derisi, 
eti, siniri, kani, cam, kemigi olan her varhgm fitratmdaki vahiyle Allah Tea- 
la'yi bildigini ifade ediyor. Ona gore vahiy, ilahT kelamm etkisini i§itenin nef- 
sinde suratli bir sekte meydana gelmesidir. Bunu ancak "$uun-i llahtyye"y\ 
bilenler anlarlar. Bu §uun-i ilahT vahyin aynisidir, ama insanlar bunu hisse- 
demezler. Her §ey kesbi olmayan bir vahiy uzerine yaratilmi§tir. Yeni dogan 
bir gocugun anasmm memesini agzma almasi da boyledir. Bu, ona gelen ilahT 
vahyin eseridir. 

Ancak bu tasnif bir takim kelamcilar tarafmdan ele§tirilmi§ ve ibnu'l- 
ArabT, bu goru§u sebebiyle Hz, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin son 
nebi olduguna inanmamakla suglanmi§tir. 124 

,e Risalet ve nubuvvet bitmiftir. Benden sonra nebi ve rasul yoktur." 125 

Bu hadisin ash olmasa da ma'nasi kesindir. Zira Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin hatemu'l enbiya oldugu, ondan sonra nebi gelmeyecegi 
ehl-i sunnet alimlerinin uzerinde icma ettikleri bir husustur. Her ne kadar 
Hz. isa aleyhisselamm ahir zamanda yeryuzune tekrar inecegine inanilmakta 
ise de, Onun yeni bir din veya §eriat getirmeyip, Kur'an-i Kerim ve islam 



"Ummu'l-Kitab" Kur'anT bir tabir olup "Kitab'm esasi'' (Ali Tmran,7) "Kitab'lann 
ash'' (Ra'd, 39) "Levh-i Mahfuz", Zuhruf, 4 anlamlannda kullanilmaktadir. 
124 (OZLER, 2004), s. 52 

Hadis kaynaklannda aslma rastlanilmami§tir. Kaynaklarda yer almayan bir rivaye- 
tin delil te§kil etmeyecegi malumdur. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 63 



§eriatina tabi olacagi, yine ehlisunnetge tesbit ve tekid edilmi§tir. 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin oglu Ibrahim hakkmda 
"Eger o ya§asaydi nebi olurdu" §eklinde haberler rivayet edilmektedir. 

Buhari, ibn Ebi Evfa'nm §oyle dedigini rivayet etmiftir: "Hz. Mu ham- 
med (sav) 'den sonra bir nebinin gelmesi mukadder olsaydi, oglu ya§ardi, 
ama ondan sonra nebi yoktur" 126 

ibn Mace, ibn Abbasfr. anhumaj'dan soyle dedigini rivayet ermiftir: 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin oglu Ibrahim vefat edince, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem cenaze namazmi kildirdi ve §oyle 
buyurdu: 

"$uphesiz cennette onu emziren vardir. Eger ya§ami§ olsaydi siddik bir 
nebi olurdu. Eger ya§asaydi kipti dayilan azad olacakti ve higbir kipti de 
kole edilemeyecekti" 127 

Ahmed b. Hanbel, Enes(r.a.)'in §oyle dedigini rivayet etmi§tir: "Ibrahim 
be§igi doldurmu§tu. Eger ya§asaydi §iiphesiz nebi olurdu; ama ya§amadi. 
Ciinkii nebiniz nebilerin sonuncusudur." 128 

Hakim et-Tirmizi kaddese'llahii sirrahu'l-aziz (hyt. 285/898) ba§ta olmak 
uzere pek gok sufi hatm-i nubuvvet inancmdan hareket ederek "hatm-i ve- 
layet" teorisini geli§tirmi§tir. Bu anlayi§a gore Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin "hatemu'n-nubuvve=nubuvveti sona erdiren ki§i" unvanini hak 
ettigi gibi "hatemu'l evliya" unvani kazanan ki§i de vardir. Hakim et- 
TirmizT'ye gore, Allah Teala, kullannin arasindan nebiler ve veliler segip gon- 
dermi§tir. Bazi nebileri, kimini dostluk, kimiyle konu§ma, kimini ovme, kimi- 
ni oluleri diriltme gibi bazi ozelliklerle digerlerine ustun kilmi§tir. Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme, alemlerden higbir kimseye vermedi- 
gini ozel olarak ona vermi§tir: 

Hitapta ilk, §efaatta ilk olma gibi birgok ozellikleri vardir. Bu ozellikler sa- 
yesine Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem nebilerin efendisi olmu§- 
tur. Onun reddedilemeyecek bir ozelligi de "nubuvveti sona erdiren" bir 
nebi olmasidir. Hakim et-Tirmizi, "bize gore nubuvvet, butun cuzleriyle Hz. 
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de toplanmi§. Onun kalbi, nubuv- 
vetin kemali igin bir kap kilmmi§ ve sonra da muhurlenmi$tir" diyerek ko- 
nuyu ba§ka bir yone ta§imi§tir. Ona gore, bunu gormeyen ki§i 
"hatemennebiyyin" terkibini, gonderili§ itibariyle nebilerin sonuncusu an- 
lamma geldigini zanneder. Halbuki bu yorum cahil ve ahmaklarm yorumu- 
dur, diyerek goru§unu beyan etmi§tir. Hakim et-Tirmizi, hatemu'n- 



126 Buhari, Edeb, 109; ibn Mace, Cenaiz, 27. 

ibn. Mace, Cenaiz, 27. 
128 Ahmed b. Hanbel, Musned, 111/133. 



64 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



nubuvve'yi maddi bir olgu olarak degil de manevi bir makam olarak goruyor. 
Ona gore nubuvvet dairesel olarak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
ile ba§lami§ yine onunla son bulmu§tur. O ve benzerleri bu goru§u : "Adem 
su ile toprak arasmda iken ben nebiidim" 129 hadisine dayandirmaktadirlar. 

Hakim et-Tirmizi hatmu'l-evliya ile ilgili olarak ta §unlan da soylemekte- 
dir. 

"Allah Teala Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ruhunu kabzeddikten 
sonra onun ummetinin iginde kirk tane siddik ki§i yaratmi§tir. Yeryuzu onla- 
rin sayesinde ayakta durur. Onlar Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve 
sellemin al-i beytidir. Onlardan biri olunce, yerine digeri geger. Sonunda 
sayilan tukenip, dunyamn da yok olma vakti gelince, Allah Teala, suzup seg- 
tigi, kendisine yakm kildigi ve butun evliyaya verdigi §eyleri ona da verdigi 
bir kulunu velT olarak seger ve ona, hatemu'l-velayet sifatmi vererek ozel 
kilar. Bu ozelligiyle o, kiyamet gununde diger evliya ya Allah Teala'mn huc- 
ceti olur. Yine bu hatmiyyet sayesinde, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem de yaratilan sidk-i nubuvvet gibi onda da sidk-i velayet yaratihr. Artik 
ona ne du§man ula§abilir, ne de nefsi ondaki velayetin bir kismmi a§irmaya 
yol bulabilir. 

Hatm-i velayet sahibi hem evliyaya hem de ondan sonraki diger 
muvvahitler uzerine Allah Teala'mn hucceti ve kiyamet gununde de onlarm 
§efaatgisi olduguna gore, artik o, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve 
sellemin Enbiyanm efendisi oldugu gibi evliyanm da efendisi olur. §efaat 
makami ona verilir. 

Hakim et-Tirmizi, hatmu'l-velayet sahibinin, hatemu'n-nubuvvet sahibi 
olan Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ozelliklerini ta§idigmi iddia 
etmektedir. 

Hakim et-Tirmizi sufi filozof, nubuvvet ile velayet arasmdaki farka i§aret 
ederken, nubuvvettin ruhu ile beraber vahiy olarak Allah Teala'dan gelen bir 
"kelam" oldugunu velayetin ise, ba§ka bir yolla yine Allah Teala'dan veliye 
ula§an bir "hadis (ilham)" oldugunu, yani ikisinin de kaynagmm Allah Teala 
oldugunu ifade ediyor. Ona gore "hadis", me§iet vakti de meydana gelen 
ilahT ilmin bir tezahurudur. Bu tipki sir gibi gizli bir sozdur. Boyle bir "hadis" 
veliye ancak Allah Teala sevgisinden dolayi vaki olur. O, hakla birlikte kalbe 
girer, kalp onu sekinet ile kabul eder. Nebi'ye gelen "kelam"i, inkar eden 
kafir olur; ama veliye gelen "hadis"i (ilhami) inkar eden kafir olmaz, ancak 
husrana ugrar, vebale girer ve kalbi §a§ar. Muhaddeslerin de makamlan 
vardir. Bazilarma nubuvvetin ugte biri, bazilarma yarisi, bazilarma da daha 
fazlasi verilmi§tir. Nubuvvetten en buyuk pay, hatmu'l-velayet sahibine ve- 



el-AclunT, hadisin bu lafizla rivayetinin bulunmadigmi soyluyor. Ke§f-ul Hafa, 
11/132. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 65 



rilmi§tir: 

"Nebilerin di§mda bir ki§iye nubuvvetten bir §ey verildigini soyleme ce- 

sareti nereden geiiyor?" diye bir soru yoneltilecek olursa cevabini da §6yle 

veriyor: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin §u hadisi; sana ula§madi mi? 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem §6yle buyuruyor: "Orta yolu 
tutmak, hidayete tabi olmak ve guzel huylu olmak nubuvvetin 
yirmidort pargasmdan bir pargasidir". 130 Orta yolu tutan bir ki§inin zik- 
redildigi kadar nubuvvetten bir hissesi olduguna gore onde olan bir 
mukarrebin (Allah Teala'ya yakm olan velinin) nubuvvetteki hissesini var 
sen du§un" demektedir. 

Goruldugu gibi Hakim et-Tirmizi velayet muessesini kesbT degil vehbi ku- 
rum olarak gormekte, nubuvvetle velayete ayni ozellikleri vermekte, veliyi 
de nebT gibi gormektedir. Ayrica, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
"hatemennebiyyin" ozelligini farkh bir §eklinde yorumlamakta ve evliyanm 
da "hatem"i oldugunu ileri surmektedir. Bir de velinin aldigi "hadis"i (ilhami) 
vahiy gibi gormekte ve velayeti nubuvvetin en buyuk cuzu saymaktadir. 

Muhammed Vefa, imam RabbanT Ahmed Sihrindi, Ku§§a§T, NablusT ve 
Ahmed TicanT kaddese'llahu sirrahumuN-azTzan gibi isimlerin ya bizzat ken- 
dileri hatmu'l-evliya olduklarmi ileri surmu§ler, ya da muakkibleri tarafmdan 
kendilerine bu sifat yuklenmi§tir. Hatta (mesela SirhindT'nin durumunda 
oldugu gibi) hatemu'l- evliyanmkinden daha yuksek bir konum fikri dahi 
ortaya atilmi§tir. 131 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aziz hatmu'l-evliya konusunda §un- 
lari buyurmaktadir. 

Her vaktde hatmu'l-evliya bird Or, bu vaktde Allah subhanehu ve te'ala 
hatmu'l-evliya olmagi Misriye virdi. Onun tahti cehenneminun §imdi yu- 
lari Misrinun elindedur, kime istersem ona virmege beni muhayyer kildi, 
benum istedugum Allahun istedugidur. 

Ey Sultan Mustafa sen benum iznum olmadukga ismine hutbe 
okudamazsm her ne kadar 'ukalan ve 'uleman var ise cem'eyle benden 
izinsuz seni tahta a$ikare gikarabilurlerse ben batil olmi$ olayum heman 
celladmi gondur beni katl eylesun. Sultan Muhammed merhum olali bu- 
gun yedi yuz on dord gundur bundan ziyade dahi nice izah ideyum i$de 
katlume bundan ziyade sebeb-i kav? olmaz, kadir isen oldur yahud 



Bu hadis degi§ik lafizlara rivayet edilmi§tir. TirmizT, Birr ve Sila, 65; Muvatta, §iir, 
17. 

131 



(CiFT, 2003), s. 263 



66 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Misrfden izinsuz tahta a§ikare gik otur, gorelum kadir olabilur misin? 132 
Tasavvufun guglii muhaliflerinden olan ibn Teymiyye (hyt. 728/1328) 133 
Hakim TirmizT'nin bu goru§unu kendi zaviyesinden ele almakta ve hatemu'l- 
evliyaya yeni bir tanimlama getirmektedir. Oncelikle vurgulamak gerekir ki, 
ibn Teymiyye Hakim TirmizT'yi iyi tanimakta ve goru§lerini bilmektedir. 
Onunla ilgili fikrini §u cumleleriyle ortaya koymaktadir: 

"Hakim et-Tirmizi, Allah Teala rahmet eylesin, her ne kadar kendisifa- 
zilet ve ilim sahibiyse de ve $ukranla anilacak guzel ve kabul edilir sozleri 
vefaydali dogrulan bulunuyorsa da, reddedilmesi gerekli hatali sozler de 
sarf etmi§tir ki bunlarm en uygunsuzu Hatmu'l-velaye adli kitabmda soz 
konusu ettigi, "soma gelenler arasmdan oyle bir kimse gikacak ki, Allah 
katmda bu kimsenin mertebesi Ebubekir, Omer ve digerlerinden daha 
yi//cse/ct/r // §eklindeki iddiasidir." 134 

ibn Teymiyye'nin hareket noktasi bu ifadenin, ne Allah Teala'mn 
Kitab'inda ne Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sunnetinde ne de sele- 
fin ve ummetin imamlarmin sozlerinde gegmiyor olmasidir. Ayrica butun 
bunlara ragmen yine de bu ifade kullanilmak isteniyorsa o takdirde igerigi- 
nin degi§tirilmesi gerekmektedir. Onun yaptigi tanimlama §6yledir: 
"Hatemu'l-evliya, en son muttak? mumin kuldur." Onun bu tanimlamayi 
yaparken dayandigi ve delil olarak sundugu ayet §udur: 

"Biliniz ki Allah Teala'mn velileri igin higbir korku yoktur, onlar mahzun 
da olmayacaklardir" 135 ilging olan, velayet konusunda goru§ bildiren he- 
men butun sufilerin, yorumlan ne §ekilde olursa olsun esasen bu ayete sari- 
hyor olmalandir. ibn Teymiyye agiklamalarmin devammda §6yle demekte- 
dir: 

"$imdi hatemu'l-evliya, dunyadaki en son muttak? mumin kul oldugu- 
na gore, bu $ahis velilerin en ustunu ve en mukemmeli degildir. Aksine 
onlarm en ustunu ve en kamili, resullerin en ustunune digerlerinden daha 
yakm olandir. Bilinmelidir ki veil, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 
ne kadar yakmsa ondan ne kadar fazla ilim almi§sa ve ona ne kadar gok 
uygunluk arz ediyorsa o kadar ustun olur." 136 

Bu ifadelerinden anla§ildigi kadanyla ibn Teymiyye'ye gore muminler 
arasmda onlardan ayri bir velayet makami soz konusu degildir. Butun mu- 



132 (MISRT, 1223), s. 6a; (CEgEN, 2006), s. 39 

133 Kara, "ibn Teymiyye, Takiyyuddin", DlA, XX, s. 413. 
ibn Teymiyye, Mecmuufetava, II, s. 222 

Yunus, 62. ibn Teymiyye, Mecmuufetava, II, s. 224 
136 ibn Teymiyye, Mecmuufetava, II, s. 225 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 67 



minler Allah Teala'nin evliyasidir. Bunlann en sonuncusu da, tamlamanin 
ifade ettigi teknik anlamla degil basit anlamda hatmu'l-evliya olacaktir. Yu- 
karida izah edildigi gibi, Hakim TirmizT de ilk adimda biitun muminlerin 
evliyaullah oldugunu belirterek ayni kanaati izhar etmektedir. Ancak o bir 
adim daha ileri giderek, mumin olmakla veli sifatini kazanan bu kullar ara- 
smdan bazilarmin bir ust dereceye yukseldiklerini soylemektedir. 137 

Netice olarak Kur'an-i Kerim tesri'f nubuvvet ile aayri tesri'f nubuvvet 
dive bir ayrim yapmamistir. israilogullari nebilerinden yeni bir §eriat degil 
de, Tevrat ile hukmetmeleri kendilerine emredilir ise de, onlarin nubuvvet- 
leri sadece kendilerine ait degildir; aksine ummetleri hakkmda genel bir 
uygulamaya varacak kadar kapsamhdir. Bununla beraber Kur'an-i Kerim'in, 
nubuvvet kapismm Hz. Mu hammed sallallahu aleyhi ve sellem ile kapandi- 
gmi bildirmesinde, §eriat sahibi nebiler igin bir tahsis bulunmaktadir. Bu 
hukum kendilerine yeni bir §eriat verilmeyen nebileri de kapsamaktadir. 
Dogrusu evliyaya verilen ilhamlan, vahiy olarak isimlendirmek, velayet kav- 
ramiyla nubuvvet kavrammi birbirine kan§tirmak demek olur. isimlerle bu 
§ekilde oynamak, velileri nebi, onlara gelen ilhamlan da vahiy olarak isim- 
lendirme sonucunu dogurur. Boyle yapmak, telafisi imkansiz yanh§larm or- 
taya gikmasma sebep olur. Ashnda bu tur du§unceler, Hz. Muhammed 
sallallahu aleyhi ve sellemden sonra nubuvvet kapismi agmak igin saglam bir 
zemin olu§turmaz. Bu ancak herhangi bir gergekligi olmayan mecaz turle- 
rinden biri olabilir. Zaten bunu akil kabul etmez; gunku boyle yapmak 
hakikatlann sinirmi a§mak ve onlari birbirlerine kan§tirmak demektir. Bunu 
din de kabul etmez, gunku nubuvvet kapismi mutlak olarak Hz. Muhammed 
sallallahu aleyhi ve sellem ile kapandigmi agkga beyan eden Kitap ve Sunne- 
te de aykindir. 

Gergek §udur ki, bu du§unceler hem genel islam? baki§ agismdan dogru 
degildir. Burada agikga kelime oyunu yapihyor, isimler musemmalarmin 
di§mda kullanihyor, hem de bilimsel agidan dogru degildir; gunku bilimsellik 
agikhk ve durustluk ister. 

Bu tur du§unceler supekulasyona agik oldugu igin tarih boyunca sahte 
nebiler tarafmdan kullanilmi§ ve onlarin kotu emellerine alet olmaktan ba§- 
ka bir i§e yaramami§tir. Son donemde ortaya gikan BahaTlik ve KadiyanTlik 
bunun en bariz orneklerindendir. Gegtigimiz yillarda ulkemizde ve diger 
yerlerde nebilik iddialanyla ortaya gikan bazi kimseler de kelime oyunu ya- 
parak sadece kamuoyunun kafasmi kan§tirmaya neden olmu§lardir. Ne var 
ki boylelerinin maskesi kisa surede du§mektedir. 138 



137 (CiFT, 2003), s. 264 

138 (AKTEPE, 2000), s. 111-116 



68 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ancak NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz gibi kiymetli buyuklerin 
bu gibi du§uncelerinin asil giki§ merkezlerinin ne oldugunu tayin etmekte 
zordur. Onlarin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yolunda oldugu mu- 
hakkaktir. Bu du§uncelerinde hissi olmu§lardir gibi yorumlar ile bu mesele- 
lerinde gozume kavu§masi da tarn manasi ile gozum uretmekte degildir. Bize 
gore Kur'an-i Kerim'de beyan edilen hatemi nubuvvet meselesi agikga go- 
zulmu§tur. Fakat islam dininin devami igin Allah Teala'nm kiyamete kadar 
muhafaza edilecegi hususunda sebepler aleminde Allah Teala'nm bu dini 
kitapla yani Kur'an-i Kerim ile mi yoksa Kur'an-i Kerim'in ikiz karde§i olan 
insan ile mi oldugunu agiklamak gerekir. Mesela Hazreti Mevlana 
kaddese'llahu sirrahu'l-aziz bendesi MevlevT kendini tanitirken MevlevT ol- 
dugunu agiklarken islam'm di§mda biri oldugunu mu soyluyor? Yoksa 
musluman oldugunu agikga beyan etmi§ mi oluyor. O bir musluman oldugu 
kadar bu dinin iginde daha iginde oldugunu soylemekten ba§ka nedir. Mev- 
lana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz igin "Nebi degildir fakat kitabi vardir" de- 
nilmektedir. 

Abdu'l-Kadir el-Geylam kaddese'llahu sirrahu'l-azizin (470-561 / 
1077-1165) §6yle soyledigini rivayet edilmi§tir: 

"Ey nebiler cemaati! She lakap verildi. Bize de, size verilmeyenler 
verildi." 139 

"Size lakab verildi." sozunun anlami §udur: RicaTin buyuklerinde, 
mutlak ve genel anlamda nubuvvet (en-nubuvvetu'l-amme) yaygm oldu- 
gu halde, bizlere nebi isminin verilmesi yasaklandi. 

"Bize de, size verilmeyenler verildi/' sozunun anlami ise §udur: 
Alimlerin Hz. Musa aleyhisselami Hizir aleyhisselamdan daha efdal gor- 
dukleri bilinmekle birlikte; Allah Teala Hizir aleyhisselamm adil olduguna 
ve ilim cihetinden onde olduguna §ehadet etmi§tir ve kelTmullah, segil- 
mi§ (el-mustafa) ve yakinla§tirilmi§ (el-mukarrab) olan Hz. Musa 
aleyhisselami onu bulmasi igin yormu§tur. Bununla birlikte Hizir 
aleyhisselam Hz. Musa aleyhisselama 

"Ey Musa! Ben, Allah Teala'nm bana ogrettigi oyle bir ilme sahibim 
ki, sen onu bilmezsin. Sen de, Allah Teala'nin sana ogrettigi oyle bir il- 
me sahibsin ki, ben de onu bilemem." demi§tir, i§te Hizir aleyhisselam'm 
bu sozu; Abdu'l-Kadir el-Geylam kaddese'llahu sirrahu'l-azizin "Bize de, 
size verilmeyenler verildi." Sozunun aynisidir. Eger Abdu'l-Kadir el- 
Geylam bununla, umumi nubuvvet (en-nubuvvetu'l-amme) ehli olan veil 
nebileri kasdetmi§se, bu takdirde onun sozu; Cenab-i Hakk'm onlara 
vermedigini, kendisine verdigi anlamma gelmektedir. Nitekim onlar igin- 



139 (ATAg, 1993), s. 427 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 69 



de, Cenab-i Hakk'in fadil veya mefdul kildiklan da vardir. Boyle bir §ey 
ise, inkar konusu olamaz." 140 

Muridin biri dedi ki: 

" Ben her gun Allah Teala'yi yetmi§ kere a^ikga goriirum." §eyhi ona 
§unu soyledi: 

"Senin bir kere Bayezid-i Bistamf'yi gormen, Allah Teala'yi yetmi§ 
kere gormenden da ha hay\rl\d\r." 

Murid me§elikten di§an gikip da Bayezid-i gorunce hemen du§up 61- 
du, gunkii a§ik idi. Sevgiliyi arama yonunde oldu. Yani nefsinden ona da 
bir artik kalmi§ti, o da temizlendi. Murid, aciz goru§u ile eksik basiretiyle 
ancak kendi tasavvurunun suretini goriir. Allah Teala'yi Bayezid kuvvetiy- 
le goremez. §imdi yuz bin Bayezid de, Musa aleyhisselamm pabucunun 
tozuna eri§emez. Hem sen taklit yoluyla da diyorsun ki, binlerce veli, ne- 
binin ayak tozuna eri§emez. O halde nasil reva goruyorsun ki, bir kulhan- 
ci onu her gun bin defa gorsun? 

Allah Teala ile konu§an Musa aleyhisselama da onu goremedi diyor- 
sun. Eger biri senin gergekledigin " Allah Teala'yi gormek vardir/' anla- 
mmdaki Allah Teala kelammi tevil etmek isterse fetva istemek lazimdir. 
Soz, geki§tirilmeye elveri§li ise tevil ile soylenir. Dogru soze tevil gerek- 
mez. 

"Enel Hak" (Ben Hakkim) sozu gibi giplak ve uygunsuz sozler ise tevil 
goturmediginden §uphesiz soyleyenin ba§i araya gitti. 141 

Allah Teala, j^\ Lju^\ y>j j£a$l £jJ*y>j jC^Nl vjSfi "Onu gozler 

kavrayamaz," 1 * 2 buyurdu ki, bu umutsuzluk tarafidir. Sonra da, "O goz- 
leri kavrar/' 143 buyurdu. Bu da tarn umut yonudur. G6ru§un hakikati 
Musa aleyhisselama yuz tutunca onu ala§agi etti ve bu goru§ iginde bo- 
guldu. 

^J,^ JylCJj "Kendini bana goster," 144 dedi ve Allah Teala diliyle 
cevap aldi: 

^J jS "Beni goremeyeceksin!" 145 Yani boyle (dunya gozu ile) gor- 
mek istiyorsan asla goremezsin! Bu ifade inkarda mubalaga ve hayrettir. 



140 Futuhat, II, 90-91, (Thk. 0. Yahya, XII, 421-424.) 

141 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.134), s. 220 

142 En'am, 103 

143 En'am, 103 
144 A'raf,143 



70 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Cunku sen zaten beni gormekten bogulmu§ bir haldesin. Daha nasil di- 
yorsun ki, bana gorun de, sana bakayim? Yoksa biri, Musa aleyhisselam 
hakkmda nasil §upheye du§ebilir? Allah Teala'nm sevgilisi, onun konu§- 
tugu rasulu ki, Kur'an-i Kerim'in birgok yeri onun zikriyle doludur. Nasil 
ki, bir kimse bir §eyi severse onu gok anar derler. Allah Teala da Musa 

aleyhisselama beni goremeyeceksin dedikten sonra, JJ>J1 ^\ °J&\ ^Sj 

"Daga bak!" 146 dedi. O dag, Musa'nm benligidir ki, ululugu ve sarsilmaz 
sebati dolayisiyla Allah Teala ona, "Dag" dedi. Bu, sen kendi nefsine ba- 
karsan beni gorursun, demektir. Bu, "Nefsini bilen Rabbini bilir", nukte- 
sine de yakm bir sozdur. Nasil ki, Musa aleyhisselamda kendine bakti, Al- 
lah Teala'sim gordu, onun varhgi belirince kendisi arada higle§mi§ oldu. 
Yoksa nasil reva gorebilirsin ki, Allah Teala Musa gibi kendisiyle konu§an 
bir rasulun duasini reddetsin de ona cansiz bir dagi gostersin? Musa 
aleyhisselam ondan sonra: 

^lc4»^^>4-^ / 'Yarabbi! Sana tovbe ettim/' dedi. Yani seni goreyim 

derken iginde boguldugum gunahlardan ve seni gormek istedigimden 
dolayi tovbe ettim, demek istedi. 147 

Futuhat'ta surekli nebilerin ustunluklerine vurgu yapan ibn'ul Arab? 
§unlan soyler: 

"Bir gun, igerisinde sufTlerin de yer aldigi bir mecliste hazir bulundum. 
Birbirlerine 'Musa aleyhisselam hangi makamda Rabbini gormeyi iste- 
mi§ti.' 148 diye soruyorlardi. Birisi §evk makammda iken gormeyi istedigi- 
ni soyledi. Onlarm bu tur konu§malan uzerine §6yle dedim: 

'Boyle yapmaym! Yolun ash §udur; veltlerin ula§tiklan en son nokta 
nebilerin ba§langig noktalandir. Veil, §eriat sahibi rasullerin hallerinden 
big birisini ya§amami§tir. Bu yiizden biz ancak ya§adiklanmizi anlatabi- 
liriz. Resul ve nebf degiliz, dolayisiyla Musa aleyhisselamm hangi ma- 
kamda iken Allah Teala'yi gormek istedigini bilemeyiz." 149 

ibn'ul Arab? veltlerin yetersiz, nebilerin ise kamil insanlar olduklarmi 
anlatirken de §6yle demektedir: 

"Ula§madigimiz bir makam ya da tecrube etmedigimiz bir hal hak- 



145 A'raf, 143 
146 A'raf, 143 
147 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.50-51), s. 113 

"Musa tayin ettigimiz vakitte (Tur'a) gelip de Rabbi onunla konu§unca, 'Rabim 
Bana (kendi ni) goster; seni goreyim' dedi..." A'raf, 143. 
149 Futuhat, c. II, s. 51. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 71 



kmda ne ben ne de benim di§imda Allah Teala'nm kendilerine §eriat 
verdigi nebilerden ba§ka birisi konu§abilir. Bu hususta konu§mak ha- 
ramdir." 150 

ibn'ul ArabT'nin nubuvvet-velayet konusundaki goru§leri oldukga net- 
tir. 0, higbir zaman bir velinin bir nebiden ustun oldugunu iddia etmez. 
Fakat bir kemal derecesi olarak "velayet" mertebesinin "nubuvvet" mer- 
tebesinden ustun oldugunu vurgular; §ahislan degil mertebeleri esas ahr. 
Bu Ttibarla ba§ta Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak uzer bu- 
tun nebilerin "velayet" yonleri "nubuvvet" yonlerinden ustundur. ^unku 
"veir sifatlan onlari mukaddes huzur-u ilahiye ve mu§ahede makamma 
yukseltirken "nebi" sifatlan onlarm kevni aleme inmelerine ve bu alem- 
deki zithklan mu§ahede etmelerine sebep olur. Diger taraftan "velayet" 
sureklidir, "nubuvvet" ise dunya hayatiyla, teblig ile smirhdir. Bu Ttibarla 
"nubuvvet", "velayet" ve "marifet" makamlarmi kendisinde toplayan ve 
kemal derecesinde bulunan Hz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
surekli olan ve onu Rabbi'nin huzuruna goturen "velayet" yonu, onu 
maddT aleme indiren "nubevvet" yonunden ustundur. 151 

Hulasa 

Evliyalarm uluhiyette ve nubuvvette higbir paylarmin olmadigi bir ger- 
gektir. Esasen Ehl'ullahtan higbiri boyle bir iddiada da bulunmami§, kendile- 
rinin insandan ba§ka bir §ey olmadiklarmi soylemi§lerdir. Bu durum enbiya 
hakkmda dahi Kur'an-i Kerim'de §6yle ifade edilir: 

"Higbir insanm, Allah'm kendisine Kitap, hikmet ve nubuvvet vermesin- 
den sonra (kalkip) insanlara: Allah 'i birakip bana kul olun! demesi mum- 
kun degildir. Bilakis, feoyle demesi gerekir): Okutmakta ve ogretmekte 
oldugunuz Kitap uyarmca Rabbe halis kullar olunuz?" 152 

insansiz dinin korunmayacagi gibi islam'in temel esaslan da ehTullah ta- 
rafmdan da tahrif edilmeyecegi edilmedigi muhakkaktir. Bu dine zarar ve- 
renler uzerinde bir inceleme yapildigmda Kadizadeler veya mutezileye ben- 
zer ulemanm da zararh oldugu gorulecektir. Tasavvuf ehli ki§ilerin muntesip- 
leri ki§ilerin gonulleri fethetmesi olmasa idi bugun topragm ustunde ayakta 
kalmi§ dini motifleri bulmak ne kadar zor olacakti. Ulemanm hayatmda ula§- 
tigi zirve hakk'a yurudukten sonra devamiyeti tasavvuf? hayati benimseyen- 
lerden ba§kasma pek nasib olmami§tir. Dort buyuk mezhep imamlarmin 
tasavvuf? yonleri onlari hala berhayat kilmi§tir. Hak mezhep olupta munte- 



150 Futuhat, c. II, s. 24. 

151 ibnu'l-Arab?, Kitabu'l-Kurbe, (Resail), s. 78, 79; (gAKMAKUOGLU, 2005), s.150 
152 AI-iimran, 79 



72 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



sibi kalmayanlarin sebeplerini ara§tirmak ayn bir ara§tirma konusu olacagini 
da soylemek lazimdir. 

Rasulullah Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem son nebi ve 
rasuldur. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTzin de onun kapisinda 
yolunda bulunduguna ve durduguna §ahidiz ve iman ederiz. 



Cumle ummetten hayirlidir o $ahm ummeti, 
Ummetine cumleden artik eder Hakk rahmeti, 
Enbiya anmla buldu bunca lutfu izzeti, 
Ben anm lutfuna ihsanma kurban olayim, 
Ben anm enva-i eltafma kurban olayim, 
Cumle ummetten hayirlidir o §ahin ummeti, 
Ummetine cumleden artik eder Hakk rahmeti, 
Enbiya anmla buldu bunca lutuf ve izzeti, 
Ben anm lutfuna ihsanma kurban olayim, 
Ben onun ge§itli lutuflarma kurban olayim, 

Her ne denlu Enbiya vu murselm kirn geldiler, 
Ummeti olmakhgi Hakk' dan temennfkildilar, 
Evliya ana Niyazfkul u kurban oldular, 
Ben anm ayagmm tozuna kurban olayim, 
Yoluna gidenlerin izine kurban olayim. 
Her ne denli Enbiya ve murselin ki geldiler, 
Muhammed Ummeti olmayi Hakk'dan temenni kildilar, 
Evliya ona NiyazT kul ve kurban oldular, 
Ben anm ayagmm tozuna kurban olayim, 
Yoluna gidenlerin izine kurban olayim. 



TAHMIS-IAZBI 

01 $eh? alemlerin emrine kurban olayim 
Lutfuna can vereyim kahrma kurban olayim 
Hergulu nursaganm harma kurban olayim 
Kapisinda bende-i muruna 153 kurban olayim 



153 Mur: olgun, kemale ermi§, ergin, tamam, 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 73 



01 cihanm fahrinin sirrina kurban olayim, 
Hutbe-i levlake men §anma kurban olayim, 
"Kab-i kavseyni ev edna"sma kurban olayim, 
Ben anin ilmiyle irfanma kurban olayim, 
Ben anm esrar-i mi'raana kurban olayim. 

01 Ebubekr u Omer Osman Ali dort yaridir, 
01 Risalet bagmm anlar gul-i gulzandir, 
Cumle Ashab hidayet rahmm envandir, 
Ben anm Aline Ashabma kurban olayim, 
Ben anm Ashab-u ahbabma kurban olayim. 
Nasi gafilden bunlor gekti nice ceru cefo 
Hem Imam Ali Had? hem o $ahi evliya 
Rehberi rahi tarikat oldu gun Musa Riza 
01 Hasen Askeri der nesli paki Murteza 

01 Hasan hazretlerine zehr igirdi e§kiya, 
Hem Huseyn oldu susuzluktan §ehfd-i Kerbela, 
ikisidir asl-ii nesl-iAI-i Mustafa, 
Ben anm Aline evladma kurban olayim, 
Ben anm evlad u ensabma kurban olayim, 
Devleti uzma bilenler bufenada zilleti 
Ta kiyamet bellidir elhamdulillah kiymeti 
iki alemde helaldir Hakkm ona hucceti 
Ehli imanm yanmda "fedhulu" 154 dur cenneti 

Cumle ummetten hayirhdir o §dhm iimmeti, 
Ummetine cumleden artik eder Hakk rahmeti, 
Enbiya anmla buldu bunca lutf u izzeti, 
Ben anm lutf una ihsanma kurban olayim, 
Ben anm enva-i eltafma kurban olayim, 
Hakki ikrar eylyenler yuce devlet buldular 
Sim illa'llahla onlar pasli kalbi sildiler 
Vechi pakin mazhari zat ilahi bildiler 
Mujde vasli Huda'dan Azb? cumle geldiler 
Her ne denlii Enbiya vu murselm kim geldiler, 
Ummeti olmakhgi Hakk'dan temenni kildilar, 
Evliya ana Niyazfkul u kurban oldu la r, 
Ben anm ayagmm tozuna kurban olayim, 
Yoluna gidenlerin izine kurban olayim. 



154 "Kullanmm arasina gir." (Fecr, 29) 



74 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l azTz 



141 

a a > a x 

Ya men tevahhede bi'l-gufrani ve'hsmi *-U*51j jlyJJl* J&~y y IT 

£x sis 

Yd men kibarti'z-zunubi ledeyhi kellemem 12o «u ji c^J jJI j\?ly ^ 

Ya men te rah hem dem' til-ay ni ke'd-diyemi, JL> jJd jlill io 1>^* <>* ^ 

x v x ^^ 

Vd men yuhibbu enmti'l-abdi min nedemi *S> j^ jl^\ y\ L^sJy IT 

Vd men ledeyhi devati'dda-i ve's-sakam *juJ\j *fjJI *\jS «u jJ j-* IT 

x ax /« x x 

/.em ektedir sarfe nefsfmin gavayetiha IJJT l^p j^ ^^i u»j^ j^31 p 

Ve zade tugyanuha cemhen ve ma'semeha \J12Uj lkl>- l^l-^W al) j 

/nn# vakiftti aid babi'r-recai leha l^J *l^5l cA ^p ^-t? ^ 

Eznebtti kiillii zunubin va'tereftti biha l^ i^ijlplj u>j i Jp cJ2il 

x a 4 >a x 

LdWn a reft tike bi't-tevhidi ve'l-kelim JSJl j Ju>^ll» ^tijp j^J 

;?x x> x a x x x 

Kad fateni'l-omrti ve'§-§eyhuhatti nazileten iljt ^j>J231 j ^liSI ^S\i j5 

t? x x-' a 

Birre'si mali'l-abdi eleyse ra hi let tin iU-f> ^lSl jjjjl ^U jJf>Sl> 

tf a ax a 

Ve'n-nefsti ff kesreti'l-isyani haimettin *2U jllU^l OjlS^ ^ ^Juil j 

a ax 

Name'l-uyunu ve aynti'l-abdi sahirettin tyX+» jl2\ jIpj j^SI *t 

x a £ x a w x 

Tebkl ale'l-babi vaste'l-leyli bi'l-keremi ry^ J^ ^"J ^^ B^ <J^ 

a x > > 

Sdret zunubi kemevci'l-bahri fi mededi sx* <<| y^\ -r^S ^Iji OjC? 

l/c/tu ani'r-remli vennucumi bi'l-aded $ jsil *j>^l j ji^JI jp i> ji> 

xa a 

Bi-izzi men fi'lavalimi hayru muktesidin ±JuL > J^ ^J^Sl ^ ji ^ 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 75 



La taktaanne recdipke yd senedf fj jZ* I ^Li Jf li-j ji]a£ ^ 

Yd gdfire'z-zenbi ilerrdcine bi'l-keremi *j£ol> j^[)\ ^\ cJ jJI js> IpIT 

Md maleti'n-nefsu ile't-tadti min kesel S~^ *<f ^^ ^ixJl cJU U 

Vema'tedet li-hisdbi'l-ha§ri min amel J*p ^ jJ!liJl c^l^J o jIp! U j 

Fesdleti'l-aynu lil-Misriyyi min vecelin Ji-j ^ ^j^.iS ^1 cJCi 

• . } s s a x 

irham bi-fazlike Id-tanzur ild zelelin JJS Jl ^.kli ^ iz&^ju li-jl 

a a x a 

inne'l kerfme yuhibbu'l-afve an-hademi »±>- jp y2\ L^Lj^l ^ 



Ey! giifran ve ismetle tevhid eden zat 

NiyazT-i MisrT, bu ilahisini okuyanin haline gore yorumlamak gerekir. 

Ey! Buyuk gunahlar senin katinda ekmek kinntisi gibi olan zat. 

Cunku ekmek kinntisi yemege musait olmadigindan uzerine basilmasi 
dahi gunah degildir. Gavs-ul Azam ihramcizade ismail Hakki Toprak SivasT 
buyurdu ki; 

"Bu sozler Allah Tedld ve Rasulullah sallalldhu aleyhi ve selleme soy- 
lenmi§ sozlerdir. Ancak yol bizden gegtigi igin bize soylenmi§tir. Fendfi'l- 
ihvdn olduysamz, bu sozler ihvana, Fendfi'§-§eyh olduysamz bu sozler §ey- 
he, fenafi'r-resul olduysamz bu sozler Rasulullah sallalldhu aleyhi ve 
selleme, bekdbi'lldh olduysamz bu sozler Allah Tedld'ya soylenmiftir" 155 



155 §eyh Zeyneddin-i HafT der ki; Muridligin §artlarindan biri §eyh ile kalp bagmin 
devamidir; ondan yardim isteyecek, teslim olacak, sevgi gosterecek. Kisjye §eyhin- 
den ba§ka vasitalarla feyz hasil olmaz. Dunya §eyhle dolu olsa da §ayet muridin 
iginde §eyhinden ba§kasma bir alaka uyanirsa batini vahdaniyyete agilmaz. ^unku 
insanin iki yonu var: Biri ulvT, biri suflT. HakTeala yonden munezzehtir. Nasil kibleye 
yonelmeden namaz makbul olmazsa Resul'e baglanip teslim olmadan Resul'un 



76 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



/v_) JO IS /#-*-)> V3 r^J* (V « 

Ey! G6zya§larma merhamet eden zat 



Ey! Kulunun pi§manhgmdan, onun ahlanna ve inlemelerine sevgi gosteren 
zat. 

pllJlj *fjil *\jp «UjJ Aj-i I' 

Ey, katinda azab ve derdin devasi olan zat 

" Vucudumuzda binlerce kurt, binlerce domuz.... Temiz, pis, guzel, girkin 
binlerce sifat var" 156 



IgJj j^fr jfi ^yJb CS>J^>jX3>\ J 



Ben nefsimi azginhktan cevirmege, yani dondurmege, terbiye etmeye 
gucum yoktur, buna muktedir degilim. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Halk, iginde bir tane bile binmeye elveri§lisini bulamadigimz yiiz deve- 
lik bir siirii gibidir. " 157 

insanda bir an olur kurtluk zuhur eder, bir an olur ay gibi Yusuf yuzlu 
bir guzel haline gelir. iyiliklerle kinler gizli bir yolda gonullerden gonullere 
gidip durmaktadir. Hatta insandan, okiiz ve e§ek bile bilgi sahibi olur, akil- 
lanir, huner elde eder. Serke§ at, rahvan bir hale gelir, ali§ir. Ayi oynar, 

nubuvvetine kalp baglamadan Allah Teala'ya ybnelme hasil olmaz. Resul bir vasita- 
dir. Kalp ile Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme baglanmaksizin kula Allah Tea- 
la'dan feyz gelmez. Sonra beden ve ruh ile bir yone yonelince insana 
vahdaniyyetten feyzler ve kabiliyetler hasil olur. Bilinmelidir ki, muridin seyhinden 
yardim istemesi Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden yardim istemesidir; 
cunku §eyhi de seyhinden, o da Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme kadar 
gider. (?avu§oglu, A\\ f "Yusuf Hakfkf'nin Tasavvuf Risalesi," S.B.Ens. D.S.13YN: 2002. 
s. 141-142) 
156 Mesnevi, c.ll, b.1417. 

BuharT, Rikak, 34; Muslim, Fedailu's-sahabe, 232; TirmizT, Edeb, 82; ibn Mace, 
Fiten, 16; Ahmed, Musned, II, 70, 109, 121, 122, 123, 139; Taberam, el-Mu'cemu'l- 
Evsat, V, 37 (4607), VIII, 60 (7963); BeyhakT, es-Sunenu'l-kubra, IX, 19 (17568); Ebu 
Nu'aym, Hilyetu'l-Evliya, VI, 334, VII, 142, IX, 23; Hakim, el-Mustedrek, IV, 326. 
Mesel icin bkz. Hakim et-TirmizT, el-Emsal, 51; Ebu'§-§eyh, Kitabu'lemsal, 81, 82 
(131); AbdulmecTd Katamis, el-Emsal el-Arabiyye, s.161. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 77 



kegi de selam verir. Kopege insanm huyu geger, nihayet goban olur, av 
avlar yahut suruyu korur. Ashab-i Kehf'in kopegine onlardan oyle bir buy 
sirayet etti ki sonunda Allah Teala'yi aramaya koyuldu. 158 

Kizgin at gibi nefsim siniri a§ti beni dinlemez. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Mu'minler ho§gorulu ve yumu§ak huyludur. Bag I ansa yerinde duran, 
'gok' emri verilse goken, burnu ha I kali deve gibi." 159 

Bir yiiriiyu§ edelim de kmp dokelim: $u kara yiizlii, §u kotii huylu nefsi, 
yok edelim gitsin! 160 

Fakat bu mucadele kolay degildir. lira "put kirmak kolaydir, fakat nefsi 
(egitmeyi) kolay gormek cahilliktir. " 161 

Bu nefsimin azginhgindan dolayi senin reca kapinda durdum. 

oji V$-A/P L JS'J^\ jl/juu/jl l^L^jl \tf*»j+>ei&\} l^Jojl^olA^'^^Jo U 

"Herhangi bir ayetin hukmunu yururlukten kaldmr veya unutturursak, 
onun yerine daha hayirlismi veya onun benzerini getiririz. Allah 'in her§eye 
kadir oldugunu bilmez misin?" 162 



l# C^j~&\j L^y i JS C**-o\ 



Ve her gunahi i§ledim ve yaptigim gunahlarimi itiraf ederim 



158 MesnevT, c. II. b. 1420-1435. 



Ebu Nu'aym, Hilye, V, 180; BeyhakT, §u'abu'l-Tman, thk. Muhammed Sa'Td b. 
BesyunT, ZaglGI, Beyrut, 

1990, VI, 272 (8128), 273 (8129); UkaylT, Ebu Ca'fer Muhammed b. Amr, Kitabu'd- 
duafai'l-kebir, thk. Abdulmu'tT Emm Kal'acT, Daru'l-kutub el-ilmiyye, Beyrut, ty. II, 
279; ibn Adiy, Ebu Ahmed Abdullah b. Adiy el-CurcanT, el-Kamil f? duafai'r-rical, thk. 
Suheyl Zekkar, Daru'l-fikr, Beyrut, 1998, IV, 201; Ebu'§-§eyh, Kitabu'l-Emsal fi'l- 
hadis, s. 124 (206), Kuda'i, Musnedu'§-§ihab, I, 114 (139), 115 (140). 

Mevlana, Macalis-i Sab'a (Yedi Meclis), ^eviren: ve Hazirlayan: Abdulbaki 
Golpinarh, Konya 1965, s. 54. 

161 Mesnevi, c. I, b.778 

162 Bakara, 106 



78 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Lakin seni tevhidinle ve Kur'an-i Kerim'le bildim, yani arif oldum. 

Omrum tamam oldu, ihtiyarhk nazil oldu, sagm, sakahm agardi. 

iU-lj j^Jl juil ^SU j-^Sl» 

Yalniz Ortada kaldim, bir yerinecek kimse yok mu? 

■J it, a 

Nefis $ok gunah i§lemekte £ilgm gibi. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Miinafigm durumu, iki siirii arasmda damizlik pe§inde dola§an di§i ko- 
yuna benzer. Bir kere bu suruden obiiriine, bir kere ondan bikip digerine 
ko§ar." 163 

Ey karnma haris olan, boylece yucel. Bunun yolu, ancak yiyecegini de- 
gi§tirmendir. Ey kalp hastasi, ilaca scrnl. Biitiin tedbir, mizaci degi§tirme- 
den ibarettir." 164 

3 / 

Her bir goz uyur, benim gozlerim uyumayan kole gozu gibi 

y S / / 

• £01 Jill \sl*j o>Ul Bp ( 5sll 
Gece yansi kerem kapinda aglar 

163 Muslim, Sifetu'l-munafikTn, 17; NesaT, Tman, 31; DarimT, Mukaddime, 31; Ahmed 
b. Hanbel, Musned, II, 32, 47, 88; Abdurrezzak, el-Musannef, XI, 436 (20934); 
TaberanT, el-Mu'cemu's-sagir, I, 211; a.mlf, er-Ravdu'd-dani ile'l-Mu'cemi's-sagir li't- 
TaberanT, 1. bsk. thk. Muhammed §ekur Mahmud el-Hac Emrir, el-Mektebu'l-islami- 
Beyrut, Daru Ammar-Amman, 1985, I, 351(585); Kuda'T, Musnedu'§-sjhab, II, 285 
(1372). Mesel igin bkz. Hakim et-TirmizT, el-Emsal, s. 53; RamhurmuzT, Kitabu 
emsali'l-hadis, s. 83 (44); Ebu'§-§eyh, Kitabu'l-emsal, s. 217 (320); AbdulmecTd 
Katami§, el- Emsal el-Arabiyye, s.163.(UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

164 MesnevT, c. V. b. 293-294. 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 79 



• ' 7 7 

^^ i2 y^^ t>j^ l/?j* ^y^ 

Gunahlarim denizlerin dalgalan gibi, 



Kiyilardaki kum gibi gokteki yildizlar kadar gogaldi. 

Alemlerde hayri tutmu§ olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin izzeti 
ile 



ITili ( ^>-\ r^sjil ^ 



iJX^ \i CXA^j^j 



Senden umidimi kesmem. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem benim igin 
rica etsin. 

Ey keremini timid edenlerin gunahlarim magfiret edici 

imdi RahTm ismi §6yledir ki Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
miragtan cismini ve nefsini koyup "Kabe kavseyni ev edna" 165 ya vardi. 
Yani benliginden fani olup Hakk'la mamur oldu. vakit bir kubbe gordu. 
Kubbe iginde bir deniz, o deniz ortasmda bir agag ve o agacin uzerinde 
bir ku§, ku§un gagasinda bir zerre gordu. Sual buyurdular ki: 

"Ya Rabbe'l-alemm bunlar nedir?" Nida geldi ki 

"Ya Muhammed bu benim bir sifatimdir. lira Ruh kudretimin haki- 
katidir. Buna "zat" derler. Batm dahi derler. Bunu boyle gorenler sifa- 
timdan zatima yol bulurlar. Gordugun engin deniz Rahmetimin denizi- 
dir. Agag dunyadir, Ku§ ummetinin misalidir. Gagasmdaki zerre ummet- 
lerinin gunahlandir. Denizin bir damlasi o zerreye bedeldir. " 

Kesme iimmit havfedip ol bahr-i rahmetten reed 
Kim olur her katresi be§ bin cihanin curmune 

Gark eder alemleri bir katre ab-i magfiret 

Var kiyas et vus'ati derya-yi rahmet neydigin 166 



165 



Necm, 9 



166 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 38 



80 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Jlo \* C^plialS > jJb^1\ cJU U 



Nefis tembellikten dolayi taattan aynhp sapitti. 

Allah Teala insanin fitratinda usang oldugunu bildigi igin ibadetleri ge§it- 
lendirdi. Her zaman ibadet etmeyi degil, bazi zamanlarda ibadeti emretti. 
Mesela namazda niyetin tek namaz kilmak degil namazi yerine getirmek 
olsun. Zira her namaz kilan namazi gergekte kilmi§ degildir. Eger oyle olmu§ 
olsa idi, mutsuz insanlan namaz kilanlar iginde gormezdik. 



Benim mah§er hesabi ign hazirhgim da yoktur. 

o a s s 

MisrTnin ihtiyarhktan gozleri akti. 



Ne olur fazhnla merhamet et. Benim zilletime bakma, 



/ 

%^>- jP jA^l ^>e> *Jj>JI jl 



KerTm olan, Sultan, kendisine hizmette bulunanlanni kusurlanni affetmegi 
sever 

Eger sen ilia da nefsin kusurlanni silmekle ve onlari ibadet, taat ve zikirle 
yok edip Allah Teala'ya vuslat etmeyi du§unursek bu hatadir. Lakin O seni 
kendine ula§tirmak istediginde, senin vasfmi kendi vasfiyla orter ve affeder. 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 81 



J N 

142 

s s ^ a } 

Visa I' til- abdi I ilia hi bila beyne vela eyne J-*^ J 'Js* ^ ^ »4^ S^ J 

Kezalike'l-abdu bi-lahi bila beyne vela eyne J-^ J lF* ^ ^ >J 4*^ -^ '& 

Cemaltin kad be da bakkan bi-ktilli'l-vechi itlakan \sf^>\ *>-jSI jSC U>- ^ jT j3 Jll>- 
Tecellti bienne tahkfkan bila beyne vela eyne jll ^ j aL 5^ 11jL>^ jl J>* 

Feinne'l-halka lem-yunkal mine'l-imkani la-nag f el ^6i ^ jlSwl j^ J^P ^->^\ 5^ 
Era Hakkan vticude'l-ktilli bila beyne vela eyne jj! ^ j aII % J5\S1 \^J ^ <£j\ 
/era /j /ft//// mir'atin bi-iskati'l-izafati C> li U*)l 1 .1? Ill- 1» O ^ Jp @ ^ 

Vticudu'l-vahdetizzati bila beyne vela eyne j^ 2 j ^ S^ ol jJI 3 j^ll Sji-j 

y y a a / ay a 

Bi-babi'l-mur$idiyne elzemu \\-haze'\-me$hed\'\-a'zam /UaPii J^JLdl o^ *\j> ^xijJl l->u» 
Terd md/d yera'l-a'lemti bila beyne vela eyne jj! ^ j ^ 5^ pA^il I ^ ^ U ^J! 

a / / y / 

Sekan? §erbeten subhan feahyan? bihi ilmen Qp 6^>U>-li licl^ ^p« l^^ 

x s a o / 

Fesare'l-ilmti liaynen bila beyne vela eyne J^ ^ J JiH S^ £*£- <i p^Sl jCai 

Tecella vechuhu bi'z-zat? alel-Misnyyi fi'l-halati CJ)I^\ { Jj^2^\ { )js> C>\ jil» 4^TJ l^* 
Biifnai'l-vticudiyyati bila beyne vela eyne J- 1 ^ J ^ ^° olo^Sl *\lil» 



Kulun Allah Teala'ya yakla§masi mesafesiz ve mekansizdir 



82 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



fSEYR MERTEBELERI" 

HakTkat erbabma gore sefer, muridin Allah Teala'ya yonelmesi sirasmda 
kalbin gegirmi§ oldugu seyirlerden ibarettir. Bu esnada takip edilen sefer 
dorttur: 

1-SEYR ILA'LLAH 

Seyr u sulukun dort mertebesinden birincisi hakkinda kullanihr bir ta- 
birdir. Buna "sefer-i ewer de denir. (Seyr-i ila'llah) demek, a§agi bilgilerden, 
yuksek bilgilere ilerlemek, ilimde durmadan yukselmektir. Bu §ekilde mah- 
luklara ait bilgiler bilindikten sonra, Allah Teala'nin ilmine kadar varihr. Bu 
bilgiler ba§laymca, mahluklara ait bilgilerin hepsi unutulur. Bu hale (Fena) 
denir. 

Allah Teala'nin, lutfu ve ihsani ile masivanm hepsi, kalb gozunden sili- 
nince, isimleri bile unutulunca, (Fena) hasil oldu denir. (Seyr-i ila'llah) ta- 
mam olur. 

Salik, yaradih§mda MuhammedT ise, Alem-i emrin be§ latifesini, siralan 
ile gegtikten sonra, bunlarm Alem-i kebirdeki asillarmda seyr eder. Yani iler- 
ler. Allah Teala'nin lutfu ile bu be§ aslm her birini inceden inceye gegerek 
sonuna gelir. Boylece, imkan dairesini (Seyr-i ila'llah) ile bitirmi§ olur. (Fena) 
hasil oldu denir. (Vilayet-i sugra) makamma ba§lami§ olur. 

HakikT Fena ise, sifat-i ilahinin ve isimlerinin ve higbir bagliligm, ayri bir 
gorunu§un de, tamamen gorulmedigi zaman hasil olur. Zat-i ilahiden ba§ka 
higbir §ey gorulmez ve du§unulmez. Seyr-i ila'llah Allah yolculugu, i§te bura- 
da sona erer. 

2-SEYR Fi'LLAH 

Seyr u sulukun dort mertebesinden ikinci mertebesi hakkinda kullanihr 
birtabirdir. Buna "sefer-i sani" (cem) de denir. 

Allah Teala'nin isimlerinde ve sifatlarmda ilerleme, Allah Teala'nin be- 
gendigi ve razi oldugu §eylerde fani olma (yani O'nun sevdiklerini sevmek ve 
O'nun sevdikleri kendine sevgili olmak) seyr-i fi'llah diye isimlendirilir. Boy- 
lece anlatilamayan, i§aretle bildirilemeyen ve isim verilemeyen, bir §eye 
benzetilemeyen, kimsenin bilemedigi, anlayamadigi mertebeye varihr. Bu 
seyre (Beka) denir. 

Bu makamda, sulukten sonra, cezbe hasil olur. Bu seyre, seyr-i fi'llah da 
denmesine sebep, insan bu seyrde, Allah Teala'nin sifatlan ile sifatlanir. Bir 
sifattan bir sifata geger. Cunku aynadaki suretlerin sifatlarmin bazismdan 
aynanm da nasibi olur. Bundan dolayi, sanki Allah Teala'nin isimlerinde seyr 
etmi§ gibidir. 

(Seyr-i fi'llah) hasil olmadikga, tarn ihlas elde edilemez. (Seyr-i fi'llah) 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 83 



denilen (isbat) makamma kavu§mak igin gah§ihr. Bu makamda, kalb yalniz 
Allah Teala'yi hatirlamaktadir. Bu makama (Beka) makami ve (HakTkat) de- 
nir. Vilayetin sonu, beka makamidir. Birincisinde fena makamina ve 
hakikatte beka makamina kavu§an insan, vilayete kavu§mu§, VelT olmu§tur. 
Nefs-i emmaresi, nefs-i mutmainne olmu§, kufurden, inkardan kurtulup, 
yaratih§mda bulunan kotuluk, azginhk yok olmu§ ve Rabbinden razi Rabbi de 
ondan razidir. 

AbdulhakTm bin Mustafa ArvasT kuddise sirruhu'l-aziz; "Seyr-i ila'llah ve 
seyr-i fi'llah yani Allah Teala'nm begendigi §eylerde fan? olma hasil olmadik- 
ga, tarn ihlas (her i§ini yalniz Allah Teala'nm rizasi igin yapma) elde edilemez. 
Muhlislerin (ihlas sahiplerinin) olgunluguna kavu$ulamaz" c/emi§tir. 

Fena fi'llah makami zahir olunca, dil ile her gun be§bin kere tehlil de ya- 
ni 'Lailahe illa'llah' zikrinde bulunduktan sonra, Allah Teala'yi murakabede 
olmak gereklidir ki, Allah Teala'ya kar§i fena-i kull? (tumuyle kendinden 
gegme hali) elde edilsin. 

3-SEYRANiLLAH-Bl'LLAH 

UgunciJ seyre, (Seyr-i ani'llah-i billah) denir. Bu da, ilmin hareketidir. 
Yuksek bilgilerden a§agi bilgilere inilir. Boylece, mahluklari bilmege kadar 
inilir. Butun vucud mertebelerinin bilgisi unutulur. 

Uguncu ve gelecek olan dorduncu seyrler, davet makammi elde etmek 
igindir. Allah Teala'nm kullarma yardimi gelip fetih muyesser olunca (Nasr,l) 
vahdet kapisi agihr. Mutlak fena ve istigrakla "'ayn-i cem'"de zatT §uhud ve 
birlik nuru Allah Teala'nm yardimi ile verilince ir§at seccadesi helal olur. Bu 
da §eyh hazretlerinden icazet ve "hazret-i 'izzet" ten i§aret ile olur. 

Aynu'1-cem Allah Teala'nm birligini (Ahadiyyetini) zahir? ve batmi olan iki 

zitta bagh kilmamaktir. Ahadiyyet makami, "Kobe kavseyn" makamidir. ikilik 

artik kalmaz. Bu makam gegilince de "Ev Edna" makamina ula§ihr ki, bu makam 

velayetin son makamidir. 

Seyr-i bi'llah'a kadar her makamda, en kamil Allah Teala dostlarmin 
hepsine gore zikirde sayiyla me§gul olunmahdir. Lakin be§bin sayisiyla kayit- 
lanmak seyr-i ila'llah'm tamamlanmasma ve ondan az sonrasma kadar ge- 
reklidir ki, maksat ve meram bulunabilsin. 

4-SEYR-i E§YA (SEYRi MUSTEDJL ) (Doniilen Makamlar) 

Bunlardan sonra, dorduncu seyr ba§lar. Buna (Seyr-i e§ya) denir. Birinci 
seyrde unutulmu§ olan, e§yanm butun bilgileri, §imdi yava§ yava§ ele geger. 
Bu dorduncu seyr, birinci seyrin tersidir. Uguncu seyr de, ikinci seyrin kar§i- 
hgidir. 

167 Necm, 9 



84 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Bu makam da Hakk'tan halka donme makamidir. Bu ise, cem' ve fark birligi 
demektir. Hakk'in halka dahil olmasi ve onda yok olmasidir ki, kesrette vahdet, 
vahdette de kesret gorulebilsin. Bu da Allah Teala'dan Allah Teala'ya donmedir. 
Bu makam, fenadan sonra beka, cem'den sonra fark makamidir/' 
Tasavvufta nihayete kavu§an bir velinin geri dondukten sonra, daha on- 
ce unutmu§ oldugu e§yanm butiin bilgilerine yeniden sahip olmasi, Seyr-i fil- 
e§ya diye isimlendirilir. Muhammed BakT-billah kuddise sirruhu'l-aziz bu- 
yurmu§tur ki; 

"Seyr-i fil-e§ya, davet makamini elde etmek igindir. Davet makami, 
nebilere mahsustur." 



Hy&%h i» jJiJiiij^ 



o^: * j eg; 



Allah Teala'nin da kuluna yakla§masi dyledir, yani mesafesizdir. 

Velayeti Kubra, Allah Teala'nin Esma, Sifat ve Zat'ma mahsus olan dai- 
rede seyirden ibarettir. 

[Ne zaman insan TevhTd-i VucudT ve Allah Teala ile beraberlik sirrma 
ererse, o zaman nefsinde Ar§i Mecid'den, hatta Ar§'tan daha yuce bir 
makamdan zeminin altma kadar uzanan alemlerde, zerreler de dahil ol- 
mak uzere, her §eyi ku§atmi§ olarak yayilan bir nur gorur. Bu nurun renk- 
le ilgisi bulunmamakla beraber, semavi ve koyu bir gorunu§te oldugu 
soylenebilir. Bir hadTsi kutside "Allah Teala Ama'da \d\." 169 buyurmak- 
tadir. 

Allah Teala ile beraberlik sirrma eren ve TevhTd-i VucudT'nin §ereflisi 
olan kimse o nur'u, gune§in dogu§ anmdaki netligi gibi, gorur. O zamana 
kadar bir benzerini gormedigi bu nur'a kar§i 

"Acaba bu gordugum Allah Teala midir?" diye §upheye du§ecek ka- 
dar bu tecellinin tesiri altmda kahr. Nihayet bu nur da insanm murakabe- 
sinden gekilir ve eseri bile kalmaz. Bu nur ile yok olan imkan alemi, bu 
nurun yok olmasi ile tekrar meydana gelir. Bir nur tecellisi ile diger bir 
alemin yok olmasi, birinin digerini yok ettigi igin degil, tipki gune§in 
dogmasi ile ashnda var olan yildizlarm gunduz gorulemedigi gibi, bir §ey- 
dir. Fakat kalbe ait seyirdeki goru§, maddT gozle olan goru§ gibi, smirh 
olmadigi igin, bu makamm yolculugunda olan zat, yolculuk esnasmda 
gordugu varhgm, varhgi vacib olanm (Allah Teala'nin) tecellisi midir, yok- 
sa mumkun olan bir varhk belirtisi midir, ayirt edebilir. 

Varhgi vacib olan Allah Teala'nin tecellisini gorme haline 



Sefine-i Evliya, all, s.177 deki Dip not. 

"Her §ey yokluk halinde iken ve kainatta hig bir §ey var olmadigi zamanda Allah 
Teala, varhgi kendi Zati ile idi." 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 85 



"O'nunla olma" hali denilir. Allah Teala'nin lutuf ve kereminin eseri 
olan, insanda bu gorme hali, Velayeti Kubra'da seyreden velilere mahsus 
bir iltifatidir ki; Bu makamin velayeti peygamberlere mahsus bir vela- 
yettir. 

insan, manevT sarho§luktan ayilma ve uyanma makammda varhgi ol- 
dugu gibi, yerli yerinde gorur. Fakat gordugu §eylerin, Allah Teala'nin 
varhgmi gosteren §eylerden ve O'nun varligmin golgesinden ba§ka bir §ey 
olmayan §eyler oldugunu anlar. Yine bu makamin sirlarma eren zat gorur 
ve anlar ki; Varhgm gorunu§u Allah Teala'nin sifatidir ve katiyyen ash de- 
gildir. TevhTd-i §uhudinin manasi i§te budur. Oyle bir tevhid-i §uhudT ki, 
nefis latifesinden mu§ahede edilir. Allah Teala'nin kuluna olan yakmhgi- 
nm manasi bu makamda anla§ihr. 

"O'nunla beraber olmak ve O'na yakin o\mak" arasmdaki fark'a ge- 
lince: Beraber olmanm sonu "Bit" olmaya ve sonunda ikiligi kaldirmaya 
gider. Her ne kadar mumkun olanm varhgi ayrica mu§ahede edilirse de, 
varhgi kendi zatmdan degil, Allah Teala'nin varhgmdandir. Yine mumku- 
nun sifatmm varhgi da O'nun sifatmm varhgmdandir. 

Betabetligin ve birligin hakikati vokluktut. Ya rati I mis olanm Allah 
Teala'da yok olmasidir. Bu hususu bundan daha fazla agmak mumkun 
degildir. Buraya kadar yapilan izahattan anla§ilmi§tir ki; 

Varhkta asil olan golge degil, bizzat varhgm ashdir. Zaten golgenin var- 
hgi da onu salan bir asildan gelir. Varhgm sifatmda da durum aynen boy- 
ledir. Golge olan sifatm varhgi, asil olan sifatm varligmin eseridir. Asil 
olanm golgeye yakinhgma kar§ihk, nasil olur da golgenin asil olana yakm- 
hgmdan bahsedilebilir? Golgenin varhgi golgeyi du§uren asildan gelmek- 
tedir. 

Ekrabiyyet "Allah-u Teala'nin kuluna her §eyden yakin olu$" halini sa- 
tirlara intikal ettirmek mumkun degildir. 

Akhn gucu de bu makami anlamak ve anlatmak igin gok noksan ve ki- 
fayetsizdir. Allah Teala'nin kuluna olan yakinhginm, kulun kendi kendine 
olan yakinhgmdan daha yakin oldugunu kavramak hususunda, idrak 
susmu§ ve akil acze du§mu§tur. Bu mesele akhn otesindedir. Bu sirri 



meydana koyma yetkisi smirh tutulmu§tur.] 170 






Allah Teala'nin cemali her yuzde gorunmeye ba§ladi. 



170 (ALTUNTA§, 2007), s.785 



86 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Mutlak olarak tecellTsi gergekten mesafesiz ve mekansizdir. 
Halk imkandan intikal etmez, gafil olma. 



imkan §udur ki, vucud ile yoklugu e§it ola, yani varhkla yoklugu ayni ol- 
mahdir. Yaratilmi§lar higbir zaman imkan aleminden ayrilmaz. Yani ilah ol- 
maz. 

Her bir §eyin vucudunu mesafesiz ve imkansiz olarak Hakkin vucudu gorur. 
Kayidlann yok edilmesiyle de her bir aynada tek bir vucud gorunur. 
Yiice Allah Teala'nm vucudunu mekansiz ve mesafesiz tektir. 



Jipih j^l^\ li^S ijSl ^jJ^iSl o>ll 



Bu me§hed-i a'zam (bu buyiiik toplanti, bu goru§ i?in) i?in Mur§idin kapisi- 
na sik sik devam ve etegine yapi§makla olur. 

Hz. Pir Abdulkadir GeylanT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 

"Benim halffelerim, muridlere zikre izin versinler ve ir§ada kan§ma- 

smlar, ben ir§ad ederim." diye vadetmi§tir ki, o, vadinden donmez. 171 
Hz. KuddusT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz de buyurdu ki: 
"Ya Rabbf! Ya Rabbf! $eyh Muhammed Bahaeddin kulun bir sugu- 

muz olsa bize kiiser. $eyh Abdulkadir kulun kusmez. Qekinmeden gunah 

i§leselek da hi muhabbetten gegmez." 172 



(KuddusT, Tarihsiz), s. 47 
172 (KuddusT, Tarihsiz), s. 173 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 87 



£\rj'£%'ri&\JjyiJs 



O zaman alemin gormedigini aracisiz olarak goriirsiin 

Cunkii Bu Tevhid ilmi zevkidir. 

ilmi degildir, yani oyle kitaplan okumakla hasil olmaz. Kitap okumakla el- 
de edilen bilgilerden kitapsiz haber verilmez. Bu tevhid ilmi ise zevkidir, yani 
hal ehli olmakla elde olunur. 

Mur§id sabah vakti bana bir §erbet i^irdi ve beni ilmiyle ihya etti, yani 
bana bir tevhid makami gosterdi ve yeniden diriltti, 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz §eyhin elinden igtigi bade ile sirlara 
kavu§tugunu anlatmaktadir. 

, / a a , 

Sonra mekansiz ve mesafesiz olan bilgimi kendimde buldum 
Misrt'nin hallerinde ilahi yuz bizzat tecell? etti. 

/ / a a 

i§te o zaman arada higbir engel olmadan vucudlann yok olmasiyla onu 
kendisinde buldu. 

"Higbir §ey bilmeme, higbir §ey istememe, higbir §ey olmama noktasi- 
na geri donmeliyiz" 173 

Allah Teala, tecelli-i bizatihT (Zati tecell?) ve Tecelli-i bi-sifatihT (Sifatiyla 
tecell?) ve ihata-i bi-esmaihT (isimleriyle kaplama) ve zahara bi-efalih? (Fiille- 
riyle gorunme) oldu. Yani zatiyla tecelli etti, sifatiyla ziynetlendi, isimleriyle 
butun alemleri kapladi, fiilleriyle gorundu. 



173 (Max HORKHEiMER, 2005), s. 411 



88 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



143 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Ey bu gonlum §ehrini bin kahr ile vfran eden, 
Bi-duhan odlar yakup bu smemi kulhan eden. 

Ehl-i alem derdinin mislin gorur rahat bulur, 

Cms u misli olmayan derde beni dukkan eden. 
Bir bahirdir sahili yok mevci olmaz munkesir, 
Leylinin fecrin geturmez gokteki devran eden. 

Akl-ifikrim zevraki yol tarda kaldi ser-nigun, 

Belki ciimle akl-ufikri bende sergerdan eden. 
Kimine meydan eden bu alemin her ko§esi, 
Misri'ye ugtan uca her ko§eyi zindan eden 

Ey bu gonlum sehrini bin kahr He vfran eden, 
Bf-duhan 174 odlar yakup bu smemi kulhan 175 eden. 

Ey bu gonlum §ehrini bin kahr ile harab eden, 
Dumansiz ate§ler yakip bu gogsumu kulhan eden. 

Ehl-i alem derdinin mislin gorur rahat bulur. 
Cms u misli olmayan derde beni dukkan 176 eden. 

Dunya ehli derdinin benzerini gorur rahatlar, 
Cins ve benzeri olmayan derde beni dukkan eden. 

Allah Teala dostlarmda tecelli kildigi sikmtilar ile diger kullarm gonulleri- 
ne ferahhk verir. Bu §ekilde kiyaslama imkani bulunca kendindeki az bir 
derdin oldugu du§uncesi ile §ukur makamma gikar. §ukur ise sabir makanm 
diger yuzudur. Esma-i ilahiyyedeki son esmanm sabur olmasida kullarm 
uzerindeki tecellilerin son kilmdigi makama i§aret edi§idir. 

Bir bahirdir sahili yok mevci olmaz munkesir, 
Leylinin fecrin geturmez gokteki devran eden. 

Bir deryadir sahili yok dalgasi kinlmi§ olmaz, 
Gokteki devranda gece gun dogumunu getirmez. 

Gune§in hakikati dunya ile agiga gikmi§tir. Yoksa uzayda binlerce gune§ 



Duhan: Duman. Tutun. Kur'an-i Kerim'in 44. suresinin adi. Mc: Gaflet ve dala- 
let dumani ki, hakikatlarm gorunmesine mani olur. Arap lisanmda galib olan §erre, 
duhan tesmiye ederler. Kithk ve kurakhk 

Kulhan: f. Hamam ocagi. Hamamda su isitmak igin ate§ yakilan yer. 
176 Ah§veri§ merkezi, kumarhane 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 89 



177 



olup ve zaman da ayri ayn ya§anmaktachr. 

Akl-i fikrim zevraki yollarda kaldi ser-nigun, 
Belki cumle akl-u fikri bende sergerdan 178 eden. 

Yollarda akl ve fikir kayigim batmi§ kaldi, 

Belki cumle akil ve fikri bende ba§i d6nmu§ eden. 

Kimine meydan eden bu alemin her kosesi, 
Misri'ye uctan uca her koseyi zindan eden 

Kimine bu alemin her ko§esini meydan eden, 
MisrT'ye ise ugtan uca her ko§eyi zindan eden 

NiyazT-i MisrT'nin gileli hayati burada teberruken hatirlatilarak, halinize 
§ukur edin, demektedir. Yoksa Allah Teala dostlan razi makamma varmadan 
veli olmazlar. 



TAHMiS-iAZBI 

Sirri "subhanellezi esra" 179 da dil mihman eden 
istiva sirrm vucudun $ehrine sultan eden 
Vay benim aklim peri§an gonlumu hayran eden 
Ey bu gonlum §ehrini bin kahr He vTran eden, 
Bi-duhan odlar yakup bu smemi kulhan eden. 

Herkes cins maal cins 180 hem demi sohbet olur 
Ehl-i Hakk'm devleti Hakk'tcm gelen zillet olur 
Qare kildikga tabibler derdine mihnet olur 
Ehl-i diem derdinin mislin gbrur rahat bulur, 
Cins u misli olmayan derde beni dukkan eden. 
Nefsle ruhun varasmfehmeden ehli zamir 181 
Tekye-i fakr-i fenaya can u dil eyler esir 
Ger hakikatten haber almak dilersen a$ka gir 
Bir bahirdir sahili yok mevci olmaz munkesir, 
Leylinin fecrin geturmez gokteki devran eden. 



Ser-nigun: f. Ba§ a§agi olmu§. Tersine donmu§. Bahtsiz. 

178 Sergerdan: f. Ba§i donmu§, §a§km. Hayran 

179 : ~ r 

Isra Suresi 

180 Cins maal cins: cins cinsi He beraber 

181 Zamir: Bir §eyi gizlemek. \g. Huk: Bir §eyin igyuzu. Niyet. Vicdan. Kalb. 



90 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Qkti "mazagal basar"dan 182 ge$mime kehli uyun 183 



Tifli dil derdinden oldu seni derdim taze nur 
Cunku ben bigare oldum sine puryan 184 dide-hun 1 
Akl-ifikrim zevraki yollarda kaldi ser-nigun, 
Belki cumle akl-ufikri bende sergerdan eden. 
AzbVya fakri rizadir a§ika a$ki pi$esi 186 
Gel iki diem rahatimdan gekme vakt endi§esi 
Talib-ifakr ufena ol kir bu varm $i$esi 
Kimine meydan eden bu alemin her ko§esi, 
Misri'ye ugtan uca her ko§eyi zindan eden 



182 "Gozu oradan ne kaydi ve ne de onu a§ti." (Necm, 17) 

183 

Kehli uyun: Gozlere gekilen surme. 

184 Biryan: Puryan. f. Kebabin bir nev'i. Piran. 

185 DTde-hun: Gozler kanh 

Pi§e: f. i§, kar. Me§guliyet. Ah§kanhk, huy, adet. Meslek, san'at. "Huy edinmi§, 
ah§mi§" anlamlarina gelir ve birle§ik kelimeler yapihr. Mesela: Hasenat-pi§e : iyi 
§eyleri adet edinmi§ olan 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 91 



144 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Gel ey gurbet diyarmda esir olup kalan insan, 
Gel ey Dunya harabmda yatip gafil olan insan. 

Goziin ag perdeyi kaldir duracak yer mi gor Dunya, 

Kati mecnun durur buna gonul verip duran insan. 
Kafeste tutiye sukker verirler hig karar etmez, 
Aceb nigiin karar eder bu zindana giren insan. 

Ne mu§kul hal olur gaflette yatup hig uyanmayip, 

Oliim vaktinde Azrail gelince uyanan insan. 
Kararmi§ kalbin ey gafil nasihat neylesin sana, 
Hacerden katidir kalbi ogiit kar etmeyen insan. 

Bu derdin garesin bul sen elinde var iken firsat, 

Ne issi sonra ah u zar ediip hay fa diyen insan. 
Niyazfbu ogudu sen ver evvel kendi nefsine, 
Degil gayriye andan kirn tuta her i§iten insan. 

Gel ey gurbet diyarmda esir olup kalan insan. 
Gel ey Dunya harabmda yatip gafil olan insan. 

Gel ey gurbet diyarmda esir olup kalan insan, 
Gel ey Dunya peri§anhgmda yatip gafil olan insan. 

Ruhun dunya ve bedendeki durumu igin surekli gurbette kalan ve kafes- 
teki ku§ misal verilir. 

Goziin ac perdeyi kaldir duracak yer mi gor Dunya, 
Kati mecnun durur buna gonul verip duran insan. 

Goziin ag perdeyi kaldir duracak yer mi gor Dunya, 
Muhakkak mecnun olmu§tur buna gonul verip duran insan. 

Kafeste tutiye sukker verirler hie karar etmez, 
Aceb nicun karar eder bu zindana giren insan. 

Kafeste papagana §eker verirler hig karar etmez, 
Accaba nigin durmak ister bu zindana giren insan. 

Kafes en emniyetli yer iken, papagan orada karar etmek istemez. Cunku 
onun emniyeti 6z vatanmdan ve sevgilisine kavu§ma engelidir. insan bu 
nedenle diinyaya gelince asil vatanmi unutup dunyaya baglanmaktan ken- 
dini kurtarmahdir. 



92 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Hikaye 

Bir tacirin bir papagani vardi. Bir gun tuccar Hindistan'a gitmek igin yol 
hazirhgma ba§ladi. Kolelerinin, cariyelerinin her birine ayri ayri: 

"Hindistan'dcin ne getireyim ne istersin?" diye sordu. 

Her biri ayri bir §ey istedi. Tuccar papaganina da sordu: 

"Ey guzel ku§um, sana ne getireyim Sen Hindistan'dan ne istersin?" de- 
di. 

Papagan: 

"Oradaki papaganlan gorunce halimi anlat ve de ki, folon papagan be- 
nim mahpusumdur, ben onu kafeste besliyorum. Size selam soyledi. Ben 
gurbet ellerde kafeslerde sizin hasretinizle can vereyim, siz serbestge agag- 
liklarda kayaliklarda dola$m bu reva midir? Hig degilse bir seher vakti ben 
garibi de hatirlaym ki, ben de birazcik mutlu olayim, dedi," de. Ba$ka da bir 
$ey istemem" ded\. 

Gunler geceler boyu yol gitti, nihayet Hindistan'a vardi. Giderken birkag 
papagan gordu kayahklara konmu§, bekliyorlardi, atmi durdurup seslendi: 

"Ben falan memlekette filan ki$iyim, ticaret yapmak igin buralara gel- 
dim. Benim bir papaganim var size selam soyledi ve boyle boyle dememi 
istedi" dedi. 

Tuccar sozlerini bitirir bitirmez, o papaganlardan birisi titredi, nefesi ke- 
sildi du§up oldu. 

Tuccar bu haberi verdiginden dolayi bin pi§man oldu. 

"Ne yapt\m, bu zavalli ku$un olumune sebep oldum. Galiba bu benim 
ku§umun biryakmi, candan seveni olsa gerek" diye du§undu. 

Aradan bir hayli zaman gegti, tuccar ah§veri§ini bitirip memleketine 
dondii. Herkesin istedigini bir bir verdi. 

Ku§ kafesinde tuccara sordu: 

"Benim istedigim nerede. Hem cinslerimi, papaganlan gordun mu, ne 
soyledin, ne gordunse bana anlat, beni de mutlu et" dedi. 

Tuccar: 

"Sevgili ku§um kusura bakma, fakat soylemesem daha iyi olacak saniyo- 
rum, gunku hala o sagma sapan haberi goturerek yaptigim akilsizliga ve 
cahillige yanmaktayim, onun igin anlatmasam daha iyi" dedi. 

Papagan israr etti; bunun uzerine tuccar istemeye istemeye olanlan an- 
latti: 

"Tarif ettigin yere varip dostlarm olan papaganlan gorunce senin soyle- 
diklerini ve selammi "soyledim iglerinden biri buna dayanamadi uzuldu titre- 
di ve hareketsiz kaldi, odu patladi dayanamadi oldu gitti" dedi. Bunu gorun- 
ce gok pieman oldum, fakat nafile bir kere soylemi$ bulundum" dedi. Tucca- 
rm sozlerini duyan papagan kafesin iginde titredi, hareketsiz kaldi ve biraz 
sonra du§up oldu. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 93 



Tuccar bunu gorunce akh ba§indan gitti, aglayip sizlamaya ba§ladi, kula- 
hini yere vurdu. 

"Ey guzel sesli ku$um, sana ne oldu neden bu hole geldin, ben ne yoptim 
bo$imo ne i§ler ogt\m" diye dovundu. Sonunda olu papagam, kafesten gika- 
rip pencerenin kenarma getirdi, getirir getirmez papagan hemen canlanip 
ugtu, bir agacin en yuksek dalma kondu. Tuccar buna §a§ip kaldi. 

"Ey guzel ku§, bu ne i$tir, bu ne haldir, bono onlot, bu hileyi nosil ogren- 
din de beni kond\rd\n" dedi. Papagan kondugu yerden seslendi: 

"Sevglli Efendim, o Hindistan'da gordugun papagan benim selamimi 
almca du§up 6lmii§ gibi yaparak bana bu haberi gonderdi. "Eger kurtul- 
mak istiyorsan oil" dedi. Ben de gordugun gibi onun dedigini yaparak ha- 
plsten kurtuldum. Kisaca oldum kurtuldum kafeslerde tutulmaktan" dedi. 

Ne miiskul hal olur gaflette vatup hie uyanmayip, 
6\um vaktinde Azrail gelince uvanan insan. 

Ne mu§kul hal olur gaflette yatip hig uyanmayip, 
Olum vaktinde Azrail gelince uyanan insan. 

Kararmis kalbin ev aafil nasihat neylesin sana, 
Hacerden katidir kalbi oaut kar etmeven insan. 

Kararmi§ kalbin ey gafil nasihat neylesin sana, 
Ta§tan katidir kalbi ogut fayda etmeyen insan. 

Bu derdin cdresin bul sen elinde var iken firsat, 
Ne issi 187 sonra ah u zar edup havfa diyen insan. 

Bu derdin garesini bul sen elinde var iken firsat, 
Neye malik sonra ah u zar edup ne yazik diyen insan. 

Niyazfbu ogudu sen ver evvel kendi nefsine, 
Dedi I aayriye andan kirn tuta her isiten insan. 

NiyazT bu ogudu sen ver evvel kendi nefsine, 
Degil ba§kasma ondan kirn tuta her i§iten insan. 

Sozun oze uygunlugu kuvvetini a§ikar eder. Soz hale donmedikge tesir 
vucuda getirmez. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme dahi "emr olundu- 
gun gibi dostogru ol" 188 i§in ciddiyetini beyan eder. 



Is: (Iss) t. Baymdirhk, mamuriyet. §enlik. Ses. Sahib. Malik. Efendi 
188 Hud, 112 



94 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

N'ola birkag gun ey gofil yuzune gulsun bu dunya 
Pi$manlik mukarrerdir sonunda hasreta veyla 189 
Elindefirsatm var iken gel dm run eyleme fend 
Gozun ag perdeyi kaldir duracak yer mi gbr Dunyo, 
Kati mecnun durur buna gonul verip duran insan. 

Sana d§ik olan insan nigin canm nisdr 190 etmez 
Almmi$ 191 lezzeti nefse ozunu Hakk'a ydr etmez 
Sana hdl ehlinin bendi nigin bilmemege kdr etmez 
Kafeste tutiye siikker verirler hig karar etmez, 
Aceb nigun karar eder bu zindana giren insan. 
Fend dunyaya aldanmi$ demi nez'fnin 192 egmezsin 
Hevdyi nefsine uyup sen Allah'tan utanmazsm 
Uyarsm nefse §eytdna mekri ha$ra inanmazsm 
Ne mii§kiil hal olur gaflette yatup big uyanmayip, 
Oliim vaktinde Azrail gelince uyanan insan. 

Huda'dan yuz gevirmi$ sen seni bende eylemi§ sevda 
Ne zikrin vdrmafikrin var, ham a hd in sen uya 
Sana matlup yeter dunyana lazimdirsana ukba 
Kararmi§ kalbin ey gafil nasihat neylesin sana, 
Hacerden katidir kalbi ogiit kdr etmeyen insan. 
Olur, hep dedigim bir bir gorursen akibet elbet 
Ne ozrunu tutar Mevla olurmu hig Hakk'a illet 
Halas et kendini gamdan bekaya etmeden rihlet 
Bu derdin garesin bul sen elinde var iken firsat, 
Ne issi sonra ah u zar ediip hay fa diyen insan. 

Huda'dan olmagil hali nazr kil ayn-i resmine 
Sakm aldanma nefsine terahhum eyle cismine 
Sozundur tatli sukkerden dediler Azbiismine 
Niyazi bu ogudu sen ver evvel kendi nefsine, 
Degil gayriye andan kim tuta her i§iten insan. 



189 



Vaveyla: Qglik, yaygara, feryat. Eyvah, yazik gibi uzuntu ifadeleri 



190 Nisar: Sa^mak, dagitmak. i'ta etmek. Vermek 

Ah§mi§ 

Nez' (A.) Lean geki§me. 2.sokme, koparma, zorla alma, nez' eylemek ayirmak, 
Cekip atmak, sokmek, koparmak. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 95 



145 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Tende camm canda canammdir Allah hu diyen, 
Dilde sirrim sirda subhammdir Allah hu diyen. 

Dest-i kudretle yazilmi§ yuzune ayat-i Hakk, 

Gonlumun tahtmda sultammdir Allah hu diyen. 
Cumle a'zadan gelir zikr-i "Enel Hak" narasi, 
Cism iginde zar u efgammdir Allah hu diyen. 

Geceler ta subh olunca inledir hu dert beni, 

Derdimin iginde dermammdir Allah hu diyen. 
Yere goge sigmayan bir mii'minin kalbindedir, 
Katremin iginde ummammdir Allah hu diyen. 

Kisve-i tenden muarra seyreder bu gokleri, 

Qark uran abdal-i uryammdir Allah hu diyen. 
Her ki§iye kendiden akreb olan dost zatidir, 
Ey Niyazi dilde mihmammdir Allah hu diyen 

Tende camm canda canammdir Allah hu diyen, 
Dilde sirrim sirda subhammdir Allah hu diyen. 

Tende camm canda canammdir Allah hu diyen, 
Dilde sirrim sirda subhammdir Allah hu diyen. 

NiyazT-i MisrT, bu ilahisinde zikir edenin de Allah Teala oldugunu ve ehl-i zikri 
overkende hakikatte Allah Teala'yi 6vu§unu dile getiriyor. 

"Bu a§k ate§i ne ile yanar? Derseniz, bu a§k ate§i, zikrullah kihci ile 
yanar. Zikrullah'tan da maksat, sabahlara kadar lisanla: Allah, Allah... 
Demekdegildir. 

"Rabbini zikret, kendini unuttugun vakit (Kehf,24) buyrulur. Yani 
Allah Teala'yi oyle zikreyle ki, Allah Teala'dan gayri bir §ey kalmasm ve 
kendi nefsin de kalmasm. £unku hakfktzikrin manasi, zikreden, zikredi- 
len ye zikrin bir olmasidir. 

i§te bu turlu zikirde bulunamn kalbinde ikilik ve o kimsede benlik 
kalmaz. O kimsenin kalbine hakiki sevgili nazar eder ve kendi cemalini o 
kimsenin kalbinde gorur. zaman oyle hitap eder ki; Bu gonulde, bu 
mulkun iginde yardan ba§kasi yoktur. Ve yine oyle hitap eder ki; 

"Bugiin diem miilkii kimin i$indir?" Cevap: "Kahhar ye tek olan 4/- 
lah igindir." (Gsf\r, 16) 193 



193 Ken'an RifaT, Sohbetler, hzl: Samiha Ayverdi, ist, 2000, s. 317 



96 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Pest-/ 194 kudretle yazilmis yuzune ayat-i Hakk, 
Gonlumun tahtmda sulfa mmdir Allah hu diyen. 

Kudret eli ile yazilmi§ yuzune Hakk ayetleri, 
Gonlumun tahtmda sultanimdir Allah hu diyen. 

Cumle a'zadan gelir zikr-i "Enel Hak" narasi. 
Cism icinde zar u efgammdir Allah hu diyen. 

Cumle a'zadan gelir zikr-i "Enel Hak" bagiri§i, 
Cisim iginde inleyi§ ve feryadimdir Allah hu diyen. 

"Cumle a'zalardan gelur zikr-i "Enel Hakk" na'rasi" demek, yani butun 
organlardan "Ben Hakk'im" narasi bir zikir halinde yuksek sesle benden 
gikmaktadir. Cenab-i Hak kudsT hadiste buyurmu§tur: "Her kirn benim veli 
kullanmdan birisine du§manhk ederse ben ona harp aganm. Kulum kendi- 
sine farz kildigim §eylerden daha sevimli bir §eyle bana yakla§mami§tir. 
Kulum bana devamh nafile ibadetleri ile yakla§ir. Bunun sonucunda ben 
onu severim. Bir kere onu sevdim mi ben onun i§iten kulagi, goren gozii, 
tutan eli ye yuruyen ayagi olurum. Eger benden bir §ey isterse onu yeririm. 
Bana sigmirsa muhakkak onu korurum. " 195 

Boylece o kulun butun a'za ve cevahiri Hak olur, onun turn organlarm- 
dan, "Ben Hakk'im" narasi gelir. 

Cenab-i Hak ba§ka bir kudsT hadiste buyurmu§tur: "Ben yere gbge sig- 
madim, ancak mu'min kulumun kalbine sigdim" 196 

Cunku arz ve semada, yani Dunya ve goklerde cemiyyet yoktur. Bunla- 
rm her biri Allah Teala'nm birer isminin mazhandir, insan ise Allah Teala'nm 
butun isimlerini camidir, yani igine almi§tir. 

Geceler ta subh olunca inledir bu dert beni. 
Derdimin icinde dermanimdir Allah hu diyen. 

Geceler ta sabah oluncaya kadar inledir bu dert beni, 
Derdimin iginde dermanimdir Allah hu diyen. 

Yere aoge sigmayan bir mii'minin kalbindedir, 
Katremin icinde ummammdir Allah hu diyen. 

Yere goge sigmayan bir mu'minin kalbindedir, 
Katremin iginde ummammdir Allah hu diyen. 



194 Dest: f. El, yed. Mc: Kudret, fayda, nusret, galebe. Dustur. Tasallut. ikmal. 
AIT makam. Meclisin §erefli yeri 

195 BuharT. Rekaik, 38; ibn. Mace. Fiten. 16.38 

196 Bkz. SehavT. 589. 590: AclunT. 11/195 Hadisin ash muteber kaynaklarda buluna- 
mami§tir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 97 



Kisve-i tender) muarra 191 seyreder bu gokleri, 
Cark 198 uran abdal-i uryammdir Allah hu divert. 

Ten elbisesinden soyulmu§ olan seyreder bu gokleri, 
Devran eden giplak abdahmdir Allah hu diyen". 

Her kisiye kendiden akreb olan dost zatidir, 
Ey Niyazfdilde mihmammdir Allah hu diyen 

Her ki§iye kendiden yakm olan dost zatidir, 
Ey NiyazT gonulde misafirimdir Allah hu diyen 

BayezTd kuddise sirruhu'l-aziz buyurur ki; 

"O'nu sevdigimi saniyordum, fakat du§ununce gordiim ki, O'nun a§ki 
benimkinden oncedir." 199 

"Mevlana Celaleddin RumT kuddise sirruhu'l-azize gore, insanm a§ki, 
gergekte temsil yoluyla Allah Teala'ya olan a§km bir sonucudur. 

Birisi her gece Allah der durur, bu zikrinden agzi tathla§ir, zevk ahrdi. 
§eytan "Ey gok soz soyleyen, bunca Allah demene kar§ilik onun Leb- 
beyk demesi nerede? Allah tahtmdan bir cevap bile gelmiyor. Boyle 
utanmadan sikilmadan ne vakte dek Allah deyip duracaksm" dedi. 

Adamm gonlu kirildi, ba§mi yere koydu, yatti. Ruyada ye§iller giyin- 
mi§ Hizir'i gordii. Hizir "Kendine gel, nig in zikri biraktm, gagirdigm ad- 
dan nasil usandm, zikrinden nasil pieman oldun?" dedi. Adam, cevap 
olarak "Lebbeyk sesi gelmiyor, kapidan surulecegimden korkuyorum" 
deyince; 

Hizir "Senin o Allah demen, bizim Lebbeyk dememizdir. Senin o ni- 
yazm derde dii§men, yamp yikilman, bizim habere! gavu§umuzdur. Se- 
nin hilelere du§men gareler araman, seni kendimize gekmemizden, 
ayagmi gozmemizdendir. Ate§in de bizim lutfumuzun kemendidir, a§- 
km da. Her Ya Rabbi demende bizim, Efendim, buyur dememiz gizli" 
dedi. 

Bilgisiz adamm cam, bu duadan uzaktir. Cunku Yarabbi demesine 
izin yok ki! Zarara, ziyana ugraymca Allah'a sizlanmasm diye agzmda da 



197 

Muarra: Fenahktan uzak. Bo§. Beri. Yuksek. Temiz. Qplak 

198 £ark: f. (^arh-^erh) Donen pervaneli tekerlek. Vapur, degirmen ve dolap garki. 
Bir makinenin donen tekerlegi, cok zaman bu tekerlek makineyi gah§tinr. Her ge§it 
tekerlekli makine. Donerek i§leyen alet. Koz: Birbiri iginde donen feleklerden 
murekkeb kainat, felek, eflak. Baht. Talih. §ans. 

199 Nicholson, Reynold A, islam Sufileri, Trc. Yucel Belli- Murat Temelli, ist, 
2004.S.78 



98 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



kilit var, gonlunde de. Agzi da bagh, gonlu de. 

Firavuna yuzlerce mal, mulk verdi, o da nihayet ululuk, buyukluk da- 
vasma giri§ti. O kotu yaradih§h, Hakk'a sizlanmasin diye omrunde ba§ 
agrisi bile gormedi. Allah, ona butun dunya mulkunij verdi de dert, 
elem, keder vermedi. Dert, Allah'i gizlice gagirmana sebep oldugundan 
butun dunya mahndan yegdir. 

Dertsiz d ua soguktur, bir §eye yaramaz. Dertli dua ve niyaz, gonul- 
den, a§ktan gelir. O gizlice niyazin, o onu sonu anman yok mu? i§te saf, 
halis ve huzunlu dua odur. "Ey Allah Teala'm ey feryadima eri§en ey 
yardimam" demendir. Allah Teala yolunda kopegin sesi bile Allah Teala 
cezbesiyledir. Cunku Allah Teala'ya her yonelen, bir yol kesicinin esiridir. 

200 

"Allah Teala kiyamet giinii §oyle der; 

"Ey insanoglu hasta, oldum beni ziyaret, etmedin, Kul; Ya Rabbi sen 
alemlerin rabbisin, ben seni nasil ziyaret ederim. Allah Teala; "Bilmiyor 
musun filan kulum hastalandi, ona gitmedin, bilmiyor musun ki eger onu, 
ziyaret etseydin beni yaninda bulurdun. Ey Ademoglu senden yiyecek iste- 
dim, beni doyurmadm. Kul; Ya Rabbi sen rabbul aleminsin seni nasil doyu- 
rurum? Allah Teala; 

"Bilmiyor musun ki filan kulum senden yiyecek istedi sen onu doyur- 
madm, eger onu doyuraydm, bunu benim nezdinde bulacaktm. Ey Ade- 
moglu senden su istedim vermedin..." 201 



TAHMIS-IAZBI 

Dilde zikrifikri Kur'animdir Allah hu diyen, 
Batmimda dinim imanimdir Allah hu diyen, 
Bana Hakk'tan lutfu ihsanimdir Allah hu diyen, 
Tende canim canda canammdir Allah hu diyen, 
Dilde simm sirda subhammdir Allah hu diyen. 



200 Mesnevic.lll, b.189-207 
201 Muslim, Birr. 43 



Divan-i ilahiyyat ve Agklamasi | 99 



Cumlede e$yada gorunmu$ zahida isbati Hakk 
Her sifatiyla gorundu a$ika bu zati Hakk 
Zahida gun zat-i haktir arife mirat Hakk 
Dest-i kudretle yazilmi§ yuzune ayat-i Hakk, 
Gonlumun tahtmda sultammdir Allah hu diyen. 
Onsekiz bin alemin oldu zati Hakk'm zerresi 
Hersifat igre gorundu nuru zatm $u'lesi 
Heryanmdan bakarsm $em'i vahid gehresi 
Cumle a'zadan gelirzikr-i "Ene\ Hak" narasi, 
Cism iginde zar u efgammdir Allah hu diyen. 

A§k He cennet olur duzah 202 olursa meskeni 
Herkesin bir derdi var yoktur meni ilia seni 
A$kiyla hak can etsem sezadir bu teni 
Geceler ta subh olunca inledir bu dert beni, 
Derdimin iginde dermammdir Allah hu diyen. 
Maye-i sirri Muhammed ademin sulbundedir 
01 veledi sirri ebffehm eden aslmdadir 
Her kesin matlubu yine herkesin kurbundedir 203 
Yere goge sigmayan bir mii'minin kalbindedir, 
Katremin iginde ummammdir Allah hu diyen. 

Kim ki "mazaga'l- basar" 204 dir seyr eder bu sirlari 
Ehli a$km la ve ilia dan gegti muhtedi 
Gel du$e postun hu hu makamm ola eri 
Kisve-i tenden muarra seyreder bu gokleri, 
Qark uran abdal-i uryanimdir Allah hu diyen. 
Muminin mumin olanlara AzbYya mir'atidir 
Herkese kirn yah§i yaman gun Huda sifatidir 
Her ne soz kirn soyledimse bil Hakk'm ayatidir 
Her ki§iye kendiden akreb olan dost zatidir, 
Ey Niyazidilde mihmammdir Allah hu diyen 



Duzah: f. Cehennem. Tamu. Mc: Keder. Kulfet 
Kurb: Yakinhk. Yakmda olu§. Yakin olmak. Yakinhk kazanmak. 
204 "Gbzu oradan ne kaydi ve ne de onu a§ti." (Necm, 17) 



100 I NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



146 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

$eha yuz donduren senden kime donse gerek yuzun, 
Gozun yuman cemalinden kime agsa gerek gozun. 

Seni terk eyleyen insan bulur mu cismine ol can, 

Yiiziinde ayeti Rahman okur her kim siler tozun. 
Sagmla kirpigin ka$m heme evsaf-i nakka§m, 
$ehum yoktur ayakda§m kim ileri sureferzin. 

Buy urdu Hakk ki Kur'anda edeler Adem'e secde, 

Div-u §eytan o kim bunda kabul etmez Hakk'm sozun. 
Ka§m mihrabmi §imdi Niyazi kible edindi, 
Kati gah§ti surundu yoneldince sana oziin. 

Seha yuz donduren senden kime donse gerek yuzun, 
Gozun yuman cemalinden kime acsa gerek gozun. 

Ey Hukumdar! Yuzunu senden donduren kime donmesi gerekir yuzun 
Cemalinden gozunu yuman, kime agmasi gerekir gozunu 205 

Bu beyitte; Allah Teala'dan yuzunu geviren, cemalinden gozunu yuman 
kimseye kim yardim edebilir, sorusuna cevap iginde sakh tutularak; bu halle- 
ri olana ancak Allah Teala'm sen yardim edebilirsin, denilmektedir. 

Bir ba§ka mana ise bu halleri olan tevbe ederek yuzunu donmeli ve go- 
zunu agmahdir. 

Seni terk eyleyen insan bulur mu cismine ol can t 
Yuzunde ayeti Rahman okur her kim siler tozun. 

Seni terk eyleyen insan cismine cam bulur mu? 
Kim silerse tozunu yuzunde ayeti Rahman i okur. 

Sacinla kirpigin kasm heme evsaf-i nakka$m t 
Sehiim yoktur ayakdasm kim ileri sure izin. 

Sagmla kirpigin ka§m butun nakka§m vasiflari, 
§ahim yol arkada§m yoktur ki ileri izini sure. 

Buy urdu Hakk ki Kur'anda edeler Adem'e secde, 
Div-ii seytan o kim bunda kabul etmez Hakk'm sozun. 

Buyurdu Hakk ki Kur'anda edeler Adem'e secde, 



Ey Hukumdar! Yuzunu senden donduren kimse donmesi gerekir yuzunu 
Cemalinden gozunu yuman, kimse agmasi gerekir gozunu 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 101 



Dev ve §eytan o ki bunda kabul etmez Hakk'in sozun. 

iblis'in hakikati gormemesinin delillerinden biri de Adem 
aleyhisselama secde ile emr olundukda "Ben Adem'den hayirliyim. 
Qunku beni lotif olan ate$ten ve onu koyu ve yogun olan topraktan ya- 
rattm" deyip ona secdeden kagnmi§tir. ibITs bu sozun ilme dayandigini 
zannetti. Halbuki Allah Teala melaikeye secdeyi emir buyurmu§ ve ibITs 
dahi melaike arasmda bu hitabi duymu§ idi. HalTfe ise yerine halife ko- 
yan ile aynidir. Buna gore muteber olan §ey, halifetullah olan Adem 
aleyhisselamm zahiri degil, batmidir. Melaikenin Adem aleyhisselama 
secde ile mukellef olmasi, onun hakikatine nazarandir. BatmT gozu kor 
olan ibITs Adem'in hakikatini goremedigi igin, Allah Teala'nm emrine 
muhalefetle kulluk yolunda uzerinde yuruyemedi. Kibri buna da mani' 
oldu. Fakat Adem aleyhisselam ta§tan ve topraktan bina olunan Kabe'ye 
secde ile emr olundugu vakit bu, gayrullaha secde olmakla, caiz degildir, 
demedi. Kulluk yolu uzerinde yuruyerek Kabe'ye secde etti. Ve "Beni 
halffe olarak yarattm ve sifat-i semaniyye-i ilahiyyenin mazhari kildm. 
Cansiz maddeden ibaret olan Kobe'n'm ash ile benim aslim arasmda fark 
vardir. Ben ustunum o basittir. Nigin ona secde edeyim" diyerek serke§- 
lik etmedi. Zira Adem bilir ki, Hak Teala hazretleri HakTm'dir. Onun em- 
rine kar§i kiyas edepsizliktir. Ubudiyyet kulluk ancak emre uymaktir. 206 

ibn Abidin namazdaki secdeyi agiklami§tir: 

"B\r gorii§e gore, namazda secdenin iki defa tekran, bir defa secde 
etmesi emredildigi halde bu emre uymayan §eytam te§vik igindir. Yani 
o bir kere secde etmezken biz iki defa secde etmekteyiz" 207 

Ka$m mihrabmi simdi Niyazfkible edindi, 
Kati cahsti surundu voneldince sana oziin. 

NiyazT Ka§m mihrabmi §imdi kible edindi, 
Siki gah§ti surundu sana yoneltince ozun. 

Dindarhk oyle bir §eydir ki, onu Allah Teala'mn bir lutfu bir ihsani go- 
rur ve iman getirirler. Hele hig gormeden iman edenler daha ba§kadir. 
Allah Teala nihayet kible tarafma namaz kilmasmi emretti, gunku her ta- 
raftan Kabe yonune dogru namaz kilmak gerekiyor. Bu yoneli§in farz ol- 
duguna butun dunya ufuklarmda soz birligi etmi§lerdir. Muminler, Ka- 



206 KONUK, Ahmed Avni /'et-Tedb!ratu'l-ilahiyye fi Islahi Memleket^-insaniyye ,, 
Tercume ve §erhi, hzl: Mustafa TAHRALI, ist. 1992, s. 319-324 

207 ibn Abidin. Reddu'l-muhtar, I, 300; (KAHRAMAN, 2002), s. 82 



102 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



be'nin gevresinde halka olup secde ederler. Kabe'yi aradan kaldiracak 
olursan acaba bunlar hep birbirlerine mi secde ederler? Halbuki onlar 
kendi gonullerine secde etmi§ olurlar. 208 

TAHMiS-iAZBt 

Te$ebbuhe 209 behre 210 mend 211 olmaz rizadan almaym izin 
Donen mur$id izinden ol kimin mur$id bilir izin 
Gozune surme kirn geker pirinin ayagi tozun 
$eha yiiz donduren senden kime donse gerek yuzun, 
Gozun yuman cemalinden kime agsa gerek gozun. 

Recasmi kesen senden bulur mu derdine derman 

Olanlar ehli imandir cemalin seyrine hayran 

Sana meftun olan miskin olur hem zar u sergerdan 2U 

Seni terk eyleyen insan bulur mu cismine ol can, 

Yiiziinde ayeti Rahman okur her kim siler tozun. 
izini izleyin kimse himare 213 kurtanr ba$m 
Munevver eyler ol izden hemi$e 214 bu igin ta$m 
$eha her kim ki medh eyler gozunden akitir ya$m 
Sagmla kirpigin ka§m heme evsaf-i nakka§m, 
$ehum yoktur ayakda§m kim ileri sureferzin. 

Ebu Cehl etmedi gitti Rasulu Ekrem'e secde 

Yuzun dondurmedi Hakk'a edenler aleme secde 

Bilenler vechi rahmani ederler aleme secde 

Buy urdu Hakk ki Kur'anda edeler Adem'e secde, 

Div-u §eytan o kim bunda kabul etmez Hakk'm sozun. 
Bug On bir zerreden Hakk'm gorundu bi-hisabfendi 
Bufendifehm eden arif bilir esrar-i manendi 215 
Qun Azbi bendeyim §imdi muhakkik kuluyum kendi 
Ka§m mihrabmi §imdi Niyazi kible edindi, 
Kati gali§ti surundu yoneldince sana ozun. 



208 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.222), s. 309 

209 te§ebbuh: Benzemek, mu§abehet etmek. Zorla benzemege gah§mak. 

210 Behre: f. Nasib, pay, hisse. Tez tez solumak. Vasat, orta. 

mend: f. Kelimelerin sonuna getirilerek "sahip" manasina edattir. 

Sergerdan: ba§i donmu§, §a§kin, hayran. 

Himare: (C: Hamayir) Ayak ustu. Havuzun etrafina koyduklan ta§. Avcilann av 
vurmak igin gevrelerine ev gibi dizdikleri ta§lar. 

Hem?§e: f. Daima. Her zaman. 
215 Manend: f. Benzer. Denk. E§. Gibi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 103 



147 

Vezin: Mefa'ilun Mefa'Tlun Fe'ulun 
Gonulden zikre eyle istigali 
Zikirden gayn istigali n'idersin. 

Yoneldigor Hakk'a akl u hayali, 

Bu halden gayri ahvali n'idersin. 
ibadet aasm bu nefse tattir, 
Amelden olmagil hali n'idersin. 

Amel oldur ki anda ola ihlas, 

Hulus olmayan a'mali n'idersin. 
if ol zehri ki bal olsun sonunda, 
Sonunda zehr olan ball n'idersin. 

Deriip Dunyayi cem etme oniinde, 

Seninle kalmayan mah n'idersin. 
Ko mekri aldatip gezme bu halki, 
Bu mekrufitne vu all n'idersin. 

Goniil ikbali halka olma magrur, 

Gonulsuz olan ikbali n'idersin. 
Riya He bu halki gel azitma, 
Ko tac-ii hirka vu §ali n'idersin. 

Kuru la file maksud ele girmez, 

Yiirii hal ehli ol kali n'idersin. 
Fend ender fenaya erdin ise, 
Feragat ehli ol hali n'idersin. 

Ko halki nefsin islah eyle evvel, 

Salah ehli ol idlali n'idersin. 
Niyazfisteyen Hakk'i bulurmu§, 
Gel imdi iste ihmali n'idersin. 

Gonulden zikre eyle istigali 
Zikirden gayri istigali n'idersin. 

Gonlu zikr ile me§gul eyle 
Zikirden ba§ka ugra§i n'idersin. 

Yoneldigor Hakk'a akl u hayali. 
Bu halden gayri ahvali n'idersin. 

Yoneltegor Hakk'a akil ve hayali, 
Bu halden ba§ka halleri n'idersin. 

Biz de sizun gibi bir seyirciyuz galib gelene uyariz sizun gibi muanid 
degulum heman padi§ahlara bakanim tarikat kitablarmda yazar ki; 



104 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Vucud-i insanda iki padi§ah vardur biri ruhdur biri nefsdur bu iki 
padi§ah dayim birbirine galib u maglub olmakdan halt olmazlar akl da as- 
kerin cem 1 itmi§ bu iki padi§ahun ma-beyninde muheyya turur. Her kanki 
padi§ah galib gelurse ona uyar magluba uymaz. 216 

Ibadet aasm bu nefse tattir. 
Amelden olmagil hali n'idersin. 

ibadet acisin bu nefse tattir, 
Amelden uzakolan hali n'idersin. 

ibadet acismdaki mana, sureklik arzeden §eylerin insanlarda bikkmhk 
meydana getiri§idir. Sonu gelmeyen ve du§meyen ibadetler insana zorluk 
verir. Mesela orug ibadetinde zorluk namazdan fazla iken bir ay muddetli 
olmasi nedeniyle namaz kilmayan dahi bu ibadeti terk etmez. Fakat namaz 
hafif bir ibadet iken sayisiz gunlerde olmasi nedeniyle insanda ihlas olmadigi 
zaman terk edilme ile kar§i kar§iyadir. 

ikinci bir husus ibadetin yonu zahire baktigmdan terkinden insanm kendi 
ve ba§kalan haberdar olur. Haller ise ige yonelik oldugundan insanm kendini 
ikna edebilmesi mumkun oldugu gibi gegerli bir sebebi de bulmakta zorlan- 
maz. 

Amel oldur ki anda ola ihlas, 
Hulus olmayan a'mali n'idersin. 

Amel oldur ki onda ola ihlas, 
ihlas olmayan amelleri n'idersin. 

Gizli sadakadan sordular. §ems buyurdu ki, 

"ihlas ve ihlasi korumak du§uncesine daldigm igin, verilen sadakanm 
lezzetinden haberin olmaz, yani, bundan daha iyi olsaydi diye eseflen- 
mekle me$gul olmandan dolayi lezzetini bilmezsin." 

BayezTd kaddese'llahu sirrahu'l azTz Hacca ekseriya yaya giderdi. Yet- 
mi§ defa hac etmi§ti. Bir gun, hac yolunda halkm sudan oturu gok aciz bir 
durumda bulunduklarmi ve susuzluktan helak olduklarmi gordu. Hacilarm 
ba§mda toplandiklan ve siki§tiklan bir su kuyusunun yanmda bir kopek 



216 (MISRT, 1223), v. 47b 



Biz de sizun gibi bir seyirciyiz galib gelene uyanz sizin gibi inatgi degilim heman 
padi§ahlara bakanim tarikat kitablannda yazar ki; 

vucud-i insanda iki padi§ah vardir biri ruhdur biri nefsdir bu iki padi§ah dayim 
birbirine galib ve maglub olmakdan halt olmazlar akl da askerin cem' etmi§ bu iki 
padi§ahun arasmda hazir durur. Her hangi padi§ah galib gelirse ona uyar magluba 
uymaz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 105 



gordu. Kopek Ebu Yezid'e bakti. Kendisine: 

"Bu kopek igin su bul" diye ilham geldi. Onlar: 

"An duru ve makbul bir haca kirn bir igim suya satin ahr?" diye ba- 
girdilar. Kimse buna yana§madi. Bunun uzerine 

"Be§ defa yaya olarak makbul haca, alti haca, nihayet yetmi§ haca, 
bir igim suya kirn satin ahr" diye artirma yaptilar. Biri, Bayezid'in hatiri 
igin ben veririm, diye bagirdi. Bunun uzerine Bayezid, 

"Aferin banal Bir kopek igin yetmi§ yaya haca bir igim suya sattim" 
dedi. Suyu kaba doldurup kopegin online koyunca, kopek yuzunu $e- 
virdi, suyu i$medi. Bunun uzerine Bayezid yuzukoyun yere kapanip 
tovbe etti ve kendine: 

"Sen Allah Teala igin §unu yaptm, bunu yaptim diyorsun, (halbuki) 
senin yaptigmi kopegin bile kabul etmedigini goruyorsun" diye bir nida 
geldi. Bayezid: 

"Tovbe ettim, artik (boyle) du§unmem" diye bir feryat kopardi. Bu- 
nun uzerine kopek hemen ba§mi suya sokup i?mege ba§ladi. 

§iir: 

"Sen, yuz $efaat dilemek, yuz defa aglayip sizlamak pahasma ayagmi 
opecegim bir ki§isin, fakat sen birakmazsm. " 

Hulasa, yuzunu bir ta§a veya naki§h bir duvara gevirip ta§a tapani 
kotuluyorsun. (Halbuki) sen de yuzunu bir duvara ceviriyorsun. O halde 
bu, Muhammed'in soyledigi bir remizdir. Fakat sen anlamiyorsun. Ni- 
hayet Kabe dunyanin ortasindadir. Onun etrafinda halka olan dunyanin 
hepsi yuzunu ona cevirir. Bu Kabe'yi ortadan kaldinnca onlar, birbirinin 
kalblerine secde ederler. 

Onun secdesi bunun; bunun secdesi de onun gonlune kar§idir. Bu- 
yurdu ki: Bir an du§unmek, altmi§ sene ibadet etmekten da ha hayirli- 
dir. Bu du§unmekten maksat, sadik dervi§in huzurudur; gunku o iba- 
dette hi^bir riya yoktur. §uphesiz, o, huzursuz (yapilan) zahirT ibadetten 
daha iyidir. 

Namazin kazasi vardir, huzurun kazasi yoktur. Bazi fakirler namazi 
terk ettiler ve: "Kalb huzuru ve Fatiha olmadan namaz olmaz" dediler. 
Onlarin yaninda kitabin Fatihasi o huzurdur. Oyle bir huzur ki Cebrail 
bile gelse tokat yer. Cebrail daha Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin yanina ula§mami§ti. Rasulullah ona: "Gel" dedi. Fakat o: "Bir 
parmak daha yakla§irsam yanacagim" dedi. 217 



ic ol zehri ki bal olsun sonunda, 
Sonunda zehr olan bah n'idersin. 



217 (EFLAKT & trc:Tahsin YAZICI, 1995), s. 251-253, b: (71) 



106 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ig o zehri ki bal olsun sonunda, 
Sonunda zehir olan bah n'idersin. 

Dunya zevklerini terk et, gunku sonugta ondan sorgu ve sual vereceksin, 
demektir. Her ne §ekilde olursa olsun imtihan edilmek dunyanin zor ve 
stresli i§lerindendir. Eger bir §ey hakkmda sorgu ve sual vereceksen hakika- 
tinde o senin igin tath gorunen zehirdir. Gavs-ul Azam ihramcizade ismail 
Hakki Toprak SivasT bir sohbetinde buyurdu ki; 

"Mecnun ve Leyla vardi. Mecnun a§ik idi. Leyla bir gun yanma gelip, 
"ben Leyla'yim" diyince Mecnun, "ya bendeki Leyla kim" demi§. Meger 
Leyla olmu§. 

Garda§lanm! Allah Teala'yi isteyin. Allah kendini verir. Bu ha I He 
olun Garda§lanm! Bu diem bir hay a Idi r. 

"Garda§im, Allah'dan haya ediyoruz. Bakiyoruz, gonlumuze ne geli- 
yorsa o oluyor. Allah'dan utamyoruz." 

Allah igin birbirinizi sevin, biz sizi Allah igin seviyoruz. Karmcayi da 
Allah igin seviyoruz ne goruyorsak Allah'i goruyoruz. Sizi de gordiik Al- 
lah' i gordiik. Biz Allah' a sanlmi§iz ki, siz bize sanliyorsunuz." 

"Vaktinizin kiymetini bilin. Dunya beni aldatti. Ustii bal tadi, alti be- 
nialdadi." 

Deriip Dunyayi cem etme onunde, 
Seninle kalmayan mah n'idersin. 

Toplayip Dunyayi cem etme onunde, 
Seninle kalmayan mah n'idersin. 

"Hicbir sevinip gulen yoktur ki, dunya ardmdan onu kedere du§urme- 
sin, aglatmasm. Dunyanin higbir ikbali yoktur ki, ardmda idbar bulunma- 
sm. Dunyada higbir serpintiyle ferahlayan yoktur ki, ardmdan onu bela 
saganagiyla islatmasm. Dunyanin §anmdandir bu; sabahleyin birine yar- 
dim eder, ak§amlaym ona du§man kesilir. Bir yam tath olur, sindirirse 
obur yam aci gelir, yerindirir. Ki§i, onun zevkine erer, guzelligini elde 
ederse, mutlaka tezce belalan gatar ona, dertleri erer. Dunyada esenlige 
kavu§up ak§ami eden, mutlaka korkulara du§er de sabahlar. 

Aldaticidir dunya, onda ne varsa hepsi de insam aldatir. FanTdir, onda 
olanlarm hepsi de yok olur. Dunya aziklarmda, suglardan gekinmekten 
ba§ka higbir §eyde hayir yoktur. Dunyadan az bir §ey elde eden, ondan 
emin olabilecek gok §eye sahip olmu§ demektir; gok §ey elde edense, 
kendisini helak edecek gok §ey elde etmi§ demektir. Dunya, az bir firsat 
verir insana, sonra geger-gider; o firsata erense ancak hasret elde eder. 
Nice ona guvenenleri dertlere ugratmi§tir; nice ona inananlan helak va- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 107 



disine atmi§tir; nice buyukleri hor-hakir etmi§tir; nice benlige du§enleri 
algaltmi§- gitmi§tir." 218 

Ko mekri aldatip gezme bu halki, 
Bu mekr u fitne vu ali 2 19 n'idersin. 

Birak hileyi aldatip gezme bu halki, 
Bu duzen, fitne ve tuzagi n'idersin. 

Gonul ikbali halka olma magrur, 
Gonulsuz olan ikbali n'idersin. 

Gonul istekleri ile halka magrur olma, 
Gonulsuz olan arzulan n'idersin. 

Riya ile bu halki gel azitma, 
Ko tac-ii hirka vu salt n'idersin. 

Riya ile bu halki gel §a§irtma, 
Biraktac, hirka ve §ah n'idersin. 

Kuru la file maksud 22 ° ele girmez, 
Yiirii hal ehli ol kali n'idersin. 

Kuru laf ile istek ele girmez, 
Yuru hal ehli ol sozu n'idersin. 

Fena ender fenaya erdin ise, 
Feragat 221 ehli ol hali n'idersin. 

Fena ender fenaya erdin ise, 
Feragat ehli ol hali n'idersin. 

Ko halki nefsin islah eyle evvel, 
Salah 222 ehli ol idlali n'idersin. 

Halki birak, once nefsini islah eyle, 
Kurtulu§ ehli ol sapitmi§i n'idersin. 

218 (Hz. Ali kerremallahu veche, Nehc'ul-Belaga, hzl: Abdulbaki Golpmarh, ist. h. 
1390, s. 87) 

219 ^ 

AhSulale, soy, hanedan. Akraba ve taallukat. Yaz sicaklannda su gibi gorunen 
serap. Hile, tuzak 

Maksud: Kasdedilmi§. Kasdedilen. istenilen §ey. istek. Arzu. Gaye 

Feragat: hakkmdan vazgegmek, bir §ey istememek, §ahsT davalarmdan vazgegme. 

Salah: Bir §eyin en iyi hali. Rahathk, sulh, iyile§me, duzelme, iyilik. Dine olan 
baghhk. Her hayra cami faziletlerin toplanmasmda hasil olan yuksek bir sifat. (Mu- 
kabili fesad ve fucurdur 



108 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



x >a/x/x>x/ « / a a x a x > x a- 

TFger sana Allah 'm bol nimeti ve rahmeti olmasaydi, onlardan bir ta- 
kimi seni sapitmaya gah§irdi. Halbuki onlar kendilerinden ba§kasmi sapti- 
ramazlar, sana da bir zarar vermezler. Allah sana Kitap ve hikmet indir- 
mi§, sana bilmedigini 6gretmi§tir. Allah 'in sana olan nimeti ne buyuktur." 

223 



Niyazfisteven Hakk'i bulurmus. 
Gel imdi iste ihmali n'idersin. 

NiyazT Hakk'i isteyen bulurmu§, 
Gel §imdi iste ihmali n'idersin. 



TAHMIS-I AZBI 

Fend dunyaya mayil n'idersin 

Sonunda gog olan fall n'idersin 

Pieman oldugun hdli n'idersin 

Gonulden zikre eyle i§tigali 

Zikirden gayn i§tigali n'idersin. 

Eger tekmil edeyim dersen kemdli 
Gorune sana yarin sirri hall 
Sana yuz gostere nuru visali 
Yoneldigor Hakk'a akl u hayali, 
Bu halden gayri ahvali n'idersin. 

Hakikat bi-§eriat oldu kafir 

Hakikatle eger olmazsa mahir 

Ne lazim sana ahvali tefahur 224 

ibadet aasm bu nefse tattir, 

Amelden olmagil hdli n'idersin. 

Olanlar katil nefs oldu gun has 
Cedel kil du$manma misli kisas 
Kdtisa'yet ta bula canm ha las 
Amel oldur ki anda ola ihlas, 
Hulus olmayan a'mali n'idersin. 



223 AI-iimran, 113 

224 Tefahur: Fahirlenmek. iftihar etmek. Kendini iyi gorup, kusurdan gaflet etmek. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 109 



Metanet hasil ettinse bufende 

Gorundu ise muhabbet her dininde 

Gozun aydm ola daim ogunde 

if ol zehri ki bal olsun sonunda, 

Sonunda zehr olan bah n'idersin. 

Mai igin dunyaya olma efgende 225 
Olanlar olamaz gun Hakk'a bende 
Kanda$m var ise keriminde 
Deriip Dunyayi cem etme onunde, 
Seninle kalmayan mail n'idersin. 

Unutma kahn Hakk'i lutfu Hakk'i 

Vech-i yd re ayeti ihlas oku 

Sahn-i a$ka bulbul-asa 226 gel $aki 

Ko mekri aldatip gezme bu halki, 

Bu mekrufitne vu ali n'idersin. 

Hilafm eyle nefsin ola makhur 227 
Ola cisminde ruhun ola ma'mur 
Lisanmda ola esrar-i Mansuf 228 
Gonul ikbali halka olma magrur, 
Gonulsuz olan ikbali n'idersin. 

Sozu gun soyleme sohbet-i uzatma 

Sakm bir soze yuz bin dahi katma 

Sakm bir kimseye sen bir dil uzatma 

Riya He bu halki gel azitma, 

Ko tac-ii hirka vu §ali n'idersin. 

Kuru irfan He matlup bulunmaz 
Yorulmadan begim menzil almmaz 
Bugun aglamayan kes erte gulmez 229 
Kuru lafile maksud ele girmez, 
Yuru hal ehli ol kali n'idersin. 



125 Efgende: f. Yere atilmi§, du§urulmu§. Yikilmi§, yikik. Bozulmu§, tahrib edilmi§. 
Bigare, zavalh, du§kun. 

Asa: f. (Gibi) manasma gelerek birle§ik kelimeler yapihr. 

Makhur: (Kahir. dan) Kahredilmi§. Mahvedilmi§. Bozguna ugratilmi§. Maglub. 
Mahkum. Allah'in (C.C.) gazabma ugrami§. Yenilmi§. Hakaret gormu§. 

Hallac-i Mansur 
229 Bugun aglamayan kimse kiyamette gulmez. Erte: yann 



110 I NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Huda yoluna dogru gittinse 

Elest ikrarmi gozettin ise 

Bu diem varligmdan yettin ise 

Fend ender fenaya erdin ise, 

Ferdgat ehli ol hdli n'idersin. 

Bu cumle akh milah 230 eyle evvel 
Ruhun isminifettah eyle evvel 
Dilin zabt eyle islah eyle evvel 
Ko halki nefsin isldh eyle evvel, 
Saldh ehli ol idlali n'idersin. 

Bu Azbi'yi sa'yle Hakk'i bulurmu$ 

Bilirmi$ talibin matlup gdrurmu$ 

Huda herkese maksudun verirmi$ 

NiydzT isteyen Hakk'i bulurmu§, 

Gel imdi iste ihmdli n'idersin. 



230 Milah: (Milh. C.) Milhler, tuzlar. Tatlandir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 111 



148 

5+5=10 

Ey KerTm Allah, ey Gam Sultan, 
Derdliyiz senden umariz derman, 
Lutfuna had yok ihsana payan, 
Derdliyiz senden umariz derman. 

Gergi ku I tarda ma'siyet goktur, 
Rahmetin Mevlam dahi artiktur, 
Gayriden bize hig medet yoktur, 
Derdliyiz senden umariz derman. 
Gel demez isen biz gunahkara, 
Bir adim kadir mi ki yol vara, 
Qare yok olmasa senden gare, 
Derdliyiz senden umariz derman. 

$u dem ki senden bir heda geldi, 
Feyzi akdesten a§ina geldi, 
Bir cefasma bin safa geldi, 
Derdliyiz senden umariz derman. 
Bu Niyazfgun zikrine dii§tii, 
Diin-ii gun gonlu fikrine dii§tii, 
Zatma eren §ukrune dii§tii, 
Derdliyiz senden umariz derman. 

Ey KerTm Allah, ey Gam Sultan, 
Derdliyiz senden umariz derman, 

Ey KerTm Allah, ey GanT Sultan, 
Derdliyiz senden umariz derman, 

Lutfuna had yok ihsana payan, 231 
Derdliyiz senden umariz derman. 

Lutfuna smir yok ihsana nihayet, 
Derdliyiz senden umariz derman. 

Gerci kullarda ma'siyet coktur, 
Rahmetin Mevlam dahi artiktur, 

Gergi kullarda gunah goktur, 
Rahmetin Mevlam dahi fazladir, 



Payan: f. Kenar, son nihayet, ug. Tas: Ehl-i tarikatm ula§acagi birlik alemi. Aki- 
bet 



112 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Gayriden bize hie medet voktur, 
Derdliyiz senden umanz derman. 

Ba§kasindan bize hig yardim yoktur, 
Derdliyiz senden umanz derman. 

Gel demez isen biz aunahkara, 
Bir adim kadir mi ki vol vara. 

Gel demez isen biz gunahkara, 
Bir adim kadir mi ki yol vara, 

Per§embe gecesi sut a§mda gok yemek yedim. Sonra da bir kurdun 
bana hamle yapip beni pargalamaya gah§tigmi gordum. Nihayet Allah Te- 
ala onu pargaladi ve beni kurtardi. Bununla bana §u ibare soylendi: 

"Bu, sevgiyi gerektiren §eyin ta kendisidir." Yani Allah Teala'mn 
vedud olmasi yonunden kulunu du§mana teslim etmez. Ona nefsinin fu- 
curunu sakmmasi igin ilham eder. Takvasmi da onu korumak igin ilham 
eder. Hirsla, i§tahla, gok yemek yemek de bu fucur cumlesindendir. Ben 
o istahi kurt suretinde gordum . Cunku onda yemege kar§i a§in bir i§tah, 
hirs vardi. Bu sifat bir insanda a§m olursa, yemege i§tahi olan ki§i, kurt 
suretinde ha§rolur. ^unku gergek bunu gerektirir ve ahiret, sifat yurdu, 
dunyada ise gayb ortaya gikar. Oyle ki kul, ahirette buna §a§irmaz. Allah 
Teala §6yle demi§tir: 

"Nefsini kirleten de person olacaktir." 232 Nefs igin $ok desiseler 
vardir. Gayb gozu onu gizler. Vatanda§ baki oldukga onun izalesi ve agga 
gikmasi kagmlmazdir. Umumu ve hususu uyandiran Allah Teala'ya ham- 
dolsun. O celal ve ikram sahibidir. 233 

Care vok olmasa senden care, 
Derdliyiz senden umanz derman. 

?are yok senden gare olmasa, 
Derdliyiz senden umanz derman. 

$u dem ki senden bir heda geldi 
Fevzi akdesten asina geldi, 

§u an ki senden bir sukunet geldi, 
En mukaddes feyzinden bildik geldi, 



232 §ems, 10 

233 (CETiN, 1999), s.152; (BURSEVi), v.l43b, 103. Varidat 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 113 



Bir cefasma 23 * bin safa 235 aeldi, 
Derdliyiz sender) umanz derman. 

Bir cefasina bin safa geldi, 
Derdliyiz senden umanz derman. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kim benim velime eziyet ederse bana agikga harb ilan etmi§ olur. Ben 
yapmasmi diledigi higbir §ey hakkmda mu'minin olumu kar§ismdaki tered- 
diidiim gibi tereddut etmedim. Fakat bunda kulum, olumden ho§lanmi- 
yordu...." 236 

Bu Niyazfcun 237 zikrine diistii, 
Diin-ii gun gonlu fikrine diistii, 

Ne zaman ki bu NiyazT zikrine du§tu, 
Dun ve bugun gonlu fikrine du§tu, 

Zatma eren sukrune diistii, 
Derdliyiz senden umanz derman. 

Zatma eren §ukrune du§tu, 
Derdliyiz senden umanz derman. 



Cefa: Eziyet. Sikmti. Zulum. Bir §ey yerinde durmayip bir tarafa aynlmak 
235 Safa: Gonul §enligi, eglence. Duru olmak, itmi'nan ve meserret uzere olmak. 
Temiz, safi olmak. Hava agik ve ayaz olmak. Mekke-i Mukerreme'de bir yerin ismi 
236 EbuNuaym, Hilye. VIM/318 

?un: f. (Talil edati) Ne zaman ki, gunku, §u sebepten ki, gibi, §ayet, zira, nasil, 
nigin, gera.. den beri manalanna gelir 



114 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



149 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Ela, ey Mur§id-i alem haber ver ilm-i Mevla'dan, 
Ela, ey mana-i Adem haber ver remz-i esmadan. 

Ne sirdir Adem u Havva, ne sirdir "allem-el esma" 

Ne sirdir Sidre vu Tuba haber ver ar§-i aladan. 
Nedir dillerdeki ilmeyn, nedir ya remz-i Zulkarneyn, 
Ne yerd'ir Mecmau'l-bahreyn haber Hizr u Musa'dan. 

Ne yerd'ir merkez-i edna nedir ta halka-i vusta, 

Bilinmez Devr-i Kubra haber ver sen bu sugradan 
Kimindir feyz-u hem ihya ne sirdir hem dem-i isa, 
Nedir Meryem'deki derya haber ver durr-i yektadan. 

Nedir Kur'amn esrari, nedir esrarin envari 

Nedir Mehdi'nin etvari haber ver sirr-i esradan. 
Nedir Misri, nedir Ken'an, selfm kimdir ya kimdir an, 
Haber verdi bunu Kur'an haber ver seb'i kurradan. 

Ela. ey Mur$id-i alem haber ver ilm-i Mevla'dan, 

Ey, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ilm-i Mevla'dan haber ver. 

Ela: Arapgada soze ba§larken kullanihr." Bak dinle, bilmi§ ol, haberin ol- 
sun, yollu hitap cumlesinde kullanihr. 

Alemin mur§idi Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. ilm-i 
Mevla ise ilm-i zat demektir. Kudret, kadirin ayn? oldugu gibi, zatm ilmi de 
alemin aynidir. Fakat ilim bilinenin ve kudret Allah Teala tarafmdan takdir 
edilmi§ §eyin kendisi degildir. Hakk'in diger sifatlanda keza bunun gibidir. 
Adem manasi yine Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Bu ilim 
Hazreti Adem aleyhisselamla ba§lar ta ki Fahri Kainat sallallahu aleyhi ve 
selleme kadar sira ile gelen nubuvvetler Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin §ekil degi§tirerek zuhurundan ba§ka bir §ey degildir. 

Allah Teala Adem aleyhisselam hakkmda I^^L^1»oQpj "Allah Teala 

Adem'e butiin isimleri (e§yanm adlarmi ve ne i§e yaradiklarmi) bgretti." 238 

buyurup, Hz. Hizir aleyhisselam hakkmda Qp t^j^dlllipj ".. Yine ona tara- 

fimizdan bir ilim ogretmiftik." 239 Kelamlari ilmin iki kisim uzerine oldugu- 
nu gosterir. Birinin ismine ilm-i esma ve birinin ismine ilm-i ledun denir. ilm- 

238 Bakara, 31 

239 Kehf, 65 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 115 



i ledun hakiketlerin sirlarim, ilm-i esma iki ciheti kapsar. Bir yonu manevi 
diger yonu maddT alemi kapsar. Manevi yonde sinir yokdur. ilm-i ledun iti- 
bar olunan dahT onun iginde bulunmaktadir." Eger itibarlar olmasa, 
hakfkatler mutlaka batil oiurdu" oldugundan her §eye bir isim konulmu§- 
tur. ilm-i lediine ilm-i batm dahT derler ki Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem "Muhakkak ki; Kur'an-i Kerim'in birzahiri bir de batmi vardir. Onun 
batini yedi batina degindir" buyurmu§lardir. Bu ilm-i ledunu Allah Teala 
enbiyasma ve evliyasma istidadlan mikdari vermi§dir. Bu ilmi bazisma gah§- 
masi kar§ihgi bazisma ikram etmi§tir. ^unku bunlarm bazisi ehlullahdan ve 
bazisi havasdan olmu§lardir. "Kim bildigi ile amel ederse; Allah onu bilmedi- 
gi ilme varis kilar." 240 

x x >> a^xx>xx 

jjll^ liJT^^jil jil \jLi "Eger bilmiyorsaniz, bilenlere sorun" 241 j^j 

^pISj^I^j^^pU ji<y ^v"Bu dunyada kor olan kimse ahirette de kor- 

dur..." 242 "insan bilmediginin du§mamdir" fehvasmca avamm hakikat ehli- 
ne du§manhklari vardir. Bu nedenle munafiklar Rasulullah sallallahu aleyhi 

ve sellem hakkmda ^J^\^ { JLj^/%^\^^^^ Iji JU \J\ij "Bu ne bigim 

rasul; (bizler gibi) yemek yiyor, gar$ilarda doia$\yorl..." 243 Dedikleri gibi 
bunlar dahi kemal sahiblerinede bu alay yapilmi§tir. 

Bu alemin hayretinden Sultan-i Enbiya sallallahu aleyhi ve sellem Lfj^j 

Up Joj "Rabbim, benim ilmimi artir" 2AA zikrini yapmasi emredilmi§tir. 

Allah Teala'mn ilmine nisbet olundukta be§erin ilmi zerre degildir. Yine 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Allah'im bize e§yanm hakikatini gos- 
ter." "Seni hakkiyla taniyamadik." Diye dua ederdi. 

Bir §iirinde "Benim getirdigim ilimlerden hukema cahildir" 596 diyen 
MuhyiddTn ibnu'l-Arabi kaddese'llahu sirrahu'l-aziz bir bakima tasavvu- 
run butiin ilimlerin oldugu gibi felsefenin de batim, felsefenin de tasav- 
vufun zahiri oldugunu Tma eder gibidir. Ona gore sufT muhakkikler bir 
nebinin ayak izini surerler. Yani nebevi yolu izlerlerken felasife ancak 



240 Ketfu'l Hafa, 11,265 

241 Nahl, 43 

242 : /v -,- 

Isra, 72 

243 r - /v -, 

Furkan, 7 
244 Taha,114 



116 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



kendi nazarlarina dayanirlar. (ibnu'l-Arabi, Divan, 97) 245 

Mevlana'dan bir yil sonra da Sadreddin KonevT (1274) de Hakk'a yu- 
rumu§tu. Yazdigi vasiyetnamede Hz. Muhyiddin-i Arab? kaddese'llahu 
sirrahu'l-azizin gomlegine sanlmasini ve kabrine Evhadeddin'in seccade- 
sinin serilmesini istiyor, yetmi§bin "la-ilahe illallah" gekilerek ruhuna yol- 
lanmasim, evindekilerin her birerine yuzer dirhem verilmesini, hikmete 
aid kitaplarinin satihp parasmin ruhu igin fukaraya dagitilmasim, tip, fikih, 
tefsir, hadis vesaireye aid kitaplarinin vakfedilmesini vasiyet ediyor ve 
ashabma diyordu ki: 

"Benden sonra zevka ait maarifin mu§kilatmi munaka§a etmeyin. An- 
cak agik olanlarim, bir de tevile ihtiyag gostermeyecek derecede manasi 
belli bulunanlarmi du§unun. Bu mu^killer, ister benim sozlerimde olsun, 
ister §eyh'in sozlerinde, hepsi birdir. Bu kapi, benden sonra kapanmi§tir, 
zevka aid kimsenin sozunu kabul etmeyin. Ancak imam Muhammed 
MehdT aleyhisselama ula§anlar, ah yarabbi, benden ona selam soylesin, 
maarife aid §eyleri ondan ahzetsin, ba§kasmdan degil. 

Fitnelerin gelecegini bildiren Sadreddin KonevT, gucu yetenin §am'a 
gogmesini de vasiyetine eklemi§ti. Olumunden sonra adamlan dagildi, 
onun ve §eyhinin bilgisi kitaplarda ve kutuphanelerde kaldi. 246 

Ela, ev mana-i Adem haber ver remz-i esmadan. 

Ey mana-i Adem isimlerin gizli sirrmdan haber ver. 

"Allah Teala, Adem'e butun isimleri, (e§yanm adlarmi ve ne i§e yaradik- 
larmi) ogretti..." 247 Adem aleyhisselamm sahip oldugu isimlere varis olan 
hakikatte ademoglu'dur." Ogul, babasmm simdir." 248 buyurulmu§tur. 

Ne sirdir Adem u Haw a, ne sirdir "allem-el esma" 

HJ^- l^t jo il "Biz emaneti, goklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar 

bunu yuklenmekten gekindiler, (sorumlulugundan) korktular. Onu insan 
yuklendi; (bununla beraber onun hakkmi tarn yerine getirmedi). £unku o, 



245 (KILig, 1995), s.121 
246 (GOLPINARU, 1985), s. 235 

247 Bakara, 31 

248 Ke^fu'l-Hafa, II, 338 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 117 



gokzalim, gok cahildir." 249 ayetinde bahsedilen emaneti yuklenen insan ve 
Adem oldu. 2uL&- J*j!}\ <y JpI>- j\ &OuAS l^j JB S£ ." Ben yeryuzunde bir 
halffe (bana muhatap bir mahluk, Adem) yaratacagim.." . 250 hitabmda 
Hakk'a itiraz yoluyla melekler ^cILi A^^Ujil^AilJ} Ky> x^Jhj* \^i J*>^1 y\3 

C^\S j* ji} i)jli* "Bizler hamdinle seni te§bih ve sen/ ta/cd/s ed/p dururken, 

yeryuzunde fesat gikaracak, orada kan dokecek insani mi halffe kiliyor- 

sun?" dediler... 251 Dediklerinde Allah Teala'dan &&%i&\J\ 252 ". Sizin 

bilemiyeceginizi herhalde ben bilirim..." sadasi zahir oldukta utanglarindan 
Beyti'l-mamur'u her gun istigfar ile tavaf ederler. Bu sebebten Allah Teala 

Jy^t^ljr, j\ *iy* *\ll*l» J>£j! JI^&CO^pI^jP^' \^*\ll^lolj*ipj 253 "Allah 

Teala Adem r e butun isimleri, (e§yanm adlarmi ve ne i§e yaradiklarmin) 6g- 
retti. Sonra onlan once meleklere arzedip, eger siz sozunuzde sadik iseniz, 

4 /a, / j. / 

§unlarm isimlerini bana bildirin, dedi." Meleklerde ^1 IS^^^lkL* \J\i 

a a a* C / C 

jf^\ ^Xi\cJi\^\ \a11ApU " Ya Rab! Seni noksan si fat lard an tenzih ederiz, 

senin bize ogrettiklerinden ba§ka bizim bilgimiz yoktur, §iiphesiz alfm ve 
hakim olan ancak sensin, dediler/' 254 aczlerini ve kusurlarmi agikladilar. 

Havva validemiz Hz. Adem aleyhisselamdan yaratildigmdan bu ilimden 
pay sahibi oldu. Bu nedenle Hz. Adem enfuste ruh-i sultan? ve Hz. Havva 
nefs-i mutmainneden ibarettir. Bu ikisinin izdivacmdan evlad-i kalbiyye zu- 
hur edince hakikatten insan haberdar olur. Bu daireye giremeyenler ve bu 

zevke kavu§amayanlar jjiilill li^Qjl J-^l li jT.liVo 1&J\ 255 "l§te onlar 

hayvanlar gibidir, hatta daha da §a§kmdirlar.." smifma dahil olur. Hz. 
Adem ve Hz. Havva aleyhimesselamm cennetden gikanlmasi bu sirrm agiga 



249 Ahzab, 72 

250 Bakara, 30 

251 Bakara, 30 

252 Bakara, 30 

253 Bakara, 31 
Bakara, 32 

255 Araf, 179 



118 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



gikmasi igindir." Her§ey aslina doner." hadisi ile &KJ* [ Js>§^§$ "De ki: 

Herkes, kendi mizag ve me§rebine gore i§ yapar..." 256 

Zatin biri ru'yasinda kendisini Hazreti ibrahim ile Hazreti Adem 
aleyhisselamin kabirleri arasmda gorur. Bir nida gelir: 

"Allah Teala'nm guzel isimlerini oku." Bu zat da ba§lar Allah Teala'nm 
bilinen doksandokuz guzel ismini okumaya ve tamamlayinca, yine ayni ses: 

"Allah Teala'nm guzel isimlerini oku." Zat du§unmege ba§lar ve 

"i$te okudum"der. Bu defa ayni ses: 

"Hayir, tamamini okumadm, hani Huve't-taciru, ve'z-zairu, ve'l- 
harisu" (otuccar, ciftci, sanatkar' dir). 

Bunlari duyan zat korkmaya ve vucudu titremeye ba§lar, derhal kalkip 
camiye gelir. Misir'da AbdulganT NablusT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazret- 
lerini bulur ve ona ruyasini anlatir. Ruyayi dinleyen AbdulganT Hazretleri: 

"Senin tevhid gorme zamanm gelmi§ oldugu anla§ihyor." Diyerek ona 
tevhid telkin eder. 

i§te hazreti Adem aleyhisselam gerek "Esma-i HakkTyye" olan alum, 
semiT, basir, kadir, kayyum gibi isimler olsun, gerekse "Esma-i halkiyye" yi 
mesela, tacir (ticaret eden), zari (ziraat ve giftgilikle me§gul), haris (sanat 
i§iyle me§gul) gibi isimleri camidir. Amma Hakk ticaret yapar mi? Allah Tea- 
la ciftgilik yapar mi? Diye sorular akla gelebilir. Ya Hakk'in kudreti olmasa 
bir §ey olur mu, olmaz. Butun her §ey ancak Hakk'in vucudu ve Hakk'in 
kudretiyle olur." Ne sirdir diem' el-esma" beytinde "Sirr-i allem'el esmd" ya 
i§aret olunmaktadir. Hazreti Adem aleyhisselama butun isimler ogretildi, 
isimler onda zahir oldu. Yani ruh nefh olunca butun isimler andan zahir 
olur, demektir. 

Ne sirdir Sidre vu Tuba haber ver ars-i aladan. 

Sidre-i Munteha, Tuba agaci ve ar§-i ala'nm sirrmdan haber ver. 

Sidret-ul-Munteha 

Yedinci kat semada (gokte) Ar§'m sagmda bulunan agagtir. 

Bu hususta degi§ik rivayetler vardir. Kur'an-i Kerim 'de mealen buyruldu 
ki: "Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Cebrail aleyhisselami hakiki 
sureti ile diger bir ini§inde Sidret-ul-munteha'nin yanmda gordu." 257 

ibn-i Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayrihgi yakla§tigi sirada validemiz 
Hazret-i Ai§e radiyallahu anhanm evinde ziyaretine gittik. Rasulullah 



256 isra, 84 

257 Necm, 13-14 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 119 



sallallahu aleyhi ve sellem bize bakarak gozleri ya§ardiktan sonra §6yle bu- 
yurdu: 

"Ho§ geldiniz. Allah Teala sizi mubarek etsin, korusun ve size kurtulu§ 
versin. Takvayi size tavsiye ederim ve sizi Allah Teala'ya emanet ederim. 
Ben sizi O'ndan agikga korkuturum. O'nun memleketinde ve kullan arasin- 
da O'na kar§i gelmeyin. Olum yakla§ti. Cennet-i me'vaya, Sidre-i 
muntehaya ve Cenab-i Allah'a yonelme vakti geldi. Size ve benden sonra 
dfnimize girenlere Allah'm selam ve rahmetini benden okuyuni" 258 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, imirac yani goklere gika- 
rildigi ve bilinmeyen alemleri gezdigi ve gordugu gece, Mekke-i 
mukerremeden Sidret-ul-muntehaya kadar, Cebrail aleyhisselam ile birlikte 
gitti. Sidrede, Cebrail aleyhisselami alti yuz kanadi ile kendi §eklinde gordu. 
Cebrail aleyhisselam Sidre'de kaldi. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Cennet'te bulundugu makamin 
ismi VesTle'dir. Burasi, Cennet'in en yuksek derecesidir. Cennet'teki herkese 
birer dah yeti§ecek olan Sidret-ul-munteha agacinin koku oradadir. Cennet- 
tekilere her nimet, bu dallardan gelecektir. 

Said, Cennetlik kimsenin ruhu, bal arisi kadar insan §eklindedir. Melek- 
ler, bu ruhu Cennet ipeklerinden bir ipege sararlar. Birgok kat semayi gegtik- 
ten sonra, Sidret-ul-muntehaya kadar giderler. Orada bu kimdir diye sorar- 
lar, Cebrail aleyhisselam, "yanimdaki bu kimse filandir" diyerek, o kimsenin 
guzel ve sevdigi isimleri ile haber verir. Burada bulunan melekler; "Ho§ ve 
safa geldi. Her iyiligini Allahu tealanm rizasi igin yapan zata merhaba" der- 
ler. 

Tuba 

Kokleri yukanda, dal ve budaklan a§agiya dogru sarkan cennet agaci. 

"Tuba bir agagtir. Allah Teala onu kudret eliyle dikmi§tir. Cennet ehlinin 
elbiseleri ondan dikilir ve dallari Cennet surlarmdan ta§ar." 259 

Arj 

Allah Teala'mn yarattigi en buyuk varhk. Yedi kat goklerin ve kursinin us- 
tunde olup, madde aleminin sonu, maddesizlik aleminin ba§langici. Ar§ullah, 
Ar§-i mecid ve Ar§-i a'la da denir. Kur'an-i Kerim'de "Allah Teala gokleri ve 
yeri alti giinde yaratti. (Bundan evvel ise) Ar§'i su uzerinde idi." 260 Bu 
ayet-i kerime, suyun, yerden ve goklerden once yaratildigmi gosteriyor. 
Demek ki, Ar§, yerin yapisinda olmadigi gibi, goklerin yapisma da benzemez. 
Yere ve goge benzer tarafi yoktur. Ancak Ar§, yerden ziyade goklere benzer. 
Bunun igin goklerden sayilmaktadir. 



ihyau Ulum'id-dTn 
Ramuz-ul-EhadTs 
260 Hud, 7 



120 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Namazin kiblesi Kabe oldugu gibi, duanin kiblesi de, Ar§'tir. Bunun igin 
duada eller kaldirihp, avug igleri semaya dogru agihr. Hakikatte ar§, mazhar-i 
ism-i a'zamdir. 

Nedir dillerdeki ilmeyn, nedir va remz-i Zulkarneyn, 

Dillerdeki iki ilmin ve Zulkarneyn, sirn nedir? 

ilimden maksad biri gaybe iman ilmi ve biri huzurT Tman ilmi olarak 
vasfettigimiz ilm-i zahir ve ilm-i batindir. j^^jc^l j>^ j»jil $ZJ\,jjj* 

iJC^\ ". O, muttakfler (sakmanlar ve annmak isteyenler) igin bir yol goste- 

ricidir. Onlar gayba inanirlar, namaz kilarlar..." 261 (el-Bakara, 2/2-3)] 
buyurulmu§tur. ilm-i zahir ile insan zahirdeki i§lerini duzenler. ilm-i batin ile 
insan kalbine ait olan emirleri i§leri duzenler. 

"illm, iki kisimdir: Bedenlerin ilmi (tip) sonra dinlerin ilmi." 262 jo j^j 

^js\ ijs^i\ J*j& L f*s>\d'x* J* "Bu dunyada kor olan kimse ahirette de kor- 

dur," 263 burada kasdedilenler basiret sahibi olmayanlardir. Kiyamette Allah 
Teala onlari merhametinden dolayi ate§le terbiye ve tasfiye edecektir. Taki 
cennete girecek hale gelene kadar. Cunku onlar Dunyada terbiye ve temiz- 
lenmeye uygun olmayip nefisleri arzularmda hareket ettiler ve dunya lezzet- 
lerini arzuladilar. Ahiretde ate§ onlari terbiye ve tasfiye ederek, nefsanT ve 
§ehevam karanhklan nura donup cehennemde duramayacak §ekle gelirler. 
Onun igin tasavvuf ilminin degeri gok yuksektir. Tasavvuf ilmini ehlinden 
ogrenmek ve hallenmek gerekir. 

Zulkarneyn aleyhisselam 

Nebi veya velT. Kur'an-i Kerim'de kissasi, doguya ve batiya duzenledigi 
seferleri zikr edilmi§tir. Asil ismi, iskender olup, doguya ve batiya gittigi igin 
iskender-i Zulkarneyn namiyla anilmi§tir. Yemen'de ya§ayan Munzir isken- 
der ile Aristo'nun talebesi olan Makedonyah iskender'den daha once ya§a- 
mi§tir. 

'Ibrahim aleyhisselam zamaninda ya§ayan Zulkarneyn aleyhisselam, 
onunla birlikte haccetti ve elini opup duasmi aldi. Teyzesinin oglu olan Hizir 
aleyhisselami ordusuna kumandan tayin etti. Ye'cuc ve Me'cuc kavminin 
insanlara zarar vermelerine mani olmak igin ta§ ve demirden bir set yapti. 

Bakara, 2-3 
262 Ke§fu'l-Hafa, II, 68 
263 isra,72 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 121 



Bu §imdiki Q\n seddi degildir. Asya ve Avrupa kitalarma hakim oldu. 
Her tarafa Allah Teala'nin emir ve yasaklanni yaydi. Kafirlerle sava§ip, 
mu'minlere guzel muamelede bulundu. VazTfesini bitirip, omrunu tamamla- 
ymca, MedTne ile §am arasmda, §am'a be§ gunluk mesafedeki Dumet-ul 
Cendel denilen yerde vefat etti. Mekke'de veya yine o civarda Tehame dag- 
lannda defn edildi. 264 

Allah Teala Kur'an-i Kerim 'de buyurdu ki: 

"Senden Zulkarneyn'! sorarlar. Sen; "Ben size onun halinden haber ve- 
reyim" de. Biz onu yeryuzunde bir kudrete erdirdik ve ona her (istedigi) 
§eyden bir sebeb verdik. O da (batiya dogru) biryol tuttu. Nihayet gune$in 
battigi yere ula$ti. Onu (gune§i) sanki kizgm, siyah gamurlu bir pinar iginde 
batarken buldu. Ve onun yanmda bir kavim buldu. Ey Zulkarneyn (o insan- 
lar Tmana gelmezlerse dilersen oldurmek suretiyle bu kavme) azab et. Yahut 
onlarm hakkmda husn-i muamele edersin dedik. ... Sonra o (Zulkarneyn 
aleyhisselam) biryol tuttu (doguya gitti) . Nihayet ustune gune§in (ilk once) 
dogdugu yere ula§tigi zaman onu bir kavmin uzerine doguyor buldu ki, biz 
onlar igin buna kar§i (korunacak) higbir siper yapmami§tik. i§te 
(Zulkarneyn'in i§i) bbyleidi..." 265 

Bu ayetlerin batm manasma gelince: Gune§in hakikatinden murad; Allah 
Teala'nin zat-i; 

Magribden(gune§in battigi yon) murad "Hazret-ul cem" makami olan §e- 
riat makamidir. ^unku hazret-ul cemde halk zahir olur, hakk batm olur, 
yani hakk'in vucudu orada gurup eder(batm olur). 

Me§rikten (gune§in dogdugu yon) murad ise "cem" makamidir. Cem 
makammda Hak zahir olur, halk batm olur. §ems vucud-u Hak cem 
makammda zahir olur. i§te Zulkarneyn ilmi budur. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aziz Zul-Karneyn kissasmmdaki i§arT 
tefsiri Mevaid-ul irfan'da §u §ekilde gegmektedir. 

Bil ki: Zulkarneyn'in dunyada (afakta) gezip §ehirler fethetmesi, hazi- 
neler zaptetmesi, inanmiyanlan oldurmesi ve esir almasi, inananlara iz- 
zet ve ikramda bulunmasi keyfiyyeti, suluk ehlinin Enfuste nefis kalelerini 
fethetmek, bilgi hazinelerini toplamak nefs-i emmareyi ve onun kuvvele- 
rini ve havalarim, adetlerini, bayagi huylarmi oldurmek, §er'e muvafik 
adetlerini birakmak suretiyle yapmi§ olduklan manevi seyirlerine muta- 
biktir. 

Mesela iskender'in once Garp tarafma gitmesi, suluk ehlinin, once 
bedeni §er'i amellerin tashihine gitmelerine misaldir. (Cunku beden, ruh 
gune§inin garbi, battigi yerdir). Ta ki vucutta §er'a muhalif bir uzuv kal- 



KurtubT-TaberT-ibn-ul-EsTr 



265 Kehf, 83-.... 



122 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



masin. §ark tarafma gitmesi, suluk ehlinin, nefislerinde Allah ve Resulu 1 - 
nun ahlakma muhalif bir huy, algak bir sifat kalmamasi igin gug riyazetler 
yaparak ahlaklanni duzeltme cihetine gitmelerine misaldir. Bu suretle 
nefis temizlenmi§ olur. 

Sonra bati ve dogu arasindaki §imal (kuzey) tarafma gitmesi, kendi 
kavmi ile Ye'cuc, Me'cuc arasma sed yapmasi; ehl-i sulukun kalb hatirala- 
rini (kotu du§uncelerini, vesveselerini) islah tarafma gitmelerine misaldir. 
Cunku bu, her iki tarafin salah ve fesad kaynagidir. Yani kalbin duzelme- 
siyle cesedin amelleri ve nefsin ahlaki duzelir. Kalbin bozulmasiyla cesed 
ve nefis de bozulur. Cunku Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimiz: 

"Ademoglunun cesedinde bir et pargasi vardir ki o duzelirse butun 
cesed de duzelir, o bozulursa butun cesed de bozulur. O, kalbdir." bu- 
yurmu§lardir. Ye'cuc-Me'cuc'dan maksat, §er'an kotu sozlerin, i§lerin ve 
kotu huylarm kaynagi olan kotu du§uncelerdir. Sed'den maksat, Ehli 
Sulukun zuhd, takva ve ihlas ile suluklerini tamamlamalan ve onda de- 
vam etmeleridir. Kalbde bu ug §ey (Zuhd, Takva ve ihlas), baki kaldikga 
cesed salih amel ile nefis guzel huy ile sihhat bulur. Ye'cuc-Me'cuc'un, 
her gun sed'di kazmalan ve ertesi gun iskender'in, Sed'di yenilemesinde- 
ki mana §udur: Mu'min, bazi amelleri terk eder, bir gunah i§ler, ya da 
nefsin galebesiyle kotu bir ahlaka tevessul eder de nefse maglup olacak 
hale gelir. Sonra bunlari bagi§lattiran ameller yapar. Zira "lyilikler, kotii- 
lukleri giderirler." 266 

iki namaz, iki Cuma, iki Ramazan ve emsali iki ibadet arasmda i§lenmi§ 
gunahlan bu ibadetler affettirirler. Tevbe de boyledir. Cunku Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: "Giinahtan tevbe eden, 
gunahi olmayan gibidir." buyurmu§lardir. Bu ug amel (zuhd, takva ve 
ihlas), kalbde devam ettigi muddetge heva askeri cisme ve nefse saldir- 
maya firsat bulamaz. Ama bunlar olmazsa saldinr, kalbi, nefsi ve cismi is- 
tila eder; amelleri ve ahlaki mahveder, cismi amelden ahkoyar. Nefis ifrit 
(ejderha), nefis kuvvetleri §eytan kesilir. O insan, §er ve fesad kaynagi 
olur. Bu adam, Allah Teala'nm halifesi olmaktan gikar da §eytanm halifesi 
olur. Bu ug §ey, kalbde bulundugu muddetge kalb, murakebesinde, cisim 
amelinde, nefis de meskenet tevazuunda devam eder. Ama bu sed yiki- 
hrsa heva askeri gikar bu ug kuvvet tarafma saldinr, bunlari yener. Oraya 
dolar ve fesad icrasma ba§lar. Ye'cuc-Me'cuc'un seddi kazip, kiyamet 
yakla§tigi zaman Sed'di a§ip gikmalan deliler ve mulhidlerin haline gore- 
dir. Mu'minlere gikip saldiramazlar. Zira yeryuzunde Allah, Allah diyen 



266 



Hud, 114 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 123 



kimse bulundukga kiyamet kopmaz. Artik anla. 267 

Ne yerdir Mecmau'l-bahreyn haber Hizr u Musa'dan. 

Hz. Hizir, Musa aleyhisselam ve iki denizin birle§tigi yerden haber ver. 

insan vucudu mecmau'l bahreyndir. Yani bir tarafi vucub denizine ve 
imkan denizine nazir olmak yonuyle fena ve bakayi kapsar. 

Bir ba§ka baki§ agisida §udur ki: insan-i kamil kendi rutbesinde zahiri ilim 
denizi ve batinT ilim denizini kabul edecek vasiftadir. Bu yuksek derece kamil 
insana mahsusdur. 

Bir ba§ka baki§ agisi da: insan yaratildigi mayada celal ve cemal olmak 
yonuyle ruhu insanisi guzel ahlaki cazip oldugu gibi ve nefsi §ehevam huylari 
ta§imakla mecmau'l-bahreyn olmu§dur. 

Hizir aleyhisselam enbiyadandir. Son nebi Sultan-i enbiya Muhammed 
sallallahu aleyhi ve sellemdir diyerek, onun nubuvvetine razi olmayan bazi 
ilmi noksan ilim ehli vardir. §u anda Hz. Hizir Aleyhisselam §eriat-i 
mustafaviyye uzer amel eder. Yeryuzunde darda kalanlara yardim uzere 
gorevini ifa etmektedir. Hz. Ilyas Aleyhisselam da denizde darda kalanlara 
nezaret ile me§guldur. 

Hz. Hizir aleyhisselam Allah Teala'nm "... ona tarafimizdan bir ilim 6g- 
retmi§tik." maddT ve manevi ilme haiz olmakla mecmai'l-bahreyn ol- 
mu§tur. 

Hz. Hizir aleyhisselamdan murat ir§ad makammda olan §eyh ve Hz. 
Musa aleyhisselamdan murat murTd olmak durumuda ayri bir vecihdir. Hz. 
Musa aleyhisselam buyuk enbiyadandir. Bir gun "Ben insanlarm en bilgini- 
yim)" kelami sebebiyle Hz. Hizir aleyhisselama sevk olunup ug mesele ile 
imtihan edilerek ir§ad muyesser olmu§tur. Hz. Musa aleyhisselam Hz. Hizir 
aleyhisselamdan faziletli iken bir alt seviye ile eksikligi giderilmi§tir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Hikmet muminin yitigidir. Onu nerede bulursa aUr" 268 

"Hikmeti, ehli olmayanlara verip de onlara zulmetmeyin, yine ehil 
olan lard an saklayip da onlara da zulmetmeyin/' 269 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aziz Hizir-Musa aleyhisselam kissa- 
smdaki i§arT tefsiri Mevaid-ul irfan'da §u §ekilde gegmektedir. 

Allah Teala Kehf Suresinde §6yle buyurmu§tur: "Musa, geng arkada- 
§ma, "Ben iki denizin birle§tigi yere ula§maya yahut yillarca yurumeye 



267 (ATE§, 1971) Elli yedinci sofra 

TirmizT, ilim, 19; Ibn Mace, Zuhd, 15; AclunT, Ke$fu'ulHafa, I, 363 
269 ibnu'l-Arabi, Futuhat, c. VII, s. 106. 



124 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



kararhyim" dedi." 270 

iki deniz, nubuvvet ahlaki olan §eriat ilmiyle Mevla'nin hakikat ilmidir. 
Hizir'in, Mecma'u'l-Bahreyn (iki denizin birle§tigi yer) de olmasi, onun 
her iki ilme sahip bulunmasina; Allah Teala'nm Musa aleyhisselami Hizir- 
'a gondermesi, insan kemalinin ancak ledunni ilimle tamam olacagina; 
birinci ilim her ne kadar ulu'l-azm nebilerde, ikinci ilim rutbe itibariyle 
onlardan a§agida olanlarda ise de ikincisinin arandigma, ledunni ilim sa- 
hibine Allah Teala'ya ibadet edecek kadar §eriat ogrenmesinin kafi oldu- 
guna i§arettir. Bunun igindir ki Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimiz amel edecegini soyleyen insana "Adem tefakkuh etti: an\ad\" 
buyurmu§lardir. Zilzal Suresini gorunce adam ogrenimi terk etmi§ti. 
Avarif te ve diger eserlerde de boyle yazihdir. 

Hizir aleyhisselamm Musa aleyhisselama: "Sen benimle sabredemez- 
sin. Haberin olmayan bir §eye nasil sabredebilirsin?" 271 demesi, ilk gar- 
pi§mada hakikat ilminin §eriat ilmine mukavemet edecegine i§arettir. Ve- 
lev bu §eriat ilminin sahibi zamanmda insanlarm en bilgini olsa da. Hatta 
Musa aleyhisselam dahi olsa. Musa aleyhisselamm ilk itirazi, ilmi icabi, 
dini gayretinden ileri gelmi§ti. Sonra ozur dilemesi, ledunni ilmi kabule is- 
tidath oldugunu gosterir. 

Ey karde§im, ilminle hakikat erbabma kar§i geliyorsan, itiraf- (i kusur) 
edip ozur dilemede de Musa aleyhisselam gibi ol. Munkir ve muannid 
olma ki onlarm ilimleri bereketinden mahrum kalmayasm. Sefineyi del- 
mek, halka, §eriatle amel etmede daima noksan yaptiklarmi du§unmeye 
i§arettir. Ta ki kendini begenme meliki gemiyi zaptetmesin. 

Bil ki: alim, her §eyden once ilminde amelinde ve ahlakmda halkm 
sevgi ve itaatini kazanmahdir. Sonra §eriat ve hakikat denizlerini (ilimle- 
rini) kendinde toplami§ bir mur§id aramahdir. Boyle bir mur§idin alameti, 
o alimin ba§ma toplanmi§ bulunan halki usuleyle kagirmasidir. Kendini 
begenme melikinin zaptmdan kurtulmak igin emir ve nehiyleri gok sik 
yapmaz. ir§adi o alimin arzusuna muvafik olan kimse, mur§id-i kamil de- 
gildir. Oyle kimsenin zarari, faydasmdan goktur. ^unku eger o §ekilde 
ir§ad mumkun olsaydi, Hizir Musa aleyhisselami ir§ad ederdi. Oyle bir 
gemi lazim ki Hizir'la Musa aleyhisselam o gemide bulunsun ve Hizir o 
gemiyi yaralasm. Yara olmayan gemide Hizir'in bulunmasi umulmaz. Hi- 
zir'in gocugu oldurmesi, gok §ekillerde gorunen cuz'i ruh makammdan 
goruntulerin birle§tigi Kulli Ruha yukseltmesine i§arettir. Beyt: 

"Her guzelin guzelligi, (O'nun) cemalindendir; 

Her guzelin guzelligi O'ndan ariyetdir. Hatta her guzel O'dur." 



270 Kehf, 60 

271 Kehf, 67-68 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 125 



Hizir'in, duvari yikip sonra yapmasi, Musa aleyhisselamin tabii vucu- 
dunu yok edip Hakk'in varhgi ile baki kilmasidir. Gemiyi delmekle Fi'iller 
Tevhidine ula§ti; gocugu oldurmek ile Sifatlar Tevhidine vasil oldu; duvari 
yapmakla da Zat Tevhidine kavu§tu. Bu suretle Musa aleyhisselamin ir- 
§adi tamam oldu. Bu konuda gok §eyler soylemi§lerdir ama gergek boy- 
ledir. 

Bil ki: Hizir iki denizin birle§tigi yer (MECMA'U'L-BAHREYN) de oldu- 
gundan onu bulan da MECMA'U'L-BAHREYN'de buldu. Musa 
aleyhisselamin Mecma'u'l-Bahreyn olduguna delil, kadmm ona zina ifti- 
rasmda bulunmasi olayidir. Eger Musa, mu'cizelerle sugsuzlugunu isbat 
etmeseydi, hakikatte sugsuz oldugu halde o utang, kiyamete kadar uze- 
rinde kahrdi. Yine Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin, 
Zeyd'in bo§adigi karismi almasi uzerine gok §eyler soylediler. Hz. Ai§e 
radiyallahu anhaya de iftira ettiler. Cenabi Hak ge§itli ayetlerle bunlari 
temize gikardi ve savundu. iki denizi kendisinde toplayan her peygamber 
ve veli de boyledir. Elbette onun gemisi delinmi§, gocugu 6ldurulmu§, 
duvari yikihp yapilmi§ olmahdir. Artik anla. 

Allah Teala, onlardan kiminin beraatini vahiy ile kiminin mu'cizelerle, 
kiminin kerametlerle gostermi§, kimini de sugsuz oldugu halde halleri 
uzerinde (zanh) birakmi§tir. Hepsi de sugsuzlukta e§ittir. §ayan-i hayrettir 
ki Cenabi Hak'km, Hizir'in Musa aleyhisselama soyledigi sozu nakleden: 

"Sana sabredemedigin §eylerin te'vilini soyliyecegim." 272 ayeti de 
tipki iki denizin birle§tigi yer gibi Kur'an-i Kerim'in tarn ortasmda bulun- 
mu§ ve iki yansmi birle§tirmi§tir. Hele Nazm-i §erif in guzel tertibine ve 
bu Kissa'nm, iki ayri denizinin birle§tigi yerde bulunmasma bak. 

Ey halkm rizasmi kazanmi§ mur§id, eger sen, bir cihetten onlarm sev- 
gilisi, bir cihetten de onlarm nefret ettigi isen, bil ki sen, MECMA'U'L- 
BAHREYN 'sin. Vaktin Hizirmi a ray an, seni Hizir bulur. Yani ne kendisin- 
den tamamen nefret edilen alim, ne de kendisinden tamamen razi 
olunmu§ alim ir§ada layik degildir. Zira birincisi mulhid, imandan harig; 
ikincisi cahil ve muraidir. Cami olan (her iki ilmi birle§tiren) de, her iki ta- 
rafm hukmu zuhura gelmelidir. Yani (iki tarafta da) Allah Teala'nm emri 
ve iradesi demek istiyorum. Nitekim Allah Teala Hazretleri Hud 
aleyhisselamdan naklen: 

"Higbir canh yoktur ki O, onun alnmdan yakalami§ olmasm." de- 
mi§tir. Artik anla. Cunku bu, kilm kirkta birinden daha incedir. Ben Mi- 
sir'da Nil ile Denizin birle§tigi yerde bu soyledigime uygun bir §eye §ahid 
oldum. O da §u idi: Nil, denizin tuzlulugundan yarim mil kadar ya da daha 
gok igine almi§ti. Deniz de Nil'in tathligmdan kapmi§ ve yarim mil kadar, 



272 



Kehf, 78 



126 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



ya da biraz daha fazla igine gekmi§ti. §imdi ikisinin MECMA'I (birle§tigi 
yer) sanki Nil idi, deniz degildi ve sanki denizdi, Nil degildi. 

"Aa ve tath sulu iki denizi birbiriyle bulu§mak uzere sahvermiftir. 
Ama aralarmda bir engel vardir; birbirinin smirmi a$amazlar" 273 Ha- 

kikatine ne tamamen aykiri, ne de tamamen uygun idi. 

Ey salik, mur§id yanmda, denizin yanmdaki Nil gibi ol. Deniz kenannda 
bulunan sahil ta§lari gibi olma. Ki sertliginden dolayi uzun zaman beraber 
kaldigi halde denizin letafetinden ve rikkatinden bir §ey alamaz. Nehirle- 
rin tathhgi ve denizlerin tuzlulugu ya§ayanlara (ehillerine) goredir. Yani 
deniz, iginde bulunan hayvanlar igin tuzludur. Nehir de karada ya§ayanlar 
igin tathdir. Ama birle§imde her ikisi de tathdir. 

Bil ki: Bu iki ilmin misali, ve birbirine luzumu Adem ile Havva gibidir. 
^unku eger bunlar birbirine muhalif kalsalardi gocuklan olmaz, dunya in- 
sanlarla dolmazdi. Yine biri digerinde tamamen cem'olup yok olsaydi 
Adem'in kalbinde Allah Teala'nm: 

"De ki: Rabbin kelimelerini yazmak igin denizler murekkep olsaydi, 
Rabbin kelimeleri tukenmeden o (nlar) tukenirdi. Bunun bir mislini daha 
getirseydik, yine (Rabbin kelimeleri) bitmezdi." ayetiyle ifade edilen Al- 
lah Teala'nm kelimelerine ait bilgiler hasil olmazdi. Ama bunlarm cem'i, 
ir§ad igin ve bilhassa peygamberler igin gok muhim oldugundan Allah Te- 
ala Musa aleyhisselami Hizir aleyhisselama gonderdi. 

Bil ki: Havva, nasil Adem Aleyhisselam'm kaburga kemiginden yaratil- 
di ise §eriat ilmi de tipki boyle hakikat ilminden dogmu§tur, onun yanki- 
sidir. Ona zit gorunur ama hakikatte onun aynidir. ^unku bir §eyin yanki- 
si, onun aynidir. "Allah gergegi soyler, O, yola iletir." 274 

Ne yerdir merkez-i edna nedir ta halka-i vusta, 

Dunyanm en du§uk yerin merkezi ve orta halka nerededir. 

Merkez-i ednadan murat dunyada Beytu'l-haram'dir. Bulundugu arazi- 
nin arazinin en du§uk yerindedir. Beytu'l-mamur (meleklerin ka'besi) dahi 

hizasmda dorduncu kat semadadir. Ka'be dunyanm anasidir ki; hakkmda jl 
j"\^^jC~*Sj\ "$uphesiz, ... insanlar igin kurulan ilk ev(mabed)" 275 ayeti 



273 Rahman, 19-20 

274 (ATE§, 1971) Elli sekizinci sofra 
275 AI-iimran, 96 



Divan-i Mahiyyat ve Agiklamasi | 127 



delildir ki ^lUS^^ " tavaf edenler... igin Evim'i ..." 276 buyurdugunda 
beyt-i §erifi azametiyle Allah Teala kendine bagh kildi. 

Yeryuzu Cografyasimn ilk Mabedi: Kabe Ve Qevresi 

insanhk tarihinin en eski (ilk) tabii ortami Arabistan'in bati kesimidir 
dedigimizde, denilebilir ki, golden bir medeniyet gikmasi mumkun mu- 
dur? Sorulabilecek bu sorunun cevabi evettir. Cunkii Arabistan, "son bu- 
zul d6nemi"nin bitimine kadar henuz g6lle§memi§tir. Dini kaynaklarda, 
yeryuzundeki "ilk insan ve ilk nebi" olan Adem aleyhisselamm ve O'nun 
oglu §it (§is) aleyhisselamm Mekke'de ya§adiklan, Kur'an-i Kerim'de ismi 
gegen nebilerden ikincisi olan Hz.idris aleyhisselamm ise, Misir'm ba§- 
kenti Kahire yakmmdaki Menefte dogdugu 389 rivayet edilmi§tir. Bu du- 
rumda, Hz. Adem ile Hz. idris aleyhisselam donemi arasmda ya§ayan in- 
sanlarm; (Adem, oglu §is, oglu Enu§, oglu Kaynan, oglu Mehlail, oglu 
Yerd, oglu idris); tamamma yakinmin veya bir bolumunun, "son buzul 
doneminin" 

M.O. 10000-9000'deki bitimine kadar (veya o donemlerde), yemye§il 
topraklarm ve gur ormanlarm bulundugu Arabistan yarimadasmda ya- 
§ami§ olmalan kuvvetle muhtemeldir. 

Bugun kum golleri ve kurak bolgelerle kaph olarak izledigimiz Arabis- 
tan'in bu bolgelerinin yerinde gegmi§te, sik ve geni§ ormanlarm, buyuk 
irmaklarm bulundugu, iklim §artlarmm da insanlarm ureyip gogalmasma 
elveri§li oldugu bilinmektedir. Cunku, "Arabistan'da bugun kurumu§ bir 
halde bulunan geni§ nehir yataklan ile kum gollerinde gorulen deniz 
mahlukatlarma ait kavkilar, bu kitanin son Paleolitik devirlerde 
(MO. 10000 civannda) bugunkune nispetle daha sulak bir iklime sahip ol- 
dugunu gostermektedir.,., §imdiki goller yerinde o zamanlar gayirlarla 6r- 
tulu stepler bulunuyordu." Bunun nedeni, Arabistan yoresinin 

M.O. 10. 000 civannda daha nemli ve daha yagi§h bir iklime sahip olma- 
siydi. Bu donemde Arabistan'da daha gok agag yeti§iyor, daha gok or- 
manlar bulunuyordu. M.O. 8000 yilmda Anadolu (ise), bugune gore daha 
ormanhkti. Bunun nedeni (de bugune gore) iklimin daha nemli ve yagi§h 
olmasiydi. "Son Buzul D6nemi"nin sonunda (M.O. 10.000-8000 civann- 
da), Anadolu'nun ortalarma kadar inmi§ bulunan buzullarm guneyinde 
yer alan geni§ bir yagmur ruzgan ku§agi, Arabistan bolgesini ye§illik ve 
bereketlilik yonunden zengin kihyordu. O donemlerde ba§ka higbir bol- 
gede bulunmayan bu ozellik, ilk insan ve ilk insan gruplannin ya§ayabile- 
cegi "ilk gekirdek ortamm=ilk gekirdek alanm=ilk tabii ortamin" Arabistan 

276 Bakara, 125- Hac, 26 



128 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



yarimadasinin bati kesimi olmasini saglami§tir. 

insanoglunun yeryuzune ayak bastigi (uretici ya§amin henuz ba§ladi- 
gi) M.O. 10.000 civarmda ba§layan dunya iklimdeki ismma, tabii gevreye 
de yansimi§, buna paralel olarak da Arabistan yarimadasinin hemen ku- 
zeyinde (Anadolu'nun ortalarma kadar inmi§) bulunan buzul kutleleri, 
erimeye ve daha kuzeye dogru gekilmeye ba§lami§tir. "Avrupa (ve Ana- 
dolu'ya kadar inmi§ bulunan) buz kutlelerinin erimesi ve bunlarm uzerin- 
deki yuksek basing ya da antisiklonlarm kasilmasi sonucu, Atlantik'ten 
gelen ve yagmur ta§iyan du§uk basing kuzeye yoneldi. Kuzey Afrika ve 
Arap Yarimadasmi (Arabistan) sulayan saganaklar Avrupa'nm uzerine 
kaydi (kuzeye gekildi)" . Bunun sonucu olarak da Arabistan bolgesi kurak- 
hk gekmeye ve g6lle§meye ba§ladi. Kurakhgm ba§lamasiyla birlikte, Ara- 
bistan'da var olan gayir ve otlaklarm, agaglarm ve ormanlarm yerlerini, 
yer yer vadilerle bezeli ugsuz bucaksiz goller almaya ba§ladi. Sozunu etti- 
gimiz bu kurakhk, tabii ki hemen olmadi. Uzun asirlar, belki de birkag bin 
yil surmu§ olmahdir. 

Oysa yarimadanm golle§meye ba§lamasmm hemen oncesi donemdeki 
uygun iklim §artlan (iklimin daha nemli ve yagi§h olmasi), yarimadanm 
"ya§amhr en ideal ortam (ilk kaynak=ilk tabii ortam)" olmasma imkan 
saglami§ti. Bu donem, dunya ikliminin de en istikrarh oldugu donemdi, 
iklimsel olarak en istikrarh donemin, uygarhgm geli§me surecine girdigi 
son 10.000 yilhk donem oldugu bilinmektedir. i§te bu donemin ba§mda 
(M.O. 10.000 civarmda) Arabistan yoresi, bu doneme yakm (civarmda) 
yeryuzunde henuz gorulmeye ba§layan "ilk insan topluluklarimn" ya§a- 
yabilecegi en ideal ortama sahipti. 

Bu nedenle de Arabistan yanmadasi (segilmi§ bolge olan Mekke yore- 
si), Arabistan'm golle§meye ba§lamasmm hemen oncesi donemde yeryu- 
zune "ilk kez" ayak basan "ilk insan ve ilk insan gruplarina" ya§anihr "ilk 
tabii ortam" olmu§, yemye§il ormanlan ve bereketli topraklan He, yeryu- 
zune "bilgilendirilmi§ ilk insan" olarak ayak basan "Adem aleyhisselama 
ve ilk gekirdek aileye ve de ilk insan topluluklarma" ev sahipligi yapmi§tir. 
Medeniyetlerin "ilk giki§ yeri" olmu§, "uygarhk tarihi"nin ba§langig nok- 
tasi olmu§tur. insanoglunun ilk Anayurdu (Urheimat) olmu§tur. 277 

Merkez-i edna hakikatte kamil muminin kalb-inden ibaretdir. "Miiminin 
kalbi Allah Teala'nin evi ve muminin kalbi Allah Teala'nin ar§idir." 278 

Kalb, kamil dairesinde ve kuvvetlerin kutub menzilindedir. Akil ve ruh ve 
nefis ve sir ve bunun benzeri §eylerin reisleri kalbe baghdir. Onun igin 



277 (MUSAOGLU, 1999), s. 185-187 

278 Ke$fu'IHafa, II, 100 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 129 



Kur'an-i Kerim'de^A^^Al "temizbirkalble ..." i§areti onu gosterir. 

Halka-i vustadan Kaf Dagi'dir. 

Bir ba§ka mana cihetinden Dunyayi muhittir. 

Bir ba§ka manada "Ummet-i Muhammed" dir. Haklannda Kur'an-i Ke- 
rinrT'OmmetT vusta" "l§te boylece sizleri de bir ummet-i vasat kildik ki nas 
uzerine §ahitler olasmiz. Ve bu Peygamber de sizlerin uzerinize tarn bir 
§ahit olsun. Ve senin, evvelce tarafma muteveccih bulundugun Kabe'yi 
yine kible yapmadik, ancak Resule kimlerin tabi olacaklarmi, gerisi gerisi- 
ne doneceklerden temyiz etmek igin yaptik. Gergi bu biiyiik bir hadisedir. 
Ancak Allah'm hidayet ettigi zatlar hakkmda degil. Ve Allah sizin imanmizi 
elbette zayi edecek degildir. $uphe yok ki Allah Teala nasa elbette rauftur, 
rahlmdir." 280 Ayeti gelmi§tir. Diger ummetler ifrat ve tefrit (anormal, bir 
ilericilik ve gericilik ) arasinda kalmi§lardir. 

Bilinmez Devr-i Kubra haber ver sen bu sugrgdan 

Bilinmeyen buyuk ve kuguk devirden haber ver. 

Devre-i kubra'dan murat ar§-i azim devridir. Butun felekleri gevrelemi§- 
tir. Feleklerin hareket ve devirleri ar§in hareket ve devirlerine baghdir. 

Bir ba§ka mana; ademT devirdir. Bu devirden daha Allah Teala katmda 
kiymetli bir devir yaratilmadi. Ademin yaratih§i kiyamete kadar devri devam 
edecektir. 

"Sizi gagirdigi gun, O'na hamdederek davetine uyarsmiz ve kabirleri- 
nizde pek az bir muddet kaldigmizi samrsmiz. " 281 

"Onlari toplayacagi kiyamet giinii, sanki giindiiz, birbirleriyle sadece 
tam§acaklan bir saat kadar kalmi§ gibidirler. Allah'm kar§isma gikmayi 
yalan sayanlar kaybetmi§lerdir. " 282 

"Allah onlara yine: "Yeryuzunde kag yil kaldmiz" der. Bir gun veya daha 
az bir sure kaldik, sayanlara sor. Buyurur: Sadece az bir sure kaldmiz; ke§- 
ke siz (bunu) bilmi§ olsaydmizi" 283 



§uara, 89 

280 Bakara, 143 

281 : r ~ 

Isra, 52 
282 Yunus,45 
283 Muminun, 112-114 



130 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



"...Rabbinin katinda bir gun, saydiklarmizdan bin yil gibidir." 284 

"Melekler ve Cebrail o derecelere, miktan elli bin yil olan bir gunde 
yukselirler." 285 

"Gokten yere kadar, olan butun i§leri Allah duzenler, sonra, i§ler sizin 
hesabmiza gore bin yil kadar tutan bir gun iginde O'na yukselir." 286 

"Sonra da iki guruptan hangisinin kaldiklan muddeti daha iyi hesap 
edecegini gorelim diye on Ian uyandirdik." 287 

"Birbirlerine sorsunlar diye onlan uyandirdik. iglerinden biri: "Ne kadar 
kaldimz?" dedi. "Bir gun veya daha az bir muddet kaldik" dediler. "Ne 
kadar kaldigmizi Rabbiniz daha iyi bilir. Paranizla birinizi §ehre gonderin, 
sakin sizi kimseye duyurmasm" dediler. " 288 

"Yahut alti ustune gelmi§ bir kasabaya ugrayan kimseyi gormedin mi? 
"Allah burayi olumunden sonra acaba nasil diriltecek?" dedi. Bunun uzeri- 
ne Allah onu yiiz yil 61 u birakti, sonra diriltti, "Ne kadar kaldm?" dedi, "Bir 
gun veya bir giinden az kaldim" dedi, "Hayir yiiz yil kaldin, yiyecegine ige- 
cegine bak, bozulmami§; e§egine bak ve hem seni insanlar igin bir ibret 
kilacagiz, kemiklere bak, onlan nasil birle$tirip, sonra onlara et giydiriyo- 
ruz" dedi; bu ona apagik belli olunca, "Artik Allah 'in her §eye Kadir oldu- 
guna inanmif bulunuyorum" dedi. " 289 

"Devr-i kubra Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem nur olan mu- 
barek vucududur. "Devr-i sugra" da Hazreti Muhammedin vucud-u 
unsurisidir. (bu alemde iken sureti olarakgorulen bedeni). 

Kimindir feyz-u hem ihya ne sirdir hem dem-i isa, 

Dirilten isa aleyhisselamin kani, feyzi, sirn kimdedir 

Hz isa aleyhisselamin nefse hayat verici ola ra k ^jj j^ V cu>ci} "ona 
ruhumdan ufledigim zaman..." 290 enbiya arasmda mukerremdir. 

284 Hac,47 

285 Mearic, 4 

286 Secde, 5 

287 Kehf,12 

288 Kehf,19 

289 Bakara, 259 

290 Hicr, 29-Sad, 72 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 131 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ise ism-i a'zamm mazhari olmak ile 
butun enbiyanin hepsinden mukerrem olmu§lardir. 

Beyitte gegen "Ne sirdir hem dem-i isa"dan murad edilen Hazreti isa 
aleyhisselamin nefesinin sirri, onun cem makammda olmasidir. Cunku cem 
makammda halk batm, Hakk zahir oldugundan kendisinden sadir olan muci- 
zeleri oluleri diriltmek oldu. Hatta o balgiktan yarasa ku§lan yapar, nefes 
edince hayat bulurlardi. Cem makami sahibi her §eye kadir olur. 

Hazreti isa, bir erkek ile iki kadin diriltmi§tir. Dirilttigi erkek Hazreti Nuh 
aleyhisselamin oglu Ham aleyhisselamdir. 

Nedir Mervem'deki derva haber ver durr-i vektadan. 

Meryem'deki derya ver durr-i yektanin haberi nedir? 

Hz. isa aleyhisselam Hazret-i Meryem aleyhisselamin rahmine ilka olun- 

ca ^tjjj '*>y J\ V^-JiS\ aUKj J&\ ^yJj 'Jj* J\ ^"S* r^^\ UjI ".. Mesih ancak 

Meryem oglu isa'dir, (O) Allah'm rasulu-dur, Meryem'e ula§tirdigi 'kiin: 
Or kelimesifnin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafmdan gonderilmi§ 
yahut teyid edilmi§ yahut da Cebrail tarafmdan ufurulmu§ bir ruhtur) ..." 
291 buyrulmu§tur. 

Durr-i vekta dan murat Hz. isa aleyhisselamdir. Durr-i yekta hakikatte 
mevcudatm yaratih§ sebebi olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
kutsal ruhudur." Ben gizli bir hazfne idim. Bilinmekligimi sevdim ve mah- 
lukati bilinmem igin yarattim." manasi uzerine "Allah Teala'nm ilk yarat- 
tigi benim ruhumdur." 

Nedir Kur'amn esrari, nedir esrarm envan 

Kur'an-i Kerim'in sirlari ve sirlarm nurlari nedir? 



\j&\J^'jij\ jj& ^SCdloji^j "Kime hikmet verilmi§se (ona) buyuk bir 

hayr verilmi§tir" 292 ^c^CSjs^l j^^J^f^J% "••• Ya § ve kuru ne varsa 
hepsi apagik bir kitabtadir. " 293 

Zira Allah "Hikmeti diledigine ogretir" buyurmuyor mu? Burada 
"Hikmet" ilm-i batindir, "Diledigi" ise nekredir, yani meghul!. Umum ifa- 
de eder, o halde Allah Teala ilmi diledigine verir"? ibnu'l-Arabi, el- 

291 Nisa, 171 

292 Bakara 269 

293 En'am, 59 



132 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



Futuhat (Thk.), IV/265-267. 294 

Hakk'm sirlari indirilen semavT kitaplarda, bunlann sirlan "Kur'an-i Ke- 
rim'de, Kur'an-i Kerim ki "Fatiha" da, Fatiha'mnki "Besmele" dedir. Andan 
Besmelenin sirlari "be" harfinde, "be" nin sirlari noktadadir ki, "Zat-i 
ilahiyye" dir. Harfleri birbirinden ayirt eden noktadir. 

Nedir MehdJ'nin etvan haber ver sirr-i esradan. 

MehdT'nin durumu (Yaptigi i§ ve hareketleri), mirag sirrmdan haber ver 

Hz. MehdT aleyhisselamin hali ve durumu §eriat-i Muhammediye uzere- 
dir. Soyu babasi tarafindan Hz. imam Hasan aleyhisselama ve annesi tara- 
findan Hz. imam Huseyin aleyhisselama ile Fatimatu'z-Zehra evladindandir. 
Hz. isa aleyhisselam semadan nuzul edip Deccah oldurup Hz. MehdT 
aleyhisselam ile goru§unce birbirlerine hilafet teklif edip sonunda hilafeti 
Hz. MehdT aleyhisselam kabul edip kirk sene aleme hukmedecegi kesinlik 
kazanmi§tir. 

Mirag sirn ise ^tj!^ i jJ^\ ( jj^\j\>L* "Bit gece ... (Muhammed) ku- 

lunu ... goturen Allah, noksan sifatlardan munezzehtir..." 295 ayet-i keri- 
mesinde agikca beyan edilmi§tir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
cismanT miraglan KadT iyaz'in 296 §ifa'sinda 297 zikreyledigi uzre dort veya be§ 
kerre olmu§tur. RuhanT miraglan ise her nefeslerinde oldugu kesinlik bul- 
mu§tur. Celal ve cemal hali ile mahlukatta mi'racdan ayri kalmi§ bir varhk 
yoktur. 

SUdj^j^j-^l^J.Sl jlk^ ayetinin hikmeti geregince Rasulullah sallallahu 

aleyhi ve sellem Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'yi te§rif etti, Enbiyaya 
cesedleriyle olduklan halde imam olup iki rik'at namaz kildilar, sonra birlik- 
te oturdular. Cebrail aleyhisselam bu sirada bir ayet getirdi ki anlami: 

"Sor, benden ba§ka Mabud var mi?". Sonra Rasulullah sallallahu aley- 
hi ve sellem 

"Ben Allah Teala'dan ba§ka Mabud olmadigmi bilirim, ben bu sorudan 
mustagniyim (uzagim)' / dedi. 



294 (KILig, 1995), s.121 

295 isra,l 

296 KadT iyaz, (476/1083-544/1149): Maliki fakThi, hadTs alimi, tarihgi, edip ve §airdir. 
Kitabu'$-$ifa bi-Ta'rif-i Hukuki'l-Mustafa: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 

fazTlet ve meziyetlerini anlatan bir tarih kitabidir. 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 133 



Nedir Misri, nedir ken'an Selfm kimdir ve kimdir an, 

MisrT nedir, Ken'an nedir, selim kimdir, an kimdir? 

Ken'an kelimesinin i§aretiyle MisrT diyerek kendinin Hz. Yusuf 
aleyhisselam gibi oldugunu, Ken'an'dan murat nefis kuyusu olduguna i§aret 
ediyor. Yusuf aleyhisselamm gilesi ile Misir ulkesine hukumdar olunacagi 
hakikati a§ikar olmu§tur. 

Hz. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz "ya kimdir an", diye soru- 
su, yani "an kimdedir" demek olur. Bu zor bir sorudur. Cevabi kiymetli inci- 

0/ xx 

ler gibidir. Allah Teala Kur'an-i Kerim 'de insanm guzelligi hakkmda Qi jJjS 

0/ X OS 

pyil jl^l^jL^l "Biz insani en guzel bigimde yarattik." 298 buyurmu§tur. 

Ahsen-i takvim iginde "an" dahi murat edilmektedir. an igin Allah Teala 

buyurur ki;$L!3 ^1 JuJl ^y *lSjl Uj Jj y\ j* -rj)\ $ "Sana ruh hakkmda soru 

sorarlar. De ki: Ruh; Rabbimin i$ierindendir..." 2 " oyle ise hayati boyunca 
"an" olandan ayri olmasi du§unulemez." an" dedigimiz RabbanTemirdendir. 
Emr-i Rab, ruh-i sultam ve ruh-i izafi ve ruh-i hayvani olmak uzeredir. 

Kalb-i SelTm 

Kalb, §eriat, tarikat, hakikat makamlarmi a§arak ug mertebede sela- 
mete ula§ir: 

§eriat selameti: Dunya muhabbetine ve varhgma fena vermektir. 

Tarikat selameti: Kotu huylari ayne'l-yakin ile yok ederek 
mucahedeyle guzel huylara donu§turmek ve guzel huylarm da muhabbe- 
tine fena verip fenafillaha mazhar du§mekdir. 

Hakikat selameti: Fenadan igeri bekaya, bekadan igeri likaya, ayne'l- 
yakinden igeri Hakke'l-yakTne ula§maktir. 

i§te kalb-i selim dedikleri budur. Yani, kalb-i selim, Hakke'l-yakTne 
ula§mi§ gonuldur! Fakat zahirdeki dokuz zulmanT ve batmdaki dokuz 
nuranT hicaplar fena bulmaymca, kalb selamete ula§maz. Bu nurani hi- 
caplar, ebrar ile mukarrebin farkidir. Bu makamda Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem, "Ebrarm iyilikleri mukarreb igin gunahtir" ve 
diger bir sozunde de, "Butun mukarreb ebrardir. Ancak her ebrar, 
mukarreb degildir." demi§tir. Zira ebrarm ameli kar§ihgmda, duasi, yani 
beklentisi cennetdir. Ehli yanmda maksat bu degildir. Mukarreb ise, her 
amelini Allah Teala sevgisiyle i§ler. Gayesi de, Allah Teala'nm rizasi ve 

298 Tin, 4 
299 lsra,85 



134 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



didaridir. Ebrar zumresi didari, cennette, yevmu'l-mezTd gununde mu§a- 
hede ederler. Halbuki mukarreb zumresi ve ehlullah, zulmanT ve nuranT 
hicaplara zahiren ve batmen fena verip ism-i zat ile suluk edip semaya 
ula§mi§lardir. Onlar zati, hal ile ayne'l-yakinden penceresiz olarak mu§a- 
hede ederler. Bu makamda Habib-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, 
"Cennet ehlinin bir bolugu vardir ki, didar-i Hakk onlara gizlenmez." 
demi§tir. Yine Habib-i Ekrem dunya, ahiret ve didar ehli ki§iler hakkinda 
§6yle buyurmu§tur: 

"Dunya ile ahirete fena vermeyince ehlullah makamma eri§ilmez. " 
lira ehlullah, nefsini terk ederek bu makama ula§mi§tir. Bu manaya va- 
sil olmayanlar, "fekad arafe rabbe" olmaz. Bilinmelidir ki, jer'-i §erifin 
nihayeti "men arefe nefse"d\r. Bu manaya vasil olmayinca §eriat butun 
olmaz. 300 

Haber verdi bunu Kur'an haber ver seb'i kurradan. 

Kur'an-i Kerim yedi okuyu§ ile bunu haber verdi 

Yedi okuyutfseb'i kurra) - Yedi Harf (Ahrufu's'Seb'an) 301 

"Harf" Lugat olarak bir §eyin ucu, kenari, sivri ve keskin kismi, kihcm 
keskin kismi, geminin ucu ve dagm zirvesi, bir tarafa meyletmek sapmak, 
taraf ug, yan, kelime kelam, heca harflerinin her biri, uslub, vecih ve kira- 
at anlamlarma gelmektedir. 

" es Seb'a" lafzmm zahirde " yedi" sayismi ifade ettigi agiktir. 

"Kurra" (Kari 1 . C.) Okuyucular. Kur'an-i Kerimi usul ve tecvidine gore 
okuyanlar. Dindar ve salih kimse. 

Bu konu ile ilgili o kadar gok goru§ ileri surulmu§tur ki, bunlarm sayisi 
otuz be§e ula§mi§tir. 

Yedi Harf Meselesinin Kur'an-i Kerim'den Delilleri 

"Biz Allah Teala'ya kar§i gelmekten sakmanlan Kur'an ile mujdele- 

sin, inat eden bir toplulugu da uyarasm diye, onu senin dilin ile kolay- 

la§tirdik" 302 

" Biz onu senin dilinle kolayla§tirdik ki, du§unup ogiit alsmlar." 303 
"Andolsun biz Kur'an'i dii§iinup ogiit almak igin kolayla§tirdik. Var 



300 (Eroglu Nuri, 2007), s. 75 



(CAU§KAN, Cilt 5, Sayi l,Ocak-Haziran 2005) makalesinden istifade edilmi§tir. 

302 Meryem, 97. 

303 Duhan, 58. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 135 



mi dusunup bgiit alan." 304 

"iyice anlasmlar diye onu Arapga bir Kur'an yaptik" 305 
" ...Artik Kur'an' dan kolaymiza geleni okuyun..." 306 

Yedi Harf le ilgili Hadis Rivayetleri 

Yedi Harf'e dair40 kadar hadis rivayetinin oldugu bilinmektedir. Bazi- 
lari §unlardir. 

"Muhakkak Allah, ummetinin Kur'an'i yedi harf iizere okumalarmi 
emrediyor, hangi harfle okurlarsa dogruyu bulmu§lardir." 307 

"Kur'an yedi harf iizere indirildi" 308 

"Kur'an yedi harf iizere indirildi. Onun hepsi §afidir ye kafidir." 309 

"Bu Kur'an yedi harf iizere nazil olmu§tur. Bunlardan hangisi kolayi- 
niza gelirse onu okuyun." 

"Ey Omer! Rahmet ayetini azap azap ayetini rahmet kilmadikga 
Kur'an' in (bu okuyuslannm ) hepsi dogrudur." 

"Allah'm affmi ve magfiretini dilerim ummetimin buna giicii yet- 
mez." 

"Kur'an Yedi Harf iizere indi. Onun hepsi §afidir, kafidir" 

"Ey Cibril! Ben iimmi bir kavme gonderildim, bunlarm arasmda ya§li 
kadmlar, ya§li erkekler, erkek ve kiz gocuklan, hig kitap okumayan 
adamlar vardir, diyen Hz Rasuliillah sallallahii aleyhi ve selleme Cebra- 
il: 

Kur'an muhakkak Yedi Harf iizere nazil olmu§tur" 310 

Yed Harfle ilgili G6ru§lere Toplu Bir Baki§ 

Kur'an'in okunmasi, anla§ilmasi ve igerigi ile ilgili olmak uzere Yedi 
Harf konusunda yukanda da ifade ettigimiz gibi, otuz be§ kadar goru§ 
beyan edilmi§tir. Bizce bu goru§lerden zikredilmesi gerekenleri buraya 
almak istiyoruz: 

1-Harf manasi bilinmeyen mu§killerdendir. Yedi harfin mahiyeti hak- 
kinda higbir nass yoktur. Bundan dolayi insanlar " harf lafzini anlamada 
ayrihga du§mu§ler ve ona farkh anlamlar yuklemi§lerdir. 



304 Kamer, 17, 22, 32, 40. 



305 Zuhruf, 3. 

306 Muzzemmil, 20. 

307 Muslim, Salatu'l Musafirin, 274; ibn Hanbel, Musned, V, 127. 

308 ibn Hanbel, Musned, III, Hd, 7995; Taberi, Camiu'l Beyan, I, 25. 

Taberi, Camiu'l Beyan, I, 27. 
310 Taberi, Camiu'l Beyan, 1,35; Zerke§i, el Burhan, I, 227. 



136 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



2-Diger bir goru§, Zerke§i (794/1392)'nin zayif olarak gordugu 'Yedi 
Harften maksadin " yedi Kiroot" tir, §eklindeki goru§tur. 

3-Yedi Harf in Kur'an'in muhtevasma yonelik, emir, nehiy, va'd, va'id, 
kissa, helal ve haram oldugu §eklindeki goru§. 

4-Yedi harfin ne olduguna dair goru§lerden birisi de onun dogrudan 
dil yapisiyla ilgili olandir. 

5-Yedi Harf terkibindeki " es Seb'a" nin gergekte yedi sayisini ifade 
ettigi goru§unun yanmda, bu lafza gokluk ve kolayhk anlami yukleyenler 
de olmu§tur: 

6-Yedi Harf, ayni anlami ta§iyan farkh lafizlardan kolayma gelenin 
okunmasma yonelik bir ruhsat oldugu yonunde de goru§ beyan edilmi§- 
tir. 

7-Yedi Harften maksadin bazi ayetlerdeki " Uff 3n ve Heyhat " 312 gi- 
bi lafizlarm nasb, cer, raf, tenvin (tig ge§idi) ve cezm §ekillerinde okun- 
masidir. 

Yedi Harf'le ilgili G6ru§lerin Degerlendirilmesi 

ilmi disiplinlere ait olan yukandaki kavramlarm Yedi Harf le dogrudan 
ilgisinin olmadigi kesindir. ^unku bunlara harf denmez. Yukardaki diger 
goru§lerden birini te§kil eden Yedi Harften kasit, Yedi kiraat goru§u de 
isabetli gorulmemektedir. Zira Yedi mutevatir kiraat, Ebu Bekir b 
Mucahid (324/925) tarafmdan me§hur olan kiraatler arasmdan segilmi§- 
tir. Mursi ise 

"Bircoklan yedi harften murat yedi kiraat zannetti ki bu bir 
cahalettir" 313 demi§tir. 

Ancak bu husustaki rivayetlere baktigimiz zaman, hadislerin ortak yo- 
nunun, Kur'an-i Kerim'i okumakta zorlanacak kimselere kolayhk saglama 
arzusu oldugunu goruruz. §u iki hadis Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin Kur'an-i Kerim'in Yedi harf uzere indirilmesindeki israrmin se- 
beplerini agikga ortaya koymaktadir: 

"Ey Cibril! Ben ummi bir kavme gonderildim. Bunlarm arasmda ya$li 
kadm ye erkekler, kiigiik erkek ye kiz gocuklan, big kitap okumayan 
adamlar yardir." 314 

"Muhakkak Kur'an yedi barf uzere indirilmi§tir. Siz kolaymiza geleni 
okuyun." 315 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, birincisinde kolayhk isteme- 



311 Enbiya, 21/67. 

312 Muminun, 23/36. 
Suyuti, el-ltkan, I, 66. 
Taberi, Camiu'l Beyan, I, 35. 

315 Buhari, Sahih, VI, 227; Muslim, Sohih, I, 562; Ebu Davud, Sunen, I, 340. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 137 



sinin sebebini, ikincisinde ise sonucunu belirtmektedir. Bu nedenle diye- 
biliriz ki, yedi harf le tarn olarak " yedi sayisi" ifade edilmekten ziyade 
kolayhk, geni§lik ve gokluk murat edilmi§tir. 

Yedi Harf'e En yak in Gorii§ ve Yorumlar 

Bu goru§ler arasmda, hadis rivayetlerinin de zahirine bakarak, Yedi 
Harf yorumuna yakin buldugumuz goru§leri u$ kisimda toplayabiliriz: 

a-Yedi leh$e, 

b-Yedi Vecih, 

c-Okunu§ta ruhsat ve " yedi" nin kesretten kinaye olduguna dair go- 
ru^lerdir. 

Yedi Harf konusunu lehgelerle irtibatlandirarak bu hususun sadece 
kiraatla ilgili oldugunu du§unmek onu fazlaca sinirlandirmak anlamina da 
gelebilir. Nitekim Ignaz Goldziher, Yedi Harfe dair hadislerle ilgili §u de- 
gerlendirmeyi yapmi§tir: 

" Hadisin sahih anlami, gok erken bir donemde harf teriminin tefsiri 
uzerinde odaklandi, tabi ki bu, Kur'an-i Kerim'le irtibatli olunca, kiraatla 
ifade edildi." 316 Goldziher'in bu degerlendirmesinden konu ile ilgili hadis- 
lerin kiraat di§inda Kur'an-i Kerim'i ku§atici daha kapsamh anlamlara ge- 
lebilecegi §eklinde bir ifade anla§ilmaktadir. 

Sonu( 

Kur'an'i Kerim'in Yedi Harf uzere inmesi meselesi, sahih rivayetlerin 
§ahadetiyle dogrulanmaktadir. Ancak bu meselenin tarn olarak hangi an- 
lama geldiginin Hz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin tarafindan 
agklanimadigi da bir olgudur. Buna ragmen, bu konunun sahabe tarafin- 
dan israrla sorulmamasi, belki de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin " Kur'an, yedi harf uzere indi" §eklindeki agiklamasi ve ona pa- 
ralel tatbikati istenen cevap igin yeterli olmasmdan dolayidir. 

Yedi Harf in ne oldugu hususunda ayet ve hadislerin i§aretlerinden 
bazi gkarimlar yapilmi§tir. Bu gikarimlarm ba§mda, Allah Teala'mn Kur'an 
okunmasmda, anla§ilmasmda ve ona gore davrani§ belirlenmesinde ko- 
layhk prensibini bah§ettiginin kabul edilmesi en bariz bir husustur: 

" Muhakkak Biz Kur'an'i dusunup ogiit almalan igin kolaylastirdik. 
Fakat dusunen var mi?" 317 ayeti, bu kolayhgi mujdeleyen ilahi buyruk- 
tur. 

Netice olarak, Yedi Harf, Kur'an'in evrenselligi ve nuzulunden insanhk 
tarihi boyunca devamlihgi geregi, onu okuma, anlama ve anlatmada ko- 



Ignaz Goldziher, islam Tefsir Ekolleri, Trc. Mustafa islamoglu, Denge Yay., ist. 
1997, s. 65. 
317 Kamer, 54/17, 22, 32, 40. 



138 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



layhk adma saglanan ilahi bir izindir. Bu gergevede herkes, gayreti ve an- 
layi§i nisbetinde Kur'an-i Kerim'e yakla§acak ve ondan istifade edebile- 
cektir.] 318 

Kur'an-i Kerim bu bahsedilen sirlari yedi makamda yedi hal uzere beyan 
eder, demektir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Her ayetin hem zahirihem de batmi vardir?" 319 
Yine kainat hakkmda Allah Teala yedi rakami ile gorunu§un arkasmdaki 

tabakalardan bahsetmektedir. ^Silp^lisSl jpI^ Uj^Ij^I^^^II^ j^Sj 

"And olsun ki, ustunuzde yedi tabaka yarattik. Biz, yarattigimizdan haber- 
sizdegiliz/ / 320 



TAHMIS-IAZBI 

Ne ma'niden seger zahid ki bilsem la'yi illa'dan 
Sifat-i zatla Hakk'tir gorundu sirri musemmadan 
Ne ma'niden gorundu Hakk bilindi vechi leyla'dan 
Ela, ey Miir§id-i alem haber ver ilm-i Mevla'dan, 
Ela, ey mana-i Adem haber ver remz-i esmadan. 

Ne sirdir Kevseri sahbana 321 sirdir cennet-ul me'va 

Ne sirdir mihnet dunyana sirdir alemi ukba 

Ne sirdir sirri ev-ednana sirdir nusha-i kubra 

Ne sirdir Adem u Havva, ne sirdir "allem-el esmd" 

Ne sirdir Sidre vu Tuba haber ver ar§-i aladan. 



318 (gAU§KAN, Cilt 5, Sayi l,Ocak-Haziran 2005) 

BuharT. Fezailu'T Kur'an. 5. 27. Tevhid. 53: Muslim. Musafirun. 270: TirmTzT. 
Kur'an, 9; Ebu Davud. Vitr, 22; Nesai, iftitah. 37; ibnHanbel. V/16. 41 

Mummun, 17 
321 Sahba: §arap igki 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 139 



Ne sirdir ya §ebi 322 isneynene 323 sirdir Seyyid-ul Kevneyn 324 
Ne sirdir kurret'ul ayn 325 ne ma'na nedir harfeyn 326 
Ne sirdir kuvvet-i dareyn ne sirdir matem-i §adeyn 
Nedir dillerdeki ilmeyn, nedir ya remz-i Zulkarneyn, 
Ne yerdir Mecmau'l-bahreyn haber Hizr u Musa'dan. 
Ne sirdir bende-i ednana sirdir §ah He dana 327 
Ne sirdir dagla sahrana sirdir Nil He derya 
Ne sirdir Kunbed-i Hadra 328 ne sirdir Mescid-i Aksa 
Ne yerdir merkez-i edna nedir ta halka-i vusta, 
Bilinmez Devr-i Kubra haber ver sen bu sugradan 
Ne sirdir matla'i ulya 329 ne sirdir makta'i efna 330 
Ne sirdir bu mehyi Garana ne sirdir kunbedi Mina 
Ne sirdir nefsle man' nana sirdir tende ruh ay a 331 
Kimindir feyz-u hem ihya ne sirdir hem dem-i isa, 
Nedir Meryem'deki derya haber ver diirr-i yektadan. 
Nedir mu'minin ikrari nedir munkirin inkari 
Nedir a$km asari 332 nedir sirrm kufrun izhari 
Ne sirdir a$ikm yari ne sirdir yarin agyari 
Nedir Kur'amn esrari, nedir esrarin envari 
Nedir MehdYnin etvari haber ver sirr-i esradan. 
Nedir nefs ve nedir §eytan ve nedir adl ve nedir g Of ran 
Nedir din ve nedir iman nedir isyanla tugyan 
Nedir Azbi nedir insan nedir insandaki bu an 
Nedir Misri, nedir Ken' an, selfm kimdir ya kimdir an, 
Haber verdi bunu Kur'an haber ver seb'i kurradan. 



322 §eb: f. Gece, karanhk. isneyn: iki. (2) Pazartesi gunu. 

323 Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin dogdugu gece 

324 seyyid-ul kevneyn: iki alemin efendisi, seyyidi. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin bir nami 

25 Kurre: Parlakhk. Tazelik. Gozun parlak ve nurlu olmasi Ayn: Goz 
326 iki Harfin Sim: Ya-sin 

Dana: f. Bilgili, bilen, malumath, alim 
328 Kunbed: f. Kubbe. Hadra: (Muennestir) Yesjllik. Sebze. En yesjl. Pek yesjl. 

29 Matla: gunes. veya yildizlarm dogduklan yer, ufuktan ciktiklan yer; yildiz veya 
gunesjn zuhur etmesi. Ulya: (Mue.) Pek buyuk, pek yuce, daha yuksek. Cok yuksek 
olan. 

j30 Makta: kesilen yer, kat'edilen yer, kesinti yeri. Efn: Noksan etmek. icmek. Sag- 
mak. Davarm sutu az olmak 

Aya: "acaba, nasil oluyor, hayret' gibi manalara. Gelen §a§kmhk bildiren bir edat- 
tir. 
j32 Asar: 6c almalar. intikamlar. Eserler. izler. Ni§anlar. Abideler. Adetler 



140 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



150 

Vezin: Mefa'ilun Mefa'ilun Fe'ulun 
Gel ey bad-i saba lutfeyle bir dem, 
Haber bize canan illerinden, 
Be§aretle bize kil §ad-ii hurrem, 
Haber ver bize canan illerinden, 

Aradim nice yil kevn u mekani. 

Bulunmadi anm nam u ni§am, 

Aceb nice bulur isteyen am, 

Haber ver bize canan illerinden. 
Seherde agilan gullerde midir 
Yahut efgan eden dillerde midir, 
Akan suda esen yellerde midir, 
Haber ver bize canan illerinden. 

01 ilden azmedinde bu cihana 

Tamuya ugrasan doner cihana, 

Teselli ver kulub-i a§ikane, 

Haber ver bize canan illerinden. 
Harfm-i kuds-i lahuta vanrsan, 
Saray-i has-i canani gorursen, 
Yine azmeyleyip bunda gelirsen, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Nesfm-i feyz-i akdes bahr-i cudun, 

Havadisten mukaddestir viicudun, 

Cemal-i zat-i a'ladir, §uhudun, 

Haber ver bize canan illerinden. 
Eger bir can ise husnun bahasi, 
Nice bin can anm olsun fedasi, 
Niyazi'nin kadfmi a§masi, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Gel ev bad-i saba lutfeyle bir dem, 
Haber bize canan illerinden. 

Gel ey saba ruzgan lutfeyle bir nefes, 
Haber bize canan illerinden, 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

"Zamanmizin hayirli §eylerini talep ediniz ve Allah Teala'nm rahmet 
esintisinin kokularmi almaya gali§miz. lira Allah Teala'nm, rahmetinin 
eseri bir takim kokular vardir ki, onlan kullarmdan diledigine isabet ettirir. 
Allah Teala'dan ayiplarmizi ortmesini ve korkularmizdan emin kilmasmi, 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 141 



isteyiniz." 333 

Hz. Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, hadiste gegen esintileri, nebiler 
ve Allah Teala'nin veli kullari olarak yorumlamaktadir. 334 

Besaretle bize kil sad-ii hurrem 335 
Haber ver bize canan illerinden, 

Mujdeyle bize kil seving ve ferahhk, 
Haber ver bize canan illerinden, 

Aradim nice vil kevn u mekani. 
Bulunmadi anm nam u nisani, 

Aradim nice yillar kainati. 
Bulunmadi anm nam ve ni§am, 

Aceb nice bulur isteven am. 
Haber ver bize canan illerinden. 

Aceb nice bulur isteyen onu, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Seherde acilan gullerde midir ? 
Yahut efaan eden dillerde midir? 

Seherde agilan gullerde midir 
Yahut feryad eden dillerde midir? 

Akan suda esen vellerde midir? 
Haber ver bize canan illerinden. 

Akan suda esen yellerde midir? 
Haber ver bize canan illerinden. 

01 ilden azmedinde bu cihana 
Tamuya ugrasan doner cihana, 

O ilden azmedinde bu cihana 
Cehenneme ugrasan doner cihana, 

Teselli ver kulub-i asikane, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Kuzai, Musnedu's-Sihab, 1,407, ha. 456. Aynca bkz. Taberani, Mu'cemu'l-Kebir, 
ha. 720; Ebu Nuaym, Hilyetu'l-Evliya, 111,162; Suyuti, el-Camiussagir, (Feyzu'l-Kadir 
iginde), 1,451, ha. 1108 

Mevlana, MesnevT(G6lpinarh Terc), I. Beyit: 1960 vd. 
j35 Hurrem: f. Sevingli. Mesrur. §en. Ferahhk veren. Taze ve ho§. Guler yuzlu. 



142 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Teselli ver a§iklann kalbine, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Harfm-i 336 kuds-i lahuta vanrsan, 
Saray-i has-i canani aoriirsen, 

KutsTalemin haremine vanrsan, 
Canana mahsus sarayi gorursen, 

Vine azmeyleyip bunda aelirsen, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Yine karar verip bunda gelirsen, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Nesfm-i feyz-i akdes bahr-i cudun 337 
Havadisten mukaddestir 338 viicudun, 

KutsTfeyzin latif esintisi, comertlik denizi, 
Vucudun haberlerlerden daha mukaddestir, 

Cemal-i zat-i a'ladir, suhudun 
Haber ver bize canan illerinden. 

Zatmm cemali yuksektir mu§aheden 
Haber ver bize canan illerinden. 
Eger bir can ise hiisniin bahasi, 
Nice bin can anm olsun fedasi, 

Eger bir can ise guzelligin bedeli, 
Nice bin can onun olsun fedasi, 

Niyazi'nin kadfmi asmasi, 
Haber ver bize canan illerinden. 

Niyazi'nin eskiden beri a§masi, 
Haber ver bize canan illerinden. 



HarTm: Herkesin giremiyecegi, dokunmiyacagi §ey. Haram dairesi. §erik. Bir 
ki§inin olup, ba§kasmm duhul ve taarruzundan masun yer. Hacilarm Mekke-i 
Mukerreme'degiydikleri libas. 

Cud: Comertlik. Sahilik. Eli agik olmak. Muhtaglarm vaziyetlerini, durumlarmi 
bildirmege meydan vermeksizin lutuf ve ihsanda bulunma haleti. Mucahede-i diniye 
ve ne§r-i hakaik-i Kur'aniye ve imaniye hizmetinde mutemed zatlara luzumunda 
maddeten de i§tirak etmek fedakarhgi. 

Mukaddes: (Kuds. den) Takdis edilmi§ olan. Temiz ve pak. Noksan ve kusurdan 
muberra ve uzak olan. Her ge§it noksan, ayip ve kusurlardan munezzeh ve uzak 
olan. Kudsi 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 143 



151 
7+7=14 

Nadam terk etmedin yaram arzularsm, 
Hayvani sen gegmedin insam arzularsm. 

"Men arefe nefsehu fakad arefe Rabbehu" 

Nefsini sen bilmedin Subham arzularsm. 
Sen bu evin kapusm henuz bulup agmadm, 
igindeki kenz-i bf-payam arzularsm. 

Ta§ra ufurmek He yalunlamr mi ocak, 

Yonun Hakk'a donmedin ihsam arzularsm. 
Daglar gibi ku§atmi§ benlik gunahi seni, 
Gunahm bilmeden gufram arzularsm. 

Cevizin ye§il kabmi yemekle dad bulunmaz, 

Za hi rile eyfakfh Kur'ani arzularsm. 
$arabi sen igmedin sarho§ u mest olmadm, 
Nice Hakk emrine fermani arzularsm. 

Gurbetlige du§medin mihnete sata§madm, 

Kebab olup pi§medin buryani arzularsm. 
Yabandasm evin yok bir yanmi§ ocagm yok. 
Issiz dagm ba§mda mihmani arzularsm. 

Ben bagi He bostam gezdim hiyar bulmadim, 

Sen sogut agacmdan rummam arzularsm. 
Ba§siz kabak gibi bir tekerleme soz He 
(Yunus) leyin Niyazi irfani arzularsm. 

Nadam terk etmedin yaram arzularsm, 
Hayvam sen gecmedin insam arzularsm. 

Cahilligi terk etmedin yaram arzularsm, 
Hayvani sen gegmedin insam arzularsm. 

Senin camm dedigin nefsin lezzetleridir. Belki o sana camndan azizdir. 
Ama, senin du§manmdir. Ondan gegmeden Hakk'i bulurum zannetme. 
"Zunnar"dan maksat tabiattir. Yani, yaramaz huylardan, heva ve heves- 
ten gegmeden iman isteme ki, senin imamn tabiatmdir; Hak degildir, 
demektir. 

§imdi, boyle sozle bilmekle tabiatmdan kurtulmayip hakikate kavu§- 
tum diye vuslat davasi eden yalancilar bile bir kamilin terbiyesi altma gi- 
rerek ahlakim guzelle§tirip bir Hak tarika dahil olsalar, evliyadan olurlar- 
di; lakin boyle yezitler bir yerde Hakk'i arayan, mucahede ve sulukta gay- 
ret eden bir a§ik gorseler, hemen §eytan gibi yanma varip §6yle derler: 



144 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Behey divane, ne zahmet gekersin? Safamiza bakahm. Kimi ararsm? 
Aradigin yine sensin. Yani Tanri sensin. Kimden korkarsm? Orucu, namazi 
ne yapacaksm? Kendi kendine azap mi edersin? Eline ne girerse firsati 
kagirma. §eriat, nizam igindir. (Allah korusun!) Ne peygamberlerin, ne 
velilerin ash var. §eriati kuran senin gibi bir adam degil midir?" Boyle soz- 
lerle onlar, dertli salikin yolunu kesip kendileri gibi yezit ederler. 

Gergi aradigin sendedir. Fakat insan kendisini, tabiat bendinden, nef- 
sin lezzetlerinden ve yaramaz huylardan gegirip Hak sifati ile sifatlandir- 
masma, benligini mahvetmesine bir mur§Td-i kamil lazimdir. Onu bilme- 
diklerinden, soz ile bilmekle ahlak degi§tirerek vuslat olur zannederler. 339 

"Men arefe nefsehu fakad arefe Rabbehu" 
Nefsini sen bilmedin Subham arzularsm. 

"Men arefe nefsehu fakad arefe Rabbehu" 
Nefsini sen bilmedin Subham arzularsm. 

Hikaye Hoca Nasreddini gormi§ler ki bir agacun ba§mda ustinde 
durdugi dalun a§agasmi keser. 

Ey hoca sen ustinde durdugun, dah kesersin o du§ince sen de dii§er- 
sin, dirler inanmaz kesince kendi de du§er soyleyen adamun ardmdan 
yeter 

"adam sen benum du§ecegum bildun benum olecegum de biliirsin 
bana haber vir ne vaktin 6\urum" dimi§ 

"ey hoca ol gayib bilmek deguldur ondon senun du$eceguni herkes 
bilurdi" dimi§ 

"yok elbette d'lyii" ibram id i nee dir ki 

"e§egun ne zaman yellerse ol zaman olursin" dir hem oyle olur. 340 

Sen bu evin kapusm henuz bulup acmadm, 
icindeki kenz-i bf-pavani arzularsm. 

339 (Celtik, 2004), s.139 

340 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 53a 

Hikaye: Hoca Nasreddini gormu§ler ki bir agacm ba§mda ustinde durdugu dalm 
a§agismi keser. 

Ey hoca sen ustinde durdugun, dah kesersin o du§ince sen de du§ersin, derler 
inanmaz kesince kendi de du§er soyleyen adamm ardmdan yeter 

"adam sen benim du$ecegimi bildin benim olecegimi de bilirsin bana haber ver 
ne vaktin olurum" demi§ 

"ey hoca ol gayib bilmek degildir ondan senin du$ecegini herkes bilirdi" dimi§ 

"yok, elbette deyu" israr edince der ki 

"e§egin ne zaman yellerse ol zaman olursun" dir hem de oyle olur. 



Divan-i Mahiyyat ve Agiklamasi | 145 



Sen bu evin kapisin henuz bulup agmadm, 
igindeki tukenmez hazineyi arzularsin. 

Duha suresinin yedinci ayetinde, Jj^^\^> £j^jj "Biz seni yoldan 

sapmi§ bulduk dogru yola yonelttik," buyurulmu§tur. Bunun manasi ne- 
dir? Bu §u demektir: 

Ya Muhammed! Allah Teala seni yolunu §a§irmi§ bir halde buldu, sana 
gergek yolu gosterdi. Bunu herkes boyle yorumladi. Hakk, onu yolunu §a- 
§irmi§ bir durumda buldu dediler. Nasil ki, goban bir buzagiyi kaybeder, o 
tarafa bu tarafa ko§ar ki onu bulsun. Belki Hazreti Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem nefsini yitirmisti. Yani o kaybettigi nefsini yine kendi 
nefsiyle buldu. Burada nefis anlamma gelen soz muennes (di§il) yapila- 
maz. Cunku bu, varhgm kendisi olan zattir. 341 

Tasra ufurmek ile valunlamr mi ocak, 
Yonun Hakk'a donmeden ihsam arzularsin. 

Di§an ufurmek ile parlar mi ocak, 

Yonunu Hakk'a donmedin gormegi arzularsin. 

Zahir ile batm anla§ilmaz demektir. Ate§in uzerine koruk yonelmezse na- 
sil alevlenmezse batmm sirrma vukufiyet bulmak isteyende bu bilgiye ve 
ula§madan seyrini ikmal edememiyecektir. 

Daglar gibi kusatmis benlik gunahi seni, 
Gunahm bilmeden gufrani arzularsin. 

Daglar gibi ku§atmi§ benlik gunahi seni, 
Gunahm bilmeden affedilmeyi arzularsin. 

Seven delikanh, a§k ate§i iginde §eyhin yanma geldi. 

Ben murid olacagim dedi. §eyh de kabul etti. Onu kendi yakmlan ve 
giivendigi insanlar arasmda birakti. Gizlice diyordu ki: 

Bu delikanlida hem buyuk bir cevher var, hem de buyuk bir utan- 
gaglik. Ben iki halini de bilmekteyim. Bunu size de gosterecegim. £ocu- 
gu igeriye, halvete gagirmalarim emretti; delikanhyi gizli bir yerden go- 
zetlediler. Bir gece gocuga saldirdi ve nihayet gocukcagizi oldurdu. He- 
men di§ari gikmak istedi, kagacakti. §eyh dervi§leri uyandirdi, onlara §6y- 
le dedi: Falan murit §6yle bir harekette bulunmu§tur, kagmak istiyor biz 
onun yolunu kesmi§iz kapiyi bulamaz. O §imdi her tarafi duvar goruyor. 



341 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.62), s. 134 



146 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Korkulur ki odu patlasin. Gidiniz, ona deyiniz ki, 

$eyh seni istiyor, yaptiklarmi da biliyor. Nasil ki: "Bunu sana kirn 
haber verdi?" demi§, o da: "Bana, her §eyi bilen ve her §eyden haber- 
dar olan Allah haber verdi" demisti. 342 buyrulmu§tur. 

Dervi§ler geldiler, kapiyi agtilar, odayi kan iginde gorduler ama bir 
turlu feryat etmeye cesaret edemediler. Cunku §eyhin i§aretinden kork- 
mu§lardi. Delikanhyi §eyhin yanma getirdiler. §eyh gulerek ne§eli ne§eli 
ileri dogru yurudu, kolundan tuttu kendi hirkasini sirtmdan gikararak ona 
giydirdi, getirip kendi makamma oturttu. Ona, senin igin zaten §u bir tek 
perde kalmi§ti ki, bu makama eri§esin, dedi. 

Her insanoglunda bir benlik vardir. insan sonunun neye varacagmi 
onceden gorse idi, hig benlik davasi eder miydi? Muhakkak ki sakmirdi. 
Ama onceden sonunu goremedi. i§te nebilerin sultani ve sonuncusu olan 
Hazreti Mu hammed sallallahu aleyhi ve sellemin ustunlugu buradadir. 

A§k, benligini sevmek sevdasmdan kendini kurtanrsa sevilen ve iste- 
nilen sevgili de benlik sevdasmdan vazgeger. 343 

Cevizin yesil kabmi yemekle dad bulunmaz, 
Zahir He ev fakfh Kur'am arzularsm. 

Cevizin ye§il kabmi yemekle dat bulunmaz, 
Zahir ile ey fakih Kur'am arzularsm. 

Ceviz, sirf hakikate misaldir ki iginde asla yabana atacak bir §ey yoktur. 
Hem yenir ve hem nice marazlara ve illetlere §ifa hasil olur. 344 

iman u$ kisimdir: Biri iman-i taklidT, digeri iman-i istidlalT, uguncusu de 
iman-i tahkikidir. imam-i GazalT 'Ihyayi ulum" adh kitabmm dorduncu cildi- 
nin sonlarmdaki tevhid kitabmda iman hakkmdaki yukandaki ayirimi cevizi 
misal getirerekyapar. 

Taklit edilen iman cevizin di§mdaki ye§il kabugu gibidir der. Ne yenir, ne 
yakihr, gunku acidir, ate§e koysan yanmaz ve higbir i§e yaramaz. Bu nedenle 
imam taklidinin koruyuculuktan ba§ka yarari yoktur. 

istidlalT iman cevizin ikinci, yani kuru olan kabugudur, yenmez fakat ate- 
§e koysan yanar. 

TahkikTTman ise cevizin igi ki, her §eye yarar. 

Ancak bu ugu kiymet yonunden dereceli olsa da birbirinden de ayri de- 
gildir. Birini terk edersen digerini gurutursun. Cevizin yeti§me hikayesini 



342 T i . 

Tahnm, 3 

343 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.308), s. 398 

NTyazT-i MisrT, $erh-i Ebyat-i Yunus Emre, Suleymaniye Kutuphanesi (H. Mahmud 
Efendi), no: 1099/2; Huseyin ARiF, Yunus Emre, istanbul, 1977, s.49-62 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 147 



hatirlayarak yorum yapilabilir. 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz burada imanin bir §ubesi ile kurtulu§a 
kavu§ulamayacagini beyan etmektedir. 

Sarabi sen icmedin sarhos u mest olmadm, 
Nice Hakk emrine fermani arzularsm. 

§arabi sen igmedin sarho§ ve mest olmadm, 
Nice Hakk emrine fermani arzularsm. 

§arap igmek demek menhiyat ile me§gul olmak demek degil, bilakis akh 
terk ederek kamil pire itaat etmektir. 

Gurbetlige dusmedin mihnete satasmadm, 
Kebab olup pismedin buryam arzularsm. 

Gurbetlige du§medin belaya gatmadin, 
Kebab (eti) olup pi§medin kebabi arzularsm. 

Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz bu baglamda babasmm §u sozunu 
nakleder: "Yaratilandan daima §ikayet, bir anlamda yaratani da §ikayet 
etmektir/' 345 

Yabandasm evin yok bir yanmis ocagm yok. 
Issiz dagin basmda mihmani arzularsm. 

Yabandasm evin yok bir yanmi§ ocagm yok. 
Issiz dagin ba§mda misafir arzularsm. 

Seyrin evveli niyet ortasi teslimiyet sonu hizmettir. Bu §ekilde vuslatm 
bereketi zuhur edecektir. 

Ben bacii ile bostam aezdim hiyar bulmadim, 
Sen socjiit agacmdan rummam arzularsm. 

Ben bag ile bostam gezdim hiyarmi bulmadim, 
Sen sogut agacmdan nar arzularsm. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Huyunu degi§tiren ki§i, yaratili§mi degi§tiren ki§iye benzer. Qiinkii 
onun yaratili§mi degi§tirmedikge huyunu degi§tiremezsin." 346 



345 (K0g0K, 2001), s. 149 

BuharT, Ebu Abdillah ismail b. Muhammed, el-Edebu'l-mufred, 3. bsk. thk. Mu- 
hammed Fuad AbdulbakT, Daru'l-be§air el-islamiyye, Beyrut, 1989, s. 107 (283); 



148 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Onun yaratihfini degi§tirmedikge huyunu degi§tiremezsiniz. 

Bassiz kabak gibi bir tekerleme soz ile 
(Yunus) levin Niyazi irfani arzularsm. 

Ba§siz kabak gibi bir tekerleme soz ile 
(Yunus) leyin Niyazi irfani arzularsm. 



,,347 



TAHMIS-IAZBI 

Ormanliktan gikmadm bostani arzularsm 
Cehlinden kurtulmadan maan? arzularsm 
Cehennemde yanimdan canani arzularsm 
Nadani terk etmedin yarani arzularsm, 
Hayvani sen gegmedin insani arzularsm. 

Bir bakar korsun heman zahir Hakk'i segmedin 

Pir-i mugani 34S bulup ban yuze iginden 

Ruhunu sen bilmedin gizli sirri agmadm 

Sen bu evin kapusm henuz bulup agmadm, 

igindeki kenz-i bi-payam arzularsm. 
Sen bir oda yapmadm kapm varma bucak 
Geldin odun kesmege ne baltan var ne nacak 
igmege geldin gibi oldu §araba yasak 
Ta§ra ufurmek ile yalunlamr mi ocak, 
Yonun Hakk'a donmedin ihsani arzularsm. 

Zulmete du§ eylemi$ bu nuru siyah seni 

Aldadi bu alemin izziile cah sen? 

iblise yar eyledi yar vesveseli rah-i seni 

Daglar gibi ku§atmi§ benlik gunahi seni, 

Gunahm bilmeden gufrani arzularsm. 

DeylemT, el-Firdevs bi me'suri'l-hitab, I, 232 (893). ElbanT hadisin bu lafzmm "zayif" 
oldugunu soylemi§tir. Bilgi igin bkz. el-Camiu's-sagir ve ziyadetuh, I, 480 (4791). 
(UYSAL, 23Bahar2007) 

347 TaberanT, el-Mu'cemu'l-keb?r, IX, 178 (8884, 8885). HeysemT bu rivayetin 
ravilerinin sika oldugunu s6ylemi§tir. Bilgi igin bkz. Mecmau'z-zevaid, VII, 402. An- 
cak tespitlerimize gore bu rivayet Hz. Peygamber'e isnat edilmeden verilmi§tir. 
(UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 
348 §eyh 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 149 



Nefsle bizim Hakk'a kimse yakin olomoz 
Ettigin ki kimsenin tevbe He bakilmaz 
Zahire olup bilmedin batm He almmaz 
Cevizin ye§il kabmi yemekle dad bulunmaz, 
Za hi rile eyfakfh Kur'am arzularsm. 

Aferin olsun sana arz-i huner kilmadm 
Yar sana rahmetti aglamadm gulmedin 
Tutune mekruh dedin gunku §arab bulmadm 
$arabi sen igmedin sarho§ u mest olmadm, 
Nice Hakk emrine fermani arzularsm. 
Mayalanip ta§madm ocagmi a$madm 
Bahri gama du§medin oz-dil igin ko§madm 
Dag ve beli e$medin dertli olup $a$madm 
Gurbetlige du§medin mihnete sata§madm, 
Kebab olup pi§medin buryani arzularsm. 

Yatup kalkacagm yok evin yok bucagm 
Bucakta nacagm 349 yok bir ulanmi$ 350 evin yok 
Dilde gam ve dagm yok kurbana bigagm yok 
Yabandasm evin yok bir yanmi§ ocagm yok. 
Issiz dagm ba§mda mihmani arzularsm. 
Hali sanup meydani arz u huner kilmadi 
Yeri gogu dolu$tum kendi ozumu bilmedim 
Subh u mesa 351 Zahid aglamadm gulmedim 
Ben bagi He bostam gezdim hiyar bulmadim, 
Sen sogut agacmdan rummam arzularsm. 
Varile var-i ayn olur pire gikan iziyle 
Ozunu Hakk'tan gorur hemdem olan oz He 
Azbibugun er gorur bu goz He 
Ba$siz kabak gibi bir tekerleme soz He 
(Yunus) leyin Niyazi irfani arzularsm. 



349 



Nacak: Bir agag sapa gegirilen, agzi keskin, geni§ge demir alet. Balta. 



Ulanmi§: Eklenmi§- biti§mi§ 
351 Sabah ak§am 



150 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



152 
7+7=14 

Camm sen terk etmedin canam arzularsm, 
Zunnarmi kesmedin imam arzularsm. 

$ol u§aaklar gibi binersin agag ata, 

Qevkam He topun yok meydam arzularsm. 
Karmcalar gibi sen ufak ufak yurursun, 
Meleklerden ileri seyrani arzularsm. 

Topuguna gikmayan suyu deniz sanirsm 

Sen katreyi gegmedin ummam arzularsm 
Var sen Niyazi yiirii atma okun ileri, 
Derdiyle kul olmadan sultam arzularsm. 

Camm sen terk etmedin canam arzularsm, 
Zunnarmi kesmedin imam arzularsm. 

Camm sen terk etmedin canam arzularsm, 
Zunnarmi kesmedin imam arzularsm. 

Zunnar Hiristiyanlarm alameti olup (bilhassa Katolik Papazlarimn) belle- 
rine bagladiklan yapagidan yapilmi§ (kordon halinde 6rulmu§) bir iptir. i§te 
Hiristiyanhk alameti olan zunnar belinde islam olur mu, olmaz. Burada 
zunnardan murad edilen §irktir. "Zunnarmi kesmeden imam arzularsm", 
yani "sen henuz §irki terk etmeden imam arzu edersin" demektir. 

Sol usaaklar gibi binersin agac ata, 
Cevkani He topun yok meydam arzularsm. 

§ol u§aciklar gibi binersin agag ata, 
Degnek ile topun yok meydam arzularsm. 

Karmcalar gibi sen ufak ufak yurursun, 
Meleklerden ileri seyrani arzularsm. 

Karmcalar gibi sen ufak ufak yurursun, 
Meleklerden ileri seyrani arzularsm. 

Goldziher'in i$aret ettigi gibi, dindar muslumamn en ate$li amaci, en 
ufak ayrmtida bile Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi taklit etmek ol- 
mustur. Cunku Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, muslumana gore 
mumkun olan en buyuk mukemmellige sahiptir. Baslangicta bu daha zi- 
yade rituelin bicimleriyle, gundelik hayatm di$ goruntuleriyle ilgili olmus- 
tur. Ancak zamanla Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ahlakm asil 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 151 



alanini teskil eden konularda, yani rituelden cok, bireysel ahlaki davranis- 
lar alaninda ahlaki bir model olarak ahnmistir. 

Paha sonraki bir safhada bundan da ileri gidilmistir. islam ahlakinin 
gelisiminin daha ileri bir safhasmda tasavvufun etkisi altinda insanin 
davranismda Allah Teala'nin sifatlanni benimsemesi projesi ahlaki bir 
ideal olarak tespit edilmistir. (el tahalluk bi ahlak Allah). Erken sufi do- 
neminin temsilcilerinden biri plan Ebu'l Hureyn el Nuri'nin, ahlaki ideal 
olarak bunu tesis ettigini gordugumuz gibi ibn'ul Arabi'ninde insanin 
dusmanina dahi iyilik yapmasi yonundeki talebini bu Allah Teala'yi takli- 
de dayandirdigi anlasilmaktadir "Futuhat el-Ulum"unun girisinde 
Gazzali "Allah Teala'nin ahlaki ile ahlaklanm" vecizesini zikretmekte ve 
soyle demektedir: 

"insanin mukemmelligi ve mutlulugu, Allah Teala'nin sifatlanni ka- 
zanma ga basin dan ve kendisini Tann'nm sifatlarmm gergek anlamiyla 
suslemesinden ibarettir" 

Allah Teala'nin en guzel isimlerinin agiklanmasma ve yorumlanmasi- 
na ayirdigi unlu eseri "el-Maksad el-Esna fi §erh Esmai Allah-i Husna M nm 
birinci bolumunun dorduncu faslmin ba§hgmda Gazzali, yine ayni goru- 
§u tekrarlamaktadir: "Kulun mukemmellik ve mutlulugu Allah-u Tea- 
la'nin ahlaki He ahlaklanma ve O'nun si fat Ian ve isimlerinin manala- 
nyla bezenmeden ibarettir" 352 

§imdi Gazzali'nin i§aret ettigi gibi, ahlaki ideal olarak insanin kendisi- 
ni Allah Teala'nin sifatlarmm gergek anlamiyla susleme projesi, bu sifat- 
larm gergek anlammi §u veya bu §ekilde bilmeyi gerektirir. Ba§ka deyi§- 
le, eger Mu'tezile'nin ileri surdugu gibi Allah Teala'yi yaratiklarm yara- 
tilmi§hklan ile ilgili hig bir sifatla vasiflandirmak mumkun olmazsa, 
O'nunla insani olan arasmda bir yapi ve doga farkhhgi oldugu kabul edi- 
lirse, insan nasil Allah Teala'ya benzemeye, O'nu taklit etmeye gah§abi- 
lir. O halde insanin Allah Teala'nin ahlaki ile ahlaklanmasi ve O'nu taklit 
edebilmesi, O'na benzemeye gali§masinm bir anlami olmasi igin Allah 
Teala ile insan arasmda belli bir benzerlik oldugunu kabul etmek zorun- 
ludur. Bu benzerlik, ozu itibariyle bilinemez olan Tannsal doga ile insan 
dogasi arasmda aranmaktan gok, hig olmazsa fiilleri bakimmdan bize 
belli bir olgude gorunur olan Tannsal sifatlarla insani sifatlar arasmda 
aranabilir veya tesis edilebilir. 353 



Topuguna cikmayan suvu deniz sanirsm 
Sen katrevi gecmedin ummani arzularsm 



Gazzali, El-Maksad, s.6, 26 
353 (ARSLAN, 2-4 §ubat 1996), s. 329 



152 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Topuguna gikmayan suyu deniz sanirsin 
Sen katreyi gegmedin deryayi arzularsin 

Butun insanlar Allah Teala hakkmda o kadar bahis ederler ki hepsi bu ko- 
nuda son noktaya eri§tigini zan eder. Fakat bu boyle olmadigi bir hakikattir. 

insanlarm inanglarmda bir Allah Teala tasavvuru iki §ekildedir. "inang- 
larda yaratilmi§ ilah" veya "inamlan ilah" 

ilah kavrami kulunun kendisine dair inancma veya zannma gore oldu- 
gudur. Bu du§unce Allah Teala'mn kiyamet gunu birtakim suretlerde kul- 
larma tecellisi ile ilgilidir. Bu rivayete gore Allah Teala, kiyamet gunu 
kendiliginde bulundugu hal uzere kullarma tecelli eder. Fakat hig kimse 
onu kabul etmez ve "Sen bizim Rabbimiz degilsin" diye kagi§irlar. Bunun 
uzerine Allah Teala, herkese herkesin O'nun hakkmdaki tasavvuruna go- 
re tecelli eder. Boylece herkes, kendi inancma gore gordugu Allah Tea- 
la'yi kabul eder. Ve O'nu ikrar ederler. Sadreddin KonevT, bunu §6yle ifa- 
de etmi§tir: "Hak, kiyamet gunu muminlere tecelli eder, onlar da Hakk 
ile kendileri arasmdaki alameti gormedikleri surece, Hakki inkar ederler 
ve ondan kagmirlar. Soz konusu bu alamet, Hakka dair 'o §oyledir, §6yle 
degildir' §eklindeki inanglandir. Hakk, onlar igin suretlerde ba§kala§ir 
(tahavvul) ve her birisi, kendi alameti ile O'nu tanir." 354 

Yine bu konu hakkmda KonevT, §6yle demektedir: 

"§u halde, insanm zihninde meydana gelen ve mabud igin olmasi ge- 
reken kemal sureti, nakis bir surettir ve belirttigimiz nedenden dolayi 
eksikligi sabit olan bu kemalin nispet edildigi kimse, onun tarafmdan 
bilinmemektedir." Ba§ka bir ifadesinde ise: 

"Insanlarm pek gok §ey hakkmdaki hukumleri ise, zanlarma ve ta- 
savvurlarma baglidir; ozellikle Allah Teala'ya dair zan, higbir bilgi ifade 
etmez. £unku Hakki ihata mumkun olmadigi igin, her hukum sahibinin 
Allah Teala hakkmdaki nihai hiikmii, Haktan kendisine gore ortaya gi- 
kan §ey olmu§tur; bu taayyun eden §ey de, o kimseye gore taayyun et- 
mi§tir, yoksa bizatihi Hakka gore degildir/' 355 

Verir mabuduna herkes idrakince bir suret 
Bakilsa ge§mi ibretle acep puthanedir diem 

Var sen Niyazi yuru atma okun Wen, 
Derdiyle kul olmadan sultani arzularsin. 

Var sen Niyazi yuru atma okun ileri, 
Derdiyle kul olmadan sultani arzularsin. 



Namik Kemal 



354 (DEMiRLi, 2003), s. 139; Bkz. KonevT, Ilah? Nefhalar, s. 95 
355 (DEMiRLi, 2003), s. 140 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 153 



NiyazT-i MisrT, hakikat ilminden dem vuranlara sitem ediyor. Daha ken- 
di durumunu bilmeden ba§kalarina sirlardan bahsedenlerin acziyetiini 
istiare yaparak, "biz o kadar bildik, ha la bildigimiz, bir §ey degil, hoddine 
mi ki, sen bu i$lere tevessul etmektesin" demektedir. Herkes hakkmdaki 
sonug, §airin dedigi gibi olacaktir. 

"Goreceksin, tozlar kalkmca, yakmda, 

At mi, yoksa e§ek mi var, altmda?" 

Nitekim Ehlullah arasmda da, hakikat ehli ile iddiacilar, kiyamet gunun- 
de belli olacaktir. 

"Kan§mca gbz ya$lan birbirine yanaklarda, 

Aglayanlar belli olur, aglar gibi yapanlarla. " 



TAHMIS-IAZBI 

Bildiginden gegmedin irfani arzularsm 
Bir pirden el almadm rahmani arzularsm 
Derdi Hakk'i gekmedin dermani arzularsm 
Canmi sen terk etmedin canam arzularsm, 
Zunnarmi kesmedin imam arzularsm. 

Bir sozunden bin kere deli gibi donersin 
Bir bi-ziya fersizsin san za'mmca 356 yenersin 
Telsiz gogur 357 galarsm ezgisizce uyanirsm 
$ol u§aaklar gibi binersin agag ata, 
Gevkani ile topun yok meydani arzularsm. 



356 Za'm: Kelam, soz 

£6gur: Bir galgi turu. Gunumuzde "kisa sap" olarak anilan, 36 ila 42 tekne olgule- 
ri arasmda degi§en ve yukandan a§agiya la-sol-re duzeni ile caiman baglamanin, 
baglama ailesi igndeki adi. ^ogurun tanimi ile ilgili suregelen tarti§malar vardir. 

Bir tanima gore gogur, baglama ailesinin en kidemli calgilan ndan sayihr. Divan 
sazi'na yakm buyuklukte, 9 ya da 6 tellidir. £6gurle seslendirilen dinsel eserler, ayin 
havalan, semai, nefes gibi tasavvuf muzigi eserleri, etkileyici bir hava yaratir. Bir 
digeryaklasjma gore ise, gogur belli bir sazm adi degildir. 

Turkiye 'nin gesjtli yerlerinde, cesjtli sazlara cogur denildigi one surulmektedir. 
Guneyde Adana, Mersin, Gaziantep, Urfa, Divarbakir ) bozuk'a, on iki telli asjk sazla- 
rma gogur denilmektedir. 



154 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Sen Ermeni ki$isin nefsine kul olurken 



358 



Nefsine oldun nedim dar-i Hakk'a gelirken 



j359 . 



Bilmeyesin kendini gayriye pend verirken 
Karmcalar gibi sen ufak ufak yurursun, 
Meleklerden ileri seyrani arzularsm. 

A§kla gun yelersen Hakk suyuna kanarsm 
Her ne ki gorursen ona elin salirsm 
Son cennete dolorsm buldugunu golorsin 
Topuguna gikmayan suyu deniz sanirsm 
Sen katreyi gegmedin ummam arzularsm 
Kendini gorme olu cehlile kalma geri 
Yer He bugun kamu Hakk He olmu§ dolu 
Etme ozun gaygulu Azbfgedalik eyi 
Var sen Niyazi yiirii atma okun ileri, 
Derdiyle kul olmadan sultani arzularsm. 



Nedim: (C: Nedman - Nudema) Sohbet arkada§i, meclis arkada§i. 
Pend: f. Nasihat, vaaz, ogut 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 155 



153 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Ey bu cumle kainatm aslmi bir can eden 
Ademi kudretle ol cana sevip canan eden. 

"M\em-e\ esma" We hem tac-i "kerremna" We, 

Ar§-i alada melekler cem'ine, Sultan eden. 
Vechi Ademle cihan fanusunu tenviredip, 
Kunhu zatma o vechi huccet u burhan eden. 

Evveli Adem, sonun hatem kWup bu alemin, 

Hatemi Mahmud-u Ademi zubde-i insan eden. 
Nokta-i pergar-i diem Ahmed'in Zatin kWup, 
Simni kutb-i hakikat mazhar-i Rahman eden. 

Enbiya vu Evliya hep mazhar-i envar-i Hakk, 

Mustafa' da her §uunun cem ediip bir §e'n eden. 
ismi resmi mahv iken bu aciz u bf-garenin, 
Namini Misri verup dillerde ad u san eden. 

Ey bu ciimle kainatm aslmi bir can eden 
Ademi kudretle ol cana sevip canan eden. 

Ey bu cumle kainatm aslmi bir can eden 
Ademi kudretle ol cana sevip canan eden. 

Kainatm ash Nur-i Muhammeddir. Bu kainat anm tafsilidir. Adem ceset- 
lerin babasidir. Adem aleyhisselam yaratildigi zaman " cennet-ul berzah" a 
konuldu. Cennet-ul berzah denilmesi onun diinya ile ahiret arasmda oldu- 
gundan dolayidir. Hadis-i PeygamberT ile sabittir. Bir kimse oldugu zaman 
said ise, yani iman ehli ise kabrinden cennet-ul berzahaha bir pencere agihr, 
kiyamete kadar bu cennetle ni'metlenir, §ayet §akT, yani §irk ehlibir kimse 
ise kabrinden cehennem-ul berzaha bir pencere agihr ve kiyamete kadar 
cehennemle azap gorse gerektir. Cenab-i Hak Hazreti Risaletin nurunu 
Adem'in alnma koydu. Cennet-ul Berzah'in bir diger ismi de "Cennet-ul Ve- 
layet" dir. (Yani velilik mertebesine ula§anlarm cennetidir). Ehlullahtan 
herbiri daha dunyada iken zaman zaman oraya gidip ni'metlenirler. 

"AWem-el esma" isimler Hazreti Adem aleyhisselama ogretildi demek 
degildir. 360 Butun isimler Adem'in vucudunda zahir oldu demektir, yani 
Hakk'm butun isimlerine Adem aleyhisselam mazhar oldu ve Cennetten 



(Allah Teala) butun e§yanm isimlerini Adem'e bildirdi. Sonra bu e§yayi meleklere 
gostererek, "Bunlarin isimlerini Bana haber veriniz, eger siz sadik iseniz'' diye bu- 
yurdu. (Bakara, 31) 



156 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



kendisine hulle (bir ge§it elbise olup cennette giydirilecek) ve tac getirilip 
giydirilerek tekrim olundu. Bu hususu bildiren ayet-i celilede: 7$\<j*^*y ^j 

8/ j/ y y aC , C a, a a a 

hakikaten insanoglunu §an ve §eref sahibi kildik. Onlan, (ge§itli nakil vasi- 
talan ile) karada ve denizde ta§idik; kendilerine guzel guzel nziklar verdik; 
yine onlan, yarattiklanmizm birgogundan cidden iistiin kildik/' 

buyurulmu§tur. 

Cihan fanusu Adem aleyhisselamin vechiyle nurlandi, yani alemin ruhu 
insandir, insan olmasa alem olmazdi ve insansiz alem payidar olmaz. Bu 
alemin oncesi bir Adem aleyhisselamdir, bu Adem degil bir Adem, sonu 
hatemdir, yani "Hatem-ul Velayet" dir. 361 

"Allem-el esma" He hem tac-i "kerremna" He, 
Ars-i alada melekler cem'ine, Sultan eden. 
"Allem-el esma" We hem tac-i "kerremna" ile 

Ar§-i alada melekler topluluguna Sultan eden. 

"Ve (Allah Teala) biitiin esvanm isimlerini Adem'e bildirdi . Sonra bu e§- 
yayi meleklere gostererek, "Bunlann isimlerini Sana haber veriniz, eger siz 
sadik iseniz" diye buyurdu." 362 

"And olsun ki, biz insanogullarmi serefli kildik, onlann karada ve deniz- 
de gezmesini sagladik, temiz §eylerle onlan nziklandirdik, yaratiklanmizm 
pek gogundan iistiin kildik/' 363 

Vechi Ademle cihan fanusunu 36 * tenvir edip. 



Burada "bu alemin evveli bir Adem, bu Adem degil, bir Adem, sonu hatemdir" 
sozlerinde kanaatimizce durmak yerinde olur. §eyhul Ekber MuhyiddTn ibnu'l-Arabi 
hazretleri hac fanzalarinda Ka'be'yi tavaf sirasmda bir zat ile selamlasjr. Bu zat 
kendisine "Bizler de sizin gibi vaktiyle nice yillar oncesi burayi tavaf ederdik. " "Kac 
yillar once " deyince "yuzyirmibin yil oncesi'' diye cevap ahr. "Fakat efendim, Haz- 
reti Ademin zuhuru bizce alti-yedi bin yil olarak biliniyor. Bu zat: ''Sen hangi Adem- 
den bahsediyorsun, sizlere yakm olan Ademden mi, uzak olan Ademden mi bahse- 
diyorsun. Nice Ademler yaratilmi§tir. Biz senden onceki Ademe mensubuz" demi§- 
tir. i§te Muhammed ibnu'l Arab? Hazretleri "Bu Adem degil, bir Adem" diye bunu 
bildirmek istemisjerdir. 

362 Bakara, 31 

363 isra, 70 

364 Fanus: yunanca. Fener. Sabit ve suslu fener. Kim: Bazi §eylerin ustune kapatmak 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 157 



Kunhu zatma o vechi hiiccet u burhan eden. 

Vechi Ademle cihan fenerini nurlandirip, 
Ashni zatma o yuzu huccet ve delil eden. 

Evveli Adem, sonun hgtem kilup bu alemin. 
Hate mi Mahmud-u Ademi zubde-i 365 insan eden. 

Evveli Adem, sonun Hatem kihp bu alemin, 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi insanm zubdesi eden. 

[insanm sirri, Allah Teala'nm sirrmin zahiriyonu, Allah Teala'nm sirri, 
insanm batmm sirndir. Aleme deger veren insanmi varhgidir. Her insan 
e§i olmayan biricik mucizedir, fakat Efendimiz (sallallahu aleyhi ve 
sellem) yaratih§i bu mucizenin tamamlandigi cevherdir. Yoksa kainatm 
varhgi Allah Teala katmda yok sayilacak kadar kuguk bir §eydir. 

Futuhat-i Mekkiye'de "Allah Teala yiiz bin Adem yaratmi§tir" sozu 
gelmi§tir. Bu yaratih§m hikmeti ise alemlerin sayisal ifadesindeki gorece- 
ligi anlatir ki, birbiri iginde olan sirlardir. Allah Teala Yuz bin Adem'in sir- 
rmi bir Adem'de toplami§tir. Bu yaratih§larm hepside Efendimiz 
(sallallahu aleyhi ve sellem)'den sonra ve O'nun sirri iginde olmu§tur.] 366 

Nokta-i pergar-i alem Ahmed'in Zatm kilup, 
Sirnni kutb-i hakfkat mazhar-i Rahman eden. 

Alemin pergel noktasmi Ahmed'in Zati kihp, 
Sirnni hakikat kutbu Rahmanm zuhuru eden. 

Allah Teala alemlerin ozune sebebiyet ilkesini koymu§tur. Olaylan ve 
e§yayi bir silsile iginde yaratmi§tir. Bazen durumlarm bozulmasi olmu§sa, 
bunlar mucize smifmda olmu§tur. 

Allah Teala, "Sen olmasaychn bu alemleri yaratmazdim" Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemi buyurmasi ile alemin varhgma Sen'i sebep kil- 
dim, demektedir. 

Enbiva vu Evliya hep mazhar-i envar-i Hakk, 
Mustafa' da her suunun cem ediip bir se'n eden. 

Enbiya ve Evliya hep mazhan Hakk nurlandir, 
Mustafa'da her olaylan cem edip bir i§ eden. 



igin camdan yapilmi§ kapak. 

Zubde: (C: Zubud) Netice, sonug, hulasa. Bir §eyin en muhim kismi. Kaymak. 
Her nesnenin iyisi ve halisi 
366 (ALTUNTAS, 2004) 



158 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Alimlerin ilmi, hakimlerin hikmeti, ariflerin marifeti ve e§yanin bilgisi 
hep Efendimiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden aldigi nisbet ile- 
dir. Butun mahlukatin ilmi toplansa Efendimizin deryasinda bir damla 
dahi etmez. 367 

Nitekim hadisi §erifte, j>j->-^ j {j£j$\ pA*^ C^.J^i "Oncekilerin ve son- 
rakilerin ilimleri bana ogretildi." Ba§ka bir rivayette; j J^j$\ rXs> ^jj^> 

j>j->^l "Oncekilerin ve sonrakilerin ilimleri bana mirastir." Yani 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz oncekilerin ve sonrakile- 
rin ilimlerini ve daha fazlasmi talim eylemi§tir. Bu sebepten dolayi 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ilimde cumle enbiya ve 

evliyadan ustun olmu§tur. O'nun hakkinda,Liip l^-Ap ^ J-^ O^J "Al- 
lah Teala'nin lutfu senin uzerine pek buyuk olmu§tur." 368 buyruldu. 
Cunku ilim ile insan, melekuttan faziletli olmu§tur. 

Kur'an-i Kerim'de >\»-Ji\ *& A& j "Allah Teala e§yanm isimlerini 

Adem'e bildirdi." 369 Adem kelimesinden murat Adem aleyhisselam olur- 
sa, manasi Adem aleyhisselama ilimleri Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimizin §anmdan indirilmi§tir. ^unku Adem aleyhisselam son- 
raki geleceklerden once gelmi§tir. 

Fahr-i Alem Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efen- 
dimiz netice ve gayedir. Onun i?in her §ey ilmini istidadi miktannca 
Efendimizden almi§tir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efen- 
dimiz mukemmellik iizere yaratilmi§tir. Kur'an-i Kerim'de m*\ *Ap j 

*L^ll "Allah Teala e§yanm isimlerini Adem'e bildirdi." Buradaki 

Adem'den murat zahirde Be§erin atasi olan Adem aleyhisselamm 
suretidir. Hakikatte ise Adem-i HakTki'dir ki, akl-i evvel olarak isimlendiri- 
len Ruh-u Muhammediyedir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Adem aleyhisselam 
gamurdan yaratilmadan, hakikatinden once butun isimlerin hakikatlerine 
kavu§mu§ idi. Her e§yayi ismi ile bilirdi. Ayetteki isimlerden murat belki, 



367 (ALTUNTAS, 2003), s.33 

368 Nisa, 113 

369 Bakara, 31 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 159 



isimleri ve konuldugu §eylerin hakikatlerini toplami§ olmasidir. 

Sofiyye, bu konuda isimleri bildirmesi ve konuldugu §eylerin 

hakikatlerine ula§masidir demi§tirler. Nitekim hadisi §erifte; Ujl c^j 
^ L^ *LJ$1 " Rabb'im e§yayi ash ile goster" : 



,370 



Ismi resmi mahv iken bu aciz u bhcarenin, 
Nammi Misri verup dillerde ad u san eden. 

ismi resmi yikilmi§ iken bu aciz ve garesizin, 
Nammi MisrT verip dillerde ad ve §6hret eden. 



TAHMIS-IAZBI 

Ey nice nagare el-hakfeyzini ulnar eden 
Ey nice u$§aki zarizar serge rd an 371 eden 
Nokta-i esrari zatim gunde bin devran eden 
Ey bu cumle kdinatm aslmi bir can eden 
Ademi kudretle ol cana sevip canan eden. 

Oldular ayni musemma "a\\em-e\ estna" ile 
Erdiler zat-i Hudaya her sifatmdan La ile 
Kadrimiz idrake geldin sirri "md-evhd" ile 
"A\\em-e\ estna" ile hem tac-i "kerremna" ile 
Ar§-i alada melekler cem'ine, Sultan eden. 
Dest-i kudretle bu vechi Ademi tasavvur eden 
Zatma secde emrin Ademe takdir eden 
Her sifati Ademin vechinde Hakk'i ta'mir eden 
Vechi Ademle cihan fanusunu tenviredip, 
Kunhu zatma o vechi huccet u burhan eden. 

Ruyuna ayine kildi ruyuna Hakk'i Ademin 
Olmaya harf u nidasi bil bu ismi a'zamm 
Qun Elest bezmi bu demdir ettin akdemin 
Evveli Adem, sonun hatem kilup bu alemin, 
Hatemi Mahmud-u Ademi zubde-i insan eden. 



370 (ALTUNTAS, 2003), s.34-35 

371 Sergerdan: f. Ba§i donmu§, §a§km. Hayran. 



160 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Baisi 372 ihyayi alemi Ahmed'in zatm kilip 

Hem sifat ilmine muharrem Ahmed'in zatm kilip 

Hem muahhir hem mukadem Ahmed'in zatm kilip 

Nokta-i pergar-i alem Ahmed'in Zatm kilup, 

Sirrmi kutb-i hakJkat mazhar-i Rahman eden. 

Gorunur her kande baksam ge§mime didar-i Hakk'm 
$uphesiz hakk-al yakindir eyleyen ikrar-i Hakk'i 
Oldu §eytan vechi Ademden eden inkar-i Hakk'i 
Enbiya vu Evliya hep mazhar-i envar-i Hakk, 
Mustafa' da her$uunun cem ediip bir§e'n eden. 

Qunku can sultani oldu nefs-i bed mekkarenin 373 

Yani esmasi bir oldu seb'ai seyyarenin 374 

Misrfdir sultan Azb? kemteri avarenin 

ismi resmi mahv iken bu adz u bf-garenin, 

Nammi Misri verup dillerde ad u san eden. 



372 Bais: Gonderen. Sebeb olan. icab ettiren. "Gonderen, yeniden yaratan" 
manasinda Allah Teala'nin bir ismi. 

mekkar: Hilekar. Duzenbaz. £ok aldatici. Mekir yapan. 
374 seb'ai seyyare: Yedi gezegen 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 161 



154 

Vezin: Mef ulu mefailu Mefailu feulun 

Aldm mi gonul htisn ile yekta haberin sen, 
Duydun mu hem ol Yusuf-i ziba haberin sen, 

Ya'kub ve§ ol, dfdelerin gormez olunca, 

Agladi mi ta sorsan o bina haberin sen. 
Yusuf yoluna aglayan ancak deme Ya'kub, 
l§ittin anm oldu Ztileyha haberin sen. 

Kays'i nice yil aglatip inletmedi mi a$k, 

Alsan n'ola bir dogruca Leyla haberin sen. 
Daglar dahi dayanmaz anm yuzune kar§i, 
Alimlere sor Tur He Musa haberin sen. 

Sular gibi yiiziin yere stir kalma yolundan, 

Algakta alursun ytirti derya haberin sen. 
Alemde nice ytizbin olur a§ka giriftar. 
Gel sorma o mecnunlara dana haberin sen. 

Btilbtillere sorma ytirti var halet-i a§ki, 

Pervaneden al gizlice tenha haberin sen. 
Tevhid sanir "la" He isbat-i vticudu, 
Sorma gtizelim anlara Ilia" haberin sen. 

Her kim bu yola sidk He girmezse yok olmaz, 

Yok olmayacak Yusuf'un umma haberin sen. 
Lahut He nasutu gonul anladi ise, 
Misrfana sor "Kdf" He "Anka" haberin sen. 

Aldm mi gontil hiisn He yekta haberin sen t 
Duydun mu hem ol Yusuf-i ziba haberin sen, 

Sen aldm mi gonul guzelligi ile e§siz haberini, 
Sen duydun mu hem o yaki§ikh Yusuf un haberini, 

Yusuf aleyhisselam cemal-i ilahiyyeye (ilahT guzellige) i§arettir. Guzellikler 
Yusuf aleyhisselam ile anihr. 

Ya'kub yes ol. dfdelerin gormez olunca, 
Agladi mi ta sorsan o bina haberin sen. 

Gozlerin gormez olunca Ya'kub gibi ol, 
agladi mi, Sen o bina haberini sorsan. 

Aglyan ki§inin sirlari anlati§mda perdeler kalkar. Allah Teala kuluna agla- 
mayi ihsan edince ikinci bir aglama yani azabi daha takdir etmez. Ayni anda 



162 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



iki azabi higbir zaman Allah Teala tecelli ettirmemi§tir. Sirlar aglayanin ag- 
zmdan dokuldugu zaman ruhsatta ayni ayni anda verilmi§tir. 

Yusuf voluna aglayan ancak deme Ya'kub. 
Isittin anm oldu Zuleyha haberin sen. 

Yusuf yoluna aglayan ancak Ya'kub' u soyleme, 
Onun oldu Zuleyha, sen i§ittin haberini. 

Kays'i nice vil aglatip inletmedi mi a$k, 
Alsan n'ola bir dogruca Leyla haberin sen. 

Kays'i nice yil aglatip inletmedi mi a§k, 

Sen alsan n'olacak bir dogruca Leyla haberini. 

Daglar dahi davanmaz anm vuzune karsi. 
Alimlere sor Tur He Musa haberin sen. 

Daglar dahi dayanmaz anm yuzune kar§i, 
Sen alimlere sor Tur ile Musa haberini. 

Sular gibi vuzun yere siir kalma volundan, 
Alcakta alursun yurti derya haberin sen. 

Sular gibi yuzun yere sur kalma yolundan, 
Sen algakta ahrsm yuru derya haberini. 

Ucub ve varhgmdan gegen kimse igin maneviyat sirlari aghr. 

Alemde nice vuzbin olur a$ka giriftar. 

Gel sorma o mecnunlara dana haberin sen. 

Alemde nice yuzbin olur a§ka giriftar. 

Sen gel, sorma o mecnunlara akilhlar haberini. 

Bulbullere sorma yuru var halet-i a$ki, 
Pervaneden al gizlice tenha 375 haberin sen. 

A§km halini bulbullere sorma yuru var, 
Sen pervaneden al gizlice tenha haberini. 

A§ikm mekani tenha yerlerdir. Tenha yerlere ba§kalarmm etkisi yoktur. 
Birle§menin yurdudur. Tenhadaki yalnizhk kiskanghgm bittigi andir. Tek ol- 
mak ise, bilmenin zirveye gikmasidir. insan bir §eyi bilmeye ba§laymca sev- 
meye de ba§lar. Ezelden gelen bir bilme de varsa bu sirri daha gok a§ikar 



75 Tenha: f. Bo§ yer. Kimsesiz yer. Yalniz, tek 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 163 



kilar. 

Tevhid samr "la" ile isbat-i vucudu, 
Sorma auzelim anlara Ilia" haberin sen. 

Tevhid samr "la" ile isbat-i vucudu, 

Sen sorma guzelim onlara "ilia" haberini. 

Lailahe illa'llah demek ile bu i§ler anla§ilmaz. Yokluk ve varhgin bittigi 
makamda sirlar agiga gikar. Allah Teala'nm varhgini be§erT anlamak mumkun 
olmadigi gibi, Allah da olmak imkansizdir. Bu nedenle sozun bittigi yerde bir 
§eyler agga gikar ki, bu konuda her ne konu§ulursa konu§ulsun hepsi hata- 
dan ibarettir. 

Her kirn bu vola sidk ile girmezse yok olmaz, 
Yok olmayacak Yusuf'un umma haberin sen. 

Her kirn bu yola sidk ile girmezse yok olmaz, 
Sen yok olmayacak Yusuf'un umit etme haberini. 

Lahut 376 ile nasutu 377 aonul anladi ise, 
Misriana sor "Kaf" ile "Anka" haberin sen. 

Lahut ile nasutu gonul anladi ise, 

Sen MisrTona sor "Kaf ile "Anka" haberini. 

Lahut celal, yani batm, Nasut ise cemal, yani zahirdir. "Huvel-evvel-u" 
lahut "Huvel-ahir-u"nasut keza "Huvez-zahir-u" nasut, "Huvel batm-u" 
lahuttur. i§te zahir ile batmi, yani cemal ile celali gonlun anladi ise, o za- 
man Kaf ile Ankadan haberin olur ve onlari bilirsin. Kaf zahirde vardir vela- 
kin Ankanm ismi vardir, cismiyoktur. Kaftan murad edilen celal ki, bu ise " 
Zat-i ilahiyye" dir. 

Halk-i alem sanurlar ki enbiya vu evliya guzel sevmezler guzeli bunlar 
severler sizunle enbiya vu evliyanun guzele bakmakda farki Kur'ana 
bakmak gibidur siz Kur 'ana bakmca kelimesini i 1 rabmi manasmi hakika- 
tini mecazmi mutalaa idersiz enbiya vu evliya hakayikmi esrarmi rumuzmi 
i§aratmi tevarihini gozlerler kezalik gozle de bakdukga siz §ehevatla ba- 
karsiz enbiya vu evliya hakla bakarlar Ulema-i nas Kur'ani ararlar mana 
bulalum tarih bulalum diyu ma'na ve tevarih enbiya vu evliyayi ararlar 
bize bakun diyu. Nitekim Cafer-i sadik radiyallahu anh buyurur; Kur 'anun 



Lahut: ilahT alem. Uluhiyet alemi. RuhanT, manevT alem 
77 Nasut: insanhk. insanlar ve onlarla alakah §eyler 



164 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



tecellisi vardur ya'ni hakkun dostlarina Kur'an iginden tecellisi vardur ehli 
olmayana tecelli itmez Ona ancak temizlenenler dokunabilir". 378 ayeti 
buncilayin mahbub yuzinden Hakk a§iklarma tecelli ider teselli virur 
Mahbubun haberi olmaz mahbub ancak bir ayinedur gorinen gayridur, 
gayri degul ayni-dur, gayri oldugi bir sanidur. Siz ayineye bakarsiz enbiya 
vu evliya ayine igindeki cemale bakarlar. imdi bir goz ki ayineye baka ol 
goz iginde tecelli iden cemali kanda gorur. Fususda yazar ki ayineye ba- 
kan igindeki sureti goremez igindeki surete bakan ayineyi goremez 
acebdur dir. Gonul her neye kasd iderse gordugi odur gonlun maksudi 
olmayan gozine de girse gormez bu mucerrebdur insan bir §eye ziyade 
me§gul olsa gayri ne gorur ne i§idur gah olur bir gozden bir ahir kimse bir 
§ey gorur gozun sahibinun haberi olmaz acebdur kudretu'llaha nihayet 



yokdur. 379 



TAHMIS-IAZBI 

Adem'den alup nusha-i kubra haberin sen 
Fehmeyledin Mescid-i Aksa haberin sen 
Vechimden oku sirnyla mevla haberin sen 
Aldm mi gonul htisn He yekta haberin sen, 
Duydun mu hem ol Yusuf-i ziba haberin sen, 

378 Vaki'a , 79 

379 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 65a 

Halk-i alem sanirlar ki enbiya ve evliya guzel sevmezler guzeli bunlar severler. Si- 
zinle enbiya ve evliyanm guzele bakmakda farki Kur'ana bakmak gibidir. siz Kur'ana 
bakmca kelimesini i'rabmi manasim hakikatini mecazmi anlamaya gayret edersiniz. 
enbiya ve evliya hakikatlerini esrarmi rumuzunu i§aretlerinin tarihlerini gozlerler. Bu 
§ekilde gozle de bakdikga siz §ehvetlerle bakarsmiz enbiya ve evliya Hakk'la bakarlar 
Alimler Kur'am ararlar mana bulahm, tarih bulahm deyi ma'na ve tevarTh enbiya ve 
evliyayi ararlar, bize bakm deyu. Nitekim Cafer-i sadik radiyallahu anh buyurur; 

Kur'anm tecellisi vardir ya'ni hakkm dostlarina Kur'an iginden tecellisi vardir ehli 
olmayana tecelli etmez Ona ancak temizlenenler dokunabilir". ayeti bunun igin 
sevgili yuzinden Hakk asjklarina tecelli eder, teselli verir. Mahbubun haberi olmaz 
mahbub ancak bir aynadir. Gorunen gayndir, gayri degil aynidir, gayri oldugu bir 
sanidir. Siz ayineye bakarsiz enbiya ve evliya ayine igindeki cemale bakarlar. imdi bir 
goz ki ayineye baka ol goz ignde tecelli iden cemali onda gorur. 

Fususda yazar ki aynaya bakan igindeki sureti goremez igindeki surete bakan ay- 
nayi goremez acebdir der. Gonul her neye kasdederse gordugu odur. Gonlun mak- 
sudu olmayan gozune de girse gormez bu mucerrebdir insan bir §eye ziyade me§gul 
olsa gayri ne gorur ne isjdir gah olur bir gozden bir ahir kimse bir §ey gorur gozun 
sahibinin haberi olmaz acebdir kudretu'llaha nihayet yoktur. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 165 



Fikri Hakk'i kendini to bilmez olunco 
Nefsin sana iblisi sozun vermez olunca 
Ferda gamma can u dil salmaz olunca 
Ya'kub ve§ ol, dfdelerin gormez olunca, 
Agladi mi ta sorsan o bina haberin sen. 
Hakk'tan sana bir zerre eger olmaya mahbub 
Sen olmaya sen sirri Huda vechine mensub 
Hem mihnet Cercis 380 oluben sabr eyle Eyyub 
Yusufyoluna aglayan ancak deme Ya'kub, 
i§ittin anin oldu Zuleyha haberin sen. 

Hakk a$k?gibi olmaya a bid dahfbirzevk 
Bir dilde ki hasil ola hem a$kla bin $evk 
Guy a ki eger lutfla lutfile ol hak 
Kays'i nice yil aglatip inletmedi mi a§k, 
Alsan n'ola bir dogruca Leyla haberin sen. 
Aglatma beni hicrinle ey gozumu ahu 
GUI bir yuzume hande gun ey di$leri ancak 
Ger bona tecelli ede ol dilberi hubru 381 
Daglar dahi dayanmaz anm yuzune kar§i, 
Alimlere sor Tur He Musa haberin sen. 

£ikma hata He hazer guzele dilekden 
Kimseye sakm verme haber gonca gulunden 
Sabr eyle gonul her ne gelir yarin elinden 
Sular gibi yuzun yere sur kalma yolundan, 
Algakta alursun yiirii derya haberin sen. 
Her a$ika vuslat sirrmi etme sezavar 382 
Hem a§ka haberin eyleme cah He izhar 
Pieman olup sonra dil eyleme pur-zar 
Alemde nice yuzbin olur a§ka giriftar. 
Gel sorma o mecnunlara dana haberin sen. 



Cercis: (Circis) Taberi tarihine gore: isa Aleyhisselamdan sonra gelmis. ve 
Filistinde ya§amis, ve onun §eriati ile amel etmis, olan bir peygamberdir. Yedi sene 
igersinde tebligde bulunarak gok i§kencelere maruz kalmi§, muteaddid defalar oldu- 
rulmus. ve mu'cize ile dirilerek tekrar teblig vazifesine devam etmi§tir. Kendisine 
du§manhk eden kavim atesje helak edilmi§tir. En sonunda yine Cercis Aleyhisselam 
§ehid edilmi§tir. 

Hubru(y): (C: Hubruyan) Yuzu guzel olan. Guzel yuz. 
382 Sezavar: f. Munasib, uygun, layik, §ayan. 



166 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Divaneye sor derdiyle bu hayret a$k? 
Herkes gekmez cevr He bu gayret a$ki 
Bir zerrede gor suret He seyret a$ki 
Bulbullere sorma yiirii var halet-i a$ki, 
Pervaneden al gizlice tenha haberin sen. 

Bir lam elifigre ay an an la §uhudu 

Hem anla otuz iki huruf He vedudi 

Tevhid He imana eri$ anla vucudu 

Tevhid samr "la" He isbat-i vucudu, 

Sorma guzelim anlara Ilia" haberin sen. 

Dil olmaz ol derdi derdiyle bin pare delinmez 
Bu gar $e§i 383 gunku Hakk'm mazhari bilmez 
Maksudu eger ka'be ise ondada bulmaz 
Her kirn bu yola sidk He girmezse yok olmaz, 
Yok olmayacak Yusufun umma haberin sen. 

Azbfsdzunufehm ediben an lad in ise 

Lakayd oluben Hakk sesini bekledin ise 

Adem'de Hakk'i seyre gelip dag lad in ise 

Lahut He nasutu gonul anladi ise, 

Misrfana sor "Kaf" He "Anka" haberin sen. 



383 Dordu alti goren §a§i 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 167 



155 

Yinefirkat norma yandi cihan, 
Hasreta gitti mubarek ramazan, 
Nur He bulmu§tu alem yeni can, 
Firkata gitti mubarek ramazan. 
indi Kur'an ey nuru guzel, 
Leyle-i Kadr'inde ey kadri guzel, 
Gitti ey tehlil u tekbiri guzel, 
Elveda gitti mubarek ramazan. 
Gahl tesbfh-u send vu zikr He 
Gdhi tahmfd-u dud vu §iikr He 
Can bulurdu miirde diller nur He 
Hasreta gitti mubarek ramazan. 

Bu ay igre baglanur dedi Resul 
Cm u §eytdn etmeye aslafuzul, 
Hep dudlar bunda olurdu kabul, 
Firkdtd gitti mubarek ramazan. 
Cem olup Hakk'a mundcdt edelim, 
Nur-i Kur'an He dogru gidelim, 
Bilmedik kadrin Niydzi n'idelim, 
Ey dirigd gitti §ehr-i ramazan. 

Yine firkdt ndrma yandi cihan, 
Hasreta gitti mubarek ramazan, 
Nur He bulmustu alem yeni can, 
Firkata gitti mubarek ramazan. 

Yine ayrihk ate§ine yandi cihan, 
Hasreta gitti mubarek ramazan, 
Nur ile bulmu§tu alem yeni can, 
Aynldi gitti mubarek ramazan. 

indi Kur'an ey nuru guzel, 
Leyle-i Kadr'inde ey kadri guzel, 
Gitti ey tehlil u tekbiri guzel, 
Elveda gitti mubarek ramazan. 

indi Kur'an ey nuru guzel, 
Leyle-i Kadr'inde ey kadri guzel, 
Gitti ey tehlil u tekbiri guzel, 
Elveda gitti mubarek ramazan. 



Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



168 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Gahi tesbfh-u send vu zikr ile 
Gahl tahmfd-u dud vu siikr He 
Can bulurdu murde diller nur He 
Hasretd aitti mubarek ramazdn. 

Bazi zaman tesbih, sena ve zikr ile 
Bazi zaman tahmid, dua ve §ukr ile 
Can bulurdu olu diller nur ile 
Hasreta gitti mubarek ramazan. 

Bu ay icre badlanur dedi Resul 
Cm u sevtdn etmeve asla fiizul. 
Hep dualar bunda olurdu kabul, 
Firkdtd aitti mubarek ramazdn. 

Resul bu ay iginde baglanir dedi 
Cin ve §eytan. Asia luzumsuz soz sanma, 
Hep dualar bunda olurdu kabul, 
Firkata gitti mubarek ramazan. 

Cem olup Hakk'a mundcdt edelim, 
Nur-i Kur'dn He dodru aidelim, 
Bilmedik kadrin Niydzfn'idelim, 
Ey dirigd aitti sehr-i ramazan. 

Cem olup Hakk'a munacat edelim, 
Nur-i Kur'an ile dogru gidelim, 
Bilmedik kadrini NiyazT n'idelim, 
Eyvah gok yazik gitti §ehr-i ramazan. 

Kur'an-i Kerim ve Ramazan birbirlerini gagn§tiran unsurlardir. Biri anilm- 
ca muhakkak digeri akla gelir. Bunun sebebi igin birgok yorumlar yapilmi§tir. 
Fakat belki hatira gelmesi gereken orug sifatmda bulunan ilahT ozelligin 
(samediyyet) Kur'an-i Kerim'inde Allah Teala kelami olmasi nedeniyle 
uluuhiyet penceresinin birbirine bakan bolumleri olmasidir. Bu nedenledir ki 
"Allah Teala ile konu§mak isteyen Kur'dn-i Kerim okusun" buyrulmaktadir. 
Orugun sevap terazisindeki degerinin Allah Teala tarafmdan ayn hesapla- 
maya tabi tutulmasmin bir ozelligi olsa gerekir. 

Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem buyurdular ki: "Ademoglunun her ameli katlanir. (Zira Cenab-i 
Hakk'm bu husustaki sunneti §udur:) Hayir ameller en az on misliyle yazilir, 
bu yediyuz misline kadar gikar. Allah Teala Hazretleri (bir hadis-i kudside) 
§oyle buyurmu§tur: "Orug bu kaideden harigtir. Gunku o sirf benim igindir, 
ben de onu (diledigim gibi) mukdfatlandiracagim. Kulum benim igin §ehve- 
tini, yiyecegini terk etti. " 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 169 



156 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

GUI mudur bulbul mUdUr §ol zar u efgan eyleyen, 
Ten midir yd can midir hem ar§-i seyrdn eyleyen 

Ndr-u bad u db-ii hdk'in gel haber ver aslim, 

Kim bularm her birini emre fermdn eyleyen. 
Ate§in keremiyetinin sirnni tuygur bize 
Geh hildfUzre am kimdir gUlistdn eyleyen. 

Yelde kimdir geh nesfm U geh sabd zevkin veren 

Gdhfhi§miyle nice bUlddm vfrdn eyleyen. 
Kimdir am bana goster §ol sularda durmayip, 
Ruz u §eb yiiz iistiine a§k He cevldn eyleyen. 

Hak ne ma'dendir biter andan maadin geh nebat, 

Kimdir am gahi hayvan gahi insan eyleyen. 
Ay u gun yildizlan kim dondurur ver gel haber, 
Hem ne seyr igin donerler bunca devran eyleyen. 

Bade birdir sakfbir meclisteki yaran da bir. 

Badenin keyfiyyetini kimdir elvan eyleyen 
Kiminin mescidde boynun egdirip zahid kilan, 
Kiminin meyhanede serho§ u sekran eyleyen. 

Zahidin benzin sarartip aglatan kim hem nedir? 

Kafirin kiifrii da hi fasikta isyan eyleyen. 
Halktan ayirmi§ gbzunu pinhana gekmi§ oziinii 
Ne arar kendini halktan boyle pinhan eyleyen. 

Gorse mahbubu gonul bf-ihtiyar nail olur, 

Ehl-i derd u§§dki kimdir zar u giryan eyleyen 
Kim bu sirdan kimini mahrum ediip cdhil eden 
Kimini mahrem edinup ehl-i irfan eyleyen. 

Vahdet ehli cumlede bir yiizii seyrdn ettiler, 

Lik gormez ol yiizii kesrette tugydn eyleyen. 
Ey Niydzfkim vucudun terk ederse ol durur 
Ciimle yiizler igre ol bir yiizii seyrdn eyleyen. 

GUI mudur bulbul mudur $ol zar u efgan eyleyen. 
Ten midir yd can midir hem ars-i seyrdn 384 eyleyen 

Gul mudur bulbul mudur §u inleyen ve feryat eyleyen, 
Ten midir ya can midir hemde ar§i seyran eyleyen 



Seyran: (Ash: Seyeran) Gezme, gezinme. Bakip gorme. Hareket etmek. Aglma, 
ferahlanma, teferruc 



170 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Nar-u bad 385 u ab-ii hak'in gel haber ver aslmi, 
Kim bularm her birini emre ferman eyleyen. 

Gel haber ver Ate§, hava, su ve toprak in ashni, 
Ki bunlann her birini emre ferman eyleyen. 

Allah Teala'mn en buyuk vasiflardan birisi zid olan §eyleri birbirleri ile 
cem etmesidir. Dort unsuru bir §ekilde ve birbirlerini yok etmeden ve boz- 
madan "Saliverilmi§ iki deniz gibi" tutmasi onun ilahi vasfmm hakiki i§aretle- 
rindendir. 

Atesin keremivetinin sirnni duvaur bize 
Geh hilafuzre am kimdir gulistan eyleyen. 

Ate§in §eref ve ustunlugunun sirnni duyur bize 
Kimdir onu bazan aykiri olarak gulistan eyleyen. 

ibrahim aleyhisselama telmih vardir. Ate§ gergek vasfi ile degilde gulistan 
olarak hal arzetmesindeki hususiyet ate§in ve ba§ka vasiflarm keyfiyetlerin- 
de olan §eylerin inkilabmda itaatm ne oldugu anla§ilmaktadir. 

"Soma duman halinde olan goge yoneldi, ona ve yerkureye: isteyerek 
veya istemeyerek, gelin! Dedi. ikisi de "isteyerek geldik" dediler." 386 

Yelde kimdir geh nesfm u geh saba zevkin veren 
Gahfhismiyle nice buldani vfran eyleyen. 

Yelde kimdir bazan esinti bazan saba ruzgari zevkini veren 
Zaman zaman ofke ile nice ulkeleri harap eyleyen. 

Kimdir am bang poster $ol sularda durmayip. 
Ruz u $eb yiiz iistiine ask He cevlan eyleyen. 

Kimdir am bana goster §u sularda durmayip, 
Gece gunduz yuz ustune a§k ile hareket eyleyen. 

Hak ne ma'dendir biter andan maadin geh nebgt. 
Kimdir am gahi hayvan gahi insan eyleyen. 

Hak ne ma'dendir biter ondan madenler bazan bitki, 
Kimdir onu bazan hayvan bazan insan eyleyen. 

Ay u gun yildizlan kim dondurur ver gel haber. 



385 Bad: f. Yel. Ruzgar. Soluk. Nefes 

386 Fussilet, 11 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 171 



Hem ne seyr icin donerler bunco devran 387 eyleyen. 

Gel, Ay ve gun yildizlan kirn dondurur haberini ver, 
Hem ne seyr igin donerler bunca devir eyleyen. 

Bade birdir sakfbir meclisteki varan da bir. 
Badenin keyfiyyetini 388 kimdir elvan 389 eyleyen 

Bade birdir saki bir meclisteki yaran da bir. 
Badenin keyfiyyetini kimdir elvan eyleyen 

Kiminin mescidde boynun eadirip zahid kilan, 
Kiminin meyhanede serhos u sekran eyleyen. 

Kiminin mescidde boynun egdirip zahid kilan, 
Kiminin meyhanede sarho§ ve mest eyleyen. 

ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Sadikve Masduk olan Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Sizden birinin yaratili§i, annesinin karnmda kirk giinde cem olur. Sonra 
bu kadar muddetle "alaka" olur. Sonra bu kadar muddette "mudga" olur. 
Sonra Allah bir melegi dort kelimeyle gonderir: (Bu melek) nzkim, ecelini, 
amelini, §aki veya said olacagmi yazar, sonra ona ruh uflenir. Kendinden 
ba§ka Hah olmayan zata yemin olsun, sizden biri, (hayati boyunca) cennet 
ehlinin ameliyle amel eder. Oyle ki, kendisiyle cennet arasmda bir ziralik 
mesafe kaldigi zaman ona yazisi galebe galar ve cehennem ehlinin ameliy- 
le amel ederek cehenneme girer. Aym §ekilde sizden biri (hayati boyunca) 
cehennem ehlinin amelini i§ler. Kendisiyle cehennem arasmda bir ziralik 
mesafe kalmca yazisi ona galebe galar ye cennet ehlinin amelini i§leyerek 
cennete girer. " 390 

Bu hadisi §erif ile bizim kendimize ve insanlara baki§imizda bazi §eylerin 
takdire bagh oldugu anla§ilmi§tir. Gavs'ul-azam ihramcizade Haci ismail 
Hakki Toprak SivasT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz; 

"Eden eyleyen Allah, vela havle vela kuvvete ilia billah." 

"Garda$lanml Kimsenin kusurunu aramaym ve gormeyin, gordugunuz 
zamanda uzerini ortup gegin" 391 buyurarak i§in hakikat cephesinde Allah 



387 Devran: Devir, felek, zaman, deveran, dunya 

388 Keyfiyyet: Durum, esas, i?yuz, bir §eyin nasil... 

389 Elvan: (Levn. C.) Renkler. Muhtelif gorunu§ler 

390 Buhari, Kader 1, Bed'u'l-Halk 6, Enbiya 1, Tevhid 28; Muslim, Kader 1, (2643); 
Ebu Davud, Sunnet 17, (4708); Tirmizi, Kader 4, (2138). 

— Hazret-i Mevlana kuddise sirruhu'l-aziz buyuruyor ki; 

"Onlara beddua edecegine, kendi etrafmi tavaf et. Sebeblerin yaraticisi Allah 
Teala'dir." (Ken'an RifaT, a.g.e. s. 385) 



172 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Teala'nin oldugunu bilmek gerekir. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme oyle ise biz ne yapacagiz diye sorular sorulmu§tur. 

Hz. Cabir radiyallahu anh anlatiyor: "Suraka ibnu Malik ibnu Cu'§enri 
radiyallahu anh gelerek sordu: 

"Ey Allah'm Resulu! Bize dinimizi agikla. Sanki yeni yaratilmi$ gibiyiz. 
$imdi amel ne husustadir: Kalemlerin kurudugu, miktarlarm kesinle$tigi §ey- 
lerde mi, yokso istikbole ait $eylerde mi gali$acagiz?" 

"Hayir (istikbale ait §eylerde degil). Bilakis kalemlerin kurudugu, mik- 
tarlarm cereyan ettigi (kesinle§tigi) hususta!" buyurdular. Suraka tekrar: 

"Oyleyse niye amel edelim (bo§a zahmet gekelim)?" diye sordu. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 

"Gali&n! Herkes yaratildigi §eye erecektir! Herkes, (yazildigi) ameliyle 
amil olacaktir!" buyurdular." 392 

Zahidin benzin sarartip aglatan kim hem nedir? 
Kafirin kiifrii dahi fasikta isyan eyleyen. 

Zahidin benzini sarartip aglatan kim? Hem nedir? 
Kafirin kufru dahi fasikta isyan eyleyen. 

Halktan ayirmis gozunu pinhana cekmis dziinii 
Ne arar kendini halktan boyle pinhan eyleyen. 

Halktan ayirmi§ gozunu gizlemi§ gekmi§ oziinu 
Ne arar kendini halktan boyle gizleyen. 

Risalet zamanmda munafiklar gelip Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem ile namaz kilarlardi ve §er'T emirlere uyarlardi amma yine onlarm 

hakkmda ayet nazil oldu ki: V/p^i ^ "j^=*>* ^3 ^\.Ai\ ^ J.i^ u *y\ ^]jlx5\ ^ ^Ai>\U\ ^)\ 

"$uphe yok ki, munafiklar ate§in en a§agi tabakasmdadirlar. Ve elbette 
onlar igin yardima da bulamazsm." 393 

Namaz ve niyaz suretinde gorunen riya ehlinin hakkmda bu ayeti 

Hz. Mevlana kuddise sirruhu'l-aziz kusurlan, cibanlara benzetir. Kendinde olan- 
dan tiksinip rencide olmadigi halde, ba§kasmda gorunce rahatsiz olan insanlar, 
aynalardan uzakla§mi§, ba§kalarmm kusurlanyla avunup, kendini unutmu§ kimseler 
gibidir. 

insan, ba§kasmda cok acik ve net olarak gordugu fenahgi, kendisinde de ayni 
netlikte goremiyor. i§te bu goru§e sahip olanlar, once kendi nefislerinin du§mam 
olurlar. (Mevlana Celaleddin RumT, FThi Ma FTh, trc. Ahmed Avni Konuk, hzl. Selcuk 
Eraydm, ist. 2001, s. XXII) 

392 Muslim, Kader8, (2648). 

393 Nisa, 145 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 173 



kerTme buyurulmu§tur. Allah Teala ehli di§a bakici olmazlar. Belki 
ehlullahin niceleri vardir ki kendisini gizleyip ortmek igin kabahat i§leyip 
puthane ve meyhane ko§esinde §arap iger ve oglan cemalini seyrederler. 
Gorenler fasik ve facir ve kafir derler. Di§a baktiklan igin. Velakin kabi- 
liyetli olanlar sozlerinden anlarlar ve nefesinin etkisinden hisseler ahp 
ehlullahdan olurlar. 

Zahidf der pa las pu$f nfst 
Zahidi pak ba§ ger atlas pu§ 394 

Gorse mahbubu aonul bf-ihtivar 39S nail olur, 
Ehl-i derd ussaki kimdirzar u airy an eyleyen 

Gorse sevgilisini gonul iradesiz kavu§mak ister, 
Kimdir derd ehli a§iklan inleten ve aglatan 

Kim bu sirdan kimini mahrum ediip cahil eden 
Kimini mahrem ediniip ehl-i irfan eyleyen. 

Kim bu sirdan kimini mahrum edip cahil eden 
Kimini mahrem edinip irfan ehli eyleyen. 

Vahdet ehli cumlede bir yiizii seyran ettiler, 
Lik ggrmez ol yiizii kesrette tucjyan 396 eyleyen. 

Vahdet ehli cumlede bir yuzii seyran ettiler, 
Lakin gormez ol yuzu goklukta ileri giden. 

Ve dahi hassu'l- haslarm imam odur ki butun e§yanm Allah Teala'nin si- 
fatlarmm agiga vuruldugu yer oldugunu bilip zikrin ayni zikr edilen oldugunu 
gorurler. Butun alemde ve kendinde gorunenleri Hakk'tan gayri gormezler. 
Yani Allah Teala'da fani ve Allah Teala ile baki olup hakka'l- yakin mertebe- 
sine vasil olalar. 

ire hakkanf vucud andan sana ke§f ola ha I 
Kim odur mezkur hem zakir dahi ezkar Hakk 

Yani zikreden ve zikr olunan ve zikir Hakk'tir. Bu makama kutbu'l-aktap 
makami derler. Fena-T sirf, tecelli-yi zat, cemu'l-cem, hazret-i ehadiyyet, 



394 Zahitlik eski elbise giymeklikte degildir, 



Zahitlik atlas giyse de temiz olmaktir. (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 21 
ihtiyar: irade, kendi istegiyle segme ve hareket etmek, isteme; arzu etmek. 
Tugyan: Zulum ve kufurde gok ileri gitmek. Azgmhk, ta§kmhk. Ta§km mizaghhk. 
Kan galebe etmesi hali. ResmT devlet kuvvetlerine kar§i durmak. Su baskmi 



174 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



hakikat-i Muhammediye hep bu makama verilen isimlerdir. Buna delil-i 
natik odur ki: ^-jj^y^cJ^j Yani "Ben Adem'e ruhumdan ufledim." 397 

buyurmu§tur. Ve bir dahi buyurur ki jojjSl jl>- &y\^£\{f*j " Ben s ' ze boy- 

nunuzdaki damarmizdan daha yakinim." 398 Ve hadis-i kudside buyurur ki 3 " 

Kulum bana devamh nafile ibadetleri He yakla§ir. Bunun sonucunda 
ben onu severim. Bir kere onu sevdim mi ben onun i§iten kulagi, goren 
gozii, tutan eli ve yuruyen ayagi olurum. Eger benden bir §ey isterse onu 
veririm. Bana sigmirsa muhakkak onu korurum." 400 

Ey Niyazfkim vucudun terk ederse ol durur 
Ciimle vuzler icre ol bir yiizii seyran eyleyen. 

Ey NiyazT kirn vucudun terk ederse o durur 
Cumle yuzler igre ol bir yuzu seyran eyleyen. 

Ey benim ruhum! Bir kimse gorerek iman edenlerden olunca o her 
yerde Hakki gorur. Belki kendinden goren dahi Hak olur. Bu soylenenlere 
uygun olarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 



^ u> «Ul j^i ya+> Aj6 v^jJl i-u»lji \y&\ 



401 



"Mu'minin ferasetinden kagmin, gunku o Allah Tea la 'n in nuruyla bakar" 
buyurup sonra §u ayeti okudular: 

"Elbette bundafikr ufiraseti olanlar igin ibretler vardir" 402 



TAHMIS-IAZBI 

Canimdir bu arzuyu vasli canon eyleyen 
Dil midir dilber midir bu akh hayrayan eyleyen 
Nefsimdir ya canimdir bu tende cevlan eyleyen 
GUI miidiir bulbul miidiir §ol zar u efgan eyleyen, 
Ten midir ya can midir hem ar§-i seyran eyleyen 



397 Hicr, 29 

398 Kaf, 16 

399 Buhari. Rekaik, 38; ibn. Mace. Fiten. 16.38 
400 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 16 

Hicr, 75-TirmizT, Tefsir, Hicr, (3125) 
402 (Niyazi-iMisri, 2003), s. 19 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 175 



Eyleyen bir noktadir bu gar 40S kitabm naklini 
Soyud harfigre zahir koydu batm ilmini 
Ruh He herkim degi$ti aldi sultan aklmi 
Nar-u bad u ab-ii hak'in gel haber ver aslmi, 
Kim bularm her birini emre ferman eyleyen. 
Dort kitabi vechi a§ktan okudun ezber bize 
A§k yolunda feyzi Hakk'i eyledi rehber bize 
Vaktimiz §ita 404 eyyami 405 hep birdir bize 
Ate§in keremiyetinin sirnni tuygur bize 
Geh hilafuzre am kimdir gulistan eyleyen. 

Sohbeti Hakk'tan bize lutfi ata zevkin veren 
Salike mur$id degil mi bu safa zevkin veren 
Nutku Hakk'tan gul$ene ne$vunema 406 zevkin veren 
Yelde kimdir geh nesfm u geh saba zevkin veren 
Gahfhi§miyle nice buldam vfran eyleyen. 
Zahida sen kaldm agma vech-i nuru gormeyip 
Sureta hayvana dondun zat-i aslm sormayip 
Hersifatm sirrma sa'yinle mahrem olmayip 
Kimdir am bana goster §ol sularda durmayip, 
Ruz u §eb yiiz iistiine a§k He cevlan eyleyen. 

Sen ozunfehmeyledinse oldu mumkun mu$kilat 
Bu durru yekta ve nuru sirri gunku mumkunat 
Bir iki ma' den bir oldu ayn-i vucudu iltifat 
Hak ne ma'dendir biter andan maadin geh nebat, 
Kimdir am gahi hayvan gahi insan eyleyen. 
Ne sebepten devr eder bu aleme §ems u kamer 
Hemdem nehr ehl-i didar oldu miskin 407 nilufer 408 
Yelde bir sun'u Huda'dan arz eder kaddin semer 409 
Ay u gun yildizlan kim dondurur ver gel haber, 
Hem ne seyr igin donerler bunca devran eyleyen. 

Bindin artik mujde vaz'\ gorunuyor insanda bir 
Bir yana nefsin hucumu bir yana $eytanda bir 
Ne bila bu nefs ve $eytan can yeter cananda bir 



403 Car: dort 

404 ,..., • • 

§ita: ki§ mevsimi. 

405 ^ .. , 

Gunler 

Ne§v u nema: Buyumek ve geli§mek. 

Misk: Bir cins guzel koku ismi. 

Nilufer: f. Beyaz, mavi ve sangigekler agan bir cins su bitkisi. Bursa yakinlannda 
akan bir akarsu 
409 kadd: Boy, bos. Semer: Geceleyin kissa soylemek, hikaye anlatmak 



176 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bade birdir sakfbir meclisteki yaran da bir. 
Badenin keyfiyyetini kimdir elvan eyleyen 

Kimisini ehli a§km talibi tevhid eden 
Kiminin taati makbul kiminifasikfasik eden 
Kimini takva yolunda serseri Zahid eden 
Kiminin mescidde boynun egdirip zahid kilan, 
Kiminin meyhanede serho§ u sekran eyleyen. 

Mavera aklifehm et bu ademi diem nedir? 
Kimisini nutku Hilda' dan soylemez ebkem 410 nedir? 
Zikru illa'llahi tekrar eyleyen herdem nedir? 
Zahidin benzin sarartip aglatan kim hem nedir? 
Kafirin kiifrii dahifasikta isyan eyleyen. 
Ayri bilme mur$idinden salika Hakk izini 
Gozlerine tutya-ve§ 411 surme gekpir tozunu 
Kimine seyran eyledi bi-perde yarin yuzunu 
Halktan ayirmi§ gozunu pinhana gekmi§ oziinii 
Ne arar kendini halktan boyle pinhan eyleyen. 

Ka$larm "Inna hedeyna //412 okuyan kamil olur 
Vechini seb'ui mesan? 413 anlayan fadil olur. 
Sanma bir mahbubi sevse bir ki$i cahil olur 
Gorse mahbubu gonul bf-ihtiyar nail olur, 
Ehl-i derd u§§aki kimdir zar u giryan eyleyen 
Kimini feyzi Hudanm sirrma nail eden 
Kimine verip hayayi ilmile akil eden 
Kimine esma-i talim eyleyipfadil eyleyen 
Kim bu sirdan kimini mahrum ediip cahil eden 
Kimini mahrem ediniip ehl-i irfan eyleyen. 

Arzuyu vasli yari dilde mihman ettidiler 
Ozlerini ol sebepten ehli vicdan ettiler 
Sim yarifa§ edenleri ehli isyan ettiler 
Vahdet ehli cumlede bir yiizii seyran ettiler, 
Lik gormez ol yiizii kesrette tugyan eyleyen. 



Ebkem: (Bukm. den) Dilsiz. Konu§amiyan. 

Tutya: ^inko. Surme. Ve§: Gibi (manasina te§bih edati.) Mah-ve§ Ay gibi. 



412 



\jj£ ] C*\j \y£b> Ul JjJLJU&jjb \i\ "$uphesiz biz ona (dogru) yolu gosterdik. ister 



§ukredici olsun ister nankor." (insan,3) 
413 Fatiha-i §erif 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 177 



Pir a$k-i ben AzbVya a$k-i Huda'yi bildirir 
Bunda kendin aglatanlar anda yarin guldurur 
Ruhunu ihya eder her kirn ki nefsin oldurur 
Ey Niyazi kim vucudun terk ederse ol durur 
Cumle yuzler igre ol bir yiizii seyran eyleyen. 



178 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



157 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Kim ki candan gegmez ise deyin bize yar olmasm, 
Ar u irz He gelup a$iklara bar olmasm. 

Gam yiikiin a§ik olan daim geke gelmi§ durur, 

Duymaym dost derdine a§ka giriftar olmasm. 
Derd uyutmaz rahat etmez gece giindiiz a§iki, 
$ol ki bulbuldur giile kar§i nice zar olmasm. 

Zevk-i tootle kimesne hol-i a§ki anlamaz, 

Talib-i sadik isen belinde zunnar olmasm. 
Remz-i Hakk'a mahrem olmak degmenin kan degil, 
Kim dilerse a§k He yar olsun, agyar olmasm. 

Zerrece a§k adu kimde olsa yakar varhgm, 

A§k odu ister ki Hakk'dan gayri big yar olmasm. 
Ciimle efkarm hurufun cem ediip tevhid He 
Nokta-i vahdette ba§r ol gayri efkar olmasm. 

Ey Niyazfhal-i a§ki berkesefa§ eyleme, 

Sirr-i Hakk'dir ana bigane haberdar olmasm. 

Kim ki candan gecmez ise deyin bize yar olmasm, 
Ar u irz He gelup asiklara bar 414 olmasm. 

Kim ki candan gegmez ise soyleyin bize yar olmasm, 
Ar ve irz ile gelip asiklara yuk olmasm. 

Can, yine candir. Fakat bir insan canmm variyetinden 415 gegmezse bize 
yar olmasm, zira canmm variyeti Hakk'in variyetidir. Variyet Hakkmdir. 

Biri muhip (seven), digeri habib (sevilen) dir. Allah Teala buyurur: *jb 

±>j*>*j l^j "Onlar ki Allah Teala'yi seydi, Allah Teala da onlan seydi". 416 

Yani bu ayetle sabittir ki, Cenab-i Hak kullarma muhabbet eder. Cunku mu- 
habbet Hakk'in sifatidir. Kullar da Hakk'in habibidir. Gayret-i ilahiyye zuhur 
edip a§ik seven olursa, o zaman kul seven, Hakk da sevilen olur. Bu sirada 
kul gok zahmet geker, taki kul yine sevilen oluncaya kadar, yani sevilmi§ 
oldugu zaman rahatlar, seven iken kul rahat etmez. (insan daima Allah Teala 



Bar: f. Yuk. Zahmet. Eziyet. Sikmti. Defa. Kerre. Yemi§, meyve. Sebeb-i mas- 
raf ve iztirab olan §ey. Kale duvan. izin. 

Varhgmdan 
416 Maide, 54 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 179 



tarafmdan sevilmek ister. 

Sadreddin KonevT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, §6yle demektedir: 
"Sevginin nedenlerinden birisi, seven ve sevilenin birtakim sifatlan 

arasmda gergekle$en munasebetin neticesidir." ; 

"Biz, kendimizden Hakta yansittigimiz §eyi severiz ve O da, bizde, 

kendisini sever/' 417 

Gam vukun a$ik olan daim ceke gelmis durur, 
Duymaym dost derdine aska giriftar olmasm. 

Gam yukunu a§ik olan daim geke gelmi§ durur, 
Duymaym dost derdine a§ka giriftar olmasm. 

Derd uyutmaz rahat etmez gece gunduz asiki, 
Sol ki bulbuldur giile karsi nice zar olmasm. 

Derd uyutmaz rahat etmez gece gunduz a§iki, 
§ol ki bulbuldur gule kar§i nice inleyi§ olmasm. 

Zevk-i taatle kimesne hal-i a$ki anlamaz, 
Talib-i sadik isen belinde zunnar 418 olmasm. 



Taat zevki ile kimse a§ki halini anlamaz, 
Sadik talib isen belinde zunnar olmasm. 

Zevk ve taatla me§gul olan kimse a§km halini anlamaz, yani abid ve zahid 
ibadet zevkini bilir, a§k zevkini duymaz, a§iktan kagar. A§ikolan tevhid ehli 
ibadet ve taat zevkini duymaz, yani ibadet ve taattan zevk alamaz, o ancak 
tevhidden zevk ahr. Abid de tevhidden zevk alamaz. 

Talib-i sadik isen belinde zunnarm olmasm. 

Zunnar Hiristiyanlarm i§aretleri olan parmak kalinhginda yapagidan ya- 
pilmi§ bellerine bagladiklan bir iptir. Guya hazreti Tsa boyle bir ipi beline 
baglami§mi§. Anm igin isa'ya ibadet edenler bunu baglarlar. Beyitteki 
zunnardan murad edilen §irktir. 

Remz-i Hakk'a mahrem olmak degmenin kan degil, 
Kim dilerse ask ile var olsun, agyar olmasm. 

Hakk sirlarma mahrem olmak rastgele ki§inin i§ degil, 
Kim dilerse a§k ile yar olsun, yabanci olmasm. 



417 (DEMiRLi, 2003), s. 119 

Zunnar: ip. Hristiyan rahiplerinin veya puta tapanlarm, papazlarm bellerine 
bagladiklan orme ku§ak. (Rukua mani oldugu igin ku§anilmasi islamiyette kufur 
alameti sayilmi§tir 



180 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Remz-i Hakk'a mahrem olan, yani o mahrem olan manevi i§areti ba§ka- 
larina if§a etmez. Zira if§a etmek caiz degildir. Mahrem olmayana §6yledir, 
boyledir diye soylemek memnudur. 

A§k ate§i ister ki Hakk'tan ba§ka higbir §ey var olmasin. 

Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazretleri bir gun bir pazar ye- 
rinde durmu§, ilahT bilgiler ve manalar sagiyordu. Butun §ehir halki etra- 
fma toplanmi§ti. Mevlana mubarek yuzunu bunlardan duvara gevirerek 
devam etti. Ortahk kararip ak§am namazi oldu. Gece basmca pazarm bu- 
tun kopekleri Mevlana'nm etrafmda halka olmu§lardi. O, gozlerini onlara 
dikerek sozlerine yine devam etti. Kopekler kafalarmi ve kuyruklarmi sal- 
hyorlar ve yava§ yava§ zav zav diye ses gikariyorlardi. Mevlana: 

"Varlik aleminde kendinden ba§ka kudretli ve kahredici olmayan 
yiice, kuvvetli olan Allah Teala'ya yemin ederim ki, bu kopekler bizim 
bilgilerimizi anliyorlar. Bundan sonra siz bunlara kopek demeyiniz. Zira 
bunlarAshab-i Kehf'in kopegi He akrabadirlar." 

§iir: 

"Eshab-i Kehfte bulunmak feyiz ve kabiliyeti verildiginden 

Bu kopeklerin oniinde butun diinya aslanlarmm ba§i egildi" 419 

Zerrece ask odu kimde olsa vakar varligm, 
Ask odu ister ki Hakk'dan gayri hie var olmasin. 

Zerrece a§k ate§i kimde olsa yakar varhgim, 
A§k ate§i ister ki Hakk'dan ba§ka hig var olmasin. 

Cumle efkarm hurufun cem ediip tevhid He 
Nokta-i vahdette hasr ol gayri efkar olmasin. 

Cumle fikirlerin harflerini cem edip tevhid ile 
Nokta-i vahdette ha§r ol ba§ka du§unceler olmasin. 

Burada harflerden murad edilen de gorunen mevcudattir, yani butun 
mevcudati tevhid ile birle§tir, vahdet noktasmda kayna§ ba§kalan kalmasm. 
Cumlenin vucudu Hakk'tir, ba§ka mevcud yoktur. 

Ey Niyazihal-i aski herkese fas eyleme, 
Sirr-i Hakk'dir ana bigane haberdar olmasin. 

Ey NiyazTa§k halini herkese meydana vurma, 

Hakk sirndir ona layik olmayanlar haberdar olmasin. 



419 (YAZICI, 1995), s. 339-(77) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 181 



TAHMIS-IAZBI 

Kamil-i fi'llaha cahil cehlile yar olmasm 

Yok yere a$k ehline Zahid sitemkar olmasm 

Bi abes vasli Habibe ol talepkar olmasm 

Kim ki candan gegmez ise deyin bize yar olmasm, 

Ar u irz He geliip a§iklara bar olmasm. 

01 hakikat bahrine felegi teni salmi$tir 
A$k yolunda can verip canani almi§tir 
Kil u kali terk edip ol ehli hal olmu§tur 
Gam yiikiin a§ik olan daim geke gelmi§ durur, 
Duymaym dost derdine a§ka giriftar olmasm. 
Bilmek istersen sozunden eyle idraki sadiki 
Arz-i sozunden bilirsen vasli yare layiki 
Bile bu derdin devasm buldum bir haziki 
Derd uyutmaz rahat etmez gece gunduz a§iki, 
$ol ki bulbuldur giile kar§i nice zar olmasm. 

Abidunda haibfn 420 ahvali a$ki anlamaz 
Kfl u kali gegmeden efali a$k-i anlamaz 
Qekmeyen yarin cefasm all a$k-i anlamaz 
Zevk-i taatle kimesne hal-i a§ki anlamaz, 
Talib-i sadik isen belinde ziinnar olmasm. 
Zahida a§k-i mecazisanma Hakk van degil 
Ger mecaziger hakikat her kesin kari degil 
Yar-i agyari bildin yar agyari degil 
Remz-i Hakk' a mahrem olmak degmenin kari degil, 
Kim dilerse a§k He yar olsun, agyar olmasm. 

Ld'y\ iskat eyleyen can zahir atmacid 421 He 
Gecesi Kadri Berat gunduzu hem iyd 422 He 
Bildiginden gegte gel sen kul olup tevhid He 
Cumle efkarm hurufun cem ediip tevhid He 
Nokta-i vahdette ha§r ol gayri efkar olmasm. 
Kendini Azbfsakm nadana yolda$ eyleme 
Hem sana yar olmayani hale halda$ eyleme 
Akli bir guzele gorup herkesi garda$ eyleme 
Ey Niyazi hal-i a§ki herkesefa§ eyleme, 
Sirr-i Hakk'dir ana bigane haberdar olmasm. 



420 Abid(un): ibadet eden. Zahid. £ok ibadet eden. Kole Haib: Mahrum. Umidsiz. 
Kederli. Me'yus. Bi-behre olan. 

Yalandan atma ile 
422 Iyd: bayram. Bayram gunu. 



182 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



158 

Vezin: Mafailun Mefa'Tlun Mefa'ilun meailun 

ilm-l bahri vucud asdafmm durdanesiyim ben, 
Maarif kenz-i dil vassafmm viranesiyim ben. 

Benim ilmim katmda muctehidler aciz oldular, 

Veli ilm-i ilahf'nin deli divanesiyim ben. 
Birer hale cihanm halki blr bir razi oldular, 
Benim bir hale meylim yok Hakk'm bilmem nesiyim ben. 

Bi-kullfalemin halki bilirler bende bir dert var, 

Bilinmez sevdigim kimdir nenin mestanesiyim ben. 
Egerki sureta ahirde geldim alem-i miilke, 
Ne maziyem, ne mustakbel her anm anesiyim ben. 

Yitiirdiim benligi, benlik bana hak benligindendir, 

Tekellumde hitab-i giybetin karhanesiyim ben. 
Ne Misriyim, ne Mehdfyim, neisa'yim, ne insanim, 
Bu yanan daimf§em'in veli pervanesiyim ben. 

ilm-i bahri vucud asdafmm durdanesiyim ben, 
Maarif kenz-i dil vassafmm viranesiyim ben. 

Ben, Varhgin ilim denizinin incilerinin e§siz incisiyim 
Ben, Gonul hazinesinin bilgileri ile vasifh viraneyim 

ilim; den maksat marifet ilminin sonu olan ilmi ilahidir. ilahT ilme agah 
olmayanlar nadandir. 

Hz. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz hakikat sirlarma ve ilm-i le- 
dunne malik olduklarmi beyan ederek, "Ben, ilm-i bahriyim. Esdafi hakikat 
durdanesi bende sakhdir." demek istiyorlar. ilm-i ledun, Allah Teala'dan 
segilmi§ kullarma ihsan buyrulan bir §eydir. 

"Ledun" VehbTdir. Kullara vasitasiz ihsan buyurulur. Bu ilmin sahibi 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Kamil varisleride O'nun sayesinde 
nasiplenirler. ilm-i ledunnun ne ba§langici ne de sonu olmaz. Bu ilmin sahibi 
oldugunu temsilen "ilm-i bahri" buyruldu. 

"Bahri vucud": 'Ve ki: Rabbimin sozleri igin derya ..." 423 ayet-i keri- 
mesindeki bu sirra i§aret vardir. 

"Vucud": Lugatta, varhk manasmadir. Burada Allah Teala'nm zatidir. Al- 
lah Teala vucudun ta kendisidir. Onun vucudunun §ekli, smiri, zaman ve 
mekan ile smiri yoktur. O vucuda benzer higbir suret ve heyet yoktur ve 
olmasi muhaldir. 



423 Kehf, 109 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 183 



"Esdaf"; sadefin goguludur. Sadef, inci kabugu, iginden inci gikan bir bir 
deniz mahsuludur. Bu tabirde gok incelik vardir. Sadef; derin ve geni§ deniz- 
lerde bulunur. inci ise onun igindedir. Onu gikaran dalgiglar gok tehlike gegi- 
rirler. Bundan dolayi incinin kiymeti yuksektir. 

ilimden maksad irfan; irfandan maksad Allah Teala'yi bilmektir. Bilince 
bulmak; bulunca olmak lazim. §u halde bahr-i vucuda dalmak ve dibine in- 
mek, sadefi bulmak, onun iginden inciyi elde etmek gerekir. 

"Dur-danesiyim ben": Durr; inci manasmadir. Dur-dane: inci tanesi de- 
mektir. Hz. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aziz buyurmak istiyorlar ki; 
"Ben ilimden irfana eri§ip, irfandan ef al ve esma ve sifat alemlerini seyredip 
vahidiyyet aleminden hakikatin ozu yani inciyi buldum ve inci oldum." diye 
tevhTd-i zata kavu§tuklarim ve bahr-i zatta mahv ve mustagrak olarak misal 
yoluyla ifade buyuruyorlar. 

Kelama dikkat ve ibret ile bakilmazsa bu hakikati idrakten mahrum olan 
kimseler, Misri Allah'lik iddiasina kalkti diye hezeyana ba§lar. Allah, Al- 
lah'dir. MisrT ise O'nun mazhar-i feyz-i ilahisi olmu§ bir kuldur. Ne Allah, kul 
olur; ne de kul, Allah olur. Bunu idrak igin irfan lazimdir. 

Demir, ate§le kipkirmizi olur. "Ben ate§im" diye caizdir. Halbuki demirin 
ate§le yakmla§masi ile ate§te bir noksanhk gorulemez. Demirde de bir 
fazlalahkta olmaz. Bu ne hululdur ne ittihad; yalniz yakinligm feyzidir. Ate§, 
ate§tir; demir de demirdir. 

"Maarif: Marifetin goguludur. Marifet: Bilmek demektir. Marifet: Bir §eyi 
tefekkur ile bilmek demektir. Burada maksat ilahT marifet olan irfan-i 
Muhammediyyedir. 

"Kenz": HazTne, define manasmadir. "Ben gizli hazine idim..." hadisi 
kudsisine i§aret-i beyaniyye vardir. Mecazen zatullah muraddir. Hak, kendi- 
ne gore bilinir idi. Bizleri yaratti, kendini bildirmek igin ilahT muradi ile alem- 
leri yaratti. "Ben cinleri ve insanlan, ancak bana kulluk etsinler diye yarat- 
tim." 424 

"DTI": Goniil, kalp manasmadir. Basar, basiret dedikleri oradadir. 

"Vassaf ": Vasiftan mubalaga-i ism-i faildir. Burada ilm-i ilahiyi bize bildi- 
ren, zat-i celTI-i samedamyi bize anlatan ve tavsif buyuran Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin zat-i ve sifatidir. 

"VTranesiyim ben": Yikik bina harap olmu§, yikilmi§ mahalle vTrane der- 
ler. Burada iki mana vardir. 

Biri hakTkat-i tevhide ula§tim, mahv-i vucud ettim, bende benlik kalma- 
di. Benlikten halas oldum, ikiligi terk ettim, hakikatime erdim, nefsT sifatlan 
yok ettim. Allah Teala'mn ahlaki ile ahlaklanm, Allah'in sifatlan ile muttasif 
olup geregine kavu§tum ve ilahT sifatlarla baka buldum. Bu nedenle merte- 



424 Zariyat, 56 



184 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



be-i cem'u'l-cem' deyim. Sirr-i Hakk'i arayanlar bana gelsinler, bizde ve be- 
nim meslegime sulukta bulurlar, demek isterler. 

Digeri; defineler genellikle viranelerde bulundugu gibi irfan cevheride 
benim viranemdedir. §imdi fan? vucuda ait ne kadar haller ve fiiller varsa 
nefis ve §eytan ile mucahede ve mucadele yuzunden hepsini yok ederek 
ehl-i surete gore virane misali oldum, demektir. 

Sizler de eger define aramak sevdasmda iseniz onu elde etmek igin be- 
nim vTrane vucuduma geliniz. Ben hakTkat-i zattan ibaret olan o cevheri ha- 
mil, varis-i ilm-i ahmedTyim. Sirr-i Hak, feyz-i mutlak bendedir, diye i§aret 
buyuruyorlar. 

Burada tevhid bahr-i iginde sadef, sadefin iginde inci tevhTd-i efal, 
tevhTd-i sifat, tevhid-i zata da i§aret vardir gibi hatira geliyor. 

Benim ilmim katmda muctehidler aciz oldular, 
Veli ilm-i UahVnin deli divanesiyim ben. 

Muctehidler benim ilmim yanmda aciz oldular, 
Veli! Ben, ilahT ilmin deli divanesiyim 

'Ilm-i ilahT": harf ve lafiz sigmayan ilm-i ledundur. Bunda zahir iflas et- 
mi§tir. 

'Ilmim katmda" buyurmalarmdan maksad ilim ve irfan-i ilahidir. 
"Muctehidler^den maksad ilm-i zahir ulemasmin en yuksek mertebe- 
sinde bulunan ve hukum gikaranlardir. 

Buradaki ilm-i muctehid, zahire aid olup makam-i §eriat, mertebe-i 
Musa'dir. ilm-i ilahT ilm-i batmdir ki, makam-i hakikattir ve Hizir 
aleyhisselamm mertebesidir. Ancak muctehidinin diyebilecegi "Akil erdir- 
mekten, anlamaktan aciz olmak, asil idraktir" geregince acz makamidir.. i§te 
benim manevi ilmime kar§i muctehidler de acizliklerini izhar ederler. 

Oyle iken ben ilahT ve ledunmin ilmin deli dTvanesiyim. ^unku "Rabbim 
benim ilmimi artir" 425 ayeti geregince bunun nihayeti yoktur. 

Mugtehidlerin her biri zahir ilmin sonuna kavu§mu§ ve zamanlarma bu- 
lunan evliyaullahdan birine kavu§tuklarmda teslim olmu§lardir. Mesela 
imam-i Azam Efendimiz, imam-i Ca'fer-i Sadik radiyallahu anhm terbiyesin- 
de iki sene feyz almi§lar ve "lk\ sene olmasaydi Numan helak olurdu" bu- 
yurmasi buna delildir. 

Bu manalan, ogrenmekle, tarti§mayla anlamak mumkun olsaydi ale- 
min topragmi ba§mda ta§imak yara§irdi. Bayezid ile Cuneyd'in yuz yil 
Fahri RazT'ye gomezlik etmeleri gerekirdi. Bazan tefsirde bazan Kur'an-i 
Kerim'de ona yeti§meye hasret gekerlerdi. 



425 Taha, 114 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 185 



Derler ki: Fahri RazT, tefsir ve Kuran bilgisinde bin top kagit harcami§- 
tir. Bazilan da be§ yuz top kagit karalami§ oldugunu soylerler. Halbuki 
yuz bin Fahri RazT, Bayezid'in yolunun topragma bile eri§emez. Halka, ka- 
piya asihr, ama o kapi da evin igini goremez ve anlayamaz. Halka kapmm 
di§mdadir, evin ig ozelligi ise ba§kadir. Evin iginde sultan gozdeleri ile has 
halvette ya§amaktadir. O kapmm halkasi degil, penceresinin halkasi bile 
di§ardadir. Bu gabalama ve tarti§ma §una benzer ki, sen bunu ilim yoluy- 
la ogrenmek istiyorsun. Halbuki bu yolda yurumek ve sava§mak gerek- 
tir. 426 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem butun olgunlugu ile goz onune 
getir. Eger bir kimse butun halki okutarak yeti§tirecegine inaniyorsa, o 
her §eyden habersiz bir gavurcuktur. Oyle bir insanm hig bir yetkisi, hig 
bir §eyden bilgisi yoktur. Belki a§k yonunden buna inaniyorsa onda bir ir- 
fan var demektir. 427 

Birer hale cihanm halki bir bir ran oldular, 

Benim bir hale meylim yok Hakk'm bilmem nesiyim ben. 

Cihanm halki bir hale bir bir razi oldular, 

Benim bir hale meylim yok Hakk'm bilmem nesiyim ben. 

Bu beyit cem'u'l-cem'den yani tevhid-i zat ne§'esine mutagrak olduktan 
sonra makam-i farkta soylenmi§tir. 

Eger insanm nefsinde §ehvet ve kotu sifatlar olmasa idi salikinin Allah 
Teala yolunda seyr ve sulukuna gerek kalmazdi. ^unku Allah Teala ile kul 
arasmda uzakhk ve yakmhk yoktur. 

Be§er, be§erdir. Hak, Hak'tir. Ne o, bu olur. Ne de bu, o olur. 
"Benim bir hale meylim yok. Hakk'm bilmem nesiyim ben," 

"Goren bin a§ik, gormeyen bir a§ik" dedikleri makamdir. 

Bir gun £elebi hazretleri (Allah Teala onun zikrini yuceltsin) 
Hudavendigar hazretlerinden: 

"Nebilik nigin Allah Teala'nm elgisi Muhammed sallallahu aleyhi ve 
sellem ile sona erdi." ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ben 
hatimim (sonuncuyum) ve "....fakat o, Allah Teala'nm elgisi ve nebilerin 
sonuncusudur" A28 dedi" diye sordu. Mevlana kaddese'llahii sirrahu'l-aziz 
buyurdu ki: 

"Allah Teala nebilik ve nebiligin Muhammed sallallahu aleyhi ve 



426 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.28), s. 79 

427 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.62), s. 136 
428 Ahzab,40 



186 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l aziz 



sellemle bitmesini istedi. Fakat nebilik sirasi son buldu da ilahhga ne 
oldu? Tannhk daimidir ve ilahhk sifatlan olan kimseler de daima mev- 
cuttur." 429 

Bi-kiilli alemin halki bilirler bende bir dert var, 
Bilinmez sevdigim kimdir nenin mestanesiyim ben. 

Butun alemlerin halki bilirler bende bir dert var, 
Neyin sarho§uyum ve benim sevdigim kimdir bilinmez 

A§k alem-i hallerinden haber veriyorlar. Halk-i alemin her biri bir havada 
iken benim fevkalade halim gorurler, o alisozlerimi i§itirler, o halin §iirlerini 
okurlar, anlarlar ki; MisrT dahT a§k derdine du§mu§tur. Boyle olmakla bera- 
ber alemin halki bundan gaflettedir. Kimse bilmez, kimse anlamaz ki; benim 
a§k ate§im muhabbetle giryan oldugum kimdir? 

"Her ummet kendi nebisini takip edip: "Eyfalan! bize §efaat et, ey fa- 
Ian bize §efaat et! diyecekler. Sonunda §efaat etme i§i bana kalacak. i§te 
Makam-i Mahmud budur" 430 

§eyhin biri bir gun eline bir elma almi§ti, Zeyneddin KelusT'den sordu 
ve dedi ki: 

"Ben Allah Teala'yi gordum, ondan bir elma istedim, bana verdi. Sen 
Allah Jedla'dan ne istersin? Bayezid-i Bistami, Allah Tea la 'dan Allah Tea- 
la'yi istedi; filan ki§ifilani istedi/' Zeyneddin de dedi ki: 

"Ben de Allah' dan Allah Teala'yi istiyorum." "oyleyse, sen 
Bayezid'in mertebesindesin," dedi. 431 

Egerki s Greta ahirde aeldim alem-i mulke, 

Ne maziyem, ne mustakbel her anm anesiyim ben. 

Egerki dunya alemine, surette sonradan geldimsede 
Ne gegmi§im, ne gelecegim her anm aniyim ben. 

Gergi ben be§eriyyet itibariyle sonradan geldim. Mesela hicretin 1027 
(m. 1618) tarihinde dogdum. Fakat hakikatim itibariyle bana ne mazi ne 
mustakbel yani oncelik ve sonrahk veremez. Birligim ilahT ilimde mevcud ol- 
masi sebebiyle ruhum elest bezminde idi. Ancak hakikatim ondan da once 
oldugundan bana zaman mekan tesir edemez. ZTra zamanm da mekanm da 
mevcudiyyeti benden sonradir. Cunku bunlar dunya aleminin unsurlarm- 



429 (YAZICI, 1995), c. 2, s. 363, (24) 

BuharT, Tefsir, Benu israil, 11, Zekat 52. 
431 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.188), s. 274 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 187 



dandir. Onun igin ben her anda zuhur ederim. 

Yiturdum benligi, benlik bana hgk benligindendir, 
Tekellumde hitab-i giybetin karhanesiyim ben. 

Benligimi yitirdim, benlik bana Hakk benligindendir, 
Konu§makta gaybihitabm karhanesiyim ben. 

"Kulum bana nafilelerle yakla§maya devam eder.." hadis-i kudsisinin 
haber verdigi makam-i alt olan kurb-i nevafil denilen makama vasil olunca 
"Bende benlik kalmadi. Benden gorup i§iteni bildim ki; ol canan imi§" gere- 
gince fena-fillah sirrma erdim ve Hakk'm bakasi ile bakioldum. Artik tekel- 
lumde hitab-i gaybetin ben aleti oldum. Yani Hz. Musa aleyhisselama agag- 
tan "Ben Allah'im" hitabi gelmi§tir, agag kelama vasita olur da insan-i kamil 
olmaz mi? Yaratih§ itibariylede ilk mahluk yani Nur-i MuhammedTdir ki; o da 
nur-i ilahiden vucuda gelmi§tir. Bu itibarla da benim varhgim esasen Hakk'm 
varhgmdandir veya "Senin vucudun bir gunahtir ki; ona bg§kg gunah kiyas 
edWmez" geregince buyuk gunah olan vehim olan varhgimi ben yitirdim, 
kaybettim; §u halde kalan varhk Allah Teala'nin varhgidir, denilmektedir. 

"Ben, ben degilim; ben dedigim sensin sen." denilmesi bu varhktan kur- 
tulanin karidir. Kendine vucud verir isen Allah Teala'nin vucuduyla ikilik gi- 
kar. Benlik yani her ferdin nefsinde (Ben) denilen manadir ki; ki§inin nefsi ve 
zatidir. 

"Hitab-i gaybet": Kudret ve kelam sifatlarmi beyandir. Hitab-i gaybetten 
maksad, kalbde tecellieden hitab-i ilahiyi beyandir. 

"Kar-hane": imalat yeri manasmdadir ki; burada ilahT kudret 
kasdedilmi§tir. Yani benlikten halas olduklarmdan benlikleri Hakk benligin- 
den ibaret kalmi§ ve sozlerin ilahT hakikatler oldugunun beyanidir. 

Ne Misriyim, ne Mehdfyim, ne isci'vim, neinsanim, 
Bu vanan dciimfsem'in veli pervanesiyim ben. 

Ne Misriyim, ne MehdTyim, ne isa'yim, ne insanim, 
Veli! Ben bu devamh yanan ate§in pervanesiyim 

Bu makam-i be§eriyyetten gikinca artik bende MisrT'lik §ahsiyyeti kalma- 
di. Hidayete vesile olmak da kalmadi. Cunku hakikatta had? mehdi Allah 
Teala'dir. hususT ruhum ruh-i kulliyyeye dondu. §u halde insan mertebesin- 
deki be§erT halimde mahv oldu. Ancak ancak a§k kaldi. Her varhk mahv oldu, 
a§k kaldi. "... Bugun hukumranhk kimindir? ..." 432 hitabma "... Kahhar olan 



432 Mumin, 16 



188 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



tek Allah'inchr." 433 cevabini a§k verecek, diyorlar. 

Kendisinin me§reb-i musevTde oldugunda "ben §em'-i cemal-i 
pervanesiyim" 

TecellT-i Tseviyyede oldugunda; "Dediler Isa'ya Misri bir zaman," "Bu- 
nunla bir oldu dem-i isa ile Misri" 

TecellT-i tamme-i muhammediyye de olduklarinda; "Niyazi taht-i bada 
nokta oldu Ali'nin sirrma olali mahrem" 

Buyuruyorlar ki; Hz. Ali kerreme'llahu veche sirrinin mahremi olmak 
"Ben ve Ali aym nurdaniz." hadis-i §erifi geregince kulli tecelliyata mazhar 
olduklanni beyandan ibarettir. §u halde MisrT'lik isa'hk da kalmaz. 

"MisrT Tsa aleyhi's-selamdur bu heva sozi deguldur vahydur hem akla 
hem nakle muvafikdur ben aramadum sen aradm da buldin." 434 

Ey zalim hTg bir kitabda yazar mi ki isa ve MehdT deccala uyup her fit- 
nesinde ondan ziyade sa'y itmekle isa olur ve MehdT olur diyu. Sen onla- 
rm fitnesine onlardan ileri gitmek ile isa ve MehdT ve Allah oluruz mi 
sanursm. 435 

NiyazT-i MisrT hakkmda Bursevi'nin yanh§ yorumlan bulunmu§tur. Bu 
nedenle ruhani mecrada ona Hz. Pirin igbiran mevcuttur. 
[(Mehmed §emseddin Ulusoy, Dildar-i§emsT isimli kitabmda ) 9 Car§am- 
ba Zi'lkade 1313 (22 Nisan 1986) senesinde istanbul'a gegtim, Vefa'da Efen- 
di Dayima ve §eyh Ahmed Efendi'ye ugrayip Edhem Efendi'nin akrabasmdan 
Mehmed Ali Bey'de o gece misafir kaldik. Ferdasi Per§embe gunu Fatih'e 
gidildi, me§hur turbedar Ami§ Efendi 436 ile goru§tuk, Hazret, turbede oturu- 



433 Mumin, 16 

434 (NiyazT-i MISRT, 1223), v.31a 



"MisrT Isa aleyhi's-selamdir bu heva sozu degildir vahydir hem akla hem nakle 
uygundur ben aramadim sen aradm da buldun." 

435 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 102a 

Ey zalim hTg bir kitabta yazar mi ki isa ve MehdT deccala uyup her fitnesinde on- 
dan ziyade sa'y etmekle isa olur ve MehdT olur deyu. Sen onlarm fitnesine onlardan 
ileri gitmek ile isa ve MehdT ve Allah oluruz, oluruz mu sanirsm. 

436 (KABAKCI, 2006 ) Tezde Ali§ Efendi geciyor. Sehven yazilmi§ olmasi gerekiyor. 
Cunku o donem Turbedan Ahmed Ami§ kaddese'llahu sirrahu'l azTz turbede gorev 
yapiyordu. 

AHMED AMi$ kuddise sirruhu'l-azTz EFENDJ 

Fatih Sultan Mehmed Han'm turbedarlarmdan ve §a , baniyye tarTkatmin son de- 
vir §eyhlerinden. ismi, Ahmed Ami§ (Ami§ kelimesinin Arapgadaki ami$ veya 
a'me$'le ilgisi yoktur. Bu kelime Rumeli'de amca manasmda «amm»m tasgir (ku- 
gultme) sigasi olup «amcacik» demektir. Rumeli'de gok sevilen gocuklar bu tabirle 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 189 



gagnhrlar) olup, Turbedar veya Turbedar Ahmed Efendi isimleriyle de taninir. 1807 
(h.1222) de Tuna vilayetine bagh Tirnova'da dogdu. istanbul'da 1920 (h.1338) de 
Hakk'a yurudu. Aramgahi ebedisi Fatih Camii yanmdaki kabristandadir. 

Dogum yeri olan Tirnova'da ilk tahsilini goren Ahmed Ami§ kuddise sirruhu'l-azTz 
Efendi, medrese tahsilini de orada tamamladi. On dort yasjnda tasavvufa alaka 
duydu. Bir §eyhe baglanmak arzusuyla Sadik Efendi adh bir zata ba§vurdu. Sadik 
Efendi, O'nun bu konudaki yuksek arzusunu anlamasma ragmen, tasavvuf yoluna 
girme zamanimn gelmedigini belirtti. Bu hususta; 

"Yovruml Sen §imdi git. Sonra seni soyu temiz birisi gelip bulacak ve ir§ad (reh- 
berlik) edecektir." dedi. Bu soz uzerine ilim ogrenmeye devam eden Ahmed Amis. 
Efendi, yirmi yasjna geldigi zaman §a'baniyye yolunun ibrahimiyye veya 
Ku§adaviyye kolunun kurucusu Ku§adah ibrahim kuddise sirruhu'l-azTz Efendinin 
Tirnova'ya naib olarak gonderdigi Omer HalvetT kuddise sirruhu'l-azTze intisab edip, 
talebe oldu. Senelerce Omer HalvetT kuddise sirruhu'l-azizin ilim meclislerinde ve 
sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. 1846 senesinde ir§ada yani insanlara 
islamiyet'in emir ve yasaklarmi anlatip, talebe yeti§tirmeye mezun oldu. 1853 Os- 
manh-Rus yani Kinm harbine tabur imami olarak katildi ve harpte ustun hizmetler 
gordu. 

Harpten sonra memleketine dondu. Bir ara gordugu bir ruya uzerine, hocasi 
Omer HalvetT kuddise sirruhu'l-azTzin izniyle istanbul'a geldi. Ku§adah ibrahim 
kuddise sirruhu'l-azTz Efendinin Hakk'a yurudugu tarihinden sonra, onun yerine 
gegen istanbul-Fatih Zeyrek civarmdaki Cinili Hamamm sahibi Muhammed Tevfik 
BosnevT kuddise sirruhu'l-azTz Efendi ile goru§up sohbetinde bulundu. Sonra tekrar 
Tirnova'ya donerek bir hamam kiraladi ve Muhammed Tevfik BosnevT kuddise 
sirruhu'l-azTz gibi o da hamam isjetmeye basjadi. Bu sirada aynca Sibyan Mektebi 
hocahgi da yapan Ahmed Ami§ Efendi, Muhammed Tevfik BosnevT kuddise 
sirruhu'l-azTzin 1866 senesinde Hakk'a yurudugu tarihi uzerine tekrar istanbul'a 
geldi. Muhammed Tevfik BosnevT kuddise sirruhu'l-azTzin bnde gelen muridlerinden 
Uskudarh Hoca Ali Efendi, Rifat Efendi, Uskudar'da Nalgaci Dergahi §eyhi Mustafa 
Enver Bey, Ka§kar hukumeti temsilcisi Yakub Han ve Fatih turbedan Nigdeli Bekir 
Efendi ile sohbetlerde bulundu. Bir muddet sonra Tirnova'ya dondu, talebe yeti§- 
tirmek ve insanlara vaz u nasihat etmekle me§gul oldu. Uskup'te Seyyid Muham- 
med Nur-ul-ArabT kuddise sirruhu'l-azTz ile goru§tu. Muhammed Nur-ul-ArabT 
kuddise sirruhu'l-azTzden icazet aldi. 1877 senesinde Tuna vilayetinin Osmanlilarm 
elinden gikmasi uzerine tekrar istanbul'a geldi. Nigdeli Bekir Efendi'den Fatih tur- 
bedarhgmi devraldi ve "FATIH TURBEDARI" unvaniyla anildi. Gumu§haneli Ahmed 
ZiyaeddTn kuddise sirruhu'l-azTz Efendi'den Nak§ibendiyye yolundan icazetli olan 
Ahmed Ami§ kuddise sirruhu'l-azh Efendi tasavvufta mucahede yolunu degil de 
sohbet ve telkin yolunu tercih etti. Kendisine tabi olanlardan islamiyet'in emirle- 
rine uyup yasaklarmdan kagmdiktan sonra sadece sohbet ve muhabbet yolunu 
segmelerini istedi. Qle ve riyazat yolunu tercih etmedi. 

Ahmed Ami§ kuddise sirruhu'l-azTz Efendi bu hususta diyor ki; 

"Mucahedatm, tasavvuf? perhizlerin bir kismmi Ku§adali kaldirmi§ti. Geri ka- 
lanmi da ben kaldirdim." 



190 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kendine tabi olanlara sik sik §u tavsiyelerde bulunur; 

"istigfar edin, salavat okuyun, Kur'an-i Kerim okuyun, her §eyi Kur'an-i Ke- 
rim'de bulursunuz." Derdi. Bu sozleri dogrultusundaki ya§ayisj sebebiyle, mensub 
oldugu tankatin Piri Ku§adah ibrahim kuddise sirruhu'l-aziz Efendi gibi tekkeye ve 
merasime itibar etmemi§tir. Kirk seneyi a§an ir§ad faaliyeti sirasmda taliplere Halve- 
tT ve seyrek olarak da NaksjbendT icazetnamesi vermi§tir. 

Omrunun sonuna kadar mensub oldugu §a'baniyye yolunun §eyhligini ve Fatih 
Sultan Mehmed Han'in turbedarhgmi yuruten Ahmed Amis, kuddise sirruhu'l-aziz 
Efendinin muridleri ve yakmlan arasmda, Bursal/ Mehmed Tahir Efendi, Mtiderris 
Babanzade Ahmed Nairn Bey, Ahmed Avni Konuk, Huseyin Avni Konukman, Ismail 
Fenni Ertugrul, Abdulaziz Meed? (Tolun) Efendi gibi kimseler yer aldi. Yaklasjk 113 
yasjnda iken damadi Ahmed Nairn Bey'in istanbul §ehzadebasj'ndaki evinde 9 Ma- 
yis 1920 (h.1338) tarihinde Hakka yurudu. Cenaze namazmi talebelerinden 
Abdulaziz MecdT kuddise sirruhu'l-aziz Efendi kildirdi. Senelerce turbedarhgmi yap- 
tigi Fatih Sultan Mehmed Han'in turbesi yanmdaki kabristana defnedildi. Ahmed 
Ami§ kuddise sirruhu'l-aziz Efendinin kabirta§mda; 

Hamil-i emanat-i subhaniyye, 

Cami-i makamat-i insaniye 

Murebbi-i salikan-i rahmaniyye, 

el-Hac Ahmed Ami§ el-Halvetf e§-$aban? 

Hazretlerinin ruh-i §erifleri if tin el-Fatiha. 20 $aban 1238 

Hakk'a yurudugu tarihine talebelerinden Evranoszade SamT Bey; "Gitti gtilzar-i 
Cemale plr-i efrad-i Cihan" (1388). misra'i ile tarih du§urmu§ ve mezar tasjarindan 
birine §u manzumeyi yazmi§tir. 

Ruh-i pak-i mtir§id-i yekta cenab-i Ahmede. 
Saye-i ar§-i ilahfdir mualla a§iyan 
Matla'-i feyz-i velayettir o kutbu'l-vasilfn 
Sirr-i ferdiyyet olurdu vech-i pakinden iyan 
Rah-i $aban-i V f elide ekmel-i devran olup 
Ehl-i hilme kible-i irfan idi birgok zaman 
Ah kim ytikseldi lahuta, muhat-i vahdete 
Oldu envar-i tecellf-i bekada b?ni§an. 

Ahmed Ami§ kuddise sirruhu'l-aziz Efendi eser birakmami§tir. Abdulbaki 
Golpmarh, Ahmed Avni Konuk'un Ahmed Ami§ Efendinin sohbetlerinde tuttugu 
notlarm kendisinde oldugunu kaydetmektedir. Kendisinden sonra yerine ba§ halife- 
si olan Kayserili Mehmed Tevfik Efendiyi postnisjn birakti. §a , baniyye ve Halvetiyye 
yollarmin son devir temsilcilerinden olan Ahmed Ami§ Efendi, sohbet yoluyla talebe 
yeti§tirmeye gah§ti. Sohbetleri esnasmda kisa ve ozlu sozlerle talebelerini ikaz eder, 
onlarm istikamet uzere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ashabmm yolunda 
olmalarini isterdi. Talebelerinden birisi muridin yani talebenin §eyhe (hocaya) olan 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 191 



ihtiyacini sorunca; 

"Dag\ dag, ta§i ta§ gordukge §eyhe muhtagsm. Bu boyle olsun, §u §6yle olsun- 
dan kurtuluncaya kadar, §eyhe muhtagsm/' Demi§tir. 

KlYMETLi SOZLERiNDEN BJR DEMET 

"Ben, namazdan ziyade namaz kilani severim." 

"Marifet ehli, e§ya ne iizere ise, hakikatiyle bilmi§ ve gormu§lerdir." 

"insan surette muhtar, hakikatte mecburdur." 

"Butun mevcudat Hakkin zuhurudur. ilah?§uunat zatiiradedir." 

"Allah, haddi zatmda 'ekber'dir." 

"Kalb safasi, beden hafifligi iste." 

"Allah Teala olmak kolaydir, ama Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem olmak 
guctur." 

"Agzimdan (ikan sozleri zamanla unuturum. Fakat ne soylersem hadisat-i alem 
oyle zuhur eder." 

"Mutecelli vahid, mecla muteaddittir." (Tecelli eden birdir, Ayna ve gorunme 
yeri coktur.) 

"Ezelde hilkat yok, zuhur vardir." 

"Zahiren Kaderiyyundan, batmen Cebriyyundan ol." 

"Bizi sevenleri sevenler imanlanni kurtarir." 

"Bizim lafimiz oldugu zaman sikihp kacanlardan korkanz." 

"Birisi senin yaninda benim aleyhimde bulunursa beni mudafaa etme." 

"Ahmed (Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem adlarmdan biri) in Mim'i kalkarsa 
o vakit Ahad olur. Mim kalkar mi? Kalkarsa o vakit sen kalmazsin." 

"G6$mu§e rabita olmaz." (Tasarruftan du§mus, evliya icin) 

"Tevacud, vecd, vucud.. Bundan otesi soylenmez ki?" 

"§er?ati tut, hakikati yut." 

"Vahdet ce§nisi sjmdi KadirTlerle HalvetTlerde kalmi§tir. Otekilerde bir §ey yok- 
tur." 

Huzuruna gelen bir gence: "Had! git, meyhanelerde, kerhanelerde gezmeye 
devam et!" dedi ve cevredekiler sordular: "Ama nasil olur, Efendim?" Cevap verdi: 
"Bunun, ezelftakdirde i§i o. Ban bunu emirle yapmi§ olsun/' 

Bir kadm huzuruna gelip, Medine'de RasGlullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
ravzasma konmak uzere bir dua rica eder. Amis, kuddise sirruhu'l-aziz Efendi bir 
pusulaya bir iki satir yazip verir. Kadm: "Ama bu kadarcik olur mu?" diye sorunca 
cevabi §u olur: "Hadi git be kadm, ben onu zatimdan Muhammedi'me yazdim! El- 
bette olur!" 

Huzuruna gelen bir doktor, sohbet sirasmda : "Tuz, iki madenden murekkeptir. 
Bu iki maden tek basjarina almdiklarinda oldurucu birer zehir olurlar. Halbuki ikisi 
bir almmca lezzet veren bir madde oluyorlar." Bunu dinleyen Ahmet Ami§ kuddise 
sirruhu'l-aziz Efendi der ki; "Allah Teala He Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem 
de aynen dyledir. " 

Bir miknatisi bir demire tutarak: "Bakm nasil gekiyor! Ben de istedigimi i§te boyle 



192 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



yor, ihtiyar, nuranT bir zat, bizi sordu, soyledik. Hazret (Ami§ Efendi), MisrT 
deyince elini gogsune koyarak gozlerini yumdu, kaddesa'llahu sirrahu'l-azTz 
dedi, bir muddet murakabede bulundu. Sonra ismail Hakki (Bursevi) dan 
bahs agti, ismail Hakki (Bursevi) benimle g6ru§medi dedi, ben MedTne-i Mu- 
nevvere'de Hazret-i Rasulu'llah ile mulakT oldum, iltifat buyurdular ama 
ismail Hakki (Bursevi) ile goru§medi dedi. 



gekerim. Siz oteden be ride n ad am getirecegim diye ne ugra§irsimz?" der. 

Daha iyi hallere yukselmek isteyen bir muridine sozu: "Kan$tirdigi helvaya $eke- 
rin ne zaman konulacagini, helvaci bilir." 

Rizk ile ilgili olarak soru soran birine de; "En aid nzik, manev? nzktir. Dunyada 
e§ini bulamaz, i§ini bilemezsen rahat edemezsin." Demi§tir. 

Ahmed Ami§ kuddise sirruhu'l-aziz Efendi sohbetine gelenlerle tath tath konu§- 
tuktan sonra, onun hakkmda dua eder ve bazi mujdeler verirdi. Evranoszade SamT 
Bey, o zaman Ru§diye ogretmeni olan §erafettin Yaltkaya'yi, Ahmed Ami§ kuddise 
sirruhu'l-azTz Efendinin sohbetine getirdi. Fakat iki saat muddetle oturduklan halde 
Ahmed Ami§ kuddise sirruhu'l-aziz Efendi sessiz durup hig konu§madi. Evranoszade 
SamT Bey, Ami§ kuddise sirruhu'l-aziz Efendinin bbyle gelenlere dua edip bazi muj- 
deler verdigini bildigi igin bu durumu merak etti. gun hig konu§madan Ami§ Efen- 
dinin yanmdan aynldilar. Evranoszade SamT Bey ertesi gun tek ba§ma Ami§ kuddise 
sirruhu'l-azTz Efendinin yanma gitti ve 

"Efendim, $erafettin igin bir mujde vermediniz sebebi nedir?" diye sordu. Ahmed 
Ami§ kuddise sirruhu'l-azTz Efendi, biraz durakladiktan sonra; 

"O ($erafettin Yaltkaya) bulundugu meslegin en yuksegine gikar." dedi. Hakika- 
ten §erafettin Yaltkaya zamanla yukselip profesor ve Diyanet i§leri Reisi oldu. Fakat 
islam dinTne hizmet edecegi yerde pek £ok zarar verdi. Bu yuzden, icraatmi bilenler 
tarafmdan TelafuddTn Haltkaya adi ile anildi. 

Edirnekapi di§mda kabri bulunan Bekir NigdevT'nin kabri yanmda Ami§ Efendinin 
talebelerinden Hilmi Bey'in kabri vardir. Hilmi Bey ^anakkale Sava§mda Fransiz 
zirhhsmi Bogaz'm sularma gomen me§hur askerdir. Gumu§suyu AskerT Hastanesi 
Ba§tabibliginden emekli Albay Doktor Hamdi Hizlan Bey, Ahmed Ami§ kuddise 
sirruhu'l-azTz Efendiden naklen anlatiyor: 

"Siz harbin fecaatini bilmezsiniz. Ben Rus (Kinm) harbinde yarahlan sirtimda 
ta§idim. Harbin fecaatini yakinen bilirim. Sakm harbi temenni etmeyin." 

Ahmed Ami§ kuddise sirruhu Efendinin halife olarak biraktigi talebeleri §unlar- 
dir: 

1. Kayserili Mehmed Tevfik Efendi. Bu zat Ami§ Efendiden sonra §a'baniyye 
tankatmin Ku§adaviyye (ibrahimiyye) kolunun §eyhligini yurutmu§, emaneti Mara§h 
Ahmed Tahir kuddise sirruhu'l-azTz Efendiye birakarak Hakk'a yurumu§tur. 

2. Abdul-azTz MecdT (Tolun) Efendi. 

3. Evranoszade Suleyman SamT Bey. 

4. Trablus Naib-i Sultani §emseddm Pa§a. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 193 



Dedim: Efendim! Belki ba§ka bir mahalde imi§tir? 

Hayir dedi 'mertebe-i zat tecellisine mazhar olanlar her yerde zuhur ve 
buruzu 437 zaruridir' dedi. Zan edersem ismail Hakki (Bursevi)'nin Hazret-i 
MisrT hakkmdaki itirazlarmdan dolayi O'na olan igbiranni 438 telmih 439 etti.] 



TAHMIS-IAZBI 

Sifatu'llahi seyr etsen kimin durdanesiyim ben 
Geda suret gozettimse hakkm bir $anesiyim ben 
Eger fehmeylesen sofi ne can cananesiyim ben 
ilm-i bahri vucud asdafmm durdanesiyim ben, 
Maarif kenz-i dil vassafmin viranesiyim ben. 

Varimi sirrima agah olanlar hisse aldilar 
D?l-i lal akli mat olup benim sirrimda kaldilar 
Hakk'a teslim olan canlar yolu erkani buldular 
Benim ilmim katmda muctehidler aciz oldular, 
Veli ilm-i ilaht'nin deli divanesiyim ben. 
Kimisi raz sergerdan olup hayrette kalmi$lar 
Kimisi dan mihnette ozun kavgaya salmi§lar 
Kimi yoklukta mahvolmu§ kimi bu vare gelmi§ler 
Birer hale cihanm halki bir bir ran oldular, 
Benim bir hale meylim yok Hakk'm bilmem nesiyim ben. 

Ne izhar eylesem mumkun ne punhan eylesem ey yar 
Ne bir derdimle ortak var ne bir mislim gibi nagar 
Er satveleri 441 olur aciz ne merhemle olur timar 442 
Bi-kullfalemin halki bilirler bende bir dert var, 
Bilinmez sevdigim kimdir nenin mestanesiyim ben. 



437 



Buruz: Zahir olma, belirme, meydana gkma. Qkmak. 



438 igbirar: kinlma, gucenme. 

439 Telmih: Bir §eyi agikga soylemeyip ba§ka bir mana ifade igin soz arasinda manah 
soylemek. ima ile soz arasinda ba§ka bir manayi ifade etmek. 

440 (KABAKCI, 2006 ),s. 43-44 

Satvet: Ezici kuvvet. Hisjm ve sjddetle kavrayip almak. Birisinin uzerine sjddetle 
sigramak ve hamle etmek. Zorluluk 

Timar: f. Bir §eyin devam ve inki§afi igin yapilan hizmet. Tedavi 



194 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Hokikot bohridir oklim reis oldum tenifelege 
Ozum evvelden evveldir kadem basmadan eflake 
Gozume Hakk olur perde bakarsam mali emlake 
Egerki sureta ahirde geldim alem-i mulke, 
Ne maziyem, ne mustakbel her anm anesiyim ben. 

Qun insanim ve mekanim bu mir'at tenligimdendir 
Ziya bah$ayi§i bizim bu ziynet tenligimdendir 
Bakada fanide benlik benimle senligimdendir 
Yiturdum benligi, benlik bana hak benligindendir, 
Tekellumde hitab-i giybetin karhanesiyim ben. 
Ezelden sakiya cam bekadan mestu hayranem 
Person turresin yarin korelden dil peri$anim 
Ne AzbVyem ne §arkiyem ne garbiyem ki ben canim 
Ne Misriyim, ne Mehdfyim, ne isa'yim, ne insanem, 
Bu yanan daimf§em'in veli pervanesiyim ben. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 195 



159 

Vezin: Mef ulu Mefa'Tlun Mef ulu Mefa'Tlun 

Sevdim seni hep vanm yagmadir alan alsm, 
Gordum seni efkanm yagmadir alan alsm. 

Aldi gii beni benden gegtim bu can u tenden, 

Aklim dahi her vanm yagmadir alan alsm. 
Ben varhgimi attim dost varligma yettim, 
Her usluya bazarim yagmadir alan alsm. 

Gegtim ben ad u sandan giktim ben o dukkandan, 

Hep irz He vakanm yagmadir alan alsm. 
Geldi dile dildarim buldum giil-i gulzanm, 
$imden geru hep vanm yagmadir alan alsm. 

Sen gaib u hazirsm her halime nazirsm, 

Ahval He etvanm yagmadir alan alsm. 
Qiin buldu goniil yarim terk eyledim agyanm, 
iman He zunnanm yagmadir alan alsm. 

Misri'ye viicub imkan bir oldu kamu a'yan, 

Taat He ezkanm yagmadir alan alsm. 

Sevdim seni hep vanm yagmadir alan alsm, 
Gordum seni efkanm yagmadir alan alsm. 

Sevdim seni hep vanm yagmadir alan alsm, 
Gordum seni pek fakirim yagmadir alan alsm. 

Rodos'a suruldugu sirada tekkedeki dolabi agihp kitaplan yagma edilmi§. 
NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l aziz bu munasebetle bu gazelinini soy- 
lemi§tir. 

Hak boyle olmak ister bizum yagma ilahimuze dahl idenler bum 
gormi§ olsalar ve Tmanlan da olsa dahl itmezlerdi bizum garazumuzi hun- 
kar yagma itdurdi padi§aha ittiba an biz de yagma itdurduk §imdi padi§ah 
Allahun irzmi da yagma itdurmek ister orasmi biz bilmezuz. Allah bilur 
idebilurse itsun. Bir kimse ziyade teshir bilur imi§ hatirma gelmi§ ki her 
§ey'in teshiri bana musahhardur, Allahi da bir teshir ideyum goreyum 
dimi§ vefkni konarken §i§mi§ gatlami§. 443 



443 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 44a 



Hak boyle olmak ister bizim yagma ilahimize kan§anlar bunu gormu§ olsalar ve 
Tmanlan da olsa kan§mazlardi. Bizim maksadimizi hunkar yagma ettirdi padi§aha 
ittiba an biz de yagma ettirdik §imdi padi§ah Allahun irzmi da yagma ettirmek ister 
orasmi biz bilmeyiz. Allah bilir idebilirse etsin. Bir kimse ziyade teshir bilir imi§ hati- 



196 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Aldi cu 444 beni benden gectim bu can u tenden, 
Akhm dahi her vanm yagmadir alan alsm. 

Aldigi gibi beni benden gegtim bu can ve tenden, 
Akhm dahi her vanm yagmadir alan alsm. 

Ben varligimi attim dost varligina yettim, 
Her usluva bazanm yagmadir alan alsm. 

Ben varligimi attim dost varligina yettim, 
Her akilhya pazarim yagmadir alan alsm 

Gectim ben ad u sandan ciktim ben o diikkandan, 
Hep irz lie vakarim 445 yagmadir alan alsm. 

Gegtim ben ad ve §6hretten giktim ben o dukkandan, 
Hep irz ile vakarim yagmadir alan alsm. 

Geldi dile dildarim buldum giil-i gulzarim, 
Simden geru hep vanm yagmadir alan alsm. 

Geldi dile sevgilimi buldum gul bahgemin gulunu 
§imden geri hep vanm yagmadir alan alsm 

Sen gaib u hazirsm her halime nazirsm, 
Ahval Ile etvarim yagmadir alan alsm. 

Sen gaib ve hazirsm her halimi gorursun, 
Hallerim ile tavirlarim yagmadir alan alsm. 

Cun buldu goniil yarim terk eyledim agyarim, 
iman Ile zunnarim 446 yagmadir alan alsm. 

Cunku buldu gonul yarim terk eyledim ba§kalarmi, 
iman ile zunnarim yagmadir alan alsm. 



rma gelmi§ ki her §ey'in teshiri bana kolayla§mi§tir, Allahi da bir teshir ideyim gore- 
yim demi§ vefkni konarken §i§mi§ gatlami§. 

444 Cii: f. (Te§bih vetalil edati) Gibi. Dikkat. Ahenk 

445 Vakar: Agirba§hhk. Halim ve heybetli olu§. Namusu muhafazayi mucib haslet. 
Temkinlilik. Azamet ve izzet 

Zunnar: ip. Hristiyan rahiplerinin veya puta tapanlarm, papazlarm bellerine 
bagladiklan orme ku§ak. (Rukua mani oldugu igin ku§anilmasi islamiyette kufur 
alameti sayilmi§tir 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 197 



Misri've vucub imkan bir oldu kamu a'yan, 447 
Taat ile ezkarim yagmadir alan alsm. 

MisrT'ye vacib imkan bir oldu kamu a'yan, 
Taat ile zikirlerim yagmadir alan alsm. 

TAHMiS-iAZBt 

Bu dildeki efkarim yagmadir alan alsm 

Hem yar ile agyar yagmadir alan alsm 

iman eyle ikrar yagmadir alan alsm 

Sevdim seni hep vanm yagmadir alan alsm, 

Gordum seni efkarim yagmadir alan alsm. 

Azadeyim efgende kayd-u gam medfeninden 
Duzah eyle cennetten kulhan eyle gul$enden 
Hep minnetimi kesdim elinden ve yerinden 
Aldi gii beni benden gegtim bu can u tenden, 
Aklim dahi her vanm yagmadir alan alsm. 

Bu kunhune yalancmm zehriyle balm yuttum 

Dunya ile ukbayi bir pula alip sattim 

£un dostu ayan gordum efkarimi dagittim 

Ben varhgimi attim dost varligma yettim, 

Her usluya bazarim yagmadir alan alsm. 

Sen canla canana gegtim sir ile candan 
Hem namla ni§andan hem kufru ile imandan 
Abadile 448 ve yaranim bu ahd ile peymanmdan 
Gegtim ben ad u sandan giktim ben o dukkandan, 
Hep irz ile vakarim yagmadir alan alsm. 

Qun ahd ile ikrarim bir oldu kamu vanm 

Nur ile budem narim yarim eyle agyarim 

Ben ku$dilin an la rim dil Attar' im 

Geldi dile dildarim buldum giil-i gulzarim, 

$imden geru hep vanm yagmadir alan alsm. 

Her kande ki ey dilber baktim ise hazirsm 
Cunku Hakk'i ozun duydu her vechile zahirsin 
Ey dil nice bir bilmem bulbul gibi $akirsm 
Sen gaib u hazirsm her halime nazirsm, 
Ahval ile etvarim yagmadir alan alsm. 



A'yan: (Ayn. C.) Gozler. Bir yerin ileri gelenleri. Meclis azalan. Senato azalan. 
Muayyen ve mu§ahhas olan §eyler. Altmlar. Kaymakam 
448 Abadile: Abdullah isimliler 



198 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Hokk oldu benim benim vorim big kolmodi inkorim 
Mahv oldu kamu karim $ad oldu dil zarim 
Hem bir gulu bir harim hem $e§ He hem garim 449 
Qiin buldu gonul yarim terk eyledim agyanm, 
iman He zunnarim yagmadir alan alsm. 

Azbiederim efgan hicrinle olam nalan 
Kalmadi gam niran yar oldu bono conon 
Kolmoz bono isyon bu nefs He hem §eyton 
Misri'ye vucub imkan bir oldu kamu a'yan, 
Taat He ezkanm yagmadir alan alsm. 



449 §e§: Alti, gandort 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 199 



160 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Te§ne-i bahr-i muhft olan dile re§ neylesin, 
Tuti-i sukker-fe$an uftadeye ke§ neylesin. 

Cur'a-i sahba-i zat-i nu§ edip temkin bulan, 

Afitab olan gonul telvfn-i meh ve§ neylesin. 
Arifin esran settar oldugun etme aceb, 
Ta'n ederzahid denilen div-i serke§ neylesin. 

Ademin vechinde Hakk'i gormedi ibITs-i lain, 

Sureta gordugu bir §ekl-i munakka§ neylesin. 
Can Niyazfehl-i a§ka nazikane va'z eder, 
Ehl-i nefs olan i§itmez dil-i mu§evve§ neylesin. 

Te$ne-i bahr-i muhft olan dile res neylesin, 
Tuti-i sukker-fesan uftadeye 450 ke$ 451 neylesin. 

Buyuk deryayi arzulayan gonule serpinti neylesin, 
Papagana §eker sagan du§kun olan a§iga ke§ neylesin. 

Birinci beyitte gegen engin denize susami§ bir gonule su serpintisi neyle- 
sin, yani tevhid ehline ilmi-i rusum (resmi ilimler) ne yapar? O resmi ilimlere 
hig iltifat etmez. Tevhid-i efal, tevhid-i sifat, tevhid-i zat telvin 
makamlandir, yani renklenme makamlaridir. Cem makami ise temkin 
makamidir, yani vakar, sebat, agirba§hhk makamidir. Hazret-il cem makami 
yine telvin makamidir. Ahadiyyet makami temkin makamidir. Temkin ehli 
olan, yani Ahadiyyet makammda bulunan bir kimse bir daha telvin 
makamma inmez, ancak tevhid mertebelerini ba§kalarma ogretmek igin 
olabilir. 

Cur'a-i sahba-i zat-i nus edip temkin bulan. 
Afitab olan gonul telvfn-i meh ve$ neylesin. 

Bir yudum zatm igkisini igip sakin olan, 

Gune§ olan gonul aym renklerini gibi §eyleri neylesin. 

Arifin esran settar 452 oldugun etme aceb, 
Ta'n 453 eder zahid denilen div-i serkes neylesin. 



Uftade: f. Du§mu§. Fakir, bigare. A§ik, tutkun 
Ke§: Yagsiz peynir 

Settar(e): Orten, kapayan gizleyen. En gok gizleyen ve orten 
Ta'n: Ho§ gormemek. Kotulemek. Birisinin ayip ve kusurlarmi beyan etmek. 
Kufretmek. Muhalifin iddialarmi gurutmek. Vurmak. Duhul etmek, dahil olmak, 



200 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Arifin esranni saklar olmasma §a§irma, 

Ho§ gormeyen zahid denileni sarho§lugu buyuk olan neylesin. 

Ademin vechinde Hakk'i aormedi ibITs-i lain, 
Sureta gordugu bir sekl-i munakkas neylesin. 

Ademin vechinde Hakk'i gormedi lanetlenmi§ ibITs, 
Sureta gordugu bir naki§ i§lenmi§ §ekli neylesin. 

insan bilmedigi §eyi gormez. iblis meleklere uzun sure hocahk yapmca 
her §eyden haberi oldugunu zannetti. Bilmedigi §eyleride gormekten aciz 
kaldi. 

[Mesela; bir ki§i geceleyin bir §ehre girmek isterse, yolu bilmezse, yol 
uzerinde haydutlar oldugu bildirilse veya bilse, iki §eye muhtag olur. 

Biri fener, ikincisi rehber'dir. 

Buna gore nefis yolunda; fener esaslar, yol usul, rehber yol gosteren 
dir. Terbiyede gidecegi §ehirde hakikat §ehri yani insan olmanm sirrma 
kavu§maktir. 

Eger feneri olsa, rehberi olmazsa istegine kavu§amaz. Fenersiz gide- 
cek olursa bu sefer de yolunu kaybedip telef olur. Rehberi olsa feneri bu- 
lunmazsa, rehberini goremez yolu kaybeder. 

"Beynimiz sadece mumkun olduguna inandigimizi gosterecek §ekilde 
gah§ir. Ornekleri daha once igimizde var olanlarla §artlanma yollu e§le§ti- 
ririz. Dogru olduguna inandigim harika bir hikayeye gore Kizilderililer 
Karayip Adalarmdaki yerli Amerikan Kizilderiler Columbus'un gemilerinin 
yana§tigmi gordukleri zaman onlari higbir §ekilde gorememi§. Cunku da- 
ha once gordukleri higbir §eye benzemiyormu§ gorememi§ler. 
Columbus'un donanmasi Karayiplere vardigi zaman higbir yerli gemileri 
goremedi ufukta var olmalarma ragmen. Gemileri goremeyi§lerinin ne- 
deni beyinlerinde yelkenlilerin var olduguna dair bir bilgi ya da deneyim 
bulunmamasiydi. Bu yuzden bakan, okyanusta dalgalanmalar oldugunu 
fark eder. Fakat hig gemi gormez. Sonuca ne sebep oluyor diye merak 
etmeye ba§lar. Boylece her gun gikip bakar bakar ve bakar. Ve belli bir 
zaman sonra gemileri gorebilir. Ve bir kez gemileri gordugu zaman gemi- 
lerin orada var oldugunu herkese anlatir. Cunku herkes ona inanmi§tir ve 
guvenmi§tir onlar da gorurler." 454 ] 455 



girmek 

(Kuantum Fizik Belgeseli) 
455 (ALTUNTA$, 2007), s.802 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 201 



Can Niyazi ehl-i a$ka nazikane va'z eder, 
Ehl-i nets olan isitmez dil-i musevves neylesin. 

Can NiyazT ehl-i a§ka nazikane va'z eder, 
Nefis ehli olan i§itmez gonlu §upheliyi neylesin. 

[A§k ne §eydir, nasil olur der isen, sana bir temsil ve hikaye ile a§ki 
beyan edeyim. Bir deveci, devesini kaybedip aramak igin sahralara §ura- 
ya buraya gider imi§. Bir sahrada bir ge§me ba§mda bir kiz gormu§. Mu- 
rat etmi§ ki, bu kiza sual edeyim, belki deveyi gormu§tur deyip yanma 
yakla§ip kizdan develeri sual etmi§. Kiz ona cevabmda demi§ ki, 

"Beni babam dayimm ogluna verecektir. Ben ona varmiyorum, iste- 
mem, ben filana varacagim!" Deveci tekrar: 

"Kizim ben senden develeri sual ediyorum." Tekrar kiz cevabmda: 

"Camm emmi, dedim ya, ben ona varmayacagm, filana varacagim" 
demi§. Deveci birkag defa tekrar tekrar boyle demi§ ise, de fayda etme- 
yip yine o kendi efkarmi soyluyor. Deveci anlami§ ki, buna i§i anlativere- 
meyecektir, oradan gitmi§tir. i§te a§k-i ilahide olan zat boyle olmah, yani 
a§k-i ilahiden ba§ka bir §ey bilmemeli demektir.] 456 



TAHMiS-iAZBI 

Bitarikat bi hakikat olana e$ neylesin 
Sahibi kibr u kine duzahda ate§ neylesin 
Talib-i altun olan bimare pe$ke§ 457 neylesun 
Te§ne-i bahr-i muhft olan dile re§ neylesin, 
Tuti-i sukker-fe$an uftadeye ke§ neylesin. 

Egledim hakikat oldu sahib-i nuktedan 
Bali zehri bir bilip semmi 458 helahil 459 irfan 
Baktigi ayinedir eylersifatm ho§ lyadir 
Ciir'a-i sahba-i zat-i nu§ edip temkin bulan, 
Afitab olan gonul telvtn-i meh ve§ neylesin. 
Etti tekmil tarikat malikfsirri edep 
Serbeser 460 sirri hakikat ona zahir oldu hep 
Gel bugun sen ayn-i cem ol dervi$ eyle talep 
Arifin esran settar oldugun etme aceb, 
Ta'n eder za hid denilen div-i serke§ neylesin. 



456 (ALTUNTAS, 2007), s.620 

Pe§ke§: kar§ihksiz vermek. Haksiz yere bir§eyi vermek. 

SemmT: (Semmiye) Zehirle alakah. Zehirli. 

Helahil: (Hulhul. C.) Tesiri pek kuvvetli ve oldurucu zehir. Panzehiri olmayan agu 
460 Serbeser: f. Ba§tan ba§a. 



202 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bugzlo kibri hoseddir halka la'net gun hemin 
Boyle idrak eylemi$tir arif hakk-al yakfn 
Kendi nurundan vucuda geldi odemdir hemin 
Ademin vechinde Hakk'i gormedi ibITs-i lain, 
Sureta gordugu bir §ekl-i munakka§ neylesin. 
Oldu hep arifler igre bu haber Hakk'i mu'teber 
TobV nefsi olan kes rohmo yonli$ gider 
Dinle bu magzi hakikat Azbi 'den mo' no hober 
Can Niyazfehl-i a§ka nazikane va'z eder, 
Ehl-i nefs olan ifitmez dil-l mu§evve§ neylesin. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 203 



161 
6+5=11 

Kam bir mur§id-i kamil isteyen 

Yeti§ Elmali'da Ummi Sinana 461 

Kalbum marazmdan kurtulam diyen 

Yeti§ Elmali'da Ummi Sinan'a 

Gergi her ko§ede §eyhim dir goktur 
Blnde birinin (klm) Irfam yoktur 
Miir§id-i kamilim tank! Hakk'dir 
Yeti§ Elmali'da Ummi Sinan'a 

Allah fillah ir$ad yoluna durmu§ 

Yolila ehlinden usuliin almi§ 

Sinesi nur He eyle(ce) dolmu§ 

Eri§ Elmali'da Ummi Sinana 

Ayetin hadfsin sirnn anlayan 
Da'im tevhid He gonlun eyleyen 
Bfgare Misrinin soziin dinleyen 
Eri§ Elmalida Ummi Sinana 

Kam bir mursid-i kamil isteyen 
Yetis Elmali'da Ummi Sinana 

Hani bir mur§id-i kamil isteyen 
Yeti§ Elmali'da Ummi Sinana 

UMMtSl'NAN kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 



462 



HAYATI 

TarTkat ve hakikatin rehberi olan Ummi Sinan'm asil adi Yusuf tur. "Ummi 
Sinan" veya "Sinan Ummi" lakabiyla tanmmi§tir. 

Dogum tarihi kesin olarak belli degildir. Bazi ipuglarmdan hareket ederek 
dogdugu seneyi tahminT olarak tesbit etmek mumkundur. §6yle ki, XVII. 
yuzyil mutasavvif §airlerinden NiyazT-i MisrT, Ummi Sinan tarafmdan yeti§ti- 
rilmi§tir. O, bazi eserlerinde mur§idinden de bahsetmi§tir. Bunlardan birisi 
kendi el yazisiyla mevcut olan "Hatirat M i 463 digeri de, "irfan Sofralan" 464 adh 
eseridir. NiyazT-i MisrT nin, §eyhinin vefatma du§tugu tarih §iirinden anla§ila- 



Kenan Erdogan, Niyazi-i Misri Hayati, Edebi Ki$iligi, Eserleri ve Divani'nm Ten kit I i 
Metni, Ankara, 1998, s.182 

462 (TATCI, 2007), s. 93-132, kisaltilarak ahnmi§tir. 

463 bkz. KelTmat-i Kudsiyye, Bursa il Halk Ktp. Orhan Gazi Bl. Nu: 690) 

464 (ATE§, 1971) 



204 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



cagi uzere, UmmTSinan 1067/1657 senesinde Hakk'a yurumu§tur. Bu tarih- 
te NiyazT-i MisrT kirk ya§mda, ustadi ise doksan ya§in uzerindedir. Dogum 
tarihini bulmak igin Hakk'a yuruyu§ tarihi olan 1657'den en az doksan sene 
geri gitmemiz gerekmektedir. Bu da bize 1567 tarihini verir. 

UmmT Sinan, HalvetT erkani buyuklerinden Eroglu Nuri'ye mensuptur. 
Eroglu, 1603 senesinde Hakk'a yurumu§tur. Bu erkanda yeti§en mur§idler 
posta gegtiklerinde en az kirk ya§mda olmak zorundadirlar. UmmT Sinan 
ir§ad postuna oturdugunda 40 ya§mdan daha kuguk olamayacagmdan dola- 
yi, 1603 tarihinden 40 sene evveline gidildiginde 1-563 tarihi kar§imiza gikar. 
Bu iki ipucuna dayanarak, UmmTSinan'm 1563-1567 yillari arasmda, buyuk 
bir ihtimalle 1567 senesinde dogdugu soylenebilir. 

UmmTSinan'm ailesi hakkmda bilgiler smirhdir. Ancak, onun ogullarmdan 
ikisi bilinmektedir. Suleyman HakirT ve SelamT Halil isimlerindeki her iki oglu 
da, babalan tarafmdan egitilmi§lerdir. Suleyman Efendi §iirlerinde "HakirT" 
SelamT Halil Efendi de, "SelamT" mahlasiyla §iirler yazmi§tir. 

Elmah'yi manevT §ahsmda temsil edecek kadar §6hret sahibi olan UmmT 
Sinan, Mustafa LutfT'nin; 

Zahirde dirah$an u batmda cevahirdan 
Elmali deyip gegmez bir dil ki ola insan 

beytinde belirttigi uzere, gergekten de, devrinde geni§ bir kitleyi tesiri al- 
tma almi§, ilmi ve faziletiyle pek gok ki§inin gonlunde taht kurmu§tur. Bu 
buyuk mutasavvifm §6hretine oranla hayati hakkmda bildiklerimiz oldukga 
azdir. 

UmmTSinan, Halveti erkanmm buyuklerinden Eroglu Nuri'ye mensuptur. 
§eyhi Eroglu Nuri 1603 tarihinde Hakk'a yuruyunce, onun yerine ir§ad pos- 
tuna gegmi§tir. Bu arada sadece tasavvufT egitimle me§gul olmayip, bugune 
kadar gelen ve kendi adiyla anilan medresede zahirT ilimlerle ilgili dersler de 
vermi§tir. 

UmmT Sinan, 10. 04. 1657 tarihinde Elmah'da Hakk'a yurumu§tur. Bu ta- 
rihle ilgili belgeler mevcuttur. Bunlardan birincisi, NiyazT-i MisrT'ye ait tarih 
manzumesidir. Elmali ilge Halk Kutuphanesi'ndeki bir Mecmua iginde (Nu: 
43/2, s. 400) bulunan §iir, "Velehu Mersiyye-i TarTh-i §eyh UmmTSinan k.s." 
ba§hgiyla kayithdir: 

Ugradi can yine matem ustune 

Olmaya bir nale nalem ustune 

Can u dil meksufu mahsufoldular 

Kara gun dogdu bu hanem ustune 

Feyzimin suyu yerinden od gikar 

Yara$ir bana ki yanam ustune 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 205 



Yikilip meyhone big mey kolmodi 

Bir e$ik bulam mi yatam ustune 

Geldi §eyhimin Niyazi tarihi 

Son kiyamet kopdu diem ustune 

Sene: 1067 (M. 1657) 

UmmT Sinan'in Hakk'a yuruyu§u ile ilgili ikinci beige, yine ayni 
Mecmua'da (s. 36) bulunmaktachr. UmmT Sinan'in oglu Suleyman Efendi 
tarafmdan yazilan bu bilgiler §6yledir: 

"Merhum ve magfurunleh mm? Sinan Efendi ismuhu Yusuf Efendi. Dar-i 
dunyadan dar-i ahirete intikal etdigi sene seb'a sittin u elf Medfun fi Elmali. 
Sene 1067. 

Fi§ehr-i Cemaziye'l-ahirin yigirmi besinci gecesi vaki olup dunyadan 
ahirete intikal edip sail gunu dahve-i kubradan hak-i siyaha tap$inldi. 

Nevverallahu merkadehu ve rahmetullahi ve kuddise sirrehu. " 

Suleyman Efendinin bu kaydmdan, UmmT Sinan'in Hakk'a yuruyu§ tarihi 
10 Nisan 1657, Sail oldugu anla§ihyor. 

Yine Hakk'a yuruyu§ tarihi ilgili bir diger beige Mustakimzade Suleyman 
Sadettin'in "Mecelletu'n-Nisab"mdaki kayittir: 

"Sinan UmmT, e§-§eyh Yusuf Sinaneddin el-Elmah, §eyhu'l MisrT Muham- 
med NiyazT ve mur§iduhu Tuvuffiye kable'l-mie ba'del elfi ve huve gayru'§- 
§eyh UmmT Sinan ve huve kadTmun minhu bi-mieti sene ev ezyed." 465 

Mustakim-zade'nin bu kaydmda, Hakk'a yuruyu§ tarihini 1100/ M.1688 
§eklinde tesbit etmesi dogru degildir. 

Yusuf UmmT Sinan el-HalvetT'nin dogum yeri, erkani, Hakk'a yuruyu§ tari- 
hi ve kabri saadeti bilinmekte, ailesi ve ogrenim hayati ile ilgili bilgiler yeter- 
siz kalmaktadir. 

Elmah'daki kabri saadeti ve dergahi, gunumuze kadar bir ziyaret yeri ol- 
mu§tur. Kendi adiyla anilan caminin duvarma biti§ik olan eski 1926 da yikti- 
nlmi§, yeni turbe, camiye biti§ik olarak 1959 da yapilmi§tir. 

ERKANI VE SiLSiLESi 

UmmT Sinan, Halvetiyye erkanmm Ahmediyye §ubesine mensup bir 
sufidir. Silsilesi Eroglu Nuri ve Vahib UmmT vasitasiyla Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme kadar gitmektedir. Bunu, yazdigi manzum silsi- 
lename anlatmaktadir. UmmT Sinan, dTvanmda, mur§idi Eroglu'ndan §6yle 
soz eder: 



Bu ibarenin gevirisi §6yledir: §eyh Yusuf Sinanuddin Elmali, MisrT Muhammed 
Niyazi'nin §eyhi ve mur§idi 1100/M.1688 yilmda vefat etti. Bu §eyh UmmT Sinan'dan 
ayndir. UmmT Sinan, bundan yuz yil ya da daha gok eskidir.) (MustakTmzade, 
Mecelletu'n-Nisab, Vr. 260a). 



206 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bu sirra erdigim halim sorarsan 
Ba§ kodum bir zaman yollar iginde 
UmmTSinan eydur Eroglu derler 

ismini §eyhimin iller iginde 

* 

Ya ilahT sen meded eyle ki bu UmmTSinan 
Aldanip du§meye ta kirn bunda mekr ile ala 
Piri hem azizidir Eroglu hurmetine kil nazar 
Ta varip dergahma ol zatim asan bula 

UmmTSinan, Eroglu'na mensup olmakla birlikte, -NiyazT-i MisrT'nin irfan 
Sofralarmi yazan ogrencisi Kari-i Misri Mustafa E/end/'nin kaydett\g\ bir 
nottan ogrendigimize gore- yedi ismi Eroglu'ndan tamamladiktan sonra, 
hilafet makammi (esmasmi) Vahib UmmT'nin Denizlili halifesi Mazhar Sul- 
tan'dan almi§tir Kari-i MisrT'nin verdigi bilgi §6yledir: 

"0mm? Sinan Elmalili kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazretlerinin oglu 
Murtaza Qelebi'den i§ittigime gore Umm? Sinan kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 
yedi usul-i esmayi once Sultan Eroglu kaddese'llahu sirrahu'l-azizden almi$, 
onun vefatmdan sonra da furu'-i esma-i Hahiyyeyi de Abdulvehhab Sultanm 
halifesi Mazhar Sultan'dan terakki eylemi$tir. Muellif Hazretleri (Niyazhi 
Misri) ise, esmayi $eyhi Ommi Sinan Elmalili kaddese'llahu sirrahu'l-azizden 
almi§. Onun vefatmdan sonra da, iki ismi Ommi Sinan'm halifesi Kutahyali 
Muslihuddin Efendi'den terakki eylemi§tir. ". (NiyazT-i MisrT,A.g.e.,s. 95). 

UmmTSinan hilafet makamlarmi tekmil ettigi §eyh Omer MazharT (Vahib 
UmmT) ile ilgili biri medhiye digeri mersiye iki §iir kaleme almi§tir. Matlalan 
§6yledir: 

Eya canlar ignde can fedadir yoluna can ba§ 

Be-hakk-i ayet-i Kur'an fedadir yoluna can ba§ 

Gonuller derdine derman fedadir yoluna can ba§ 

Efendim MazharT Sultan fedadir yoluna can ba§ 

Arzulayip geldim yine kapma 
Efendim MazharT Sultan kandasm 
Yuz surmek isteriz senin tapma 
Efendim MazharT Sultan kandasm 

ESERLERi 

Edebiyat tarihimiz iginde, UmmTSinan mahlas ve lakabiyla §6hret bulan 
iki mutasavvif §air vardir. Bu iki §air, birbiriyle kan§tinla gelmi§tir. Bunlardan 
biride UmmT Sinan'm asil adi ibrahim'dir. HalvetTokulunun Sinaniyye koluna 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 207 



mensuptur. Karaman veya Bursa'da dogmu§, 1568 tarihinde istanbul'da 
Hakk'a yurumu§tur. Bu mutasavvifm, §iirlerini ihtiva eden bir mecmuasi 
bulunmaktadir. Soz konusu §iirler, Yunus Emre tarziyla yazilmi§tir ve Yusuf 
UmmT Sinan'in §iirleriyle kan§acak kadar benzerlik gostermektedir. 

Yusuf UmmT Sinan'in iki eseri vardir: 

Kutbu'l-Maanf: insanT hakikatin tenezzul ve tekamulunu, yani devir ko- 
nusunu anlatan tasavvufi mensur bir eserdir. Muellif hatti Elmah'da mevcut 
iken kaybolmu§tur. Bilinen tek nushasi izmir Mill? Kutuphanesi'ndedir (bkz. 
Nu: 2011; vr. 63b-74a). Yazmada, Sinan UmmT'nin mur§idi Eroglu'nun da 
tasavvufi bir risalesi mevcuttur. Son varakta, Sinan b. ibrahim kaydi vardir. 

Eser, salat u selamdan sonra "Amma ba'd: §6yle ma'lum ola ki, bu risale 
insanm alem-i ervahdan alem-i sufliye ne tarikle nuzul edip ve ne tarikle 
uruc edecegin beyan eder." §eklinde devam etmektedir. 

UmmT Sinan'a gore Allah Teala once MuhammedT nuru yaratmi§, ona 
usul-i esmayi telkin etmi§tir. Bu tevhidin ve esmanm nuruyla da butun alem- 
leri yaratmi§(yaratmakta)dir. Muellif, eserinde insanT hakikatin, nuzulunu ve 
urucunu yani ini§ ve yukseli§ mertebelerini bir butun olarak sema kavramiy- 
la agiklamaktadir. 

Eserde nuzul sirasi §6yle verilmi§tir: 

1-Hakfkat-i Muhammediyye, 

2-Hakayik-i Insan, 

3-Alem-i Lahut, 

4-Alem-i Ceberut, 

5-Alem-i Melekut, 

6-Ar$, 

7-Kursi, 

8-YediGok, 

9-Heyula. 

lO-Tabayi'-hane ve meni. 

11- Ana rah mi, 

12-Cenin ve Qocuk. 

Sema kelimesini "devr" anlammda kullanan UmmT Sinan, bu kavrami ug 
bolume ayirmakta, her bolumu ayrica kendi iginde uger kisimda degerlen- 
dirmektedir. Sema in tamami boylece dokuz bolum olmaktadir: 

1-Sema-i ula: 

Bu sema insanm alem-i ervahtaki sema idir. 
a-HakTkat-i Muhammediyye'nin semai, 
b-Hakayik-i insanm (ayan-i sabitelerin) semai, 
c-Hakayik-i insanm melekut alemindeki semai. 
2-Sema-i vusta: 
Bu sema, insanm mulk alemindeki semai dir. 



208 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



a-NefsanT ve §eytanT sema, 

b-Cismanive nuramsema, 

c-Muridlere has, ruhanive insanT sirnn rucuuyla ilgili sema. 

3-Sema-i uhra: 

Bu sema, insanin ahiret alemindeki semai dir. 

a-Nefsiinsanin ahiretteki cezaya dayah semai, 

b-Talip ve ariflerin ahiretteki mukafata dayah semai, 

c-insanT sirlanna (ayan-i sabiteye) donen Hakk dostlarmin "HazTre-i 
kuds"te (Allah Teala'nin dostlarmin ruhlannin toplanacaklan mahalde) zat 
tecellisiyle yapacaklan sema. 

2. Divan-i ilahiyat: UmmTSinan'in ilahTleri murettep bir dTvanda toplan- 
mi§ ve Yalvagh §eyh Suleyman Efendi tarafindan eski harflerle bastinlmi§tir. 
Kutuphanelerimizde 10'a yakin yazma nushasi bulunmaktadir. 

Yusuf UmmT Sinan'in edebiyat tarihimiz iginde adini duyuran eseri, §up- 
hesiz DTvan-i ilahiyat'idir. Divandaki §iirler, elif-be ile tertip edilmi§tir. Bu 
eserde, iki yuz kadar ilahT ve nutuk mevcuttur. iginde az da olsa, tasavvufi 
muhtevah tevhid, munacat, i§ti§fa, na't, devriyye, hayvanname turlerinde 
§iir bulunmaktadir; 

UmmT Sinan, §iirlerinin buyuk bir bolumunu aruz vezniyle gok azmi he- 
ceyle yazmi§tir. Bu §iirlerde O, UmmT Sinan veya Sinan UmmT mahlasmi kul- 
lanmaktadir. Mutasavvif, tipki kendisini yeti§tiren Eroglu ve Vahib UmmT 
gibi, Yunus Emre uslubuyla kaleme aldigi ilahTlerde genel olarak Allah Teala 
ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sevgisini, hakTkTa§ki, nefis terbiye- 
sini, ilahT mertebeleri ve insan-i kamilin ozelliklerini dile getirmektedir. Diger 
vahdet-i vucud mensuplarmda goruldugu gibi UmmT Sinan'da da, derin bir 
Allah Teala, varhk ve insan §uuru vardir. O, bu anlayi§mi a§ikane bir uslupla 
aktarmaktadir. §iirler, sade sayilabilecek bir Turkge ile kaleme almmakla 
birlikte, basit degildir. MahallT motifler ve tasavvufT istilahlar, ilahTlerdeki 
sadeligi derinlik ve edebTlik kazandirmaktadir. 

UmmT Sinan, §iirlerinden anla§ildigi kadanyla -ayni zamanda-nukte ve 
mizahtan ho§lanan bir halk adamidir. §iirlerindeki mizahT unsurlar, halk de- 
yimleri, tevriyeli ve cinash ifadeler Onun, insanlardaki olumsuz yonleri ve 
toplumsal zaaflan ortaya koyarken muracaat ettigi ifadeler, guglu bir uslup- 
gu oldugunu gostermektedir. Mesela, tasavvufT ve derin incelikler ta§idigma 
inandigimiz a§agidaki §athiyye, gergekleri mizah yoluyla dile getirmektedir. 
Bu §iir ayni zamanda Yunus Emre'nin "^ikdim erik dalma" misraiyla ba§layan 
me§hur §athiyesinin naziresi niteligindedir: 



Leylek bina yapmaga, cem eylemi§ camm 
Kurna duzer kabaktan, hammamcihk zamTri 
Kartal kadihk almi§, saksagan muhzir olmu§ 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 209 



Kurbaga ye§il giymi§, eydur benem emiri 
Kuzgun karpuz eylemi§, bir ardicin ba§ma 
Cikmi§ bir su bogasi ugurlayip kemiri 
Derdik kavak yapragm, kaftan edip giymege 
Un yogurdun samradan, etmek edip satmaga 
Key sakm, ek§itirsin, gafil olma hamin 
Kuyumcusun kalpazan usta-gersin i§ bozan 
Altun gumu§ satarsm, bakir ile demiri 
UmmTSinan bu sozun, manasini anlayan 
ibrahim'in putunu bulsa, yikar yemiri 466 

Tasavvuf edebiyatimizin guglu temsilcilerinden olan §airimizin tesiri ozel- 
likle Elmah ve gevresinde, Afyon, Denizli, l)§ak ve Kutahya gibi §ehirlerde 
yogunluk kazanmaktadir. UmmT Sinan'in §6hreti daha sonra ogrencisi 
NiyazT-i MisrT'nin va'z ve sohbetlerinin etkisiyle saray gevresine kadar ula§- 
mi§tir. UmmT Sinan, devlet ricalinin istegi uzerine, ogullarmdan birini 
MisrT'yle beraber bir defa istanbul'a gondermi§tir. 

Saray gevresine kadar uzanan bu tesirin di§inda meclislerde okunan bes- 
telenmi§ ilahTleriyle, olaganustu halleriyle, ahlak ve faziletiyle, yeti§tirdigi 
sanatkar sufi §airleriyle O, edebiyat tarihimizin dikkate deger §ahsiyetlerin- 
den birisidir. 

UmmT Sinan'in onemli bir ozelligi de, muderris olmasidir. O, gunduzleri 
kendi adiyla anilan medresede dersler vermi§; geceleri de kendi evinde ta- 
savvufTsohbetleriyle sufileri egitmi§tir. 

UmmT Sinan'in butun bu ozelliklerinin yamnda, anilmasi gereken bir ba§- 
ka ozelligi daha vardir. O da, gagmda, toplumdan, toplumun dertlerinden 
kendini sorumlu tutmasi ve sorumluluk §uuruyla hareket etmesidir. UmmT 
Sinan, butun kamil mutasavviflarda goruldugu uzere, hayatm iginde ya§ayan 
ve topluma onemli tesirler birakan sufTlerden birisidir. O, gerek ya§ayi§iyla 
ve gerekse §iirleriyle tasavvufT dunya goru§unu ortaya koyarken, ayni za- 
manda gagmi ele§tirmekten de geri kalmami§tir. §u §iir, onun Divan'i iginde 
bu tur ele§tirilerinin en dikkati gekenlerinden birisidir: 

Ey gonul bak kainata gor cihanm halini 

Ahir olmu§dur zamanm va'desi gozle bunu. 

Zira gok durlu alamet zahir oldu bir birin 

Ma§nk u magrib arasi geydi cehlin zulmunu 

Fakirin halin sorarsan pur-§ikayet Tanri'dan 

Hirs u nefsin igvasiyla §eytan almi§ sabrmi 



(§iirin yorumu igin bkz. Ahmet Ogke, Vahib-i UmmT'den NiyazT-i Misri'ye Turk 
Tasavvuf Dusuncesinde Metaforik Anlatim, Van 2005.). 



210 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Hubb-i dunya balgigiyla yapdi hayrin kapisin 
Kaplami§dir hirs u gaflet agniyanin gonlini 
Alimin ilmin sorarsan §6yledir bahsi mudam 
Ebced ogrense bir oglan satmak ister ilmini 
Hirs-i dunyanin elinden bak muridin gengine 
Agmak isterler me§ayih perdesinden sirnni 
Pirlerin gonlunde yokdur hergiz olum korkusu 
Sanki §ol hubb-i zamandir gozler isen kavlini 
Ne hatunlarda haya var ne kiz-oglanda edeb 
Ne yigitlerde kemalat var goreler fi'lini 
Mescidin kapilarma yapdi evler ankebut 
Cun cemaat yok imamin te'sir eylemez unu 
Padi§ahlar durdu adlin defterin yakdi oda 
Sagdilar begler hakimler halka zulmun odunu 
Zulm u gafletden cihan u§ tutu§up par par yanar 
Gussasindan kimse bilmez kimsenin ahvalini 
Zulm u gafletden cihan u§ tutu§up par par yanar 
Gussasindan kimse bilmez kimsenin ahvalini 
Arif olan bildi iblis gerisinin gengini 
Her ki§inin ustune kildi havale cehlini 
Fail-i mutlakdir ol Hak kun fe kan emrindedir 
Her ne isterse kilar ol kimse yikmaz hukmunu 
Lutf anmdir kahr anmdir derd anm derman anm 
Lutf igun kildi havale kullarma kahrmi 
Ey Sinan UmmT nazar kil olma tevhidden cuda 
Padi§ahlar padi§ahi pek bilir ef alini 

OGRENCiLERi 

UmmT Sinan, kendinden sonra, tasavvufT egitime yetkili onemli sufiler ye- 
ti§tirmi§tir. 

Bunlardan biri Kutahyah Gulaboglu Askeri (hyt. 1693, Afyon)'dir. Tasav- 
vufT bir dTvani, bir mesnevTsi ve Suluku's SalikTn fi Beyani Esrari'l-ArifTn adh 
mensur bir eseri vardir. 

UmmTSinan'm bir ba§ka ogrencisi, Mehmed E/end/'dir. Mehmed Efendi 
U§akhdir. UmmT Sinan, 1647 senesinde U§ak'ta onu ziyaret etmi§tir. NiyazT-i 
MisrT'nin UmmT Sinan'a, bu ziyaret sirasmda biat ettigini biliyoruz. NiyazT, 
1078/1682 senesinde vefat eden Mehmed Efendi igin bir tarih du§urmu§tur: 



Husn-i hatemine Niyazidedi tarihin anm 
Allah Allah dedi vu kildi bekaya irtihal 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 211 



UmmT Sinan'in bir ba§ka ogrencisi Muslihuddin Mustafa U§§akTd\r. Ha- 
yati hakkmda fazla bilgimiz yoktur. Elmali'daki 43 numarah Mecmua'nin 
218-307 sayfalan arasmda murettep bir divani bulunmaktadir. Bu dTvandaki 
§ecereden ogrendigimiz kadanyla Muslihuddin Mustafa'nin soyu Hz. 
Ebubekir radiyallahu anha dayanmaktadir. §iirlerinde "§eyhT" mahlasini 
kullanmi§tir. 

UmmT Sinan'in ogrencilerinden Ahmed Efendi de, MatlaT mahlasiyla aruz 
ve heceyle ilahTler yazan bir §airdir. Elmali'daki 43 numarah Mecmua'da elli 
bir §iiri bulunmaktadir. 

MuftT DervT§ veya MuftT §eyh olarak bilinen £avdaroglu Ahmed Efendi 
de, UmmT Sinan'in yeti§tirdigi sofilerdendir. Me§hur mutasavvif §air GaybT 
Sun'ullah babasidir. GaybT, Mes'ele-i Suluk adh risalenin dibacesinde babasi 
hakkmda §unlan soyler: 

"Mezkur Sun'ullah Efendi Muft? Dervi$ denmekle maruf e$-$eyh Ahmed 
Efendi ibn e$-$eyh Be$ir Efendinin ogludur. Mezbur $eyh Ahmed Efendi Me- 
dine-i Kutahya'ya on sekiz yil muft? olup ba'dehu muftiligi terk edip Elmalili 
Umm? Sinon Efendi Hazretlerinden bey'at eyleyip teslim-i kull? olmu$dur 
Ahiru'l-emr ir$ad olup tarik-i halvetiyyede kamil mur$id oldu. Am ma evvel 
muft? iken gayet munkirinden idi. inkardan gegip ikrara geldigi kissa-i 
dirazdir. Bu mahalde zikr olmasi mumkin degildir. Fe-fehm." (Bkz. AU„ ilahi- 
yatFak. Ktp. Yz. Nu: 1468). 

MuftT DervT§'in iginde aruz ve heceyle yazdigi iginde 172 §iir bulunan 
dTvan-i ilahiyati vardir. 467 §iirlerinde MuftT, MuftT DervT§ ve az da olsa 
Cavdaroglu, Cavdaroglu Ahmed mahlaslarmi kullanmi§tir. Cavdaroglu, 
dTvanmdan ogrendigimize gore, Fusus, Futuhat, ihya, Nefehatgibi eserleri 
okumu§tur. Esasen Elmalili HalvetTlerin tamami bu eserlerden haberdardir. 
MuftT Dervi§'in Mezari Kutahya Kabristani (Musalla)'nda bulunmaktadir. 
ManevT silsilesini anlattigi §iirinde mur§idi UmmT Sinan'dan §u §ekilde soz 
eder: 

Hepisinin feyzi gelsin isteyen §eyhinde bulsun 

UmmfSinan him met kilsm bizi on lard an ayirma 

UmmT Sinan'in en §6hretli ogrencisi NiyazT-i MisrTdW. Niyazi'nin Misir'da 
tahsilde bulundugu ve Bursa'da ikamet ettigi gunlerde gordugu ruyalarla 
hayati degi§mi§, nihayet bir vesile ile Elmalili UmmTSinan'a U§ak'ta intisap 
etmi§tir. 

MisrT, UmmT Sinan'in yeti§tirdigi iginde kendisinin de bulundugu be§ ki§i- 
yi, "be§ er" diye niteler: 

MisrT, bir §iirinde, butun bilgi ve kabiliyetinin ustadmdan kaynaklandigmi, 



467 (Bkz. M. Tatci, C. Kurnaz, ^avdaroglu Mufti Dervi§, Ankara 1999) 



212 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



elde ettigi her turlu bilgi ve sirrin kendisine onun tarafmdan verildigini anla- 
tir. O, "Eylesin Allah gok tahiyyati" matla misraiyla ba§layan §iirini ba§mdan 
gegen §6yle bir olay vesilesiyle soylemi§tir. 

MisrT, sulukunu tamamlamak uzere oldugu gunlerden birinde, bir cuma 
gunu mur§idinin istegi uzerine halka nasihat etmek uzere kursuye gikar. 
Va'za ba§layacagi sirada dili tutulur ve konu§amaz. Bu halin UmmT Sinan'dan 
kaynaklandigini anlar ve tevazuyla yuzune bakar. Bu esnada dili gozulur ve 
konu§maya ba§lar. Bunun uzerine va'z sirasinda dogaglama olarak §u §iiri 
soyler: 

Eylesin Allah goktahiyyati 

Ana kirn verdi ilm-i gayati 

Gizli sultandir sirr-i Subhan'dir 

Mur§id-i candir hep makalati 

Kutb-i halayik bahr-i hakayik 

Ferd-i cami'dir hep makamati 

Ey nice canlar yarmi bekler 

Bulmadik derler bunda lezzati 

Biz be§ er idik gikdik bir demde yola girdik 

Kirk yilda pire erdik bu sohbete erince 

NiyazT-i MisrT, gerek irfan Sofralan'nda, gerekse ilahilerinde UmmT Sinan- 
'a mensubiyetinden ge§itli vesilelerle bahseder. UmmT Sinan'a biati vesile- 
siyle §u gazelini kaleme almi§tir: 

A$km meyine ben kana geldim 
$evkin oduna ho§ yana geldim 
$em'-i tevhidi gordum yakilmi§ 
Gitdi kararim pervane geldim 
Halka-i zikri kurmu$ a$iklar 
Ben de sahnmda cevlana geldim 
Mecnun'um bug On Leylfderdinden 
N'eylerim akli dfvane geldim 
Derdi cananm agdi yareler 
Bagrim ustunde dermana geldim 
OmmfSinan'm hak-i payine 
Surmege yuzum sultana geldim 
Yaremi bildim yarimden imi$ 
Bunda Niyaz? Lokman'a geldim 

Bir ara §eyhinin ogullarmdan biriyle istanbul'a giden MisrT, geri dondu- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 213 



gunde Elmah gorundugunde bu beldenin maddT gehresiyle Yusuf UmmT Si- 
nan'in manevT§ahsiyetini 6zde§le§tirerek irticalen §u beyitleri soylemi§tir: 

Dost illerinin menzili key all gorundu 
Derd-i dile derman olan Elmah gorundu 
Ten Ya'kub'unun gozleri agilsa aceb mi? 
Can Yusuf unun gul yuzunun hali gorundu 

Bu §iirini Hatirat'ina da kaydeden NiyazT-i MisrT, "Azizim OmmiSinan Haz- 
retlerini ziy arete giderken Elmah gorundukde tulu etmi$ idi bu $iir" 468 diye 
bir agiklamada bulunur. 

NiyazT-i MisrT, UmmT Sinan'a 1647 senesinde intisap etmi§, dokuz sene 
suren egitimden sonra 1656 senesinde ir§ada mezun olmu§tur. 

Arayip bulan kullugun kilan 
Telkfnin alan buldu halati 
$ehri Elmah canda bulmah 
U mm? Si nan 'dir §ohret-i zati 
$eyhini Hak bil ey Niyazfkim 
Pfr yuzundendir Hak hidayati 

NiyazT-i MisrT, Hatirat'mda da zaman zaman UmmT Sinan'dan soz eder. 
Bu anekdotlardan birisi §6yledir: 

"Bizim azizim iz kendi §eyhi (Denizlili Mazhar Efendij'nin oglu Zuhuri Efen- 
di derler idi. Elmah'ya geliyor haberin i§idince kar$i gikmi§lar, uzaktan birbir- 
lerini gorunce atlarmdan inmi$ler yuz ustune du$mu§ler. Surune surune ka- 
vu§up iki tarafdan olan dervi§ler bir garra koparmi§lar. Guya kiyametden bir 
gun olmu$..." 46S 

Bu satirlardan UmmT Sinan'm son derece mutevazi bir ki§i oldugu anla- 
§ilmaktadir. 

NiyazT-i MisrT, §eyh'ul-Ekber'e benzeyen fikirleriyle, yazmi§ oldugu otuz- 
dan fazla tasavvuff eseri ve bilhassa Yunus Emre uslubuyla kaleme aldigi 
dTvaniyla insanlar uzerinde buyuktesirler birakan mektep bir mutasavviftir. 

UmmT Sinan'm yeti§tirdigi ogrencilerinden birisi de $airAskerT d\r. AskerT, 
aslen Kutahyahdir. Ancak ir§ad goreviyle Afyon'a gonderilmi§ ve burada 
ya§ami§tir. AskerT'nin Divanmda da, UmmT Sinan ile ilgili bazi §iirler bulun- 
maktadir. 

Kutahya yakmlarmdaki Aslan'da oturan Subht mahlash bir sufi §air de, 



468 (Kelimat-i Kudsiyye, vr. 90b) 

469 (bkz. KelTmat-i Kudsiyye, vr. 40a). 



214 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



UmmTSinan tarafmdan yeti§tirilmi§tir. 470 

Kalbum marazmdan kurtulam diyen 
Yetis Elmali'da Ummi Sinan'a 

Kalbim hastahgindan kurtulsam diyen 
Yeti§ Elmali'da Ummi Sinan'a 

Gerci her kosede seyhim dir coktur 
Binde birinin (kirn) irfam voktur 

Gergi her ko§ede §eyhim diyen goktur 
Binde birinin (kirn) irfam yoktur. 

Mursid-i kamilim tariki Hakk'dir 
Yetis Elmali'da Ummi Sinan'a 

Mur§id-i kamilim tariki Hakk'dir 
Yeti§ Elmali'da Ummi Sinan'a 

Allah fillah irsad voluna durmus 
Yolila ehlinden usulun almis 

Allah fillah ir§ad yoluna durmu§ 
Yoluyla ehlinden usulun almi§ 

Sinesi nur He eyle(ce) dolmus 
Eris Elmali'da Ummi Sinana 

Sinesi nur ile oyle(ce) dolmu§ 
Ula§ Elmali'da Ummi Sinana 
Ayetin hadfsin simn anlayan 
Da'im tevhid ile aonlun eyleyen 

Ayetin hadisin sirrm anlayan 
Daima tevhid ile gonlunu i§leyen 

Ayetlerin sirrmi anlamak igin tevhidin i§igma ihtiyag vardir. Mesela: 
"Onlardan, kan ile kocanm arasmi ayiran §eyleri ogreniyorlardi" 471 



470 (TATg, 2007), s. 93-132, kisaltilarak almmi§tir. 



"§eytanlarm Suleyman'm hukumdarhgi hakkmda soylediklerine uydular. Oysa 
Suleyman kafir degildi, ama insanlara sihri ogreten §eytanlar kafir olmu§lardi. 
Babil'de, melek denilen Harut ve Marut'a bir §ey indirilmemi§ti. Bu ikisi "Biz sadece 
imtihan ediyoruz, sakin inkar etmek" demedikge kimseye bir §ey bgretmezlerdi. 
Halbuki bu ikisinden, koca ile karismm arasmi ayiracak §eyler ogreniyorlardi. Oysa 
Allah'm izni olmadikga onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, 
faydah olmayacak §eyler ogreniyorlardi. And olsun ki, onu satin alanm ahiretten bir 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 215 



buyurulmu§tur. Zahir ehli, tefsir ederken, erkekle kachnin arasini ayinrlar 
demi§lerdir. Hakikat ehlince canla bedenin arasini ayinrlar demektir. 
Cunku canin, Onune on olmayan ebedT gifti, gergeklik duragidir. Onun 
gifti, onu giftlikten ayirip birlige ula§tiran, dertten kurtanp tek edendir. 

Biitiin alemde gifti olmayan o tek, Kuluyla uyu$tu da tek mi- gift mi 
oyunu oynamaya koyuldu. Derken bona, tek mi istersin, gift mi dedi; 

Seninle gift olmak isterim dedim, fakat bu alemden tek olmak. 
Her §ey, bir ba§ka §eyle dost oldu mu, iki olur. Fakat bu gergek, §a§ilacak 
bir gergektir ki sen, onunla beraber oldun mu bir olursun; onsuz kaldm mi, 
iki-iki olursun; ug-ug olursun, dort-dort olursun. Bunun benzeri canla be- 
dendir. Can, bedende oldukga, butun birbirine aykiri olan parga buguklar bir 
soluk haline gelirler, birle§irler, fakat can, bedenden ayrildi mi, bu bir §ey 
yuzbin §ey olur. Goz bir yana gider; kulak bir yam tutar; kemik bir yam geker; 
eti de, her dalayan, yiyen hayvan kaplar, didiklemeye koyulur. Neden Dagil- 
di bu parga-buguklar; tek degil miydi, bir degil miydi? Toprak oldu mu da bir 
pargasim testi yaparlar o topragm; bir pargasmdan testi duzerler; bir kis- 
mmdan kup yaparlar. Her biri, kendi ba§ma bir §ey olur; birbirine yabanci 
kesilir-giderler. Biz birdik derler, neden yabanci olduk? Canin sohbetiyle 
birle§mi§tik, bir olmu§tuk. 472 



BTcare Misrinin sozun dinleven 
Eris Elmahda Ummi Sinana 

BTgare Misrinin sozun dinleyen 
Kavu§ Elmahda Ummi Sinana 



nasibi olmadigmi biliyorlardi. Kendilerini kar§ihgmda sattiklan §eyin ne kotu oldu- 
gunu ke§ke bilselerdi!" (Bakara, 102) 



472 (MEVLANA, et al., 1965), I. Meclis 



216 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



162 

4+4=8 

Alem ahvalime hayran 

Eylemez dil halin iz'an 

Hig bilemem bu ne seyran 473 

Geh Halveti geh Celvetf 
Geh Kadiri dirler bana 

Goren ibret eder bana 

Nice haber verem sana 

Tatmayanlar ermez buna 

Geh Halveti geh Celvetf 
Geh Kadiri dirler bana 

Dil ahvalin arifbilur 

A§ik hall maruf olur 

Bu dil lutfa cevlan kilur 

Geh Halveti geh Celvetf 
Geh Kadiri dirler bana 

A§ikm Hakk'dir na§iri 

Oldum dervi§ler hakiri 

Misri Hakk'm dil esiri 

Geh Halveti geh Celvetf 
Geh Kadiri dirler bana 



Alem ahvalime hayran 
Eylemez dil halin iz'an ™ 
Hie bilemem bu ne seyran 

Alem hallerime hayran 
Gonul halin basiret eylemez 
Hig bilemem bu ne seyran 

Geh Halveti geh Celvetf 
Geh Kadiri dirler bana 

Bazan Halveti Bazan CelvetT 
Ara sira Kadiri dirler bana 



Kenan Erdogan, Niyazi-i Misri Hayati, Edebi Ki$iligi, Eserleri ve Divani'nm Tenkitli 
Metni, Ankara, 1998, s.183 
474 iz'an: basiret, anlayi§, teslim olup itaat etmek, inane, idrak, akil, zeka. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 217 



KADIRILIK 

(Kadiriye), Abdulkadir GeylanT olarak unlenmi§ Muhyiddin Ebu Mu- 
hammed b. Ebu Salih b. Zengi-Dost (d. 1077 Geylan-hyt. 1165 Bagdat)'u 
oncu kabul eden tarikat. 

Baghlannca Gavsu'l-Azam, Kutub, Bazullah, Sultanu'l-Evliya, Ayetul- 
lah gibi lakablarla anilan Abdulkadir GeylanT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, 
ogrenimini tamamladiktan sonra ba§ladigi ders ve vaazlanni kesip yirmi 
be§ yil kadar suren uzlet hayati surdugu bilinen bir husustur. Tasavvuf 
alanindaki mur§idi Ebu Said el-Mubarek b. AN el-MahzumT idi. Tarikat sil- 
silesi el-MahzumT, Ebu'l Hasan AN ibn Mu hammed b.Yusuf el-Kure§i, 
Ebu'l-Ferec Yusuf el-TarsusT, Abdu'l-Aziz et-TemimT, Ebubekr §ibli, 
Cuneyd Bagdad?, Sirriyu's-SakatT ve Maruf el-KerhT araciligi ile Ehl-i Beyt 
imamlarmdan AN el-Riza'ya, ondan da Musa el-Kazim, Cafer es-Sadik, 
Muhammed el-Bakir, Zeyne'l-Abidin ve Huseyin b. AN araciligi ile Hz. AN 
kerreme'llahu vecheye dayanir. 

Kadirilik'e gore tasavvuf seha, nza, sabir, i§aret, gurbet, seyahat, fakr 
ve suf (yun elbise) giyinmek uzerine kuruludur. Geylani'ye gore bir murid 
once bir gile donemi ya§ayarak zahitlige tamamiyla airmail, sonra uzak- 
la§tigi dunyaya yeniden donerek haz ve nasibini ala ala ba§kalanni ir§ad 
etmeli, aydmlatmalidir. Ancak dunya ve ahiret nimetlerinin insan ile Allah 
Teala arasmda bir perde oldugu unutulmamali, mutasavvif bu nimetleri 
degil, Allah Teala'nm zatmi kendine amag edinmelidir. Bunun igin ug ko- 
nuya ozen gosterilmelidir: 

Allah Teala'nm emirlerini yapmali, yasaklarmdan kagmmali ve kadere 
boyun egmelidir. Murid oncelikle farz gorevlerini yerine getirmeli, bunla- 
n bitirdikten sonra vacib ve sunnetleri yapmali, daha sonra da nafile iba- 
detlerle ugra§malidir. Nafile ibadetlerin en onemlisi ise zikirdir. 

Kadirilik'e giri§ "Mubayaa" denilen bir torenle gergekle§ir. Bu toren si- 
rasmda §eyh once ug kere Fatiha'yi, arkasmdan mubayaa ayetini okur ve 
U£ kere "Estogfirulloh el-ozim ve etubu ileyh" der. Sag eliyle adaym sag 
elini tutar ve "Ben Allah'a, meleklerine, peygamberine §ehadet ederim. 
$uphesiz ben Allah ve Rasulune butun gunahlarimdan dolayi tevbe ve 
Rasulunun emirlerine imtisal, yasaklarmdan ictinabla Hakk'a ibadete 
gayret ediciyim. Takatim nisbetinde fakir ve du$kunlerin hizmetine ko$- 
manm en buyuk vazife olduguna inancim tamdir. Abdulkadir Geylan? 
Hazretleri dunya ve ahirette bizim $eyhimiz olsun. Bu ikranmiza Cenab-i 
Hakk $ahittir" diyerek telkinde bulunur. Telkinin son bolumu bir ahitle§- 
medir: 

"El $eyhimizin elidir. Sizin ornek tutacagmiz zat Seyyid $eyh Muhyiddin 
Abdulkadir GeylanVdir. Ahid Allah ve Rasulu iledir." Bu sirada murid diz- 
leri uzerine goker ve gozlerini kapar. §eyh ug kere kelime-i tevhidi tekrar 



218 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



eder, murid de onu takip eder. Daha sonra bir makas getirilerek muridin 
alnindan bir miktar sag kesilir. Bu, muridin masiva ile kalbT baglannin ke- 
sildigini simgeler. Daha sonra hep birlikte kibleye yonelerek ug kere tek- 
bir getirirler. Toren §eyhin duasi, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 
salat ve selam ve butun nebilerin, ashabm, gegmi§ velilerin, Abdulkadir 
GeylanT'nin ve tarikat buyuklerinin ruhlarma okunan Fatiha ile sona erer. 

Kadirilik'te zikir agik olarak ve gok defa topluca yapihr. Zikir sirasmda 
oturulabilecegi gibi ayakta da durulabilir. Zikir ayakta yapilacaksa halka 
bigiminde dizilen muridler ellerini birbirlerinin omuzlan uzerine koyarak 
hep bir agizdan zikre bavarian Genellikle "Hu" diyerek yapilan zikir sira- 
smda gozler kapatihr; ba§, kelime-i tevhidi temsil edecek bigimde saga- 
sola sallanir. Kadirilerin ayrica her sabah namazmdan sonra ya da gunun 
uygun bir vaktinde okumak zorunda olduklan virdleri vardir. Allah Teala'- 
ya hamd, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat ve selam ile dua- 
lardan olu§an bu virdler Arapga olarak okunur. 

Kadiriye tarikati islam dunyasmda en yaygm tarikattir. Tarikat merkezi 
Bagdat'taki dergahtir ve halen GeylanT'nin soyundan geldigi kabul edilen 
birisi tarafmdan yonetilir. Kadirilik'i Anadolu'ya ilk getiren ki§i E§refoglu 
RumT'dir (hyt. 1469). E§refoglu RumT'nin kurdugu E§refiye kolu, 
Kadirilik'in tanmmasmda onemli bir rol oynami§tir. E§refiye'nin daha gok 
Bursa ve gevresinde yayilmasma kar§ihk, Kadirilik'i istanbul'da tanitan 
ismailiye ya da Rumiye denilen kol olmu§tur. Bu kolun kurucusu ismail 
RumT (hyt. 1631) Anadolu ve Rumeli'de kirk kadar Kadiri tekkesi agmi§tir. 
Anadolu Kadiriliginin merkezi de ismail RumT'nin istanbul Tophane'de 
yaptirdigi Kadirihane'dir. 

Fas'tan Endonezya'ya kadar gok sayida uyesi bulunan Kadirilik, kendi- 
sinden sonra gok sayidaki kollar aracihgi ile gug ve etkinligini arttirmi§tir. 
Bu kollarm ba§hcalan Esediye, iseviye, Yafiiye, Hilaliye, Garibiye, Halisiye, 
E§refiye ve Rumiye'dir. Kadiriler, muhr-i Kadiri denilen bir kulah (sikke), 
gok suslu bir tac, degerli kuma§lardan yapilan kollari geni§ ve belden bir 
ku§akla baglanan haydariye ya da cubbe ve §alvardan olu§an ozel giysile- 
riyle diger insanlardan ve tarikat uyelerinden ayrihrlardi. Turkiye'de var- 
hgmi gunumuzde de surduren Kadirilik, uyelerinin "burhan gosterme" 
admi verdikleri §i§ saplama, kizgm firma girme, ate§le oynama gibi goste- 
rileri bugun de buyuk ilgi gekmektedir. 475 

CELVETiYYE 

Bayramiyye tarikatmm bir §ubesi. Unlu mutasavvif AzTz Mahmud 
Hudai kaddese'llahu sirrahu'l-azize nisbet edilen bir tarikat. 



475 



§amil Ansiklopedisi 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 219 



Arapga'da yerini, yurdunu, terk etmek manasina gelen celvet kelime- 
si, tasavvuf istilahi olarak, kulun, Allah Teala sifatlan ile halvetten giki§i 
ve Allah Teala'nin varhgmda fan? olu§u anlamini ta§ir. 

Celvetiyye, celvete mensup olanlara verilen isimdir. Celvet, halvetten 
gikmaktir. Bu da itibarT olan her §eyi gikarmak, hakikat libasini giymek 
demektir. Halvet ile celvet arasmda anlam ve imla agisindan alt ve ustte- 
ki noktadan ba§ka birfarkyoktur. 

Celvet ve halvet kelimeleri, ba§langigta bir makam ve me§reb ifade 
ederken daha sonralan iki ayri tarikatin adi olmu§tur. Celvetiyye tarikati- 
nin ilk kurucusu olarak degi§ik isimler ileri surulur. Bu degi§ik rivayetleri 
te'lif eden ismail Hakki BursevT der ki: 

"Celvetiyye tarikati ibrahim Zahid GilanT (hyt. 700/1300) devrinde 
hilal; Uftade (hyt. 988/1580) zamaninda yanm ay; Hudai (hyt. 
1038/1628) asrinda ise dolunay durumundadir." 

Aziz Mahmud HudaT, 948/1552-1038/1628 tarihleri arasmda ya§ami§ 
bir Turk mutasavvifidir. iyi bir medrese tahsili gordukten sonra sufiyye 
meslegine suluk ederek Bursah M.Muhyiddin Uftade kaddese'llahu 
sirrahu'l-azize murid olmu§ ve kisa zamanda onun yaninda hilafet alarak 
ir§ada mezun olmu§tu. §eyhinin vefatindan sonra istanbul'a gelerek 
ir§ada ba§layan HudayT, ilmi ve manevi nufuzu sayesinde halkm her ke- 
siminden binlerce insanm sempatisini kazanmi§, ozellikle devlet adamlan 
ve sultanlarm hurmetine mazhar olmu§tu. Onun eserleri Celvetiyye tari- 
katmm te§ekkulunu ve sistemle§mesini saglami§tir. HudayT'nin "Vakiat", 
"TarTkatname," "et-TarTkatu'l-Muhammediyye" ve "Camiu'l-Fazail" gibi 
eserleri, tarikatin temel kaynaklan arasmda sayilabilir. 

Aziz Mahmud HudaT, "§akayik zeyli"ne gore, Seferhisarh'dir. Gulden 
Efendi, "Kulliyat-i HudaT" de Sivrihisarh oldugunu kaydediyor. Ba§kalan 
da onun Konya Koghisar'indan oldugunu soylemektedirler. istanbul 1 da 
okuyan, Edirne'de Sultan Selim medresesinde muitlik, §am ve Misir 1 da 
naiplik eden, Misir'da Kerimu'ddin HalvetT adh birisine intisap edip Halve- 
tTolan Mahmud HudaT, nihayet Bursa'da Ferhadiye medresesine muder- 
ris ve Cami-i Atik mahkemesine naip oluyor. Bu sirada, bir gece, ruyasin- 
da f cennetlik olduklanm zannettigi bircok kimseyi Cehennem'de, Ce- 
hennem'lik zannettiklerini Cennet'te goruyor. Bunun uzerine ertesi sa- 
bah derhal Uftade've gidip teslim oluyor. 

Mahmud HudaT zamaninda buyuk bir hurmete mazhar olmu§tur. 

"Silsilename-i Celvetiyyan", §eyhin bu teveccuhe ugrayi§ma Sultan 1. 
Ahmed'in bir ruyasmi kerametle tabir etmesini, sebep olarak gosteriyor. 
PegevT, Rumeli Kazaskeri Sunullah'm tesiri ile vezir Ferhat Pa§a tarafm- 
dan Fatih Camii'ne vaiz tayin edildigini kaydetmekte ve §6hretinin bu su- 
retle ba§ladigma i§aret etmektedir (ibrahim PegevT, Tarih, II, 36). 



220 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Mahmud HudaT ug kere hac etmi§tir. Mihrimah Sultan'in kizi Ay§e Sul- 
tan ile evli oldugu rivayet edilmektedir. §eyhin tath dilli ve guzel soz soy- 
leyen, sakalh ve orta boylu oldugu kaydedilir. 

Aziz Mahmud HudaT, vahdet-i vucudu, §eriat hudutlanni ta§mamak 
uzere kabul eden ve her hususta zahitlik yolunu tutan tarn sunn? bir 
§eyhtir. Hatta o, tasavvufta ta§kinhk gosteren yahut birai serbest fikri 
olan sofilere bile kar§idir. Celvetiye'de suluk, esma iledir. Esma-i seb'a 
yani Allah Teala'nin yedi adi "usul-i esma" adini ahr. CelvetTlikte bunlar- 
dan ba§ka be§ ad daha kabul edilmi§tir ki bunlara da "furu-i esma" deni- 
lir. 

Celvetiyye Tarikati, Bayramiyye'nin; Bayramiyye de Safeviyye ve 
Halvetiyye'nin bir kolu sayilmaktadir. Celvetiyye, Hz. AN kanahyla gelen 
bir tarikat olmasi itibanyla cehrT zikri esas olan, nefs tezkiyesine onem 
veren bir tarikattir. HarTrTzade M. Kemaleddin, Tibyanu vesaili'l-hakaik 
adh eserinde Celvetiyye'nin esaslarmin tezkiye, tasfiye ve tecliye oldugu- 
nu belirtir. 

"Tezkiye" dunya sevgisini terkederek nefsi masivanm §errinden ko- 
rumak; "tasfiye", kalbi her turlu kirden temizleyerek ilahT iradenin akse- 
decegi bir hale getirmektir. "Tecliye" ise, zat-i ilahi'nin yine kendisi igin 
zuhuru demektir. Salikin, bu alemi, Hakk'm zuhur mahalli olarak gorme- 
sidir. 

Her ge§it ibadet ve zikirden gaye, insani gergek kulluga erdirmek, kalp 
tasfiyesi ve nefs tezkiyesiyle kemale ula§tirmaktir. Celvetiyye tarikatmm 
temel esaslan, yine CelvetTler'in kabul ettigi usule gore, "zikir" ile "mane- 
vT ve sun mucahede" suretiyle gergekle§ebilir. Kisaca "kelime-i tevhid" 
zikri denilen tevhid zikri, bu tarikatm farkh bir ozelligi olarak kabul edile- 
bilir. 

Celvetiyye'de sulukun dort mertebesi vardir: Tabiat, nefs, ruh ve sirr. 
Tabiat mertebesinde salik tabiatm geregi olan yeme, igme ve cinsT 
munasebetten mucahede yoluyla uzakla§maya gah§ir. Zaruret olgusunde 
yer, iger ve belli bir sure evlenmez. Nefs mertebesinde nefsten kaynak- 
lanan kotu huy ve sifatlarmi mucahede yoluyla terk etmeye gah§ir. Nef- 
sin kotu fiilleri iki turludur. Bir grubu kendi iradesi ile i§ledigi gunahlar; 
digerleri iyice yerle§mi§ kotu huy ve ah§kanhklardir. Bunlarm her iki gru- 
bunda ancak riyazat ve mucahede ile islah edilebilir. Nefs, belli §ekillerde 
islah edilip kontrol altma almmca ruh ve sirr mertebelerine yol agilmi§ 
olur. Ruh mertebesinde salik, nefsin kotu huylarmm tasallutundan kurtu- 
lup ruhu ile irtibata gegmi§ sayihr. Ruhun bozuk tarafi, marifet-i 
ilahiyyeden mahrumiyyettir. Bu yuzden ruhun terbiyesi ancak marifet-i 
ilahiyye ile olur. Ruh mertebesinde ilm-i ledun sirlari zahir olmaya ba§la- 
digmda salike "ke§f" vaki olmaya ba§lar. Tabiat ve nefs mertebelerinde 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 221 



ke§f yoktur. Salik ruh mertebesinde marifet ve ilahT a§ki elde ettikten 
sonra, sirr mertebesine yukselir. Bu mertebenin geregi masivadan ilgiyi 
kesmek, Hakk'tan ba§kasma gonul vermemektir. Bu makam, mahv fena 
ve tecelli nurlarmin zuhur ettigi vuslat makamidir. 

Bu dort makamin her biri, ayri ayri renklerle temsil edilmi§tir: Tabiat- 
ta renk "toprak" alameti olarak siyahtir. Nefs kan rengindedir ve bu 
"heva" alameti sayihr. Ruhta renk saridir ve "ate§"in semboludur. Sirr 
renksizdir ve "su" yu temsil eder. Boylece anasir-i erbaa tamamlanmi§ 
olur. Bu dort makamin sonunda CelvetT saliki hilafete ehil hale gelerek 
mur^idi tarafmdan halife tayin edilir. 

Celvetiyye'nin; ismail Hakki BursevT tarafmdan kurulmu§ olan 
Hakkiyye, Selami AN Efendi'ye nisbet edilen Selamiyye, Kutahyah AN 
Fenai Efendi'nin temsil ettigi Fenaiyye ve M. Ha§im Baba tarafmdan ku- 
rulmu§ olan Ha§imiyye olmak uzere dort kolu vardir. istanbul'da tarikat 
ve tekke faaliyetlerinin serbest oldugu donemlerde, hemen hemen otuza 
yakm celveti tekkesi vardi. 

Celvetiyye tarikatmda diger tarikatlardan farkli olarak dizler ustune 
kalkilip yan-kiyam halinde icra edilen bir zikir tarzi vardir ki buna "nisf-i 
kiyam" ya da "hizir kiyami" denilir. 

CelvetT mensuplarmin giydigi CelvetT tacimn tepesinde onug; dilim ve 
bu dilimleri birle§tiren bir dugme bulunur. Tarikatm merkez tekkesi, is- 
tanbul-Uskudar'da Aziz Mahmud HudaT'nin medfun bulundugu 
asitanedir. Tarikat, istanbul ve Bursa'nm di§mda Balkanlar'da da yayilma 
istidadi gostermi§ti. 476 

Goren ibret eder bang 
Nice haber verem sana 
Tatmayanlar ermez buna 

Goren ibret eder bana 
Nice haber verem sana 
Tatmayanlar ermez buna 

Geh Halveti aeh CelvetT 
Geh Kadiridirler bana 

Bazan Halveti Bazan CelvetT 
Ara sira KadirT dirler bana 



§amil Ansiklopedisi (Geni§ bilgi ign bk. H. Kamil Yilmaz, Aziz Mahmud HudaT ve 
Celvetiyye Tarikati, istanbul 1982) 



222 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Dil ahvalin arifbilur 
Asik hali maruf olur 
Bu dil lutfa cevlarf 11 kilur 

Gonul hallerini arif bilir 
A§ik hali bilinenlerden olur 
Bu gonul lutfa duramaz kahr 

Geh Halveti aeh Celvetf 
Geh Kadiridirler bang 

Bazan Halveti Bazan CelvetT 
Ara sira Kadiridirler bana 

Asikm Hakk'dir nasiri 
Oldum dervisler hakiri 
Misri Hakk'm dil esiri 

Hakk'dir a§ikin yayicisi 
Oldum dervi§ler onemsizi 
MisrT Hakk'in dil esiri 

Geh Halveti aeh CelvetT 
Geh Kadiridirler bana 

Bazan Halveti Bazan CelvetT 
Ara sira Kadiridirler bana 



477 Cevelan: yerinde durmayip gezme, dola§ma, kayna§ma. 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 223 



163 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Mushaf-i husnunde yazmi§dur edfb-i kaf u nun 



Halka-i ervahdan zulfu ruhun tesbfh ider 
Ehl-i diller ^->e^2.j jl>- j j^^wJ j\^~ 

Kufr-izulfun hakkigun ey nur-i Rahman? yuzun 

Ehl-i ziihd Tman geturmezse 480 j^1a*j ^ ^ 

D/7 serir-i cennet-i kuyunda buldukga makam 
Der lisan-i ha I He 481 ^-*1*j ^y> CU-JU 

Eh/-/ a$/ra arzufirdevs-i kuyundur velT 

Asl-i maksud oldi dfdarun 482 qjJ>x> U *J>j 

77g-/ a§kunla §ehtd olsam mezanm sengine 
Yazalar bu ayeti 483 jj-*L^ C\> j^ili 

Ayet-i husnun Niyazi'ye mufassal yazdinr 

01 ki dir 484 j^Juu „2 ot> ^ Ul*3 

Mushaf-i husnunde yazmisdur edfb-i kaf u nun 

Guzellik Mushaf-i edibi yazmi§tir kaf ve nun'u 

"$uphesiz bunda dinleyen bir topi urn igin ibretler vardir." 



478 Yunus, 67; Nahl, 65; Rum, 23 



479 Rum, 17 

480 Bakara, 170-171; Maide, 58-103; Enfal, 22; Yunus, 42-100; Ankebut, 63; Yasin, 
68; Zumer,43; Hucurat, 4; Ha§r, 14 

481 x/ • ~ r 

Yasin, 26 
Furkan, 68 
All Imran, 52 

484 r , /v p.-. 

En am, 97 

485 Yunus, 67; Nahl, 65; Rum, 23 



224 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Halka-i ervahdan zulf u ruhun tesbfh ider 

Ruhlar halkasinda zulf ve ruhun tesbih eder 



Ehl-i diller 486 



j^->B.^J J^>- J Jj*-A*J J&- 



Gonul ehl-i "Ak$ama girerken ve sabaha ererken hepinizAllah'i tesbih edin." 

Kiifr-i zulf tin 487 hakkicun ev nur-i Rahman? yuzun 

Eyyuzu Rahmanin nuru! Zulfun kufru hakki igin 

Ehl-i zuhd Tman aeturmezse 488 jJuLu ^ ^ 
Zuhd ehli iman getirmezler ve "akil da etmezler." 

Dil serir-i cennet-i kuyunda buldukca makam 

Gonul tahti cennet koyunde buldukga makam 

Per lisan-i hal He 489 j>Juu ^y> cuJU 

Hal lisani He "Ke§ke milletim Rabbimin beni bagi$ladigmi ve beni ikrama 
mazhar olanlardan kildigmi bilseydil" 

ilgili HadTs-i Serif 490 

Sakafi Kabilesi'nden Mes'ud oglu Urve, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem Efendimize gelerek, "Ya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem! 
Beni kendi kavmime gonder de onlari islam'a gagirayim" dedi ve arala- 
rmda §u konu§ma gegti: 

— Seni oldurmelerinden endi§e duymaktayim. 

— Onlar beni uyurken bulsalar uyandirmazlar. 

— O halde gidebilirsin. 

Bu ruhsat uzerine Urve radiyallahu anh kendi kavmine gidip once Lat 
ve Uzza admdaki putlara ugradi ve "yarm sizi kotu duruma du$urecegim" 
diye minldandi. Onun bu du§uncesini ogrenen Sakifli'ler ofkelendiler. 
Buna ragmen Urve radiyallahu anh onlara §6yle seslendi: 

"£y Sakifliler! Lat artik Lat degildir; Uzza da Uzza degildir. islam'a 
girin, selamete er'm" dedi ve bu sozun ug defa tekrarladi. Sakifli'lerden 



486 Rum, 17 

487 Zulf:(Zuluf). f. Yuzun iki yanmdan sarkan sag lulesi 

488 Bakara, 171 

489 x/ . ~ r 

Yasm, 26 

(Celal Yildinm, ilmin l§igmda Asrm Kur'an Tefsiri, Anadolu Yaymlan: 10/5036- 
5037) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 225 



biri ona bir ok atarak oldurdu. 

Bu haber Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e ula§mca, 
uzuldij ve §6yle buyurdu: 

"Dogrusu Urve'nin misali, Yasfn Suresinde gegen kimsenin (Ha bib 
en-Neccar) m isa line benzer" 491 

Kasaba Halki Ve Oldurulen Mu'min 

"Onlara o kasaba halkmdan misal getir; hani onlara rasuller (veya 
rasul elgileri) gelmifti." 492 

Kissada mu'minleri aydinlatir anlamda alti safha i§leniyor. §6yle ki: 

1— Kasaba halkina once iki elginin gonderilmesi, 

2—0 ikisini destekleyen bir uguncu elginin gonderilmesi, 

3— Kasabanin bir ucunda oturan §uurlu bir mu'minin yardima ko§- 
masi ve elgileri tasdik etmesi, 

4— Bu yuzden o mu'minin zulmen oldurulmesi. 

5— Teblig ve ir§adi kabul etmeyip i§i tehdide donduren ve sonra da 
masum bir insanm kanma giren inkarci azginlarm karakter yapisi, 

6— Oldurulen o sadik mu'minin sag kalanlar hakkmdaki temennisin- 
den haber verilmesi. 

Anlatilan ug resul (elgi) konusu butunuyle Musa aleyhisselam, isa 
Aleyhisselam ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem rasullere mi i§a- 
rettir; yoksa Romahlara gonderilen, uyari, teblig ve ir§at goreviyle yu- 
kumlu bulunan ug rasul elgisi mi veya ug ayri rasul mu misal anlammda 
kasdedilmektedir? 

Once §unu belirtelim ki: Gonderilen ug elgi hakkmda "murselTn" kav- 
ramma yer verilmi§tir ki bu daha gok nebiler hakkmda kullanilmaktadir 
ve bazan da onlar adma teblig ile gorevli elgiler hakkmda da kullanildigi 
vakidir. O bakimdan buyuk nebilerin dini yaymakla gorevli ug yakm arka- 
da§i hatira gelebilir. Nitekim mufessirlerin gogu sozu edilen elgilerin, isa 
aleyhisselamm havarileri oldugu ihtimali uzerinde durmu§lardir. Kasaba- 
nin ise, Antakya, oldurulen yerlinin de Habib en-Neccar admda bir zat ol- 
dugunu yazmaktadirlar. Ancak bunlarm higbiri sahih bir rivayete dayan- 
mamaktadir, yani guvenilir bir dayanaklan yoktur. Bu sebeple son asirda 
yeti§en mufessirler bu rivayetin israiliyattan oldugu §uphesini izhar et- 
mi§lerdir. 

"U? buyuk rasule i§arettir" §eklinde yorumda bulunulmu§tur. Bu da 
kesin degildir, ama gergege pek yakmdir. Bu takdirde Musa aleyhisselam 
Misir'i Fir'avn'dan ve yanda§larmdan kurtarip temizlemi§ ve zamanla ilahT 



491 ibn EbT Hatim - ibn KesTr : 3/568 



492 Yasin, 13 



226 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



dinin o ulkede yayilmasina ortam hazirlami§tir. isa aleyhisselami Ro- 
mahlar arasma ilahT kivilcimi atip aynlmi§ ve zamanla o kivilcim ortam 
bulup geni§leyerek krallan dize getirmi§, ulkeleri aydinlatmi§tir. Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de o iki nebinin arkasin- 
dan uguncu resul olarak gonderilmi§tir. O, once Arap Yarimadasi'na, son- 
ra da kitalara ba§ egdirmi§ ve Allah Teala'nin dinini yayip, Allah Teala'nin 
son mesajmi insanlara teblig etmi§tir. 

Bu yoruma gore, oldurulen yerli mu'min, canmi Allah Teala ve 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yolunda seve seve feda eden ilk 
muslumanlara misaldir. 

Rasullerin Tavn 

ismi amlmayan, kasabaya gonderilen ug rasul veya ug rasul elgisinin 
herkes gibi insan olduklan ileri surulerek, kasaba halki tarafmdan tasdik 
edilmemi§lerdir. Bu, gonderilen her nebiye inkarci sapiklarm, putperest 
mu§riklerin soyledigi klasik bir sozdur. O halde gonderilenlerin uyarici 
rasul olmasi ihtimali daha da kuvvet kazanmaktadir. 

HadTste, ibn EbT Hatim'in rivayetini sahih kabul edersek, gonderilen- 
lerin ug rasul elgisi oldugu agirhk kazanir. Ancak sozu edilen hadisin sih- 
hati uzerinde §uphe izhar edenler olmu§tur. 

Gonderilen Rasullerden Sonra Sikmtih Gunlerin Ba§lamasi 

"Kasaba halki onlara: "Dogrusu sizin yuzunuzden ba§imiza ugursuzluk 
goktu " dediler." 

Kur'an-i KerTm'in birkag yerinde bir kasaba veya ummet ve millete 
peygamber gonderildikten ve hak ile batil arasmda surtu§me ve tarti§ma 
ba§-gosterdikten sonra, Cenab-i Hakk'm o yer halkmi daha getin smavdan 
gegirmek ve bir bakima ayri bir yoldan da uyarmak igin uzerlerine kithk, 
zelzele, kasirga, lav, sel baskmi ve benzeri bir afet olu§turup gonderdigi- 
ne dikkatler gekilmektedir. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimiz hem Mekke'de rasullugunu ilan ettikten birkag yil sonra Mek- 
ke'de; hem de Medine'ye hicret ettikten sonra Medine'de kurakhk ve si- 
kmti ba§ gostermi§ti. O kadar ki bu durum gergek mu'minlerin iman ve 
baghligmi artirmi§; inatgi kafirlerden bir kismmin yumu§amasma, bir kis- 
mmm da busbutun kufur ve tugyanmi artirmasma sebep olmu§tur. 

Gonderilen ug rasulun veya rasul elgisi ug ki§inin sozu edilen kasabaya 
gelmesiyle birlikte orada sikmti ba§ gostermi§tir. O yuzden kasaba halki- 
nm gogu inkar ve azgmligmi artirarak, "sizin yuzunuzden ba§imiza ugur- 
suzluk £oktii" demi§lerdir. Oysa ugursuzluk kendilerinin kalbinde, niye- 
tinde ve vicdanlarmda yuvalanmi§ bulunuyordu ki onu bir turlu anlaya- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 227 



miyorlardi. Peygamberlerin veya elgilerin gelip teblig ve ir§atta bu- 
lunmasiyla yuvalanan ugursuzluk meydana gikmi§ oldu. 

Kur'an-i Kerim'in bir ba§ka yerinde bu konuya agikhk getirilerek §6yle 
buyrulmaktadir: 

"Hangi memlekete bir rasul gonderdiysek mutlaka oranm halkmi, 
yalvanp yakarsmlar (gafletten uyansmlar) diye birtakim sikmti, darlik 
ve §iddete (tabi) tut up (hirpalami$izdir)/ A9S 

Fedakar Mu'minin Uyan Ve Tavsiyesi 

"$ehrin en uzak kesiminden bir adam ko§arak geldi ve "ey kavmim, 
gonderilen bu elcilere uyun; uyun sizden iicret istemeyenlere. Bunlar 
dogru yol uzerinde buiunuyoriar" dedi." 494 

Nebileleri veya gonderilen elgleri tasdik eden yerli halktan bir 
mu'minin uyan ve tavsiye mahiyetindeki bu sozleri incelendiginde, yedi 
kadar onemli gergegi yansitmaktadir. §6yle ki: 

1— Hakk'a davette sur'at ve cesaret esastir. Ayni zamanda rasullerin 
ki§iligini ve gorevlerini, yardimci olup halka anlatmak buyuk bir hizmettir. 

2— Hakka, dogruya, iyiye gagrida bulunurken ucret istenmez. Bu kut- 
sal gorevtamamen hasbidir, fahridir. Nitekim higbir nebi bu hususta uc- 
ret talebinde bulunmami§; aksine hakka davet dogrultusunda yapilan 
teblig ve ir§adm ucretsiz oldugunu ozellikle agiklami§tir. Nitekim §uara 
suresinde bu konuda yeterli agiklama yapilmi§ bulunuyor. 

Unutmamak gerekir ki, davanm buyuklugunu ve yuceligini ki§isel gi- 
karlara alet etmek, o davaya butunuyle ihanettir. Ayni zamanda davanm 
kutsalligma ters du§er. 

3— Rasullerin veya onlari temsil eden gergek mur§itlerin dogru yolda 
bulunduklarma dikkatleri gekmek; higbir makam, mevki, servet ve ba§ 
olma sevdasmda bulunmadiklarmi soylemek ve bu agdan hareketle on- 
larm nasil feragat-i nefisle yola giktiklanni anlatmak her mu'minin go- 
revidir. 

4— Yoktan yaratip var kilan ve her §eyi insanm hizmetine veren Allah 
Teala'ya kulluk ve ibadette bulunmanm akilhca bir du§unce ve saglam 
imandan kaynaklanan bir davrani§ oldugunu belirtmekte; her §eyin 0'- 
nun kudretinin eseri oldugunu isbat etmekte; eninde sonunda o yuce 
kudrete dondurulecegimizi, olumun bunun giri§ kapisi bulundugunu ha- 
ber vermekte sayisiz yararlar vardir. 

5— Allah Teala'yi birakip yarar ve zarara muktedir olmayan basit ci- 



493 Araf,94 
494 Yasin, 20-21 



228 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



simlere, canh-cansiz e§yaya tapmanin akil ve idrak di§i olan cehaletin 
urunij oldugunu anlatarak du§unceleri yonlendirmeye gah§mayi ihmal 
etmemekoldukga luzumludur. 

6— Allah Teala'yi birakip ba§ka §eye tapan insan, §uphesiz kendinden 
daha a§agi derecede bulunan §eylere tapmak gibi bir kugukluk ve a§agihk 
sergilemekte ve butunuyle sapittigini ortaya koymaktadir. 

7— Alemleri yaratip terbiye eden, her §eyi duzen ve dengede tutan O 
Yuce Rabbe kullugun en ustun §eref ve meziyet oldugunu gekinmeden 
ilan etmekte mutlak hayir vardir. 

i§te ir§at ve tebligin tarti§mah, geki§meli safhalarmda mur§itlerin du- 
rumunun yedi madde halinde agiklanmasi, onlarm gergek tavnm, sadik 
mu'minler olduklarmi simgeler. Gerisi Allah Teala'ya aittir. Diledigini ko- 
rur, diledigini dogru yola eri§tirir, diledigini sapikhgiyla bocalar halde bi- 
rakir, diledigini de bu yolda §ehadet mertebesine eri§tirir. 

Nitekim Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabi da bu yedi 
maddeyle ortaya gikip kendilerine du§en hizmeti layikiyla yerine getir- 
mi§lerdir. 

Boylece Kur'an-i KerTm, beyan ettigi kissa ve misallerle bu gibi 
mu'minleri hem ovmekte, hem de onlari kiyamete kadar gelecek olanla- 
ra ornek ve model gostermektedir. 

Hak Ugrunda §ahadet §erbetini i^mek 

"Ona, "gir cennete" denildi. O da, "ah ke§ke kavmim, Rabbimm beni 
bagifladigmi ve beni ikrama layik gorulen kifilerden kildigmi bir bilse- 
lerdi" dedi." 495 

Kur'an-i Kerim Hakk ugrunda canmi vermek suretiyle §ehitlik merte- 
besine yukselen gergek bir mu'minin ne kadar aziz ve §uurlu oldugunu 
bize ogretirken, hak ugrunda oldurulen, kasabanm yerli halkmdan o 
mu'mini misal vermekte; olduruldukten sonra da onun, sag kalanlar hak- 
kmdaki guzel temennisini naklederek Allah Teala'nm gergek bir mu'mine 
olan geni§ lutuf, inayet ve rahmetini bir defa daha hatirlatmaktadir. 496 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz bu ayet ile hem durumunun ulviligini, 
kimsenin bilmedigini ve buyuk eziyetler (hapis, surgun vb.) iginde oldugunu 
agiklamaktadir. 



Ehl-i aska arzu firdevs-i kuyundur velf 

VelT A§k ehli arzusu firdevs koyudur 



495 Yasin, 26-27 

496 Celal Yildinm, ilmin l§igmda Asrm Kur'an Tefsiri, Anadolu Yaymlan: 10/5041. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 229 



Asl-i maksud oldi didarun 497 qjJ>x> U *J>j 
"Onlara orada ne isterlerse vardir" as\\ niyetim didandir. 498 



776-/ askunla sehfd olsam mezanm sengine 

A§kin kihci §ehid olsam mezanm ba§ta§ina 

Yazalar bu aveti 4 " j^Ju-*-* tl j^-ili 



Yazsinlar "Allah'a iman ettik. Sen de §ahid ol ki biz, muhakkak 
muslumanlanz" ayetini. 

"isa onlarm (Yahudi haham ve devlet adamlarmm) inkar ve inat- 
larmi hissedince, "Allah yolunda yardimalarim kim?" dedi. Havariler: 
"Allah yolunda yard i malar biziz. Allah'a iman ettik; §ahid ol ki, biz her- 
halde muslumaniar (Hakk'a dosdogru teslimiyet gosterenleriz" dediler. 

Ey Rabbimiz! Senin indirdigine inandik. (Gonderdigin) Rasule uyduk. 
Artik bizi (Senin varhgma birligine, isa 'n in rasullugune) §ahid olanlarla 
beraber yaz. 

(Onlardan bir kisim haham ve devlet adamlan) hileye ba§vurdular, 
(isa'yi oldurmeyi planladilar). Allah da onlarm hilesini bo§a gikardi. Al- 
lah hileleri bo§a gikaranlarm en hayirhsidir." 500 

Hakk'in Sesinin Duyulmasi 

Hakk'in sesinin iyice duyulabilmesi, gonullerde yer etmesi, dimaglara 
islemesi hie bir devirde kolay olmamistir. Buyuk davalar, koklu inkilaplar 
ancak buyuk himmetler, ustun fedakarhklar ve cok ciddi mucadeleler is- 
ter. Aksi halde buyuklugunun turn ozelliklerini kaybeder. 

Tezin gug bulmasi, ya da gevrede duyulup ilgi gekmesi; antitezin 
amansiz bigimde kar§i gikmasi, guglu hamleleriyle, saldirmasi sonucu, 
gergekle§ebilir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ayni dog- 
rultuda bundan gok daha getin mucadeleler vermedi mi? 

Kar§isina dikilen kufiir, tugyan ve inat her gegen gun hizini artirmiyor 
muydu? 

isa aleyhisselam daha farkh bir takim yetenek ve ozelliklerle, o devrin 
ba§ dondurucu sayilan mu'cizeleriyle ortaya giktiginda, kar§isina gikan 



497 Yasin, 57 

498 Didar: f. Mulakat, goru§. Gorunme. Yuz. £ehre. G6ru§ kuvveti, goz. Agk, 
meydanda. 

499 A ■• : r ~, 

All Imran, 52 

500 Al-iimran, 52-54 



230 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



kufur, inkar ve inadin o nisbette buyuk, oldugu gorulmektedir. 

Gergi isa aleyhisselam, israilogullan arasmdan ayrilmadan once butun 
gayret, himmet ve sistemli mucadelesine ragmen ancak 10-12 kadar 
kassar 501 ya da bahkgiyi kendine yardimci olarak bulabilmi§ti. Ama ugra- 
digi haksizhk, oldurulme te§ebbusleri, annesiyle birlikte azgm Yahudiler- 
den kagip yer degi§tirmesi, davasmm buyuklugu oranmda onun ununu 
yava§ yava§ yayginla§tirmi§; antitezin §iddeti bir bakima rahmete kapi ag- 
mi§tir. 

Bu gergek §unu bize hatirlatir: Her §eyini davasi ugrunda harcamaktan 
gekinmeyen, fedakarhk ve feragatin doruguna yukselen dava adamlan 
her zaman ma§erT vicdanda layik oldugu yeri -geg de olsa- almi§tir. 

isa aleyhisselam higbir mucadele vermeden, higbir haksizliga ugra- 
madan, saldmya maruz kalmadan gelip gegseydi, goktan unutulur, 
yaymak istedigi din ve §eriat ulkelerde duyulmazdi. 

i§te buyuk davalarm, koklu inkilaplarm kamu vicdanmda yer edebil- 
mesinin degi§meyen metotlarmdan biri, belki ba§ta geleni budur. Kur'an- 
i Kerim'de isa aleyhisselam olayi anlatihrken ozellikle ilahisunnetin uygu- 
lama olgu ve anlamma yer verilmi§ ve Muslumanlar uyanlmaya gah§il- 
mi§tir. Kur'an-i Kerim'in sergiledigi bu sunnet ve metot §u ayetle daha 
agikanlatilmi§tir: 

"insanlar, "inandik" demeleriyle kendi hallerine terk edileceklerini, 
getin smavlardan gegirilmeyeceklerini mi sanirlar?" 502 

igi Dolu Taneyi, i$i Bo§ Taneden Ayirmak 

isa aleyhisselam getin mucadelelerden sonra oldurulecegini anladi. is- 
railogullan arasmdan ayrilmadan once igi dolu taneyi, igi bo§ taneden 
ayirmak istedi. Cunku ayrildiktan sonra mu'minle kafir; Hakk'a teslim 
olanla olmayan birbirine kan§ir, ikiyuzluler birtakim entrikalar gevirebi- 
lirdi. Bunun igin kendisinden sonra halkm kime inanacaklarim, kimlere 
guvenebileceklerini tesbit edip belirledi. Boylece son gorevini yerine ge- 
tirme buyuklugunu bir kez daha kanitladi. incil'i isa'dan sonra ortahk ya- 
ti§mcaya kadar bekleyip yazanlar da Havariler olmu§tur. Bernaba ve 
Yuhanna'nm onlardan oldugu sanilmaktadir. 

Goruluyor ki, 10-12 kadar HavarT'nin inanmasi, hak bir dinin unutul- 
masmi 6nlemi§tir. Ozellikle isa'dan 40-50 yil sonra incil'in tesbit edilip ya- 
zilmasi, bu kutsal kitabm da asirlarca ya§amasmi saglami§tir. Cunku go- 
nulden a§k ve heyecanla inanan bir muminin etkisi her zaman buyuk ol- 
mu§tur. Saglam iman, ciddi mucadeleye iter, ciddi mucadele davanm 



Kassar: Leke gkaran. Qrpici, yikayici. 
502 Ankebut, 2 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 231 



yayginla§masina vasat hazirlar. 

i§te Kur'an-i Kerim bunu ilahT sunnetin en ince olguleriyle gonullere 
i§lemektedir. isa aleyhisselam olaymda Havarilerden soz edilmesinin ne- 
deni, daha gok bu hususu kalblere yerle§tirmektir. imandan sonra pey- 
gambere uymak, davaya ciddiyetle sanlmayi gostermektedir. 503 

Ayet-i hiisnun Niyazi'ye mufassal S0A yazdirir 

Guzelligin ayetini Niyazi'ye agikga yazdinr 

01 ki dir 505 ^Lu ^ oL ^ UUa* 

O ayet "Gergekten biz, bilen bir toplum igin ayetleri geni§ geni§ agikladik" 

dir. 



Celal Yildinm, ilmin l§iginda Asnn Kur'an Tefsiri, Anadolu Yayinlan: 2/918-920. 
Mufassal: tafsilath, izahh, geni§ izahh, kisimlara ayinp anlatilmi§. 
505 En'am, 97 



232 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



o V 

164 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Gir sema' a zikr ile gel yane yane Hu deyu, 
Er safayi a§ki- Hakk'a yane yane Hu deyu. 

Hep erenler Hu He kaldmrlar can perdesin, 

Agtilar gozlerin anda yane yane Hu deyu. 
Gbrduler Hu kaplami§ hep On sekizbin alemi, 
Feyz alirlar ciimle Hu'dan yane yane Hu deyu. 

Zat-i Hakk'i buldular, bulu§tular Hu He, 

Dost gorundu her taraftan yane yane Hu deyu. 
Ey NiyazTgonlune a§iklarm hikmet dolor, 
"Kunt-ii kenz" in haznesinden yane yane Hu deyu. 

Gir sema'a zikr He gel vane vane Hu deyu, 
Er safayi aski- Hakk'a vane vane Hu deyu. 

Gir semaya zikr ile gel yana yana Hu deyu, 
Er safayi Hakk a§kina yana yana Hu deyu. 

Sema, bir merkez etrafmda donen bir cismin ayni zamanda kendi ekseni 
etrafmda donme hareketidir. Sema kelimesi ayni zamanda "gok" anlamma 
gelir. Zaten butun gok cisimleri de hem bir merkez, hem de kendi eksenleri 
etrafmda donerler. Gezegenler gune§in, gune§ galaksi merkezinin, galaksiler 
super galaksilerin merkezlerinin etrafmda donerken ayni zamanda kendi 
eksenleri etrafmda da donu§ yaparlar. Kur'an-i Kerim, gok cisimlerinin bu 
hareketlerini onlarm yaptiklan zikir olarak tanitmaktadir. 

Eger gok cisimleri kendi etrafmda donmezlerse etrafmda dondukleri 
merkezin cazibesine kapilarak onda yok olurlar. Bundan oturu hem merke- 
zin hem de kendi eksenlerinin etrafmda donu§ yaparak bir denge saglamak 
suretiyle varhklarmi devam ettirirler. Cunku kendi ekseni etrafmda donmek 
de merkezkac kuvvet yaratir. i§te semazen de, insanm hayattaki bu zit gug- 
ler arasmda kah§ macerasmin aynmi gosteren bir donme hareketi yapmak- 
tadir. 

Hep erenler Hu He kaldmrlar can perdesin, 
Actilar gozlerin anda vane vane Hu deyu. 

Hep erenler Hu ile kaldinrlar can perdesin, 
Agtilar gozlerin ondan yana yana Hu deyu. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 233 



"Hit" Ahadiyyet-ul-ayn'a i§arettir. "M\ah" Ahadiyyet-ul-kesret'e i§arettir. 
Cunku Uluhiyyet mertebesi butun ilmT ve di§ kesretleri §amil ve mustagrak 
olan Uluhiyyet mertebesidir, yani "M\ah" ismi ve Uluhiyyet mertebesi 
sahibi, gerek Allahin ilminde olan kesret-i ilmiyyeyi ve gerek harigte olan 
kesretleri, yani butun mevcudat ve mahlukat-i dunyeviyye ve uhreviyye 
esma ve sifatlari, velhasil her ne kesret var ise cumlesini muhTt ve 
mustagraktir. 

HO yani Huviyyet gayb-i mutlak zat-i baht-i kesretten sarf-i nazar 
"Ahadiyyet-il-ayn" makamidir, bundan daha yuksek mertebe yoktur. Yani 
Uluhiyyet butun ilahT mertebeleri muhTt ve mustagraktir, velakin Uluhiyyet 
mertebesinde Huviyyet mertebesi altmda munderictir. Uluhiyyet mertebesi 
sahibi butun alemlerde mutesarnftir, yani alemlerde tasarruf eden 
Uluhiyyet mertebesi sahibidir. Halbuki Huviyyet mertebesinde tasarruf 
yoktur, zevk yoktur. Onun igin Kamiller Ahadiyyet-ul ayni telkin etmezler. 
Telkin ettikleri Ahadiyyet-il-kesrettir, gunku Ahadiyyet-ul-ayn'da zevk ve 
§evk yoktur, zevk Ahadiyyet-il-kesrettedir. 

Gorduler Hu kaplamis hep On sekizbin alemi, 
Fevz alirlar cumle Hu'dan vane vane Hu devu. 

Gorduler Hu kaplami§ hep On sekizbin alemi, 
Feyz alirlar cumle Hu'dan yana yana Hu deyu. 

Zat-i Hakk'i buldular, bulustular Hu He, 

Dost Qoriindii her taraftan vane vane Hu devu. 

Zat-i Hakk'i buldular, bulu§tular Hu ile 

Dost gorundu her taraftan yana yana Hu deyu. 

HO (jJ*>) asla gorulmesi mumkun olmayan gayb sirrmdan ibarettir. 

Amma butun mevcudat onunla meydana ve agga gikmi§tir. Hu bir gekir- 
dek gibidir ki sonradan agag olmu§tur. Eger o gekirdek olmayaydi agag 
olmazdi. O gekirdek agacm her yerine sirayet etmi§tir. Lakin gorunmez 
fakat agag yeti§ip buyumeyi o sir ile ahr. Yilda bir kez yapraklanip, gigek 
tutup meyvalandigi o sir ile olur. Meydana gelip meyve olarak gorunen, 
bir iken bin gorunen o sirdir. Bir'den yuz bin gorunmu§tur ki cumlesi bir 
gekirdektendir. Kah bir gorunur kah yuz bin gorunur. 

Gozde gorunen o sirdir, kulakta i§iten, elde olan kuvvet, ayakta yuru- 
yen, yuzlerde gorunen guzellik, o guzellige a§ik olan, guldeki guzel koku, 
bulbuldeki sonsuz §akima hep o sirdir. Aaah ne diyeyim ki her ne var ise 
o sirdir. Yuzu Hu'dur ki ona gayblarm gaybi, iglerin igi (batmu'l-butun) be- 
lirmemi§ asil ve sari olan huviyyet dahi derler. i§te bu yuzden Hakki 



234 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



mutalea Hu ismini zikr etmektir. Gerekse dili susmu§ olsun gerekse ba§ka 
sozde olsun. 506 

Ey Niyazfgdnlune asiklarm hikmet dolar, 
"Kunt-ii kenz" in haznesinden vane vane Hu devu. 

Ey NiyazTgonlune a§iklann hikmet dolar, 

"Kunt-u kenz" in hazinesinden yana yana Hu deyu. 

HO NEFESi 

'Hu' zikri kalbi besleyen, ruhu armdiran bir tesire sahiptir. Bu neden- 
le ney'in 'Hu nefesi' ile dervi§in kalbinin ustune okudugu 'Hu' zikri ayni 
a§k ve muhabbeti temin eder. Allah Teala yolcusunun dilinde her nefes 
zikri ve kalbinde onun muhabbeti vardir. 

Arapga'da ugiincu tekil §ahsi ifade eden huve (hu) zamiri, tasavvuf 
ehli arasmda ilahT isimlerden sayihp, Allah Teala kelimesiyle e§ degerde 
tutulmu§tur. Cenab-i Hakk'm Celal ismi olan "Allah" lafzi zahir (§ehadet) 
alemiyle, zat ismi olan Hu zamiri ise batm (gayb) alemiyle ilgilidir. 507 

Mutasavviflar ve tefsir alimleri, "Hu" kelimesinin ihtiva ettigi sirlara 
dair geni§ agiklamalarda bulunmu§lardir. Mesela ismail HakkT BursevT, 
Huccetu'l-Baliga adh eserinde bu hususta §u goru§lere yer verir: 

"Aym yirmi sekiz menzili olup her gun bir menzilde dondugu gibi, in- 
sanm agzmda da yirmi sekiz mahreg vardir ve konu§ulan harflerle kelime- 
ler o mahregleri devreder. Nitekim Arap harfleri de yirmi sekiz adettir. 

"Hu" kelimesi de, gogus bo§lugundan gikan "he-j^"den ba§layip, dudakla 

telaffuz edilen "vav- j"a gelinceye kadar butun mahregleri ihtiva eden bir 

ozellik arz ettiginden, sufilerce buyuk bir sirra delalet ettigi ve Kelime-i 
§ehadet'ten sonra en faziletli zikir ve isim oldugu kabul edilmi§tir. 
SufTlerin, "Hu butun isimleri ihata etmi§tir." demeleri, onun agzmdaki 
giki§ mahallinden dolayi degil, Ehad tecellisi itibariyledir. "mukarrebin" 
makamma ula§an kimseler, ezelde Allah Teala'ya verdikleri soze zahirT ve 
batinT bakimdan vefa etmi§ler, misak gununde kimin hitabmi i§itmi§lerse 
dunyada da ondan ba§kasmi gormemi§lerdir. Bundan dolayi Hu zamirine 
ondan ba§ka mere? kabul etmemi§lerdir. O halde onlara gore, "HO, HO" 
demek, "Allah, Allah" demektir. Onun igin sufiler Hu ismiyle gokga me§- 
gul olmu§lardir. Onlara bu hususta ta'n edenler, TevhTd'in hakikatmdan 



506 
507 



(NiyazT-i MisrT, 2003), s.89-90 

ismail Hakki BursevT, Kitabu'n-Netice, II, Haz. Ali Namh-imdat Yava§, istanbul 
1997, s. 223-224. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 235 



habersiz olduklarmdan dolayi ta'n ederler." 508 

"TarTk-i esma" ve "tarik-i nefsan?" adi verilen ve nefis mertebelerini, 
her birisinde Allah Teala'nin bir ismini zikretmek suretiyle, sirayla 
katetmeyi esas alan mesleklerde, salik, "nefs-i emmare" mertebesinde 
"La ilahe illallah", "nefs-i levvame" mertebesinde "Allah", "nefs-i 
mulhime" mertebesinde ise "HO" ismiyle zikreder. Sirayla ilk mertebede 
"tevhid-i ef'al"e, ikincisinde "tevhid-i sifat"a, uguncusunde de "tevhid-i 
zaf'a ula§ir. 

HO ismi, salike lahOta yukselip nefsi mulhime olunca verilir. Vucut bir- 
ligi burada idrak edilir. ismail HakkT BursevT ba§ka bir yerde, 
"Muvahhidlerin zikri Huvallah'dir." der. 509 

HO'nun gergegine mazhar olan, yani, yokluga ula§ip Hak ile var olan 
mu§ahede ehli, "Allah vardi ve Onunla beraber hig bir §ey yoktu." sirri- 
na "el-an kemakan" (§u an da oyledir!) derler. 

ibn'ul Arab?, Hz. RasOlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu hadisini 
agiklarken §6yle der: "Bunun manasi; Allah Teala mevcuttur ve onunla 
beraber hig bir $ey yoktur. Yani Hakk'tan ba$ka kendi zatiyla vacib (olabi- 
lecek) bir vucud yoktur. Mumkun varliklar ise Allah ile vacibu'l- 
vucudfvarligi zorunlujdur. Cunku alem, O'nun zahir oldugu yerdir ve Allah 
alem ile zahirdir." 510 

Sirri Pa§a, 'Sirr-i Kur'an' isimli eserinde HO hakkmda §u bilgileri ver- 
mektedir: 

Kul, her turlu alakanm ustunde olan Allah Teala'ya dogrudan hitabi 
edebe uygun olmadigmdan, O'na gaib sifatiyla seslenerek "ya Hu" der. 

HO sozu, ki§inin nefsinin ve -ashnda var olmayan- Allah Teala'nin di- 
§mdaki §eylerin (masivallah) yoklugunu ifade eder. Ki§i HO diyerek 
masivallahm adem-i mahz ve nefy-i sirf olduguna hukmeder. Bu, Allah 
sozunun sonundaki h harfinde bulunmaktadir. Ya HO diye zikre devam 
etmedikge, bu soz konusu hal idrak edilemez. 

Kul, Allah'i sifat isimlerinden biriyle zikrederse marifetullaha gark ol- 
mu§ olmaz. HO zamirinin mercii ise bizzat Hakk'm zatidir. HO zikrinin 
kalbte meydana getirdigi nur hig bir §ekilde kararmaz ve tarn bir ke§if hali 
dogurur. 

Nefsi, his aleminden uzakla§tinp kudsT aleme yakla§tirmak igin sifat 
isimlerini zikretmek gereklidir. Bu isimler ise tarn olarak Allah Teala'nin 



Seyyid Muhammed Fazil el-MevlevT, Hakayik-i Ezkar $erh-i Evrad-i Mevlana, 
istanbul 1283 s. 205-206. 

509 ismail Hakki BursavT, Kitabu'l-Envar, Haz. Nairn Avan, istanbul 1999, s. 95. 

510 Nihat Keklik, El-Futuhat el-Mekkiyye-Esas Motifler, istanbul 1980, c. II, Bolum B, 
s. 390 



236 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



zatini ifadeden uzaktir. Bu durum anla§ihnca, kul HO demeye ba§lar. Bu 
durumdaki kul sanki §6yle demi§ gibidir: 

Ya Rab, mahlukatin noksanlanni senden gidermemden veya onlarin 
kemallerini sana isnat ederek seni yucelti§imden senin rububiyyetin da- 
ha yuksektir. Senin celal ve kemalin ondan buyuk ve yucedir. Ancak, 
kendi huviyyetinle yine kendi huviyyetini medh u sena ederim. Sana 
"ente" (sen) sozuyle de hitap etmem. Bu sozde kibir vardir. Boyle hitap 
edince, sanki ben bir meblaga balig olmu§um da Vacibu'lvucut'ta hazir 
gibi imi§im anlami ortaya gikar. Onun igin ben de HO sozu uzerine bir §ey 
katmam. Boylece, Rabb'imin zatmm yine zati ile 6vulmu§ ve mahlOkat ile 
munasebetten armmi§ ve yuce oldugunu ikrar ve itiraf etmi§ olurum. HO 
sozu, bu sirlari uyandirdigmdan tecelli ve muka§efe makamlarmda en §e- 
refli zikir sayilmi§tir. 

Bazi i§aret ehli, Hak Taala HO ismiyle sirlari ke§fedici ve bunun di§m- 
daki isimleriyle kalbleri agicidir demi§lerdir. 

Halveti mesleginde HO, esma tarikinde yedi isimden uguncusudur. 
Nefs-i mulhime ve seyr-i alallah makamidir. Yeri ruh ve sari nurdur. Salik, 
sir makammin agilmasi igin HO zikrine devam etmelidir. 511 A§k ve mu- 
habbet, bu esma ile kemal bulur. 512 

Hz. Ali kerremallahu veche gogu zaman 

"YA HO YA MEN HO 

HUVE'LLAHU ILLA HU 

LA-YA'LEMU EYNE HU ILLA HO" diye dua edermi§. Kendisine sebebini 
soranlara bunun ism-i a'zam oldugunu soylermi§. 513 

Bu husus, Yunus Emre'de §u §ekilde dile getirilmi§tir: 

Evveli HO ahiri Hu ya Hu ilia Hu olam 

Evvel ahir ol kala vu men a ley ha fan olam 514 

Mesela "Allah" isminde "elif ' kaldinhrsa "lillah" kahr ve bir mana ifa- 
de eder. "Lam" kaldinlmca "lehu" kahr. Bunun da manasi vardir. ikinci 
"lam" kaldinhrsa "hu" kahr: Bu da "huve"nin ash olan "he"dir. Huvenin 
ash "vav"siz, "ha-i vahide"den yani " he" den ibarettir... 515 



Haririzade Kemaleddin, $erh-i Vird-i Settar, istanbul 1287, s. 67-68, 

512 Seyyid Yahya-i §irvanT, Vird-i Settar $erhi, §erh eden: Prizrenli Markalagzade 
Suleyman bin Rustem Efendi, izmir, 1998, s. 47. 

513 ismail AnkaravT, Minhacu'l-Fukara, Haz. Saadettin Ekici, istanbul 1996, s. 145. 

514 Yunus Emre Divam-ll, istanbul 1997, s. 283. 

515 Lafza-i Celal: Allah - ism-i celal, yani §erefli "Allah" kelimesi, doksan dokuz ismin 
en buyugudur. Bir kimse "Ya Allah!" derse Hak Teala Hazretlerini butun sifatlanyla 
yad ve butun fiilleriyle zikretmi§ olur. Fakat "Ya Rahman!" dese yalniz rahmet si- 
fatiyla anmi§ olur. Diger isimlerde boyledir. Bu lafza-i celal Allah Teala'mn has ismi- 
dir, hicbir §eyden turemi§ degildir. Bu dogru goru§ imam Halil'in, STbeveyh'in, 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 237 



M Vav"in "Ha"ya dahil olmasi i§ba' (doyurma, Have etme) kabilindendir. 
Adi istimrar bu ikisini tek kelime yapmi§tir. ll Huve M isimlerin en faziletlisi- 
dir... 

Necmeddin-i Kubra'ya gore, dil, bir harf ile zikretmek igin yeterli de- 
gildir. ^unku lisan -kuguk dil, buyuk dil olmak uzere- gift olan §eylerden- 
dir. Kalb ise boyle degildir. Zikr igin bir harf ona kafidir. ^unku, kendisi de 
herkesin gogus bo§lugunda bir tanedir. 516 

H( d ) sakindir. Zira onun ash kalbtendir. Kalb daire bigimindedir. H( a ) 

harfinin yazih§taki §eklinin yuvarlak olu§u bu manaya i§aret etmektedir. 
Daire, merkezi ve ash olan noktadan ayrilmaz, hareket etmez. Kalb daire- 
sinin merkez noktasi ise Hakk'tir. §6yle de ifade edilebilir: Daire gibi bir 
sakin, bir de muteharrik vardir. Daire ise bir nokta etrafmda bulunur. Da- 
ire degirmen ta§mi geviren demirin gevresindeki ta§tir. Veya daire kuzey- 
giiney kutup daireleri arasmdaki iki noktadir. 

Necmeddin-i Kubra'nm belirttigine gore, Sehl b. Abdullah TusterT (hyt. 
283/986), muridlerine: 

"Size bir beta ve musibet geldigi zaman sakin oh demeyin. Qunku bu 
§eytanm ismidir. 

Ah deyin, bu Allah Teala'nm ismidir. Vah vah ( dj ) da boy led in 
Gunku bu Hu'nun (yb) ters donmii§ §eklidir." demi§tir. 517 



TAHMIS-IAZBI 

Can u dilden a$kla gel yane yane Hu deyu 
Nefsine aldanma zinhar yane yane HO deyu 
Kendini kal ile hal ol yane yane Hu deyu 
Gir sema'a zikr He gel yane yane Hu deyu, 
Er safdy i a§ki- Hakk'a yane yane Hu deyu. 



usulculerin gogunlugunun ve fukahanm goru§udur. (AYNT, Mehmet Ali, Tasavvuf 

Tarihi, sadele§tiren H.Rahmi YANANLI, istanbul, 2000 s. 231-232) 

516 Ahzab,4 

517 Neyzen Ender Dogan, (http://www.neyzender.com) 



238 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bilmeyen imam bulmoz kufru iman perdesin 
Adem olmaz gegmeyen ilmiyle hayvan perdesin 
0k eder a§ik olan elbette isyan perdesin 
Hep erenler HO He kaldmrlar can perdesin, 
Agtilar gozlerin anda yane yane Hu deyu. 

Hu He ir§ad olanlar oldu Hu nun hemdemi 

Var ise Hu yok ise Hu i§ bu sirrm mahremi 

Evvel Hu ahiri Hu kil tema$a ademi 

Gorduler Hu kaplami§ hep On sekizbin alemi, 

Feyz ahrlar cumle Hu'dan yane yane Hu deyu. 
Mubtelalar sirrma kavu§tular bu Hu He 
Evliyanm bezmine 518 olu§tular bu Hu He 
Dostla ali$tilar bulu$tular bu Hu He 
Zat-i Hakk'i buldular, bulu§tular Hu He, 
Dost gorundu her taraftan yane yane Hu deyu. 

Kalbine yd Hu diyen a$iklarm rahmet yagar 

iki diem mihnetten kurtulup cennet arar 

Azbi'ya feyzi Hudo'don Hu deyu dogar 

Ey Niyazi gonlune a§iklarm hikmet dolar, 

"Kiint-ii kenz" in haznesinden yane yane Hu deyu. 



518 Bezm: f. Sohbet meclisi. Muhabbet yeri. Yiyip igme, T§ u nu§. Meclis. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 239 



165 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Nevbahar eri§ti bi-dar olayim simdengeru, 
Andelip-i bag-i gulzar olayim simdengeru. 

"Diinya vii ukba hevasmdan gegiip abdal-ve§, 

Ka§if-i cilbend-i esrar olayim §imdengeru". 
Qaluben Mansur gib'i tabl-i "Enel-Hak" nevbetin, 
Gireyim meydana berdar olayim simdengeru. 

Dukeli dar u diyarm raht u bahtm terk ediip, 

ibn-i Edhem gib'i deyyar olayim simdengeru. 
Dolanayim Hizir-ve§ diem gozunden birzaman, 
Mutlak olup sirr-i settar olayim simdengeru. 

Nice bir bu ten zemininde karar ediip kalam, 

Qkayim goklere devvar olayim §imden geru. 
Bu izafat u kuyudat illerin ediip harab, 
Lamekan ilinde seyyar olayim simdengeru. 

Miirg-i cam bu kafesten ugurup §ad edeyim, 

01 adem sehrine tayyar olayim simdengeru. 
Bir beden kaldi bana mensub olan bunda heman, 
Yok edip am dahf var olayim §imden geru. 

Kalmasm varlikta Misrf'nin viicudu zerrece, 

Kurtulayim vasl-i dildar olayim simdengeru. 

Nevbahar eristi bi-dar olayim simdengeru, 
Andelip-i bag-i gulzar olayim simdengeru. 

ilkbahar eri§ti yurtsuz olayim §imdiden sonra, 
Gul bahgesi baginin bulbul olayim §imdiden sonra. 

Bahardan murad edilen ilahi vucuddur. Oum gelse artik gam yemem 
demektir. 

"Diinya vii ukba hevasmdan geciip abdal-ves, 
Kasif-i cilbend-i esrar olayim simdengeru". 

"Dunya ve ahiret hevesinden gegip abdal gibi, 
sirlar kutusunun ka§ifi olayim §imdiden sonra". 

"Abdalve§" §unlara derler: Ugyuzler vardir, her biri bir Nebi me§rebin- 
dendir. Bunlar Ugyuzonug ricaldir. Kirklar vardir, yediler vardir. Ugyuzlerin 
Kirki Adem aleyhisselam me§rebinde, yani yaradih§mdadir. i§te bu kirk 
ki§iye Abdal tabir olunur. Ugyuzlerin Yetmi§i Nuh aleyhisselam me§rebin- 



240 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



dendir, bunlara da Nakibler tabir olunur. Bunlardan yedisi Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin me§rebindedir. Bu Yedilerden Dordune Evtad, 
ikisine imaman ve birine de "Gavs" tabir olunur. 

Caluben Mansur gibi tabl-i "Enel-Hak" nevbetin 519 
Gireyim meydana berdar 520 olayim simdengeru. 

Mansur gibi "Enel-Hak" davulunu galma nobetine 
Gireyim meydana asilmi§ olayim §imdiden sonra. 

Mansur gibi "Enel-Hak" diyerek meydana girip berdar olayim demesi, 
ihtiyari olumle olmege i§arettir. Cunkii Mansur "Ene =ben" demekle 
vucudunda Hakk'i kayid ettiginden Kur'an-i Kerim'in ayetleri, onun katline 
hukmetti, Hakkayiddan munezzehtir. 

Dukeli dar u diyarm raht u bahtm terk ediio. 
ibn-i Edhem gibi deyyar 521 olayim simdengeru. 

iki dunyanm ve diyarm rahat ve bahtm terk ediip, 
ibn-i Edhem gibi ruhban olayim §imdiden sonra. 

Dolanayim Hizir-ve$ diem gozunden birzaman, 
Mutlak olup sirr-i settar olayim simdengeru. 

Dolanayim Hizir gibi alem gozunden bir zaman, 
Mutlak olup settar sirri olayim §imdiden sonra. 

Nice bir bu ten zemininde karar ediip kalam, 
Qkayim goklere devvar 522 olayim simdengeru. 

Nice bir bu ten yerinde karar edip kalam, 
Cikayim goklere devreden olayim §imdiden sonra. 

Bu izafat u kuyudat illerin ediip harab, 
Lamekan ilinde seyyar 523 olayim simdengeru. 

Bu bagmti ve kayit illerini harab edip, 
Mekansizhk ilinde gezegen olayim §imdiden sonra. 



519 Nevbet: Mehter. Nobet, sira. Sira ile gorulen i§. 

Berdar: f. Asilmi§, yukan kaldinlmi§. Tutucu. itaat edici ve ettirici. Meyveli. 
Meyve verici olan 

521 Deyyar: Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastir sahibi 

522 Devvar: Durmayip donen, devreden. Devredip gezen. Gerdan. Kabe-i Muaz- 
zama'mn bir adi. Haremden ahp beraber tavaf edilen ta§. 

Seyyar(e): Bir yerde durmayip yer degi§tiren. Gokte veya gune§ etrafmda dola- 
§an yildiz. Gezegen. Kervan, kafile. Otomobil 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 241 



Murg-i cam bu kafesten ucurup sad edeyim, 
01 adem sehrine tavvar olayim simdengeru. 

Can ku§u bu kafesten ugurup mutlu edeyim, 
O adem §ehrine uc,ak olayim §imdiden sonra. 

Bir beden kaldi bang mensub olan bunda heman, 
Yok edip am da hi var olayim simdengeru. 

Bunda hemen bir beden kaldi bana nisbeti olan, 
Yok edip am dahT var olayim §imdiden sonra. 

Varolmak Tecrubesi 

Zamansizhgi ve mekansizhgi Allah Teala'nin en temel niteliklerinde birisi 
olarak tespit edip, tarihin di§ma iten du§uncenin de terkedilmesi demektir. 
Hem Batm hem Zahir, hem Evvel hem Ahir olu§uyla her turlu hayat §eklini 
ku§atan ve bu birbirine zit durumlarla yarattiklarmdan ayrilan Allah Teala'yi 
tecrube eden insan, Allah Teala'a ait kullandigi dili artik uzaktaki bir nesne- 
yi, bir e§yayi tanimlar gibi kullanmanm getirdigi geli§iguzellikten; ha§yetin, 
sevginin, saygmm, ne§enin verdigi bilincje muttaki olacaktir. 

insan bir yandan varolu§ felsefesinin ^yalnizlik', 'bulanti', 'y a kancila§ma' 
gibi kavramlar ile ilahi mesajm varolu§unun yorumuna zemin hazirlayacak- 
tir. insanm yalnizhk acisi ile bulanmasi ve etrafma, kendine ve Allah Teala'ya 
yabancila§masi acisiyla olgunla§ir. Neticede uzla§mak igin gayret gosterir ve 
uzla§arak varhgmi bulmu§ olur. Paul Tillich, ug pargah bir yabancila§madan 
bahseder: 524 

1. Baskalarmdan yabancilasma: Guvensiz ve ben-merkezli oldugu- 
muz zaman ba§ka insanlardan ayrihriz. Gergek duygulanmizi gizler ve 
egolanmizi tatmin etmek igin 'maske'lerimizi takar ve 'roNerimizi oyna- 
nz. Biraktigimiz izlenim konusunda endi§elerimiz vardir, bu yuzden de 
statumuzu in§a etmek igin di§a donuk yuzler takariz; Sevgisizlik ve yalniz- 
hk birbirini takip eder. 

2. Kendi gergek benligimizden yabancilasma: Bizler, gati§an amacjar 
tarafmdan farkh yonlere gekilen pargalanmi§ bireyleriz. Kendimizi belli 
bir potansiyele ve sinirhliga sahip oldugumuzu yani kendimizi oldugumuz 
gibi kabul edemeyecek kadar aciz ve sucju hissederiz ve kendimizi anla- 
mayiz. 

3. Allah Teala'dan, anlam zemininden yabancilasma: Nihai guvensiz- 
lik, hayatm anlamsiz olabilecegi yonundeki (en onemli) tehdittir. Modern 
insan gogu zaman bir bo§luk ve amagsizhk, arasira korku ve degersizlik, 
bazen de umitsizlik icjne du§er. 



524 Paul Tillich, Systematic Theology (London: Nisbet, 1957). 



242 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bunlari ya§ayan insanin tecrubesinin temel dini bir tecrubeye donu§- 
mesi, yabancila§madan kurtulup bir uzla§maya yonelme sureci de §6yle 
devam eder: 

1. Allah Teala ile Uzlasma: Bu uzla§manin temeli Allah Teala 'nin bizi 
oldugumuz gibi kabul ettigi gergegine dayamr, O'nun sevgisini kazanacak 
bir §ey yaptigimiz igin degil. Allah Teala 'nin merhameti, ondan kopma- 
mizi engellemektedir. Allah Teala'nm yardim edecegi deneyimi Tillich'in 
§u sozleri ile karanhgimizi bazen bir i§ik dalgasi yarar ve sanki bir ses sim- 
ian soyler: 

"Kabul edildin. Sender) daha buyuk olan ve admi bilmedigin tarafm- 
dan kabul edildin. Bu adi §imdi sorma; belki sonra ogrenirsin. $imdi bir 
§ey yapmaya gah$ma; belki daha sonra gok §ey yaparsm. Bir §eyi ara§- 
tirma; bir §ey eda etmeye gali§ma. Sadece kabul edildigin gergegini ka- 
bul et!" S2S Boylece anlamsizhgin tehdidi ile ilgili korkunun ustesinden ge- 
linmi§ olur; burada yeni bir guven ve anlam merkezi olu§ur. 

2. Gergek benligimizle uzla§ma: Allah Teala tarafindan kabul edilme- 
nin getirdigi guven iginde kendimize daha durust bir §ekilde bakabilme 
ozgurlugune sahip olmu§uzdur. Allah Teala bizi kabul ettigi igin, biz de 
kendimizi kabul edebiliriz. Allah Teala'nin huzurunda maskelerimizi gika- 
rinz, savunma mekanizmalanmizi ve hilelerimizi bir kenara atariz. Pi§- 
manhk ve bagi§ tecrubesinde, bir yanda sugtan ve kendimize olan nefre- 
timizden, diger yandan da gururdan kurtuluruz. Kendimizi anlamamiz ve 
ig butunlugumuzu yakalamamiz, igimizde gati§an ideallerin ve ig bolun- 
melerin yerini ahr. Gergek kendini gergekle§tirme, bu yonelimde yatar. 

3. Ba§kalanyla uzla§ma: Allah Teala ile yeni ili§ki bigimimiz ba§kalan- 
ni sevmemizi saglar. Bir insan ancak a§in gikarcihgmdan ve ben- 
merkezciliginden 6zgurle§tigi zaman, kendini bir an unutabilir, ba§kalan- 
ni da olduklan gibi kabul edebilir; zira Allah Teala 'nin onu oldugu gibi 
kabul ettigini hatirlar. 526 

"Bunda hemen bir beden kaldi bana nisbeti olan" yani salik efalini 
Hakk'da fena eder, sifatlarmi fena eder, zatmi fena eder. Sonra Cem 
makammda once Hakk'm zatmi giyer, Hazret-ul Cemde Hakk'm sifatlarmi 
giyer, Cem-ul Cem makammda Hakk'in efalini giyer, var olur. Zira "Varhk" 
Hakk'indir. Hakk'in variyeti ile ancak insan var olur, yani variyetin Hakk'in 
olduguna vakif olur demektir. Bu sebepten de NiyazT: "Kalmasm varlikta 
Misrfnin vucudu zerrece" diyerek §iirine son vermektedir. 



525 Paul Tillich, The Shaking of the Foundations (London: SCM, 1949) 

526 (DUZGUN, 2: 1 2004), s. 40-43 makalesinden faydalanilmi§tir. 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 243 



Kalmasm varlikta Misri'nin vucudu zerrece, 
Kurtulayim vasl-i dildar olayim simdengeru. 

Kalmasm varlikta MisrT'nin vucudu zerrece, 
Kurtulayim sevgili vash olayim §imdiden sonra. 

Gabriel Marcel 8 Kasim 1932'de gunlugune §u notu du§er: 

"Bir dukkanin onune yatan bir kopege baktigim sirada dilimin ucuna 
bir tumce takildi kaldi: Bir §ey var ki, adina ya§amak denir; yeni bir §ey 
daha var ki, buna da varolmak (exister) adi verilir: Ben varolmayi segtim." 

Peki, bu varolmak nedir? M Gunluk M un yazari, Ben ve Ba§kasi adh kon- 
feransmda, ki§iligin yaratici ayricahgmi agiklarken bunu bize anlatmaya 
gah§ir: 

Klgl if in varolmak, kendini a§arak kendini yaratmaktir. 527 

TAHMiS-iAZBf 

A$kiyla mest efkar olayim §imdengeru 
Cevri hicri gule sitemkar olayim §imdengeru 
Yare hem agyara ho§ yar olayim $imdengeru 
Nevbahar eri§ti bi-dar olayim §imdengeru, 
Andelip-i bag-i giilzar olayim §imdengeru. 

Lutfu kahrmdan vefasmdan gegip abdal-ve$ 

Alemin §ahi gedasmdan gegip abdal-ve§ 

Bu ribat hunhunden uryan olup abdal-ve$ 

"Diinya vu ukba hevasmdan gegup abdal-ve§, 

Ka$if-i cilbend-i esrar olayim §imdengeru". 
Bulmasm bir kimse bende bulmasm nam u ni$an 
Kalayim yokluk iginde bi-ni§an ve bi-mekan 
Cumle diem a$ik olsun gormege vechim lyan 
Dolanayim Hizir-ve§ diem gozunden bir zaman, 
Mutlak olup sirr-i settar olayim §imdengeru. 

"kullu $eyin yerciu" 528 nun ma'den'mde kan olam 

Qun bana elzem ozumden ozumu ozden bulam 

Eyleyim Isa'ya ta'Wm sirda e$rati 529 kiyam 

Nice bir bu ten zemininde karar ediip kalam, 

Qikayim goklere devvar olayim §imden geru. 



527 (FOULGUiNE, 1998), s.104 



<0S y*\[*rj*4\j "Butun i§ler O'na dondurulur." Hud, 123 
E§rat: Ni§anlar. Alametler. §artlar. 



244 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Alemin ok ve korosmdon gikar ali cenob 
Bilmedi m unker sualin gektiler onlar azab 
Hakk'a teslim olmadan ozunu bekodo yoksevab 
Bu izafat u kuyudat illerin ediip harab, 
Lamekan ilinde seyyar olayim §imdengeru. 

Nice birdir dogmanla subhdem feryad edem 
Kuh sim a§kma ben kendimi ferhad edem 
Kayittan kurtulup ruhum eyle abad edem 
Murg-i cam bu kafesten ugurup §ad edeyim, 
01 adem §ehrine tayyar olayim §imdengeru. 
Hakle yeksan 530 olan ar$ uzre eyler ho$ mekan 
Geldi gun benden bona benlik ni§anmdan ziyan 
Gegtim ondan dah? manend? 531 bir olur pehlivan 
Bir beden kaldi bana mensub olan bunda heman, 
Yok edip am dahf var olayim §imden geru. 

Her kimin kalbinde olsa Hakk §uhudu zerrece 
Gelir el bet ona Hakk'i lutfcud? 532 zerrece 
AzbVnin zahir u batm yok vucudu zerrece 
Kalmasm varlikta Misri'nin vucudu zerrece, 
Kurtulayim vasl-i dildar olayim §imdengeru. 



Yerle bir toprak olan 

531 Manend: f. Benzer. Denk. E§. Gibi. 

532 Cud: comertlik bol verme. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 245 



166 

Vezin: Mustef' ilun Mustef' ilun Mustef ilun Mustef ilun 

Bir §ehre eri§ti yolum dort yam diiz meydan kamu 
Ana giren gormez oliim iger ab-i hayvan kamu. 

Bir ho§ giizel yapisi var otuz iki kapisi var, 

Cumle §ehirlerden ulu her yam bag bostan kamu. 
Ab u havasi mu'tedil giren gikamaz ay u yil, 
Daglari lale ak kizil baglar gul-i handan kamu. 

Biilbiilleri naldn eder can-u dili hay ran eder, 

Bahgeleri seyran eder her ko$ede huban kamu. 
E§garda sazlar galmir dallarda meyve salmir, 
Sen sunmadan ol bulunur her emrine ferman kamu 

Kim Selsebil'den nu§ eder rahik am bi-hu§ eder, 

Tesnfm ebed sarho§ eder olur igen mestan kamu. 
Bu dedigim Cennet elegit anlara ol minnet degil, 
Bunun safasi zevkine ehl-i cinan hayran kamu. 

$ehr-i hakfkattir adi, Hakk simm bunda kodu, 

01 sirra vakif olam, Hak eyledi mihman kamu. 
Olmaz anlarada higfesad bugz u based kibr u inad, 
Cumle bili§ yok asla yad birbirine ihvan kamu. 

Ozleri canlardan aziz sozleri ballardan leziz, 

Yok anda sen, ben, siz u biz birlik He yeksan kamu. 
01 §ehre Mursel gelmedi, anlan davet kilmadi, 
Anlar yolu yamlmadi evsaflan Kur'dn kamu. 

Hak mezhebi mezhebleri, deryd-yi zat me§rebleri, 

Hasil kamu matlableri, kadr igredir her an kamu. 
Yoktur onlardan ihtilaf gunden ay an Hakk bJhilaf, 
Her i§leri Hakk' a muzafruh eylemi§ Yezdan kamu 

Jerk eylemi§ler kal u kil lal olmu§ anlarda bu dil, 

Her halleri Hakk'a delil hep mazhar-i Rahman kamu. 
Gergi sana bakip gozii, sohbet eder soyler sozii, 
La kin Hakk'i bulmu§ ozii, soyle§tigi Furkan kamu. 

Diinyaya anlar gelmedi, geldiyse de eglenmedi, 

$eytan olan gormedi, anda olarpinhan kamu 
Ana girerse bir ki§i gider gonulden te§vi§i, 
Ba§ma bu devlet ku§u konan olur Sultan kamu. 

Hemen ki ol §ehre gelir her korkudan azad olur, 

Yollarda bellerde kahr div u peri §eytan kamu. 
Dar-iil emandir ol §ehir lakin girer yuzbinde bir, 



246 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Sanma ana dahil olur hurl melek ndvan kamu. 

Kim ki o §ehri ozledi erenler izin izledi, 

Adab-i Hakk'i gozledi ir$ad eder Pfran kamu. 
Her semt o §ehrin yoludur, lakin girenler velidir 
Anin igin dopdoludur Turk u Arab Suryan kamu 

Ehlini bul ol illerin sarpm gegersin bellerin, 

Yirtar yalniz gideni kurd u peleng arslan kamu. 
Ehline anlar bellidir, zira bilir bir illidir, 
Her birisi ahsen sifat her mufkule burhan kamu. 

Gir Enbiyanm silkine bin bu vucudun fulkune, 

Kahreyle nefsin askerin gark eylesun tufan kamu. 
Var "Semme yechu'llah" i bul ta gorune sana ol II, 
Senden sana eyle sefer kim idesin seyran kamu. 

Candan riyazat-i taab geksin am edip taleb, 

Olur riyazat sonu derdlerine derman kamu. 
Qek sinene dag iizre dag §ol hasta gonlun ola sag, 
$ayet ola dag iistii bag yadlar ola yaran kamu. 

Can ermeyince aslina bulbul gibi gul faslma 

Hep cenneti arz eylesen olur ana niran kamu 
Can ilidir vasfettigim derd He ta'rif ettigim, 
Bundan inip dokulduler bu tenlere her can kamu. 

Gel tende koma canmi a'laya gik bul kanmi, 

Layik midir insana kim yeri ola zmdan kamu. 
Tut bu Niyazf'nin soziin bunda aga gbr goziin, 
Bir gun gidersin ansizin gormez seni karban kamu. 

Var ol hakfkat §ehrine er anda Hakk'm simna, 

Dolsun senin de gonlune derya olup irfan kamu. 

Bir sehre eristi volum dort yam diiz meydan kamu 533 
Ana giren gormez oliim icer ab-i hayvan kamu. 

Bir §ehre eri§ti yolum dort yam duz meydan kamu 
Ona giren gormez olum iger olumsuzluk suyu kamu. 

S^y}i'^>- \JJ$j \ Sk-^OUl l^Uolj \ ji>j^l^ <!^>- \fL« \j£$'k>j&\d x* IjUol 135 if? 

jCL«*^baS1 Jo j^-^j^S I) liai 

"$u §ehre girin, orada dilediginiz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapi- 
smdan girin, "bag\$lai" deyin, Biz de yamlmalarmizi bagi§lanz, iyilere da ha 



533 Kamu: (Kamug) t. Hep, butun, tamamen 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 247 



da artirmz" demi§tik. 534 

Beyitte gegen §ehirden murad "Semsem vadisi" dir. Cenab-i Hak Beyti 
§erifin topragmdan Adem aleyhisselamin balggi yapildigi vakit fazlasini KursT 
cinan (cennetler) gevresine serpti. i§te Semsem vadisi andan yaratildi, ?un- 
ku Semsem Adem aleyhisselamin balgigindan arta kalana derler. O §ehrin 
buyuklugune nisbetle cennetler bir hardal tanesi kadardir. Cennet ehli zevk 
ve tenezzuhe istek duyduklan vakit oraya gikarlar ve sonra tekrar cennete 
donerler. Ayni burada da gezinti igin halkm giftliklere giktiklan gibi. Lakin 
Arifler dunya ve ahirette istedikleri zaman ru'yada veya varhklarmdan soyu- 
nup o §ehre giderler, kapismda kar§ilamrlar, elbiselerini gikanrlar ve o §eh- 
rin kendine has elbisesini giyip igeriye girerler. 

O VelT veya Arif ki§i hangi makamda ise, altmdan agaglar ve uzerindeki 
altm meyveler, o Arifin makammdan konu§up tesbih ederler ve herhangi 
bir agaca baksa kendi suretini gorur. i§te orada boylece zevklenirler ve 
nimetlenirler. £ikarken §ehrin kapismda oranm elbisesini birakir ve yine 
kendi elbisesini giyer. 

Oraya giren kimsenin tevhiddeki makami; Cem, Hazret-il Cem, Cem-ul 
Cem ve Ahadiyyet makammdan a§agi olmamah. Cem makammdan a§agi 
olursa o §ehre giremez. i§te bu Semsem vadisine "Hakikat $ehr\" denilir, 
KursT ustundedir, yeryuzunde degildir. Yeryuzunde olan "Cennet-ul-Velayet" 
dir (VelTlik cenneti). i§te bu §ehre giren bir daha olmez. ikram edilende geri 
almmaz. Cunku Allah Teala bir kulu sevdi mi daha onu terk etmez. 
Bir misal verecek olursak 

Hz. AN kerreme'llahu veche §6yle rivayet etmi§tir: Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem beni, Zubeyr'i ve Mikdad b. el-Esved'i bir yere 
gonderirken: 

"Hah bahgesine varmcaya kadar yol almiz. Orada mahfe 535 iginde 
bir yolcu kadin bulacaksmiz. Kadmm uzerinde bir mektup vardir. Onu 
ahp bana getiriniz" buyurdu. Bunun uzerine yola giktik, nihayet soz ko- 
nusu bahgeye vardik. Hakikaten kadmi orada mahfe iginde bulduk. Ona: 
"Mektubu gikar!" dedik. Kadin: 
"Bende mektup yok" dedi. O zaman ona: 

"Ya mektubu gikarir verirsin, ya da seni soyar mektubu biz bu\uruz\" 
dedik. Bunun uzerine kadin mektubu sagmm orguleri arasmdan gikardi. 
Biz de mektubu Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme getirdik. Mek- 
tubu Hatib b. EbT Beltea radiyallahu anh Mekke'deki bazi mu§riklere 



534 Bakara, 58 

Mahfe: Deve, fil gibi hayvanlarm uzerinde seyahat edenleri sicak, gune§ vb. tesir- 
lerden korumak igin yapilan kafesli gadir sepet. 



248 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



g6ndermi§ olup, onlara, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
(Mekke'yi fetih seferiyle ilgili) bazi i§lerini haber veriyordu. Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem ona: 

"Bu ne i$tir ey Hat\b?l" diye sordu. O: 

"Bono kizmodo ocele etme ey Alloh Tedlo'nin Rosulu. Ben Kurey§'e 
di§ordon kotilon bir odomim. Onlordon degilim (aramizda kan bagi yok). 
Senin beroberindeki muhocirlerin (Mekke'de) okrobolon vor. Mekke'deki 
mollormi ve oilelerini himoye ederler. Bu §ekilde nesepten gelen 
homilerim olmodigi igin, orodoki yokmlorimi himoye edecek bir el edine- 
yim istedim. Bunu kotiyen kufrum veyo dinimden irtidodim veyo is- 
iom'don sonro kufre nzomdon doloyi yopmodim" dedi. Hz.Peygamber: 
"Bu size dogruyu soyledi!" dedi. Hz.Omer radiyallahu anh atilarak: 

"Ya Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)! Birak beni §u munafigm 
kellesini ugurayim!" dedi. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 

"Ama o Bedir'e katildi. Ne biliyorsun, belki de Allah Teala Bedir ehli- 
nin haline muttali oldu da: 'Dilediginizi yapm, sizleri magfiret etmi§im' 
buyurdu." Bu olay uzerine Allah Teala §u vahyi indirdi: 536 

"Ey iman edenler! Benim de du§manim, sizin de du§manmiz olanlan 
velTler/dostlar edinmeyin. Siz onlara kar§i sevgi yoneltiyorsunuz; oysa 
onlar Hakk'tan size geleni inkar etmi§ler, Rabbiniz olan Allah'a inan- 
manizdan dolayi Rasulu de sizi de (yurtlarmizdan) surup-gikarmi§lardir. 
Eger siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim nzami aramak amaay- 
la gikmi$samz, (nasil) onlara kar§i halo sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin 
gizlediklerinizi ve agiga vurduklarmizi bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, 
artik o, elbette dogru yoldan sapmi§ olur." 537 

Bir ho$ guzel vapisi var otuz iki kapisi var t 
Cumle sehirlerden ulu her yam baa bostan kamu. 
Bir ho§ guzel yapisi var otuz iki kapisi var, 
Cumle §ehirlerden ulu her yam bag bostan kamu. 

Otuz iki farz ima edilmektedir. Ancak bu bahsedilenden ba§ka bir mana 
da murat edilmi§ olmasida du§unulebilir. 

Otuz iki Farz 

"Otuziki Farz" terimi, ozellikle yurdumuzda, dolayisi ile Hanefi mezhebi- 
nin hakim oldugu yerlerde islamin onemli temel prensiplerinin, avam anla- 
yi§i ile bir araya getirilmesini anlatir ki §unlardir: 

imanin §artlan (6) 



536 BuharT, "Cihad" 141, 195, "Tefsir" Mumtehine 1; Muslim, "Fedailu's-Sahabe" 161 

537 Mumtehine, 1 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 249 



islamin §artlan (5), 

Namazin farzlan (12) 

Abdestin farzlan (4) , 

Gusuliin farzlan (3), 

Teyemmumun farzlan (2), 

Bu otuz iki onemli farz "Elli Dort Farz"a gore daha tutarh ve daha onemli 
siralama olmakla beraber bu da ilmT bir temele oturmamaktadir ve genel 
olarak butun muslumanlarin anlayi§ini yansitmaz. 

Cunku: 

1. Oncelikle en onemli farzlar bunlardan ibaret degildir. Cihad, anneye- 
babaya ihsan, yakmlarla iyi ili§kiler gibi bazi prensipler, Otuz iki Farz'da sayi- 
lanlarm bazilarmdan daha onemli olabilir. Binaenaleyh, boyle bir simrlama, 
islami bu yolla ogrenen birisini dinin isteklerinin bunlardan ibaret oldugu 
vehmine du§urebilir. 

2. Bu prensiplerin tamami ibadetlere, dolayisi ile ahiret alemine ait pren- 
sipler olmasi; islam'in dunya duzenine hig yer vermedigi tamamen Allah 
Teala ile kul arasmda bir din oldugu kanaati uyandirabilir. Nitekim bunlarm 
hig birisi hukuki prensipler degildir. Oysa islami prensiplerin pek gogu dun- 
yaya bakan hukuki duzenlemelerdir ve kanunla belirlenmi§ mueyyidelere 
sahiptirler. 

3. iman, islam, namaz, abdest, gusul ve teyemmum gibi esaslar butun is- 
lami mezheplerde bulunmakla beraber, bunlarm farzlan ya da §artlan her- 
kese gore ayni sayida degildir. 

Mesela abdestin farzlan Hanefilere gore dort iken §afiilere gore altidir. 
Dolayisiyla onlann otuz iki farzdan degil, otuz dort, belki de kirk farzdan soz 
etmeleri gerekir. Nitekim Hanefilerin de hepsi otuz iki farzdan soz etmezler. 
Bazilan bunun otuz u$ farz oldugunu soylerler. Bu fark da teyemmumun 
farzlannin iki ya da ug olarak sayilmasmdan kaynaklanir. Kisaca "iki darp 
(vuru§) bir niyet" ifadesiyle anlatilan bu farzlar, mahiyet olarak ayni olmakla 
beraber, iki vuru§ (darp)un, vuru§ olmalanna gore bir farz, ya da iki ayn vu- 
ru§ olmalanna gore iki farz sayilmasi bu farki doldurur. Nitekim §u anda 
Yugoslavya'da ya§ayan muslumanlar arasmda "Otuz ii? farz" teriminin bu- 
lundugu ve onlann, "otuz iki" diyenlerin yanh§hk yaptiklanna hukmettikleri- 
ni ogreniyoruz. 

4. Otuz iki farz arasmda bulunan "islam'in §artlari"mn, ashnda "kelime-i 
§ehadet" di§mdakiler islam'in §arti degil, islam'in ruknu ve hadisteki ifade- 
siyle; uzerlerine islam'in bina edildigi esaslardir. §art, bulunmadigmda me§- 
rutun dahi bulunmadigi §eydir: 

Mesela abdest namazin §artidir. Namaz me§ruttur. Abdest olmasa na- 
maz da olmaz. Oysa namazi, orucu, zekati ve hacci bulunmayan, insan 
musluman degildir denilemez. Demek ki bunlar islam'in §arti degillerdir. 



250 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Belki rukunleridirler. Diger yonden bir hadiste islam'in be§ §ey uzerine otur- 
dugu soylenir ve bu rukunler sayihr ama ba§ka Hadislerde daha degi§ik sayi- 
larda ve daha degi§ik rukunlerden de soz edilir. Oyleyse islam'in rukunlerini 
dahi be§le sinirlamak dogru olmaz. Keza, iman esaslan da alti maddeden 
ibaret degildir: icmalen daha aza indirilebilecekleri gibi, tafsilen daha goga 
da gikanlabilirler. 

5. "Otuz iki Farz" sayihrken hem imanin §artlan hem de islam'in §artlari 
sayilmi§, ama bunlarm pek gogunun kendi igindeki §artlari aynca sayilmadigi 
halde, islam'in §artlarmdan gosterilen namazm aynca §artlari sayilmi§, hatta 
daha ileri gidilerek namazm §artlarmdan birinin (abdestin) §artlan dahi bu 
sayiya dahil edilmi§tir. Buna gore zekatm, haccm ve orucun; hatta haccm §arti 
olan ihramm da §artlan sayilabilir ve bu rakam gok daha kabank olabilirdi. 
Butun bunlar, bu rakamm hem sistematik, hem ilmi hem de islami olmadi- 
gmi gosterir. Binaenaleyh, en olumlu yakla§imla nihayet §6yle soylenebilir: 
Farzlan otuz iki ile smirlandirmak, gocuklara ve avama en az bu sayidaki 
onemli farzi bilme kolayhgi saglar ve onlara bir son tayin ederek en azmdan 
bu kadarmi ogrenmelerini kolayla§tinr. Yoksa islam'in farzlan otuz ikiden 
ibaret degildir. 538 

Ab u havasi mu'tedil airen cikamaz ay u vil, 
Daglari Idle ak kizil baglar gul-i handan kamu. 

Suyu ve havasi ho§ giren gikamaz ay ve yil, 
Daglari Idle ak kizil baglar gul agmi§ kamu. 

Bulbulleri naldn eder cdn-u dill hay ran eder, 
Bahceleri seyran eder her kosede huban kamu. 

Bulbulleri nalan eder can ve gonulu hayran eder, 
Bahceleri seyran eder her ko§ede guzeller kamu. 

Escdrda sazlar calinir dallarda meyve salinir, 

Sen sunmadan ol bulunur her emrlne ferman kamu 

Agaglarda sazlar galmir dallarda meyve salinir, 
Sen sunmadan ol bulunur her emrine ferman kamu 

E§garda sazlar gahnr" demek agaglar oraya giren arifin makammdan 
tehlil-u tesbih (Kelime-i tevhid ve ismi- celal ile zikir) ederler. O arif kimse- 
ye ikramen agaglann meyveleri kevn, yani kainat buyuklugundedir. 

Arzu ettigin vakit o meyva sana gelirken ufala ufala agzma gelir; tarn ye- 
nilecek kadar kugulur ve kendiliginden agzma girer, o meyvalan hig el ile 



538 islam Fikhi Ansiklopedisi, Alim 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 251 



tutmazsin. 

Kim Selsebil'den 539 nu$ eder rahik 540 am bi-hus eder, 
Tesmm 541 ebed sarhos eder olur ken mestan kamu. 

Kim Selsebil'den tadar sarar onu sersem eder, 
TesnTm ebedi sarho§ eder igen olur sarho§ kamu. 

9L~X« ^11^ l^i ILp "(Bu §arap) orada bir pmardandir ki adina Selsebfl 
denir." 

p^^J^^ "Kendilerine agzi muhurlu saf$arap &elerinden sa- 
mp ikram edilir." 

~j!j1 ^ ^-\yj 'Ve onun mizaa tesnfmdendir. (O) Bir kaynaktir ki, on- 

dan ancak mukarrep olanlar igerler." 

Semsem vadisinin ug irmagi vardir: Selsebil, rahik, tesnim'dir. 

Bu dedigim Cennet degil anlara ol minnet 542 degil, 
Bunun safasi zevkine ehl-i cinan hayran kamu. 

Bu dedigim Cennet degil onlara o minnet degil, 
Bunun safasi zevkine cennet ehli hayran kamu. 

Sehr-i hakfkattir adi, Hakk simm bunda kodu, 
01 sirra vakif olam, Hak eyledi mihman kamu. 

§ehr-i hakikattir adi, Hakk sirrmi bunda kodu, 
O sirra vakif olam, Hakk misafir eyledi kamu. 

Olmaz anlarada hie fesad bugz u based kibr u inad, 
Ciimle bilis vok asla vad birbirine ihvan kamu. 

Olmaz anlarada hig fesad bugz, hased kibr ve inad, 
Cumle bili§ yok asla yad birbirine ihvan kamu. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Tea la 'n in sana verdigini men edecek, men ettigini de verecek 



539 insan, 18 
540 Mutaffif?n, 25 
541 Mutaffif!n, 27 

Minnet: iyilige kar§i duyulan §ukur hissi birisine iyilik etmek, yapilan iyilikleri 
sayarak ba§a kakmak. 



252 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



yoktur..." 543 

Ozleri canlardan aziz sozleri ballardan leziz, 

Yok anda sen, ben, siz u biz birlik ile yeksan 5 ^ kamu. 

Ozleri canlardan aziz sozleri ballardan leziz, 
Yokondasen, ben, siz ve biz birlik ile beraber kamu. 

Ya, bu insan nevinin kimi nebi, kimi veli, kimi salih, kimi de fasik. Bu 
ge§itli dereceler ne demektir? Bu soruya da §u cevabi veririz: 

Derecelerin ge§itli olu§u marifet babmdadir... Asil imanda cumlesi be- 
raberdir; ama marifet babmda beraber degillerdir. Nitekim §ahla geda; 
aza da beraberdir. Ama libasta, devlette ve mansipta beraber degiller- 
dir. insanm insanhgi ise, marifet libasmda ve manevi devletindedir. Ni- 
tekim padi§ahm padi§ahhgi; bedeni ile degil, mertebesi, devleti ve man- 
sibi iledir. 545 

Murid §eyhinin sozlerinin Allah Teala'dan olduguna itikad etmelidir. 

Onlarm hallerinde "sen, ben, siz ve biz birlik ile beraber "olmak vardir. 

Uftade kaddese'llahu sirrahu'l-azTz buyurdu ki; 
"Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin: "Hak Omer'in lisaniyla konu§tu" 
546 buyurdugu gibi, sana soylediklerime kulak vermeil ve sana konu§tuk- 
larimm tamammin Allah Azze ve Celle 'den geldigine itikad etmelisin. 547 
Soyledigim hususlarda sana §uphe ariz olursa, yerinden kalkmadan onu 
bana sor. Ta ki $uphe izale olup rahatlayasm. Aksi halde tarikmda sana 
set olur ve aramiza sogukluk girer. $uphesiz ben sana Allah Teala rizasi 
igin konu$uyorum. Sen de Allah Teala igin beni dinliyorsun. Aramizda 
ba$ka bir maksat yok. " 548 

01 sehre Mursel gelmedi, anion dayet kilmadi, 
Anlar volu vanilmadi evsaflan Kur'an kamu. 

01 §ehre Rasuller gelmedi, onlari davet kilmadi, 
Onlar yolu yanilmadi sifatlan Kur'an kamu. 

[MesnevThan SiraceddTn, £elebi HusameddTn'den §6yle nakleder ki: 



543 BuharT, Ezan, 55; Muslim, Salat, 184, 205; E. Davud, Salat, 140; Tirmizi, Salat, 108 

544 Yeksan: Beraber. Bir. Duz. Herzaman 

545 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasav., ONYEDiNCi SUAL VE CEVABI 
546 TirmTzT, Menakib, 17 (3682); Ebu Davud, Harag 18 (2962) 

547 (BAHADIROGLU, 2003), s.137; (HUDAYi), c.l, v.5a 

548 (BAHADIROGLU, 2003), s.137; (HUDAYi), c.l, v.l7b 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 253 



"Bir gun £elebi HusameddTn muridlerinden birine, §eriata aykiri i§lerle 
ugra§mamasi igin yemin veriyordu. Bir rahle uzerine de ustu 6rtulmu§ oldu- 
gu halde Hakim SenaT'nin "ilahtname"s\ri\ muridin onune getirdiler. O anda 
Mevlana igeri girerek: 

"Bu ne yemindir?" diye sordu. £elebi HusameddTn de : 

"Yemini bozmasmdan korktugum igin ona Mushaf'la yemin verdirmedim. 
ilahiname"nin uzerini kapadim, bunun uzerine yemin verecegim" dedi. Bu- 
nun uzerine Mevlana Celaleddin: 

"Buna edilen yemin, Kur'an'a edilen yeminden sag lam olur. £unl<u 
Kur'an-i Kerim'in sureti yogurttur. SenaT'nin bu kitabmdaki manalar ise, 
Kur'an-i Kerim'in yogi ve kaymagidir" dedi.] 549 

"0§ehre Mursei geimedi" , yani o hakikat §ehrine Resul gelmedi, zira 
orasi dar-i teklif, bir teklif yeri degildir. 

Hakk mezhebi mezhebleri, derya-yi zat mesrebleri 55Q 
Hasil kamu matlableri, 551 kadr 552 icredir her an kamu. 

Hakk mezhebi mezhebleri, derya-yi zat me§rebleri, 

Hasih butun dilekleri matlableri, kiymet igredir her an kamu. 

AmelT mezhebleri arasmda anla§mazhk goktur. Cunku hakikat ehlinin 
mezhebi yalniz bir turludur, aralarmda hig anla§mazhk yoktur. Onlar her 
i§lerini Hakk'a tefviz, yani Hakk'a havale etmi§lerdir. Arifin her hareket ve 
sekenati Hakk'a delildir. Zira kendileri Rahmanm mazhandirlar. 

FikhT konulardaki farkh mezhepleri rahmet unsuru olarak goren ibn'ul 
Arab?, donemin fakihlerinin, Allah Teala'nm sonsuz rahmetiyle hep geni§ 
tuttugu §eriat yolunu kendi igtihatlanyla daraltmalarmdan §ikayet eder. 
Bunu soylerken kayitsiz geni§ mezhepliligi kastetmez. Zaten kendisi ve 
talebeleri soz konusu oldugunda azimeti esas ahr ve azimetin birakilma- 
sma cevaz vermez. 553 



549 (KARABULUT, 1984), s. 26 



550 Me§reb:Huy.Yaradih§. Adet.Ahlak. Gidi§. ... 

551 Matlab: istek, istenilen §ey. Hallolunacak mesele. Mebhas. Kaziye. 

Kadr: itibar. Deger, kiymet. Haysiyet. Derece miktan. Miktar. Meblag. Takat. 
Takdir, nzki taksim eylemek. Gma 
553 (gAKMAKUOGLU, 2005), s. 25 



254 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Yoktur onlardan ihtilaf SSA aunden ay an Hakk bihilaf, 
Her isleri Hakk'a muzaf S5S ruh eylemis Yezdan 556 kamu 

Anla§mazhk yoktur onlarda, Hakk ikiliksiz gunden ayan, 
Her i§leri Hakk'a bagh Yezdan ruh eylemi§ kamu 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Mu'minin misali, ruzgarm kuruyuncaya kadar saga sola egdigi, bazen 
yere yiktigi bazen dogrulttugu ekin dah gibidir. Nihayet eceli gelir. Muna- 
figm misali de, kendine higbir §ey isabet etmeyen ve dimdik ve saglam bir 
§ekilde duran katran/gam agaci gibidir. $u kadar var ki, bu agacm sokiil- 
mesi bir hamlede gergekle§ir." 557 

Jerk eylemisler kal u kil lal olmus anlarda bu dil. 
Her halleri Hakk'a delil hep mazhar-i Rahman kamu. 

Terk eylemi§ler dedi ve denildi dilsiz olmu§ onlarda bu gonul, 
Her halleri Hakk'a delil hep Rahman mazhari kamu. 

Gerci sana bakip qozu, sohbet eder soyler sozu, 
La kin Hakk'i bulmus ozu, sdylesticji Furkan kamu. 

Gergi sana bakip gozu, sohbet eder soyler sozu, 
Lakin Hakk'i bulmu§ ozu, soyle§tigi Furkan kamu. 

"....Kulum bana devamli nafile ibadetleri He yakla§ir. Bunun sonucunda 
ben onu severim. Bir kere onu sevdim mi ben onun i§iten kulagi, goren 
gozu, tutan eli ve yiiriiyen ayagi olurum. Eger benden bir §ey isterse onu 
veririm. Bana sigmirsa muhakkak onu korurum." 558 

Dunyaya anlar gelmedi, aeldiyse de ecjlenmedi, 
Seytan plan aormedi, anda olar pinhan kamu 

Dunyaya onlar gelmedi, geldiyse de eglenmedi, 



554 ihtilaf: anla§mazhk, uyu§mazhk, kan§ikhk, ikilik, aynhk, farkhhk. 

555 Muzaf: (Zayf. dan) Bagh. Katilmi§. izafe olmu§. Baglanmi§. Gr: Ba§ka bir isme 
katilmi§ ve onu tamamlami§ olan isim. "Evin kapisi" dedigimiz zaman; "kapi", "ev"i 
tamamhyor. Bu muzafdir 

556 Yezdan: f. Cenab-i Hak. (Mecusilerce) : Hayirlan yaratan hayir ilahi dedikleri 
mevhum mabud 

557 BuharT, Merda, 1; Muslim, Sifetu'l-munafikTn, 58, 60; TirmizT, Edeb, 79; Ahmed b. 
Hanbel, Musned, III, 454; ibn Eb!§eybe, Musannef, VI, 163 (30346). Mesel igin bkz. 
RamhumuzT, Kitabu emsali'l-hadis, s. 79,80 (37); Ebu'§-§eyh, Kitabu'l-emsal, s. 212, 
213 (315); AbdulmecTd Katami§, el-Emsal el- Arabiyye, s. 163. (UYSAL, 23 Bahar 
2007) 

558 BuharT. Rekaik, 38; ibn. Mace. Fiten. 16.38 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 255 



§eytan olari gormedi, dunyada gizli olur kamu 

"Dunyaya anlar gelmedi", evet Ahadiyet-us-seyr olanlar, yani vahdet 
zevkiyle Hakk'a ula§anlar hig dunyaya gelmedi demektir. Onlari dunyada 
gorursun velakin onlar gocuklugundan Hakk'ladir. O gibi kimse §imdi 
dunyada olur mu? Olmaz, geldi ise de eglenmedi. 

§eytan'm isimleri 

iblis ve $eytan kelimeleri buyuk bir ihtimalle, Grekge diabolos ve ibra- 
nice satan kelimelerinden turetilmi§tir. Satan kelimesi Arapgaya Habe§li- 
ler vasitasiyla girmi§tir. Bu kelimenin yabanci men§ei goz onunde bulun- 
duruldugunda §eytan du§uncesinin tamamen Arap gok tanncihga yaban- 
ci oldugu, gergege oldukga uygundur. 

Bazi kelamcilar, iblis ve $eytanm iki ayri varhk oldugunu agiklasalar da; 
agik bir §ekilde bazi ayetlerde bu iki kelimenin, birbirlerinin yerlerine kul- 
lanihyor olmasi bu du§unceyi gurutmektedir. Bununla birlikte iblis terimi 
$eytan teriminden daha az kullanilmi§tir; Kur'an-i Kerim'de sadece dokuz 
yerde gegmektedir. Bunlardan birisi harig, her zaman Adem 
aleyhisselama, secde etmekten kagman "asi varhk" (iblis) kissasmda 
gegmektedir. Bu istisnada $eytan ismi, basit bir sifat olarak kullanilmi§tir. 

559 

"$eytan onlari gormedi", de olan zahiri durum daimi zikir sahibinden 
§eytan bir mil mesafeden uzak durmasidir. Bu mesafe Dortbin adimdan 
fazla olup, daha yakmdan yakla§amaz. Bazi muvahhid daimi zikirde olma- 
ymca kalbi gafil kahr. i§te o kimseye §eytan Cem makamma kadar musallat 
olur. O kimse Cem makamma ayak basmca gekilir. i§te dunyaya gelip de 
eglenmeyen ve §eytanm kendilerini gormedikleri kimseler bunlardir. 

Turkelili Kuguk Huseyin Efendi anlatiyor ki: 

Mur§idim Haci Hasan DarendevT (hyt: 1984) kaddese'llahu sirrahu'l- 
aziz efendim bir ziyaretimde evvelki sohbetlerimizdeki gibi gay yaptirdi. 2 
saat sohbet buyurdu ve dedi ki: 

"Allah Teala ba§imdaki saglarim tell adedince sirlarmi ketfedecek 
zeka akil nimeti ihsan etti. Acizligimi de bilmeyi de lutfetti. Bu giine ka- 
dar Hakk'tan ayri olmadim. $eytan bizi gormedi. Salihleri Allah Teala 
hifz eyledi ve miragta Allah Teala buyurdu. 

"Habibim higbir nebiye nasib olmayan lutfum sana nasib oldu. Birde 
ummetini araya koydun. Ummetinin salihlerini de nebilerimle bile um- 
metinin salihlerini de namazda andirdm." 



559 (M.J.LYoung, et al., 2003/1 c. II, sayi: 3) 



256 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bu sozlerden anla§ihyor ki, salihlerin §eytan tarafmdan gorulmedigi- 
dir. Bu gormeme deki mana ise §eytam ve §erli i§lerin salihler tarafmdan 
i§lenilmemesidir. Bu kuvveti bulamamak demektir. 

MuhyiddTn ibnu'l-Arabi kaddese'llahu sirrahu'l-azize gore iblis, Bu hu- 
susiyeti ile alemleri ku§atmi§tir ve onun hukumranhgi altinda sayilama- 
yacak kadar ruhlar mevcuttur ki, hepsi idlal ve igvaya memurdurlar. Bu 
ruhlar, tabiat aleminde butun e§yaya, her §eye sirayet etmi§tir ve hatta 
insanin tabiatinda dahi §eytam bir "kuvve" vardir. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem Efendimizin: 

"Her kimse ile beraber bir §eytan dogar ve ben, benimle beraber 
dogan §eytam islama getirdim" buyurmalan da insan nefsindeki bu 
"kuvve"ye, yani "vehm"e i§arettir. (Konuk, Fususu'l-Hikem Tercume Ve 
$erhi,c.\, s.30) 560 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Ben §eytanimi Musluman et- 
tim," demedikge kimse ona iman etmedi. 561 

Beyit: 

Bu yolda yiiz bin tane Adem yuzlu iblis var. 

Her insan yuzluyu sakin insan sanma. 562 

Bir §eyin tecelli etmesi o sifatin zuhur edecegi vucudu bulmasi gerek- 
mektedir. Allah Teala Kur'an-i Kerim'de bildirdigi uzere §eytanin etkisi 
avanesi oldugundan salihlerin §eytan ile bir birlikteligi olmamaktadir. 

iblis: "Ya Rab! O halde insanlarm diriltilecekleri giine kadar bana 
muhletver." dedi. 

Allah Teala §6yle buyurdu: "Haydi sana muhlet verildi!" O belli vaktin 
gunune kadar. iblis: 

"Oyle ise izzet ve §erefine yemin ederim ki, ben onlarm hepsini mut- 
laka aldatir, saptinnm." "Ancak iglerinden ihlas ile segilmi§ has ku Ha- 
rm mustesna." dedi. 563 

Ana girerse bir ki$i aider aonulden tesvisi, 
Basma bu devlet kusu konan olur Sultan kamu. 

Ona girerse bir ki§i gonulden kan§ikhgi gider, 
Ba§ma bu devlet ku§u konan olur Sultan kamu. 



560 (CAKMAK, -1994), s.15 

561 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.218), s. 305 

562 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.360) s.446 

563 Sad, 79-83 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 257 



"Gonulden te§vi§i" birakmak oyle bir noktaya vanr ki rizkini dahi talep 
etmekte tevekkulun son derecesine kavu§ur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem buyurdu ki; 

"Eger sen onun pe$ine gitmezsen o sana gelecektir. Yani gonderilecek- 
tir." 564 "Mustagni olani Allah Tea I a zenginle§tirir..." S6S 

Hemen ki ol sehre aelir her korkudan azad olur, 
Yollarda bellerde kahr div u peri seytan kamu. 

Hemen ki ol §ehre gelir her korkudan azat olur, 
Yollarda bellerde kahr dev ve peri §eytan kamu. 

Dar-ul emandir ol sehir lakin girer vuzbinde bir, 
Sanma ana dahil olur hurl melek ndvan kamu. 

Emin yurttur o §ehir lakin girer yuzbinde bir, 
Sanma ona girer olur huri, melek, ndvan kamu. 

Kim ki o sehri ozledi erenler izin izledi, 
Adab-i Hakk'i adzledi irsad eder Pfran kamu. 

Kim ki o §ehri ozledi erenler izin izledi, 
Hakk'i adabmi gozledi ir§ad eder PTrler kamu. 

Her semt o sehrin voludur, lakin girenler velidir 
Anm icin dopdoludur Turk u Arab Suryan kamu 

Her semt o §ehrin yoludur, lakin girenler velidir 
Anm igin dopdoludur Turk, Arab ve SuryanT kamu 

Ehlini bul ol illerin sarpm gecersin bellerin, 
Yirtar valniz gideni kurd u peleng arslan kamu. 

Ehlini bul ol illerin sarp belleri gegersin, 

Yirtar yalniz gideni kurd, kaplan ve arslan kamu. 

"Ehlini bul" Maneviyat yoluna kar§i en etkili zarar avamdan ve kendini 
dine adayanlardan gelmemi§, tersine ehil olamami§, ancak veli olabilmek 
igin bu kihga girmi§ ve gorunenlerden gelmi§tir. 

Muderrisin oglu £elebi §emseddin (rahmetullahi aleyh) §6yle rivayet 



Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hurmayi almakta olan kimseye bu ke- 
lami buyurdu. Iraki, IV/269; el Mekki, 11/14 
565 Nesai, Zekat, 89; Tirmizi, Zuhd, 17 



258 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



etti ki: 

A§ik dostlar Mevlana'nin muridi olunca, Mevlana dua etti ve: 

"Yiice Allah Teala sizi eski kurtlarm §errinden korusun" dedi. Dost- 
lar: 

"Onlar nasil kavimdirler" diye sordular. Mevlana kaddese'llahu 
sirrahu'l-aziz: 

"Onlar, Hakk yolunu kesenler, kendi arzularma uyanlar ve yeni usuller 



icade eden cahil munkirlerdir" dedi. 566 

"Yalmz giden" hakkmda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu 
ki; 

"Eger insanlar tek ba§ma sefere gikanm durumu konusunda benim bil- 
diklerimi bilselerdi higbir kimse gece tek ba§ma sefere gikmazdi" 567 

insanin varhgi kendi ba§ma almamaz. insan alemde varhk olarak alm- 
mahdir. Alemde var olmak sujeyi 568 a§tigimizi gosterir, fakat alemi a§ti- 
gimizi gostermez. ^unku insan kimligi ve ozu itibariyle sonludur; sonsuz 
varhgi ya§ayamaz, ama du§unur ve (bu du§unce insan? varhgm kendini 
a§mak igin yaptigi en buyuk gabadir. Sirf sonlu oldugumuz igin sonsuza 
agigiz. Niceligi sonsuz olarak du^unebiliriz. Artik bu du§uncemiz sonlu 
"var olan" lar hakkmdaki du§uncemiz cinsinden degildir. Cunku onlari 
duyulanmiz ve algilanmizla kontrol ediyoruz. Burada bu kontrol sinirmi 
a§iyoruz. Bunun igin sonsuza ait du§uncemize "inanma" (yalnizhktan kur- 
tulma) deriz. Ayrica sonsuz varhk hakkmdaki du§uncemiz bir segme ol- 
mayip, bilakis sonlu olan varligimizm var olanlar uzerindeki du§uncesin- 
den gikardigi "mantik" bizi sonlu olmayan, sonsuz varhk uzerinde du- 
§unmeye zorlar. 569 

insan, butun "mamiM" e§yasi, aletleri, i§ sistemi ile "dunya"sim ku- 
rarken, bu §eylerin devamhhgini temin edecek bir dayanaga, a§km bir 
degere muhtagtir. Bu a§km deger olmaksizm "dunyasmda" deger dedigi 
§eylerden, onlarm her zaman igin faydahhk, dogruluk ve guzelliklerini 
saklayacaklarmdan emin olamaz. O suretle ki objelerden ibaret olan 



566 (YAZICI, 1995), s. 633 

567 Ebu Cemre El Ezdi. Behgetun Nufus. 111/144 
Suje: Ozne, fiili yapan, fail. 

569 (SANAY, 1986), s.88; Varhk ve Olu§, s. 99 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 259 



"diinya" si adeta bu a§kin varhk tarafmdan, her yonden ku§atilmi§tir. 
§uur verilerinden ibaret dunyasi oldugu igin, a§kin varhk yoktur. Tarn 
tersine, a§kin varhk oldugu igin "dunya" si vardir ve o sayede devam 
eder. A§kin varhk oldugu igindir ki, insanT varhk §uurlu ve manevT varhk 
olabiliyor. Ahlak ve dini mumkun kilan ve ruhlar arasi i§tiraki doguran a§- 
kin munasebet olmasa, insanhk ortadan kalkar. 570 

Alem a§kin varhgin tecelli sahasidir (ortaya gki§ alanidir). Allah Tea- 
la'ya, insana ve aleme iman bilginin tamhgini ve butunlugunu saglar. Bu 
imanin sagladigi bilgi muvazenesi (dengesi) di§inda ise, yalnizca meka- 
nizm, akil-di§i varhk, kor tabiat ve hercumerg (karma§a ve karga§a) var- 
dir. Du§uncemizden Allah Teala'yi kaldinrsak (yalniz kahrsak) insanin §uu- 
ru, hurlugu ve sorumlulugu manasiz kahr. iradesiz, zekasiz, kor tabiat 
kuvvetine indirilir. Fakat tabiatin kor kuvveti, §uuru doguramaz. A§kin 
varhgin tabiata mudahalesi ise, tabiatustunde bir varhk olan insani mey- 
dana getirir. Ustunun a§agiya etkisi, Allah Teala'dan insana ve aleme 
dogru agih§, alemin anla§ilmasmi mumkun kilar. insan a§km varhga kar§i 
sorumlu oldugu igindir ki kendi kendisine ve ba§ka insanlara kar§i sorum- 
ludur. Ve boyle oldugu igin de daha ahlaki ve igtimai kanunlara sahiptir. 
insanin kuvveti a§km varhga baglani§mdan ileri gelir. A§km varhgi kaldi- 
nnca insan cynik'lerin 571 zavalh kopeginden farksiz kahr. insan mutlak 
olarak hur degil, ancak, sahip oldugu §uur nisbetinde hurdur. Onun igin 
onun hurlugune varhk derecelerine nazaran yukselen ve mutlak varhga 
nazaran algalan nisbT muhtarhk demek dogru olur. Allah Teala'yi, alemi 
ve insani birlikte du§unmedikge ne hurlugu, ne bu §uuru anlamak mum- 
kun olur. 572 

Bu anlatilanlardan anla§ilan inanmak ve birine dayanmak ve bu dayani- 
lan §eyin Allah Teala olmasi insanin ilerlemesinde buyuk bir gug oldugu gibi 
kurtulu§ regetesi oldugu da agiktir. 

Beyitte gegen kurt ve arslandan murad, nefis ve §eytandir. Mur§id-i 
Kamili bulmadan o hakikat §ekline gidilmez. Oyle kitap okumak ve yalniz 
sohbet dinlemekle de olmaz, kamile bey'at lazimdir. 

Nakis Mur§idlerinTerbiyesinin Zararlan 

Tasavvufta §uur ve §uuraltmi terbiye eden sistemdir. Terbiye sayesinde 
insan kendisini ve etrafmi muhafaza etmeye ba§lar. Bu nedenle ahlaki de- 



570 (SANAY, 1986), s.89, Felsefeye Giri§, 2. kitap, s. 165, 226, 283 

Cynac= (K'inik) : Rahathga, hayatm zevklerine ve zenginlige kar§i gkan kopekler 
gibi, serbest, ba§ibo§ ya§amayi yegleyen antik felsef? bir goru§. 
572 (SANAY, 1986), s. 90; Felsefeye Giri§, 2. kitap, s. 275 



260 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



gerlerde yukselme olur, ferd ve toplum huzura kavu§ur. Bu usulde nihaT 
hedeflere kavu§mak iginde sevgi ve ceza mueyyideleri uygulmada bulun- 
maktadir. Cunku ruhun ilahi iradeye intibakini saglamak igin nefsin cezalar 
almasi ise onsuz ruhanT uyumun olmamasindandir. Bu nedenledir ki tasav- 
vuf? terbiye yar kenannda yuruyen yolcunun tedirginligi kadar sikintih, 
zayiatida ve menfaatida gok olan usuldur. 

§uur'un kelime manasi anlayi§, idrak, vicdan, hiss-i zahirle duymaktir. 
IstilahT manasi ise kendi varhgindan haberi olma, inceliklerini iyice idrak 
etmedir. 

Muridin mur§ide teslim olmasi demek terakkide kendisine elzem 573 olan 
cezalara 574 razi olmak igin verilen bir sozle§me demektir. Terbiyede §uur ve 
altmdaki nedenleri iyi tesbit eden ve sezen mur§id talebesini yuksek merte- 
belerdeki olgunlugun agiga gikmasim saglar. Mur§idin uygulamasmdaki ceza 
mueyyidesi isabetli ve uygun oldukga murid kendini tanimakta geg kalmaz 
ve gabukolgunla§ir. 

Dinin insanlar uzerinde uyguladigi ceza bolumu insani cezalandinrken di- 
ger taraftan toplumu ve ferdi emniyete almak igin tedbir almak igindir. Yok- 
sa sug i§leme gudusu insanm iginde yok edilmesi gibi durum yoktur. Ancak 
bazi ileri seviyelerde sug i§leme melekesi o derecede inkitaya ugrar ki yok 
olmu§ gibi olur ki, mesela fena ve beka mertebelerinde oldugu gibi yokluk 
derecesi higlik derecesini ahr ki, bu zaman insan-i kamil sifati zuhur etmi§ 
demektir. 

Butun insanlar §uuralti alemlerine de hapsolmu§ ge§itli vah§i his ve duy- 
gular birgok manevi huzursuzluk duygusu olarak hissedilen gunahkarhk veya 
sugluluk bir gekirdek halinde herkeste mevcuttur. 

"Bir fikir adammin soyledigi gok dogrudur: igimde du§uncesi dogma- 
yan higbir kotuluk yoktur, ancak idarT telkinle bu fikrimi bastirinm. O hal- 
de taslak halinde bir suglu §ahsiyet veya yapi bahis konusudur ve nuve 57d 
halinde en olgun insanda bile mevcuttur. Esasen bir sug durtusunu kaza- 
nan insan genel olarak curum i§lenmesinden bir muddet once bir tasav- 
vur devresi gegirir. Bu muddet zarfmda ruhta moral duygusuzluk belir- 
mekte ve degerler bertaraf edilmektedir. Nitekim normal insanlar bile 
uzunca bir moral 576 gev§emesinden sonra onemli ve hakh bir sebep ol- 
madan insan oldurme gibi buyuk bir sug i§leyebilirler 577 . 



573 Elzem: Daha lazim. fok lazim. Ziyade mucib 

574 Ceza: Kar§ihk, mukabil, ivaz. Curum veya gunah i§leyenlere verilen azab 

575 Niive: gekirdek, asil, menba 

376 Moral: ahlaki, torel; durust, ahlakli; manevi, tinsel, alinacak ders, kissadan hisse; 
ahlakdersi 

Adasal (R.) Suglu §ahsiyetin mahiyeti, Mukayeseli Hukuk Dergisi, 1956 n.2 s.ll 
(EREM) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 261 



"Her insan hayatmin ilk ya§larindan itibaren ba§langigta bilmeyerek ve 
sonralan bilerek kusurlar i§lemekte, moral engellerle kar§ila§makta ve ilk 
defa ana, babadan gelmek uzere ge§itli cezalara da maruz kalmaktadir" 578 

i§te bu nedenledir ki murid kendi iradesini mur§idin iradesine teslim 
ederek ceza uygulamasi gibi olan bir takim uygulamalan nefsi kabul etmese 
bile yapmaya mecbur kahr. Hakikatte bu bir cezalandirmadan ba§ka bir §ey- 
de degildir. 

Muridin §uurunu mur§idin sohbeti ile doldurmasi ve rabita gibi onun gol- 
gesini surekli hissetmesi ipnotize edilmekten ba§ka bir §ey olmasa gerekir. 
Oyle ki murid ruyalanni dahi teslim oldugu §eyhine ilintili kilar. 

Bir tabip tarafindan ipnotize edilmi§ bir kimseye, tabip, ipnoz halinde 
iken bir hareket yaptirmi§ ise, o kimse normal hale gelince yaptigi bu ha- 
reketi hatirlamaz; fakat bir muddet sonra ayni hareketi yapabilir ve bu 
hareketi "$uurlu $ekilde yapar, fakat nigin yaptigmi bilmeden yapar" 579 . 

"§uur" "irade"ye tabi ve fakat nigin i§lendigi bilinmeyen fiillerin boyle 
bir manasi olsa gerekir. Psikanaliz "insan nigin bu fiili i§lemi§tir" diye 
sormaz. Onun sordugu §udur: "insan nigin bu fiili i§lememi§tir? Psikana- 
lizine gore "ahlaki §uur" insanm geg elde ettigi §eydir, cemiyet halinde 
ya§amak zaruretinin gerektirdigi ve ustun-ben'in te§ekkulu ile tahakkuk 
edebilmi§tir. Cemiyete intibak 580 ameliyesi bir kar§ihk tehdidi altmda (et- 
rafmdaki sevgiyi kaybetmemek korkusu ve maddT bir ceza tehdidi) kugu- 
gun derece derece insiyakT 581 isteklerini feda etmesi §eklinde tecelli 
eder. Cemiyete tamamiyla intibak halinde dahi bu insiyakT hareketlerden 
ancak bir kismi tarn manasi ile ortadan kalkmi§ sayilabilir. Diger kismi §u- 
ur altmda faal olarak mevcuttur. Bu ge§it insiyakler, eger agik olarak te- 
zahur edemezlerse ruhT bir uzla§mayi ifade eden faaliyetler (ruyalar, isa- 
betsiz hareketler, nevrotik araz v.s.) §eklinde ortaya gikarlar." 

[BedenT zevk, ho§ gorunen butun eylemlerin nedenidir. Ah§kanhk, is- 
ter a§inahk yoluyla ister gabayla edinilmi§ olsun, ho§ §eyler smifma girer, 
gunku birgok eylem vardir ki, tabii olmadiklan halde insanlar onlan yap- 
maya ah§ir ah§maz zevkle yapmaya bavarian O zaman, ozetlersek, ken- 
dimize bagh butun eylemler iyi veya ho§turlar ya da oyle gorunurler. Ay- 
nca, kendimize bagh butun eylemler istemli olarak, kendimize bagh ol- 



j7S Adasal (R.) Suglu §ahsiyetin mahiyeti, Mukayeseli Hukuk Dergisi 1956 n.2 s.ll 

(EREM) 

579 Freud (Me'tapsychologie), s. 12) (EREM) 

intibak: ayar, ayarlama, duzeltme; adaptasyon 
581 insiyak: iggudusel 



262 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



mayanlar istemsiz olarak yapilchklarina gore, butun istemli eylemlerin iyi 
veya ho§ olmalari ya da oyle gorunmeleri gerektigi sonucu gikar ortaya; 
gunku kotu §eylerden ya da kotu gorunen §eylerden kagmayi ve daha 
buyuk bir kotulugu daha kuguguyle degi§tirmeyi iyiler arasmda sayiyo- 
rum ben (bunlar bir anlamda kesinlikle arzu edilen §eylerdir), ayni §ekilde 
aci veren ya da aci verecek gorunen §eylerden kagmayi ve daha buyuk 
bir aciyi daha kuguguyle degi§tirmeyi de zevkler arasmda sayiyorum. 

ilke olarak, Zevkin bir hareket, bir butun olarak ruhu bilingli bir bi- 
gimde normal duruma getiren bir hareket oldugunu soyleyebiliriz; Aci da 
bunun ziddidir. Eger zevk bu ise, ho§ olan §eyin bu durumu yaratmaya 
yonelik olacagi agiktir, oysa onu yok etmeye ya da ruhu bunun tersi bir 
duruma getirmeye yonelik §ey aci vericidir. Dolayisiyla, bir kural olarak, 
varhgm dogal durumuna dogru hareket etmek, ozellikle de dogal bir su- 
reg bu dogal durumu eksiksiz kendine getiriyorsa, ho§ olmahdir. Ah§kan- 
hklar da ho§tur; gunku bir §ey ah§kanhk haline gelir gelmez, gergekten 
dogaldir; ah§kanhk dogaya benzemeyen bir §ey degildir; sik sik olan bir 
§ey her zaman olan §eye benzer, dogal olaylar her zaman olur, ah§kanhk 
olaylan ise sik sik. Yine, bizi zorlanmayan her §ey ho§tur; gunku zorlama 
dogadi§idir, bunun igindir ki, zorlanan §ey aci vericidir; hakh olarak §6yle 
soylenmi§tir: 

"Zorlama He yapilan her §ey ruha zarar verir." 582 ] 

"Dengesini kaybeden alt §uur sadece tabiat kanunlarmi bozmakla 
kalmaz. Ayni zamanda ferdin benligini mahveder. Bu bakimdan ruhifak- 
torlerin kontrolu hem ferdin, hem de toplumun denge duzenini ayarlar. 
Bunun aksi olursa yikici egilimler galip gelirler. Psikolojik bir kutle mahvi- 
na sebep olan atom bombasmin tesirini yanh§ yoneltmi§ bir psikolojik 
durum da yapilabilir. Muazzam bir selin igine gomulen ruh kendisine, 
onu tutabilecek, yurutebilecek yeni semboller bulmaga gah§ir. Bu 
kollektif akima kapilan ki§iler meghuller igersinde hakikati gormege, onu 
manalandirmaga gah§irlar. Daha dogrusu hakikati burada bulduklarmi 
sanirlar. Gunumuzun problemi budur" (C.G. Jung). 583 

"Nigin bu fiili i§ledin?" diye sorguya gekilen ki§i buna ancak kismen 
cevap verebilir. Onun cevabi §uur sahasmdaki bilgisinden ileri gidemez. 
Halbuki hakiki ve en faal guduler gayri §uuri olanlardir. Bu sebeple suglu 
dahi hadisenin asil sebebini izaha muktedir degildir. Bazen suglunun ifa- 
desinde (veya ifadeleri arasmda) "tezat" gorulur. Buna §a§mamak lazim- 
dir. ^unku insanm birgok hareketleri tezat halindeki gudulerin tesiri ile- 
dir. §uurlu bir §ekilde sevmek, gayri §uuri §ekilde nefret etmek (veya ak- 



582 (ARiSTOTELES, 2006), s. 73 
583 (EREM) 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 263 



si) mumkundur. Bu sebeple ayni zamanda kin ve sevgi yuzunden bir ki§i 
oldurme sugu i§leyebilir. Mesela terbiye hususunda §uurlu bir irade ve 
zalim bir tahakkum iggudu M mur§id M de bulunabilir. Ezici bir disiplin taraf- 
tari olan bir mur§idde zit iki temayulun mevcudiyetine ekseriya rastlan- 
maktadir. Bu iki unsurdan yalniz biri §uurlu, digeri §uur altinda sakhdir. 
Fakat onun gayri §uurda yer almasi faal olmasina, netice olarak insanin 
fiiline tesir etmesine mani degildir. 584 

Tasavvufi terbiye yolunda nakis mur§ide teslim olan ashnda bir ahlak 
abidesi olacagma yol kesici olarak bir sonraki gelecek olana zarar vermek 
igin hazirlanmi§ sugluyu uretmekten ba§ka bir §ey olmadigi kesindir. 

"Eger insanlarm ya§larma uygun davranmazsak mevsimsiz meyveler 

yeti§tirmi§ oluruz ki bunlar ham ve tatsizdirlar. Hem yenmezler hem de 

bozulmakta gecikmezler." 585 

"Duyulara kar§i en etkili zehir gugsuzlerden gelmemi§, kendini dine 

adayanlardan gelmemi§, tersine ke§i§ olamami§, ancak ke§i§ olabilmek 

igin bu kiliga girmi§ gorunenlerden gelmiftir." 586 

"Rahman olan Allah Teala'yi anmayi gormezlikten gelene, yamndan 

aynlmayacak bir §eytam arkada§ veririz. $uphesiz onlar bunlan yoldan 

alikorlar, bunlar da dogru yola eri§tiklerini samrlar/' 587 



t^j^^Wij^li^A^l^^b^JS 



"De ki: "Sapiklikta olani Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit 
edildikleri azabi ya da kiyamet gununu gordukleri zaman onlar kimin yeri- 
nin da ha kotii ve taraftarlarmm da ha gugsuz oldugunu bilecektir." 588 

Ehline anlar bellidir, zira bilir bir illidir. 

Her birisi ahsen sifat her muskule burhan 589 kamu. 

Ehline onlar agiktir, zira bilir bir §ehirlidir, 

Her birisi guzel sifat her mu§kule burhan kamu. 

Bir aziz kansini seviyordu. Bir gun hanim naz ederek "Ey efendi, gel de 



584 (EREM) 

585 Jean-Jacques Rousseau 

586 Nietzcshe, Putlarm Alacakaranhgi,gev., ismet Zeki Eyuboglu, istanbul, 2004, s.40 

587 Zuhruf, 36-37 

588 Meryem, 75 

Burhan: Delil, huccet, isbat vasitasi. Man: YakTnT mukaddemelerden meydana 
gelen kiyas. Red ve inkar igin itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-i hakikat eden 
kavi huccet. 



264 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



senden ne istersem verecegine dair talakla yemin ig, yoksa bo$anmm" der. 
Kocasi kabul eder. Kadin "Yuce Allah Teala'nm dunyada yarattigi her nimet 
ve garip $eyi benim onumde hazir etmeni istiyorum" der. Zavalh kocasi bu 
arzuyu yerine getirmekten aciz kahr. Nihayet samimiyetle kalkip Mevlana 
kaddese'llahu sirrahu'l-aziz hazretlerine gelir, macerayi anlatir. Mevlana: 

"Git, Allah Teala'nm kitabmi tedarik et ve onu mendiline sanp karmm 
etegine koy; gunku boylece dunyadaki ya§ ve kuru nimetleri onun etegine 
koymu§ ve dunyanm garip §eylerini onun onunde hazir etmi§ olursun. Zira: 
"ya§ ve kuru higbir §ey yoktur ki Kur'an-i Kerim'de olmasm" 590 
buyurulmu§tur. Boylece asla talak ve aynlik vaki olmaz" buyurdu. 591 

Gir Enbiyanm silkine bin bu vucudun fulkune, 
Kahreyle nefsin askerin aark eylesun tufan kamu. 

Gir Enbiyanm yoluna bin bu vucudun gemisine, 
Kahreyle nefsin askerin gark eylesun tufan kamu. 

Var "Semme vechu'Hah" i bul ta gorune sana ol \l, 
Senden sana eyle sefer kirn idesin seyran kamu. 

Var "Semme vechu'Hah" i bul ta gorune sana o §ehir, 
Senden sana eyle sefer kirn edesin seyran kamu. 

Candan riyazat-i taab 592 ceksin am edip taleb, 
Olur riyazat sonu derdlerine derman kamu. 

Candan riyazat sikmtisi ceksin onu edip taleb, 
Olur riyazat sonu derdlerine derman kamu. 

"Candan riyazat teap" demek burada riyazat akildir. Akil u$ kisimdir: Akl-i 
maa§, Akl-i maad, Akl-i kamildir. 

Akl-i maa$ sahibi, akhni dunyaya fazlasiyla sarfedendir. 

Akl-i maad sahibi, akhni ahirete fazlasiyle sarfedendir ve kendisinde 
ahiret fikri galip olandir. 

Akl-i kamil sahibi ise kendisinde Hak fikri galip, yani fazla olan ve 
sarfeden bir kimsedir. 

Cek sinene dag 593 iizre dag sol hasta aonlun ola sag, 
Sayet ola dag iistii bag yadlar ola varan kamu. 



590 En'am, 59 

591 (YAZICI, 1995), s. 657-(382) 

Taab: Yorgunluk. Sikmti. Zahmet. Bezginlik. Eziyet. 
593 Dag:f. Yanik yarasi. insan veya hayvan vucuduna kizgm demirle vurulan damga 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 265 



Qek sinene damga uzre damga §ol hasta gonlun ola sag, 
§ayet ola dag ustu bag yabancilar olsun yaran kamu. 

Can ermevince aslma bulbul gibi qui faslma 
Hep cenneti arz eylesen olur ana niran kamu 

Can ermeyince aslma bulbul gibi gul faslma 

Hep cenneti arz eylesen olur ona cehennem kamu 

Can ilidir vasfettigim derd ile ta'rif etticjim, 
Bundan inip dokulduler bu tenlere her can kamu. 

Can ilidir vasfettigim derd ile ta'rif ettigim, 
Bundan inip dokulduler bu tenlere her can kamu. 

Gel tende koma canmi a' lava qik bul kanmi. 59 * 
Layik midir insana kim yen ola zmdan kamu. 

Gel tende koma canmi yucelere gik bul kagnagim, 
Layik midir insana kim yeri ola hapishane kamu. 

Tut bu Niyazf'nin sozun bunda aca aor adzun, 
Bir gun qidersin ansizm qormez seni karban kamu. 

Tut bu NiyazT'nin sozun bunda aga gor gozun, 
Bir gun gidersin ansizm seni kervan gormez kamu. 

Var ol hakfkat sehrine er anda Hakk'm sirring, 
Dolsun senin de gonlune derya olup irfan kamu. 

Var ol hakikat §ehrine er anda Hakk'm sirrma, 
Dolsun senin de gonlune derya olup irfan kamu. 



Buraya kadar anlatilanlar ile Hakikat §ehri ve Ehli'nin tarifi yapilmi§tir. 
Bu §ehrin varhgi hakkmda enfusi manada varhgi hakkmda §uphe yoktur. 
Ancak zahirde bu yerin durumu igin farkh goru§ler bulunmaktadir. Ashnda 
bu yurdu manevi NiyazT-i MisrT nin risalelerinde beyan buyurdugu enfusi 
mana ile insan memleketinde vardir. Hz. Muhyiddin Arab? kaddese'llahu 
sirrahu'l-azizin TedbTrat-i ilahiyye isimli eseri de bu §ekilde yazilmi§ eserler- 
dendir. NiyazT-i MisrT bu eseri tetkik ettigi Risale-i Kudsiyesinde 595 belirtmek- 
tedir. 



Kan: f. Bir §eyin menbai. Kuyu. Kaynak. Maden ocagi. Bir keyfiyetin. (niteligin) 
bol olarak bulundugu kimse. 
595 (NiyazT-i MISRT, 1223), v.44a 



266 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Gavs'ul-azam Ihramcizade Haci Ismail Hakki Toprak SivasT kaddese'llahu 
sirrahu'l-aziz, ihvanlan 596 bu ilahiyi huzurlarmda okuduklarinda ba§ini tasdik 
mahiyetinde salladiklan ve bu ilahiyi onlara §erh ederken oranin durumlan- 
na ait ba§ka sirlari da onlara anlattiklanni bizzat dinledim. 

Gunumuz me§ayihlerinden Darendeli Seyyid Hulusi Efendi kaddese'llahu 
sirrahu'l-aziz (hyt: 1990) sohbetlerinde nereli oldugu sorana 

"Garda§, La mekanhyiz" "Hakikat $ehirliyiz" buyurmu§lardir. 

TAHMiS-iAZBt 

Zahid sana §erh eyleyem gu§ 597 eyle bir destan kamu 
Dogru haberler soyleyim fehmeylesin yaran kamu 
Hig bilmezem ki neyleyim kilam lyan beyan kamu 
Bir §ehre eri§ti yolum dort yam diiz meydan kamu 
Ona giren gormez oliim iger ab-i hayvan kamu. 

Gaflettedir uykusu var Hakk'tan kat? korkusu var 

Yirmi dokuz barusu 598 var otuz iki incisi var 

Itir gibi kokusu var her yam kaplarusu 599 var 

Bir ho§ guzel yapisi var otuz iki kapisi var, 

Cumle §ehirlerden ulu her yam bag bostan kamu. 
A§k ehli ol eyledin kesil ab-i revan ol selsebil 
Daglari sunbul zencebil gaglar akar Ceyhun Nil 
Onda dogulmu$ misli gul altm cevahirfisebil 
Ab u havasi mu'tedil giren gikamaz ay u yil, 
Daglari lale ak kizil baglar gul-i handan kamu. 

Dertlilere derm an eder a§iklara ihsan eder 

Her sim sir-cunban 600 eder ab 601 u revan efgan eder 

A§k ehlini mestan eder halin peri§an $an eder 

Bulbulleri nalan eder can-u dili hay ran eder, 

Bahgeleri seyran eder her kb$ede huban kamu. 



§en Veli ve Orhan Zarifoglu 
597 Gu§:f. Kulak. Mc: i§itmek. 

98 Bar: i. 1. gubuk, sirik. 2. engel. 3. bar (\gk\ igilen yer). 4. huk. baro. 5. su igindeki 
kum seti. 6. muz. 6\gu gizgisi. f. (--red, --ring) 1. surgulemek. 2. engel olmak. 3. sok- 
mamak, almamak. edat -den baska, harig 

599 Kaplayan 

600 Cunban: f. "kimildanan, kimildatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden" 
manalarina gelir ve sifatlar yapar. 

Ab: f. Su. Mc : Yagmur. Letafet, guzellik. itibar. I rz, nam us. Vakar. Cila. 
Keskinlik. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 267 



Her emrine ferman olur her ne ororsm bulunur 
Bilmedigin hep bilinir gormedigin hep gorunur 
Dostlar ba§ma derilir 602 canla sohbet olunur 
E§garda sazlar galmir dallarda meyve salmir, 
Sen sunmadan ol bulunur her emrine ferman kamu 
Derya misali gu§ eder her ne dilersen ho§ eder 
Canani sana e§ eder huriler dem-kef 03 eder 
Du$man kaddin ham-ke§ 604 eder §eytanla yada§ 605 eder 
Kim Selsebil'den nu§ eder rahik am bi-hu§ eder, 
Tesnfm ebed sarho§ eder olur igen mestan kamu. 
illet bono huccet degil gosterdigim Met degil 
i§ret ve hem sohbet degil hem i§ret ve sohbet degil 
Hakk'tan bize rahmet degil sanma ki bu kudret degil 
Bu dedigim Cennet degil anlara ol minnet degil, 
Bunun safasi zevkine ehl-i cinan hayran kamu. 

Baldan §ekerden ho$ tadi can bulbulu olmu$ tut? 
Oldu beyan sirn-ebf 06 Hakk'tan gelen adem gibi 
Cismi hakikatten idi Hakk ademe dostum dedi 
$ehr-i hakfkattir adi, Hakk simni bunda kodu, 
01 sirra vakif olani, Hak eyledi mihman kamu. 



602 -,- , 

Toplanir 
t03 Dem-ke§: f. Nefes geken, soluk geken. Devamh oten bir guvercin cinsi. Kaval, 
ney gibi galgilan devamh ufurenler. Bazi ku§lann, kubbul gibi uzun uzun otenleri. 
§arap igen 

Ham-ke§: f. Bukulmu§, kivnlmi§, egrilmi§. 

605 . - 

Anihrsin 

606 Sirr-i ebT: Babahk sirn 



268 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bu sozlerim gel levha yaz bu $ehre gelmez yaz guz 607 
Bunlardir ehli temiz Hakk'tan lyan bunlarda yuz 
Hakk'tir bularda 608 Hakk'tan 6z yoku§ degil her yam duz 
Ozleri canlardan aziz sozleri ballardan leziz, 
Yok anda sen, ben, siz u biz birlik He yeksan kamu. 

Bu dedigim ehli necat bulmaz bulur kesb kesad 609 
Ate§ degil sudan nebat bunlar degil hak He bad 610 
Haktir hakikat i§ bu ad i$it onu bad §ad 
Olmaz anlarada higfesad bugz u based kibr u inad, 
Cumle bili§ yok asla yad birbirine ihvan kamu. 
Bagi§ladimdi almadi bu sirri batil bilmedi 
A$kimdan agah olmadi te§vi§e kendin salmadi 
Nefsfyuzune gulmedi bunlar hakikat olmadi 
01 §ehre Mursel gelmedi, anlan davet kilmadi, 
Anlar yolu yamlmadi evsaflan Kur'an kamu. 



607 Guz: Sonbahar 

608 Eski Anadolu Turk?esi 



XIII. yy'in sonlanna kadar tek bir koldon devam eden Tuk yazi dili, ayni yy'in 
sonlarinda dallanmalara ugrami§tir. Doguda Dogu Tukgesi (gagatayca), Kuzeyde 
Kuzey Bati Tukgesi (Kipgakga), Batida ise Guney-Bati Tukgesi (Oguzca) adlanyla 
anilan Tuk yazi dilinde bugun kullandigimiz yazi dilinin temelini Bati Oguzcasi (Ana- 
dolu'ya gog eden Tukler tarafmdan isjenerek yazi dili haline getirilen ) te§klil etmek- 
tedir. 

Bati Oguzca'sini gbsterdigi degisimler gore devrelere ayirdigimizda XIII-XV. Yy'lar 
arasmda kullamlmis, olan, igine Selguklu donemi Tukgesi'ni de alan Eski Anadolu 
Tukgesi devrinin ilk sirayi aldigmi goruuz. Degisjk kaynaklarda bu devrenin ''Eski 
Osmanhca", Eski Tukiye Tukgesi " adlarmi da aldigi gorulmektedir. 

XV, asrm II, yansi bir gegi§ devresidir. Bununla birlikte EAT'si devri ozellikleri XVI. 
Yy boyunca devam etmis. ve XVII. Asirda da etkisin surdumu§tu. 

Bu dil kullanimi ozellikleri ile "bunun, anm, bularnm, onlarnm, bunun, §unun, 
onun, bularun (bunlann), §ularun (§unlarm), olarun onlarun) §eklinde yuvarlar 
unlulu kullanilmi§tir. 

Kesb: Kazang. Cah§mak. Sa'y ve amel ile kazanmak. Elde etmek. Edinmek. Kazan? 
yolu. Kesad: Ahs, veris, durgunlugu. Kithk. Eksiklik. Verimsizlik. 
610 Hak: Toprak Bad: f. Yel. Ruzgar. Soluk. Nefes 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 269 



Epsemlik 611 olmu$ dilleri iki cihan merkebleri 6U 
Yok bunlarm ucblari 613 iman olur edepleri 
Hakk bunlarm mucipleri Hakk'tan muhurlu lebleri 614 
Hak mezhebi mezhebleri, derya-yi zat me§rebleri, 
Hasil kamu matlableri, kadr igredir her an kamu. 
Bilmez bular lafuguzaf 615 Hakk bunlari kilmi§ muaf 
Bunlar kamuya sine-saf olmu§ bular Anka-i Gaf 
Hayr He $er bunlarda laf her sozleri nun He kaf 
Yoktur onlardan ihtilaf gunden ay an Hakk bfhilaf, 
Her i§leri Hakk'a muzafruh eylemi§ Yezdan kamu 

Makbuli Hakk olmaz rezil olmu$ bulur ayn-i Halil 
Hakk iledir bunlara eyle makbul eduprabb'ul celil 
Bundan muberra vekil canlar verirlerffsebil 
Jerk eylemi§ler kal u kil lal olmu§ anlarda bu dil, 
Her halleri Hakk'a delil hep mazhar-i Rahman kamu. 
Bhdin gorur mezhepsiz Hakk'tan tyandir Hakk yuzu 
Bulmu§ seadet yildizi piri izi Hakk'm izi 
Kehli uyun payi tozu birdir 616 gegile gunduzu 
Gergi sana bakip gozii, sohbet eder soyler sozii, 
La kin Hakk'i bulmu§ ozii, soyle§tigi Furkan kamu. 
Sarho$ olup bayilmadi igenleri ayilmadi 
Esrarlan yayilmadi hep dilleri duyulmadi 
Kimseye gonul vermedi gali§madi yorulmadi 
Dunyaya anlar gelmedi, geldiyse de eglenmedi, 
$eytan olan gormedi, anda olarpinhan kamu 
Candir Huda'ya pe§ke§i onun igin yeter i§i 
Zahirdedir adem ki$i dogmu$ hakikat ku$u 
Erkek degildir hem di§i hem hakkiyla Hakk cunbu$u 
Ana girerse bir ki$i gider gonulden te§vi§i, 
Ba$ma bu devlet ku§u konan olur Sultan kamu. 

Olmazdan evvel gun olur maksudu candan alir 
Fanide ol bak? kalir istedigi zahir olur 
Canm verir canan alur nefsin bilir rahman olur 
Hemen ki ol §ehre gelir her korkudan azad olur, 
Yollarda bellerde kahr div u peri §eytan kamu. 



11 Epsem/epsera:Suskung 



612 Merkeb: (Rekb. den) Binilen vasita. Binilen §ey. E§ek. 

613 Ucb: kibir, gurur, kendini begenme, ameline, yaptiklan i§e guvenme. 

614 Leb: f. Dudak. §efe. Kenar. Sahil. Kiyi. 
Lafuguzaf: Bo§ soz 

616 Ayaginin tozu goz surmesi ile birdir 



270 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Olmezden evvel ey puser 617 can iline kilmi§ sefer 
Bunlara yok arzi huner her i$leri cumle biter 
Mahv bulur her derdi sirri Hakk'tan gelir ona haber 
Dar-iil emandir ol §ehir lakin girer yuzbinde bir, 
Sanma ana dahil olur hurl melek ridvan kamu. 
Aklini kurban eyledi ol neylediyse eyledi 
Bu tahmisim 618 kim degildi esrar Hakk'i anladi 
Dostun izin kirn izledi Hakk'm cemalin gozledi 
Kim ki o §ehri ozledi erenler izin izledi, 
Adab-i Hakk'i gozledi ir§ad eder Pfran kamu. 
Alemler onun kuludur onlar velinin alidir 619 
Bi-magrifet kirn dilidir kiminki bu soze bell dir 620 
Can bulbulunun guludur a$k$ad?nin bulbuludur 
Her semt o §ehrin yoludur, lakin girenler velidir 
Anin igin dopdoludur Turk u Arab Suryan kamu 

Seyr eyledim sunbullerin mest eylemi$ bulbullerin 
Hay oldu verdi dillerin HO koktu cumle gullerin 
Oynamaz kakullerin kafir inanmaz kullarm 
Ehlini bul ol illerin sarpm gegersin bellerin, 
Yirtar yalniz gideni kurd u peleng arslan kamu. 
Bu §ehrin ash bulbuldur kamil olan b?-dillidir 
A§iklan kanlidir erkani boyle yolludur 
Sunbulleri ho$ tellidir bulbulleri ho$ gulludur 
Ehline anlar bellidir, zira bilir bir illidir, 
Her birisi ahsen sifat her mu§kule burhan kamu. 

Etme muhabbet mulkune her mal her emlakine 
Eyle nazar eflakma katma siva imsakine 
Sa'yeyle nefsin terkine sultan olasm mulkune 
Gir Enbiyanm silkine bin bu vucudun fulkune, 
Kahreyle nefsin askerin gark eylesun tufan kamu. 
Gel sen ozune bende ol ta Hakk yoluna gika yol 
Bahri hakikat igre dalferda gamin ferdaya sal 
Kalmaya sende kil u kalfdahi ta$a gal 
Var "Semme vechu'Hah" i bul ta goriine sana ol U, 
Senden sana eyle sefer kim idesin seyran kamu. 



617 Puser: (C: Puseran) f. Erkek gocuk, ogul 

618 Tahmis: (Hums, dan) Bir §eyi bes, kat veya bes, ko§e haline getirmek. Edb: Bir 
sjirin her beytine uger misra Have ederek be§e gikarmak 

Al: Sulale, soy, hanedan. Akraba ve taallukat. 
620 Beli: f. Evet. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 271 



Sa'y eyle ol ehli ede sana misilin acep 
Etme sakm arzi nesep cehlin lyan etme ki hep 
Cumle acem He arab emrinde ola ruz §eb 
Candan riyazat-i taab geksin am edip taleb, 
Olur riyazat sonu derdlerine derman kamu. 
Yok onda hem bulbule zag 621 yok anda matem hemferag 
Yok onda kara yuzu ag yok onda Idle bag u dag 
Yok onda hem yakm irag var anda hem nurdan girag 
Qek sinene dag iizre dag §ol hasta gonlun ola sag, 
$ayet ola dag iistii bag yadlar ola yaran kamu. 

Bakma ki$ininfiiline onun nazar kil nesline 
Dunyayi koymu§ meyline magrur olanlar limine 
Cahilin olanm fazlma du$mu$ bu zulmet cehline 
Can ermeyince aslma biilbiil gibi gulfaslma 
Hep cenneti arz eylesen olur ana niran kamu 
Can u dil nur ettigim ben kendimi guruttugum 
Derdimi tefsir ettigim halimi tabir ettigim 
Takdirce tedbir ettigim u$§aka teb$ir ettigim 
Can ilidir vasf ettigim derd He ta'rif ettigim, 
Bundan inip dokulduler bu tenlere her can kamu. 
ihlas edip imanmifehm eyle gel izanmi 
Nefsin bilip du$manmi hor eyle gel §eytanmi 
Ta bulasm rahmanmi dilde tutup mihmanmi 
Gel tende koma canmi a'laya gik bul kanmi, 
Layik midir insana kim yeri ola zmdan kamu. 
Ben AzbYnin koyma izin ta goresin Hakk'm yuzun 
Candan i§it canim sozun payine var hem sur yuzun 
Pendini tutma soz sozun hemdemi olma goz sozun 
Tut bu Niyazf'nin sozun bunda aga gbr goziin, 
Bir gun gidersin ansizm gormez seni karban kamu. 

Yuyan imanm kufrune baglan Hudd'nm emrine 
Sabr eyle yarin cevrine kail olup her kahrine 
Ta kim eresin zevkine aldanma nefsin mekrine 
Var ol hakfkat §ehrine er anda Hakk'm sirrma, 
Dolsun senin de gonlune derya olup irfan kamu. 



621 Zag: (C: Ziygan) f. Karga ve kuzgun. Fitneci, gammaz 



272 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



* H 

167 

Vezin: Mefa'Tlun Mefailun Mefa'Tlun Mefailun 

Ezelden norma a§km ben yane geldim cihan igre, 
Akittim nice dem ya§lar gozumden dolu kan igre. 

Hak He bf-ni§an iken kamu canlara can iken, 

Du§urdu bf-mekan iken beni kevn u mekan igre. 
Nice geldim, nice gittim nice dogdum, nice oldum, 
Nice agtim, nice soldum, §ol giil gibi cihan igre. 

Bulut olup goge agdim, matar olup yere yagdim, 

Giine§ olup gehi dogdum zemfn u asuman igre. 
Nebat olup nice devran nice demde olup hayvan 
Gey Urdu suret-i insan bana devr-i zaman igre. 

Qii insan suretin buldum Hakk'a hamd-u send kildim, 

Fend enderfena oldum beka-yi cavidan igre. 
Eri§ti ma'rifet nuru gonul oldu Hakk'm Turu, 
Niydzi duydu gun sim guman etti ay an igre. 

Ezelden narma askm ben yane geldim cihan icre t 
Akittim nice 622 dem 623 yaslar gozumden dolu kan icre. 

Ezelden narma a§km yanarak geldim cihan i$re, 
Akittim nice zaman ya§lar gozumden dolu kan igre. 

Herkes ezelde ne ise burada da odur, higbir degi§me veya degi§iklik ol- 
maz, yani burada kamil olan ezelde ruhlar aleminde iken de kamil idi. Arif 
olan burada da Arifolur, mu'min olan mu'min, kafir olan kafir, asi olan asi, 
fasik olan fasik olur. Ezelde her ne ise burada da odur. 

Hak He bi-nisan iken kamu canlara can iken, 
Dusurdu bf-mekan iken beni kevn u mekan icre. 

Hakk ile ni§ansiz iken butun canlara can iken, 
Beni mekansiz iken dunya alemine igine du§urdu. 



622 Nice: (s.) ho§, cazip; iyi, mukemmel; nazik; latif, tath; ince; dakik. nice and iyice, 
sevindirici bir derecede. nice and brown iyice pi§irilmi§; iyice yanmi§. nicely (z.) iyi 
bir tarzda, latifge, guzel bir §ekilde. niceness (i.) incelik, dakik olma. 

Dem: f. Nefes. Soluk. Agiz. Nazar. An, vakit, saat. Koku. Kibir, gurur. Ali, 
yuksek. Koruk. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 273 



Nice aeldim, nice gittim nice dogdurn, nice oldum, 
Nice actim, nice soldum, $ol qui qibi cihan icre. 

Nice geldim, nice gittim nice dogdurn, nice oldum, 
Niceagtim, nice soldum, §ol gul gibi cihan igre. 

§ayet bize; §6yle bir sual tevcih edersen: 

"Bu sofilerin; ekseri kasidelerinde bazi acaip sozler gorur ve i§itiriz. 
Onlarm bu sozunden; tenasuhi mezhebinden olduklan anla§ihyor. 
Mesala, diyorlar ki: Ben Gah bulut olurum, Gah yagmur, Gah nebat olu- 
rum, Gah hayvan Ve gah insan olurum. Ve bunlara benzer, nice §eyler 
derler; hep gorur ve i§itiriz. Bu sozler nedir ve ne demektir?" 
Bu soruna kar§i cevabimiz a§agidadir: 

"Ey karde§, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz §6yle bu- 
yurdu: 

"(Ummetim ahirette on boluk ha§rolur, Onlarm kimi maymun, kimi 
hmzir olur. Kimi daha ba§ka suretlerde) Bu Hadis-i §erifi hig okumadm 
mi?. Bir Ayet-i Kerimede §6yle buyurudu: 

"Oniar sana fevg fevg geiecekier" 624 Bu Ayet-i Kerime'nin tefsirini 
Kadi Beyzavi - Allah rahmet eylesin §6yle beyan etmi§tir: 

Bu beyani, daha ziyade kendisine tevcih edilen: "Onlarm hayvanlar 
suretine girmesinin sebebi nedir?" §eklinde bir soruya atfen yapmi§tir. 
Diyor ki: 

"Onlar, dunyada o hayvanlarm huyunu huy; sifatmi da sifat edindikle- 
ri igin ahirette o sifata girerler." 

"Mesela; maymunun sifati, koguculuk ve gaybettir. Hinzirm sifati, 
haram yemektir. Bu duruma gore; bir kimsenin huyu, koguculuk ve 
gaybet etmek ise; o kimse, di§ta insan olsa da, igte maymundur. Ama o 
maymun §ekliyle gorunmez. Oldugu zaman, kendini o surette gorur ve 
mah§erde o surette kalkar. Bu gibi hallerden Allah Teala'ya sigmiriz. 625 
5u var ki; tevbe ederse, olmeden evvel o sifattan kurtulur. iki cihanm 
sultani, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz §6yle buyurdu- 
lar: 



624 Nebe, 18 

625 "\nsana gore maymun nedir? Gulunecek bir §ey, ya da aci veren bir 
utang. insan da Ustinsan'a gore tipki boyle olacaktir: gulunecek bir§ey, ya 
da aci veren bir utang. Siz solucanhktan insanhga giden yolu a§tmiz ve 
iginizde birgok §ey hala solucandir. (NiETZSCHE, et al., 2006, s. 9) insanlar 
arasmda olmak, hayvanlar arasmda olmaktan daha tehlikeli. (NiETZSCHE, 
etal., 2006, s. 23) 



274 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Oliim, uykunun karde$idir" Bu duruma gore; bir kimse oldugu za- 
man ne hale girecek ise; uykuda kendini oyle gorur. §u var ki; bu goru§ 
herkese nasip olmaz. Ancak muhasebe ehline olur. Bu muhasebe ehli- 
ne; 

"Obiir alemde hesaba gekilmeden once, nefsinizi hesaba gekiniz" 
Mealini ta§iyan Hadis-i §erifi ile i§aret edilmi§tir. Eger ruyanda, Tilki go- 
rursen; kendi sifatin say. Onu, HakkTeala gosteriyor; \g haline bir rettir. 
Hile sifatindan halas bulmaya bak. §ayet ruyanda maymun gorursen bu 
da: 

Giybeti terk et. Remzini ta§iyan bir i§arettir. Ruyanda, Hmzir gorur- 
sen: Harami birak. Manasma gelen bir ba§ka i§arettir. Ruyada, hallerini 
gorup duzeltmeye ba§layan kimse, yukanda da gegtigi gibi muhasebe 
ehlidir. Ki bunlar: "Olmeden evvel dliiniiz" Hadis-i §erifinin manasmi an- 
layan kimselerdir. Bir kimse, bir kamil mur§ide biat eylerse muhasebe 
ehli olur. Ve bu alemde her ne varsa; cumlesini gorur geger ister iyi, is- 
ter kotu... Once yaramaz sifatlarmi gormeye ba§lar. Bagh oldugu zatm 
telkin ettigi §ekilde ismi celali okuyunca; o kotu sifatlar yok olur. Oyle bir 
mertebeye eri§ir ki; artik ruyada gordugu; enbiya ve evliya vb. kamil zat- 
lar olur. £ok kere bu §ekilde gorulen bir riiya; insanm, insan siretini bul- 
duguna i§aret sayihr. i§te bu sebepledir ki, manevi yolunu ikmal eden 
bir kimse: Ben Gah bulut olurum Gah yagmur Gah nebat olurum Gah 
hayvan Ve gah insan olurum. Ve benzeri nice sozler: 

"Her ne varsa ben olurum... $eklinde soyleyebilir. Zira kirn insan 
mertebesine yeti§ti ise; cumle mertebeyi oziinde topladi. Hasih kelam 
onlarm sozii anlatilan hallerden ba§kasi degildir. Kisacasi §u demektir: 

Ben cum ley i cami oldum. " 626 

Bulut olup aoge aadim. matar olup vere vapdim, 
Giines olup aehi dogdum zemin u asuman icre. 

Bulut olup goge yukseldim, yagmur olup yere yagdim, 
Gune§ olup kah dogdum zemin ve gokyuzu iginde. 

Bulutlar, yagmur olarak dort ruzgarm yardimiyla vucuda gelir. Once 
poyraz eser, yeri ve sulari serinlendirir, sonra gune§in hararetinden dort 
mil yukanya kadar buharlar yukselir. Sonra bati ruzgarlan esip o buharlan 
yurutur, dogu ruzgarlan eserek onlari bir araya toplar, sularmin tadmi de- 
gi§tirir, en sonunda guney, yani kible ruzgarlan bulutlan yagmura gevirerek 
yagdinr. 

Gune§ yeryuzune arka yuzuyledir. Onyuzu Ar§-i alaya dogrudur, yerleri 



626 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasavvifane, SEKiZiNCi SUAL VE CEVABI 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 275 



ve gok yuzunu nurlandinr. Birici kat gokten ikinci kat gok buyuktur. ikinci 
kat gokten uguncu, uguncuden dorduncu, dorduncuden be§inci, bedrid- 
den altmci, alticidan da yedinci gok daha buyuktur. 

NiyazT Hazretleri bu §iirlerinde insanm birgok devirlerden gegtikten sonra 
nasil insan suretiyle bu aleme geldigini agiklar. ilahi mertebeler 
yirmisekizdir: 

Birinci mertebe Nur-i Mu hammed sallallahu aleyhi ve sellemdir. 

Sonra sirasiyla Nefs-i kul gelir, bu ruhlar alemidir. 

Nefs-i kulden tabiat, tabiattan heyula, heyuladan cism-i kul, cism-i kul- 
den §ekil, §ekilden ar§, ar§dan kursT, kursiden yedi kat gok, goklerden ate§ 
kuresine, ate§ kuresinden hava kuresine, andan su kuresine, andan toprak 
kuresine, andan madenlere, andan bitkilere, andan sonra da iNSAN'a gelir. 
Bu devir §er'?dir, 

Ahadiyyetusseyir olan Kamiller higbir mertebede gecikmeyerek ezelde 
olduklan gibi, burada da insan suretinde Kamil olarak gelirler, yani onlar 
Kamil olarak dogarlar. Anlarm davete ve mur§ide ihtiyaglan yoktur. Ancak 
bu mertebelerde gecikene Tevhid biraz gu$ gelir, ne kadar gecikme olursa, 
o kimsenin Tevhide istidadi uzak olur. Bu husus §er-i devirde yenilmeyen 
bitkiye gelmi§se ve o bitkiyi de bir hayvan yerse, once madene verir ve boy- 
lece insanm Kamil insan olmasi gecikir. Bu sebebten bu gibilere halvet ve 
riyazet verilir. 

Bu §er-T devirden ba§ka batil olan devirler vardir, dort adettir: 

Biri Temasuh devridir, digeri tenasuh devri, digeri tefasuh devri, dor- 
duncusu de terasuh devridir. Bunlardan biri insan kemal mertebesini bul- 
madan olurse, yine insan olarak gelir, bu devir kemal buluncaya kadar de- 
vam eder. Digeri o bir hayvan olarak gelir, bunlarm dordude batil inani§lar- 
dir. Hig insan suretinde gelen tekrar hayvan, bitki ve maden olarak gelir mi? 
Gelmez. Temasuh devrine inananlar ( ruhun bir cisimden digerine, insandan 
hayvana ve hayvandan tekrar insana gegmesi ) Yahudilerdir. Tenasuh devri- 
ne inananlarda Hiristiyanlardir. Hakk mezhebi uzere olanlar §er'T devre 
inanmi§ olanlardir. 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz buyurdu ki; 

Bu tenasuhi mezhepleri ve sizin mezhep erinizi bir ho§ga beyan eyle. 
Diye bir teklifte bulunursan; §6yle deriz: 

Tenasuh meselesi i§inde, biz berzahta ve ahirette olacagma kaniyiz. 
Ama onlar; dunyada olacagma kanidirler. Onlar diyor ki: 

"Kim bu hayvanlardan birinin sifati ile sifatlansa; olunce, ruhu o sifath 
bir hayvana, anasmm karnmda iken sifat olur. Ta et ve kan iken, Tekrar 
dunyaya gelir. i§te anlatilan vasiftaki insanlardir ki bu gorulen hayvanlar 
olmu§lardir. i§te tenasuhguler ve fikirleri ... Bunlarm asla imandan nasip- 



276 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



leri yoktur. Hz. Omer radiyallahu anh bunlar hakkmda §6yle buyurur: 

"Kim ki tenasuh mezhebindedir; nesh olmak ona layiktir. Sen on- 
dan uzakol." 

Yetmi§ iki batil mezhebin iginde, bunlardan azgini yoktur. Bunlann 
§errinden Allah'a sigininz. Dunya ve ahirette tenasuh yolunu tutmaktan 
mutlaka sakinmahsiniz 627 

Nebat olup nice deyran nice demde olup hayvan 
Gey Urdu suret-i insan bang devr-i zaman icre. 

Bitki olup nice zaman nice zamanda olup hayvan 
Giydirdi insan suretini bana zaman devreleri igre. 

Filazoflar §6yle demi§lerdir: "Nefs-i Natika, hakikatlere uygun suretle- 
re burunur ve onlara sadik hukumleri gergekle$tirirse sanki o, butun vu- 
cut (varlik) un kendisi olur. Butun yaratiklar bu cismani suretlerle gok $id- 
detli bir $ekilde birle$tiklerinden ve bunlarla son derece me$gul bulunduk- 
larmdan dolayi kendilerini segemeyecek ve gorunmeye muktedir olama- 
yacak durumdadirlar. Sanki o suretler ve heykellerden ibaret olmu$lar- 
d\r." Yani nefs-i natika (konu§an nefs), cisimlilik dolayisiyla son derece 
kesiftir ruhaniyyet dolayisiyla son derece latiftir. Ruh, hangi §eye girse 
onun hukmunu ahr, onun rengine burunur. Tipki su gibi. Suyun rengi de 
kabm rengine baghdir. Bu bilindi ise bil ki: 

Nefs-i natika, letafet kazamp, harigte hakikatlere uygun olan, onlara 
muhalif olmayan zihni hayallerin §ekilleriyle bezenir ve o hakikatlere uy- 
gun hukumleri giyer ve bu du§unceler nefs-i natikada iyice yerle§ir, nefs-i 
natikanm sozlerinde ve fiillerinde bunlann eseri meydana gikar ve nefs-i 
natika hig abes konu§mayacak, abes i§ ve hareket etmeyecek §ekilde bu 
hakikatlerde rusuh bulursa i§te o zaman nefs-i natika, sanki o suretlerin, 
§ahsiyetlerin, o heykellerin kendisi olur. Bu, di§ alemde §una benzer: 

Mesela Zeyd bir §ehirden gikip ba§ka bir §ehre yerle§se, bir zaman 
sonra giktigi o §ehir halkmi eskiden gordugu gibi §ahislar ve goruntuler 
olarak tasavvur etse yanilmi§ olur. ^unku o §ehir halki olum ve dogum ile 
kuvvetlenme, zayiflama ve buyume ile degi§mi§, halden hale, sifattan si- 
fata gegmi§lerdir. Bundan dolayi onun bu du§uncesi gergege uygun de- 
gildir. Ama o §ehir halkmi, §ahislanyla, gorunu§leriyle degil de turleriyle 
ve cinsleriyle du§unurse onun bu du§uncesi, gergeklere uygun du§er. 628 



627 NiyazT-i MisrT, Risale-i Esile ve evcibe-i Mutasav., DOKUZUNCU SUAL VE CEVABI 

628 (ATE§, 1971) Be§inci sofra 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 277 



Cu insan suretin buldum Hakk'a hamd-u send kildim, 
Fend ender fend oldum bekd-vi cgvidan icre. 

insan gibi suretini buldum Hakk'a hamd-u sena kildim, 
Fena iginde fena oldum ebedT bekayi iginde. 

insan suretinde geldigime hamd ve senalar kildim. Hakk'in ef'al, sifat ve 
vucudun Hakk'in olduguna vakif oldum, yani Fenafillah olup Bekabillahi 
buldum demek isterler. 

Eristi ma'rifet nuru gonul oldu Hakk'in Turu, 
Nivdzi duvdu can sim aumdn 629 etti avdn 630 icre. 



Eri§ti ma'rifet nuru gonul oldu Hakk'in Turu, 
Niyazi duydugu ve zannettigi sirri a§ikar etti. 



TAHMIS-IAZBI 

Hakikat §emsi gun dogdu zemin u esma igre 
Guman 631 gitti lyan igre lyan oldu beyan igre 
Ne yuzden adem oldum ben gulunce cismim ve can igre 
Ezelden norma a§km ben ydne geldim cihdn igre, 
Akittim nice dem ya§lar gozumden dolu kan igre. 
Geda suret lyan oldum atayafeyz kan iken 
Libasim rehberim oldu anasir bi-ni§an iken 
Nokta-i kevn u mekan igre zemin u asuman iken 
Hak He bf-ni§an iken kamu canlara can iken, 
Dtifurdu bf-mekdn iken beni kevn u mekan igre. 
Nice du$tum nice kaldim nice dem agladim guldum 
Nice kamil nice salik nice nadan olup kaldim 
£u benden ben cuda du$tum onun igin derdmend oldum 
Nice geldim, nice gittim nice dogdum, nice oldum, 
Nice agtim, nice soldum, §ol giil gibi cihdn igre. 



629 Guman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. §uphe 



Ayan: (iyan) A§ikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi. ?ift?i aletlerin- 
den olan saban okunun bilezigi 
631 Guman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. §uphe. 



278 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Nice dem serseri gezdim nice dem oturup kaldim 
Nice dem malik oldum ben garig u $eb gerag 632 oldum 
Gel i nee bufena dehre nice oldum nice dogdum 
Bulut olup goge agdim, matar olup yere yagdim, 
Gune§ olup gehi dogdum zemfn u asuman igre. 

Benimle bakidir baki benimle fanidir devran 

Benimdir sikke-i 633 efdal benimdir kisve-i insan 

Benimle devr eder devran benimle seyr eder seyranim 

Nebat olup nice devran nice demde olup hayvan 

Gey urdu suret-i insan bana devr-i zaman igre. 

Nice dogdum nice oldum i§it seyranimi buldum 

Nice makbul mergubum 634 ne yuzden magrifet buldum 

Hakikat $ehrine sultan olup hayli huner aldim 

Qii insan suretin buldum Hakk'a hamd-u send kildim, 

Fena enderfena oldum beka-yi cavidan igre. 

Vucudum sidresin 635 bildi bilenler Beyt-i Ma'mur'u 636 

Bilenler istiva nur Huda'dan ittiler fahri 

Hakikat §ehrine sultan ben AzbVdir Huda emri 

Eri§ti ma'rifet nuru goniil oldu Hakk'm Turu, 

Niyazi duydu gun sim giiman etti ay an igre. 



632 Qerag: f. I§ik. kandil. Lamba. Mum. Kutlu, mutlu. Otlak. Mer'a. Otlama. 
Tekaud. Talebe. 

633 Sikke: Damga. Nereye ve kime ait oldugunun bilinmesi igin konulan i§aret, mu- 
hur. Umumi damga. Dirhem. Para ustune vurulan damga. Duz, dogru yol. Mev- 
levilerin keqe kulahlarinin ismi. Basilmi§ madeni para 

634 Mergub(E): Ragbet edilmi§. Begenilmi§. £ok kiymet verilen. Coklari tarafindan 
istenen. 

Sidre: agaca te§bih ile benzetilen, yedinci kat gokte bir makam ismi. 
636 Beyt-i Ma'mur: i'mar edilmis. ev. Melekler Kabe'sinin bir ismi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 279 



168 

Vezin: Mef ulu Mefa'Tlun Mef ulu Mefa'Tlun. 

Uyan gozun ag durma yalvar giizel Allah'a, 
Yolundan izin ayirma yalvar giizel Allah'a. 

Her geceyi kaim ol her gunduzun saim ol, 

Hem zikr He daim ol yalvar giizel Allah'a. 
Bir gun bu gozun gormez hem kulagm ifitmez, 
Bufirsat ele girmez yalvar giizel Allah'a. 

Sagligi ganimet bil her saati ni'met bil, 

Gizlice ibadet kil yalvar giizel Allah'a. 
Hey nice yatarsm tur olma bu safadan dur, 
Bahr-i keremi boldur yalvar giizel Allah'a. 

Omriinii hige satma kendini yakma, 

Her §am ii seher yatma yalvar giizel Allah'a. 
Her vakt-i seherde bin lutfu geliir Allah'm, 
01 vakt uyanir kalbin yalvar giizel Allah'a. 

Allah'm adm yad et can He dill §ad et, 

Biilbiil gibiferyad et yalvar giizel Allah'a. 
Gel imdi Niyazi'yle Allah'a niyaz et, 
Hacati diraz eyle yalvar giizel Allah'a. 

Uyan gozun ac durma valvar giizel Allah'a, 
Yolundan izin ayirma valvar giizel Allah'a. 

Uyan gozun ag durma yalvar guzel Allah'a, 
Yolundan izin ayirma yalvar guzel Allah'a. 

Her geceyi kaim ol her gunduzun saim oh 
Hem zikr He daim ol yalvar giizel Allah'a. 

Her gece namaz kil ol her gunduzun orug tut, 
Hemde zikre devam et ol yalvar guzel Allah'a. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Sabir imanin, orug da sabnn yansidir" 637 

Bir giin bu gozun gormez hem kulagm isitmez, 
Bu firsat ele girmez yalvar giizel Allah'a. 

Bir gun bu gozun gormez hem kulagm i§itmez, 
Bu firsat ele girmez yalvar guzel Allah'a. 



637 ibn. Hanbel.V/319 



280 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Sagligi ganimet bil her saati ni'met bil, 
Gizlice ibadet kil valvar guzel Allah'a. 

Saghgi ganimet bil her saati ni'met bil, 
Gizlice ibadet kil yalvar guzel Allah'a. 

Hey nice vatarsm tur olma bu safadan dur. 
Bahr-i keremi boldur valvar guzel Allah'a. 

Hey nice yatarsm dag gibi bu safadan uzak olma, 
Kerem deryasi boldur yalvar guzel Allah'a. 

dmriinii hice satma kendlnl vakma, 

Her $am u seher vatma valvar guzel Allah'a. 

Omrunu hige satma kendini yakma, 

Her ak§am sabah yatma yalvar guzel Allah'a. 

Hi£' in manasi dunya ve nefsin arzulandir. 

Diinya Hayati 

[ Serrac "Eger dunyanm Allah kalmda sivrisinegin kanadi kadar bir 
degeri olsaydi kafire bir yudum su vermezdi (igirmezdi) " 638 hadisini §u 
agiklamasiyla verir: 

"istigna ehli olan kimseler; dunyanm tamami kendilerinin olsa, bun- 
dan dolayi da ahirette herhangi bir sualle kar§ila§mayacak olsalar ve Al- 
lah nezdinde kendilerine ayrilan ecirden bir eksilme de olmayacak olsa 
yine de zuhd iginde ya$arlar. lira onlarm e§yaya kar§i zuhdleri Allah Tea- 
la 'nm dunyayi yarattigi ve ona nazar ettigi gunden beri devam etmekte- 
dir. Ona gore tahkik ehli zahidler ba§langigtan beri zuhd yolunu 
tumu$lardir. Bu hadisi duyan Yahya b. Muaz er Razi (258/871) duygulan- 
ni §6yle dilegetirir: 

"Dunya gelin gibidir. Dunyayi isteyen onun berberi olur. Onu siisler 
durur. Dunyaya kar§i olan da onun yuzunu karartir. Sagmi yolar, elbise- 
sini yirtip pargalar. Arif, Allah He me§guldur. Bu yiizden dunyaya hig ilti- 
fat etmez." imam §ibli (334/945) ye zuhdden sorulunca o da bu hadisi 
hatirlatarak; 

"Yazik size! Dunyada bir sinegin kanadmdan daha degerli ne var ki, 
onda zuhd bahis konusu olsun. Bu kadar degersiz bir §eye ragbet et- 
memek meziyet midir?" Ebu Bekir VasitTde, yine ayni hadisle ilgili olarak: 

"Allah Teala nezdinde bir sinegin kanadi kadar bile degeri bulunma- 
yan murdar bir §eyi terk etmek igin daha ne kadar gabalayacak, ondan 



638 Tirmizi Zuhd 13; ibn-i Mace. Zuhd. 3 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 281 



yiiz gevirmek igin daha ne zamana kadar ugra§acaksmiz" §eklinde ser- 
zeni§te bulunur. 

Tasavvufta ozellikle de ilk donemde dunya, Allah Teala yolunda tehli- 
keli bir tuzak gibi g6rulmu§tur. Onun igin de sufiler onu ancak ihtiyag ha- 
linde ugranacak bir abdesthaneye, guruyen bir le§e ya da bir gubre yigi- 
nina benzetmi§lerdir. Daha da ileri giderek "itlerin topla§ma yeri" ben- 
zetmesi yapilmi§ ve bundan uzak durmayanin kopekten de daha a§agihk 
olacagi belirtilmi§tir. Bu tur benzetmelerin etkisinde kalarak olmahdir ki 
§u ilging hadis uydurulmu§tur: 

"Dunya facir (fahi§e) bir kadm gibidir... " Kim olursa olsun evine gi- 
der ve koynuna girer. Yuzune giiler, ama hig kimseye vefasi yoktur. O 
halde boyle bir kadma gonul verip arkada§ olunmaz." 639 Muzekkin Nu- 
fus'ta bunun benzeri birgok uydurma hadis yer almaktadir. Mesela bun- 
lardan bir digeri de "Her kirn dunyayi severse, ahiretine ziyan verir..." 640 
§eklindedir. 641 

i§te biitun bunlardan dolayi ozellikle ilk donem sufileri dunyaya kar§i 
tavir almi§lar hatta bundan dolayi (dunyaya ait nesneler oldugu igin) gi- 
yim ku§amlarma bile dikkat etmemi§lerdir. Oyle ki, ayakkabilarmin bile 
Allah yolunda engel oldugunu du§undukleri igin yalm ayak gezinenler ve 
bu vaziyetlerinden zevk alanlar olmu§tur. 

Bu konuda son olarak yine halk arasmda hadis olarak i§tihar bulmu§ 
iki rivayet vardir. 

Birincisi : "Dunya, ahiretin tarlasidir" 642 

ikincisi: "Hig olmeyecekmi§sin gibi dunyaya, yarm olecekmi§sin gibi 
deahiretegah§" 643 

Bu rivayetlerin her ikisi de son donemin mahsulu olup §imdiye kadar 
ki hadislerin ragmma, dunyaya azicik da olsa goz kirpmaktadirlar. 

"Diinya, ahiretin tarlasidir" hadisine son donemden ibn-ul Arab? 
(638/1240) 'nin yakla§imi §6yledir: 

"Herkes dahil olacagi cennetin nimetlerini hurilerini, gilmanlarmi, 
vb. nimetleri bu alemde tahsil edip beraberce goturecektir. Kafirler ise 
cehennem ve cehennemdeki azap ge§itlerini dunyada tahsil edip, gi- 



HadTsin ash muteber kaynaklarda bulunamami§tir. Konuyla ilgisi igin bkz. 
E§refoglu RumT, 70 

640 Hadis kaynaklannda mevcut degildir. Konuyla ilgisi igin Bkz.E§refoglu Rumi. 69 

641 Bu konuda gok sayida mevzu hadis igin bkz. KelabazT, Taarruf. 142. 43; Hucviri. 
506, 507; Azizuddin Nefesi. 145; E§refoglu Rumi. 69.70 

642 Aliyu'l Kari . 199; AclunT. 1/490; Hakim. MiTstedrck. IV/312: Zehebi "munker" 
oldugunu ravilerinden Abdullah b. Cabbar'm ma'ruf olmadigmi soyler. Bkz. Sagani. 
64 

643 Muteber hadis kavnaklannda bulunamami§tir. 



282 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



derken beraberinde gotureceklerdir." Ayni donemde ortaya gikan ve 
halkin dilinden du§meyen "Hig olmeyecekmi§sin gibi dunyaya, yann 
olecekmifsin gibi de ahirete gali§" §eklindeki rivayet de gorunurde dun- 
yaya te§vik unsurlan ta§iyor olsa da, sufiler ne yapip yapip kendilerinden 
tarafa yorumlami§lardir: Hadisin insan psikolojisi agismdan yapilan tahli- 
linde "Hig olmeyecekmi§sin gibi dunyaya gah§" ifadesi ile Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem insandaki dunya hirsini kirmak istemi§tir. Zira 
insan ebedi ya§ayacakmi§ gibi du§ununce fazla hirsa kapilmaz (nasil olsa 
omur bitmiyor der, hirs gostermez) ahiret igin ise, tarn bunun ziddma bir 
mantik yuruterek, ahiret'e gah§mayi ve ona hirs gostermeyi te§vik igin, 



"yann olecekmi§ gibi ahirete gali§" demi§tir." 644 ] 645 



Her vakt-i seherde bin lutfu geliir Allah' in, 
01 vakt uyanir kalbin valvar auzel Allah'a. 

Her vakit seherde bin lutfu gelir Allah'in, 
O vakit uyanir kalbin yalvar guzel Allah'a. 

Allah'in adm yad et can He dill sad el 
Bulbul gibi feryad et valvar auzel Allah'a. 

Allah'in adm yad et can ile gonlu mutlu et, 
Bulbul gibi feryad et yalvar guzel Allah'a. 

Gel imdi Niyazi'yle Allah'a niyaz et 
Ha cat i diraz eyle yalvar auzel Allah'a. 

Gel imdi Niyazi'yle Allah'a niyaz et, 

ihtiyag igin duayi uzun eyle yalvar guzel Allah'a. 



TAHMIS-I AZBI 

Sen gayri yuze bakma yalvar guzel Allah'a 
Hem nefsine aldanma yalvar guzel Allah'a 
izinden izin ayirma yalvar guzel Allah'a 
Uyan goziin ag durma yalvar guzel Allah'a, 
Yolundan izin ayirma yalvar guzel Allah'a. 



644 el AlavT. Said Halil. §erh HadTs Muselsel bil Evliya vr. 7 

645 ($EKER, 1998), s. 285-287 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 283 



Gel hilye-i 646 diem ol hem ruhuna hadim 647 ol 
Gel vakif-i halim ol maksudu maalim 648 ol 
Her demde hayalim ol lutfile kemdl ol 
Her geceyi kaim ol her gunduzun saim ol, 
Hem zikr He daim ol yalvar guzel Allah' a. 
$uphe He i§ bitmez Hakk ehli yolu gutmez 
Sirrmi oyle vermez cahille yola gitmez 
Maksuduna kirn eremez evvel Hakk'i meger bilmez 
Bir gun bu gozun gormez hem kulagm i§itmez, 
Bufirsat ele girmez yalvar guzel Allah' a. 

Sen zilleti devlet bil bu devleti sihhat bil 
Her zerre-i kudret bil her kudreti hikmet bil 
Yen nefsini izzet bil bu izzeti rahmet bil 
Sagligi ganfmet bil her saati ni'met bil, 
Gizlice ibadet kil yalvar guzel Allah' a. 
Nefsinden ozun kurtar kendi ozun azade et 
Mo'mur ediben kalbin gel kendini abad et 
$ehr-i dili mo'mur et nefs ilini berbad et 
Allah'm adm yad et can He dili §ad et, 
Biilbiil gibiferyad et yalvar guzel Allah' a. 

Gel Azbfniyaz eyle niyazi diraz 649 eyle 
Gel hacetin Allah'a sen dol diraz eyle 
Kimdir sana Allah'a niyazmi az eyle 
Gel imdi Niyazi'yle Allah'a niyaz et, 
Hacati diraz eyle yalvar guzel Allah'a. 



646 Hilye: Guzel sifatlar. Sus. Zinet. Cevher. Guzel yuz. Kihcin sapmdaki veya kinin- 
daki zinet. Suret. Hey'et. G6runu§. 

647 Hadim: hizmet eden, hizmetkar. 

Maalim: (Ma'lem. C.) Dint inanglara, itikadlara dair mes'eleler. izler. Ni§anlar. 
Eserler. 
649 Diraz: f. Uzun 



284 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



169 

Vezin: Mefa'Tlun Mefailun Mefa'Tlun Mefailun 

Uyan gafletten ey naim Hakk'a yalvar seherlerde, 

Dokup aa ya§i daim Hakk'a yalvar seherlerde. 

Kapusmda durup her bar yiiziin dergahma tut var, 
Yurekten kil demadem zar Hakk'a yalvar seherlerde 

Seherlerde agilir giil anm igin zar eder bulbul, 

Uyamp derd He ey dil Hakk'a yalvar seherlerde. 

Gel ey miskin bi-gare dola§ma gezme avare, 
Dilersen derdine gare Hakk'a yalvar seherlerde. 

Seherde kalkuben her gah yiiziin yere siiriip kil ah, 

Ere liitfu sana nagah Hakk'a yalvar seherlerde. 
Agihr bab-i Siibhani gekiliir han-i sultanf, 
Dokiilur feyz-i Rabbani Hakk'a yalvar seherlerde 

Seherde uykudan uyan Niyazfdurma derde yan, 

Ola kirn eri§e derma n Hakk'a yalvar seherlerde. 



Uyan gafletten ey naim Hakk'a valvar seherlerde, 
Dokup aa yasi daim Hakk'a yalvar seherlerde. 

Uyan gafletten ey uykucu Hakk'a yalvar seherlerde, 
Dokup aci ya§i daima Hakk'a yalvar seherlerde. 

Kapusmda durup her bar yiiziin dergahma tut var. 
Yurekten kil demadem zar Hakk'a yalvar seherlerde 

Kapusunda durup her defa yuzun dergahma tut var, 
Yurekten sik sik feryat kil Hakk'a yalvar seherlerde 

Seherlerde acilir giil anm icin zar eder bulbul, 
Uyamp derd He ey dil Hakk'a yalvar seherlerde. 

Seherlerde agihr giil anm igin feryat eder bulbul, 
Uyamp derd ile ey dil Hakk'a yalvar seherlerde. 

Gel ey miskin bi-cdre dolasma gezme avare, 
Dilersen derdine care Hakk'a yalvar seherlerde. 

Gel ey miskin garesiz dola§ma gezme avare, 
Dilersen derdine gare Hakk'a yalvar seherlerde. 

isa aleyhisselama gelince 
"Kildan elbise giyerdi. Agag yapraklarmi yerdi. Evi yoktu, nerde uykusu 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 285 



gelirse oraakta uyurdu En ho§landigi isimlerden biri de "Miskin" ismi idi. 
Daima kendisine (miskin) denilmesinden ho§lamrdi." 650 

"Allah Teala'm beni miskin ya$at (fakir), miskin oldiir, miskinler toplu- 
lugu He ha§ret." 651 

Seherde kalkuben her aah viiziin vere siiriip kil ah. 
Ere lutfu sana nagah Hakk'a valvar seherlerde. 

Seherde kalkuben her zaman yuzun yere surup kil ah, 
Bidenbire lutf sana erer Hakk'a yalvar seherlerde. 

Acihr bab-i Subhanfcekilur han-i 652 sultan i, 
Dokulur fevz-i Rabbani Hakk'a valvar seherlerde 

Agihr SubhanT kapi gekilir sultan? okur, 
Dokulur feyz-i Rabbani Hakk'a yalvar seherlerde 

Seher vakitleri (sabah ve ikindi seherleri) nde olan feyzlere kavu§mak igin 
sabirh ve mudavim olmak gereklidir. Bu vakitleri koruyanlarda manevi ke§f 
ve haller zuhur eder. Feyz beklemek hakkmda Cuneyd Bagdadi 
kaddese'llahu sirrahu'l aziz buyurdu ki; 

"Salik, iginde fare bulunan deligi bekleyen kedinin dikkatiyle feyz bek- 
lemelidir/ /6S3 

Seherde uykudan uyan Niyazfdurma derde van t 
Ola kim erise derma n Hakk'a valvar seherlerde. 

Seherde uykudan uyan NiyazT durma derde yan, 
Ola kim eri§e derman Hakk'a yalvar seherlerde. 



650 ibn Asakir. §am Tarihi'nde Abdullah b. Abbas radiyallahu anh imam Ahmed b. 
Hanbel radiyallahu anh Kitabu'z Zuhd'de, Ubey'd, b. Umeyr'den Mucahid 
veSa'bi'den rivayet etmi§lerdir. Suyuti; Menahilu's-Safa Shf. 27. Aliyyul-Kaari §erh. 
1/190. imam Ahmed b. Hanbel, Kitabu'z-Zuhd'de Sa/d b. Abdulaziz'den rivayet et- 
mi§tir. Suyuti; Menahilu's-Safa Shf. 28. 

651 ibn Mace, Zuhd, 7, (II, 1381, Ha. No: 4126) 

Han: f. Okuyan, okuyucu, cagiran manasma gelir. Mesela: Dua-han : (Niyaz ve 
tazarrukarane birtezellul ile) dua okuyan 
653 (Muhammed b. Suleyman el-Hadikatu'n- Nediyye, istanbul 1983, s. 85.) 



286 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

Hemen durma gece gunduz Hakk'a yalvar seherlerde 
Bu cumle masivadan geg Hakk'a yalvar seherlerde 
Ta mevlaya eri$ince Hakk'a yalvar seherlerde 
Uyan gafletten ey naim Hakk'a yalvar seherlerde, 
Dokup aa ya§i daim Hakk'a yalvar seherlerde. 

Unutup cumle efkari kerem eyle meded ey yar 
Eger dildari bildinse senin yarin olur agyar 
Ola ta hemdemin ey dost hakikat dilberi hunkar 
Kapusmda durup her bar yiiziin dergahma tut var, 
Yurekten kil demadem zar Hakk'a yalvar seherlerde 
Eger sen cam bunda verirsinff-sebil 654 ey dil 
Hakikat ehli olmaksa muradm var Hudayf 55 bil 
Eger zahir eger batm muradm hasil olsun gel 
Seherlerde agihr giil amn igin zar eder bulbul, 
Uyanip derd He ey dil Hakk'a yalvar seherlerde. 
Seher kalkip yatgmda Meded ey zar bigare 
Yapi$ip dameni pirin yakin ol lutf dildare 
Almma nefsi gaddare uyma sen agyare 
Gel ey miskin bi-gare dola§ma gezme avare, 
Dilersen derdine gare Hakk'a yalvar seherlerde. 
Eger ki ruhu sultan? ederse sana ihsani 
Alirsan a§kta meydani eger bildinse canani 
Bilirsen hukmu yezdani mudam kil ah u efgani 
Agihr bab-i Subhanf gekilur han-i sultanf, 
Dokulur feyz-i Rabbani Hakk'a yalvar seherlerde 
Gel Azbi a§kla her an edegor canla efgani 
Ede ihsan sana sultan edersen sidk He vicdan 
Namazda hazir ol ey can girerse kalbine irfan 
Seherde uykudan uyan Niyazi durma derde yan, 
Ola kirn eri§e derman Hakk'a yalvar seherlerde. 



654 



Yoluna 
655 HudayT: f. Hudahk, uluhiyyet. Allah'hk. Allah Teala'ya mensub. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 287 



170 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun. 

Goniil tesbih gek seccadeden hig ayagm ayirma, 
Namaz ehlinden ozunle sakin sen durma oturma. 

Ibadet ehli ol daim yiiziinii kaldirma topraktan, 

Vuzu'dan el yuyup rahat edip §ol nefsi yatirma. 
Yiiziin yerlere siir gel buriya mescid iginde, 
Otur minber glbi daim kafeste ku§ gibi durma. 

Muezzin nalesin dinle dagilsm dilde te§vi§in, 

Sakin terk eyleyip tamu kapism sana agtirma. 
Cemaatla namaz terk edeni almi§ kuduretler, 
Anin terkiyle lutfet bir keduret hem artirma. 

Hatibin sanmagil mulhid anin fi'line uy daim, 

imamdan gayriye asla sakin dziinii tap§irma. 
Niyazi taati terk eylemek bil kim fuzulluktur, 
Kerem kil terk-i taatle bu halki ba§a ii§iirme. 

Goniil tesbih cek seccadeden hie avaam ayirma, 
Namaz ehlinden ozunle sakin sen durma oturma. 

Gonul tesbih gek seccadeden hig ayagm ayirma, 
Namaz ehlinden ozunle sakin sen durma oturma. 

SALAT- (NAMAZ) 656 

Namazm, islam'da buyuk bir onemi ve higbir ibadetin ona denk ol- 
madigi, bir mevkii vardir. O, ilk farz kilman ibadettir. Tevhid'den sonra, 
islam'm en onemli esasidir. Amellerin en faziletlisi ve Allah Teala tara- 
fmdan en gok sevilenidir. Kur'an-i Kerim'de onun §anmi yuceltti, onu ve 
onu kilanlan §ereflendirdi. Diger ibadetler arasmda ozellikle onu zikretti, 
kullarma onu tavsiye etti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu, 
kendi gozunun aydmhgi ve ruhunun rahatlaticisi yapti. Ashabma nama- 
zm faziletini ogretti, boylece onlarm hem kalpleri hem organlan ha§yetle 
doldu, davrani§lan duzeldi, ahlaklan guzelle§ti, bundan dolayi onlar 6n- 
derler ve liderler oldular. Sahih ve hu§ulu bir namazm, ummeti zafere 
goturen en belirgin sebeplerden oldugunda ku§ku duymuyoruz. ^unku 
o, umulana ermenin korkulandan emin olmanm yolu ve iki cihanda kur- 
tulu§un sebebidir. 

Namaz, dini ayakta tutan direktir. Direk yikihrsa, ona dayanan yapi da 
yikihr. O, Allah'm farz kildigi ilk ibadettir, en buyuk bedeni ibadettir. Al- 



656 YOLCU, Abdullah, Namaz, Guraba Yaymlan El Bro§urleri 



288 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



lah Teala'nin onu, diger ibadetler gibi yeryuzunde ve Cebrail vasitasiyla 
farz kilmamasi, derecesinin yuksekligini gostermektedir. Allah onu, ken- 
disiyle Peygamber'i Sallallahu aleyhi vesellem arasmda bir vasita olmak- 
sizin farz kilmi§tir. Bu ise Mirag gecesi, yedi kat gogun ustunde olmu§tu. 
"Gergekten ben, (evet) ben Allah 'im. Benden ba§ka ilah yoktur. 
Onun igin bana ibadet et ve beni anmak igin namaz k\\" 657 

"£y iman edenler! Riiku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin, ha- 
yir ifleyin kifelah bulabilesiniz." 658 

"Namaz, muminler uzerine belirli vakitlerde yazih birfarzdir." 659 
"S6y\e iman etmi§ olan ku I Ian ma, namazi kilsmlar." 660 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de §6yle buyurmu§tur: 
"/jiVi ba§i islam, diregi namaz, zirvesi de clhattir" 661 
"islam, be§ temel uzerine kurulmu§tur: Allah 'tan ba§ka ilah olma- 
digma, Muhammed'in Allah 'in elgisi old ug una §ehadet etmek, namaz 
kilmak, zekat vermek, Ramazan ayinda orug tutmak, imkan bulanm 
Beyt'i haccetmesi." 662 

Namaz, erkek veya kadin, hur veya kole, zengin veya fakir, mukim 
(ikamet eden) veya yolcu, saghkh veya hasta, ergenlik gagina ula§mi§, 
akilh her muslumana farzdir. 
Salat 663 

Kur'an-i Kerim'in gerek Mekke gerekse Medine doneminde nazil olan 
sure ve ayetlerinde en fazla zikredilen kelimelerden biri 'es-salat' kavra- 
mi ve turevleridir. Muste§rikler, kavramm Arapgaya ba§ka dillerden ve 
ozellikle AramT veya SuryanT kokenden gegtigini ve kavramm kaynak dil- 
de "dua" manasma geldigini ileri surmu§ler, 'saluta' ve 'salavat' kelimele- 
rinin kokeni konusunda Musluman dilciler de benzer goru§leri dile ge- 
tirmi§lerdir. Sonugta hepsi SamTdil ailesine mensup olduklan igin kokeni 
ister AramT veya SuryanT, isterse Arapga olsun, kavramm Kur'an-i Ke- 
rim'in nuzulu ile birlikte islam dinine ozgu ibadetlerden birini kastetme 
konusunda merkezi bir yer edindigi gorulmektedir. Klasik Arapga sozluk- 
lerde kavramm anlamlan dua, tapinma, ibadet, rahmet, istigfar, bagi§- 
lanma dileme, ibadethane/tapmak ve namaz kilma §eklinde siralanmak- 
tadir. Kur'an-i Kerim kavramlarmin baglamsal anlami tespite gah§an kla- 
sik "el-vucuh ve'n-nezair" tarzi Kur'an-i Kerim sozluklerinde kelimenin 

657 Taha, 14 

658 Hac, 77 

659 Nisa, 103 

660 ibrahim, 31 

661 -,-. 

Tirmizi. 

BuharTve Muslim 
663 (OKUMU§, 2004/2) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 289 



farkh anlamlari ile ilgili vecih/ anlam sayismin erken donem eserlerinde 
az ve sinirh oldugu, ilerleyen donemlerde yazilan eserlerde ise vecih sayi- 
smda belirgin bir arti§in ve anlam geni§lemesinin varhgi dikkati gekmek- 
tedir. 

Kur'an-i Kerim'deki kullanimlarina bakildigmda kavramin Allah Teala, 
melekler, nebiler ve muminlerle ilgili olmak uzere farkh baglamlarda kul- 
lanildigi; gegmi§ nebilerin ibadetlerinin de 'salat' olarak adlandinldigi an- 
la§ilmaktadir. Nuzul donemi agismdan bakildigmda kavram, hem Muslu- 
manlann ibadetleri, hem de Mu§riklerin putlar igin yaptiklan ibadet §ekil- 
leri ve ozellikle Kabe'nin etrafmdaki tavaflan igin de kullanilmi§tir. Medi- 
ne doneminde nazil olan Enfal Suresi'ndeki bu kullanim tarzi, kelimenin 
mu§riklerin tapmmalari igin de kullanilabildigini ve namazdan farkh ola- 
rak 'tapmma' manasina geldigini de gostermektedir. 

Namaz ibadeti manasina "es-salat", vahyin ilk donemlerinden itibaren 
§ekillenmi§ ve ruku, secde, Kur'an-i Kerim kiraati ve dua etme gibi esash 
hatlari herhangi bir degi§ime ugramadan gunumuze kadar gelmi§tir. 
Nuzul surecinin sonucunda islamiyet'in din olarak kemale ermesi ve di- 
nin kitlelere ula§masi sonrasmda 'es-salat' kavrami, terimle§me surecini 
tamamlami§; ruku ve secdesi, kendine ozgu §artlari ve ozel kihnma §ekli 
olan namaz ibadeti igin ozel isim olarak kullanihr olmu§tur. 

Dilimizde 'es-salat' kavrammi kar§ilamak igin Farsga asilh "namaz" ke- 
limesi benimsenmi§tir. Bilindigi uzere Turkgede kullanilan "namaz" soz- 
cugu Farsga kokenli bir kelimedir ve dilimize 'peygamber, abdest, orus' 
ve benzeri ba§ka dini terimler gibi Farsgadan gegmi§tir. "Namaz" kelime- 
si Farsga sozluklerde 'hizmet, bendelik, Hakka itaat-ibadet ve bir kimse- 
ye tazim igin egilmek' gibi anlamlara gelmekte, 'nemazi' sozcugu ise 
'temiz ve pak' manalan ta§imaktadir. 'Salat' ve 'musallin' kelimelerinin 
yer aldigi Maun Suresi'ndeki anlamlari ve surenin yorumu konusunda ise 
mufessirler tarn bir ittifak saglanamami§ ve sure farkh §ekillerde yorum- 
lanmi§tir. 

Bahis konusu surenin bazi mufessirler tarafmdan ikiye bolunerek ilk 
yarismin Mekke'de mu§rikler, ikinci yarismin da Medine'de munafiklarla 
ilgili olarak nazil oldugu ileri surulmu§tur. Son yuzyillarda yazilan eser- 
lerde salat kavrammin anlam vecihlerinin sayismda belirgin bir arti§ goz- 
lenmektedir. 

Mesela; hicri be§inci yuzyil Kur'an-i Kerim sozlugu yazarlarmdan 
Abdulmelik b. Muhammed es-SealibT, (hyt.429/1038) vucuhu'l-Kur'an-i 
Kerim'e dair yazmi§ oldugu bir eserinde 'salat' kavrammin Kur'an'da top- 
lam olarak on ayri anlammin bulundugunu ifade etmektedir. Bunlari da 
§u §ekilde siralamaktadir: 



290 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



1—Namaz: "Onlar ki namazi kilar ve zekati verirler." 664 0na gore 

Kur'an-i Kerim'de zekat ile yan yana kullanilan butun 'salat' ifadeleri bu 

anlama gelir. 

2—Magfiret: "Allah ve melekleri Nebi'ye salat ederler." 665 Bunun bir 

benzeri de "Allah size salat eder ve melekler de." 666 Bu ayetlerdeki Allah 

Teala'nin salati magfireti demektir. 

3—istigfar: Ahzab suresinde gegen meleklerin salati bu manadadir. 667 
4— Dua: "Ey Peygamber onlara salat etl" 668 Yani dua et demektir. 
5—Kiraat: "Salatmi cehri yapma ve gizleme de." 669 
6— Din: "Senin salatm mi bize bunlari terk etmemizi emrediyor?" 670 
7—ibadet yeri (namazgah): "Savami, biye, salavat ve mescitler yiki- 

hrdi" 671 

8— Cuma namazi: "Cuma gunu salat igin nida edildiginde." 672 
9— ikindi namazi: "Onlari salattan sonra alikoyarsmiz." 673 
10— Cenaze namazi: "Onlardan olen higbiri igin artik salata dur- 

ma!" 674 " 675 

[Muslumanlann namazlan (dua) sair dinlerde mevcut butun dua §ekillerinin 

hepsini kapsayan bir duadir, ibadettir. Musluman namazini kilarken Fatihayi 

okuyup ruku ve sucutlanni tamamladiktan sonra kendi iginde, mucerret bir §e- 

kilde, ibadetini yaptigmi, Allah Teala'nin huzuruna gitmeye layik oldugunu du- 

§undugu sirada kendisini Allah Teala'nin kar§ismda hisseder; tarn bu anda da 

"tahiyyatu" okumaya ba§lar. 

Namaz sadece be§eri dinlerde mevcut butun ibadet §ekillerini kapsamakla 

kalmadigim, kainattaki butun ibadet §ekillerini de kapsamaktadir. 

"Ey rasulum! Gormedin mi ki, gokte olanlar, yerdekiler, havada kanatlarmi 

girparak ugan ku§lar, gergekte hep Allah' i tesbih ediyorlar." 676 

Bu ayet-i kerimede, yerde, gokte ne varsa; gune§, ay, yildizlar, daglar, ta§lar, 

agaclar, ku§lar ve butun yaratiklarm Allah Teala'ya ibadet ettikleri bildiriliyor. 
"Butun bu varhklar ibadetlerini ne §ekilde yapiyorlar Qcobo" diyedu§unulun- 



664 Maide, 55 

665 Ahzab, 56 

666 Ahzab, 43 

667 Ahzab, 43,56 

668 Tevbe, 103 

669 Isra, 110 

670 Hud, 87 

671 Hac, 40 

672 Cuma, 9 

673 Maide, 115 

674 Tevbe, 84 

es-SealibT, el-E$bah ve'n-nezair, tank.: Muhammed el-Misri, Alemu'l-Kutub, Bey- 
rut 1984, s. 188-189. (OKUMU§, 2004/2) 
676 Nur, 41 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 291 



ce §byle bir izah yapilabilir. 

ibadetin manasi kulun (kole) yaptigi i§tir; efendisinin ve mabudunun emirleri 
dogrultusunda yaptigi i§. Efendi kuluna (kolesine) bir §ey emreder kul da onu ifa 
ederse, yaptigi bu is. ibadettir. Efendinin emirleri kullanna gore degi§ebilir. §u 
kuluna §u isj yapmasini emrederken bir digerine ba§ka bir emir verebilir. Bu 
emirler kullann ozelliklerine gore degi§en emirler olabilir. Hatta efendi bir kulu- 
na, "hareket etmeden oldugun yerde dur" d iyebi I ir. Bu sukun da onun ibadetidir. 
Bu acidan bakacak olursak kainattaki butun varliklarm uc gruba aynldiklarmi go- 
ruruz: 

Camid (cansiz) varhklar, bitkiler ve hayvanlar. Camidlerden, ornek olarak, 
daglara bakahm; cunku daglar, kelime olarak, ayette de gecmektedir. Allah, dag- 
lara dikilmelerini, hareket etmeden durmalarmi emretmi§tir. Oyleyse, daglarm 
ibadeti hareket etmeden dikilip durmalaridir. Kur'an-i Kerim'de bizlere de: 

"...ve Allah' a itaat ederek namaza durun" 677 deniliyor. Goruluyor ki, Mus- 
lumanlarin namazmda cemadatm (hareketsiz, cansiz varliklarm) ibadetleri de 
bulunmaktadir. 

ikinci grup varhklar hayvanlardir. Etrafimizdaki hayvanlara bakarsak, ucani- 
ni da yerde yuruyenini de, egilmi§ vaziyette, yani ruku halinde goruruz. Oyleyse, 
Kur'an-i Kerim'in: 

"...ve ruku edenlerle ruku edin" 678 emriyle Muslumanlarin namazlarma hay- 
vanlarm ibadet §ekli de girmi§tir. 

Uguncu grup varhklar bitkilerdir. Bildiginiz gibi, bitkilerin agizlan kokleridir. 
Gidalarmi kokleriyle ahrlar. Bu durum onlarm hep secde halinde bulunduklarmi 
ifade eder. Cenab-i Hak bizlere: 

"secde edlnlz" 679 diye emrettigine gore bitkilerin ibadet §ekilleri de namaz 
ibadetimizde yer almis. bulunuyor. Dikkati ceken bir husus da, Kur'an-i Kerim'in 
en az bir ayetinde kusjar hakkmda namaz kelimesinin gecmesidir: 

"...Bunlarm her blrl duasini da tesbihini de bilmiftir." 

Sonucta kainattaki butun varliklarm ibadetleri Muslumanlarin namazlarinda 
mundemictir. Muslumanlardaki ibadeti diger dinlerdekilerle ve kainattaki mev- 
cut butun ibadetlerle kar§ila§tiracak olursak, muslumanlarin namaz ibadetleri- 
nin onlardan daha iyi ve de hepsine §amil oldugunu goruruz. Boyle olmasi da ge- 
rekirdi. ^unku insan Allah Teala'nin halifesidir, yeryuzundeki vekilidir. Bu neden- 
le onun yaptigi ibadetin kainatta gorulen butun ibadetlerden daha yuksek ve 
daha kiymetli olmasi zorunludur. Ayni §ekilde islam Dini dinlerin en sonuncusu 
olmasi hasebiyle, islam ibadetinin de gecmis, dinlerdeki ibadetlerden daha mu- 
kemmel ve daha guzel olmasi zaruridir.] 



677 Bakara, 238 

678 Bakara, 43 

679 Hac, 77 

680 M /I1 

Nur, 41 

Muhammed Hamidullah; "insan Toplumlarmda ibadet Tarihi"; trc: Prof. Dr. Zahit 
AKSU Hikmet Yurdu Yil:l, s.l, (Ocak-2008); s. 9-30 



292 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ibadet ehli ol daim ytiztinti kaldirma topraktan, 
Vuzu'dan el vuyup rahgt edip sol nefsi vatirma. 

ibadet ehli ol daima yuzunu kaldirma topraktan, 
Abdesten el yuyup rahat edip §ol nefsi yatirma. 

Yiiziin verlere stir gel buriya mescid icinde, 
Otur minber gibi daim kafeste kus gibj durma. 

Yuzun yerlere sur gel buraya mescid iginde, 
Otur minber gibi daima kafeste ku§ gibi durma. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem en kotti hirsizligm namazdaki 
rtiktinlerde yapilan eksiklik oldugunu soylemi§tir?" 682 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz esnasmda sakallan He oy- 
nayan birini gormti§ ve "Bu zatm kalbi hu§u iginde olsaydi organlan da 
hu$u iginde olurdu" 683 

Mtiezzin na/es/V? 684 dinle dagilsm dilde tesvisin, 
Sakin terk eyleyip tamu kapism sana actirma. 

Muezzin iniltisini dinle dagilsm gonuldeki kan§ikhgin, 
Sakin terk eyleyip cehennem kapismi sana agtirma. 

Cemaatla namaz terk edeni almis kuduretler, 
Anm terkiyle lutfet bir keduret hem artirma. 

Cemaatla namaz terk edeni almi§ kederler, 
Onun terkiyle lutf et bir kederin hem artirma. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Namaz mti'minin miraadir" , "Ki$iri\n Allah 'a en yakm oldugu an na- 
maz ve secde an\d\r" 685 

NAMAZI TERK ETMEK 

Kendisinden ba§ka ilah olmayan Allah'u Azze ve Celle'nin 
"vucudiyyeti'ni" "la ilahe illallah" sozu ile itiraf eden kulun, eda etmek- 
le mukellef oldugu ilk ibadet "namaz"dir. 

Lisanen Allah'dan ba§ka ilah olmadigmi soyleyen ki§inin kendisine 
"namaz'm" farziyyeti ula§tigi halde daha hala Alemlerin Rabbi olan 



682 ibn. Hanbel ve Darekutni Ebu Katade'den rivayet etmi§lerdir, ibn. Huzeyme ve 
Hakim, sahih kabul etmi§lerdir. Bkz. AclunT, 1/225; 

Suyuti, Camiu's-Sagir, 11/30 

Nal(e):f. inilti, figan. Kami§ kalem. Kami§duduk. §ekerkami§i 
685 ibn. Hanbel. 1/380 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 293 



Allah'u Azze ve Celle'nin onunde ruku ve secde etmemesi, kelime'i 
tevhid'in hakikatini anlamadigina delalet eder. Kelime'i tevhid'in haki- 
katini anlamadan ki§inin onu telaffuz etmesi hie; bir §ey ifade etmez. 686 

Allah Teala Kur'an-i Kerim'de buyurmaktadir ki; 

"Hep Allah Teala'ya donup itaat edin, O'ndan korkun ve namaz'i 
kihn'da mu§riklerden olmaym." 687 

Haram aylar gikinca mu§rikleri buldugunuz yerde oldurun; onlari ya- 
kalaym, onlari hapsedin ve onlari her gozetleme yerinde oturup bekle- 
yin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekati da verirlerse artik 
yollarmi serbest birakm. Allah yarhgayan, esirgeyendir. 688 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de buyurdu ki; 

"Ki§iyle §irk arasinda namazin terki vardir." 689 

"Kulla kiifur arasinda namazin terki vardir." 690 

Hz. Bureyde (radiyallahu anh) anlatiyor: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Benimle onlar (munafiklar) arasmdaki ahid (antla§ma) namazdir. 
Kim onu terk ederse kiifre dii§er." 691 

Abdullah ibnu §akik radiyallahu anh merhum anlatiyor: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ye sellemin Ashab'i ameller igerisinde 
sadece namazin terkinde kiifur gorurledi" 692 

ibnu Omer radiyallahu anh anlatiyor: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem buyurdular ki: 

"Ikindi namazmi kagiran bir insanm (ugradigi zarar yonunden du- 
rum u), malim ve ehlini kaybeden kimsenin durumu gibidir." 693 

Ebu'l-Melih (rahimehumullah) anlatiyor: 

"Biz bulutlu bir gunde Bureyde radiyallahu anh ile bir gazvede bera- 
berdik. Dedi ki: 

'Ikindi namazmi erken k\\\n, zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 



686 (EI-YARBUZT, 22 / RAMAZAN /1404), s. 4 



687 Rum, 31 

688 Tevbe, 5 

689 Muslim, iman 134, (82); Ebu Davud, Sunnet 15, (4678); TirmizT, iman 9, (2622). 
Metin Muslim'in metnidir. Tirmizinin metni §6yledir: "Kufurle iman arasinda nama- 
zin terki vardir. " 

690 TirmizT, iman 9, (2622); Ebu Davud, Sunnet 15, (4678); ibnu Mace, Salat 77, 
(1078). 

691 TirmizT, iman 9, (2623); NesaT, Salat 8, (1, 231, 232); ibnu Mace, Salat 77, (1079). 

692 TirmizT, iman 9, (2624). 

693 BuharT, MevakTt 14; Muslim, Mesacid 200, (626); Muvatta, Vukutu's-Salat 21, 
(1,11,12); Ebu Davud, Salat 5, (414, 415); TirmizT, Salat 128, (175); NesaT, Salat 17, 
(1, 238). 



294 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Kim ikindi namazmi terkederse ameli bo§a gider" buyurdu. " 694 

NAMAZI TERK EDENTN KIYAMET GUNUNDE FIRAVUN'LA, 
HAMAN'LA, KARUN'LA VE UBEYY IBNU HALEP'LE BERABER OLACAGI 

Bir gun Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz'dan konu§tu. 
Dedi ki: "Her kirn §u be§ vakit namazi muhafaza ederse, namazi, kiya- 
met gununde ona nur, burhan ve necat olur. Her kirn ki de; be§ vakit 
namazi muhafaza etmezse kiyamet gununde ona ne burhan ne nur ve 
ne de necat olur. 

"Kiyamet gununde de Karun'la, Ha man' la, Firavn'la ve Ubeyy ibnu 
Halefle beraberdir". 695 

ibnu Kayyim rahmet-u'llahi "kitabu's-salat" isimli eserinde bu Hadis'i 
§erifi naklettikten sonra §6yle diyor. Namazi terk edenin hasseten bu 
dort ki§i ile beraber olacaklarmin zikredilmesinin sebebi §udur ki, bu 
dort ki§inin kufru i§leyi§leridir. Burada bedi'i bir i§aret vardir. Zira nama- 
zi terk eden, malmin, mulkunun, riyasetinin veya ticaretinin me§kuliyyeti 
ile terk eder. 

—Her kirn ki, malmin me§kuliyetiyle namazi terk ederse, "Karun'la" 
beraberdir. 

—Mulkunun me§kuliyetiyle terk eden de "Firavn'la" heraberdir. 

—Riyasetinin sebebiyle terk eden ise "Haman'la" beraberdir. 

—Ticaretinin me§kuliyetiyle terk eden de "Ubeyy ibnu Halefle" be- 
raberdir. 696 

NAMAZI TERK EDENIN KUR'AN-I KERJM'iN AYET'LERiNJ VE AHJRETJ 
YALANLADIGI 

"0 halde, onlarda ne var ki, "iman etmezler" kendilerine "Kur'an" 
ya'ni "namaz kilimz" ayet-i okundugu zaman, (Allah 'in emrine teslim 
olup da) "namaz kilmazlar". Daha dogrusu (namazi terk ederek) "kafir 
olanlar hesab gununu yalanliyorlar" . Halbuki Allah, iglerinde ne sakla- 
diklarmi en ly'i bilendir. Onun igin (Ey Resulum) sen onlari "aakh bir 
azab'la mujdele". Ancak "iman edib de salih ameller i§leyenler miis- 
tesna" onlar igin, bitmez tukenmez bir mukafat var. " 697 



694 Buhar?, Mevakit 15, 34; Nesa?, Salat 15, (1, 236). 

695 Bu Hadis'i Ahmed (2/169) Darimi (2/301) ve ibnu Hibban (1448) Acurri §eriada 
(135) Muhammed ibnu Nasr el-Mervezi Kitabu's-Salet'da (58) Taberani Kebirde 
Beyhaki §uabu'l-iman da sahih bir senedle rivayet etmi§lerdir. 

696 (EI-YARBUZT, 22 / RAMAZAN /1404), s. 20 

697 in§ikak, 20-25 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 295 



NAMAZI TERK EDENIN AHIRETTE §EFAAT EDENl' OLMAYACAGI 

"Kitab'lan sag ellerinden verilenler cennettedirler: "mucrim'lerden" 
sorarlar. 

"sizi bu sakar cehennem'ine sokan nedir?" Onlar §oyle derler. 

"biz namaz kilanlardan degildik", yoksula yedirmezdik, batila da- 
lanlarla beraber daliyorduk, "hesab gununde yalan sayardik". Nihayet 
bize olurn gelib gatti. Fakat (o vakit) "§efaat'alarm §efaat'i onlara 
faide vermez". 698 

Ayet'i KerTme'deki zikredilen "mucrinrTlerin" yann Ahirette 
"^efaat'cilarin §efaat'indan mahrum olmalarinin sebebi" dort §ey'e go- 
redir. 

1- Namaz kilanlardan olmadiklan igin. 
2- Yoksula yedirmedikleri igin. 

3- Kafir'lerle oturup kalktiklan igin. 

4- Hesab gununu yalanladiklan igin. 

Bu dort sifat ile muttasif olan "mucrim'ler" yann Ahiret'te kendileri- 
ne hig bir "§efaat'cr bulamiyacaklardir. Zikredilen bu dort sifatlarm en 
tehlikelileri, "namaz'm terki ile hesab gununu yalanlamaktir" bu iki si- 
fat'm her birisi sahibini "islam'dan gkaran" hasletlerdir. Ki§i de bu iki si- 
fattan birisinin olmasi "islam'dan cikmasma ve ahirette §efaat'cilann 
§efaat'mdan mahrum olmasina kafidir" ilia bu iki sifat'm bir arada ol- 
masi gerekmez. Eger ilia bu iki sifat'm bir ki§ide mevcud olduktan sonra 
ancak "islam'dan £ikar ve §efaat'cilann §efaat'mdan o zaman mahrum 
olur" diyen gkarsa bizde deriz ki, Oyle de olsa zaten "namazi terk eden 
ahiret-i de yalanlami§tir" Binaenaleyh "§efaaf alarm §efaat'mdan mah- 
rum olacaktir" halbuki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin §efaat'i 
"ehli kebair" igindir. Eger "namazi terk eden" islam'dan gikmayip buyuk 
gunahkarlardan olsa idi "ahirette §efaat'cilann §efaat'mdan mahrum 
olmasi gerekmezdi." 6 " 

NAMAZI TERK EDENIN ALLAH TEALA'DAN KORKMADIGI 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem §6yle dedi: 

"Dag tepelerindeki koyun gobanmdan Allah'u Azze ve Celle ho§lanir. 
Zira o namaz igin ezan okur ve "namaz kilar". Buna binaen Allah'u Azze 
ve Celle §6yle buyurur. 

"$u kuluma bakm, ezan okuyup "namaz kiliyor ve benden korku- 
yor". Ben de o kulumun gunahlarmi magfiret buyurdum ve onu Cenne- 



698 Muddesir,40-48 

699 (EI-YARBUZT, 22 / RAMAZAN /1404), s. 22-23 



296 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



time koyacagim" der. 700 

Dl'N'DE EN SON TERK EDILEN AMEUN NAMAZ OLDUGU 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Dininizden ilk terk 
edeceginiz §ey emanettir. En son da ise namazi terkedersiniz." 701 

Evet din'den en son terk edilen "NAMAZ" olduktan sonra, artik o ki- 
§ide dinden hig bir §ey kalmami§tir. 702 

"Rabbimi Beni, gergegi iizere namaza devam eder kil; zurriyetim- 
den de bbyle kimseler yarat... Ey Rabbi miz, duami kabul et." 703 

Hatibin sanmagil mulhid anm fi'line uy daim, 
imamdan gayriye asla sakm oziinii tapsirma. 

Sanma ki soyleyen dinsiz, onun fiiline daima uy, 
imamdan ba§kasma asla sakm ozunu baglama. 

'Imamdan gayriye ozunu tap§irma" demek, Uluremr'den 704 ba§kasma 
uyma demektir. Zira ki§inin cam, irzi, mail Uluremr'in muhafazasi altmda- 
dir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Mirag esnasmda saga sola 
gozlerinin kaymamasmi da edep olarak yorumlar. 70S 

Niyazi taati terk eylemek bil kirn fiizulluktur, 
Kerem kil terk-i taatle bu halki basa usurme. 

Niyazi taati terk eylemek bil ki luzumsuzluktur, 
Kerem kil taati terk ile bu halki ba§a u§urme. 



700 Bu Hadis'i Ebu Davud (1203) ve Nesei (2/20) Ahmed (4/145) ibnu Hibban (260) 

ve Taberani Kebir de (17/833) sahih bir senedle rivayet etmi§lerdir. §eyh El-Bani 

Silsiletu's-Sahida'da (41) tahrig etmi§tir. 

701 Bu Hadis'i Ebu Nuays Hiylada (6/265 ve Ahbar'da 2/213 ibn-u Mes'ud'dan 

Taberani kebirde (9754) Haraiti Mekarim de (77) ve Taberani Evsatta (1/138) Umer 

Ibnul-Hattab'dan sahih bir senedle rivayet etmi§lerdir. Ve §eyh Albani Silsile'de 

(1739)tahricetmi§tir. 

702 (EI-YARBUZT, 22 / RAMAZAN /1404), s. 37 

703 ibrahim, 40 

Ulul'emr: reis, ba§kan, amir. 
705 Necm. 18: Buhari. Tefsir sure 66,4. Nikah. 12.Cihad. 145. Ilim 31:Ebu Davud. 
Edeb. 121: Muslim. Mesacid. 66: Tirmizi. Birr. 33B: ibn. Hanbel. IV/144. 146. 148 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 297 



171 
7+7=14 

Deme kim Hakk'i sende mevcud ola ya bende, 
Ne sendedir ne bende sigmaz ol bir mekanda. 

Mekani bi-mekandir ni§am bi-ni$andir, 

Yine zuhur eden ol mekanda ol zamanda 
Hem can u hem ten oldur hem sen ve hem ben oldur, 
Ciimle gorunen oldur uzakta vu yakmda. 

Samr mism kim oldur istedigin ya budur, 

O bu kamu bir Hu dur gidende vu duranda. 
Niyazigozun ag bak her §ey olup durur Hakk, 
Sanma am kim ola nihanda ve ayanda. 

Deme kim Hakk'i sende mevcud ola ya bende, 
Ne sendedir ne bende sigmaz ol bir mekanda. 

Deme kim Hakk'i sende ya bende mevcud ola, 
ne sendedir ne bende sigmaz bir mekandadir. 

Bu ilahide NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz Allah Teala'ya nasil itikat 
edilmesi gerektiginden yola gikarak zahirT ve §eriatm gosterdigi mecradan 
hareketle sorumlu olan kismi bildiriyor. Eger bu smir a§ihrsa insanm kaybe- 
denlerden olacagi haber verilmektedir. 

Mekani bi-mekandir nisani bi-ni$andir, 
Yine zuhur eden ol mekanda ol zamanda 

Mekani mekansiz, ni§ani ni§ansizdir, 
Yine zuhur eden ol mekanda ol zamanda 

Hem can u hem ten oldur hem sen ve hem ben oldur, 
Ciimle gorunen oldur uzakta vu yakmda. 

Hem can ve hem ten O'dur hem sen ve hem ben O'dur, 
Cumle gorunen O'dur uzakta ve yakmda. 

Samr mism kim oldur istedigin ya budur, 
O bu kamu bir Hu dur gidende vu duranda. 

Samr mism kim O'dur istedigin ya budur, 
bu hepsi bir Hu dur gidende ve duranda. 

"Hlet Tecelltsi" admdaki tecelliyatmda manevi olarak MuhyiddTn 
ibnu'l-Arabi ile Hallac kaddese'llahu sirrahuma'l-azTz ile aralannda §6yle 



298 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



bir konu§ma gegmi§tir. 

"Bu tecellVde Holloc'i gordum. Ono; 

"Ey Holloc! sono gore illiyyet vor midir?" diye sordum. Tebessum etti 
ve 

"Bununla "Ey illetlerin illeti ve Ey Sonsuz Kodim!" diyen ki§inin sozunu 
kastediyorsun degil mi?" dedi. Ben de 

"Evet" dedim. Bunun uzerine bono 

"Bu cohil sozudur. $unu bil ki Alloh Teolo illetlerin yoroticisidir omo 
kendisi illet degildir." Yolniz O vordi ve O'nunlo berober hig bir §ey yoktu" 
olon igin bu kobul edilebilir bir §ey midir? O olemi bir higten vor kildi ki 
$imdi bile o yine oyledir, yoni bir higtir. Eger O bir illet olsoydi molulu He 
irtiboti gerekirdi. Ve eger irtiboti olocok olsoydi o zomon O'nun igin ke- 
mol coiz olmozdi. Alloh Teolo o zalimlerin buyuk iftirolormdon beridir" 
dedi. Ben 

"Ben de boyle biliyordum" dedim. O do 

"Evet, bunu boyle bellemek ve boyle tesbit etmek \oz\m" dedi. Sonro 
devomlo ono 

"Peki, nigin evini [bedenini] kotledilmeye biraktm?" diye sordum. Yine 
gulumsedi ve 

"Mahlukatm elleri ono uzonmco onu onloro biroktim... Ziro uzerinde 
mahlukatm ellerinin hukmedecegi bir evi mamur etmekten font olmu$- 
tum. Ondon elimi gektim. Onlor do "Holloc oldu" dediler. Holbuki Holloc 
olmedi. Sodece ev yikilmco iginde oturon do orodon gogtu, o kodor." En 
sonundo ben 

"Bende senin deliller serdedi§ini gurutecek bir §ey vor" deyince bo§mi 
one eydi ve 

"Her ilim sahibinin uzerinde bir alTm vardir." (Yusuf, 76) doho fozlo 
itirozlor serdetme, Sen hoklism. Amo benim kopositem de bu dedi. Ben de 
kendisini biroktim ve orodon oynldim" (Bkz. et-Tecelliyatul-l'lahiyye, 
382-387). 706 

Niyazigozun ac bak her $ev olup durur Hokk, 
Sanma am kirn ola nihanda ve avanda. 

NiyazT gozun ag bak her §ey olup durur Hakk, 
Sanma onu ki ola gizlide ve agikda. 

Allah Teala'yi anlamak ve anlatmaktaki orta yol budur. Yoksa Allah Teala 
yarattiklarmi ne kendine e§ ve arkada§ yapti. Ancak onun zatmm akhn alma- 
yacak kadar azametli olmasi ve mahlukatm o nisbette kuguk olmasi nede- 



706 (KILig, 1995), s.109 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 299 



niyle varhktan yokluga du§enlerde tabiidir ki, akhda, fikride kan§ip kendini 
kaybetmektir. 

Bu hal uzere soylenen butun kelamlar hem mazur ve istigfara da muhtag 
sozlerdir. Ancak Allah Teala'dan umut edilen bu durumlarda afv olunmak 
oldugudur. Cunku Hakk yolunda bu turlu du§unceler ve haller kugugun bu- 
yugii anlama meselesidir. Buyuk igin afv etmek ise daha uygundur. 

TAHMiS-iAZBt 

Hi§kin kalmaya aim da ve turanda 707 
Ortakligm bulunur gormez oyle gorende 
Akilla hilm u edep hem bendedir hem sende 
Deme kirn Hakk'i sende mevcud ola ya bende, 
Ne sendedir ne bende sigmaz ol bir mekanda. 

Can belada canandir canan mihmana candir 

Her mekandir ni$ani her ni$ani mekandir 

Dinsiz imansiz nedir hem evvel bana imandir 

Mekani bi-mekandir ni§am bi-ni§andir, 

Vine zuhur eden ol mekanda ol zamanda 
Miskin ona ey ki$i yer eyle gok ten olur 
Ruyu Hakk'i seyr eden aglamadan §en olur 
Hakk'i lyan anlamakfen igindefen 708 olur 
Hem can u hem ten oldur hem sen ve hem ben oldur, 
Ciimle gorunen oldur uzakta vu yakmda. 

Ahu 709 dedigin budur 710 budur dedigin ahudur 

lu'lu-yi inci sanan incu degil lu'lu-udur 

A§ikare sandigm a§ikare saklidir 

Samr mism kim oldur istedigin ya budur, 

O bu kamu bir Hu dur gidende vu duranda. 
ibretle baktigm Allah olsun ona baki 
Yak sinene ate$ini seninle oda sen yak 
Azbfirag sandigm yakmdir olmaz irak 
Niyazigozun ag bak her §ey olup durur Hakk, 
Sanma am kim ola nihanda ve ayanda. 



07 Turra: (Tugra) Ahndaki sag. Tura. Muhur. Padi§ah damgasi. Padi§ahin imzasi. 
Kumasjn etrafmdaki ni§an ve i§aret. Kuma§ta ipekten gevrilen kenar. Her§eyin ucu 
ve kenan. 

08 Fenn: Huner. Marifet. San'at. Tecrube. ilim. Nevi, sinif, cesjt, tabaka. 
Ahu:f. Ceylan. Gozleri gokguzel olan. ^okguzel goz. Gazal. Mc: Dilber. 

Mahbub. 

710 Bu(y): f. Koku, rayiha. 



300 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



172 

Vezin: Mefa'ilun Mefa'Tlun Fe'ulun 

Hiida davet eder Elhamdii-li'llah, 
Bu can Hakk'a gider Elhamdii-li'llah. 

Hakikat §ehrine gun rihlet oldu, 

Goniil durmaz uyar Elhamdii-li'llah. 
Tuyaldan can-ii dil vasl-i Habibi, 
Hem okur, hem yazar Elhamdii-li'llah. 

Yakm geldi tulua §ems-i ruhum, 

Bugiin kevnim dogar Elhamdii-li'llah. 
Oliim dedikleridir halveti yar, 
Kamu agyar gider Elhamdiilillah. 

$ehadet mansibidir all mansib, 

Bize veriliser Elhamdii-li'llah. 
Goriindu mana yiiziinden cemali, 
Bozuldu hep suver Elhamdii-li'llah. 

Bili§tik bunda hem ihsanlar etti, 

Nasfbimiz kadar Elhamdii-li'llah. 
Ne gam giderse diinyadan NiyazT, 
Visaline erer Elhamdii-li'llah. 



Huda davet eder Elhamdii-li'llah, 
Bu can Hakk'a aider Elhamdii-li'llah. 

Huda davet eder Elhamdu-li'llah, 
Bu can Hakk'a gider Elhamdu-li'llah. 

Hakikat sehrine ciin rihlet oldu, 
Goniil durmaz uyar Elhamdii-li'llah. 

Hakikat §ehrine nasil ki gog oldu, 
Gonul durmaz uyar Elhamdu-li'llah. 

Tuyaldan can-ii dil vasl-i Habibi, 
Hem okur, hem yazar Elhamdu-li'llah. 

Duyah can ve dil vash Habibi, 

Hem okur, hem yazar Elhamdu-li'llah. 

Yakm geldi tulua sems-i ruhum, 
Bugiin kevnim dogar Elhamdii-li'llah. 

Yakm geldi dogu§u ruhum gune§i, 
Bugun kainatim dogar Elhamdu-li'llah. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 301 



Plum dedikleridir halveti yar, 
Kamu agyar aider Elhamdulillah. 

Olum dedikleridir yar halveti, 

Butun yabancilargider Elhamdulillah. 

Sehadet mansibidir ali mansib, 
Bize veriliser Elhamdu-li'llah. 

§ehadet makamidir ali makam, 
Bize verilse Elhamdu-li'llah. 

Gorundu mana vuzunden cemali, 
Bozuldu hep suver Elhamdu-li'llah. 

Gorundu mana yuzunden cemali, 
Bozuldu hep suretler Elhamdu-li'llah. 

Bilistik bunda hem ihsanlar etti, 
Nasfbimiz kadar Elhamdu-li'llah. 

Bili§tik bunda hem ihsanlar etti, 
NasTbimiz kadar Elhamdu-li'llah. 

Ne gam giderse dunyadan Niyazi, 
Visaline erer Elhamdu-li'llah. 

Ne gam giderse dunyadan Niyazi, 
Visaline erer Elhamdu-li'llah. 

TAHMiS-iAZBt 

Eder defi keder Elhamdu-li'llah 
Kilar arz-i huner Elhamdu-li'llah 
Budur dogru haber Elhamdu-li'llah 
Hilda davet eder Elhamdu-li'llah, 
Bu can Hakk'a gider Elhamdu-li'llah. 
Bugun yek zerre hikmet oldu 
Bu hikmet dedigin ho$ kudret oldu 
Bize Hakk'tan devlet oldu 
Hakikat §ehrine gun rihlet oldu, 
Goniil durmaz uyar Elhamdu-li'llah. 
Aramaz ta$radan derde tabfbi 
Ozune yar edenler bin rakfb? 
Bilur ayin erkani adab? 



302 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Tuyaldan can-ii dil vasl-i Habfbi, 
Hem okur, hem yazar Elhamdu-li'llah. 

Dilersen olasm hayr He merhum 
Bir oze kirn edesin hirz-i 711 ma'sum 
Huda'nm rahmetinden olma mahrum 
Yakm geldi tulua §ems-i ruhum, 
Bugun kevnim dogar Elhamdu-li'llah. 

Bulundu kesret igre vahdeti yar 

Bulundu yar agyar celvetiyar 

Bu cennet dedigimiz sohbeti yar 

Oliim dedikleridir halveti yar, 

Kamu agyar gider Elhamdulillah. 

Veliler zumresine ola mensup 
Ona hazir ola her yerde matlup 
Gorune sana du$manm olup hub 712 
$ehadet mansibidir all mansib, 
Bize veriliser Elhamdu-li'llah. 

Edenler a$ka arz-i kemal 

Yezid He yezid olmakfial 713 

Budur kari velinin Hak zevali 

Gorundu mana yuzunden cemali, 

Bozuldu hep suver Elhamdu-li'llah. 
Nice dertlilere dermanlar etti 
Bu biz a$iklarafermanlan etti 
Bize ta'lim vasli canlar etti 
Bili§tik bunda hem ihsanlar etti, 
Nasfbimiz kadar Elhamdu-li'llah. 

Kavme Azbi niyazi sen dirazi 

Cefasiyla habibin anla nazi 

Budur a§iklarm sozu guzari 714 

Ne gam giderse dunyadan Niyazi, 

Visaline erer Elhamdu-li'llah. 



711 Hirz: Melee'. Siginilacakyer. Tilsim. Cenab-i Hakk'in muhafaza etmesine dair 
yazih dua. Fik: Bir malm adet uzere muhafazasma mahsus yer. Muhafaza etmek. 

712 Hubb: (Hibab - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, baghhk, dostluk. Bir §eyi 
birisine sevdirmek. Hulus, luzum ve subut. Muhafaza ve imsak. 

713 Fial: (Fiil. C.) Fiiller, yapilan §eyler 

Guzar: f. Geg§, gegme. Beceren, halleden, yapan. Gegiren, gegirici manalanna 
gelir ve birle§ik kelimeler yapihr. Mesela: Dem-guzar : Zaman gegiren, vakit oldu- 
ren. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 303 



173 

6+5=11 

Donmek ister gonlum cumle sivadan, 

Donelim asiklar Mevla derdiyle. 

Gegmek ister gonlum mulk-i fenadan, 

Gegelim a§iklar Mevla derdiyle. 

Derde dii§en a$ik n'etsin cihani, 
Derd ehllnln daim yanmakta cam, 
Doner arzulayip vasl-i canani, 
Donelim a§iklar Mevla derdiyle. 

Ay u gun yildizlar hem nuh felekler, 

Ar§m etrafmda saf saf melekler, 

Meydan-i a§kta cevlan ederler, 

Donelim a§iklar Mevla derdiyle. 

Ta'n eyleme zahid benim halime, 
Dahl eyleme hergiz bu devramma, 
Dermani devranda buldum comma, 
Donelim a§iklar Mevla derdiyle. 

Ba§ agip girelim a§k meydanma, 

Mansur olurum Enel-Hak meydanma, 

Yanmakta Niyazf§evkin norma, 

Yanalim a§iklar Mevla derdiyle. 

Donmek ister gonlum cumle sivadan, 
Donelim asiklar Mevla derdiyle. 
Gecmek ister gonlum mulk-i fenadan, 
Gecelim asiklar Mevla derdiyle. 

Donmek ister gonlum cumle gayndan, 
Donelim a§iklar Mevla derdiyle. 
Gegmek ister gonlum fena mulkunden, 
Gecelim asiklar Mevla derdiyle. 

Derde diisen asik n'etsin cihani. 
Derd ehlinin daim yanmakta cam. 
Doner arzulayip vasl-i canani, 
Donelim asiklar Mevla derdiyle. 

Derde du§en a§ik n'etsin cihani, 
Derd ehlinin daim yanmakta cam, 
Doner arzulayip canan vash, 
Donelim asiklar Mevla derdiyle. 



304 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ay u gun yildizlar hem niih felekler, 
Arsm etrafmda saf saf melekler, 
Meydan-i askta cevlan ederler, 
Donelim asiklar Mevla derdiyle. 

Ay, gun ve yildizlar hem dokuz gezegen, 
Ar§in etrafmda saf saf melekler, 
A§k meydaninda dola§irlar, 
Donelim a§iklar Mevla derdiyle. 

Ta'n 715 eyleme zahid benim halime, 
Dahl evleme heraiz bu devranima, 
Dermani devranda buldum camma, 
Donelim asiklar Mevla derdiyle. 

Kizma zahid benim halime, 
Kan§ma asla bu devranima, 
Dermani devranda buldum camma, 
Donelim asiklar Mevla derdiyle. 

Ehl-i hakikat dirler ki §eytan nerduban-i enbiya vu evliyadur siz de isa 
ile mehdT zuhurma ve kemallerimin nihayetine buluga sebebsiz ne kadar 
hareketi ziyade itsenuz ol kadar futuhat-i ilahiyye zuhurmdan hali 
deguldur 716 

Ba$ acip Qirelim ask meydanma, 
Mansur olurum Enel-Hak meydanma, 
Yanmakta NiyazTsevkin narma, 
Yanahm asiklar Mevla derdiyle. 

Ba§ agip girelim a§k meydanma, 
Mansur olurum Enel-Hak meydanma, 
Yanmakta NiyazT§evkin ate§ine, 
Yanahm a§iklar Mevla derdiyle. 



Ta'n:Ho§ gormemek. Kotulemek. Birisinin ayip ve kusurlarmi beyan etmek. 
Kufretmek. Muhalifin iddialarmi gurutmek. Vurmak. Duhul etmek, dahil olmak, 
girmek 
716 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 76a 

Ehl-i hakikat derler ki §eytan enbiya ve evliyanm merdivenidir. Siz de isa ile 
mehdT zuhuruna ve kemallerimin nihayetine buluga sebebsiz ne kadar hareketi 
ziyade etseniz ol kadar futuhat-i ilahiyye zuhuruna sebep olursunuz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 305 



174 

Vezin: Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun 

Bilmem n'etsem n'eylesem bu halvetin §erbetine, 
Bu cam teslim eylesem bu halvetin §erbetine, 

Hep bu gokleri indirseler §erbet He doldursalar, 

Biricik bizi kandirsalar bu halvetin §erbetine. 
$erbeti gonderdikte Hakk ogunce gun olsa gerak, 
Yildizlar olsa hep ganak bu halvetin §erbetine, 

Duysa bunu halk-i cihan katresine verirdi can, 

Olmaz baha kevn u mekan bu halvetin §erbetine. 
Bu bir aceb ilden gelir ancak bunu igen bilir, 
Kim tatsa hayrette kahr bu halvetin §erbetine, 

Her kime olsafeth-i bab iger am gormez azab, 

Cism u cam eyler kebab bu halvetin §erbetine. 
$erbetimiz tukenmedi igenleri usanmadi, 
Niyazf hergiz kanmadi bu halvetin §erbetine. 

Bilmem n'etsem n'eylesem bu halvetin serbetine, 
Bu cam teslim eylesem bu halvetin serbetine, 

Bilmem n'etsem n'eylesem bu halvetin §erbetine, 
Bu cam teslim eylesem bu halvetin §erbetine, 

Tevhidde iki vecih vardir: Biri celvet, digeri de halvettir. Celvet, cem 
makami olup Hakk zahir, Halk batmdir. Halvette ise Hazret-ul-cem ki, §eri- 
at makamidir, halk zahir, Hakk batmdir. Halvet ehli sifata kadar makam 
gosterir, onlara "Sifatiyyun" tabir olunur. i§te onlarm makamlan §eriat 
makamidir ki, hicap makamidir. Celvet ehli zat makamma kadar makam 
gosterir, onlara da "Zatiyyun" tabi olunur. Cem makami Hakikat makamidir. 
Hakikat makammda ise Hak zahirdir. 

Hep bu gokleri indirseler serbet He doldursalar, 
Biricik bizi kandirsalar bu halvetin serbetine. 

Hep bu gokleri indirseler §erbet ile doldursalar, 
Bir defacik bizi kandirsalar bu halvetin §erbetine. 

Serbeti gonderdikte Hakk ogunce gun olsa cerak, 
Yildizlar olsa hep canak bu halvetin serbetine, 

§erbeti gonderdikte Hakk ogunce gun olsa parlak kandil, 
Yildizlar olsa hep ganak bu halvetin §erbetine, 



306 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Duvsa bunu halk-i cihan katresine verirdi can, 
Olmaz baha kevn u mekan bu halvetin serbetine. 

Duysa bunu cihan halki damlasma verirdi can, 
Kainat bedeli olmaz bu halvetin §erbetine. 

Bu bir aceb ilden gelir ancak bunu icen bilir, 
Kim tatsa hayrette kahr bu halvetin serbetine, 

Bu bir aceb ilden gelir ancak bunu igen bilir, 
Kim tatsa hayrette kahr bu halvetin §erbetine, 

Her kime olsa feth-i bab icer am aormez azab. 
Cism u cam eyler kebab bu halvetin serbetine. 

Her kime olsa kapi agilsa iger am gormez azab, 
Cism ve cam eyler kebab bu halvetin §erbetine. 

Serbetimiz tukenmedi icenleri usanmadi, 
Niyazihergiz kanmadi bu halvetin serbetine. 

§erbetimiz tukenmedi igenleri usanmadi, 
Niyazihergiz kanmadi bu halvetin §erbetine. 



TAHMIS-IAZBI 

Aklimi hayran eylesem bu halvetin $erbetine 
Fikrim postunu beklesem bu halvetin $erbetine 
Kavlimi metin eylesem bu halvetin §erbetine 
Bilmem n'etsem n'eylesem bu halvetin §erbetine, 
Bu cam teslim eylesem bu halvetin §erbetine, 

Aglar iken guldurseler ge$mim ya§m sildirseler 
Ayikligim bildirseler mey kupune daldirsalar 
Muradima erdirseler sakiler kadeh verseler 
Hep bu gokleri indirseler §erbet He doldursalar, 
Biricik bizi kandirsalar bu halvetin §erbetine. 
Tulum tulum olsa arak 717 sarho$ olsam yalm ayak 
Daglar ta$lar olsa ganak meze olsa tabak tabak 
Afitabi etse sancak hem bulutlar olsa yaprak 
$erbeti gonderdikte Hakk ogunce gun olsa gerak, 
Yildizlar olsa hep ganak bu halvetin §erbetine, 



717 Arak: raki 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 307 



Sir sozumden haber alan vahdette meskenet bulan 
Munkirlere olsa yalan bilir bunu ehli iman 
Hamdulillah olmu$ nihan 718 bu nihan sir degil lyan 
Duysa bunu halk-i cihan katresine verirdi can, 
Olmaz baha kevn u mekan bu halvetin §erbetine. 
Derunda lezzeti kalir tadm unutulmaz anilir 
Bu §erbetten kanan bilir kcmmayan ahmaktan olur 
Aklm olur canm verir a$k ehlinin aklm alir 
Bu bir aceb ilden gelir ancak bunu igen bilir, 
Kim tatsa hayrette kalir bu halvetin §erbetine, 

Bu igen gormez azap vasil olur ol bi-nikap 719 
Bulbullerle bir mi gurab 720 munkirlere ho§ izdirap 
Bu bir $arabdir bir $arab her katresi yuzbin savab 
Her kime olsafeth-i bab iger am gormez azab, 
Cism u cam eyler kebab bu halvetin §erbetine. 
Azbfhali anlamadi hig gof letter) uyanmadi 
Yar neki gunu saymadi emri Huda saymadi 
A$k rengine boyanmadi a$iklara inanmadi 
$erbetimiz tukenmedi igenleri usanmadi, 
Niyazf hergiz kanmadi bu halvetin §erbetine. 



Nihan: f. Gizli, sakh. Bulunmayan. Mevcut olmayan. Sir. 
Nikap: yuz ortusu, pege, perde, ortunme. 
720 Gurab: (C: Garban-Egribe) Karga. 



308 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



175 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'ilun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Zuhur-u kainatm ma'denfsin yd Resulallah, 
Rumuz-u Kunt-u kenz'in mahzenfsin yd Resulallah. 

Be§er denen bu alemde senin suretle $ahsmdir, 

Hakfkatta huviyette degilsin yd Resulallah. 
Vucudun ciimle mevcuddti nice cdmi olduysa, 
Dahfilmin muhft oldu kamusun yd Resulallah. 

Dehdnm menba-l esrdr ilm-i "min ledunnd"dir, 

Hakdyik ilminin sen mahremfsin yd Resulallah. 
Ne kirn geldl clhdna hem dahfher kirn geliserdir, 
iginde cumlenin ser-askensin yd Resulallah. 

Cihdn bagmda insdn bir §ecerdir gayriler yaprak, 

Nebfler meyvedir, sen zubdesisin yd Resulallah. 
$efdat kilmasan varhk Niydzf'yi yok ederdi, 
Vucudu zahmmin sen merhemfsin yd Resulallah. 

Zuhur-u 721 kainatm ma'denfsin yd Resulallah, 
Rumuz-u 722 Kunt-u kenz'in mahzenfsin 723 yd Resulallah. 

Yaratilan kainatm ma'denTsin ya Resulallah, 
"Kunt-u kenz" remzinin mahzenisin ya Resulallah. 

Beser denen bu alemde senin suretle sahsmdir, 
Hakfkatta huviyette degilsin yd Resulallah. 

Be§er denen bu alemde senin suretle §ahsindir, 
HakTkatta huviyette 724 degilsin ya Resulallah. 

[ Kaside-i Burde'de gegen ifade gergegi gozler onune sermi§tir. 

"Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) be§erdir, be§er gibi degil" 

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in hayati bunu gostermektedir. 

Fahri Alem Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendi- 
miz "Rab'im tarafindan doyurulurum" sirrinca, gunlerce ag durur; "be- 
nim gozum uyur, kalbim uyumaz" buyurarak geceleri devamh ibadet 
ederdi. 



Zuhur: Meydana gikmak. Ansizm meydana gelmek. Ba§ gostermek. Gorunmek. 

Hulul. Galip olmak. AITkadr 

Rumuz:(Remz. C.) i§aretler, remizler, ince nukteler, manasi gizli olan i§aretler 
Mahzen: Hazine ve define gibi §eyleri koyacakyer. Erzakyeri. Bodrum. Yeralti. 

724 Huviyet: asil, mahiyet, kimlik. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 309 



Bu normal insanlara uygun bir §ey degildir. 725 O'nun ya§antisi iradenin 
cesette ula§acagi son noktayi gostermektir. Bazilan gibi O ali§tirma yapa- 
rak (riyazat) bu melekeyi kazanmadi. 

Binaenaleyh, eger Efendimiz Mu hammed Mustafa (sallallahu aleyhi 
ve sellem) manevi alemden be§er alemine gelmeyi tercih etmeseydi us- 
tunlugu Rabb'i katmda bilinir, yaratilmi§lar yanmda sirh olur ve Allah 
(celle celaluhu)'i gergek manada be§ere tanitacak biride olmazdi. 

Kullar Allah Teala'yi aciz idraklerinde anlayamaymca, sorumsuzluk 
girdabmda bogulup hayvan sifatmdan kurtulmalan mumkun olmazdi.] 726 

Vucudun cumle mevcudati nice cami olduvsa. 
Dahfilmin muhft oldu kamusun yd Resulallah. 

Vucudun cumle mevcudati nice cami olduysa, 
DahT ilmin hepsini kaplayici oldu ya Resulallah. 

[Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; "Oncekilerin ve sonrakilerin 
ilimleri bana mirastir" buyurdu. 

Muhur, yazih bir metne veya nesneye kiymet kazandiran i§arettir. Bu 
i§aret ile agilan kapanir; kapanan aghr. Muhur sifati Fahri Alem Mu- 
hammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize layik gorul- 
mu§tur. O'nun igin her §eyde O'nun tasarruf yetkisi vardir. Maneviyat ve 
maddiyat aleminde O'nun izni olmadan bir §ey meydana gelmez. Allah 
Teala'nm O'nun zatma ihsan kildigi en buyuk nimettir.] 727 

Dehanm menba-i esrar ilm-i "min ledunna"dir, 
Hakayik ilminin sen mahremfsin ya Resulallah. 

Agizm sirlar ilminin menba-i "min ledunna"dir, 
Hakikatler ilminin sen mahremTsin ya Resulallah. 

Ne kirn aeldi cihana hem dahfher kirn geliserdir, 
icinde cumlenin ser-askensin ya Resulallah. 

Ne kirn geldi cihana hem dahT her kirn gelecektir, 



725 Mesela; Ashab-i Kehf uyurlardi, kendileri zahmetsizce saga sola donerlerdi. Ya- 
pan kendileri, fakat yaptiran ise Allah Teala idi. ibret manzarasi olarak bize anlatildi- 
lar. 

Fakat bu gegen zamanm sirrmdan mahrum olmu§lardi. Allah Teala'nm nefisle- 
rinde olumden sonraki yaratih§i ve vaat ettigi §eylerin hakikatini gormek oldu. Bu 
mukafat ise kabul ettikleri tevhit inancmm kar§ihgi idi. Ba§larmdan gegen olayda 
insan igin akhn ve vucudun tahammul edemeyecegi §eyi ya§amak olmu§tur. 
726 (ALTUNTA§, 2004), s. 38 
727 (ALTUNTA§, 2004), s. 53 



310 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



iginde cumlenin ba§ askerisin ya Resulallah. 

[Butun nebilerin dininde Allah Teala nebilerine emretti ki; 
"Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) sizin zamaniniz- 
da rasul olursa, ona iman etmelerini ummetlerinize de emrediniz" 

Gelmi§ olan butun dinlerde O'nun mujdesi temel alinmi§tir.] 728 

Cihan baamda Insan bir secerdir aayriler yaprak, 
Nebfler meyvedir, sen zubdeslsln 729 ya Resulallah. 

Cihan bagmda insan bir agagtir gayriler yaprak, 
Nebiler meyvedir, sen ozusun ya Resulallah. 

[Allah Teala, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'i kendi tazimi ile 
tazim eyledi. Dolayisi ile O'nu tazim etmek Allah Teala'yi tazim etmektir. 
Cunku O Hakk'm sureti ve mutlak sirndir. O, hem buyuk ve hemde bu- 
yuklugu kabul edilmi§tir. Bundan dolayi halk O'na kar§i edepli durur ve 
heybetinden titrerdi. 

Allah Teala, Kur'an-i Kerim'de, her nebiyi ismi ile Efendimiz (sallallahu 
aleyhi ve sellem)'i ise, "Ey Resulum, Ey Peygamberim" diyerek Onu yu- 
celten vasiflarla ile bildirmi§tir.] 730 

Sefaat kilmasan varhk Niyazf'yi yok ederdi, 
Vucudu zahmmm sen merhemfsin ya Resulallah. 

§efaat kilmasan varhk NiyazT'yi yok ederdi, 
Vucud yaramm sen merhemTsin ya Resulallah. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaratih§ merkezi ve her guzel §e- 
yin sebebi olmasmdaki hikmet, imanlan, akillan ve anlayi§lan ileri seviyeye 
ula§mi§ ki§ilerin Allah Teala kar§ismda acziyetlerinin farkma varmalan ve 
Efendimizin ilahT mevkideki sonsuz itibari nedeniyle gikar yol olmu§tur. Bu 
nedenle insan konumu ayarlarken ancak bu §ekilde bir dayanak ile tatmin 
olarak huzur bulur. Cunku gegmi§in ve gelecegin agik bilgisi bizlere gizlidir. 
Gizli olan §eyde soz soylemekteki isabet ise vehmidir. 

Anlatilmi§ §eyler yanmda anlatilmayanm goklugu du§unulunce insanm 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme dayanmasma soz soylemek yanh§ 
oldugu gorulmektedir. Allah Teala igin be§er her ne kadar yakmhk kursa da 



728 (ALTUNTA§, 2004), s. 55 

Zubde:(C: Zubud) Netice, sonug, hulasa. Bir §eyin en muhim kismi. Kaymak. 
Her nesnenin iyisi ve halisi 
730 (ALTUNTA§, 2004), s. 71 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 311 



be§ere duyacagi yakmhktaki unsiyet gibi olmaz. Cunku Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin miraca gikmadan gegirdigi kalp ameliyatlan be§erT vucu- 
dun manevT bilgiyi almadaki tahammulunun noksanhgina i§arettir. 



TAHMIS-IAZBI 

Kamu mevcud olanm d'zamism yd Resulallah 

Dilberi bigdrenin sen merhemisin yd Resulallah 

Kamunun a'zamism ekremisin yd Resulallah 

Zuhur-u kdindtm ma'denfsin yd Resulallah, 

Rumuz-u Kunt-u kenz'in mahzenfsin yd Resulallah. 
Atd bah$dyi$i 731 dlem olan ihsdnfeyzindir 
Muhibbi nuru yezddnism gevsayik 732 nuru mahzmdir 733 
Sana her vechile bende olan kes abdi hdsmdir 
Be§er denen bu alemde senin suretle §ahsmdir, 
Hakikatta huviyette degilsin yd Resulallah. 

Senin $anmda levldk 734 niddsm Hakk kildiysa 

Senin zdti $erifinden o kirn bir lem'a olduysa 

iki alemde ld-$uphe 735 veli olada geldiyse 

Vucudun cumle mevcuddti nice cdmi olduysa, 

Dahfilmin muhft oldu kamusun yd Resulallah. 
Hakikat yok eden her van ilm-i ledundur 
Ka§m mihrabi sozun her bar ilmi "min \edun"dur 
Cemdlin mazhari esrdri ilm-i "min ledun" dur 
Dehdnm menba-i esrdr ilm-i "min ledunna"d\r, 
Hakdyik ilminin sen mahremfsin yd Resulallah. 

Senin kadrin bilen kadrin ozun aglaya biliserdir 

iki alemde te$bihin cemdlin pdkin oluserdir 

"Ve yabkd vechike" 736 remzin bugun zdtm biliserdir 

Ne kim geldi cihdna hem dahfher kim geliserdir, 

iginde cumlenin ser-askertsin yd Resulallah. 



Bah§ayi§: f. Bagi§layi§. ihsan. ihsan etmek. Afv. Atiyye 
732 Cevsak: Kasr, ko§k, konak. 

33 Mahz: Safi ve halis. Katiksiz. Sirf. Has. Hulus ile muhabbet. Ta kendisi. Sadece. 
Su katilmamis, halis sut 

734 "Sen olmasaydin" nidasi 

735 §ubhesiz 

736 fiyftj J^^^ji^j^Jr^?} "Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zati baki 
kalacak." (Rahman, 27) 



312 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



$eriotton elin her kirn gekerse kaldi ginlgiplok 
Kapmda bende-i kemter gedadir nice bin ishak 737 
Hakikat aleme senden agildi alem He sancak 
Cihan bagmda insan bir §ecerdir gayriler yaprak, 
Nebfler meyvedir, sen zubdesisin yd Resulallah. 
Nice dem sirrmi Azbi dahi ahdini gordu 
Gammla a$ikm oldum beni a$kmla yedirdi 
Cefani kessen ey dilber olumden bono beterdi 
$efaat kilmasan varlik NiyazVyi yok ederdi, 
Vucudu zahmmm sen merhemfsin yd Resulallah. 



ishak: nebi, resul; bilhassa Allah Teala igin soz soyleyen kimse, kahin, kehanet 
sahibi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 313 



176 
7+7=14 

Ey bf-misal vahid-i husnun misal iginde, 
Aymenin gorundu bir hub cemal iginde. 

Dii§tii kamu heyakil kametine mukabil, 
Cunbtifu gosteren sen §ekl u hayal iginde. 
Bu san'ati kirn biliir, bu kudreti kirn gorur, 
Bu vuslati kirn bulur ceng u cidal iginde. 

Kande bulur isteyen lutfunu ey dost senin, 
Qiinkim am gizledin kahr u celal iginde. 
Mushaf-i husnune gun tefe'iil eyledim ben, 
Burc-u belada gordum kendimifal iginde. 

Taliimi yokladim mihnet evinde buldum, 
Anin igin yururum herdem melal iginde. 
Kismet-i ruz-i ezel aldi kamu nasfbfn, 
Kimisi buldu rahat kimi nekal iginde. 

Bizim de mihnet imi§ kismetimiz ezelde, 
Kaldi ba§im anin gun fitne vu a I iginde. 
Gamsiz olan adami sanma am ademi, 
Hayvandan ol edaldir kaldi dalal iginde. 

$adhk ehl-i a§ka, a§km gamidir veli, 
$ol aynlik guzeldir ola visal iginde. 
Haddin tecellTsine mii§tak olur bu camm, 
Gormedi goktan am §ol zulf u ha I iginde. 

Mescide varmak He zevke ereydi zahid, 
Kilmazdi da'vayi ol bu kfl u kal iginde. 
Meyhanede bir kadeh nu§ etmegi vermezem, 
Bin §ugluna sofinin tekyede §al iginde. 

Mescidi meyhaneyi fark eylemem zahida, 
Gorundum ise ne var ha He dal iginde. 
Ver serin i Niyazfsirrim verme yada 
Nadana sirrm veren kalur vebal iginde 

Ey bf-misal vahid-i 738 husnun misal icinde, 
Aymenin gorundu bir hub cemal icinde. 

Ey benzersiz birlik! Guzelligin ornek iginde, 
Goruntun gorundu bir guzel cemal iginde. 



VahTd: Yalniz, tek. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin de bir ismidir. 
Benzeri bulunmayan, higbir mahlukla musavi olmayan ve tek olan (mealindedir) 



314 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Dustu kamu heyakil kametine mukabil, 
Cunbusu adsteren sen sekl u hayal icinde. 

Du§tu butun heykeller boy bosuna kar§ihk, 
§ekil ve hayal iginde eglencelik gosteren sensin. 

[Ken'an RifaT kuddise sirruhu'l azizin Bebek'teki kom§ulann gurultu- 
lu eglencelerden ho§landiklarmdan mecliste §ikayetle bahsedilmi§ti. 
Bunun uzerine buyurdular ki; 

"Nigin alemin eglencesine hurmet etmiyorsunuz? Onlarin zevki ile 
benimki arasmda ne fark var? Alemin zevki bizim de zevkimizdir. Benim 
zevkim onlan da zevkyab gormektir. 

Allah Teala herkese kendi istidadma gore bir vazife vermi§."] 739 

Bu san'ati kirn biliir. bu kudreti kirn gorur, 
Bu vuslati kirn bulur ceng u cidal 740 icinde. 

Bu san'ati kirn bilir, bu kudreti kirn gorur, 
Bu vuslati kirn bulur cenk ve mucadele iginde. 

Kande bulur isteyen lutfunu ev dost senin, 
Cunkim am gizledin kahr u celal icinde. 

Ey dost senin lutfunu isteyen nerede bulur, 
Cunku onu gizledin kahir ve celal iginde. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kuium beni nasil bilirse (zannederse) ona oyle muamele ederim" 741 bu 

nedenle Allah Teala'nm celalini dahi cemal olarak kabul etmek gerekir. 

/ / /> sis x } ss i / /# / } s s s s 

"Bir §ehri yok etmek istedigimiz zaman, §imank varliklarma yola gel- 
melerini emrederiz, ama onlar yoldan gikarlar. Artik o §ehir yok olmayi 
hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz." 742 

Mushaf-i husnune cun 743 tefe'uf ^ eyledim ben, 



739 Ken'an RifaT, Sohbetler. s. 57 

740 Cidal: sozle mucadele, ate§li konu§ma; muharebe; cenk; kavga, mucadele, gar- 
pi§ma, ceki§me. 

741 Hadis muttefekun aleyhtir. Bkz. Buhan. Tevhid. 15: Muslim. Tevbe. 1. Zikir. 2.19: 
TirmTzT. Zuhd 51. Daavat. 131: ibn. Mace. Edeb. 53.58: Darimi. Rikak. 22 

742 : ^ r 

Isra, 16 

?un: f. (Talil edati) Ne zaman ki, gunku, §u sebepten ki, gibi, §ayet, zira, nasil, 
nigin, gera.. den beri manalarma gelir. 



Divan-i Mahiyyat ve Agiklamasi | 315 



Burc-u belada gordum kendimi fal icinde. 

Ne zaman ki guzellik Mushafmda fal agtim ben, 
Fal iginde kendimi bela burcunda gordum. 

y y ^ y y y y y * > > 0* y y 3 y 

"Yeryuzune ve sizin ba$miza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz 
onu yaratmadan once o, Kitap'da bulunmasm. Dogrusu bu Allah'a kolay- 
dir." 745 

Taliimi yokladim mihnet evinde buldum, 
Anm icin yururum herdem melal icinde. 

Bahtimi yokladim mihnet evinde buldum, 
Onun igin yururum her zaman sikmti iginde. 

Sahabeden Sa'd ibn-i Zubeyr radiyallahu anh hazretleri once Enbiyaya ug 
ihlas okur, sonra Kur'an-i Kerimin bir sahifesini agarak sonuna kadar okur, 
behemehal isabetli bir ayet bulurdu. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l 
aziz de kendisini bela burcunda gordu, Musa hadisesi isabet etmi§ti. Onun 
hayati hep mucadele ile gegmi§tir. Firavun ile muharebe etti, Firavun bo- 
guldu, sonra kavmi buzagi yapip ona tapti vesaire gibi. Hazreti MisrTnin 
zamanmda da Musa aleyhisselam zamani gibi birgok tarikat ehliyle Ehlullahi 
inkar edenler vardi. Onlar durmadan tevhid ehliyle ugra§irlar ve onlara 
rahat vermezlerdi. 

FAL 

Fal, dilimize Arapgadan gelmi§ bir kelimedir ve sozlukte "ugur; talih de- 
neme; kahve fincanma, iskambile bakmak gibi birtakim garip usullerle insa- 
nm talihine ait §eyler soyleme" gibi anlamlara gelmektedir. 746 £e§itli araglar 
kullanilarak ve birtakim i§aretler yorumlanarak, gelecekle ilgili tahminlerde 
bulunmak "fal bakmak"; soz konusu tahminler de "fal" olarak adlandinlmak- 
tadir. Falm Turkler tarafmdan gok eskiden beri bilindigi, "kurek kemigi fall", 
"a§ik kemigi fall", "kumalak fall", "kurban eti fall" ve "ate§ fall" gibi ge§itle- 
riyle hemen hemen butun Turk boylari arasmda yaygm oldugu 747 ve 

744 Tefe'iil: Fal agmak. Bazi hadiseleri, tevafuklan ugurlu saymak. Mesela: Bir kitabi 
rast gele agarak ilk tevafuk eden yeri okuyup ona dikkat ederek onu ugurlu ve esas 
bir ders sayma gibi. Olacak §eyi tahmin etmek. 
745 Hadid, 22 

DEVELUOGLU, Ferit, Osmanlica - Turkge Ansiklopedik Lugot, Ankara, Aydm 
Kitabevi Yaymlan, 1982, s. 298 

iNAN, Abdulkadir, Tarihte ve Bugun, $amanizm, Ankara, Turk Tarih Kurumu 
Yaymlan. 1995, s. 151-159 



316 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



islamiyetin kabulunden onceki doneme ait bir fal kitabmin bulundugu da 748 
bilinmektedir. 

islamiyet'in kabulunden sonra, "gelecegin sadece Allah Teala tarafmdan 
bilinecegi inanci"na ragmen, gelecek hakkmda bilgi sahibi olma arzusu, ge- 
lecekle ilgili birtakim tahminlerin yapilmasma sebep olmu§tur. 
Yildiznameler, ruya tabirleri, kiyafetnameler (vucut yapismdan hareketle 
ki§ilerin yaratih§lari hakkmdaki tahminlerden olu§an eserler) ve melhameler 
de (ayvanm bol olmasi gibi bazi tabiat olaylarma bakarak hava durumuyla 
ilgili tahminlerden meydana gelen eserler) fal ge§itleri olarak kabul edilebi- 
lir. Bunlara "ok atmak" ve "kur'a gekmek" de ilave edilmektedir. 749 

Gunumuzde de iskambil ve kahve fall oldukga yaygmdir; hatta bazi sakiz- 
larm ambalajmdaki gok basit dortluklerden ve §arkilardan fal tutuldugu da 
bilinmektedir. 

Fal bakmak igin kullanilan vasitalar arasmda, ge§itli kitaplar da yer almak- 
tadir. Bu kitaplar da Hafiz Divani, MesnevT-i §erif, FuzulT Divani ve Kur'an-i 
KerTm'dir. Ayrica, Timur'un "bati seferine gikarken YesevT'nin 
'Makamat'indan bir i§aret aradigi ve mujde veren bir rubaisiyle kar§ila§tigmi 
soyledigi de" bilinmektedir. 750 

Fal bakmak igin kullanilan eserler arasmda, ilk sirayi Kur'an-i KerTm al- 
maktadir. Kur'an'a bakarak gelecekle ilgili tahminlerde bulunmanm oldukga 
yaygm oldugu, hatta "iran'da basilan Kur'an'larm sonuna 10-15 sayfahk bir 
falnamenin konuldugu" da bilinmektedir. 751 Vasita olarak Kur'an-i KerTm'in 
kullanildigi fala "Kur'an Fall" adi verilmektedir. Soz konusu fal, a§agida goru- 
lecegi gibi "Fal-i Hemze" §eklinde de isimlendirilmektedir. 752 

Ancak Kur'an-i Kerim ile fal bakmanm caiz olmadigma dair verilen fetva- 
larm bulundugunu unutmamakgerekir. 

987. Mes'ele: Kur'an-i azim fall agmak adeti olan muezzinin, adil oldugu 
takdirce imameti caiz olur mu? 

Elcevap: Min ba'din teedduben terk ederse olur. Olur olmaz niyet igin 
Kur'an-i azim tefe'ul edilmez. 753 



748 ARAT, Re§id Rahmeti (1991), Eski Turk $iiri, 3.Baski, Ankara, Turk Tarih Kurumu 
Yaymlan.1991, s. 277-305 

749 ONAY, Ahmet Talat (1992), Eski Turk Edebiyatmda Mazmunlar (Haz: Cemal Kur- 
naz) Ankara, Turkiye Diyanet Vakfi Yaymlan.1992, s.165 

Yesevi, Ahmed (1993) Divan-i Hikmet Hoca Ahmed Yesevi (Haz: Hayati Bice), 
Ankara, Turkiye Diyanet Vakfi Yaymlan. 1993, s. XIII 

PALA, iskender (1989), Ansiklopedik Divan $iiri Sozlugu-I, Ankara, Kultur Bakanh- 



gi Yaymlan. 1989, s. 311 

752 (TEMiZKAN) 

753 (DUZDAG, 1972) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 317 



BU §ERH-i MUBAREK-i KUR'AN BUDUR 



Dilersen kim agasin fal-i Kur'an 
Temiz abdest alasin ide Gufran 

Oku bir fatiha ug Kulhuvallah 
Kim onara i§ini evvelallah 
Salavat edersin tig kerre Resule 
Ne i§un vansa done usule 
Oku la-havle elini Mushafa koy 
Agup sag yana bak ne gelur gor 
Yedinci satira kadar sayasin harfi 
Ki akil ademTler duruye harfi 
Yedinci kagidi dahi agup oku gel 
Yedinci satira bak dahi okugil 



BU FAL-i MUBAREK-i KUR'AN-I AZtZ 754 

Eger elif gelse: Ayet-i Kerimesi "Elif Lam MTm. Allahu la ilahe illahu." Te'vTIi 

"Hayirdur ve §azihkdur." 

Eger be gelse: Ayet-i Kerimesi "Beraetun minallahi ve rusulihT." Te'vTI 

"§azihkdur ve hayirla ni'met hasil olmakdur." 

Eger te gelse: Ayet-i Kerimesi "TebarekellezT bi-yedihn- mtilk." Te'vTI 

"Tevbedur, salahatlikdur. Hayirla selametlige ve rahata irer in§aallahu'r- 

rahman." 

Eger se gelse: Ayet-i Kerimesi "SummellezTne keferu bi-rabbihim ya'dilun." 

Te'vTI "Murada yeti§mekdur, Allah ta'alanin avniyle." 

Eger cim gelse: Ayet-i Kerimesi "Cennatu adn." Te'vTI "Mubalaga dur ki 

hadTkadur ve mubarek seferdur." 

Eger ha gelse: Ayet-i Kerimesi "Ha MTm. Ve'l-kitabu'l-mubTn." Te'vTI 

"Muraddur ve kuvvetdur ve yardim hasil olmakdur kendi kavmlerinden." 

Eger hi gelse: Ayet-i Kerimesi "Hatemallahu ala kulubihim ve ala 

sem'ihim." Te'vTI "istigfardur vu niyyet sabrdur ve katlanmakdur." 

Eger dal gelse: Ayet-i Kerimesi "Demmerallahu aleyhim." Te'vTI "§azhkdur 

ve rahathk bulmakdur." 

Eger zal gelse: Ayet-i Kerimesi "Zevata afnan." Te'vTI "Muradi hasil 

olmakdur, du§manlan kahrolmakdur, selametlikle murada iri§mekdur." 

Eger ra gelse: Ayet-i Kerimesi "Resulun minallah." Te'vTI "Devlet hasil 

olmakdur selametlikle." Eger ze gelse: Ayet-i Kerimesi "Zuyyine li'l-nasi 



754 (TEMiZKAN) 



318 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



hubbu'l-§ehevati." Te'vili "Sabir itmekdur, birkag gun sabir itmese murad 

hasil olmaya. Bes lazim oldur ki evmemek gerek." 

Eger sin gelse: Ayet-i Kerimesi "Seele sailun bi-azabin vaki'un." Te'vil "Fe- 

rah ve §azhkdur ve hayirla muradi hasil olmakdur." 

Eger §in gelse: Ayet-i Kerimesi "§ehidallahu ennehu la ilahe illahu". Te'vil 

"Korkudur ve avrat mekridur ve kendi dili ucundan incinmekdur. Amma 

sabirla zafer bula du§manlan uzerine." 

Eger sad gelse: Ayet-i Kerimesi "Sad ve'l-Kur'ani zi'l-zikr. Te'vil "§azhkdur 

ve hayirdur. Kendi kavmi arasmda murad hasil olmakdur." 

Eger dad gelse: Ayet-i Kerimesi "Daraballahu meselen." Te'vil "Anun hik- 

metini Allah bilir." 

Eger ti gelse: Ayet-i Kerimesi "Taha. Ma enzelna." Te'vil budur ki "Hayir 

kapusi agilmakdur ve §er kapulan kapanmakdur ve halayik uzerine hukmu 

olmakdur." 

Eger zi gelse: Ayet-i Kerimesi "Zahara'lfesade fi'l- berri ve'l- bahri." Te'vil 

"iyilik hasil olmakdur ve dahi murad bula ve ahireti ma'mur ola." 

Eger ayin gelse: Ayet-i Kerimesi "Abese ve tevella". Te'vili "istigfardur ve 

tevbedur ve bu niyyet ki oldi, sabir itmek gerek." 

Eger gayin gelse: Ayet-i Kerimesi "Gafiru'l-zenbi ve kabili'l-tevbi 

§edTdii'likab." Te'vili "Hayir kapulan agilmakdur, in§aallahu ta'ala." 

Eger fe gelse: Ayet-i Kerimesi "Fela uksimu bi-mevaki'i'l-niicumi" Te'vil 

"i§leri asan olmakdur ve dagilmi§ i§leri hasil olmakdur." 

Eger kaf gelse: Ayet-i Kerimesi "Kaf ve'l-Kur'anii'l-mecTd." Te'vil "Yolda§- 

lardan ve ululardan hurmet yeti§mekdur. Hayirla ve rahat ile dosta 

yeti§mekdur." 

Eger kef gelse: Ayet-i Kerimesi "Keef, he, ye, ayin, sad. Zikru rahmeti 

rabbike abdehu Zekeriyya." Te'vil "Nice gun sabr itmekdur ve istigfar ve 

kanaat itmekdur." 

Eger lam gelse: Ayet-i Kerimesi "Lem yekunillezine keferu." Te'vil "Ni'met 

ve hayr iri§mekdur ve devlet kapulan agilmakdur, in§aallahu ta'ala." 

Eger mTm gelse: Ayet-i Kerimesi "Makane Muhammedun eba ahadin" 

Te'vil "Sabirdur; sabritmese melamet ola, dahi kazaya delalet ider." 

Eger nun gelse: Ayet-i Kerimesi "Nun ve'l-kalemi vema yestirun." Te'vil 

"Rahat ve hayr ve §a(z)hkdur ve cemi' i§leri asan olmakdur." 

Eger vav gelse: Ayet-i Kerimesi "Vallahu min veraihim muhTtun." Te'vil 

"Adem oglanlanna ihtiyaci olmamakdur, ganiolup muradm bulmakdur." 

Eger he gelse: Ayet-i Kerimesi "Hel eta 'ale'l-insane." Te'vil "Murad hasil 

olmakdur ve du§mani kahrolmakdur." 

Eger lameli-f gelse: Ayet-i Kerimesi "La uksimu bi-haza'l-beled." Te'vil "i§- 

leri te§vi§ olmakdur ve zahmet gekmekdur ve tevbe ve istigfardur." 

Eger ye gelse: Ayet-i Kerimesi "YasTn. Ve'l-Kur'anu'l-hakTm." Te'vil 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 319 



"Hayirdur ve sevinmekdur ve ni'met eline girmekdur." 

FAL-i TEKRAR 

in§a'allah tekrar gelen harflan beyan ider. 

Egertekrar elif gelse: Mekirdur?, hasil olmaz. 

Eger tekrar be gelse: Bir ki§u mu'avenet itmeyince hasil olmaz. 

Eger tekrar te gelse: Cehd ide, dunya zevki hasil ola. 

Eger tekrar se gelse: Gayet iyudur. 

Eger tekrar dm gelse: iyudur, ug gunde hasil olmaz. 

Eger tekrar ha gelse: Bir ulu ki§i araya girmeyince hasil olmaz. 

Eger tekrar hi gelse: Ahz-i nasib tarafindan hile ola. 

Eger tekrar dal gelse: i§i iyuye done in§aallahu ta'ala. 

Eger tekrar zal gelse: Gayet yaramazdur, el i§i i§lemeye. 

Eger tekrar ra gelse: iyudur, yakinda hasil olur. 

Eger tekrar ze gelse: Gayet yaramazdur, ol i§i i§lemeye. 

Eger tekrar sin gelse: Eline giren gikar §6yle bilesin. 

Eger tekrar §in gelse: Da'v(a)cisi yana kenduni dahi hasil olmaz. 

Eger tekrar sad gelse: Ba§ma veya ... nesnesine kasd ideler, zinhar ug gun 

uyumaya ve gafil olmaya. 

Eger tekrar dad gelse: Evi kavmi razi olur i§iyle. 

Eger tekrar ti gelse: Cehd eylesun, i§i hasil olur ug gune degin. 

Eger tekrar zi gelse: 01 i§i gare bulunmaz, i§lemeye. 

Eger tekrar ayin gelse: 01 i§ nice def a kasd olmi§dur, hasil olmami§dur, nice 

gun dahi hasil olmaz. 

Eger tekrar gayin gelse: Nahsdur, i§lemeye. 

Eger tekrar fe gelse: Du§mani galib olur, §6yle bile. 

Eger tekrar kaf gelse: Cehd iderse hasil olur. 

Eger tekrar lam gelse: Yedi gunden iden sonra yedi yila degin hasil olur 

in§aallahu ta'ala. Eger tekrar mim gelse: iyudur mal igun. 

Eger tekrar nun gelse: Gussa ustune gam ola. 

Eger tekrar vav gelse: Bir kuri gavga gorecegu, yalan da'v(a) gibi nesne hasil 

olmaz. 

Eger tekrar he gelse: iyu degildur, gam ustune gam olur. 

Eger tekrar lamelif gelse: Falm te§vT§ ola; yaramazdur, gafil olmaya. 

Eger tekrar ye gelse: Yaramazdur; gafil olmaya, gunahmi dileyesin. 755 



Kismet-i ruz-i ezel aldi kamu nasfbfn, 



- f 756 



Kimisi buldu rahat kimi nekal icinde. 



755 (TEMiZKAN) 

756 Nekal: §iddetli azab. i§kence ve ukubet. ibret. 



320 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ezel gununde herkes nasibini kismeti aldi, 
Kimisi buldu rahat kimi azap iginde. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"En gok belalara du$enler nebilerdir. Sonra onlara en fazla benzeyenler, 
sonra onlara benzeyenlere benzeyenlerdir" 757 

Dunya ile rahat bulupta kendisinde ilahi a§k bulunmayan ve gam sahibi 
olmayan Ademi sen adam sayma, o hayvandan daha a§agidadir, yani o de- 
lalet icjndedir. 

insan icjn ihsan edilen nimet belki onun farkh olmasini temin ederken 
ytikunu de agirla§tirmi§tir. Akil yuksek bir nimet iken derinligi artikga huzur- 
suzluk veren halide artmaktadir. Bu §ekilde gok akilh kimsenin akhni zayi 
etmesi belki ondaki bu irtifadan dolayidir. Yuksek akil sahipleri anlayi§lan 
yuzunden hep huzursuz, tedirgin ve yalniz kalmi§lardir. Sezgi ve manevi 
olu§umlar yonunden kisir kalanlar bu girdaptan gogu zaman kendini kurta- 
ramayip akillarmdaki zayiat fazla olup delirmi§lerdir. NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l azTz bile son doneminde bu buhranlan ya§ami§tir. 
Onu kurtaran yon ise almi§ oldugu manevi terbiyenin takviyesi ile Allah Tea- 
la'ya yonelmi§ son gunlerinde Hakk'm yakmligmi daha fazla hissetmi§tir. 

insani uzen tek §ey belki beklentisi oldugu §eylerin gergegi ile kar§ila§mca 
yikima ugramasidir. Allah Teala kullarma ihsan ederken "Kahhar" sifatmi her 

x a i a a a 

zaman tecelli ettirmi§ ve kiyametin son kelami j\$\ j&X)\ ^ »j2l (i\LSI j2 

"Bug On mulk kimindir? Vahid, kahhar olan Allah 'mdir." 758 Bu nedenle 
insan hangi hal ve makama gelirse gelsin son soz ve emir Allah Teala'mndir. 

Bizim de mihnet imis kismetimiz ezelde. 
Kaldi basim anin ciin fitne vu al icinde. 

Bizim de mihnet imi§ kismetimiz ezelde, 
Kaldi ba§im onun igin fitne ve hile iginde. 

Gamsiz olan adami sanma am ademi, 
Hayvandan ol edaldir kaldi dalal icinde. 

Gamsiz olan adami sanma onu ademi, 
Hayvandan o algaktir kaldi sapikhk iginde. 



757 Tirmizi Hasen Sahih kabul etmi§tir. ibn. Mace. ibn. Hibban ve Hakim Sa'd b. Ebi 
Vakkas'lan rivayet etmi§lerdir. NesaT. DarimT. Tbn. Mace. Malik vd. sahih kabul et- 
mi§lerdir. Degi§ik varyanttan icin bkz. AclunT. 1/130: 
758 Mu'min, 16 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 321 



Her §eyi ho§g6rmek bir insan igin mumkun degildir. Razi olunan ve 
olunmayan hallerin hepsini Allah Teala'dan bilerek sukut etmek ile nefsin 
tepkisiz kalmasi ayri ayri §eylerdir. Mesela kufredenin kufurune razi olmak 
ile sabrederek tepki vermek arasmda gok fark vardir. Birisinde Allah Tea- 
la'nin nzasini digerinde nefsinin ho§gorusu vardir ki, nefse ho§ gelen her §ey 
batildir. Bu sebeble muslumanin bir olaya sabri ile nzasinda Allah Teala'nm 
hukumleri yonlendirici olarak muhakkak bulunur. Kafirde ise nefsin emniye- 
tinden ba§ka bir du§unce yoktur. 

Sad hk ehl-i a ska, askm aamidir veli. 
Sol avrilik guzeldir ola visal icinde. 

Veli, a§k ehlinde seving, a§km uzuntusudur 
Visal iginde olan §u ayrihk guzeldir. 

§ol ayrihk guzeldir 7 e misal olmak uzere Mevlana kaddese'llahu 
sirrahu'l-azizin hicretle ilgili bir gazeli ile onun Erzrumlu ibrahim Hakki 
kaddese'llahu sirrahu'l-aziz tarafmdan yapilan manzum tercumesi ile 
a§agida veriyoruz: 

"Agag bir yerden bir yere gidebilseydi, ne testere eziyetini gekerdi, ne 
cefa yaralanyla yaralanir-berelenirdi. 

Sagir kaya gibi olduklan yerde kalakalsalardi, ne gune§ i§ik verirdi, ne 
ay i§igi alemi isitirdi. 

Deniz gibi durduklan yerde dursalardi, Firat da acirdi, Dicle de, Cey- 
hun da. 

Hava, bir kuyuda hapis kalsa zehir olur, bak da gor, hava bile duru§tan 
ne ziyana ugradi. 

Deniz suyu yolculuga gikti, havaya agdi da bulut oldu mu acihktan kur- 
tuldu, helvaya dondu. 

Ate§in yahmi, alevi yati§ti mi ustunu kul kapladi, oldu, yok oldu gitti. 

Bak hele Yusuf-i Ken'an, babasmm kucagmdan ayrildi, yolculuga du§- 
tu, ta Misir'a kadar gitti de e§siz bir makama ula§ti. 

Bak hele imranoglu Musa, anasmm kucagmdan ayrildi, Medyen'e gitti 
de o yol yuzunden ulu kesildi. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mirag gecesi Burak'a bindi de 
yola du§tu, "Yakla§ti, yakinla§ti, aralannda iki yay kadar bir yakinhk 
kaldi, hatta daha da yakina vardi" makammi buldu. 

Bak hele §eriat sahibi Ahmed sallallahu aleyhi ve selleme, Mekke'yi 
birakti da ordu gekti, gelip gatti, Mekke'ye sahip oldu. 

Bak Meryemoglu isa'ya/ boyuna yolculuk etti de oluleri dirilten Ab-i 
hayata dondu. 



322 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Usanmasaydm, sikilmasaydin dunyadaki konuklari, yola du§mu§, yol- 
culuga gikmi§ erleri, birer birer, iki§er iki§er, uger uger sayar dokerdim. 

Birazini gosterdim geri kalanini sen bil, sen ogren, kendi huyundan, 
Allah Teala huyuna ula§maya bak, yola du§. " 759 

Eger §ecer muteharrik olaydi cay-be-ca 
Ne bigki zahmi gekerdi ne balta He cefa 

Melul olurdu cihan halki $emsten her an 

Mukim olaydi yerinde gu sahra-i semma 
Furat u Dicle ve Ceyhun aa olurlar idi 
Eger yerinde siikun etselerdi gun derya 

Havada ebre sefer kildi gunki bahr suyu 

Halas buldu aciliktan oldu gun helva 
Peder kenarmi terk etti Yusuf-i Ken 'an 
Seferle Misr'a aziz oldu anda mustesna" 

Hab?b-i Hak gu sefer kildi Mekke'den magi up 

Seferle Mekke'yi feth etti galib ol mevla 
Kiyas kil sefer-i zahire gonul seferin 
Tavattun eyleme adetlerinde gozle nza 

Saadet-i du-cihandir sana gonul seferi 

Sana gu senden irag olmak oldu kurb-i Huda 
Ko sureti sefer-i sfret eyle ey Hakki 
Huyundan eyle sefer hulk-i Hakk huy ola sana 760 

Haddin tecellTsine mustak olur bu canim, 
Gormedi coktan am sol ziilf u ha I icinde. 

Bu canim yanagm tecellTsine arzulu olur, 
Gormedi coktan onu §u zulf ve hal iginde. 

Mescide varmak He zevke erevdi zahid, 
Kilmazdi da'vayi ol bu kfl u kal icinde. 

Mescide varmak ile zevke ereydi zahid, 
Kilmazdi da'vayi o bu dedikodu iginde. 

Din tapmma dilidir, inanan ki§inin bilgisine kilavuzluk eden, onu guvenilir 
kilan, canh tutan, imani akhna uygun yapan tapmma fiilleridir. 

[insan, dogumundan olumune kadar hep mutlu olmak arzusu igeri- 



Mevlana, DTvan-i Kebir, trc. A.Golpmarh, c.lll, s.67 
760 ibrahim Hakki, Divan, Erzurum. il Halk Ktp. nr. 14232, yk. 17b - 18a; Aynca bkz. 
Amil Celebioglu, S.NahTfT'nin Hicretu'n-Nebi Adh Mesnevisi, s. 57-59 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 323 



sindedir. Mutluluk insanin hayatmin amaci ve anlamidir. Bu yuzden o, 
daima ona mutlulugu ya§atacak §eyi arar durur. 

Modern dunyada teknolojinin ve bilimin ilerlemesi ile insanin mutlu- 
lugunun artacagi du§unulmu§tur. Oysaki teknolojinin ilerlemesi insanin 
mutlu olmasma vesile olmami§, aksine kaygimn, sikintimn, stresin artma- 
sma neden olmu§tur. Bu ortam igerisinde insan kendisini mutlu edecek 
her yontemi kullanmaya gah§mi§tir. Ki§iLERi MUTLULUGA GOTURECEK 
CE§iTLi FORMULLER URETJLMEYE CAU§ILMI§ VE BU FORMULLERLE iLGJU 
YONTEMLER VE KJTAPLAR TUM DUNYA UZERJNDE RAGBET GORMU§- 
TUR. 

Ba§langicmi insanhgm ba§langig tarihi olarak gosterebilecegimiz dinler 
de ki§ilerin mutlulugunu hedeflediklerini, amaglarmin insana dunya ve 
ahiret mutlulugunu kazandirmak oldugunu ifade etmi§lerdir. Oyleyse 
mutlulugu arzulayan insan igin dinler olumlu bir katkida bulanabilir. ^un- 
ku dinler, insanin yaratih§ma uygun formuller ileri surer ve iddia ederler. 
Bu yuzden bir dine inanma nasil insanin dogasmda yer ahyorsa, inandigi 
dinin ona mutlulugu getirecegi du§uncesine sahip olmak da ki§ilerin zih- 
ninde yer alabilir. Bu durumda din ile mutluluk arasmda anlamh bir ili§ki- 
nin var oldugu soylenilebilir.] 761 

[Ancak modern donemin burjuvazi kesimi, geleneksel din kavrammi 
kokten degi§tirerek yerine kusursuz evren duzenegini yaratan "iyi ve 
Adil Saat Yapimcisi", herkesi ayni duzeyde seven, onlara gunah i§leme 
ya da gunahtan kagmma ozgurlugu veren, sadece gok buyuk gunahlan 
cezalandiran yeni bir Tanri koydu. Allah Teala'yi mantikT onermelerle is- 
patlanmasmi rasyonel bir soyleme gegirdiler ve iNANCI Ki§iSEL BiR SE- 
giM saydilar. ] 762 

Bu §ekilde insan akh kan§ti. Birgok uydurma ve benzeri hayale gelmeyen 
kurgular ile olur olmaz felseff, ideolojik turevler iginde dinleri ve manevi 
hayatlan zayiflamaya ba§ladi. Hakikatte din zayiflamaz, dint ya§ayi§ zayif- 
lar. Urkuntuler iginde her gegen gununde insan garesizlilerini gidermek ve 
mutlu olmak igin gayret gosterse de sonugta uzulen ve oldugunde dunyaya 
gelip ve gelmedigi kimseler tarafmdan hatirlanmayan birey olarak kalmak- 
tadir. 

insan mutluluga azicik bir §eyle kavu§ur. Fakat sevdigi §ey bir zaman son- 
ra onu sikmaya ba§lar. 

insan mutluluga azicik bir §eyle kavu§ur. Fakat sevdigi §ey bir zaman son- 
ra onu sikmaya ba§lar. 



761 (ACABOGA, Ocak-2007), s. IV 

762 (ER, 2006), s. 82-85 



324 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Sonsuz hirs ve istek kar§isinda ezilen insan igin ancak Allah Teala'nin 
tatmin edebilecegini gormekteyiz. Sonsuzluk ancak Allah Teala'da olunca 
ba§ka bir §eyden mutlu olunacagini sanmak yanh§ olabilmektir. Allah Teala 
dahi insanin fitratmda usang oldugunu bildigi igin ibadetleri ge§itlendirdi. 
Her zaman ibadet etmeyi degil, bazi zamanlarda ibadeti emretti. Mesela, 
namazi kilmak degil namazi yerine getirmek niyetinde olursa namaz seni 
sikmaz. Zira her namaz kilmakla namazi gergekle kilmi§ degildir. Eger oyle 
olmu§ olsa idi, mutsuz insanlan namaz kilanlar iginde gormezdik. 

Sonug olarak bedeni zevkler higbir §ekilde insani mutlu etmiyor. RuhanT 
zevkler ise gegici bir donem mutluk veriyor. Onun igin tek kurtulu§ din sahibi 
olmak degil, Allah Teala'yi sevmek ve ona kendimizi sevdirmenin yollarmi 
bulmaktir. 

ibadet gokluguna yok itibar big 
Kulundan Haliki ho§lanmaymca 763 

Meyhanede bir kadeh nus etmegi vermezem. 
Bin sugluna sofinin tekyede sal icinde. 

Meyhanede bir kadeh igmegi vermezim, 
Tekkede §al iginde sofinin bin i§ine. 

Mescidi meyhaneyi fark eylemem zdhidd, 
Gorundum ise ne var ha 76A He dal 76S icinde. 

Mescid ve meyhaneyi fark eylemem zahida, 
Gorundum ise ne var iyilik ile kotuluk iginde. 

Kainat, Allah'in cemal ve celal sifatlarmin tecellisiyle doludur. NiyazT-i 
MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azizin §u beyti, bu konuyu gok ho§ bir tarzda 
izah etmektedir: 

"Cemali zahir olsa, tfz celal i yakalar am, 

Gorursun bir qui agilsa yanmda bar olurpeyda." 

§uayb §erefeddm Gulden? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz bir mektubunda 
ayni mutasavvif §airimizin bir beytine yer verdikten sonra, cemal ve celal 
sifatlarmin tecellilerini §u §ekilde izah etmektedir. 

"Mescid u meyhaneyi fark eylemem zahid 



763 Kuddusi kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Hidayet: Dogruluk. islamhk. Hakki hak, batih da batil olarak gorup dogru yola 
girmek. Dalaletten ve batil yoldan uzakla§mak. 

Dal: Dalalete giden, azan. Azdinci, sapkm. §a§km. Agacm ilk verdigi kol. 

Kur'an hattiyle yazilan (i) harfinin okunu§u (Ebcedi degeri dorttur.) Noktasiz oldu- 

gundan "dal-i muhmele" de denir. 



Divan-i Mahiyyat ve Agiklamasi | 325 



Gorundum ise ne var "ha" He "dal" iginde 

Mescid ile meyhanenin §eriat ve tarikatte farki vardir. Cunku §eriatte 
mescid, mahall-i ibadet, meyhane ise, mahall-i isyandir. Ve tarikatte mescid, 
mazhar-i Cemaldir. Ya'nT Hakk'm "CemaT yuzudur. Meyhane ise "CelaT 
yuzudur. Ve lakin hakikatte hig farki yoktur. Misriyyu'l-NiyazT kaddese'llahu 
sirrahu'l-aziz Efendimiz ehl-i hakikat oldugundan mescid ile meyhaneyi fark 
etmedigini soyledi. ^unku "her nereye teveccuh ederseniz Hakk'm yuzu- 
dur" 766 . Gerek mescid, gerek meyhane." 767 Mektup 45 (giMEN, 2002), s. 
141 

Yenigag filozoflarmdan Leibniz Theodicee' adh eserinde en mukem- 
mel varhk olan Tanri'mn kotulugu neden yarattigmi tarti§ir. O 'Her seyi 
bilen, en iyi, en guglu varhk olan Tanri neden iginde acmm ve gunahm ol- 
madigi bir dunya yaratmami§tir?' diye sorar ve ardindan 'Aa olmasaydi 
haz olmazdi, gunah olmasaydi sevap olmazdi.' diyerek sorusunu yanit- 
lar. Kendi du§unce sistemi igerisinde Tanri'yi hakh gostermeye gah§an 
Leibniz, Tanri'nin yaptigmm olabilecek en iyi ihtimal oldugu sonucuna va- 
raraktarti§masmi noktalar. 768 



Ver serin i Niyazi sirrmi verme vada 
Nadana sirrin veren kalur vebal 769 icinde 

Ver ba§mi NiyazT sirrmi verme yabanciya 
Cahile sirrmi veren kahr vebal iginde 



"Memleketinden gikarmak igin seni nerdeyse zorlayacaklardi. O takdir- 
de senin ardindan onlar da pek az kalabilirlerdi. " 770 



766 Bakara, 2/115. 

767 Mektub,45. 

768 (KEKLiK, 2007), s. 8 

Vebal: Gunah. Zarar. Ziyan. §iddet. Agirhk. Azab. Dogru olmayan bir hareketin 
manevTmes'uliyeti 
770 isra,76 



326 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

Kil He kali 771 gizlidir a$ika hal iginde 

Lutfunu gordum lyan 772 sakli zeval iginde 

Cehlini seyr eyledim gizli kemal iginde 

Ey bf-misal vahid-i husnun misal iginde, 

Ayfnenin gorundu bir hub cemal iginde. 

Serviyle topu 773 senin kaddine 774 olmu$ melil 775 
Kimki seni gormedi cehliyle oldu zelil 
Yoluna her kirn verir can u dilifi-sebil 
Dii§tii kamu heyakil kametine mukabil, 
Cunbtifu gosteren sen §ekl u hayal iginde. 

Arif olur er ki$i bu sohbeti kirn gorur 

Sohbetiyle can olur bu sohbeti kirn gorur 

Vuslatma tez erer bufarki kirn gorur 

Bu san'ati kirn bilur, bu kudreti kirn gorur, 

Bu vuslati kirn bulur ceng u cidal iginde. 

Cennet olur talibe sirrm eyle kulhanm 
Duzah olur munkire mu$kul eyle gul$enin 
A$kmla a$ikm cennet eder meskenin 
Kande bulur isteyen lutfunu ey dost senin, 
Qiinkim am gizledin kahr u celal iginde. 

Ehl-i gamin pendini canla gun geldim 

Hayli zamandir senin vuslatmi bekledim 

Ta bilicek sirrmi nice zaman egledim 

Mushaf-i husnune gun tefe'iil eyledim ben, 

Burc-u belada gordum kendimifal iginde. 
Derdinle serseri sarho§ iken eyledim 
Nice nice ben sana arzi mail eyledim 
Nice zaman a§kmla derde du$up egledim 
Taliimi yokladim mihnet evinde buldum, 
Amn igin yururum herdem meld I iginde. 



Dedikodu 

Ayan: (iyan) A§ikar. Belli. Herkesin bilebilecegi ve gorebilecegi. 

Serviyle topu: Ba§tan ayaga. toplam, turn, butun, toptan, hepten 
774 Kadd: Boy, bos. 

MelTI (Melile): Kul iginde pisjrilen ekmek. Hararet, sicakhk. Uzgun, kederli. 
Melul. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 327 



Cevr u cefasin gekip umma vefa guzelin 

Yari kadfmim 776 olmaya hig ecilden 

Olmaya herkez nasip kurtulu$ bu keselden 777 

Bizim de mihnet imi§ kismetimiz ezelde, 

Kaldi ba$im amn gun fitne vu a I iginde. 

Ehl-i dilin iginde kirn ki olur hemdemi 
Anlar Elest emrinifehm ediben bu demi 
Sim Hakk'm sen onu sanma sakm mahremi 
Gamsiz olan adami sanma am a demi, 
Hayvandan ol edaldir kaldi dalal iginde. 

Hayr He §er haktir ademi sanma deli 

Cismi §eriat olur dili hakikat Hi 

Dili olandir veli kimine velidir beli 

$adhk ehl-i a§ka, a§km gamidir veli, 

$ol ayrilik guzeldir ola visal iginde. 

Hayli zamandir senin a$kmla giryanim 
Senden olur derdime lutfunla dermanim 
Meded muddam eyle bana meded sultanim 
Haddin tecellfsine mii§tak olur bu camm, 
Gormedi goktan am §ol ziilf u ha I iginde. 

Hakk'a giden rahi ger bana soraydi zahid 

Hubbu siva eger Hakk'a vereydi zahid 

Baktigma Hakk deyu dogru goreydi zahid 

Mescide varmak He zevke ereydi zahid, 

Kilmazdi da'vayi ol bu kfl u kal iginde. 

£unku Hakk'i bilmi$im yah§i yaman yermezem 
Hakk'i lyan gormu$em kimseye yol sormazam 
Kendi ozumu kimseden gunku gani gormezem 
Meyhanede bir kadeh nu§ etmegi vermezem, 
Bin §ugluna sofinin tekyede §al iginde. 

Cennet oluptur bana ku§e-ifakr u nza 

Hayr $erri bu dem Hakk'tan okudum $eha 

Kande ki baksa gozum Hakk'i gorup b?-riya 

Mescidi meyhaneyi fark eylemem zahid a, 

Gorundum ise ne var ha He da I iginde. 

Ver serin i Niyazfsirrim verme yada 

Nadana sirrm veren kalur vebal iginde 



KadTm: Eski zaman. Ba§langici olmayan. Uzun zamandan beri var olan. Evveli 
bilinmeyen hal ve keyfiyet 
777 Kesel: Tembellik. Uyu§ukluk. Yorgunluk. Agirhk. 



328 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



177 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 



Kalbini bag-i cinan et ravza-i tevhid ile 
Can dimagm kil muattar nefha-i tevhid He. 

Kabe-i nur-i siyahm bf-nihayet yollan, 
Kat'eder erbab-i a§k bir lemha-i tevhid He. 
Her ne denlu ru siyah ettiyse isyanm seni, 
Aganr bJ-§ek yuzun bu garra-i tevhid He. 

Ma-vera-i ins u cinni seyredip ar$a gikar, 
Kim ki mi'rag eylediyse cezbe-i tevhid He. 
Ey NiyazTArif-i billah gonulden selb eder, 
Onsekizbin perdeyi bir lem'a i tevhid He. 

Kalbini bag-i cinan et ravza-i tevhid He 

Can dimagm kil muattar 778 nefha-i tevhid He. 

Kalbini cennet bagi et tevhid bahgesi ile 
Can dimagm kil kokulandir tevhid ufurugu ile. 

Kabe-i nur-i siyahm bf-nihayet yollan, 
Kat'eder erbab-i ask bir lemha-i tevhid He. 

Nurlu siyah Kabe'nin sonsuz yollarim, 
Yol ahr a§k erbabi bir tevhid §im§egi ile. 

Her ne denlu ru siyah ettiyse isyanm seni, 
Aganr bJ-sek yuzun bu aarra-i 779 tevhid ile. 

Her ne denli siyah yuzlu ettiyse isyanm seni, 
§ubhesiz yuzun beyazlar, bu parlatici tevhid ile. 

Ma-vera-i 780 ins u cinni seyredip ar$a gkar, 
Kim ki mi'rac eylediyse cezbe-i tevhid ile. 

ins ve cinnin idraki di§mda ar§a kadar gikar, 
Kim ki mi'rag eylediyse tevhid cezbesi ile. 



Ey NiyazTArif-i billah gonulden selb 781 eder. 



778 

Muattar: Itirh, kokulu. Guzel kokulu bir lale gigeginin adi 

Garra: Parlak. Beyaz. Guzel. §a'§aah. Kur'an'in kudsi nurlannin parladigi Medi- 
ne-i Munevvere'nin bir ismidir. 

780 



Ma-vera: Bir §eyin gerisinde, arkasmda veya otesinde bulunanlar 
Selb: Zorla alma, kapma, soyma. Nefy ve inkar < 
Man: iki §ey arasmda nisbet-i vucudiyenin kalkmasi 



Selb: Zorla alma, kapma, soyma. Nefy ve inkar etme. Kaldirma, giderme, izale. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 329 



Onsekizbin perdeyi bir lem'a 782 i tevhid ile. 

Ey NiyazT Arif-i billah gonulden kalchrir, 
Onsekizbin perdeyi bir tevhid i§igi ile. 

TAHMiS-iAZBt 

Devre-i ar$i oku bu halka-i tevhid ile 
Ta cihana $ah olasm kise-i 783 tevhid ile 
Gel budem tevhidi Hakk'a kisve-i 784 tevhid ile 
Kalbini bag-i cinan et ravza-i tevhid ile 
Can dimagm kil muattar nefha-i tevhid ile. 
A$iki kurbu Huda'ya gekti zillet yollari 
Kasri i$ret gahfgikti an la gurbet yollari 
Oldu bin birden ziyade yare vuslat yollari 
Kabe-i nur-i siyahm bf-nihayet yollari, 
Kat'eder erbab-i a§k bir lemha-i tevhid ile. 
Ger kila Muhru Suleymani ahd u peymanm seni 
Ola canmdan azizin sana cananm seni 
irgorur 785 dermana ahir derde dermanm seni 
Her ne denlii ru siyah ettiyse isyanm seni, 
Aganr bi-§ek yiiziin bu garra-i tevhid ile. 

Vuslatm sirrm bilir ilmi ledunden ho§ habar 786 
Sirrinifa$ eylemez munis olur ona yar 
Evliya ve enbiyanm kadrini okuryazar 
Ma-vera-i ins u cinni seyredip ar§a gikar, 
Kim ki mi'rag eylediyse cezbe-i tevhid ile. 
AzbYyi miknatis a$kifeyz Hakk'i cezb eder 
Sanma Hakk'tan soyleyen kudretin sozunu kizb 787 eder 
Masivayi terk eder hubbu Hudd'yi kesb eder 
Ey NiyazT Arif-i billah gonulden selb eder, 
Onsekizbin perdeyi bir lem'a i tevhid ile. 



782 Lem'a: (C: Lemaat) Parlamak. §im§ek gibi gakmak. Gune§ ve yildiz gibi parlamak. 
El ile veya elbise gibi bir §eyle i§aret etmek 

Kise: (Kis-Kese) f. Kuguk-buyuk torba kab. Para kesesi. Kuma§tan ganta bigimin- 
de torba kab. Yogurt kesesi. Para. Para hesabi. 6z para. Kestirme yol. 

Kisve: Elbise. Kihk. Hususi kiyafet. Kusve. Kisbet 



irgorur: Ula§tirmak, goturmek 
786 Habar: (C: Habarat) imza. Muhur, damga. 
/87 Kizb: yalan; yalan soyleme. 



330 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



178 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun. 

Zerreler zahir mi olurdu afitabi olmasa, 
Katreler kande yagardi hig sehabi olmasa. 

Bahr-i zatm mevcinin hig haddi vu payani yok, 

Zahir olmazdi cihan anm hababi olmasa. 
Herkes anlar hem gorurdu yuzunu ey dost senin, 
Kibriya-yi "len terdnV'den nikabi olmasa. 

Kim biliirdii zulfun ile ka§larm ma'nasmi, 

iki diem gibi §erh eyler kitabi olmasa. 
Ukdesin kim halledeydi ol kitabdan zulfunun, 
Anm insan denilen ahirki babi olmasa. 

Ha§ri inkar eyleyen mulhidler ilzam mi olur, 

Sal-be-sal evrak-i e§car inkilabi olmasa. 
Kabri vahdet ku§esi ha§ri tema§agah idi, 
Ey Niyazi kimde kim cehlin azabi olmasa. 

Zerreler zahir mi olurdu afitabi olmasa. 
Katreler kande yagardi hie sehabi olmasa. 

Zerreler zahir mi olurdu gune§ olmasa, 
Katreler nereye yagardi hig bulutu olmasa. 

Tozlann havada ugu§unu ancak gune§in varhgi ile gorur ve hissederiz. Ay- 
rica zerrenin yolcugu igin gune§in sicakhgi gerekir. Cunku onu neminden 
kurtararak bulundugu yerden koparir. 

Bahr-i zatm mevcinin hie haddi vu payani yok, 
Zahir olmazdi cihan anm hababi 788 olmasa. 

Zat deryasinin dalgasinin hig siniri ve sonu yok, 
Zahir olmazdi cihan onun muhabbeti olmasa. 

Allah Teala alemleri yaratmayi murad edi§inde a§kin varhgindan soz edi- 
lir. Bu a§kin merkezinde ise Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Hakikat-i 
Muhammediyesi yer ahr. 

[Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, butun kainata nufuz 
etmi§ olan ilahi hakikat ve her mahlukun yaratilmasinda ilk sebep oldugu 
gibi, mutlak varhk olan Allah Teala ile be§erT alemi birbirine baghyan kulli 



788 Habab: (Hababe) Son derece muhabbet. Su uzerindeki hava kabarcigi 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 331 



akildir. 

Alem de Hakikati Muhammediye'nin suretinden ibaret oldugu gibi 
Hakikati Muhammediye de Allah Teala'nin tecelli eden suretinden ba§ka 
bir §eyde degildir. 

O'nun hakikati, nebilerin ve evliyanm ilahi ilme dair bilgilerini kendi- 
sinden aldiklan bir kaynaktir. 

Ar§ ve igindekiler; yer ve gokler; ahiret ve dunya; gizli ve agik ne var- 
sa, hepsi bir araya getirilip bakildigmda Mevla'miz Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin nurundan bir parga oldugu gorulur. Oyle ki, Ar§'m 
kiymet kazanmasi O'nun ayagmm tozuna kavu§masi ile oldu. 

O'nun butun nuru bir araya getirilip ar§a konulsa ar§ erir; ar§i gevre- 
leyen alemlere konsa, pargalanirlar. 

Butun yaratiklar bir araya getirilip o buyuk nurla kar§ila§sa, hepsi 6z- 
lerini O'nda kaybedip dagihrlardi.] 789 



Herkes anlar hem aorurdu vuzunu ev dost senin, 
Kibriya-yi "/en teranV'den nikabi 790 olmasa. 

Herkes anlar hem gorurdu yuzunu ey dost senin, 
Kibriya-yi "len terani"den pegesi olmasa. 

Kim bilurdu zulfun ile kaslarm ma'nasmi, 
Iki alem gibi serh eyler kitabi olmasa. 

Kim bilirdi zulfun ile ka§larm ma'nasmi, 
iki alem gibi §erh eyler kitabi olmasa. 

Kitap'tan maksat burada insan-i kamillerdir. 

Ukdesin 791 kim halledevdi ol kitabdan zulfunun, 
Anm insan denilen ahirki babi olmasa. 

Dugumunu kim halledeydi ol kitabdan zulfunun, 
Onun insan denilen ahirki kismi olmasa. 

Hasri inkar eyleyen mulhidler ilzam 792 mi olur, 
Sal-be-sal evrak-i escar inkilabi olmasa. 

Ha§ri inkar eyleyen dinsizler ikna mi olur, 



789 (ALTUNTA$, 2004), s.90 

790 Nikap: yuz ortusu, pege, perde, ortunme. 

791 Ukde: Dugum, bag. Kari§ik ve mu§kil i§. Zorluk, zor i§. Valilik ve halifelik \g\r\ 
akdolunan biat. Agaghkyer. Pelteklik, kekemelik. Arzu edip de ula§amadigmdan 
dolayi ige dert olan §ey 

792 ilzam: ikna edip sukut ettirme, delil gostermekle ve ispat etmekle galip gelme. 



332 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Seneden seneye agaglann yapraklarmin gevrilmesi olmasa. 

Kabri vahdet kusesi hasri temasagah 793 idi, 
Ey Niyazi kimde kirn cehlin azabi olmasa. 

Kabri Vahdet ko§esi ha§ri tema§agah idi, 
Ey Niyazi kimde ki cehlin azabi olmasa. 

Marifetullaha eri§en ki§inin ha§ri, tevhid ehli ha§ri olup bir nevi tema§a 
yeri gibidir ve makamatladir. O tevhid ehli, " Cem, Hazretul-cem, Cem-ul- 
cem, Ahadiyyet" makamlanni tema§a ederek ha§ir olur. Eger bir kimsenin 
cehaletle azabi olmazsa, yani Arif-i billah olursa, gunku azap butun cehalet- 
ten ileri gelir ki, o ise Hakk'i burada iken arif olmamaktan, yani bilmemek- 
ten dolayidir. 



TAHMIS-IAZBI 

Ehl-i a$k mesti mey olmaz a$k §arabi olmasa 

Gulemezdi sirri Hakk'i dilde tabi olmasa 

Ger bu zulmetten bezerdi izdirabi olmasa 

Zerreler zahir mi olurdu afitabi olmasa, 

Katreler kande yagardi hig sehabi olmasa. 

Dertden ozune hangi derttir derdi var dermani yok 
Yarine a$ik yakin olsa dini imam yok 
Her kimin isyani gok kadr bil onun gufrani yok 
Bahr-i zatm mevcinin hig haddl vu payani yok, 
Zahir olmazdi cihan anm hababi olmasa. 

Ten kulagiyla i§ittim sozunu ey dost senin 

Koymaz elder) olunce izini ey dost senin 

Kim koyup gitmi§ ayagi tozunu ey dost senin 

Herkes anlar hem gorurdu yuzunu ey dost senin, 

Kibriya-yi "len teranV'den nikabi olmasa. 

La He ild'nm idrak eyleyen aksasmi 794 
Ehli iman oldu bildi hazreti mevlasmi 
Kim bilirdi lam- eliften a$ikm esmasmi 
Kim biliirdii zulfun He ka§lann ma'nasmi, 
iki alem gibi §erh eyler kitabi olmasa. 



793 



Temasagah: f. Gam ve kederi defetmek \g\r\ gezip... 



794 Aksa: En uzak. En son. Kusva. Nihayet. Irak 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 333 



Ab u hoyvondon nefark var bu ah' dan zulfunun 



Yok rehayab 79S olmaga baisi mekandan zulfunun 
Bir teli yektir keserse bin tuvandan 796 zulfunun 
Ukdesin kirn halledeydi ol kitabdan zulfunun, 
Anm insan denilen ahirki babi olmasa. 

Ehrimen sirri nebiye ha§a mahrem mi olur 
Ademi inkar eden §eytandir adem mi olur 
Cahile kamil bu yuzden oldum ekrem mi olur 
Ha§ri inkar eyleyen mulhidler ilzam mi olur, 
Sal-be-sal evrak-i e§car inkilabi olmasa. 
Munisi yari refikiAzbi'nin Allah idi 
A§ikm hali mukedder munkirin gumrah idi 
Bufena dunyada olmak Hakk'a dogru rah idi 
Kabri vahdet ku§esi ha§ri tema§agah idi, 
Ey Niyazi kimde kim cehlin azabi olmasa. 



795 Rehayab: f. Kurtulan. Yolcu olan. 
796 Tuvan: f. Gug, kuvvet. 



334 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



179 

Vezin: Mef ulu Mefailun Mef ulu Mefa'Tlun 

Ahval-i serencamim bu saate erince, 
Demem sana icmalin ta gayete erince. 

Biz be§ er idik giktik bir demde yola girdik, 

Kirk yilda PJr'e erdik bu sohbete erince. 
Her yana-ya galmdik gok adlan takmdik, 
Dort tekbiri bir kildik ta kamete erince. 

Qiin kamet alip durduk divanma el bagli, 

Veghini ay an gorduk bu hayrete erince. 
Taat bu imi§ ancak, rahat bu imi§ ancak, 
izzet bu imi§ ancak bu hizmete erince. 

Kesret idi bir oldu, suret idi sir oldu, 

Zulmet idi nur oldu bu ayete erince. 
Qiin can He bir idik ebdan He dagildik, 
Ahirki deme erdik bu vahdete erince. 

Bindortyuz kanat agtim altiyuz dani ko§tum, 

Ta onbe§e dek ugtum bu halete erince. 
Diinyayi n'ider a§ik, ukbayi n'ider sadik, 
Misriola gor ayik, sen vuslata erince. 

Ahval-i serencamim bu saate erince, 
Demem sana icmalin ta gayete erince. 

Ba§imdaki hallerin seyr-i bu saate erince, 
Topluca ta nihayete erinceye kadar sana diyemem. 

Sirri encamdan gaye bir ki§inin be§eri olgude seyri sulukudur. Gorunen 
mukevvenat iki §ekilde zevk edilmesi icab eder. Birincisi icmal, ikincisi tafsil- 
dir. Hatta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin §6yle bir mujdesi vardir. 
"Kur'an'in batni vardir. Batnmm da batni vardir. Her batm yedi ana manaya 
§amildir. Her bolumde yetmi§e bolunur. i§te bu yedi ana mana tevhit mer- 
tebeleridir. Tevhid merbelerini zevk etmek icmal itibarile Allah Teala'yi zevk 
etmek, tafsil itibarile de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi zevk etmek- 
tir. Bu demektir ki gorunen her varhk da icmal ve tafsil itibarile Allah Teala 
ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi zevk ve me§ahede her ehli 
Tevhid'in 6z ve hakiki zevkidir. 



Biz bes er idik ciktik bir demde yola girdik, 
Kirk yilda Pfr'e erdik bu sohbete erince. 

Biz be§ er idik giktik bir vakitte yola girdik, 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 335 



Bu sohbete erince Kirk yilda PTr'e erdik 

NiyazT-i MisrT burada §eyhi UmmTSinan, kendisiyle beraber tasavvuff egi- 
tim verdigi be§ ki§iden bahsediyor. 

Kutahyah Gulaboglu Askeri (hyt. 1693, Afyon)'dir. 

Mehmed E/end/'dir. Mehmed Efendi U§akhdir. UmmTSinan, 1647 sene- 
sinde U§ak'ta onu ziyaret etmi§tir. NiyazT-i MisrT'nin UmmTSinan'a, bu ziya- 
ret sirasmda biat ettigini biliyoruz. NiyazT, 1078/1682 senesinde vefat eden 
Mehmed Efendi igin birtarih du§urmu§tur: 

Husn-i hatemine Niyazidedi tarihin anm 
Allah Allah dedi vu kildi bekaya irtihal 

Muslihuddin Mustafa U§§akTd\r. Soyu Hz. Ebubekir radiyallahu anha da- 
yanmaktadir. §iirlerinde "§eyhT" mahlasmi kullanmi§tir. 

Ahmed Efendi de, MatlaT mahlasiyla aruz ve heceyle ilahTler yazan bir §a- 
irdir. 

Gavdaroglu Ahmed Efendi de, UmmT Sinan'm yeti§tirdigi sofilerdendir. 
Me§hur mutasavvif §air GaybTSun'ullah babasidir. 

$air AskerTdW. AskerT, aslen Kutahyahdir. Ancak ir§ad goreviyle Afyon'a 
gonderilmi§ ve burada ya§ami§tir. AskerT'nin Divanmda da, UmmT Sinan ile 
ilgili bazi §iirler bulunmaktadir. 797 

TasavvufT mana olarakta NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, insa- 
nm hakikati dort unsurla arkada§hgi ile be§ olup bir vakitte yola girdik, de- 
rnier. Am unsurlar rutbesinden unsur elbisesi ile gah bitkiler aleminden 
seyr u sefer ve gah hayvanT alemden gegerek kirk yilda insanhgm cemal ma- 
kamma eri§tik. 

Bir ba§ka mana "biz be§ er idik giktik" nefis, kalb, akil, ruh ve sir haki- 
katge ne kadar bir sayilsa da mertebeler itibarmca be§ adet sayilmi§tir. 

"Bir gunde yola girdik" seyr-i suluktan ibarettir ki; nefis menzillerinde 
seyr ederek ve kalbin makamlarmi gegip nihayet ruhta vahidiyyet sirrma ve 
sirda cemal-i ehadiyyet kavu§maktir. 

"Kirk yilda ere erdik bu sohbete erince" buyurduklan ilahT marifet nurlari 
ve hakTkat-i muhammediye gune§ine kirk ya§mda eri§tiklerinde kalp ayna- 
smda olan irfan sohbetine kavu§tuklarma ibarettir. ^unku kirk ya§ kemalatm 
bulug ya§idir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin 
nubuvvetleri, kirk ya§ma eri§tiklerinde olmu§tur. 



797 (TATgi, 2007), s. 93-132 



336 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Erginlik gagma erince ona hikmet ve bilgi verdik. iyi davrananlan boy- 
le mukafatlandmnz." 798 

Her vana-va calmdik cok adlan takmdik, 
Port tekbiri bir kildik ta kamete erince. 

Her yana-ya gahndik gok adlan takmdik, 
Dort tekbiri bir kildik ta kamete erince. 

Her ne tarafa ki eri§ince makama munasib isim ile isimlendirildik. ismimiz 
Adem olunca dort tekbiri bir kildik. Yani insanhk mertebesini madenT, bitki, 
hayvani toplamak itibariyle dort tekbiri bir kildik demek olur. Cunku kiya- 
mimiz insanhk rutbesi ve rukuumuz hayvani rutbesi, secdelerimiz bitki mer- 
tebesinde ve tahiyyatta oturu§umuz madeni rutbesinde ibadetini tamamlar. 

"Her yaneye galmdik, her adlan takmdik. Dort tekbiri bir kildik, ta ka- 
mete erince" buyurduklarmdan murat seyr ve suluklan mertebe-i nefs-i 
emmareden olup misal aleminde hayvani sifat zuhur ettikge enfiis tabirinin 
geregince kendi sifatmm isimlerini takmip nefsi temizleyerek hayvani rutbe- 
den gikarak ve yuksek insan rutbesine kavu§up dort tekbiri bir kildik, demek 
olur. 

Tekbirin biri nefsi kurban igin, biri kalbi harab igin, biri akl ve ruhu feda 
igin ve biri sirri ifna igindir. Yani sir makam-i, ruh meratibesi, akil ve kalb, 
nefsi toplamak itibariyle sir makamma eri§ip onda dort tekbiri bir kildik, 
demek olur. Bu nedenle cenaze namazmda dort tekbir almir. 

Tekbir-i nefs, tevhid-i asara; 

Tekbir-i kalb, tevhid-i ef ale 

Tekbir-i akil ve ruh, tevhid-i sifata 

Tekbir-i sir, tevhid-i zata delalet eder. 

Akil, ruhun nuraniyyetinden ibaret olup mutlak vekili oldugu igin ikisi bir 
tekbir ile iktifa olundu. 

Hatta tariki Bekta§iye'de tarikata yeni girenler igin bu sirra i§aret olmak 
uzere cenaze namazmi kilarlar. 

Ciin kamet alio durduk divanma el bagli. 
y echini ayan ggrduk bu hayrete erince. 

Kamet ahp durduk divanma el bagh, 
Yuzunu apagik gorduk bu hayrete erince 

798 Yusuf,22 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 337 



Hayvani sifattan kurtulup nefsi temizleyip ahlak suslemekle insan-i kamil 
makamma eri§tik. 

"El" gonul §erhidir ki, solu dunyaya meyil, sagi ahirete meyile i§arettir. 
Yani dunya ve ukbadan el gekip Allah Teala'nin rizasma kalbi gevirmekle 
masivadan kurtulduk. Onun igin iftitah tekbirinde kulaga degin iki kaldirmak 
gerekmektedir. Masivayi terk edince "vechini iyan gordiik" yani cemal nu- 
runa kavu§tuk, demektir. 

Hayretden murad hayret ilmidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
duasmda: "Allahumme zidnT fike tahayyuren" "Allahim hayretimi arttir" 
buyurdu. 

Taat bu imis ancak, rahat bu imis ancak, 
izzet bu imis ancak bu hizmete erince. 

Taat bu imi§ ancak, rahat bu imi§ ancak, 
izzet bu imi§ ancak bu hizmete erince. 

"Ben cinleri ve insanlan, ancak bana kulluk etsinler diye yarattim." 7 " 
Ayeti kerimesi kullugun kurtula§a ve rahata ula§tirdigidir. "Allah Teala ka- 
mil oldugu igin alemi yaratmi§tir; yoksa kemale ula§mak igin degil." 800 

Yoksa Allah Teala bize bir ihtiyagta duymaz. 



Kesret idi bir oldu, suret idi sir oldu, 
Zulmet idi nur oldu bu ayete erince. 

Bu ayete erince; gokluk iken bir oldu, 
Zahirde iken sir oldu, karanhk iken nur oldu 

"Bu ayete erince" yani farzlar ve nafileleri i§leyince vahdetin cemal nuru 
ile kesret zannettigimi bir, sureti zannettigimi sir ve zulmet zannettigimi 
nur oldugunu gordum. 

Bir salik sulukunun bitimine kadar mur§idinin hizmetinden ve emrinden 
ayrilmaz. Cunku her hizmetin kar§ihgi izzettir ve bu izzetlerin zevkinden 
dogar ki kesret olarak gorunen surettir. Bu suretler ashnda Allah Teala'nin 
sirlarmi ta§ir. Bu sirlara vukuf peyda eden salikin zulmeti dagilmi§, bu zulmet 
yerini nura terk etmi§tir. 



Zariyat, 56 
800 (DEMiRLi, 2003), s. 193 



338 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Dogrusu size Rabbiniz'den agik belgeler gelmiftir; kim gorurse kendi lehi- 
ne ve kim korluk ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekginiz degilim." 801 

Cun can He bir idik ebdan He dagildik, 
Ahirki dem'e erdik bu vahdete erince. 

Can iken bir idik bedenler ile dagildik, 
Bu vahdete erince sonunda an'a erdik 

Candan murad Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem nurudur. i§te bizler 
kuntu kenzde o can ile bir idik. Buraya geli§imize sebep te§kil eden beden- 
lerde dagildik, ayrildik. 

Mesela: Gune§ birdir. Lakin ziyasi goktur. Herkesin evinden penceresin- 
den girer. Bir olan gune§in ziyasi dagihr. i§te bu alemler Nuru Muhamme- 
dT'nin tafsilidir. 

imdi ey benim azizim, tembihat goktur, nihayeti yoktur. Sen seyra- 
nmdan geri kalma ki, bir daha ele girmeyecegi igin, bir nefesin kiymeti ni- 
ce yuzbin cevhere deger. 

Ko gegmi§i gelecegine bakma hemen 

Saat bu saat dem bu demdir 

Yani gegmi§ dedigi ruhlar alemidir. 802 

Bindortvuz kanat actum altiyiiz dani kostum, 
Ta onbese dek uctum bu halete erince. 

Bindortyuz kanat agtim altiyuz dani ko§tum, 
Ta onbe§e dek upturn bu hallere kavu§unca. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 1400 kanat demesinden murad 
§u olsa gerektir. Kendisi halvetT tarikindendir. Bu tarikatda yedi isme yani 
esmaya devam ederler. Makamlar bu yedi esma ile zevk edilir. §6yleki: 

1-Lailaheiirallah 

2 -Allah 

3-Hu 

4-Hak 

5 -Hay 

6 - Kayyum 

7 - Kahhar 



801 En'am, 104 

802 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 42 



Divan-i Mahiyyat ve Agiklamasi | 339 



§imdi esma-i husna 99 dur. Bir de zat, 100 olur. Allah ismi cami oldugu 
igindir ki, yedi ismi yuzer ile garparsak 7000 olur. 7000 zahir, 7000 batin 
1400 eder. Cunku onlar Hu isminin nurunu gorur. Kiminin nuru ye§il, kiminin 
kirmizi, kiminin saridir. i§te 1400 kanatdan murad bu isimlerin batin ve zahir 
zevkleridir. 600 dahi ko§tumdan maksad tariki halvetiyede hilafet verdikleri 
vakit sirri hilafet olmak uzere daha ug isim talim ederler. Bu isimlerde sun- 
lard ir. Vedud, Gaff ar ye Rezzak' tir. 

Vedud ismile ilahT muhabbet hasil olur. Gaffar ismile marifet talep edilir. 
Rezzak ismile de nzik talep edilir. 

Bu Lig isimde yuzerden 300 ve 300 zahir, 300 batin 600 eder. 1400 daha 
ilave edecek olursak 2000 eder ki i§te 2000 ismi daima zikrederler, demek- 
tir. 

"Ta onbe§e dek ugtum bu halete erince" Onbe§e dek ugtum demek, i§te 
bulug ya§ma kadar demektir. Tevhid ehlinin kemalce buluga eri§ ya§i kirk 
ya§mdadir. 

Dunyayi n'ider a$ik, ukbayi n'ider sadik. 
Misri ola gor ayik 80 3 , sen vuslata erince. 

A§ik, n'ider dunyayi; sadik, ahireti n'ider 

Sen vuslata erince, akh ba§mda olan MisrTgibi ol, 

Dunyayi terk ehli tarikat yanmdadir. Ahreti terk ise ehli §eriat yanmdadir. 
Bunun her ikisinden gegerek ve her ikisinde de Allah Teala'yi ve Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemi zevk etmek ehli hakikat zevkidir. Bu zevke ula§an 
a§ik gece gunduz Hakiki §arabi ile sarho§tur. 

Sarho§ olmayan bizim halimizi anlamaz demektir. Vuslata erince bu 
ayetin sirrma mazhar olur. 

"Hiikiimdar: "Onu bana getirin, yanima alayim" ded\. Onunla konu§un- 
ca: "Bugiin senin yammizda onemli bir yerin ve guvenilir bir durumun var- 
dir." dedi 804 



Ayuk/ayik(t):Akh ba§mda, uyanik. 
804 Yusuf,54 



340 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

Bildim nice gezdim bu hikmete erince 
Can He suluk ettim ben hizmete erince 
Kaldim nice hizmet ta rahata erince 
Ahval-i serencamim bu saate erince, 
Demem sana icmalin ta gayete erince. 

Bu aleme yol bulduk hep varimiz yuzduk 
Ser seddini bir kesdin maksudumuza erdin 
Suret yine bir oldu zulmet evi nur oldu 
Biz be§ er idik giktik bir demde yola girdik, 
Kirk yilda Pir'e erdik bu sohbete erince. 
£un Hakk He Hakk'landik yayan iken atlandik 
Birlik He baglandik bir fend He avlandik 
Sanma bize aldandik ikrar He saglandik 
Her yanma galmdik gok adlan takmdik, 
Dort tekbiri bir kildik ta kamete erince. 

£ar He $e$e baktik ol nur He uyandik 
imam Hakk' a erdik esrari duyduk 
Akil He dil verdik maksudumuza erdik 
Qiin kamet ahp durduk divanma el bagh, 
Veghini ayan gorduk bu hayrete erince. 
Hikmet bu imi$ ancak kudret bu imi$ ancak 
Rahmet bu imi$ ancak huccet bu imi§ ancak 
$efkat bu imi§ ancak zillet bu imi§ ancak 
Taat bu imi§ ancak, rah at bu imi§ ancak, 
izzet bu imi§ ancak bu hizmete erince. 

Munkir gozu kor oldu ikrar eden er oldu 
Pirim bana pir oldu salik bana mur 80S oldu 
Suret yine bir oldu zulmet evi nur oldu 
Kesret idi bir oldu, suret idi sir oldu, 
Zulmet idi nur oldu bu ayete erince. 
Esrari Hakk'i agtim derya dil olup ta§tim 
Hep berzahimi e$tim aklim He ban$tim 
Yarim He bulu$tum hasretime kavu$tum 
Bindortyuz kanat agtim altiyuz dani ko§tum, 
Ta onbe§e dek ugtum bu halete erince. 



805 --^ - 

Mur: olgun 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 341 



Mestane idik gamdan a$km He ayildik 
Birden bine dek yuzbin to hire degin sayildik 
Qun mahvi vucud ettin hemferd He yayildik 
Qiin can He bir idik ebdan He dagildik, 
Ahirki deme erdik bu vahdete erince. 
Lutfiile gun halkAzbiola uyanik 
Derdinle olup hazik dermana ola layik 
Nefsim yolu karanlik ruhum yolu aydmlik 
Dunyayi n'ider a$ik, ukbayi n'ider sadik, 
Misri ola gor ayik, sen vuslata erince. 



342 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



180 

Vezin: Mef ulu Mefailun Mef ulu Mefailun 



Ey §eyh! Zen-i dunyanm gel aline a Ida n ma 
$em'i ruhl norma pervane glbi yanma, 
Fanidir anm hiisnii var renglne boyanma, 
Ahdlne ve vadine goniil verlp aldanma. 

Hakdir bu soziim hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozii yalan sanma. 
Bu diinya yedi ba§li bin di§li ejderdir, 
Her ba§ta bin agzi var her lokmasi ademdir, 
Zehridir anm tiryak, tiryaki anm semdir, 
Her §erbeti kirn igsen, §erbet degil ol demdir. 

Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozii yalan sanma. 
Mat oldu nice §eyhler bu dunyanm elinden, 
Doymadi biri bunun cahmdan ye malmdan, 
ibret alabilirsen al mah He salinden, 
Gor nice doner tiz tiz herbirisi halinden. 

Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozii yalan sanma. 
Akl He bunun hergiz bir hilesi bilinmez, 
$eytani dahfgizli Urn He o bulunmaz. 
Her ne kadar ana sen §etm eylesen almmaz, 
Rifk He eder mekri her yakaya galmmaz. 

Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozii yalan sanma. 
Misrfsanadir bu soz cehd et alagbr ibret, 
Fakr He edip fahri etme ana sen minnet, 
Tutma sakm asla higbir kimseye var kudret 
Emraz-i cehilden sen buldunsa egersihhat,. 

Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozii yalan sanma. 



Ey seyh! zen-i 806 diinya nm gel aline aldanma 
Sem'i ruhi 807 narma pervane gibi yanma. 



806 Zen:f. Kadin, nisa; -zen: kesen 



807 Ruh: f. Yanak, yuz, gehre. Arabgada: Efsanevi bir ku§. (Bak: Ruhsar)RUH : Can, 
nefes, canhhk. 6z, hulasa, en muhim nokta. His. Kur'an. isa (A.S.). Cebrail 
(A.S.). Korkmak. (Bak: Vicdan)(Ruh, bir kanun-u zivucud-u haricidir. Bir namus-u 
zi§uurdur. Sabit ve daim fitrT kanunlar gibi, ruh dahi alem-i emirden, sifat-i iradeden 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 343 



Fanidir anm husnu var rename boyanma, 
Ahdine ve vadine gonul verip aldanma. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma davanma, 
Gerceklere teslim ol, her sozii valan sanma. 

Ey §eyh dunyanin, kachnin gel hilesine aldanma 
l§iginin yuz gosteren ate§ine pervane gibi yanma, 
Fanidir onun guzelligi var rengine boyanma, 
Ahdine ve vadine gonul verip aldanma. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozu yalan sanma. 

Dunyanin gunahtaki hissesi agik ve belirgindir. Guzelliklerdeki ki hazzi ise 
gizli ve belirsizdir. gizli olan dunya hazzmm tedavisi daha zordur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Kadmlar §eytanm tuzaklandir" 808 

"Aldanma" dan maksat gonlunden gikar demektir. ^unku gonule almak 
hem iyilige ve kotuluge sebep olan i§lerdendir. Onun igin gonul hicreti ile 
hicret etmelidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Muhacir Allah'm nehyettigi §eylerden uzakla§an kimsedir" 80S eger bir 
ki§i dunyadan kendini korumaz ise onun aldaticihgi Allah Teala'dan uzak- 
la§masma sebep olur. Dunyanin hilesinin buyuklugune en guzel misal §unu 
verebiliriz. 

Bir gun Sultan Veled, karde§i £elebi Emir Alim ve arkada§lardan bir 
toplulukla Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-azizin huzurunda oturmu§tu. 
Tarn o sirada islam sultani bir kese altm gonderdi ve onunla Mevlana 
hazretlerinden kendisine inayet ve duada bulunmasmi rica etti. O za- 
manda £elebi Emir Alim sultanm sevilen bir dostu ve hazinedan idi. 
Mevlana: 

"Ey dostlar! En buyuk isim (ism-i azam) hanglsldlr?" diye sordu. Hep- 
si ba§ koyup: "Bunun cevabmi Hudavendigar buyursun" dediler. Bunun 
uzerine Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz: 

"En buyuk isim (ism-i azam) bu altm ve gumu§tur. O insani hem 
Hakk'a ula§tmr, hem de batili susler; giinkii bu olmadan ne dunya ba- 
ymdir, ne de ahiret ehli §ad olur" buyurdu. Nitekim Sultan Veled hazret- 
leri buyurmu§tur. 

gelmi§, kudret ona vucud-u hiss! giydirmi§tir. Bir seyyale-i latifeyi o cevhere sadef 
etmi§tir. Mevcud ruh, makul kanunun karde§idir. ikisi hem daimT, hem alem-i emir- 
den gelmi§ 

808 ismail Durmus, "Mesel", DiA, XXIX, 295. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

809 BuharT. iman. 4-5: Ebu Davud. Cihad. 2. NesaT. iman. 8. 9. 11 



344 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



§iir: 

"insanlarm sevinci dunyanm butun ho$luklan altm ve gumu$lerdir. 
"Ey Veled, eger altm ve gumu$ten merdivenin varsa emel binasmm 
dam ma gabuk gikarsm." 810 

Bu dunya yedi bash bin disli ejderdir, 
Her basta bin agzi var her lokmasi ademdir, 
Zehridir anm tiryak, tiryaki anm semdir. 
Her serbeti kim icsen, serbet degil ol demdir. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gerceklere teslim ol. her sozii yalan sanma. 
Bu dunya yedi ba§h bin di§li ejderdir, 
Her ba§ta bin agzi var her lokmasi ademdir, 
Onun zehri panzehiridir, panzezehiri anm zehirdir, 
Her §erbeti ki igsen, §erbet degil ol kandir. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozu yalan sanma. 

Hz. Omer'in iran'in fethiyle ilgili soyledikleri gok manidardir: Hz. Omer 
radiyallahu anh, herkesin aksine, iran'in fethi sebebiyle uzulmu§tur. Vaktiyle 
gengliginde ticaret vesilesiyle o bolgeleri gormu§tu. Refah iginde ya§ayan bu 
bolge insanlarmin sefihane hayatlan ve ileride onlari taklide kalki§acak galip 
Araplarm igine du§ecekleri kotu durum onun gozunun onune gelmi§ti. Cun- 
ku o, servet ve varhgm bir sefahat anahtan olabilecegini gok iyi biliyordu. 
Medine §ehri deve kervanlarmin ta§idigi ganimetlerle dolup ta§maktaydi. 
Yigilan bu ganimetler kar§ismda halifenin gozleri ya§armi§ ve 

"Ne olurdu, Iran He aramizda ate§ten bir dag olsaydi da biz oralara 
varmami§ olsaydik" dedi. Hayretler iginde Hz. Omer radiyallahu anhm yu- 
zune bakan sahabenin ileri gelenleri bunun sebebini sorduklarmda ise o: 

"ileride vuku bulacak butun fitneler i§te §u yigm yigm servetlerin iginde 
gizlidir." 811 cevabmi vermi§ti. Bu hadise bize daha sonra ortaya gikan bir 
kisim ihtisas, husumet ve ihtilaflarm nedenlerini anlamamiza dair ipuglan 
vermektedir. 



810 (YAZICI, 1995), c. 2, s. 378, (5) 



Tahir Harimi Balcioglu, Turk Tarihinde Mezhep Cereyanlan, istanbul, 1940, s. 23- 
24; Bkz. Mevlana §iblT, 
Asn Saadet, gev. Omer Riza Dogrul, istanbul, IV, 304, 1974. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 345 



Mat 812 oldu nice seyhler bu dunyanm elinden, 
Doymadi biri bunun cahmdan ve malmdan, 
ibret alabilirsen al mah 813 ile salinden, 
Gor nice doner tiz tiz herbirisi halinden. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma davanma, 
Gerceklere teslim o\, her sozu valan sanma. 

Bu dunyanm elinden nice §eyhler yenildi, 
Doymadi biri bunun makammdan ve malmdan, 
ibret alabilirsen al ay ile yilmden, 
Gor nice doner tez tez herbirisi halinden. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozu yalan sanma. 

Allah Teala §6yle dedi: "Allah bir kavme hidayet ettikten sonra sapti- 
racak degildir." 814 Bu ayet hakiki hidayete sapikhgm bula§mayacagma 
i§arettir. Cunkii O Allah Teala'nm ilmindeki zati ve asli saadete dayanir. 
Allah Teala'nin bilgisindeki de arizi ve itibari olarak gorunurdeki §ekavet- 
le (asli kotulukle) degi§mez. Hakiki idlal, saptirma da boyledir. O'na hida- 
yet bula§maz. Cunku o,Allah'm ilmindeki zati ve asli §ekavete dayanir. Al- 
lah Teala'nin ilindeki arizi ve itibari olan gorunurdeki saadetle degi§mez. 
§u ayet buna i§arettir: 

"Bilakis Allah sizi imana hidayet etmesini size minnet eder. Eger 
dogru kifilerseniz." 815 iman davanizda dogru ki§ilerseniz, eger boyle 
degilse gorunu§te sizde var olsa da gergekte sizin igin hidayet yoktur. Al- 
lah Teala 'mn §u sozu de ayni §ekildedir: 

"Allah O'nu bilgi uzerinde saptirdi." 816 ^unku sapiklar Allah Tea- 
la'nin ilminde ebedi olarak muhtedi olamaz, sapik bunu bilse de. Cunku 
onun hakki bilmesi ona iktidayi getirmez. Allah Teala §6yle dedi: 

"Nefisleri O'nu yakinen kabul ettikleri halde O'nu inkar ettiler." 817 



Mat: (i.), (f.) (-ted, -ting) hasir; paspas; bardak veya vazo altlhgi; arap sag gibi bir 
birine dola§mi§ yigm; (f.) hasir ile ortmek; bukerek veya kegele§tirerek hasira ben- 
zetmek; hasirla§mak, kegele§mek; dugumlenmek, bir birine dola§mak, giti§mek. 

813 

Mah: Mahveden. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bazi kitablarda gegen 
bir ismidir. Nubuvvet ve risaletinin nuru, kufur karanhklarmi mahvettiginden bu isim 
verilmi§tir 
814 Tevbe, 115 

Hucurat, 17 

Casiye, 23 
817 Neml, 14 



346 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Allah Teala bizi ve sizi egrilmek ve sapmaktan korusun. 818 

Akl ile bunun hergiz bir hilesi bilinmez, 
Seytam dahfgizli ilm ile o bulunmaz. 
Her ne kgdgr ana sen $etm eylesen almmaz, 
Rifk He eder mekri her yakaya calmmaz. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gerceklere teslim ol, her sozii yalan sanma. 
Akil ile bunun asla bir hilesi bilinmez, 
§eytani dahigizli ilm ile o bulunmaz. 
Her ne kadar ona sen kufr eylesen almgan olmaz, 
Rifk ile kurar tuzagi herkes tarafmdan anla§ilmaz. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozu yalan sanma. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz dunya kar§ismda akilm acizligini 
kabul etmektedir. Cunku akil sezgi ile hareket etmedigi igin manevi konu- 
larda yetersizligi muhakkaktir. 

J. Paul Sartre'a gore akil, hayatm sirlarmi ve problemlerini gozemez. 

Oysaki islam du§unurleri, akla hayatm sirlarmi ve karma§ikhgmi gozebile- 

cek bir gug olarak bakmaktadirlar. 819 

Nefsin hilesinin buyuklugu ise akilm idrakinden yuksek oldugudur. ^unku 
akil nefsin hilesi kar§ismda aciz kahr. Kalbin yardimi olmaymca sonug hus- 
randir. 

Bir dervi§, nefsin hile ve a§in derecedeki isteklerinden bikip usanmi§- 
ti. Bir gun kendi pirini ruyada gordu. Pir, bu dervi§in onune civa ile dolu 
bir legen koydu ve eline elmastan bir kihg verdi. Dervi§ bu elmas kihgla, 
tasm igindeki civayi ne kadar ikiye bolmek istediyse de civa yine birle§ti. 
Nihayet bu i§ten usanip aciz gosterdi. Uyanmca, ba§i ucunda §eyhin dur- 
dugunu gordu. §eyh ona: 

"Olunceye kadar boyle nefisle ugra§ip didi§mekten elini gekmemen 
ve imkan nispetinde katil nefsi oldurmekten geri durmaman lazimdir. 
Gunku nefis olmeyince onun hilesinden kendini kurtaramazsm" dedi." 
dedi. 820 



818 (CETiN, 1999), s.66; (BURSEVi), v 12b, 11. Varidat 

819 (BAYRAKU, 2002), s. 157 

820 (YAZICI, 1995), c. 2, s. 83, (501) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 347 



"insan ba$kasmdan kurtulabilir, ama kendinden kutulamaz." 821 Bu ne- 

denle insanin kendine kar§i tavn Epiktetos'un dedigi gibi "Katlan ve kendini 
tut" makolmahdir. 

Misrisanadir bu soz cehd 822 et alagor ibret 
Fakr He edip fahri etme ana sen minnet 
Tutma sakm asla hicbir kimseve var kudret 
Emraz-i cehilden sen buldunsa eaersihhat. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma davanma, 
Gerceklere teslim ol, her sozii valan sanma. 
MisrT sanadir bu soz gayret et alagor ibret, 
Fakr ile edip fahri etme ana sen minnet, 
Tutma sakm asla higbir kimseye var kudretinle 
Cahillik hastahgmdan sen buldunsa eger sihhat,. 
Hakdir bu sozum hakla inkarma dayanma, 
Gergeklere teslim ol, her sozu yalan sanma. 

Cah§ma ve gayret olmadan tasavvuf ehli oldugunu iddia edenler bu yola 
ihanet edenlerdendir. En gok gayret ve himmet gerektiren yol bu yol mun- 
tesibine gerekir. Fetvalarda dahi bu konunun i§lenmesi bu yolda bazi ki§ile- 
rin istismar ettiklerini gostermektedir. 

338. Mes'ele Tekkelerde munzevi olup "ehl-i tevekkuluz" diyenlerin 
§er'an halleri makbul mudur? 
Elcevap: Degildir. 823 



821 Jean Paul Sartre 

Cehd: Fazla gah§ma. Gug ve kuvvetini sarfetme. insanin nefsine hakim olmasi. 
Azim, gayret, fedakarhk. Takat 
823 (DUZDAG, 1972) 



348 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



6+8=16 



181 

Gele Deccal gele gele Gor kim bugun neler ola, 
Cumleten il sana giile Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Devrin tamam oldu senin Zevkin haram oldu senin, 
Yolda§m lam oldu senin Gele Deccal gele gel 
Gor kim senin halin n'ola. 

Melekler seni tutsunlar Kursfni ar§tan atsmla 
Tehtes-seraya doksunler Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Kagar idin sen Allahtan La-ilahe illa'llah'tan, 
Gazab erdi sana $ahtan Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Azazil'e biirhan idin $er i§de pehlivan idin, 
$eytanlara §eytan idin Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Ehl-ifesada koprusun Can ibn-i camn birisin, 
Gosterirsin yol egrisin Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

isa nuzul etti yere Deccal'i hem ehlin kira, 
Ana uyanlan sure Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Ben diem ve hem dirilem Sonunda seni oldurem, 
Goziine toprak dolduram Gele Deccal gele gele, 
Gore kim senin halin n'ola. 

"Asa-y\ Musa bendedir Hem yed-i beyza bendedir, 
Misrfbana bir bendedir Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Zahirde Misrfgorunur isa ati gul burunur, 
Yiizii karadir igi nur Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 349 



Yeter am sen horladm Kopek gibi gok hirladm, 
Qok gatladm hem gurledin Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Bilmi§ ol Adem'dir gelen isaya hemdemdir gelen, 
Canlara merhemdir gelen Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Kur'an benim Furkan benim Derdlilere derman benim, 
Bu zulmeti again benim Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Kur'an'm esran benim, Goklerin envan benim, 
Mu'minin ikran benim Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Oluleri diriltirim Aglayani guldururum, 
Deccal'i ben oldururum Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Deccal aceb yorulmadm inadmdan aynlmadin, 
Bir olusun dirilmedin Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Sen beni gunkim bilmedin imana kabil olmadm, 
Hasma mukabil olmadm Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Vucudun Hakk vucududurAllah'm halka cududur, 
Ma'dum iken mevcududur Gele Zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Misri'nin sozii dagidir Kuyumcular topragidir, 
Halka cevahir dagidir Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Gele Deccal gele gele Gor kim bugun neler ola, 
Ciimleten il sana giile Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Gele Deccal gele gele Gor kim bugun neler olacak, 
Butun millet sana gule Gele Deccal gele gele, 



350 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Gor kirn senin halin n'ola. 

Deccal 

Deccal hakkmda geni§ olarak degilde sadece onemli gordugumuz tarafi 
iktibas 824 ederek verecegimiz kisimlari dikkatli okumak gerekmektedir. Cun- 
ku bu bilgi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden bize intikal etmi§ olmasi 
nedeniyle Ummet-i Merhume'yi ayik tutmak gerekir. Bu bolumde Deccal 
hakkmda ara§tirmaya sevk edecek bir yon vermekten ba§ka niyetimiz yok- 
tur. 

Deccal sinsi du§mandir. 

Tanimanin birinci §arti Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ittibadir. 
Onun biz ummetine du§kunlugunu bildigimizden o bizleri bu konudaki ha- 
disleri ve ilhami ile a§ikar eder. 

§u konuda unutulmamalidir. Ki§ilerin deccaliyetinden gok kendimizin hi- 
dayet halini sorgulamak daha onemlidir. Yoksa bu dine zarar veren herkes 
de bir deccaliyet esintisi vardir. Allah Teala'ya sigminz. 

iki cihanm fahri, Rasul-i Ekrem efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, 
kiyametin buyuk ve kuguk alametlerini bildirmi§, en buyuk fitnenin 
Deccal fitnesi oldugunu belirtmi§, fitnelerden sakmdirmi§ ve kurtulu§ yo- 
lunu bizlere gostermi§tir. 825 

Ebu Hureyre radiyallahu anh'm, merfuan rivayet ettigi §u hadisi §erif, 
iginde bulunan hali degerlendirmeyi, Sufilerin tabiri ile "ibnul vakt" ol- 
mayi tavsiye etmekle beraber, ahir zaman fitnelerinden kurtulu§ yolla- 
rmdan birisinin de, bu fitneler zuhur etmeden once salih amellere saril- 
mayi, aksi halde salih amellere de muvaffak olunamayacagmi haber veri- 
yor; 

"Beklenen §u yedi §ey gelmeden amellere ko$u$un; her §eyi unuttu- 
ran fakirlik, azdiran zenginlik, bunyeyi bozan hastahk, tuketen, eriten 
ihtiyarhk, yakaya yapi$an oliim ve bu beklenenlerin en kotusu olan 
Deccal. Kiyamet ise; daha deh$etli ve daha ac\d\r." 826 



824 (ERDOGMU$, 2002) 
825 (ERDOGMU§, 2002), s. 2 

826 Tirmizi(2306) Hakim(4/516) Beyhaki §uabul iman(10572) Cem'ul Fevaid(9672) 
Ramuzul Ehadis(3038) Camius Sagir(3121) FeyzulKadir(3/195) Zehebi Mizan(6/30) 
ibni Adiy elKamil(6/442) Tuhfetul Ahvezi(6/488) Ukayli Duafa(4/230) Subulus Se- 
lam(4/175) Tirmizi hadis hakkmda; "hasen, garib", Suyuti; "sahih" dediler. isnadmda 
zayif ravi Muhriz bin Harun vardir. Ukayli, ibni Adiy ve Zehebi, hadisin ba§ka bir 
tarik ile de geldigini belirttiler. Hadisi mana olarak destekleyen rivayetler igin baki- 
niz: Muslim(l/110, 4/2267) ibni Hibban(15/96) Hakim(4/561) Ebu Avane(l/55) ibni 
Mace(4056) Ahmed(2/303, 337, 372, 407, 511, 523) Tayalisi(l/332) Ebu 



Divan-i Mahiyyat ve Aciklamasi | 351 



"Deccal'i inkar eden, Isa aleyhisselamm nuzulunu inkar eden ve 
MehdT Aleyhisselam'i inkar eden kufre dusmustur." 827 

Her ne kadar, bu hadisin sihhati konusunda ihtilaf edildi ise de, imam 
GimarT ve diger hadis ulemasi hadisin manasinin sahih oldugunu belirt- 
mi§ler ve demi§ler ki; "Bunlan inkar eden, tevatur He gelmi§ rivayetleri 
inkar etmi§ olacagmdan kafir oiur." 828 

Ye'cuc ve Me'cuc'un zuhuru ise zaten ayetler ile sabittir. Abdullah bin 
Abbas Radiyallahu anhuma dedi ki; 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, §u duayi Kur'an-i Kerim suresi 
ogretir gibi ogretirdi; 



g g J. * ^ ^ g J. * 

"Allahim! Cehennem azabmdan sana sigmirim. Kabir a za bind an Sa- 
na sigmirim. Mesih Deccal'm fitnesinden sana sigmirim. Olumun ve ha- 
yatm fitnesinden sana sigmirim. " 829 

imam Muslim, Sahih'inde bu hadisi rivayet ettikten sonra der ki; 

" Bana, Tavus radiyallahu anh'm ogluna §6yle dedigi ula§ti; 

" Namazmda bu duayi okudun mu?" Oglu dedi ki ; "hayir" Bunun uze- 
rine Tavus radiyallahu anh; "Namazmi yeniden kil. lira baban Tavus bunu 
ug veya dort sahabeden nakletti" imam Nevevi dedi ki; 

"Bu duanm te'kid edilmesi, bu sigmma duasmin ozellikle emredilmesi 
ve Tavus radiyallahu anh'm sozunun zahiri, bu duayi namazda okumanm 
vacip olu$una dalalet eder. Eger bu dua unutulursa namazm iade edilme- 
si gerekir. Ulemanm gogunlugu ise bunun vacip olmayip mustehab oldu- 
gunu soylediler. Umulur ki; Tavus radiyallahu anh bu duayi vacip oldugu- 
na inandigmdan degil, oglunu edeblendirmek igin uzerinde durarak te'kid 
etmi§ti. Vallahu a'lem //830 

Ya'la(ll/396) Taberani(18/36) edDani Sunenu Varide Fil Fiten(5/1006) 
Deylemi(2073-74) elHuseyni elBeyan vetTa'rif(2/2) 

ibni Hacer elHeytemi elKavlul Muhtasar(s.28 tercemesi; s.13 Ebu Bekir 
esSekkaf'm Musnedi ve Suheyli'nin §erhu Siyer'ine izafe eder.) Suyuti elHavi Lil 
Fetavi(2/244) Sefarini Levaihul Envar(l/17) ibni Hacer Fetava(s.37) ismail Bin Mah- 
fuz Cetin Durerul Avali (s.175) 

28 Gimari ikametul Burhan(s.l30) Kettani Nazmul Mutenasir(289) Muhammed Bin 
Rasul elBerzenci elHuseyni, Eli§aa Li E§raratis Saa(s.l92) 

829 Muslim (Mesacid, 134, 1/413) Ebu Nuaym Musnedul Mustahrec(2/188) Tirmizi 
(3494) Ebu Davud (1542) Nesai Kubra(l/662) Nesai(4/104) Malik (1/215) ibni 
Mace(3840) Musnedi Rabi(l/198) ibni Hibban (995) 

830 Nevevi, §erhu Sahihu Muslim (5/89); (ERDOGMU§, 2002), s. 9 



352 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



"Deccal" Diye isimlendirilme Sebebi 

Deccal kelimesi on turlu manaya itlak olunur," 

Birincisi: Deccal gok yalanci (Kezzab) demektir. Hakki batil ile ortmek 
manasma gelir. Deccal yalanlan ile gergegi gizleyicidir. 

ikincisi: Deve uyuz oldugunda katran ile boyanir ve buna "Ded" denir. 
Deccal de sihri ile gergegi adeta katranla kapatir gibi ortecektir. 

U^uncusu: "Adam yeryuzunun etrafmi dola§tigi zaman; "deceler 
raculu" derler." 

Dorduncusu: Ortmek manasmadir. §uphesiz o yeryuzunu kalabahk 
kitlesi ile ortecektir. 

Be§incisi: Yeryuzunu kat ettigi (her yerini dola§tigi) igin bu isim veril- 
mi§tir. Mekke ve Medine haricindeki butun beldelere girecektir. 

Altincisi: insanlan §erri ile kari§tirip, degi§tirmesidir. 

Yedincisi: Deccal; yalan uyduran demektir. §u ayetteki gibi 'Ve bilgi- 
sizce ona ogullar ve kizlar uydurdular. O onlarm vasfetmekte oldukla- 
rmdan munezzeh ve gok yucedir." 831 Manasi; "onlar boyle yapmakla 
yalan soylediler, iftira ettiler, kufrettiler" demektir. 

Sekizincisi: Deccal; yaldizlayan demektir. 

Dokuzuncusu: Deccal; faydasiz bir §eyi altm suyu ile guzel gostermeye 
gah§mak demektir. i§te Deccal'de boylece batih guzel gostereceginden 
bu isim verilmi§tir. 

Onuncusu: Deccal; kihg suslemek demektir. 832 

Deccal Ne Zaman Qikar? 

Cabir Bin Abdullah radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
alihi ve sellem'den §6yle buyurdugunu rivayet etmi§tir; 

"Deccal, dinden gafil olundugu ve ilimden yuz gevrildigi bir zamanda 
ortaya gikar" 833 

Sa'b Bin Cusame radiyallahu anh dedi ki; 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem'in §6yle buyurdugunu 
i§ittim; "insanlar Deccal'i unutmadikga, imamlar minberlerde ondan 
bahsi kesmedikge Deccal meydana gikmaz" 834 



831 En'am; 100 

832 (ERDOGMU$, 2002), s. 13-15 

833 Ahmed(3/367) Ebul Mehasin elBaci Mu'tasarul Muhtasar(2/219) ibni Abdilberr 
etTemhid(16/180) Mecmauz Zevaid(7/344) sahihtir. 

Ahmed (4/71-Abdullah Bin Ahmed'in ziyadesi-) Taberani Musnedi 
§amiyyin(2/102) ibni Ebi Asim Ahadu vel Mesani(2/170) Deylemi(7831) ibni Hacer 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 353 



Deccal'in Kur'an'da agkca zikredilmemesinin hikmeti; 

i§te gunumuzde ilahiyat profeseru gibi akademik unvanh bazilarinin, 
"Deccal Kur'an-i Kerim'de ge^miyor, hadislere de guvenemeyiz" gibi laf- 
lar ettiklerini i§itip duruyoruz. Allah Teala'nin hikmeti icabi, vahyin Efen- 
dimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e degil de, kendilerine gelmi§ olmasmin 
daha uygun oldugunu zanneden boylelerinin telkinlerine aldanilmasi se- 
bebiyle, Deccal'in ilk safhada inkar edilmesi, sonra da insanlarin onu 
unutmasi, 835 malum buyuk imtihana dugar olmalarma vesile olacaktir. Bu 
meselede kalbinde hastahk olan bazilarinin inkara/kufre du§erek, Allah 
Azze ve Celle'nin takdirinin gergekle§mesi, Deccal'in Kur'an-i Kerim'de 
agikga zikredilmeyi§inin sebeblerindendir. Allahu a'lem. 836 

Mesih Deccal'in Fitnesinden Korunma 

1. Deccal'den ve onun fitnesinden Allah'a siginmak; 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, namazmda Mesih Deccal'in fit- 
nesinden sigmirdi. 

2. Kehf suresinden on ayet ezberlemek; Ebud Derda radiyallahu 
anh'm Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem'den rivayet ettigi hadis-i 
§erifte buyruluyor ki; 

"Kim Kehf suresinin ba§mdan on ayet ezberlerse Deccal'in fitnesin- 
den korunur" 837 Ve bir rivayette; 

"Kim Kehf suresinin sonundan on ayet ezberlerse" veya "Kehf sure- 
sinin sonunu ezberlerse" diye geger. 

3. Deccal'in giremeyecegi yerler; 

Enes Bin Malik Radiyallahu anh, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve 
sellem'in §6yle buyurdugunu rivayet ediyor; 

"Deccal'in, Mekke ve Medine haricinde giremeyecegi belde yoktur. 
Bu iki §ehrin higbir giri§ yeri yoktur ki, Meleklerin olu§turdugu saflarla 

Tehzibut Tehzib(4/369) ibni Kani Mucemus Sahabe(2/8) elisabe(3/426) Cem'ul 
Fevaid(9961) Ramuzul Ehadis(485/ll) Kenz(38817) Suyuti Hasais(2/290) Said Eyyub 
Mesihud Deccal(s.246) 

35 "insanlar Deccal'i unutmadikga, imamlar minberlerde ondan bahsi kesmedikge 
Deccal meydana gikmaz" 

836 (ERDOGMU$, 2002), 

837 Muslim(l/555) Hakim(2/399) Ebu Nuaym Musnedul Mustahrec(2/405) 
Kurtubi(10/346) Beyhaki(3/249) Ebu Davud(4323) Tirmizi ("ewelinden ug ayet 
ezberlerse./' diye geger; 2886) Nesai Sunenul Kubra(6/236) Ahmed(5/196, 6/449) 
Nesai Amelul Yevme velLeyle(no;950-952) 



354 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



korunuyor olmasm. Sonra Medine ug sarsmti gegirir. Bu sarsmtilar He 
Allah oradaki butun kafir ve munafiklan gikanr." 838 

Deccaller Qoktur 

Abdullah Bin Omer radiyallahu anhuma, Rasulullah Sallallahu aleyhi 
ve alihi ve sellemin §6yle buyurdugunu haber veriyor; 

"Muhakkak ki kiyamet gununden once Mesih Deccal olacaktir 
.(ondan once de) otuz veya daha fazla yalanci (deccaller) olacaktir/' 

839 



"Ummetimin iginde otuz tane yalanci zuhur edecektir. Hepsi de 

Hsinin neb'i oldugunu idd'ia edecek" 840 

Kiyamet oncesinde yalanci(nebiler) gikacaktir. Onlardan sakmm" 



841 



Ebu Hureyre radiyallahu anh'den; 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah' in Rasulu oldugunu iddia eden otuza yakm yalanci Deccal 
gikmadikga kiyamet kopmaz." 842 Diger bir rivayette; 

"Hepsi de; 'Ben rasulum, ben rasulum' derler" 843 Onlann Dort Tanesi 
Kadindir; Ahmed, Ceyyid senedle Huzeyfe radiyallahu anh'den merfuan 
rivayet ediyor; "Ummetimde dordu kadm olan, yirmi yedi yalanci deccal 
gikacak" 844 
NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz Deccal hakkmdaki enfusi goru§- 



838 Buhari(2/665, 6/2609) ibni Hibban(15/214) Tirmizi(2242) Nesai Sunenul Kub- 
ra(2/485) Ahmed(3/123, 202, 206, 229) Ebu Ya'la(5/317,368,390,402,6/13) 
Deylemi(6680) Fethul Bari(10/191) Ebulvelid elBaci Ta'dil ve Tecrih(l/376) ibni 
Hazm Muhalla(7/281) 

839 Ahmed(2/95, 103) Said Bin Mansur(l/252) Ebu Ya'la(10/68) ibni Ebi Hatem Cerh 
veTa'dil(5/293) Huseyni elikmal(l/269) Mecmauz Zevaid(7/333) Busayri ithaf 
(8561-62) 

840 BuharT, Menakib, 25, Fiten, 25; Muslim, Fiten, 84; TirmizT, Fiten, 43.Ahmed b. 
Hanbel, Musned, 11/237.313.530. 

841 Muslim, imare, 10, Fiten, 83; Ahmed b. Hanbel, Musned, 11/429. 

842 Muslim(4/2239) Buhari(3/1320, 6/2605) ibni Hibban(15/27) Tirmizi(2218) Ebu 
Davud(4333) Ahmed(2/236, 313, 457, 530) Taberani Sagir(2/182) Ebu Ya'la(ll/394) 
Dani Sunenul Varide(4/861) Kayserani Tezkiratul Huffaz(2/703) Hatib(3/33) Zehebi 
Siyeri A'lamin Nubela(14/218) Feyzul Kadir(6/419) 

843 Ahmed(2/429) 

844 Ahmed(5/396) Taberani(3026) Taberani Evsat(5/327) Deylemi(8724) Ebu Nuaym 
Hilye(4/179) Mecmauz Zevaid(7/332) Fethul Bari(13/87) Tuhfetul Ahvezi(6/385) 
Feyzul Kadir(4/454) Ebu§§eyh Tabakatul Muhaddisiyne BiEsbahan(3/124) Heysemi, 
Bezzar'm bunu sahih senedle rivayet ettigini soyledi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 355 



lerini §u §ekilde agiklami§tir. 

Bil ki: Buyuk alemde bulunan her §ey, kuguk alem olan insanda da 
vardir. Zira alem, buyuk olmakla beraber insani hakikat uzerine yaratil- 
mi§tir. Bunlann manevi buyukluk ve kugukluklerindeki farklari, suretteki 
farklarmin tersinedir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, 
buyiik alemin (dunyanin) kiyamet alametlerini soyledigine gore elbette 
insan fertlerinde de melekut, ceberut ve lahut alemine suluk edenler igin 
kiyamet alametleri olacaktir. insanin ilmen ve zevken bilmesi lazim gelen 
alametler vardir ki salik bunlann hepsinden gegmedikge buyuk kiyamete 
eremez, cennete giremez, Hakk'i da goremez. Boyle olursa ne yazik. 

Bunu bildinse bil ki: Asfar Ogullarmin hurucu, hayvani sifatlarm gik- 
masmdan ibarettir. Cunku insan aleminde salikin ilk defa yolunu kesen 
e§kiyalar, bunlardir. Ye'cuc-Me'cuc'un hurucu, eziyet veren yedili (kotu) 
sifatlarm belirmesinden ibarettir. Deccal'm hurucu (gikmasi), dev ve §ey- 
tan sifatlarmin gikmasmdan ibarettir ki bunlar riyaset, rububiyyet (sahip- 
lik, buyuklenmek), hile hud'adir. Bunlar, dunya sevgisinden ileri gelir. 
Bundan dolayi insanin, sag gozu §a§i olur, ahireti hig gormez. Dabbetu'l- 
Arz (Yer Hayvani) in gikmasi, kalbde Nefs-i Levvame'nin zuhurundan iba- 
rettir. Yani kalbin kabrinde cennetlere bir pencere agihr ve kendisinde Al- 
lah Teala'ya bir meyil belirir. isa Aleyhisselamm inmesi, Akl-i Maad'm 
(ahiret akhnin), yakin nuruyla meydana gikmasi, insanin dunyaya mey- 
letmekten vazgegerek ahirete yonelmesinden ibarettir. O gkmca Deccal 
oldurulur. ^unku yakin nurunun zuhuriyle cehalet karanhgi gider. Meh- 
di'nin gikmasi, tarn fena ile Akl-i KuNun ve Buyuk Ruh'un gikmasmdan 
ibarettir. Onun hukumranhk gagmda mezhepler birle§ir ve onun zama- 
nmda yeryuzunde asla kafir kalmaz. Gune§in batidan dogmasi, hakikat 
gune§inin, arifin hafi sirrmin matla'mdan (tan yerinden) dogmasidir. 
Bundan dolayi ariflerin hayvanlarmin nallari ters gakilmi§tir denilir. Riva- 
yet edilmi§tir ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ahirette 
Rahman Suresini tefsir ettigi zaman alimler tefsirlerinden utanacaklardir. 
Bir goru§e gore de gune§in, battigi yerden dogmasi, ruhun bedenden ay- 
rilmasi demektir. ^unku insandaki hayvani ruh, dunyadaki gune§ duru- 
mundadir. Bedene girince orada batmi§tir. Bedenden ayrilmca battigi 
yerden dogmu§ olur. Tevbe kapismm kapanmasi, insanin omrunun sonu 
geldigine ibarettir. Bu kapmm geni§liginin yetmi§ senelik mesafe olmasi- 
na gelince: bu kapi, gune§ battigi yerden doguncaya kadar kapanmaz. 
Yani bu kapi, insan omru kadar geni§tir. Omur bitip, gune§ (ruh) battigi 
yerden dogunca (bedenden ayrilmca) bu kapi kapanmi§ olur. Bu hususa 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin §u hadisinde de i§a- 
ret vardir: "Ummetimin omurlerinin gogu, altmi§ He yetmi§ arasmda- 



356 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



d\r." ve "Allah Teala, kulunun tevbesini, can bogaza gel mem i§ oldukga 
kabul eder." Tevbe kapisinin geni§liginin zikredilip, uzunlugunun soy- 
lenmemesi de §u sebepten dolayidir: Geni§lik, daima uzunluktan azdir. 

Allah Teala'nin haber verdigi uzere insanin iki eceli vardir. Biri sonlu 
eceldir ki dunyadaki omur suresidir. Digeri de sonsuz eceldir ki bu da uh- 
revi omrudur. 

Bil ki: Sen, bu alametleri gegip buyuk kiyamette durmadikga cennete 
girip agikga Hakk'i gormedikge once dedigimiz gibi bin kere de dunyaya 
gelsen ve her geli§inde bin sene ya§asan, yine Cennete girip Hakk'i §ifa- 
hen goremezsin. Allah Teala bizi ve sizi Kiyamet-i Kubraya (Buyuk Kiya- 
mete) ve Buyuk Mu§ahedeye ve yakmhga eri§enlerden eylesin (AMiN). 

845 

DeccaTm geli§inin Tasavvufi Yorumu 

Deccahn ortaya gikmasi; insanda akl-i me'a^in (dunyevT akil) kibir, rabhk 
sifatlan, istila ve yuce istek ile tezahur etmesidir. Bu, nefs-i levvamenin in- 
sana hakim olmasi demektir. Bir elinde Hz. Musa aleyhisselamm asa- 
si/baston, diger elinde Hz. Suleyman aleyhisselamm muhru vardir. Deccahn 
asa/sopa ile muminin yuzunu sigayip cennetlik oldugunu belli eder. Muhru 
kafirin yuzune vurarak, onun kufrunu ortaya gikanr. Bu uygulama nefs-i 
levvame makammda olan ki§inin durumuna benzetilir. Nefs-i levvamenin bir 
yuzu alt safha olan nefs-i emmareye bir yuzu de ust a§ama olan nefs-i 
mulhemeye donuktur. insan tabiati itibariyle iyi veya kotu ameller yapmaya 
musaittir. Eger insan, nefsi itibariyle mulhemeye gegerse iyi insan oldugu 
yuzundeki alametlerden belirir. Geriye dogru nefs-i emmareye indiginde ise 
kotu insan oldugu yine yuzunden belli olur. 846 

Ba§ka bir yoruma gore Deccal, nefsin ba§kaldirmasidir. insana batih Hak 
suretinde takdim eden bu nefse, emmare denir. Nefs-i emmareye teslim 
olanlar Deccahn vaat ettigi cennetine girer. itaat etmeyerek ona kar§i du- 
ranlar ise onun yalanci cehennemine girer. Nefs-i emmarenin aldatmacala- 
rmi anlayacak hale gelinmesi, Deccal zamanmda bazi ki§ilerin ag ve susuz 
kalmasi gibidir. insanlarm nefsin arzularma yenilmesi ve §ehevT duygulara 
kapilmasi ise, agsusuz kalanlarm Deccahn verdigi yiyecek ve igecekleri alma- 
sma benzetilir. Bir kimse, Allah Teala'ya sigmip ba§langigta kendisi igin ay- 
dmhk olmayan hakikat yolunda ibadet ve mucahede nurlanyla yururse 
Deccahn cehennemine girmi§ olur. Neticede Yuce Allah Teala, herkese hak- 



845 (ATE§, 1971) Ellinci sofra, 



NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz (Risale-i Esratu's-Saat) isimli risalesinde de bu 

konuyu benzer §ekilde agiklamaktadir. 

846 (§iM§EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,)TokadT, Tevil-i Ehadis-i E$rat-i Sa'a, vr. 14b-15a. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 357 



kini teslim ederek bu durumu tersine gevirir. 

Deccahn ortaya giki§inda adi zikredilen Mekke ve Medine §ehirlerine ge- 
lince, bunlar tasavvuff seyirde/manevi terbiyede elde edilen makamlardan 
sekr/manevT sarho§luk ve sahv/dinginlik hallerine benzetilir. Bu iki makam 
sufiye oyle bir hal ya§atir ki, o durumda nefsin hig bir mecali ve gucu kalmaz. 
Cunku elde edilen bu manevi makamlar Yuce Allah tarafmdan korunmu§tur. 
Nefsin insani ilahT ke§f ve dogru yola girmekten ahkoymaya gah§masi ise 
Deccahn saptirma faaliyetlerini yayginla§tirmak igin Kudus'e yonelmesine 
benzetilerek yorumlanir. 847 

Ye'cuc ve Me'cuc'un Qiki§inin Tasavvufi Yorumu 

Ye'cuc ve Me'cuc, insanda hayvanT sifatlarm/kotuluklerin, girkin fikirlerin 
gikmasmdan ve bunlarm tamamen hakim unsur haline gelmesinden ibaret- 
tir. 848 Cunku girkinlikler ve kotulukler iyilikleri orter. Boyle kotu hallerin 
gogalmasi kalbi karartir. Ka§anT, Ye'cuc ve Me'cuc ile mizacm bozulmasi, 
terkibin gozulmesiyle meydana gelen nefsanT ve bedenT kuvvetlerin kaste- 
dildigini belirtir. 849 

Dabbetii'l-arz'in Ciki§inin Tasavvufi Yorumu 

Sufi yorumculardan Abdurrezzak el-Ka§am'ye gore, Dabbetu'l-arz kuguk 
kiyametin alametlerinden biridir. Dabbetu'l-arz, her kotu nefis sahibinin 
beden arzmdan ortaya gikan melekelerin ve ahlakm farkhla§masi sebebiyle 
onun zahirindekilerle batmmdakilerin arasmda meydana gelen uzakhktan 
kaynaklanan ge§itli §ekiller ve heyetlerdir. Onlar hayat ve sifatlarmin diliyle 
soylerler. 850 

Devrin tamgm oldu senin Zevkin haram oldu senin, 
Yoldasm lam oldu senin Gele Deccal aele aele 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Devrin tamam oldu senin Zevkin haram oldu senin, 
Yolda§m lam oldu senin Gele Deccal gele gel 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Devrin tamam oldu senin deki mana senin hayatm takdir edilen zamanm 
ne vakit bitecegidir. 

Bir adam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme: 



847 (§iM§EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,)C!li, el-insanu'l-kamil, c. 2, s. 53. 

848 (§iM§EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,)TokadT, Tevhid-i Bart, vr. 14b. 

849 (§iM§EK, yil: 8 [2007], sayi: 19,)el-Ka§anT, Tevtlat, c. 2, s. 50. 

850 Ka§anT, Tevtlat, c. 2, s. 107. 



358 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kiyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Bu sirada yanmda Ensar'dan 
Muhammed admda bir gocuk bulunuyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem: 

"Eqer bu gocuk ya$arsa umulur ki o ihtiyarlamadan Kiyamet kopar" bu- 

yurdu. 851 

Hadis-i §erifin i§areti kiyametin takdirdeki vukuunun varhgi ile o durum 
itiban ile ayni §artlar devam ettiginde kopmasi demektir. 

Melekler seni tutsunlar Kursfni arstan atsmla 
Tehtes-seraya doksunler Gele Deccal aele aele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Melekler seni tutsunlar kursunu ar§tan atsmla 
Toprak altma doksunler Gele Deccal gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Kacar idin sen Allahtan La-ilahe illa'llah'tan, 
Gazab erdisana Sahtan Gele Deccal aele aele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Sen Allah'tan La-ilahe illa'llah'tan kagar idin, 
§ah'tan sana gazab geldi. Gele Deccal gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Azazil'e burhan idin Ser i$de pehlivan idin, 
Seytanlara seytan idin Gele Deccal aele aele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

§eytana'a delil idin §er i§te pehlivan idin, 
Seytanlara §eytan idin Gele Deccal gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Ehl-i fesada koprusun Can ibn-i canm birisin, 
Gosterirsin yol egrisin Gele Deccal aele aele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

fesad ehline koprusun Can gocuklarmdan bir cin'sin, 
Egrisinden yol gosterirsin Gele Deccal gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

■J a s j- * / ? / / , / j- ? * , / 



851 Muslim, 5249 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 359 



"Kim iyi bir i§te aracilik ederse, ona onun sevabmdan bir pay vardir; 
kim de kotii bir §eyde aracilik yaparsa, ona o kotulukten bir hisse vardir. 
Allah, her§eyin kar§ihgmi verir." 852 

"iyilik yaptigm kifinin kotulugunden sakm" 853 

isa nuzul etti vere Deccal'i hem ehlin kira, 
Ana uyanlan sure Gele Deccal aele aele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

isa yere indi Deccal'i hem ehlini oldure, 
Ona uyanlan sure Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Neden Sadece isa aleyhisselam Deccal'i Oldurebilir? 

Kur'an-i KerTm'de Meryem'in isa aleyhisselama hamile kah§i anlatihr- 
ken, 

"Mahrem yerini korumu§ olan imran kizi Meryem de bir misaldir. 
Ona ruhumuzdan uflemistik; Rabbinin sozlerini ve kitablarmi tasdik 
etmi§ti; o, Size gonulden itaat edenlerdendi." 854 

Buyruldugu igin, isa aleyhisselam "Ruhullah" olarak anihr. isa 
Ruhullah yani Allah Teala'nm Ruh'undan, Allah Teala'nm sifat ve esma- 
smdan veya Ruh-u ilahT'den anlammda.. Ashnda bu anlamiyla "Ruhullah" 
herkeste mevcuttur. Adem aleyhisselamm yaratilmasmdan soz edilirken 
Allah Teala meleklerine 

"Onu tamamlayip, igine de ruhumdan ufurdugum zaman, derhal 
ona secdeye kapamni" 855 §eklinde buyurur. Bu anlamda Ruhullah her 
insanda vardir. Yani Hz. isa aleyhisselamm sahip oldugu ruh ile Mehmet- 
'in veya Ali'in sahip oldugu ruh arasmda temelde fark yoktur. Cunku Ruh 
Tek'tir ve her yaratilanm hayatiyeti O Tek Ruh'tandir. Ancak Cenab-i 
Hak, bunu, Hz. Meryem'e vasitasiz (babasi olmadan) nefha etti (ufledi, 
yani biling boyutundan / meleki boyuttan geleni madde aleminde agiga 
gikardi). Vasita be§er bir baba degil, bir meleki kuvvetti ki O Cebrail isimli 
elgi melekti. Melek, salt bilincin kuvveleriyle var olan anlammdadir. 

Melekler, Allah'a ait kuvvelerin saf bir bigimde bulundugu, sadece Al- 
lah emri ile hi£ bir irade koymaksizin guglerini kullanmak uzere yaratil- 
mi^lardir. Bu sebeple melekler dogrudan kati§iksiz Allah elgsidir. 

Mutasavviflara gore Cebrail isimiyle yaratilan melegin hayatiyet kay- 



852 Al-i imran, 85 

853 M. Akif OZDOGAN, Dinbilimleri Akademik Ara§tirma Dergisi V (2005), Sayi:4; 
MeydanT, Mecmau'l-Emsal, 1, 181. 

854 t ,. rr 

Tahrim, 66 

855 Sad, 72 



360 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



nagi Ruh-iil Kuds'tur (Kudsi Ruh/Kutsal Ruh).. Ruh-iil Kuds de Evrensel 
Ruh olan Ruh-u Azam'dandir. Ruh-u Azam'da potansiyel olarak bulunan 
bilincin kuvveleri, hayatiyeti, galaktik yapilarda agiga gikmca Ruh-iil Kuds 

ismini ahr. Bunun holografik evren gergegine gore de, yildiz sistemlerin- 
deki hayatiyet de galaksidekinin bir mikro ornegidir. Yani yildiz sistemleri 
de boyle tek bir hayatiyet kaynagindan gelir ve O Ruh'un mikro modeli- 
dir, yani Ruh-iil Kuds'tur bir anlamda.. i§te bizlerde bulunan hayatiyet, 
yani ruh'un kaynagi da aynidir. Bu anlamda hepimiz ayni, Tek Ruh'tan 
hayatiyetimizi aldik. Ancak bilince ait kuvveleri ta§iyan bu hayatiyet/ruh, 
size veya bana babalanmiz vasitasiyla geldi. Yani sperm hucresiyle.. in- 
sandaki be§eriyet anamizdan, melekiyet babamizdandir. Ruh, sperm 
hucresinin potansiyelindeki hayatiyettir (Allah sifat ve esmasmdan kay- 
naklanan hayatiyet/biling), ki o da cenin 120. gune eri§tiginde aktive edi- 
lir. Vasitah veya vasitasiz olmasi arasmdaki fark da §udur. Melekle gelen- 
de hig bir irade bulunmaz, saf olarak Allah Teala'nin emriyle gelendir. 
Baba vasitasiyla gelende ise, durum ba§kadir. Baba o spermi anneye yol- 
larken bir be§eri du§unce ta§iyordu. O spermi kendi be§eri du§uncesiyle 
ya da ba§ka bir ifadeyle birim nefsinden kaynaklanan du§unceyle, tabia- 
tmm arzusunu da katarak anneye verdi. Bu fark, isa aleyhisselamm da 
turn be§er gibi yaratilmi§ bir mahluk ve bizim gibi be§er oldugu gergegini 
degi§tirmese de, O'na bazi ayricahkh ozellikler vermi§tir. Bizlerin babala- 
rmdan sperm yoluyla gelen ruh (hayatiyet), babalanmizin bedeninde 
madde aleminin (sufli boyutlarm) enerjilerinden ve babanm bilincinin saf 
olmayi§mdan etkilendi. isa aleyhisselamm ki ise bir melek vasitasiyla 
dogrudan Allah Teala'dan idi. Bu sebeple madde alemine ait kuvvelerden 
etkilenmedi, olabildigince safti. Bu sebeple Allah Teala sifat ve esmala- 
rmdan olu§an hayatiyet/ruh, isa aleyhisselam da turn safhgiyla agiga gik- 
ti. Bu sebeple daha be§ikteyken konu§tu; gamurdan yaptigi ku§a ufledi- 
ginde, o suret hayat buldu; amayi ve abra§i §ifaya kavu§turdu; oluyu di- 
riltti. 

Bizlerde babadan ve anadan gelen bir bigimde be§eriyet agir basar- 
ken, isa aleyhisselamdaki be§eriyet (madde aleminin hatirasmi ta§iyan 
hayatiyet/biling) sadece anasmdandi. Bu sebeple O'nun varhgmda meleki 
yan (Ruh-ul Kuds) bizlerdekinden daha agir basiyordu. MelekTyan ise, bir 
anlamda biling boyutunun ozellikleri daha agir basiyor anlamma gelir. Ya 
da saf olarak bilincin kuvveleriyle ya§iyor anlammda.. i§te bu sebeple ha- 
yalinde olu§turdugu suretlere kolayhkla hayat verip, madde alemine ge- 
tirebiliyordu. Saf bilincin kuvveleriyle ya§ayan, hikmet aleminde degil de 
kudret aleminde ya§iyor gibidir. O tipki cennet ya§ammda oldugu gibi, 
hayal ettigi surete hayat verebilir. Her birimiz igin cennet ya§ami da boy- 
le olacaktir. ^unku madde beden tabiatmm olu§turdugu be§eriyet o bo- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 361 



yutta olmayacaktir. Bu durum l'sa aleyhisselam igin dogu§tan olmasma 
ragmen, eger herhangi bir ki§ide be§eri yan, birim nefs ve madde alemi- 
ne ait bedenin tabiatinin baskin ozellikleri zayiflar ve melekT yam kuvvet- 
lenirse, o ki§ide de tipki l'sa aleyhisselamin varhginda agir basan melekT 
ozellikler agir basar, yani bilincin kuvveleriyle ya§amaya ba§lar. Yani 61- 
meden once de bu durumu ya§ayabilir ehlinin dedigine gore.. Tasavvufta 
bu duruma, ki§iye ozel "isa'nin ini§i" denir. Ba§ka bir anlatimla, bir ki$i- 
nin nefsi birimsellikten kurtulup, o kiside beden tabiatinin getirdigi bas- 
kin ozellikler kontrol altma ahmrsa, tasavvufi terimle, o kisinin isa'si iner. 
Yani o ki§i beden tabiatinin kontrolunde degil, bilincin kuvveleriyle ya- 
§amaya ba§lar artik... 

Yine tasavvufi olarak kisinin deccalinin cikmasi da §udur: Ki§i hakikat 
ilmini aldigmda varligmin ilahi kaynagmi ogrenir, yani kendindeki ilahi 
kuvvelerin varligmin farkma varir. Fakat mu§ahedesi eksiktir. Cunku en- 
fusi mu§ahedesini tamamlami§, ama afaki mu§ahadesi eksik kalmi§tir. 
Yani kendindeki ilahi kuvveleri fark etmi§, ama diger yaratilanlarda da 
var olan bu gergegi fark edememi§tir. Sadece kendinde mu§ahede edip 
farkma vardigi bu gergegi hazmedemez ve kendini seyrettigi alemin 
rabbi, efendisi zannetmeye ba§lar. Bu sebeple hig bir kural tanimaz, hig 
bir yukumluluk kabul etmez ve diledigi gibi ya§amaya ba§lar. Bu ya§am 
da ki§inin be§eri yanmi daha da guglendirir. Yani ki§ideki madde beden 
tabiati ve birim nefs baskisi tamamen kontrolden gikar ve bu §ekilde ya- 
§amaya ba§lar. Diger bir anlamda, ki§inin melekT yam zayiflar ve bilincin 
kuvveleriyle ya§amdan busbutun uzakla§ir. Eger bu haldeyken, Allah Tea- 
la'nm lutfu eri§ir de afaki mu§ahadesini de tamamlarsa, kurtulur. Tasav- 
vufi anlayi§la o ki§inin isa'si inince deccali olur . 

Bir de bildigimiz anlamda Deccal vardir. Deccal, Allah Teala'nm lutfu 
eri§memi§ ve oylece zanm (gergekle alakasi olmayan inam§i)iginde kalmi§ 
bir ki§i olacak. Allah Teala hidayet ve lutfunun ona eri§memesindeki en 
buyuketken ise, Deccal'in korlugudur. Deccal'i korle§tiren ise, kendisinde 
dogu§tan esma terkibinde agirhkh olarak bulunan kudrettir. Yani kudreti 
olu§turan isimler Deccal'in terkibi yapismda agirhkh olarak bulundugu 
igin, gok buyuk kerametler gosterebilecektir. Fakat bu kerametler, isa 
aleyhisselamdaki gibi melekT yamn agir basmasmdan ve dolayisiyla bilin- 
cin kuvveleriyle ya§amasmdan kaynaklanmaz. Sadece dogu§tan kudreti 
olu§turan esmalarm, yapismda daha agirhkh olmasmdan kaynaklamr. 
Hepimizin esma (mana) terkibi bulunur ve bu terkipte bazi esmalar 
(manalar) daha agirhkhdir. Deccal'deki buyuk gug ve kudreti bu manalar 
olu§turur, meleki yamn kuvvetli olmasi degil.. Fakat o, bu gucun kaynagi- 
m ilmi yeterli olmadigi igin kavrayamaz; gunku basireti kordur, ki 
Deccal'in sag gozu kor olmasi basireti gor, ilmi vetersiz, kavrayisi eksik 



362 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



anlamindadir . 

Deccal kendindeki kudretin meleki yanin agir basmasmdan degil de 
dogu§tan, terkibi yanmdan geldigini anlayamaz. ilmi de halini goremeye 
yetmedigi igin, bu gucun verdigi ustunluk hissiyle nefsi iyice kabarir ve 
hakikati gormekten busbutun perdelenir. Deccal'in sag gozunun korlugu 
basiretinin korlugune de isaret eder, ama ondaki bu basiret korlugune 
sebep de kendindeki bu esma kaynakh buyuk guctur bir bakima. Bu oyle 
buyuk bir gugtur ki perde olmaktan gikmi§tir. Cunku perde gekilip orta- 
dan kalkar, ama ondaki bu buyuk kudret gergegi gormesine perde degil 
bir engeldir. ?unku bir be§er dogu§tan boylesi guglerle ya§arken kendi- 
siyle ilgili gergegi gormesi imkansizdir. Hig bir armma sureci ya§amadan 
bu guglere kavu§an birine kimse de yardim edemez artik.. i§te bu sebep- 
le, bu ustun gucun olu§turdugu zan, bir gun kalkacak bir perde degil, 
ebedi bir engeldir, korluktur. Bu sebeple Deccal kendini rab zannetmeye 
baslar ve herkesi kendine tapmaya cagirir. Veya kimine ben isa Mesih'im 
der, kimine MehdT'yim der, kimine de ilah oldugunu iddia eder. Herkesin 
kafasmdaki kutsal kabulune bir §ekilde yerle§meye gah§ir. ilmi yeterli ol- 
mayip bu gergekleri fark edemeyenler de ona inanir. Oysa birim nefsi ve 
tabiati oldukga agir basan birinin meleki boyuttan nasibi olmayacagmi bi- 
len biri onun kerametlerine de, kutsalhk ve ilahhk iddiasma da aldanmaz. 
Ayrica ilmi olan yine bilir ki bir ki§ide isa aleyhisselam gibi meleki yam 
agir bassa dahi (Allah'a ait sifat ve esmayla, yani bilincin kuvveleriyle ya- 
§asa dahi) hig kimse alemlerin rabbi Allah Teala olamaz, gunku Allah 
alemlerden Gani 'dir. Alemde her ne var ise, O'nun yarattigi bir mahluk- 
tur ancak. DeccaTi sadece isa aleyhisselam'm oldurecek olmasmin sebebi 
de, yukanda anlattigimiz gibi, O'nun yapismdaki bu agirhkh meleki ozel- 
liklere bagh kudrettir. Bilincin kuvvelerinden olan kudret bu kadar saf bir 
bigimde, yeryuzundeki be§er arasmda sadece Meryem oglu isa'da agiga 
gikmi§tir. Sadece anadan aldigi be§eri ozellikler zayif kaldigi igin, O ilahi 
kuvvelerle ya§ami§tir aramizdayken. O'ndaki kudret, biling boyutundan 
(sifat boyutundan) kaynaklandigi ign, Deccal'den gok daha ustun ve gug- 
ludur. Bu sebeple DeccaTi de sadece O oldurebilecektir. Enbiyadan bir 
ba§kasi degil de isa aleyhisselam olmasmin sebebi de budur. Yani isa 
aleyhisselamdaki be§eriyetin, meleki ozelliklerinin yanmda zayif kalmasi- 
na bagh olarak agiga gikan kudret dolayisiyladir. Keza O'nun semaya yuk- 
seltili§i ve tekrar madde boyutuna inecek olmasi da, bu ilahi kuvvelerle 
yaratilmasmdan kaynaklanir ehlinin dedigine gore... ilahi evrensel senar- 
yoda bu olayla bizlere anlatilan ve idrak etmemiz istenen gergek de yu- 
kanda anlattiklarimm tumudur du§unceme gore... Yoksa hig bir olay se- 
bepsiz meydana gelmez. 

Yeryuzunun en buyuk fitnesi olan Deccal'den Allah Teala'nm lutfuyla 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 363 



korunabiliriz. Ve yine umarim nefs deccali cikanlara Allah Teala ruhun- 
dan ufler de (isa iner de) kurtulur . 856 



Ben blem ve hem dirilem Sonunda seni oldurem, 
Goziine toprak dolduram Gele Deccal aele aele, 
Gore kirn senin halin n'ola. 

Ben oleyim ve hem dirileyim Sonunda seni oldureyim, 
Gozune toprak doldurayim Gele Deccal gele gele, 
Gore kirn senin halin n'ola. 



"Asa-vi Musa bendedir Hem ved-i bevza bendedir. 
Misri bang bir bendedir 857 Gele Deccal aele aele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

"Musa Asa'si bendedir Hem "parlak el"i de bendedir, 
MisrT bana bir bendedir Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Zahirde Misrigorunur isa ati cul buriinur, 
Yiizii karadir ici nur Gele Deccal aele aele, 
Gor kim senin halin n'ola 

Zahirde Misrigorunur isa ati gul burunur, 
Yuzu karadir \g\ nur Gele Deccal gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola 

Yeter am sen horladm Kopek gibi cok hirladm, 
Cok catladm hem aurledin Gele zalim aele aele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Yeter am sen horladm Kopek gibi gok hirladm, 
Cok gatladm hem gurledin Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Bilmis olAdem'dir gelen isava hemdemdir gelen, 
Canlara merhemdir gelen Gele zalim aele aele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Bilmi§ ol Adem'dir gelen isa'ya canciger arkada§tir gelen, 
Canlara merhemdir gelen Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 



html\www. sessizsozler.org 
57 Bende: f. Baglanmi§ olan. Kole. Esir. Hizmetg. Hizmetkar. Kul 



364 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kur'an benim Furkan benim Derdlilere derman benim, 
Bu zulmeti acan benim Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Kur'an benim Furkan benim Derdlilere derman benim, 
Bu zulmeti agan benim Gele zalim gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

"Kur'an benim", burada Kur'andan maksat Zat, "Furkan benim" 
Furkandan murad da sifattir, yani zat ve sifat benim demektir. Cehalet 
hastahgma derman benim. Bu bilgisizlik karanhgmi agan, gideren hep be- 
nim. 

Kur'an-i Kerim'in sirlari " Fatiha-i §erifte " dir. Fatihanm sirlan ise "Bes- 
me/e"dedir. Cunku Besmele Hazarat-i ilahiyyeyi camidir. Hazarat-i ilahiyye 
ugtur: 

1 - Uluhiyyet, 2- Rahmaniyyet, 3- Rahimiyyet dir. Bunlar sirasiyla 
Tevhid-i ef al, Tevhid-i Sifat, Tevhid-i Zattir. 

Kur'an'm esran benim, Goklerin envan benim, 
Mii'minin ikran benim Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Kur'an'm esran benim, Goklerin nurlari benim, 
Mu'minin ikran benim Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Oluleri diriltirim Aglayani guldururum, 
Deccal'i ben oldururum Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Oluleri diriltirim Aglayani guldururum, 
Deccal'i ben oldururum Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Deccal aceb vorulmadm inadmdan aynlmadm, 
Bir oliisiin dirilmedin Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Deccal aceb yorulmadm inadmdan aynlmadm, 
Bir olusun dirilmedin Gele zalim gele gele, 
Gor kim senin halin n'ola. 

Sen beni ciinkim bilmedin imana kabil olmadin, 
Hasma mukabil olmadm Gele zalim gele gele. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 365 



Gor kirn senin halin n'ola. 

Sen beni gunku bilmedin imam kabul eden olmadm, 
Du§mana kar§ihk vermedin Gele zalim gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Vucudun Hakk vucududurAllah'm halka cududur 858 
Ma'dum iken mevcududur Gele Zalim gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Vucudun Hakk vucududurAllah'm halka ikramidir, 
Yok iken var edilendir Gele Zalim gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Misri'nin sozii dagidir Kuy utricular topragidir, 
Halka cevahir dagidir Gele Deccal gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 

Misri'nin sozu dag'dir Kuyumcular topragi (altin)dir, 
Halka cevahir dagidir Gele Deccal gele gele, 
Gor kirn senin halin n'ola. 



Cud: Comertlik. Sahilik. Eli agik olmak. Muhtaglann vaziyetlerini, durumlarmi 
bildirmege meydan vermeksizin lutuf ve ihsanda bulunma haleti. Mucahede-i diniye 
ve ne§r-i hakaik-i Kur'aniye ve imaniye hizmetinde mutemed zatlara luzumunda 
maddeten de i§tirak etmek fedakarhgi. 



366 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



VA 

182 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun. 

Essala her kim gelur bazar-i a§ka Essala, 
Essala her kirn yanarsa nar-i a§ka essala. 

Essala dar-i Enel-Hak'da bugun Mansur olup, 

Can u ba§mdan gegen berdar-i a§ka essala. 
ibn-i Edhem gibi tac u tahtmi terk eyleyup, 
Soyunup abdal olan hunkar-i a§ka essala. 

Kendini odlara atan §ol Halilu'llah gibi, 

Can u dilden bulbul-i gulzar-i a§ka essala. 
Varhgi dagin deliip $frin iline yol eder, 
Ey Niyazisoyle ol mi'mar-i a§ka essala. 

Essala 859 her kirn gelur bazar-i a$ka essala, 
Essala her kirn yanarsa nar-i aska essala. 

Essala her kirn gelir a§k pazarina essala, 
Essala her kirn yanarsa a§k ate§ine essala. 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz burada meydan okuyor. 

Essala dar-i Enel-Hak'da bugun Mansur olup. 
Can u basmdan gecen berdar-i 860 aska essala. 

Essala "Enel-Hak" daragacinda bugun Mansur olup, 
Can ve ba§mdan gegen a§ka asilmi§a essala. 

Hallac-i Mansur kaddese'llahu sirrahu'l-aziz "Enel Hak", yani "Ben 
Hakk'im" sozlerini soylemesi uzerine §er'an ve hakikaten katli lazim geldigi- 
ne fetva verdi. Cunku "Enel-Hakk" demesiyle Mansur Hakk'i kendi 
vucudunda kaydetmi§ oldu. Cenab-i Hakk gerek §eriat ve gerek hakikatte 
kayiddan munezzehtir. Mansur ise bu sozleri sarf etmesindeki iddiasmdan 
geri donmedi ve tovbe etmediginden sonunda katlolundu. 

ibn-i Edhem gibi tac u tahtmi terk eyleyup, 



Essela: "Kendine guvenen ortaya gksin" manasmda meydan okuma sozudur. 
Berdar: f. Asilmi§, yukan kaldinlmi§. Tutucu. itaat edici ve ettirici. Meyveli. 
Meyve verici olan 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 367 



Sovunuo abdal 861 olan hunkar-i aska ess aid. 

ibn-i Edhem gibi tac ve tahtini terk eyleyip, 
Soyunup abdal olan a§k sultanina essala. 

Kendini odlara atan sol Halilu'llah gibi, 
Can u dilden bulbul-i gulzar-i aska essala. 

Kendini ate§lere atan §u Halilu'llah gibi, 
Cam dilden a§k gulbahgesi bulbulune essala. 

Varligi dagm deliip Sfrin iline vol eder, 
Ev Nivazfsovle ol mi'mar-i aska essala. 

Varligi dagm delip §Trin iline yol eder, 
Ey NiyazTsoyle ol a§k mimarma essala. 



TAHMIS-IAZBI 

Essala huban 862 gonulden bad-i a§ka essala 

Essala her kirn satarsa var-i a§ka essala 

Essala herkim girerse kari a$ka essala 

Essala her kim geliir bazar-i a§ka essala, 

Essala her kim yanarsa nar-i a§ka essala. 

A§kla zillet onda hor iken mamur olup 
Hayr He §erden elm yuv cumle sender) dur olup 
Dahi kahrmdan habibin ruz-u §ep mesrur olup 
Essala dar-i Enel-Hak'da bugun Mansur olup, 
Can u ba§mdan gegen berdar-i a§ka essala. 

Dort huruftan bir bilir kamil cevabi gelup 

Ku$dilin a'la 863 bilir ol sirri duyup sir soy ley up 

Bu tasavvuftan okursun dersini ezberleyup 



861 Abdal: t. Safdil, ahmak, bon. Afganistan'da ya§iyan bir Turk kavminin adi, bu 
kavimden olan kimse. Anadoludaki bazi gogebelerin adi ve bunlardan olan kimse. 
Dervi§, ermi§, kalender. Kendini Allah'a adami§. Ona teslim olmu§, bu yolda q\\e 
Cekmi§ kimse. (Bak : Ebdal) 
Huban: f. Guzeller, iyiler 
863 A'la: ustun, yuce, gok yuksek, kiymetli. 



368 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ibn-i Edhem gibi tac u tahtmi terk eyleyiip, 
Soyunup abdal olan hunkar-i a§ka essala. 

Zahir u batm gedalik ola ayni $ah gibi 
Ceset vucudu her gonul obdoldir siyoh gibi 
Bahr-i a$ka ten sefine dil ona melah 864 gibi 
Kendini odlara atan §ol Halilu'llah gibi, 
Can u dilden bulbul-i gulzar-i a$ka essala. 
Evvel ve ahirde bir soz olmaya gergek yalan 
Her ne soz kirn soylenir Hakk'tan nihan olmaz ayan 
Azbi rahi a§ka girdi varmi yagma kilan 
Varligi dagm delup $frin iline yol eder, 
Ey Niyazisoyle ol mi'mar-i a§ka essala. 



864 Melah: f. gekirge 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 369 



183 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun 

Devredup geldim cihana yine bir devran ola, 
Ben gidem bu ten sardyi yikila virdn ola. 

Cu§ ediip umman-i can cismim gemisin dagida, 

Yerler altmda tenim toprak He yeksan ola. 
Bu vucudum dagi kalka atila yiinler gibi, 
$e§ cihatim agila bir haddl yok meydan ola. 

Dort yammdan nar u bad u ab u hak ede hucum, 

Benligim anlar alup bu varligim talan ola. 
Dagila terkibim otuzlkl harfola tamam, 
Nokta-i simrn kamunun cevherine kan ola. 

Cumle efkar-i havassim ha§r ola bu arsada, 

Kalka la r hep yeniden sankim baharistan ola. 
Yevm-i Tiibla'dir o gun her mana bir suret giyer, 
Kimi nebat ve kimi hayvan, kimisi insan ola. 

Kabrime dostlar gelip fikredeler ahvalimi, 

Her biri bilmekte halim valih u hayran ola. 
Her kirn ister bu Niyazi derdimendi ol zaman, 
Sozlerini okusun kirn simna mihman ola. 

Devredup geldim cihana yine bir devran ola, 
Ben gidem bu ten sarayi yikila virdn ola. 

Devredip geldim cihana yine bir devran ola, 
Ben gideyim bu ten sarayi yikila viran ola. 

Devir nazariyesinden bahsedilmektedir. 

Cu$ ediip umman-i can cismim gemisin dagida, 
Yerler altmda tenim toprak He yeksan ola. 

Can denizi kaynayip cismim gemisini pargalaya, 
Yerler altmda tenim toprak ile bir ola. 

Bu vucudum dagi kalka atila yiinler gibi, 
5e$ cihatim acila bir haddi yok meydan ola. 

Bu vucudum dagi kalka atila yunler gibi, 
alti yonum agila bir smiri yok meydan ola. 

Port yammdan nar u bad u ab u hak ede hucum, 
Benligim anlar alup bu varligim talan ola. 



370 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Dort yanimdan ate§, hava, su ve toprak ede hucum, 
Benligim anlar ahp bu varhgim talan ola. 

Dagila terkibim otuziki harfola tarn am, 
Nokta-i sirrim kamunun cevherine 865 kan 866 ola. 

Dagila terkibim otuziki harf ola tamam, 
Nokta-i sirrim her§eyin cevherine kan ola. 

Beyitte gegen otuziki harften murad Meratib-i halkiyye olup 
yirmisekizdir. Bunlar: Nur-i MuhammedT, Nefs-i kul, Tabiat, Heyula, Cism- 
i kul, §ekil, Ar§, KursT, Felek-i atlas, Felek-i Menazil, yedi kat gok, yedi kat 
yer, maden, bitki, hayvan, cin ve melektir. Bunlardan sonra Meratib-i 
Hakk'iyye de dort ki, bunlar da "Fatiha" suresinde zikredilmi§tir. Bunlar 
Uluhiyyet, Rahmaniyyet, Rahimiyyet, ve Malikiyyet tir. Boylece toplam 
mertebeler otuziki olmu§ olur. i§te bunlar tamam olunca her cevher kan 
(kaynak) olur. 

Ciimle efkar-i havassim ha$r ola bu arsada, 
Kalkalar hep veniden sankim baharistan 867 ola. 

Butun duygularimm du§uncelerim ke§f ola bu arsada, 
Kalkalar hep yeniden sanki baharistan ola. 

Yevm-i Tiibla'dir o gun her mana bir suret giver, 
Kimi nebat ve kimi hayvan, kimisi insan ola. 

Yevm-i Tubla'dir o gun her mana bir suret giyer, 
Kimi bitki ve kimi hayvan, kimisi insan ola. 



865 Cevher: Bir §eyin ozu, esasi. Kiymetli ta§. £elik uzerindeki naki§. Edb: Noktah 
harf. Yalniz noktah harflerin ebcedisi hesab edilerek yazilan manzum tarih. Harf- 
lerin noktasi. FIs: Varhgi kendinden olan, var olmak igin kendi di§mda ba§ka bir§eye 
muhtag olmayan varhk. Allah'a inanan filozoflar iki ge§it cevher kabul etmi§lerdir. 
Yaratici cevher, Allah. Yaratilmi§ cevher, madde, ruh. Allah'i cevher olarak vasiflan- 
dirmak noksan bir anlayi§tir. ^unku cevher Allah'm sifatlarmdan ^kiyam-i binefsihi: 
varhgi kendinden olan" sifatmi belirtebilir. Allah'i sifatlan ve isimleriyle tanimak icab 
eder. Maddeci filozoflar cevher olarak yalniz maddeyi kubul ederler. Oysa madde 
Allah'in yarattigi alemlerden sadece biridir. Fizik ilmi maddenin enerjiye ve enerji- 
nin maddeye donu§tugunu gostermi§tir. Madde de enerji de belli kanunlara bagh- 
dir. Kanun varsa kanun koyucu da vardir. Madde ve enerjiye hakim olan ve kanunla- 
n koyan, madde ve enerjiyi yaratan Allah'dir. 

866 Kan: f. Bir §eyin menbai. Kuyu. Kaynak. Maden ocagi. Bir keyfiyetin. (niteligin) 
bol olarak bulundugu kimse 

Baharistan: f. ilkbaharm hukum surdugu zaman. Ye§il ve gigekli yer. Molla 
Cami'nin eseri. 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 371 



jSljlJl^Sui*^ 868 "Sirlarm orta yere gikanlacagi giin" yani mah§erde her- 

kesin ameli birer suret giyer. O kimsenin amelleri hayir ise, hurt, gilman, 
agaglar, meyveler, ku§lar vesair §ekillerinde. O kimsenin amelleri §er ise, 
maymun, yilan, akrep, domuz, kopek veya bunlara benzer suretler giyip 
dururlar ve bunlar tartihrlar. Cunkii ameller birer suret giymeyince tartila- 
mazlar. Onun igin Mirag gecesi Resulun donu§unde ibrahim aleyhisselam 
ile goru§tugunde (yedinci katta): "Yd, Muhammed benden ummetine selam 
soyle i§te cennet bo$tur. Cennetin her nimeti amellerin suretleridir. Bu 
cennet (Suphanallah, Velhamdulillah ve Lailahe illallah vallahu ekber) de- 
mekle dolor" demi§lerdir. insanlarm dunyadaki amelleri suret giyip tartihr- 
lar, hasenati (iyilikleri yaptiklan guzel i§leri) seyyiatmdan (fenahklan, yap- 
tiklari fena i§leri) fazla olanlar cennete, seyyiati hasenatmdan fazla olanlar 
cehenneme girse gerektir. 

Kabrime dostlar gelip fikredeler ahvalimi, 
Her biri bilmekte halim valih u hayran ola. 

Kabrime dostlar gelip fikredeler hallerimi, 

Her biri bilmekte halim §a§akalmi§ ve hayran ola. 

NiyazT-i MisrT, kabrini ziyaret edenlere himmet ve tasarrufta bulunup ik- 
rami olacagmdan haberdar ediyor. 

Her kirn ister bu Niyazi derdimendi ol zaman, 
Sozlerini okusun kirn sirring mihman ola. 

Her kirn ister bu derdli Niyazi'yi o zaman, 
Sozlerini okusun kirn sirrma misafir ola. 



TAHMIS-IAZBI 

Cevrine a§ik Habibin bende-i ferman ola 
To ezel adet oluptur kamile punhan ola 
Kimine bu soz gumandir 869 kimine iman ola 
Devredup geldim cihana yine b\r devran ola, 
Ben gidem bu ten sarayi yikila viran ola. 



868 Tarik, 9 

869 Guman: f. Zan. Tahmin. Sanmak. §uphe 



372 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Otmeye can bulbulu bu ten gulu bir gun sola 
Vine halda$im gelip bu sirrima vakifola 
Yikulup bu dert deyu varim bir kuru adem kala 
Cu§ ediip umman-i can cismim gemisin dagida, 
Yerler altmda tenim toprak He yeksan ola. 
Olmadi bu sirra mahrem hamdulillah ecnebi 
Kandedirsirn Hah? kandedir sirri nebi 
£unku bir zilli hayaldir bende bu sirri ebi 
Bu vucudum dagi kalka atila y tinier gibi, 
$e§ cihatim agila bir haddi yok meydan ola. 

Mebde-i sirri maadi fehmeder ehli huner 
Dort kitabm remzini bir noktadan ezber eder 
Er ki$i maksudun ister eyleyup azmi sefer 
Yevm-i Tubla'dir o gun her mana bir suret giyer, 
Kimi nebat ve kimi hayvan, kimisi insan ola. 
Bir imi§ savm u zekat hac sucud He kiyam 
Boyle bir hali vucudum o I may a ru$en zalam 870 
Harfu savtim kalmaya tekmil ola kulli kelam 
Dag i la terkibim otuziki harfola tamam, 
Nokta-i sirnm kamunun cevherine kan ola. 

Edeler yagma olmadan cumle kfl u kali 
Cubbe ve destar 871 He zahir gorenler $alimi 
Ben bile f ark etmez olam hali mafVI balimi 
Kabrime dostlar gelip fikredeler ahvalimi, 
Her biri bilmekte halim valih u hay ran ola. 
Dervi$ Azbibir olur ha I eh line issi ziyan 872 
Ehli hal olan ki§iye sigmiya $ek ve guman 
Ta gire bir Rehire salik olmaya gergek yalan 
Her kirn ister bu Niyazi derdimendi ol zaman, 
Sozlerini okusun kirn simna mihman ola. 



870 Zalam: Karanhk. Zulmet. 

Destar: f. Sank, imame, ba§a sanlan tulbent. 
872 AzbT Baba'nin divanmda burasi "ummi zeban" gegiyor 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 373 



184 

Vezin: Mustef' ilun Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun. 

Devran odur kim devrini devr-ifelek bilmez ola, 
insan odur kirn sirnni ins u melek bilmez ola. 

Merkep izinde su goriip deryayi gordum sanma sen, 

Derya odur kirn ka'rim asla semek bilmez ola. 
Adem odur kim nan ola hem ma u hem zeman ola, 
Hayvandan ol adal durur nan u nemek bilmez ola. 

Kami! odur kim ag susuz gok gok emek gekmi§ ola, 

Nakis o gigdur bunda kim hergiz emek bilmez ola. 
Herbir NebJ, herbir veil zi I let I e erdi menzile, 
Misri'ye sogsiin §ol agiz Allah demek bilmez ola 

Devran odur kim devrini devr-i felek bilmez ola, 
Insan odur kim sirnni ins u melek bilmez ola. 

Devran odur kim devrini devr-i felek bilmez ola, 
insan odur kim sirnni insan ve melek bilmez ola. 

Sirnni kotulerden gizlemen §a§ilacak bir §ey degil; §a§ilacak §ey ken- 
dinden de saklaman, kendinden de gizlemendir. 873 

Merkep izinde su aoriip deryayi gordum sanma sen, 
Derya odur kim ka'rini 9,1 * asla semek bilmez ola. 

Merkep izinde su gorup deryayi gordum sanma sen, 
Derya odur ki dibini asla bahk bilmez ola. 

Adem odur kim nan ola hem ma u hem zeman 875 ola, 
Hayvandan ol adal durur nan u nemek 876 bilmez ola. 

Adem odur ki ate§ ola hem su ve hem zaman ola, 
Hayvandan o a§agidir ekmek ve tuz bilmez ola. 



873 Mesnevi, c.ll. b.1500. 



874 Ka'r: Derinlik. Dip. Her §eyin dibi. Nihayet. Yemegi dipten yemek. Calmak. 
koparmak 

875 Zeman: Zaman, devir, vakit, gag, mevsim, mehil.(Levh-i Mahv-isbat ise, sabit ve 
daim olan Levh-i Mahfuz-u Azam'in daire-i mumkinatta, yani mevt ve hayata, vucut 
ve fenaya daima mazhar olan e§yada mutebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tah- 
tasidir ki, hakikat-i zaman odur. Evet her§ey'in bir hakikati oldugu gibi, zaman dedi- 
gimiz, kainatta cereyan eden bir nehr-i azimin hakikati dahi Levh-i Mahv-isbat'taki 
kitabet-i kudretin sahifesi ve murekkebi hukmundedir. S.) 

876 Nemek: f. Tuz. Milh. Lezzet, tat. Baghhk, hak. 



374 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kamil odur kim ac susuz cok cok emek cekmis ola, 
Nakis o cicjdur bunda kirn hergiz * 11 emek bilmez ola. 

Kamil odur kirn ag susuz gok gok emek gekmi§ ola, 
Noksan o kimsedir bunda kirn asla emek bilmez ola. 

Herbir Nebi, herbir velfzilletle erdi menzile, 
Misri've sogsun sol agiz Allah demek bilmez ola 

Herbir NebT, herbir velT zilletle erdi menzile, 
MisrT'ye sogsun §ol agiz Allah demek bilmez ola 

TAHMiS-iAZBt 

Eyle eziyet nefsine ruhun dilek bilmez ola 
A§ik olan vuslat igin kaydi gerek bilmez ola 
Hakk'al yakfn fzan bula a$k ehli $ek bilmez ola 
Devran odur kim devrini devr-ifelek bilmez ola, 
insan odur kim simni ins u melek bilmez ola. 

Yarin cefasm gekmedin a$ik gerek usanmasm 
Mevladan ozune kimse yok hig kimseye dayanmasm 
Arifo derdimin goreferda safasm ekmesin 
Merkep izinde su gorup deryayi gordum sanmasm, 
Derya odur kim ka'rim asla semek bilmez ola. 
Ehli sulukun §artidir baki ten He can ola 
Her ne gelir dostundan gelir can He birferman ola 
Sahn-i nza igre girip hem hak He yeksan ola 
Adem odur kim nan ola hem ma u hem zeman ola, 
Hayvandan ol adal durur nan u nemek bilmez ola. 
Daim ede mestanelik a§k meyini igmi$ ola 
Dehrin bu ak ve karasm atip kamu gegmi§ ola 
Ta kim vara illiyyine Hakk'tan kanad agmi§ ola 
Kamil odur kim ag susuz gok gok emek gekmi§ ola, 
Nakis o gigdiir bunda kim hergiz emek bilmez ola. 
A§km elinden AzbYya mesken kafesdir bulbule 
Duymaz cefa senden onun canm verir bulbul gule 
Bu remzi kamil gerek zahir He batm bile 
Herbir NebT, herbir velfzilletle erdi menzile, 
MisrT'ye sogsun §ol agiz Allah demek bilmez ola 



877 Hergiz: f. Asia, kat'iyyen. Higbir suretle. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 375 



185 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Bugun Ya'kub-i kalbe Yusuf-i candan geldi, 

Kamfs-i pur- nesfm He o canandan haber geldi. 

Agil ey gozlerim envar-i vech-i zul-celalfden, 
Dila bedr ol kim mehr-i dirah§andan haber geldi. 

Yerinme nakisim deyu kemal ehlini gordukge, 

Kamu noksani tekmil eden insanlardan haber geldi. 

Ne kirn yagma olundu gekme gam §imden geru sen var, 
Dil-i vfrandaki ol kenz-i vf randan haber geldi. 

Edip dilhaneyi tamir otur bu beyt-ul ahzanda, 

Bu §eb bana seher vaktinde mihmandan haber geldi. 
Bu Misrf'nin vucudu Misrfnin oldur §ehin§ahi, 
Ezelden ta ebed hukm-i Suleyman'dan haber geldi. 



Bugun Ya'kub-i kalbe Yusuf-i candan geldi. 
Kamfs-i pur 878 - nesfm He o canandan haber geldi. 

Bugun Ya'kubun kalbine Yusuf-i candan geldi, 
Ogul gomleginin esintisi ile o canandan haber geldi. 

Bu beyitte Yusuf dan murat ruhtur, Yakub'dan murad ise kalbtir. Ruh 
makami, hakikat makami olup "Makam-i cem" dir. Makam-i cem'e vasil 
olmadan hig "Hazret-il cem" e vasil olunabilinirmi? Once Yusufa, andan 
Yakuba gidilir. Kur'an-i KerTm butun enfus ve afaki camidir. Fakat bir taife 
vardirki, onlara "Taife-i Batimyye" tabir olunur. Bunlar Kur'ani yalniz 
enfuse hasrederler. Mesela; Salat-i afakiyeyi tanimazlar, salati yalniz 
enfusiyyeye hasrederler. Orug keza oyle ve diger farzlan da enfuse (nefisle- 
re) hasredip, afakiyyeyi inkar ederler. 

Cebrail akl-i Resuldur, israfil himmet-i Resuldur, yoksa Cebrail ve 
israfilin ash yoktur, murad enfusTdir diyerek, afakiyyeyi inkar ederler. 
Taife-i zinadika gibi bu gibiler kafirdir. Kur'ani yalniz enfuse hasreden kuf- 
reder. 



878 Pur: (C.:Puran) Ogul. Evlad; 



Piir: f. £ok, dolu, cok fazla, memlu, tekrar (manalarma gelir, birle§ik kelimeler yapi- 
hr) Sahib, malik. 



376 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Acil ey gozlerim envar-i vech-i zul-celaliden, 

Dila bedr 879 ol kirn mehr-i 880 dirahsandan haber geldi. 

Agl ey gozlerim zul-celalinin yuzunun nurlarmdan, 
Ey dolunay gibi gonul parlayan gune§ten haber geldi. 

Zulcelalin nurlarmdan murad, burada gorunen mevcudattir, yani ilahT 
Cemaldir. Bu gorunenler Hakk'm ef ali, isimler ise Hakk'm sifatidir, bunlar 
zata delalet eder. 

Yerinme nakisim devu kemal ehlini gordiikce, 
Kamu noksani tekmil eden insanlardan haber geldi. 

Yerinme noksanim diye kemal ehlini gordukge, 
Butun noksani tamamlayan insanlardan haber geldi. 

insan-i nakisim diye yerinme, yani uzulme seni tekmil ettirirler. Cunku 
insan-i Hayvan vardir ki tevhide hig dahil olmami§tir ve seyr-i suluk gorme- 
mi§tir, bunlara insan-i Hayvan tabire olunur. Tevhid-i Ef al ve Tevhid-i sifat 
makamlanni gormu§ veya yalniz Tevhid-i Ef ali gormu§ olanlara insan-i Nakis 
tabir olunur. Tevhid-i zata vasil olanlara "insan-i Kamil" tabir olunur. 
"Kamu noksani tekmil eden insandan haber geldi" 

Bir kere tevhide ayakbastimi, o kimse kamil olur, yani "insan-i Kamil" 
mertebesine vasil olur, ona makamlar tekmil ettirilir. Bir kere o adam 
hayvaniyetten kurtuldumu, ya bu alemde veya son nefesinde veya Berzah 
aleminde, ya mah§erde ona tekmil ettirilir, mahrum kalmaz. 

Ne kirn vagma olundu cekme gam simden aeru sen var, 
Dil-i vfrandaki ol kenz-i vf randan haber geldi. 

Ne kirn yagma olundu gekme gam §imden geri sen var, 
Peri§an gonuldeki o harap hazineden haber geldi. 

"Sana mi inanacagiz? Sana en rezil kimseler uymaktadir" c/ec//7er. 881 



79 Bedr: (Bedir) Dolunay. Aym en parlak oldugu hali. Mekke-i Mukerreme ile Me- 
dine-i Munevvere arasmda bir yer ismi. Bir §eyin tamam olmasi. Sibak ve sur'at 
etmek. Bir i§in ansizm zahir olmasi. Tam ve munasib olan aza. Dolu §ey. iyi hiz- 
met eden kole. 

Mehr: A§k, §efkat, muhabbet. Gune§. Huk: Mihr. Evlenme muamelesinde 
erkektarafmdan kadma verilen nikah bedeli 
881 §uara, 111 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 377 



Edip dilhaneyi tamir otur bu bevt-ul ahzanda, 882 
Bu $eb bang seher vaktinde mihmandan haber geldi. 

Gonul evini edip tamir otur bu dunyada, 

Bu gece bana seher vaktinde misafirden haber geldi. 

Bu Misri'nin vucudu Misrinin oldur sehinsahi, 
Ezelden ta ebed hukm-i Suleyman'dan haber geldi. 

Bu MisrT'nin vucudu Misrinin o dur §ahlar §ahi, 
Ezelden ta ebed hukm-i Suleyman'dan haber geldi. 



TAHMIS-IAZBI 

Bihamdillah vel'minne 883 ki dermandan haber geldi 

Bu derdin garesin buldum gu Lokman'dan haber geldi 

Bugun misri dile 884 adl i$i sultandan haber geldi 

Bugun Ya'kub-i kalbe Yusuf-i candan geldi, 

Kamfsi pur- nesfm He o canandan haber geldi. 

Gorundu gun lyan bize huner arz-i kemalinden 
Ozumdur vuslatm dilde hakikat hali hayalinden 
Dili bigare zar eder temenayi visalinden 
Agil ey gozlerim envar-i vech-i zul-celalfden, 
Dila bedr ol kirn mehr-i dirah§andan haber geldi. 

Ozumu eyledim tasdik hayal ehlini gordukge 

Ona hemdem olur gonlum visal ehlini gordukge 

Tema$ayi cemal eyler cemal ehlini gordukge 

Yerinme nakisim deyu kemal ehlini gbrdukte, 

Kamu noksam tekmil eden insanlardan haber geldi. 
Bugun oldum emfn-i'llah emanettir bana esrar 
Eri$tim ilmi Yezddn'a inayet eyledi settar 
Cufeyzin eyledi ihsan cenabi Hazret-i Gaff a r 
Ne kirn yagma olundu gekme gam §imden geru sen var, 
Dil-i vfrandaki ol kenz-i vfrandan haber geldi. 



Ahzan: (Huzn. C.) Huzunler, kederler, sikmtilar, tasalar, gamlar 
Allah Teala §ukur minnetle beraber 
884 misri dile: Gonul §ehri 



378 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Bu hasret i$tiyakmdan sana sanma ziyan ede 
Sana ihsan ere Hakk'tan vucudun ayn-i can ede 
Kamu derdi dile derma n ola bakidefanide 
Edip dilhaneyi tamir otur bu beyt-ul ahzanda, 
Bu §eb bana seher vaktinde mihmandan haber geldi. 
Musemma ola ta esma birakma dilden Allah'i 
Yorulup kalma gel yolda gece gunduz edup ahi 
Ben AzbVnin vucudundan eser kalmadi vallahi 
Bu Misri'nin vucudu Misri'nin oldur §ehin§ahi, 
Ezelden ta ebed hukm-i Suleyman'dan haber geldi. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 379 



186 
7+7=17 

ley die gun salmdi, kal'a-i Van almdi, 
Batil vucud dolandi, vucud-i Hakk bulundu. 

Vucud-i insana can, muhakkak oldu Sultan, 

$eytani siirdii Rahman, levhinden ol silindi. 
Bir mahftsahhar idi, kattal u cebbar idi, 
Cadu-yi mekkar idi, cadulugu bilindi. 

Tevbe ederdi hay re, niyet ederdi §erre, 

Kup olmu§ idi hamre hamrin kiipii delindi. 
Sevmezdi ol be§eri, earn idi hep zaran, 
Ehl-i Hakk'm cigeri, dilim dilim dilindi. 

01 zalimin elinden, gikti gogu yolundan, 

Ciida dii§iip ilinden, defterleri galmdi. 
Yezfd-i bed-nam idi, ilimde haham idi, 
it idi Bel'am idi ta§ra dill salmdi. 

Zevale 885 gun salmdi, kal'a-i Van almdi, 
Batil vucud dolandi, vucud-i Hak bulundu. 

Gun sona erdi, Van? kalesi alinch, 

Batil vucud gevrildi, Hakk vucudu bulundu. 

VANtMEHMED EFENDI' 886 

Van? Mehmed Efendi'nin hayatmi; hayati, yeti§tirmi§ oldugu talebeleri, 
yaptirmi§ oldugu eserleri (hayrati) ve yazmi§ oldugu eserleri olarak dort ana 
ba§hk allmda ele alabiliriz. 

A. HAYATI 

1. Dogum Yeri ve Kimligi 

Turk tarihinin altm sayfalarmda; dint, siyasT ve edebT bakimdan yerini al- 
mi§ olan Van? Mehmed Efendi, daha gok ilmT ve siyasT hayatiyla dikkatimizi 
gekmektedir. XVII. yuzyilda ya§ami§ olup VanT-zade ismiyle un yapmi§tir. 
Van ilinin Ho§ab kasabasinda dogmu§tur. Kunyesi §6yledir; Van? Muham- 
med b. Bistam b. Rustem b. Halil el-Huseym el-Ho§abT'dir. Dogum tarihi 
kesin olarak bilinmemektedir. Van? Mehmed Efendi'nin Hakk'a yuruyu§ tari- 



885 Zeval: Zail olma, sona erme. Gitmek. Yerinden aynhp gitmek. Gunesjn tam 
ortada gibi, bas, ucunda bulundugu zaman. Gune§in nisf-i nehar dairesinden bat- 
maya dogru donmesi. Seyrinin sonuna yakla§masi. 
886 (KONUK, 2001), s.7-16 



380 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



hi ise (1096/1685) olarak bilinmektedir. Kendisine dogdugu yerle ilgili lakap- 
lar takilmi§tir. Vanh olmasindan VanT, Mehmed Efendi ve Van? Mehmed 
Efendi diye anilmi§tir. Ho§ab'h olmasi, el-Ho§abT olarak taninmasma yol 
agmi§tir. 

Burada onemle §unu arz etmek gerekir ki, bazi kutuphane kataloglann- 
da, Van? Mehmed Efendi ile Vankulu Mehmed Efendi birbirine kari§tirilmi§- 
tir. Vankulu Mehmed Efendi (Van §ehri hyt. 1592) bir Turk bilginidir. Muder- 
ris ve muftudur. Vankulu Mehmed Efendi hazirladigi Arapga Turkge sozluk 
ile un kazanmi§tir. 

JBrockelmann (1868/1956) GAL diye bilinen eserinde, Van? Mehmed 
Efendi (hyt. 1096/1685) ile Vankulu Mehmed Efendi'yi (hyt. 1000/1592) 
ayni §ahis olarak kaydetmi§ ve bu eserinde, Van? Mehmed Efendi'yi; M. b. 
Bistam al-Hassabi Want Ef., Wanqulu, starb 1096/1685 §eklinde zikretmi§ ve 
buna kaynak olarak da; Bursah Mehmed Tahir, Osmanh Muellifleri, II, 50 ile 
ismail BelTg Efendi, Guldeste-i Riyaz-i irfan, S. 209'u gostermi§tir. 

Ancak, Brockelmann'm kaynak olarak gosterdigi bu eserlerde Van? 
Mehmed Efendi ve Vankulu Mehmed Efendi hakkmda bilgi verilmi§ olup, bu 
iki §ahsiyet birbirine kari§tinlmi§tir. Herhalde, her ikisinin Van'h olmasindan 
dolayi, Brockelmann bazi kutuphane kataloglarmda da kari§tinlmasi sebe- 
biyle kendisi de bu konuda yanilmi§ olabilir. 

Kutuphane kataloglarmdaki yanh§ kayitlardan bir ornek verirsek; Yeni 
Cami matbu katalogunda, Mehmed el-VanT e§-§ehir bi-VankulT (hyt. 1000); 
Es'ad Efendi Kutuphanesi defterinde ise, Mehmed el-VanT e§-§ehir bi- 
Vankulu (hyt. 1000) olarak kayithdir. 

Zaten bu iki §ahsm Olum tarihleri arasmda 93 yil gibi bir zaman farki var- 
dir ki, ayri ayn donemlerde ya§ami§lardir. 

2. Talebelik Donemi 

Van? Mehmed Efendi ilim a§kiyla dolu oldugu igin, tahsilini daha da de- 
rinle§tirmek igin Van'dan ayrihp, Tebriz, Gence ve Karabag'a gitmi§tir. Van? 
Mehmed Efendi elde ettikleriyle yetinmiyor, daha fazlasma ve guzeline 
ula§mak istiyordu. Bu yuce gayesiyle ilim merkezlerinden biri olan Tebriz'e 
gitmi§tir. Lakin burada RafizTler ve dinsizler ile kar§ila§mi§tir. ilim ogrenimi- 
nin gikmaza girmemesi du§uncesiyle buradan Karabag'a gitmi§tir. Karabag'- 
da unlu, e§siz ustad Molla Nurettin hazretlerinin yanmda on yila yakm ilim 
tahsil edip, kendini yeti§tirmi§tir. 2 

VanTMehmed Efendi, daha gok tefsir, hadis, kisas-i enbiya ve tarihe ilgi 
duymu§tur. 0, ge§itli tarikatlerle ve tasavvufla ugra§mi§ fakat bu yolda git- 
memi§tir. 

Van? Mehmed Efendi ilim hayatmi tamamladigmda Erzurum'a yerle§ip, 
vaaz ve nasihatlerde bulunmu§tur. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 381 



3. Hayatinda Yapmi§ Oldugu Gorevler 

Van? Mehmed Efendi ilk olarak Erzurum'da vaizlik yaptigi yillarda, 
Kuprulu Fazil Ahmed Pa§a (hyt.H. .1069/1659) ile tani§tiktan sonraki yillanni 
istanbul'da gegirmi§tir. O, istanbul'da sultan vaizligi, hunkar vaizligi ve ordu 
vaizligi gorevlerinde bulunmu§tur. 

a) Vaizlik 

Van? Mehmed Efendi vaizlik donemine ilk olarak Erzurum'da ba§lami§tir. 
Vaizlik mesleginde o kadar un ve §6hret yapmi§ti ki, gevreden birgok kimse 
onu gormege ve dinlemeye geliyordu. 

O, §eyh olarak taninmi§ fakat tasavvuf yoluna girmemi§tir. Bu da onun 
dikkat geken bir diger tarafidir. 

Vaizlik mesleginde Erzurum'da epey gorev yapan Van? Mehmed Efendi 
bunun yam sira ilim meclislerindeki sohbetleriyle de me§hur olmu§tur. O 
senelerde Koprulu Fazil, Ahmed Pa§a Erzurum Beylerbeyisi olarak Erzurum'a 
geliyor ve Van? Mehmed Efendi'nin iinunu duyup onunla tani§iyor ve arala- 
rmda samimi ili§kiler olu§uyor. Boylece Van? Mehmed Efendi'ye istanbul 
yolu agilmi§tir. Onun, sultan IV. Mehmed 887 ile tani§masmi kolayla§tiran 
hatta sultan vaizligi ve ordu vaizligi mevkilerine kadar yukselmesine sebep 
olan ki§i Koprulu Fazil Ahmed Pa§a'dir. Van? Mehmed Efendi, 1664 yilmda 
istanbul Yeni Cami kursu vaizligine tayin edilmi§ bunun yam sira Sultan IV. 
Mehmed'in hocahk gorevi de ona verilmi§tir. 

Van? Mehmed efendi'nin talebelerinden ishak b. Hasan TokadT (hyt. 
1100/1688), Van? Mehmed Efendi'yi $ok 6vmu§, onu adeta bir ogut denizine 
benzetmi§tir. 

Van? Mehmed Efendi, §ehzade Mustafa'nm ve Ahmed'in de hocahgim 
yapmi§tir. 

b) Sultan Hocahgi 

Van? Mehmed Efendi'ye, onceden de ifade ettigimiz gibi, 1664'te Yeni 
Cami kursu vaizliginin yam sira, Sultan IV. Mehmed'in hocahk gorevi veril- 
mi§ti. Daha sonra §ehzade Mustafa'nm hocahgim yapmi§tir. Van? Mehmed 
Efendi Hunkar Vaizi gorevini ahnca, §ehzadenin hocahgim, damadi Feyzullah 
Efendi'ye devretmi§tir. 

§ehzade Mustafa'nm egitimine ba§lamlmasi, Van? Mehmed Efendi'nin 
ona ilk dersini vermesi, torenler duzenlemesi Hammer'de anlatilmaktadir; 
Sultan IV. Mehmed ayaga kalkarak oglunu kar§ilami§, gozlerinden operek, 
onu kendi yanma oturtmu§tu. §ehzade'nin egitimiyle gorevli Emir Efendi'- 
den once, Van? Mehmed Efendi evvela Bestnele'yi okutmu§, daha sonra da 



19. Osmanh padi§ahi olan IV. Mehmed'in babasi Sultan ibrahim, annesi de Hase- 
ki Hatice Tarhan Sultan'dir. Osmanh tarihinde, ava olan du§kunlugu, nedeniyle Avci 
Mehmed olarak tamnmi§tir. 



382 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



elif-ba'nin ilk dort harfini soyleyerek, §ehzadeye ug defa tekrar ettirmi§tir. 
Sultanin ikinci oglu Ahmed'in hocahgi da Van? Efendi'nin damadi Feyzullah 
Efendi'ye verilmi§ti. Feyzullah Efendi geng §ehzadeye verilecek olan ilk der- 
sin verilmesi §erefini Van? Efendi'ye birakmi§ti. (Temmuz 1680) 

c) Ordu Vaizligi: 

Ordu vaizi veya §eyhi, askerleri gaza ve cihada te§vik ve ordunun muzaf- 
feriyetine dua etmek igin bulundurulan kimselere verilen isimdir. Ordu vaizi 
olan kimse, yuksek ilmiye sinifma mensup bir zat olup, sava§tan once askere 
hitap eder, manevi destek saglardi. Oyle ki bazilan bizzat sava§a katihr, as- 
kerin onunde du§manla mucadele eder ve §ehadeti arardi. §anh tarihimizde 
bununla ilgili guzel ornekler vardir. 

Van? Efendi de ordu vaizliginde bulunmu§tur. O, sava§tan once askere hi- 
tap eder, manevi destek saglardi. 

1683 Viyana seferine Van? Efendi de katilmi§ti. Fakat II. Viyana ku§atma- 
si, bozgunla sonuglamnca, padi§ah tarafmdan Bursa Kestel'e surulmu§tu. 

4. IV. Mehmed ile Munasebetleri: 

Fazil Ahmed Pa§a'nm kanahyla IV. Mehmed (1642-1693) ile tani§an Van? 
Efendi, gok kisa bir surede sultanin sevgisine ve saygisma mazhar olmu§tu. 
Padi§ah her zaman onun derslerini dinler, hemen her seyahatinde onu ya- 
nmdan ayirmazdi. Dolayisiyla, meclis torenlerinde gok onemli ki§i haline 
gelen Van? Mehmed Efendi'ye padi§ah butun i§lerinde dani§ir hale gelmi§ti. 

Padi§ah, gok sevdigi bu vaize, cizye ve gumruk muhasebelerinden iki bin 
akga verdigi gibi, Bursa Kestel kalesi ve gevresindeki birgok koyu ona temlik 
etmi§ti, Bunun yanmda eskiden Papaz Bahgesi §imdi de Vanikoy 888 ismiyle 
anilan, Bogazigi'nde yer alan yeri de ona vermi§ti. 

Bu yorede gezmeyi avlanmayi seven, buradaki kasri ve bahgeleri yeniden 
duzenleten IV. Mehmed, §ehzadelerine hocahk eden Van'h bir hoca olan 
Van? Mehmed Efendi'ye burada buyuk bir toprak ve koruluk bagi§lami§tir. 

IV. Mehmed, Cuma gununden ba§ka her gun av tertip ederdi. Cuma gun- 
leri ise Van? Mehmed Efendi'nin vaazlarmi dinler, son derece ona guvenir; 
her i§inde ona dani§irdi. Padi§ah, Van? Mehmed Efendi'nin gok iyi bir ni§anci 
olmasindan dolayi ona tezhipli bir yay hediye etmi§ti. 

Van? Efendi'nin padi§ah uzerinde etkisinin buyuk oldugu; padi§aha bazi 
tekkeleri kapattirdigi, mevlevi semahlarmi, bekta§? ayinlerini, igki ve ticare- 
tini yasaklattirdigi soylenir. Vanikoy adi, bu Van'h hocadan gelmekte ve ug 
yuzyildan fazla suredir bu isimle anilmaktadir. 2 



Bogazigi'nin Anadolu yakasmda, Kandilli ile Cengelkoy arasmda kalan, Uskudar 
ilgesine bagh semt ve mahalledir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 383 



5. Ya§adigi Donemde Din? Siyasi Durum ve Faaliyetleri: 

XVII. asn inceledigimiz zaman, dim hayatin karga§a iginde oldugunu go- 
ruyoruz. Bu karga§a mutasavviflar ile fikihgilar arasmda olan mucadeledir. 
Onceleri fikir alamnda, kitaplarda vaazlarda olan bu mucadele, asnn sonla- 
rma dogru eyleme d6nu§mu§tu. Bu donemde Osmanh topraklan uzerinde 
tasavvufT hareketler iyice hizlanmi§ti. Bu mutasavviflar iginde dine uygun 
goru§u olan da vardi olmayan da vardi. 

SiyasT olarak baktigimiz zaman, Osmanh devletinin siyasT, idari, malT, as- 
kerT ve hukukT bakimlardan igten ige yikilmakta oldugu gorulmektedir. Padi- 
§ahlarm ya§larmm yetersiz olmasi sebebiyle gikarci vezirlerin idareyi ellerin- 
de bulundurduklan ve ru§vetin ileri safhalarda oldugu gorulmektedir. Ayrica 
bu donem, vezir-i azamlarm gok sik degi§tigi, siyasi ve idari istikrarm bozul- 
dugu en onemlisi de, Kosem Sultanlarm, Halice Tarhan Sultanlarm etkileri- 
nin gok kuvvetli oldugu karma kan§ik bir donemdir. 

Koprululer donemi; KanunT donemini hatirlatan istikrarh bir toparlanma 
donemi olmu§tur. Koprululerin vezirlik donemi Fazil Ahmed Pa§a donemi, 
Koprululer gibi ba§anh olamami§tir. II. Viyana Ku§atmasi(1683)'nin husranla 
sona ermesi artik Osmanh'nin Avrupa'da, Tuna boylarmda sona ermesi de- 
mekti. 

Donemin kulturel dokusuna baktigimiz zaman, XVII asir ilmi ve fikrT ba- 
kimdan medreselerle muderrislerin gah§malariyla ortaya gikmaktadir. Fakat 
bunlarm gali§malarinm ufkT olarak pek geni§ olmadiklarmi anhyoruz. Bunun 
yanmda, kultur hazinemizi zenginle§tiren onemli eserler te'lif ve tercume 
edilmi§tir. Bunlardan birkagi; 

AhTzade HalimT (hyt. 1604 m.) islam hukukunun onemli kaynaklarmdan 
Hidaye §erhi yazmi§tir. 

San Abdullah Efendi (hyt. 1660 m.) Hadikatu'l-fukaha adh eserini kaleme 
almi§ ve §erhini de yazmi§tir. Bunlarm yam sira Kefeli Ebu'l-Beka Eyub b. 
Musa (hyt. 1682 m.) Kulliyat-i Ebu'l-Beka adh lugatini yazmi§tir. 

Bunlarm yam sira, PegevT ibrahim Efendi(hyt. 1651 m.)'nin Tarh-i 
PegevT'si, Katip Celebi'nin (hyt. 1657 m.) eserleri, Solakzade HemdemT (hyt. 
1658) m.J'nin Solakzade Tarihi, Kuguk Ni§ancizade Mehmed Pa§a(hyt. 1571 
m.)'nin Ni§anci Tarihi bu donemin belli ba§h eserleridir. 

XVII. asirda, tasavvufT du§uncelerin oldukga yaygm oldugu ozellikle de 
Halvetiy-ye, Bayramiyye, KadirT ve Mevlevi tarikatlarimn etkin oldugu bir 
zemin yardir. Van? Mehmed Efendi kendisini boyle bir mucadelenin igerisin- 
de bulmu§tur. 

Van? Mehmed Efendi, XVII. asnn dint, siyasi ve ilmi ortammda, padi§ahm 
gozdeleri arasmda olmu§tur. Van? Mehmed Efendi birgok sahada, kendi 
fikirleriyle devlet igerisinde tesirli olmasim gok iyi bilmi§tir. Van? Mehmed 
Efendi'nin aktif rol aldigi bazi olaylar §unlardir. 



384 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kahvehanelerin kapatilmasina bizzat gali§mi§tir. Yine §arabin yasaklan- 
masini saglayan Van? Efendi olmu§tur. §eyhu'l-islam MinkarT-zade Yahya 
Efendi ile duanin aleni yapihp yapilmayacagi tarti§masi §iddetli bir §ekilde 
olmu§tur. Van? Mehmed Efendi duanin agiktan yapilmasmi savunuyordu. 

Ayrica Van? Mehmed Efendi, mutasavvif §air NiyazT-i MisrT kaddese'lahu 
sirrahu'l azizin (1618-1694) Bursa'dan Limni adasma surulmesi, Babaeski'de 
bulunan bir Bekta§T tekkesinin yiktirilmasi, MevlevTve HalvetT dergahlarimn 
kapattirilmasmdan sorumlu tutulmaktadir. 

6. Kestel'e Siirgun Edilmesi ve Hakk'a Yuruyu§u: 

Bu surgunun sebebi, II. Viyana Ku§atmasi(1683)'nm ba§ansiz olmasidir. 
Van? Mehmed Efendi bu ku§atmaya ordu vaizi olarak katilmi§ti. 

§6hret du§kunu Vezir-i A'zam Merzifonlu Kara Mustafa Pa§a bazi yazi§- 
malarla devlet kademelerini sefere te§vik ediyordu. Ayni §ekilde Yeni Cami 
vaizi Van? Efendi'ye de yazilar gonderip, vaazlarda Viyana seferini te§vik 
ettirmi§ti. Sonugta Van? Efendi padi§ahi, sefere razi etmeyi ba§armi§ti. 

Fakat bu seferin bozgunla sonuglanmasi, Kara Mustafa Pa§a'nm da haya- 
tma mal olmu§; Van? Mehmed Efendi'nin de padi§ahm gozunden du§mesine 
sebep olmu§tu. Neticede, onceden Van? Efendi'ye temlik edilen Kestel'e 
siirgun edilmi§ti. 

Bu surgun olayi Van? Mehmed Efendi'yi £ok uzmu§tu. Bu olaydan kisa bir 
sure sonra, 14 Zilkade 1096/12 Ekim 1685 Cuma gunii Hakk'a yurumu§tur. 

Van? Mehmed Efendi'nin iki kizi dort oglu vardi. Ogullarmin hepsi ilmiye- 
dendi. Ogullarmdan Ahmed Efendi islanbul payelilerinden, Selman Efendi 
ise Haremeyn evkafi mufetti§idir. 

Van? Efendi'nin zamanmda mutasavviflara olan tutumu, Edirne Vak'asmi 
kendi ailesi aleyhine gevirmi§ti. 

B. TALEBELERi 

Van? Mehmed Efendi'nin tesbit edilen iki talebesi vardir. Bunlardan biri, 
§eyhulislam Feyzullah Efendi(1048-1115/1638-1703)'dir. Van? Efendi'nin 
damadidir. Feyzullah Efendi, padi§ahm guvenini fazlaca kazanmi§ oldugu 
igin, kendi yakmlarmi da birgok yuksek makama getirmi§tir. ilmiye smifmi 
kendi aleyhine kusturup, gucendirdi ve du§man etti. Edirne vak'asmm ba§ 
sebeplerinden birisi oldu. 

Van? Mehmed Efendi'nin ogrencilerinden birisi de ishak b. Hasan 
TokadT'dir. O, dim bilgilerini Van? Mehmed Efendi'den tahsil etmi§tir. 

HanefT mezhebine mensup olan ishak, birgok eser yazmi§ olup, eserleri- 
nin gogu da manzumdur. Eserlerinden ozellikle Manzume-i Akaid, devrin 
alimlerince oldukga muteber sayilmi§ ve bu esere birgok §erhler yazilmi§tir. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 385 



C. YAPTIRMI§ OLDUGU ESERLER (HAYRATI) 

Van? Mehmed Efendi'nin birgok hayrati vardir. Bunlar istanbul ve Kes- 
terdeyapilmi§ti. 

IV. Mehmed'in Bogazigi'nde Van? Mehmed Efendi'ye temlik ettigi yer 
olan Vanikoy'de, Vanikoy Camii'ni (H. 1076/1655)'te yaptirmi§tir. Bursa 
Keste kalesinin gevresinde bir cami daha yaptirmi§ti. 

Ayrica yah olarak, 18. yuzyilda yikilmi§, ta§lari ise Sadabat ko§klerinin ya- 
piminda kullanilmi§ bir yahsi vardi. Ayrica Vanikoy semtinde, Van? Mehmed 
Efendi'ye ait oldugu soylenen bir de yah bulunmaktadir. 

Bunlardan ba§ka, Kestel kalesi gevresindeki camiin yanmda, mescid, ima- 
ret ve buyuk bir kervansaray yaptirmi§tir. VanT'nin ve yakinlannin kabri de 
buradadir. 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l aziz Vani Efendi hakkindaki go- 
rti§lerini Mevaid-ul irfan'da §u §ekilde agikhyor. 

Allah Teala'nin: 'Vela teniya fizikri: Beni anmakta vani (gev§ek) ol- 
maym." 889 sozu hakkindadir. Dersen ki: Vani zikirde nasildi ki, biz de 
onun gibi olmayahm cevaben derim ki: 

Vani Sultan Mehmed'e yakla§ma imkani bulunca Sultan Mehmed 
Camide, mescitte ve tekkelerde bulunan butun zikir ehlini cehri zikirden 
kesti. Zikir ehlini darmadagm etti. Zikir yerlerini ehlinden bo§altti. O ka- 
dar ileri gitti ki zikir nuru insanlarm kalbinden tamamen sonmeye yuz 
tuttu. Bunun igin Allah bizi de onun gibi olmaktan, Fir'avn'm yasaklan al- 
tmda kalan Musa ve Harun aleyhimesselam gibi onun yasagi altmda kal- 
maktan menetti. 

Cenabi Hakk'm Taha Suresinde: "Benim zikrimde vani (zayif) olma- 
yin" ayetiyle i§aret buyurdugu uzere hasedgilerin en buyugu VANi'dir. 
?unku o, buyu yaparak padi§aha yakla§ti, padi§ah, saltanat yularmi onun 
eline verdi, ona itaatkar oldu. Sultan onun emriyle Misri'yi hapsettirdi. 
On yedi sene Rodos'ta, on alti sene Limni'de. Sultan ve gok mevki erbabi, 
Misri'yi gegim sikmtisiyla tazyik edip Vani'ye tabi etmek istiyorlardi. Hal- 
buki Misri, aghk ve susuzluktan olse dahi ona tabi olmaz. Misri'nin onlara 
son cevabi §u idi: 

Allah Teala'nm segtigi Hasan ve Huseyin aleyhisselama razi olmayan; 
bilakis Huseyin aleyhisselami katledenlerden razi olan kimse, Allah'm en 
buyuk du§manidir. Ve bugun bu mezhebin reisi Sihirbaz Vani'dir. Allah 
bizi ve sizi Muhammed Evladmm sadik dostlarmdan eylesin. (AMiN) 890 



889 Taha, 42 

890 (ATE§, 1971) Altmi§ uguncu sofra 



386 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Dindarhk olgusunun kullanilmasmin nelere mal olacagina yine ilging 
bir ornek yine K. Karabekir Pa§a'dan: 

"Erzurum'da yakaladigimiz Musi Li man olmu§ bir Rus casusunu temi- 
ze gikarmak igin bir mahalle halkmm karargahima geldigi zaman halle- 
rine bakip hatiratima §unu kaydetmiftim: 

Ey Turkoglu! Sen pek safsm, seni herkes aldatti. Erdim diyen, don- 
dum diyen gemberinden atlatti." (Karabekir, istiklal Harbimiz, 2/717) 

891 



Vucud-i insana can, muhakkak oldu Sultan, 
Sevtani siirdii Rahman, levhinden 892 ol silindi. 

insan vucuduna can, muhakkak oldu Sultan, 
§eytani surdu Rahman, ol levhinden silindi. 

§eytani Rahman surdu" burada "RahTm" surdu demek lazim gelirdi, gun- 
ku "§eyh Ku§teri" hazretlerine §eytan gelip: "bir mu§kulum var. Cenab-i 
Hak buyurmu§tur:" Vesiat rahmet? kulli §eyin" (Rahmetim her §eyi kaplaya- 
cak derecede geni§tir), ben de burada gegen "§ey" de dahilim, §u halde 
benimde rahmet iginde bulunmam iktiza eder. Nigin Hakk'm rahmetinden 
koguldum ?". 

Ku§terT hazretleri: "Kulli §eyin muhTt" olan (Her §eyi kaplayan) Rahmanm 
rahmetidir ve rahmet-i Rahmandir. ^unku rahmet-i Rahman bir rahmet-i 
amdir (Yani mu§terek, herkese ait ). Rahmet-i RahTm ise rahmet-i hastir ve 
rahmet-i Tycaddir, i§te sen oradan, yani Hakk'in RahTm olan rahmetinden 
koguldun." i§te bu sebeple MisrT efendi §iirdeki beyitte Rahman yerine 
"RahTm" demesi lazim gelirdi. 

Bir mahffsahhar 893 idi, kattal u cebbar 894 idi, 
Cadu 89S -vi mekkar 896 idi, caduluau bilindi. 



891 (OZTURK, 2008), s. 61 

892 Levh: Gorunen ibretli manzara. Uzerinde yazi veya §ekil gizilebilir duzluk. Sey- 
redilen yerin gizili sureti. Ayet, hadis veya buyuklerin ders verici sozleri. Yazih §ey. 
§im§ek gakmak. Susamak. Zahirolmak. £alip almak. 

893 Sehhar: (Sihir. den) Buyu gibi bir kuvvetle geken. Buyu yapan. £ok aldatici 

894 Cebbar: (Sifat-i Mahiyedendir) istedigini mutlak yapan, diledigine muktedir olan. 
Buyukluk, azamet ve kudret sahibi. imar eden Cenab-i Hak. Kullarmi islah edip 
tevbeye goturen Allah Teala Hz.leri (C.C.) Zalim, gaddar, mustebid, mutemerrid 
insanlar da bu sifatla tavsif edilir. Mesela; Cengiz, cebbar ve gaddar bir devlet adami 
idi. Koz: Gokyuzunun cenubunda bulunan biryildiz kumesi. 

Cadi: Avrupa'da putperestlik gagindan beri gelen bir inanca gore, §eytanm gucu- 
nu kull anarak buyu yolu ile insanlara kotuluk eden, felaketler getiren kadm. Bu 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 387 



Bir gizli buyucu idi, gok olduren ve zalim idi, 
Hilekar Cadi idi, cadihgi bilindi. 

Tevbe ederdi hayre, niyet ederdi serre. 
Kiip olmus idi hamre hamrin kiipii delindi. 

Hayra tevbe ederdi, §erre niyet ederdi, 
§araba kiip olmu§ idi §arabin kupu delindi. 

Sevmezdi ol beseri, earn idi hep zaran, 
Ehl-i Hakk'm cigeri, dilim dilim dilindi. 

Sevmezdi ol be§eri, umumT idi hep zaran, 
Hakk ehlinin cigeri, dilim dilim dilindi. 

ulu Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-azTz hazretlerine sevdikleri 
zaman zaman gumu§ler ve dinarlar getirirler, gizlice kegenin altma ko- 
yarlardi. Mevlana hazretleri onlarm gonullerini kirmamak igin bu paralan 
kabul ederdi ve higbir §ey soylemezdi. Namaz kilmak igin gece yarisi 
kalktigi vakit, o paralan ahr, kuyulara atardi. Hayirh arkada§lar zaruretleri 
dolayisiyla: 

"Bu paralan nigin dostlara bagi$lamiyor da kuyuya atiyor" diye sorar- 
lardi. Mevlana kaddese'llahu sirrahii'l-azTz 

"Sevginin ve dostlugun tarn alameti, en sevdigi ve en guzel olan 
§eyleri dostlara ve arkada§lara vermektir. Yoksa ho§ olmayan zehirli 
§eyleri onlara vermek degildir. Butun e§ya ve butun diinya mallan 61- 
duriicii bir zehir ve bir §ey elde edilmeyen az bir maldir. Bana zararli 
olan ve zahmet veren bir §eyi, dostlanma vermege aayorum. Size de 
vermemem daha lyi olur. Sizi ondan sakmiyorum" dedi ve §u hadfsi bu- 
yurdu: 

"Elini kalbine koy; kendi nefsine yapmak istemedigin §eyi karde§ine 
de yapma" 
Misra: 

"Kendine uygun gormedigini ba§kasma da uygun gdrme".^ 1 

Ol zalimin elinden, cikti coau volundan, 
Ciida diisiip ilinden, defterleri cahndi. 

01 zalimin elinden, gikti gogu yolundan, 



batil inane yuzunden birgok ya§h masum kadm, cadi diye Hristiyanlann kurdugu 
Engizisyon mahkemeleri karanyla yakilmi§tir. 

Mekkar: Hilekar. Duzenbaz. £ok aldatici. Mekiryapan 
897 (YAZICI, 1995), s. 666-(400) 



388 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ayn du§up ilinden, defterleri gahndi. 

ilinden uzakla§mak, hakikatten uzakla§mak; defterin galmmasi itikatlan 
bozuldu demektir. 

Yezfd-i bed-nam idi ilimde haham 898 idi, 
it idi Bel'am 899 idi tasra dili salmdi. 

YezTd gibi nami kotu idi, ilimde haham idi, 
Kopek idi Bel'am idi ta§ra dili sahndi. 

Bel'am l'bn Baura 

[Hz. Musa aleyhisselam zamaninda ya§ami§ ve sonradan irtidat etmi§ 
olan ilim adami. 

A'raf suresinin 175-176'nci ayetleri munasebetiyle ismi ge§itli tefsir ve 
tarih kitaplarina girmi§ olan Bel'am ibn Baura (veya Bel'am ibn Eber)' nin, 
israilogullan'ndan, devler ulkesinden, Yemen diyarmdan veya Ken'an ilinden 
Allah Teala'nm dinini 6grenmi§, ilim ve irfan sahibi, duasi mustecap, yanmda 
Allah Teala'nm ismi a'zami bulunan ve fakat sonradan itaatsizhga du§mu§ bir 
kimse oldugu §eklinde rivayetler vardir. Her ne kadar Lut aleyhisselamm 
kizlarmdan biri ile evlenmi§ oldugu soylenirse de, bunun Yahudiler tarafm- 
dan muslumanlar aleyhine uydurulmu§ bir iftira oldugu bilinmektedir. 900 

Bel'am'a konu te§kil eden ayet mealleri §6yledir: 

"Habibim! Onlara, §eytanm pe§ine taktigi ve kendisine verdigimiz ayet- 
lerden siynlarak azgmlardan olan kifinin olaymi anlat. Dileseydik, onu 
ayetlerimizle ustun kilardik; fakat o, dunyaya meyletti ve hevesine uydu. 
Durumu, ustune varsan da, kendi haline biraksan da, dilini sarkitip solu- 
yan kopegin durumu gibidir. i§te ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali 
boyledir. Sen onlara bu kissayi anlat, belki uzerinde du§unurler. " 901 

Bel'am'la ilgili olarak islam? kaynaklarda §unlar anlatilmaktadir: "Rivayete 
gore Musa aleyhisselam, Ken'aniler' in §am'daki topraklarma girmi§ti. Bu 
sirada Bel'am, el-Belka koylerinden Bal'a'da bulunuyordu. Ken'aniler'den 
bazilan Bel'am'm yanma gelerek: 

"Ey Bel'am, Musa ibn imran israilogullari'nm ba$mda oldugu halde bizi 
yurdumuzdan surmek ve oldurmek uzere geldi. Bizim ulkemize 



Haham: Musevilerin dint reisi, rahibi, alimi 

899 Bel'am: Terbiyesiz, aggozlu, obur. Hz. Musa aleyhisselam hakkmda, yalan ve 
fena soyleyerek Beni-israil'i kandiran Beram bin Baura admda birinin adi. 

900 (TaberT, Tefsiru't-Taber!, Misir, 1373/1954, IX, 119-120; Fahruddin er-RazT, 
MefatThu'l-Gayb, Misir, 1308, XV, 54; D. B. Macdonald, iA, "Bel'am ibn Baura" Mad.) 

901 A'raf, 175-176 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 389 



israilogullan'ni yerle$tirecek. Sen in kovmin olon bizlerin ise yerle$ecek bir 
yerimiz yok. Sen duasi kabul edilen bir kimsesin. Onion defetmesi igin Allah 
Teala'ya duo et", dediler. Bel'anri: 

"Yaziklar olsun size! O Allah Tea la elgisidir; melekler ve mu'minler de 
onunla beraberdlr; onlar aleyhine nasil dud edebilirim! Bildigimi bana 
Allah Tedld ogretti" diye red cevabi verdi. Kavmi dua etmesi hususunda 
israr ettiler. Bel'am da e§egine binerek, israilogullari'nin gikmakta oldugu 
daga dogru ilerledi. Bu dag, Husban dagidir. Biraz gittikten sonra e§egi yere 
goktu. E§egine binerek biraz ilerledikten sonra hayvan yine goktu. Bel'am 
biraz evvelki gibi hareket ettikten sonra tekrar hayvanma bindi. Biraz yol 
almca e§ek yine goktu. 0, yine e§egi yerinden kalkmcaya kadar dovdu. Niha- 
yet e§ek, Beram aleyhinde bir delil te§kil etsin diye, Allah Teala'nm izni ile 
konu§arak§6yle dedi: 

"Ey Bel'am, nereye gidiyorsun? Meleklerin oniimde durarak beni yo- 
lumdan gevirdiklerini gormuyor musun? Allah elgisi ile mu'minler senin 
kavmin aleyhinde dud etmektedirler." Fakat Bel'am, buna aiding etmeden 
e§egini doverek yoluna devam etti. Nihayet e§ek onu Husban dagma gikardi, 
Musa aleyhisselamm ordusunun ve israilogullari'nin kar§isma goturdu. 
Bel'am onlara beddua etmeye ba§ladi; fakat israilogullan'na beddua eder- 
ken Allah Teala onun dilini kendi kavmi aleyhine gevirdi. Yanmda bulunan 
halk, onun kendi aleyhlerine beddua etmekte oldugunu gorunce: 

"Ey Bel' am I Ne yaptigmi biliyor musun? Sen israilogullan'na hayir dudda, 
bize bedduada bulunuyorsun" dediler. O: 

"Ben bunu kendi ihtiyanmla yapmiyorum, Allah Tedld dilime hakim ol- 
du" dedi. Bunun uzerine dili agzmdan gikarak gogsu uzerine sarkti. Sonra 
kavmine: Diinya ve dhiret benim elimden gitti, artik hileye ba§vurmaktan 
ba§ka gare yoktur... " dedi. 902 

Her ne kadar mufessirler ayetlerin nuzul sebebi olarak daha gok 
Bel'am'in ismi uzerinde durmu§larsa da, sozkonusu ayetlerle anlatilmak 
istenenin Bel'am oldugu yolundaki rivayetleri ve onunla ilgili olarak anlatilan 
kissalan dogrulayacak -guvenilir- hig bir eser yoktur. Ayni §ekilde yalniz 
Bel'am'in, ayetlerin nuzulune sebep te§kil etmi§ olmasi da dogru degildir. 903 

Ote yandan, ayetlerde bahsi gegen ki§inin, Bel'am'in di§mda, Umeyye ibn 
Ebi's-Salt, er-Rahib Ebu Amr, israilogullan'ndan duasi makbul bir ki§i, muna- 
fik olan her ki§i veya yahudi, hiristiyan ve haniflerden olup da Hakk'tan ayri- 
lan herkes oldugu §eklinde de rivayetler vardir. 904 



902 Taberi, a.g.e., IX, 124-126; RazT, a.g.e., XV, 54; ibnu'l-Esir, el-Kamil fi't-Tarih, Bey- 
rut 1385/1965, I, 200 vd; ibni Kesir, e!Bidaye ve'n-Nihaye, Riyad 1966, 1, 322 vd. 
903 Kasim!, Mehasinu't-Te'vil, VII, 2906 

Taberi, a.g.e, IX,119 vd; RazT, a.g.e, XV, 54; Zemah§eri, el-Ke§§af, Beyrut 
1366/1947, II, 78; Mes'udT, Murucu z-Zeheb, Misir 1384/1964, I, 52; ibni Kesir, 



390 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Oyle anla§ihyor ki ayetler, Bel'am ve hareketleri itibariyle onun gibi olan 
herkese §amildir. Qunku Allah'in ayetlerini yalniz bir veya birka? ki§iye 
hasretmek dogru olmaz; onlar geni§ kapsamhdirlar. Burada asil uzerinde 
durulmasi gereken konu; Bel'am'la ilgili olarak soylenen ve islam? kaynak- 
lara girmi§ olan bilgilerin buyuk sogunlugunun israiliyyata dayanmi§ olma- 
sidir. 905 Cunku islam? kaynaklarda zikredilen bilgiler -bazi isim ve ifade degi- 
§iklikleri harig- Kitab-i Mukaddes'te gegen bilgilerin tamamen aynisidir. 906 

Ancak Bel'am, dunyevi £ikar ve hesaplar igin Allah Teala'nin dinini tah- 
rif eden bir ilim ve din adamini kufur sistemlerine ve kafir yoneticilere 
yaranmak maksadiyla Allah Teala'nin hukumlerini cigneyen ve asil gaye- 
sinden saptiran kimseleri temsil etmektedir. 

insanlan "Allah Teala adini kullanarak" aldatan, heva ve heveslerini 
tatmin icin "Tevhid akidesini" tahrip eden "Bel'am'in" etkisi korkunctur. 
islam topraklarmda; kafirlerin istilasmi hazirlayan guc, "Bel'am"dir. 

Allah Teala'nin indirdigi hukumlere kar$i ayaklanan ve islam'a kufreden 
yonetimlerle yani TagutT guclerle din adma uzlasan ve muslumanlan da "Al- 
lah Teala adini kullanarak" aldatan, Kur'an-i Kerim'deki ifadeyle "kopek 
sifath" kimselerin ortak ismi Bel'am' dir. Bu kopek sifath kimseler de; Allah 
Teala'nin indirdigi hukumlerin bir kismmi kabuL bir kismmi "zamanin de- 
gismesi" gerekcesiyle sukutla gecistirirler. Gunumuzde, basta resmT ideolo- 
jiyi kabul eden ve islam'i o ideolojiye hizmetci kilmaya cahsan miiesseseler 
olmak uzere, cok sayida Bel'am benzeri vardir. Bunlar "cok dindar" gorun- 
mekle birlikte, Tagut'a itikad ve iman etme noktasmda titizdirler. "Ulu'l- 
Emr" i islam'a kar$i ayaklanan guclere izafe ederek, mu'minleri yaniltirlar. 
j$te bunlar cagdas Bel'am'lardir.1 907 



TAHMIS-IAZBI 

Bir menzilde kalmdi arzi huner kalmdi 
Bahri ilme dalmdi sana haber olundu 
Nusret kosu galmdi a$ikare kilmdi 



a.g.e., I, 322 

905 D.B. Macdonald, iA, II, 464-465; Abdullah Aydemir, Tefsirde israiliyyat, Ankara 
1979, s. 242 

906 Kitabi Mukaddes, istanbul 1981, Sayilar XXII, 2-41; XXIII 1-30; XXIV, 25; XXII, 16; 
Ye§u XXIV, 9 

907 §amil Ansiklopedisi 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 391 



Zevale gun salmdi, kal'a-i Van almdi, 
Batil vucud dolandi, vucud-i Hakk bulundu. 

Lutfu Hudd'ya tapan gafleti ko gel uyan 
Sana rivayet beyan eyleyeyim dasitan 908 
Bu sozume gel lyan sanma bunu sen yalan 
Vucud-i insana can, muhakkak oldu Sultan, 
$eytani siirdii Rahman, levhinden ol silindi. 

Hem demi hunkar idi her sozu inkar idi 

Munkiri inkar idi zalim gaddar idi 

ibkis He yar idi gun inadi var idi 

Bir mahftsahhar idi, kattal u cebbar idi, 

Cadu-yi mekkar idi, cadulugu bilindi. 

Gune$i sorma kore haberi egri verir 
Bin yil olursa omru dayanip etme garre 909 
Tanri cezasm vere sanma murada ere 
Tevbe ederdi hayre, niyet ederdi §erre, 
Kup olmu§ idi hamre hamrin kiipii delindi. 

Batil idi huneri mala idi seferi 

Yok idi hig hazeri sevmez idi geri 

Girmi$ ona dipdiri oluru cehennem yeri 

Sevmezdi ol be§eri, earn idi hep zaran, 

Ehl-i Hakk'm cigeri, dilim dilim dilindi. 

Sordum onun halinden gegmez idi malmdan 
Zahid kil u kalinden bulbul cuda gulunden 
Bezmi§ idi kavlinden diem onun dilinden 
01 zalimin elinden, gikti gogu yolundan, 
Cuda du§up ilinden, defterleri galmdi. 

Kendin bednam eyledi san eyi nam eyledi 

Arzi meram eyledi azmi zulam eyledi 

Azbikelam eyledi ona du§nam 910 eyledi 

Yezfd-i bed-nam idi, ilimde haham idi, 

it idi Bel'am idi ta§ra dill salmdi. 



908 Dasitan: (Dastan) f. Destan, serguze§t. Gegmi§ hadiseleri anlatan nesir veya 
nazim halinde yazi. §6hret. 

Garre: Gafil ki§i, gaflette bulunan kimse. 
910 Du§nam: f. Sovme, sovup sayma, ta'n. 



392 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



187 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Kildan ince ve kiligtan keskin ol §ahm yolu, 
Her kemal ehli, kapusunda anm edna kulu. 

Oklan kavs-i kazanm kuvvetince yol alir, 

Putesine kalb-i sultandan geger okun yolu. 
Qiin mukaddem "Fakr-i fahri" dedi sultam'r- rusul, 
Ya aceb mi "fahr-i zuiii" dese bu ahir veli. 

Ferha tarha iki derya "Mecmail Bahreyn" olan, 

Taht-i akdam-i erazil Ar$-i Rahman menzili. 
Arifin bir himmeti var ana ar§ olmaz makam, 
Sidre vu Tuba gozetmez kamilin can u dili. 

Akilin mizan-i aklm maverasm almadi 

A§ikm akiller igre adi mulhid ya deli. 
Zerre zerre kildi Misri'nin vucudunu kaza, 
Katre katre kildi zatmi anm a§km yell. 

Kildan ince ve kilictan keskin ol sahm yolu. 
Her kemal ehli, kapusunda anm edna 911 kulu. 

Kildan ince ve kihgtan keskin o §ahm yolu, 
Kapisinda butun kemal ehli onun en algak kulu. 

Burada bahsedilen §ah, durumuna gore ki§iyi terbiye eden §eyhi (fena 
fi'§-§eyh), Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (fena fi'r-rasul), dur. 

NiyazT-i MisrT kendini tahkir ediyor ve diyor ki, hangi hal uzere ise murid 
kul ve algak uzeredir. isterse kemalatm zirvesinde olsun. 

Oklan kavs-i kazanm kuvvetince vol alir, 
Putesine 311 kalb-i sultandan gecerokun yolu. 

Oklan kaza yaymm kuvvetince yol alir, 

Sultanm kalbinden ni§an tahtasma geger okun yolu. 

Cun mukaddem 913 "Fakr-i fahri" dedi sultam'r- rusul, 
Ya aceb mi "fahr-i zullf 14 " dese bu ahir veli. 



911 Edna: en kuguk; en adi, en a§agi, en algak. 

912 Pute: Silah veya ok ati§larmda dikilen ni§an tahtasi. iginde maden eritilen tava 
Mukaddem: Zaman ve mekan cihetiyle daha evvel olan. Askerin on tarafma 

sevkedilen karakol. Degerli, ustun. Kugukten buyuge sunulan, takdim edilen 

Fahr: Ovunme. Yaptigmi sayarak ovunme. Ovulmeye sebeb olacak kimse. Fazilet. 
Buyukluk. §eref. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 393 



Cunku once "Fakr-i fahri" dedi Sultan-i Rusul, 
Bu son veli Ya aceb mi "fahr-i zullT" 915 dese. 

Hatemiyet (son halka), genellikle butun evliyaullahm soyledikleri bir ma- 
kam ve haldir. Bu her zaman igin dogrudur. Cunku her insan bir alem olmasi 
ile son olarak buldugu §eyi ba§kasi ile kiyaslamasi mumkun degildir. Bu ne- 
denle nasil mehdT ve deccal insanm enfusi manasmda zuhur Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin makami olan hatemiyyeti bir §ekilde buldugunu 
fehmeder ve gorur. Kendisinin kavu§tugu bir §ey olunca kiyasmi da yapa- 
maz. Kavu§ulmasi gereken her makama kavu§tugunu zanneder. Bilmez ki 
daha nice makamlar vardir. Allah Teala bir kuluna tecelli ettigini bir daha 
ba§kasma tecelli etmez. Cunku Allah Teala'mn yaratmasmda tekrar diye yani 
benzer gibi durum yoktur. (Rahman, 29)Mesela insan cinsini yaratirken in- 
sanlari tek bir yuz kahbi ile yaratmadi. 

i§te bu son velilik halinde "fahr-i zulli" horlugum ovuncum ile de kendini 
a§agilarsa dogru olan §eyi buldugu anla§ilmahdir. NiyazT-i MisrTde ula§ilmi§ 
yuce haline kar§i yine tevazu ile hareket ediyor. 

Ferha terha iki derya "MecmaW Bahreyn" olan, 
Taht-i 916 akdam-i erazil 917 Ars-i Rahman menzili 918 . 

Cikmi§ birle§mek isteyen iki derya "Mecmail Bahreyn" olan, 
Basit olanlarm ayaklarmin menzili Rahman'in makami Ar§'idir. 

Ferha ve terha daki mana ziddiyet anlamma geldigi du§unulmektedir. 
Di§ ozellikleri ayni (Tath su ile tuzlu su) veya ayri (Allah Teala ile insan) iki 
§ey gibi. Ancak bir noktada birlik var. Fakat kan§ma olmasma da mani olan 
sed de ayrica bulunmakta. 

"Mecmau'l-bahreyn" mutasavviflar farkh §ekillerde yorumlami§lardir. 
Hz. Musa, zahir ilim denizi, Hizir ise; batm ilim denizidir ve "mecmau'l- 
bahreyn" bu iki ilim denizinin birle§tigi yerdir. 

Ka§anT'ye gore, iki deniz: can ile beden denizidir, bunlarm birle§tigi yer 
de insandir. BursevT'ye gore ise; "mecmau'l-bahreyn" ifadesi ile hakikati 
insaniyyenin kastedildigini bahr-i vucub ile bahr-i imkanm birle§tigini soy- 
ler. O mecmau'l-bahreyn'le makam-i sifatm da kasdebilecegini bunun da 
kabe kavseyn ile tanimlandigmi du§unur. 



915 Zull: Hakir olma, algalma. Zillette olu§. Horluk. 

916 Taht: alt, a§agi; hukumdarlarm oturdugu buyuk koltuk. f. Yagma, talan, soygun, 
gapulcu 

Erazil: (Erzel. C.) Reziller, namussuzlar, yuzsuzler. 
918 Menzil: konak yeri; ev, oda, yer, mekan, durak. 



394 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Butun bu yorumlarin di§mda "mecmau'l-bahreyn" §eriat ve hakikat; akl- 
i mea§ ve akl-i mead, uluhiyet ve ubudiyyetin birle§tigi varhk olarak insan, 
§eklinde de yorumlanmi§tir. 

"Her ikisi iki denizin birle$tigi yere varmca, baliklarmi unuttular. Balik 
denizde bir delige dogru yolo koyulmu$u. " 919 

Hz. Musa ile Yu§a aleyhimusselam baliklarmi unutmalan insanin nisyan 
yani unutkan bir varhk oldugunu hatirlatmadir. Ayni zamanda, insanin bilgi 
ve hayatm nihai kaynagmm Allah, oldugu gergegini unutmasmi ifade eden 
birima da ta§imaktadir. 

insan, hakikat yolunu bulmada tamamen akla guvenemez, gunkii onlari 
mecmau 1 l-bahreyn'e kadar goturen akil, bu yere ula§tiklarmda onlara en 
onemli bilgiyi unutturmu§tur. Akil, hakikati bulmada sadece bir vasitadir ve 
vasitaya sanlmak gayeyi elde etmek igin yeterli degildir. 920 

"Mecmau'l-bahreyn" hakkmda NiyazT-i MisrT kaddese'lahti sirrahu'l 
azizin degi§ik bir yorumu da §udur. 

"Aa ve tath sulu iki denizi birbirine kavu§mak iizere salivermi§tir. 
Aralarmda bir engel vardir; birbirinin smirmi a§amazlar." 921 ayetini 
izah etmektedir. 

Ayetin anlami §udur: Tath denizi ve aci denizi sahverdi. Bunlar, kar§i- 
la§iyorlar, yakla§iyorlar, yuzeyleri birbirine temas ediyor. Fakat aralarm- 
da birbirine gegmelerine mani bir berzah (agikhk) vardir. Bundan dolayi 
biri digerine kan§arak onun ozelligini bozmaz. Yani sinirlarmi gegemez ve 
aralarmdaki engeli a§mazlar. 

Burada iki denizden maksat §eriat ve hakikattir. Allah Teala onlari sa- 
hvermi§tir. Kar§i kar§iya gelirler, kom§u olurlar, yuzeyleri birbirine doku- 
nur. Oyle ki §eriatte bulunan her ilim ve amel hakikatte de bulunur. Hig- 
biri o ilim ve amelden ayrilmazlar. Fakat yine de aralarmda Allah Teala 1 - 
nm hikmeti ve kudreti icabi birbirlerine kari§malarma engel bir berzah 
vardir. Bu engel sebebiyle biri digerine gegemez. Bu mani, iki taraf adam- 
larmm vehimleridir. Yani bu iki ilim, ashnda tek bir ilimden ibarettir. iki 
ilim itibar edilir. Bu itibardan dolayi, iki taraf erbabi arasmda daimi bir ih- 
tilaf vardir. Bunun zahirde misali dag'dir. Dag, dag olmasi dolayisiyla tek- 
tir. £iki§i ve ini§i dolayisiyla ikidir. £iki§i §eriata misal, ini§i hakikate mi- 
saldir. Dagda yurumek, gikan igin zordur; inen igin kolaydir. Ama dagm 
zirvesinde olan kimse giki§ ve ini§ zahmetinden kurtulmu§tur. 

Bu engelden dolayi iki taraf ehlinden gizli kalan bir hikmet geregince 



919 Kehf, 61 

920 (OZLER, 2004), s. 87 

921 Rahman, 19-20 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 395 



biri, digerinin hukmunu kaldirmaz. Zira bu engel, iki cihanin imari igin ko- 
nulmu§tur. Bunun igindir ki tamamen birbirine gegip kan§mazlar §eriat 
ehli, hakikat ehlinin ilmini bilmediklerinden ve onlari §eriata aykiri san- 
diklarmdan dolayi hakikat ehline kar§i koyarlar. Tarn kemale ermi§ mu- 
hakkikler mustesna, hakikat ehli de §eriati hakikate aykiri gorerek onu 
terk etmekte bir sakinca gormedikleri igin §eriat ehline kar§i koyarlar. Fa- 
kat dagin zirvesine ula§an en yuksek kulelerde oturan arifler, A'RAF 922 



J22 Kur'an-i Kerim'de Araf Suresinde gegen "Araf" ve "Araf ehli" Cennetliklerle Ce- 
hennemliklerin durumu ve aralarmdaki konu§malarm zikredildigi ayetlerden sonra 
§u ayetlerde yer almaktadir: 

"Cennet He Cehennemin arasmda bir sur vardir. Orada bulunan A *raf ehli kim- 
seler, Cennet ve Cehennem ehlinin hepsini yuzlerinden tanir. Onlar Cennet ehline, 
'Size selam olsundiye seslenirler. Kendileri Cennete girmemi§, fakat girme i§tiya- 
ki igindedirler. 

Gozleri Cehennem ehline gevrildiginde ise, 'Ey Rabbimizr derler. 'Bizi zalimler 
toplulugu He beraber bulundurma. 

A *raf ehli, yuzlerinden tamdiklan Cehennemliklere seslenirler ve derler ki: 'Ne 
dunyadaki taraftarlarmizm goklugu, ne servetiniz, ne de buyukluk taslamaniz size 
bir fay da vermedi.* Allah onlari rahmetine eri§tirmez diye yemin ederek kugumse- 
diginiz kimseler §u Cennet ehli olan zayif ve fakir mu^minler miydi? Siz de ey 
mu^minler girin Cennete. Size ne bir korku vardir, ne de mahzun olursunuz." 
A>af, 47-49. 

"Araf", "arf" kelimesinin cemldir. Tefsirlerimizde Araf hakkmda pek gok izahlar 
bulunmaktadir. Ancak bunlarm iginde mufessirlerin gogunun ittifak ettigi goru§, 
"Araf'in Cennetle Cehennem arasmda bir perde, yuksek bir sur ve tepeler manasma 
geldigidir. ibni Abbas radiyallahu anh ise, a Sirat Koprusu uzerinde bulunan §erefe- 
lerdir" demektedir. 

Hasan-i Basri radiyallahu anh Hazretleri ise §6yle demektedir: 

"Bu kimseler, Allah Teala^nm, Cennet ve Cehennem ehlini birbirinden ayirmak 
igin tayin ettigi insanlardir. Vallahi, bilmem, ama bunlardan bazilan §imdi berabe- 
rimizdedir" (Tefsir'ul-Kebir, 14: 87.) 

Araftakilere, "Araf" denmesinin sebebi ise, onlarm, insanlan amellerine gore ta- 
mmalaridir. Yine tefsirlerimizde izah edildigine gore, Cenab-i Hakk, Mizanda sevap 
ve gunahlan tartip, Cennetlik ve Cehennemlikleri ayird ettigi zaman, sevap ve gu- 
nahi esjt gelenleri bir muddet bekletecektir. Sirat Koprusunun yanmda bulunan bu 
kimseler, Cennetlik ve Cehennemlikleri taniyacaklar, Cennet ehlini gordukleri za- 
man, "Allah Teala^nin selami sizin uzerinize olsun" diyecekler, sol taraflanna baktik- 
lan zaman da Cehennem ehlini gorecekler, bulunduklan yerde Allah Teala'ya sigma- 
rak, "Ya Rabbi, bizi bu zalim topluluktan kilma" diye dua edecekler. Cennetlikler ve 
Cehennemlikler gittikten sonra Cenab-i Hak onlari rahmetiyle bagisjayip Cennete 
koyacaktir. (Taberi Tefsiri) 8:136-139. 

Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme Araf ehlinin kimler oldugu sorul- 
dugunda §6yle buyurmu§tur: 



396 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ehlidirler. Bu iki ilmin, bir tek ilim oldugunu, iki taraf erbabinin gozlerin- 
deki illet ortusunden dolayi iki ilim gibi gorundugunu bilirler. Ve iki taraf 
ehlinin de haklanni verirler. 

iki tarafin benzerliklerini agiklayarak, mu§kullerini gozerek bu iki ilim er- 
babinin arasmi mumkun mertebe duzeltmege $ah§irlar. 
Her asirda bunlarm aralanni bulan kimseler mevcuttur. Eger aralarmi bu- 
lan kimseler olmasaydi, aralarmda sava§ olur, duzen bozulurdu. Bundan 
dolayi dir ki "Ahlak guzelliklerinin en iyisi, iki ki§i arasmi islah etmektir." 
denilmi§tir. Bu iki ilim, sulh ile kan§acak, birle§ecek gibi olur, lakin arala- 
rmdaki berzah ile ayrihrlar. Ve boylece daimi olarak halleri birbirine teca- 
vuz etmez. Ta ki birinin hukmu digerini yenerek iki cihanm dengesi bo- 
zulmasm. 923 

NiyazT-i MisrT a§agihk halimizle ar§m makamlarmi kat etsek bile, bir du- 
rulma, kavu§ma ve kan§ma yoktur. Daha fazlasma dogru yol almak isteriz, 
demektedir. 

Arifin bir himmeti var ana ar$ olmaz makam, 
Sidre 924 vu Tuba 925 adzetmez kamilin can u dili. 

Arifin bir himmeti var ona ar§ olmaz makam, 
Sidre ve Tuba gozetmez kamilin can ve gonlu. 

Ancak bu yuksek makamlarda olan arifin himmeti gayreti ar§-ida kendine 
karar yeri olarak kabul etmez. Daha fazlasma dogru arzu i§tiyak igindedir. 

"Cenab-i Hak kullanni ayirip bitirdikten sonra en son kalan kullanna da, 'Se- 
vaplanniz sizi Cehennemden kurtardi, fakat Cenneti hak edemediniz. Sizi ben 
rahmetimle Cehennemden azad ediyorum. istediginiz Cennete giriniz x buyura- 
cak/' (a.g.e) 

Aynca, Araf ehlinin bazi rivayetlerde insan olmayip meleklerden bir smif oldugu 
da bildirilmektedir. Butun bu izahlar ve agiklamalar, ayetlerin mefhum ve mealine 
uygundur. Fakat ibrahim Hakki kaddese'llahu sirrahu'l-aziz Hazretleri, 

Marifetname'sinde, dini mukellefiyetlerden muaf tutulan delilerin ve kafir gocukla- 
rmm Araf ehli oldugunu, Cennetlikleri gordukleri zaman, o nimetlere kavu§amadik- 
lan igin mahzun olduklarmi, Cehennemliklere baktiklan zaman da kendi hallerine 
§ukrettiklerini ve bu halde ebedi olarak orada kalacaklarmi bildirmektedir. 

Bununla beraber, ''Araf ve Araf ehli hakkmda yapilan butun bu izahlar ayetin 
birtefsiri mesabesindedir. Esas mahiyetini ancak Allahu Teala bilir. 

923 (ATE§, 1971) ikinci sofra 

924 Sidre: agaca te§bih ile benzetilen, yedinci kat gokte bir makam ismi. 

Tuba: Ne ho§. Ne iyi. Her §eyin iyisi ve efdali. iyilik, guzellik. Baht. Cennette 
bulunan ve koku goklerde dallan a§agida olan agag ismi. £ok berrak ve saf olan. 
Saadet. Hayir. Devlet 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 397 



Akilin mizan-i 926 aklm maverasm 927 almadi 
Asikm akiller icre adi mulhid va deli. 

Akilhnin aklidengesi maverasm almadi 
A§ikin a kill i la r iginde adi dinsiz ya deli. 

"insan bebeklik doneminde mutludur. £unku arzulan ve iktidcm 
denge halindedir. Yani elde etmesine yetecek kadar giice sahiptir." 928 

Daha sonra akil on plana gikar ve yol gosterir. Ancak dengeleri surekli olarak 
koruyamaz. Cunku kalbide ayni anda geli§mektedir. Sonunda bir yikim olur. 
Cunku akil dengenin bozulmasmda en buyuk etkendir. Akil aldigi ve buldu- 
gu bilgi neticesini ararken bulamadigi vakit peri§an olmaktadir. Kalp ise bu 
konuda yaratih§mda ki geni§lik "Ben yere goge sigmadim, ancak mu'min 
kulumun kalbine sigdim" 929 nedeniyle gok §ey onda yer bulur. Bu sefer adi 
bazen deliye kadar gikar. Deli sifati ile gaginlmak nebilere dahi nispet edili- 
yorsa bunu anlamamak mumkun degildir. Bu nedenle a§k yurd olarak kalbi 
segmi§tir. 

Zerre zerre kildi Misri'nin vucudunu kaza 930 
Katre katre kildi zatmi anin askin veli. 

Zerre zerre kildi Misri'nin vucudunu kaza, 
Katre katre kildi zatmi onun a§kmm yeli. 

Parga parga olmak gok eziyet gekmek demektir. A§k insani elemle, aciyla 
yogurdugu igin takdir edilen me§rebi de NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-azizi 
hayati boyunca sikmtidan sikmtiya dugar eylemi§tir. 



TAHMIS-I AZBI 



Mizan: terazi, tarti, olgu, denge. 

27 Ma-vera: Bir §eyin gerisinde, arkasmda veya otesinde bulunanlar. 
928 Jean-Jacques Rousseau 

Bkz. SehavT. 589. 590: AclunT. 11/195 Hadisin ash muteber kaynaklarda buluna- 
mami§tir. 

30 Kaza: Birdenbire olan musibet. Beklenmedik bela. Vaktinde kilmmayan namazi 
sonradan kilmak. Allah'in takdirinin ve emrinin yerine gelmesi. Hakimlik, hakimin 
hukmu. istemeden yapilan zarar. Hukmeylemek, hukum. Bir §eyi birbirine lazim 
kilmak. Beyan eylemek. Ahdini yerine getirmek. Odemek, eda etmek. icab. 
Olum. 



398 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Boyle idrak eylemi$ Hakk'tan bunu can bulbulu 
Fi'lmisli hardir muzeyyen eyleyen nazm gulu 
Kim hakikatle §eriat emrine etmez beli 931 
Kildan ince ve kiligtan keskin ol §ahm yolu, 
Her kemal ehli, kapusunda anm edna kulu. 

iki diem ragbeti yanmda edna yolu olur 
Aleme sultan olan bir zereye bin kul olur 
Yine kendi emrine hakim meger ol olur 
Oklan kavs-i kazanm kuvvetince yol alir, 
Putesine kalb-i sultandan geger okun yolu. 
Sahibi geng nubuvvet $ah sultani'r-rusul 
Padi$ah?ba'si kevn ve mekdni'r-rasul 
Busbutun alemlere sultan §ahi'r-rasul 
Qiin mukaddem "Fakr-i fahri" dedi sultani'r- rusul, 
Ya aceb mi "fahr-\ ziiHY' dese bu ahir veli. 

Gel rumuzun eyle idrak hab-i gafletten uyan 
Aci tatli yanmdadir oldu birsur 932 fkan 933 
Kim bu dem iksire sa' edenlere olmaz yalan 
Ferha terha iki derya "Mecmaii Bahreyn" olan, 
Taht-i akdam-i erazilAr§-i Rahman menzili. 
Kamilin bir nutku paki oldu vechi intizam 
Ger hakikat ger $eriat bi-sebeb olmaz kelam 
Hakk teala ilmini gun kirn tamam etmi$ 
Arifin bir himmeti var ana ar§ olmaz makam, 
Sidre vu Tuba gozetmez kamilin can u dill. 

Nice bin gordum cihanda hale halda§ olmadi 
Kimsenin ahvaline hig kimse agah olmadi 
Bir kimsenin hig kimseden hig ricasi kalmadi 
Akilin mizan-i aklm maverasm almadi 
A$ikm akiller igre adi mulhid ya deli. 
$erha §erha olsa sinen don yuzun Hakk'tan yana 
lem'a lem'a zat-i paktir Hudd'ya ru$ena 934 
Yane yane a$ikm olmu$ bu kemter Azbi'ya 
Zerre zerre kildi Misri'nin vucudunu kaza, 
Katre katre kildi zatmi anm a§km yell. 



931 Beli: f. Evet. 

932 Sur: emin, guvenli 

ikan: iyi veyakmen bilmek. Saglambiri§. Yakin hasil etmek ve edilmeksuretiy- 
le bilmek. 
934 Ru§en: f. Parlak, aydin. Belli, a§ikar. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 399 



188 

Vezin: Mustef' ilun mustef ilun mustef ilun mustef lun 

Kasab elinde koynum, ya o beni, ya ben onu, 

Cellad onude boynum, ya o beni, ya ben onu. 

Irz u vakar mal menal yagma olundu cumlesi, 
Soyunmu$um bu yolda ben, ya o beni, ya ben onu. 

Habsum bugun kirk erbain oldu tamam Deccal lam, 

Kildi beni Rabbim emm, ya sen beni, ya ben seni. 

Vallahi senden korkmazam da'vayi batil kilmazam, 
Hak-tir yolum yamlmazam ya sen beni, ya ben seni. 

Vardi gikali goklere Binaltiyiizdoksanbir'e, 

indim senin igin ben yere ya sen beni, ya ben seni. 

Mehdfbenim adlim durur, isa benimfazlim diiriir, 
Ahir amel katlim durur, ya sen beni, ya ben seni. 

Meydana gik gel ey kaba avret gibi giyme kaba, 

Ben Misri'yem geydim aba, ya sen beni, ya ben seni. 

Kasab elinde koynum, ya o beni, ya ben onu, 
Cellad onude boynum, ya o beni, ya ben onu. 

Kasab elinde koyun'um, ya o beni, ya ben onu, 
Cellad onude boyun'um, ya o beni, ya ben onu. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahii sirrahu'l aziz bu ilahisini nasil yazdigmi ise 
elyazmasi mecmuasmda §6yle anlatir: 

"Limye Camiinde isneyn gun ta§ra gikmi§ idim. Biri bir soz okur, bono 
i$ittirerek,"yo o beni yo ben onu " deyu. "Ne ho§ kafiye olur una ilahfol- 
sa!" dirken bu zuhur itdi. Sonro didiler ki ol giplok idi. 935 Burada halk §air- 
leri gibi mutasavvif §airlerin de kafiye konusundaki rahat davrani§larmi 
gorme yanmda, bir deliye, meczup birinin sozlerine onem vererek, soyle- 
yene degil, soyletene bak sozu geregi onun sozlerini ilahilerin hareket 
noktasi kabul ettigini goruyoruz. 936 

Irz u vakar mal menal 937 yagma olundu cumlesi, 
Soyunmusum bu yolda ben, ya o beni, ya ben onu. 



935 (NiyazT-i MISRT, 1223), v.83b 

936 Yard. Dog. Dr.Kenan ERDOGAN, "$iir-Efsane-Menkibe ili§kisi Ve Niyazi-i 
Misri'nin Menkabelerine Gore Bazi fiirlerinin Hikayesr Sosyal Bilimler Yil: 2003 
Cilt:lSayi:l, s.49 

Menal: Yeti§tirme, nail olma, kavu§ma. Ele gegrilen §ey. Nail ve sahib olunan 
§ey 



400 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Irz ve vakar mal ve kazanchgim §eylerin hepsi yagma olundu, 
Soyunmu§um bu yolda ben, ya o beni, ya ben onu. 

Hasan BasrT radiyallahu anh, sehadan yani comertlikden soruldugun- 
da, "malmi Allah yolunda vermekden ibarettir" demi§tir. 

Yine israf dan sormu§lar, "Riyaset sevgisiyle vermektir" demi§. 

Kays'm oglu Ahnef, bir adamm elinde para gormu§, "Bu para kimin- 
dir" diye sormu§. - 

Adam, "benlmdlr" deyince: 

Cevaben "hayir, o senin elinde oldukca senin degildir. Ne zaman infak 
edersen o zaman senin olur/' demi§tir. 

Hazret-i Hasan aleyhisselam karde§i Hazreti Huseyin aleyhisselama 
yazdigi bir mektupta §airlere verdigi paralardan dolayi onu tenkid etmi§- 
tir. Karde§inden aldigi cevabda; 

"Malm hayirhsi, irz, namus ve §erefin muhafazasi igin harcanan pa- 
radir" denilmektedir. 938 

Habsum bugun kirk erbafn oldu tamam Deccal lam, 
Kildi beni Rabbim emfn, ya sen beni, ya ben seni. 

Lanetlenmi§ Deccal! Hapsim bugun kirk erbain oldu tamam 
Rabbim beni kildi emin, ya sen beni, ya ben seni. 

Vallahi senden korkmazam da'vayi batil 939 kilmazam, 
Hak-tir yolum vanilmazam ya sen beni, ya ben seni. 

Vallahi senden korkmazam da'vayi batil kilmam, 



938 (KOTKU, 1985), s. 32 

Batil: Hakikatsiz, hurafe. Hak ve dogru olmayan, yalan. §artlarmi yapmamakla 
kabul olmayan ibadet ve muamele. Mesela: Bir ozur bulunmaksizm taharetsiz kih- 
nan namaz gibi. (Bak: Fasid)(Bir bayram ak§ami, gokte ay ve hilali anyanlar iginde, 
ihtiyar bir zat da bulunur. Bu zat, gokteki hilali gormek igin butun kasid ve dikkatiyle 
nazarmi goge tevcih edip, hilali ara§tirmakla me§gul iken, gozunun kirpiklerinden 
uzanan ve gozunun hadakasi uzerine egilen beyaz bir kil, nasilsa gozune ili§ir. zat, 
derhal : ''Hilali gordum/' der, "i§te bu gordugum aydir/' diye hukmeder. i§te sathT 
ve dikkatsiz nazarlar bu gibi hatalara du§tukleri gibi, yuksek bir cevhere ve 
mukerrem bir mahiyete malik olan insan, kasdi ve dikkati ile daima hak ve hakikati 
ararken, bazan sathT ve dikkatsiz bir nazarla batila bakar. batil da; ihtiyarsiz, 
talebsiz, davetsiz fikrine gelir. Fikri de, gar nagar ahr saklar; yava§ yava§ kabul ve 
tasdikine mazhar olur. Fakat onun o batih kabul ve tasdiki, butun hikmetlerin mercii 
olan nizam-i alemden gaflet etmesinden ve madde ile hareketinin ezeliyete zid 
olduguna korluk gosterdiginden ileri gelmi§tir ki, §u garip naki§lan ve acib san'at 
eserlerini esbab-i camideye isnad etmek mecburiyetiyle o dalaletlere du§mu§lerdir. 

i.i.) 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 401 



Hakk-tir yolum yanilmazim ya sen beni, ya ben seni. 

Ey zalimler olumden havf iden her ne iderse ider padi§aha dil uzat- 
maz, padi§aha bu kadar sutum idenun ya cunum vardur ya olumden 
ziyade siyaseti vardur olum yanmda kepaze gibi kalmi§dur anungun 
soger oleyum diyu heman bu gice oldurmek gerek iduriuz bugune nigun 
kodunuz eger dahi umidunuz var ise hah u na-hah biz seni Hamziyye 
ideruz diyu hTg i§idilmi§ midur enbiyadan birisi Hamziyye mezhebine 
dondugini siz benum §imdiye dek ittibai munfasilalarmi ayirdunuz dahi 
mefasil-i muttasilalaruni henuz turur Mansur gibi dara [81a] gekun her 
bir 'uzvimi benden ayirdukga teklif eyleri a'za doginince kemiklerimi bir 
bir ayirun yine arz eylen ta ki MisrTyi kirn oldugmi ol zaman bilesiz ve ilia 
MisrTnun siz ancak merkebini gorursiz huffa§ gibi nur-i basiret yok ki 
MisrTyi goresiz. 940 

Vardi cikah aoklere Binaltiyuzdoksanbir'e, 

indim senin icin ben vere ya sen beni, ya ben seni. 

Vardi gi kali goklere Binaltiyuzdoksanbir'e, (1691) 
indim senin igin ben yere ya sen beni, ya ben seni. 

Bu misra ile miladi tarihi bir beyitte ilk defa kullanan §air oldugu da ifade 
ediliyor. 941 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz 1694 yilmda Hakk'a yurudugu du§u- 
nulurse ug sene evvel bu ilahi soylenilmi§tir. 

Mehdf benim adlim 9 * 2 durur, Isa benim fazhm 943 diiriir, 



940 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 80b-81a 



Ey zalimler olumden korkan her ne ederse eder padi§aha dil uzatmaz, padi§aha 
bu kadar kufurler edenin ya deliligi vardir ya olumden ziyade siyaseti vardir. Olum 
yanmda kepaze gibi kalmi§tir onun igin soger oleyim deyu heman bu gece oldurmek 
gerek ederiz. bugune nigin koydunuz. Eger dahi umidiniz var ise ister istemez biz 
seni Hamziyye ederiz, deyu. Hig i§itilmi§ midir? Enbiyadan birisi Hamziyye mezhebi- 
ne dondugunu siz benim §imdiye dek ittibai munfasilalarmi ayirdmiz. Dahi mefasil-i 
muttasilalaruni henuz durur. Mansur gibi daragacma [81a] gekin her bir uzvumu 
benden ayirdikga teklif eyleri a'za dogununce kemiklerimi bir bir ayirm yine arz 
eyleyin ta ki MisrTyi kirn oldugunu ol zaman bilirsiniz ve ancak MisrTnin siz ancak 
merkebini gorursunuz yarasa gibi goz nuru yok ki MisrTyi goresiniz. 

Bilgi icin bak Doc. Dr. ismail Yakit. Turk islam du§uncesinde Ebced Hesabi ve 
Tarih Du§urme, ist, 1992, s. 284 

AdIT: Adalete mensup, adaletle alakah, ilgili. 

Fazl: Alimlere yaki§ir olgunluk. iman, comertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, 
ustunluk, huner, tefavut, inayet. Artmak. Artik, (bunun ziddi naks'tir). 



402 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ahir amel katlim durur, va sen beni, ya ben seni. 

MehdT benim adlim derim, isa benim fazhm derim, 

Son i§im (sozum) olumum derim, ya sen beni, ya ben seni. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz suluk yolunda bu hallerin 
olacagmi bildirdikten sonra bunun bir bedeli de oldugunu soyler. 

i§de benum dinini ve mezhebini sindigim 944 deduklerim bu tayifedur 
sindugum dimekden muradum odur ki, bir kag sene amellerine degul 
ilimlerine teslim olmi§ idum. Suluk iginde vartalar gokdur hak din sanup 
kabul etmi§ idum. El-hamduli'llahi te'ala inayet-i ilahiyye 945 yeti§up 
tarddi. 946 Bu fakiri ol gamurdan gikardi. Guya cehennemden gikardi. 01 
kadar kabulun mukabelesinde deccal cehennemine yakdi. 947 Gorun za- 
ran ne mertebedur ki, dokuz yildur yanarum dahi halas olamadum bin 
seksen ug tarihinden beri yanarum bu §evvalun ibtidasmda dokuz sene 
tamam oldi onuncuya gegdi. 948 

Mevdana cik gel ev kaba avret gibi giyme kaba, 

Ben Misri'vem geydim aba 94 9 , va sen beni ya ben seni. 

Meydana gik gel ey kaba avret gibi giyme kaba, 
Ben MisrT'yem giydim aba, ya sen beni, ya ben seni. 

Bu beyitte ise durumlarm gegciligi ile kadmhk halinin noksanhgi gibi bu 
isevi ve MehdT hallerinden vaz gegtigini beyan ediyor. 

TAHMiS-iAZBt 

Zahid yola ben kailim ya sen beni, ya ben seni 
Kurban igin gelmi§tim ya sen beni, ya ben seni 
Sanma beni hainim ya sen beni, ya ben seni 



944 Sindigime: Sin-Kaf okuma 



945 Allah Teala'mn yardimi 

946 Tard: Surme, kovma, uzakla§tirma. Mektebden veya vazifeden uzakla§tirma. 
Hizmetten gikarma 

947 Yanh§ §eylere inanmamim kar§ihgi olarak eziyet gektim demektedir. 

948 (NiyazT-i MISRT, 1223), v. 105a 

Aba: Ekseriyetle yunden yapilmi§, bol giyimli bir libas. (Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem da bu libasi giyerlerdi.) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 403 



Kasab elinde koynum, ya sen beni, ya ben seni, 950 
Celiac! oniide boynum, ya sen beni, ya ben seni 

Sirrimi has eyle amm 951 gunku geliptir cumlesi 
Merdi tarikat oldugum zahid biliptir cumlesi 
Canile ba$im cumle bakikaliptir cumlesi 
Irz u vakar mal menal yagma olundu cumlesi, 
Soyunmu§um bu yolda ben, ya sen beni, ya ben seni 
Seyrangahimdir bu zemin donmem yemin ettim yemin 
Halvette oldum hemni$in zat-i Hakk'a oldum yakin 
Anlar sozum ilia lein 952 kurbani Hakk oldum hemin 
Habsum bugun kirk erbain oldu tamam Deccal lam, 
Kildi beni Rabbim ernin, ya sen beni, ya ben seni 

Munkirlere gorunmezem meydandayim bilinmezem 
Hakk'tan olup ayrilmazam nadana sirrim vermezem 
Talli hayalim olmazam billah sozumden donmezem 
Valla hi senden korkmazam da'vayi batil kilmazam, 
Hak-tir yolum yamlmazam ya sen beni, ya ben seni 
A§ik gerek kalbe gire a$k ehli kalmam sirra 
Filden buyuk oldu pire ugyuzyirmiden gore 
ini§ yoku$ dupduz ova sirrimi agim munkire 
Vardi gikah goklere Binaltiyiizdoksanbir'e, 
indim senin igin ben yere ya sen beni, ya ben seni 

Tig u teber 953 hilmimdir hem gu§unam 954 ilmim durur 
Isyan benim kalemdir yer gok benim zulmum durur 
Hakk'i Mustafa teslim durur hem Murtaza aslim durur 
Mehdf benim adlim durur, Isa benim fazlim durur, 
Ahir amel katlim durur, ya sen beni, ya ben seni 
Azbisana Hakk'tan ata olmu§ bu ilm-i vera 
Kaydi beka kaydifena gelmez bana bir zerre ma 
Merdane geldim ben sana varsa huner goster bana 
Meydana gik gel ey kaba avret gibi giyme kaba, 
Ben Misri'yem geydim aba, ya sen beni, ya ben seni 



50 AzbT Baba "ya o beni, ya ben onu" yerine "ya sen beni ya ben seni" olarak tah- 
miste kullanmi§tir. 

951 Amm: herkese ait, umuma ait, umumi. 
Lein: Vallahi eger 

953 Tig: f. Kill?, seyf. Teber: f. Balta 

954 Cu§: f. Co§mak, kaynamak. Ta§mak. Deprenmek 



404 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



189 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Yakm yalmli kulhani, atm firengi temreni, 
Coktan arardim ben bunu ya ben sizi, ya siz beni. 

Qiin gordunuz kirn tmmazam sag ve soluma bakmazam, 

Sanursunuz dayanmazam ya ben sizi, ya siz beni. 
Geldik i§in ta ucuna eri§tik ahir giiciine, 
Batil olur kirn gocuna ya ben sizi, ya siz beni. 

$emsin yanmda zerreler bahrm iginde katreler, 

Zildan §ecer etmez hazer ya ben sizi, ya siz beni. 
Hor hor uyurken basmiz Misri'yi ol vakit asimz, 
Bulun zebanin assmiz ya ben sizi, ya siz beni. 

Yakm yalmli kulhani 95 5 , atm firengi temreni, 956 
Coktan arardim ben bunu ya ben sizi, ya siz beni. 

Yakm alevli kulhani, atm Fransiz okunu, 

Coktan arardim ben bunu ya ben sizi, ya siz beni. 

Ciin gordunuz kim tmmazam sag ve soluma bakmazam, 
Sanursunuz dayanmazam ya ben sizi, ya siz beni. 

Cunku gordunuz ki aldirmam sag ve soluma bakmazim, 
Sanirsmiz dayanmazim ya ben sizi, ya siz beni. 

Geldik isin ta ucuna eristik ahir giiciine, 
Batil olur kim gocuna ya ben sizi, ya siz beni. 

Geldik i§in ta ucuna eri§tik son gucune, 

Batil olur kim ki almgan ola ya ben sizi, ya siz beni. 

Semsin yanmda zerreler bahrm icinde katreler, 
Zildan secer etmez hazer ya ben sizi, ya siz beni. 

Gune§in yanmda zerreler denizin iginde katreler, 
Golgeden agag korkmaz kagmmaz ya ben sizi, ya siz beni. 

Hor hor uyurken basmiz Misri'yi ol vakit asmiz, 
Bulun zebanin 957 assmiz 958 ya ben sizi, ya siz beni. 



955 Kulhan: f. Hamam ocagi. Hamamda su isitmak igin ate§ yakilan yer 

956 Temren: Oklarm ucuna demir veya sandan takilan pargaya verilen addir. Menzil 
oklarma maden yerine kemik takihr ve ona da "soya" adi verilirdi. Temren ile soya- 
nm takih§mda fark vardi. Temren oka; ok ise soyaya takihrdi 

957 Zeban: f. Dil, lisan, lugat, lehge 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 405 



Hor hor uyurken basiniz MisrT'yi ol vakit asimz, 
Bulun susturun dilini ya ben sizi, ya siz beni. 

NiyazT-i MisrT, surgundeki hayatmda zulmun son haddine vardigim, usan- 
dirmak isteyenlerin ise ba§ansiz kali§larinm haberdar ediyor. 



Zeban aver: f. Duzgun konu§an, duzgun soz veya §iir soyleyen. Dile getiren. 
Zeban Diraz: f. Dil uzatan, atip tutan. 



958 Ass: Her nesnenin ash, her §eyin esasi 



406 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



190 

Vezin: Mef ulu Mefa'Tlun Mef ulu Mefa'Tlun 

Dost illerinden menzili key ali gorundu, 
Derd-i dile derman olan Elmah gorundu. 

Tutilere sukker bagmm zevki eri§ti, 

Biilbiillere canon gulunun dali gorundu. 
Mecnun gibi sahralara aglayi gezerken, 
Leyla dagmm lalesinin ah gorundu. 

Ten Yakubunun gozleri agilsa aceb mi? 

Can Yusuf'unun gul yuzunun hall gorundu. 
Kal ehlinin ahvalini terk eyle NiyazT, 
$imden geru hal ehlinin ahvali gorundu 

Dost illerinden menzili key 959 ali gorundu, 
Derd-i dile derman olan Elmah gorundu. 

Ne zaman ki dost illerinden ali menzili gorundu, 
Gonul derdine derman olan Elmah gorundu. 

Yine rivayete gore §eyhiyle Elmahya birlikte gitmi§ler ve Elmah gorundu- 
gunde de bu ilahisini soylemi§tir. 960 

MisrT'nin dilinin gozulerek adeta ait oldugunu anlatan a§agidaki menkabe 
ise Yunus'unkine gok benzemektedir. Rivayetlere gore, dokuz yil buyuk gile- 
lerle sulukunu tamamlayan MisrT Efendi'den Elmah halkma son defa vaaz ve 
nasihat etmesi istenir. MisrT konu§mak igin kursuye gikar. Fakat dili tutulur, 
konu§amaz. Sonunda §eyhi, "MisrT Efendi, bundan boyle durma ve susma, 
konu§" deyince dili gozulur, guzelce va'z eder. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu 
sirrahu'l azTz sonradan bunu anlatirken, "$eyhimin bu izin ve himmetiyle 
hala konufur, soyleriz. Bize korku yoktur" dermi§. 961 

Bu hadise uzerine MisrT'nin, §eyhini metheden a§agidaki §ekilde ba§layan 
ilahisini irticalen soyledigi de rivayet edilir. 962 



Key: Eski Acem padi§ahlarmm namidir. f. Ne vakit, ne zaman? (Soru igin kullani- 
hr. Arapgada muzari fiilini nasbeden (son harfini ustun okutan) ve "ign, ta ki, hangi, 
nasil?" yerinde kullanilan harf. (Bak: Huruf-i nasibe) 

NiyazT nin Bursa Orhan Ktp.690 numarada bulunan kendi el yazisiyla yazilmi§ 
Mecmuasi'nda bu ilahinin ba§nda: (v. 89b) "ElmaWda azizum UmmfSinan hazretle- 
rini ziy arete giderken Elmah gorundukde tulu itmi§ idi bu ilah?" kayd bulunmakta- 
dir. 

961 (ibrahim RAKIM, 1750), v.60; Tuhfe, s.20-21 

962 Yard. Dog. Dr.Kenan ERDOGAN, "$iir-Efsane-Menkibe ili§kisi Ve Niyazi-i 
Misri'nin Menkabelerine Gore Baz §iirlerinin Hikayesi" Sosyal Bilimler Yil:2003 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 407 



Eylesin Allaha gok tahiyyati 
Ana kirn verdi ilm-i gayati 
Gizli sultandir sirr-i Subhandir 
Mur§id-i candir hepmakalati 

Tutilere 963 sukker bagmm zevki eristi, 
Bulbullere canan gulunun dali 96A gorundu. 

Tutilere §eker baginin zevki eri§ti, 
Bulbullere canan gulunun dali gorundu. 

Mecnun aibi sahralara adlavi aezerken, 
Leyla daginm lalesinin ah gorundu. 

Mecnun gibi sahralara aglayi gezerken, 
Leyla daginm lalesinin ah gorundu. 

Ten Yakubunun gozleri acilsa aceb mi? 
Can Yusuf'unun gul vuzunun hali gorundu. 

Ten Yakubunun gozleri agilsa aceb mi? 
Can Yusuf unun gul yuzunun hali gorundu. 

Ka I ehlinin ahvalini terk eyle Niyazi, 
Simden geru hal ehlinin ahvali gorundu 

Laf ehlinin hallerini terk eyle Niyazi, 
§imden geri hal ehlinin halleri gorundu 

Bir gun dervi§ler, tekkede semai bir turlu tutturamiyorlardi. §eyh dedi 
ki: 

"Aman dikkat edin, bizim dervifler arasmda bir yabana var." Etrafi 
yokladilar, 

"Hayir yabana yok," dediler §eyh tekrar etti: 

"O halde pabuglan yokiay\n\z." 

"Evet, yabana bir pabug var/ dediler, 

"dyie ise, o yabana pabuglan dergahtan di§an at\n\zl" Di§an attilar. 
Derhal sema ayini duzene girdi. Akil dergaha kadar yol bulur, ama evin 

Cilt:l Sayi: 1 s. 37-52 

j63 Tuti: Dudu ku§u. Papagan. i§ittigi sozleri ezberleyip, insan sesi taklidini yapan ve 

soyleyen bir ku§. 

964 Dal: Agacm ilk verdigi kol. Kur'an hattiyle yazilan ( i ) harfinin okunu§u (Ebcedi 

degeri dorttur.) Noktasiz oldugundan ^dal-i muhmele ,, de denir. Semiz avrat. §i§- 
man kadm. "Yaban sediri'' denen bir ot. 



408 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



iginde yol gikaramaz. Orada akil perdedir. Gonul perdedir, sir perdedir. 

965 

"Kendilerine yazik edenlerin melekler canlarim aldiklan zaman onlara: 
"Ne yaptimz bakahm?" deyince, "Biz yeryuzunde zavalli kimselerdik" diye- 
cekler, melekler de: "Allah'm arzi geni§ degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" 
cevabmi verecekler. Onlann varacaklan yer cehennemdir. Orasi ne kotii 
donulecek yerdir!" 966 

TAHMiS-iAZBf 

Zahid talebi Hakk'ta iken mal gorundu 
$imden geri bu soylemege lal 967 gorundu 
Pirimle olan ahdi diyemem dal 968 gorundu 
Dost illerinden menzili key all gorundu, 
Derd-i dile derman olan Elmah gorundu. 

Bir yerde gonul kanmadi dunyayi gezerken 

idrak He bu La He ilia yi gezerken 

Bin derd He buzdt tecellayi gezerken 

Mecnun gibi sahralara aglayi gezerken, 

Leyla dagmin lalesinin ah gorundu. 
Derd He gezip yari bulup gelse aceb mi? 
Can He dil §ad uferah olsa aceb mi? 
Dil hal dili derde nihan kalsa aceb mi? 
Ten Yakubunun gozleri agilsa aceb mi? 
Can Yusuf'unun giil yuzunun hall gorundu. 

Gel sevdigine Azb? Meded eyleme nazi 

Yoklukta ozun var ediben anla bu razi 

Naz etme sakm yarin terk etme niyazi 

Kal ehlinin ahvalini terk eyle Niyazi, 

$imden geru hal ehlinin ahvali gorundu 



965 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.52), s. 118 
966 AI-iimran,97 

Lal: f. Dilsiz. Soz soyleyemiyen 

Dal: Agacin ilk verdigi kol. Kur'an hattiyle yazilan () harfinin okunu§u (Ebcedi 
degeri dorttur.) Noktasiz oldugundan "dal-i muhmele" de denir. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 409 



191 

7+7=14 

Ey kef ere o ignb avlar mi bu baligi 
Yanh§ haber soylemi§ size viren saligi 

Yer He goge sigmayan bir ignbe sigar mi 

Kami igiyken anun deryalarm yatagi 
Ver He gok arasi dolar dahi ta§ardi 
Egerzahir olaydi cihana bir tirnagi 

Yer goturen sari okiiz ondortyuzbin ya§mda 

Andan dahi buyuktur bu baligm kulagi 
Ne denlu vasf edersem binde biri degildir 
lira bunun alnidir levh u kalem duragi 

Merkezi de belirsiz zahir kiigiik noktadir 

Ar§ He kursfanm gidasmm ganagi 
Bu Misri'nin sureti aldar bu halki velT 
Manfde her bir kill bu dunyanm kafdagi 

Ey kef ere o ignb 969 avlar mi bu baligi 
Yanlis haber soylemis size viren saligi 

Ey kafirler o buyuk ag avlar mi bu baligi 
Yanh§ haber soylemi§ size haber veren 

NiyazT-i MisrT, Ahmed Bican (hyt: 1466) kaddese'llahu sirrahu'l azizin 
Durr-i Meknun 970 isimli eserinden mulhem 971 olarak bu ilahiyi yazdigi go- 
rulmektedir. Bu bahk meselesi ehlullah katinda konu§ulan mesellerden ol- 
dugu muhakkak ki §emsi Tebrizi kaddese'llahu sirrahu'l aziz dahi bu mesel 
uzerine Makalat da bahis agmi§tir. 

Bir §ahis baligi ve onun buyuklugunu anlatiyordu: "Sus, sen baligm ne 
oldugunu ne biliyorsun" dedi. O: "Bilmez olur muyum, denizde bu kadar 
seyahat etmi§im" dedi. Bu sefer o adam: "Eger biliyorsan, baligm alame- 
tinin ne oldugunu soyle" dedi. O: "Baligm alameti, deve gibi iki boynuzu- 
nun olmasidir" dedi. ; Bunun uzerine o adam: "Ben, senin bahktan hig ha- 
berin olmadigmi anladim; fakat bu agiklamandan senin okuzu deveden 
ayrip bilmedigin de malum oldu. Tabiat sahibi degil, gonul sahibi olmak 



969 Ignb: Kenarlarina agirhk baglanmi§ buyuk bahk agi. 

970 (Ahmed Bican, 1999) 

Not: Bazi yaymcilar bu eseri zuhul eseri olarak Muhyiddin Arab! kaddese'llahu 
sirrahu'l azize ait olarak cikarmi§lar. (Esma Yaymlan 1982) 

971 Mulhem: kalbe dogmu§, Allah Teala'nm, ilham ile kalbe bildirdigi §ey. 



410 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



lazimdir. Tabiat degil, gonlu ara, gonlun yeri nerede? Gonlun yuzu kapa- 
hdir. O sahib, Allah Teala'dir. Kiskangliklarmdan ona gonul sahibi derler. 



Yer ile aoge sigmayan bir ignbe sigar 973 mi 
Kami icivken anun deryalarm yatagi 

Yer ile goge sigmayan bir aga kugulur mu 
Onun karninin igi deryalarm yatagi iken 

Ver ile gok arasi dolar dahi tasardi 
Egerzahir olavdi cihana bir tirnagi 

Ver ile gok arasi dolar dahi ta§ardi 
Eger zahir olaydi cihana bir tirnagi 

Yer adturen sari okiiz ondortvuzbin yasmda 
Andan dahi buyuktur bu baligm kulagi 

Yeri ta§iyan sari okuz 1.400.000 ya§mda 
Ondan daha buyuktur bu baligm kulagi 

Rivayet ederler ki, Hak Teala Hazretleri bu yerleri sakin durmasi igin. 
Bir melek yaratti ve melek bunun altma girdi. Bir elini ma§riktan, bir elini 
magribten gikardi. Yerleri goturen yerler melegi, giki§ta karar tuttu. Ama 
melegin ayaklan karar tutmadi. Hak Teala, Firdevs-i A'la'dan bir guzel ta§ 
gikarmasmi buyurdu. O ta§m, ye§il yakuttan be§ yuz yilhk kalmhgi vardir. 
O ta§m uzerinde yedi bin gukur vardir. Her biri bir denizdir. 

Hakk Teala'nm emriyle ta§i, melegin ayagi altma koydular. Melek ka- 
rar tuttu, bu kez ta§ karar tutmadi. Hakk Teala emreyledi, Firdevs-i 
A'la'dan bir okuz gikardilar. Kirk boynuzu vardi. Uzunlugunu ve agirhgmi 
Allah Teala'dan gayri kimse bilmez. O ta§m altma koydular. Bu kez okuz 
karar tutmadi. 

Hakk Teala bir ta§ yaratti ki ululugu yerlerden uluydu. Hakk'in emriyle 
o ta§i okuzun altma koydular. Okuz karar tutu. Bu kez ta§ karar tutmadi. 
O okuzun boynuzu, yerlerin kaziklarmdan gikmi§tir. Ucu ta ar§ altma er- 
mi§tir. O okuzun onunden kagana be§ yuz yilhk yoldur. Onun kirk bin 
boynuzu ve kirk bin ayagi ve kirk bin agzi ve kirk bin gozu ve kirk bin ku- 
laklari vardir. Hakk'in emriyle bu yeri getirmi§tir. 

Ne zaman kimildayip harekete gelmek istese, Hak Teala bir sivrisinek 
yaratip ona havale etmi§tir. Sinek gelerek kanatgiklarmi girparak burnuna 



972 (EFLAKT & trc:Tahsin YAZICI, 1995), s. 254, b: (76) 
73 Sigar: ^ocukluk hali. Kugukluk. Zelli olu§. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 411 



girmek ister. Okuz de iki gozunu ve kulaklanni dikerek sinege bakar ki, 
burnuna girsin diye sakin bekler. Ne guzel kadir bir kemal, sani 1 zulcelal 
Allah Teala ki, onun gibi canavan zaif bir §ey ile korkutmu§tur. Kuvvet ve 
kudret, ululuk, padi§ahhk O'na mahsustur ki, nasil isterse oyle yapar. 
i§inde ve sanatmda aczi yoktur. Bir'dir, Vahit'tir, Ferd'dir, Ehad'dir. 
Lailahe illahu kudretinde, hikmetinde akillar hayrandir. 

O okuzun adi Belhu'dur. Sonra okuz bu vecihle duracak. Bu defa ta§ 
karar tutmadi. Bu kez Hakk Teala bir bahk yaratti. O bahgin kirk bin ka- 
nadi ve kirk bin ayagi vardir. ikinci Belhu'dur. Eger cumle denizleri, o ba- 
hgin burnuna koysalardi, duymazdi. 

Hak Teala o bahgin altmda denizi yaratti. Sonra o bahk ta§ altma girdi. 
O bahk, butiin ta§ ve okuzu goturdu. Hakk Teala ona bir kuvvet vermi§tir 
ki, altmda bu zikir olunan §eyler var midir? Haberi yoktur. O kadar buyuk 
nesnedir ki, arkasmda bu yerler gevrilmi§tir. Ba§i ile kuyrugu yine Ar§'ta 
bulu§mu§tur. 

Hikaye: Bir gun isa aleyhisselam, Hakk Teala Hazretlerine munacat 
ederek: 

"Bu yerleri goturen bahgi bana goster de goreyim!" dedi. Hak Teala 
Hazretlerinden hitab-i izze gelerek: 

"Ya isa! Eger gormek dilersen var, deniz kenarma dur, ta ki goresin." 
buyurdu. 

Sonra isa aleyhisselam deniz kenarma vardi. Orada u$ gun durdu. 
Yaydan ok gider gibi bir §ey gegti, hig arasi kesilmedi. isa aleyhisselam 

"Yarabbi! Bu yerleri goturen bahk bu mudur?" dedi. 

Hakk celle ve ala'dan hitab geldi: 

"Yd isa aleyhisselam! Her gun bunun gibi kirk bin bahk onun gidasi- 
dir. Henuz ug gun gegtigini gordun. Gegen baliklar, onun gozunun kara- 
si kadar degil idi. " buyu rd u . 

Bir nesne ki, yedi kat yerleri goturuyor. Ba§i ile kuyrugu yine Ar§'da 
bulu§ur. Bu soylediklerim acayib §eylerden degildir. §imdi bu ke§i§ler, isa 
aleyhisselam boyle yapti diye, o zamani hatirlayip ug gun yemeyip perhiz 
yaparlar. 

Sonra o bahgin altmda denizi yaratti. Denizin altma evvelce koydugu 
ta§, Allah Teala'nm heybetinden eriyip sivi oldu. Sulardan dalgalar mey- 
dana geldi. Dalgalar ruzgan meydana getirdi. Hak Teala o ruzgari cem 
edip suyun altma koydu. Denizlerin vasfmi Allah Teala'dan ba§ka kimse 
bilmez. Ey kuvvetli geginen! Bahgin, yerlerin ve goklerin ululuguna gore 
degerini de kiyas eyle! 974 



974 



(Ahmed Bican, 1999), v. 18b-20a 



412 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ne denlu vast edersem binde biri degildir 
lira bunun alnidir levh u kalem duragi 

Ne denlu vasf edersem binde biri degildir 
ZTra bunun alnidir levh ve kalem duragi 

Merkezi de belirsiz zahir kucuk noktadir 
Ar$ ile kursfanm gidasmin canagi 

Merkezi de belirsiz zahir kuguk noktadir 
Ar§ ile kursionun gidasmin ganagi 

Bu Misri'nin sureti aldar bu halki velT 
Manfde her bir kill bu dunyanm kaf dagi 

Bu halki velT Misri'nin bu sureti aldatir 
Manada her bir kill bu dunyanm Kaf dagidir. 

Kaf Dagi 

Bu Kaf dagi ki vardir. Firdevs-i a'la derelerinden bir gok ta§idir. Bu ha- 
va ve gokyuzunun laciverd renginde gorunmesine sebep; o ta§m Kaf da- 
gma akseden i§igidir ki, aksi havaya vurur, ondan dolayi gok (mavi) goru- 
nur. Bundan dolayi havadan suya dokundugundan gok gorunur. Yoksa 
su, ne renktir kimse bilmez. Hangi kaba koysan, o kabm rengini gosterir. 
Ama ash ve zati aktir. Delil odur ki, kar beyazdir. Eriyince su olur. Su buz 
olsa gok gorunur. Eritsen ak gorunur. 

§imdi bu Kaf dagmi gormu§ kimse yoktur. Ancak dort ki§i gordu. On- 
lardan rivayet olunur ki, sarp ve sessizdir. Bir tarafi deryay-i umman ve 
bir tarafi ulu daglarla gevrilidir. Hararetten dolayi kimse yanma varamadi. 
Allah Teala Hazretlerinin emri ile gorenlerin 

Birincisi Adem aleyhisselamdir. Ne zaman cennetten gikti, Cebrail 
aleyhisselam onu goturdu, gelirken gosterdi. 

ikincisi de, Suleyman aleyhisselamdir. Tahtmi yel goturdu. Bir gunde 
bir ayhk yol giderdi. Hak Teala'nm emriyle ona gosterildi. O kuvvetle var- 
di derler. Kuvvet ve kudret Hakk'mdir. 

U^uncusu de, Suleyman aleyhisselamdan ugyuz yil sonra dunyaya ge- 
len iskender-i Zulkarneyn'dir. Hak Teala Hazretleri ona inayet etmi§ti. Ri- 
vayet ederler ki, onun tahtmi bulut goturdu derler. Fakat hikayelerde 
boyle bahsedilmez. 

Hakk Teala Hazretleri her §eye kadirdir. Ne dilerse onu onda muvaffak 
kilar. Onun hikayesi budur: 

iskender, Rum'dan salih bir ki§i idi. Hak celle ve ala iskender'e inayet 
edip: 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 413 



"Yd iskender! Seni muhtelif bir kovme dovete gonderdim. Onlor iki ka- 
vimdir. Onun biri ma$riktadir, adi Menasik'dir. Ve biri de magribtedir, adi 
Munasik'dir. Ve iki kavim daha vardir. Birine Havil, digerine Tavil derler. 
Ve bunlardan ba§ka, yer ortasmda iki kavim daha vardir. Birine Cin, dige- 
rine Adem derler. Onlara benim vahdaniyetimi bildir." buyurdu. 

Bundan §unu anladim ki, Hak Teala bir kimseyi davete gonderirse, o 
kimse Enbiyadandir. 975 Onun igin iskender, nebi degildir demesinler. §a- 
yet nebi ise, inkar etmi§ olurum. Bir kimse nebileleri inkar etse, kufurdur. 

Hak Teala iskender'e yardim yapmca, iskender: "Ya Rabbi! Ben hangi 
kuvvetle onlara gideyim. Ya hangi kuvvet ile onlarla cenk edeyim." de- 
di. Hakk Teala Hazretleri 

"Ya iskender! Kuvvet ve kudret benimdir, yuru var, nuru ve zulmeti Sa- 
na musahhar eyledim. Onunde nur, ardmda zulmet yurusun." buyurdu. 

iskender'in etrafmda alimler, salihler, bilgeler, hekimler, pehlivanlar 
ve degerli §eyhler toplanmi§ti. iskender'in ordusunda yuzbin suba§i ve 
her birinin emrinde bin ki§i vardi. O, geceyi gunduz gibi gorurdu. 

iskender bu kuvvetlerle cihani dola§arak gezdi. Nice turlu mahlukat ile 
cenk eyledi. Nicelerine Hakk'm emrini ve birligini bildirdi. isyan edenin 
hakkmdan geldi. Sonra ma§rika geldi. O yerin halki, Ye'cuc'den §ikayet et- 
tiler. Ye'cuc'u maglub ettikten sonra Kaf dagma geldi. 

Bu dunyaya nice mahluklar gelmistir. Her biri devrini tamamlayip 
tebdil olmustur. 976 Hakk Teala bu yeryuzunu Kaf dagi ile sakinle§tirdi. 

ilk once bir erkek yaratti, adi "Marie idi. Sonra bir kadm yaratti, adi 
"Marece" idi. Bunlardan yeryuzunun dortte biri doldu. Bunlardan bir go- 
cuk meydana geldi. Admi "Cin" koydular. Bu cin taifesi gogaldi. Yeryuzunu 
kapladilar. iblis-i Lain de bunlardan oldu. iglerinde zahidler azaldi. ibadet 
edenler bunlardan ayrildi. Melekler ile cinler bunlardan se^ildi. Yani 
melek sifati ile muttasif oldular. Hatta birinci gokte bin yil ibadet ettiler. 
Ondan yedinci goge gktilar. Meleklerin yanma vardilar. Ondan sonra bin 
yil daha cennetin hazinedarhgmi yaptilar. Meleklerden bir cemaat ona 
itaat ederek hizmetkan oldular. Sonra onun ardmdan ve onunden tazim 



Allah Teala uyanci olan kimseye nubuvvetten bir cuz vermi§tir. Bu nedenle uya- 
ran ki§iler manada nebidirler. 

976 [ Ztra, ism-i Rahman'm zahiri kuffara taallukdan munkati'dir. Pes, mu'minlerin 
neticeleri rahmet-i ilahiyye ve cemal ve kafirlerin neticeleri gazab ve celaldir. Ve 
nettcetu'n-netaic / ne olacagmi Hakk bilir. 

ZTra, mu'minler cennete duhulden on be$ bin sene sonra melek mesrebine dahil 
olurlar ve kafirler dahT bu muddetten sonra seytan me$rebine girip bu iki mesrebden 
gayn netice-i me$arib kalmazve ikisi daht Hakk'a muzaf olurlar. ZTra, HadT ve Mudill 
Allah Teala'dir. (ismail Hakki Bursevi, 1997), s. 188 (v. 108)] 



414 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ve tekrTm ederlerdi. 

Bir gun §eytan-i Lain, cennetin kapisinda yazih §u yaziyi gordu: "Eger 
bir kul, Hak Teala Hazretlerinin emrini tutmasa veya hased etse, o kulu 
kendisine yakm etmifken kapismdan kovar. Cehennem ehli olur." Vak- 
taki iblis onu gordu. Okudu ve: 

"Yarabbi! O kul ne kotii kul imi§, bana destur ver, o kula lanet ede- 
yim." dedi. Hakk Teala destur verdi. iblis, kendisine bilmeyerek bin yil la- 
net etti. Fakat lanetin kendisine olacagmi bilemedi. Zira o, ilmine ve Hak- 
ka yakinhgma magrur oldu. Kibir ve rutbesine mest oldu. Kimseyi yanma 
kabul etmez, kotu niyetli idi. Akibet aslma kavu§tu. Ash hata i§leyici, ve- 
fasiz, kendini begenmi§ti. Yalniz yeryuzunde cin taifesi igin azgmhk du§u- 
nurdu. Hakk Teala Hazretleri onlara nebi gonderdi ki, onlarm azgmhklari- 
ni bildirip islah etsin, onlar kabul etmediler. Hatta nebiyi oldurduler. 
Hakk Teala, Melaike askerini gonderdi ki, onlarla gaza etsin. Yeryuzune 
indiler, onlarla gaza ettiler. Fakat iblis onlarla beraber inmedi. 

Sonra Hak Teala Hazretleri Adem'i yaratmayi murat etti. Bu keyfiyeti 
meleklere bildirdi. Ve: 

"Yeryuzunde topraktan bir halife yaratacagim. O mahluk, yeryu- 
zunde en e§refli ye en son mahluk olacak." buyurdu. iblis'in iginde hased 
ate§i yandi ve: 

"Ben nardan oldum, O topraktan. Benim uzerime nasil itibarli o\ur?" 
diye kibirlenerek hased etti. 

§eytan-i Lain, Hak Teala Adem'i balgiktan halk etmeden, Adem 
aleyhisselamm kahbi yer uzerinde yatarken sik sik gelir yoklardi. Melek- 
lerden kendine tabi olanlarma: 

"Bu balgik nasil halk olup itibar bulacak, bunun igi bo§tur, nasil malik 
olacak ?"derdi. 

Adem aleyhisselamm kalibmin agzmdan girip a§agismdan gikti. Melek- 
lere: 

"Eger bu halk olup bizim uzerimize hakim olacak olursa, ben bunu di- 
ninde sag koymam." derdi. Atlari §a§irtirdi ki, Adem'in kahbmi gigneyiniz. 
Bu halk olunca size binerek gok cefa edecek derdi. Atlar gelip iblis'in so- 
zuyle gignemek isteyince; Hak Teala Hazretleri kelbi (kopegi) yaratip 
Adem'in gobeginden sigrayarak atlara vurur, kagardi. Zira cinden evvel 
cihani atlar doldurmu§ idi. 

Sonra Hak Teala Adem'e ruh verdi. Adem gozunu agdi. Bir kez aksirdi. 
"Elhamdulillah!" dedi. Hakk Teala Hazretleri: "Yerhamuke rabbuke yd 
Adem!" buyurdu. O vakitten beri, o soz dua kaldi. Hak Teala Adem'e tac 
ve elbise giydirdi. Esma'yi yani isimlerini ogretti. Adem'i izzetlendirdi. 
"Cennette ya§a!" buyurdu. 

Ona: "Ya Adem! Cennette ya§a, yalniz "§eceretu f l-Huld" ki, bug day 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 415 



agaadir. Ona yakm olursan zalimlerden olursun." buyurdu. 

HakkTeala Hazretleri, Adem'in sol iye kemiginden Havva Ana'yi yarat- 
ti. Nitekim Kur'an-i AzTm'de : "Dedik ki: Ey Adem! Sen e§inle cennette 
kal! Ve onun ni'metlerinden istediginiz yerde ikinizde bol bol yiyin Ama 
§u agaca yakla§maym! Yoksa zalimlerden olursunuzi" buyurmu§tur. 

Adem de bu emaneti kabul etmi§ti. O hasedcinin igi yandi. Adem'e 
itibar olunca, hasedi daha ziyade artti. 

HakkTeala: 

"Adem'e secde edinizl" buyurdu. Zira ki, Adem'in alninda Muham- 
med Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Nuru vardi. Cumle 
melekler Hak Teala Hazretlerinin emri uzere olup, once israfil 
aleyhisselam secde etti. Onu gorunce cumle melekler secde ettiler. Fakat 
iblis durdu, secde etmedi. Hakk Teala iblis'e lanet etti. Suretini degi§tirdi, 
kapismdan kovdu. 

Rivayet olunduguna gore; meleklerden bir cemaat ona tabi olmu§tu. 
Hak Teala ate§ gonderdi. Onlari yakti, mahvoldular. Ondan sonra ib- 
lis'in gonliinde hased daha ziyade artti. 

§eytan'm hilesi §u idi: Ayrildigi cennet'e bir hile ile girerek Adem'i az- 
diracak. Allah Teala'nm yasak ettigi agagtan yedirip, Adem aleyhisselami 
cennetten gikarmaktir. 

Bir §ekle girip, cennet kapisma geldi. Tavus ku§unun ve yilanm cennet 
kapicilan oldugunu gordu. Onlari kandirip aldatarak, yilanm agzmda cen- 
nete girdi ve sonra sigradi. Adem'in yanma geldi. Yilanm agzmda iblis'in 
zehiri kaldi. O yilan gok ho§, gok guzel kimse idi. Ayaklan da vardi. Vakta- 
ki §eytan, Havva'yi gordu. Guzel, kiymetli, suslu elbiselerle, tac ve hulle 
ile aldatti. Ona olumu hatirlatti. 

Havva; 

"Olum nedir? Yd ona gare nedir?" dedi. Lain: 

"O yasak agagtan yersenlz kalirsmiz. Onun igin slzi men eyledi, 61- 
diirse gerektlr" dedi. Havva Adem'e o meyveden sundu, fakat Adem 
men etti. Yedirmege muvaffak olamadi. Havva alarak yedi, bir §ey olma- 
di. Onun igin Havva, §eytana uymu§tu, Havva'ya bir zarar olmadigmi go- 
ren Adem de, Havva'nm ikram ettigi meyveden, o da yedi alnmdan ve 
ba§mdan hulle ve tac ugtu. Adem giplak kaldi, .... 977 

Bu anlatilanlardan gikanlacak sonug, alemin evveli ve sonu hakkmda bil- 
gilerimiz gok yetersizdir. NiyazT-i MisrT'nin kurgu gibi anlattigi §ey ashnda bir 
gergegin ifadesidir. Lakin be§eribilgimiz noksan oldugu igin cevap veremiyo- 
ruz. 



977 (Ahmed Bican, 1999), v.27b-29b 



416 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

Ten gemisin suremezligin atsm yoklugu 

Ta§radan pak gorursun igi murdar kabagi 

Poyraz He doldurmu$ meze igin tabagi 

Ey kef ere o ignb avlar mi bu baligi 

Yanh§ haber soylemi§ size viren saligi 

Cunku karnm ag imi§ ruzgarla doyar mi? 
Tarhanesiz gemide deniz suyu ycrnar mi? 
Kila binse karmca kannca kil duyar mi? 
Yer He goge sigmayan bir ignbe sigar mi 
Kami igiyken anun dery alarm yatagi 

Serendipten 978 bin ar$m tufan gibi a$irdi 

Kuvvetinden yer gekip gok silkinip du$erdi 

Yerde gokte her ne var golgesine u$urdu 

Ver He gok arasi dolar dahi ta§ardi 

Egerzahir olaydi cihana bir tirnagi 

Cennet He cehennem bir zeredir i$inde 
Bad-i sarsar 979 kirn eser senin kovar ba§mda 
Yuzyirmibin ay gune$ lyandir bir ka$mda 
Yer goturen sari okiiz ondortyuzbin ya§mda 
Ondan dahi buyuktur bu baligm kulagi 

Bundan artik soyleme a$ik yeri degildir 

Eger Hakk'm kuluysan adm diri degil 

Kimse onun vasfmm mehdi eri degil 

Ne denlu vasf edersem binde biri degildir 

lira bunun almdir levh u kalem duragi 

A§ika lazim olan emr olan bir nefhadir 
Munkirsanma bu emri puhte 980 olmu$ lokma 
Men u selva kudret Hakk'tan bize nushadir 
Merkezi de belirsiz zahir kuguk noktadir 
Ar§ He kursfanm gidasmm ganagi 

Aleme eyler ata bunu Hakk canm gulu 

Medhini onun dila Hakk'tan okur Hakk'i veli 

Azbfdolu her cihan kudret feyzi AH 

Bu Misri'nin sureti aldar bu halki velT 

Manfde her bir kill bu dunyanm kafdagi 



Serendib: (Hintge) Hindistan'in guneyindeki Seylan adasinin ismi. 
Sarsar: Gurultu ile gelen pek soguk ruzgar, yel. Kasirga. 
980 Puhte: (C: Puhtegan) f. Pi§mi§, pi§kin. Olgun, kamil insan. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 417 



192 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Hamr-i ruy-i yar He sekran olan anlar bizi, 
Katresin bahr eyleyip umman olan anlar bizi. 
Cahil anlamaz zevil-irfan olan anlar bizi, 
Vakif-i esrar olup hayran olan anlar bizi. 
Anlamaz hayvan olan, insan olan anlar bizi, 

Halkm artik eksigine keylimiz yoktur bizim. 

Kimseye td'netmege hig dilimiz yoktur bizim, 

La-mekandan gelmi§iz bir ilimiz yoktur bizim, 

Bufena gulzara hergiz meylimiz yoktur bizim, 

Her seher bulbul gibi nalan olan anlar bizi. 
Sirr-i vasl-i yari yol azanlara agilmaziz, 
Biz hakikat §emsiyiz revzenlere agilmaziz, 
Biz rical esrarmi §ol zenlere agilmaziz, 
Zahid-i leffafolan reh-zenlere agilmaziz, 
Agilup giiller gibi handan olan anlar bizi. 

Sanmaniz zahid gibi havf u reed abddhyiz, 

Gegmi§iz andan §eha bezm-i lika abdahyiz, 

Tekye-i iklfmi lahutta beka abdahyiz, 

Ba§ agik yalm ayak rah-ifena abdahyiz, 

Refedip ten cubbesin uryan olan anlar bizi. 
Misriya §ehr-i fenaya ugradi rahim bugun, 
$ems-i ruy-i yar He bedr oldu gun mahim bugun, 
Kuluna rahmeyleyip kildi nazar §ahim bugun, 
Li-maallah sirrma mahremdir Ibrahim bugun, 
01 saray-i vahdete mihman olan anlar bizi. 

Hamr-i ruy-i yar He sekran olan anlar bizi, 
Katresin bahr eyleyip umman olan anlar bizi. 
Cahil anlamaz zevil-irfan olan anlar bizi, 
Vakif-i esrar olup hayran olan anlar bizi. 
Anlamaz hayvan olan, insan olan anlar bizi, 
Yar yuzunun §arabi ile sarho§ olan anlar bizi, 
Damlasmi derya eyleyip okyanus olan anlar bizi. 
Cahil anlamaz irfan sahibi olan anlar bizi, 
Sirlar vakifi olup hayran olan anlar bizi. 
Anlamaz hayvan olan, insan olan anlar bizi, 

Sozlerin anla§ilmasmda kar§ismdakinin ahvali gok onemlidir. Yoksa en 



418 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



guzel §ekilde beyan eden ve edilmi§ olan Kur'an-i Kerim dahi birgok insan 
tarafmdan anla§ilmami§tir. Bunun nedeni kar§i tarafin yetersizliginden 
ba§ka ne olabilir. Hakikatler gun gibi agik olsada ilgilinin goru§u ve baki§i 
gokonemlidir. 

Bir gun Konya'mn §erafeddin Cami'T civarmdaki bir dukkanda halk 
toplanmi§, §ehre ilk defa gelen bir gramofonun ba§mda tarti§iyorlar: 
"Gramofonda Kur'an-i Kerim okumak caiz midir, degil mldlr?" 
Ali KemalT (d.l853-hyt: 4 Ekim 1920); fikir beyan etmesi igin ogrenci- 
lerinin de bulundugu tarti§ma yerine gagrihr ve meseleyi dinledikten 
sonra §6yle der: 

"Siz bunu munaka$a edeceginize oturup, acaba Frenk bunu nasil 
icat etti, sesi plaga nasil aldi diye kafa yorsaniz daha iyi degil mi?" 
Bu soru uzerine herkes susar ve tarti§ma sona erer. 981 

Halkm artik eksigine keylimiz 982 yoktur bizim. 
Kimseve ta'netmege hie dilimiz yoktur bizim, 
La-mekandan gelmisiz bir ilimiz yoktur bizim, 
Bu fena gulzara hergiz 983 meylimiz yoktur bizim. 
Her seher bulbul gibi nalan olan anlar bizi. 
Halkm fazlasma eksigine olgegimiz yoktur bizim. 
Kimseye ta'netmege hig dilimiz yoktur bizim, 
Mekansiz yerden gelmi§iz bir yurdumuz yoktur bizim, 
Bu fena gul bahgesine asla meylimiz yoktur bizim, 
Her seher bulbul gibi figan olan anlar bizi. 

Fena bahgesi (Fena fi'llah) makammdan gegip mekansiz yurda (beka 
bi'llah) eri§ene eski halleri anlatmak uygun du§medigidir. Gegmi§in hayali ile 
me§gul olmak abesle i§tigal etmektir. Gelecegi du§unmekse bo§una gayret- 
tir. §imdiki hal ise yoktur. O zaman insan igin varhgm degeri yerine kendini 
Allah Teala'nm emirlerine daldirip kendi yoklugundan kurtulup, onda kendi- 
ni bulmaya gah§mahdir. Cunku be§erin varhgi Allah Teala katmda yok ile 
aynidir. 

Sirr-i vasl-i yari yol azanlara 98 * acilmaziz. 



Biz hakikat semsiyiz revzenlere acilmaziz, 
Biz rical esrarmi sol zenlere acilmaziz, 



981 (KARTALCI, 2004),s.l4 

Keyl: Olgme. Kile. Hububat olgusu. Olgek 
Hergiz: f. Asia, kat'iyyen. Higbir suretle. 

984 Azan:(Uzn. C.) Kulaklar; Yol azan: Yolunu §a§iranlara 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 419 



Zahid-i leffaf 85 olan reh-zenlere acilmaziz, 
Acilup duller gibi handan olan anlar bizi. 

Yar vashnin sirnni yolunu §a§iranlara agmayiz, 
Biz hakikat gune§iyiz pencerelere agmayiz, 
Biz erler sirlanni §ol kadinlara agmayiz, 
£ok konu§an zahid olan e§kiyalara agmayiz, 
Agihp guller gibi gulucu olan anlar bizi. 

Recul, manen olgunla§mi§ insandir. Kur'an-i Kerim tercumelerinin bazila- 
rmda hatah olarak "erkek" diye tercume edilmi§ olan bu kelime, ashnda 
kadm'i da erkegi de kapsayan insan-i kamil'i ifade eder. Tipki, adam 
olma'nm, yeti§mi§, olgunla§mi§ fert olmak anlamma gelmesi gibi, recul ol- 
mak da, insan-i kamillik seviyesine yukselmektir. 

Rical kelimesi recul'un goguludur. recullerin sirnni yoldan gikanlara ag- 
madiklarmi bildiriyor. Reculler hakikat gune§i (§emsi) dirler. Bundan oturu 
onlarm kendi sirlanni, galanlara agmadiklarim bildiren NiyazT-i MisrT 
kaddese'llahu sirrahu'l aziz ozellikle gok laf konu§an zahitlerden olan yol 
kesenlere, yani islam'in hakikatini bozarak insanlarm, hakikat ilmine giden 
yolda, yollarmi saptiranlara, sir vermediklerini ifade ediyor. 

Sanmaniz zahid gibi havf u reed abdahyiz 986 
Gecmisiz andan $eha bezm-i 987 lika 988 abdahyiz, 
Tekye-i 989 iklfmi lahutta beka abdahyiz, 
Ba$ acik valm ayak rah-i fend abdaliyiz, 
Ref'edip ten cubbesin uryan olan anlar bizi. 
Sanmaym zahid gibi korku ve umit abdahyiz, 
Gegmi§iz andan padi§ah sohbetine kavu§ma abdahyiz, 



85 Leffaf: £ok konu§an, gok laf eden. Pek fazla soyliyen. Can sikan 
986 Abdal: t. Safdil, ahmak, bon. Afganistan'da ya§iyan bir Turk kavminin adi, bu 
kavimden olan kimse. Anadoludaki bazi gogebelerin adi ve bunlardan olan kimse. 
Dervi§, ermi§, kalender. Kendini Allah'a adami§. Ona teslim olmu§, bu yolda q\\e 
Cekmi§ kimse. (Bak : Ebdal) 
387 Bezm: f. Sohbet meclisi. Muhabbet yeri. Yiyip igme, T§ u nu§. Meclis 

88 Lika: kavu§mak; bulu§mak, goru§mek; Allah'a ve sevdiklerine kavu§ma. 
989 Tekye: f. Zikir veya ders igin toplanilan yer. Dervi§lerin meskeni ve mabedi. 
Yaslanilacak, dayanilacak §ey. itimad etmek, dayanmak.(i§te Hoca-i Kainat olan 
Fahr-i Alem'in (A.S.M.) kudsi medresesi ve tekkesi olan Suffe'nin demirba§ bir mu- 
him talebesi ve muridi ve kuvve-i hafizanm ziyadesi igin dua-i Nebeviyeye mazhar 
olan Hz. Ebu Hureyre; gazve-i Tebuk gibi bir mecma-i nasda vukuunu haber verdigi 
§u mu'cize-i bereket, manen bir ordu sozu kadar kat'i ve kuvvetli olmak gerektir. 
M.) 



420 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ilahT ikITm Tekkesinde beka abdahyiz, 
Ba§ agik yahn ayak fena yolu abdahyiz, 
Ten cubbesini atip giplak olan anlar bizi. 

Abidler ve zahitler her §eyde Allah Teala'yi gormedikleri igin onlardan si- 
kilmi§lardir. §ayet her §eyde O'nu gorselerdi higbir §eyden sikilmazlardi. 

Misriya 990 sehr-i fenaya ugradi rahim bugun, 
Sems-i ruy-i yar ile bedr oldu gun mahim bugun, 
Kuluna rahmeyleyip kildi nazar sahim bugun, 
LT-maallah sirring mahremdir Ibrahim bugun, 
01 saray-i vahdete mihman olan anlar bizi. 
Ey Misri fena §ehrine ugradi yolum bugun, 
Yar yuzunun gune§i ile dolunay oldu ayim bugun, 
Kuluna rahmeyleyip kildi nazar §ahim bugun, 
LT-maallah sirrma mahremdir ibrahim bugun, 
O vahdet saraymda misafir olan anlar bizi. 

TAHMiS-iAZB? 

Kufr-u zulfu yar ile hayran olan anlar bizi 
Zahida yek din olup iman olan anlar bizi 
Vakia durr-u yetime kan olan anlar bizi 
Zat-i Hakk'da mahrem-i irfan olan anlar bizi, 
ilm-i sirda bahr-i bf-payan olan anlar bizi. 

ilm-i sirrm halini zahir bilenler anlamaz 

Feyzi Hakk'i dava-i irfan olanlar gelemez 

Masiva sultanmi ten-bin 991 olanlar anlamaz 

Bu fena gulzarma bulbul olanlar anlamaz, 

Vech-i baki hiisnune hayran olan anlar bizi. 
Hamdulillah dahme-i " 2 isfendiyar'i 993 agmaz 



Ya: "Hey, ey!" manasmda nida olarak kullanihr. Arapgada ba§ma geldigi kelime- 
nin i'rabim otre okutur. "Ya-Halimu, Ya-Rahimu" da oldugu gibi. Ya, terkibli kelime- 
lerin ba§ma gelirse; ba§taki kelimeyi "ustun" meftuh okutur. "Ya Rabbe-I AlemTn" 
de oldugu gibi." Ya" uq §ekilde kullanihril- Muennes zamiri olur. Kubra $ Husna 
gibi. 2- Harf-i inkar olur.3- Harf-i tezkar olur. Bu halde elifle olursa "Harf-i nida" dir. 
Bazen te'kid igin kullanihr: "Ya Allah, Ya Rabbi" denildigi gibi. Bazen teessuf, 
istimdad ve istigase ifade ettigi de olur. "Ya meded Allah, Ya Allah!" gibi. Ya, terdif 
beyan eder. " Ve yahut" manasma: "Ya gelir ya 

Bin: f. Kelime sonuna ilave ile "goren, gorucu" manalarma gelir. 
j92 Dahme: f. Mezar, kabir. Turbe. Donanma geceleri atilan hava fi§egi. 



Divan-i ilahiyyat ve Aciklamasi | 421 



01 sebebten aleme durlu cevahir sagmaz 
Alemin ok ve karasmdan onun igin kagmaz 
Dunya vu ukbayi ta'mir eylemekten gegmifiz, 
Her taraftan yikilip vfran olan anlar bizi. 

Hamdulillah kimseye ma' I urn degil ahvalimiz 
Kalmadi elde iradet dilde kil u kalimiz 
Oldu bir dostla bir post du-cihanda 994 malimiz 
Biz §ol abdahz biraktik egnimizden §ahmiz, 
Varligmdan soyunup dry an olan anlar bizi. 
Arife geldi emirden bu hitap mustetab 995 
Katresin nu$ eylemektirfeyzi Hakk'm bin sevap 
Her i$i Hakk'tan bilen can §uphesiz gormez itab 996 
Kahr u lutfii §ey'i vahid bilmeyen gekti azab, 
01 azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi. 

Hakk'm yuzu pfrin yuzu pfrin sozu Hakk'm sozu 
"Inna fetehna" 997 ayetin yarin okur ka$i gozu 
Bu remzi id rake gel Hakk'tir yine Hakk'm yuzu 
Zahida ayik dururken anlamazsm sen bizi, 
Cur' ay i saffigup mestan olan anlar bizi. 
Zahirin Kur'an ma'na sirrma mihman gerek 
Batmm esrari hikmet sahnma meydan gerek 
Hem tarikattir $eriat sidk He merdan gerek 
Arifin her bir sozunu duymaya insan gerek, 
Bu cihanda sanmamz hayvan olan anlar bizi. 

Ba§imiz bir olmadik sevdaya saldik biz bugun 
Aklimiz haddi yok sahraya saldik biz bugun 
Varimiz Azbi'ya yagmaya saldik biz bugun 
Ey Niyazi katremiz deryaya saldik biz bugun, 
Katre nice anlasm umman olan anlar bizi. 
Var idim alemden evvel diem adem olali 
Bi-ni§andir sohbetin zatm tecellikilali 
Akh ilefikri hay all bahriferde salali 
Halki koyup la mekan ilinde menzil tutali, 
Misriya §ol canlara canan olan anlar bizi. 



J93 isfendiyar: Efsanevi iran Hukumdan, Gustaps'in Oglu. Firdevsi'nin §ahnamesinde 
maceralan anlatihr. 
994 iki cihanda 

Mustetab: iyi, guzel, ala. Deva. 

itab: paylama azarlama 
997 Fetih,l 



422 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



193 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Zat-i Hakk'da mahrem-i irfan olan anlar bizi, 
ilm-i sirda bahr-i bf-payan olan anlar bizi. 

Bufena gulzarma bulbul olanlar anlamaz, 

Vech-i bakfhusnune hay ran olan anlar bizi. 
Diinya vu ukbayi ta'mir eylemekten gegmi§iz, 
Her taraftan yikilip vfran olan anlar bizi. 

Biz §ol abdaliz biraktik egnimizden §ahmiz, 

Varhgmdan soyunup iiryan olan anlar bizi. 
Kahr u lutfu §ey'i vahid bilmeyen gekti azab, 
01 azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi. 

Zahida ayik dururken anlamazsm sen bizi, 

Cur' ay i saffigup mestan olan anlar bizi. 
Arifin her bir sozunu duymaya insan gerek, 
Bu cihanda sanmaniz hayvan olan anlar bizi. 

Ey Niyazi katremiz deryaya saldik biz bugiin, 

Katre nice anlasm umman olan anlar bizi. 
Halki koyup la mekan ilinde menzil tutali, 
Misnya §ol canlara canan olan anlar bizi. 

Zat-i Hakk'da mahrem-i 998 irfan olan anlar bizi, 
ilm-i sirda bahr-i bf-payan olan anlar bizi. 

Zat-i Hakk'da irfan mahremi olan anlar bizi, 
ilm-i sirda sonsuz derya olan anlar bizi. 

[Sultan Veled kaddese'llahu sirrah'ul azTz Hazretlerinden nakledilmi§- 
tir ki: 

"Bir gun bir cemaat Seyyid Burhaneddin Hazretlerinden: 
"Allah Tea I a yolunun sonu var midir, yok mudur?" diye sordu. O da: 
"Yolun sonu var ama menzilin sonu yoktur. Cunku bu yolda yolculuk 
iki turludur. Biri Allah Tea I a 'y a dogru yolculuk (seyr i la 'Hah), digeri de Al- 
lah Tea la 'da (seyr fi'llah) yolculuktur. Allah Tea la 'y a dogru olan yolculu- 
gun sonu vardir. Cunku bu yolculuk varliktan ve algak dunyadan gegmek 
ve kendinden kurtulmaktir. Butun bunlarm bir sonu ve bir hududu vardir. 



198 Mahrem:Gizli. Dince ve §er'an musaade olunmayan. Birisinin hususi hallerine 
ait gizli sir. Nikah du§meyen, evlenilmesi haram olan yakm akraba. (Baba, dede, 
anne, nine, erkek ve kizkarde§, amca, dayi, hala ve teyzeler arasmda bir neseb ya- 
kmhgi, bir ebedT mahremiyet vardir. Bunlar arasmda nikah asla caiz degildir.) £ok 
samimi ve igli-di§h olan kimse. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 423 



Fakat Allah Teala'ya ula$tiktan sonraki yolculuk, Allah Teala'nm ilim ve 
marifeti iginde olur ve onun da sonu yoktur" buyurdu. Nitekim denilmi§- 
tir: 

"Ayak izleri denizin kenarma kadar gider, sonra yokluk (La) denizinde 
kaybolur. Kurak menzillerde (gollerde) Salik'in a§tigi mertebeleri bilmesi 
igin, ihtiyaten koyler, evler ve kervansaraylar vardir. Ucu bucagi olmayan 
hakikat denizinin dalgah zamanmda ise konaklann ne yeri ve ne de tavani 
vardir!] 9 " 

Bu fena gulzanna bulbul olanlar anlamaz, 
Vech-i bakf husnune hay ran plan anlarbizi. 

Bu fena gulzanna bulbul olanlar anlamaz, 
Vech-i baki husnune hayran olan anlar bizi. 

Bu fena gulzanna bulbul olanlar anlamaz ile Hz. Musa aleyhisselam ka- 
deminde olan veliler, Vech-i bakf husnune hayran olan Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin kademinde olan evliyaullahdir. 

Onlar Kur'an ve hadislerin manalanni ne bilirler? Kur'an-i Kerim onla- 
ra yuz turlu nikab baglar. Kur'an'da, "Ona ancak temiz ve abdestli olan- 
lar el surebilirler" 100 ° buyurulmu§tur. Ancak bazilan Kur'an-i Kerim'in o 
guzel yuzunun duvagmi nasil agarlar? Mutabaat, 1001 yani Sallallahu aleyhi 
ve selleme uyma konusunu yorumluyorum. Bilmiyor, kendi kendine soy- 
leniyor, acaba bu mutabaat nedir ki? Mutabaat onunde duruyor, tekrar 
onune du§mu§tur, ama o bunu goremiyor. 

Musa aleyhisselam, nebi idi. Resul mertebesi ile yuce Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem arasmdaki farki sormuyorum. Zahir bilginleri- 
nin aldanmi§ olduklan o farktan ba§ka bir §eyi, mutabaat sozunu soylu- 
yorum. §a§inyor, hatiri nerelere dagihyor. 

Mutabaat 1002 evinin kapisma geldi, ama bilemedi. Musa aleyhisselam, 
git su getir, diye bir dervi§in eline bir testi vermi§ti. Musa aleyhisselam 
Mulekat'a 1003 gitti, ama mutabaati goremedi. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem mutabaati tanidi. O dervi§i gorunce iltifata layik buldu, ona uy- 
gun sozler soyledi: 

Aglik gekiyor musun? 



J " (KARABULUT, 1984), S. 54; bkz: Sultan Veled, ibtlda-name s. 295; EflakT 1/67-68. 
1000 x , i -, n 

Vakia, 79 

Mutabaat: Kar§ihkh anla§ma. Uyma tabi olma. Bir §eye uyup muvafakat etme. 

1002 Allah Teala 

1003 Mulakat: Kavu§ma. Bulu§ma. Birle§me. Resmi goru§me. Yuz yuze olma. 



424 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Safa buluyor musun? 1004 

Dunya vu ukbayi ta'mir eylemekten gecmisiz. 
Her taraftan yikilip vfran olan anlar bizi. 

Dunya ve ahireti tamir eylemekten vaz gegmi§iz, 
Her taraftan yikilip harab olan anlar bizi. 

Biz sol abdaliz birgktik egnimizden sahmiz, 
Varligindan soyunup uryan olan anlar bizi. 

Biz §u abdaliz ki yakamizdan biraktik §alimiz, 
Varligindan soyunup giplak olan anlar bizi. 

Kahr u lutfii sey'i vahid bilmeyen cekti azab, 
01 azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi. 

Kahr ve lutfu tek §ey bilmeyen gekti azab, 
01 azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi. 

Abdulkadir GeylanT kaddese'llahu sirrahu'l azTz buyurdu ki; 

"Allah Teala'nm veli kullari, diger insanlara nispetle sagir ve kordur- 
ler; kalpleri Allah Teala'ya yakmhk peyda edince ba§kasmin sozunu duy- 
maz ve gormez olurlar. Yakmhk onlari mest-u hayran eder, ilahT heybet 
onlari kendilerinden gegirir. Muhabbet onlari mahbuplarmin yani Allah 
Teala'nm huzuruna baglar. Artik onlar Celal sifatiyla Cemal sifatmm te- 
cellileri arasmda bir mevkidedirler, ne saga, ne de sola meyletmezler. 
Ayrica Onlarm otesi olmayan bir yonleri de vardir. insanlar, cinler, melek- 
ler ve diger yaratiklar onlara hizmet eder. ilim ve hikmet onlarm susuzlu- 
gunu giderir. Onlar Allah Teala'nm fazl-u kereminden yerler, dostluk §er- 
betinden igerler. Halkm sozu onlari me§gul etmez. 

Onlar bir vadide, hoik do oyn bir vodidedir. 

Holko, Alloh Teoid'nm emrettigini emrederler rosullere vekoleten, 
holki Alloh Teoid'nm men ettigi $eylerden men ederler. 

Hokikot de nebilerin varisleri bunlordir." 

"Allah Teala'nm hayirh kullari, O'nun huzurunda edep makammda- 
dirlar. Hakk'tan agik bir izin olmadikga hareket etmezler, bir adim bile 
atmazlar. Kalplerine agik bir musaade ilhami vaki olmadikga mubah §ey- 
lerden yemezler, giymezler, nikah yapmazlar ve higbir sebepte tasarrufta 
bulunmazlar. Onlar Hakk ile beraberdirler; kalpleri ve gozleri evirip gevi- 
ren yegane mutasarrif ile kaimdirler. Rabb'lerine §u dunyada kalpleriyle, 
ahirette cisimleriyle kavu§madikga higbir kararlan olmaz. Yani Allah Tea- 



1004 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.268), s.358 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 425 



la'ya kavu§madiklan muddetge gonul rahathgma eri§emezler." 1005 



Zahid a 1006 ayik dururken anlamazsm sen bizi, 
Cur' ay i safiiciip mestan olan anlar bizi. 

Ey Zahid ayik dururken anlamazsm sen bizi, 
SafT bir yudum igip sarho§ olan anlar bizi. 

Arifin her bir sozunu duymaya insan gerek, 
Bu cihanda sanmamz ha wan olan anlar bizi. 

Arifin her bir sozunu duymaya insan gerek, 
Bu cihanda sanmaym hayvan olan anlar bizi. 

Ey Niyazi katremiz deryaya saldik biz bugun, 
Katre nice anlasm umman olan anlar bizi. 

Ey Niyazi katremiz deryaya saldik biz bugun, 
Katre nice anlasm derya olan anlar bizi. 

Halki koyup la mekan ilinde menzil tut all, 
Misriya $ol canlara canon olan anlar bizi. 

Halki koyup mekansizhkyurdunda duraktutah, 
Ey Misri §ol canlara canan olan anlar bizi. 



1005 (ALTUNTA§, 2005), s. 80 

A: Nida edati olup, kelimenin sonuna gelir "ey" manasi verir. Ayni veya farkh iki 
kelime arasma gelirse, sozun manasmi kuvvetlendirir. "rengarenk, lebaleb" gibi. 



426 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



194 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Ben samrdim alem igre bana big yar kalmadi, 
Ben beni terk eylerim bildim ki agyar kalmadi. 

Cumle e§yada gorurdum bar var giilzar yok, 

Hep gulistan oldu alem §imdi big bar kalmadi. 
Gece giindiiz zar u efgan eyleyub inlerdi dil, 
Bilmezem n'oldu kesildi ah He zar kalmadi. 

Gitti kesret, geldi vahdet oldu halvet dost He 

Hep Hakk oldu cumle alem gar§i pazar kalmadi. 
Din diyanet adet u §obret kamu vardi yele, 
Ey Niyazf n'oldu sende kayd-i dindar kalmadi. 



Benlik zahiri olguye goredir. Hakikat olgusunde benlik, ikilik dogurur. 
Cunku bir sen, bir ben olur. Bu hususta zevkleri §6yle siralamak icab eder. 
§eriatta sen sensin, ben benimki, bu zahiri zevktir. 

Tarikatda ne sensin, ne ben benim. Bu da yokluk zevkidir. 

Hakikatta ise, hem sen benim, hem ben sensin. Bu ise birlik olan vahdeti 
vucud zevkidir. 

ilk zevkde, zevki sahibi oyle zan eder ki, kendisine higbir yar bulunmaz. 
ikinci zevkte her §eyin yokluguna vakif olur. Uguncu ve hakiki zevk de ise, 
agyar diye bir §ey kalmadigi gibi her taraf o olur. Ba§kasmm iyi ve kotu gor- 
dugu her varhk iyidir. Butun mukevvenatta halki fena gorup fenafi'llah ol- 
duktan sonra fena fi'§-§eyh olmu§ olur. Fena fi's sifat olduktan sonra 
fenafi'r-resul olmu§ olur. Fena fi'l-vucut olduktan sonra fena fi'z-zat olmu§ 
olur ki bu suretle her hususda kendini Hakk'da ifna eder. Her nereye bakar- 
sa baksm Hakk'i zevk ve §uhud eder. Bu zevki ya§ayan kimse igin kesret kal- 
kar. Buraya kadar gece gunduz bunun i§i ah ve figandir. Bundan sonra ma- 
kamlarm muktezasi bazi makam feyiz verir. 

Ben samrdim alem icre bana hie var kalmadi, 
Ben beni terk eylerim bildim ki agyar kalmadi. 

Ben samrdim alem igre bana hig yar kalmadi, 
Ben beni terk eylerim bildim ki ba§kalan kalmadi 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz seyri suluklerinin ba§langicmda 
alemde kendileri igin higbir yar-i sadik kalmadigmi hepsinin masiva oldu- 
gundan kendinden ba§ka oldugunu zannederlerdi. Sonunda tevhid makam- 
larmdan tevhid deryasma gelip gark olduklarmda "Senin vucudun bir gii- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 427 



nahtir ki; ona ba§ka gunah kiyas edilmez" hadis-i §erifi geregince buyuk 
gunah olan vucudunu tevhid denizinde kaybederek kendinde bir varhgin 
kalmadigini gordu. Nazarlannda cumle alem Hakk oldu. Gorduler ki; agyar 
kalmayip hepsi Allah Teala oldu. Alem-i hakikat yuz gosterdi. Boylece ma- 
kam-i cem'den "Heme ost (ben O'yum)" nagmesi can kulagma eri§ti. ZTra 
fark ehli nazarmda agyar olan makam-i cem erbabi nazarmda Hakk'dir. La- 
mevcude illallah sirrmi mu§ahede edip "O'nun zatmdan ba§ka her §ey yok 
olacaktir..." 1007 yuzunden a§ina olmu§lardir. Nazarlannda masiva yok olan, 
bulunmayan, iflas etmi§, peri§an olmu§ ve Hakk'm kendisi kalmi§tir. Ehlullah 
her ne gorurlerse yar gorup agyar gormezler. 

[Mevlana CelaleddTn-i Rumi demi§tir ki : 

"Birbirleriyle tani§ip sevi§en ki§ilerin birbirlerinden bir takim umduklan 
vardir. Ona ne kadar vefa gostersen az gorur, ona razi olmaz, "ben bu kadar 
mi umuyordum, daha fazlasmi ummaktaydim" der. Fakat yabancmm diger 
bir yabancidan umidi yoktur, yari buguk bir hurmet gorse sevinir, onun se- 
vinci de insanda gorulur. Nitekim oburunun te§ekkur etmeyi§i de insana 
tesir eder. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; 

"Yabanalarla otur, dii§-kalk da guzel ve ho§ bir ahlaka sahip oil" diye 
tavsiyede bulunmasmm hikmeti belki de budur, yani onlarm ho$ huylari sana 
tesir eder, Tazele$ip ye$erirsin. Seni ne yana egseler egilirsin, kirilmazsm; 
seni drup zenbil yapsalar drulursun, kuru agag gibi kirilmazsm" demek iste- 
mi§tir.] 1008 

Cumle esvada aorurdum har 1009 var aulzar yok. 
Hep aulistan oldu alem simdi hie heir kalmadi. 

Cumle e§yada gorurdum dikenlik var gul bahgesi yok, 
Hep gulistan oldu alem §imdi hig dikenlik kalmadi. 

Birinci beytin degi§ik §ekilde ifadesidir. Fark erbabi nazarmda hep har 
olup gulzar yoktur. Cem erbabi nazarmda cumlesi gulzar olup har yoktur. 
Nitekim aynaya bakan kimsenin nazari aynaya diverse onda gorunen sureti 
gormez ve suretine baktikga da aynayi gormez. "..derhal biz senin perdeni 
kaldirdik. Bug tin artik goztin keskindir." 101 ° Bu makamcem makammdan 
daha yuksek bir makam olan cem'u'l-cem'dir. Bu makamda olanlar goklugu 
vahdeti, vahdette goklugu mu§ahede ederler. 



1007 Kasas, 88 

1008 (KARABULUT, 1984), s. 39 

Har: Diken. f. Hor, hakir, adi. A§agi. (Dinsiz, imansiz ve din du§mani ahlaksizlarm 
ve sefihlerin vasiflan 
1010 Kaf, 22 



428 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Mesela insan cumle mahlukattan alidir. ^unku insan butun olgunluk- 
lari kendisinde toplami§tir. Amma bir ku§ ugmak yonunden insandan 
alidir. ^unku ku§ ugar insan ugamaz. Bir karmcada bir kemal olur ki olgun 
insanda bulunmaz. imdi bu uluvv (yucelik) butun e§yaya bula§mi§tir. §6y- 
le ki higbir §ey yoktur ki onda bundan bir hisse olmaya. O §eyin vucuda 
gelmesine sebep o olgunluktur. Hakkm o yuzden bilinmesi o kemal iledir. 
Arifler her §eyde o kemali arayip bulduklarmdandir ki bir §eye hakaret 
nazari ile bakmazlar. 1011 

Gece aiindiiz zar u efgan eyleyub inlerdi dil, 
Bilmezem n'oldu kesildi ah ile zar kalmadi. 

Gece gunduz aglayip efgan eyleyip inlerdi gonul, 
Bilmiyorum n'oldu kesildi ah ile zar kalmadi. 

NiyazT-i MisrT kaddese'lahu sirrahu'l azTz gece ve gunduz Hakk'a vasil ol- 
mak ve gokluktan vahdete vasil olmak igin aglayip efgan edip inlemek ve 
daima zikre me§gul olmak gerektigini agikhyor. Kendisisinde bu hal ile Allah 
Teala mevcud ve masiva yok olup gonle vuslat sevinci ile ah ve zardan hig 
eser kalmadigmi, niyetin hasil oldugu ve zakir ile zikredilenle bir oldugunu 
haber veriyor. 

Bazi makam kabiz verir (insani tasarrufu altma ahr), bazi makam da bast 
verir (her §ey agikhga kavu§ur). Cem makami kabiz verir, gunku kesret 
gizlidir. Hazret-ul cem'e gegince agihr, gunku bast makamidir. Bu ma- 
kamda kesret zahirdir. 

Gitti kesret aeldi vahdet oldu halvet dost ile 
Hep Hakk oldu cumle alem carsi pazar kalmadi. 

Gitti kesret, geldi vahdet oldu halvet dost ile 

Hep Allah Teala oldu cumle alem gar§i pazar kalmadi. 

Gitti kesret, yani kesret batm oldu. Geldi vahdet, yani vahdet zahir oldu 
ki, cem makammda kesret batm, vahdet ise zahirdir. Dost ile halvet cem 
makammda olur. Halvetiyye tarikatinda "HalvetT" denilmesinin sebebi 
bundan dolayidir ki, halvet severlerdi, yani Hakk ile olurlar, halk ile olmaz- 
lardi demektir. 



Dm divanet adet u sohret kamu vardi vele, 

Ey Niyazf n'oldu sende kayd-i 1012 dindar kalmadi. 



1011 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 88 

1012 Kayd: Kelepge, bag. Baglamak. Bir §eyi bir yere yazmak. Deftere gegirmek. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 429 



Din ve din i§leri adet u §6hret hepsi vardi havaya ugtu, 
Ey NiyazT n'oldu sende dindarhk kelepgesi kalmadi. 

[Seyyid Burhaneddin kaddese'llahu sirrah'ul aziz Maarif kitabmda de- 
di ki; 

Muslumanhk uzak, gok uzak dii§mii§tur. Biz de bunlarm sandigi gibi 
muslumanligi renkten, kokudan ibaret mi sandik? 

Zaten bu topluluk bizden ho§lanmaz, gunku aramizda cins birligi 
yok. "Cinsinden olmayana bakmak gbnlu kbr eder" demiflerdir. Cin- 
simden olmayam gormek, bana her an bir olumdur. Ama falan kimse 
tertemizdir, onda hig bir kotuluk yoktur, haset etmez, kin giitmez, kim- 
seyi incitmez bu da olur. Olur, ama gogu kez onbin ki§inin iginde bu ge- 
§it bir ki§i bile gikmaz. Nefs-i emmareye aykm davrandm mi, Allah Tea- 
la seninle, adam denmesi igin kirk gun bir evde kapanmasi mi gerek? 
Ama Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dini He (islam likla) 
bunun ne ilgisi vardir?.] 1013 

[Seyyid Burhaneddin Tirmizi kaddese'llahu sirrah'ul aziz Muhammed Su- 
resinin tefsirinde dedi ki; 

"Her kirn "Allah* tan ba§ka Hah yoktur, Muhammed de Allah'm 
Rasuludur" sozunu, yani kelime-i tevhidi, kuguklugunden beri adet edinip 
soylerse o kimse ahmaktir, gocuklukta kalip gitmi$tir. Eger dunyanm iyisine 
kotusune §a§ar do soylerse, perde orkosmdo kalmi$tir ve gergeklerden hobe- 
ri bile yoktur. Her kirn bu tertemiz sozu, ozu temiz olarak soylemezse, temiz 
suyu pislikle kari$tinp sanki o su He de boy abdesti almi§tir. Nitekim "Senin 
yuzunden bulanip kirlenen su, giizel bir su dahi olsa bir i§e yaramaz" de- 
nilmi$tir. 

Vesveselerin kari§masi, Allah Teala 'nm buyrugunu bozmasaydi, kibleye 
yonelenler yetmi$iki firkaya ayrilirlar miydi? Hepsi de Kur'an-i Kerim'den 
deli I getirirler, fakat kendi kotu emellerini ve dileklerini Kur'an-i Kerim'e 
katmaga gali§mi§lardir, hani toprakla bulandinlan su gibi, boyle bir suda bir 
$ey goremezsin, gorsen bile tarn bir §ey goremezsin. $imdi temiz sozu (keli- 
me-i tevhidi) oz temizligi He can u gonulden ve gergek olarak soyleyen kimse, 
temiz bir testi He tertemiz olan bir irmaktan su alip, bu su He boy abdesti 
alarak namaz kilan ve dua eden ki$iye benzer. Boyle tertemiz bir taharet ve 
can u gonulden yapilan bir ibadete ve duaya kar$Hik olarak da Allah Teala: 

"Ey Kulum iste! Biitiin isteklerin kabul olunmu§tur" buyurur. Her kirn de, 
Cenab-i Allah 'in "buyur kulum" emrindeki yucelige erer ve bu em re can kesi- 



Smirlamak. §art 

1013 (KARABULUT, 1984), s. 70 



430 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



lirse; O kimseye, mektup uzerine mektup, davet uzerine davet gelir.] 1014 

[Genel Anlamiyla Din 1015 

Din olgusunun insanhk tarihinin gok gerilerine gittigi, onun insan 
hayati ile birlikte ba§ladigi noktasmda bilginler hem-fikir gorunmelerine 
karsm, dinin tarifi noktasmda tarn bir gesitlilik hakimdir. Kitaplarda onun 
yuzlerce, hatta binlerce tarifini bulmak mumkundur. ZTra hemen hemen 
herkesin kendine mahsus bir "din" tarifi vardir. Bu agidan tanimi en zor 
kavramlarm ba§ma dini koymakta bir sakmca yoktur. 

Tariflerin goklugu dinin alanmm geni§liginden kaynaklanmaktadir. 
Herkes din olgusunu belli bir noktasmdan yakalamakta ve ona gore tarif 
etmektedir. Bu yuzden de gok sayida tarif ortaya gikmaktadir. Ancak, her 
dim kulturun din kavrammi ifade etmek igin segtigi kelimelere ait anlam- 
larm ortak noktasmm "yol, inan£, adet, bag, kulluk" oldugunu soylemek 
mumkundur. Butun bu kelimelerin, kokleri insanm ig hayatmda bulunan 
ve gesitli davrani§ bigimleriyle tezahur eden koklu ve evrensel bir feno- 
meni ifade etmeyi amagladigmi goruruz. Batih ara§tirmacilar dini, genel- 
likle, tarihT, kulturel ve sosyolojik §artlarm olu§turdugu tarihT bir olgu ola- 
rak kabul ederler. Bunun yanmda ferdT boyuttan yakla§arak onu tarif et- 
meye gah§anlar da vardir. Mesela, unlu yazar Tolstoy; "HakM din, insan 
He onu ku§atan sonsuz hayat arasmda ili§kinin kurulmasidir ve insanm 
hayatmi bu sonsuzlukla birle§tirerek, ona hareketlerinde yol goster- 
mektir" 1016 diyerek, dinin hem dunyevi, hem de oldukten sonraki 
hayattaki yerine i§aret eder. Bunun yanmda son devir Dinler Tarihi ara§- 
tirmacilarmdan Chevalier dini; "insania Yuce kudret arasmda ya§anmi§, 
dii§unulmu§ bir ilifkiler sistemi" 1017 §eklinde tarif ederek, dikkati insan- 
yaratici ili§kisine geker. 

islam alimlerinin din tariflerinde ise Kur'an-i KerTm ve hadislerin esas 
almdigi hemen goze garpar. Tabiri caizse, islam alimlerinin din tariflerinin 
"vahyT" oldugunu, ba§ka bir deyi§le biraz daha "resmi" oldugunu soyle- 
yebiliriz. Unlu islam bilgini Seyyid §erif el-Curcam ise me§hur eseri 
Ta'r?fat'\nda, din kelimesinin Allah Teala'ya, millet kelimesinin peygam- 
bere ve mezhep kelimesinin de mugtehide nisbet edildigini hatirlattiktan 
sonra, dini; "akil sahiplerini peygamberlerin getirdiklerini kabule gagi- 
ran Hah? bir kanun" 1018 §eklinde tarif eder. Ashnda uzerinde durulmasi 



1014 (KARABULUT, 1984), s. 72 

1015 (GURER, 2002) 

1016 Tolstoy, Leo Nikolayevig, Din Nedir? trc: Murat gftkaya, _stanbul, 1993, s. 98. 
Chevalier, Jean, "Din Fenomeni" trc: Mehmet Aydm, (Din Fenomeni igerisinde), 

Konya, 1993, s. 21. 

EI-CurcanT, es-Seyyid es-Senf, et-Ta'rifat, tah.: Abdulmun'im el-HifenT, Kahire, 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 431 



gereken husus, dinin tarifinden ziyade muhtevasi olmahdir. ^unku bir 
fenomeni, vakiayi din yapan onun unsurlaridir. Dolayisiyla Din Bilimleri 
ara§tirmacilarma gore, bir olguyu "din" yapan hususlar arasmda §unlar 
siralanabilir: 

1-insanustu yuce varhklara inanma, 

2-Kutsal kabul edilen maddive manevi unsurlar, 

3-ibadet, ayin ve torenler, 

4-ilahT bir kaynaga dayandinlan kutsal kitaplar/metinler, §ifahT gele- 
nekler, ahlaki kanunlar, 

5-Kutsal varhklarla ilgili duygular (sevgi, korku, guven, gunahkarhk, 
sevap kazanma v.b.), 

6-insanustu ile irtibat (vahiy, ilham, peygamber, dua, ke§f, keramet, 
v.b.). 

Bugun yeryuzundeki dinlere baktigimizda bu unsurlan ug ana ba§hk 
altmda toplamak da mumkundur: 

1-inang esaslan (Ttikat), 

2- ibadet ve muamelat (amel), 

3-Ahlak. 

Elmahh, bunlara sirasiyla; Ttikadiyat, ameliyat ve vicdaniyat, der. 1019 
Hemen hemen, yeryuzundeki butun dinler bu ug unsuru bunyesinde 
ihtiva eder. §u da var ki, bir dinin ortodoks (tarn, dogru, saglam) olabil- 
mesi igin, evvela, tamamen yeterli ve munasip bir "mutlak" ogretisini 
(doktrin) temel almahdir. ikinci olarak, bu ogretiye denk olan ve hem 
kavram, hem de gergeklik olarak kendinde kutsalhgi barmdiran bir 
maneviyata teorik ve pratik yonlerden sahip olmahdir. 1020 

islam Dininde dim hayat ug a§amah olarak belirlenmi§ ve bu durum 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin lisaniyla "islam-fman-ihsan" ug- 
lusuyle 1021 agiklanmi§tir. 



ts., s. 117-118. 

1019 Yazir, Elmahh Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, Istanbul, 1982, VI/XII. 

1020 Schuon, Frithjof, \slam ve Ezeli Hikmet, trc: Sehabeddin Yalgm, _stanbul, 1998, 
s. 25. 

1021 Me§hur "CibrTI HadTsi"ni kasdediyoruz. Buna gore, bir defasmda CebraTI 
aleyhisselam Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin meclisine gelerek ummeti 
bilgilendirmek maksadiyla ug soru sordu: 

"Ya Rasulallah, islam nedir?" Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 

'Islam bes sey uzerine kurulmustur: Allah Teala'yi sehadet etmek, namaz kilmak, 
orug tutmak, zekat vermek ve hacca gltmek." 

"Ya Rasulullah, Tman nedir?" 

"iman Allah Jedld'ya, ahlrete, meleklere, kitaplara, rasullere ve kadere inan- 
maktir." 



432 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Din kelimesi Kur'an-i KerTm'de doksan iki yerde geger ve ba§hca; zul, 
yonetme/yonetilme, itaat, hukum, tapmma (ibadet), tevhid, islam 
(teslTmiyet), §eriat, hudud, adet, ceza, hesap, millet gibi anlamlara gelir. 
Anlam birliginden hareket eden musluman muellifler ise bunlari dort 
grup altinda toplami§lardir: 

1-Ceza, mukafat, hukum, hesap, 

2-Ustun gelme, hakim olma, zelil kilma, zorlama, 

3-itaat, teslTmiyet, hizmet, ibadet, 

4-Adet, yol, kanun, §eriat, millet, mezhep. 

(NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azizin goru§leri vahdet-i vucud sis- 
temi igerisinde oldugu igin Muhyiddin ibn'ul Arab? kaddese'llahu sirrahu'l- 
azizin din kelimesine verdigi manalar ile agikhk getirmek uygun olmu§tur.) 

ibn'ul Arabi din kelimesine sozliik agismdan dort anlam yuklemekte- 
dir: 

1-Ceza (kar§ihk verme), 
2-inkiyad (baghhk, itaat), 
3-Adet (gelenek, geri donme), 
4-Din, cehaletin ziddidir. 

ibn'ul Arab? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz dini istilahT anlamda iki kisma 
ayirir: 

1-Allah katmdaki din, 

2-Halk katmdaki din. 

1-Allah katmdaki din: ibn Arab?, dinin bu anlammda da yukanda ge- 
gen "Allah katmda din \slam'd\r" 1022 ayetini delil getirir. Ona gore ger- 
gek din, ya da ba§ka bir ifadeyle, dinin gergegi Allah Teala katmdaki bu 
dindir. Bu, Allah Teala'mn segtigi, kendisine en yuksek rutbeyi verdigi ve 
§eriat olarak belirleyerek, rasuller vasitasiyla insanlara ilettigi dindir. Al- 
lah Teala katmdaki bu ilahT §eriat ashnda tektir, tek dindir. Fakat her 
rasulun zamanma gore degi§ik suretlerde zuhur etmi§tir. Dolayisiyla 
§eriatlerin tamami tek olan ilahT §eriatin suretlerinden ba§ka bir §ey de- 
gildir. Hz. Adem aleyhisselam ile ba§layan bu zuhur, Hatemu'l-enbiya ile 
tamamlanmi§ ve son bulmu§tur. Yani, Hakk'm butun nebilere ve onlarm 
da ummetlerine bildirdikleri din, islam dinidir ki, bu dinin ozu 

"Ya Rasulallah, ihsan nedir?" 

"ihsan Allah Teala'yi gdruyormu§sun gibi ona kulluk etmendir. Zira her ne kadar 
sen onu gormesen de o seni gormektedir." (BuharT, Tman/37, Lokman Suresi 
TefsTri/2; Muslim, Tman/5, 7.) 
1022 AI-iimran, 19 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 433 



teslTmiyettir, inkiyaddir. TeslTmiyet ve inkiyad ise batinT olarak du§unce- 
de, zahirT olarak da fiillerde ortaya gikar. §u da var ki, bu ilahT §eriatin 
farkh §ekillerde zuhurunda, o §eriatin hitap ettigi toplumun seviyesi en 
onemli rolu oynami§tir. Zira dinin gogu halkin anlayi§ma, seviyesine gore 
gelmi§tir. 1023 Bu din igin "Allah Teala'nm dini" "halis din" "Nebi'nin dini" 
gibi isimler de veren ibn'til ArabT'nin bu ilahT din, yani Hz. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem tarafmdan son kez teblig edilen islam hakkm- 
daki, yukandaki genellemenin yamnda, uygulamaya donuk, teferruatta 
kalan du§uncelerine de el-Futuhatu'l-Mekkiyye'de rastlanihr. Her §eyden 
once "din" kemale ermi§tir. Ona herhangi bir §ey Have etmek dogru ol- 
madigi gibi, ondan bir §ey eksiltmekte dogru degildir. 1024 

i§te bu noktada ibn ArabT'nin mukallit alimlerden bir hayli serzeni§te 
bulundugu dikkati geker. Allah Teala, musluman mukellefin uzerinden 
zorlugu kaldirmi§ ve ona gucunun yettigi kadanyla takva sahibi olmasmi 
buyurmu§tur. Mukallit alimler ve zamane fakThleri dinde, insanlar igin ol- 
dukga zorla§tinci yorumlarda bulunmu§lar ve hukumler vermi§lerdir. Bu 
ise dine bir §eyler ilave etmekten ba§ka bir §ey degildir. 

Allah Teala'nm dininde bir ba§ka dikkat edilmesi gereken husus da, 
onu yorumlamada, onu anlamaya gah§mada §ahsTgoru§ten, du§unceden 
ziyade, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin uygulamasmin esas 
almmasidir. ZTra §erTatte asil olan Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin uygulamasidir. 

Ba§ka bir ifadeyle dinde re'y (§ahsT goru§) degil, nakil esastir. Hz. AN 
kerreme'llahu veche nin ifadesiyle: 

"Dm re'y We olsaydi, meshin altmi meshetmek, ustune nazaran daha 
mantikholurdu." 1025 

Halbuki Rasulullah meshin usttarafmi meshetmi§tir. 
Dini ya§amada en onemli unsur ihlastir. ihlas ise niyet ile ilgilidir. Kul, ya- 
pacagi dim faaliyetlerde her §eyden once saglam ve tertemiz bir niyete, 
ihlasa, samTmiyete sahip olmahdir. Bu dinin temelidir. Bu temele her 
dindar sahip olamaz. Cunku "halis, sirf Allah igin olan din"i ancak, "Muf- 
tuler sana fetva verseler de, sen kalbine sor" 1026 hadTs-i §erTfinin sirrma 
vakif olabilen, murakabe makamma ula§mi§ kimseler ya§ayabilir. Bu ki§i- 
lerin kaynagi, onlara Hakk tarafmdan gelen "nur-i mahz"dir. Kaldi ki, her 



1023 Ibn'til ArabT, el-Futuhatu'l-Mekkiyye, (tahkik), 11/95. 

1024 Ibn'til ArabT, el-Futuhatu'l-Mekkiyye (tahkik), V/419. 
Ebu Davud, Taharet/63. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisine salih amellerin ve §errin ash olan 
iyilik ve kotulugu soran birisine bu cevabi verir; 

Heysemi ricalinin sika oldugunu soylemi§tir. Bkz. Heysemi. 1/175. 176: ibn. Hanbel, 
IV/194; Ebu Nuaym. Hilye. VIM/172 



434 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



dinde iyi veya kotu bir mu§areket, yani kul ile Rabbi arasmda bir ili§ki 
sozkonusudur. "Halis din Allah igindir" sozu ise sadece ve sadece 
memduh bir ili§kiyi ifade eder. 1027 insan, Rabbi ile bu ortakhgini iyi yonde 
geli§tirmeli ve kazangh gikmaya gali§mahdir. Aksi halde bu ortakhktan za- 
rarh da gikabilir. Halis din, ancak kul Rabbi ile ili§kisini guzel bir seviyede 
tutabildigi zaman gergekle§ir. 

2-Halk katindaki din: Ashnda bu din degildir; herhangi bir rasul 
vasitasiyla bildirilmedigi halde, fetret (nebi olmadigi) devirlerinde halkm 
kendi kendine ortaya koydugu, halis niyetlerle yerine getirmeye gah§tigi 
ve ilahT §enate de 

Uygun olan, ters du§meyen orfT uygulamalardan olu§an ibadet ve 
inang §ekilleridir. ibn'ul Arab? bunlara "hikmetli namuslar" 
(En'nevamTsu'l Hikemiyye) 1028 admi verir ve ilahT hukumlere uygun oldu- 
gu muddetge Allah Teala'nm bunlara kendi katindaki §eriat gibi Ttibar 
edecegini, onlari makbul sayacagmi soyler. 1029 

Dinin Batm Anlami 

ibn'ul ArabT'ye gore yukanda din hakkmda soylenenlerin tamami ko- 
nunun zahirT lisanla ifadesidir. Oysa dinin bir de batinT anlami, "sirr"! var- 
dir. O, din kavrammin yukandaki anlamlarmdan hareketle mes'eleyi "var- 
hk/vucud"a getirir. ZTra ona gore her mes'elenin temelinde ve gozumun- 
de vucudu anlamak esastir. Onu anlamadan higbir §eyi anlamak mumkun 
gorunmemektedir. HakTkati bulmaya gah§an bir du§unur, butun feno- 
menlere bu agidan yakla§mak ve varhga kulli bir baki§la bakmak zorun- 
dadir. Dinin batinianlamini o §u cumleleriyle ifade eder: 

"O (dinin ceza ve kar§ihk anlami) Hakk'in vucudunun aynasmda bir 
tecellidir. Hak'tan mumkun varhklar uzerine donen (yansimalar, 
tecelliler) ancak o mumkunlerin kendi zatlarmdan Hakk'a kendi hallerin- 
de verdikleri (bilgilerdir). Onlarm her hallerinde bir sureti vardir. Suretler 
ise hallerinin degi§ikligine gore degi§ir. Dolayisiyla tecelli de hale gore 
degi§ir. Kulda meydana gelen eser/te'sir de olup bitene gore farkhhk gos- 
terir. Ona "hayir"i veren ondan (nefsinden) ba§kasi olmadigi gibi, ona 
hayirm ziddmi veren de ondan ba§kasi degildir. Bilakis, kendisini 
nimetlendiren de, kendisine azap eden de odur. Bu sebeple, insan kotu- 
leyecekse de kendi nefsini kotulemeli; ovecekse de kendi nefsini ovmeli- 
dir. Onlari bilmesinde "Allah Teala igin yeterli huccet mevcuttur." 1030 



1027 ibn'ul Arab!, el-Futuhatu'l-Mekkiyye (tahkik), IV/80. 

1028 Bu ibareyi Davud-i KayserT "hikmet ve marifet gerektiren §er'T kurallar" seklin- 
de agiklar. (KayserT, a.g.e., 1/443. 

1029 ibn'ul Arab!, Fususu'l-hikem, s. 94-95. 

1030 En'am, 149. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 435 



Zira ilim ma I u ma tabidir." 1031 

Bu cumleler ile din arasmdaki alakayi tesbit ilk baki§ta zor gorunebilir. 
Oysa dinin ceza ve kar§ihk anlami ile Hakk'in sifatlarmdan birisi olan 
"Deyyan" sifati arasmda yakin ili§ki vardir. Ayni zamanda "Deyyan" sifati 
kul igin de "mutedeyyin, dindar" anlaminda kullanilmasi mumkun olan 
bir sifattir. §6yle ki: Hakk, isimleriyle a'yan-i sabite 1032 aynalarmda zuhur 
eder. Buna gore bunlar birbirlerinin aynasidir. Ceza ise Hakk'in 
tecellisinden ibarettir. Hakk'in kulu inkiyad ile mukellef kilmasi ve onun 
amellerine kar§ihk vermesi, kulun a'yamnin geregidir. Hakk onlara 
a'yanlanna gore teklifte bulunur ve hallerine gore de onlara ceza (kar§i- 
hk) verir. Mumkun varhklara Hakk'tan donen, tecelli eden §ey, ancak on- 
larm zatlarimn hallerinin gerektirdigidir. Haller ise suretleri gibi muhtelif- 
tir. Dolayisiyla, ilahT tecelliler de, tecelli edilen varhgm hallerine gore 
muhtelif olur. i§te, Allah Teala varhklan olduklan gibi bilir ve onlara ge- 
rektigi §ekilde tecelli eder. O halde kulun amelleri igin Hakk'tan aldigi 
kar§ihk, ayn-i sabitesinin Hakk'in vucudunun aynasmda, "Deyyan" is mi n- 
den zahir olan bir tecellidir. Bunu §u §ekilde de orneklendirebiliriz: 

Mesela, mutedeyyin bir kula Hakk'in inkiyadi, onun, yaratih§ma uygun 
olarak Hakk'tan talep ettigi "Deyyan" isminin ona tecellisinden ba§ka bir 
§ey degildir. Yani, mutedeyyin kulun a'yan-i sabitesinde mutedeyyinlik 
vardir. O, bu isti'dad-i ezelisi mucebince Hakk'tan dindar olmayi talep 
eder. Hakk da, bu talebini onun a'yan-i sabitesinden bilir ve o kula 
"Deyyan" ismi ile tecelli eder. Mutedeyyin kul bu tecellTnin geregi olarak, 
guzel amellerde bulunur. Sonugta, Hakk o kula amellerinin kar§ihgmi gu- 
zel bir §ekilde verir, guzel bir §ekilde ona tecelli eder. 1033 

Butun bunlar ise Hakk'in, ilm-i ezelisi ile mumkunler hakkmdaki bilgi- 
sini onlardan, varhklardan almasi demektir. Ba§ka bir deyi§le, Hakk'in 
varhklar hakkmdaki bilgisi, varliklarm, a'yan-i sabitelerinin hallerinden 
Hakk'a verdikleri bilgiye dayanir. Onlar, Hakk'in vucudunun aynasmda o 
bilgilerle tecelli eder. Hakk dahi, onlara yine onlardan aldigi bilginin ge- 
regince tecelli ettigi igin, o varhklar bu defa Hakk'in teceligahi, Hakk'in 
aynasi olurlar. Burada adeta, biri Hakk'a, digeri de varhklara (halk) ait 
olmak uzere iki vucuttan (varhk) bahsediliyormu§ intibai uyanabilir. Oysa 
bu vahdet-i vucuda ters bir durumdur. Zira Hakk'in vucudundan ba§ka 



ibn'ul Arabi, Fususu'l-hikem, s. 96. 



Ayn-i sabite tabiri kaynak, 6z anlamma gelen "ayn'' ile "sabit" kelimelerinden 
murekkep olup ilk defa ibn'ul Arabi tarafmdan kullanilmi§tir. Vahdet-i vucud 
erbabma gore varhk ^zuhurlortaya gikis) nazariyesi" ile izah edilir. Zuhur nazariyesi- 
ne gore alem gesitli mertebelerden gegerek var olmu§tur. 

Konuk, A. Avni, Fususu'l-hikem Tercume ve Serhi, haz.: Mustafa Tahrah-Selguk 
Eraydm, istanbul, 1989-1992. 11/186. 



436 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



bir vucut kabul etmek, bu du§unceye gore §irktir. Ashnda yukandaki 
ifadelerde de "iki varhk" sozkonusu degildir. Bu da, bu mes'elede batin 
lisaniyla ifade edilmesi gereken "ikinci bir sir"dir. Bu ikinci sirri ibn'ul 
Arab?, mumkunlerin asillannin yokluk oldugunu belirterek agiklar. Ona 
gore, "miimkiin varhklarm uzerinde sabit oldugu asillan ad em den (yok- 
luk) ibarettir. Hakk'm vucudundan (varhgmdan) ba§ka bir viicud yok- 
tur. Miimkiin varhklarm nefislerinde/benliklerinde ve "ayn"larmda 
(ayn-i sabitelerinde) sahip olduklan hallerin suretlerine biiriinen 
Hak'tir. $u halde, zevk alanm da, aa duyanin da kim ve hallerden her 
bir hall takip edenin ne oldugunu anlami§ oldun. Ukubet ve ikab den- 
mesinin sebebi budur. Bu hayirda da §erde de gegerlidir. $u kadar var 
ki, gelenekte hayir iflerde sevap, §er iflerde de ikab (ceza) kavramlan 
kullamlmi§tir." 103 * 

Goruldugu gibi, ibn'ul Arab?, din mes'elesinin hakikatini "Hakk'm 
vucudundan ba§ka bir vucudun olmadigi" neticesine bagladi. Ashnda bu 
uslup ibn'ul ArabT'nin genel uslubudur. O her mes'eleyi, her konuyu "var- 
hgm birligi" daha dogru bir ifadeyle, Hakk'm haricinde higbir varhgm ol- 
madigi, onun haricindeki varhklarm varhklarmin izaff oldugu, onlarm 
suretlerinin golge suret oldugu, onlarm ashnda yokluk uzerine var olduk- 
lan noktasma baglar. Kulun vucudu, Hakk'm, kulun a'yan-i sabitesinden 
aldigi bilgiye gore ortaya gikan vucuttan ba§kasi degildir. 1035 

Burada yine ince bir husus dikkatimizi gekmektedir: Mumkun varhklar 
ile Hakk arasmdaki baglanti. Mumkunler ancak, Hakk onlarda tecelli etti- 
gi suret ve surece vardir. Hakk ise butun isim ve sifatlanyla mumkunler- 
de tecelli eder. Bu ince hususu, varhgm ne kadar Hakk, Hakk'm da ne ka- 
dar varhk oldugunu anlamada onemli bir unsur olarak gorulmektedir. 

ibn'ul Arab? "lezzet alanm da, elem duyanin da Hak olduguna" i§aret 
etmektedir. Oysa lezzet almak ve elem duymak be§erT sifatlardandir. Da- 
ha dogrusu bunlar "kevn"in sifatlarmdandir. Bunlarm Hakk'a isnadi ise iki 
yolla olur: 

1-Hakk'm tenezzul (varhklar seviyesine inme) makammda kevni sifat- 
larla sifatlanmasi, 

2-Kevn'in sifatlarmin Hakk'a rucuu ile. 

§u da var ki, Hakk'm "Ehadiyyet (birteklik)" mertebesinde her §ey 
mustehlektir. Bu mertebede higbir harigte varhk sozkonusu degildir. 
ibn'ul ArabT'ye gore 'Vucud"un bu sirri, kader sirrmin da uzerinde bir sir- 
dir. ^unku bu sirdan ancak "Ehadiyyet" lisaniyla bahsedilebilir. O lisan ise 



ibn'ul Arab!, Fususu'l-hikem, s. 96. 
1035 EI-Ka§anT, Serhu Fusus, s. 174. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 437 



kesretin ve diger lisanlann hepsinin uzerindedir. 1036 Dolayisiyla, Davud-i 
KayserT, ibn'ul ArabT'nin gorusjerini anlamak igin, gok yuksek seviyeden 
bir hal, makam ve du§unce yapisma sahip olmak gerektigini vurgulamak- 
tadir.] 1037 



TAHMIS-IAZBI 

Van idrak eyledinse orda var kalmadi 
Yogu var eyledinse gayri efkar kalmadi 
Bir ki§i sultan olunca onda deyyar 1038 kalmadi 
Ben samrdim diem igre bana big yar kalmadi, 
Ben beni terk eylerim bildim ki agyar kalmadi. 
Zahida gunku ezelden aslila efkari yok 
Hem Hakk'a birdir dedin hem misline uyar yok 
Bilmedin inkar He ikrari sende yad yok 
Ciimle e§yada gorurdum bar yar giilzar yok, 
Hep gulistan oldu alem §imdi big bar kalmadi. 
Ku$ei kuyu ceybf 039 subhdem beklerdi dil 
Hasreti ruyun gummetinden 1040 ah edip aglardi dil 
Sirrmi bizim ezelden can gibi saklardi dil 
Gece giindiiz zar u efgan eyleyub inlerdi dil, 
Bilmezem n'oldu kesildi ah He zar kalmadi. 

£unku yar oldu ezelden bana zillet dost He 
Rahatim zevkim gu bildim cumle mihnet dost He 
Ara yerde kalmadi nefsimle ulfet dost He 
Gitti kesret, geldi vahdet oldu halvet dost He 
Hep Hakk oldu cumle alem gar§i pazar kalmadi. 
Ka§larm gozlerin AzbYye verdi galgale 1041 
Vechini gulden gorenler oydu a$ki bulbule 
Geldi gun yarin hayali sirri Hakk'tan Hakk gule 
Dm diyanet adet u §obret kamu vardi yele, 
Ey Niyazf n'oldu sende kayd-i dindar kalmadi. 



1036 Davud-i KayserT, Matlau hususi'l-kelim ft maani Fususi'l-hikem, (?), 1416, (tah. 
ve nesj.:Daru'l-i'tisam). 1/448. 

1037 (GURER, 2002) 

1038 Deyyar: Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastir sahibi. 

Ceyb: (C: Cuyub) Cep. Gomlegin (yangi) agikhgi. Yaka. Kalb. Geo: Sinus. 
Gumme: Tasa, keder. Kirba, tuluk gibi §eylerin derinligi. Belirsiz muhim nesne. 
1041 Galgale: Sur'atle gitmek. Gecenin gitmesi. Haber vermek. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 438 



195 
7+7=14 

Can yine bulbul oldu har agihp gul oldu, 
Goz kulak oldu hep bir her ne ki var ol oldu. 

Uyandi gun nar-i a§k kaynadi ebhar-i a§k, 

Her yanaya gaglayup akti gozum sel oldu. 
Gonul ol bahre daldi dilim tutuldu kaldi, 
Girdim anm zlkrine azalanm dll oldu. 

Ferhad bugun ben oldum varhk dagmi deldim, 

$irin'ime varmaya her canibim yol oldu. 
Geg ak lie karadan halki birak aradan, 
Niyazfdon buradan durma sana gel oldu. 

Can vine bulbul oldu har acilm qui oldu, 
Goz kulak oldu hep bir her ne ki var ol oldu. 

Can yine bulbul oldu diken agihp gul oldu, 
Goz kulak oldu hep bir her ne ki var ol oldu. 

Uyandi cun nar-i ask kaynadi ebhar-i ask. 
Her yanaya cacjlayup akti gozum sel oldu. 

Uyandigi igin a§k ate§i a§km deryasi kaynadi, 
Her yanaya gaglayip akti gozum sel oldu. 

Gonul ol bahre daldi dilim tutuldu kaldi, 
Girdim anm zikrine azalanm dil oldu. 

Gonul o deryaya daldi dilim tutuldu kaldi, 
Girdim anm zikrine azalanm dil oldu. 

Ferhad bugun ben oldum varhk dagmi deldim, 
Sirin'ime varmaya her canibim vol oldu. 

Ferhad bugun ben oldum varhk dagmi deldim, 
§irin'ime varmaya her tarafim yol oldu. 

Bu beyit ug ahkami igermektedir. "Ferhad bugun ben oldum" demeleri, 
a§k-i hakikide bir tane olduklan; "Varhk dagmi deldim" buyurmalan, mahv-i 
vucud ettikleri, nefs ile mucahedede galebelerine; "$irin'ime varmaga" de- 
meleri, canan-i hakiki ile vuslat ne§'elerinin zuhuruna;"/-/er canim yol oldu" 
buyurmalan, "Ne tarafa yonelirseniz, Allah Teala'nm vechi oradadir." (Ba- 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 439 



kara,115) sirrmin zuhuruna i§arettir. 1042 

Ferhad ile §irin 

Konusunu iran kaynakh Htisrev u §irin oykusunden alan halk oykusu. 
Anadolu, Balkanlar, iran, Ermenistan ve Azerbaycan'dan Turkistan'a kadar 
yayilmi§tir. 

Oykunun konusu Horasan diyarmdaki Erzen kentinin kadin hukumdan 
Mehmene Banu'nun karde§i §irin ile nakka§ Behzad 1 in oglu Ferhad'm a§ki- 
dir. Anadolu'da, 19. yuzyil ortalarmdan ba§layarak ta§ baski ornekleri de 
gorulen bir ge§idine gore, Mehmene Banu karde§i §irin igin bir ko§k yaptir- 
mi§tir. Bu ko§ku suslemeye gelen Ferhad §irin'i gorur. Birbirine a§ik olan 
gengleri Mehmene Banu engeller. Ferhad, §irin'e kavu§mak igin bir dagi 
delerek ardmdaki suyu ko§kun yakmlarma akitirsa da, iki geng kavu§amaz. 
Ferhad zindana atihr. Ama Amasya kenti hukumdan Hurmuz §ah onu kurta- 
nr ve hizmetine ahr. Sonra §irin'i Ferhad igin Mehmene Banu 1 dan isterse de 
reddedilir, bunun uzerine iki hukumdar arasmda sava§ gikar. Sava§ sirasmda 
Hurmuz §ah'm oglu Htisrev de §irin'e a§ik olur. Sonunda Mehmene Banu 
yenilip her §eyi birakarak kagar ve §irin Hurmuz §ah'm sarayma goturulur. 
Oglunun §irin'e a§ik oldugunu ogrenen Hurmuz §ah, Fer-had'a gug bir i§ 
buyurarak iki sevgilinin evlenmesini engellemek ister. Ferhad 40 gun igeri- 
sinde buyuk bir dagi delerek suyu kente akitacaktir. Ferhad'm bu i§i ba§ara- 
cagmi anlayan saray kadmlan, ona §irin'in oldugu yalanmi soylerler. Bunun 
uzerine Ferhad, kendini oldurur; onu bu durumda goren §irin de koynunda 
sakladigi bir hangerle intihar eder. iki sevgili yan yana gomulur. Ferhad'm 
uzerinde bir kirmizi gul, §irin'in uzerinde bir beyaz gulfidani biter. 

Ferhad ile §irin oykusu Karagoz oyunu olarak da i§lenmi§tir. Ama bu 
oyunlarda iki sevgili, ba§larmdan gegen birgok olaydan sonra birbirine kavu- 
§ur. Konusu divan edebiyatmdan kaynaklandigi igin, "hikayeci a§iklar" tara- 
fmdan anlatilmayan, yazma ve basma kitaplardan okunan halk oykuleri ara- 
sma girer. Kitabm bazi bolumlerinde aruzla yazilmi§ §iirler bulunmasi da 
bunu ortaya koymaktadir. 

Oykunun bilinen en eski Turkge baskisi 1854 tarihli bir ta§ baskidir. Yeni 
harflerle ilk basimmi ise Suleyman Tevfik Ozzorluoglu yapmi§tir (1930). Son- 
raki yillarda pek gok baskisi yapilan oyku, Nazim Hikmet'in Ferhad ile §irin 
(1965) adh oyununa da konu olmu§tur. 1043 



Gee ak ile karadan halki birak aradan, 
Niyazidon buradan durma sana gel oldu. 



1042 (giMEN, 2002), s.42 
1043 Anabiritannica 



440 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Geg ak ile karadan halki birak aradan, 
NiyazTdon buradan durma sana gel oldu. 



TAHMIS-IAZBI 

Kil u kali zahidin hal ehline hal oldu 
A§k halini ne bilsin zahide hal kal oldu 
Bir alemden ayrildim yuzyetmi$ bin sal 1044 oldu 
Can yine bulbul oldu har agihp gul oldu, 
Goz kulak oldu hep bir her ne ki var ol oldu. 
Akl ufikri can la kapladi her var a$k 
ikrar ile inkardan gekti ilk yari a$k 
Kimde numayan olurfeyz ile esrari a$k 
Uyandi gun nar-i a§k kaynadi ebhar-i a§k, 
Her yanaya gaglayup akti gozum sel oldu. 
Firakmdan dilbera benzim hazana dondu 
Ka$larmm derdinden belim kat kat bukuldu 
Cemalinmi§ bulendi magzi kur'an bulundu 
Goniil ol bahre daldi dilim tutuldu kaldi, 
Girdim anin zikrine azalanm dil oldu. 

Bana muhabbet eden gonul igre bulundum 
Kendimi onda gorup zatim igin kilmdim 
Zatla sifatla gizli iken bilindim 
Ferhad bugun ben oldum varhk dagmi deldim, 
$irin'ime varmaya her canibim yol oldu. 
Kande imi§ bilmedin seni beni yaratan 
Ata ana hakki kimdirAzbi var eden 
Hakk'i bilen gegmedi munkire mudaradan 
Geg ak Ile karadan halki birak aradan, 
NiyazTdon buradan durma sana gel oldu. 



1044 Sal: f.Sene,yil. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 441 



196 
7+7=14 

Gonulleri doldurur erenlerin halveti, 
Oluleri diriltir erenlerin halveti. 

Yaka yaka kiil eder, her dikeni giil eder. 

Hakk'dan yana yol eder erenlerin halveti. 
Sidk He giren ki§i, ah u zar olur i§i, 
Gozden akitir ya$i erenlerin halveti. 

Tuygurur ol illeri tiz gegirur billeri, 

Yakm eder yollan erenlerin halveti. 
igine bir od salar nefsin sifatm yakar, 
Canin gozunu agar erenlerin halveti. 

Seni sana bildirir, aglar iken giildiiriir, 

irfan He doldurur erenlerin halveti. 
NiyazTsen var yiirii sanma am zahiri, 
igruden igeri erenlerin halveti. 

Gonulleri doldurur erenlerin halveti, 
Oluleri diriltir erenlerin halveti. 

Erenlerin halveti gonulleri doldurur, 
Erenlerin halveti oluleri diriltir. 

Burada halvetten murad edilen dort duvar arasmda olan halvet degildir. 
Belki celvette halvet, yani kesrette vahdet olan " Makam-i cem" dir Erenle- 
rin halveti cemdir. Makam-i Cem hazreti isa aleyhisselamm makami idi. 
Bu makam sahipleri oluleri diriltirler. 



Yaka yaka kiil eder, her dikeni qui eder. 
Hakk'dan yana vol eder erenlerin halveti. 

Yaka yaka kul eder, her dikeni gul eder. 
Erenlerin halveti Hakk'dan yana yol eder. 

Sidk He giren ki$i, ah u zar olur i$i, 
Gozden akitir va$i erenlerin halveti. 

Sidk ile giren ki§i, ah ve inleyi§ olur i§i, 
Erenlerin halveti gozden akitir ya§i. 

Toygurur ol illeri tiz gecirur billeri, 
Yakm eder yollan erenlerin halveti. 

Duydurur ol illeri tiz gegirir tumsekleri, 



442 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



erenlerin halveti yakin eder yollari. 

Evet, erenlerin halveti, o illerden, yani erenlerin ula§tigi o manevi zevk ve 
yucelik alemlerinden haber verir, onlari duyurur. O alemlere ula§mada gidi- 
lecek yollarm bellerini tez gegirtir ve hedefe yakinla§tirir: 



icine bir od salar nefsin sifatm yakar, 
Canm gozunu acar erenlerin halveti. 

igine bir ate§ salar nefsin sifatmi yakar, 
Erenlerin halveti canm gozunu agar. 

Seni sana bildirir. aalar iken auldtirur, 
irfan He doldurur erenlerin halveti. 

Seni sana bildirir, aglar iken guldurur, 
Erenlerin halveti irfan ile doldurur. 

Niyazisen var yurti sanma am zahiri, 
icruden iceri erenlerin halveti. 

NiyazT sen var yuru sanma am zahiri, 
Erenlerin halveti igten igeri. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 443 



197 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Talib-i Hakk'm devasiz derd durur sermayesi, 
Anm igun ah u zar olur hemfn hem-sayesi. 

A$ikm ma'§uk yolunda derdi arttikga mudam, 

Artar anm dembedem akran iginde payesi. 
Taatm ihlasa ermez ilm He amal He 
izzeti ko zilleti tut oldur anm mayesi. 

Arz-i vasi ister isen kamilin gir kabzma, 

Ar§ u kursfden geniftir bir veltnin ayesi. 
Arifin gonlunu bilmez kandedir halk-i cihan, 
01 kiAnkadir yere dii§mez bil anm sayesi. 

Kim ki "mazaga\-basar" sultanmm tifli ola, 

Misn'ya §olfeyz-i akdes nuru oldu dayesi. 

Talib-i Hakk'm devasiz derd durur sermayesi, 
Anm icun ah u zar olur hemfn hem-sayesi. 

Devasiz derd Hakk'a talib olanin sermayesidir, 

Onun igin her zaman golgesi dahi ah ve zar iginde olur. 

Hakk'in talibi olan kimsenin tarike suluk edenin sermayesi ancak devasiz 
derdidir. Cunku devasiz derde kimse talib olmaz. Ancak devasiz derd serma- 
yesiyle vuslat devasina eri§irse kendinden isteme sifati gidip matlup yani 
gaye olur. Sikintilan hidayet yoluna ula§tinci vasitalan olur. Sonunda 
mucahede potasinda yuksek mertebede kizip a§kin harareti ile deva mey- 
dana gelip vuslata kavu§ur. 

Asikm ma'suk yolunda derdi arttikca mudam, 
Artar anm dembedem akran ic'mde payesi. 

A§ikin sevgili yolunda devamh derdi arttikga, 
Arkada§lan iginde zamanla makami yukselir. 

"Ama bizim ugrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollanmizla eri§ti- 
recegiz..." 1045 ayet-i celTlesinin esrari, hakTkati ve eserleri a§ikar olur. 

Taatm ihlasa ermez ilm ile amal ile 
izzeti ko zilleti tut oldur anm mayesi. 

Taatm ihlasa ermezse, ilminle amel i§lemezsen 



1045 Ankebut,69 



444 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ona kavu§ma yolu, izzeti birakip horlugu tutmaktir. 

"Kim algak gonullu olursa Allah Teala onu yuceltir." 1046 

Arz-i vasi ister isen kamilin air kabzma, 
Ar$ u kursiden genistir bir velinin ayesi. 

Geni§ bir yurt ister isen kamilin tutu§una gir, 
Ar§ ve kursiden geni§tir bir velinin avucu. 

Abdulkadir GeylanT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurur ki; 

Butun dunyanm avucumun ortasmda oldugunu gorursun 
Bir hardal tanesi gibi; hediye hukmune binaen. 1047 

Ey talib-i Hak olanlar, gergek velilerin ve halifelerin elini ahp bey'at 
etmek lazimdir. Zira veliler, enbiyanm varisleri ve vekilleridir. 

Habib-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Medine'den Ka'be fethine 
suluk etdigi zaman, -ulu fethin zahiri ve batmi bilinsin diye- bir agag di- 
binde on sahabeye bey'at ettirdi. Zira hakkmda §u ayet nazil oldu: 

"Ya Habib'im §unlar kim sender) bey'at ettiler, el aldilar, tahkik bil- 
sinler, benden bey'at etdiler. Zira senin elin ustunde benim kudretim eli 
vardir." 1048 

Habib-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, bu ayetin manasmi bildirdi. 
Sahabe, hamd ettiler. Onlara bey'at mukabelesinde cennet mu§tulandi. 
A§ere-i mube§§ere onlardir. 

Sonra bu sahabeler dediler ki, "Ya Resulallah, senin mubarek elinden 
bey'ata ermeyenler ne olacak?" 

Habib-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem onlara buyurdu ki: 

"Her kim halifelerimin eline yapi§irsa, ta diinya ahir olunca, Allah 
Teala 'nm izniyle, benim si mm yuzunden ve kamil erenler duasiyla 
ayne'l-yakin ir§ad olup hilafete ula$ir. Silsilemden gelen halifelerimin 
her hangi birinin ellerine yapi§anlar benim elime yapi§mi§ gibidir. Be- 
nim elime yapi§an Allah' in kudret eline yapi§mi§tir. Bin ele bir el, 
Hakk'tir." dedi. 

Bu silsileden birine bey'at edip gunahlarma tevbe edip amelinde de- 
vam bulanlara hal ile cennet mu§tulanir. Onlar, butun gunahlarmdan ari- 
nirlar. 



1046 Ahmed ibn Hanbel, 111, 76; AclunT, Ketfu'l-Hafa, II, 242 
1047 (GEYLANT, 2005), s. 206 
1048 Fetih, 10 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 445 



Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem demi§tir ki, "Gunahmdan 
tevbe eden, hig giinah i§lememi§ gibidir. " 

Habib-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem "Gelin mubarek ravzamdan 
bey'at edin hem halife, hem alim olun; her ne muradmiz varsa hasil ol- 
sun." demedi. Ve fakat birine zahiren ve batmen hilafet verip halife bi- 
rakti. ir§ad, sagdan sagadir. Ozellikle §imdiki zamanda mezarlardan ir§ad 
umanlar, mahrum kahrlar. Allah korusun. 

Bu konuyla ilgili olarak Aziz PTrim (Yigitba§i) §6yle buyurmu§tur: 

Gergi caizdir mezara hem ziyaret hem dud 

Lik kalb emrazma olmaz ziyaretden deva 

§imdi anla§ildi ki, evliyadan ve halifesinden bey'at etmek farz olmu§- 
tur. Dunyadan gogene bey'at edilmez. Bu, ayet ve hadisle sabittir. Habib- 
i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin ashabma telkin etmesiyle sunnet ol- 
du. Ashab'in da ummetine telkin etmesiyle icma-i ummet oldu. 1049 

Arifin gonlunu bilmez kandedir halk-i cihan, 
01 ki Ankadir yere dusmez bil anm savesi. 

dunya insani arifin gonlunu bilmez nerdedir, 
bilki onun golgesi yere du§meyen Anka'dir. 

Arifin kalbinin durumunu avam bilmez. Zannederler ki; masivaya ilgisi 
vardir. Halbuki "Arzim beni igine alamaz. Semam da alamaz. Fakat beni 
mumin muttaki, temiz kulumun kalbi igine a\\r" 1050 hadis-i kudsisi geregin- 
ce Hakk'a vasil olmu§tur. Allah Teala'ya mazhar olan kalb "Allah, goklerin ve 
yerin nurudur..." 1051 ayet-i celilesi i§aretince safT nur olup onun yere golge- 
si du§mez. 

Kim ki "mazagal-basar" sultanmm tifli ola, 
Misn'ya sol feyz-i akdes nuru oldu davesi. 

Kim, "mazagal-basar" sultaninmin gocugu olursa, 
Kutsal feyzin nuru Misri'ye hizmetg olur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin miragtaki "Mazagal-basar: Gozii 
oradan ne kaydi ve ne de onu a§ti." 1052 hali ile hallenen igin Allah Teala'mn 
kutsal feyzi ikram olur ve hizmet eder. 



1049 (ErogluNuri, 2007), s. 70 

1050 AclunT, Ketfu'l-Hafa, 11, 195 

1051 Nur, 35 

1052 Necm, 17 



446 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



198 
5+5=10 

Eylesin Allah' a gok tahiyyati, 

Ana kim verdi ilm-i gayati. 

Gizli Sultandir sirr-i Subhandir, 
Mur$id-i candir hep makalati. 

Kutb-i ha lay i k bahr-i hakayik, 

Ferd-i camfdir hep makamati. 

Nokta-i kiibra goremez a' ma, 
Gizlidir zira cumleden zati. 

Kalbini ke§§af eylemi§ §effaf, 

Goriiniir anda hep beriyyati. 

Arayip bulan kullugun kilan, 
Telkinin alan buldu halati. 

Ey nice canlar yanini bekler, 

Bulmadik derler bunda lezzati. 

Neylesin ta'lfm olamaz teslim, 
Ya nice bulsun ol kemalati. 

Mayenin zevkin alamaz §ol kim, 

$eyhi Hak bilmez yok nayati. 

$ehri Elmali canda bulmali, 
UmmfSinandir §ohret-i zati. 

Hubbu cammda sirr-i zatimda, 

Savar ustumden her beliyyati. 

$eyhini Hakk bil ey Niyazi kim, 
Pfr yiiziindendir Hakk hidayati. 



1053 



Eylesin Allah'a cok tahiyyati. 
Ana kim verdi ilm-i gayati 1054 . 

Allah'a eylesin gok tahiyyati, 
Ona kim verdi ilm-i gayeleri. 

Rivayetlere gore, dokuz yil buyuk gilelerle sulukunu tamamlayan MisrT 
Efendi'den Elmali halkina son defa vaaz ve nasihat etmesi istenir. MisrT 
konu§mak igin kursuye gikar. Fakat dili tutulur, konu§amaz. Sonunda 
§eyhi, "Misri Efendi, bundan boyle durma ve susma, konu§" deyince dili 
gozulur, guzelce va'z eder. NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz son- 



Tahiyyat: selamlar, dualar, manevT hayat hediyeleri. 
1054 Gayat: gayeler, amaglar, emeller.. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 447 



radan bunu anlatirken, "$eyhimin bu izin ve himmetiyle hala konu§ur, 



soyleriz. Bize korku yoktur" dermi§. 



1055 



Bu hadise uzerine MisrT'nin, §eyhini metheden bu ilahisini irticalen 



soyledigi de rivayet edilir 



1056 



Gizli Sultandir sirr-i Subhandir, 
Miirsid-i candir hep makalati 1057 

Gizli Sultandir sirr-i Subhandir, 
Mur§id-i candir hep sozleri. 

Kutb-i halavik 1058 bahr-fhakavik, 
Ferd-i 1059 camfdir 1060 hep makamati. 

Yaratilmi§lar Kutbu, hakikatler deryasi, 
Butun makamlan toplayan ferttir. 

Nokta-i kiibra goremez a'ma, 
Gizlidirzira cumleden zati. 

En buyiik nokta'dir, kor goremez, 
Gizlidir, zira cumleden zati. 

[Seyyid Burhaneddin kaddese'llahu sirrah'ul aziz Maarif kitabmda 
dedi ki; 

$eyh aynaya benzer. Ona ne kadar bakarsan, kendini ne kadar ona 
verirsen o da sana o kadar bakar, kendini o kadar sana verir.] 1061 



Kalbini kessaf 1062 eylemis seffaf, 
Gorunur anda hep beriyyati 1063 



1055 (ibrahim RAKIM, 1750), v.60; Tuhfe, s.20-21 

1056 Yard. Dog. Dr.Kenan ERDOGAN, "$iir-Efsane-Menkibe ili§kisi Ve Niyazi-i 
Misri'nin Menkabelerine Gore Baz fiirlerinin Hikayesi" Sosyal Bilimler Yil:2003 
Cilt:l Sayi: Is. 37-52 

1057 Makalat: (Makale. C.) Makaleler. Soz ve yazilar. Bahisler 

1058 Halayik (halaik) (Halk. C.) Mahlukat. Yaratilmislar. Huylar. Tabiatlar. 
Ferd: Tek, bir, yekta. Esj, benzeri olmayan. 

Cami: pek gok manalan ve hakikatleri iginde toplayan, birgok §eyle alakah 
olan,toplayan ve ihtiva eden. 
1061 (KARABULUT, 1984), s. 67 

Ke§§af: Ke§feden. Gizli §eyleri bulup meydana gikaran. Me§hur bir tefsir ismi. 
izci. 
1063 Ber:f. Uzere, uzerine, yukan manasina (ve Arabgadaki "Ala" yerine edat-i is- 



448 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ke§fedip kalbini eylemi§ §effaf, 
Goruntir anda hep beriyyati. 

Arayip bulan kullugun kilan, 
Telkinin alan buldu halati. 

Arayip bulan kullugun kilan, 
Telkinin alan buldu halleri. 

HudayT: " Hz. §eyh bana Allah Teala'mn: "Hamd, gokleri ve yeri yara- 
tan Allah'a mahsustur" 1064 ayetini sordu ve tefsir kitaplarmdan bazilarmi 
getirdi. Sonra buyurdu ki: 

"Ey evladim bu ilimde kitap goktur. La kin Allah Teala'mn kelammin 
manasi kalbinde doguncaya ve hatirmm sahifesinden okuyuncaya dek ga- 
li§, ilim bu ilimdir. Sen bu ilimde ummfsin, bir $ey bilmiyorsun. Senin Him 
saydigm bir$eydegildir. Sonra lutfedip buyurdu ki: 

"Ey evladim sana soylediklerimden dolayi beni sorumlu tutma. Allah 
Subhanehu'nun kereminden sana (bu) ma nay i ogretmesini dileriz. $ayet 
(o ma nay i) okuyabilsen sana yeter. " 1065 

Ey nice canlar vanmi bekler, 
Bulmadik derler bunda lezzati. 



Ey nice canlar yanmi bekler, 
Bulmadik derler bunda lezzetleri. 



Terbiye yolundaki talebe hatalarmdan birisi; makamlara yukselirken, 
alimlerin sozbirligi ile yuksekliklerini kabul ettikleri kimselerden kendini 
daha yuksek gormesidir. 

Talebelerin makami, bu buyuklerin makamlarmdan elbette a§agidir. 
Fakat talebe, bazen kendini, insanlarm en ustunu olduklan agik olan ne- 
bilerden bile ustun gorur. Onlarm once inanmi§, ustun iman sahibi oldu- 
gunu unutur. Rasullerin yuksekliginde, evliyanm ustunluklerinde §upheye 
du§er. Bu makam, talebelerin ayaklarmin kaydigi yerdir. 

Muhyiddin Arab? kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurdu ki; 

"Kibirlenmek, insanlarm ye cinlerin ozeWikierindendir." 

ti'ladir) Gogus, sine, bagir, sadir. Fayda. Hamil. Hifz. Yan. Taraf. Nakil. Gotu- 
rucu. Meyve. Yaprak. Varak. Meme. Gene kadm. Evin kapisi. 
BerT:(Beraet. den) Kurtulmu§. Temiz. Kayit ve hukum altmda olmayan. Zimmeti 
bulunmayan adam. Higbir kan§ikhk, kusur ve noksani olmayan. Hastahktan salim 
olan. (Bak: Ber') 

1064 r ,. ^ 

En am, 1 

1065 (BAHADIROGLU, 2003), s.138; (HUDAYi), c.l, v.l8b 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 449 



Bundaki hikmet, insan ve cinlerin yaratih§i "Hannan, Latif ve Rohmet 
sifatlan" altinda oldugundan kendilerinde bir rahathk hissi duymalann- 
dan kibirlenme gafletine du§erler. Melekler ise "Muntekim ve Cebbar si- 
fatlan" altinda olduklarindan kibirlenmeyi hatirlarina bile getiremez- 

, 1066 



ler. 



Neylesin ta'Um olamaz teslim, 
Ya nice bulsun ol kemalati. 1067 

Neylesin ogrenmez teslim olamaz, 
Ya nice bulsun ol kemalleri. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Musluman ol ki, selamet bulasm" 1068 Musluman olmak demek teslim 
olmakdemektir. 

§eyhi gamh gordugun zaman bile ona baglan! Daima ona yapi§ ki, seni 
tath ve olgun bir meyve gibi yeti§tirsin. Cunku senin olgunla§man ve bes- 
lenmen o bulutun bereketindendir. 1069 

Mur§idlerden birisi, muridinin birisine, "Falan yere git" diye emre- 
der. Murid emre uyarak sebebini sormadan gider. Geceleyin konakladi- 
gi yerde, ev sahibinin cariyesi (hizmetgsi) yatagmi hazirlamaya gelirken, 
cariyenin elinden tutup, opeyim diye du§unurken, iginde bulundugu 
odanm duvari gatlar ve mur§idin eli gorunur. Murid korkarak kendinden 
gegip bayihr. Cariye dahi kagip gider. Murid donunce, §eyhi ona: 

"l§te emrin imtisali senin imtisalin gibi olsun. $eyh de muridin ha- 
ramdan muhafazasi, benim muhafaza ettigim gibi olsun! £unku sen 
hig bir §ey sormadan emre imtisal ederek gittin. Senin gordugun gibi 
ben de seni haramdan muhafaza ettim" 1070 

Mayenin zevkin alamaz sol kim, 
Seyhi Hak bilmez yok nayati. 

§u kimse ozunun zevkini alamaz, 



1066 (ALTUNTA§, 2005), s. 189 

Kemalat: (Kemal. C.) Faziletler, iyilikler, mukemmellikler. Ahlak ve huy guzellik- 
leri. Terbiyelilik, edeblilik 

1068 BuharT, Bed'ii'l-halk, 6; Muslim, Cihad, 74; ibn Mace, Mukaddime, 10; Ahmed, 
Musned, I, 263, IV, 257. (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

1069 (§ems-i TebrizT, 2007), (M.269-), s.359 

1070 (KARABEL), s.90 



450 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



§eyhi Hak bilmez riayeti yok. 

Mayenin zevki demek ash bilmek demektir. 

Tuz yemeklere tat ve lezzet verir. Bu yuzden Arapga milh (tuz), melih, 

melahat (guzel, guzellik, ho§luk); Farsga nemek (tuz), nemeki, nemekin 

(tat, tuz, lezzet, sevimli) anlamlarinda kullanihr. AzerT Turkgesinde ho§ 

sohbet, sevimli insana tuzlu ki§i denir. 1071 

Tuz gorunu§te aci gibi olsa onsuz yemek tad bulamaz. Bu nedenle insan-i 
kamillerin aci yonleri vardir. Fakat onlarsiz alem higbir §ekilde ne§elemez. 

Mur§id baba hukmunde oldugundan itaat etmek gerekir. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Babaya itaat, Allah' a itaat; Babaya isyan, Allah Teala'ya isyandir." 



1072 



§eyhi inkar eden, gergekte §eyhi inkar etmemi§tir; §eyh onu inkar et- 
mi§tir; §eyhin yanma gelmeyen de, §eyhin, kendisini reddetmesi yuzun- 
den gelmez. §eyh, tepeden tirnaga keramettir; §eyhten bir keramet 
gormeyen, §eyhin kerameti olmadigmdan g6rmemi§ degildir; §eyh, o 
muridi istemediginden kendi guzelligini, kerametini ondan gizler. §eyh 
"Allah'm huylanyla huylamn" hukmunce Allah Teala sifatlanyla sifat- 
lanmi§tir; "Gergekten de Allah Teala guzeldir, guzelligi sever/' 1073 

Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyurur ki; 

"Gen$ ve terii taze talihe Pfr admi taktim. Fakat o, Halk tarafmdan 
Pfr olmuftur, gunlerin gegmesiyle degil. O dyle bir Pfrdir ki iptidasi 
yoktur, ezelfdir. dyle tek ve e§siz inciye e§ yoktur. 

Eski §arap esasen kuvvetlidir, hele " Min ledunn" §arabi olursa... 
Pfri bul ki bu yolculuk, Pfrsiz pek tehlikeli, pek korkuludur, afetlerle do- 
ludur. Bildigin ve defalarca gittigin yolda bile kilavuz olmazsa §a§mr- 
sm. 

Kendine gel! Hig gormedigin o yola yalniz gitme, sakin yol gosterici- 
den ba§ gevirme! 

Ey sert mizagli! Pfrin golgesi olmazsa gulyabani sesi, seni sersemle§- 
tirir, yolunu §a§irtir. 

Gulyabani, sana zarar verir, yolundan alikor. Bu yolda nice senden 
daha dahi ki§iler kaybolup gittiler. Yolcularm yollarmi §a§irdiklarmi, 
kotii ruhlu iblis'in onlara neler yaptigmi Kur'an-i Kerim'den i§it! Onlan 



1071 (iPEKTEN, 1986) 

1072 SuyutT, Cami'u's-Sagir, Beyrut, 1410/1990, s. 72, nu: 1109; AclunT, Ketfu'l-Hafa, 
I, 154, nu: 396; BeyhakT, $u'abu'l-fman, II, 87, nu: 1233; HeysemT, Nlecma'u'z- 
Zevaid, IV, 63. 

1073 (VELED), ba§hk CVI 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 451 



ana yoldan yiiz binlerce yil uzak olan yola goturdu, felakete ugratti, gir- 
giplak birakti. 1074 

Sehri Elmah canda bulmah, 
UmmfSinandir sohret-i zati. 

§ehri Elmah canda bulmah, 
UmmTSinandir §6hret-i zati. 

Hubbu canimda sirr-i zatimda, 
Savar ustumden her belivvati. 

Sevgisi canimda sirr-i zatimda, 
Kovar ustumden butun belalan. 

[Mur§id olan kimse, giine§e bakan kimseye gune§in ziya verdigi gibi, 
kendisine bakan muritlere ziya vermelidir. O mur§id dyle bir yuksek 
himmete sahiptir ki onunla nefis hastahgma yakalanan muritleri hasta- 
liklarmdan tabiat illetine tutulan muridleri illetlerinden kurtanr.] 1075 

[Miir§id, insanlarm gozlerinde gizli olan §eyleri kudsT kuvvet He go- 
riir ye bilir. Muridlerin olgunla§masma engel olan perdeleri anlar ve gi- 
derir.] 1076 

Seyhini Hakk bll ev Niyazf kirn, 
Pfr vuzundendir Hakk hidavati. 

Ey NiyazT§eyhini Hakk bil ki, 

PTr yuzundendir Hakk hidayetleri. 

Gavs-i a'zam Abdulkadir GeylanT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz zama- 
nmda, gunahlara devam eden bir fasik adam var idi. Fakat kalbinde 
Gavsin muhabbeti yer etmi§ti. Vefat edince, onu gomduler. Sual igin 
Munker ve NekTr geldiler. 

Ona, Rabbin kimdir? Nebin kimdir? Hangi dindensin? dediler. Her 
suallerine, Abdulkadir'dir diye cevab verdi. Bu iki sual melegine kadir 
olan Rabb'den hitabgelip: 

"Ey Munker ve NekTr, bu kul, fasiklardan olmakla beraber, sevgili 
kulum Seyyid Abdulkadir'i seviyor. Bunun igin onu magfiret eyledim ve 
onun muhabbeti ve ona husn-i itikadi sebebi He kabrini geni§ eyledim/' 



1074 Mesnevi. c.l. b. 2940-2950 

1075 (KARABULUT, 1984), s. 266 

1076 (KARABULUT, 1984), s. 266 



452 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



buyurdu. 1077 

Yine Sultan Veled buyurdu ki: Bir gun babam medresede bilgiler sagi- 
yordu. (Bu arada) Gergek murit, kendi §eyhinin herkesten ustun oluguna 
inanan kimsedir. Oyle ki, bir adam Bayezid'in muritlerinden birine: 

"$eyhin mi buyuk, yoksa Ebu Hanife mi?" diye sordu. Murit: 

"§eyhirr\" diye cevap verdi. Sonra: 

"Ebu Bekir radiyallahu anh mi buyuk, senin §eyhin mi?" diye tekrar 
sordu Oyine 

"§eyhim" diye cevap verdi. (Nihayet) o, birer birer butun sahabeyi 
saydiktan sonra: 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem mi buyuk. Senin §eyhin mi?" 
Oyine: 

"$eyhim buyuktur?" ded\. En sonunda 

"Allah Tea la mi buyuk, senin §eyhin mi?" diye sordu. Murit: 

"Ben Allah Teala'yi $eyhimde gordum, §eyhimden ba$ka bir §ey ta- 
nimam, hep onu ta n i n m" dedi. Ba§ka bir muritten de: 

"Allah Tea la mi buyuk, yoksa senin §eyhin mi?"d\\/e sordu la r, o da: 

"Bu iki buyuk arasmda higfark yoktur" dedi. Ariflerden biri de: 

"Bu iki buyukten daha buyuk biri lazimdir ki, o, bu farki ortaya koy- 
si/n"denrii§tir. §iir: 

"Allah Teala gorunmedigi igin nebiler onun naibi olmu$lardir. 

Hay\r, hayir boyle de degil. 

Bu naiple, naibin naipliginde bulundugu kimseyi birbirinden ayirmak 
girkin §eydir. 

Burada ikilik yoktur. " 1078 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi yaratilmi§lar iginde en ustunu 
gormedikge hakikat yolunda bir nebze yol almak yoktur. Oyle ki bazi ki§iler 
bazi §atahatlarda bulunsalar da hakikat cephesi O'nun ismine dahi tazim 
etmeyi terk etmemelidir. Belki bu misilli sozler yine O'nun sevdiklerini 6v- 
mek kabilindendir. 

356. Mes'ele: Sufiyyeden ba'zi "bize §eyhimiz boyle emr etti" deyu 
ed'iyeye (dua) me§gul olsalar anlara ne lazim olur? 

Elcevap: §eyhleri olan mudilli, Resulullahm (sallallahu aleyhi ve 
sellem) cenab-i §erifinden tercih ederlerse cumle katl olunmak vacibdir. 

1079 



1077 (GEYLANT, 1979), s. 510 

1078 Mesnevi, c.l, 673-74 (YAZICI, 1995), s. 497 

1079 (DUZDAG, 1972) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 453 



199 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Sana a§ik olan diller niderler huri gilmam 
Cemalin seyreden gozler niderler bag u bostani. 

$arab-i a§k ile sekran olup her birisi mestan, 

Visalin gulune hayran olan neyler gulistam. 
Koyanlar akl u idraki olur mu kimseden baki, 
Yakip bu sme-i gaki dii§er ate§lere cam. 

Bu nar-i a§ka yananlar buhar-i §evka dalanlar, 

Gozunden ya§ ile kanlar akan bulmaz mi sen ham. 
Niyazi kaldi hayrette yanar dil nar-i firkatte, 
Dii§en bu dar-i gurbette dun u gun eyler efgam. 

Sana a$ik olan diller niderler huri 1080 gilmam 1081 
Cemalin seyreden gozler n'iderler baa u bostani. 

Sana a§ik olan diller ne ederler huri ve gilmam 
Cemalin seyreden gozler ne ederler bag ve bostani. 

Sarab-i ask He sekran olup her birisi mestan, 
Visalin gulune hayran olan neyler gulistam. 

A§k §arabi ile sarho§ olup her birisi mestan, 
Visalin gulune hayran olan neyler gulistam. 

Koyanlar akl u idraki olur mu kimseden sakl 
Yakip bu sme-i cdki 1082 diiser ateslere cam. 

Akil ve idraki koyan kimseden olur mu bakT, 
Yanlmi§ bu gogsu yakip du§er ate§lere cam. 

Bu nar-i a$ka yananlar buhar-i sevka 1083 dalanlar, 
Gozunden ya$ ile kanlar akan bulmaz mi sen ham 1084 . 

Bu a§k ate§ine yananlar §evk buharma dalanlar, 



1080 HurhCennet kizi. 

1081 Gilman:(Gulam. C.) Biyigi yeni bitmi§ gentler. Cennet'te hizmet goren delikan- 
hlar. Koleler, esirler 

£ak:f. Yank, gatlak, yirtmag. Kili£, bigak gibi §eylerin sesleri. Sabah vakti be- 
yazhgi. Kuguk pencere. Hazir. Amade. 

1083 



§evk: £ok istek, §iddetli arzu. Ne§'e. Bir §eyi bir yere §eye saglamca baglama. 



Memnun. §aduman. (Bak: Himmet, §avk) 

Han: f. Okuyan, okuyucu, gagiran ma 

tazarrukarane bir tezellul ile) dua okuyan. 



Han: f. Okuyan, okuyucu, gagiran manasma gelir. Mesela: Dua-han : (Niyaz ve 



454 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Goztinden ya§ ile kanlar akan bulmaz mi sen ham. 

Niyazfkaldi hayrette vanar dil nar-i firkatte, 
Diisen bu dar-i gurbette dun u gun eyler efgani. 

NiyazT kaldi hayrette yanar dil firkat ate§inde, 
Du§en bu gurbet yurdunda dun ve gun eyler efgani. 

Bizler ruhlar aleminden bu gurbet alemine gikip geldik. Burada bulunur- 
ken gurbetteyiz, Daima asil vatanimiz igin ahu efgan ederiz. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz, latif olan ruh yonuyle nefsi 
natika 'nin tamamiyla kesif cisimden ibaret, bedenle ili§kisi esnasmda 
gogu kez asIT huviyetini unutarak bedenden ibaret oldugunu ileri surer. 
Gelmi§ oldugu vatandaki ozelliklerini unutmu§ gibidir. Riyazet, zikir ve 
benzeri ameliyelerle bedenin hukumlerine ruhun tasarrufunu gergek an- 
lamda temin ederek di§ dunyadaki varhklara hakikat gozuyle bakar. 

Genel anlamda suluk, tasavvufT boyutuyla, olumle bitmeyen, sadece 
dunya hayatiyla sona ermeyen ve sonsuz bir seferdir. Ancak burada bizi 
ilgilendiren dunya planmda devam eden suluktur. Ozelde tarikatlar, Al- 
lah'a gidilen genel surece suluk admi vermi§ler ve bunun metodunu ken- 
di uygulamalanyla 6zelle§tirmi§lerdir. Bunun da sebebi, Allah'a giden yol- 
larm ge§itliligi gibi, bu yolda yurumenin de farkh farkh olmasidir. Ve in- 
san, sonsuz varhk Allah'm, kendine ufledigi ilahT ruhu beden kafesinde 
ta§idigi surece, geldigi yeri ozleyecek ve oraya dogru zorunlu bir yolculuk 
yapmak isteyecektir. Ezelden gelen bu saf ve berrak ruh, beden kafesine 
girince, insan onu asil vatani olan Allah'a ula§tirmak igin armdirma faali- 
yetine girecektir. Bu armdirma i§i Kur'an'm ifadesiyle, "a§agilarm en 
a$agisma du§urulen" 108S , yani bedenin igine itilen insanm, "En guzel ki- 
vam" 1086 diye nitelenen ilk safhgma ula§tinlmasi faaliyetidir. Suluk da bu 
faaliyet esnasmdaki yolculugun, gidi§in adidir. 1087 

Ayrica ibn-ul Arabi kaddese'llahu sirrahu'l-aziz (638/1240) bu konuda 
guslun hikmetini batmi te'villerle §u §ekilde izah ederken: 

"§ehvetle gikan meni sebebiyle yikanmak §er'an vaciptir. Bunun batmi 
manasi §udur; Bu cunupluk gurbet cunuplugudur. insan kulluk vatanm- 
dan ayri kahnca garip olur. Zira insanm vatani kulluktur. 1088 



1085 t-. r 

Tm, 5 

1086 -,-. . 

Tin, 4 

1087 (A§KAR, 1997), s. 251 

1088 (§EKER, 1998), s. 228 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 455 



200 

Vezin: Filatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Ey gonul gu§ eyle gel asiklarm guftarmi, 
Nicedir gor dost He yaniklarm bazarmi. 

Dost belasi sehmine dry an ediip sinelerin, 

Sonra ol yarelerin istediler dermanmi. 
Derdini, derman veruptir yine ol yarelerin, 
Anm igun arttmr a§iklarm efganmi. 

A§k odu §oyle yakuptur clsm u canm anlarm, 

KM edip savurdular cumle vucud harmanmi. 
Vasl-i Hakk'i isteyen can u ciham terk edip, 
A§k meydanmda ol dikti anm darmi. 

Saki-i bezm-i elest peymanesin igenleri, 

Gor ki nice ketfederler sirr-i Hakk ostein m. 
Bi-ni§anm menzilin Kaf-i ademden izleyip, 
Ey Niyazfboyle bulmu§ bulan ol cananmi. 

Ey gonul gu$ eyle gel asiklarm guftarmi, 
Nicedir gor dost He yaniklarm bazarmi. 

Ey gonul kulak ver gel a§iklann sozlerine, 
Nicedir gor dost ile yaniklarm pazarmi. 

Dost belasi sehmine dry an ediip sinelerin, 
Sonra ol yarelerin istediler dermanmi. 

Dost belasi deh§etine goguslerini giplak edip, 
Sonra o yarelerin dermanmi istediler. 

Derde nza olmak ve kurtulmayi talep etmek vefah olmaktir. Cunku §ifa 
talep etmekte sevgiliyi yuceltmektir. 

Derdini, derman veruptir yine ol yarelerin, 
Anm iciin arttmr asiklarm efganmi. 

Derdini, derman veriptir yine o yarelerin, 
Onun igun a§iklarm feryatlarmi arttinr. 

Derdin derman olmasi insanm yaratih§mda bulunan huzun 
cuzundendendir. Cunku surekli sevinen insanda huzur bir zaman sikmti ve- 
rir. Dert ve gamin insana sagladigi kuvvet sevingten gok fazladir ve gerekli- 
dir. Terbiyede esas olan gamin var olu§undaki esrardir. Her dert ashnda 
yenilenmeden ba§ka bir §eyde degildir. 



456 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ask odu sovle vakuptur cism u canin anlann, 
Kul edip savurdular cumle vucud harmanmi. 1089 

A§k ate§i §6yle yakiptir cism ve canin onlarm, 
Kul edip savurdular biitun vucut harmanmi. 

Vasl-i Hakk'i isteven can u cihani terk edip, 
Ask mevdanmda ol dikti anm darmi. 

Vasl-i Hakk'i isteyen can ve cihani terk edip, 
A§k meydanmda Hakk onun dar agacmi o dikti. 

Saki-i 1090 bezm-i elest pevmanesin icenleri, 
Gor ki nice kesfederler sirr-i Hakk astarmi. 

Elest meclisinin Saki'sinin buyuk kadehini igenler, 
Gor ki nice ke§federler Hakk sirrmin yazilarmi. 

Saki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Elest meclisinde insanlar 
ona yakinhklan ile Allah Teala'yi bilmede derecelere kavu§tular. 

Bi-nisanm menzilin Kaf-i ademden izleyip, 
Ey Niyaziboyle bulmus bulan ol cananmi. 

Ni§ansizm menzilini adem Kaf-indan izleyip, 
Ey NiyazT boyle bulmu§ bulan ol cananmi. 



Harm: Muhkem etmek, saglamla§tirmak. Davara yuk vurmak. i§inde gabuk 



Cabukolmak. Udul etmek. Kat' etmek. 
Saki: (Saky. dan) 
Kiragi, §ebnem, gig. 



Saki: (Saky. dan) Sulayan, igecek su veren, sucu. Kadeh sunan. igki sunan. SAKi' 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 457 



201 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Dilbera gamzen oku igim dolu kan eyledi, 
$ol siyah zulfun teli akhm period n eyledi. 

Her kimin §ehrine ugradiysa a$km askeri, 

Hep imardtm anm bir demde viran eyledi. 
Tiirlii turlu fitneler sagmdan oldu a§ikar, 
Halk-i diem sandilar kirn am §eytdn eyledi. 

Hatt-ii halin iki bolmii§ bu cihanm halkmi, 

Birini kdfir, birini ehl-i Tman eyledi. 
Gizli sirrmdan haber verdikge u$$akm dill, 
Abid ve zahidlerin akhm hayran eyledi. 

Gor ne gayrettir ki sirr-i vahdeti seyretmege, 

Cem u tafsTIi o gay ret kul u sultan eyledi. 
Ciimle esma ye sifatmdir gorunen gayri yok, 
Her biri bir vechile hub zatm ilan eyledi. 

Kudretin insani mazhar kildigi igin zatma, 

Yiiziinun nak§im hep ayat-i Kur'an eyledi. 
Orttii bu bazar-i kesret gozlerin halkm veli, 
Arifolan ciimle yiizden seni seyran eyledi. 

Bu ne hikmet bu ne kudret, bu ne san'atir goriin, 

Zerreyi kevn, katreyi deryayi umman eyledi. 
Kim ki bu sirdan haberdar oldu ariften olur, 
Kurtulup hayvan admdan kendin insan eyledi. 

La'l-i canan olalidan ey Niyazfme§rebin, 

Sozlerin u§§dk iginde ab-i hayvan eyledi. 

Dilbera gamzen oku icim dolu kan eyledi, 
Sol siyah zulfun teli akhm perisan eyledi. 

Ey Dilber suzgun baki§ okun igimi dolu kan eyledi, 
§u siyah zulfun teli akhmi peri§an eyledi. 

Baki§ tasavvufta kesrettir. Beyitte oka benzetilmi§. Hukm-i Kaza, tir-i 
Kaza'dir. Kaza'mn oku §a§madan hedefini bulur. Baki§ ok ve kihgtir ve 61- 
durucudur, iltifati ise oldurmesidir. Umutsuz, aci geken hastayi oldurmek 
ona iyiliketmektir. 

Sevgilinin gozu katil ve cellattir. A§ik korku ve heyecanmdan cellat bir 
an once ba§imi kessin de kurtulayim der. A§igm sugu sevgiliye tutkunlu- 
gudur. Bunu sevgiliye soyleyemez, kar§ihk goremeyecegi korkusuyla sir 
olarak saklar. Cunku sevgililer daima bir umursamazhk, tegaful igindedir- 



458 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ler. 1091 

Her kimin sehrine ugradiysa a$km askeri. 
Hep imaratm anm bir demde viran eyledi. 

A§kin askeri kimin §ehrine ugradiysa, 

Onun hep imar yerlerini bir anda harap eyledi. 

§ehir, vucud demektir. Kara sevda vucudu sardimi butun azalar bir bir if- 
las eder sonugta ya olum veya vuslat olur. A§iklar genellikle vuslat pencere- 
sinde hep olumu gorduler. Bahsettigimiz olum izafidir. Olmeden once olu- 
nuz sirn agiga gikar. 

Tiirlii tiirlii fitneler sacmdan oldu asikar, 
Halk-i alem sandilar kirn am seytan eyledi. 

Turlu turlu fitneler sagmdan oldu a§ikar, 
Alemin halki sandilar ki onu §eytan eyledi. 

Hatt-u 1092 halin iki bolmus bu cihanm halkmi, 
Birini kafir, birini ehl-i Tman eyledi. 

Halin gizgisi ikiye bolmu§ bu cihanm halkmi, 
Birini kafir, birini iman ehli eyledi. 

Gizli simndan haber verdikce u$$akm d'\\\, 
Abid ve zahidlerin aklmi hayran eyledi. 

Gizli simndan haber verdikge a§iklarm dili, 
Abid ve zahidlerin aklmi hayran eyledi. 

Gor ne aayrettir ki sirr-i vahdeti seyretmeae, 
Cem u tafsTIi o gayret kul u sultan eyledi. 

Gor ne gayrettir ki vahdet sirrmi seyretmege, 
O gayretin cem ve tafsTIi kul ve sultan eyledi. 

Ciimle esma ve sifatmdir gorunen gayri yok. 
Her biri bir vechile 1093 hub zatm ilan eyledi. 

1091 (iPEKTEN, 1986) 

Hatt: Smir. ^izgi. Hudud. Yazi. El yazisi. Name. Mektup. Genglerde yeni gikan 
biyik veya sakal. £izgi gibi uzanan belirsiz hafif yol. Deniz yahsi. Gemilerin hare- 
ketteki istikameti. Parmagm onikide biri olan bir olgu. Ferman, buyruk. Padi§ah 
emri. Geo: Sadece uzunlugu olan. Bir §eyi yukandan a§agiya indirmek. Ucuzlat- 
mak. Cilavurmak. Birakmak; yan; gizgi. 
1093 Veghile: "vech" kelimesiyle "ile" baglacmdan meydana gelen bu kelime, "§ekil- 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 459 



Esma ve sifatmdir butun gorunen ba§ka yok, 
Her biri bir §ekilde ho§ zatin ilan eyledi. 

Kudretin insam mazhar 1094 kildigi icin zatma, 
Yuzunun naksmi hep avat-i Kur'an eyledi 

insana zatma kavu§abilme kudretini verdigin igin, 
Yuzunun nak§mi hep Kur'an ayetleri eyledi. 






"Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah 'a dayandim. Qiin- 
kii yuruyen higbir varhk yoktur ki, O, onun pergeminden tutmu§ olmasm. 
$uphesiz Rabbim dosdogru yoldadir." 1095 

Orttii bu bazar-i kesret adzlerin halkm veli, 
Arifolan cumle yiizden seni seyran eyledi. 

Veli, bu gokluk pazari orttu halkm gozlerini 
Arifolan butun yuzden seni seyran eyledi. 

Bu ne hikmet bu ne kudret, bu ne san'atir aorun, 
Zerreyi kevn, katreyi deryayi umman eyledi. 

Bu ne hikmet bu ne kudret, bu ne san'atir goriin, 
Zerreyi kainat, katreyi okyanus deniz eyledi. 

Kim ki bu sirdan haberdar oldu ariften olur, 
Kurtulup hayvan adindan kendin insan eyledi. 

Kim ki bu sirdan haberdar oldu ariftir ozu, 
Kurtulup hayvan adindan kendini insan eyledi. 

La'l-i 1096 canon olahdan ey Niyazi me$rebin, 
Sozlerin ussak icinde ab-i hayvan eyledi. 

Ey Niyazi me§rebin canan dudagi olahdan, 
Sozlerin a§iklar iginde olumsuzluk suyu eyledi. 



de, bakimdan, tarz ile" gibi manalara gelir 

Mazhar: sahip olma, nail olma, §ereflenme, kavu§ma, ortaya gikma ve gorunme 
yeri. 

1095 , , ■ rr 

Hud, 56 

1096 La'l: Kirmizi. Al renk. Dudak. Kirmizi ve kiymetli bir sus ta§i. 



460 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



TAHMIS-IAZBI 

Hasretin ben derdmendi zdn girydn eyledi 

Ba$ima ugtan uca dunyayi zindan eyledi 

Hdlimi illeti penman kdnm efgdn eyledi 

Dilbera gamzen oku igim dolu kan eyledi, 

$ol siyah zulfun teli akhm period n eyledi. 

Ebcedi hevvez 1097 bilirsen ahdine gelmez zarar 
Dort kitabm remzini bir noktadan okuryazar 
Gel bugun ddr'u$-$ifddan 1098 anlasm dogru haber 
Tiirlii tiirlii fitneler sagmdan oldu a§ikar, 
Halk-i diem sandilar kim am §eytan eyledi. 

Gel bir ibret gozle seyret karibanm 1099 halkmi 

Sanma mahrem-i Hakk'tan bu zamanm halkmi 

Anla sen Hakk ehlidir sud 110 ° ziyanm halkmi 

Hatt-u halin iki bolmii§ bu cihanm halkmi, 

Birini kafir, birini ehl-i Tman eyledi. 

Mahrem-i esrari AhmedYya velidir Yd AH 
Qun Ali'dir sirri Hakk' in yd velidir Yd AH 
Ruhu sultdni enel Hakk sirrma dedi beli 
Gizli simndan haber verdikge u$$akm dill, 
Abid ve zahidlerin aklmi hay ran eyledi. 

Dilberin vechinden nurun ayeti seyr etmeye 

Ka§larmda Hakk Tedld sanati seyretmeye 

Vahdet-i a§kmda ydrin kesreti seyr etmeye 

Gor ne gayrettir ki sirr-i vahdeti seyretmege, 

Cem u tafsTIi o gay ret kul u sultan eyledi. 

Hayr$erde Hakk'tan ozune cumlede hig ayri yok 
Yani bu dlemde egri gormedim hig dogru yok 
llm-i zdtmdan habfbin hem gammdan agri yok 
Cumle esma ve sifatmdir gorunen gayri yok, 
Her biri bir vechile hub zatin Han eyledi. 



Ebced tekerlemesi 

1098 r .r ■ 

§ifa yurdu 
1099 Kariban: f. Kervan. 

Sud: (Sevda. C.) Rengi kara olan §eyler. Sevdalar. Ziya: parlak ak §eyler 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 461 



Gel iman getir o mahin cunbu$ pur tabana 
Kalma kesret aleminde aldanip lezzatma 
Qun bedel olmaz cihanda zatmin mir'atma 1101 
Kudretin insam mazhar kildigi igin zatma, 
Yuzunun nak$mi hep ayat-i Kur'an eyledi. 

Aldanir mi zilli 1102 dunyaya beni ve Hakk veli 
Ma sivallahi lyan bil boyledir Hakk'm yolu 
Sim Hakk'm mahreminin lal olur akli dill 
Orttii bu bazar-i kesret gozlerin halkm veli, 
Arifolan cumle yuzden seni seyran eyledi. 
Munkire inkar adem ulu illettir gorun 
Hizmeti irfana arif veche sohbettir gorun 
Bu ne izzet bu ne ulfet bu ne huccettir gorun 
Bu ne hikmet bu ne kudret, bu ne san'atir gorun, 
Zerreyi kevn, katreyi deryayi umman eyledi. 

Ademi inkar eden kes ehl-i hacetinden olur 
Evliyaullahi sanma sirri ka$ifden olur 
Ahmed u Mahmud bende gunku ma'niden olur 
Kim ki bu sirdan haberdar oldu ariften olur, 
Kurtulup hayvan admdan kendin insan eyledi. 
Ayine erkan-i Hakk'tan sana ihsandir dinin 
Qu mutaf kudsiyandir ehl-i a$ka mektebin 
Ehl-i iman mezhebidir AzbYya hak mezhebin 
La'l-i canan olalidan ey Niyazi me§rebin, 
Sozlerin u§§ak iginde ab-i hayvan eyledi. 



Mir'at. Ayine. Ayna. Me§hur bir cins lale. 
1102 ZilIT: Golge ile alakah. 



462 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



202 
5+5=10 

Qiin sana gonlum mubtela diistii, 
Derd ii gam bana a$ina diistii. 

Ziihd ii takvaya yar idim evvel, 
A$kla benden hep ciida diistii. 
Vaiz eder gel a$ki terk eyle, 
Nideyim sabnm bf-vefa du$tu. 

Nice terk etsin a§ki §ol a§ik, 
Ana kar§i sen meh-lika dii§tii. 
Vechini gorsem dagilir akhm, 
Ziilfiin ona gun mukteda du§tu. 

Kim seni buldu kendi yok oldu, 
Vaslma ey dost can baha dii§tii. 
A§ka, u§§akm davet etmi§sin, 
Can kulagma ol sada dii§tii. 

Bu Niyazf'nin big viicudunda, 
Zerre komadi hep beka dii§tii. 

Ciin sana gonlum mubtela 1103 dustu, 
Derd u gam bana a$ina 110A dustu. 

Cunku sana gonlum derdine du§tu, 
Derd ve gam bana tanidik geldi. 

Ziihd ii takvaya yar idim evvel, 
Askla benden hep ciida diistii. 

Zuhd ve takvaya yar idim evvel, 
A§kla benden hep ayn du§tu. 

Vaiz eder gel aski terk eyle, 
Nideyim sabnm bf-vefa dustu. 

Vaiz der ki gel a§ki terk eyle, 
Nideyim sabnm vefasiz du§tu. 

Nice terk etsin aski sol dsik. 
Ana karsi sen meh-lika dustu. 



Mubtela: Dertli. Hasta. Ba§i sikmtih. Rahatsiz. Belah. Du§kun. Tutkun. Tutulmu§. 
A§ina: f. Malumath, haberli olan. Arif. Bilgili. Malik. Tanidik. Yabanci olmayan. 
Yuzucu. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 463 



Nice terk etsin a§ki §u a§ik, 
Ona kar§i sen ay yuzlu du§tu. 

Vechini gorsem dagilir akhm, 
Ziilfiin ona cun mukteda 1103 dustu. 



Vechini gorsem dagilir akhm, 
Zulfun onun igin imam du§tu. 

ismlerin ve fiillerin olan zulfun bana onderlik yapiyor. Ba§ka higbir §ey 
beni ilgilendirmez, demektir. 

Kim seni buldu kendi vok oldu, 
Vaslma ev dost can baha 1106 dustu. 

Seni kirn buldu kendi yok oldu, 

Ey dost vaslma canimiz bedel du§tu. 

A$ka, ussakin davet etmissin. 
Can kulagma ol sada dustu. 

A§ka, a§iklarm davet etmi§sin, 
Can kulagma o sada du§tu. 

Bu Niyazf'nin hie vucudunda, 
Zerre komadi hep beka dustu. 

Bu NiyazT'nin hig vucudunda, 
Zerre komadi hep beka du§tu. 



TAHMIS-I AZBI 

Onun igin ba$ima bu kavga du$tu 
Zahida ba$ima hem sevda du$tu 
Vefa sana cefa bana du$tu 
Qiin sana gonliim mubtela dii§tii, 
Derd u gam bana a§ina dii§tii. 



Mukteda: Kendisine uyulan. Onde giden. 
kendine uyulan imam. 
1106 Baha: f. Kiymet. Deger. Bedel. Paha. 



Mugtehid. Pi§iva. Pe§iva. Namazda 



464 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Cehdinle sevdigim nor idim evvel 
Hem senin a$kmla zar idim evvel 
Cumleden akdem var idim evvel 
Ziihd u takvaya yar idim evvel, 
A$kla benden hep ciida dii§tii. 

Arifisen a§ik gel dogru soyle 

A$ik isen a$ik bund a degil 

Subhdem a§kla a$ik ol inle 

Vaiz eder gel a$ki terk eyle, 

Nideyim sabnm bf-vefa du$tu. 

Her kirn bu yolda olduysa sadik 
01 olur lutfuyla ihsana layik 
Bfihtiyar olur a$k ehl-i Vamik 1107 
Nice terk etsin a§ki §ol a§ik, 
Ana kar§i sen meh-lika dii§tii. 

Yerlere goklere yayilir aklim 

Alemden buyuk sayilir aklim 

A$kmi rehber bulunur aklim 

Vechini gorsem dagihr aklim, 

Zulfun ona gun mukteda du§tu. 

Kim goib oldu ol seni buldu 
Dunyayi terk eden a$kmla doldu 
Derdinle a$ik divane oldu 
Kim seni buldu kendi yok oldu, 
Vaslma ey dost can baha dii§tii. 

Dilber vechin huccet etmi§sin 

Talibe arz-i ayet etmi§sin 

A§k igin ademe izzet etmi§sin 

A$ka, u§§akm davet etmi§sin, 

Can kulagma ol sada du§tu. 

Pirinle olan ahdini gude 
Dogru yol bilmem kirn Hakk'a gide 
Azbfderdmend 1108 bilmezem kirn bende 
Bu Niyazf'nin big vucudunda, 
Zerre komadi hep beka dii§tii 



1107 



Vamik: Seven. A§ik, sevdah. Me§hur bir hikayede Azra'nin a§iginin ismi. 



1108 Derdmend: f. Tasah, kaygih, dertli. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 465 



203 

Vezin: Mustef' ilun Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun 



Bir yuze du§ oldu gozum yuzbin gezer divanesi, 
Olmu§ cemali §em'nin ayi ile gun pervanesi. 

Kendi sunar dolu dolu peymaneler a$iklara, 
Bir kez elinden nu$ eden olur ebed mestanesi. 
$unlar ki tatmadi ezel bezminde anm cur' asm, 
Tatmaya dahi bunda ol a§k ehlinin biganesi. 

Her bir kuru laf ehli dahil olimaz bu meclise, 
01 cana kiymaz nice gel desin ana cananesi. 
A§k ehli ayilmaz ezelden ta ebed sarho§ olur, 
Pes nice ay i Ism ki daim devreder peymanesi. 

Bir mulke malik eylemi§ u§§akmi ol padi§ah, 
Mulk-i Suleyman onlann yamnda bir viranesi. 
iki cihanda Misri'ye devlet dahi izzet yeter, 
Geldikge yar'in sundugu gevherlerin her danesi. 

Bir yuze du$ 1109 oldu gozum yuzbin gezer divanesi, 
Olmus cemali sem'inin ayi He gun pervanesi. 

Gozum bir yuze rastladi yuzbin gezer divanesi var, 
Olmu§ cemali gune§ gibi, ay ile gun pervanesi. 

Kendi sunar dolu dolu peymaneler 1110 a$iklara t 
Bir kez elinden nu$ eden olur ebed mestanesi. 

Kendi sunar a§iklara dolu dolu kadehler, 
Elinden bir kez igen olur ebed? sarho§ olur. 

Sunlar ki tatmadi ezel bezminde anm cur'asm, 
Tatmaya dahi bunda ol ask ehlinin biganesi 1111 . 

§unlar ki ezel bezminde onun yudumunu tatmadi, 

bunda dahi tatmazsa, a§k ehlinin yabancisi olur. 

Her bir kuru laf ehli dahil ohmaz bu meclise, 

01 cana kiymaz nice gel desin ana cananesi. 

Her bir kuru laf ehli bu meclise giremez, 



Du§: Ugradi, rastladi. f. Omuz. Ketif. Dun gece. Alem-i menam, ruya alemi. 
Mutesadif ve mutelaki olan. 

Peymane: f. Buyuk kadeh. Olgek, kile. §arap bardagi. 
1111 BT-gane: Kayitsiz. Alakasiz. Aldin§siz. Yabanci. Dunya ile alakayi kesmi§ olan. 



466 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ona Nnice gel desin sevgilisi o cana kiymaz. 

Bu i§ laf sozle olmadigi gibi sevgili onu degerli dahi bulmaz, demektir. 

Ask ehli ayilmaz ezelden ta ebed sarhos olur, 
Pes nice ayilsm ki dgim devreder peymanesi. 

A§k ehli ayilmaz ezelden ta ebed sarho§ olur, 

Nasil ayilsm ki daima kadehinden devamh §arabi sunarlar. 

Kadeh aynasi: §arabi bulan Cem'in kadehidir. Soylentiye gore yedi 
ayri madenden yapilmi§ olan kadehine bakarak Cem, gepgevre butun 
dunyada olup bitenleri g6rurmu§. Cem'in kadehi §iirde cam-i - :kA - 
numa, cam-i giti-numa, ayine-i alam-numa §ekillerinde geger. 1112 



cihan- 



Bir mulke malik eylemis ussakim ol padisah, 
Mulk-i Suleyman onlarm yanrnda bir viranesi. 

Bir mulke malik eylemi§ a§iklar o padi§ahi, 
Suleyman mulku onlarm yanrnda bir viranesidir. 

Hz. Mevlana hudavendigar kaddese'llahu sirrahu'l-aziz Mesnevi'sinde 
buyurur: 

Gist diinya ez Hiida gafil buden 
NJkuma§ u nokra vuferzend u zen 

Yani "Dunyo seni Hok'ton gafil eden §eydir yoksa esyap, akge, ma I, 
ogul ye kiz degildir. " 

Mademki bunlar seni Hakk yolundan ahkoyamazlar dunya olmazlar. 
Buna §ahit oldur ki Hz. ibrahim aleyhisselamm yirmibin sum koyunu var- 
di. Cumlesi kirildi, bir an nazarmi Hakk'tan ayirmadi. Ve Suleyman 
aleyhisselamm tahti devleti vardi, yine nubuvvetleri bozulmadi. Bir 
nesneki Hakk'm lutfu olunca nigin yaramaz olur. Ozellikle Hakk teala 
cenneti huriler ile ve guzel saraylar ve §araplar ile ve §air nimetlerle met- 
hedip kullarma vaad etti. Nigin yaramaz olsun? Haktan gafil olmamak igin 
ba§langigta saliki yasaklarlar ta ki Hakka vuslat bula ve gore. O zaman ya- 
sagi terk ettirirler. O vakit "aduvvtin lekum" (size du§man) dur, yoksa 
"mutu kable en temutu" (Olmeden once olunuz.) sifatmda olup yine di- 
rileler. 



1112 (iPEKTEN, 1986) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 467 



Bulmak istersen hayat-i cavidan 
Olmeden olmeye say et 61 diril 1113 

iki cihanda Misri've devlet dahi izzet veter, 
Geldikce ydr'in sunduau gevherlerin her danesi. 

iki cihanda MisrT'ye devlet izzeti olarakyeter, 
Yar'in geldikge sundugu cevherlerin her danesi. 

Cevherlerin her danesi, sevgiliden surekli gelen feyizler ve a§km §uleleri- 
dir. 



TAHMIS-IAZBI 

01 dilberin nazm tenin mecnun olur divanesi 
Her kirn yuzun seyran eder asrm olur hayranesi 
Duzah ise cennet olur a§k ehlinin ka§anesi 
Bir yiize du§ oldu gozum yuzbin gezer divanesi, 
Olmu§ cemali §em'nin ayi He gun pervanesi. 

Soyler enel-hakk sozunu a§ik olan layiklara 
Etme sakm mestanelik mestanesin ayiklara 
Her kirn olursa caniyla hemdem bugun sadiklara 
Kendi sunar dolu dolu peymaneler ayiklara, 
Bir kez elinden nu§ eden olur ebed mestanesi. 
Her kirn hakikat anladi a§k hakikat lem'asm 
Nuru hakikat ondir seyr eyledim Hakk §u'lesin 
istek eyle kirn ki giyer Hakk'tan melamet hirkasm 
$unlar ki tatmadi ezel bezminde anm cur'asm, 
Tatmaya dahi bunda ol a§k ehlinin biganesi. 

Qunku Suleyman hukmunu etmi$ lyan ol padi$ah 
Sirri hakikat resmini ihfa eden ol padi$ah 
Gegtinse nefsin eyledin du-cihan ol padi$ah 
Bir mulke malik eylemi§ u§§akim ol padi§ah, 
Miilk-i Suleyman onlann yaninda bir viranesi. 



1113 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 25-26 



468 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Azbi cemali yor sono Hakk'tan olur huccet yeter 
Ruhsar He bu ka$lan hem kavline ayet yeter 
Vulat iginde rahatim duzah bono cennet yeter 
iki cihanda Misri'ye devlet dahi izzet yeter, 
Geldikge yar'in sundugu gevherlerin her danesi. 

Her kimin sirrmdo vordir sirri Ahmed moyesi 
Mohv olur cismi olur nur nurun olmoz soyesi 1114 



Cunku levlok dedi Hokk Cebrdll'dlr doyesi 1115 
Talib-i Hakkm devasizdir olur sermayesi 
Onun igin ah u zar olur hemfn hemsayesi 



Saye: f. Golge. Mc: Himaye, sahip gikma, koruma. Muavenet, yardim. 
1115 Daye: gocuk hizmetgsi, gocuga sut veren, dadi, murebbT. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 469 



204 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Zuhdunu ko a$ka dii§ ehl-i canan etsin seni, 
Pfr-i a$ka kulluk et canane can etsun seni. 

Bir zaman bulbil I gibi efganm agdir goklere, 

$ol kadar kil naleyi kirn gulistan etsin seni. 
Ar u namusun birak §ohret kabasmdan soyun, 
Giy Meldmet hirkasm kirn ol nihan etsin seni. 

Yuzunu yerler gibi ayaklar altmda ko kirn, 

Hak teala ba§lar iizre asuman etsin seni. 
Verme rahat nefsine daim gaza-yi ekber et, 
Kabe-i dilfeth olup darul-eman etsin seni. 

Gel Niyazi'nin elinden bir kadeh nu§ eyle kirn, 

Mahvedip nam-i ni§anm bf-ni§an etsin seni. 

Ziihdunii ko a$ka diis ehl-i canan etsin seni, 
Pfr-i a$ka kulluk et canane can etsun seni. 

Zuhdunu koy a§ka du§ canan ehli etsin seni, 
A§km ustadma kulluk et, canane can etsin seni. 

Bir zaman bulbul gibi efganm agdir 1116 goklere, 
Sol kadar kil naleyi 1111 kim gulistan etsin seni. 

Bir zaman bulbul gibi efganmi yukselt goklere, 
§u kadar inilti kil ki gulistan etsin seni. 

Ar u namusun birak sohret kabasmdan soyun, 
Giy Melamet hirkasm kim ol nihan etsin seni. 

Ar ve namusun birak §6hret cubbesinden soyun, 
Melamet hirkasm giy ki ol gizli etsin seni. 

Melamet: Kinanmi§hk. itab ve serzeni§lik. Rezillik ve rusvayhk. 

MelametTligin piri sayilan Hamdun Kassar kaddese'llahu sirrahu'l-aziz, 
melamet yolunun ne oldugunu soran ibrahim el-Kannad'a "Halk igin siis- 
lenmeyi, her hal ye davrani$ta halkm rizasmi gozetmeyi kesinlikle terk 
etmen ye kmayanm kmamasmm seni Allah yolundan alikoymamasidir." 



Agmak: Yukan kalkmak, yukselmek, yukanya meyletmek. Buhar olup yukan 
kalkmak, buharla§mak 
1117 Nale: f. inleyen, sizlayan, figan eden. 



470 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



1118 der. Buradaki halkin tavrini dikkate almama ve kinayanin kinamasina 
aldirmama meselesi, ki§inin kendisi di§inda olu§mu§ dindarhk olgulerine bir 
tepkidir. Yoksa onlarla zitla§mak degildir. Cunku bir §ekilde; 



Dinde tanri rizasi igin istenen §ey, ashnda butun igin, topluluk igin ger- 
gekle§mektedir. 1119 

MelametTnin ozellikleri arasmda sayilan, ki§inin nefsini kmama- 
si/ele§tirmesi de ashnda bu meseleyle ilgilidir. Cunku bu, herkese kendi 
durumuna ve konumuna uygun bir dindarhk anlayi§i olu§turma yukumlulu- 
gu getirmektedir. Bu i§i di§anlarda bir yerde aramak yanh§ ve bo§unadir. 
Melamet ehlinin "sufilerce kabul goren ve benimsenen gogu §eye kar§i" 
olmasmin geri planmda bu anlayi§m onemli bir yeri vardir. 1120 

"Melamet, terk-i ibadet, terk-i adab-i §eriat terk-i esrar-i tarikat degildir. 
Melamet "tesettur" demektir. Cumle evliyaullah hirka-i melamete 
burunmu§lerdir. Melami demek, ma'na-i ihlasa riayet ve kaide-i sidk-i 
deruni igin ihfa-yi salah ve taat ve setr-i hayrat ve ibadet etmek demektir." 

1121 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-aziz tarikan halvetT iken mesleken MelamTdir. 
Esasen melamet bir tarikat degildir bir meslekT halil ve mevhibeT celildir. Her 
tariktan zuhur eder. ''Her tarikin gayesi (sonu) melamettir" sozu buna bir burhani 
celildir. Zira meslek ba§ka, tarikat ba§kadir. Kur'an-i Kerim'de haklannda buyrul- 
mu§tur ki: 

,Jp VS>\ $*\»h ^Jp Alii Aj^>b»j r*fc>* my* 4^1 Jf u Oj**i **0 jP SsL* Sly j^ \yJ\ A> jil \$\ \i 

C C \ \ } a ' ' ' ' / > ' ' \ 'J 

"£y iman edenler! Sizden her kim dininden donerse, muhakkak Allah Teala bir 
kavmi getirir ki, on Ian sever, onlar da O'nu severler. Mu'minlere kar§i mutevazi 
olurlar, kafirlere kar§i da izzet sahipleri bulunurlar. Allah yolunda sava§a atihrlar 
ve kinayanin kmamasmdan korkmazlar. I§te o, Allah Teala 'nm fazhdir, onu diledi- 
gine verir ve Allah Teala vasidir, alimdir" 112S 

Yuzunu verier gibi ayaklar altmda ko kim. 



1118 Sulemi, Risale, 71 

1119 (Max HORKHEiMER, 2005), s. 132 

1120 (KONUR, Sayi XXI, izmir 2005,) 
1121 (giMEN, 2002), s.37 

1122 Maide, 54 

1123 (ERGiN Hasan Cafer, Yz_K.000544 -297.792 Belediye Yazmalan - Depo), v.6-7 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 471 



Hak teala baslar iizre asuman etsin seni. 

Yuzunu yerler gibi ayaklar altinda koy ki, 
Hak teala ba§lar uzerinde gokyuzu etsin seni. 

Verme rah at nefsine dgim aaza-yi ekber et 
Kabe-i dil feth olup darul-eman etsin seni. 

Verme rahat nefsine daim en buyuk sava§i et, 
Gonul Kabe'si feth olup emin yurt etsin seni. 

Amellerin en zoru kuguk cihaddir. Cunku bu cihad kuffarm elinde bu- 
lunan ruhu kurtarip Allah Teala'ya satmaktir. Cihadm en zoru ve en bu- 
yiigu nefisle sava§maktir. Cunku bu sava§ta her zaman ve her an ruhu 
feda etmek vardir. Nefis ba§ kaldirdikga hemen onu oldurmek gerekir. 
Aksi takdirde nefis bir ejderha olur, ruhu isirip derhal oldurur. 

Ama bu i§i yapmak oyle kolay degildir. Bu, zayiflarm yapabilecegi bir 
i§ degildir. Yakin nuriyle kuvvetlenmi§, §upheden ve yalandan kurtulmu§ 
olanlarm i§idir. 

Lakin bunun ba§langici, amellerin kolaymdan gucune dogru gide gide 
amelleri duzeltmektir ta ki nefis memleketlerinin etrafi eksilsin ve ruh 
memleketlerinin etrafi artsm. Eger salik boyle yaparsa elbette Allah Tea- 
la'nm yardimiyla nihayet nefsi yener. Nitekim Cenabi Hak Teala Hazretle- 
ri buyurmu§tur: "Gormuyorlar mi ki biz arzi getirip uglarmdan eksiltiyo- 
ruz? Onlar mi iistiin geliyorlar?" 1124 Bu ayet, her iki cihanm, tamamen 
ustun gelmek igin ilerlediklerine delalet eder. 

Fakat elbette kuguk muharebede askere bir kumandan lazimdir. Boy- 
le olduguna gore elbette buyuk muharebe olan nefis mucahedesinde de 
bir kumandana ihtiyag vardir. Cunku nefis mucahedesi birgok bakimlar- 
dan otekinden zordur. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Efendimiz: "Kuguk muharebeden buyuk muharebeye donuyoruz." 1125 
buyurmu§lardir. Bu mucahedenin kumandani mur§id, en kuvvetli aleti 
(silahi) de §eyhin verdigi TEVHJD'dir. Sonra talibin istidadma gore §eyhin 
emrettigi diger ameller gelir. Fakat avam igin Buyuk Cihad, kamil, iman, 
riyasiz, i§ittirmesiz, kendini begenip kendini temize gikarma olmadan 
§eriatle amel etmektir. Fazlasmi yapmakla da Allah Teala'ya yakla§maya 
devam eder. Nitekim bir Hadis-i Kudsi'de Cenab-i Hak Teala Hazretleri 



1124 Enbiya, 44 

n25 "KQgQk cihattan buyuk cihada donmu§ buiunuyoruz" sozune kar§ilik buyuk 
cihadm ne oldugu sorulunca; Dikkat edin o, nefis mucadelesidir" buyurdu. (SuyutT. 
Cami'us-SagTr. 11/253: ibn. Hacer. ibn. Aliyenin sozu olarak rivayet ederken. Iraki ve 
BeyhakT zayif bir senedle Cabirden rivayet etmi§lerdir.; bkz. AclunT. 1/424. 425) 



472 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



§6yle buyurmu§tur: "Kulum bana nafilelerle o derece yakla§ir ki onu se- 
verim. Onu seversem, onun gozii, kulagi olurum... Kul, bununla Allah 
Teala'nm nuruna nail olur. Allah Teala ile olan akibetinden pi§man ol- 
maz. Zira sevgilinin yaptigi her §ey, sevgilidir. 1126 



Gel Niyazi'nin elinden bir kadeh nu$ eyle kirn, 
Mahvedip nam-i nisanm bJ-nisan etsin senl. 

Gel Niyazi'nin elinden bir kadeh ig ki, 
Mahvedip nam ve ni§anm ni§ansiz etsin seni. 



1126 (ATE§, 1971), ELLi iKJNCi SOFRA 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 473 



205 



Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Fe'ulun 



Belirmez Arifin nam-ii ni$am, 

Degil irfan, filan ibn-i filam, 

Yerin terk edenin yoktur mekani, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni$am. 

izi yoktur ki izinden biline, 
Dahi tozmaz ki tozundan biline, 
Sen am sanma sozunden biline, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§am. 

Ne denli var ise alemde evsaf, 

Sifatlamr am bil ehl-i a'raf, 

inad ehli degilsen eyle insaf, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Sen amn sabr u §iikriinu sorarsin, 
Bulamazsm o vasfiyla yurursun, 
Bilindi kim ni§amm ararsm, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§am. 

Kubab-i Hakk-ta mestur olan erler, 

Sifat-i halk iginde gorunurler, 

Ne dogarlar onlar ne dolanurlar, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Gazab §ehvet iki ayaktir anlar, 
Binip ustunde seyyah oldu canlar 
Bularla giktilar ar§a gikanlar, 
Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Ne kim afakta hor gormezse arif, 

Vucudunda da olmaz am sarif, 

Amn igin der bunu ehl-i maarif, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Gorunse ta§radan bir vasf-ifail, 
iginden de biri olsa mukabil, 
Yakma yardim eyle olma hall, 
Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Am uran urur aglatmak igin, 

Ya gayret gosterir darlatmak igin, 

O da aglar darihr gatmak igin, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Nefessiz dunyada bir harf dirilmez, 
Nefes de harfe boyamr anlmaz, 



474 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



$u kim Hakk-tan gelir carta yorulmaz, 
Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Cihanda bir giiruh olmaz ki ey can, 

Bulunmaya iginde ehl-i irfan, 

01 ur mevsufsifatlar He her an, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni$am. 

Kimi §adan, kimi na§ad olurlar, 
Kimi ustad, kimi nerrad olurlar, 
Niceler sureta eel lad olurlar, 
Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

$erfatle olursa ger ol efal, 

Dime ana ki bu gayet bed efal, 

$er'i red etmese sen de kil ikbal, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Ne kim mevcud oluptur bu cihanda, 
Ger i§lense kamu yerli yerinde, 
Bahane bulamazlar hig birinde, 
Hakfkat ehlinin olmaz ni§am. 

Niyazfye gelir her gayb u hazir, 

Gdriiniir ciimle a'raz ye cevahir, 

Ni§aniyle olur herbiri zahir, 

Hakfkat ehlinin olmaz ni$ani. 



Belirmez Arifin nam-u ni$am, 
Degil irfan, filan ibn-i filani, 
Yerin terk edenin yoktur mekam t 
Hakfkat ehlinin olmaz msam. 

Belirmez arifin nam ve ni§am, 
Degil irfan, filan gogugu filani, 
Yerin terk edenin yoktur mekani, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§ani. 

Hakikat erinin bu alemde bir ni§am olsaydi, 

Hatira gelen biitiin ilahf remizlere terceman olurdu. 1127 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Allah Teala'nm nice pejmurde, saglari dagmik ve eski elbiseleri olan 
dyle kullan vardir ki; kendilerine iltifat edilmez. Allah Teala'ya yemin etse- 



1127 (MEVLANA, et al., 1965), I. Meclis 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 475 



ler, Allah on Ian yalana gikarmaz. Bera b. Malik onlardandir." 1128 

izl voktur ki izinden biline, 
Dahi tozmaz kl tozundan biline, 
Sen am sanma sozunden biline, 
Hakikat ehlinin olmaz nisam. 

izi yoktur ki izinden biline, 
Dahi tozmaz ki tozundan biline, 
Sen am sanma sozunden biline, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aziz bir zaman oglu AN £elebi 
hakkmda cami kursisinden soyledigi sozlerdir. 

Rakim Efendi, §eyhi Muhammed Mevlevi Efendi'den dinledigi hadise- 
yi §6yle anlatiyor? "Hazret-i §eyh MisrT Efendi, daha once oglu AN Efendi 
hakkmda herhangi bir olumsuz §ey soylemedigi halde bir gun hankahda 
kurside va'z ederken birden 

"Bu ana dek benim akvalimi hilafa hami etmeyup tasdik ve tahkik 
eyliyen dostlarim ve dervi$lerim bi rayb u riya ve bi-$ek u mura malumu- 
nuz olsun ki bu vakte dek benim oglum i'tikad eylediginiz AH benim og- 
lum degildir. Benden degildir. Her kimse ki beni ister ve sever boylece bil- 
sin bu gune dek ayan u beyan itmemi§ idim lakin vaki'ul hal bu iduginde 
i$tibah itmeyesiz" anlammda sozler soylemi§ler. Bu konu§mayi duyanlar 
acaba bu da onceleri gelen cezbeli konu§malardan birini 'Havadis-i ruz- 
gardan bir kaziyyeye mebni midir 1 §eklinde du§unurler. Daha sonra 
Mehmed dede MisrT ile yalniz kaldigmda bu konu§manm anlammi sordu- 
gunda MisrT'nin verdigi cevap gok farklidir. 

"Benim oglum $eyh AH §er'u 'akl ve nefsu'lemr hukmu uzre sahih-u sa- 
lim kurretul-aynim sulbi oglumdur. Lakin senin dahi maiumundur, taraf-i 
hilafimizda gok eyyamdir ki zorba zevi hile vu keydilerine ittika vu 'avna 
ve murdelerine i'tina idup her zaman te$miri said husumet ve sahte zeyl-i 
'advet u bugz ve kin u kasd-i intikam-i $eytan? iden munga$iban-i 
mudebbiran bi-keremillah-i teala biz labis-i libas hayat oldukga ne bana 
ne evlad u 'tyalimize zarar-i beyyin ve keder zahirasma kadir olur degil- 
lerdir lakin... Fakat benim vefatimdan sonra onlara zarar vermelerinden 
korktugum igin boyle bir $ey yapip onlara gelebilecek tehlikeyi onlemek 
istedim" diye ifade ediyor. 1129 



Tirmizi Hasen sahih olarak kabul etmi§tir. Bkz. Tirmizi, Menakib. 55 
1129 Kerim KARA, Vakiat-i NiyazT-i MisrT, Ankara, 1997, Yuksek Lisans Tezi, s.XXV 



476 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ne denli var ise alemde evsaf. 
Sifatlanir am bil ehl-i a'raf, 1130 
inad ehli degilsen eyle insaf, 
Hakfkat ehlinin olmaz nisani. 

Ne denli var ise alemde vasiflan 
Bil a'raf ehli Sifatlanir onu, 
eyle insaf inat ehli degilsen, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§ani. 

Beyazid-i BestamT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz buyururlar ki 

"ilk zamanlarimda beni gorenler abid ve zahid olurlardi. Son zamanla- 
nmda gorenler mulhid ve zmdik olurlar. Evvelki hallerimde gunduz orug- 
\u, geceler namazkar idim. To vuslot alemini buluncoyo kodor. Birlige yet- 
tigim zomon ise $oyle dedim. 

"Leyse fi cubbetf sivallah ve subhane ma azama §am" "ibadet ben- 
den kalkti". Gorenler, "ibadet fayda etse Beyazid'e ederdi" dediler. 

"Bunu soyleyenler gafiller idi ki benim mertebemi bilemediler. Zmdik 
ve mulhid olmalarmm sebebi budur. " 1131 

Sen anm sabr u sukrunu sorarsm, 
Bulamazsm o vasfiyla yurursun, 
Bilindi kim nisamm ararsm, 
Hakikat ehlinin olmaz nisani. 

Sen anm sabr ve §ukrunu sorarsm, 
Bulamazsm o vasfiyla yurursun, 
Bilindi ki ni§anmi ararsm, 



1130 A'raf:(Arf. C.) Sirt, tepe. Ozel manasi Cennetle Cehennem arasi bir yer.(Arf, 
herhangi bir yuksek yer demektir ki, bu munasebetle atm yelesine, horozun ibigine 
arf denilmi§tir.)(A'raf, me§hur bir kavle gore Cennet ile Cehennem arasmdaki hica- 
bm, surun yuksek tepeleri demek olur. ibni Abbastan siratm §erefeleri diye bir kavil 
de mervidir. Fakat Hasani Basri Hazretleri demi§tir ki, A'raf ma'rifettendir. Ve mana 
''Ehl-i Cennet ile ehl-i Nan simalarindan tanimak uzere bir takim rical vardir demek- 
tir. Kendisine bu rical "hasenat ve seyyiatlan musavi olan kimselerdir" denildikte 
dizine vurmu§ ve bunlar, demi§, Allah tealanm ehl-i Cennet ile ehl-i Nan tanimak ve 
birbirinden temyiz etmek uzere tayin buyurdugu bir kavmdir. Vallahi bilmem belki 
bazisi §imdi beraberimizdedir. Hasih A'raf uzerindeki ricalin tefsirinde ba§hca iki 
kavil vardir. Birincisi Ebu Huzeyfe ve saireden mervi oldugu uzere bunlar amelde 
kusur etmi§ ve mizanda hasenat ve seyyiatlan musavi gelmi§ bir taife-i muvahhidin- 
dir ki Cennet ile Cehennem arasmda bir muddet kahrlar. Sonra Allah Teala haklann- 
da bir hukum verir. (ikincisi) Bunlar Enbiya, §uheda, ahyar, ulema veya rical suretin- 
de gorunur. Melaike gibi dereceleri yuksek birtakim zevattir.) (E.T.) 

1131 (NiyazT-i MisrT, 2003), s. 41 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 477 



Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 



.1132 



Kubab-i Hakk-ta mestur olan erler. 
Sifat-i halk icinde adriiniirler. 
Ne doaarlar onlar ne dolanurlar, 
Hakfkat ehlinin olmaz nisani. 

Hakk'in kubbelerinde gizlenmi§ olan erler, 
Halk sifat-i ignde gorunurler, 
Ne dogarlar onlar ne dolamrlar, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l aziz ehlullah denilen mur§idin 
olmasi gereken hali §u §ekilde agikladigmi goruyoruz. "Ehlullah denilen 
mur§id oyle olmahdir ki, mesela onun dort adet dervi§i olsa, ayri yerlerde 
ayni vakitte irtihal-i dar-i beka etmelerine az bir vakit kala kendisinden 
"istimdad-i ruhanide olsalar" o mur§id bir vakitte dordunun de yam ba§- 
larmda bulunup iman selameti ile husn-i hatimelerine ve §eytanm §er- 
rinden Allah'm kudreti ile muhafaza edip, ayrica dordu ile kendisinden 
cenazelerine imamette bulunmalarmi rica ettiginde mur§id olan zatm her 
birinin cenazelerinde imamette bulunup cemaat-i muslimine cenaze na- 
mazlanm kildirmak. Yine zahirde muhal sayilan amellerin onun yanmda 
gok kolay ameller olmasi gerek diye vasfediyor. 1133 

Bu fukaraya ni§andur Allah Teala'dan ba§kasi onlara muttali olamaz bi- 
ni§ani bi-ni§an bilir ancak. 1134 

Gazab sehvet iki ayaktir anlar, 
Binip ustunde sevvah oldu canlar 
Bularla ciktilar ar$a akanlar, 
Hakikat ehlinin olmaz nisani. 

Gazab §ehvet onlar iki ayaktir, 
Binip ustunde seyyah oldu canlar 
Ar§a gikanlar bunlarla giktilar, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 

insan-i kamil, cismam§ehvetine hakim oldugu gibi, akhda, nefsam§ehve- 
tine galiptir. Bedeninde be§erT yonuyle §ehvet peyda olsa, o §ehvet onun 



Kubab: Kubbeler; Biryere toplanmi§ kum. 

1133 Kerim KARA, Vakiat-i NiyazT-i MisrT, Ankara, 1997, Yuksek Lisans Tezi, s.XXVI 

1134 (CEgEN, 2006), s.71; (NiyazT-i MISRT, 1223), s. 42a 



478 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ayagini Hakk yolunda kaydiramaz. Cunku akh dag gibi sabit ve muhkem du- 
rur. §ehveti akhna kar§i saman gopu gibi kahr, bedeni ve akh onun icrasma 
meyletmez. 

insan-i kamil, ofke ve kin hasil oldugu vakit sabrederer. Kararinda ve se- 
batinda sabri gev§eyip ofkenin ve kininin hukmunu icraya meyletmez. Ancak 
kamil olmayan insanlar bu iki tehlikenin madurlan olmaktadirlar. 

11 §ehvet, topuklanmizi kemiren bir fahi§edir! Ve bu fahi§eden bir par- 
ga et esirgendiginde bir parga ruh igin yalvarmayi gok iyi becerir. 1 " 

"Gordugunuz gibi sorun, cinselligin olup olmomosmdo deg\\, ba§ka bir 
§eyi, ondan gok daha degerli, sonsuzluk kadar kiymetli bir §eyi yok etme- 
sinde! §ehvet, tahrik olma, tensel zevkler; bunlann hepsi kole edicidir! 
Yigmlar, §ehvet yalagindan beslenen domuzlar gibi bir ya§am surerler." 

1135 

Theophastros, gergek bir filozofa yara§ir bigimde, genellikle yapildigi 
gibi, hatalan siniflandirirken, a§in cinsel istekten oturu i§lenen hatalarm, 
ofkeyle i§lenenlerden daha ciddT oldugunu soyluyor. Cunku ofkeye yenik 
du§en bir insamn, bir ge§it aciyla ve bilingsiz bir yurek burkulmasiyla 
mantiktan uzakla§acagi agiktir, oysa a§in cinsel istekten oturu kusur i§ler, 
hazza yenik diverse, daha a§iri, sug i§lerken de daha onursuz gorunur. 
Theophastros hakhydi; hazdan oturu i§lenen sugun, aciyla i§lenen sugtan 
daha gok kmanmayi gerektirdigini soylerken bir filozofa yara§ir bigimde 
konu§uyordu. Sonug olarak, birinci durumda, sug i§leyen once bir ba§kasi 
tarafmdan haksizhga ugratilmi§ ve duydugu acidan oturu ofkeye kapil- 
mi§tir; ikinci durumda ise, kendi egiliminden oturu bir haksizhk yapmaya 
itilmi§, arzusu kamgilandigi igin oyle davranmi§tir. 1136 

Ne kirn afakta 1137 hor 1138 aormezse arif, 
Vucudunda da olmaz am sarif, 1139 



Anm icin der bunu ehl-i maarif, 



1135 (YALOM, et al., 2000), s. 129 

1136 (Marcus AURELIUS, 2006), II. Kitap, 10, s. 42 

1137 Afak: Ufuklar. Yerle gogun birle§tigi gibi gorunen uzak daire. Etraf. Cihetler. 
Mc: G6ru§ ve donu§ smirlan. (Ziddi: Enfus'dur.) 

Hor:f. Kiymetsiz, ehemmiyetsiz. Adi. Gune§, i§ik, aydmhk. Yiyen, yiyici anla- 
mmda olup, birle§ik kelimeler yapihr. Mesela: Miras-hor : Miras yiyen 
1139 Sarf: (C: Suruf) Harcama, masraf, gider. Fazl. Hile. Men etme. Bir kimseyi 
yolundan ve i§inden ayinp ba§ka tarafa yoneltme. Farz. Gr: Bir lisani meydana 
getiren kelimelerin degi§mesinden, birbirinden turemesinden bahseden ilim §ubesi. 
Kelime bilgisi. Kelime §ekli bilgisi. Morfoloji. Tasrif ge§itlerini, isim ve fiil nevilerini 
ogreten ilim. Para bozma. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 479 



Hakfkat ehlinin olmaz nisani. 

Ne kirn afakta aychnhk gormezse arif, 
Vucudunda onu harcayan da olmaz, 
Onun igin der bunu maarif ehli, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§am. 

Bir §eyh-i arif ve mur§id-i kamile intisab edip, hem soz ve hem de ic- 
raat bakimmdan onun emrine itaat edip, kendini ona teslim edip, ona 
gerekli hizmeti yaparsa, o da onu, ananm gocugunu besledigi gibi ruh-i 
sultaninin gidasi olan, evrad, ezkar, ilim ve ma'rifet ile beslerse, kah mu- 
habbet, kah celal ile, manevT yolculukta onu kotu fiillerden vazgegirip 
§eytanm hortumundan ve iblis yuzlu kimselerden muhafaza edip, ir§ad 
ederek o kimseyi Allah Teala'mn sirlarmi bilme mertebesine ula§tirir. 

Fahri Kainat Efendimizden alman Maye-i MuhammedT ve nefesi 
AhmedT'yi, mur§idler, devri teslim ederek el'an devam ettirmektedirler. 
Kiyamette israfil aleyhisselamm sur'a ufurmesiyle butun olulerin tekrar 
dirilecegi gibi, mur§id-i kamillerin nefesi de olu hukmunde olan ruh-i sul- 
taniyi uyandinr ve ona zindelik verir. Veliyyullah'in (Allah dostlarmm) ne- 
fesleri, israfiTin sur'u gibidir. Ruh-i sultanTyi uyarmanm bundan ba§ka yo- 
lu yoktur. 

Ey salik! 

Mur§idanda olan ruh-i sultanT, erkek menzilesindedir. Salikte, olu 
hukmunde olan ruh-i sultanT, kadm menzilesinde olup, mur§idde olan 
nefs-i alt, cevher (oz) menzilinde olup, o mur§id-i kamil, nefs-i alt olan 
cevheri, salikin ya agzmdan ya da kulagmdan ilka eylediginde, muridde 
olu hukmunde olan ruh-i sultanT hamile olur. Muridin isdi'dadma gore, 
ug seneden on iki seneye kadar ondan, (manevi) bir gocuk dogar ki 
mur§idler buna "kalp ^ocugu" (Veledi Kalp) derler. O kalp gocugu da, ya 
erkek, ya da di§i olabilir. 

Eger, dogan gocuk erkek olursa, o murid ilerde "§eyh-i arif ve mur§id- 
i kamil" olup ir§ad sahibi olur. Yani, ba§kalarmi da ir§ad eder. ZTra ehl-i 
tarik arasmda "ilm-i lediin" ve "ilm-i batin" dedikleri §ey, kalp gocugu- 
nun ilmi ve kelamidir (konu$masidir). Ve me§ayihin kalbinden dogan tu- 
luat-i mezkuratm eserleridir. O (manevi) kalp gocugunun erkek olarak 
dogmasi, muridin isti'dadi ve mur§idin himmetiyle olur. 

Eger kalp gocugu, kiz olursa, o kimsenin ancak kendisi ir§ada kadTr 
olup, ba§kasmm ir§adma kadTr olamaz. Ve ba§ka kimseler de ondan feyiz 
alamaz. 

Me§ayihin de olur olmaz kimseye bey'at vermesi caiz degildir. Zira 
intisab edecek kimsede kabiliyet ve isti'dat (yeterli ve becerikli olma) 
§arttir. isti'dadi ve kabiliyeti olmayan kimseye, me§ayihin bey'at ver- 



480 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



mesi ayn-T hatanin ta kendisidir. 1140 

"TecellT, herkesin istidat ve kabiliyetine, yani kabma goredir. Bu kap- 
lardan mesela bir fincanin, bir bardagin ustunden deryayi da gegirsen, is- 
tiabi kadar ahr ve dolunca da, hal diliyle; doldum, diyerek geri kalan akip 
gider. Keza bir kazan, bir havuz ve ilh... igin de ayni kanun hakimdir. Ta 
deryaya vanncaya kadar... 

Gergi her kabin dolunca, doldum, demesi tabiidir. Fakat bir fincanin 
bir kazana nisbetle doldum diyip ovunmesi ne kadar gulungtur. 

i§te, bu ah§ ve istidat sebebiyle, herkese kabiliyetine gore tecelli vaki' 
olur. Fakat azamet-i ilahiyyeye nihayet yoktur. Oyle olmami§ olsa, Haz- 
ret-i Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: 

"Yd Rabbfsenin marifetini hakkiyla bUemed'ik" buyurur muydu?" 1141 

Goriinse tasradan bir vasf-i fail, 
kinder) de biri olsa mukabil, 
Yakma vardim eyle olma ha'il, 
Hakfkat ehlinin olmaz ni$am. 

Goriinse ta§radan bir i§ yapanm vasfi, 
iginden de biri olsa bedel, 
Perde olma yakma yardim eyle, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§ani. 

Allah Teala yanmdaki yerini ogrenmek istersen, seni nerede kullandigma 
bak. Ne §ekilde olursa olsun butun yaratilmi§larm kudreti onun kabzmdadir. 



Am uran urur aglatmak icin, 
Ya aayret gosterir darlatmak icin, 
O da aalar danlir catmak icin, 
HakTkat ehlinin olmaz nisdm. 

Onu vuran vurur aglatmak igin, 
Ya gayret gosterir darlatmak igin, 
O da aglar danlir gatmak igin, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§ani. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Her kim benim veli kullanmdan birisine dii§manlik ederse, ben ona 



1140 §eyh Mustafa KabulTer-RifaT, Kenzu'l-Esrar, ist., 2001, s.31-32 

1141 Ken'an Rifai, Sohbetler. s. 17 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 481 



harp agarim.." 1142 

Hikaye: 

Kasabin biri veresiye et verirmi§. Bir gocuk da giragiymi§. Dukkanda 
veresiyeleri yazarmi§. Kasap yaz dermi§; filan bu kadar borg aldi, filanda 
bu kadar alacagimiz var. Gunun birinde le§ yiyen bir ku§ ugup havadan 
iner; bir parga et kapip havalanir gider. Kasap, 

"gocuk" der, "yaz; etin dortte bir pargasi, §u le§ yiyen ku$ta; onda da 
bu kadar alacagimiz var/' 

Bir ba§ka gun, le§ yiyen ku§, adet edindiginden gene gelir, et kapmaya 
ugra§ir. Kasap, bir diizen kurmu§; ku§ tuzaga tutulunca ba§mi koparir, 
kanaraya, obur ku§lara ibret olsun diye asar. Cocuk, 

"usta" der, 

"senin ku§taki alacagmi yazdim. "Ey nefislerine uyup hadden a§in 
hareket edenler" hukmunce hani; §imdi ku§un da sende alacagi var, ne 
kadar yazayim? Usta, yenini-yakasmi yirtar da der ki: 

"Et Igl koiay, fakat ba$ isterlerse ne yapacagim ben?" 1143 

Nefessiz dunyada bir harf dirilmez, 
Nefes de harfe bulanir arilmaz, 
$u kirn Hakk-tan gelir cana vorulmaz, 
Hakfkat ehlinin olmaz nisani. 

Nefessiz dunyada bir harf dirilmez, 
Nefes de harfe buyanir arilmaz, 
§u kirn Hakk-tan gelir cana yorulmaz, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§ani. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 
"Cehennem ate§i, Rabbine: 

"Yd Rabb, bir kismim bir kismimi yedi. " diyerek §ikayet etti. Allah da 
onun, biri ki§m, digeri yazm olmak iizere, iki defa nefes almasma izin ver- 

di." n44 

Bu sebeble nefessiz bir §ey dirilmez. Nefis bile olur. Zira nefis, nefesden 
mu§taktir. Yukanda gegtigi gibi cihanda higbir topluluk olmaz ki, iglerinde 



1142 Buhari. Rikak. 38; ibn. Mace. Fiten. 16: ibn Hanbel. VI/256: 

1143 (MEVLANA, et al., 1965), I. Meclis 

Hadis degi§ik lafizlarla Ebu Hureyre (r.) ve Enes b. Malik'den (r.) rivayet edilmi§- 
tir. Ebu Hureyre (r.) rivayeti ign bak: BuharT, MevakTt (8), 9, Bed'ul-Halk (59), 10. 
Tirmizi, Sifatu Cehennem (40), 9, hd. no: 2592. Darimi, 2, 340, Rikak (20), 119. 
Musned, 2, 238. 277. 503. Zevaid. 10, 388. Enes b. Malik (r.) rivayeti ign bak: 
Zevaid, 10. 388. 



482 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



bir Arif bulunmasin. Hatta ug evlik bir koyde bile bir Arif ki§i bulunur, bu- 
lunmazsa o koy, o topluluk harab olur. Cenab-i Hakk o toplulugu ve o koyu 
o Arif ile korur. Onlar "Kutup" lardir, fakat bu hususu kendileri de bilmezler. 

Cihanda bir auruh olmaz ki ev can, 
Bulunmaya icinde ehl-i irfan, 
Olur mevsufsifatlar ile her an, 
Hakfkat ehlinin olmaz nisam. 
Cihanda bir boluk olmaz ki ey can, 
Bulunmaya iginde ehl-i irfan, 
Vasiflanmi§ olur sifatlar ile her an, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 

Kimi sadan, kimi nasad olurlar, 
Kimi iistad. kimi nerrad 1145 olurlar, 
Niceler sureta cellad olurlar, 
Hakfkat ehlinin olmaz nisam. 

Kimi sevingli, kimi uzuntulu olurlar, 
Kimi ustad, kimi tavlaci olurlar, 
Niceleri surette cellad olurlar, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 

Serfatle olursa aer ol ef'al, 
Dime ana ki bu aayet bed ef'al, 
Ser'i red etmese sen de kil ikbal. 11 * 6 
Hakfkat ehlinin olmaz nisam. 

Eger fiileri §eriatle olursa, 
Deme ona ki bu gayet kotu fiiller, 
§er'iati red etmese sen de kil teveccuh, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 

"$uphesiz ameller, niyetlerle beraberdir. Ki§iye de ancak niyet ettigi 
vardir. 

Kimin hicreti Allah Teala ve Rasulu igin ise, hicreti Allah Teala ve 
Rasulunedir. 

Kimin hicreti de kavu§acagi bir dunyahk veya bir kadin nikahlamak igin 
ise, onun hicreti de ancak niyet ettigi §eyedir." 



1145 .... . -,- - 

Hunen Tavla oyuncusu 

ikbal: Bir §eye yonelmek. Teveccuh etmek. Reddetmeyip kabul etmek. Bir §eyi 
birinin online goturmek. Baht agikligi. Talih. Refah. istemek. (Bak: idbar) 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 483 



[insanin niyeti ve bunun sonucunda hareket planinda ortaya gikan fiille- 
rinin temel gergekligi hususunda net bir sonuca varilamadigi gibi ki§inin, 
turlu savunma mekanizmalarmin altma gizlenmi§, kendisinin de bihaber 
oldugu halleri vardir. Yine meleklerin dahi fark edemedigi niyetlerin bulun- 
dugu bilinmektedir. Meleklerin §u sozleri buna i§aret eder: 

"Sent tesbih ederiz, Senin bize bildirdiklerinden baska bizim bilgimiz 
yoktur. $uphe yok ki alfm, hakfm olan Sen'sin." 1147 

Bu, Adem aleyhisselamm yaratih§mda dolayisiyla mahiyetinde bulunan 
bir gizlilik olup Adem aleyhisselam ile ba§ladigi gibi Allah Teala'ya kadar 
varacaktir. Seyrin bir yerlerinde bu gizlilik surekli ba§ gosterirken sirasiyla 
zahirden batma dogru her ilerleyi§te bir oncekinin bir sonrakinden habersiz 
oldugu gorulmektedir. §imdi hatirlayamamakla birlikte bir zaman §uur alti 
ile ya§ayip etkisi altmda kaldigimiz ve yine bilgisine henuz sahip olmayip 
varhgimizda hali hazirda cereyan etmekte olan turn hadiseler bu gizlilikle 
hareket eder. insanin kendi §uuruyla yaptigi izahlar birgok bahaneyi de iger- 
diginden hareketinin mahiyetini agiklamaktan gok uzaktir. 

Allah Teala hesap gununde, amelleri sorgularken, insani; "Hayir bunu §u 
niyetle yaptin!" cumlesine gokga muhatap kilacaktir. Bu tip bir sorgulama 
insanin korkung derecede strese girmesine sebep olacagi gibi "terlere bata- 
cak" ifadesiyle agiklanmaktadir. Burada, amellerin zahiri §eklinin ki§iyle bag- 
lantismm yanmda menfaat, bencillik gibi duygulan igeren batmi yonu son 
derece agirhkh bir durum olu§turacaktir. Bu bakimdan, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin "Senden sana sigmmm" §eklinde dua etmesi yine hesap 
gununun zorluguna i§aret etmektedir. Her insanin ilah inanci nefsi ile ba§la- 
yarak, ge§itli merhalelerden geger ve nihayetinde Allah Teala'ya kadar ula- 
§ir. 

ibrahim aleyhisselamm yilchz, ay ve gtine§in ilah olup olmadiklarmi sor- 
gulayi§mdan sonra Allah Teala'yi bulmak igin gegirdigi merhaleler kisa do- 
nemler igerisinde gergekle§memi§tir. Bilgisine ve hakikatine erdigi her bir 
yanh§i terk ederekten ilahi gergeklige ula§mi§tir. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin Hira'daki inzivasi da yine benzer suregler igerisinde gegmi§tir. 
"Yolunu kaybetmi§ goriip seni dogru yola ula§tirmadi mi?" 1148 ayetinde de 
ifade edildigi gibi bu a§ama a§ama ilerlemeler onda bunahm dahi olu§tur- 
mu§tur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin, inanci ve niyetinde hakikate 
eri§inceye kadar gegirdigi turn sureglerde "senden sana sigmmm" duasma 
muhtag oldugu gorulmektedir. Yine gunah gerektiren bir hali olmadigi halde 
"giinde yetmi§ defa ve daha fazla istigfar etmesi" 1149 her ilerlemede niyet- 



Bakara, 32 
Duha, 7 
1149 "istigfar eden kimse gunde yetmis defa da gunah islemis olsa bunda israr etmis 



484 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



lerin de ba§kala§im gosterdigini agiklamasi agismdan onemlidir. 

Yakmhk arttikga ba§kala§im gosteren niyetler, insani daha noksan bir ha- 
le getirebileceginden ki§inin bunun farkmda olarak (acziyetini bilerek) hare- 
ket etmesi gerekmektedir. "iyilerin sevaplan mukarrebler yanmda gunah 
seviyesindedir" sozu de ilahi mizanda gegerli olgunun niyetler oldugunun 
ba§ka bir ifadesidir. 

Buradan, niyetlerimizin amellerimizi gegecegi sonucuna vanlabilecegi gi- 
bi her niyetten Allah Teala'ya sigmmak, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin "senden sana sigimrim" ifadesini bireysel olarak hayata gegrmek- 
tir. 

"Oysa Allah slzl de, yaptigmiz §eyleri de yaratmi§tir." 1150 ayetinin i§are- 
ti ve yine; "Nefsinin arzusunu Hah edinen, Allah'm; (halini) bildigi igin sap- 
tirdigi ve kulagmi ve kalbini muhurledigi, goziine de perde gektigi kimseyi 
gordiin mu? $imdi onu Allah' tan ba§ka kirn dogru yola eri§tirebilir? Ha la 
du§unup ibret almayacak m\s\n\z?" 1151 ayetiyle ki§inin eylemlerinin giki§ 
noktasinda muspet yada menfi yonde surekli bir degi§imin soz konusu oldu- 
gu ifade edilmekte ve buna bagh olarak niyetlerde gizli bir §irk tehlikesinin 
varoldugu anla§ilmaktadir. Eger ki§inin eyleminin giki§ noktasi ilah edinilen 
nefsin arzusu ise iyi ve dogru zannedilen birgok §eyde yanilgi soz konusu 
olacaktir. ] 1152 

Ne kirn mevcud oluptur bu cihanda, 
Ger 1153 islense kamu verli yerinde, 
Bahane bulamazlar hie birinde, 
Hakfkat ehlinin olmaz nisani. 

Ne kirn mevcut oluptur bu cihanda, 
§ayet i§lense hepsi yerli yerinde, 
Bahane bulamazlar hig birinde, 
HakTkat ehlinin olmaz ni§am. 



sayilmaz" (TirmizT, Deavat, 107). 

1150 Saffat, 96 

1151 ~ . ~~ 

Casiye, 23 

1152 (ALTUNTAS, 2009), s.35 - 40 

1153 Ger: f. Turkgedeki "eger" kelimesinin kisaltilmi§ §ekli. Eger, §ayet manasmdadir 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 485 



TEFVIZ-NAME 1154 

Hak, §erleri hayr eyler, Zannetme ki, gayr eyler, Arifani seyr eyler, 

Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Sen Hakk'a tevekkul kil Tefviz et ve rahat bul, Sabr eyle ve razi ol, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Kalbin ana bend eyle, Tedbirini terk eyle, Takdirini derk eyle, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Hallak- u Rahim oldur, Rezzak u Kerim oldur, Fa'dl u Hakim oldur, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Bil kadi-yi'l hacati, Kil ana munacati, Terk eyle muradati, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Bir l§ ustune du$me, Olduysa mat etme, Haktandir o, ret etme, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Haktandir butun i$ler, Bo$tur gam u te$vi$ler, 01, hikmetini i$ler, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Hep i$lerifayiktir, Birbirine layiktir, N'eylerse, muvafiktir, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Dilden garni dur eyle, Rabbinle huzur eyle, Tefvh-i umur eyle, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Sen adli zulum sanma, Teslim ol nara yanma, Sabr et, sakm usanma, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Deme §u nigin $oyle, Bir nicedir ol dyle, Bak sonuna, sabr eyle, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Hig kimseye hor bakma, Incitme, gonul yikma, Sen nefsine yan gikma, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Mu'min i§i, reng olmaz, Akil huyu ceng olmaz, Arifdili teng olmaz, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Ho§ sabr-i cemilimdir, Takdiri kefilimdir, Allah ki, vekilimdir, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Her dilde O'nun adi, Her canda O'nun yadi, Her kuladir imdadi, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Nagar kalacak yerde, Nagah agar, ol perde, Derman eder ol derde, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Her kuluna her anda, Geh kahr u geh ihsanda, Her anda, o bir $anda, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Geh mu'tfu geh man?', Geh darr u gehi naff', Geh hafid u geh raff' 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Geh abdin eder arif, Geh emfn u geh half, Her kalb'i odur sarif, 



1154 TEFVJZ: Birisine birakma. * i§ini Allah Teala'ya havale etme. 



486 | NiyazT-i Misr? kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Geh kalbini bo$ eyler, Geh hulkunu ho§ eyler, Geh a$kma tu$ eyler, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Az ye, oz uyu, az ig, Ten mezbelesinden geg, Dil gul$enine gel gog, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Bu nas He yorulma, Nefsinle dahi kalma, Kalbinden irak olma, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Gegmi$le geri kalma, Mustakbele hem dalma, Hal He dahi olma, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Her dem onu zikreyle, Zeyrekligi koy §oyle, Hayran-i Hak ol, soyle, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Gel hayrete dal bir yol, Kendin unut O'nu bul, Koy gafleti hazir ol, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Her sozde nasfhat var, Her nesnede zfynet var, Her i$te ganfmet var, 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Bil elsine-i halki, Aklam-i Hak ey Hakk? Ogren edeb u Hulki 
Mevla gorelim n'eyler, N'eylerse, guzel eyler... 

Vallahi guzel etmi§, Billahi guzel etmi$, Tallahi guzel etmi§, 
Allah gorelim n'etmi§, N'etmi§se guzel etmi§... 

ibrahim Hakki kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



NiyazT ye aelir her ggyb u hazir, 
Gorunur ciimle a'raz ve cevahir, 
Nisaniyle olur herbiri zahir t 
Hakikat ehlinin olmaz nisam. 

NiyazT ye gelir her gayb ve hazir, 
Gorunur cumle araz ve cevherler, 
Ni§aniyle olur herbiri zahir, 
Hakikat ehlinin olmaz ni§ani. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 487 



206 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Barekellah gulistan-i bulbuldndir Aspozi, 
Cenneti tezkir eder ali mekandir Aspozi. 

Mu'tedil db u hevd hem miictemi' envd-i zevk, 

Mecma-i bezm -i sad -i drifdndir Aspozi. 
Ab-i hayvdni begenmez hasletindendir Mesih, 
Aktigmca sanki bir ruh-i revdndir Aspozi. 

Cdme-i hadrdsm eyydm-i rebi'de kirn giyer, 

$uphesiz menzilgehi Hizr-i zamdndir Aspozi. 
Her tar af pur mive-i §irin leb-i dilber misdl, 
Ye§il atlasla donanmi§ nev-civdndir Aspozi. 

BT-middd elmasi iizre nak§ olur ebydt-i siirh, 

Id cerem sun-i Hiidd'yd bir beydndir Aspozi. 
01 sebebden ehli pur akl u zekd vu ma'rifet, 
Mahzen-i ehl-i ulum-u kdmildndir Aspozi. 

"Cennat-in min tahti-hel enhdr-u tecri" dense hub, 

"Hdzihi cenndt-i adr\-ir\" den ni§dndir Aspozi. 
Ey Niydzfger dokunmasaydi hig bdd-ifend, 
Kim demezdi ana firdevs-i cindndir Aspozi. 

Bdrekelldh 1155 gulistan-i bulbulandir Aspozi, 

Cenneti tezkir eder all mekandir Aspozi. 

Barekellah bulbulbuller gulistanidir Aspozi, 

Cenneti hatirlatan ali mekandir Aspozi. 

NiyazT-i MisrT kuddise sirruhu'l-azizin dogum yeri olan eski ismiyle 
Aspozi diye bilinen bu yer, Eski Malatya'nm guney-bati tarafmda yer 
alan, geni§ bir ovanm kenarmda bulunan, Tohma nehrine dokulen bir $a- 
ym uzerinde olup, yeri gayet guzel ve ferahhk verici, sokaklan muntazam 
ve temiz bir yer idi. Onceleri Eski Malatya'nm sayfiyesi hukmunde olup, 
halkm orada yazhk ko§kleri vardi. Fakat 1255/1839 tarihinde vuku bulan 
Nizip Muharebesi esnasmda, Hafiz Pa§a kumandasmda pek gok asker Es- 
ki Malatya'ya gelmi§ oldugundan, halk, o yil Aspozi'den §ehre donemeyip 
orada ki§lamaya mecbur kalmi§ ve o zamandan beri orada kalmaya ah§- 
mi§lardir. Ayrica ertesi yil §ehri terk eden askerler giderlerken, evleri 
barklan yikip gitmi§lerdi ki; o tarihten sonra halk, Eski Malatya'ya don- 
meyip Aspozi'de kalmaya ba§lami§lar, boylece de Malatya adi, zamanla 
Aspozi'ye intikal etmi§ oldu. 



1155 Barekallah: Allah mubarek etti. Allah mubarek etsin. Hayirh ve bereketli olsun 



488 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Aspozi hakkmdaki ba§ka rivayetlerde §unlardir. 

-Eski Malatya'nin yazhgi 

-Soganh Koyu 

-Malatya'nin Sogancik nahiyesi 

-§imdiki Malatya'nin guney-batismda yer alan Ye§ilyurt ilgesi 

-Bugunku Konak (Yukanbanazi) kasabasi 1156 



Mu'tedil ab u heva hem muctemi' enva-i zevk, 
Mecma-i bezm -i safa -i arifandir Aspozi. 

Olguludur suyu havasi hem toplanmi§ ge§itli zevkler, 
Safa meclisi arifan toplantisidir Aspozi. 

Ab-i hayvam begenmez hasletindendir Mesih, 
Aktigmca sanki bir ruh-i revandir 11S7 Aspozi. 

Hayat suyunu begenmez hasletindendir Mesih, 
Aktigmca sanki bir akici ruhdur Aspozi. 

Came-i 1158 hadrasm evvam-i rebi'de kirn giver, 
Suphesiz menzilgehi Hizr-i zamandir 1159 Aspozi. 

Ye§il elbisesini rebiiilevvel gunlerinde ki giyer, 
§uphesiz konak yeri Hizirm kefilidir Aspozi. 

Her taraf pur 1160 mive-i sirin leb-i dilber misal, 
Yesil atlasla dorian mi$ nev-civandir Aspozi. 

Her taraf dolu meyve §irin dudakh dilber misali, 
Ye§il atlasla donanmi§ delikanhdir Aspozi. 

BT-midad elmasi iizre nak$ olur ebvat-i surh 1161 
La cerem sun-i Hiida'va bir bevandir Aspozi. 

Murekkepsiz elmasi uzre naki§ olur kizil beyitler, 
§ubhesiz eseri Huda'ya bir beyandir Aspozi. 



1156 (A§KAR, 1997), s.44 (Tahlili igin bkz) 

1157 Revan:f. Giden, akici. Derhal. Ruh, can. Nefs-i natika. Edb: Su gibi akip giden 
guzel soz. 

1158 Came: f. Evde giyilen bol elbise. Elbise, gama§ir. Sevb, libas 

Zaman: Zaman; Kefil olma, kefillik. Bir §eyin mislini veya degerini vermek uzere 
zarara kar§i kefil olma, garanti. 

Piir: f. £ok, dolu, gok fazla, memlu, tekrar (manalarma gelir, birle§ik kelimeler 
yapihr) Sahib, malik 
1161 Surh:Kirmizi, kizil, ahmer. Kirmizi murekkeb 



Divan-i Mahiyyat ve Agklamasi | 489 



Kizil renk Ehl-i Beyt muhibbanmin 1162 i§aretidir. 



01 sebebden ehli pur akl u zeka vu ma'rifet, 
Mahzen-i ehl-i ulum-u kamilandir Aspozi. 

O sebebden gok ehli akil, zeka ve ma'rifet, 
ilim ehli hazinesi kamilleridir Aspozi. 

"Cennat-in min tahti-hel enhdr-i tecri" dense hub, 
"Hazihi cennat-i adn-in" den nisandir Aspozi. 

"<Jj*?jffl\ ^a^yol^V' dense sevimlidir, 
"jjiol^ftJ^" den ni§andir Aspozi. 






4jj (<'* > "{J^ ^^ *^ 



"Onlarin Rableri katmdaki mukafati, iginde temelli ve sonsuz kalacakla- 
n, iglerinden irmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razidir. Onlar 
doAlloh'ton razidir. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir." 1163 

"iglerinden irmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri 
kendilerine verilir. Allah sakmanlan boylece mukafatlandinr." 1164 

Ey Niyazfger dokunmasavdi hie bad-i fend, 
Kim demezdi ana firdevs-i cinandir Aspozi. 

Ey NiyazT §ayet hig dokunmasaydi fena ruzgan 
Kim ona demezdi firdevs cennetidir Aspozi. 

NiyazT-i MisrT Aspozi ile ashnda kendini anlatmaktadir. "§eref-ul mekan bT 
mekin" Mekanm §erefi oturanlan iledir, sadedince bu methiyeler kendi igin- 
dir. Tabidir ki herkes bunu anlamadigmdandir ki bu ilahi tevlid 1165 etmi§tir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e Allah Teala'nm velileri kim- 



Muhibban: f. (Muhibbin) Dostlar. Muhabbet edenler. Sevilenler. Sevgi besle- 
yenler. Bir kimsenin tarafhlan 

1163 n • 

Beyyme, 8 

1164 Nahl, 31 

1165 Tevlid: dogurma, netice verme. 



490 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



dir? Diye soruldugunda, $u cevobi vermi$tir, "Gorulduklerinde Allah Teala'yi 
hatirlatan klmselerdlr" 1166 "Slz'm en hayirlilarmiz, gorulduklerinde Allah 



Teala'yi hatirlatan kimselerdir. 



ibn. Mace. Zuhd, 37; Heysemi hadisin isnadmda problem oldugunu soyler. 
Ebu Nuaym, Hilye. 1/6: BeyhakT. §uabul iman. VII/494; Heysemi bu hadisinde 
senedinde sika olmayan ravi bulundugunu soyler; bkz. Heysemi. Vlll/93 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 491 



207 

Vezin: Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilatun Fa'ilun 

Hamd-u lillah habs-i zindan ehl-i halin hirfeti, 
Fakr u zillet derd u mihnet ol guruhun izzeti. 

Habs-i cism u nefs eden canm eder elbet halas, 

Halvetin ru§en eder envar-i Hakk'm celveti. 
Zulmet igre te§ne diller ab-i havana gider, 
Killet igre sabr He gok kimse buldu devleti. 

Halk-i diem kabza-i kudrette bigun-u gera, 

Hakk kazasma nzd ver, bula kalbin vus'ati. 
izzet-i ukbaya zillettir Niyazigun tank, 
Nefha-i Rahmana bu yoldan ede gor sur'ati. 

Hamd-u lillah habs-i zindan ehl-i halin hirfeti, 1168 
Fakr u zillet derd u mihnet ol guruhun izzeti. 
Allah'a §ukur olsun zindanda kalmak hal ehlinin i§idir, 
Fakirlik ve zillet derd ve mihnet o cemeatin izzetidir. 

Karanhkta kalmayana dogum olmadigindan zindanda kalmak hasleti, zik- 
rin gilehane adi verilen yerlerde tecellisi fazladir. Karanhk yer rahmin olgun- 
la§tirma igin gocuga destegidir. Cocuk rahim denilen cennette ancak olgun- 
lugu bulabilmektedir. 

Nefs, karanhgi sevmez. Cunku onda riya ve §6hret gibi §eylerin kar§ihgi 
bulunmaz. Cennetin etrafida karanhktir. Cehennem ise etrafi aydmhk ve 
aldatici §eyler ile bezenilmi§tir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Cennetin etrafi mekarihle (nefsin ho§lanmadigi §eylerle) sanlmi§tir. 
Cehennemin etraf i da §ehevi (nefsin arzuladigi, cazip) §eylerle sanlmi§tir." 

1169 

Habs-i cism u nefs eden canm eder elbet halas, 
Halvetin rusen eder envar-i Hakk'm celveti. 1170 

Cisim ve nefsini hapis edenin cam elbet kurtulur, 
Halveti aydmlatir, Hakk nurlarmin celveti. 

Halvet makami, Ruh makami ve Hakikat makami, yani Cem makammda 



Hirfet: Geginmege medar (sebeb) olan i§, san'at. Devamh me§gul olunan i§. 
Sahihayn 
1170 Celvet: Yerini, yurdunu terketme. Abdin fenafillah olup halvetten aynlmasi. 



492 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



vahdet zahir, kesret batinchr. Halvet makami ise, nefs makami, §eriat 
makami olup, Hazret-il-cem makaminda vahdet batm, kesret zahirdir. 
§eriat makamini belli eden kimseler gonulleri susuz olanlardir ki abi hayati 
ko§arlar. Abi hayattan murad burada Tevhiddir. Yani tevhidi bulan dunya ve 
ahiret devleti bulur. Cunku ahiret devletini bulana dunya behemehal hiz- 
met eder. 

Zulmet icre tesne diller ab-i Havana aider, 
Killet icre sabr He cok kimse buldu devleti. 

Zulmet icjnde susami§ gonuller hayat suyuna gider, 
Azhk icjnde sabir ile gok kimse buldu devleti. 

Halk-i alem kabza-i 1171 kudrette bicun-u 1172 cera 1173 
Hakk kazasma nza ver, bula kalbin vus'ati. 

Niye boyle benzersiz alem halkini kudret elinde tutar, 
Hakk kazasma razi olursan, kalbinde bulursun geni§ligi. 

"Miiminin kalbi Allah Teala'nm iki parmagi arasmdadir. Allah Tea la di- 
ledigigibitasarrufeder" 1174 

Bu hadisi izah etmeye gah§an sufiler bu hadisi zahirT anlamda izah etme- 
nin aklen mumkun olmadigini, zira muminin kalbi ara§tinldigmda orada 
parmak falan bulunamayacagini soylerler. Bu durumda mecazi anlamda 
soylendigini, ma'nasmin da "Allah Teala'nm celal ve cemal sifatlan" oldu- 
gunu kabul ederler. Bazilan da parmaktan muradm kudret oldugunu, her 
§ey gibi insan kalbinin de Allah Teala'nm kudretinde oldugunu belirtirler. 
Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l-aziz (672/1273) bu hadisten bahsederken 
buradaki parmaklardan kastedilen §eyin ilahT nur oldugunu bu nurun veliler 
uzerine gevrilmi§ oldugunu, Allah Teala'nm butun comertligiyle onu velile- 
rin ruhlan uzerine sagmi§ oldugunu, bu ruhlarm istidatlan nisbetinde bu 
nurdan istifade edebileceklerini soyler. 1175 

imam Gazali (505/1111) bu hadisi "Kalbin acaib halleri" (acaibu'l-kalb) 
bolumunde kullanir ve onun degi§kenligini nazara verir. 

Fusus'un Avni Konuk §erhinde de "muminin kalbi lafziyla kalbin mu'mine 



Kabz: Tutmak. Ele almak. Kavramak. Almak. Tahsil etmek. Teslim almak. 
Amelde zorluk gekmek. Ku§un suratle ugmasi. Mulk 

B?-$un: f. Emsalsiz, e§siz, ortaksiz, benzersiz. Sebep sorulmaz. (Allah Teala) 
1173 Cera: f. Nigin, niye boyle? Mer'a. Otlak. 

Muslim. Kader. 17; TirmTzT. Daavat. 90: Ibn. Mace. Dua. 2: Hakim. Musledrek. 
IV/321 
1175 (§EKER, 1998), s. 82 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 493 



tahsisi one gikarilmi§tir. Bu ilging tespitte mu'min olmayanlarin kalp sahibi 
olmayip akil sahibi olduklari, akhn ise ilahT hakikatleri idrakten aciz oldugu 
belirtilir. 

"Beh^etu'n- Nufus"ta ise "Kaibin, Allah'm iki parmagi arasmda o\mas\"; 
"emirlerinden iki emir arasmda olmasi" §eklinde te'vil edilir ( Riza ve ziddi, 
zuhd ve ziddi, gibi.) buradaki gevirme ise bunlardan herhangi birisinin diger 
birisine bir anda gevrilmesi olarak agiklanir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin 

"£y kalpleri ters yuz eden Allah'im! kalbimi dinin uzerine sabit k\\" 1176 
§eklinde dua etmesi bundan olmahdir. 

ibn-i Kuteybe buradaki parmaklardan kastedilen §eyin nimetler oldugunu 
soyler. Allah Teala'ya gergekten parmak izafe etmenin muhal oldugunu Arap 
lugatinden ve §iirinden ornekler vererek izah eder. 

ibn-i Furek de Araplarm parmagi mecazi olarak nimet igin kullanmalann- 
dan yola gikarak, soz konusu hadisteki iki parmagm, zahiri ve batinT olmak 
uzere iki nimet oldugunu, zahiri nimetin faydah olan her §ey; batinT nimetin 
ise §errin defedilmesi oldugunu belirtir. Hadiste ozellikle kalbin segilerek 
kullanilmasmi da, onun bedenin en onemli merkezinde olmasma baglar. 

Bazilan da bu iki parmagi, onun fazh ve adli, kudreti ve kabzi ya da mulku 
ve saltanati §eklinde iradesinin veya fiillerinin iki ayri tecellisi olarak yorum- 
larlar. Butun bu yorumlardan anla§ilan husus bu hadisteki parmaklarm me- 
cazi anlam ta§idiklandir. Parmaklarm Allah Teala'nm rahmetini, inayetini, 
nimetini ve kudretini temsil ettigine dair te'viller ehl-i sunnetin anlayi§ma en 
uygun olanidir. 1177 

izzet-i ukbava zillettir Niyazfcun tank, 
Nefha-i Rahmana bu voldan ede aor sur'ati . 

NiyazT bu yol nasil ahiret §erefine zillet olabilir, 
Rahman nefesine kavu§mada sur'atini bu yolda bir gor. 

Nefha, nefesini di§an vermek ve nefesin di§anya verilmesinde hasil olan 
istirahattir. Ayette " Biz ona ruhumuzdan ufledik" varid olmu§tur. Ruh 
istirahat anlammadir. insan nefesini igeri ahpta, sonra o aldigi nefesini di§a- 
riya vermesi hayatmi devam ettirmesi demektir. Nefesini di§anya vere- 
mezse derhal olur. Bundan dolayidir ki, insan olurken nefesini igeriye ahr, 
o nefes igerde hapis olur, di§anya verilmezse vefat eder. i§te tabii olum 
boyle olur. 

Tarikat yolunda olan ancak nefhanm sirrmi ve hizmi anlar. Cunku bazi 
tarikatlerde zikir nefesin ah§veri§i ile seyr edilir. 



1176 Muslim. Kader. 17: TirmTzT. Daavat. 90: ibn. Mace. Dua. 2 

1177 (§EKER, 1998), s.186 



494 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



208 

Vezin: Mefa'ilun Mefa'ilun Fe'ulun 

N'olaydi ey Ke§i§ dagi n'olaydi, 
Senin daim yiiziin boyle guleydi. 

Yiiziin goziin kan aglayip §itadan, 

Biten diirlii gigekler solmasaydi. 
Senin ab-i havani matlab edip, 
Ba§mda her tarafydran dolaydi. 

Kibirle goklere ba§ gekmeseydin, 

Ba$mda diirlii boron olmosoydi. 
Bu Misri'ya aceb bu dag ne derdi, 
Eger dile gel up bir soyleseydi. 

N'olaydi ey Ke$i$ dagi n'olaydi, 
Senin daim yiiziin boyle guleydi. 

N'olaydi ey Ke§i§ dagi n'olaydi, 
Senin daima yuzun boyle guleydi. 

Ke§i§ Dagi (Uludag) 

Marmara Bolgesi'nin Guney Marmara Bolumu'nde dag. 

ilkgagda Olympos ya da "Mysia'daki Olympos" anlamma gelen 
Olympos Mysios adiyla bilinen dag, Osmanh Doneminde Ke§i§ Dagi ola- 
rak anihrdi. 1925'te adi Uludag olarak degi§tirildi. Bursa Ovasmm gune- 
yinde yukselen Uludag, Ege Bolgesi smirinda yer ahr. Guneydogudaki 
Domanig Daglari uzerinden igbati Anadolu'da kuzeybati-guneydogu dog- 
rultusunda uzanan dag dizilerine baglanir. Yuzey §ekilleri agsmdan igbati 
Anadolu Bolumij'nun dogal bir pargasi olmasma kar§m. Bursa kentinin 
simgesi olmasi nedeniyle l.Turk Cografya Kongresi'nin karanyla bu kent- 
ten ve Bursa Ovasmdan ayrilmayarak Marmara Bolgesi'nin sinirlan iginde 
birakilmi§tir. Kuzeybati-guneydogu dogrultusundaki uzunlugu yakla§ik 40 
km olan Uludag'm Bursa Ovasi ile Nilufer (Jayimn yukari gigiri arasmdaki 
geni§ligi 20 km kadardir. 

Marmara ve Ege bolgelerinin en yuksek kutlesi olan Uludag'm yuksek- 
ligi Karatepe'de 2.543 m'ye ula§ir. Doruk kesiminin batismdaki 
Sigmaktepe ise 2.493 m'dir. Uludag. Hersiniyen dagolu§umu sirasmda or- 
taya gikmi§ bir kutledir. Ama bu ya§h kutle Neojen Bolumdeki (y. 26-2,5 
milyon yil once) karaolu§umu (epirojenez) sirasmda bugunku yuksekligi- 
ne eri§mi§ ve gengle§mi§tir. 1178 



1178 Anabiritannica 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 495 



Bu daga "Ke§i§ Dagi" denilmesine sebep, Ayasofya'daki patrik ve ra- 
hiplerin bu daga gelip oturmalari, dinlenmeleri sebebiyledir. 1179 Bursa 
§ehrinin kible tarafmdan §ehre ortu olan, goklere uzanmi§ yuksek bir 
dagdir. 

Cenab-i Allah kudret eliyle bu dagi yaratahdan beri tepesinde kar ek- 
sik olmaz. Allah Teala'nin emri ile Zulal Kurdu dedikleri mahluk, binlerce 
yilhk kar iginde burada bulunur. Hukumdarlar arzu ederlerse, kazdirarak 
eski karlardan bu hayvani buldurabilirler. Amma gayet kuguktur. Emr-i 
ilahi olarak elbise guvesi gibi bir kurttur ki, kar iginde kar yiye yiye gezdigi 
yollardan bulunur. 

Oyle yuksek bir dagdir ki, insan bir kaya arkasina gizlenmezse ruzgar 
insani saman gopu gibi havaya atar. £ok sert ruzgari vardir. Bunun en te- 
pesinde bir mezar vardir. Dort tarafmm iri ta§larla gevrilmesinden degerli 
bir kimsenin mezan oldugu anla§ihr. Bu mezar Krai Lenduha'nm oglu 
Sa'dan'm mezandir. Hz. Hamza radiyallahu anhin korkusundan bu dagda 
yerle§tigi halk arasmda soylenir. Bu mezarm yakmmda yeraltmda bir ma- 
gara vardir. Yoku§ a§agi hayli gider bir karanhk magaradir. iginde yetmi§ 
seksen kadar magara vardir. Bazi kayalarda ikibin yilhk tarihi yazilar var- 
dir. Gezmek igin gelen bilginlerin dahi guzel yazilan vardir. Seyretmeye 
deger yuksek bir dagdir. 1180 

Bursa'nm fethini muteakip Turkler tarafmdan tasavvuf kulturunun fi§- 
kirdigi ilahi bir yer haline gelmi§tir. Orhan Gazi zamaninda; Rum kilisele- 
rinin yerine Turk erenleriyle, Turk dervi§lerinin renklendirdigi tekke ve 
zaviyeler, medrese ve hucreler faaliyete ba§lami§, birgok imaretler a^il- 
mi§, birgok cami, mektep ve medreseler in§a edilmi§tir. 1181 

Yuzun Qdziin kan acjlayip sitadan, 
Biten diirlu cicekler solmasavdi. 

Yuzun gozun kan aglayip ki§dan, 
Biten turlu gigekler solmasaydi. 

Senin ab-i havam matlab edip, 
Basmda her taraf varan dolaydi. 

Senin suyunu havam isteyen, 
Ba§mda her taraf yaran dolaydi. 

Manastirlan, kiliseleri ile un salmi§ olan bu daga uyu§uk bir §ekilde barman 
papazlarm kehanetlerinden medet umarak ikide bir oraya ta§mirlardi. Rum ke§i§le- 
rinden ge§itli uydurmalanyla Hiristiyan dunyasmm mukaddes bir dagi olarak bilinir- 
di. (YARDIMCI, ilhan, Hazret-i Uftade, istanbul, 1994, s. 17) 

1180 (Evliya gelebi, 2006), s. 139 

1181 YARDIMCI, ilhan, Hazret-i Uftade, istanbul, 1994, s. 17 



496 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Kibirle aoklere has cekmesevdin, 
Basmda durlu baron olmasaydi. 

Kibirle goklere ba§ gekmeseydin, 
Ba§mda durlu yagmur olmasaydi. 

Bu Misri'va aceb bu dag ne derdi, 
Eger dile gelup bir soyleseydi. 

Bu MisrT'ya aceb bu dag ne derdi, 
Eger dile gelip bir soyleseydi. 

Tasavvufta dag, nefs igin kullanilmaktadir. Nefs igin "zunnari kesmedin" 
ile de hiristiyan olmasi gibi manalar sebebiyle bu dag ile istiare 1182 yapilmi§- 
tir. Ke§i§ Dagi'ni nefis manasina alarak mana verilecek olursa, NiyazT-i MisrT 
burada nefsinin terbiye edilmesinden dem vurmaktadir. 

Bu ilahiyi bu anlattigimiz mana ile yorumlamak daha uygundur. Cunku 
NiyazT-i MisrT'nin dunya ila olan du§uncelerinde hig sevgi bagi olmadigi bu- 
tun hayati boyunca gorulmektedir. 



istiare: Ariyet istemek. Odung almak. Birinden igreti bir §ey almak. Edb: Bir 
kelimenin manasmi muvakkaten ba§ka manada kullanmak; veya herhangi bir varh- 
ga, ya da mefhuma asil admi degil de, benzedigi ba§ka bir varhgm admi verme 
san'atma istiare denir. Cesur ve kuvvetli bir insana "arslan, kurnaz bir kimseye "tilki" 
demekle istiare yapmi§ oluruz. 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 497 



209 

Vezin: Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun Mefa'Tlun 

Ela ey sa'il-i miir$id nazar kil gel bu e§yayi 
Kelam-i Hakk'i gel gu§ it bu e§ya iizre manayi 1183 

Nefis ruh Adem ii Havva hakayik andadir hala 

Meratib Sid re vii Tuba sifat bil Ar§-i alayi 
Sifat u zatidur ilmeyn vucudi Mecmaul-bahreyn 
Velayet nur-i Zulkameyn gii akleyn Hizr u Musa'yi 

Qii esma merkez-i edna musemma devre-i kiibra 

Bu alem halka-i vusta gii nasut bil bu sugrayi 
Qii Muhyfism-i azamdir hem Isa ruh-i sultandur 
Nefis Meryem yem irfandir nefahtu durr-i yektayi 

Vucudun Misri'dir Ken'an hakayik kaplami§ el'an 

Bu giindiir manevfey can hakayik seb-i kurrayi 

Ela 1184 ev sa'il-i mursid nazar kil gel bu esvayi 
Kelam-i Hakk'i gel au$ it bu esva iizre manayi 

Ayik ol ey mur§id soran nazar kil gel bu e§yaya 

Gel Hakk Kelamina kulakver bu e§ya uzerinde manaya 

[Mur§id-i Kamil de bulundugu alemin iksiridir. Kimyacilarin kullandigi 

1185 

Kibrit-i Ahmer-i gibi, konuldugu §eyi altin eder. Onlarla nice oluler 
dirilir, niceleri kemal bulur. Onlarm cisminin ve bulundugu mekandan 
feyz higbir zaman eksik olmadigi gibi kiyamet gunune kadarda devam 
eder gider. Eger bu §ekilde bir durum olmami§ olsaydi maddT higbir mi- 
raslari olmayan bu ki§ilerin kabr-i mubarekeleri hala ayakta kalmaz ve 
adlari unutulurdu. 

Buyuklerimizden i§ittigimize gore "Biiyiiklerin bastigi topraklardan 
yuzyillar sonra dahi feyz almir." Buyurmu§lardir. Eger onlarm teberru- 
ken bir e§yasma da sahip olmak onlardan bir nisbete sahip olmak ile e§ 
degerdir.] 1186 

Nefis ruh Adem ii Havva hakayik andadir hala 

Kenan Erdogan, Niyazi-i Misri Hayati, Edebi Ki§iligi, Eserleri ve Divani'nin Ten kit I i 
Metni, Ankara, 1998, s. 241 

Ela: Arabgada soze ba§larken kullanihr. istiftah harfi tabir edilir. Be§ vecih uzere 
bulunur: 1 - Tevbih ve tenbih, 2 - inkar, 3 - istifham-i anin-nefiy, 4 - Arz, 5 - Te§vik ve 
ragbet ettirme, makamlannda 

(En-nadiru kel-ma'dum) "yok gibi nadir bulunan kimya, kiymetli §ey" 
1186 (ALTUNTA§, 2007), s. 192 



498 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Meratib Sidre vu Tuba sifat bil Ars-i alayi 

Nefis, ruh, Adem ve Havva hakayik hala ondadir 
Mertebeler Sidre ve Tuba sifat bil Ar§-i alayi 

Ruh Bilg isi 

Ruh, Allah Teala'nm mahlukatina benzemeden yaratip yuceligi tara- 
findan bildirilmi§ hususi bir mahluktur. 

Ruh, Allah Teala'nm bir emridir veya bizlerin melekleri gormedigi- 
miz gibi, meleklerin de goremedigi nasil oldugu anla§ilamayan, anlati- 
lamayan alemden olan bir mahluktur. 

Ruh, cesedin hayatinin devamina sebep olan sir, Allah Teala'ya 
mahsus, ili§kisi en kuvvetli bir mahluktur. 

Ruhun en buyuk ozelliklerinden biri, mekansiz olmasidir. Gergi Allah 
Teala'nm mekansiz olmasina nispetle mekanhdir. Allah Teala'nm varhgi 
mertebesindeki bilinmezlige gore ruh bilinenin ve anlatilabilinenin ta 
kendisi olmaktadir. Sonki ruhlar alemi, bilinmeyen mertebesi He diem 
arasmda bir gegittir. 

Ruhun hakikatini bilenler azdir. 

Bu ilmi bilenler, az olmakla berober, kendilerine agilmi§ olan ruh bilgi- 
sini de, agikga anlatamayip, inscmlarin yanli$ anlamasmdan korkarak 
toplu ifade He yetinmi§lerdir. £unku ruhla ilgili mertebe ildhi gdrunu$lere 
benzer oldugundan, arasmdakifark gok incedir. Bu konuda dogru olan oz 
olarak beyan etmektir. Ruhun hakikatini oldugu gibi agiklamak inkar 
ehline benzemek gibi olur. £unku dunya alemi bilgileri bu konuda yeter- 
siz kalmaktadir. 

Allah Teala hissiz, hareketsiz olan, higbir §eye yaramayan, karanhk ce- 
set ile maddesiz, zamansiz ve mekansiz ruhu, birle§tirip ve bir arada bu- 
lundurdu. 

Ruh bu bedene gelmeden once, mukaddes alemi biliyordu. Bedene 
gelince, bu bilgisi kalmadigmdan, yolun buyukleri, ruha eski bilgisini ha- 
tirlatacak bir yol aradilar. Bu §ekilde ruh, bedende kaldikga, o ilahT ma- 
kama yonelen kalple olmu§tur. Ruhun hedefe yonelmesi, kalbin yonel- 
mesine yerle§tirilmi§tir. Kalbin yonelmesiyle, nefis ve ruh da yonelmi§ 
demektir. Ceset ruhtan sayisiz kemalat edindigi gibi, ruh da cesetten bu- 
yuk menfaatler kazanmi§tir. 

Buna gore ruhun da beden sayesinde i§itmesi, gormesi, konu§masi, 
bedenT hale girmesi ve madde alemine uygun olan i§leri yapmasidir. 

Ruh, butun mertebe ve ona tabi olanlarla birlikte yukselme kabiliyeti 
olsa da, bedenin terbiyesi gok zor oldugundan, maddi aleme ihtiyaci var- 
dir. Bunun igin ruhun, madde ve mana alemine de yakmhgi olmaktadir. 

insanm ruhu, bu gordugumuz ceset ile birle§meseydi, terakki edemez 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 499 



ve ilerleyemezdi. Kendine mahsus makamda, derecede bagh kahrdi. Ce- 
setle birle§tikten sonra, yukselebilmek ozelligi ve kuvveti kazanmi§tir. in- 
san bu ozellikleri ile melekten ustun ve §erefli olmu§tur. 1187 Fakat nefis, 
terbiye olduktan sonra, be§eri sifatlar kaybolmayip kendisinde birakil- 
mi§tir. ^unku bunda birgok fayda vardir. Eger sifatlan yok olsaydi, insan, 
yuksek derecelere ilerleyemezdi. Ruh, melek gibi olur ve sabit makamin- 
da kahrdi. Ruh, ancak nefse uymamakla yukselebilmektedir. 1188 

Nefiste azgmlik olmasaydi, ruh nasil ilerleyebilirdi. 

Ruh, her §eyden daha latif ve madde bile olmadigindan, her ne ile bir- 
lesjrse onun haline, §ekline ve rengine girer. 1189 

Ruhlar bedenler yuzunden a§agilanirken, bedenler ruhlar ile yucel- 
mektedir. Ancak esjerin birbirine benzemesi lazimdir. 1190 Biri farkh olursa 
ikisi de i§e yaramaz. 



Ruh ile ceset, her bakimdan, birbirinin ziddi oldugundan, bunlann bir arada 
kalabilmesi igin, Allah Teala, ruhu nefse asjk etti. Bu sevgi, bunlann bir arada kalma- 
sma sebep oldu. 

Kuran-i Kerim'de; 

"Biz insanm ruhunu, guzel bir suretle yaratip, sonra en asagi dereceye indirdik" 
(Tin, 4) buyurarak bu hali bize haber vermi§tir. 

Ashnda ruhun a§agi dereceye du§urulmesi ve bu a§ka tutulmasi, kotulemege 
benzeyen bir yuceltmedir. Ruh, nefse karsj olan bu a§ki ile kendini nefis alemine 
atti. Kendinden gegerek ve unutarak onun esiri oldu. bir turlu nefis halini aldi. Sanki 
kotulugu isteyen nefis gibi oldu. 

Ruh kendini unuttugu igin, once kendi aleminde, derecesindeki Allah Teala'ya 
olan bilgisini de unutup cahil ve gafil oldu. Nefis gibi karardi. Fakat Allah Teala cok 
merhametli oldugu igin, rasuller gonderip, buyukler vasitasi ile ruhu kendine gagir- 
di, sevdigi nefse uymamasmi ve dinlememesini ona emretti. Ruh bu emri dinleyip, 
nefse uymaz, ondan yuz gevirir ise, ancak felaketten kurtulabilmektedir. Yok, eger, 
basjni kaldirmaz, nefisle beraber kalmak, bu dunyadan ayrilmamak isterse, yolunu 
§a§inr, saadetten muhakkak uzaklasjr. 

Ruh su gibidir. Doldugu kabm §eklini ahr. Durr-ul Fahire'de imam Gazali (ks) 
buyurdu ki; 

"Muminin ruhu an suretinde, kafirin ruhu gekirge s u reti n d J ed ! i r" Ashnda ikisi de 
ruhtur. 

Kur'an-i Kerim'de "Mezarianndan donuk ve urkek bakislarla gikarak gekirge su- 
rusu gibi etrafa yay\\\r\ar." (Kamer,7) gelmesi kafirlerin durumuna delil kabul edil- 
mi§tir. 

Ruh, bazen beden hukmunu ahr ve bedene tabi olur. hale vanr ki; beden hazir 
ise, ruh da hazir olur. Beden gafil ise, ruh da gafil olur. Ancak namaz kilarken ruh, 
butun mertebeleri ile birlikte Allah Teala'ya yonelir. Beden gafil olsa da, ruhun yone- 
lisine mani olamaz. £unku namaz, muminin miracidir. 



500 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ruhun bedenle olan ili§kisi, ceset igin duzelmenin ve iyiligin kaynagi, 
ayrica ya§am kaynagini te§kil etmektedir. Bu ili§ki olmasaydi, beden ta- 
mamen §er ve noksanhk yeri olurdu. 

Giinku dunyevfhaller iki turludur: 

Birisi bedenin, ikincisi ruhun halleridir. 

Binaenaleyh, ruh ile ceset, birbirinin aksidir. Bedene ho§ gelen her 
§ey, ruha elem verir. Bedeni inciten her §ey, ruha tath gelir. Ancak dun- 
yada ruh, beden derecesine du§mu§ ve cesetle birle§mi§, kendini bedene 
kaptirdigmdan bir karma§a meydana gelmi§tir. Ruh, nefis halini almi§, 
ona lezzet veren §eylerden lezzet duymaga ve cisme aci gelen §eylerden 
elem duymaga ba§lami§tir. i§te cahil halk boyledir. 

Bu anlatilanlardan, ruhun, nefisle birle§mi§ oldugu, hatta kendisini 
unutup, nefis halini almi§ oldugu anla§ihr. Ruh, bu halde kaldikga, nefsin 
butun halleri ile hallenir. Eger, ruh, nefisten yuz gevirip Allah Teala'yi se- 
verse, nefsin kotu hallerinden kurtulur. 

Ruh, olumden onceki olumle cesetten aynlmca, terbiye olmu§ kimse 
ruhunu ne bedeninin iginde, ne di§mda, ne bedenine biti§ik, ne de ayri 
olarak bulur. 

Beden terbiye olunca, diger unsurlar ile 1191 , Allah Teala'ya yonelerek, 
butun varhgi ile cesedin a§agihk sifatlarmdan yuz gevirir. Bedende butun 
varhgi ile kulluk makamma yonelir. O halde ruh, mertebeleri ile birlikte, 
Allah Teala'dan ba§kasmi gormekten ve bilmekten tamamen ayrihr. Be- 
dende dolayisiyla tamamen kulluk makammda kuvvet bulur. 

Ruh Terbiyesinde olan yanilmalar 

Ruh her iki alem agismdan incelenebilir. Higbir §eye hig benzemeyen 
Allah Teala ise boyle degildir. Bundan dolayi kul, ruhun butun makamla- 
rmi gegmedikge, hakikate varamaz. Buyuklerinden birgogu, ruh makami- 
na varmca, onu Ar§m ustunde bulmu§lar. Ruhun maddelere benzeme- 
mesini, Allah Teala'nm varhgma kan§tirmi§lar. Ruh makammin bilgilerini, 
marifetlerini, ince, gizli §eyler zan edip, Allah Teala'nm Ar§ ustunde isti- 
vasmi anladik demi§lerdir. Halbuki onlarm gordukleri nur, ruhun nuru- 
dur. Fakat o halin yanh§ oldugu da sonradan anla§ihr. 

Eger Allah Teala dogru yolu insana gostermezse kendini bu makam- 
dan kurtaramamaktadir.] 1192 



Ruh (sir, hafi, ahfa), kalp, nefis ve akil; 
1192 (ALTUNTA$, 2005), s. 61-65 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 501 



ALLAH TEALA 



Madde degildir ve benzeri yoktur 



Mekansizdir 



Allah Teala'nm alem ile beraber- 
ligi Ne igindedir, ne di§indadir. 



Allah Teala, bilinemez, nasildir 
denilemez 



Alemi varhkta durduran, Allah 
Teala'dir. 



Allah Teala anla§ilamayandir. 



RUH 



Madde degildir. 



Mekansizdir 



Ruhun bedene baghhgi, ne biti§iktir, 
nede ayridir. 



Allah Teala, insanm ruhunu 
bilinemez, nasildir denilemez olarak 
yaratmi§tir. 



Bedenin her zerresini diri tutan ruh- 
tur. 



Ruh nasil oldugu anla§ilmaz olarak 
yaratilmi§tir. 



Sifat u zatidur ilmeyn vucudi Mecmaul-bahreyn 
Velavet nur-i Zulkarneyn cu akleyn Hizr u Musa'vi 

iki ilim sifat ve zatidir, vucudu Mecmaul-bahreyndir 
Velayet nur-i Zulkarneyn gibi iki akil Hizir ve Musa'dir 

Ayette "iki denizin birle$tigi yer " olarak gegen yerin neresi oldugu hak- 
kmda mufessirler farkh goru§lerde bulunmu§lardir: 

* Fars ve Rum denizlerinin birle§tigi yerdir. 

* Asi nehrinin Akdeniz'e dokuldugu yerde bulunan Antakya'dir. 

* iki denizin birle§tigi yer, Akdeniz ile Atlas okyanusunun birle§tigi yerin 
kiyismdaki Endulus'te bir§ehirdir. 

* iki denizin birle§tigi yerden maksad bir bogazdir. Nitekim Ka'b b. 
KurazT'den Tanca = Sebte bogazi oldugu rivayet edilmektedir. Sebte Bogazi, 
Akdeniz ile Atlas Okyanusunun birle§tigi yerdir. 

* Karadeniz ile Marmara denizinin birle§tigi istanbul bogazidir. 

* Azerbaycan ve Ermenistan taraflarmdaki Kur ve Res (Aras) nehirlerinin 
birle§tikleri yerdir. 

* Urdun Nehri ile Kulzum (Kizildeniz) Nehirleri arasidir. 

Bu konuda birgok rivayet mevcuttur. Kur'an-i Kerim'de bir isim verilme- 
mekle beraber buranm Akdeniz ile Kizildeniz nehirlerinin birle§tigi Akabe 
korfezi kiyismda bulunan Eyle §ehri olmasi daha muhtemeldir. Nitekim Hz. 
Musa Kizildeniz'i gegtikten sonra Sina'da ya§ami§ ve israilogullan Misir'dan 
giktiktan sonra uzun sure bu bolgede kalmi§lardir. Hz. Musa, ne Tanca'ya ne 
Azerbaycan'a ne de ispanya'ya gitmi§tir. O halde iki denizin birle§tigi yerin 
Kizildeniz ile Akdeniz'in birle§tigi yer olmasi daha uygundur. 1193 



* (OZLER, 2004), s. 8 



502 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



Ct/ 1194 esma merkez-i edna 1195 musemma 1196 devre-i kubra 
Bu alem halka-i vusta cii nasut bil bu sucjrayi 

Dikkat en buyuk devirde isimlerin en algak merkezi isimlendirilen 
Bil ki bu kuguk insanlar igin alem orta yer olarak yaratilmi§tir 

Devriye nazariyesinde kuguk alem olan insan buyuk devir olan alemin ya- 
ratih§mda merkez durumundadir. 

Cii Muhyf 1197 ism-i azamdir hem isa ruh-i sultandur 
Nefis Mervem vem 1198 irfandir nefahtii durr-i vektavi 

Dikkat et hayat veren ism-i azamdir hem isa ruhlu sultandir 
Nefis Meryemi irfan denizidir, nefahtu birlik incisidir 

Vucudun Misri'dir Ken'an hakayik kaplamis el'an 
Bu Qiindiir manevfev can hakayik seb-i kurrayi 

Vucudun Misri'dir §imdi Ken'an'i hakikatler kaplami§ 
Ey can bu manevi i§iktir, hakikatler yedi okuyu§tadir 



1194 Cu:f. (Te§bih ve talil edati) Gibi. Dikkat. Ahenk 

1195 Edna:Pek a§agi, en algak. Pek az, pek cuz'i. £ok yakm 
Musemma:isimlendirilen, ad verilmi§ olan, bir ismi olan. Muayyen zaman. 

Belirli vakit 

MuhyT: MaddT manevi hayat veren, dirilten, canlandiran, can ve ruh veren 
manalarinda olup, Cenab-i Hakk'm bir ismidir.(Ehl-i dunya kufur ve dalalet karanh- 
gmda manen olu gibi iken Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem mubarek ir§adlan 
ve iman nurlan ile dirilmelerine ve o manevi olumden kurtulmalarma binaen 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem MuhyT denilmi§tir) 
1198 Yem:a)Deniz 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 503 



210 

Vezin: Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun Mustef ilun 

Meydan-i a§ka girdiler Hak yolunun asiklan 
Maksuda bunda erdiler Hakk yolunun a§iklan 1199 

Qiin masiva terk ettiler dosttan yana azm etdiler 

Ar§ iizre cevlan ettiler Hakk yolunun a§iklan 
Zulmat-i dunyayi geger ab-i hayati hem iger 
Derya olup d drier sagar Hakk yolunun a§iklan 

Olmezden evvel oldurur bakf hayati ol bulur 

Hakk yoluna kurban olur Hakk yolunun a$iklan 
Her kirn Hakk'i bulmak diler alsm NiyazVden haber 
Bunda iken dosta erer Hakk yolunun a§iklan 

Mevdan-i a$ka girdiler Hak yolunun asiklan 
Maksuda bunda erdiler Hakk yolunun asiklan 

A§k Meydanina girdiler Hak yolunun a§iklan 
Maksuda bunda erdiler Hakk yolunun a§iklan 

Cun masiva terk ettiler dosttan yana azm etdiler 
Ar$ iizre cevlan ettiler Hakk yolunun asiklan 

Cunku masivayi terk ettiler dosttan yana niyet etdiler 
Ar§ uzerinde dola§tilar Hakk yolunun a§iklan 

Zulmat-i dunyayi gecer ab-i hayati hem icer 
Derya olup d drier sacar Hakk yolunun asiklan 

Karanhk dunyayi geger hem olumsuzluk suyunu iger 
Derya olup inciler sagar Hakk yolunun asiklan 

Olumsuzluk Hakkinda 

Felasife di§inda, Musluman du§unurlere gore, daha bu dunyada iken 
bile bedenimiz her an olup yine dirilmektedir ve bu dunyadaki varolu§u- 
muz da akil almaz bir §eydir. 1200 Ahiret hayatmda ikinci kez hayata geli- 
§imiz, birinci geli§imizden daha gok §a§irtici gelmemelidir. 1201 Ancak bu 
dunyada bu bedene bagh olumsuzlukte, zamanla her §ey tekduzele§ece- 
ginden, boyle bir hayat sonunda katlanilmaz bir hal alacaktir. 1202 Bu ne- 



Kenan Erdogan, Niyazi-i Misri Hayati, Edeb? Ki$iligi, Eserleri ve Divani'nm Ten kit I i 
Metni, Ankara, 1998, s. 242 

1200 Mehmet Aydm. Din Felsefesi t s.204 

1201 (KOC 1990),s.ll2 

1202 B.Willlams, Problems of the Self "Cambridge Uni. Press,1973,s.82( Hunter 



504 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



denle dunya §artlarmda be§er igin sonsuz bir hayat anlamsiz bir hayat 
olacaktir. A.Duncan-Jones gibi bazi du§unurler insan hafizasmm sonsuz- 
luga uzanamayacagi goru§unu savunmaktadirlar. Duncan-Jones bu ko- 
nuda §unlan soylemektedir: 

"Normal hayatta, bilindigi gibi, sadece smirh sayida hafiza i§leri, smirh 
bir muhteva ile smirh bir zamanda yer almaktadir. Zaman gegtikge hatir- 
lanabilecek olaylarm sayisi artmaktadir. Bundan §u ortaya gikar: Hatir- 
lanabilecek her §ey surekli ve sik sik ayni derecede hatirlanacak olursa, 
hatirlanmaya deger herhangi bir olaym zaman gegtikge daha da az hatir- 
lanmasi gerekir. Buna gore, eger §u andan itibaren bir milyon yil ya§aya- 
cak olursam, sadece §imdiye kadar olan hayatimdaki olaylan degil, bu- 
nun 20.000 kati fazla olan surenin olaylarmi da hatirlamam gerekir. Farz 
edelim ki bu 20.000 (ortalama olarak elli ya§ almirsa, 50 x 20.000 =s 
1.000.000) donemden her biri hafizamizda ayni oneme sahiptir. Bundan 
§6yle bir sonug gikar: zaman, gegse de her olaym hemen hatirlanmasi ge- 
rekir. Ama biz, zamanla ki§inin hayat evreleri arasmdaki baglarm gev§e- 
digini ve soldugunu da goruyoruz. Bu durumda oyle gorunuyor ki insan- 
lar bildigimiz insanlar olmaktan gikiyorlar. Baglantilar gittikge gev§iyor. 
Eger bir kimseyi bir milyon ya§mda veya daha fazla bir ya§ta farz edecek 
olursak, hayatmm ilk donemleriyle olan baglantilan ah§tigimiz baglantila- 
ra kiyasla akil almaz derecede gev§emi§ olacaktir" 1203 

Burada ki§isel olumsuzlugun iptalini ve inkarmi gerektirecek bir §ey 
olmasa da, olumsuzluk agismdan son derece onemli bir hususa temas 
edilmektedir. Dogrusu, sonsuz bir zaman boyunca ya§ayan bir kimsenin, 
gittikge arasi agilan gegmi§iyle gok ince ve belirsiz bir bigimde de olsa ili§- 
kisini surdurmesi mumkundur. Ancak, insan sonsuz bir sure ya^ayacak 
olursa, bir an gelecektir ki, kendisini onceki hayatiyla 6zde§le§tirme smi- 
nyla kar§i kar§iya kalacaktir. Hatta boyle bir durumu bu dunya hayatmda 
bile gormek mumkundur. Sozgelimi, gok kuguk ya§larda tuttugumuz bir 
hatira defterindeki fikirlerle veya oradaki kendimizle §u andaki kendimizi 
6zde§le§tirmek bazen gok zor olabilmektedir. Dolayisiyla, 5.000 yil son- 
raki kendimizi(benligimizi) de, ki§isel ve ahlak? bakimlardan, §imdiki ken- 
dimizle ayni onemde ve ayni degerde gormemiz mumkun delildir. 

Ancak biz, dunyada kar§ila§tigimiz bu tur ki§ilik yoneli§leri ya da degi- 
§ikliklerine ragmen, yine de kesinlikle ayni ki§i oldugumuzu soyleyebil- 
mekteyiz. "Bu bize gosteriyor ki", diyor J. Hick, "ki§isel kimlige farkh §ekil- 



Steele/'Could-Body-Bound immortality be Live-able" Mind, Vol. LXXXV, 1976,s.424' 

ten naklen); D.A.Failin, Groundwork of Philosophy of Religion, s. 191. 

1203 A. Duncan-Jones, "Man' s Mortality",Analysis, Vol.28,n.3 (January 1968),s.68 



(J. Hick, Death and Eternal Life, s.209'dan naklen). 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 505 



lerde ve farkh maksatlar agisindan bakmak gerekir. Faraza, bir di§ goz- 
lemci agismdan gorulen objektif, fizikiya da metafizik 6zde§lik denebile- 
cek 6zde§likle, soz konusu biling tarafmdan gorulen subjektif 6zde§lik 
arasmda biraynm bulunmaktadir" 1204 

Ki§isel kimligi yeniden var olmu§; ayni bedeni, ayni endami ta§iyan ve 
ilelebet ta§iyacak olan bir varhk olarak algilayabildigimiz gibi, ote yandan 
bunu kendi baki§ agimizdan ahlaki ve varolu§sal bir mesele olarak gor- 
memiz de mumkundur. Eger ki§isel kimligi fiziksel bir 6zde§lik olarak go- 
recek olursak, pek buyuk bir problem ortaya gikmamaktadir. Buna kar- 
§ihk subjektif olumsuzluk degi§ken, puslu ve zamana bagh bir ozellige sa- 
hiptir. Bu bakimdan gegmi§e uzanma imkanimiz sinirsiz degildir ve "hig 
kimse de, bir ki§inin ahlaki bakimdan ne kadar bir sure ayni ki§i olarak 
kaldigmi soyleyemez" 1205 Oyleyse ebedi hayati, insanm kendi kendisini 
kavrayi§mm belli bir doneme kadar geriye uzandigi, sonra da yava§ yava§ 
soldugu; bilingli geli§meler, umut, korku, kaygi ve gaye gibi varolu§sal 
baglarla gegmi§ durumlarmi kendisiyle 6zde§le§tirerek yeni bir tecrube 
imkan ve doneminin birbirini izledigi; sonu gelmeyen bir hayat olarak du- 
§unmek, Oyle gorunuyor ki, yerinde bir yakla§im olacaktir. Dolayisiyla, bu 
hayatta, olum olmamasma ragmen, insanT varolu§un korku, cesaret, a§k 
ve umut gibi olum olgusuna bagh yonlerinin olabilecegini de kabul etmi§ 
oluruz, J.Hick'in de dedigi gibi, "eger insan olumsuzse veya dunyevi hayat 
suresinin sonsuzla garpimmdan olu§an bir sure igin kahci ise, onun olum 
sonrasi varolu§u devam eden bir tek birim olmaktan gok birbirini izleyen 
bir bolumler dizisi iginde vuku bulacak demektir" 1206 

Buna gore, §u birkag hususu daha tespit etmemiz mumkun olmakta- 
dir: Her §eyden once, sikici geleceginden dolayi insanm bu hayatta mutlu 
olamayacagi goru§u §uphe goturur bir iddiadir, Ote yandan, ebediyyen 
yasayan bir kimsenin ogrenecegi bir $ey kalmayacagi, dolayisiyla unuttu- 
gu bir $ey de olmayacagi gorusune de katilmak mumkun gorunmemek- 
tedir. Zira, bedenli bir olumsuzluk du§undugumuze gore, bu dunyadaki 
varolu§umuza benzer bir varolu§ tarzmm, dolayisiyla bu dunyadakine 
benzer algilama, i§itme ve gorme bigimlerinin (ve buna bagh epistemolo- 
jik 1207 problemlerin) orada da olmasi son derece muhtemeldir, ogrenme 



1204 J. Hick, Death and Eternal Life, s.410 



1205 a.g.e.„s.410-ll 

1206 J. Hick, Death and Eternal Life, s.413-14 

Epistemoloji, bilginin dogasi, kapsami ve kaynagi ile ilgilenen felsefe dahdir. 
Bilgi felsefesi olarak da adlandinlmaktadir. 

ilk gaglarda Thales gibi filozoflar metafizik ile ilgileniyorlardi. Evrenin salt maddesi- 
nin bulunmasi temel bir amag olmu§tu. Ama bu konularda herkesin vardigi farkh 
fikirler, fikirler arasmdaki geli§kiler filozoflarm insana, dolayisiyla akil ve bilgiye yo- 



506 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



ve unutma Ozelligi ta§iyanlar igin boyle bir hayat gok cazip gelebilir. 1208 

Elbette turn bunlar, itiraz goturmez, saglara ve sarsilmaz kanitlar ol- 
maktan gok, sadece ihtimal dahilinde bulunan, yani olmasi akil agisindan 
mumkun gorunen varsayimlardir. Ama imkan bakimmdan da, bunlar 
hangi anlamda olursa olsun, olumsuzlugu inkar eden kanitlama gah§ma- 
larinin ula§tigi sonuglardan daha az saghkh degildir. 1209 

Buradan §6yle bir sonug ortaya gikmaktadir: 

Olumsuzluk teizmin dogrulanmagina hizmet etmemektedir, J.Hick'in 
de dedigi gibi, "bu, Tanri" nin yoklugu ile agkga uzla§maz bir §ey degildir. 
Olumsuzlugu, pekala, insani §a§irtan dogal bir olay olarak da gorebiliriz, 
Dirilen ve dunyadaki hayatina hatirlayan ateist, i§lerin allak bullak oldu- 
gunu soyleyecektir; ama bu, yeni bir gevre ve yeni bir bedenle gergekle- 
§en salt olumsuzluk olgusu, kesin bir bigimde, Tann'nin var oldugunu ka- 
nitlamayacaktir" 1210 

Bu bakimdan, ote dunyanin varhginin kanitlanmasi, mantik agisindan 
kesin bir kanitlama olsa da, bu, dim bir kanitlama olmayacaktir. Bu ne- 
denle, ateizmden yola gikarak, ote dunya hayatmm olmayacagmi savun- 
mak da gok sagma bir §ey olacaktir. 12n Oyle gorunuyor ki, olumsuzluk 
meselesi, ozellikle Tann'ya inananlar igin, akildan gok inancm bir konusu 
olmaktadir. §imdi "neden oturu, nigin ve hangi hakla varsak, o sebepten, 
onun igin olumsuz de olmahyiz". 1212 Bir yerde bizim varhk tarzimizm yara- 
tilmi§hk olmasi, varhgimizi surdurmemizin Tanri'ya bagh oldugu inancmi 
da beraberinde getirmektedir. 1213 Bu bakimdan, olumsuzlugun, bizim 
varolu§umuzdan sorumlu olan Gucun "nihaT akliligi" ya da "gayr-i aklili- 
gi", §efkati veya zalimligine bagh bulundugunu soyleyenler oldugu gibi, 
bunu, "Tanri'mn bize olan bir borcu" olarak gorenler bile vardir. 1214 

Burada §6yle bir sonug ortaya gikmaktadir: olumsuzlukle Tanri'mn 
varhgi arasmdaki baglanti meselesinde ne tur bir olumsuzluge inandigi- 
miz da onemli rol oynamaktadir. Yani "ruhun basit, yok olmaz bir cevher 



nelmesine yol agti. Bu da insanm bilgilerinin dogrulugunun sorgulanmasma neden 
oldu. Boylece bilgi felsefesi dogmu§ oldu. 

1208 H.Steele "Could Body-Bound imraortality Be Liveable?" s.425. 

1209 (KO£ 1990),s.l36-138 

Rem B.Edwards, Reason and Religion, s.359: M.Aydm "Tanri Hakkmda 
Konu§mak ,/ s. 39. 

1211 



Unamuno, "Ya§amin Trajik Duygusu", s.17. 

a.g.e., s. 53; Galloway,The Philosophy of Religion. s. 572; K.L. Patterson, .Plato on 



lmmortality,s.33 

213 D.A.Pailln, Gn 

214 E,S.P.Haynes 
lusion of lmn^lortality ,, , s.7-8. 



1213 D.A.Pailln, Groundwork of Philosophy of Religion, s. 190-91 

E,S.P.Haynes 7 The Belief in Perasonal Immortality, s. 145; C. Lamont, "The 



Divan-i ilahiyyat ve Agiklamasi | 507 



oldugu du§uncesinden yola gikarak olumsuzluk inancini temellendirme 
gabasmda Tanrmin varhgi ile ruhun olumsuzlugunun, en azmdan teorik 
duzeyde, ayri ayri ele ahnabilecegi kanaati vardir. Belki de "ruhun olum- 
suzlugu" kavrammin ve bu kavramm agiklanabilmesi igin ba§vurulan me- 
tafizik delillerin din? gevrelerde pek ho§ kar§ilanmamasinm bir sebebi de 
bu durumdur" 1215 . Ancak, tarti§ma bedenli dirili§ konusuna ta§mdigmda, 
bu kanaati payla§mak pek mumkun gorunmemektedir. 

Olumsuzlukle Tanri'mn varhgi arasmda herhangi bir baglanti bulun- 
madigmi savunanlar agismdan burada §u hususlan belirtmekte de yarar 
bulunmaktadir: 

(a) Ruhla beden arasmda, en azmdan sagduyu duzeyinde, adeta kesi- 
ne varan bir ayrimm bulunmasi; beden burada kahyor, ruh ise gogup gi- 
diyor, 

(b) Kendimizi hig olmami§ gibi du§unmenin imkansizhgi ve 

(c) hayata sarilma ve olumden kagi§ yonunde gok guglu bir iggtidunun 
varhgi. 

Diyebiliriz ki bu ozellikler hemen hemen turn insanlarda dogu§tan 
gelmektedir ve bu duygu Tanri inancmdan daha koklu gibi gorunmekte- 
dir. 1216 Buna gore, ruhun olumsuzlugunu dogal bir §ey olarak gorunce, 
Tanri ile olumsuzluk inancmm arasmi ayirmak da kolayla§iyor. 1217 

Olumsuzluk konusunda §imdiye kadar yapilan tarti§malar, ote dunya- 
daki varolu§ tarzmm mahiyetinin ne olacagmi degil de, daha gok, ne ol- 
mayacagmi ortaya koymu§tur, Yani, bu konuda onaylanan hususlardan 
gok, kar§i gikilan noktalar ustunde yurunerek yol ahnmi§tir. .Bu agdan 
bakmca, salt ruhun olumsuzlugu imkanmi bir olgude saf di§i etsek bile, 
bedenli bir yeniden varolu§ tarzi, Tanri'mn bilgisi ve kudreti dahilindeki 
alabildigine geni§ bir imkanlar dunyasma agik olarak kalmaktadir. Tan- 
ri'mn varhgma inanildigi veya insani var eden §eyin evrende hala faal ol- 
dugu kabul edildigi takdirde, bizim igin dirili§ imkani da her zaman var 
olacaktir. Ayni "kahr" (pattern) iginde, ki§isel kimligin korunarak gergek- 
le§ecegi savunulan dirili§ §ekli bu imkanlardan sadece birisidir. Belki de 
bu yuzden olacak, Hume ve Russell cizgisindeki filozoflar, olumsuzluk ko- 
nusundaki kanitlarm agirhginin tamamen mu'minlerde oldugunu soyle- 
mislerdir. 

Olumsuzlukle ilgili iddialarm nasil isbat edilecegi konusu da son dere- 
ce onemlidir. Agikga, olumden sonraki varolu§la ilgili iddialar deneye da- 
yah yonden asla gurutulemezler. Eger olumsuzluge olan inancimiz yanhs- 



1215 M. Aydm. Din Felsefesi t s. 194. 

0. Lamont. The Illusion of Immortality, s.9-10. 
1217 (KOC, 1990), s, 149-150 



508 | NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



sa, bunu ogrenmemiz (veya ispat etmemiz) hicbir zaman mumkun olma- 
yacaktir. Buna kar§ihk, olumsuzlugu inkar edi§imizin yanh§ oldugunu 6g- 
renme §ansimiz olabilecektir. Bu durum da olumsuzluk lehinde kaydedi- 
lecek bir husustur. 

§urasi bir gergektir ki, olum sonrasi varolu§ tarzi konusunda biz ne 
soylersek soyleyelim, eger herhangi bir §ekilde olumsuzluk varsa, biz bu- 
nu ister kanitlayahm ister kamtlayamayalim, bu varolu§ tarzi ve ote dun- 
ya hayati nasil olacaksa yine oyle olacaktir, ote yandan, eger olumsuz 
degilsek, higbir delil bizi olumsuz kilamayacaktir. Dogrusu, olumsuzluk 
konusu salt nihaT mukadderatimiz agismdan degil, bu dunyadaki varo- 
lu§umuz agismdan da son derece buyuk bir onem arz etmektedir. Sozge- 
limi, dirili§ du§uncesi hayatimiza yeni bir boyut kazandirmakta, ona higbir 
§eyin veremeyecegi bir anlam ve ciddiyet vermektedir. Denebilir ki insani 
insan kilan ve ahlaki bir varhk olu§unu peki§tiren, onun, olum otesiyle il- 
gili bo