(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Yeni Tarama Sozlugu-Turk Dil Kurumu"

yeni 

TARAMA 



SOZLÜGU 



TÜRK DİL KURUMU YAYINLARI 



ANKARA ÜNİVERSİTESİ BASIMEVİ - ANKARA 1983 



Y E N î 
TARAMA SÖZLÜĞÜ 



TÜRK DİL KURUMU YAYINLARI :503 



i 



TARAMA 



o e v^ @ @ 



ZLUGU 



Düzenleyen 

CEM DİLCİN 



TÜRK DİL KURUMU YAYINLARI 



Tarama Sözlüğü, XIII. yüzyıldan XIX. yüzyıla değin Türkiye Türkçe- 
siyle yazılmış yapıtlardan taranan ve bugün kuUanimdan düşmüş ya da an- 
lamı, yapısı değişik olarak kullanılan Türkçe sözleri tanıklarıyla birlikte veren 
bir çeşit tarihsel sözlüktür. İki dizi halinde 12 cilt olan Tarama Sözlüğü, 1935' 
ten 1977'ye değin 42 yıl süren bir çabşmanm ürünüdür. 

Sözlüğün hazırbk çabşmalarma 1935 yıbnda başlanmıştır. İlk evrede 135 
kitap taratılarak sözlüğe gereç toplanmış, bunu sözlüğün düzenleme ve basım 
evresi izlemiştir. 1941 yıbndan başlayarak, bir yandan eldeki tarama fişleri 
sözlük düzeninde işlenmiş, bir yandan da kitap tarama işi sürdürülmüştür. 
Böylece, taranan kitap sayısı 160'a yükselmiş ve 1943-1957 yıUarı arasında her 
ber biri A'dan Z'ye değin tam bir sözlük olan dört ciltlik Taınklariyle Tarama 
Sözlüğü ortaya konulmuştur. Daha sonraki çalışmalarla, ilk diziyi oluşturan 
bu dört cildin söz varbğı bir araya getirilmiş, kimi yönlerden geliştirilmiş ve 
yeni taranan 67 kitabın verimleri de bunlara katılarak, 1963-1972 yıUarı ara- 
sında altı cilt olarak yayımlanan Tarama Sözlüğü düzenlenmiştir. Bu altı cilt- 
ten sonra da, 1974-1977 yılları arasında Ekler ve Dizin ciltleri yayımlanmıştır. 



* 



Tarama Sözlüğü, ilk cildinin yayımlandığı tarihten bu yana Türkoloji 
alanında büyük bir boşluğu doldurmuş, yerli ve yabancı uzmanlarca sürekli 
aranan ve kullanılan bir başyapıt olmuştur. Bugün de, bu önemli işlevini sür- 
düren sözlüğün, kullanım, alanını genişletmek ve eski metinlerle ilgilenen her- 
kesin kolayca yararlanabilmelerini sağlamak amacıyla, tanıksız bir tek cilt 
halinde yeniden düzenlenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bu gereğin sonucu ha- 
zırlanan eldeki bu yeni sözlükte, eskisinden ayrılan ve geliştirilen yönler 
şunlardır: 

1. Madde başı olan bütün sözler çevriyazıyla verilmiştir. 

2. Madde başı olan sözler verilirken, tanıklardaki eski harflerle olan 
yazım biçimlerine bağh kahnmıştır. 

3. Deyimler, birleşik eylemler, tamlamalar ve öteki sözler hangi sözcük- 
le başhyorsa o madde içerisinde toplanmıştır. 

4. Yabancı kökenli kimi sözcüklerin hangi düden olduğu kısaltmalarla 
gösterilmiştir. 

5. Tanıklara yer* verilmemiştir. 

6. Tarama Sözlüğü hazırlanırken gözden kaçmış olan kimi yanhşlar el- 
den geldiğince düzeltilmiştir. 

' VII 



7. Sözlüğün sonuna, madde başı olan her sözün Tarama Sözlüğünde 
geçen bütün yazım biçimlerini içeren eski yazıdan yeni yazıya bir dizin 
eklenmiştir. 

Sözlük üzerindeki çahşmalar bu ciltle son bulmuş değildir. Bundan 
sonra yapılacak çalışmalarla, sözlüğün her yönden daha da geliştiı-ilmesi 
sağlanacaktır. 

* * 

Tarama Sözlüğünü kırk yıla yaklaşan bir sürede, olağanüstü titiz ve öz- 
verili bir çabşmayla hazırlayanlar Sayın Ömer Asım Aksoy ile rahmetli 
babam Dehri Dilçin'in yüce emeklerini sonsuz bir saygıyla aDiyorum. 

Bu cildin hazırlanmaya başlandığında Derleme ve Tarama Kolu Başkanı 
olan Sayın Prof. Dr. Mustafa Canpolat'm yönetici ve bilim adamı olarak 
sözlüğe yaptığı değerli katkıları aoımayı da bir görev sayıyorum. 

Daha sonraki dönemlerin Kol Başkanları Sayın Doç. Dr. Semih Tezcan'a 
ve Sayın Emel Vardarh'ya da her konudaki yardımlarından dolayı teşekkür- 
lerimi sunarım. 

Cem DİLCİN 



VÎII 



SÖZLÜĞÜN DÜZENLENMESİNDE TUTULAN YOLLAR 

1. Madde başı olan sözlerin tanıklarda geçen bütün yazım biçimleri 
birer birer saptanmış ve çevriyazıyla verilmiştir. (Kimi tanıklarda, sözcüğün 
eski harflerle olan yazımından -imla harfleri ve hareke bulunmaması nedeniy- 
le- ünlülerin okunuşu kesinlikle anlaşılamadı ğı için, böyle durumlarda ya Ta- 
rama Sözlüğiindeki şekle bağlı kalınmış ya da o yüzyılın fonetik özelliği dik- 
kate alınarak sözcüğün şekli saptanmıştır.) 

2. Tarama Sözlüğünün söz varlığı korunmuş, - düzeltme ve düzenleme- 
lerin dışında- sözcüli eklenmemiştir. 

3. Söylenişleri ve yazımları aynı, fakat anlamlan arasmda büyük fark- 
lar bulunan s özcülder ayrı maddeler halinde (I), (II)... rakamlarıyla gösteril- 
miştir. 

4. Madde başı olan sözlerin birbiriyle ilgili türlü anlamları 1, 2 ... ra- 
kamlarıyla numaralanmıştır. 

5. Söylenişleri ayrı ve değişik yazımı olan sözlerin bir şekli esas madde 
başı yapılmıştır. Öteki şekiller, sözlükte alfabetik su-aya göre bulundukları 
yerlerden, bü esas şekle -> işaretiyle gönderme yapılarak köşeli ayraç [ ] 
içinde gösterilmiştir. ^ 

6. Deyimler, birleşik eylemler, tamlamalar ve öteki sözler hangi sözcükle 
başlıyorsa, madde başı olan o sözcüğe alınmış ve alfabe sırasına göre sıralan- 
mıştır. Bunlar arasında küçült farklar bulunan şekiller, aynı madçle içinde -> 
işaretiyle gönderme yapılarak en eski ya da en yaygın bir ana şekilde toplan- 
mıştır. (Böyle maddeler içerisinde geçen - işareti, madde başı olan sözcük 
yerine kullanılmıştır.) 

7. Herhangi bir maddeye gönderme yapılan bir sözcüli, o maddenin han- 
gi anlamına gönderilmiş ise, o anlamın numarası, gönderme yapılan sözcüğün 
üst yanma ufak punto rakamla yazılarak belirtilmiştir. 

8. Deyimlerin, birleşik eylemlerin, tamlamaların ve öteki söz gruplannm 
ilk sözcükleri, sözlükte madde başı olarak yer almıyorsa bunlar köşeli ayraç 

[ ] içine alınarak madde başı yapılmıştır. 

9. Yabancı kökenli kimi sözcüklerin hangi dilden olduğu kısaltmalarla 
gösterilmiştir. Kimi yerlerde de yabancı kökenli sözcüğün aslı <- işaretiy- 
le verilmiştir] 

10. Tarama Sözlüğiindeki madde başı olan sözlerde yapılan düzeltme- 
ler ve değişiklikler ana çizgileriyle şunlardır: 

IX 



a) Bugünkü söylenişine yakın bir yazımla sözlüğe geçirilmiş sözcükler 
eski harflerle olan yazımlarına uygun olarak verilmiş ve esas madde başı ya- 
pılmıştır: aTiın-anurj, artmak-aıdmak, bildüklü-hildukii, biriktirmeh-hrrikdnT- 
mek, çaptırmak-çaf durmak, dayanmak-tayamnak, dolu-tohı, duyağan-tuya- 
ğan, e(?erle7imeJ£-iderlenmek, etmek-itmek, ^en-gig, u^ru-üğrı, yuyucu-yu- 
yucı... 

1>) Kimi madde başı olan sözler düzeltilmiş ve d.oğı-u biçimleriyle söz- 
lüğe alınmıştır: anurdu geZmefe-egirdü gelmek, algitmek ve aZı^ifmefe-elikdür- 
mek, 6u'^ız-buğur, öuZgaZafc-bulğalık, 6unaZsaZı/î-buq alsıhk, ^eşfZür-keşür, 
fcuZgan-kurlağan, ol (11) ve öZ-ul, uyuge/ı-üyügen, uyumezlenmek-üynme,z- 
lenmek... 

c) Okunuşları yaygınlaşmış kimi sözler de doğru biçimleriyle düzeltil- 
miştir: beğdeş, bekdaş ve bekdeş-he^deş, dJoyma/c-döymemek, igen, igende, 
iğen, iğende ve iğin-İJ}en ve igende, sügü-sügü, sügüZemefe-sügülemek... 

ç) Sözlükte yer almalarına gerek olmayan kimi Arapça ve Farsça söz- 
cükler alınmamıştır: babuna (-^ Far. bâbûne), bahş {Far.), bazu {<- Far. 
bâzû), bibi {<r- Far. bibî), cinnistan (<- Ar. Far. cinn-istân) çöğen (<- Far. 
çevgân), çünki ve çünkim {Far.), derzi (<r- Far. derzi), fakat {Ar.), girinç 
(^ Far. gürinc), gürbüz {Far.), hamır {<- Ar. hamîr), hu {<r- Far. hû), 
kirde {<- Far. girde), kütüval {<- Far. küt-vâl), mal {<- Ar. mâl), timar 
{<r- Far. tîmâr), yarı {<- Far. yâri)... 

d) Eylemlerin çekimli şekillerine genellilde yer verilmemiştir. Ancak ge^ 
rekli görülen yerlerde bu çekimli şekiller, eylemlerin mastarları altında top- 
lanmıştır. 

e) Birleşik sözcük olup da ayrı yazılmış olanlar birleştirilmiştir: ağaç 
kavunu-agaçkavum, ayu fcuZa^ı-ayukulağı, ağzı açu/c-ağzjaçuk, bağrı ka- 
ra-bağrıkara, 6e| börkü-hegbövki, böğrek eriği-bögrekerigi, düğün çiçeği-d^i- 
günçiçegi... 

f) Sözlükte uygulanan yönteme göre esas alınan bir maddeye gönder- 
me yapılması gereken sözcükler bir ana şekille birleştirilmiştir: cüftlenmek- 
çiflenmek, ^amu-kamu, handa-kamda, handasa-kandasa, hansi-kansı, kovuz- 
koğuz..o 

g) Aynı anlamda olmakla birlikte kökleri ve kuruluşları ayrı olan ve 
birbirine gönderme yapılmış kimi sözler ayrı maddeler halinde verilmiştir: 
çiğre, {çeğre, koğuş oku, kovuş oku, kovuş ok)-^ Çİgre, [çegre ] ; koğuş okı, [kovuş 
ok, kovuş okı]; sanasm, {sunaydın, diyesin)- şanasm, [şanaydurj]; diyesin, 
[diyeydüi)]... 

ğ) Madde başlarında gösterilmiş kimi şekiller tanıklarda bulunmadığ] 
için, alınmamıştır: abalak, avkırmak, bey, çağlak, dulp, dulun, sıvışmak... 



X 



a 


Jl t û < 4 < [t \ t \ 


â 


[^ < '1 . '1 . T 


b 


t— ^ 


c 


C 


Ç 


^ 


d 


^ 


d 


ü^ 


e 


-- -- e. 


f 


UJ 


S 


£i . df 




L 


İl 


e « A < A 


h 


c 


t 


c 


1 


— . ^ * J ' (^1^ 


i 


_^ (^ ' 1^« L^l^ 


i 


1 -- 


j 


J 


k 


£] 


k 


(i 


1 


J 


in 


r 


n 


ü 


ıj . 


û i] *^£İ 



ÇEVRİYAZI ALFABESİ^' 



di; 



p 


L-J 




r 


J 




s 


U^ 




ş 


U^ 




ş 






Ş 






t 


â ' 


( Cj 


t 


^ 
> 




u 


— 


' J 


ü 


J 


.^1 


ü 


— 


* J 


v 


3 




y 


^ 




z ' 


J 




z 


Ji 





U' 



t 



* Çevriyazı işaretlerinin siyahı basımeviade bulunmadığı için, sözlüğün ba- 
sımında zorunlu olarak bunların yerine beyazlar} kullanılmıştır. 

■ • ■ XI 



aba 1. Ana, anne. 2. Nine, anneanne. 
abartmak Mübalağa etmek, büyüt- 
mek. . ■ 
abbak -> appak 
[âb-dest (Far.)] 

- virmek İyice darılmak, haşla- 
mak. 

abıca Amca. 

abrık Birbiri üstüoe eğilmiş, yığılmış. 

abrıl («- Yun. abrilios) Nisan. 

abrılmak -> avrıbnak 

abşak -> apşak 

abu Şaşma ve korku ünlemi. 

abuk, [apuk] Avurdu şişirip parmak- 
la vurarak ses çıkarma. 

['aceb (^r.)] 

-e kalmak Hayrette kalmak, şa- 
şakalmak. 

[acı] 

- dil Acı söz, dedikodu. 

- dil virmek Acı söz söylemek. 
-ya koymak Istıraba sokmak, zah- 
met vermek. 

acığ -> acık 

acığan Çok acıyan. 

acık, [acığ, açuk (I)] Acı, dert, ıs- 
tırap. 

-mı almak, [-ını çıkarmak] İn- 
tikamını almak. 
-mı çıkarmak -> -ını almak 
-1 tutmak Öfkelenmek. 

- itmek Istırap vermek, üzüntü 
içinde bırakmak. 

- olmak Canı acımak. 
acıla, [açla] Aç iken. 
acüaca Aç olarak, aç açına. 
acılık Istırap, eziyet, sıkıntı, 
acımak Eziyet görmek, canı yanmak. 



acımarul Hindiba. 

acın Aç olarak, acılıkla, açlıktan. 

acır -> *^acur 

acırak Acımsı, acımtırak. 

acırmak, [acürmak] 1. Acıktırmak. 
2. Bağh, uyar durumda bulundur- 
mak. 

acışıklık Acı, ağrı. 

acışmak Ağrımak. 

acıtğan, [acıtkan] Çok acıtan, çok 
ıstırap veren. 

acıtkan -^ acıtğan 

acıtmak İncitmek. 

acıyavşan Veronika, pelin. 

açmak, [açmak (I)] Acıkmak. 

*^acur, [acır] Hıyara benzer, hıyardan 
büyük sert bir meyve. 

acurmak -> acırmak 

[aç] ^ ■ 

- dirilmek Aç yaşamak. 

- itmek, [- tutmak] Aç bırakmak. 

- tutmak -> - itmek 
açı Acı, dert, keder, 
açık (I) Serbest, laubali. 
[açık (11)] 

- dillü Kekelemeden söyleyen, düz- 
gün konuşan. 

- yir Feza, boşluk. 

açıklamak Ortaya çıkarmak, açık du- 
ruma getirmek. 

açıklık Fesahat. 

açılmadıcak 1. Açılmamış mini mini. 
2. Açılmadıkça. 

açılmak (I) 1. Zahir olmak, aşikâr 
olmak. 2. Ortadan kaybolmak, gö- 
rünmez olmak. 
açıla açıl Çekilin, savulun. 

açılmak (II) Fethoiunmak. 



açılmış 



açılmış Açıklanmış, şerh edilmiş. 

açmmak Açılmak, görünmek. 

açışmak Birlikte açmak, müşavere et- 
mek. 

açku 1. Açacak, parlatacak şey, cila. 
2. Anahtar. 

açla -^ acıla 

açmak (I) -> açmak 

açmak (11) Parlatmak, perdahlamak. 

açmak (III) 1. Fethetmek, zaptet- 
mek. 2. Uzağa sürmek. 3. Yay- 
mak. 4, Açığa vurmak, ortaya koy- 
mak. 

aça görmek Açmaya bakmak, aç- 
maya çalışmak. 

açmak (IV) Aşmak. 

[ açmaz] 

- komak Olduğu gibi terketmek, 
yüzüstü bırakmak. 

açmazlanmak Açılmak istememek. 

açuk (I) -> acık 

açuk (II) 1. Açık. 2. Güler yüzlü, şen. 

- boyamak Bir işi açıkça yapmak. 

- göijiiUü Temiz kalpli. 
açukhk Saflık, temizlik, 
[ad]' 

- bağlamak Ad olarak almak. 

- çıkarmak Ün salmak, şöhret ka- 
zanmak. 

- eri. İyi adla şöhretli. 

- eylemek Ad vermek, adlandır- 
mak. 

-1 bellii Meşhur, ünlü. 
-ma ne düşerse Şanına ne yakı- 
şırsa. 

- issi Meşhur, ünlü. 

- itmek Ad bırakmak. 

- kazanmak Ün almak. 

- şan, san Ün, şöhret. 

- urmak, [- vui'mak] Ad vermek, 
ad koymak. 

- urunmıak Ad takınmak, ... adım 
almak. 

- vurmak -> - urmak 



- yavuzluğı Ad kötülüğü, kötü ad- 
hhk. 

adahlu -^ adaklu 

adaklu, [adahlu] Nişanh, yavuklu. 

Adalya Antalya. 

adamak (I), [adımak] Ad vermek, 

adlandırmak. 
adamak (H) Va d etmek. 
adamcıl insana saldıran (hayvan). 
adamcıllanmak Adam gibi görünmek, 

adandık taslamak. 
adamlık Olgunluk, erginlik. 
adanlu Adlı, ... adını takınmış, 
adanmak Ad almak, ad takınmak. 
[ adanmış ] 

- vakt Muayyen, belirli zaman, 
[âdem {Ar.)] 

- oğlanı İnsanoğlu. 

- tonına girmek İnsan kılığına 
girmek. 

[ adım] 

- admak Adım atmak. 

- kalgımak Adım atmaya çahş- 
mak, ayağa kalkmaya çabalamak. 

- yirde Adım başına. 
adımak -> adamak (I) 
adımlamak Yürümek. 

adlamak Ad vermek, adlandırmak. 
adlanmak Şöhret kazanmak, nam sal- 
mak. 
adlu Meşhur, ünlü. 
adsuz 1. Şerefsiz, kötü tanınmış. 2. 

Şöhretten düşmüş, unutulmuş. 3. 

Namert, aşağıhk. 
adsuzhk Şöhretsizlik. 
ağ (I) 1. Ak, beyaz. 2. Duru, berrak, 

-1 karası İyisi kötüsü, her çeşid.i. 
ağ (11) Donun ortasındaki parça, 
ağ (III), [ağkurdı] Ağ ören böcek, 

tırtıl, 
ağa 1. Ağabey, büyük oğul, büyük 

erkek kardeş. 2. Baba, ata. 3. 

Efendi, büyük, amir. 

- kadın Büyük ka dm, hanımefendi. 



ağılmak 



ağaç (I) Sopa, değnek. 

ağaç (II) 1, Bir kilometre kadar o- 
lan bir uzunluk (ölçüsü). 2. 68 cm. 
uzunluğunda ağaçtan yapılmış ar- 
şm. 

ağaçdelegen, [ağaçdelen] Ağaçkakan. 

ağaçdelen ->■ ağaçdelegen 

ağaçkarası Çürük ceviz ağacı kökün- 
de bulunan siyah yapışkan madde. 

ağaçkavunı Turunç. 

ağaçköpügi Ağaç zamkı. 

ağaçpuşı -^ ağaçpiisi 

ağaçpüsi, [ağaçpuşı] Kimi ağaç ve 
bitkilerin gövdesinden sızan zamk. 

ağaçlamak Sopayla dövmek, dayak 
atmak. 

ağaçlanmak Sopayla dövülmek, da- 
yak yemek. 

ağardıca Ağarırken. 

ağayıl Ağıl, koyun sürüsü. 

[ağban] 

- iv Büyük çadır, otağ. 

ağca, [ağcam] 1. Ak, akça. 2. Atm 
alnından burnuna doğru inen be- 
yazbk, akıtma. 

ağcam -^ ağca 

ağcarak Beyaza çalar, akımsı. 

ağdarmak -> aktarmak 

ağdık ->■ ağduk 

ağdırmak -^ ağdurmak 

ağduk, [ağdık] Karışık, bozuk, ku- 
surlu, ters, aksak, eksik. 

ağdukhk Terslik, aksilik, eksiklik, 
kusur. 

ağdurılmak Yukarı çıkarılmak. 

ağdurmak, [ağdırmak] 1. Kaldırmak, 
yukarı çıkarmak, yükseltmek. 2. 
(Hayvanı) Aştırmak, çiftleştirmek. 

ağı İpekli kumaş. 

ağıl, [ay ağJı, ay ve gün ağılı, güneş 
ağılı] Aym ve güneşin çevresinde 
görülen beyaz halka, hale. 

ağıllanmak, [ağullanmak] Ay har- 
manlanmak, halelenmek. 



ağıUık (Ayı çevreleyen) Beyazbk. 
ağın 1. Cimri, pinti. 2. Zorba, haydut. 
ağır (I) 1. Sert, keskin. 2. Çok, bol, 
kalababk. 3. Ağırhk. 

- feaş 1. Ağır başb. 2. Vakar, tem- 
kin. 

- düşmek Ağırlaşmak. 

- gögülli Korkak. 

ağır (II), [- basan, - basma, — baş- 
mak, ağırlık (II)] Kâbus. 

- basan -^ - 

- basma -^ 



ağırılmak (Boru yüksek sesle) Çalın- 
mak. 

ağırın Ağırbğmda olanı, ağırbğmda- 
kini. 

ağırlamak Saygı göstermek, ulula- 
mak, yüceltmek. 

ağırlanmak 1, Saygı gösterilmek, 
ululanmak, yüceltilmek. 2. Ağırr 
laşmak, üzerine ağırhk çökmek. 

ağırlık (I) 1. Ağır, değerli. 2. Say- 
gmbk, değer. 3. Vakar, temkin. 
4. Nikâhta kız tarafına verilen pa- 
ra, başbk. 5. Ev eşyası. 6. Karşı- 
bk, bedel. 

— bulmak Saygı görmek. 

— İtmek Saygı göstermek, ikramda 
bulunmak, ağırlamak. 

ağırlık (II) -^ ağır (II) 

ağırlıklu Sayın, saygıdeğer, değerli. 

ağırmak 1. Anırmak. 2. Haykırmak, 
kükremek. 

ağu-şak 1. İplik eğrilecek iğe takılan 
tahta yuvarlak. 2. Dizkapağı, aşık 
kemiği. 

ağırşaklanmak (Erinlik çağında kız- 
larda) Meme yumrulanıp kabarmak. 

ağırtmak 1. Anırtmak. 2. (Boruyu 
yüksek sesle) Çalmak. 

ağıtçı Olu için ücretle ağlayan (ka- 
dm). 

ağıtmak Dağıtmak, savurmak. 



agi2 



[ağız (I)] 

- bir eylemek -> — bir itmek 

- birikdürmek Söz birliği yapmak, 
bir düşünce üzerinde toplanmak. 

- bir itmek, [— bir eylemek] Söz 
birliği yapmak. 

- bucağı Avurt. 

- çakmak Hoşa gidecek söz söyle- 
mek. 

- eğmek Minnet etmek, yalvarmak. 
—1 bozuk Ne çeşit gem vurulsa zap- 
tedilemeyen (at). 

-1 çelikli Çenesi kuvveti', düzgün 
söz söyleyebilen. 

-1 kutlu Ağzından hep hayırlı söz 
çıkan, hep iyi şey söyleyen. 
-ına çalmak Ağzma vurmak. 
-nın dadım virmek -> -nın tadım 
virmek 

-ınm kaşığı Bir kimsenin yapabile- 
ceği, bir kimseye yakışan, uygun 
gelen. 

-ını poryaza açmak -> -im yile 
açmak 

-mı yile açmak, [-im poryaza aç- 
mak] Ağzını havaya açmak, eli 
boşa çıkmak, yoksun kalmak. 
-mın tadmı virmek, [—nın dadını 
virmek] Ağzının payını vermek, 
haddini bildirmek. 

- itmek Ağız yapmak, oyalayacak 
söz söylemek. 

- koklamak Ağız aramak. 

-lara düşmek Dile düşmek, herkes- 
çe duyulup bdinmek. 

- olmak Ağız ağnsına tutulmak. 

- otı 1. Ağız ağnsı için kullanılan 
ilaç. 2. Tüfeğin ağzına konulan 
barut. 

- tüfeği -> - tüfengi 

- tüfengi, [- tüfeği] Bir çeşit es- 
ki tüfek. 

- üşürmek Ağız birliği etmek. 

- yan Salya. 



ağız (II) Sınır, uç. 

ağız (III) Defa, kere, kez. 

ağız (IV) -> ağuz 

ağız (V) -> aijiz (II) 

ağızlık (I) Dokumacıhkta çözgünün 
açıhp kapandığı yer, mekik atıla- 
cak yer. 

ağızhk (II) Başlangıç. 

ağızlık (III) At geminde ağıza yan- 
lamasına giren demir. 

ağkurdı -> ağ (HI) 

ağlağan Çok ağlayan, sık sık ağlayan. 

[ağlamak (I)] 
-lar Ağlamalar. 
ağlara urmak Ağlar görünmek. 

ağlamak (II) Aksamak, aksaklık gös- 
termek. 

ağlamasımak -> ağlamsımak 

[ağlamış] 

— yüzlü Ekşi surath. 

ağlamsımak, [ağlamasımak, ağlam- 
sınmak, ağlasımak] Ağlar gibi yap- 
mak, ağlar duruma gelmek. 

ağlamsınmak -> ağlamsımak 

ağlanmak İçin için ağlamak. 

ağlasımak -> ağlamsımak 

ağlaş Ağlaşma, ağlayış. 

ağlaşdırmak Birçok kimseyi birden 
ağlatmak. 

ağlık, [aklık] 1. Beyazbk. 2. Ka- 
dınların yüzlerine' sürdükleri düz- 
gün, üstübeç. 

ağmak 1. Çıkmak, yükselmek. 2. A- 
şağı inmek, ağır gelip aşağı meylet- 
mek. 

ağnağan Çok yuvarlanan. 

ağnak Hayvanların yatıp yuvarlan- 
dıkları yer. 

ağnamak 1. Yatıp yuvarlanmak, de- 
belenmek. 2. Bolluk içinde rahat 
yaşamak. 

ağnatmak Debelendirmek. 

ağrı Acı, ıstırap, dert, illet. 

ağrık (I) Ağnb, ağrıyan. 



akçaku 



ağrık (II), [agruk (I)] Ağırbk, eşya, 

ev eşyası. 
ağrıkh Acıyan, ıstırap veren, 
ağruk (I) -> ağnk (II) 
[ağruk (H)] 

- çekmek Ağırlaşmak, ağır halde 
bulunmak. 

ağsak, ağ şak Aksak, topal. 

ağsakhk, ağşakhk Aksaklık. 

ağsamak, ağşamak, [ahsamak] Ak- 
samak, topallamak. 

ağsırık Aksırık. 

ağsırmak -> ahsırmak 

ağsurmak -^ aksırmak 

ağşam -> ahşam 

ağta Ağda. 

ağuağacı Zakkum. 

ağukunduz Aksırtıcı bir ot. 

ağukm*dı Kuduzböceği. 

ağul Ağıl. 

ağullanmak -> ağıllanmak 

ağustosgüli Yabani gül. 

ağuz, [ağız (İV)] Doğuran hayvanın 
ilk sütü i 

ağzıaçık, [ağzıaçuk] Hindistan'da 
yetişen, zambağa benzer sarımsı 
güzel kokulu çiçeği olan ve tohumu 
ilaç olarak kullanılan bir bitki. 

ağzıaçuk -> ağzıaçık 

aha İşte. 

ahar (<- Far. âhâr) Eskiden kullanı- 
lan kağıt cilası. 

[^ahd (Ar.)] 

- bağlamak Söz vermek, 

ahi, [ahu] Bir kimsenin sevdiği, en 

yakını. 
ahıcı Akıcı, seyyal, 
ahdık Cömertlik. 

ahırmak Tükürmek, tükrük atmak. 
ahıtmak Akıtmak, 
[âhiret (At.)] 

- oğh Evlathk. 
ahmak Akmak. 

ahasmı Nasıl akacağını. 



a^sanıak -> ağsamak 

ahsırmak, [ağsırmak, ağsurmak, ah- 
surmak] Aksırmak. 

ahsurmak -> ahsırmak 

ahşam, [ağşam,] Akşam. 

-dur oldı Farkına varılmadan ak- 
şam oldu (?), akşam olması üze- 
rine (?). 

ahşamın Akşamleyin, akşam vakti. 

ahşamlamak Geceyi geçirmek. 

ahtarılmak -> aktarılmak 

ahtarmak -> aktarmak 

ahu -> ahi 

[«k] 

- alaca Beyazla karışık renkli. 

- altun Halis, değerli altın. 

- biti İyi amel defteri, hüsnühal 
kağıdı, berat. 

-dan karadan Olumlu olumsuz, ne 
türlü olursa olsun. 

- gice Mutlu gece. 
akağau Çok akan. 
akarcasu Akarsu. 
akarmak Ağarmak. 
akarsu Güler yüzlü, güleç. 
akartmak Ağartmak. 

akasma Meyvası sepicilikte kullanı- 
lan bir tür sarmaşık, 
akça (I) Aksu, katarakt, 
akça (11) -> akça 
akcılrak Beyaza çalar, beyazımsı» 
akça, [akça (II)] Para. 

- aşıyavirmek Faizle para vermek. 

- aşşısı Para geliri, faiz. 

- aşşıya almak Faizle para almak. 

- kaldırmak (Avuç dolusu) Para 
toplamak. 

- kesmek Para basmak, sikke darb- 
etmek. 

- şayılmif kul Parayla satın abn- 
mış köle. 

akçaağaç Kayın ağacı. 
akçakavak Bir tür kavak (?), 
ak çakır Akdoğan. ^ 



akçıl 



akçıl Beyazımtırak. 
akdarılmak -> aktarılmak 
akdarmak -> aktarmak 
akdurmak Akıtmak. 
akhardal Tere tokumu, 
[•^akıl {<-Ar. ^akl)] 

-a sigmek Akla yatmak. 

- gitmek Bayılmak. 

-1 bulanmak Aklı karışmak, zihni 

darmadağınık olmak. 

-ı ırılmak Aklı gitmek, bayılmak. 

-1 şaşmak Düşünemez duruma gel- 
mek. 
*^akîlsuz Baygın, bîhuş, 
[akm] 



.k, [- eylemek, - şaldu'- 
mak, - salmak] Akın etmek, hü- 
cum etmek, baskın yapmak. 

- eylemek -> - çapmak 

— saldırmak -> — çapmak 



akışmak Sel gibi akmak, birikmek, 
üşüşmek. 

akıtma (Demir için) Dökme. 

akıtmak Akm akın çekmek, celbet- 
mek. 

akkök Menekşe kökü, susam kökü. 

akkuyruk Kanatlan siyah ve kuyru- 
ğu beyaz olan güvercin. 

aklık -> ağlık 

[akma] 

- hançer Yüzü oluklu hançer. 

- olmak Kapılı vermek, uyu vermek, 
akmak 1. Meyletmek. 2. Akın etmek, 

hücum etmek. 3. Sıyrıhp çıkmak. 

4. Akın akm gitmek. 5» Koşmak. 
akmantar Beyaz, küçük bir çeşit 

mantar. 
akot Bir çeşit haşhaş. 
ak sarmaşık Evrengülü, binkulaç ve 

akasma da denilen sarmaşık. 
aksıma Sarhoşluk veren ekşi şerbet. 
âkşunkıır Doğan türünden yırtıcı bir 

kuş. 



aktarılmak, [ahtarılmak, akdai'ilmak] 
1» Düşürülmek, başkasmca yıkıl- 
mak. 2o Kendi kendine yıkılmak, 
devrilmek. 3, Yüz çevirmek, baş- 
ka yana dönmek. 

aktarışmak (Savaşta) Birbirini yere 
yıkmak. 

aktarmak, [ağdai'iaak, ahtarmak, ak- 
darmak] 1. Yere yıkmak, devir- 
mek, ait etmek, yenmek. 2, Altını 
üstüne getirmek. 

aktavşan Adatavşanı. 

[al (I)] 

- tamğa Tuğra, tuğra çekilmiş 
ferman. 

al (ÎI) Hile, düzen. 

- eylemek -> - itmek 

- geçmek Hile yapmak. 

- itmek, [- eylemek] Hile yapmak. 
al (III) Serap. 

ala (I) Ela. 

ala (II) Alaca, karışık renk. 

- kurı Az kurumuş, yarı kuru. 

- tenlü Abraş. 
[alabanda (<- ît. alla banda)] 

- virmek Gözdağı vermek, kuru 
gürültüyle korkutmak. 

alaca 1. Karışık renkli. 2. Çubuklu 
kumaş. 3. İki yüzlü, münafık. 4. 
Karışık renk, nakış. 



alacakarğa, [alakarga] Saksağan. 

alacalık İki yüzlülük, hilekârhk. 

alacaserçe İspinoz. 

alaca sığırcık -> ala sığırcık 

alacelıre Sarı renk vermek için kulla- 
nılan bir kök. 

alacık -> alacuk 

aîacuk, [alacık, alacık, alaçuk ] Gö- 
çebe çadırı. 

alacık -> alacuk 

alaçuk -> alacuk 

aladu, [alıdu] Acele, ' ivedi. 

alakarga -> alacakarğa 



alık 



alak bulak Allak bullak, karmaka- 
rışık. 

- - kılmak Allak bullak etmek, 
darmadağın etmek. 

alakuş Tavus kuşu. 

alalik Bulanık görme hastabğı. 

alalmak Renkten renge girmek, alı 

al moru mor olmak, bozulmak. 
alan Açık, düz yer, meydan. 
[alan talan] 

- - eylemek Altüst etmek, kar- 
makarışık duruma sokmak. 

alar (I) Onlar. 
[alar (II)J 

- şabâh, [- tang] Şafak sökmeden 
önceki yalancı aydmbk. 



- tang -> 



sabah 



[ alardu] 

- bakmak -> alan aları 
[ alan alan] 

bakmak, [alardu bakmak, ala- 

ru alaru bakmak] Dikkatb' dikkat- 
li, sert sert bakmak. 
[alaru alaru] 

- - bakmak -> alan alan 

ala sığırcık, [alaca sığırcık] Çekirgekı- 
ran bir çeşit sığırcık kuşu. 

alasıya Parası peşin verilip karşılığı 
olan mal ileride abnmak üzere. 

alaşa Sert başb, huysuz, haşarı (at). 

alav, [*^alev] (<- Far. âlâv) Alev, ateş. 

[alay] 

- bağlamak Asker saf saf olmak, 
savaş düzenine girmek. 

- düzmek Alay düzenlemek, askeri 
saf saf dizmek. 

- göstermek Gösteri, tören yapmak. 
alaz alaz Alaca bulaca. 

alazlama Yılancık hastabğı. 

albağ Ferace. 

alçağu'mak Alçalmak, alçaklaşmak. 

alçağrak 1, Aşağı dereceli. 2. Alçak, 

basık. 
alçağntmak AJçaltmak, hafifletmek. 



alçak Mütevazi, yavaş, sakin. 

- aşıllu Soysuz. 

- hâUü Uyruk. 

- od Hafif ateş. 

- olmak Alçak gönüllü olmak. 
alçaklamak Tahkir etmek. 
alçaklık Alçak gönüllülük. 

- itmek Alçak gönüllülük göster- 
mek. 

alçı Aşık kemiğinin dört yüzünden 
birinin adı. 

[alda] 

-ya düşmek Aldanmak, hileye ka- 
pılmak. 

aldağan Çok aldatan. 

aldağucılık Aldatıcıbk. 

aldağuç Aldatıcı. 

aldamak Aldatmak, kandırmak, o- 
yun etmek. 

- söz Aldatıcı söz. 

aldanğan Çabuk aldanan, daima al- 

danan. 
aldanğuç Aldanma aracı, oyalayıcı, 

aldatıcı şey. 
aldaşmak Birbirini aldatmak. 

- itmek Biri başkasını aldatmak. 
aldayıcı Aldatıcı. 

aldayış Aldatış. 

aldu'mak -> aldurmak 

aldurmak, [aldu'mak] Kaptırmak. 

*^alev -> alav 

alğasamak Korkutmak, ürkütmek. 

algım salgım -> ılğımşalğım 

[alğış] 

- itmek -> alkış 

- olunmak Alkışlanmak. 
alğun Akb abnmış, meczup. 

alıcı, [- kuş] Avını kaçırmayan, av- 
cı (kuş). 

- kuş -> - 
alıdu -> aladu 

alık (I) 1, Giyecek, giysi. 2. Eyer al- 

tma konulan ter bezi. 
alık (II) Gidiş tarzı. 



alıl 



aîîl Alın. 

alun, [aîmn] Alacak, hak. 

alımamak 1„ Alamamak. 2, Kapama- 
mak, tutam amak. 

alımlı, [alımlu] Alacaklı. 

alımlu -> alımlı 

ahm satım -> ah şatı 
itmek -> alı şatı 

[ alın] 

- bağı Kadmlann abnlanna bağla- 
dıkları altm ya da gümüşlü süş bağı. 

almdurmak Müteessir etmek. 

almmak 1, Tutulmak, kapılmak. 2. 
Endişe duymak. 

alı şatı, [ahm satım] Alışveriş, tica- 
ret. 

- - itmek, [alım şatmı itmek, 

- - eylemek, - - eyleşmek] Abş- 
veriş yapmak. 

eylemek -> itmek 

- - eyleşmek -> itmek 

ahşık Alacak. 

ahşıkhk Ahşkanbk, kaynaşma, uyuş- 
ma. 

alışmak (I) Karşıbklı abp vermek, 
hep birden almak. 

alışmak (II) Alevlenip tutuşmak. 

alkış Övme, övüş, dua. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [alğış itmek, - eylemek, 
-kılmak] Alkışlamak, övmek, ulu- 
lamak, dua etmek. 

- kılmak -> - itmek 

- kazanmak Takdir toplamak. 

- virmek Alkışlamak, övmek, dua 
etmek. 

alma Elma. 

almacık Uyluk kemiğinin yuvarlak 
başı. 

almak 1. Basmak, yenmek, istila et- 
mek, kaplamak. 2. Ele geçirmek, 
yakalamak, elde etmek. 3. Gere- 
ken şeyi kendine mal etmek. 
ala götürmek Abp götürmek. 



ala tutmak Alıkoymak. 

ah gelmek Abp gelmek, getirmek. 

ahr göz -> alur göz 
- virmek Mücadele etmek, savaş- 
mak. 

alup virjşme Sevgi alışverişi, mua- 
şaka. 

alup virmek Bir işin türlü yönle- 
rini heyecan içinde düşünmek. 
alur göz, [alır göz] Dikkatli ba- 
kış, abcı göz. 
almazlanmak Almaktan çekinmek. 



-1 çakal Alnı sakar. 

-1 depeli Alnı perçemli. 
alnuk Gafil, sersem, meczup, 
alnukhk Acizlik. 
alp Kahraman, babayiğit, bahadır, 

pehlivan. 

- eren Yiğit, bahadır. 

alphk I. Serkeşlik, asilik. 2. Kah- 
ramanbk. 

- itmek Cesaret göstermek, 
aîşah Alçak. 

altcı, [altcu] Birden çok karısı olan 

kimsenin ilk karısı. 
altcu -> altcı 
aîtm Alt, alttaki. 

- yan Alt yan, aşağı taraf, 
[altım] 

- baş, [- taş] Eskiden kadınların 
başlarına giydikleri altın dizili ya 
da altın işlemeli taç. 

- taş -> — baş 

altnnlamak Altınla işlemek, yaldız- 
lamak. 

altımlu Altın işlemeli. 

alu I, Âciz. 2. Aşağı, geri, değersiz. 
3, Ahmak, aptal, sersem. 

- kalmak Geri kalmak, aşağı kal- 
mak. 

aluca Daha âciz. 

aluklamak Hayvanm sırtına çul, pa- 
lan, semer gibi şeyleri koymak. 



8 



anık 



alum -> alım 

amaç Hedef, nişangâh. 

[aman (Ar.)] 

- virlik Can kurtarma parasj. 
amânlu Aman dileyip antlaşma yapan. 
amltul -> anbal 

[^amel (Ar.)] 

-e getürmek Yapmak, başarmak. 

-i azmak İşi ters gitmek, 
ag ^ eg 

- yiri -> eg 
[ana (I)] 

- atası Annenin babası olan dede. 
-dan toğmış Anadan doğma. 

-sı anası Anneannesi. 
ana (11) Sermaye, 
aga 1. Ona. 2, Onu. 3. Onun için, 

ondan dolayı. 4. Onun hakkında. 

5. Onca, ona göre. 6. Onun, onun 

olsun, ona fedadır. 7, Oraya. 

- dak O zamana kadar. 
anabk Üvey anne. 

ağarı -> agaru 
agarlak Az öte, az ileri. 
agaru, [ağan] öte, ileriye doğru, ö- 
bür taraf. 

- berü Şöyle böyle. 

-dan berüden İleriden geriden. 

- yan İleri yan, öte yan. 
agarnrak Daha ileri. 
Anâtol Anadolu. 

anbal, [ambul] Sulamayı kolaylaş- 
tırmak üzere, toprağın durumuna 
göre yapılan parça parça düz yer. 

anca, [ancağ, onca] O kadar, öyle. 

ancacuk Ancak o zaman, o sürece, 
onun kadar. 

ancağ -> anca 

[ aıicak ] 

- ola -> - olur 

- olur, [- ola] Ancak bu kadar, 
böyle olur. 

ancalar Niceler, niceleri, birçokları, 
o gibiler. 



ancaru O kadar. 

ancılaym Onun gibi, o kadar, öyle. 

and Yemin, ahit, söz verme. 

-mı yire komak Yeminini yerine 

getirmemek. 

-m şıdırmak Yeminini bozdurmak. 

-m sımak Yeminini bozmak. 

- içe görmek Sürekli yemin etmek. 

- içirmek Yemin ettirmek. 

- içişmek Karşılıklı sözleşip yemin 
etmek. 

- içmek Yemin etmek. 

- olmak Söz verilmek, yemin edil- 
mek. 

- şaklamak Yeminini tutmak. 

- virmek Yemin ettirmek. 

anda 1. Orada. 2. Onda, o konuda, 

o hususta. 3. Oraya. 4. O zaman. 
andağı Oradaki, o yerdeki, ondaki. 
andak 1, Hemen, o anda, derhal. 

2, O kadar. 
andan 1. Ondan. 2. Ona. 3, Sonra, 

ondan sonra. 4. Ondan ötürü. 5. 

Oradan. 6. Onunla. 

- bundan Şuradan buradan. 

- gerü, [- girii] Ondan sonra. 

- girii -> - gerü 

- ötüri Ondan dolayı. 
andık -> anduk 

agdırıcı, [agdm'icı] Yadigâr. 

ağdırmak, [agdurmak] Hatırlatmak. 

andız -> anduz ' 

andlamak Yemin ettirmek. 

andlaşmak Karşıbkb yemin etmek, 
ahitleşmek. 

anduh -> anduk 

anduk, [andık, andulı] Sırtlan. 

agdurıcı — > agdu'icı 

agdurmak -> ağdırmak 

anduz, [andız] Kökü ilaç olarak kul- 
lanılan bir bitki, raziyane. 

- ağacı Yabani servi. 
anı Onu. 

anık Mevcut, hazır. 



aT|2İ 



agıl -> agul 

- - -j> anul 
aıjılca Yavaşça, hafif. 
agılcacuk Yavaşça, yavaşçacık. 
aıjılcağaz, [arjulcağız] Yavaşçacık, 
aıjılcak -> aıjulcak 
aıjıllık -> arjulhk 

aıjılmak Hatırlanmak, söz konusu ol- 
mak. 
aıjılmış Adı, sözü geçmiş olan. 
aıjılur Meşhur, ünlü. 
anıi), anın -> anuıj 
ar|U*ğan Haykıran, kükreyen. 
aıjış (I) Kovandan peteği kesip al- 
maya yarayan bıçak. 
arjış (II) Hatırlanan şey. 
ar)it, [ankıt, ankut] Bir çeşit su 

kuşu. 
aıjız (I), [ arjuz] Ekin biçildikten son- 
ra toprakta kalan köldü sap. 
arjız (II), [ağız (V)] Yağız (at). 
ankıt -> arjıt 
ankut -> arjıt 
aıjlağan Anlayışlı, zeki. 
aıjlamaduk Anlamaz, anlayışsız. 
aıjlamah Telakki etmek, 
[ağlamak] 

aıjlamayu bakmak Sezdirmeyerek 
bakmak, göz ucuyla incelemek. 
aıjlamakiu Anlayışh, zeki. 
aıjlanmak Anlaşılmak, takdir olun- 
mak. 

aıjlanmaz olmak Anlaşılmaz olmak. 
anlar Onlar, 
-ur) Onların. 
-unla Onlarla, onlar ile. 
anlarcılayın Onlar gibi. 
aıjlarlanmak Anlar gibi görünmek. 
anlarsuz Onlar olmaksızın. 
aıjlarurak En anla5nşl]. 
arjluncak Yavaşça, 
aıjmak 1. Anlamak. 2. Hatırlamak. 

3. Sözünü etmek. 
annaç Karşı. 



aıjrağan (Aslan, kaplan için) Haykı- 
ran, kükreyen. 

aıjramak, [arjranmak, ırjramak, ııjran- 
mâk] Homurtulu ses çıkarmak, 
haykırmak, kükremek. 

arjranmak -> aıjramak 

aıjraşmak, [ırjraşmak] Birlikte ho- 
murtulu ses çıkarmak, haykırış- 
mak. 

ansuz Onsuz, o olmadan. 

- olmak Onsuz, o olmaksızın ya- 
şamak. 

arjsuz -> aıjsuzda 

aıjsuzda, [arjsuz, aıjsuzdan, aıjsuzın, 
aıjsuzla] Nâgehan, ansızın, birden- 
bire. 

aıjsuzdabk, [aıjsuzlık] Ansızın olma 
durumu. 

aıjsuzdan -> arjsuzda 

aıjsıızm -> aıjsuzda 

aıjsuzla -> aıjsuzda 

aıjsuzlık -> aıjsuzdakk 

arjuklamak Hazırlamak. 

arjul, [arjil] Yavaş, sakin, hafif. 

- - , [arjıl arjil] 1. Ağır ağır, usul 
usul, yavaş yavaş. 2. Kerte kerte, 
tedricen. 

- yil Yumuşak esen rüzgâr. 
aıjulcağız -> aıjdcağaz 
aıjulcak, [aıjılcak] Yavaşça. 
aıjuldan Hafif hafif, yavaş yavaş. 
aıjullık, [arjıllık] Yavaşlık, teenni. 
aıjulrak Yavaşça. 

aıjulu Meşhur, ünlü. 
arjurj, [anııj, anm] 1. Onun. 2.0nun 
için. 

- dirisi olmak Onun sayesinde ya- 
şamak. 

- mı Onun için mi? 
arjıız -> aijiz (1) 

apalak Tüyleri tam çıkmamış kuş 

yavrusu. 
apaıjsma -> apaıjsuzda 
apaıjsızda -> apaıjsuzda 



10 



arhan 



aparjsuzda, [apaijsına, aparjsızda] An- 
sızın, apansızın, birdenbire. 

aparmaduh Yağma edilmemiş, alınıp 
götürülmemiş . 

aparmak Götürm.ek, alıp götürmek. 

apbak ->- appak 

apılamak, [apulamak] Okşamak, gön- 
lünü hoş etmek. 

apışak -^ apşak 

apışık -^ apşak 

apışıklık Ayakları birbirine yakın ve 
bacakları açık olma durumu. 

apışmak Apışlarını açmak. 

appak, [abbak, apbak] Bembeyaz. 

apşak, [abşak, apışak, apışık] Ayak- 
ları birbirine yakm ve bacakları 
açık olan. 

apuk -^ abuk 

apulamak -> apılamak 

apul apul İki yana sallana sallana. 
yiii'ümek İki yana sallana sal- 
lana yürümek. 

apur şapur Darmadağınık, karmaka- 
rışık, perişan. 

ara 1. Mahal, mevki, mekân, yer. 2, 
Esna, vakit, sıra. 3. İçinde, arasın- 
da. 4, Orta, meydan. 5. Bazan, va- 
kit vakit, ara sıra. 6. Aralık, mesafe. 
-dan götürilmek Ortadan kaldırıl- 
mak. 

-dan götürmek Ortadan kaldırmak. 
-ya gitmek Karışıklıkta yok olmak, 
telef olmak. 
- yır Ara. 

*^arab tavşanı Tarlafareşi. 

s:raeı Şefaatçi. 

arağan Çok arayıcı. 

aralamak 1, Ayırt etmek, ayırmak. 

2, Terk etmek, bırakmak, atlamak. 

3, Arasında görünmek, bulunmak, 
dolaşmak. 

aralanmak 1, (Zaman için) Arası ke- 
silmek, arası açılmak. 2, Ayrılmak, 
uzaklaşmak. 



aralaşmak Ayrılmak, uzaklaşmak. 
aralıeak Aralık, dar aralık. 
aralık 1. Yer, mahal. 2. Ara, esna, su"a. 
3. Süre, mühlet, vade. 4. Ara, beyn. 
aramak Yoklamak, incelemek. 
aran Sal, tatut. 
[ arayıcı ] 

- it Av köpeği. 

ardca, [ardça] Arkadan, geriden. 
ardça -^ ardca 
ardık -^ artuk 
[ ardılış ] 

- yiri Atın üstüne binilen, yük 
atılan yeri. 

ardılmak Üstüne atılmış olmak, do- 
lanmış olmak. 
ardınca Arkasından. 

- gitmek Bir kimseye uymak. 

- plmak Hevesinde, peşinde, az- 
miüde olmak, izinde bulunmak, ar- 
kasını bırakmamak. 

ardıra Sonraya, arkaya. 

ardıradan -^ ardıradm 

ardıradın, [ardıradan] Arkadan, geri- 
den. 

ardlaşmak -»- artlaşmak 

ardmak Üstüne atmak, dolam.ak, as- 
mak. 

arda komak Ası vermek, iliştiriver- 
mek. 

arğac, [arkaç] Dokumacıhkta bezin 
enine atılan iplik, atkı. 

argın ~> arğun- 

arğu'mak -^ arğurmak 

arğış Kervancı, bezirgan, kervan. 

arğun, [argın ] 1. Yorgunluk. 2. Yor- 
gun. 
-^ arkun 

arğm-mak, [arğırmak] 1. Yorulmak, 
zayıflamak. 2. Yormak, zayıflat- 
mak. 

arha Arka, sırt. 

arhun (I) -> arkun 

- - -5^ arkun 



11 



arhnn 



[ arhım (lî) ] 

- ağacı Çulhaların bezi dokuduk- 
ça üzerine sardıkları ağaç, selmen. 

arhuncak .-> arkuncak 

arı, [arık (I), aru (I)] 1. Temiz, pak, 

saf. 2. Müberra, beri, aklanmış. 

3. Güzel, parlak. 

- dirilmek Temiz yaşamak, 

- dii'lik Temiz bayat. 

- dirlildü Temiz yaşayışlı. 

- eteldi -> - eteklii 

- eteklü, [- etekli, aru etekli] İf- 
fetli, namuslu. 

- ev Beytü'l- mukaddes. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek, - kılmak] Te- 
mizlemek. 

- kılmak -^ - itmek 

- olmak Temizlenmek. 

- şıfatlamak Tenzih etmek. 
anca, [aruca] Temiz, pak. 
arığ -> arık (II) 

[ anb] 

- kılmak Zayıflatmak. 
arıhlatmak -^ arıklatmak 
arık (I) -^ arı 

ai"ik (II), [arığ, anık] Zayıf, cıbz. 

arık (IIÎ) -> ark 

ankaz Zayıfça. 

arıklamak, [aruklam^ak] Zayıflamak. 

arıklatmak, [anblatBoak, araklatmak ] 
Zayıflatmak. 

arıklık Zayıfhk. 

arılamak Temize çıkarmak. 

arılık, [aruhk ] 1. Temizlik. 2. Doğru- 
luk, iffet, züht. 3. Kadının hayızsız 
günleri. 4. Kutsalbk, münezzehlik. 

anlmak (I) Zayıflamak, âciz kalmak. 

arıtmak (II) Temizlenmek. 

anmak Yorulmak, zayıflamak. 

arınmak Temizlenmek. 

[armmış] 

- yir Arz-ı mukaddes. 
ansız -^ arısuz 



arısuz, [ansız] Kirli, pis, murdar. 

arış (I) Dokumalarda tezgâha uzun- 
lamasına gerilen iplik. 

anş (II) Arşın. 

arışlamak Bez dokunmak üzere ip- 
lik tezgâha çekilmek. 

arışmak Yarışmak, iddiaya girişmek. 

arıtlamak Ayıklamak, temizlemek. 

arıtmak 1. Temizlemek. 2. Tenzih 
etmek, tezkiye etmek. 
andı turmak Sürekli olarak temiz- 
lemek. 

[«^ârif {At.)\ 

- düşmek Arif olmak, arifçe dav- 
ranmak. 

ark, [arık (III)] Su kanah. 

- dartmak Kanal açmak, 
arka Yardımcı, koruyucu, kayırıcı. 

- birikdürmek Yardımcı toplamak, 
kuvvet sağlamak. 

- bir eylemek -^ - bir itmek 

- bir itmek, [- bir eylemek] Bir- 
birine yardımcı olmak. 

- bir olmak Birbirine yardımcı ol- 
mak. 

- dönmek Yüz çevirmek, dönüp 
kaçmak. 

- dutmak Yüklenmek. ^ / 

- dügmecigi Omurga çıkıntısı. 

- olmak Yardımcı olmak, destek 
olmak. 

-sına götürmek Sırtına almak. 
-sın yepm^ek Sırtını sığa m ak, okşa- 
mak. 

- vii'mek Sırtını dayamak, arkasını 
vermek. 

arkacı Arka çıkan, yardımcı. 

arkaç -^ arğac 

arkalanıcı Birisine dayanan, birinin 
yardımına güvenen. 

arkalanmak 1. Güçlenmek, güç bul- 
mak. 2. Dayanmak. 

arkalaşmak Birbirine yardımcı ol- 
mak. 



12 



artucas 



arkalu Kuvvetli, yaıcbnıcjları çok o- 

lan. 
ai'kaluç Arkalık, hamal semeri. 
arkın -^ arkun 

arkıncak -^ arkuncak ' 

arkırı -^ arkuru 

- çıkmak -^ arkuru 

- gelmek -> arkuru 

arkım, [arl^un (I), arkm] Aheste, 
yavaş, ağır, sakin. 

- - , [arğıın arğım, ar^ıın arhun] 
Yavaş yavaş, ağır ağır, hafif hafif; 
giderek. 

arkuncacuk Yavaşça, hafifçe. 

arkuncak, [arhuncak, arkmcak] Ya- 
vaşça, hafifçe, sessizce. 

arkımlık Yavaşlık, sakinlik. 

arkurı -^ arkuru 

Birbirinin tersine, çaprazlama. 

arkurısına Yanlamasına, enine. 

arkurtmak 1. Gidişini değiştirmek, 
yürüyüşüne engel olup geri döndür- 
mek. 2. Tahrif ve tebdil etmek. 

arkm-u, [arkırı, arkurı] Eğri, yan 
üstü, tersine, aykırı, yanlamasına, 
karşı, ters. 

- çıkmak, [arkırı çıkmak ] Yolunu 
kesmek, karşjsma çıkmak. 

- gelmek, [arkırı gelmek] Karşı 
koymak, karşısına çıkmak, önüne 
gerilmek. 

- turmak Göğüs germek, maruz ol- 
rnak. 

- varmak Karşı koymak. 
armak Yorulmak, yorgun düşmek. 
arnuğ, [aı-nuk] 1. Yorulmuş, yorgun. 

2. Yorgunluk. 
arnuk -^ arnuğ ı 

arnuklık Yorgunluk, 
[arpa] 

Zerre zerre, ufak ufak, ince ince. 

- bilezik Boğumlan arpa biçiminde 
olan bilezik. 

- salmak Arpa atarak fala bakmak. 



- tutmak (At) Arpalamak. 
arpacı Falcı. 

arpabk (I) Hayvanın muayyen dişi. 

—1 silinmek (Atın) Azı dişi aşınmak. 
arpalık (II) Eskiden din ulularına 

maaş yerine verilen ayniyat ya da 

para, ulufe. 
arş -^ as (I) 
[ arslan] 

- havalı Arslan tabiatlı, 
[art] 

-a koymak Geride bırakmak. 
-ma atmak Terk etmek, vazgeç- 
mek, bırakmak. 

—m almak Arkasını çevirmek, ku- 
şatmak, kaçış yolunu kesmek. 
—m -m Geri geri, arkaya doğru. 
-ma söylemek Arkasından konuş- 
mak. , 
-ına uymak Arkasına düşmek, pe- 
şinden koşmak. 

-m başmak Peşini bırakmayarak 
izlemek, geriden vurmak. 
-mdan beri Arkaya doğru. 
-mdan varmak Arkasından gitmek. 
-mı sürmek -^ -m sürmek 
-m sürmek, [-mı sürmek, -iarın 
sürmek] Peşini bırakmayarak iz- 
lemek. 
-larm sürmek -^ -m sürmek 

artıca k -> artucak 

artık -^ artuk 

- eksik Yerli yersiz, gereksiz. 
artıklık -> aıtuklık 

artırışmak Birçok kimse karşılıklı ar- 
tırmak. 

arılaşmak, [ardlaşmak] Ata binenin 
arkasına binmek. 

[ artmak ] 

arta durmak -*■ arta turmak 
arta turmak, [arta durmak] Art- 
ması sürmek, gittikçe artmak. 
arta varmak Gittikçe artmak. 

afftucağ -> artucak 



13 



artucak 



aıtucak, [artıcak, artucağ] FazİBca, 

ziyadece, 
artuğ -> artuk 

- olmak Artmak, çoğalmak. 
artuğırak -> armğrak 
artuğracuk Biraz fazla, fazlaca. 
artuğrak, [artuğıı-ak, artuhrağ, ar- 

tukrak] Daha fazla, çokça. 
arîuhîağü -> artuklağu 
artuhrağ -> artuğrak 
artuk, [ardık, artık, artuğ ] 1. Başka, 

gayri, maada. 2. Fazla, ziyade. 

3. Küsur, -den fazla. 4. Üstün. 

5. Bir bütünün büyük bir kısmı. 

- itmek -> - kılmak 

- kılmak, [- itmek] 1. Zam yap- 
mak, eklemek, artırmak, çoğaltmak. 
2. Yeğlemek, üstün tutmak. 

artuklağı -^ artuklağu 

artuklağu, [artuhlağu, artuklağı] Faz- 
la, fazla olarak. 

artuklamak Üstün kılmak, üstün 
tutmak. 

artuklık, [artıklık] Üstünlük, erdem, 
olgunluk. 

artukrak -> artuğrak 

artukraşmak Daha artmak, çoğal- 
. mak. 

artuksı Fazla olarak, daha başka. 

arturmak 1. Yükseltmek, üstün tut- 
mak. 2. Geriye bırakmak, fazla 
bırakmak. 

arturu durmak Artırmakta devam 
etmek, çoğaltmaya çahşmak. 

aru (I) -> arı 

- etekli -^ arı 
aru (II) Arı. 

- evi Arı kovam. 
aruca -> arıca 
arucak Zayıfça, arıkça. 
aruk -^ arık (II) 
anıklamak -» arıklamak 
aruklandurmak Zayıflatmak. 
aruklatmak -> arıklatmak 



arulık -^ ardık^ 

arusîak (^ ^rm. arasta ğ) Tavan. 

arvana, [*^avrana] {<- Far. ervâne) Di- 
şi deve. 

arzuman (<- Far. ârzu-mend) Arzu, 
istek, Ö2İem. 

as (I), [arş] Gelincik denilen hayvan. 

aş (II) -> aşşı, assı 

asarmak, [asramak] Korumak, sa- 
kınmak, esirgemek. 

aşdar (<- Far. âster) Kaba, kaim 
(bez.) 

aşı -> aşşı, assı 

[aşıl (<- Ar. aşl)] 

- ululuğı Soy yüceliği, asalet. 
aşılacak Asılmaya değer. 

aşüau Dik ve yüksek bir yerde asıh 
gibi duran. 

aşılandırmak -> aşşılandırmak 

aşılanm.ak -> aşşılanmak, assılanmak 

aşıllu Soylu. 

aşılmalu Asılacak olan, asılması ge- 
reken. 

âşılsuz Asaletsiz, soysuz. 

aşkı İpek kozası. 

- küpe Sarkan küpe. 
aşlak -> aşlık 

aslan Arslan. 

aşlık, [aşlak] Dişilik organı bitişik 
olup cinsel birleşmede bulunama- 
yan kadın. 

[ aşmak ] 

aşa komak 1. Asıvermek. 2. Asıp 
bırakmak. 

aşmalık Çardak, kameriye. 

aşra, asra, [ışra] Öte, karşı taraf, 
alt, aşağı, ileri. 

- geçe Öbür taraf, öte yan. 

- yüz Öte yaka, karşı yaka. 
asrağı, aşrağı (Gün ve gece hakkında) 

Önceki. 
asramak -> asarmak 
aşşı, assı, [aş (II), aşı] 1. Yarar, 

çıkar, kazanç, kâr. 2. Faiz. 



14 



aşut 



- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek, - kılmak] 1. 
Yarar sağlamak. 2. Kâr etmek. 

- kılmak -^ - itmek 

- kovmak Çıkar peşinde koşmak. 
-ya kalmak Bedavaya kalmak, 
kâr kalmak. 

a ş şılandırmak, [aşılandıi'inak] Yarar- 
landırmak. 

a ş şılamnak, [a şılanraıak ] Yararlan - 
mak, kâr etmek. 

aşşılı -^ aşşılu 

aşşılu, [aşşılı] Yararlı. 

aşşısuz Beyhude, yararsız, boş. 

aş Yemek, çorba, yiyecek. 

- evi, [- ocağı, - tamı] Mutfak. 

- itmek Yemek pişirmek. 

- ocağı -^ - evi 

- tamı -^ - evi 

- yerikligi Aşerme. 
aşa Aşırı, aşkın, fazla. 
aşağa Aşağı. 

- kalmak Geri kalmak. 

- kalmış Alçak, pespaye. 

- kılmak İndirmek, aşağı eğmek. 

- komak 1. Alçak görmek, değer 
vermemek. 2. Alçaltmak, hafiflet- 
mek. 

- olmak Aşağı eğilmek. 

- tamar Dirseğin iç yanında hace- 
mat yapılan üç damardan en aşağı- 
da olanı ki akciğer damarı, baş da- 
marı ve başhk da denir. 

aşağağı, [aşağakı] Aşağıki, aşağı- 
daki. 

aşağakı -^ aşağağı 

aşağarağ -^ aşağarak 

aşağarak, [aşağarağ, aşağrak] Daha 
aşağı, bir derece aşağı. 

aşağaralak -^ aşağralak 

[aşağı] 

- varılmak Tenzil edilmek, 
[aşağhk] 

- eylemek -> aşaklık 



aşağrak -> aşağarak 

aşağralak, [aşağaralak] Biraz aşağı, 

aşağıya doğru, 
aşah -^ aşak 
aşak, [asalı] Alçak, aşağı. 

- dilli Alçak gönüllü. 

- görjüllü Âciz, gönlü kırık. 

- varmak Alçak gönüllülük göster- 
mek. 

aşakhk Alçak gönüllülük, tevazu. 

- eylemek, [aşağhk eylemek, - kıl- 
mak] Alçak gönüllülük göstermek. 

- kılmak -^ - eylemek 
aşamak Alt etmek, yenmek. 
aşatmak Doyurmak, yedirip içirmek. 
aşduk Aşılan. 

aşıhmak -^ aşıkmak 
aşık Akıntı, cereyan. 
''âşıklamak Âşık olmak, sevdalan- 
mak. 
aşıkmak, [aşıhraıak] Acele etmek. 
[ aşırma] 

- kolan -^ aşurma 

aşışmak Hayvanlar birbirine aşmak. 
aşinciri Küçük cins incir. 
['aşk(^r.)] 

- itmek Sevgi ve saygı sunmak, 
[aşkar (Ar. 'doru at')] 

- gözi Bir çeşit içki kadehi, 
•■aşkurjsuz Aşkından uzak olarak, aş- 
kın olmadıkça. 

aşhk Yemeklik. 

aşmak (I) Taşmak. 

aşa gelmek Birden aşmağa başla- 
mak. 

aşmak (11) Erkek hayvan dişisine 
binmek. 

aşnuğı Önceki, eski, kadim. 

aşuğ -^ aşuk 

aşuk, [aşuğ] Aşık. 

aşurma, [aşırma kolan, - kolan] A- 
şırtina . 

- kolan -^ - ' 

aşut Aşılacak yer, bel, geçit. 



15 



[at] 

-a atlanmak -> atlanmak 

- ağaç Değnekten at. 

- akdarıcı Binicisiyle birlikte atı 
yere düşüren savaşçı, bahadır. 

- arkasına gelmek Ata binmek. 

- bu'akmak At sürmek. 

- binmek. Ata binmek. 

- boynuna düşmek Atı, boynu üze- 
rine eğilip hızlı sürmek. 

- cıvlandurmak At oynatmak (?). 

- çapmak At salmak, at sürmek, 
atla hücum etmek. 

- depmek Atı şiddetle ileri sürmek. 

- depretmek At sürmek. 

- eri Binici, süvari. 

- götligi Atın sağrısını örtmek üze- 
re eyerin arkasına dikilen parça. 
-1 doldurmak Atı doludizgin sür- 
mek. 

- kaldırmak At sürmek, at koştur- 
mak. 

- kasnısı Bir çeşit zamk veren 
bitki. 

- kopai'uıak At koşturmak. 

- koşmak At koşturmak. 

- oğlanı, [- uşağı] Ata bakan hiz- 
metçi, seyis. 

- otayıcı Baytar. 

, - oynağı At oynatılan yer. 

- salmak At sürmek, atla hücum 
etmek. 

- seğirtmek At koşturmak. 

- tonı Savaşta ata giydirilen zırh, 
çukal. 

- uşağı -> - oğlanı 

ata 1. Baba. 2. Beşktaşi şeyhi. 

- atası Babanın babası olan dede. 

- kııh Lala. 
atabeg Lala. 
atalar Ecdat. 

atalık Atabey, vasi, devlet naibi. 
atardamar Şiryan. 
[ ateş ( ■*- Far. âteş) ] 



-e na4 koymak Bir kimseyi büyü- 
lemek için ateşte nal kızdırmak. 
-e urmak Yakmak. 

- evi Ateşe tapanların içinde sü- 
rekli olarak ateş yaktıkları ev. 

- göynijgi Cemre, yanıkara ve ka- 
barcık da denilen hastalık. 

atım (I) Adım. 
[atım (il)] 

- yiri Ok, kurşun menzili, okun ya 
da kurşunun erişebileceği yer. 

atışmak Birbirine atmak. 
atlandurmak Ata bindirmek. 
atlanmak, [ata atlanmak] Ata bin- 
mek. 
atlaz Atlas. 
[atlu] 

- azuğı Bir at menziline ulaştıra- 
cak azık. 

- kişi Süvari. 
[atma] 

- ip Dokumacıbkta enine atılan ve 
tarakla sıkıştırılan ip. 

[atmak] 

atıcıduğı Atıcı olduğu. 
... atımı yir Atılan şeyin çıkış nok- 
tasıyla ulaştığı nokta arasındaki 
yer. 

[av] 

-a binmek Avlanmaya gitmek. 

- almak Avı yakalamak. 

- itmek Av avlamak, avlanmak. 
avadan (<- JF'ar.âbâdân) İyice, adam- 

akılb, hakkıyla, tamamıyla. 

avadanhk (I) Bayındır (yer). 

avadanlık (II) (-«- Far. âb-dân 'su ka- 
bı') Alet edevat. 

•^avân (Ar. 'yardakçılar') Zorba, fe- 
satçı, kötü adam. 

avara (<- Far. âvâre) Kötü, adi, ba- 
yağı- 

[ âvâz (Far.)] 

- çekmek ötmek, ses çıkarmak. 

- eylemek Seslenmek. 



16 



aya 



- göîiumek, [-m götürmek] Sesi 
yükseltmek, bağırmak. 

-m götürmek -> - götürmek 

- urıcı Seslenen, bağıran. 

- virmek Ses çıkarmak. 

avcar Tencereye konan yemek mal- 
zemesi. 

avdaz ( <- Far. âb-dest) Aptes. 

avğım Yer altındaki su yolu. 

avmnıak Avunmak, teselli bulmak. 

avu'dalık -> avıırdabk 

avıtmak Avutmak. 

avkuş Mürdük ve mürdümük de de- 
nilen bir bitki. 

avla -> avlağıı 

avlağı -> avlağu 

avlağa, [avla, avlağı] Çalıdan yapıl- 
mış çit. 

avlak Av yeri, avlanacak yer. 

avlamak (I) Yakalamak. 

avlamak (II) Çevresini kuşatmak. 

*^avrana -> arvana 

[ «^avrat (Ar.) ] 

- çekmek Kadın getirmek. 

- oğlan Çoluk çocuk. 
*^avratlık Zevcelik. 

avrılınak, [abrJmak] Bir şeyin üzeri- 
ne kapamr gibi eğilmek. 

av Şİİ Sığırların dilinde ve ayağında 
oluşan bir tür bastalık. 

avsım (-<- Far. efsun) Büyü, afsun. 

[avuç] 
-1 delik Para tutmaz. 
-1111 açmak Cömert davranmak. 

- kayası ^ el 

- um Değirmencinin öğüttüğü un- 
dan aldığı bak. 

avurd Söz, laf, sobbet. 

-a çekmek Söze tutmak, lafa boğ- 
mak. 

-1 yelli, [-1 yellü] Lafazan, palav- 
racı. 
-1 yellü -> -1 yelli 

- itmek Atıp tutmak. 



- ötdürmek Çene yormak, bağırıp 
çağırmak. 

- ıırraak, [avurt urmak] Çene çal- 
mak, sohbet etmek. 

avurda Ebe. 

avıırdahk, [avırdalık] Ebelik. 
avui'dlaşmak Sohbet etmek, çene çal- 
mak, konuşmak. 
[avurt] 

- şavurt Şarlatanbk. 

- urmak -> avurd 

ay (I), [iy (11)] Marangoz kalemi, 
iskarpela. 

- demüri, [- temiiri, iy demiiri] 
Marangoz kalemi, iskarpela. 

- temüri -> - demiiri 
[ay (11)] 

- ağılı -> ağıl 

- aydmı, [- aydugı] Ay aydınlığı, 
ay ışığı, mehtap. 

- aydui)! -> - aydını 
-ca -ca Aydan aya. 

- kılıfı Hale. 

- köpügi Geceleri ay ışığında bu- 
lunduğu söylenen bir çeşit beyaz 
ve saydam taş. 

- ve gün ağılı -> ağıl 

- yeijisi, [- yigisi] Yeni ay, ayça, 
hilal. 

- yiijisi ^- - yeıjisi 

- ym'dı Hale. 

aya 1. Avuç. 2. Terazi kefesi. 

- âvâzı El şakırtısı, el çırpma, al- 
kış. 

- çalmak — > — karşmak 

- çatlatmak -> — karşmak 

- kakmak -> - karşmak 

- karşmak, [- çalmak, - çatlat- 
mak, - kakmak, - ötdürmek, el 
çatlatmak, el kakmak, el karş- 
mak] Ellerini birbirine vurarak 

' ses çıkarmak, el çırpmak, alkışla- 
mak. 

- ötdiirınek ->■ - karşmak 



17 



ayacuk 



- taşı Avuç İçine sığabilecek, elle 
atılabilecek büyüklükte olan taş, 
sapan taşı. 

ayacuk Ayakçağız. 

ayağ (I), [ayak (II)] 1. Kadeb. 2, 
Tas, çanak. 

ayağ (11), [ayab] 1. Ayak. 2, Basa- 
mak. 

- üzer© gelmek Ayağa kalkmak. 
aya^ -> ayağ (II) 

[ayak (I)] 
-a bırakmak Ayak altında bırak- 
mak. 

—a binmek Savaş çıkmak, savaş 
birdenbire başlamak. 
-a dm*mak, [-a turmak] Ayakta 
durmak, ayağa kalkmek. 
-â düşmek 1. Acz içinde kalmak, 
kuvvetten düşmek. 2. Değerini ve 
saygmbğmı yitirmek. 
-a kalkmak Ayaklanmak. 

- alm.ak, [-in almak] Çelme takıp 
yere sermek, aleyhinde bulunarak 
saygmbktan, güçten düşürmek. 
-a salmak, [-lara salmak ] Ayak al- 
tında bırakmak, ayak altına atmak. 
-a turmak -> -a durmak 

Derece derece, basamak basa- 
mak, adım adım, yavaş yavaş. 

- bacı Satılan canlı hayvanlardan 
abnan vergi. 

- başımı Yere basan bir ayağın 
boyunca olan yer. 

- başmak Ayak diremek, ısrar et- 
mek, azmetmek. 

- beraber Hep birden, birlikte. 

- berberi Gezgin berber. 

- çeşmesi Hela. 

-da kalmak İşi ilerletemeyip yan- 
da bırakmak. 

-da komak, [-da koymak] Garip 
avare etmek, ortada bırakmak. 
-da koymak -> -da komak 
-dan -a Her bir basamakta. 



-dan başa Baştan ayağa. 
-dan bırakmak Düşürmek, yıkmak, 
yürüyemez duruma getirmek. 
-dan çıkmak Hareket etmeye gücü 
kalmamak, kendini kaybetmek. 
-dan düşmek 1. Yılalmak, güçsüz 
kalmak, kuvvetten düşmek. 2. Acz 
içinde kalmak, felakete uğramak. 
-dan salmak Düşürmek, çökert- 
mek. 

- davuşı -> - tavışı 

- deri, [- derliği, - teri] Gelip iş 
yapan kimseye verilen ücret, hik- 
met ücreti. 

- derligi -> - deri 

- dîvânı Ayaküstü acele yapılan 
toplantı. 

- dolamak -> - tolamak 

- durmak -> -m turmak 

- götüi'mek, [- götürüp gitmek] 1. 
Çabucak çekilip gitmek. 2. Çeki- 
lip gitmek, ayağını çekmek. 

- götürüp gitmek -> - götürmek 
-1 bağlanmak Boş yere oyalanıp 
kalmak, bir yerden ayrılamamak. 
—1 düz başmak İşi yoluna girmek. 
-1 kabın Ayakkabı smı. 

-ma balta ui'mak işine engel olmak. 
—ma baş urmak Ayağına kapan- 
mak. 

-ma düşmek Ayağına kapanmak, 
yalvarmak. 

-m almak -> - almak 
-m durmak -> -m turmak 
-m tm'ğurmak Ayağa kaldırmak, 
ayak üzeri durdurmak. 
-m turmak, [-m durmak, - dur- 
mak] Ayak üstünde durmak, a- 
yakta durmak. 

-m yürimek Yürümek, hareket ha- 
linde bulunmak. 

-1 sıvık Bir yerde durmayıp sürekli 
dolaşan. 
-1 şaşmak Ayağı kaymak, sürçmek. 



18 



ayıctlaşmak 



—1 yir basmamak Sevinçten yerin- 
de duramamak. 

- koymak Ayak basmak, girmek. 
-lara salmak -> -a salmak 

- nâ-'ibi Gezgin yargıç. 

- orusı Hela. 

- taşı Kirini gidermek için yıkanır- 
ken ayağa sürülen pürtüklü taş. 

- tavışı, [- davuşı, - tavüşdusı, 

- tavuşı] Ayak sesi, ayak patırdısı. 

- tavuşdusı -> - tavışı 

- tavuşı -> - tavışı 

- teri -> - deri 

- tolamalf, [- dolamak ] İftira ede- 
rek kötü duruma düşürmek. 

- tonı Don, iç donu. 

- üzere gelmek, [ - üzerine gelmek ] 
Ayağa kalkmak. 

- üzerine gelmek -> - üzere gelmek 
ayak (II) -> ayağ (I) 

- dutmak Kadeh sunmak, içki ver- 
mek. 

ayak (III) Toplanmış olan suyun alt- 
tan akıp gittiği yer. 

ayak (IV) Saçak, saçak(lı). 

ayakdaş, [ayaktaş] İşlerini elbirliğiyle 
yapanlardan her biri. 

- oknak Ayak uydurmak. 
ayaklamak Çiğnemek, ayak altma al- 
mak. 

ayaklandm*mak Ayağa kaldırmak. 
ayaklanmak 1. Ayakla çiğnenmek. 

2. Ayağa kalkmak, 
[ayaklı] 

- küpe Salkım küpe. 

ayaklık 1. Ayak zırhı. 2. Dokuma 
tezgâhında ayakla üzerine basılan 
ve mekik atmak için nöbetle hare- 
ket ettirilen tahta. 

ayaktaş -> ayakdaş 

ayalama Avucu dolduracak büyük- 
lükte olan (taş). 

ayamak Saygı göstermek, saygıyla 
anmak. 



ayanmak İyi bakılmak, korunmak. 
ayaz Açık, bulutsuz (hava). 
[^ayb (Ar.)] 

- eylemek -> — ilmek 

- itmek, [- eylemek, - kılmak] A- 
yıplamak, kınamak. 

- kılmak -> - itmek 

aydın, [aydmlu] 1. Işıkh, aydmhk. 
2. Işık, aydınlık, nur. 3. Açık, bel- 
li, aşikâr. 

- eylemek, [- kdmak] Aydınlat- 
mak. 

- itmek Güzelleştirmek. 

- kılmak -> - eylemek 
aydmılmak -> eydinilmek 
[aydıglık] 

- delügi Işık girecek delik, pencere. 
aydmlu -> aydın 

aydıvirmek -> eydivirmek 
ayğırlanmak, [aykırlanmak] Aygır 

tavrı takınmak. 
ayğırsamak Kısrak aygır istemek, 
ay ğur, [aykur] Aygır. 
ayğut 1. Karşıbk, mükâfat. 2. Kar- 

şıhk olarak, bilmukabele. 
ayıdağacı Tohumu şehveti kesmek 

için kullanılan bir bitki, beşparmak. 
ayığ -> ayık 
ayık, [ayığ] Aklı başında. 

- olmak Uyanık bulunmak. 

- oyuk Bomboş, işsiz güçsüz, bos- 
tan korkuluğu gibi. 

ayıkmak Ayılmak. 

[ayın bayın] 
olmak Şaşıp kalmak. 

ayu-'dılanmak Ayırtlanmak, ayıklan- 
mak. 

ayırtlamak, [ayıllamak, ayurtlamak] 
1. Seçmek, ayırıp çıkarmak. 2. Çö- 
zümlemek, ayırt etmek. 3. Ayıkla- 
mak, temizlemek, 

ayu-tlanmak, [ayıtlanmak] 1. Ayrıl- 
mak, tefrik edilmek. 2. Ayıklanmak. 

ayırtlaşmak Ayrılmak. 



19 



ayıtlamak 



ayıtlamak ^ ayırtlamak 
ayıtlanmak -^ ay^vllanınak 
ayıtmak -^ eyitmek 
aykaklık Kovııculuk, münafıkbk. 
[ ayku'i] 

- inmek Yol kesmek, önüne çık- 
mak. 

aykırlanmak -> ayğırlaumak 
aykırt duykm-t Eğri büğrü. 
aykur -^ ayğur 

ayla Ay hesabıyla, aylık olarak. 
aylak 1. Boş, işsiz, işe yaramaz, kalp. 
2. Bedava, parasız, ücretsiz. 

- çadırı Nöbetçi, bekçi çadırı. 

- iletmek Boşa geçirmek, boşuna 
harcamak. 

aylakçı Hizmetçi, işçi. 

aylanduvmak Dolaştırmak, çevrede 
gezdirmek. 

aylanmak Dönmek, devretmek. 

aymak Ayılmak. 

ayna, [- güni] (^ Far. âzine) Cu- 
ma günü. 

- güni ^ - 

- ertesi Cumartesi. 

ayrıç iki yolun ayrıldığı yer. 
ayrık (I) -> ayruk 
ayrık (11), [- koçı, - koyum] Yabani 
geyik ve sığır. 

- koçı -> - (II) 

- koymıı -^ - (11) ' 
ayrıksı -^ ayruksı 

ayrıksımak -^ ayruksımak 

aynlanmak Ayrılmak. 

ayrıbkkarğası Burnu ve ayakları kı- 
zıl karga. 

ayrılışmak Birbirinden ayrılmak. 

ayrılmak Temyiz edilmek, ayırt e- 
dibnek. 

ayrılduğmlayın Ayrıldığı gibi, ay- 
rıldığı vakit. 

ayruğ ^ âyruk 

âyruh -^ ayıuk 

ayruksı -» ayruksı 



ayruk, [ayrık (I), ayruğ, ayıu]j] 1. 
Başka, diğer, gayri, maada. 2. Ar- 
tık, bundan sonra, bir daha. 
-dan - Bambaşka. 

- itmek Ayırt etmek. 
ayrukca Başka türlü. 
ayruksamak -^ ayruksımak 
ayruksı, [ayrıksı, ayruhsı] Başka, 

başka türlü, farkb. 

ayi'uksımak, [ayı-ıkeımak, ayruksa- 
mak, ayruksumak] Başkalaşmak, 
başka türlü olmak, değişmek. 

ayruksu-ak Daha başka türlü. 

ayi'uksıtmak Başkalaştırmak, değiş- 
tirmek. 

ayruksumak -> ayruksımak 

ayru Başka, öteki, diğer, 

- olmak Ayrı kalmak. 
aytmak -> eyitmek 
[ayu] 

- incegi Ayı yavrusu. 
ayugüli Gelincik çiçeği. 
ayukulağı Gelincik çiçeği. 
ayurtlamak -^ ayu'tlamak 
[az] 

-a saymak, [-a tutmak] Az bul- 
mak, az görmek, küçümsemek. 
-a tutmak -^ -a saymak 

- kişi Önemsiz, umursanmayacak 
kimse. 

- oldı Az kaldı. 

- ögüş Az çok, biraz, bir miktar. 
*^azâbınsuz Azapsız. 

âzâdlu 1. Azat edilmiş, serbest bı- 
rakılmış. 2. Hür, özgür kişiler. 

azcuk Azıcık. 

azdu-mak Değiştirmek. 

azğaş Mücadele. 

azğ aşina k -^ azğışmak 

azğınmak Az görmek, azımsamak. 

azğışmak, [azğaşmak] Kızmak, kı- 
zışmak, azgmlaşmak. 

azğun, [azkım] Sapkın. 

azğunlık Azgmbk, taşkmbk. 



20 



aETsy 



azğurışmak Birbirine kızmak. 

azığzımak Az bulmak, az görmek, 
azımsamak. 

azık -> azuk 

azıklaudurmak Azık vermek. 

azıklanmak Erzak edinmek. 

azılu Taşkın, çılgın. 

azm Biraz, hafifçe. 

Azar azar, yavaş yavaş, az 

az. 

azırak Daha az. 

azırğamak, [azırğanmak, azırkamak] 
Az görmek, önem vermemek, azım- 
samak. 

azırğanmak -> azıi'ğamak 

azırğu Azca. 

azırkamak -> azırğamak 

azışmak Birbirini yitirmek. 

azıtmak 1. Azmak. 2. Yitirmek 
lunu şaşırmak. 3. Azdırmak, 
lunıı şaşırtmak, yoldan çıkarmak. 

azkun -> azğnn 



yo- 
yo- 



azlu Nasibi, kısmeti az. 

azmak (I) 1. Ark, su kanah, bir su- 
dan ayrılan kol. 2. Yapışkan ça- 
murlu bataklık. 

azmak (II) 1. Bozulmak, değişmek. 
2. Yolunu şaşırmak. 3. Sapkınlığa 
düşmek, 4. Azgınlaşmak. 5. Ayn 
düşmek, ayrılmak. 
azur Azar, doğru yoldan çıkar. 

aznavur (<r- Gürcü, azmauri) Azgın, 
kuvvetli, heybetli. 

azrak, [azrek] Daha az, azca. 

azrek -> azrak 

azuğ -> azuk 

[azu] 

- issi Azı dişi olan, yırtıcı hayvan. 
azuk, [azık, azuğ ] Yiyecek, yol yiye- 
ceği, erzak. 

- virmek Beslemek. 
[azvana (<- Far. zebâne)] 

- urmak Külcreyip haykırmak. 
azvay Sarısabır. 



21 



baba 1. Çatı yapımında tam . merkeze 
dikilen kabn ağaç. 2. Ur, yumru. 
3. Sancak ve çadır haslarına ge- 
çirilen top. 

- uğramak Vebaya yakalanmak. 
babadiye, [babadya, pabadça ] (;*-Yun. 

papadia) Papatya. 
babadya -> babadiye 
babak Korkak. 
babalanmak Bababk taslamak, baba 

tavrı takınmak, 
[babah] 

- kızlı olmak Aralarında sıkı iliş- 
ki bulunmak, içli dışb olmak. 

babet 1. Layık, haiz. 2. Kâr, iş. 3. 

Çeşit, tür. 
babuc Pabuç. 

babuUık Sefahethane, fuhuş yeri. 
bac (•<- Far. bâj) Vergi, cizye, resim, 

haraç. 
baca Işık deliği, pencere. 
baccı Gümrükçü, vergi, resim alan. 
bacı Hemşire. 
[badem] 

- kürk Tilki postunun bacağından 
yapılan kürk. 

badruk Kaçak, firari. 

badya, [batya] (<- Yun. batheia) 1. 
Ağzı geniş, yayvan kap. 2, içine 
şarap konulan büyük kap. 

bağ (I) Demet, bağlam. 

- badrık Tuzak, canlıları hileyle 
yakalama aracı. 

[bâğ (II) (Far.)] 

- gözi Üzüm kütüğünün gözü. 

- özdeği Bağ kütüğü. 

bağa 1, Kaplumbağa. 2. Kaplum- 
bağanın kabuğu. 



bağacuk Eskiden savaşlarda, dina- 
mit ve bomba yerine kullanılan si- 
lah (?). 

bağarşak -> bağarsık 

bağarsık, [bağarşak, bağarsuk, bağır- 
sak, bağursuk, boğarsuk] Bağırsak. 

bağarsuk -> bağarsık 

bağda Güreşçi çelmesi, sarma. 

- lU'mak Güreşte sarmaya almak, 
çelme takmak. 

bağdalamak -> bağdamak 

bağdamak, [bağdalamak] Güreşte sar- 
maya almak, çelme takmak. . 

bağdanıuak Çelme takılmak. 

bağır 1. Göğüs, ciğer, sine. 2. Ak- 
ciğer. 3. Karaciğer. 4. Yürek. 

- başmak Saygı göstermek için eh- 
lini göğsüne koymak. 

-1 baş -> -1 başlu 

-1 başlı -> -1 başlu 

-1 başlu, [-1 baş, -ı başh] Ciğeri, 

yüreği yaralı. 

-1 çıkmak Canı çıkmak. 

-I katı Merhametsiz, acımasız. 

-mı baş eylemek Yüreğini yarala- 
mak. 

-mı ezmek Yüreğini yaralamak. 

-1 yağın eritmek Korku ve üzüntü 

içinde bırakmak. 
bağırdak Beşik bağı. 
[bağu'şak] 

- sıyırması, [- şıyrmdısı] Bağırsak 
sancısı. , 

- şıyrmdısı -> - sıyırması 
bağu'suk -> bağarsık 

bağırtlak, [- kuşı, boğurtlak (I)] Ya- 
bani ördek, kılkuyruk kuşu. 

- kuşı -> - 



22 



baldnr 



bağlamak 1. Kapamak. 2. Durdur- 
mak, abkoymak, engel olmak. 3. 
Sarmak. 4. Hasretmek, ayırmak. 
5. Hasıl etmek. 

bağlamalıı Bağlanması gereken, zin- 
cirlik. 

bağlanmak 1. Kapanmak. 2. Kuşan- 
mak. 3. Şekil verilmek, sonuçlan- 
dırılmak . 

bağlı -> bağlu 

bağlu, [bağlı] 1- Kapalı. 2. Erkek- 
liği bağlanmış olan. 

bağrak Oba. 

baği'ikara Bağırtlak kuşu, kılkuyruk. 

bağşiş Bahşiş. 

bağmrsuk -> bağarsık 

bah Ne iyi, ne mutlu. 
Ne güzel, ne boş. 

[bahâ (Far.)] 

-dan inmek Değerini yitirmek. 

- kesmek Değer biçmek. 

-ya kesmek Belli bir ücret bağla- 
mak. 

balaca -> bahça 

babça, [babca,bakca, bakça] (-<- Far. 
bâğçe) Bahçe. 

babmak Bakmak. 

bahrac Bakraç. 

[ba^t (Far.)] 

- körligi Talihsizlik. 
bak Bağ, sargı. 
baka Baksan a! 

bakacak 1. Her yanı görebilecek yer, 
gözleme yeri. 2. Göz. 

bakağan Bakıcı. 

bakanak 1. Çatal tırnaklı hayvanların 
tırnakları. 2. At, deve, sığır gibi 
hayvanlarda topuk ile taban ara- 
sındaki boğum, bukağılık. 

bakara Makara. 

bakca -> bahça 

bakça -> bahça 

bakıcı Falcı. 

bakım 1. Bakış. 2. Görünüş. 



bakınılmak Bakılmak. 

baklağı, [baklağu, baklayı] Baklava. 

baklağu -> baklağı 

[bakla] 

- kırı Pul pul siyah ve beyaa renk- 
te kır at. 

- salmak Bakla ile fala bakmak, 
[baklaıj] 

- kaz Angıt kuşu. 
' baklavı -> baklağı 

bakmak Beklemek, gözlemek. 

baka dm'mak Bakmakta devam et- 
mek. 

bakracük Küçük bakraç. 

bakrak Bakraç. 

baksımat -> beksıımat 

baku Tedavi. ', 

bakyazs 1. Yeni ev edinenlerin tanı- 
dıklarına verdikleri ziyafet. 2. Şer- 
betlik, bahşiş. 

[bal] 

- sağmak Kovandan ya da arıların 
yuva yaptıkları ağaç dalmdan bal 
peteklerini toplamak. 

bala (I) Yavru. 

bala (II), [mala, vala] Baş örtüsü. 

balaban Çakırdoğan, üsküflü doğan. 

[balacık] 

- etler Kaba et gibi şişkin olan et- 
ler. 

balak Manda yavrusu. 
balçak Kıhç sapı. 
[balçık] 

- hm*mâ Kabma bastırılarak kon- 
muş ezik, yapışık hurma. 

balçıklamak Sıvamak. 

balçuk Balçık, batakhk. 

baldır, [baldur] Bitki gövdesi. 

baldırlanmak Ağacm gövdesi geliş- 
mek. 

baldızık İlk ye sonbaharda tan vakti 
doğan bir yddız. 

baldu Balta. 

baldur -> baldu* 



23 



baliğ Balık, 
[balık] 

- duzağı Balık ağı, olta. 
bahkağiisı Sarısütleğen denilen bitki. 
balıkcm -> babkcu* 

bahkcır, [balıkçın] Balıkçıl. 
[babkçıl] 

- otağası Bir türlü tuğ ya da taç ( ?). 
bâlıkkulağı Atboncuğu, katuboncu- 

ğu da denilen deniz böcekleri ka- 
buğu. 

babköldüren Sarısütleğen denilen bit- 
ki. 

bahksütlegeni Sarısütleğen denilen 
bitki. 

[balk] 

- ıırmak -> balkımak 
balkı Güzel, parlak, süslü. 
balkımak, [balk urmak^ barkımak] 

Parlamak, parddamak, ışık saç- 
mak. 

balkırmak Balgam çıkarmak. 

[baUı] 

- börek Çok boş; uygun. 
Ballıkesri Babkesir. 
[balmmnı] 

- yapışdurmak Unutmamak için 
işaret koymak. 

balsama Misvak ağacı. 

balşara, [balsıra] Kudret helvası. 

[balsıra -> balşara 

baltız Baldız. 

[balyemez (<- İt. balla mezza)] 

- topı Eskiden kullanılmış olan 
uzun menzilli bir çeşit top. 

bam bam Dik dik. 

bamılkm'dı -> banbulkurdı 

ban Ulu, büyük, ileri gelen, bey. 

- ev, [- iv] Ulu, görkemli, büyük 
çadır. 

- iv -> - ev 
baıj Ezan. 

- baıjlatmak Ezan okutmak. 

- barınağı Şehadet parmağı. 



- virmek 1, Yüksek sesle bağır- 
mak, seslenmek, 2. Ezan okumak. 

[baıja] 

- seni gerek Bana sen gereksin. 
banbuk -> pambuk 
banbulkurdı, [bamılkurdı, panbulkur- 

dı] Kuduzböceği. 
bandırmak -> bandurmak 
bandurmak, [bandu'mak] Batırmak, 

bulaştırmak. 
baıjlamak 1, Yüksek sesle bağırmak. 

2. Ezan okumak. 3, Gök gürlemek. 
[bâb (Ar.)] 

- tutmak Uğurlu saymak. 
bar Kir, pas. 

bai'abarlaşmak Beraberleşmek. 
[bard] 

- baş -> baş 
bardak, [bartak] Testi. 
barğ Bağır. 

barkana (<- Far. bSr-lıâne) Göç eş- 
yası. 

barınmak Geçinmek, kendini yaşat- 
mak. 

banşdm'mak Uyuşturmak, imtizaç et- 
tirmek. 

barışık Barışıkhk, sulb. 

- itmek Barış içinde olmak. 
barışıklık Sulh. 

barışmak Uyuşmak, imtizaç etmek, 
hoşlanmak. 

barJ^ımak -> balkımak 

barkmak Bırakmak, salıvermek, sar- 
kıtmak. 

barmacuk Parmakçık. 

barmalı -> barınak 

barmak, [baımalj] Parmak. 

-a diş urmak Parmağını ısırmak, 
şaşmak. 

- dişlemek Parmak ısırmak, şaş- 
mak. 

- hesabı Alacaklının alacağı kal- 
madığı sonucuna varan, hileli hesap. 

bai'makca Parmak kadar. 



24 



bart -» baş'* 

- baş - 
bartak -> bardak 
basacak, basacak Basamak. 

[başak] 

- düşmek -> başmak 

basamak 1. Merdiven. 2. Rütbe, de- 
rece. 

başberâber -^ besberâber 

başdık Üzüm şırasım kaynatıp içine 
nişasta bulamakla yapılan pelte. 

başdu'ra^a Pastırma. 

başdıu'mak Yendirmek, alt ettirmek. 

başğıın, [bashun] Baskın. 

bas^un ^ basğun 

basılmak 1. Alt olmak, yenilmek, ye- 
re serilmek, çiğnenmek, horlanmak. 
2. Bastırılmak, yatıştırılmak. 

[başmcak] 

- idinmek Ayaklar altına almak, 
yükselme aracı olarak kullanmak. 

başmç Zulüm, istibdat, tazyik. 

başmmak Hor görmek. 

başırılmak Bastırılmak, kapatılmak. 

başırmak -^ başurmak 

baskaklık Valilik. 

baskı Cendere. 

başkıç Merdiven. 

başkımca Basıkça, engince. 

baskın (Güreşte) Herkese yıkılan. 

baslık, [basluk] Dirseğin iç yanında 
hacamat yapılan üç damardan en 
aşağıda olan ki akciğer damarı, 
başdamarı ve aşağı damar da denir. 

basluk -> bashk 

başmak 1. Alt etmek, yenmek. 2. 
Bastırmak, kapatmak. 3. Teskin 
etmek. 4. Üstüne oturmak, altma 
almak. 5. Atmak, savurmak, yağ- 
dırmak. 6, Kaplamak, bürümek. 
7. Koyup bastırmak. 
başa düşmek, [başak düşmek] Ba- 
sıvermek, ansızın basmak, baskın 
etmek. 



başnkmak Basılmak, çiğnenmek, ba- 
sılarak sıkıştırılmak. 

başm-mak, [başırmak] Bastırmak, ka- 
patmak, saklamak. 

baş 1. Başkan, topluluğu yöneten, 
komutan. 2. (İnsan ve hayvan sa- 
yımında) Tane. 3. Başak. 4. Yara.' 
-a - 1. Tek başına. 2. Eşit, denk. 
3. Baştan başa. 
-a çıkaı-ıııak Şımartmak. 

- açuk Korkusuz, pervasız. 
~a geçmiş Başa gelen. 

-a gelmek 1. Sona ermek, son bul- 
mak. 2. Başa çıkmak, gücü yetmek. 
-a iletmek, [-a iltmek] Sona er- 
dirmek, tamamlamak. 
-a iltmek -> -a iletmek 

- almak Baş kesmek. 

- alup - virmek Öldürmek ve öl- 
mek. 

- aşmak Başını kaldırıp düşün- 
mek (?). 

-a varılmak Başa çıkılmak. 
-a varmak 1. Başa çıkmak. 2. 0- 
lup bitmek, sonuçlanmak. 3. Bitir- 
mek, sonuçlandırmak, tamamla- 
mak. 
-a yazılan Kader, almyazısı. 

- bağı, [- bezi] Baş örtüsü. 

- bart, [bard - , bart, bart - , - 
bört, - ve bart] Yara bere, çıban, 
sivilce. 

1. Teker teker. 2, Baş başa. 

- bezi -> - bağı 

- bilmemek Hizmette kullanılan 
hayvan ham durumda olmak. 

- bört -^ - bart 

- bmjlığı Baş darlığı, sıkıntı. 

- çanağı Kafatası. 

- çatmak Baş başa vermek, ülfet 
etmek. 

- çegzinmek -> çigzinmek 

- çekmek 1. Ayrılmak, vazgeçmek. 
2. Karşı gelmek, isyan etmek, ser- 



25 



baş 



keşlik etmek. 3. Ön ayak olmak, 
başta gitmek. 

- çenberi Baş örtüsü. 

- çevzinmek -^ çigzinıııek 

- çıkarmak Görünmek, zuhur et- 
mek. 

- çigrinmek -^ çigzinmek 

- çigzinmek -> çigzinmıek 

-dan candan çıkmak -^ -dan çık- 
mak 

-dan candan el yumak Hayattan 
el çekmek, vazgeçmek. 
-dan çıkmak, [-dan candan çık- 
mak] Canmı başnıı yitirmek, başı 
elinden gitmek. 

-dan kara Kendini kaybetmiş, çok 
sarhoş. 

- dikmek Başkan olarak atamak. 

- düzmek Kendi aklım başkasının 
aklına uydurmak. 

- ele gelmek Kendine gelmek, başı 
yerine gelmek. 

- eri Komutan. 

- eylemek -^ - itmek 

- götürmek 1. Başmı kaldırmak, 
başını yukarı kaldırmak. 2. Baş 
göstermek, meydana gelmek. 

- gözi Kalb gözü karşıtı, vücut 
gözü. 

- höş itmek -^ — ı höş olmak 
-1 aşağa Kabahatli, şerefsiz. 

-1 aşağa olmak Utanmak, mahcup 
olmak. 

-1 canı ele almak Kelleyi koltuğa 
almak, ölümü göze almak. 
-1 çalkannuş Başj dönmüş, şaş- 
kın, akh başında olmayan. 
-1 çevrilmek Başı dönmek. 
-1 elde Başı yumuşak, yumuşak 
başlı at. 

-1 höş olmak, [- höş itmek] Seviş- 
mek, anlaşmak. 
-1 kaba Başı açık, başı kabak. 
-1 kayısı olmak -> -ı kayıısı olmak 



-1 kayu olmak -> -ı kayusı olmak 
-1 kayıısı -> - kayusı 
-1 kayusı olmak, [-ı kayısı olmak, 
-1 kayu olmak, -İn -ı kayusı ol- 
mak] Başı dertte olmak, başının 
derdine düşmek. 

-ma and içmek Adına yemin et- 
mek. 

-ma çevirmek Başı çevresinde do- 
laştırmak, çevirmek. 
-ma çezginmek Çevresinde dolaş- 
mak. 

-ma dönmek Hizmet için çevresin- 
de dolaşmak. — 

-ma komak Yalnız bırakmak, ken- 
di başına bırakmak. 
-ma şovuk geçmek Anlayışını yi- 
tirmek, anlayıştan uzak kalmak. 
-ına söylemek Kendi kendine söy- 
lenmek. 

-m aşağa bu-akmak -^ -m aşağa 
itmek 

-m aşağa eylemek -^ -m aşağa it- 
mek 

-m aşağa itmek, [-in aşağa bırak- 
mak, -m aşağa eylemek, -in aşağa 
kılmak, -m aşağa salmak, -in aşa- 
ğa tutmak, -in salmak (I), -m ör)i- 
ne salmak] 1, Başmı öuüne eğmek. 
2, Utandırmak, mahcup etmek. 
-m aşağa kılmak -^ -m aşağa it- 
mek 

-m aşağa salmak -> -in aşağa it- 
mek 

-m aşağa tutmak -> -m aşağa it- 
mek 

-ına toprak Yazıklar olsun, ölsün. 
-ma toprak koymak Ölümünü iste- 
mek. 

-ma urmak 1, Başına giymek. 2, 
Başına giydirmek. 
-mı almak Başını kesmek. 
-ını kazıtmak, [- kazıtmak] Saçmı 
tıraş ettirmek. 



26 



başaklama 



-ını ortaya komak Canını feda et- 
mek. 

-mı örtmek (Bir kadını) Kendine 
karı olarak kabul etmek. 
-ını taşa dögmck Başını taşa çal- 
mak. 

-mı yenmek Atın başını almak, 
başmı zaptetmek. 
-mı yire komak Secde etmek. 
-m örjine salmak -> -m aşağa it- 
mek 

-m salmak (I) -^ -in aşağa itmek 
-m salmak (II), [- salmak] Başı- 
nı sallamak. 
-1 örtülü Kadın. 
-1 pek Başı sert, gem almaz. 
-1 şaşmak Başı dönmek, aklı ba- 
şından gitmek. 

-1 yelli, [-1 yellîi, -ı yillü] Hafif- 
meşrep, havai. 
-1 yellü -> -1 yelli 
-1 yillü -> -1 yelli 

- indirmek -> - indiirmek 

- indiirmek, [- indirmek] Boyun 
eğmek, itaat etmek. 

- ip Dokuma tezgâhına gerilen di- 
rezelik ip, çözgülük. 

-itmek, [- eylemek] Başkan yap- 
mak, komutan yapmak. 

- kaldırmak Belirgin durum gös- 
termek. 

- kayusı, [-1 kayusı] Baş derdi, can 
baş kaygısı. 

- kazıtmak -> -ını kazıtmak 

- kesmek Baş eğerek saygı selamı 
vermek, alçak gönüllü davranmak. 

- kJı Saç. 

- komak, [- koymak] 1. Can fe- 
da etmeğe razı olmak. 2. Saygıyla 
baş eğmek. 

- koşmak 1. Baş başa vermek, fi- 
kir birliği yapmak. 2. Canla başla 
bir işin üzerine düşmek. 3. Komu- 
tan olarak atamak. 4. Yarış etmek. 



- koymak -> - komak 

-lu -1 kayusı olmak -> -ı kayusı 
olmak 

- oynamak Hayatını tehlikeye at- 
mak, canını feda etmekten çekin- 
memek. 

- öğrenmek Binit hayvanı talimli 
olmak. 

- örtüsi Taç. 

- pekliği Sert başlıhk. 

- salmak -> -m salmak (II) 

- şeker Kelle şeker. 

- tamarı Dirseğin iç yanında ha- 
cemat yapılan üç damardan en a- 
şağıda olanı ki akciğer damarı ve 
başlık da denir. 

- tartmak Baş kaldırmak, isyan 
etmek. 

- terk itmek Can feda etmek. 

- tutmak Baş çıkarmak, başlan- 
mak. 

- u cân oynatmak Hayatını feda 
etmeğe hazır olmak. 

- urmak Baş eğmek, saygıyla eğil- 
mek. 

- utmak Baş almak, kelle kesmek. 

- uyuzı Suluca denilen sivilce. 

- üzre gehuek Saygıyla eğilmek. 

- varmak Baş elden gitmek, öl- 
mek. 

- ve bart -> - bart 

- ve buğ -> başbuğ 

- yeli Havailik. 

- yirde komak -> - yire komak 

- yire komak, [- yirde komak] 
Yere yüz sürmek. 

- yire salmak Başmı yere eğmek. 
başak (I), [başaklama] Ürün toplan- 
dıktan sonra dal ve sap üzerinde 
kalmış olan artıklar. 

başak (II) Okun ucundaki sivri de- 
mir, temren. 
başakçı Başak toplayan. 
başaklama -> başak (I) 



27 



başaklı 



[başaklı] 

- ok Büyük yelekli ok. 
başarmak 1. Yönetmek. 2. Elde et- 
mek, istediğini bulmak. 

başaruıııauıak Dayanamamak, başa 
çıkamamak. 

başbuğ, [bıığ, baş ve bağ] Baş, baş- 
kan, komutan. 

başçı Baş yönetici, amir. 

başdak Tek başına. 

başdaş, [baştaş] Kafadar, emsal, ak- 
ran. 

başdaşlık Beraberlik, eşitlik. 

başğa Başka. 

başıkmak 1. Yaralanmak. 2. Yara 
baş tutmak. 

başın Başta, önce, ilkin. 

başına Yalnızca, tek başına. 

başu'a -> başra 

başıyle (Tahıl için) Başaktaki haliy- 
le, kabuklu olarak. 

başka Ortaksız, müstakil, 

- başına Başlı başına, kendi başı- 
na, ayrı. 

- çıkarmak, [- kılmak] Ayırmak, 
benzerleri arasından seçip ayırmak. 

- çıkmak Usta olnp ayrı iş yap- 
maya başlamak. 

- kılmak -> - çıkarmak 
başlamak Başa geçmek, öne düşmek. 
başlanmak (Buğday) Başaklanmak, 
[başh] 

- şu Kaynak halindeki su. 
başlık Mehr-i muaccel, kalın. 
başlu Yaralı. 

başluk Başlık. 

başmak, [paşmak] Ayakkabı. 
başmakçı, [paşmakcı] Ayakkabıcı. 
başmaklık Bir tür eski tahsisat, has 

arpahk. 
başnalmak Başlanmak. 
başra, [basura] Başına, 
baştaş -> başdaş " 

batak, [bataklu] Batakbk. 



bataklu -> batak 

batı Güneşin battığı yön. 

batılmak Batmak, batırılmak, 

batu' Yiğit, cesur, kahraman. 

batmak Gömülmek. 

batrık On bin erin komutanı. 

batuk Batmış, müflis. 

batulık Bataklık. 

batun Çabuk, çeviklikle. 

batunnak Batırmak. 

batya -> badya 

havlamak Zorlamak, zorla açmak ( ?) . 

bavlı Av tutmaya alışmış, alıştırıl- 
mış. 

bavhmak Tazı av tutmaya alışmak. 

bavhtmak Av tutmaya alıştırmak. 

bay 1. Zengin, müstağni. 2. Ulu, ki- 
bar, soylu. 3. Temiz. 

- kılmak Zenginleştirmek. 

- kişi Zengin adam. 
baya -> bayak 

bayağı 1. Önceki, eski, eskisi. 2. Es- 
kisi gibi. 

bayağıca Alelade. 

bayağılayın Eskisi gibi. 

bayak, [baya] Demin, az önce, geçen 
zaman. 

Bayat Tann'nin "Kadim'^ sıfatı kar- 
şıhğı. 

bayca Zengin. 

bayık Açık, belli, aşikâr, gerçek, kuş- 
kusuz, kesinlikle. 

bayılmak Telaşa düşmek, endişe et- 
mek, üzülmek. 

bayımak Zengin olmak. 

bayılmak Zengin etmek. 

baylık Zenginlik. 

baymak Kanmak, inanmak. 

[bâzâr {Far?)\ 

- dutulmak (Satılmak üzere) Pa- 
zar yerine çıkarılmak. 

- başı Çarşı ağası, belediye zabıta 
amiri, müfettişi. 

- eylemek -> - itmek 



28 



bel 



-1 döndürmek Pazarlığı bozmak. 

- itmek, [- eylemek, - kılmak] Pa- 
zarlık yapmak. 

- kılmak -> - itmek 

]> azarlamak Alışveriş etmek. 

ba^zmui] Bazısının. 

bazlama -^ bazlamaç 

bazlamaç, [bazlama, bazlambac ] Ka- 
lın açılmış yufka ekmeği, küçük saç 
pidesi. 

bazlambac — > bazlamaç 

becek Tül. 

becene Kulübe, avcı kulübesi. 

becid (<- Far. Ar. be-cidd) 1. Çabuk, 
acele, derhal. 2. Bir işin üstüne çok 
düşen, düşkün. 3. Sık sık, sürekli 
olarak. 4. Çok, fazla. 5. Gerek. 

- dıu'oıak -^ — dutmak 

- dutmak, [- durmak, - tutmak ] 

1. Üzerine düşmek, ısrar etmek. 2. 
Acele etmek. 

- dutmamak Aldırış etmemek. 

- olmak Sürekli çalışmak, üzerine 
düşmek, ısrar etmek. 

- tutmak -^ - dutmak 
becidlemek, [becitlemek] 1. Sıkı, cid- 
di tutmak, sıkıştırmak. 2. Acele et- 
tirmek, çabuklaştırmak. 

becidletmek Hazırlatmak. 

becitlemek -> becidlemek 

bedelleşmek Eşit olmak, denk olmak. 

bedinus -^- bednus 

bednus, [bedinus, bidnus] (<- Yun. 
peteinos) Horoz. 

bedrik, [bedi'ük] Eğirilmek için uzun- 
ca durulmuş pamuk lülesi. 

bedrük -^ bedrik 

beg (I), [bek (I), big] 1. Zevç, koca. 

2. Küçük devlet başkanı. 3. İleri ge- 
len, sözü geçen, nüfuzlu, zengin kişi. 

beg (U) Kuş avlamak için kullanı- 
lan başka kuş. 

begbörki Bostangüzeli, kadife, horoz- 
ibiği de denilen çiçek. 



begçügez Be^'^ceğiz. 

begelinmek Beğenilmek. 

begenecekleyin Beğenilecek gibi, be- 
ğenmeğe değer. 

begenmezlenmek Beğenmezlik tavrı 
takınmak. 

begiı-mek Melemek. 

beglemek Beyliğe, emirliğe kaljul et- 
mek. 

begleuınek 1. Be)?^ olmak. 2. Beylik 
elde etmek. 3. Beylik taslamak. 

beglik Küçük devlet başkanlığı. 

- bez Değersiz, bedava bez. 
])eglücak Beyliğe İjenzetilmek isteni- 
len hal, lıeyliğe özenme hali. 

begşene Beycesine, şaha, sultana ya- 
kışacak yolda. 
bek (I) -> beg (I) 
bek (II) -> pek 

- yüzlü Katı suratlı, yüzü tutan. 
bekinmek Kapatılmak. 
bekişdürmek -^ pekişdÜL*mek 
bekişmek, [pekişmek] Katılaşmak. 
bekitmek -^ pekitmek 

beklemek 1. Saklamak, gizlemek, ka- 
palı tutmak. 2. Korumak, esirge- 
mek. 

beklenmek Pekleşmek, sertleşmek. 

bekler Bekleyen. 

beldik Kuvvet, sağlamlık, metanet. 

bekmez Pekmez. 

beksîmet -^ beksumat 

beksumat, [baksımat, beksimetj (<- 
Yun. paksimadi) Peksimet. 

bektaş — > berjdeş 

[bel] 

- bağlamak, [bil bağlamak] Önem 
vermek, azmetmek, hazırlanmak. 
-in bağlamak -^ -ini bağlamak 
-inden gelmek Sulbünden gelmek, 
evladı olmak. 

-ini bağlamak, [-in bağlamak, bi- 
lini bağlamak] 1. Hazırlanmak. 
2. Tarikata kabul edildiğinin bel- 



29 



belek 



gesi olarak, şeyh bir kimsenm be- 
line kemer kuşatmak. 
-ini taş eylemek Kamburlaştırmak, 
ihtiyarlatmak. 
- tolaHiası Kuşak. 

belek (I) Hediye, armağan. 

belek (II) -> belik (II) 

belemek, [bilemek (I)] Kundaklamak. 

belen -> bilan 

belei], [bilei)] Dağlık, sarp yer, dağ 

beli. 
belenmek Kundaklanmak, çocuk kun- 
dağa sarılmak. 
[ beler çin] 

- gözlü Gözü dışarı çıluk, pörtlek 
gözlü, belermiş gözlü. 
belermek, [beleri kalmak, belerü kal- 
mak] (Göz) Fazla açıhp kalmak. 
beleri kalmak — > - 
belerü kalmak -> - 
belesüz Gizli, bilinmeyen. 
belgülü Aşikâr, açık olarak. 
belik (I) -> bilük 

beHk (11), [belek (II)] Nişane, ala- 
met, örnek. 
belik (III) -> bölük^ 
beliklenmek -> biliklenınek 
beliğ Korku, üıkü. 
beliıjlemek, [belüıjlemek] Korku ile 
birden sıçramak, irkilmek. 
bflirjleyü dmmak Uykudan kor- 
kuyla sıçrayıp kalkmak. 
belirjletmek Korkutmak, ürkütmek. 
belkim Belki. 
belleme Yelek gibi bele kadar olan 

giysi. 
beUisüz -> belüsüz 
bellü Belli, açık, aşikâr. 

- ad Tanınan, şöhret bulan ad. 

- bayık 1. Muhakkak, kesinlikle. 
2. Apaçık, besbelli. 

- bilmek İyi bilmek, iyice anla- 
mak, kanaat getirmek. 

- kişi İleri gelen, saygın kimse. 



- söz Delil, kamt. 

bellülemek Belli etmek, tayin etmek. 

beUüsî Açık, aşikâr olan. 

belük -> bilük 

belüglemek -> beliklemek 

belüımek, [biliümek] Meydana çık- 
mak, belli olmak. 

belürtmek İzhar etmek, ortaya çıkar- 
mak. 

belüsüz, [belliöüz] Belirsiz, meçhul. 

[ben] 

- bağa Kendi kendime. 
i Kendi kendimi. 

-em dimek Kibirlenmek, kendini 
beğenmek. 

- gibi Benim gibi. 

-i bağa komaz Beni kendi halime 
J^ırakmaz, irademi elimden abr, 
hayatıma kasteder. 
-üle Benimle, 
beg Hayvanları avlamak için tuzağa 
konulan yem. 

- düşmek Üzüm, elma, hurma gibi 
meyvelere olgunluk rengi gelmeğe 
başlamak. 

bencileyin Benim gibi. 

begdeş, [bektaş] Eş, benzer, emsal. 

beûdeşsîz -^ bendeşsüz 

bendeşsüz, [bendeşsîz] 1. Eşsiz, ben- 
zersiz, emsalsiz. 2. Benzemeyen, 
zıt, aykırı. 

[benek] 

- altunlu Altın benekli, altm işle- 
meli. 

beneviş (^ Far. bânefş) Çitlenbik. 

begiz 1. Renk. 2. Yüz. 

- aldm-mak Benzi atmak, korku- 
dan sararmak. 

- geçmek Yüzün rengi değişmek. 
-i almmak Benzi bozularak sarar- 
mak. 

-i boz oyıını Bir oyun adı. 
-i çalmmak Yüzü değişmek. 
-i gülmek Yüzü gülmek, sevinmek. 



30 



bezek 



-i ürpernıek Rengi atmak. 

berjlemek Nişan koymak. 

benlenmek Benlik taslamak, böbür- 
lenmek. 

berjlenmek Koruk yvımuşayıp üzüm 
haline gelmeğe başlamak. 

[benlik] 

- eylemek Kendini üstün görmek. 
benvenlik Benlik, bencillik. 
beijzennıek Kendisini bir başkasma 

benzetmek. 

berjzer Öyle görünüyor ki, öyle anla- 
şılıyor ki. 

beijzeş Eş, benzer. 

[berjzetmek] 
berjzedeuı olaıu Benzetmiş olayım. 

[beraber ( Far.)] 

-ine gelmek Tekabül etmek, eşde- 
ğer olmak. 

- itmek Bir araya getirmek. 
[beraberlik] 

- çekişmek Eşitlik savında bulun- 
mak (biriyle). 

berç Macarüzümü de denilen meyve 
ki bundan ökse adlı yapışkan mad- 
de çıkarılır. 

[beri] 

- öte İleri geri. 

berk, [perk] 1. Sağlam, sıkı, muh- 
kem, kuvvetli. 2. Katı, sert. 3. 
Şiddetli. 4. Süratli, hızb. 

- eylemek, [- itmek] Kuvvetli bu- 
lundurmak, sağlamlaştırmak. 

- itmek -> - eylemek 

- yüzlü Yüzü yumuşak olmayan. 
berkidilmek Kuvvetlendirilmek, sağ- 

lamlaştırılmak . 

berkilmek Tesbit edilmek, pekitil- 
mek. 

berkilü Pekitilmiş, kapah. 

berkimek, [berkişmek] Sağlamlaş- 
mak, pekişmek, yerleşmek. 

berkinmek 1. Sağlamlaşmak, pekiş- 
mek. 2. Pekistirflmek. 



berkişmek -> berkimek 

berldtmek, [perkilmek] Sağlamlaş- 
tırmak, pekitmek. 

berklik, [perklik] 1. Sağlamlık, şid- 
det, sertlik, metanet. 2. Güvenme, 
itimat. 

berlü Beri. 

bertinmek Burkulup incinmek. 

berü Bu yana, buraya, beriye. 

besberâber, [başberâber] Bütünüyle 
beraber. 

besdil, [bestil] Pestil. 

beserek -> besirek 

besilek Yetişmiş, etli canlı. 

besirek, [beserek, biserek] (<— Far. 
bîserâk) Tüylü ve besili erkek deve, 
hecin. 

beslengi Besleme, evlatlık. 

beslü Besili. 

bestil -> besdil 

[beş] 

- bucaklu Muhammes, beşgen. 
beşe, [peşe] Başkan, emir, ileri gelen, 

ağabey. 

[beyaz (Ar.)] 

-a çıkmak Temize çekilmek. 

beybence (-^ Far. peymânçe) Şeyh 
karşısında niyaz ve teslimiyet du- 
ruşu. 

beyik Gömleğin koltuğuna dikilen üç 
köşeli parça. 

beyle Böyle. 

beyni Beyin. 

-ni suvarmak İkna etmek, kandır- 
mak. 
-si Beyni. 

beynisüz Beyinsiz, ahmak, anlayışsız. 

bezdirme Saç ekmeği, bazlama. 

[ bezdüm ] 

- kemiği Kuyruksokumu kemiği, 
uca. 

bezegen Çok süsleyen. 
bezek 1. Süs, ziynet. 2. Ziynet eş- 
yası. ' 



31 



bezckcî 



- kılmak Süslemek. 

- virmek Süslemek, tezyin etmek. 
bezekci Süsleyen. 

bezeklenmek Süslenmek. 
bezeklii Süslü, ziyuetli. 
bezemek, [bizemek] Süslemek, do- 
natmak, tezyin etmek. 
bezeniloıek Tezyin edilmek. 
lîezenmek Süslenmek. 
bezerlik Bezme, usanma, bezer olma. 
bezeyiş Süsleyiş. 
bıcılgan, [bıcılgan] Hayvanların ayak- 

lannda hasıl olan yara, çatlak, 
bıçalı Bıçak, 
[bıçak] 

-a düşmek Son çareyi bıçakta ara- 
mak, kendini bıçakla öldürmek. 
-a gebnek Kesilecek derecede bü- 
yümek. 

- süıjüge iı-mek Bıçak kemiğe da- 
yanmak. 
bıçaklaşmak Birbirine bıçak sapla- 
mak. 
bıcılgan -> bıcılgan 
bıkm Böğür. 
bılaşık Bulaşık. 

bılaşkan Sıvaşkan, çok bulaşan. 
bdaşmak Bulaşmak. 
bıldn-, [Imldm] Geçen yıl. 
bılduğı, [bıldukı, bıldırki, buldurkı, 

bııldurki] Geçen yılki. 
bıldu'kı -> bılduğı 
büdu-ki -> bıldırğı 
bıgaı-, [buıjar] Pınar, çeşme. 
bmğıldayık -> bmkıldayık 
bmkıldayık, [bmğıldayık] Bıngıldak. 
bırağmdı Döküntü, işe yaramaz du- 
ruma gelmiş şey. 
bu'a^mak Bırakmak. 
bırakmak 1. Atmak, koymak. 2. Çı- 
karmak, salmak. 
bırağu görmek Bırakıvermek. 
[bıyık] 

-ma gülmek Sakallına gülmek. 



-m bm-mak Böbürlenmek, gurur- 
lanmak. 

-mı balta kesmez obnak 1. Çok 
kibirli olmak. 2. Kimseden korku- 
su olmamak. 
-1 yelli Kibirli, gururlu. 

bıyıkdak Bıyığı terlemiş. 

bızağu -> buzağu 

[ biçene ] 

- olmak Bir yere kapanmak, giz- 
lenmek, sığınmak. 

bicik Meme. 

bicülc Selin açtığı yer, sel yolu. 

biçik Kesik, kesilmiş. 

[biçim] 

-e gelmek Biçilecek kadar olmak. 

biçin 1. Ekin biçme, hasat. 2. Bi- 
çim, kesim. 

biçimnek Kendine elbise biçtirmek, 
kestirmek. 

biçmek Kesmek, kökünü kazımak. 

[biçmeli] 

- olmak Biçilecek kadar olmak. 
bider Tohum. 

bidnus -> bednus 

big -> beg (I) 

bigi Gibi. 

bil (I) 1. Bel. 2. Yamaç, dağ beli. 

- bağlamak -> bel 
-ini bağlamak -> bel 

bil (II) Ayakla basılarak toprağı iş- 
lemeye yarayan tarım aygıtı. 

bilan, [belen] Süslü ve işlemeli kı- 
lıç kemeri. 

bilaş {<- Ar. bilâ-şey') Beleş, boş 
yere. 

bildükli Tanıdığı, bildiği olan. 

bile, [bilece] 1. Birlikte, beraber. 2. 
Dahi, de. 3. İle. 

- toğmış Yaştaş. 

- komak Bir arada bulundurmak. 

- koşmak Eklemek, birleştirmek, 
arkadaş etmek. 

— lerince -> -lerinde 



32 



bilÜB 



-lerinde, [-leıince] Beraberlerin- 
de, yanlarında. 
-lerine Yanlarına. 
-mce Yanımda, beraberimde, 
-ijce -> — r)de 
-r)de, [-i]ce] Beraberinde, yanında. 

- olmak Birlikte bulunmak, 
-güze Yanınıza. 

-since -> -sinde 

-sinde, [-since, -sine] Beraberin- 
de, yanında, birlikte. 

-sine -> -sinde 

-ye Yanına. 
hilece -> bile^ 

bilecen Her şeyi bilen, anlayan. 
bilegen İyi bilen. ' 

[bilek] 

-in abnak Eline yapışmak. 
bilekçe Bilek, b ayvanın topuğu ile 

tırnağı arası. 
bilekçek Kelepçe. 
bilelik Maiyet, beraberlik. 
bilemek (I) -> belemek 
bilemek (11) Bulamak, bulaştırmak. 
bilei] -> beler) 

bilenmek Her yanı bulaşmak. 
[ bilezük ] 

- lu'mmak Bilezik takınmak. 
bilge Âlim, bakim, bilgin. 
bilgi, [bilgü] Bilici, kabin. 
bilgiç Her şeyi bilen, anlayan. 
bilgü -> bilgi 

bili -> bilü 

-si şaşmak -> bilü 
bilici Bilgin, bakim, âlim. 
biük (I) -> bilük 
bilik (II) Akıl, us, anlayış, kavrayış, 

bilgi. 
biliklemnek, [beliklenmek] Sadağını 

takınmak, silablanmak. 
bilili -> bilülü 
bililü ^ bilülü 
[bilincek] 

- çıkmak Tanımak, bilmek. 



bilinmek Adı çıkmak, adı yayılmak. 
[bîlîmnelü] 

- olmak Herkesçe bilinmek. 
bîlirlenmek -> bilürleumek 

biliş Ic Bildik, tanıdık, dost, aşina, 
2. Marifet. 

- görüş Bildik, tanıdık. 
bilişdürmek Tanıştırmak. 
bilişlik Aşinalık, tanışıkbk. 

- virmek Aşinalık göstermek. 
bilişmek Tanışmak. 
bilmedük Bilinmeyen, meçbul. 
bilmek Anlamak, idrak etmek. 

bildüi) ola Bildin ini? 
bildiirdi ola Bildirdi mi? 
bili tîirmak Bilip durmak, bilmek- 
te olmak. 

bilmezsin mi Bilmez misin? 
bilmiş ol İyi bil. 

bilüp bilmeyüp Bilir bilmez, bilerek 
bilmeyerek. 
biliirin işlemek Bildiğini yapmak. 

bilmez Bilmeyen, cabil. 

-e mrmak Bilmez görünmek, bil- 
mezlikten gelmek. 

biknezlenmek Bilmez gibi göiTİnmek, 
bilmezlikten gelmek. 

bilmezlik 1. Cahillik. 2. Bilirim sa- 
vında bulunmama. 

bilü, [bili] 1. Bilgi, ilim, irfan, idrak, 
malumat. 2. Zihin, fikir. 

- bilenler Bilgililer, âlimler. 

-si şaşmak, [bilisi şaşmak] Bil- 
diğini şaşırmak, bildiği şeyleri zih- 
ninde toplayamamak. 
-si yaijilmak Ne söylediğini bilmez 
duruma gelmek, bunaıriak. 

- virmek Akıl öğretmek. 
bilüç -> bülüç 

bilük, [belik (I), belük, bilik (I)] Ok 
ve yay kuburu, sadak. 

bilülü, [bUili, bililü] Bilgili, âlim, ha- 
kim. 

bilür Bilen, âlim. 



33 



biUirlenmek 



bilürlenmek, [bilirlenmek ] Bilirim sa- 
vında bulunmak. 
bilürmek -> beliirmek 
bilüsüz Bilgisiz, cahil. 
bilüsüzin Bilmeyerek. 
bilüsiizlik Bilgisizlik, cehalet, 
[big] 

- anca Bin katı . 

- ai'tuk Binden fa2:la. 

- başlaı* Binbaşılar. 

- begi Binbaşı. 

Binlerce j türlü türlü. 

-den bir Binde bir. 
-în -in Binlerce. 
-inde birini Binde birini. 
— ■ kez - Milyon. 

biner Binicj. 

bingeşdirmek -> bingeşdürmek 

bingeşdürmek, [İjingeşdirmek ] 1. Bir- 
birinin üzerine bindirmek. 2. Bir- 
birinin arkasına bindirmek. 

biugeşik Üst üste binmiş. 

bingeşmek 1, Birbiri üzerine binmek. 
2. Birbirinin arkasına binmek. 3. 
Birbirine uymak, birbiri arkasın- 
dan gelmek. 4. Birbiri arkasından 
sırayla binmek. 

bini (I) Kozadan ipek sağmak için 
kullanılan aygıt (?). 

bini (11) -> binü 

-den taraf, [-den yanı] Hayvanın 

binilecek tarafı. 

-den yanı -> -den taraf 

[binilmelü] 

- itmek Binilecek duruma getirmek. 
biniş (I) Eskiden uleraanm cübbe ü- 

zerine giydiği bedeni ve kolları ge- 
niş üstlük. 
[biniş (II)] 

- olmak Atlılar yürüyüşe hazırlan- 
mak. 

binit -> binüt 

binitli -> binütlü 

binü, [bini (11)] Binme, biniş, binilme. 



-ye yaramak Binilecek çağa, duru« 
ma gelmek. 

binülü ...e binmiş, bineği ... olan. 

binüt, [binit] Binecek hayvan. 

binütlü, [binitli] Atlı, süvari. 

binmek Çıkmak, oturmak, cülus et- 
mek. 
liinen binenüıj Binen binene. 

bir 1. Bir kere, bir kez. 2. Öbür. 

- adili Aynı adı taşıyan. 

- ağız Bir kere, bir defacjk. 

- bakmak Eşit tutmak, bir gör- 
mek. 

- baş Bir düziye, durmayarak, a- 
maca doğru. 

-^ -in -in 

; in -> -in -in 

- çakım Bir çakımlık, bir çakmada 
kullanılacak miktarda. 

- çala Göz açıp kapayıncaya dek. 

- dahi 1. Bir daha, yeniden. 2, 
Başka türlü. 

- döşek Birlikte yatma. 

- düzen Bir biçim. 

- düzeye Aynı düzlükte, hep bir 
tarzda , sürekli olarak. 

- elden Birden, hep birden. 

- elden çıkmış Yeknesak. 

- eylemek Birleştirmek. 

- gezden -> - kezden 

- göç mikdârı Bir konaklık. 

- hâl itmek Bir şeye benzetmek, 
çaresine bakmak. 

- höş olmak Tuhaflaşmak. 

-i bir Birer birer, birbiri ardınca. 
-i -ine Birbiriyle. 
-i -ine koymak Birbirine düşür- 
mek. 

-i -ine lu'mak Birbirine katmak. 
-i -isinden Birbirinden. 
-i gün -> -isi gün 

- iki Birkaç. 

- iki dimemek Tereddüt etmemek, 
vakit geçirmemek. 



34 



biter 



- iki güıılügeyüz Bir iki günlüğüz, 
bir iki günlük ömrümüz var. 

- illü Aynı memleketli, hemşehri. 
-im -im -^ -in -in 

-in -in, [- - 5 - -in, -im -im] 

Birer birer. 

-in -ine Birbirine. 

-in ikin Birer ikişer. 

-İ8İ gün, [-İ gün] Öbür gün. 

-isi yıl Ertesi yıl, öbür yıl. 

- kezden, [- gezden] Birden, hep 
birden. 

- koyun aşığı olmak Aynı soydan 
olmak, soyıı sopıı bir olmak. 

- nice, [birince (II)] Birkaç, bir- 
çok, pek çok. 

- nice el Birkaç kez. 

- niceler Birçoldarı. 

- uğıu'da — > - uğui'dan 

- uğm'dan, [- uğurda, - uğurdane, 
birğm-dane] Birden, hep birden, bir- 
den bire, derhal. 

- ıığıudane -> - uğm'dan 

- yakadan baş çıkarmak Topkı bir 
halde, dirlikle yaşamak. 

- yaıja itmek, [- yan itmek] Ber- 
taraf etmek, ortadan kaldırmak. 

- yaıja olmak Uzaklaşmak, ayrıl- 
mak, bir tarafa çekilmek. 

- yan itmek -^ - yar) a itmek 

- yirde dirilmek Bir arada yaşa- 
mak, birlikte ömür sürmek. 

- yire gelmek Birleşmek. 

- yiyim Bir defada yenilecek mik- 
tar. 

- yol Bir kere, bir kez. 
[birbiri ] 

-ne çalmak Birbirine düşürmek. 

-ni almak Birbiriyle evlenmek. 

-İli başmak Birbirini çiğnemek. 

-yle koşulmak Birbirine eş olmak. 
bire Hey, ey, be, aman! 
biregi -> biregü 
biregü, [biregi] Bir kimse, başkası. 



birez Biraz. 

- gün Birkaç gün. 

birezcük Birazcık. 

birğurdane ^- bir 

biribimek -^ vii'ibimek 

biricik Bir kerecik. 

birikdii'mek -> birikdüi'mek 

birikdürmek, [birikdirmek ] Birleştir- 
mek. 

birlice Hazine, mahzen, sarnıç. 

birikmek, [biriikmek] Birleşmek, bir 
araya gelmek. 

birim (I) Bir tanem, biriciğim. 

birim (II) Yolsuz salman vergi. 

birince (I) Biri oranında, biri denli. 

birince (II) -> bir 

birle İle. - 

birlemek Birliğini kabul etmek, şirk 
koşmamak; tevhid. 

birlik Bir olma hali, vahdaniyet, aha- 
diyet. 

- eylemek ^ - itmek 

- itmek, [- eylemek] Birleşmek. 
birükmek ^ birikmek 

bisbiitün Büsbütün 

biserek -^ besirek 

bislemek ^ beslemek 

bismil — > mısmıl 

bisü Besi, semirtmek için besleme. 

biş beş. 

bişegen Çabuk pişen. 

bişi, [pişi] Yağda kızartılmış çörek. 

bişik Beşik. 

bişirmek ^ bişürmek 

bişii'tmek Pişirtmek. 

bişmek Pişmek. 

bişürmek, [bişirmek] 1. Pişirmek. 2. 
Olgunlaştırmak. 3. Beslemek, ge- 
liştirmek. 

bitegen İyi yetişen, çok biten. 

bitek Bitki yetişen yer. 

biten Bitki, nebat. 

biter (<- Far. bed-ter) Daha fazla, 
beter. 



35 



biterli 



Mterli Bitki yetişen yer, bitkili yer. 

bitevi Düzgün, bir sırada. 

biti, [bitik (I) ] lo Yazılnoış şey, mek- 
tup. 2o Defteri-i âmâl. 3. Senet, 
belge. 

bitik (I) -> biti 

bitik (II) Bitişik. 

bitikci Kâtip. 

bitilemek Bir kimsenin yanma mek- 
tup vermek. 

bitimek» [bitümek] 1. Nasip etmek, 
mukadder kılmak. 2. Kısmet ol- 
mak, mukadder olmak. 

bititmek 1. Takdir etmek, nasip et- 
mek, yazmak. 2» Meydana getir- 
mek, hasıl etmek. 

bitlemek Başkasının bitini ayıkla- 
mak. 

bitmek 1» Meydana gelmek, hasıl ol- 
mak, çıkmak. 2, Bitişmek, kaynaş- 
mak. 3o Mahvolmak, iflas etmek. 
4o (İnsanlar için) Yetişip büyümek. 
bite turmak Bitmekte olmak. 

[bitmiş] 

- gün Son gün, vade günü. 
bitnel Mümbit, verimli. 
bitrişmek Hesaplaşmak, ödeşmek. 
bitrüm Üstün nitelikleri bulunan. 
bitilmek -> bitimek 

bitün Bütün. 

- ile Bütün olarak. 
bitüri Bitinceye dek. 

bitürmek 1. Peyda etmek, hasıl et- 
mek, meydana getirmek. 2. Bi- 
tiştirmek, kaynaştırmak. 

biz (I), [böz] Bez, kumaş. 
,[biz (II)] 

-den Bizim tarafımızdan. 

-den iyiler -> -den yeğler 

-den yeğler, [-den iyiler] Peri, cin. 

bizcileyin, [bizçileyin] Bizim gibi. 

bizçileyin -> bizcileyin 

bizemek -> bezemek 

bizemsek Âciz, düşkün, muhtaç. 



bizgin Bezgin, bîzar. 

bizlenc -> bizlengec 

bizlengec, [bizlenc, bizleııgic] Yük 

hayvanlarını sürmek için kullanılan 

ucu sivri demirli değnek. 
bizİeugic -> bizlengec 
bizlik Bize yarar. 
boduç, [botuç, buduç] Emzikli su 

kabı, çömlek. 
boğ Bohça. 
boğamak -> buğanak 
boğarsuk -> bağarsık 
boğasa, [boğası] Kabn çvdha bezi. 
boğasamak, [boğaşmıak] İnek boğa 

istemek. 
boğası -> boğaşa 
boğa sunak -^ boğasamak 
[ boğaz ] 

- deliği Yemek borusu. 

-1 ele viı-mek Yakalanmak, yakayı 
ele vermek. 

-1 kulı Pisboğaz, obur. 
-in almak Boğazına yapışmak, bo- 
ğazından yakalamak. 
-1 toluslna Boğaz tokluğuna. 

- yâri Boğazına düşkün. 
boğazlağı -^ boğazla ğu 
boğazlağu, [boğazlağı, - düdügi, bo- 

ğazlavu] Gırtlak, hançere. 

- düdügi -> boğazlağu 
boğazlavu -> boğazlağu 
boğınmak Kendi kendini Ijoğmak. 
boğmağ -> boğmak 

boğmak, [boğmağ] Gerdanhk, kolye. 
boğmaklamnak Boğmak denilen ger- 
danlık takınmak. 
boğun Boğum, eklem. 
boğurtlak (I) -> bağu'tlak 
boğurtlak (II) Gırtlak, boğaz. 
boğuz Boğaz. 
boğuzlamak Boğazlamak. 
bokça Bohça, büyük çıkın. 
bolad Çok, bol. 
bolaltmak Bollaştırmak, çoğaltmak. 



36 



^"^^^ Hırka. 
■•"I"»»!? Olmak. 

S*"!" ^ - bolay İd 

toprak. "^'^mış, otsuz, sert 

/^' ^^/^ ^oz, boz renk 

\') Maden eemtin' 
rufu (?) ^^'^^^sı, m^^^^ cü- 

^^'«g, [bozlağı SüHn 

[boş] ^ -y""^' f«yaz] Poyra.. 

- i? ırr -^^ '«^■' 

«^Ç üoş durmak 

- salmak Boş bıraka', 

>«^«taak BoZtk "^'''"»*■ 

mak. ^""^ "*"'*. 2. B„,at. 

ftîlT"^ Terk e,amek. 

•■o.Catf'';^''':;^ *'^''' W«ve) 
"^«^^3 Lbortlamak n^»ı ^" 

r,^^ yavrulamak " ' ^^^^^^^^k] De- 
Lnotlamah] 

- «'»»lak Deve yavml 
^""^"»^ Potur 



bolurasaınal; Dişi deve erkek iste- 
mek (?). 

^y (I) Tohumu pastırma çemeninin 
yapümasmda kuUamlan bir bitki, 
»oy (11) Bir aşiretin koUarmdan ber 
biri. 

- l>aşı Kabile reisi. 

- hegi Aşiret boyunun başkanı. 

- boylamak Bir kimsenin soyunu 
sopuuu sayarak öğmek. 

•»«y (IH) Beden, vücut, 
-a yelmek Boylanmak, yükselmek. 

- bosmı Boy bos, endam. 

- çekmek 1. Boy atmak, uzamak. 
2- Ayn baş çekmek, bağımsızca iş 
görmek. 

-I btikühnek Beli bükülmek, 
-viımek -> boyun 

boy (IV) Derece, mertebe, ayar. 

»oyal: Boya. 

boyanjübi Meyankökü. 

boyandurmaV Boyamak. 

Wamk Boyanmış. 

boyamnak Erişmek, ulaşmak, uzan- 
mak. 

Maş Akran, emsal 

^^«ylamak 1. Boy ölçmek, boy öl- 
ÇiŞmek. 2. Boylu boyunca dalmak* 
3. SürekU olarak izlemek. 

Maşmak Boy ölçüşmek. 

%mull. Boynu halka gibi vücudu- 
nun renginden başka renkte olan 
lıayvau ya da kuş. 2. Doğan tü- 
ründen yutıcı biı kuş. 

Joyıııra Boynu üzerine. 

boyuuzluböce Kabuklu sümüklübö- 

cek. 

boyraz -> boryaz 

boyun 1. Kem. 2. Deveboynu deni- 
len gerdauhk. 

-a ahnak Yanma almak, kendine 
arkadaş etmek. 

- ahnak (?) -> _ «hnak 

- bezi Boyun atkısı. 



37 



bojımlamak 



- cebesi Boynu kaplayan gerdan- 
lık. 

- çekici Kimseye boyun eğmeyen, 
itaatsiz. 

- dartmak -> — tartmak 

- dutmak, [- tutmak] 1. Azmet- 
mek, üzerine almak. 2. Boyun eğ- 
mek, ri25a göstermek. 

-1 burılu, [-1 burulmış] Boynu bü- 
kük, mahzun. 
-1 burulmış -> -ı burılu 
—ma almak Üzerine almak, üstlen- 
mek. 

-ına el bırakmak -> -ma kol bı- 
rakmak 

-ma kol bırakmak, [-ma el bırak- 
mak] Boynuna sarılmak. 
-ma salmak Kendisine bırakmak, 
ısmarlamak. 

-ma sarmak, sarmak Bir kimseye 
hoşlanmadığı bir iş yüklemek. 
-mı burmak Boynunu bükmek, 
sızlanmak. 

-m urmak -> -ını urmak 
-mı urmak, [-m urmak] Başını 
kesmek. 

- koma^ 1, Teslimiyet göstermek, 
2. Selam verene karşı esenlik di- 
lemek. 

- olmak, [- almak (?)] Kefil ol- 
mak, üzerine almak. 

- sunmak İtaat etmek. 

- tartmak, [- dartmak] 1, Ken- 
dini geri çekmek, kaçınmak. 2. Ki- 
birlenmek. 

- virmek, [boy virmek] 1. İtaat 
etmek, boyun eğmek. 2, Kefil gös- 
termek. 

boyunlamak Boynunu kırıp öldür- 
mek. 

boyunluk Kefalet. 

boz (I) Sürülmemiş (toprak). 

boz (I[) Gözbebeğinde görmeğe en- 
gel olan beyazhk, aksu. 



[boz (III)] 

- muhalif Kirli boz. 

bozaç Boz renkte, boz renkli. 

bozarak, [bozu'ak] Bozca, bozumsu. 

bozarmak Kırlaşmak, ağarmak, sa- 
rarmak. 

[ bozca ] 

- aş, [- aşı] Yoğurtlu çorba. 

- aşı ^ - aş 

bozcıl Boz renkli, bozumtırak. 
bozdağan, [bozdoğan, boztağan, boz- 

toğan] Demir topuz, gürz. 
bozdoğan -> bozdağan 
[bozgun] 

- söylemek Bir şeyin iyi ve kötü 
yanlarım söylemek. 

bozu'ak -> bozarak 

bozkun Bozuk. 

bozlağ -> bcrlağ 

bozlamak Bağırmak, böğürmek. 

boztağan -> bozdağan 

boztoğan -> bozdağan 

bozuk Tamburaya benzer bir çeşit 
saz. 

bozumtuk Boza çalar. 

bö, [böy] Zehirli örümcek. 

böce, [böciik] Böcek. 

böcü Umacı, öcü. 

böciik -> böce 

böget -> büğet 

bögrek, [bögrik] Böbrek. 

bögrekerigi Caneriği. 

bögrik -> bögrek 

bögrüşmek Hayvanlar hep birden bö- 
ğürmek, insanlar bu şekilde bö- 
ğürmek. 

[böğür] 

- igi Yakınında bulunup sürekli 
olarak rahatsızlık veren (şey ya da 
kişi). 

bögürtlenkuşı Boklucabülbül. 

bölge Mmtıka. 

bölme Parça. 

böliicek Ufak bir bölük. 



38 



buIas 



böiüç (Saç için) Bölük. 

böiiikj [belik (II)] 1« Saç bölüğü, saç 

örgüsü. 2. Parça, kısjm. 
bön Saf, ahmak. 

- düşmek Budalalık etmek. 
börk, [börke, börki] Başa giyilen kü- 
lah, kalpak gibi şeyler. 

börke -> börk 

börki -> börk 

börtdüi'mek (Eti) Az pişirmek. 

böy -> bö 

[böyle] 

- ile Böylelikle, bu suretle. 
böyleme Böylesi. 

böylesine Böyle, bunun gibi, bu yolda. 

böz -> biz (I) 

[bu] 

- ara Bura, burası. 

- aşıl Bu gibi, böyle. 
-dur ola Bu olsa gerek. 

- diikeli Bütün bunlar. 

- dükeliyle Bununla birlikte, bu 
cümleden olarak. 

- düzene Bu suretle, bu şekilde, 
-nur) bigi, [-nuıj gibi] Bu gibi, 
böyle. 

-nuıj birle Bununla birlikte, ma- 
mafih. 
-nur) gibi — > -nur) bigi 

- resme Böyle, bunun gibi. 

- resm ile Bu suretle, bu şeküde, 
böyle. 

- üzere Böyle, bu yolda. 

- y anadan Beri yandan, öte yan- 
dan. 

- yir Bura. 

- yol Bu kere, bu kez. 
buba Baba. 

bucacuk Köşecik. 
bucag -> bucak 
bucak, [bucağ] Köşe. 

-da otm'mak inzivaya çekilmek. 
bucm'ğat Vinç. 
buçuğar Yarımşar. 



buçuk Yarım, yarı. 

buçuklık Yarım (para)lık. 

budak, [butak] 1. Dal. 2. Şube, te- 
ferruat. 

budaklanmak Dallanmak, dal ver- 
mek. 

buduç -> boduç 

buğ (I) Buğu, buhar. 

buğ (II) -> başbuğ 

buğanak, [boğanak, buğunak] Sağa- 
nak. 

buğda Buğday. 

[buğday] 

- er)lü Buğday benizli, esmer. 

- gün Güneşin Sünbüle burcuna 
girdiği zaman, ağustos ayı. 

— -güni Muharrem ayınm on ikinci 
günü, aşure günü. 

buğdayık Siğil. 

buğra Erkek deve. 

buğunak -> buğanak 

buğm" (I) Bundan sonra, şimdi, bu 
kez, bu defa 

buğur (II), [puğm*] Erkek deve, iki 
hör güçlü deve. 

buğursamak Dişi deve erkek istemek. 

[bugün] 
-ki gün Bugün, işte bugün. 

bugünlicek Bugüne özgü olarak. 

bukağı -> bukağu 

bukağu, [bukağı] Hayvanın ayağına 
vurulan köstek. 

bula Abla, hizmetçiye göre evin hanı- 
mı. 

bulak Kaynak, pınar, çeşme. 

bulamak 1, Karıştırmak. 2, Bulan- 
dırmak. 3, Sallamak. 

bulanmak (I) Yoğurulmak, karış-^ 
mak. 

bulanmak (II) Sahnmak, hıram et- 
mek. 

bular Bunlar. 

— ugçün Bunlar için. 
-ıır)la -> bunlar 



39 



Imlaııca 



bularca Bunlar kadar. 

bularcılaym Bunlar gibi. 

bulaşmak 1. Karışmak, fenalaşmak. 
2, Musallat olmak. 3, Çatmak, sa- 
taşmak, duçar olmak. 4, Meşgul 
olmaya başlamak. 5. Bulanmak, 
alude olmak. 

bulatmak Bulandırmak. 

bulcaş Vaat, söz. 

buldur -> bıldır 

buldur buldur Tane tane, damla dam- 
la, boncuk boncuk, 

buldurkı ->■ bıldırğı 

buldurki -> bıldırğı 

bulğalık Karışıklık. 

bulgari Sahtiyan. 

buluç -> puluç 

bulum Esir, tutsak. 

buluutı Birisince yitirilip başkasınca 
bulunan şey. 

buluşmak Karşılaşmak, rastlamak. 

buluşuk Buruşuk. 

bui) Zaruret, felaket, sıkıntı, gam, ka- 
savet, şiddetli ihtiyaç. 
-a uğramak Sıkıntıya düşmek, bu- 
nalmak. 

- gün Sıkıntılı gün, kara gün. 

- ylrl Sıkıntı zamanı. 
buija 1, Buraya. 2. Bunu. 
buijalsılık Bunaltı, sıkışık durum. 
bugar ->■ bıijar 

buubur Domuzlan böceği, bokböceği. 
bunca 1. Bu denli, birçok. 2» Böyle, 

böyle bir, böylesi. 

-dan beril Şu kadaı zamandır, bu 

kadar zamandan beri. 

- dürlii Bu kadar, çeşit çeşit, türlü 
türlü. 

buncağız -> buncak 
buncak, [buncağız] Bu kadar. 
buncalar Birçoklan, birçok kimse. 
buncılaym, [mımcılaym] Bunun gibi, 

böyle. 
bunda 1. Buraya. 2e Burada. 



bundak Böyle, bu kadar. 
bundalığumuz Burada bulunduğu- 
muz. 
bundan Buradan. 

- öte Bundan fazla. 
burjdaş Dert ortağı. 

bunduk 1. Fındık. 2. Fındık kadar. 

- taşı Fiskeyle atılan küçük taş. 
buijlanmak Bunalmak. 

[ bunlar ] 

-ıijla -> -uijla 

-üijla, [bularurjla, -ıgla] Bunlar- 
la, bunlar ile. 

buijlu Sıkıntıb, mustarip. 

- gelmek Keder, kaygı gelmek. 

- olmak Tasalanmak, sıkıntı çeker 
olmak. 

bura Buraya. 

burakmak Bırakmak. 

bm-c 1. Taze dal, filiz. 2, Ökseotu. 

burca burca, [burcu burcu ] Güzel 
kokuyu anlatmak için kullanılan 
belirteç. 

burcalamak Buram buram tüterek 
her yana koku yaymak. 

burcu burcu -^ burca burca 

burçukdurmak Sıkıştırmak, taciz et- 
mek. 

burgaç, [burğaş, burkaç, burkaş] 1. 
Büklüm, kıvrım. 2. Kıvrılmış, kıv- 
rık, dolaşık. 

burğaş -> burgaç 

burğaşık, [burkaşık] Bükülmüş, kıv- 
rılmış, bükük, kıvrık. 

burğaşış Bükülüş, kıvrılış. 

burğaşmak Bükülmek, kıvrılmak. 

burgu (I) -> borğu 

burgu (II) Bir işkence aracı. 

burkaç -> burgaç 

burkamak ~> burkmak 

burkaş -> burgaç 

burkaşdırmak Bükmek, bükülmüş, 
kıvrılmış hale getirmek. 

burkaşık -> burğaşık 



bayrak 



burkmak, [lıurkamak] Bükmek. 
burkım burkun Bükük bükük, kıvır 

kıvır. 
burlağau -> burulğan 
bıuma (I) 1. İğdiş etme, eneme. 2. 

İğdiş edilmiş hayvan. 
bui'ma (II) Telleri burularak yapılan 

bilezik. 

- şaç Kıvırcık saç. 

- şadef Kabuklu sümüklüböcek, 
mühre. 

burmaç Ucu çengel gibi eğri demir. 
burmak 1. Bükmek, sarmak. 2. Çevir- 
mek, yöneltmek. 3. Sancılanmak. 
buruamak Uç yapmak, uç koymak. 
burnaz Burun kemiği yüksek olan. 
burtarık Ekşi ve asık (yüz). 
burtarmak, [yüz bıırtarmak, yüz pm*- 

tarm.ak] 1. Yüzünü buruşturmak. 

2. Buruşmak. 
burtuk Asık, ekşi (yüz), çatık (kaş). 
burtuşmak Buruşmak. 
buru Ağrı, sancı. 

- tutmak Gebe kadına doğum san- 
cısı gelmek. 

burulğan, [burlağan] Su çevrintisi, 

girdap. 
burulmak Dönmek, bükülmek. 
[ burun ] 

-da kokmak Burunda tütmek. 

- düdügî Burun deliğinin yukarı 
kısmı, geniz. 

-na yel girmek Kibirlenmek, gu- 
rurlanmak. 

-mı şmıak Burnunu kırmak, guru- 
runu kırmak. 
-I yire depîlmek Bumu sürtülmek. 

- oîı Enfiye. 

- şogağı Burun deliği. 

- sürtmek Birisinin hoşlanmaya- 
cağı işi inadına yapmak. 

- tomurmak Burun kanamak. 
burundah Emzikli tas. 
burunduğm önceden, başlangıçta. 



burunduk -> burunduruk 

buruudıu'uk, [burunduk] 1. Deveyi 
zapt ve idare için burnuna takılan 
ağaç ya da halka. 2, Yular. 

burunlu Kibirli, gururlu. 

burunlulık Gurur, kibirlilik. 

burunsalık 1. Hayvan başbğmm bur- 
nu üzerine gelen parçası. 2. Bir şey 
yemesine engel olmak için hayvanın 
ağız ve burnu üzerine geçirilen şey. 

[buruş yarış] 

olmak Çok buruşmak, buruş 

buruş olmak, sölpümek. 

busarık -> pusarık 

busu Pusu. 

- açmak Pusu kurmak. 
buşmak, [pusmak] Öfkelenmek, kız- 
mak. 

busu Öfke. 

buşurğamak 1. Kızmak, öfkelenmek. 
2. Sıkılmak, canı sıkılmak. 

buta -> puta 

butak -> budak 

butluğ -> butluk 

butluk, [butluğ] Eskiden elbise üze- 
rinden giydikleri şalvar, zırhın şal- 
var kısmı. 

bııtrak 1, Üç köşeli diken. 2. Bu di- 
ken gibi olan savaş aracı. 

butraşmak Çok güçlenip azgınlaşmak. 

butu/lık Haşarılık, zıpırbk. 

buy durmak Dondurmak. 

buymak İnsan ve hayvan soğuktan 
donmak. 

buyruğ -^buyruk 

buyruğmlayıu Buyruğuna göre, em- 
ri üzere. 

buyruk, [buyruğ, buyuruk] 1. Emir, 
ferman. 2. Emir. 

- buyurmak, [buyuruk buyurmak] 
Emretmek. 

- dutmak Emre itaat etmek. 

- eyesi -> - issi 

- geçirmek Emrini infaz etmek. 



41 



buyruldı 



- geçmek Hüküm yürümek, emir 
geçerli olmak. 

-mda bulunmak Emrini yerine ge- 
tirmek. 

-uıda olmak Etm-i altına girmek, 
egemenliğini kabul etmek. 
-1 yürümek Hükmü geçmek, em- 
ri tutulmak. 

- İ8Sİ, [- eyesi] Emir sahibi, baş, 
bey, hakim. 

- itmek, [buym-uk itmek] Emir 
vermek, emretmek. 

- şmıak, [buym-uk şmıak] Emre 
aykırı davranmak. 

- şmmak Emir yerine gelmemek, 
getirilmemek. 

- tutucı İtaatli, bağlı, uysal. 
buyi'uldı, [buyuruldı] Yazıh emir, fer- 
man. 

[buyur] 

- almak Emir, buyrultu almak. 
büyürdüm Buyrultu, emirname. 
b«ym-mak 1, Emretmek. 2, (Saygı 

gösterilen kimse) Söylemek, de- 
mek. 

buyurtu Düzen, yasa, emir, ferman. 

buym'uk -> buyruk 

- buym'mak -^ buyruk 

- itmek -^ buyi'uk 

- sunak -^ buyruk 

- sürmek Hüküm yürütmek. 

buym'uldı -^ buyruldı 

buyurulmak Emir almak, emredil- 
mek. 

[buz] 

- ui'mak Buz üzerinde kaymak. 
buzağı -^ buzağu 

buzağıdişi -> buzağudişi 
[buzağılık] 

- inek Doğuracak inek. 

buzağu, [bızağu, buzağı, buzakı] İ- 
uek ve benzeri hayvanların yavrusu. 

buzağudişi, [buzağıdişi] Danaburnu 
denilen böcek. 



buzakı -^ buzağu 

buzalamak Hayvan doğurmak. 

buzalatmak Hayvan doğurtmak. 

büdremek -> büdürmek 

büdrimek -^ büdürmek 

büdüımek, [büdremek, büdıimek] 

Sendelemek. 
bugdek -^ büğet 

bügelek, [büvelek] Sığır sineği, eğrice. 
bügelmek -> bügenınek 
büğemek Önünü engelle tutarak suyu 

yükseltmek. 
bügenmek, [bügelmek] Bir şeyin önü 

engelle tutulmak. 
l>üget, [bügdek, böget, büğet şu ] Su 
bendi, akarsuda suyun biriktiği çu- 
kur yer. 
- şu ^> - 
büglimek -> büklümek 
bügmek Önünü tutup engel olmak. 
bügıi, [büğrü] Kambur, tümsek, 

eğik. 
büğrü -> bügri 
bügi'üce Kamburcağız. 
bük (I) Sık çalılık, fundalık. 
bük (II) Yem, lokma, nasip. 
büklemek -> büklümek 
büklimek -> büklümek 
büklük Ağaçlık yer. 
büklüm Kıvrmtı, 

büklümek, [büglimek, büklemek, bük- 
limek] Bükülmek, kıvrılmak. 
büklütmek Bükmek, eğmek. 
bükmek 1, Hareket etmek. 2. Oy- 
namak, raksetmek. 
bükük Dönemeç. 
bükün Bükülme izi, büküm yeri. 

olmak Kıvrım kıvrım olmak, 

şişmanbktan vücudun kimi yerleri 
kat kat olmak. 
biiküşmek Yere kapanmak. 
bükütmek Eğilmek. 
bülezük Bilezik. 
biilüç, [bilüç, püliç] Piliç. 



42 



büzülü 



[büıj büıj] 
atmak Büııgül büugül kayna- 
mak. 

bürcek -> pürçek 

bürçiik -> pürçek 

büre, [püı-e] Pire. 

bürgü Baş örtüsü. 

büi'iıuek -> bürümek 

bürüm bürünı Birbiri üstüne sarjlmış. 

bürüme Bütün vücudu kaplayan. 

bürümek, [büıimek] Örtmek, setret- 
mek, sarm.ak. 

bürüncek Baş örtüsü, çarşaf, bürüm- 
cek. 

bürünmek Giyinmek. 

büsülc v^ pisi 

büt (I) Bit. 

[büt (II) {Far.)] 

-i şmmak Gönlü daralmak, yüzü 

değişip bozulmak. 

- yonmak Put yapmak. 



bütüu Mükemmel, tamam, sağlam, 
eksiksiz, parçalanmamış. 

- eylemek, [- itmek] Bitiştirip 
sağlam bale getirmek, tamamla- 
mak. 

- itmek -> - eylemek 

- olmak Bitişip sağlam duruma 
gelmek. 

büvelek -> bügelek 
büylük Gonca. 
[büyük ] 

- bâzâr Panayır. 

- er Cengâver. 

büyiiklemek İkram etmek, saygı gös- 
termek. 
büyiiklenmek Büyüklük taslamak. 
büyünmek Büyümek. 
büzdüm Kuyruks okumu. 
büzmek Burmak. 
[büzülü] 

- düşmek Buruşup kalmak. 



43 



c 



[ caba ] 

-yi kesmemek Bedava vermekte 
devam etmek. 

çabalamak Caba olarak vermek, he- 
diye etmek. 

cağ ^ çağ (I) 

cağışdî -^ çağıştı 

çağlamak -> çağlamak 

câMlceler Cahillik durumunda olan- 
lar. 

cak -^ çak 

calasm -> cılasm 

calasmı -> cılasm 

calk Bütünüyle, tam. 

camadan (^ Far. câme-dân) Yünden 
elbise. 

camışlaumak -^ çamışlanmak 

camışhk -^ çamışhk 

[câmüs (Ar.)] 

- öküzi Erkek manda. 

cân (Far.) 1. Sevimli, sevgili, 2. Ta- 
rikat âşıkı. 

-a başa kalmamak -> -a kalma- 
mak 

-a geçer Yürekten kabul edilir. 
-a kahnamak, [-a başa kahna- 
mak] Canı başı esirgememek. 

- ahcı Azrail. 

- arıtmak Kendini yormak, canmj 
sıkıntıya koymak. 

- baş oynamak -^ - oynamak 

- bâz ân Ölüm kabm yeri. 

- daı*tmak -^ - tartmak 

- deri Ölüm teri. 

- ekşitmek Can sıkmak, sıkıntı ver- 
mek. 

- evi Kalp, yürek. 

- gözi Kalp gözü. 



- göziu uyarmak Gözünü dört aç- 
mak, uyanık bulunmak. 

- hırsıızı Can düşmanı. 
-1 azacuk Sabırsız. 

-1 kılca kalmak Sabrı, tahammülü 
kalmamak. 

-ma boyanmak İçine işlemek, çok 
etkilemek. 

-ma geçmek Canına yetmek, canı- 
na tak etmek. 

-ma ne sığarsa Vicdanı neyi kabul 
ederse. 

-ma od düşmek İçi yanmak. 
-mı ağzma almak Canını dişine al- 
mak, hayatını tehlikeye koyacak 
bir işe girişmek. 

- ışmai'lamak Cem vermek, ölmek. 
-I yirine otm'mak İçi rahat et- 
mek. 

-1 yoka komak Canını fedaya ha- 
zır olmak. 

- iletmek Can kurtarmak, uzaklaş- 
tırmak. 

- karışdırmak Yakinbk göstermek, 
canciğer dost olmak. 

- keseği Can, ciğer paresi. 

- kurtaran Büyük yelken. 

- oynamak, [- baş oynamak] Ca- 
nmı fedaya hazır olmak. 

- özemek Bir işi yaparken çok ö- 
zenmek, çok dikkatli ve sabırlı ol- 
mak 

- tapşu'mak Can vermek. 

- tartmmak Canını esirgemek. 

- tartmak, [- dartmak] Can çe- 
kişmek. 

- tutmak Öldürmemek, sağ tut- 
mak. 



44 



câncuk Cancağız. 

canğırdı, [canku'dı] Şangırtı, şıngırtı, 

cankı Danışık kurulu. 

cankırdı -> canğırdı 

car (I) -> çar 

[car (H)] 

- itmek, [- kılmak, canı çalmak, 
cai'u ıırmak] Nara atmak, haykır- 
mak, ilan etmek. 

- kılmak -> - itmek 
carasuu -> cilasın 
cardın İri sıçan. 
carıldaşmak Bağrışmak. 
[ carıs ] 

- itmek Rüsva etmek. 
carlu Meşhur, ünlü. 
caru Yüksek ses. 

- çalmak -> car (II) 

- urmak -> car (II) 
[caşur] 

- dibi Yabani pancar kökü. 
cav -> çav (I) 

- dutmak -> çav (I) 

cavk cavk Çok çok, küme küme, ta- 
kım takım. 
cavlanmak -> cavlanmak 
çavlı -> çavlı 
cavlu -> çavlı 
cavmak (I) -> çavmak (I) 
cavmak (II) -> çavmak (II) 
caylamak Ses yükselmek, bağırmak. 
cazhut Kasnı denilen sakız. 
câzılanmak Cadı haline gelmek. 
ceban -> cibin 
cebe (I) Zırh, zırhlı elbise. 
cebe (II), [- bilezik] Süslü bilezik. 

- bilezik -> - (II) 

- delen Ucu uzun temren. 

- göstermek Alay göstermek, geçit 
resmi yapmak. 

- satmak Caka satmak. 
cebeci Cephaneci er, 

cebelemek Zırh giydirmek, teçhiz et- 
mek. 



cebelü Tımar sahiplerinin yedek gö- 
türdükleri silahb adam. 

cec -> çeç 

cecim (<r- Far. câcîm) İnce dokunmuş 
nakışlı kilim. 

cedene Çitlenbik. 

cegzinmek -> çigzinmek 

cehiz, [çehiz] (<— Ar. cehâz) Çeyiz. 

çeki -> çeki 

[ceng (^Far.)] 

- kolayı Savaş usulü. 
ceraıı -> ceren 

cercer Döven (harman sürme aracı). 

ceren, [ceran, ceyran] Ceylan. 

çerez (-«- Yun. skeros) Çerez, meze. 

cerge, [çerge] Derme çatma çadır. 

cergelenınek, [çergelenmek ] İnsan ve 
hayvanlar çepeçevre bir halka mey- 
dana getirmek. 

[cevab (Ar.)] 

- döndürmek Cevap vermek, karşı 
çıkmak. 

- itmek Cevap vermek. 
cevlek Ok kuburu. 
cevmerd Cömert, 
cevmerdırak Daha cömert. 
cevmerdlik, cevmerdlik Cömertlik. 
ceyran -> ceren 

cezginmek -> çigzinmek 
[ cıbıbık ] 

- çağu'mak Acıklı ses çıkarmak. 
cıbır Müflis, fakir. 

cıda Süngü, kargı, mızrak, harbe. 

cıdav Hayvanın omuz başında semeı 
ya da eğer vurmasından olan yara. 

cığ -> çığ (I) 

çığa, [cığal] Horoz, ördek, turna gibi 
hayvanların kuyruklarmdaki uzun 
tüy. 

cığal -> çığa 

cığalanmak Süsünü göstermek, süslü 
olarak görünmek 

çığan 1. Cimri, hasis. 2. İnsafsız, düş- 
manca hareket eden. 



45 



cığanlık 



cığanbk Cimrilik, hasislik, pintilik. 

çığıltı, [çığıldı, çığıltı] Karışık sesler- 
den meydana gelen gürültü. 

cığıt -^ çiğit (I) 

cilasın, [çalasın, Calasun, cai'asun, ci- 
lasun] Kahraman, babayiğit, gür- 
büz delikanlı. 

cilasun -^ cilasın 

cılav, [cılavı] Gem, dizgin, yular. 

cılavı -> cılav 

[cılavu] 

- burmak Dizgin kırmak. 
çılbır -> çılbır 

cılbıu- -> çılbu' 

cılğı (I) -> cılkı 

cılğs (II) Beyaz tüylerden oluşan tüy 
demeti. 

cılkı, [cılğı (I) ] Çığır, patika, dağ yo- 
lu. 

[cılk] 

- kesmek Cılk olmak. 
cılbğu Çalılık. 

cıUık Kabarcık. 
cmbıs -> cmbış 
cınljış, [cmbıs] (<- Yun. tsumpidion) 

Cımbız. 
cınkay İskete kuşu. 
cınkı -> çınkı 
cu'ğıd -^ çu'ğıd 

cn'ildamak Cır cır diye ses çıkarmak. 
cırlayık, [cn-tlayık, cırlayık, çu-tlayık] 

Ağustosböceği. 
cırtlayık -> cu'layık 
cıvıldı, [cıvıldı, çıvıldu] Fısıltı. 
cıyııak, [çaynak, çmak, çu'nak, çıy- 
nak] Yırtıcı kuş ve hayvan tır- 
nağı. 
cızıldu Cızıltı. 

cızlandıu'dı cızlandıu'dı Yavaş yavaş. 
cibin, [ceban] Sinek, sivrisinek. 
cici Süs. 

- bici Alb pullu, nazik, narin. 
cidos Umacı. 
ciğer Yürek, cesaret. 



cilbend (<- Ar. Far. cild-bend) Der- 
vişlerin kemerleri arasında bulunan 
meşin cep. 
[cilve (Ar.)] 

- lU'inak Gösteriş yapmak, cilve ile 
kendini göstermek. 
cimcime, [cimcime] Tabanı paçav- 
radan ve koncu çorap gibi ip ile 
örülerek yapılan bir çeşit ayakkabı. 
ciındilemek ^ çimdilemek 
cimdimek -^ çimdimek 
cimi'i (^ Far. cimrî) 1. Soysuz, adi, 
değersiz, sefil, ayak takımı, 2. Zü- 
ğürt, fakir. 
cinbistire (<- Yun. dtsinpisra) Cımbız. 
cindii'mek (?) Araştırmak, soruştur- 
mak. 
cingil Küçük bakraç. 
[cin (<- Ar. cinn)] 

- tutmak Delirmek. 
cit Çuval. 

civ civ Durmadaiı, sürekli olarak. 
civcür Küçük tulum. 
civildemek, [çivildemek] Fısıldamak. 
civildeşmek, [çivildeşmek ] Fısıldaş- 

mak. 
cizginmek ^ çigzinmek 
çizi -> çizi 
çizim çizim Şerha şerha, dilim dilim, 

tel tel. 
çizme Çizme. 

columbudak Combadak, com sesi çı- 
kararak. 
cögeltmek, [cöngeltmek, çögeltmek] 

Yukarı kaldırmak. 
cöngeltmek -> cögeltmek 
[cuhud (^ Ar. eehüd)] 

- ısıtması Şiddetli sıtma. 

- yolunması Yaygara, şamata. 
cuka -> çuka 

cumluzrak Biraz yumulu, yarı kapalı, 
kıpık. 

cumra Kozadanipeksağmak için kul- 
lanılan bir aygıt. 



46 



cüsteletmek 



[cunbalak] 

- atmak Takla atmak. 

cuncukmak -> dııncukmak 

cui'a (I) Cılız, çelimsiz, ufak tefek, 
küçük, yavnı. 

cıu-a (II) (•<^- Far. cürre) Taubura 
benzer üç telli saz. 

cıu'cuna -> curcıuıı 

curcunı, [cıu'cıma] Kabaetleri oyna- 
tarak yapılan raks. 



custalamak -> ciistelemek 

cücük Civciv, knş yavrnsn. 

cüftlenmek -> çiftlenmek 

cüftsüz Eşsiz, evlenmemiş, bekâr. 

cüje Civciv, yavru. 

cüst Denk, uygun, yaraşır. 

cüstelemek, [custalamak ] Aramak, 
araştırmak. 

cüsteletmek Aratmak, teftiş ettir- 
mek. 



47 



ç 



ça Aferin, yaşa. 

çabak -> çapak 

çabalağan Çabalayan, çok hareketli. 

çalıalak Şaha kalkan, daima sıçra- 
yan (at). 

çabalaklaıımak Çabalamak. 

çadır Kadmlann başlarına örttükleri 
büyük beyaz bez, çarşaf. 

- ağu-şağı -^ - göbeği 

- dilanek Çadır kurmak. 

- dutmak Çadn-, perde germek, 
çadn- kurmak. 

- göbeği, [- ağu'şağı] Çadırm te- 
pesinde direğin geçmesine yarayan 
yuvarlak delikli tahta. 

- yarmak Hırsızlık amacıyla çadıra 
girmek. 

çadırçiçegi Çadır biçiminde açan ijir 

çiçek, paşaçadırı. 
çadu'lanmak Çar örtünmek, çarşafa 

bürünmek. 
çağ (I), [cağ] Çulhaların üzerine ip 

sardıkları dolap. 
çağ (II) 1. Zaman, vakit, mevsim, 

devir. 2. Yaş. 3. Yüzyıl, asır. 
çağ (III) 1. Su deliği. 2. Çağlayan. 

- - Çağıl çağıl. 

- - derlemek Buram buram terle- 
mek. 

çağ (rV) -> çak 

çağa Yeni doğmuş, daha tüyü bitme- 
miş. 

- çıplak Çırılçıplak. 
çağala Çağla. 

çağıl Çakıl, küçük taş parçaları, 
çağır, , [çaku* ] Şarap. 
çağırğan Çok bağıran, 
çağırmak Bağırmak, haykırmak. 



çağın söylemek, [çağıru söylemek ] 

Bağırarak hitap etmek. 

çağıru söylemek -> çağırı söylemek 

çağırtmak Yüksek sesle duyurmak, 
tellal bağırtmak. 

çağışdı, [cağışdı ] Boncuk, düğme gibi 
şeylerin madeni bir kap içinde sal- 
landıkları vakit çıkardıkları ses, 
çıkır çıkır sesi. 

çağlağan Çağlayarak akan su. 

çağlamak, [çağlamak] 1. Tahmin, 
takdir etmek, hesaplamak, tasarla- 
mak. 2. Zamanını beklemek, bul- 
mak. 

çağlaıj Şelale, çağlayan, şanl şanl 
akan. 

çağlai)hk Suyun şarıl şarıl akma du- 



rumu. 



çağlanmak -> cavlanmak 

çağlu Talihli, ünlü. 

çağnamak Haykırmak, çığlık kopar- 
mak. 

çağnam çağnam Çağıl çağıl. 

çağnaşmak Konuşmak, görüşmek. 

çağrışdurmak Bağırtmak. 

çağşak Eklem yeri çok oynak, gev- 
şek. 

çağşır, [çağşm-, çahşır, çaljşur, çak- 
şır, çakşur] Üst donu, şalvar, bol 
pantolon. 

[çağşırh] 

- gügercîn -> çakşnrlı 

çağşm* -> çağşır 

çağu Çağıltı, ses, gürültü. 

çah -> çak 

çahmak -> çakmak (I) 

çahşamak Sarsılıp gevşemek, kağşa- 
mak. 



48 



çalım 



çabşatmak Şıngırdatmak. 

çabşır -> çağşu-' 

çahşur -> çağşır 

çak, [cak, çağ (IV), çab, çık] 1. Ta, 
tam, tamam. 2. Sırf, salt, sade, 

, yalnız, saf, halis. 

çakacak ( <- Far. çekâçâk) Sert şey- 
lerin birbirine çarpmasından çıkan 
ses. 

çakal Alnı ya da ayaklan beyaz olan 
(at). 

çakçaka Öğütülen buğdayın taşlar 
arasında bittiğini bildiren ve değir- 
men taşma çarparak çak çak sesi 
çıkaran aygıt. 

[çakıl] 

- etmek -> — pidesi 

- pidesi, [- etmek] Çakıl taşları ü- 
zerinde pişirilen bir çeşit ekmek. 

çakıldak (I) Bostanlarda kuş ürküt- 
mek için yaptıkları ses çıkaran fi- 
rıldak. 

çakıldak (II) Koyunun kuyruğu al- 
tında kalan pislik. 

çakıldak (IH), [çakıldırak] Öğütü- 
len buğdayın taşlar arasında bit- 
tiğini bildiren ve değirmen taşı- 
na çarparak çak çak sesi çıkaran 
aygıt. 

çakıldıi'ak -> çakıldak (IH) 

çakıldu, [çakırdı] Şakırtı, takırtı. 

çakır (I) -> çağır 

çakır (II) -> çakırdoğan 

çaku" (III) İyi pişmemiş et. 

çakır (IV) Bir gözü mavi, bir gözü 
siyah plan. 

[çakır (V)] 

- ayaz Kar serpintili soğuk, 
[çakırcı] 

- başı Kuşçu başı. 
çakırdı -> çakıldu 

çakırdoğan, [çakır (II), çaku'toğan] 
Doğan ile atmaca arası bir avcı 
kuş. 



çakırtoğan -> çakırdoğan 

çakışdurmak İki şey arasındaki farkı 
anlamak için karşılaştırmak, mu- 
kayese etmek. 

çakışmak Birbirini kovlamak. 

çakmak (I), [çahmak] 1. İyice an- 
latmak, bildirmek, tanıtmak, ifşa 
etmek. 2. Kovlamak, jurnal et- 
mek. 

çakmak (II) Aksettirmek. 

çakmaklı Bir çeşit tülbent. 

çakşır -> çağşır 

çakşur -> çağşır 

[çakşurlı] 

- gugercin, [çağşu-lı gügercin] Pa- 
çah güvercin. 

çakul Dirhem» ağırbk. 
[ çalaca ] 

- tutulmak Az kullanılmak. 
Çalap Tanrı, Allah. 

- Tagrj Genab-ı Hak, Hak Taala, 
çald ıramak, [ çüdıramak] Hareket et- 
mek, kımüdamak; hareket ederken 
hışırtılı, çıtırtıh ses çıkarmak. 

[çalgın] 

- yürümek Şuraya buraya çarpa- 
rak, düzensiz, delice yürümek. 

çalıcı Saz çalan, çalgıcı. 

çalık (I) 1. Delice hareket eden, de- 
lişmen, haşarı. 2. Delilikten geriye 
kalan iz. 3. -> - at 

- at, [- (I), çaluk at] Çok sıçra- 
yan, rahat durmayan at. 

- seğirtmek Delice sıçrayarak koş- 
mak. 

- yürümek Delice çırpınarak yü- 
rümek. 

çalık (11) 1. (Yüzünde) Yara izi bu- 
lunan. 2. Kesik, kesilmiş. 

çalıklanmak (Hayvan) Haşarılık et- 
mek. 

çalıksı Çabuk çabuk ve delice. 

çalım Vuruş. 

-ma gelmek Biçimine gelmek. 



49 



çalmmak 



- yeri Kılıç ağzı. 

çalmmak (î) 1, Telaşla çevreyi yok- 
lamak. 2. Sıyrılmak. 3. Yazı çizil- 
mek, silinmek. 

çalmmak (11) Yaralanmak. 

çabş Çarpışma, cenk, muharebe. 

- kılmak Savaşmak, çarpışmak. 

- yürüyen Öncü. 
çahşık Çabşma, gayret. 

çalışmak Vuruşmak, çarpışmak, sa- 
vaşmak, kılıçlaşmak. 
çalkafa -> cılkava 
çalkalamnak -> çalkanmak 

çalkalanarak yürümek -> çalkan- 
mak 
çalkamak Sarsmak. 
çalkanmak, [çalkalanarak yürümek, 
çalkanı çalkanı yürümek, çalka- 
lanmak] Yerinde duramamak, sar- 
sılmak, sarsıla sarsıla yürümek. 
çalkanı çalkanı yürümek -> - 
çalkı Çalgı. 

çalkkoyun -> çalkoymı 
çalkoyun, [çalkkoyun] Sırtüstü. 
çalma, [çelme] Yazma, çember de 

denilen baş örtüsü ve sank. 
çalmak (I) 1. Katmak, karıştırmak. 
2. Sürmek, sürüştürmek, tıla et- 
mek. 3. Sürmek, sığamak. 
çalmak (11) 1, Kesmek üzere sür- 
mek, kesmek. 2. Vurmak, çarpmak, 
atmak. 3. Çelmek. 4. Çizmek, ip- 
tal etmek. 
çalmak (III) Bağlamak, takmak, sar- 
mak. 
çalpanmak Çalkanmak. 
çaltırak Daha çevik. 
[ çaluk ] 

- at -> çalık (I) 
çamçak, [çapçak] Ağaçtan yapılmış 

su kabı, maşrapa. 
çamır Çamur. 

çamış, [çamuş] Haşarı, sert başh 
(hayvan). 



çamışlanmak, [camışlanmak ] Haşa- 
nlanmak. 

çamışhk, [camışhk] Haşarılık, huy- 
suzluk. 

çamuş -> çamış 

çanacuk Çanakçık, küçük çanak. 

çandavul Artçı. 

çanğu Söyleşme. 

çankal Eğri. 

çaijhk Çan kulesi. 

[çapak (I)] 

-ını silmek Pürüzünü gidermek. 

çapak (H), [çabak] Çok ince dokun- 
muş bir çeşit bez. 

çapar (I) Karışık renkli, benekli. 

çapar (11) -> - ulak 

- ulak, [- (11) ] Haberi çabuk ye- 
tiştirmek için her konakta atı ve 
binicisi dçğişen posta j tatar. 

çaparız, [çaparuz] 1. Güç, çapraşık. 
2, Tokat, vuruş. 

çaparızlanmak Güç, karışık duruma 
gelmek. 

çaparızhk, [paçarızhk] Güçlük, çap- 
raşıklık. 

çaparuz -> çaparız 

çapçak -> çamçak 

çap çap Şapır şapır. 

çapdurmak 1. Yağmalatmak, yağma 
ettirmek. 2. Koşturmak. 

[çapğm] 

- at, [çapkm at] Hızh koşan at. 
çapılmak Yağmalanmak, yağma edil- 
mek. 

çapmdurmak Koşturmak. 
çapmmak Hızlı hareket etmek, atıl- 
mak, saldırmak, hızla koşmak. 
çapıt Paçavra, çaput. 
[çapkm] 

- at -> çapğm 
[ çapkun ] 

- itmek Akın etmek. 

çapmak 1. Yağma etmek, saldırmak, 
atılmak, vurmak, hücum etmek. 



50 



çaVır 



2. Koşmak, hızlı hareket etmek. 

3. Sürmek, koşturmak. 4, Çarp- 
mak, vurup kesmek. 

çapa düşmek Yağma etmeğe baş- 
lamak. 

çapraşmak Karmakarışık duruma gel- 
mek, karışmak. 

çapıık, [çapiik] Don ağı. 

çapul Yağma. 

- civermek Çapulcu göndermek, 
akın etmek (?). 

- seğirtmek Akın etmek. 
çapuşmak Birlikte saldırmak, koşuş- 
mak. 

çapiik -> çapuk 

çar, [car (I) ] Baş örtüsü, çarşaf. 

[çarh {Far.)] 

-a girmek, [- urmak] Dönmek, 

sema etmek. 

- urmak -> -a girmek 
çarha -^ çarkacı 

çar hacı -> çarkacı 

çarkacı, [çar ha, çarhacı ] Öncü asker. 

[ çarkacdık ] 

- itmek Seferde orduya öncülük 
etmek. 

çarmuk Çarmıh. 

çarpmak Sıvamak, sürmek, bulaştır- 
mak. 

çaşıt -> çaşut 

çaşut, [çaşıt] Casus. 

çaşutlamak Gözetlemek, gözetlettir- 
mek, araya casus koyup halinden 
ve sözlerinden haber almak. 

çatal Üç değneği bir demir halkaya 
bağlayarak yapılan bir av ay- 
gıtı. 

- at Binilen ve yedekteki at. 
çatalca Bazlama pişirmek için kul- 
lanılan bir çeşit sacayağı. 

çataşmak Sataşmak, çatışmak. 
çatıldı, [çatıldu, çatıltı, çatuldu] Ça- 
tırtı. 
çatıldu -> çatıldı 



çatıltı -> çatıldı 

çatlağuç (I) Kamçıyı şaklatmak i- 
çin, kamçı uçlarma konulan tüy 
ya da yarılmış kayış. 

çatlağuç (II), [çatlakuç, çıtlamuk] 
Çitlembik, menengiç. 

çatlakuç -> çatlağuç (II) 

çatlalmalş: Çıtlatmak, sezdirecek ka- 
dar anlatmak. 

çatlayık Çatlak, yarık. 

çatlıı 1. Çevrelenmiş, sarılmış, dolan- 
mış. 2. Çatılmış. 

çatma (I) Çiçekli kadife kumaş. 

[çatma (H)] 

- ev Ağaçlar birLirine çatılarak ya- 
pılan kır evi. 

- kaş Alın ortasmda birbirine bi- 
tişik kaş. 

çatmak 1. Birbirine bağlamak, tut- 
turmak. 2o Parçaları birbirine tut- 
turarak bir şey yapmak. 3» Karşı- 
laşmak, dokunmak, çarpmak. 

çatuldu -> çatıldı 

çav (I), [cav] 1. Yüksek ses. 2. Ha- 
ber. 3. Şöhret, nam. 

- çaldırmak İlan etmek, söz yay- 
mak, söylenti çıkarmak. 

- dutmak Ün salmak, şöhret ka- 
zanmak. 

- düşmek Şayi olmak, yayılmak. 

- itmek Seslenmek. 

- olmak Şayi olmak, dile düşmek, 
adı yayılmak. 

- urmak Bağırmak, sesini her ya- 
na yaymak. 

çav (II), [çavğm (II)] İnsan ve at, 
eşek, sığır gibi hayvanların erkek- 
lik organı. 

çavğm (I), [çavkm] Şiddetli rüzgâr 
ve alev. 

çavğm (II) -> çav (II) 

[çavır] 

- eylemek Haber vermek, ilan et- 
mek. 



51 



çavkın 



çavkın -> çavğın (I) 
cavlanmak, [cavlanmak, çağlanmak] 
Ün almak, şöhret kazanmak, ya- 
yılmak. 
çavlı, [cavh, cavlu] Meşhur, ünlü. 
çavlım, [çavlum] Meşhur, ünlü. 
çavlum -> çavlım 

çavmak (I), [cavmak (I) ] İleri fırla- 
mak, yönünü değiştirmek, sapmak. 
çavmak (II), [cavmak (11)] 1. Vü- 
cut pişmek, isilik olmak, yanmak. 
2. Sıcakhğı yayılmak, 
[çavuş] 

- aşı Birkaç türlü tahıl karıştırıla- 
rak yapılan bir yemek. 
çaynak -> cıynak 
çajnaklamak -> çmaklamak 
çebiş, [çepiş] Bir yaşında erkek keçi. 
çeç, [cec] 1. Yığın. 2, Samanından 

ayrdmış tahıl yığını. 
çedik Koncu kısa çizme, konçlu mest. 
çedük -> çetiik 
çegzindürmek -> çigzindirmek 
çegzinmek -> çigzinmek 
çehiz -> cehiz 
çekdire -» çekdiri 

çekdiri, [çekdire, çekdirme, çekdirü] 
Hem yelkeni, hem küreği bulunan 
gemi. 
çekdirme -> çek^i 
çekdirü -> çekdiri 
çekedüzen Çekidüzen. 
çekerek Az küçük. 
çeki, [çeki] Kadın baş örtüsü. 
çekik -> çekük 
çekilmek Tartılmak. 
çekim Tartı. 

çekinmek Arzulamak, içi çekmek. 
çekirdek Eskiden kuyumculukta kul- 
lanılan ve beş santigrama karşıbk 
olan ağırlık ölçüsü. 
[ çekirge ] 

- şuyı Çekirge öldüren kuşları, çe- 
kirgelerin bulunduğu yere toplamak 



amacıyla bir kab içinde o yere götü- 
rülen ve kuşların onun arkasına dü- 
şeceklerine inanılan belli bir su. 
çekiş Münazaa, mücadele. 
çekişik Çekişme. 

çekişmek, [çeküşmek] Tartışmak. 
çeklinmek Çekilmek. 
çekme (I) Bir çeşit giysi. 
çekme (II) Çizme. 

çekmek 1. Yükseltmek. 2. (Yemek) 
Dizmek, sıralamak. 3. Tartmak. 4. 
Uzatmak. 5. Zorla almak. 
çeküç Çekiç. 

çekük, [çekik] Tarlakuşu. 
çekürdek Çekirdek. 
çekürge Çekirge. 
çeküşmek -> çekişmek 
çelebi 1. Sahip, efendi. 2. Terbiyeli, 

kibar, nazik. 
çelek -> yelek 
celep (Un için) Esmer. 
çelermek -> çerermek 
çelerime Koyunlarda görülen öldürü- 
cü bir hastahk. 
çelişdürmek Gevelemek. 
çelme -^ çalma 
çeltük Kabuklu pirinç, çeltik. 
çemender Eşek. 
çemrek 1. Kısa; kıvrak. 2. Kıvrak, 

hızla iş yapan, 
çemremek, [çermemek] Kolu, paçayı, 

eteği kıvırıp sıvamak. 
çemrenmek, [çermenmek] Kolu, pa- 
çayı, eteği kıvırıp sıvamak. 
çenber Baş yemenisi, yazma. 
çendelemek Ufak ufak doğramak, 
çege Uç, taraf, 
çegi Çene. 
çeijilemek, [çeglemek] Köpek acı acı 

bağırmak. 
çeijlemek -> çegilemek 
çentmek Kertmek, doğramak. 
[ çepçevre ] 

— almak -> çevre 



52 



çerlek 



çepekleşmek Çapraşık, karışık bir haJ 

almak. 
çepel, [çipil] !• Kirli, pis, mundar. 

2. Pislik. 3. Bataklık. 

- eylemek Kirletmek. 

- "^illeti Belsoğukluğu hastalığı. 
çepen Küçük çapa. 
çepirdeklenmek, [çepiırdeklenmek] 1. 

Nazlanmak, cilve yapmak. 2. Se- 
vinmek. 

çepirdeklik Naz, işve, hafif davranış. 

çepiş -> çebiş 

çepreşik Çapraşık, karışık, eğri büğrü. 

çepreşiklik Darbk, kıtbk. 

çepürdeklemnek -> çepirdeklenmek 

çepürdük, [çıpurduk, çipürdük] Karı- 
şık, çetrefil. 

çerbiş -> çerviş 

çerekci Halk kalababğı. 

çererişmek Parıldaşmak. 

çerermek, [çelermek] Göz açıbp par- 
lamak. 

çererü bakmak Gözlerini açıp bak- 
mak. 

çerealemne k Çe re z ye me k . 

çerge -> cerge 

çergelenmek -> cergelenmek 

çeri, [çei'ii] 1. Asker. 2. Savaş. 

- ardı Artçı. 

- başı, [- begi] Komutan, serdar. 

- başlamak Askerin kumandasını 
ele almak, askere kumanda etmek. 

- begi -> - başı 

- bindürmek Asker yollamak. 

- çekmek Asker getirmek, asker 
sevketmek. 

- dartmak, [- tartmak] Asker çek- 
mek, asker toplayıp götürmek. 

- dirmek Asker toplamak. 

- düzmek Asker sağlamak, düzen- 
lemek. 

-nür) yüzin döndürmek Askeri boz- 
guna uğratmak. 

- ör)i Askerin önde gidenleri. 



- şabnak Asker göndermek. 

- şınıkmak -> - sınmak 

- şmmak, [- şınıkmak] Asker boz- 
guna uğramak. 

- aürici Asker gönderme işine ba- 
kan kimse. 

^ tartmak -> - dartm^ak 

- yasamak Askea: düzenlemek, 
-yarağı Silah, cephane. 

-yi bağlamak Askeri durdurmak. 
çerici Askeri bulunan, yanma asker 

toplamış olan. 
çerik, [çirik] Eski bir tahıl ölçeği. 
çeriklemek Gübrelemek. 
çerilenmek Asker edinmek. 
çermemek -> çemremek 
çermenmek -> çemrenmek 
[çert] 

- âleti Çerçi eşyası, çerçiye gerek 
olan şey. 

çerü -> çeri 

çerviş, [çerbiş] 1. İçyağı. 2. Yağb 

et suyu. 
çeşte Uzun saplı, büyük tekneli bir 

çeşit çalgı. 
çetik -> çetük 
çetikotı -> çetükotı 
çetin Hayırsız. 

- koz Kırılması ayıklanması, güç 
ceviz. 

çetinlenmek Hiddet ve şiddet göster- 
mek. 

çetinlik Güçlük gösterme. 

çetük, [cetük, çediik, çetik] Kedi. 

çetükotı, [çetikotı] Kedinin çok sev- 
diği, kokusu sümbüle benzer bir ot. 

çevirgi Çamaşır eteklerindeki çevril- 
miş kısım , baskı . 

çevirme, [çevürme] Şişe geçirilerek' 
kızartılmış kuzu, tavuk vb. 

- kösüre, [çevürme kösere] Çarklı 
bileği taşı. 

çevirmek Yönetmek. 
çevlek -> çevlik 



53 



çerlik 



çevlik, [çevlek, çevlük] 1. Çevre, et- 
raf. 2. Girdap. 
çevlük -> çevlik 
çevre 1. Etraf, muhit. 2. Çepeçevre. 

- almak, [çepçevre almak] Etra- 
fim sarmak, kuşatm.ak. 

- çalmak Etrafı yoklamak, araş- 
tırmak. 

- etraf -> - taraf 

-sİDİ bağlamak Kuşatmak, muha- 
sara etmek. 

- taraf, [- etraf] Her taraf. 

- yan, [- yağa] Dört taraf, etraf. 

- yaija -> - yan 

çevrik Etrafı çevrilmiş, sınırlanmış. 

çevrilmek Dönmek, geri gelmek. 
çevrili çevrili Döne döne. 

çerdlmiş Şişte kızartılmış. 

çevrim Daire, değirmi. 

çevffindi -> çevrinti 

çevrinmek, [ çevrünmek ] 1, Çevresi- 
ni dolaşmak. 2. Dönmek. 

çevrinti, [çevrindi] 1. Girdap. 2. 
Çukur. 

çevrişmek Çevrilmek. 

çevrülicegizük Çevrilici durumda ol- 
ma. 

çevrünmek -> çevrinmek 

çevük Çevik, canh, hareketli. 

çevüklenmek Acele etmek, titiz dav- 
ranmak. 

çevürme -> çevirme 

- kösere -> çevirme 
çevzinmek -> çigzînmek 
çeyan Çiyan. 

çeymek 1. Geri dönmek, caymak (?). 

2. Hoplamak, sıçramak. 
çeynem, [çiğnem, çiynem ] Bir kez 

çiğnenecek kadar. 
çeynemek Çiğnemek. 
çeynenmek Çiğnenmek. 
çezgindirUmek Döndürülmek. 
çezginmek -> çigzinmek 
çezilmek Çözülmek. 



çezmek, [çizmek (11)] Çözmek, aç- 
mak. 
[ çıhıık ] 

- börk İnce uzun külah. 

- çalmak Dayak atmak. 
çıdam Sabır 

çığ (I), [cığ] Kafile, sıirü. 

çığ (II) Çadırlarda, çubuklardan örül- 
müş paravana gibi bölme. 

çığıldı -> çığıltı 

çığıltı -> çığıltı 

çığırmak 1. Bağırmak, haykırmak. 
2. Davet etmek, çağırmak. 

çığırtma Ney, kaval gibi nefesle çab- 
nan bir saz. 

çığırtmak İlan etmek, ilân ettirmek, 
bağırtmak. 

[çığış çığış] 

itmek Çığış çığış diye ses çı- 
karmak. 

çığıştı Çakıltı; 

çiğit (I), [cığıt] Yüzde nokta nokta 
olan esmer leke, çil. 

çiğit (II) Pamuk çekirdeği. 

çığıtlanmak Çillenmek. 

çığnam çığnam Çığıl çığıl. 

çığrılmak Çağırılmak, seslenilmek. 

çığrışdurmak Bağırttırmak. 

çığrışmak Bağınşmak, hep birlikte 
bağırıp çağırmak. 

çığşağı -> çıkşağı 

çığşağu -> çıkşağı 

çığşağulu Çığjş çığış sesi çıkaran. 

çığşaşmak, [çigşeşmek] Çı'ğlş çığış 
sesi çıkarmak. 

çığşatmak Çığış çığış sesi çıkarttırmak, 

çığu Çığhk, haykırma. 

çıhmak Çıkmak. 

çıhşağu -> çıkşağı 

çık -> çak 

çıkai'mılmak Çıkarılmak. 

çıkarmak Yükseltmek. 

- itmek Çıkarmak istemek. 

çıkı Çıkın, küçük bohça. 



54 



çifmk 



[çıkış] 

- itmemek Kazanç sağlayamamak, 
kâr etmemek. 

çıkışmak Başa çıkmak. 

çıkma Duvardan dışarı çıkmış olan 

cumba, balkon, taşLk. 
çıkmak 1, Erişmek, sonuçlanmak. 2. 

Vazgeçmek. 

çıka görmek Çıkmaya bakmak, 

çıkmaya çalışmak. 

çıka ttirmak Çıkmakta olmak. 

çıka varmak Çıkagelmek. 
[ çıkmalu ] 

- olmak Çıkmak üzere bulunmak. 
çıkraşmak Fokurdamak. 

çıkrıcak Çıkrık. 

çıkşağı, [çığşagı, çığşağu, çıhşağu, 
çıkşağu] 1. İçine taş parçaları ko- 
nulmuş, sallandıkça ses çıkaran 
yuvarlak bir çocuk oyuncağı. 2. 
Avuca sığacak büyüklükte yuvar- 
lak, yassı ve çevresi derince yarıl- 
mış ağaçtan bir çocuk oyuncağı. 

çıkşağu -^ çıkşağı 

çılbak Çıplak. 

çılbakhk Çıplakbk. 

çılbır j, [cdbır, cdbıır, çılbur] Yular, 
yular sapı. 

çılbur -^ çılbır 

çıldıramak -^ çaldıraınak 

çddurdı Çıtırdı, bafif ses. 

cılkava, [çalkafa] Kurdun ense pos- 
tundan yapılan kürk. 

[ çılpak ] 

- olmak Soyunmak. 

çımara, [çumara ] Önemsiz kişi, fakir, 

çim çığ Saf, halis. 

çımğırık -^ çim kırık 

çımğışmak -^ çımkışmak 

çımkırık, [çımğu-ık] Püskürgeç. 

çımkırmak, [çımkırtmak] 1. Püs- 
kürtmek. 2. Su gibi fışkırtarak pis- 
lemek, terslemek. 3. Kötü ve sert 
söylemek, azarlamak. 



çımkırtmak ^> çımkırmak 

çımkışmak, [ çımğışmak ] Ürpermek. 

çın -^ çin 

çmak -^ cıynak 

çmaklamak, [ çaynaklamak, cırnak- 
lamak ] Tırmalamak. 

çmğışdamak Madeni şeyler ses çıkar- 
mak, şıngırdamak. 

çıijirdı, [çirjirdi] Çın ya da tın sesi. 

çmkı, [cmkı] Kıvılcım. 

çıijkırdak Çıngırak. 

çıgrağı -> çırjrağu 

çıgrağu, [çırjrağı] Çıngırak. 

çıijramak, [çiıjremek] Çınlamak, şın- 
gırdamak. 

çııjratmak, [çiıjreııdiirıuek, çiıjret- 
mek] Çınlatmak, ses çıkartmak, 
şmgırdatmak. 

çıpurdak -^ çepürdük 

çıpyalıncak Çısçıplak, çırılçıplak. 

çıra -> çırak 

çu'ag -^ çırak 

- uyarmak -^ çırak 

- yandu'mak -> çırak 

çırak, [çu'a, çırağ] (<- Far. çer âğ) 
Işık, kandil. 

- uyardm*mak -^ - uyarm^^ak 

- uyarmak, [çırağ uyarmak, - u- 
yandurmak] Kandil yakmak. 

- yandu-mak, [çırağ yandırmak] 
Kandil yakmak. 

çırakba -^ çırakman 

çırakçı Tekkenin kandillerini yakan 
görevli. 

çu'akma -^ çırakman 

çırakman, [çırakba, çırakma] Şam- 
dan. 

çırğıd, [cırğıd, çu'ğıdı] Gırcırböceği. 

çırğıdı -^ çırğıd 

cırlak çıplak Çırılçıplak. 

cırlayık -^ cu'layık 

cırnak -> cıynak 

çırnaklamak -^ çmaklamak 

çırnık Kayık, sandal. 



55 



çırpı 



çırpı (I) Huy, gidiş, tavır, kıbk. 
[çırpı (n)] 

- îpî Kalfaların yapı taşlarını Lir 
düzeyde koymayı sağlamak için 
kullandıkları ip. 

çırpıcı Bez dokunduktan sonra yıka- 
yıp ağartan kimse. 

- çoğanı Çırpıcıların keten yıka- 
makta kullandıkları suda eriyen bir 
taş. 

çırpmak Kesmek. 

çırtıboğa ötleğen kuşu. 

çurtlayık -> cırlayık 

çıtılğı, [çıtılğu, çıtılkı, çıturğu] Bir- 
birine girmiş ağaçbk, çabbk, or- 
man. 

çıtılğu ~> çıtdğı 

çıtdkı -> çıtılğı 

çıtlamuk -> çatlağuç (II) 

çıturğu ->: çıtdğı 

çıtrık Kıvılcım. 

cıvıldamak Fısıldamak. 

cıvıldı -> cıvıldı 

çıvıldu , -> cıvıldı 

çıynak -> cıynak 

[çibik] 

- çahnak El çırpmak. 
[ cicik ] 

-î gegşemek Gönlü yumuşamak, 
arzu ve iştabı kabarmak. 
çift, [çift] Eş. 

- akçası Eskiden alınan tarım ver- 
gisi. 

- ucm tutmak Çiftçilik yapmak. 
çifte Atm boğazı üzerindeki tüyden 

iki daire. 
çiftlendürmek Birbirlerine eş etmek, 

evlendirmek. 
çiftlenmek, [cüftlenmek] Evlenmek, 

eş edinmek, karı olarak almak. 
çig Talimsiz, idmansız. 
çigil -> çiğin 
çiğin, [çigil] Omuz, omuz başı. 

- ine götürmek Omuzuna almak. 



çigîr, [çîkir] Kir. 

çigirdîk Ağacın körpe, ince dalları. 

çiglemek Çiğnemek. 

çigletmek Çiğnetmek. 

çiğnek Çok çiğnenen, üzerinden çok 
gelinip geçilen. 

çiğnem -> çeynem 

çigre, [çegı-e] Oluk biçiminde bir ya- 
tak içinden atılan küçük ok. 

çigrinmek -> çigzinmek 

çigşeşmek -> çığşaşmak 

çigzindirmek, [çegzindürmek, çizgin- 
dirmek] Döndürmek, devrettirmek. 

çigzinmek, [i»aş çegzinmek, baş çev- 
zinmek, baş çigrinmek, baş çigzin- 
mek, çegzinmek, cezgimnek, ciz- 
ginmek, çezginmek, çizginmek] 
Dönmek, dolaşmak. 

çikir -> çigir 

çil (I) Bir çeşit keklik. 

[çil (II)] 

- at, [- aygır] Tüyü kırmızı ve 
beyaz karışık olan at, alaca renkli, 
benekli at. 

- ayğu' ^ - at 

çilemek Yağmur serpiştirmek. 

cimcime -> cimcime 

çimdilemek, [cimdilemek] Çimdikle- 

mek. 
çimdimek, [cimdimek] Çimdiklemek. 
çimdirmek Bol su, yağ gibi bir sıvıyla . 

ıslatmak. 
çimdük Çimdik. 

- urmak Çimdiklemek. 
çimke İncik kemiği. 

çimmek Suya girmek, banyo yap- 
mak. 
çimşir Şimşir. 

çimşişmek Ürpermek, titremek. 
çin, [çm] Gerçek, doğru, balis. 

- eytmek Doğru söylemek. 

- itmek, [- kılmak] Doğrultmak, 
düzeltmek, gerçekleştirmek. 

- şabâh -> — seher 



56 



çok 



- selıer, [- şab âh] Tanyeri ağar- 
mak üzere olduğu zaman, subh-ı sa- 
dık. 

çingil Küçük üzüm salkımı. 

çingildi Çınlama. 

çiıjirdi -> çırjirdı 

çirjremek -> çııjranıak 

çirjrendiirraek -> çııjratmak 

çigretmek -> çıgratmak 

çintirmek Gizlice öğrenmeye çalış 
mak. 

çiııtiyan Kadın şalvarı. 

çîutuzı Güherçile taşı. 

çipil -^ çepel 

çipiirdiik -> çepiirdiik 

çirik -> çerik 

çirkev {<- Far. çirk-âb) Çirkef. 

çirkin (<- Far. çirkin) Çirkinlik. 

- den çirkin Büsbütün fena. 

- iyi Kötü koku. 

çirkinsimek Çirkin görmek, çirkin 
saymak. 

çirtik (I) Küçük üzüm salkımı. 

çirtik (II) Parmak şıklatmca çıkan 
ses. 

çişe, [çisek, çisendi, çisenti] Yağmur 
serpintisi. 

çisek -^ çişe 

çisendi -^ çişe 

çisenti -> çişe 

çişdirınek Çözdürmek. 

çişrnek Çözmek. 

çit, [- bezi] Bir çeşit yerli kumaş, 
yazma yemeni, basma. 
- bezi ^ - 

çitari Bir çeşit yollu, ipekli kumaş ki 
yolları çok zaman ayrı ayrı renkler- 
de olur. 

çitimek Dikmek, iliştirmek. ^ 

çitinmek Birbirine geçirilmek, iliş- 
tirilmek, birbirine girmek. 

çivildemek -^ civildemek 

çivildeşîîiek -^ civildeşmek 

çiynem ->■ çeynem 



çiynemti Ağızda çiğnenecek nesne. 
çizgindirmek -^ çigzindirmek 
çizginmek -> çigzinmek ' 

çizi, [çizi] Çizgi. 
çizilmek 1. Çözülmek. 2. Açılmak, 

içini dökmek. 
[ çizine ] 

- edik Uzun konçlu mest. 
çizmek (I) Dönmek, çevresini dolaş- 
mak. 
çizmek (II), [çezmek] Çözmek. 
çobanaldatğucı, [çobanaldatkıcı, ço- 
banaldatkucı, çobanaldavucı, ço- 
banaldayıcı] Çobanaldatan kuşu. 
çobanaldatkıcı -^ çobanaldatğucı 
çobanaldatkucı -^ çobanaldatğucı 
çobanaldavucı -^ çobanaldatğucı 
çobanaldayıcı -> çobanaldatğucı 
çobankalkıdan Demirdikeni de deni- 
len bir çeşit diken. 

çpg (I) -^ ç«ı>^ 

çoğ (H) ^ çok (11) 

çoğa Çok, çok a, çok bulunur, çok 

vardır. 
ÇoğaÇ, [çoğaş] 1. Güneş, gün ışığj. 
2. Güneş vuran, güneşe karşı olan, 
güneşi eksik olmayan (yer). 
çoğaçlanmak Güneşlenmek, güneşte 

ısınmak, 
çoğak Işıkh, ziyadar, 
çoğan Çöven. 
çoğaş 7> çoğaç 
çoğu Ses, gürültü. 

çoğuldaşmak Kalabalık hale gelmek, 
birçok kimse bir araya toplanmak. 
çoğuldı, [çoğultı] 1. Topluluk, sürü. 
2. Gürültü, çağıltı. 
- itmek Gürültü yapmak, yaygara 
koparmak. 
çoğultı -> çoğuldı 
Çoh, [çoğ (I)] Çok. 
çobalınak Çoğalmak, 
çohmak ^ çokmak 
çok (I) Çokluk. 



57 



çok 



çok (II), [çoğ (II)] Işık, parıltı, 

pırıltı, 
[çok (IH)] 

- ara Çok kez, genellikle. 

- bilür Bilgili. 

-da azm Çok şeye karşılık birazım. 
-lar yaşasın Pek çok yaşasın, 
çokal -^ çukal 

çokaltmak Çoğaltmak (?), biriktir- 
mek (?). 
çokdan Çok eskiden yapılmış. 
çokdankı, [çokdanki] Eskiden kalımş, 
uzun zamandan beri sürüp gelen. 
- koca Çok yaşlı ihtiyar. 
çokdanki -> çokdankı 
çokla Genellikle, daba çok. 
çoklu Çok şeyi olan, varlıkb. 
çokluğ -> çokluk 

çokluk, [çokluğ] 1. Servet, zengin- 
lik. 2. Çok zaman, uzmı zaman 
3, Çok, pek çok, birçok. 4. Faz- 
lalık, artıkUk. 
çokmak, [çohmak] Toplanmak, üşüş- 
mek, hücum etmek, çullanmak. 
çokmar Topuz, başı topuzlu değnek, 

çomak. 
çoknaşmak Çoğalmak, çoklaşmak. 
çokramak Kaynamak, fokurdamak. 
çokraşmak Birbirine girer gibi görün- 
mek, kaynaşmak. 
çoksunmak Çok görmek, kendisine 

çok gelmek. 
çokum Toplu, toplu olarak bir arada 

bulunan. 
çokuşmak Üşüşmek, toplanmak. 
çöipa, [çulpa] Bön, beceriksiz, âciz, 
zavallı. 

çolpabk İşe yaramazlık, sünepelik, 

bönlük. 
[ çoluk ] 

- çolpa Çoluk çocuk. 
çomağ -> çomak 
çomak, [çomağ] Ucu topuzlu sopa. 



ffurz. 



çomar Boynuzsuz koyun. 
çomca -» çömçe 
[çom] 

- çam Çam kütüğü. 
çomı-uk Tomruk, çöpleri kırılmış, gii- 

düldeşmiş süpürge. 
çonmak (Ismmak için) Çömelmek, 

oturmak. 
çop Kalın sopa. 
çopra Çorba. 
çopur Sığının yani dağöküzünün bir 

çeşidi. 
çögdürmek İleri doğru fışkırtmak. 
çögeltmek -> cögeltmek 
çöğür (I) Ağaçdikeni, çah. 
çöğür (II) Bir çeşit teUi halk sazı. 
çökegen Çok. çöken, her zaman çö- 
ken. 
çökek 1, Çöküntü, tortu. 2. Çökü- 
lerek oturulan yer. 3. Tuz ve süt 
katılmış yoğurt, bir çeşit çökelek. 
4. Bataklık, batak. 
çökel, [çökül] Su taşıp çekildikten 

sonra bıraktığı çamur. 
çökelek Tortu, çöküntü. 
çökerUmek Çökertilmek. 
çökermek Çökertmek, çöktürmen, o- 

turtmak. 
[çök] 

- itmek Çökmek. 

- itdiı-mek Çökertmek, çöktürmek. 

- m-mak Diz çökmek, dize gelmek. 
çöksü Bir şeyin kımıldamasını ön- 
lemek için kullanılan ağırlık, baskı, 
çivi. 

çökül -> çökel 
çöl Çörçöp. 
çölmek Çömlek. 

-e m-mak Çömleğe, tencereye koy- 
mak. 

- kaynatmak Fesat çıkartmak, kış- 
kırtmak. 

- m-mak Yemek pişirmek için oca- 
ğa tencere koymak. 



58 



çürimtü 



çömçe, [çomca] Kepçe. 

çömelez Kısık. 

çönge, [çöngi] Gücünü yitirmiş, za- 
yıf, görevini yapamaz duruma gel- 
miş, küntleşmiş. 

çöngelemek -> çöngeltmek 

çöngelik Kesmezlik, küntlük. 

çöngelmek 1. Zayıflamak, gücünü 
yitirmek, görevini iyi yapamaz du- 
ruma gelmek, körleşmek. 2. (Diş 
için) Kamaşmak. 

çöngeltmek, [çöngelemek] Zayıflat- 
mak, gücünü kırmak, körletmek. 

çöngi -> çönge 

[çöngiil] 

- olmak Zayıflamak, gücü gitmek. 
[çöp (<- Far. çûb) 

-e saymamak Çöp kadar değer 

vermemek. 

-den çelebi Çok zayıf ve sıska a- 

dam. 

- tutuşmak Birbirlerine küstükle- 
rini belgelemek için bir çöpü kar- 
şılıkb tutup kırmak. 

çöpçör Çörçöp. 
çöpkapan Kehribar. 
çöpür Keçi kılı. 

- alaca Benek benek karışık renk. 
çörcügez Çörçöp kırıntısı. 



çörek Değirmi ekmek. 

-inde çiği olmamak işinde hilesi 
bulunmamak. 

çörler) Su oluğu, çörten. 

çörmük Kaplıca. 

çöz, [çözyağı] işkembe ve bağırsağı 
kaplayan yağ tabakası. 

çözelendürmek Akıtmak. 

çözgü Çulhaların üzerine ip sardıkları 
dolap. 

çözyağı^ -> çöz 

çuka Çuha. 

çukal, [çokal, çukar] Eskiden sa- 
vaşta atlara giydirilen zırhlı örtü 
ki bir çeşidini savaşçılar da giyen- 
lerdi. 

çukar -> çukal 

çukundur -> çükündür 

çukur Mezar. 

çukmrcaklı Oyuk, çukuru olan. 

[çul] 

-lara komak Çul giydirmek, peri- 
şan hale sokmak. 

çulfa Çulha. 

çulpa -> çolpa 

çultar At örtüsü, eyer örtüsü. 

çumara -> çımara 

çüküudüi', [çukundur] Pancar. 

çiirüntü Çörçöp, süprüntü, döküntü. 



59 



dabaka Tabaka, kat. 

dad Tat, lezzet. 

dadırmak, [dadurmak, tadırmak, ta- 

durmak, tatu-mak] Tattırmak. 
dadmak, [datmak] Tatmak. 
dadurmak -> dadırmak 
dağ (I), [tağ] (^ Far. dağ) Yara. 

- açılmak Yara açılmak. 

- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek] Ateşle yara 
açılmak, dağlamak. 

[dağ (II)] 

- aşurı Dağ arkasında, dağın öbür 
yakasında . 

dağar -> tağar 
[dağdağan] 

- ağacı Karaağaç, çitlenbik ağacı, 
ahlat ağacı. 

dağı -> dakı 

dağlağı -^ dağlağu 

dağlağu, [dağlağı, dağlavu, tağlağj, 
tağlağı tamğa, tağlağu] Dağlama 
aygıtı. 

dağlavu -> dağlağu 

dağlık -> tağıık 

dahi -^ dakı 

dahil -> tahıl 

dahılar Başkaları. 

dahra, [tahra, talıra] Bağ ve ağaç bu- 
damakta kullanılan orağa benzer 
bir aygıt. 

dak (I) Özür, kusur. 

- dutmak, [- kılmak, - tutmak 
tak tutmak] Kusur bulmak, ayıp 
lamak, lanamak, taşlamak. 

- kılmak -> - dutmak 

- tutmak -> — dutmak 
dak (II) -> dek (II) 



dak (ÎU) -> dek (I) 
dakı, [dağı, dahi] 1. Dahi, de. 2. 
Bundan başka, aynı zamanda, hem 
de, ve ... 3. Başka, diğer. 4. Daha 
(sıfatların başında). 5. Daha ziya- 
de, daha çok. 6. Henüz, hâLâ. 7. 
Sonra, bundan sonra, artık, bir 
daha. 8. Yine, yine de. 
dakmak Takmak, kuşanmak. 
dakuk Tavuk. 
dalamak -^ talamak (II) 
dalaşmak -> talaşmak 
dalbmmak -> talbmmak 
dalcmmak Uğraşmak, çabalamak, yo- 
rulmak. 
dalda -^ dulda 

dalfes Sarıksız giyilen fes, bu fesi gi- 
yinen kimse. 
dalğuç Dalgıç. 
dalka Dalga. 
daltumar) Üzerinde sadece diz donu 

bulunan. 
dalvatlu Devletlü. 
dalyatağan Dalkıhç, yatağanı çekmiş 

durumda . 
dam -^ tam 
dammak -^ tammak 
damzırmak -> tamzurmak 
damzurmak -> tamzurmak 
dai] (I) -> tar) (I) 
dar) (II) -> tai] (11) 
[ dandin ] 

- itmek Çocuk oynatmak. 
[dâne(Far.)] 

- dükenmek Rızık tükenmek, 
[danış] 

- itmek -> tanışık 

danışık (I) Tanışıldık, ülfet, ünsiyet. 



60 



defter 



danışık (II) -> tanışık 

- itmek -^ tanışık 
danışıkcı ~> tanışıkcı 
danışmak -^ tanışmak 
danışman, [tanışmant] (<- Far. dâ- 

niş-mend) Danışılan kimse, fakilı, 

bilgin . 
darjla -> tagla 

-ya komak ~> taıjla 
daijlacak -^ taıjlacak 
darjlamak -^ tarjlamak 
daıjlaşmak -^ tar)laşm,ak 
danmak -^ tanmak 
darjiuak -^ tagmak 
dagsık -> tagsuk 
daijsuh -^ tagsuk 
daijsuk -^ taıjsuk 
danuk -^ tanuk 
danuklık -^ tanuklık 

- virmek -^ tanuklık 
dapa, [depe (H) ] Taraf, yön. 
dapacak Mabut, tapacak. 
dapkur -> tapkur 

- kolanı -^ tapkur 
dapşırmak -^ tapşurmak 
dapşurmak -^' tapşurmak 
dapulcı Davulcu. 

daramak Her yanı araştırmak, ara- 
yıp taramak. 

darikmak -^ tarıkmak 

darılğanmak -^ tarlığanmak 

danmak Musallat olmak, arız olmak, 
talan etmek. 

darlığanmak -^ tarlığanmak 

dartılmak, [tartılmak] Çekilmek, sıy- 
rılmak. 

dartınmak, [tartınmak ] Çekinmek, 
esirgemek. 

dartışık, [tartışık] İhtilaf, niza, çe- 
kişme, tartışma. 

dartışıksuz İhtilafsız, tartışmasız. 

dartışmak -> tartışmak 

dartmak (I), [tartmak (I), tartmak] 
Çekmek. 



dartuk -^ tartıık 

daş -^ taş 
daşıra — > taşra 

- çekmek -^ taşra 

- gelmek -^ taşra 
daşrağı -^ taşrağı 
datmak -> dadmak 
[dav] 

- istemek Meydan okumak, savaş 
istemek. 

da\ar -^ tavar 

- eri -^ tavar 

davlünLaz, [tavlunbaz] (<- Ar. Far. 
tabl-bâz) Davul, kös. 

day Tay. 

dayak -> tayak 

dayıza, [diyeze, tayaza, tayıza] Tey- 
ze. 

daylak Yularsız, başjboş, salma deve 
ve at. 

daz -^ taz 

dazlak -^ tazlak 

debbe -^ debe (II) 

debe (I) (Far.) Fıtıklı, kasığı yarık. 

debe (II), [debbe] Güğüm, ağzı dar, 
altı geniş kapaklı yağ kabı. 

debelek -^ deplek 
-debelik, [depelik] Fıtıklı olma hali. 

debelii Fıtık hastalığı olan. 

debertmek Eşelemek, kurcalamak, a- 
raştırmak. 

debimek 1. Yıkdacakmış gibi tökez- 
leyerek yürümek. 2. Dili, eli, ayağı 
dolaşmak. 

debitmek Depretmek, kımıldatmak. 

deblek -^ deplek 

[dedürgüa] 

- olmak Tedirgin, rahatsız olmak. 
defe, [tefe] 1. Çulhalarm mekik at- 
tıktan sonra ipi sıkıştırmak için 
kullandıkları tarak. 2. Dokumacı- 
lıkta tarak vurma. 

[defter (jPar.)] 

- eylemek -^ - itmek 



61 



degegen 



- İtmek, [- eylemek] Deftere yaz- 
mak, defter tutmak. 

degegen Değen, çok değen, dokunan. 
degek, [devek, digek, tegek, tevek] 

Asma filizi, asma kütüğü, asma 

dalı. 
degenek (I), [deyenek] Değnek, sopa. 
degenek (II) -> degııel 
değeri Kıymet, paha, değer. 
degeriı-ek Daha değerli, çok değerli. 
değin Kadar, dek, denli. 
değinmek, [tiginmek] Kavuşmak, u- 

laşmak, nail olmak. 
değirmek -> degürmek 
[değirmen] 

- boğazı Değirmene tane dökülen 
delik. 

- toijuzlığı Su değirmeninde çarkın 
bulunduğu ve döndüğü yer. 

[değiş] 

- eylemek Mübadale etmek. 
değişik Her biri kendi akrabalarından 

bir kızı ötekiyle evlendirmek sure- 
tiyle iki erkek arasında karşıbklı 
olarak kararlaştırılan evlenme. 

değişilmek Değiştirilmek. 

deglügeç -> devleugeç 

değme 1. Her, her bir, herhangi bir, 
gelişigüzel, rastgele. 2. Beğenilmiş, 
seçilmiş. 

- gez Her zaman, her defa. 
değmede 1. Her yerde, gelişigüzel yer- 
de. 2. Kolay kolay, her zaman. 

değmek 1. Ulaşmak, erişmek, dokun- 
mak, isabet etmek. 2. Düşmek, ya- 
kışmak. 

[degmelik] 

- ile Kolayhkla, olur olmaz şeyle. 
değnek -> degnel 

degnel, [degenek (11), değnek] (Göz 
için) Değen, dokunan, isabet eden. 
degre, [deyre] Civar, etraf, çevre. 
degrimek Devretmek, dolaşmak, 
degrinmek Dönmek, dolaşmak. 



degşirilmek -> degşürilmek 
degşirmek -> degşürmek (11) 
degşürmek (I) -> dirşüi'mek 
degşürmek (II), [degşirmek] Değiş- 
tirmek, değişmek. 
degşürilmek, [degşirilmek, degşürinil- 

mek] Değiştirilmek, çevrilmek. 
degşürinilmek -> degşürilmek 
degül Değil. 

- idügi Olmadığı. 

- ki Kendisinden sonra gelen olum- 
lu eyleme olumsuz anlamı verir. 

- imişse -> degülmisse 
degülmise -> degülmisse 
degülmisge, [degülmise, degülmisse, 

degül imişse] Olmasaydı, olmamış 
olsaydı. 

degülmisse -> degülmisse 

degürmek, [değirmek] 1. Eriştirmek, 
yetiştirmek, ulaştırmak, duyurmak, 
bildirmek. 2. Dokundurmak, değ- 
dirmek. 

degzindürmek, [dezgîndürmek] Çevir- 
mek, dolaştırmak. 

degzinmek Devretmek, çevrilmek, 
dönmek, dolaşmak. 

[deh] 

- düşmek Öğrenmiş, haberli olmak. 

dehlemek Dikkatle üzerinde durmak. 

dek (I), [dak (!![)] I. Kadar, de- 
ğin. 2. .... Kadar az, ... denli. 

dek (H), [dak (II), tek (H)] Ancak, 

yalnız, yetişir ki. 
dek (IH) Oyun, hile. 
[dek (rV)], [tek (ÜI)] Sessiz, rahat, 

sakin. 

- degül, [tek degül] Tekin değil, 
boş, beyhude değil. 

- durmak, [- turmak, tek dm'mak, 
tek turmak] Uslu, sessiz, sakin 
durmak, susmak. 

- otm'mak, [tek oturmak] Rahat 
durmak, sessiz, sakin durmak. 

- turmak -> - durmak 



62 



dendi 



dek (V), [denk, tenk] 1, İçi dolu 
çuval, hayvana karşılıklı yükletilen 
yükün her hiri. 2. Birbirine uy- 
gun iki şeyden her Liri, eş, benzer. 
3. Yarı. 

- gelmek Denk gelmek. 
dek (VI) -> tek (I) 
dekdeş -j- deskdeş 
dekerek Tekerlek. 
dekerlemek Yuvarlamak. 
dekin — > tekin (I) 

- yir Issız, sakin. 

deklemek Denkleştirmek, yakıştır- 
mak, uyuşturmak. 

deleme, [teleme ] Maya ile kestirilmiş 
süt. 

deli, [delü] Zorlu, azgın, korkunç su- 
rette. 

delicetoğan -^ deliicetoğan 

[delik] 

- dersilc Delik deşik. 
delim Çok, birçok, fazla. 

- dürlü Türlü türlü, çeşit çeşit, 
pek çok. 

delimden Çoktan, çok zamandan beri, 
pek eskiden. 

delme Yelek. 

delil — > deli 

—yo urmak Deli yerine koymak. 

delüce Buğday aralarında biten, si- 
yah, acı bir bitki. 

delücedoğan -> deliicetoğan 

deliicetoğan, [delicetoğan, delücedo- 
ğan] Atmaca türünden, muymul 
da denilen yırtıcı bir kuş. 

delİik Delik. 

delüi'mek Delirmek, çıldırmak. 

[dem (Far.)] 

- çekmek, [- dutmak] (Öten kuş- 
lar ve ney üfleyenler hakkında) Se- 
si kesmeden uzatmak. 

- çıkarmak Ney üflemek. 

- dutmak — > - çekmek 

-i bağlanmak Nefesi tutulmak. 



- urmak, [- ürmek] Nefes almak, 
nefes çekmek, üflemek. 

-ür) yümiir) oynatmak Vaktini hoş 
geçirmek. 

- ürmek -> - ui'mak 
[demek] 

- işitmek Konuşmak. 
demet Biçilmiş ekin destesi, 
[demir] 

- pehlivan Güçlü, yenilmez pehli- 
van. 

demiı-mılj -> demürkazık 

demirtikeni Çobankalkıdan da deni- 
len bir çeşit diken. 

demlüç Bilezik. 

denuregi, [demregii] Temriye hastalığı. 

denttegü — > demıegi 

demreıı, [temren] Okun ucuna geçi- 
rilen demir ya da kemik parça. 

demşeklik Haşarıbk, zıpırhk, sevinci- 
ni belirtecek hareketlerde bulunma. 

demiir, [timiii'] Demir. 

- giyim — > - göglek 

- göglek, [- giyim, - ton, timiir 
gömlek] Zırh. 

- ton -> - göıjlek 

- komak Demir atmak, demirle- 
mek. 

demürbokı, [demürçirki ] Cüruf, me- 
tal talaşı. 

desnürboz Demirkırı (at). 

demürbutrak Pıtrak biçiminde demir- 
den yapılmış diken ki, eskiden düş- 
mandan korumak için askerin çev- 
resine saçıhrdı. 

demiir çh'ki -> demürbokı 

demui'kazık, [demirmıh] Kutupyıldı- 
zı. 

demüi'kurdı Karıncalanmış demirin 
pası. 

demürlemek Demire vurmak. 

demürlenmek 1. Perçinlenmek, ke- 
netlenmek. 2. Bukağılanmak. 

dendi Haydi söyleyiniz, deyiniz. 



63 



dene 



dene Tane. 

deıjemek, [digemek] Dikkatle bak- 
mak, gözetmek, gözlemek. 
degeyü bakmak Dikkatle, merakla 
bakm.ak. 

dengel Yüz yüze oturma. 

deijiz Deniz. 

- görjüllü Derya-dil. 

-1er -i En büyük deniz, okyanus. 

- oynamak Deniz dalgalanmak. 
deijizağzı Bir çeşit deniz hayvanı. 
deijizatı Ata benzer bir hayvan. 
deijizkartalı Bir çeşit su kuşu. 
degizkoyunı, [şukoyıını] Tüyünden 

ağır kumaşlar ve derisinden kürk 
yapılan bir su hayvanı, kunduz. 

degizköpügi Marangozlukta kullanı- 
lan hafif, beyaz bir taş. 

deijizkulağı Hali^. 

deijiz şığu'i Aslı denizaygırı ya da de- 
nizayısı olması ihtimali bulunan 
bir efsane hayvanı. 

derjizşoğanı Yabani soğan. 

denk -> dek (V) 

- olmak Eş, benzer, eşdeğer olmak. 

- taşı Denklerin, terazi kefelerinin 
ve kayıkların hafif yanma denk- 
leştirmek için konulan taş. 

deijdeş -> denlcdeş 

denkdaş -> denkdeş 

denkdeş, [dekdeş, deijdeş, denkdaş] 
Eş, benzer. 

deijli -> derjlii 

deijlü, [degli] Kadar, denli. 

deijsüz Münasebetsiz, saygısız. 

depdürmek Çiğnetmek, tepeletmek. 

depe (I) Tepe. 

-sini dögmek Başını ezmek. 

depe (II) -> dapa 

depecük Tepecik, küçük tepe. 

depegen Tekmeleyen, çok tekme atan. 

depelemek Çiğnemek, ezmek, öldür- 
mek. 

depelenilmek öldürülmek. 



depelenmek Öldürülmek. 
depeleşmek Birbirini öldürme savaşı 

yapmak, mukatele etmek. 
[depeleyici] 

- ağu Öldürücü zehir. 
depelik -> debelik 
depere Tepesine. 

- tutmak Tepesi üzerine kaldır- 
mak. 

depilmek Tepilemek, sokulmak. 

depingi -> depingü 

depingii, [depingi, depüngü, tepingi] 
Hayvanın sırtını incitmemek için 
eyerin ve palanm altına konulan 
içi doldurulmuş keçe. 

depinmek, [depünmek] Şiddetle ha- 
reket etmek, saldırmak, çırpınmak, 
tepinmek. 

deplek, [debelek, deblek, dübelek] 
Küçük davul, dümbelek, darbuka. 

depme, [depmük] Tekme. 

- urmak Tekmelemek, tekme at- 
mak. 

depmek Hücum etmek, saldırmak, 
(atı) ileri sürmek. 

depmük -> depme 

deprendürmek Harekete getirmek, kı- 
mıldatmak. 

depreniş Hareket, kımıldanış. 

deprenmek Hareket etmek, harekete 
gelmek, kımıldanmak, sarsılmak. 

depreşdüi'mek Nüksettirmek. 

depreşmek Hareket etmek. 

depretmek Kımıldatmak, sarsmak, 
harekete getirmek. 

depsermek, [tepsermek] (Dil^ dudak, 
yara, meyva hakkında) Kuruyup 
buruşmak. 

[ depük ] 

-e bırakmak Tekmeletmek. 
^ urmak Tekme vurmak, tekme- 
lemek. 

depüngü -> depingü 

depünmek -> depinmek 



64 



devlet 



der (I) Ter. 

- tola gelmek Ter iyi gelmek. 
[der (U) (Far.)] 

- oğlanı Ücretle çabşan genç kim- 
se, uşak. 

dercimek Terler gibi olmak. 

[derd {Far.)] 

-e varmak Derde düşmek. 

—i depreşmek Derdi tazelenmek. 

dergemek -> dirgemek 

dergenmek -> dirgenmek (II) 

dergeşmek -> dirgeşmek 

deri (I), [diri (I)] 1. Parsa, bahşiş. 
2. Devşirme, derinti. 

[deri (II)] 
-sin çıkarmak Derisini yüzmek. 
-sine şığamamak, [-sine sığmaz ol- 
mak] Heyecandan kabına şığama- 
mak. 

-sine sığmaz olmak -> -sine şığa- 
mamak 

derilgi -> dirilgi 

derilmek -> dirilmek (I) 

derim (I) Kuş yemi. 

derim (II) Cemiyet, toplantı. 

derim (III) -> - evi 

- ban ev Ulu, görkemli, büyük ça- 
dır. 

- ev — > - evi 

- evi, [- (III), - ev] Çevresi ve 
üstü keçe, bez ya da saz ile örtü- 
len çadıra benzer göçebe evi. 

derincek, [dirincek] Baş örtüsü. 
derinti -> dirinti 
derişdürmek Dermek, toplamak. 
derlegen Çok terleyen^ 
derleme, [- hastahğı, derletme, der- 
letme ^^astalığı] Tifo. 

- hastalığı -> - 
derlemek Terlemek. 
derletme -^ derleme 

- hastahğı -> derleme 

derlik, [terlik] Üste giyilen ince el- 
bise. 



dermek -> dirmek 
dermen, [termen] Demren. 
dernecük Dernekçik, düğün. 
dernek -> dimek, 

— yiri -> diınek 
dernekli -> dirnekli 
derneklice -> dirnekli 
dememek -> dirnemek 
derneşecegi -> dirneşecegi 
derneşmek -> dirneşmek 
[ders (Ar.)] 

— dimek Ders vermek. 

dersü Hep, hepsi, baştan başa, tü- 
mü. 
derşürmek -^ dirşürmek 
[derya {Far.)] 

— oynamak Deniz dalgalanmak. 
desdegirmi Yusyuvarlak. 

deste Kat, takım. 

destûrlanmak Kendisine izin veril- 
mek. 

destûrunsuz Destursuz, izinsiz. 

deşdürmek Deldürmek, yardırmak. 

deşilmek Yarılmak. 

deşmek Yarmak, yarıp açmak, 

deşürmek -> dirşürmek 

deval Arı kovanında bulunan acı 
tortu. 

[ deve ] 

— dellâlı Yüksek sesle konuşan. 
devecik Kızlardevesi de denilen çekir- 
geye benzer bir böcek. 

devedabanı -> devetabanı 

devek -> degek 

devetabanı, [devedabanı] 1. Büyük 

şarap kadehi. 2. Büyük lokma. 
devinmek Hareket etmek, uğraşmak. 
devlegüç -> devlengeç 
devlengeç, [deglügeç, devlegüç, dev- 

lingeç, devlügeç, devlüggeç] Çaylak 

türünden bir ahcı kuş. 
[devlet {Ar.)] 

— eşigî Hükümet, saray, saltanat 
yönetimi. 



65 



deylingeç 



-i dönmek Talihi kötüye gitmek. 
-ini depmek Mutluluğunu kendi 
eliyle yıkmak. 

devlin geç -4- devlengeç 

devliigeç -^ devlengeç 

devlürjgeç -^ devlengeç 

devre Yanlış. 

devşirimli — > divşüriimli 

devşirmek -^ dîrşiirmek 

devşürmek -^ dirşürmek 

devşürükli -^ divşürükli 

deyenek -^ degenek (I) 

deyi -^ diyii 

deyiş -> diyiş 

deyişat Şiir, söz, laf (dedikodu, hava- 
dis). 

deyre -> degre 

deyü -^ diyii 

dezgindürmek ^ degzindürmek 

dıkılmak Bir şeyin içine girmek, dol- 
mak. 

dikiz Tıknaz, yoğun. 

dılak -^ tılak 

dımranmak Tırmanmak. 

dm Ses, şada. 

[dıg] 

- durmak Sükût etmek, ses çıkar- 
mamak. 

dinç -^ dinç 
dmçhk -^ dinçlik 
dmkaz Tıknaz, iri yan. 
dmmak -^ tınmak 
dmmamak -^ tmmamak 
dıijsuz Sessiz, sakin. 
dııjsuzeek Sessizce, yavaşçacık. 
dıijsuzın Sessizce, yavaş sesle, giz- 
lice. 
dıijSuzUk Sükût. 
dırağuman Tercüman. 
dırmanmak Tırmanmak, 
[dimağ] 

- urmak Pençe atmak. 

dırnak, [dıynak, duynak, tıynak, tuy- 
nak] Tırnak. 



dıynak -^ dırnak 

dızman İri, iriyarı. 

dızmanhk Cesaret, iıüik. 

di, [dirj (11), dil] imdi] Haydi, hay- 
din bakahm. 

dibelek -^ dihelik 

dibelik, [dibelek] Büsbütün, tama- 
mıyle, ebedi. 

didik Eyer altı (?). 

didim didim Didik didik. 

didürmek Dedirtmek, söyletmek. 

diftik Tiftik. 

digcür -^ digçür 

digçür, [digcür] Küçük tulum, tu- 
lumcuk. 

digeç Deyince. 

digek -^ degek 

digren Harmanda biçilmiş tahıl sap- 
larını toplamaya yarayan aygıt, 
diren. 

[dik] 

- gelmek Muhalefet etmek, itiraz 
etmek, kafa tutmak. 

-ine gitmek Aksine hareket etmek. 

dike (I), [tike] Kuşbaşı büyüklüğün- 
deki et parçası. 

dike (II) Dikkatle, kulak kabartarak, 
dik dik. 

- bakmak, [ bakmak] Dik dik, 

dikkatle bakmak. 

bakmak -^ - bakmak 

diken 1. Kılçık. 2. An ve benzeri bö- 
ceklerin iğnesi. 

dikenserçesi Çahkuşu, çalıbülbülü, 
boklucabülbüi. 

dikik Dik. 

dikilmek Tayin edilmek, nasbolun- 
mak. 

dikim Lokma. 

dikme (I) Fidan, dikilip yetiştirilen 
şey, yetiştirilmiş olan. 

dikme (II) Destek, dayak. 

dilonek Nasbetmek. 

dikük Dikili ağaç, dikme. 



66 



düU 



dil (I) Anahtar. 
dil (11) Sözleşme. 
dil (ni) Körfez, koy. 
dil (IV) Düşmanın durumunu söylet- 
mek için alınan tutsak. 
[dil (V)] 

- açıklığı Fesahat, talakat. 

- ağız virmemek Çok hasta oldu- 
ğundan konuşamamak. 

- bağı Söyleme gücünü engelleyen 
şey. 

- çiynemek Sözü ağızda gevele- 
mek, tevil için uğraşmak. 

- çöngeligi Rekaket, kekemelik. 
-e gelmek Önce söylemezken söy- 
lemeye haşlamak. 

-e getürmek Ağıza almak, söyle- 
mek, anmak. 

-i bağlanmak Dili tutulmak. 
-i bağlu olmak Söz söyleyemez 
durumda bulunmak. 
-in beklemek, [-im beklemek] Sü- 
kût etmek, dilini tutmak. 
-ini beklemek -> -in beklemek 
-ini depretmek Söylemek, söyle- 
meye haşlamak. 
-ini kesmek Susmak. 
-i yitmek Dili tutıdmak. 
-i yüğrük Talakatli, düzgün konu- 
şan. 
-i zifir Ağzı bozuk. 

- kesmek İkna yoluyla susturmak. 

- üşürmek Birçok kimse bir sözü 
"aynı hiçimde bir ağızdan söylemek. 

- virmek. Konuşma gücü vermek. 

- yügrükligi Pürüzsüz konuşma, 
talakat. 

dilban, [dilbend] Tercüman. 
dilbend -> dilban 
dilce Dilde, dil ile. 
dilcenmek Gücenmek. 
dilcik (I) Bademcik. 
dilcik (II) Terazi ibresi. 
dilegen Dileyici, çok isteyen. 



dilek Şefaat. 

- bitürmek İhtiyacı, amacı yerine 
getirmek. 

- bulmak İsteğine kavuşmak. 

- eylemek -> - itmek 

-in eylemek İsteğini yerine getir- 
mek. 

- itmek, [- eylemek] Dilemek, rica 
etmek^ niyaz etmek, şefaat etmek. 

dilekçe İsteğe uygun, istenildiği hi- 
çimde. 

dilekçi, [dilekçi] Şefaatçi. 

dilekçi -> dilekçi 

dileklü Arzusu, isteği olan. 

dileksiizrek İstemeyerek, istemeye is- 
temeye. 

dilemek Dilenmek. 

dileşmek Birbirinden dilemek. 

dUgem Dilim, dil biçiminde, uzunla- 
masma. 

dilgü -> dilkü 

dilki -> dilkü 

dilkicek Dalkavuk, yaltakçı. 

diUdceklik -> dilküceklik 

dilkilik -> dilküceklik 

dilkü, [dilgü, dilki] Tilki. 

dilküceklik, [dilkiceklik, dilkilik] Ysl- 
taklanma, dalkavukluk. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek] Yaltaklan- 
mak, dalkavukluk etmek. 

dUkülenmek Yaltaklanmak, dalka- 
vukluk etmek. 

dUküüzümi Köpeküzümü. 

dillegen Çok zemmeden, çekiştiren. 

dillemek Bir kimse hakkında dediko- 
du yapmak, bir kimseyi çekiştir- 
mek. 

dillenmek Dili açılmak, söylemeye 
başlamak. 

dilleşmek Konuşmak, söyleşmek^ 

[dilli] 

- defter Bütün ayrmtılar gösteri- 
lerek yazılan defter. 



67 



dUlU 



- dilince Hal diliyle, kendine özgü 
bir dille. 

dîUü Cerbezeli, iyi ve kolay söz söy- 
leyen. 

dillülik Düzgün ve dokunaklı söz söy- 
leme. 

dilmaç, [dilmeç (I)] Tercüman. 

dilmeç (I) -> dilmaç 

dilmeç (II) Dilik, yırtmaç. 

dilmek Yarmak. 

[düşüz] 

- olmak Susmak, ses çıkarmamak. 
dilü Dilek, arzu. 

dime Söz, ağz? gelen söz. 
[dimek] 

diben Deyip, diyerek. 

diıjiiz Deyiniz, söyleyiniz. 

dip Deyip, diyerek. 

diye misin Der misin? 

diyen Denen, söylenen. 
dimelii Denebilir, denilebilecek. 
dimi Bir cins kumaş, bez. 
dimin Demin, 
[dîn (^r.)] 

- yufkaları Dini zayıf olanlar. 

[dir)(I)] 

- dirjlemek îki kişinin hafifçe ko- 
nuştuğu sözlere kulak vermek. 

dil) (11) ^ di 

- imdi -> di 

dincelmek Rahata ve huzura kavuş- 
mak. 

dinç, [dmç] Emin, sakin, asude, müs- 
terih. 

- geçmek Sükûnet içinde yaşa- 
mak. 

- olmak Emin, mutmain olmak. 
dinçlik, [dmçlık] Rahat, huzur, asa- 
yiş. 

dindürmek Söyletmek. 
diijelmek Ayakta durmak, ayağa kalk- 
mak. 
dii)eltmek Dikmek, dik tutmak. 
diıjemek -> degemek 



diiji, [dirjü] Dinleme, kulak verme. 

- diıjlemek, [diıjü dirjlemek] îki 
kişinin hafifçe konuştuğu sözlere 
kulak vermek. 

diıjici, [diıjiici] Fısıltı ile söylenen sö- 
zü sezdirmeyerek dinleyip sahibine 
ileten. 

[diıjicilik] 

- eylemek İki kişinin hafifçe ko- 
nuştuğu sözleri gizlice dinlemek. 

diıjlence 1. Dinlendiren, huzur veren 

şey. 2. Dinlenme. 
dinlenmek Bir dini kabul etmek. 
diıjlenmek Sönmek. 
diıjmek Sakin olmak, susmak. 
diıjii -> dirji 

- diıjlemek -> dirji 
diıjüci -> dirjici 

diıjücilik İki kişinin hafifçe konuştu- 
ğu sözlere kulak verme. 
dip (I) Kök. 

- alay Merkez alayı. 

- çalkamak Kalçaları oynatmak. 

- dede Büyük dede. 

- deıjiz Büyük deniz. 

- göstermek Yemeği, tabakta bir 
şey kalmaymcaya değin yemek. 

dip (II) (Kadeh ve sinide) Ayak. 
[dipdiıjsüz] 

- olmak Sakinliğini büsbütün yi- 
tirmek. 

dipdirilice Dipdiri olarak. 

dipi Tipi. 

dir Geçim, yemlenme. 

[dir dir] 

ditremek Tir tir titremek. 

direze -> direzi 

direzi, [direze, diıezin] Dokumacı- 
lıkta tezgâha gerilen ip. 

- çözmek Dokumak için, ipi tez- 
gâha uzunluğuna germek. 

direzin -> direzi 

dirgemek, [dergemek] Toplamak, bir 
araya getirmek. 



68 



diş 



dirgenmek (I) Dayanmak, istinat 
etmek. 

dirgenmek (II), [dergenmek] Top- 
lanmak, birikmek, derlenmek. 

dirgeşmek, [dergeşmek] Toplanmak, 
bir araya gelmek. 

dirgi Sofra. 

dirgjrmek — > dirgiirmek 

dirgürmek, [dirgirmek, dirüı mek ] Di- 
riltmek, ihya etmek. 

dil! (I) ^ deri (I) 

[diri (II)] 

- kılmak Diriltmek, ihya etmek. 

- komak Yaşatmak, sağ bırakmak. 

- olmak Yaşamak, hayat sürmek, 
canlanmak. 

dirice Diri olarak. 

dirildürinilmek Diriltilmek. 

dirile — > diriyle 

dirilgi, [derilgi] Deroek, toplantı. 

dirilik -> dirlik 

dirilmek (I), [derilmek] Toplanmak, 
tecemmu etmek. 

dirilmek (II) 1. Yaşamak, ömür sür- 
mek. 2. Geçinmek, imtizaç etmek. 3, 
Taslamak, ... davasında bulunmak. 

dirincek -^ derincek 

diıinti, [derinti] Şuradan buradan 
toplanmış insan kalabalığı. 

diriyle, [dirile] Diri iken, diri diri. 

dirlik, [dirilik] 1. Yaşayış, hayat, 
sağlık, geçim. 2. Tahsisat, ödenek. 

- bulmak Hayata kavuşmak, can- 
lanmak, dirilmek. 

- dirilmek Hayat geçirmek, ömür 
sürmek. 

- eylemek ~> - itmek 

—i çalmmak Ödeneği kesilmek. 

- idinnıek — > - itmek 

-ini giıj eylemek Bolluk ve huzur 
içinde yaşamasını sağlamak. 

- itdirmek Yaşatmak. 

- gerjligi Bolluk ve huzur içinde 
yaşayış. 



- itmek, [- eylemek, - idinmek] 

Geçinmek, yaşpmak. 

- otı ölüme karşı ilaç olan sağlık 
otu. 

- suyı Ab-ı hayat. 

- sürmek Hayat geçirmek, ömür 
sürmek. 

- tağılmak Dirlik bozulmak. 

- yatı Geçim yolu, geçinmej-i sağ- 
layan şeyler. 

dirmek, [dermek] Toplamak, birik- 
tirmek. 

dirüp devşürmek -^ dirüp dirşürmek 
dirüp devşürüli görmek, [dirüp dö- 
şürüli görmek] Derlenip toparlan- 
mak, hazırlanmak. 
dirüp dirşürmek, [dirüp devşürmek ] 
Derleyip toplamak, yığmak. 
dirüp döşürüli görmek -> dirüp dev- 
şürüli görmek 

dimek, [dernek, dernek yiri, dirrjek] 
Toplantı, toplantı yeri, cemiyet. 

dirıjek -^ dirnek 

dirnekli, [dernekli, derneklice, dîr- 
neklü] (Vücudu) Derli toplu o- 
lan. 

dirneklü -^ dirnekli 

dirnemek, [dememek] Dermek, top- 
lamak, derlemek. 

dii'neşecegi, [derneşecegi] Toplanma 
yeri. 

dirueşmek, [derueşmek] Toplanmak, 
yığılmak. 

dirşirmek — > dirşürmek 

dirşürmek, [degşürmek (I), derşür- 
mek, deşürmek, devşirmek, dev- 
şürmek, dirşirmek, dişürmek, div- 
şirmek, divşürmek, diyşürmek, dög- 
şürmek, döşürmek] Derlemek, top- 
lamak, bir araya getirmek. 

dirürnıek -^ dirgürmek 

[diş] ^ 

- bilemek Tamab. etmek, iştahlan- 
mak. 



69 



- düzmek Arka arkaya diş çıkar- 
mak. 

- göstermek Sıntmiak. 

—in ılğıdu gülmek Tebessüm, et- 
mek, dudakları arasından dişleri gö- 
rünecek şekilde gülmek. 
-ini ısıtmak Dişini göstermek, diş- 
lerini göstererek gülmek. 
—in sırıtmak Dişleri göstermek, diş 
gösterirken dudaklarmı açmak. 

- kısmak Dudakla sus işareti yap- 
mak. 

- koymak, [- koyurmak ] Diş ge- 
çirmek. 

- koym'mak -> - koymak 

- kurdağası Kürdan. 

- urmak Yemek, çiğnemek. 
dişeği, [dişegü, dişengi] Değirmen ta- 
şını diş diş yapmak için kuUaiiılan 
bir çeşit külünk. 

dişegü -> dişeği 

dişemek Değirmen taşma diş açmak. 

dişengi -> dişeği 

dişenmek Dişlenmek, dişeğilenmek. 

dişi, [- kişi] Kadın. 

- demir Yumuşak demir (?). 

- kişi -> - 

dişindirik İpten gem, yular. 
dişlemek Yemek, ısırmak. 
dişürmek -> dirşiirmek 
ditmik ditnûk Didik didik. 
ditregen, [titregen] Çok titreyen. 
ditregenlik Çok titrer olma hali. 
ditreme Titreme. 
ditoemek Titremek. 
ditremeklik Titreme hali. 
ditreşmek Titreşmek, 
ditretme Titreme. 
ditreyek Titrek. 

ditsingen, [titsingen ] Her şeyden iğ- 
renip tiksinen. 
ditsinmek, [titsinmek] Tiksinmek. 
ditürü Dikkatle, 
[dîvân (Far.)] 



- bağlanmak Büyük meclis kurul- 
mak, toplanmak. 

[dîvâr (Far.)] 

-a urmak Tutup atmak, terket- 
mek. 

divlek -> düglek 

divrîk Müdevver, değirmi. 

divşirmek -> dirşiirmek 

divşürmek -> dirşiirmek 

divşürükli, [devşiirükli] Ortada da- 
ğınık bir şey bırakmayan; derli top- 
lu olarak. 

divşiü*ümli, [devşirimli] Derli toplu, 
düzgün. 

diyesin, [diyeydüg] Sanki, güya, sa- 
nılır ki. 

diyeydürj -> diyesin 

diyeze -^ dayıza 

diyi -> diyü 

diyince ... Kez olımca, ... kezde. 

diyiş, [deyiş] Kelam, söz. 

[diyişmek] 

diyişü dm'mak Söyleşip durmak. 

diyşürmek -> dirşiirmek 

diyü, [deyi, deyü, diyi} Diye. 

diyülmek Denilmek. 

[diz] 

- ağırşağı Dizkapağı. 

- çağşırı Kısa şalvar. 

-e dirsek dikmek Dirseği dize koy- 
mak. 

-e yetmek Diz boyunca yüksel- 
mek. 

- gözi Diz kapağının iki yanındaki 
çukurlardan her biri. 

-in çökmek Diz çökmek, diz üze- 
rine oturmak. 

—in —in Dizleri üstüne yürüyerek. 
-in düşmek, [-in otiırmak] Diz çök- 
mek, diz üzerine oturmak. 

- tonı İç donu. 
dizcük Diz bağı. 

dizek dizek Sıra sıra, dizi dizi. 
dizek^Iek Dizilmek. 



70 



dögün 



dizeme Bağ, bahçe çevresine kamış 

ya da ağaçtan yapılmış çit. 
dizge Dizlik, diz bağı. 
[dizgin] 

- depretmek Atı harekete geçir- 
mek. 

- eylemek Atın dizginini kasıp 
dört nala kaldırmak, at kaldırmak, 
at koparmak. 

- uzatmak Atı serbest bırakmak, 
başını salıvermek. 

dizimi dizim -> dizin dizin 

dizin dizin, [dizim dizim] Dizi dizi, 
sıra sıra. 

dizUk Belden dizkapağına dek bacağa 
giyilen giysi, lasa pantolon, potur. 

doğdacı Doğacak olan. 

[ doğmak ] 

doğa durmak -> toğmak 
doğup kopduk yir İnsanın doğdu- 
ğu yer. 

doğrı -> toğrı 

- eylemek Doğrultmak. 

- gelmek -> toğrı 
dokanmak Dokunmak. 
dokuç -> tokuç 
dokımak -> tokumak 
dokumak -> tokumak 

dokunmak İsabet etmek, düşmek; 

karşı koymak, karşı durmak. 
dokurcun -^ tokurcım 
dokuş Çarpışma, mücadele. 
dokuşmak -> tokuşmak 
dolama -> tolama 
dolama ç -> tolama ç 
dolamba Dolaşık yol. 
dolandu'mak Dolaştırmak. 
dolanmak — > tolanmak 
[dolap {<r- Far. dûlâb)] 

- marazı Sidik tutamama hasta- 
lığı. 

dolaşmak -> tolaşmak 

dolay -^ dolayı 

dolayı, [dolay, dolayu, tolay, tolayı, 



tolayu] 1. Muhit, etraf, çevre. 2. 
Çepeçevre, fırdolayı. 

- yan Etraf, çevre yan. 
dolayu -> dolayı 

dolmak Patlayacak dumma gelmek. 
dolu -> tolu 

Dolu olarak. 

dolukmak — > tolukmak (II) 
domalmak -> tomalmak 
domaltmak ^> tomaltmıak 
dombay -> tonbay 
don (I) -> ton 
[don (II)] 

- idinmek İtiyat edinmek. 
donanmak -> tonanmak 
donatmak -> tonatmak 
donhk -> toBİık 

doıjuz -> toguz 

dopuk Topuk. 

don -> toru 

dormurmak — > tormurmak 

doruk — > toru 

doylamak -^ toylamak 

doyum -> toyum 

- olmak -> toyıun 
doyumlık -> tojumlık 
dögdi -> dügdü 

dögeç Havan, havan eli. 

dögmek 1. Ezmek. 2. Topa tutmak, 

bombardıman etmek. 3. Basmak, 

baskın yapmak. 

döge görmek Döğüvermek, eziver- 

nek, ezmek. 
dögnemnek Döğülmek, çiğnenmek, 

pekiştirilmek. 
dögşüımek — > dirşüi'mek 
döğülmek (Davul gibi şeyler) Çalm- 

mak, yüksek ses çıkarmak. 
dögülmeklik Vurularak yassılaştırıl- 

ma, düzletilme. 
dögün 1. Yakı, dağlamakla açılan 

yara. 2. Dövme. 3. Döğünme, yas, 

matem. 

- komak Dağ basmak, dağlamak. 



71 



dogündü 



- urmak, [— vurmak ] Yara açmak, 
dağ basmak. 

- vurmak -> — lU'Diak 
dögündü Dalga, 
[dögüş] 

- talaş Kavga, dalaşm.a. 
dökmek 1. Bırakmak, terketmek, at- 

m.ak. 2. Sarfetmek, harcetm.ek. 
dökülmek Birden topluca inmek. 

dökündü Bol akan, l)ol bol dökü- 
len. 

döl 1. Yavru. 2. Nesil, soy. 

-den kaknak Doğurmaz olmak. 

- dökmek (Koyun, keçi) Yavrula- 
maya başlamak. 

- dökümi Hayvanların doğurma 
zamanı, ilkbahar. 

- döş Çoluk çocuk, züriyet, evlat 
ve torunlar. 

- eşi Meşime, son, eş. 

- yatağı Rahim. 
döleç izbe, mahzen. 

dölek, [tölek] 1. Sabit, kararb, ka- 
bcı. 2. Güvenilir, dürüst. 3. Sü- 
kûn ve güven içinde. 4. Temkinli. 
5. Sakin ve itaatli. 6. Elverişli, uy- 
gun. 7. Ustft, kurnaz. 
-i yeyni Çevik, hareketli, tez canh. 

- olmak Temkinli, sakin, itaatli 
olmak. 

döleklik Temkin, temkinli hareket, 
vakar, itaat. 

dölemek Hayvan yavrulamak. 

dölendirmek, [dölendürmek] 1. Sabit 
kılmak, tespit etmek. 2. Rahata, 
sükûna kavuşturmak. 3. Yerleş- 
tirmek. 

dölendürmek -> dölendiı-mek 
dölenmek 1. Mutmain olmak, tema- 
yül göstermek, sükûnet bulmak, 
karar kılmak, huzura kavuşmak, 
ağır davranmak. 2. Çoğalmak. 
döllek Koyunların kuzuladıkları yer. 



[döM] 

- döşlü Çoluklu çocuklu, çoluk ço- 
cuk sahibi. 

döndermek 1. Döndürmek. 2. Ter- 
cüme etmek, çevirmek. 

döndürmek 1. Tercüme etmek, çevir- 
mek. 2. Reddetmek, kabul etme- 
mek. 3. Değiştirmek, başka şekle 
çevirmek. 
döndür itmek Tekrarlamak. 

döne döne Tekrar tekrar. 

dönegen Çok dönen. 

dönek Uçarken takla atan güvercin. 

dönmek 1. Değişmek, bozulmak, bir 
halden başka bir hale geçmek. 2. 
Vazgeçmek, feragat etmek. 3. Ben- 
zemek. 4. Tercüme olunmak, nak- 
lolunmak. 

döne gelmek 1. Geri gelmek, dö- 
nüp gelmek. 2. Yolunu şaşırmak. 
döneydi ola mıı Acaba döner mi? 

dördül Dört köseli. 



[dört] 

- kaşlı Bıyıkları terlemiş genç. 
-ü onda Onda dördü. 

- yanından tutmak Kayıtsız şart- 
sız buyruk altına almak. 

dörtşer Dörder. 
döş Göğüs, sine. 

- kemiği Göğsün ortasında birbi- 
riyle bitişen yumuşak kemikler. 

döşek (I) Tohum ekilen ve fidan diki- 
len yer. 

[döşek (11)] 

-e düşmek Yatalak olmak. 

- esiri Yatalak, esir-i firaş. 

- komak -> — salmak 

- salmak, [- komak] Yatak yap- 
mak, yatak sermek. 

döşemek 1. Yaygın halde vermek. 2. 
Sermek, yaymak, açmak. 

döşenilmek Döşenmek, yaydmak, se- 
rilmek. 



72 



datu 



döşenme Döşenmiş. 

döşenmek (I) 1. Döşemek, yere yay- 
mak, sermek. 2. Serilmek, yayıl- 
mak. 

döşenmek (II) Düşkünlük göstermek, 
kendini vermek. 

döşmek Toplanmak (?). 

döşürmek -^ dir sürmek 

döymemek Dayanamam ak, katlana- 
mamak, tahammül edememek. 

du*^âlamak Dua etmek. 

dudaenk Sevimli dudak, dudakçık. 

[dudak] 

-larm şu'itmak Dişlerini göster- 
mek, diş gösterirken dudaklarmı 
açmak. 

[ dudaş ] 

- itmek -> tutaş 

- olmak — > tutaş 

dulda, [dalda] Saye, himaye. 
duldalanmak, [tuldalanmak ] İltica 

etmek, sığınmak, siper almak. 
dulkuk — > tuluk, tulîık 
dulunacalf Ma grip, hatı. 
dulundıu'uıak, [tulundurmak] Gözden 

kaybetmek. 
d ulunmak -> tulunmak 
[ dulup ] 

- tulup itmek Çile haline getirmek, 
kelep yapmak. 

- olmak Yumak haline getirilmek. 
dumağı -> tumağı 

dumağu -^ tumağı 
dumrı — > dunu'u 
dumru, [dumrı] Tef. 
duncukmak -> tuncukmak 
dunukmak, [tunukmak] Küsûfa uğ- 

ram.ak, güneş tutulmak. 
durak -> turak 

- tutmak -> turak 
durakotı -> tmakotı 
durğıu'mak -> turğurmak 
dlU'ğutmak, [tmğutmak] Durdurmak. 
dıu'i -> tın-ıı 



dui'iua -> turma 

durmaç İpekli kumaş, şal. 

durmak -> tui'mak 

dura düşe Düşe kalka. 

durası yir Duracak yer, makam, 

mekân. 

dui'duklayın dui'inak Eski durumda 

kalmak, eskisi gibi bulunmak. 

dun gelmek -^ turmak 

duru gelmek -> tınmak 

duru varmak -> tıu'nıak 
dui'sunmak Korkmak, duraklamak. 
durukmak — > tıu'ukmak 
durulık -> turılık 
durulmak — > turulmak 
dururmak -> tururmak 
duruşmak -^ dürüşmek 
durutmak, [turutmak] Durdurmak, 

kaim kılm.ak. 
duşak -^ tuşak 
duşaklamak Kösteklemek. 
duta -> tutu (I) 
dutacak Ocak üzerindeki tencereyi 

tutup indirmek için kullanılan bez 

parçası. 
dutağau -> tutağan 
dutak (I) -> tutak (I) 
dutak (II) -> tutak (II) 
dutalğa -^ tutarık, tutarık 
dutamlanmak Avuçla kavranmak. 
dutai'aİ,^ > tutarık, tutarık 
dutğun -> tutğmı 
duthıuı -> tutğıııı 
dutkııu -> tııtğım 
dııtmak —.- tutmak 

duta gitmek Tutup gitmek. 
duta koıuak Alıkoymak, bırakma- 
mak, tevkif etmek. 
dutrak — > dutum k 
dutrıık -^ duturuk 
dııtsak — > tutsak 
dutsaklık -> tutsaklık 
dutu (I) — > tutu 
— komak -> tutu 



73 



dutu 



—ya durmak Rehin koyarak bağ- 
lanmak. 

—ya komak -> tutu 
dutu (11) -> tutarık, tutarık 
dutuk (î) -> tutuk 
(lutuk (II) Rehin karşılığı verilen pa- 
ra. 
dutulmak, [tutulmak] 1. Mahkûm ol- 
mak, zan altma düşmek. 2. Dur- 
durulmak, zaptedilmek. 3. Donuk- 
laşmak, kararmak, sıkılmak. 4. Sesi 
çıkmaz olmak. 5. Kullanılmak. 
6. Bırakılmak, alıkonulmak, bulun- 
durulmak. 7. Kapanmak, kapatıl- 
mak, tıkanmak. 
dutunmak -> tutunmak 
duturuk, [dutrak, dutruk, tutruk, 
tuturuk] Ateş tutuşturacak çör- 
çöp. 
dutuş Tavır, hal, hareket. 
dutuşmak Tutuşmak. 
duydurmak -> tııydurınak 
duynak -> du-uak 
[duyuş] 

- virmemek Duymazbktan gelmek, 
önem vermemek. 

dü -> tü 

diibdüz Tamamen, bütünüyle. 

dübelek -> deplek 

düden Bataldık, girdap, suyu yer al- 
tına çeken delik. 

düdü Düdük. 

düdük Ney. 

- çahcı -> düdülcci 
düdükci, [düdük çalıcı] Neyzen. 

- bakışı Yan gözle bakış. 
dügdü, [dögdi] Çekiç, keser gibi ay- 
gıtların bir şeyi düğmeye ve ezme- 
ye yarayan düz ve yuvarlak ta- 
rafı. 

dügdürmek Yukarı doğru fnlatraak, 

yükseltmek. 
dnge İki yaşında sığu-. 
dügenlemek -> dükenlemek 



düğer, [- ağacı] Kalın direk, mertek, 
kiriş. 

— ağacı -> - 
dügesimek İnek boğa istemek. 
dügi -> düğü 
düglek, [divlek, düvlek] Ham kavun, 

kelek. 
düglenmek Düğümlenmek. 
düğme Kapılarda ve sandıklarda bu- 
lunan demir halka. 
düğmek (I) Düğümlemek, bağlamak, 

bükmek, burmak. 
düğmek (II), [tügmek] Yükselmek, 
fırlayıp yukarı çıkmak, yukarı doğ- 
ru fırlamak. 
dügmelemnek Tomurcuklanmak. 
dügnelemek Toplamak, bir araya ge- 
tirmek. 
âügü, [dügi] Pirinç ufağı, bulgur ufa- 
ğı- 
dügül Tomurcuk. 

dügülce Bulgur şeklinde yağan kar. 
dügülcük Gonca, boğum. 
dügülmek Düğümlenmek. 
[düğüm] 

- çalmak Düğümlemek. 
düğün Düğüm. 
düğünçiçeği Sütleğen . 
dükel -> dükeli 
dükeli, [dükel, tülceli] Hep, hepsi, 

bütün, cümle, herkes. 
dükelcügi, [dükelicügi] Hepsi, tümü. 
dükelicügi -> dükelcügi 
dükenlemek, [dügenlemek] Aramak, 
araştırmak, denetlemek, yoklamak, 
dükerımck Tükenmek, bitmek. 
düketmek Tüketmek, bitirmek. 
düm Bütün, tamam. 
[düm.en] / , 

- doğrultmak Yönelmek. 
dümük İş güç, meşgale. 

- olmak Bir işle yakından meş- 
gul olmak, bir işin üzerine düş- 
mek. 



74 



düş 



dümükdiirmek Bir işle uğraştırmak. 

dümükdüfilmek Bir işle meşgul edil- 
mek. 

diimültmek Bir işle m.eşgul olmıak, 
oyalanm.ak. 

dün Gece. 

- başğunı -> — başkunı, baskuuı 

- başkunı, baskımı, [- başğımı] 
Gece baskını. 

- buçuğı, f- yarısı, - yarusı] Gece 
yarısı. 

- dulpı Gece vakti, geceleyin, bü- 
tün gece. 

-e gün Dünkü gün. 

- gün -> — ü gün 

- içi Gece ortası, gece vakti, ge- 
celeyin. 

-i gün -^ — ü gün 
-i güni Gece gündüz, geceli gün- 
düzlü. 

- namazı Geceleri kıhnan nafile 
namaz, teheccüt namazı. 

- ü gün, [- gün, -i gün, - ü gün- 
düz] Gece gündüz. 

- ü gündüz -^ - ü gün 

- yai'isı — > - buçugı 

- yarusı — > - buçuğı 
dünek Tünek, in. 

dünemek Tünemek, gecelemek. 
dünin GeceleyİH. 

- güniıı Gece gündüz, geceli gün- 
düzlü. 

dünle, [dünlece] Geceleyin. 
-ler Geceleri, gece vakitleri. 

dünlece -^ dünle 

dünlülc Pencere, baca. 

dürjür Sihrî akraba. 

düi]ürlik Sıhriyet. 

[dünyâ (Ar.)] 

-sm değişmek -> -sın degşürınek 
-sm degşürmek, [-sın değişmek] 
Öbür dünyaya göçmek, ölmek. 

dünyâcuk Para pul, dünyalık. 

düp Merkez, orta, dip. 



düpdüz Baştanbaşa, tamanuyla, düm- 
düz. 

düpüldü, [düpüi'dü, dürpüldü] Güm- 
bürtü, gürültü, patırtı, çarpıntı. 

düpürdü -> düpüldü 

düi'emek, [dürimek, düıümek] Türe- 
ınek, peyda olmak, zuhura gel- 
mek. 

düretınek, [düritüiıek, düvütmek] Pey- 
da etmek, icat etmek, türetmek. 

dürgü Giysi ya da kumaşın büklüm 
yeri. 

dürimek -> düremek 

dürişmek -> dürüşmek 

düritmek -> düretmek 

dürmek 1. Bükmek, katlamak, to- 
mar haline getirmek. 2. Toplamak, 
devşirmek. 3. Buruşturmak. 

dürpüldü — > düpüldü 

dürtmek Sürmek, sürtmek. 

dürtük Çopurluk, çoparlık. 

dürtünmek Sürünmek, vücuduna ko- 
ku, yağ gibi şeyler sürmek. 

dürtüşmek Birbirine karşı batıcı si- 
lahlar kullanmak. 

düjrük, [- yüzlü] Buruşuk suratlı, ekşi 
yüzlü, abus. 

- yüzlü -> - 
dÜFÜklik Çatıklık. 

diirülîk Hediyelik, düğün hediyesi 
olacak (kumaş). 

dürülmek (Kaş) Çatılmak. 

dürülü Durulmuş, katlanmış. 

diiıüm dürüm Büklüm büklüm, dü- 
rülerek, dönerek. 

dürümek — > düremek 

dümşınc Çaba, gayret. 

dürüşmek, [duruşmak, dürişmek, tu- 
mşmak] 1. Çahşmak, çabalamak, 
sebat etmek. 2. Karşı karşıya gel- 
mek, çarpışmak, mücadele etmek. 

dürütmek -> düretmek 

düş (I) Rüya. 

- azmak İhtilam olmak. 



75 



düf 



— iimdür ola mı Rüya mı görü yo 
runı. 

- yirine gelmek Rüya doğru çık 
nıak. 

- yormak Rüya tabir etmek. 
düş (II) -> tuş (I) 

- eylemek -^ tuş (I) 

- gelmek -^ tuş (I) 
-ine gelmek -> tuş (I) 

- itmek — > tuş (I) 

- olmak ^ tuş (I) 

[düş (III) "Konak, durak, menzil"] 

- virmek, [düşün virmek] Konak- 
lamak. 

düşbudak Dişbudak. 
düşegen Çek düşen. 
düşelek, [düşelik] Hasılat, gelir, ka- 
zanç, pay, hisse. 
düşelik -> düşelek 

düşer Yapılması gereken, yakışan 
iş. 

düşlenmek Üzerine düşmek, fazlaca 

meşgul olmak. 
[düşman (Far.)] 

- tapası Düşman gülüncü, sevin- 
ci. 

düşmek 1. Vaki olmak, olabilmek. 2. 
Mağlup olmak. 3. Müstevli olmak. 

4. Üzerine yürümek, hücum etmek. 

5. Yakışmak, ait olmak. 6. Kon- 
mak, inmek, nüzul etmek. 7. Şe- 
hit olmak, savaşta ölm.ek. 8. Baş- 
vurmak, intisap etmek. 9. Girmek, 
kapanmak, sığınmak. 10. Atlamak, 
girmek. 11. Yıkılmak. 12. Âciz, ça- 
resiz kalmak, sefil olmak. 

düşe dıua, [düşe durı] Düşe kal- 
. ka. 

düşe durı -> düşe dura 

düşe gelmek Birdenbire gelmek. 

düş öıjüme itmek Önüne katmak. 
düşük ^ düşüt 
[düşün] 

- virmek ^ düş (III) 



düşürmek Avlamak, vurup yere ser- 
mek. 

düşüt, [düşük] Yaşayabilecek duru- 
ma gelmeden doğan yavru. 

- düşürmek Çocuk düşürmek. 
dütmek Tütmek. 

[ dütsü ] 

- saksısı Buhurdan. 
dütsüden Buhurdan. 
[dütü] 

- virmek Tütsülcuıek. 
dütüıı, [tütün] Duman. 
dütünlik, [tütünlik] Baca. 
dütüzdürmek, [dütüzmek, tütüzdür- 

mek, tütüzmek] Koku vermek için 
bir şey yakıp tüttürmek, tütsüle- 
mek. 

dütüzmek ^ dütüzdürmek 

dÜYİek > diiglek 

dÜYÜlcük Küçük bulgur tanesi. 

[ düvün ] 

- güni Gelin götürme günü. 

düz 1. Düzgün. 2. Eşit, müsavi. 3. 
Gerçeğe uygun, doğru. 4. Ova, düz- 
lük, yazı. 

- itmek Düzeltmek, düzlemck. 

- olmak Düzelmek, yoluna girmek. 

- yir Ova. 

düzdürmek 1. Tertip ettirmek. 2. 

Yaptırmak. 
düze Üslup, tarz. 
düzeltmek Yapmak, imal etmek. 
düzen 1. Akort. 2. Tertip, nizam, 

intizam. 3. Tedbir. 4. Ev bark. 5. 

Tiynet, yaradıhş. 6. Takım. 

- bağlamak İntizeun vermek, ter- 
tibe koymak. 

- düzmek 1. Tertibat almak, iş 
tanzim etmek. 2. Ev bark yapmak, 
kurmak. 

- idinmek Ev bark sahibi olmak. 

- kurmak Ev bark yapmak. 

- virmek Akort etinek. 
düzendaş Bir düzende, aym düzeyde. 



76 



düzünmck 



düzenlik Rahat, asayiş, dirlik, inti- 
zam. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek, - kılmakj U- 
yuşmak, iyi geçinmek. 

- kılmak — > - itmek 
düzenmek — > düzünmek 
düzetmek 1. Yoltına koymak, tanzim 

etmek, tertip etmek. 2. Düzeltmek, 

tesviye etmek. 3. Yapmak, inş£ 

etmek. 4. Takmak. 
düzgü Ayna. 
düzgün (I) 1. Kadmlarm yüzlerine 

sürdükleri boya, allık. 2. Süs, zi- 

net. 
düzgün (11) Tertip, tertibat, intizam- 

h hal. 

- düzmek Tertibat almak, hile dü- 
zenlemek. 

- itmek Tedbir almak, tertiplemek. 
[düzgünlü] 

- itmek Süslemek, bezemek. 
düzme Düzen, hile; uydıırma söz. 



düzmek 1. Dizmek, ipliğe geçirmek. 
2. Yapmak, meydana getirmek, ter- 
tip etmek, tanzim etmek. 3. Hazır- 
lamak. 4. Telif etmek, nazmetmek. 
5. Düzeltmek, tashih etmek. 6. 
Düzen vermek, akort etmek. 7. 
Süslemek, donatmak. 

- koşmak, [düzüp koşmak ] 1. Ter- 
tip, tanzim etmek. 2. İyice süsle- 
mek. 3. Nakşetmek, resmetmek. 
düzüp koşmak -> - koşmak 

düzülmek 1. Düzelmek, intizama gir- 
mek, eski haline dönmek. 2. Yapıl- 
mak, tertip, tanzim ohınmak, hazır- 
lanmak. 3. Dizilmek, sıralanmak, 
4. Telif ohınmak. 
düzülüp koşulmak Güzelce süslen- 
mek. 

düzüm Dizi. 

düzünmek, [düzenmek] Süslenmek. 

- koşunmak, [düzünüp koşunmak] 
Güzelce süslenmek. 

düzünüp koşunmak -> - koşunmak 



77 



E 



ebe Büyükanne, nine. 

ebegeçdi Birdirbir oyunu. 

ebemgömeci Ebegömeci. 

ebice Evliya, veli. 

ece Reis, vılu, ileri gelen. 

ecellü EccJi gelen. 

ede Büyük erkek kardeş. 

[edeb (Ar.)] 

- beklemek Edebe, usule uymak, 
edik ->■ ediik 

edikci Ayakkabıcı, mestçi. 
edük, [edik, - başmak] Koncu kısa 
çizme, konçlu mest. 

- başmak -> - 
efildemek Titremek. 
[efil efil] 

itmek Saç, giysi gibi şeyler 

rüzgârla dalgalanmak. 

efir üfür Abur cubur. 

egbe Heybe. 

eğdi 1. Ağaç oymakta kullandau oluk- 
lu aygıt. 2. Ucu eğri ağaç, gelberi. 

ege Kazanda pişirilmiş kaburga ye- 
meği. 

[eğer] 

- tapkurı Kolan. 

eğer (Far.) Yahut, veya, gerek, ister. 

- ... - Gerek ... gerek, ister ... ister, 
olsun ... olsun. 

egerlenmek (At) Eyeri kabul etmek. 

egiDç Kıvrmtı, büküntü. 

Kıvrım kıvnm, büklüm bük- 
lüm, eğri büğrü. 

eğilmek İnbiraf etmek, sapmak. 

eğin, [eyin] Sırt, arka. 

-ine başına Üstüne başına. 

-ine çukal salmak Zırh giyinmek. 

- virmek Bükülmek, eğilmek. 



egindirik Çabuk eskimemesi için en- 
tari ve gömleğin çepeçevre omuz 
lasmına konulan astar. 
egindü, [eğinti] Demir eğelenince dö- 
külen demir ufantısı. 
eğinli Eğrilmiş, meyilli. 
eğinti -^ egindü 
egb" Karın ağrısına kullanılan bir 

kök, andız. 
egirmumi Pirebolu. 
egirtmeç İplik bükecek aygıt, iğ. 
eğirtmek Kuşatmak, sarmak, muha- 
sara etmek. 

egirdü gelmek Çevresini dolaşmak, 
sormak. 
egistiren, [egsiseren, ekisîer] Kuru- 
muş hamuru ve hamur bulaşığını 
tekneden kazımaya yarayan aygıt. 
eğiş 1. Ucu çengelli demir. 2. Kuru- 
muş hamuru ve hamur bulaşığını 
tekneden kazımaya yarayan aygıt. 
eğlemek 1. Geçiştirmek, vakit ge- 
çirtmek. 2. Avutmak, oyalamak. 
eğlenmek Vakit geçirmek, beklemek, 
kalmak, oyalanmak, durup dinlen- 
mek, 
eğmek Meylettirmek, ikn? etmek. 
egrek 1. Su toplanan yer. 2. Sürü 
hayvanlarının dinlendiği gölge yer. 
egren Kızılcık denilen meyve. 
eğri (I) Çevgân, ucu baston gibi eğri 

ağaç 
eğri (II) Eğıilik, kötülük, fenahk. 

- çekmek Yanbş yola kılavuzla - 
mak, götürmek. 

- doma, [- domar] Kapı saçağı, 
sundurma. 

- domar -^ - doma 



eksümek 



- iyegii -> - sügiik 

- okımak Yanlış, bozuk okumak. 

- olımak Sapmış olmak, aykırı dav- 
ranmak. 

- söylemek Yanlış, yalan söyle- 
mek. 

- süijük, [- iyegii] Eğe kemiği, 
kaburga kemiği. 

- yel İki ana yön rüzgârlarının 
arasından esen rüzgâr. 

eğrice (I) Büvelek denilen sinek. 
eğrice (II) Davarların arka ayakla 

rmm dirseğindeki "sinir" denilen 

asil veteri. 
egrigez Eğrice, eğrimsi. 
egi'ikestâııe Havlican. 
eğrilik Kötülük, fenalık, hiyanet. 
egi'ilsnek Birikmek, toplanmak. 
eğrim -> eyrim 
egsemek -> ekşimek (i) 
egser -> egseri 

- kakmak -> egseri 

egseri, [egser, igseri, yegseri] Çivi, 
demir çivi. 

- kakmak, [egser kakmak] Çivi 
çakmak. 

eğsi, [egsü, eksi (II), eagi, igsi] Ucu 
yanmış odun, ateş karıştıracak ay- 
gıt. 

egsinmek Eğilim göstermek. 

egsiseren -> egistiren 

egsü -> eğsi 

egzi -> ezgi 

ek -> eg 

- yeri -> er) 
ekdi -> ekti 
ekevül Döğeu. 
ekin Buğday. 

- başı Başak. 

- biçin Ekim, ekip biçme işi. 

- siirjügi Buğday, arpa gibi bitki- 
lerin boğumlu sapı, kesmik. 

ekinci Çiftçi. 

ekincilik Çiftçilik, ziraat. 



[ekinli] 

- biçimli Ekilir biçilir. 

ekinlik 1. Ekilmiş yer, üzerinde arpa 
buğday gibi şeyler bitmiş olan yer. 2. 
Mezraa, çiftlik. 3. ... kez ekecek ka- 
dar yer. 
ekister -> egistiren 
eklemek Bitiştirmek, yapıştırmak, 
eklemiç Sarmaşık demlen ot. 
ekmek 1. Tohum atmak. 2. Dök- 
mek, saçmak, serpiştirmek. 3. Te- 
lef etmek, barcamak. 

- götüî'inek Ekip biçmek, ziraat 
etmek. 

elisenıek — > ekşimek (I) 
eݣsi (I) Eski.. 
eksi (11) -> eğsi 
[eksik] 

- gözetmek Eksik görmek, zayıf 
görmek. 

-i değil İlgileneceği şey değil, nesi- 
ne gerek. 

-ini bîtürmek Eksiklerini tamam- 
lamak. 
-ini tutmak Kusurunu yakalpnıak. 

eksikli -> eksildü 

[eksildik] 

-ine kalmamak, [eksükligine kal-, 
mamak] Kusuruna bakmamak. 

eksiklü, [eksikli] 1. Eksiği bulunan, 
kusurlu, âciz. 2. Kadın. 

eksikrek, [eksükirek ] Daha, çok eksik. 

ekşimek (I), [egsemek, eksemek, ek- 
silmek] Eksiltmek. 

ekşimek (II) Eskimek. 

eksiş Eksiltiş. 

ekşitmek Eskitmek. 

eksü Eksik, noksan. 

eksücek Eksikçe. 

eksük Eksik. 

eksükirek -> eksilerek 

[eksüklik] 

-ine kalmamak -> eksiklik 

eksümek -> ekşimek (I) 



79 



ck^i 



[ekşi] 

- söz Ters, acı, tatsız söz. 
ekşim ti Ek^imsiv ekşimtırak. 
ekti, [ekdi, ektiî, ikdi, ikdü, ikti, 

iktü] 1. Tufeyli, asalak, dalkavuk. 

2. Alışkan. 
ektilenmek Tufeyli, asalak olmak. 
ektü — > ekti 

- olmak Tufeyli olmak, çağırılma- 
dan gitm.ek. 

ekzemek 1. Kendisine rakip say- 
mak, kıskanmak. 2. Ekzersiz yap- 
mak. 

ekzi -> ezgi 

[el (I)] 

- ağacı, [- değneği] Baston, asa. 

- alışmak Birbirinin elini tutmak, 
el tutuşmak. 

- almak 1. Bir mürit, mürşidinden 
başkalarma yol göstermek izniri 
almak. 2. Mürşidin elini tutup ona 
teslim olmak. 3. Elini tutmak, yar- 
dım etmek. 

- altındağı El altındaki, tebaa, ma- 
iyet. 

- arkasmı yire komak, [- arkasmı 
yir yüzine komak] Pes demek, ac- 
zini göstermek. 

- arkasmı yir yüzine komak -> - 
arkasmı yiı-c komak 

- arkası yii'de Pes diyerek, aczini 
belirterek. 

- ayak ıırmak El ve ayakla ısrar 
hareketleri yapmak. 

- benüm etek senürj Eteğini tut- 
tum bırakmam, ya elimi kes ya 
eteğini kes. 

- bir eylemek -> - bir itmek 

- bir itmek, [- biı eylemek] Elbir- 
liği yapmak. 

- çatlatmak -> aya 

- dartmak, [- tartmak] El çek- 
mek, vazgeçmek, feragat etmek. 

- değneği -> - ağacı 



-den ayakdan düşmek El ayak tut- 
maz olmak, yaşlanıp düşkün hale 
gelmek. 

-den ayakdan gitmek, [-den ayak- 
dan vurmak] EH ayağı kesilmek, eli 
ayağı tutmaz olmak, fenalaşmak. 
-den ayakdan vurmak -> -den 
ayakdan gitmek 

-den düşmek Eli tutmaz olmak. 
-den gitmek Kendini kaybetmek, 
mahvolmak. 

-den komak, [-den koymak] El- 
den bırakmak, terketmek, ihmal 
etmek. 

-den koymak -> -den komak 
-den salmak Bırakmak, terketmek. 
-den varmak Elden gitmek, yok 
olmak, mahvolmak. 
-de öğrenmiş -> -e öğrenmiş 

- dutmak Yardım etmek. 

- dutuşmak Birbirinin elini tut- 
mak. 

-e düşmek Ele girmek, yakayı ele 
vermek, yakalanmak, 
-e gelmek 1. Elde edilmek, husul 
bulmak. 2. Yakalanmak. 
-e getirmek -> -e getürmek 
-e getürmek, [-e getirmek] Ele 
geçirmek, elde etmek, yakalamak, 
kazanmak. 

-e girencesi Ele geçen miktarı. 
-e girmek Ele geçmek, elde edil- 
mek, yakalanmak. 

e almak El ele vermek, el ele 

yapışmak. 

e ısmarlamak Eli ele emanet 

etmek. 

-e öğrenmiş, [-de öğrenmiş] Ele 
abşmış, ele gelmeye, elde yem ye- 
meye ahşmış (hayvan). 

- eylemek Çağırmak, eliyle gel işa- 
reti yapmak. 

- gegligi, [- gigligi] Zenginlik. 

- girjligi -> - gegligi 



80 



- götürmek 1. El kaldırmak, elini 
göğe doğru açmak. 2. El çekmek, 
vazgeçmek. 

-i başına değmek Vakit, fırsat bul- 
mak. 

-i boş Yoksul. 

-i emirlü Elinde yazılı herhangi 
b'r emir bulunan 
-i gin, [-İ giq] Zengin, cömert. 
-i gii] -> -i gin 

-i irmek Vakit, fırsat bulmak, gü- 
cü yetmek. 

-in almak -> -ini almak 
-in dek tutmak Elini kaldırma- 
mak, kımddatmamak. 
-ine götürmek Eline almak. 
-in -ine almak -> -ini almak 
-in egegine urmak Elini çenesine 
dayamak. 

-ini almak, [-in almak, -in -ine 
almak] Elinden tutmak, yardım 
etmek. 

-ini dişlemek Elini ısırmak, piş- 
man olmak. 

-ini kaçurmak Elini çekmek, elini 
sakınmak. 

-ini ovmak Elini oğuşturmak, ne 
yapacağını şaşırmak. 
-ini urmak -> - urmak 
-ini yeğinde tutmak Bir şeye do- 
kunmamak. 

-in koyuma salmak Elini koynuna 
sokmak. 
-inle Eliyle. 

-in tutmak Elinden tutmak, yar- 
dım etmek. 

- irişmek Güç yetmek, yapabilmek. 
-i sulu Eli işe yatkın, elinden iş 
gelir, maharetli. 

-i taş altında kalmak Sıkıntıya 
düşmek, ihtiyaç içinde kalmak. 
-i uz Hünerli, maharetli. 
-i uzlulık itmek Bir işi yolunu bi- 
lip kolayhkla yapmak. 



-i üstün Galip, üstün durumda. 
-i üstün olmak Güçlü olmak. 
-i virgilî Eli açık, cömert. 
-i yaramaz Hırsız. 
-i yufka Fakir, yoksul. 

- kakmak -> aya 

- karşmak -> aya 

- katmak Karışmak, müdahale et- 
mek. 

- kavşurmak, [kol kavşurmak] El 
kavuşturmak, elpençe divan dur- 
mak. 

- kayası, [avuç kayası] El ile atı- 
lan küçük taş. 

- kesmek El çekmek, feragat et- 
mtk. 

- kışa olmak Güç yetmemek, âcia 
kalmak. 

- komak El çekmek, vazgeçmek. 

- oyum El çabukluğu ile yapdan 
hile. 

- salmak, salmak 1. El dokuadur- 
mak, el uzatmak. 2. El sallamak, 
el ile işaret yapmak. 

- serpmek, [- silkmek] İstememek, 
fariğ olmak. 

- silkmek -> - serpmek 

- sunmak 1. El uzatmak. 2. Cü- 
ret etmek. 

- süvâr olmak El melekeli olmak. 

- tarağı Küçük saç tarağı. 

- tartmak -> - dartmak 

- ueıyla Gönülsüz olarak, işe önem 
vermeyerek. 

- ueıyla görüşmek Az görüşmek. 

- ueıyla tutmak Gönülsüz davran- 
mak, işe önem vermemek. 

- ulağı Yardımcı, küçük işlerde 
kullanılan hizmetçi. 

- urmak, [-ini urmak] El atmak, 
el uzatmak, el sürmek, dokun- 
mak. 

- uruşmak El tutuşmak. 

- üşürmek Elbirliği yapmak. 



81 



- viı-işmek [El ele tutuşmak, baş- 
kasının eline yapışmak. 

- virmek 1. Yardım etmek, fırsat 
vermek. 2. Teslim olmak. 

- yohamak -> - yokamak 

- yokamak, [- yohamak] El sür- 
mek, dokunmak. 

- yumak El çekmek, vazgeçmek. 

el (H) -> ü (I) 

elbeşte Tabakların kullandıkları bü- 
yük tekne, kulplu büyük kazan. 

elcek Eldiven. 

elçi, [elçü] 1. Elçi. 2. Peygamber. 

elçü -> elçi 

eldeleşmek Birbirinin elini sıkmak, 

dost geçinmek. 
eldüvan Eldiven. 

elegîmsağma, [elegimsağmal, elegim- 
aağmah, elegimsa^a, enegimsağ- 
mal, enegümsağmah, inegimsağma, 
inegimaağmal, inegimşağmal] Alâ- 
im-i sema, gökkuşağı. 
elegimsağmal -> elegîmsağma 
elegimsağmah -> elegimsağma 
elegimsa^a -> elegimsağma 
elel Elden, el ile, doğrudan doğruya. 
eletmek -> iletmek 
elgin, felkin, ilgin] Garip, âciz, mis- 
kin, sefil. 
[elif(^r.)] 

- kesmek Bir çeşit döğme yapmak. 

elikdürmek Elde etmek, ele geçirmek. 

elikmek 1. Bunalmak, bizar olmak. 

2, Utanmak, sıkılmak, mahzun 

olmak. 

elkin -> elgin 

elleşmek 1, Tutuşmak, savaşa giriş- 
mek. 2, Haj-ırlaşmak için birbiri- 
nin elini tutup sallamak. 
[eUi] 

- başı Elli askere komuta eden su- 
bay. 

ellik (I) Eldiven. 

ellik (n) Hıiküm sürme, beğlik. 



em. 



[ellü] 

- elinde Kendi elinde, öz elinde. 
[ elma ] 

- aşı Elma ile yapılan yemek. 
elvere Mümkün ki, olur ki, belki, 

[- sem] İlaç, deva, çare. 

- sem -> - 

-e seme yalamamak Hiç bir işe 
yaramamak. 

[em ân (Ar.)] 

- yüzügi Birisine aman verildiğini 
bildirmek üzere verilen yüzük. 

emcek, [emcik, emçek, emecek] Me- 
me. 
emcik -> emcek 
[ emci ] 

- semci olmak Hekimlik yapmak, 
hekim olmak. 

emçek -> emcek 

eme Cariye. 

emecek -> emcek 

emegen İyi emen, çok emen. 

[ emek ] 

- dartmmak -> - dartmak 

- dartmak, [- dartmmak] Emek 
çekmek, zahmet çekmek, yorulmak. 

- görmek Emek harcamak, zah- 
met çekmek. 

-ini yîle virmek Emeğini zayi et- 
mek. 

- yetürmek Zahmet çekmek. 

- yimek Emek vermek, gayret 
sarfetmek, zahmet çekmek. 

emeklendiirmek Yormak, zahmete 
sokmak. 

emendürmek Emek çektirmek, zah- 
met vermek, zahmete sokmak, yor- 
mak. 

emenmek Zahmet çekmek, emek çek- 
mek. 

emer -> emerce 

emerce, [emer] Memeden kesilmemiş, 
meme emecek yaşta olan. 

emge Eziyet, zahmet. 



82 



emikdaş, [emikdeş, emtikdaş] Süt 

kardeş. 
emikdeş -> emikdaş 
[emir {-^ Ar. emr)] 

- sımak Emir dinlememek, karşı 
gelmek. 

- iizei'ine olmak Emri yerine ge- 
tirmeğe hazır olmak. 

emiş karış Canciğer, sarmaş dolaş, 

karmakarışık, 
emişmek Emmek. 
emişdürmek Emdirmek, yavrulara a- 

nalarını emdirmek. 
emlik Süt emme çağında olan. 
emxe, [imı-e] Âşık, müptela. 
emsia Beceriksiz. 
emiikdaş -^ emikdaş 
[ emzikli ] 

- bardak İbrik. 

er) (I), [ag, ag yiri, ek, ek yeri, eıj 
yiri] Oynak yeri, hüküm yeri, ek- 
lem, hitişik iki şey arasındaki çizgi. 

- yiri -^ - (I) 

eg (11) Renk, beniz rengi. 
encek, [eniicek] Enikçik, yavru. 
enç Rahat, huzur, asayiş. 
[ende ] 

- baş Sersem, akılsi29 baş. 
endikmek Şaşalamak, acemilik gös- 
termek, şaşırmak, ürkmek. 

endürmek indirmek. 
enegimsağmal -^ elegimsagma 
enegüııısağm.ah -^ eîegimsağma 
egek 1, Çene, çene kemiği. 2. Ger- 
dan. 

- çuhurı -^ - çukurı 

- çukurı, [- çuhurı] Çene çuku- 
ru, çene gamzesi. 

enemek, [inemek] Hayvanı iğdiş et- 
mek. 

enenmek, [inenmek] Hayvan iğdiş 
edilmek. 

engebe Arızalı, meyüli yer. 

engeç Yengeç. 



engen Dişi deve. 

engez Alet. 

engin Çukur, alçak yer. 

enik, [enük] Et yiyen dört ayaklı 
hayvanların yavrusu, yavru. 

eniklemek Et yiyen hayvanlar yav- 
rulamak. 

eglik Boya^ıhkta kullanılan kökü kı- 
zıl bir ot. 

eıjlii er) İÜ Hızlı hızlı. 

er)se Arka. 

egsece Arkadan. 

egselik Kadınların omuz atkısı, ar- 
kahk. 

[ ens ] 
-i endmek ^ -i entınek 
-i entmek, [-i endmek] Aklı başın- 
dan gitmek, şaşırmak, rengi atmak. 

egşeşmek Hazin hazin, içini çekerek 
ağlamak. 

enücek -^ encek 

enük -^ enik 

er)ü yar)u Şaşırmış, şaşkın. 
olmak Şaşmak, şaşırmak. 

eprimek Dağihp ayrılacak duruma 
gelmek. 

epsem Sessiz, ses çıkarmayan, susan. 

- durmak ^ - turmak 

- eylemek Susturmak. 

- kalmak Hareketsiz, sakin kal- 
mak. 

- olmak Susmak. 

- turmak, [- durmak] Sükût et- 
mek, susmak. 

epsemlik Sükût. 

er (I) 1, Koca, zevç. 2. Erkek, kişi. 
3. Yiğit, kahraman. 4. Bektaşi 
§eyhi, mürşit, erenler. 5, Sahip. 

- adam Erkek. 

- almak Kocaya varmak. 

- "^avret Karı koca. 

- *^avret olmak Karı koca olmak, 
evlenmek. 

- başı Elebaşı. 



33 



^ dökmek Asker çıkarmak, asker 

yığmak. 

-e varmak Kocaya varmak. 

-e virmek Evlendirm.ek, kocaya 

vermek. 

- gören, [- görmiş] Dul kadııı. 

- görmiş -> — gören 

- kardaş Erkek kardeş, birader. 

- kişi Erkek, reşit kimse. 

- koyun Erkek koyun. 

- kuşı Baykuş, puğu. 

- ocağı Erenler makamı. 

- oğlan Erkek çocuk. 

- oğh Asilzade. 

- özlemek Koca istemek. 

er (II), [ir] Erken, erken zaman. 
erbene Tef. 
ercerek -> errek 
ercügez Küçük erkek çocuk. 
erçel Namert, hırdın, huysuz, yara- 
maz. 
erde Erkenden, erkence. 

- ve geçde Erken ya da geç. 

erdem Fazilet, hüner, marifet. 

erden, [irden] Erkenden, erken er- 
ken. 

eren, [erenler] 1, Erkek. 2. Kahra- 
man, yiğit. 3. Erler, yiğitler, kah- 
ramanlar. 4. Allah'a ermiş kimse. 
5. Rical, tecrübeli, akıUı kimseler. 

e turmak iki kahraman savaş 

için karşılaşmak. 

erene Erce, er gibi, erkekçe. 

erenler -> eren 

- şuyı -> erlik 

ergen Bekâr, evli olmayan. 
ergencelik Dul bir kadmın evlendiği 

genç erkeğe verdiği hediye. 
ergenlik Bekârlık. 
ergirmek -> irürmek 
ergiveç Saç üstünde pişirilen ekmeği 

döndürecek yassı ağaç. 
ergürmek -^ irürmek 
erüunek Kadm kocasından ayrılmak. 



erilmek, [irilmek] Erişilmek. 

erincek Üşengen, tembel. 

erinleyin Kocası gibi. 

erinmek Tembellik etmek, üşenmek, 
gevşek davranmak. 

erişmek 1, Uğraşmak, sataşmak, mü- 
nakaşa etmek. 2. Şakalaşmak. 
erişi gelmek Gelip yetişmek, ulaş- 
mak. 

erişmiş, [irişmiş ] Keramet sahibi, ve- 
li. 

erk 1, Kuvvet, kudret, irade. 2. İh- 
tiyar, hakk-ı hıyar. 

erkecük Küçük erkek, delikanlı. 

eıkeç, [irkeç] Üç yaşını bitirmiş er- 
kek keçi. 

[erkek] 

- ağaç Yemiş vermeyen ağaç. 

- beyit Kahramanlık anlatan be- 
yit. 

- demür Polat. 

erkeksi Erkek gibi, erkek tavırlı. 

erkenlemek 1, Erkenden işe başla- 
mak. 2. Sabahlamak, sabah vak- 
tine erişmek, girmek. 

erki, [irki] Erkenki, önceki. 

erklü Muhayyer. 

erlenmek 1. Er edinmek, koca olarak 
kabul etmek. 2. Erlik savında bu- 
lunmak. 

erlik 1. Erkeklik. 2. Yiğitlik, kah- 
ramanlık, mertlik. 3. Tarikatta bir 
aşama. 

-den kalmak Cinsel güçsüzlüğe uğ- 
ramak. 

- gÜDİ Yiğitlik gösterilecek gün, 
savaş günü. 

- itmek İnsanlık, iyilik yapmak. 

- şuyı, [erenler şuyı, evin şuyı] 
1. Meni. 2. Şehvetten ileri gelen 
ve meniye benzeyen su. 

erliksüz 1 . Namert, insaniyetsiz. 2 . 

Erkekliği olmayan, innin. 
erlii Evli. 



84 



esridici 



ermek, [irmek ] 1 . Yetişmek, olgun- 
laşmak, büyümek. 2 . Erişmek, do- 
kunmak, isabet etmek. 3. Ulaş- 
mak, yetişmek. 4. İleri bir dere- 
ceyi bulmak. 
erü dutmak Yetişip yakalamak. 

errek, [ercerek] Erkence. 

ersek Erkek isteyen. 

ersemek Erkek istemek. 

ersi Erkek gibi. 

ersin, [ersiin, erşiinj Kurumuş ha- 
muru ve hamur bulaşığım tekne- 
den kazımaya yarayan aygıt. 

ersün -> ersin 

ersek Pars ile ayıdan doğan hayvan. 

erşiin -> eısin 

erte -> irte 

- ağarmak -^ irte 

- akhğı -> irte 

- çıkmak -> irte 

- doğmak -^ irte 

- namazı -^ irte 

- yiri ağarmak -> irte 

- yiri akhğı -> irte 

- yiri aydınhğı -> irte 
ertelemek -> irtelemek 
ertesi -> irtesi 
ErtuTjrul Ertuğrul. 
erürmek -> irürmek 

esegen Çok esen. ' 

esen (I) Sağ salim, rahat, sağlığı ye- 
rinde. 

- kal Hoşça kal, Allah'a ısmarla- 
dık. 

- uğuz Sağ salim. 
esen (II) Rüzgâr. 

esenlemek Esenlik dilemek, veda et- 
mek, vedalaşmak. 

esenleşmek 1. Vedalaşmak, helalleş- 
mek. 2. Selamlaşmak, hal hatır so- 
ruşmak. 

esenlik 1. Dua, selam. 2. Selamet, 
sağhk, huzur, rahat. 3. Sağhk di- 
leği. 



esgı -> egsı 

esilmek Eksilmek. 

esirgemek 1. Korumak, himaye et- 
mek. 2. Acımak, merhamet et- 
mek. 

esirgenci 1. Esirgenmeye, korunma- 
ya muhtaç, merhamet edilen, esir- 
genen. 2. Esirgeyici, koruyucu, acı- 
yan. 

esirgeşmek Birbirini esirgemek, bir- 
birine şefkat göstermek. 

esirgeyişH Merhametli. 

esirgin Bora, fırtma. 

- ilmek Fırtına koparmak, şiddet- 
li esmek. 

esirik -> esrük 

esirmek, [esrimek] 1. Sarhoş olmak, 
aldım yitirmek, delirmek, kendin- 
den geçmek. 2. Azgınlaşmak, sert- 
leşmek, çok kızmak. 

esirtgen, [esritgen] Sarhoş eden, sar- 
hoşluk veren. 

esirtmek -> esritmek 

[ eski ] 
-den - Pek eski. 

-yi yeijiye geçürmek Değeri olma- 
yan bir şeyi değerli olarak kabul 
etmek. 

eskice Eski. 

eskilmek Eskileşmek. 

eslemek Dinlemek, kabul etmek, baş 
eğmek. 

eslememek 1. Dinlememek, aldırış et- 
memek, kulak asmamak. 2. Hatır- 
lamamak. 3, Çekinmemek. 

eslenmemek Kulak asılmamak. 

[esmek] 

ese başlamak Esmeğe başlamak. 
esüp gelmek Hızla gelmek. 
esüp savurmak Atıp tutmak, pa- 
lavra savurmak. 

esnek Anasını emmesin diye oğlağın 
ağzına bağlanan ağaç. 

esridici Sarhoş eden. 



85 



eecSk 



esrik -» esriifc 

esriklik ->■ esrükük 

esrimek -> esirmek 

esritgen -> esirtgen 

esritmek, [esirtmek, esriitmek ] Sarhoş 
etmek. 

esriik, [esirik, esrik] 1. Sarhoş. 2. 
Meczjup, deli. 3. Kızgın, öfkeli. 

esrükük, [esriklik] Sarhoşluk. 

esriitmek -> esritmek 

®Ş» Pş] !• Kan ve kocadan her biri. 
2. Arkadaş, dost. 3. Benzer, or- 
tak. 

- eylemek Karı olarak almak. 
eşdürmek Hızlı yürütmek. 

eşecük 1. Küçük eşek, eşekçik. 2. 

Telli 8 azlardaki köprücük. 
eşek (I) Elma, ayva, armut gibi mey- 

valann içinde çekirdek bulunan ve 

yenmeyen sert kısmı, 
[eşek (II)] 

- eyegüli Kolay kolay yerinden 
kımıldamayan, ağır hareketli, tem- 
bel. 

eşekmai'ulı Havacıva denilen bitki. 

eşin Çukur, hendek, mezar. 

eşinmek Eşilmek, kazılmak. 

esirgenmek, [işîrgenmek] Ahşmak, 
kendine eş tutmak, arkadaşbk et- 
mek. 

eşkelek Kanca, çengel. 

eşkere (^ Far. âşkâre) Aşikâr, açık, 

eşkeritmek Açığa vurmak, belli et- 
mek. 

eski Ekşi. 

eşkin -> eşkün 

eşkinci -> eşkünci 

eşküu, [eşkin] 1. Açık adımlarla 
hızlı yürüyen (at). 2. Atın bu çeşit 
yürüyüşü. 
-e eşmek Atla sefere katılmak. 

eşkünci, [eşkinci] Atla sefere katılan 
bir smıf timar sahibi, 

eşlendürmek Evlendirmek. 



eşme Biraz eşilmekle su çıkan ku- 
yu. 

eşmek (I) Kazmak, 

eşmek (ü) 1, Hızlı yürümek, atla hız- 
h hızlı gitmek. 2, (Atı) Hıalı yü- 
rütmek, koşturmak. 

- yortmak -> eşüp yortmak 
eşmiş yortmış Gün görmüş, başın- 
dan çok iş geçmiş, devran sürmüş. 
eşüp yortmak, [- yortmak] Gezip 
dolaşmak, yürüyüp koşmak. 

esnek Çok gelinip geçilen (yer). 

eşsüz Bekâr. 

[et] 

- boymızı Hayvanların boynuzları 
arasında çıkan et çıkıntısı. 

-den tenden düşmek Pek zayıfla- 
mak. 

-ine cânma tolu Etli canlı. 
-ini çekmek -> -ini yimek 
-ini yimek, [-ini çekmek] Çekiş- 
tirmek, dedikodusunu yapmak. 
-in karacası Etin yağsız kısmı. 

- özî Et suyu. 
etek Kenar. 

-i arı Namuslu, iffetli. 

- salmamak Pabuç bırakmamak. 
etgün Sert, haşin, güçlü. 

[etîü] 

- cânlu İri yapılı, kanlı canlı. 
etlürek Etlice. 

etmek (I) Ekmek. 

- çıkarmak Ekmek parası kazan- 
mak. 

- eylemek Ekmek yapmak. 
etmek (11) -> eyitmek 
etmekci Ekmekçi. 
[etmelü] 

- olmak Yapmak üzere bıdunmak, 
yapmaya hazırlanmış olmak. 

[etraf (Ar.)] 

-mı almak Etrafını çevirmek. 
etyaran Dolama. 
ev 1. Zevce, karı. 2. Burç, menzil. 



86 



eyitm^ 



- bekçisi Evin hanımı, zevce. 

- bezeği Mefruşat, mobilya. 

- delmek Evin du vannı delip hır- 
sızbk yapmak. 

- depesi Tavan. 

- eylem.ek Ev yapmak. 

- eylenmek Yörünge edinmek. 

- içi esbabı Ev eşyası. 

- issi Ev sahibi. 

-i tarafı Evi halkı, ailesi. 

- kıılluğı Ev hizmetçiliği. 

- kumaşı Tencere, tava, balta, ke- 
ser, kürek, tabak, sofra gibi ev 
eşyası. 

- okı, [- örtüsi okı] Üzerine ya- 
pının çatısı oturtulan büyük di- 
rek. 

- ögi Avlu, giriş. 

- örtüsi, [- üsti] Çatı. 

- örtüsi okı -> - okı 

- sokağı Kapı aralığı, dehliz. 

- üsti -> - örtüsi 
evcümen Evine bağb. 
evdeş Zevce, kan. 
evdirmek -> ivdirmek 
evdürmek -> ivdirmek 

eveden Tümüyle, büsbütün, iyice. 

evedi -> ivedi 

evelek Ispanağa benzer bir ot, laba- 
da. 

evermek Evlendirmek. 

evet, [evit] Ancak, fakat, lakin, am- 
ma. 

evetlemek -> ivetlemek 

{evin] 

- bağlamak İçlenmek, tane tut- 
mak, tohumlanmak. 

- şuyı -> erlik 
evirmek Çevirmek. 
evişmek -> ivişmek 
evit -> evet 
evmek -> ivmek 
evran -> e\ren 

evre Çevre, etraf, muhit. 



evren, [evran] Ejderha, büyük yı- 
lan. 

- puh Mika. 

- tonı giymek Ejderha kılığına 
girmek. 

evsmek Tahılı yabancı maddelerden 
temizlemek için bir kap içinde sil- 
kerek savurmak. 

eydicî, [eyidici] Şarkı okuyan, hanen- 
de. 

eydilinmek -> eydinilmek 

eydinîlmek, [eydilinmek, aydmılmak] 
1. Denilmek, söylenmek. 2. Sorul- 
mak. 

eydirmek -> eydürmek 

eydişmek Söyleşmek, konuşmak. 

eydivirmek, [aydıvîrmek] Söyleyiver- 
mek. 

eydürmek, [eydirmek] Meylettirmek, 
çevirmek, döndürmek. 

eye, [iye] Malik, sahip, efendi. 

eyegü, [iyegü] Kaburga kemiği. 

[eyer] 

- çalmak Eyer vurmak, eyerlemek, 
eyer kapamak. 

-ine tolu turmak Cüsseli olmak. 

- komi Eyer üzerindeki ağaç, eye- 
rin kaşı. 

- şağrağı, [- şağnğı, - şavrağı] 
Eyer ağacı, eyer kaşı. 

- şağnğı -> - şağrağı 

- şavrağı -> — şağrağı 

- yapuğı Savaşta atlara giydirilen 
zırh, çukal. 

eygü -> eyü 

eyi -> eyü 

eyidici eydici 

eyikmek İyi olmak. 

eyin -> eğin 

eyitmek, [ayıtmak, aytmak, etmek, 
eytmek, itmek (II) ] Söylemek, de- 
mek, anlatmak. 

eyde eyde, [eydü eydü] Diye diye, 
söyleye söyleye. 



87 



eydii 



\ eydü eydü -> eyde eyde 
eyle öyle. 



- dııtmak, [- tutmak] öyle kabul 
etmek, öyle sanmak. 

- olsa Bunun üzerine, bundan do- 
layı, öyle olunca, o halde, öyle ise. 

- sanmak Öyle kabul etmek, öyle 
farzetmek. 

- tutmak -^ — dutmak 
eyleksimek Göl, bataklık haline gel- 
mek (?). 

eylemek 1. Yapmak, inşa etmek, 
imal etmek. 2. Yaratmak. 3. De- 
mek, buyurmak, söylemek. 4 . Nas- 
betmek, tayin etmek. 
eyleyi görmek Etmeğe bakmak, 
yapmaya çahşmak. 

eylenmek 1. Eylemek. 2. Yapılmak, 
hazırlanmak. 3 . Edinmek. 

eylese Öyle ise, o halde. 

eylesine Öylesine, o yolda. 

eyleşmek Karşıhklı yapmak. 

eyletmek 1. Hazırlatmak. 2. Yaptır- 
mak, inşa ettirmek, imal ettirmek. 
3. Ettirmek. 

eyleyici Yapıcı, meydana getirici. 

eylik -» eylük 

eylük, [eylik] İyilik. 

eylüMenmek Menfaat görmek, yarar- 
lanmak. 

eylüMü iyilik sahibi, iyilik yapmayı 
seven. 

eymenme Korku, endişe, çekinme. 

eymenmek Çekinmek, korkmak, ürk- 
mek, endişe etmek. 



eyrek -> eyürek 

eyrim, [eğrim] Hayvanın sırtını vur- 
masm diye eyerin altına konan ke- 
çe, teğelti. 

eytdürmek Söyletmek. 

eytmek -> eyitmek 

öyü' [eygü, eyi, iyü] îyi. 

- dirlik Refah. 

- şanıeı İyi niyet sahibi. 

- sanmak Bir kimse hakkında iyi 
düşünmek, iyi olduğu kanısında bu- 
lunmak. 

- şanu Bir kimsenin iyi olduğu ka- 
nısı . 

- toğuşlu İyi yaratdışlı. 

- varmak, [iyü varmak ] İyi yap- 
mak, iyi hareket etmek. 

- yollu Usul erkân bilir, davranışı 
beğenilen, tavır ve hareketi gü- 
zel. 

eyürek, [eyrek] Daha iyi. 
eyvay Eyvah. 
[eyyam (Ar.)] 

- olmak Hava, deniz uygun git- 
mek. 

ezgi, [egzi, ekzi, ezgü] Nağme, ma- 
kam, hava. 

ezgilendürmek, [ezgülendürmek] Sesi 
ezgili yapmak. 

ezgin Kederli, gamlı, üzgün. 

ezgiuek Azıcık, biraz. 

ezgü -> ezgi 

ezgülendiirm.ek -> ezgilendiü*m.ek 

ezilmek Yaltaklanmak, dalkavukluk 
etmek. 



fak (-^ Ar. fa^h) Kapan, tuaak. 

[fâl(^r.)] 

- eylemek Uğur saymak. 
fanmak . Ufanmak, kınlmak. 
farda Küçük kilim. 

farımak Yorulmak, usanmak, aayıf 

düşmek, vazgeçmek, 
[fariğ (^r.)] 

- düşmek Feragat etmek, vazgeç- 
mek. 

faşırdamak Faş sesi çıkarmak. 

fatmak Ufatmak, kırmak, parçala- 
mak. 

ferik Piliç. 

ferm.ele {<- İt. paramano) İşlemeli 
kollu yelek, fermene. 

[feryâd (Far.)] 

- ıırmak Feryat etmek, haykırmak. 
fmdık -> fınduk 

fmduk, [fındık] Atılan kurşun tanesi. 

fırakdı Büyük çit. 

fırfırı, [fırlak] Ortasından delinmiş 
iki deliğe geçirilen iplik iki yana 
çekildikçe fırıl fırıl dönen ve de- 
ğirmi olarak kesilmiş kösele ya da 
tahtadan yapılmış bir oyuncak. 

fırıldı, [fırla] Topaç. 

fırla -^ fırıldı 

fırlak -> fırfırı 

fırsant Fırsat. 



fırtık Fingirdek, oynak. 

fıskınk Su fışkırtan oyuncak tulum- 
ba. 

fıstuk, [fustuk] Fıstık. 

fışanhk Taşkınlık. 

fışkılık Süprüntü, gübre dökülen yer. 

[fıtırdı ] 
-ya varmak -> fıtrama 

[f ıtrama ] 

-ya varmak, [fıtu'dıya varmak] 
Fısıldaşmak, fısıltı yapmak, gizli 
gizli konuşmak. 

fiddüıı Fidan. 

fig -> fik 

fik, [fig] Yabani börülce, akburçak. 

[fikr (Ar.)] 

-i uzak İleriyi gören, ileri görüşlü. 

[fing] 

- urmak Fink atmak. 

firik Kabuğuyla ateşe atılarak kav- 
rulmuş taze buğday başağı ve no- 
hut. > \^ 

fisildimek Fısıldamak. 

foryaz -> boryaz 

fo şbıyık Posbıyık. 

[furtıma ] 

- yelkeni Küçük yelken. 
fustuk -> fıstuk. 

[futa (<r- Far. fûta)] 

- tutmak İpek peştemal sannmak. 



89 



G 



ğalbuçıbaiî -> kalburçıbam 
[ğam {Ar.)] 

- yimek, [ğuşşa yimelç] Üzülmek, 
eııdişe etmek. 

[gark (Ar.)] 

-a varmak Gark olacak duruma 

gelmek. 
[ğavğâ (Far.)] 

- salmak Ortalığı velveleye ver- 
mek. 

gâvur Kâfir. 
[gayb (Ar.)] 
-dan söylemek Olacaktan ya da bi- 
linmeyen olmuştan haber vermek, 
kehanette bulunmak. 
gecimen -> geçeym^en 
gecirek Geç, geççe, pek geç. 
gecirgeumek Geç bulmak, geç gör- 
mek, gecikmiş saymak, 
geçe Taraf, yan. 

geçegen 1. Daha çok geçen. 2; Revaç- 
ta olan, sürümlü 
gecelik Karşı taraf. 
geçerlik, geçerlik 1. Rağbette olma, 
revaç. 2. Geçme izni verildiğini bil- 
diren belge. 
geçeymen, [gecimen, gieim^en, gücey- 
men, gücimen] Kadın baş örtüsü, 
gelinlerin başlarma giydikleri süslü 
örtü, taç. 
geçgin -> geçkin 
geçgim -> geçkin 
geçim -> keçim 

geçinmek 1. Yaşamak, ömür sürmek. 
2. Ölmek. 3. Kendini ... gibi say- 
mak, ... gibi görmek. 
geçiri Vaktini geçirerek. 
geçişmek Yarışmak. 



geçişdirmek (Birbirine) Geçirmek. 
[geçit] 

- gemisi Büyük sularm bir yakasın- 
dan öbür yakasına geçmekte kul- 
lanılan gemi. 

geçitlik Geçiş parası. 

geçken Geçen, geçip giden. 

geçkin, [geçgin, geçgün] 1. Kendin- 
den geçmiş, aşın sarhoş, aşırı dere- 
cede. 2. Pek geçen, çok işleyen, 
etkin. 

- koca Çok yaşlı adam. 
geçmek (I) 1. İleri geçmek, öne geç- 
mek. 2. Geçinmek, yaşamak, ömür 
sürmek. 3. Vazgeçmek. 4. Git- 
mek, geçip gitmek. 5. Girmek, da- 
hil olmak. 6. Kendini ...saymak. 

- itmek Geçmek işini yapmak. 
geçmek (II) Kovlamak. 
geçmişler Ölmüş olanlar. 
geçiinnek 1. Vazgeçirmek, feragat 

ettirmek. 2. Geçiştirmek, affetmek, 
bağışlamak. 3. Saplamak, çakmak. 

gedeleç Ok kuburu, tirkeş, sadak. 

gedik -> gedük 

gediklenmek -> gedilmek 

gedilmek, [gediklenmek] Gedik açıl- 
mak, eksilmek. 

gedmek Kertmek, diş diş, gedik gedik 
yapmak. 

gedük, [gedik] 1. Eksik, noksan, 
ihtiyaç. 2. Çatlak, yarık, gedik. 
- düzilmek Eksik tamamlanmak, 
ihtiyaç giderilmek. 

gegıek, [geryek, geyrek] 1. Yumuşak 
kemik, kıkırdak. 2. Eğe kemikleri. 

gehürge Davul. 

geldeç Gelecek. 



90 



geijizrek 



geldiiginleyin Geldiği gibi. 
gele Gel, hele gel, baydi gel. 
geleci -^ keleci 
gelegi, [- sıçan] Tarla faresi. 

- sıçan -^ - 
gelencesi Gelenin hepsi. 
gelesi Gelecek zaman, istikbal. 

- yıl Gelecek yıl, ertesi yıl. 

gelik, [kelik] Çocuk ayakkabısı, patik. 
[gelimlii] 

- gidimlü Gelinip gidilen. 
gelincik -^ geUııeük (I) 

gelincük (I), [gelincik] Ars denilen 

hayvan. 
gelincük (II) Şakayık, gelincik. 
gelinkuşı Tavuskuşu. 
gelinparmağı Parmaküzümü denilen 



uzum. 



[geliş] 

- gidiş itmek Gelip gitmek. 

- varış Gidiş geliş. 
gelme ç Bağ sarmaşığı. 

gelmek 1. Naklolunmak, hikâye edil- 
mek. 2. Geçmek, varit olmak. 
gel gel eylemek Çağırmak davet 
etmek. 

gel olmak Gel diye çağrılmak, da- 
vet olunmak. 

gelüp gitmek Gelip kalmak. 
gelür nevbet Gelecek defa. 

gem (I) Tarım aygıtlarından döğen. 

[gem (U)] 

- almamak Söz dinlememek. 
geme Büyük fare. 

[gemi] 

- bozmak Gemi erlerini değiştir- 
mek. 

- eri Gemicilikte usta. 

- gönderi Gemiyi kıyıdan açmak 
için itmeğe yarayan sırık. 

gemilik Liman. 
Gemleyik Gemlik. 
gemü Gemi. 
geg -> gig 



- eylemek -^ gegitmek 

-ine komamak Keyfine, isteğine 
bırakmamak. 

- itmek -^, geıjitmek 

- yaka Geniş, sakin taraf. 

- yol Cadde, büyük yol. 
gencecült Pek genç. 
[genç] 

- ay Yeni doğan ay, hilal. 

- kıışlık Kaba ku.şluktan önceki 
zaman. 

- oğlan Yeni doğmuş, körpe ço- 
cuk. 

gendüzii -^ kendiizii 
[gegek] 

- azmak -^ giglik 
gegelmek -^ gerjimek 
gegeş Danışma, istişare, 
gegez, [gegiz] Kolay. 

- eylemek, [- itmek,- kılmak] Ko- 
laylaştırmak. 

- itmek -^ - eylemek 

- kılmak -^ - eylemek 
gegezde Kolayhkla, kolay kolay. 
gegezirek -^ gegezrek 
gegezlerince Düşünerek, kolayını, uy- 
gununu arayarak. 

gegezlik Kolaylık, suhulet. 

- eylemek Hoş geçinmek. 
gegezrek, [gegezirek, gegizrek] Daha 

kolay, daha uygun. 

genikmek Gevşemek, genişlemek. 

gegimek, [gegmek, gigelmek, girji- 
mek, gigmek] Genişlemek. 

gegince, [gcıjiyle, gegiimce, geıjüm 
ile, gerjügce] İstenildiği gibi, isteğe 
göre, rahat rahat, isteğe uygun ola- 
rak. 

gegitmek, [ger) eylemek, gei] itmek, 
gegletmek, gig eylemek, gig itmek, 
gigitmek] Genişletmek. 

gegiyle -^ ger) ince 

gerjiz -> gegez 

gegizrek -^ gegezrek 



91 



geriletmek 



gerjletmek -> gerjitmek 
geıjlik -> girjlik 

- gerjsüz İster istemez, 
geıjmek -> gerjimck 
gegsiz -> gerjsüz 
geıjsiziıı -> geijsüz 
geijsüz, [geıjsiz, gegsizra, geıjsüziîi] 

İstemeyerek, ister istemez. 

- geıjin İster istemez. 
geıjsüziîi -> geijsüz 
geıjşek Gevşek. 

- eylemek Gevşetmek. 
geıjşeklik Gevşeklik, aciz, dermansız- 
lık. 

geıjşeltmek -> geijşetmek 

gegşemek Gevşemek. 

gegşetmek, [gegşeltmek] Gevşetmek. 

[geıjiim] 

- ile -^ geıjince 
gegümce -> gegince 
gegügce -> gegince 
gercildenmek Gösteriş yapmak. 
gerçek (I), [girçek] 1. Doğru, dü- 

rüşt, hakiki, sahih.. 2. Doğruluk, 
3. Muhakkak, mutlaka. 
-dür ola mı Acaba doğru mu? 
gerçek (II) -> - er 

- er, [- (II), _ erenler, gerçekler] 
Veli, mürşid-i kâmil, arif, ermiş- 
ler. 

- erenler -> - er 
gerçeklemek Onaylamak, tasdik et- 
mek. 

gerçeklenmek Doğru bilmek, doğru- 
luğuna inanmak. 

gerçekler -> gerçek (11) 

gerçekleyin Hakikaten, gerçekten. 

gerçeklik, [girçeklik] Doğruluk, dü- 
rüstlük, hakikat. 

gerdançhk Gerdanlık. 

[gerdek] 

- değeri Resm-i arûs. 

- evi -^ gerdeldik 



- yiri -> gerdeklik 

gerdeldik, [gerdek evi, gerdek yiri, 
girdekük] Gelin odası. 

gerdel Büyük kap. 

gereğince Gereği kadar. 

gereginleyin Gereği kadar, gereği gi- 
bi, iyice. 

gerek 1. Mutlaka, her halde, muhak- 
kak. 2. Lazım, muktazi. 

- ... - [-se ... -se] Eğer ... eğer, 
ister ... ister. 

mez, [-ise -mez ise] İster is- 
temez. 

- ise -mez ise -> mez 

-se ... -se ->-...- 

gerekçe Gereği gibi. 
gerekü -> gereklü 

- bilmek Lüzumlu saymak. 
gereklü, [gerekli] Lüzumlu. 
gerekmek Caiz olmak, layık olmak, 

lazım olmak, uygun düşmek, işe 
yaramak, yakışmak. 
gergi, [gergü] 1. Çarmıh, işkence ale- 
ti. 2. Perde. 
gergü -> gergi 
gericek Sonraki, sona doğru, en 

son. 
geriki -> gerüki 
gerilek Geriye doğru, az geri. 
gerimlü Boylu boslu. 
gerinmek Özlemek, hasret duymak. 
germe Sur, duvar. 
gerneşmek Gerinmek. 
gersen Ağaçtan yapılmış büyük ça- 
nak. 
geryek -> gegıek 

gcrü, [girü] 1. Yine, tekrar, bir daha, 
sonra. 2. Artık. 3. Başka, gayrı. 

- dutmak, [- tutmak] Uzak bu- 
lundurmak, geri bırakmak, bertaraf 
etmek. / 

- kalmış Pespaye. 

- karmak İrkilmek, geri dönmek; 
kaçınmak. 



92 



gıcı 



- koınak 1. Geri bırakmak, tehir 
etmek. 2. Ahkoymak, engel olmak. 

- tıırğurmak Alıkoymak, geri bı- 
rakmak. 

- tutmak -> - d utmak 

- varmak Dönmek, avdet etmek. 
gerüki, [geriki, girüki] Sona kalan, 

en son. 

gerürek, [girürek] Daha geri, daha 
sonra. 

geşmek Geçmek. 

getmek Gitmek. 

getürmek 1. Nakletmek, hikâye et- 
mek, rivayet etmek. 2. Tercüme 
etmek, çevirmek. 

gevde, [göyde] Gövde, vücut. 

geven Baklagillerden bir çah ki bazı 
çeşitlerinden kitre denilen zamk çı- 
karılır. 

gever Bahçe ve bostanlara arktan su 
salıverecek delik, gedik. 

[gevgeç] - 

- kulak Dik durmayan, düşük, sar- 
kık olan kulak. 

gevlicen Ateş karşısında vücutta be- 
liren kızartı. 

gevmek Ağızda çiğnemek, gevelemek, 
geviş getirmek. 

gevşemek Geviş getirmek. -- 

gey -> key 

- ise -> key 

- kişi -> key 
geyese -> giyesi 
geyesi -> giyesi 
geyesü -> giyesi 
geyicek Geyikçik. ^ 

geyik Yırtıcı olmayan dört ayakb 
hayvan. 

- ata varmak G^yik vurmaya git- 
mek. 

geyilür Giyecek elbise. 

geyim, [giyim] 1. Elbise. 2. (Giye- 
cek şeyler hakkında) Tane. 3. Zırh, 
savaş elbisesi. 



geyirmek -> giyürmek 

geyme Giyecek, elbise. 

geymek 1. Takınmak, takmak. 2. Ku- 
şanmak. 3. Giymek,, giyinmek. 

geysi -> giyesi 

geyrek -> geğrek 

geyürmek -> giyüroıek 

gez (I) 1. Okun kiriş geçecek gediği. 
2. Çatal. 

gez (II) -> kez 

gezegen Sürekli gezen. 

gezek Sıra. 

gezi Bir tür ipek kumaş. 

gezin -> kezin 

gezkere Tezkere, yapı işlerinde kul- 
lanılan sedye. 

gezlemek Okun gezini kirişe yerleştir- 
mek. 

[gezmeli ] 

— yir Gezilecek yer, mesire. 
ğıçıldı -> ğıjıldu 

ğıjğırmak, [kıjğırmak, kıjğurmak, 
kışğurmak] Haykırmak, gürlemek, 
fışjltılı ses çıkarmak, haykırarak 
saldırmak. 

ğıjıldamak Gıcırdamak. 

ğıjıldı -> ğıjıldu 

ğıjıldu, [ğıçıldı, ğıjıldı] Gıcırtı, fısırtı. 

ğıjlamak Keskin, sert sesler çıkarak 
saldırmak. 

gibice Biraz benzer. 

gibin 1. Gibisini. 2. Gibi. 

gice Gece. 

— içi Gece vakti. 

- ile, [— yle] Oece vakti, geceleyin. 

- tonı Yatak, döşek. 

—yi diri dutmak Geceyi boşa geçir- 
memek, geceyi sabaha dek ibadetle 
geçirmek, sabaha dek uyumamak. 
-yle -> - ile 

giceçekirgesi Cırcırböceği. 

gicelemek Geceyi geçirmek, gecele- 
mek. 

gici ->' gicik 



93 



îicik 



gîcik, [gici, giciyik, giciyiik, giciik] 
Kaşınma, kaşıntı, uyuz hastalığı., 
- getiirmek Uyuza yakalanmak. 

gicimek, [gicişmek, gircimek] Ka- 
şınmak. 

gicimen -^ geçeymen 

gicişmek -> gicimek 

gicitgen, [giçitgen] Tsırganotu. 

gicitmek, [giçitmek] Kaşındırmak. 

giciyik -> gicik 

giciyiik -^ gicik 

gicrek Geççe; zorla. 

giciik -> gicik 

giç giç Ağır ağır, yavaş yavaş, kesik 
kesik, aralıklı. 

giçi -> kiçi 

giçirek -> kiçirek 

giçitgeu -> gicitgen 

giçitmek -> gicitmek 

gideğen Durmadan giden, çabuk yü- 
rüyen. 

gider Gidiş, sefer, 

giderek Gittikçe, git gide, zamanla. 

giderinilmek Giderilmek, uzaklaştırıl- 
mak. 

gidermek Uzaklaştırmak, çıkarmak, 
yok etmek, kaldırmak, defetmek. 

gidertınek Yok etmek, izale etmek. 

gidi Deyyus, kaltaban, pezevenk. 

gidUik Pezevenklik. 

gidilmek Gedik açılmak. 

gimi, [kimi (11)] Gibi. 

giıj' [gerj] Geniş. 

- diişm^ek Geniş olmak, genişle- 
mek. 

- eylemek -> geıjitmek 

- itmek -> geıjitmek 
girjelmek -> gerjimek 
giıjimek -> geıjimek 
giıjitmek -> geıjitmek 

giıjlik, [gerjlik] Bolluk, genişlik, ferah- 
lık. 

- azmak, [geıjek azmak] Mide bo- 
zulmak. 



giıjmek — > geıjimek 

gircimek -> gicimek 

gir çek -> gerçek 

girçeklik -^ gerçeklik 

girdek Gerdek. 

giregen Çok giren. 

giregi, [- gün] Pazar günü. 

- gün -^ - 

- irtesi Pazartesi. 

[gü-gin] 

- olmak Erkek deve dişisini iste- 
mek. 

girindi Ne idiği belirsiz. 
girirmek Girdirmek, sokmak. 
girişmek Karışmak, müdahale et- 
mek. 
gii'ü -> gerü 

- yitmek Reddetmek. 

girüki — > gerüki 

girürek -> gerürek 

gitdügince Gittikçe, git gide. 

gitmek 1, Yürümek, yürürlükte bu- 
lunmak. 2, Geçmek. 3, Kaybolmak, 
gide geli Gele gide. 

gider olmak Gidici olmak, gitmek 
üzere bulunmak, gitmeğe hazırlan- 
mak. 

gider vakt Gidecek zaman, ayrılma 
zamanı. 
gitsün idi Gitseydi, gideydi. 

givirilmek, [givirinılmek ] Sokulmak, 
konulmak, ithal edilmek. 

givirinilmek -^ givirilmek 

givirmek -> givürmek 

givürmek, [givirmek, güvürmek] 1, 
Koymak, sokmak, yerleştirmek, it- 
hal etmek. 2. Eklemek, katmak. 

giyeceklenmek Giyinmek, üzerine gi- 
yecek almak. 

giyese -> giyesi 

giyesi, [geyese, geyesi, geyesü, geysi, 
giyese] Elbise, giyecek. 

giyim -> geyim 

giyimli -> giyimlü 



gögcrtmek 



giyimlii, [giyimli] 1. Düzgün giyin- 
miş, süslü, giyimli kuşamlı. 2* Si- 
lah kuşanmış, müsellah.. 

giyişli Giyinmiş. 

giyürmek, [geyirmek, geyiirmek ] Giy- 
dirmek. 

gizlenbeç Saklanbaç oyunu. 

gizlenci Gizlenmiş nesne ve sır. 

ğovuş (I) Kayın ağacı. 

[ğovuş (11)] 

- galebe eylemek İftira yollu söz- 
lerle gürültü patırtı yapmak. 

[göbek ] 

- burmak Mide sancılanmak. 

- bıırusı Mide sancısı, karın ağrısı. 
-i yirine gelmek Yüreği sakinleş- 
mek, sükûnet bulmak. 

göbelek Yenilen mantar. 

göbüt Kötü, fena. 

göceklendürmek Güzel, cazip, şirin 
göstermek. 

göceklemnek, [ gökceklemnek, gök- 
çeklemnek, gücüklenmek] 1. İfti- 
har etmek, öğünmek. 2. Böbüılen- 
mek, tefahur etmek. 3. Süslenmek. 
4. Güzelliği ile meydana çıkmak. 

göçen Kokarca, sansar cinsinden ke- 
diye benzer bir hayvan. 

göç 1. Kervan, kafile. 2. Merhale, 
konak. 3. Sefer. 

- -ber-göç itmek Bir yerde çok 
kalmayıp göç etmek. 

- çekmek Göç etmek, sefere çık- 
mak. 

- itmek, [- kJmak] Göçmek, hic- 
ret etmek. 

- kılmak -> - itmek 

- kon Göç, sefer. 

- kon itmek Konup göçmek, gö- 
çebe hayatı yaşamak. 

- tutmak Yol hazırhğmda bulun- 
mak. 

göçer Gezer, bir yerde, durmaz, gö- 
çebe. 



- ev Taşınır ev, çadır, yurt, oba. 

- evli -> - evlii 

- evlü, [-evli] Çadırla yer yer ge- 
zen, göçebe hayatı yaşayan insan- 
lar. 

- il Göçebe halk, aşiret. 

- oba Göçebe halle, aşiret. 
göçgün Göçebe. 
göçgünci, [göçkünci] Göçebe. 
göçkün Taşınu- eşya. 
göçkünci -> göçgünci 
göçlük Konakhk, merhale. 
göçmek 1. Yurt değiştirmek, hicret 

etmek. 2. İrtihal etmek, ölmek. 
göçdük yurd Terkedilen yurt. 
göçüp konmak İConup göçmek, gö- 
çebe hayatı yaşamak. 

göçmel Göçebe. 

göçürmek Yerini değiştirmek, yer de- 
ğiştirmek, nakletmek. 

[göde] 

- bağırsak -> göden 

- çekirge -> göden 
[göden] 

- bağarsuk -> - bağırsağı 

- bağırsağı, [göde bağırsak, - ba- 
ğarsuk] Kaim bağırsak. 

- çekirge, [göde çekirge] Kanatsız 
çekirge. 

gögcül -> gökçül 

gögçek -> gökçek 

göğe Altı mavna, üstü kalyon olan 
ve yirmi altı çift kürekle çekilen 
eski bir savaş gemisi. 

gögelek Ağaçları kurutan asalak bit- 
ki. 

göğem, [gügem] Bir çeşit dağeriği. 

gögen Yazın hayvanlara dadanan 
gök renkli bir sinek. 

gögermek Morarmak, yeşermek, bitki 
yapraklanmak. 

gögerü dm-mak Yemyeşil durmak, 
canh, taravetli bir halde bulunmak. 

gögertmek Morartmak. 



95 



güges 



[göges] 

-in ötürmek -^ göğüs 
gögez, [ gögezî ] Laciverde yakın mavi 

renk. 
gögezi -> gögez 
gögrek Mavimsi, 
[göğüs] 

- gerişnıek -^ - germek 

- germek, [- gerişmek, göğüz ger- 
mek] öğünmek, böbürlenmek. 
-ine kısmak Bağrına basmak. 
-in dögünmek Göğsünü döğmek, 
dövünmek. 

-ini kakmak Göğsünü dövmek, eli- 
ni göğsüne vurmak. 
-in kütlemek Göğsünü dövmek. 
-in öîâürmek -^ - ötürmek 
-in ötürtmek -^ - ötürmek 

- ötürmek, [gögesin ötürmek, -in 
ötdürmek, -in ötürtmek, göğüz ötür- 
mek] Göğüs geçirmek, içini çekmek. 

göğüz Göğüs. 

- germek -^ göğüs 

- ötürmek -^ göğüs 
göjen ^/ gözen (I) 

gök, [gökçe] 1. Mavi. 2. Yeşil. 

- ekin Henüz başak çıkarmış taze 
ekin. 

- eteği -^ - kırarjı 

- eylemek Morartmak. 

- kenarı -^ - kıraiji 

- kır Gök renge yakın kır renk. 

- kırağı, [- eteği, - kenarı, - ucı] 
Ufuk. 

- muhıâlif Göğümsü, boz renk. 

- ucı -^ - kırağı 

- urmak Döğme yapmak. - 
gökçe -^ gök 

gökçek -^ gökçek 
gökceklik -^ gökçeklik 
gökcül -^ gökçiil 

gökçek, [gögçek, gökçek] Güzel, se- 
vimli, hoş. 

- eylemek Güzelleştirmek. 



gökçeklenmek -^ göceklenmek 

gökçeklik, [gökceklik] Güzellik. 

gökçil -^ gökçiil 

gökçiil, [gökcül, gökçil] Mavimsi, gök 
rengine çalar. 

gökkandîl, [gökzurna] Körkütük, zil- 
zurna (sarhoş). 

gökkapusı, [gökyaruğı ] Samanyolu. 

göklük Morluk, mavilik. 
, gökyaruğı -^ gökkapusı 

gökzurna -^ gökkandîl 

gölek Gölcük. 

gölet Akar çayda suyun biriktiği çu- 
kur yer. 

[gölge] 

- kovmak Gölgeden gölgeye koş- 
mak, sıkıntıya gelememek. 

- olmak Koruyucu olmak. 

- salmak Gölge etmek. 
gölmek Gömlek. 
gölücük Eşekçik. 

gölük Eşek, beygir gibi yük hay- 
vanı . 

göm Dip, iç, kök, asıl. 

gömeç 1. Bal beteği, petek. 2. Kül 
ekmeği. 

gömele, [gömelte, gömelti, gümele, 
gümelte] Avcıların çalı çırpı ya da 
taştan yaptıkları siper ya da ku- 
lübe. 

gömelte -^ gömele 

gömelti -^ gömele 

gömgök Aşırı derecede. 

gömüldürük Palan ve eyer geri kaç- 
masın diye hayvanların göğüslerine 
geçirilen göğüslük. 

gömülgen 1. Bataklık. 2. Çok gömü- 
len, bataklık halinde olan. 

gön Ham kösele, deri. 
- bardak Kırba, matara. 

gönder 1. Kargı, mızrak. 2. Sırık. 

[göndermek] 
gönderi çıkmak, [gönderi gitmek, 
gönderil çıkannak, göndürü çık- 



96 



göıjül 



luak, göudürü gitmek] Uğurlamak, 
teşyi etmek. 

gönderi gitmek -> gönderi çıkmak 
gönderii çıkarmak -^ gönderi çık- 
mak , 

göndirmek Çevirmek, yöneltmek. 

göndürmek 1, Uğurlamak, teşyi et- 
mek. 2. Göndermek. 
göndürü çıkmak -> göndermek 
göndürü gitmek ->• göndermek 

göndürtmek Göndertmek. 

gönelmek, [gönilmek, gönülmek] Yö- 
nelmek, yüzünü döndürmek, te- 
veccüh etmek. 

gönenmek Nimete, refaha kavuşmak, 
yararlanmak, sevinmek, sevgi bağ- 
lamak. 

gönenıneklik Saadet, mutluluk. 

gönilmek -> gönelmek 

göijlecük Gömlekçik. 

göijlek Gömlek. 

göijlekeek, [görjlekçek] Yalnız bir 
gömlekle. 

görjlekçek -> görjlekçek 

görjül 1. Gönül. 2. Yürek. 

- ağrıtmak. Gönül incitmek. 

- akıtmak Gönül kaptırmak, gö- 
nül meylettirmek. 

- akmak Meyletmek, heves gös- 
termek. 

- aldurmak Gönül kaptu'mak, gö- 
nül vermek. 

- arılığı Kalp temizliği. 

- azmak Çok yemekten mide ra- 
hatsız olmak. 

- bağlamak Gönül vermek, kendini 
bir işe bağlamak. 

- berkitmek Kendini bir işe bağla- 
mak. 

- birikdürmek Gönülleri, fikirleri 
bir araya getirmek. 

- birle, [- Ue ] içten, gönülden, sa- 
mimi olarak. 

- bulanmak -> - dönmek 



- çekinmek Özlemek, istek duy- 
mak. 

- çekinmesi Hasret, özlem. 

- çürükligi Fesat, kötü düşünceli- 
lik. 

-de yazılmak Zihne yerleşmek. 

- dileği Arzu, istek. 

- dölenmek İçi rahat etmek. 

- döndürmek Mide bulandırmak. 

- dönmek, [-i dönmek, - bulan- 
mak] Mide bulanmak, kusmak. 

- düşürmek Gönül kaptırmak. 

- eri Temiz yürekli, ehl-i dil. 

- evi Kalp. 

-e yörenmek Hatıra gelmek. 

- götürmek Feragat etmek, vaz- 
geçmek. 

- gözi Kalp gözü, basiret. 

-i açuk İçi rahat, endişesiz, ke- 
dersiz, şen. 

-i aktarılmak Midesi bulanmak. 
-i dönmek -> — dönmek 
-i kapılmak İnanmak, kanmak, al- 
danmak. 

-i kapılmış Âşık. 
-i kararmak Üzüntü içinde olmak, 
yese kapümâk. 

-i karartmak Yese düşürmek, küs- 
türmek. 
-i kopmak Çok heyecanlanmak. 

- üe -> - birle 

- indürmek Tenezzül göstermek. 
-ine bırakmak İlham etmek. 
-ini açmak Gönlünü ferahlandır- 
mak. 

-ini aramak Kalbini yoklamak, dü- 
şüncesini anlamak istemek. 
-ini düzetmek, [ -ini düzmek ] 
Hatırını almak, gönlünü- hoş et- 
mek. 

^ini düzmek -> -ini düzetmek 
-ini eğmek Gönlünü bir tarafa çek- 
mek, meylettirmek. 
-E oturmak Müsterih olmak. 



97 



gö^jiildeş 



-î sarsılmak Acjmak, merhamete 
gelm.ek. 

-i tar olmak İçi sıkılmak. 
-i tonmak Hareketten kalmak. 
-i yapılmak Meyletmek. 
-i yavuz olmak Canı sıkılmak. 
-iyle söyleşmek Kendi kendine de- 
mek, içinden geçirmek. 
-i yuf kalmak Rikkate gelmek. 

- katılığı Şecaat, metinlik, daya- 
nıklılık. 

- koşmak istek, gönül birliği yap- 
mak. 

- koymak Gücenmek. 

- pası 1, Vesvese, kötü düşünce- 
ler. 2. Keder. 

- şuyı Gözyaşı. 

- uğrısı Gönül çalan, gönül alan. 

- varmak Gönül arzu etmek, iste- 
mek. 

- yazmak Gönül eğlendirmek. 

- yıkmak Gönül kırmak. 

- yufkahğı Merhamet. 
görjüldeş Ahbap, yakın d<?st. 
görjiillenmek Gücenmek. 

göijüllü 1. Cesur. 2. Cana yakın, hatır- 
lı, şerefli. 3, Kibirli. 4. Bön, sersem. 

göniilmek -> gönelmek 

görjülsüzirek İstemeye istemeye. 

gördiikleyin Görür görmez. 

göre Gör, bak, baksana. 

göregen (I), [görigen] Çok, iyi gören. 

göregen (11) Güveyi. 

göremez (<- Far. gûre-mâst) Ekşimiş 
süte tazesi katılarak yapılan pey- 
nir gibi yiyecek. 

göresi Görecek, görür, görebilen. 

görk 1. Güzellik, yüz güzelliği. 2. 
Meziyet, iyi buy. 3. Süs, zinet. 

- dııtmak Güzelleşmek, süslenmek. 

- virmek Güzellik, revnak vermek. 
görkem Gösterişli, heybetli. 
görklü, [görüldü] Güzel, teiniz, iyi, 

mübarek, çekici, gösterişli. 



-sinde olmak İyisini yapmaya ça- 
lışmak. 

görklürek Daha güzel. 

[görmek] 

göre durmak, [görü turmak] Gör- 
mekte bulunmak, seyretmek, sü- 
rekli bakmak. 

göre düşmek Birdenbire görmek, 
nasdsa görmek, rasgele görmek, 
göre gelmek Görmeğe, ziyarete gel- 
mek. 

göre gitmek -> göre varmak 
göre varmak, [göre gitmek] Gör- 
meğe, ziyarete gitmek. 
gör ki Dikkat et, iyi bak, düşün ki. 
görmeze urmak Görmemiş gibi dav- 
ranmak, görmezden gelmek. 
gömüdür Görünmektedir. 
görseler Ne görsünler, birdenbire 
gördüler. 

görü görmek Dikkatle, sürekli 
bakniak. 

görüp gözetmek 1. Beklemek, gö- 
zetlemek. 2. İdare etmek, bakmak. 
görü turmak -> göre durmak 

görmelü Görmekle anlaşüan, öğre- 
nilen. 

görmezlenmek Görmez gibi davran- 
mak, görmezden gelmek. 

görmiş Gören. 

görse Göre, nazaran. 

görsetmek Göstermek. 

görsüz Görünmeyen. 

görüldü -> görklü 

görümlü Bakmaya mecbur. 

görümlik Yüz görümlüğü. 

görünilmek Görülmek. 

görünüş Sarayın tören salonu. 

[görüş] 

- kılmak Görüşmek, tanışmak. 

gösgötüri Tümüyle, toptan, büsbütün. 

gösterim senmek Temsil yoUu göster- 
mek. 

göstertmek Göstermek. 



98 



goz 



göşnıek Göçmek, rıhlet etmek. 

[g«t] 
-e kiisdi Bele kadar olan kısa kürk. 

götrülmek, [götürülmek] 1. Yukarı 
kaldırılmak. 2. Kaldırılmak, ber- 
taraf edilmek. 3. Toplanmak. 

götiirî -^ götüi'ü 

götürmek 1. Ortadan kaldırmak, ber- 
taraf etmek. 2. Ayırmak, uzaklaş- 
tırmak, kaldırmak. 3. Dayanmak, 
yüklenmek, taşımak. 4. Yukarı 
kaldırmak. 5. Toplamak. 

götüı*memek Çekememek. 

götürü, [götüri] Bütün, tamam, top- 
tan, hep, büsbütün. 

götürülmek -> götrülmek 

götürünülmek Götürülmek. 

[gövde] 

- bağlamak Semirmek, şişmanla- 
mak. 

gövdelü İri yapılı, cüsseli. 

gövel, [- ördek] Yeşil başlı ördek. 

- ördek -> - 
gövünmek — > göyümnek 
göyde -> gevde 
göydürmek -> göyündürmek 
göyeumek -^ göyünmek 
göynek, [göyünek] Gömlek. 
göynemek -> göyünmek 

göynülc 1. Acı, yanık, yanmış, yan- 
ma, kızarmış, ısdırap, keder. 2. 
Hararet. 

göynüklü 1. Gönül yakıcı, acıklı, ya- 
nık, etkili. 2. Bağrı yanık. 

göynülmek, [göynümek (lî)] Ham 
meyva olgunlaşmak. 

göynümek (I) -^ göyünmek 

göynümek (II) -> göynülmek 

göyiindiü*me Çok acıyıp yanan bir 
yâra. 

göyündürmek, [göydürmek] Yakmak. 

göyünek -> göynek 

göyünmek, [göynemek, göynümek (I), 
gövünmek, göyenmek] Yanmak. 



göyne göyne, [ göyünü göyünü ] Ya- 
na yana. 

göyüne gelmek Yamvermek, içi a- 
cımak, merbamet ve şefkat duymak. 
göyünü göyünü — > göyne göyne 
göz Uç, taraf. 

- açıcı Kebhal. 

- ağarmak Göz perdelenip görmez 
olmak. 

- alacalanmak Göz kamaşmak, ab- 
laca bulaca görmek. 

- bağlamak Sihir, büyü yapmak. 

- J)elermek Göz gereğinden çok açı- 
lıp hareketsiz kalmak. 

- belertmek Gözleri gereğinden çok 
açıp hareketsiz hale getirmek. 

- boııcnğı Nazar boncuğu. 

- bucağı Göz ucu. 

- çukura dönmek Göz çukurlaş- 
mak. 

- değmek Nazar değmek. 

- deliği Göz yuvası, gözevi. 
-den bırakmak Gözden düşürmek. 
-den çıkmak Gözden olmak. 
-den salmak Gözden uzaklaştırmak. 
-den savmak Önem vermemek. 

- deprenmek Göz seğrimek. 
-de uçmak Gözde tütmek. 

- donmak -> — dımmak 

- dımmak, [- donmak] Göz ka- 
rarmak, bulanmak, donuklaşmak. 

- dutmak, [- tutmak ] 1 . Gözetle- 
mek. 2. Umutla beklemek. 

—e almak Önem vermek. 

-e - 1. Göz göze, yüz yüze. 2. 

Açıktan açığa, göz göre göre. 

- eri Bekçi, gözcü. 

- erimi, [- irimi ] G özün görebildi- 
ği uzaklık. 

-e şu inmek Göz karasu hastalığına 
uğramak. 

i görmek Ortaklık ağarmak. 

-i alası dört olmak Gözü fal taşı 
gibi açılmak. 



99 



goz 



-S arjlamak Görüp tanımak, gözü 
ısırmak. 

-i ilmek Gözü ilişmek, gözüne 
çarpmak. 

-ine getüi'memek Yüzünü görnaek, 
göz göze gelmek istememek. 
—ine karşu -> -lerine karşu 
-ine koruk vîrmemek Yararı olma^ 
yan bir şeyi dahi esirgemek. 
-ine şahndurmamak -> -ine salma- 
mak 

-ine şallandıırmamak -^ -ine sal- 
mamak 

-ine salmamak, [-ine şalındurma- 
mak, -ine şallandurmamak] Ha- 
fif görmek, gözünde büyütmemek, 
önem vermemek. 
-ine urmak Gözüne sürmek. 
-ine yegdürmek Küçük görmek. 
-in ezmek Gözünü süzmek. 
-ini öğretmek Gözünü çevreye a- 
bştırmak. 



- ırımı 



- enmı 



-i tolukmak Gözü yaşla dolmak, 
ağlayacak bale gelmek, 
-i y eğmek Gözü kesmek. 

- kakmak -> - kakmak 

- kakmak, [- kakmak] Gözle işa- 
ret etmek, göz etmek, göz kırpmak. 

- kapmak -> - kıpmak 

- karaijulığı Göz kararması. 

- karartmak, [- karatmak] Hiç 
bir şeyi göremez bale 'gelmek, ira- 
desini yitirmek. 

- karası Gözbebeği. 

- karatmak ->' — karartmak 

- kazanmak İyi görüş sahibi ol- 
mak. 

- kıpmak, [- kapmak] Göz kırp- 
mak, gözle işaret yapmak. 

- kızartmak Mest olmak. 

- konuğı Göze gelen boz, perde, 
leke. 

- kulak tutmak Göz kulak olmak. 



- kuyruğı Gözün kulak yanındaki 
köşesi, göz ucu. 

-lerine karşu, [-ine karşu] Gözle- 
rinin önünde. 

- otacısı Göz hekimi, göze ilaç 
koyan. 

- otı Göz ilacı, tûtiya. 

- oturuşmak Göz çukurlaşıp çök- 
mek. 

- oyunu Göz çukuru, gözevi. 

- perdesi Göze inen boz leke. 

- pıijarı Gözün burun yanındaki 
köşesi. 

- tutmak -> - dutmak 

, - m-mak Dikkatle bakmak, göz 
koymak. 

- üstüne Baş üstüne, peki. 

- yalbu'datmak Göz kapalı iken 
açmak, gözünü kapayıp açmak. 

- yiri Gözetleyecek yer, gözcü ye- 
ri. 

gözbağcı -> gözbağıcı 

gözbağı Sihir, büyü. 

gözbağıcı, [gözbağcı, gözbayıcı] Sihir- 
baz, büyücü. 

gözbayıcı -> gözbağıcı 

gözbayıcılık Hokkabazhk. 

gözci Gözeten, gözetleyici, bekçi, ca- 
sus. 

göze örme, örgü, yama. 

gözedici Bekçi. 

gözemek (I) Yırtığı ve deliği örerek 
kapatmak. 

gözemek (II) Tahılı gözerden geçir- 
mek, elemek. 

gözen (I), [göjen] Bir çeşit kertenke- 
le, keler. 

gözen (II) Sevimli, hoşa giden. 

gözenek Bir arada bulunan birçok de- 
liklerden her biri. 

gözeni Göz çapağı. 

gözehmek Yırtık ve delik örülerek 
kapatılmak. 

gözer iri gözlü kalbur. 



100 



guÇ 



gözerlemek îri gözlü kalburdan (gö- 
aer) geçirmek. 

gözerlenmek İri gözlü kalburdan (gö- 
zer) geçirümek. 

gözetmek 1 . Gözetlemek, beklemek, 
bakmak, ummak. 2 . Rivayet et- 
mek, göz önünde bulundurmak. 

gözeyicî Örücü, yamacı. 

gözgü, [gözigü, göziigü, gözimgü] Ay- 
na. 

gözigü -> gözgü 

gözlemek 1 . Gözetmek, riayet etmek. 
2. Gözetlemek, bakmak, tecessüs 
etmek. 3 . Beklemek, intizar etmek. 
gözleyü durmak Gözden kaçırma- 
mak. 

gözlenmek (I) Görüp gözetilmek, ko- 
runmak. 

gözlenmek (II) Göz gibi kabarcıklar 
oluşmak, köpürmek. 

gözlü Kalp gözü gören, basiretli. 

gözsüz Kör. 

- alkışı Körü körüne övme. 
gözsüzseped, [gözsüztebek] Köste- 
bek. 

gözsüztebek -> gözsüzseped 
gözügü -^ gözgü 
gözükmek Görünmek. 
gözüngü -^ gözgü 
[gurbet (Ar.)] 

- oğlanı Çingene çocuğu, 
[ğurğurum] 

- kili Tebeşir toprağı. 
[ğuşşa (Ar.)] 

- dutmak Üzüntü çekmek, endişe 
etmek. 

- yimek -^ gam 
ğuşşadaş Dert ortağı. 
güc ^ güç 
güccük, [güççük] Küçük. 

- ölüm Uyku. 

gücelmek Güçleşmek, zorlaşmak. 
güceltmek Güçleştirmek, zorlaştır- 
mak. 



gücemek, [gücemlemek] 1, Zorla- 
mak, icbar etmek. 2. Güç duruma 
düşürmek, güçlük içinde bırak- 
mak. 

gücemlemek -> gücemek 

güceymen -^ geçeymen 

gücimen -^ geçeymen 

gücin Güçlülde, zorla. 

- dutmak İcbar etmek, zorla yap- 
tırmak. 

gücücek Ufacık, pek küçük. 

gücügen, [güçken, güçügen] Baykuşa 
benzer alaca renkli bir kuş. 

gücük (I) Kısır. 

gücük (II) Şubat ayı. 

gücüklenmek -^ göceklenmek 

gücünmek Kendine güç gelmek, güç- 
lük duymak. 

gücürgesımek, [gücüzgenmek] 1, Güç 
saymak, zor bulmak. 2, Gücenmek, 
gücüne gitmek. 

gücürgetmek Zahmet etmek. 

gücürlenmek Güç görmek. 

gücüzgenmek -^ gücürgenmek 

güç, [güc] 1. Zulüm, haksızlık, zor, 
eziyet, sitem. 2. Cidal, şiddet. 

- buyurmak Ağır işler yaptırmak 
istemek. 

- degürmek Zulmetmek, eziyet et- 
mek. 

- dökmek Kuvvet harcamak. 

-e görmek 1. Güçlükle, zoraki yap- 
mak. 2. Zorlamak. 3. Zoruna git- 
mek, nefsine ağır gelmek. 4. Güçliik 
çıkarmak, zora getirmek. 
-e uğramak Güçlükle karşılaşmak, 
sıkıntıya düşmek. 

- eylemek -^ - itmek 

- görmek 1. Gadre uğramak, zu- 
lüm görmek. 2. Zorluk, zahmet çek- 
mek. 

- götürmek Güçlüğe, zulme kat- 
lanmak. 

- idîci Zalim. 



101 



gnçeab 



-î kesilmek, [-i üzülmek] Kuvve- 
ti kalmamak, yorgun düşm.ek. 
-î konmak Korkmak, korkudan 
donakalmak, dermanı kesilm.ek. 

- ile gökçek, [- ile güzel] Süsle 
püsle güzelleşmiş. 

- ile güzel -> - ile gökçek 

—ine gelmek Gücüne, ağırma git- 
mek. 

-ini kurıtmak Kuvvetini kesmek. 
-ini üzmek Benzerini yapmak ko- 
nusunda bir kimseyi âciz bırakmak, 
bir şeyi yapamaz duruma getirmek, 
yormak, kuvvetini kesmek. 

- itmek, [- eylemek, - kılmak] 1. 
Güçlük çıkarmak. 2. Zorlamak, bas- 
kı yapmak. 3. Zulmetmek, gadret- 
mek. 

-i üzülînek -> -i kesilmek 

- kılmak -> - itmek 
güçcek Daha güçlü. 
güççük -> gücciik 
güçgenlik Atılganlık. 
güçken -> gücügen 
güçlemek Zorlamak, 
güçlenmek Kuvvet bulmak. 
güçlü Kuvvetli, zorlu. 
güçücükden Pek küçük yaştan beri. 
güçügen -> gücügen 

güdelmek -> güdülmek 

güden, [güdici] Çoban. 

güdici -> güden 

güdük Kuyruğu kesik hayvan. 

güdiOmek, [güdelmek] Hayvamn 
kuyruğu kesilmek. 

güge -> güye 

gügegündüz -> gügemgündüz 

gügem -> göğem 

gügemgündüz, [gügegündüz] Güpe- 
gündüz, gündüzleyin, gündüz i- 
ken. 

gügül, [- kozağı] İpek kozası. 
- bağlamak İpek kozası haline gel- 
mek. 



- kozağı -> - 

- kurdı İpekböceği. 
[güğüm] 

- başı Enderunda koğuş subayı. 
gükçük Küçük. 

[gül (Far.)] 

- düglüncegi -> - düğmesi 

- düğmesi, [- düglüncegi] Gül gon- 
cası. 

güldüremek Güldürdemek. 
güleç, [- yüzlü, gülenç, gülene yüzlü] 
Güler yüzlü. 

- yüzlü -^ - 
giUeçlik Güler yüzlülük, 
gülegen Sürekli gülen, çok gülen. 
gülek -> külek 

gülenç -> güleç 

- yüzlü -> güleç 
gülerlenmek Gülümsemek. 
güleş Güreş. 

güleşci Güreçşi, pehlivan. 

giüeşmek Güreşmek. 

güUe Zıpzıp, bilye. 

güllük Gül bahçesi. 

[gülmek] 
güle bakmak Gülerek bakmak, il- 
tifat etmek. 

giüe düşmek Hemen gülmeğe baş- 
lamak. 

gülmelü, [gülüşmelü, gilîüşmelüce ] 
Gülünecek, tuhaf, gülünç. 

gülükse Kuluçka. 

gülümsinmek, [giüüpsinmek ] Gülüm- 
semek, tebessüm etmek. 

[gülünç] 
-e aknak -> gülüncek 
-in istemek Gülünç olmasını is- 
temek. 

gülüncek 1. Maskara. 2. Sevinç. 
-e almak, [gülünce almak] Mas- 
karaya, alaya almak. 
gülüudürmek Gülünç etmek, başka- 
larını bir kimseye güldürmek, 
gülüpsinmek -> gülümsinmek 



102 



güneş 



gülüşken Birkaç kişiyle birlikte çok 

gülen. 
gülüşmelü -> gülmelü 
gülüşmelüce -> gülmelü 
[güm ân (Far.)] 

- iletmek Şüphelenmek, şüpheye 
düşmek, 

gümele -> gömele 

gümelte -> gömele 

gümlüç Böcek yavrusu. 

gümmek Güm güm vurmak. 

gümremek -> gümürdenmek 

gümrenmek -> gümürdenmek 

gümreşmek Homurdaşmak. 

gümürdemek -> gümürdenmek 

gümürdenmek, [gümremek, gümren- 
mek, gümürdemek] Homurdan- 
mak. 

gümürdi, [gümürdü, gümürti] Güm- 
bürtü, gürültü, homurtu. 

gümürdü -> gümürdi 

gümiir gümür Homur homur. 

[gümür samur] 

eyÜemek Homurdanmak, mı- 
rıldanmak. 

gümürti -> gümürdi 

gün 1. Güneş. 2. Gündüz. 

- açılmak Hava açılmak, güneş or- 
taya çıkmak. 

- ağdı -> güneş 

- akdarılmak Güneş zevale dön- 
mek, batmak. 

- ayağı dururken Güneş henüz 
batmamışken. 

- başına Her gün. 

- batısı, [- batusı] Güneşin battığı 
yön. 

- batısı yeli Batı rüzgârı. 

- batusı -> - batısı 

- çalmak, [güneş çalmak] Güneş 
çarpmak. 

- çöreği -> güneş 
-de - -> in 

- doğacak -> - toğusı^ 



- doğusı -> - toğusı^ 

- eğilmek Güneş öğleden sonra ba- 
tıya doğru gitmek. 

- geldügince -> - geldükce 

- geldükce, [- geldügince] Gün 
geçtikçe. 

- göğe dikümek Güneş zeval nok- 
tasına gelmek. 

- görmez Sokağa çıkmaz, kapalı 
(kadın hakkında). 

— > in 

- -den -> - -in 
e -> in 

- -in, [-de -, , den, e ] 

Günden güne, gün geçtikçe. 

- ine turmak Gün batmaya yak- 
laşmak. 

- inmek Güneş batmak. 

- kızmak Günün sıcak zamanı 
gelmek. 

- nice gelürse Zamana göre. 

- sürmek Gün geçirmek, vakit ge- 
çirmek. 

- toğrısı -> - toğusı^ 

- töğrusı -> - toğusı^ 

- toğusı, [- doğacak, - doğusı, - 
toğrısı, - toğrusı] 1. Şark, meşrık, 
doğu. 2. Doğudan esen rüzgâr. 

- toğusı yeli Doğu rüzgârı. 

- urıuak Güneş yakmak, kavur- 
mak. 

[günâh ( FaT.)] 

- tutmak Günah saymak. 
günce Güneşli (yer). 

günde Her gün. 

gündeye Günlük, her gün kullanılan. 

gündüzlece Günlük görev, gündelik, 

bir günlük nzık. 
günebakan Ayçiçeği, 
[güneş] 

- ağılı, [gün ağılı] Güneşin çevre- 
sinde bazan görülen beyaz halka. 

- aydını Güneş ışığı. 

- bebeği Güneş yuvarlağı. 



103 



gfinty 



— çalmak ->■ gün 

- çöreği, [gün çöreği] Güneş yu 
varlağı, kurs-ı şems. 

güney Güneşi hiç eksik olmayan yer 

güneşe karşı olan yer 
güneyik Hindiba. 
güngülenmek (Diş) Kamaşmak. 
güni, [günü] Kıskançlık, haset. 

- eylemek -> - kılmak 

- kılmak, [- eylemek, günü kıl- 
mak] Kıskanmak, haset etmek. 

- salmak Başkasında kıskanma 
duygusu uyandırmak. 

günîcî -> günüci 

günUemek -> güniüemek 

günlük (I) Şemsiye, gölge yapmaya 

yarayan perde. 
günlük (ü) Gündelik, ücret. 
günü -> güni 

— kılmak -> güni 
günüci Kıskanç, hasetçi. 
günücilik Kıskançhk. 
günülemek, [güuilemek] Kıskanmak, 

çekememek, ha?et etmek. 
günülenmek Haset olunmak. 
günüleşmek Birbiriyle rekabet etmek. 
günüz Gündüz. 
günüzin, [günüzün] Gündüz vakti, 

bütün gün. 
günüzün -> günüzin 
gür 1. Yoğun, sık, kesif. 2. Kuvvetli, 

çok, bol. 
güre 1, Vahşi, eğitilmemiş, işe alış- 
mamış. 2. Zıpır, haşan. 
- olmak Azgınlaşmak, zıpırlaşmak. 
gürelik Taşkınhk, zıpırlık, serkeşlik. 
gürelmek Azgmlaşmak, zıpırlaşmak. 
güremek Dişi tay aygır istemek. 
güren (I) Rengi san ile doru arasmda 

olan (at). 
güren (II) Kızılcık. 



[güreşçi ] 

- tom Pehlivan kispeti. 
gürlegen Çok bağırıp çağıran, haykı- 



ran. 



gürpüz Gürbüz. 
gürrek Gürce. 
gürüz Kambur. 
gürüzlik Kamburluk. 
güşlü Güçlü, zorlu. 
gütmek İzlemek, takip etmek, ria- 
yet etmek, kollamak. 
güdüp gözlemek Görüp gözetmek. 
güvegeu Büğelek. 
güvenç 1. Arzu, emel. 2. Sevinç. 
güvenmek 1. Bel bağlamak, itimat 
etmek. 2. Sevinmek. 3. iftihar et- 
mek, övünmek. 
güvercinnik Güvercinlik, güvercinle- 
rin barındığı yer. 
güvezi Yeşilimsi, morumsu. 
güvi -> güvü 
güvlek -^ külek 
güvlemek Gürlemek. 

güvleye düşmek Bir şeyin üzerine 
aşırı bir istekle atılmak. 
güVÜ, [güvi, güvüldü] Uğultu, hışırtı, 

gürültü. 
güvüldemek Gürüldemek. 
güvüldü -> güvü 

güvünç Güvenç, kendisine güveni- 
len. 
güvürmek -> givürmek 
güye, [güge] Güve. 
güyegi -> güyegü 
güyegü, [güyegi] Güvey, damat. 
güyegükekügi -^ güyegüotı 
güyegülik Güveylik. 
güyegüotı, [güyegükekügi] Kekik, 
[güzel] 

- düşmek Yakışmak. 
güzellenmek Güzelleşmek. 



104 



H 



ha 1. Evet, işte. 2. Haydi, haydi 
bakalım. 3, Sürekli, durmadan. 

- denıi Felaket zamam. 

- diyince -> hay 

- deyü Durmadan, sürekli. 

- ki Sakın ha, zinhar, 
[haber (Ar.)] 

- bilmek Haber almak, bilgi edin- 
mek. 

-uçurmak Acele, hızla haber gön- 
dermek. 

[hacı (<- Ar. hâcî)] 
-1ar bayramı Kurban bayramı. 

hacdaryoh Samanyolu. 

haçan -> kaçan , 

hak (I) (<- Ar. hâk) Ta, tam, tamam, 

[hak (II) {^Ar. hakk)] 

- Çalap AUahu Taâla. 

-ma komak Hakkından gelmek, la- 
yık olduğu dersi vermek; 
-mdan çıkmak Hakkından gelmek. 

- olmak Layık olmak, reva olmak. 
hakmca Gereğince, iyice, hakkıyla. 
haklamak Hakkından gelmek, hınç 

çıkarmak, öç almak. 
haklaşdırmak Birinin hakkını ötekinin 

üzerinde bırakmamak, 
haklaşmak Hesaplaşmak, birbirinde 

alacak verecek bırakmamak. 
haklu Nikâhlı karı. 
[hâl (^r.)] 

- budur ki -> - bu - ki 

- bu - ki, [- budur ki] Halbuki; 
-den gitmek Kendini yitirmek, du- 
rumu değişmek. 

r yathği Kıhk kıyafet perişanhğı, 
sefalet. 
halik -> helik 



l^alkecük -> helkecük 

halta, halta Tasma. 

^aluç Ahç. 

]^am (<- Far. İlâm) Çiğ, iyi pişmemiş. 

hamanca Deriden yapılmış ağzı huz- 
meli azık çantası. 

hamlamak Hayvan uzun süre boş 
durmakla idmanını yitirmelc; 

[hamle (Ar.)] 

- getürmek Hamle etmek, saldır- 
mak. 

lıamsîu Hamsi. 
h^mu -> kamu 
hanay, hanay 1. Salon, sofa, geniş 

oda. 2. Yaz evi, penceresi çok, 

çevresi açık ev. 
handa -^ kanda 
handasa -> kandaşa 
[handek (<- Ar. Ijandak)] 

- kesdürmek Hendek açtırmak, 
kazdırmak. 

- kesmek Hendek açmak, kazmak. 
hansı -> kansı 

hapaz Sille, tokat. 

[hap hap] 

yimek Hapur hupur yemek. 

haraza Kesim hayvanlarının ödünde 
ve şirdeninde oluşan taş, 

[hare (yi r.)] 
-a sürmek 1. Harcamak, feda et- 
mek, harcayıp bitirmek. 2. Telef 
etmek, helak etmek, öldürmek. 
-a sürülmek Sarf olunmak, har- 
canmak. 

harcanmak, [harçlanmak] 1. Har- 
camak, sarf etmek. 2. Sarf edil- 
mek, harcanmak. 

harçlanmak -> harcanmak 



105 



l?ar 



har har, har har Harıl hani. 
[harman (<- l^ar. hırmen)] 

- üsti Harman kalkar kalkmaz. 
hartı, hartı, hartı, [kartı] Harita, 
harvani Harmani. 

[haaed (Ar.)] 

- iltmek Haset etmek, kıskan- 
mak. 

[hasret (Ar.)] 

- itmek Üzüntü duymak. 

- yimek Hasret çekmek, arzu duy- 
mak, ac] çekmek. 

hastacağı Hastalıklı. 

hastah Hastalığı olan, hasta. 

Iiıaşıl, haşıl Dokumacılann iplikleri çi- 
rişlemek için un haşlayarak yap- 
tıkları bulamaç. 

[_hâtır (^r.)] 

-a yörendürmek Hatıra getirmek. 

[hatun ] 

- kişi -^ katun 

havakmak Azmak, şiddetlenmek, 
[hava {Ar.)] 

-ya baş koşmak Boyun eğmek. 
[havan (Far.)] 

- elçeği Havan eli. 
havıç Ete katılan sebze. 
havh Avlu. ^ 
havut -> kavut 

hay 1. Ha, sakın, asla, sakın ha, a- 
man. 2. Aman, medet, eyvah. 3. 
Hah, tam, işte. 4. Vay. 5. Hey, 
ey. 

- diyince, [ha diyince, hey diyin- 
ce] Hemen, derhal, bir anda. 

hayad -^ hayat, hayat 
hayat, hayat, [hayad ] Avlu. 
haydanmak İleri sürülmek, sevkedil- 

mek. 
[hayıf (f- Ar. hayf) ] 

- ahuak İntikam, öç olmak. 
hayıfsmmak Esef etmek, 
hayır İncir. 

haylamak Önem vermek. 



[l^ayr (Ar.)] 

- sanmak Hayır düşünmek, iyilik 
istemek. 

hayranhk Esrar, haşhaş, 
hayta Zorba, asi, şaki. 
hayva Ayva. 
[hazne (<-^r. hazîne)] 

- bağlamak Para ve eşyayı denk 
yapmak. 

[he] _ 

- yok Evet hayır. 

- mi Öyle mi, öyle değil mi, değil 
mi, ha? 

hece, [- taşı, hiçe taşı] Mezar taşı. 

- taşı -> - 
[hedik] 

- aşı Aşure çorbası. 
helçek -> helke 

hele Madem, mademki. 

heleklemek Helak etmek. 

heleşe keleşe Dedikodu. 

helik, [ halik, helükj Ufak taş parçası. 

helise Buğdaydan yapılmış bir çeşit 
yemek. 

helke, [helçek, helkeç, helki] Bakır 
tencere; bakraç. 

helkecük, [^alkecük] Küçük bakraç. 

helkeç -^ helke 

helki -> helke 

helük -^ helik 

helvâhk Bahşiş. 

hemence Hemencecik, derhal. 

hemil Bir çeşit sarmaşık. 

henez Büyük toprak küp. 

hepedek Hep birden, tümüyle, top- 
tan. 

hepi, [heppi] Hepsi, tamamı. 

heppi -> hepi 

[her (Far.)] 

- kişi Herkes. 

- ne Herhangi. 

- nice 1. Her ne kadar, herhangi. 
2. Ne kadar bedel. 3, Her zaman, 
her ne vakit. 



106 



htsrhk 



herek Üzüm çubuklannın altlarına 

dikilen destek. 
hereni Küçük kazan. 
herk, [hirk] Nadas. 

- eylemek Nadas yapmak. 

- idilmek Nadas olunmak. 
[heves ( Ar.) ] 

- bağlamak Heves etmek, hevese 
kapılmak. 

hevesimek Heveslenmek. 
hey Şaşma ünlemi. 

- dimek, [heye urmak, - urmak] 
1. Yuhalamak. 2. Dikkat, sakın de- 
mek. 

- diyince -> hay 

- urmak -> - dimek 
[ heye] 

- urmak -> hey 
[heyleme] 

- itmek Haykırmak (?). 
^mçurmak Hıçkırmak. 

hıra, [- cura] (^ Far. ^îre) Zayıf, 
çelimsiz, sıska. 

- cura -> - 
hırahk Zayıfhk. 

]jırcılamnak Aksileşmek, lurçmlaş- 
mak. 

Ijir hır Hırlaşarak. 

Ijırlayuk Hırıltılı. 

hı/h, hırh -> jjırlu 

Ijırhca Esashca, yolu ile, iyice. 

hırlu, []ıirh, hırlı] İyi, hayırlı, uğur- 
lu. 

[ hırsız ] 

- küreği Sandalı yürütürken fısıltı 
yapmaması için suyun dibine doğru 
çekilen kürek, küreğin böyle çeki- 
lişi. 

hırlı pırtı Eski püskü, pdı pırtı, 
hışlamak Hışıltılı ses çıkarmak. 
[Hız] 

- itmek Atılmak, hızlanmak. 
[ hiçe ] 

- taşı -> hece 



hîç (Far.) Kötü, fena. 

-e dilemek Yok pahasına almak is- 
temek. 

-e satmak Yok pahasına vermek, 
karşılık almayarak telef etmek. 

hidmetlenmek, [hizmetlenmek] İs- 
tihdam etmek, işe kullanmak. 

hikâyetlemek Hikâye etmek, hikâye 
gibi anlatmak. 

|jil*^atlemek Hilkat giydirmek. 

[him] 

- urmak Temel atmak, yapı kur- 
mak. 

hirk -> herk 
[hişâr(^r.)] 

- erliği Hisar üzerinde İjekçi ve göz- 
cüler için bulunan delik. 

- eylemek Muhasara etmek, ku- 
şatmak. 

hizmetlenmek -> hidmetlenmek 
[hobbaca] 

- eylemek Arka üstü yatan kim- 
, se, ayaklarıyla bir çocuğu hava- 
ya kaldırmak. 

[hop] 

- kılmak Hoplamak, bop etmek, 
birdenbire şaşırıp durduğu yerden 
fırlamak. 

horata, horata Alay, şaka, latife, eğ- 
lence. 

- eylemek, [- itmek] Şaka, latife 
yapmak. 

- itmek -> - eylemek 

-ya dutmak Alaya, maskaraya al- 
mak. 

-ya getürmek -> -ya götürmek 
-ya götürmek, [-ya getürmek] A- 
laya almak, lafa boğmak. 

horatalaşmak Şakalaşmak, birbiriyle 
latife yapmak. 

Şorlamak Hor görmek. 

horlaşmak Horuldaşmak, hep birlik- 
te horuldamak. 

horlık Zillet, 



107 



porsunmak 



horsuıınıak Hakir görmek, hor gör- 
mek. 

hortlamak Burnundan hırıltıh ses çı- 
karmak. 

[ Ijorus ] 

- depmek Hora tepmek, dans et- 
mek. 

horyad, [horyat] Hoyrat, huysuz, 

kaba. 
horyadlık Hoyrathk. 
horyat -> horyad 
[hoş (Far.)] 

- degül Keyifsiz, rahatsız. 

- dutmak 1. İncitmemek, iyi dav- 
ranmak. 2. İkram etmek, ağır- 
lamak, ziyafet etmek. 

- geçmek, [- giçmek] Hoş vakit 
geçirmek, iyi yaşamak. 

- giçmek ^ - geçmek 

- itmek İyi yapmak. 

- kalemlik Yazı tahrif etme. 

- olmak 1. Huzura kavuşmak, ra- 
hat olmak. 2. iyileşmek. 

- vardui] İyi yaptın, 
hoşırak İyice, daha iyi. 
hoşimdi Eh artık, o halde, pekâlâ. 
hoşluk Tath, güzel, hoş. 
hoşmeri -> höşmerim 

höşmerim, [ hoşmeri ] Sulu kaymak 
ya da taze peynire un karıştırılarak 
yapılan bir yemek, höşmerim. 

hotaz Hotoz, sorguç. 

hovlamak Bağırarak şiddetle saldır- 
mak. 

[hoy] 

- kılmak Bağırarak şiddetle sal- 
dırmak. 

höbek Öbek, tepe. 



[hödük] 

- viriîiek Korku vermek, ürküt- 
mek. 

böl Yaşlık, nem. 
hösmek Susmak, 
[hû {Far.)] 

- abşdurmak Yakınlık kurmak, u- 
yuşmak. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek] 1. Alışmak. 
2. Huy edinmek. 

huğ Göçebelerin saz ve kamıştan 
yaptıkları çadır biçiminde baraka. 
[hııl^ {Ar.)] 

- okuşmak ICarı koca birbirine ay- 
rıldıklarını, boşandıklarını söyle- 
mek. 

hülaıımak, hulanınak, [huylanmak] 
Huy edinmek, adet edinmek. 

[hulk {Ar.)] ' 
—1 tar Tahammülsüz. 

humra ICavata, ağzı geniş toprak 
kap, toprak çanak. 

[hurd] 

- usanmak Hurdahaş olmak, kül 
ufak olmak. 

- uşatmak Parçalamak, hurdahaş 
etmek. 

[hurma] 

- koruğı Olmamış, ham hurma, 
[hûy (Far.)] 

- hû, [- u hû] Ahlak, tabiat, huy 
ve adet. 

- u hû -> — hû 

huylanmak -> hûlanıuak, hulanınak 
hürle Burçak türünden bir tahıl. 
Iıiirü Huri. 
hüşükdürmek Kışkırtmak. 



108 



I 



ıbbk Enenmiş hayvan. 

ıçğurmak Alç almak. 

ıçkiTik -^ mçkırık 

ıdüğı -> idügî 

ığralamak -> u'ğalamak 

ığramak -> ırgalamak 

ığrandurmak -> ırğandurmak 

ığranmak -^ ırgalanmak 

ığrıp Balık ağı, tuzak, hile. 

ıharmak Ihtırmak, deveyi çökertmek, 

oturtmak, 
ıhmak (Deve) Çökmek. 
ıkıldu İniltili ses çıkarma. 
ıkbğ -> ıkbk 

ıkbk, [ıkbğ] Rebap, ayaklı kemani. 
il Yıl, sene. 
ilan Yılan. 

ıldıramak — > yıldıramak 
ıldıratniak Parlatmak. 
ildir ildir Parıl parıl. 
ıldırım Yıldırım. 
ıldız ^ ılduz 
ılduz, [ıldız] Yıldız. 

— atılmak -> - düşmek 

- düşmek, [-atılmak] Yıldız akmak. 
-1 ışımak Şansı açılmak. 

ılgamak Dörtnala koşmak. 

ilgidir Geniş delikli kalbur. 

ılğım -^ ılğımşalğım 

ılğımşalğım, [alğımşalğım, ılgım, ıl- 

ğumşalğum, ilkim salkım, ılkum- 

şalkum] Serap. 
ılgın Ilıca, 
ılgınca şılğmca Hayal meyal, serap 

gibi. 
ılgıt ılgıt Hafif hafif esmeyi ya da 

akmayı anlatan bir bebrteç. 
ılğumşalğum -^ ılğımşalğım 



di Ihk. 

- söz, [ıbcak söz] Tath, yumuşak 
söz. 

ıbca, [ılıcak şu, ıbşıı, ıluşu] Sıcak su 

kaynağı, kaplıca, hamam. 
ıbcak Ihkça. 

- söz -^ ıh 

- şu -> ılıca 

ıbkdurmak Isındırmak, meylettirmek, 
rağbet ettirmek. 

ılımak Hafif ısınmak. 

ıhman Ibk, ılıkça. 

ıbşu -^ ıbca 

ılışucı Hamamcı. 

ıbtmak Hafif ısıtmak, ılıştırmak. 

ilki, [ılku, yıb, yılkı] 1. Hayvan. 2. 
At sürüsü. 

ılkımşalkım ^►ılğımşalğım 

ılku -> ilki 

ıltar -> yıltar 

ıluşu -^ ıbca 

[ımır yamur] 

söylemek Sözü geveleyerek, 

anlaşılmaz biçimde söylemek. 

ımızganmak, [mızğanmak] Uyukla- 
mak, azıcık uyumak. 

[ ımbk ] 

- itmek Horozu enemek. 
ımşağ Yumuşak, mülayim. 

ıncak Üzüntülü bir hal gösteren, a- 

cındıran. 
ıncğırık -^ ınçkırık 
ınckırik -^ ınçkırık 
mçğırmak -^ ınçkırmak 
ınçkırık, [ıçkırık, ıncğırık, ınçkırık] 

Hıçkırık. 
ınçkırmak, [mçğırmak, ınçkurmak] 

Hıçkırmak. 



109 



ınçkurmak 



mçkurmak ^ mçkırmak 
indi -> indî 

ınıkmak İtaat etmek, boyun eğmek. 
ııjrauıak ->■ agramak 
ııjranuıak -^ a g ramak 
ııjL'aşmak -^ aıjraşmak 
ıpar, [- yavşan, - yavşanı] Yavşan 
denilen güzel kokulu ot. 

- yavşan — > - 

- yavşanı ^ - 
ıpratmak Yıpratmak, eskitmek. 
ir, [ıru, yır] Nağme, hava. 
ıracıık Biraz uzak, uzakça, 
n-ağ -> ırak 
ırah — > u-ak 

- itmek -> ırak 
ırak, [ırağ, ırah, yırak] Uzak. 

- dutmak Uzak bulundurmak, u- 
zakl aştırmak. 

- düşmek Uzak kalmak, uzaklaş- 
mak. 

- eylemek, [ırah itmek, - itmek, 

- kılmak] Uzaklaştırmak. 

- gitmek Uzaklaşmak. 

- itmek ~> - eylemek 

- kılmak -> - eylemek 

- şağmçlu Uzak görüşlü, durendiş. 
uaklanmak Uzak olmak, ayrılmak, 

uzaklaşmak. 
ıraklaşdurmak Uzaklaştırmak, 
ıraklaşmak Uzaklaşmak, 
ıraklık Uzaklık. 

ıraksmmak Uzak saymak, uzak gör- 
mek. 
ıramak, [yıramak] Uzaklaşmak, ay- 
rılmak, uzakta kalmak, uzamak, 
ıranmak -^ ırgalanmak 
ırğadhcak Küçük ırgatlık işi. 
ırgalanmak, [ığranmak, ıranmak, ir 
ğanmak, u-kanmak] Sallanmak, ki 
mıldanmak, salmmak. 
ırgamak -> ırgalamak 
ırğandırmak, [ığrandırmak] Salla- 
mak, kımıldatmak. 



u-ganmak ^ırgalanmak 

ırğar Ilgar. 

ırılmak 1. Ayrılmak, uzaklaşmak, u- 

zaklaşıp kaybolmak. 2. Yorulmak, 

yorgunluk duymak. 
irim -^ irim 

mşmak 1. Yorulmak, bunalmak, ba- 
yılacak duruma gelmek. 2. Çabm 
satmak, kurulmak, öğünmek. 
ııkalamak -> ırgalamak 
ukanmak -> ırgalanmak 
ırlağau -^ ırlayıcı 
ırlama Teganni. 
ırîamak, [yırlamak] Şarkı söylemek, 

teganni etmek. 
ırlaşmak Birlikte şarkı söylemek. 
ırlatmak Terennüm ettirmek, şarkı 

söyletmek. 
ırlayıcı, [ırlağan, yırlayıcı] Şarkı söy^ 

ley en, okuyan, hanende. 
ırmacuk Küçük ırmak. 
ırmak 1. Ayırmak, cüda kılmak. 2. 

Ayrılmak, geçmek, uzaklaşmak. 
ırmau Gammaz, kovucu. 
ırsuzm Sessizce. 
ıru ->- ir 

- yoh Terennüm tarzı, nağme usu- 
lü. 

ısıcak, ışıcak, [ıssıcak] 1. Sıcak. 2. 
Sıcaklık, hararet. 3. Hamam. 

- kanlu Sıcak kanlı, cana yakm, 
I . sevimli. 

- yüz Güler yüz, yumuşak yüz. 
ısıcakla 1. Sıcakken. 2. Sıcağı sıca- 

ğma, arasını soğutmadan. 
ısıbklu Sıcak, hararetli. 
ısırgı, ışırğı, [ışırğıı] Yılancık haeta- 

bğı. 

ışırğu -> ısırğı, ışuğı 

ısıtan Hardal. 

ısıtma, ısıtma 1. Sıtma. 2. Hastalık 
ateşi. 

ısız -» Î8İİZ 

ısızlık -> Isüzlik 



110 



ızkar 



ıslı -> isli 

ısmarlamak, ısmarlamak 1. Teydi et- 
mek, emanet etmek. 2. Tenbih et- 
mek, tavsiye etmek. 

ışra -> aşra, asra 

1981 1. Sıcaklık, hararet. 2. Sıcak. 

- dam Hamam. 

- eylemek Isıtmak. 

- olmak Isınmak. 

- ot Biber. 

- şovuk İyi ve kötü günler. 

- sözlü Tath, yumuşak sözlü. 

- ton Kış giysisi. 

- vurmak Sıcak geçmek, sıcak vur- 
mak. 

- yel Gündüz ya da gece esen sıcak 
rüzgâr. Arapçada gündüz esenine 
semûm, gece esenine harûr denir. 

ıssıcak -> ısıcak, ışıcak 

ışşıbk -> issilik 

ıssıtmak Isıtmak, kızdırmak. 

ıstar Dokuma tezgâhı. 

ısuz, ışuz -> isüz 

ısuzlık, ısuzhk — > isüzUk 



ışalak Parlak, ışıldayan. 

ışalamak -> ışılamak 

ışık (I), [ışıkhk] 1. Demir başhk, 

miğfer. 2. Parlak, güzel yüzlü. 3. 

Aydınlık, parlaklık. 

- urmmak Miğfer giymek. 

ışık (II), [- mezheb] Bektaşi dervişi. 

- mezheb -> - (II) 
ışıkhk -> ışık (I) 

ışılamak, [ışalamak, ışüaşnıak, ıs- 
lamak] Işıldamak, parddamak. 

ışılaşmak -> ışılamak 

ışımak 1. Işık vermek, ışığını göster- 
mek, parıldamak. 2. Aydınlanmak. 

ısıtmak Parlatmak. 

[^ışk (Ar.)] 

- eri Gönül sahibi, âşık. 
ışkın Filiz, sürgün. 
ıslamak -> ışılamak 

ıvkar Gulyabani, cin, şeytan. 

ızğar, [ızkar] Cimri, hasis. 

ızğm Tanelerinden beziryağı çıkarılan 

bitki, kenevir tohumu, 
ızkar -> ızğar 



111 



i 



i' [iy (I)] Ey lıey. 

ibibik -^ ibik 

ibik, [alacaibik, ibibik, ibiklü, ibük] 

Çavuşkuşu, hirthüt. 
ibiklü -7» ibik 

ibli İmalı, kinayeli, temelsiz. 
[•^ibret (Ar.)] 

- eylemek İbret almak. 

ibrim ibrîm İbrişimle süslü, ibrişim- 

li. 
ibük -> ibik 
[İÇ] 

- ağrısı Karın ağrısı, dizanteri. 

- ara Gizli, kendi aralarında, 

- bwmak Karın ağrımak, sancı- 
lanmak. 

- edil^, [- edügi, - edük] Kısa 
konçlu ayakkabı, mest. 

- edikci Mestçi. 

- edügi -> - edik 

- edük -^ - edik 

- geçiirmek, [-ini geçürmek] İs- 
hal vermek, ishal etmek. 

-i eğri Kötü kalpli, içinde kötü ni- 
yeti olan. 

-i geçmek -^ -i gitmek 
-i gitmek, [-İ geçmek] İshal ol- 
mak. 

-i göynümek -> -i göyümnek 
-i göyünmek, [-i göynümek] Yü- 
reği yanmak, mustarip olmak. 
-i kai-a Kötü kalpli. 
-i kopmak Çok heyecanlanmak. 
-in bağlamak Peklik vermek. 
-ini geçürmek -> - geçürmek 
-ini yürütmek -> -i yürütmek 
-in ötdürmek Göğsünden hınltıh 
ses çıkarmak. 



-İM tokımak Solumak. 
-i .sürmek İshal olmak. 
-i taşmak Çok bunalmak, dayana- 
maz duruma gelmek. 
-i tolmak Ağlayacak hale gelmek. 
-i yatlu Kötü düşünceli. 
-i yürütmek, [-ini yiü-ütmek ] İs- 
hal vermek. 

- karaıtmak Ümitsizliğe düşmek. 

- ton Don, iç pantolonu. 

- yâr, [için yâr, için yâren] Sa- 
mimi dost, candan arkadaş. 

içegü Kann boşluğundaki organlar 

ve bağırsaklar, 
[içeri] 

- şailmak İçeri sokmak. 
içerlenmek İçer gibi görünmek. 
içerü İçeri. 

-den - İçten içe, iç içe. 
içgü İçki. 

- itmek İşret etmek, içki içmek. 
içikmek Aman dilemek. 
içimlü İçilebilen, içilecek durumda 

olan. 
içüı 1. Gizli, gizlice. 2. Has, özge. 3. 
İçinden, içten, yürekten. 4. İçin- 
de. 

- yâr -> iç 

- yâren -> iç 
içinde 1. -de, ... konusunda. 2. Es- 
nasında, vaktinde, arasında. 

içinmek İçmek, kendi kendine içmek. 
içişmek Karşılıklı içmek. 
içit İçilecek şey. 
[içki] 

- eylemek İçki ziyafeti vermek. 
içkici, [içküci] Sarhoş, ayyaş. 
içküci -> içkici 



112 



içlik Gömlek üstüne giyilen bir çeşit 

yelek. 
içmezlenîîiek İçmez görünmek. 
içre İçinde, arasında, içine, ... vak- 
tinde, -de. 

çÜM 1. İçin. 2. ... diye, amacıyla, 
idegen Edici, eden, çok eden. 
iderlenınek Eder gibi, yapar gibi gö- 
rünmek. 
idigi -> id ligi 
idiîimek Yapınmak. 

dügi, [ıduğı, idigi] Olduğu. 

g (I) Verem, ince ağrı. 
ig (I) Eksen. 

gdin -> yiydin 

- olmak -> yiydin 

ginik Buruntıüu ishal, dizanteri. 
iginmek Ilcmmak. 
.girmi -> yigirıai 
ıgit -> yiğit 
igitlik Yiğitlik. 

iglesnek, [iylemek] Hastalanmak, has- 
talık getirmek. 
iglü Dertli, gamlı. 
[iğne] 

- yurdı -> - yurdusı 

- yurdusı, [- yurdı] iğne deliği. 
iğnelik İğne kabı, iğnedenlik. 
iğrengen Her şeyden iğrenen. 
igseri -> egseri 

igsi -> eğsi 

İh İnleme sırasında çıkan ses. 

ihi Gülüp alay etme ünlemi. 

ikdi -> ekti 

ikdii -> ekti 

[ iî^] 

- arslanlar İki aslan. 

- bir itmek Tereddüt etmek. 

- böliildik İkilik, tefrika. 

- dillii İki yüzlü, münafık. 

- eli kanda bulunmak Çok büyük 
günah işlemek. 

- gözİMİ dörd ilinek Gözünü dört 
açmak. 



- gözler İki göz. 

, [ikin ikin] İkişer ikişer. 

- kardaşlar İki kardeş. 

- kat olmak Eğilmek. 

- sözlü Birbirini tutmaz sözler söy- 
leyen. 

- tağlar İki dağ. 

- yarılmak İkiye bölünmek, iki 
parça olmak, ikiye ayrılmak. 

- yutmak Yırtarak ikiye ayırmak. 
— yle İkisiyle. 

- yüz İki yüzlü. 

- yüzlerinde İki yüzünde. 
ikiledin -> ikileyin 
ikilemek İkinci kez söylemek. 
ikileyden -> ikileyin 
ikileydin -> ikileyin 

ikileyin, [ikiledin, ikileyden, ildley- 
din] 1. İkinci kez, ikinci olarak. 2. 
Ondan sonra. 

ikiîiç İkinci, ikinci olarak, bu kez. 

ikin ikin -^ iîd 

ikirciklik -» ikircinlik 

ikircinlik, [ikirciklik] Tereddüt. 

[ikişer] 

- yüz kırkar İki yüz ku-kar. 
ikiz Bir çift, aynı cinsten iki tane. 
ikti -> ekti 

iktii -> ekti 

il (I), [el] 1. Memleket, ülke, yurt, 
diyar, iklim, vilayet. 2. Halk, aha- 
li, kendisine yabancı olanlar, baş- 
kası. 3. Hısım, akraba, yabancı ol- 
mayan, dost. 4, Oba, aşiret. 

- açmak Ülke fethetmek. 

- başmak Bir ülke üzerine yürü- 
mek. 

- eri Zabıta gücü. 

- eylemek Barış yapmak. 

- gün Memleket, halk. 

- issi Vali, hükümdar. 

- kavmi Memleket halkı. 

- kayıran Üstüne gerek olmadığı 
halde halkın işiyle uğraşan. 



113 



- olmak Barış içinde bulunmak, 
dost olmak. 

- ortası Halkın arası, herkesin or- 
tası. 

- urmak Memleket yağma etmek. 

- yazıcı Emlâk yazım memuru. 
il (II) Yel, rüzgâr. 

ilbiz Cin, şeytan. 

ilboy 1. Ahali, halk. 2. Kabile. 

ildirmek ^ ildürınek 

ildürmek, [ildirmek] Değirmek, do- 
kundurmak, iliştirmek. 

ile 1. İçin. 2. -e. 

iledim Bir işi sürekli yapan, müdavim. 

iledimlik Bir işi sürekli yapma, mü- 
davemet. 

il eğen Leğen. 

ilem -> ilen 

ilemek Mesken edinmek, il tutmak. 

ilen, [ilem] île, birlikte, -leyin, -le, 
-likle. 

ilenç, [yilenç] 1. Beddua. 2. Ahar- 
lama. 

- itmek, [- virmek, ileniş itmek] 
Beddua etmek, küfretmek, kötü 
söylemek. 

- virmek -> - itmek 
[ileniş] 

- itmek -> ilenç 

ilenmek Beddua etmek, küfretmek, 

kötü söylemek. 
ileri -> ilerü 

- geçenler -> ilerü 

- gelmek -> ilerü 

- iletmek -> ilerü 

- zaman -> ilerü 
ilerki -> ilerüki 
ilersiik Uçkur. 

ilerü, [ileri] 1. Önce, evvel, mukad- 
dem. 2. Önceki, eskisi. 

- çekmek İlerletmek, yükseltmek. 

- dutmak, [- tutmak] 1. İleri sür- 
mek, öne sürmek, teklif etmek. 2. 
Üstün saymak. 



- geçenler, [ileri geçenler, - gelen- 
ler, ilerüldler, ilerüler] Geçmişteki 
kişiler, eslaf. 

- gelenler -> -- geçenler 

- gelmek, [ileri gelmek] 1. Or- 
taya çıkmak, öne çıkmak, meyda- 
na gelmek. 2. İlerlemek, yüksel- 
mek. 

- getürmek 1. Ortaya getirmek, 
meydana koymak. 2. İleri sürmek, 
ortaya atmak. 

- iletmek, [ileri iletmek] İleri ge- 
tirmek, devam ettirmek, başa çı- 
karmak. 

- tm^-mak Beri gelmek, ortaya çık- 
mak. 

- tutmak -> - dutmak 

- varmak İleri yürümek. 

- yollı Mevkice yüksek olan. 

- zaman, [ileri zaman, ilerüki za- 
mâu] Eski zaman, geçmiş zaman. 

ilerüki, [ilerld] Önceki. 

-den Öncekinden, eskisinden. 
-1er -> ilerü 

- zaman -> ilerü 
ilerülek Az ileri. 
ilerüler ^- ilerü 

ilerüi'ecük Azıcık ileri, biraz ileri. 
ilerürek Daha önce, daha ileri. 
iletdürmek Göndertmek, götürttür- 

mek. 
iletmek, [eletmek, iltmek] Götürmek, 

yerine ulaştırmak, eriştirmek. 
iley Huzur, ön, kat, yan, karşı taraf. 

-ini almak Yolunu kesmek, önüne 

çıkmak. 
ilgi -> ilgü 
ilgin -> elgin 
ilgü, [ilgi] Engel, mania. 
[ilik] 

-i kurımak Çaresizlik içinde bu- 
nalmak. 

-i şu olmak Bitkin hale gelmek. 
ilikmek Su durgun hale gelmek. 



114 



ınGeagrı 



ilikıneıı Şamdan. 

iliman Liman, gemi sığınağı. 

ilinıuek 1. Takılmak, takılıp kalmak. 
2. İlişmek, dokunmak, temas et- 
mek. 3. İlgilenmek, ilgi göster- 
mek. 

ilinti Teğel, ilmik. 

[ ilişikli] 

- söz imalı, nükteli söz; iftira. 
ilişir İlişik, alaka. 

ilişken Yapışkan Imyln, sırnaşık. 

ilk İlkin. 

ilkirek En önce. 

iUemek İl edinmek, yurt edinmek. 

iUeşmek Barışmak, sulh yapmak. 

illik 1. Barışıklık, dostluk, sulh, için- 
de olma. 2. İtaat, hoyun eğme. 3. 
Memleket malı, beylik. 

illü Memleket halkı, yurttaş, yerli 
halk. 

ilme 1. Teğel. 2. İlmik, düğüm, iğre- 
ti düğüm. 

ilmek (I) Dokunmak, geçmek, iliş- 
mek, etkilemek, tutulmak, takıl- 
mak. 

ilmek (II) İğreti düğüm, ilmik. 

iltilmek Götürülmek. 

iltmek -> iletmek 

im (I) İç donu, don. 

im (II) İşaret, nişan, parola. 

-i bir Aralarında gizli anlaşma bu- 
lunanlardan her biri. 
-i bir itmek Birlikte hareket etme- 
yi gizlice kararlaştırmak. 

[imâm (Ar.)] 

- yiri Mihrap. 

imdi Şimdi, artık, o halde, öyleyse. 
imden gerü -> imden girü 
imden girü, [imden gerü, imden 
şoijra] Bundan sonra, bundan böy- 
le, şimdiden sonra. 
imdeu şoıjra -> ünden girü 

ime, [- geyik, - keçi, - keçisi] Dağ- 
keçisi. 



- geyik -> - 

- keçi -> - 

- keçisi — > - 

imece, [imecij Birçok kişinin bir iş 
için toplanıp elbirliği yapması, 

imeci -> imece 

imeklemek Emeklemek, insan dört 
ayakhlar gibi yürümek, 
-e gelmek Çocuk yürüme çağına 
gelmek. 

imekletmek Emekletmek. 

imik Yeni doğmuş çocuğun tepesiyle 
alnı arasında, kemiklerin kavuşa- 
cağı yerdeki açıklık, bıngıldak. 

imisse — > imişse 

imişse, [imisse] Olsaydı, idiyse. 

imrence -> imren ç 

imrenç, [imrence] İmrenilen şey. 

in Hayvanların kulaklarına yapılan 
işaret. 

inağ -> inak 

inah -> inak 

inak, [inağ, ina^ı, yınakj 1. Kendisi- 
ne inanılan ve güvenilen kimse, mu- 
temet. 2. Kendisini emniyette bi- 
len. 

inaklamak Güven göstermek. 

inam 1, İnanılmış, güvenilmiş, emin, 
mutemet. 2. İtimat, emniyet, gü- 
ven. 

inamlık 1, İtimat, emniyet, emirdik, 
doğruluk. 2, Teminat. 

- berkitmek Güveni sağlamak. 
inamlu Emniyetli, emin. 
inamsuz Hain. 

inanca Emniyetli, emin, mutemet. 
inanğan Çabuk inanan. 
[ inanmak] 

- gereksin İnanıriahsın, inanman 
gerektir. 

inanmazlanmak İnanmaz görünmek, 

inanmaz durum almak. 
ince Dikkatle, dikkatlice, 
inceağrı, [ince^astahk] Verem. 



115 



încehastalık 



incehastalık — > inceağn 

incerek İncecik, narin, zayıfça. 

incidinilnıek İncidilmek. 

incik -> incük 

inciklii incinmiş, gücenmiş olarak. 

incîmek 1, İncinmek. 2. Zahmet çek- 
mek, yorulmak. 

îr) cirj Sessiz, sakin, bomboş, ıssız. 

İBCİnişmek Birbirinden incinmek. 

incirkuşı Sarıasma. 

[incitmek] 

- itmek İncitmek. 

incük, [incik] Dizkapağı ile topuk 
arası, bunun topuğa yakın olan kıs- 
mı. 

inçge İnce. 

inçü Esir, kul. 

indemek -> ündemek 

indi, [mdı] Şimdi. 

indürmek 1, Kısmet vermek, rızık gös- 
termek. 2. Alçaltmak, küçültmek. 

inegimşağma -> elegimşağma 
ineğim sağmal, inegimsağmal -> ele- 
gimşağma 
in emek -> enemek 
irjen, [irjende] Çok, pek, daha çok, 
gayet, ziyade. 

- katı Pek çok, çok fazla. 
inenmek -> enenmek 

il] ez -> il] eze 

irjeze, [irjez, irjize] Zayıf, halsiz, has- 
ta. 

ingil Koyun ve kuzunun boynuna ge 
çirilen tasma. 

ini Küçük kardçş. 

- itmek İnlemek. 
irjil Yavaş. 
irjildemek İnlemek. 
iijildü İnilti. 

iijilemek İnlemek, sızlanmak. 
iıjil irjil İnleye inleye, inim inim. 
iijirti Homurtu, homurdanma. 
ii)ize -> i^eze 



[inli boranlı] 

olmak İnler, ağlar halde bu- 
lunmak. 

inmek IConuk olmak. 

irjremek Çınlamak, ses vermek. 

insüzlik Issızhk. 

iıjü, [il) i] inilti. 

[ip] 
-e urmak İpe takmak, dizmek. 
-i çürîilc Sözüne güvenilmeyen, ka- 
rarında durmayan. 
-ini uzatmamak Serbest, başı boş 
bırakmamak. 

-i uzım dutmak Ölçüsüz hareket 
etmek, ileri gitmek. 

iplicek Uyluk kemiğinin başındaki 
sinir. 

ipücik Bacaklarda çıkan bir çeşit çı- 
ban, filariyose. 

[iplik] 

- işlemek İp eğirmek. 

- ncı İp ucu. 
ir -> er (II) 

- iken Erkence, erken erken. 
ii'demek, [irtemek] Araştırmak, ince- 
lemek, denetlemek. 

irden -> erden 

iremik Dişilik organı bitişik olan ka- 
dın. 
irende Rende. 
irenk Renk. 
irgirmek -> irüı-mek 
irgüi'mek -> iı-ürmek 
iri Kaba, sert, katı, kaim. 

- hulıı, hülu Sert, haşin, kaba. 

- hûy Kötü huy. 

- söz Sert, kaba, ağır söz. 

ii'ilcek Anjin, boğaz şişmesi. 

irileşmek Sert davranmak, sert ko- 
nuşmak. 

irilik I. Serthk, kabalık, katdık, ha- 
şinlik. 2. Şişlik. 
irilmek -> erilmek 
irim, [ınm] Sokak, dar sokak. 



116 



Isteşmek 



irişmek -^ erişmek 

irişKiiş -^ erişmiş 

irkeç ^^ erkeç 

irkek Erkek. 

irki -> erki 

irkilmek 1. Birikmek, toplanmak, yı- 
ğılmak. 2. Çekinmek, tereddüt et- 
mek, duraklamak. 

irkiadi -^ îrkindü 

irîdndii, [irkindi] Toplanmış, birikmiş 
şey. 

irkmek Toplamak, biriktirmek, yığ- 
mak. 

innek -^ er.î5îek 

ii'te, [erte] Ertesi, gelecek sabah, şa- 
fak sökme zamanı, yarın. 

- ağarmak, [erte ağarmak, erte 
çiköîak, erte doğmak, erte }iri ağar- 
mak, - çskmak, - doğmak, - yiri 
ağarmak] Şafak sökmek. 

- aklığı, [erte aklığı, erte yiri ak- 
lığı, erîe yiri aydınlığı, - yiri aklı- 
ğı, - yiri aydınlığı] Şafak aydın- 
lığı, fecir. 

- aşiirı güîi öbür gün. 

- çıkmak -^ - ağarmak 

- doğîîiak -> - ağarmak 

- gice Saljab akşam, gece gün- 
düz. 

- gÜH Ertesi gün. 

- ıldi2i -^ - yıldızı 

- ılduzı -^ - yıldızı 

- irtesi Öbür gün, daha öbür gün. 

- namazı, [erte ııamâzs] Sabalı 
namazı. 

- yıldızı, [- ıMızı, - ılduzı] Sabah 
yıldızı. 

- yiri ağarmak —^ - ağarmak , 

- yiri aklığı -> - aklığı 

- yiri aydınlığı -^ — aklığı 
iıteld Yarınki, ertesi. 

îitelemek, [ertelemek] Sabahlamak, 

geceyi arkada bırakmak. 
[irtelü] 



- giceiii Sabahlı akşamlı, sabah ak- 
şam. 

irtemek -^ îrdemek 

irtesi, [ertesi] Ertesi gün. 

iriii'gen Çok eriştiren. 

iriirmek, [ergirmek, ergürmek, irgir- 
mek, irgürmek] Ulaştırmak, eriştir- 
mek. 

iryet Raiyet, ahali, halk. 

is, [issi] Sahip, malik. 

isik İnce uzun yol şeklindeki sel ya- 
rıntısı ya da kurumuş dere yatağı. 

- yir Çukur yer. 

isiz -^ İ8ÜZ 

isizlik -^ isüzlik 

iskemii, [iskemlü] İskemle, kürsü. 

iskemlii -^ îskemH 

iskeîi İskete. 

İslâmbol İstanbul. 

isK, [ışlı]r^amur, bayındır. 

[islüj 

- îssîne Kendi sahibine. 
isnemek Esnemek. 

ispir Şahinden sonra avcı kuşların en 

güçlüsü ve değerlisi. 
issi -> is 
issjlilc, [ışşJık] 1, Sıcaklık, hararet. 

2. Vücutta sıcaktan çıkan sivilce. 

İSSÜZ -^ İ8ÜZ 

istedmek Aratmak, taharri ettirmek, 
[istekli] 

- olmak İstemek. 

istemek 1. Aramak, araştırmak. 2. 
Beklemek, gözetmek, kollamak. 3. 
Sormak, tahkik etmek. 
istemelii olmak Arayacak olmak, 
aramak istemek. 
ister olmak İsteyici olmak. 
isteyü gitmek İstemekte, aramak- 
ta devam etmek. 

isteyü varmak Araştırmaya koyul- 
mak, araştırarak gitmek. 

istenmek İstemek, aramak. 

istesmek Birbirini £iramak. 



117 



isteyiksÖB 



isteyiksüz İsteksiz. 

isüz, [işiz, ısıız, ışuz, isiz, issüz] Boş, 
tenha, sahipsiz, ıssız. 

îsüzlik, [ısızhk, ısuzhk, ışuzlık] 1. 
Tenhabk, yalnızhk, ıssızlık. 2. Is- 
sız, tenha, boş. 

iş (I) 1. Eş, arkadaş. 2. Denk, ben- 
zer. 

iş (II) Hal, durum, vaziyet. 

- açılmak Sorun çözümlenmek. 

- başa çıkmak, [- başa irmek, - 
başa varmak] İş bitmek, sona er- 
mek, sonuçlanmak. 

- başa irmek -» - başa çıkmak 

- başa varmak -> - başa çıkmak 
-den kalmak İşlemez hale gelmek. 

- düşmek Olay meydana gelmek. 

- düzeni İş yapılan, iş düzenlenen 
yer. 

-e gelmek İşe yaramak, fayda ver- 
mek. 

- elden gitmek İş işten geçmek. 

- eri İş adamı, iş ehli, elinden iş 
gelir, iş başaran. 

-e sımmak İşe başlamak, 
-e yil iletmek İşi soğutmak, unu- 
tuvermek, işi aksatmak, savsakla- 
mak. 

- eylemek -> - itmek 

- geçmek Kötülük yapmak. 
-i altım İşi yolunda. 

-i bağlanmak İşi güçleşmek, ya- 
pılamaz hale gelmek. 
-i başa iltmek, [-1 basma iltmek, 
-ini başa iltmek] İşi bitirmek, so- 
nuçlandırmak. 

-i basma iltmek ~> -i başa iltmek 
-i dönmek İşi bozulmak, şansı dön- 
mek. 

-ini altım eylemek -^ -ini altım 
itmek 

-ini altım itmek, [-ini altım eyle- 
mek] İşini yoluna koymak. 
-ini başa iltmek -^ -i başa iltmek 



-ini bitürmek Hayatına son ver- 
mek, öldürmek. 

-ini düzmek İşini yoluna koymak. 
-ini kayurmak Öldürmek. 
-in sürmek İşini ilerletmek, yürüt- 
mek. 

-i şağ eylemek ~> -i sağlamak 
-i sağ itmek ~> -i sağlamak 
-i sağlamak, [-1 şağ eylemek, -i 
sağ itmek] İşi yoluna koymak. 

- issi 1. Emir ve ferman sahibi. 
2. İş sahibi, iş veren. 

- itdürmek İş yaptırmak, çahştır- 
mak. 

- itmek, [- eylemek] 1. Kötülük 
yapmak. 2. İş yapmak, bir şey 
yapmak. 3. Adet etmek. 
-i uz olmak İşi yolunda gitmek. 

- şol düşmek İş tersine gitmek. 

- sürmek İş yürütmek, iş üzerinde 
çalışmak. 

- sürüci İş kovuşturan vekil. 

- ucı Sonuç, netice. 

- uçma yapışmak, [- ucı tutmak] 
Bir iş yapmaya başlamak. 

- ucı tutmak -» - uçma yapışmak 

- üzerine olmak İşe sürekli çabş- 
mak. 

- yegilenmek Yeni olay meydana 
gelmek. 

işbaşı Âmir, şef. 
işbu -^ uşbu 

- ara -» uşbu 
> uşbu 

işbula ~> uşbula 
işbular -> uşbular 
işbu r) a -> uşbıırja 
işbunda -> uşbıuıda 
işbundan ~> uşbundau 
işbum -> uşbum 
işbunları ~> uşbunları 
işbımui] ^ uşbunuıj 

- bigi -> uşbımur) 

- gibi ~> uşbunui] 



118 



işbunuzla -> uşbıınugla 

işegen Çok işeyen. 

isek Eşek. 

işgeve Saç üzerinde pişirilen mayasız 
ekmek. 

işik Eşik. 

işirgenmek -> esirgenmek 

işitdürmek Dinletmek. 

işitdüri söylemek Duyuracak şekil- 
de söylemek. 

işitgen İyi işiten. 

[işitmek] 

işidii durmak işitmekte bulunmak, 
sürekli işitmek. 

işitmeze urmak Duymuyormuş gi- 
bi davranmak. 

işitmezlenıuek Duymazlıktan gelmek. 

işkelek Heybe ağzını kapamaya ya- 
rayan, karşılıklı halkalardan her 
biri karşısındaki halkaların içerisin- 
den geçirildikten sonra bunların or- 
talarına sokulan ağaç. 

[işkil] 
- almak Şüphelenmek, şüpheye 
düşmek. 
-e varmak Şüpheye düşmek. 

işkiUemek Şüpheye düşürmek, şüp- 
he vermek. 

işlemek 1. Yapmak. 2. İmal etmek, 
yapmak. 3. çalışmak. 4. Etkile- 
mek. 

-den kesilmek İşlemez hale gelmek. 
işleyesi olmak Yapmak istemek, 
yapacak olmak. 

işleyi gelmek Süreldi olarak yap- 
mak. 

işlenmek Kendisi için iş, görev edin- 
mek. 

işletmek 1. Yaptırmak. 2. Çalıştır- 
mak. 3. Saplamak, derinliğine ge- 
çirmek. 4. Yaptırmak, imal et- 
tirmek. 

işlük İş yeri, çalışılan, iş yapılan yer, 
ticarethane. 



işnıek İçmek, 
[it] 

- cânlu Zahmet ve sıkıntıya çok 
dayanır, yorulmak bilmez. 

- y edici -> itçi 
itazusı Köpekdişi. 
itburuı Yabani gül. 

itçi, [it yedici] Osmanlı saraylarında 
av köpeklerine bakan kimse, sek- 
ban. 

itdirseği Arpacık, gözkap ağında çıkan 
sivilce. 

iti, [yiti] 1. Sert, keskin, şiddetli. 
2. Şiddet, keskinlik, sertlik. 

- gögüllii Tez canlı. 
itik -> yitük 

itirmek -> yitürmek (I) 

[itmek (I) ] 

ide gelmek Etmekte buhınmak, sü- 
rekli olarak yapmak. 
idüp kalmak Yapmak. 
itmelü eylemek Edecek duruma 
getirmek, etmeye zorlamak. 
itmeseyüz Etmeseydik. 

itmek (II) -> eyitmek 

itneşmek İtişmek, tepişmek, uğraş- 
mak. 

itüri itiiri Sert sert. 

itüi'mek -> yitürmek (I) 

ityavsası Atsineği. 

iv 1. Ev. 2. Yiv, deriz. 

ivdirinilmek Tacil edilmek. 

ivdirmek, [evdirmek, evdürmek] Ace- 
le etmesi için sıkıştırmak. 

ivecek, [îvecer), iveciik] 1. Aceleci. 
2. Acele edilmesi gereken (iş). 

iveceklik, [ivecenlik] Acelecilik. 

ivecer) -> ivecek 

ivecenlik -> iveceklik 

iveciik -> ivecek 

ivedi, [evedi] Acele. 

ivegen Aceleci. 

ive ive, [eve eve] Acele acele, koşa 
koşa. 



119 



İTek 



ivefc Müstacel, acele. 

ivetîemek, [evetleiBek ] Acele etmek. 

ivici Acele eden, aceleci. 

ivik Kızak. 

ivîş Acele, şitap. 

ivişmek, [evişmek] Acele etmekte 
yarışmak, hep birden acele et- 
mek. 

ivinek, [evmek ] Acele etmek. 

iy (I) -> i 

iy (H) ^ ay (I) 

- demiirî -> ay (I) 
iye ->■ ey e 

iyegii -> eyegii 
iyi -> yiyi 
iyimek -> yiyimek 
iyitmek -> yiyitmek 
iylemek ->■ iglemek 
iyii -> eyü 

- varmak -^ eyü 
[iz] 



- azıtmak Yolu kaybetmek. 
-i duyulmak İzi bulunmak 

-in başmak, [-ine basmak ] Birinin 
yolunda gitmek, izinde olmak, iaini 
izlemek. 



-me öasmak -> -in 
-ine uymak Birinin izinde yürü- 
mek. 

-ini azıtmak İzini kaybetmek. 
-ini çalmak İaini yoklamak, izini 
aramak, izlemek. 
-iîîi izlemek -> izîeînek 
-in izlemek -> izlemek 

- islemek -> izlemek 

- sürmek İzine bakarak gittiği yo- 
lu bulmak. 

izdemek İaini takip ederek araştır- 
mak. 
izlemek, [-ini izîemefc, -in izlemek, 

- izlemek] İzi sıra gitmek, takip 
etmek, izinde yürümek. 



120 



kab -> kap 

-1 tar Her şeyden abnıp çabuk 
kızan. 

- kac Kap kaçak. 

kaSîa Büyük, iri, kocaman. 

- diz But. 

kabak (I) Gözkapağı. 

kabak (lî) İçki kadehi, şarap tası, 

şarap kabı. 
kiabak (IIî) Boynuzsuz; koyun, 
kabakıüak, [- desti] Büyük testi. 

- destî -> - 

kabakuşiık Öğleye yakın olan kuşluk 
zamanı. 

kabalak Serpuş. 

kabarcık Yanıkara, şarPjon. 

[ kabar kabar] 

olmak Yer yer kabarmak. 

kabarmak Büyümek, şiddetlenmek. 

kabauyluk But kemiğinin yeri. 

kabayel Güneyden esen rüzgâr, lodos. 

kabcuk -> kapçuk 

kabran Hareketten kalmış, uyuşuk. 

kaburcak, [kaburcuk, kapurçak] Ko- 
ku kutusu, küçük misk kutusu; 
kutu. 

kaburcıık -> kaburcak 

[ kaburga] 

- zırh Kimi kumaşlara demir hal- 
kalar kaplanarak yapılan zırh. 

kabzamak Kaplamak. 
kaç Kaç kez. 

kaçağau 1. Kaçak, kaçkın. 2. Kaçı- 
nan, uzaklaşmak isteyen. 
[ kaçak] 

- yîr Kaçılacak yer. 
[ kaçamak] 

- göstermek Savaşta güçlü olduğu 



halde düşmanı aldatmak için ken- 
dini kaçar gibi göstermek. 
kaçan, [ha çan] Ne zaman, ne zaman 
ki, her ne zaman, vaktaki, nasıl, ne 
suretle. 

- ise, [kaçaıısa] Ne zaman olsa, 
ne vakit olsa. 

kaçansa -> kaçan 

kaçarlanmak Kaçar gibi davranmak. 

kaçğıuî, [kaçğuGcı, kaçkm, kaçkun, 

kaçkuîîcı] Kaçak, firari, 
kaçğuncı -> kaçğım 
kaçık Eğri, çarpık, 
kaçkm -> kaçğuîi 
kaçkun -> kaçğun 
kaçkımcı -> kaçğıtn 
kaçmak Koşmak, seğirtmek, 
[kada (^^Ar. kaza')] 

-sın almak Birine gelecek kaza, 

öbürüne gitmek. 
]çadamîîak Pekişmek, yerleşip kalmak. 
kadar Az, biraz, azıcık. 

- vaki Az bir zaman, 
kadarca Kadarcık; az miktarda, 
[kadem (Ar.)] 

- basmak Ayak diremek, inat ve 
ısrar etmek, azmetmek. 

- urınak Yapmaya girişmek. 
kaderlenmek Takdir etmek, mukad- 
der lalm ak. 

[kadı (^ Ar. kâdî)] 

- bitişi Mahkeme ilamı, hüccet, 
kadîlaşmak İki taraf hakim önüne 

çıkmak, mahkemelik olmak. 
kadmcık Hammefeııdi. 
kadmtuzlığı Oğlanaşı da denilen 

zamk. 
kadıotı Hindiba. 



121 



kafa 



[kafa (<--Ar. kafa)] 

- çanağı Kafatası. 
[kâfiı- (Ar.)] 

- karlağîîcı Baykuş türünden Lir 
kuş. 

kağau, [- arslan] Kızmış, kükremiş, 
çok öfkeli (aslan, kaplan). 

- arslan -> - 
kağıMı Gürültü. 

kağırmak (I) Balgam çıkarmak için 

öksürmek, 
kağu-nıak (II) ~> kayırmak 
kağşak Parçaları gevşeyip dağılacak 

kale gelmiş, kağşamış, 
kağşamak, [kalışamak, kahşaşraak ] 
Bir şeyin j)arçaları gevşeyip dağı- 
lacak hale gelmek, 
kağşatmak, [kağşatmak] Bir şeyin 
parçalarını gevşetip dağılacak hale 
getirmek. 
kakalamak Gagalamak. 
kahlamak Kurutmak, kadit haline 

getirmek, 
kalıma k ~> kakmak 
kalışamak -> kağşamak 
kahşaşmak -> kağşamak 
Içahşatmak -> kağşatmak 
kak (I) 1. Elma, armut, kayısı gibi 
mey valarjn kurusu. 2. Kadit, ku- 
rutulmuş et. 
kak (II) -> kaklık 
[kak (III)] 

- şoıjra En sonra, 
kakığan Öfkeli, hiddetli. 

- eylemek Hiddetlendirmek, öfke- 
lendirmek, sinirini bozmak. 

kakığanlık Öfkelilik, 

kakılmak 1. Çahnmak, vurulmak. 2. 
Çakılmak, saplanmak. 

kakımak, [kahımak] 1. Öfkelenmek, 
kızmak. 2. İtiraz etmek, karşı gel- 
mek. 3. Azarlamak, tekdir etmek, 
kakıyu çağırmak Hiddetle haykır- 
mak. 



kakımaklu Öfkeli, hiddetli, 
kakınç 1. Hiddet, öfke, sitem, başa 
kakma. 2. Kalkma, kalkış, hare- 
kete geçiş. 
kakınmak 1. Gazaba uğramak. 2. 

Öfkelenmek. 
kakıi'camak Yağ ve ceviz içi bozulup 

acımak. 
kakıı-cımak Ses çatallanmak, çatlak 

çıkmak, 
kakıi'dak, [kıtırdak] Kuyruk, içyağı 
gibi maddelerin yağları sızdırıldık- 
tan sonra kalan posası, kıkırdak, 
kakırlaumak Hiddetlenmek, öfkelen- 
mek, kızmak. 
kakıtmak Öfkelendirmek, kızdırmak, 
kaklamak 1. Pastırma yapmak. 2. 

Kurutmak, 
kaklık, [kak (II)] Kırlarda içine su 

biriken çukur, 
kakmak, [kahmak ] 1. Kalkmak, ka- 
barmak. 2. Çalmak, vurmak, it- 
mek,°tepmek. 3. Çakmak, saplamak. 
kalaba (^ Ar. galebe) Sayıca çok. 
kalabak 1. Keçe külah, kabalak. 2. 

Taç. 
kalağan Çok kalan. 
kalaklamak Dalgalanmak. 
kalaklanmak Havalanmak, kendini 

yüksek görmek, 
kalaklu (Burun için) Yüksek, büyük. 
kalan 1. Öbür, öteki, başka, geri ka- 
lan, sonraki. 2. Artık, gayri, bun- 
dan sonra. 
kalanca Kalan kısım, geri kalan. " 
kalai'da koparda Oturma ve yürüme 

zamanlarında. 
kalayık Halayık, cariye. 
kalînırçıbanı, [ğalbırçıbau ] Birçok ye- 
rinden baş veren çıban, seretan, 
yenirce. 
kalçm Çoraba geçirilmek üzere terlik 
biçiminde ince deriden dikilmiş gi- 
yecek. 



122 



[kalem (Ar.)] 

- çaluımak Yazılmak. 

- çekmek 1, İptal çizgisi çekmek. 

2. Yazmaya başlamak. 

-e gelmek Yazılmak, kaydolunmak. 
-e getürmek Yazmak, kaleme al- 
mak. 

- ıınuak Kalem çalmak, nakış ve 
resim yapmak. 

- yondurmak Kalem açtırmak. 

- yonmak Kalem açmak. 
[kalemli] 

- futa Çizgili peştemal. 
kalemlik Kamışlık. 
kalevre Bir çeşit ayakkabı. 
kalğunak -> kalkımak 
kalğışmak -> kalkışmak 
kalğıtmak -> kalkılmak 
kah, [kalıca] HaJı. 
kalıca -> kah 

kalııj (I), [kalug ] Nikâhta kız tarafı- 
na verilen ağırbk, para, başlık. 

kalır), kalın (II) 1. Sık, yoğun, ka- 
labalık, çok, sayısız. 2. Kalınlık. 

3, Derin. 

- şap Kabil iplik, yorgan ipliği. 
kalır)irak Kalınca, irice. 
kalır)irmak, [kahgm'mak ] Kabnlaş- 

mak, irileşmek, 
kalıijlık Derinlik. 
kalırjiu'mak -^ kalıgırmak 
[kalkan] 

- yapmnıak Kalkanla siperlenmek. 
kalkımak, [kalgımak] Sıçramak, hop- 
lamak, kalkmak. 

kalkışmak, fkalğışmak] Sıçraraak. 

kalkılmak, [kalğıtmak] Sıçratmak, 
hoplatmak. 

[kalkmak] 

kalkar olmak İster istemez kalk- 
mak. 

kalmak Bağlanmak, kapılmak, değer 
vermek, itibar göstermek, bakmak. 
kalur giderse Sürer durursa. 



kalmış Âciz, düşkün. 

kalmışlık Aciz, düşkünlük. 

kaluça Taban. 

kalui] -^ kalııj (I) 

kalyataşı Deniz otları ya da çöveıı 

yakılarak elde edilen bir madde, 

sodyum oksidi. 
kamalaklaumak Kuşatdmak, saril- 

mak. 
kamamak Çivilemek, perçinlemek, 

çakmak. 
kamçı Kısa kılıç. 

- kışdurmak Kamçılamak. 
kamu, [hanıu] 1. Bütün, hep, her. 

2. Herkes. 

kamucuğı Ne kadar varsa, tümü. 

kamular Herkes. 

kan 1. Suç, cinayet. 2. Ceza, cereme, 
diyet. 

-a kan Kjsas, öldürenin öldürül- 
mesi. 

- ayaklı Fakir, biçare, zavalb, âciz. 
-a yunmak Kana boyanmak. 

- bahâsı, [- ödegi]. Diyet. 

- dere batmak -> - derlemek 

- derlemek, [- dere batmak] Kan 
ter içinde kalmak. 

- düşmemek Katil saydmamak, ö- 
liim cezası gerekmemek. 

- eylemek, [-itmek] Başkasının ka- 
nını dökmek, cinayet işlemek. 

-1 boyuma Ölümünün vebali boy- 
nuna. 

-1 ısıca k ^- -1 ıssıcak 
-1 ıssıcak, [-1 ısıcak] Sıcak kanlı, 
sevimli. 

-1 kurımak Bitkin, cansız hale gel- 
mek. 

-ma etmek doğramak Canına kas- 
detmek. 

-mı pamuğa almak, [-mı panbuğa 
almak] Öldürüp izini bırakmamak. 
-un panbuğa almak -> -mı pamuğa 
almak 



123 



kanara 



- İtmek -» - eylemek 

- kaoşan Akraba. 

- karpuzı Koyu kırmızı karp ir/,. 

- kaşaadıırmak, [- kaşateıak] Kor- 
kudan kan işetmek. 

- kaşanmak Korkudan kan işemek. 

- kaşatmak -> - kaşandııi'îüak 

- kaîılur kavm Bir kandan, aynı 
ırktan; hısım, akraba. 

- olmak Kan dökülmek, cinayet 
işlenmek. 

- ödegi -> - balıâsî 

- tutmak Yaptığı cineyetten dola- 
yı şaşk]nLğa uğramak. 

- uğiit Kana boyanm.îş (?). 

- yağı Kan düşmanı. 

- yalaşmak Eski bir geleneğe gö- 
re kardeş olmak için iki kişi bir- 
birinin birer damla kanım yala- 
mak. 

- yutmak Pek çok sıkıntı, ısdırap 
çekmek. 

- yutdıırmak Çok eza ve cefa et- 
mek. 

kanara {<-Ar. kînnâre) 1. Mezbaha. 

2. Üç çatallı kasap çengeli. 
[ kanat] 

- İniknıek Bir amaca doğru koş- 
mak. 

- kakmak, [- urmak] Kanat çırp- 
mak. 

- salmak Kanat sallamak, kanat 
çırpmak. 

- urmak -> - kakmak 

kanata Tahtadan oyulmuş şarap ka- 
bı, çotra. 

kanca Nereye. 

kancalığao. jNerede bulunduğunu. 

kancan -> kancanı 

— sm Nerede olduğunu, bulunduğu 
yeri. 

kancaru, [ kancan, kançaru ] 1. Ne- 
reye, neresi, ne tarafa. 2. Nereye 
ait (?). 



kancasa, [kanca şakaya, kasıcasaya, 
kaiicasîîia, kancaya] Bir tarafa, her- 
hangi bir yere. 

kanca şanaya -> kancasa 

ka.ucasaya -> kasıcasa 

kancasma — > kancasa 

kancaya -^ kancasa 

kancıkmak Kan oturmak. 

kancıığa, [kancnka] Terki. 

kaiîcuka -^ kaacuğa 

kançaru -> kancanı 

kanda, [handa] Nerede, nereye. 

- ise -> kandaşa 

kan-îladuğı, [kanîlaytliîğî ] Nerede ol- 
duğu. 
kandağı Nerede, 
kandak Hendek. 
kandaki Hangi. 

kandalığî, [kandeligi ] Nerede olduğu. 
kandan Nereden. 

- ... - ...Nerede ...nerede, ...kim 
...kim. 

kandaşa, [handasa, kanda ise, kan- 
daysa ] Nerede ise, nerede olursa 
olsun, nerede olsa. 

- da Hangi durumda olursa olsun. 
-sına Gideceği yere, başka bir 
yana. 

kandayduğı -> kandaduğı 



laysa -> kandaşa 

kandeligi -> kandalığı 

kandu-a -> kmdıra 

kanğı, [kankî] Hangi. 

kanı Hani, nerede. 

kanık içeceğe kanmış. 

kanıkmak 1. Kanlanmak, kandan 
kızarmak. 2. Kana susamak, kan 
dökmeğe istekli olmak. 

kagırmak, [kağn-mak (ÎI) ] Ayırırca- 
sma bükmek. 

kajjii'tmaç Bir ağaçtan koparılıp baş- 
ka bir yere dikilen fidan. 

kanıya Haniya, nerede. . 

kankal Kangal. 



124 



kara 



kankı -^- kaıığı 
[ kanlı] 

- bıçaklı -> kaiikı 

kaglı, [kaijlıı] Kağnı arabası. 
kaglış -^ kanmş 
kanlıı Katil. 

- lııçaklu, [kanlı bıçaklı] Birbiri- 
nin canına kasteden. 

kagiu -> kaıjlı 

kaiîliik Tazminat, diyet. 

kaımıuğ Geçkin sarhoş. ' 

kanııış, [kaıjkş] Naz, eda, fitne, fet- 
tanlık. 

karjrılmak Bir yana eğilmek. 

kansı, [hansı] Hangi. 

kaııtııra Palto gibi bir giyecek. 

kaııya Kadelı. 

kaîizil, kanzil Geçkin sarhoş, körkü- 
tük. 

kap, [içab] Kabuk, kısır. 

kapağ Kapak. 

kapaklanmak Kapağı kapatılmak. 

[ kapakkî] 

- tuîDiak Kapalı bulundurmak. 
kapama Astarlı kaftan, pamuklu hır- 
ka. 

kapan Büyük terazi. 

kapaşdu'osak Birlikte kapamak. 

kapçuk, [kabeuk] 1. Buğdayın üs- 
tündeki sert kabuk. 2. Hurma sal- 
kımmjn kılıfı. 

kapçiiT Sayım vergisi. 

kapılmak Kendini kaptırmak, cez- 
bedilmek. 

kapkarşîi Tam karşı. 

kaplamak Kuşatmak, sarmak. 

kaplanmak Çevrilmek, kapanmak. 

kaplayı -> kaplayu 

kaplayıı, [kaplayı ] Her yanı kaplan- 
mış şekilde. 

kapbbağa -> kaplıılîağa 

kaplubağa, [kapîıbağa] Kaplumba- 
ğa. 

kapmak Kaplamak, istila etmek. 



kapıı Kapı. 

- bağlamak Kapıyı kapatmak. 

- bağlanmak Kapı kapanmak. 

- ba sırığı -> - başdm'uğı 

- başttureğı, [- başırığı] Kapıyı 
kapamak için arkasına konulan 
ağaç. 

- degesi Kapıyı kapamak için ar- 
kasına konulan ağaç. . 

- geçmek Baştan savmak, atlat- 
mak, ihmal etmek. 

- kaşı -> -nuij yukarı kaşı 

- kuzusı, [- yavTOsı] Büyük kapı 
kanadındaki küçük kapı. 

-nııg yukarı kaşı, [- kaşı] Kapı 
üstündeki saçak, damlalık. 

- yapmak Kapıyı kapamak. 

- yaşeıağı Kapı pervazı. 

- yavrusı -> - kuzusı 

-yi almak Kapıda oturmak, kapıyı 

işgal etmek. 

-yi bozmak Kapıyı açmak. 
kapurçak -> kaburcak 
[kar ] 

-a başmak Kara yatırmak. 

- tamusı Kar cehennemi, soğuk 
cehennem. ' 

kara (I) 1. Ayıp. 2, Zenci. 

- bağır Dertli gönül. 

- baş lo Dertli baş. 2. Akılsız. 

- biti Kötü amel defteri. 

- cümle Anlamsız yazılmış şeyler. 

- demür Balta. 

- dün Karanlık gece. 

- düş Korkulu rüya. 

- er Kötü adam. 

- ev 1. Büyük çadır. 2. Karanlık 
çukur. 

- görjüllü Bilgisiz. 

- gün Kötü, felaketli gün. 

- günlü Bedbaht, talihsiz. 

- halk Avam. 

- kan olmak Kıpkızıl kana boyan- 
mak, baştan ayağa kan olmak. 



125 



kara 



- karı Yaşlı, yoksul, âciz;, felaket 
görmüş kadın (?). 

- kayğu Acı düşünce. 

- keş -i- — kurut 

- kn- Siyaha yakın kır renk. 

- kıyma Açık siyah, siyah tahrirli. 

- koca Sakalı ağarmamış ihtiyar. 

- koijur Siyah ile yanık al karışığı 
renk. 

-- kurut, [- keş] Yoğurdun ikinci 
kez kaynamasından yapılan besin. 
-lara girmek -> -1ar giymek 
-1ar giymek, [-lara girmek] Siyah- 
lara bürünmek, yas giysisi giymek. 
-1ar vilâyeti Sudan ve Zeııgibar 
ülkesi. 

- oha Küçük kara çadır. 

- olmak Kararmak, karanlık ol- 
mak. 

- pus Kara sis; kâbus, endişe. 
-sm dutmak Yasını tutmak. 

- uğrusı Gece hırsızı, serseri. 

- yas Derin matem. 

- yazılu — > - yazulu 

- yazulu, [- yazılu] Bahtsız, ta- 
lihsiz, kara bahtlı. 

- yir Toprak, zemin, yer, yer altı. 

- yolısul Talihsiz fakir. 

- yurt Ağaçsız, bahçesiz yer, boz- 
kır. 

[kara (II)J 

- sığın Karada gezen, suya girme- 
yen sığır. 

karaağrı Bir çeşit humma. 

karaayak Doğan türünden bir kuş. 

karaböce Domuzlan. 

karabulak Karabatak denilen su kuşu. 

karaca (I), [karıca] Pazu. 

karaca (II) Bir göz hastalığı. 

[karaca (III)] 

- yir Yüreğin içi, ortası, 
karacakarğa Karakarga. 
karacanavar, [karacanavarı ] Domuz. 
karacauavarı -> karacanavar 



karacaot Çörekotu. 
karacı ^-karacı 
karaciğer Yüğrük, idmanlı (at). 
karaçav Duvarcı ve sıvacî iskelesi. 
karacı, [karacı] 1. Yağmacı, gönül 
alan. 2. Çingene. 3. İftiracı, 4. Göz- 
cü, gözetleyici. 5. Falcı, bakıcı. 
karadüzen Üç telli tambura. 
karağat Havlican denilen kök. 
karağı Ucu orak gibi eğri değnek. 
karağu -> karaiju 

karahaşba Öldürücü bir çeşit çıban, 
karahcı ^- karakçı 
karak 1. Göz, gözbebeği. 2. Bakış, 

nazar, 
karakavruk Hindiba. 
karakçı, [iiarahcı] Yağmacı, yol ke- 
sen. 
karaklamak Yağma etmek, 
karakulak 1. Çakala benzer bir hay- 
van. 2. Hafiye. 
karakura, [- düş] Korkulu rüya, kâ- 
bus. 
• - düş -> - 
karalcık Karaltı, gölge. 
karaldıı -^ karaltı 
[karalık] 
-1 ağarmak Rengini atmak, başka 
renge girmek. 
karalmak Kararmak. 
karaltı, [karaldıı] 1. Yığın, kütle. 2. 

Kalıp, ceset. 
karaltmak Karartmak. 
karamak 1. Hor görmek, mahzun et- 
mek. 2. Lekelemek, karalamak. 3. 
Yermek, zemmetmek, 
[karaman] 

- evi Büyük çadır. 
karamsılık Yüzdeki esmer lekeler. 
karamtık, [karamtıl] Karamsı, kara- 
ya çalar. 
karamtıl -> karamtık 
karamuk 1. Tarlada buğday aralarm- 
da biten, anasona benzer söbüce 



126 



kamnsa 



siyah ve acı ])ir tohııın. 2. Bir tür 
yabaııeriği. 3. Çiçek ve kızamık 
gibi döküııtijlü bir hastalık (?). 

kara 1] ılık -> karaıjıı 

karanmak Küfretmek, kötü söyle- 
mek, lanet etmek. 

karantı, [karantu] Karartı, karaltı, 
bir şeyin belli belirsiz görünüşü. 

karaıjıı, [karağu, karaıjılık, karanıığ, 
karaıjuluh, karaıjııluk] Karanlık. 

- delik Mezar. 

- görjüllü Kara yürekli, kötü dü- 
şünceli. 

karanuğ — > karaıjıı 

kararjuluh -> karaıjıı 

kararjuluk -> karaiju 

karaıjumak Karanlık çökmek, ka- 
ranlık duruma gelmek. 

karapazı Koyunsarmaşığı denilen ot, 
sirken. 

karar Harar, kıldan örülmüş büyük 
çuval. 

[karâr (Ar.)] 

- komak Karar vermek, karara 
bağlanmak. 

kararak Karamsı, karaya çalar. 
kararmak Canı sıkılmak, kederlenmek. 
karasağı, [karasağu] Karamsı, ka- 
raya çalar, karayağız. 
karasağu -> karasağı 
karavaş Cariye, hizmetçi. 
karavul Gözcü, nöbetçi, karakol. 

- eri Keşif kolu, öncü. 
karcaşdurmak Karıştırmak, karma- 
karışık etmek, dağıtmak, perişan 
etmek. 

karcaşık, [karçaşuk, karşacık,] Ka- 
rışık, karmakarışık, dolaşık. 

- yil Bora, fırtına, sert rüzgâr. 
karcaşmak Karışmak, birbirine gir- 
mek, karmakarışık olmak. 

karçaşuk -> karcaşık 
karçıUanmak Karla hafifçe örtülmek, 
ağarmak. 



kardaş —.■ karındaş 

- okuşuıak, [karındaş okuşmak] 
Birbirini kardeş saymak. 

- okuşmış, [okuşma -, okıışma ka- 
rındaş] Birbirini kardeş sayan. 

kardaşlaşmak Birbirini kardeş say- 
mak. 

karğadüglegi -> karğadüvlegi 

karğadüvlegi, [karğadüglegi] Ebuce- 
hilkarpuzu, acıhıyar, eşekhıyarı. 

karğanıak 1. Hor görmek, kötü dav- 
ranmak. 2. İlenmek, lanet okumak. 

kargaşa -> karkasa 

- itmek Gürültü yapmak, kavga 
etmek; fitne, karışıklık çıkarmak. 

karğaşmış Karışmış. 

kargı ~> karğu 

kargış -> karış 

karğışmak Hayrete düşmek. 

karğu, [kargı] Kamış, kahıı kamış. 

karı 1. İhtiyar, yaşlı. 2. Eski, köhne. 

karıca (I) -^ karaca (I) 

karıca (II) İhtiyar kadın, yaşlı ka- 
dıncağız. 

karıcık, [karıcuk] İhtiyar, yaşlı ka- 
dın. 

- olmak İhtiyar kadın kılığına gir- 
mek. 

karıcuk -^ kaı-ıcık 

karık 1. Su cetveli. 2. Oyuk, yarık. 

karık katık Katık olacak şeyler, yi- 
yecek. 

kankayı Kocakarı fırtınası. 

karıkla Karıştırılmış, karışık. 

karıkmak, [karkırmak] Çok ışıktan 
göz yorulup iyi görememek. 

kardık İhtiyarlık. 

karılmak (I) 1. ICarışmak, karıştırıl- 
mak. 2. Çiftleşmek. 

karılma L: (II) -> karmak (II) 

karılup katılmak Birbirine karış- 
mak, hercümerç olmak. 

karımak İhtiyarlamak, yaşlanmak. 

karımsa ->■ karunsı 



127 



Sarımsı 



karmısı, [karımsa, kırımsa ] Kırağı. 

karın Mide. 

-1 açmak (Bağırsaklara) Yumuşak- 
lık vermek. 

-1 bağlamak Peklik vermek. 
-1 bükülmek Karnı ağrımak. 

- kaşık salmak Çok şişmanlamak, 
göbek bağlamak. 

- yağı İçyağı. 

karmdaş, [kardaş, kanntaş,, kartaş] 
Kardeş. 

- okuşmak -> kardaş 
kanndaşlaşmak Birbirini kardeş e- 

dinmek. 

karmlamak Karnı büyümek. 

karmtaş -^ karmdaş 

kaı-mtı Havuzun gidecek deliğine sığ- 
madığından, geldiği yöne doğru te- 
perek arka arkaya dalgalanıp em- 
zik şeklinde uzayan su. 

karış, [kargış, karkış] Beddua, ilenç, 
lanet. 

- götürmek Beddua almak. 

- karmak Beddua etmek, lanet o- 
kumak. 

- vh-mek Beddua etmek, lanet o- 
kumak. 

karışık Birbirine karıştırılmış tahıl, 
karışkaiîlık -> karkaşaıılık 
karış katış -> karış muruş 
karış muruş, [karış katış] Karma- 
karışık. 

- - eylemek, [- - itmek] Karma 
karışık etmek, altüst etmek. 

itmek -> eylemek 

olmak Karmakarışık, altüst ol- 
mak. 

karıtmak İhtiyarlatmak. 

karkasa, [kargaşa] Kavga, savaş. 

karkaşanbk, [karışkanlık ] Kargaşa- 
lık, karışıklık, savaş. 

karkm Hayvanm sağnsmdan çıkan 
siyah ve işe yaramaz deri. 

karkırmak -> t:ani:ınak 



karkırîmak Kararmak, çok ışıktan 

göz göremez olmak. 
karkış — > karış 

karlağuç, [karlanğuç, karluğaç, ku-îa- 
ğıç, kırlağuç, ku-lankuç] Kırlangıç. 
karlaîiğuç -> karlağuç 
karluğaç -> karlağuç 
karma Karışık, katışık, 
karmak (I) Kararmak, bulanmak, 
karmak (lî), [karılmak (ÎI) ] Su ö- 
nündeki set dolayısıyla birikip ka- 
barmak. 

- inmek Gelgit olmak, 
karmak (III) Karıştırmak, katmak, 
birleştirmek, 
kara kata Karıştırarak. 
kaı-malamak Şurasından burasmdan 
kavramak, avuç içine ahp tutmak, 
karmamak Kavramak, el ile tutmak, 

yapışmak, 
karsak, karsak Çakala benzer, pos- 
tundan kürk yapılan bir hayvan. 
karşalamak, karsaîamak Yakmak, ka- 
vurmak. 
karşaiîba Lüzumsuz, kaba saba. 
karşmak El çırpmak, 
karsa cık -> karcaşık 
[ karşı] 

- düşmek Karşı karşıya gelmek, 
tesadüf etmek. 

karşu 1, Karşıbk olarak, mukabil. 
2. Muhalif, ters iş. 3. Karşılığında, 
sırası gelince. 

- dünyâ Bu dünya, bu âlem. 

- olmak Muhalif olmak, isyan et- 
mek. 

-smı almak Karşısına geçmek, kar- 
şısında durmak. 

- söylemek Cevap vermek. 

- turmak Karşıda, karşısında dur- 
mak. 

- varmak 1. Karşı çıkmak, istik- 
bal etmek. 2, Karşılamak, karşı- 
laşmak, mukabele etmek. 



128 



kab 



- yirinde Yerinde, kendi yerinde, 
sırasında, sırası gelince. 

- yürimek İstikbal etmek, ona doğ- 
ru gitmek. 

[ karşulaşmak] 
karşıılaşı gelmek Karşılaşmak. 
karşulayu çıkmak İstikbal etmek. 

karşııhk Muhalefet, karşı koyma. 

kart Yaşlı, ihtiyar. 

kartaş -> karındaş 

kartı -> hartı, hartı, hartı 

kartmak Kalmış sirke ve şarabın yü- 
zünde oluşan tabaka. 

karu Pazu, kol. 

kamıcu Karaca, dağkeçisi. . 

kamıcuk Pazvant, pazubent. 

karvamak Kavramak, yakalamak. 

karvanmak Tutunmak, yapışmak. 

karvaşmak Birbirini alt etmek üzere 
kavramak. 

karyağdı Kar yağmış gibi beyaz be- 
nekli kumaş deseni. 

kas Kaz. 

[kasık] 
- mancası Birlikte yatılacak kadın. 

kasıktaşı Kasıkta çıkan yumruca bez. 

kasıkyanğı Fıtık. 

[kaş kaş] 
gülmek Kahkahayla gülmek. 

kaşlıdu Kasılarak, kendini sıkarak. 

kaşm^, kasm Baldırgan zamkı. 

kaş 1. Eyerin ve semerin önünde ve 
arkasında olan yükseklikler. 2. Ka- 
vun ve karpuz dilimi. 3, Damın 
saçağı. 4. Ufuk. 
-a çîn bırakmak Kaş çatmak. 
-dan -a Uçtan uca. 
-1 karağı açılmak Yüzü gülmek. 
-m burîarmak Kaşım çatmak. 
-m büzmek Kaşını çatmak. 
-m kanîarmak Kaşım çatmak. 
-in kurmak Kaşmı çatmak. 
- karak çatmak Kaş çatmak, surat 
asmak. 



- kararmak Ufuk kararmak, ka- 
ranhk basmak. 

kaşaııdm-mak (Büyükbaş hayvanları) 
işetmek. 

kaşanmak (Büyükbaş hayvanlar) İşe- 
mek. 

kaşğa Beyaz tüylü, kıUı. 

kaşıkburun Kaşıkçıkuşu. 

kasmak Kaçmak. 

kaşmer Herkesi güldürüp eğlendiren, 
maskara. , 

kat (I), [kıt (I) ] Nezd, yan, huzur, 
ön. 

-mda yîrî olmak Yamnda hatırı sa- 
yılmak, önem verilmek. 
-mı almak Yamnda yer almak. 

[kat (II)] 

- kalmak Acz içinde kalmak, umut- 
suz, çaresiz kalmak. 

[katar {<- Ar. katar)] 

- dutmak Katar oluşturmak, sıra 
sıra dizilmek. 

[katarlamak] 
kaîariayu geçmek -> katarlayıı git- 
mek 

katarlayu gitmek,' [katarlayu geç- 
mek, katarlayu varmak] 1» Katar 
halinde gitmek. 2. Bir düziye git- 
mek, hızla gitmek. 
katarlayu varmak -» katarlayu git- 
mek 

katça katça Kat kat. 

katı 1. Çok,, çok fazla, pek şiddetli, 
iyice, sıkı, sıkı sıkı, gayet. 2. Ağır, 
acı. 3. Haşin, şiddetli, sert, kinci. 

— demür Sert demir, çelik. 

- dutmak Sertlik göstermek, sert 
davranmak. 

— görjülli -> - yürek 

- gün Ana baba günü. 
Sert sert, acı acı. 

— taş Mermer. 

- yürek, [- görjülH] Taş yürekli, 
insafsız, merhametsiz. 



129 



Ipitıeak 



- yüzlü Sırnaşık, arsız, utanmaz, 
hayasız, 
katıcak Katık, 
[katıl] 
^ ağacı Hatıl, payanda, destek. 

katıla -> katla 

katilik 1. Güçlük, şiddet, meşakkat, 
sertlik. 2. Sıkı şıkı, sıkıca, iyice, 
adamakılb. 

katılmak Bazı hayvanların erkeği di- 
şileri arasına girmek ya da sah veril- 
mek. 

katımak Katılaşmak, sertleşmek. 

katm -5- katım, katım 

katınkı Bir şeye karıştırılan başka şey. 

[katır] 
- oyımı Kaba bir güreş, 

katırak 1. Daha çevik,' daha çabuk. 

2. Kuvvetlice, hızla, hızlı hızh. 

3. Çok şiddetli, çok güç, çok ağır, 
pek sert. 

katla, [katıla] Kat, defa, kere. 

katlak Saç üzerinde pişirilen mayasız 
ekmek. 

katlanmak 1. Dayanmak, tahammül 
etmek. 2. Sabretmek, beklemek. 

katmak Sabretmek, beklemek. 

katım, katım, [hatun kişi, katm] Ka- 
dın, hanım. 

katurmak Katılaştırmak, pekleştir- 
mek; katmak, sürmek (?). 

kav (I) Hav, kumaştaki ince tüy. 

kav (II) Kavlamış yılandan çıkan 
deri. 

kavata, kavata Ağaçtan yapılmış ça- 
nak. 

kavcar Kıvılcımla tutuşabilen nesne, 
kav. 

kavık -î- kavuk 

[kavil (-<- Ar. kavi) ] 
- yeri Buluşmak üzere sözleşilen 
yer, randevu yeri. 

kavilleşmek Sözleşmek, sözbirliği yap- 
mak. 



kavka Kavga. 

kavlağan Tekrar tekrar kavlayan. 

kavlak Tüyü, kıh dökülmüş. 

- bolmak Kavlamak, 
kavlamak (I) Kovlamak, zemmet- 
mek, çekiştirmek, 
kavlamak (II) Tüyü dökülmek, deri- 
si ve kabuğu soyulmak, 
kavlanmak Tüy, deri, kabuk değiş- 
tirmek, 
kavlaşmak Hep birlikte zemmetmek, 

çekiştirmek, 
kavlucuk Kav, çakmak keseciği. 
kavluç Fıtıklı. 

kavluk Kav, çakmak konulan kese. 
[kavram] 
- yeri Koyun, keçi gibi hayvanla- 
rın semizliğini, zayıfhğını anlamak 
için elle kavranılan yer, boş böğür, 
kavşara Sepet. 

kavsık Çakmak taşma çarpmakta kul- 
lanılan demir. 
kavşık -> kavşıksıız 
kavşıklanmak İki şey birbirine kavuş- 
mak, birbiri üstüne gelmek, 
kavşıksuz, [kavşık] Kavuşmayan, 
kavtan Kaftan. 
kavud -> kavut, kavut 
kavuk, [kavık] 1. Sidik torbası. 2. 

İçi boş şey. 
kavur Gâvur, kâfir, 
kavurga, [kavurka] Kavrulmuş buğ- 
day, mısır, nohut gibi şeyler, 
kavurka -> kavurga 
kavurmak Kızartmak, 
kavuşkan Yapışkan, asügan. 
kavuşmak Birleşmek, 
kavut, kavut, [havut, kavud] Kav- 
rulmuş tahıl unu. 
- eylemek Kavrulmuş hale getir- 
mek, 
kavuz Çeç elenirken kalburda kalan 

kapçıkh tane. 
kavza Ilıca, kaphca. 



130 



kaypmak 



kavzamak Kavramak, yakalamak. 
kavzanmak Elleriyle tutunmak is- 
te m.ek. 
kay, [kayı (I) ] Yağmur, sağanak, bora. 
[kaya] 

- koltuğı Kaya kovuğu, siper ola- 
rak kullanılan kaya dibi. 

kayağan Yumuşak taş. 

kayakuş^ Başı kızıl, serçeye benzer 
bir kuş. 

kayaşa, kayasa ( <- Far. heyâse)' Ko- 
lan kayışı. 

kayd (Ar.) Düşünce, endişe, emel, 
arzu; iş güç. 

- görmek Tedarikte bulunmak, ba- 
zırhk yapmak. 

-m görmek, , [-mı görmek] 1. Ça- 
resine bakmak, hizmeti, görevi ye- 
rine getirmek. 2. İdam etmek. 
-mı görmek -^ -m görmek 
-mı kayırmak -> -mı kayurmak 
-mı kayurmak, [-mı kayırmak] 
İdam etmek. 

-m yimek Kaygısını çekmek, ilgi 
göstermek. 

- yimek Endişe etmek, meraka 
düşmek. 

kayda (I) Nerede. 

kayda (11) Gayda. 

kaydlu İş güç sahibi. 

kaydurmak Göndermek, saptırmak. 

kayğu Üzüntü, tasa, endişe. 

- basma ağmak Endişeye düşmek. 

- -sanmak Keder vermek. 

-sim yimek Merakına düşmek, ta- 
sasını çekmek. 
-ya yüklenmek Endişeye boğulmak. 

- yimek Gam çekmek, endişe et- 
mek, tasalanmak. 

[kayğulu] 

- eylemek Üzmek, kederlendirmek, 
kaygıya düşürmek. 

kayğurmak Kaygılanmak, esef et- 
mek, üzülmek. 



kayğurtmak Üzmek, kaygılandırmak, 

endişeye düşürmek. 
kayı (I) -> kay 
kayı (11) -^ kayu 

kayıkmak 1. Temayül göstermek, kay- 
mak. 2. Sapmak, yüz çevirmek. 
kaymağa Kayınbirader. 
kaymata Kayınpeder. 
kaymhk Sıhriyet, dünürlük. 
kayır Kum, kahn kum, çakıl. 
kayırmak, [kayrımak, kayurmak] 1. 
Mukayyet olmak, ilgilenmek, ö- 
nem vermek. 2. Kaygılanmak, ta- 
salanmak. 3. Sakınmak, çekinmek. 
4. Hazırlamak. 
I kayrrmaklu Yapılması istenen. 
kayırmaz, [kayurmaz] Beis yok, za- 
rar vermez, önemi yok. 
kayırmazhk Aldırmazhk, ilgisizlik, ö- 

nem vermeme. - 
kayırtmak Endişeye düşürmek. 
kayışayaklu -> kayışbaldif 
kayışbaldu-, [kayışayaklu, kayışbal- 
du-lu, kayışbaldurlu ] 1. Hindistan' 
in baldırı kayış gibi kuru, zayıf o- 
lan, çok koşan halkından bir sımf. 
2. Hileci, dolandırıcı. 
kayışbaldırlu -^ kayışbaldır 
kayışbaldurlu -> kayışbaldır 
kayıtmak Geri dönmek;, geri gelmek, 
kaykı Dik olmayan, meyilli, sarkık, 
kaykmcak Kaygan. 
kaymak 1. Geri dönmek, geri gel- 
mek. 2. Ayrılmak, uzaklaşmak. 3. 
İstif etmek, bir şeyi üst üste yığ- 
mak. 
kaynak -> kıynak 

kaynanmak Kaynatılmak, kaynamak, 
kaypak ICaygan. 
kaypancak, [kaypmcak] Kaygan, çok 

kayan (yer), kaypak. 
kaypmcak -> kaypancak 
kaypmmak Çekinmek, kaçınmak. 
kaypmak Kaymak. 



131 



kaysak 



kayrak Döşeme taşı. 

kaynlmak Emanet edilmek, koruma- 
sına bırakılmak. 

jk^aymnak -> kayırmak 

kaysı Hangi. 

kaytaban Süı-ü, deve sürüsü, deve a- 
hırı. 

kaytarmak, [kayturmak] Çevirmek, 
döndürmek, geri vermek. 

[kaytavul] 

- itmek Geri dönmek, dönüş yap- 
mak. 

kayturmak -> jkaytarmak 

kayu, [kayı (H) ] Kaygı, endişe, tasa. 

- itmek Endişelenmek, tasalanmak. 
-smyimek Çabasını gütmek, ... dü- 
şüncesinde olmak. 

-smı kayurmak İşin çaresine bak- 
mak, bir işe çözüm yolu aramak. 

kayulanmak Kaygılanmak, tasalan- 
mak. 

kayurma Endişe, üzüntü. 

kayurmak -> kayırmak 

kayurmamak önem vermemek, aldı- 
rış etmemek. 

kayunnaz -> kayırmaz 

kayunılmak Düşünülmek, ilgi göste- 
rilmek. 

kazbaz Bir çeşit çocuk giyeceği. 

kazevi Sepet, zenbil. 

kazğan Kazdan. 

kazıl Kıldan yapılmış ip., 

kazılmak Silinmek, kazınmak. 

kazımak 1. Tırmalamak, tahriş et- 
mek. 2, Tıraş etmek. 3. Kazmak. 

kazmak (I) Nakşetmek, oyarak yaz- 
mak. 

kazmak (II) (Atı) Kazık çakıp bağ- 
lamak. 

kazmık Pişerken kabın dibine yapı- 
şan yemek. 

kazuk Kazık. 

kebelek, [kepelek] Kelebek. 

kebertmek Şişirmek, kabartmak. 



keçim, [geçim, keçim] Savaşta atla- 
rın ve insanların giydiği zırh. 
[keçe ] 
-yi suya salmak Ar ve namusu 
bırakmak. 

keçel Kel. 

keçim -> keçim 

keçkül Keşkül. 

kedence Kedi. 

!keî(^Ar,keff)] 

- çalmak, [- karşmak] El çırpmak. 

- geçmek Gücü kesilmek, güçten 
düşmek. 

- karşmak -> - çalmak 

kef kef Sık sık ve derin nefes alma- 
yı anlatır. 

kefük içindeki boşluklar nedeniyle 
hafif olan. 

kege -> keke 

kehlez Cılız, hasta, iyi görmeyen (göz). 

keke, [kege] Gelberi de denilen ucu 
eğri ağaç. 

kekeç, [kekegi] Kekeme, peltek, pe- 
peme. 

kekegi -> kekeç 

kekeş Çene, altçene. 

kekleşmek Alay etmek. 

kekmek Gagalamak. 

[kelb {Ar.)] 

- ulamı Köpek sürücü. 
keleci, [geleci] Söz, laf, lakırdı. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [-eylemek, - kılmak] Ko- 
nuşmak, söyleşmek, söyleşide bu- 
lunmak. 

- kılmak -> - itmek 



- soz 



soz 



kelecilü Çok ve güzel konuşan. 
kelek Sabunculukta ve boyacılıkta 

kullanılan kalya taşı. 
kelep Bükülmüş iplik kangalı, çile. 

(iplik, kumaş gibi şeyler için) 

Halka halka. 
keler Bir çeşit kertenkele, yılanebesi. 



132 



kendü 



keleş 1, Yiğit, cesur, bahadır. 2. Pek 

yakışıklı, pek güzel. 
keleler -> keller 
kelever Kerevet, çardak. 
[keliciicük] 

- ilmek Biraz konuşmak, söyleş- 
mek. 

kelik -> gelik 

kelpildetmek (Gözü) Çabuk çabuk a- 
çıp kapamak. 

kellekeler, [gellekele, kellenkeler, kel- 
tenkene, kerlekele, kerlekeler, ker- 
lekene] Kertenkele. 

kellenkeler -> kellekeler 

kellenkene -> kellekeler 

keller, [keleler^ - sepedi] Sepet, pa- 
muk sepeti, harar. 

- sepedi -> - 
[kemer (^Far.)] 

- bağlanmak Kemer kuşanmak, işe 
hazırlanmak. 

kemirdek, [kemirtek, kemirllek, ke- 
mirllik, kemürdek, kemürtlik] Kı- 
kırdak. 

kemirtek -> kemirdek 

kemirllek -> kemirdek 

kemirllik -> kemirdek 

kemişmek 1. Koymak, bırakmak, at- 
mak. 2. Atılmak, düşmek. 

[kem kül] 

- - ilmek İleri geri konuşmak, 
söz söylemek. 

kemre 1. Gübre. 2. Yara ağzındaki 
kabuk. 

kemrelendürmek Kabuk bağlatmak. 

kemriik Kemirilmiş. 

kemiicek, [kemücük] Kemikçik, kü- 
çük kemik. 

kemiicük -> kemiicek 

kemük Kemik. 

- eki Eklem, mafsal. 

- şıyan kuşı Lori kuşu. 
kemürdek ->■ kemirdek 
kemürllik -> kemirdek 



keg Boş yer, sürülmemiş, işleımıe- 

miş arazi. 
kenar ( Far.) Yan, nezd. 

- çizmek Yan çizmek. 
kend, Pıenl] Kasaba, şehir, 
[kendi] 

-den -> kendü 
-n görici -> kendüzi 
-n görmek -> kendüzi 
-nî kurmak Gurur duymak, bö- 
bürlenmek, kurulmak. 
-ni yavu kılmak -> kendüzi 

- özi -> kendüzi 
kendirik -> kendürülc 
kendözi -> kendüzi 
kendözü -> kendüzi 
kendü Kendi, kendisi. 

- birle Kendi kendine. 
-de Kendisinde, kendinde. 

-de dulmak Saklamak, zaptetmek. 
-den, [kendiden ] Kendisinden, ken- 
diliğinden. 

-den geçmek Kendini kaybetmek, 
bayılmak. 

-den gilmek, [-sinden gitmek, ken- 
düzinden gitmek] Kendini kaybet- 
mek, kendinden geçmek, bayılmak. 
-den güzel Yaratdıştan güzel, do- 
ğal güzel. 

-den uğunmak Kendini kaybet- 
mek, kendinden geçmek, bayılmak. 
^den varmak Kendinden geçmek. 

Kendi kendine. 

^lerden turğurmak Kendi ken- 
dilerine icat etmek, kendiliklerin?- 
den ortaya çıkarmak. 

- -ye Kendi kendine. 
-le Kendisiyle. 

-ler Kendileri. 

-lerden Kendilerinden, kendilikleri- 

lerinden. 

-lere Kendilerine. 

— lere gelmek Kendilerine gelmek, 

kendilerini toplamak, akılları baş- 



133 



kendülân 



larına gelmek. 
— lerî Kendilerini. 
— lerin Kendilerinin. 
— özî -> kendüzi 
-sinden gitmek -> -den gitmek 
—ye Kendisine. 

-ye buyruk Nefsine, iradesine ha- 
kim. 

-ye gelmek Kendine gelmek, ayıl- 
mak, aklı başına gelmek. 
-ye koçmak Bağrına basmak, ku- 
caklamak. 

-yi Kendini, kendisini. 
-yi görici, [-yi görnûş, -yi göriicij 
Kendini beğenmiş, kibirli, bencil, 
Lodbin* 

-yî görmek Kendini beğenmek, ki- 
birlenmek. 

-yi görmiş -> -yi görici 
-yi görüci -> -yi görici 
-yi uğurlamak Saklanmak, ken- 
dini gizlemek, gizlenmek. 
-yî unutmak Kendinden geçmek. 
-yi urmak Kendini atmak, saldır- 
mak, hamle etmek. 
-yi yeijememek Kendine, nefsine 
hakim olamamak. 
-yi yitirmek, [-yiyitürmek] Kendi- 
ni kaybetmek, akh başmdan gitmek. 
-yi yitürmek ^ -yi yitirmek 
-yi yüce tutmak Büyüklük tasla- 
mak, kendini büyük görmek. 

kendülân Padişah ağalarına özgü ça- 
dır. 

kendüleyin Kendisi gibi. 

kendülik Mevcudiyet, varbk. 

kendürük, [kendirik] Deriden sofra 
yaygısı. 

kendüzi, [^endüzü, kendi özi, kendö- 
zi, kendözü, kendü özi, kendüzü] 
Kendisi, zatı, şahsı, nefsi. 
-nden Kendiliğinden. 
-nden gitmek -> kendü 
-n digşürmek -» -nî divşürmek 



-ne buyrukhk Nefsine hakim olma. 
-n görici, [kendin görici, -n görüci] 
Hodbin, bencil. 

-n görmek, [kendin görmek] Ken- 
dini beğenmek, gururlanmak, ki- 
birlenmek. 

-n görüci -> -n görici 
-ni divşürmek, [-n digşürmek] 
Kendini toplamak, kendine gelmek. 
-ni komak Benlikten vazgeçmek. 
-ni yeijememek Nefsine hakim ola- 
mamak. 

-n yavı kılmak, [-n yavu kılmak, 
kendini yavu kılmak] Kendini kay- 
betmek, ne yaptığını bilemeyecek 
duruma gelmek. 
-n yavu kılmak -> -n yavı kılmak 

kendüzü -> kendüzi 

keijeç -> keijeş 

kegeş, [kei)eç,kengeç] Müzakere, mü- 
şavere, görüşme, danışma. 

keijeşınek Müşavere, müzakere et- 
mek, görüşmek. 

kengeç -> fcegeş 

keggel Alay, şaka, latife, eğlence. 
-e getürmek Alaya almak. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek] Alay etmek,* 
şaka etmek. 

kenger Devedikeni, ^yabanienginar. 

kent -> kend 

kepelek -> kebelek 

kepenek Keçeden yapılan kolsuz ço- 
ban yağmurluğu. 

kepe^' Kuşlarm başında perçem gibi 
olan tüy. 

kepkep Küçük demir çivi. 

kepü Baltanın sapını sıkıştıracak çi- 
vi, tahta, bez gibi şey. 

kerdime Tereotu. 

kerei)lü Killi ya da çorak (toprak). 

keret (^ Ar. kerre) Kere, defa, kez. 

kerevet, [kirevet] Asma çardağı, çar- 
dak. 



134 



kereyağ -^ kereyağı , 

kereyağı, [kereyağ] Tereyağı. 

kerkenez -^ kerkes 

kerkes, [kerkenez, kerkez] ( ■<- Far. 
kerges) Akbaba. 

kerkez -^ kerkes 

kermen Hisar, kale. 

kerte Derece, kıvam; zaman, çağ. 

kertekele -> keltekeler 

kertekeler -^ keltekeler 

kertekene -^ keltekeler 

kertiş Büyük kertenkele. 

kes Sahip, koruyucu, yardımcı. 

kese Kesin, kati. 

keseciik Parça, kesekçik. 

kesegen Fare. 

kesegenlik Keskinlik. 

kesek 1. Parça, kıta. 2. Saban ya da 
belin çıkardığı iri toprak parçası. 

[kesene] 
-ye virmek Bir şeyin ürününü ön- 
ceden götürü olarak satmak. 

kesenkes Mutlaka, muhakkak, her 
halde, tereddütsüz. 

kesgü Kesmeğe yarar aygıt. 

[kesicilik] 

- itmek Adam öldürmek. 
[kesik] 

- para Eksik, ayan düşük para, 
züyuf akçe. 

kesilmek Ayrılmak, uzaklaşmak, il- 
giyi kesmek, vazgeçmek. 

kesim 1. îki taraf arasında kararlaş- 
tırılan şey. 2. Şekil, biçim, endam. 
3. Kısım, par^a. 4. Belirli bir vergi. 
-e kesmek, [- kesmek, kesü kes- 
mek] Bir işi belli şekilde yapmak 
üzere iki taraf aralarında uyuşmak. 
-e virmek İcara vermek. 
-e yazmak Vergiye bağlamak, belli 
bir para ödemeye zorunlu tutmak. 

- itmek Vergiye bağlamak. 

- kesmek .^ -e kesmek 
kesimci Bir işi, belli bir para karşıh- 



ğında yapmayı üzerine alan. 

kesimlü Kararlaştırılmış, taahhüt e- 
dilmiş. 

kesindik Kesinti. 

kesinti (I) Kıta, parça. 

kesinti (p) Alay, eğlenme. 

kesişmek Bir işte belirli bir şekil üze- 
rinde uyuşmak. 

keskün Keskin. 

[kesme (I)] 
- ev, [kesmelik] Dağ eteklerinde 
oyularak meydana getirilen mağa- 



ra, m. 



- kuyı Kaya ya da sert toprak ka- 
zılarak açılan kuyu. 

kesme (II) I. Eskiden, savaşlarda ata 
giydibilen bir çeşit zırh. 2 . Bel bi- 
çiminde ok temreni, yassı temren. 
3. Temrenli büyük ok. 

kesmek 1. Kesin sonuca bağlamak. 
2. Bir bedel üzerinde uyuşmak. 3» 
Ayırmak, uzaklaştırmak, kopar- 
mak. 

kesmelü olmak Koparmak istemek. 
kesüp geçmek Bir baştan öbür başa 
yürüyüp? koşup geçmek. 

kesmelik -^ kesme (I) 

kesmik, [kesmük] I. Boğumlu iri sa- 
man. 2. Harmanda iyi dövülme- 
mekten taneli kalmış başak. 3. 
Harman sonu. 4, Ağaçtan yapı- 
lan köpek tasması. 

kesmük -> kesmik 

kestene Kestane. 

[kesü] 

- biçü itmek Pazarhk edip karar- 
laştırmak. 

- kesmek -> kesim 

keş, [keşk] Yoğurt kurusu, ekşimik. 
keşik, [kezik] Nöbet, sıra. 
kesir -> keşür 
keşişlik, [- evi] Kilise. 

- evi ^ - 
keşk -> keş 



135 



keşkezen 



keşkezen içinde keş ezilen tekne. 

keşik, [kesir, kişür] Havuç. 

kete Külde pişmiş çörek, şekerli çö- 
rek. 

keverge Çan, küçük çan. 

kevik Saman. 

kevşiir Lehim. 

key, [gey] 1. Çok, pek, gayet,, pek 
çok. 2. İyi, iyice, hakkıyla. 3. Uy- 
gun, layıkj muvafık, doğru, yerin- 
de. 4. Büyük, muhteşem. 

- ise, [gey ise] Eğer, isterse. 

- işlemek tyi yapmak, uygun dav- 
ranmak. 

- kişi, [gey kişi] Olgun insan, iyi, 
doğru kimse. 

- sözin İyi, güzel sözle. 
keykirde Heyecan, korku. 
keykirdemek Heyecana kapılmak, 

korkmak, endişe etmek. 
keyveni Ev yönetimini iyi bilen (ka- 

dm). 
kez, [gez (II)] Defa, kere. 
kezik -> keşik 
kezin, [gezin] Defa, kere. 
[kıble (^r.)] 

- yeli Lodos. 

kıeı (I) Tereye benzer bir ot, kekik. 
kıçı (II) Ufak dolu gibi kar. 
kıcık Gıdıklanma. 
kıcıklamak Gıdıklamak, 
kıç Arka, son. 

- ayak Arka ayak. 

-m gönilmek Geriye dönmek. 
-m -m Geri geri, geriye doğru. 
-m serpmek Kıç atmak. 

kıçınlamak Geri dönüp gitmek, geri- 
lemek. 

kıçmlanmak Geri geri gitmek. 

kıçmlalmak Geriletmek. 

kıf Kadeh, bardak. 

[kıfî] 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek] Rağbetlen 



dirmek, teşvik etmek. 
- olmak Yakınbk, rağbet göster- 
mek, bağlanmak. 
kığ (I) Koyun, keçi, deve gibi hay- 
vanların toparlak ve kuru pisliği, 
kığ (II) -> koğ (I) 
kığamşmak Birlikte, karşılıkL övün- 
mek. 
kığılcım Kıvılcım, 
kığırd anmak Mırıltıh ses çıkarmak. 
kığırdıcı . -> kığıncı 
kığırıcı, [kığırdıeı] Çağıncı, seslenici, 

teUal. 
kığırılmak, [kığnlmak] Çağrılmak. 
kığınşmak, [kığnşmak] Bağırışmak, 

haykırışmak. 
kığırmak Çağırmak, davet etmek, ses- 
lenmek, haykırmak, 
kığıru Bağırarak, haykırarak. 
kığırtmak 1. TeUal çağırtmak, nida 
ettirmek. 2. Çağırtmak, davet et- 
tirmek. 
kığışdı Hışırtı, 
kığış kığış Şmgır şıngır, 
kığlamak Koyun, keçi ve deve gibi 

hayvanlar terslemek. 
kığrılmak -> kığırılmak 
kığnşmak -> kığmşmâk 
kığ u kağ Patırtı, gürültü. 
kıhddı Hışırtı, hışırtıh ses, kanat sesi. 
kıjğırmafc -> ğıjğırmak 
kıjğurmak -> ğıjğırmak 
kıl Saz teli. 

-dan -a İnceden inceye. 

- elek At kuyruğu kıUanndan ya- 
pılan elek, tel elek, kalbur. 

- yarıcı Kıh kuk yaran, müdakkik. 
kılcı Kılçık. 

kılçatmak Korkmak, ürkmek, çekin- 
mek. 

[kılıç] 
-a Mndürmek Kılıçla savaşmak, sa- 
vaşta yalnızca kıhç kuUanmak. 
-a toğranmak Kıhçtan geçirilmek. 



136 



kırğıllık 



- çıkarmak Kılıç çekmek. 

- eri Kılıç kullanmakta ıst^lığı o- 
laıı. 

- etmeği Kılıç hakkı. 

- girmek Helak olmak, kırılmak. 
-1 kına katmak Kılıcı kına sok- 
mak. 

-m çalmak Birinin tarafını tut- 
mak. 

- kma katılmak Kılıç kına girmek. 

- koymak Kılıçla saldırmak, kılıç- 
tan geçirmek. 

- salmak Kjılıç sallamak, kılıç kul- 
lanmak. 

- üşürmek Hep birden kılıç vur- 
mak, h.er yandan kılıçla saldırmak. 

- yürütmek Kılıçtan geçirmek. 
kılıçlamak Kılıçla vurmak, kesmek, 

kılıçtan geçirmek. 

kalıçlaşm.ak Birbirini kılıçlamak, kılıç 
kılıca gelmek. 

kılık Hareket tarzı, gidiş. 

kılıklanmak Başkasının hareket tar- 
zını takınmak. 

kılmç Hareket tarzı, huy. 

- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek] Çok tevazu 
göstermek, yaltaklanmak. 

kılınmak (I) Herhangi bir tavır ve 
hareket takınmak. 

kılınmak (II) Yapılmak, edilmek. 

kılkuyruk Bağırtlak kuşu, sülün, su- 
na. 

kılmak Yapmak, etmek, eylemek. 

kılm-mak Kıldırmak. 

kmuldı, [kımırtı] Kımıldanış, hareket. 

kımırtı -> kımıldı 

kımız Ekşitilmiş kısrak sütünden ya- 
pılan ünlü Türk içkisi. 

kımranmak Kımıldanmak. 

kımraşmak Harekete geçmek. 

kımratmak Kıpırdatmak. 

km "İşkence, ceza, eziyet, felaket. 

kınağan Çok ayıplayan. 



kınamak 1. Ayıplamak, suçlandır- 
mak, itham etmek. 2. Cezalandır- 
mak. 3. Hırpalamak, eziyet etmek. 

kınanmak Ayıplanmak. 

kındu'a, [kandıra] Saz türünden bir 
ot, hasır otu. 

kmdmşmak Birbirini teşvik etmek. 

kındu'mak, [kmdıırmak] Tahrik, teş- 
vik etmek. 

kmdırtmak Tahrik, teşvik ettirmek. 

kmdurmak -^ kındu'mak 

lanıkmak 1. İştahlanmak. 2. ICanık- 
mak, kanıksamak. 

krnış, [kmnış] Naz, eda, işve, kırıtış. 

kmnış -^ kmış 

kııjranmak Mırıldanmak, 

kınu Ayıp, kusur, suç, günah. 

kıpurdı Hareket. 

[ktt] 

- îdşi Ak saçlı ve sakallı, yaşlı. 
kıraç Otsuz, susuz, çorak yer. 
kırak ^- ku'ai] 

kıran (I) Öldürücü hastalık salgını. 

- girmek Öldürücü hastalık salgını 
musallat olmak. 

kıran (II) Pirinç tarlasında ayrılan 
bölümlerden her biri. 

kırar), [kırak] 1. ICenar, kıyı, uç, sı- 
nır, çevre. 2. Ufuk. 

ku'ban, [kurban] Sadak, yay kabı. 

kırcı ICüçük taneli dolu. 

kıreıldanmak -> kırçıldamak 

kırcddatmak, [kırçıldatmak] (Diş) 
Gıcırdatmak. 

kırçıldamak, [kıreıldanmak] (Diş i- 
çin) Gıcırdamak. 

kırçıldatmak -> kırçıldatmak 

kırdu-mak ICestirmek, boğazlatmak. 

ku'ğıl, [kırkıl] 1. Saçma, sakalına ak 
düşmüş, kıranta. 2. Yansı ak, ya- 
rısı siyah olan saç, sakal. 3. Saça, 
sakala ak düşme. 

- olmak Saç ve sakala ak düşmek. 
kırğıllık, [ kırkıUık ] Sakalına ak düş- 



137 



kırgın 



me zamanı ve durumu, 
kırğm -^, ku'ğun 

kırğun, [kırğm, kırkın] 1. Geniş öl- 
çüde öldürüşme ya dâ öldürme, kı- 
yım. 2. Maktul, öldürülmüş. 
- kılmak Mukatele etmek, 
kırh Kırk. 
fcırhahk -^ kırhhk 

kırhhk, [kırhalık, ku'kıhk, kırkhkj Da- 
var kırkma makası, 
fcınk Çapkm. 

kırılış Eda, naz, cilve, kırıtma. 
kırılmak Helak olmak, telef olmak, 

ölmek. 
kırımsa -^ karuusı 
kırış Savaş, harp. 
kırışmak Birbirini öldürmek. 
kırkayakla Deriye yapışıp kalan bir 

çeşit kene. 
kırkbayır Geviş getiren hayvanların 

üçüncü midesi, 
kırkbudak Üzerindeki kırk kadar kola 
mumlar dikilerek âyin geceleri şey- 
hin iki yamnda yakılan ve altmda 
"etek ''denilen geniş bir tablası bu- 
lunan şamdan. 
^ırkemesi Tarla faresi. 
kırkıl -^ kırğıl 
iırkıhk -^ kırj^hk 
kırkdu-ak Akı çok olan kırçıl. 
kırkıUık -^ kırğıllık 
kırkın -^ kırğım 

kırkmh Çok can kaybına mal olan. 
kırkhk -^ fcırhlık 
kırkmak Kırpmak. 
kırlağıç -> karlağuç 
fcırlağuç -^ kaı-lağuç 
kırlankuç -^ karlağuç 
ku'mak Öldürmek, yok etmek, imha 

etmek, 
[kırmızı ( <- Ar. kırmızı)] 

- zurur Surur denilen madde, 
kırnacuk Küçük cariye. 
ku'nağ -> kırnak 



kırnak, [kırnağ] Cariye, halayık. 
kırtarınak Karıştırmak, çatmak. 
kirtil Baç, vergi, haraç, 
kıruk Sıpa. 
[kışa] 

- eylemek Kısaltmak, 
kısaç, kısaç Kıskaç, kerpeten. 
kışarlamak, kısarlamak 1. Çaresiz bı- 
rakmak, muhtaç etmek. 2. Kıstır- 
mak. 
kışdırğı İki tahta arasındaki yarığı 
açmak için kullandan ağaç kama. 
kışdırma Mengene, 
kısğu -^ kıskı 
kışı -^ kısu, ki şu 
kışıcak Daracık, 
kısık 1. Dar yer. 2. Kasık. 
kışımlamak Avuçlamak. 
kısıru Zorla, zorlayarak, 
kıskı, [kısğu, kışku] 1. Mengene, cen- 
dere. 2. İki şey arasına kıstmlan 
ağaç kama. 
kışku -^ kıskı 

Jkısmak, kısmak Sıkmak, sıkıştırmak. 
kısu, ki şu, [kışı] 1. Sıkmtı, eziyet. 2. 
Daracık yer. 

- görmek Sıkıntıya düşmek, 
[tış] ^ 

- evi, [kışlak evi] Kışlık ev. 
kışğırdı Hışdtı, kuş kanadımn şiddetli 

sesi. , 
kışğurmak -^ ğıjğırmak 
kışkddak Karabatak denilen su kuşu. 
]k:ışlağ -^ Ljşlak 
kışlak, [kışlağ] Kışın banmlan yer. 

- evi -^ kış 
kışlamak Kışı geçirmek. 
kıt (I) ^ kat (I) 

kıt (U) Kıthk. 

kıt (III) Aşık kemiğinin S biçiminde 

oyuk olan yanı. 
kıtırdak -> kakırdak 
kıv Devlet, ikbal. 
j^vandırmak -> kıvandurmak 



138 



kızılca, 



kıvandurmak, [ kıyandırmak ] Sevin- 
dirmek, heveslendirmek, istekli 
hale getirmek. 

kıvanışmak Hep birlikte sevinmek, 
şevke gelmek. 

kıvanmak 1. Sevinmek, güvenmek, 
övünmek. 2. Haz duymak, heves- 
lenmek. 

kıvrak 1. İnce kadın baş örtüsü. 2. 
Kıvrık. 

kıvratmak Bükmek. 

kıya Kıyasıya, sert, haşin. 

- bakmak -> - bakmak 

- bakmak, [- bahmak, - - bak- 
mak, bakmak] 1. Öfkeyle, kı- 
yasıya bakmak, öldüresiye bak- 
mak. 2, Dikkatle, keskin bakmak. 
bakmak -> - bakmak 

- - bakmak -> - bakmak 

- urışmak Şiddetle çarpışmak, 
kıyağı 7-> kıyakı 

kıyak -> kıyık - (I) 

kıyakı, [kıyağı] 1. Bir topluluğun hep 
bir ağızdan çıkardıkları ses, gürül- 
tü. 2. Kıyasıya, gereğinden çok, 
layıkıyla. 3, Müthiş, korkunç. 

[kıyamet (vlr.)] 

- köprüsi Sırat köprüsü. 
kıyl^ım -> kıykım 

[kıyı]^ 

- çizmek Yan çizmek, bir yana çe- 
kilmek. 

-na Kıyısına, kenarına, 
-nda Kıyısında, yanında. 
-ndan Yanından. 

kıyık (I), [kıyak] Kıyıcı, yırtıcı, za- 
lim, gaddar. 

kıyık (H) Binmiş, üzerine yatmış. 

kıyık (in) Küçük çuvaldız, yorgan 
iğnesi. 

kıyıkhk Kıyıcılık, insafsızhk. 

kıyılmak Niyet etmek, alçak gönüllü- 
lük göstermek. 

[kıym] 



- virmek Cefa, eziyet etmek. 
kıyışmak Cesaret etmek. 

kıykım, [kıyhım] Çalım, şiddet, hey- 
bet, görkem. 
kıykımlu Çalımh, şiddetli, görkemli, 
[kıyma] 

- göz Çekik, koyu ela göz. 
[kıymet (Ar.)'] 

- urmak Değer biçmek. 
kıymucak Kıymıkçık. 

kıynak, [kaynak] 1. Yırtıcı hayvan 
pençesi. 2. Oturak yeri, kaba etler. 

- urmak Tırnak geçirmek, 
[kız (I)]' 

- çıkarmak Kız gelin etmek. 

- kızan Çoluk Çocuk. 

kız (H) 1. PahaU, kıt, az bulunur. 

2. Kıtbk, darlık, azhk, pahalılık. 
kızağcı Mızıkçı. 
kızan Kıtlık, 
kızartmah Faş etmek. 
kızçukaz Kızcağız. 
kızdırınıbnak Kızdırılmak. 
kızdırma Hastalık ateşi. 
kızdırmak Isıtmak, hararetlendirmek. 
kızğıl Kırmızımtırak. 
kızğınhk Sıcaklık, 
kızğu, [kızkı] Pembe, kızıl, 
[kızğunca] 

- haber İvedi, acele haber. 
kızıl 1. Altm (para). 2. Bakır. 

-1 çıkmak Kötülüğü ortaya çıkmak. 
-ını aşikâre itmek Kötülüğünü or- 
taya koymak. - 

- kır At donlarından pekmez kö- 
püğünü andıran bir renk. 

- koi)iır Sığır donlarından kızılı an- 
dıran esmer renk. 

- süci Kırmızı şarap. 

- şaka Çok ileri götürülen şaka. 

- vala Kırmızı mendil. 
kızılağaç Kızılsöğüt. 
kızılbağarsuk -> kızılüi)ük 
kızılca 1. AUık, kızıllık. 2. Altm. 



139 



kızılcaügeyik 



- İkindi Akşama yakm ikindi vakti. 
kızılcaügeyik Dişi tavusa benzer bir 

kuş. 
kızdcayil Lodos. 
kızıîcuk Hafif kızamık. 
kızükanat Kanatları henüz bitmek ü- 

zere olan kuş yavrusu. 
kızıllık -^ kızlık 

- gelmek' Kıtlık, pahabbk meyda- 
na gelmek. 

kızıllırak, [fcızkJdırak ] Kızıla çalan, 

çil. ■ ■ 

kızdsağı, kızıl sağı, [kızılsağıı, kızıl- 

şağu] Kızıbmsı, kızıla çalar. 
kızılsağıı, kızılsağıı ^ kızılsağı, kızıl- 

şağı 
kızılsı Kızıbmsı. 
kızılşu Kan. 
kızıliir|lük ^ kızılügük 
kızıliiijük, [kızjlbağarsuk, kızıliiıjliik ] 

Yemek borusu. 
kızınmak Isınmak. 
kızırğamnak Pahalı bulmak. 
kızırkamlmak Pahalı görülmek. 
kızkanç Kıskanç, 
kızkı -^ kızğu 
fcızkıldırak -^ kızıllırak 
kızlanmak Kız görünmek, kız gibi 

davranmak, 
kızlığ -^ kızlık 
kızlıh -^ kızlık 

kızlık, [kızıllık, kızlığ, kızlıh ] 1. Kıt- 
hk, pahalıbk. 2. Kurak giden yıl. 

- itmek Pahalılaştırmâk (?), 

- yıl Kıtbk yıh. 

kızlıksıız Kızlığı olmayan, bekâreti 

bulunmayan. 
kızmak 1. Isınmak. 2. Kızarmak. 
kızmışla Vücut, yürümekle ısındığı 

zaman. 
kızoğlan Bakir. 
İdce, [kiçe] Keçe. 
İdci -^ Idçi 
kicük Küçük. 



kiçi, [giçi, kici] Küçük. 

- bayram Kurban bayramı. 

- boy Kısa boy. 

- itmek .-> Idçitmek 
kiçe -^ kice 

- yol Patika, keçiyolu. 
kiçicük Küçücük. 
kiçilik Küçüklük. 
Idçılmek Küçülmek. 
Idçiltmek -^ Idçitmek 

kiçirek, [giçirek, kîçiirek, küçürek] 
Küçücük, küçükçe, daha küçük, 
ufacık. 

kiçisinmek Küçük görmek. 

kiçitmek, [kiçi itmek, Idçiltmek] Kü- 
çültmek. 

kiçürek -> kiçirek 

kileçeri, [külçer] Buğday içinde bu- 
lunan siyah taneler. 

kMepe Kelepçe. 

[ kilim ( <- Far. gilîm) ] 

-i suya bu-akmak, [-i suya salmak ] 
Kötü bir durumu düzeltmek çaba- 
sından vazgeçmek, işi oluruna bı- 
rakmak. 

-i şııya salmak -> -i suya lîirak- 
mak 

kilindir, [kiliudür ] ( <- Yun. kilin- 
dros) Küçük testi, emzikli su ka- 
bı. 

kilindür -^ kilindir 
kilit, [ - dili ] Anahtar. 

- dili ^ - ■ 

kim (I) 1. Kimse. 2. Kimse ki. 3. 
Kimi, kimisi, 

- Mîür vardur Bilen kim vardır? 
-e gerekse Her ihtiyacı olana, 
-üi) eksügi Kime ne gerek, kimin 
nesine lazım. 

-üi] iki Kimin ki, kimin ola. 
kim (11) Ki. 
kimerde Bazan, ara sıra. 
kimerse -^ kimesne 
İdmesue, [kimerse, kimsene] Kimse. 



140 



kocalmak 



îdmi (I) Kimisi, kimisini. 

kimi (II) -^ gimi 

Idınince, [kimincesi] Kimi, kimisi. 

kimincesi -> kimince 

kiranon Kimyon. 

kimse Kim olsa. 

-müz Hiç birimiz, bizden hiç bir 

kimse. 

-güz Biriniz, herhangi biriniz. 

-si Hiç biri. 
kimsene -> kimesne 
[kin (Far.)] 

- biçmek Kin beslemek, öç almaya 
hazırlanmak. 

- dartmak Kin gütmek. 

—ini ödemek Kinini yatıştıracak 
bir karşılıkta bulunmak. 

- irkmek Kin ve öç alma dııygusu 
beslemek. 

kip Sağlam, iyice. 

kirde (^ Far. girde) Tandır ekmeği, 
pide. 

kiren Kızılcık. 

kirevet -> kerevet 

kiri 1. Ücret, karşılık, ödül. 2. Ki- 
ra. 

îdrici Gündelikçi, işçi. 

kirîmek İnat etmek. 

kirişleme Döşeme ve tavan tahtaları 
üzerine çivilenmek üzere enine ko- 
nulan kalın direk. 

kirkit Halıcıbkta düğümleri ve atkı- 
lan sıkıştıran tarak. 

kirlik Kâğıdı mühürlerken altına ko- 
nulan kâğıt. 

kirmen, [kirman] Elde yün eğirilen 
aygıt. 

kirpiik Kirpik. 

- çatmamak Göz yummamak, u- 
yumamak. 

-i km:ımamak Gözyaşı kesilmemek. 
-le Ijarmaa süpürmek Gerçekleşti- 
rilemeyecek işe girişmek. 
kirtinmek, [kirtünmek] Tasdik et- 



mek, iman etmek, inanmak. 
kirtlik Gırtlak başı, hançere. 
kirtü Gerçek, doğru, hak. 

- kılmak Gerçekleştirmek. 
kirtünmek -> kirtinmek 
kişelek Yelpaze. 

kişi 1. İnşan, adam^ kimse. 2. Er- 
kek. 3. Sahip. 

- oğlı -, [Idşizâde] Doğuştan hür 
olan, tutsak olmayan, asilzade. 

- salmak Adam göndermek. 

- sürisi İnsan topluluğu. 

kişilemek Ağırlamak, ikram etmek. 

kişilenmek Oğünmek, böbürlenmek. 

kişilik 1. İnsanhk, iyilik. 2. Bir kim- 
senin başkasına gönderdiği meyve, 
çerez gibi armağan. 

- eylemek İnsanca davranmak. 

- geyecek -> — kaftan 

- gıyeae ^ - kaftan 

- giyesi -> - kaftan 

- kaftan, [- geyecek, - giyese, - 
giyesi, - kaftanı, -libâsı] .Resmi 
günlerde giyilen ağır elbise. 

- kaftanı -> — kaftan 

- libâsı -> - kaftan 

kişiliksiiz İnsanlığı olmayan, namert. 
kişirdi Kişneme. 
kişizade -> kişi 
[kişkiri] 

- virmek Kışkırtmak. 
kişkirmek Kışkırtmak. 
kişmiş -> kişniç 

kişniç, [kişmiş] Kişmiş üzümü, kuş- 
üzümü. 

îdşiir -> keşiir 

[kitabet (Ar.) ] 

-e kesmek Deftere geçirmek (?). 

kitre Keven kökü zamkı. 

kobuz -> kopuz 

koca Yaşh, ihtiyar; 

kocabaşı Bir obanın başı, köy kâhyası. 

kocalık Yaşlılık, ihtiyarlık. 

kocalmak İhtiyarlamak. 



141 



kocaltmak 



kocaltmak İhtiyarlatmak. 
kocmak -> koçmak 
kocımnıak Çekinmek, korkmak. 
kocuşmak -> koçuşmak 
koç Erkek, yiğit, 
koçak Koç. 
koçaş Aratacı. 

koçmacık Şöyle bir kucaklama. 
koçmak, [kocmak, koşmak (II)] Ku- 
caklamak, sarılmak, bağrına basmak 
koça düşmek Kucaklayıvermek, sa- 
nlıvermek. 
koçu Vaktiyle kullanılan süslü, ka- 
palı araba. 
koçulmak 1. Kucaklanmak. 2. Sarıl- 
mak. 
koçuş Kucaklayış. 
koçuşmak, [ koçuşmak] Kucaklaşmak, 

sarmaşmak. 
kodak -> koduk 
koducak Küçük sıpa. 
koduk, [kodak] Sıpa. 
kodurmamak Bıraktırmamak. 
kodus Atların boyunlarına takılan 

perçemli, saçaklı hotoz, 
kofa -> koffa 
koffa, [kofa] Kova. 
koğ (I), [kığ (II) i Kıvılcım, 
koğ (II) -> kov 
koğa -> koğahk 

koğahk, [koğa] Hasır otu denilen 
ve hasır örmeğe yarayan bir saz. 
koğcı -> kovcı 
koğcıhk -> kovcılık 
koğıcılık -^ kovcıhk 
koğlamak -> kovlamak 
koğmak -> kovmak 
koğu -> kohu 
koğucı -> kovcı 
koğucılık -> kovcıhk 
koğuk -> kovuk 
koğıcJık -> kovcıhk 
koğulamak -> kovlamak 
koğımcı İzleyici, kovalayıcı. 



[koğuş] 

- okı, [kovuş ok, kovuş okı] Oluk 
biçiminde bir yatak içinden atılan 
küçük ok. 

koğuşmak -^ kovuşmak 
koğuz, [kovuz] İçi boş, kof. 

- ofanak İçi boşalmak, içinde boş- 
luk hasıl olmak. 

kohmak -> kokmak 
kohşamak Direncini yitirmek, bo- 
zulmak, 
kohu, [koğu] Koku. 
kohulamak, [kokulamak] 1. Kokla- 
mak. 2. ICoku sürmek, 
kohutma^ 1. Kokutmak. 2. ICoklat- 

mak. 
kokarilik Murdar ilik. 
kokarşu Meni, atmık, 
kokdurmak Koklatmak, 
[kokı] 

- ağacı Ödağacı, 
kokmak, [kohmak] 1. Kokmak. 2. 

Koklamak, 
kokulamak -> kohulamak 
kokulanmak Koku sürünmek. 
kokulatmak Koklatmak. 
kokulmak Koklanmak. 
kokunmak itoku sürünmek. 
kokuşlu Kokulu, kokan. 
kol 1. Taraf, yan, cihet. 2. El. 3. 
Devriye gezen asker, bekçi. 
-a almak Şefaat etmek, korumak, 
-a binmek Devriye gezmek. 

- kavşurmak ^ el 

- şahnak El ile işaret yapmak, el 
sallamak. 

- tplaşdırmak Kol dolamak, sar- 
mak. 

- tolaşmak Devriye gezmek. 
kolaç Bir çeşit börek, 

kolak (I) Çolak. * 

kolak (II) -> kogak 
kolan (I) Yabaneşeği. 
[kolan (II)] 



142 



konç 



-1 eglü Zengin, malı mülkü, eşyası 
çok olan kimse. 
kolay Müsait, elverişli iş, uygun şey. 
-a bağla Kolaylığı bulunan, kolay 
yapılan. 

- bulmak Fırsat bulmak, çabmına 
getirmek. 

—in Aklına geldiği gibi, kolayca, 
düşünmeden. 

-ma 1. Bildiği gibi, kolayına gel- 
diği biçimde. 2. Başı boş, gelişigü- 
zel, rastgele. 

-ma büyümek, [-mda büyümek] 
Serbest büyümek, gelişigüzel ye- 
tişmek. 

-ma gelmek Kendisine uygun du- 
ruma gelmek. 

-ma komak İsteğine bırakmak, 
serbest bırakmak. 
-ma yürümek İstediği gibi davran- 
mak. 

-mda büyümek -> -ma büyümek 
-ındâ gezmek Allah'a mütevekkil 
olmak, Allah'ın dilediğine boyun 
eğmek. 
-m gözlemek Fırsat kollamak. 

kolaylamak 1. Önemsiz görmek, kü- 
çük görmek. 2. Kolaybk göster- 
mek. 3. Kolayım bulmak, firsat 
düşürmek. 4. Hazırlamak, abştır- 
mak. 

kolaylanmak Kolay görmek, önem 
vermemek. 

kolayla Kolay ve gereğince iş gören. 

kolaysmmak Önemsiz saymak, kü- 
çük ve hor görmek. 

kolaysuz Güç, zor. 

kolbağı Bilezik. 

- inci İnci bilezik, 
kolçağ -> kolçak 

kolçak, [kolçağ] Kola geçirilen kıbf. 
koldaş Yardımcı, arkadaş. 
koUaşmak İki kişi, kaldıracakları bir 
yük dengini kucaklayarak birbir- 



lerinin kollarını tutmak. 
koUık, [koUak] Kola giyilen zırh, 

kolçak. 
[koUu] 

- divit Boru biçimindeki kalemliği, 
mürekkep çanağına bitişik olan 
divit. 

- kolınca Kol kol, taraf taraf. 
koUuk -> kollık 

[koltuk] 

- otası Büyük bir odadan geçüen 
ve çok vakit ayrı İDİr kapısı bulun- 
mayan küçük oda. 

- sipsisi Erganun denilen saz. 
komak, [koymak] 1. Bırakmak, ter- 

ketmek. 2. İzin vermek, müsa- 
ade etmek, serbest bırakmak, sab- 
vermek. 3. Alıkoymak. 4. Tesir et- 
mek, etkilemek. 

koma itmek Koymayın, bırakma- 
yın komutunu vermek, 
kop Koyup, bırakıp. 
koya Bırak! 
konak 1. Konuk olunan yer, men- 
zil, misafirhane. 2. Misafir. 3. ^ir 
konaklık yer. 

- idinmek İkametgâh olarak seç- 
mek. 

-r- salmak Köy odasında misafir e- 
dilen kimse için bir eve yemek gön- 
derme ödevi yüklemek. 

kogak, [kolak (II), kograk] 1. Baş- 
ta saç aralarında olan kepek. 2. 
Gözbebeği yerindeki aklık, pus. 

korjakcı Konak hazırlamak için bir 
yere önce giden kimse. 

konaklamak Misafir etmek, ağırla- 
mak. 

konaklanmak Saç kepeklenmek. 

konalğa Konak yeri, yolculuk sıra- 
sında yolcuların kondukları yer. 

[ konar] 

- göçer evli Göçebe. 

konç Edik, fotin, çorap gibi ayağa 



143 



koııdirmak 



giyilen şeylerin topuktan yukarı 
baldıra doğru çıkan kısmı. 

kondırmak -> kondurmalj; 

[ konduk] 

- yurt Konulan, mesken olarak se- 
çilen yer. 

kondıu*mak, [kondırmak] Misafir et- 
mek, gelen misafiri oturtup ağırla- 
mak. 

konmak Yolcu bir yere inip oturmak, 
konaklamak. 

- göçmek Kâh. oturup kâh dolaş- 
mak. 

kograk -> kogak 

konşı -> konşu 

kouşu, [konşı, kogşı, kogşu, koğuşu ] 

Komşu, 
kogşı -> konşu 
kogşıı -^ konşu 

konşulaşmak Birbiriyle komşu olmak. 
konşulık, [kogşulık] 1. Komşuluk. 

2. Komşu, civar. 
kogşuîık -> konşuhk 
kontuş Ferace. 
konuğ -> konuk (I) 
konuk (I), [konuğ] Misafir. 

- idinmek Misafir etmek. 

- kondurmak Misafir kabul etmek, 
konuk (II) Gözbebeği yerindeki ak- 
lık, pus. 

konukcı Misafir sahibi. 

konukcüık Misafir sahibi olma, mi- 
safir ağırlama. 

konuklamak Misafir edip ağırlamak. 

konuklanmak Ağırlanmak. 

konukhk, [konukluk] 1. Misafirlik. 
2. Ziyafet. 

-a almak Misafir olarak kabul et- 
mek. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [-eylemek,- kılmak] 1. 
Ziyafet vermek, ini saf ir edip ağır- 
lamak. 2. Misafir olmak, kendisi- 
ne ziyafet verilmek. 



- kılmak -> — itmek 
konukluk -> konukhk 

konulğa Misafire gönderilen yemek. 
koi)ur Yanık al, yağızımsı al. 
koıjureak Konurumsu, yanık al renge 

yakın, 
[konuş] 

- eylemek İnmek, karargâh olarak 
yerleşmek, karar kılmak. 

konuşmak Birbirinin yakını, arkadaşı 
olmak. 

koğuşu -> konşu 

kopannılmak Kaldırılmak, ayırılmak. 

koparmak 1. Ayırmak, gidermek. 2. 
Kaldırmak, harekete geçirmek. 3. 
Hasretmek, diriltmek. 4. Meydana 
getirmek, peyda etmek, yaratmak, 
ortaya çıkarmak. 5. Söküp çıkar- 
mak. 6. (Ses hakkında) Yükselt- 
mek. 

kopdurmak Koşturmak. 

kopmak 1. Ayağa kalkmak, haşrol- 
mak. 2. Meydana çıkmak, zuhur 
etmek, çıkmak. 3. Harekete geç- 
mek, fırlamak, kalkmak. 
kopa başlamak Çimlenmeğe, filiz- 
lenmeğe başlamak. 

kopuz, [kobuz ] Ut biçiminde eski bir 
Türk sazı. 

kor, [kur (III) ] Duvar taşlarında bir 
tek sıra, dizi. 

korhak Korkak. 

korhmak Korkmak, 

korhar olmak -> korkmak 

korhu Korku. 

- virmek -> korku 

korhuîu Korku veren, kendisinden 

korkulan. 
korhutmak Korkutmak, 
[korkmak] 

korkar olmak, [korhar olmak] 

Korkmak, 
[korku] 

-dur kim Korkulur ki, korku yeri- 



144 



Iboytan 



dir ki. 

- vîrmek, [kor hu t irmek] Korkut- 
mak. 

korkudunılmak Korkutulmak. 
korkııhk Korkulu. 
korkunca Korkulacak, korkunç. 
korkutmak Etkilemek, dokunmak. 
kortarmak -> kotarmak 
korucı Muhafız. 

korutmak Korumak, muhafaza et- 
mek. 
Kostandil Köstendik 
koşa Çift, eş, ikiz. 

- Idşi İhtiyar adam. 

- komak, [- koymak] Yan yana 
getirmek. 

- koymak -> - komak 
koşdaş -> koştaş 

koşın -> koşun 

koşınmak Katılmak, iştirak etmek. 

koşmak (I) 1. Arkadaş olarak ver- 
mek, eklemek, artırmak. 2. Naz- 
metmek. 

koşmak (II) -> koçmak 

koştaş, [koşdaş] Meslektaş, arkadaş, 
kapı yoldaşı. 

koşuk Bir arada, bir araya gelmiş. 

koşulmak Katılmak, (bir işte) birbi- 
rine katılmak. 

koşuluk Bir araya getirilmiş. 

koşım, [koşm] 1. Saf, asker dizisi. 
2.K0ŞU, yarış. 3. Koşum. 

- bağlamak Saf bağlamak, savaş 
düzenine girmek. 

- koşmak Saf, dizi haline gelmek. 
Saf saf, sıra sıra. 

koşımdaş Askerlik arkadaşı, saf arka- 
daşı. 

koşımdı, [koşuntı] Maiyet memuru. 

koşuntı -> koşımdı 

kotarmak, [kortarmak] 1. Boşaltmak, 
tahliye etmek. 2. Yemeği bir kap- 
tan başka kaba boşaltmak. 

kov, [koğ (II), kovu] Arkadan çekiş- 



tirme, yerme. 

- çav Dedikodu, gıybet, çekiştirme, 
kovaltmak Yüksekte, havada serbest 

tutmak. 

kovcı, [koğcı, koğucı, kovucı] Mü- 
nafık,gammaz, kovlayıcı. 

kovcılık, [koğcılık, koğıcıhk, koğucılık, 
kovucılık ] Kovlayıcılık, münafıkbk. 

kovlamak, [koğlamak, koğulamak ] 
Gammazhk etmek, münafıkhk et- 
mek. 

kovmak, [koğmak] 1. Takip etmek, 
izlemek, kovalamak. 2. Koştur- 
mak. 

kova çıkarmak Kovarak çıkarmak, 
kova gitmek Koşarak ardına düş- 
mek, izlemek. 

kovu -> kov 

kovucı -> kovcı 

kovucıhk -> kovcılık 

kovuk, [koğuk] 1. Oyuk, oyulmuş, 
boş. 2. Çürük. 

kovuş İğ yapanların, iğ tıraş ve per- 
dah ettikleri oluk gibi aygıt. 

- ok -> koğuş 

- okı -^ koğuş 

kovuşmak, [koğuşmak] Koşmada ya- 
rış etmek, birbirini kovalamak. 

kovuz -> koğuz 

koy -> koym 

[koya] 
-sm atmak Avcı kuşlar yiyecek- 
lerini yedikten sonra bunun bir kıs- 
mını kursaklarından döndürüp a- 
ğızlarından çıkarmak. 

koyah -> koyak (I) 

koyak (I), [koyah] Vadi, dere. 

koyak (II) -> koyuk 

koygun Akdoğan. 

koyka Bırakılan şey, metrukât. 

koymak -> komak 

koynı, [koy] Koyun. 

koytan Mezarın bir yanındaki yank, 
lahit. 



145 



koyuh 



koyul^ -> koyuk 

koyuk, [koyak (U), koyuh] Hazin, 
etkili, dokunaklı. 

koyulmak 1. Akmak, dökülmek. 2. 
Konmak, konulmak. 3. Üzerine sal- 
dırmak, şiddetle girmek, dalmak. 

koyuluşmak Birlikte hücum etmek. 

[koyun] 

- ala gözlü -^^ - gözlü 

- eri, [- oğlanı] Koyun çobanı. 

- gözlü, [- ala gözlü ] Açık ela gözlü, 

- oğlanı ^ - erî 
koyungözi Papatya, 
koyunmak Dökünmek. 
koyurak Koyııc a . 
koyurmak Etki ettirmek, 
koz Ceviz. 

- kabma komak -^^ - kabuğuıa ko- 
mak 

- kabuğma komak, [- kabına ko- 
mak] Pek sıkmak, sıkıştırmak. 

- kırmak Marifet göstermek, 
koza Gümüşten ve sırmadan yapılmış 

süslü düğme, 
kozak Koza, kozalak. 
köçek -> köşek 
köfeke -> küfeki 
[köfte (^Far. küfte)] 

- demiri Izgara. 

köfter (<- Far. küfter) Pestil, sucuk. 

köken Kavun, karpuz, kabak gibi ye- 
re yatan bitkilerin kökünden çıkan 
dal. 

köknariçi Çamfıstığı. 

kölemen Köle. 

kömeli Çok, bir yığın. 

kömüş Manda. 

- ineği Dişi manda. 

- malağı Manda yavrusu. 

- öküz Erkek manda. 
köp Çok. 

köpçük Eyer yastığı. 
köpdürmek Kabartmak. 
köpen Deve çulu. 



köpmek Şişmek. 
[köpri] 

- bağlamak Köprü meydana gel- 
mek. 

[ köpük ] 

- taşı, [körpük taşı] Sünger taşı. 
köpümek Hırka ve yorgan gibi şey- 
leri aralıklı dikmek. 

köpürtken Çöven, Şam çöveni. 
kör (I) (^ Far. gür) Mezar. 
[kör (II)] 

- biHş Noksan bilgi. 

- kuyı Suyu olmayan ya da suyu 
çekilen kuyu. 

- tuman Koyu sis, pus. 
körçetük Körsıçan, köstebek. 
körehnek Körleşmek, sönmeğe yüz 

tutmak, eski şenliğini kaybetmek. 

körepe Tahra. 

körezîmin Düşkün, âciz. 

körlük Birbirinin inadına hareket et- 
me. 
-ine Rağmen, inadına. 

- itmek, [- virmek] Nispet ver- 
mek, inadına yapmak. 

- virmek -^^ - itmek 
[köi'pük ] 

- taşı -^ köpük 
körük ^ kürük 
köse Cılız, bodur. 
köseç Köse. 

köseği, [kösegü] Ocak karıştırmakta 
kullanılan ucu yanmış odun. 

kösegü -> köseği 

köseltmek -> kösiltmek 

kösem Sürünün önünde giden koç, 
kösemen. 

kösem ek Gıpta etmek, imrenmek. 

kösilmek Uzanmak, ayağını uzatmak. 

kösUtmek, [köseltmek] Uzatmak, a- 
yağını uzatmak. 

kösnimek -> kösnümek 

kösnük Erkek isteyen kızgın dişi. 

kösnümek, [kösnimek] Dişi hayvan 



146 



kulğan 



erkek istemek. 
kösre, [- taşı] Bileği taşı. 

- taşı -> - 
kösrelenmek Bilenmek. 
[ köstek ] 

-i üzmek İpi koparmak, uzaklaşıp 

gitmek. 
kösten Ilıca. 

köşek, [köçek] Deve yavrusu. 
köşeklemek Deve yavrulamak. 
köşeklenmek Böbürlenmek, kasılmak. 
köşekletmek Deveyi yavrulatmak. 
kötek Baston, sopa. 

- çalmak Dayak atmak. 
[ kötü] 

- arjmak Çekiştirmek, gıybet et- 
mek. 

köv Köy. 

köy (I) 1. Köz, kor, yanık. 2. Azap, 

ıstırap. 
[köy (II) (^ Far. kûy)] 

- subaşısı Köyün düzenini koru- 
yan kişi. 

köydeş Hemşehri, aynı köylü. 

köyegen Eşeksineği, büğelek. 

köz Kor, ateş koru, kızıl ateş parçası. 

- etmeği Yağlı yufka, gözleme. 

- komak Ateşlemek, korla yakmak. 
kubur (I) Ok çantası, sadak. 
[kubur (II)] 

- yolı Dehliz, üstü kapalı siper, 
kucak Kucak. 

[kuç kucak] 

olmak Kucak kucağa olmak. 

kudsuz -> kutsuz 
kuduzkui'dı Kuduzböceği. 
kulacık Kulakçık, küçük kulak. 
kulaçka Kuluçka, 
[kulağ] 

- olmak -> kulak 

- urmak — > kulak 

kulağuz, [kulavuz] Kılavuz, rehber. 
kulağuzlamak, [kulavuzlamak] 1. 
Yol göstermek, önüne düşüp götür- 



mek, rehberlik etmek. 2. Kılavuz 

olarak vermek. 
kulağuzlayıcı, [kulavuzlayıcı ] Rehber, 

yol gösteren. 
kula^ Kulak. 

- urmak -> kulak 
[kulak] 

-a almama^ Dinlememek. 

- aşmak Dikkatle dinlemek, önem 
A^ermek. 

- burmak -> -mı burmak 

- bıu'ulmak İkaz edilmek, uyarıl- 
mak, cezalandırılmak. 

- çekmek Kulak vermek, dikkatle 
dinlemek. 

- çirki Kulak kiri. 

- dutmak -> - tutmak 

-1 dinç olmak Dedikodudan, ge- 
reksiz sözden kurtulmak. 
-ına çalınmak Kulağına gelmek, 
tesadüfen işitmek. 
-ma dokmmak Kulağına gelmek. 
-mı bm'mak, [ - bm'mal^ ] 1. Kula- 
ğını bükmek, uyarmak. 2. (Sazın) 
Burgusunu bükerek düzen vermek. 
-1 yolda kalmalf Haber beklemek. 

- olmak, [kulağ olmak] Kulak ke- 
silmek, dikkatle dinlemek. 

- ovmak Kulağını bükmek, uyar- 
mak, uyanık bulunmasını sağlamalı, 

- tözi Kulak- dibi. 

- tutmak, [- dutmak] 1. Kulak 
vermek, dikkatle dinlemek. 2. Ku- 
lak dikmek, kulağı dik tutmak. 

- urmak, [kulağ urmak, j^ula^ ur- 
mak] 1. Kulak vermek, dinlemek. 
2. önem vermek. 

kulaklaşmak Birbirinin kulağına fısü- 

damak. 
kulavuz -> kulağuz 
kulavuzlamak -^ I^ulağuzlamak 
kulavuzlayıcı -> kulağuzlayıcı 
!^uldurdatmak Guruldatmak. 
kulğan ->■ Işıalagan. 



147 



kalka 



kıılka Fundalık. 

kııUık -> kulluk 

kuUıkcı -> kullukcı 

kulluk, [kullık] 1. Hizmet, hizmet- 
çilik. 2. Kula gerek olan hizmet, 
ibadet, tapınma. 
-a durmak Hizmetçilik yapmak. 
-a tutmak Kul edinmek, kul ola-< 
rak almak. 

- yatı Hizmet usulü. 

kullukcı, [kullıkcı, kullukcı] 1. Mai- 
yet memuru, hizmetkâr, cariye. 2. 
Bekçi, nöbetçi. 

ikullukçı -> kullukcı 

kulmaş Aldatıcı, hileci, sahteci, kal- 
leş, terbiyesiz. 

kulmaşhk Aldatıcılık, hilecilik, kalleş- 
lik. 

kulun, [ kulur) ] Tay. 

kulurj -> kulun 

kuluncak Küçük tay, yeni doğmuş 
tay. 

kuluncotı Havlican. 

külunlacı -> kuulacı 

kulunlamak Kısrak yavrulamak. 

kum Dalga, fırtına. 

kuma Bir erkeğin, nikâhlısı bulunan 
kadınlardan her birinin ötekine 
göre adı, ortak. 

kumşı Tezvirci, ara bozucu. 

kumsulaıımak Yaltaklanmak. 

[ kumşulık] 

- itmek Ara bozmak. 
kumus Yoksul, fakir, müflis. 
kund -> kunt 

[kundak] 
-a konmak Kundağa sarılmak. 

kuulacı, [külunlacı, kuunacı] Gebe. 

kuHİamak Doğurmak. 

kıumacı -> kunlacı 

kunt, [kund] Sağlam, güçlü, sert, 
katı. 

kur (I) 1. Mevki, derece, mertebe, pa- 
ye. 2. Akran, emsal. 



[kur(n)] 

- eyer Süslü, özenle yapılmış eyer, 

- kemer Süslü, özenle yapılmış 
kemer. 

- kdıç, [kurlu kdıç] Süslü, özenle 
yapılmış kıhç. 

- kurma kuşak -> - kuşak 

- kuşak, [- kurma kuşak] Süslü, 
özenle yapılmış kuşak. 

kur (İÜ) -> kor 
kurbağı Kurbağa. 
kurban -> kırban 

kurbet Yurt tutmayan, gezici çin- 
gene. 
kurca Domuz kılı. 
kurcamak Karıştırmak, 
kurdamak Kurcalamak, karıştırmak. 
kurdaş Akran, emsal. 
kurdaşanı -> kurdeşeni 
kurdeşeni, [kurdaşanı] Kurdeşen. 
kun -> kuru 

- hastalık Verem. 
[ kunca] 

- umu, [kuru umu] Boş umut. 
kurla Kez, kere, defa, kat, derece. 
kurlağan, [kulğan, kurlağun, kurlu- 

ğan, kurluğaz] Etyaran, dolama. 

kurlağun -> kurlağan 

kurlu (I) Kurulu, kurulmuş, düzen- 
lenmiş. 

[kurlu (H)] 

- kdıç -> kur (II) 
kurluğan -> kurlağan 
kurluğaz -> kurlağan 

kurmak 1. Tertip etmek, düzenlemek, 
hazırlamak. 2. Tasarlamak. 

kurnazlanmak Kendini kurnaz gös- 
termek. 

kursak, kursak 1. Mide. 2. İdrak, ze- 
kâ. 3. Göğüs. 

-1 tar Tahammülü kıt, çabuk kı- 
zan. 

kursak Kuşak. 

kursum Kurşun. 



148 



kutsuzlılt 



[ kurt] 

- lingi Belli belirsiz bir şekilde zıp- 
layarak koşma, tırıs yürüyüş. 

kurtaltmak Kurtarmak, saldmdan u- 
zak bulundurmak. 

kuı'u, [kurı, - yir ] 1. Kara, toprak, 
yer. 2. Boş, faydasız, nafile, de- 
ğersiz. 3. Boş, eli boş, mahrum. 4. 
Yalnız, sade. 

- umu -> kurıca 

- yaş 1. İyi kötü, değerli değersiz. 
2. Deniz ve kara. 

- yir ^ - 

- yirden Asılsız, boş yere, sebepsiz. 
kurud -> kurut 

kurudan Patbcan bitkisine benzer 
bir ot. 

kurulmak Hazırlanmak. 

kurultay Büyük toplantı. 

kurum Kuruluş, yapıbş, şekil, biçim. 

kurumsak Pezevenk, deyyus. 

kurumsı Kül, yakılmış şeyin kalan 
külü. 

kurut, [kurud] Kaynatılıp suyu alı- 
nan ayran kurusu, yoğurt kurusu, 
keş. 

kusağan Çok kusan. 

kusğun -^ kuskun, kuşkun 

- urmak Kuskun geçirmek. 
kuskun, kuşkun, [kusğun] Eyer, se- 
mer ve palanın arkasında bulunan 
ve hayvanın kuyruğu altmdan 
geçirilen kuşak. 

-a kuvvet Tabana kuvvet. 
]k:uşımdu Kusmuk, 
[kuş] 

- burm Gaga. 

- kanadı Lokma almaya hazırla- 
nan beş parmak. 

- kuşlamak Kuş avlamak, kuş ya- 
kalamak. 

- şar)i, sar)i Kuş pisliği, kuş güb- 
resi. 

- siyigi Kuş pisliği. 



- surbası Kuş sürüsü. 
-yürekli Korkak, yüreksiz. 

kuşa^ Kuşak. 
[ kuşak] 

- bağlanmak İşe başlamaya hazır 
olmak, hazırlanmak. 

- berkitmek İçten inanmak, bel 
bağlamak. 

- çözmemek Metanetini kaybet- 
memek. 

-1 berk Gönülden inanan. 

-ma tolu Güçlü kuvvetli. 

-uu iki yirden bağlamak, [-uu iki 

yirden kuşanmak] Güçlüğe karşı 

iyi hazırlanmak, sıkı durmak. 

-mı iki yirden kuşanmak -^ -uu 

iki yirden bağlamak 

kuşamak Kuşatmak, çevirmek. 

kuşanmak 1. Silahlanmak. 2. Yel- 
tenmek, meyletmek, yapmaya gi- 
rişmek. 

kuşça Kuş gibi zayıf, güçsüz, bir sı- 
kımlık. 

kuşdili 1. Erişte gibi bir hamur ye- 
meği, 2. Karaağacın yemişi. 

kuşetmegi Yaprağı tere yaprağına 
benzeyen ve yenilir bir ot. 

kuşkuyruğı Kuşpalazı, difteri. 

kuşlamak Kuş avlamak, kuş yakala- 
mak. 

kuşluğm Kuşluk vakti. 

kuşüziimi Çekirdeksiz ufak üzüm. 

kut Uğur, tahh, baht, mutluluk. 

kuth, kuth -> kutlu, kutlu 

kutlu, kutlu, [kutb, ;k;utb] Uğurlu, 
hayırh, mübarek. 

- eylemek Aziz, uğurlu, mübarek 
saymak. 

- itmek Tebrik etmek. 

- kuş Hüma kuşu. 
kutlulamak Tebrik etmek. 
kutlulık Saadet, mutluluk. 
kutsuz, [^udsuz] Uğursuz. 
kutsuzlık Uğursuzluk. 



149 



knyrel 



[kuvvet (Ar.)] 

- dutmak Kuvvetlenmek. 
kuyrucuk Küçük kuyruk. 
kuyruğıöri -> kuyruğıörü 
fcuyruğıörü, [kuyruğıöri] Akrep. 
Kuyruk (I) Ülker yıldızı. 

kuyruk (II) Kıbcın, bıçağın sapma 
geçen demir. 

- bulamak Kuyruk sallamak. 

-1 köse Kuyruğunun kılları seyrek 
olan. 

kuyruklubiber Kebabe denilen bir çe- 
şit ilaç. 

kuyruk salan Yuntkuşu denilen kuş. 

l^uyruk şokunu -> kuyruk şokıını 

kuyruk şokunı, [kuyruk şokunu] 0- 
murga kemiğinin son ucu. 

l^uytul ikametgâh, karargâh. 

kuytulanmak Bir yere girip sığınmak. 

kuyulamak Kuyu açarak içine bir şey 
koymak. 

kuyum Çeyiz, ev eşyası. 

kuz Güneş görmeyen serin yer. 

kuzey Güneş görmeyen yer. 

kuzlacı Kuzulayacak (koyun). 

kuzlamak Doğurmak; yumurta yap- 
mak, yumurtlamak. 

[kuzulı] 

- kapn — > kuzulu 
[ kuzulu] 

- kapı, [kuzuh kapu] Ortasında 
ayrıca küçük bir kapı bulunan bü- 
yük kapı. 

kuzuluca Kuzulu (?), kuzu gibi (?). 
küci, [kiiçü, küzi ] Dokumacılıkta arış 

ipliklerini aralayan iplik tarak. 
kiiçü -> kücü 
[küçük] 

- tevbe Şaban ayı. 

- yaz Pastırma yazı, yalancı yaz. 
küçürek -> kiçirek 

küfek -> küfeki 
küfeke -^ küfeki 

küfeki, [köfeke, küfek, küfeke] 1. 
Çabuk kırılan bir taş, sünger taşı. 



2. Gevrek, yumuşak. 
küf küf 1. Küfür küfür. 2. (Soluk 

için) Sık sık, kesik kesik. 
kükçük Küçük. 
kiike Küçük ekmek. 
[ kükürt] 

- deve Anası ve babası başka soy- 
dan olan deve. 

[kül] 

- öksüzi Hem anası, hem babası 
olmayan öksüz. 

[külah {Far.)l 

- eğmek Eyvallah elmek, müdara 
etmek. 

- urmak Başlık giydirmek. 
külçe -> küliçe 

külçer -> kileçeri 

kiUdürdü Gürültü, patırtı, ses. 

kiüe Yığın. 

kiUek, [giUek, güvlek] Tahta kova, 

gerdel. 
küliçe, [kiUçe ] Külde pişirilen çörek. 
küUük Safbk ( ?). 
künd 1. Kör, körleşmiş, kesmez. 2. 

Ahmak, aptal. 
künde 1. Doğan kuşunun ayaklarına 

bağlanan kayış, bukağı. 2. Ava 

alışkın doğamn üzerinde oturduğu 

ağaç. 
kündelmek Küntleşmek, körleşmek. 
kündlük Ahmaklık. 
küodü Ağacın ortasındaki kav gibi 

yumuşak madde. 
küngiUenmek (Diş) Kamaşmak. 
[küp (I)] 

- kuzusı Küçük küp. 
[küp (II)] 

- düşmek Birdenbire düşmek. 
küpçük -> küpecik 

küpdüşen Tavşancıla benzer bir kuş. 
küpecik, [küpçük, küpecükj Kava- 
noz, ufak küp. 
küpeciik -^ küpecik 
küp küp Küt küt, güm güm. 



150 



kiiısi 



küpüldi -> küpüldü 

küpüldü, [küpüldi, küpürdi] Patırtı, 

gümbürtü. 
küpürdi -> küpiUdü 

kür Aksi, dik başlı. 

kuran Al donlu at. 

kürce Külçe. 

kürde Şiş gibi bir çeşit ince kılıç. 

- sıyırmak İnce kılıcı kınından çe- 
kip çıkarmak. 

kürdegi Eteği ve kolları kısa min- 
tan. 

kürdimek -> kürdükmek 

kürdügi İğ. 

kürdükmek, [kürdimek] Dişi hay- 
van erkek istemek. 

küre Demirci ocağı, maden ocağı. 

[ kürek] 

- çalmak Kürek çekmek. 
küremek, [kürükmek] Dişi hayvan 

erkek istemek. 
[kürsı (Ar.)] 

-ye binmek Tahta oturmak. 
kürtül Kalın, kuvvetli. 
kürtün İçi otla doldurulmuş palan. 
kürük, [körük] Boynuzsuz öküz. 



kürükmek -> küremek 

kürümek Kürek gibi bir şeyle at- 
mak. 

küslü -> küsiUü 

küsü Küsme, dargınlık. 

küsüli -> küsülii 

küsiUü, [küslü, küsüli] Dargın, güce- 
nik, küsmüş. 

küsünmek Gücenmek, darılmak. 

küşne Burçak. 

[küt] 

- olmak Kötürüm olmak, elden a- 
yaktan düşmek. 

[kütük] 

- ocağı Büyük ocak. 
kütüldü Kütürtü, gümbürtü. 
kütülmek Kütleşmek. 
kütüz Kısa boylu, tıknaz. 
küydürmek Bekletmek. 
küyesiye Vadeli olarak. 

[ küyi] 

- virmek Vade, mühlet vermek. 
küymek Beklemek, sabretmek; çev- 
reyi gözetlemek. 

küye görmek Bekleyedurmak. 
küzi -> küci 



151 



laçin 1. Şahin. 2. Sarp, yalçın, 
[lâf ( Far.)] 

- çatlatmak Yüksekten atmak. 
-in urmak Sözünü etmek. 

- urmak Yüksekten atmak, atıp 
tutmak, böbürlenmek, övünmek. 

lâğlaşmak ( <- Far. lâğ) Şakalaş- 
mak. 
[lakab(^r.)] 

- urmak Ad takmak. 
lakırdamak Lak lak sesi çıkarmak, 
[lâyık (^r.)] 

- degül Layık olmayan. 

lecek, [leçek ] {Far.) Üç köşeli kadın 

baş örtüsü. 
leçek -^ lecek 
lem Nem. 

- J^apmak Alınmak, 
leugeç Yengeç. 
[lenger (Far.)] 

- bırakma^: Demir atmak, oturup 
kalmak. 

- koparmak Demir almak. 

- üzerinde Demir atmış. 
leşe Çalı çırpı, çit. 

lıca ->■ lice 

lice, [Uca] Ilıca, kaplıca. 
limon, [limona ] Liman. 
limona -> limon 



[liug(^Far.)] 

yelmek Tırıs tırıs gitmek. 

- urmak Tırıs yürümek. 

loğ, [- taşı] Toprağı pekiştirmek için 
kullanılan taş merdane. 

- taşı -> - 

loğlamak Loğ taşını, pekiştirilecek 
toprak üzerinde yuvarlayarak gez- 
dirmek. 

[lokma (Ar.)] 

- göz, [- gözlü] Patlak gözlü. 

- gözlü -> - göz 

lor ( ^ Far. lûr) Peynir suyuna süt 
ya da yoğurt katarak kaynatıl- 
makla yapılan yiyecek. 

lori, [- kuşı] Balıkçıla benzer bir kuş. 

- kuşı -^ - 
lögnn -> lökün 

lök Tek hörgüçlü deve. 

lökün, [lögün] Kireç, zeytinyağı ve 
pamuk kanştınbp dövülerek yapı- 
lan bir macun ki künkleri birbirine 
tutturmak gibi işlerde kullanılır. 

[luT» (Ar.)] ' 

- geçmek Hüe yapmak, oyun oy- 
namak. 

lüfen Mayhoş nar. 
[lüleli] 

- bardak Emzikli bardak. 



152 



M 



ma -> me 

mağ Sahtiyanın iç yüzü. 
[mağara (Ar.)] 

- kesmek Kayalığı oyarak mağara 
meydana getirmek. 

mahrama ( <- Ar. mıkrame) Mendil, 

baş örtüsü, havlu. 
maktamak Övmek. 
[mâl (Ar.)] 

-a kesmek Diyete bağlamak. 

- dökmek Bol para harcamak. 

-1 beslemek Varlığını artırmak, ço- 
ğaltmak. 

mala -> bala (II) 

malağma Doğulmuş, fakat samamn- 
dan ayrılmamış tahıl. 

mâlbaşı Sermaye, resü^l-mal. 

mama -> mamı 

mamalık -> mamılık 

mamı, [mama] Ebe. 

mamılı]^, [mamabk] Ebelilc. 

mağa, Bana. 

inancılık (I) Mancınık. 

mancılık (11) Hereni de denilen büyük 
bakır kap. 

mancuk Sancak âlemi, sancak başb- 
ğı, mahçe. 

mank Ahmak, akılsız, sersem. 

mankadaş Manga arkadaşı. 

maral -^ meral 

maraşlamak Düzlemek, parlatmak. 

[maraz (Ar.)] 

-1 depreşmek Derdi tazelenmek. 

marşama, [varşama] Yaprakları na- 
ne gibi güzel kokulu olup kimi ye- 
meklere konan bir bitki, barsama, 

masara (-^ Far. mâsüre) Masura. 

maşlık Esrar, haşhaş. 



maştı Ayakları kısa, kulakları tüylü 

av köpeği. 
matah (<~ Ar. meta') Kumaş, meta. 
mavlamak Miyavlamak. 
mavlatmak Miyavlatmak. 
maya (<- Far. mâye) Dişi deve. 
mazak Gelişmemiş, cılız kalmış, cüce. 
me, [ma] 1. Nah, işte, al. 2. Bırak, 

dokunma, değme. 
mec İki tarafı da kesen kılıç. 
meçik, [meçük] 1. Av aracı olarak 

kullanılan topuzlu değnek. 2. Başı 

topuzlu çomak, davul tokmağı. 
meçiklii Veba. 
meçük -> meçik 
medize Dölyatağı. 
mefret (<- Ar. mefred) Büyük, iri, ko- 



caman. 



meğer (Far.) Fakat, ancak, yalnız. 

megremek Melemek. 

megreşmek Meleşmek. 

mehelsek, [mehilsek, mihilsek] Şef- 
katli, merhametli. 

mehilsek -^ mehelsek 

melegen Çok meleyen. 

meles Çok ince, ipekli bir çeşit kumaş. 

melhem Merhem. 

[meme] 

-den yarmak Mememden kesmek, 
ayırmak. 

memek Meme. 

menegiş -> meneviş 

meneviş, [menegiş] Çitlenbik. 

menevşe Menekşe. 

mengii Ebedi, ölümsüz. 

- biıjarı Abıhayat çeşmesi. 

- şuvı -> - şuyı 

- şuyı, [- şuvı] Aljıhayat. 



153 



menÜk 



menlik Benlik. 
[menzil (Ar.)] 

- taşı Ok atılınca düştüğü yere di- 
kilen taş. 

meral, [maral] Ceylan. 
meryemanaeli Buhurumeryem. 
[mesel (Ar.)] 

- kurmak ^ - lu-mak 

- urmak, [- kurmak, misâl kur- 
mak] Duruma uygun ünlü bir 
söz, özdeyiş söylemek, misal getir- 
mek. 

[Mesih (Ar.)] 

- şuyı İmam suyu, şarap (?). 
meşe (-^ Far. bîşe) Orman. 
met Küçük değnek, çelik. 
meleriz (^ Far. meteris) Siper. 
[meydân (Ar.)] 

- almıak Meydana hakim olmak. 
[meydânlu] 

- kılmak Serbest, rahat hareket et- 
mesine fırsat vermek. 

[meze (Far.)] 

- eylemek -^ -ye almak 

-ye almak, [- eylemek] Alay et- 
mek, eğlenmek. 

mezgeldek Yabani ördek türünden bir 
kuş. 

mırlanmak Mırıldanmak. 

ımsmıl, misimi, [bismil, muşmul] 1, 
Temiz, pak. 2. Ağır, gevşek. 

ımşmıllamak Temizlemek. 

mışmıllık, [muşmullık] Temizlik. 

mış mış ^ muş muş 

ımzğanmak -> ımızganmak 

[mızrak (Ar.)] 

-a dizmek Mızrağa geçirmek, mız- 
rağa saplamak. 

mihilsek -> mehelsek 

milez Bal arısı. 

mir) Bin. 

minmek Binmek. 

[misâl (Ar.)] 

- kurmak -^ mesel 



miş yaş Kuşku uyandıran, kötü şey- 
ler düşündüren söz. 

molak Çam ağacından yapılmış bir- 
kaç budaklı çengel. 

molamak, [mölemek] Öküz ve inek 
böğürmek. 

mor sağı Morumsu. 

mölemek -^ molamak 

mud, [mut, mut] Eskiden kullanılan 
bir ağırlık ölçeği. 

Muğal Moğol. 

[mûm (Far.)] 

-la okumak Çok isteyerek çağır- 
mak. 

- şenliği Fener alayı. 

mumbar (^ Far. bumbar) Bumbar. 

mumul Kirpiklerin içeriye doğru kıv- 
rılması, trikiazis. 

ınuna Buna. 

munca Bunca, bu kadar. 

muncılayın -> buncılaym 

munda Burada. 

munkur Büyük kadeh, şarap kabı. 

mımuk Durgun, hareketsiz, işe yara- 
maz (adam). 

[ murt] 

- ağacı Mersin ağacı. 
muşmul -> misimi, mışmıl 
muşmullık -> mışmılhk 
muşducı -^ muştucı 
muşdulamak -^ muştulamak 
muşdıılığ -^ muştulık 
muşdulık -^ muştuhk 

muş muş, [ımş mış ] Mışıl mışıl. 

muştıcı -> muştucı 

ınııştıhk -> muştulık 

muştucı, [muşducı, muştıcı] Müjdeci. 

muştulamak, [muşdulamak] Müjde- 
lemek. 

muştulık, [muşdubğ, muşdulık, muş- 
tıhk] 1. Müjde. 2.Müjdelik, müjde 
bahşişi. 

- eylemek, [- virmek] Müjde ver- 
mek. 



154 



müşterllemtıek 



- vîrmek -^ - eylemek 
muşulamak Uyuyan kimse işitilecek 

şekilde nefes alıp vermek. 
muşuldı -^ muşultı 
muşultı, [muşuldı] Mışıl mışıl uyuya- 

mn nefes alışı. 
mut, mut -^ mud 
mutlu Mesut. 

- sava Müjde. 

muymul Atmaca türünden, delicedo- 

ğan dedikleri yırtıcı kuş. 
muza Kısa boylu, cüce, bücür. 

- olmak Cüce kalmak. 
miiçe Hisse, pay (?). 



müçelge Senet, karar (?). 

[miift (Far.)] 

-e satılmak Yok yere lıarcanmak. 
-e virmek Yok yere harcamak. 

[mühr (Far.)] 

— urmak Mühür basmak. 

mürdülc -^ miirdümek 

müi'dümek, [mürdük, mürdümük ] 
Baklagillerden, taneleri bezelyeye 
benzer ve ondan çok ufak bir bit- 
ki. 

mürdümük -^ mürdümek 

müşterîlenmek Müşteri olmak iste- 
mek. 



155 



N 



nacak 1. Hançer. 2. Kazma. 

nahıllemek -> nakıllamak 

nakam Yer altı yolu. 

nakil (^ Ar. naJ^l) Türlü çiçekler ve 

renkli mumlarla süslenip şenlik 

gecelerinde alay önünde götürülen 

ağaç. 
nakıllamak, [ualjıllemek ] At rahvan 

yürümek, 
[nakş (Ar.)] 

- oynamak Oyun etmek. 
[nal {Ar.)] 

- kesmek Damga ile dağlamak. 
[nalbant (<- Ar. Far. nal-bend)] 

- orağı Nalbantların hayvan tırna- 
ğını kesmekte kullandıkları aygıt, 
sunturaç. 

[nalça (^ Ar. Far. na'lçe)] 

- boğmak Nalça şeklinde gerdan- 
lık. 

[namaz (Far.)] 

- itmek Namaz kılmak. 
uamâzbm* Abdestbozan. 
namâzlağı, [namâzlağu, namazlık, na- 

mâzluk] Üzerinde namaz kılınan 

seccade. 
namâzlağu -> namâzlağı 
namazlık -> namâzlağı 
namâzluk -> namâzlağı 
[nâmüs (Ar.)] 

-im beklemek Şerefini korumak. 
[na'ra (Ar.)] 

- m'mak Nara atmak, haykırmak. 
naşı -> naşi 
uaşi, [naşı] (<- Ar. nâşp) 1. Mezhep 

dışı kimse, zındık. 2. Yabancı, yad. 

3. Laubali, hoyrat, ahmak, 
[nâz (Far.)] 



-m -m Nazlı nazlı. 

- yüki Çok nazh. 
[nazar (Ar.)] 

- salmak Bakmak, alabildiğine bak- 
mak. 

- yetişmek Görülebilir uzakhkta ol- 
mak. 

ne 1. Hangi. 2. Nasıl, ne şekilde. 
3. Ne olur, ne var. 4. Ya. 5. Ne 
kadar, ne çok. 6. Kim. 

- ara Nere. 

- aşıl Nasıl. 

- eksügi Ne işine yarar. 

- gerekse Ne olursa, gelişigüzel, 
olur olmaz şeyler. 

- görseler ki Hayretle gördüler ki, 
ne görseler beğenirsiniz, bir de ne 
görsünler. 

- güııine turur Ne zamam, bekler, 
daha ne bekler, niçin ölmez. 

- ki, [- kim] 1. Neyi, her ne. 2. 
Ne kadar. 

- kim -> - İd 

- kimse -> - kişi 

- kişi, [- kimse] Kim. 
-nüg Neyin. 
-nüıjçün Ne için. 
-nüi] gibi Ne gibi, nasıl. 
-nügle Ne ile, ne suretle. 

- ol O değil. 

- ola -> nola 

- olm- ne olmaz Ne var ne yok, ne 
oluyor ne bitiyor. 

-si varı Nesi varsa, her şeyi, bütün 
varhğı. 

- şekil Nasıl. 

- tag Şaşıhr nu? 

- umutlu Ne mutlu. 



156 



nıçe 



- var Şaşılır mı, ne çıkar, ne lazım 
gelir. 

-ydi Ne olurdu? 

-ydügi, [nidügi] Ne olduğu. 

- yeller esdi Hangi yel attı, nasıl 
oldu da... 

- yer, [- yir] Nere. 

- yir -> - yer 

-yle Ne ile, ne suretle, nasıl. 

neceler -> niceler 

neci Ne oluyor, ne söz. 

neçün, [neşün, neyçün, nişün ] Niçin, 
ne için. 

nefelenmek Canlanmak, kuvvet bul- 
mak. 

[nefes (Ar.)] 
-i bağlanmak Nefesi kesilmek, so- 
luğu tıkanmak. 

[nefret (Ar.)] 

- tutmak Kaçınmak, nefret etmek, 
[nefs (Ar.)] 

-ini kör eylemek Nefsini körle mek, 
nefsin zorunlu gereksinimini sağ- 
lamak. 

nelik Keyfiyet, mahiyet. 

nem Bütün varım. j 

nemerse Nesne, şey. 

nenni Ninni. 

- çalmak Ninni söylemek. 
nere -> nire 

nesdane -> nesne^ 



neşe -> nesne' 

neşene -> nesne^ 

nesne, [nesdane, neşe, neşene, neste ] 

1. Şey, nesne. 2. Bir şey, hiçbir şey. 

- tuymak Bir şeyler anlamak. 
nesnecik -> nesnecük 

nesneciik, [nesnecik] Az, küçük de 

olsa bir şey. 
neste -> nesne^ 

- beste Şöyle böyle, derme çatma, 
düzensiz, saçma sapan. 

neşün -> neçün 
neyçün -> neçün 



neyiki -> neyki 

neyki, [neyiki] 1. Neden, acaba ne- 
den. 2 Nedir, ne oluyor. 

neylemek Ne yapmak. 

neyler Ne geziyor, ne arıyor, ne işi 
var. 

neylersevüz Ne yapacak isek. 
neylersüz Ne yapıyorsunuz? 
neylesin Ne yapacağını, ne ede- 
ceğini. 

neynemeli Ne yapmalı. 

nezik İplik çıkrığı. 

nezkep Baş örtüsü. 

nice, [nice] 1. Nasıl. 2. Çok, birçok, 
hayli. 3. Çok kez. 4. Ne. 5. Ne 
zaman. 6. Kaç, ne kadar. 7. Hangim 
8. Ne kadar, ne derece. 9. Ne vak- 
ta kadar. 

- big big Binlerce. - 

- bir Ne vakta kadar, daha ne ka- 
dar. 

- kez Çok kere, bir çok kez. 

- ki, [- kim ] 1. Mademki, her ne 
kadar. 2. Nasıl ki. 3. Her ne vakit. 

- kim -> - ki 

, [nice nice] 1. Defalarca, pek 

çok, pek çok kez. 2. Ne vakta kadar. 
-ye değin -> -ye dek 
-ye dek, [-ye değin] Ne vakta ka- 
dar. 

- yüzden Birçok yönden. 
niceler, [neceler, niceler] Çok kimse- 
ler, birçokları. 

nicelik 1. Keyfiyet. 2. Kemiyet. 
niceme, [- kim, niceme, niceme kim ] 
Ne kadar, her ne kadar. 

- kim -> - 

nicesi, [nicesine] 1. Nasıl, ne suretle. 

2. önceki gibi, eskisi gibi. 
nicesine -> nicesi 
niceye, [niceye] Ne fiyata, kaça. 
nicitmek Ne yapmak, nasıl etmek. 
nice -> nice 

T> nice 



157 



lij'çeler 



niceler ~> niceler 
niceme -^ niceme 

- kim -> niceme 
niceye -> niceye 
nidügi -^ ne 

nirdeligiu Nerede olduğunu. 
nire, [nere] Nereye. 
nirecük Neresi. 
nişe Ne ise. 

nistemek Ne yapmak, ne aramak. 
[nişan (Far.)] 

- çekmek Tuğra çekmek. 

- dikilmek İşaret konulmak 

- komak Nişanlamak, nişan yap- 
mak. 

- lu-mak Nişan koymak. 
nişe Niçin, nasıl. 

- ki Niçin ki, çünkü. 
nişlemek Ne yapmak. 
nişün -> neçün 

nite Nasıl. 

-dür Nasıl oldu da. 

-ydügin Nasıl olduğunu. 
niteki Gibi, benzeri, nasıl ki, nitekim. 
nitelik Keyfiyet, mahiyet. 
niteliksüz, [nitesüzj 1. Bir işin nite- 

ligi kendisinden sorulamayan, bir 

işin niteliğinden sorumsuz olan. 2. 

Mahiyeti bilinmeyen şekilde. 



niteme Ne kadar, her ne kadar. 

nitesi Ne suretle, ne şekilde, nasıl, ne 
türlü. 

nitesüz -> niteliksüz 

uitlü Kasten, bile bile, bilerek. 

nitmek Ne etmek, ne yapmak. 

nidesiu Ne yapacağını, ne edece- 
ğini. 

nohda Gem, dizgin. 
noht, [nohtm, nokt] Ne vakit, ne za- 
man. 
nohtm -> noht 
nokt -^ noht 
nola, [ne ola] 1. Ne olur, ne çıkar, 

şaşıhr mı. 2. Ne dir, ne olabilir. 
[nolmak] 
nolası Ne hale geleceği, 
uolaydı Ne olurdu, keşke. 
nolsa gerek Ne çıkar, ne olmak ih- 
timali var. 

nolur 1. Ne olur, nerede kabr. 2. 
Nedir, ne kadardır. 
nolusar Ne olmak ihtimali vardır, 
kim bilir ne olur. 
nöker 1. Maiyet memuru, hizmetçi. 

2. Kuma. 
[nutk (Ar.)] 

-1 bağlanmak Dili tutulmak. 
nuz Mayhoş. 



158 



o 



oba 1. Oymak, boy, kabile, göçerevli 
kabile, beş on çadırdan oluşan gö- 
çebe oymağı. 2. Kır, dışardaki yer, 
bir oymağın oturduğu yer. 3. Ça- 
dır, çardak, büyük çadır. 

obmak, [opınak] Somurup yutmak. 

obruk Çukur, oyuk. 

obrıümak Çökmek, oyulmak, çukur- 
laşmak, yerinden oynamak, sarsıl- 
mak. 

obuz Derenin sıkışık, daracık yeri. 

[ocak (I)] 

-a lU'ra.ak Ateşe vermek. 
-ma şu komak -^ -uıa şu koymak 
-ma şu koymak, [-ına şu komak, 
-ma şu salmak] Ocağını söndürmek. 
-ma şu koyulmak Ocağı söndürül- 
mek. 
-ma şu salmak -^ -ma şu koymak 

ocak (II) Yurt. 

— eskisi Bir amaç için sürekli bir 
topluluk oluşturmuşların en eskisi. 

- - Bucak bucak, köşe bucak, 
ocak (III) Üzüm asması, kavun, kar- 
puz, kabak gibi bitkilerin teveği. 

ocaklı Yeniçeri. 

ocuk Şeytan. 

ocundui'inak Korkutmak. 

ocuıunak Korkmak, çekinmek. 

od (I), [ot (III)] Ateş. 
-a bu'akmak -^ -a salmak 
-a buyıu-mak Ateşe atılmasını em- 
retmek. 

-a çaldumak Ateşe yaktırmak, 
-a dutmak Ateşe göstermek. 
-a göyündürmek Ateşe yakmak, 
-a göyümnek, [-a tutuşmak, -a 
yanmak] Ateşe yanmak. 



-a ısınmak Ateşe karşı durup ısın- 
mak. 

—a salmak, [-a buakmak, -a vir- 
mek] Ateşe atmak, yakmak. 
—a şai'armak Bir şey ateşin etkisiy- 
le sararmak. 

-a tutuşmak -^ -a göyünmek 
-a uçmak Ateşe düşmek, cehen- 
neme yuvarlanmak. 
-a urmak -^ -a yandurmak 
-a virmek -^ -a salmak 
—a yakmak -^ -a yanduı-ıuak 
-a yandurmak, [-a urmak, -a yak- 
mak] Ateşe vermek, yakmak. 
-a yanmak -^ -a göyünmek 

- bu'akmak -^ - urmak 

- evi Ateşgede. 

- görmemiş bal Ateşte eritilmemiş 
bal. 

- göynügi 1. Ateş yanığı. 2. Cem- 
re denilen sivilce. 

- gözlü Gözünü kan bürümüş, kız- 
gın, öfkeli. 

—1 kesmek Ateşi, yangını söndür- 
mek. 

- ile şu barışmak Olmayacak iş ol- 
mak. 

- koğı Kıvılcım. 

- salmak -> - urmak 

- ui'mak, [-- bırakmak, - salmak] 
Ateşlemek, ateş vermek, yakmak. 

- yahıjı -> yalııj (II) 

- yandıumak Ateş yakmak, 
od (II) -> ot (II) 

oda Mesken, yer, sığınacak yer. 

- düzmek Oturacak yer yapmak. 

- yağlama Yeni yapılan evde dost- 
lara verilen ziyafet. 



159 



odas 



odağ -> otağ, otağ 

odalanmak Kendisine oda yapmak. 

odlu Sıcak, yakıcı. 

ofudak, [- bıırun] Kibirli, burnu ha- 
vada, kendini beğenmiş. 
-: burun -> - 

ofuducı Büyüklenici, burnu havada. 

oğıl -> oğul 

oğlağı -> oklağı 

oğlan 1. (Erkek olsun, kız olsun) 
Evlat. 2. Erkek çocuk, yavru. 

- adam Delikanb. 

- ağrısı -> - burusı 

-a kalmak Gebe kalmak. 

- burusı, [- ağrısı] Doğum sancısı. 
-dan kalmak, [oğıddan kızdan kal- 
mak] Çocuktan kesilmek, doğurma 
çağını geçirmek. 

- eylemek Çocuk yapmak, doğur- 
mak. 

- uşak Çoluk çocuk, çocuk kala- 
lı ahğı. 

- yaşı Çocukluk çağı. 

oğlanaşı Kudret helvasına benzer bir 
zamk. 

oğlancık -> oğlancuk 

oğlancuk, [oğlancık] Çocuk, küçük 
çocuk. 

oğlaneşi Çocuk doğduktan sonra ge- 
len son, döleşi. 

oğlanlık 1. Çocukluk. 2. Çocuk ha- 
valesi. 

oğlanotı Oğulotu, melisa. 

oğlanyatağı Döly atağı, rahim. 

[oğmaç] 

- aşı -> omaç (11) 
oğrak Orak. 
oğşamak -> öhşamak 

oğul, [oğıl] 1. Erkek evlat. 2. Yavru. 
-dan kızdan kalmak -> oğlan 

- idinmek Evlat edinmek. 

- kız getürmek Çocuk yapmak, do- 
ğurmak. 

- oğlancuk Çoluk çocuk. 



- oğlı Çocuğımun çocuğu, torun. 
a Evlattan evlada. 

- okumak Evlat edinmek. 

oğulbalı Beyaz, dolgun petek balı. 

oğulduruk 1. Bitkilerin dibinden sü- 
ren filiz. 2. Yumurtalık. 

oğulduruklanmak Bitkinin dibinden 
filiz sürmek, bitki filizlenmek. 

oğuUık, [oğulluk] 1. Üvey oğul. 2. 
Evlatlık. 

- kul Evlat edinilmiş köle. 
oğulluk -> oğullık 

oğuz 1. Mübarek, iyi yaratılışb. 2. 
Anlaması kıt, bön, ahmak, saf. 

- ışladan Ahmak ıslatan, 
oh Ok. 

-a dikmek -> ok 

ohar Balıkçıl. 

ohunak -> okumak 

ohlamak -> oklamak 

orsalamak -> okşalamak 

ohşamak, [oğşamak] 1. Okşamak, 
taltif etmek. 2. Benzemek. 

ohşancaca Okşanmaya layık, sevimli. 

ohşaşmak Benzemeğe kalkışmak, ben- 
zemek. 
ohşaş itmek Benzer kılmak. 

ohşatmak Benzetmek. 

olıt Vakit, çağ. 

oh.tm, [ohtui]] Vakitte, vakit. 

ohtui] -^ ohtın 

ohumak -> okumak 

oh^uumak -> okunmak 

[ok] 

-a dikmek, [oha dikmek] Oka he- 
def etmek. 

- atımı yir Bir okun gidebileceği 
yer. 

- bu'akmak Ok atmak, kura çek- 
mek. 

- komak Oku atıp saplamak, isa- 
bet ettirmek. 

- sepitmek Ok yağdırmak. 

- yarışdurmak Ok yarışı yapmak. 



160 



ollma]^ 



okçı Nişancî. 
okılam Okyılam. 
okımak -> okumak 
oklağaç -> oklağı 

oklağı, [oğlağı, oklağaç, oklağıı] Ok- 
lava. 

- yağmıırı Oklava gibi yağan yağ- 
mur, sağanak. 

oklağu -> oklağı 

oklamak, [ohlamak] Ok ile vurmak. 

oklanmak Ok ile vurulmak. 

okıuak Kumarda ortaya para koy- 
mak. 

okramak 1. (At) Mırıltı şeklinde kiş- 
nemek. 2. İçin için inlemek. 

okraşmak Atlar birlikte okramak. 

okruğ -> okruk 

okruk, [okruğ] Kement. 

okşalamak, [ohşalamak] Okşamak. 

oktsuz Vakitsiz. 

okıicı -> okuyıcı 

okuğau Çok okuyan. 

okumak, [ohunak, ohumak, okıınak] 
1. Çağırmak, davet etmek. 2. Söy- 
lemek, demek. 3. Anmak, yadet- 
mek. 

okıınınak, [ohunmak] 1. Denilmek, 
söylenmek, ad verilmek. 2. Davet 
olunmak, çağırılmak. 3. Okunmak. 

okurca Okurcasına, okur gibi. 

okur okur Mırıl mırıl, homur homur 
anlamında okramak eylemin belir- 
teci. 

[ okuşma] 

- kai'daş -> kardaş 

- karındaş -> kardaş 

okutmak Çağırtmak. 

okuyıcı, [okucı] Davetçi. 

okuyuşmak Karşıbklı okumak, bir- 
birine okumak. 

ol 1. O, üçüncü tekil kişi adılı. 2. 
öbür, öteki, diğer. 

- aracuk Oracık. 

- arada Orada. 



- aradan Oradan. 

- araya Oraya. 

- arayı Orayı. 

- bir Öbür, öteki, diğer. 

- kim O kimse ki. 

ola Belki, ...mi acaba, ihtimal. 

- ki, [- kim] Belki, ihtimal ki, o- 
labilir ki. 

- kim — > - ki 

- mı 1. Acaba. 2. Olur mu, müm- 
kün müdür. 3. Olmaz mı, nasıl 
olur. 

olak Kısrak. 
olar Onlar. 

-ugla Onlarla. 
olcalaınak Savaşta ganimet almak. 
olçumlık Bilgiçlik. 

- itmek Bilgiçlik satmak. 

oldacı Gelişmeğe yeteneği olan. 

oldurmak Vücuda getirmek, yarat- 
mak. 

olğan Olan. 

ohmamak Bekleyememek, sabrede- 

memek. 
olmak 1. Bulunmak, kalmak, ikamet 

etmek, eğlenmek. 2. Yaratılmak, 

vücut bulmak. 

ola düşmek Olmuş olmak, oluver- 

mek. 

olahk Olalım. 

olalum idi Ola idik, olaydık. 

olasmı Olacağını. 

olaydı Olabilirdi. 

olayız Olalım, oluyoruz. 

oldı olaldau Öteden beri. 

oldıysa Olunca, olduğunda. 

olduğmdan geril Olduktan sonra. 

olduğıyla Olduğu için. 

oh gelmek Olagelmek, olmak. 

olmağın Olmakla. 

olmaklu olmak Olması gerekmek, 

yapılması gerekmek. 

olmaya Yapılmamış ola, görülme- 
miş ola. 



161 



olmamış 



olmaya ...eğin Sakın ...meyesin. 
olu görmek Olmaya bakmak, ol- 
maya çabşmak. 

olmamış Olmadık, görülmemiş. 

olmaz Olmayacak, gereksiz, yersiz, 
uygunsuz. 

- vakit Vakitsiz, zamansız. 

- yiı-e Beyhude, boşa, yok yere. 
olmazlanmak Görünüşte çekinir gibi 

davranmak, 
[olok] 

- dem O anda, o zaman, o vakit. 

- sâ'^at O anda, o dakikada, 
[olta] 

- eylemek îleri geri gidip gelmek. 
olmımak 1. Yaradılmak, meydana 

getirilmek. 2. Yapılmak. 3. Olmak. 
olum gelmek Olagelmek, yapılagel- 
mek. 
oma Bacak. 

- durmak -^ omaç (lU) 
omaca, [- kemiği] Uyluk kemiği. 
omaç (I), [umaç] Hedef, amaç, gaye. 
omaç (II), [oğmaç aşı, - aşı, ovmaç] 

İçine ekmek, peynir, soğan ve ba- 
zan yağ, pekmez konulup yoğuru- 
larak yapılan bir yemek. 

- aşı -^ - (11) 
[omaç (III)] 

- turmak, [oma durmak] Tepesi 
yerde, kıçı yukarıda durmak. 

omca, [omca] Kütük, ağaç kütüğü, 

tomruk. 
omca -^ omca 
[omuz] 

- sıkmak Omuz silkmek. 

- uruşmak Omuz omuza çarpmak, 
çarpışmak. 

omzaşmak Omuz vermek, devirmek 

istemek, 
[on] 

~ birisi On birincisi. 

- bîr kerre yüz big Bir milyon yüz 
bin. 



- kerre yüz big -> - kez yüz biıj 

- kez yüz big, [- kerre yüz big ] 
Bir milyon. 

Onar onar. 

- yaşamak On yaşma girmek, 
oga Onu. 

ogad -> ogat v 

ogağân Onan, iyileşen. 

onak -^ ımak 

onamak Beğenmek, uygun görmek, 
kabul etmek. 

ogarmak, [ugarmak] 1. Islab etmek, 
yoluna koymak, rast getirmek, ta- 
mir etmek, düzeltmek. 2. Ondur- 
mak, tedavi etmek, iyileştirmek. 

ogat, [ogad, ugat] Doğru, uygun, 
iyi, mükemmel, layıkıyla, tamam. 

- diUü Tath dilli. 

- düşmemek Uygunluk gösterme- 
mek. 

- düşmez olmak Uygun düşme- 
mek. 

- gelmek (İş) Rast gelmek, uygun 
düşmek. 

- Idşi Temkinli, dikkatli, sağduyu- 
lu. 

ogatca, [ogatça] Uygun şekilde, hak- 
kıyla, iyice. 

ogatça -> ogatca 

ogatlamak Yarar hale getirmek. 

ogatlaşmak Uyuşmak, mutabık kal- 
mak. 

ogatlık, [ogatluk] Uygun, dürüst d av- 
ranış. 

ogatluk -^ ogatlık 

onbeyi Onbaşı. 

onca -^ anca 

ondacı Eskiden öşür denilen vergiyi 
toplayan, aşarcı. 

ogdurmak, [ugdıırmak] İyileştirmek, 
şifa vermek. 

ogmadık -> ogmaduk 

ogmadıkhk Uğursuzluk, onmazlık. 

ogmaduğ -^ ogmaduk 



162 



oruç 



otjmaduk, [otjmadık, oi]maduğ] Bed- 
baht, talihsiz, iflah olmayan, uğur- 
suz. 

orjinağ ~> ogınak 

or)mak, [oıjınağ, ugınak] iyileşmek, 
şifa, salah bulmak, uygun olmak, 
uygun gelmek, feyz ve bereket 
bulmak, düzelmek. 

Dijulınak Şifa bulmak, iyileşmek, yara 
kapanmak. 

oijiıltmak Hastalığı, yarayı iyileştir- 
mek. 

oi]urğa, [oıjurlıa, - kemiği, - kemügi, 

- sürjîigi, orjurka] Belkemiği, o- 
murga. 

- Uigi Murdar ilik. 

- kemiği -> - 

- kemügi -> - 

- siirjügi -> - 
oıjurba -> ogurğa 
oıjurka -> orjurğa 

onuşmak Barışmak, uyuşmak. 

opmak -> obmak 

opur şapur Kırık dökük şeyler, çörçöp. 

or, [oru] Hendek. 

[ orak] 

- vakti Hasat zamanı, 
orakböcegi, [orakkıışı] Ağustosböce- 

ği, cırcırböceği. 
orakkuşı ~> orakböcegi 
orahk Ora. 
oran 1. Ölçü, nispet, had, derece, 

miktar, hesap, tahmin. 2. Ölçülü, 

hesaplı. 

- olmak Derecesini bulmak. 
orancı Hesap tutucu. 
oranlamak, [orannamak ] Tahmin, 

takdir etmek, ölçüp biçmek. 
öranbk Biraz, bir miktar, kararınca. 
orannamak ~> oranlamak 
oransız ~> oransuz 
oransuz, [oransız] 1. önünü ardını 

hesap etmeyen. 2. Hadsiz hesapsız, 

ölçüsüz. 



oranu Değme, herhangi, hiçbir, rast- 
gele, tesadüfi. 

ordu, [ortıı] 1. Askerin toplandığı, 
toplu olarak bulunduğu yer, ordu- 
gâh, karargâh. 2. Mahal, mahalle. 

- urımmak Karargâh kurmak. 
orduluk Ordugâh, ordunun konakla- 
dığı yer. 

ornamak Yerleşmek, yer tutmak. 

ornanmak Oturtulmak, yerleştiril- 
mek, yerleşmek. 

ornatmak Tesis etmek, yerine koy- 
mak, yerleştirmek, orun vermek. 

orta Ara, beyn. 

- adamı Aracı, miyancı, mutavas- 
sıt. 

- atı Birkaç kişinin ortaklaşa alıp 
nöbetle bindikleri at. 

- çağlı Orta yaşlı. 

- yay ayı Temmuz. 
ortaca -> ortancı 
ortaç Mirasçı, veliaht. 
[ ortak] 

- katmak Şirk koşnıak, ortağı bu- 
lunduğunu kabul etmek. 

ortaklu Ortağı, eşi bulunan. 
ortalamak ikisinin ortasında bulun- 
mak, 
ortahh -> ortahk 
ortahk, [ortahh] 1. Orta, ara, beyn. 

2. içinde bulunulan yer ve zaman. 

3. Genel, ortaya düşen, orta mah 
olan. 

ortancı, [ortaca, ortauç] Ortanca. 

ortanç ~> ortancı 

ortarak Daha orta, ortaya doğru. 

ortu -> ordu 

oru — > or 

[oruç (<- Far. rûze)] 

- açmak İftar etmek, oruç boz- 
mak. 

- ayı Ramazan. 

- bayramı Ramazan bayramı. 

- giceleri Ramazan geceleri. 



163 



- sınmak Oruç bozulmak. 

orun, [urun] Makam, mevki, menzil, 

yer. 
oşmak -^ yosmak 
[ot (I)] 

-a komak -> -a salmak 

-a salma k« [-a komak] (Hayvanı) 

Otlamaya hırakmak. 

- otlamak Ot yemek. 

ot (11), [od (U), - yam, - yat] 1. 
ilaç. 2. Kokulu tobumlâr, baharat. 

- ekmek Yara üzerine ilaç koymak. 

- itmek İlaç vermek. 

- yam -> - (H)^ 

- yat -> - (11)2 
ot (m) -> od (I) 

-a tapmak Ateşe tapmak. 

- virmek Ateşlemek. 
otacı -> otcı 

otacılık Hekimlik, tababet. 
[otacılu] 

- olmak Hekimlik olmak, hekime 
muhtaç olmak. 

otağ, otağ, [odağ, otak, otak (I)] Ça- 
dır, büyüklere özgü çadır. 

- urmak Çadır kurmak. 
otağa Tuğ, çelenk. 

otak, otak (I) -> otağ, otağ 

otak (n) Büyük sürü. 

otalamak -> otlamak 

otalanmak İlaçlanmak, tedavi olun- 
mak. 

otalayıcı Hekim, tabip. 

otalık Oda hizmetine alman, gözde 
cariye, odalık. 

otar Çiftlik. 

otarmak Hayvanı yaymak, otlatmak, 
doyurmak. 

otcı, [otacı] Hekim, tabip; attar. 

otlağan Otlayan. 

otlak Mera, çayır. 

otlamak, [otalamak] 1. İlaçlamak, 
ilaç yapmak, tedavi etmek. 2. Ze- 
hirlemek. 



otlanmak Ot yemek, yayılmak, 
otrakcı -> oturakcı 
otruşmak -> oturulmak, oturuşmak 
otukmak Yavru, otlayacak çağa gel- 
mek, ot yemeye başlamak. 
otun Odun. 
oturacak Oturmaya yarayan yer. 

- yir -> otmak, oturak (I) 
oturağ -> oturak, oturak (II) 
oturağan Çok oturan. 

otmak, oturak (I), [oturacak yir, - 
yiri] Kıç, kaba et. 

- tepmesi Kıça vurulan tekme. 

- yiri -> - (I) 

oturak, oturak (II), [oturağ] 1. Sabit, 
sakin. 2. Oturacak yer. 3. Emekli. 

- düşmek Oturup dinlenmek. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek] Konaklamak, 
ikamet etmek. 

oturakcı, [otrakcı] Hazır eşya ve el- 
bise satan. 

otm^aklı Çevresine göre basık, oturmuş. 

otm*aklık İstirahat, huzur, sükûn. 

oturğau Mukim, sakin. 

oturmak Sakinleşmek. 

oturmış turmış Düşmüş kalkmış, 

çok şeyler görmüş. 

oturup turmak Ülfet etmek. 

oturuşmak, oturuşmak, [otruşmak ] 0- 
turup yerleşmek, sükûnet bulmak, 
sakinleşmek, hareketten kalmak. 

ovmaç -> omaç (11) 

ovmak Okşamak. 

ovuadı Süt gibi ovulmakla çıkan şey. 

oy Rey, fikir. 

- virmek 1. Cevap vermek, ses ver- 
mek, emre boyun eğmek. 2. Sözü- 
nü etmek, dem vurmak. 

oyad, [uyad] Hicap, utanma. 
oyadhk, [uyadlık] Mahcubiyet, utan- 
ma, 
oyağmak -> uyakmak 
oyan -> uyan 



164 



ozanlık 



oy anlamak -> uy anlamak 

oyanmak — > uyanmak (lî) 

oyluk, [uyluk] Kalçadan dize kadar 

olan bacak kısmı. 
[ oyma] 

- kâpu Kimi büyük kapıların or- 
tasındaki küçük kapı. 

oynağan Çok oynayan. 

[oynak] 
-a düşmek Oyuncak olmak, mas- 
kara olmak. 

oynamak 1. Harcamak. 2. Güreşmek. 

oynartamar Atardamar. 

oynaş 1. Kadının kocasından başka 
seviştiği erkek. 2. Erkeğin karısın- 
dan başka seviştiği kadın. 3. Ken- 
disine karşı aşk beslenen. 

- itmek Eğlenceli oyunlar oyna- 
mak, eğlenmek. 

- tutmak, [- tutunmak] Kadın ya 
da erkek dost edinmek. 

- tutumuak -^ - tutmak 
oynayacak Oyuncak, 
oyulhı -> oyuk 

oyuk, [oyu^ ] 1. însan ya da hayvan 



şeklini andırır korkuluk. 2. Yol 
göstermeğe yarayan taş vb. im. 

oyulğanmak Saplanıp takılmak. 

oyum 1. Ağaç ya da fidan ocağı, bu 
ocağa dikilen bitki. 2. İçine başka 
bir şey sığacak büyüklükte olan de- 
lik ya da yüz. 

- - Yer yer, küme küme. 
[ oyun] 

-a virmek Hileye uğratmak. 

- karmak Oyun etmek, şaka yap- 
mak. 

- kurmak Oyun oynamak. 
oyuncı Rakkas, köçek. 

ozan, [ozaij] 1. Halk şairi, saz şairi, 
toplantılarda sazla şiir söyleyen 
kimse. 2. Çok sözlü, çenesi düşük, 
durmadan söyler, hikayeci. 

ozar) -> ozan 

ozanlama Masalımsı, hayal ürünü. 

ozanlamak Gevezelik etmek, çok söy- 
lemek. 

[ ozanlık] 

- eylemek Gevezelik etmek, çok 
konuşmak. 



165 



ö 



öceşmek Bahis tutuşmak. 
öcükmek Utanmak, 
öç 1. Bahis, kumar için bahis; ku- 
mar ve hahis parası. 2. İntikam. 

- itmek, [ - komak] Bahis tutuş- 
mak. 

- komak -> - itmek 

- ödeşdirmek İntikam almak. 
öçiirmek, [üçürmek] Söndürmek, 
[ödj 

-ini şıdurmak, [- şıdurtmak, -ini 
şmdm-mak] Ödünü koparmak, pat- 
latmak. 

-ini şmdurmak -> -ini şıdurmak 
-i şıdmak, [-i şmmak, -i şıtmak, 
-i yarılmak] Çok korkmak, ödü 
kopmak, patlamak. 
-i şmmak -^ -i şıdmak 
-i şıtmak -> -i şıdmak 
-i yarılmak -> -i şıdmak 

- şıdurtmak -> -ini şıdurmak 
[öde] 

-ye tutmak Borca karşı hapset- 
mek. 

ödek (I) Korkak. 

ödek (II) Zaman; tazminat, ödenil- 
mesi gereken şey. 

ödeklii Tazmini gereken. 

ödükmek Korkmak. 

ödünççe Ödünç olarak. 

öflez Işığı az olan, az ışık veren (kan- 
dil, lamba). 

ög, [ök] Akıl, hatır, zihin. 
-e düşmek Hatıra gelmek, 
-e düşürmek Akla, hatıra getirmek. 
-i basma dirilmek, [-i dirilmek] 
Aklı basma gelmek. 
-i dirilmek -> -i basma dirilmek 



-i gelmek Aklı başına gelmek, a- 
yılmak. 

-i gitmek Akh başından gitmek, 
bayılmak. 

-in azdurmak Aklını şaşırmak. 
-inden geçmek Aklından geçmek, 
batırma gelmek. 

-inden gitmek Aklından, hatırın- 
dan çıkmak, unutmak. 
-ine düşmek, [-ine gelmek] Aklı- 
na, batırma gelmek. 
-ine gelmek -> -ine düşmek 
-ine getirmek Aklına, hatırına ge- 
tirmek. 

-ini gidermek Akbm almak. 
-ini basma dirmek -> -ini dirmek 
-ini dirmek, [-ini başına dirmek, 
-ini dişürmek, -ini divşürmek] Ak- 
bm başına toplamak. 
-ini dişürmek -> -ini dirmek 
-ini divşürmek -> -ini dirmek 
ögdül, [öijdül] Mükâfat, yarış ödü- 
lü. 

- atı Yarış, koşu atı. 

- komak Yansı kazanana verilmek 
üzere ortaya ödül koymak. 

ögdüllük, [ögdülük] Mükâfat, yarış 

ödülü. 
ögdülük -> ögdüllük 
<*g®Ç» [Öveç] İki, üç yaşlarmda erkek 

koyun ve keçi. 
ögendire Sığır sürmeye yarayan ucu 

sivri değnek. 
ögeyik Üveyik. 

öglemek Hatırlamak, özlemek. 
öglendürmek Ders, ibret vermek, akıl 

öğretmek. 
ögleuecek öğleye değin. 



166 



ölmeksüa 



öglenmek Kendine gelmek, aklı başı- 
na gelmek, aklını başına toplamak, 
akıllanmak. 

öğleyin öğle. 

öglü AkılL, izanlı. 

ögmeklik Medih, sena, övme. 

Ögredirek Alıştırarak, öğreterek. 

ögrek Sürü, at sürüsü. 

ögrence Yeni öğrenilirken yapılan iş. 

ögrenişdirmek Başkasını kendisine a- 
bştırmak. 

ögrenişmek Birbirine alışmak. 

öğrenmek Ülfet etmek, ahşmak 

öğretmek Abştırmak. 

ögsemek, [öksemek] Özlemek, arzu 
duymak. 

ögiiceklenmek övünme tavrı takın- 
mak, böbürlenmek. 

öğür Eş, birbirine alışmış olan (can- 
lılar). 

- olmak Birbirine alışmak, bir işe 
alışmak. 

öğürlük Birbirine alışmış olma, ünsi- 
yet. 

öğürmek Böğürmek, bağırmak, yük- 
sek sesle baykırmak. 
ögürdi ögürdi -^ ögüri ögöri 
ögüri ögüri, [ögürdi ögürdi ] Bağıra 
bağıra, böğüre böğüre. 

ögürsek Munis, çabuk arkadaş edinen. 

ögürsemek Ünsiyetten kaçmak iste- 
mek. 

ögüş (I) Sitayiş, medih, övme. 

ögüş (II) -> öküş 

[öğüt] 

-e girmek Öğüt dinlemek. 

öğütlemek öğüt vermek. 

ögütleumek İbret almak. 

ök -^ ög 

- taman Şahdamarı. 
[ ökçe] 

-sini başmak Yerinden kımıldama- 
mak. 
ökçelemek Ökçe ile tepmek, vurmak. 



öksemek -> ögsemek 
[ öksüz] 

- barınak Serçe parmakla orta 
parmak arasındaki parmak. 

- iyegü Küçük eğe kemiği. 
öksüzcebağır Uykuluk, pankreas. 
ökünç İntikam, öç, hınç. 

öküş, [ögüş (n)] Çok, fazla. 

- olmak Şiddetlenmek. 
öküşleşmek Çoğalmakta yarışmak. 
öküzgözi Bir çeşit papatya. 

öl Yaşlık, nem, rutubet, toprak tavı. 
[ ölçek] 

- başı Ölçek fazlası, tepeleme dolu 
ölçeğin kenar üstü olan kısmı. 

ölçermek 1. Ateşi parlatmak için ka- 
rıştırmak. 2. Işığı çoğaltmak için 
fitili kaldırmak. 3. Kışkırtmak, a- 
y aklandırmak. 

ölçü Endaze. 

ölçülenmek Niyetlenmek, hazırlan- 
mak. 

ölçüm 1. Şekil, biçim, tarz. 2. Ace- 
mi, beceriksiz. 3. Şımarık. 

ölçümleumek Heveslenmek, niyet et- 
mek, hazulanmak, kalkışmak. 

öldürünülmek Öldürülmek. 

öled -> ölet 

öleş ölü. 

ölet, [öled] Salgın halindeki ölüm, 
kırgın, kıran. 

ölezimek ölecek, sönecek hale gelmek, 
zayıflamak, gücünü yitirmek. 

öllemek Tavlamak, ıslatmak. 

öUenmek, [ölümek] Nemlenmek, ıs- 
lanmak. 

ölmek Erimek, çalkalanarak kanştı- 
nlmak. 

- dirilmek, [ölüp dirilmek] Ne ya- 
pıp yapmak, her çareye başvur-^ 
mak, çahşıp çabalamak. 
-i gelmek Eceli gelmek. 
ölüp dirilmek ->■ - dirilmek 

ölmeksüz -> ölmesüz 



167 



SlmesSa 



ölmesüz, [ölmeksüz] ölümsüz, ölü- 
mü bulunmayan, ebedi. 
ölmeyecekçe ölmeyecek kadar, 
[ö!ü] 

- bezi Kefen. 

- konukhğı Matem yemeği. 

- kum Sessiz, gürültüsüz dalga. 

- medhi Mersiye. 

-si dirisine binmek Telaşla birbi- 
rine girmek. 

-ye urmak, [ölürlige urmak] Ken- 
disini ölmüş gibi göstermek. 
[ ölüm] 

- erenleri -> - eri 

- eri, [- erenleri] Ölümü göze a- 
lan, ölümle pençeleşmeye hazır o- 
lan, fedayi. 

- esrüldigi Can çekişme hali. 
ölümcül Ölüm halinde bulunan. 
ölümek -> öllenmek 

ölümli -> ölümlü 

ölümlü, [ölümli] ölmeğe mahkûm, 
ölmek üzere bulunan. 

- geçinmek ölmeye hazır bir halde 
ömür geçirmek. 

- itmek Ölecek hale getirmek. 
[ ölürlik] 

-e urmak -> ölü 
ölütmek Islatmak, 
[^ömr (Ar.)] 

-i hîçe virmek ömrü heder etmek, 

boşa harcamak, 

-i kesilmek Ecelinden önce ölmek, 
ör) 1. önce, mukaddem, evvel. 2. 

İleri, üstün, makbul. 

- ayak El. 

-den şoga Baştan sona değin. 

- geçenler Daha önce geçmiş olan- 
lar, eslaf. 

- gelmek Karşısına gelmek, karşı- 
smda durmak. 

- gidici öncü, mukteda. 

-in almak Önünü kesmek, önüne 
çıkmak. 



-inde baş komak Yere kapanmak. 
-inden gelmek Karşısına çıkmak. 
-ine bırakmak Önüne katmak. 
-in kıçm Önden arkadan. 

- kol Kolun dirsekten parmaklara 
kadar olan kısmı. 

- saç Kâkül. 

- Şog» [- şogra] Er geç, eninde so- 
nunda, nihayet. 

- şogra -> - şoi) 

- virmek Meydan vermek. 
öncek Önlük. 

ögdin, [öijdün] l.t)nce, ilk önce, ön- 
ceden, önden, daha önce. 2. Avans. 

öijdül -> ögdül 

öijdün -> öijdin 

öijdünden Önceden, ilkönce. 

ögdünki, [öijdünkisi] Önceki. 

öijdünkisi -> öijdünki 

ögdünrecük Biraz önde, azıcık önde. 

örjdügrek, [öıjdünürek] Daha önce. 

öijdünürek -> öi)düi)rek 

öl) e Önce. 

önegi (I), [- ağacı, - direk, - katili] 
Destek, payanda. 

- ağacı -> - (I) 

- direk -> - (I) 

- katıh ^ - (I) 
önegi (11) -> önegü 
öuegilenmek -> önegülenmek 
önegilik -> önegülik 

- itmek -^ önegülik 

önegü, [önegi (II), ünegi] İnatçı. 

önegülenmek, [önegüemnek] İnat 
etmek, aksilik etmek. 

önegüleşmek İnatlaşmak, zıddma git- 
mek. 

önegülik, [önegilik] İnat, inatçılık, 
dikkafaldık. 

- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [önegilik itmek, - eyle- 
mek] İnatçılık etmek, aksilik et- 
mek. 

öijermek Geçmek, ileri geçmek. 



168 



öncşmek İnat etmek. 

öngül İnatçı. 

ögince önünden, önü sıra. 

örjlemek Karşısına çıkmak, engel ol- 
mak. 

öıjmek 1. İntizar etmek, beklemek. 
2. Karşısına çıkmak. 

öıjürdeki, [örjürdüki] önceki. 

öijürdi, [öğürdü] önce, ilk önce, daha 
önce, ileri. 

- dutmak Acele etmek, hızlan- 
mak. 

- olmak öne geçmek, önce bulun- 
mak. 

öijürdici Başta giden, başta gelen. 
örjürdişmek -> öıjürdüşmek 
öıjürdü -> ögürdi 

- varıcı önce gitmiş olan, önce- 
den giden. 

öıjürdüki -^ öğürdeki 

öıjürdüşınek, [öıjürdişmek, öıjürtleş- 

mek] Yarışmak, yarış etmek. 
örjürtleşmek -> öıjürdüşmek 
öıjürtmek İleri geçmek, tekaddüm 

etmek. 
öpmecik öpücük. 

••ör Ateş kırıntılarıyla dolu kül, kö- 
mür tozu ateşi. 
örce Can sıkan, kızdıran (söz). 
öreke İplik eğire cek aygıt. 
ören Virane, harabe. 
örgen -> örken 

örgerdilmek öğretilmek, alıştırılmak. 
örgetmek Öğretmek. 
örgüç, [örküç, örküş] Hörgüç. 
örgün -> örken 
öri (I) -> örii (I) 
öri (II) -> örü (II) 
öri (ni) -> örü (III) 
örk, [örük] Hayvanın ayağına bağ- 
lanan ip. 
örken, [örgen, örgün, örküu] Urgan. 

ip, yular. 
örkleınek, [örüklemek] Hayvanın a- 



yağını iple bağlamak. 

örküç -> örgüç 

[ örküçlü] 

- iyer önünde ve arkasında kaşı 
bulunan eyer. 

örkün -> örken 

örküş -> örgüç 

örme İp. 

örnek Hisse, ibret. 

ört Ateş, od. 

örtemek Yakmak. 

örtme 1. Ev önündeki üstü kapalı 
sofa, sundurma. 2. Baş örtüsü. 

örtmek 1. Gizlemek. 2. (Nimeti) İn- 
kâr etmek, küfran. 
örte komak Örtüp bırakmak. 

[örtü] 

- döşek Yatak yorgan, ev eşyası. 
örtülmek Kesilmek. 

örtülü Kapalı, gizli. 

- söz 1. Gizli söz, fısıltı. 2. Müp- 
hem, cinaslı. 

örü (I), [öri (I)] 1. Kalkık, dik. 2. 
Yükseklik. 

- durmak -> - turmak 

- duru gelmek -> - turu gebnek 

- kalkmak Ayağa kalkmak. 

- turmak, [- durmak ] Ayağa kalk- 
mak, ayakta durmak. 

- turu gelmek, [- duru gelmek] 
Birdenbire ayağa kalkmak. 

- turuşmak Birlikte ayağa kalk- 
mak. 

örü (II), [öri (II), ürü] Otlak, me- 
ra» çayır. 

örü (III), [öri (III)] Yama olarak ya- 
pılan örgü. 

- balçığı Duvar örerken kullanılan 
çamur, harç. 

örük -> örk 
örüklemek -> örkleınek 
[örümcek] 

- evi örümcek ağı. 
örün Saç örgüsü. 



169 



oşek 



öşek Vaşak. 

öşetmek Bü yüklendirmek, kabartmak, 
böbürlendirm^ek. 

öşmek Yatışmak, sükûnet bulmak. 

öt Ses, şada. 

öte 1. Sonra, ondan sonra, sonunda. 
2. Öbür taraf, ileri. 3. Fazla, baş- 
ka, aşırı, ziyade. 4. Uzak, ayrı. 

- beri göndermek Şuraya buraya 
göndermek, önemsiz işlere koşmak. 

- dakı Daha ileri, daha üstün, da- 
ha yüksek. 

- yaka Karşı taraf. 

ötegen Çok öten, çok ses çıkaran. 
ötegi, [ötey, öteye] Önceki, geçen. 
ötelemek İleri geçirmek. 
[ ötelenmek ] 

ötelenüp gitmek SüiTİp gitmek. 
öterek Uzakça. 
ötey -> ötegi 
öteye -> ötegi 

ötkün Etkili, keskin, delip geçici. 
ötleğen, [ötlügen] Boklucabülbül de 
denilen, çok öter ve sığırcığa benzer 
bir kuş. 
ötlegü Doğan türünden alıcı bir kuş. 
ötlügen -> ötleğen 
ötmek (I) Geçmek, aşmak. 
ötmek (U) 1. Teke melemek. 2. 

Yüksekten atmak. 
ötri -> ötrü 

ötrii, [ötri, ötiiri, ötürü] Dolayı, se- 
bebiyle, naşi. 
ötrük, [ötürük] İshal, 
ötünmek Şefaat istemek, niyaz et- 
mek. 
ötüri -> ötrü 

ötürmek 1. Geçirmek. 2. Terk et- 
mek, bertaraf etmek, unutmak. 
ötürü -> ötrü 
ötürük -> ötrük 
öveç ~> ögeç 
övke -> öyke 
[ övlüç ] 



- virmek öğünerek nispet vermek. 
öygeu -> oyken 

öyke, [ övke ] öfke, hiddet, hışım. 

- almak İntikam almak. 

-sini yutmak Öfkesini hazmetmek. 
-si topuğma çıkmak Cinleri başına 
çıkmak, öfkesi kabarmak. 

öykelendürmek Öfkelendirmek. 

öykelenmek Öfkelenmek. 

oyken, [öygen] Akciğer. 

- ağrısı, [- marazı] Zatürree. 

- düdügi Nefes borusu. 

-i kabarmak İçi taşrnak, öfkesi ka- 
barmak. 

-i yellenmek Korkmak, içi titre- 
mek. 

- marazı -> - ağrısı 
öykünme Taklit. 

öykünmek Taklit etmek, taklide ça- 
lışmak, özenmek. 

öyledence Öğleye değin. 

öylelemek öyleye, öyle vaktine eriş- 
mek. 

öylelik (I) Yarım günlük. 

öylelik (II) Öylesine, öyle bir, öyle- 
ce. 

öylesinden öğle vaktinden. 

öyün 1. Belli yemek zamanında ye- 
nen şey, yemek. 2. Zaman, vakit. 

- itmek 1. Yemeği az az, idareli 
yemek. 2. Belli yemek zamanmda 
kamını doyurmak. 

- karmak Öyünlük yiyecek hazır- 
lamak. 

öyünle (Yemek için) Belli zamanlar- 
da. 

öyünlendürmek Bir kimseye az az 
yemek yedirmek. 

öz (I) 1. Nefis, zat, kendisi, benlik. 
2. İç, bir şeyin içi. 

- basacak Safra bastıracak, kah" 
valtı. 

- basma Başbbaşma, bağımsız o- 
larak. 



170 



özlenmek 



-1 



- göynügi İÇ acısı, kalp acısı. 

- göyüumek -> -i göyünmek 
-i gövünmek -^ -i göyünmek 
-i göynemek -^ -i göyünmek 
-i göyünmek, [-i gövünmek, 
«röynemek, -i göyünmek] Ciğeri, içi 
yanmak, çok acı duymak. 

-in bulmak Kendine gelmek, aklı 
başına gelmek. 

-inden gitmek Kendinden geçmek, 
kendini kaybetmek. 
-inden inmiş Dölünden gelmiş. 
-in görmek Kendini beğenmek. 
-ini bilmeze urmak Bilmezden gel- 
mek, tecahül göstermek. 
-ini dirşürmek Kendine gel- 
mek. 

-ini ^u-aya geçmek, [-ini Ijuraya 
prmak ] Kusurunu, aczini itiraf et- 
mek. 

-ini hıraya urmak -^ -ini Ijıraya 
geçmek 
-ini itiirmek -> -ini yiılürmek 



-ini salmak Kendini bırakmak, 
kendisinden vazgeçmek. 
-ini yığmak Kendini çekmek nef- 
sini engellemek. 

-ini yütürmek, [-ini itürmek ] Ken- 
dini kaybetmek. 

-i yanmak İçi acımak, yüreği yan- 
mak. 

- kendü Bizzat kendi. 

i Kendisi, kendi kendisi. 

ine gelmek Kendisine gelmek, 

ayılmak. 
öz (II) Vadi. 
özce Öz, gerçekten öz. 
özdek 1. Esas, temel, kök, gövde, öz. 

2. Hülasa, iç, öz. 
özdeklenmek Gövdelenmek. 
özge Başka, gayri. 

- yaıja Başka taraf. 
özinsüz Sensiz. 
özleme Arzu, istek. 

özlenmek Özleşmek, öz hale gelmek, 
koyulaşmak. 



171 



pabadça -> babadiye 

paça paça Parça parça. 

paçarızlık -> çaparızlık 

paf puf Çalım, kurum. 

pahça Bahçe. 

pambuk, [banbuk, paubık, paııbuğ, 

panbuk, panmuk] Pamuk. 
[ pamuk ] 

- alıcı Hallaç, 
paubık -^ pambuk 
panbucak Biraz pamuk. 
panbuğ -> pambuk 
panbuk -> pambuk 
panbulkurdı -> banbulkurdı 
paıımuk -> pambuk 

para Parça. 

- pura -> - ve pura 

- ve pura, [para pura] Ufak tefek, 
parça parça. 

paralanmak Parçalanmak. 
param param Parça parça. 
parda Tavan. 
parlağuç -> pırlağuç 
[ parmak ] 

- götürmek işaret parmağını kal- 
dırıp imana gelmek. 

-mı ağzmda komak Parmağını du- 
daklarına dokundurarak sus işa- 
reti yapmak. 

- sokmak Müdahele etmek. 
par par Parıl parıl 

tutuşmak Parıl parıl yanmak. 

partal İşe yaramaz (eşya). 

paslu Küflü. 

pastav {Macar.) Kumaş topu. 

paşa Saygı ya da sevgi seslenişi. 

paşalı Paşanm maiyetinde bulunan. 

paşmak -> başmak 



paşmakcı -> başmakçı 
[ patat] 

- urmak Tokat atmak. 
pat şat Tek tük, arasıra. 
payam Badem. 

paylanmak Kendine hisse çıkarmak. 
[ peçelü] 

- at Alnındaki aklık bütün yüzünü 
kaplayıp yalnız gözlerinin çevresi 
kara kalmış olan at. 

peftere 1. Şahini çağırmak için kullanı- 
lan yapma kuş. 2. Hallaç tokmağı. 

peh peh Ne güzel. 

pek, [bek (II)] Katı, sert, sıkı, sağ- 
lam. 

- etmek -> pekitmek 

- turmak Sıkı durmak yerinden 
kımıldamamak. 

- tutmak Sıkı tutmak. 

- yel Kasırga. 

- yüzlülik Katı yüzlülük, utan- 
mazbk. 

pekişdürmek, [bekişdürmek] Sağlam- 
laştırmak, kuvvetlendirmek, sıkı- 
laştırmak. 

pekişmek -> bekişmek 

pekitmek, [bekitmek, pek etmek] 
Sağlamlaştırmak, tahkim etmek, 
sıkıca bağlamak, 

peklik Sağlambk, katıhk, sıkılık. 

pelid -> pelit 

pelit, [pelid] Yerpalamudu. 

[pençe (Far.)] 

- dutmak Pençeleşmek, çarpışmak. 
-sin burmak Kolunu bükmek, yen- 
mek. 

[pençeli ] 

- ferman Tuğralı ferman. 



m 



poaalmak 



peııcke -> pineke 

penîr Peynir. 

pepegi, [pepeyi] Kekeme, peltek, 

- itmek Peltekle ştirm ek, kekeme 
hale getirmek. 

pepegilik, [pepeyilik] Pelteklik, keke- 
melik. 

pepeyi -> pepegi 

pepeyilik -> pepegilik 

[perde (Far.)] 

-de Perde arkasmda, tanmmaktan 
çekinir durumda. 

- dutmak Perde çekmek, engel yığ- 
mak. 

- kurmak Perde germek, perde as- 
mak. 

-si yırtılmak Sn-rı meydana çık- 
mak, faş olmak. 

pereme Kayık, sandal. 

perem perem, [peren peren] Darma- 
dağın, param parça, perişan. 

peren peren -> perem perem 

perese Hiza, düzlük. 

perk -> berk 

perkitmek -> berkitmek 

perklik -> berklik 

[pers] 

- itmek Tersine döndürmek, çar- 
pıtmak. 

- olmak Tersine dönmek, çarpıl- 
mak. 

pes (Far.) 1. Şimdi, o halde, öyle 
ise, öyle iken, öyle olunca, bundan 
dolayı, bunun üzerine. 2. Sonra, 
ondan sonra, ardınca, müteakiben, 
nihayet. 3. Hasılı, velhasıl, sonunda. 
4. Ne zaman ki, vaktaki. 5. İşte. 

pesligen Fesleğen. 

peşe -> beşe 

[peşîmân (Far.)] 

- yimek Pişman olmak. 

petek Çamurdan yapılan zahire am- 
barı. , 
[peyğam-ber (Far.)] 



- görmiş Sahabe. 
[peynir (Far.)] 

- dişi Çok yaşlılarda çıkan kuzu- 
dişi. 

pezik Pazı, pancar. 

pırın pn'in -> pır pır 

pırlağaç -> pnlağuç 

pırlağıç -> pırlağuç 

pırlağuç, [parlağuç, pırlağaç, pırla- 
ğıç, pırlaijğaç, pnlankuç, pırpır] 1. 
Bostanlarda kuşları ürkütmek için 
kurulan ve rüzgârla dönerek ses 
çıkaran fırıldak. 2. Ortasındaki iki 
deliğe iplik geçirilip uçları bağlan- 
dıktan sonra, iki taraftan çekildik- 
çe dönen kurs biçiminde bir çocuk 
oyuncağı, fırıldak, topaç. 

pnlak Kuş avlamak için kullanılan 
başka kuş. 

pırlaijğaç -> pırlağuç 

pırlankuç -> pırlağuç 

pırlaşmak Pırlayıp uçuşmak. 

pn* pır, [pu*m pırın] Pırıl pırıl, parıl 
panl. 

pırpır -> pırlağuç 

pışkırmak Hapşırmak. 

pineke, [peueke] Uyuklama, pinek- 
leme. 

pırelmek İhtiyarlamak. 

piı*piri Derbeder, perişan. 

pirpirim, [ pürpürüm ] Semizotu. 

pisi, [büsük, pişik, püsük] Kedi. 

pişik ^- pisi 

[ pisilik] 

- eylemek Yaltaklanmak. 
pişi -> bişi 

[poca (<- ît. poggia)] 

- urmak Yalpa vurmak, yalpala- 
mak 

poğrenk Künk. 
por -> bor (I) 
poryaz Poyraz. 

poşalmak Posalaşmak, (meyve) çü- 
rümek. 



173 



post 



[post (Far.)] . 

-ma şığişnıamak Gıırurlannıak, ka- 
bına sığamamak. 

-mur) eri Bulunduğu makamm ehli. 
poşu (^ Far. pûşe) Vaktiyle omuz- 
lara atılan, başa sarılan kenarları 
saçaklı ipek örtü. 
potlacı -> botlacı 
potlamak -> botlamak 
potuk Tavşan yavrusu. 
pöç 1. Kuyruksokumu. 2. Kalça ke- 
miklerinin birleştiği yer. 
puç (^ Far. pûç) Basık, yassı. 
- olmak İlence uğrayıp çürünıek, 
mahvolmak. 
puğur -> buğur (11) 
puğursamak Dişi deve erkek istemek. 
pukağu -> bukağu 

pul (<- Far. pül) Bir akçanın üçte biri. 
-a almamak -> -a saymamak 
-a saymamak, [-a almamak ] Hiçe 
saymak, değer vermemek, metelik 
vermemek. 
puluç, [bulüç] Erkekliği olmayan 

kimse, innin. 
purtarmak -> burtarmak 
pu§, puş Sis, duman. 
puşad -> pusat 

pusarık, pusarık, [busarık] 1. Du- 
man, sis. 2. SisH, dumanh (hava). 
3. Serap, uzakta olup iyi seçileme- 



yen bulanıkldc. 
pusat, [puşad] 1. Silah, zırh gibi sa- 
vaş için giyinilip kuşanılan şeyler. 
2. Âlet e da vat. 
pusı Pusu. 

- koymak Pusu kurmak, 
pusmak, pusmak Sinmek, saklanmak, 

siper içine girip gizlenmek. 
puşulanmak Sinip saklanmak, 
pusmak -> buşmak 
puta, [buta, buta] Hedef, amaç, ni- 
şangâh, 
püfkürmek Püskürmek. 
püliç -> bülüç 

pür, [püren] Kimi ağaçlarda, yaprak- 
lardan sonra ayrı olarak süren ince 
yaprak. 
püıçek, [bürcek, bürçek, bürçük, pür- 
çük] 1. Ahndan ve şakaklardan 
sarkan saç, kâkül. 2. Yaprak. 
pürçük -> pürçek 
püre -> büre 
püren -> pür 

pürlenmek Dalların uçları yapraklan- 
mak. 
pürpürüm -> pirpirim 
pürtüklü Pütür pütür olan. 
püs -> ağaç 
püser) Ahmak ıslatan. 
püskürmek (Su) Fışkırmak. 
püsük -> pisi 



174 



R 



râ^atlu Rahat, asude, rahatlık veren. 
[rakam (Ar.)] 

- urmak Nakşetmek, yazmak, 
[raks (Ar.)] 

- urmak Raksetmek, oynamak, 
sıçram^ak. 

razdakı Razakı, 
[reng (Far.)] 

- geçmek, [- oynamak, - virmek] 
Hile yapmak, aldatmak. 

- oynamak -^ - geçmek 

- virmek -^ - geçmek 



[resm {Ar.)] 

- komak -^ - urmak 

- ıu*mak, [- komak] Resmetmek, 
şekil çizmek, nakşetmek. 

resme Hayvan başlığında burun üze- 
rine gelen zincir. 
rufadan ^ urfadan 
[Rûm] 

- erenleri Anadolu'da Isulunau 
Türk velileri. 

- ilinlü, [- ilinni] Rumelili. 

- ilinni -^ - ilinlü 



175 



s 



şabâhlaca Sabahleyin, sabah sabah. 
[ şaban ] 

- egegi, [- kulağı, sapan egegi] 
Sabanın çene gibi olan tutamağı, 
el ile tutulan kısmı. 

- kulağı -^ - cıjcgi 

[şaç (I)] 

~ bölügi Saç örgüsü, kâkül, zülf. 
-1 biçik Kötüleme ve yerme sö- 
zü. 
[şaç(II)] 

- nrmak Yufka ekmeğini pişirmek 
için sacı ateş üzerine koymak. 

saçanak, [saçmak] Kas. 
saçı, saçı -^ şaçu, saçu 

- saçmak -^. şaçu, saçu 
saçık Saçılmış, dağınık. 
saçılık Düğün armağanı. 
saçmak -^ saçanak 
şaçmdı Serpinti. 

şaçmmak Sürünmek, tenine, giysisine 
sürmek. 

şaçlıyıldız -> saçluyıldız 

saçluyıldız, [şaçhyıMız] Kuyrukluyıl- 
dız. 

[ saçma ] 

- beg ^^ - hâl 

- hâl, [- beg] Püskürme ben. 
[saçmak] 

saça seğirdim salmak Yayılarak 
hücum etmek. 
şaçu, saçu, [saçı, saçı] Kimi düğün 
ve şenliklerde ortaya saçılması ge- 
lenek olan inci, para, şeker, tahıl 
gibi şeyler. 

- kılınmak Bahşolunmak. 

- saçmak, saçmak, [saçı saçmak] 
Kimi düğün ve şenliklerde ortaya 



saçılması gelenek olan inci, para, 
şeker, tahıl gibi şeyleri saçmak. 

saçulamak Bir nesne üzerine öteberi 
serpmek. 

[şada (Ar.)] 

- dimek Ses çıkarmak, ses vermek. 

sadak Ok ve yay çantası. 

sadlamak Araştırmak, tevil etmek. 

safa Topraktan yapılan su kabı, maş- 
rapa. 

şafralık Kahvaltı, safra bastıracak 
kadar az yiyecek. 

şafrag İçine süt sağılan kap. 

şağ, sağ (I) 1. Sağlam, sağbkh. 2. 
Temiz, saf, halis. 3. Doğru, ger- 
çek, sahih. 

-dan söylemek Doğru, gerçek söy- 
lemek. 

- esen Sağ salim. 

- esen yürümek Sağlık ve selamet- 
le ömür sürmek. 

- eylemek -> - itmek 

- gögüllü Temiz yürekli, iyi kalp- 
li. 

- işi şol olmak işi tersine dönmek. 

- işlü Sağlam, doğru, dürüst iş ya- 
pan. 

- itmek, [- eylemek] Sağaltmak, 
hastayı iyi etmek. 

- olmak iyileşmek, şifa bulmak. 

- söz Doğru, gerçek, ciddi söz. 
şağ (II) Tahıl ölçeği. 

sağalmak, sağalmak: Hastabktan kur- 
tulmak, şifa bulmak, iyileşmek. 

sağaltmak 1. Hastahğı iyileştirmek. 
2. Sağlamlaştırmak, tahkim etmek. 

Şağı (I) -> sağu, sağu 

- sağmak -^ sağu, sağu 



176 



şakaadın^ 



[şağı (11)] 

- sağmak Süt veren hayvanı sağ- 
mak. 

sağıcı -> şağııcı 

sağıl Sığır, inek sürüsü. 

sağılmak İplek gibi uzayıp gitmek. 

şağılu -> şağılm-ca 

şağılurca, [şağılu, sağma] Sağılır du- 
rumda, sütlü, süt veren. 

sağım -> sağın 

sağımlık Salyane şeklinde vergi. 

sağm, [şâğım] Sağma, sağım. 

sağmcak -^ şağmç, sağmç 

şağınç, sağmç, [sağıncak] 1. Emel, 
istek, arzu, amaç, düşünce, endişe. 
2. Zan, tahmin. 

- kılmak, [- şaumak] Düşünmek, 
mülahaza etmek. 

- sanmak -> - kdmak 
şağınmak, sağınmak 1. İyi düşün- 
mek, mülahaza etmek. 2. Sanmak, 
zannetmek. 

şağırşıçan Köstebek. 

sağış, şağış Sayı, adet, miktar, hesap. 

- güni Mahşer günü, kıyamet gü- 
nü, hesap günü. 

- yiri Mahşer yeri, arasat meydanı. 

şağışdurmak Sıra ile göndermek. 

şağışlamak, sağışlamak 1. Hesap et- 
mek, düşünmek. 2. Saymak, tadat 
etmek. 

şağışlı -> şağışlu, sağışlu 

şağışlıı, sağışlu, [şağışb, sağışluca] 

Sayılı, az sayıda, birkaç. 
sağışluca -> şağışlu, sağışlu 
sağlamak, sağlamak Sağlamlaştırmak, 

sağlama bağlamak. 
[ şağbcak] 

-lar ile Selametle, güle güle. 
sağlık, sağlık (I) Sıhhat, esenlik. 
[şağbk(II)] 

- almak Haber ialmak. 
sağlıksuz Hasta. 
sağma -> şağdurca 



şağnamak Kuş, su gibi fışkırtarak 
terslemek. 

şağrak, sağrak, [şuğrak, suğrak] Ka- 
deh, bardak, sürahi, maşrapa, tas. 

- sürmek Şakilik etmek, kadeh do- 
laştırmak. 

şağ sıkan -^ şaksıkan 
sağu, sağu, [şağı, şağunç] ölünün i- 
yiliklerini duyuran ağıt, mersiye. 

- kılmak Ölü için feryat ederek ağ- 
lamak. 

- sağıcı, sağıcı -> şağucı 

- sağmak, [şağı sağmak, şağuçı- 
lık itmek] Ölünün iyiliklerini a- 
cıyla sayıp dökmek. 

şağucı, [sağıcı, sağu sağıcı, sağıcı] Ağıt- 
çı, ölünün iyiliklerini sayıp ağlayan. 
[şağucılık ] 

- itmek -> sağu, sağu 
şağunç -> sağu, sağu 
şahın Sakın. 

sahlamak, şaklamak -> şaklamak, 
saklamak 

sahlatmak Saklatmak, muhafaza et- 
tirmek. 

sak, şak (I) 1» Uyanık, çabuk du- 
yan, tetikte, ihtiyatlı, müteyakkız. 
2. Rahat, sağlam, emin. 

- olmak Uyanık davranmak. 

sak (II) Ok yayının kiriş geçen u- 
cu. 

şakağı Ruam. 

şakak, sakak Çenenin altındaki sar- 
kık et, gerdan. 

[sakal] 

- başı göstermek Kendini önemli 
kişi gibi göstermek. 

-ma güldüi'mek Herkesin maska- 
rası olmak, davranışlarıyla herkesi 
kendine güldürmek. 
-mdan y edilmek Hayvan ye der gi- 
bi sürüklenip götürülmek. 
sakandırık, sakandırık, [sakanduruk ] 
Gerdanhk. 



177 



sakanılurıık 



sakaudurıık —> sakandırık, sakandı- 
rık 

sakar, sakar 1. Alında uğursuz sayı- 
lan nişan ve kendisinde bu nişan 
bulunan. 2. Atın alnında olan be- 
yazlık. 
şakarcıklı Uğursuz, aksi. 
şakcı Bekçi. 
sakdıyan Sahtiyan. 
şakmdıık Sakınılan. 
sakmıcılar Tanrı'dan korkup dinin 

buyruğunu yerine getirenler. 
eakmıklu -^ saknuk (I) 
sakınmak, sakınmak 1. Uzaklaşmak. 
2. Saklamak, muhafaza etmek. 3. 
Esirgemek. 

sakmı turmak Uyanık davranmak, 
tetikte olmak. 
sakırga, sakırga Kene. 
şakırka Kasırga. 
[ şakır şakır] 

diftremek Şiddetle titremek. 

şakızlık Çitlembik, menengiç, sakız^ 

ağacı, 
şaklamak, saklamak, [saklamak, şak- 
lamak] Muhafaza etmek, sakınmak, 
korumak, esirgemek. 
şaklayu dutmak Göz altında bu- 
lundurmak, iyi korumak. 
saklanmak, saklanmak 1. Korunmak, 
muhafaza olunmak. 2. Riayet e- 
dilmek, gözetilmek, 
saklık, saklık Tetikte bulunma, uya- 
nıldık, teyakkuz. 
— edinmek Uyanıklık kazanmak. 
şaknuk (I), [sakmıklu] Tanrı'dan 
korkan, dinin buyruklarını yerine 
getiren, 
saknuk (II) Uyamk, tetikte, müte- 
yakkız, 
saknukîık Uyanıklık, teyakkuz. 
saksı Topraktan yapılmış kap ka- 
çak, 
şaksıkan, [şağ sıkan] Saksağan. 



şal (I) I. Dağ eteği, yamaç. 2. Ta- 
but. 

[şal (11)] 

-1 uzun Beli ve kolları uzun. 

salaca, [şalaça] Sedye, tabut. 

salacak Savacak, kovalayacak (şey). 

şalaç Çardak, çerge. 

şalaça -> salaca 

şalağan Saldırgan, mütecaviz. 

şalak (I) Konup göçülen, hayvan sa- 
lman arazi, alan. 

şalak (II) -> şahk, sahk (II) 

salbır -> salbur 

salbur, [salbır] Ağaç çubuklarından, 
sazdan ve ipten örülen ayakka- 
bı. 

şaldurmak Bıraktırmak, tcrkettirmek. 

salgın -> şalğun 

- salmak Gelişigüzel vergi çıkar- 
mak. 

şalğun, [şalğm, salkı (I)] Salma yo- 
luyla alınan vergi, keyfi vergi, 
[şah] 

- virmek -> salık (III) 
salık (I) Sağhk, esenUk. 

şahk, salık (II), [şalak (11)] Ucunda 

kısa zincirlere bağlı birkaç demir 

yuvarlağı bulunan sopadan ibaret 

eski bir savaş aygıtı, çomak, şeş- 

•per, gürz. 

şahk (III) Haber. 

- virmek, [şah virmek] Haber ver- 
mek, bir şeyin bulunduğu yeri ta- 
rif etmek. 

şahndurmak Sallandırmak. 

şalmdurmamak Değer, önem verme- 
mekj hiçe saymak. 

şalmmak 1. Yürürken hoş bir oda ile 
sağa sola hafifçe meyletmek, hıra- 
man olmak, hıram etmek. 2. Sallan- 
mak, sarkmak, uzanmak. 3. Bı- 
rakılmak, konulmak. 4. Atılmak, 
hücum etmek. 5. Sevk olunmak, 
gönderilmek. 6. Vergi çıkarılmak. 



178 



şalını ]>ulanı yürümek -> şalını yü- 
rümek 

salınıp bulanmak -> şalım yürümek 
şalım şalını Salına sabna. 
şalım yürümek, [ şalını bulanı yürü- 
mek, salınıp bulanmak, şalınu yü- 
rümek] Naz ve eda ile yürümek, 
hıram etmek, hıraman olmak. 
şaknma bulanma Salınarak eda 
ile yürüme, hıram etme. 
şalınu yürümek -> şalını yürümek 

şalışınak Birlikte saldırmak. 

salkı (I) -> şalğun 

salkı (II), [şallak] Düşük, sölpük, 
perişan, kendini salıvermiş. 

şalkık -> salkı (II) 

şalkılanmak Sölpüyüp sarkmak. 

[ salkım, salkun] 

- küpe, [kulak salğınu, kulak şal- 
kınu, şalkum küpe] Kulağa takıl- 
makla birlikte, ayrıca alt uçlarından 
ve enseden birbirine bağlanıp başa 
asılan küpe. 

[ şalkum] 

- küpe -> salkım, salkım 
[ şallaomuz] 

- itmek Sallasırt etmek. 

şalına, salma Başıboş, yularsız, ser- 
best. 

- aşı Acem yahnisi, boranı. 

- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek] Salıvermek, 
başıboş bırakmak. 

- komak, [- koyu virmek] Başıboş, 
serbest bırakmak. 

- koyu virmek -> - komak 

- söz Gelişigüzel söylenen söz. 

- sözlü Gelişigüzel söyleyen, ulu- 
orta söz söyleyen. 

salmak, salmak 1. Göndermek, sevk- 
etmek. 2. Bırakmak, salıvermek, 
terketmek, başıboş bırakmak. 3. 
Atmak, havale etmek. 4. Ertele- 
mek, tehir etmek. 5. Yaymak, ser- 



mek, saçmak. 6. Vergi çıkarmak. 
7. Sallamak. 8. Koymak, bırak- 
mak, atmak. 9. Defetmek, sürmek, 
uzaklaştırmak. 10. Kaldırmak. 11. 
Uzatmak. 12. Atılmak, saldırmak, 
hücum etmek. 

salmaya Boş yere, boşu boşuna, 

şali Yalnız, sadece. 

sallanmak Bırakılmak, salıverilmek. 

şalyar, salyar Salya. 

şalyarlık Önlük, çocuk göğüslüğü. 

[ saman] 

-a saymamak Çöp kadar değer 
vermemek. 

- evi Samanlık. 
şamancıyoh -^ şamaımğrusı 
şamankapar, [şamankapıcı] Kehri- 
bar. 

şamanlıkyolı — > şamauuğrusı 

şamanuğrısı -> şamanuğrusı 

şamanuğrusı, [şamancıyoh, şamanlık- 
yoh, şamanuğrısı] Samanyolu, keh- 
keşan. 

samırdamak -> şamraşmak 

şamırdı Sayıklama tarzında çıkarılan 
ses, hımırtı. 

şamra Gübre. 

şamı-amak -> şamraşmak 

şamraşmak, [samırdamak, şamra- 
mak] Sayıklar gibi anlaşılmaz söz- 
ler söylemek, homurdanmak. 

samsun Bir cins köpek. 

samur şamm*, [samur şomıır] Abuk 
sabuk, saçma sapan. 

- - şamranmak Titizlenip söylen- 
mek. 

samur şomur -> samur samur 
şan, san (I) 1. Emel, arzu. 2. Zan, 
tahmin, tasavvur. 3. Şöhret, ün. 

- ad Ad san, şan şöhret. 

-a şağışa gelmemek Tahmin edi- 
lememek, sayılamamak. 
şan, san (II) Nişan, alamet. 

- idinmek Huy edinmek, dil per- 



179 



sengi yapmak. 

- itmek Nişan koymak. 
şan, san (III) Sanki, güya. 
şar) Bir bitki iıastabğı, sam. 

- urmak Ekine san hastalığı gelmek 
şanamak Saymak, hesap etmek. 
şanasm, [şanaydug] Sanki, güya, sa- 

nıbr ki. 
şanaydurı -> şanasm 
[ sancak] 

- begi Onbaşı. 

- çözmek Sancak açmak, bayrak 
çekmek. 

- urmak Sancak dikmek. 
şancılmak, sancılmak, 1. Batmak, 

saplanmak. 2. ... ile kesilmek. 
sancımak -> şançmak, sançmak 
şancış, sancış Savaş. 
şancışmak, sancışmak Süngüleşmek, 

süngü savaşı yapmak. 
şançmak, sançmak, [şancunak] Sap- 
lamak, 
şagğı -> şankı, sanki 
şanı -> şanu, sanu 

- sanmak -> şanu, sanu 
şanış Anlayış. 
şamşmak 1. Düşünmek. 2. Birlikte 

düşünmek. 
şank Gaflet. 
şankı, sanki, [şaıjğı] Şaşkın, sersem, 

ahmak; kuşku içinde. 
sanlu Meşhur, ünlü. 
sanmak 1. İstemek, dilemek. 2. Dü- 
şünmek, tasavvur etmek. 3. Kuş- 
kulanmak, tereddüt etmek. 
şamksurı Sanmışsındır, sanıyorsun, 
sandm. 
şanu, sanu, [şanı] 1. Fikir, düşün- 
ce, istek, dilek, zan, tasavvur. 2. 
Sır, giz. 

- anıtmak Hayal kurmak, bir şey 
tasarlamak (?). 

- itmek Zannetmek, endişe etmek, 
şüphe etmek. 



- sanmak, sanmak, [sam sanmak] 
Tasavvurda bulunmak, hayal kur- 
mak, zan ve şüpheye düşmek. 

şanusuz Düşiincesiz, gelişigüzel. 
[ sapan] 

- ayası Sapanın taş konulan yeri. 

- egegi -> şaban 

- kulağı -> şaban 
[ sapar] 

-1 olmamak Sakınıp yüz çeviren- 
lerden olmamak. 

sapılmak Kapılmak. 

şapışdurmak Kaçamak, kaçma fır- 
satı (?). 

sapıtmak Yolu bir yönden başka bir 
yöne değiştirmek, çevirmek. 

sapma Zikzak. 

saptatmak Hezeyan savurmak, abuk 
sabuk söylemek. 

şar Zar, yufka, deri. 

şaralmak Sararmak. 

sarğılt Sarkık (?). 

[ şan (I)] 

- ala göz Sarıya çalar kestane ren- 
gi göz. 

- manku- Altın para. 

- muhalif Açık kahverengi, kirli 
sarı. 

şan (11) -> şaru, saru 

şanağaç Zerdeçal. 

şanaş Zerde. 

şanerik Zerdali. 

şankavak -> şarukavak 
şankebe Baykuş türünden puğu de- 
nilen kuşun büyüğü. 
şanlmak Sarmak, kuşatmak, muha- 
sara etmek. 
şanmtık Sarımsı, sarıya çalar. 
şansütlügen Dereotuna benzer hiv ot. 
şanşmak Birbirine sarılmak, sarmaş- 
mak. 
şarkı Sargı. 
şarkılu Sargılı, sarıb. 
şarkınmak, sarkmmak Sarkmak. 



180 



savaş 



sarkmak 1. Eğilmek, meyletmek. 2. 
Sarkmtılık etmek, tecavüz etmek. 
[ şarkuk, sarkuk] 

- şaç, saç Kıvırcık olmayan, düz 
uzun saç. 

şarlanmak Sarılmak, bürünmek. 

sarma Bir çeşit güreşçi çelmesi. 
-ya getürmek Güreşte hasmı çelme 
takacak duruma düşürmek. 

sarmak Sarılmak, kucaklamak. 

sarmalanmak İyice sarılmak, bürün- 
mek. 

şarmaşdmrmak Dolaştırmak. 

[ sarmaşık] 

- tolaşık Sarmaş dolaş. 
sarmaşmak, sarmaşmak 1. Sıkıca sa- 
rılmak. 2. Dolaşmak. 

sarmaştık Karışık, karmakarışık, pe- 
rişan. 

sarmurmak, [sermiirmek ] Uykudan 
birdenbire sıçrayarak uyanmak, sa- 
yıklayarak uyanıvermek. 

sarp Çetin, güç, şiddetli, sert, keskin, 
güç yetmez. 
-a çekmek Güçlük çıkarmak. 

sarpçak Aşılması güç, sarp. 

şarpin -> şarpim, sarptın 

şarplandnrmak Güçleştirmek. 

şarplanmak Doğumda güçlük çek- 
mek. 

sarplık Güçlük. 

şarprak Daha çetin, daha güç. 

şarpşmmak Güç, çetin görmek. 

şarpun, sarptın, [şarpm] Sandık, am- 
bar, petek. 

şarşalamak îleri geri sarsmak. 

şarşılanmak Sarsılmak. 

şaru, saru, [şan (H)] -e doğru, 
tarafma. 

şaruk, sanık Sargı, örtü. 

şarukavak, [şarıkavak] Çınar. 

şaru sandal Arıkuşu türünden eti ye- 
nir bir kuş. 

şasi, sası 1. fena, murdar. 2. Pis ko- 



kulu . 

şaşunak, sasımak Bozulup kokmak» 
kötü kokmak. 

satan Uyluk. 

sataşmak, sataşmak 1. Hoşlamlma- 
yan bir şeyle karşılaşmak, isten- 
meyen bir hale uğramak, duçar ol- 
mak. 2. Rastlamak, tesadüf etmek. 
sataşı gelmek -> şataşu gelmek 
şataşu gelmek, [sataşı gelmek] Bir- 
denbire karşüaşmak, rast gelmek. 

şatı -> şatu, satu 

[ satır] 

- döşemek Satır atmak, kıhçtan 
geçirmek. 

satmak 1. Söylemek, nakletmek, din- 
letmek. 2. Baştan savmak. 

şatu, satu, [şatı] 1. Satış. 2. Satm 
alınacak şey. 3. Pazar yeri. 

- bahâsı Satış bedeli, değeri. 

- bâzâr Ahşveriş. 

- bâzâr akçası Pey akçası. 

- bâzâr itmek -> - eylemek 

- eylemek, [- bâzâr itmek] Satış 
yapmak, satmak. 

[ sattın] 

- dilemek Satın almak istemek. 
sav, şav 1. Hikâye, kıssa. 2. Söz, la- 
kırdı. 3. Haber. 

savacak -^ savak 

savacı Peygamber. 

savak, [savacak] Bir yere yollana- 
cak suyu biriktirmek için önüne 
konulan tahta ya da bu tahtalanu 
kapattığı oluk ağzı, delik. 

savaş, savaş Kavga, muharebe, mü- 
cadele, harp, öldürüşme. 
-a varmak Muharebeye gitmek. 
-dan kalmak Çarpışamaz duruma 
gelmek. 

- debertmek Savaşa yol açmak, 
kavga koparmak. 

- eri Muharip, mücahit. 

- eylemek -> - itmek 



181 



savaşçı 



-1 savmak Mücadeleyi bertaraf et- 
mek, harbi kazanmak. 

- itmek, [- eylemek] Harp etmek, 
savaşm.ak. 

- kardmak Harp kızışmak, iki ta- 
raf birbirine şiddetle saldırmak. 

- koparmak Kavga çıkarmak. 

- km-mak Harbe yol açmak, mü- 
cadeleye girişmek. 

- yarağı Harp malzemesi, harp ha- 
zırlığı. 

- yiri Muharebe meydam. 

- yürütmek Harekâta geçmek, hü- 
cuma geçmek. 

savaşçı Muharip. 

şavaşğan, savaşğan Çok savaşan, 

savaşılmmak Savaşılmak, çarpışılmak, 
kavga edilmek. 

savaşmak, savaşmak Muharebe, mü- 
cadele etmek, dövüşmek. 

savğat, [savkat] Hediye, armağan, 
bahşiş, ihsan. 

şavık -> şovnk, sovuk 

savılmak -> savulmak 

şavka Aidat, tekâlif. 

savkat -> savğat 

savlamak Hikâye etmek, anlatmak. 

savmak, savmak 1. Geçiştirmek, def- 
etmek, bastırmak, atlatmak, uzak- 
laştırmak, gidermek, bertaraf et- 
mek. 2. (Durgun suya) Yol vermek 

şavrukmak Yayılmak, dağılmak. 

şavuk, savuk, -> şovuk, aovuk 

savulmak, [savılmak] 1. Savuştund- 
mak, geçiştirilmek, atlatılmak, ber- 
taraf edilmek. 2. Dağılmak, uzak- 
laşmak, bir tarafa çekilmek, yol ver- 
mek üzere çekilmek. 3. Çağı, vak- 
ti geçmek. 

şavula şavul Savulun, çekilin. 
şavul yort, [yort savuI] Koş, çe- 
kil, uzaklaş. 
savuşdurmak Uzaklaştırmak. 
savııtmak (I) Soğutmak. 



şavutmak (II) Uzaklaştırmak. 

şay I. Cilalı, parlak. 2. Dibi yere gö- 
mülü kaygan kaya. 

saya, saya (I), [- kaftan, - kavlan] 
Üstten giyilen iş gömleği. 

- kaftan -> - (I) 

- kavlan -> - (I) 
[saya (II)] 

- gicesi Hiristiy ani arın haçı suya 
attıkları gece. 

şayağ -> şayağı, şayağı 
şayağı, şayağı, [şayağ, sayyağı] Sa- 
deyağ, tereyağı. 
sayat Evlerde zahire kurutulan üstü 
kapah önü açık güneşekarşıyer, sofa. 
şaydurağan Saydırıcı. 
şayıklaşmak Birlikte sayıklamak. 
şaymümak Sayısı belli olmak, sayılı 

olarak bilinmek. 
şayırdamak Şarıldamak. 
sayışmak Birlikte hesap etmek, dü- 
şünmek. 
saymak, saymak I. Tutmak, addet- 
mek. 2. Bedel tutmak, bir şey yeri- 
ne kabul etmek. 

saya varmak Saymaya devam et- 
mek. 
saymamak ... kadar değer vermemek. 
sayramak Ötmek, cıvıldamak, şakı- 
mak. 
şayn -> şayru, sayru 
sayrılık -> şayrulık, sayrulık 
şayru, saynı, [şayn] Hasta. 

- evi Hastahane. 
şayrucağı Hasta, hasta mizaçlı. 
saynıcağrak Daha hasta, sık sık has- 

ta olan. 
şayrulıh -> şaynıbk, sayrulık 
şayrulık, sayrulık, [sayrılık, şayrulı^] 

Hastahk. 
sayvan, sayvan Gölge yapan siper, 

şemsiye. 
sayyağı -> şayağı, şayağı 
saz Sarı. 



182 



selmen 



şazak Sazlık, bataklık, 
[sebak (Ar.)] 

- almak Ders almak. 
[sebe sebe] 

yürümek Salına sabna yürü- 
mek, seke seke yürümek. 
[sebük {Far.)] 

- sallamamak Hafif görmek, önem 
vermemek. 

geçme Güzamh. 

seçilik Ayrılık gayrıLk. 

sedremeki Saçma sapan, abuk salauk. 

[sefer {Ar.)] 

- seferlemek Sefere çıkmak, sefer 
halinde bulunmak. 

seğirdim 1. Akın, bücum. 2. Koşma, 
koşuş. 3. Bir koşuşta alman yer, 
mesafe. 

- eylem.ek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek, - kdmak] At 
koşturmak, akın etmek, talan et- 
mek, hücum etmek. 

- kılmak -^ - itmek 

- salmak, [seğirdi salmak] 1. Hü- 
cum etmek, akm etmek, istila et- 
mek. 2. Hızla koşmak. 

- yeri Koşu yeri. 

segirdişmek Koşuşmak, koşuda yarış- 
mak. 

segirdürce Koşma çağma girmiş (ço- 
cuk), koşar oynar. 

seğirmek 1. Koşmak. 2. Hafif kımıl- 
damak, kıpırdamak, seğrimek. 

segirtdürmek Koşturmak. 

seğirtmek 1. Koşmak. 2, Yürümek. 
3. Koşturmak. 4. Saldırmak, akın 
etmek, çapul için hücum etmek. 
seğirdi salmak -^ seğirdim 
seğirdi seğirdi Koşa koşa. 
seğirdi yürümek Koşarak gitmek. 
segirdü başlamak Koşmaya başla- 
mak. 

- gereksin Koşmalısın, koşman ge- 
rektir. 



segiîm.ek Dolaşmak. 

segmenbaşı Sekbanbaşı. 

segrek Keten tohumu, zeyrek. 

seğrimek, [sekrimek] 1. Titremek, 
tiril tiril titremek. 2. Sıçramak. 
3. Hücum etmek, üşüşmek. 

segrişmek Koşuşmak. 

segritmek Saptırmak. 

sehel Az, azıcık, pek basit. 

-den Çok geçmeden, az sonra. 

sekeletmek Sendeletmek, sektirmek. 

seki (I) -^ sekü 

seki (II) -^ sekil 

sekil, [seki (H) ] 1. Atm ayeıklarmda 
olan beyazhk. 2, Ayağmda sekisi 
olan, sekili. 3. Alnında beyazhk 
olan. 

sekirden 1. Uca kemiği, pöç. 2. Sağ- 
rı, kabaet. 

sekitmek 1. Dindirmek, sakinleştir- 
mek. 2. Reddetmek, azarlamak, 
tekdir etmek. 

seknimek Sakinleşmek. 

seknitmek Azarlayıp susturmak. 

sekrimek -^ seğrimek 

seksemnek Ürpermek, birdenbire ür- 
küp sıçramak. 

sekü, [seki (I) ] Yerden biraz yüksek 
sedir, peyke şeklinde oturacak yer. 

[selâm (Ar.)] 

- itmek Selam vermek. 
sele (I) Büyük sepet. 
sele (II) -> sere (I) 

selgj Sölpük, gevşek. 

- itmek Gevşetmek. 
selgimek Gevşemek. 
selindi -> seÜııdü 

selindü, [selindi ] Sel suyunun bırak- 
tığı çörçöp, çamur. 

selmek Sevinmek. 

selip sepmek Çok sevinmek, ferahlık 
duymak. 

selmen, [selmin] Bez dokunurken ü- 
zerine sarıldığı ağaç. 



183 



selmin 



selmin -> gelmen 

seme Şaşkın, sersemlemiş, sersem, ah- 
mak. 

semizimek Semizleşmek, tavlanmak, 
semirmek. 

semizlikotı Semizotu. 

semrimek Semirmek, tavlanmak, şiş- 
manlamak. 

scmritmek Semirtmek, tavlandırmak, 
şişmanlatmak. 

[ şen] 

-i sağa gerekse Sana gerekse, ge- 
rekiyorsa. 

- ol -, [- - ol, siz siz oluq ] Dik- 
kat et, gözünü aç. 

- saıja Kendine. 
ol -> - ol - 

sencef -> zencef 

sencileyin Senin gibi. 

sencir Zincir. 

senderemek, [seudiremek ] Sendele- 
mek, sarsılmak. 

sendiremek -> senderemek 

seijek Ağaçtan ya da topraktan yapıl- 
mış su kabı, testi. 

senlik Sana ait olan benlik, kişilik. 

[ sente] 

- baş Başı sersem, hezeyan halin- 
de. 

sepdürmek Serpmek. 

sepelemek -> sepmek 

sepetlik Göbekle kasık arabğı. 

sepi Debagat, tabaklık. 

sepilemek, [sepimek] Deriyi tabakla- 
mak. 

sepilenmek Deri tabaklanmak. 

sepiletmek Deriyi tabaklatmak. 

sepilmek Serpilmek. 

sepimek -> sepilemek 

sepinti Serpinti, yağmur çisentisi. 

sepişken Salgın, bulaşıcı. 

sepişmek, [sepüşmek] 1. Serpilmek. 
2. Yayılmak, dağdmak, bıdaşmak. 

sepküu Yeleksiz uzun ok. 



sepmek, [sepelemek] Serpmek, ser- 
pelemek, saçmak. 

sepüşmek -> sepişmek 

serçeyuvası Bir çeşit saı-dmış (sarık). 

sere (I), [sele (II) ] Açık ve gergin 
olan başparmak ile işaretparmağı 
uçlarmın arasındaki uzaklık. 

sere (II) Sersem, budala, ahmak. 

sergen Kurutmak için meyva serilen 
yer, raf. 

serinmek Serilmek, yüzükoyun yat- 
mak. 

sermenmek Sıvanmak, çemreumek. 

sermürmek -^ sarmurmak 

serpene Destek. 

serpitme Çember, baş örtüsü. 

serpmek 1. (Örtü ve perdeyi) Bir ta- 
rafa sıyırmak. 2. (Sakal için) Sı- 
vazlamak. 

sersem Nalbantların içine mıh koy- 
du klaıı kutu. 

[ ses] 

- seleıj, [- sem] Ses şada. 

- sem -> — seleıj 

- sem itmek Ses çıkarmak, gürültü 
yapmak. 

sesdirmek Duyurmak, sezdirmek. 

sesdirmemek Ses çıkarmasma vakit 
buakmamak, gık dedirtmemek. 

seselmek Ses almaya başlamak, ken- 
disine ses gelmek. 

sesmemek Ses çıkarmamak. 

[sevda (Ar.)] 

-ya yelmek Hevese kapılmak, J^ir 
arzu peşinde olmak. 

sevdüginleyin Sevdiği gibi, seveceği 
ölçüde. 

sevdük Sevgili, dost. 

sevdüklü Seven. 

severlenmek Kendisini sever göster- 
mek, âşık geçinmek. 

sevgencek Çok sevilen. 

sevgü 1. Sevda. 2. Sevgili. 

sevi -> sevü 



184 



BLkılcuu 



sevi eylemek Sevgi, muhabbet gös- 
termek. 

sevici Aşık, seven. 

Sevinç Özel acl. 

sevinilmiş Sevilen, maşuk. 

sevinişnıek, [sevnişmek, sevnüşmek] 
1. Birlikte sevinmek. 2. Sevinmejs. 

sevmeklik Sevme, sevmek. 

sevnişmek — > sevinişnıek 

sevnüşmek -> sevinişmek 

aevü, [sevi] Sevgi, aşk, muhabbet. 

seyek, [seyik, siyek] Kırık çıkık tah- 
tası. 

seyeldemek, [seyiklemek ] Kırığı çı- 
kığı ince tahtalarla sarmak. 

seyeklenmek, [ seyiklenınek ] Kırık çı- 
kık ince tahtalarla sarılmak. 

seyik -> seyek 

seyiklemek -^ seyeklemek 

seyiklenmek -> seyeldenınek 

seyirtmeç Ucu ilmekli kement. 

sezerlenmek Sezer gibi olmak. 

sezi -^ sezik 

sezik, [sezi, sezinme] Zan, tahmin, 
şüphe, kuşku, sezgi. 

seziklemek, [seziklenmek ] Sezer, an- 
lar gibi olmak. 

seziklenmek -^ seziklemek 

sezinilmek Sezilmek. 

sezinme -^ sezik 

[ sezme] 

- söz Esinlenme yoluyla duyulmuş 
söz. 

sezmek, [sizmek] 1. Sezmek, hisset- 
mek» farkına varmak. 2. Zannet- 
mek, tahmin etmek. 

[ sıcak]' 

-1 geçmek Pek sevmek, yanıp tu- 
tuşmak. 

[ sıçan] 

- yolı Diişmamn kurşun ve topla- 
rından korunmak için kazılan yol. 

şıçancıl Gücüğen denilen alıcı kuş. 
sıyaııotı Arsenik. 



şıçrağan Çok sıçrayan. 

şıdu'ilmak Kırılmak. 

şıdırmak 1. Sıktırmak, sızdırmak. 2, 
Kırdırmak. 

sığa Sığ. 

şığacıık Sığca. 

şığamak, sığamak 1. Sıvamak. 2. Ok- 
şamak. 3. Meshetmck. 

şığanmak, sığanmak 1. Sıvanmak, 
kolları bacakları sıvamak. 2. Ok- 
şanmak. 

şığazlamak Sıvazlamak. 

sığın, sığın, [- geyik, - geyiği] Ya- 
bani geyik ve sığır. 

- geyiği -> - 

- geyik ~> - 

sığınca, sığınca -> sığıncak, sığmcak 

- yiri -> sığmcak, sığıncak 
şığmcak, sığıncak, [sığınca, sığınca, 

sığınca yiri] Sığınacak yer, melce, 
penah. 
sığmmak Sıkınmak, kendini sıkmak. 

[ Şiğu-] 

- oğlanı Sığır çobanı. - 

- segirdişlü Düşmana savaş usul- 
leriyle değil tehdit ve küfürle sal- 
dıran. 

şığırğözi Sarı papatya. 

şığırmak -^ şığurmak, sığurmak 

şığu'tmaç Çoban, sığır çobanı. 

sığışmak (I) Sıvışmak, kaçmak. 

sığışmak (11) 1. imtizaç etmek, u- 
yuşmak, bir arada bulunmak. 2. 
Sığmak. 

sığmak (I) Yeri olmak. 

sığmak (II) Yakışmak, uymak. 

sığrak Sağrı. 

şığurmak, sığurmak, [ sığmnak] Sığ- 
dırmak. 

sıkalmak Sıldaşmak, yoğunlaşmak. 

şıkılcım, sıkılcım İzdiham, basmç, 
sıkışıklık. 

- itmek, [- virnıek] Sıkıştırmak, 
baskı yapmak, rahatsız etmek. 



185 



Bikun 



— virmek -> — itmek 
şıkım Avuç içiııdc aıkılaıı miktar. 
şıkındı -> şıkındu 
şıkmdu, [şıkındı, şıklmdu] Sıblarak 

çıkarılan meyva suyu, usare. 
şıklamak Ağlamak, gözyaşı dökmek, 

sızlamak. 
şıkhk, sıklık, [şışhk, şıthk] Islık, a- 
ğızdan çıkarılan düdük sesi giLi ses. 
- virmek, [şıthk > irmek] Islık çal- 
mak. 
şıklmdu -> şıkmdu 
sıkma Dar, daracık. 
sıknaşmak Yoğunlaşmak. 
şıkmşmak Sıkışmak. 
sımak, sımak 1. Kırmalt. 2. Bozmak, 
nakzetmek. 3. Yenmek, mağlup et- 
mek, tepelemek. 4, Aşağı görmek. 
5, Gereğini yapmamak, , bertaraf 
etmek, reddetmek, hiçe saymak, 
kabul etmemek. 6. Yıkmak, harap 
etmek, 

şıyı turmak Sürekli olarak azalt- 
mak. 
şımarlamak, sunarlamak 1. Ismar- 
lamak, tevdi etmek, emanet etmek. 
2. Tenbih etmek, uyarmak. 
şımkırtmak Hıçkırmak. 
şmamak, smamak Denemek, tecrübe 
etmek, yoklamak, imtihan etmek. 
şmamamış Tecrübesiz. 
şmanmak, sınanmak Denenmek, tec- 
rübe edilmek. 
şmardaş Akran, emsal. 
şıgan, sııjarı 1. Aşağıbk, bayağı, yok- 
sul, akıl yoksulu. 2. Kendisi gibi, 
benzeri, arkadaş, akran, emsal. 
sııjarlamak Horlamak, aşağı görmek. 
şmaşmak Birbirini sınamak. 
şmayış Tecrübe. 
şmdı, smdı -> şmdu, smdu 
şıudu, smdu, [smdı, smdı] Makas, 
-dan çıkmış Yeni biçilip dikilmiş 
- salmak Makasla kesmek. 



şmdıcuk Küçük makas. 

şmdırmak, smdırmak -> şmdurmak, 

smdurmak 
şmdurmak, smdm-mak, [şmdu-mak, 

smdu-mak] 1. Kırmak, parçalamak. 

2. Bozmak.. 3. Yenmek, tepelemek. 

4. Korkutmak, yıldırmak, 
şmğm, [şmğuD, şmkm, şmkmı] 1. 

Kırık. 2. Mağlup, yenik, bozguna 

uğramış. 3. Hezimet, bozgun. 
şmğmlık Bozgunluk, mağlubiyet. 
şmğım -^ şmğm 
şmı Sini, yemek sofrası 
şmık, smık -> şmuk, sıııuk 

- göıjüMi -^ - göıjüllü 

- gögüllü, - [göıjülli] Alçak gönüllü. 

- şarşuk, şarsuk Kırık dökük, 
şmıkdurmak Bozguna uğratmak, 
şmıkhk, smıklık -> şmukhk, smuklık 
şmıklu, smıklu -> şmuklu, sınuklu 
sımklulanmak Kırılıp bükülmek. 
şmıkmak, smıkmak 1. Bozulmak, ye- 
nilmek, bozguna uğramak. 2. Ke- 
derlenmek, mihnet çekmek. 3. Kor- 
kup kaçmak. 

sınılmak Mağlup edilmek, yenilmek. 
şmkm — > şmğm 
şmkım ->■ şmğm 

sınmak, smmak 1. Kırılmak, parça- 
lanmak, 2. Zayıf düşmek, âciz 
kalmak. 3. Yenilmek, mağlup ol- 
mak, bozguna uğramak. 4. Kay- 
bolmak, yitmek. 5. Bozulmak. 6. 
Azalmak, şiddetini yitirmek. 
smmaşık Sert. 

şınuk, smuk, [şımk, sımk] 1. Kırık. 

2. Mağlup, yenik, bozguna uğranuş. 

şmuklu, smuklu, [şmıklu, sıpıj^lu] 

Kırık, kırılmış, mahzun, 
şmukhk, sınukhk, [şmıkhk, sınıkhk] 
1. Kırıklık, hüzün. 2. Bozgunluk, 
bozgun. 3. ZayıfLk, düşkünlük. 
şmm-, smıır Sınır, hudut. 
- komak Sınırlamak, hudut belir- 



186 



sidük 



lemek. 

- olmak Kırılmak. 

- taşı Hudut taşı. 

şmurdaş, sınurdaş, [şmıırtaş] Sınır 
sınıra, aynı sınırda. 

şmurtaş -> şmurdaş, smurdaş 

şıpara Cüz, risale; Kuran'ın cüzlerin- 
den her biri. 

sıpğın -> sıpkıu, şıpkm 

sıpkm, şıpkm, [ sıpğın, sıpkmı ] Zıpkın, 
küçük süngü, harbe. 

sıpkıın -> sıpkm, şıpkm 

şıpşırlak Kaygan, cilalı. 

şıramana Birdirbir oyunu. 

şıra vardı Bir sırada. 

sırça, sırça Cam, billur. 

şırçabarmak, sırçabarmak, [şırçapar- 
mak ] Serçeparmak, küçük parmak. 

su'çan, sırçan 1. Üzerine masura ge- 
çirilen demir iğ. 2. Çıkrıkla demir 
iğ üzerine sarılan iplik, yumak. 

sırçauık Yuvarlakça, kabarık. 

şırçaparmak -^ şırçabarmak, sırça- 
barmak 

Su'f Sırp. 

- şmuğı Sırp sındığı. 

şırıdak, [şırıdık] Sırıtmış, dişlek, sırı- 
tık. 

şırıdık -^ şındak 

sırımak Sağlamca dikmek. 

şu'mmak Sırımla dikilmek, sağlamca 
dikilmek. 

[ şırıtğan] 

- yırtıcı Kükremiş yırtıcı hayvan, 
kükremiş aslan, 

sırıtmak Dikmek. 

sırkm Hayvan ve kuş pisliği. 

şırkurıuak -^ şızıu'mak, sızıırmak 

şırlaıj Cilalı, kaygan, düz. 

[sırlı ] 

- söz Sır, gizli söz. 
şırmak Isırmak. 

şırşatmak Azmini gevşetmek, sarsmak. 
sır sır Şır şır, şırıl şırıl. 



şişlik -> şıklık, sıklık 
şıtlık -> şıklık, sıklık 

- virmek -> şıklık, sıklık 
şıvarmak, sıvarmak -> suvarmak, su- 
varmak 

şıvaşdıi'mak Sıvamak, bubıştırmak. 

sıvat, sıvat -> suvat, suvat 

sıvığırak Cıvıkça. 

sıvık, sıvık Sulu, cıvık, akıcı. 

şıvıklaşmak Sıvı haline gelmek. 

şıyırğı Sıyırmaya yarayan aygıt. 

sıyırmak Sıyrılmak. 

sıyırtmak Tarlalarda suyun düzgün 

akması için toprağı -lyu-arcdc suya 

yol açmak. 
sıyrık Utanma perdesini kaldırmış, 

terbiyesi kıt. 
şıynncak, sıyrıncak, [zıyrmcak] Elde 

durmayıp kayan, kaygan. 

- oyum Buzda kızak kayma oyunu. 
şıyrınmak, [ şıyrımmak] Kaymak, sıy- 

rdarak, sürünerek kayıp gitmek. 

sıyruk Yemek artığı, yemek kazıntısı. 

şıyrımdı Kazıntı, sıyrıntı. 

şıyrımmak -^ şıyrınmak 

sızıldatmak (Köpeği) Camnı acıtarak 
inilti şeklinde bağırtmak, çenilet- 
mek. 

sızım sızım Sızlaya sızlaya. 

şızmdu 1. Meni. 2, Sızarak damla 
damla akan, sızıntı. 

şızu'mak, sızu'mak — > şızurmak, sı- 
zıırmak 

sızu, şızu Ayakkabıların kösele ile 
yüzleri arasına konulup dikilen de- 
ri şeridi. 

şizuk Safi, katışıksız. 

şızurmak, şızurmak, [şırkurmak, şı- 
zu-mak, sızırmak] Sızdırmak, erit- 
mek, eritip akıtmak, süzmek. 

[sidik ] 
-i yürütmek İdrar söktürmek, bol 
idrar vermek. 

sidük -> siidük 



187 



sifirsemek 



sifirsemek Etli ve yağlı yiyeceğe kar- 
şı iştah diiynıak. 
siğil Meme (basur tnemesi). 
[sikke (Ar.)] 

- şüret bağlamak Kuruntulu Lir 
tavır takınmak. 

sikre -> sirke 
[silâh (Ar.)] 

- bağlanmak, [ - geymek ] Silah ku- 
şanmak, silahlanmak. 

- geymek ^ - bağlanmak 

sile Silme, ağzma kadar dolu, dopdolu. 
silkiudi Süprüntü, çöplüğe atılacak 

şey. 
[sille (<- Far. sllî)] 

- komak Tokat atmak. 

- sedeme Sille tokat. 
[ silme] 

- tolı Ağzına kadar dolu, dopdolu. 
siltemek Hareket etmek, sıçramak, 

silkinmek. 
sin (I) Mezar, kabir. 

- açmak Mezar soymak. 

- açıcı Kefen soyucu, uebbaş. 
~e virmek Mezara koymak. 

sin (II) Sen. 

sin (III) -> sinci 

sinci, [sin (III)] Şekil, biçim, kıya- 
fet. 

sincük, [siıjici] liaznu kolay, kolay 
hazmolunan. 

sindik Cıva. 

sindürmek Hazmetmek, yediğini erit- 
mek. 

sigece siıjece Yavaş yavaş, çiseleye 
çiseleye. 

sil) ek Sinek. 

- üşeleyecek Sinek kovacak yel- 
paze. 

siui Sinerek, utanarak, mahcup ola- 
rak. 

siıjici ~> sincük 

siıjildemek -> siıjilemek 

sirjildetmek (Köpeği) Canını acıtarak 



inilti şeklinde bağırtmak, çenilet- 
mek. 

siıjilemek, [siıjildemek, siijlemek, siu- 
lemek] İniltili ses çıkarmak. 

siıjiı-gen İyi hazmedilen. 

sİTjiı-lemek Hareket edemez hale koy- 
mak için vurup ayale sinirini kes- 
mek. 

siıjirmek, [siıjürmek] 1. Sindirmek, 
içine işletmek, içine akıtmak, 2. 
Hazmetmek. 

siıjirsi Kuru, kadit. 

siıjirtmek Hazmettirmek. 

[siıjiş] 

-i eyü Kolay hazmolunan. 

siıjişmek Sinmek, gizlenip görünmez 
olmak. 

sinle 1. Mezarhk. 2. Mezar, kabir, 

siijlemek, sinlemek ~> siıjilemek 

siıjmek 1. Hazmolunmak, vücuda 
mal olmak. 2. Nüfuz etmek, et- 
kilemek, yerleşmek. 3. Hoşa git- 
mek, içine sinmek, yaramak. 4. 
Gizlenmek, saklanmak, yer tutmak. 

sigmez Hazmı güç. 

[sigsirı] 

- ağacı Odununun ateşi uzun süre 
sönmeyen bir ağaç. 

siıj sil) Sine sine, saklana saklana. 
sirjürmek -> sirjirmek 
sipsi Düdük, boru. ^ 

[sîret (Ar.)] 

- uğrusı -> şüret 

sirke, [sikre] Bit yavrusu, bit yu- 
murtası. 

sirkelenmek 1. Suratını ekşitmek, ca- 
nı sıkılmak, 2. Yayık çalkalanır- 
ken, yoğurt köpürüp domur domur 
olmak. 

sirken Pazı, yabani ıspanak. 

şirvi Sivri. 

sis 1. Atın tüylerindeki küçük alaca 
benekler. 2. Bazı kimselerin yüz- 
lerinde bulunan nokta nokta es- 



188 



sol 



mer lekeler, çil. 

- renkli Kır renldi, benekli. 

sitil (^ Ar. satl) Kulplu bakır su kabı. 

sivilci -> sivilcü 

sivilcü, [sivilci] Sivilce. 

sivişmek Sıvışmak, kimseye görün- 
memeğe çalışarak kaçmak, çekilip 
gitmek. 

sivişi görmek Kaçmaya bakmak, 
bir an önce kaçm.ak. 

sivrermek Sivrilmek. 

[ 8İvn ] 

- akıllu Dâhi. 
siyeç Çit. 

siyek -> seyek 
8İyü Etek. 
siz Sizin. 

-i -e gerekse Siz size lazımsanız, 

canınız lazımsa. 

oluıj -> sen 

sizcileyin Sizin gibi. 

sizmek -> sezmek 

şobek -> söbek (I) 

şobı -> söbek (I) 

şobıca -> söbek (I) 

[sofra, sofra (<- Far. siifre)] 

- çekmek -> - salmak 

- salmak, [- çekmek] Sofra yay- 
mak, ziyafet vermek. 

şoğalmak, soğalmak — > soğulmak, so- 
ğulmak 

soğumak — > soğulmak, soğulmak 

soğuksıtma Humma-yı bâriclc. 

şoğulcan, soğulcan Solucan. 

soğulmak, soğulmak, [ şoğalmak, so- 
ğalmak, şoğılmak] 1. Suyu çekil- 
mek, kaynağı yitmek ya da kuru- 
mak, feri gitmek, solmak, sönmek. 
2. Darlaşıp çukurlaşmak. 

şoğultmak, soğultmak Suyun çekil- 
mesine, nurun sönmesine neden ol- 
mak. 

şoğumsuz Kanaatsiz, tamalıkâr, ha- 
sis, pisboğaz. 



soğuşmak Suyu çekilmek, 
sohmak, şohmak Sokmak. 
şolışıu*mak -> sokşurmak 
[ şohun ] 

- eylemek Sitem etmek, 
sok Hasis, tamahkâr. 

sokak, sokak (I) Çarşı, panayır yeri. 
-1ar açmak Düşman saflarını yar- 
mak. 
itmek Parça parça etmek. 

sokak (11) Perde, çadır perdesi. 

[soka kil] 

- çarşaf Çubuklu dokuma, çizgili 
çarşaf. 

[ sokar] 

- sirjek iğneli sinek. 

sokarık Topraktan ilk çıkan filiz ; fi- 
lizlenme, filizin topraktan çıkması. 

şokı, sokı -> şoku 

soklamak Sokuşturmak, sokmak. 

soklıuımak, şoklunmak Teşeljliüs et- 
mek, girişmek, sokulmak. 

sokman, [sökmen] Mest üzerine gi- 
yilen çizme. 

şokranmak, sokranmak Homurdan- 
mak, söylenmek. , 

sokşıu'mak, [ şohşurmak ] Sokuştur- 
mak. 

şoku, [şokı, sokı, - taşı] 1. Taş di- 
İDcğin tokmağı. 2. Havan, })üyük 
taş dibek. 

- taşı -> - 

sokuldamak, şokuldamak Zonklamak. 

sokum, şokum Lokma, ağıza bir de- 
fada sokulan yiyecek. 

şokunmak, sokuumak Takınmak. 

sokur Tek gözlü. 

şokıu'luk Tek gözlülük. 

sokuşmak Biribirine sokulmak, gir- 
mek. 

şol Aksi, ters, çarpık. 

- ağızlu Aksi, ters konuşan, şom 
ağızb. 

- işi şağ olmak İşi yoluna girmek, 



189 



solan 



ters işi düzeJnıok. 
şolağ -» solak 
solak, [şolağ] Osmanlı padişalılarının 

özlük koıııyııcıısıı olan yeniçeri, 
[şoUu] 

- sağlıı Uygunu da karşıtı da bu- 
lunan. 
[ solmak ] 

sola düşmek Solup kalmak. 
soluğan Sık sık soluyan, çok soluyan. 
soluklu Soluğu geniş, geniş nefesli, 
yorulmadan uzun zaman koşabilen. 
şolutğaıı, [ şolutkau] Nefes darlığı has- 
talığı. 
şolutkan -» şolutğan 
solutmak Nefes aldırmak, nefes al- 
maya fırsat vermek. 
şom Tam, bütünüyle. 
şomun Fırmda pişmiş, mayalı, kaba- 
rık buğday ekmeği. 
somurdanmak Homurdanmak, kendi 
kendine anlaşdmaz şekilde söylen- 
mek. 
şog Son. 

-1 gür olmak Akıbeti bayrolmak. 
-m sürmek Arkasını almak. 
-mca Arkasından. 

- kaldı Bakiye. 

- ucı, [şoguç] Netice, nihayet, en 
son, akıbet, en sonra, sonunda. 
-umca Benden sonra. 

şogca Sonuncu olarak, sonda. 

şoglamak Sona erişmek, son bulmak. 

şograğı Sonraki, gelecek. 

şoijrarak Daha sonra, çok sonra. 

şoguç -> şoi) 

şoplak -> şuplak 

şop şop Sersem sersem (?). 

şorağ, [şorali] 1. Haber, malumat 

2. Eser, iz, nişane. 
şorağan Çok soran. 
şorak -> şorağ 

sorguç, sorguç, [sorkuç] Tuğ. 
sorgun -> şorkmı, sorkun 



sorkun -> sorkun, sorkun 

şorıcı, [şorucı] 1. Soru meleği. 2. 

Hastanın hatırım sormak isteyen. 
sorkuç -» şorğuç, sorguç 
şorkım, sorkun, [sorgun, sorhun] 

Sultani söğüt. 
[ sormak (I)] 

sora düşmek Sormaya kalkışmak, 

soruvermek. 

sora gelmek Sormaya gelmek. 

sorar olmak Sormak, soracak ol- 
mak. 

sora varmak, sora varmak Hastanm 
hal ve hatırını sormaya gitmek. 
sormak, sormak (II) Emmek, emer 

gibi çekmek, sorumak, soğurmak. 
[ şort] 

- virmek ^ zort, zort 
soru Sual, hesap. 

- güni Kıyamet günü. 

- virmek Hesap vermek. 
şorucı ^ şorıcı 

şorudak Somurtkan, kibirli. 

sorulmak Emilmek. 

sorunca, sorunca Sual, sorgu. 

şorumlmak Sorulmak. 

soruşmak (I) 1. Emişmek, birbirini 
emerek öpüşmek. 2. Emilmek, so- 
murulmak. 3. Islak bir şeyin suyu 
çekilmek, kurumak. 

soruşmak (11) Birbirine sormak. 

sorutkan Somurtkan, kibirli. 

sorutmak 1. Somurtmak. 2. Kuru- 
larak başını yukarı kaldırmak. 

şovucak, sovııcak Serin, serince, serin 
hava. 

şovuğurak Sovukça, az sovuk. 

şovuk, sovuk, [şavık, şavuk, savuk] 
Soğuk. 

- demür dögmek Boşuna uğraş- 
mak, olmayacak bir sorun üzerinde 
durmak. 

- el Uğursuz, kötü el, yabancı el, 
yaramaz el. 



190 



sövelmek 



- geçmek -> - koymak 

- koymak, [- geçmek] Soğuk do- 
kunmak, soğukalgınlığına yakalan- 
mak. 

sovuklanmak Serinlemek. 
şovukhk (I) Soğukluk, serinlik. 

- itmek Soğuk davranmak, güleı- 
yüz göstermemek, havayı soğutmak. 

şovıikhk (II) Semizotu. 

şovumak Soğumak. 

şovutmak, sovııtmak Soğutmak. 

şoy Söz, haber. 

soya Çakı, bıçak. 

soyah Sürekli olarak, arka arkaya. 

soyakmak Aslına dönmek, erişmek. 

soygun, [ şoykun] 1. Soyulmuş, soy- 
guna uğramış. 2, Birisinin üzerin- 
den soyulan (elbise). 

- virmek Soyulmak. 
soyka -> soyka, soyka 

soyka, soyka, [şoyha] Soyuntu, sırt- 
tan çıkarılan elbise; elbise. 

şoykalamak Ganimet olarak almak. 

şoykaşmak, soykaşmak Omuzlamak, 
sırtlamak. 

şoykım -> soygun 

şoylamak, soylamak 1. Tahkik et- 
mek, araştırmak, aslını aramak. 2. 
Soylu göstermek, ululamak, tazim 
etmek. 

şoylanmak Aslı ortaya konmak. 

şoylaşmak Birlikte arayıp sormak, 
soruşturmak. 

şoylayış Soruş, arayış, 

soyma ç Soyulmuş, çıplak. 

soymak (Derisini) Yüzmek. 

şoymantı Sopa, değnek, asa. 

soyulmak Soyunmak. 

soyunmak içinden çıkmak. 

şoyuntı Bir nesnenin soyulan kabuğu 
ve derisi. 

sobe -> söbek (I) 

söbek (I), [şobek, şobı, şobıca, so- 
be, söbeke, söbeki, söbi, söbii, sö- 



büce] Bcyzi, yumurta lıiçiminde. 

söbek (11) Değirmen taşının üzerinde 
döndüğü sivri demir, mil. 

söbeke -> söbek (I) 

söbeki -> söbek (I) 

söbi -> söbek (I) 

söbii -> söbek (I) 

söbiice -> söbek (I) 

söge, [söve, söye] 1, Kürsü ayağının 
kol yerinden yukarıda olan par- 
çası. 2. Kapının üzerinde döndü- 
ğü, üst ve alt çerçevelere geçirilen 
mil. 

sögelmek -> sövelmek 

söglülc Kebap şişi. 

söglüme -> sögülme 

sögliimek -> sögülmek 

söglünmek Kebap edilmek, pişirilmek. 

sögülme, [söglüme] Kebap. 

sögülmek, [söglümek] 1. Kebap et- 
mek, kızartmak. 2. Kebap edil- 
mek. 

sögülmıiş Melun, lanetlenmiş. 

sögünmek -> söyünmek 

sögüi'ce At vb. hayvanların tırnakla- 
rının oyuğu. 

sögürde Acı söz, can sıkıcı söz, a- 
zar. 

sögürmek Haşlamak, azarlamak, can 
yakacak söz söylemek. 

sökel Hasta. 

sökellik Hastalık. 

sökmen -> sokman 

sökülmek Yarılmak, parçalanmak. 

söküm Kuvvetle yürüyüp gelme, sö- 
kün, çıkış tarzı. 

sölpük Derisi buruşuk, sarkık. 

sömürmek Bir şey bırakmamak üzere 
yemek ya da içmek, iştahla yemek. 
sömürü içmek Ağız dolusu içmek, 
bir defada içmek. 

söve -> söge 

sövelmek, [sögelmek] Sivrilmek, sip- 
sivri meydanda durmak. 



191 



sövcltmek 



söveltmek Sivriltii3 uzatmak. 
sövüıımek -> söyüuıııek 
söye -> söge 

söyke, [söykegi, söykegü, söykek, söy- 
kii] Dayanılacak yer ve kuvvet, 
mesnet, istinatgah. 
söykegi -> söyke 
söykegilenmek -> söykenmek 
söykegü — > söyke 
söykek -> söyke 
söykelenmek -> söykenmelc 
söykemek Dayamak. 
söykendii'mek -> söykendüi'mek 
söykendürmek, [söykendirmek ] Da- 
yandırmak, yaslandırmak. 
söykenmek, [söykegilenmek, söyke- 
lenmek, s öykünmek ] Dayanmak, 
yaslanmak. 
söykü -> söyke 
söykünmek -> söykenmek 
söylegen, [ söyleyegen ] Çok söyle- 
yen. 
söylemek Konuşmak. 

söylemişdüklerindeıı Söylemiş ol- 
dukları için. 

söyleyü başlamak Söylemeğe İjaş- 
lamak. 

söyleyüdiirken Söylerken, söylemek- 
te iken. 
[ söylerce ] 

- olmak (Çocuk) Yeni söylemeğe 
haşlamak. 
söyleşilmek Konuşulmak, görüşülmek. 
söyleşmek Konuşmak. 

söyleşü turmak Bir süre konuşmak. 
söyletmek Dile getirmek. 
söyleyegen -> söylegeu 
söyleyen Kendisine söz söyleyen, mu- 
hatap. 
söynük, [söynüklü] Sönük, sönmüş o- 

lan. 
söynüklü -> söynük 
söyüııdiü'mek Söndürmek. 
söy ünd ür ünülmek S öndü rü ] mek . 



söyünmelt, [ sügüumelc, sövüıımek ] 

Sönmek, parlaklığı gitmek. 
[ söz ] 

- almak Söz dinlemek. 

- azmak Söz, hezeyan halini al- 
mak. 

- çatmak Söz düzenlemek. 

-de vız olmak Belagatli, güzel söz- 
lü olmak. 

-e çekmek Sorguya çekmek, 
-e eslemek, [- eslemek, - eşitmek, 
-i eslemek] Söz dinlemek, bir sö- 
ze önem vermek, öğüt tutmak, 
-e gelmek, [-e varmak] Dile gel- 
mek, söylemeye haşlamak, 
-e koraak Söz söylemesine müsa- 
ade etmek, izin vermek. 

- eri İyi söz söyleyen kimse. 

- eslemek -> -e eslemek 

- eşitmek -> -e eslemek 
-e varmak -> -e gelmek 

-e yatmak Önerilen sözü, verilen 
öğüdü kabul etmek. 

- eylemek, [- getürmek, - kılmak] 
Söz söylemek, konuşmak. 

- geleci -> - keleci 

- gelici -> - keleci 

- getürmek -> - eylemek 

- götürmemek Söz kaldırmamak, 
ağır söze dayanamamak. 

-i altında kalmak Verdiği sözü ye- 
rine getirememek. 
-i bir itmek Fikir İjirliği yapmak, 
birleşmek. 

-i bir yire koymak Karar vermek, 
sözbirliği etmek, ahdetmek. 
-i bütün Doğru sözlü. 

- içinde olmak Konuşmakta ol- 
mak. 

-i eslemek -> -e eslemek 
^ geçicin Sözü geçen, sözü makJjul 
olan. 

-i karışmak Bunamak, ne söyle- 
diğini bilmemek. 



192 



-iue kalem çalınmak Sözüne değer 
verilmemek. 

-ini karşulamak Sözüne karşılık ver- 
mek, ters cevap vermek. 
-ini yüceltmek Yüksek sesle konuş- 
mak, yüksekten atıp tutmak. 
-i pişürmek Söylenecek bir sözü 
ölçüp biçmek, olgunlaştırmak. 
-i örce söylemek Vakitsiz, yersiz 
söylemek. 

-i -e ulamak Sürekli söylemek, 
sözü uzatmak. 

-i tutkunarak söylemek Kekeleye- 
rek konuşmak. 

- karmak Konuşmak, lakırdı et- 
mek. 

- keleci, [- geleci, - gelici, keleci -] 
Dedikodu, söz. 

- kılmak -> - eylemek 

- kopaı-mak Söz icat etmek, bir 
şeyler söylemek. 

- öküş Sözün kısası, hasjl-ı kelâm, 
uzatmayalım. 

- ölcüşdürmek Söz çoğaltmak, sözü 
uzatmak. 

- sav, şav Lakırdı, bir yığm söz, 
dedikodu. 

- şorıcı Soru soran. 

- söykesi Söz persengi. 

- sürici Söz ileri süren, düşünce 
söyleyen. 

- sürmek İdare -i kelâm etmek. 

- uçkuumak Ağızdan söz kaçırmak. 

- uğrısı Kandırıp aldatan, şarlatan. 

- uğurlamak Birinin sözünü gizlice 
dinlemek. 

-üi) sağı Sözün doğrusu. 

- üşürmek Her yandan birçok söz- 
ler söylemek. 

- yaraşdurmak Sözü yerli yerince 
söylemek, belegatla konuşmak, 

- yatı Sözün arkası, devamı. 
sözlemek Söylemek. 

sözlü Söyleyecek sözü olan. 



şu (I) -> sü 

şu (II) Tarz, yol, bal, durum. 

-ym buldurmak îşi düzenine koy- 
mak. 

-ymı bulmak Düzene girmek, yo- 
luna girmek. 

şu, su (III) Zaman, vakit. 

[şu, 8U (IV)] 

- aşağa Suyun aktığı yere. 

- ayağı Su yolu, mecra. 

- başdan aşmak İş haddini geçmek. 

- çevlegi Girdap. 

- götüründüsi Su yüzünde akıp gi- 
den çörçöp. 

- kesügi Nöbetle alman su hissesi, 
su nöbeti. 

- uigendeli Kenarları teğelli. 
-ııui] Suyun. 

- serpecek Süzgeçli kova. 

- vurmak Su serpmek. 
-ya bakan -^ -ya bakıcı 

-ya bakıcı, [-ya bakan] Falcı, cin- 
ci. 

-ya doymak Suya kanmak. 
-ya düşmek Suya atılmak, suya d al- 
mak. 

-ya ıslanmak Suya batırmak, ıs- 
latmak. 
-ya salmak Suya atmak. 

- yatağı Neresi azıcık kazılsa su 
çıkan yer. 

-ya virmek 1. Suya atmak. 2. Mah- 
volmaya bırakmak. 
-ya yunmak Yıkanmak. 
-yi düşük Soluk, revnaksız. 

- yolı İdrar yolu. 

- yüzinden Su yoluyla, ırmak yo- 
luyla. 

şubağası Su kaplumbağası. 

subaşı, subaşı Zabit, zabıta memuru, 

komutan. 
şucımak — > şuçımak, suçımak 
şucuğaz Az miktarda su. 
[suç, suç] 



193 



şuçekirgesi 



-da bulunmak Günah işlemek, snç 
işlemek. 

-dan geçmek Suç bağışlamak, af- 
fetmek. 

- dilemek, [-in dilemek] Suçunu 
itiraf edip af dilemek, özür dile- 
mek, suçunun bağışlanmasını iste- 
mek. 

-1 dokunmak Zarar vermek. 
-ma kalmak Suçunu bağışlamak. 
-m dilemek -> - dilemek 
-mı almak Günahını cezalandır- 
mak. 

- itmek Suçlu olduğunu ileri sür- 
mek. 

- kılmak Günah işlemek, suç iş- 
lemek. 

şuçekirgesi Karides, teke. 

şuçımak, suçımak, [şucımak, süei- 
mek] Serkeşlik etmek, birdenbire 
sıçramak. 

suçlamak, suçlamak Suçlandırmak, 
suç yüklemek. 

şuevî Ayakyolu. 

suğlı, şuğlı Fırından ekmek çekecek 
kebap şişi. 

şuğluk Küçük bıçak. 

şuğrak, suğrak -> şağrak, sağrak 

süğur Adatavşanı. 

şuissi Timsah. 

fuiti, [şuköpegi] Kunduz. 

şukerdemesi Maydanoz ve suteresi. 

suVnur -> sungur 

şukoyımı -> derjizkoyum 

şuköpegi -> şuiti 

sulak Su alınacak, su içilecek yer, su- 
vat. 

şulaklı Sulak yeri bulunan, sulu. 

sulanmak, sulanmak Su tedarik et- 
mek, su almak, su gereksinimini 
gidermek. 

şulayım Sulanış. 

sulayın Su gibi. 

şulı Taze, solmamış. 



- kdıç Su verilmiş çelikten yapılan 
kıhç. 

[sultân (Ar.)] 

- yolı Geniş cadde, şahrah. 
sultânbörki Beybörkü de denilen bir 

çiçek adı. 

sulu Su taşımakta kullanılan. 

suluca Çocukların başlarında, yüzle- 
rinde çıkan sulu çıban. 

suluk, suluk (I) Su kabı, su birikmiş 
yer. 

suluk (II) Gemde, atın çenesini içine 
alan, halka. 

sumak (I) Ekşi yemiş veren bir bo- 
dur ağaç ve yemişi. 

sumak (II) -> şuıjak, surjak 

şuna Göl ördeği. 

şuıjak, sugak, [sumak (II)] Su kabı, 
kırba, maşrapa. 

sunğar -> sungur 

sungur, [suknur, sunğar, şunkur, sıın- 
kıır] Akdoğan. 

şunkur, sunkur -> sungur 

sunmak, sunmak 1. Uzatmak. 2. El 

uzatmak, uzanmak. 3. Saldırmak, 

hamle etmek, hücum etmek. 

suntm'aç Hayvanların tırnaklarını 

kesmekte kullanılan bir çeşit bıçak. 

şunuşmak 1. Birbirine vermek. 2. El 
tutuşmak, birbirine hamle etmek. 

supa Sıpa. 

şuplak, [şoplak] Uzun ve biçimli (?). 
[ şüret (Ar.) ] 

- bağlamak Vücut bulmak, teşek- 
kül etmek. 

- darusı, [- tarüsı] Küçük darı, gü- 
vercinlere verilen darı. 

- düzetmek -> - düzmek 

- düzmek, [- düzetmek] Resim 
yapmak, resmetmek. 

- tarusı -> - darusı 

- uğrusı, [sîret uğrusı ] Mürai, iki 
yüzlü. 

- uğrulığı Riya, iki yüzlülük. 



194 



sümülciimek 



- yazmak Resim yapmak. 
şıu'naba, [suraapa, zurnapa] Zürafa. 
sunıapa -> şurnaba 

şu sağan Çok susayan. 

şuşak, susak, susak Tahta kova, sn 
kabı, maşrapa, çomça. 

şuşalık, şusahk, susalık, [şuşarhk] 1. 
Suya kanmama hastalığı. 2. Susa- 
ma, susuzluk. 

şuşalmak Susamak. 

şu şan Susam. 

şuşarhk -> şusahk, şusahk, susahk 

susatmak Bunaltmak. 

şu sığırı Manda. 

- ineği Dişi manda. 

- öküzi Erkek manda. 
[şuşmak] 

şuş kes Sus, sesini kes, kısa kes. 
şuş olmak Susmak, sükût etmek. 
[ şıısuz] 

- yaban Çöl. 
suv, şuv Su. 

şııvad -^ suvat, suvat 

şuvağ — > şuvak 

şuvak, [suvağ ] Su biriken çukur yer, 
pınar, çeşme. 

şu\arıcı Su verici, sulayan. 

suvarılmak Sulanmak, su verilmek. 

şuvarınılmak Suvarılmak, su içiril- 
mek. 

suvarmak, suvarmak, [ şımarmak, sı- 
varmak ] Sulamak, su vermek. 

suvat, suvat, [sıvat, sıvat, şııvad] 
Derelerde su alınacak ve hayvan 
sulanacak yer, gölümsü, bavuzum- 
su yer. 

şııyağı Ham zeytinden çıkarılan ve 
korukyağı da denilen zeytinyağı. 

şuylamak izinden gitmek, izlemek. 
suyla yıı gitmek İz üzerinde yürü- 
mek, izleyerek gitmek. 

şııylatmak İzlettirmek. 

şuyınca, suymca 1. Ardından, izin- 
den, peşi sıra. 2. Keyfine göre, is- 



teğine uygun, arzusn gibi. 

- olmak İzlemek, ardından gitmek. 

- varmak Ardından peşi sıra gitmek. 
şuyurğal, suyurğal İhsan, hükümdar- 
ca lıağışlanan dirlik. 

şuyurğamak Taltif etmek, lütufta, ih- 
sanda bulunmak. 

8Ü, [şu (I)] 1. Asker, çeri, leşker. 
2. Güç, kuvvet. 

süci, [sücü, süçi ] 1. Şarap. 2. İçki içme. 

- başına urmak, [- ıırmak] İçki 
dokunmak. 

- Ilımak -î- - başına ıırmak 
sücimek -> şııcımak 

sücü -^ süci 
süçi -> süci 
süd Süt. 

- ağzı Doğuran hayvanın ilk sütü, 
ağız. 

- çeşmesi Meme. 

- çiirügi Kesilmiş süt, .süt kesmiği. 

- hırası Yeter derecede ana sütü 
alamadığından zayıf düşmüş çocuk. 

- ile suvarmak Süt ik beslemek. 
-i yavuz Sütü bozuk, soysuz. 

südlü Emzikli. 

- aş Sütlaç. 
südük, [sidük ] Sidik. 

süglüm Bir yanı ince, öte yaıiı şişkin 
olan, beyzi. 

sügşek Şimşek. 

süksün Boyun kökü, ense. 

-i düşük Boynu bir yana eğik. 

sümdülc, [sümsük] Açgözlü, pisboğaz, 
tufeyli. 

sümek Eğirilmek için hazırlanan yün. 

sümeye Boş yere, beyhude, körü kö- 
rüne. 

sümsük — > sümdük 

sümsüklemek Yumruklamak. 

sümülcimek -^ sümülcümek 

sümülcümek, [sümülcimek] 1. So- 
kulmak, ileri girmek. 2. Tökezi- 
mek, sürçmek. 



195 



eünbegi 



sünbegi Dalgıç. 

sündiik Cıva. 

sündürmek Bir şeyi çekip uzatmak. 

sügi -> süıjü 

sünmek Uzamak, uzanmak. 

sünter Çavdara benzer, kırmızı renk 

lî bir çeşit sert buğday. 
sügü, [8ür)i] Süngü, kargı, mızrak. 
sügücek, [süıjücük] Küçük kemik. 
sügücük -> süıjücek 
süijük Kemik. 

süıjüklennıek Kemik gibi sertleşmek. 
süijükliç Kemikle oynanan bir oyun. 
süijülemek Süngülemek, kargılamak. 
[süpürge] 

- çalmak Süpürmek, süpürge ile 
süpürmek. 
[ süpürmek] 

süpüri içmek Son damlasına değin 
içmek. 

süpüri tutmak Sürünüp emekle- 
mek (?). 

sürçülmek Sürmek, sürüp çıkarmak, 

sür çek Sürçen, çok sürçen. 

sürçitmek -> süı-çütmek 

sürçülmek, [sikçilmek] Sürçtürmek, 
sürçmesine neden olmak. 

sürek (I) öne katıhp sürülen hayvan- 
lar. 

sürek (II) -> sürgü 

sürgü, [sürek (II)] 1. Tarlanın, top 
rağmı düzeltecek aygıt. 2. Mala 

- demüıi Duvar delmek için kul- 
lanılan demir, murç. 

sürilmek Devam etmek, sürülüp git- 
mek, sürüp gitmek. 
sürimek -> sürümek 
sürme (I) CUah, kaygan. 
[sürme (II)] 

- dürlmek, [- dürlünmek] Gözle- 
rine sürme çekmek. 

- dürlünmek -> - dürtmek 
[sürme (III)] 

- kilid Sürgü. 



sürmek 1. Yürümek, ilerlemek. 2. İz- 
lemek, devam etmek. 3. Geçirmek, 
görüp geçirmek, yaşamak. 4. Kov- 
mak, uzaklaştırmak, gidermek, tar- 
detmek. 5. Yürütmek. 6. Ovmak, 
ovuşturmak. 7. Karıştırmak, kat- 
mak, ilave etmek. 
süre gitmek Sürüp gitmek. 
siii'e süre Sürüye sürüye. 
sili- salmak Saldırmak, hamle öt- 
mek, ileri atılmak. 

sür şal Bir vesileyle alman tekâlif. 
- koymu Eskiden halktan tekâlif 
olarak abnan koyun. 

sürsegeıı ^ süsegeıl 

süi'tük Sokulgan, girgin. 

sürlünmek Sürünmek. 

sürtünü sürtünü Sürüne sürüne, 

sürtünüi'ce Sürünerek yürüyen, sürü- 
nerek yürüme çağında. 

sürükdüı-mek Sürüp çıkarmak. 

sürültmek Sürülmek, uzaklaştırdmak, 
ayak altına düşmek, sürünmek. 

siüiikmiş Kovulmuş, sürülmüş, taş- 
lanmış; perişan, zelil. 

sürümek, [süıimek] 1. Sürüklemek. 
2. Sürmek. 

süsegen, [sürsegen, süsek, süsgen ] Sü- 

sen, boynuzlayan, boynuzla vuran, 
tos vuran. 

süsek -> süsegen 

süsgen ^ süsegen 

süsmek Sivri bir şeyle dürLmek, hay- 
van boynuzu ile vurmak, boynuz- 
lamak. 

süsülmek Boynuzla vurulmak, dür- 
tülmek. 

süsüşmek 1. Mızrak gibi bir şeyle 
dürtüşmek. 2. Hayvanlar birbirini 
boynuzlamak. 

süyüm İplik teli, sap. 

süzek, [süzgi, süzgü] 1. Süzgeç. 2. 
Testinin ağzına bağlanan tülbent. 

süzgi -> süzek 

süzgü -> süzek 



196 



şabla -> şapla 

- urmak -> şapla 
şabta Sırık. 

[şâd (Far.)] 

- geldüi) Hoş geldin. 
şadı Bir çeşit maymuu. 
sağla Çağla. 

[şah] 

- kalkmak Şaha kalkmak. 
sahan Şahin. 

şal^şal Karartı. 

şakıldamak Şakırdamak. 

şakımak 1. Şimşek ve yddınm gibi 
çakmak, parlamak. 2. Şakrak ez- 
giler terennüm etmek. 

şakrak Ankuşu. 

şakraklık Yüze gülücülük. 

[şalaka] 

- mvnak Tekme atmak. 
şalğa Sersem, kendini bilmez, 
şallah İnşaallah, Tanrı dilerse. 
şakak Çığırtkan, arsız. 
şapıldu Şapırtı. 

şapla, [şabla] Süle, tokat, şamar. 

- urmak, [şabla urmak, şaplama 
urmak] Tokat atmak, şamar vur- 
mak. 

- yimek Tokatlanmak. 
[ şaplama ] 

- urmak -^ şapla 
şar Şehir, kent. 
[şarâb (Ar.)] 

- almak Şarap etkisini göstermek, 
dokunmak, sarhoş olmak. 

- sürmek Şarap vermek, şarap sun- 
mak. 

şarlu Şehirli. 
şarşap Çarşaf. 



[şaş] 

- gitmek Yanlış yola gitmek, a- 

maçtan sapmak, hedefi şaşırmak. 

- olmak Yoldan sapmak, bozul- 
mak, çığırından çıkmak. 

[şaşı] 

- bakmak Eğri, ters, yan bakmak. 

şaşırmak Şaşırtmak. 

şaşmak Anlayamaz duruma gelmek, 

şaşırmak. 
şaşut -^ çâşut 
şavk Işık, parıltı, şule. 
[savur] 

- eylemek Haber vermek. 
[şaym] 

- doğan Şahin. 

şaylığa, [şenluğa] Şerefe, sağbğa, 

mutluluğa. 
[ şazhk ] 

- nevbetin urmak Sevinç çalgısmı 
çalmak. 

şebeş Atlara vurulan hafif gem. 
şehet Şayet. 
[şeker (Far.)] 

- çiğnemek Hoşa gidecek biçimde 
imah söz söylemek, ima ile bir şey 
vadetmek. 

- suyı Şekerli su. 

- ımı Şeker tozu. 
[şekl (Ar.)] 

- bağlamak Şekil almak. 

selefe Temkinsiz, vakarsız, hafifmeş- 
rep, tezcanlı. 

şelek 1. Sırtla taşınacak kadar odun 
yükü. 2 . Denk, tay. 

selem Gerdan, sakak. 

şen, [şin] Mamur, bayındır. 

şenelmek -> şenlenmek 



197 



şeneltmek 



şeneltmek Mamuı-, bayındır etmek. 

şengül Güler yüzlü, şuh, ferahlık ve- 
ren, hoşsohbet, açık meşrepli. 

şenlenmek, [şenelmek] 1. Sevinmek, 
keyiflenmek, neşelenmek. 2. Yer- 
leşilir ve bayındır hale gelmek. 

şenlik, [sinlik] 1. Bayındır ve yerle- 
şilir olma hali. 2. Sevinç, neşe. 

- itmek Bayındır ve yerleşilir hale 
getirmek. 

- oğlanı Kendisiyle eğlenilen çocuk. 

- yir Çayırlık, çimenlik, ağaçlı yer. 
şenluğa -> şayhğa 

şepki Teleksiz ok. 
[şerbet (Ar.)] 

- düzdürmek İlaç düzenlemek. 
şerbetlik Çırağa verilen bahşiş, 
[şeş] 

- gelmek, [- obnafc, şiş olmak] 
Rastlamak, tesadüf etmek. 

- olmak -> - gelmek 
şeşel Şaşı. 

şeşilmek, [şişilmek] Çözülmek. 
şeşmek, [şişmek] Çözmek. 

şeşe durmak Çözmekte olmak. 
şeveke Kalçaları oynatarak yapılan 

raks. 
şevilenmek Hafiflik etmek. 
şevüfc Çevik, hafif. 
şevüklik Çeviklik, hafiflik. 
şeyle Şöyle, 
[şeytân (Ar.)] 

- atma binmek Nefsinin isteklerine 
göre davranmak. 

- örümceği Öğle sıcağında havada 
örümcek ağı gibi tel tel görünen 
güneş ışığı. 

şığva, [şıvğa] Taze dal, filiz, fidan. 
şılamak Işıldamak. 

[Şjtag] 

- itmek -> şıltak 

şıltak Kavga gürültü, anlaşmazhk. 

- eylemek -> - itmek 

- geçmek Hile yapmak. 



- itmek, [şıltağ itmek, - eylemek] 

Anlaşmazhk çıkarmak, kavga gü- 
rültü yapmak. 

şuabad içinde üzüm ezilen büyük 
tekne. 

şırlağan -> şırluğan 

şırhğan -> şırluğan 

şurluğan, [şurlağan, şu-lığan] Haşhaş- 
yağı, susamyağı. 

şıvğa -> şığva 

şibit Terlik. 

Şİİ Şaşı. 

şilen -> şölen 

[şimdi] 

simden gerü -> simden girü 
simden girü, [simden gerü] Bundan 
sonra, bundan böyle, artık. 

şimdirek Şimdi, şimdiki halde, şu 
sıra. 

[şimşek] 

- atmak -> - oynamak 

- oynamak, [-atmak] Şimşek çak= 
mak. 

şin -> şen 
sindi Şimdi. 

şinik 7,5 kilo oylumununda tahıl öl- 
çeği. 
sinlik -> şenlik 
şip şip Çabuk çabuk, şıpır şıpır. 

[şiş] 

- olmak -> şeş 
[şişe {Far.)] 

- bardak Gam bardak. 

şişek İki yaşında koyun. ' 

şişik Şişmiş. 

şişilmek -> şeşilmek 

şişkinlik Kibir, azamet, gurur. 

şişmek -> şeşmek 

sitil Taze fidan, filiz. 

şobanlık Çobanbk. 

şol Şu, o. 

- aşıl Öyle, şöyle, şu gibi. 
[şolok] 

- dem O vakit, o anda. 



198 



şuşe 



— sâ'-at O saatte, tam o anda. 
şoE (I) Söz, lakırdı, laf. 

şor (H) Tuzlu (su). 

şorak Tuzlu, çorak. 

şorba -> şorva 

şorlamak, [şoruldamak] Sorul sorul, 
şarıl şarıl akmak, çok ve bol ak- 
mak. 

şoruldamak -> şorlamak 

şorva, [şorba] Çorba. 

soyulmak Dokunacak iplikler sulu 
una (haşıla) ya da çirişe batırıl- 
mak. 

[şöhret (Ar.)] 

— bağlamak Ün kazanmak. 
şölen, [şilen] Büyük ziyafet. 
şöyle Öyle, onun gibi, olduğu gibi. 

[fu] 

-rja değin O kadar. 



-udan ki Şu nedenle. 

-nuij bigi -> -nug gibi 

-nui] gibi, [-nuij bigi] Şöyle, öyle, 

şu gibi. 

-nui] üzerine ki Şu şartla, şu ka- 
yıtla. 
şulallamak, [şuvallamak] Dikişi iri 

dikmek, iri dikiş dikmek, 
sular Şunlar. 

şunca O kadar, bu kadar. 
şuncılayın Şunun gibi. 
şuncuk buncuk Öteberi, ufak tefek 

şeyler. 
şunda Şurada, burada, şuracıkta. 
şundak Hemen, o anda, derhal, 
şımkar Şahin. 
şuval İri dikiş. 
şuvallamak -> şulallamak 
şüşe Şişe. . 



199 



T 



ta (I) Vaktaki, ne zaman ki. 

fta (H) Tıpkı, aynı. 

tab -> tap 

tabak Sıcaktan ya da taşbk yerde yü- 
rümekten hayvanın ayağında olan 
yara. 

tabaklanmak Sepilenmek. 

taban, taban (I) 1. Ekincilerin to- 
humu örtmek ve toprağı düzle- 
mek için tarlaya gezdirdikleri ağaç 
ya da demir, 2. Yapılarda çalının 
üzerine dayandığı ağaç. 
[taban, taban (II)] 
-a kayar virmek Tabana kuvvet 
vermek. 

- berkitmek Ayak diremek, meta- 
net göstermek, metin davranmak. 

- çalmak Taban tepmek. 

- götürmek Çekilip gitmek, hızla 
gitmek. 

-1 pek Azimli, sebatlı. 

- ^kmak Yayan yürümek. 

- kaldurmak Hızla gitmek. 
tabanca, [tapanca] Tokat, şamar, sil- 

le. 

- çalmak -^ - urmak 

- urmak, [- çalmak, - vurmak] 
Tokat atmak. 

- vurmak -^ - urmak 
~ yîmek Tokatlanmak. 

tabancalamak Tokatlamak, 
tabancalaşmak Birbirine tokat at- 
mak. 

tabanlamak Ayakla çiğnemek. 
tabanlanmak Çiğnenmek, tepelenmek, 
tabla Nişan yeri, hedef. 
tabnmak, [tapnmak] Sıçramak, sıç- 
rayarak koşmak. 



tabur, tabur 1. İstihkâm. 2. Ordugâh. 

- kurmak Ordugâh edinmek. 
tadak madak Miktarı az olan yiyecek, 

tadımlık. 
tadurmak -> dadumak 
tadurmak -> dadu-mak 
tağ -> dağ (I) 

tağadamı Bir tür maymun, nesnas. 
tağan Tava, yağ tavası, 
tağar, [dağar] (^ Far. teğâr) Kap, 

çanak, küp, çömlek, 
tağık -> tağuk 
tağlağı -> dağlağu 

- tamga -^ dağlağu 
tağlağu -> dağlağu 
tağu^ -> tağuk 

tağuk, [dağuk, tağık, tağu^ ] Dağınık, 

perişan, 
tağuklık DağmJdık. 
ta^ıl, [da^] Ekin, zahire. 

- ağacı Ekin sapı. 

- bâzârı Zahire pazarı. 

- biti Tahıla dadanan ve bambul 
denilen böcek. 

tahra, tahra -^ dahra 
[ta^t (Far.)] 
-1 kılıçlamak (Adet gereğince) Ye- 
nen, yenilen hükümdann tahtına 
kılıç vurmak. 

ta^ta (I) Top, kumaş topu. 

ta^ta (H) Tabut. 

ta^ta (m) Tarlanın ekilmeye hazır- 
lanmış ya da ekilmiş parçalarmdan 
her biri. 

[ta^ta (İV)] 
- kakmak Maskaraya almak için 
tahta takırdatmak, yuhalamak, te- 
neke çalmak. 



200 



taq 



tal^tabaşı Üstadın yardımcısı, çırağı 
ta^takurdı Tahtakurusu, tahtabiti. 
tak (I) İhtiyaç, 
[tak (U)] 

- tutmak -> dak (I) 
[tak '(III)] 

- ve cüft Tek çift. 
[takat (Ar.)] 

-1 tak olmak Takati kesilmek. 
takav Nal. 
takavcı Nalbant. 
takılmak Dağıtmak. 
[takla, takla] 

- kılmak -> - ıırmak 

- urmak, [- kılmak ] Takla atmak. 
tal Dal. 

talabımak; [talabumak, talbmıak, tal- 
bumak ] Çarpınmak, çırpınmak, oy- 
nayıp sıçramak. 

talabıtmak Silkmek. 

talabumak -> talabımak 

talak Petek. 

talamaVf talamak (I) Yağma etmek. 

talamak (II), [dalamak] Isırmak, ya- 
ralamak, sokmak. 

talan, [talav] Yağma. 

talanlamak, [talanmak ] Yağmalan- 
mak, yağma edilmek. 

talanmajk -> talanlamak 

talaslanmak ~> talazlanmak, talaz- 
lanmak 

talaşğau Kavgacı, dövüşken 

talaşmak, [dalaşmak] Döğüşmek, çar- 
pışmak. 

talav -> talan 

-a urmak Yağmaya maruz bırak- 
mak. 

talaz^ talaz Dalga, kasırga. 

talazlanmak, talazlanmak, [talaslan> 
mak] Dalgalanmak. 

talazlık Bazı kayıkların küpeştesine, 
dalgalara karşı baştan kıça kadar 
konulan tahta. 

talbıınak -> talabımak 



talbmdurmak Çırpmdırmak. 
talbmmak, [dalbmmak] Heyecanlan- 
mak, çırpınmak. 
talbumak -> talabımak 
taldırkaç Karıştıracak aygıt, 
[talğa] 

- itmek Ortalığı kanştırınak, ka- 
rışıkbk vermek. 

talğabk Karışıklık, kargaşalık. 

tali -> talıı 

tallamak Elle yukarı kaldırmak. 

talıı, [tali] 1. İnsan ve hayvanlarda 
iki kürek arası, iki küreğin birleş- 
tiği yer. 2. Kürekkemiği. 

talvar Ça:rdak, kulübe. 

tanı, [dam] Ev, üzeri örtülü yer, dam. 

- yuvalağı Toprağı sıkıştırıp pek- 
leştirmekte kullanılan taş silindir. 

tamak Damak. 

- uyan Damaklı gem. 
taiuar Damar. 

- götürmek Baş kesmek, öldürmek. 
-ını kesmek Kökünü kurutmak. 

- urücı Kancı, kan alıcı, hacamatçı. 
tamğa Damga, nişan, alamet. 
tamızbk -> tamuzbk 

tanüam, [damlam] Damla. 

- - Damla damla. 

tammak, [dammak] Damlamak, 
damla damla akmak. 

tamtatlu Taptatlı. 

tamtâze Çok taze, taptaze. 

tamu (<- Soğd. tmw) Cehennem. 

tamulık Cehennemlik. 

tamuzhk, [ tamızhk ] Maya ; yoğurt, 
peynir, pekmez gibi şeylerin mayası. 

tamzu'mafc -^ tamzurmak 

tamzurmak, [damzırmak, d amz ur- 
mak, tamzu'inak] Damlatmak. 

taıj (I), [daıj (I)] Şafak vakti. 
-a kalmak Sabaha kalmak, sabah- 
lamak. 

- atmak, [daıj atmak] Şafak sök- 
mek. 



201 



tag 



— Ijıoi'ûsı Şafak vakti öten horoz. 

- kaymmak Şafak sökmek 

taıj (11), [daıj (H)] 1. Hayret, şaş- 
ma, şaşırma. 2. Şaşılacak şey, hay- 
ret edilen şey. 

-a batmak Hayretler içinde kalmak 
-a gelmek Hayrette kalmak. 
-a kalmak Şaşakalmak, donakal- 
mak. 

- degiil Şaşılmaz. 

- görmek Garip, acayip görmek. 
-1 yol} -> -1 yok 

-1 yok, [-1 yolı] İhtiyacı, önem 
verdiği yok (?). 

- mı Şaşılır mı? 

tanaburm Parmak uçlarında çıkan 

dolama, 
taıjak Acayip, garip, akıl almayacak 

şey. 
tanatulugı Dana tulumu, 
taııaz Alay, latife, istihza. 
tanbui'dı Dımbırtı, tıngırtı, 
taıjca Şaşılacak şey. 
tancıra Tencere. 
Taıîgn -> Taıjrı 
tamk -> tanuk 

- dutmak -> tanuk 

- virmek -> tanuk 
tamklık -> tanufclık 

- dilemek -> tanuklık 

- itmek -i- tanuklık 

- virmek -> tanuklık 
tanıslak Dazlak, 
[tanış] 

- olmak Aşinahk kurmak. 
tanışık, [danışık (II)] 1. İstişare» da- 
nışma. 2. Danışılan konu. 

- eylemek ~> - itmek 

- itmek, [damşık etmek, danış it- 
mek, - eylemek, - kdmak] İstişa- 
re etmek. 

- kılmak ~> - itmek 
tauışıkcı, [danışıkcı, danışık çı, tam- 

Şikçı] Müşavir. 



tanışıkçı -> tanışıkeı 
tanışıksuz Müşaviri olmayan. 
tanışmak, [danışmak] Müşavere et- 
mek. 
tanışman -> danışman 
tanışmant -> danışman 
taıjla, [daıjla] Sabahleyin, sabah vak- 
ti, sabah olur olmaz. 
-dan Sabahtan. 
-ya fcomak, [daglaya konıak] Yarı- 
na bırakmak, sabaha bırakmak. 
tanlacah -> taıjlacak 
taıjlacak, [daglacak, taıjlacah, tag- 
lacık ] Sabahleyin erkenden, şafak- 
la birlikte. 

- - Sabah sabah, sabah olur olmaz. 
taglacık -> taglacak 
taıjlağı Sabahki, yarınki. 
taıjlamak, [daıjlamak] 1. Hayret et- 
mek, şaşmak, garip bulmak. 2. Şa- 
şırtmak. 

tanlayu kalmak Şaşakalmak. 
taıjlanmak Şaşılmak, 
taglarak Şafak söker sökmez. 
taıjlası Sabahı, ertesi. 
taşlaşmak, [daıjlaşmak] Hep birden 

hayrette kalmak. 
taglaşuk Şaşılacak, hayrete değer. 
taıjlatmak Hayrete düşürmek. 
tanmak, [danmak] Danışmak, istişa- 
re etmek, 
tagmak, [daıjmak] 1. Hayrette kal- 
mak, şaşmak. 2. Şaşırtmak. 
Tagrı, [Tangn] Allah. 

- buyruğı Farz. 

-dan haımnâm, [-dan ılısu] Kud- 
ret hamamı, kaphca. 
-dan ıhsu -> -dan hammâm 

- evi Beytullah, Kabe. 

- eylemek Tanrı olarak kabul et- 
mek. 

Taıjrıdevecigi Kızlardevesi de denilen, 

çegirgeye benzer bir böcek. 
Taıjrıkuşı Tavuskuşu. 



202 



tapu 



Tagrılık Uluhiyet. 1 

taıjsak -> taıjsuk 

taijsık -> taıjsuk 

taijSuk, [dagsık, daıjsuh, daijsuk, 
taıjsak, taıjsık] 1. Acayip, tuhaf, 
şaşılacak. 2. Garip, acayip şey. 

tarjsukbk Acayiplik, gariplik. 

tanuh -> tanuk 

tanuhbh -> tanuklık 

- virmek -> tanuklık 

tanuk, [dauuk, tanık, tanuh] 1. Şa- 
hit. 2. Kanıt, delil, hüccet. 

- dururmak -> - turğurmak 

- göstermek Şahit getirmek. 

- turğurmak, [- dururmak] Şahit 
göstermek. 

- tutmak, [tanık dutınak] Şahit 
göstermek. 

- virmek, [ tanık virmek ] Kanıt 
göstermek. 

tanukbk, [danukbk, tanıkbk, tanuh- 
bh] Şahitlik, şahadet. 

- dilemek, [tanıkbk dilemek] Şa- 
hitlik istemek. 

- itmek, [tanıklık itmek] Şahitlik 
yapmak, şahadette bulunmak. 

- virdürmek Şahitlik yaptırmak. 

- virmek, [danukbk vü'mek, tanık- 
lık virmek, tanuhbh virmek] 1. 
Şahitlik etmek, şahadette bulun- 
mak. 2. Kanaat getirmek, hükmet- 
mek. 3. Kelime-i şahadet getirmek, 

taıjyeb Sabah rüzgârı. 

taıjyiri, tağyiri Şafağın söktüğü yer. 

tap, [tab] 1. Yetişir, kâfi. 2. Doğru, 
yanlışsız. 3. Tamamen, büsbütün, 
tümüyle, hep. 4. Eşit. 5. Hemen, 
derhal. 

- gelmek Kâfi gelmek, kifayet et- 
mek. 

- kılmak Tahsis etmek (?). 

- olmak Elvermek, kifayet etmek. 
tapa Çekiştirilen, başına kakılan, nef- 
ret edilen. 



tapalamak Hor görmek, kötülemek, 

çekiştirmek. 
tapanca -> tabanca 
tapdıu'mak Tabi kılmak. 
tapıldu Tapırtı. 
tapılmak Bulunmak. 
tapışdurmak -> tapşurmak 
tapkur (I) Tabur, katar, sıra, dizi. 
tapkur, tapkuı- (II), [dapkur, dapkur 

kolanı, - kolanı] Eyer üstünden 

aşırılarak bağlanan kolan, aşırma 

kolan. 

- kolanı -> - (II) 

taplamak (I) El ile yavaş yavaş üze- 
rine vurmak. 

taplamak (II) Razı olmak, kaljul et- 
, mek, istemek, muvafık görmek. 

tapmak, tapmak 1. İtaat etmek, ta- 
bi olmak, boyun eğmek, bağlanmak. 
2. Takdim etmek, sunmak. 3 , Bul- 
mak, haiz olmak. 

taprımak -> tabrımak 

tapşu'mak -> tapşurmak 

tapşunimak Verilmek, teslim edilmek. 

tapşurmak, [dapşırmak, dapşıu'mak, 
tapışdıu'inak, tapşırmak] 1. Teslim 
etmek, tevdi etmek, emanet etmek. 
2. Yetiştirmek, ulaştırmak. 

tapu 1. Huzur, nezd, makam, kat. 
2. Zat, zat-ı âli, hazret. 3. Hizmet, 
görev, ibadet, yüceltme, saygı. 4. 
Af dileme töreni. 

- eylemek -^ - künıak 

- getürici Hizmet eden. 

- itmek -> - kılmak 

- kılmak, [- eylemek, - itmek] 1. 
İtaat etmek, inkıyat etmek, boyun 
eğmek. 2. Yüceltmek, saygı göster- 
mek, saymak. 3. Hizmet etmek. 
4. Tapmak, ibadet etmek. 

- şağrağı, sağrağı Büyük içki ka- 
dehi. 

-sına tui'mak — > -ya tımııak 

-ya tui'mak, [-sma turmak ] İtaat 



203 



tapııcı ' 



etmek, boyun eğmek. 

-ya virmek Satmak, temlik etmek. 
tapucı Memur, hizmetçi. 
tapucılık Hizmetçilik. 
tapulamak Ağırlamak, ululamak. 
tapulanınak Kulluk hizmeti yapılmak, 
[tar] 

- diı-Iik Zaruret içinde yaşama, 
tarakçı Tarayıcı. 

taralmak İçi sıkılmak, patlayacak ha- 
le gelmek. 
tarandı, [tarantı] Saçı ve sakalı ta- 
rarken dökülen kıllar, 
tarantı -> tarandı 
taraş Yağma. 
tarğaınak Zail olmak, dağılmak, u- 

zaklaşmak. 
tarğıl 1. Yüzdeki lekeler, sis. 2. Kir- 

li kül rengi. 
tarıkmak, [dankmak] Daralmak, içi 

sıkılmak, mütessir olmak. 
tanlğanmak -> tarhğanmak 
tanlkanmak -> tarhğanmak 
[târih (^7-.)] 

- bağlamak Tarih saptamak (?). 

- kazanmalu Tarihe geçmeğe değer, 
[tai'kıl] 

- olmak (Ses) Boğuk olmak. 
tarkıUık Kirli renklilik. 
tarlığanınak, [darılğanmak, darlığan- 

malj:, tanlğanmak, tanlkaumaİc, 

tarlıkanmak] 1. Mustarip olmak, 

kederlenmek, bunalmak. 2. Nefret 
etmek. 

tarlıkanmak -> tarhğanmak 

[tarp] . 

- - Patır patır, sapır sapır, 

- varmak Birden, birdenbire git- 
mek, hızla yürümek. 

tarsıkmak, tarşıkmak Daralmak, sı- 
kılmak, sıkışmak bunalmak. 
tartağan Darmadağın, ı>crişaıı. 
lartaşmak -> tartışmak 
tartdurmak Çektirmek, işletmek. 



tartılmak -> dartılmak 
tarlmmak ->. dartmmak 
tartış Niza, çekiş. 
tartışık -> dartışık 

tartışmak, [dartışmak, tartaşmak ] Çe- 
kişmek, mücadele etmek. 
tartmak, tartmak (I) -> dartmak 
tartmak (II) Esirgemek, menetmek, 

ahkoymak. 
tartmak (HI) Saklamak. 
tartuk, [dartuk] Pişkeş, armağan. 

- salmak Aımağan sunmak. 
taru Darı. 
I taruca Darı kadar. 
tarvandurmak Davrandırmak. 
tarvanmak Davranmak. 
tasa Rahatsızlık, bulantı. 
taşacağı Mahzun, tasab olan. 
tasarlanmak (Bir şey) Kabataslak 

yapılmak. 
taşdıklenmek Tasdik etmek. 
taşım Ölçü, tahmin, usul, kural, âdet. 
tasımlamak Tahmin etmek. 
taslak, taslak, taslak 1. Henüz gereği 
gibi işlenmemiş, kaba, yakışıksız, 
kusurlu. 2. Haşin, hoyrat, ahmak, 
taşlamak Tasarlamak, tahmin etmek. 
taşma I)ilinmiş kayış, 
tas tai'im Boy bos, endam. 
tas tas, tas tas Şerha şerha, parça 

parça, 
taş (I), [daş] Dış. 
[taş(n)] 
-a başdırmak Taşla kapatmak, ü- 
zerine taş yığmak. 
-a yazmak Hakketmek, tersim et- 
mek. 

- bağır Katı yürekli. 

- dögen 1. Taş kıran. 2. Sağlam, 
kuvvetli. ' 

-1 -a komak Taşı taş üstüne koy- 
mak, bina etmek. 

- koparmak İtaatsizlik etmek, sö- 
zünden çıkmak. ' 



204. 



tayıza 



- tutunmak Taşla taharet yapmak. 

- yatur Korkudan hareketsiz, taş 
gibi duran. 

- yatur kalmak Korkudan, hayret- 
ten taş gilji donakalmak, harekete 
takati olmamak. 

laşğai'U Dışarı. 

taşhuD Taşkın. 

taşu'ğamak, [taşu-kamak] Ayak, ya- 
lın olarak yürümekten yara here 
içinde kalmak, aşınmak. 

taşırkamak ^ taşu'ğamak 

taşırkatmak Hayvanı nalsız yürüte- 
rek tırnaklarını aşındırmak. 

[taşmak] 

taşa gelmek Taşıvermek. 

taşra, [daşra, daşra, dışra] Dışarı. 

- aşmak Dışarı çıkmak, sınırı geç- 
mek. 

- çekmek, [tJaşıra çekmek] Dışa- 
rı çıkarmak. 

- gelmek, [daşra gelmek] Dışarı 
çıkmak. 

- iletmek Dışarı çıkarmak. 

- kalmak Yoksun kalmak, uzak 
kalmak. 

- olmak Dışarı çıkmak. 

- salmak ^ - vurmak 

- vurmak, [ - şalmaii ] Açığa vur- 
mak, izhar etmek. 

taşrağı, [daşrağı] Dışardaki. 

tat, tat, tat Yabancı, ecnebi, özel o- 
larak Acem. 

tatarı Az pişmiş (yemek). 

tatça Yaljancı dil ye özel olarak Fars- 
ça. 

tatırmak ^- dadırmak 

tatlıcak Kıtlık yılı, 

[tatlu] 

- iyi Güzel koku. 
tatlucak Tatlı tatlı, 
tatu Dadı. 

tav (I) Kumar ve bahis parası, 
[tav (H)] 



- tavlanıp şav savlanmak İş işten 
geçmek. 

tavar, [davar] 1. Binek hayvanı. 2. 
Dört ayaldi çiftlik hayvanı. 3. Mal. 

- dutmak Davar beslemek, davar- 
cılık yapmak. 

- eri, [davar eri] Çoban. 

-1 şalına eylemek Hayvanı başı boş 
bırakmak. 
tavı Tava. 

tavıcık Küçük yağ tavası, 
tavış Hafif ses. 
tavlamak Isıtmak. 
[tavlum tavlum] 

kdmak Davul gibi şişirmek. 

tavlunbaz -> davlunbaz 
[tavşan] 

- uyhusı, [- yııhusı] Yalancı vaat. 
tavşancı Tavşancıl. 
tavşddı Hafif ses. 
tavucak Tavukçuk. 
tavuk Horoz. 

tavulhaz (•<- Ar. Far. tabl-bâz) At- 
lara giyidinle n göğüs zırhı. 
tay, tay Hayvanın yükünün bir den- 
gi, denk, eş, misil, 
taya Dadı, sütnine. 
tayak, [dayak] Dayıanılacak şey, mes- 
net. 
tayalık Dadılık, sütninelik. 
tayancak (I) -^ taymcak 
tayancak (II) Güvenilecek şey. 
tayanğan D ay anıldı, sağlam. 
tayanmak Güvenmek, itimat etmek. 
tayanı görmek Dayanıp durmak, 
dayanmakta direnmek. 
tayaza -> dayıza 
taymalık Kaygan 
taymcak, [tayancak (I), tayrincak] 

Kaygan, kaypak. 
taymdurmak Kaydırmak. 
taymmak, [tayrmmak] Kaymak, 

sürçmek. 
tayıza -> dayıza 



205 



taylak 



taylak Ilcnüz yük vurulmamış genç 

deve. 
taylaşdu'inak Denkleştirmek. 
tayrıncak -> tayıncak 
taynnmak -> tayınmak 
tayıı Dayı. 

taz, [daz] Kel, saçsız, 
[taze (Far.)] 

- yüzlülik Güleçlik, sırıtkanlık. 
tazıkmak Koşup sıçramak. 

tazlak, [dazlak] 1. Kel, saçsız. 2. Ü- 

zerinde ot bitmemiş (yer). 
[tebs ] 

- eylemek Yatıştırmak, teskin et- 
mek. 

- olmak Yatışmak, sükûnet bul- 
mak. 

tecir (^ Ar. tacir) Tüccar. 
[te^essüf (Ar.)] 

- yimek Gam yemek, teessüf et- 
mek. 

tefe ~> defe 

tefelü Tefelenmiş, dokunurken örgü- 
leri tefe denilen tarakla sıklaştırıl- 
mjş. 

tegek -> degek 

tegele -> tekele 

teğelti, [tegeltü] Eyer altına konulan 
keçe, 

tegeltici Eyer keçesi yapan. 

tegeltilik Hayvan sırtının teğelti ile 
örtülen yeri. 

tegeltü -> teğelti 

tek (I), [dek (VI), teki] Gibi. 

tek (II) -> dek (II) 

tek (III) ^ dek (IV) 

- degül -> dek (IV) 

- durmak -> dek (IV) 

- oturmak -> dek (IV) 

- tm'mak ~> dek (IV) 

tekele, [tegele, telde] Eskiden ulema- 
nın elbise üzerine giydikleri kaftan. 
teker Tekerlek, daire. 
tekerek 1. Kurs. 2. Dolu. 



lekesimek Keçi teke istemek. 

teki -> tek (I) 

tekin (I), [dekin, tekim] Beyhude, 

abes, boş. 
tekin (II) Şehzade, prens. 
tekle -> tekele 
tekün -> tekin (I) 
[tekye] 

- m-mak — > - vm*mak 

- vm-mak, [- ıırmak] Dayanmak, 
yaslanmak. 

tekyelenmek Dayanmak, yaslanmalc. 
[tel] 

- kırmak Uygunsuz harekette bu- 
lunmak, h.ata işlemek. 

teleme -> deleme 

telesimek Bayılacak hale gelmek. 

tellenmek Keyiflenmek. 

teltik Tetik. 

[temaşa (Far.)] 

-ya almak Maskaraya, alaya al- 
mak. 

[ temel ] 

- bırakmak Temel atmak. 
temen Tümüyle, tıpkı, aynıyla, he- 
men. 

temren -^ demren 
[ten (Far.)] 

- kalıLı Vücut şekli. 
tenlıelet -> tenbelit 

tenbelit, [tenbelet] Ufak tefek eşya, 
küçük yük. 

tenk -> dek (V) 

teijsizlik Densizlik. 

tepek Tepen, tepici. 

tepingi -> depingü 

tepir içinde tahıh savurarak yabancı 
maddelerden temizlemek için kul- 
lanılan kenarı kasnakb, önü açık 
yarım daire biçiminde tahta tab- 
la. 

tepsermek -> depsermek 

[ter] 

- düşmek Küsmek, gücenmek. 



206 



tırnak 



- geçmek Hafif geçmek^ üştünkörü 
geçmek. 

tercüman (Ar.) Bektaşilerin sofra, 
çırağ ve öteki işlerden önce oku- 
dukları dualar ve uyaklı sözler. 

terdek Çulhaların mekik içine koyduk- 
ları ince bir kamış, masura. 

tere Sebze, sebzevat. 

terece Pencere. 

terek 1. Tabak. 2. Raf. 

tereke Mahsul, ürün. 

tere türe Tereotu gibi yenir sebzeler. 

[terk {Ar.)] 

-ini ıırmak, [—in urmak] Terket- 

mek, vazgeçmek. 

-in urmak -> -ini urmak 

terken Bir çeşit ok. 

[terki] 

- atı Yedek atı. 
terlik -> d erlik 
termen -> dermen 
[ters] 

- izine dönmek, [- üzine dönmek] 
Ters yüzüne dönmek, gerisin geri 
dönmıek. 

- iiziııe dönmek -> - izine dönmek 
terslemek Aptes bozmak. 

terslik Süprüntülük, çöplük. 
[tertîb (Ar.)] 

- şaklamak Düzene, sıraya uymak. 
tetiri Sumak ağacı. 

[tevbe (^r.)] 

- yikmak Tövbe bozmak. 
tevek -> degek 

tevir Türlü. 

- - Türlü türlü. 

teyin, [teyün, tiyin] Sincap. 
teyün — > teyin 
tezden ^- tizde 
teze Taze. 

tezene (^- Far. tâzâne) Mızrap. 
tezikmek Sıçramak. 
tıbık Kuş tutmak için kullanılan ya- 
pışkan madde^ ökse. 



tıgala Bir çeşit zamk. 

tığık Tıkılmış, çökük. 

tıkaz Dar. 

tıkıldı Tıkırtı. 

tılak, [dılak] Bızır, dilcik. 

tılar Küçük yatak, beşiğe konulan 

çocuk yatağı. 
[tımar (^ Far. tîmâr)] 

- virmek Süslemek, düzen vermek. 
tımarlamak 1. Çocuğa ,ya da hasta- 
ya ihtimam göstermek. 2. Yarayı 
pansuman etmek. 

tmas, [ tınaz ] Dövüldükten sonra sav- 
rulmak üzere biriktirilmiş tahıl yı- 
ğını. 

tııiaz -> tınas 

tınkıldı Tıngırtı, dımbırtı. 

tmmak, [dınmak] Ses çıkarmak, söz 
söylemek. 

tınmamak, [dınmanıak] Ses çıkarma- 
mak, söylememek. 

tıpıltu Tıpırtı, patırtı. 

tn^aka (I) Gürültü. 

tıraka (11), [tn*aku] Tırkaz, kapı ar- 
kasına sürülen ağaç. 

tu'aku -> tıraka (II) 

[tıraş] 

- eylemek Elde etmek. 
tn-ıl Çıplak, züğürt. 

tır kaç — > tırkaz, tu'kaz 

tu'kas -> tu'kaz, tu'kaz 

tırkaz, tu'kaz, [tırkaç, tırkas] Kapı 
arkasına sürülen ağaç, kapı sürgü- 
sü. 

tırkazlamak Kapıyı tırkazla kapayıp 
pekitmek. 

tırmantı İnsanın içini tırmalayan ağrı. 

tırmaşmak Tırmanmak. 

tırmuk Tırmalamaktan olan iz, tır- 
mık. 

[tırnak] 

-1 dibinde Peşin. 

-1 dibinde virmek Satm alman şe- 
yin bedelini derhal vermek. 



207 



hıbr 



-1 kör olmak Tırnak aşınmak. 

- çalmak Tırnak kaşımak, kavgayı 
kızıştırmak için iki tarafı tahrik 

/ etmek. 

- yiri İlişecek, dokunacak, itiraz 
edilecek nokta. 

tırtır Tırtıl. 

tıslamak Kuşanılmış şeyi çıkarmak.. 

tıynak -> dırııak 

ti İşte, işte hak. 

- incir Baha incir, erkek incir. 
[tlğ{Far.)l 

-a lU'inak Bıçaklamak. 
tiginnıek -> değinmek 
tike -> dike (I) 
timeç Sahtiyan. 
limür -^ deıniir 

- gömlek — > demiir 

tin Can. 

liriz Entari peşi. 

tirkenmek Tekerrür etmek, aıka ar- 
kaya gelmek. 

[tiryakı (Far.)] 

- koşusı Ağır hareket, kaz yürü- 
yüşü. 

titiz Uzaklaştırılmış. 
titregeu -> ditregeıı 
titsingeu -> ditsingen 
titsinmek — > ditsinnıek 
tiyin -> teyin 
tiz (■<- Far. tiz) Çaljuk. 

- ayaklu Ayağına çal)nk. 

- deprenici Atik, çevik. 

- günde Az vakitte. 

- olmak Çahıık davranmak, acele 
' etmek. 

, Çahuk çahuk. 

tizce -> tizcek 

tizceciilc -> tizcek 

tizcegez -^ tizcek 

tizcegin -> tizcek 

tizcek, [tizce, tizcecük, tizcegcz, tiz 

cegin, tiziye, tizle] Çahucak, der 

hal, hemen. 



tizde, [tezden, tizden] Çahucak, pek 

çahuk, hemen, az zamanda. 
tizden -> tizde 
tizirek -> tizvek 
tiziye -> tizcek 
tizle -> tizcek 

tizlemek Acele ettirmek, aceleye ge- 
tirmek. 
tizlenınek Hiddetlenmek. 
tizlik Sertlik. 

- itmek Böhürlenmek, aşırı dav- 
ranmak (?). 
tizrek, [tizirek] Derhal, çahucak. 
tobalak, tobalak -> topalak, topalak 
töbra, tobra -> topra, topra 
toğa -> tovğa 
[togan] 

- burunh Yumru, toparlak hunin- 
lu, şahin burunlu. 
toğancası Doğanların hepsi, 
togdaca -> toğdaç 
toğdaç, [togdaca] Karındaki yavru, 

doğacak yavru, 
toğdı Loğusa cemiyeti, 
[toğnıak] 

toğa turmak, [doğa durmak] Doğ- 
mak üzere olmak, 
toğrı, [doğrı, toğru, torğn] Doğru. 

- boy Mevzun endam. 
-gelmek, [doğrı gelmek] Doğru 
çıkmak. 

- sözlüler âdem Doğru sözlü adam- 
lar. 

toğru -> toğrı 

toğrubş Düz, düzayak. 

toğrultmak Tevcih etmek, yönelt- 
mek. 

toğtaş Bir zamanda doğan. 

toğm-kan Çok doğuran. 

tohaç -> tokaç 

tohlu -> tokh, tokh 

tobtamak (1) 1. Tehaiyet etmek. 2. 
Sehat etmek, durmak, devam et- 
mek. 



208 



lolo^ 



tohtamak (H) İhtiyarlamak. 
to^uın Çekirdek. 

- şuyı Meni. 

- tutmak (Dişi hayvan aşıldık- 
tan sonra) Gebe kalmak ya da 
yumurtası civciv çıkacak halde ol- 
mak. 

tok (I) Tasma, halta, boyna geçirilen 
zincir. 

tok (11) (Renk için) Koyu. 

tokalaç Agel, tekerleğimsi başhk (?). 

tokuuak -> tokuma k 

tokla Tok iken. 

toklı, tokh, [to^u, toklu] Bir ya- 
şında erkek koyun. 

toklu -> toklı, tokh 

tokuç, [dokuç, tohaç] Çamaşır tok- 
mağı, tokaç. 

tokumak, [dokumak, dokumak, tokı- 
mak] 1. Vurmak, birbirine geçir- 
mek. 2. Çakmak, kakmak. 

tokurcm -» tokurcun 

tokıu:cun, [dokurcun, tokurcın] 1. 
Ekin demetlerinden yapılan yığın. 
2. Yirmi dört haneli bir tahta 
üzerinde dokuz taşla oynanan bir 
oyun. 

tokuşmak, [dokuşmak ] Çarpışmak, 
müsademe etmek. 

tokutmak Çaktırmak. 

[ tokuz] 

— dolanmak -» — tolanmak 

— düzen Dokuz felek. 

- tolanmak, [- dolanmak, - to- 
laşmak ] Birçok kere dolaşmak. 

— tolaşmak -> — tolanmak 
tokuza Aralık ayı. 

tokuzlatmak Döverek cezalandırmak. 

toladı Özellikle, bilhassa. 

tolama, [dolama ] 1. Entari gibi önü 
açık olan ve kavuşturularak üstüne 
kuşak bağlanan eski zamanlarda 
giyilmiş çuhadan giysi. 2. Sarılmış 
bir şeyin her katı. 



tolamaç, [dolamaç] Dolambaçh eğri 
büğrü, karışık. 

[ tolamak ] 

tolayu almak Çevresini sarmak, ku- 
şatmak. 

tolayu gezmek Bir şeyin çevresini 
dolaşmak, dolaşarak gezmek. 

tolanı Yuvarlak. 

tolanılmak Dolaşılmak. 

tolanmak, [dolanmak] Dolaşmak. 

tolap tolap Dolu dolu, bol bol. 

tolaşuu Dolaşık. 

tolaşmak, [dolaşmak] ilişmek, sataş- 
mak. 

tolav Dolap. 

tolay -> dolayı 

tolayı -> dolayı 

tolayu -> dolayı 

tolaz -> tulaz 

toldurmak (I) Dolgunlaştırmak, ol- 
gunlaştırmak. 

toldııırmah etmek Dolacak duruma 
getirmek. 

toldurmak (11) (Yayın kirişini) Sonu- 
na değin çekmek. 

tolğundurmak öfkeye kaptırmak, öf- 
kelendirip köpürtmek. 

tolğunmak -> tolukmak (I) 

tolmaç Dolmuş, doldurulmuş. 

[tolmak] 

tola gelmek (Göz) Yaşla dolmak, 

dolu dolu olmak. 

tolu bakmak Güçlü saymak, zayıf 

görmemek. 

tolmış içkiyle dolu kadeh. 
- ok Atılmaya hazır ok. 

tolu, [dolu] İçkiyle doldurulmuş ka- 
deh, sağrak. 

-ya tutmak Çok içki içirip baygın 
hale getirmek. 

toluay, [tolunay] Dolunay, bedir, 
mehtap. 

tolucaJ^, [toluk] Çiy, şebnem. 

toluk -> tolucah 



209 



tolakına^ 



tolııkmak (I), [tolğunmak ] öfkelen- 
mek, öfkeyle köpürüp taşmak. 

tolakmak (11), [dolukmak] (Göz) 
Yaşla dolmak, ağlayacak duruma 
gelmek. 

tolulık Ayın dolunay durumu. 

tolunay -> toluay 

tolunmak Ay dolunay durumuna gel- 
mek. 

tomak Kısa konçlu ökçesiz ayakkabı. 

tornala ç -^ tomalıç 

- gözlü -^ tomalıç 
tornalan Arapmantan, keme. 
tomalıç, [tomalaç] Tümsek, yokuş; 

kambur, yumru. 

- gözlü, [tomalaç gözlü] Fırlak 
gözlü. 

- olmak Yumrulaşmak, tümsekleş- 
mek, fırlak olmak. 

tomalmak, [domalmak ] Yusyumru 
kabarmak, tümsek hale gelmek. 

tomaltmak, [domaltmak] Yumrulaş- 
tırmak. 

tombaz Altı düz büyük kayık. 

tomruk, tomruk, [tomrum] 1. Kü- 
tük, ağaç kütüğü. 2. Eskiden tut- 
sakların ve tutukluların ayakla- 
rına takılan kütük. 

tomrum -^ tomruk, tomruk^ 

Domur domur, art arda kay- 
nayıp çıkan. 

tomurmak Şişip kabarmak. 

ton, [don (I) ] (^ Saka dili. thauna) 
1. Elbise, kılık kıyafet. 2. Renk. 

- biçmek Elbise kesmek. 

-dan -a girmek Şekilden sekile 
girmek, dilden dile dönmek. 

- degştirmek Kdık değiştirmek. 

- eylemek Elbise yapmak. 

- kesdiirmek Elbise biçtirmek. 
tonak Bezek, süs. 

tonaltmak Donatmak, elbise giydir- 
mek. 
tonanma Donanmış, teçhiz edilmiş. 



tonanmak, [donanmak] Süslenmek, 

giyinip kuşanmak. 
tonatmak, [donatmak] 1. Süslemek, 
giydirip kuşatmak. 2. Bir kimseyi 
kötü sözlerle batırmak. 3. Teçhiz 
etmek. 
tonbay, [dombay] Manda, 
togkuz Donuk hale gelmiş ( ?). 
tonlık, [donlık] Elbiselik. 
tonuk -^ tımuk 
toijuz, [doijuz] Domuz. 

- topı Domuz sürüsü halinde, vü- 
cutları top halinde. 
toijuzağırşağı Şalgam, yerelması. 
toijuzbalığı Yunusbahğı. 
toijuzlanböcegi -> toıjuzlankurdı 
toijuzlankuTdı, [toijuzlanböcegi] Bok- 
böceği. 
toijuzotı Eğreltiotı. 
top (I) 1. Bütün, büsbütün. 2. Kü- 
me, topluluk. 

- olmak Toplanmak, toplu halde 
olmak. 

top (II) Kol bileziği, burma. 

[top (ni)] 

- otı Barut. 

- taşı Gülle. 

- urmak Top atmak. 
topaç -^ topak 

topak, [topaç] Yuvarlak, toparlak, 
top gibi. 

topalak, topalak, [tobalak, tobalak] 
Yermiski, havlican denilen kök. 

toplamak Top ateşine tutmak. 

topra, topra, [töbra, tobra, torva] 
Torba. 

topracuk Bir parça toprak, önemi ol- 
mayan toprak. 

toprak Yurt, il, memleket. 

-dan kaldırmak Yükseltmek, yü- 
celtmek. 

- yummak Toprak örtmek, toprak 
doldurmak. 

[ topuk ] 



210 



tozaklanmak 



- çalmak İnsan ve hayvan yürür- 
ken topuk içlerini birbirine çarp- 
mak, 
topurak Toprak. 
tor, tor (I) Toy, acemi. 
tor, tor (11) 1. Ağ şebeke, tuzak. 2. 
Elbise ya da örgülerde, çorap kon- 
cunun ağzı gibi büzülen kısım. 3o 
Ağ gibi seyrek örgülü bir tür do- 
kuma. 4. Baş örtüsü. 

tora -^ toru 

torak Süzülmüş yoğurt, çökelek. 

torğu ->• toğrı 

ton -^ toru 

torlak (I) Küçük bir kuş. 

torlak (n) 1. Genç, acemi, toy. 2. 
Parlak, güzel, tüysüz oğlan. 

torluk, torluk (I) İdmansızlık, toy- 
luk, acemilik. 

torluk (11) Ağ ve benzeri örmelerde 
kullanılan. 

torluk (III) Kıl çadır. 

tormurmak, [dormurmak] (Göz yaşı) 
Tomurcuklanmak. 

tortop Derlenip toparlanmış olarak. 

toru, [don, domk, tora, ton, to- 
ruk] 1. Tepe, zirve. 2. Ağaç tepe- 
sindeki körpe filiz. 

toruk ^- toru 

torulmak Doğrulmak. 

torum Deve yavrusu, genç deve. 

torunısı Torunu. 

torva -5- topra, topra 

toslaşmak Çarpışmak. 

tpstorğun Dosdoğru. 

tosun Haşarı. 

to&uuhk Haşarılık. 

tovğa, [toğa] Yoğurtlu çorba, toyga. 

tovuca, [tovuça] Bir tür gönüllü as- 
ker. 

tovuça -^ tovuca 

toy (I) Şenlik, şölen, ziyafet. 

- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek] Ziyafet çek- 



mek, ağırlamak. 

toy, toy (II) Kazdan büyük bir yabani 
kuş. 

toyağa -^ toyaka, toyaka 

toyaka, toyaka, [ toyağa, toyka ] Sopa, 
kalın değnek. 

toydnrmak Doyurmak. 

toygar Tarlaserçesi, çayırkuşu. 

toyğun, toyğun, [toykun] Ak ve ça- 
kırdoğan. 

toyka -^ toyaka, toyaka 

toykun -^ toyğun, toyğun 

toylamak, [doylamak] Ziyafet ver- 
mek, yedirip içirmek, ağırlamak. 

toylanmak Nimetlenmek. 

toyum, [doyum] 1. Ganimet almış 
olarak. 2. Ganimet. 

- eylemek Ganimete kavuşturmak, 
zengin etmek. 

- olmak, [doyum olmak, toyumca 
olmak] Ganimete kavuşmak, zen- 
gin olmak. 

[toyuanca] 

- olmak -^ toyum 

toyumhk, [doyumlık ] 1. Ganimet. 2* 
Ziyafet, bahşiş. 

toyunmak Kendini doyurmak, doy- 
mak. 

toz (I) Yayın kabzası üzerine kapla- 
nan kayın ağacı kabuğu ve kirişi. 

[toz (H)] 

-mı göğe savurmak Tamamen mah- 
vetmek, mahvedip izini bırakma- 
mak. 

- koparmak 1. Toz kaldırmak, orta- 
hğı altüst etmek. 2. Ad bırakmak. 

- kopmak Toz kalkmak. 
tozağacı Denize düşen zamklannm 

-dalgalarla dövüle dövüle- kehribar 
olduğu söylenen bir ağaç. 

tozak Kimi bitkilerin tohumlandık- 
lan sırada uçlanndan çıkıp uçan 
pamuk parçalan gibi şeyler. 

tozaklanmak Tozakh hale gelmek. 



211 



toalok 



tozluk ÇacUr|_kapısıııa asılan perde. 

tozlurak Toz renginde, bozca. 
tozmak, tozmak Toz hab'nde savrul- 
mak, tozu savrulmak, toz gibi sav- 
rulmak. 

tozmıdı, tozımdı 1. Bir şeyin silke- 
lenmesinden ve savrulmasından çı- 
kan toz. 2. Toz, toz zerreleri» 

tozutmak Toz haline getirmek, savur- 
mak. 

tök Aşık kemiğinin tümsek yanı. 

tökezimek Sürçmek, yürürken ayak 
bir şeye takılıp düşer gibi olmak. 

tökmek Dökmek. 

tökülmek Dökülmek. 

tölek -^ dölek 

töpel Alnı akıtmalı at. 

töre, töre -^ türe 

töşek Döşek, yatak. 

töz Asıl, tabiat, asıl cevher. 

tuç, tuç (I) Tunç. 

tuç (II) Değirmen baltacığı, alt de- 
ğirmen taşının ortasında bulunup 
üst taşa giren mihverin üzerine ge- 
çirilen balta şeklindeki aygıt. 

tudak Dudak. 

[ tudaş] 

- olmak -^ tutaş 

tuğ Eskiden sancak tepesine ve başa 
takılan at kuyruğu. 

- tulp Hademli haşemli asker, leş- 
ker. . 

tuğlatmak Kapattırmak, 

tuğlığa -^ tuğulğa, tuğulğa 

tuğulğa, tuğulğa, [tuğlığa, tuğulka, 
tuğulka, tıılğa, tulğa, tuvulğa, tu- 
vulğa, tuvulka] Çelik bâşhk, miğfer. 

tuğulka, tuğulka -^ tus'ulğa, tuğulğa 

tula Sepilenmemiş deri. 

tulaz, [tolaz] Aciz, işsiz güçsüz, der- 
beder. 

tuldalanmak -^ duldalanmak 

tulğa, tulğa -^ tuğulğa, tuğulğa 

tulğul; -^ tuluk, tuluk 

îulkuk -^ tuluk, tuluk 



tülp Top, takım, yığın, küme 
-. — takım, takım, küme küme. 

tuluk, tuluk, [dulkuk, tulğuk, tulkuk ] 
Tulum. 

[tulum] 

- borısı Gayda. 
tulumpata Çalman boru, nefir. 
tulün -^ tulug 

tului), [tulün] Şakak. 

tulundurmak -^ dulundurmak 

tulımmak, [dulımmak] 1. Kaybol- 
mak, görünmez olmak. 2. Batmak, 
gurup etmek, 

[tulıuunahca] 

- olmak Batmak üzere bulunmak. 
[tulup] 

- itmek ->■ dulup 

tumağı, [dumağı, dumağu, tumağu] 

Nezle. 
tumağu -^ tumağı 
tuman, tuman (I), [tumman] 1. Don. 

2. Pehlivan kispeti. 
tuman (II) Duman. 
tumlu 1. Soğuk, sert hava. 2. Soğuk 

havadaki yağış. 
tumman -^ tuman, tuman (I) 
tun, tun Taraf, semt. 

-dan -a Uzak yerlere; felekatten 
felakete. 

-dan -a atmak Diyar diyar dolaş- 
mak zorunda bırakmak. 
tunemmak -j^ tuncukmak 
tuncükdurmak Nefes aldırmamak, ne- 
fesini kesmek, bunaltmak. 
tuncukmak, [cuncukmak, dunçukmak, 
tunemmak] Havasızbktan bunal- 
mak. 
tundar Arkayı gözeten, koruyan as- 
ker, artçı, dümdar. 
tunğun Durgun, hareketsiz, işe yara- 
maz (adam). 
tımuk, [ tonuk ] 1. Kederli. 2. Keder, 

kederlüik. 
tunuklu Parlak olmayan, donuk, bu- 
lanık. 
tunukmak -> dunukmak 



212 



fnzTanda 



tunukutmak Donuklaştırmak, ışığım 

azaltmak. 
Tur Turan. 
tura (I) Deriden ya da ipten örülen 

kamçı. 
tura (II) (Teslim sırasında) "Oldu" 

anlamına. 
turaç ( <- Ar. dürrâc) Sülüne benzer 

bir kuş. 
turak, [durak] Yerleşilen yer, yurt. 

- eylemek Durmak, kalmak, karar 
etmek, eğlenmek. 

- tutmak, [durak tutmak] Yerleş- 
mek, ikamet etmek. 

turakotı, [durakotı] Dereotu, rezene. 

turgay Çayırkuşu, toygar. 

turğurmak, [durğurmak, durkur- 
mak, turkurmak] 1. Durdurmak. 
2. Kaldırmak, ayakta tutmak. 3. 
Vücuda getirmek, ortaya çıkarmak, 
göstermek. 

turğutmak -> durğulmak 

tun -» turu 

tunk Maya, damızlık. 

turıkmak -> turukmak 

tunlık, [duruhk] Saflık, berraklık. 

tunmâk Durup düşünm.ek. 

turkurmak -^ turğurmak 

turma, [durma] Durmadan, sürekli. 

turmak, [durmak] 1. Ayağa kalk- 
mak, kıyam etmek. 2. Vazgeçmek, 
geri durmak. 3. Kurulmak, yapıl- 
mak. 4. Karşı durmak, karşı koy- 
mak. 5. Bağlanmak, kendini ver- 
mek, mülazemet etmek. 6. Kopmak, 
meydana gelmek. 7. Yaşamak, çok 
yaşamak. 8. Erişmek, yerleşmek. 
tura gelmek -» turu gelmek 
tura tur Bekleyedur, biraz bekle. 
tur dut ojum -> tur tut oyuııı 
tun gelmek -» turu gelmek 
turı kalmak Dikilip kalmak. 
turs turmak -> turu turmak 
tun varmak -» turu varmak 
- oturmak, [turup oturmak] Dü- 
şüp kalkmak, ülfet etmek. 



tur tut oyunı, [tur dul oyımı] Bir 
çocuk oyunu. 

turu gelmek, [dun gelmek, dum 
gelmek, tura gelmek, tun gelmek] 
Kıyam etmek, ayağa kalkmak. 
turup oturmak -> - oturmak 
turu tunnak, [tun turmak] Dur- 
mak, durmakta devam etmek. 
turu varmak, [duru varmak, tun 
varmak] 1» Boşa gitmek. 2. Bir- 
denbire kalkıp gitmek, kendim ileri 
atmak. 
[ turna ] 

- alayı Turna katan. 

- gözi Pek saf, pek duru. 

- kırı Siyahı beyazından çolç olan 
at donu. 

- telli Turna saçlı. 

- tonına girmek Turna şeklini al- 
mak, turna kılığına girmek. 

[turşu {<- Far. türşî)] 

- destisi Turşu küpü. 

turu, [dun, duru, tun] 1. Saf, te- 
miz, berrak. 2. Durgun, sakin. 

turukmak, [ durukmak,^ turıkmak ] 
1. Duraklamak. 2. Durmak, ka- 
rar kjlmak. 

turulmak, [durulmak ] Durulaşmak, 
duru hale gelmek. 

[ turum ] 

- yiri Durak yeri. 

turumtay Karagöz türünden bir aJıcı 
kuş. 

turundurmak Durmasına zaman ve 
fırsat bırakmak. 

turur Durguiı, sakin. 

tururmak, [dururmak] 1. Durdurmak, 
bir hizmete memur etmek, hareke- 
tine engel olmak. 2. Durdurmak, 
ayakta durdurmak, sabit kılmak. 

turuşmak -> dürüşmek 

turutmak -» durulmak 

turvan Yoğurt çalkalamaya yarayan 
küp, turfan. 

turvanda, turvanda Turfanda. 



213 



paş 



tuş (I), [düş (H), tüş (H)] Taraf, 
cihet, yön, yol, 

-a gelmek Rast gelivermek, karşı- 
laşıvermek. 

- eylemek, [düş eylemek, düş it- 
mek, - itmek, - kılmak, tüş ey- 
lemek] 1. Rast getirmek, karşı 
karşıya getirmek, nail etmek. 2. 
Müplela kılmak, uğratmak. 3. Ha- 
vale etmek. 

- gelmek, [ düş gelmek, düşine gel- 
mek] Rast gelmek, tesadüf etmek, 
karşılaşmak. 

-ma çıkmak Karşısma çıkmak. 

- itmek -> - eylemek 

- kılmak -> t- eylemek 

- olmak, [düş olmak] 1. Yönelmek. 
2. Rast gelmek, isabet etmek, kar- 
şılaşmak. 3. Nail olmak, erişmek. 
4. Delalet etmek, uygun gelmek. 
a Taraf taraf. 

- tutmak Bir semte yönelmek. 
tuş (II) -^ tuşak 

tuşak, [duşak, tuş (II)] Köstek, a- 
yak bağı, bağ. 

- vurmak Kösteklemek, 
tuşanmak Bağlanmak, kösteklenmek. 
[ tuşlu ] 

- tuşma Rast gelen tarafa, beğen- 
diği yöne. 

tuşman Düşman. 

- tutmak Düşman saymak. 
tuta -> tutarık, tutarık 

tutağan, [dutağan] İyice, sıkıca tu- 
tan, çok tutan. 

tutak (I), [dutak (I)] Dudak. 

tutak (H), [dutak (H)] Saban okunun 
elle tutulacak yeri, saban kulağı. 

tutalğa -> tutarık, tutank 

tutalı -> tutarık, tutank 

tutam Deste, demet. 

- yiri Kabza. 
tutamak Kabza. 

tutar -> tutarık, tutarık 



tutarık, tutarık, [dutalğa, dutarak, 
dutu (II), tuta, tutalğa, tutah, tu- 
tar] Sara, hastalık nöbeti. 

[tutaş] 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [dudaş itmek, - eylemek] 
Karşılaştırmak. 

- olmak, [dudaş olmak, tudaş ol- 
mak] 1. Karşılaşmak, rastlamak, 
yaklaşmak. 2. Meşgul olmak, çalış- 
mak. 

tutğun, [dutğun, dutlun, dutkun] 
Esir, tutsak, mahpus. 

tutğmılık Tutukluk. 

tutı -> tutu 

tutkun Tutuk, tutulmuş. 

tutma Hizmetçi, işçi, uşiak. 

tutmaç Yoğurtlu erişte çorbası. 

tutmak, [dutmak] 1. Sabit kılmak. 
2. Farzetmek. 3. Yapmak, amel et- 
mek. 4. Saklamak, muhafaza etmek, 
gizlemek. 5. İstüa etmek, zaptet- 
mek, kaplamak. 6. Bir hayvan çift- 
leştiği erkekten yavruya yüklü kal- 
mak. 7. Kapamak, seddetmek. 8. 
Elde etmek, iltizam etmek, ihtiyar 
etmek. 9. Alıkoymak, gitmeğe bı- 
rakmamak, engel olmak. 10. Kul- 
lanmak. 11. Saymak, addetmek, 
kabul etmek. 12. Karşısma koy- 
mak. 

tuta Tutsan a! 

tuta gelınek Ahp gelmek, yanında 
getirmek. 

tut kap Mücadele, kavga. 
-a virmek Emanet bırakmak, iğ- 
reti olarak vermek. 

- kapmak Atıp tutmak. 
tutruk -> duturuk 
tutsağ -> tutsak 

tutsak, [dutsak, tutsağ] Esir. 
tutsaklık, [dutsakhk] Esaret. 
tutu, [duta, dutı, dutu (I), tutı] Rehin 

- komak, [dutu komak] Rehin o- 
larak bırakmak. 



214 



tnzniGE 



-ya komak, [duluya komak] Ter- 
hin etmek, rehin olarak vermek. 
tutuk tutuk (I), [dutuk (I)] Perde, 

peçe, yaşmak, duvak. 
tutuk (D) Kapab, örtülü. 
tutuklaşmak, tutuklaşmak Tutuşmak. 
tutulmak -> dutulmak 
tutulu Kapab, müphem. 
tutum Hal, durum, vaziyet. 
tutunmak, [dutunmak] 1. Edinmek, 

ittihaz etmek, telakki etmek. 2. 

Tutulmak. 
tuturuk -> duturuk 
tuvak Duvak, peçe. 
tuvulğa, tuvulğa -> tuğulğa, tuğulğa 
tuvulka -> tuğulğa, tuğulğa 
tuydurmak, [duydurmak, tuyğurmak ] 

işittirmek, duyurmak, sezdirmek. 
tuyğurmak -> tuydurmak 
tuyı -> tuyu 

tuyısuz Duygusuz, hissiz. 
tuynak -> durnak 
tuyu, [tuyı] Duygu, his. 
tuyucı Hassas, duygulu. 
tuyuk Şiir, şarkı, türkü. 
tuz, tuz Güzellik, şirinlik. 
tuzak {<- Far. dûzah) Cehennem. 
tuzlak Tuz elde edilen yer, tuzla. 
tuzluca, tuzluca Tatlı, güzel. 
tii, [dü, tüg, tük] Tüy, kıl, yün. 

-si oıjmamak Tüyü düzelmemek, 

işi yolunda gitmemek. 
[ tüfenk ( <- Far. tufeng) ] 

- serpmek Kurşun atmak, yaylım 

ateş etmek. 
tüg -> tü 
tiigme Düğme. 
tügmek -> düğmek (11) 
tük -> tü 
tükeli -> dükeli 
tülek (I) Ava abştırılmış. . 

-e gelmek Kıvama, uygun duruma 

gelmek. 
tülek (II) Tüy değiştirmiş. 



tülemek Tüy değiştirmek. 

tülenmek Tüylenmek. 

tülüdeve İki hörgüçlü puğur ile Arap 

cinsi dişi deveden meydana gelen 

deve. 
tülüngi Fakir, dilenci. 
tülürek Tüylüce. 
tüm Küme. 
tümce Küme halinde. 
tümel Temel. 

tümen On bin, pek çok; firka. 
tümen ât Tümenler, kendisine yüz köy 

bağb olan kasabalar. 
tümmek Yumrulanmak, kabîirmak. 
tün Külhan. 
türe, [töre, töre] Âdet, usul, kural, 

örf, görenek, yasa, kanun, âyin. 
türemek Peyda olmak. 
türetmek icat etmek. 
türk Güzel, civan. 
Türklük Türklerin oturduğu yer, 

köy. 
Türkotı Eğir, andız, zencefil. 
[türkü] 

- yakmak Türkü düzmek, türkü 
bestelemek. 

- yırlatmak Türkü çağırtmak. 
tüskürmek (I), [tüskürtmek ] Geri çe- 
virmek, püskürtmek, geri çekilmek 
zorunda bırakmak. 

tüskürmek (II) Tıksırmak. 
tüskürtmek -> tüskürmek (I) 
tüş (I) Aynı derecede, denk, eş, ak- 
ran. 
tüş (II) -> tuş (I) 

- eylemek -> tuş (I) 
tütmek Duman olup gitmek. 
tütün -> dütün 

tütünlik -> dütünÜk 
tütüzdürmek -> dütüzdürmek 
tütüzmek -> dütüzdürmek 
tüy Kıl. 

-isi Tüyü. 
tüzmek İçine sinmek, işlemek. 



215 



uca Oturak yeri, kıç, sağn. 

- kemiği Akse'l-îreb, "uca kemiği- 
ni** Ariapça "verek** karşılığı olarak 
abyor ve uyluğun sonundaki yum- 
ru kemik diye tanımlıyor. Mütercim 
Asım bu sözcüğü bir kez "verek** 
karşılığı olarak ve "iki taraflı kal- 
ça kemikleri** denecek biçimde tam- 
mmbyor. Bir kez de Arapça "sale- 
be** Itarşıbğı olarak abyor ve "kuy- 
ruk dibindeki mercimek kadar bir 
kemik** diye tammbyor. Burada 
anlamdaş olarak "kuyruksokumu** 
ve "pöç** sözcüklerini de veriyor. 
"Omaca kemiği** sözcüğünde görül- 
düğü üzere Mütercim Asım iki ta- 
raflı olan kalça kemiklerine "pöç** 
ve "omaca** da demektedir. 

ucçuğaz Uçcağız. 

ücra Uç yer, tenha, sakin, kimsesiz 

yer. 
ucuraca Uzakça. 
ucurdum, [uçrum] Uçurum. 
[ucuz] 

- dutmak Aşağı görmek, değer ver- 
raemek. 

ucuzsunmak Ucuz görmek, ucuz bul- 
mak. 

uç (I) 1, Son, nihayet, netice. 2. 
Kenar, 3, Sınır, hudut, serhat. 
-a çıkmak Sona erişmek, hitam 
bulmak. 

- begi Sııur komutanı. 

-dan Baştan sona değin, tümüyle. 
-dan -a Baştan başa. 
-ma irmek Sona ermek, son bul- 
mak. 

-m tutmak ... yoluna, tarafına git- 
mek. 

- Yİrmek Kabarmak. 



uç (II) Sebep, vesile. 
—dan -> — mdan 

-mıuzdan için, yüzümüzden, biz- 
den dolayı. 

-mdan, [-dan, -lyla ] İçin, sebebiy- 
le, sebepten, -den dolayı, yüzünden. 
-lyla -> -mdan 
-ur) dan -> -uijuzdan 
-uijuzdan, [-ugdan] Yüzünüzden, 
sizden dolayı. 

uçar Uçan. 

uçarda Kuşlardain, kuşlar arasında. 

uçıkmak (I) Yükselmek istemek. 

uçıkmak (II) Korku ve heyecandan 
benzi sararmak. 

uçmmak -> uçunmak 

uçkıınmak Esirgemek, vermemek için 
geri çekmek. 

[ uçkur ] 

- evi Donun uçkur geçirecek yeri, 
uçkurluk. 

uçmağ -> uçmak 
uçmah -> uçmak 
uçmak (I), [uçmağ, uçma^] (<- Soğd. 

uştmah) Cennet. 
[uçmak (II)] 

uça gelmek Uçai' gibi, acele gelmek. 

uçayu Uçarak. 
uçrum -> ucurdum 
uçuk Sara hastalığı. 

- dutmak -> - tutmak 

-1 depreşmek Sarası tutmak, ken- 
dini kaybetmek. 

- tutmak, [- dutmak] Sara tut- 
mak, cin tutmak. 

uçuklı -> uçuklu 

uçuklu, [uçukb] 1. Sarah, cin tutmuş. 
2. Sersem, derbeder, sarsak, deli. 

uçunmak, [uçmmak] Korkudan sa- 
rarmak, rengi uçmak. 



216 



uğnndnrmak 



uçurma Kuru, boş laf, uydurma söz. 

uçurmak 1. Kaçırmak. 2. Yüksek 
göstermek, çok övmek. 3. Koştur- 
mak, hızla göndermek. 

ud, [ut, ui] 1. Haya, edep, ar, hicap, 
utanma, utanç. 2. Kaygı, tasa. 3. 
Şeref, onur. 

- yiri, [ut, ut yiri] Erkek ve kadının 
cinsel organlarının bulunduğu yer. 

udh -^ udlu 

udlu, [udlı, utlu] 1. Utangaç, mah- 
cup. 2. Utanılacak. 

- düşmek Mahcup olmak, utanır 
duruma düşmek. 

- itmek Mahcup düşürmek, utan- 
dırmak. 

udluhk Mahcubiyet, utangaçhk. 

udsuz Hayasız, saygısız, kaba dav- 
ranışlı. 

ud^uzhk Hayasızlık, utanmazlık. 

ufaklamak Ufaltmak. 

ufam ufam Ufacık ufacık, zerre zerre. 

ufandı Ufalanan şeyin kırmtdarj. 

ufanmak Parçalanmak, ufalanmak. 

ufanuk Kırık, uf anmış. 

ufatmak Kırmak, parçalamak. 

uğ (I) Direk (?). 

uğ (ü) Çakşır, şalvar. 

uğ (III) Zahire ambarı, kiler. 

uşuımak -> uğunmak 

uğırlaym — > uğrıılayın 

uğrağan Çok uğrayan, çok karşılaşan. 

uğramak 1. Tesadüf etmek, rastla- 
mak, rastgelmek. 2. Karşılaşıp geç- 
mek, uzaklaşmak. 3. Üstüne var- 
mak, birden saldırmak. 
ıığrap Uğrayıp. 
uğrayu gelmek Rastgelmek. 

uğraş Harp, savaş, kavga, dalaşma. 

- eylemek -^ — itmek 

- itm.ek, [- eylemek] Savaşmak. 

- yiri Savaş alanı. 

uğraşeı Muharip, savaşçı. 

uğraşmak 1. Karşılaşmak, rastgel- 
mek, rastlamak, kavuşmak. 2. Çar- 

, pışmak, savaşmak. 



uğratmak Maruz kılmak, duçar etmek. 
uğn, [uğru] Hırsız. 

- kapu -^ uğrrn 

- yol, [uğrm yol] Gizli yol, kestir- 
me, kısa yol. 

uğnladın -> uğrm 
uğrılamak -> uğrulamak 
uğnlanmak -^ uğrulaıımak 
uğrılaym -^ uğrulaym 
uğnlık -> uğruhk 

uğrm, [uğnladm, uğrrnca, uğrun] 
Gizli, gizlice. 

- kapu, [uğrı kapu, - kapu, uğru 
kapu, uğruu kapu ] Yapının asıl ka- 
pısından başka, göze çarpmayan 
bir yerindeki kapı, gizli kapı. 

Gizli gizli. 

- yol -^ uğrı 
uğrrnca -^ uğrm 
uğru -^ uğrı 

- kapu -> uğrm 

uğrulamak, [uğnlamak, uğurlamak ] 
Çalmak, sirkat etmek. 

uğrulanmak, [uğnlamuak, uğurlan- 
mak] 1. Çalınmak. 2. Gizlenmek. 

uğrulaym, [uğu-laym, uğrılaym, uğur- 
laym] Hırsız gibi, gizlice, sessizce. 

uğrulayiîicaeık Pek gizli olarak, hiç 
sezdirmeyerek. 

uğrulık, [uğnhk, uğurluk] Hırsızlık. 

uğrıuı -> uğrm 

- kapu -^ uğrm 
uğud İri öğütülmüş un. 
[ uğum] 

-ını uçurmak Huzurunu, taham- 
mülünü kaçırmak (?). 
[uğumca] 

- obnak Geçimli olmak, uysal, ka- 
naatkar, alçak gönüllü olmak. 

uğumlu Sabırlı, tahammüllü. 
uğumsuz Geçimsiz, aç gözlü. 
uğundırmak -^ uğundurmak 
uğundıu'mak, [uğundırmak] Bayıla- 
cak hale getirmek. 



217 



uğunmak 



uğunmak, [uğınmak, uyunmak] Ba- 
yılacak hale gelmek, bayılmak, aklı 
başından gitmek. 

vığunuk BaygınLk. 

uğur 1. Ön, yön. 2. Yol. 

- eri İyi bir amaç için yola çıkan 
yolcu. 

-mı açmak Yolunu açmak. 

- olsun Uğurlar olsun. 
uğurkan -> urken 
uğurlamak -> uğrulamak 
uğurlanmak -> uğrulanmak 
uğurlatmak Çaldırmak. 
uğurlaym -^ uğrulaym 
uğurlaymca Gizlice, gizli gizli. 
uğurluk -> uğrulık 
uğurmak Yollanmak, yürümek. 
uğut Baygın, kendinden geçmiş. 
ul Temel. 

ulağ -> ulak 

ulağât Ulaklar, elçiler, postacılar. 
ulak, [ulağ] 1. Parça. 2. Eskiden, bir 
yerden başka yere posta ya da 
haber götüren. 3. At. 
[ ulakcı] 

- atı Posta beygiri. 
ulaklık Ulak görevi, işi. 
ulalmak 1. Büyümek, yetişmek, yaş- 
lanmak. 2. Artmak, çoğalmak. 
ulalu başlamak Büyümeye başla- 
mak. 
ulaltmak Büyütmek, yetiştirmek, 

yükseltmek, çoğaltmak. 
ulamak Eldemek, katmak, ulaştır- 
mak. 
ulam ulam Sıra sıra, arka arkaya. 
ulanmak (I) Eklenmek. 
ulanmak (ü) Büyüklük taslamak. 
ulaşdu-ı -> ulaşdurı 
ulaşdurmak -> ulaşdmmak 
ulaşdurı, [ulaşdırı, ulaşduru] Ardı 
kesilmeksizin, sürekli, devamlı, fa- 
sılasız. 
ulaşdurmak, [ulaşaırmak ] 1. Bağla 



mak, bitişmek, birleştirmek, ilhak 
etmek. 2. Yetiştirmek, eriştirmek. 
ulaşduru -> ulaşdurı 
ulaşğan, [ulaşkan] Sıkıca yapışan, 

yapışkan, sırnaşık. 
ulaşıi^ -> ulaşuk 
ulaşık -> ulaşuk 
ulaşkan -> ulaşğau \ 

ulaşmak 1. Yakınhk peyda etmek, 
yaklaşmak. 2. Birleşmek, birleşip 
yapışmak. 3. Yetişmek, erişmek, 
ulaşmak, kavuşmak. 4. Bulaşmak, 
etkilemek, sirayet etmek. 5. Ak- 
raba olmak, yakınlık kurmak. 6. 
Eline geçmek, kendisinin olmak. 
ulaşası olmak Ulaşacak olmak, 
ulaşmak. 
ulaşmakhk Kavuşma, vuslat. 
vılaşu Bitişik, bağh, merbut, muttasıl. 
ulaşuh -> ulaşuk 

ulaşuk, [ulaşıh, ulaşık, ulaşul^] 1. İle- 
riden beri sürüp gelen, mütevali. 2. 
Birbiri ardına , arkası kesilmeksizin. 
3. Bağlılık, irtibat. 4. Bitişik, bağ- 
b, muttasıl. 5. Yakınhk, akıabalık. 
ulaşukhk Akrabahk, yakınlık. 
ulayı -^ ulayu 

ulayu, [ulayı] Muttasıl, arkası kesil- 
meksizin, sürekli olarak, birbirine 
bitişik olarak. 
ulı -> ulu 

ulu, [uh] 1. Zengin. 2. Ağır. 8. 
Çok büyük, pek önemli. 4. Şerefli, 
saygıdeğer. 

- aşıllu Asilzade. 

- başlu Yüce, yüksek mertebeli. 

- bayram Ramazan bayramı. 

- boy Boy 'dan büyük olan toplu- 
luk, kabile, aşiret. 

- hatun Hanımefendi. 

- işlü Büyük işler başaran. 

-1ar yolı Büyüklerin adeti, usulü, 
mesleği. 

- leşker Çok sayıda asker. 



218 



urmak 



- SÖZ Büyük söz, kendine çok gü- 
venilerek söylenen söz. 

_ tutmak İtibar etmek. 

- yol Büyük yol, cadde. 

- yollu Yolda büyük, yüksek dere- 
celi. 

uluğ Ulu, büyük. 

ululamak 1. Saygı göstermek, tazim 
etmek. 2. Üstün kılmak, yücelt- 
mek. 3. Taltif etmek, aziz kıl- 
mak. 
ululanmak 1. Büyümek. 2. Kibirlen- 
mek, büyüklük taslamak. 3. Saygı 
gösterilmek, yüceltilmek, bağlanıl- 
mak. 
ululatmak Büyütmek. 
ululık Azamet. 

- itmek Kibirlenmek, büyüklük 
taslamak. 
ulurak Dah^ büyük, en büyük, daha 

iri. 
ulus Aşiret, halk, millet, kavim, 
umaç -> omaç (I) 
umak Arzu, amaç, hırs (?). 
umarlanmak Umutlanmak, ümide 

düşmek. 
umı -^ umu 

umma Umduğu eline geçmeyen kim- 
senin uğradığı hastabk. 
ummak Beklemek, temenni etmek. 
uma varmak Umarak, ümitle git- 
mek. 
umsundurmak, [umundurmak ] Ümide 

düşürmek. 
umşunmak, umsunmak Ummak, canı 

çekmek. 
umu, [umı] 1. Ümit, emel, arzu, 
dilek. 2. Beklenen şey. 

- virmek Ümide düşürmek. 
umucı Ümit eden, uman. 
umucuk Umulan^ beklenen şey. 
umundurmak -^ umsundurmak 
umusuz Ümitsiz. 

[un] 

- aşı Bulamaç, hamur işi. 



- özi Nişasta. 

unak, [onak] İyi, elverişli, yarar (?). 

uijarmak -> oıjarmak 

uijat -> oıjat 

uijdurmak -^ oıjdurmak 

ui]mak -^ ogmak 

ımutsağı -> unutsağu 

unutsağluk -^ unutsalık 

unutsağu, [ımutsağı, unutsak] Unut- 
kan. 

ımutsak -^ unutsağu 

unutsaklık -> unutsalık 

unutsalık, [unutsağluk, unutsakbk] 
Unutkanlık, nisyan. 

urağut Kadın. 

urdurmak 1. Vurdurmak, talan, yağ- 
ma ettirmek. 2. Sokturmak. 

urfadan, [ruf adan] Rafadan. 

urğun 1. Vurulan, vurulmuş. 2. Vur- 
gun, âşık. 

- mâlı Vurgun malı, ganimet. 
urğuncı Yağmacı, vurguncu. 
urılmak -^ urulmak 

uıınmak -^ urunmak 
urış -^ uruş 
unşmak -^ uruşmak 
[m-k] 

- olmak Uzayıp gitmek, önden git- 
mek. 

urkan, [uğurkan] Urgan. 

urlu Vurulu, vurulmuş, basılmış. 

urmak 1. Vurmak, çarpmak. 2. Bas- 
kın yapmak, gasp ve yağma etmek. 
3. Belli bir sesi yüksek olarak çı- 
karmak, haykırmak. 4. Giydirmek, 
giyinmek, takmak. 5. Vazetmek, 
koymak. 6. Sokmak, batırmak, del- 
mek, yaralamak. 7. Nişan alarak 
atmak. 8. İfade etmek, beyan et- 
mek, bildirmek. 9. Sürmek. 10. Et- 
kilemek. 

ura başlamak Vurmaya başlamak. 
ur tut Pazarlık ederek, üç aşağı beş 
yukarı. 
urup tutmak Ne yapıp yapmak. 



219 



oruk 



uruk 1. Irk, soy, sülale, hanedan, 
aile, kuşak. 2. Aşiret kolu, boy, 
oymak. 
- atmak Bitki, filiz, dal kol salmak. 

urulmak, [urıimak] 1. Dikilmek, ku- 
rulmak, yapdmak. 2. Vurulmak, 
çarpılmak. 3. Giydirilmek, takıl- 
mak, konulmak. 

urum (I) Vuruş. 

urum (n) Cirm, hacim. 

urun -^. orun 

urünmak, [urmmak] 1. Giyinmek. 
2. Takınmak. 3. Konulmak, otu- 
rulmak, takılmak. 

urunulmak Giyinilmek. 

Urus Rus. 

uruş, [mnş] Müsademe, çarpışma, 
vuruşma, savaş. 

- itmek Savaşmak, vuruşmak. 

- yarağı Savaş levazımı, savaş ha- 
zırhğı. 

uruşcı Muharip, savaşçı. 

uruşmak, [urışmak] 1. Hepsi birleşip 

vurmak. 2. Vuruşmak, çarpışmak, 

öldüıüşmek. 

uruşu ölmek Çarpışa çarpışa ölmek. 
uruyumrı Bir çeşit ur. 
urva, [uvra] Yufka açılırken hamur 

tahtaya yapışmasın diye altına saçı- 
lan un. 
Hş, U8 Akıl, fikir, 

-dan alu Akılsuz, akıl yoksulu. 

-1 azmak Çıldırmak. 
uşal İhmal edilecek nitelikte önemsiz. 

- olmak -^ uşag, usarj 

- tutmak -^ uşag, usag 
usan, usan -^ uşag, usag 

- gelmek Usanç, bıkkınlık gelmek. 

- olmak -^ uşarj, usarj 

- tutmak -^ uşag, usaıj 

- virmek Usandırmak, usanç ver- 
mek. 

uşaıj, usai), [ usan, usan ] 1. Gafil, gev- 
şek, tembel. 2. İsteksiz. 

- dutmak — ^ - olmak 

- olmak, [uşal olmak, uşal tutmak, 

- dutmak, usan, usan olmak, usan, 



usan tutmak, - tutmak] Bıkmak, 
gevşek davranmak, ihtiyatsız bu- 
lunmak, ihmal etmek. 

- tutmak 7> - olmak 

uşaglık, usaglık Gafillik, ihmal, tem- 
bellik, gevşeklik. 
uşmak -^ yoşmak 
uşukmak Aklı erecek hale gelmek, 
[usul] 

- boy Mütenasip, mevzun endam. 
uşullu Uslu, kibar, yumuşak, yol bi- 
lir. 

uş, [Üş] 1. İşte, şimdi. 2. Çünkü. 3. 
Ancak. 

- şunda Ha şurada, işte şurada. 
Hemen şimdi, derhal. 

- ... - Ha... ha... 
uşacık -> uşacuk 
uşaculı -> uşacuk 

uşacuk, [uşacık, uşacuh] 1. Uşak- 

çık, küçük çocuk. 2. Ufacık. 
uşağki Çocukluktaki. 
uşak 1. Ufak, küçük. 2. Çocuk. 

- devşek, [-döşek] 1. Çoluk ço- 
cuk. 2. Ufak tefek. 

- döşek ~> - devşek 
uşaltmak -> uşatmak 
uşandurmak -> uşatmak 
usanmak Kırılmak, parçalanmak, u- 

fanmak, dağılmak, kopmak, toz ha- 
line gelmek. 

uşatmak, [uşaltmak, uşandurmak] 
Parçalamak, ufaltmak. 

uşbu, [işbu] Bu, işte bu. 
- ara, [işbu ara] Bura. 
, [işbu işbu] Şöyle şöyle, şu şu. 

uşbula, [işbula] Böyle, böylece, işte 
böyle, bu şekilde. 

uşbular, [işbular] Bunlar. 

uşbuıja, [işbuıja] Buna. 

uşbunca Bunca. 

uşbunda, [işbunda] Burada, bu yerde. 

uşbundan, [işbundan] Buradan. 

uşbum, [işbum] Bunu. 

uşbunları, [işbunları] Şunları, bunları. 



220 



uyarılmak 



uşbımui), [işbunug] Bunun. 

- güji, [işbunug bigi, işbunui] gibi] 
Bu gibi, böyle. 

uşbıınurjla, [işbunugla] Bununla. 
uşda -^ üşde 
uşmak Uçmak. 
uşuşmak Üşüşmek. 
ut, ut ^ ud 

- yivi -> ud 
utalmak Utanmak (?). 
utanca k -> utansak 
utangan Çok utangaç, sıkılgan. 
utansak, [utancak] Mahcup, utangaç, 

sıkılgan. 

utdurmak Kumarda kaybetmek. 

utılmak -> utulmak 

utışmak Birbirini yenmeğe çalışmak. 

utızmak -> utuzmak 

utlu -> udlu 

utmak, [ütmek (11), yutmak (I)] 1. 
Yenmek, oyunda kazanmak. 2. Ya- 
rarlanmak. 

utulmak, [utılmak, ütilmek, ütülmek 
(I)] Oyunda yenilmek, kaybetmek. 

[uturu uturu] 

- - bakmak Dikkatli dikkatli, dik 
dik bakmak. 

utuzmak, [ utızmak, ütüzmek (I) ] 
Yutulmak, oyunda kaybetmek. 

uvacık -> uvacuk 

uvacuğ -> uvacuk 

uvacuk, [uvacık, uvacuğ ] Ufacık. 

uvağırak, [uvakrak] Daha küçük, 
pek ufak. 

uvak Ufak, küçük, kırıntı. 

- devek Ufak tefek, 
[uvâklu] 

- irOü Küçüklü büyüklü, irili ufaklı. 
uvakrak -> uvağırak 

uvalmak Ufanmak, parçalanmak. 
uvandurmak Ufaltmak, parçalamak. 
uvanık -> uvanuk 

uvanmak Ufanmak, kırdmak, parça- 
lanmak. 
uvanuk, [uvanık] Kırık. 
uvatmak Ufaltmak, ufalamak, kır- 



mak, parçalamak. 

uvra -> urva 

uvumlağı Kanaat veren. 

uvunmak -> uğunmak 

uya 1. Ahmak, sersem, bön, uysal, 
2. Tembel. 3. Arkadaş, kardeş. 

uyaca Muti, uysal (?). 

uyad -> oyad 

uyadlık -> oyadlık 

uyağ -> uyak 

uyağmak -^ uyakmak 

uyak -> uyak 

uyahmak -> uyakmak 

uyak, [uyağ, uyak] 1. Uyanık, uy- 
kusuz. 2. Uykusuzluk. 

uyakdurmak Gurup ettirmek. 

uyakmak, [oyağmak, uyağmak, uyah- 
mak] Gurup etmek, yıldız batmak. 
—a varmak Işığı kararır gibi olmak. 

uyalmak Utanmak, çekinmek. 

uyan, [oyan] Dizgin, gem^ yular. 

- tamağı Gemin ağza giren kısmı. 

- ıırmak Gem, dizgin takmak. 

- urulmak, [- vurulmak ] Gem, diz- 



gin takılmak. 
- vurulmak - 



urulmak 



uyandırmak -> uyandurmak 

uyandurmak, [uyandırmak ] 1. Yak- 
mak, ışığı parlatmak. 2. Uyarmak, 
ikaz etmek. 

uyanık -> uyauuk 

uyanlamak, [oyanlamak ] Hayvana 
gem vurmak. 

uyanlaumak, [oyanlamak] Ağzına 
gem takılmak, dizgin vurulmak. 

[uyanmak (I)] 

uyanı gelmek -> uyanu gelmek 
uyanıl gelmek, [uyanı gelmek] U- 
yanıvermek. 

uyanmak (11) , [oyanmak ] Işık parla- 
mak, yanmak. 

uyanuk, [uyanık ] Bilgih, haberli. 
- olmak Uyumamak, uykusuz kal- 
mak. 

uyarıcı Uyandırıcı, mürşit. 

uyarılmak (Işık) Yakdmak, partlatıl- 
mak. 



221 



uyarmak 

uyarmak, [uyatmak] 1. Uyandırmak, 
irşat etmek, ikaz etmek. 2. (Işığı) 
Parlatmak, yakmak. 3. Harekete 
getirmek. 
uyarmaklık İkaz, irşat, yola getirme. 
uyatmak -> uyarmak 
uy hu, [uyuku] 1. Uyku. 2. Rüya, düş. 
-81 almmaduk Uykusu geçmemiş, 
uykusımu alamamış. 
-ya varmak Uyumaya başlamak, 
uykuya dalmak, uyumak. 
uyımak -> uyumak 
[uyku] 

-sı uçmak Uykusu kaçmak. 
uykun Alamet, bayrak. 
uylaşmak Birbiriyle uyuşmak, uzlaş- 
mak. 
uyluk -> oyluk 
uymak Çatmak, sataşmak. 
uyucı, [uyucu] Tabi, uyuntu, dalka- 
vuk. 
uyucu -> uyucı 

uyağan, [üyügen ] Çok uyuyan, 
uyuklaşmak Birlikte uyuklamak, 
uyuku -> uyhu 

uyumak, [uyımak, uyımmak, uyuş- 
mak (I) ] 1. îçine maya karıştırılan 
yoğurt, süt ve pekmez gibi şeyler 
katılaşmak. 2. Kan pıhtılaşmak. 
uyundı, [uyundu, uyuntı] 1. Kendi 
basma hareket edemeyip başkasına 
uyan. 2. Tufeyli, asalak. 
uyundu — > uyundı 
uyuuıuak -> uyumak 
uyuntı -> uyundı 
uyur Uyuyan, uyumakta olan. 

-a urmak Uyur gibi görünmek. 
uyurlanmak Uyur görünmek. 
uyurulmak Uyutulmak. 
uyuşmak (I) -> uyumak 
uyuşmak (11) Birbirine uymak, bir- 
birine uygun düşmek. 
uyuşuk Pıhtdaşmış. 
uyuşımmak Uygun gelmek. 
uyutmak Sütü mayalayıp yoğurt ha- 
line getirmek, koyulaştırmak. 
uyuzlannıak Sokulup sürtünmek. 



uyuzlu Uyuz, uyuz hastalığına yaka- 
lanmış olan. 

uz 1. Ustaca, münasip, uygun, mu- 
vafık, doğru. 2. Usta, mahir, tec- 
rübeli, dikkatli, uyanık. 

- atıcı Nişancı. 

- dillü Güzel, düzgün söz söyleyen. 

- dirilmek Güzel geçinmek. 

- düşmek 1. Uygun gelmek. 2. U- 
yuşmak, imtizaç etmek. 

- elli -> - ellü 

- ellü, [- elli] Marifetli, hünerli, 
eli işe yatkın. 

- gelmek Uygun gelmek. 

- kişi AkıUı, mahir, temkinli. 

- söylemek Sözü düşünerek, tar- 
tarak söylemek. 

uzadusma -> uzadıya 

uzadıya, [uzadusma] Uzunluğuna, u- 

zunlamasma. 
[ uzak ] 

- sağın ç -^ uzun 

- uçmak Az zamanda uzun me&a« 
fe almak. 

uzamak Uzaklaşmak. 

uzanılmak Uzamak, uzatılmak. 

uzanmak Uzun sürmek, uzamak. 

uzatmak Uzaklaştırmak. 

uzdaşmak Uzlaşmak, uyuşmak, an- 
laşmak. 

uzkuş Kelebekkuşu. 

uzlık -> uzluk 

uzluk, [uzlık] 1. YumuşakLk, teen- 
ni, ihtiyat. 2, Ustabk, maharet, hü-ı 
ner. 4. Uyuşma, barışma, sulh. 
5. Kusursuz iş. 

uzrak Daha uygun, daha elverişli. 

uzun Uzunluk. 

- eylemek -> — kılmak 

- kılmak, [- eylemek] Uzatmak. 

- sağmç -> - sağış 

- sağış, [uzak şağmç, - sağmç] 
Tûl-i emel, bitmez tükenmez istek. 

- uzak Uzun uzadıya, sürekli. 
uzum uzum Uzun parçalar halinde, 

uzunlamasına. 
uzunsuz Hasıl-] kelam, kısacası. 



222 



u 



üce Yüce, yüksek, en üst. 
[ücret (Ar.)] 

-e tutmak Kiralamak, 
[üç] 

- günlücek Üç gün olan sürece. 

- karındaşlar Üç kardeş. 
üçgül Yonca, tirfil. 

iiçürdüm Üç telden örülmüş, üç kat 

edilmiş ip. 
üçürmek -^ öçürmek 
[üf] ^ 

- dimek Üflemek. 
ügi -> ügü 
ügrimek -^ ügrüıuek 

iigrümek, [ügrimek, ügülemek] Sal- 
lamak, ırgalamak. 

ügrümük Beşik ve salıncağın sallan- 
ma merkezi. 

ügrünmek Irgalanmak, sallanmak. 
ügrüni ügıüni Salına salma. 

ügü, [ügi] Baykuş türünden olan pu- 
hukuşunun bir çeşidi. 

ügülemek -> ügrümek 

ügünmek ^ ügüşmek 

ügürtlemek, [ üvürtlemek, üyüi'tle- 
mek] iyisini seçmek, tercih et- 
mek. 

ügürtlenmek, [üvürtlenmek ] Seçil- 
mek. 

ügüşmek, [ügünmek] 1. (Kan) Pıh- 
tılaşmak. 2. (Diş) Kamaşmak. 

iUeşdirilmek Paylaştırılmak, bölüştü- 
rülmek. 

üleşdirmek -> üleşdürmek 

üleşdürmek, [ üleşdirmek ] Paylaştır- 
mak, bölüştürmek. 

üleşik -^ iUeşük 

üleşmek Paylaşmak, bölüşmek. 



üleşük, [üleşik] 1. Hisse, pay. 2. 
Taksim, pay etme, dağıtma. 

ülger Kumaşın yüzü, havı. 

üli -> ülü 

üliş -> ülü 

ülitmek -^ yülütmek 

Ülker Süreyya yıldızı. 

ülp Erkek hayvanın cinsel organı. 

iUpermek Ürpermek. 

ülü, [üli, iUiş, iilüş] Hisse, pay, kıs- 
met, kısım, bölük. 

iüük İbrik emziği. 

iüüklemuek Filizlenmek. 

iUülü Hisseli, kısmetli, nasipli. 

iilüş -> iUü 

iUütmek -^ yiüütmek 

ün 1. Ses, yüksek ses, nida, avaz, 
şada. 2. Şöhret, şan. 

- boğulmak Ses kısümak. 

- çekmek Bağırmak, haykırmak, 
feryat, figan etmek. 

- dartmak Ses çıkarmak, bağırmak. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek] Bağırmak, 
haykırmak, seslenmek, ses çıkar- 
mak, çağırmak. 

- kopmak Ses yükselmek. 

- salmak Haber göndermek. 

- uımak Yüksek ses çıkarmak, ba- 
ğırmak, haykırmak. 

- virmek Seslenmek, ses çıkarmak. 
ündemek, [indemek, ünlemek, ün- 

uemek] Seslenmek, çağırmak, da- 
vet etmek. 

ünegi -> önegii 

ünlemek -> ündemek 

ünleşmek Birbirine bağırmak, bağı- 
nşmak. 



223 



iinuemek 



imnemek -^ iiııdeinek 

ünüge Tartısı yerine göre değişen bir 

ağırlık ölçüsü, nügü. 
ürjük Hançere. 

- başı Boğaz deliğinin başladığı yer. 
ürilmek -> ürülmek 

ürki -> üi'kii 
[ ürkmek ] 

ürke düşmek Birdenbire ürkmek. 
ürkü, [ürki] 1. Korku, heyecan, 

2. Bela, musibet, kargaşalık, panik. 
ürkülik Tehlike, kendisinden korkulan 

şey, fitne, karışıklık. 
[ ürkün ] 

- taşı Dam kenarına sıralainan kor- 
kuluk taşı. 

ürküudülük Panik. 

ürmek (I), [üvürmek] Üfürmek, üf- 
lemek. 

ürmek (II) Seçmek, ayırmak. 

ürpek Ürpermiş. 

ürpeleşmek Kaynaşmak, harekete gel- 
mek. 

üm -> örü (11) 

ürükmek Çıban sıçrayıp çoğalmak. 

ürülmek, [ürilmek] 1. Üfürülmek, 
üflenmek. 2. Şişirilmek. 

ürün -» ürür) 

ürür), [ürün] 1. Mahsul, kır otu. 2. 
Süt ve sütten elde edilen maddeler. 

üründi -» üründü 

üriindilemek -> üründülemek 

ürüüdilenmek -^ üründülenmek 

üründü, [üründi] Sekilmiş, seçkin, gü- 
zide, mümtaz, en iyi. 

- eylemek ^ - kılmak 

- kılmak, [- eylemek ] Seçmek, ih- 
tiyar etmek. 

- olmak Seçilmek, seçkin, mümtaz 
olmak. 

üründülemek, [üründilemek ] iyisini 

seçmek, iyisini yeğlemek. 
üründülenmek, [üriindüenmek ] Seçü- 

mek, ihtiyar olunmak. 



üründülü Seçkin. 
ürüsüz Ürün vermeyen. 
üs Üst. 

üsküf Başlık, serpuş. 
[ üsküli ] 

- bezi İnce, yumuşak keten bezi. 
üsküre (-^ Far. üskere) Ağzı yay- 
vanca kap, toprak çanak. 

üşmek Yetişip büyümek. 
üsne Üstüne, üzerine. 
[üst] 

- gelmek Üstün gelmek, galebe et- 
mek.^ 

- giyesi -> üstlük 

-ine ağlamak Ölüsüne ağlamak. 
-ine almak Üzerine, çevresine top- 
lanmak, yığılmak. 
-ine girmek Yamna girmek, katma 
varmak. 

-ine sürmek -» üzeri 
-ine üşmek Çevresine, üzerine top- 
lanmak. 

üstesi Üstelik olarak ödenen, üste ö- 
denen. 

üstlük, [üst giyesi] En üste giyilen 
giysi. 

üstün Üst, üstteki. 

- ellü Qalip. 

- yan Üst yan, yukaıı taraf. 
[üstün (■<r- Far. sütün)] 

- ağacı Üzerine yapımn çatısı o- 
turtulan büyük direk. 

iistünki Yukanki. 

üstünköyi Üstünkörü. 

üş -> uş 

üşde, [uşda, üste] İşte. 

üşegen Çok üşüşen, şiddetle üşüşen. 

üşek Vaşak, kırkedisi. 

üşelemek Kişelemek, kış diye kov- 
mak. 

üşendirmek -^ üşendürmek 

üşendürmek, [üşendirmek] Tedirgin 
etmek, rahatsız etmek. 

üşengen Tembel, çok üşenen, ihmalci. 



224 



üzıniık 



Üşengenlik Tembellik, 

üşenmek 1. Üzülmek, sıkılmak, raha- 
tı kaçmak, tedirgin olmak. 2. Çe- 
kinmek, sakınmak, korkmak. 3. U- 
sanmak, bıkmak. 

üşilenmek Yelpazelenmek, nefes, ha- 
va vermek, üflemek. 

üşimdi Şimdi, şimdiye dek. 

[üşmek] 
üşe gelmek Topluca gelmek, topla- 
nıvermek, üşüşmek. 

üste -» üşde 

- ma Al, işte. 

üşündi, [üşünti, üşüntü] Üşüşme. 

- eylemek -» — itmek 

- itmek, [- eylemek] Üşüşmek. 
üşünti -» üşündi 

üşüntü -> üşündi 

üşürmek Üşüştürmek, musallat et- 
mek. 

üti Ütü. 

ütUmek -> utulmak 

ütme Kabuğuyla birlikte alev içine 
atüarak pişirilmiş taze buğday ve 
nohut, firik. 

ütmek (I) 1. Taze buğday ve nohudu 
kabuğuyla alevli ateşe atarak kebap 
etmek. 2. Kıllarını yakmak için a- 
levden geçirmek. 

ütmek (H) -» utmak 

ütülmek (I) -» utulmak 

ütülmek (II) Taze buğday ve nohut 
kabuğuyla , alevli ateşe atılarak ke- 
bap edümek. 

ütüzdiirmek Kumarda oyunu kaybet- 
mesine neden olmak. 

ütüzmek (I) -> utuzmak 

ütüzmek (11) Kumarda oyunu kay- 
betmek. 

üvez -> üyez 

üvezağacı Karaağaç. 

üvürmek -> ürmek (I) 

üvürtlemek -> ügürtlemek 

ÜYÜrtlenmek -> ügürtlenmek 



üyez, [üvez] Sivrisinek, atsineği, eşşek- 
sineği, tatarcık, büvelek. 

üyimek, [üyümek] Uyumak. 

üyitmek, [üyiitmek] Uyutmak, 

üyügen -> uyuğan 

üyük, [hüyük] 1. Üst üste toprak 
yığılarak meydana^gelmiş olan ve 
kazı ile içerisinden eski eserler çı- 
karılan yapma tepecik. 2. Bostan 
korkuluğu, oyuk. 

üyiimek -> üyimek 

üyümezlenmek Uyumaz görünmek. 

üyürtlemek -> ügürtlemek 

üyüîmek -> üyitmek 

üzegü Üzengi. 

- germek -> üzengü 
[üzengü] 

- germek, [üzegü germek J Şiddetle 
karşı koymak, at üstünde kahra- 
manca savaşmak. 

[üzer] 

- yir Üst taraf. 

üzere 1. Üzerine, üzerinde. 2. Müd- 
detçe, süresince, değin. 

[üzeri] 

-ne komak ...e memur etmek. 
-ne olmak Ciddi tutmak, ihmal et- 
memek, üzerine düşmek. 
-ne sürmek, [üstüne sürmek] Israr 
etmek, üstelemek. 
-ne uğramak, [-n urmak] Üzeri- 
ne yürümek, saldırmak, hücum et- 
mek. 
-n urmak -> -ne uğramak 

üzgeç Yüzgeç. 

üzilmek -> üzülmek 

üzkes Elbette, kesinlikle, kesin ola- 
rak, asla. 

üzlemek izlemek, takip etmek. 

üzmek 1. Koparmak, kazmak, kes- 
mek, bozmak, ayırmak, uzaklaştır- 
mak. 2. Yüzmek. 

üznük İyileşmeğe yüz tuttuğu sırada 
yeniden hasta olan. 



225 



[ üzre ] 

-sinde -> -sine 

-sine, [-sinde] Üzerine, üstüne. 

üzülmek, [üzilmek] 1. Kopmak, ko- 
parılmak, kırılmak, kopup dağıl- 
mak, bozulmak, kesilmek, sökül- 
mek, uzaklaşmak. 2. Yüzülmek. 3. 
İlgiyi, ilişkiyi kesmek. 4. İyileşme- 



ğe yüz tuttuğu halde yeniden has- 
talanmak, 

iizülüp kesilmek İlgiyi, ilişkiyi kes- 
mek, tümüyle ayrılmak. 

[üzün] 

- kılmak İlgiyi, ilişkiyi kesmek. 

üzüşmek Bir şeyi kendi aralarında 
bozmak. 



226 



V 



va Vay, feryat, ah ü zar. 
[vaf vaf] 

- - ürmek Köpek hav hav diye 
havlamak. 

[vakt (Ar.)] 

-1 diizünmek Güzel vakit geçirmek. 
-ini düzmek Güzel vakit geçirt- 
mek, gönlünü hoş etmek. 

vala -> bala (11) 

Vangüli Akgül. 

var (I) 1. Varbğı, mevcudiyeti. 2. 
Hepsi, olancası, mevcudu. 3. Olan- 
ca, hep. 4. Servet, mal, varbk. 

- degül Yok. 

-mı unutmak İnsan kendi varhğmı 
kaybetmek, fenafülah mertebesine 
erişmek. 

- idügi -> varduğı 

- imisse, [- imişse] Var idiyse. 

- imişse -> - imisse 

- ise İhtimal ki, belki, galiba, olsa 
olsa, zannımca. 

- midur Adete uygun mudur,, caiz 
inidir, layık mıdır. 

- ola Olsa gerek. 

- olmak Bulunmak. 

- yimez Pinti, hasis, cimri. 

var (11) 1. Hadi, haydi, durma. 2. 
Sakın (olumsuz eylemlerle birbkte 
kullanılır). 

- imdi Haydi artık. 
varca Mevcut, olanca. 

-lan Cümlesi, olancası, ne varsa 
hepsi. 

varcası, [varmcası, varisi] Olancası, 
mevcudu, ne varsa hepsi, tümü. 

varduğı, [vanduğı, var idügi] Oldu- 
ğu, bulunduğu, mevcudiyeti. 

varduğmca (I), [vardukca, vardukça] 



Gittikçe, gitgide. 

varduğmca (ü), [varmca] Olanca,... 
ile, bütün ... ile. 

varduğmdan Gittikten. 

vardukca -> varduğmca (T) 

vardukca -> varduğmca (I) 

vanduğı -> varduğı 

vanm Gidiş, varış. 

varınca -> varduğmca (11) 

varmcası -»- varcası 

vanm, [vamı] Olduğunu, bulundu- 
ğunu. 



vansı 



varcası 



vanşmak Yarışmak (?). 

vanşup gelişmek Birbirine gidip 
gelmek. 

varlı -> varlu 

varlu, [varh]Varlıldı, zengin. '' 
- varınca Gücü yettiği ölçüde. 

varmak 1. Geçmek, maziye karışmak. 
2. Gitmek, yürümek. 3. Yok ol- 
mak, zail olmak. 4. Hücum etmek, 
saldırmak. 

vara görmek Götürmek, ulaştır- 
mak. 

vara vara Gittikçe, gitgide. 
varı geli Vara gele, gide gele. 
van görmek Gitmek, gidedurmak. 
van turmak Sürekli olarak gitmek. 
van van Gide gide, gitgide. 
varur olmak Gidecek olmak, git- 
mek istemek. 

varmalu Gitmeyi gerektiren. 

varmışa -> varmışsa 

yarmısadı -> varmışsa 

varmışsa, [varmışa, vanmsadı, var- 
mışsa] Olsaydı, olsa, bulunsa. 

varmışsa -> varmışsa 

vamı -> vanm 



227 



varsa İhtimal ki, olsa olsa. 

varsak 1. Eski savaş araçlarından 
bir çeşit yatağan, kısa kılıç. 2. Taş- 
çıların taş kırdıkları büyük çekiç. 

var şama -^ m arsama 

vamrak 1. Gitgide. 2. Vararak, gide- 
rek. 

varya Çekiç, tokmak. 

vatanlandurmak Yurtlandırmak, yer- 
leştirmek. 

vay Eyvah . 

- aga Yazıklar olsun ona. 

- sağa Yazıklar olsun sana. 

- size Yazıklar olsun size. 
vayki Öfkeyle, köpürerek. 
[vâz(Far.)] 

- gele Vazgeç, bırak, bırakıver. 

- gelmek Vazgeçmek, feragat et- 
mek. 

- getürmek Vazgeçirmek. 
[vekil (At.)] 

- dikmek Vekil etmek. 

verbimek ^>- viribimek 

vereplenmek Aykın bir yana yönel- 
mek. 

vergi -> vîrgü 
veribimek -^ viribimek 
veribinilmek -^ viribiiıilmek 
verim 1. Veriş. 2. Vergi. 



verinilmek .-^ virinilmek 

virbimek -> viribimek 

vire Amana gelme, yenilgiyi kabul 
etme, üzerinde savaşılan şeyi ver- 
me. 

- eylemek Veriştirmek, bir kimseyi 
bol bol azar, tokat gibi şeylere ma- 
ruz bırakmak. 

- itmek Teslim olmak, teslim bay- 
rağı çekmek. 

viresi Veresiye. 

vîrgü, [vergi] İhsan, bahşiş, bağış 

viribimek, [biribimek, verbimek, veri- 
bimek, virbimek] Göndermek, irsal 
etmek. 

viribhıilmek, [veribinilmek] Gönderil- 
mek. 

virinilmek, [veriuilmek] Verilmek. 

virmek 1. Vermek. 2. Göndermek. 
virü gelmek Verip gelmek. 
virü gelüp durmak İleriden beri 
vermek, veregelmek, sürekli olarak 
vermek. 
virüp alma Alışveriş. 

vurgun Baskın, düşman saldırısı. 

vurğımlık Çahnan eşya. 

vurmak (Yakı) Yapıştırmak. 

vur itmek Vurmak, vur emri ver- 
mek. 



228 



Y 



ya (I) Yay, ok atılan yay. 
[ya (H)] (^Far. yâ) 

- budur ki... - budur ki Ya... ya da. 

- dakı Yahut, 
yab -> yap yap 

> yap yap 

yaban (^<- Far. yâbân) 1. Issız kır, 
ova, insandan boşalnuş yer. 2. Ya- 
bancı. 3. Dışan, başka ülke. 
-a atmak Dikkate almamak, hiçe 
saymak, değer vermemek. 

- âdemisr Gulyabani. 
-a gitmek Heder olmak. 

-a oturmak Kırda aptes bozmaya 
oturmak. 

-a salmak 1. Kıra, açığa salıver- 
mek, atmak, serbest bırakmak. 2. 
Bertaraf etmek, savmak, savuş- 
turmak. 

-a söylemek Temelsiz şeyler söy- 
lemek, hezeyan etmek. 

- atı Yabani at. 

-a varmak Aptese çıkmak, dışarı 

çıkmak. 

-da komak Yabancı sayıp dışarıda 

bırakmak. 

- dutınak Kırlara düşmek. 

- eri Taşrada büyümüş, yetişmiş 
kimse. 

-1 depmek Kırda bayırda dolaşmak. 

- oğlanı Gelişigüzel yetişmiş, eği- 
tilmemiş genç. 

- taşı Adi taş. 

- yazı, [yazı -] Kır, ova, sahra. 

- yir, [- yiri] Çöl, kır. 

- yiri -^ - yir 
[yabancı] 

- gözcisi Kır bekçisi, bağ bekçisi. 



yabandan Yabancı. 

yabanitirfil Karayonca, dağyoncası. 

yabankeçisi Dağkeçisi. 

yabanşığın Dağöküzü. 

yabca -> yapça 
-> yap yap 

yacan Utanma, çekinme, korku. 

yacanmak Çekinmek, kaçınmak, sa- 
kınmak. 

yad Yabancı, ecnebi, garip. 
-a kalmak Mahrum kalmak. 

- dutmak -> - itmek 

- eylemek -> - itmek 

- il Yabancı ülke, gurbet. 

- itmek, [- dutmak, - eylemek, - 
kılmak ] Yabancı saymak, uzak 
tutmak. 

- kılmak -> - itmek 

- oğul Evlathk, üvey oğul. 

- olmak Yabancı duruma düşmek, 
uzak olmak, mahrum olmak. 

- söz Başkasına ilişkin söz. 

- yir Yabancı yer, gurbet. 

ya damak Mustarip olmak. 

yadataşı Eskiden usulüne göre kul- 
lanılınca yağmur yağdırdığına ina- 
nılan bir ta§, yağmurtaşı. 

yadlık Yabancılık, ayrı gayrdık. 

yadlu -> yatlu, yatlu 

yağadılanmak Yağh, kirli hale gelmek. 

yağağan Çok yağıcı. 

yağalur Yağışlı hava. 

yağanakh Şiddetli sağanak. 

yağanmak 1. Kin bağlamak, düş- 
manbk duymak. 2. Horozlanmak, 
kafa tutmak, atıp tutmak. 

yağar -> yağış 

yağbağır 1. Koyunun bağırsağı içine 
doldurulan kıyılmış ciğer ve içya- 



229 



yağcnınnıgı 



ğıyla yapılan yemek. 2. Munibar 
içine doldurulan kıyılmış ciğer ve 
içyağı. 

yağcumruğı -> yağcıımur 

yağcıımur, [yağcmnruğı ] Yağb ek- 
mek. 

yağdan Yağ kabı, yağdanlık. 

yağı Düşman. 

yağılık, [yağuluk] Düşmanlık. 

yağır 1. Hayvanların sırtında çıkan 
yara. 2* Sırtı yaralı (hayvan). 

yağırhk Eyerin altına konulan keçe. 

yağımı -> yağrin 

yağış, [yağar] Yağmur. 

yağhk Mendil, peşkir, bez parçası. 

[yağma (Far.)] 

— salmak Yağma etmek üzere sal- 
dırmak. 

-ya boşanmak Yağma için saldır- 
mak. 

yağmacur Bir çeşit tatlı. 

[yağmur] 

-dan içer Ancak yağmur suyu içen 
susuz (toprak). 

yağmurcageyigi Dağsığırı, bir çeşit 
sığın geyiği. 

yağmurlanmak Varbk ve bolluk için- 
de olmak. 

yağnış Yanbş. 

yağördegi Yağda kızartılmış bağır- 
sak dolması. 

yağrık Üzerinde et ve odun gibi şey- 
ler parçalanan kütük. 

yağrm, [yağırnı] Sırt, surtm yukarı 
kürek kısmı. 

- küreği Kürek kemiği. 
yağnnlaşmak Birbirine arka olmak, 
yağuluk -> yağılık 

yaha Yaka. 

yahılmah Yakdmak, yanmak. 

ya^m Yakın. 

- kılmak Yaklaştırmak, 
yahınmak Yakılmak, kendini yak- 
mak. 



yalamak -> yakışmak 

yahlaşmak Yaklaşmak. 

yahmak Yakmak. 

ya^şı, [yahşi, yakşı] İyi, güzel. 

yahşılığ ^ yahşilik 

yahşilik, [yahşılığ, yal^şilik] iyilik. 

ya^şi -> ya^şı 

yahşilik -> yal^şılık 

yaj^şurmak Tespit etmek, yerleştir- 
mek. 

yahta Eskiden kavuğun tepesine dik- 
tikleri düğme. 

yahtu Nur, şule, aydınbk. 

ya^tulanmak Nurlanmak. 

yaj^tulık Nur, aydınlık. 

yahtulu, [yakdulu] 1. Işıkb, nurlu, 
parlak, aydın. 2. Tatb, güzel. 

yâ^u, [yâj^uz] (-<- Far. yâ-J^od) Ya- 
but. 

[yâhû (Ar.)] 

- itmek Seslenmek. 

- seni Seni Allab'a ısmarladık. 
yâhuz -> yahu ' 

[yaka] 

-sı açılmaduk söz işitilmedik söz. 
-8UZ kalmak Pek züğürtlemek. 

^ya gelmek -> ya olmak 

— -ya olmak, [ ya gelmek] Bo- 
ğaz boğaza gelmek, yaka paça ol- 
mak. 

-yâ urmak Kıyıya atmak. 
-yi dutmak Bir yana çekilip git- 
mek. 

yakağan Çok yakan, pek yakan. 

yakdulu -> yahtulu 

yakılmak 1. Son derecede mahzun 
olmak. 2. Derin bir sevgi duymak. 
3. Yanmak. 4. Yapıştırılmak. 

[yakm] 

- getürmek Yaklaştırmak. 

- irmek Yaklaşmak. 

- olmak Yaklaşmak. 

- varmak 1. Yaklaşmak. 2. Cin- 
sel ilişkide bulunmak. 



230 



yalflnfamak 



yakıncak Yakıncacık, pek yakın, çok 

yakın. 
[ yakınlıcık ] 

- itmek Yakınbk göstermek. 
[ yakınlık ] 

- kılmak, [yakmnık eylemek] Cin- 
sel ilişkide bulunmak. 

yakınmak Kına yakmak, 
[yakmmk] 

- eylemek -> yakmlık 

yakıotı Kmdıra ve hasırotu denilen 
bir saz. 

yakışaklı Uygun, yeğ, evla. 

yakışdurmak Yaklaştırmak. 

yakışık Uygun, münasip, yakışmış. 

yakışmak, [yahışmak ] Yaklaşmak, 
meyletmek. 

yaklanmak Yaklaşmak. 

yakmak 1. Yaklaşmak. 2. Yaklaş- 
tırmak. 

yakşı -> yahşi 

yaku Yakı. 

- urmak Dağ basmak. 

yal (I), [yalı, yeli, yili] Yele, hay- 
vanlarda boyun üzerindeki saç. 

yal (II) Köpeğe verilen yiyecek. 

yalabıdak Birdenbire, şimşek gibi hız- 
la. 

yalabık, [yalabuk] Parlak. 

yalabımak, [yalabumak ] Parlamak, 
parıldamak. 

yalabıtmak Parlatmak, parddatmak. 

yalabuk -> yalabık 

yalabumak -^ yala,bımak 

yalakımak -> yalıkmak (I) 

yalama (I) Güneşten ya da hastahk- 
tan dudakta beliren yara, dudak 
yarığı. 

[yalama (II) ] 

- tuzı Kayatuzu. 

yalamtık Yalayacak kadar, pek az. 

[yalam yalam] 

eylemek Dilini çıkarıp dudak- 
larını -yalar gibi yapmak, açgözlü- 
lükle yalanmak. 



yalan Yalancı, vefasız, sözünde dur- 
maz. 

- bezemek Yalan uydurmak. 

- çıkarmak Yalan isnat etmek. 

- eylemek Yalancı çıkarmak. 

- kılmak Yalanlamak, tekzip et- 
mek. 

- tamkhk virmek -> - tanuklık 
virmek 

- tanuklık vîrmek, [ — tanıkhk vir- 
mek] Yalancı şahitlik yapmak, ya-- 
lan şahadette bulunmak. 

yalanlamak, [yalannamak ] Tekzip et- 
mek, yalan ya da yalancı olduğunu 
söylemek. 

yalanlanmak Yalan ya da yalancı ol- 
duğu söylenmek. 

yalanluk Yalan söyleme. 

yalannamak -> yalanlamak 

yalansuz Doğru. 

yalarjuz, [yalavuz, yalğuz, yalurjuz] 
Yalnız. 

yalap yalap Parıl parıl, alev ve ışık 
saçarak. 

itmek, [- - yanmak] Parıl 

panl parlamak. 
. - — yanmak -> - — itmek 

yalavaç Peygamber, haberci, elçi. 

yâlavaçlık Elçilik. 

yalavuz -> yalarjUZ 

yalçı -> yalçu 

yalçın Cilah, parlak. 

yalçu, [yalçı] Alçı. 

yaldak, [yaltak] Riyakâr, dalkavuk, 
mürai. 

yaldaklanmak, [ yaldalanmak, yaldan- 
mak] Yaltaklanmak, riyakârhk et- 
mek, yaranmak, hoşa gidecek ha- 
reketler yapmak. 

yaldalanmak -> yaldaklanmak 

yaldanmak -> yaldaklanmak 

yaldıragan Çok parlayan, parıldayan. 

yaldırak Ak, parlak, ışıklı. 

yald ıramak (I) -^ yıldırama k 



231 



yaldıramak (ü) Parlamak. 
yaldmş Parlayış, panltı. 
yaldır yaldır Panl parıl. 
yalğuz -^ yalaijuz 
[yalğuzek] 

- dür Dürr-i yetim. 
yah ^ yal (I) 

yalıkmak (I), [yalakımak, yalkmıak ] 
Dişi köpek ve kedi erkek istemek, 
erkek isteyen dişi, erkeğin çevre- 
sinde dolaşmak. 

yalıkmak (ü) -^ yılıkmak 

yablıkurt Sırtlan. 

yalım (I) Derece, mertebe. 

-1 alçak 1. İtibarı düşük, mevkii 
olmayan. 2. Yüzü yerde, yumuşak 
huylu, alçak gönüllü. 3. Yüksek- 
liği az, yassı, yaygın. 

yalun (ü), [yalum] Yalçm, sarp, 
sarp yer- 

yalm -> yalıg (III) 

- yüzlü -^ yabg (HI) 
yalıi) (I) Yalçm, sarp. 
yahi) (n), [od yalıgı] Alev. 

-1ar oynamak Alevler dalgalanmak. 
yalıg (Di), [ yalın ] Çıplak, açık, kap- 
sız, örtüsüz. 

- aç Çıplak, yoksul, muhtaç. 

- bıçak -^ — kılıç 

- kat 1. Tek kat. 2. Zayıf, cılız, 
zarif. 

- kılıç, [- bıçak] Eamndan sıyrıl- 
mış kıbç, bıçak. 

- yüzlî -> — yüzlü 

- yüzlü, [ yalın yüzlü, - yüzli ] Tüy- 
süz, parlak yüzlü. 

yalıncağ -> yalmcak 
yalıncak, [yalıncağ] Çıplak, üryan, 
cascavlak. 

- eylemek Soymak, çıplatmak. 
yalıijlandırmak Alevlendirmek. 
yahijlanmak Parlamak, ışıldamak, ı- 

şık saçmak, alevlenmek. 
yahijlaşh Parlayan, parlak, ışıkb. 



yalıijlatmak Alevlendirmek. 
yahijhk Çıplakbk. 
yalmmak Yaltaklanmak. 
yalkunak -^ yalıkmak (I) 
yalmak Kaftan. 

yalman Kıbcın, kamanın, bıçağın, 
mızrağın, süngünün ağzı ya da ucu. 

- göstermek Kınından çekilmiş kı- 
bç göstermek. 

yalmanlı Sivri, keskin. 

yalmanınak 1. Yalanmak, yalamp yi- 
yecek şey aramak. 2. Bir şey iste- 
mek. 

[yalıjız] 

- başı ile Yalnız başına, tek başına. 
yalijizm -^ yaluijuzın 

yalpak 1, Şaşkın, beceriksiz. 2. Pis 
kıyafetli. 

yaltak -^ yaldak 

yalum -^ yalım (H) 

yaluijuz -^ yalaijuz 

yaluijuzça Biricik. 

yaluijiızın, [yalgızın] Yalnız olarak, 
tek başına. 

yaluijiızsamak Yalnızlık duymak. 

yalva Bıldırcın. 

yalvanşmak Birçok kimse bir ağız- 
dan yalvarmak. 

[yalvarmak] 

yalvan mısın? Yalvanr rnısm? 

yam At, menzil atı. 

yama Yamabk. 

yamacı Ayakkabı yamayan. 

yamaç Karşı, mukabil. 

yamamak İlhak etmek. 

yaman 1. Kötülük, fenalık, musibet. 
2, Fena, kötü, boş olmayan. 3. 
Şiddetli. 

- sanmak Kötülük düşünmek, kö- 
tü düşünce beslemek. 

yamandırmak Yanaştırmak, 
yamanlamak Kötülemek, hakkında 

kötü söylemek. 
yamanlık Kötülük, fenabk. 



232 



yanınea 



yamanmak Meyletmek, yanaşmak ( ?). 

[ yamsı yumsu] 

olmak Şaşalamak, şaşkınhktan 

süklüm püklüm olmak, ezilip bü- 
zülmek. 

yan (I) Cep, kemer, kese. 

[yan (II)] 

- başmak Yanında yer almak, ya- 
nım tutmak. 

- dİYidi Mürekkepliğine yapışık o- 
lup, içine kalem konulan borusu ku- 
şak arasına sokulup taşman maden- 
den yapılma divit. 

- gitmek Muhalif harekette bulun- 
mak, abşmaya yanaşmamak. 

-m almak Yanma yaklaşmak, ya- 

nımnda bulunmak. 

-mda kalmamak Yanına kalmamak. 

-in dönmek Yan tarafa dönmek. 

-m -in Yan yan. 

-m -^ın yürümek -» -in yürümek 

-m yatmak Yan üstü yatmak. 

-in yürümek, [-m -m yürümek] 

Yan yan yürümek. 

- virmek Yan çizmek, uzak dur- 
mak, arka çevirmek, kaçınmak. 

yağa 1. Taraf, cihet, yön. 2. Tarafa, 
3. Tarafta, yanda. 4. Taraftan, yan- 
dan. 

yaijada Tarafta, yanda. 

yaijadan Taraftan. 

yaijaduı 1. Taraftan. 2. Tarafa. 

yanağrısı Zatülcenp. 

yanar Ilıca, kaplıca. 

yağarak Daha öteye, öbür yana. 

yagaru Yan, yan tarafa. 

yaijası Tarafı, yanı. 

ya r| asma Tarafına. 

yanaşdırma Tâbi, mühmel lafız. 

yanaşdırmak Hizmete, hizmetçiliğe 
vermek. 

yanaşı Bitişik, yanaşık. 

- oturmak Bitişik oturmsk. 
yanaşma Tufeyli. 



yanaşmak 1. Hizmete durmak. 2. 
Erişmek, ...değerine ulaşmak. 

yagaya Tarafa, yana. 

yanaz -> yagaz 

yagaz, [yanaz, yaguz] İnatçı, aksi, 
huysuz, kavgacı. 

yanazlık İnatçıbk, aksilik, yaramaz- 
lık, hırçmhk. 

yanbaşdı Geminin yanı, borda. 

yanbaşı, [- ağrısı] 1. Kalça kemiği- 
nin üst başı, uca. 2. Siyatik. 

- ağrısı -> - 

- gelmek 1. Tokuşmak, çarpışmak. 
2. Denk, eşit olmak. 

- urmak Çarpmak, kalça ile vur- 
mak. 

yancık -> yancuk 

yancıklı Sağrısı büyük olan. 

yancdmak -> yencilmek 

yancımak -> y enemek 

yancucuk -» yanlucuk 

yancuk, [yancık] 1. Kese, torba, bo- 
yundan geçirilerek yana asılan çan- 
ta. 2. At zırhı, çukal. 3. Oturak 
yeri, sağrı, kıç. 

yandık -» yanduk 

yandırmak -» yandui'mak 

yanduk, [yandık] Devedikeni, yaba- 
nieııginar. 

yandurmak, [yandırmak ] 1. Yakmak, 
tutuşturmak. 2. Tutuşturmak, ve- 
ri vermek. 

yandurımılmak Yakılmak. 

yangı -> yanku 

yangılanmak -» yankulanmak 

yanğu -> yanku 

yangım -> yankım 

yanıç yanıç Yan yan, yana doğru. 

yanıkara Karakabarcık, şarbon. 

[yağılmak] 

yaijilup yazmak — > yazmak (II) 

yagiltmaç Yamltıcı, şaşırtıcı söz, lu- 
gaz, bilmece. 

yanınca Yanında, beraberinde. 



233 



yanıtmak 



yanıtmak Cezayı karşılamak (?). 
yankı ->. yanku 
yankılanmak ~> yankulanmak 
yanku, [yangı, yanğu, yankı, yaıjku, 

yagu] Aks-i şada, ses yansıması. 
yagku -^ yanku 
yankulamak ~> yankulanmak 
yankulandurmak -^ yankulatmak 
yankulanmak, [yangılanmak, yankı- 
lanmak, yankulamak] Aks-i şada 
çıkarmak, ses yansımak. 
yankulatmak, [yankulandurmak] Yan- 
kı ile çınlatmak. 
yankım, [yanğun] Yanmış, yanık. 
yanlamak Zarardan korunmak için 

bir tarafa sıvışmak. 
yanlaşmak Yaklaşmak, yanaşmak. 
yanlucuk, [yancucuk] Kesecik, küçük 
yan çantası. 

yanmak Dert dökmek, şikâyette bu- 
lunmak. 

yansılamak, yagşılamak 1. Taklit et- 
mek. 2. Karşı gelmek, karşılık 
vermek. 

yagşak Çok sözlü, boşboğaz, geveze. 

yagşamak, [yagşamnak] Saçma sa- 
pan söz söylemek, gevezelik etmek 

yagşanmak -> yagşamak 

[yanu] 

-itmek, [-kılmak] Azarlamak, 
tekdir etmek. 

- kılmak ~> - itmek 

- yanmak Dert yanmak, dert dök- 
mek, şikâyette bulunmak. 

yagu ~> yanku 

yanud ~> yanut 

yanut, [yanud ] Mükâfat, karşılık, ivaz. 

yai]uz ~> yagaz 

yapağılu Sık, birbirine girmiş. 

yapalak Baykuş. 

yapamak ~> yapmak 

yapayı komak -> yapayu komak 
yapayu komak, [ yapayı komak ] 
Kapatıvermek, kapah bırakmak. 

yapanmak ~> yapmmak 



yapa yapa Lapa lapa. 
yapcâ yapca ~> yap yap 
yapça, [yapca] Yavaş, yavaşça, ses- 
sizce 

- - ^ yap yap 
yapdurmak Kapattırmak. 
yapı ~> yapu 
yapıcı ~> yapucı 
yapık ~> yapuk 
yapıkmak ~> yapılmak (II) 
yapıldak ~> yapuldak 
yapılmak (I) Kapanmak, örtülmek. 
yapılmak (II), [yapıkmak] Karışmak, 

keçeleşmek. 
yapmdırmak Elde ettirmek, alıştır- 
mak, yetenekli duruma getirmek. 
yapmmak, [yapanmak] 1. Kendisi 
için yapmak. 2. Kapanmak, kapa- 
tılmak, örtülmek. 3. Hazırlanmak, 
davranmak. 4. Örtünmek, bürün- 
mek. 
yapışacak Sap, kulp, bir şeyin elle tu- 
tulacak yeri. 
yapışak Yapışkan. 

yapışdu-mak Yamamak, yakınlaştır- 
mak. 
yapışmak Bulaşmak, kirli bir şey sü- 
rülmek. 
yapmak, [yapamak] Kapamak, ka- 
patmak, örtmek. 
yapracuk Yaprakçık, küçük yaprak. 
yapn Düşük, sarkık. 
yapu, [yapı] 1. Bina, inşaat. 2. Kı- 
lık, kıyafet, biçim, şekil. 
- yapmak Bina inşa etmek. 
yapucı, [yapıcı] İnşaat ustası, duvar- 
cı. 

yapuk, [yapık] 1. Eyerde üzerine 
oturulacak, beşikte içine yatılacak 
yer. 2, Çukal, belleme. 3. Baş ör- 
tüsü . 

yapuldak, [yapıldak] Çıplak, teçbizat- 

sız. 
yapyalmcak Çırılçıplak. 



234 



yacamazrak 



yap yap, [yab, yabca yabca, yab yab, 
yapca yapca, yapça yapça] Yavaş 
yavaş, usul usul, sessizce. 

yapyaşşı Yamyassı. 

yar (I) Yarılmış yer, suyun açtığı 
uçurum. 

-a uçmak, [- dan uçmak] Uçu- 
ruma yuvarlanmak. 
-dan uçmak -> -a uçmak 
-dan uçurmak Bir kimseyi yelle- 
yerek tehlikeye düşürmek. - 

[yâr (H) (Fa/-.)] 

- geçmek Dost geçinmek, bii'isini 
çok sever görünmek. 

[yara] 

- şuyı Cerahat, irin. 

- urmak Yara açmak. 

- yimek Yaralanmak, yara almak. 
[yaradıhş] 

-1 düz kişi Vücudu mütenasip. 

yaradılmış Mahluk, mahjukat, kâi- 
nat. 

yarag -> yarak 

- kılinak ^>- yarak 
yarah -> yarak 

- düzmek -> yarak 

yarak, [yarağ, yarah] 1. Hazırlık, 
levazım, teçhizat. 2. Silah. 3. (At 
hakkında) Pişkin ve idmanlı. 
-a yapışmak Silaha sarılmak. 

- düzmek -> - itmek 

- eylemek -> - itmek 

- görmek -> - itmek 
-ında olmak -> - itmek 

-laı görmek İşini görmek, hazır- 
lığını yapmak, hazırlanmak. 

- idinmek -> — itmek 

- itmek, [yarağ kılmak, yarah düz- 
mek, - düzmek, — eylemek, - gör- 
mek, -mda olmak, - idinmek, - 
kılmak, - yimek] Hazırlık yap- 
mak, levazım düzmek, hazırlık gör- 
mek. 

- kılmak -> - itmek 



- kuşanmak Silah takınmak. 

- olmak Hazırhk yapılmak. 

- yasak Savaş araçları. 

- yasak dakmmak Silah taşımak. 

- yimek -^ - itmek 
yaraklamak Hazırlamak, teçhiz et- 
mek, silahlandırmak. 

yaraklanmak Hazırlanmak, silahlan- 
mak. 

yaraklanmış Amade, hazır. 

yaraklı -> yaraklu 

yaraklu, [yaraklı] Mücehhez, silahlı, 
hazırlıkh, hazır. 

- yarağın görmek Herkes kendisine 
ilişkin hazırhğını yapmak. 

- yaşaklu Silahlı, düzenli. 
yaramak 1. Mümkün olmak, imkân 

el vermek. 2. Uygun düşmek, el- 
verişli olmak, caiz olmak. 3. Ya- 
kışmak, layık olmak. 4. Hak ka- 
zanmak. 5. Uğurlu gelmek. 
yaramaz Yararsız, boş, uygunsuz, za- 
rarlı, kötü. 

- aıjma Gıybet, çekiştirme. 

- du'^â Bedddua. 

- görjüllülik Kötü kalplilik, kötü 
düşüncelüik. 

- göz Değer, dokunan, isabet eden 
göz. 

- hûlı Kötü huylu, kötü yaratıbş- 

- kaşd eylemek Suikast yapmak. 

- şancı Şiddetli ağrı. 

- şanıcı Suizan sahibi, kötüye yo- 
ran. 

- sanmak Kötü niyet beslemek. 

- şanu Suiniyet, kötü zan. 

- söz Saçmasapan söz, hezeyan. 
yaramazlamafc Kötü olarak bildir- 
mek. 

yaramazlar Kötülükler, seyyiat. 
yaramazlık Kötülük, fenabk. 

^da bulunmak Kötülük yapmak. 
y^tramazrak Daha kötij, beter. 



235 



yojramsık 



yaramsık Güzel görünmeye çalışan, 

hilekâr. 
yarandırmak Egzersiz yaptırarak atı 

savaşa hazırlamak. 
yaranmak (Atın) Rejim ve idmanla 

karnı çekilip beli incelmek. 
[ yaranmış] 

- at Pişkin ve idmanlı at. 

yarar 1. İşe yarayan, faydalı. 2. Gü- 
venilir, güvenilen. 3. Mümkün, muh- 
temel, olabilir. 4. Kahraman, ce- 
sur, muhktedir, yetkili. 

[yarasa] 

- gözli Gece görüp gündüz görme- 
yen. 

yaraşdurmak 1. Düzenlemek, uygun 
biçimde yapmak. 2. Layık gör- 
mek. 3. Uydurmak, yakıştırmak. 
yaraşdurı bilmek Uygun düşürmek. 

yaraşık 1. Yakışık, yakışır, muvafık, 
münasip, layık, uygun. 2. Yakışık- 
lı. 3. Süs, ziynet, güzellik. 

- olmiak Yaraşmak, yakışmak, 
yaraşıklı -> yaraşıklu 
yaraşıklık Layıklık, uygunluk, 

- virmek Yakışır, yaraşır, güzel 
bir şekil vermek. 

yaraşıklu, [yaraşıkh] Yakışıklı, süs- 
lü. 

yaraşıksuz Biçimsiz, yakışıksız. 

yaraşıksuzhk Yakışıksızlık, uygun- 
suzluk, münasebetsizlik. 

yaraşmak Yakışmak, uygun gelmek, 
layık olmak. 

yaratğan Yaradan, Tanrı. 

yaratıhnmak Yaratılmak. 

yarculaşmak -^ yarçulaşmak 

yarçu Dedikodu. 

- itmek -> — kılmak 

- kılmak, [- ilmek] Münakaşa et- 
mek, tartışmak. 

yarçulaşmak, [yarculaşmak] Söz a- 
tışmak, ağız kavgası yapmak, tar- 
tışmak. 



yardı Ceza. 

yardımlanmak Yardımını görmek,, 
faydalanmak. 

yardımlu Yardıma mazhar. 

yardın Yardım. 

yargu 1. Hüküm, muhakeme. 2. Da- 
va, kaz iyye. 3. Yasak. 

- yiri Divan, dava görülen yer. 
yarğucı Dava vo düşmanlığı çözüm- 
leyen yargıç. 

[yan] 

- can Yan canlı. 

- gice Gece yarısı. 
yarıcı Yardımcı, şefaatçi. 
yank (I) Zırh. 

[yarık (H)] 

- dırnakh Çatal tırnaklı. 
yanlmak Delinmek, yırtılmak. 
[yarım] 

- eylemek İkiye bölmek, iki biç- 
mek. 

- sügü Kısa mızrak. 

yanmak Tam olmak, olgunluğa eriş- 
mek. 

- yarcımak Yardım görmek, Tan- 
rı 'mn lütuf ve inayetine kavuşmak, 
onmak. 

yarm Âhiret günü 

- gün Ertesi gün. 
yarmdası Ertesi, ertesi gün. 
yarış Taksim, bölme. 

[ yanşdurmak ] 

yanşduru varmak Yarıştırarak git- 
mek. 
yarılmak Ağartmak, ışıklandırmak, 

parlatmak. 
[yâri (Far.)] 

^ kılmak Yardım etmek, yardımcı 

olmak. 
yarlığ Fernian, irade, buyrultu. 
yarlığamak Suç bağışlamak, mağfiret 

etmek. 
yarhğanmak Günahı bağışlanmak, 

mağfiret olunmak. 



236 



yaş 



yarhğanmakhk Bağışlanma, mağfiret 
olunma. 

yarbk Önlük, çocuk göğüslüğü. 

yarmak (I) 1. Geçmek, ötekini geri- 
de bırakmak. 3. Kazmak, oymak, 
delmek. 4. Ayırmak, birbirinden 
uzaklaştırmak. 

yarmak (II) Akça, sikke, para. 

yarmurmak, [yermürmek ] Sızlanmak, 
yakınmak. 

yarmuru yarmurıı Yalvara yalvara, 
açındırarak. 

yarpuz Bir tür nane;. 

yaru Yarı, yarım. 

[yas] 

- giyesisi -^ - tonı 

- tonı, [ - giyesisi ] Matem elbi- 
sesi. 

yasa -^ yasak, yasak 

yasağ, yaşağ -> yasak, yasak 

- eylemek -^ - itmek 

- itmek, [- eylemek] Buyurmak, 
emretmek, ferman çıkarmak. 

yasak, yasak, [yasa, yasağ, yaşağ] 1. 
Kanun, ferman, buyruk, türe, kural. 

2. Memnu, memnuiyet. 3. Tertibat, 
tabiye. 4. ödev olarak verilen iş. 
-a degürmek, [-a yetürmek ] Ceza- 
ya çarptırmak. 

-a yetürmek -> -a degüi'mek 
^ kulı -^ yasakçı 

yasağcı -^ yasakçı 

yasakçı, [yasağcı, yasakçı, yasak ku- 
h] Muhafız, bekçi, koruyucu, za- 
bıta memuru. 

yasakcıbaşı Baş muhafız, zabıta ami- 
ri. 

yasakçı -> yasakçı 

yasama Salma vergi. 

yaşamak, yasamak 1. Düzenlemek, 
kararlaştırmak, kurmak, hazırla- 
mak. 2. Yığmak, tahşit etmek. 

3. Yamyassı yatırmak, yere ser- 
mek, yaymak. 



yaşamlu'mak Kurulu yayı açtırmak. 

yaşamnak, yasamnak (I) 1. Meylet- 
mek, dayanmak, niyetlenmek, ta- 
sarlamak. 2. Karargâh edinmek. 

yaşanmak (II) -^ yaşılmak, yasılmak 

yaşatmak Yaptırmak, kurdurmak, dü- 
zenlettirmek. 

yaşavul, yasavul Koruyucu, muhafız. 

yaşdağaç -^ yaşdığaç 

yaşdanmak, yasdanmak -^ yaştaıı- 
mak, yaslanmak 

yaşdığaç, [yaşdağaç, yaştığaç] Üze- 
rinde yufka açılan tahta, ekmek tah- 
tası, hamur tahtası. 

yaşılmak, yasılmak, [yaşanmak (II) ] 
Yayın kirişi gevşetilmek. 

yaşmak, yasmak 1. Yayın kirişini 
gevşetmek. 2. Yassıltmak, düz ha- 
le getirmek. 

yasa düşmek Gevşetmek, birden- 
bire gevşetmek, bozmak. 

yasmık Mercimek. 

yaşşanmak -^ yaştanmak, yastanmak 

yaştamak, yastamak Yaslamak, da- 
yamak, yastık edinmek. 

yaştanacak Dayanacak yer. 

yaştanmak, yastanmak, [yaşdanmak, 
yasdanmak, yaşşanmak] Yaslan- 
mak, dayanmak kendine yastık 
edinmek. 

yaştığaç -> yaşdığaç 

yaştılmak Yassılmak, yassılaşmak, e- 
ğilmek. 

yaştım, yastım Yüksekliği olmayan, 
yassı, yayvan, alçak. 

yaştuk Yastık. 

yaş 1. Taze. 2. Deniz. 

—a doymak Uzun ömür sürerek ya- 
şamaktan gına getirmek. 

- ağlamak Gözyaşı dökmek. 

- eylemek Islatmak. 

- hava Islak, nemli hava. 

- oğlan Genç çocuk, delikanlı. 

- sürmek ...yaşı içinde olmak. 



237 



yaşanmak 



- tolmak Yaş olgunluğa erişmek, 
yaşlanmak, ihtiyarlamak. 

- uşak Aklı ermez çocuk. 

- yaşlanmak Yaş yaşamak, yaş sa- 
hibi olmak. 

yaşanmak -> yaşmmak 

yaşar Yaşında. 

yaşarmak Yeşermek. 

yaşdaş Yaşıt, akran, emsal. 

yaşıl Yeşil. 

yaşılğan Yemyeşil. 

yaşılistân Yemyeşil ova, yeşil bitki- 
lerle kaplı yer. 

yaşılbk Yeşillik. 

yaşım ak -> yaşuıinak 

yaşınmak, [yaşanmak, yaşımak] Giz- 
lenmek, örtünmek, saklanmak. 
yaşını görmek Gizlenmek, çaresine 
bakmak, sakınmak. 

yaşın yaşın Gizli gizli, için için. 

yaşla Yaş iken. 

yaşlü Nemli. 

yaşmak (I) Örtmek, kapamak, gizle- 
mek. 

[yaşmak (11)] 

- yaşanmak Yaşmaklanmak, yaş- 
mak bürünmek, yaşmak tutunmak. 

yaşrak Pek taze, körpe. 

yaştamak Yaşlanmak, çok yaşamak, 
kocamak. 

yaşurmak 1. Saklamak, gizlemek, ört- 
mek, kapatmak. 2. örtülmek, ka- 
panmak. 

yat (I) 1. Hüner, usul, üslup, tarz. 
2. Vaziyet, durum. 3. Hazırlık, le- 
vazım. 4. Hizmet, iş. 

- yarağ, [- yarak ] Teçhizat, savaş 
levazımı, silah, pusat; hazırlık. 

- yarak -> - yarağ 
yat (II) Yatak. 
yatak Bannak, in. 
yatakçı Gece bekçisi. 
yatakb -> yataklu 

yataklu, [yataklı] Yatan, yatağında 
olan. 



yatar -> yatur^ 

yatık -> yatuk 

[yatım] 

-ma bükmek Eski kat yerinin üze- 
rine bükmek. 

yath -> yatlu, yatlu, 

yatlu, yatlu. [yadlu, yath] Kötü, uğur- 
suz, adi, fena. 

- şanı Hiyanet. 

- şanu sanmak Suizanda bulun- 
mak. 

- söz Kötü söz. 
yatluhk Kötülük, fenalık. 

yatmak 1, Yatay bir yerde durmak, 

bulunmak. 2. Yatışmak, sükûnet 

bulmak. 
yatsun Yatsı vakti. 
yatuk, [yatık] Ağzı dar, boğazı kısa 

ve karnı yassı su kabı. 
yatur, [yatar] 1. Yatan, yatmakta 

olan. 2. Yatıyor, yatmaktadır. 

-da tururda Canlı cansız olarak. 

- elin kaldurmak Beddua için el 
kaldırmak. 

yava, [yavu] 1. Zayi, yitik, kaybol- 
muş, kayıp. 2. Başıboş gezen, sa- 
hipsiz. 

- kılmak -> yavu 

- kulunmak -> yavu 

yavacı Sahipsiz, yitik, başıboş hay- 
van emanetçisi. 

yavalanmak Yalvarmak, tezelzül et- 
mek. 

[yavaş] 

- olmak Yumuşak huylu ve ta- 
hammüUü olmak. 

yavaşa Nallanmakta ya da iğdiş edil- 
mekte olan hayvanı z ipte tmek için 
dudağına geçirdikleri tahta kıskaç. 

yavaşmıak Hızmı yitirmek hafifle- 
mek, sakinleşmek, sükûn bulmak. 

yavaşıtmak Yavaşlatmak, hafiflet- 
niek, hızını, şiddetini kesmek, sa- 
kin, itatli duruma getirmek. 



238 



yayuzlık 



yavaşlık Sükûn, vakar, yumuşaklık, 
ağırbk. 

- itmek Gevşek tutmak, gevşeklik 
göstermek. 

[ yavı ] 

- kılınmak -> yavu 

- kılmak -> yavu 

- kulmak -^ yavu 

- kulunmak -^ yavu 

- varmak -^ yavu 
yayıtmak Kaybetmek, saklamak. 
yavız -^. yavuz 

yavlak Pek, çok, gayet. 
yavn Yavru. 

- eylemek Yavrulamak, yavru yap- 
mak. 

yavrulık Dölyatağı. 

yavsı, yavsı, [yavsu] 1. Bit yavrusu, 

böcek yavrusu. 2. Kene. 3. Atsi- 

neği. 
yavsu -> yavsı, yavşı 
yavşak Bit yavrusu. 
yavşan Eskiden mide hastalıklarında 

ilaç olarak kullanılmış acı bir ot, 

veronika. 
yavşurmak Yapıştırmak, yamamak, 

intibak ettirmek. 
yavu -> yava 

- kılınmak, [ yava kulunmak, yavı 
kümmak, yavı kulunmak] Kaybe- 
dilmek, kaybolmak, görünmez ol- 
mak. 

- kılmak, [yava kdmak, yavı kıl- 
mak, yavı kulmak, - kulmak ] Kay- 
betmek, yitirmek. 

- kulmak -> - kılmak 

- varmak, [yavı varmak] Kaybol- 
mak, zayi olmak, yitmek. 

yavuh Yakın, akraba. 
yavuk -^ yavuklu 

- olmak Nişanlanmak, nişanlı ol- 
mak. 

yavuklu, [yavuk] Nişanlı, adaklı, 
namzet. 



- itmek Nişanlamak. 
yavımçlik Kötülük, kötü davranış, 

zarar. 
yavımmak Kaybolmak, yitmek. 
yavuz, [ yavız ] 1. Kötü, fena. 2. Sert, 

azgın, keskin, güçlü, çetin, yaman, 
şiddetli. 3. Kötülük, fenalık. 

- adin Bednam. 

- baş Dik kafalı, hnçm, serkeş. 

- dil Nazar değmesine neden ola- 
cak kötü söz. 

- dil virmek Acı sözler söylemek. 

- dirliklü Geçimsiz, huysuz. 

- du*^â Beddua, ilenç. 

- duâ itmek, [- du*^â kdmak] Bed- 
dua etmek, ilenmek. 

- du'^â kdmak -> - âu^â itmek 

- göıjüllü Kötü niyetli, bozuk vic- 
danb. 

- göz Kem nazar, değen göz. 
-güm ân iletmek Kötü düşünce 
beslemek, suizanda bulunmak. 

- hûh Kötü huylu, kötü yaratılışlı. 

- iş Suç, günah, seyyiat. 

- işlü Fesatçı, kötü davranışh. 

- itmek Kötü iş yapmak, kötü ha- 
rekette bulunmak. 

- kümak İfsat etmek, bozmak, kö- 
tü duruma getirmek. 

- samcı, [- şanucı] Bedhah, kö- 
tü yürekli. 

- şanılu Kötü düşünceli. 

- sanmak, [yayuzkk sanmak, - 
şanu sanmak] Kötülük dilemek, 
kötü niyet beslemek, suizanda bu- 
lunmak. 

- şanucı -^ - sanıcı 

- şanu sanmak -> — sanmak 

- yel Sert rüzgâr, fırtına, kasırga. 

- yoUı Kötü gidişlii 
yavuzırak -> yavuzrak 
yavuzlamak Kötülemek. 
yavuzlanmak Kızmak, azgınlaşmak. 
yavuzhk, [yavuzluk] 1. Kötülük, fe- 



239 



yayuzlok 



nalık. 2. Huysuzluk, azgınlık. 3. 
Sertlik, keskinlik, haşinlik. 
-a uğratmak Kötü duruma düşür- 
mek. 

- eylemek -> - itmek 

- itmek, [- eylemek, - kılmak] 1. 
FenaLk yapmak, kötü davramşta 
bulunmak. 2. Çatışmak, maraza et- 
mek. 3. Azgınlık, haşarılık etmek. 

- kılmak -> - itmek 

- sanmak -> yavuz 
yavuzluk -> yavuzhk 

yâvuzrak, [yavuzırak] En fena, çok 

kötü, daha kötü. 
yay (I) Yaz, sıcak mevsim. 

- evi, [yaz evi, yazla evi] Yazlık 
ev, sayfiye. 

[yay(n)] 

- bağn Kemanın göğsü. 

-mı yaşmak Mücadeleden vazgeç- 
mek. 

yaya Piyade. 

yayabaşı Serdar, piyade komutanı. 

yayağ -> yayak 

yayak, [yayağ, yayan] Yürüyerek gi- 
den, yaya, piyade; binitsiz, 

yayaklaşmak Yaya olmak, piyade ol- 
mak. 

yayan -> yayak 

yayanca Yaya olarak. 

yaylanmak -> yay kanmak 

yayın Yazın. 

yayındıırmak Belirsiz, bulunmaz, bi- 
linmez duruma getirmek. 

yayınmak Dağılmak, yayılmak. 

yaykamak Yıkamak. 

yaykanmak, [yay^^anmak ] 1. Yıkan- 
mak. 2. Çalkanmak, kımıldamak. 

yay kara Yaygara. 

yaylak Yazı geçirmek için çıkılan 
yüksek yer, yayla. 

yaylamak, [yazlamak ] 1. Yaylada 
yaz mevsimini geçirmek. 2. iyi bir 
yerde vakit geçirmek. 3. Bahar ol- 
mak. 



yaylım (I) Hayvan otlatılan yer, me- 
ra. 
[yaylun (II)] 

- ok Birçok kimse tarafından bir- 
den atılan ok. 

yaymak 1. Yağını çıkarmak için yo- 
ğurdu yayıkta çalkalamak. 2. Tah- 
rik etmek, dağıtmak, perişan etmek. 
yaya komak -> yazmak (I) 

[yayuk] 

- dokumak Yayık çalkamak. 
yaz Bahar mevsimi, ilkbahar. 

- evi -> yay (I) 

yazğurmak Suçlamak, itham etmek. 
yazı (I), [yazu (I)] Ova, sahra, ıssız 
kır. 

- yaban ->• yaban 

- yir, [- yiri] Düz ova. 

- yiri -> - yir 

yazı (II), [yazu (11)] Talih, nasip, 
kader, alın yazısı. 

yazıcı Kâtip. 

yazıcılık Kâtiplik. 

yazık -> yazük 

-1 gelmek -> yazuk 

yazıklü — > yazuklu 

yazılmak Yayılmak, dağılmak, dağı- 
tılmak. 

yazılmış Takdir olunmuş, mukadder. 

yazmmak Kendisi için yazmak, is- 
tinsah etmek, kopya etmek. 

yazla Yayla. 

- evi -> yay (I) 
yazlamak r> yaylamak 

yazlıcak Yazın oturulacak yer, yaz- 
bk, sayfiye. 

yazlu Yazılmış, yazüı. 

yazmak (I) 1. Nakşetmek, resmet- 
mek, süsleyip bezemek. 2. Yay- 
mak, dağıtmak, açmak. 
yaza komak, [yaya komak] Ya- 
yıp bırakmak, sermek. 

yazmak (11) 1. Şaşırıp yanılmak, yan- 
hş yapmak. 2. Hedefe isabet ettir- 
mekte yamlmak. 



240 



yellimantar 



yazup yaıjılmak, [yaıjılup yazmak] 

Şaşırıp yanılmak, yanlış yapmak. 

yazu (I) -^ yazı (I) 

yazu (II) -> yazı (II) 

yazuh Yazık, vah, hayf. 

yazuk, [yazık] Günah, cürüm, suç. 
-a girmek Günaha girmek. 
-a koymak Günaha sokmak, hata- 
ya düşürmek. 

-a yazılmak Günah sayılmak. 
-1 gelmek, [yazığı gelmek] Merha- 
met etmek, acımak. 
-mdan çıkmak Günahtan kurtul- 
mak. 

-1 soyulmak Günahı bağışlanmak, 
günahından sıyrılmak. 

- kılmak Günah işlemek. 
yazuklu, [yazıklu] Günahkâr, suçlu, 

mücrim. 

- bitişi Günahkârın amel defteri. 
yazııksuz Günahsız, suçsuz, masum. 
yedek Yedekte götürülen al. 
yedekci, [yedekçi] Yedek atı çeken 

kimse. 
yedekçi — > yedekçi 
yedeklemek Yedekte çekip götürmek, 
[yedi] 

- kimesııeler Yedi kişi. 
yedici Kılavuz. 
Yedigen -> Yediger 

Yediger, [Yedigen^ Yedikardaş] Bü- 
yükayı yıldız takımı, Dübb-i ekber. 

Yedikardaş -> Yediger^ 

yedilmek -> yidilmek 

yedişerleme Bir dalga fırtınası. 

yedmek -> yidmek 

yeg -> yig (I) 

yeğin -> yigin 

yeginlenmek Galip duruma yüksel- 
mek, üstün gelmek. 

yeğinlik -> yiginlik 

yegirek -> yigrek 

yeğlemek -> yiglemek 

yeğlenmek -> yiglenmek 



I yeğlik -> yiglîk 

[yeglii] 
- alulıı Yüksekli alçaklı, iyili kö- 
tülü. 

yegnieek Hafif, pek hafif. 

yegnîceklik Hafifmeşreplik. 

yeğrek -> yigrek 

yegseri -> egseri 

yekdirmek Bir ayağını aksatarak yü- 
rümek, topallamak. 

yekinmek Yerinden kalkmak, kalk- 
maya davranmak. 

yel -> yil 

yeldirmek -> yeldürmek 

yeldürmek, [yeldirmek ] Koşturmak. 

yelebimek -> yilebimek ^ 

yelegen, [yilegen] Çok yelen, hızlı ko- 
şan, hızlı giden. 

yelegence Gezip tozan, bir yerde dur- 
mayan. 

yelegergen Akbaba. 

yeleğim Rüzgâr alan, havadar. 

yelek, [çelek, yilek (11)] 1. Kuş ka- 
kanadmdaki kalemli tüy. 2. Okun 
tüyleri. 3. Bir ok atımı uzaklık. 

yeleklenmek Kanatlanmak, kanat aç- 
mak. 

yeli -> yal (I) , 

yelikmek -> yilikmek 

yelim Tutkal, yapışkan nesne, çiriş. 

yelimkara Ökse de denilen yapışkan 
madde. 

yelimşik -> yelmeşik 

yelin -^ yilin 

yelinmek Yoluna devam etmek. 

yeliş Koşma,, koşuş. 

yelişmek -> y ilişmek 

[yelken] 

- altmıa almak Koruması altına al- 
mak (?). 

- eylemek Yelken açmak, 
-i suda İddiasız, sakin. 

yellemek Teşvik etmek. 
yellimantar Göbelek, akmantar. 



241 



yelme 



[yelme] 

- yokuş Dik yokuş. 
yelmek -> yilmek 

- yopulmak -> yilmek 
yelüp yopm'mak -> yilmek 
yelüp yortmak Koşup durmak. 

yelmeşik, [yelîmşik] Yapışkan, lüzu- 

cetli. 
yelpeze, [yelpize] Yelpaze. 

- işlemek Yelpaze yapmak. 
yelpik Nefes darlığı. 

yelpize -> yelpeze 
yelle, [yilte] Teşvik. 

- virmek Tahrik etmek, teşvik et- 
mek. 

yelleme Şevke getiren (saz havası). 
yeltemek, [yiltemek] Teşvik etmek, 

tahrik etmek, koşturmak, harekete 

geçirmek, kışkırtmak. 
yeltenmek, [yiltenmek] Heves etmek, 

meyletmek, özenmek, 
[yem] 

- dökmek Bir kimseyi hoşuna gi- 
decek şeylerle aldatıp tuzağa dü- 
şürmeye çaLşmak. 

yemeklenmek Yemek yemek. 
yemelemek Topallamak, hafifçe ak- 
samak. 
[yemeni]' 

- yaşdık Yazmadan yüz geçirilmiş 
yastık. 

[yemin (Ar.)] 

- urmak Yemin etmek, ahdetmek. 
yemiş Yiyen, yiyici. 
yiemişlenmek -> yimişlenmek 
yemlemek Yem yedirmek. 

[yemli] 

- yemişli Sebzeli meyvalı, bagh 
bahçeli. 

yei) -> yii] 

yencilmek, [ yancılmak ] Ezilip yapış- 
mak, yassılaşmak. 
yencimek -> yencmek 
yencmek, [yancımak, yencimek ] Yas- 



sıltmak, yapıştırmak, çekip sıkış- 
tırmak. 

yendek -> yindek 

yene Yine. 

yeng (Far.) 1. Renk. 2. Şekil, tarz, 
üslup, usul, suret, biçim. 

- itmek Çare bıümak. 

yengeç Değirmen b alt açığının altma 

konulan demir, 
yeği -> yigi 

- ay -> yirji 

- bahar -> — yaz 

- yaz, [- bahar] İlkbahar. 

- yetmiş Yeni yetişmiş genç. 

- yiğit Delikanh, genç. 
yerjice Yeni dikilmiş bağ. 

- giiyegü Yeni güveyi. 

yeijile, [yegilece, yegilice, yegiyin, yi- 
gile] Yeni, henüz, yeniden, pek yeni. 

yeijilece -> yeijiîe 

yeijilice -> yeijile 

yeijişmek Yarışmak, müsabaka etmek. 

yeijiyin -> yeijile 

yeijmek Dayanmak, tahammül et- 
mek, galebe etmek, karşı durmak. 

yentüre Kalender, tiryaki. 

yeijül, [yügül] Yeyni, hafif. 

yepelemek -> yepemek 

yepemek, [yepelemek, yepmek] Ok- 
şamak. 

yepmek -» yepemek 

yeprik Yıpranmış, eskimiş. 

yeprimek Eskimek, yıpranmak. 

yer -> yir 

-in -in -> yir 

den -> yir 

-in -?• yir 

yerbağırsağı, [yirbağırsağı] Solucan. 

yercîigez Yercik, barınak. 

yerdeş Hemşeri. 

yerdük Yerilmiş, yerilen, hor görülen. 

[yerilmek] 
yerüüp yeçilmek Ayıplanmak, kı- 
nanmak. 



242 



yıhılmalk; 



yerince (I) — > yirînce 

y erince (II) Yerilmiş, kötülenmiş. 

yerîncisi İnciçiçeği. 

yerindirmek -> yerindüi'mek 

yerindürmek, [yerindirmek] Tasalan- 
dırmak, üzmek, yoksun bnakmak, 

yerinmek -> yirinmek 

yerlendürmek Yer olarak vermek, yer 
tayin etmek. 

yerlenraek -> yirlenmek 

yerlü Sabit. 

- reng Esas renk. 

yermek, [yirmek (II) ] Zemmetmek, 
kötülemek, beğenmemek, hor gör- 
mek, çekiştirmek. 
yerraelü olmak Yerilmeği gerektir- 
mek. 

yermürmek -> yarmnrmak 

yesir Esir, tutsak. 

[yeşilbaş] 

- Tatar Özbek. 

yeşillen İri ve yeşil kertenkele. 

yetilmek Büyümek, yetişmek, kema- 
le gelmek. 

yetinmek Erişmek, yetişmek. 

yetirmek ~> yetürmek 

yetişmek Ânz olmak. 

yetkin Olgun, kemale ermiş, ergin. 

yetmek, [yitmek (III) ] 1. Yetişmek, 
erişniek, ulaşmak, vasıl olmak* 2. 
Olgunlaşmak. 

yetürmek, [yetirmek, yitüı-mek (II) ] 

1. Ulaştırmak, eriştirmek. 2. Ye- 
tiştirmek, büyütüp yetiştirmek. 
yetirü olmak Ulaşmak, vasıl olmak, 
sürekli yetişmek. 

yeyesi ~> yiyesi 

yeyni, [yiyni ] 1. Hafif, ağır olmayan. 

2. İtibarsız, önemsiz. 3. Kolay. 

- başk -> - başlu 

- başlu, [- başk, yiyni başlu ] Ağır- 
başlı olmayan, hafifmeşrep. 

- dutmak, [- görmek, yiyni dutmak] 
Değer ve önem vermemek, hafif, 



aşağı görmek, horlamak. 

- eylemek Hafifletmek, hafif tut- 
mak. 

- görmek -> - dutmak 

- kişi Hafifmeşrep, boşboğaz. 
yeynicek 1. Hafifmeşrep. 2. Hafifçe, 

hafif. 

- kılmak Düşüncesiz bir davranışa, 
acele karara sevketmek. 

yeynicekkk Ağırbaşlılığa uymayan 
davranış, hafiflik, hoppahk, hafif- 
meşreplik. 

yeynilifc Hafiflik. 

yeynîknek, [yeynimek] Hafiflemek, 
hafifleşmek. 

yeyniltmek Hafifletmek. 

yeynimek ~> yeynilmek 

yeynirek Daha hafif, ehven. 

yeynisemek Hafif görmek. 

yezek Asker müfrezesi, karakok 

yığak Yasak, memnuiyet. 

yığanak, [yığmak, yığnak] Toplantı, 
küme, yığın, yığılmış insan kalaba- 
lığı- 

yığıcı Engel, mani. 

yığılmmak ~> yığîmmak 

yığıhnak Menedilmek. 

yığmak ~> yığanak 

yığınmak ~> yığlınmak 

yığışdırmak Toplamak, biriktirmek, 
türetmek. 

yığkndu'mak Çekindirmek, sakındır- 
mak, menetmek. 

yığîmmak, [yığıknmak, yığmmak] Çe^ 
kinmek, kaçınmak, nefsini menet- 
mek, sakınmak. 

yığmak X, Menetmek, engel olmak. 
2. E sirgemekj yoksun bırakmak. 
yığa durmak (Atm gemini) Geri 
çeker durumda olmak. 

yığnak -> yığanak 

yığnaşmak Biribiri üzerine yığılmak, 

yı^durmak Yıktırmak. 

yıkılmak Yıkılmak. 



243 



yı^jmak 



yıhmak Yıkmak. 

yıkık Yıkıntı, enkaz. 

[yıkılmak] 

—a turmak Yıkılmaya yüz tutmak, 
yıkılmak üzere bulunmak. 

yıkınılmak Yıkılmak. 

- artuğı Bir yıldan çok. 
[yılan] 

- ayağı Görülmeyecek kadar ince. 

- dili siiijü İnce, keskin süngü. 

- kavı Yılan gömleği. 

yılancı Sanatı yılanla uğraşmak olan. 

yılapdili Hammiğnesi de denilen ince, 
narin kayık, piyade. . 

yıldırağan Çok parlayan, çok parlak. 

yıldıramak, [üdıramak, yaldu'aınak, 
yılduramak] Parıldamak, ışılda- 
mak, ışık saçmak. 

yıldırayık Parlak. 

yıldız Baht, talih. 

- göçmek Yddız akmak, yıldız kay- 
mak. 

-1- düşkün, [yılduzı düşkün ] Talih- 
siz, bedbaht. 

-1 düşmek Talihi ters dönmek. 
—1 sevmek Candan sevmek. 

- odı Yıldız akması ışığı. 
yüdızkurdı Yıldızböeeği, ateşböceği. 
yılduramak -^ yıldıramak 

yddıız, [yulduz] Yıldız. 

-1 düşkün -> yıldız 
yılğamak Atı koşturmak. 
yılgın Eğri. 
yılğun Ilgın ağacı. 
yılı -> ilki 

yılığmak -> yılıkmak 
yılık Eğik, meyilli. 
yılıkdurmak Eğmek, meylettirmek. 
yılıkmak, [yalıkmak (II), yılığmak] 

Eğilmek, kaymak, meyletmek. 
ydkı -> ilki 

yıllamak Üstünden bir yıl geçmek. 
yılmak Çekilmek, uzaklaşmak. 



yılpıldatmak (Gözünü) Çabuk çabuk 
açıp kapamak. 

yıltar, [ıltar] Av köpeklerinin boy- 
nuna takılan ip gibi şeyler. 

yıltırım Yıldırım. 

yımırmak -^ yumurmak 

yımrılmak Kıvrdmak. 

ymak -> inak 

yıprak 1. Açık, yayvan. 2. Yıpranmış, 
eskimiş. 

yır -> ir 

yırak -> u'ak 

y ıramak -^ ıramak 

yırık -> yirik 

yırümak Yarılmak, yarılıp ayrılmak, 
yırtılmak. 

yırlamak -> ırlamak 

yu'layıcı -> ırlayıeı 

yırmak — > yirmek (I) 

[yu-tık] 

- gözlü Gözkapağının içi dışarıya 
dönmüş olan. 

yırtışmak Birbirine karşı böbürlen- 
mek. 

yırtlak -> yırtlaz 

yırtlaş -> yırtlaz 

yırtlaz, [yırtlak, yırtlaş] Gözkapağı 
yaralamp iyi olduktan sonra, şek- 
lini değiştirmiş olan göz ve böyle 
gözlü olan kimse. 

yırtmak Parçalamak. 

yıylağaç -> yıylankuç 

yıylağıç -> yıylankuç 

yıylakaç -> yıylankuç 

yıylamağ -> yiylemek 

yıylamak -^ yiylemek 

yıylanguç -> yıylankuç 

yıylankaç -> yıylankuç 

yıylankıç -> yıylankuç 

yıylankuç, [yıylağaç, yıylağıç, yıyla- 
kaç, yıylanguç, yıylankaç, yıylan- 
kıç, yiglengeç ] Limon büyüklüğün- 
de ve kavun gibi güzel kokan bir 
meyve, şamama. 



244 



yHek 



yıylalmak -> yiyletmek 

yidi Yedi. 

yidilmek, [yedilmek] Yedekte götü- 
rülmek, birinin kılavuzluğunda git- 
mek. 

yidmek, [yedmek] Çekmek, yedekte 
götürmek. 

yig (I)' [yeg' yjy] !• ^^^^ ^yi' üstün. 

2. Kuvvetli, baskın. 

yjg (II) iğ. 

[yigdin] 

- olmak -> yiydin 

yigin, [yeğin] Üstün, baskın, galip, 
kuvvetli, şiddetli. 

- olmak Zor ve kuvvetle birisini 
ezecek durumda olmak, bir şey üze- 
rinde zor kullamp ağır basmak, üs- 
tün olmak, galip' durumda bulun- 
mak. 

yiginlik, [yeğinlik] 1. İleri gitme, if- 
rat. 2. Üstünlük, galibiyet. 
yigiurek Daha ağır, daha şiddetli. 
yigirek -> yigrek 
yîgirml, [igirmî] Yirmi. 
yigît, [igit] Genç, delikanh. 

- er Güçlü delikanh. 

- yigli Gerek sağlıklı gerek has- 
ta (?). 

yiğitbaşı Esnaf kethüdası. 

yigitcik -> yigitcük 

yigitcük, [yigitcik] Yeni yetişmiş genç. 

yiğitlenmek Gençlik taslamak. 

yiğitlik Gençlik. 

yiglemek, [yeğlemek] Üstün tutmak, 
tercih etmek. 

yiglengeç ^ yıylankuç ' 

yîglenmek, [yeğlenmek] Üstünlük sa- 
vında bulunmak, üstünlük tasla- 
mak. 

yiglik, [yeğlik] Üstünlük, iyilik, bas- 
kınlık. 

- virmek Üstünlük vermek, 
yigrek, [yegirek, yeğrek, yigirek] Da- 
ha iyi, üstün, baskın, tercih edilir. 



yigrelenmek İğrenmek, nefret etmek. 

yigrenei İğrenç, pis, murdar. 

yigrendürmek İğrendirmek, nefret 
ettirmek. 

yigrengen -> yigrensek 

yigrenmek İğrenmek, tiksinmek, ik- 
rah etmek. 

yigrensek, [yigrengen] Iğreniici, çok 
iğrenen, çok tiksinen. 

yigii -> yiygü 

yike Güçlü, kuvvetli. 

yil, [yel] Rüzgâr. 

- ağrısı Romatizma ağrısı. 

- alsım Mahvolsun, telef olsun. 

- ayaklu Yüğrük, hızh koşan. 

- çalmak Yel çarpmak, soğuk vur- 
mak. 

- devesi Çok koşan hecin. 

-e gitmek Heder olmak, boşa git- 
mek. 

-e varmak Heba olmak, havaya 
gitmek, boşa gitmek, zayi olmak, 
heder olmak. 

-e virmek Heder etmek, heba et- 
mek, mahvetmek, 
-e yapışmak Esassız, temelsiz şeye 
güvenmek. 

- koğmak -> — kovmak 

- kovan Havai, hafifmeşrep, boş 
geZen, yararsız, gereksiz işler peşin- 
de koşan. 

- kovmak, [- koğmak] Boş yere 
emek harcamak, boş şeylerle uğ- 
raşmak. 

- ölçmek Eli boşa çıkmak. 

- tutmak Ağrımak. 

- yutmak Ağzım havaya açmak, 
hava almak. 

- yürümek Rüzgâr esmek. - 
yilebîmek, [yelebimek] Rüzgâr etki- 
siyle sallanmak, dalgalanmak. 

yilegen -> yelegen 
yilek (I) -> yelek 
yilek (H) Yelek. 



245 



yilenç 



yîlenç -> ilenç 

yîli ^ yal (I) 

yilik Koşucu, çok koşan. 

yilikmek, [yelikmek] Yel gibi koş- 

zuak. 
yilin, [yelin] Memenin süt toplanan 

yeri, meme süngeri. 

- ayı Mart ayı. 
yilîncek Aceleci. 

yilişdürmek Koşmak, şuraya buraya 
koşmak. 

yîlişmek, [yelişmek] Koşuşmak, bir- 
likte koşup gitmek, yarışmak. 

yillenmek Havalanmak, havaileşmek. 

yillü Gaz yapıcı. 

yîlmek, [yelmek] 1. Koşmak, acele 
yürümek, esmek. 2. (Hayvan) Tı- 
rıs gitmek, eşkin yürümek, hızhca 
yürümek. 

yiler orjinaz Uğraşıp durduğu hal- 
de eline bir şey geçmeyen, çahşıp 
kazanamayan. 
yiler yıl Hızla esen rüzgâr. 
yile varmak Rüzgâr gibi gitmek, 
koşarak gitmek. 
yile yile Koşa koşa. 

- yopurmak, [yeliip yopurmak, yel- 
mek yopulmak, - yügürmek, yüüp 
yopurmak] Telaşla koşmak, dur- 
madan seğirtmek. 

yilüp yopurmak -^ - yopurmak 

- yügürmek -> - yopurmak 
yUte -> yelte 

yiltemek -> yelteuMk 
yUtenmek -^ yeltenmek 
yimecük Yiyecek. 
[yimek] 

yiyü gelmek Sürekli olarak yemek. 

yîyü Yiyerek. 

yiyü içe Yiyerek içerek. 
yimiş Yemiş, meyve. 
yimişlenmek, [yemişlenmek ] Yemiş 

yemek, meyve yemek. 
yimişlü Yemişi olan, meyve veren 

(ağaç). 



yir), [yeg ] Elbise kolunun el üzerine 
gelen kısmı. 

- başı Gömlek ya da elbise kolu- 
nun koltuk tarafında olan yeri. 

- devşürmek Kollarını sıvamak, işe 
bazırlanmak. 

- silkmek Vazgeçmek. 

yindek, [yendek] Sürekli, daima, hep, 

mutlaka. 
yine yine Tekrar tekrar, 
yigi. [yeği] Yeni, taze. 

- ay, [yei)i ay] Hilal. 
yigile -> yegile 

yinmek, [yiyilmek] Çürümek, aşın- 
mak. 

yinnemek Doğuracak hayvanın me- 
ınelerine süt gelmek. 

[yigsüz] 

- ton Kefen. 

yinür Yiyecek, yenilebilecn şey. 

- baş, [-maraz, - rene] Gittik- 
çe oyulup derinleşen yara, yenirce, 
âkile. 

- maraz -^ - baş 

- rene -^ - baş 

yir, [yer] 1. Yer, arz,,zemiiı, toprak. 
2. Ülke, yurt, diyar, memleket. 
-den götürmek Yükseltniek, zillet- 
ten, perişanlıktan kurtarmak. 
-den kopmak Tekrar dirilmek, ka- 
birden kalkmak. 

- deprenmek Yer sarsılmak, dep- 
rem olmak. 

- deprenmesi Zelzele. 

- düzmek Yer hazırlamak. 

-e bırakmak Yere yıkmak, yere 
sermek. 

-e çalmak Yere atmak. 
-e depilmek Yere vurulmak, çiğ- 
nenmek. 

-e depmek Yere çarpmak, vurmak. 

-e getürmek Yerine getirmek. 

-e ısmarlamak Toprağa bırakmak. 

- evi Bodrum, mahzen. 



246 



yiv 



-e yamamak Yamyassı etmek. 

-e yüz urmak -> yüz 

-■ gök götürmez -> - götürmez 

- götürmez, [- gök götürmez ] Pek 
çok. 

- içi Yer altı. 

- idinmek Mevki tutmak. 

-idür Layıktır, münasiptir, sırası- 
dır. 

-in bulmak' Yerine gelmek. 
-inden düşmek Mevkiinden ayrıl- 
mak, yerinden olmak. 
-inden Uetmek Yerinden oynatmak, 
korkudan hoplatmak, harekete ge- 
tirmek. 

-inden üzilmek Yerinden ayrılmak, 
yerinden kalkmak. 
-inde olmak Kararınca, ne az ne 
çok, yeteri kadar, mİktarınca olmak. 
-ine iletmek Yerine getirmek. 
-ine kalmak, [-ine turmak] Yeri- 
ni tutmak, yerine geçmek. 
-ine komak Yerine getirmek, ifa et- 
mek. 

-ine turmak -> -ine kîümaL: 
-ini beklemek, [-ini şaklamak] Mev- 
kiini korumak. 

-ini şaklamak -> -ini beklemek 
-in kolayını almak (Savaş için) En 
uygun yeri seçip yerleşmek. 
-in -in -> in 

- itnlek Mekân tutmak, yerleş- 
mek, yer tutmak. 

- karnı Yer altı, mezar. 

- olmak Yerle bir olmak. 

- tutmak Yerleşmek, mesken edi- 
nip oturmak. 

- -den -> in 

- — ^in, [yerin yerin, yer yerden, 
yer yerin, -in -in, — -den] Her 
taraftan, taraf taraf. 

yirbağırsağı -> yerbağırsağı 

yîrgöceni Bir çeşit göçen. 

yirik, [yırık] Biraz yırtık, az yank. 



yirilmek Yırtılmak, azıcık yırtılmak. 

yirince, [yerince (I) ] Yerinde, uy- 
gun, düzgün, eksiksiz. 

yiringen Çok üzülen, kederlenen. 

yirinmek, [yerinmek ] Kederlenmek, 
üzülmek, mahzun olmak, tasalan- 
mak. 

yirişmek Erişmek, ulaşmak, yetişmek. 

yirlenmek, [yerlenmek ] Yerleşmek, 
yurt edinmek. 

yirmek (I), [yırmak] Yırtmak, azı- 
cık yırtmak. 

yirmek (II) -> yermek 

yirüp yerçmek -> yirüp yiçmek 
yiriip yiçişmek Birbirini kınamak. 
yirüp yiçmek, [yirüp yeıçmek] Kı- 
namak, hakkında kötü söylemek, 
kötülemek, beğenmemek, aşağı gör- 
mek, hor görmek. 

yitecekce Yetecek kadar, kâfi mik- 
tarda. 

yitesi Kâfi miktarda. 

yîtî -> iti 

yitik -> yituk 

yitilmek Keskinletmek, sivrütmek. 

yitincek Yeni yetişme, yeni yetişen, 
sonradan ortaya çıkan. 

yitirmek -> yitürmek (I) 

yitmek (I) Kaybolmak, zayi olmak, 
yok olmak. 

yitmek (H) îtmek, kakmak. 

yitmek (HI) -> yetmek 

yiter ancak Artık yetişir, yeter ar- 
tık. 

yitük, [itik, yitik, yütük] Kayıp, za- 
yi edüen şey. 

yitürmek (I), [itirmek, itürmek, yitir- 
mek] Kaybetmek, zayi etmek, telef 
etmek, mahvetmek. 

yitürmek (11) -> yetürmek 

yitüt Çok, fazla, ziyade, aşkın. 

yitütlik İlerüik, şiddetlüik, keskinlik. 

yiv Birbirine bitişik olan iki şey ara- 
smdaki çizgi, derz. 



247 



yîy 



y^y -^ yjg (i) 

yiydîn, [iğdin, yiydün] 1. Kokmuş, 
kokuşmuş. 2. Fena kokulu Lir 
ot. 

- olmak, [iğdin olmak, yigdin ol-, 
mak ] Bozulup kokmak, kokuşmak. 

yiydün -> yiydin 
yiyegen Çokyiyen, obur. 
yiyegenlik Oburluk, pisboğazlık. 
yiyesi, [yeyesi] Yiyecek şey, yemek. 

- eylemek Ziyafet hazırlamak, ye- 
mek yapmak. • 

yiygi -> yiygü 

yiygü» [yigü, yiygi] Yiyecek, taam. 

y'yi» [iyi] Koku. 

- duymak, [- tuymak] Koku al- 
mak, bir şeyler sezmek. 

- tuymak -> - duymak 
yiyilemek -> yiylemek 
yîyileşmek -> yiyleşmek 
yiyilmek -> yinmek 

yiyim Yemek, yiyecek, lokma, taam. 
yiyimek, [îyimek, yiymek] Kokmak, 

taaffün etmek. 
yiyır Pis kokulu, pis. 
[yiyirce] 

- göçen Kokarca denilen hayvan, 
gelincik. 

[yiyirin] 

- olmak Bozulmak, kokmak. 
yiyîşmek Birlikte, yemek. 
yiyitmek, [iyitmefc] Kokutmak. 
yiylegen Pek fena kokan. 
yiylemek, [yıylamağ, yıylamak, yiyi- 

lemek] Koklamak. 
yiyleşmek, [yiyileşmek] Koklaşmak. 
yiyletmefc, [yıylatmak ] Koklatmak. 
yiymek -> yiyimek 
yiyni -> yeyni 

- başlu -> yeyni 

- dutmak -> yeyni 
yoğ Yok. 

-a saymak Yok farzetmek, hiçe 
saymak. 



-ıdûğı, [ -mı] Yok olduğunu, bulun- 
madığım. 

-ınussa -> - imişse 
-mı -> -ıduğı 

- imişse, [-ımıssa] Yok idiyse, ol- 
masaydı. 

yoğalmak, [yoğulmak, yokalmak ] 
Yok olmak, kaybolmak, mahvol- 
mak. 

yoğrulmak İmtizaç etmek. 

yoğsa -> yohsa, yohşa 

yoğsul -> yohsul 

yoğulmak -> yoğalmak 

yoğun, [yovun ] 1. Çapça kabn. 2. 
Sesçe kahn. 3. İri, büyük. 4. Ka- 
İmbk. 5. Kaba, sert, şiddetli. 6. 
İşe yaramaz. 7. Kaba, kaim. 

- göıjüUü Katı yürekli. 

- sözlü Kaba gözlü. 

- yumru 1. Şişman, kjsa boylu, tık- 
naz. 2. Kaba saba, uygunsuz, bi- 
çimsiz. 

yoğunlamak Kalınlaşmak. 

yoğunlandurmak Kahnlaştırmak. 

yoğunlanmak Kahnlaşmak. 

yoğunlatmak Olgunlaştırmak, kahn- 
laştırmak. 

yoğunhk 1. Kahnhk. 2. Şiddet, sert- 
lik. 3. İrüik. 

yoğunrak Kahnca. 

yoh Yok, hayır. 

yohamak -> yokamak 

[yohlu] 

- kılmak Yoksullaştırmak, fakirleş- 
tirmek. 

yol^sa, yol^şa, [yoğsa] Yoksa. 

- yok Kendinden önce geçen o - 
lumlu soru eyleminin olumsuz soru 
şekli yerini tutmaktadır. 

yoi^sul, [yoğsul] Fakir, yoksul. 
yohsuUık Yoksulluk, fakirlik.' 
yo^^sulurğanı, [ yoksulurğam ] Bir çe- 
şit sarmaşık. 
yok Değil. 



248 



yol 



-dur Olmaz. 

- iş Esassız, gereksiz iş. 
yokalmak -> yoğalmak 

yokamak, [yohamak, yokmak] 1. El 
sürmek, dokunmak, yoklamak. 2. 
Yok etmek. 

yokanmak, [yokunmak] 1,. Dokunul- 
mak, yoklanmak. 2. İlişmek, do- 
kunmak. 

yokatmak Yoklatmak, el dokundurt- 
mak. 

yoklu Fakir, muhtaç, yoksul. 

yokmak -> yokamak 

yoksulurğanı -> yohsulürğanı 

yokunmak -> yokanmak 

yol 1. Âdap, erkân, âdet, usul, kural, 
yöntem. 2. Müsaade, izin. 
-a girmek Yola çıkmak, yola düş- 
mek, yola koyulmak. 
-a gitmek örf ve âdete göre hare- 
ket etmek. 

- ayırdı İki yolun ayrıldığı nokta. 

- azıtmak -> - azmak 

- azmak, [- azıtmak, -dan az- 
mak, -ı azmak, -m azmak] Yolu- 
nu şaşırmak, doğru yoldan sapmak, 
yanhş yola gitmek. 

- basan -^ - uran 

- başmak Yol kesmek. 

- başlamak Kılavuzluk etmek, çı- 
ğır açmak. 

- bozmak Yol şaşırtmak. 

- bulmak 1. Fırsat bulmak. 2, Ben- 
liğine girmek, etkilemek. 

- çekmek Yol almak. 
-dan azmak -> - azmak 

-dan eğilmek Yoldan ayrılmak, 

sapmak. 

-dan iletmek Yoldan çıkarmak. 

- dartmak Yol zahmeti çekmek. 

- depdürmek Çok yol yürütmek. 

- dokumak Sürekli olarak yol yü- 
rümek. 

- dögmek Yol tepmek, yol yürümek. 



- eri Sâlik, yolcu. 

-1 azmak -> - azmak 
-1 başa aparmak Amaca ulaşmak, 
erişmek. 

— ına gelmek 1. Karşısına çıkmak. 
2. Yoluiıu kesmek, önüne çıkmak. 
-m almak Yolunu kesmek, yoluna 
çıkmak. 

—m azmak -> - azmak 
-m bağlamak Yolunu kesmek. 
-mdan eğmek Yoldan çıkarmak, 
doğru yoldan saptırmak. 
-mı ıırmak, [-m urmak] Yolunu 
kesmek. 

—in sürmek Yolunu izlemek, izin- 
den ayrılmamak. 
-in urmak -> -ını urmak 
—1 orjarmak Yolu çıkarabilmek, bu- 
labilmek. 

—1 varmak Ermek, yolunu amacına 
eriştirmek. 

- iletmek Yöneltmek. 

- itmek 1 . Yol bulmak. 2 .Yol aç- 
mak. 

- izlemek Kılavuzluk etmek, yol 
göstermek. 

- kesilmek Yol kapanmak. 

- kesmek Yol almak. 

- komak Yol göstermek. 

- mı Reva mı, layık mı, caiz mi, 
yeri var mı ? 

- oğlı Fedayi, kurban. 

- sıra -> yolıra 

- sürmek Bir yolda sürekli yürü- 
mek. 

- uran, [- basan, - urucı] Yol ke- 
sen, eşkiya. 

- urmak Yol kesmek, yol vurmak. 

- urucı -> - uran 

- üstün almak Yol üstünde dur- 
mak, yolda beklemek. 

- varmak Yol gitmek, yola devam 
etmek, doğru yoldan gitmek. 

- virmek Müsaade etmek. 



249 



yolakcı 



- yarağı Yolculuk levazımı, hazır- 
lığı. 

- yarağın eylemek -> - yarağın 
kılmak 

- yarağın görmek -> - yarağın kıl- 
mak 

^ yarağın kılmak, [- yarağın eyle- 
mek, - yarağın görmek] Yol Ka- 
zırlığını yapmak. 

- yatı Yolculuk levazımı, hazırlığı. 
yolakcı Yolcu, yola giden. 

yolca 1. Yoldıan aynlmayarak, yolu 
izleyerek. 2. Yol üzerinde. 

- gitmek Yol boyunca gitmek, 
[yoldaş] 

- koşmak Yol arkadaşı yapmak. 
yoldaşlanmak Arkadaşhk yapmak. 
yolıkmak -> yolukmak 

yolıra, [yol sıra] Yol boyunca. 
yollamak 1. Uğurlamak, teşyi etmek. 
2. Yola çekmek. 

[yoUu] 

- yolınca Usulü çerçevesinde, âdet 
ve töresine uygun olarak. 

[ yolmak ] 

yola düşmek Yolmaya haşlamak, 
çok yolmak. 

yolsuz Yolunu şaşırmış olan, azgın. 

yolukmak, [yolıkmak] İsahet etmek, 
karşısına çıkmak, uğramak, çat- 
mak. 

yolunmak 1. Kendi saç ve sakahnı 
yolmak. 2. Temizlemek. 3. Halas 
bulmak, kurtulmak. 

yoluşmak Pençeleşmek, döğüşînek. 

yom -^ yum 

yondurmak Yontturmak. 

yonma Yontulmuş, yontma. 

yonmak 1. Yontmak, tıraş etmek. 2. 
Silmek, yok etmek, 

yonuldu Kazıntı. 

yonulmak Yontulmak. 

yonulmalı olmak Kırılması, parça- 
lanması gerekli olmak. 



yoramaç Devenin kasık ipi. 

yordam Kıhk, kıyafet. 

yorga, [yorka] Rahvan. 

yorgalamak, [yorğalmak, yorkala- 
mak] Rahvan yürümek. 

yorgalatmak Koşturmak, eştirmek. 

yorğabk Eşkinlik, açık yürüyüşlü ol- 
ma. 

yorğalmak -> yorgalamak 

yorka -> yorga 

yorkalamak -> yorgalamak 

yorkan Yorgan. 

yorkım Yorgun. 

yormak Ahkpymak. 

yorşumak Yorgun düşmek. 

yort Hüküm, nüfuz. 

yortdurmak Koşturmak. 

yortıcı Haber ulaştırıcı. 

yortmak Koşmak, sürekli yol yürü- 
mek, sefer etmek. 
yort şavul -^ savulmak 

yonıcı Yıldızlara bakarak ya da baş- 
ka usullerle gaipten haber veren, 
kâhin, müneccim. 

yorultmak Yormak. 

yoşmak, [oşmak, uşmak] Kay as et- 
mek, karşılaştırmak, benzetmek, 
benzetmeğe çahşmak. 

yosun, [yusıın] Kanun, töre, âdet, 
usul, yol. 

yoş 1. Yorgun, yıpranmış, zayıf, ka- 
maşık, bulamk. 2, Yorgunluk, fer- 
sizlik, zayıflık. . 

- eylemek -^ - kılmak 

- kilmîak, [-eylemek] (Gözü) Ka- 
maştırmak, görmez hale getirmek. 

- olmak (Göz) Kararmak, fersiz- 
leşmek, kamaşmak. 

yoşumak Yıpranmak, yorulmak, za- 
yıf düşmek, kuvvetini kaybetmek^ 

yoşutmak (Göz hakkında) Kamaştır- 
mak. 

yovcı Savaşan. 

yovım -> yoğun 



250 



ynkam 



yoyinak, [yuymak (11) ] Silmek, imlıa 
etmek, izale etmek, bozmak. 

yoyulmak, [yuyulmak, yüyiilmek ] 
Zail olmak, silinmek, bozulmak. 

yoz 1. Vahşi. 2. Yavan, bayağı. 3. 
Zararlı. 4. Sürülmemiş ve ekilme- 
miş (yer). 

yöcü Öcü, umacı. 

yögüş -> ögüş (II) 

yön Gibet, taraf, suret. 

- dutmak -> - tutmak 
-inden Bakımından, yoluyla. 
-iyle Yakışacak biçimde. 

- tutmak, [- dutmak] Yüzünü İsir 
yöne çevirmek, teveccüh etmek, 
yüz tutmak. 

- yöş 1. Etraf, çevre* 2. Yolcu- 
luk teçhizatı. 3. Düzen, uygunluk, 
düzenlilik, usul. 

yöndem itaatli, uysal. 

yöned -> yönet 

yönedsüz Usul, adap bilmeyen. 

yonedsüzlik Usul, adap bilmezlik. 

yöneldüfmek Yöneltmek, tevcih et-, 
mek. 

yönelmek, [yönenmek, yönmek, yö- 
nülmek ] Teveccüh etmek, yüz tut- 
mak, yüzünü belli bir yere çevir- 
mek. 

yöneltmek Tevcih etrnek, çevirmek. 

yönenmek -> yönelmek 

yönet, [yöned] Şekil, tarz, usul, su- 
ret. 

yönince Gerektiği şekilde. 

yönlü Yerinde, uygun, münasip, mak- 
bul. 

yönmek -> yönelmek 

yönsüz 1 . Sebepsiz, bir sebep olmak- 
sızın, beyhude. 2. Uygunsuz, dü- 
zensiz; kötü yaratılışh, hayasız. 

- söz Herze, beyhude laf, hezeyan. 

- yöşsüz Varlıksız, servetsiz, dü- 
zensiz. 

yönülmek -^ yönelmek 



yöre Etraf, çevre, civar, daire, muhit, 
havali. 

-1er Her taraf, her yer. 
-sine üşmek Çevresinde toplanmak. 
-sin yörenmek 1. Çevresini dolaş- 
mak. 2. Devriye gezmek. 

yörendürmek Yaklaştırmak, bir şeyin 
çevresinde dolaştırmak. 

yörenlemek Gezerek görmek, dolaşa- 
rak görmek. 

yörenmek 1. Dolaşmak, yaklaşmak, 
bir şeyin çevresinde dolaşmak. 2. 
Hatıra gelmek, gönlü kaplamak. 
yörenü gitmek Çevresini dolaşmak, 
gezip dolaşmak. 

yu Çok yazık, yuh, yuf. 

yudum Lokma, bir defada yutulacak 
kadar (yemek). 

yudunmak, [yutunmak] Yutmak, iç- 
mek, yavaş yavaş yutmak, zoraki 
yutmak, yutkunmak. 

yudurmak Yıkatmak. 

yufkacık -> yufkacuk 

yufkacuk, [yufkacık, yuhacuk] Ka- 
lınlığı az. ince, incecik. 

yuf kala tmak -> yufkaltmak 

yufkalmak Zayıflamak, incelmek. 

yufkaltmak, [yuf kalatmak ] Hafiflet- 
mek, cıvıklaştırmak. 

yuğadı Bulaşık. 

yuğı, [- taşı, yuvak, yüvalak, yuva- 
lak taşı, yuvı taşı] Toprağı' sıkış- 
tırıp pekiştirmekte kullanılan taş, 
silindir. 

- taşı -> - 
yuğmak — > yumak 

yuğrulmak 1. Karıştırılmak. 2. Ezil- 
mek. 
yuha Yufka, ince. 
yuhaçuk -> yufkacuk 
yu^u, [yukıı] Uyku. 
yukarğı Yukarıki. 
yukaru Yukarı. 

- dui'inak, [- lurruak ] Ayağa kalk- 
mak. 



251 



^akarorak 



— olmak Yükselmek. 

- turmak — > - durmak 
yukarurak Daha yukarı, dalıa yük- 
sek. 

yuku -> yulıu 
yııkm-mak Yoğurmak. 
[yularh] 

- keser İki elle kullanılan bir çeşit 

büyük keser. 
yulduz -> yıldıız 

yum, [yom] 1. Uğur, kadem. 2. U- 
ğursuz, meşum. 



- görmek 



Uğur saymak, umurlu 



bulmak. 

- tutmak 1. Hayırlı, kutlu saiymak. 
2. Uğursuz saymak. 

- yora görmek Uğurlu, kademli 
saymak. 

- yormak Faldan kötü sonuç çı- 
karmak. 

yumak, [yuğmafc, yuymak (I) ] Yı- 
kamak. 
yumalak -> yuvalaki 
yumarmak -> yunjrarmak 
yumcı Falcı, müneccim, kâhin. 
yumdurmak Örttürmek, kapattırmak. 
yumılmak -^ yumulmak 
yumlandıu-inak, [yumlaşdurmak ] Yu- 
mar gibi yapmak. 
yumlaşdıu-inak -> yumlandurmak 
yumlı -^ yumlu (I) 
yumlu (I), [yumlı] Uğurlu, meyme- 
netli, mübarek. 
yumlu (ü) Yumulu, kapalı; ketum. 
yummak 1. Kapamak. 2. Üstüne koy- 
mak, örtmek, üstüne kapamak. 
yumrarmak, 5rumaı-mak] Yuvarlak- 
laşmak, yumı-ulaşmak. 
yumrı -> yumru 

- yamrı Eğri büğrü. 
yumru, [yumrı] 1. Ur, vücuttaki şiş, 
bez, gudde, kabarcık, tümsek. 2. 
Eğri, çarpık. 
yumi'ucak Yuvarlak, yumru olan. 



[yumruk] 

-a tükürmek Yumruğa, sopaya 
kuvvet vermek. 

- cengi Yumruk yumruğa yapılan 
kavga. 

- düğmek Yumruk sıkmak. 
yumruİanmak 1. Yuvarlak biçim, du- 
rum almak, toplanmak, top olmak. 
2. Yuvarlak hale getirilmek. 

yumruhk Şişkinlik. 

yumrulmak 1. Yamulmak, yamru 
yumru olmak. 2. Tümsekleşmek. 

yumşağ 1. Kireci az, yumuşak (su). 
2. Hafif, şiddeti az. 

yumşağrafc Daha yumuşak. 

yumşak Yumuşak. 

- yil Hafif rüzgâr, esinti. 

yumşakhfc Yumuşakhk. 

yumşamuak (I) Yumuşamak, müla- 

yimlik kazanmak. 
yumşanmak (II) Görevlendirilmek, ' 

iş verilmek. 
yumulmak, [yumılmak] 1. Kapan- 
mak, büzülmek. 2. Üstüne kapan- 
mak, üstüne düşmek. 3. Toplan- 
mak, bir araya gelmek, yığılmak. 
yumulup düşmek Hızla bir şey ü- 
zerine kapanmak. 
yumurda Yumurta. 

- başmak Kuluçkaya yatmak. 

- bırakmak -^ - toğurmak 

- toğurmak, [- bırakmak ] Yumurt- 
lamak. 

yumurlanmak Bir araya gelmek, top- 
lanmak. 

yumurmak, [yımırmak] 1. Derleyip 
toplamak. 2. Ezip büzmek, iki kat 
etmek, kıvırmak. 3. Bozmak, ha- 
rap etmek. 

yumurtlağan Çok yumurtlayan. 

yumuş İş, hizmet, görev, ödev. 
- oğlanı Hizmetkâr, hizmet eden 
genç. 

yumuşaklık Mülayemet. 



252 



yugru^ 



yumuşaltmak Yumuşatmak. 

yumuşcı Hizmetçi. 

yıınd, [yunt, yunt ] Kısrak. 

- oğlanı Çoban. 

yıındkuşı, [yııntkuşı] Kuyruksallayan 

kuşu, peygamberkuşu. 
yıınmak Yıkanmak. 
yıınmışca Yıkanmış, tertemiz. 
yıınt, yunt -> yund 
yuntkıışı -> yıındkuşı 
yunulmak Yıkanmak, yıkanılmak. 
yurd -> yıu't 

yıırdlandurmak İskân etmek. 
yurdlanıuak -> yurtlanmak 
yurt, [yurd] Oturulan yer, mesken; 

memleket. 

- idînmek -> - tutmak 

- itmek -> - tutmak 

- tutmak, [- idinmek, - itmek] 
Mesken edinmek, tavattun etmek. 

yurtlanmak, [yurdlanmak ] Yerleş- 
mek, tavattun etmek. 

yusun -> yosun 

yutmak (I) -> utmak 

yutmak (II) Hazmetmek, dışarı vur- 
mamak, içinde bırakmak. 
yutı gitmek Sürekli olarak yutmak, 
yutmakta devam etmek. 

yutunmak -> yudunmak 

yuvak ->■ yıığı 

yuvalak, [yumalak] 1. Yuvarlak. 2. 
Gülle, top mermisi. 3. -> yuğı 

- taşı -> yuğı 

yuvalamak (I), [ yuvlundunnak ] Yu- 
varlamak. 

yuvalamak (II) Yuva yapmak. 

yuvalanmak (I), [yuvlanmak, yuvlun- 
mak, yuvnulmak] Yuvarlanmak. 

yuvalanmak (11) Yuva edinmek. 

yuvanmak Gönlü rahat etmek, tesel- 
li bulmak, avunmak. 

yuvatmak Parçalamak, ufaltmak. 

[yııvı] 

- taşı -> yuğı 



yuvınmak (I) -^ yuvımmak (I) 
yuvmmak (II) -> yuvımmak (II) 
yavıtmak Gizlemek, örtmek. 
yuvlanmak -»yuvalanmak (I) 
yuvlundurmak -> yuvalamak (I) 
yuvlunmak -> yuvalanmak (I) 
yuvmak Dürmek, tomar etmek. 
yııvnulnıak -> yuvalanmak (I) 
yuvunmak (I), [yuvmmak (I) ] Kay- 
bolmak, gizlenmek, silinmek. 
yuvunmak (11), [yuvmmak (II), yu- 

yunmak] Yıkanmak. 
yuvımulmak Yıkanılmak, yıkanmak. 
yııyıeı -> yuyueı 
y uymak (I) -> yumak 
yııymak (II) t> yoymak 
yuyueı, [yuyıcı] Cenaze yıkayıcı. 
yuyıılmak -> yoyulmak 
yuyımdı, [yuyundu] Bulaşık suyu, 

yıkanan şeyden dökülen su. 
yuyundu -» yuyımdı 
yuyunmak -> yuvunmak (II) 
yüce 1. Yükseklik. 2. Münezzeh, arı, 
uzak. 

- dııtmak Yüceltmek. 

. — eylemek Yükseltmek. 
yilcelenmek Büyüklük taslamak. 
[ yücelik] 

- itmek Kibirlenmek, büyüklük 
taslamak. 

[yücebnek] 

yüceli yüceli virmek Şaha kalkmak, 
şahlanmak. , 

yüceltmek Değerini artırmak, yük- 
seltmek. 

yücerek Daha yüce, çok yüce. 

yügen Dizgin, gem. 

yügrişmek -> yügrüşmek 

yüğrük 1. Yürük, hızlı giden, çok ko- 
şan, işlek. 2i Yürürlük, hızb gitme. 

yügrüldik 1. Hızlı koşma. 2. Taş- 
kınlık. 

yügrümle Hızla, koşarak. 

yügrüş Hız, sürat, koşuş. 



253 



yiigrnştliirıuek 



yügrüştliü-mek Deveran ettirmek, ko- 
susturmak. 

yügrüşmek, [yügrişmek, yügşürmek ] 

Koşuşmak. 

yügşürmek -> yügrüşmek 

yügürdüşmek Koşuşmak, yarışmak. 

yügürgen Yürük, hızlı giden. 

yügürmek, [yüyürmek] Koşmak, hız- 
İl gitmek. 
yügüi'ü Koşarak. 

yügürtmek 1. Koşmak. 2. Koştur- 
mak. 3. Erkek koyunu dişisine a- 
şırmak. 

yük Rahimdeki çocuk, cenin, dölüt. 
- bağlamak 1. Yükü taşınabilecek 
şekilde hazırlamak. 2. Yükünü tut- 
mak. 

in bırakmak Çocuğunu düşürmek. 
-ini yukarı tutmak -> -ini yukarı 
yığmak 

-ini yukaru yığmak, [-ini yukari 

tutmak] Nazlanmak, kendini naza 
çekmek. 

- koyacak Yüklük, yük dolabı. 

- yap Ev eşyası, pıh pırtı, kap ka- 
çak, taşınabilir eşya. 

yüklendürmek Gebe bırakmak. 

yüklet Yük hay^-anı. 

yükü -> yüldü 

yüklü, [yiİkh] Gebe, hamile. 

yüklülük Gebelik, hamilelik. 

yiiksecük Yüksekçe, az yüksek. 

[yüksek] 

- uçmak Yüksekten atıp tutmak, 
büyüklük taslamak. 

yükseklik Ulüvv-i cenap. 

yüksinmek -> yüksünmek 

yüksünmek, [yüksinmek] 1. Yük say- 
mak, istiskal etmek. 2. Kıskan- 
mak. 

yükünmek Önünde eğilmek, diz çök- 
mek, baş eğmek. ' 

yülcürmek 1. Gebe kalmak. 2. Erkek 
hayvan dişisine aşmak, 

yülitmek -> yülütmek 

254 ■ 



yülügen Ustura. 

yülük Tıraşh, tüysüz. 

yülümek Tıraş etmek, saç ve sakalı 

kazımak. 
yülünmek Tıraş edilmek. 

yülütmek, [iÜitmek, iUütmek] Tıraş 

ettirmek, 
yüıj Tüy, kuş tüyü. 
yüne Eyer altma konulan keçe. 
yüıjlemek Tüy takmak. 
yüıjsük Yüksük. 
yügül -> yegül 
yürek 1. Mide. 2. Cesaret. 

- bağı Bağırsak, çocukları beşik i- 
çine koyduktan sonra üstünden sa- 
rılan bağ. 

- berkitmek Gönül bağlamak, ce- 
saret bulmak. 

-berkliği Cesaret, yüreklilik. 

- burmak Bağırsakta ishal sancısı 
peyda olmak. 

- burusı Mide sancısı. 

- ditremesi -> - oynaması 

-i ağzma gelmek Çok korkmak, 
çok heyecanlanmak. 

-i burmak İçi sızlamak, mustarip 
olmak. 

-i kopmak Yüreği parçalanmak, 
pek çok acımak. 
-i oturmak İçi sakinleşmek. 
-i oynamak Kalbi çarpmak. 
-i şovumak İçi rahat etmek, gön- 
lü ferahlamak. 

- itiligi Şecaat. 

- koparmak Öldürecek gibi heye- 
canlandırmak. 

- oynamak Kalp çarpmak, çarpın- 
tı gelmek. 

- oynaması, [- ditremesi] Kalp çar- 
pıntısı, hafakan. 

- sürmek İshal olmak. 

- sürmesi İshal. 

- tamarı Şiryan. 

- tasası İç sıkıntısı, üzüntü. 

- yakan Çok tath, iç bayıltan. 



yua 



- yankusı Aşktan ya da üzüntüden 
duyulan iç sıkıntısı. 

yüreklendirmek -> yiireklendürmek 

yüı-eklendiirmek, [yüreklendirmek] Ce- 
saret vermek, cesaretlendirmek. 

yüreklenmek Cesaretlenmek. 

yürekli -^ yüreldü 

yüreklilik Şecaat, cesaret. 

yüreklü, [yürekli] Yiğit, cesur, kork- 
maz. 

yüreklürek Daha cesaretli. 

yüreksiz -> yüreksüz 

yüreksüz, [yüreksiz] 1. Korkak, ce- 
saretsiz. 2. Kötü kalpli. 

yürigen -> yürügen 

yiüigenlik -> yürügenlik 

yürimek -> yiü'ümek 

yüriş Yürüyüş. 

yürü Haydi. 

yürügen, [yürigen] 1. Keskin. 2. 
HızL yürüyen. 3. Ustura. 4. Cilab. 

yürügenlenmek Tıraş edilmek, cila- 
lanmak. 

yürügenlik, [yürigenlik] Yürüyüşe da- 
yanıklı olma, çok yol yürür olma. 

yürümek, [yürimek] 1. Gezmek, dolaş- 
mak. 2. Hareket etmek, iş yapmak. 
3. Tedavül etmek, geçer olmak. 4. 
Hareket etmek, dönmek. 5. Hü- 
cum etmek, saldırmak. 6. Ayrıl- 
mak, uzaklaşmak, 7. Sözü geç- 
mek. 
yürüyü Yürüyerek. 

yürütmek 1. Akıtmak. 2. Gezdirmek, 
dolaştırmak. 3. Çevirmek, döndür- 
mek. 4. Sevketmek. 5. Tedavül et- 
tirmek. 

yürüyecekleyîn Hareket etmesine, yü- 
rümesine elverişli. 
[ yürüyici ] 

- yıldız Gezegen, seyyare. 
[yürüyüş] 

- itmek Saldırmak, hücum etmek. 
-> yitük 



yüyiUmek -> y oyulmak 
yüyürmek -> yügüi'mek 
yüz 1. Karşı, nezd, yan. 2. Cihet, 
yön, taraf. 

- başa gelmek Baş üstünde yeri 
olmak. ' 

- begi Yüzbaşı. 

- bekitmek -> - berkitmek 

- berkitmek, [ - bekitmek ] Katı 
yüzlülük etmek. 

- berkliği Utanç duymama , sıkıl- 
mazhk. 

- big da İli yigirmi big Yüz yirmi 
bin. 

- burtarmak -> burtarmak 

- döndermek -> -- döndürmek 

- döndürmek, [- döndermek] Yüz 
çevirmek, terketmek, iltifat etme- 
mek. 

- dutmak -> - tutmak 

- dürmek Surat asmak, yüz buruş- 
turmak. 

-e çağırıcı İnsanın suratına haykı- 
ran, şirret. 

-e dokıınç Yüze vurulan şey. 
-e gelmek, [-e getiirmek] 1. Yü- 
ze vurmak, başa kakmak. 2. Mey- 
dana çıkmak, kendisini göstermek. 
-e getürmek -> -e gelmek 
-e kir gelmek Namus lekelenmek, 
yüzü karia olmak, utanacak duruma 
düşmek. 

-e kir getürmek Mahcup etmek, u- 
tanacak duruma düşürmek, yüzü- 
nü kara etmek. 

- eylemek Havale etmek. 
-e yüz Yüz yüze, vicahen. 

-e yüz olmak Yüz yüze, karşı kar- 
şıya gelmek. 

- görmiş Koca görmüş, kocaya var- 
mış kadın, dul kadın. 

- göstermek Nasip olmak, kısmet 
olmak, kendini göstermek, meyda- 
na gelmek. 



255 



yııs 



-i berk Sıkılması, utanması olma- 
yan, katı yüzlü. 

-i çalık Yüzü bozulmuş, yüzünün 
rengi, şekli değişmiş. 
-i dürük -> diii'iik 
-i eğilmek Yüzü çarpılmak, 
-i ışımak Yüzü gülmek. 
-i kıbleden dönmek Dinden çık- 
mak. . 

-i kil- olmak Yüzii kara olmak. 
-in düşmek Yüz üstü, yüzükoyun 
düşmek. 

-ine dökmek Yüzüne vurmak, önü- 
ne sermek. 

-ine göre tabanca urmak Durumu- 
na uygun olanı yapmak. 
-ini ayağma bırakmak Ayağına 
yüz sürmek. 

-ini eğmek Suratını asmak. 
-ini ele almak Utancını yenmeğe 
çalışmak. 

-in yire depmek Teperek yüzüko- 
yun düşürmek. 
-in yire urmak -> - urmak 
-i sulu 1. Yüzü taravetli, parlak, 
güzel, asil yüzlü. 2. Şerefli, namus- 
lu, haya, hicap sahibi. 
-i şuyı -> - şuyı 

-i yire düşmek Mahcup, meyus ol- 
mak. 

- kızdıırmak Yüz kızartmak. 

- olmak Bir kimsenin başkasına ö- 
lan borcunu ödemeyi kabul etmek. 

- purtarmak -> burtarmak 

- silmek Eli yüze sürmek. 

- şuyı, [-İ şuyı] 1. Ar, hicap, ha- 
ya, namus, şeref, haysiyet, itibar. 
2. Güzellik, letafet. 

- süı-e gelmek Yüz sürmeğe gel- 
mek. 



^- sürtünmek Yüz sürmek. 

- toprağa urmak -> - urmak 
^tutmak, [- dutmak] Yönelmek, 
teveccüh etmek, meyletmek, rağ- 
bet etmek. 

- urmak, [yire yüz mmak, -in yi- 
re urmak, - toprağa urmak, - yire 
komak, - yü-e koymak] 1. Başvur- 
mak, müracaat etmek. 2. Yüz sür- 
mek, secdeye kapanmak, yere ka- 
panmak. 3. Yüz tutmak^ yönel- 
mek, gitmek. 4. Rağbet etmek. 
5. Aksetmek, yansımak. 

- virmek Yüz göstermek. 

- yazıcı Gehniu yüzünü süsleyen 
kadın. 

- yazmak Gelinin yüzünü süsle- 
mek. 

- yirde baş komak Yüzükoyun ye- 
re kapanmak. 

- yire komak -^ - urmak 

- yire koymak -> - urmak 
1. Yüzlerce. 2. Yüzer yüzer. 

yüzden Sebebiyle. 

yüzerlik Ateşe atıldığı zaman çıtır 
çıtır ses çıkararak yanıp güzel bir 
koku yayan tohum, üzerlik. 

yüzgüç Suda iyi yüzen. 

yüzikoyu -> yüzinkoyım 

yüzin Yüz üstü, yüzükoyun. 

yüzinkoyun, [yüzikoyu] Yüzükoyun, 
yüz üstü. 

yüzlemek 1. Yüzünü dönmek, tevec- 
cüh etmek. 2. Yüze vurmak. 

yüzlü Şerefli, itibarlı, hatırı sayılır. 
- göstermek Saygm, makbul gös- 
termek. 

yüzlük 1. Peçe, yüz örtüsü. 2. Do- 
ğarken kimi çocukların yüzünde 
kalan dölkesesi parçası. 

yüzüşmek Birlikte yüzmek. 



256 



zaferlü Muzaffer, galip. 

zâğ {Far.') Yayın Licuna sarılan deri. 

- virmek Keskinliğini göstermek. 
zağlamak Keskinletmek. 

zağlı Keskin, şiddetli. 
[zaman (^j".)] 

- ile Vaktiyle, bir zamanlar. 
zaiîhık Sepet. 

[z arılık] 

- itmek -> - kılmak 

- kdmak, [- itmek] Ağlayıp sızla- 
mak. 

zarmcı Feryat edip inleyen. 

zarmcımak Zarı zarı ağlayıp inlemek, 
feryat figan etmek, ağlayıp sızla- 
mak, yana yakıla ağlamak. 

zarmcıtmak Yalvartmak, ağlayıp sız- 
latmak. 

zarlanmak Ağlayıp sızlamak. 

zayğala Süzülmüş karagünlük. 

zegrek Keten tohumu. 

zeMrlik Zıkkımlamlacak içki. 

zencef, [sencef ] Etek pervazı. 

zenen Küçük çömlek. 

zeHgü Üzengi. 

zevle (I), [zivle] Çift öküzünün bo- 
yunduruktan çıkmaması için bo- 
duyunruğa geçirilen ağaç, zelve. 

zevle (II) Ekilecek yer birimi olarak 
kullanılan bir ölçü. 

zevzek Esrar. 

zeyreklemnek Anlayışlı görünmek. 

zıbın ^» zıbını 

zıfoun, [zıbın, zubun] 1. Vaktiyle 
kaftan altına giyilen pamuklu yelek, 
hırka, mintan. 2. Entari. 



zu'zîbıldak Zirzop. 
zıyâfetlemek Ziyafet çekmek. 
zıyrmcak -^ şıyrıncak, sıyrmcak 
zibil Gübre, süprüntü. 
zifir Yağ, yağ bulaşığı. 
[zikr {Ar.)] 

- eylenmek Zikr etmek, sürekli an- 
mak. 

züi, [zilü] Halı, kilim. 

züii -^ zili 

[zindan (-Far.)] 

-a bn'akmak Zindana atmak, hap- 
setmek. 

-a urmak, [-a vurmak] Zindana 
atmak, hapsetmek. 
—a vurmak -^ —a urmak 

zind anlamak Zindanda hapsetmek. 

zindânvan Zindancı, zindan bekçi- 
si.- 

zivindirik Can. 

zivle -^ zevle (I) 

[ziyan {Far^] 

- sanmak Zarar vermeyi düşün- 
mek. 

zor İç ağrısı, kann ağrısı, buruntu. 
[zorba (<- -Far. zûr-bü)] 

- kalkmak İsyan çıkmak, zorbalar 
ayaklanmak. 

zorbatır Babayiğit, zorlu kahraman. 
zort, zort Şişirilen avurdun üzerine 
parmakla vurulunca çıkan ses. 

- virmek, [ şort virmek ] Avurt çat- 
latmak. 

zubun -^ zıbun 

zurnapa, ?urnapa -^ şurnaba 



257 



di z in 

ESKİ YAZIDAN -- YENİ YAZIYA 



Dizin bölümü i,m, Tarama Sözlüğünün I. ve IV. cUdini Cem Dilcin 
II. ve V. cldmz Dr. Kayahan Erimer, III. ve VI. cildini Nuran Tezean a' 

:zrct%t.::î:,r"-'-^^- "^^ -— .eneid;z:re 



DÎZİN ÜZERİNE AÇIKLAMALAR 

1. Dizin bölümü, madde başı olan her sözün, Tarama Sözlüğündeki 
tanıklarda geçen bütün yazım biçimlerini içermektedir. Bu sözler başka tür- 
lü yazılsa da, dizine sadece tanıklarda geçen biçimler almmıştır. Örneğin, 
karavaş sözcüğünün şu yazım biçimlerinin hepsi dizinde yer almıştır: ^r^jj , 
o^jj ^Jj^J^^^Jj ,ü^JİJ^ ,J^JJ^ ,oîljljl5 ,.j\j»J_. 

2. Arap harfleriyle yazımları aynı, fakat okunuşları değişik olan sözler 
bir madde içerisinde toplanmıştır: eren, oran, ören ujl ; eyin, in, oyan, öyün ^J ; 
esirik, esrik, esrük ii j^\ ; arılamak, arılmak, ırılmak, ırlamak, urutmak 
jijl ; arjramak, lyramak, oyarmak .j*jS'\ ; ummak, ovmak J-jl ... 

3. Taranan metinlerin bir bölüğü harekeli olduğu için, buralardan ah- 
nan sözcüklerin kimilerinde son ünlüler "huruf-ı imla" ile yazılmamış, hare- 
ke ile gösterilmiştir. Böyle sözcükler bu yazım biçimleri ile dizine alınmıştır: 
^T açı, j::\ içre, aTI öydin, J\ ilerü, joJI ulaşdın, Jl ılı, ülü, ■^\ imdi, aü 
kanda, j:3 kankı, ^ kutlu, l^S gibi, ^^_ yüklü ... 

4. Kimi sözlerin yazıhşlarmda Arap harflerinin bitişip bitişmemesi açı- 
sından yazım başkalığı sayılabilecek değişiklikler görülmektedir. Böyle söz- 
cüklerde köke gelen ekler, bitişik olarak yazılması gerekirken ayn olarak 
yazılmıştır. Bunlara da dizinde yer verilmiştir: ansM2 ^(Sj^ , Jj-^„ J^ I ekinci 
ıjrcf^r, ^/7^^ ; ekinlik dlIjTI , >£^\ ; ikileyin ^Si^ » o^^J luşaylık jidi^j\, 
jlSC^jl; inamlık jJpUl , JİUUİ ... 

5. Sözlükte madde başı olup da tamklarda yazım biçimleri bulunmayan 
sözlerin yazımları, tarandığı metnin özelliği dikkate alınarak saptanmış ve 
köşeli ayraç [ ] içinde gösterilmiştir. 

6. î ve df harfleriyle yazdmış sözcükler sayıca az olduğu için ayrı bir 
bölümde toplanmamış, I ve ii harfleri içerisinde alfebetik sırada verilmiştir. 



abıca 


^T 


at çapmak 


J-«- '^^ 


âb -dest virmek 


lil» j j o*' Jj 1 


at depretmek 


^i/^i oT 


abrık 


öjy 


at depmek 


iiho^T 


ab şak 


. JLijT 


atı doldurmak 


[ı^j-ıiji JT] 


abbak 


3^ 


at seğirtmek 


dJLc"_^ ^T 


abu 


J 


âteş evi 


<^jl c^"T 


aparmak 


J-J^T 


âteş göynügi 


S^.^ J^"^ 


apagsızda, apagsuzda «i^Tl yT 


atışmak 


J^-T 


apagsına 


^lS\J\ 


âteşe urmak 


J^JJİ düT 


apbak 


J:J 


âteşe na*^l komak 


j-jâ J*j iijT 


appak 


J^J 


at salmak 


jl U* cA 


aparmaduh 


^^.J^ 


at salmak 


jU-ö oT 


apşak 


o^J 


at tonı 


J_>U »::jT 


apışık, apşak 


J^J 


at kasnısı 


^jr^^- «^T 


apışıkhk 


lyj^' 


at kaldırmak 


j-j^Jls oT 


apışmak 


J^J 


atkulaiğı 


^:>^ oT 


apışık 


Jî^J 


at koparmak 


j^jbj» oT 


apalak 


JtAjT 


at koşmak 


J^^â «^t 


ap]lam.ak 


jJbT 


at kulağı 


j%ı ^T 


apul apul 


J^.T J^.T 


at götliği 


ja;^«^T 


apulamak 


J-'^^iT 


atlaz 


J^"T 


aparmak 


J-j'H''' 


atlandurmak 


j.j^"T 


at arkasına gelmek 


diur .o-lâjT oT 


atlandurmak 


ı>JJ^Û^' 


ata 


b-T 


atlanmak 


j^'T 


atabeg 


dLb-T 


atlu azuğı 


^ijjT^UT 


at eri 


(ijl '^T 


... atımı yir 


-.^"T 


at ağaç 


^Ul oT 


ata 


^-T 


at oğlanı 


J-ilpI oT 


atalar 


>"T 


at akdarıcı 


ji-j\^\ oT 


atıcıduğı 


^ JLşBjJ T 


at otayıcı 


^>-jl oT 


aç itmek 


,Mn:"l J 


at uşağı 


^Ujl oT 


acıtğan 


u*2>-T 


at oğlanı 


iS^j\ oT 


acıtmak 


J^T 


at oynağı 


t/Wj' '^'I' 


aç dirümek 


dUij-i j-T 


at bırakmak 


jllj-^ oT 


acır 


■ " ^"T 


at boynuna düşmek 


dir" j :> «»^.^J *^T 


acırak 


- 3j>^ 


at boynuna düşmek 


dlr'j i *J j~l_>i '^ " 


acışıkbk 


> jUi>.T 


at cıvlandurmak 


J» j -üVj^ cJ\ 


acışmak 


jJi.rT 


at çapmak 


j^;^ »^T 


aç tutmak 


ı5^'> çj 



263 



acığ 

acığan 

auğm! almak 

acığı tutmak 

acık 

acık itmek 

acıla 

a cilaca 

açmak 

acm 

açuk 

acıya koymak 

acı dil virmek 

acı dil virmek 

açığını çıkarmak 

acılık 

acımarul 

aöıyavşau 

açı 

açışmak 

açuk 

açuk boyamak 

açık dillü 

açıklık 

açıklamak 

açku 

açık yir 

açılmadıçak 
açılmış 

açılmak 

açla 

açıla açıl 

açmaz komak 

açmak 

açınmak 

açuk 

açuk göıjülli 

açık 

açık dillü 

açılmak 

açmmak 

ahtarmak 

aktarmak 

ahdarmak 

264 




ıj^" 



aksırmak, ahsurmak 

ahşam 

ahmak 

ahu 

ad itmek 

ad eri 

adaklu 

adamak 

adanmak 

ad urmak 

ad issi 

ad eylemek 

ad çıkarmak 

ad çıkarmak 

ad san 

adsuz 

adsuzlık 

ad şan 

adlanmak 

adlu 

adlin admak 

âdem oğlanı 

âdem oğlanı 

adamcıl 

adamcılîanmak 

adamcıl 

âdem tonma girmek 

admak 

adım kalgımak 

adamlık 

adım yirde 

adanlu 

adanmış vakt 

adanmak 

adma ne düşerse 

ad yavuzluğı 

adı bellü 



j^T 

j^jU>- il 

j-» iT 
(Jl«s> iT 

J-» ^ I (»il 
ü:>^jI ^iT 
j^lijl j»iT 

(J*Uj»-j»il 

^-»ajU j»iT 

"■^-ü f ■='''' 
c-âj ^«*il 

_jllj es-îT 
UT ^ 
ü-UT 
j-VljT 

JİljT 
JiljT 



aralanmak 


ji'ljT 


ardına atmak 


jxT oijT 


aramak 


j-ljT 


ardına uymak 


jx_jl 4:0 jT 


aran 


üljT 


ardına uymak 


js\ 4:0 jT 


an ev 


j\ jT 


ardına söylemek 


di JL- -^jj^ 


arpacı 


^■^'' 


ardını sürmek 


dLjj*- j^^ijT 


arpa arpa 


«ujT ^.j^ 


arzuman 




arpalığı silinmek 


si.^ J<i*ij'^ 


arısuz 


arpalık 


jWjT 


arslan havalı 


JljA ü^UjT 


artuğırak 


(3>jjT 


arış 


ı^Jİ 


artık, artuk 


Jo' 


arş 


o-jT 


artuklağü 


jkll'ıj'î 


arğac 


^UjT 


artuklık 


jİÂîjT 


arğun 


û^^T 


artların sürmek 


^Ljj^ (1/ j^j^ 


arğm 


ö^j' 


arıtlanmak 


jI^Jb-jT 


arık, aruk 


J.T 


arıtmak 


J^'/ 


arkalaşmak 


j^iJUjl 


artucağ 


^r^oT 


arkaç . ,. 


^jT 


arturmak 


j-jjj'jT 


ark dartmak 


j/jli (3jT 


arturu durmak 


J.OJİ JJJij\ 


arkurtmak 


J'Vj''' 


artuğ 


t-^o*! 


arıkaz 


J?/ 


artuğracuk 


Jtr'^jpjiji 


arkasına götürmek 


i.i«y_jr *:^jT 


artuğırak 


6jh''J^ 


arıklatmak 


' ^J^ 


ârtuk 


(3_^jT 


arıklamak 


^U^jT 


artuksı 


\^-^j^-î^ 


arıklamak 


jU5/ 


artuklağı 


j^ljji jT 


arı kılmak 


jU^" jT 


arta varmak 


J.JİJ *:jT 


arkurı gelmek 


^ur^j^SjT 


arıca 


'r/ 


arkun 


j_jSjT 


aracı 


.^l 


arkun arlım 


ü_jsjT j_j3jT 


arıh kılmak 


J*y ^J' 


arkun arkun 


ü_jsjl <J_jijl 


arıhJatmak 


j*xUjT 


arkun c ak 


J*^^öT 


arhun ağacı 


^=^UT j^^jT 


arkunbk 


jj J_jâjT 


arı dirilmek 


>iIij^jT 


arka 


aSjI 


ardıbş yeri 


c^j: u^-İj*!" 


arka olmak 


jijl <LîjT 


ardmak 


t?*-*-'''^ 


arka bir itmek 


,^Ut.l y «jT 


ardınca olmak 


jljl AşiijT 


arka birikdürmtk 


'^jj-^-'; "^j' 


ardından beri 


(^j; üAjijT 


arka dügmecigi 


^^J'ji 4İjT 


ardından varmak 


j^jlj ü-üijl 


arkalaşmak 


j^^SjT 


arda komak 


j-_jS ojT 


arkala nıcı 


^^^jT 


ardır adın 


^_ilj;_ijT 


arkalanmak 


j^«jT 


ardılmak 


j4î^j'î' 


arka virmek 


dUj-^^j 4SjT 


ardın ardın 


û-^j"^ û'^j'' 


arkın 


(>âjT 


ardın aJmak 


. JiT ^_./ 


arubk 


Ji/ 


ardın almak 


Jil û:^/ 


aralamak 


c5i/ 


ardın başmak 


J*-^ üL^-y 


armak 


jojT 


ardın sürmek 


^jj-' û'„^jT 


arınmak 


. j'jT 



265 



amuğ 

aru 

aru evi 

arucak 

aruca 

aruk 

arulık 

ara 

aralık 

arı 

arı etekli 

arı eteklü 

arı olmak 

an itmek 

arı eylemek 

arıtmak 

arıtmak 

anca 

an dirlik 

an dirliklü 

ansuz 

ansuz 

an şıfatlamak 

anğ 

ank 

arıklamak 

arıhk 

anlmak 

anlamak 

anmak 

araya gitmek 

arayıcı it 

aza saymak 

az öküş 

az oldı 

azıtmak 

azdırmak 

azırğanmak 

azırğanmak 

azırğamak 

azrek 

a zır ak 

azırkamak 

azğaşmak 

266 



j/UjjT 



azğîşmak 

azğmmak 

azğufışmak 

azğun 

azğunlık 

azğîşmak 

azık, azuk 

azkun 

az kişi 

azlu 

azmak 

azın azm 

azvaııa urmak 

ay vay 

azuk 

azuk virmek 

azıtmak 

azık 

azıklanmafc 

azın azın 

as 

asa komak 

asrağı 

asramak 

assı 

aş 

aşa 

aş itmek 

aşağağı 

aşağakı 

aşağa 

aşağa tamar 

aşağı vanlmak 

aş ocağı 

aş evi 

aşışmak 

aş tamı 

aşağa 

aşağarak 

aşağa komak 

aşağa komak 

aşağrak 

aşağa 

aşLk 



- 4. .T 
- .• .T 

üjSjJ 

^jT 
JUjjl UljjT 

UT 
dlx\ ^T 

«tcUT 
jUlL 4iUT 

- *.r 

\jS\ 
JjUiT 

4iiT 



■jLîl 



aşlık 


jJliT 


ağaçpüsi 


^jTJİ ^^"^ 


aşmak 


j^T 


ağaçpuş] 


ar^Jİ s:^-^"! 


aşnuğı 


J^S'^^ 


ağaçdelegen 


jsa. ^uT 


a şut 


oj-iT 


ağaçkarası 


^- 'J ^^"^ 


aşurma kolan 


öVjS <u>jjiıT 


ağıtçı 


^^"'^'^ 


aşa 


^T 


ağıtmak 


[j^T] 


aşa gelmek 


,^UIC iiT 


ağaç 


. el 


aşamak 


J^A^I 


ağaçkavnnı 


JjU 2^cT 


aşılbmak 


J*a^l 


ağaçlanmak 


j^ıl^&T 


aş yerikligi 


S^j, üiT 


ağca 


A^'\ 


aşırma kolan 


üVjî ûjv^T 


ağdırmak, ağdurmak 


j.jai.1 


aşık 


^ 


ağduklık 


^jiSoi-T 


aşıkmak 


j*Âj;l,' 


ağduk 


3j ■^'^ 


aş 


. -^^ 


ağdırmak 


J-° jj'^'^ 


aşa komak 


jj^jâ l-^l 


ağır 


>I 


a şrağı 


j^^l 


ağır başmak 


j*^j >T 


aşra yüz 


■ JJİ '_r-»' 


ağır hasma 


<l.»-u2J jtT 


aşşısuz 


j_j-w»T 


ağırtmak 


jx^pT 


aşsı 


^-T 


ağırşak 


j^j^T 


aşsı eylemek 


d.ULI ^^T 


ağırşaklanmak 


j,<ıJLÜ-s jP 1 


aşBi kovmak 


J.JS ^•— 'T 


ağırlık 


jj>;ı 


aşsıya kalmak 


JİU A...J\ 


ağırlık bulmak 


jijj jljtl 


aşkı 


■ ^T 


ağırlamak 


\ ji>]; 


aşkı küpe 


"^J^ c/^]^ 


ağırlanmak 


JjJjpT 


aslan 


ü:)U»T 


ağırmak 


j.>T 


aşılacak 


j*?^' 


ağırın 


ü'>'i' 


aşJsuz 


>UT 


ağjz 


>[ 


aşlak, aşbk 


■ jUT 


ağız itmek 


di^J >T 


a şılmalu 


■ jÜJ\ 


ağız bir itmek 


di*::jt j Js-I 


aşşılu 


jUT 


ağız bir eylemek 


■ dU.U j, >T 


a amalık 


jJw.T 


ağız bucağı 


^cUjo >T 


aşı, aşşı 


c.-"! 


ağız tüfengi 


i^jj >T 


aşşı itmek 


dlx-| ^T 


ağız çakmak 


J^^^ >'i' 


aşşı itmek 


dL:il ^T 


ağız koklamak 


J^t>\âjs JiT 


aşılacak 


Jr^ 


ağızlara düşmek 


dlr'j:» ej>î 


aşılan 


ü^Ui'T 


ağızbk 


jj>t; 


aşılanmak 


Jr^U^T 


ağsırmak 


1>J-^' 


aşşılanmak 


jJl^T 


ağşam 


^LüT 


aşşılu 


^UT 


ağkurdı 


iS^jj^ l} 


ağ 


f^ 


ağıl 


J^T 


ağa 


UT 


ağbk 


• ■ jiiT 


ağaç 


^UT, 


ağılbk 


JİUT 


ağaçlamak 


Ji^^T 


ağıllanmak 


j^T 


ağaç 


^UT 


ağın 


û^"! 



267 



ağuağacı 

ağullanmak 

ağır 

ağır basan 

ağır başmak 

ağırşaklanmak 

ağırlamak 

ağırbk 

ağı karası 

ağıllanmak 

akarsu 

aka şma 

akot 

ak biti 

aktarmak 

aktarmak 

akıtmak 

akıtma 

akcılrak 

akçıl 

akça 

akça aşşıya almak 

akça aşşısı 

akçaağaç 

akçakavak 

akhardal 

akdarmak 

akdarmak 

akarca şu 

akarsu 

akşarmaşık 

akşunkur 

aktavşan 

akkuyruk 

ak gice 

akmak 

akma hançer 

akağan 

akm eylemek 

akm salmak 

aga 

aijaılak 

aijaru 

agaru berü 



-UT ,î\ 



üL-,<oIj jtS-\ 

^j-rf»' jlsl 

4^T 

4>=ıT 

Jİ I 4j^-^ i 4^T 

'I 4>.5T 

r 

(>jİ4SI 
üU «âl 

. ITT 
jJjlTT 



(3*^(3- 



aijarurak 

agaru yan 

ağarı 

aijit 

aijid 

aijdurıcı 

aijrağan 

aijramak 

aijiz 

aijsuz 

aijsuzda 

aijsuzla 

aijsuzdan 

agsuzm 

ağış 

aijil, aijul 

ağıl aijil 

ağlanmak 

aijuUık 

aijlamaduk 

arjiJmış 

aijlamayu bakmak 

ağlanmak 

aijulu 

aijilur 

aijmak 

aijuz 

aijul aıjul 

arjuUık 

ar) a 

arjit 

ar)iş 

aijil aijil 

al 

ala 

ala 

alabanda virmek 

al itmek 

ala tenlü 

alacık, alacuk 

alacuğ 

alacuk 

alaca 

alacehre 



>rT 

4J>^T 

JS'T JTT 

•, jirî 

jJcJ^T 

4rT 



JT 

T\ 

,4;^VT 



268 



alacaserçe 


*ş-^ «Iş-VI 


alçaklık 


alacalık 


jJ4=^VT 


aldaşmak ' 


alacık 


Jt*^"! 


aldağuç 


alaçuk 


öjr'^'^ 


aldamak 


alacık 


Jfr'^'i' 


aldanğan 


alardu bakmak 


jlb j.jVT 


aldayıcı 


alar sabah. 


^L^ jVT 


aldurmak 


alar tang 


diJ.U. jVT 


aldamak 


alan alan bakmak 


jJL ^jVTc^jVT 


aldurmak 


alaz alaz 


[ JVT JVT] 


aldayıcı 


alazlama 


^VjVT 


aldırmak 


alasıya 


4--VT 


aldaya düşmek 


alasıya 


-u.-'i/T 


alar 


alaşa 


a^N/T 


alışık 


ala tutmak 


ö^'j^ '^T 


abşmak 


alak bulak 


ö'^ji ^^'^ 


alğasamak 


ala kurı 


. ^jy VT 


alğıms algım 


alakuş 


. Jy-^ 


alğun 


alag 


:£]VT 


alkış itmek 


alabk 


jiVT 


alkış eylemek 


alalmak 


■ ji-i/T 


alkış kazanmak 


alan 


, öVT 


alkış 


alan talan eylemek 


diJLI öVb- j-i/T 


alkış itmek 


alav 


■ . jVT 


al geçmek 


alay bağlamak 


j-^U t^':jT 


ahi 


alay bağlamak 


jUio ^-i/T 


ahm 


al itmek 


dUJ JT 


alma 


alay düzmek 


dUjji c^-i/T 


alım satım itmek 


alay göstermek 


dJujı-_»rt^*^T 


almak 


al eylemek 


dUl JT 


almak virmek 


alp 




alımlu 


alp eren 


öjl uT 


alma 


alplık 


jV"! 


alnuklık 


alplık itmek 


dJL:;l jUT 


alınmak 


altcı 


^T 


alu 


altamğa 


U^T 


alup virmek 


altun tas 


j_^Us üj^T 


alur göz 


aJtunlamak 


jJl;^=jT 


alum 


altunlu 


^M"! 


ala 


altın 


ödT 


alakarga 


altın yan 


üIj ı>=J 1 


alıcı 


alaca 


İT 


alıcı kuş 


alacaibik 


dLI 4T 


abr göz 


alçak olmak 


Jijl JUT 


alışmak 



j^IaJT 
^jt>\ jüT 

J.IJT 
oU3İ jJT 

j^jaJT 
j-aJT 

[ö>JT] 

/^ 

liT 
di^J 1= L^ ^T 

. " ' JiT 

dLj-j jiT 

. JU.T 

4iT 

jUJT 
J*i3T 

di» j j <^ji I 

4JT 
«jT 

jjr^T 

- * ıT 



269 



ab şık 


J^ 


ansuz 


j-J 


alı şatı 


JLu» JT 


ansuzdalık 


jJâij-j 


alı şatı itmek 


dUjl JU jT 


ansuz 


j_?~j 


alı şatı eyleşmek 


dUlA JU jT 


ansuz olmak 


jijl jjJ) 


alık 


jjt 


ankıt 


1^' 


alı gelm.ek 


diur jT 


anui) 


'^' 


alım 


r^^ 


anug dirisi olmak 


Jİjl ^j^ dif\ 


ahmainak 


J.UT 


anlar 


j^*T 


alım. satım 


isîl^ J 1 


ânlar 


>-T 


alımlu 
alımlı 




annaç 
anın nu 




amaç 


^UT. 


anadan toğmış 


Jİİ^_jU jiAjT 


amaç 


^uT 


anı 


jT 


aha 


liT 


anın 


(>iT 


analık 


jiüT 


avadanlık 


. jULI/ 


ancak ola 


Vjl 6^'\ 


avadan 


0^1/ 


ancak olur 


Jjh\ LÎ^T 


âvâz uncı 


^=rj-»l Jl/ 


ancalar 


j^T 


âvâz eylemek 


dUil j\jT 


anca 


4ŞİT 


âvâz götürmek 


dLSfj\J\ 


ancacuk 


J».4^T 


âvâz virmek 


dLjjjlJÎ 


ancalar 


^WT 


av almak 


jil / 


ancılayın 


üil^T 


av itmek 


di^l/ 


ancılaym 


û-M'^ 


avuç kayası 


t/'LrS 2^/ 


and 


■ jüT 


avcı delik 


'iy^ ^r/ 


andan 


îaiT 


avcını açmak 




andagı 


^İİajT 


avuç um 




and olmak 


. [Jijl^-T] 


avurt urmak 


and içmek 


diUcil AiT 


avurt şavurt 


OjjLs OjjT 


and içe görmek 


dL.j_jr4;>=j| Ji;T 


avurd 


..^j/ 


and içirmek 


dLjvşjl JüT 


avurd urmak 


J'JJi -Sjjl 


and şaklamak 


jJLâ^ ^1 


avurdlaşmak 


J*iJ^j/ 


andagı 


^^AiT 


avurda 


e-ij/ 


andık 


öajT 


avurda çekmek 


li-US^ «-ijjT 


andlaşmak 


j^İVajT 


avurdı yelli 


Jk c5-ijjT 


andlaşmak 


j»-Ua:T • 


avrılmak 


Jij/ 


andlamak 


cSJ-^-^T 


avrılmak 


jJijjT 


andan 


jJüT 


avsun 


oj-jl 


andan gerü 


j^r j ajT 


avğun 


j>jT 


andan girü 


jj^r öAjT 


avkuş 


■ u^jT 


anduz 


Jj-üT . 


avla 


VjT 


and virmek 


J.l'j'^j jS\ 


avlağu 


>V/ ^ 


anda 


»AjT 


avlağı 


^VjT 


andagı 


\/.A3T 


avlak 


JVjT 


andm sımak 


J»s-^ ^AjT 


avınmak 


J*jT 



270 



ava binmek 
ava binmek 
avıtmak 
aha 

ay ağıb 
ay ağüı 
ay aydui]! 
ay aydmı 
ayacuk 
aya taşı 
ayağ 

ayağın turmak 
ayağına düşmek 
ayağa salmak 
ayağa turmak 
ayağa kalkmak 
ayağı düz başmak 
ayağı kabın 
ay ağılı 

ayağın turğurmak 
ayak 

ayak üzere gelmek 
ayak başmak 
ayak beraber 
ayak berberi 
ayak çeşmesi 
/ayakdaş 
ayak d erliği 
ayak deri 
ayakdan çıkmak 
ayakda koymak 
aya karşmak 
ayaktaş 
ayak taşı 
ayak tavışı 
ayak tavışı 
ayak tavışı 
ayak tolamak 
ayak tavışı 
ayaklara salmak 
ayaklamak 
ayamak 
ayıtlanmak 
ayıtmak, aytmak 



uT 

Sj -^j j^ 

j*ÂJLS «iPİjl 
j£^b JbT 

t^ji . ı5UT 

^lybj 

jljl JbT 
jil.^ «jlâbl 

J JUb I 



ayca ayca 
ayca ayca 
ayıdağacı 
ayıdağacı 
aydıg 
ay demüri 
aydın 

aydın kılniak 
aydmJu 
aydıg 
aydın 

aydın itmek 
aydıvirmek 
ayırtlamak 
ayırtlaşmak 
ayırtlamak 
ayırtlamak 
ayrıç 

ayrık, ayruk 
ayi'uksı 
ayi'ik koçı 
ayrılanmak 
ayruh 
ayruk 
ayrukca 
ayrufcsıtmak 
ayru olmak 
ayruksı 
ayruksımak 
aynk 

ayrılık kargası 
ayağ 

ayağa durmak 
ayğırlanmak 
ayağın almak 
ayağın durmak 
ayağına balta urmak 
ayğut : 

ayağa düşmek 
ayağa salmak 
ayak, ayık 
ayak almak 
ayık olmak 
I ayık oyuk 









:.T 



271 



ayakdaş 


u^'-^J 


ayna ertesi 


j,«»jjl bji 


ayakdan Laşa 


4İlj ü aİj i 


ayın bayın olmak 


ciijl iy}i ;jj 


aya:kdan düşmek 


d.iP^ ö-xlj 


ayın bayın olmak 


j^ji ö« oJ 


aykırı inmek 


iİ-UJoI (JjÂiJ 


ayna 


^J 


ay kılıfı 


^Üâ J^ 


ayu incegi 


ıS^.' jJ 


ayaklamak 


jUiJ 


ayukulağı 


(^^->5 yJ 


ayaklandurmak 


j^jJiiİİjT 


ayugüli 


J^j'l 


ayak nasibi 


^^^^ J'J 


ay ve gün ağılı 


jj^T ö_jr j ^T 


ay kur 


-Jj^J 


aya 


^J 


ay köpİTgi 


Sjij^ (S^ 


aya âvâzı 


^j\j\ ^J 


aylak 


o^J 


aya çalmak 


^U 4;T 


aylak çadırı 


t5j:>U ö:>\jT 


aya karşmak 


JC^y 4jT 


aylan durmak 


J/.jAJt>\jT 


aya kakmak 


J-kİ3 d|(l 


aylanmak 


jx-^iT 


ayalama 


«d «ol 


aylak 


JiJ 


ayama^k 


J» <ljT 


ayla 


<LT 


ay yurdı 


(J-SJ! t^J 


aya ma k, aymak 


J^T 


ay ye 1] isi 


^y^, J^ 



aba, oba 


^1 


aparmak 


C-j} 


abartmak 


ö^'j) 


eprimek 


dWJ 


abrıl 


Ji^.ı 


epsem 


p— i' 


epsem 


j*-*^' 


epsem olmak 


• jiiji ^\ 


epsem olmak 


jijl jf-jl 


epsem olmak 


JijV ^\ 


epsem durmak 


ı>j:> jv- il 


epsem eylemek 


IJbl ^\ 


epsem turmak 


6^jj^ *-»jl 


epsem durmak. 


j-ji (^1 


epsem kalmak 


jj.3 p-Oİ 


epsem durmak 


1>JJİ (^1 


ibik 


dLI 


epsem turmak 


j-j_jl* jv-Jİ 


ebemgömeci 


^^' 


epsemlik 


3^\ 


ebemgömeci 


..^^^r:' 


apışmak 


j^l 


ıbhk 


Ji^.l 


appak 


^J 


ibli 


ckl 


iplicek 


dUJbl 


abuk 


3j>^ 


iplik işlemek 


dlJil djJl 


ebe 


^\ 


apur şapur 


V 


ebegeçdi 


iS^ ^} 


apuk 


6y} 


ebice 


<ls.o-Jİ 


apul apul yürümek 


tii»j_jj J_jjl J_jjl 


aparmak 


jojUl 


ipi uzun dutmak 


J^'^ UJJ' lS^J 


ıpar yavşan 


ü--?i J^ 


ot 


ol 


ıpar yavşanı 


ci^jd , jLjİ 


ata 


lîl 


apaijsuzda 


e:>J_j«İ'l <_Jİ 


ata atlanmak 


j«-^\îl uı 


apbak 


JtJ' 


ata atlanmak 


j^-l uı 


ıpratmak 


J^"lj;l 


atabeg 


.ili lîi 


ıpratmak 


3^'.} 


öte dakı 


J^ b-l 



272 



ata kulı 


J^i Ui 


acıtğan 


atalık 


jJL-l 


acıtkan 


et özi 


t^jjl Cj\ 


acı dil 


at binmek 


dLij ol 


uçdan 


et Loynuzı 


iSJj'iji '^l 


uçdan uca 


otacılık 


jUl 


aç dirilmek 


itdirseği 


S^j^ ol 


ücrete tutmak 


et den tenden düşmek 


d.[Pj i 0X3 üs;\ 


acırmak, acurmak 


otıuşmak 


Ö^J\ 


ucuz dutmak 


atartamar 


> J\ 


öçeşmek 


oturğan 


Ö^J\ 


acık, ocuk, uçuk 


oturmış tıırmış 


o^jj" o*-*-'"' 


içgü itmek 


otukmak 


j*âjl 


içküci 


etek 


Sİ'A 


eceUü 


etek salmamak 


jJlU dLI 


acıla 


etgün 


üjS^jl 


uçmak 


eteği arı 


c^jT J^\ 


acmâk, uçmak 


atlanmak, otalanmak 


(3*xijl 


uçma irmek 


etlü cânlıı 


_jiJU _jiîl 


ucmdan 


etlürek 


^j>"l 


içinde 


atlu kişi 


^^r >-ı 


acurmak 


ot alayı cı 


^=^=iîl 


ucuraca 


utmak 


jx-ı 


ece 


etmek, ötmek, ütmek 


.il/l 


acığan 


etmek eylemek 


dUil dLc'I 


acığ olmak 


etmekei 


^^^'\ 


açığı tutmak 


etmek çıkarmak 


j>ijU>- cf.ix'l 


acımak 


etmelü olmak 


ji]l j^'\ 


içi yürütmek 


atma ip 


t - 


iç edik 


atım yeri 


(iJi fi 


aça görmek 


etini çekmek 


^u:- c;\ 


içre 


itneşmek 


dj..v.-l 


içre 


etin karacası 


(^^^j^ (>ı 


içre 


etini yimek 


'iJ^. :;' 


içişmek 


uturu uturu bakmak 


6^i jjj'^ jjji^ 


açuklık 


itüri itüri 


iSJj''^ (iJj>jl 


uçuklu 


otun 


üj'A 


uçkunmak 


ata 


-ül 


iç geçürmek 


ata atası 


^^1 Aîl 


içi km ek 


iti, üti 


ö\ 


içegü 


etyaran 


': ü\j^ ol 


içki eylemek 


utızmak 


ıy.jrijl 


açla 


etine câmna tolu 


ji^ <CjU-' 4XÖİ 


uçma^ 


öç, uç 


^1 


açmaz komak; 



J^ ^1 
oJu-1 

4>-l üAş-1'' 

\Üij.i ^1 

dl^:^l 

(i.l*^l _j^^l 
aUI 

j?-l 

dl.j\ l^-l 

üA^-1 

I 



<-i 

cfix j jj p- 1 
£JJ ^1 

a ,s>-l 

juZı 

dlX>-l 
^1 

*l^l 

J*j3 jU^I 



273 



uçmağ 


^U>-i 


ahıtmak 


j^l 


uçmak 


c5WI 


aj^ıcı 


^^ 


açmazlanmak 


J^j^l 


a]^]bk 


jUl 


açmak, uçmak 


o-^^ 


ud 


^1 


"' içimlü 


^U-l 


adaklu 


>-bl 


için 


ûr» 


adanmak 


Jx-U1 


için bağlamak 


jJaj ûr' 


ad urmak 


J.JJİ il 


içinde 


Ijc^l 

T 


ad unnmak 


jc'jjl J 


içinde 




edeb beklemek 


dU4İSL ^i,\ 


için tokımak 


ıJ^J^ U^l 


ad bağlamak 


jJUj il 


uçınmak, uçunmak 


j*ı>-l 


adahlu 


.>Aİ 


içinmek 


T 


adsuz 


>-ı 


içini geçürmek 


"^■İJ^ (i?-' 


ıduğı 


.^'' 


içini yürütmek 


^'jJİ li^l 


ad kazanmak 


Jx"jâ il 


açuk 


ÖJ=r^ 


edik, edük, ödek 


-£iil 


uçuk dutmak 


j/i Ji>-I 


edük başmak 


^ J^ £iil 


açuk göTjülli 


J^j^ öj^r^ 


edikci 


^=^rii 


uçunmak 


J«'->t' 


idügi 


"i-^ı 


içi eğri 


^j^^ ^r' 


adlamak 


ji.l 


içi gitmek 


'^^\ 


adlu, udlu 


>l 


içi göyünmek, içi göynümek di^jf ^\ 


Adalya 


oJil 


için 


^\ 


âdem oğlanı 


(S^\ /»il 


için yâr 


J*^ Cf^^ 


âdem oğlanı 


c>ı r^ı 


için yâren 


ûju if^y 


âdem oğlanı 


^Ujl j»il 


a İtasını 


J.U1 


adamak, adımak 


j*il 


o^t 


c^\ 


adımlamak 


jJUil 


aj^tanlmiak 


ji>ı 


adanmak 


^i\ 


ahtarmak; 


j»jUI 


idinmek 


dJLc'il 


ahtardmak 


(>4-Ij J^l 


ad vurmak 


J»jj -Sİ 


OJ^tUT) 


A;^\ 


ıduğı 


(>j^ı 


o htm 


-0^1 


edük 


£ij^l 


â Liret oglı 


Jejl 0>.| 


idügi 


.fj^l 


ahırmak 


(»•1 


ede, oda 


.il 


aksırmak, ahsurmak 


J/ij-cil 


ud yiri 


ıSJ. -i' 


aljsamak 


,j^l 


edik 


dLil 


al^şam 


fi^l 


edikci 


ı^=^SC.il 


aJ^şamdur oldı 


tsAjjl jjuli>.| 


edikçi 


^=?SCil 


ahşamlamak 


,jaX»\Jİ-^\ 


er, ir 


jl 


ahşamın 


^\Ju^\ 


er adam 


^iTjl 


ahşam 


^I 


er almak 


JiTjl 


ohşamak 


JU>-I 


ara 


. Ijl 


ahşamın 


j^l 


ıracuk 


J-ljl 


al^^mak, ı^mak 


(3*s'-i 


ıra^ itmek 


.iJL^J ^IJ 


a^ 


er' 


aradan götürilmek 


<iüj_^ ûiljl 



274 



aradan götürmek 


dL-jj-S üiljl 


artıklık, artuklık 


jİÂJjl 


ırağ 


t'.ı 


ortaklu 


jiijjl 


ırağ itmek 


dUil ^jl 


artlaşmak 


j^:>\îjl 


ırağ eylemek 


dUi yji 


antla ma k 


J-"i\j"jl 


urağut 


«ı-f-lji 


ertelemek, irtelemek dUiîjl 


ırak 


jiji 


irtelü gicelü 


jjur _^L-jl 


ırak eylemek 


diai Jljl 


arıtmak 


^"J 


ırak düşmek 


dir-ji jljl 


artucak 


jU-^^jl 


ıraksınmak 


J*^ı3İjl 


artucak 


J:>-JÎJİ 


ırak gitmek 


diL^ jlj 


artuhlağu 


j^!iUjj"jl 


ıraklık 


jüiji 


arturmak 


J-Jjjj' 


arabk 


jJiji 


artuğ olmak 


o^j' t^'ji 


aralaınak 


ji-iji 


artuğrak 


j_^_^'jl 


aralık 


jJiji, 


artuk 


Jjö' 


aran 


üljl 


artuksı 


ı>- Jjjj' 


er ocağı 


JWj\j\ 


artukbk 


jİ-Vj' 


er özlemek 


dloVjjl jl 


artuklamak 


jjs^îji 


er oğlan 


ütAi^jl jl 


erte, irte, orta 


4T,I 


er oğb 


Mj\ J 


erte ağarmak, irte 


ağarmak j^jUl <Jjl 


ara yir 


^, bi 


erte akbğj, irte akbğı . ^^1 «ûjl 


er başj 


J^i j' 


irte ılduzı 


I^JjAJI «üjI 


erbene 


4:jjI 


erte çıkmak, irte 


çıkmak J-».^ ^jj' 


arpa arpa 


4JJİ AJjl 


erte doğmak, irte 


doğmak j>ji «Jjl 


aı-pa bilezik 


^ji^ *ej' 


arta turmak 


Jj^ <Sjjl 


arpa salmak 


^l^ 4JJİ 


erte namazı, irte namazı ı^jLc* -Jjl 


arpa tutmak 


JC"> 4JJİ 


orta yay ayı 


di (^U «üjl 


arpalık 


Jj-ujl 


irte yiri ağarmak 


J-j^'İ'ı^-r. «^îjl 


arta durmak 


J-J-i Lîj' 


erte yiri aklığı, irte yiri jlil ^^j^ aJjI 


irte gice 


.1.^ Ujl 


aklığı 




artıcak, artucak 


J=?"ji 


erte yiri ağarmak 


t»l ı^J-, dîjl 


artuhrağ 


t>>ı 


erte yiri aydınlığı, 


İrte ^/ij Jjl ı5j;_ ^jjI 


artırışmak 


J^j'j' 


yiri aydmbğı 




ertesi, irtesi 


^-Jjl 


irte yıldızı 


iS'j^. ^^j' 


artıığ 


c^'ji 


örce 


l^TJİ 


artuğrak 


ji>j"jl 


ercerek 


Ü^rjl 


artuğrak 


j>îjl 


ercügez 


j5:-ji 


artık artuk 


I . jîJ 


erçel 


Jr^J 


artık eksik 


di-^l jJjl 


arJb^a 


UJ 


artuk itmek 


dLjijl jJjl 


iri hulu 


>ji 


artukraşmak 


(j-^jjîjl 


arhun 


ü^jl 


artukrak 


ı3^jl 


arJ^un arhun 


üjsS-jl üjî^jl 


ortak katmak 


j^ jîjl 


ar^uncak 


J^jî^j' 


artuk kdmak 


jJS jjjl 


ili ^ûy 


<j^j' 


artuklağı 


^üJjl 


irdemek 


a.bji 



275 



ardca 


4Ş-İJİ 


ırğar 


jUjl 


ardça 


a=..J 


ırgalanmak 


<>c-*^Uji 


andı turmak 


J-> ijl 


ırgalamak 


JİUjl 


ardık 


3^J 


ırgamak 


j.Ujl 


ardlaşmak 


jJÜ^jl 


arğac 


^y 


erdem 


r^j 


arğırmak, arğurmak 


3'j-J^ 


ardına k 


JoJijl 


ırgalamak 


J«:>^jİ 


irdemek 


dL^jl 


ırgalanmak 


öi^j\ 


erden 


ö^jl 


ırgalamak 


jJ^jl 


ardınca 


d:siijl 


ırgalanmak 


c^^,\ 


ardınca olmak 


jijl Ad^j\ 


ırgamak 


j»pjl 


ardınca gitmek 


6İ^ •^s^::>j\ 


arğm, arğun 


û^.ı 


ardını sürmek 


dİAJJ^ Ü-^j' 


ırğandurmak 


. J.J-Cİ:-Jİ 


ordu 


■ J^J 


ırğanmak 


J*^Jİ 


er dökmek 


difj^ J 


arğun 


y o>jl 


orduluk 


jJj^ji 


arğış 


lT^j' 


erde 


oijl 


urfadan 


oAJjl 


erde ve geçde 


sJUO j »^jl 


arık, ark, anık, ırak, 


uruk Jjl 


ardıra 


\j.j\ 


arkacı 


c/r^"^' 


ardır a dan 


İj2ı\jj^j\ 


arkalaşmak 


j^iJUjl 


ardıradan 


İS2,j2,j\ 


ur^^an 


ül5jl 


errek 


iijjl 


urk olmak 


jijl i3jI 


erürmek, irürmek 


dLjjl 


ırak dutmak 


jc'^ Jjl 


arustak 


jU^jl 


arkurtmak 


j^Vj' 


ersek 


dL.j\ 


er kardaş 


u-'^^Jİ 


ersin 


CyJ 


ar kuru 


j^j' 


ansuz, ürüsüz 


Jj^J 


arkuru çıkmak 


(i*^'^ j^jJ 


ırsuzm 


Ü-Jj"-}^ 


arkuru turmak 


j^jjU j^jl 


ersün 


öj-jl 


arkuru varmak 


j^jij j^j' 


ersemek 


liL «u-jl 


arkın 


t^^j' 


ersi 


^ol 


arkın çıkmak 


J»Â^ t^^jl 


arış 


JJ 


arkunsma 


■c-- tSjSjl 


ersek 


dJJ.J 


arkın gelmek 


iLir ^jj\ 


anşmak 


S^^J 


ırak kılmak 


J-ls jjl 


erişmek, irişmek 


dUJ 


arıklamak 


j«:>^jl 


uruşu ölmek 


iUjl ^J 


arü klandurm a k 


j'jjJJ:>^jl 


erşün 


(j^'-j' 


arkalanmak 


ö^^j\ 


arğun arğun 


öji^jl öjf^j! 


arıklatmak 


jasj 


Erturjrul 


J^>J 


arıklık, ıraklık 


Jİ5Jİ 


Ertuıjrul 


<Jj/>jl 


arıklamak 


■ JİJji 


er *-avret 


Oj_p jl 


arıklamak, aruklamak 


JJU-J 


er *-avret olmak 


jijl CLijjC j\ 


arkalanmak 


J^İ3"J 


arğac 


cL^ji 


arkalu 


>-J 


ırğadlıcak 


j4-^l^jI 


arkaluç 


ÎTJİS-»! 



276 



arkun arkun 

arkıncak, arkuncak 

arkuru turmak 

ar kuru 

arkun 

arkurJ arkun 

arkun gelmek 

er kuş] 

arkun 

arkun arkun 

arkuncak 

arkuncacuk 

arka 

arka olmak 

arka bir itmek 

arka bir olmak 

arka bir eylemek 

arka dutmak 

arka dönmek 

arkasın yepmek 

arkalanmak 

ırkalamak 

arka virmek 

arkın 

er koyun 

erk, örk 

erkeç ' 

erkecük 

erkeç 

ergirmek, ergürmek, irj 

irgürmek 
er kişi 
irkek 

erkek ağaç 
erkek beyt 
erkek demür 
erkeksi 
ürkülik 
irkilmek 
erklü 

erikmek, irkmek 
ergen, ir iken 
ergencelik 
irkindü 



J.^U jjij 

(jjljl üjh 

diJbl jw öj 

jirmek, dLjS'j 



irkindi 


j'-^^ji 


ergenlik 


dM'J 


erkenlemek 


dUTjl 


ürkü 


j^J 


er görmiş ■ 


cr'Jj^ j' 


irgürmek 


^LjjfJ 


er gören 


OjJ'J 


ürkülik 


d^jfjl 


er kişi 


J^J 


ergiveç 


^j^J^ 


ırlamak 


j-'ifjl 


ırlatmak 


jjdjl 


irilcek 


di^ji 


anlık 


Jjjl 


erlik, irilik 


dlijl 


erlik itmek 


dloA dlijl 


erlikden kalmak 


jLli JJtS^jl 


erliksüz 


>50jl 


erlik şuyı 


üj^ dlijl 


erlik güni 


j^r diiji 


anlamak, arılmak, ırılmak, jijl 


ırlamak, urulmak 




eıilmek, irilmek, ürilmek, 'i^ij' 


ürülmek 




erlenmek 


dl,-.!jl 


erlü, urlu 


jh\ 


ırlayıcı 


'^J^ 


erlik 


4Jji 


mm, irim, urum 


(..1 


armak 


dt.Jİ 


örümcek evi 


<^ji vii^jl 


anmak, armak, ırmak. 


urmak J-jl 


ermek, irmek, ürmek 


dLjl 


eren, oran, ören 


ojl 


eren erene turmak 


j«jjU ojl (jjl 


üründülemek 


diİAÎjl 


üründilenmek 


dJLjAijl 


üründü 


jAîjl 


üründü olmak 


Jijl jAJjl 


üründü eylemek 


dUL.! jJüjl 


üründü kılmak 


jUs jAjji 


üründülemek 


dlijAJjl 


irende 


«AJjl 


üründi 


^Mj\ 



277 



arnuk 

arDukbk 

erenler 

erenler şuyı 

oranlamak 

erinleyin 

arınmış yer 

arınmak, urunmak 

erinmek 

om anmak 

arnuğ 

erene 

aru 

aru etekli 

arvana 

oruç açmak 

arucak 

örü durmak 

erü dutmak 

örü durmak 

erürmek, irürmek 

uruş 

örü turmak 

örü turu gelmek 

arlık, uruk 

aruhk 

orun, urun 

arvana 

üründü 

ara 

ıranmafc 

ere varmak ' 

ere virmek 

ara yir 

arı, iri 

an itmek 

iryet 

arıtmak 

iri ^ulu 

iri ^ûlu 

öri durmak 

arışız, arısuz 

iri söz 

arış 

278 



<îjl 



CJ.Jİ 

J^ c5Jİ 



Jjjl arışlanmak 
jLâJjl ank 
jÜjl arıklatmak 
üj>^ jL'jl anklık 
J»ijjl arıklamak 
(İnİJjl irileşmek 
i Lr'*-)l anlık 
t><jl irilik 
ii^'jl irilik 

unlmak 

©rincek 

arınmak 

erinmek 

uz 

âzâdlu 

iz izlemek 

öz özi 

uzak uçmak 

az öküş 

az öküş 

azıtmak 

azcufc 

özdek 

uz dillü 

izdemek 

üzresine 

üzresine 

üzresinde 

azırğamak 

azırğanmak 

azırğu 

azırak, azrak, uzrak 

üzere 

üzerin urmak 

iz sürmek 

iz sürmek 

azışmak 

ızğar 

azğaş 

azığzımak 

azğun 

azık, azuk 

azık tutmak 

azıklandurmak 



tJdJİ 

^J 

Jl 

.^J.ljl 

diijljl 

ç^JiJl 

^n Jl 

c^j\ Jl 

J'"Jİ 

Jş-Jl 

£i.jl 
>jl 
dl.i jl 

■»^ijji 

L-jjl 



(^.«ipjjl 

j*j ji 
Jjjl 
«jjl 

* .1 

J^-Jl 
jlijl 
u=l*jl. 
t><>ji 

ö>jl 
(3JI 

ı3-»j •AÜİJİ 



azkun 

ezgülendürmek 

ezgilendirmek 

ezgin 

ezginek 

ezgü, üzegü 

özge 

ezgi 

ezgilendirmek 

izlemek 

uzlık 

ezilmek, izlemek, üzülmek 

azmak 

azmak 

üzmek 

azm, uzun 

izin izlemek 

azm azın 

aznavur 

izin izlemek 

izin başmak 

özini hıraya urmak 

uzun sagmç 

özinsüz, uzunsuz 

uzanmak 

özini yığmak 

azu issi 

azuk 

uzun eylemek 

aza tutmak 

azıtmak 

azık 

ezilmek, üzilmek 

azılu 

izin izlemek 

azın azın 

izini izlemek 

izini izlemek 

is, issi, us, üs 

usaijLk 

ıstar 

istenmek 

istedmek 

ister olmak 



JJJİ 
diLjl 

dJUjl 

diljl Jjl 

jjUjl 



ili 



yj 



J-W2J jİJJl 
pjÎAui (Jjl 

dJLLI jjjl 

dUbjl 
diLjl cj 

[ jl::-! ] 
dJLc-U^I 



ister olmak Jlj'JJ*'' 

isteşmek iL-i::-'! 

istekli olmak jij' J^' 

ısıtma t-'' 

ıssıtmak J^s^' 

istemek liLi-'l 

istemelü olmak jij' ji*=-'i 

ısıtma •****'' 

üstün •>*' 

üstine üşmek (ii^j' ^' 

istenmek S.»:sm\ 

üstine ağlamak jJ^' ^^^^ 

üstine girmek liL» jT «ci-l 

üstün yan ^^, o^' 

üstün "^j""' 

üstün ağacı jr^^ öjş^\ 

üstün ağacı (_5^' Oji-I 

üstünki ıpj^l 

isteyü gitmek dLıT _^-x-l 

isteyü gitmek dL:^ j^\ 

isteyü varmak J^j'j ^~^I 

ısıcak ıS'-»^' 

ısıcak, ıssıcak J^ 

ısıcak kanlu j^^ J?^' 

ısıcakla 4Ü»«»I 

asrağı 

aşramak 

esirtgen, esritgen 

e irlmek, esritmek, esrütmek 

esıidici 

ıs^rğı 

e.sirik, esrik, esrük 

esirgemek 

esirgeşmek 

esrüklik 

esriklik, esrüklik 

esirgemek 

esirgin 

esirgenci 

esirgemek 

esirgeyişli 

as£irmak 

esirmek, esrimek 

esrük 



dir^ı 



279 



esrüklik 


^ii^^l 


esnek 


esrüklik 


dKj^\ 


esenleşmek 


ısra 


'^1 


esenleşmek 


asra geçe 


<=S »j^\ 


esenlik 


ısız, isiz, isüz 


>< 


esenlemek 


ısızlık 


JJ>I 


esenleşmek 


isizlik, isüzlik 


il)>l 


esenlemek 


ıssı, issi 


^r^^ 


esüp savurmak 


ıssı sovuk 


öj-^ t.^' 


esüp gelmek 


ıssı şovuk 


öj'^ t_^l 


ısuz, issüz, isüz 


us a I) olmak 


jlhdJLI 


ısuzlık 


isketi 


^\ 


ese başlamak 


usai) dutmak 


Jr'i dLI 


ese gen 


üsküre 


.Ji.\ 


ıssı, issi 


üsküf 


^Cl 


JSSl ot 


usaglık 


â,\SL.\ 


ıssı olmak 


eskilmek 


. .^UCI 


ıssı eylemek 


iskemlü 


_ji»Ş>.*<l 


ısıcak 


iskemJi 


JJİ.\ 


ısıcak kanlu 


üsküre 


oj_jSv^l 


ısıcak yüz 


üsküf 


ü>jSC-l 


ısSi dam 


üsküli bezi 


' tsJ: J_>S^I 


esirtgen 


esgi 


S-'\ 


esirgemek 


eskice 


«ı^^SC-l 


esirgenci 


eskiden eski 


ı5^ı öjX-i 


esirgemek 


eskiyi yegiye geçür- 


'^'^jj'^ aJo ^X-I 


esirgin itmek 


mek 




esirmek 


İslâmbol 


J_jj-t)L'l 


ıssı sözlü 


eslememek 


dL: t>Ul 


ıssı şovuk 


ıssjlık 


Ji-I 


ıssı ton 


issilik 


diLI 


issilik 


eslememek 


di.LJ--l 


issilik 


esilmek, eslemek 


.fUl.-l 


ıssı vurmak 


eslememek 


. dJo.lJ 


ıssı yel 


eslememek 


dL-uL-l 


»§5 eş, iş, uş, üş 


assılanmak 


J^-I 


aşa 


eslenmemek 


dl.ovUl 


iş itdürmek 


assılu 


_jLI 


uşatmak ^ 


islü issine 


«u*-! _jLI 


iş itmek 


ısmarlamak 


JİjLr-l 


uşacuk 


ısmarlamak 


ji^l 


iş açılmak 


esen 


â-l 


aşah. 


esen uğuz 


Jjs-j\ J,*-l 


işe sunmak 


esen kal 


ju j,^r 


aşağa olmak 



di. 4k>-l 

dLLI ^1 

diTj^! 
dL 4S'__,u-l 

İSjt' ^\ 

dll^l 
diL-l 

uı 

ıfJ..»jAîl ^jil 
dic'I ^Jil 



280 



aşağbk eylemek 


İJULJ jUUI 


eşsüz 




aşağa 


4İ.Lİİ 


iş sürüci 


OT-^J-' J 


aşak 


juı 


iş şol düşmek 


d.\Pj^ Jj^ J- 


aşincîri 


t^Jİ*^' lT^' 


aşağa 


Ui 


usanmak 


J<"UI 


aşağaralak ' 


jJjUi 


üşenm.ek 


dlc'Ul 


aşağa kaJmjş 


Jjl u^ 


iş itmek 


dUi\ ^\ 


aşağa kalmak, aşağa 


kılmak jUl U-i 


eş eylemek 


dUJ ^il 


]Ş]ğ unnmak 


JXjjl ^ 


iş başa varmak 


t>jj I-İLj ^i 


aşağralak 


jJ>-^ 


işbııla, uşbula 


^1 


aşağa 


4İİ' 


işbunui) 


,il:,^l 


aşağarağ 


j^ J «Ia-İ' 


işbu, uşbu 


JM 


aşağa kalmak 


JİU 4Aİİ 


işbu ara, uşbu ara 


\j'\j,i\ 


aşağa kjlmak 


jU5 4Aİİ 


işbu işbu, uşbu ıişbu 


J^\ J^\ 


aşak, ışık, uşak 


Jil 


işburja, uşbuga 


. [fjr^\ 


ışık urınmak 


JJTjl J^l 


işbular, uşbular 


^jjıl 


ışık urınmak 


c^Jjl' p' 


uşbunca 


4jr^\. 


uşak devşek 


ıi,Lijj j^' 


uşbunda 


\JÜJ.M 


aşak dilli 


• o^.^ J^i 


işbundan, uşbundan 


■ÜJÜJ-.-5İ 


aşkar gözi 


(^jjf ^1 


işbunda, uşbunda 


aAj i.Jll 


aşak göijüllü 


^i5sr jii 


işbunui), üşbunui) 


dİJj^l 


aşakbk 


, jüil 


işbunug bigi 


S-. ^J:-l 


aşaklık eylemek 


,iU.I jliii 


işbunui) gibi, uşbunui) g 


ibi ^Ş''dlijJ.\ 


aşakbk kılmak 


jJS. jlLil 


işbunuijla, uşbunurjla 


4İ$Ujj-5İ 


ışık mezheb 


ı,^J4 X» (_o.il 


işbunları, uşbuhları 


(ijljjr^l 


aşak varmak 


1>JİJ Lpl 


işbum, uşbunı 


(Jj-Jli 


ışkın 


j^l 


işitdürmek 


dLj JLiil 


eşek, üşek 


luı 


işitdüri söylemek 


dJLJLı.j-' ıSJ "^^ 


eşek eyegüli 


■ J^SGI dUl 


işitgen 


-ülS^I 


eşkeritmek 


dif-^saı 


işitgen 


û^l 


eşkere 


.j:j.\ 


işitmeze urmak 


J.JJİ j]^\ 


işkil almak 


JİT JOI 


işitmeze urmak 


(J^jjl aJ,4Xil 


eşkelek, işkelek 


^Kil 


aşatmak, ısıtmak 


S-o^' 


eşekmaruJ] 


■JjjU diil 


eşecük 


dUil 


eşkin, eşkün 


ü^^l 


uşacuk 


jj^l 


eşkinci, eşkünci 


^^î-^1 


eşdürmek 


dl-jJLİİ 


eşkün 


üjSCil 


iş düzeni 


Jjj ^1 


eşkünci 


_ ^js:^! 


aşduk 


JA^I 


eşküne eşmek 


dJur^l 4j"_jSCil 


işidü durmak 


J.JJ jJLİİ 


işgeve 


«_jS>.^ı 


eşdürmek 


dLjjj-il 


eski 


^1 


üşde 


* j-Sl 


işkile varmak 


(jj j 1 _j cüLSvJj 1 


esirgenmek, işirgenmek 


dUTyil 


ıslamak 


J-^l 


üşürmek 


dLj.\ 


işlemek 


dJU^I 


iş sürüci 


L^rJj^ J^ 


işletmek 


dJUdil 



281 



ışılamak 

işlemek, üşeJemek 

işlemekdeıı kesilmek 

eşlendürmek 

üşilenmek 

işlük 

işlemek 

işleyi gelmek 

işleyesi olmak 

eşmiş yoıtnuş 

aşmak, ışımak, uşmak 

eşmek, işmek 

eşme 

eşin 

üşendürmek 

işin sürmek 

esnek 

usanmak 

üşenmek 

aşnuğı 

eşüp yortmak 

aşut 

aşurma 

aşuğ 

aşuk 

aşağa 

ışalak 

ışalamak 

işi dönmek 

işi şağ eylemek 

işi sağlamak 

iş yeıjilenmek 

ışılamak 

ışımak 

eşinmek 

aş, uş 

uşal tutmak 
1 sıtma 

asdar 
uşdan alu 
ışırğu 
ışırğı 
aşra, ısra 



ı>«-Lil 



işuzlık 

aşıl ululjğ] 

aş] an 

aş]llu 

aslan 

ısmarlamak 

ısmarlamak 

ısmarlamak 

ısmarlamak 

1 şuzlık 

uşuUu 

aşa komak 

aşşı 

aşşı itmek 

ısıtan 

ışıcak 

1 sıcak 

aşşı kılmak 

aşşj kılmak 






ı— ^*UXj ^jS i 



1 '■••^ I 
(3*1*3 ^^^1 



aşılandırmak, aşşılandırmak ^^jj:!^ 

t' 



(3*L-3İ 



(>»5*^l 



^1 






aş Şİİ] 

ışşı yel 

etrafını almak 

atım 

ağ 

ağa 

ağaç 

ağaçdelegen 

ağaçdelen 

ağaçköpügi 

ağa kadın 

ağayıl 

ağban iv 

ağaç 

ağcam 

ağca 

ağcarak 

ağaç 

ağdurılmak 






Ji. 



üU f- 1 
(«^1 
Öj <*?=*• I 
jijoil 



ağdarmak, ağdırmak, ağdıırmak j-jOil 
ağdık, ağdıık jj^| 

ağdukLk ^-^1 



282 



ağır, uğur 


>ı 


ağız birikdürmek 


dl-jaTj; ■ >l 


uğratmak 


ji"l>l 


ağız tüfeği 


S^ >ı 


uğraş 


ui'>l 


ağızhk 


jj>l 


uğraş yiri 


t5JL ır'>' 


ağzını yile açmak 


j,sj>-ı <L öjf-\ 


uğramak 


j«l>l 


ağzıaçık 


J^T c^>l 


ığrandurmak 


J»j M\je-\ 


ağzıaçuk 


öj^l c^>' 


jğranmak 


Jx"l>l 


ağız yarı 


c^J^. >' 


ığrıp, uğrap 


C_J^1 


ağzı bozuk 


öJJJİ iSJ^^ 


ağjr baş 


u=^>l 


ağzı çelikli 


JS^T c^>ı 


ağjr başmak 


J*^ jİ-\ 


ağzı dadını virmek 


^*J'_J öih c^Ji^l 


ağırtmak 


j^'A 


ağzı tadını virmek 


di- _r_j ^„:ilL. t^>l 


ağır düşmek 


dJLiji ji-\ 


ağzı kutlu 


_jij"_ji t^>l 


ağardjca 


4^i^l 


ağzınui) kaşığı 


j^jijİlİ diijjil 


uğraş 


ui>l 


ağzma /çalmak 


^3İ^- -^^ij^' 


ağırşak 


ıp>l 


ağzmı poryaza açmak 


j^T « jlij_j^ t^,>l 


uğraşmak 


(3*i>l 


ağsak 


JL*I 


uğraş yiri 


i^j". J'J'^ 


ağsaklık 


jJJLvfrl 


ağrık, ağruk 


J>1 


ağustosgüli 


^^j^\ 


ağruk çekmek 


dJiC>- (3^1 


ağsırık 


3j"^^ 


ağnkh 


js>ı 


ağsırmak, ağsurnıak 


j^j^\ 


ağır göijülli 


jr^r>ı 


ağsmk 


Aj-^' 


ağırlamak 


j-V>l 


ağsak 


j«*l 


uğırlayın 


- <>.V 


ağsamak 


j«-»&l 


ağırlık, uğrıbk 


JJ>1 


ağsamak 


J^ <U>frl 


ağuLk itmek 


,^l.:.l JJ>I 


ağşam 


^lU\ 


ağırbklu 


^UJ>I 


ağşakhk 


jlâUöPİ 


ağırılmak, ağırlamak, uğnlamak, jl^l 


ağsamak 


j^L^l 


uğurlamak 




ağsak 


1>«2Pİ 


ağırlanmak, uğnlanmak. 


uğru- <>J>I 


ağta 


4UI 


lanmak, uğurlanmak 




oğlan ağrısı 


ı_^«j^l ":>\f^l 


uğurluk 


dj^>l 


ağlağan 


üU:)^i>l 


uğırlayın 


jJ^I 


oğul oğlı 


J^ı J^ı 


ağjrmak, uğramak 


t»l 


oğul okumak 


j^ı J^ı 


uğru kapu 


_jj j>l 


ağlamsımak 


J.:--.t>^i^( 


uğramak 


J» 0^1 


oğlan 


- üt>^i^ı 


ağrı, uğn 


i£j>\ 


oğlan uşak 


ı>ii ü■i^pl 


ağnk 


Ji>l 


oğlanhk 


JJüt>^i^ı 


uğnhk 


Jid>i 


oğuldan kızdan kalmak jJ.â ü:sJ5 u^Ul 


uğrayu gelmek 


viur_^.>ı 


âğlara urınak 


ı>jj' «^*-' 


ağız, ağuz 


>ı 


ağlasımak 


jo^ii.i 


ağız eğmek 


diri >ı 


ağlaş 


. o^^t 


ağız otı 


üjl >ı 


ağlaşdırmak 


Jo^_Jl£İİI 


ağız üşürmek 


ıiJUj_j^_yl Ji-\ 


iağlağan 


üUİPİ 


ağız olmak 


jiji >ı 


ağlık 


Jli^l 



283 



1>(J^ 






ağlamsiDmak jo:--J.f;l 

ağlamsımak j^,^;^s.\ 

ağlamış yüzlü j^jji (_A*J^' 

ağlamak jj.il 

ağlâm^aklar jİUj^\ 

ağlamasım^ak 

oğlan 

oğlan uşağ 

oğlan ağrısı 

oğlan eylemek 

oğlan burusı 
o ğ] anlık 

ağıllanmak, ağlanmak 

ağmak 

uğumlu 

ağm 

ağnatmak 

ağnamak 

ağnağan 

ağnak 

ağnamak, uğunmak 

ağuağacj 

uğur 

uğurluk 

uğurlamak 

uğurlayın 

ağuz 

ağukunduz 

ağukurdı 

ağul, oğul 

uğumını uçurmak 

uğunmak 

ağı 

ağırlık 

uğmmak 

efir üfür 

efildemek 

ufandı 

uf anmak 

efil efil itmek [ 

ok atımı yir 

ak alaca 

ak altun 

aktarılmak 



■t} 

.^- 

joUI 

JJİ.\ 

j Xİ js.\ 



di. alil 

<-VI öl 
ü^.dl öl 
j«L jbül 



aktarışmak 

aktarılmak 

okutmak 

akça 

akcılrak 

akçakır 

akçıl 

akça 

akça aşıya virmek 

akça aşşısı 

akça sayılmış kul 

akça kaldırmak 

akçakavak 

akça kesmek 

okçı 

akdarmak 

akdanlmak 

akdarmak, akdurmak 

akdan karadan 

akartmak 

akarmak 

okruğ 

aksıma 

akışmak 

akkök 

ıkhğ 

ok] ağı 

aklık, ıklık 

ıkhğ 

ıklık 

akmak, okumak 

akmantar 

akma olmak 

akın salmak 

akm çapmak 

ai}, ek, ei}, ög, öi] 

arja 

onat 

arja dak 

arjaru 

arjmdan berüden 

arjrurak 

igeze 

iki iki 



jljol 

J^ı 

lii'j'j U-.^! 4ı>«ll 

^^^1 4^1 

Ü_4â |_jijbl-^ ■*;j«5İ 

J^jJÜlİ 4ş-=İİ 

JljS 4:>=«l 

dL-«^ 4?Jİ 

Jij ASİ 

J^j Aİl 

ü:ij3 üAİİ 

<u-»Sl 

JİSİ 

j*j| 

jbu» jl 

jljl <U5İ 

jil-^ (jil 

J**^ û[i^l 

. 'il 

ırı 

■ o ir I 

j^ ırı 

jjirı 

" jjjjirı 
.jirı 

£jl £JI 



284 



eıjek 


Û\<\ 


aiji-amak, ııjramak, 


or)armak J«^İ 


ekevül 


jjirı 


öğürmek, ügrimek. 


ügrümek dl-^ri 


iki bölüldik 


dKl. £]l 


egren 


6/1 


egbe 


^\ 


ö grence 


4J^\ 


or)at 


cS\ 


ıgranmak 


c^/\ 


öğütlemek 


dlJl:n 


agaru 


J/\ 


ektilenmek, öğütlenmek'^ 


dia^rı 


ıgramak 


Joa/I 


ektü, iktii 


yS\ 


ar) an, eğri 


^/\ 


ekti, ikti 


^'^ 


eğri okımak 


J^JI tSy ^ 


ir| cir) 


dU £li 


eğrice 


.^J\ 


öıjdin 


aTI 


eğri çekmek 


ıii*S^şr ıSy^ 


aıjdn-ıcı, agdurıcı 


.yrJ-^l 


eğri doma 


U^ ^j^\ 


ağdırmak, agdıırmak 


jojaTI 


eğri domar 


jUj:> ^_f\ 


ör) din 


b^\ 


eğri sügük 


dir,^ cs/ı 


ögdünki 


cP-^rı 


eğri söylemek 


>i-U.j_j>- tsj" ' 


agdurmak 


JojjaTI 


egrigez 


J^./"! 


eğdi, ekdi, ikdi 


,^,^\ 


egrikestâne 


<i\xS ^^\ 


arjdırıcı 


.e^.^ı, 


eğrilik 


~i%J\ 


ör) din 


a^l 


eğrilmek 


dJLL/1 


eğer, eğir, öğür 


/"I 


eğrim 


f.^1 


eğer 


.^î 


eğri yel 


:y.^j^\ 


agraşmak 


3^\/\ 


ar)iz, ikiz 


. JTI 


agrağan 


û^l/"'" 


ekzemek 


dU/l 


eğer ... eğer 


f\ ....^1 


iıjeze 


./I 


agramak 


j-i^ı 


egzi, ekzi 


^:f\ 


eğri olmak 


Ji^i /\ 


eksemek 


dJULrı 


eğri iyegü 


/^\ /\ 


ekister 


^LXI 


ügürtlemek 


dUî^l , 


. egistiren 


. JJLİ'I 


eğirtmek, ögürtmek 


p^/\ 


ekşitmek 


dL:,„Cl 


ikirciklik 


d}^/\ 


er)sece 


A,..-^! 


ikircinlik 


dib^^l 


egser 


■ J^ı 


eğrice 


■ -^1 


egser kakmak 


j^li j^ \ 


ögürdici 


.-/I 


egseri 


iSj-^'^ 


öğürdü 


.^/ı 


egseri kakmak 


•jîii t^^l 


egirdü gelmek 


dur j^^ı 


aıjsuz 


yS\ 


ögürdi 


(i-i^l 


öksüzcebağır 


j^\ *=rj-^l 


eğer tapkurı 


t^JJ^İ*-^ ^^' 


agsuzdan 


. ıj:>j.-ri 


aıjırğan 


ûU/'l 


agsuzda 


û:>j^İ 


ogurğa 


<.^rı 


agsuzlık 


jjj-rı 


orjurka 


^/ı 


eksük 


dLTl 


egrek 


£]^l 


eksikrek 


ii^s;.^! 


eğrilik 


^^1 


eksik gözetmek 


dJx"j^ di~rı 


eğrilmek 


dit/"! 


eksikliğine kalmarnak, J-«Ü *i-S^ dL-TI 


egerlenmek 


^/■ı 


eksükligine kalmamak 



285 



eksikliğine kalmamak 


j*j.s «ciCiSv— rı 


irjildemek 


di.airi 


eksildü 


jiSİSl 


agüldan, ikiledin 


b^\ 


eksikli 


^İS\ 


itjildü 


j-ıirı 


eksiği degül 


jr. jLs'\ 


aglarurak 


Jj^s-ı 


eksiğini bitürmek 


dLJo ^^1 


aglarlanmak 


j^^l 


eksiğini tutmak 


â^'j^ i^-^^ 


aglagan 


üUirı 


erjselik 


■ dLS\ 


eglik 


ijyrı 


ekşimek 


iiU'i 


ekl^miç 


^1 


egsemok, eksemek, eksilmek ,'\..S\ 


aglamah 


^1 


egsü, eksü 


j^\ 


agdmak, ogulmak 


j^irı 


eksücek 


^[^j^\ 


aglamaklu 


ji3nirı 


arjsuz 


jj^\ 


eğilmek, eğlemek, iglemek, dı^^ 1 


arjsuzdan 


ü^j_j~rı 


ikilemek 




arjsuzda 


t:>Jj^\ 


agluncak 


j-^l 


eksükirek 


i^jfj^l 


öglendürmek 


di^jAdrı 


eksü ki ü 


j\.fj^\ 


ağlanmaz olmak 


■ Jljl >:irı 


eijse 


<s\ 


ağlanmak 


. j^dTl 


eğsi, eksi, igsi 


^^\ 


eğlenmek, öglenmek 


, dJoiirı 


egsiseren 


ül^.^1 


iglü 


_,irı 


eksiş. 


o^\ 


eglü eglü 


_jirı \^\ 


eksiklü 


_jj.r,.„rı 


agıliır 


j>ırı 


eksikli 


^ır^ı 


eklemek 


. di.4irı 


ekşimek 


,^in..„rı 


ikileyin 


û-.^' 


egsinmek 


ji.;..„n 


egiliç egiliç 


sr^ı s^ırı 


eğiş, ögüş 


>ı 


ikileyden 


öIj^v 


eijşeşmek 


dL,i.,î,rı 


eglik 


4irı 


ekşimti 


c;*^! 


ikileyin 


â^rı 


ekşi söz 


j> j^\ . 


ağıl yil 


■ ,J=^- >ı 


öl] şoi] 


iSj^ Û\ 


agmat:, ogmak 


' JTI 


eıjek 


diri 


eğmek, ekmek 


cüTl 


eıjek çukurı 


csjjV iirı 


ekmek götürmek 


^ ^Sj^ ijrı 


er) ek çuhurı 


i^j^î^^?- »^1 


eğin, ekin, igen 


cf\ 


er) ek çukurı 


c5jjâ>^ djrı 


ikin ikin 


û^' ^\ 


aguJ, ir)il 


• J^ı 


ikin ikin 


of-} û^l 


ar)il ar)il, agul agul, igil 


igii J^ı jrı 


ekin başı 


J^i û^i 


iglemek 


. dio!)irı 


eğinti 




ikileyin 


oL^I 


ekinci 


cj'Tc/l 


egiliç 


s^ı 


ekinci 




ağılca gaz 


>ujrı 


ekincilik 


3..^'.<:\ 


agulcak 


jUjri egindirik 


ijjj^rı 


egiliç egiliç 


^I ^1 


egindü 


jj^rı 


ar)ulcağız 


jk^\ 


il) ende 


0^1 


ai)]]cak, ai)ulcak i 


j=>ırı 


ekin sügügi 


cf^SC. ^1 


ai)ilca 


4*jrı 


il) en katı 


c;»" û^ı 



286 



iginik 

ekinlik 

ekinlik 

eğinli 

eğin virmek 

ögine düşmek 

ögine gelmek 

iğnelik 

iğne yıırdusı 

iğne yıırdusi 

igae yurdusı 

iğne yurdusı 

eğnine başına 

eğnine çukal salmak JİL 

iijü, ügü 

oijurğa 

oıjurğa sügiigi 

ögüri ögüri 

ögüş 

aijul 

aijulcak 

aijulrak 

er)ü yar)u 

eijü yaiju olnaak 

ai]a, ege 

iki iki 

iiji itmek 

ai]]t 

iki diUü 

eğir 

egirtnaeç 

egirmumı 

ar) yiri, ek yeri, er) yiri 

ar)iz 

igize 

ikişer yüz kırkar 

iki gözler 

iki gözini dörd itnek d.U^_, 

igilemek 

ikileyin 

ar)ilcacuk 

ikiledin 

ikiledin 



di. 






S 
' s\ s 



iıjilemek 


dU/l 


ikiyle 


4Lrı 


ikileydin 


jjlLTI 


ekin 


k^ 


ekin biçin 


jı*.j ij5\ 


ekinci 


'^[s^\ 


ekinlik 


,iit:.<ri 


ekinli biçimli 


■J^i J^ı 


iki yüz 


}ji iii 


iki yarılmak 


jijı S\ 


iki yüzlerinde 


ı>XıJ}ji S^ 


al, ıb, il, öl, ülü 


Jl 


el arkasını yire komak 


ı>_>5 "j^}.. lir-'^J^'J' 


ala 


• ' -yi 


iletmek 


^\i^\ 


ala tenlü 


>" ^\ 


alacuk 


j-"yı 


alaca 


>rVl 


alacaibik 


dijİ ^^\ 


alaca sığırcık 


ıj:>-jk^ 4>-*yi 


alacakarğa 


4PJİİ 4:»-*yl 


il açmak 


j^l Jl 


alaçuk 


3jr^\ 


aladu 


j^^\ 


olar 


j-yı 


el arkasını yir yS^ 


"^.jjl J. (i*-^j' ıJ' 


yüzine komak 




el arkası yirde 


"■^-C lS^'*^-'' ıJ' 


ilerü varmak 


ı>j'j JJ*^' 


alan alan bakmak 


JâL; c^j'^l ı^j'ill 


ulaşmak 


j^-yı 


el üşürmek 


dLjj-îl Jl 


alaşa 


<i-yi 


ala sığırcık 


Jr>- N/l 


el ağacı 


^Ul Jl 


el ağacı 


^=^-1 Jl 


ulak 


o-^l 


alak bulak 


J'^ji ö-yı 


ele getirmek 


dL^'-yî 


elel 


JIJI 


ele! 


j*yı 


el altmdağ] 


^pA:;xII Jl 


el altmdağı 


J.^\ Jî 


el alışmak 


JJÜİ Jl 



287 



el plmak 

el ele almak 

el ele ısmarlamak 

ilan 

alay 

el ucıyla 

el ucıyla tutmak 

el ucıyla görüşmek l 

el urmâk, il urmak 

el uruşmak 

el ulağı 

el oyum 

iley 

el ayak urmak 

alay bağlamak 

alay hağlamak 

el irişmek 

al eylemek, el eylemek 
ileyİDİ almak 

albağ 

el bir itmek 

elbeşte 

il başmak 

el benüm etek senür) 

alup virişme 

el bir itmek 

el bir itmek 

el bir eylemek 

alp, ülp 

ölet 

ıltar 

altcu 

altcı 

iletdürmek 

iltilmek 

al tamğa 



Jil Aİ\ Jl 

j^Vjl^^il ojı Jl 

JVİ 

jVI 

^L^j\ Jl 

jjTjL •^~rj\ Jl 

liJ'jjS' 4İ^jl Jl 

Jl 

Jl 

Jl 



Jr'jjjl 



(jjjjl Jl 

J^jj' öy Jl 

j»:>\iLj t^VI 

jAkj (^Vl 

d.\^j\ Jl 

dUA 'Jl 

dk"l j_ Jl 

<uij| 

(3-»<<3j j I 

di^^.dLI ^j Jl 

di/\ jy^ Jl 

ıi»Uxjl j\j Jl 
dUil jJ, Jl 

Iji 

jUl 

_j:>dl 

dLjjjJI 

dUdl 

' Ux" Jl 



eletmek, iletmek, ütmek, ülitmek, didl 

ülütmek 

altm ■ . c^\ 

altın yan öU ^|| 

altun baş ^l oyJ\ 

altunlu ^İj^dl 

alacuk, ılıcak ji| 

elcek ,£İJ.| 



alacuk 

alaca, ıLca 

alaeaibik 

alçağrak 

alçak 

alçakbk 

el çatlatmak 

alçağ 

alçâgrıtmak 

alçağrak 

alçağnmak 

alçak 

alçak aşıUu 

alçak od 

alçak bâllü 

alçakbk 

alçaklık itmek 

alçaklamak 

elçü 

alacuk 

alçı, elçi 

öled 

el daıtmak 

aldaşmak 

aldamak 

aldayıcı 

aldayış 

oldacı 

ildir ildir 

ildi ramak 

el dartmak 

ıldıratmak 

ıldırım 

aldurmak, ıldıramak 

ildirmek, ildürmek 

ıldırım 

ijdız, ılduz 

ılduz atılmak 

ılduz düşmek 

aldaşmak 

aldaşmak itmek 

aldâğuç 

ajdağucdık 

aldağuç 



3A\ 

41 

iLI 41 

J>U-I 

ÖLLI 

^Jİ J;>.JI 
ı>f"jl-i Jî 

j. uıı 

ok I -ıil 

joJI joJI 

j-l j J.I1 

t>c"j-i Jl 

r j jiı 

J-j^'l 
dLoj Jl 

^jJI 
jUjîT j Jl 

dlr- .j^ j Jl 

J^JI. 
LL>::jI jr" Jl 



£* 



Jl 



jL^ Jl 



S" 



Jl 



288 



aldağan 


u^^l 


ilerüki 


SjJ 


aldağuç 


^jl^\ 


ilerü varmak 


îyj^j j}^ 


el değneği 


S^^ cJi 


ileri geçenler 


J^ i&}\ 


eldeleşmek 


.^InMAJI 


el salmak 


JİU JI 


iledim 


r^' 


el serpmek 


'^%s^ Jl 


aldamak 


j.a]l 


ılısu 


^1 


elden ayakdan düşmek 


d.iPi öaSUI OaJI 


el süvâr olmak 


jljl jlj*- Jl 


elden ayakdan gitmek 


dUsT OaSIjI öill 


el silkmek 


diSCL- Jl 


elden ayakdan varmak 


Jaj\j oasUI oaJI 


ülüş 


" er" 


elden düşmek 


dir^-ji ooJI 


alşal)L 


ejı 


elden salmak 


JİU oaJI 


ulaşdın 


jjJtJl 


elden salmak 


jjl„tf> oaJI 


ü^eşdirmek, üleşdürmek 


di.jjJtJI 


aldanğuç 


^jjJI 


ulaşdurı 


t^j-AiJI 


elden komak 


jî ûoJI 


ulaşası olmak 


ji^ı ^1 


elden komak 


Jajâ OaJI 


alışıklık 


jUiJI 


elden koymak 


JXj9 öaJI 


abşmak 


cIl^iJI 


elden gitmek 


dûsT oaJI 


alışmak, ulaşmak 


j*i!l 


elden gitmek 


dUr^r oaJÎ 


üleşmek 


.^1.^,11 


elden varmak 


j^jlj oaJI 


ula şu 


jill 


elden varmak 


J.JJ oaJI 


el salmak 


JİU Jl 


alıdu 


jaJI 


el salmak 


J*İm9 Ül 


eldüvan 


oij^JI 


el sunmak 


J.«i-^ ül 


el dutmak 


J<V ıJ' 


el sunmak 


ı>«j-rf» ül 


el dutuşmak 


Jr^jj ji (J 1 


el tartmak 


j/jU, Jl 


ildürmek 


iL.jjA)l 


el tarağı 


J-\> J« 


dduz 


J^oll 


olğan 


oUJI 


ılduzı ışımak 


J*r^l Jj-^l 


Jgıt ılgıt 


[ üuill ^1 ] 


elde öğrenmiş 


Jjfj\ «aJI 


ilgidir 


,^\ 


aldamak söz 


Jj*- J^flAİl 


alğış itmek 


iljt"! ^11 


ileıii, olar 


J 


alğış olunmak 


3^j\ J^\ 


ilersük 


dJUJI 


ılğımsaJğım 


j»aJU |»a1I 


ilerki 


S)\ 


ılğımsalğım 


r^ H' 


ilerü 


j>)\ 


ılgım salgım 


l»AJl^ j»*Jl 


alaru alaru bakmak 


jlU j^II jjl 


ılğımsalğım 


- *Aİ^ *aJi 


ilerü dutmak 


j*"-i jjl 


ılgınca şılğınca [ 


47ÛKİ«^ <t:>tMİkJI J 


ilerü dutmak 


J<"j-i jj' 


ılğumşalğum 


pi|U pi)l 


ilerürek 


ijj-»jı 


ılgım 


^11 


ilerü zaman 


OUj jjl 


elif kesmek 


İL-J" vJJI 


ilerü tutmak 


jc'jU jjl 


el katmak 


V jc"ll Jl 


ilerü getürmek 


dLjj^r jjı 


el kakmak 


J51J Jl 


ilerü geçenler 


}^j)\ 


el kavşurmak 


j-^jU Jl 


ilerü gelmek 


dur^jı 


el kavşurmak 


ö^jj^i^ Jl 


ilerü gelenler 


^üT^JI 


el kayası 


t5-"4^ Jl 


ilerüki 


■ ^jji 


alalk: bula^ kılmalk: 


jjS jJjj jll 



289 



el fcarşmak 

olok sâ*-at 

alkış 

alkış itmek 

alkış kılmak 

alkış virmek 

alkış virmek 

ükım salkım 

üku 

el kavşurmak 

el kavşurmak 

ılkumşalkum 

el komak 

ilki 

el kayası 

alkış 

el kışa olmak 

ük, illik 

el götürmek 

el götürmek 

elikdürmek 

elikdürmek 

Ülker 

ilkirek 

el kesmek 

el gegligi 

ol kim 

elegimsağmal 

elegimsağmal 

elegimsağmalı 

elegimsağmal 

elegimsağmal 

eleğim sağma 

eleğim şaKma 

elşgimşâğmal 

elegimsağmal 

eleğim sağma 

elikmek 

ilikmen î 

elgin 

el götürmek 

el götürmek 

il gün 

ilgi 



il. 



3^^ Jl 

^U Jl 
jijl UöjJ Jl 

'" ^^ 

dJUjjrT Jl 

d.^ Jl 

jKr Jl 

Jl>U ^1 



Jlji».*» 



ü^r Jl 

J3I 



el giıjligi 

elgin, elkin 

elel 

ulaltmak 

elleşmek 

elleşmek, üleşmek 

ellik 

ulalmak 

iUü 

ellü elinde 

elli başı 

ellik 

ahm, ilem 

elma aşı 

almacık 

iliman 

almazlanmak 

ahm satım itmek 

almak, olmak 

ilmek, ölümek 

ölmeksüz 

alımlu, ölümlü 

ilme 

ilan, ilen 

elin almak 

elin eijegine urmak 

elin almak 

elin eline almak 

elini urmak 

elini ovmak 

abn bağı 

alın bağı 

ilenç 

ilenç virmek 

almdurmak 

elini dişlemek 

elin tutmak 

elini kaçırmak 

elin koynına salmak 

elinle 

ahnmak 

ilenmek, ilinmek 

alnüğ 

eline götürmek 



pSlf Jl 

dl*AJjl 
ciUJJl 



jJJl 

J\ 

oJdî J] 
dlJlI 

J\\ı\ 

j>.lil 



^J■<^^Jİ,ı 



[.Uijl /^U 



cJ^JJi 



jiı 

dlil 

>-dIİI 

jül 

4İİ 

Jl 

4Li:rı Jl 
jiı Jl 

Jll aJI Jl 

ı>jji Jl 
j»ji Jl 

c/^i Jl 

J'i J' 

dl-jK^j ^11 

J/>j xi\ 

dUiLii Jl 

j/jU Jl 

<>j^^ Jl 
jİIk^ ^^)jî Jİ 

(>*^l 

b^Ji 



290 



alnı çakal 

alnı depeli 

elini yeğinde tutmak 

alu, iilü 

elvere 

aluca 

el virişmek 

ulur ak 

ülüş 

ıluşu 

alu kalmak 

olok dem 

aluklamak 

alu kalmak 

ululamak 

alum 

ölümek 

el virmek 

ölüye uımak 

ele öğrenmiş 

ele düşmek 

ele getürmek 

ele getürmek 

ele getirmek 

ele girmek 

ele gelmek 

ele gelmek 

ala götürmek 

ele girmek 

ele girencesi 

iley, üli 

eli ermek 

eli üstün olmak 

eli emirlü 

eli uz 

eli uzlulık itmek 

eli üstün 

eli irmek 

eli başına değmek 

eli boş 

jbcak 

ıbcak; şu 

ılısu 

ılısucı 



ajlj] 

S^jyS' a] 

S^jç^ aJ' 

^/ aJ' 

dUr aJÎ 

dlUf.Ajî 

^jf aJÎ 

^ iS^jS^ aJ 

dJU j-j J 

tilTi aJiIj J 

tT jj (i 



alı şatı eylemek 


dUjl Ju Jl 


eli sulu 


jJj^ Jl 


eli taş altında kalmak jili 


.JcdT J.'^ Jl 


el yokamak 


joUi Jl 


el yokamak 


j^i Jl 


elikdürmek 


S^jj aSCJI 


eli gin 


o^^l 


eli gir) 


4r Jl 


abmamak 


j,yı 


iliman 


oUI 


ılımak 


jjl 


alımlu 


^1 


elin eijegine urmak J^jjI *^^'^ dn" 


elin almak 


jil öJl 


elin dek tutmak 


j/> £ji 0^\ 


elini almak 


jii ,;jı 


elini urmak 


ı>Jj' (S^^ 


elini dişlemek 


. d^i^^ ciJI 


elini kaçırmak 


J-'-H?^ us^' 


el yo hamak 


J^Jİ Jl 


er yokamak 


j»lijj Jl 


el yokamak 


tjSji Jl 


el yokamak 


J»A3_^^ j! 


el yumak 


<>^ Jl 


eli virgili 


^Sj^J d\ 


eli yaramaz 


j\^j, Jl 


eli yufka 


AÂSjJ Jl 


em, im 


r' 


ime 


uı 


amaç 


^uı 


omaç aşı 


u.-' E^> 


ime keçi 


^=^5- Ul 


ime keçisi 


^^»^uı 


imâm yiri 


•al5-^ f^l 


amânlu 


^uuı 


emenmek 


;ilxUI 


âmân virlik 


dJlj-j oUI. 


aman yüzügi 


ıTjji 'J'-'' 


ambul 


'?' 'Jjr*' 


omca 


^1 


emcek 


£jÛl 


emcek 


dl^l 


imece, omca 


Afi 


imeci 


u.^> 



291 



emci semci olmak 


c5ijl ^-^ ^^I 


emegen 


u^l 


emcik 


dl^l 


emeğini yile virmek 


"^J.J ^:i (i^î 


emçek 


1 


emek yetürmek 


<i}.^jj-^^ dUl 


imdi 


Jü>\ 


emek yimek 


..iJlx İUI 


imden gerü 


jfW\ 


emek yimek 


»iJU-i dUl 


imden şoıjra 


«j5\<,ö ox»\ 


imlik itmek 


\iX^\ jJ-l 


imden gerü 


j/ ÛJ-I 


emlik 


s±\ 


imden girü 


j^f ûJul 


ummak 


jil 


imdi 


iS^\ 


emendürmek 


<Û*jX^\ 


emer 


^1 


emenmek 


dl^l 


emir üzerine olmak 


jij' ^jjjl ^1 


umu 


j-i 


emerce 


İC~ja\ 


umucuk 


o>-j'\ 


emir şımaîc 


Jo-f^ y\ 


umusuz 


y^j*\ 


imrence 


4y\ 


emükdaş 


^li£jy 


imrenç 


^j*^ 


eme, ime 


4.1 


emre 


/^' 


eme geme yaramamak 


Jiljlj «te 4.1 


ımızganmak 


JcUj-l 


emecek 


dJl»-4.l 


ımızganmak 


,j^y>\ 


ime keçi 


^ ^-^'«ul 


emzikli bardak 


o^j. JO»' 


ime keçi 


'^ «ul 


emzikli bardak 


J'^j'j J^>i 


ime geyik 


S-Ş «ul 


imisse 


L^l 


imi bir 


J, ^\ 


emsiz 


>f' 


ün 


Ol 


em sem 


p-pl 


ina^ 


& 


em sem 


(♦— *l 


anası anası 


^U! ^b-l 


imisse 


^\ 


Anatol 


J>UI 


emsiz 


j|W«l 


inağ 


^uı 


ımşağ 


^Ll.1 


inak 


juı 


emişdürmek 


dL.jJii.1 


inaklamak 


jjsüi 


imisse 


4--^l 


önegülik eylemek 


.İLLİ dJJjrui 


emiş kanş 


J.j\» ^i.1 


inam 


^uı 

J-V.UI 


emiş kanş 


J-J (>! 


inamsuz 


emişmek 


dUul 


onamak 


j«UI 


ummak 


J-l 


inandık 


JUUI 


imik 


iLI 


inandık 


emge , 


LCl 


inandık berkitmek 


.ii^j. jJ-Lîl 


emek idartmak 


Jx"jb dl-l 


inamlu 


jJ^ül 


emek dartınmak 


J^jb lüUI 


inamlık 


emikdâş 


^ias:,! 


inanmak gereksig 


iLT/ jx'UI 


emikda*^, emikdeş 


^as:,! 


ün eylemek 


,il,U Ol 


emek tartmak 


jx"jU* ^iL.1 


anbal 


jJU-Jİ 


emek görmek 


di-j^r ^j 


unutsalık 


imeklemek 


.'J.ICI 


unutsagluk 


jl5^.jj 1 


emeklendürmek 


iUj4üs:.ı 


unutsaklık 


imeklemege gelmek 


dijır 4s;.4jıs:.ı 


enç 


7^\ 



292 



anca 


Uil 


andan 


o-ül 


ancaru 


jM\ 


andan ötüri 


tsJ^jl oojl 


ıncak 


öLtfl 


andan bundan 


ÛAJjj OAJİ 


incitmek itmek 


SS\ S.'J-\ 


andan gerü 


jjT üojl 


incidinilmek 


.ÜJja^fl 


andan girü 


jjjT tJAîl 


incerek 


£]>! 


andını yire konlak 


j*jS »j^ ü-Ajl 


ancağ 


i^' 


anduz 


JjA3İ 


ıncğırık 


ö>*^ı 


anduz ağacı 


^Ul JjAîl 


ıncğırmak 


j'j^ı 


anduk 


öj-^ı 


ınckınk 


ö^ı 


and virmek 


Sj>jj AJİ 


encek, incik 


dJLfil 


anda 


.ajl 


inciklü 


■ ji^ı 


ende baş 


^U «a:I 


ancalar 


j^l 


ondacı 


cs^'-^' 


ancılayın 


<>i^ı 


andağı 


^.Aîl 


ancılaym 


"üii^ı 


ündemek 


dL.DAîl 


incimek 


viiUı 


indi, indi 


ı^AJİ 


incinişmek 


dX^\ 


andız 


J;_JÜİ 


incük 


ûj4\ 


endikmek 


,İİXajI 


anca, ince 


u\ 


andm şıdırmak 


ö^J.^v^ ÛL"^' 


ince ağ n 


c5>î 4*İ| 


insüzlik 


jijlji 


inceağrı 


c5>' **^l 


ansuz 


Jj-Jl 


incirkuşı 


J'J» J^^ 


ensi endmek 


d^Jül ^1 


incik 


^1 


ensi entmek 


dUiJİ ^Jl 


incimek 


di^l 


ün salmak 


jJl^ b\ 


ınçkırık 


ö^^i 


anık, onak, un ak 


J3İ 


ınçkırmak 


J.^;>Jİ 


ankıd 


jOJİ 


ınçkurmak 


J»JJÂ^I 


anuklamak 


J»!>\2Jİ 


inçü 


^^:l 


ınıkmak 


J^'l 


and, indi, indi . 


OJİ 


ankud 


ij'İj\ 


anda 


Ul 


anıi), anut), enik, enük 


dLM 


andan 


îa:I 


engez 


jis:^ı 


and içmek 


dli^l Jül 


engebe 


4.SJİ 


iindemek 


.iJUUI 


engeç 


^•1 


and içmek 


jLt*)l Jül 


önegilik 


.L ^1 


and içişmek 




eniklemek 


. .iU<Jİ 


andu^^ 


_t^ı 


inegimsağmal 


4V>- ^1 


ün dartmak 


j<ji ol 


inegimsağmal 


j.«i^ ^M 


endürmek, indürmek 


.iJUjJuM 


eneğim sağmal 


Jl>U ^1 


andız, anduz 


Jjül 


inegimsağmal 


(J-*^-^ ^1 


andağı 


^poJİ 


engen 


û^ı 


andak, andık, anduk 


jJü! 


önegü 


_^l 


endikmek 


İİTaJİ 


önegüJeşmek 


.iJLiJjSol 


andlaşmak 


jjüa:! 


önegüJik 


3J^\ 


ündemek 


d-AJİ 


ünüge 


Si\ 



293 



ingîl 

engin 
anlar 

anlarcılayın 

anlarsuz 

anlanır) 

anlarugla 

ünleşmek 

inam 

enemek, inmek 

anın 

inanca 

inanmazlânmak 

enenmek 

enücek 

anui), enük 

ana atası 

enemek 

anı 

mıkmak 

enik 

ev 

uvatmak 

uvacuğ 

uvacık, uvacuk 

ivecek 

avadanbk 

eveden 

avara 

âvâz çekmek 

âvâz götürmek 

ev issi 

uvak 

uvak: devek 

uvak idevek 

uvalnkak 

uvanık, uvanuk 

uvannîak 

uvanu|: 

ev örtüsi 

ev örtüsi okı 

ev örtüsi 

ev üsti 

ev okı 



s^\ 


ev ör)i 


[ c^^^ ] 


ev içi esbabı 


^1 


ev issi 


cA'r j^^ 


ev eylemek 


"j.-^]l 


ev eylenmek 


£5>-| 


oba 


4r>-ı 


obruk 


di*iijl 


obrulmak 


r' 


obruk 


iUM 


ev bezeği 


JHİ 


ev bekçisi 


A^\ 


obmak 


c3^'V>Jİ 


oba 


d^\ 


obuz 


. dlrj-A 


opmak 


ûjl\ 


öpmecik 


^j^\ djl 


opur şapur 


di«4Jİ 


opur şapur 


Jl 


evet, ot, öt 


J*5Jİ 


öte 


4jI 


otacılık 


j\ 


otacı 


jc'iji 


otacılu olmak 


^1^1 


otarmak 


j^\j\ 


otağ 


dl^\j\ 


otağa 


jiübljl 


otağ urmak 


oJjl 


otağa 


>j\j\ 


otak 


^ Jljl 


ot ekmek 


^jyS j\j\ 


utalmak 


^-1^1 


ötelemek 


Jljl 


utancak 


i5j^ Jl^l 


utan sak 


iJ»j^ jiji 


utangan 


Jiiji 


ot otlamak 


j^iji 


ot itmek 


C>C-U 


otacı 


öjjljl 


otacı, otcı 


^-Jjjl jl 


utdurmak 


Jjl ;^jjl jl 


otm-acak yir 


^-jîjjl jl 


oturak eylemek 


J-jl jl 


oturak tepmesi 


Jjiji 


otrakcı 



L> "7 • -^ 

diTl ojl 
[ Jilîjl ] 

öUîİjjl 



294 



oturak yiri 


t5Jl o'-^'j' 


oturuşmak 


jl^j_jjjl 


oturacak 


â^J'J^ 


oturak düşmek 


dİA^ji i3j_>^J' 


oturuşmak 


S^^Jj^ 


ötürmek 


Sj>jj)j\ 


oturağ 


t-^'ji 


ötürü 


Jjy^ 


oturak 


ö-rjl 


oturağan 


^l>JJ)j\ 


oturakcı 


J^Jj^ 


ötüri 


ıSJj^J^ 


oturakJik 


3^3 JJ^ 


otuzmak 


jj.j_jîjl 


oturak yiri 


iSJ öjj\. 


ütüzmek 


dl-jjjjl 


öterek, ötrük, ötürük 


" i^Jj\ 


otukmak 


j*S_jîjl 


otarmak, oturmak 


j» J'ji 


utulmak 


Ji^iji 


ötürmek 


d}^jj\ 


ot virmek 


<İ^J.J "^j' 


ötrü, ötürü 


. jjj\ 


öte 


^j\ 


ötri 


<sSj^ 


öte beri göndermek 


S- j^j^ (i j; ^jl 


ütüzdüjmek^ 


di-ji>jl 


ota salmak 


jJU 4JJİ 


ütüzmek 


^yj\ 


ota salmak 


jil^ «tjjl 


utışmak 


J*.İojl 


ota tapmak 


J*jU «Gjl 


otak 


Jî.l 


ota komak 


JojS A')j\ 


otukmak 


J*ÂJJİ 


ötegen 


C^^j\ 


ötegen, ötkün 


cf>j\ 


ötegi 


, S^j\ 


ötkün 


üjSJjI 


otalamak 


Jİ4ÎJİ 


ötegi 


cS^-ji 


öte yaka 


LÂj 4j jl 


otlak 


ö^^'jl - 


öte yaka 


«ti «tjjl 


otlanmak 


Jj:':>ÜjI 


ötey 


"jji 


otlağan 


üiiîji 


ot yat 


olj ıi>j\ 


otlak 


JL-I 


ot yam 


AİJ ıl»jl 


ötleğen, ötlügen 


Cf^j^ 


utılmak 


jU^i' 


ötlegü 


J^j\ 


ütilmek 


dlJLJjl 


otalamak, utulmak 


6^j\ 


öteye 


aJj\ 


evetlemek, ivetlemek. 


ütülmek dlUîjl 


öç, uç 


Ij 


ötelenüp gitmek 


il^iİ' c-:L"jl 


uca, üee 


U.Jİ 


utlu 


'jy>j\ 


uca çıkmak 


j*i>. Ujl 


ötlügen 


,ûOiîjl 


öceşmek 


dl-^U-jl 


otlamak ' 


j»4L"_jl 


ocağına şu salmak 


jil<rf» _j<^ <CeU-ji 


ütme 


u-ji 


ocağına şu koymak 


J^.J^? J^ AipU-jl 


utmak, uvatmak 


j*ji 


ocağma şu koymak 


j^ -jK^ <clpU-jI 


ötmek, ütmek 


dLc"jl 


ocağma şu komak 


3^jî Jt^ *~*^-jı 


ütme 


«ı^'jl 


ocak 


.■ oUjl 


utancak 


J?^j' 


ocak eskisi 


^Sv*-! ı3i:j-ji 


utansak 


J-mAjjI 


öç ödeşdirmek 


diû^^ijl 2^jl 


Ötünmek 


dl^"jl 


uç begi 


cS; ^^ 


oturak 


öijjîjl 


ucçuğaz 


>_>?^j' 


oturak itmek 


dJ*:ül jlj^jjjl 


uçdan 


«j-^jl 


oturak eylemek 


dlJljl jlj_jjjl 


uçdan uca 


U-jl Oo^-jl 


oturaklı 


jsij^oi 


uçdan uca 


4^j\ ÜJ>-Jİ 



295 



avcar 

ücra 

öceşmek 

ocağa urmak 

ocağına şu koyulmak 

uvacık, uvacuk 

ocak ocak 

uçuk tutmak: 

ocakL 

öç komak 

ivecek, ivecer), ivecük 

ucur)<Jan 

uçur) uzdan 

iveceklik 

öcükmek 

uçmak 

ucunuzdan 

uçmak 

evcümen 

ocundurmak 

ucmdan 

ucm tutmak 

ocunmak 

ucurdum 

ucuzsunmafc 

ocunmak 

uca, üce 

uca kemiği 

ivici 

ucıyla 

öç, öveç, uç 

öç itmek 

öç itmek 

uç begi , 

uçar 

üçürdüm 

uçarda 

uçurmak, 

uçurma , 

uçrum 

uçuğı depreşmek 

uçuk 

uçuk dutmak 

uçuk: dutmak 

296 



J^J 


' Üç karındaşlar 


«^fjl uçuk tutmak: 


(_i«.u>»>_f 


uçuklu 


J.JJİ ik>.j 


uçuklı 


O-^ljij'^ 4iJ»>.j' 


uçıkmak 


j>-jl 


uçkur evi 


Jrj' j*-j' 


öç komak 


lS*-** (>Î"J' 


üçgÜl 


[ ^/ ] 


üç günlücek 


J.j5 ç-jl 


uçmağ 


^j\ 


uçmak 


b^*-j\ 


uçmah 


OijSC»-jl 


uçmak 


'ss.^j\ 


uçun m ak 


S.S^j\ 


uçurmak 


oW-j' 


uç virmek 


üi,_^j\ 


öçürmek, üçürmek 


j>-jl 


uçuk dutmak 


Ö^J 


uçuk tutmak 


ö*j ''•^- jl 


uçuk tutmak 


öo^-jl 


uçunmak 


J*^ CfT-J^ 


uça gelmek 


J*^-jl 


uçayu 


f-*Jjî-jl oh 


6^^jj>-j^ 


ol^^a dikmek 


^j^j\ 


oj^ar 


^j\ 


olıt 


SŞ^j\ 


oJ^tm 


..^.1 


oJ^ş aşmak. 


^^j\ 


oJ^şamak 


E-' 


o^şancaca 


dlc-l ^j\ 


okşatmak 


<^ı ^j\ 


ohşaş itmek 


S-.^j\ 


o^şaşmak 


yfj\ 


ohşalamak 


f^-^ji 


ohşamak 


*->-^ji 


okşamak 


Ö*J=^J^ 


oflamak 


■^^ji 


oJ^umak 


fj-^j' 


oJ^unmak 


'^*^j;i LS^-»I 


ohımraak 


Jr^i 


ohımak 


Jj::» J>-jI 


od, ud 


t>«J^ J*-Jİ 


oda 



öle?--»' 

cf;-»' 

6^j^ (3j?-j' 
Js?-Jİ 

- &| * . I 
j_j,»»i|.,>nj-^| 

« .* . I 

« &* . I 

,j|çi>.jl 

» * . I 



oda düzmek 

od urmak 

od urmak 

odağ 

odalanmak 

avadanlık 

od evi 

od bırakmak 

oda bırakmak: 

ev depesi 

evdürmek 

avdaz 

udsuz 

udsuzlık 

evdeş 

öd şıdurtmak 

od salmak 

odağ 

od koğı 

od koğı 

ödek 

ödeklü 

ödükmek 

od görmemiş bal 

od gözlü 

od göynügi 

ev delmek 

odlu, udlu 

udlu itmek 

udlu düşmek 

udlulık 

evedeu 

ödünççe 

ödini sıdurmak 

ödini sıdurmak 

ödini sıdurmak 

ödini şmdurm^ık 

oda 

oda ısınmak 

oda uçmak 

oda urmak 

oda bırakmak 

oda bırakmak 

oda buyurmak 



d*j:> \:>j\ 


oda çaldırmak 


j*jJU- ojl 


J«jl -ij' 


oda düzmek 


liJUji 4İJİ 


J«jjl :>j\ 


oda dutmak 


j/ji âijl 


i}^j\ 


oda salmak 


JİU 4İJİ 


J*xJbjl 


oda salmak 


ij^if Ğİj] 


jiil^jl 


evdeş 


tr'o-sjl 


ciJİ -ij' 


oda salmak 


jll-rf» «ijl 


jSy, ijl 


oda sararmak 


3*Jj^ âijl 


jSj^j ijl 


oda tutuşmak 


[ j^ljl *ijl ] 


c^,^ji 


oda göyündürmek 


iUj UjjS «İjI 


di.j^jl 


oda göyünmek 


i£\.t:.ljf 4İJİ 


J-ijl 


oda göyündürmek 


dl»jxŞ' 4İJİ 


>^ji 


oda virmek 


iloj «^jl 


jJj- -»jl 


oda virmek 


dl-y^j âijl 


iT^j' 


oda yakmak 


j5lj âijl 


j/jj^^ ijl 


oda yandurmak 


j.jAJİj »ijl 


jj.-rf» ijl 


oda yanmak 


jjc'b ojl 


t^ji 


oda yakmak 


J*İj 4İJİ 


j^ ^ji 


evedi 


ci-ijl 


Jjî :>j\ 


od y alığı 


.^S^li ^J 


ii^^i 


od y alığı 


5Jld ^Jİ 


J^^j\ 


od yandurmak 


j.jjAJli ijl 


dir.ji 


evdirmek 


il-y^ijl 


Jk ü^jjS'ijl 


ud yiri 


cİj: ^j' 


jjjjf ijl 


ödi sıdmak 


■ J* Ojjrf (^ijl 


(5^ iji 


ödi şıdmak 


J*Xrf7 (^İJİ 


di iji 


ödi sınmak 


J*i-^ ıJ^J' 


J^j\ 


ödi şıdmak 


]}»x.^ jijl 


J*xj1 jJijl 


odı kesmek 


dl^-İ^ jijl 


dr^ jJijl 


od y alığı 


Sk ^^1 


jJ^^ji 


od ile şu banşmak 


(i^/ j-^ "^^-^j' 


ü^jl 


ödini şındurmak 


ı>J-*^-^ t5^.-^j' 


'^'-g^-^j' 


ödeye tutmak 


j^jL» <oijl 


J^JJ ■V' ti-^j' 


ödi yarılmak 


jijU jijl 


t>j 0^ Jijl 


ud yiri 


CİJJ,d -»j' 


J.J j 0^ J ijl 


or, oru 


jji 


J»j-U-^ ti^jl 


orakböcegi 


tSrje j'jj' 


öijl 


orakkuşı 


^ijS jljjl 


J«X-<I 4İJİ 


orak vakti 


J^j jijji 


j*^jl «ijl 


oralık 


jiljjl 


J.JJİ âijl 


oran 


üTjjl 


jllj. oijl 


evran, oran, ören 


üljjl 


j5lj« oijl 


oran olmak 


jljl üljjl 


J.JJJ3 Ojl 


orancı 


^^^'ijj' 



297 



oransız, oransuz 

oransuz 

oranlamak 

oranlık 

oranlamak 

orannamak 

oranu 

oranı 

urup tutmak 

ürpek 

ürpeleşmek 

ört 

orta 

ortaç 

ortak katmak 

ortalıh 

ortalık 

ortancı 

ortaca 

ortak katmak 

ortalıh 

ortalık 

ortalamak 

üvürtlemek 

üvürtlenmek 

örtülü 

örtülü söz 

örtemek, örtmek 

örtme 

ortanç 

ortancı 

örtü döşek 

örtülmek 

orta 

orta atı 

orta adamı 

orta çağlı 

ortarak 

örte komak 

ortalık 

oruç ayı 

oruç bayramı 

oruç smmak 

oruç giceleri 



iSj^:^ ^jj\ 



avurd ötdürmek 

avurd urmak 

avurd itmek 

urdurmak 

avurdalık 

ordu 

ordu Ulunmak 

urdurmak 

avırdalık 

avurdı yellü 

avurdı yelli 

uruş 

ur-uş itmek 

uruşmak 

ortu 

ur tut 

urğun mâlı 

urğun 

urğun cı 

urfadan 

uruk 

uruk atmak 

urkan 

örk, örük 

ürke düşmek 

örgetmek 

örgüç, örküç 

örküçlü iyer 

örküç 

örgerdilmek 

örklemek, örüklemek 

ürükmek 

örgen, örken 

ürkü 

örküç 

örküç 

örküçlü iyer 

örküş 

ürkülik 

örgün, örkün 

ürkündülük 

üi'kün taşı 

öreke 

ürki 



dUj -Gj! ijjl 



dLTI 



oUjjl 

d.i*xSjjl 
Ojfjj\ 



298 



urulmak jijj' 

ürülmek '^jj^ 

urum (JJ^ 

örümcek evi cjj' li^jji 

urmak ö^jj' 

evermek, ürmek, üvürmek di<jjl 

evermek ıi-L»jji 

örme **jj^ 

evren, oran, orun, örün Ojj\ 

ornatmak t^^^jJ 

ornamak J^^jj^ 

evren pulı Jj^ <jjj' 

ornatmak J*=jjj' 

ürundilemek, üründülemek diİAJjjl 
üründilenmek dl-jAJjjl 

üründü j-^jj^ 

üründülemek dUjAJjjI 

üründülenmek di^JjAJjjl 

üründülü jh -^jj^ 

üründi (S -^jj^ 

üründilenmek dİKJ.jAJjj! 

ürundilemek di»<djAjjjl 

oransız j^jj^ 

evren tonı giymek '^■^ı^ J_?^ "jjj' 

örnek '^jj^ 

oranlamak, urunulmak 

ornamak, urunmak 

ornanmak 

oru, örü, ürü 

urva 

örü balçığı 

örü duru gelmek 

örü durmak 

örü durmak 

Urus 

uruş 

uruş itmek 

uruşcı 

örü turmak 

örü turuşmak 

uruk 

örü kalkmak 



ürür) 
ürülmek 



t I 



örümcek evi 

orun, ürün 

üründilenmek 

üründü 

üründü kılmak 

üründülemek 

üründülemek 

ürundilemek 

urunmak 

urva 

uıuyıımrı 

evre, uvra 

ura başlamak 

öreke 

ören 

öri 

öri balçığı 

öri balçığı 

öri durmak 

urış 

urış itmek 

urışmak 

urış yarağı . 

öri turmak 

urınmak 

öz, uz, üvez 

uz atıcı 

üvezağacı 

uzatmak 

uzadusma 

uzadıya 

üzer yir 

ozai) 

uz ellü 

uz ellü 

uz elli 

uzamak 

ozan 

ozanlık eylemek 

ozanlamak 

uzanmak 

öz özi 

öz özine gelmek 

öz basma 



jjjjl 

, diJijJÜjjjl 
t5JJİ 

<1İ>J ■il Jj' 



299 



öz basacak 

özce 

uzdaşmak 

uz düşmek 

özdek 

özdeklenmek 

uz düşmek 

özdek 

uz dirilmek 

üzerine olmak 

üzere 

üzerin urmak 

üzerine uğramak 

üzerine sürmek 

üzerine komak 

uz söylemek 

üzüşmek 

uzak sağın ç 

uzkuş 

özge 

özge yağa 

üzgeç 

üzkes 

uz kişi 

uz gelmek 

öz kendü 

üzegü 

üzegü germek 

özi göyünmek 

özge 

öz göynügi 

uzlıkt 

üzlemek, üzülmek 

özleme 

özlenmek 

uzluk 

üzlemek 

üzmek 

uzun, uzum 

özin bulmak 

özinden inmiş 

özinden gitmek 

üzün kdmak 

üznük 



iL^ji Jjl 
ıii*Lj;_j Jjl 

ilr-Jjl 

2«ü-* jjjl 
* : • I 

ırii iTjji 

^iS-Jjl 

«iijr jji 
jo^r jji 

jîjjl 
ıil*ijj5 Jjl 

aTjjI 

dUjjl 

^Jj! 

iil*Jjjl 

dUJjjl 

ojjl 

^ I J4j J jl 

iÛa:^' j4jjjl 



özin görmek 

özin görmek 

üzengü germek 

ozanlamak, uzanılmak 

ozanlama 

uzanmak 

üznük 

özini itürmek 

özini yütürmek 



iJ^jT jjjl 
<iX»jj^ jjjl 

«ijjjjl 

ijjjjjl 



Özini hıraya geçmek S^ i^j-^ Jjjl 



özini dir sürmek 
üzülmek 
uzun 

uzun uzak 
uzun sağış 
uzun kılmak 
uzum uzum 
özi gövünmek 
özi göynemek 
özi göyünmek 
üzümek 
üzilüp kesümek 



^lijjjl 
tSJj' öjjjl 

cT**' öjjjl 

J*İ3 Ojjjl 

tijjji tijjjl 
«iJ^ J^ ı^Jjl 

cü*îj jf (jjjl 
(£l«^o tjjjl 

dlUiJjl 



özini bilmeze urmak j.jjl »j*Lj 

özini salmak 

özi yanmak 

us 

usai) 

usai) olmak 

usaijlık 

üst gelmek 

üst giyesi 

üstlük 

üstlük 

üstine almak 

üstine sürmek 

üstün yan 

üstün ağacı 

üstün ağacı 

üstün ağacı 

üstün ağacı 

üstün ellü 

üstünköyi 

üstesi 

ev sokağı 



J'^hi t5dJJ' 
J^'-^ JiJj' 

O-j' 
İJUjl 

Jljl iJUjl 
jiTUjl 

di*ır c,*.ji 

illi- j I 
£jjk-jl 

^_^ I 4ÂXkl'JI 

U.Jı^J^J*' «Cjsuljl 

ju <l;ı-'jl 
^»-Lel o__jiu/jl 

^il jjt-jl 

_JAİI Öjiaijl 

ü_jj (jji«<j! 
^cU- jl 



300 



üsküre 

üsküf 

üsküre 

üsküf 

evsmek, üşmek 

usan 

üsne 

uş, üş 

uş atmak 

öşetmek 

uşacık 

uşacu^ 

uşağ 

uşağki 

uşak 

uşak döşek 

üşe gelmek 

üşimdi 

usanmak 

üşenmek 

uş u| 

uş ... uş 

uşbu 

uşbu 

uşbundan 

uşbunda 

uşatmak 

üste 

üste ma 

uşacık, uşacuk 

uşacuk 

uşda, üşde 

üşürmek 

uşuşmak 

uş şunda 

uşak 

öşek, ü§ek 

üşegen 

uşaltmak 

üş elemek 

üşimdi 

evişmek, öşmek 

üşüntü eylemek 

uşandurmak 



t^^j\ 


üşendürmek 


ı_j»Ss*»jl 


üşündi itmek 


tjj>^j\ 


üşendirmek 


Jfij>^j\ 


üşengen 


dk-jl 


üşengenlik 


ü-.' 


usanmak 


<C^j\ 


üşenmek 


^^\ 


üşenmek 


jx"[^j\ 


üşürmek 


dii'Ujl 


üşünti 


Jr^j' 


üşünti itmek 


^j:^Ujl 


üşündi itmek 


t^jl 


üşündi eylemek 


S^\ij\ 


uşacık 


JLİJİ 


öşek, üşek 


dlii jU^I 


üşe gelmek 


dijır Uji 


uş 


t^-v»! J-j^ 


uşaıj 


Jir'Lijl 


usai) olnıak 


iix-Ujl 


uşaıj olmak 


Jj\ Jj\ 


usai) dutmak 


Jj\ ... JJ^ 


uşaijlık 


jiJj^ 


uşal 


>• 1 


uşal olmak 


jİ4j_j.^jl 


usan tutmak 


e4j_j<.âjl 


usan gelmek 




usan virmek 


AXİjl 


uşukmak 


L 4Xijl 


uşaij 


« ^ 1 


uşaij olmak 


ft 1 


uşaij tutmak 


O^Jİ 


uşaijlık 


di-^Jİ 


uşaijlık 




avşd 


,. & :. 1 


oşmak, uşmak 


tî-^j' 


usan olmak 


viUjl 


usul boy 


jpji 


uşuUu 


j-^-Sjl 


uşı azmak 


viUlijl 


otar 


ciî-^Jİ 


otarmak 


dliT-jl 


otak 


iiJil _,:ıijl 


oturak 


J-j^jl 


oturak itmek 



- . » I 

jll £İUjl 

[ lSJİ lJj^jI ] 



301 



oturak yeri 


iSJ. ö^jJ^J^ 


uğn kapu 


Jî^ t5>jl 


oturup turmak 


öf'jj^' '-r'Jj^J^ 


uğrılamak 


j^'ü^^jl 


oturak yiri 


^J.. ÖjJ^J^ 


uğrılık 


J^>ji 


oturuşmak 


<^JJJ^J^ 


uğrılamak 


jjj>jl 


ota 


U^jl 


uğrılaumak 


J*Üj^jI 


o talik 


jJaUjI 


uğrılaym 


iAij^j\ 


ota yağlama 


aUcU aLjİ 


uğrm 


df.J'J^ 


ut yeri 


iSJ„ -l'jl 


uğrm uğrm 


if.J'-i^ df.J'j^ 


lig 


b' 


uğrmca 


[ "»^-^ji ] 


uğut 


CpjI 


uğrm kapu 


j^}-"^ if.J'j^ 


uğur, Uğru 


>^ı 


uğrm kapu 


J^ ül^j' 


uğraş 


J\j>j\ 


uğrını açmak 


'^) (SİJ^J^ 


uğraş itmek 


iU"l ^il>J 


uğrın yol 


^ji (J:.>j' 


uğraş itmek 


dl*iıi ^l^jl 


uğn yol 


Jjd iSj-J^ 


uğraş ey]em.ek 


dljjj ^l>jl 


oğşamak 


(>Lipjl 


uğraşcı 


^^'>jl 


oğşamak 


j^A^j\ 


uğraşmak 


^\j^j\ 


oğul 


Jijl 


uğraş yiri 


^^.. J- '-^^-J' 


oğlağı 


J^^\^j^ 


uğrağan 


ü^i>jl 


oğlan 


ü^jl 


oğrak 


j'>j' 


oğlan adam 


^iT o^\i^j\ 


uğram.ak 


jj^jl 


oğlanaşı 


J^ ü^jl 


uğrayu gelm.ek 


djıjr jii>ji 


oğlaneşi 


J\ û>^ji 


uğraş 


a=>jl 


oğlan uşak 


JUj! ü^jî 


uğraş eylemek 


dUJ ^>jl 


oğlan uşak 


J-ijl Ü'>\t'jl 


uğraşmak 


J^>jl 


oğlan burusı 


ıj'JJ', «J^Jİ 


uğraş yiri 


t5Jl u=>j' 


oğlan hurusı 


t5'-'-'->i ü^j' 


uvağırak 


■<3>j' 


oğlan bunsı 


^-jj_^j ü^jl 


uğurkan 


üli_^jl 


oğlancık 


j^'^ji 


uğrılamak, uğurlamak 


J-V>jl 


oğlancuk 


J_j^"^jl 


uğırlaym, uğrılaym, uğrulaym O'.'^^j' 


oğlana kalmak 


jJi 4J:>\frjl 


uğurJaymca 


4?J,jV>j1 


oğlan yaşı 


■ \jib ü^j! 


uğurlatmak 


J*Xj^jl 


oğlanyatağı 


^_jcb ü^jl 


uğrıladm 


JaJ^jl 


oğlanyatağı 


j^zı ö'^j\ 


uğrılık, uğrulık, uğurluk 


<3J>Jİ 


oğul oğlancuk 


Jj:î=:UjI Ji^jl 


uğrılamak, uğurlamak 


Jİ>j' 


oğul oğlı 


Jijl J^j! 


uğurlanmak 


J*Xİ^jl 


oğul idinmek 


.^l.t.Jül Jpjl 


uğırlaym , uğrılaym 


OjJ>jl 


oğulbalı 


Jlfjijl 


uğrulaymcacık 


Lj=r'^OiJ>jl 


oğulduruk 


Jj JJ^jl 


uğramak, uğurmak 


j.^jl 


oğulduruklanmak 


^^iiâ j Aİpji 


uğrm, uğrun 


o>jl 


oğıdduruk 


OJJ '^'=-j' 


uğrm uğrm 


ü>jl oJ>j\ 


oğul kız getürmek 


ilLjj'f }^3 Jijl 


uğrulamak 


jij>jl 


oğulhk, oğulluk 


" jüijl 


uğrun kapu 


_j^ ÜJjtj\ 


oğulluk kul 


J_jS jJJijl 


uğn 


t5>jl 1 


oğulluk 


Jjü^jl 



302 



oğlan 


ü^ji 


ofuducı 


;3=r^>j' 


oğlanaşı 


. J^ ûJ^^ı 


uvak 


J.l 


oğlanotı 


Jjl jjUjl 


okdanı 


^y^\ Jji 


oğlan uşak 


ji^ji ûi^ji 


ok bırakmak 


J^/ (3j' 


oğlan burusı 


;3-JJİ ö^j' 


oktsuz 


y.Û_3\ 


oğlancuk 


J>ı>dpjl 


okutmak 


J*~îjl 


oğlancuk 


3j>^^j\ 


uvak devek 


£jj^ öj\ 


oğlandan kalmak 


ıjjjii üax!Lpji 


okraşmak 


J^l^jl 


oğmaç aşı 


, J^i>^ 


okramak 


J^lyjl 


uğumca olmak 


jljl i^j\ 


uvakrak 


JjiSjI 


uğumsuz 


>>jl 


okruk 


Jyj' 


uğunuk 


J^j' 


okramak 


O^J^J^ 


uğunmak 


J*^j' 


okruk 


İJj'J^ 


uğud 


■i>j' 


okramak 


J.9^Jİ 


uğur 


-r>j' 


olj; sepitmek 


lii*:^ j3j' 


uğur eri 


cSJİ Jji'J^ 


okşalamak 


[ j-^Sjl ] 


uğur olsun 


öj'^ıj\ jj'f-y 


okuğan 


Û^S.l 


uğurlamak 


y'^jy-j^ 


ok komak 


^j3 Öjl 


uğurlaym 


lj^j>y>j^ 


oklağu 


jp^jl 


uğurluk 


^jy-j" 


oklağı 


c/^Jİ 


uğurlamak 


jljjpjl 


oklam ak 


ı>t>\Sjl 


uğurlanmak 


j*üjjpjl 


oklağaç 


^liiSjl 


uğurluk 


öj>xy-j^ 


oklağu 


jAİljl 


uğurlaym 


^Jjjf^jl 


oklağı 


J.\ij\ 


oğuz 


JS^J^ 


oklağı yağmurı 


L5Jj**d ı/^^j' 


oğuz ışladan 


üaI^I jjs^jl 


oklam ak 


öUbi 


oğul 


Jji^jl 


oklamak 


j*isj! 


oğul oğula 


^Jjijl oji-^ 


oklanmak 


(5^3 jl 


oğulduruk 


JjjAJj«^jI 


uvaklu irilü 


jijJ.|jİ3;,l 


uğumsuz 


_^*uj__ji_jl 


ev kumaşı 


^İ^ ^1 


avğun 


«jj^jl 


okmak, okumak 


^j! 


uğundurmak 


J^j AJjfijl 


okunmak 


j-o^jl 


uğunmak 


Jc'j^^j' 


okutmak 


jcjSj! 


uğırlaym. 


jj JA,İ^_,I 


okucı 


^^'^-ȉj! 


ufatmak 


jc'Ujl 


okur okur 


jj^jl jjSjl 


ufaklamak 


jUâUjl 


okurca 


4^jjSjl 


uf a m ufam 


^ij\ (>Ujl 


okuşma kardaş 


^by <u£ijl 


ufanuk 


jjli_,l 


okuşma karındaş 


^İİAJj» «t^Üjl 


ufanmak 


Jc-li-»! 


ev kulluğı 


J^j'^j^ 


ufatmak 


J*S»jl 


okumak 


J/.j5jt 


ofudak 


jİJijl 


okunmak 


Jc'j^Sjl 


ofudak burun 


ıJJJJJ J-^j' 


okuyucı 


^.jSji 


üf dimek 


dJL* j tjjl 


okuyuşma]k 


J^Ji^jl 


öflez 


" JÜjl 


oka dikmek 


dJLSCıj <»3jl 



303 



ok yarış durmak 


J^j'^jh <3ji 


ögdÜTiki 


İboT,! 


okuyıcı 


cf^^b' 


öıjdünki 


JJ<,I 


okımak 


J*s^J' 


ögdünürek 


İİjjIjS'j\ 


okmmak 


t5**s^->' 


ögdül 


J^aT,! 


ivek, ög, ök, örj 


üji 


ögdün 


ÖjJS'j\ 


örj ayak 


JbJ i}j\ 


ögdünki 


S^j^j\ 


oga 


\S'j\ 


ögdin 


U^J^ 


orjat 


ol^l 


öğür 


/j\ 


orjatca 


4\fj 


ögüri ögüri 


f^f^ 


orjatça 


4>jirji 


öğür olmak 


^j\^j\ 


orjat diUü 


jh iıoı 


ögürtleşmek 


il*i.b-/^l 


orjat düşmeınek 


\iiJ-ji\ı>\S'j\ 


ügürtlemek 


dU;^jl 


orjat gelmek 


di^ır oir,ı 


öğretmek, ögürtmek 


^xı 


orj atlamak 


jici^ır,! 


ögürdici 


^^fj^ 


orjad 


iir,ı 


ögredirek 


üj^^jl 


oijarmak, urjarmak 


j-jir^ı 


ögürdişmek, ögürdüşmek SİPiJ'j\ 


örj ermek 


dLjir,! 


öğürdü 


,^fJ^ 


ürj eylemek 


dLLI i]j\ 


öğürdeki 


^.ıfj\ 


orjat, urjat 


cSj\ 


ögürdi 


iS=>J'j^ 


orjatca 


^^j\ 


ögürdi ögürdi 


ij^J'j\ tsi^j! 


orjat düşmez olmak 


jLj\ jpji c.fj\ 


ögürdi dutmak 


J*> tSijTjl 


orjat kişi 


jfcSj\ 


ögürsemek 


^i:^/j\ 


orjatlaşmak 


(J**«İSj_jl 


ogurğa 


\^/,\ 


orjathk 


ji<,l 


orjurğa 


^/j\ 


öğütlemek 


dlJ^j\ 


ogurğa sürjügi 


ğjÇ^ ii'^j\ 


öğütlenmek 


6İ^-Sj\ 


ögrek 


i^^^ı 


orjatluk 


3ji:S'j\ 


öğürlük 


_^/,\ 


öğeç 


^.i 


orjarmak 


6*/j\ 


ögeç 


^^' 


öğürmek, ügrümek 


J,U/j\ 


ökçesini başmak 


J*.^J tSS*" '^'î" -5' 


ögrence 


^/j\ 


ökçelemek 


dli 4>r,l 


ögrenişdirmek 


lLjXt^J'j\ 


orj durmak, urj durmak 


[ J-.^,! ] 


ögrenişmek 


^İ.JLj/j\ 


örjdürjrek 


il^oT,! 


öğrenmek 


•L)J/j\ 


ögdül, öıjdül 


J<,l 


öğrenmek 


^^fj\ 


ögdül atı 


JTJ<,I 


ügrümek 


^\.j/j\ 


ögdul komak 


j._jS JaTjI 


üğrümü k 


Ûj.j/j\ 


ögdülük 


dlİJiT,! 


ügrünmek 


^jj'j\ 


ögdüJlük 


^JJJ<,I 


ügrüni ügrüni 


<jjj'j\ Jj^l 


örjdİD, örjdün 


ü^jl 


ügrimek 


d.U/j\ 


örj dünden 


O-üaT,! 


öksüz harmak 


J*-;k J-S^jl 


örjdünrecük 


dl:^j."ar,l 


öksüz barmak 


j* j-^ y*Sj\ 


örjden şorja 


TO üoS^I 


öksüz iyegü 


j^\ jjSj\ 


örjden şorja 


ıs:^ oaT,! 


ögsemek, öksemek 


iU-^jl 


öıjden şorja 


iTj^ OaOI 


ögsemek 


4)j>*Sj\ 



304 



ögüş, öküş 

öküş olmak 

ügüşmek 

ör) saç 

ör) şoıjra 

öl] şor) 

ök tamarı 

ogağan 

öl] kol 

ör) geçenler 

öl] gidici 

ör) gelmek 

öğlem ek , 

ogultmak 

ogulmak 

öglemek, öi]lem.ek 

öglenecek 

öglenmek 

öglü 

ögleyİB 

ogmadık 

oi]maduğ 

ogmadık, ogmaduk 

oi]madıklık 

ogmağ 

ogmak, ugmak 

öi]mek 

ögmeklik 

ör)in almak 

ögin azdurmak 

ör)in almak 

ökünç 

ör) ince 

ögendire 

öginden gitmek 

öginden geçmek 

öginden gelmek 

öginde haş komak 

ögendire 

öl] in kıçın 

ügünmek 

ögine düşmek 

ögine düşmek 

ögine gelmek 



[. dl^i^jl ] 

[ c>ir,! ] 

J*_>^' eri O'^j 



ögini d irmek 

ögini dişürmek 

ögini divşürjnek 

ögini divşürmek 

ögini gidermek 

ügü 

öğütlemek 

öğütlenmek 

ögü ceklenmek 

öğüde girmek 

öğür 

öğür olmak 

ügürtlemek 

ügürtlenmek 

ögürtmek 

Ol] ur ha 

ögürdici 

ögürdüşmek 

ögürdüki 

örjürdü varıcı 

örjürdi 

ögürdi olmak 

ögürsek 

orjurğa 

ogurğa iliği 

orjurğa iliği 

ogurğa kemügi 

ör) virmek 

öğürmek 

öküzgözi 

ögüş, öküş ' 

öküşleşmek 

üi]ük 

ügük başı 

orjultmak 

orjiılmak 

ügiilemek 

ör) e, övke 

öge düşmek 

öge düşürmek 

ügi 

ögi basma dirilmek 

ögi dirilmek 

ögeyik 



ıi.l*u."_jjj! 

ıi\tıXÎ jJİ^ j\ 

[ dXj^j\ ] 



BOS 



ögi gitmek 

ögi gelmek 

ögi gitmek 

örjine bırakmak 

ögiae düşmek 

ögine getirmek 

ögini basma dirm.ek 

ögini dirmek 

ögini dirmek 

ögini gidermek 

ol, öl, til 

ol aracuk 

ol aradan 

ol arada 

ol araya 

ola 

öled 

olar 

ol aradan 

ol arada 

ol araya 

ol arayı 

ol aradan 

olarurjla 

ölezimek 

olasmı 

ıJaşı^, nlaşutı 

ulaşdurmak 

ulaşdırı 

ıJaşğan 

ulaşık, ulaşuk 

ulaşuklıt; 

üleşik 

ulaşmak 

üleşmek 

ulaşu 

ulaşuk 

üleşük 

ulağ 

avlağu 

olak, Tilalj; 

ıJakcı atı 

ulaklık 

ola kim 



4JİJİ Jj 



ola ki 

ola kim 

ulaltmak 

olalum idi 

ulalmak 

ıılalu başlamak 

ulam ulam 

ulamak 

ola mı 

ulanmak 

olaydı 

olayız 

ulayu 

ulayı 

ülp 

ol bir 

ülp 

ülpermek 

ölet 

ölütmek 

olcalamak 

ölçüm 

ölçermek 

ölçek başı 

ölçüm 

ölçü 

ölçülenmek 

ölçüm 

olçumbk 

olçumbk itmek 

ölçümlenmek 

övlüç virmek 

oldurmak 

öldürünülmek 

olduğıyla 

oldurmak 

olduğmdan girü 

oldı olaldan 

oldıysa 

olar 

ölezimek 

ulus 

öleş, üliş, ülüş 

üleşdirilmek 



rf ^^^ 

jl dlijl 

ÖJÜJI tjAjjl 

dUjJjl 
jjjl 

dJÜLjJtiJjl 



306 



ulaşdıırmak 

iileşdirmek 

ıılaşduru 

ıılaşdm, ıdaşdurı 

üleşdürmek 

tilaşdırmak 

ulaşğan 

ulaşık 

ulaşkan 

üleşik 

ulaşmak 

ulaşmak 

ulaşmaklık 

üleşmek 

ulaşuk 

olta eylemek 

lüağat 

avlağu 

avlağı 

ulalk: 

olok dem 

olok sâ^at 

evelek 

ülger 

olı gelmek 

o] a kim, ol kim 

ola ki 

ulaltmâk 

ulalmak 

ulalmak 

öUemek 

lüulanmak 

öllenmek 

ölüm erenleri 

ölüm eri 

olmaz 

ölüm esrükligi 

olmağm 

olmamış 

ulam ulam 

olmaz 

olmazlanmak 

olmaz vakit 

olmaz yire 



•^iJjl 



o- 
- M ,1 



ölmesüz 

avlamak, olmak, ulamak 

ölmek 

ölmek dirilmek 

ölmek dirilmek 

ölmeği gelmek 

ölümlü 

olmalu olmak 

ölümlü geçinmek 

Ölümli 

ölümli itmek 

olımamak 

ola mı 

ölmeyecekçe 

olmaya 

olunmak, ulanmak 

ulu, ülü 

ulu işlü 

ulu aşdlu 

ulu başlu 

ölü bezi 

ulu boy 

ulu bayram 

ölütmek 

ulu l^atun 

ulurak 

ölürlige urmak 

ulus 

ulu söz 









ölüsi dirisine binmek -di.^'-j ^.j^ ls-'-'^-s 



ülüş 

ulu tutmak 

uluğ 

olok dem 

ölü konuklığı 

ölü kum 

ülük 

olu görmek 

ülüklenmek 

ululamak 

ululanmak 

ululatmak 

ulular yoh 

ulu leşker 



J^jyj' 






307 



ululık 


jJ^Jjl 


umsundurmak 


Jo J ^_J*^J 


ululık itmek 


dU=il j}j]j\ 


umsunmak 


o^y^j 


ululamak 


ji^i^l 


unışunm.ak 


J^j'^^J 


ululanmak 


ija'Jjİj\ 


ummak, ovmak 


1 


ülülü 


jljj\ 


evmek, ivmek 


di.,j1 


ölüm eri 


t5j' p^j' 


uvumlağı 


J.^j\ 


ölümcül 


S^JJ 


ummak 


J^jl 


ölü medhi 


^^^ jlj\ 


umma 


Atj\ 


olum gelmek 


' dLlS'Jjlj\ 


umu 


_^.j\ 


ulu yol 


^Ji JİJ^ 


umucı 


L5=^>»j' 


ulu yollu 


Jji Jj\ 


omuz uruşmak 


6^jj^ j_?-»j' 


ulu yollu 


Jji Jj^ 


omuz sıkmak 




ola 


^j\ 


umusuz 


•r^j*j\ 


ola düşmek 


diJ'ji aJjI 


umundurmak 


J4JJ Oj^^jl 


ulaşma t; 


jp4j\ 


umu virmek 


"^J.J J*J^ 


ola ki 


.r 4j\ 


omaca kemiği 


S^ ^T^*J^ 


ola kim 


f'f ^j\ 


uma varmak 


Jojlj İJ>j\ 


olalık 


ji4j\ 


umı 


c/jl 


ulaJmal^ 


^ jIaJjI 


ün 


bj\ 


ulayı 


ü aJjI 


un aşı 


J{ bj\ 


ulı, üli 


'a^ı 


ün itmek 


.SJ\ bj\ 


oh gelmek 


■ di^ırjji 


önegü 


J^\l,\ 


olı gelmek 


dUlCJjl 


önegülik 


3_f\lj\ 


olımamak 


j,y^ı 


önegülik itmek 


SI\ Sj^\ij\ 


okmamak 


j**jj jl 


önegülik eylemek 


■ ii*iii dii_,njji 


ölüye urmak 


j"jj ^Jji 


önegülenmek 


dl*J^L-jl 


ulı yol 


^j: dj\ 


önegülik 


4J^Ljj1 


oma 


Lj\ 


önegilik itmek 


dUtüJ 3Ş\iJ\ 


omaç, umaç, ovmaç 


s:^^ı 


onamak 


j^Lîjl 


omaç aşı 


J^ ^^^1 


ün urmak 


jjjjl üjl 


omaç turmak 


â^jj' 2^L.jl 


un özi 


t^jjl üjl 


omaca 


4»-Ujl 


on on 


üjl üjî 


omaç 


E^^' 


ün itmek 


dU:ol jjl 


oma durmak 


. ı>jji Ujl 


ün eylemek 


dl*lil üjl 


umarlanmak 


j^üjUjl 


on birisi 


^J. "^j' 


umak 


3l.j\ 


on bir kerre yüz bir) 


dİJ J_>i »jO. bj\ 


omaç 


2*-»' 


onbegi 


&. -jj' 


omca 


Uj\ 


ün boğulmak 


J*İpJj jjl 


omaca, omca 


<^j\ 


unutsağı 


jX^j\ 


omaca kemiği 


^Ş i.^j\ 


unutsaklık 


jlîUüjl 


umucı 


' J^\ 


unutsağu 


_jâ<«XÎ_jl 


omca 


if^ı 


ımutsak 


t5-«sjji 


oınça 


<f.i 


ımutsaklık 


^.OMvsJ^fl 


omzaşmaJk: 


J^>jl 


unutsalık 


ji,«»:Jj1 



308 



onca 


'4j\ 


uvak devek 


i!jj Jjjl 


öncek 


û^j\ 


uvandurmak 


J.JJ AJjjl 


ün çekmek 


dl^ üjl 


ovundı 


iS •^* Jj' 


ündemek 


dUUijl 


uvanmak, uvunmak 


Jc'jJİ 


ün dartmak 


jx"ji üjl 


eve eve, ive ive 


«jl #jl 


ündemek 


ciI-AJjl 


uvatmak 


Jj:%jİ 


ündemek 


dL 4 aJjI 


evelek 


d)l»jl 


onuşmak 


j»ijjl 


oy 


t5jl 


öneşmek 


dl*ijjl 


uya 


lijl 


ün kopmak 


jxjl üjl 


uyatmak 


J^"*k-s' 


on kerre yüz bii] 


dio jji t>_f öjl 


oyad, uyad 


^lijl 


on kez yüz birj 


«Ah Jjİ'. J^ û-s' 


oyadlık, uyadhk 


jJ^kjl 


orjmak 


jiOjl- 


uyarıcı 


^r>..l 


önegü 


jS^ijl 


uyarılmak 


jijiiji 


öngül 


JjSCjjl 


uyarmak 


j-j^j' 


önegülik 


dll^^SJjl 


uyarmaklık 


JİÂ.Aj' 


önegülik itmek 


dlx1 dl^SC-jl 


üyez 


Jiiji 


önegülik itmek 


di*-il dUjSJjl 


uyağ 


't^J 


önegülik eylemek 


dlJil dll^SOjl 


oyağmak, uyağnaafc 


^Ujl 


önegülenmek 


cil*JjSojl 


uyak 


okj' 


ünüge 


aSojI 


uyakdurmak 


j-jASUjI 


önegi 


İJjl 


uyakmak 


J^kjl 


önegi ağacı 


^=rl^T İ^Jİ 


uyalmak 


JİU.Jİ 


önegi direk 


£jj-^ İJjl 


oyan, uyan 


üUjl 


önegi katdı 


c^ İJjl 


uyan urmak 


j,jjl Objl 


önegilik itmek 


dl*Xil diLSCjjl 


uyan urulmak 


jljjjl üljjl 


önegilenmek 


dUlkjjl 


uyan unlmak 


j^Ljjl üUjl 


ünlemek 


dlUJjl 


uyandırmak, uyandurmak 


J»j-^^jl 


avmmak, uyanmak 


J«jl 


uyan tamağı 


J.^9 üUjl- 


ünnemek 


dI*X)jl 


uyanık, uyanuk 


Jj^j' 


unutsağı 


L5^L-J_>J Jİ 


uyanuk olmak 


jljl jjUjI 


ün virmek 


dL.j;_j üjl 


oyanlamak, uyanlamak 


j*L'IjjI 


önegülik 


. di^roji 


oyanlanmak, uysualanmak 


j*iİjUjl 


ünegi 


i"^-^! 


uyanmak 


J^'kj' 


on yaşamak 


JoUj ÜjI 


uyan vurulmak 


J^ijj <Jk-j' 


uvatmak 


ı>cijji 


uyanu gelmek 


cij*ir jjUji 


uvacık 


J=r'jjl 


uyam gelmek 


di*ır jUji 


uvak 


Jl^jl 


evit 


•^^ijl 


uvanık, nvanuk 


jjljjl 


üyütmek 


cil*^jl 


uyanmak 


Jj:'Ijj1 


ivici 


J-J 


uvatmak 


ö^jJ^ 


uyah 


T^J 


öveç 


^jjl 


uyanmak 


J^Sİji 


uvacuk 


ı>r-yj' 


uyjhıu 


>„ji 


uvak 


OJj' 


uyj^usı almmaduk 


3A»Jİ ^j>i;jl 



309 



uyduya varmak 

uyur 

üyürtlemek 

uyarmak 

evirmek 

uyura urm.ak 

üyez 

uyuşmak 

evi tarafı 

uyuğan 

oyuk: 

uyuklaşmak 

uyakmak 

uyakmağa varmak 

uyakmak 

uykusı uçmak 

uykun 

üyük 

öykeleD dirmek 

öykelenmek 

öygen, oyken 

oyken ağrısı 

oyken düdügi 

oyken marazı 

öykünmek 

öykünme 

öykeni kabarmak 

öykeni yellenmek 

öykünmek 

öyke 

öyke almak 

öykesini yutmak 

öykesi topuğma 3^Â>- 

çıkmak 
öykel endirmek 
öykelenmek 
öylesinden 
uylaşmak 
oyulğanmak 
oyluk, uyluk 
öylelik 
uy almak 
oyluk 
öyleden ce 



öVi.J 
OjAİJ 

[ l^JÎ* t5^.j' ] 
- <^l< • 



öylelik dJl ^u^ 

öylelemek dil "iljjl 

oyum oyum j^j! j*;jl 

uymak JjtjI 

oyma kapu j^ «jl 

öyün, uyan j;.ji 

oynartamar j^l» jUjjI 

oynaş J^^^^j^ 

oynaş itmek dl*iıj ^îUjjI 

oynaş tutunmak j*x3j!? ^^^bj! 

oynağan (jLpbj.jl 

oynağa düşmek dlAj^ «"pI^jjI 

oynamak (>WjI 

oynayacak o^^.^^,j' 

evin bağlamak j*İAj jijI 

uyandırmak J^J'^.j^ 

uyundu j ^jj! 

uyundı (j-^jl 

oynaş tutmak J« jî* ^r-ij' 

evin şuyı Jj^ j-jl 

oyun karmak j>y j-jl 

oyun kurmak J-jjâ ^_jl 

uyanlamak t>*i-djl 
avmmak, oyanmak, oynamak, J*^.jl 
uyanmak, uyunmak 



uyanu gelmek 

oyuna yirmek 

uyutmak 

uyucu 

uyucı 

oyuh 

uyur 

üyürtlemek 

uyurulmak 

uyurl anmak 

uyuşunmak 

oy virmek 

oy virmek 

uyura urmak 

uyuzlanmak 

uyuzlu 

uyuşuk 

uyuğan 

oyuk, uyuku 



dl^iTjijjl 

■ JJdJ' 
[ Ja'J'jIj\ ] 

J.OJJİ «jjjjl 



310 



uyuklaşmak 

üyük 

üyügen 

oyum 

uyumak 

öyün 

öyün itmek 

uyuntı 

oyuncı 

uyundı 

öyüıdendürm ek 

uyunmak 

oy virmek 

uya 

uyaca 

uyımak 

ahar 

ayreyi, i, iy 

aya, eye 

aya öldürmek 

aya çatlatmak 

aya çEilmak 

eyerine tolu turmak 

ayaz 

ayağ 

ayağ üzere gelmek 

■eyağm dmak 

ayağm almak 

ayağm durraak 

ayağm turmak 

ayağm turğarmak 

ayağına baş urma!k 

ayağm yürîmek 

ayağa bırakmak 

ayağa binmek 

ayağa düşmek 

ayağa düşmek 

ayağı şaşmak 

ayağı sıvık 

ayağına düşmek 

ayağm turmak 

ayağı yir basmamak 

ayak 

aya Ikarsmak 



^■iSsjij' 


ayak ayak 


jbj Jbl 


i^jij 


ayak bacı 


J-^. M 


cfju^ 


ayak başımı 


^«-sdu Jbt 


pi-j' 


ayak teri 


iSJ ı5bl 


ı5^j}.j^ 


ayakdaş 


J^.M 


öj;.A 


ayak durmak 


Jo^ Jbj 


tii^iıj Ojij\ 


ayak deri 


JJ-^ ij't'.' 


tP^İj' 


ayakdan ayağa 


[ ApbJ üJtSbl ] 


^4yJ 


ayakadan bu-akma 


J5j._ ü^bi 


ıS^Ji.J^ 


ayakdan düşmek 


dir-ji (JJ^âbl 


dLj •i^iijij'i 


ayak dutmak 


jx"ji Jbl 


J^'jlJ^ 


ayakda kalmak 


J«İ3 «^bl 


'^J^J ıSJ^ 


ayakda komak 


Ja_j3 «JiSbl 


Hj^ 


aya karşmak 


J^> bj 


i^ 4j jl 


ayak tavuşı 


j^-jU. Jbl 


J^Sİ-i' 


ayak tavuşdusı 


*jjJjjjUs ıjb' 


jUl 


ayak tavuşdusı 


^jAij> jbl 


^\ 


ayak tolamak 


jl> Jbl 


k' 


ayak götürüp gitmek 


vii^sT vj->^ ı^*^' 


dJUjAîjl u 


ayak götürmek 


dJU j_j::r ı5bl 


J*^^ bl 


ayak götürmek 


•i^jyj^ Jbl 


J*i- bl 


ayaklık 


JİSbl 


ı>»J> J^J^ «^'J^i' 


ayaklamak 


J*i2bl 


n 


uyakmak 


M 


^b.l 


ay ağmak 


j^s-bi 


^^"^ »jjjl t^.ı 


eyegü 


^S'bJ 


jiT cM 


eyyam olmak 


jiji r^j. 


jiiü^y 


ayamak 


j-iii 


(>j^ û*ijj 


ay ayduiji 


i'jii c^l 


t>«v^ û*'^' 


ay aydmı 


<j^.-^J ı5» 


o»jj^jJ^ j^ü! 


ibrim ibrim 


[ r-^ii' r^i' 1 


J«Ji' o^^ «^^il 


ibik, ibük 


'iidl' 


•^ Jjl o^k'^ 


ibiklü 


^isiı 


J^l j*. "^^U' 


ibibik 


dl~^,l 


dl*ij 4i^bl 


ıpar 


JVJ 


dl^i 4İ.bJ 


ip ar yavşan 


ü*->i jV-' 


diAji 4pbl 


ıpar yavşan 


üod jji' 


J>Li Jk^ 


iplik ucı 


^ji ^J 


6i.J:r^ ı/^J 


iplicek 


dUJLil 


dlr-ji U^bl 


ipini uzatmamak 


J^-^'Uj' (jji' 


J^jj\f o^bj 


ipe urmak 


t>jj' «V-' 


o^f^k J. J-^i^ 


ipi çürük 


^^^r ^4 


Jbi 


iti 


<L.A 


Ö^J^ bl 


itazusı 


^-jıjT ^i 



311 



itbumı 

it cânlu 

itçi 

itdirseği 

eytdürmek 

itdirseği 

ayıtlaumafc 

ayıtlamak 

itmeseyüz 

ayıtmak 

eyitmek, eytmek, 

mek 
itmelü eylemek 
ay temüri 
itürmek 
iti 

it yavsası 
it yedici 
itik 

iti göijüllü 
iç ara 
iç ağrısı 

iç edik, iç edük 
iç edikei 
iç edük 
iç edügi 
iç edik 
iç burmak 
içit 

içerlenmek 
içerüden içerü 
içre 

içeri salmak 
iç ton 
ıçğurmak 
içi kara 
iç karartmak 
ıçkuık 
içkici 
içikmek 
içegü 
içküci 
içkici 
içlik 



<JjJi <^d' 


içmezlenmek 


di«Ü>:jJİ 


_4İjU- c-jİ 


için 


Û^J 


"^^J 


için ötdürmek 


'di.^J^j\ o^J 


^5^ji coi 


içinde 


0-UşOİ 


^^jJC^J 


içinmek 


dl*->.;.l 


S^j',^ cji 


içün 


•JJÎ^J 


Jjc'^J 


iç edik 


£]j4^J 


J*İ:ü! 


iç yâr 


jb ^.1 


JjJ4«*lı| 


içi sürmek 


'^^JJ'-' lS'?'-' 


J*^' 


içi taşmak 


6^^^ ^ 


üyit- dl^sjj 


iç tolmak 


6^j^ ^i' 




içi kopmak 


o^S' <JH^ 


dlM jL'Ji 


içi geçmek 


cü*>=r ^_^^ji 


iSjjs' ij\ 


içi göynümek, içi göyün- 


ıii*^jj ^_^^i^ 


dl/>jj:üj 


mek 




i 


içi gitmek 


dL:/ ^j\ 


^4*ijb Col 


için 


jrv^j 


^T-^, «^J 


içi yatlu 


jk ^^} 


Apji 


ayah 


e-' 


JİIO^İJ 


ıl^armak 


J^J^J 


ijj ^.1 


uy:bu 


>J 


^^^T gjl 


ayıdağacı 


^,*.UT ^i\ 


ii^l ^} 


eydici, eyidici 


^ ^^J 


^^•-1 gdi 


iderlenmek 


^*ÜjJL.l 


£]j^l gil 


eydirmek, eydürmek 


dlıj JUJ 


t5j-5İ gj.l 


eydişmek 


di^JUj 


^i^i g^J 


ıduğı 


^İ-^J 


ı>JJİ gjj 


aydıi). 


£]4J.l 


tl«5^ijll 


aydıglık delügi 


tS^Ji jiS'jü} 


dL-Jjc^J 


idegen 


cf^} 


jj^J ^^jj^J 


idügi 


s^\ 


•^=i' 


eydilinmek 


s,^-^^\ 


jil^ (^j^j 


ay demüri 


iSjj^^ (^1 


ü> g^J 


aydm 


ÛJbl 


l»:^il 


aydm eylemek 


dULI (İJJU.I 


_ 1^- si' 


aydımlmak 


J*L' 4j 1 


<>«■"J'-^^ ^.' 


eydinilmek 


cüUJJil 


öv^^i' 


eydü eydü 


jjol jjul 


^jr^) 


idüp kılmak 


J*İ3 vj^' 




eydürmek 


dl^jjUjl 


jm 


ıduğı 


^^j-VJ 


^'TJ^J 


idügi 


^jOil 


,5Î==^J 


eyde eyde 


«JOİ sUj! 


«iV-' 


ide gelmek 


vJUir«4ii 



312 



idegen 


cf^^} 


İrte yiri ağarmak 


JjjliT ^e,J^ Âlj\ 


eydici, eyidici 


Jt'^^ 


irte yiri aklığı 


^iisT ^e,j^ ^j\ 


idigi 


Si^} 


irte yiri ağarmak 


J^>l iSJ, ^'ij} 


aydın 


.»J 


irte yıldızı 


(iJ>^i ^ j}' 


aydmlu 


jJ^^.'^J 


irte yıldızı 


^S,J^\. ^^j} 


eydivirmek 


dİAj^j ^e,^^\ 


irte yıldızı 


ıS'j^ıi ^ j} 


aydıvirmek, eydivirır 


ek <^J.^.'^} 


eyer çalmak 


(5*^^ j) 


ir, ir 


j} 


ırah 


'c-J 


ıra^ 


^j\ 


ayi'u^sı 


LJ*^ ^) 


ırağ 


t'-J 


ayırddanmak 


J*Jij;J 


ırağ itmek 


dl.xj.l ı\j\ 


irden 


b:>j\ 


ırak 


30j 


irürgen 


ü^jİ' 


ırak itmek 


dUıtil ö\j\ 


irürmek 


di.j^J 


ırak dutmak 


j/ji 3\j} 


eyer sağnğı 


J,J,\^ j\ 


ırak düşmek 


iüPj:> ö\j') 


eyer s ağ r ağı 


J-y-'^ j) 


ırak sağınçlu 


al^tJJî*"' Jlj'l 


irişmiş 


J'^j} 


ıraksınmak 


li*~*^' ->'.} 


ırışmak 


• ^j} 


ırak gitmek 


dL.'Sö\j) 


irişi gelmek 


dur j>j\ 


ırak gitmek 


.^-^ıSij-j 


eyer şavrağı 


^iljjl^ j\ 


ıraklaşdurmak 


J^jAiiâUJ 


eyer şağrağı 


JJ"^ -y} 


ıraklaşmak 


j^iJlSl^j 


ırgalanmak 


C^^^j} 


ıraklık 


jisUi 


ırgamak 


tyXhj} 


ir aklanmak 


^-Aî\j\ 


ırğanmak 


jİUj;J 


irtesi 


.-VJ 


ırgalamak 


Ö'^j} 


irteki 


S^j) 


ırgamak 


Ğ>j} 


ayırtlanmak 


■3^'^^jJ' 


ırğanmak 


ö^'-^j} 


ayırtlaşm ak 


S^^j} 


ayıık, ayruk 


öj\ 


ayırtlamak 


ö^^jj 


ırkanmak 


C^\jj\ 


üyürtlemek 


dl*iî^j 


ayruk itmek 


«İ.L-Jİ 3j} 


ayırtlanmak 


j*dîj'J 


ayruksırak 


Oj^j} 


irtelemek 


dUiLvl 


ayruksumak 


o^oj} 


irtemek 


^x"^J 


ayrıkSımak, ayruksımak J*-"^-^..' 


irte 


j3j\ 


ayruksamak 


(3* ''^j} 


irte aşurı gün 


^J^ (iJJ-^' "^j} 


ayrıksı, ayruksı 


«^-^'^j 


irte ağarmak 


JjjLpI •ijj'j 


ayrık koçı 


■JT^ ^^J 


irte ıldızı 


t^j-ül -C/^} 


ayrık koyum 


^J^ '^j} 


irte irtesi 


^j} -Jj) 


eyer komi 


^y ^j 


irte çıkmak 


3^^tT '^-^) 


eyrek 


i}j\ 


irte gice 


i^ Aİj\ 


irkeç 


/-> 


irte gün 


b^ i^j\ 


irgirmek, irgürmek 


^^^J 


irteki 


S^j\ 


irkilmek 


di^iT^J 


irte gice 


i.3yf ilj\ 


İrkım ek 


diT^J 


irtelemek 


diU-^J 


irgürmek 


^jj'j} 


irte namazı 


jjLc* 4j" rl 


irki 


Sj) 



313 



irkilmek 

ırlatmak 

ııiaşmak 

ırlamak 

ırlama 

ırlayıcı 

ayrılduğmlayııı 

aynlışmak 

ırlağan 

irilik 

aynlmak, ırılmak, ırlamak 
ırlayıcı 

eyrim 

ırmacuk 

ırman 

ıramak, ırmak, uyarmak 

ir emik, irmek 

iremik 

irenk 

ıru 

irürmek 

ayıuğ 

ayruk 

ayrukdau ayruk 

ayruksı 



ırı 

eyer yapuğı 

eyer yapuğı 

iri hülu 

aynk 

ajTTİışmak 

ınlmak 

irilik 

eyrim 

ir yolı 

üyez 

iz azıtmak 

iz izlemek 

iz sürmek 

ızğar 

ızğm 

ızkar 

izlemek 

izini azıtmak 



dLLOJ 






izin izlemek 

izin başmak 

izi duyulmak 

izine uymak 

izine başmak 

izini izlemek 

izini çalmak 

is 

ispir 

istemek 

isteyü varmak 

isteyiksüz 

isteyü gitmek 

ısıcak 

isüz 

ıssı, issi 

ıssı şovuk 

isik 

isik yir 

ısılıklu 

ısmarlamak 

isnemek 

isüz 

ıssı, issi 

ısıcak 

ısıcak yüz 

iş itdürmek 

iş itmek 

iş eri 

iş issi 

işe gelmek 

işi altun 

iş elden gitmek 

iş uçma yapışmak 

iş ucı 

iş uc] tutmak 

iş üzerine olmak 

iş üzerine olmak 

iş itmek 

iş eylemek 

iş başa çıkmak 

iş başa irmek 

işbaşı 



j^^ ö y} 

(_5*<MaJ "^y ' 
[ -^?*-i' ] 



_j^. 



^ 



ıCuM 



li^ J^ t>^j' eri' 



314 



işbu 


j.±i\ 


ışsı şovuk 


Jjj-^ ^*-^i' 


işitgen 


:fc.±ı\ 


işli 


M 


ısıtmak 


ı>*~~i' 


ısmarlamak 


J.V/jU?.1 


iş düşmek 


• ^P:> ^İJ.I 


ışıcak 


(iL?=.w2j| 


iş den kalmak 


JİLâ ÖAİJİ 


ay ağ, ayığ 


'"t!^ 


iş sürmek 


Ji^^ o^J 


ayğırsamak 


J^^ii' 


iş sürüci 


^-Jj*- eri' 


ığralamak 


j5->il 


iş sürüci 


^=rjJj'- eri' 


ayağm almak 


jii ü-Hi 


iş sürici 


^fjj-- crl^ 


ayağın durmak 


t>j^ ü*i' 


ışık 


J^J 


ayğur 


jj'v) 


isek, işik 


Jiiüj- 


ayağı bağlanmak 


JaÜAj |_jİjI 


iş geçmek 


dl^^J^} . 


ayak, ayık, oyuk 


Jd' 


işkülemek 


dLKf:^J 


ayak orusı 


,_i-jj' a} 


işegen 


Ü^J 


ay kaklık 


Jiâl^.1 


ışılamak 


j^-ili) 


ayak orusı 


^-jjj' Ji' 


işletmek 


dUdJbJ 


ayak üzerine gelmek 


di^iTAJjjjl jj.l 


ışılaşmak 


[ J*-iJLiil ] 


ayak ayak 


a} L?i'^ 


ışılamak 


j,.Uil 


ayak başmak 


lİ-»-^. Ji!.' 


işlemek 


dl^liji 


ayaktaş 


cT^d' 


işlenmek 


[ dl^ılJLıl ] 


ayak d aş olmak 


jijl \yıl%l 


işletmek 


dl^-Aİijl 


ayak davuşı 


^o'-i Jdl 


işini altun eylemek 


di.M öyJI ^^ii\ 


ayak deri 


CİJ^ Jd' 


işini başa iltmek 


dl*x)l 4İU Ji;l 


ayakdan düşmek 


dJjr^jJ ö-^ijl 


işini bitürmek 


dXfijj^ (5^1 


ayakdan salmak 


jil^ Ö^J 


işini düzmek 


dLjji ^^,\ 


ayak dolamak 


ljİj-5 a) 


işini kayurmak 


j^jjilS Jijj 


ayakda komak 


J^jâ oJİjI 


işe gelmek 


diur <tiji 


ayak dîvânı 


Jljjj jji 


ışalamak 


JİAİJİ - 


aykırt d uy kurt 


CjjMjİ djju\ 


işe yil iletmek 


dl*xiil J) 4İJİ 


ayak tolamak 


<J^J^ Jl) 


işi uz olmak 


jiji Jji ^^1 


ayak tonı 


üj^ aJ 


işi başa ütmek 


di*x]l Ulj j^J 


ayak koymak 


A:.,J a} 


işi bağlanmak 


j*:ii.lj ^_jJLjI 


ayak götürüp gitmek 


dİA^T <~*jj^ jjj 


işi başına iJtmek 


di*x]l 4XJİJ j_j^l 


ayak götürmek 


'^jj'^ a} 


işitgen 


"jA^J 


ayak götürmek 


d^Jj^ a' 


işitmezlenmek 


dlx<ü>x^il 


ayaklamak 


j.'^Ujİ 


işi sağ itmek 


dl*:y| ^U ^_jijl 


ıkıldu 


j JİLİ 


ışık 


JJİOİ 


ayakhk 


Jİ^J 


işik 


^=«il 


ayaklanmak 


j*dijj 


ışılamak 


j-^jLijl 


ayaklı küpe 


•^^ J^ J^d' 


ışımak 


^mÜI 


ayıkmak, uyakmak 


j*ij| 


işini altun itmek 


dLrjI öj:üT j^jj 


aykur 


j^^^jl 


ışra 


|^"^j 


aykırlanmak 


Jj:'Vjjİi.I 


ışsı 


^^'^ 


ig 


il/ı 


ışsı şovuk 


JjJ> ^^«'^il 


ig 


dtA 



3İ5 



igit 

igitlik 

iki dillü 

ikdü 

ikdi 

iğdin 

iğdin olmak 

iıjirti 

irjremek 

igirmi 

iğrengen 

ir) ez 

irjeze 

igseri 

iki SÖ7İÜ 

irjil irjil 

ikiledin 

eyikmek 

irjen, öygen, oyken 

ikin ikin 

ikinç 

irjende 

irjende 

iginmek, öykünmek 

iğne yurdıısı 

iğne yurdusı 

iğne yurdı 

iğne yurdısı 

eyegü, eygü, iıjii, iyegü 

öyke 

iki arslanlar 






4Sİl 



iki eli kanda bulunmak j*J_jj «^U JljS^l 



ikî iki 

iki bir itmek 

igit 

iki dillü 

iki tağlar 

iki kat olmak 

iki kardaşlar 

ikileydin 

ikileyin 

ikileyin 

iki yırtmak 



jijl olS JjJ 



/; 



ıl, il 

il açmak 
eyle 
iletmek 
il urmak 
ilerü getürmek 
ilerü getürmek ^ 

ilerü gelenler 
ileri 
il eri 
il issi 

eyle sanmak 
aylak 

aylak iletmek 
aylakçı 
ilegen 
eylemek 
dan 
ilenç 

aylanmak 
eylenmek, ilenmek 
il ortası 
il urmak 
il olmak 
iley 

il eylemek 
ilbiz 
ilboy 

iletdürmek 
ılıtmak 

eyletmek, iletmek, iltmek 
ılıcak 
ılıca 
ıldınm 

ildirmek, ildürmek 
ddız 

iledimlik 
dduz 
ıldıramak 
ıldııım 
ddıramak 
ilersük 
ilersük 
lerü 



dixt>bl 

di^İJİ JjJ 

4>JIjI 

di'j'ÜJİ 
diU^il 

dJUJİJİ 



316 



ilerü iletmek 


, dUdil j>J 


ilme 


^LJ 


ilerüıecük 


'^'TJjJ^} 


ilan, ilen 


C^} 


ilerü çekmek 


dÜC*- jj\j\ 


ilenç 


^k^ 


ilerürek 


İİJJ^İ^ 


ilenç itmek 


di*ql ^l\ 


ilerü zaman 


üUj jJA 


ilenç virmek 


dİAj^^j ^İjI 


ilerü turmak 


6^jj» j^^i' 


aylandurmak 


j^jodil 


ilerü gelmek 


di*ır jjii\ 


ilindi 


^X.\j\ 


ilerüki 


c5'j>J 


eylenmek, ilenmek, 


ilinmek d.Uxİjl 


ilerükiden 


bxS'jj[i\ 


eylük 


ûj[A 


ilerüki zaman 


üUj Sjj^} 


eyle, ile 


4İJ.I 


ilerüjer 


JJ^i\ 


eyle 


4M 


ilerülek 


^jjk^ 


eyle olsa 


4wjl 4.bJ 


ilerü yoUı 


İJ^i j^il 


eyle olsa 


A^j\ 4b 1 


ileri iletmek 


cLİ*xbl t<>J 


eyle dutmak 


^i «iLI 


ileri zaman 


<^^j ısj^y 


eyle dutmak 


jjTjji ih} 


ileri gelmek 


dLiT ts>,l 


eylesine 


<c^ ih\ 


eylesine 


■c^h} 


eyle sanmak 


Jjr'L^ --..bl 


eylese 


«uJb! 


eyle tutmak _^ 


Jj:"_jİ3 ih\ 


ilişken 


ü^^k' 


ilen 


Ü4bl 


eyleşmek 


dUJLİ;! 


iley 


^4bJ 


ılgamak 


J-UbJ 


ılı, iley 


J^ı 


ılğm 


0^\.i\ 


i] yazıcı 


c.=^eJb Jil 


aylak 


Jİ^J 


ılıcak 


Jl:wjJjI 


il kayıran 


b\j}i JjJ 


ılıcak 


J-İ?J 


ılıkdurmak 


jâjAiİJİ 


ılıcak söz 


Jj*^ (J^^sbı 


il kavmi 


<-fJ^ <>J 


ılıca 


" "^i' 


Jkı 


e/^J 


eyleyici 


^=>;ii 


eylik, eylük 


>iib.l 


ılısü 


^- ji' 


eyleksimek 


dLr->iibJ 


ılı söz 


jj** tii' 


eyleksimek 


di^^ıiibj 


ilişikli söz 


J^. JSOLbl 


eylüklenmek 


dl^üiJbl 


ilişir 


^İLJbl 


eylüklü 


_,1$0jJ 


ılışu 


^-İJ 


ilikmek 


dJiaii 


illik 


4Jbj 


ilikmen 


o^J 


ilikmen 


û^İbJ 


ilegen 


jA' 


iliği kurumak 


t>Jj» ıS^J 


ilgü 


jSOii 


ılıman, iliman 


öU' 


il gün 


ÖJ^S^) 


eyleyi görmek 


^i-jjS- ^J,l 


iliği sn olmak 


jiji j^ (5^j 


im 


(} 


illeşmek 


-dl^iM 


imeci 


c.=^^J 


illik 


«i^jil 


imden girü 


j j\r uajrj 


illik 


illbl 


imdi 


^£Xc\ 


illemek 


iJLİbl 


imrence 


^j£\ 


iliman 


ol^LI 


ımızganmak 


jc'UjjtJ 


eylemek, ilemek, ilmek, 


iylemefc «il^bl 


ımızganmak 


J*^J^J 



317 



ımısse 

im işse 

imişse 

imik, üyimek, üyümek 

im.ekletmek 

im.eklemek 

eymenmek 

eym,eııme 

im.eci 

ime keçi 

imi bir itmek 

ımır yamur söylemek dL 

eyin, in, oyan, öyün 

inağ 

inak 

inam 

incerek 

incimek 

incük 

inceağrı 

incehastalık 

incik 

mçkırik 

mçknmak 

inçge 

inçge 

uyundu 

indemek 

oynaş 

öyin karmak 

inegimsağmal 

öyünle 

inli boranlı olmak [ jijl 

inam 

inanğan 

inenmek 

uyanuk 

ııyann gelmek 

ayna güni 

inemek 

ini 

eyii, iv, iyü 

eyü 

ivecek 



iL 



^^ 

(İ,İo.ş=:jI 

V - 

Jl^i^ Sol 

ab I 

dLıiJİ 
i' 



iveceklik 

eyvay 

ivecek 

ivecenlik 

ivici 

ivdirmek 

ivdiriûilmek 

eyü dirlik 

üyürtlemek 

eyürek 

ivişmek 

eyü sanmak 

eyü şanu 

eyü şanıcı 

eyü sanmak 

eyü toğuşlıı 

eyü toğıışlı 

ııyuğan 

ıvkar 

ivek, üyük 

ivegen, üyügen 

üyümezlenmek 

uyumak 

ivmek 

öyün 

uyunmak 

eyü varmak, iyü varmak 

ive ive 

ivecek 

iveceklik 

ivek 

ivegen 

ivici 

iviş 

ivişmek 

ivik 

eyü yollu 

İh, iye 

aya karşmak 

ihi 

iyi 

ay yiıjisi 

iyimek 

iyitmek 



dlUjjjJİ 
dipji) 

. - üOi' 
dl'ji} 

di»- a_jj I 

[ 'il^si' ] 



dL 



318 



t-J 



haba 


^M 


bâzâr kümak 


j^.li jIjIj 


baba uğramak 


jAy.\ Uj 


bâz arlanmak 


j*xJjIjIj 


babadiye, babadya 


<u_:> IjL 


bâz ân döndürmek 


d-Ujajj:» t^jljL) 


babalanmak 


j*xJIjU 


bazlamaç 


^UVjb 


baLalı kızlı olmak 


jlj\ Jjs JLb 


bazlambac 


^k^Jk 


babpt 


^İH 


bazlamaç 


^jy^. 


bâb tutmak 


Jj: jl? ı^L 


bazlama 


cdjU 


babuc 


^J'M 


bezemek 


diUjL 


babullık 


6bi^. 


basrıkmak 


Ji_^b 


bataklu 


jÜ\J\j 


baskaklık 


jiSlÂ-L 


batümak 


j.i;u' 


baslık, basluk 


jL-b 


batui'mak 


J^jjjb 


baslık 


J-L-b 


bac 


C^. 


basmak 


jrU 


baca 


Wk 


basınç 


7^[i 


baccı 


(^=^r^i 


baş 


Jo^k 


baca 


ds^\j 


baş açuk 


<^J't'^ trk 


bacı 


^r^'i 


baş aşmak 


J^T ü-k 


ba^^ça 


"^^^i 


baş almak 


jlT ^L 


b ahmak 


O^^i 


baş alup baş virmek 


d.L'j j (jib vj^ ' (j*^^. 


badruk 


lİjib 


başa iletmek 


dUxb.l bb 


badem kürk 


i^Jj^(^k 


baş itmek 


dU"l ^b 


badya 


•uAi 


baş eri 


ı5Jİ J^k 


bar 


'jV 


başak 


■JUb 


bart 


ûjjIj 


başaklı ok 


-Jjl JîUb 


bart baş 


J.[) Ojb 


baş ele gelmek 


. dLiT aJI jib 


bârîıana 


[ UU-jL ] 


baş indirmek, baş ind 


ürmek diUj.AJİ ^b 


bardak 


JİjjL 


baş indürmek 


dl/.jjAJİ ^b 


bar d baş 


^iL .jl, ■ 


baş utmak 


J^"jl 0^"^ 


bardak 


JijL 


baş örtüsi 


^-jîjjl Jh 


barışdurmak 


J^j-Lijb 


baş urmak 


&>JJ^ ü-k 


barışık itmek 


dL'-i) jijb 


baş üzre gelmek 


di*ır»jjji ^b 


barışıklık 


Jli^jb 


baş öğrenmek 


d[j:/j\ ^b 


bar tak 


c5li.jU 


baş oynamak 


(J^'^j" U,* • 


barğ 


, b^ 


baş oynamağ 


^^„j' Jk 


barmah 


^j^. 


baş oynamak 


■ J*^j' o^'-^ 


barmak 


J^ji-i 


baş uyuzı 


I^Jjİj' J^k 


barmmak 


l>*^j''^ 


baş ip 


Vi* u-k 


bâz ar itmek 


dLkSjl jljlj 


baş eylemek 


dUbl jib 


bâzâr eylemek 


dLi} jrjb 


baş oynamak 


j.Li"l ^b 


bâzâr başı 


C5*^ JİJ^^ 


baş indirmek 


İİUjAiil jjJb 


bâzâr dutulmak 


J^iîj:» jIJIj 


baş bart 


"^J^ u^k 



319 



baş baş 


J^l cr^i 


başka başına 


"CiL «ıLilj 


baş bağı 


^^^ J^i 


başka çıkmak 


J*Â>- 4JIİU 


baş bart, baş bört 


'^J, trk 


başka çıkarmak 


j^jU-9- «û-iU 


baş bezi 


iSj. trk 


başka çıkmak 


Jİ^ «lÂİU 


baş bört 


'^->y. J"^. 


baş koymak 


J*ss ^Ij 


başbuğ 


İJİ erk 


baş kayusı 


^-j=* J^. 


başbuğ 


tj^U 


baş götürmek 


S^_^ jXi 


baş buijbğı 


J^^ji trk 


baş götürmek 


d\^jj^ ^U 


baş bilmemek 


i£.İ**Lj ^iU . 


baş kesmek 


di*-r ^u 


baş pekliği 


Si£ jXi 


baş götürınek 


S-^Jj^ ^Ij 


baş terk itm.ek 


dLc"l i]J ^iU 


baş gözi 


t5Jj^ tr'j 


baş çigrinm.ek 


d}.x'j^^. ^U 


başlu 


ji^U 


baş çegzimnek 


d.ixj:^ ^L 


başlu başı kayusı ji_ 


?' ^Jz' J^i J^k 


baş çatmak 


ı>^ Jk 


olmak 




baş çigzinmek 


tiij:'jSv>- ^U 


başlıtk 


3jii\i 


baş çekm^ek 


dLC- \jtii 


başlı şu 


j^ JJ;L> 


baş çanağı 


J^J^^İ 


başmak 


ötr-b 


baş çenberi 


iJj\^ i^^i 


başmaklık 


JİSI^U 


baş çevzinmek 


'^^jjr i^^- 


başmak 


3^^i 


baş çıkarmak 


c^yhT' J"^'. 


başmakçı 


_ A. 


baş böş itmek 


•^^■»^J J'J'- lt'-İ 


başın aşağa salmak 


^jil-j» U^l jyiu 


başdaş 


^İİJJiIj 


başın aşağa kılmak 


(JAAâ lÂ^I /J-^U 


başdaşlık 


jUl^U 


başın aşağa itmek 


liLk^ji «liil ıjilj 


başdaş 


^Aİb 


başını aşağa eylemek 


t£i*LI 4i^T jslj 


başdan candan el J^j 


j Jl üa;U- üa^U 


başın aşağa bırakmak 


jJlj-^ 4A-5T j^U 


yıiTTiak 




başın aşağa tutmak 


jxjL Uil (j,iU 


başdan candan çıkmak 


J*S;^ üAjU- üAİU 


başın ögine salmak 


j*.l.,tfj *:j_j| (jiu 


başdan çıkmak 


J^^rf "J-^H 


başın salmak 


j^-U-^tf» ^u 


başdan kara 


»^ ü-tSL) 


başına 


«cJib 


baş dikmek 


•i^,-» trk 


başına urmak 


j^jji «ü-ilj 


b aşıra 


o^b 


basma çezginmek 


±U'Şj^ 4jib 


baş şeker 


J^ J-^. 


başına çevirmek 


di«j_j9- <(Xİı|j 


baş salmak 


jUU ^b 


başına dönmek 


tlLc'ji «CLİlj 


baş tutmak 


J*^ trk 


başına toprak koymak 


JXj3 ı5l_;\U 4lilj 


baş tartmak 


Jx> ^U 


başına toprak 


,3_;\U 4jİlj 


baş tamai'i 


ı^__^L. ^L) 


başını almak 


jlT^U 


baş kazıtmak 


J*::jJU ^U 


başını ortaya komak 


(>_?« 'H'jjj' tj^'j 


baş kaldırmak 


JajOjU ^U 


başmı örtmek 


dLc-jjl ^b 


başakçı 


e5^^ 


başmı ortaya komak 


J*j9 AJ^Jjjl j^U 


baş koşmak 


J*,!» ıjiL 


başını taşa dögmek [ 


diTji 4JİIL ^;iij] 


baş kılı 


Jî u^k 


başmı kazıtmak 


J*=ijLS ;^^ 


başıkmak 


j*ÂiLj 


başmı yegmek 


dJUo j^b 


baş koşma!k 


JO» u^Lj 


başını yire komajk 


j*j» »j: t^'j 


baş komak 


J-^» u^li 


baş yarmab: 


j*jij t)^^ 



320 



baş ve huğ 


İJİJ o'^^i 


b aşkın 


(1aâ-İ*Ij 


baş 11 cân oynatmak 


j/bj jl öl>- j ^b 


başmak 


jc^L 


başa iletmek 


' j.Ldl 4iU 


başıncak idinmek 


(ilj'il js^^ii 


l)aşa iletmek 


dl*sij.l «tilj 


başınmak 


(jj*i«*lj 


başa baş 


(jSIj 4Jİlj 


başnrmak 


â^jj-^^. 


başa çıkarmak 


^jA:^ -i^Ü 


b aşırılmak 


â^jyk 


başa geçmiş 


J^^ 4-5b 


batı 


J-^i 


başa gelmek 


dU.ir 4J;Lj 


batya 


ULU 


başa varılmak 


jijlj c\i;L 


bağ 


't}'. 


başa varmak 


J^jlj 4^1j 


bağ özdegi 


S^j\ ^. 


başa varmak 


ö-'-ij ^''^. 


bağdalamak 


jİİApIj 


başa yazılan 


u^Jk ^^k 


bağdamak 


■ jJj^l» 


başı aşağa olmak 


jijl uuı ^u 


bağda 


e-U^U 


başı elde 


aJ ^Lj 


bağda ıırmak 


J»jj1 »Ac^lt 


başı örtülü 


jlijjl ^^ilj 


bağır 


^k 


başı pek 


dL .^^U 


bağırtlak 


3'^J^l> 


başı canı ele almak 


jiT.JI JU \5İL 


bağırtlak 


J^JM 


başı çalkanmış 


(j-^-^V iS''^. 


b ağırda k 


3b_^lj 


başı çevrilmek 


d.UL.j^^ ^ilj 


bağıldak 


<3i>lj 


]>aşı höş olmak 


jiji ^j^ ^iU 


bağ gözi 


L$jj^ ^U 


baş yirde komak 


ıj-'ji o^jı ijİIj 


bağlamak 


J^':^l 


başıra 


a_;\İlj 


bağlamak 


(3*1* L 


baş yire salmak 


JİI^ û_/_ ^L 


bağlı 


â^k 


baş yire komak 


t>*^*^ o_/_ ^U 


bağacuk 


â^ 4İ-İJ 


başı şaşmak 


j^U^iU, 


bağacuk 


SjT'^k 


başı kayısı olmak 


jijl ^^jU ^Ij , 


bak 


ök 


başı kayıı olmak 


jiji _jjli (^b 


bakacak 


3UlîU 


başı kayıısı olmak 


Jİjl ;_5-_?il3 ^lİL 


baka durmak 


t>jj-3 Ijık 


başı kaba 


M ^-i^ 


bakca 


4^Lj 


başı kaba 


V J^.^ 


baklar) kaz 


JU £İ:i\âL 


başı kayusi 


c3-t:» ,5-^ 


baklağı 


^^-li^! 


başıyla 


..UL 


baklavı 


(^_jjilj 


baş yeli 


c>.ui^^ 


bakım 


r^ 


başın - 


(JA-İlj 


baku 


j'k 


başına şovuk geçmek 


liA,».»xS J a-j9 JjLJilj 


bakyaz 


j^k 


başına komak 


^J^_câ ■C—rfU 


bakıcı 


ij^k 


başı yellü, başı yillü 


^^ii ^-i^ 


baıj 


iiU 


başı yelli 


. ^ J^-c.-^^ 


bar) barmağı 


J'^J'. ^^ 


başak düşmek 


dlr'^iı (jl-^L) 


bar) baıjlatmak 


,ii'!>\s:4 iJL 


başdırma 


4^ j X^Ij 


baıj baıjlatmak 


j*^; iJL 


başdık 


■ Ji"^^ 


bağlamak 


j.!Arb 


başırmak, başurmak 


J-V-^Lı 


bağlamak 


ö*irL 


başğun 


ü_ji.,*lj 


baıjlamak 


ı^ıiru 


başkıç 


^^^[j 


baıj virmek 


diUjj iiU 



321 



bar) virraek 


dLj^^j İİIj 


bandırmak, bandurmak 


J^j^Jb 


bala 


Vb 


bavlıtmak 


J^rjjb 


balacık etler 


_,Li JA..U 


bavlamak 


Jijb 


balçak 


oU;b 


bavlı 


Jjb 


balçak 


6^k 


bavhmak 


uWj^ 


balçuk 


(3j^,4 


bay 


^L 


baldır 


jJL 


bayak 


'^bb 


baldızık 


ı5j oJb 


bayıtmak 


J*^_b 


baldu 


jOJb 


bayca 


4>Bib 


baldur 


.jjOJb 


bayağı 


^J^\i 


baldır 


Jj^k 


bayık 


öi\i 


bal dırlanmak 


J^iJj-^JÜb 


bay kılmak 


J*İ3 jjb 


bal şagmak 


j>U Jb 


bay kişi 


ı^-n^ <sU 


balsama 


'uLJLj 


b aylık 


Jkk 


bal sara 


I^Jİj 


bayılmak 


J-^kk 


balsıra 


e^^Jb 


bayımak, baymak 


Jj:_b 


bahkağusı 


^-_jpT jJb 


bayımak 


J-*=d^ 


balk urmak 


J-jjl jJb 


babak 


<İt^ 


bahköldüren 


UjJ_jl jJb 


büt 


ÜU) 


balıkcır 


^Jb 


batak 


t3lx) 


balıkcır 


_;\»eU b 


bititmek 


dl.=:i 


balıkcm 


;>şoÂ!Ij 


biter 


J^i 


bahk duzağı 


^iljji jJb 


bitrişmek 


dir-j^j 


balkırmak 


ly'^k 


biterli 


^JH 


balıksüdlegeni 


ıi5:^j> jJLj 


bitürmek 


dLj^j 


balıkkulağı 


' ■J'^j'^ jJ^ 


bitrüm 




balkımak 


j*iJ Ij 


bitik 


balkı 


Ji^'i 


bitikci 


13^^^. 


balkımak 


J*~iJ b 


bitegen 


üS^ 


belirjlemek 


dus;3b 


botlacı 


(3'?"'''4 


ballı börek 


Üj^. J.lb 


bitlemek 


dLlx. 


Balhkesri 


^^ Jb 


batmak 


(J*"^ 


balmıımı yapışdurmak 


j-jOİjIj t/_j/. JL 


bitim ek, bitmek 


dL=.. 


bala 


Ajb 


biten 


(>i 


baliğ 


ö^k 


bitnel 


J^"^ 


balıkcır 


j^^oiJb 


boturasamak 


jr-ljj^j 


balyemez topı 


ü_jU Jx_Jb 


bitürmek 


■ l£.i» J_jXj 


bam bam 


fk (k 


bitüri 


cOj=J 


bamdkiîrdı 


iS^Jj'^ Sy'k 


batıık 


<^J^ 


ban 


ö^i 


batubk 


(_öJ^Xj 


ban ev 


j\ ûb 


bitilmek 


>iL.j=j 


ban iv 


J'J ^k 


bütün 


Ü_jXj 


banbulkurdı 


ıS^JJ^ ^\^k 


bütün itmek 


dL:"l Ûj:ö 


banbulkurdı 


ıS^Jjî J_jjb 


bütün olmak 


tî^j' "Jj-J 



322 



bütün eylemek 

bitün ile 

bite turmak 

bitek 

biti 

büti şımnak 

bitik 

bitilemek 

baca 

bucak 

becitlemek 

becid 

becid olmak 

becid dutmak 

becid dutmamak 

becid durmak 

becid tutmak 

becidletmek 

becidlemek 

bucak 

becek, bicik 

bıcdğan 

becene 

biçene olmak 

bicük 

baca 

becid 

bıçağa düşmek 

bıçağa gelmek 

bıçak süıjüge irmek 

bıçaklaşmak 

biç ah 

buçuk 

biçik 

biçmek 

bıcılgan 

biçmeli olmak 

biçin 

biçinmek 

buçuğar 

biçime gelmek 

biçin 

ba^ 

bah bah 



. ö^. 

j'p- a^J 

b 
b b 



balat körlügi 

bahca 

bahca 

bahça 

bakraç 

bakmak 

bider 

budak 

bedrik, bedrük 

büdremek, büdrimek, bü- 

dürmek 
budak 

budaklanmak 
bed elleşmek 
bedinus, bednus, bidn.us 
bir 

beraber itmek 
beraber itmek 
bar ab arlaşmak 
beraberlik çekişmek 
beraberine gelmek 
bir adlu 
bir uğurdan 
bir uğurda 
bir ağız 
bırağmdı 
bırakmak 
biregü 
bir elden 
bir elden çıkmış 
bir uğurdane 
bir uğurdan 
bir uğurda 
bir iki dimemek 
bir iki günlü geyüz 
bir illü 
bir eylemek 
bir baş 
bir bir 
bir birin 

birbiriyle koşilmak 
bir birin 

birbirine çalmak 
birbirini almak 






(3 -b 

jjtij-^'ij'^ Si} j, 
jH J. 

J, J^ 



323 



birbirini başmak 

bir bakmak 

bıırtarmak 

burtarmak 

bortlamak 

bertinmek 

berç, burç 

biricik, bürcek 

bir çala 

bir çakıra 

bürçek, bürçük 

bir hâl itm.ek 

bırahmak 

bir höş olmak 

bir dahi 

bir düzeye 

bir düzeye 

bardak 

bir düzen 

bir düzeye 

bir döşek 

birez 

birezcük 

birezcük 

birez gün 

birisi gün 

barışık 

barışmak 

burğ aşmak 

birğıırdane 









[•^V 



£.U=.I 



^jj^ j. 



barkımak, barkmak, bırakmak ji 

bar kim ak 

bir koyun aşuğı ol 

mak 
berk, börk 
berkitmek 
berk itmek 
berk eylemek 
berkitniek 
birikdürmek 
berkidilmek 
bir kezden 
bir gezden, bir kezden 
berkişmek 



dLj ^j_ 
dlİJıT^. 



berklik 

berkilmek 

berkilü 

berkimek, birikmek 

berkinmek 

biregü 

bir göç mikdârı 

birike 

biregi, bir iki, börki 

berk itmek 

berkitmek 

berkişmek 

berkimek 

berk yüzlü 

birlik 

birlik itmek 

birlik eylemek 

birlemek 

berlü 

birle 

birlemek 

birim 

barmak 

barmaenk 

bârmağa diş urmal; 

barmak, burmak 

barmakca 

barmak lıesâbı 

barmak dişlemek 

bürümek 

burma 

birin ikin 

birin birin 

birin birin 

birince 

bir niceler 

bürüncek 

bir niceler . 

birince, bir nice 

bir nice el 

burunduruk 

burundu ğm 

burunlulık 

burnamak 



^Sj^'iJt., 



diiO. 

^j^ j'. 



^ 



Sj. 

di- aJ j_ 

di- J' 
^ J. /j J. 

M- j. 

AS^ J 



324 



bir nice 

buruma yel girmek 
berü 

burıuı otı 
b ürüne ek 
burunduruk 
burunduk 
burun dalı 
burunsahk 
bire, büre 
bir yan itmek 
beri öte 
biri bir 
biri birisinden 
biri birine 
biri birine urmak 
biri birine koymak 
İjiricik 

bir yirde dirilmek 
birisi gün 
barışmak 

bir yakadan baş çı- 
karmak 
bir yaıja olmak 
bir yaıja itmek 
birikmek 
, birim 
birin ikin 
birin birin 
birin birine 
bir yol 

bir yire gelmek 
bir yiyim 
biz, böz 
buzakı 
biacileyin 
bizçileyin 
büzdüm 
bezdüm kemiği 
bizden 
bizden iyiler 
bizden yeğler 
bezdirme 
bozırak 



f:.i J. 

y, 
3y. 



bezer] ik 

bozarmak 

bızağu, buzağu 

bezek 

bezekci 

bezek kılmak 

bezeklenmek 

bezeklü 

bezegeu, bizgin 

bezek virmek 

bazlamaç 

bazlamaç 

bizlenc 

bizlengeç, bizlengiç 

bizlik 

bizemsek 

bezemek 

bezenilmek 

bezenmek 

bezek 

bezeyiş 

busarık 

bisbütün 

besberâber 

bestil 

basacak 

baskun 

b es dil 

beserek, besirek, biserek 

basurmak î 

bislemek 

beslengi 

beslü 

basmak 

bismil 

bisü, busu 

busu açmak 

büsük 

besilek 

baş, biş 

başa iletmek 

başa baş 

başarmak 

başarum amak 



^jy. 

j^y. 
c^y. 

^y. 
x^y. 

j^.y. 

J*>uO 



325 



başak 


JLij ' 


başalicı 


ei=^^^ 


boşanmak 


Jj:Lio 


baş bart 


'^J. <_ri 


beş bucaklu 


jisU-jJ J^^ 


başçı 


^':^. - 


başdak 


3 Jiij 


baş düzmek 


dLjji J^\ 


biştrtm.ek 


dlcV^ 


buşurğam.ak 


j^U^ij 


bişirmek, bişürmek 


dLy:j 


başra 


0^^ 


başğa 


. «iJtİO 


başaklam.a 


•i,*Jlâİj 


baş kom.ak 


J^ J-K 


başjkmak 


, J*-*-^ 


başka 


4İ^ 


başka çıkar m.ak 


J/ıjLâj:»- 4ÂİİJ 


başka kılmak 


J^İ2 .lÂİJ 


bişik 


dlij 


başlık 


jUo 


başlamak 


J*İA) 


başlanmak 


ö-^^ 


başlu 


_jiİO 


başmak 


. 3lt^ • 


başmakçı 


^^3\^. 


başmak, buşmak 


(İ**^ 


başmakçı 


t^=r J*-^ 


başmakçı 


ei=^-i 


bişmek 


di^İO 


başnalmak 


3^^^ 


busu 


jM 


bişürmek 


iiIajjÜj 


beşe 


4^J 


bişegen 


ü^'^^i 


bişi 


J". 


baş aşağa 


..pUİ ^,İo 


bişirmek 


dLj^j 


başın salmak 


jiUs â^. 


basma and içmek 


dL^l Jü! <c;J:j 


başına söylemek 


dLLj*' «c^id 


başa düşmek 


d.iPji 4^i 


başberâber 


J'J-*'. u-^ 


başdurmak 


Jaj^^ 



başrıkmak 

başu'mak, başurmak 

başkımca 

baskı 

basılmak 

basamak, başmak 

basınç 

bu şu 

basılmak 

buzağılık inek 

butak 

batır 

batrık 

batun 

batya 

ba'^zmuıj 

buğ 

bağa 

bağarsık 

bağarsuk 

boğazlavu 

boğazı ele virmek 

boğası 

bağ badrık 
buğda 

bağdamak 

buğdayık 

buğday eglü 

buğday güni 

bağdalamak 

bağdanmak 

bağda, buğda 

bağda urmak 

bağdamak 

buğday gün 

bağır, buğur 

bağu' başmak 

bağırtlak 

bağu-tlak kuşı 

bağrı çıkmak 

bağırdak 

bağırdak 

bağarsık, bağarsuk 

bağu'sak şıyrmdısı 



?~^' 

JÜaJ 

ö 

jJjUj 

dJ.oj •^" ıSJ^İ 



326 



bağursuk 


3j^j*-i 


bakağan 


u^^ 


bağarşak 


ö-^j^i 


bukağu 


_^*İj 


bağırsak sıyırması 


fjT'J^J^ ö'^j'-i 


baklağu 


^aİÂj 


bağarşuk, bağırşuk, bağursuk âj-^J^i 


baklağı 


J'^. 


bağrak 


öj^. 


bakla salmak 


(JİU? a\m 


bağrı baş 


tr'j. t5>J 


bakla kırı 


(J J\3 AİÂJ 


bağrı başlu 


jj-ilj iSj*-K 


bakım 


r 


bağrı başlu 


jiİJ (^_/j 


bakmak 


J*ÂJ 


bağrı başh 


^\ iSj^i 


bıkın 


6^ 


bağrı katı 


Jli t^_/j 


bakanak . 


(İLL 


bağrıkara 


ij fjjki 


bakanak 


â^i 


bağrını ezmek 


[ dLjt Jj_/j ] 


baka 


iÂi 


bağrını baş eylemek 


dULI ^jib j^,jij 


bakacak 


3=T-^. 


bağrı yağm eritmek 


di/jl ji^l (^>j 


bakanak 


Jj ih 


boğazlağu 


j*J>i 


bakım 


■ f^i 


boğazla ğu düdügi 


S^:> j*J J«J 


bıkın 


ö^. 


boğazlağı 


UT^J^İ 


bakinılmak 


J^ırı^. 


boğazı ele virmek 


d.Ljj «ül (Sj*i 


beg, bek, beg, bug 


6k 


tağşiş 


^LİAj 


büğet 


oLSO 


bağlanmak 


J^'üUj 


biTjar 


jISCj 


bağlamalu 


jl\^. 


bağa seni gerek 


i5^ c^- ^" 


bağlamak 


J*İAj 


begbörki 


Sj. '^i 


bağlanmak 


j*:iij 


big bil] 


dJU db 


bağlu 


jl^ 


begbörki 


Sjjİ 'ik 


bağlı 


^. 


bektaş 


J^ 


boğma ğ 


t^. 


bekitmek 


dL-Sj 


boğmak 


3lj^ 


begçügez 


^yŞ^^ 


boğmak 


J*Aj 


begdeş 


Jr^^. 


boğun 


ü^i 


beg deş 


o^^-^- 


buğur 


jj^. 


begdeş 


J-^. 


buğursamak 


JO>. 


begdeşsiz, begdeşsüz 


yj-^. 


boğuz 


Jj*^ 


begdeşsüz 


yjiı -Osj 


boğuzlamak 


j^Vjyj 


begdeşsüz 


jj^j' ■^. 


boğun 


Ö^Aj 


begdeşsüz 


J 4«»i -USJ 


bağa 


.•Jo 


beg düşmek 


dl^i dij 


bakacak 


J^'■^^ 


bigden bir 


-^. <j"^. 


bukağı 


C5^^ 


bigden bir 


-^. ooSo 


bakanak 


jjLûj 


beg düşmek 


. dJU^ji dJU 


bakça 




begdeş 


u^»-^ 


bakça 


<4?vÂj 


bügrüce 


<^j$0 


bakracük 


dL-_,aj 


bügri 


(^^ 


bakrak 


(3_^ 


begiz 


J^ 


bakara 


»>. 


begiz al durmak 


j^j jJT j$; 


baksımat 


J?^«Jj 


begzedem olam 


(-•^ji f^js; 



327 



berjzer 


Jj^ 


bileşince 


Uj^-iij 


begzeş 


J'j^. 


bileşince 


'^;ş=l^^lJ 


beıjiz geçmek 


dUçJ' jS^j 


bilaş 


\r^^ 


berjzenmek 


dLr'jS^j 


balak 


ö">^ 


begzi almmak 


J*JT ^^J'>İ 


beleıj 


£]^\j 


beıjzi ürpermek 


^■^j;jj' (ij^sj 


bi] elerine 


AlJ^\: 


berjzi boz oynnı 


(sU^ jji iSJ^. 


belen, bilan 


j'i'ü 


begzi çalınmak 


ö'^'Vr'^r (-5-/^ 


bel bağlanıak 


jUiL Jİ 


beıjzi gülmek 


dii_jS' (_5 jSCj 


balaban 


öUi 


beksumat 


i.1^ 


bel bağlamak 


j*iij Jj 


beksimet 


<.«A^.MhJSj 


bilüp bilmeyüp 


i_-,Jİjİj- l-.İj 


bekişdürm.ek 


dJ^j xtSİ> 


bulatmak 


J*Xİj 


bekişm.ek 


dUiiİ^j 


bilici, bilüç, buJuç 


^i^ 


begşene 


4:^,C 


bilece 


.W. 


bağlamak 


J-^J 


bilici 


^^-i-i 


buglanmak 


Jx->lS^j 


balçak 


^h^k 


büklütmek 


dUdSo 


balçak 


3^k 


bekler 


J^. 


balçık hurma 


■ L«^ ıj^H . 


beglik, beklik 


^ 


balçıklamak 


J.«.İJb>=,ij 


beglik bez 


y düs:. 


bıldır 


j4İj 


bağlamak 


j.is; 


bildürdi ola 


4j\ (^İjAL; 


beklemek, beıjlemek, bü§ 


;elmek, dLİSCj 


bıldu-ğı 


Jj-^i 


büglimek, büklemek, 


büklimek 


bıldır ki 


Jj -^i 


begelinmek, beglenmek. 


bek- dU;İSo 


bıldırki 


Sj^k 


lenmek, beıjlenmek 




bildüg ola 


Jjl İJ4İ; 


beglücak 


öu-jjis; 


bildükli 


jr4, 


büklfimek 


dLj[£ 


bular 


jk 


beglemek, beklemek 


dL4SG 


belürtmek 


dlsjl 


b ekmez 


jis; 


belerçin gözlü 


jijjf Ö^J-i 


bekmez 


jio 


bilürlenmek 


dL-JjL 


büğemek, bükmek 


dLC 


belermek, belürmek 


dLjL 


bükün 


üS; 


belerü kalmak 


j*İS jjL 


begenecekleyin 


^j(^İS>J»»;LSvJ 


beleri kalmak 


JİLS ^^ii 


begenmezlenmek 


-fUJ>;S:. 


bilezük urınmak 


J^'jjl iijii 


bekinmek, bügenmek 


dL-^ 


belesüz, bellisüz, belüsüz 


>ij 


bigi 


Si 


bilüsüzlik 


dJl>i. 


bekitmek 


dLî^iCj 


bileşince 


'Ua^lj 


b eğirmek 


dLjjS^ 


bileğinde 


«>IJLuJ.J 


bek yüzlü 


j>JJ^i '^^i 


büesine 


4:^L 


bil 


J^ 


bilüsüz 


J_l*<Jj 


bile 


^ 


bilisi şaşmak 


ji^b ^.L 


balaban 


jü^lj 


biliş 


oiJk 


bular 


j-ilj 


bilişdürmek 


di..j4,İİ) 


bülezük 


i^jj-^. 


büaşkan 


ÖIÜİj 



328 



bilişlik 


Jl,^,l, 


bilemce 


'(:>M.b 


bilişlik A'irnıek 


dLj-^j dili^ij 


bilmedük 


ilx.l 


bilişmek 


di^j 


bilmezlik 


dJJ>J. 


b altız 


jkJj 


bilmezlenmek 


di^J>b 


bel tolaıııası 


^^^j'- Jİ 


bilmeze urmak 


j,»jj! û>İj 


bulgari 


(^jUij 


bilmiş ol ' 


(Jjl (jİ«.İj 


bulak 


3k 


belemek, bilemek 


' di*L 


balk urmak 


j,jj!- jij 


bulun 


. C^i 


balıkçıl otağa 


A£.\jj\ J>=İİj 


bilincek çıkmak 


J^İş7 ui^tAİj 


balkımak. 


J*İİj 


belenmek, bilinmek 


dl^uL 


boika 


aÂ[j 


bilinmelü olmak 


jijl jL± 


belek, beleıj, belik, 


belii], bileıj, <lii 


bellü, bilü 


■ >. 


bilik, bölük 




bilü bilenler 


^İ;İj _jİj 


bilge 


ISCi; 


bellü bilmek 


dLlo jL 


bileıjce 


.^sa; 


bölüç 


^>. 


bilekçek 


di^dJL 


bölüoek 


■ ^-ji^ 


bileıjde 


»aSCİj 


bülüç 


^jk 


beliıjletmek 


• di.dS:i; 


bilüı- 


jjk 


b eli ıjl emek 


diidilj 


belürtmek 


di^'jjL 


beJiıjlemek 


^[J^i 


bilürlenmek 


S*-JjjL 


beliklenmek 


[dUlS^L] 


bilürnıek 


di^jjl 


belgülii 


^^Oi 


bilürin işlemek 


d.Ulii öjjii 


belgülü 


A^i 


belüsüz, bilüsüz 


_y.jL 


beliıjleyü durmak 


■S'JJ- J:)-^i 


bilüsüzin 


jjj^_jij 


belkim 


fS^- 


bibisi şaşmak. 


J^Li ^.j\: 


belkim. 


^s:l 


bilü si yaıjilmak 


jA^, ^^jL 


bileğin almak 


jii j,s:i. 


bölük, buluıj 


£j^i; 


bilgü 


j^k 


belüıjlemek 


dJ-JOi. 


bileıjüze 


»j^jSuj 


bellülemek 


d.[ijk 


bilge 


4S:i; 


bilü virmek 


■ li.jjjk 


bilgi 


S^i 


büe 


<L 


bolaltmak 


J..:^ 


bile olmak 


jijl 4İJ 


bilelerinde 


»AJ^Uj 


bilesin e 


<C..»J a[i 


bellü, biJilü, bilülü 


■^ili 


l>ile togmış 


(jİ.o.aL' «IİJ 


bellü ad 


. J ^llj 


bile koşmak 


JaJ:.3 4İj 


bellü bayık 


Jil^>. 


bile koşmak 


J^js 4j 


bellü bilmek 


dLij j.Uj 


bile komak 


J^jS 4b 


bellü bilmek 


diU,Jjü; 


bilegen 


Ü^'J^. 


bellü söz 


Jj'- J^ 


biJelik 


dil 4İJ 


bellüsi 


.->. 


bili 


Jİ 


bellü kişi 


^^-.i^ 


bilisi şaşmak 


o (^ .. . 


bellü kişi 


J:^A 


biliş 


trrî^J. 


bellülemek 


dlljk 


bili turmak 


J^J>>. 


bilmez 


Âk 


belik, bilik 


diij 



329 



beliıjlemek 


d.L'^iCij 


binen binenüi] 


di:;.: ^i 


bilili 


ai. 


binü 


j^ 


belin bağlamak 


j^i^\j iAi ' 


binüt 


Û^jXj 


belinden gelmek 


dl^iT Joj^L 


binüd 


^j'i 


belinlemek 


dlUUj 


beneviş 


tTJ^. 


belini bağlamak 


çÛ,*,AaJ . f^^AJ 


bunuıj bigi 


S-. ^J-. 


belini taş eylemek 


diAi) J'^ Jİj 


bunuıj gibi 


^■^'■^y-^- 


banbuk 


S-ri 


benüle 


Jj;L) 


ben baıja 


^^. ü. 


benvenlik 


3 JjH 


ben beni 


<s'. if. 


benvenlik 


dÜJj^j 


baniuk 


ı^jH 


binüye yaramak 


ö^J. ^.J'-'. 


binit 


CİJ 


bini 


<si 


binütlü 


J^. 


beni bağa komaz 


yjl -tTlj ^^ 


bencileyin 


:j>t 0-. 


binit 


c-^ 


bencileyin 


(j;>^-^ 


biniden taraf 


tjjji» ıJ-^r^ 


bencileyin 


j^LşB^J 


biniden yanı 


jb jX.'.j 


bunca 


d:»Jj 


bö 


.k 


bunca dürlü 


jjj^ «Işc^O 


bu ara 


IjT y. 


buncadan berü 


•JJ^ j^dŞsJU 


bu ara 


Ijl ji 


buncalar 


^4;=^ 


bu aşıl 


j-ij^. 


binid 


axj 


bu üzere 


»jjj' JJ 


bundak, bunduk 


(3axj 


buba 


--\k3^ 


bunduk taşı 


i LU (3 Ji^j 


butr aşmak 


J^'j^ji 


binidlü 


, j\ a:Lj- 


butrak 


ölj-'jj. 


binidli 


Ja;Lj 


butrak 


•^-/ji 


bandurmak 


J^jjOij 


botla 01 


^^^■ji 


bunda 


eJ;.j 


botla 01 


^3K 


biniş 


u^. , 


b otlamak 


ö^^'y. 


biniş olmak 


jijl ^j 


botlamalı olmak 


jijl J4*İÎ_JJ 


bmğıldayık 


JjİAİJuJ 


botlacı 


t^=r''^^ji 


bmkıldayık 


JJe^lİXı 


bütün olmak 


jijl jjîjj 


bmkıldayık 


. Ji-^^^. 


buta 


^îj. 


benek altunlu 


_jiJj:üT dlxj 


büt yonmak 


J-Cji <^Jİ 


ben gibi 


- ./:,. 


bucacuk 


J^'-rjJ. 


bingeşdürmek 


liJjı j J.wCj 


bucağ 


• t^^^- 


bingeşdirmek 


dL^_4<iSo 


bucak 


öU-jj 


bingeşik 


dliiScj 


bucurğat 


oU^^jj 


bingeşmek 


cİİ*.İ>S\İJ 


bucak 


3rTJİ 


bunlarur|la 


4İS'j Jİ:j 


böcü 


JTJK 


benlik eylemek 


[dLbl db] 


böcük 


'^j'ry. 


benlenmek 


dl*;b 


böce 


4ş-_jJ 


binülü 


^i^. 


buçuk 


*ij?--?^ 


benem dimek 


dL:_i ^j 


buçuklık 


ö^^j'^y- 


binmek 


dl*H 


budak 


öbjj 



330 



boduç 


^^ji 


börk 


^-^.ji 


budur ola 


■Njl j^ji 


börke 


^jy. 


bu düzene 


İJJjjjj 


börki, bürgi 


Sjjİ 


budak 


'^^ji 


burulğan 


öUJj^.. 


bu dükeli 


^^Ji 


burlağan 


- . Cf^^jy. 


bu dükebyle 


âir^ jj 


borlak 


Jijy 


buduç 


^j^ji 


burulmak 


J^jy. 


bor 


->ji 


burmaç 


^jy. 


büre 


^jji 


burmak 


â^jy. 


burakmak 


j^'jjj. 


burma, bürüme 


■^jy. 


boran 


üljjj 


burma şaç 


— U^ a.jjjj 


börtdürmek 


dİJ'jj •^Jji 


burma şadef 


l_i-L.^ d/>j^i 


burtarınak 


. Ö-'JJJİ 


burnaz 


j^jy. 


burtarık 


âiJjJİ 


bürüncek 


^^^jy 


burtuşmak 


J*İJJ_JJ 


burunduruk 


3j ■^jy 


burtuk 


. â'^Jji 


burunduruk 


3jj -^jy 


bortlak 


3'i\j jjj 


burunduk 


3j .\ijji 


bortlamak 


J*Jj"jjJ. 


burında kokmak 


.fSj~3 «-ÜJJJ 


burç 


^jji 


burunsalık 


jJLj'jjJ 


borç issi 


c^-' ^JJİ 


burun sürtmek 


dijTjj-- ÜJji 


bürcek 


^TJJ^ 


burun tomurmak 


^jJa ÜJJİ 


burcalanıak 


^J^[^JJl 


burunlu 


j^jy. 


burcu burcu 


[j^Jji JTJJİ ] 


bürünmek 


dl^Jjj. 


burca burca 


"^^JJİ .^->Jİ 


burnını sımak 


J-*;^ ıS^->y. 


burçukdurmak 


3^j -^^jjJ 


burnı yire depilmek 


diUji 6j;_ üjy 


bu resm ile 


4; i ji-^J JJ 


buru 


jjy. 


bu resme 


^^j y. 


buru tutmak 


j£jl jjy 


buruş yarış olmak 


jij.l ^jb J,jji 


bürüm bürüm 


pjy. çjjy 


burgaç 


^^->Jİ 


burun düdügi 


Iİ-5J-5 i>jjy 


burgaç 


^^->y. 


burun şoi] ağı 


j_jfl^-^ Ojjji 


burğaş , 


, J'^jji 


burun şoıjağı 


^jpS'j'^ Ojjy 


burğaşmak 


jjfUjjj 


bora, bura, büre 


"jy 


burğaşık 


j^Ujjj 


bun 


iSjy 


burğaş 


■ 0'''->Jİ 


boryaz 


j^..->y. 


burğaşış 


J^jy. 


bürimek 


^..jy 


burğaşık 


J^jji 


boz 


j y. 


borğu, burgu 


j^'jji 


bozaç 


^^iy. 


burkaç 


^^jji 


bozarak 


öj\jy. 


burkaş 


■ ' J^Jji 


bozarmak 


■ j^jljjj 


burkaşdırmak 


jo^oJıUjjj 


buzağu 


>'j-.M 


burkaşık 


Jr'^J-?^. 


buzaşçudişi 


Ji jh.\jji 


bûrkamak 


j^Ujjj 


buzağı 


J-'^Jy 


burkmak 


J^jj'-î 


buzağıdişi 


Jl^ J^jy 


burkun burfe;un 


öjsjji ^jhji 


buz urmak 


iyjj'^ jy 



331 



bozca aş 


tr' ■^TJy. 


butluk 


J^h 


bozca aşı 


jA d^Jji 


butluğ 


U^h 


bozcıl 


j~rJjJ 


butluk 


Sj^oj 


bozdağaır 


üUlijjj 


botuç 


^j'-'j 


bozdağaıı, bozdoğan 


üUiJjj 


buturlık 


jJ.jUj. 


bozdağan 


ü^^jj^ 


botur 


^J-J- 


bozdoğau 


jUjij_jj 


buta 


Aisji 


bozarmak 


J-'JJJİ 


boğ, buğ 


ty 


buzağu 


>J_)^. 


boğar şuk 


lİj-ajLijJ 


bozgun söylemek 


di*İJj*- Öjİ^jji 


boğaz deliği 


$4=" j^y 


boztağan 


jUls>j^j 


boğazlağı 


J-^j^Jİ 


boztoğan 


jlijlpjjj 


boğazı tolusına 


AU^jü^ t^jUjJ 


bozkun 


ÜJâ Jjj 


boğazın Jilmak 


jiT ^jii-ji 


İmzalatmak 


j*:Jj_jj 


boğasa 


d*jLc-jJ 


bozlamak, buzalamak 


â^jji 


boğası 


^^^Ji 


biizüli düşmek 


di-iT^J^ iJJ aJ 


boğaşa 


4.v^LijJ 


bozumtuk 


J^jji 


boğası 


. U,^^Jİ 


boz muhalif 


(JâJl'si JjJ 


boğanak, buğauak 


(JÜUjj 


büzmek 


^-Jj^^. 


buğur 


J'Jİ 


bozuk 


[^JJJİ ] 


buğra 


^jhi 


busarık 


3^jj 


bağırtlak, boğurtlak 


6^'^jhi 


busu 


j'-ji 


buğursamak 


S^J-ji 


busu açmak 


j^l j^jj 


boğazlağu 


>J>j^. 


busı 


yji 


boğazı kulı 


■ djs iSJ^Jİ 


boşatmak 


JxU_,j 


boğazı yâri 


'Sjk iSj^Jİ 


boşandurmak 


J-j-üLijj 


boğmak 


3\^ji 


boşanmak 


J-f •<>'. 


boğmak 


ö^ji 


boş olmak 


J^j' lTJJ 


boğmaklanmak 


j*;ii<^_jj 


boş bağarsuk 


t3->J tTJJ. 


boğun 


ü^ji 


boş böğür 


A>i lT ji 


buğanak 


(3Lc_jj 


boş böğür 


JJ^JJ. u--?J. 


buğanafe 


• 6^ji 


boşatmak 


J*^JJ. 


boğmmak 


J*^jj. 


boş şalraak 


■ jiLs ^_^jj 


buğur 


jjhi 


boş komak 


öo^ trjJ. 


boğurtlak 


S^jjhi 


boşlamak 


J-"ilijj 


boğun 


bjh.ji 


boşlaumak 


Jj:":>Iİ_,j 


buğunak 


(jUjijj 


boşlık 


. J-1--JJ 


boğasamak 


Jf' 'İS-ji 


boşlamak 


j«.Lijj 


boğa sımak 


6^ ^ji 


boşlamai; 


(3^ <dijj 


boğmmak 


6*''^ji 


buşraak 


J<^_JJ 


bukağu 


j,«-lljj 


boşanmak 


(>*~*Öi 


bulağı 


J'^ji 


buşurgamak 


li-'^^JJ-^JJ 


bokça 


4^_jJ 


busu 


J'-*'Jİ 


bukağu 


j^"^y. 


buşı 


^^Ji \ 


buıj, bük 


'■^ji 



332 



hıııja 

bıııja uğramak 

bılıjar 

bügenmek 

bür) büıj atmak 

böget, biiget 

bükitmek 

buıjdaş 

biigclek 

büğrü 

böğür igi 

bögürllenkıışı 

bögrüşmek 

bögrek, bögrik 

bögrekerigi 

bügri 

büküşmek 

buıj gün 

bııijalsılık 

bügelek, İmklük 

İDÜklüm 

bügeliTiek 

bıııjhı 

bıııjhı olmak 

bııklük 

bughı gehııek 

büklüm.ek 

bügmek, bükmek 

bügenmek 

lîükük 

bükün 

bükün bükün olmak 

bugün ki gün 

bugünlicek 

bur) a 

büğemek 

bur) yİTİ 

bula 

bol ad 

bular 

bularca 

bularurjçün 

bülezük 

bulaşmak 



ı>>ı ir, 

s\ /-> 

diO. 



bola kim 


f-ij'. 


bulamak 


J'^^ji 


bulanmak 


J^ "^ji 


bolay kim 


f^-^.ji 


bol ay ki 


Si^^-. 


bul atmak 


^■^'■^Ji 


bulcas 


^^Ji 


buluç 


^Ji 


buldur 


J-^Jİ 


buldur buldur 


J-^Jİ J-^Jİ 


bular 


Jji 


bularcılaym 


ö^hJ^i 


bularurjla 


.LS-Jj, 


bolsımak 


â^^ji 


buluşuk 


ij^ji 


bulaşmak, buluşmak 


j^ji 


bulğalık 


-jiiJ_CJ 


bola kim 


pji 


bölge 


[ .Qj: ] 


b olmak 


â^Jİ 


bölme 


^Ji 


bulanmak 


f\fliX}^i 


bulvntı 


İJ^J^Jİ, 


bula 


«J_jj 


bulamak 


J'» "^Ji 


bavlı 


dji 


bolay ki 


o^nJ_?i 


bolay ki 


âlJj. 


bolay kim 


V^^. 


bolay ki . 


''Q.ji 


bolay ki 


5J^^. 


bu İm 


'^ji 


bön 


üji 


bun bur 


->J'^Jİ 


buncak 


' ^ ^J\ 


buncağız 


y4j\ 


buncak 


c4y. 


buncılaym 


ü?'4jİ 


buncılaym 


LA^Jİ 


bunca 


d^JJ 


buncadan İdciü 


J_/_ Ö^tl^_4J 


bundan 


Ö^'jJ 


bundan öte 


aj jl ÖJj 4J 


bön düşmek 


dic^J^ Ö_aJ 



333 



bunda 


ûjj^j 


büyüklemek 


dl*lSo^j 


bundalığumuz 


J*AJ a-b"_^J 


büyüklenmek 


di*ÜSCjjj 


bıınıır) birle 


.<*Jy di'jji 


boylamak 


J-'^^J. 


bunıır) gibi 


■^-f '^''JK 


boylaşmak 


(J*.İ>Aj^j 


bunlarııjla, buıılaruıjla 


4r>'^. 


böyleme 


\}-iy 


bunlaruıjla 


4İSj^L"_jj 


boylamak 


(_J*İJ_4J 


bunuıj birle 


^J^j i|_jj_jj 


büylük 


iijhji 


büvelek 


" ^J^i 


böyle ile 


■iLl a'j^jj 


büvelek 


dUo^. 


böylesine 


«C*- 4İJ^J 


boy, böy 


^y. 


böylesine 


«C^- -diji 


boyak 


'^^.y. 


buymak 


■^ y'.yi 


boyandibi 


t->.i b\ij\ 


boymul 


Myi 


boyan dibi 


J:> üLı_4j 


boymul 


'^^^.y 


boyandurmak 


j^jOJb^.j 


boyun 


Uy 


boyanık 


^'"hy. 


boyun almak 


(3^- Uy i 


boya yetmek 


di*iı. L;_jJ 


boyun bezi 


^^. Uy 


boy başı 


, J^. iSji 


boyun cebesi 


ij'"^-rr Uy 


boy begi 


Si <Jji 


boyu^ dutmafc 


^■'^ Uy 


boy begi 


S^.y. 


boynıra 


"J^.y 


boy boşun 


C^y. <jji 


boyun sunmak 


ö^ j-^ Uy 


boy boşun 


■ '^j-^y. i£y. 


boyun tıttinak 


. j*d. -^^ji 


boy boşun 


^j-^y. i£y. 


boyun tartmak 


. ö^J' uy 


boy boylamak 


J-^ky. <jy 


boyun komah 


r^y Uy. 


boy çekmek 


ıi.liv>- (jy_ 


boyunluk 


ı3^.y 


boydaş 


L^^-^-y 


boyunlamak 


j*iij_jj 


buy durmak 


â-'j •^.y. 


boyanmak 


Ö-^'-iy 


bu yir 


/. y. 


büyünm.ek 


di*lı_jj 


boyraz 


■^^-'".yi 


boynın urm.ak 


, j-«jl chji 


buyruk 


'^•>',y 


boynın urmak 


6*Jj^ Uiy 


buyruk issi 


L?"' '^-''.y 


boynma almak 


(ji 1 '^'■^„ji 


buyruk buyurmak 


ü'-'->jd '^J.y 


boynma el bırakmak 


ö^\ j, J 1 '^''^,j\ 


buyruk tutucı 


orT-j^ '^jy. 


boynma kol bırakmak 


J'âly, Jj3 ^^Ji 


buyruk geçmek 


lÜ^şO (J J ^{ 


boynma almak 


jil 4a;j^j 


buyruldı 


i£-^j'..y 


boynma sarmak 


J-* j^ '^'■^.y 


buyruğ 


tj^..y 


boynma salmak 


ıji Lrfj '^'~^.ji 


buyruğmda bulınmak j 


*^_jj ^•^jj'^j 


boynma sarmak 


ö^j^ <^.ji 


buyruk 


'^-^-'"..y 


boynını burmak 


ö^^y (s^.y 


buyruk itmek 


dU^! 3jj__ji 


boyun virmek 


^J-? Uy 


buyruk sımak 


JL^ _3jj^_ji 


boynuzluböce 


^Ty Jjj^.y 


buyruk sımak 


(J*~vS ijjj'^-l 


boyun virmek 


'^-C-' Uy. 


buyruk tutıtcı 


u.'r^j^ '^JJ^y. 


boynı burulmış 


J^-j^y isiy. 


buyruldı 


lj->^ijj_jj 


boynı bunlu 


jkjy \siy 


boyak 


Siy ] 


Duyurdum 


f^jyy 


bu yar) adan 


[ üi ISCı ji] ] 


îuyuruk 


I 

<^jy.y. 



334 



buyurmak 


ö-'Jjiji 


birikmek 


dlfj^j 


boy virraek 


'^^■»Jj (JM 


buyurulmak 


^-n.'- 


büyük bâzâr 


J^'j^. '-^^-iji 


birin birin 


öj_ bj\\ 


büyüklenmek 


dl^'Mji_ji 


birince 


^JH 


bu yol 


'^Ji Ji 


birince 


<\^ JAJ 


boyun 


^jiy. 


buyruğmda olmak 


ji^l <,xJ>jj\j_ 


boyun şuumak 


Jj: j^ Öjİjİ 


buyruğı yürümek 


'^JJİ l^JJ'J. 


boyı bükülmek 


di*lS_jj l3_jJ. 


buyruk 


^jy-.?. 


bahâdan inmek 


dLjl -ö^ıV. . 


buyruk geçürmek 


liiaJJ^O JjJAJ 


bahâ kesmek 


dl^^ Lj-. 


birükmek 


difj^^J 


bahâya kesmek 


di^-^'^AJİ-j- 


biri gün 


öjS isjik 


bay, boy 


'^ 


biz 


'■^J. 


baya 


y 


bizemek" 


<1}.A » Jn-) 


Bayat 


•Vİ.L; 


biserek 


^^-^. 


beyaza çıkmak 


J^Â^ ■^'J'^, 


biserek 


.iJ^Ü 


bayağılaym 


J/\İcLj 


bisü 


^..«A-J 


bayağı 


^^L,. 


biş, bişi 


cAi 


bayağıca 


4:>t_pLj 


bişürnıek 


^•L-^d 


bayak 


cjLh 


bişik 


di^ 


beybence 


4>i^.-J 


bişi 


J-^. 


bitilmek 


ıii*;~j 


bayağılaym 


(>lii~) 


bitmiş gün 


o cj . jj«,»X-J 


bıyığmı balta kes- 


(^îiji J**»S «llaJL) ıji^ 


bitmek 


ıİİ*=^. 


mez olmak 




biten, bitün 


oV. 


bıyığına gülmek 


ıiIİ_jS' "CJLj 


bitük 


i^y^. 


bıyığın burmak 


, J-°^. ü;s*=i 


bitürmek 


^^S-hi 


bıyığı yelli 


i^d c>^H 


bitevi 


t5j~H. 


bayak, bayık 


J:H 


bititmek 


■^•»vv. . 


bıyıkdak 


^■*J=^. 


biçin mek 


iii^U^^^ 


bıyıkdak 


J^jj 


biçin 


ıJİ?^ 


beyik, big, bigi 


dJL 


boydaş 


o^'-^ 


bııjar 


j^ 


bir uğurdan 


Ö^jİjl ^>J 


big artuk 


Jij! di:^ 


bırakmak 


jSI ^j 


big anca 


^^i d.l;J 


biribimek 


tfi*-J J-VJ 


bir) başlar 


. >^L ,fl , 


birez 


j-^.'- 


big başlar 


^Izj dl^. 


birisi yıl 


Si a,"-^.'- 


big begi 


i^. -^r^ 


buyruğmlaym 


^ t.-^- 


big big 


di^ dLj 


bırağu görmek 


lİİ^J^y jC-J^İ 


big kez big 


dl^ jf db 


buyruk 


ÖJ\J 


biginde birini 


ti JAJ «JiS^Lj 


buyruk eyesi 


j_j-U ÖjAJ 


bigi 


L 


buyı-uk itmek 


dl*~ıj öjı^i 


bigin bigin 


j\>>j (jy^ 


buyruk dutmak 


JXİ (3jAJ 


bil 


J- 


buyruk sımak 


jr* (3^j 


bile 


^\=i 


buyruk şmmak 


j*;.,*? (jj^i 


bileşince 


<Ij^!>Lj 



335 



bilesine 


" A-^'>Lı 


beyle, bile 


.'^id 


bılaşık 


J-^^W; 


İDİlece 


i^ "J^J 


bılaşık 


Jrr^-y'^. 


bileşince 


^^T^ '• ™ 


İDİİ bağlamak 


â-^^^i Jd 


İDİlesinde 


f.U>^ i.l,j 


bilecen 


ö'r-^-'. 


bilelerince 


'>4-J^~i 


] jilece 


4^-1 


İDİlemek 


di. aLj 


bilici 


^=r-^:d 


bileyc 


y^ 


bıldır 


j Jlijj 


bilici 


^w=i 


İnldırğı 


Jj-^ki 


bibş 


o^.^.^. 


bıldıığı 


J^..-^. 


bilini bağlamak 


J^[^ JJ,. 


bıldırki 


40_a.L 


buymak 


J*rJ 


bileşince 


4j^^,^İ~j 


boyun dııtmak 


J.*j:i ı>j 


İDİlesine 


^;«.Lj 


biner 


J^d 


bilesinde 


..U„*J.--J 


be}Ttıisüz 


J 4.~JUJ 


İnliş 


u-^A 


beynisi 


lS*":^. 


biliş göıüş 


J'JjS o^1=j 


boyun tutmak 


JX jl (>) 


bilişlilc - 


■ dib.L 


İDİnilmelü itmek 


ıi.l*--ıl ^ı*i;^j 


İnlaşmak 


J^~Lj 


beynini suvarmak 


Ö^jL'-^ (İ-S-! 


bilişmek 


dU±l^ 


bo}aın virmek 


c.Ljj (j^j 


b aylık 


Jl- 


beyni, bini 


L5î^ 


bilei) 


.^. 


Inıyur almak 


JiT^.i- 


bilge 
bilgiç 




buyurtu 
bııyııruk 


^->J?.i 


bileı^ce 


4^SCL 


İDuyruk itmek, bu3-uruk 


dl*xjl (3j^^ 


bilekçe 


-^-^r:^ 


itmek 




bilge 


<sa_j 


bııyııruk buyurmak 


0"-)^*=^ ^-jjtd 


bilebk 


dUL 


buyunık sürmek 


d,Lj_^^ jj^^. 


billemc 


.*İL 


buyuruk sımak 


ıi*n-^ ıjjj^ 


bilülü 
bilmez 
bileme e 




buy anıldı 
buyurmak 
]3iıyuruk 




bilmezsin mi 


ı_j»:-'j*L.j 


büyülc er 


j' ^^rrf 


İDİlmezlenmek 


di*ıJ>l-. 


büyüklemek 


dLir^o ' 


İnlmeze ıırmak 


J.j_,J sJ*.L; 


büyiiklenmek 


di*:ir»,j 


boylamak 


^_a^.lrtJ 


boyun olmak 


jijl ü_»-j 


İnlemek 

liilenmek 

bilü 

bilüsüzlik 

bilük 

])ilülü 




İDoyıuı çekici 
lioyLin d artın ak 
boyun sunmak 
boyun tutmak 
boyun virmek 
bıyığı yelli 





336 



pabadça 


4>- OjU 


pürçük 


^^r^. 


patat urmak 


jojjl c.:b 


perdesi yırtılmak 


ı5*^"-C (3--»j; 


pat şat 


oUs ob 


perde dutmak 


j/i «-»j; 


paça paça 


••• 7 V T 


perdede 


OOj.^ 


pa^^ça 


U>.b 


perde kurmak 


Jj>Jj3 Hj-^ 


partal 


Jb"jb 


pers olmak 


Jİjî tTj; 


par par 


>.>! 


pers itmek 


dl.<ı.~ıl ^j- 


pal- par tutuşmak 


^ J^Jijjl jb jb 


perk 


^^! 


par da 


ojb 


perkitmek 


ii.=0^ 


parlağuç 


£iJjb 


p erklik 


- -'t 


param param. 


(►jb j»jb 


pirlağaç 


c^"^^. 


parmak sokmak 


JSj^ J-^jb 


pırla ğaç 


e-'^^. 


parmak götürmek 


dLjj'S J^jb 


pulağuç 


E^^"^^, 


para pura 


"Jji 'J^. 


pırlak 


ö'^y. 


para ve pura 


âj 4J J Ojb 


pırlaşmak 


J*^^, 


pastav 


_jU>b 


parlağuç, pırlağuç 


^•^^-^7 


paslu 


^I^b 


pırla ğuç 


E-^^^, 


paşa 


Ub 


pırlak 


^A 


paşah 


JLib 


pnlaıjğaç 


r^^. 


paşm,ak 


ö^k 


pırlankuç 


?ij'^A 


paf puf 


<Jiji öb 


pürlenmek 


6i.-jy^ 


pambuk 


Jîf'j 


perem perem 


^-%JA 


pambuk 


J_^b 


parmağını ağzında j^.^! 


»aj>l ^}K»j-^ 


panbuk 


âj-:'^ 


komak 




paylanmak 


J*xLb 


pereme 


^j^ 


pepegi 


5-; 


peren peren, pırın pırın 


OJ^ Oj^ 


pepegi itmek 


dlx"l tf^Aj 


perese 


«U- » _/ 


pepegilik 


■ ss4 


pezik 


i^ky^ 


pepeyi 


«^-■v. 


pes, püs 


u-e 


pepeyilik 




pişik 


y 


puta 


V 


pesligen 


öS^, 


petek 


c-l-j 


pisi 


(^-^v 


paçarızlık 


jj Jj^-J 


pisiiik eylemek 


dlJbl dil.,,.^ 


peçelü at 




paşa 




para 


'^, 


paşmak 


öl^. 


paralanmak 


J*^lj; 


paşmakcı 


^^Ic^, 


par par, pn- p]r 


^, ^v 


paşmak 


J*^ 


pirpirim, pürpürüm 


r^v^v 


paşmakcı 


^yjû^io 


pirpiri 


^^,^, 


peşe 




pürtüklü 


^iCv, 


pişi 


^^ 


pürçek 


•^r^. 


peşîmân yimek 


il^jj ülp^^ 



337 



pışkırma;^ 

puğur 

puğursamak 

peftere 

pek 

pek itmek 

pekitmek 

pekişdürmek 

pekişmek 

pek turmak 

pek tutmak 

peklik 

pek yel 

pek yüzlülik 

puluç 

pelid 

pambuk 

pamuk atıcı 

panbuk 

panbucak 

panbuk 

pençe dutm.ak 

pençesin burmak 

pençesin burmak 

pençeli ferm.ân 

peneke 

panmuk 

panmuk 

pineke 

penîr 

potlacı 

potlamak 

puta 

pöç 

puç olmak 

poca urmak 

pöç, puç 

por, pür 

purtarmak 

pürçek 

püren 

püre 



JajMİ 


poryaz 


-JkjJi 


jjH 


pus, püs 


lTJİ 


â^Jj'İ 


pusarık 


âiJ^Jİ 


cJ^Ju_ 


postmui) eri 


^j\ dk:*-jj 


^i 


postına sığışmamak 


/ü.<r.^M^!<ı*^ <w^ ftj 


dlx"l iL 


püseıj 


•İİm-jİ 


dL'Sj 


püskürmek 


dLji^ji 


dL.jAiSo 


pusmak 


JOİ 


dLüo 


pusı 


LS^^y. 


j^jjl dij 


pusı komak 


(>J^ LST-Jİ 


jx"jL dij 


pusmak 


6^j{ 


dilSCj 


poşu 


[jh{ ] 


Jd^V 


puş 


O^Jİ 


djl^ji dJb 


pusat 


Cj Uıs^jJ 


^jk 


puşad 


^^J{ 


a^b 


pusarık 


ı^y-^ji 


^ '^j^. 


po salmak 


^:iiu*jj 


l/^ ^J\ 


pusarık 


lJj"^Jİ 


öri 


po salmak 


I_a*i,y9_jj 


ÖTJ'^^ 


pusmak 


J^JJ 


öjfJ 


pusul anmak 


J*Jj-^jJ 


^J^ ^. 


pusarık 


Sj'^^ji 


J' J. O" ^i 


potuk 


Sjlji 


ı>JjJ û'"^i 


poğrenk 


'^^'J'Jl 


(jU_^ li**?^ 


puğur 


^jhi 




püfkürmek 


■ '^^j^jl 


ö-^i, 


pukağu 


j^^y. 


3j^^ 


pul 


^Ji 


^i^.i 


pula almamak 


jjı «y^. 


J'H 


puluç, püliç 


sU 


u.'r^Jİ 


puluç 


^Ji 


j^Ljj 


puluç 


Zjhi 


Ajji 


puluç 


E-^^J'. 


s:^^. 


pula saymamak 


j*x_U? «djj 


J^j' 2:-^i 


peh peh 


4J dj 

1 1 


J^Jj' '^'TjJ 


payam 


: r^^ 


s:-^i 


pupır 


>4 ^4 


- ,"^-*' 


pırlağuç 


E-»^"^^-^, 


j-'jjji 


pîrelmek 


dli^„. 


'İ.İ^-JJJ 


pîrelmek 


dUsj^J 


«^-»J^, 


peygamber görmiş 


u-/ -^\-^^, 


»->Jİ 


peynir dişi 


t>^.^ J^si 



338 



ta 

taban kakmak 

tabur 

tabur kurmak 

tapşurmak 

tapmak 

tat 

tatarı 

tahıl 

tahıl biti 

taraş 

târih bağlamak 

târih kazanmalu 

tezene 

taze yüzlülik 

tas tas 

te'essüf yimek 

tasa 

tasarlanmak 

taslak 

taşım 

taşma 

tasımlamak 

taıj 

Tagrı 

Tagrı buyrığı 

Tagndevecigi 

tegek 

tekin 

taıjyiri 

talamak 

talan 

talanlanmak 

talanmak 

talvar 

tanış olmak 

tav 

tavuk 

tavucak 

tay 

taylaşdırmak 



^ 


tobalak 


^}S\j üIjIj" 


taban 


JJİ^ 


tobra 


JajjÎ jj:\3 


tobra 


J^jjAjIî 


tebs olmak 


j.lî 


tebs eylemek 


oL" 


tepsermek 


lSJ^^ 


tıbık 


>^- 


tap kur 


^. ^^ 


tepir 


J\j\3 


tepsermek 


J*İAj ^Jjlj 


tep ek 


JİSJS ^JjL" 


töpel 


<'jlî 


tıpıltu 


dOjJjjj cjlî 


tepin gi 


(j-lî ^J^[l 


tepir 


■lis^ (_jı*-îj 


tutruk 


4*-lj 


titregen 


J*Jj^.lî 


tutruk 


jl-rfjlî 


tetiri 


j*-rfjlî 


titsingen 


<i^\3 


titsinmek 


J^^j-rfsü 


tutuk 


"fJU 


tutmaç 


^J'-^ 


tütün 


J^.^'',Ji (^J^^ 


tütüzmek 


S^»J^ (Sj"^ 


tütün 


diru 


tütünlik 


ö^^- 


tecir 


<SJ„ ^lî 


tohtamak 


j-vb- 


tahta 


üVi; 


tahtabaşı 


j^iJüVlj 


ta^ta ta^ta 


[J--^b-] 


ta^ta kakmak 


jijib-. 


ta^takurdı 


JJ.Jİ ^ijL- 


tahta kakmak 


>v 


tohtamak 


Jjlj" 


tahtı kılıçlamak 


â'TJJ^ 


taj^a 


^^ 


tal^ıl 


J^J^^İ^ 


tol^ıım 





jJLî 




oLj 




I^.J 




uy.: 


Jijl 


U*^ 


di^LI 


(J**^ 


di. 


>j^ 




(i:^ 




j^ 




■^■^ 


dL*j^ 




dU 



dlÜjsT 
J 






339 



totum tutmak 


J*"l^ ^ 


tiz 


S 


totum şuyı 


jj^ pk" 


teze 


\j 


ta^ıl 


^ 


tizcek 


: dl^y 


ta^ ağacı 


^-r^^ ^ 


tizcegez 


J^-/ 


ta]^ıl bâz ân 


t^jljli S:^ 


tizcegin 


ö^f^J' 


ta^l biti 


^i J=^" 


tizcecük 


dl^^^j;" 


tere 


j' 


tezden 


ü^y" 


turaç 


d-' 


tezikmek 


diry 


taraş 


^ly 


tizlemek 


djiy 


tartmak 


3^'J 


tizle 


"jy 


tartınmak 


J->.'-jJ' 


tezene 


•"'O' 


tertîb şaklamak 


^öjklÂ^ i-^^ j' 


teze 


"J 


tercüm.âu 


uL> J 


tezene 


Aİo y 


terece 


'T S 


tizirek 


^^J 


ter düşmek 


dlr-j J 


tiziye 


•*i-/" 


terdek 


ii^J- 


tüskürmek 


J,LajS^Mj 


ters izine dönmek 


dlxji «iJjl ^j^J 


tosun 


ÜJ^ 


terslik 


di-y 


taşdîklemek 


diijU^ 


terslemek 


ıi,l*l-^y 


taslak 


(jl-^j 


turşı destisi 


u,"-^^ J-^ 


taşlamak 


J*i^ 


tarğamak 


Ö>J' 


taşım 


^■sOJ 


tırkaz 


jUj." ■ 


tasımlamak 


^^*A*.sA) 


tırkazlamak 


j-VjU-y 


taşacağı 


J^ ■^--aj 


tırkazlamak 


j-vjsy 


toğa 


ÜJ 


tu-aku 


Jj 


tağar 


jUî 


terek, türk 


'■^J 


tüfenk serpmek 


dlx_^ dI;Li; 


ter geçnîek 


^L^ j 


tefe 


4jJj 


Türklük 


diıry 


tefelü 


_jJ<İİj 


terken 


ûO" 


tıkıldı 


t5-*ii" 


terkin urmak 


j-»jji üO'" 


takla urmak 


J^jjl AİİJ 


tirkenmek 


lU^S-J 


tek 


dL- 


terkini urmak 


j»jj' tiO" 


tegek 


ijis:; 


tereke 


^J 


tekele 


. 4JIS:; 


terki atı 


JT Sj 


tek durmak 


J^jASsj 


türkü yakmak 


ah SJ 


tek degül 


JS'^ di: 


terlik 


<^J' 


Taiji'i, teker 


>:^-- 


termen 


â*v" 


Tagrı^dan ılısıı 


^HMjlI Oi iSsJ 


turvanda 


oAjjjT 


TaijrıMan hammâm 


fw <j-i>^' 


torunısı 


(3""-^ j S 


tekerek 


£j>î 


tprva 


ojj 


Tagn 


t^^So 


tere, türe 


»J 


Ta gri evi 


t^Jİ c5_rS^" 


tere türe 


»j «y 


Tarjrı^dan hammâm 


^1^»- bXı_f^ 


tiryaki koşusı 


^^Jİ-J3 Sks 


Taijrıkuşı 


J.JS (^_^ 


tiriz 


-^--^ 


tei) sizlik 


dJİ>Sİ 



340 



tekesimek 


dJ.**i^î 


tenbelit 


C-~.U'o 


tek turmak 


JajjI dlî 


ten kalıbı 


^-J^" .> 


tegek 


dlSJ 


tmkıldı 


;^-lIâ:o 


tegeltü 


y-i-^ 


tenk 


db- 


teğelti 


JİSJ 


Tangrı 


iSj^ 


tegeltici 


orT^^^ 


Tangrıhk 


jljcj 


tegeltilik 


dlL:İSj 


Tangrı eylemek 


dI*İJİ (i^^ 


tegele, tekele, tekle 


Aİ5J 


Tangrıdevecigi 


^JsP-ejei tJ,^^ 


tükeli 


^ 


tangsuk 


(3_j*»5sij 


tügme 


'Sj 


tınmak 


JV.J 


tekin 


C^ 


tü 


J' 


tekün 


üjSİ 


tobra 


^JİJ' 


tike 


45i 


tobra 


"J.J' 


tekesimek 


^^"aSC" 


tevbe yıkmak 


J*İJ iijjj 


teki 


^" 


topalak 


3':hji 


tekyelenmek 


dI*Ü;5C" 


topalak 


Jkj' 


tiginmek , 


di^.^- 


tutarık 


Jjlîjî 


tekye urmak 


JaJj\ <iO^O 


tuturuk 


Sjjî 


tekyelenmek 


dLüv^- 


tuturuk 


3jjj' 


tekye vurmak 


(>jj "^ 


tütüzdürmek 


S-AJU'S j'i 


talaz 


J'>\î 


tütüzdürmek 


S^jj^jji 


talazlanmak 


J'^j^ 


tütüzmek 


dİAjj'i 


talamak 


' J-^' 


tutuk 


o^y 


teltik 


dlJjî 


tutuklaşmak 


J.4-SJuj_jj 


tulğa 


-ulj 


tutmaç 


^y 


tel kırmak 


â-J J^" 


tütmek 


. d.)Jj} 


tıılkıık 


JjÂIj 


tütün 


«^-»^ 


tülek 


dü; 


tütüzmek 


dUjjîjî 


tellenmek 


[ di.. JJ ] 


tütün 


ojh'' 


teleme 


<4*L: 


tuç 


^j"' 


tülüngi 


i:üî 


tuç 


E^ 


tülenmek 


di^^L" 


to^aç 


^\s^ji 


talvar 


jl>- 


to^tamak 


J» L-^jî 


tuluk 


ı5jiî 


to^tamak 


J*=»=-jj 


telesimek 


dl*;^ 4İJ 


tohtamak 


J* 4Vî:-jj 


tüm 


r 


to^damak 


(i^'-^jî 


temaşaya almak 


jii <übii 


tor, tur 


jy 


tuman, tumman 


üLc" 


türetmek 


dic'ljjî 


tamtâze 


.jbc" 


turaç 


21' -'-^■' 


temren 


öj 


tevir tevir 


jjî jjî 


temel bırakmak 


Jî'y. <>' 


turgay 


iS^Jjî 


temen, tümen • 


• âc" 


Türkotu 


jlj\ iljj: 


tin 


<>' 


türkü yırlatmak 


jî^j-„ Sjij' 


tenbelet, tenbelit 


Lİ>İ;^' 


torluk 


â^jy 



341 



torluk 


3jhj' 


tuluk 


jJjî 


turıımtay 


ıS^jj' 


tulkuk 


ö^^jî 


titremek 


ıi.Lj_j" 


tuvulka 


•Ûijî 


torva 


\jjj'i 


tölek, tülek 


dKî 


turvan 


ü\jjj') 


tülege gelmek 


dLir ^s:iy: 


torva 


OJJJİ 


tulup itmek 


dl*:jj '-î'j^j'î 


töre, türe 


ejji 


tülüdeve 


» ji jij: 


toz, töz, tuz 


JJ' 


tülürek 


i^jjj' 


tozağacı 


^>.\X\ jjî 


toluk, tuluk 


(J_jj_»j 


tozak 


3\jji 


tulumpata 


•^-r-^lâ' 


tozaklanmak 


J^lisljjî 


tülemek 


dLiij) 


toz koparmak 


j^j^y^ -^j' 


tuman, tumman, tümen 


ül>ji 


toz koparmak 


â^^.y JJ' 


tümce 


^^JÎ 


toz kopmak 


O^^Jf -^J' 


tomruk 


ÖJ' j'' 


tozlurak 


ıJjjijjî 


tümel 


S'j' 


tuzlıca 


A^Jjî 


tümmek 


d,[iy: 


tozmak 


ı>Jjî 


tümen 


Cyjî 


tüzmek 


d.Ljj: 


tümen ât 


oL^^j 


tozundı 


(S^jjî 


tün 


öji 


tozmı göğe savur- j^jjjUo 


^J^ <sOy 


tuvulğa 


Akijji 


mak 




tavı, toy, tüy 


(Sj' 


tüskürmek 


iLİ.Aj,S\Ml^'î 


toyaka 


■ıSLji" 


tüskürmek 


d.XA JjS\jMj) 


tavıcık 


(3»-(^_jî 


tüskürtmek 


dJjC JjS\M>J) 


tevir 




tosunlık 


jh*-_jj 


tüyisi 


tosun 


Oj*-Jİ 


toyğun 


öji.:j: 


tüsi oijmamak 


J^fj\ ^^Ji 


tuyuk 


. âij' 


tüş 


J^J 


ti 


J 


tuğ 


i/ 


tib incir 


J\if-\ t->^ 


tovğa 


Ujî 


titiz 


JA~;J 


tuğulğa 


i^le-j'i 


tiz 


jlJ 


tuğulka 


UİP_jj 


tiz olmak 


jijl j\î 


tuğhğa 


<UJi._jj 


tiz ayaklu 


jlsU j\'î 


tokuç 


^^J> 


tiz tiz 


j^î j)} 


toklu 


j^h'' 


tizcek 


liiş- yi 


toklı 


,^J> 


tizce 


[^'rJ^}] 


tokuç 


^JÎJ> 


tiz deprenici 


Li^A^ y^ 


tevek, tök, tüg, tük 


ûj'. 


tizden 




tökezimek 


dixjOî 


tizde 


tökmek, tügmek 


dlTjî 


tizrek 


i5j>ö 


tügme 


.Oî 


tiz günde 


Û»Ü Ji JAJ 


tökiilmek 


dlijOî 


tizlik 


dJJ>î 


tulğuk 


J)iiji 


tizlik itmek 


dU^il diIjAÎ 


tulğa, tuvulğa 


diijî 


tizlemek 


di>; 



342 



tizlenmek 

tiziye 

tıgala 

tığa urmak 

taylak 

timeç 



dl^JAJ 


tımarlamak 


J^jV] 


«*i J^^J 


tımar virmek 


[«ü.j:.j A-j] 


AİUİ 


timür 


jj*j 


Jajj\ 4a jJ 


timür gömlek. 


ı£jLjf JJ*;Î 


J^^ 


teyin, tiyin 


(İN 


eV 


teyün 


Öj^ 



cecım 

car 

car itmek 

cardın 

carıs itmek 

car kılmak 

carıldaşmak 

caru 

caru urmak 

caru çalmak 

cazhut 

câzılanmak 

caşur dibi 

cağ 

cağışdı 

camışlık 

camışlanmak 

câmüs öküzi 

can 

can arıtmak 

can alıcı 

can ısmarlamak 

cân ısmarlamak 

cân ekşitmek 

can alıcı 

cân özemek 

cân evi 

cân oynamak 

cân iletmek 

cân bâzârı 

cân baş oynamak 

c âncuk 

cân ]^ırsuzı 



( 


1^^ 


cân dartmak 


Jx"jb oU- 




jW 


cân dartmak 


Jj:"j-İ û^- 


dU^^I 


jW 


cân deri 


(Jj-i öU- 


v 


?J^ 


cân tapşırmak 


J^^;ll» öU- 


di*Xjj (j^J^- 


cân tartmak 


jx"^ öU- 


jvi 


5 A 


cân tartmmak 


JaXj^ (jU- 


ji^JjU- 


cân tutmak 


]j/jl (jU- 




jjW 


canğırdı 


(S^j^'k- 


- J^jj' 


jjW 


cân karışdırmak 


jj _/_^4İj_jli (jU- 


jJ.>- 


jjW 


cankıı-dı 


j:ı^U- 


C^j 


-Jl- 


cân kurtaran 


ö\Jjji öU- 


J* 


^Jl- 


cankı 


o^'W 


o^i^ 


JW 


cân keseği 


^^ öU- 




r^ 


cân gözin uyarmak 


J.jbjl bjj^ oU- 


fjXLsi[>- 


cân gözi 


ıSJj^ öU 


' 6İJ^'W 


cânmı ağzına almak 


Jİİ 4JJİİ ^"U- 


J*"' 


rfASıol^^ 


câuma od düşmek 


dij^i ijl <cJU- 


iSJj^^ O^J^W 


cânma boyanmak 


j*;ljjj «cJU- 




ÖU 


c ânına geçmek 


di.4^ «CjU 


j/jT öU- 


cânma ne sığarsa 


Am^J^^ 4J «liJL»- 


^^T 


ÖU 


cana başa kalmamat 


Jx).*Ji 4jİlj «İjU- 


Ji^^' 


ÖU 


cana kalmamak 


J*İİİ AjU- 


jiy-l 


öl- 


cana kalmamak 


j^US <üU- 


dL-^\ 


ÖU 


cana geçer 


^«^'l- 


,,^1 


öU 


canı azacuk 


j>.ljT JU- 


dLejjl 


6U 


canı kılca kalmak 


Jİİİ <iUjJ,5 (jU- 


(Sj\ 


oU 


canı yirine oturmak 


JajjLjl ■ÜJJ'^ (jU- 


JrfUJjl 


oU 


cânmı yoka komak 


J*j5 İ3jj (js^^- 


dL'AA 


öU. 


canı yirine oturmak 


J^jjJjl «Cjjaj (JU- 


(ij'j^ 


oU- 


cav 


A 


Cr^^l) Jk 


oU- 


cav dutmak 


jx"ji _jU- 


J>-oU- 


çavlı 


JjU 


t^jj'-j^ 


oW 


eavmak 


J^jW 



343 



câhilceler 


_^4;>JjbU. 


çizme 


çabalamak 


JİW 


çizi 


ceban 


üL>.. 


cüst 


çabayı kesmemek 


[dL*--r ju.] 


cüsteletmek 


cıbıbık çağırmak 


t»h- Jrr 


cığ 


cıbır 


[^.=r] 


çığa 


cebelemek 


dU->. 


cığal 


cebelü 


.^.r 


cığalanmak 


cibiıı 


ı>r 


çığan 


cebe 


«u*. 


cığ anlık 


cebe bilezik 


• £İJİJ A^ 


cığıt 


cebeci 


^r«^tr 


çığıltı 


cebe delen 


û^^ <T>- 


çağlamak 


cebe satmak 


JjC Uö -i.^ 


çift 


cebe satmak 


j^AİvS '*j:>- 


cüftsüz 


cebe göstermek 


d.i.AJ\'^^S <**>- 


cüftlenmek 


cibin 


Ü^.C^ 


cak 


cit 


"-^?" 


ciğer 


cetük 


ii^==r 


cegzinmek 


cec 


sr 


çeki 


cici bici 


L^=^ L^=^ 


çalasın, calasun 


cecim 


(^'^ 


cilasun 


cıda 


'İ'-^r 


çalasın, cilasın 


cıda 


u>. 


cılav 


cıdav 


jU>. 


cılavu burmak 


cedene 


<üa*- 


cılavı 


carasun 


ü_^*-l^^ 


cilbend 


ceran 


ül^^ 


çılbır 


cırtlayık 


Jd^"^ 


cılğı 


cercer 


-;=r-;r 


calk, cıUık 


curcunı 


t5=r-Hr 


cılk kesmek 


çerez 


J^ 


cılkı 


cırğıd 


•^^ 


cılhğu 


cerge 


<.r 


columbudak 


cergelenmek 


d-UJ^T^ ' 


cilve urmak 


cırlayık 


JdV^r 


camadan 


cırıldamak 


JolJ^ 


cimcime 


carlu 


J^j^ 


cimdimek 


Ceren 


OjT 


cimdilemek 


cezginmek, cizginmek 


di^'Sj>. 


cimri 


çızüdu 


-j^yr 


cumluzrak 


cızlandurdı cızlan-: (S^j-^J»- cj^j-^J»- 


cmbıs 


durdı 




cinbistire 


çizim çizim 


CJ'r tJT 


cmbıs 



4» îa 



lij*- 



I ı_5*J \Ât^ J 



kİ» 



lJ*:,Ixİ: 



dk ^=^ 
dLLa*- 



344 



cindirmek 


\iLjJU>- 


cevmerdlık 


cin tutmak 


3^'j^ ör 


cevmerdlik 


cınkay 


t^Uiş- 


cumra 


cınkı 


■J'-^ 


cavmak 


ceng kolayı 


üVji dhr 


cunbalak atmak 


cingil 


J^r 


cuncukmak 


cevâb itmek 


dU-jl <^\j=r 


cöngeltmek 


cevâb döndürmek 


dLjjAjji <-^^j'r 


civildeşmek 


cİYCÜr 


- JjrjT 


cıvıldı . 


cücük 


'^j-rj^ 


cuhud ısıtması 


cura 


■ ^Jj-r 


cuhud yolunması 


curcuna 


•^'TJj'r 


cclıiz 


cura 


»Jj'r 


cici 


cüje 


"JJT 


cidos 


custalamak 


jJ.X>j»- 


ceyran 


cüstelemek 


dii '^'^j>- 


çığan 


cavk cavk 


öj^r 3j>- 


cığ anlık 


cögeltmek 


d.L'JS'j^ 


çığıltı 


cavlanmak 


JfV^r 


cıgıldı 


civildeşmek 


. dir^Jj»:^ 


çığa 


civildemek 


dL Jjj>- 


cılbur 


c evlek 


^JT 


çılbır 


cavlu 


jhr 


c aylam ak 


cevmerd 


İJ^J>- 


cıynak 


cevmerdırak 


ı^J^J^JT 


civ civ 



dir'aJ.jjs- 
oU-.>- 



£ 



ça 

çebiş 

çapğın at 

çapar 

çapar ulak 

çapıt 

çap çap 

çapçak 

çapdurmak 

çapu^mak 

çapkun itmek 

çapkın at 

çapük 

çapılmak 

çapmak 



u 


çapmmak 


^ o^ 


çapuk 


ol (lr*J.^r 


çapük 


>!V 


çapul 


3^j\ j(il:r 


çapul civermek 


V ••• 


çapul segirdmek 


ı_jl>- ı—'U- 


çapa düşmek 




çapınmak 


■j'j^iW 


çataşmak 


^4**«dL^ 


çatlatmak 


(il*xj_1 ojÂjU- 


çatlayik 


o 1 o^Âi}j>- 


çatdtı 




çatddu 


^•»•^iV 


çatıldı 


- ^^,^ 


çatmak 






345 



çatma 

çatma ev 

çeç 

çah 

çahşur 

çahmak 

çadır 

çadır ağırşağı 

çadırçiçegi 

çadır dikmek 

çadır dutmak 

çadır göbeği 

çadırlanmak 

çadu' yarmak 

çar 

çarj^acı 

çarkacı 

çaşut 

çaşutlamak 

çaşıt 

çağ 

çağ çağ 

çağ çağ derlemek 

çağır 

çağırtmak 

çağrış durmak 

çağırğan 

çağırğan 

çağırmak 

çağırı söylemek 

çağıştı 

çağşır, çağşıtr 

çağşırlı gügercin 

çağşak 

çağşır 

çağıl 

çağlamak 

çağlar) 

çağlağan 

çağlamak 

çağlaijlık 

çağlu 

çağnamak 

çağn aşmak 



«"U- 


çağa 




j\ <w"U. 


çağır 


>^^- 


Ek 


çağırmak 


j< jf\iL>.. 


e^ 


çağını söylemek 


ıil*İJj*^ jj\^[^ 


j_jJio>-L>- 


çak 


iu 


â^^ 


çakır 


A 


^^^- 


çakırcı başı 


^-^i ^'rJh 


^i^>l jjU 


çakırdı 


(jijîl^ 


S^-tT ->^^ 


çakırdoğan 


üIpjj _^u 


dir^ jjU- 


çakırtoğan 


üUL _^u 


j/jJ jjU 


çakışdurmak 


(Jj j-L^ü>- 


S'.j^.j^^r 


çakşuılı gügercin 


ö^'r^j^ djj^^î^^ 


j^jjU 


çakıl etmek 


dU-l J.V 


JLjL jjU- ■ 


çakıl pidesi 


LiT"^.-; (J^V 


" A 


çakıldak 


JULSU- 


. ^-r^^^h 


çakıldak 


jAİâU- 


l>^"j4- 


çakmak 


J^^=r 


• "1 


çakul 


J^jSU 


^j^yjj^i:)- 


çakır ayaz 


j^J J^^^ 


C^/-^[:^ 


çakırcı başı 


^iL ^?-^2^U 


K 


çakırdoğan 


üli^jj ^nsLşr 


t^t^ 


çakışmak 


J-o-^U 


llj, ^ı^ ^u 


çeküç 


E^^^ 


>^ 


çekürge 


^^j^ru 


J^">^ 


çeküşmek 


di^^ru 


j^jj^_^U. 


çalaca tutulmak 


j*jj_jis ((»."yis- 


üU-^U- 


Çalap 


V^^T 


ü^>u. 


çalpanmak 


j^'yı^ 


j^^U 


çalıcı 


,>=^^ 


d.i.*İJ_J*>' <^_>^ '•'" 


çalduamak 




(_J».V*l^ 


çalış 


^i- 


.^^ 


çalışık 


JJLİ U- 


-X^r jytiu 


çalış kılmak 


• 


^^A^L^ 


çalışmak 


(J.*»J 1:»- 


^n^U- 


çalış yürüyen 


U.->Jİ Ü^V . 


>^ 


çalğm yürümek 


lİ.işjJ'^^ Ö^^- 


j^:>UiL:>. 


çalık 


jj4 


^^ı- 


çalık 




üUUU 


çahk at 


oT jJU 


jJi^U. 


çalık at 


-^1 JJ^ 


j.i5:uı>. . 


çalkanarak yürümek 


dUjJjl t3j4JUJU. 


>lI 


çalık seğirtmek 


dL:"^^ jJU 


j^LpU 


çalıksı 


,,-^U 


(J'*k«ApLp- 


çalıklanmak, çalkalanmak j*;l5JU. 



346 



çalkamak 


j«âJU 


çabalaklanmak 


l>^(iW 


çalkanmak 


J*x5Jl>. 


çapar 


^ 


çalkoyun 


U-J^^^ 


çapar ulak 


ö'^ji M 


çalık yürimek 


dix jji jJU 


çaparız, çap aruz 


Jj^ 


çalmak 


jiV 


çaparızlık 


jJjjW 


çalımma gelmek 


diAf au- 


çaparızlanmak 


j*;J jjL^ 


çalma 


^it- 


çapağım silmek 


di*!-*' j*^W 


çalım yeri 


^z h 


çapak 


JUş7 


çalmmak 


J*Jlş7 


çepçevre almak 


jiT, ^Jj:^L^^, 


çalıcı 


^W 


çapar 


jj^r 


çalış 


o^W 


çepürdük, çipürdük 


S:>j^=r 


çalışmak 


J*-JU- 


çepirdeklik 


diir^^]^ 


çalık 


jİji^ 


çaparız 


j^.? 


çamçak 


'^^h 


çepreşik 


dUjj:^ 


çamır 


j^W 


çepreşiklik 


dK.İjA:>- 


çamış 


fjr^^ 


çapraşmak 


J^JİÎ-. 


çamışlanmak 


^J,«^A.^Cwo l>- 


çepreşik 


'İMtİT 


çamuş 


üİj4 


çepreşik 


dLİo JA>- 


çamış 


(_rs^V 


çepiş 


(_riT 


çanğu 


_^jol>- 


çepekleşmek 


li..l*.iiSsJ.=^ 


çav 


A 


çepel, çipil 


s^ 


çav itmek 


oix"l jU 


çepel eylemek 


iİ.İ*İj1 Jj^ 


çav urmak 


â^J A 


çepel 'illeti 


C^^ Jî? 


çav olmak 


jijl jU 


çapmak 


(J*??" 


çav çaldırmak 


j^j:.^V jW 


çepen 


(>>■ 


çav dutm.ak 


6^ j^ jW 


çapmdurmak 


J^j-^î^r 


çav düşmek 


iir-ji jU 


çapmmak 


j^Ht 


çavuş aşı 


^^■\ ^J^J{^ 


çeplirdeklenmek"^ 


di^Üf -SjJA*- 


çavğm 


ü'^M 


çepirdeklik 


dll5':.j^.^ 


çavkm 


İ>^jW 


çepirdeklenmek 


di^ür^Tv^şr 


çevük 


^^ '^^ı-' 


çıpyalmcak 


JP^J L^^ 


çavlım 


fA 


çitari 


(JJ^T 


cavlanmak 


JaJjU 


çatal 


Jb^ 


ç avlum 


Çjh^ 


çatal at 


oT Jl:;>. 


çavmak 


J-»jV 


çıturğu 


J*"-»^^ 


çavır eylemek 


'^^Uil j-^jU- 


çıtrık 


JiJ^r 


çaynak 


ölljUr 


çetik, çetük 


, dl;::^ 


çaynaklamak 


^3*'^'*"i'-*" 


çetükotı 


Jjl di:iç- 


çabak 


Jl->. 


çetii] koz 


jjS di.:^ 


çabalağan 


ü^W 


çatlağuç 


^jPtA"ç- 


çebiş 


lT^'Î' 


çatlağuç 


g.jC'':>\::^ 


çıbuk çalmak 


Ji^■ (3îT 


çatlakuç 


^jS^A^ç. 


çibik çalmak 


Jiir '^^ 


çıtlamuk 


J^^X^ 


çabalak 


<3W 


çatalca 


■ A^tir 



347 



çatuldu 


jJİ-^ 


çırpı ipi 


çatıldı 


.^^'~r 


çırpıcı 


çıtılğu 


jkl-:^ 


çert âleti 


çıtılğı 


J^-T 


çirtik 


çıtılkı 


. ^^~~r 


çırtlayık 


ç atili 


J-^ 


çırtıboğa 


çatma 


L'^ 


çırtıboğa 


çatmak 


J-*-^ 


çarh urmak 


çatma 


4rfi.Xs^ 


çar ha 


çatma kaş 


^L» -i^:^ 


çarhacı 


çetinlik 


dlb=l 


çarha girmek 


çitinmek 


di.™=l 


çerermek 


çetük 


^^ 


çererişmek 


çetikolı 


üjl cLLx>. 


çererü bakmak 


çitimek 


* — ^'*n^^ 


çereslenmek 


çetin 


Cf^ 


çırğıd 


çe tin koz 


Jji ö^^ 


çırakçı 


çetin lenmek 




çırkıdı 


çeç 


. ^ 


çarkacılık itmeli 


çıljşağu 




ç arkacı 


çaKşatmak 


J^zLi^ 


çerik 


çalışama k 


Ja-İJ»^ 


çerekci 


çahşıır 


JJ-^=r 


çeriklemek 


çalış]r 


-^■^^•^ 


çirkin 


çahmak, çıhmak 


Jaİ=>- 


çirkinden çirkin 


çedik 


£ja^ 


çirkinsimek 


çedük 


^j4 


çirkev 


çıra 


ı^r 


çerge 


çırağ 


„ to^ 


çirkin iyi 


çırağ uyarmak 


j^jljjl ^\j>. 


cırlayık 


çırağ uyarmak 


t>j:j' t}-^ 


cırlak çıplak 


çırağ yandırmak 


j^jajLı.^l_^ 


çörleıj 


çırak 


ö^jT 


çerilenmek 


çırak uyandurmak 


(>jaj|jjl Jİ^ 


cırlayık 


çırak uyarmak 


3''jk} 3^j^ 


çarmuk 


çırakba 


vi^ 


çermenmek 


çırakman 


Ü&j^ 


çermemek 


çırakma 


<câl_^ 


çu-naklamak 


çırak yandırmak 


j^jAiL) jl_^ 


çırnık 


çerbiş 


u-^^ 


çerü 


çırpıcı 


..^.^T 


çerviş 


çırpıcı çoğanı 


'^^^r J;j^ 


çerviş 


çarpmak, çırpmak 


^^HjT 


çerermek 


çırpı 


,.ij-r 


çeri 



I *- 



di/ 1 jl, 









348 



çeri ardı 


<i-ij' ıjjr 


çoğaıı 


üU:>- 


çeri öi)i 


Sj\ <ij7 


çoğaç 


rr 


çeri başlamak 


j^':)liL) fSjT^ 


çığıd 


JA^ 


çeri başı 


J-"^. ^jT 


çığıdlanmak 


(İ*^-^ 


çeri başlamak 


JaİİJ ıSj>- 


çağır 


j^r 


çeriyi bağlamak 


J*İAj (jj>- 


çığırtmak 


â^'y-^r 


çeri begi 


J^. ^jT 


çığırtma 


«">T 


çeri bindürmek 


_^d.LjXj i^j^ 


çığrışdurmak 


j^jxi^;^ 


çerici 


c.^-'T 


çığrışmak 


J^yr 


çeri çekmek 


>i}S^ fSj^ 


çığrılmak 


J^j^r 


çeri dartmak 


J^'j^ <sjr 


çağırmak, çığırmak 


ö^-r^T 


çeri düzmek 


'^-j^ ^j=T 


çığşağulu 


jii^İJUİ^ 


çeri dirmek 


'^"J? (i^ 


ÇiğŞağLi 


jhilk^ 


çeri sürüci 


,jtj:)J)'^ iSjr 


çığşağı 


J^r 


çeri sürici 


^^_jj^ <İjT 


çığşatmak 


^^^.^İAş^ 


çeri salmak 


jiLs (Sj^ 


çığıştı 


t*~*T 


çeri şınıkmak 


j*Â:-^ ^j^ 


çağlai] 


^^^T 


çeri sınmak 


J*^-^ i£J7 


çağlanmak 


J-«'^'=r 


çeri tartmak 


J^"> o>r 


çağlai] 


^h^ 


çerik 


^i^ 


çağlamak 


J^İA^ 


çeriıîüi] yüzin dl^jj-^ 


3^ û'Jji "^'-İJ^ 


çağala 


aİAş^ 


döndürmek 




çağnamak 


ölc'T 


çeri yarağı 


J-^j. ^jr 


çağnam çağnam, çığnam 


rr rr 


çeri yasamak 


J-l-i iSjT 


çığnam 




çezgindirilmek 


d^ijjiSj^ 


çağu, çığu, çoğu 


j'-r 


çizgindirmek 


dXAjx^j^ 


çağa 


«liş^ 


çezginmek, çizginmek 


^*^Jt 


çiğit 


Iİ*;İŞ^ 


çezilmek 


^^yr^ 


çığıd 


JLİ=:- 


çözelendürmek 


di^jJUlj:>- 


çığırmak 


:J^j^ 


çezmek, çizmek 


S..J, 


çift 


C-Jip- 


çizi 


^yr 


çift akçası ^s"^ -^^ <^^=^ 


çezilmek 


^i^dJr- 


çift ucm tutmak J-cji* 


ı>j»-jl çui>- 


çişe 




çiftlendürmek 


dIflj-uJl.xi>- 


çisek 


dl-^ 


çiftlendürmek 


di^jjdri». 


çisenti 


e>' , 


çiftlenınek 


di*ü;i>- 


çisendi 


\sx^ 


çifte 




çaşıt 


. X 


çak, çık, çok 


t*T 


çeşte 


<^^ 


çakacak 


j4-^t 


çişmek 


di.^ 


çakal, çokal, çukal 


-. Jt-ir 


çaşut 


^J^ 


çakçaka 




çağ, çığ 


âr 


çokramak 


l>'j'^ 


çağa 




çıkrıcak 


â^J^ 


çoğaç 


&T 


çıkraşmak, çokraşmak 


Ö^Jh 


çağa çıplak 


J^îT^T 


çakırtoğan 


üUl? _^ 



349 



çokramak 


ö'^y^ 


çigrendürmek 


ıil.»j4j'^^>. 


çıkarınılmak 


J*-^n^.^ 


çigrinmek 


İl/^ş- 


çıkış itmemek 


lÜ*j;"I ^jİâ>- 


çegre, çigre 


e^>Xş7- 


çakşır 


^r^ 


çigzindirmek 


ıİİ.oJ^'_J>\j>. 


çıkşağı 


■ ^Ai^ 


çegzindürmek 


lİ.l,0JjAjJXşj- 


çıkışmak 


(J*^jlş-- 


çegzinmek, çigzinmek 


dljf 'jSC*. 


çakşur 


j_jİ^ 


çöksü 


^*vJ\Ş^ 


çakşır 


_r\İÂ5j- 


çekiş 


<>5:>. 


çukal 


"j4 


çekişmek 


ıfi*.iiC>- 


çakıldak 


di-ü\ 


çil) şab âlı 




çakıldır ak 


Jij4JU>- 


çır) kır da k 


çakılda 


j4İÂ>. 


çigil 


J^^ 


çokluk 


J-^^ 


çigletmek 




çokmar 


j^h- 


çaglık 


jis:^ 


çakmak, çokmak 


J*-^ 


çekilmek, çeııilemek, çerıle- \llJ^^ 


çakmaklı 


Jâ*İ>- mek, çiglemek 




çıkmalu olmak 


jijl jUâ^ çekliumek 


;fi*US^ 


çoknaşmak 


j*Jt;Jİ>- çekim 




çukurcaklı^ 


JV -)_?%■ 


çelonek 


çıka turmak 


ıJAJjh 4Â>- 


çekme 


diC>- 


çıka varmak 


i}^J'J '*Â>- 


çiğin 


û^?" 


çıkış itmemek 


lfi*İ'l (jİ.İj- 


çükündür 


jj;iC>. 


çakıldak 


d-^-lf4^ 


çiğnek 


-^^^ . 


çeküç 


7Tj>.»- 


çiğnem 


J>S\p^ 


çekdirnıe 


«uj aSC>- çekinmek 


r 


çekdire 


j aSC>- çiğinine götürmek 


LÜ^j^*jr 4iiSC^ 


çekdiri 


<j->'^r 


çeküç 




çekdirü 


-s->'j^'T 


çekürdek 


çekdiri 


(jj-^ 


çekük 


£j^s:^ 


çigir, çikir 


_X 


çükündür 


j AJ_^SC>. 


çıgratmak 


j^ljSCs- 


Çerje 


dSCs- 


çırjrağu 


>ı^=r 


çekedüzen 


JJjJ 4SC>- 


çıgrağı 


^^'^S^T 


çeki, çer)i 


s^ 


çır) ram ak 


j-»'^?- 


çekişik 


d.li.JC>. 


çırjratmak 


(İ^"^>- 


çekik 


dljd 


çirjretmek 


iix^r 


çiğin 


:^ 


çekirdek, çigirdik 


i^^^r 


çekinmek 


dU;;JCş^ 


çığırdı, çigirdi 


<^:5>:>- 


Çil 


- "Jr 


çigrağu 


^*^j5:>. 


Çalap 


»^ 


çıgrağı 


L^^^^^ 


çelek 


İ^ 


çekerek 


■ '-^J^r 


Çalap, çelebi, celep 


v^r 


çekürge 


<^r 


çılbır 


4r 


çekirge şuyı 


j^v» "tS^SC*. çılbak 


(İt^?" 


çigremek, çökermek 


^-^T 


çılbaklık 





350 



çılbur 


->jıh 


çumara 


çelebi 


^^r 


çomruk 


Çalap 


yr 


çemrek 


Çalap Taıjıı 


ijy^ ı-»i^ 


çemremek 


çılpak olmak 


li^j' JiV 


çemrenmek 


çultar 


j^'Sr 


çımara 


çaltırak 


oJ^^ 


çemremek 


çeltük 


'■^J"h 


çemrenmek 


çıldır am ak 


Ja i J ii^ 


çamış 


çıldurdı 


(J^J "^ÎT 


çimşişmek 


çelertme 


-V^ 


çimşir 


çelermek 


dUA 


çımğuık 


çelişdürmek 


dLjXii:>- : 


çımğışmak 


çalkafa 


Li«Iş7 


çımkırtmak 


çalkkoyun 


ÖjJ Jİ^ 


çımkırık 


çalkköyun 


ü:.y t^^T 


çımkırmak 


çalkkoyun 


ÖJİJS jU 


çımkışmak 


çalkam çalkam 


^^■'jjji ti% ti^T 


çimke 


yürümek 




çemender 


cılkava 


l^ll^ 


çanacuk 


çalkı 




çenber 


çalkoyun 


0_j~ÂIî^ 


çintirmek 


çelek 


dÇ 


çentmek 


çalım 


.^ 


çintiyan 


çalmak 


J*i^ 


çandavul 


çölmek 


' di*U 


çendelemek 


çölmek kaynatmak 


(_6*X^ d.A,».i»- 


çınğışdamak 


çalma, çelme 


4,»i^ 


çankal 


çaluk at 


ıİJİ t3^i=^ 


çmaklamak 


çoluk çolpa 


■^^r <^jW 


çmkı 


çilek 


£ia^ 


çıgratmak 


çalıcı 


cîWr 


çıgramak 


çalmmak 


J*Ü,:>- 


çingildi 


çımara 


ı>jU:j- 


çöngelmek 


çomak 


(jU^ 


çönge 


çımçığ 


c^*^ 


çav 


cimcime 


"^^r^T 


çobanaldatkucı 


çomça, çömçe 


^^r 


çobanaldavucı 


çimdirmek 


di.j-U>. 


çobanaldayıcı 


çimdük 


£]^>. 


çoban aldatğucı 


çimdük urmak 


J-jjl ii-u- 


çobanaldatkıcı 


çimdilemek 


dii^r 


çobanaldatkıcı 


çimdimek 


lii-^U*. 


çoban V:alkıdan 


çimdirmek 


^^J.^T 


çöp tutışmak 






dİA> 
dlx'ı 






•• » t; •_ 



Lî=r-i 






^=-_^İ;aJI öIj_^^ 



^şlİAJl öb 



o^ 



,.>v2j>A]I Ob 49- 



351 



çop 

çöpçör 

çöpclen çelebi 

çopur, çöpür 

çöpür alaca 

çopra 

çöpkapan 

çöpe saymamak 

çoh 

çohalmak 

çohm.ak 

çöreğinde çiği ol 
mam^ak 

çörçügez 

çevrişmek 

çörek 

çevirgi 

çevrilmiş 

çevrilmek 

çorlı 

çevmlicegizlik 

çevrim 

ÇÖrmük 

çevürme 

çevirme kösüre, çevürme 

kösere 
çevrinti 
çüründi 
çevrinmek 
çevrünmek 
çevre 

çevre almak 
çevre etraf 
çevre almak 
çevre çalmak 
çevre çalm^ak 
çevresini bağlamak , 

çevre taraf 
çevre yan 
çevre yarja 
çevrik 

çevrili çevrili 
çevrim 
çevrinmek 



A 






>ijl ,f.>- 0^1 



-»^T 



t I 
Jİ I ajj^ 






LSvJ »J a^ 



çoz 

çözgi 

çevzinmek 

çözyağı 

çevzinmek 

çoğ 

çoğaç 

çoğaçlanmak 

çoğaç 

çoğak 

çoğan 

çoğaç 

çoğaçlanmak 

çoğaç 

çoğaş 

çoğuldaşmak 

çoğuldı 

çoğuldı itmek 

çoğu 

çoğultı 

çoğa 

çok 

çuka 

çukar 

çok ara 

çokal, çukal 

çok bilür 

çokda azm 

çok dan ki 

çokdank] koca 

çokdan 

çokdankı 

çokdanki 

çukur 

çokramak 

çokramak 

çoksunmak 

çoksunmak 

çokuşmak 

çokla 

çokaltmak 

çoklar yaşasm 

çoklar yaşasın 

çokluğ 



öP\Ahj^ 

U'_Jı ^■^JX 
Jj: _^~î^^ 



^" 



'->?-. 






352 



çokluk 


^hr 


çomar 


j^jr 


çoklu 


J%T 


çomağ 


t^JT 


çokluk 


J_jiS_j:>- 


çomak 


■ 3^jr 


çokmak 


<J^JT 


çomca 


. ı^^r 


çokum 


çyjT 


çom çam 


f^ f->r 


çukundur 


jj-üjlj^ 


çomça 


4^_jS7 


çevük 


'■^jr 


çavmak, çomak 


S''j'r 


çök itmek 


dix"l iSj^ 


çömelez 


J^JT 


çökermek 


^^j^jr 


çöngül olmak 


JİJİ cP^T 


çökegen. 


û^^jr 


çöngeltmek 


di*:dSo_^:>. 


çök urmak 


s^jj^ 'A,r 


çön gelmek 


d.L!Silj=r 


çök itdirmek 


cİİ^j;.ASj.I İİj^ 


ç ön gelem ek 


dl.^j^ 


çögdürmek 


d.LjjS'j^ . 


çönge 


'İ.S^J!- 


çök erilin ek 


dli/^^ 


çöngelik 


cîJIaSCj^jp- 


çökermek 


dLJ'j=r 


çöngi 


S^JT 


çöksü 


_>-0t 


çonmak 


J^'jr 


çökek 


diO- 


çevük 


'■^JJT 


çökel, çökül 


JO^ 


çevirmek 


, ^^^.jr 


çögeltmek . 


dX^dfj:^ 


çevirme 


^■^-K-jr 


çökelek 


^^jr 


çehiz 


>-4r 


çevüklenmek 


di^d^j^ 


çeyan 


• ^W 


çükündür 


j-^jr 


çıhuk börk 


^JJİ J^r=r 


çöğür 


-)j^jr 


çıpurduk 


3^jj^ 


çökek 


^<>T 


çit 


^:T 


çöl 


^jr 


çitari 


ı^jl-T 


cavlanmak 


J^'VjT 


çit bezi 


ıjy. '^^■^ 


çolpa, çulpa 


V-^T 


çıtılkı 


^^==T 


çolpalık 


6^''ihT 


çicigi geijşemek 


.i-U-üSCr Jk^ 


çultar 


J^jr 


çıkmak 


lJ*^"-** 


çivildeşmek 


dlPjij^ 


çıdam 


r'-^ 


cıvıldamak 


ö" •^J'T 


çirik 


^^.T 


çivildemek 


iL jJj:^ 


çirkin iyi 


~L35dl iffj^ 


çıvıldıt 


j-^j^ 


cırnak 


[ ö^ ^^ ] 


cıvıldı 


is-^jr 


çizilmek 


dli>>- 


çulfa 


^jr 


çizmek 


dLj^^ 


çevlek, çevlik, çevliik 


4.T 


çizme edik 


£İil <u>»- 


çullara komak 


j^ji »At 


çizi 


c^>T 


çavlum 


i^r 


çizilmek 


dLly^ 


çölmek 


■^hr 


çisenti 


cs^T 


çölmek urmak 


j^jjl ıiU_>T 


çisendi 


L5-^:iT 


çölmege urmak 


J^jji 4Xİ_^^ 


çişdirmek 


di-j-aJL^ 


cavlanmak 


(İ*^_>T 


çişmek 


^:^,>. 


çevlük 


'■^jhr 


çiğit 


^^r 


çevlik 


^JJ^r 


çığırtmak 


S^'j^irT 



353 



çığırmak 


J-»>:r 


çıgm 


ı>^~r 


çığşaşmak 


JC'lt.k^^ 


çil 


J.^ 


çığşağu 


^£.l^A~>- 


çil at 


^T Jn- 


çığıltı 


j^4 


çil aygır 


■ ->^ı J.r 


çığıldı 


^AİA->- 


çilem ek 


dLL>. 


çiğit 


^.^r 


çileınek 


di. xL^ 


çığıd 


■IJLs- 


ç ey m ek 


^-r 


çığırtmak 


J-^'J^ 


çimmek 


dl*»^ 


çığırmak 


ı>-^>rrr 


çın, çin 


ı>r 


çığış çığış itmek dl*xjj ^JJL^L.=>■ ^J^^~r 


çmak, çıyuak 


6^.^ 


çıkarmak 


3-j^tT 


çin eytmek, çin itmek 


dl*^J (1^=7 


çıkarmak itmek 


di^".A j.Ju^ 


çili seher 


j^ û;^ 


çıkşağu 


jpILÂ^ 


çin şabâh 


^L^ ılr^^ 


çıkmak 


J-«~r 


çîntuzı 


<jJ^^ !>->- 


çıkma 


4*İ^ 


çin kılmak 




çıka görmek 


d.Ljj^ 4İ.>. 


çiıigil 


^ ■ 


çıkı 


■ J^r 


çeynenı, çiynem 


^f~7 . 


Çİg 


^~r 


çiynemti 


ts^^T 


çııjrağ] 


c/'^T 


çeynemek 


^l*-;- 


çigşeşmek 


dlr'-tiS^-^- 


çeynenmek 


di."=l 


çiğnek 


iJ4:.SC„ş- 


çeynemek 


dLo^ 



c 



hacılar bayramı 

hacılaryolı 

hart! 

har har 

hartı 

haşıl 

hak 

hâl bu hâl ki 

hâl budur ki 

halta 

hâlden gitmek 

hâl yatlığı 

hamanca 

hayta 

hereni 

harvaui 

hased iltmek 

hasret itmek 

hasret yimek 

354 



t/l j'L; ^L^l>- 







âj^ 




ü 


JJ- 


dL 


d\^ 


x^>- 


*^J 


C, 


s**- 


^-nd 


c 


-T"'" 



hösmek 


di..^- 


haşıl 


J-^ 


haşıl 


J;-^*" 


hişâr erliği 


S-\,\ ;U:. 


hişâr eylemek 


dU.I jL^ 


hak olmak 


Jil o- 


Hak Çalap 


'-r-'-^ J=" 


haklaşdırmak 


J^ jŞJlVa^ 


haklaşmak 


^J^^İjİS- 


haklamak 


^_ı.<J.İ.JJ^- 


haklu 


• ^-^^- 


hakine a 


"^ , ■ A>^'Jl.z~- 


hakkından çıkmak 


J*-Âs- Ü^İs- 


hakkına komak 


(3L>^5 tÇİî- 


lıik âyeti emek 


dkh^jx^ 


helvâlık 


JJİ^İ>- 


hamsin 


(_/v^°^ 


hamle getürmek 


dLjj::S 4İj" 


hanay 


<jL;>- 



lıobbaca eylemek 


di*ijl 4;ş-Ij^^ 


hayad 


hotaz 


j\jj>- 


hayat 


hürü 


U^j--] 


hayranlık 


havlı 


J.- 


hayıf almak 


havıç 


■^..J=^ 


hayıfsmmak 


hayat 


Cj L^ hayır 


hatun kişi 




harman üsti 


hatun kişi , 


jŞ by\j- 


hıra 


hartı ^ 


JjU:- 


horus depmek 


haşıl 


JiU. 


horyad 


h âtıra yörenclürmek 


dLjAjj;. I>1^ 


hazne bağlamak 


halta 


4yu ■ 


hastaca ğı 


haluç 


^jj^ 


hastalı 


hanı 


^ r^ 


haşıl 


hamlamak 


.>->uu 


hışlamak 


haudasa 


4*a .AjUi. 


haşıl 


hansı 


- ..-^ 


halta 


haydanmak 


Jx"UU. 


hul*^ okuşmak 


haber uçurmak 


li-'J-JT-''' -^'^ 


h.ul*^ okuşmak 


haber bilmek 


<İİ*İj j^^ 


hil*^atlemek 


haçan 


0^ 


hulkı tar 


hidmetlenmek 


..{İ*Ü=^ 4^ 


halik 


hizm etlenmek 


' lLU^İ-V»:- 


halkecük 


hıra 


ı> 


bulanmak 


horataya dutmak 


jx"i v'>- 


humra 


hırtı pırtı 


■ "-^j; t-^'>- 


lıamu 


harçlaıımak 


jxSu>. 


hınçurmak 


harçlanmak, hırcılanmak" 


j^;İp-^>- 


handek kesdürm,ek 


harcanmak 


j*:^^ 


handek kesmek 


harca sürülmek 


dUjj^ ''r^ 


handa 


harca sürmek 


ıi.A J__l*^ 'i^- j>- 


hû 


harçlanmak 


J*»i>-^^ 


hû alış durmak - 


hır hır 


>>- 


hü itmek 


haraza 


0^=^ 


hû eylemek 


hırsız küreği 


i5j j^ y''j>- 


hotaz 


herek 


^> 


horata 


hırlı 


i> 


borata 


hırlıca 


•^^J^*- 


horata 


hırlayuk 


J^.'sO'^ 


horata eylemek 


hurma korığı 


J^..JJ^ ^J^ 


horata 



[ jiT j,.^ ] 



diiCo»U 

.'> 

d.U"l _.^ 

'dal j 4»- 
Î.LİJİ 'd»ljj:>- 



355 



hortlamak 

^orata 

horata itmek 

horata eylemek 

horatalaşm.ak 

horataya dutmak 

torataya getürmek 

torataya götürmek 

Iıurd uşatmak 

hurd usanmak 

horsunm.ak 

horsunmak 

horata 

l^orata itmek 

horlaşm^ak 

horlık 

horlam.ak 

j^orata itmek 

horyat 

horyad 

horyadlık 

hoş itmek 

hoş olmak 









hoş dutmak 
hoş degül 
hoşırak 
hoş kalemlik 

hoş geçmek, hoş 

hoş geçmek 

hoşluk 

hoşimdi 

höşmerim 

hoşmeri 

hoş vardur) 

hûlanmak 

hûy hüs 

huylanmak 

hüy u hüs 

hayr sanmak 

hırlu 
hıra 

hıra cura 
hır alık 
hız itmek 
hışlamak 



jiçmek dLr^-T J,j^ 



İİ.J 



J J'J^ 



dağı 

debitmek 

dapşurmak 

dapa 

dapa 

dahi 

dad 

dadırmak, dadurmak 

dadmak 

dadurmak 

dartmak 

dartınmak 

dartılmak 

derim ev 

daramak 

darıkmak 

darımak 

356 



4jb 



J*İJ j ^ 



daz 

dazlak 

daş 

daşrağı 

daşıra çekmek 

dağ 

dağ açılmak 

dağ itmek 

dağ eylemek 

dağdağan ağaeı 

dağlağu 

dağlağı 

dağlavu 

dağuk 

dağı 

dak 

dakı 



jjjb 

' - ^' 



dek 


iil^ 


deprenmek 


^•c'j-.-i 


daıj atmak 


j;ı iii. 


depsermek 


lİİ-_;-JJ 


dagsık 


j^-Tb 


dapşurmak 


ö^Jj-^.^ 


dağla 


^L 


dabaka 


[mİ 


daıjlaya komak 


j^jî 4i'>\S'b 


dapkur 


JJ^.^ 


dağlamak 


ja^b 


debelek, debelik, 


deblek, dibelek, JiLi 


değin 


û^î^ 


dübelek 




değinmek 


di^^i'b 


depmek 


İİXİ 


dalamak 


J-'^b 


debbe, debe 


dO 


dalcmmak 


J*^l^ 


debelik 


d)l<Uİ 


dalda 


Ub 


debelü 


J^'H^ 


dalaşmak 


j*iJİj 


debimek 


di*sJİ 


daltumaıj 


£]U> Jb 


düp 


v^ 


dalğııç 


^b 


depecük 


i]j^[^^ 


dalfes 


^jjjb 


depegen 


J'k' 


dalvatlu 


jiîl^Jb 


dapacak 


^.' 


dalyatağan 


üUk) Jb. 


depecük 




dam 


" f'^ 


dip dede 


m l-l^ 


damzn'mak, damzurmak 


J^j>b 


düpdüz 


J-H^ 


dammak 


Jjîb 


dip deıjiz 


jT^ l-l^ 


dan dansuh 


^_j*Jİj j,b 


depdürmek 


dJUjj-Üİ 


dandin itmek 


dL::jl ^.^AJİ:> 


düpdüz 


Jj-H-» 


danış itmek 


di*:jj ^Jtj\:> 


depretmek 


iix'j;^ 


danışık 


JiJİ^ 


düpürdü 


j-sj;-» 


danışık itmek 


■ dU^il JiJb 


depreşdürmek 


dl.j\Lİj<^i 


danışıkcı 


■ ^=UiJb 


depreşmek 


di^^;. 


danışmak 


J*iJb 


deprendürmek 


dLjAJj-^^ 


danışman 


j.i:b 


depreniş 


tr^j;-» 


danışık 


jJÜb 


deprenmek 


dJLc'j'^^ 


danuk 


Jib 


depere 


*^/ 


dağlamak 


J.'iiSsjb 


depretmek 


ıiix%j'^i 


danmak 


. jx-b 


depere tutmak 


J*^ *-^,"* 


dâne dükenmek 


dL^i'i -ijlj 


deprenmek 


dixoj;i 


danışık 


Ji^jb 


depsermek 


ilv-i^ 


dav istemek 


dUXi-l jb 


depesini dögmek 


6ifj:> j>Ji 


dayak 


jy^ 


dapşurmak 


(5*jj^^ 


dayak 


Ji'-^ 


dopuk 


Jj^ 


dip 
diben 
dip dede 
dipdirilice 




dapkur kolanı 

depegen 

depegen 

dapulcı 

düpüldü 




diibdüz 


jOji 


düpüldi 


tJAİJi 


dipdirjsüz olmak 


jijl j.-S'i.-ii 


depeleşmek 


(İ.L.İİJİ 


debertmek 


di/j;:» 


deplek 


dJlL^ 



357 



depelemek, depilmek 

depelenilmek 

depeleamek 

depeleyici ağıı 

depmek 

depmük 

depme 

depme urmak 

dppiııgü, depüngü 

depiııgi 

depinmek 

depük urmak 

depüge bırakmak 

depünmek 

depe 

depecük 

depecük 

depegeıı 

depeleyici ağu 

depeleşmek 

depelik 

depelemek 

depelenmek 

dipi 

depinmek 

duta komak 

duthun 

ditremek 

ditretme 

ditreşmek 

duturuk 

ditregenlik 

ditremek 

ditremeklik 

ditreme 

dutruk 

ditreyek 

dütüzdürmek 

dütüzm.ek 

dutsak 

dutsaklık 

dutsak 

ditsinmek 

dütsüden 



dklo 


dutuş 


dULL:. 


dutuşmak 


dLüj:, 


dutğun 


jfPİ ^.b:ı 


dutuk 


dlx> 


dutulmak 


fJjXJ 


dalmak, dutmak 


4Xİ 

■ t 


dutamlanmak 


j^jjl dx_:ı 


dütün 


^XXjİ 


dutunmak 


S^^,^ 


dutu 


iİ.İ*XJ.İ 


ditürü 


J-jji i^^i^ 


dütüzmek 


_ö5l>j '^jp 


dutuk 


dlxjji 


dutu komak 


''i^ 


dütüu 


di^iij 


dütünlik 


'■^JT^İ^ 


dütü virmek 


ülTo:! 


dutuya komak 


^1 ^^r-^^H^ 


duta gitmek 




dutuya komak 


jJlaj.5 ■ 


dahil 


dliij^ 


dahi 


dUJ4j:, 


dahılar 


ü^ 


dudaş olmak 


lL:^_i 


dedürgün olmak 


oî lj> 


dadurmak 


U_jsi::ı 


didim didim 


MLiy^ 


düden 


•IX J'i 


didürmek 


. d.iPj^ 


der, dir 


öJ^ 


direze 


dibry. 


direzin 


dLJ^i 


der oğlanı 


dJJdLy. 


dırağııman 


»U yi 


durak 


lijy- 


der oğlanı 


İİL..Jİ 


diriip devşürmek 


Lİ-Uj:>Jj'i 


dörpü 


>£L;;'i 


dörpi 


jL«j':ı 


dörtü onda 


ı^iıjLoii 


dartışık 


J— J.İ 


dartışıksuz 


dU^^İ'i 


dartışmak 


ü:)j*«j'i 


dürtüşmek 



d.i.J'Jt'ji 

dÜJ_jj":ı 
ü:ı:> 

: «JİJ-5 



358 



dar tuk Jo-^ 

dartılmak J*lj'j-i 

dartmak, durutmak J-cj-^ 
dürctmek, dürtmek, dürütuıek •iUj:> 

dartııınıak J^^j-^ 

dürtün mek dL^oj^ 

dercimek •^'■^.j^ 

dir dil- ditremek dLJ-i j^ j^ 

dörtşor j^^j^ 

dördül '^^J^ 

derde varmak ı>j'-? '-^J-^ 

derdi depreşmek İİj^j;-^ (J-^j-^ 

dururmak J^'JJ^ 

direzi ıJJj^ 

direzi çözmek •l^'jj^^ (jjj-^ 

ders dimek ^k- 0"^^ 

derisin çıkarmıak J-»J^ ü^J-^ 

dur sunmak J*^j-i 

dersü ' J'^J-^ 

durası yir v., t^-J-^ 

dirşirmek, dirşürnıek di-^j^ 

duruşmak J^j-^ 

dürişmek, dürüşmek dlr'j-i 

derşürmek, dirşürmek dLjj^j^ 

der tola gelmek dUiT :>^L' j^ 

durğurmak ö^J'j^ 

durğurmak o^Jj^'J^ 

durak 6j^ 

durkurmak ö'j^J^ 

durukmak J^j-^ 

dirgirmek, dirgürmek dL^j^ 

dergeşmek dU^j^ 

dirsek diTj^ 

duru gelm.ek dUii j^ 

dergemek, dirgemek diTj^ 

dergenmek, dirgenmek dL^j^ 

dirgürmek dLj_>S'j^ 

dirgi Jj-i 

derletme <t*xJj^ 

derletme hastalığı ^jk].^:.^^ <t.«,;JjA 

diril dürinilmek dJ.*İJjwüj^ 

darlığanmak j.»xaJj^ 

durulık (jJj-i 

derlik, dirlik dj^ 



dirlik itmek 
dirlik otı 
dirlik itmek 
dirlik bulmak 
dirlik sürmek 
dirlik şuyı 
dirlik tağılmak 
dirlik gerjligi 
derlegeıı 



dUl düj^ 

Jji dlij^i 

dLql dlij^ 

jijj dHj^ 

dLjj-- dllj-i 

(^j^ dlij^ 

j^UL» dUjü 

^scr diij^ 

dirliğini gii] eylemek dUİJİ di~^ û^j-^ 

dirliği çalmmak ı5*^^■ ıS^J-^ 
derilmek, derlemek, dirilmek diij.5 

derleme "^J^ 

derleme hastalığı ^'-^'^^^-'^ '^^->^ 

dürlü jJj-^ 

dirile aJjj 

derim (J^ 

durmaç ^-^^ 

dırmanmak J^ ^ j-^ 

derim evi l5j' fJ-^ 

dormurmak J^j^j^ 

durmak , ı>j^ 
dermek, dirmek, dürmek, dü-: dLj^ 
rümek 

dermen â*->^ 

dırnağ urmak (>jl f;^J^ 

dırnak " 3^j^ 
derjncek, îdernecük, dirincek di^ji 

derindi tS'^j^ 

derneşecegi, dirneşecegi S^^->^ 

derneşmek, dimeşmek dUiJj^ 

dırnak (pj^ 

dernek^ dirnek dİJj^ 

deruekîi JdİJji 

dernekli JS^jj^ 

derneklice '*W^-'-* 

dernek yir i ıjj.. '^^J^ 

durutmak ij^jj^ 

dürük ^jj^ 

duru gelmek dLiT _jj^ 

dürüşmek di<^j ji 

direzin ı>,J*J-* 

direze »j»j^ 

deri, dun iSj^ 



359 



derya oynamak 

diri olmak 

düritmek 

derisine şığamamak 

derisine sığmaz olmak 

derişdürmek 

dürişmek 

diri kılmak 

derilmek, dirilmek 

dirile, diriyle 

derim 

derim ev 

derim evi 

derim ban ev 

dürimek 

düz 

düz itmek 

düzetmek 

düzenmek 

düzetmek 

düzgün 

dizgin uzatmak 

dizgin depretmek 

düzgün düzmek 

dezgindirmek 

düzgün 

düzeltmek 

dizlik 

düzilmek, düzülmek 

düzmek 

dizeme 

dizin oturmak 

düzen idinmek 

dizin çökmek 

dizin dizin 

dizin düşmek 

düzenlik 
düzenlik itmek 
düzenlik eylemek 
düzenlik kılmak 
düzünmek 
düzülmek 

dize dirsek dikmek 
düz yir 

360 



düzilmek 

destürlanmak 

destûrunsuz 

deste 

desdegirmi 

döş, düş 

dişegü 

dişeği 

diş urmak 

düşüt 

düşüt düşürmek 









düşüd düşürmek 

deşdürmek 

düşer 

daşrağı 

dişürmek, döşüımek 
daşra, dışra 
daşra gelmek 
duşak 

döşeğe düşmek 

dişeği 

dişlik 

düşelik 

deşilmek, dişlemek 

deşmek, döşemek, düşmek 

düşman tapası 

düşman tapası 

dişin ılğıdu gülmek 

dişindirik 

dişengi 

deştirmek,, döşüımek 
dişi 

dişin sırıtmak 

du'^âlamak 

doğa durmak 

dağar 

doğdacı 

dağar 

doğrı eylemek 

dağlağı 

defter itmek 

defter eylemek 

diftik 






LL 






di._^^ 



dijr 









LU. I 



J^^ 



Ui 






defe 


db 


degirmeıı boğazı 


iSJ^y. 3*j^ ^ 


dak, dakı 


3^ 


değirmen toıjuzlığı 


' j.\;^^V ^^. 


dak dutmak 


J^^.ö^ 


d i gren 


0^:> 


dak dutmak 


J^j^ .3^ 


degrinmek. 


di/^r. 


dokuş 


U-", 


dcgrc 


.r. 


dokıışmak 


J*Ü:> 


değeri 


^>^ 


dak kılmak 


j*i J 3^ 


deıjiz, diıjüz 


J^^ 


dak tutmak 


J^'j^ 3^ 


de 1] iz atı 


oTjT. 


dakuk 


jh 


deıjizağzı 


l5>i :f ^ 


dıkılmak 


J*ii^ 


deıjiz oynamak 


j^bjl jf. 


dakmıak, dokıımıak 


jh 


deıjiz sığırı 


^Ç,jk^ ^ . 


dokanmak, dokunmak 


3^-J^ 


deıjizşoğaııı 


(jU^j^i' _p . 


dokuç 


EJ" 


deıjizkartab 


jii'^î j.r. 


dokumak 


3-y^ 


deıjizkulağı 


J-^^ j^^ 


dakı 


J^ 


degizkulağı 


. , j-^j^ ?^ 


dek, dil], clii] 


£j^ 


deıjizkulağı 


^Aj^ijr.- 


dek oturmak 


^j>l ^^ 


deıjizkoyuuı 


^Jn'- J^^ 


degek 


£jır^ 


deıjizktipügi 


5i.r .r. 


döge görmek 


dLjj^ ir. 


deıjizköpügi 


^ji.^^ j^^ 


dükeli 


jır. 


deıjiz göıjüllü 


^.r^r jT. 


dükelicügi 


Sj-rd^^- 


deıjizler deıjizi 


^jT. ^jT. 


deıjemek, diıjemek 


dLlTy 


degzindürmek 


dLjJUjT. 


degenek 


;^ diJlT^ 


degzinmek 


dic'jr. 


dek oturmak 


J.jj\. £J. 


daıjsuh 


^tMi'. 


dek oturmak 


J.j;jl £J. 


deıjsüz, dııjsuz 


yS. 


derjeyü bakmak 


JİL; j;ir. 


dııjsuz 


jj-^^ 


düketmek 


dLxr. 


dııjsuzcek 


di^jj-i'. 


digcür 


JJ^r. 


dııjsuzlik 


düJj-İ'.' 


diıjiici 


ar:-^^ 


dııjsuzın 


(j^jj-"^-^ 


digçür 


JJV^^ 


darjsuk 


• J J-O . 


dek durmak 


3'J^ £j. 


degşirilmek, degşürilmek dii^i^T. 


dek durmak 


^j^S"^ 


degşirmek, degşürmek, 


dög- dL»yi.r. 


dügdürmek 


dLj^. 


sürmek 




dekdeş, deıjdeş 


Ji^^ 


değişik 


di^r. 


dek degül 


jr. £j. 


değişilmek 


dJuiiıi':» 


dil] diıjlemek 


duır. £j. 


degşürmek 


di,.jj-ir:> 


dek durmak 


J^jj^ £J:> 


degşürinilmek 


dLİ;jjÜ':> 


diıj durmak 


J.,jj^:> 


dek turmak 


J.j> £J. 


düğer, dür)ür 


.^^ 


degek, digek, dikik 


dir. 


degerirek 


^J^^ 


dek gelmek 


di^ır £j. 


dekerek 


£J^. 


degül, dükel 


J^-. 


dür)ürlik 


diJ^. 


diıjeltmek 


dLxir. 


dekerlemek 


dii^. 


daıjlacak 


J>cir:> 


değirmek, degrimek, de 


gürmek d.L>j^:i 


dügülcük 


di;^.l^'. 



361 



clükclicügi 

dükelcügi 

cîİ! gülce 

daıjlaşınak 

clüglek 

degüî ki 

degülmiss',3 









degülmisse 

d e gül imiş s e 

degül imiş s e 

degülmisse 4„i.ir^ 

dikilmede, diıjelmek, dökülmek, dUir^ 

dügülmek 
dögülmeklik dKjf:, 

degülmisse, degiümise A^^[f:> 

diıjlence ^^^ifi 

diıjleumek, düglcıımck dl^xir:, 

c^eıjlü jf^ 

deglügeç 

deklem.ek 

deıjli, dükcli 

değmede 

daıjmak 

değmek, dikmek, diıjmek, dög 
mek, dökmek, düğmek 

değme, gez 

degmelik ile - J 

değme, dikme 



dögüş talaş 

dikük 

degül 

degül idügi 

dügülcük 

dögüa, düğün 

dögüıı komak 

dike bakmak 

dike bakmak 

dike dike bakmak 

degek 



2=r^ır^ 



değmede 

değme, gez 

düğmelenmek 

değin, diken, dögün, düğün 

dögün urmak 

dökündü 

degenek, değnek 

degnel 

dügenlemek, dügnelemek 

değinmek, dükenmek 

dekin yir 

diıjücilik 

diıjü diıjleınek 

diıjü diıjlemek 

düıjür 

dcgürmek 



degegen 

dei]emek, diıjemek 
diıji 

diıji diıjlemek 
değiş eylemek 
dikim 

değin, dekin 
dil, döl 
dil açıklığı 
dil ağız virmemek 
dil ağız virmemek 
dılak. 
dölek 
I dile getürmek 
dil üşürmek 
dil bağı 
dilban 
dilbend 
dalbmmak 
dilcik 
dilcenmek 
dilec 

dil çöugcligi 
dölden kalmak 
döl döş 
delürmek 
dilsüz olmak 
dileşmek 
ddafc 
dıılkuk 
dalka 

dilek, dölek 
dilek itmek 



S:, 
d}. AA _ jS:^ 

d.İJlj'^j Jtl J:) 



362 



dilek Litürmek 


dU^j dil^ 


dclücetoğan 


dilek bitürmek 


d}..jjX,_ dJl^ 


delücetoğan 


dilek bulmak 


j*ij -3^ 


delürmek 


dilekçe 


Uİ^A 


delük 


dilküceklik itmek 


dJİI dJldi^iCJ^ 


dil virmek 


dilekçi 


\.=r-S^J^ 


delüyc urnıak 


delik dcrsik 


dUj^ dJl^ 


dile getürmek 


dileksüzrck 


ûjySS. 


dile gelmek 


dil kesmek 


dl^^vS" Ji- 


diUemek 


döleklik 


dJldil. 


deli 


döleklik - 


dL<J^ 


dili bağlanmak 


dilkülenmok 


dLdSa^ 


dili bağlu olmak 


dileklü 


^İs:j^ 


delieetoğan 


dilgem 


^., 


delicetoğan 


diiegen 


cf^^ 


dili zifir 


dilgü, dilkü 


_,Ö. 


delim 


dilküceklik 


S^J^, 


delim, düvlü 


dilküceklik itmek 


dXA dK^jSa^ 


delimden 


dilküceklik eylemek 


dULI dL<rjSCb 


delim dürlü 


dilkülenmek 


di.«.xJ_jSCJ:> 


dilin beklemek 


dilki 


. 5J^- 


dilini kesmek 


dilkicek 


ii-^_,s:j^ 


dil yügrükligi 


dilkiceklik 


jj5;;^^5:j^ 


dili yitmek 


dilkilik 


dLSCJ. 


dili yüğrük 


.dilleşmek 


dl^iJl^. 


dili yüğrük 


dillegen 


- jsaj/ 


dem ürmck 


diUemek 


dl.11^ 


dumağu 


diUü 


jh 


dumağı 


dillülük 


ûjjh 


dem urmak 


dilli defter 


i" J^ 


dem çekmek 


dilli dilince 


.;>J^ J^ 


dem çıkarmak 


dölli döşli 


J^^:>/J^ 


demet 


delim 


^ 


dem dutmak 


dilemek, dölemek 


, diij 


demür 


deleme, delme 


Aİ^ 


demren 


dulunacak 


... ^''^'' 


demürboz 


dilin depretmek 


dli" j;_..i ji:> 


demürbokı 


duhmdurmak 


J.ojXJ:> 


demir pelılivân 


dölendiımek, döleudür 


mek e-UjxJ.i 


demirtikeni 


duhmmak 


J^XJ.5 


demiir ton 


dillenmek 


dl*xJ:> 


demregü 


dilini beklemek 


di..4s:^ ^. 


demür gönlek 


delü, dilü 


^J^ 


demregi 


delüce 


A?-jJ.i 


demür giyim 



ıjUL> ^ji^ 

dUj;_j J:i 

di,, j^' 4J:, 
dLiT 4^ - 
dL4J:> 

ji jl _jUj J,.İ 
jUL? 4»-J.i 

dlojl ^. 

d.USC^ ^:> 
d-..«.i 

bjıs ja:> 
.dUj_jr y:> 



361 



demürlenınek 

demirınıh 

demren 

dımr anmak 

dumru 

demren 

dumrı 

demşeklik 

demek işitmek 

dümükmek 

demii] yümiiıj oy- j 
n atmak 

damlam 

demlüç 

dammak 

demür 

demürbutrak 

demürhoz 

demürbokı 

demür çirki 

demür ton 

demürkazık 

demürkurdı 

demür komak 

demür göıjlek 

demürlemek 

demürlenmek 

dümük olmak 

dümükdürmek 

dimi 

demi bağlanmak 

don, dün 

don idinmek 

dün içi 

dinçlik 

dincelmek 

döndür itmek ' 

dindürmek, döudermek, 

döndürmek 
dün dulpı 
dendi 
danışıkcı 
danışmak 
dm kaz 



h 



(_J*"<*J^ 



danukhk virmek 

danuklık virmek 

denk 

denk olmak 

denkdaş 

denkdeş 

denk taşı 

dengel 

dün gün 

dün güıı 

dünle 

dünlük 

dünle 

dünleler 

dilim amak 

danmak, dııımak 

dönmek, düncmek 

dınmamak 

dünin 

dün in güniıı 

dün namazı 

danuk 

dün ü gün 

dün ü gün 

dene 

düne gün 

dünyâcuk 

dünyâsın degşürmek 

dünyâsın değişmek 

düni gün 

dü 

davar 

davar eri 

deval 

dübdüz 

düp 

düpdüz 

düpüldü 

düpürdi 

dutacak 

dutarak 

dutak 

dutacak 

dutrak, dutruk 









iL^j 



dk'j 



tT 



U: 






.364 



dütüzdürmek 

dütüzınek 

dutsak 

dutsakhlç 

dutsak 

dutsakhk 

dütsi saksısı 

dutuşınak 

dutağan 

dutğun 

dutuk 

dutkun 

dutulmak 

dutmak 

dütmek 

dütün 

dütünlik 

dutu 

duturuk 

dütüzdürmek 

dütüzınek 

dutu komak 

dütün 

dütünlik 

dutunmak 

duta 

dutı 

dutı komak 

dutıya durmak 

dudacuk 

dudakların sırıtmak 

düdük 

düdükci 

düdükci bakışı 

düdü 

düdük ç alıcı 

davar 

dura düşe 

durakötı 

durak tutmak 

dürpüldü 

dürpüldü 

dört kaşlı 

dürtmek, dür ütmek 



d.Lı y j^ 

dÜJo j:ı 



,?-c 



,-Uİj 






dürtinmek, dürtünmek dL:Jjj:ı 

dürtüş m ek dir'jjjj:ı 

dört yanından tutmak ji jl? jJuJb Cjjj:> 
dürtik '^jj^ 

durduklaym durmak j-jj:! j-^^^jj^ 



dururmak 

duruşmak 

dürişmek, dürüşmek 

dürüşme 

durğutmak 

durğurmalç 

durğurmak 

durak 

dur kurmak 

durkurmak 

dürük 

dürüklik 

dürgü 

dürük yüzlü 

dürülik 

dürülmek 

durma 

dürüm dürüm 

durmak 

düremek, dürimek, dürmek 

duru varmak 

dururmak 



duruşmak 

duru gelmek 

durulmak 

dürümek 

devre 

don 

düritmek 

dürişmek 

dun gelmek 

dürimek 

düz 

düzelmek 

düz olmak 

düzetmek 

düzdürmek 

düzdürmek 

düzgün 



dilTjj. 

dl.«jjj:ı 



365 



düzgü 


j^jji 


döşek 


dlij^ 


düzgün 


^j^jj^ 


döşek esiri 


(_^JA_*Jl iJAmjIi 


düzgün itmek 


ii.io.Xj_l bjijj2> 


döşek salmak 


J*l.sü» djJ'j^ 


düzgünlii itmek 


d.\x\ jilj'}j:> 


döşek komak 


Jİ ıi.U_o 


düzülmek 


d.ii}j. 


düş gelmek 


dLirjij. 


düzüm 


(}J^ 


döş kemiği 


cS/ ui.o 


düzmek 


dLjj^ 


düş e gen 


cf-^j^ 


düzmek koşmak 


^r-jl dL.Jj^ 


düşlenmek 


' dlx">ı;j^ 


düzme 


«UjJ^ 


düşelek, düşelik 


, diUj. 


düzen 


ÖJj^ 


düşümdür ola mı 


,jc.\j\ jJjt-j:, 


düzen bağlamak 


J*Uj bjj:> 


döşemek, döşmek. 


düşmek jAPj:, 


düzendaş 


^İİOJJj^ 


döşenilmek 


<lL.LJ^j:> 


düzen düzmek 


iLijj^ (jjj-ı 


döşenmek 


dL-'J-j:, 


düzen kurmak 


■ . J^Jjİ" ÖJj^ 


döşenme 


<>.^L^j^ 


düzenlik 


diijjj^ 


düşüt 


Oj^İj^ 


düzenlik itmek 


dl*::jj di)Jj^.i 


düşüd 


■İJ-^J^ 


düzenlik eylemek 


cLLLI dlL-jj^ 


düş virmek 


'^^^JJ o^J^ 


düzenmek, düzünmek 


dicjj^ 


döşürmek 


dLjj^j:, 


düzünüp koşunmak 


^•J'jî <-JjJjJ-S 


düşük 


■ 6j^j, 


düzen virmek 


[di.j;j öjj^] 


düşün virmek 


Lİ.Uj;_j öj^j:> 


düzüp koşmak 


jr-^i" <_jjjj^ 


düş virmek 


'^^J:.J lT'J^^ 


düze 


.»Ji-i 


düşe dura 


\jj:> «Lİj^ 


düzetmek 


dicâjj^ 


düşe dura 


> J J^ 'f.^Jİı 


düzen düzmek 


di^jj^i öajj.i 


düşe dun 


(JJJ^ 4İj^ 


düzilmek 


ıfi*Ljj^ 


düşe gelmek 


LiUlT 4Jij^ 


döş, düş 


. ^ J:j:> 


düşelek 


■ diJ<l^J^ 


düş azmak 


t>j' lTJ-İ 


döşemek 


d,L iJ-j:, 


duşak 


jUj^ 


döşenmek 


ills 4J;_^^ 


duşaklamak 


j,»lîUj^ 


devşirmek 


ılLi j\.^ j^ 


düşelik 


dilU^o 


düş yormak 


â^JJi. cP J^ 


döşemek 


dL.Uj^ 


düş yirine gelmek 


ıi.i».İ5 OjAj ^J^j:> 


döşenmek 


dic'Uj^ 


dutak 


3^J^ 


düş öi]üme itmek d. 


^xjJ <i.«jSjI iJ^j:^ 


doğrı gelmek 


j.uir^>j^ 


düş olmak 


J-'-j' (j-j-i 


doğup kopduk yir 


■^.İ ÖJ'^.J^ "^J^J^ ■ 


düş itmek 


ıi.l*;j| ^j^ 


dokuşmak 


^^C^,C^ J^ 


düş eylemek 


,j.LLj ^i^. 


dokanmak 


J*^'j-i 


düşbudak 


Jl^jj crj-i 


dokurcun 


'^jrjj^j-i 


düşüt 


C-*^j.i 


dokumak 


J4_^3j):) 


düşüt düşürmek 


d.l'j^j:) CJ^ j^ı 


dokunmak 


Sİyj^ 


düşüd 


Aİji 


dokımak 


JVj-^ 


düşer 


■■'^J^ 


dükeli 


ciir^. . 


devşirmek, devşürmek, 


div- .±İajJİj:, 


dükenlemek 


j.uijir,o 


sürmek, döşürmek, d 


üşürmek dükenmek 


^.dic'lTj^ 


devşirimli, divşürümli 


ci-^J-i 


iögeç 


- 21^j-i 



366 



clügdürmek 


dJ^jO^jJ» 


dolanmak 


j^Vj. 


dügdü 


j^j^ 


dölenmek 


d.U*Vj^ 


dügdiirmek 


■lLJJ^^J^ 


dolay 


ciV.o 


dögdi 


i^aTj^ 


dolay 11 


jC^j^ 


düğer 


/j^ 


dolayı 


uVj. 


düğer ağacı 


^^\jr\/j. 


dolayı yan 


• üb JVj:. 


dügürlik 


3/j. 


ditilip olmak 


jijl' ı_-Jj,:. 


doijuz 


jT,. 


devlet eşiği 


^1 cJj. 


dögşürmek 


d.U j-'-^j^ 


devletin depmek 


dLç.:» (Irvi j-i 


dügül 


JTJ. 


devleti dönmek 


dix'j^ ı^Jji 


dügülce 


4>=irj:> 


devletini depmek 


(İ..Lc:> jclj:> 


düglek 


dilTj^ 


döleç 


^S^ 


dögülmek 


dLlTj^ 


düvülcük 


İİA-J^ 


dükeli 


JTj- 


duldalanmak 


JLc'VUj^ 


düğüm çalmak 


j^v ^-^^ 


döl döş 


^ij:. Jj:. 


dögmek, dökmek, 


düğmek dlij:» 


döl dökmek 


diTj^ JjJi 


düğme 


ij J^) 


döl dökümi 


^J^_3^ J «:> 


dögün, düğün 


c/.- 


dulda 


[.aJj.] 


dögün urmak 


j^jl ^j^ 


duldalanmak 


jj;"'y«Jj:. 


dögündü 


/ jX^j^ 


divlek, dölek, döUek, 


düvlek dUj:. 


dögündi 


iS^J^ 


devlügeç 


■^j^ 


dükenlemek 


±}u\:^j^ 


dölek olmak 


jiji ^lij^ 


dükenmek 


liL^Tj:, 


devlegüç 


^ij^ 


dögnenmek 


^i^-^j^ 


devlüijgeç 


P^.S^SsJ j:> 


dögün vurmak 


3*-:)-s cf 3^ 


döleklik 


diLvJj^ 


düğü 


J^j^ 


döleği yeyni 


(jrtf. ıŞJ J^ 


dögülmek 


dii^rj^ 


döUü döşlü 


j.Uj:> jJj:> 


dögün 


bj^j:^ 


döUi döşli 


^Uj^ .^iij^ 


dögün urmak 


Jajjl öjfj:! 


dolmak 


JİJ^ 


düğünçiçeği 


tf^ ^j^j^ 


dolama 


, Aj^ 


düğünçiçeği 


.(SW "^J^J^ 


dölendirmek 


dUjJUj_0 


dögün komak 


,jAy Cj^j:» 


devlengeç, devlingeç 


P^.SoJ j:> 


düge 


■i.^j^ 


devlengeç, devlingeç 


gSoJj:, 


düketmek 


dix iS'j^ 


dölenmek 


dU J j:, 


dögeç 


■^^J^ 


dolukmak 


J^jJj^ 


dügesimek 


d-Lj*- ^ j^ 


devlügeç 


gO^j^ 


dügi 


Sj^ 


davlunbaz 


JLjü_jJj:> 


döl 


^j^ 


döl yatağı 


^pb Jj:, 


döl eşi 


J\ ^j^ 


düm 


p. 


dolap marazı 


J>j- v'^J^ 


dumağı 


^iLj^ 


dolaşmak 


j^Vj^ 


dombay 


ıiUj:> 


dolamba 


V^-?^ 


dumru 


Jyj^ 


dolam aç 


£»Vo 


dumrı 


^j^J^ 


dolandırmak 


J^j;.ÜVj:. 


dumağu ■ 


: j'^-'j^ 



367 



dümük olmak 


^j\ d.j^ 


dunukmak 


J^jh^ 


dümükdünnek 


d.LjjSİ>ji 


dün ü gün 


cf j>j^ 


dümükdürilmek 


dii^jASCjJ 


dün ü gün 


b jS j ö jl 


dümükmek 


dLCjj 


dün ü gündüz 


■ . j^^J^ j Oj:> 


domaltmak 


J*::i»j^ 


döne döne 


\jjy 4j:> 


domalm^ak 


J*L>j^ 


döne gelmek 


dLiT'^jj 


düm en do ğrultm a k 


J*xJ j^PjJ ı>J-i 


dönegen 


C^'^j^ 


dümük 


, '-^j-J^ 


düne gün 


ÜJ^ "ijjj 


düm^ükdürmek 


dl.j^S'j.j^ 


dünemek 


dl.4jjj 


dümükmek 


d.\fj^j^ 


dün yarısı 


^-j*^. "Jj^ 


don, dün 


ÜJ^ 


dün yarusı 


^.jjb üjj 


dün içi 


urr^ "JJ^ 


dün yarı s j 


l3^'.jL'. "Jj-i 


düne gün 


üjf Ljjj 


döneydi ola mı 


LifVjl ıj-^jy 


dünemek 


dLUjji 


dün yarusı 


a.-'JJ. ^J^ 


dün içi 


LS^.' ^J^ 


dün i gün 


üjf lİj^ 


dün hasğunı 


j_^A*-Ij jJ 


düni güni 


jjS* (jjj 


dün baskunı 


j^*-lj (jjj . 


dünin günin 


iifJ^ ılrüjj 


dün haşkunı 


(J_j5.v!»Ij üj:> 


devetabanı 


JLİJ ajj 


dün başkmı 


^^Â^\j (j j:> 


devecik 


dUajJ 


dün hııçuğı 


uh^. ^J^ 


devedabanı 


jljlj tji 


dün huçuğı 


J.j^_ üj^ 


deve deli âlı 


CİV^ »J^ 


dün başkunı 


(J_jJl-^J (Jji 


devetabanı 


(İLLİ* ajl 


dün huçuğı 


(3*?-?^ üj^ 


devetabanı 


ıjLL ajj 


dün huçuğı 


U.h'TJİ "JJ-^ 


devetabanı 


(İtİ» *J-İ 


donatmak 


J*djJ ■ 


devek 


iJajJ 


duncukmak 


l5*^j-^ 


duyuş virniemek 


J.kjj ^AjjJ 


döndermek 


dLjloJjji 


doylamak 


<>J-iJ-^ 


dün dulpı 


^i^^ ^J^ 


doyumlık 


JİX jj 


döndermek, döndürmek 


dLjOJjj 


döymemek 


vi.l»^_Jİ 


döndürmek 


di jjA]jj 


devinmek 


dL'~iji 


dün dulpı 


^-Jjj üjj 


doyum 


ÇJİJ^ 


dönek, dünek 


di;_jj 


doyum olmak 


J^j' f_?ij-i 


dün gün 


j^ "jj^ 


doyumlık 


3}-'jij^ 


dönegen 


ilf-'J^ 


depelemck 


j.yii»ji 


dün gün 


üjf üj:> 


deli düşmek 


dlrjj o 


düvün güni 


üj^ üj:> 


der 


j" 


dünlece 


cuUijJ 


dahra 


»jXİ 


donlık 


JİİJJ 


değinmek 


dLS»^ 


dünle 


■iijjj 


degürınek 


dLjjftji 


dünleler 


jajjj 


değin 


öy '^ 


devinmek, dönmek, dünemek dL: ji 


dehlemek 


dîjJo 


dünin günin 


<>-?^ <>' j-^ 


delücedoğan 


(jLejJ =l>-_jjfli 


dün namazı 


<jjU' üjj 


dene 


.'ijai 


donanmak 


ı>XJjj 


day, di 


t^-i 



368 



dayaza 


IJk^ 


dirüp devşürmek 


dLj_jijj lijjj^j 


diyesin 


ü-^k-i 


dirüp dirşürmek 


'^^^jj-^j;.^ ^jj".? 


^ dey enek 


dİJl^ 


deyre 


'-'-■^ 


dip 


(_-0 


diri 


fSJ.? 


dip alay 


cj"^! ^i? 


dirice 


^jji 


dip çalkamak 


^^iJ U- (_-j j 


diri kılmak 


J»iâ ^e,J:> 


dip dede 


oJi (_-0 


diri komak 


^ji ^SJ? 


dip göstermek 


difi J^'^JJ '-^i^ 


dirilmek 


dLLj;.5 


dibelek, dibelik 


^,^ 


dirinti 


^>J? 


dibelik 


diJ^^O 


diz ağırşağı 


J-^J^ Jl-5 


dipi 




diz ağırşağı 


j^^j)}^\ yj> 


dipi 


^^-^ 


dayaza 


'3:^ 


ditmik ditmik 


ıii*:o ıi.Liıj 


diz ağırşağı 


^i-i>l j.^^ 


dııydıırmak 


- J»J-^--^ 


dizcük 


^^y? 


didik 


İİOj.^ 


diz çağsın 


(Sj^'fr yj> 


didim didim 


ji^Jj^ -.Jjj 


diz tonı 


ü_jL y^:, 


dir dir ditremek 


dLiJ:, jj j'_j 


dizek dizek 


^y? '-^y? 


dirürmek 


dLj^_j 


dizekmek 


diTj.^ 


dirşürmek 


dLjJ-j^^ 


diz gözi 


t5J^ j'„-i 


dirşürmek 


d.Ljj^jj> 


dizge 


.0. 


dirgürmek 


d'./-^. 


dizgin eylemek 


dLİJ.I iyS'y^ü 


dirgeşmek 


dL-iT/^:» 


dizlik 


^y? 


dirgürmek 


dLjjO_^ 


dızman 


o\j>jJi 


dirilik, dirlik 


.dJij:.^ 


dızmanlık 


3^^y„^ 


dirlik itm.ek 


dL:"l dJ^o 


dizim dizim 


\y? ^y? 


dirlik itdirmek 


dJ^j;_JUjl dUj'__:i 


dizeme 


•ı^jji 


dirlik eylemek 


dLLI dJj.^ 


dize yetmek 


dL.=i 6JJi 


dirlik dirilmek 


dLLj-,^^ v£jl^_^ 


dizin çökmek 


^^j^ Cf.y^ 


dirlik gerjligi 


5İSİ^ dJİ^^^ 


dizin dizin 


ü'.y,^ uy,^ 


dirilgi 


cPİ^ 


diyiş 


0^.^ 


dirilmek 


dUj.^ 


diş urmak 


J^jj'' tr^-i 


dirlik 


-.y^:^ 


diş bilemek 


j.U-^^ (jiji 


dirlik yatı 


JL dLI^_i 


diş bilemek 


Iİ.L.1-J (j^^ 


dırmanmak 


jx"L.j'_j. 


diş bilemek 


dL<Li (jij^ 


dirmek 


,dU^.5 


diş düzmek 


dLjjj j^.j 


dirinti 


(i'' -'-■^ 


dişürmek, diyşürmek 


dLjJİJ:» 


dirneşmek 


•• ıl[*zj _/ i 


diş kısmak 


J*^ ^y:J:, 


dirnek 


dİJ^'i 


diş ktırdağısı 


^^\:,jjî ^^^:> 


dirneklü 


jiSCi_/^ 


diş kurdağısı 


arr^^jy lTİ^ 


dirnekli 


^is:^;. 


diş koymak 


^S' 0^.^ 


dirnek yeri 


ıSJ„ '^i^Jl-i 


diş koyurmak 


ıj^jjiy tP--^ 


dirnemek 


dJjr'j-^^:» 


diş göstermek 


d.Ljİ4j^ 4j^:> 


dirüp döşürüli 


dl.j_>r Jj^j^ 't'J-/-^ 


dişeği 


S^.^ 


görmek 


, 


diş emek 


dLiji 



369 



dişini ısıtmak , 

dişengi 

dişenmek 

dişini ısıtmak 

diyişü durmak 

diş em ek 

dişi 

dişi kişi 

dişin sırıtmak 

dikiz 

dig imdi 

digeç 

dik gelmek 

digelmek 

digmek 

dikme 

dikenserçesi 

digü 

digü diıjlemek 

dike 

dike dike bakmak 

dike dike bakmak 

digicilik eylemek 

digici 

digi diıjlemek 

diıji dirjlemek 

dikine gitmek 

dü 

daylak 

dile gelmek 

dilekçe 

dil üşürmek 

dil çiynemek 

dilek 

dilek itmek 

dilek eylemek 

dilekçi 

dilekçi 

dileklü 

dileğin eylemek 

dükü 

dilküüzümi 

dilküceklik itmek 

dilki 



Ti "^ 

■ dLiT dJb.2 

jlL) <Ss.o <ixj:i 
J^İj -ıS^p <xp 
,dL.if.l 3^S^.? 

dLİSCo S^,:> 

"- "ek- 

dL"il dil.„^ 
dUAİJİ dJıJj^ 



dilleşmek 

diUemek 

dilmaç, dilmeç 

dilmeç 

dilmek 

dilin beklemek 

dile gelmek ^ 

dili zifir 

dilini bilemek 

diye misin 

döymemek 

dime 

dimelü 

dimin 

dm, diyen 

dıynak 

dinç, dinç 

dinç olmak 

dinç geçmek 

dinçlik 

diyince 

dinç, dinç 

dıynak, duyu ak 

dinlenmek 

dınmamak 

dınmak 

dîn 3mf kalan 

deyü, diyü 

dîvâra urmak 

divân bağlanmak 

divrik 

divşirmek 

divşürükli 

divşürmek 

duyuş virmemek 

diyülmek 

diyeze 

deyiş ât 

deyi, diyi 

diyeydüi) 

deyiş, diyiş 

diyen 

diyü 

diyi 



dLiJL.2 






dJi^o 



370 



zikr eylenmek 



dU;iji J^':i 



râhatkı 
razdakı 
resm ıırmak 
resm komak 
resme 
rufadan 
raks urmak 
raks urmak 



3*-) A ^'^J 



rakamL urmak 
remg öynam^ak 
reng geçmek 
reng virmek 
rufadan 
Rûm. erenleri 
Rûm ilinlü 
Rûm ilinni 



J-jji 


f. 


j-»Uj jl 


dİJj 


dL^^S' 


dlo 


dU - , 


dlJj 


üUsjj 


(i>'j' 


fJJ 


J:A\ 


fJJ 


ci'l 


pj 



zardık kdmak 

zarlanmak 

zanncıtmak 

zarıncımak 

zarmcı 

zardık itmek 

zâğ 

zağlamak 

zâğh 

zâğ virmek 

zıbın 

zıbun 

zibil 

zıbın 

zarıncımak 

zifir 

zifir 

zegrek 

zilü 

zili 

zaman ile 

zenen 

zanbık 

zencef 



J*^^ jJjlj 


zind anlamak 


Jxi.İJİJJJ 


j^Jjlj 


zindânvan 


üljüİJü*J 


(3*^j'j 


zindana urmak 


J^jl o'IAj'J 


l>"^jU 


zindana urmak 


j^jjl <üljjj 


J.y^ 


zindana bu-akmak 


j^Slj-^ .-iJUJJ 


,i*~ıi Jİjj'J 


zindana vurmak 


J*jj 4jUJJ 


L'J 


zengü 


_jSC:j 


■j^UIJ 


zor 


jjJ 


[J^İJ] 


zorbatır 


j^jjJ 


di-j;j ^İJ 


zorba kalkmak 


J^İjlİ 4jjjJ 


<>J 


zort 


'^JjJ 


<J^^J 


zurnapa 


'■■yjjJ 


tkJ 


zevzek 


iJjjJ 


j/i^J 


zevle, zivle 


JjJ 


J*^jj 


zivindirik 


iSjOJjj 


^^J 


zehiıiik 


^Vj 


-n^j 


ziyan sanmak 


J^tLs übj 


iS.^J 


zıbun 


<^_?r£J 


.'JJ 


zeyıeklerimek 


dUi-lOj 


JJ 


zıyrıncak 


J^J'J 


aİJLj 


zayğala 


cj U_J J 


üljj 


züü 


J-^İJ 


(i:rJJ 


zili 


\kJ 


ıJuŞiJ 


zivle 


*^JdJ 



371 



sataşmak 


jP\3L. 


segirtmek 


d.L'J'L. 


saçu 


_js-L-< 


segek 


diTU 


saçu saçmak 


J*=?"' ^T 


salbur 


j^lL. 


saçu kılmmak 


J*XİS _j:>.L. 


salık 


jJU 


saçulamak 


J-V>L- 


salmak 


JİL- 


saçı 


^T^- 


salma 


<İL 


saçı saçmak 


i>*?^ (JJT^ 


salyar 


jUL- 


sacdık 


jWl- 


samırdamak 


J^I:.^U 


sahlamak 


j«:>UU 


san 


jU 


sahlamak 


(3*1:^1--' 


san itmek 


dL::j.l üL 


sarğılt 


cUjU 


sancdmak 


J^l^L- 


saı:kuk &aç 


^^ ö^J>^ 


sançmak 


j^ş^U 


saru 


jjL 


sanki 


J^^ 


saz 


JL _ 


sanu sanmak 


jxL _jJL 


Ses sem 


(^ u-^ 


sanu sanmak 


J*^ _jjL. 


sası 


^.U 


sav 


> 


satır döşemek 


dL.^j2 _^L 


savaş 


J\J-^ 


sağ 


^L 


savaş eylemek 


di-^ll (jiljU 


sağ esen 


■ â-1 t^ 


savaşdan kalmak 


^^*Ji üA-İljU" 


sağ olmak 


jij\ 11. 


savuşdurmak 


"j.jXijL 


sağıcı 


J^ 


savaşmak 


jAjU 


sağrak 


j_^U 


savuk 


jjU 


sağış 


^L 


savlamak 


j^V> 


Bağışlamak 


J*İİ-pL< 


savılmak 


Ji> 


sağlık 


jUL. 


savmak 


i}*J^ 


sağbksuz 


j.«â1pL< 


sevü 


jj U 


sağalmak 


tJ^UU- 


sayru 


j>.^ 


sağm 


Û^L- 


sayrulık 


jJj-r'-' 


sağmç 


tsJLpL- 


sayağ 


İjIj 


sâğmmak 


(3*î^'-»" 


şayağı 


..^ÎU. 


sağu 


_jpL'< 


saya 


4j U 


sağu sağmak 


(J^U" _jpL'< 


saya kaftan 


jbİ5 «oL- 


sağu sağmak 


J**-' _?«''-' 


saya gicesi 


^^^^ «tjL< 


sağı sağmak 


j>U |_jpL. 


sebe sebe yürümek 


d.A*J 4J U*J U*J 


sağış 


J^^ 


sebat almak 


jil jr- 


sak 


JL- 


sebak almak 


(3^1 J?-' 


sak olmak 


Jiji ju 


söbek 


d\,. 


sakar 


^-L 


sepmek 


dL;-- 


saklık 


JİSL- 


söbü 


-?C^ 


sakmmak 


j*;iL 


söbüce 


<i>. a^ 


sekitmek 


dLiTL- 


sebük sallamamak 


J/.|ji^ iJj;*- 



372 



sepetlik 


dl::^ 


saçu saçmak 


J^î""-^ j^ 


Sepdürnıek 


dL.jJU^ 


saçu saçmak 


J*^ j^ 


süpürge çalmak 


jiU- ^ j^^ 


saça seğirdim salmak 


j*l<^ ^ijS^ ««»«i» 


sipsi 


^-r 


süçi 


LS?-' 


sepişken 


ö^^.*"' 


seçilik 


SL^ 


sepişmek 


i£SA.JiXf 


sahlamak 


j»:i\^^ 


sıpğm 


^^ 


saklatmak 


j*iU=^ 


sıpkın 


oV 


sahlamak 


^U=^ 


sıpkun 


jAi^ 


süd ağzı 


j^jiT a*- 


sıpkm 


öy'i^ 


süd ağzı 


t5j*l >u 


sepkün 


öj^ 


süd hırası 


(j,""-^ j^ 


sepiİTTiek 


dLLu- 


sedremeki 


J-oajA*- 


sepilemek 


di"*iju' 


sidük, südük 


İİA^ 


sepim.ek, sepm.ek 


' .^^ir 


sadlamak 


JİJ^ 


sepinti 


(İİ^ 


südlü aş 


^T _jJa*- 


sepilenmek 


dLxL>- 


südlü aş 


^I^Jj^ 


süpüri içmek 


ıil*şOİ iSJJ^ 


südük 


£jjJU- 


süpüri tutmak 


ö^J' iSJj^ 


sidiği yürütmek 


^^jji S'A'^. 


sepüşmek 


dl^j^ 


sere 


1^ 


sepelemek 


dli-u*- 


sarpçak 


J^^ 


sepi 


LJ-^ 


serpitme 


•""«■^^ 


sepişmek 


dJ.*.^>;Jj*" 


serpmek 


dJLc^ 


sepiletmek 


di.*^~JUJ 


serpene 


<Cj_;-< 


sepilemek, sepilmek 


dULjL- 


sarpım 


"JJİ^ 


sepilenmek 


dU-ljA*. 


sürtünmek 


di*^_/-- 


sepilenmek 


dl^J^JU- 


sürcütmek 


dL^r^ 


sataşı gelmek 


dLiT jL 


sırça 


^--r- 


sataşmak 


J*-İX- 


sırçan 


öU-^ 


sitil 


J^ 


sürçitmek, sürcütmek 


dL::^^ 


satu 


y^ 


sürçek 


dl^^ 


sitil 


^^ 


sırçan 


û?^ 


sücimek 


dL:^- 


sırçanık 


(3^^ 


seçme 


4rfi,Ştrf 


sırça 


■»T^ 


sücü 


j,^ 


serçeyuvası 


(j.'-ijji ^j^ 


sucuğaz 


,. >J^ 


sır sır 


j^ v- 


süci 


Lsr^ 


sersem 


r^ 


süci başına urmak 


j-jjl 4:^lj ^>^ 


Sırf 


uV 


sıçanotı 


Jj\ oU^ 


Sırf şmuğı 


J-J^ J9;-. 


suçlamak 


^y:^!^ 


saruk 


l3^ 


suçlamak 


J*-^ 


sarkınmak 


(>^^ 


saçluyıldız 


jaL jL»=-- 


sırkm 


ja3_^ 


saçanak, saçmak 


â^ 


sürükdürmek 


dUjaT^;-. 


saçu 


J'Ş^ 


sürükmiş 


ıP^ 


iaçu saçmak 


(J^^-L" _j>'*' 


sürükmek 


diT^ 



373 



sergen, sirken 


cf^ 


ses seleg 


İİU- (_)-*- 


sürgü 


j^.r'. 


ses sem itmek 


dljcl 1^ ^j^ 


sirke 


<r- 


seselmek 


di^i*-^ 


sirkelenmek 


dLJ<^ 


süsmek 


di*— - 


su'lı söz 


J_j- J__^ 


sesmemek 


. dJ..»^- 


sarmurınak 


3^,yj- 


sağ 


Ğ-" 


sarmaşık tolaşık 


Jr^jy^ . J~-"_^ 


sağalmak 


JİU-- 


sarmaşmak 


J*-^^ 


sağrak, sığıak, suğrak 


^\jk^ 


sormak 


J-»^- 


sağrak 


^jk^ 


sürmek 


dU^ 


sağış 


u^- 


sermenmek 


dL:-.^ 


sağışlu 


^i,^*j 


sürme dürlünmek 


tiU^j^ ^j'j-i' 


sağlamak 


J-»">U- 


sürme kilid 


xl^ i^j^ 


sağalmak, sağlamak 


IJ^IÂ.'^ 


surnapa 


oL'__r^ 


sağma 


1- 


serinmek 


^iîj^ 


sığamak 


S^'-'^ 


sora varmak 


Cı^JJ J^ 


sığınca 


\.^^CS.Mİ 


sirvi 


(SJj-" 


sağmcak, sığmcak 


jL^şıii- 


sere 


"^ 


suğur 


J 4**^ 


sürimek 


^k^- 


sağu sağmak 


J*i- jk^ 


siz 


}•" 


soğulmak 


ji_jA-. 


sizcileyin 


lA^y-". 


sığamak 


J-4A- 


sezerlenmek 


d.1*^ j }•" 


sağış 


ü-r*-^ 


sızırmak 


J»J>- 


sefer seferlemek 


dii^İ^ jji^ 


siz siz oluıj 


Ûj\j\ > > 


sifirsemek 


Ajf ji^ 


söz şav 


J^ >- 


sak, sok 


3-^ 


sezik, süzek, süzgi 


^>- 


sakak 


jli- 


seziklemek 


dii£j> 


sakdıyan 


ÖIjJÜ^ 


sözlemek 


4İJ- 


sakar 


>- 


sezmek, sizmek 


dLj.- 


sokar sigek 


diSsM» JLm 


sezme söz 


jj^ <•-> 


sakırga 


AC-jÜ^ 


sezinme 


«"> 


sokarık 


3J^ 


sızu 


jj-" 


s o kr anmak 


C^j^ 


söze komak 


J-_?2 »> 


saksı 


^Ji^ 


söze gelmek 


• di*ir oj.- 


sokşurmak 


■ 6*J^ 


sezi 


t5> 


sakak 


ji- 


sızırmak 


li-^^.^- 


saklamak 


j^'i.lÂ-' 


seziklenniek 


di*xJdIi> ■ 


sokuldamak 


JiİAİÂ^ 


sızıldatmak 


^ .Ji:Xj.>- 


saklık idinmek 


dix:>l JİÂ*- 


sezinilmek 


dL.İ~ı._).- 


sıklık virmek 


^•'-'jj jJ'^ 


sis 


lt- 


sıkLk virmek 


dl«j;_j JÜ-' 


susalık 


(^il»»*^ 


saklamak, soklamak 


J*İÂ- 


sesdirmemek 


^£jX^ 


saklamak 


Ja4â*- 


sesdirmek 


cLU J^J.4W^ 


sakmıcılar 


^1;>=;Ü*J 


sis renkli 


JSoj jj.*- 


sakandırık, sakanduruk 


jjj;^*- 



374 



sıknaşmak 

saknuk 

saknuklık 

sakınıkhı 

sukııur 

sakını turmak 

sokum 

s okunmak 

sııjarlamak 

sil] arı 

suıjak 

sekilmek 






seğirtmek, segritmek, siıjirtmek dlx ^SC*- 
seğirtmek gereksii] dlS^ <i..U jX*- 

sögürce ■i^jS^ 

segirdürce ■^tj^j^-^ 

segirdişmek S.^:>_f.:> 

seğirdim f-^^^ 

seğirdim itmek <ikl ^ij^^ 

seğirdim itmek dl*xjl ^^^Sn.*- 

seğirdim eylemek dl^LI |'-^^'-' 

segirdimci J^^j^ 

seğirdim salmak Jİ'-^ ^^^*- 

seğirdim salmak (İ*i^ ^^^SC- 

seğirdim kılmak j^Ji Y-^^*- 

seğirdim yeri (SJ^ ^^j$^ 

sekirden ö^j^ 

seğirdü başlamak J*i-^. j^j^ 

sögürde «^^*- 

seğirdi seğirdi 
segirdişmek 
seğirdi salmak 
seğirdim 
seğirdim itmek 
seğirdi yürümek 
sil] irsi 
segrişmek 
segrek 
sil] ir gen 
sigirlemek 






f- 



:> is.*» 



dJLc I f^J^ 

seğirmek, segrimek, sigirmek, dl-^SC*» 

sigiirmek, sögürmek 
sikre o^SC- 

segrimek, sekrimek Sj:J>İ^ 



Ûj^,: 



sil] sil) ağacı 

sil] sil] ağacı 

süksün 

seksenmek 

süksün. 

süksüni düşük 

sügşek 

sei]ek, siıjek, sügük 

sii]ek üşeleyecek 

sürüklenmek 

sekil, siğil, sökel 

sökeliik 

sögülmiş 

siıjilemek, sii]lemek, sögülmek dLİS^*» 

sögülme d^iSs^» 

söglünmek dl*üSv-» 

sii]mez j*x*» 

sii]mek dLSC^ 



-UT diS^ 
-Ipl ıiJ,«5s*» 

dis:*» 

düISC- 



sökmen 

segmenbaşı 

seknitmek 

seknimek 

sekü, süıjü 

süıjücek, süıjücük 

siıjürmek 

süıjük 

süijüldenmek 

süi]ülemek 

söküm 



ı£-U.xSs.*» 

dU_jS^*- 

sirjece sii]ece 4:»-<6^*«' ^ş-aS^*» 

sikke şüret bağlamak j*Uj c^jj^ •^^ 

sekeletmek dJL<Kd4SC*- 

seki, süıji S^ 

segitmek, sekitmek dL^^^ 

sirjici t5=?^*' 

seğirt dür mek iİJUj^'jaSC*- 

seğirtmek dJLc jaSC*- 

segirdişmek dLi^i -îi^*' 

seğirdim ^^ jSİ^ 

sigişi eyü jA J^ 

sekil J:^ 

sigildetmek dJüTjıLSC-* 

silâh bağlanmak (>.^j ^t>t- 

silâh geymek dL-S" ^K^ 



375 



selâm itmek 


dL.:il ^"iU 


sümsük 


di-jr- 


salbur 


^JU 


sımak 


■ 3^ 


selip sepmek 


dio-i*' 1— »JU 


sümülcümek 


dL;^^ 


salbur 


Jjî^ 


sümülcümek 


di-j^air- 


salbır 


J"^ 


sümülcümek 


dLİ-^r- 


sölpük 


^i^ 


seme 


İS- 


siltemek 


dLxU 


sümeye 


ijr" 


saltanmak 


j*^i-^ 


sin 


ö" 


sultânbörki 


Sj. olkJU 


sin açmak 


jn' <> 


sultânbörki 


Sjy, ülLJU 


sen ol sen 


Cr <Jj' ur 


sultân yolı 


J_jj üiiaJ-' 


sünbegi 


S^ 


salkım küpe 


«ujS' *âU 


sunturaç 


^l!n^ 


salkum küpe 


Jjjb ^jii*- 


sente baş 


^iL) iz^ 


salık virınek 


^^-CJ jL- 


sancak begi 


Si Jk=^ 


silkindi 


^S'^^ 


sancış 


cr?'^ 


selgi 


s^ 


sancışmak 


J^Jt.^ 


selgi itmek 


dJul s^ 


sencef 


l_jl»;i^ 


selgimek 


dJU^ 


sancak urmak 


6^jj^ J^=^ 


salma söz 


> y- 


sancak çözmek 


di«J_j^ (3?'^ 


salmaya 


.^Ai- 


sancılmak 


. j*i^ı- 


selmek 


di.L. 


sencileyin 


ıJAİ».!- 


selmen, selmin 


j,*!*- 


sançmak 


(3*=;=-^ 


salma sözlü 


_> J~" '^'L**' 


sinci 


■ci^=^ 


silme tolu ' 


j' jt' «u-JU" 


sencir 


j^?=~^ 


selindü 


jAÜ-' 


sencileyin 


|JU^J»=X^ 


selindi 


t^jd-- 


sendiremek 


di»jX>- 


sulanmak 


j*xU 


sen der emek 


d^ûj-A-^ 


salı virmek 


ıfJUjji*- 


sindik, sündük 


£İX>- 


sele 


aJU 


smdu 


jX^ 


sille sedeme 


djXu' ii*^ 


sen der emek 


di»jû-^^ 


sille komak 


J^_j5 4*- 


sındı 


(^X>- 


salyar 


^> 


sendiremek 


di»û j'-U>' 


sımarlamak 


Ji.l- 


smurtaş 


LT^-n--' 


sümdük 


iSor- 


sen sen ol 


<Jji ü-' ü- 


samana saymamak 


(J**j.<stf <i) ij<w 


sen sar] a 


15C- ^y< 


sümdük 


iljAr- 


sunğar 


jUirf 


semritmek 


dU'^r- 


sungur 


>^ 


sımarlamak 


J-"^^^ 


sınık 


ıJ- 


sömürmek 


dJUyr- 


sunkur 


jAL*J 


sömürü içmek 


dL.P=jl jyr- 


sınıklık 


jU:> 


semritmek 


dbyr- 


smıklu 


jli.*- 


semrimek 


dic yr- 


sımkmak 


(>-2^ 


semizlikotı 


üjl dUj^ 


sunkur 


j_>-«^ 


semizimek 


dkjr- 


sanki 


ix- 



376 



sir| sil] 


db-' lih- 


SÜCİ urmak 


^->J^ L5=rj*" 


siıjildemek 


di«oaJLSo- 


suçlamak 


J*Vj- 


senlik 


dil:- 


suçımak 


ö^^J'^ 


sanlu 


j^ 


suçını almak 


J^' I^J'^ 


sinle 


«ıJb-- 


suçına kalmak 


j^il ^j^ 


sınmaşık 


. J-İs*i*' 


süçi 


eiTJ" 


sınamak, sınmak, 


sunmak j*:-- 


sokmak 


J^J*- 


sünmek 


di-x- 


süd 


^J^ 


sauu 


jx- 


süd ağzı 


(j>T ij- 


smıırdaş 

1 


^ibjjX- 


sevdaya yelmek 


. diUj 4jl:ij>- 


smur taşı 


J.'^ jj^ 


süd çürügi 


^j'r ^-»^ 


sanu sanmak 


J*-"^ j^ 


süd çeşmesi 


^.^L^ ,j. 


smuk 


Jj^ 


sevdük 


ii^j^ 


smuklu 


ji5jX- 


sevdüginleyin 


^^j^S'^JM' 


seni sai]a gerekse 


■^ ^ ısc^ ^ 


sevdüklü 


jlS'^j^ 


smık 


6r^ 


südlü 


J^J^ 


su, isUV, sü 


j'- 


süd ile suvarmak 


J^JJ'^ ■^k^J^ 


suvat 


Cj\j^ 


südi yavuz 


jjk •ci^_?-' 


suvarmak 


Ö'J^J'^ 


sivrermek 


dX'j\jj'' 


savaş 


lt'j*" 


sürtük 


djjjj*- 


savaş itmek 


di*^.l o^^j'^ 


sürtünürce 


'^TJJ'J^JJ'^ 


savaşğan 


öUjjilj^ 


sürtünü sürtünü 


j'jjjj-^ j'j'^JJ'^ 


savaş karılmak 


J»İj.jU oİ\j^ ' 


sürcütmek 


di*^ JJ:^ 


savaş koparmak 


6*j:f lP'j'^ 


sürçütmek 


'^Jr-'J'" 


savaş koparmak 


J«j4JjS u-'j"' 


sorkun 


Öj^JJ^ 


savaşmak 


J^lj- 


sürsegen 


jjS'Ujj-' 


savaş yiri 


ci^. (T'j'' 


sür ş at 


oLtf'jj*' 


su bâşdan aşmak 


jr"! öxib j*- 


sürşat koyum 


JjJ oLpjj-' 


subaşı ■ 


■ Jkj- 


sür salmak 


j^Ls jj'^ 


söbüce 


<üŞlj*- 


sorguç 


^j^'Jj'^ 


söbek 


dLj*- 


sorkuç 


^jhj'^ 


söbeke 


^SsJj-ı 


sorkun 


^jhj'^ 


söbeki 


S'.j'^ 


sürek 


iijj- 


söbü 


y.j-' 


sürükmek 


dÜ'jj- 


sobe 


^.j- 


sürgü 


jfjj^ 


söbi 


jj*- 


sürgü demüri 


ciJJ-»^ J^JJ-" 


suvat 


Oj^ 


severlenmek 


di^Jjj- 


savutmak 


j'V 


suvarmak 


J'JJ-' 


süci 


2:^- 


sürmek, sürümek 


di-jj*- 


suç itmek 


di-xj.l ^IJ-- 


sürme 


■i.*jj^ 


sücj.mek 


di^^.J*- 


sürme dürtmek 


diSj^ ■^Jj'^ 


suçm dilemek 


dXAi^ ö^-j-^ 


sorunca 


İÂJJ^ 


sücü 


jrj'- 


süre süre 


OJJ^ ■ OJJ*' 


süci 


ei'TJ-' 


süre gitmek 


^^ ajj'^ 



377 



sora varmak 

sürümek 

sürimek 

söz azmak 

söz almak 

söz ııçkunraıak 

söz içinde olmak 

söz eri 

söz eslemek 

söz eşitm.ek 

söz uğurlamak 

söz öküş 

söze varmak 

söz üşürmek 

söz uğrısı 

söz öküşdürmek 

söz eylemek 

söz çatmak 

sözde uz olmak 

söz sürmek 

söz söykesi 

söz şay 

söz şav 

söz şorıcı 

söz karmak 

söz kdmak 

söz koparmak 

süzek 

söz getürmek 

söz götürmemek 

sözürj sağı 

söz keleci 

söz geleci, söz keleci 

söz gelici 

süzgü 

süzgi 

sözlü 

sözini karşulamak 

sözini yüceltmek 

söze eslemek 

söze çekmek 

söze gelmek 

söze yatm.ak 

sözi altında kalmak 



^Lrf? J 4-^ 



JJ- 



_4Sjj*- 



dLiT 

,4XL 



(_j->.İ5 e4XXj I (_JJ 4*^ 



sözi eslemek dLİ-l t^J_4*- 

sözi örce söylemek di-^L*- «^^jj! ijjj'^ 
sözi bütün (J_jXj t^jj*- 

sözi bir itmek dUxil y. lsJj*- 

sözi bir yire koymak J^.jî «j;. j'. lsJ_?'-' 
sözi pişürmek dUj_4İo t^j_4*- 

sözi söze ulamak J-^'^jl »Jj*^ (jJj*^ 
sözi tııtkunarak dLi^j*- Jj4;_jÂ;_4L> (jJj*- 

söylemek 
sözi karışmak J^y lSJ_?'-' 

sözi geçkin ı>^^^ l^Jj*" 

sözine kalem çalınmak j*üş^ is «ojJj*- 
söz yatı 

söz yaraşdurmak 
söz yaraşdurmak 
susak 
susalık 
susatmak 
süsüşmek 
susak 
süsek 

süsegen, süsgen 
süsülmek 
süsmek 
süsüşmek 
süsegen 
savaş 
savaş eri 

savaş eylemek 

savaşılınmak ' 

savaşmak 

sivişmek 

savğat 

sıvığırak 

soğulcan 

soğulmak 

suğlı 

savuk, sıvık, sok, sovuk 

savkat 

sokarı k 

sokak 

sokaklı çarşaf 

sovuk demür dögmek 



v£l*^ 4*^ 

Aj 4*" 4*^ 

ıiL.İJ.1 ıj^j'-' 
dipj.^ ■ 

. o ip 4*^ 



Ob 4*> 



sovuk demür dögmek dlT:) j^^^ j^^ 



378 



sovuklanmak 


' J^h-^ 


sündürmek 


ıj.l-'j-i-' j^-^ 


soklunmak 


Js'jiSj^ 


sevinişmek, sevııişmek, 


sev- dl*-^*_j-^ 


sokı 


Sj-^ 


nüşuıek 




suıjak 


ö^j^ 


sunui] 


, ^'^j'^ 


soq ucı 


^r.l ^^'- 


süıjüldiç 


■TyŞS^İj'^ 


süksün 


Cr^j-^ 


«övünmek, süıımek 


:dM J^ 


süksüni düşük 


dUjji ^j-^, 


sevü 


Jj^ 


süksün 


ÜjJSj.^ 


sovuk 


ÖJJ'^ 


süıjük 


d.\^J^ 


söve 


ijj^ 


sökel 


JO-- 


sövelmek 


diisjj-' 


söglük 


diir^- 


sövelmek 


dli.j- 


söglümek, sögülmek, 


sökül- dL.iTj- 


sevi 


t^J-" 


mek, süıjülemek 




sevi eylemek 


d.Ll\ iSj^ 


söglüme, sögülme 


d^iT^^ 


sevici 


J^iJ-" 


söglünmek 


d\^^^^J'^ 


soyalı 


t-J^ 


süglüm 


^J^J- 


sivişi görmek 


^■'j.j^ tj^.j'^ 


söglüme 


^j\^j^ 


sıvık 


C^-j-^ 


sevgencek 


dJUjİ^-. 


söykek 


dl^ij'^ 


sögünmek 


dL:-^^^ 


söykegi 


S^ij^ 


sevgü, sürjü 


.'0- 


söykegilenmek 


di^S^.j'^ 


sügük 


£]^0. 


söykemek 


dioCj-. 


sögünmek 


dLc"_jrj^ 


söykeudürmek 


^^jJuS^j^j*- 


söge 


<S^j^ 


söykendirmek 


^* jxSiijM' 


sögelmek 


dii^o- 


söykenmek, söykünmek 


dL-Siij-.^ 


SÜİJİ 


Sj'^ 


söyke 


aS^^ t.^ 


sulayın 


if^j- 


söykegi 


^■S.i_j^ 


söveltmek 


dUd^- 


söykelenmek 


lii^J^SÇj*- 


sölpük 


^J^J- 


söyleyüdürken , 


:fj^y.>^.j'^ 


sivilcü 


JrTJ)-^ 


söyletmek 


dUd..j^ 


sivilci 


Jrj-- 


söylerce olmak 


Ji.«l ^rJij^ 


suluk 


jJ^-. 


söyleşilmek 


dl^UL.j-' 


savılmak 


'J^j-- 


söyleşmek 


d.Lzlij^ 


sövelmek 


dlij- 


söyleşü turmak 


li^JJ ■ J'^-J'^ 


sömürmek 


dL^j^ 


s öyle gen 


Cf^ij- 


sümsüklemek 


lİİ^İSş— a_j*- 


s öy lemis dükleıind en 


üAiJ^jXL.J.i^j^ 


sümek 


■ dLj-- 


soylamak, soyulmak 


J*İj j*- 


sevmeklik 


dJlcduj^ 


su yolı 


Sı^'j- 


sümülcümek 


>İXA>>\fly;^ 


söyleyen 


^Hj^ 


sümülcimek 


l^JLj^^J^J-' 


söyleyegen 


J^^J^J*- 


sümülcümek 


ıiJL.»_j^.«_j*^ 


soymaç - 


^kj*- 


sümülcimek 


u«L* .N^^-* 4*^ 


soymak 


6^..j'^ 


sünbegi 


' S^j'^ 


suymca > 


4;^s~ı 5*J 


sünter 


J^J^ 


söyündürmek 


^J-J-^^.J- 


Sevinç 


^J^ 


s öy ün dürünülmek 


vİ,i*İJj-Uj^_j-' 



379 



sevinişmek 


^^^j. 


lemek 


"■ 


sevinilmiş 


cr*-^~'.j-- 


seyeklenmek, seyiklenmek dI«üSC.- 


söyünmek 


ıi.l*~lji- 


siıjmek 


dliC- 


'SÜyüm 


r ji j^ 


söykendürmek 


di-jjdC^ 


söyünmek 


(iix ji j-^ 


söykenmek 


dl^^-C- 


suya salmak 


(J^İ-mS "V. *-^ 


s öykü 


aJ\,^ 


sepilemek 


di j4İj<U< 


sigürmek 


di^jjS^^-^ 


s eli el 


i- 


söyke 


4$^^-- 


sehelden 


jol^- 


si girmek 


di-JİO 


söye 


V- 


soylamak 


J.^ 


sayat 


oLw 


söylemek 


dij^ 


saya kavtan 


jlJjS L- 


sile 


4İ„*- 


sitil 


J=^V^ 


söyleyü başlamak 


ıZ^i.^^ ^n - 


siyeç 


^^ 


soymaç 


^Ic-" 


sayramak 


^\ jf 


sımarlamak 


J^^s*- 


seyirtmeç 


7^ J)^ 


saymak, sımak 


J*r- 


sırçan 


Cf^-^f 


sin 


(>w 


sıyrmcak 


Ö^J^ 


sin açıcı 


Lsr^^'^ ^ 


sıyrıncak 


'j/^y-.f 


sınanmak 


6^^ 


sayru 


jy.^ 


suymca 


^=>^ 


sıyruk 


öjy.f 


siııcük 


dl^^ 


sayrılık 


jJ(J_n.-- 


smdurmak 


J^J-^:-^ 


sızırmak 


J*j>.-- 


sindürmek, söyündürmek 


dUjJC^- 


sızıldatmak 


Jx -l^>-- 


smdurmak 


ı>JJ-^-- 


sizmek 


dU>^ 


smuk 


li^-- 


sızu 


jjn-- 


sımklulanmak 


j*Jjli:^ 


sizi size gerekse a^^ 


•>- iS^r 


söynük 


dU.^ 


sis 


o-^ 


söynüklü 


jİSju^ 


sığan mak 


JjcU.-- 


sinlemek , 


diU:u^ 


sığanmak, sığınmak 


J^Uj*- 


sinle 


aL^ 


sığurmak 


J'jj*^ 


söyünmek 


dUv' 


şayağı 


J^r 


sınur olmak ' 


jijl j_jV 


sığm 


ü^^ 


söyündürmek 


dUjAJjlLş-' 


soyka 


il^MJ 


sınamak 


J^A^.- 


sıkalmak 


jiUİ 


sine virmek 


di» j j 4;^*- 


soykaşmak 


(_5A.c;jt..*j 


sini 




s oy akmak 


^J^Â^ 


siyü 


seyek, seyik, siyek 


di^ 


sıvat 


oljjj*- , 


sigarı 


(jj\S^^ 


sayvan 


ü\j^ 


söykegü 
sigirlemek 


dii>:^ 


sivri *^akıllu 
sıtyurğal 




siıjirmek 


^j^ 


sivişmek 


di^J^ 


sigişmek 


diUiC.^ 


siv'ilci 




seyeklemek, seyiklemek, sig- 


dLlsû 


soyunmak 



380 



sıvık 



jj,_a~^ seyü 



di- 



şallah 


^lU 


şarâb sürmek 


dSyjj^ «_Jİ_^ 


şabta 


•CjLİ 


şerbet düzdürmek 


['^'j^jj^ ^.j^] 


şabla 


<ujLi 


şerbetlik 


^^^ 


şapla 


-U!: 


şırbğan 


û^^ 


şaplama urmak 


jjjji A^-^^Li 


şırluğan 


Cfj^^ 


şapıldu 


jJÜLjU 


şeş olmak, şiş olmak 


jijl ^ti 


şapla urmak 


J.JJİ aLLİ 


şişek, şişik 


■ di^ 


şapla yimek 


dJLc_ aLU 


şeş gelmek 


dLir ^ 


şah kalkmak 


j*iJ U ^li 


şişkinlik 


d\:SİLi- 


şâd geldür) 


İJAİT ^Li 


şeş el 


S^ 


şadı 


iS^^ 


şeşilmek, şişilmek 


dLUJ; 


şar 


j^ 


şeşmek 


dL^ 


şarşap 


t_*^jL3 


şeşe durmak 


J'j-i "i-^ 


şarlu 


\ij\J: 


şeşilmek 


■ dLl ,ti 


şaş olmak 


Jii u^l^ 


sağla 


^>U-i 


şaşırmak 


j^_^L: 


şakrak 


Jİ^Â^ 


şaş gitmek 


d.L"S ^U 


şakımak 


J*Ü 


şaşmak 


' ^ j^ı^ 


şakımak 


■ J^:^ 


şeşmek 


dl^U 


şeker um 


• jjl j^ 


şaşııt 


0_j-iLİ 


şeker çiğnemek 


iİİj^XX;j- jS^ 


şaşı bakmak 


[J-^ .3-^] 


şeker suyı 


ıjjM- jSJ:- 


şakıldamak 


j-loL'U 


şekl bağlamak 


J.Üb ^ 


şakımak 


iJ*:?^ 


şıltağ itmek 


dl.c"l ^bdi 


şavür eylemek 


dLlI jjU 


şaltak, şıltak 


öbdi 


şehet 


o.*u 


şıltak itmek 


dl^'A jliU 


şaban 


jftU 


şıltak eylemek 


dUl'i jbd^ 


şaybğa 


AİİjU 


şıltak geçmek 


d..L>^ jUU 


şaym doğan 


öUj^ ^_U 


sular 


' ■ vi- 


şebeş 


crr^ 


şalğa 


AİÜ 


şabla 


4İ^ 


selefe 


AİÜ 


şabla urmak 


J^jjl 4İ--İ 


şolok dem 


f^ jU 


şip şip 


t-**' t-***' 


şolok dem 


pJüU 


şcpki 


ıSi^ 


şolok sâ'^at 


c^L- jLi 


şapla 


aLİ 


ş alaka urmak 


■j^jjl AÂLİ 


sitil 


j^ 


şelek 


düJ 


şah, şal 


(jLrf2İ=^ 


selem 


r^ 


sazlık nevbetin urmak 


J^JJİ «J^'jJ lT^^ 


simdir ek 


6jX^ 


şar 




simden girü 


j/ öaP 


şar âb almak 


jii vi^ 


simden gerü 


jj::xP 



381 



simden girü 


jjf oaP 


şolok sâ"^at 


LİvCUı jJ_aİi 


şimşek atmak 


JxT dUr- 


şulallamak 


j^iU^i 


şimşek oynamak 


j.bjl dUj^ 


şölen 


C)j)^ 


şen 


Cr 


şuncuk buncuk 


J^Ji J^_?-^ 


şunca 


■A^ıJLi 


şuncılayın 


04ş^^^ 


şunda k 


J-u^ 


şunca 


•^J.i 


şunda 


aXJ^ 


şundak 


3"^_?--^ 


sindi 


(i-^ 


şundan ki 


'S'üJJj^ 


şunkar 


jLi-i 


şunda 


O-U a^ 


şinik 


djJi 


şunuıj üzerine ki 


*" "^'JJJİ ıiJj_j.'^ 


şengül 


js^. 


şunug bigi 


^5^J t£L"_aÜ 


şeneltmek 


dLdıi 


şunug bigi 


S::'. ^^»-^ 


şenlik 


d^ 


şunuıj gibi 


^Ş ^Ij^ 


şenlik oğlanı 


J^jl dJJ:^ 


şunug gibi 


ı^-re ^'j-^ 


şenlik itmek 


di.:ül dU;J 


şevilenmek 


dl^._jji 


şenlik yir 


J. ^^ 


şöyle 


4İj_jJ: 


şenelmek 


di^U 


şehet 


C^^.- 


şenlenmek 


dI*J;-i 


şöhret bağlamak 


J^İAj i^^İ-^ 


şenluğa 


'ii_jl^ 


şibit 


1 


şuval 


Jl^i 


şırlağan 


ü*^ jAÜ 


şuvallamak 


j^^Ul^i 


şırluğan 


öLe^jJ _aİ 


şuvallamak 


J.İ)U^ 


şırluğan 


üh^ jö 


ş oh anlık 


jL-L^i 


şiş olmak 


ji j 1 ^t^ 


şor 


jj- 


şişek 


dl-iJi 


şorak 


jlj_j-^ 


şişmek 


di*^-^ 


şorba 


ı^.^^ 


şişe bardak 


jj_/_ diw5 


şoruldamak 


j^aJj_ji; 


şeytân atma binmek 


[di*:»j «cjl jlkJ; ] 


şorlamak 


jijj-^ 


şeytân örümceği 


(j^^jjl ölk^ 


şorva 


Ijj^jj; 


şığva 


l'J^rr'] 


şüşe 


4^ û^ 


Şİİ 


cP 


şavk 


ıJ_J-^ 


şılamak 


Jj>'>Li 


şevük 


£J^^ 


şilen 


J!>Li 


ŞUT] a değin 


j;f ^ LT^J: 


ş aylığa 


4iLİ 


şevüklik 


, dKj^ 


soyulmak 


c^ 


şeveke 


li^jİ 


şeyle, şöyle 


4U 


şuıja değin 


Cf:^ ^j^^' 


simden girü 


jj\f.:jj- 


şol 


üy. 


şin 


ö^ 


şol aşıl 


J-^S-I (J_j^ 


şınaİ3ad 


Aib.J. 


sular 


J^.i 


sinlik 


dkJi 


şolok dem 


j.^iJ_J^ 


şıvğa 


4p_«^ 



382 



u' 



sapıtmak 


(3-*^.'-=' 


şarımtık 


j..,U 


sapılmak 


. j-»Ll»^ 


sarmaşmak 


J^ojU 


şatu Lâzâr 


jljlj oL» 


sarmak 


j/.jU> 


sataşmak 


^M-iJ'L.» 


sarma 


<»jL» 


şataşu gelmek 


dU,ir_jiJL^ 


sarmaya getürmek 


\iJ.^j_cxS 4j't/>jL.s 


satmak 


t>c"U^ 


şaru 


jjU. 


sataşmak 


JP^lLa 


şaru sandal 


o\iU~/s jjU.^ 


şatu 


_4jUs' 


şarukavak 


^\ji jjl^ 


şatu eylemek 


dlAA ^;U 


şan 


(^jUj 


şatu bâzâr 


jljlj yX^ 


şanaş 


^T ^jU 


şatu Lâzâr akçası 


j4?=İİ j'jL; ^aj'l-j' 


şarıerik 


^„Jİ t5jW 


şatu L âz âr akçası 


'^'i:><Jl jijlj _jjU» 


şarıağaç 


^Ul (^jUj 


şatu bâzâr itmek 


J_U^J jlj'-! _j-i'— ^ 


şan ala göz 


J.cfVl^.U 


şatu bahâsı 


t^-'r. ->"'--=' 


şansüdlügen 


O^J-^-^ (^jUj- 


şatun dilemek 


ıf_l.»İJ^ üjjl-rfS 


şankavak 


■ öy t5j'--=' 


şatı 


uîU.^ 


şankebe 


4~r^jU> 


şatı bâzâr akçası 


^<şjJİ.jIjLj (jLs 


şarımuhâlif 


«-j"^^^ (^j'— =' 


şaç urmak 


(>J>' £'--=' 


şan mankır 


>-^ ^jU 


şaç bölügi 


X.J^İ ^ 


şasi 


.u 

(3'^^-^ 


saçık 


j^U 


sasımak 


^3»^^L.s 


şaçlıyildız 


J^. ı>?^ 


sasımak 


JC^U 


saçma hâl 


Jl:i ' i.S^^ 


şaşı 


3'^'^ 


saçındı 


^S^}"^ 


şağ 


t^ 


şaçmmak 


j^u-Uj 


şağ esen 


. j;-! ^U 


şaçu 


^^u 


şağ esen yürümek 


^-j^'i ü-i t^ 


şaçu saçmak 


(3^1-^ j>f~^ 


sağalmak 


J^UU 


şaçu saçmak 


^j-o^ş.^ y^^~^ 


şağ olmak 


Jlji t^ 


şaç] 




şağ itmek 


di^J ^U 


saçı biçik 


^^^ 3^^ 


şağ işlü 


j^J ^U 


şar 


, jU. 


şağ işi şol olmak 


jijl J^»^ ^ijj ^u 


sarp 


yjUj 


şağ eylemek 


dUİJİ ^u 


sarp un 


(j_jjjLs 


sağdan söylemek 


[ dLL.*- üopLs' ] 


şar salama k 


^3^<l.M9J-rf3 


şağrak 


(3İ_^Ls 


şarkılu 


_cİ3jLs 


sağır sıçan 


(J ^Ş^~3 ^ U.S 


sarkmak 


j5jU 


şağ söz 


J_j^ ^U 


şarkuk şaç 


,^l^ (3_j5jLs' 


şağış 


^/f^U- 


şarkı 


(İjL-^- 


şağışdurmak 


JrfjJL^Ui' 


şarlanmak 


J^'VjU 


şağış güni 


3' ^tU- 


sarılmak 


JljU 


şağışlamak 


j^LipU» 


şarlanmak 


J.^.JjU.S' 


şağışlu 


_^UiU 


sarma 


LjU 


şağışluca 


4»-_^İAeUö 



383 



şağışlı 


J-üU 


şakuğa 


it j^âUtf 


sağ sıkan 


^ji<^l.s<9 


şakızlık 


jJ>.âL» 


şağ göıjüUü 


^\^S ^u 


sakınmak 


j^îLrf» 


şağ göıjüUü 


j^iS'J' ^u 


Şai] 


"iJU 


sağlamak 


jrftAtU» 


şai] urmak 


j-jjl i^U 


sağaltmak 


^a-o^dİ^Uö 


şagğı 


^iru 


sağlıcaklar ile 


A]jJJl.>Sf-'L^ 


şal 


[JU] 


sağlık 


jUL» 


salt 


cJU 


sağlık almak 


jil jli^l^ 


şalğın salmak 


jiU ^u 


sağalmak 


j^UU» 


şalğun 


bjk\\^^ 


şağılıı 


, . _jUU» 


şalğun salmak 


töil.s<9 j^iJUtf 


şağılıırca 


<^j_jUl.^ 


şalğın 


ılrşiJL-» 


sağım 


(Vİ^U» 


salık 


JJU 


sağımlık 


''^U 


salkım küpe 


«U^jr (v^JU:' 


şağmç 


^L^ 


salık virmek 


'^■'j;.j j"-^ 


şağmç şanm.ak 


(jj: l.s<9 j?cXs- L,stf 


salkı 


\_,iJU 


şağınç kılm.ak 


(j^Iâ p-j»cUtf 


şalkık 


j-iJU» 


şağırimak, şağnamak 


j^U 


şalkılanmak 


j^^JL» 


sağu 


jtL<» 


salkım küpe 


'i.j^S' i^ÂlU» 


şağııcılık itmek 


ıi.1^^ 1 ji»- _jc L<» 


salmak 


' JİU 


şağucı 


t^>^ 


salma 


<İU 


sağu sağm.ak 


ij^*" jİ- L,stf 


salma aşı 


^iT^iU 


sağu sağmak 


j^L<» _jcL<» 


salma itmek 


dl/l <iU 


sağu sağmak 


. (_l*İ.s<9 _jtU<» 


şalındurmak 


j^»j.aJL<»' 


sağı 


j_ji^U 


şalmdürmamak 


(J^J.AJUi!» 


sağıcı 


j_j^U' 


salınmak 


J^*JU<? 


şağış 


(j^s^'-^ 


salınma bulanma 


"UjjJ «uJU» 


şağış yiıi 


t^-^. (j^''^'^ 


şalmu yürümek 


di»jjjj _jJLrf» 


sağı sağmak 


j^Lrf» j_j*^'-^ 


şalını bulanı yürümek di» 


jjji tiV_jj JJU- 


şağılmıak 


(_5->LwC-l-^ 


şalını şalını 


^^ c^JU 


şağınmak 


(3^0^-jCU^» 


salını yürümek 


4-L»J^. ti^^ 


şak 


ı3U<» 


şalyar 


jUU 


şakağı 


^uu 


şalı uzun 


■ Öjjjl (jUı!» 


şakak 


JUU 


şalyar 


j^JU 


şak olmak 


jijl jl^ 


salık 


j,ıu 


şakcı 


ı>=?^"^ 


salık virmek 


di-» j|^ j jJ L<» 


şakır şakır ditremek 


di-v'-i ^il^ js\^ 


salınmak 


^^^ u<» 


şaklamak 


'^^\î\.^ 


şalını bulanı yürümek di- 


J^'i <-^'^^'^. (ir'^ 


şaklayu dutmak 


jx"j^ ^jj'iilSU. 


şaimı şalını 


^JU ^lU- 


saklık 


JJjUe' 


şalı virmek 


'^■'j^j (JL<» 


şaklamak 


(J^sLrf» 


şalı virmek 


dl-aj-^^jJU 


saklanmak 


t>»diL^ 


şamanuğrusı 


(^-j>jl öLU- 


şakınduk 


j-uiLs 


şamanuğrısı 


j_j.«j^c-jl öLU» 


sakınmak 


j*;il.si» 


samsun 


(1) AMıtL^ 



384 



şan 


üL? 


şayru 


şan ad 


^1 ül^ 


şayru evi 


şan idinmek 


dk".ul ül^ 


şayrucağj 


şancış 


cT^^ 


şayrulık 


şancılmak 


j*JbfU 


sayrı 


şançmak 


j^iil^ 


sayışmak 


şanusuz 


>iU 


şayağ 


şamş 


ı_^L? 


şayağı 


şanışnıak 


JhJÜL? 


şayıklaşmak 


şank 


jjUtf 


saymak 


şanı kg ur) 


[dl-^JU ] 


saymamak 


şankı 


^İjU 


şayınılmak 


ş anama k 


J.c"U 


sayvan 


şanu 


_jJUtf 


saya varmak 


şanu anıtnıak 


jJrfk-J 1 _j-' Utf 


şayyağı 


şanu itmek 


dU"i jii^ 


şayyağı 


şanu sanmak 


dJuc'L? jiLa 


şabâhlaca 


şanu sanmak 


j^^ _jjUtf 


şaban egegi 


şanasm 


ı>"^jL^ 


şaban egegi 


şanışmak 


j^U^ 


şaban eijegi 


şanı sanmak 


J-ff L,^ ijUtf 


şaban kulağı 


şav 


jUtf 


şıp ara 


savaş 


^IjU» 


saparı olmamak 


savaş eri 


^^jl J'\jl^ 


şap^n egegi 


savaşçı 


^:^I_,U> 


sapan ayası 


savaş debertmek 


di/j'.:» ^IjU 


sapan kulağı 


savaş kurmak 


j^^S i^ljU 


şapratmak 


savaş yiri 


t^-^. ır^'j^ 


jşıpkm 


savaş yürütmek 


dl-c j_jj 1^ 1 jL? 


şapışdurmak 


şayak 


jijU. 


sapma 


şavutmak 


J^'ju 


sataşmak 


şavuk 


jjL» 


satan 


şavka 


lîjU 


şıtlık virmek 


şavula şavul 


JjU "i/jU 


şatu 


savılmak, savulmak 


Jijl- 


şatu bâzâr 


şavul yort 


'^jji ujLtf 


şatu pâzâr 


savmak 


j^jU. 


sataşmak 


savacak 


j».«jL? 


sıcağı geçmek 


savacı 


t^r»-?^ 


şucuğaz 


şavık 


• JiJ^ 


şıçrağan 


şay 


lS^ 


şıçrağan 


şayağ ■. 


t^> 


suçlamak 


şaydurağan 


Cf-ojj^ t^U» 


saçma he^ 


şayırdamak 


j^l^j-^^Ltf 


şıçaucıl 






ti- 



u 



jIJLj _jX,^ 
jijlo y-r^ 

1 \.> 



385 



şaçu saçmak 


jJ>"U<3 j=;y^ 


şaruk 


03x^ 


şaçu saçmak 


J-«?-^ yj^ 


şan 


iSj^ 


saçı 


CJ^^ 


sırıt ğ an yırtıcı 


^dj^ öU:o^^ 


şohşurmak 


^j^'s-=^^ 


şırmmak 


J*-'.^'^ 


ş ahlamak 


(_â,a<Uw=,v«' 


şazak 


Jl>» 


şahın 


C^î^w3 


şızu-mak 


J-«J>^ 


şada dimek 


dİJ:..^ lo^ 


şızuk 


öj^ 


sadak 


3İa^ 


şızmdu 


j4J>^ 


şıdınlmak 


jijA-^ 


şu şak 


\ya.^ 


şıdırmak 


J^j-Uö 


şağ 


f 


sadak 


3-Us 


sığa 


U^ 


saralmak 


jil^. 


şığacuk 


J^Uvi' 


şırâmaoa 


<ijL.I^^ 


şağ esen 


Û-' tf 


şıramana 


'iz^\ j^ 


sağaltmak 


f^''^ ».A.%^ 


sarp 


^j^ 


sağalmak 


^İU^ 


şarprak 


öJ.j^ 


şığamak 


j-U^ 


şarpsmmak 


j*;*- t-Lr* 


şığanmalç 


jj'U-^ 


şarpun 


by_j^ 


sağıcı 


ıj^-^ 


sarp 


Vj^ 


şağrak, şuğrak 


jl>--' 


sarplık 


ok^ 


şağrak sürmek 


^iflj^» JI_;A-rf» 


şarplandurmak 


^jXXi^ 


şağrak sürmek 


•ti^JJ"- ı}\_^^ 


şarplanmak 


6-^^j^ 


sığır oğlanı 


jtApjl y.^ 


şarpun 


^J\^ 


"sığırtmaç 


p-lj? ^»rfS 


sarpa çekmek 


SS^ dj^^ . 


sığırtmaç 


^/_^^ 


şarpin 


JAJ^^ 


sığır segirdişlü 


_jLi^_^S\*j j^-^ 


şırçabarmak 


"O'^JI^^ "^J^ 


şağrak 


J^-^ 


sırçan 


üU-^ 


şağrak sürmek 


dlfljj*- 3>*-^ 


sırça 


•A?-j^ 


şığırgözi 


JjS _^A^ 


şırçabarmak 


(>-''. *T-^ 


şığırgözi 


^JJ^ Jk^ 


şırçaparmak 


^U^^ d:>.j^ 


şığırmak 


Jl^J^^ 


şırıdak, sındık 


Ö^J^ 


şığazlamak 


Jİ>^ 


şarışmak 


6^^ 


şağış 


^^ 


şarşılanmak 


ı^yt^i,^ j~fi 


şağışlamak 


(J*Lİjt»rf5 


sarkmak 


3^^ 


sığışmak 


J.O<İİ^ 


şarkmmak 


3^j^ 


sağaltmak, şoğııltmak 


(_5*^uA»rf5 


şırkurmak 


S^JJİ^ 


sağlık 


jU-rf5 


şırlar) 


£JV^ 


sağalmak, soğulmak 


^5*İA<^ 


şırlar) 


3^ 


sığmak 


J*A^ 


şarlanmak 


ı^yCj j~fi 


şağmç 


^Ck.^ 


şarmaşdurmak 


^jXtA^^ 


sığınca 


l?<JJl»rf5 


şarmaşuk 


3^j^ 


şağmcak, şığmcak 


j3'-:;^.^^ 


sarmaşmak 


J^-li^rf» 


şığmçak 


J^^ 


sırımak, şırmak, sormak 


Ö^J^ 


şığmca 


d^c^.,^ 


sarmalanmak 


O'^J^ 


şağmç 


^>~*-^ 



386 



şığm geyiği 


^S ^^ 


şıklık virmek 


<^^J',J jJ-^ 


şağnamak 


ıy>ilk,^a 


şaklamak, şıklamak 


(j-^JLÂsö 


sağu sağmak 


(J.^l»,^ jk^ 


şıklındu 


jXİÂ^ 


sağu sağmak 


(J*A»,(9 _J«»,Ö 


saklanmak, şoklunmak 


jJ«XU.v9 


şoğuksıtma 


4*X*J Öjk,^ 


şıkım 


(»ÂvS- 


soğulmak 


jljk^ 


sokman 


oUâ^ 


sağun ç 


^>jk^ 


sakandırık 


(3 j"^"** 


sığa 


Ak,^ 


şakanduruk 


^JJ^iA,^ 


sağı 


J"^ 


şıkmdu 


jXÂ^ 


sığırtmaç 


.r-le"_rü^ 


şıkmdı 


j^.AXÂ^ 


sağı sağmak 


j*cU ı^u» 


şıknışmak 


^5*«»sa^ 


şağış 


U^LS*-^ 


sakınmak 


(3*ix.^ 


Şağış 


jJ--İ^ 


şoku taşı 


^İüs jÂ^ 


sağı sağmak 


J**-^ t3*"^ 


sigarı 


(jj\S\,^ 


sağıl 


Js*'-' 


şııgak 


(3lSw» 


şoğılmak 


(3*Li.^ 


şog ucı 


^^j\ ^^ 


sığın 


^"^ 


şogca. 


. 4?oSw» 


sığın geyik 


d\S (j^İ-ıö 


şog ucı 


ijT^ 


safa 


[^ 


şograğı 


JJ^ 


şafrag 


ill^i^ 


şograğı 


' J'oJ^ 


şafralık 


j\\jİ^ 


şograrak 


fJJOjS^ 


sofra çekmek 


ı£İ-»5s>- Ojİ.^ 


sigarı 


(J^^i:^ 


sofra salmak 


(J*L^ a jiufi 


şogm sürmek 


dl-j- dl^ 


şak 


J^ 


şogumca 


4;şs>«Js>^0 


sakar 


jL«^ 


şoguç 


2^^^ 


şakak 


jLâ^ 


şog ucı 


j^j'^ 


sakal başı göster- dl^ 


j^f^Jİ ^İJ JU--9 


şogı gür olmak 


<3^^' Jj^ (^^ 


mek 




şalaç 


^t^ 


sakalından yedilmek 


dUoj oaJU^ 


salaca 


U^jU 


sakalına güldürmek 


S.^j^ij^ 4jlÂ,ö 


salacak 


[J-^] 


şak olmak 


ji_jl j^ 


salaca 


d;^^5L3 


sakar 


^■S^ 


şalaça 


'IjJ-'üL? 


şakarcıklı 


S^Tj^-^ 


şalağan 


[<i^'^] 


sakırga 


ihja^ 


şalak 


3"^ 


şakırka 


<îjÂ^ 


sulanmak 


jx'^ 


şaksıkan 


jLâ*v-5^ 


salt 


.ıJU 


şakak 


JÂ^ 


salaca 


<l:>sJUiS> 


şıklamak 


J«t>l2^ 


şaldurmak 


j^jjLö 


saklanmak 


J^'tj^Âsö 


şalışmak 


(^iU» 


şıkılcım 


j*^^ 


şalğun 


j_jiJL» 


sıkıl cim itmek 


dl-f"l *=>l-â-9 


şalğun salmak 


j*i-,ö j_jiL,^ 


şıkılcım itmek 


dl'*^\ *:>J.İ-,ö 


şalkum küpe 


Aj^^r ^jaL>s> 


şıkılcım virmek 


dl^ j'__ j *:^İ-^ 


salma 


uu 


şıklık 


Jİİ«9 


salma aşı 


■^ ^^T UJU- 



387 



salmak 


J-oi-rf» 


şançmak 


lÎ'^Ş'™^ 


salma 


4*Ls» 


şındıcuk 


ı}^X.^ 


salma eylemek 


dkLI ı*-U 


şmdırmak 


J^ JX.,rf> 


şalm.a komıak 


J^jİ 4*Ls» 


şındu 


jX~^ 


salma koyu virm.ek 


di'JJ jJ 4*Ls» 


şındurmak 


J^j jOİ-rfj 


şalmıp bulanmak 


j-c Vjj <_-~L^ 


sındı 


i^j;--? 


şahnpıak 


(3*^i-^ 


sındıdan çıkmış 


ıj-İ,,» Aş|- 4j X«^ 


şallaomuz itmek 


LÎ,i*~ıj jjA <Li> 


sındırmak 


JajS^^ 


sola düşmek 


dir-j 4İ^ 


sındı salmak 


jil-rf» ıj-^^ 


şalyar 


jLU 


şınurdaş 


U^^-^J"^ 


şalyarlık 


jijll^ 


şmur taşı 


J^^^ 


şamanuğrusı 


e5-"J>Jİ üLc^ 


şınur komak 


J^J jUa 


şamanuğrısı 


^^,j^j\ ü[£^ 


şınğm 


û^'-^ 


şamankapıcı 


l_j;^li ülr^ 


şmğınlık 


jh»;^ 


şam.ankapar 


j^ üLr^ 


şmğun 


0_jiX-rfj 


şamanlıkyolı 


dji jLbr^ 


sıngın 


(lr^"-rf' 


şamırdı 


iJ^j^ 


şmık, şınuk 


J^-^ 


şamraşmak 


J^j^ 


şmıkdurmak 


^jAAU.^ 


şımarlamak 


J.V^r- 


şinik şarsuk 


j-jl-rf> j;„^ 


şamramak 


JO'" 


şinik şarşuk 


6-^j-^ jı^ 


şamra 


«^r- 


şinik gö güllü 


^r.r j.^ 


sımak 


^ J^ 


şınıklık 


Jİ-â-^ 


şımkırtmak 


Jj:"^ir^ 


şınıklu 


_«Ü.^ 


şaman evi 


C5Jİ û*" 


şınıkmak 


J^i^-rf» 


şamancıyolı 


^Ji^yf^ 


şmkın 


^;,i:^ 


samur samur 


Jj^ Jj^ 


şınkun 


J_jJli.^ 


samur samur şam- 


Jx\jC^ jjS^ jjS^ 


şankı 


ci^^'-' 


ranmak 




şınkın 


ılr^;.^ 


şam.ur şomur 


J'J-^ Jji^ 


sınılmak 


^î*i;.-rfJ 


şan 


o-^ 


sanmak, sınamak, sınmak 


, şun- j^^ 


şmardaş 


U'^'-^j'^-^ 


mak 




şanasm 


ü"^ 


sınanmak 


t^-s^-rf» 


şanasm 


, ıj^^b-rf» 


şanu 


_?="^ 


şmaşmak 


jr-L^ 


şınurdaş 


tr'-='j_?~-* 


şanasm 


(lAvsl^-rf' 


şunuşmalç 


J^_?^-^ 


şmamamış 


ıj«L«l.L-rf> 


şınuk 


(3_j;-^ 


şmamak 


J^b^ 


şana şağışa gelmemek di*^ 


İT AİUi.^ 4;..^ 


sınanmak 


JJj'b-^ 


sınamak 


J^a;,^ 


şanaydur) 


£JJU.L^ 


şanı, şını 


C5'-' 


şmayış 


^^^J.«0 LlL-HlC* 


sınık 


(5_i-rf> 


şancış 


J^-^^^ 


şav, şu, şuv 


j^ 


şancışmak 


^^y:^ 


şu aşağa 


İJ^.^\ 4-^ 


sancılmak 


(S«l»ıj.-rf> 


şu ayağı 


^pLT^^ 


şançmak 


j*;>B:.„tf' 


suvat 


01 9-^ 



388 



şuiti 


jl j^ 


ŞU çevlegi 


(5^-?^ j^ 


şuvad 


:>\j^ 


şuçı dokunmak 


<j^y^ ^^j-^ 


şuvarıcı 


Li'Tj'^J-^ 


şuçııı dilemek 


diJbi iy^_y^ 


suvarılmak 


jlj\j'^ 


şohmak 


<j^j^ 


suvarmak 


.J^j\j^ 


solcun eylemek 


diJbl bjii-j^ 


şuvarınılmak 


JmİJj\j^^ 


soru 


jj^ 


şuvarıcı 


^^.j'^- 


sorar olmak 


Jİj' J^jj'^ 


suvarılmak 


jA},j\j^ 


şorağ 


thj-^ 


şuissi 


^J j^ 


şorak 


öhj-^ 


savaş 


■ J^^j*^ 


şûret uğrısı 


^^^J.\ Cjjj^ 


savaş eri 


<-5j' trU-* 


şûret uğrusı 


^^J-j\ '^jj'^ 


savaş itmek 


ıii-j.Xjj ^J'\J'^^ 


şûret uğrusı 


i^jjf^j^ -'^jj-^ 


savaşçı 


^^'-?-^ 


şûret uğnhğı 


u,*kJ-J^ '^JJ'^ 


şıvaşdırmak 


^ J_\^\j^ 


şûret bağlamak 


jJULj İİjjj^ 


savaş koparmak 


<3*J^J- U^ '_>-*' ; 


şûret bağlamak 


jJAj ılijj^ 


savaşmak 


jr'l^j.rf» 


şûret darusı 


^■-JJİ '^JJ-^ 


savaşa varmak 


(i»jlj i^\j^ 


şûret düzetmek 


dlS JJ '^JJ'^ 


savaş yarağı 


J-^J.. J-^j-^ 


şûret düzmek 


dl^j:> Cjjj^ 


savaş yiri 


'SJ.. J-^j-^ 


şûret tarusı 


^-J> Oj_j-^ 


savaşı savmak 


j^jU, J'\j^ 


sorutkan 


Ö^JJ-^ 


şuvağ 


■^j^ 


sorutmak 


S^JJ'^ 


savak, şuvak 


jl^j-s» 


şort virmek 


dJU j; j Cjjj^ 


şuevi 


cij' J-^ 


şûret yazmak 


ı>°J:. '^jj-* 


şuiti 


ci^J J^ 


şorucı 


urTJj-^ 


şu başdan aşmak 


^ğ"] 0\JAi y^ 


soruşmak 


Ji^.JJ^ 


subaşı 


J^. J-^ 


şorağan 


â^Jj-^ 


şobek 


£jL_j^' 


şorğuç 


^jf'Jj'^ 


şubağası 


J^\ J-^ 


şorğun 


üje.jj^ 


şobı 


ÜJ'^ 


şavrukmak 


J^jj^ 


şop şop 


l_jJ_J«<» 1— J_j<<3 


sorkun 


Üj3jj^ 


şuplak 


O^^j-^ 


sorulmak, suvarılmak 


jijJ>>-9 


şuplak 


âkj'^ 


sormak, şıvarmak, su^ 


^armak J^jj-^ 


supa 


Aij^ 


şurnaba 


'h^Jj'^ 


suvat 


0_j<^ 


sorunca 


iff-jj^ 


şüçdan geçmek 


lİ.Jl-»>eJ .Ü4ş-_j.m!» 


şorumlmak 


jjjjj^ 


şucuğaz 


j^Tj-^ 


soru 


jjj^ 


şovucak 


İJS^J^ 


şorudak 


3\:>jjj'^ 


şucımak 


J^.J-^ ' 


soruşmak 


Ji^JJJ^ 


şucuğaz 


J'JTJ'^ 


soru güni 


^J^ JJJ^ 


şuç dilemek 


dlij ^j^ 


soru virmek 


'^J'.J JJ'^ 


şuçda bulınmak 


3^ji °-4"_?'^ 


sora düşmek 


dis^i ^Jj-^ 


şuç kılmak 


l_l»Iâ ^J'^ 


sora gelmek 


dJ.Jj "jj'^ 


şuçekirgesi 


L5"^J^T ->'^ 


sora varmak 


(>jlj ojj'i' 


suçlamak 


Ğ^J"^ 


sora varmak 


3^jj "jj'^ 



389 



şorıtmak 


Ö-o^JJ'^ 


sokaklar açmak 


Ö^'J JXij^ 


şoncı 


JrLJj-^ 


şovuk koymak 


(3*^5 (3_j«3 


susak 


^i^j^ 


şokuldamak 


j«^_j^ 


şüsalık 


jiL^j^ 


şovuklık 


jİ3_j*i> 


şu serpecek 


dl^^^ j^ 


sokman 


cXij^ 


susuz yaban 


(IjLj y^j.^ 


şokunmak 


ö^j-^ 


şusalık 


jl*'_j«tf 


şoku 


jlj^ 


savaş 


J'j^ 


sokur 


jjj^ 


savaş ğan 


(l)lâ,^_j<,tf 


şokurluk 


^jjlj^ 


savaşmak 


* 


şokuldamak 


Jj>\Mj%j^ 


şuşarlık 


(JJ J U<9_J.s^ 


şokum 


^j'Sj^ 


şu şak 


jUiSj-,^ 


şokı 


öj-^ 


şu salık 


(5JL,ı9_j<<a 


şukoyunı 


lijj j^ 


şu salık 


^^\.^ ^r^ 


şugak 


jLij-^ 


şuş olmak 


jijl ^y>J^ 


ŞOI) ucı 


c-rJ ^J- 


şu sığın 


ıSj^'^ J'^ 


şukerdemesi 


^^i^r j^ 


şu sığın öküzi 


iSJj^J^ ^Sj"^ J-? 


şukerdemesi 


^-d^i^ j^ 


şu sığırı ineği 


S^} iSj^r' j'^ 


şu kesügi 


(3_j*>o _j<,tf 


şu sağan 


C^j-^ 


ŞOI) kaldı 


;^aJU" Ûj^ 


şu sığın 


ıSJ-}"^ J-^ 


şorlamak 


(3*lS_j«^ 


şuşığm öküzi 


L$J_>r^' lSJİ**' J'^' 


şoıjmca 


^s^^j-^ 


şuşak 


JvS-j^ 


şu gölüründüsi 


^j-j'^jjij^ j'^ 


şuş kes 


\c^ O^J-A 


şuköpegi 


SiJ" j-^ 


şu salık 


fjL^j-^ 


şol 


Oj^ 


şuşalmak 


(3*Ls^_j»rf' 


şol ağızlu 


jjjî-l Oj^ 


şu şan 


o^j-^ 


şolağ 


y^- 


şu salık 


jJ<Ui?_J«3 


solak, sulak 


JV_J^ 


şovuğırak 


öJ'J^ 


şulakh 


{ J^v^- ] 


soğuşmak 


JJ,O^J.^ 


sulanmak 


Jjt'Vj^ 


şoğultmak 


Ö^J^ 


şol işi şağ olmak jijl 


^U Ji\ âj^ 


şoğulcan 


(l)L>Jp_j<^ 


şulayım 


f^j-- 


şuğluk 


l>İPj-» 


şolutğan 


(l)Ud_j^ 


şoğalmak, soğulmak 


(_j*İP_j<<a 


şolutkan 


(l)UxJ_j-^ 


şuğlı 


(>J-^ 


solutmak 


(J-»x)_j«,ö 


şoğumsuz 


yJ'j^ 


soluğan 


(l)uJ_j<^ 


soğulmak 


fjLjf'j^ 


suluk 


jJj--' 


şoğumsuz 


J-ı«_jP__J*<? 


soluklu 


[ _jiai_j^] 


şavai:, şavuk, sıvık, şovuk 3j^ 


şoUu sağlu 


_jii*' _jD_j«^ 


sokak 


Ö^j^ 


savulmak 


jij'-'- 


şofca^: sokak itmek dJ 


•*"i' ö^j'^ j3İİ__j*<? 


sulanmak 


o.<^j^ 


şovut el 


Jl ^j^ 


sulu 


jlj^ 


şokranmak 


S^\Jj^ 


suluca 


i^j)j.^ 


şokranmak 


Ö^Jj^ 


solutmak 


JX_jJ_J«3 


sokuşmak 


j*ijj^ 


soluğan 


oU_jJ_j*ö 



390 



suluk 


Jjjj--» 


şuh 


dj-^ 


şuh kıhç 


7J.S dj-^ 


şavul yort 


CjjjI UJ'^ 


şom 


çj^ 


savmak, şovum.ak, 


sumak J'j^ 


şomun 


Ü*J^ 


somurdanmak 


^ \ijjAj^ 


şomun 


ÖJAJ^ 


şunuşmak 


^.<J:>ij.^ 


şunkur 


Jj^J-^ 


şunuıj 


dllj^ 


şu nigeudeh 


l^tXS.3 _J-rf» 


sunmak 


Jr j^ 


şunuıj 


iSjij^ 


şuna 


[^j^] 


şuvad 


:>\jj^ 


suvarmak 


S^Jjj"^ 


şovutmak 


3^ jj'^ 


şovucak 


J^jj^ 


şu vurmak 


â'JJ J-^ 


şovuk 


ÖJJ-^ 


şovuk el 


(Jl ^jj-^ 


şovukUk 


Ü^JJ-^ 


şovuk geçmek 


. dl<^ öjj"^ 


sovuklık itmek 


■ i£İ^\ JİSjj-rf» 


şovumak 


\J»JJ^ 


suvarmak 


Ö'JOJ'^ 


şoy 


^SJ-^ 


suya bakıcı 


>Jü Ijj-rf» 


suya bakıcı 


j_jPcJlj bj-rf» 


suya salmak 


JİU- bj--» 


şuyağı 


J'k J-^ 


şu yatağı 


^ib j^ 


şoyha 


^.J-^ 


şuyurğal 


1^ y^j^ 


soygun 


C^.J^ 


soygun virmek 


<^J„J bjklj^ 


sıvık 


3ij^ 


şoykaşmak 


j.J;iÂ3j^ 


şoykalamak 


l^hyjf 


şoy kim 


ökj^ 


saylatmak 


Ö-^.J*^ 


şoylaşmak 


jUJb._j-^ 



savılmak, şoylamak 

şoylanmak 

şoylayiş 

şoymantı 

şuyın buldurmak 

şuyinı bulmak 

şoyuntı 

şuymca 

şuyınca 

şuymca olmak 

şuymı bulmak 

şu yüzmden 

şu yolı 

soya 

suya ışlamalş 

suya bakan 

suya düşmek \ 

suya doymak 

suya virmek 

suya yunmak 

şuyi düşük 

saya 

şayağ 

şayağı 

saya kaftan 

şıp şırlak 

sıçan yoh 

şıravardı . 

şıntmak 

sıyırtmak 

sırça 

şırçabarmak 

şır satmak 

şuyurğamak 

şıyirğı 

sıyrık 

şayruhk 

sıyırmak 

şıynncak 

şıyrmcak 

şıyrmcak oyum 

şıyrundı 

şayru 

şayrucağrak 



\-^ 

1 - 

jjy 

öj^jjy 



^.J 



391 



şayrucağı 

şayrulıh 

şayrulık 

şıyrunmak 

sıyrık 

sayrılık 

şıyrmcak 

şıyrınmak 

sızırmak 

sızım sızım 

şızmdu 

şızu 

şişlik 

şıyi turmak 

şığamak 

şığanmak 

şığırgözi 

şığurmak 

sığınca 

şığmca yiri 

şığanmak 

sığırtmaç 

şığm 

şığm geyik 



■J^TJJy 


soyka 


U,^ 


^jjy 


şıklık virmek 


'^'J...} J^D-^ 


Jİ jj\^ 


sıkma 


4*JL.-^ 


3^ jjy 


soyka 


Aİj-^ 


lii-'i^ 


şoylamak, şuylamak 


Jj">L-<s 


ökjy 


şoylanmak 


JaiL-^ 


jî^.j^^ 


şuylayu gitmek 


[dl-::r^±^] 


(>*-i -f^.-^ 


saymak, sımak 


t>*;-^ 


J-'j y-/» 


sınamak 


Jju.-^ 


^y.f ^y^js 


şuymca varmak 


Jjjj ^=^-* 


j^* >-=? 


şmdu 


J"^"^ 


- j-^.-* 


şınaşmak 


J^i:,^ 


(ji<^.a» 


şmğun 


(J_ji^.a» 


j-j> ^ 


şınğm 


(jva^-^ 


(_5rfU..a» 


şmğmlık 


■ JlC^C- 


JjtUj^ 


şmık, şmıık 


l^S-^ 


(^J^r y^^ 


şmıklu 


jiİv;~<9 


i'J*-f^ 


şmamak, sınmak 


(J-»~:'^ 


«t^n^Ajj-rfl ■ 


sıvat 


Oİj-^ 


(Jj|_ <t^.^„,^ 


şuyurğamak 


j.Ujjj-^ 


ı3"*~*j-^ 


sıvık 


LJİjrr^ 


^LC ^*;~<» 


şıvıklaşmak 


Jjr^t>^j~«s' 


(JAAjj-rfl 


şıvarmak 


ı>j'_^s-^ 


lii-i Ü^f'T^ 


sayvan 


ül j^ 



zıyâfetlemek 



dJuksL-i I zort virmek 



'^J..s 



'JJ< 



tab 

tabanca 
tap olmak 
tabrımak 
tap ş ur ma k 
tap gelmek 
tapmak 
tabur 
tap 

tapnmak 
tapış durmak 
tapşırmak 



^U. 


tapşurmak 


4\,\^^ 


tapşırmak 


jljl ^u. 


tapkur 


J-^.ü;" 


tap gelmek 


Joj_jİjli, 


tapıldu 


^ılJLT vU.. 


tapılmak, taplamak 


Jx> 


tapmak 


JJ^^ 


tapu 


ylL 


tapu itmek 


u"^> 


tapu eylemek 


j.ja^jU^ 


tapu 01 


(>^LL 


tapu şağrağı 






Ji^ 



392 



tapu kılmak 


SAl jAl 


taşra gelmek 


d\^ .J.{\. 


tapu getürici 


^^.jy-^ji^ 


taş tutunmak 


j»::!? J,Va 


tapulamak 


â-^ji^ 


taşğaru 


^,U^LL 


tapulamak 


Jhi^ 


taş koparmak 


j-jljjâ jjiLL 


tapulanmak 


JUJ^.;lL 


taşa başdırmak 


(jj j x,^ Ij djı Us 


tapuya turmak 


J^jl bj;lL 


taşa gelmek 


di^ır ^\\. 


tapuya turmak 


J^jjU V.ji'-^ 


taş yatur 


jjjb (jili? 


tapa 


• \]_^ 


taşı taşa komak 


j^j« ^JiLL- ^iUs 


tat 


ol!. 


taslak 


Jİ^IU 


tatça 


4^1!. 


tat 


J.L!. 


tatlu iyi 


' jl L»^"L1* 


tatırmak 


. J.>1!. 


tadurmak 


Vj^II^ 


tatu 


>L!. 


tadırmak 


C^jA^ 


tağ 


t^ 


tartışmak 


j^iöjU» 


tağadamı 


^J ^u. 


tartılmak 


ö^"j^ 


tağuk 


o-Ll. 


tartmak 


J^-jtU 


tağuh 


c>^^ 


tartınmak 


\j^ jUf 


tağuk 


Jji^ll» 


tartuk 


<j;j;jLl» 


tak 


JIL 


tartuk salmak 


J^-^ öjjjUs 


takav 


. jUU. 


tar dirlik 


Sj^ jll. 


takavcı 


■ ^^A^u^ 


tar dirlik 


dliy.. jll. 


takati tak olmak 


jij! JLL oil!^ 


tarsı^mak 


^4aİ*-j11» 


takıtmak 


,1^11, 


tar sıkmak 


Jaİ^jILj 


tak ve cüft 


O-A^ J iSU:' 


tartağan 


üUl^jU, 


tar) 


,' £]LL 


tarğıl 


j-jlL, 


tai] atmak 


j/T .£]LL 


tar kıl olmak 


jij\ jS^LU 


taıja kalmak 


jiU ITLL 


tarkıUık 


Jjjîjl!- 


tai] a kalmak 


jji ıru. 


tankmak 


JijlW 


tagsak ^ 


j.£^ll. 


tarılğanmak, tarlığanmak 


j^jU. 


taıjsuk 


J^-TU. 


tarlıkanmak 


J^^JâJjlls 


ta q sık 


J^IU 


tarlığanmak 


j^JjU. 


tai] görmek 


di.j/ £^1!. 


tarılkanmak 


j.»:.ijjı jlL> 


taıjla 


^IL 


t az, 


"jLU 


taıjlacak, taıjlacık 


j^^\rıı. 


tazlak 


JVjl!- 


taıjlağı 


^^:>^L1^ 


tazlak 


jJjlU 


taıjlaya komak 


■ ^â .;^LL 


tazıkmak 


j^İjjlL 


taıjlacalı 


^LL 


tas tarım 


pLW ^-LU 


taıjlacak 


Jİ.£]LL 


tas tas 


^LL ^ü. 


taglamak 


jjru. 


taslak 


J^IL 


taıjla 


4irıu 


taş 


^U. 


taij mı 


^£]LL 


taş dögen 


û^.o ^U. 


taıja kalmak 


jiu ^riL 


taşırkatmak 


j^"U^lU 


taıjyiri 


ci^. ^u^ 


taşırkamak 


J^^iL!. 


taiji yok 


r^i cfU^' 


taşra 


o^lL ■ 


taıjı yok 


İi cfU, 



393 



c^rJJ- 



■ jVl!. 

dl*::j| JJLJİL 

tanıklık virmek, tanuklık t\*j^3 ^üJlls 

virmek 

tanmak J^IU 

tanuhlıh ^lU-jiLU 

tanuhlılı virmek •^".j^â ^jiLL? 

tanufc (3_jjlİ3 

tanuklık virmek di.°jj Jis^jiUs 



tal 

talaz 

talaşmak 

talamak 

talav 

talabımak 

talaşmak 

tallamak 

talu 

talamak 

tali 

tam, tamu 

tamar urucı 

tammak 

tamu 

tamuzlık 

tamulık 

tamulık 

tam yuvalağı 

tanıslak 

tanışık 

tanışık eylemek 

tanışıkcı 

tanışmak 

tanışman 

tanışuk kılmak 

tanışık itmek 

tanık, tanuk 

tanık dutmak 

tanuk dururmak 

tanuk tutmak 

tanuk turğurmak 

tanuk turğurmak 

tanuk göstermek 

tanıklık 

tanuklık virmek 

tanuklık virdürmek 



tanaburnı 

tana tuluğı 

tana gelmek 

tanışık 

tanışık 

tanık 

tanıklık dilemek 

tavar 






tav tavlanup ^^^\^ ^^ u->_jJjlls jlU 

şav şavlanmak 
tavlum tavlum kıl- jJ? pJjü? j»jJjlİ3 

mak 

tavulbaz JMjj'J^ 

tay J^ 

tayak (ilsUs 

taynnmak Jj: j}^ 

tayıza pj;IL> 

tayak JjU' 

taymcak t3k=^^ 

taymcak J^i^ 

tayın durmak ı>j-^^ 

tayanmak, taymmak J-^U^ 

taymahk jJ^ijIIs 

tayu y}^ 

taya ^jIL 

tayak J^iU» 

tayalık J^'*i^ 

taymmak (İ»^;-'A^ 

tab, top '-r*I=' 

tabaklanmak J^üâlJ' 

taban - «JLL» 

taban berkitmek ^^^Sj_ jLİ» 

tabanca yimek diç. ^^^ 

tabanca i^\^ 

tabanca urmak J'jjl ^"^ 

tabanca çalmak jiU a^LL» 

tabanca yimek dU-J «t^U? 

taban çalmak jLU- jLİ» 

tabanca urmak (>jjl '^2^^' 

taban kaldurmak . J^j-iJU oLL 

taban götürmek dl.°jj::S' oLl» 

tabanlamak jJiLL» 
tabana kayar virmek di-»j;.j jLi ^îLJ' 

tabanı pek db JU» 



394 



topracuk 


J^I^Lr 


tat 


oL 


tapşurmak 


j.j_j^L. 


tatça 


İ!^ 


tabak 


^ 


tutruk 


oj^l* 


tapkur 


yu}. 


tutsak 


j'n-!" 


tapkur kolam 


J^\^ j_j5> 


tutsaklık 


' jJL."Ld> 


taplamak 


(3*1^9 


tutsak 


fJ-U^ 


tabla 


4U 


tutğun 


j_jİXİ9 


tapmak 


j^l» 


tutulmak 


jJud. 


tabanca 


cUjtUb 


tatlucak 


j*-_jkl» 


tabanca urmak 


(J^Jjl 4?llXjl» 


tatlıcak 


ö^-^- 


tabanca çalmak 


(JİU- 4;>=iîİ9 


tutmak 


j*^!? 


tabancalaşmak 


ıj^i^\f 


tutunmak 


fl^a 


tabancalamak 


jİ4»ri.l» 


tutu 


> 


tabanca vurmak 


lİ^J J ''^T^ 


tutulmak 


Ji> 


tabanca yimek 


cd..»^, 4=^1* 


tutum 


(J^ 


tabanlamak 


(_0-*AX~İ» 


tutunmak 


ö^y-!^ 


tabanlanmak 


JaxJu-1» 


tutuya komak 


ö-'y "^..J^ 


tapu 


> 


tudaş olmak 


ji,l ^UU 


tap, top 


J^ 


tudak 


oUls 


tapa 


k' 


tadak madak 


JJ^J JOİa 


tapanca 


45İÜL 
• t 


tadurmak 


|>JJ^ 


tapanca urmak 


j^jjl 4^U1^ 


turaç 


^'> 


tapdurmak 


J.Jİ <ji> 


tıraş eylemek 


■dX^l\ ^i> 


toprakdan kaldırmak 


Jjj;_JÜU JOSljjL' 


turak 


öl> 


toprak yummak 


Jc_ tij^l* 


tıraku 


^sı> 


tapşunlmak 


Jij^ 


tıraka 


aSl> 


tapşırmak, tapşurmak 


jj^ls 


tarantı 


\pı> 


tapşurmak 


J^jj-İjJ? 


tarp tarp 


v> v> 


tap kılmak 


jJi ı^ls 


tarp varmak 


J^jlj l_J^ 


tapalamak, tapılmak, 


taplamak jJUİ? 


tartdurmak 


O'J-^J' 


tapmak 


t>*i^ 


tartış 


ü^"> 


tapanca 


4ş»XaU 


tartışık 


j-ij_^l» 


tapanca urmak 


(J.OJJİ 4p<Jjüs 


tartaşmak, tartışmak 


J*^"^ 


tapu 


> 


tartuk 


Jj> 


tapu itmek 


■ '^■^^J J»i^ 


tartmak 


ı>f"^ 


tapucı 


İ^^ 


tartmmak 


Jaİİ"^ 


tapucılık 


iÂrTJ^ 


tartuk salmak 


jiU? (^.jo^ 


topurak 


'İ'^JJİ^ 


turuşmak 


J^> 


tapu sağrağı 


J^jk^ jyl 


tırtır 


» 


tapu şağrağı 


J-\j^^ j^ 


tartağan 


oUl.> 


tapu şağrağı 


■ J-J^^ j^ 


tarğıl 


J^> 


topuk çalmak 


jil-^- 6j!^ ■ 


turğurmak 


JjJjC_^İ5 


tap^u kdmak 


J*İ3 j^ 


turgay 


^^> 


tapuya virmek 


'^J.J ^Ij'^ 


tırkaç 


\^> 



395 



tırkaz 


JU> 


taşra olmak 


jijl «^iW 


tır kas 


o^U"> 


taşra çekmek 


dlS,L oj^\> 


tarakçı 


■^3=^'> 


taşra salmak 


jil-rf> » j^\» 


tırkaz 


J^"> 


taşrağı 


J-'J^ 


tarıkmak, turukmak 


j}> 


taşra vurmak 


J'JJ "j^^ 


tırıl 


J>- 


tuşak 


3^ 


tarılğanmak 


(İ*^J ^L? 


tuşman tutmak 


jc->-öLiJp 


tarılkanmak 


J^-JiiJ:> 


taşa yazmak 


JjJIj 4^1? 


taralmak 


Ji> 


tutaş olmak 


jL^ı "^ly. 


tırmaşmak 


j^U> 


t ağ ar 


jU'L 


tırmant] 


^^'> 


tağan 


.üUL 


tormurmak 


J'^^> 


tağar 


>L 


tırmaşmak 


â-^^J' 


toğrultmak 


j^iJ^U 


tırmuk, turmak 


â^J' 


toğru gelmek 


diur jjk\. 


tırnağı dibinde 


aJlX.Jj ^J^^J' 


toğrulış 


j^jj^ 


tarandı 


^ iS^> 


toğrı boy 


<sy. iSj^ 


tırnağı dibinde vir- 


d.[''J__j «v^J-i ^J,'■^J' 


toğrı sözlüler âdem 


^^ JJjj'' ıSj^'' 


mek 




toğtaş 


- JÜ^SAİS 


tırnağı dibinde vir- 


di,.j;_j ,x^;:> J.lJ^ 


tağık, tığık 


o-l' 


mek 




tağuklık 


■ JİİİL 


tırnak yiri 


iJJ.. 'J^J" 


lağlağu 


jk\}-^ 


tarû, toru, turu 


_J> 


tağlağı 


>!. 


tarvanuıak 


J«"lj> 


tağan 


■ ü^^ 


taruca 


A^jJ^ 


takla kılmak 


jUl :>^ 


turu durmak 


J.JJ Jj\> 


tokurcun 


ö^jjA^-' 


turu turmak 


J.j> J> 


tokurcun 


^jf^jj^ 


turu gelmek 


dLİS' j> 


tokurcm 


^jjÂİ> 


turulmak 


Jlj> 


tokuz düzen 


Üjjj JjÂL 


tarvandurmak, turur 


ıdurmak ^j^j^^jJ^ 


tokuşmak 


J^jlh 


tıraka 


AİiJp 


tokumak 


3^y^ 


turık 


o4> 


tai] 


dlL. 


tarıkmak, tunkmak 


J-^i> 


laıja batmak 


^-»Xj LXİr5 


turımak 


J*i> 


taıjak 


jis:!. 


tuz 


> 


"taga kalmak 


jiU KL 


tazlak 


Ji> 


taıja kalmak 


J.1I ISCL 


taş 


cA 


tai]ca 


4:>43^ 


taş bağır 


>^ eri' 


tai] horüsı 


^.^>"di!. 


taş 1nın 


Üj'^t\s 


tai] d e gül 


jr. di!. 


taşra kalmak 


ö^\^!u\. 


toguz 


><!, 


taşırğamak 


■ j-u> 


taıjsak 


J-^ 


taşrağı 


(>^^ 


taqsık, taıjsuk 


J^u 


taşra 


«_^ls 


taıjsuklık 


jjj_<!. 


taşra aşmak 


j;?-! *_^!^ 


taqsuk 


J^-İ^U 


taşra iletmek 


di*doi â^iU 


tjaıjak 


js^ı^ 



39Ö 



tai] kayınmak 


j^Vt dil* • 


talbınmak 


j^L 


tai]la 


■^s:^ 


talbumak, talabumak 


j- jAIp 


taıjlatmak 


Jx^L<L 


talabımak 


■uJ.1 


taglarak 


Jj-^^ıSCL. 


taldırkaç 


^JjAİL 


tarjlasi 


^.^L 


talaz 


> 


taijlaşmak 


J^^'u^ 


talazlanmak 


J^> 


tarjlamak 


c^^-^ı 


talaslanmak 


(j-kU«il? 


taglatmak 


^^Z[b^h> 


talaşğan 


^Jllh> 


taıjlacık 


j;^lxL. 


talaşmak 


J^İL. 


taıjladan 


üAia 


talğa ilmek 


di*::^.! UİL 


taıjlaşuk 


jJüdil. 


talğalık 


JİAİL 


taıjlaşmak 


j^iSO. 


tılak 


Jil- 


tJaglamak 


j^lS^L 


tolukmak 


J^İL 


taglanmak 


(j^ilSsi? 


tolmış ok 


3j\ J^Al. 


tagla 


■ *isa. 


tulunmak 


■ J.di. 


taglacık 


j^aso. 


tolu 


J^ 


taglacak taıjlacak 


jş-diSsL- j^4İSsL> 


toluay 


J> 


taglayu kalmak 


jU3^«isa. 


tolu bakmak 


J^k > 


tagmak 


^ J*-<1, 


tuluk 


ü^il* 


tag mı 


^^a 


tulug 


İJ^İL 


toguz 


. j^.s:ı. 


toluhk . 


Jj^ii. 


toguz topı . 


(j^tL» J^SsL» 


tulum bonsı 


a,-i->'J'. ÇJ^ 


toguzlankurdı 


(^^y JNj_^xi* 


tulunmak 


S^J^^ 


loguzlankurdı 


(_g^j^ü ü^jj'is!h 


tumağu 


ie-loh 


taga batmak 


ji'L .?:ı. 


tumağı 


l^u. 


tajgyiri 


c^-r. dil. 


tuman 


üUL 


ta g yeli 


Si. ^11- 


tamar götürmek 


[di.y/->] 


tagı yoh 


C-«i i^ 


tamannı kesmek 


di*~i ö'..j-^ 


talabıtmak 


JİX.VJ=. 


tamzırmak, tamzurmak 


Jjjjjî- 


talabımak 


jx ^IL 


tamızhk, tamuzlık 


Jj> 


talabumafc 


J. _H"^ 


tamzurmak 


Ja.jjJ*L. 


talabımak 


J*^>Ü* 


tamtatlu 


^i=l. ^1. 


ular 


j^Ü* 


tamğa 


UJ. 


talaz 


j^\L 


taraak 


j«L. 


talazlık 


JJJ^Ü. 


tamak uyan 


übjl j^L. 


talazlanmak 


J^Jj^'J. 


tamlam 


^ 


talak, tılak 


(i^Ü* 


tamlam tamlam 


^Jh ^UL 


talamak 


j.^ 


tumlu 


^İU, 


tolagı 


■ J'^'J* 


tammak 


j**L. 


tolanılmak 


j..iJ^!. 


tamu 


^.t 


talava urmak 


J-'Jj' aj"^ 


tamızhk 


jJ Jn^L- 


tulp 


^İL 


ton 


ûi- 


talabımak 


jUL 


tınaz 


jU, 


talbindurmak 


j.jOi-İL. 


tmas 


^LL 



.397 



tanburclı 


(j-i j)'-^ 


top olmak 


- Jİj' ^J^ 


tuncukdurmak 


^jAÂsyjD 


toprak 


^lj.> 


tuncukmak 


^J*İ:>eXL> 


topra 


°Jİ_?^ 


tandıra 


6 j>cl^ 


top taşı 


.-^Ua ı_J_»i' 


tancıra 


y-^eİM 


topalak 


öİ^^j^ 


tanaz 


■■> 


toplamak 


J^İ^_jl 


tansuk 


J^ 


topalak 


J^İJ^ 


tanışık itmek 


(i.Le'1 Jİ^-la 


topuk çalmak 


jilş- Sjijp 


tanışık eylemek 


lUhV jiJ. 


tutar 


jU-> 


tanışıksuz 


. J-mjîJIJJs 


tutaş olmak 


jij! Ji\Sj[> 


tanık, tanuk, tunuk 


J^ 


tut ağan 


ö\i\3j\p 


tunukutınak 


J*Xİd3 


tutalğa 


4AJ l;_jL. 


tanuklık virmek 


iLİA j j jilâ:!} 


tutruk 


SJjl' 


tanıklık virmek 


dLj-j jijj. 


tutsak 


lsLj^jL. 


tanık virmek 


dl^jj j:.l 


tutsaklık 


jİ3l»J_jL> 


taıjlacak 


j^-LCi. 


tut ağ an 


ÖUj"_jL. 


taıjlaşmak 


j,.A[^ 


tutğunlık 


j^lüj^ji' 


taıjlamak 


(J^Sx^ 


tutğun 


^- • .- t 


taıjla 


4^3. 


tutak 


iS'j^ 


taıjlacak 


Jş-4S\Xİj 


tut kap 


(_jli tij_jis 


t anmak, tıumak 


j»ıL 


tutuklaşmak 


^Î*»1,Ijî j ^i> 


tınmamak 


j**^' 


tutkun 


OjÂjj]i> 


tonanmak 


6^1 


tutulmak 


j*lî__jis 


tanulı 


^jJh 


tutulu 


>"^L 


tanuk, tunuk 


jjJh 


tutamak 


l3U;"_jL. 


tanuklık virmek 


^'■■'-^.J J^'İj'^ 


tutmağa virmek 


(iloj-j AkSjlu- 


tanaLurnı 


cjj_jj "d» 


tutmak 


jSjl 


tanışık 


6^ 


tutmak kapmak 


jx>" jx"> 


tanışıkcı 


|.:>tÜ>J.ls 


tutunmak 


J*^J_>^ 


tanışmak 


J^ 


tutu 


J'J^ 


tavar 


J> 


tutuk 


öjîji' 


tavar clutmak 


jJ'j:, j\jl 


tutu komak 


J^y _jîjL. 


tavan salma eylemek 


diM d[^,^jj\jl, 


tutum 


pîji^ 


tuvak 


6\jl 


tuta 




top 


İ-^jIp 


tutağan 


^i:ö.r_^L 


tobalak 


jJL> 


tuta gelmek 


di.ur 41^1. 


tobra 


ajjİ! 


tutalı 


d'i'ljl 


top 


V-^ 


tutı 


■ Jj^ 


topaç 


s^ı^ 


tuç 


^J^ 


topak 


j\jjl 


tohlu 


j\^jl 


topalak 




tudaş olmak 


jijl ıj.-IJ_ji' 


topalak 


jJl.> 


tavar, tor 


^^1^ 


top otı 


Jjl I-J^jls 


tura tur 


j^L» lj_jL 


top urmak 


J^jj' V-?^ 


torak, turak 


3\jjl 



398 



turakotı 

t ur ak eylemek 

turup oturmak 

turutmak 

tur dut oyum 

turur 

tururmak 

turuşnıak 

tortop 

tur tut oyum 

tur tut oyum 

turgay 

turğurmak 

t orgu 

turğutmak 

turğurmak 

torak, toi'uk, turak 

turakotı 

turak tutmak 

tun kalmak 

turukmak 

turkurmak 

turu gelmek 

torlak 

torlak, torluk 

torulmak, turulmak 

torum 

turma 

turmak 

turma 

turum yiri 

turna alayı 

turna telli 

turna tonına girmek 

turna kırı 

turna gözi 

toru, turu 

turup oturmak 

turuşmak 

turukmak 

turu gelmek 

torum^ ■ 

turu varmak 

torva 



Jj\ Jlj> 


tora, töre, tur< 


dLk\ 6\jJ^ 


tura gelmek 


J^jjîl VjjL- 


ton, tun 


C^'jj'^ 


tun turmak 


ı-ijU^ "^J^ Jj^ 


tun kalmak 


JJJ^ 


tun gelmek 


İJ^'JJJ^ 


turdık 


J^jj- 


tun varmak 


^jhjjh 


tuz 


^_j\ cjjh jjl 


tuzak 


üj?.-?' '^J' J_?^ 


tozutmak 


iS^jJ' 


toz kopmak 


^■'jİ-Jjl 


tuzlak 


J^JJ^ 


tozluk 


^jS^jJh 


tuzlıca 


ö'j^^jj^ 


tozmak 


Öj> 


tostorğurı 


üjl 3jj^ 


tosİJaşmak 


^Jh j'jjL- 


tavış, tuş 


j*ii jjls 


tuş itmek 


ıpJj^ 


tuş ak 


ci-JjâJji' 


tavşan uylıusı 


. dUb" j> 


tuş anmak 


öVj> 


tuş olmak 


■ jJjj^ 


tuş eylemek ^ 


JİJ> 


tuş tutmak 


fJj^ 


tuş tuşa 


\..jj. 


tuşak 


3^jj^ 


tuş kılmak 


■ '^■»jji' 


tuş gelmek 


iSJ. ÇjJ' 


tavşıldı 


üVT i'ijjh 


tuşlu tuşına 


^İL" Aljjh 


tavşancı 


İa yS <CJjh iljys 


tuşına çıkmak 


i^jCi -ijjjs' 


tavşan yuhusı 


[t5J_?^ <*JJ_4İ»] 


tuşa gelmek 


Jjj' 


tutaş olmak 


Jaj_jLjl l^JJj]^ 


tutak 


J? JJj]p 


tutam 


iPjjJ' 


tutak 


di^r jjji 


tutam yiri 


(jjj^ 


togan burunlı 


j^'j^j jjj^ 


toğdaca 


ajjjl 


toğdı 












ÖVJ> 

LT'J' 









KJ^'Ji^ 



jjâ 









ti.1. 



-i ^y ili 






399 



toğurkan 


CfJ^^" 


toğrultmak 


J*^ jj-j'' 


tuğ tulp 


v^^ 'O' 


tuğlatmak 


■ • J^-U> 


tuğtılğa 


-Uİp^^Iî- 


toğancası 


^j-A>^j^ 


tugulğa 


\ 4iJ j^y' 


tuğulka 


Va\jIJ^ 


töğa turmak 


J-JJ^ 4P> 


tok 


(İ_«L> 


tokuz dolanmak 


j*Jj^ ;^Jo 


tokuz tolaşmak 


j^V> i?> 


tokuz tolanmak 


j.-v> j;> 


tokuzlatmak 


■ J^"Vi5> 


tokuşmak 


j^> 


tokalaç 


7i^> 


tokla 


•di'^^i» 


tokh 


.^> 


tokumak 


J> 


tokutmak 


â^"jh^ 


tokurcun 


"^jTJj'h'^ 


tokuza 


- »Jjö^ 


tokuşmak 


J^yJ' 


toguz 


. iO^ 


torjuzağırşağı 


j^/\ jr> 


torjuzbalığı 


■j^"^. :p.> 


torjuzlankurdı 


^ijji oV^> 


torjkuz 


^y^^ 


toıjuzotı 


â.j\ jj^J' 


toguzlanböcegi 


S'rji ^^Jj^J' 


torjuzlankurdı 


^s^jjî j^j^r^i' 


tolap tolap 


^V_^L ^v> 


toladı 


.5-V> 


tulaz 


jv> 


tolaşım 


r^> 


tolaşmak 


C^^J' 


tolamaç 


r'^> 


tolama 


«i.V^^i' 


tolanmak 


j--^'> 


tolav 


,ş/> 


tolay 


.5V> 


tolayu 


■^..,v> 


tolayu almak 


JİI" .»:'.V> 


tolayu gezmek 


^-i^ _^iV.> 



toldurmak 


J«j-J> 


t oldurmak itmek 


■^■;ı j-j^> 


toldurmak 


^.jj^jj 


tuldalanmak 


j*;J»jJ> 


tolaşmak 


j^> 


tolğundurmak 


j.»ja;iJji? 


tolğunmak 


^•j.]J. 


tulğa, tuvulğa 


4iJ> 


tuluk 


JJ> 


tulur) 


dJJ^l^ 


tolmaç 


^> 


tolmış 


a^> 


tavlamak 


Ji> 


tolama 


^J^ 


tavlunbaz 


JU> 


tulundurmak 


J.jAJ> 


tulunmak 


J*J^1? 


tulunmalıca olmak 


jijl 4;>-J<uJ_^l? 


tolu 


^J> 


t olu ay 


J ^J> 


t olu ay 


cil ^J> 


tolu bakmak 


J*İJ _^J> 


tolucah 


c^^J> 


tolukmak 


J5.'J> 


tuluıj 


^ ii^i^.i' 


tolunay 


^T j_^J> 


tolunmak, tulunmak 


J-'^J> 


tolaya tutmak 


3^'j^ ^.^*J> 


tula 


[.J>] 


tola gelmek 


di^ır *j^ı. 


tumağu 


_^pU> 


tumağı 


^^u> 


tomak 


ÖL> 


tomalan 


JVL.> 


tomalıç olmak 


Jijl .^JU> 


tomalmak 


jiL> 


tomalıç gözlü 


^jj^.r 2?ju> 


tuman 


jL_^t. 


tombaz 


JU> 


tomruk 


J^^l. 


tomrum 


, rv^> 


tomrum tomrum 


rj*> tJ^J' 


tomruk 


öjj»j> 


tumağı 


>> 



400 



tomak 


ö-J' 


tomalaç gözlü 


Jjj^ ^'^J' 


tornalan 


Ü'%Jii> 


tomaltmak 


J<a-> 


tomalıç 


f^^J" 


tomalıç oJmak 


^ij\ ^J^ 


tomalmak 


6^j^ 


tornalan 


oi»> 


ton, tun 


üj" 


tonatmak 


jc''L;> 


tonak 


3'^J^ 


tonanmak 


jc'L;> 


tonanma 


ix\jj^ 


ton eylemek 


di*İJİ bj\^ 


tonbay 


(S^J^ 


ton biçmek 


dl^^~i öja 


tonatmak 


<3^j^ 


tuncukdtiTmak 


flrijMdJi:' 


tuncukmak 


J.>4^> 


tuncmmak 


J^> 


tuncukmak 


^AJ" 


tunçlar 


jU-> 


tondan tona girmek 


dL.^ ViJ^ üiaj_jl? 


ton degşürmek 


^UjJlS'^ b_^ 


tundan tuna 


'J_ji» (j-li iö» 


tundan tuna atmak 


jx T i^Jo üoJji» 


tunğım 


bjk'i_^ 


tunukmak 


J*ÂJ_ji» 


tonaltmak 


j*dj_ji» 


tonlık 


^ Jİ^-> 


tonanmak 


j*j_^L 


tunuklu 


>"_j;> 


tuvak 


JI_j_jL 


tovuca 


i^jj^ 


tovuça 


^--?-?^ 


toy 


iSj^ 


toyağa 


^plJ^L 


toyaka 


4SL_^L 


toy itmek 


.di^j tsj^ 


toy eylemek 


di^jj. ^> 


toydurmak, tuydurmak 6^^-^.j^ 


toygar 


J^U^ 


toyaga 


«tAj^^L» 


toykun 


Ü_j5j_^İ» 



toyka 


dlj^L» 


toylamak 


J"^V._?^ 


toylamak 


J*-^._j^ 


toyum 


P^ 


toyum eylemek 


d-ULI ^J^ 


toyumlık 


, ji;> 


tuynak 


ö^'-ij^ 


toyıınmak 


J»~İJ^ 


tuyu 


âi^ 


toyum olmak 


jij' fjd> 


toyumlık 


jU^j_jL 


to3^unmak 


J^"->i> 


tuyı 


(j^.L 


tuyısuz 


y-öj'^ 


tahra 


^j^ 


taya 


^^y 


tayaza 


ojLl. 


tayak 


jL^ 


tayancak 


. J^LL 


tayanğan 


üUjLL 


tayanmak 


J^'i 


tayanı görmek 


dioj^ ÜLL 


tuyucl 


..^-^^ 


tuydurmak 


j^jX.L 


tırnağı kör olmak 


jijl j_^ (j,*^'-'" -»i^ 


tırnak çalmak 


jil-:>- öLî^^js 


tayrmcak 


J=îi> 


tıslamak 


^■'US 


tayak 


- ji'i- 


tık az 


J^^ 


tılak 


J:>V.L. 


toylamak 


ö-^^ 


toylamak 


jJ,L 


toylanmak 


j^Lİ» 


tıynak 


JU^L 


tayıncak 


. 3^y 


tayıncak 


j^i» 


taymdurmak 


l>jAX.İ» 


tıynak;, tuynak 


J^i- 


tayanmak, tayınmak, 


toyunmak J^^ 


toyum 


r-?=^ 


toyum olmak 


j^j' p5^. 


toyumca olmak 


Jijl i^J^:> 


toyumlık 


^j}" 


toyunmak 


^'j^ 



401 



zırzıbıldak 
zaferlü 






zort virmek 
zurnapa 



A^rj 



.U 






L 



•^ârif düşmek 


[dij^-o J^jl^] 


•^aklı şaşmak 


j?U JİP 


•^âşıklamak 


j.A>İÂiiU 


*^alev 


j^ 


•^ibret eylemek 


di*İJ.I Cj j^p 


*^ömri kesilmek 


. dLLS ^j-f" 


•^acebe kalmak 


Ji^5 ^^ 


^ömıi hiçe virmek 


dLjj 4;>c^ tJjJ^ 


'^acur 


Jj^ 


*^amele getürmek 


dioj^r <1^ 


•^azâbmsuz 


J.s»JjUp 


*^amele getürmek 


d.Uj^.:6' a[^ 


•^arabtavşam 


cJLijL' ı_jyi 


*^ameli azmak 


JOİ M 


*^aşk itmek 


[dic-l J^.] 


*^avân 


ü\jP 


•^ışk eri 


c^jl J-^ 


^ör 


JjC 


•^aşkuijsuz 


r j.»v»x5.ip] 


•^avrat oğlan 


^jUjl CjjjP 


•^ışkın 


O^Âi* 


*^avret çekmek 


d.US^^ CjjjP 


•^okramak 


, j-l^p 


"avratlık 


â-^'^jj'' 


*^aklı ııılmak 


■Jİ^J JİP 


*^avrana 


4J J_aP 


•^akılsuz 


>Ui. 


•^ahd bağlamak 


j*.Uj a^p 


*^akıl gitmek 


djur jip 


*^ayb itmek 


d.U^J 1-^^ 


•^akla sigmek 


di*^^*' <iİÂe^ 


*^ayb eylemek 


diAA ^,0 


•^akîı bulanmak 


[S-^y. i^^] 


*^ayb kdmak 


(_5^1â ( >~c 



L 



ğıçıldı 


(jAİ~Ş^ 


gurbet oğlanı 


cj:>\pji C^^jî- 


ğurğurum kili 


^ ^J^J- 


garka varmak 


j-.jlj ^J- 


ğıjğu'mak 


6^J-J- 


ğıjıldamak 


J.İaJ> 


ğıjıldu 


J^> 


ğıjıldı 


c5^> 


ğıjlamak 


ji:.^ 


ğuşşa yimek 


cfix^ l^ 



lT 



b4,^p 



ğuşşadaş 

ğuşşa dutmak 

ğuşşa yimek 

ğalbırçıban 

gam yimek ^'■\ (*■■ 

gam yimek d-l^-^i ^ 

ğovuş J'j'^ 

ğovuş galebe eylemek dLİJİ 4-İp J^jk 

ğavğâ salmak JiUa ^/^ 

ğaybdan söylemek J.UL>- ox~J-' 



di. 



fatmak 
farda 






fariğ düşmek 
farımak 



dir-j: 






402 



faşırdamak 

fatmak 

fak 

fâl eylemek 

fanmak 

fi d dün 

fırşânt 

ferik, firik 

fırlak 

fırıldı 

fırla 

fermele 

feryâd ur m ak 

foryaz 

ferik, firik 

fıstuk fustuk 

fıstuk, fustuk 

fışkırık 

fisildimek 



J,4âi J^İ'^İ 


fış arılık 


jJb,jU5 


JİI'U 


fışkılık 


jJU^ 


JU 


fıtramaya varmak 


j"jij v'-?^ 


lLI\ JU 


fıtırdıya varmak 


ı>JİJ ^,^J^ 


Jx*l5 


fak 


J9 


Ö::A3 


fikri uzak 


(3ljjl ts^SCs 


c.-~^J 


fındık, fmduk 


3-^ 


^y 


fing urmak 


j^jji dl:i 


■ dVy 


furtuna yelkeni 


(i^i -^"jjs 


^AJy 


foryaz 


Jhjy 


• J.y 


foşbıyık 


âıd Ü^J' 


'd»_;3 


futa tutmak 


3^J^ -^y 


JJİ ^^.J 


fırakdı 


^•^\j)i 


JkJ 


fırtık 


ö^-y) 


^kj 


fırfırı 


fSJİ?y? 


J^- 


firik 


Ûj^i 


(3 a^^-»? 


fırla 


•y^) 


(i^^ 


fırla 


<Ü^3 


d.lx,ai^ 


fig, fik 


4i 



<J 



kab, kap 


vU 


kapunui] yukarı kaşı 


^i;ll {^jU_^j lilîjjli 


kaba 


LU 


kapu yapmak 


jx_lj. jjli 


kabakuşlık 


jlİj3 IjU 


kapu yaşmağı 


J^^^.. >>" 


kabran 


ül^.U 


kapu yavrusı 


^'^sjjk jj^s 


kabarmak 


Jo^.U- 


kapuyı almak 


jlT (J_jjU 


kabak 


. j,U 


kapuyı bozmak 


3^jj\ tij^.'^ 


kaba 


<uU 


kat 


o'li 


kabı t ar 


jl!- jU 


katıcak 


J^^ 


kaplayı 


' ^>V>' 


katça katça 


.^şîli 4^U 


kapılmak 


J.LU 


katırak 


dJ'U 


kaplubağa 


'IAj_^İjU 


katarlayu varmak 


J-'j'j J=^J''-^ 


kapu 


' >J^ 


katlanmak 


Jj:*:>\j'U 


kapu bağlamak 


J^tAtlj ^ajLâ 


katılık 


jb"U 


kapu bağlamak 


j*.Ulj _jjl-3 


katlanmak 


(>*ÜjU 


kapu bağlanmak 


J,»;ii;lj _ajli 


katıla, katla 


4L-U 


kapu başduruğı 


ı^ijjja^j _jjlâ 


katımak 


ji'U 


kapu bağlamak 


(M^Uj ^jjli 


katmkı 


x^^"^ 


kapu bağlamak 


J^İAJ _jjU" 


katurmak 


j-jjîU 


kapu bağlanmak 


j*:L;j ^jU 


katun 


jjjU 


kapurçak 


J=r-'-?4^^ 


katı 


ju- 


kapu geçmek 


dL:>^ _jjU 


katı dutmak 


Jx^ Jli 



403 



katı demür 


jjj'i Jli 


karcaşmak 


j^^UjU 


katı taş 


JlL^ üU- 


karcaşdurmak 


J.jJ^:^jLi 


katı katı 


Jli JU 


karcaşık 


JJL->.jU 


katı gör)ülli 


^ii^r ju 


karcaşmak 


j^±=^jLi 


katılık 


ju-u 


karıcık 


Jrj'-^" 


katımak 


j-kjjU 


karaca yir 


J. ^'TJ^ 


katı yürek 


^jji JU 


karçdlanmak 


[J^^.LS] 


katı yüzlü 


Jj^l JU 


kardaşlaşmak 


j^.iLij jli 


kaç 


E^" 


kararmak 


J^jj^î 


kaçan 


üUi; 


karsak 


ljl\^j\3 


kaçğuBCi 


t^T^ 


karış 


J-J^İ 


kaçğıın 


j jiş-Lî 


kanş katış 


JCi\İ ^İ;li 


kaçık 


J>.li 


karış kanlık 


JİÜ^jli 


kaçkuncı 


^--^T^" 


karış muruş 


lP^j' Lp-y^ 


kaçan 


ûr^' 


kanş muruş itmek 


'i'^"' J-Jj' J-J^ 


kaçansa 


7 


karış muruş olmak 


jijl J:.jjA JiJS 


kaçan ise 


- T 


karış virmek 


^Ujj ^ijlS 


ka^şaşmak 


Jr-Li^iU 


karşulayu çıkmak 


j*i>- ji^j^j^ 


kağşatmak 


J»::JL>-li 


karşulaşı gelmek 


^^]S' j^j^j\i 


kahşaşmak 


(>*'~~*"^ 


karşu varmak 


j-jlj jJijli 


kahımak, kahmak 


ji-U 


karış virmek 


i*-* -/..-? ıTj'-^ 


kadıncık 


j^şijlS 


karşı düşmek 


dlPj:^ J^'i 


kadıntuzlığı 


;>^JJ> 0;?^ 


karşanba 


4~l^ lU 


kara 


I>" 


kar tamusı 


^J"^ jLS 


kara baş 


^L^ ı>" 


kargaşa itmek 


dia^Jİ "Ül-Pjlj 


kara biti 


. ^. \^^ 


karğamak 


j^jlS 


karacakarğa 


UjU U-ljU" 


karğu 


jpjU 


karaçav 


^UljlS 


karğadüglegi 


JliT.. ^jU 


karaca 


■ <tp-ljli 


karğadüvlegi 


^Jjj ^j^ 


karaşağu 


_»cl^ljli 


kargı 


. ^.^ 


karağı 


.<pi.^- 


kaıık 


JjLS 


karak 


JljLi 


karkış 


U;i5jL5 


karaıjulub 


^j^rijU 


karkaşanlık 


jijLiijli 


karaıjuluk 


jj^rijU 


karkasa 


«tiSjU 


karaltmak 


j*illjLi 


karaklamak 


j^-jU 


karamak 


J-ljU 


karıkmak 


jijU 


karanmak 


• jx-|>- 


karkm 


(>5jU 


karavaş 


JiljljU 


kararju 


jS-jU 


karavaş 


■ e^jij^ 


karaıjuluk 


jj^r^u 


karavul eri 


c^ji Jjijis 


karlağuç 


^^cVjU 


kart 


Cj j|i 


karılmak 


JijU- 


karıtmak 


J^"j^ 


karlanguç 


e^jt^ 


kartı 


Jjü 


karımsı 


^-J^ 


karcaşıık 


j^U-jLi 


karımak, karmak 


j^jU 



404 



karmak inmek 


dl^J j^jli 


karyağdı 


^JLİ:L) jlî 


karmalamak 


j».i-jLI 


karıcık 


J=f.J^" 


karmamak 


■ JO^" 


karıcık olmak 


jijl jiSijU 


karma 


4^jU 


karıca 


4^_jli 


karıntı 


:^^^ 


kanş 


J^.J^ 


karartmak 


3^j^ 


karış muruş 


cr'Jj* ltİj'^ 


karın yağı 


J'k ^J^ 


karış muruş olmak 


(İ^j' u''-'.-?-" ltİj'^ 


karnı bükülmek 


d.Llfji JjU 


kanş muruş eylemek 


^♦İjJ tTJ-f ^.J)^ 


karu 


. jj^ 


karyağdı 


(J-Uj jİİ 


karavaş 


. J\jj^ 


karık ayı 


iS^ i£J^ 


karvamak 


j^ljjU 


karık katık 


3^^ Jj.j'j 


karucuk 


Jrj>- 


karıkmak 


Ğ^.j^ 


karvaşma-k 


J^jj^» 


karılık 


âkj^ 


karvamak 


J'jj^ 


karılmak 


j4..jLs 


karvamak 


J«»jjl3 


karılup katılmak 


. J»Jjlİ lJjLjU 


kara 


ojli 


karımak 


JCjU 


kara ev 


jlojli 


kahn kaşık salmak 


jlUtf J^.^ d/--' 


kara oba 


Ujl ojLS 


kazbaz 


jJjU 


kara başmak 


Jj*<^j ojb 


, kazıl 


Jju 


karapazı 


t^jU ojli 


kazmak 


j^jU 


karaciğer 


J^^ «jLS 


kazmık 


Js'J^" 


kara cümle 


«iL?; ojU 


kazımak 


J^..J^ 


karahaşba 


4».»^>- ojU 


kasıktaşı 


. ^^0^ J-U 


kara halk 


jLi- ojli 


kasnı 


^^ 


kara demür 


jja:> ojİİ 


kasık mancası 


^*-l:^ lJ;'^'^ 


karadüzen 


üjji ojlS- 


kasıkyarığı 


J'jk J^-'^ 


kara düş 


J-j^ .jU 


kaş 


^j^li 


karasağu 


jAv/ ojU 


kaşğa 


■ ^^b' 


kar as ağı 


^/^OjU 


kaş kararmak 


Ö'JJ^ J-^ 


kara sağı 


^«.SÖSJİJ 


kaş kararmak 


j.jly ^jiü 


karak 


Jojli 


kaşın bui'tarmak 


t>>^. ılr!^ 


kara kan olmak 


jijl jli ojli 


kaşın kurmak 


iy-jy Cr'^ 


kara kurut 


OjjS ojli 


kaşa çın bırakmak 


ipj. üt'^ ^^ 


karakura düş 


o-^J-i ojjS ojli. 


kaşı karağı açılmak 


^=r' J^^^ Ls-^^' 


kara keş 


^OjU 


kaşıkburun 


'^'j-''. Jır^^ 


kara gün 


ü_4r ojli 


kasnı 


, ■>^" 


karalar giymek 


di^jJojlİ 


kadıotı 


Jji ^-iU" 


karalara girmek 


di.'^J^^ O^OJİİ 


kadı bitişi 


ci-'-^ ci-^^" 


karalığı ağarmak 


J-*^^' (j^Joj'^ 


kadı bitişi 


cJ--r:=4 ,j-^- 


karanuğ 


^jJojU 


kadılaşmak 


J^İ^U 


kara yir 


J.. "^^ 


katır oyum 


üjij\ >'-«" 


kara yurd 


bjji oj^] 


katın 


OI.U- 


kara yir 


j\i j L3 


katun 


ü_jlsli 


karı 


" o'jt^" - 


kağan aslan 


ü'jUl üUU 



405 



kağırmak 


J^>li 


kalkılmak 


j^ıSJU 


kağşatmak 


J*::ü.li 


kalkışmak 


J^İJU 


kağşak 


(j^U 


kalkımak 


j*iju 


kağşamak 


(Jji'LÜ-U 


kalkımak 


(i^^iJU 


kağıldı 


. ti^i^U 


kalııj 


dJU 


kak 


JU 


kalııjırmak 


, S" >-^ ^ 


kakılmak 


J^slî 


kalıglık 


^ J 


kakırcımak 


^'^^frj^ 


kalııjurmak 


ö"j 3SCJU 


kaku'dak 


Jb^iU 


kalmış 




kak şoıjra 


ajSj.^ (jU 


kalmışlık 




kakığan 


üUsli 


kalmak 


<ÎİU 


fcakığan 


ûASb" 


kalan, kaim 




kakığan eylemek 


dl*LI jaSU 


kaluça 




4^ aJU 


kafcığanhk 


jLkîlS 


kalur giderse 


... J 


kakılmak, kaklamak 


jUsU 


kalUT) 


Ûj\\l 


kaklık 


jisls 


kah 


JLI 


kakımak 


JLiU 


kalıca 


^ju- 


kakımak, kakmak 


jilS 


kalııj 


dUU 


kakımaklu 


,j[ls\j 


kalın 


4>JU" 


kakınç 


^li 


kalın şap 


ı_j Utf- ö-j li 


kakmmak 


j*xiU 


kamamak 


j^uu; 


kakırcamak 


J>J^3İİ 


kamçı kışdurmak 


^ 


kaku'dak 


d^j^sU 


kamular 


■>l3 


kakırlanmak 


J^JjaSIS 


kamu 


j.»l5 


kakığan 


üUJli 


kamular 


,J .^U 


kakılmak 


J..IJİİ. 


kan 




kakımak 


JUJli 


kan itmek 


dUl üU 


kakımaklu 


jR^l\S 


kanara 


ojULa 


kakımak 


ı>«.Jlİ 


kan ödegi 


tS'a^ijl jli 


kakmmak 


J^âli 


kan uğut 


ci-jl jli 


kaîpyu çağırmak 


jrfjcU- _jJL3 


kan olmak 


jiji jli 


kağırmak 


J-^lâ 


kan itmek 


ti.l*xj| jli 


feaghş 


^idru 


kan ayaklı 


li^i' jU 


^aglu 


^ıru" 


kan eylemek 


dUjl jli 


kagb 


^J^i; 


kan bahâsı 


, ,*-[*. jli 


kagırtmaç 


^Lc"^_S'U 


kancıkmak 


C5 <. 


kalan 


ÖVU 


kanca 


cüşili 


kalburçıbanı 


<iW -'-?••' ^ 


kandalığı 


^JIOj-U 


L^ahça 


d^U 


kandan 


jlojls 


kalçm 


ö-;.^J li 


r.. kandan ...kandan 


jl-üU... jlojli... 


kalağan 


üUJU- 


kan derlemek 


dlij:. jli 


kalğışmafc 


(_5*.^JL3 


kan dere batmak 


(Jjcb ûj^ jli 


kalgımak 


j»aJ11 


kan düşmemek 


^j>iP:> jlâ 


kalkan yapınmak 


^.«.Ijb üLâJli 


kandan 


JOJİi 



406 



...kandan ...kandan 
kanda 
kandalığı 
kanzil 
kanzil 
kanzil 
kanEİl 

kan tutmak 
kanğı 

kan katilur kavm 
k,an karpuzı 
kan kaşanmak 
kan kaşanmak 
kan katilur kavm 
kan karışan 
kan kaşatmak 
kan kaşandurmak 
kan kaşanmak 
kan kaşandurmak 
kanıkmali; 
kankı 
kanlu 

kanlu bıçaklu 
kanlı bıçaklı 
kanmuğ 

kanma etmek doğra- 
mak 
kamnı pamuğa almak 
kanını panhuğa almak 
kana kan 
kana yunmak 
kanı 
kanıya . 
kan yağı 
kanı ısıcak 
kam ıssıcak 
kanı boynma 
kan yutmak 
kanık 
kanıkmak 
kanı kurumak 
kanı kurımak 
kan yalaşmak 
kau yut durmak 



öojLs... öojLi... 

sOİİİ 

(Jâjli 

jjjl 6li 

jjc'Uİj olS 

jx Ui (jU 
jilii öli 

jlâUuJ _^İJİi 

JX_^J "üU 

üU 
iJb- 



kan yut durmak 

kan yutmak 

kanya 

kav 

kavut 

kavcar 

kavud 

kavud eylemek 

İcavur 

kavram yeri 

kavurka 

kavurmak 

kavuz 

kavsık 

kavşıksuz 

kavşıklanmak 

kavuşmak 

kavuk 

kavlamak 

kavluç 

kavlağan 

kavlak 

kavlamak 

kavluç 

kavlucuk 

kavluç 

kavlamak 

kavlıcük 

kavut 

kavuşkan 

kavut 

kavuk 

kavık 

kay 

kaypmak 

kayp ancak 

kaypancak, kaypıncak 

kaypmmak 

kaytavul itmek 

kaytarmak 

kayıtmak 

kayturmak 

kayda 

kayır 



iSJ^ j>ljjli 

( 3 . » . U . a. J j \.i 

^^ 
diLcl Jjjblî 



407 



kayırm.az 


yjiî 


kabalak 


jM 


kayırmazhk 


jJ>j;_li 


kaplubağa 


''■*i_?M 


kayu-mak, kayuraıak 


j^jjS 


kıble yeli 


^. ^^ 


kayi'imak 


^..->:!^ 


kaplıbaga 


^i tk^ 


kayışayaklu 


SlJ J.^ 


kopmak 


(i*r- 


İjıayışayaklu 


AlA ^_li 


kubur 


J_?c» 


kayışb aldır 


jjJU ^U 


kabui'cak, kaburcuk 


â^Jj-^ 


kayğusım yimek 


di.*^. Jv_jİjU 


kaburga zırh 


^jj -^Jj-:^ 


kayğu yimek 


d.i*J jtM 


kobuz 


JJ>^ 


kayğu yimek' 


cf.i*^, jkiHî 


kaba 


dJ 


kayıkmak 


J«-ûjU 


kabakuşlık 


jils a3 


kaykmcak 


ıjl:>=;^jlj 


kabakulak 


jjji' A-S 


kaykıncak 


Ji:»^jlİ 


kabakulak desti 


<>^ jJ_jS v 


kaykı 


L?}.^ 


kabayel 


J^. V 


kaymak 


ö^y^ 


kopa başlamak 


jj':>liL< Ui 


kaymaca 


^j-T ^U 


koparmak 


J-J ^3 


kaymağa 


lil 0;.U" 


kapaşdırmak 


j^,» J-'A-i Us 


kaynak 


. 31-JS 


kapağ 




kaynak 


jxj.IS 


kapama 


4«UI 


kayu 


^i^- 


kapan 


üUâ 


kayurma 


Uj_jili 


kapçur 


.J_?*^^^ 


kaymrmaz 


jUjjd^" 


kapçuk 


l3_^>tA3 


kayurmak 


6^jji^ 


kapurcak 


J^rJJ^" 


kayıırmamak 


ö^jj^y^ 


koparmak 


JrfjJS 


kayurma 


4.»J^jU 


kopuz 


^^ 


kayı 


üU" 


kapkarşu 


j^jlJ 


kayırmak 


J-» _nj ^ 


kapaklanmak 


.. Jx -iUJ 


kab, kap 


■_*s 


fcapaklu tutmak 


li^-?^ _ji-ÂiS 


kaba 


13 


kaplayı 


\jy\^ 


kabauyluk 


âkj^ ^-^ 


kaplamak 


jj*İJ 


kaba diz 


y.? ^ 


kaplanmak 


[ j-^V ] 


kabarcık 


ö^j^ 


kaplayu 


_jjji 


kabar kabar olmak 


jijl jU jLi 


kapmak, kopmak 


t>«ji 


kabak 


öLs 


kapama 


4^a5 


kabakulak desti 


J^^ jJ_jSU 


kapan 


öf 


kabalak 


: JJU 


kapu başırığı 


^ij^^L _jj 


kabayel 


JdM 


kapu degesi 


^^aT^ _.J 


kabcuk 


3_j>=J 


kıpurdı 


ı^-iJj^ 


kaburcak 


J=r-n^ 


kopuz 


Jj^^ 


kabar kabar olmak 


Jİ>j.' -n^ -n^ 


kapu kaşı 


■ • J''^ jÇ' 


kabarmak 


(>-;^-^ 


kapu kuzusı 


^'^j^y _?i^ 


kabzamak 


(_c-j.,.rfa-.3 


kapu geçmek 


^i^ j{^ 


kabak 


C^ 


kapu yaşmağı 




kab kac 


7^ ı_*3 


kapu yapmak 


J*İi Jİ^ 



408 



kapu yaşmağı 


J.^ jj 


kıç ayak 


(JLT ^J 


kat, kıt 


1^' 


kaçağan 


c>^M 


katar dutmak 


j/:> jLâ 


kaçamak göstermek 


d-i.» JA*-^b Ü-"'^^ 


katırak 


JjÂâ 


kaçan 


öUJ 


katarlayu gitmek 


d\^'S j^yj.1 


kaçan ise 


4-.JUJ 


katarlayu geçmek 


dl»^ jJ J^3 


kaçarlanmak 


J-»J_rŞ=-5 


katarlayu varmak 


j^jlj jJ J.'i 


kaçağan 


üU^J 


kotarmak 


J-'J^â 


kaçağan 


c^^ 


kutsuz 


>^' 


kaçğun 


ö_jÂç-5 


kutsuzlık 


- Jj>^5 


kaçğuucı 


ej^J*^ 


kutsuz 


3j^ 


kaçkuncı 


Lİ?-%-° 


kat kalmak 


t>-U c^î 


kaçkun 


.öjjı^ 


katıl ağacı 


^^Lil J^ 


kaçak yir 


-!'.. ck=^ 


katıl ağacı 


^=r^l S^ 


kaçmak, koçmak 


J-^=5 


katıl ağacı 


^^[^ 


kaçan 


û^ 


katlanmak 


Jx' r>ti 


Jcâçan ise 


■UJİ ^J 


katılık, katlak 


Jj^^" 


kıçın serpmek 


' ^,j^ or-^" 


katılmak 


jJ.'S 


kıçın kıçın 


CfT^ Cf7^ 


katlanmak 


J*dl3 


kıçmlatmak 


j,cib>.J 


kutlu 


^B 


ki çınlamak 


j^i:^3 


kutlu itm.ek 


dÜ"! J:3 


kıçmlanma^ 


J«J^\:>>3 


kutlulamak 


J-'y^B 


kıçın kıçın 


ö^ O^^ 


kutlulamak 


jLjhs 


kıçın gönilmek 


ıi.-L-«J.J_^ (ln>aâ 


katla 


^ axj 


kabşaşmak 


J--^-=^^ 


katlanmak 


Jj:J:Ü 


kahşamak, kohşamak 


J.»-liJ 


katmak 


(J^â 


kijiıldı 


ci-ÜiJ 


katını almak 


Jİİ o^î 


kakalamak, kaJjlamak 


j*l;J 


katında yiri olmak 


jil i^j-^ oA:::İ 


kalımak 


(>»^«- 


katı 


<? 


koIıu 


J^-^" 


katırak 


ÖjaX5 


kohutBaak , 


jj: j>kS 


katı yüzlü 


_jJj,- cJ 


koKulamak 


J-Vj^J 


katı gö güllü 


^■U^>c;^ 


kolıulamak 


jij,=1r.3 


katı gün 


öS ^î 


kahımak/ 


J^jicâ 


katılık 


^<? 


kadar 


JAÎ 


katımak 


J^lJ' 


kadarca 


4ş-jJvi 


koca 


l^" 


kaderlemek 


dlijul 


kocalmak 


jdUS 


kodurmamak 


J^jAS 


kıcık 


Jr-5 ■ 


kadar vakt 


Iİ.İJ jaS 


kıcıklamak 


j-^-M 


kadem urmak 


■ J-jjl fAS 


kocmak 


j'*^ 


kadem basmak 




kocuşmak 


^j^ 


kadanmak 


jxa5 


koca 


is^ 


koducak 


J:^jaS 


kıçı 


^^ 


kodurmamak 


JijjOS 


kıç 


n' 


koduk 


i3jA5 



409 



kur 


y 


karanmak 


CJ\J 


kıran 


o\J 


karavaş 


J'^j^J 


kara 


. '-^ 


karavaş 


lTJİ^" 


karaağrı 


^^iT \j 


karavul 


^j\j 


kara er 


[^> ly] 


karavul 


6jj\J 


karaağrı 


>l \J 


kara yazulu 


Jjjh ly 


kara ev 


j\ !>■ 


kara yazılu 


_jijjb 1^3 


kara olmak 


ji^l \J 


kara yohsul 


cMf. 'y 


karaayak 


JU \J 


kara yii" 


J.. 'y 


kara pus 


c-Ji 'y 


kara yir 


-^.i ^j 


kıraç 


^^y 


kırban, kurban 


Ö\iJ 


karacı 


^Tiy 


kur bet 


Cij 


karacı' 


.^^J 


kırtarmak 


â-'jj 


karadüzen 


öjjj \j 


karıtmak, kartmak, 


korutmak jJı'J 


kara dün 


öjj \j 


. karcaşdurmak 


J-°j«^=r^ 


karar 


^ı>- 


karcaşık 


J-^y 


kararak 


öjly 


karcaşık yil 


J^. S'^J 


karâr koınak 


J^ jiy" 


karcaşmak 


ö-'^Tj^ 


karasağı 


^^UJ 


karcaşuk 


Oj-t.>-j3 


karasın dutrnak 


JX jj (^*-l^ 


karıcuk 


3=ry 


karağu 


>iy 


kucıldatmak 


Js'^}.>-J 


karağı 


J^J 


kırcıldanmak 


JxJİ^J 


karak, kırak 


3\J 


karıcuk 


3j>-J 


kara kata 


b' \J 


karaca, kurca 


A^J 


kara kurut 


CjjJ \J 


kırcı 


crJ 


kara kayğu 


jkj \jS 


karcaşık 


C^J 


kıraıj 


" ^ly 


kırçıldamak 


3^-^=tJ 


karar) u 


S\J 


kırçıldatmak 


JjT eAİ;>-^ 


karaıju delik 


j. jf\j 


kırlı 


■ ty 


karagu gögüllü 


j^j^j^\J 


karahcı 


o'^^^ 


karaguluk 


. jij^^j 


kirlilik 


J^J 


karar) umak 


^/\j, 


kırjhıalık 


âi'^J 


kara günlü 


ji-^j' \j> 


kardaş okuşmış 


Lr-*^"j' lt'-^^ 


karaıjılık 


â)S\j 


kardaş okuşmak 


(>*^J' lT'-İ^^ 


karaltı 


^\J 


kardaş okuşmış 


lT^JSj' iJ^^J 


karalmak 


jiiy 


kardaş okuşmak 


^jlj\ J>\:>J 


karamtık 


^Aj 


kıırdaşanı 


^^^J 


karamtıl 


^^J 


kurudan 


ö\:)J 


karamsılık 


jI^J^S, 


kırdırmak 


Ö-'J^J 


karamak, karamuk 


J-1y 


kardaş okuşmış 


jZaLsj) ^_p:)j3 


karamuk 


J_j-I^ 


kardaş okuşmak 


lji<_^3jl ıj^'ij^ 


kıran 


o\^ 


kurdeşeni . 


iS^^J 


karantı 


Jüly 


kararmak 


S'jJ 


kıran girmek 


dl^^ ül^5 


kursak 


â-'J 



410 



karsalamak 


^.<A^jl 


karğadüglegi 


S^j^ ^j 


karış 


iJJ 


karğadüvlegi 


S^jii^j 


k arş acık 


3^-^J 


kargış 


J^J 


karışık 


â-^J 


larğıl 


lİsM 


karış karmak 


JrfjU J:,J 


karak, karık, kırık 


^J> 


karışkanlık 


jIjUji^s 


kırkayaklu 


^J5U 3J 


karşulık 


jU_^ 


kırkbayır 


J.k ^J 


kırışmak 


ij^j 


kırkbayır 


-^.i '^J 


karış muruş 


ıJ'Jj-' ıJ'J^ 


karakçı 


^J 


karış muruş 


Jjj^j 


korkar olmak 


jii jj 


karış muruş olmak 


jij\ J,JJ^ J,J 


karkırtmak 


â^JJ 


karşu 


J^J 


karkırmak 


J^JJ 


karşu olmak 


-3İ\ jj^j 


karkas anlık 


Jİ^^^J- 


karşu olmak 


jijl j^_^' 


karkaşanlık 


ji-Ji.Sj'İ 


karşu dünyâ 


Uj> J-^j^ 


karkasa 


aLsjS 


karşusım almak 


J^' ^S^^J■^J 


kırkıl 


S^J 


karşu söylemek 


(İJ.aJ.J o*J i.^fi 


kırkübk 


Jİ^J 


karşu turmak 


^jja J^_^ 


karıklu 


SJ 


karşulık 


S^J^J> 


kırkılırak 


^J^'J 


karış virmek 


'^'JJ J-J 


ku'kmak 


J^j'^ 


karşu varmak 


j^jlj j:iji 


kırkın 


c^J 


karşu varmak 


â-'-lJ J^J 


kırkmlı 


^J 


karış virmek 


'^■'J.J J-J 


kırkılık 


ö^J 


karşu yirinde 


oAJ y^^ j-^ji 


kırkın 


ir^J 


karşu yürimek 


dl.»J_4J J-^y 


kırag 


ÛJ 


karsak 


(3l«?j3 


kırkemesi 


^.S j 


karsak, kursak 


3'^J' 


kararju 


jfj 


karşın ak 


■ 3^J 


karaguluk 


jlj^J 


kar taş 


J^J 


karlağuç 


^j'^'^J 


kartaş 


J^lJ 


kurultay 


^\s]J 


kirtil 


>>• 


karalcık 


i3k-J 


kargam ak 


3^^J 


karaldu 


jjij 


kargış 


JJ>J 


karlağuç, kırlağıç 


^J 


karğaşmış 


JuJ:J>J 


karlağuç 


^klj 


karğışmak 


^.Jii.^ 


karlaguc, kırlağuc 


^jkljS 


kargaşa 


■uLp_^ 


karılmak, kırılmak. 


kurulmak Jİ^' 


kırğü 


ı»" 


karlanğuç 


^jk:.lj 


kırğıl olmak 


Jİjl >J 


kurlu kılıç 


^î JJ 


kırğıllık 


JİU>" 


kurla 


^J 


kârğamak 


3^J 


karaman evi 


(jjl üL.^" 


kırgın, kırğuu 


u^>' 


karamtık 


â^J 


karğu 


y^'j 


kırmızı zurur 


jjjj (syj 


kırğun 


üj-^j 


kurumsak 


(3L»^j3 


kırğun kılmak 


J*l5 oyj 


karımsa, kırımsa 


4*»^ ,5 



411 



karımsı 

karamuk, karmak;, 

karamuk 

karın 

kırnacuk 

karnı açmak 

kırnag 

larnak 

karnı bağlamak 

karantu 

karantı 

karındaş 

karındaş okuşmak 

karındaş 

karındaşlaşmak 

karmtaş 

kırnak 
karınlamak 

karanmak 

kuru 

karavaş 

karvamak 

kuru umu 

kar ucu 

kurudan 

karavaş 

kıruk 

karavul 

kurulma;k 

kurumsı 

karvamak 

karvanmak 

kuru yaş 

kuru yirden 

kara ev 

kara uğrısı 

kara baş 

kara bağır 

karaböce 

karabulak 

karacanaver 

karaçav 

karacauavar 

karaca 



ku'mak 



\S^J^ 


karacaot 


k J-y 


karadüzen 


3j^j 


kara düş 


üj 


karasağı 


öjT^j 


karasağu 


6^} ^J 


karasağı 


t^J 


kara sığırı 


3^J 


karapat 


iJ^İAj j3 


kara karı 


yjj 


kara koıjur 


'S'J 


karakulak 


Ji\Mj 


kara koca 


JPjj^ J\^J 


karakavruk 


J-^J 


karakura 


j^ii^oJy 


kara kor) ur 


J^J 


karakulak 


: 3'J 


karakulak 


j,Jjy 


kara konur 


J^J 


kara kır 


jj 


kara kıyma 


J^jJ 


karaıju 


Cy^jJ 


kara göi]üîlü 


j^j\ jji 


kara gün 


jTjJ 


kara günlü 


(jtjjjy 


kara günli 


J'jJ 


karalar vilâyeti 


3jJ 


karamak, karamuk 


Jjy 


karanmak 


Lİ^jJ 


karavaş 


^.-'jJ 


karavul 


' J^jJ 


kara yir 


(_a*J J j3 


kara yaş 


J'k jj 


karı 


ö:>j-_ jj 


karıcık, kaııcuk 


j\ t,J 


kancuk 


a,'^.J-J^ "J 


karıca 


J'^. "J 


karış, kırış 


J-i 'J 


karış götürmek 


^y. »J 


kırdış 


jj_^j ,jl 


karımak 


J_4J U- i ^ 


kız 


jU- cj 


kızağcı 


jl>r*y 


kızan 


^Hjl 


1 kızoğlau 



3jjy «y 
3'^ji fj 

U J »_/ 

3^.J 
3j>-isJ 

3^J 
'S 

b\jı 



412 



kızoğlan 


^^-^ S^ 


kızıllık 


J^Jİ 


kızçukaz 


J'J^J^ 


kızdlık gelmek 


dur jjjji 


kîz çıkarmak 


^J'rT J' 


kızıUırak 


^^J> 


kızartmak 


t^"jj 


kazılmak 


jij^" 


kızırğ anmak 


J^jjS 


kızlanmak 


J^'ji 


kızdırmak 


J-'J^J 


kızd vala 


•^1^ j>- 


kızdırma 


^J^J 


kızlığ 


iJji 


kızdırınılmak 


J^İ^J^J 


kızmışla 


^li.js 


kazgan 


jUjS 


kazmak, kızmak 


(»' 


kızgınlık 


jLijî 


kızıumak 


3^y> 


kızğunca haber 


J\>- i^jijs 


kazuk 


3j}î 


kız kızan 


[ ö\ji Ji ] 


kazevi 


(SjJ 


kızkıldırak 


lİj-iUji" 


kızdca 


4^jj5 


kızkanç 


^^ 


kızd süci 


. ^'r-^ JiJ^ 


kız ki 


J^ 


kızılı çıkmak 


c-^r Si.j^ 


kazd, kızıl 


•^J 


kazımak 


ö^S^ 


kızılağaç 


^Ul Jji 


kıjğırm.ak 


j'>>" 


kızılüijük 


dir^ı jjj 


kıjğurmak 


j^j j^''j 


kızılürjlük 


düT^I JjS 


kas 


ü^ 


kızdüıjük 


Ü^GI.Jji 


kısaç 


j^LJ 


kızılbağarsuk 


J--_^J Jj3 


kısaılamak 


JijU 


kızıldık 


•j4-> 


Kostandil 


^xs^ 


kızdca 


4j5 


kısaç 


^.. 


kızılca ikindi 


cj-^ı 4->' 


kısıru 


: .jj-^ 


kızücaügeyik 


dLTjl 4>' 


kısğıı 


jk^ 


kızılca ikindi 


\$x.s^^ 4r}î 


kısık 


j^ 


kızlıh 


■ " c^> 


kuskun 


ÖjÂ^ 


Içızîlsağu 


>UJji 


kıskı 


a^^ 


kızdsağı 


■^pUJ>' 


kısmak 


J---â 


kızıl süci. 


ei=r--- Jj^ 


kısu 


j-J 


kızdsağu 


_ji-.ij3 


kısu görmek 


,d.U j jf __j-J 


kızdsağı 


^iJj5 


kışı 


13'^ 


kıadsağı 


^İ^Jji 


kısık 


J--İ 


kızdsı 


_^-J> 


kaş 


(^ 


kızıl şaka 


U^ Jjü 


koşa 


ÜÜ 


kızıl sağu 


ji-\.^ ^ 


kuşağına tolu 


__jJjİ3 4AJ;LÜ 


kızıl sağı 


J^[^? 


kuşağım iki yir- J'">'Aj 


"^■^Z. cS^i' (is*"'*-^ 


kızıl şu 


_>^ .J>' 


den bağlamak 




kızlığ" 


^.i- 


koşa koyroak 


■j^ UJ 


kızlık 


Jj^î 


- kuşamak 


^^L,^ 


kızlık itmek 


İ..U-Jİ jJj3 


kaşandurmak 


J/>jX-İS 


kızlıksuz 


J-Jjjâ 


kaşanmak, kuşanmak 


jxli:i 


kizdkanat 


obi Jjj 


koşdaş 


cT-^^* 


kızlık yd 


uU J^J^^ 


kaşdan kaşa 


4±3 ü.tİ3 



413 



kışğırdı 


,j;:)_^A3 


kığırışmak, ki 


Lğrışmak 


Jpjk'i 


kışğvırmak 


J.>iJ 


kığırılmak, ki 


ğrılmak 


SLjkî 


kaşğa 


tU-iS 


kağırmak, kığırmak 


\2*jü 


kuşak berkitmek 


di....sO: s^ 


kığırılmak 




j^IjjAS 


kaş karak çatmak 


J^-T '^J J^ 


kığışdı 




(_gJ«A3 


kışkıldak 


Jl^liJ^ 


kağşak 




JAİ3 


kışlağ 




kığış kığış 




^tkl (jİAÜ 


kışlak 


(3^\:İ3 


kağşamak 




^_û'^»*^3 


kışlak evi 


l5jİ ÖiUiİ 


kığılcım 




rt.=^İ3 


kışlamak, kuşlamak 


J»t>\i.« 


kığlamak 




J^İAs 


kışlak 


JUS 


koğu 




jAÜ 


kışlamak, koşulmak, 


kuşlamak J-Jü 


koğıız olmak 




jil }jkl 


kaşmer 


j^^-i 


koğulamak 




ji_jA3 


kasmak, koşmak 


J^Z.3 


koğa 




«Us 


kaşm büzmek 


di-»jjıJ (Jjİi' 


kığıııeı 




^=r-^>^ 


kaşın kantarmak 


J-J^^ ü^' 


kığırmak 




J.»j;;Aİ! 


kaşanmak 


, *a^^3 


kıf 




ıJlS 


koşun 


öjtl 


kafa çanağı 




^^T ^- 


koşun koşun 


ÜjJiS Öj-t'İ 


kıft itmek 




cL.U"l r:'o' 


kısaç 


T-l~^3 


kıft olmak 




jijl oiJ 


kısaç 


^ 2:-^» 


kıft eylemek 




ıii*L.' ıjuis 


ki sıcak 


(3^=-^^ 


kofa, koffa 




AM 


kışdırğı 


^ija^ü 


kakılmak 




(_w^.a3 


kışdırma 


4,JJİ^« 


kak şoi]ra 




0^^ J3 


kaş kaş gülmek 


d.U.b ^JAî ıj,.x3 


kaîviğan 




.öUxi; 


kışku 


- jA^ 


kakığan 




JjAİi 


kuşkun 


ÖjÂ^l 


kakığanlık 




jJAİİü 


kaşlıclu 


jA^l 


kaklık 




jJ^ 


kısmak 


^_i-**^i23 


kakımak, kal^ 


.mak, kokmak 


(J-oJl» 


kışımlaraak 


j.t>L^i 


kakınç 




^üâ 


kasnı 


ci^' 


kokulamak 




^a^jAİ 


kışa eylemek 


d.UİJ 1 . 4.^i" 


kakıtmak 




J.*:uÂ3' 


kıtırdak 


(3l:)^ki 


kakığan 




ö U„ii' 


l>ığ 


(i' 


kakımak 




J*„iü . 


kağan 


öUi' 


kaıjrılmak 




■ â^J^ 


kağan arslan 


(j'j\^jl oUj' 


kıvranmak 




Jj: S^'İ 


kağan arslan 


(Jt>\--jl öUî 


kai]lı 




h 


kağan arslan 


o^\-^jl (jUü 


kıl 




J^" 


kağan aslan 


j-^Ul öUi' 


kal ab ak 




JO'J 


kağan aslan 


(j-:>».^l öUü 


külah 




^t>ıs 


kığırtmak 


JX yâ 


kulak urmak 




j^jjl ^-iis 


kığırıcı 


^'rS'^ 


kalarda koparda ûn 


^•;j3 (SJlj"ili) 


kığırdıcı 


urr^j^' 


kulağ olmak 




jiji ^^15 


kığırdanmak 


J-f'^>2 


kulağuz 




>^\i>" 



414 



kulağuz 


j^-i'^' 


kalkışmak 


0^ZiÂXs 


kulağuzlamak 


JİJ>^^' 


kalaklamak 


[JJÜJ] 


kulağıızlayıcı 


-^w>->^" 


kalaklanmak, kılıklanmak 


J*Uils 


kulağım burmak 


3'j. û-f':>^ 


kalaklu 


Al[-i 


kulak urmak 


Jİ.Jİ 3:>\» 


kılkuyruk 


"^j^y- J^ 


kulak tutmak 


jx lU 3'^'^ 


kulka 


«üIS 


kolau 


(j">l3 


îcalkımak 


j.*~iİ3 


kalanca 


d^-^^i' 


kaili) ırmak 


^j>Xî 


kulavuzlamak 


JİJJ->^- 


kulluğa durmak 


J^JJb 4A.U.İ! 


kal ayık 


ÖH">^' 


kullık, kulluk 


J.Dİ 


kolayına 


4lı,:>l3 


kullukcı 


^^^^ 


kalabak 


J;l^- 


îcullukçı 


^-C^^ 


kalaba 


4,.U 


kulmaş 


J^^ 


kılıç etmeği 


J-U"! ^İ3 


kulmaşlık 


jijiU? 


kılıç eri 


co' ^ 


kalem urmak 


^.^^ 


kılıç üşürmek 


lÎ..Uj_4-^Jİ 77-.Iİ 


kalem çalınmak 


j^JU ^ 


kılıç çıkarmak 


o->- ^ 


kalem çekmek 


dLC ^» 


kılıç koymak 


' â-'..J 2:-^-' 


kalem çalınmak 


,__û,*j*.U-. \> 


kılıç girmek 


d-U/ ^\3' 


kalmak, kılmak 


j.a^ 


kdıçlaşmak 


J.<Jii^3 


kalemlik 


J^jvi^ 


kılıçlamak 


J..U\İ 


kalemli futa 


<Ü^J J,.İ3- 


kılıca toğranmak 


JSji}^ 4>J.İ 


kaleme getürmek 


d.Ujj-r u; 


kılcı 


■ ^^-^ 


kaleme gelmek 


diur 4u; 


kılıcı kına katmak 


J'*^ bi ^^JS 


kalem youdurmak 


J^jAJ_cJ J,3 


kılıcın çalmak 


Jİ L=r ■ LJi^^ 


kalem yonmak 


jU'^aJ U 


kılçatmak 


'jx"U? 


kalan, kulun 


"^a^ 


kılıç çıkarmak 


j^jli>. ^" 


kdıuç 


2ri3 


kılıç salmak 


Jİ [^ ^lâ 


kalanca 


u^,u 


koldaş 


^İAİâ 


kıbnç itmek 


di*::j,l ^Yi 


kıldan kıla 


<di ooii' 


kdmç . eylemek 


d.i^.U 2:^i-' 


kuldurdatmak 


Jc"o:)jjAİ« 


kuluncak 


J::=:.U 


kalğıtmak 


j,..;..U 


kalanca 


4?=;lj' 


kıdağuzlamak 


jijAi:» 


kılınmak 


J.*~U 


kulağuzlayıeı 


^W>i^ 


kılurmak 


J'jj-^^ 


kalgımak 


J..Aİ^ 


kalevre 


OJjIj 


kılık, kulluk 


Jİ3 


kulavuz 


-i_>-^^' 


kulak urmalv 


J.OJİ jii' 


kulavuzlamak 


. ^j^ 


kulak olmak 


jii J.U 


kulluk 


Ö_4İ3 


kalkan yapınmak 


j..;.iL (jUİ3 


kulluk yatı 


(İ^. ıJ^^'^' 


kalkan yapınmak 


. J.»Xo_ oUli' 


kulunlamak 


J^.Üjİ3 


kulak urmak 


j^j^l jlü 


kolay 


J^ 


kulak burmak 


J'J-. Jİ^ 


kolay bulmak 


J.L JS 


kullukcı 


^:^İİS 


kılıç çıkarmak 


J^ j ı-^=r ^-İ3 


kalkar olmak 


jijl _^ıs 


kılıç koymak 


J-^.^'^' 2^n-^^ 



415 



kılıçlaşmak 

kılıçlamak 

İplıç çıkarmak 

kılıç salmak 

kılıçlamak 

kılıç yürütmek 

kölaysuz 

kolaylu 

kalyataşı 

kuma 

kamalaklanmak 

kamamak 

kam.çı 

kımraşmak 

kımranmak 

kımratmak 

kımırtı 

kımız 

kumu s 

komak 

kımıl clı 

kamam.ak 

kamu 

kamucuğı 

kamular 

kuma 

kımız 

kıu 

kanat bükmek 

kanat kakmak 

kanata 

kanara 

kanara 

konak 

kınamak 

kınanmak 

kanat, salmak 

kanat kakmak 

kanata 

kanca 

kancam 

kan çalığın 

kancaru 

kancan 



j^:d^ 


kancansm 


j,-(^_^ 


j^ii^Al 


kancasa 


L»;^ 


JAJ Ül_s>- 7Î~U 


kancasa 


İmS^o^ 


jiU g~li 


kancasaya 


1 „.^ji 


' Ji^' 


kancasaya 


(*.*»î.ı=;i 


i-^-^'jjf, fi^}'^ 


kancıkmalc 


lj^il>=^ 


j-«~Ls 


kancuğa 


■^ _y^ 


' J^:.^' 


kancuka 


âlj:^ 


J'^ aJS 


kanca 


4^ 


Li 


kancasına 


'C^i^I 


j^iJlî 


kancaşanaya 


<uL-^iUj=jJ 


^.lî 


kancaya 


4„»=:i 


^ 


kancam 


JJ^~" 


J^^J 


kanda 


J^ 


jf'ly 


kanda 


\x3 


j/j 


kandaduğı 


^ij>l.uS 


JJ 


kandak 


t5İXİ 


y> 


kandalığı 


j}\x2 


^j 


kanad urmak 


\j^Jj\ X.3 


ö^ 


kındırışmak 


JPjX.J 


^.^ü 


kındırmak, kmdurmak 


J-jXİ 


J-^ 


kandıra, kmdıra 


ajJUİ 


■V 


kandaşa 


U xi 


'j.'^J'ry 


kandaşa da 


\.K^X3 


JJ 


kandaşa 


<^ x.î 


4İ 


kandağı 


. J^ 


>.^ 


konduk yurt 


Cjj-^ ^J,X.3 


<>° 


kandalığı 


^X.î 


ıi.U_jj Cj bi 


kandalığı 


^klx3 


JS'3 oui 


kandan 


öx3 


<ubi 


...kandan ...kandan 


ÜX^ ... üJCİ ... 


ijb- 


kanda 


aX3 


ajbj 


kanda ise 


^\. o-Uİ 


Jb- 


kandaşına 


•C^ ûXİ 


J.LÎ 


kandaşa 


<- oJJ«â 


Jjr'Ui" 


kandaki 


S>-^ 


JİU c-x^- 


kandalığı 


j.hx.î 


j^ıJîs (J:-^ 


kandeligi 


^sao4'X3- 


'iX.S 


kandalığı 


iJûJiri 


; L-.Jİ 


kandayduğı 


e5^-^„-l^ 


jj'^ 


kındırmak 


J^J'.'^ 


o.;JUxs 


kmdu'a 


o^_Xİ 


jj'^ 


kandaysa 


<u«jJUİ 


<jj^ 


kansı 


LJ-^ 



416 



kannış, kiniş, kınnış 


, • .^ 


kobuz 


jy.j' 


konşulık 


.-. . JUJ 


koparmak 


J«Jİ0_j3 


konşu 


^w!Ll>3 


kop durmak 


Ö'J'^.Jİ 


konşı 


J-- 


koparmak 


J-vV^ 


kantura 


ijjh^ 


kop arını] m ak 


J*Jjj;^^ 


kanğı 


C^ 


kopuz 


y,j^ 


kmağan 


fjk'J 


kopmak 


ö^,y 


kanğı 


J^ 


kopuz 


jj^J 


kankı, konuk 


Jiâ 


kavut, kut 


CJj3 


konuk idinmek 


dk'^l jii 


kotarmak 


j.jl;_j3 


kankal 


JU:lS 


kavtan 


öl;_j3 


konuklamak 


, j^:>UJ 


kuvvet dutmak 


Jx :, CjjI 


konuklık 


ı>U^ 


kotarmak 


j^Sji 


konuklık itmek 


dJU"l jüJ 


kutsuz 


>J_j3" 


konuklık itmek 


. dJUil jUiS 


kutlu 


j}Jjl 


konuklamak 


jJUxS 


kutlu 


_jJO_j3- 


konuklık 


J~lâ:i 


kutlu eylemek 


diA;} jÜji 


kanıkmak, kınıkmak 


J*i.S 


kutlu kuş 


U'^y _jL"_j3 


kankı 


J^ 


kutlulık 


Jijl3j3 


kanluk 


jlxS 


kutlulamak 


Jİ^Jj_j3 


kanlu 


j\^3 


kuth 


^J 


kanluk 


3j\:i 


koç 


^J 


kınamak, konmak 


6-^ 


koca 


.[^J 


kınu 


_ıX3 


kocalık 


jJU.^3 


konuk 


3j^ 


kocuş 


o-^y 


konuklamak 


^a'^j^ 


kocuşmak 




konuklık eylemek 


iİ.İ*İj.' Jİs_^ 


kuç kucak olmak 


jijl jU-_j3 rj^ 


konuklamak 


J*İ3_jXİ 


kocaltmak 


(j*^»-_j3 


konukluk 


öj^y-S 


kocalık, kovcılık 


ji^ji 


kınamak 


J"Cİ 


kocalmak 


jA^jl 


]k;anı 


C^ 


kocmak 


J^_j3 


kanı boynına 


^-_?J tS^ 


kocmacık 


J>-X^^j3 


kanı kurumak 


J«JJ_?3-^ 


koçunmak 


6-^y 


kav, koy, kovu 


-?^ 


koca 


<s^j3 


kavata 


<öİ_j3 


kocabaşı 


J^^. "^y 


kova çıkarmak 


J^jLâ.>- \jl 


kocalık 


C^<^ji 


kavata 


<U»l_j3 


kovcı, kovucı 


d^y' 


kova gitmek 


.fju=r ı_jS 


koç 


^j 


kıvandurmak 


(3-jAÎI_jâ 


koçaş 


j^j' 


kıvandurmak 


l>jjjj'l_j3 


koçak, kucak 


3^js 


kıvanışmak 


J*İJİ_^5 


kov çav 


j^ y 


kıvanmak 


jc'I^S 


kocuşmak 


0*^^ 


kubıır 


J_?^_?^ 


koçu] m ak 


jJ^-^i 


kuhur yolı 


i-i-îi -İJİJ^ 


koçmak 


â^y 



417 



koçu 


^T^ 


korku dundmak 


' j^İJjij^' 


koçuşmak 


^^j^y 


kur kuşak 


jlü jj'i 


koçulmak 


jXj^ji 


kur kdıç 


^ ->y 


koça düşmek 


dif^ji <**-_>* 


korkudur kim 


f j^y^y 


kohmak 


3^y> 


korkudunılmak 


jj^^ytjjî 


kohu 


j^jt 


kur kurma kuşak 


ıj-^y '^jy jy 


kohutmak 


. J^'j^jl 


kur kuşak 


^y jy 


kohulamak 


3^j=^y 


korkulık- 


yyjy 


kuduzkurdı 


(j^jj» j^y 


korkunca 


'>4yjyi 


kodus 


LT^y 


korku virmek 


•^j.j yjy 


kudsuz 


>-j_,S 


kur kemer 


/^y 


kodak, koduk 


(3j_>5 


kurlağaz 


jli^VjjS 


koduk 


öj^y» 


kurlağun 


bji.'İjjl 


kor, kur 


jy 


kurultay 


ıj^jy 


kıvrak 


3\jjî 


kurlağan, kurluğan 


o^iijy 


kur eyer 


j-j jy 


kurlağan, kurluğan 


ü^->y 


kurbağı 


j^^.-^y 


kurlu 


y^y 


kurban 


üljj_,i 


kurluğan 


üU_^j_^ 


kurut 


Oj_jl 


kurluğan 


yj^->y 


kortarmak 


j.jljj_jî 


kurum 


r^' 


kurtaltmak 


6^jy 


kurumsak 


JL^jji 


kıvratmak 


• j^"jy 


kurmak 


3*jy 


kurcamak 


. j^.jy 


kurnazlanmak 


[J^pjy-] 


korl^utmak 


^:.p-jjs 


kuru 


jjy 


korkar olmak 


j^j' y-->y 


kurut 


CJjjji 


korkak , 


j^jy 


korucı 


^jrJ->y 


korhulu 


yj-jy 


kurud 


^jjy 


korkmak 


y-^y 


kurudan 


ö\ijjjî 


korhu 


^^^y 


kurvdtay 


^s^jjy 


korl^u virmek 


di^j^j j^jy 


kurum 


(jjy 


kvırdaşanı 


^^'^^jy 


kuru yaş 


LT^'i j^y 


kurdaş 


y^^^jy 


kuru yir 


j.j-^y 


kurdeşeni 


^^^jy 


kun 


<s^y 


kurd lingi 


S^ ^jy 


kunca umu 


jAj\ 4şîj_ja 


kurdamak 


S'^jy 


kurı lıastalık 


dU-c-*:- ^jy: 


kurudan 


öijy 


kurı yir 


J. c5J>' 


kursağı tar 


y» j-'^jy 


koz, kuz 


^y 


kursak 


jL-j_jî 


kozak 


âSjy 


kursak 


ijr-jy 


kavzamak 


j-'J^ 


kursak 


JL5j_^ 


kozak 


öjy 


kursum 


^^^^y 


koz kabına komak 


Jajİ ^^^ JjÎ 


kursak 


3^jy 


koz kabuğına komak 


3*y ^y^ jy 


kursak 


6-^jy 


koz kırmak 


3^j jy 


korkutmak 


j^j/i 


koz kırmak 


j*j^» j_^ 



418 



kuzlacı 


^jj 


koşundaş 


^\x~^y 


kuzlaıuak 


JİJ^S 


koşun di 


^^J 


kavzamak 


(>J_>5 


koşun koşun 


d^S^ o^J^ 


kavzanmak 


ö^jj 


kuşanmak 


(i*^_>* 


kuzuluca 


■^J jjj^ 


koşulmak 


O^J^S^ 


kuzulu kapı 


jU Jjjj's 


koşun 


öjİji 


kuzulı kapu 


ji\İ djjjî 


koşun bağlamak 


lJ-*Xkj J_jhS_jİ 


kayza, koza 


ijjâ 


koşuntı 


ı^j^y^ 


kuzey 


iSJj^ 


koşun koşmak 


ö^y öj^j'i 


kusğun 


û^y 


koşun koşun 


j_j.^_jâ Ü_j.w^â 


kusğun 


Cjk^^i 


koşa 


<tİ_jâ 


kuşğun urmak 


J^Jjl öjk'^ji 


koşa kişi 


JS' ^jl 


kuskun 


Ü^-JS 


koşın 


O^y 


kuskuna kuvvet 


C^jl <Ü jAamjİ 


koşınmak 


J*V^_>â 


koşa 


Li^i 


kuş yürekli 


^jy, J-y 


kuşetmegi 


(P"l U=^ 


kav sara 


,j^ji, 


kuşağı berk 


'-^J. J^J 


ku sağan 


[j,i^_jS] 


kuşak bağlanmak 


j*Uaj ı3Li_^ 


kuşundu 


j^c^jl 


kuşak çözmemek 


d.Uj_j:>- l3LJ_jâ 


kuth 


■ JJ^^S 


koşa komak 


^jl Li_jâ 


koğ 


ty 


kuşüzümi 


ı3*jJj' J-S^ 


koğa 


[hy 


kovuş okı 


Jj"^ JJ 


koğ alık 


ji^y 


kuş burnı 


'^■jji J'y 


koğcı 


■Jy 


koştaş 


J-^J 


koğcdık 


J^^'y 


kuşça 


Asy^^i 


koguz 


>y 


kuş ah 


^y 


koğuş okı 


jj\ Jiy 


koşdaş 


J.\a^jI 


koğuşmak 


ö-*^y 


kuşdili 


Jj j-j> 


koğlamak 


j^'ilp_ji 


kuş sağı 


S^ J'J 


koğ alık 


jU^y 


kuş surbası 


iy^-ij" J'y 


koğmak 


3^y 


kuş siyigi 


S^ JJ 


koğucı 


^fryy 


kuş şagı 


S^ JJ 


koğucüık 


ij^^yj^ 


kuşağını iki J-o^ 


y ^^j'„ Si^ is:*^y 


koğuz 


jyy 


yirden kuşanmak 




koğuk 


3yy 


koşuk 


ö^y 


koğulanıak 


jA^yy 


kuş kanadı 


^^jsU ^y 


koğuncı 


j^j^y 


kuş kuşlamak 


J/^jî J-j'i 


koğa 


^y 


kuş kuşlamak 


(i*^_>* U^_>* 


koğalık V 


jJ^PjS 


kuşkuyrığı 


J^.j.y J-S^ 


koğıcüık 


^Lf^y 


kuşluğın 


üi»Xi_jS 


kavuk, kovuk 


3y 


koşuluk 


Jii_j5 


kavka 


li_ji 


koşulmak 


jJ^y 


kokarilik 


JİİJ 1 jU_ji 


kavuşmak, koşmak. 


kuşamak J^_>3 


kokdurmak 


J-jA3_jil 


koşun 


Jr^ 


kokarşu 


j^ Jy 



419 



kokulmak 


jJjj'İ 


kulak salkımı 


^j*J>İLp â^j'i 


kokmak 


Jiy 


kulak salkımı 


j^*iLs» 3^ji 


kökunmak 


J-^jS 


kulak tutmak 


^'j^ ö^ji 


kokuşlu 


[jii-Siji] 


kolag 


ii^jl 


kokulamak 


J^^jSjS 


kovlamak 


ı>Vjâ 


kokulatmak 


J^jij'i 


kolan 


ö^J 


kokulanmak 


Ö^J^J^ 


kolanı enlü 


ji^\ (jVjS 


kokıağacı 


^^^T Jj^ 


kulavuz 


JjVjî 


kor] ak 


3\^j3 


kulavuzlayıcı 


j^y^j'^y 


kor|ur 


/y 


kulavuzlamak 


ü^jj^y 


korjrak 


6»J'ji 


kulavuz 


jjj^ji 


korjşu 


jlSjl 


kolay 


^V^3 


korjşulık 


jj^i^l 


kolay bulmak 


ij^y. i/^y 


korjşı 


jSy 


kolaylamak 


j^ :>^„V jS 


koıjak 


J^y 


kolaylamak 


S^y 


kor] aklanmak 


j^âTjî 


kolaylanmak 


J^^')}j3 


korjur 


JJ^j'İ 


kolayın 


■ :jyy 


kor|urcak 


J=rJ_>0^ 


kolayında büyümek 


dUjJ aXj')ljİ 


korjuşu 


jij^jl 


kolayında gezmek 


dUjf oXj'jj'İ 


kol 


6y 


kolayın gözlemek 


dijj^r :jyji 


kolaç 


^^y 


kolayına 


oV.^5 


kulacık 


J-V^3 


kolayına büyümek 


ciJUj-j -^S^y 


kulaçka 


<Ü^Vj5 


kolayına komak 


JajI oVjî 


külah 


t^y 


kolayına gelmek 


dLlS' oV>' 


kulağ urmak 


j^jjl ^VjS 


kolaya bağlu 


J^i ^^y 


kulağuzlamak 


j-V>V^î 


kolbağı 


J"^. «Jj^ 


kulağını burmak 


o^jy. i^^y 


kolbağı 


^/^j' 


kulağuz 


J>Vj5 


kolbağı inci 


j^^ j^i ^y 


kulağuzlamak 


j-'^jyVjS 


koltuk otası 


^^j\ jJjü 


kulağa almamak 


j41 -^Vji 


koltuk sipsisi 


,_^-A- s^ji 


kulağı dinç olmak 


ı>ijl ^^ J^y 


koltuk sipsisi 


^1^-^ C^y 


kulağına çalınmak 


j^U- «c-pVjî 


kavluç 


^y 


kulağına dokmmak 


jı*ı5jj <c_fcVji 


kolçağ 


tyy' 


kulağını burmak 


J-^. tİs^'^J^ 


kolçak 


JUJji 


kulağı yolda kalmak 


jiLi ajjji J^^y 


kolçak 


ö^y 


kolak 


3^jl 


koldaş 


J\^y 


kulak aşmak 


J£^T 3VjS 


koldaş 


J'-^y 


kulak ovmak 


J.jjl ö^y 


kavlaşmak 


J*-tJj5 


kulak burmak 


ö^jji JVjl 


kol salmak 


jiL» JjS 


kulak burulmak 


jijjjj ı5VjS 


kol tolaşdırmak 


J^j'^jjJjls' ı}y 


kulak tözi 


c^Jjî 3VjS 


kol tolaşmak ' 


jjüjU^ 


kulak çirki 


i!/? '^'^>" 


kulğan 


jUJji 


kulak dutmak 


J^'jj JVjS 


kulağ urmak 


J.JJİ ^j^ 


kulak salkımı 


j^*âJU» (3V_j5 


kulağını burmak 


J.JjJ JiJ_jİ 



420 



kulağuz 


jji)j'i 


kum 


r^; 


kavlak, kavluk, kolak 


Jiy 


kuma 


UjS 


kulak urmak 


j^jji jJ_jl 


kumsulanmak 


J-JjWij9 


kulak burmak 


J^JjJ jijİ 


kumşulık itmek 


di-^i) jl-^jjS 


kulak burulmak 


6^jjji â^y 


kumşı 


^-y 


kavlak bolmak 


^ ö^y. 3^y 


komak, kovmak 


J'y 


kulak tözi 


(jjjj o^y 


kuma 


<U_jâ 


kulak çekmek 


dİC- jJ_j5 


koma itmek 


di-^^ •'^j'İ 


kulak dutmak 


jr"j jJjS 


konak idinmek 


di^ojl. jUjâ 


kulak dutmak 


ji'jj jiys 


konakçı 


t*^^J^ 


kulak salgımı 


^*aL. j]j5 


konaklamak 


J^\jjS 


kulak salkımı 


^*İL^ jijs 


kunt 


C-Jj3 


kulak tutmak 


3^'j^ 3^y 


kontuş 


J'j^y 


kulaklaşmak 


J*İ.ÜJj5 


konç 


^y 


kol kavşurmak 


j^j'jî ı}yt 


kund 


•^jy 


kuluıj 


dJİ^5 


kundağa konmak 


JXj.â A£-IJÜ_jâ 


koUaşmak 


j^y 


kondurmak 


J»jjJjâ 


kavilleşmek 


di^dy 


kondırmak 


J^'j^-^'y 


kulluğa tutmak * 


Jjf-jL. <üJlj5 


konar göçer evli 


Jjl j>-jf j'y 


Jiolhk, kolluk, kullık, kulluk jUjl 


konuş eylemek 


di*iil J^ijî 


kuUukcı 


^^y 


konuşmak 


Ö-^y 


kullukcı 


\jr:^y 


konşu 


j-^y 


kollu divit 


^iji^ Jy 


konşulaşmak 


j-«— J _?-*• y 


kolluk, kulluk 


3jy 


konşulık 


jljJiijî 


kuUukçı 


ar^Jy 


konşı 


J^y 


kollu fcolmca 


A^jS j^y 


konak, konuk 


y>y 


koUık 


sJ^y 


konukcı 


^'r^'y 


kulmaş 


J^y 


konukcılık 


3\f7^y 


kulmaş 


lAJ 


konak salmak 


jiLö jjjâ 


kavlamak, kovlamak 


3^y 


konuk kondurmak 


j-jAij^l JJ^S 


kolan, kulun 


öh'^ 


konuklığa almak 


jiT <uiâj_^' 


kuluncotı 


Jj\ ^j3 


konuklık, konukluk 


(>Laj*j,î 


kulunlacı 


^^'y'^y 


konuklık itmek 


dJ.^.1 jiij_^ 


kavlanmak 


J*Jj5 


konuklık eylemek 


^JjJ jUJjS 


kulavuz 


jjiy 


konuklık kdmak 


jji jUijî 


kavluk 


3jiy 


konuklamak 


jJü_.S 


kulun 


öjijî : 


konuklanmak 


J^İJjS 


kola almak 


jiT Jjî 


konukluğa almak 


Jİİ APjiÜjâ 


kola binmek 


d.i^, -^JB 


konukluk 


<^J-^*J^ 


kolaysuz 


Jr-Jy 


konukluk itmek 


di*~>.l (3_jiiJjâ 


kavü yeri 


[^j'. <^y] 


kunlacı 


t/?^.^^ 


kolaysınmak 


J»^ dy 


konulğa 


IaJJjS 


kolaylamak 


J*JJ_j5 


kunlamak 


jJi J 


kolayına yürimek 


dUjjJ 4ÜjS 


kıvanmak, konmak 


J-f'j^ 



421 



konmak göçmek 


dl*=^ji o^ jî 


koyuh 


t~»'-y 


kuTiTiacı 


^y 


koyuk 


^yy 


kunnacı 


ijr'^y 


koyulmak 


■ o^yS^ 


konuğ 


Ij'y 


koya 


^.S^ 


konuk 


3yjl 


koyasm atmak 


J-'"' Cf^.y> 


konukcı 


c'^^yj' 


Vay 


J 


konuklık 


o^jiy 


kıya 


■^ 


konuklamak 


ö-^yji 


kıya urışmak 


JOji Li 


konulğa 


[^yjl] 


kıya bakmak 


J^k Li 


kov 


jjl 


kıya bakmak 


J5b ü 


kovaİLmak 


(3-»x]ı j_j5 


kıya bakmak 


J*ij Ü 


kov çav 


jU- jjl 


kayasa 


<u-Lj 


kovcı 


^Tjy 


kayaşa 


«u^Ü 


kovucılık 


c^jy 


kayağan 


^ C^^ 


kovuz 


jjy 


kıyağı 


J^ 


kovuş 


o^jy 


kıyak 


jLi 


kovuş ok 


ı^j' cr'jy 


kayakuşı 


jy y» 


kovuşmak 


j^jj'i 


kaya koltuğı 


JyJjî Li 


kovuk 


öjjl 


kıy akı 


ıS^ 


kovmak 


6'jy 


kıya kıya baljmak 


jİ-Lj lj lj 


koy 


<jy 


kıya kıya bakmak 


Jaİj aJ Li 


koyalı 


t^.y 


kıyamet köprüsi 


t^J-f^j^ ^■°^ 


koyak 


3b_jS 


kaypancak 


û4^ 


koytan 


üb_jS 


kaypak 


3^ 


kuytul 


'^j^.y 


kaypmmak 


(>*-İS^ 


kuytulanmak 


ö^j'iy 


kıt 


(". .^ 


koyurak, kuyruk 


'^^.y 


kaytarmak 


J^jlxi 


kuyruk salan 


ü-:Lff 3j__y 


kaytaban 


jLij" 


kuyrucuk 


ö^jj'.y 


kaytarmak 


J-'-^s^ 


kuyruğıörü 


jjj' iJ'jj.y 


kayıtmak 


J-*V 


kuyruğı köse 


^y ij'jj.j^ 


kıçı 


LS^ 


kuyi'uk bulamak 


ö-'^y. Jjj-.y 


kıç ayak 


lİbT ^ 


kuyruk bulamak 


â^y. öjjS^ 


kıç ayak 


3b 1 ^s 


kuyruk şokum 


i^j-^ 'İjjS- 


kıç ayak 


Ji' (7:^ 


kuyruk şokumı 


Lfjîj-^ ÖJJ^j'i 


kıyhım 


r^ 


kuyruksokuni 


ijjîj^ âjj'^jâ 


kayd 


4J 


kuyruklubiber 


-^rî J^^JJ^y 


kaydırmak 


J^jOj 


kuyrığıöri 


ıS-}j^ J^.j^y 


kayd görmek 


: di.'Jjf Uj 


koygun 


üjkiji 


kaydlu 


jIJuS 


koyuluşmak 


ö^y 


kaydın yimek 


dlx_ joj 


koyulmak 


3-ky 


kaydını ka^ıırnıak 


3^->J-:^ UL"^* 


koymak 


ö^S^ 


kaydm görmek 


'^■'-iJ^dL-^ 


koyun eri 


c5j' cf.y 


kaydını kayırmak 


3^J'.^ tiiV 


koynı 


isiy 


kaydın yimek 


^^.. a.-^ 



422 



kaydın yimek 

kayd yimek 

kayır 

kırak 

kıraıj 

kıran 

kıran girmek 

kayırtmak 

kırğun 

kırğıl 

kırgın 

kayrak 

kuyruk bulamak 

kırkbudafc 

kırkıl olmak 

kırajj 

kır kişi 

kayrılmak, kırılmak 

kırlankuç 

kayırmaz, kayurmaz 

kayırmak, kırmak, koyurınak 

kayırmaklu 






^■> 






kız 

kızoğlan 

kızdırmak 

kızırkanılmak 

kızğıl 

kızıl 

kızılca 

kızdcayil 

kızlık 

kızdüıjük 

kızılca 

kızdsağı 

kızd koıjur 

kızıl kır 






kızılını aşikâre İtmek di-ol sjLOl jj^jj^â 

kıj ğırnıak ıJ^J^""-^ 

kısaç ^1— ;j 

kısmak 3*^ 

kısu 

kaysı 

kış evi <sj^ 

Ijiayışbaldır j-iilj 






kışlak 

kışlak evi 

kıyışmak 

kısaç 

ki şarlamak 

ki şarlamak 

kışdırğı 

kısmak 

ki şu 

kığ 

kığanışmak 

kayğurtmak 

kayğurmak, kığırnıak 

kığıru 

kığlamak 

kayğulu eylemek 

kayğu 

kayğu başına ağmak 

kayğurmak 

kayğusını yimek 

kayğu sanmak 

kığ u kağ 

kayğuya yüklenmek 

kayğu yimek 

kayğu yimek 

kıf 

kıyık 

koyka 

kıyıklık 

kıykım 

kayıkmak 

kıykımlu 

kaykı 

kd 

kd elek 

kdıcı kma katmak 

kddan kda 

kılık 

kılkuyruk 

kdkuyruk 

kdmak 

kd yancı 

kılıca bindürmek 

kılıç koymak 



j_5jl 3':)^ 

.M 

3^ j^ 

jj^l tcJ^\j Jİ.S 
j^Ls jkJ 

AİJ JJIİJ 



(^ 



423 



kılık 


öJ-^ 


kayuTUİmak 


jij_>=î 


kiline 


TŞ^İJ 


kayurmaz 


J'^J^ 


kıymet urmak 


J.ajjl C*^ 


kayurmak 


ö'Jj^ 


kaymak, koymak 


l3*»3 


kayusın yimek 


•^^^ Cyj^ 


kımıldı 


(^ol^J 


kayusını kayurmak 


ıS-'J)? iSi-^J:^ 


kıymucak 


<>r^*=V 


kayusını kayurmak 


J^->J»=^ Jt^J»::^ 


kıyma göz 


jS <uJ 


koyulmak, kuyulamak 


3^J:^ 


kaynak, kıynak 


JlıJ 


kayulanmak 


. J*J_jJ 


kınamak 


jalıj 


kuyum 


. CJ^ 


kaynanmak 


jxü 


koyun eri 


(Jj' ^J:^ 


kıyından 


\x.J 


koyun ala gözlü 


j]jj^<i}\ bjS 


İsındırmak 


J-jJAJ 


koyun oğlanı 


J-^li-j! ü_jJ 


kıyında 


ûJUJ 


koyun gözlü 


_jjj_ji Ü_jJ 


kmdıra 


ı^_^ 


koyııngözi 


L5Jj>r bj3 


kmdırtmak 


^'X-^:^ 


koyunmak 


C^'j^ 


kaynak, kıynak 


J^ 


kıya bakmak 


jîb <Lİ 


kıynak urmak 


J.JJİ j:J 


kıya kıya bakmak 


JİU aJ <xJ 


kımkmak 


i3»İ;lJ 


kıya kıya bakmak 


J*İj <lİ «çİ 


kaymbk 


Ji^i^ 


kayı 


c^r:^ 


kınamak 


J'-V 


kayıtmak 


J^ 


kıyma 


«cJ 


kıyı çizmek 


■ 'i^-^ L^::^ 


kayu, kıv 


->=^ 


kayır 


-^=^ 


kıvandırmak, kıvandurmak 


j4jdJ l_jJ 


kayırmak 


J'"-^-:^ 


kıvanışmak 


Ja^I_j3 


kıyılmak 


■ JA.^ 


kıvanmak 


Cİ^''_>=5 


kıyın virmek 


■^•"jj ü::^^ 


kayu itmek 


* ^-^.^ J^ 


kıya kıya bakmak 


^ JILl .Ujİ 4^ 



£İ 



geçe 


T 


geıjüm ile 


j.-^rb" 


gerek 


ijjir 


geleci 


' .^^^ 


kesüp geçmek 


di^y c->-ır 


gâvur 


jjir 


kesilmek 


" diu-ır 


keverge 


^jj^ 


keşik 


dUir 


gey, key 


^^ 


kâfir karlağucı 


^^>v j ^ır 


gey ise, key ise 


' ^.^ 


kâfir karlağucı 


^=^ j ^^ 


gey ise, key ise 


■ 4-«jlS' 


kekeç 


^ır 


geyesi 


^^ 


gegsüz 


j^-i-^ 


geyilür 


J>x 


gegşek 


di^ır 


geyim 


f^^ 


geijşemek, keıj eşmek 


dLiTir 


geyürıjıek 


^.jyjS- 


kekleşmek 


di.-Mrır 


gey ise, key ise 


w_ır 


genince 


.;>^ır 


kebertmek 


di/^r 



424 



kepkep, küp küp 


c^r c^r 


göceklendürmek 


d^jX:}Sİ^S' 


kebelek 


dJLT 


göceklenmek, gücüldenme 


k di^s::»^- 


göbek burmak 


j-^_ diŞ 


gücügen 


ö^^ 


kepkep 


U^' 


güçgenlik 


3cf>S 


gibin 


\f 


kiçilik 


dU ^^ 


gibice 


«Uş^^ 


keçim 


r^ 


küpecük 


-i^-^ 


geçmek, gicimek, göçmek 


dl^r-S" 


köpçük 


dwr 


gücemlemek 


. dA^ 


köpdürmek 


d}.^jjS 


gücini üzmek 


di-ji j;^r 


köpri bağlamak 


jUAj ^^JS' 


gücürgenmek 


dl^j^^S" 


kepez 


yf 


gücük 


■ '-^J^^ 


kepelek 


dl^ 


güce görmek 


^Aj/ 6^ 


köpen 


i4 


gecelik 


dJJ^' 


kepenek 


d\^^ 


kici, küci 


.^ 


kepü 


^f 


güci üzülmek 


^Ji ^ 


köpürtken 


cf^->j^ 


gecirek 


i!^.:^r 


köpük taşı 


J^ '-^jf 


gicik, giciyük 


diL^r 


küpüldü 


Jj}jf 


giceyle 


4İ^' 


kepelek 




gicimen 


^\crT^ 


kitabete kesmek 


dl*-^ obT 


gicimek 


dl^ 


gitdügince 


4?î:5'ja:5' 


gicimek 


dl^ 


götrülmek 


diijır 


gecimen, güceymen, gücimen ü*r?^ 


götürmek 


^-^ 


giciyük 


'^J^ 


gitsün idi 


\S^j^'^ 


güç 


V 


kütüldü 


jJ-sT 


gicitmek, kiçitmek 


di*x>.r 


kütülmek 


d\A-S 


giçirek, kiçirek 


^^ 


getmek, gitmek, gütmek 


d^^ 


geçerlik 


C^j^ 


götürülmek 


dXijyS 


geçerlik 


dii^^r 


getürmek, götürmek 


^jyS 


geçürmek 


dl-^ 


götürünülmek 


. dij^jyS 


geçiri 


iSj^ 


götürü 


jjyS 


kiçisinmek 


' d\^^ 


götüri 


iSjy^ 


geçişdirmek 


d-*-» _r_4-^^uS 


götürilmek 


j}^iijj:S' 


geçişmek 


di^J^ 


kete 


^ 


güç götürmek 


d\^jyS ^ 


göç, güc 


^' 


geçegen, geçgin, geçken, g 


eçkin, cf^ 


güce uğramak 


öAj.j\ i^' 


güçügen 




güç itmek 


dl-ol ^f . 


göçgünci, göçkünci 


o=^v; 


giceyi diri dutmak 


Jx :. (^jA ^s^^ 


geçkin koca 


^tS' u^^ 


gicitmek 


di-'^S' 


keçkül 


j^.sv 


geçirgen m ek 


'd}.^yS. 


geçgün 


Oj^^"^ 


gücüzgenmek 


dio:C>r 


geçgin, geçkin 


İ3-S.7.S 


gicik, gicük, güccük, gücük d^ 


keçel 


"j> 


güç götürmek 


, d\^jj^ ^i 


kiçiltmek 


d^\s^' 


gicik getürmek 


dl-j_j:5' ^S 


güçlemek, kiçilmek 


dijur 



42! 



keçim 


^ 


göre durmak 


J-'jj^ '/" 


geçmişler 


X .'."..a.-yS 


göresi 


J^ 


geçmek, göçmek 


dl^^ 


gereğince 


^\_f 


geçmek itmek 


, di/l 3.^ 


güren 


b\/ 


geçinmek 


3.^ 


kirpük çatmamak 


j^^ db^ 


küçü 


^^ 


kirpügiyle harman >ii'j^ 


ü'> ^,^ 


güçücükden 


jjlS^>-_jp«S" 


süpürmek 




kiçürek, küçürek 


W 


kirpük 


'■^Ji/ 


geçürmek 


'^••J_>r?^ 


körpük taşı 


J"^ '-^J^J 


güççük 


£]^^r 


kirpügi kunmamak 


â-ijy Sji/ 


geçe 


^ 


keret 


^/ 


keçeyi suya salmak 


j3İLtf> 4j_j~3 ıjic^ 


kertekele 


JSCî^ 


giçi, kiçi 


'^ 


kertekene 


^/ 


giÇİ 


^ 


kürtül 


J^-^ 


kiçi itmek 


^•'■■' ^ 


kirtlik 


d.U:/ 


kiçi bayram 


r'^-^ L^ 


kürtün 


■Jj^' 


kiçi boy 


^y. j^ 


kirtinmek, kirtünmek 


ıİİ*^"^J 


kiçi bayram 


r'-^j c^^ 


kirtü 


,>J^ 


giçitgen 


c/^^ 


İdrtü kılmak 


. J^İS^Î^ 


kiçicük 


^^ 


kerte 


-^ 


geçit gemisi 


^4 ^ 


kertekeler 


J^-J^ 


geçitlik 


dUo^ 


kertekele 


4ir^-^ 


kiçirek 


il. ^>S 


kertiş 


oV^ 


kiçilik 


dll-vC 


gericek 


^-r,^ 


Idçilmek 


^'^ 


gerciklenmek 


6.^^^^ 


geçim, keçim 


r.^ 


kirici 


^/ 


geçeymen 


ö'"^ 


gerçek, girçek 


^/ 


güdici 


.^=r'-^ 


gerçek er 


j\ ^1/ 


gidertmek 


dl/joT 


gerçek erenler 


J^j\ dl^^ 


gidermek 


dl.jar 


gerçekdür ola mı 


L/Vj! j^:::/ 


gedik, gedük 


Û^ 


gerçekler 


}C/ 


gedük düzilmek 


diiji £iar 


gerçeklik, girçeklik 


^>rj 


gediklenmek 


di-aroT 


gerçeklik, girçeklik 


dUdl^^ 


gedeleç 


2=Jar 


gerçeklemek 


dijs:^^ 


gedilmek 


dlioT 


gerçeklemek 


dU di^^r 


gedmek 


^..^ 


gerçeklenmek 


dl^dl^^ 


kedence 


■t^oT 


gerçekleyin 


'^}-'^'T^ 


güdük 


^^■^ 


gerdançlik 


^^^J^ 


göde bağırsak 


(J^jkl oJS^ 


girdek 


Ü.J- 


gedeleç 


2=JoJir 


gerdek evi 


•^jl i^-^ 


gidi 


ci-^ 


gerdek değeri 


^^^ ^^^^ 


gidi 


<^-^ 


gerdeldik, girdeklik 


dT^^ 


gedik 


dlioT 


kürdükmek 


dir.^ 


gidilik 


^<^ar 


kürdegi 


i-^/ 



426 



gerdek yiri 


^J. ^-^ 


gerinmek 


^^'jj 


gerdel 


J.^ 


gerü, girü 


j/ 


kerdime 


.0^ 


gerü, girü 


j/ 


kirde 


oJ^ 


kerevet 


CjjS 


gürüz 


J^ 


gerü dutmak 


3^"^ jj" 


gürüzlik 


dllj^ 


gerü karmak 


j-jU jj' 


görsetmek 


^^f 


gerü kalmış 


JlJ.î jjf 


gersen 


ö^/ 


gerü turğurmak 


C*J^JJ^ j/ 


görsüz 


jj^f 


gerü varmak 


6'jj jjS" 


görse 


<i^_f 


göre, güre 


0.^ 


kürsîye binmek 


di*:-) 'U-'_^ 


körepe 


<JO^İ 


girişmek 


' di>^ 


göre durmak 


J^JJ Ojf 


gerek, görk 


^^ 


göre düşmek 


dir-j o^r 


kirkit 


cS^ 


giregi irtesi 


^Jjl Soy 


gerekçe 


[^/] 


giregi gün 


öjf SoJ' 


kürek çalmak 


J^ £l^ 


kirevet 


Cjijijf 


görk dutmak 


^'^ ^^ 


kereyağ, kereyağı 


t^ ^/ 


kerkez 


J^^ 


kereyağı 


J^. '/ 


kerkes 


0^^/ 


kiri 


^/ 


gerek ise gerekmez ise 


u^_/ Lsy 


girirmek 


^^'^'../ 


gerekse... gerekse 


A^_f ...i^jÇ 


kirişleme 


■iA^y 


gerek... gerek 


^^ ...^^ 


geryek 


db> 


gerek gerekmez 


jir/£j^ 


gerilek 


'^.J' 


gerek gerekmez 


:^/'-^/ 


gerimlü 


>„/ 


gereklü, görklü, kereıjlü 


j^/ 


gez, kez 


f 


görklürek 


ü.j^^j' 


gez 


/ 


gerekli 


^J- 


göz erimi, göz irimi 


r^f 


gerekli bilmek 


^i-i- JC^ 


göze göz 


jT IjT 


görkem 


f^ 


gözetmek 


di/jS' 


gerekmek 


dfj- 


gözci 


..=r^ 


gereğince 


u;r/ 


göz deliği 


S^^ f 


gereğince 


..</ 


gözden bırakmak 


Sij, ü^jr 


kerkenez 


3^r/ 


gözsüz 


>j^ 


gereginleyin 


uiibr/ 


gezek, kezik 


£jjr 


gergü 


^r/ 


gezkere 


./y 


gergi, geriki, gerüki, girüki S^ 


gözükmek 


dior 


girgin olmak 


jlj\ i^fj- 


gezegen 


:ff 


kirman^ kirmen 


ül.J' 


gözgü 


j^f 


kirimek, kürümek 


di.^ 


gözlerine karşu 


jİJ 4J^ 


kermen 


u-^ 


gezlemek 


dii>' 


germe 


..J- 


gizlenbeç 


st^o^ 


kiren 


oj- 


gizlenci 


^f 


girin di 


^^f 


gözlenmek 


di^jr 


gerneşmek 


d^J- 


gözlü 


. jh^ 



427 



gezlemek 


d\^4:f 


keseneye virmek 


di- y j "U- C 


gezmeli yir 


U J-J^] 


küsü 


'j^ 


gezin,' kezin 


üjT- 


kesü biçü itmek 


lİİ^I j>0_ yjÇ 


gözükmek 


^jf 


kesü kesmek 


dU-Tj-T 


gözügü 


j^j:^ 


küsünmek 


dl^Jj-T 


göze 


,jr 


kese 


«ui" 


gezi, küzi 


^^ 


kesegen 


öT-u^ 


göz yalbırdatmak 


Jj:"ojaİj jT 


kösemek 


dI.'<u-5' 


gezin, kezin 


:j.:^ 


kesicilik itmek 


dLxji du:„.c 


kes 


o^ 


kesilmek 


dU-^ 


kesegenlik 


cfJB'LT 


kesim 


rr^ 


göstertmek 


di/^A"-^ 


kesim kesmek 


dU-i' ^ 


kestene 


<c--r 


kesime kesmek 


di— T ^y>^^< 


kesecük 


t\j^^ 


kesime virmek 


dX»j\} "U.— o 


kösre 


^A 


keş, kişi 


> 


kösre taşı 


j\^ .^s 


kişelek 


diiur 


kesişmek 


cLA-^-^sMaJ 


kesir, keşür 


^ 


kesek 


d\^ 


kişirdi 


iS^j^^ 


kesik para 


ojb dl-T 


keşişlik 


,Mli^ 


kesegen 


" cf-^ 


keşik, keşk, köşek 


dii^r 


kesgü 


jSL.'T 


kişkirmek 


di-j<:^ 


keskün 


bS.^ 


kişkiri virmek 


^'^...- ;^^^^ 


kösiltmek 


±\.±s 


keşkezen 


üjSCiS' 


kesilmek, kösilmek 


^İSJ^ 


kişilenmek 


dl-.:li.<r 


küsülü 


jlS 


güşlü 


^i^ 


kesim 


^ 


kişmiş 


(j^UİO 


kesim itmek 


dl.x;l ^ 


geşmek, göşmek 


di^r 


kesimci 


..^-^ 


Idşniç 


pf'^j 


kesimlü 


Jİ^ 


küşne 


'C-iS'' 


kesmelü olmak 


jljl ji^ 


kişniç 


^^ 


kesmek, kesmik, kesmük. 


kö- di^ 


keşür 


.^^r 


s emek 




kişi 


^^ 


kesmelik 


JİL...C 


kişi oğlı kişi 


. e/^^^.l\/^ 


kesmük 


—1 _^**o 


kesir 


^ 


kesme 


.u^ 


kişizade 


oij ^r 


kesme ev 


j\ >u^S' 


kişi salmak 


jJL- ^r 


kesme ev 


ji -u^sT 


keşik 


dJL^ 


kesme kuyı 


ü j^ "U^sS 


kişilik 


diL^r 


kesmelik 


" a^^ 


kişilik eylemek 


di-jji diL^r 


kesime yazmak 


J-jb .u-^T 


kişiliksüz 


j'-^J^^ 


kesinti 


J^-i- 


kişilik kaftanı 


^:lxü diUT 


kesindik 


i!,r,„r 


kişilik geyecek 


dI:î^dD^ir 


kösnük 


dl:^ 


kişilik giyese 


"-'uS' dH^iT 


kesenkes 


o-^ Cr^ 


kişilik giyesi 


^^diL±r 



428 



kişilik libâsı 


^u jı^^r 


geijügce 


.^s;r 


kişüemek 


^ıjuir 


keggel 


:f^ 


kişilenmek 


di^'^ 


kekegi 


S^' 


kef çalmak 


jju ^r 


gügül 


J-^r 


kef karşmak 


Jj:^Jİ ^r 


gör)ül birikdürmek 


dLjAO. js:r 


kef geçmek 


d\-^^ Jt.^ 


göijül bağlamak 


jJa. js:r 


kef kef, küf küf 


OS" ı-iS' 


gemletmek 


dias^r 


kefük 


i^^k^ 


gögül döndürmek 


dLjAj^ jscr 


gftij, giıj» kei] 


dir 


göijülsüzirek 


^j>JS^ 


gegezlik 


jijii^r 


geglik, giglilc 


düi^r 


gerj eylemek 


dUıl diT 


geıjlik, giıjlik 


dJidir 


geijitmek, giıjitmek 


di^<:r 


geıjlik azmak 


j-ji aıs^r 


kekeç 


ss:r 


geglik azmak 


J.Jİ jidir 


geğrek 


£j^<:r 


gögül götürmek 


di^j^r js:r 


gegez, geıjiz, göğüz 


><r 


gegelmek, gigelmek 


diJL<:r 


geıjez itmek 


di.x^.l ^ 


geıjlü gegsiz 


>s:r^is:r 


ger) ez eylemek 


dU;i ><:r 


geglü geıjsüz 


J^a«JS.S _J.li^S 


ger) ezele 


o^ 


geglü gegsüz 


jj^f jK^ 


geıjezirek, gegezrek, 


geijizrek i!j J-S^r 


göıjli oturmak 


j-J\ c^r 


geıjez kılmak 


j^ü ><r 


gögli tar olmak 


ji^ı > js;r 


gegezlerince 


<i;»J_^ jiCS' 


göıjül yufkalığı 


^i^^. 'J-^r 


geıjezlik 


. ^><r 


geıjümce 


4:^r 


gegezlik eylemek 


dLLl diı><r 


geıjimek^ gegmek, gigmek 


kek- d-iSS- 


gegezlik 


d.u><r 


mek 




ger) siz, geıjsüz 


>i:r 


gegince 


u^r 


gegsiz 


>-dir 


gegince 


AıtJ^S 


gegsüz geıjin 


j^s:r >i:r 


göğüz 


j^s^r 


gegsizin, gegsüzin 


ü J-w\i 


kege, keke 


as:r 


ger) sizin, gegsüzin 


Ol _r-~^^ 


kekegi 


cf^r 


gögsini kakmak 


J^jÛ ıj^^S 


geg yaka 


U; dir 


gegsüz 


Jj<«xS 


gegiyle 


.jLs:r 


gegsüzin 


ü j j<«XS 


gegine komamak 


JjLo^jI ''^^S' 


gegsüzin 


ı>-jj'-^^ 


ger] yol 


Jji "ciir 


gögsin kütlemek 


diJbr j^r 


keleci 


.r^r 


kekeş, kegeş 


a^^r 


keleci eylemek 


dLL.I ^:>\r 


ger) şek 


£jLis:r 


keleci kdmak 


J.İS ^=r^'^ 


gevşetmek 


di-aii:r 


kelever 


jj^ 


gegşek 


dus:r. 


gel olmak 


[ c5İ J jr ] 


gegşek eylemek 


dXA^ diiicr 


kül öksüzi 


(iJj-S'j' J^ 


gegşeklık 


diis::^i;r 


külah eğmek 


diri 0^ 


gegşeltmek 


dLıüscr 


kelep 


^ir 


gegşemek 


di-iscr 


kelb ulamı 


crVjl vi^ 


gerjek azmak 


j.jT discr 


gülüpsinmek 


di-^-'v-^ir 


gegek azmak 


j-ji dis:r 


kelep kelep 


^r jır 



429 



kelpildetmek 


dix"4iAİr 


gelmeç 


^ur 


İdlepe 


ur 

» 


gülümsinmek 


, ^u^<^ 


İdlit 


^ir 


gülümsinmek 


^•^s 


İdlit dili 


j. cir 


gelmek 


dUir 


keleter, kelter 


^r 


gelincikj gelincük 


diUdr 


kelter sepedi 


(^0^ jÂir 


gelincük 


£]_j^r 


kelteukeler 


'j.'^'ji'^ 


gelencesi 


^y^s- 


keltenkene 


.ci3r 


gülenç yüzlü 


J'jji 2^^^ 


keltekeler 


Xdir 


gülenç yüzli 


lijji ■^'^ 


keltekele 


<arar 


kilindir, kilindür 


joiir 


güleç 


sıir 


gülündürmek 


di-j^r 


kelecilü 


^uır 


gelüp gitmek 


; di^/v^ır 


geleci, keleci 


^^ 


gölücük 


di;^^ır 


keleci itmek 


dU=3İ ^ç 


gelür nevbet 


C-J_jj jy-i 


keleci eylemek 


dJULi ^r 


gölük 


dJ_jir 


keleci kılmak 


jA* tj^^ 


gele, gülle 


ar 


güleç yüzlü 


j^jy. ^'^ 


güle bakmak 


j*Âj Jr 


güleç yüzli 


'^jji ■^'^ 


keleci 


^r^ 


geldeç 


■^^r 


kileçeri 


iSj^"^ 


geldeç 


^■ür 


güle düşmek 


dJ*;^ ar 


küldürdü 


j^,^^ 


gelesi yıl 


J^-.^<ar 


gül düglüncegi 


i-:^^ jr 


gelesi yıl 


J-^^ 


gül düğmesi 


^'^^ JS- 


kelicücük itmek 


dL:jl dU_j:jJr 


gül düğmesi 


e.-^^- JS- 


küliçe 


^r 


geldüginleyin 


<>i:rjjjır 


geliş vanş 


u^-j'j J^ 


keler 


X 


gelik, kelik 


di-İT 


gülerlenmek 


di^j^r 


gelimlü gidimlü 


ji" A-r jL jr 


gelesi 


^^ 


kilimi suya bırakmak 


Öf^ J. '*J_?'^ (3-*?^^ 


gelesi yıl 


J^- ..-^r 


kilimi suya salmak 


j^Jl^ '*i_?'-» (_j-*r^ 


gelesi yıl 


J- J^ 


gelinparmağı 


^A-jlj ^;;Jr 


güleş, keleş 


cPİT 


gelinparmağı 


lj*'*-^, ûr^^ 


gülüşken 


üis^ür 


gelinkuşı 


J/^ âr^^ 


geliş gidiş itmek 


dl*::j.l ^İAT^r 


gem, kim 


r 


gülüşmelüce 


4»- 9İ<-ü5 


gem almamak 


J^T ^ 


gölük, kelek 


dir 


güm ân iletmek 


di^ı öir 


gölge olmak 


jjji Lsar 


güm ân iletmek 


di*ibi üir 


gülükse 


.4-jar 


kim bilür vardur 


j:.jlj jjL ^ 


gel gel eylemek 


[di.Li jrjr] 


gömeç 


E^ 


gülegen 


u^r 


kemer bağlanmalj; 


jjij ^ 


gelegi 


5ir 


kemırtlek 


dlL-^ 


gelegi sıçan 


o^r^ S^ 


kemirtlik 


dU;> 


güllük 


djur 


kemirdek, kemürdek 


ij.> 


güllük 


djur 


gümürd enmek 


^^^^ 


güllük 


fj^jır 


kimerde 


^ -> 



430 



kiınerse 


A^y 


gün 


d^ 


gümremek 


di-/ 


kenar 


jbT 


gümrenmek 


dlx/ 


kenar çizmek 


di-> jur, 


kemrük 


ii./ 


günüzün 


ûjio^ 


kemre 


./ 


gün egümek 


durı j^ 


kemrelendürmek 


dl-jjdo^ 


gönenmek 


di^ur 


kimsegüz 


jrLi- 


günâh tutmak 


j/> our 


kimsene 


cüLT 


güneyik 


^}^ 


kimesne 


L-i- 


gen eylemek 


dlU^J 0^ 


kimesne, kimsene 


.■S 


kent 


c.:r 


kimse 


^r 


genç ay 


J 2^ 


kömüş 


^ 


gencecük 


^^-i-^ 


kemişmek 


dUiT 


genç oğlan 


ly^\ -^ 


kemkül itmek 


di^.ı jscr 


genç oğlan 


[y^j\ ^^r 


gömelte, gümelte 


^ 


genç kuşlık 


jJ'^^* ^~j 


gömüldürük 


£]jAir 


günce 


'^r 


gömülgen 


ü^ 


kend, künd 


'x^ 


göm^ele, gümele 


ar 


kündelmek 


\^\^ 


Gemleyik 


dur 


ken düden 


biX^ 


kimince 


Z:S' 


göndürtmek 


■ dix"jJU:r 


kimnon 


■oyS 


gönderi çıkmak 


Jaİs- jXJ^ 


gemü 


J 


kendirik, kendürük 


'£]ju:.r 


kemücek, kemücük 


dju^r 


göndürmek 


dJ^jA:^ 


kem.ürtb'k 


iLL-j^jf 


kendüzine buyru^dık 


ı^j.y. ıJJ-^ 


gümürdenmek 


di^'ijj^r 


kendüzin yavı kulmak 


ji_j3 t_5^-J üJXİ' 


kemürdek 


£j.j^r 


keudüzi 


t^J-^ 


gümürdenmek 


vfjLc'jj^r 


kendüzin görmek 


>İ^-X0lj'-^ 


gümürdenmek 


dWa:>jjf 


kendülân 


ü-i/JuT 


gümür samur eylemek 


dUbl j>L. jjf 


kendüler 


jA;r 


kemük 


^^r 


kendin görmek 


[di-j^r ö-juT] 


kemük eki 


S\ iijf 


kendin görici 


e>^.j^^oaxr 


kemük siyan kuşı 


J.y, â^ İİjî 


kendü, kündü 


J-^ 


gömüldürük 


Ûj^jf 


kendü özi 


C^JJİJ^ 


geme 


S 


kendü birle 


[*Jy. jA;r] 


kime gerekse 


4-r/ s 


kendüden 


ÖİjA:^ 


gimi, kimi 


J 


kendüden uğunmak 


J*Xp_jI üİj^T 


gemi eri 


^^ J 


kendüden gitmek 


di-^öijA:^ 


gemi bozmak 


^^y. J 


kendüden geçmek 


dl-^-TojjJur 


kemiTtek 


dL-jiT 


kendüden güzel 


jj^^rö^yır 


kemirt.lık 


dUL-j^ 


kendüden gitmek 


di*::-röjjJ:^ 


kemişmek 


dUi/ 


kendüden varmak 


j^jlj Oi_jA:S' 


gemi gönderi 


c^J-^^S' J 


kendüde 


aijJUT 


gemilik 


,fitr 


kendüde dutmak 


,J-J_jJ oij-A^ 


gemilik 


^c/ 


kendüzinden 


(jJJJjO:^ 



431 



kendüzindeıı gitmek dl*x.r ü^J^-^ 
kendüzini divşürmek d^^jj^jl^ JJj-^ 



kendüzin görüci 

kendüzin görici 

kendüzü 

kendüzi 

kendüzin digşürmek 

kendüzin görmek 

kendüzin yavu kılmak J*U jjU ji^j-^ 

kendüzini komak J^y J^.JJ^^ 









kendüzini yei]ememek 

kendüsinden gitmek 

kendü kendü 

kendü kendüler- ^^j'j 
den turğurmak 

kendü kendüye 

kendüler 

kendülerden 

kendülerin 

kendülere 

kendülere gelmek 

kendüleri 

kendülik 

kendüle 

kendüleyin 

kendüyi görmek 

kendüye 

kendüye buyruk 

kendüye koçmak 

kendüye gelmek 

kendüyi 

kendüyi urmak 

kendüyi uğurlamak 

kendüyi unutmak 

kendüyi görmiş 

kendüyi görmek 

kendüyi görüci 

kendüyi görici 

kendüyi yüce tutmak J-c'ji' ^y,. t5j-^ 

kendüyi yitürmek di-jj=i jjAii 

kendüyi yeıjememek dUio JjAiT 

kendüyi yitirmek •^^■'-^=-1 ı3j-^^ 

künde "^^ 

günde gün CP "^^ 



kendüye 

kendi özi 

kendiden 

kendini kurmak 

kendüyi 

güneş çöreği 

kei]eç, kengeç 

kenger 

kengel 

kengel itmek 

kengel itmek 

kengel eylemek 

gün geldükce 

kengele getürmek 

genikmek 



4J jAlS J'^ 



gün gün 

gün günden 

gün günin 

günülemek 

günlük 

gönelmek, günülemek, 

genümce 

gönenmek 

gönenmeklik 

günü 

günücilik 

günüci 

günüzin 

günüzin 

günü kılmak 

günülemek 

günülenmek 

güni 

güneyik 

günilemek 

günüemek 

güni salmak 

güvenmek 

köp 

küp kuzısı 

göbüt 

göbek burusı 

göbek buruBi 

göbek burmak 



dJUrii jsc^r 
^^^ js^^r 

düoS' 
gönülmek dl*i:r 






... diJi:^r 



432 



göbek burusı 

göbek burısı 

göbeği yerine gelmek 

göbelek 

köp 

küpecik 

küpecük 

küpçük 

küp düşmek 

küpdüşen 

küpürdi 

kÖpmek 

köpük taşı 

küp küp 

küpüldü 

köpen 

küpüldi 

köpümek 

küpecik, küpecük 

kötek 

küt olm.ak 

götrülmek, götürUmek 

götürmek 

götürmemek 

götürü 

götrülm.ek 

götüri 

kötek 

kötek çalmak 

gütmek 

kötü ağmak 

götürilmek 

götürmek 

götürünülnıek 

götüri 

kütüz 

kütük ocağı 

göte küsdi 

göç, güç . 

güç . itmek 

güce görmek 

güç itmek 

güç idici 

güç eylemek 



fj'j^y. '^\j^ 



d^^^y. 



di» S 



iur oj-^ ^5-0^ 

dlır'ji ^j^ 

^^ 

jiji Oj^r 



güç buyurmak 

güccük, gücücek 

güccük ölüm 

güç dökmek 

göçdük yurd 

gücürgenmek 

gücürlenmek 

göç tutmak 

güç kılmak 

göç kon itmek 

güccük 

gücügen 

güç götürmek 

gücügen 

güç götürmek 

güç görmek 

güceltmek 

göçlük 

giicelmek 

güçlü 

güç ile güzel 

göçmek, gücemek 

giicemlemek 

göçen 

göçen 

gücünmek 

gücine gelmek 

gücürgetmek 

güce uğramak 

güce görmek 

küci 

güci kurımak 

güci kesilmek 

güç ile gökçek 

güceymen . 

gücin 

gücini üzmek 

gücin dutmak 

gücini kurıtmak 

göç, güç 

göç itmek, güç itmek 

göç itmek, güç itmek 

güç eylemek 

göç-ber-göç itmek 



dü'l öjs ^jf 






433 



göçüp konmak 

güçcek 

güççük 

göç çekmek [ 

güç degürmek 

göçer 

göçer ev 

göçer oba 

göçer evlü 

göçer evli 

göçer il 

göçürm.ek 

göç kılmak, güç kılmak 

göç kon 

güççük, köçek 

küçük tevbe 

güç götürmek 

göçgün, güçken 

göçgünci, göçkünci 

güç götürmek 

güç görmek 

göçgün, göçkün 

göçgünci, göçkünci 

küçük yaz 

göçlük 

güçlenmek 

göçmek 

göçmek 

göçmel 

küçü 

göçürmek 

köçek 

gördükleyin 

gü delmek, güdülmek 

gövdelü 

güden 

göden bağarsuk 

göden bağırsağı 

göden bağırsağı 

göden bağırsağı 

göden çekirge 
güdüp gözlemek 
güdük 
gevde 












gevde 

gövde bağlamak 

göde çekirge 

gövdelü 

güdici 

gever, gür, kör, kür 

kuran 

kör büiş 

gürpüz 

körepe 

kürtün 

güvercinnik 

körçetük 

kürce 

kürdügi 

kürdimek 

kürde 

kürde sıyırmak 

gürrek ^ 

görsetmek 

görseler 

güreşçi tonı 

görüş kılmak 

kör tuman 

kör kuyı 

kör kuyı 

görk, körük, kürük 

görklü, görüklü 

görklüsinde olmak 

görkli 

görkem 

kürükmek 

göregen 

görk virmek 

görki 

gör ki 

körlük 

körlük itmek 

gürlegen 

körlügine 

körlük virmek 

körlügine 

givirilmek, gürelmek, 
ij^ körligine 



körelmek dlij^^ 



434 



göremez 

görmezi enmek 

görmeze urm^ak 

görmiş 

givirmek, givürmek, 

kürüm^ek 
görümlik 

görmelü, görümlü 

güren 

görünilm^ek 

gömüdür 

görüp gözetmek 

görüp gözetmek 

görü turmak 

görünüş 

göre, güre, küre 

güre 

güre olmak 

göre durmak 

körezim^in 

göre gitm^ek 

göre gelmek 

göregen 

gürelik 

göremez 

göremez 

güi'em^ek 

göre varmak 

görigen 

göri görmek 

göz, köz 

göz açıcı 

göz alacalanmak 

gözetmek 

köz etmeği 

göz erimi 

göz eri 

göz ağarmak 

göz ağarmak 

göze göz 

göz otacısı 

göz oturıışmak 

göz otı 

göz urmak 



küremek, dl^j^r 






göz üstüne 

göz oyumı 

göz irimi 

göz irimi 

gözbağcı, gözbağıcı 

gözbağı 

gözbayıcı 

gözbayıcılık 

göz bucağı 

göz bağlamak 

göz belermek 

göz belertmek 

göz belermek 

göz boncuğı 

göz perdesi 

göz pıgarı 

göz pıgarı 

gözetmek 

göz tutmak 

gözci 

göz çukura dönmek j}j: 

göz deprenmek 

göz değmek 

gözden bırakmak 

gözden bırakmak 

gözden çıkmak 

gözden çıkmak 

gözden savmak 

gözden salmak 

göz dutmak 

göz donmak, göz dunmak 

gözde uçmak 

gözer 

gözerlemek 

gözerlenmek 

gözsüz 

gözsüz alkışı 

gözsüztebek 

gözsüz 

gözsüzseped 

göz tutmak 

göz tunmak 

göz kapmak 

göz kakmak 






J^^ 



jj 



^^^-^., J> 






435 



göz kıpmak 


J*i^ 


^j^ 


gözenmek 


dU'ojjf 


göz kahmak 


i}-"^ 


^j^ 


gözeyici 


\j^..^^j^ 


göz karatmak 


J-î"ly 


^j^ 


güvezi 


iSJj^ 


göz karar)tılığı 


^J^^iy 


jj^ 


gözi arjlamak 


jurı ^}S 


göz karartmak 


j^"jj 


^j^ 


gözi alası dört jijl Oj p ^^\ ^jj^ 


göz kararjulığı 


. j^hO 


^j^ 


olmak 




göz karası 


ij-'j 


^j^ 


gözi ilmek 


diii (ij^r 


göz kızartmak 


Jjf'"jis 


J^^ 


gözeyici 


^..^j^ 


göz kazanmak 


J^> 


J^^ 


göz yiri 


iSJ,. Jj^ 


göz kakmak 


JaJIS 


J^^ 


gözi tolukmak 


S^ijl' ıjjjf 


göz kulak tutmak 


3^~ j^ ö'^js 


^j^ 


gözin ezmek 


■ ^-Ji ü:Jj^ 


köz komak 


ö^y 


^j^ 


gözine şallandurmamak 


jijX^L^ -Ci^jj^ 


göz konuğı 


J-yJ' 


^j^ 


gözine salmamak 


J*İUa «CJj^S 


göz kuyruğı 


J-^j.J> 


^j^ 


gözine şalmdurmamak 


jiî-jjj i-^ -CjjjS 


göz kıpmak 


J-»ct:S 


^j^ 


gözine koruk virme- dliîjj 3jj^ "^^.Jj^ 


gözükmek 


di^rj^r 


mek 




gözgü 


j^jj^ 


gözine yerjdürmek 


difij'i^_ -^^JJ^ 


gözgü 


I:>j^ 


gözi yegmek 


^^. ıJJj^ 


göz gözi görmek 


difljj^ (jjj^ 


^j^ 


göjen 


Oj'j^ 


gözerji, gözgi 


■ Sjj^ 


kösegü 


s\.s 


güzel düşmek 


<İİ«İJİ L 


^j^ 


köseği 


^s\^y 


güzellenmek 


.dl*xl 


^j^ 


göstertmek 


dİJr'Ju-^r 


gözlemek 


dil 


yj^ 


gösterimşenmek 


(iJ..!kX.v!' ^y^j^ 


gözlenmek 


di^ 


^j^ 


kösteği üzmek 


dL}j\ S-'-j^ 


gözlü 


j 


^j^ 


kösten 


j^^r 


gözleyü durmak 


6"-)^ ^J 


j^^ 


köseç 


^^^r 


gözemek 


dJL 


•j^r 


kösrelenmek 


dl^û^r-^r 


gözen 


L 


ü^r 


gösgötüri 


ıSJj^^.j^ 


gözine urmak 


J-jji L 


^j^ 


kösegü 


jS^f^jS 


gözini öğretmek 


di/^^ji : 


jj^r 


gösgötüri 


ıSJ'j^j^ 


gözüngü 


j^ 


:>j^ 


gösgötüıi 


iSJyj^j^ 


gözün gi 


■ S- 


^j^ 


köseği 


S-j^ 


gözenmek 


dU 


^j^ 


köseltmek, kösiltmek 


di^^J^ 


gözine karşu 


j^j^ < 


J^^ 


kösilmek 


dij^-^r 


gözine getürmemek 


di^yır A. 


jj^ 


küslü, küsülü 


>^r 


gözüngü 


j^ijjj^ 


küsüli 


. ^j^- 


göze 


t 


^j^ 


kösem 


(TO^ 


göze almak 


jiT 


^/ 


kösnük 


djb^^r 


gözetmek 


dlx"< 


ü^r 


kösnimek, kösnümek 


^ C-^-*^*^ 4 J 


gözedici 


. ^-"' 


jj^ 


kösnimek 


(iJ.-»~^ »J 


göze şu inmek 


dlx 1 j^ t 


jj^ 


köse 


«u-^i 


göze göz 


j^r.< 


->j^ 


kösegü 


J^A^^ 


gözemek 


di' 


->j^ 


köseği 


S'^j^ 


gözenek 


dju 


o^r 


kösilmek 


dij„^^r 



436 



köşek 


£]u;^r 


gögermek 


di-^^r 


kevşür 


■ yJ^ 


gögez, gögezi, göğüz 


}^j^ 


köşek 


^j^ 


göğüz ötürmek 


[dW,ı j^r] 


köşekletmek 


^^^j" 


göğüz germek 


±\^^:>^^ 


köşeldemek 


dXJs:ij' 


gökzurna 


iijjji^^r 


köşekler» m ek 


dI*ılSJ;_jr 


gögezi 


c^jT^r 


gevşemek 


^XPj^ 


göğüs ötürmek 


(ii^j_jjji o^j^ 


köfter 


jij" 


göğüs gerişmek 


di>^ ^^r 


köfte demiri 


^y:> iCS^ 


göğüs germek 


dl^^ ^J^ 


küfek 


^^J^ 


gögsin ötürtmek 


di*i'j_jj ji tj-T^r 


küf küf 


Cij^ ıJsjS' 


gögsin dögünmek 


ıİİ*Xi jJ ^'^J^ 


köfeke, küfeke 


AS^^r 


gögsini kakmak 


J^5 ^Sj^ 


küfeki 


S^J^ 


gögsine kısmak 


(S.«.-<ajj5 <C*uS _jj 


küfeki 


S^j^ 


göğsün ötdürtmek 


ıil*j" j Jj j 1 bj^tSjS 


gök, kevik 


£]^r 


gökkapusı 


^y}^ '-^J^ 


göğe 


ır,r 


gökkapusı 


^^Jif '-^J^ 


gök eteği 


■ i'L-ı £]^r 


gök kırağı 


S\j i^^r 


gök urmak 


o^j\ i^^r 


gökkandîl 


S^..^ ij^r 


gögerü durmak 


<i-»jj-i jj^j^ 


gök kır 


yf ii^r 


gögesin ötürmek cil-j_jjjl ct'^^j^ 


gök kenarı 


cijl:.? £j^r 


gügegündüz 


jyj_jr ır^r 


gögül, gügül 


JOS' 


gök ekin 


of\ i^jf 


gögül arılığı 


..^.T jr,r 


gögelek 


" jır^r 


görjül aldurmak 


j-j-^T jor 


gök ucı 


..r.ı ^^r_ 


göıjül aldırmak 


j-^„-jT jr,r 


gök eyleüaek 


dUbi £j^r 


görjül eri 


c^ji jr.s' 


gevgeç kulak 


JV_j5 ^fjf 


göıjül ağrıtmak 


- J-«>' jS'jS' 


gökçek 


di^^Or 


görjül akıtmak 


' j*=5i jr^r 


gökceklik 


dK^Sjf 


görjül akmak 


j^ı jr^s' 


gökceklenmek 


cLI^x^o _jS 


görjiek 


iJ!<,r 


gökcül 


cM-^s- 


görjül indirmek 


di-^j:i jor 


gögcül, gökcül 


l)_j^O_jİ 


görjiil ıığrısı 


ı^i>j' J^S' 


gökçe 


^jf 


gögül evi 


c^^l JV 


gögçek, gökçek, gükçük, 


kük- dlçİ'jS' 


gögül üe 


u jr,r 


çük 




gögül bağlamak 


j.:>iiL jr^r 


gökçek 


^><,r 


gögül bağlamak 


. jUiL. jor 


gökçek eylemek 


dUbl d)^jf 


gögül bağlamak 


jjib JOr 


gökceklik 


dK-^S-jf 


gögül berkitmek 


dJ^^. JOS' 


gökceklik 


dU di:^^r 


gögül birle 


«J^. Jsv" 


gökçeklenınek 


di^sdr^r 


gügül bağlamak 


j-^i jr^r 


gökcül 


^j^ 


gögül bağlamak 


ı>*^J. J^^ 


gökçil 


Sr^J^ 


gögül bulanmak 


j^-v^^. jr,r 


kükürt deve 


i jj CJjSjÇ 


gögül bulanmak 


■ ö^y. ^fj^ 


gögertmek 


dU-j^jf 


gögül pası 


J-. ^^ 


gögrek 


■ '-^^J^ 


göglecük 


dJUiOr 



437 



göijlecük 
göijül çekinmesi 
görjiU çekinmek 
göijül çürükligi 
görjüldeş 
göijül dileği 
görjül döndürmek 
göi]ül dönmek 
göijül düşürmek 
göıjül dölenmek 
görjül döndürmek 
göijül dönmek 
göi]ülde yazdmak 
gör)li sarsdmak 
göijül şuyı 
göi]li kopmak 
gör)ül katdığı 
gügül kurdı 
gügül kozağı 
görjül koşmak 
göıjül koymak 
görjlek, göldük 
gör)ül götürmek 
göglekcek 
göglekçek 
gör)ül götürmek 
göıjül gözi 
gör)ül gözi 
gögüllenmek 
gö güllü 
gögüllü 
gömülmek 
gögline bırakmak 
görjlini aramak 
göglini eğmek 
göglini düzelmek 
göglini düzmek 
görjül varmak 
görjlek 

görjüle yörenmek 
görjül evi 
görjül azmak 
göıjli açuk 
görjül yazmak 






dus:ır_^r 



göıjli aktarılmak 

görjli dönmek 

göıjli tonmak 

görjli kapdmış 

görjli kapdmak 

gögli kararmak 

göıjliyle söyleşmek 

görjlini açmak 

görjli yavuz olmak 

görjli yapdmak 

göıjli yufkalmak 

göıjül yıkmak 

göğem, gügem 

güğüm başı 

gök muhalif 

gügemgündüz 

gögen, güvegen, köken 

köknariçi 

köknariçi 

göğüz 

görjüli karartmak 

göğe, güge, küke 

göğem, gügem 

gökyaruğı 

gövel 

gövel ördek 

kül öksüzi 

külah urmak 

güleç 

güleçlik 

gevlicen 

güleç yüzlü 

külçer 

külçe 

gölet 

güvüldemek 

güvüldü 

güldüremek 

güvüldi 

güleşci 

güleşmek 

gölek, göliik, güvlek, külek 

gülegen 

gülegen 






438 



gölge salmak 


■ jiLrf? aSOjİ 


gümmek 


di^pr 


gölge kovmak 


J^jS aSOjS^ 


gümürti 


jjj^^r 


küllük 


diıj^r 


gümürdemek 


d^ijjAj'^ 


gülümsinmek 


d.L'^ljf 


gümürdenmek 


^^^jyj^ 


gölmek, güvlemek 


dii^r 


gümür dü 


j^jyj^ 


kölemen 


ûh^ 


gömeç 


^^j^ 


gülmelü 


jldjf 


gömele, gümele 


Aİi/>j^ 


gülüncege almak 


jiT ^JS 


geven, gön, gün 


Ojf 


gülüncin istemek 


di...ı -:»j^j^r 


gön 


^öjf 


gülünce almak 


Jil A^^ijf 


gün açılmak 


J*^^' ^J^ 


gülüncek 


tİA^jf' 


günüzün 


öjj\öj^ 


gülüşmelü 


j}^c'j]j^ 


gün akdanlmak 


jijJil öj^ 


küle 


j^r 


gönenmek 


di^"u^r 


güle bakmak 


Jo-Âj. ^J^ 


gün urmak 


j^jjl Uji 


gülegen 


Ö^^J^ 


gün ayağı dururken 


üOj^ J>} Oj^ 


güvleye düşmek 


dJ.i^j:ı '^i'JjS' 


güneyik 


j;ij^r 


güvleye düşmek 


dii^j:ı «üjS^ 


gün inmek 


^^i\ öjf 


göm 


r^ 


gün ine turmak 


j^j_jL. ol öj^ 


gömeç 


^j^ 


gün İ3 atisi, gün batusı 


^îb öjf 


gömeç 


^Ajf 


gün batısı yeli 


ji y^^i ÖJ^ 


gömeç 


r^ 


gün batısı 


(j^'k ^Â 


gümürdenmek 


dlx :,yj^ 


gön bardak 


Jljıjlj öj^ 


gümür demek 


^A^iyj'^ 


gün batusı 


^j:j öjf 


gümürdi 


iS^yj^ 


gün başına 


'<CJ,i öj^ 


gümreşmek 


dX^yJ' 


güvenç, güvünç 


£0^ 


gümür gümür 


yj^ yj^ 


günüci 


Jj^ 


gümrenmek 


di^'^^jf 


gün çalmak 


jJU- öj^ 


gümreşmek 


dir-û^o^r 


gün çöreği 


Sjj'T Öj^ 


gümrenmek 


d)^£>jAj^ 


gönder 


jMj^ 


kömüş 


J.A^'^ 


göndürmek 


di^j^j^^r 


kömüş öküz 


. Jj^j' O'-'J^ 


gönderü çıkarmak 


^JAjÂ^ JJ>Aj_jS 


kömüş ineği 


c>V.' O'-^J^ 


gönderü çıkmak 


J*-^^ Jj-^'jj 


kömüş malağı 


■ ^-iu ^^r 


gönderü gitmek, göndü 


- d}^ jj-^jf 


gevmek 


dl^jf 


rü gitmek 




gömgök 


disc^^r 


gönderi çıkmak 


ö^ iSJ-^j^ 


gömelte, gümelte 


.uL^r 


gönderi çıkmak 


J*-«::=r. '^^■'O^ 


gömelti 


:^j^ 


gönderi gitmek 


d^-^^S" (^ j-ü jS^ 


gümlüç 


^İjjS 


gün doğacak 


J^Lp:i öjf 


gömüldürük 


.i]jAi^_^r 


gün döğusı 


^^ öjf 


gömüldürük 


i]jjAi._jr 


kündlük 


■ dJi^-^r 


gömüldürük 


.£jjjAi.o_^r 


göndürmek 


dU j j-üj^ 


gömülgen 


^sa.,^r 


göndürü çıkmak 


J*i^ Jjj^jj^ 


gömele, gümele 


a.^r 


gündüzlece 


"^jj-^j^ 


kömeli 


[J^^^] 


gün doğusı 


^j^ ü^r 



439 



'^je-ji Oj 



ü »r 






<^: 



gün doğusı 

günde, künde 

günde gün 

göndirmek 

gündeye 

günüzün 

gün sürmek 

güneş ağılı 

güneş aydım 

güneş bebeği 

güneş çalmak 

güneş çöreği 

gün toğrusı 

gün toğrısı 

gün toğusı 

gün toğusı 

gün toğusı yeli 

gün kızmak 

gün geldükce 

gün geldügince 

gün görmez 

gün göğe diki]m.ek dX^S.i,:> ^j^ oj^ 
güngülenmek, küngülenmek dlJ^'jSCJjS' 

gün günden jAijS Oji 

gün güne ^ ^^ ^j^ 

gün günin ^İ'J^ ^J^ 

günülemek dl-tAJji 

günüleşmek cii^-i-İJji 

gönlek, günlük , dlİJjS' 

gönelmek, gönülmek, günüle- dX<^j^ 

m.ek 
gövünmek, güvenmek di^ ji 

gönenmek di.->^jr 

gün nice gelürse i.^jji'i ^^ Oj^ 

günü j>j^ 

günü yj^ 

günüci ^jr^j^ 

günüz Jyj^ 

günüzün «jjjjjj 

gönülmek, günülemek dli^'^r 

günülemek <lX^<>!ij'>j,'^ 

günebakan jUj «u^r 

gönenmek S-^<ijS 

güney, güni Jj^ 



yjji Oy 



güni eylemek 

günici 

güni kılmak 

güneyik 

günilemek 

gönilmek, günilemek 

günilemek 

günilemek 

güvü, köv 

güvü 

güvenç 

givürmek 

güve gen 

güvlek ' 

güvenmek 

güvürmek 

güvenmek 

güvi, köy 

güyegü 

güyegüotı 

küye görmek 

göydürmek, küydürmek 

köydeş 

göyde 

givirmek 

köy sub aşısı 

köyegen 

güyegü 

güyegüotı 

güyegüotı 

güyegükekügi 

güyegi 

güyegiotı 

küym.ek 

göyündürmek 

göyündürme 

göynük 

göynüklü 

göynüklü 

göynükli 

göynemek, göynümek, göyün- dl-o.jS' 

mek 
göynük ^-^j'-ij^ 

göynüklü " j^j^.j^ 






440 



göynükli ı 

göyünü göyünü 

göynümek 

göyiine gelmek 

göyne göyne 

göyne göyne 

göyünmek 

güye 

küyesiye 

güyegü 

güyegülik 

göyenmek 

küyi virmek 

gerjeş, keıjeş- 

gegümce 

ger]ür)ce 

kehlez 

gelik, kelik 

gehürge 

key 

gey, key 

geyesi, giyesi 

güyegü 

key işlemek 

kip 

gibin 

kitre 

gitmek 

giceyi diri dutmak 

gicrek 

gicişmek 

geyicek, kicük 

giyeceklenmek 

giÇ giÇ 
kiçilik 

gicük 

kice 

gice içi 

gice ile 

giceçekirgesi 

gice tonı 

gicelemek 

giceyle 

giceyi dili dutmak 



' - s 

s/ sı/ 



lS-' J' 



giceyi diri tutmak 

gici, kici 

giceyle 

gicimek 

giciyük 

giceyi diri dutmak 

giçirek, kiçirek 

kiçilmek 

kiçe 

kiçi 

kiçi yol 

gider 

gider olmak 

giderek 

gidermek, küydürmek 

giderinilmek 

gider vakt 

gide geli 

gidilmek 

giderek 

gide geli 

gideğen 

gidi 

kirtinmek 

gircimek 

girçeklik 

kirde 

girürek 

geyrek 

kirlik 

kirlik 

geyirmek, geyürmek, giyür 

girü 

girü 

kirevet 

girürek 

girü tutmak 

girü komak 

girüki 

girü yitmek 

geyrek 

giregen 

giregi 

kirici 






jx j:> ^j:> ^- 



s 






.^^ 



dX^^f 
mek di.» jf 



441 



geyesü 


^-/ 


kimüi] eksügi 


/.^n ^^r 


key sözin 


Ujj" S 


kimüi] iki 


^ &} ^-r 


giy es e 


^S 


giyimlü 


^"4 


geyesi, geysi, giyesi 


.^ 


giyimli 


J-/ 


kişilik kaftan 


öUiâ dü-^r 


geyme 


i^ 


giyişli 


[S^S] 


gimi, kimi 


^/ 


kişür 


^^^ 


gin 


^^ 


kişi 


J^^ 


kın irkmek 


di.*rjl a/ 


kişiz âde 


'^'j J^-S 


göynenıek 


di.lx/ 


kişi sürisi 


ari^j^ J-T^ 


kîn irkmek 


d^^j\ ö^r 


kişi salmak 


6^^ JS 


kin biçmek 


di-«^-j (j/ 


kişilik 


^/ 


kîn dartmak 


lS^'j^ ixf 


kişilik eylemek 


jiUii dV,r 


göyündürmek 


^^jj;^ 


geyik, gii] 


"Â^ 


göyündürmek 


di»jj-^:/ 


geyik ata varmak 


J.JİJ Li-T ^,r 


göynek, göynük 


dix/ 


giıj itmek 


^.Dİ S.S 


göynüklü 


^ıs::/ 


giıj eylemek 


Jİ4..I ji/ 


göynülmek 


dU:/ 


gir) eylemek 


JİJ;I di/ 


göynemek, göynümek. 


göyün- di.»-/ 


giıj itmek 


ji^cr 


mek 




gii] düşmek 


ji^^ di/ 


kinini ödemek 


dl-OS^Ijl (ln\;J 


keykirdemek 


di-^^S^/ 


geyürmek, givirmek, givür- dl-j^/ 


keykirde 


C^iJi^S 


mek, giyürmek 




key kişi 


j-^'s 


göyündürmek 


^^j-U^/ 


giıjlik 


d^S 


göyünek 


dL'^/ 


giıjlik 


dü^/ 


göyünmek 


'^•f'^/ 


giıjlik 


■^/ 


keyveni 


'^jS 


giıjelmek 


jius:/ 


givirmek 


'^'j..jS 


girjimek, giıjmek 


^^/ 


givirinilmek 


di*b,j;_j/ 


giıjitmek 


ji.x,£r 


geyesü 


j*^ ■*/ 


keykirdemek 


ji^^^^cr 


geyese, giyese 


4^ tuT" 


key kişi 


..-/"^ 


geyesi, giyesi 


.--r 


geyim, giyim, kim 


■ r^ 


geyicek 


liu^r 


kim.sem.uz 


J.**«,»vO 


giyim 


p^ 


kim.sesi 


^-4^*/ 


giyürmek 


j.j^^ 


geym.ek, küym.ek 


^^r 


giyesi 


^-/ 



J 



laçin 


ü^o^'y 


lâfın ui'mafc 


lâğlaşmak 


J.%' 


lâyık degül 


lâf nrmak 


J-Jj' ö'y 


lecek 


lâf çatlatmak 


j*d.i"U ö'y 


leçek 



J'^jjl 


ûi"^ 


c/^ 


J^."^ 




^^ 




dLU 



442 



leşe 


<wJ 


lenger koparmak 


j^jij^J jS^-J 


1u*^]d geçmek 


liJ.-*Ş^ ı-**J 


ling ling yelmek 


dl^ı dX'J dJ.xJ 


lakab urmak 


J.Jİ O.İJ 


lor 


jj 


lakırdamak 


J^e:>jJii 


lori 


■jjj 


lokma göz 


jj^ <UİJ 


lori kuşı 


Jy (ijjJ 


lokma gözlü 


jijj^ «UÂ) 


loğ . 


u 


lök 


dü 


loğ taşı 


^ t-' 


lökün 


■ ÜJ^ 


loğlamak 


jj.p_ji 


lem 


f 


lüfen 


jU^J 


lem kapmak 


J-..15 1 


lök 


£J^J 


lim.on 


üjl 


lögün, lökün 


o/j\ 


ling 


diJ 


lüleli bardak 


Jbjb JJ_jJ 


ling urmak 


3-Jj\ ^J^J 


lıca, lice 


-^-.J 


lengeç 


^SOJ 


limon 


j l«v.J 


lenger üzerinde 


û-^j j J j 1 ^SoJ 


limona 


■^ _jo.^J 


lenger bırakmak 


j^U. ^s^J 







ma 


U 


mesel urmak 


J^j' > 


marşama 


^jU 


mesel kurmak 


3^jy Ji» 


masara 


t, j/Aa 


mec 


£" 


maştı 


^^u 


meçik 


^-- 


mağ 


-& 


meçiklü 


jii>^^A 


mala 


[•^L.] 


meçük 


'■^J'T 


malağma 


■upV-» 


meçik 


±İ^A 


mâlbaşı 


. ^ib JU 


mud 


\a 


mâl dökmek 


ci-ur^^ ju 


medize 


a j -U 


mâla kesmek 


^ ii.o-.S' «dU 


mürdümek, mürdümük 


di^O^^ 


m âh beslemek 


di.<"iLo JU 


maral, meral 


■Jl^, 


inamı 


ı^U 


maraşlamak 


jU^^o 


marndık 


jl.oU 


mırlanmak 


ö^^r 


mamılık 


dü^U, 


meryemanaeli 


Jl Ul ^_y. 


inancılık 


jUU 


mazak 


Jlj^ 


mank 


jiU 


mızrağa dizmek 


di^_>.i ^Ijj^ 


mankadaş 


^__(İİ.AİjU 


mızğanmak 


Jx'lpJ^ 


mavlamak 


JijU 


mızğannlak 


J*^> 


maya / 


<uU 


mezgeldek 


£jjir> 


met 


o.^ 


meze eylemek 


di.*ijl oy 


matah 


û ı> 


mezeye almak 


jiT 4j.û> 


meteriz 


J j;^ 


mısmıl 


J-»-^' 


misâl kurmak 


J»JjS Jlt. 


mısmılhk 


jJU"^ 



443 



Mesllı şuyı 
muştucı 
müşterîlenmek 
muştulamak 
muştulık, muştuluk 
muştullk virmek 
muştuluk virmek 
muştulamak 

muştucı 

muştulamak 

muştulık, muştuluk 

muştuluk virmek 

muştulamak 

muştulamak 

muştıcı 

muşducı 

muşdulığ 

muşdulamak 

mış mış 

m.uşultı 

meşe 

miş yaş 

maşlık 

mışmıl, muşmul 

mışmıUamak 

muşmuUık 

mızğanmak 

mağara kesmek 

Muğal 

müfte satılmak 

müfte virmek 

mefret 

maktamak 

meğer 

megreşmek 

megremek 

molak 

meles 

melegen 

melhem 

mumbar 

m.emek 

mumul 

mama 



^^j-^ D**"° 



di-'j' j 



0'J~ 






memeden yarmak 

mamalık 

maucdık 

muncdaym 

mancuk 

mancılık 

menzil taşı 

munkur 

mağa 

menegiş 

mengü 

mengü bir) arı 

mengü suvı 

mengü suyı 

mengü şuvı 

m.enlik 

meneviş 

m.enevşe 

munuk 

meneviş 

mut 

mutlu 

müçe 

müçelge 

murt ar acı 

mürdük 

morşağı 

muza 

muza olmak 

muştuluk 

muştulamak 

muştulık, muştuluk 

muştdık 

muşdulık 

muşuldı 

muş muş 

muşulamak 

mut 

mutlu sava 

mavlatmak 

molamak 

mölemek 

mum şenliği 

mumla okumak 






^J^ J- 



'Jj" 



S^ 



r A^_y^ J 

■ \y 

ijy 

jj jl^y 
,j,AJ^y 

^yy 
\.y 

ûjLf? y" y 
J*-J y 

^y 

^\-y 
5i:^ ^y 



444 



muna 

Batınca 

munda 

muymul 

muymul 

me 

mülır urmak 



Li^. 



^ 



"rj^ 






J^' 



m.ehelsek, melıilsek, mibilsek dJLJ.^» 



meydân almak 

meydânlu kılmak 

mig 

milez 

mil] 

minmek 



dil» 



ne 


U 


nice bir 


nâzın nâzın 


[üJLJ jjü ] 


nicesi 


nâz yüki 


Sj^. j^> 


nice kez 


nesi varı 


(ij'j \J^'> 


niceler 


naşı, naşi 


.^ 


niceme 


nalça boğmak 


^ji J-u 


nicesi 


nâmüsını beklemek 


^i^Ç^^ Ü*^_?'''-^ 


nacak 


neydi 


^AjU 


nice kim 


nite 


b: 


nice kim 


nitesüz 


j-wbJ 


neceler 


niteki 


<S'b;i 


nicelik 


niteki 


^lx; 


niceme 


nitelik 


JUJ 


nice 


niteliksüz 


■ j^«s:jb 


nice bir 


niteydügin 


- ü^j ^y-' 


nice bil] bii] 


nitesüz 


, J İAM^ 


nicesine 


nitesi 


^-"-^ 


nicesi 


niteki 


S^ 


nice kim 


niteki 


S- 


nice ki 


nitelik 


dJb- 


niceler 


niteliksüz 


>dB 


nicelik 


nitlü 


jXVJ 


nice nice 


niteme 


1,-j 


neci 


nitmek 


dl*^ 


nice 


nite 


4XJ 


nice bir 


nite dür 


JJO 


nice kim 


nitesi 


^O 


niceme 


niteki 


. "O 4XJ 


niceme 


niteki 


- ti O 


niceye dek 


nitelik 


J4XJ 


niceler 


niteliksüz 


>s:j<^-j 


niceme 


niteliksüz 


>dilo 


niceme 


nice 


^ 


neçün 



\4 

dİJ di) 4iÇ 
f ^ 

34 

^^ 



445 



nıçe 

nice bir 

niceler 

niceye 

noht 

nahıllemek 

nidesin 

niclesin 

nidesin 

niıcleligin 

nere, nire 

nezkep 

nezik 

neşe 

neşene 

nisteıiiek 

neste 

neste beste 

nesdane 

nesne 

nesne 

nesnecik 

nesnecük 

nesne tuymak 

neşe 

nişe 

nişan urınak 

nişan çekmek 

nişan dikilmek 

nişan komak 

nişlemek 

nişlemek 

neşün, nişün 

nişe 

nutkı bağlanmak 

nazar salmak 

nazar yetişmek 

na*^ra urmak 

nalbant orağı 

na*^l kesmek 

nefret tutmak 

nefsini kör eylemek 

nefesi bağlanmak 

nefelenmek 



ii*ij 



c^O 


nokt 


J ''^ 


nakş oynamak 


jl^^ 


nakil 


'U>=j 


nakıllamak 


cS^ 


nakıllamak 


dkUİ^ 


nakam 


lfw^ l-ü 


nöker 


- ^-b- 


ne kim 


ü" "-^ 


nelik 


cf^^^J 


nem 


" j 


namaz itmek 


-O- 


namazbur 


^IJ 


namâzlağu 


UJ 


namâzlağı, namâzluğı 


tüL^J 


namazlık, namazluk 


\tLz^ 


namâzluğı 


<c*«j 


nemerse 


cC*,j 'i::^i 


nenüi] 


4J 1-U.j 


nenügçün 


L^ 


nenüi] gibi 


4X~J 


nenüi] gibi 


^U4X-J 


nenüijle 


î]jf-<C^'i 


nenüi] 


J*„L CC-SJ 


nenüi] gibi 


cU«.) 


nenni 


ül; 


nenni çalmak 


J/.JJİ jLii 


nolıt 


di*SC=- jUiJ 


nohtm 


di*i;i'^ öUJ 


nohda 


J^_j3 jLiJ 


ne var 


diJ-^ 


nuz 


di^ıU: 


nöker 


j_jİJ 


nola 


«ÜJ 


nolası 


■ J-*^*i (J,-^^ 


nolaydı 


jiU ^kJ 


nolısar 


^i.i*Hİq jkJ 


nolsa gerek 


J/.JJİ oyıJ' 


nolur 


^İJJİ -M*^ 


nola 


di»*.r j*j 


nolaydı 


j^"> .'^^^ 


nolısar 


İjI Jj'^ (j-uij 


ne 


J^Aj ^ 


ne ara 


dUdü 


ne aşıl 



• r 

il »Xj 



^\ «y 



446 



ne eksügi 


j-^^rı .: 


nice 


ne umudlu 


_jjjul *; 


nice bir 


ne ol 


J jl İ.İ 


nice bir 


ne ola 


■^ji ^' 


nicesi 


ne olur ne olmaz 


jijl J jjij^ <J 


nice kez 


ne şekil 


^J^ ^ 


nice kim 


ne taıj 


dil- 'U 


niceler 


ne gerekse 


•U.fj^ 4J 


nicelik 


ne kişi 


^r<; 


nice nice 


ne kimse 


4*-5^ «ü 


nice yüzden 


ne görseler ki 


t]J\^jjf .: 


niceye 


ne görseler ki 


aS" ji<i^jjf 'V 


niceye dek 


ne günine turur 


jjjj^ ccJ^r «o 


niceye 


ne ki 


âS" "iJ 


niceye dek 


ne kişi 


^S "^^ 


nicidem 


nenür) 


i^yÂi 


niceye değin 


ne var 


j\j ^ 


nice kez 


ne yer, ne yir 


J ^ 


niceme 


ney iki 


$1"^ 


niceye değin 


ne yeller es di 


^^\ J^ı 4J 


niceme 


ne yir 


■^i '^ 


neyçün 


nitesi 


""j^ 


nice 


niteki 


■ ■ <5'^v 


nice bir 


nitelik 


JLV 


nice kim 


nitelik 


diJUJ 


niceler 


nitesi 


L>"V 


niceme 


nitmek 


di*v' 


niceme 


nite 


<c;J 


nice nice 


niteki 


aS'cO.J 


niceye 


niteliksüz 


J-vSsJ<CUJ 


niceye dek 


niteliksüz 


j*-ıiJl'CUJ 


nidügi 


nitelik 


^^<h^ 


neydügi 


niteydügin 


Ü^-VV 


nidesin 


nice 


w 


nidesin 


nice bir 


^.. UJ 


nire 


nice bir 


j\i_ \;^ 


nire'cük 


nice ki 


dS'. l:jcJ 


nişe 


nicelik 


JJUJ 


nişe 


niceme 


UU,J 


nişe ki 


nice nice 


UJ UJ 


neyiki, neyki 


nicesi 


■ c>"W 


neyler 


nice kim 


rt.SC»j 


neylersevüz 


niceler 


^w 


neylersüz 


nicelik 


>iJUJ 


neylemek 






J- 



il J„:>a»J 



r 






ıİ..l:ş-0 J^ 



di*ij 



447 



neyle 
neyleyesin 






rıeyn( 



meli 



J*-^ 





ij 


var mıdur 


j-L^jlj 


va 






^^J^J 




jij 


varıncası 


var 






1 


var imdi 


(i-^i jlj 


varurak 


1 1 


var ola 


^j\ jlj 


vara görmek 


var olmak 


Jlji j\j 


vara vara 


ojlj ojlj 


var ola 


^h^ jh 


varya 


var idügi 


Sj^) J^j ■ 


varıduğm 


1 




i^i\ jlj 


var ise 


d^j j 1 j 


var ise 




. -1 


var imdi 


^AXİ j\j 


varisi 


ari^^J 




' c\ i 


varış m ak 


6^^J j 


var imiş s e 


■^ij"- .. -^ -? 


jr^J^ 




-Ujl , 


varı geli 


varcası 


(J,-^ .-"'-? 


■ ., 1 


varca 


is~j\j 


varı görmek 


varcası 


^-^=rJİj 


var yimez 


*' • 1 1 ' 


varduğmca 


4>=Xp:ij'j 


varını unutmak 


1 1 


varduğı 


J^j\j 


varı varı 


j. 1 


vardıkça, vardukça 


^:>j 1 j 


varya 


■V-J'-? 


vardukça 
. var degül 
varduğmca 




vâz getürmek 
vâz gelmek 
vâz gele 


di*ır Jlj 


varduğmdau 


JAlt jjjl j 


vaf vaf ürmek di-» 


jjl «Jslj «Jstj 


varduğı, varıduğı 


J-J^J^J 


vala 


"^ij 


varıdığı 


cî^^.^j'j 


vala 


4JIJ 


varur olmak 


[jiji jji>] 


Vangüli 


1 


V arsak 


liUjlj 


vay 


1 


varsa 


Amj\j 


vay aga 


varışup gelişmek 


. lil^^r '-r'_?'^j'j 


vay sai)a 


var şama 


4C* J j 


vay size 




varı turmak 


ö'')' JİJ 


vayki 


varlu 


.'bl^ 


var 


. J-? 


varlu varınca 


^jlj j\j\j 


virüp alma 


di i 1-JjJ 


' varlı 


. Jjij 


verepienmek 


di*:.ljjj 




« ,1 = 


veribimek, yiribimek 


di-'.jj 


varım 


f j' j 






varmak 


. l3UjIj 


viribimek 


^*^Jj 


varmışa, varmışsa, 


varimisse <u-,/.jlj 


var çaları 


c^^L^TJJ 


varmışsa 


»JU**.'^'* J'ı 5 


vurgun 




varmışsa 


'^cr-'JİJ 


virgü 


varmak 


J'^j'j 


varlu 


yjj 


varmalu 


ji^j\j 


verim 


fjj 



448 



varmak 


öl'jj 


vur itmek 


■ii*^' jjj 


varmısadı 


iS-^-^^JJ 


vurğunlık 


jJj*_^CJ_jj 


varmak, vurmak 


ipjj 


virbimek, viribimek 


^^.J^J 


varnı 


Ojj 


viribinilmek 


^l Jjj j_ j 


varınca 


^^Jj 


viribimek 


dl.»~ıyj 


virinilmek 


di-»loj 


viresi 


[^^.A 


varurak 


ÖJJJJ 


virgü 


j^j j 


virü gelra^ek 


di-US jjj 


virgi 


S'j,, 


vire 


^J ) 


\drmek 


^.j^j 


veribimek, viribimek 


'^*7İJJ 


virinilmek 


'• dJ.*İJ _r. j 


vatanlandurmak 


J^J^İÛ»j 


virü gelüp durmak 


■s^jj^ (_j_jir jv.j 


vakti düzünmek 


lİİ-^ JJ^ C^ J 


vire 


e^« j 


vaktim düzmek 


^^.o ö-^?j 


vire itmek 


ı^*;;l i j j 


vekil dikmek 


di.r. ^j 


vire eylemek 


dlJjJ OJ-^J 


vala 


'■' j 


viribimek 


^•*ti-^,J 



ba 


U 


berk idilmek 


bapaz 


jbU 


berk eylemek 


bap hap yimek 


liJ*^. S-jU i_->Ia 


ber kişi 


ba demi 


L?J1 U 


birli 


ba di}dnce 


£U>JJJ1 U 


ber nice 


ba deyü 


_^j^ U 


ber ne 


bar bar 


jLa jU 


bereni 


ba ki 


<i5'U 


ber nice 


bâvan elçegi 


i5^ı üjU 


her nice 


bay 


j^U 


berek 


bay diyince 


>ı^p ,^U 


büşükdürmek 


baylamak 


j.JijU 


böl 


be yok 


öy.. ^* 


heleklemek 


bapaz 


>A 


belçek 


bapaz 


>,* 


helik, belük 


bepedek 


İİ^-UA- 


belkeç 


bepi, heppi 




belkecük 


bece 


4;Ş 


helke cük 


bece taşı 


^iLİ. 4=^ 


belkeç 


bece taşı 


^L. 4^ 


helke 


bödük virmek 


di-j-^j. ii-ü> 


belkecük 


bedik aşı 


J ^k-^ 


belki 


bereni 


Ji^ 


bele 


berk, berek, birk 


Ü^^ 


beleşe keleşe 



dii-b.1 £J^* 

4;>=J ji> 

dil* 

di:?Saa 
aSUa 

4İa 



449 



hemence 


<:şıJwo,Sı 


hoy kılmak 


^-»J.3 ıSj^ 


he mi 


^■^ 


helke 


dSCiAft 


heTnil 


J.^ 


hey 


c/ 


hanay 


^Lft 


hey urmak 


J*jji j" 


henez 


j^* 


hiçe taşı 


i Us Ai^ 


havakmak 


JS\jS^ 


hiç 


^ 


havaya baş koşmak 


J*0^ (jiLj iAjb 


hîçe dilemek 


di*İJ:> '»^^ 


höbek 


dL_jA 


hiçe satmak 


^3.«;u«' "^ş:»-* 


hop kılmak 


JUJ i^jb 


hey dimek 


'^'.^ C3' 


hürle 


<ü.j_^a 


. hey diyince 


^-^-^ t5^ 


heves bağlamak 


Ja-^İ^L ^j^jİ> 


heyleme itmek 


dlİ'l 4*La 


hevesimek 


dI*.-_jA 


him urmak 


j*jjl j^^ 


huğ 


tj" 


hayva 


^:^ 


hovlamak 


C^'^J* 


heye urmak 


jj.j jl 4Jİ 



ya 


b 


yapalak 


t^^i^jb 


yaban 


okk 


yapuldak 


ÖİJİjb 


yaban âdemisi 


-V;.»^! Übb 


yapılmak 


jJ.jL) 


yabanda komak 


fjJ>jS a JJ Lj b 


yapmak 


â^.h 


yabana atmak 


jx" 1 «Jbb 


yepmek 


^■f,^. 


yabana söylemek 


ıil*.b_j*- -C Ub 


yapmdu'mak 


j^jjijlj 


yaban yazı 


(_5jb übb 


yapanmak, yapınmak 


j'»h'^ 


yabca 


4^b 


yapu 


^i^- 


yabca yabca 


<ı^b 4^_b 


yapucı 


^-»i^~ 


yaprı 


<^-r.b 


yapuk ' 


'^Jİ^- 


yaban 


^.^. 


yapu yapmak 


Jc_b \jjb 


yabanı depmek 


^^> ^>- 


yapamak 


J-'^J^, 


ya budur ki... ya'(5'j:>^j 


b ...^ j:>_jJ b 


yapayı komak 


J»_j9 ü'ub 


budur ki 




yap yap 


ı_jb i_jIj 


yab yab 


i^b t_jb 


yapyaşşı 


^■^^i V^- 


yapyaşşı 


-■»b ı_jb 


yapıcı 


t^^ne^. 


yapyalmcak 


öUjJb t_jlj 


yapılmak 


J^::ik 


yapça yapça 


cUSîb 4^b 

■•» " 'T " 


yapayu komak 


6-J ^:4^_ 


yapça 


<u>ojb 

17- 


yat 


ob 


yapça yapça 


4^JU 4i>=J4 


yatur 


■ Jk 


yapışak; 


olAjb 


yatuk 


O^k 


yapış dır mak 


j^.j._aXjb 


yatlu 


>"'^. 


yapışacak 


J:^<aob 


yatlu söz 


J^*- ^L"b 


yapık 


Jj'i 


yatlu şanı 


lj[^ J^î^ 


yapıkmak: 


J*5jb 


yatlı 


J^"^; 



450 



yatmak 

yatur 

yatur elin kaldıırmak 

yaturda tururda 

yatuk 

yat yarağ 

yat yarak 

yat yarae. 

yat yarak 

yatık 

yatımına bükmek 

yacan 

yacanmak 

yacanmak 

yalı a 

yahtu 

yahta 

yahşi, yahşi 

yahmak 

yahın 

yahm kılmak 

yahınmak 

yahu 

yâhuz 

yahın 

yahınmak 

yad 

yad il 

yadamak 

yad oğul 

yad olmak 

yad itmek 

yad il 

yad eylemek 

yad dutmak 

yad söz 

ya dakı 

yad kılmak 

yadlık 

yad yir 

yar, yan 

yaradılmış 

yaradiinuş 

yarar 



^ j-uU 



L^ 






l/ÜI Jjİ 



o^JJj' 



•;b 



9İjb Ob 

(31 y cjL 
jU-L 



l3*1Î 






J 






diJj 

J*]i :>b 

u^-^'jb 
^Jj^ljb 



yaraşık 

yarağını görmek 

yarak 

yarak itmek 

yaraklamak 

yaraklanmış 

yar aklanmak 

yaramaz 

yaramak 

yarandumak 

yarpuz 

yarıtmak 

yarı can 

yareni aşmak 

yarculaşmak 

yarıcı 

yarçu kılmak 

yaradılmış 

yardan uçurmak 

yardan uçmak 

yardan uçurmak 

yarar 

yarış 

yaraşık 

yaraşmak 

yarğu 

yarğucı 

yarğu yiri 

yarak 

yarık dırnaklı 

yaraklamak 

yaraklamak 

yaraklanmak 

yaraklu 

yâr geçmek 

yarlığamak 

yarlığanmak 

yarlığamak 

yarlığanmak 

yarlığanmaklık 

yarlığamak 
yarlığ 
yarlığamak 
yarlığanmak 



J^ljb 

dl'jjf Ji^ljb 

Jljb 

dl.^\ li'jb 

j.=-.^ljb 

^r-iGİjb 

J.4dîljb 

>bb 

J'J-^'jb 

üU- jb 

(3*^_j>-jb 

J*iâ _j>-jb 

Jj^jl ü^jb 

J^jl üijb 

ıj^j_45>-j' ö^jb 

J'^jb 
ı>^âjb 
J->Xİijb 

dl^r jb 
^^UJjb 
J-f'l^bb 

J.»JıJ jb 
(_cJ,Ji*iAJ j b 

(5^<uJjb 

J/.UJjb 
JjliJjb 



451 



yarlığamak 


J^iJj'j 


yazla 


4Jjb 


yarlığamak 


J. diJjb 


yazla eyi 


^^1 Jjb 


yarlık 


Jjj^. 


yazlıcak 


^■^J^. 


yaramaz 


' >jV. 


yazmak 


J^J^İ 


yaramsık 


Jw.jb 


yazınmak 


6-'^k 


yaramak, yarmak 


J-'jk 


yazu 


j3k 


yanmak yarcımak 


J*^jb J/.jb 


yazup yaijilmak 


J».l^b ı_jjjb 


yarmdası 


..-'■^'jV. 


yazuh 


^jJk 


yarındası 


lT-^'j^ 


yazuğa koymak 


jfi^jl 4tjjb 


yarmdası 


^^J^. 


yazuğa yazılmak 


jijb 4İ:_,jb 


yarındası 


^»■^■jL». 


yazuk 


Jjjb 


yarın gün 


û^ ûjb 


yazu yaban 


ijk JJk 


yaru 


Jjk 


yaza komak 


3*y »j^ 


yara uçmak 


(J*^j' »j4 


yazı 


^Jk 


yara urmak 


J-jjl ojb 


yazıcı 


,^-iJ^„ 


yaraddmış 


^ir'jjojb 


yazığı gelmek 


diur ^ijjb 


yaraşmak 


J^ojb 


yazık 


JiJ^. 


yara şuyı 


Jj^ ojb 


yazıklu 


j-^ij^. 


yaramaz du'â 


U^ _/>»j^_ 


yazılmak 


J-LlJ^„ 


yaramaz sanmak 


J*-->* J^ajb 


yazı yaban 


übb (jjb 


yaramaz kaşd eylemek 


d^Ai\ X^l >"ajb 


yazı yaban 


jbb (_5jb 


yarıcı 


^.>- 


yazı yaban 


ıj'^ ıSJh 


yârı kılmak 


J*İ5 iSjk 


yazı yir 


v. ciJ^. 


yârî kılmak 


ı>*M cS-'^ 


yazı yiri 


. 't5-/.. iSJk 


yan gice 


*?^CİJ^ 


yasa 


Ub 


yarılmak 


J*Uj^ 


yasa düşmek 


dl^'^ Ub 


yanmak 


J^jk 


yasak 


JUb 


yarın 


ifA 


yasamak 


j..Ub 


yarmdası 


ef"-^-"^- 


yastım 


r-=^^. 


yaz, yazı 


JL: 


yasdanmak 


JC Ij^b 


yaz evi 


ti:^' J^ 


yasdanmak 


JjC^^L; 


yazıcılık 


jI=rJ^„ 


yas tom 


'i> u-^- 


yazıcı 


. .'^i-- 


yas giyesisi 


Lr=*"s^ ı-r-^ 


yazuğmdan çıkmak 


j.*^ j4:Jijb 


yasmak 


J^^„ 


yazğurmak 


J'^J^'^Jk 


yaş 


u=^i 


yazuğa girmek 


di^^ 4İ^jb 


yaş ağlamak 


J-^^1 ^b 


yazuğı soyulmak 


J-*^-^-^ J-Jk 


yaş uşak 


jbjt ^b 


yazık, yazuk 


JJb 


yaş oğlan 


O^j' tj-^. 


yazuk kümak 


JxJi (3jb 


yaş eylemek 


di*UI ^b 


yazuklu 


>-Jb 


yaşdaş 


^İ4^b 


yazuklu bitişi 


J". >j'^- 


yaşdaş 


J-^^J'h 


yazla 


■^JLİ 


yaşar 


^k 


yazılmak, yazlamak 


JJ->„ 


yaşrak 


^^k 


yazlu 


^^Jk 


yaşarmak, yaşurmak 


â^^k 



452 



yaş sürmek 


di-'jj^ jjib 


yağmacur 


J^^^ 


yaşıl 


Jili 


yağmurcageyigi 


^Ş if^j^ Lj 


yaşılistân 


üb^Lib 


yağnış 


J^k 


yaşıllık 


3^k 


yağanmak 


JJ4İ^Lj 


yaşlu 


- j^k 


yağı 


■ ^^- 


yaşmak 


L^-^^ 


yağır 


J^\j 


yaşmmak 


J^k 


yağış 


J^k 


yaşın yaşııı 


Jr^^. ü^k 


yağılık 


Jijk 


5'aşını görmek 


dl^jj^ ^s^k 


yakayı dutmak 


j/j:> lilSb 


yaşurmak 


S^jj-^^.. 


yakışık 


3^k 


yaşa toymak 


[i^„> '^^.] 


jj^akı saklı 


Jİİ5L 


yaş hava 


'^* >..^k 


yakışmak 


j^-b 


yaş yaşlanmak 


/l.oLx^ b ^Jrf b 


yakılmak 


J-Jâlj 


yaşıl 


u^k 


yakmak 


Jk 


yaşmmak 


J'*v^ - 


yakmcak 


öUlİİLj 


yaşın yaşın 


(jı.;;Lj (j^İL) 


yakmnık eylemek 


diAi\ jJb 


yaşanmak 


" S^^k 


yaku 


y^. 


yaşavul 


. J jLmsLj 


yaku urmak 


j-'jj jîk 


yaştanmaîj; 


3^^k 


yaka yakaya olmak 


jijl •o_aSİjı asLj 


yaştığaç 


^[ix-^U 


yaka yakaya gelmek 


dlAf «uUL 4Sb 


yaştamak 


ö^^k 


yakıolı 


^'-»' Jk 


A^aşdanmak 


jxlx^b 


y:^kıimak 


3-^k 


yaşdığaç 


^i -i^^ii 


yakın olmak 


jijl ü^k 


yaşdanmak 


jjeJ-^L 


yar) adın 


ü^lTL 


yaşılmak 


jJ^.vsLj 


yaıjaz 


JTL 


yaşamak, yaşmak 


j-o-^lj 


yarjsdamak 


J^%^f[l 


yasmık 


Js*-^V. 


yaijsılamak 


j^4JU«.5 L 


yatlu 


jl}Ai 


yarjşak 


ourii 


yağar 


J^k 


yar) şılamak 


J-l-^TLi 


yağördegi 


S^jJ- ^L. 


yaijjltmaç 


^\^k 


yağbagır 


j^i tk 


yar)iltmaç 


-g-^lTL 


yağcumruğı 


J^j^ t^. 


yaiju 


j^k 


yağcumur 


Jj^ t^' 


yar] adan 


(i)j<<rij 


yağır 


^k 


yaijilup yazmak 


j.> ^^i/L 


yağrık 


öy:Lj 


yar) aya 


-^r^Lı 


yağrın 


^J^k 


yal 


JL 


yağnn küreği 


Sjj^ Öjİ^^^ 


yalabımak 


J-dvk 


yâğnfc 


öij'k 


yalama 


^VL. 


yağrın 


İ'.J-^- 


yalanlamak 


J-iîVli 


yağrın küreği 


Shj^ if.J-h 


yalanlamak 


jiüVL 


yağış 


CT*^. 


yalabımak 


^Jl^. 


yağlık 


c^h 


yalap yalap 


^JL ^JL 


yağuluk 


öjii-\^. 


yalap yalap yanmak 


JfJU ^Jb j^JL 


yağıbk, yağlık 


l^-k 


yalçu 


' ' y?^k- 



453 



yalçı 


' J-.^^ 


yahnmak 


J-'-^k 


yalçın 


ö^-b 


yalın yüzlü 


Jjji o^k 


yaldanmak 




yalva 


^Jk 


yaldıramak 


jJjAJb 


yalavuz 


jjk 


yaldaklanmak 


J*ÜSAJb 


yalum 


Çj^k 


yaldırağan 


ülplj-^aJL) 


yalabımak 


J*o «üb 


yalğuz 


jj^^k 


yalı 


"" dk 


yalıkmak 


J*^J^. 


yalıkmak 


6^k 


yalıi] 


. ^k 


yalııjlanmak 


. â^'-^Jk 


yahrı aç 


^ '^k 


yalııjlandırmak 


J^j.__AÜSCjb 


yalııj aç 


^1 . dUb 


yalııjlanmak 


6-^Qk 


yahi] aç 


^^Hi 


yalılıkurt 


•^->y JJ^- 


yalıjız başı ile 


4il Jk jS^b 


yalım 


r^. 


yaluıjuzça 


•^j^k 


yalımı alçak 


ÖU-T ^b 


yalrjızm 


Lj^k 


yalımı alçak 


3^J ^Jk 


yalıi] kat 


oU dJlb 


yalın 


UrJb 


yalııj küıç 


21^" dUli 


yalıncak 


öU;.Jb 


yalııjlandırmak 


J^jJüti^SCjb 


yalıncak 


J'Î^J'-i 


yalııjlanınak 


.jx-is:jb 


yalıncak eylemek 


di*İJİ j^^k 


yalııjlatmak 


j^is:jb 


yalmlanmak 


J^(>vJb 


yalııjlar oynamak 


j^jjl J.SsJb- 


yalın yüzlü 


j^jjl ılrJb 


yalınlaşlı 


jAis:jb 


yamanlamak 


J*İXflb 


yalırjlık 


JİSOb 


yamamak 


jMob 


yaliTjlandu-mak 


■ j-jAüsab 


yanağnsı 


^>T üb 


yalııjlanmak 


j^ıs:jb 


yanağnsı 


. ^-^.J^ ök 


yahıjlanmak 


j^j jb 


yan almak 


JiT ok 


yalıi] yüzlü 


jJJ:. 'i"^. 


yanar 


jbb 


yalı I] yüzlü 


■ j^JM '^k 


yanağnsı 


c^>l ök 


yalıi] yiizli 


d3ji dk 


yanağnsı 


*j_^l üb 


yalım, yelim 


f^- 


yanbaşı 


J^k ok 


yalman 


ülib 


yanbaşı 


^ Jk ök 


yalmanmak 


3^^k 


yanbaşı ağrısı 


^A ^b- üb 


yelimkara 


^Jfk 


yanbaşı ağrısı 


t/-i>''' J^. ok 


yalmanmak 


J-*^L) 


yanbaşı urmak 


J^jjl ^b üb 


yalama 


Aİb 


yanbaşı gelmek 


dur jk ök 


yalımı alçak 


oUJ T J.b 


yanbaşdı 


(^J^b . üb 


yalımı alçak 


c^^"! ci^. 


yan başmak 


jc^k ök 


yalımı alçak 


3W-^\ Jk 


yancık, yancuk 


'j4k 


yalımı alçak 


J?Jİ .i^. 


yancıklı 


S^k 


yalın 


û^^. 


yancucuk 


â'rj^k 


yalın aç 


e' ü^^- 


yancuk 


'^Ak 


yalın bıçak 


t3U=j j^b 


yanıç yanıç 


^jb ^jb 


yahncak 


oUcJb 


yandırmak 


J'J'^k 


yalıncak 


J-J^„ 


yandurunılmak 


j^Uj-Ub 



454 



yandık 

yandurmak 

yan divîdi 

yandırmak 

yandık 

yanaşdırma 

yanaşmak 

yangı 

yangılanmak 

yanku 

yankıılandurmak 

yankulatmak 

yankulamak 

yankulanmak 

yankı 

yan gitmek 

yanlaşmak 

yanlamak 

yanlucnk 

yanmak 

yanın almak 

yanınca 

yanınca 

yanın dönmek 

yanında kalmamak 

yanın yatmak 

yanın yanın 

yanın yanın yürümek 

yanın yürümek 

yanud 

yanu kılmak 

yan virmek 

yanıtmak 

yanıkara 

yavaşa 

yava kılmak 

yavaşa 

yavuh 

yavrulık 

yavrı 

yavuz 

yavuz iş 

yavuz işlü 

yavuz iş 



J-j-^JJb 
4.4 j- J-İjb 

_jijb 

J-°J"^'V_j.2Jb 

(j^^jÂJb 

^^*J_jiJb 

[^^r üb] 

j<JUjb 
AsJjb 



U"i. 



dJU, 



j*aİ5 o j:; j b 

->ji û'^. d/'^ 
j_jjb 

^^*JL3 Jb 

di'j^j üb 

J*"J b 

û^ cjb 

4İİ jb 

J*İ3 Ijb 

4^ jb 

_jJLil Jjb 



yavuz işlü jl^J Jjb 

yavuz hülı J^>- Jjb 

yavuz dirliklü ^İSOjj» Jjb 

yavuz du*^â Ui Jjb 

yavuz du*^a kılmak j*il Lpj Jjb 

yavuz dil J-^ Jj'j 

yavuz dil virmek '^■° -/".-? (^-^ ij'^ 

3^avuzrak Ojjjb 

yavuz şanılu ^ijL^ Jjb 

yavuz sanmak J-fb^ Jjb 

yavuz şanucı .=- JI-^j ; ,b 

yavuz şanu sanmak 

yavuz şanu sanmak 

yavuz sanmak 

yavuz güm ân iletmek 

yavuz göz 

yavuz gö güllü 

yavuzlığa uğratmak 

yavuzlık 

yavuzlık itmek 

yavuzhk sanmak 

yavuzlık kılmak 

yavuzlamak 

yavuzlanmak 

yavuzlık itmek 

yavuzırak 

yavuz yel 

yavuz yollı 

yavuz yil 

yavsı 

yavşak 

yavşan 

yavşak 

yavaşlık itmek 

yavşan 

yavşurmak 

yavsı 

yavuk 

yavuk olmak 

yavu kılmak, yavu kulmak 

yavu kılınmak 

yavuklu 

yavuklı 

yavu kulmak 



^^''■'^ _jjU^ Jjb 

j*;^ Jjb 
dl.*xJl üLTjjb 

jjtL^ jjjjb 

ÖLî_jb 

(jbijb 
»I, 



di- 



jijl ı5jb 

jjli jb 

_jİ3_jlj 

Jİ^^ jb 



455 



yavı kulunmak 

yavı kılmak 

y avlak 

yavunçlılt 

yavu 

yavu varmak 

yavu varmak 

yavuz 

yavuzlık itmek 

yavu kılmak 

yavuklu 

yavuklı 

yavu kulmak 

yavu varmak 

yava 

yavacı 

yava kulunmak 

yavız 

yavız sanmak 

vavız şanu sanmak 

yavı kılmak 

yavı küınmak 

yavı kulunmak 

yavı kılınmak 

yavı kulmak 

yavı kulunmak 

yavı kılmak 

yavı kılınmak 

yavı varmak 

yavı varmak 

yâhû itmek 

vâhû seni 

yay 

yaya 

yayabaşı 

yayak 

yayan 

yay evi 

yay evi 

yay bağrı 

yayak 

yaykamak 

yaykanmak 

yaykara 



JVJ^J jb 


yaykamak 


6-^'k. 


jjj jL) 


yaykanmak 


3-^hk 


3-^^^. 


yaykamak 


J' -^.k 


C^^j^. 


yaylak 


O^bb 


jjk 


yaylamak 


J-» -^'ih 


J-jL' >. 


yaylak 


3kk 


3'jj j^. 


yaylamak 


■3-^^h 


Jjj^. 


yaylım 


^ik 


li^--^} J^Jjjk 


yaylım ok 


öjl.^Jcik. 


J^ jj^l 


yaymak 


jxb 


jüjjk 


yayan, yaym 


âk 


^jj^. 


yayındurmak 


6'J^rk 


3^J jjh 


yaymmak 


j*-'->k. 


j^jlj jj^^ 


ya^am yaşmak 


J*-^: J^^k 


6jU 


yayuk dokumak 


J^yj:> öjk„ 


■^-r^j^. 


yaban 


übj 


JX^Jj3 ajb 


yaban atı 


J"! öb 


^^ y..j^. 


yaban eri 


,<ij' öL>. 


jxU y_j\^_ 


yaban oğlanı 


J-^U jl jbj 


j;x l-^ ji^^ -/. J - 


yabancı gözcisi 


^■--J.»^ ^>^ki 


jJî (^jb 


yabandan 


jJüLj 


j^[î ^jb 


yabanşığırı 


, t_jJ--'^ 0I7J, 


rLx'j\I (^jb 


yabankeçisi 


ıjrr?'^ «j^î 


J^S ^jb 


yabana oturmak 


1 • 3*j\ "übj 


ö^J ijA 


yabana atmak 


J-f"' ^^ki 


' Jy^'j- i^jh 


yabana söylemek 


^J.J^j-' 4;U 


jAJ i^jb 


yabana salmak 




J^=i.^ <Jjk 


yabana gitmek 


di^r.-ij^ 


jcjlj ^jb 


yabana varmak 


j-'jj "^^ 


3^jj iSjk 


yaban yazı 


ijjk ^ki 


di^i\ *ftb 


yabanitirfil 


jj^j j'-^. 


- -7 


yaban yir 


^. öL)^ 


c^^_ 


yaban yiri 


c5y„ -Jki 


^.^. 


yaban yir 


^J ı^^;^ 


^^ kk 


yabca yabca 


4;»c-J "^^^tİ 


3bb. 


yaban 


v>i 


ö^Si 


yaban dutmak 


J-f"j^ ı>'i 


<Jj' c^'-?. 


yaban taşı 


J^ â;-i 


, <jjî <jk 


yab yab 


■ ı_-J <_^J, 


c5^i^ <jk. 


yapağdu 


^ÜUj 


Jik 


yap anmak 


J-\i 


ö-'^^k 


yapa yapa 


ki ki 


j^^hk 


yapıcı 


^i^. 


ı>.k 


yap durmak 


j'j-^i 



456 



yapracuk 


jrL-- 


yetmek, yitmek 


di-.^-: 


yıprak 


Jl^o 


yitincek 


dS^^. 


yapracuk 


J^-^^- 


yetinmek 


dX-^^, 


yapracuk 


^J'Tjit 


yatur 


jj=f. 


yeprik 


û^^. 


yetürmek, yitürmek 


■ ^-jj^. 


yeprimek 


dl-'j^i 


yatuk 


3j^. 


yeprimek 


dij: jiJ 


yitük, yütük 


^j- 


yapışmak 


ji-»-~jJ 


yiti 


iS- 


yapalak 


j4 


yitik 


'^. 


yapdmak 


jJLj^ 


yücerek 


iSjU:. 


yapmak 


3^. 


yacanmak 




yepfemek, yepmek 


il-»jj, 


yacanmak 


J-^1:. 


yapınmak 


J*H" 


yoh 


t^' 


yapu 


j>j 


yaha 


\k 


yapucı 


^^j^^ 


yahtulu 


• A 


yapuk 


3ji^_ 


yahtu 


jÜ- 


yapuldak 


^^ji^. 


yahtıdajımak 


3^^S=^.. 


yapalak 


û^ ^. 


yahtulık 


C^j"^.. 


yepemek 


di-" 'U^, 


yalı tulu 


Jj-^. 


yap yap 


"rfi Vİ 


yılıdurmak 


J'J^. 


yat 


C-J. 


yoksul 


s^. 


yatak 


,(3lq 


yohsıd 


J J-*^. 


yatakçı 




yolısulurğanı 


jjU-jjl u_j.-"*^_ 


yitüt 


CJ^j 


yo^suUık 


^6jS 


yitütlik 


diL-.:i 


yohsullık 


C^j-^. 


yitütlik 


JCJV. 


yohsa 


.uJi_ 


yitecekce 


<;>t5\^_ 


yahşurmak 


3^j^.. 


yatar, yatur 


>:■ 


yakışmak 


jj*-^!>^ 


yetim olmak 


jij' >i 


yahşi, yahşi 


J^.. 


yetirmek, yitirmek, 


yitürmek di'j^^ 


yahşılığ 


ı_" •• 


yatsun 


^j-^^. 


yahşilik 


c^M 


yetişmek 


dl-»^». 


yohşa 


A^A^ 


yatak, yatuk 


J^. 


yahlaşmak 


j*Ab^ 


yataklu 


jil'l 


yahdmah 


jkUk 


yataklı 


İb 


yıhılmak 


3Â 


yitik, yitük 


^^. 


yahmak, yıkmak 


J-k 


yetkin 


[^^^.] 


yahm 


ck 


yetilmek, yitilmek 


di-b 


yuîju 


j^.. 


yatlu 


ji=i 


yahm 


'^^. 


yatlu söz 


J.- >: 


yahmmak 


J-^-s*: 


yatlu şauu sanmak 


j4-^*rt.«l? ^-rt^ 4^*J 


yad, yidi 


^.. 


yatlulık 


^ Jjji^^ 


yada kalmak 


j,.i^ l-u 


yatlı 


J-. 


yedici 


.5=r-V. 


yatmak, yutmak 


J-»-^ 


yedek 


^■^. 



45' 



yedekci 

Yediger 

yedekleraek 

ye dilmek 

yadlu 

yedmek 

yudunmak 

yadatası 

yada kalmak 

yidi 

yad yir 

yedişerleme 

Yedik ardaş 

Yedikardaş 

Yediger 

Y^e diğer 

yedi kimesBeler 

Yedigen 

Yedigen 

yedilnaek 

yer, yu-, yöre 

yöre 

yara urmak 

yir itnaelc 

yir idinmek 

yarar 

yarasa gözli 

yaraşdurmak 

yaraşdıırmak 

yaraşık 

yaraşık olmak 

yaraşıksuz 

yaraşıklık 

yaraşıklık virmek 

yaraşıklu 

yaraşıklı 

yaraşmak 

yaraşık 

yarağ 

yarağ itmek 

yarağ eylemek 

yarağ kılmak 

yarağında olmak 

yarağını görmek 



di.. 



dli^. 

jıJjL) 

J.M. 

dlJl3^3 






cilUil 3^.. 

J.jjıi 3lj;_ 

J*.U 3lj;. 

J.<^_a3 3lj;. 

jJlJ 3ij;. 
dl^jj^ 3Lı. 



ası 



,^3 



yarağa yapışmak 
yarak, yır ak 
yarak olmak 
yarak itmek 
yarak idinmek 
yarak eylemek 
yarak eylemek 
yarak düzmek 
yarak kılmak 
yarak kuşanmak 
yarak kılmak 
yarak görmek 
yaraklamak 
yaraklanmak 
yaraklamak 
yaraklanmış 
yaraklanmak 
yaraklu 

yaraklu yaşaklu 
yaraklu yarağın 
görmek 

yaraklu yaşaklu 

yarak yasak 

yarak yasak dakm- 
mak 

yarak yimek 

yüreği ağzına gelmek 

yüreği oynamak 

yaramaz hülı 

yaramaz söz 

yaramaz şancı 

yaramaz şanu 

yaramazlık 

yaramaz 

yaramaz aıjma 

yaramaz hûlı 

yaramazrak 

yaramaz şanu 

yaramaz şanıcı 

yaramaz göz 

yaramazlamak 

yaramazlık 

yaramazlıkda bulunmak J^_jJ a-^j^lj; 

yaramak 









458 



yeriacüsi 

yarandırmak 

yarandırmak 

yaranmış at 

yaranmak 

yir olmak 

yir evi 

yir itmek 

yir içi 

yire yüz urmak 

yerbağırsagı 

yirüp yerçmek 

yarpuz 

yort, >Tirt 

yurt dutmalş 

yırtışmak 

yarattğan 

yaratğan 

yırtık gözlü 

yırtlaz 

yırtlak 

yaratdmmak, yurtlanmak 

yırtmak, yortmak 

yercügez 

yarıcı 

yarçu 

yarçu itmek 

yarçu itmek 

yarçu kılmak 

yarçulaşmak 

yarab. düzmek 

yurd itmek 

yir deprenmek 

yir deprenmesi 

yir deprenmek 

yir deprenmek 

yir dutmak 

yiridür 

yir düzmek 

yerdeş 

yerdük 

yaradılışı düz kişi 

yaraddmış 

yurdlandurmak 



■^-.^^1 ^. 


yardımlanmak 


J-^J.-:ı j_ 


3^J^^J.. 


yardımlu 


>^^-:. 


Ö^j/'^'J.. 


yardın 


d^J^ 


-T J:^\j_, 


yirden kopmak 


3'\J ö^j;. 


3^^J.. 


yirden götürmek 


dl'jyj^ ö:ij;_ 


JİJİ J. 


yardı 


(S^^-'. 


c5j' J'.. 


yarar 


->X 


dX^'A j: 


yaraşdurmak 


j^jA^j-^ 


[^.' ^'.] 


yanşduru varmalı 


j^jlj jj'XJ:-j'_ 


li'^j j' jji ' j;. 


yaraşdurı bilmek 


di*i~J. cSJ'^-^Jl 


J^'^j^'. J.. 


yaraşık 


ipJ". 


iİİ^j:. v-1 


yaraşık suzlık 


jJ>-^^.. 


^jiJ- 


yaraşıldık 


Ö^^-^J.. 


' ^^.. 


yaraşmak 


S^J.. 


j/j^ Cjj__ 


yırtlas 


a-^^^„ 


J*-İj" j_ 


yir tutmak 


6^'j^ J.. 


b\k'ij_ 


yarğu 


i.^ j 


Ö'''' -)'.. 


yarğu yiri 


c^-.. .>^.. 


Jjj^ S'J. 


yarak, yarık, yırık 


'^^.. 


J^".^.. 


yarak itmek 


dÂ'\ 3j^ 


3^Xj_, 


yarak olmak 


jijl öj^ 


J->Üîj;_ 


yarak kılmak 


jj.s Jv^ 


3^ J. 


yaraklamak 


* Jc^l^V.. 


;^=r^. 


yaraklanmak 


J^'^^'j:. 


c^j:. 


yaraklamak 


jJ.-^., 


-?T^- 


yaraklanmış 


C'^^. 


^/l j:>^J_ 


yaraklanmak 


j*di j_ 


dU^jl _j:>-j;_ 


yaraklu 


.^ilj_ 


J^İİ j:~J_ 


yirik, yürek 


'■^J.. 


^^j^J__ 


;jTİreksüz 


jjSj_ 


^^•»J^ ^j;. 


yüreklendürmek 


dX^jXİ^j_^ 


.^^'\ ^J.. 


yüreklü 


j].^j_ 


iU 1 j'_:ı ^_. 


yürügen 


uO.. 


^-^■^,^ ^.. 


yir götürmez 


yjyS' j_ 


^■'■^"j:,^ ^.. 


yir gök götürmez . 


yjyS £J^r j_ 


dXj:'oj^^ j_ 


yırlamak 


3-^^j.. 


J-^"^ ^.. 


■yırlayıcı 


■ ^ ^:^j.. 


J^^- 


yarlığ 


■d^.. 


di-J:ı -".. 


yarlığamak 


o-UJ.: 


u'^^.. 


yarlığ anmak 


j/UJ^.. 


^-^^^.. 


yarlığamak 


j^iJ j-^ 


^S'J^ Ji^j^ 


yarlığanmak 


i_I*;Aj ^"I. 


LT^^^.. 


yarlığamak 


j^ 4aJ j;^ 


J^jOiJjlj'^ 


yırılmak, yırlamak 


Ji^.. 



459 



^'irilmek 
y erlen dürra ek 
yerlemnek 
yerlü 

yerlü reug 
yarlığ 
yaramaz 
yarım eylemek 
yarmurmak 
yarmuru yarmıuu 
yaramaz 
yaramazrak 
yaramaz göıjüllülik 
yaramsık 
yanm süıjü 

yaramak, yarmak, yırmak 
yermek, yirmck 
yermelü olmak 
yermürmek 
yirin bulmak 
yirince 
' yirince 
yanndası 

ycrindürmek, yörendürmek 
yanudası 
yirinden iletmek 
yirindeu üzilmek 
yirinden düşmek 
yeriudürmek 
yirinde olmak 
yerindirmek 
yerinmek, yörenmek 
yjriuc komak 
yirüp yerçmek 
yürütmek 
yöre 

yire ısmarlamak 
yire bırakmak 
yire depilmek 
yire depınek 
yire çalmak 
yirç getürmek 
yaramaz 
yaramazlar 



3* "* j 

3'^y. ^j 



(iJ-»-j J ü ■Xi jf 
di-» J'__ -ij j 



da. 









di'"J 4^ a 



J. 






yire yamamak 

yara yimek 

yerince 

yarıcı 

yiridür 

yİT yir 

yir ^drden 

}'ir yirin 

yir yirin 

yirişmok 

yırık 

}'irik 

yırılmak 

yerindirmek 

yirini şaklamak 

priu kolayını almak 

yerinmek 

yirine Uırmak 

yirin e kalmak 

yirini beklemek 

yirin yirin 

yir yirin 

yüz 

yüze yüz 

yüz berkliği 

yazup yayılmak 

yüzerlik 

yazuk 

yazuksuz 

yazuksuz 

yazuklu 

yazlamak 

yüzlük 

yazılmış 

yüzlemek 

yazlu, yüzlü 

yazmak 

yüzin düşmek 

yüzin düşmek 

yazuğa koymak 

yazugı gelmek 

yazuk 

yazuklu 

yezek 












^'^y' if^j.. 



Ü J\i j 

-^j-'^-y^ 
j^y 

dli> 
diP:ı 0;- 

di-JS ^jy 
'^.jy_ 



460 



yüze getürmek 

yüze kir gelmek 

yüze yüz 

yazı 

yüz ^'ire koymak 

}.T.iz yüz 

yüzî sulu 

yüzin düşmek 

yasağ 

yas ağ itmek 

yasağ eylemek 

yasağcı 

yasağa yetürmek 

yasak 

yasakçı 

yasakcıbaşı 

yasak kulı 

yasamak 

yasama 

yaşanmak 

yasavul 

yastamak 

yastanmak 

yastamak 

yastanmak 

yasakçı 

yasamak, yasmak 

yesir 

yasılmak 

yaş 

yaşar 

yaşarmak 

yaşanmak 

yastamak 

yaşdaş 

yaşar 

yaşurmak 

yaş tolmak 

yaşıl 

yeşilbaş Tatar 

yaşılistân 

yaşılğan 

yaşıllık 

yaşla 



di..j^xr .> 


yaşmak 




ıİ*~d 


caJir^o> 


yaşmak yaşanmak 




j «> 


yaşanmak, ya 


şmmak 


3^h 


t^/. 


yaşurmak 




• J'-J^-^l 


jr J 1^. > 


yeşilten 




ifS:^~i 


-'t. -''. 


yaşmmak 




ıJ*~~:. 


j>i-^ c;> 


yaşm yaşın 




i-'r-ı ı>^ 


-^^j^ UX 


yaşatmak 




J-^'l-'-^i 




yaşağ 




l^-^ı 


dX^} M-.j 


yasağa degürraek 


d\*jSi '^e-Lai 


S.Ai\ ^L.j 


yasak 




(3UsJ 


• "e.-^'- 


yaşamak 




3 -^i 


vİİ-a _/.!_ aİ L-J 


yaşandırmak 




Ja j X) [^ı 


jl»; 


yaşanmak 




J^'^i 


^L., 


yaşavul 




J jL^i 


^^^ ^-^. 


yastanmak 




J^'^-=?. 


Ğ>ji Ji—i 


yaştığaç 




r-^-A:;^ 


"^ J^'-i 


yaştılmak 




[ J^-U-ı^J ] 


<t/»L-j 


ya ştırn 




r«^^^i 


J-='L-i 


yastamak 




J*=-^i 


jy^i 


yaştancak 




.U^JJZ^jU 


j,4l:u.j 


ya ştanmak 




^^4^»Jİa^ 


jx u:_j 


yaştuk 




(i_j:uaj 


j*;u.j 


vasdanmak 




Ja:" \x^ı 


J*^^i 


yaşdağaç 




■^.i. X.^ 


^^^-i 


yaşdanmak 




■ J^ -^-^i 


J— i 


yaşdığaç 




^ Lij -^^j 


jr^l 


yaşdığaç 




tL - 


J^'^r-i 


yastamak 




J*k^i 


o-?. 


yaşamak- ya> 


m ak 


J*-^ 


j^: 


yaşşanmak 




j*:-3J 


. ».• j IJlo 


yığa durmak 




J-^J^ '-^?. 


jx Lij 


yuğadı 




^^jUj 


j..l=^. 


yağağan 




ü^^^?. 


^il^ 


yağalur 




J^»J^İ 


' ^^„ 


yığ an ak 




j:L*j 


J-j^. 


yağanaklı 




Ji^^-^i 


J--^^ J-l 


■ yağanmak 




J-î'^*^„ 


S^i 


yağcumur 




jj*^j 


l;l: ^il; JJL. 


yığıcı 




cr^i 


öb„ii:^. 


yağdan 




üI-Uj 


. üIâUL.. 


yağır 




yi 


JÜ^. 


yağrık 




3>i 


<lJlo 


yuğrulmak 




ji^j 



461 



yağrm 


(J_^Aj 


yufk almak 


J*^-*^'. 


yağrın küreği 


Sjj^ Öjİİ 


yükaru durmak 


J^J ^ jjUo 


yağriiılaşmak 


j^Jib^l 


yakasuz kalmak 


^iiU j-"lij 


yağu-nı 


'^j'-i 


yakası açılmaduk söz 


J_j.- 3 -ıJ.^ 1 (_j-L«j 


yuğrulmak 


J^ jj^l 


yakağan 


(JLpUj 


yağrm 


ü:.>i 


yokamak 


â^ ^i 


yağrın küreği 


t^Jj^ ü;.>i 


yakaya urmak 


ıJ^^J 4jUJ 


yoğsul 


J^J 


yakdulu 


j]jA~Aİ 


yoğsul 


j^k.i_ 


yukurmak 


3^jh. 


yağış 


J--ı^ 


yukarıu-ak 


'^-JJj^i 


yığış dırmak 


ıİ-»J-^~*d 


yakışduı-mak 


-. s-'J'^h 


yığak 


J-d 


yakışmak 


(3L*-i>^. 


yağlık 


jUi 


yakışmak 


(J^.^JlJ 


yığılmak., yoğulmak 


J*İİJ 


yakşı 


^ L>^- 


}^ğlmclırmak 


J^j-U,Uj 


yıkık 


J^i 


yığlındırmak 


lJ.A J -W.aJ 


yıkılmağa turmak 


j->j_ç!=' 4A*l-dj 


yığlmmak 


öI^LIaj 


ya;kılmak 


jjij 


yığlmmak 


(_t.*XL3tJ 


y aklanmak 


j*:l^ 


yağm.a salmak 


J^V3 I^İJ 


yoklu 


_alij 


yağm^aya boşanmak 


^^*x^ »J ^^\^__ 


yakmak, yokamak, yokmak j*İj 


yağmurdan içer 


j>-\ ü:>j^ 


yakın varmak 


u^i 


yağmurlanmak 


J*J^^ 


yakmcak 


(3U=Xâj 


yığmak 


'' J**i 


yakıncak 


L?^°^?. 


yağmurcageyigi 


ıS=^ "^jj-^ı 


yakınlık kılmak 


j*iâ jj.;ij 


yoğun 


o^l 


yakınmak 


j^l 


yığnak 


öLaj 


yıkmılmak 


J^Xİj 


yjğnaşmak 


J*-*^ 


yuku 


_?^d 


yığnak 


i3--*i 


yakışmak 


J»^jÂJ 


yoğunlık 


jLki 


yakın irmek 


^•^■'-^J <>-«i 


yoğunlanmak 


j^:^j 


yakmcak 


t3U^Â) 


yağanmak, yığmmak 


'j*xij 


yakmcak 


ck^d 


yoğun 


Ö_jAJ 


yakın getürmek 


lii^J^j^S' J;^İJ 


yoğunrak 


Öj-'^^AJ 


yakmlıcık itmek 


dXx\ .J:>J(>âj 


yoğunlatmak 


j^dljki 


yakın varmak 


J^jlj (>^J 


yoğun yumru 


jyjl 0_jAj 


yeg, yeî], yig, yig, yigi. 


yüıj d^ı 


yağadılanmak 


J*djp 4İJ 


yeg 


df^. 


yağı 


J'- 


yaıja 


^3 


yağırlık 


(i:-' >*i - 


yagadan, yaıjadm 


• • ^^^?. 


yağış 


cTr^d 


yagada 


û^lSo 


yağılık 


â^t^i 


yagadm 


■ ; co-^L^J. 


yığilınmak 


^•<»-)LJ.^J 


yağarak 


öjlSo 


yığmmak 


j*^d 


yagaru 


jjISCj 


yufkacuk 


ö_j»^jb 


yagaz 


jlS^i 


yufkalatmak 


J*d5ij 


yagası 


e;-lS^İ 



462 



yaıjaya 

yaıjaya 

yig başı 

yiğit 

yiğit er 

yiğitbaşı 

yiğitbaşı 

yigitcik, yigitcük 

yigitcük 

yiğitlik 

yiğitlik 

yiğitlenmek 

yiğit yigli 

yigid 

yekdirmek 

yigidlik 

yagadan 

yir) devşürmek 

yekdirmek 

yügürdüşmek 

yügrüş , 

yügrüşdürmek 

yügrişmek, yügrüşmek 

yügrüşmek 

yeğrek, yigrek, yüğrük 

yeğrek, yigrek 

yigrelenmek 

yigirmi 

yügürraek, yükürmek 

yigirmi 

yigrenci 

yigrendürm^ek 

yigrensek 

yigrengen 

yigrenmek 

yigrenmek 

yügürü 

yügrüşmek 

yüğrük 

yigrenmek 

yügriş 

yüksecük 

yegseri 

yükseklik 



k^i 


yii] silkmek 


dl^dJİ- ^l 


<U_LSs; 


yaıjsılamak 


J^ 'ÜU-Ss) 


^ J^i"^^ 


yiıjsüz ton 


bj^ Jj^^>^j 


-s^_ 


yaıjşak 


jLiS^j 


J c.^._ 


yagşamak 


j^LiS^j 


J^i ^^. 


yagşak 


■3^1 


J^^-ı 


yaijşamak 


J.^Xi 


^^50. 


yegişmek 


di^s:. 


- ^^=-^i 


yarjşanmak 


j^Xl^^JN.J 


İİ1:5:j 


yag şılamak 


ö^^^.. 


3cSi 


yai) şılamak 


j*i^-^S^j 


dI^:Jl~<j 


yagkn 


- s y^^ı 


js:. ^s:, 


yeijül, yüklü 


^ı 


aSG 


yaıjıltmaç 


■^.c^l 


di'j-^j 


yeğlik 


^^i 


3^1 


yeğlik 


3^1 


(JaS^j 


yiglik virmek 


dio^j d-liSC; 


dl-^j^ dh 


yeğlemek, yigiemek 


dJ.USCj 


^AjjSil 


yiglengeç 


^Ss.USs.j 


dlr':,^; 


yeğlenmek, yiglenmek 


dL.Uxj 


JJ^I 


yüklü 


><i 


dI-»jaJ;^So 


yeglü alulu 


^j^i T. 3İs:; 


. S-J^^ı 


yerjile, yigile 


aİSCj 


tiJ.*İ^Ss) 


yeıjmek 


dLC 


'■^J^^.. 


yeğin, yigin 


ü^. 


'■^/-l 


yügen 


cP. 


dI^,^S^i 


yigin olmak 


Jiji üS^i 


f^^i 


yeğinlik 


dJİ:^:; 


^"J^. 


yeğinlik 


^JJuS^İ 


. .^.<^l 


yegirdenmek 


3^-S.i 


J^J^.- 


yekinmek, yükünmek 


di.*^J 


^\.AjX> _fjl 


yeğni 


c^i 


dl~.j' ^So_ 


yegnicek 


-^^■-^i 


ü50^.C 


yegnic eklik 


d.LC.^<, 


iix^s:; 


yügürgen 


Ü^J^^^İ 


dlx^^_ 


yügürmek, yükürmek 


^■'J^^i 


J^l 


yügürü 


JJ^^İ 


(Ü.*^ j^Xj_ 


yer)ül 


J^S^i 


^^^î 


yaqa 


4SCj 


J.İj:'o_;^J 


yaıjadan 


(j;(dxj 


lTİ^^G 


yeği 


cSİ 


... dl^rLSCi 


yeği ay, yir)i ay 


JcSi 


(^j-So 


yeqi bahar 


J^. ıSi 


.• tfüSwSo 


yiğit 


c^S^l 



463 



yiğitbaşı 


J^i ^^i 


yalansuz 


J-^^. 


yigitcük 


^j7^C^<o_ 


yalan tanukbk virmek dJ 


jj jiüLLı ü^'j 


yeıjice 


•*>ı;_S^J 


yalan tanıklık virmek di- 


JJ jiiiü ü->\j 


yerjice güyegü 


_j>^;!jS' "^^4 


yılan kavı 


, ^jU ü->^j 


yigid 


-lX 


yalan kılmak 


jJi ü:>\j 


yegirek, yigirek 


i}J£ 


yalanlamak 


j.VJ:>U 


yerjilice 


''=>^-^?. 


yalanluk 


C^-^''i 


yerjilece 


4iö' 


yalanlamak 


jUJ-ib 


yeıjile 


-V^?. 


yalanlamak 


jİü:>'ü 


yer)ilice 


■^^(İ4 


yalannamak 


J-^'^V. 


yeğin, yeıji\an, yigin 


ü^. 


yalavaç 


.TJvV. 


yegiu olmak 


jijt öfi 


yol urmak 


• >j7 Ji 


yeğinlik 


dhŞ.i 


yile varmak 


J.»jj •i.o 


yeğinlik 


j]:.^^. 


yile virmek 


d.i-JJ ^'0 


yer)i yaz 


J^. 's> 


yalabıtmak 


^J^^J 


yerji yetmiş 


ı,-*^. Si 


yalabık 


Jr^d 


yer)i yiğit 


^>S