(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Âik Ömer, hayati ve iirleri [hazirlayan] Sadeddin Nüzhet Ergun"

^Iı^iy 



sadeddin Nüzlıet Ergun 



AŞIK ÖMER 

Hayatı ve şiirleri 



Semih LUtffi MatbaasI ve Kitap Evi 



03(>f}\l 



it*^'-- 



JAN11İ967 



Âşık Ömer'in Hayatı 

Âşık Ömer'in nerede doğduğunu söylemeden önce Osmanlı 
Müellif ler indeki malûmatı kaydedelim. Bursalı Tahir hiç bir de- 
lil göstermeden şairin Konya^h olduğunu yazmakla beraber onun 
bir manzumesine istinad ederek «Vatanı aslisinin Aydın eli» ol- 
duğunu da söyler- 

Âşık Ömer'e isnad edilen beyit şudur : 

Zât-ı cemilemiz iyân ederiz 
Vatan-ı aslîmiz Aydm elidir 

Filhakika şairin bugün elimizde mevcud olan en eski yazma 
divanında [Beşiktaş - Yahya efendi kûtûbhanesi] böyle bir 
beyit mevcu'idur. Fakat Bursalı Tahir naklettiği iki mısraı 
ihtiva eden şiiri tamamen görmediği veya görse de sonuna 
kadar okumadığı için yanılmış oluyor. Şiiri aynen naklediyorum^ 

Sıfât-ı aslımız beyân edelim 
Bizim meskenimiz serhad elidir 
Zât-ı cemilemiz iyân edelim 
Vatan-ı aslîmiz AydınelPâir 

Adlî'yim mahlasım Vehbî okunur 
Kemâlât-ı aşkım kisbî okunur 
Vezn-i suhanımız hasbî okunur 
Tehî sanman Ömer GözlevelVdır 



6 Âşık Ömer 

Bu koşmaya nazaran Aşık Ömer'in hem «Aydın» lı hem 
«Gözeleve»li olduğunu söylemek lâzım geliyor. Biz bu tezadı 
şu yolda tevil edebildik : Şair, Gözeleve'lidir ve uzun mûdddet 
«Aydın eli» nde «tavattun» etmiştir. Onun Gözeleve'li olduğuna 
dair elimizde bir iki vesika daha mevcuttur. 

Netekim Kâhy azade Arif de şairin Kınm — Oözleve'ii olduğunu 
zikrediyor. (1) Bu rivayeti Çankırılı Bay Talaf in bulduğu bir şiir 
parçası da kuvvetlendirmektedir: 

Kendim Gözleve'li Ömer'dir ismim 
Tâ levh ü kalemden yazılı resmim 
Bir katre menîden var oldu cismim 
Cennet-ül-meVâya uğradım geldim 

Bay ismail Saib de evvelce bu kanaati teyid eder bir man- 
zume görmüştür. 

Bizi bu hususta az çok aydınlatan diğer bir vesika da Âşık 
Ömer'in Şairname'de hocası Şerif Pden bahsedişindeki hususiyet- 
tir. Âşık Ömer, "kendi şehrindeki» yani doğduğu yerdeki 
şairleri sayarken bilhassa Şerif Vyi derin bir saygı ile anıyor. Bu 
zatın Safayî tezkiresinde kısaca hayatmdan bahsedilen Kırımlı 
Şerifi olması kuvvetle muhtemeldir [2] . 



(1) Kethudazade Arif menakıbı. 

(2) Şerif hakkında Safayî tezkiresinde şu malûmata tesadüf ediyoruz : 

« Şerif nâmı Rahmetullah'dır îklîm-i Kırım'da zuhur etmiştir Evâil-i hâlinde İstan- 
bul'a gelüp tahsîl-i ilm ü ma'rifet idüp mülâzım olup kazaya rızâ diyerek Rumeli'nde 
bâ'z-ı kuzâta kadı ve hâkim olmuşdur Asrın şuarâsından ulûm-i arabiyyede mahir ve 
fûnun-i şi'r ü inşâya kadir olmağla bu bir kaç beyit zâde-i tab^-ı şerifleri olan âsâ- 
nndandır 

Bu demler hûn-ı dil bezm-i mahabbetde şerâb ister 
Ciğer sûz-i gamınla sîh-i mihnetle kebâb ister 

Nevbahâr oldu yine gülğeşt-i sâhrâ vaktidir 
Gel gel ey sâkî ki nûşâoûş-i sâhbâ vaktidir 



Hayatı 7 

Gerçi manzumenin o kısmmda bir karışıklık görülmektedir. 
Arada Kırım'lı olmayanlardan bahsedildiği gibi derhal Bursa' da 
yetişen şairlere geçiliyor. İhtimal ki bazı beyitler noksandır ve 
belki Âşık Ömer bu noktaları bilmediği için yanılmıştır. 

Her halde Şerifi diye bahsedilen şairin Kırımlı Şerif olma- 
sını kabul ettirmeyecek bir sebeb yoktur. Gerçi Rıza tezkire- 
sinde bahsedilen Kefevî Seyid Abdülkerlm Şerîfî (ölümü 1049- 1639) 
da bu devrin şairlerindendir. Fakat "bizim şehrimizde yetişen 
şairler» kaydı bu ihtimali ortadan kaldırıyor. 

İşte bütün bu deliller, Bursalı Tahir'in rivayetini esassız deni- 
lebilecek bir hale getirmektedir. 

Şairin bir kaç manzumesinden öğreniyoruz ki, Ömer ve Adlî 
adlarını taşımaktadır. Fakat şiirlerinde münhasıran "^Aşık Omer„ 
veya ''Ömer„ mahlasını kullandığına bakıhrsa, asıl adının "Omer„ 
ders veya aile mahlasının da ''Adlî» olduğu tahmin edilebilir 
< No: 76, 652 ) . 

Taş basmasile tabedilmiş olan divanda (Sahife 15) ise , mah- 
lasının /)^mş M7jö/z/, adının da Ömer olduğuna dair bir beyit yazı- 
lıdır. Bir tarikate intisab ettiği muhakkak olan Âşık Ömer'e şeyhi 
tarafından ayrıca böyle bir mahlas verilmiş olması da mümkün- 
dür. 

Bir manzumesinde gördüğümüz (No: 591 ), 



Kumâş-ı atlasın bîhûde arzeyler Şerîfâ cerh 
Benim bâlâ-yi isti'dâdınıa andan kaba çıkmaz 

Âl idûp mahrem-i gayreyledin âhır yâr. 
Senin ey ahter-i rez kanını içsem bârı 

Fenn-i muammada dahi sâhib-i nâm ü nişan olmağla Handi namına muammasıdır 

Efser-i husrevi kordum benim olsa serine 
Ol şipâhî beçenin kendi külahı yerine 



8 Âşık Ömer 

Mahlasım Âşık Ömer'dir Vehbi'dir çün adımız 

Mısramdaki Vehbi kelimesinden ise belki de istidadının fıtri- 
ligini anlatmak istemiştir. Ve ihtimal yukarıda yazdığımız man- 
zumede de bu adı kullanan şair mûteaddid isim ve mahlasların 
sahibidir. 

Millet — Ali Emiri kûtûbhanesindeki bir mecmuada (Manzum 
eserler No: 689), 

Mahlasım Vechî'dir ÖmerMir adım 

Mısraını ihtiva eden bir manzume mukayyeddir. Her halde 
bu Ömer'in diğer bir sazşairi olması veya Vehbi'nin yanlış ola- 
rak Vecbî yazılmış bulunması memuldur. 

Âşık Ömer'in doğduğu tarihi bilmiyoruz. Fakat bazı cenk 
vak'alarına aid yazdığı manzumeler onun XVII nci asır sazşair- 
lerinden olduğunu katiyetle göstermektedir. Şairin Prof. Bay 
Fuad Köprülü tarafından neşredilen bir manzumesi (Hayat ' sayı 
24] Cehrin kalasının fethi münasebetiyle 1089-1678 de yazılmıştır. 
Bu şiiri aynen naklediyorum : 

Pâdişâha hizmetinde gezdik ancak kuru yaş 
Dîn içün bilin bize Hak'dan verilmiştir maaş 
Otuz altı gün olunca şöyle girdik düşmene 
Görmemiştir kimseler hiç böyle bir ceng^ ü savaş 

Çıktı küffar canibinden bir nice çerh-i felek 
Çok velîler bu gazada sundular tîga bilek 
Çok şükür geçti duamız müstecâb oldu dilek 
Yaktılar âteşleri kalmadı bir taş üzre taş 

İkinci Ahmed*in Nemçe ile olan mücadelelerine dair bir şiiri 
ile (No : 444) Mohaç seferine aid bir manzumesi (No : 621) 
ve Mustafa Han'ın bir gazası hakkında yazdığı bir koşması da 
( No : 136) kitabımızda görülmektedir. 



Hayatı 9 

Millet - Ali Emiri kûtûbhaneGİndeki bir mecmuada ise 
(Manzum eserler No. 689) «Âşık Ömer fî hak-kı Sultan Ahmed»^ 
başlığıyle şu murabbaa rasgeliyoruz : 

Rahşına olmuş süvâr o] merd-i meydandır g-elen 
Kılıcın destine almış tîğ-ı üryandır gelen 
Hazret-i Sultân Ahmed ol Resul vekilidir 
Aç gözünü âsi düşman Al-i Osman'dır gelen 

Seyredin alaylarını kat be-kat dikkat ile 
Sancağ-ı şerif hiledir ol şerîfî zât ile 
Hazretin hırkası bile nice mu'cizât ile 
Halife-i rûy-i zemin Sultan Ahmed'dir gelen 

Bu gazalar pâdişâhın iktidar u cehdidir 
Saltanata terbiyet veren diraht-ı bahtıdır 
Edrine'yi et ziyaret zira ceddin tahtıdır 
Aç gözünü âsi düşman Al 'i Osman'dır gelen 

Gün gibi olmuş münevver mah yüzünün ağı gör 
Dîn-i islâmı müşerref ol muazzam dağı gör 
Bunca heybetle kurulan tuğları otağı gör 
Halife-i rûy-i zemin Sultan Ahmed'dir gelen 

Der ki Ömer ömrün artsun gün gibi ey pâdişâh 
Rehberin Hazret-i Hızr u destgîrin ol îlâh 
Bunca yüz bin askerinle nice kerre pür silâh 
Aç gözünü âsi düşman Al-i Osman'dır gelen 

Yahyaefendi kütübhanesindeki divanda da Ahmed'in Rus 
seferi hakkıada yazılmış şu manzume kay idildir • 

Hamdülillâh zahir oldu mu'ciz-i peygamberi 
Gaziler din aşkına arslana döndü her biri 
Şâd û mesrur oldu cümle ehl-i islâm askeri 
Hak Taalâ Moskov'un fethin müyesser eyledi 



imiz 
imiz 



10 Âşık Ömer 

Lûtf u ihsan eyleyüben ol ganî perverdigâr 
Eyledi Moskov çerisin her birini târümâr 
Gaziler seyfinden oldu canları nâra süvâr 
Hak Taâlâ Moskov'un fethin müyesser eyledi 

Gözümüz yaşma bakup ol yüce sultânımız 
Feth ü nusratm müyesser eyledi Sübhân'ımi2 
Hamdülillâh gazi oldu Sultan Ahmed Hân'ım 
Hak taâlâ Moskov'un fethin müyesser eyledi 

Yüzümüzün karesine bakmayup Rab-bi Celîl 
Ol Muhammed hürmetiyçün etmedi bizi rezîl 
Ayak altında koyup kâfirleri kıldı zelîl 
Hak Taâlâ Mnskov'un fethin müyesser eyledi 

Ger kanadlansa karınca irişür elbet zeval 
El'aman çağırdı cümle ol lâîn-i bed fiâl 
Ey Ömer lütfetti İslâm leşkerine Zülcelâl 
Hak Taâlâ Moskuv'un fethin müyesser eyledi 

Âşık Ömer, Yeniçeri sazşairlerindendir. Serhad hâdiseleri hak- 
kında bir çok manzumeler yazdığı ^ihUSerden geçtiler [No " 528], 
Sakalar [No : 646] zümreleri hakkında da ayrı ayrı medhiyeler 
kaleme almıştır. 

Onun seferde ve hazarda askerle beraber bir çok yerleri 
dolaştığını biliyoruz. Rus muharebesine iştirak ettiğini ise bizzat 
kendisi söylüyor. 

Şairin Bursa^ Sakız, Varna, Tunca, İstanbul, Sinop gibi şehirleri 
dolaştığını gene kendi şiirlerinden öğrenmekteyiz [No: 6, 116, 
493, 494, 503, 504, 505, 522]. Bağdad'o, gittiğini de bu şehir hak- 
kında yazdığı bir medhiyeden anlamaktayız [Yahyaefendi nüshası] 

Aşık Ömer'in, şiirlerinde Mehmed IV den itibaren dört hüküm- 
dardan bahsettiğini ve bilhassa Ahmed II hakkında çok hürmet- 
kar olduğunu görüyoruz, Onun daima muzafferiyetini isteyen 
Âşık Ömer, mizahi bir şiirinde de, 



Hayatı 11 \ 

J 
Sultan Ahmed Hân'a kıl hayrı duâ 

Hâsılı bir yerde mal bulmak ister İ 

deyişine bakılırsa ondan bir lütuf ta beklemektedir. 

Âşık Ömer tahsili olan bir adamdır. Şairname'deki kayıddan 
başka Tekerleme başlıklı bir manzumesinde de Şerifken savgile 
bahseden şair, belki bu zatın talebesidir. 652 numaralı şiirinde | 

I 

Ha/ız divanını, Sadi'nin "Bostan„ ını Mevlâna'nın "Mesnevi» sini 
tedkik ettiğini söyleyen ve ariflere Ur/t gibi meydan okuduğunu 
anlatan Âşık Ömer, her halde saydığı bu eserlerin asıllarından 
istifade edecek kadar Farsçaya vukuf peyda etmiştir. 

Onun az çok Arapça bildiğini de tahmin edebiliriz. Bir man- 
zumesinde (Millet- Ali Emiri, manzum eserler : No. 742), 

i 

Arabi Fürsü bilmeyen dile minnet eylemem ; 

i 

Diyen ve Arapça ile karışık bir manzume vücude getiren (No: 

227) Âşık Ömer, bu dilin de büsbütün yabancısı olmasa gerektir 

Onun medresede okuduğunu ve islâmî ilimlerle bir mikdar ] 

uğraştığını , i 

\ 
Sarf u nahv mantık maânî cümlesi oldu beyan ; 

Arabî fürs ile tefsir hem Dürer Âşık Ömer 

i 

beytinden de istidlal edebiliriz. Mamafih Şairin kuvvetli 
bir tahsili olmadığı ve devrinin temayüllerine göre bazı | 
şeyler öğrenmekle beraber hiç bir sahada derinleşemediği de j 
muhakkaktır. 

Âşık Ömer'in h:fza çahştığını da tahmin edebiliriz. Bazı < 
manzumelerinde Kuran'ı hıfzettiğini söylediği gibi, matbu divan- ] 
da görülen "Hafız Âşık Ömer„ başlıkları da bu kanaati az çok \ 
kuvvetlendirmektedir. ' 

Şairlikten başka "tanbura„ çalmakla da iştihar ettiğini ise 
Müstakimzade haber veriyor [1] . ! 

[1] Tuhfefûlhattatin. 



12 Aşık Ömer 

Bize göre Âşık Ömer, yalnız halk musikisi ile değil, klasik 
Türk musikisi ile de uğraşmıştır. Onun 452 numaralı murabba- 
mda saydığı musiki ıstılah ve makamları bunu açıkça gösteriyor. 

Âşık Ömer, Üsküdarlı Mevlevi Hasib'in "Vefeyatı ekâbiri islâ- 
miye„ [1] si ile Konya Mevlâna müzesindeki yazma divanın 
kayıdlarma göre (1119 — 1707^ tarihinde ölmüştür. 

1197 — 1782 de yazılan bu divanda şu vefat tarihi görül- 
mektedir •' 

İşidüp ben de vefatın ana dedim târîh 

— 1119 — 

(1081 — 1650) yılında yazılmış bir manzumesine bakılırsa 
[ No. 35 ] şairİD çok yaşadığın! kuvvetle tahmin edebiliriz. 
Bu manzumeyi pek genç iken bile yazsa gene seksen yaşını 
bulmuş olması iktiza ediyor. 

Eyip — Husrev paşa kütübhanesinde bir mecmuada (No. 625/ 
w-i,l ^Tj:— I AZA-Si^^ ci»j j^ j^U Ij ^ jl ^r\ başlığıyla şu manzumeye 
rastlıyoruz : 

Hâme-i kudretle yazmış nakşbend.i Kâf ü Nun 

Hûsn-i hulkile seni serdefter-i öjj^, ^ 

Aşık daldan beri mihnet çerâğı nâsezâ 

Geşt edüp dünyâyı dil j^Oo^y c-Jl. 

ly^T^j^Jl JL"J dersen eğer 

Cân ü başı terk eder Ö3j^^ ^.-J J^ 

Âşık-ı sâdık benim bu aşk yolunda râstî 

Sıdk-ı da'vâya delil jy^l-aJl j>J U 

Bu Ömer (kim) çeşmi hunzârm (hunbârın) revân eyler iken 

Eyledi teslîm-i rûh öj*^'j *:" I»' 



[1] Sûleymaniye - Haletefendi kütübhanesinde 



Hayatı 13 

Halbuki XVI ncı asırda yazılmış bir çok nazireler mecmua- 
sında tesadüf ettiğimiz bu şiir Nesimr nin. 

Suretin nakşında yazmış nakşbend-i Kâf ü Nûn 

beytiyle başlayan bir manzumesine meşhur Figanî tarafmdan 
vûcude getirilen bir naziredir. Demek oluyor ki bu şiir pek 
cûz*î farklarla Âşık Ömer'e isnad edilmiş, hattâ kendi ölüm 
tarihini bu manzume ile tesbit ettiği de söylenmiştir. Bu şiir 
bendeki bir mecmuada da Âşık Ömer namına kayıdlıdır. 

Âşık Ömer'in nerede gömülü olduğunu bilmiyoruz. (1303-1888) 
de basılan divanın sonunda "Âşık Ömer'in Yemiş iskelesindeki 
türbe-i şerifesidir,, başlığile bayağı bir resim görünürse de bu 
haberi teyid eder ufak bir vesika bulamadım. 

Âşık Ömer'e aid halk arasında bazı menkabeler rivayet edilir. 
Bunlardan bir Kismı çirkin bir takım isnadlardır. Bazıları ise 
onun çocukluğundan beri zekâsile ve şairlik kabiliyeti ile tanın- 
dığını göstermek itibarile değerlidir. 

I — Âşık Ömer medresede okurken bir gün hocası küçük 
Ömer'e kimin kulusun der. Ömer boyacının kuluyum cevabını 
verir. Hocası, kızar; köpürür ve çocuğu döğer. Fakat ertesi gün 
Ömer, bir çok renkli çiçek toplar gelir. Hocasının tekrar sorgusu 
üzerine aynı cevabı verince hocası gene hiddetlenir, Behey 
sersem der; Allah dururken nasıl oluyor da boyacının kulu olu- 
yorsun?! O zaman Ömer çiçekleri göstererek, bunu sen mi 
boyadm a hocam! îşte ben bunu yapanın kuluyum der. Bunun 
üzerine Hocası Ömer'in mertebesini bulduğunu anlar ve tale- 
besinden af diler [I]. 

II — Ömer çocukken nasılsa kaldırımdan düşer, irticalen 
"Vay anasını sattığımın kaldırımı, incittin baldırımı^ der [2] . 

Zeki ve neşe'li bir adam olduğunda şübhe edilemeyen Âşık 



[1] Konyalı Bay Zeki merhumdan nakil. 
[2] Çankırılı Bay Talât'tan. 



14 Âşık Ömer 

Ömer, hayatını daima eğlence ile ve güzellerle vakit geçirmek 
suretiyle geçirmiştir. Onun divanında bilhassa sevgilileri hak- 
kında yazılmış manzumeler büyük bir yekûn tutmaktadır. 

İşte Âşık Ömer'e aid elde ettiğim bilgiler bunlardan ibarettir. 
İleride yeni yeni vesikalarla bu malûmatı genişletmek belki 
mümkün olur. 



II 

Eserleri 

Âşık Ömer, gerek halk edebiyatı şekillerile, gerek divan 
tarzile bir çok manzume vücude getirmiştir. Sazşairleri ara- 
sında onun kadar fazla şiir yazan hiç bir şair tanımıyoruz. 
Konya -Mevlâna müzesindeki 336 varakh yazma divanda- ko- 
pan yapraklar hariç olmak üzere- 1242 manzume görülmek- 
tedir [1]. 

Ayvansaray'm Tıığludede mahallesinden Hacı İsmail oğlu Hafız 
Hüseyin tarafından tertib edilen ve (1195 — 1780) de yazılmağa 
başlanılarak (1197 —1782) de ikmal edilen bu divanın son sahife- 
sinde şu kayda tesadüf olunuyor : 

" LilUâh-iI-hamdü vel-minne Ves-salâ-tü alâ nebiy-yihi maa.Iümme 

Bu dîvân-ı zîşân-ı Âşık Ömer'i müddet-i medîde ve eyyâm-ı adîde 
sa'y ü gûşiş ile bir mertebeye alâ kader-it- taka getürüp tertîb-i 
hurûf üzere tahrîr ve nice kerre mahv ü isbât ile takrîr edüp bâ*d-el- 
itmâm vâsıl olduklarımızı dahi zeyline dere ve idhâl ve bundan sonra 
dahi destâver olanları dahi kaydeylemek üzere nizâm verildi Bu sene-i 
celîle târihinde ki «.iioUij 1197» sâl-i itmamın beyân eder 

Câmi'i olan Hafıy Hüseyn-i Ayvansarayî ki Sekbâniyân ocağında 
on beşinci zümrenin duacılarından olup bu hidmet-i cemileyi ahibbân-ı 



[1] Konya müzesindeki Âşık Ömer divanından zayi olan sahiîeler şunlardır : 

71 inci varak yoktur. 

111 den 119 a kadar yoktur. 

121 .) 129 » » » 

193 inci varak yoktur. 

220 den 229 a kadar yoktur 



16 Âşık Ömer 

2îşâna yâdig-âr ve ihvân-ı hullâna berg-üzâr eylemiştir Garaz-ı bîgfarazı 
dahi budur ki mutâlea eden ve safâyâb olan ehl-i aşkdan bir duâ ile 
hayatta oldukça selâmet -i dîn ve ba'delfevt rûh-i revânıma bir hediy- 
ye-i nâçîzâne buyuralar ki demişler Bugün bana ise yarm sanadır 
Tem m et „ 

Konya nüshasından daha küçük olan ''Yahya efendi nüsha- 
sında ise„ " 9985 „ beyitli "1136 „ manzume kayıdhdır. " 530 „ 
«ahifeden ibaret olan bu divan (1141 - 1728) tarihinde yazıl- 
mıştır. Bir çok imlâ ve vezin hataları olmakla beraber Âşık 
Ömer'in elimizde bulunan en eski divanı budur. Hattatı malûm 
olmayan bu yazmanın kenarlarına sonradan bazı şiirler de 
ilâve edilmiştir. 

Konya müzesindeki divandan tam 56 yıl evvel tertib edilmiş 
olan bu yazmadaki şiirlerin bir kısmı Ayvansaraylı'nın nüsha- 
sında yoktur. Netekim Ayvansaraylı'nm topladığı manzumeler- 
<den bir çoğunu da bu yazmada bulamıyoruz. 

Bursalı Tahir Samatya'da Uşşakî tekkesinde de şairin yazma 
bir divanı olduğunu ''Osmanlı müellifleri» nde söyliyor. Darül- 
fünun sabık müderrislerinden Bay Ferld Kamdın elinden de 
yazma bir nüsha geçmiştir. Kitabcı Bay Raif de oldukça büyük 
üç yazma Âşık Ömer divanını evvelce sattığmı söyledi. İhti- 
mal ki şairin daha bazı divanları da vardır. 

( 1306 — 1888 ) de taş basmasiie tabedilen divan ise Âşık 
Ömer'in pek cüz'î eserlerini ihtiva eder, Bir çok defalar tekrar 
tekrar basılan bu divan baştan sona kadar yanlışlarla doludur. 
Bu küçük divandaki şiirleri hatalarını düzeltmeyerek sırasile 
yazıyorum : Beyit adedi 

1 — Dilberâ var ise kasdın gel Hicaz'da bul beni 6 

2 — O şâhm şehrine kimler aceb bir an ayak basmış 5 

3 — Bu dil yine bir âfet-i mekkâre dolaştı 5 

4 — Alem içre hubluğu meşhur olan dilber mi bu 8 

5 — Dirîga ben cüda düştüm yine bir nevcivânımdan 12 

6 — Mübtelâyım hatırımdan fikr-i yâr eksik değil 2 



Eserleri 

7 — Emr-i Hak'dır tâ ezelden böyle çalınmış kalem 

8 — Efendim rûz ü şeb âhı fezalar hep seninçündür 

9 — Canım beni al yanına huddâm olayım ben 

10 — Cananımı tıfl idi büyüttüm kucağımda 

11 — Sev dilberi gizlice cânâne duyurma 

12 — Yine bir âfet.i devrânın oldum ben giriftarı 

13 — Bize nisbet ol perî ağyara gerdan emdirir 

14 — Vermem sana çek benden elin ey melek-ül-mevt 

15 — Cihanı anladım şöyle heman bir seng-i hâristan 

16 — Ey gönül bu fenadan göçmeğe şübhen mi var 

17 — Vücûdum şehrine düştü yine bir nâr ayrılık 

18 — Kadir Mevlâm seni öğmüş yaratmış 

Serdâr etmiş güzellerin üstüne 

19 — Ey gönül Hak'ka ibâdet kıl mübarek cum'a gün 

20 — Ben sana gönül verende şu cihanda gülmedim 

21 — Yâ İlâhî sen bilirsin kalmışım gayet naçâr 

22 — Hamdülillâh sûre-i Rahmân'ı ben bilmez miyim 

23 — Cân ü dilden mail oldum bir saçı Leylâ'ya ben 

24 — Başladım bülbül misâli zara her gün her gece 

25 — Bir perî seyrâne çıkmış bağçesinde gül derer 

26 — Uyan hey gönül gafletten şu çerh-i dünyâya bak 

27 — Bârekâllah hub yaratmış kudret ile Zülcelâl 

28 — Kadir Mevlâm senin hikmetin çoktur 

Bir taş gördüm mermer taştan içeru 

29 — Gider oldum pür cefâ sen bir yana ben bir yana 

30 — Ey cemâlin gülşeni bâğ-ı baharım Mustafâ 

31 — Cemâlin dilberâ bâğ-ı İrem'dir de ne dersen de 

32 — Behey elâ gözlü dilber 

Hâlimden haberin var mı 

33 — Ah efendim hasretinle yüreğim kan oldu gel 

34 — Bugün ben bir civan gördüm 

Yeşiller giymiş al üzree 

35 — Kaçma benden sevdiğim destana vermem ben seni 

36 — Ülfetin kiminledir ey nazenin aldım haber 



17 

Be yit ade dî 

6" 
8 
5 
4 
4 
12 
8 
1 
5 
6 
6 

10 
8 
6 
9 
8 
8 
5 
7 
6 
8 

8 

8 

11 

5 

8 
8 

8 
9 
5 



18 Âşık Ömer 

Beyitadedi 

37 — Bir güzeller şahı gördüm âyet-i Kur'an yazar 6 

38 — Öldürüp hâk ile yeksan eyleyen sensin beni 5 

39 — Sûz-i aşkı Ahmed'imin cismimi büryân eder 8 

40 — Ey perî günden güne arttı sânı gözlerin 8 

41 — Ayrı düştümse güzel sanma feragat eyledim 8 

42 — Çün garib garib ötersin 

Yahşi söyler dilin bülbül 10 

43 — Dest urup hançer çeküp bin kan eden karşımdadır 8 

44 — Şitâ çıktı yaz erişti nevbahâr eyyamıdır 8 

45 — Dinle gel sen feryâd ü figânım Halil 10 

46 — Cân ü dilden mail oldum bir kaşı karaye ben 8 

47 — Ol yüzü gül kameti bâlâ benim gönlümcedir 8 

48 — Sabahtan uğradım canan bağına 

Gördüm üftâdeler hara çevrilür 6 

49 — Ey efendim Hak seni dâim mesrur eylesin 8 

50 — Bir kaşı hilâle meyletti gönül 

Çağı geçmiş amma yine bir hoşça 8 

51 — Bendesin terkeylemiş bilmem o yâre neyledim 8 

52 — Yanıma yaklaşma ey nazenin bildim niydüğün 8 

53 — Şimdi bir gevher füruş lâle verdim gönlümü 8 

54 — Sohbetin kimler ile ey nazenin aldım haber 8 

55 — Canımın cananısın cânân elinden âh âh 8 

56 — Gönlümü âl ile aldı dilber-i âlî cenâb 8 

57 — Cümle âlem hüsnüne hayran olursa bir de ben 6 

58 — Rahmin ey dilber dil-i nâlâne olmuş olmamış 8 

59 — Geçtim ey dilber geçenden bir taze mehrû bul bana 8 

60 — Vechin ey mah şem'-i pür nur gibi par par yanar 8 

61 — Hey meded şimdengeru âlemde rahat kalmadı 6 

62 — Arzıhâlim budur efendim sana 

Aşkına düşeli hâlim yamandır 9 

63 — Ben bugün bir peri gördüm âyet. i Kur'an yazar 8 

64 — Aşkın piyâlesin bana içirdin 

Şimdi olmuşum ben mest-i rûzigâr 8 

65 — Ey efendim ben gedâya bir selâm verdin mi hiç 8 



Eserleri 19 

Beyit adedi 

66 — Bir perî gördüm bugün nurunu saçup gider 10 

67 — Gamından ey saçı Leylâ 

Yitürdüm aklı Mecnûn'um 10 

68 — Nazlı yârim kemliğim yoktur sâna 

îylik unudulmaz bir zaman eyle 5 

69 — Beni bana komaz aşk-ı cünûnum 

Serimi sevdaya saldım ağlarım 10 

70 — Dembedem aşkındır sinede her dem 

Arttırup derdimi efzûn eyleyen 9 

71 — Yâre gel ikram edelim ağyâre rağmen sevdiğim ~ 8 

72 — Şol beyaz gerdana zeyn olan diller 

Kemend-i dâr imiş bilmezdim evvel 6 

73 — Cevr ü cefâları canıma yetti 

Bilmezem bende mi dilberde mi suç 8 

74 — Ey gönül hasbıhâlin var bilen yârâne sor 8 

75 — Görmeyeli yârı dil dîvâne şeklin bağladı 5 

76 — Yaz erişti şitâ gitti nevbahâr eyyamıdır 8 

77 — Eğer sen germ olup dersen başımda kâkülüm vardır 8 

78 — Asumana çıktı gitti zarım üç günden beri 7 

79 — Yâ lİâhî bana bu gam ihtiyarımdan mıdır 8 

80 — Eyledim senden sana feryâd ü zarı sevdiğim 8 

81 — Aşıka ayş ü safadır mübtelâlıktan murâd 8 

82 — Ey felek Mecnûn'uyum Leylâ'yı gözler gözlerim 8 

83 — Hakikat râhma gönül bülbülü 

Gönce evrakını râyegân okur 16 

84 — Dinle bu esrarı bir hikmetullah 

Takdîr-i Huda ne güzel uymuş 45 

85 — Bir güzele mail olup hüsnüne hayranlarız 8 

86 — Gel beru ey şâfi-i şebgâh-ı hicranım Ali 10 

87 — Sen şeh-i hüsn ü bahâsın Bîbedel bir mehlikasm 10 

88 — Gamınla ey lebi meygûn oldu gönül mahzun 8 

89 — Sana ey verd-i nâzik ten dil-i gam hân verdim ben 7 

90 — Firkatinle nevcivânım Kalmadı tâbü tüvânım 8 

Yekûn 720" 



20 Âşık Ömer 

Bu mahdud şiirlerden başka Aşık Ömer'in 20 müfredini de 
ihtiva eden bu eserin sonlarına 4 ü Gevherinin, 3 ü MahtumVnin 
olmak üzere 7 şiir ilâve edilmiştir. Ayrıca mahlâssız 4 manzume 

daha vardır. 

Bu şiirlerden bazıları yazma divanlarda yoktur. Bazı mec- 
mualarda rastgelinen hece veya aruz veznile bir takım şiirlerin 
de gene matbu ve yazma divanlarda bulunmadığını görüyoruz. 

Şimdiye kadar elde edebildiğimiz divan ve mecmualarda 
mukayyed şiirleri -şekil veya mevzu cihetinden aldıkları adlara 
göre- şu yolda tasnif edebiliriz : 

Destan : Şairin 8 destanını metin kısmında neşretmiş bulu- 
nuyorum. Bunları tamamile yazma divanlardan aldım. 666 numa- 
ralı Şairname'yi ise değerli bilginimiz Bay ismail Saib lütfettiler. 

Yahyaefendi kütübhanesindeki divanda, 
Halk içine çıkup tufralar satup 
Söyleyim der isen ödünç al^çe ver 

Lodos havasiyle çıksak Boğazdan 
Şile yalıları iyan görünür 

başhklı "2„ destanla gene aynı eserde biri İstanbul'un muhtelif 
yerlerini tavsif eden, diğeri Ahlâkî — Tasavvufî bir mahiyeti haiz 
olan iki destan yazılıdır. Bu iki destanı buraya aytxen alıyorum: 

— 1 — 

Coşkun sular gibi çağladım aktım 
Bülbül gibi âh ü efganımız var 
Şadırvan atların seyrine baktım 
Ahur kapusunda seyrânımız var 

Akıntıya saldık biz de gemimiz 
Çatladı'da mevcûd oldu cümlemiz 
Kumkapı'da sürdük zevk-ı demimiz 
Çok şükür Yezdan'a devrânımız var 

Ben seni severim tâ ki ezelî 
Takınmış başına fıstık kazeli 



Eserleri 21 



Sereserpe yenikapu g-üzeli 
Lâng-a kapusunda yaranımız var 

Davutpaşa ara yerde yücedir 
Samatya'nın safâsı eyücedir 
Narlıkapu hepisinden üçedir 
Köşk ü saray ile unvanımız var 

Yedi kule enbiyâlar durağı 
Silivrikapı'da yanar çırağı 
Yenikapu dervişlerin ocağı 
Mevlevikâneyle devrânımız var 

Topkapu kilidin kimse açamaz 
Edirnekapısı'na konan göçemez 
Eğrikapu'dan üç adam geçemez 
Meyyitler elinden efganımız var 

Serin olur Ayvansaray havası 
Hümâ kuşu gibi yüksek yuvası 
Balat'lılar pirden almış duası 
Derler ki yol ile erkânımız var 

Fener'liler taşra çıkmaz başlıdır 
Küçükleri büyüğünden usludur 
Derler ki aslı bezirgan aslıdır 
Kafeslerde dolu mercanımız var 

Ne hoş bula Petro kuyusu yerini 
Yenikapu iyân etmez sırrını 
Ayakapusu'nda gördüm birini 
Ağlar ki yangından viranımız var 

Cibali'de içtim aşkın dolusun 
Baştan başa seyreyledim yalısın 
Tüfekçiler zabteylemiş delisin 
Unkapanı gibi mizanımız var 



22 Âşık Ömer 

Ayazmakapusu'nda dayanda durdum 
Odunkapusu'nun darlığm gördüm 
Borcu olanlara Hak ede yardım 
Zâlimlere çengel organımız var 

Zindankapusu aşikâr olunur 
Borcu olanların bağrı delinür 
Her ne millet ister isen bulunur 
Baba cafer gibi rindânımız var 

Balıkçılar şikârına dolaşur 
Müşteriyi aldatmağa uğraşır 
Gümrükte de dîdebanlar savaşur 
Üsküdar'dan gelür kervanımız var 

Yanicâmi gibi yoktur dünyâda 
Bârekâllah anı yapan üstada 
Namazını anda kılan ziyâde 
Dâima okunur Kur'ân'ımız var 

Bağçekapusu'ndan taşra irince 
Yalıköşkü*nün önüne varınca 
Topkapu'nun toplarını görünce 
Kanlıca'dan gelen kurbanımız var 

Pâdişâh-ı âleme kaldı duâ 
Muammer ola feyziyle ulemâ 
Cümle erbâb-ı devlet hep vüzerâ 
Sultan Ahmed gibi bir hânımız var 

Aşık Ömer muradın Hak'tan dile 
Şâir olan bunun ma'nâsın bile 
Bizden sonra nice şâirler gele 
Ko disünler dilde destanımız var 

— 2 ~ •■■ 

Hakikat râhmda gönüî bülbülü 
Gonca evrakını râyegân okur 
Fem-i fesahatle depredüp dili 
Gâhi Bostan gâhi Gülistan okur 



Eserleri 23 



Çün sabâ goncanın açtı nikabm 
Sâf olup ref etti anda hicabın 
Her can fark eder mi usul kitabın 
Mekteb-i irfanda ârifan okur 

Fehmeder görünce vâkıf-ı esrar 
Herkesin rumuzun hak üzre izhâr 
Arif-i billâha görünür her bâr 
Sanma her câhil-i bed zeban okur 

Çâr harfile kalbin eylemeyen sâf 
Dem urup bîhûde etmesün güzâf 
Yazılmış rümûz-ı ayn ü şîn ü kaf 
Bu babı zümre-i âşıkan okur 

Bunu duyaluben gûş eden inler 
Hakikat cür'alsm nûşeden inler 
Sem'-i idrâk ile cûş eden inler 
Hâl ehli bu ilmi her zaman okur 

Zebanını bûy-i anber eylemiş 
İrdiği dimağı muattar eylemi 
Tarikat ilmini ezber eylemiş 
Bir şeyh-i kâmil-i nüktedân okur 

Ehl-i ma'rifetin olan hemdemi 
Gûşe-i vahdette etmede demi 
Bulanlar kutb içre hâl-i âlemi 
Nüsha-i eşyada dîdebân okur 

Ehl-i hakikatle olan musâhib 
Kemâl ü ma'rifet olmada hâsib 
Mükâfatın bilen ehl-i menâsıb 
Sanma bu kâf ilmin her lisan okur 

Mührü ana izhâr edince Cebbar 
Hikmete râm oldu kamu nûr u nâr 
Dîvanda bir nesne kılmayup izhâr 
Kuş dilidir anı Süleyman okur 



24 Âşık Ömer \ 

Kand misâli olur zebân-ı hikmet j 

Nevbenev gösterir hilaf- 1 suret ] 

Yazdı dil levhine kâtib-i kudret j 

Dil olur dehende tercemân okur ! 

Derûnunun virdi sığmaz beyâne ^ ^ 

Yalmız kendini sanma dîvâne 1 

Kulak tutar isen halk-ı cihâne ] 

Her biri bir yüzden dasitan okur ^ 

Bu hikmet ilmin behimmet-i dânâ ı 

Eyler İskender'e fasl-ı müntehâ \ 

Süleyman nüshasın açar bir daha ) 

Kıssa-i Rüstem'dir Kahraman okur | 

Akiller akl ile çeker yâbâne '' 

Sülük etmeyenler bulur bahane 1 

Hâce derler bildim Nuşirevân'e 
Olup olacağın bîgümân okur ' 



îl 



Kim ki taklîd ile bu râha girer 

Sözü yok bîhûde kendüyi yorar j 

Sır görür yanlışça haberler verir 

Her kaçan bu ilmi kehkeşân okur 

Câhil atar elbet meydana kendin 

İstemez akılın çeke semendin i 

i; 

Uydurur kendüye birinin fendin j 

Kendi yaman anı her yaman okur | 

Ömer anın içün eylerim figan 

Döker nem yerine dîdelerim kan i 

Korkarım îcâdım öldüğüm zaman 

Bulur bir câhil, i kec dehân okur \ 

\ 

Koşma : Âşık Ömer'in divanında tesadüf ettiğimiz koşma- 
ların ekserisini metin kısmına aldım, üniversite kütûbhanesindeki \ 



Eserleri 25 

bir mecmua ile (Türkçe eserler : No : 1054) , Millet-Ali Emirîkû- 
tûbhanesindeki bir mecmuada bulduğum koşmaları (M. E. No: 
849)da"İlâve„ kısmma aldım. Muhtelif mecmualarda ve matbu 
divanla Beşiktaş - Yahyaefendi kütûbhanesindeki yazma diva- 
nın kenarlarma yazılan koşmaları ise buraya kaydediyorum: 

— 1 — 

Şunda bir dilbere gönül düşürdüm 
Aldı beni kaşlarının arası 
Hub cemâlin gördüm aklım şaşırdım 
Yaradan Mevlâ'ya kaldı çâresi 

Benim sevdiceğim gülden nâziktir 
Çekmişim aşkını bağrım eziktir 
Yeter cevreyledin bana yazıktır 
Güle güle gel hey canım paresi 

Telli turnam gelir şunda hak deyu 
Yerde gökte düşmanların çok deyu 
Ne kaçarsın senden gayri yok deyu 
Beyaz gerdanında dişler yarası 

Aşık Ömer der ki aşka yanarım 
İçüp aşkın şarabını kanarım 
Kıblem Hak'dır yönüm sana dönerim 
Mihrabımdır iki kaşın arası (1) 

_ 2 — 
Güzel benim senden şikâyetim var 
Buna derler devr-i zaman bilmiş ol 
Al eder gönlümü benden alırsın 
Ah ederim ahım yaman bilmiş ol 

Nâzik olur gonca gülün yaprağı 
Yüzümüzdür ayağının toprağı 



(1) Bendeki bir mecmuadan 



26 Âşık Ömer 

Sana dedim ey güzeller ablağı 
Üstümüzde ölüm heman bilmiş ol 

Anlar güldür gülistanda biterler 
Erenlerin himmetine yeterler 
Aşıka cevredeni oda yakarlar 
Zebaniler vermez aman bilmiş ol 

İki yârım vardır gelir kavuşur 
Kavuşur da hasret ile görüşür 
Ah ettikçe dağlar taşlar tutuşur 
Söndürmez deryâ-yi umman bilmiş ol 

Aşık Ömer eder dili bîmâre 
Ara kim bulasın derdine çâre 
Arzıhal sunaydım sevgili yâre 
Şikâyetim vardır canan bilmiş ol (1) 



Dâd elinden kime edem şikâyet 
Beni diyarımdan ayırdın felek 
Ne gözde uyku var ne tende rahat 
Sabr u karârımdan ayırdın felek 

Bîvefâ köhne zen değil mi adın 
Akıbet kime âlemde yaradın 
Netsen gerek dahi nedir murâdm 
öz ihtiyarımdan ayırdın felek 

Bir âşık isterse vasî-ı habîbi 
îbtidâ derd ü gam olur nasibi 
Komadın hâlinde bu ben garibi 
Sevgili yârimden ayırdın felek 



(1) Millet - Ali Emirî kütûbhauesi Manzum eserler : No : 795 



Eserleri 27 



Bana bu gurbeti mesken eyledin 
Hemdemimi âh ü şîven eyledin 
Gözüme âlemi külhan eyledin 
Bâğ u baharımdan ayırdm felek 

Bu Ömerli beter kıldm ölümden 
Şimdeng-eru kurtul imdi dilimden 
Bir servi kametim aldm elimden 
Hâsılı varımdan ayırdın felek (1) 

— 4 _ 

Ey şahin bakışlı yükseğe bakma 
İndirirler seni kola bir zaman 
Âşık sâdıkları odlara yakma 
Hiç lütfün olur mu kula bir zaman 

Aşıka ettiğin başka fen gibi 
Hiç görmedim kalbi âhen sen gibi 
Seni aşk oduna yaka ben gibi 
Açılan güllerin sola bir zaman 

Bir âhû gözlüye gönül veresin 
Bakmaya pâyine yüzler süresin 
Ettiğin işlere pişman olasın 
Her kes ettiğini bula bir zaman 

Aşık Ömer eder ey perî resmim 
Eğriimiş hilâle döndürdün cismim 
Şimdi âr edersin anmağa ismim 
Hatırından çıkmaz ola bir zaman (2) 

— 5 — 

Çünki beni derûnundan sevmezdin 
Eveiden yüzüme gülüp neylerdin 



(1) Millet - Ali Emirî, Manzum eserler : Mecmua No : 689 

(2) « « « « 795 



28 Âşık Ömer 

Dermanı yoğidi sende bu derdin 
Gamzen ile bağrım delüp neylerdin 

Evvel bizden gayrı dostun yoğidi 
Sitem hançeriyle kastın yoğidi 
Kadîmî dostluğa gönlün yoğidi 
Bizimle âşinâ olup neylerdin 

Çevrinle bağrımı ezmek isterdin 
Gayrılarla gezüp tozmak isterdin 
Akıbet pazarı bozmak isterdin 
Gönlünü uşşâkın alup neylerdin 

Der ki Ömer yandı gönlümüz yâre 
Aşkın ateşinden oldum âvâre 
Çünki gönlün yoktu hey kaşı kare 
Ya nice gönlüm alup neylerdin (1) 

_- 6 — 

Bana cevr-i bîşümârı neylersin 
Tahammül etsin mi dersin ne dersin 
Çektirüp feryâd ü zarı neylersin 
Eflâke yetsin mi dersin neylersin 

Tîğ-ı gamzen sînem deldi neylersin 
Bakışın aklımı aldı neylersin 
Figanım âleme doldu neylersin 
Âlem işitsin mi dersin ne dersin 

Dokunur hasudun taşı neylersin 
Artmakta bağrımın başı neylersin 
Akıdup gözümün yaşı neylersin 
Nâra yanmasın mı dersin ne dersin 



(1) Millet - Ali Emirî, Manzum eserler Mecmua No : 795 ve bendeki bir 
mecmuadan. 



Eserleri 29 



Bendene bu nisbetleri neylersin 
Ya rakibe izzetleri neylersin 
Bu çektiğim zahmetleri neylersin 
Zayolup gitsin mi dersin ne dersin 

Der Ömer bu istiğnayı neylersin 
Hışma gelûp ya atayı neylersin 
Harâb edüp bu sarayı neylersin 
Yıkılsın gitsin mi dersin ne dersin (1) 



Fasl-ı şitâ geçüp bahar erince 
Şükûfeler verir sana şan dağlar 
Dürlü dürlü seyrangehin görünce 
Karâr edebilmez dil ü can dağlar 

Her kaçan derûnî eylesen nida 
Bir âşık olunca dostundan cüda 
Her bir gûşelerin vermede sadâ 
Arar sende bulurlar canan dağlar 

Ateşin eridir komaz karını 
Elden mi aldırdın nazlı yârini 
Gözlerin ayağa döker varını 
Nedendir serinde bu duman dağlar 

Ah ettikçe sîne bendin döğerim 
Gözlerimden kanh yaşlar dökerim 
Aylar günler geçer hasret çekerim 
Yolun ver geçeyim gel aman dağlar 

Omer'Q bu dağlar durağ olmuştur 
Hemdemi âh işi ferağ olmuştur 



[IJ Millet — Ali Emirî, Manzum eserler. Mecmua No- 68 9 



30 Âşık Ömer ! 

Sevgili yârinden ırağ olmuştur " 

Yaş değil gözleri belki kan dağlar (1) j 

'i 
— 8 — 

I 
( 

i 

Gönül eğlencesi ey tutu dillim j 

Ya benim kaşları hilâlim mi var 

Sarhoş yürüyüşlü mestâne gözlüm j 

Ya benim lebleri zülâlim mi var [ 

Varup hâkipâye yüzüm sürmeye ^ 
Selâm olsun bizden ol kaşı yaye 

Âdem bazirgândır dosta hevaye ,j 

Cevahir vermeden elemim mi var j 

Ne canın var el sözüne uyacak ' 

Kasdeyleyüp canımıza kıyacak ; 
Varup ol rakîbe karşu koyacak 

Zaîfim sultanım mecalim mi var j 

. Der ki Ömer gamdır benim üstadım 1 

Sözün bilmezlere yoktur inadım ' < 

Güzel sever deyu çekilür adım '' 

Ya benim bu babda vebalim mi var (2) j 

__ 9 _ 

Perîşan gönlüme değme ey peri v 

Hazer et Huda'dan yerde neler var ^ 

Âteş-i aşkına düşelden beri ] 

Gör bu sîne ile serde neler var 1 

Aceb niçün çevre mail olursun 

Seni sevenlere cefâ kılursun i 

Senden gayri dilber yok mu bilürsün I 

Aşikâre değil sırda neler var ; 



(1) Millet — Ali Emirî, Manzum eserler : Mecmua No. 689, 

(2) Yahyaefendi K. ndeki divanın kenramda ve bendeki bir cönkte. 



Eserleri 31 



Be zâlim âlemde mislin bulunmaz 
Aşıklarda neler vardır bilinmez 
Görüp işitmekle menzil alınmaz 
Hizmet et üstada pirde neler var 

Kaşların benzer hilâle sevdiğim 
Çeker âşıkları âle sevdiğim 

Hor bakma hırkayla şale sevdiğim 
Kepenek altında erde neler var 

Düşer mi sânına hublarm şahı 
Rûz ü şeb hicrinle eylerim âhı 
Hüsnü im'âmnla nazar it gâhî 
Seyreyle Âşık Ömer'de neler var (1) 

- 10 _ 

Elem çeküp deli gönül gam yeme 
Bir gün ağlamanın gülmesi vardır 
Adûya intikam kalır mı deme 
Herkes ettiğini bulması vardır 

Halk içün ibâdet eder sâdıklar 
Mevlâsını bulur kalbi yanıklar 
Bîvefâ dilberi sever âşıklar 
Gâh ağladup gâhi gülmesi vardır 

Bu bir eski sözdür söylenür ezel 
Dilber para ister dinlemez gazel 
Zengin âşıkı bulunca bir güzel 
Züğürdü ferdaya salması vardır 

Bu âşıklık bir yoldurur derince 
Bülbül feryâd eder gülü görünce 
Bir dilberin kendi gönlü olunca 
Tenhâca odaya gelmesi vardır 
(1) Yahyaefendi kütübhanesindeki divandan. 



32 Âşık Ömer 

Zikr edelim bugün cenâb-ı Hak'km 
Hele adûlarm ölmesi yakm 
Ey Ömer dilbere meyletme sakm 
Heman bir yüzüne gülmesi vardır (1) 

— 11 — 



Yine bir haber geldi çeşm-i mestimden 
Bana rahmeylemiş gelse gerektir 
Çok zamandır cüda düştüm dostumdan 
Ağlayan dîdeler gülse gerektir 

Bir zaman demezdim feleğe belî 
Kim alur elinden ruhleri âli 
Hasretinden iki çeşmimin seli 
Derd ile kan olmuş silse gerektir 

Aşkm ile hasbıhâlin söylerim 
İnüp aşkm deryasını boylarım 
Gamzesine sînem nişan eylerim 
Hışmile bağrımı delse gerektir 

Dostumun hayâli gözümden gitmez 
Çoktur yârelerim unalmaz bitmez 
Korkarım eğlenüp va'deye yetmez 
Ömer bu derd ile ölse gerektir (1) 

— 12 — 

Lâ'l-i nâbın yârin hokka feminden 
Almasam incinir alsam incinir 
Yıllarca ağlayup hicr ü gamından 
Gelmesem incinir gelsem incinir 

(1) Yahya efendi K- Divan. 



Eserleri 33 



Buluşsam mahfîce yolda giderken 
Selâm vermez ahde ikrar ederken 
Görsem adûlarla işret ederken 
Gülmesem incinir gülsem incinir 

Mahabbet her kesin sanma kârıdır 
Derûnunda göz güz olan nârıdır 
Yüzün görsem gözüm kanlar akıdır 
Silmesem incinir silsem incinir 

Zeyn olsa sevdiğim giyse alların 
Varsam bahçesine dersem güllerin 
Mah yüzüne siyah zülfü tellerin 
Bölmesem incinir bölsem incinir 

Ömer sabreyle bu râz-ı müşkilin 
Gelüj râz-ı aşkın sorar mü§kilin 
Nekadar sa'yettim bilmem müşkilin 
Bilmesem incinir bilsem incinir (t) 

— 13 — 

Şunda bir nazenin çıkmış meydana 
Salmup gezdiği yollar hû çeker 
Müştakındır senin nice âşıklar 
Meclisindi şîrin diller hû çeker 

Gelindi âşıkın alındı gamın 
Sürelim mecliste ehl-i irfanın 
Ejderler misâli siyah kâkülün 
Dökülmüş gerdanda teller hû çeker 

Güzel başın içün kıyma bu cana 
Lâyık değil düşmez bu melek sana 
Yine huruç etmiş yeşil baş suna 
Çalkanup yüzdüğü göller hû çeker 



(1) Beşiktaş - Yahyaefendi K. Divan. 



34 Aşık Ömer 

Âşık Ömer eder görmüşüm ezel 
Ömrümün bağmda döküldü gazel 
Nice meftunlarm vardır ey güzel 
Benim gibi ednâ kullar hû çeker (1) 

— 14 — 

Kamu insan bir âhenge maildir 
Kolay nedir mihnet nedir bilmezler 
Düşünmezler şu dünyânın sonunu 
Hayat nedir memat nedir bilmezler 

Uyup cürmile şeytana isyanda 
Nefse nefse bir acâyib seyranda 
Kurdular meclisi dem ü devranda 
Dünyâ nedir ahret nedir bilmezler 

Ömer der ehl-i irfan meclisi bunlar 
Deriîmiş gelmişler merhaba canlar 
Dürr-i meknun söylesen de kim anlar 
Türkü nedir müfred nedir bilmezler (2) 

— 15 — 

Gele canım sana bir suâlim var 
Lütuf eyle bana şundan haber ver 
Hak'kın ma'mûr evi cennet cehennem 
Kiminçün yapıldı şundan haber ver 

Şeytân-ı lâînin sözüne uyan 
Havva'dır cennette buğdayı yiyen 
Âdem'in eğninden hülleyi soyan 
Cennetten çıktığı günü haber ver 



(1) Bendeki bir mecmuadan , 

(2) Millet — Ali Emirî, Manzum eserler : Meeraua Mo: 742 



Eserleri 35 



Balığın mekânı su ile taştır 
Anın ötesini anlamak güçtür 
Hazret-i Âdem'in makamı kaçtır 
Yönü ne diyara şundan haber ver 

Yüz yirmi dört bin peygamber gelmeden 
Hak Muhammed habîbini bilmeden 
Din islâm kâfire kılıç çalmadan 
Dini kim zaptetti şundan haber ver 

Aşık Ömer hasmı ile görüşür 

Tenin türab hem ashna karışur 

Ay nereden doğar nerden kavuşur 

Gün jıeden halk oldu şundan haber ver [1] 

— 16 — 

Şimdi almaz oldun benim selâmım 
Ahrsın sevdiğim bir zaman olur 
Bana işlediğin işlere nadim 
Olursun sevdiğim bir zaman olur 

Olamam sevdiğim bir nefes sensiz 
Diyâr-ı gurbete giderim sensiz 
Cihan köşkünde kul yok mu diyen siz 
Kalursun sevdiğim bir zaman olur 

Sözüm geçmez oldu ol bîamâna 
Büküldü kametim döndü kemana 
Böyle kalmaz elbet gelir imana 
Gelürsün sevdiğim bir zaman olur 

Vücûdum şehrinde nâr-ı hasretin 
Arttı derûnumda derd-i firkatin 



^1] Millet — Ali Emirî, Manzum eserler, Mecmua No 742 



^^ Âşık Ömer 

Bu Âşık Ömer'in kadr ü kıym«tin 
Bilürsün sevdiğim bir zaman olur (1) 



- 17 _ 



Sabahtan uğradım canan bağ-ına 
Gördüm üftâdeler hâre çevrilür 
Hiç kimseler bilmez hâlim yamandır 
Her biri bir Mansur dara çevrilür 

Güzelim ettiğin yanma kalmaz 
Geçer bu güzelliğin bakî kalmaz 
Zamane dilberinde hakîkat olmaz 
Şimdiki güzeller vara çevrilür 

Baykuşun kendisi virandan gitmez 
Viran olan yerede bülbüller ötmez 
Ömer sevdiğinden bir gün âh etmez 
Geçer bu günler güz yaza çevrilür (2) 



— 18 — 



Cümlenin ma'bûdu yaradan Huda 
Fermanı var fermanından içeru 
Aradım derdime bulmadım derman 
Dermanı var dermanından içeru 

Çar köşe muhaldir dört köşe birdir 
Münezzeh Mevlâ'dır keremi bindir 



(2İ Mru7.v^:af:'"' ^^"^""^ "^^'"' ~ ^^« ^« 



Eserleri 37 i 

Yedi kat zemindir yedi kat göktür 

Asuman var asumandan içeru i 

Ben virdimi hatm eyledim Kur'â'na ^ 
Bihamdillâh sığmmışım Sübhân'a 

Nice Sûleymanlar geldi cihâna i 

Süleyman var Süleyman'dan içeru \ 

Aşık Ömer der ki sözün erbabı 

Anm içûn Hak'ka eyler serayı «?» 

Sekizdir cenneti yedidir tamu ; 

Tamusu var tamusundan içeru (1) 

III — Semaî : Afik Ömer'in yazma divanlarmda hece vezniyle \ 

pekaz semai vardır. Metin kısmındaki semailerin ekserisini I 

koşma bahsinde zikrettiğim mecmualardan aldım Diğer 
yazmalarda bulduklarımı da aşağıya yazıyorum: 

■I 

— 1 — \ 

Erişsin kaddi dildârm j 

Bülend olsun da seyr eyle i 

Cemâli Yûsuf'e yârın 

Menend olsun da seyr eyle \ 

\ 
Dahi müddet gerek üç yıl 1 

Bile kadrin ola âkil j 

Hele meydâna gelsün dil t 

Pesend olsun da seyr eyle j 

Dahi ol zülfü nevreste I 

Uzatsun deste ber deste ^ 
Ki her birine bir haste 

Fikend olsun da seyr eyle ' 

(1) Millet — Ali Emirî kûtûbhanesl : Manzum eserler, Mecmua No, 74J , 



38 Âşık Ömer 

O çifte benleri fülfül 
Dişi dürdür lebleri mül 
Dolansun boynuna kâkül 
Kemend olsun da seyr eyle 

Ömer bilmez dahi hâlin 
Tıfıldır çeşm-i kattâlin 
Ne kanlar içer o zâlim 
Levend olsun da seyr eyle (1) 

— 2 — 



Behey elâ gözlü dilber 
Hâlimden haberin var mı 
Seni benden ayırdılar 
Zlumdan haberin var mı 

Bu gün dersin yarın dersin 
Ağyarına yârim dersin 
Ayrılığı zulüm dersin 
Ölümden haberin var mı 

Paşam gözlerin süzülmüş 
Lebinden şeker ezilmiş 
ibrişim kuşak çözülmüş 
Belinden haberin var mı 

Ömer eder hep gülmüşler 
Aşıkların yanılmışlar 
Bahçede gülün dermişler 
Bağından haberin var mı (2) 



(1) Bay M. Şakir'in toplamalarından. Adsız Mecmua No : 17 

(2) Matbu divan 



Eserleri 39 



3 — 



Bahar oldu düştük dile j 

Sen de figan eyle bülbül 

Hâr elinden gönce güle j 

Şikâyetin söyle bülbül - 

I 

Kar kalmadı yüce dağda i 

Fursatı fevt itme çağda , { 

Seyranda bahçede bağda =^ 

Gönlümüzü eğie bülbül i; 

Nazlı dilber benden kaçar '. 

Adûlara göğsün açar { 

Günümüz zâr ile geçer i 

•I 

Hep âşıklar böyle bülbül i 

Gönül ayrılmaz yârinden ı 

Zevki var aşkın elinden < 

Ömer bilür kuş dilinden < 

Her ne dersen söyle bülbül (1) j 

's 

— 4 — J 

j 
1 

Yine bâd-i sabâ esti I 

Ağam çıktı otağından 

Aşıkma bade sundu i 

Lebi sükker dudağından 

Salındı bahçeye girdi ' 

Çiçekler titredi durdu 
Mor menevşe boynun eğdi 
Gül kızardı hicabından 



(1) Millet - Ali Emirî, Manzum eserler, Mecmua No: 844 



40 Âşık Ömer 

Uyma rakibin ardma 
Zarar edersin kendine 
Bak şu zâlimin fendine 
Emer yârim dudağmdan 

Bahçelerde biten güldür 
Dalında öten bülbüldür 
Ömer bir ednâ kulundur 
Bağışla geç günahından (1) 



-5- I 



Çün garib garib ötersin 
Yahşi söyler dilin bülbül 
Aşıklara derd katarsın 
Açıldıkça dilin bülbül 

Seher vaktmda cûş eyler 
Aşıkın gönlün hoş eyler 
Bâde-i aşkı nûş eyler 
Şakıdıkça dilin bülbül 

Dolu sunar sana sâkî 
Yüreğinde aşkın oku 
Gel bizim bağlarda şakı 
Uğradıkça yolun bülbül 

Seher vaktinde coştukça 
Hak dehânmı açtıkça 
Bahar eyyamı geçtikçe 
Perişandır hâlin bülbül 

Yüzün sürünce yerlere 
Hizmet eyledin pirler 



(1) Milleti - Ali Emirî, Manzum eserler, Mecmua No: 834 ve bendeki bir cönkte. 



Eserleri 41 



Der ki Ömer bu yerlere 
Garib düştüm bilin bülbül (1) 

— 6 - 

Sözümden incinen dilber 
Küsme g-el tevbeler olsun 
Ne dedim nemden incindin 
Küsme gel tevbeler olsun 

Açma bu sineme yâre 
Kul hatasız olmaz hele 
Efendim günde yüz kere 
Küsme gel tevbeler olsun 

Bu güzellik bakî kalmaz 
Cefâ eden murâd almaz 
Küsü tutan eyi olmaz 
Küsme gel tevbeler olsun 

Ömer eder nedir hâlim 
Hatâ mı söyliyor dilim 
Sarılalım gönce gülüm 
Küsme gel tevbeler olsun (2) 

— 7 — 

Bize nisbet mi sultânım 
Adûlarla salınırsın 
Melek nesli misin canım 
Yeşil câme bürünüürsün (3) 



(1) Matbu divandan. 

(2) Bendeki bir mecmuadan. 

(3) Melek sîmâ mısm dilber 

Her sözüme almırsm : Adsız No. 17 



42 Âşık Ömer i 

Benim yârim melek nesli 

Nedir bu ceylânm aslı ] 

Cemâlin âfitâb misli j 
Gâh doğar gah dolanırsın 

Hançer gevheri belinde j 

Kelâm cevheri dilinde I 

Destimâlimiz elinde v 

Nazlı nazlı salmrsm i 

•1 

;1 

Aşıklar badesin içer i 

Güzeller âşıkm seçer î 

Bu güzellik gelir geçer ! 

Elde görür yerinirsin (1) ı 

Ömer'im geçti serinden ; 
Vefa gelmez dilberinden 

Bu güzellik defterinden î 

Bir gün olur silinirsin (2) j 

-8- i 

i 

Dost ile seyrâna varsam j 

Uzak yollarda âlem var j 

Bülbül olsam feryâd etsem ] 

Gönce güllerde âlem var i 

Aşıktır yanup yakılan 1 

Aşkın râhına katılan \ 

Ol meh cemâle dökülen : 

Çifte benlerde âlem var j 

Âşık derviş aş varalım | 

Yârin cemâlin görelim j 



(1) Bu bend Adsız mecmuada yoktur. 

(2) Millet — Ali Emirî, Manzum eserler, mecmua No. 742 ve Adsız mecmua No. xT 



Eserleri 43 



Ölmeden bir dem sürelim 
Uzak yollarda âlem var 

Âşık Ömer yorulmağa 
Sular gibi durulmağa 
Hoş tekellüm söylemeğe 
Tutu dillerde âlem var (1) 

_ 9 

Garib bülbül kılur zân 
Varup g-ülşâne yaslanmış 
Tcmâşâ eyledim hân 
Gül-i handâne yaslanmış 

Bu gün ben yârimi gördüm 
Tazelendi eski derdim 
Ol siyah kâkülün gördüm 
Mâh-i tâbâne yaslanmış 

Bir nazar kıldım ol şaha 
Saçı sünbül yüzü mâha 
Gönül Yûsuf gibi şaha 
Düşüp zindâne yaslanmış 

Ömer derde düşüp ağlar 
Anı kâmil olan anlar 
Katar katar siyah benler 
Gümüş gerdâne yaslanmış (2) 



IV — Tekerleme : Birincisi Millet — Ali Emirî kûtûbhane- 
sindeki bir mecmuada (Manzum eserler No^ 689), ikincisi 



(1) Bu semaî Yahyaefendi kütûbhanesindeki divanın kenarına sonradan yazılmıştır. 

(2) XVII nci asırda yazılmış bendeki bir mecmuadan . 



^^ Âşık Ömer 

matbu divanda olmak ûzre ?airin*Tekerleme»başlıklı şu manzu- 
melerine tesadüf ediyoruz : 



_ I _ 

Haydar'm yolunda çektim çok taab 
Ali'ye arzıhâl etsem mi aceb 
Ömer ebced okur bir tıfl.ı mekteb 
Osman'ım hafız ı Kur'ân'a benzer 

Var mıdır kati bir âşık-ı sâdık 
Ola Hamza şahı sevmeğe lâyık 
Doyamaz Kasım'm çeşmine âşık 
Rüstem ü Bedî'üzzaman'a benzer 

Şerifin akranın kande g-örürem 
Şeyhimi görmesem bir an ölûrem 
Muhammed yolunda kurbân oluram 
Kadr-i âşık bilür bir cana benzer 

Muharrem'in dişi dûrr ü gevherdir 
Sefer'in lebleri şehd ü şekerdir 
Receb'in benleri seyyarelerdir 
Hüsn-i hulkı mâh-ı şa'bân'a benzer 

Kurtulur mu anın düşen destine 
Cefâya çekdirüp götürür yine 
Bayram'ı gösterüp şâd eder yine 
Mürvet issi yok Ramazan'a benzer 

Kemal'in hubluğu bulmuş kemâli 
Cemal'i sevenin nic-olur hâli 
Kanber'in kâkülü ejder misâli 
Tokaları anber feşâna benzer 



Eserleri 45 



Bâli söyleşdikçe lebi bal olur 
Seyyid'i sevenin kaddi dal olur 
Mey içse Veli'nin alı al olur 
Dîde-i mahmuru mestâna benzer 

Bâkî'nin dillerde vasfı olunmaz 
Feyzi bir cevherdir kadri bilinmez 
Abdi'nin âlemde misli bulunmaz 
Abbas'ım hurile akrana benzer 

Abdullah'ım olmuş hüsnüne mağrur 
Abdi'nin lebleri şîre-i engür 
Ahmed'in gerdanı misâl-i billur 
Selman'm ebrusu kemana benzer 

Behram'ın söylenür dillerde vasfı 
Davud'un melek ya huridir aslı 
Süleyman şâhımm merhem, i vâslı 
Derûnum derdine dermana benzer 

Birinin çekilmez kahrı doğrusu 
Yürekler sancısı başlar ağrısı 
Her biri bir mahir gönül uğrusu 
Bir fitne-i âhır zamana benzer 

Hüsnüne âşık şems kamer bunların 
Anlar da vasimi umar bunların 
Kangısmdan geçsin Ömer bunların 
Her biri bir rûh-i revana benzer 

— 2 — 

Dinle bu esrarı bir hikmetullah 
Takdîr-i Huda ne güzel uymuş 



46 Âşık Ömer 

Kurrâya kıraat Mü'mine tâat 
Sultana ferman kula itaat 
Kadılara hüküm Şaha adalet 
Mûftiye fetva ne güzel uymuş 

Sanma kim bu yolda bîhûde gezdim 
Ehl.i tasavvufta hakikat sezdim 
Aşkın kitabını okuyup yazdım 
Te*vîle sin lâm ne güzel uymuş 

Hünkârım bizde cürm ü seyyiât 
Hiç hesaba gelmez yazılan berât 
Müezzin çağırır ekımüssalât 
Cemaata imam ne güzel uymuş 

Dervişlere imaret kâtibe elkab 
Müneccime usturlab şeyhe de kitab 
Cemâate imam İmama mihrab 
Minbere hutbe ne güzel uymuş 

Çuhacıya arşın bakkala mîzan 
Arife şiir cahile ozan 
Cum'aya cumhur beş vakit ezan 
Mü'mine salât ne güzel uymuş 

Kuşçuya kafes mestçiye kalıb 
Dilbere güzel âşıka tâlib 
Mollaya ferman çarşıya nâib 
Muhzıra falaka ne güzel uymuş 

Yaycılara boynuz okçuya yelek 
Arayıcıya kalbur uncuya elek 
Deryaya kalyon sulara kelek 
Hekimlere hokka ne güzel uymuş 



Eserieri 47 



Yiğide dilrübâ kocaya karı 
Mecnûn'a Leylâ Mansûr'a dân 
Tûtiye kafes bülbüle zarı 
Gülistana havra ne güzel uymuş 

Çiftçiye öküz beğlere kat^r 
Külhana tomruk hamama natır 
Hırsıza cellâd cellâda satır 
Çengiye çegane ne güzel uymuş 

Oldur cihanın bil ki sultânı 
Resûl-i ekrem'dir şefaat kânı 
Ümmeti olanlar zikr eder anı 
İzzetle ikram ne güzel uymuş 

Câhillere zahir olan ihsandır 
Bu remzi fehm eden çeşm-i bînâdır 
Hazret-i Musa'ya lûtf-i Huda'dır 
Tûr'a bin bir kelâm ne güzel uymuş 

Hacı Bektaş derler serdârımız 
Huda'dır destigîr.i her kârımız 
Adalet tahtında ol hünkârımız 
Bu saltanat bu nam ne güzel uymuş 

Şerîat ümine vâkıf ol ey can 
Hakikat ma'rifet dercola heman 
Târîkatte budur belki armağan 
Dört kapuda selâm ne güzel uymuş 

Dilersen tutmaya mir'ât-ı dil jeng 
Pâk eyle kalbini ey merd-i çeleng 
Dervişlerin miyânmda pâleheng 
Arkasında ihram ne güzel uymuş 



^g Âşık Ömer 

Her kese bir ni'met vermiştir Huda 
Böyle nakş olmuştur aslmda hâlâ 
Lûtf u kereminden Nahn û kasemnâ 
Kullarma in'am ne güzel uymuş 

Nûr ile doldu dü âlem şafaktan 
Gel mektebe ders al bu sebaktan 
Cümlenin kalbine eltâf-ı Hak'tan 
Bahş olan in'am ne güzel uymuş 

Münkir olanlar nâra yanarmış hep 
Mü'minler cennette kalur bîteab 
Bize ihsan etti ol Bârî Çalab 
Kevserle dolu câm ne güzel uymuş 

Yeniçeriye post sipaâhiye bayrak 
Hünkârı bekler iki kat solak 
Musâliha mektub menzile ulak 
Önünde rehnümâ ne güzel uymuş 

Zarife beste sohbete tanbur 
Züğürde kasavet zengine huzur 
Balabana nefir kanuna santur 
Nekkâreye zurna ne güzel uymuş 

Gemiye yelken reise eyyam 
Payzene kürek ne güzel uymuş 

Tiryakiye afyon beğlere câm 
Tatara boza Gürcüye ikdam 
Mücellide sofra hallaca tokmak 
Debbağlara mazo aşçıya somak 
Selâmete karagol kal'eye yamak 
Bekleye dâima ne güzel uymuş 



Eserleri 49 

Yolcuya azîmet sâlike hem pîr 
Ma'nâya tefekkür rü'yâya ta'bîr 
Her birin etmek yerine bir bir 
Mustafâ'ya icra ne güzel uymuş 

Ali Emiri kûtûbhanesindeki mecmuada ( No : 689 ) şairin bir 
tekerlemesine daha tesadüf ediyoruz. Fakat bu şiir, nesredilemi- 
yecek kadar çirkindir. 

V — Gazel : Neşrettiğim şiirler arasmdan (97) gazel vardır. 
Muhtelif mecmualarda ve yazma divanlarda daha bir takım 
gazellere raslıyoruz. Bunların hepsini almakta bir fayda 
görmedim. 

VI — Murabba : Kitabımızda (348) murabba vardır. Şairin 
bu şekildeki manzumelerini tamamile yazmış olsak bunun iki 
misline çıkar. Biz burada az çok onun şahsiyetini aydınlatan 
parçaları dercetmiş bulunuyoruz. 

VII — Muhammes : Şair'in (24) muhammesini aldık. Yazma 
divanlarla mecmualarda bazı muhammesleri daha vardır. 

VIII — Tahmis: Âşıh Ömer'in bir tahmisini görebildik va 
bunu kitabımıza aynen aldık (No. H18 ). 

IX — MUsaddes : Kitabımızda 13 müseddes görülmektedir* 
Bazı müseddeslerin daha bulunduğunu da biliyoruz. 

MUstezad : Yahyaefendi kütübhanesindeki Âşık Ömer diva- 
nının kenarlarına sonradan yazılan manzumeler arasında «13» 
müstezada tesadüf ediyoruz. Bunlardan seçtiğim 6 şiiri buraya 
naklediyorum : 

- 1 - 

Bir şaha kul oldum yine âzâde gezerken Yüz tuttu cefâya 

Uğ-rattım aceb kendimi dünyâda gezerken Bin dürlü belâya 

4 



50 



ÂşıkÖ 



mer 



Ei çekmiş iken neyler idim ben yine ey yâr 
Bendoldu gönül seyr ü temaşada gezerken 
Gül gibi açup gör ki benim yârelerim çok 
Döndürdü firak âteşi sahrada gezerken 
Uçmuş idi dil mürgu hümâ gibi hevâde 
Cevlân ederek fahr ile bâlâda gezerken 
Âşık Ömer'i âteş-i aşk eyledi ihrak 
İzhâr edemez sırnnı ihfâda gezerken 



Hub sevmeği tekrar 
Bir kaşları yaya 
Bir çâre meded yok 
Bu bağrımı nâya 
Per kıldı küşâde 
Düştü yine paya 
Gel hâline bir bak 
Değme zurafâya 



İsterse nola canımı cânân uğur olsun 
Bir cân değil yoluna bin cân uğur olsun 
Gül gibi demidir o peri gülsün açılsun 
Yak gönlümüzü hicr ile bir an senin olsun 
Hoş hatırımız sineme yar bin zahım açsa 
Bulunmaz ise derdime derman uğur olsun 
Gülmezse cihan içre eğer yâr eleminden 
Kan ağlar ise dîde-i giryân uğur olsun 
Dildâre eğer âşık isen çünki Ömer sen 
Pervane sıfat şem'ine düş yan uğur o!sun 



Uşşâka bu lâyık 
Ol âşık-ı sâdık 
Gülşende yapılsun 
Akrana bu faik 
Hem kanımı saçsa 
Bulunsa da hâzik 
Firkatle gaminden 
Sanma beni fâsik 
Minnet mi olursun 
Rahmeyleye Halik 



_- 3 — 

Lâyık mı benim sen alasın âh û figanım 
Öldürme beni sıçramasun üstüne kanım 
Aşkınla nola kılsam elif kametimi dâl 
Âlemde senin ile durur şöhret ü sânım 
Katlime atarsa eğer ol gamzelerin tîr 
Râhında feda eylemişim baş ile canım 
Reşk itmeye mi ruhlerinin bağına hiç gül 
Sen goncasın ey gülşen-i nâz içre fidanım 
Âlemde sâna ger varıcak geçinür âşık 
Sakın Ömer'i gayre kıyâs etme a canım 



Ey şûh i cihanım 
Ey taze civanım 
Oldum sana meftun 
Hak didi dehânım 
Kılam ana tedbîr 
Ey kaşı kemanım 
Âlem sana bülbül 
Hâk etme mekânım 
Yok lûtfuna lâyık 
Ey rûh-i revanim 



Eserleri 



51 



— 4 — 



Ey şâh-ı cihan şevket ü devlet senin olsun 
Âlemdeki hep âlem- i işret senin olsun 
Hicrinle gönül terk-i diyar eyledi nâçâr 
Şimdengeru şol râh»ı selâmet senin olsun 
Kıldımsa gönül başm için dehre temenna 
Bu bendeni şâd etmeğe himmet senin olsun 
Ey kamet-i tûbâ dahi gel fasl-ı baharda 
Bu bezm-i gülistandaki sohbet senin olsun 
A'dâiara bin kerre vefa eyledin ey yâr 
Bir kez demedin Ömer' t. vuslat senin olsun 



Lezzet benim olsun 
Mihnet benim olsun 
Ey şûh-i sitemkâr 
Gurbet benim olsun 
Bu gam ile kat'â 
Minnet benim olsun 
Feryâd-ı hezarda 
Firkat benim olsun 
Lütfün ile her bâr 
Mürvet benim olsun 



— 5 — 



Ey serv-i sehî sen geleli nâz ile bağa 
Çok âli nesebler özünü saldı ayağa 
Yek hâlin içün zülfüne âlem dolaşuptur 
Bir dâne içün gör nice kuş düştü duzağa 
Bir buse recâ eyledim ol lâ'l-i lebinden 
Gamzen beni öldürmeğe yapıştı biçağa 
Sünbül özünü zülfüne benzetti nigânn 
Dağlarda biter yüzü kara başı aşağa 
Hem sen perinin menzili vîrâne gerektir 
Gönlüm teki vîrâne gözüm gibi yalağa 
Ey nûr-i tecellî güneşi perde yüzünden 
Pervane teki yana idim şem'-i çerağa 
Zülfün tarafından bana sevda yeli esti 
Yâ kangı gülün kohusudur doldu dimağa 
Ey rûz-i kıyamet gününe münkir olanlar 
İşitme misin sûrunu çalındı kulağa 
Dünyâda eğer Aşık Ömer ağlaya gitse 
Rahmet yağışı türbesinin üstüne yağa 



Ser çekmedi ar'ar 
Kul oldu sanevber 
Ancak beni sanma 
Dâm oldu müsehhar 
Sarhoş midi bilmem 
Çekti bana hançer 
Bildi ki hatâdır 
Kaygulu mükedder 
Yâ çeşmeler üstü 
Gel hey peri peyker 
Bir gice götürsen 
Göklerde çü ahter 
Anber midi bilmem 
Cân oldu muattar 
Dilber gider oldu 
Oldu bana mahşer 
Zülfün hevesile 
Kabri ola enver 



52 Âşık Ö 



mer 



— 6 — 

Cânâ yüzüne zülf.i semensâ sürünür nûr Hey bûy-i semensâ 

Ay aydını gûyâ şeb-i yeldâ görünür nûr Ey gurra-i garrâ 

Zulmet çöker üstüne görüp âb-ı hayâtın Çok giryeler eyler 

Bezmindeki şol sigara mînâ sürünür nûr Her câm-ı musaffa 

Öygündü deyu leblerine var ise yakut Reşk itti sadefler 

Dür dişlerine lü*lü-yi lâlâ sürünür nûr Her gevher-i yekta 

İki yakası anm içün bir yere gelmez Sad çâk olacaktır 

Pîrâheni ol sim tene tenhâ sürünür nûr Amma tek ü tenhâ 

Aşık olan elbette sürünmekten usanmaz Mihnetten üşenmez 
Gel gör nice demlerdir Ömer ha sürünür nûr Pür vâlih ü şeydâ 

XI Muamma : — XVII nci a«ra aid bendeki bir cönkle 
Millet — Ali Emiri kütûbhanesindeki bir mecmuada ( Manzum 
eserler No : 875) Aşık Ömer'in « Cenin » hakkmda yazdığı şu 
muamma kay idildir - 

Ol ne âfettir vücûdu hâliyâ ihfâdedir 
Menzili esfelde amma meskeni bâlâdedir 
Ariyyetten âr eder kesrette vahdet eylemiş 
Gövdesi serpâ bürehne sîreti zîbâdedir 
Söylemekten dinlemekten söyledüp dinlemeden 
Ağflamaktan gülmeden âyîne gibi sâdedir 
Ne gice ne gündüz olur ana ne ay ne güneş 
Bu ne dağda bağda ne sahrada ne deryâdedir 
ismi vardır cismi yoktur cismi vardır ismi yok 
Yemez içmez uyumaz uyanmadan azadedir 
Erdürür avret değil avretdürûr hem er değil 
Bir sıfat olmaz muayyen Allemelesmâ'dedir 
Ey Ömer her kim bilürse bu muamma sırrını 
Başına teller şokunsun gussadan azadedir 

Şairin yazma divanlarmda da bazı lûgaz ve muammaları 
▼ardır. 



Eserleri 53 

Millet — Ali Emir! kûtübhanesindeki bir mecmuada (Man- 
zum eserler No : 844 ) da şöyle bir şiire tesadüf ediyoruz : 

Şehâ gördüm cemâlinden senin dört nesneyi iyan 
Biri iddir biri gündür biri zühre biri Rıdvan 
Bu dört nesneye benzettim senin âlî cemâlini 
Biri güldür biri sünbül biri nerkis biri reyhan 
Bu dört nesne sana Hak'tan atadır ey gözüm nüm 
Biri sensin biri hulkun biri lûtf u biri ihsan 
Sana yavuz sananlara bu dört nesne azîm olsun 
Biri Tevrat biri İncil biri Zebur biri Fürkan 
Bu Ömer bendene şahım bu dört nesneyi esirge 
Biri hasret biri firkat biri gurbet biri hicran 

SalâhVnin şerbetliği manzumeler de birer muammadır. Bursalı 
Tahir, [ Osmanlı müellifleri Cilt : 1 ] bu şiirlerden birinin 
şerhini zikrediyor. Halbuki istanbul vilâyeti mektupçusu Bay 
Osman Ergin'deki bir cild içinde iki şiirin şerhi yazılıdır. 
Kendilerinden aldığımız müsaade ile kitabımıza zeyil olarak 
bunları da aynen neşrettik. 

XII _ Hicviye : Âşık Ömer'in yazma divanlannda bazı hic- 
viyeler vardır. Fakat bunlar Nef'Vnin Sikamı kazandaki şiirlerin- 
den daha bayağı ve daha bîedebanedir. 

Aynı mahiyette bazı manzumelere mecmualarda da rastlı- 
yoruz . 

Köprülü — Hafız Ahmed Paşa kûtübhanesindeki bir mec- 
muada (No : 357) Aşır Ömer namına şöyle bir manzume mu- 
kayyeddir. 

Geh duhân içmek içün şevkile çakmak çakarız 
Köhne destârımızı kav yerine biz yakarız 
Gayrılar etmede mehpârelerin zevkini biz 
Acemi har gibi derd ile uzaktan bakarız 



54 Aşık Ömer 

Bize zulmeylemesin ol kenez-i kûndâde 
Hasırın sokmuzun başımıza bakarız «?» 
Bir karâr üzre bulunmaz hele kâfir dilin 
Köhne kâriz gibi gâhi izine akarız 
Rağbet etmek ne belâ nerh-i Ali Paşa^ya 
Eşek olsun köpek olsun ne bulursak sokarız 
Anda da gayri civânân olur eğlence bize 
Gâhi bir yol yanılup mescide gerçi saparız 

Bu şiirin daha sonraki devirlere aid olduğunu sanıyorum. 

Hece vezniyle yazılanlar müstesna, bütün bu şiirler, Divan 
edebiyatı tasnifine göre sıralanmıştır. Halk şairlerinin « Divan, 
Semaî, Kalenderi, Satranç » gibi vezin bakımından yaptıkları 
tasnifi de fihristte gösterdim- 

Âşık Ömer namına mecmualarda yazılı olan şiirlerin yalnız 
bizim şairimize aid olduğunu kat'î olarak söylemek kabil değil- 
dir. 

Âşık Ömer mahlâsile şiirler yazar diğer bazı şairlerin oldu- 
ğu da muhakkaktır. 

Çankınlı Bay Talat^ Çankn'nm Viiklâ köyünde yetişen Âşık 
Ömer adh bir şairden bahsediyorlar (1). Ben de Kırşehir'de Âşık 
Ömer adh bir şairin yaşadığını Kırşehirlilerden işittim- Bundan 
60 — 70 yıl önce Tsayla Yenişehir inde Âşık Ömer adlı bir saz- 
şairinin yetiştiğini ise 74 yaşındaki Bayan Sadiye söyledi ve ha- 
tırında kalan şu beyti okudu : 

Aşık Ömer ah edince Hızır İlyas irişûr 

Buna bayram günü derler kan edenler barışur 

Halbuki bu manzume gene bizim Âşık Ömer namına kayıdlı- 
dır ve son bendi şöyledir ( Ali Emirî No '■> 742 ) : 

Der ki Ömer hû deyince evliyalar irişür 
Gözüm yaşı sel sel olup deryalara karışur 
Id-i şerif günlerinde kan edenler barışur 
Kalbine ilham bırak yâ Rabbi yârim söylesin 
(1) Çankırı şairleri Cilt : 1 



Eserleri 55 

Bay ihsan Mahvı Balkır'm babasından naklen verdiği malûmata 
göre bundan 50—60 yıl önce İstaubnl Aksaray ^nda da Şair Ömer 
adında bir âşık yetişmiştir. Hayalî Kâtip Salihlin çıraklarından 
olan bu adam bilhassa Karagöz oynatmakla şöhret kazanmıştır. 

Merhum Abdullah Cevdet'le mekteb direktörlerinden Bay Halid 
Ziya, Aşık Ömer neslinden olduklarını söylemişlerdi. Demek 
oluyor ki Arabgir ve Erzincan'da, da Âşık Ömer adlı birer şair 
yaşamıştır. 

Eski mecmualarda Derviş Ömer, Ömer Abdal, Baba Ömer, Hafız 
Ömer veya sadece Ömer gibi muhtelif mahlâslı şiirlere tesadüf 
ediyoruz. Bunların da başka başka şairlere aid olduğunu söyle- 
yebiliriz. 

Millet — Ali Emirî kûtübhanesindeki bir mecmuada (Man- 
zum eserler No : 849 ) şu iki şiir görülmektedir : 

Soyunuben şunda abdal olduğum 
Aşk elinden midir bilmem nedendir 
Gördüğüm güzele gönül verdiğim 
Aşk elinden midir bilmem nedendir 

Bu yalan dünyâda murad ahnmaz 
Akar gözlerimin yaşı silinmez 
Dîvâne gönlümü eğler bulunmaz 
Aşk elinden midir bilmem nedendir 

Lâmekân olmuşum yoktur durağım 
Günden güne arttı derdim firakım 
Tutuştu od oldu yandı yüreğim 
Aşk elinden midir bilmem nedendir 

Ömer Abdal eder kaldım Yemen'de 
Nice yüz bin kere ağlarım günde 
Eğlenemediğim Mısır'da Şam'da 
Aşk elinden midir bilmem nedendir 

* 



56 Âşık Ömer 

Ayrılık günleri geldi yetişti 
Ağla hey gözlerim gûlmezem gayrı 
Yandı ciğerciğim yandı tutuştu 
Ağla hey gözlerim güImezem gayri 

Zahmım yenilendi yaprağım düştü 
Ömür tamâm oldu va*de yetişti 
Yüklendi yüküm de kervanım göştü 
Ağla hey gözlerim gûlmezem gayri 

Talihler içinde ehl-i dil idim 
Baharda açılmış taze gül idim 
Gülistan içinde hoş bülbül idim 
Ağla hey gözlerim gûlmezem gayri 

Derviş Ömer eder ne aceb haldir 
İlâhî sırrını sen bana bildir 
Benim gideceğim bir ırak yoldur 
Ağla hey gözlerim gûlmezem gayri 
Gittim bu yurdlara konmazam gayri 

Aynı kütûbhanedeki diğer bir mecmuada (Manzum eserler 
No* 795) Baba Ömer namında bir şairin şu manzumesi kayıdlıdırr 

Kûh-i Kafa irişince İskender 
Bunca tılısımı bozan kim idi 
Süleyman torbasın açuptur bir er 
Yele seyrân edüp gezen kim idi 

Ne sebebden verdi Eyyub^a kurdu 
Âkil isen dâim Hak'ka şükrü di 
Âdem toprak iken Şeytan tükürdü 
Tükrüğünden kahb düzen kim idi 

Hak söz değil ise dilim keseyim 
Câhilin üstüne da'vâ isteyim 



Eserleri 57 

Kerbelâ'da şehîd olan Hüseyin 
Ya Hasan'a ağu ezen kim idi 

Çalış almak içün duâsm pîrin 
Tâ haşır olunca nûr ola yerin^ 
Eceli irişüp Baba Ömer'in 
Anın mezarını kazan kim idi 

Maksûdum Hak kadı peygamber nâib 
Nihandır görünmez erenler gaib 
Hak emriyle yedi yüz yıl yaşayıb 
Yılda bir şehiri düzen kim idi 

Bunlardan başka fiaftz Ömer mahlsâiyle şiirler yazan bir saz^ 
şairine daha rastlıyoruz. Millet - Ali Emirî kütübhanesindeki bir 
mecmuada (Manzum eserler No: 849), 

Ey efendim âlem mahlûk olalı 
İnsanı ağladır güldürür akçe 

Beytiyle başlayan bir manzumesi görülmektedir. 

Âşık Ömer «Ömer» mablâsiyle şiirler yazmış olmakla be- 
raber Ömer adh diğer bir şairin ve belki bir kaç şairin bulundu- 
ğunu da sanıyorum- Ömer Vechî ismini taşıyan manzume, 
yukarıda da söylediğimiz gibi ihtimal diğer bir sazşairinindir. 
Bu şiiri de kaydediyorum : 

Hak bilür derûnî âşıkım âşık 
Râh-i hakikate girelden beri 
Olan benim sana âşık-ı sâdık 
Sıdk ile murada erelden beri 

Yâr hayâle gelse çmılar gûşum 
Serden zail olur bu akl u huşum 
Şeyda bülbül gibi artmakta cûşum 
Gonca güllerini derelden beri 



58 Âşık Ömer 

İki didelerim giryan gezerim 
Sular gibi hâke yeksan gezerim 
Mecnun misâl oldum üryan gezerim 
Ol saçı Leylâyı görelden beri 

El içün getürme diline giybet 
İblistir âdeme eden adavet 
Kendini hasedden sakın begayet 
Huda dergâhından sürelden beri 

Mahlasım VechVdır Ömer'dir adım 
Kalur sanma dâim feleğe dadım 
Akıldan fikirden candan usandım 
Bir cenana gönül verelden beri 

Bendeki bir mecmuada da Ömer namma şöyle bir manzume 
mukayyeddir. Ve bu manzume Âşık Ömer serlevhalı şiirlerden 
farkoiunmak için sadece Ömer başhğıyle yazılmıştır : 

Gam yükleri ile yükümüz tuttuk 
Hicran katarının kervanıyız biz 
Feleğin ağusun aşında bulduk 
Mihnet tekkesinin mihmanıyız biz 

Hakikat yolunu tutmuş gideriz 
Kemlik edenlere iylik ederiz 
Hazret-i Huda'nın emrin tutarız 
Râh-ı hakikatin rehvânıyız biz 

Ey Ömer aşk ile irfan yoluyuz 
Selvi tubâlann selvi dalıyız 
Bizi sevenlerin biz de kuluyuz 
Sevmeyenin şahı hakanıyız biz 

Prof. Bay Fuad Köprülü ise Ömer Âşık adlı diğer bir şairden 
bahsediyorlar [Köprûlüzade Mehmed Fuad : Gevheri S. 5]. 



Eserleri 59 

Bazı mecmualarda Ömer Âşık serlevhah bir takım şiirlere 
ben de tesadüf ettim. Fakat Aşık Ömer'in vezin veya kafiye 
hatırı için nadiren bu mahlası da kuUandığmı görüyoruz. 

İşte bu noktalardandır ki mecmualarda gördüğümüz şiir- 
lerin mutlaka meşhur Âşık Ömer^e aid olduğunu kestirebilmek 
imkânsızdır. 

Bizim şairimize aid olduğunu kısmen kat'î olarak söyleyebile- 
ceğimiz şiirler, «Konya müzesi» ile «Beşiktaş- Yahya efendi kûtûb- 
hanesi» ndeki iki yazma divanda kayıdlı olanlardır. Bununla 
beraber Kayıkçı Mustafa, Kâtibi ve Oevherî gibi şairlerin bazı eser- 
lerile Âşık Ömer'in divanmda bulunan şiirleri bile bazan biribirine 
karışmıştır. 

Millet — Ali Emiri kütübhanesindeki bir mecmuada (Man- 
zum eserler No; 713) Mustafa namına kayıdlı olan bir şiir, Âşık 
Ömer divanlarında da ayniyle mevcuddur (No : 592). 

Şairin 638 numaralı manzumesi ile Mustafa'nın «Ağ üzre» 
kafiyeli manzumesi de hemen hemen aynı gibidir. 

Âşık Ömer'in bir manzumesi (Kısım '- 1 Sahife : 31) Kâtibî'nin, 

Deii gönül melûl olup gam yeme 
Ağlamamn elbet gülmesi vardır 
Adûya intikam kalır mı böyle 
Her kes ettiğini bulması vardır 

bendiyle başlayan bir koşmasmm [ Sadeddia Nûzhet : Kâtibi 
No : 38 ] hemen aynıdır. 

Bay Namdar Rahmi Bursa kütübhanelerinden birinde bulduğu 
XVII nci asra aid kıymetli bir mecmuada Kâtibî'nin yüzden 
fazla manzumesini tesbit etmiştir. İhtimal bunlar arasında da 
bu kabil bazı şiirler vardır. 

Millet Ali Emiri kütübhanesindeki bir mecmua ( Manzum 



60 Âşık Ömer ■ 

i 
eserler No: 7\%) ile Adsız mecmuada (No: 17) ve bendeki i 

bir cönkte Âşık Ömer namma mukayyed olan > 

i 

Bize nisbet mi sultânım 

Adûlarla salınırsın : 

matla'h şiir, Bay Fuad Köprülü*nün «Gevheri» adlı eserinde 
(No ' 132 ) Gevheri namına kayıdh olduğu gibi Millet — Ali 
Emir! kütûbhanesindeki bir mecmuada da ( Manzum eserler j 
No : 795 ) «Eviç şarkı» olarak Gevheri'ye isnad edilmiştir. | 

Birbirleriyle muasır olan bu iki şairin diğer bir takım şiirleri î 

de bir kısım mecmualarda bazan Gevheri, bazan Âşık Ömer 

namına yazılıdır. 

i 
Gevheri'nin, \ 

Bir kaşı hilâle meyletti gönül ' 

Bedir olmuş amma gene bir hoşça j 

Mahabbet arzettin gül yüzlü dosta 

Lûtf edüp selâmım alır mı bilmem ı 

i 
Çünki güzel gönlüm alıp gidersin | 

Hoşça tut yanında mihmânm olsun ; 

j 
Çıkar mı hatırdan nakş-i hayalin ; 

Hüsnün gören gayrı dünyâyı neyler ; 

Elâ gölü nazlı dilber j 

Seni kandan sakmıram j 

Bülbülüm medhin okurum rûzü şeb dâl üstüne /| 

Beyitlerile başlayan manzumeleri [Fuad Köprülü: Gevheri \ 

No. 2, 52, 63, 84, 128, 142] Âşık Ömer'in 9, 77, 118, 125, 639, 322 i 
numaralı şiirlerine çok benzemektedir. \ 



Eserleri 61 

Gene Gevherî*nin, 

Bu ncfs-i emmâre uyup gezdiğim 
Delilik belâsı kabahatimdir 

Bîmârım aşkınla hayli zamandır 
Hasta dile sıhhat ne zaman geîir 

Mevlâ'nın selâmın sakınma benden 
Gâhice ben kulun göfdüğ-ûn zaman 

Merhamet kıl kaşı keman 
Ehli irfana benzersin 

Günler ey dil geçmeden bir taze mehrû bul bana 

Beytiyle başlayan şiirleri [Sadeddin Nüzhet : Gevher! N o . 
37, 67, 77, 162] Âşık Ömer'in 133, 134, 97, 642, 276 numaralı 
manzumeleriyle hemen aynı gibidir. 

Mamafi âşıklar tanzir ettikleri manzumeye ekseriyetle 
çok yaklaştıkları için bunlardan bir kısmının nazire olmak 
ihtimalini de unutmamk lâzımdır .^ 

Millet — Ali Emirî kûtûbhanesindeki bir mecmuada ( Man- 
zum eserler No : 834 ), 

İslâmm şartından sual edersen 
Heraan icmâlince beştir efendi 
Muradınız îman öğrenmek ise 
Aded eyle anı şeştir efendi 

bendiyle başlayan ve «Âşık Ömer'in kadıya cevabıdır» başhğını 
taşıyan zahidane bir koşma kayıdhdır. Halbuki aynı kûtûbhane- 
deki diğer bir mecmuada (Manzum eserler No: 699) bu man- 
zume Deryiş Zaif namına yazılıdır. 

Her halde şiirin bu adama aid olmasını tahmin etmek daha 
doğru olur. 



62 



Âşık Ö 



mer 



Ben Âşık Ömer'in «6i8l» beyitli «667» manzumesini metin 
kısmında neşretmiş bulunuyorum. Bu manzumeler şekillerine 
göre şu yolda ayrılmıştır : 



Sayı 



Beyit adedi 



Bend adedi 



9 


436 


218 


150 


1432 


716 


24 


224 


113 


97 


502 





348 


3090 


1545 


24 


282,5 


113 


1 


12,5 


5 


13 


186 


62 


1 


16 


8 



Nevi 



Destan 

Koşma 

Hece Semaî 

Gazel 

Murabba 

Muhammes 

Tahmis 

Müseddes 

Satranç 



667 



6181 



2780 



Âşık Ömer'in neşrettiğim şiirlerinde 7 vezin görülmektedir. 
Bunları da sıralıyorum : 

I — Fâilâtûn fâilâtûn (âiiâtûn fâilûn (Divan ) — 387 parçada 
kullanılmıştır. 

Gazel : 158, 159, 161, 164, 165, 180, 182, 183, 191, 192, 195, 225 
227, 274. 

Marabba' : 248, 249, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 

260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 

274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 285, 286, 287, 288, 

289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 

303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 

317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 

331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 

345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 

359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 

373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 386, 

387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 



Eserleri 



63 



401, 402, 403, 
426, 417, 418, 
430, 431, 432, 
445, 447, 448, 
461, 462, 463, 
475, 476, 477, 
489, 490, 491, 
503, 504, 505, 
517, 518, 519, 
531, 532, 533, 
545, 547, 548, 
560, 561, 562, 
574, 575, 576, 
588, 589, 590, 



404, 405, 
419, 420, 
433, 434, 
449, 450, 
464, 465, 
478, 479, 
492, 493, 
506, 507, 
520, 521, 
534, 535, 
549, 550, 
563, 564, 
577, 578, 
591, 592, 



407, 408, 
421, 422, 
435, 436, 
451, 452, 
466, 467, 
480 481, 
494, 495, 
508, 509, 
522, 523, 
536, 537, 
551, 552, 
565, 566, 
579, 580, 
593, 594. 



409, 410, 411, 412, 
423, 424, 425, 426, 
437, 439, 440, 441, 
453, 455, 456, 457, 
468, 469, 470, 471, 
482, -»483, 484, 485, 
496, 497, 498, 499, 
510, 511, 512, 513, 
524, 525, 526, 527, 
538, 539, 540, 541, 
553, 554, 555, 556, 
567, 568, 569, 570, 
581, 582, 583, 584, 



413, 


414, 


415, 


427, 


428, 


429, 


442, 


443, 


444, 


458, 


459, 


460, 


472, 


473, 


474, 


486, 


487, 


488, 


500, 


501, 


502, 


514, 


515, 


516, 


528, 


529, 


530, 


542, 


543, 


.544, 


557, 


558, 


559, 


571, 


572, 


573, 


583, 


586, 


587, 



Muhammes : 595, 596, 597, 598, 599, 600, 601, 602, 603, 604, 
605, 606, 607, 608, 609, 612, 613, 615, 616, 617, 621. 

Müseddes : 619, 620, 622, 623, 624, 625, 627, 628, 630, 631, 632. 

II — Mefâîlûn, mefâîlûn, mefâîlün, mefâîlûn (Semaî) — 59 
parçada kullanılmıştır : 

Gazel : 152, 153, 157, 160, 162, 163, 166, 167, 168, 169, 170, 173, 
174, 175, 176, 179, 181, 187, 190, 193, 194, 196, 198, 201, 203, 204, 
205, 207, 208, 209, 212, 213, 214, 217, 220, 221, 228, 229, 231, 232,. 
233, 234, 235, 236, 237, 239, 240, 241, 242, 246. 

Murabba' : 250, 284, 406, 438, 546. 
Muhammes : 614. 
Müseddes : 626, 629. 

III — Mef'ûlû mefâîlü mefâîlû faulün (Kalenderi) — 34 par- 
çada kullanılmıştır ' 



64 Âşık Ömer 



• 



Gazel : 151, 154, 155, 156, 171, 172, 177, 178. 184, 185, 186, 188, 
189, 197, 199, 200, 202, 210, 211. 215, 216, 218, 219, 222, 223, 224, 
226, 230, 238, 244, 245. 

Murabba' : 454. 

Muhammes , 610, 611. 

V — Failâtûn (Fâilâtün) failâtün failâtûn failûn (Fa'lûn) — 
^ parçada kullamlmıştır. 

Murabba' : 446, 453. 

V — MeFûlû fâilâtû mefâilû fâilûn — 1 parçada kullaml* 
mıştır : 

Gazel : 206 . 

VI — Fâilâtün failâtûn fâilûn — 1 parçada kullanılmış- 
tır (1) : 

Tahmis : 618 . 

VII Mûfteilûn mûfteilûn — 1 parçada kullanılmıştır. 
Satranç : 660. 

Bazı conkİerde « 4+4+3 * hecasiyle yazılmış maazumelerine 
<ie rastlıyoruz. Onun ihtimal ki başka vezinlerle yazılmış şiirle- 
ri de vardır. 



(1) Bu mauzume «Mûfteilûn mûfteilûn fâilûn» veznine daha uygun gelmektedir. . 



nı 
Edebî 



Açık Ömer XVII nci asrın en kıymetli şairlerinden biridir. 
Muasırı olan ve kendinden evvel gelen bir çok âşıkları okumuş» 
onlardan muhakkak surette ilham almıştır. Şairname'de on yedi 
sazşairinin adını görüyoruz. Bunları sırasiyle yazıyorum : 

Âhî^ Beğzade, Dağlı Mustafa, Deli Balta, Emirzade, Oedayî, Halil 
(Bursalı), Karacaoğlarii Kâmil, Kâtibî, Köroğlu, Kuloglu, Meyli, Öksüz 
Âşık, Sipahi, Yazıcı, Yegânı, 

Mamafi bazı beyitleri eksik olan bu mühim destanda diğer 
bir takım âşıkların da zikredildiğini tahmin edebiliriz. Şiirde, 
meselâ Şairin kendi arkadaşı olan Gevherimden bahsedilmeyişi de 
bu kanaati kuvvetlendiriyor. 

Bay Fuad Köprülü^nûn sazşairlerine dair neşrettiği makaleler 
silsilesinde de [İkdam gazetesi 1913] Âşık Ömer'in kendisini 
ve muasırı olan üç âşıkı, yani Oayri, Hayrı, Âşık Salih'i 
beğendiği yazılıdır. Koşmaları arasında ise Aşık Azmi adında bir 
«azşairinden bahsetmektedir [No: 110]. 

Elimizde bulunan vesikalara göre, Âşık Ömer, en çok Kayıkçı 
Mustafa^d&n mülhem olmuştur. 

Millet — Ali Emirî kütübhanesindeki bir mecmuada (Manzum 
«serler No : 689) Kayıkçı Mustafa başhklı aruz vezniyle bazı man- 
zumeler kayıdlıdır. Bunlar arasında, 

5 



66 şık Ömer 

Çok zamandır intizârım kaşı yayı görmedim 
Yerde midir gökte midir ol hümâyı görmedim 

Anber -i zülfün müselsel nâle efganm mı var 
Hûsn bâğm içre cânâ taze reyhanın mı var 

Beyitleriyle başlayan iki murabbaı Âşık Ömer her halde tanzir 
etmiş olmahdır [ No : 393, 523 ] . 

Gene Kul Mustafa' nıny 

Dedi bir pir bana pişman olursun 
Sır açma Huda'dan gayri bir ferde 

Bir gün ben bir güzel gördüm 
Yeşiller giymiş ağ üzre 

Seher ben bir âdil hâna* kul oldum 
Çıkmış sultân olmuş elin üstüne 

Beyitleriyle başlayan manzumeleri [Fuad Köprülü : Kayıkçı 
Kul Mustafa No: 2, 3, 4] Âşık Ömer'in 31, 638, 658 numarah 
şiirleriyle aynı vezin ve kafiyededir. 

Şiirlerindeki teknik itibariyle de bu iki şair arasında büyük 
bir benzerlik görülüyor. Bununla beraber Âşık Ömer'in diğer 
sazşairlerini de tanzir ettiğini görüyoruz. Netekim boğulduğunu 
acınarak söylediği YazıcCysi bazı nazireler vücude getirdiği anla- 
şılıyor. 

Bilhassa 655 numaralı koşma, Yazıcı'nm şu manzumesinden 
mülhem olarak vücude getirilmiş olmalıdır (1) : 

Bir lebi goncaya mübtelâ oldum 
Şehr ü diyar içre bir dâneciktir 

Arayup hâlime mü lâsib buldum 
Ebru siyah dişi dürdâneciktir 



(1) XVII nci asırda yazılmış bendeki bir mecmuadan. 



Edebî Şahsiyeti 67 

Yoktur inadımız aşka uyana 
Aferin remzile sözü duyana 
İsmim beyan etmem kimdir deyene 
Bir ruhi al çeşmi mestâneciktir 

Gönül arzu eder lebin konıîıağa 
İllâ razı değil kemlik sanmağa 
Canım cevlân eder oda yanmağa 
Cemâlin şemMne pervâneciktir 

Yazıcı der sevdim bir tıfl-ı şehbaz 

Şikâr olmaz yâda ol hümâ pervaz 
Her âşıkım deyen cana inanmaz 
Gözü bin nâz ile rindâneciktir 

Kuloğlu' nun, 

Gel benim fânî cihanda kıblegâhım Mustafâ 

Mısraiyle başlayan bir manzumesini de [ Sadeddin Nûzhet ' 
Kuloğlu, Şiir No: 18] şair tanzir etmiştir [No: 259]. 

Âşık Ömer'in bu yoldaki taklidlerini eski mecmuaları 
karıştırmak suretiyle daima çoğaltmak mümkündür. 

Şu örneklerle de anlıyoruz ki Şair, âşıkları benimsemiş ve 
onları taklid etmekten çekinmemiştir. Âşık edebiyatının bütün 
hususiyetlerini onun şiirleri arasında görmekteyiz. Yarım kafi- 
yeler kullanan, kelimelerin bünyesini ekseriyetle halk kullanı- 
şına göre değiştiren ve hece vezniyle destanlar, koşmalar, sema- 
îler vücude getiren Âşık Ömer, hiç şüphe yok ki kudreth bir 
sazşairidir.Fakat onun divan edebiyatına karşı temayül göste' 
rişi, daha sonraları sazşairlerini, bilhassa yalnız hece vezniyle 
ve daha öz Türkçe ile yazanları beğenmemesine sebebiyet 
vermiştir. 

Karacaoğlan\ "Ozan„ deye tezyif etmesi ve şair saymaması 

şte bundandır. Halbuki kendinden biraz evvel yaşamış o/an 



68 Âşık Ömer 

bu kıymetli şaire önce bazı nazireler bile vûcude getirdiğim 
görüyoruz. Karacaoglarûva^ 

Seherde uğfradım bir âdil Hâna 
Dostum sultân olmuş elin üstüne 

Elâ gözlerini sevdig^im dilber 
Uyuyup uykuya kanamaz oldum 

Annaçta bir güzel gördüm 
Perdelenmiş aya benzer 

Matlalariyle başlayan şiirlerine [Sadeddin Nûzhet: Karacaoğlan 
Hayatı ve şiirleri, üçüncü tabı No: 22, 107, 281] naziredir. 

İşte bu yerinde olmayan temayüller^ onu, lüzumsuz bir takım 
Arapça, Acemce kelimeler kullanmağa sevketmiştir. Oldukça 
sade bir dille yazdıklarım da bu noktadandır ki genç yaşında 
iken vücude getirdiğini tahmin ediyorum. Hece vezniyle yazılmış 
şiirlerinin azlığı da bunu gösteriyor. 

Âşık Ömer, bir sazşairi olmakla beraber daha çok divan ede- 
biyatı tesiri altında kalmıştır. Şairname'sinde (1) yüzlerce klasik 

[1] Bulunduğu devrin veya evvelki devirlerin şairleri hakkında hükümler veren 
Cafer Çelebi, Fuzulî. . gibi bir hayli şair tanıyoruz. Ayıntaph Aynî ve XIX uncu ağır 
sairlerinden Şerifî'nin de bu yolda uzun birer naanzumeleri vardır. 

XVIncı asırda yazılan şu manzumede de gazel yazmak hsuusunda meharet göste- 
renler, san'atlı bir tarzda sıralanmıştır.' 

Kevser lebine dendi Zülâlî gazelleri 

Güftârına okundu Makaiî gazelleri 

Ebrûlariyle rûy-i cihantâbı vasfıdır 

Şemsî gazelleriyle Hilâlî gazelleri 

Gâh agfladır belâkeşini gih güldürür 

Hicrî gazelleriyle Visâlî gazelleri 

Rengin lebine dür dişine dendi dilberâ 

Li'lî gazelleri vü Leâlî gazelleri 

Döndü o hüsn-i hulka vü ol hûb haslete 

Mecdî gazelleriyle Hisâlî gazelleri 

Bağlandı gül ruhinle senin serv kaddine 

Verdî gazelleriyle Nihâlî gazelleri 

Fikr-i miyânın eyleyenin virdidir müdâm 

Re'yî gazelleriyle Hayalî gazelleri 



Edebî Şahsiyeti 69 

sair adı sayabilen Afik Ömer, muhakkak ki divanlardan bir 
çoğunu ve bilhassa Nesimî^ Fuzulî^ Hatayî, Ruhî^Nefî gibi şahsi- 
yetlerin eserlerini okumuştur. Onun şiirleri arasmda bu mühim 
adamları taklid ederek yazılmış bir hayli manzumeye tesadüf 
ediyoruz. Bunlardan bir kaçını zikretmek bile bu hususta umumi 
bir fikir vermek için kâfidir. 

Âşık Ömer'in "Güneş» redifli iki manzumesinde (No: 573,574) 
Atayî, Ahmed Paşa .. gibi tanınmış divan şairlerinin bariz tesirleri 
hissolunmaktadır. 

Şairin (593) numaralı murabbaında FuzulVnin, 

Nice yıllardır ser-i kûy-i melâmet bekleriz 
Leşker-i sultân-ı irfanız velayet bekleriz 

gazelinin tesiri açıkça gözükmektedir. Onun bir gazelinin mat- 
laındaki, 

Ezel kâtibleri uşşak bahtın kare yazmışlar 

mısraını da tazmin eden Âşık Ömer her halde FuzulVâen epeyce 
mülhem olmuştur. 

Sanma kim biz âlem-i insâne gelmişlerdeniz 
Bu temâşâgâhı biz seyrâne gelmişlerdeniz 
Zühdünü arzeyleyüp zâhid bize ta'neyleme 
Biz mahabbet şem'ine pervane gelmişlerdeniz 

Bendiyle başlayan murabbaı, Hatayî mahlâsiyle şiirler yazan 

Şah İsmail Safevî nin 

Biz ezelden tâ ebed meydâne gelmişlerdeniz 
Şâh-ı Merdân aşkına merdâne gelmişlerdeniz 

beytiyle başlayan bir gazeline naziredir. 



70 Âşık Ömer 



i 
ık Ömer'in, j 

Ey gönül şimdengeru dünyâda rahat kalmadı ! 

Merhamet kimden umarsın ehl-i şefkat kalmadı 



beytiyle başlayan manzumesi, MuhibbVnm, Bakî de dahil olduğu 
halde bir çok şairler tarafmdan tanzir edilen meşhur 

Mâh rûlarda değil cûd u mürüvvet bakî ; 

Lîk âşıkta mahabbet ile mihnet bakî ■ 

gazeline nazire olmahdır [l]. 

Şairin (171) numaralı manzumesi RuhVmn meşhur "Terkibi 
bend„ ini hatırlatmaktadır. \ 

Şairin 576 numaralı manzumesinde Nef'Vnin, \ 

Sofi bu sureti ko ma'ni-i takvaya değiş < 

Kalbi pâk et nemedi atlas u dîbâya değiş 

beytiyle başlayan gazehnin bariz tesiri görülmektedir. ] 

Şairin 447 numaralı manzumesindeki , i 



Hançer elde tîğ belde gamzesi eyler harâb 

mısraı, Sabuht'nin o sıralarda çok şöhret kazanan bir müsedde- 
sinde tekerrür eden. 

Hançer elde tîğ belde bade serde sîne çâk 
Şehlevendim tarz-ı hâsın âdemi eyler helak 

beytini hatırlatmaktadır. 



[1] Bu zeminde ilk gazeli, Mecmaunnezair'e göre önce Necatî yazmışa Taliî, Âhî, Zatî, 
Atâ, Hicrî, Şehidi, Şavir, Haverî, Sürurî (Müderris), Fakiri, Enverî (Müneccim) tan- 
zir etmişlerdir. Daha sonraları bilhassa Muhibbî'nin bu zemindeki gazeli büyük bir 
şöhret kazanmıştır. Bakî'nin ise bu zeminde yazılmış bir kaç gazelini görmekteyiz* 



Edebî Şahsiyeti 71 



Âşık Ömer'in , 



Sevdiğim takın yürü mercan mercan üstüne 
Lûtf edüp sevme gülü bir cân bir cân üstüne 
Belki zulme bâis olur ol rakîb-i bed lika 
Eyleme gel her zaman dîvân dîvân üstüne 

Bendiyle başlayan murabbaı Râsih'in, 

Süzme çeşmin gelmesün müjgân müjgân üstüne 
Urma zahmı sineye peygân peygân üstüne 

beytiyle başlayan gazeline nazire olsa gerektir. 

Bu mahdud misallerle anlıyoruz ki Âşık Ömer bir divan 
şairi olmak kaygusiyla çalışmıştır. 

Onun divan edebiyatındaki mazmunları ekseriyetle kullan- 
dığını görüyoruz. Sevgili hakkındaki muayyen teşbihler, Süley- 
man - Hatem - Mur, İbrahim - Nemrud - Ateş, ismail - 
Kurban, Eyynb - Sabır, Musa - Asâ - Tür, Câm - Cem... 
gibi tarihî ve esatiri menkabeler onun da şiirleri arasmdabuyuk 
bir yer tutar. 

Divan şairlerini takliden o da tefahürler yapmış ve « Suhan- 
danı AcemMn bile kendisini takdir ettiklerini söylemiştir: 

Nazmına tahsîn edüp Ömer suhandân-ı Acem 
Dediler iklîm-i Rûm'un şâirânı böyledir 

Fakat bütün bunlara rağmen kültürü o nisbette kuvvetli 
olmadığı için şiirlerine divan edebiyatı çeşnisini hakkıyle 
verememiştir. Gerçi manzumeleri arasında, 

Vermem sana çek benden elin ey melek-ül-mevt 
Cananıma nezreylediğim cana dokunma 



72 Âışk Ö 



mer 



Nâhalef sözler benim etbâıma verir kesel 
Üştür-i bîbâke neyler savt-ı âgaz-ı ceres 

Yûsuf'u bir geldi derler âleme ben bildiğim 
Hâtem-i mihr-i melâhat andadır yâ bundadır 

Zâhid ne cefâ eyler ise kailiz ey dil 
Kanûn.i vefanın o da bir orta telidir 

Unulmaz yâresi aşkın tükenmez aresi aşkın 
Muhassal çâresi aşkın sabırdır yâ sefer derler 

Câhil ü nâdân ile âlemde etme sohbeti 

Yâ elinden yâ dilinden bir zarar eksik değil 

Bu dile yine bir âfet-i mekkâre dolaştı 
Mekkâre gözüm gözleri mekkâre dolaştı 
Meydân-ı mahabbette gezerken dil-i şeydâ 
Dil dilbere dilber dil-i dildâre dolaştı 
Gülşende figan eyler iken bülbül-i şeydâ 
Gül bülbüle bülbül güle gül hâre dolaştı 
Destinde tutup câm-ı meyi sâki-i devran 
Mey sâgare sâgar meye mey nâre dolaştı 
Aşık Ömer aç sen gözünü bak şu cihâna 
Gam askere asker gama gam zâre dolaştı 

gibi ruh ve şekil itibariyle cidden muvaffakiyetli parçalar yok 
değildir. Fakat bu güzellikler, çarçabuk sayılabilecek kadar 
azdır. 

Divan edebiyatı tekniğine hakkiyle sahib olamayışı, çok ve 
belki irticalen yazmak merakı onu ekseriyetle bayağılığa dü- 
şürmüştür. 



Edebî Şahsiyeti 73^ 



Şiirleri arasında, 



Gece gündüz mübtelâyım ettiğim âh aşkına 
Gâhice rahraeyle bin bir ism-i Fettâh aşkına 

Diyâr-ı gurbete düştüm baîd oldum vatanımdan 
Enîsim hemdemim yoktur usandım tath canımdan 

Acebdir yaz u kış gitmez senin reng ü ruyin dağ-lar 
Kimi sermest ü deng etmez komaz misk ü buyin dağlar 

gibi bir çok vezin ihmallerini, kafiye hatalarını ihtiva eden^ 
beyitlere sık sık tesadüf edilmktedir. 

Onun eserlerine "Nizâ'„ , **Şâyi'„ , "Zâyi'„ gibi kelimelerin 
"Nizâ„ , "Şây^ » "Zây„ suretlerinde girdiğini de görmekteyiz. 

İşte bundan dolayıdır ki Âşık Ömer'i bir divan şairi addet- 
mek imkânı yoktur. Esasen büyük bir kısmı bestelenmek üzre 
yazılan bu manzumeler sazşiirinin bünyesine daha uygundur. 
Yalnız diğer âşıklardan fazla divan edebiyatı tesirine kapılmış,, 
aruz Veznini hece vezninden daha çok kullanmış, Nesimî ve em- 
sali şairleri taklid ederek yazdığı, 

Elif Allah içün olsun gel bize nâz eyleme 
Be bize bugün tenezzül eyleyüp gelsen ne var 
Te tamâm oldu cefâlar düşmanı şâd eyleme 
Se sevabı var kuluna bir nazar kılsan ne var 

Sohbeti dem dem demi dem dem demi imrendirir 
Vuslatı em em emi em em emi imrendirir 
Kadd ü kamet kameti kamet kıyamet gösterir 
Şöhreti nem nem nemi nem nem nemi imrendirir 

manzumelerde görüldüğü gibi tasannua düşmüştür. 



74 Âşık Ömer 

Gene divan şairlerini taklid ederek ''Türkçü köylü manasiyle 
tahkire kalkışması da onun çığırını bulamadığına açık bir delil- 
dir [No 46] . 

Âşık Ömer velûd bir şairdir. Ekseri şiirlerini saz âlemlerinde 
irticalen söylemiştir. Manzumeleri arasında aynı mazmunların 
bir çok defalar tekerrür etmesi de bundandır. O hiç şûbhe yok- 
ki şairlik kudretinden mahrum bir adam değildir. Bazı teşbih- 
lerinde, bilhassa mahallî hayatı aksettiren manzumelerinde mu- 
vaffak olmuştur. 

Ömer bir âşıkım zahir ne meddahım ne hod şâir 
Gözüm yaşıyla yazdım bir acâyib yadigârım var 

deyen şair bir kısım manzumelerinde samimîdir.Esasen onun en 
güzel şiirleri, kendi hatıralarını, aşk maceralarını tasannusuz 
bir şekilde anlatan parçalardır. Şairin en mühim eserleri ise 
cenk vakıalarını, serhad hâdiselerini ihtiva edenlerdir. 

Aşık Ömer'e vereceğimiz en ehemmiyetli mevki işte bu nevi 
şiirleri dolay isiyledir. 



IV 

Tasavvuf! Şahsiyeti 

Aşık Ömer'in Mevlevi olduğuna dair eskiden beri bir kanaat 
mevcuddur. Gerek Asımoğlu Siraceddin, gerek Bursalı Tahir onun \ 

Mevlevi tarikatine mensub olduğunu > bir şiirinden istidlal ede- 
rek - soyuyorlar. j 

Millet - Ali Emiri kûtübhanesindeki bir mecmuada (Manzum | 

eserler No: 742) şöyle bir manzumeye tesadüf ediyoruz: 

Hamdülillâh Sûre-i Rahmân'ı ben bilmez miyim j 



Sırr-ı hikmet gizlidir Sübhân'ı ben bilmez miyim 
Dört kitabı gökten indirdi bize avn-i Huda 
Dîn-i İslâm sıhhat-i Kur'ân'ı ben bilmez miyim 

Kâ'be-i Bey t-ül- mukaddes kıblemiz oldu nişan 
Hem Muhammed hazreti peygamber, i âhır zaman 
Dînim islâm mezhebim İmâmı A'zam'dır iyan 
Dilde ikrar eyleyüp îmânı ben bilmez miyim 

Hazret-i Adem SafiyyuUah benim zürriyyetim 
Yarın ol mahşer gününde kavm-i Ahmed milletin 
Ehl-i sünnet vel-cemâat i'tikadda mezhebim 
Çar anâsırda olan inşânı ben bilmez miyim 

Mahlasım Derviş Nthânî hem Ömer'dir adımız 
Kalbimizde nokta ile dâstan îcâdımız 
Mevlâhâne şeyhi Ahmed pîrimiz üstadımız 
Kâmile hizmet edüp iz'ânı ben bilmez miyim 



76 Âşık Ömer 

Bu manzumenin son bendindeki Mevlâhane tabiri "Mevlevi- 
hane'nin bozuntusu olduğu meydandadır. Aynı manzume çok 
yanlış olarak matbu Âşık Ömer divanında da görülüyor ve bu 
kelime orada "Mevlâyî» şeklinde kayıdlıdır. Her halde Mesnevi 
ile uğraşan şairin bu tarikate mensub olması ihtimal dahilinde- 
dir. Netekim neşrettiğimiz şiirler arasında da ( No 416 ) şairin 
Mevlâna'ya. karşı derin bir bağlantısı olduğunu gösteren şu yolda 
bir beyte tesadüf ediyoruz : 

Rûz ü şeb durmaz yanar bir dem karâr etmez gönül 
Âsitân-ı Hazret, i Mollâ'yı gözler gözlerim 

Âşık Ömer'in bahsettiği Şeyh Ahmed'in Yenikapı mevlevîha- 
nesi şeyhlerinden biri olan Ahmed Dede [1] olması mümkündür: 

Netekim bir destanında [Başlangıç, Sahife: 21], 

Yenikapı dervişlerin ocağı 
Mevlevihane'yle devrânımız var 

deyerek bu tekke ile alâkasını açık bir surette anlatıyor. Hal- 
buki matbu divandaki "Tekerleme» de "Serdarının Hacı Bekta^ 
olduğu^nu söylemektedir. Bir koşmasında da "Hacı Bektaş*a 
ziyarete vardığını ve yol ile erkâna uğradığını „ anlatıyor (No: 
79). Şu halde şairin Mevlevi ve Bektaşi tarikatlerinden her iki- 
sine müntesib olduğunu kabul etmek lâzım gelir. Mamafih Sünnî 
ve Hanefi olduğunu söyleyen, Resûl'ün sözünü tutmayı, işledi- 
ğini işlemeyi tavsiye eden, hususiyle , 

Muhibb-i Çâryâr-ı bâsafâyîlerdeniz âşık 
Sadâkatte Ebû Bekr-i gınâyîlerdeniz âşık 

Bizi yoktan var eden Sübhân'ı ben bilmez miyim 
Hem Ebû Bekr ü Ömer Osman'ı ben bilmez miyim 



[1] Yenikapı Mevlevîhanesini tesis eden Kemal Ahmed DedeMen sonra bu tek- 
kede Ahmed adında 6 zatın daha şeyhlik ettiğini biliyoruz. Fakat Aşık Ömer'in bun- 
lardan hangisine mensub oldujrnnu kat'î olarak söylemek kabil değ'ildir. 



Tasavvufî Şahsiyeti 77 

Evvelâ Âdem Safiyyullah deâ:il mi aslımız 
01 İmâmı A'zam-ı Nu'mân'ı ben bilmez miyim 

diyerek dört halifeye ve İmamı Azam' ^ hürmetkar olduğunu gösteren 
Açık Ömer'in şiirlerinde Bektaçı telâkkilerini bulmak kabil değildir. 
Hattâ dördüncü halife hakkmda yazdığı bir medhiyede bile 
Bektaşilik akidesi göze çarpmıyor. 

Aşıkım ben gülşen-i hüsnüne hayranım Ali 
Gel suâl et var mıdır bir cürm ü isyanım Ali 
Hâlimi arzetmeğe gfeldim meded dîvânına 
Başın içûn lûtfun icra eyle sultânım Ali 

Yoluna olsun feda hep mülk ü mâl ü cân ü ser 
Gelmemiş dünyâ yüzünde sana benzer Şîr-i ner 
Ölmeden bu hasret ile el'aman Âşık Ömer 
Gel yetiş imdadıma sen Şâh-ı Merdân'ım Ali 

beyitlerini ihtiva eden bir murabbamda nihayet Sünni şairlerin 
AU hakkmda düşünebildikleri vasıflar görülür. 

İşte bu telâkkilerinden dolayı Âşık Ömer'i Bektaşi tarikatına 
mensub olarak göstermek imkânını bulamıyoruz. Onun Bektaşi 
olamayacağına adının Ömer oluşu da kuvvetli bir delildir. Şairin 
Hacı Bektaş'a karşı hürmet ve muhabbet besleyen bir Mevlevi 
olduğunu kabul etmek daha doğrudur kanaatmdayım. 

Şurası da muhakkaktır ki Âşık Ömer Mevlevîliği de, tam 
manasiyle benimsememiş ve hayatını maddi zevk ve neşelerle 
geçirmeğe çahşmıştır. 

Aşık Ömer hiç şûbhe yok ki mutasavvıfaya karşı hürmetkar- 
dır. Şairname'de Yunus, Kaygusuz, Eşrefoğlu^ Üftâde gibi meşhur 
mutasavvıflar hakkında takdirli bir dil kullanması da bunu gös- 
terir, Fakat bu hürmet ve muhabbetler, hattâ tarikate intisab 
onu da mutasavvıflar arasında göstermemiz için kâfi değildir. Bir 
taraftan sofiyeye karşı temayülü, diğer taraftan da âşıkların isrine 
uymak mecburiyeti onu da mutasavvıfane manzumeler yazmağa 
sevketmiştir. Vücude getirdiği şiirler arasında tamamiyle sofiyane 



78 Âşık Ömer 

bir eda ile yazılmış parçalara tesadüf edildiği gibi, muhtelif 
manzumeleri araşma serpilmiş tasavvuf! telâkkiler de göze 
çarpar. 

Uşşakî tarikatine mensub olan meşhur Salâhı [1] onun iki 
manzumesini mutasavvıfane bir eda ile şerhetmiştir. 

Fakat SâlâhVnin yaptığı bu tevcih ve teviller pek zoraki- 
dir. Aşık Ömer, şerhte gördüğümüz fikirlerin ekserisini hiç 
şübhe yok ki aklına bile getirmemiştir. Esasen şairde rastladı- 
ğımız tasavvuf telâkkilerinde büyük bir ''Vahdet» çeşnisi sezil- 
mez. O, nihayet basit bir takım "Devir» nazariyelerini, kâmil 
insan mefhumlarını, bir şeyhe intisabın lüzumunu anlatmak 
istemiştir. Onun, 

Seni ben severim candan içeru 
Yolum vardır bu erkândan içeru 

beytiyle başlayan Yunus ilâhisine bir nazire yazması ve Mısrî 
Niyazı nin bazı parçalarını taklid etmesi nihayet bir özenmenin 
mahsulüdür. 

Âşık Ömer her halde vefatından çok sonra mutasavvıf bir 
şair olarak kabul edilmiş olmalıdır. Belki de Ömer Abdal, 
Derviş Ömer gibi daha ziyade tasavvuf! neşe ile eserler yazan 
bu isimdeki diğer şairlerin şöhretini tanınmış olan şahsiyeti ile 
benimsemiş olması bunda kuvvetli bir amil olmuştur. 



[1] Ekserisi Tasavvufa aid, bir çoğfu da şerh olmak üzere hayli eser kaleme alan 
Abdullah Salâhî şiirleriyle de şöhret kazanmıştır. Vefatı (1196-1781) dedir. Yazma 
divanının büyücelc bir nüshası medfun bulunduğu Tahirağa tekkesinde, diğeri de Sü- 
leymaniye kütübhanesindedir. hayatı hakkında malûmat almak için bakınız : Osmanlı 
müellifleri C. 1 S. 104. 



V • 
Şöhreti ve Tesirleri 

Âşık Ömer, sazşairleri arasında en bûyûk şöhreti kazanan 
bir şahsiyettir. Halk şiirlerini ihtiva eden her hangi bir cönkte 
muhakkak Âşık Ömer'in deyişlerine de tesadüf edilir. 

Hususi ellerde, muhtelif kûtübhanelerde ve bilhassa Millet- Alt 
Emirî kütûbhanesindeki mecmualarda onun şiirleri bûyûk bir 
yekûn tutmaktadır. 

Âşık Ömer muasırı olan Aşık, Kayıkçı Mustafa^ Kâtibi, 
Gedayî, Kuloğlu, Gevheri gibi tanınmış bûyûk sazşairlerinin 
fevkinde bir şöhret kazanmıştır. 

Müstakimzade, Üsküdarlı Mevlevi Hasib gibi şahsiyetlerin ondan 
bahsetmeleri kendisinin ne kadar çok tanındığını gösterir. 

izzet Molla gibi maruf bir san'atkârın bir mısraını tazmin 
etmesi de Aşık Ömer'in divan şairleri arasında da takdir kazan- 
dığını isbat eder. 

Bahân efkâr' A^ "Tazmîn-i mısra'-ı Âşık Ömer„ başhkh şu 
beyte tesadüf ediyoruz (1) '- 

Her kesin yanında yârı salmur beğler gibi 
Ardına düşmüş dil-i zarım yeler seğler gibi 

Sünbülzade Vehbi'nin "Suhan„ kasidesindeki, 

iktifa eylediler meslek-i Âşık Ömer'e 
Aşk u şevkMIe nice kafiyecûyâ-yı suhan 



[1] İzzet Molla : Bahan efkâr, Son kısım S. 66. 



80 Âşık Ömer 

beyti de dikkate değer. İstihfaf hissini taşımakla beraber birçok 
adamların Âşık Ömer'i taklid ettiğini gösteren bu beyit onun 
«debî mevkiini göstermek itibariyle çok mühimdir. 

Bendeki bir mecmuada şu yolda bir başlangıcı ihtiva eden 
bir manzume yazılıdır ^ 

Şuarâ-yi benâmdan Karamanı Kenzî hazretlerinin zâde-i tab'-ı âl-ül- 
âlleri olup Âşık Ömer merhumun benden sonra uçkur türküsü çağrıla- 
cak demesini men'etmiş olan semâîsidir : 

Bu gün gördüm yazık olmuş yine bir gül beden mahbûs 
Dedim cânâ nedir cürmün demez kimdir eden mahbûs 
Varup kimden suâl ettimse bilmem der neden mahbûs 
Hemen ağlar haber gözler durur ol sîm ten mahbûs 

Nolaydı kamet- i bâlâsıçün olsamdı ben mahbûs 
Dedim Yûsuf-i sânî mi Zelîhâ mı eden mahbûs 

O şuhun habsine Jurnal yazarken kâtib-i dânâ 
Niçün desti kopup anın dü çeşmi olmamış a'mâ 
Ceza çekmekliğe şâyeste miydi böyle bîhemtâ 
O bülbüldür ki gülşende gelen bekler durur zîrâ 

Nolaydı kamet-i bâlâsıçün olsamdı ben mahbûs 
Dedim Yûsuf-i sânî mi Zelîhâ mı eden mahbûs 

Aceb ol bir devasız derdine bilmem ne hâl etsem 
Olur mu derdine bir fayda yazup arzıhâl etsem 
Etek öpsem boyun büksem varup afvın recâ etsem 
Ne mümkin olmamak mecnun düşünsem kîl ü kal etsem 

Nolaydı kamet-i bâlâsıçün olsamdı ben mahbûs 
Dedim Yûsuf-i sânî mi Zelîhâ mı eden mahbûs 



Şöhreti ve tesirleri 81 

Hele sabr edeyim bir kez nedir cûrmü beyân olsun 
Ceza çektiklerin bir bir diyem belki nişan olsun 
Gerek da' vâsi mâcerâ gerek da' vâsi kan olsun 
Cezasın ben çekem Kenzi bu da dünyâya şân olsun 

r 

Nolaydı kamet-i bâlâsıçün olsamdı ben mahbûs 
Dedim Yûsuf-i sânî mi Zelîhâ mı eden» mahbûs 

Görülüyor ki, muahhar devirlerde yetişen sazsairleri ekse- 
riyetle Âşık Ömer'e yetişmek kaygusunu taşımaktadırlar. Daha 
GevherVâien başlayarak bir çok şairlerin Âşık Ömer'e nazireler 
yazdıklarını da görüyoruz. 

Millet — Ali Emir! kütübhanesindeki bir mecmuada ( Man- 
zum eserler No • 844) Hasan adlı bir şairin, 

Vashn olmazsa bana ger feth-i bâb İbrahim'im 
Ola mı canım yolunda irtikâb İbrahim'im 
Takatim tâk oldu çevrinle yeter başın içün 
Olma böyle kati pek âlıcenâb İbrahim'im 

bendiyle başlayan murabbaı, Âşık Ömer'e nazire olarak kayıd- 
lıdır . 

Aynı kütübhanedeki bir mecmuada (Manzum eserler No : 689) 
Levnî 'nin, 

Ben ne cürmûn sahibi oldum şehâ küstün bana 
Hüsnüne ancak senin ettim duâ küstün bana 
Âşık u aşüften oldumsa günehkâr olmadım 
Bir cefâ sen eyledin ben bir hatâ küstün bana 

bendiyle başlayan murabbaı, Âşık Ömer'in 278 numarah manzu- 
mesine naziredir. 

6 



82 Âşık Ömer 

G«ne aynı mecmuada, 

Derdimendin Yûsuf-ı Ken'ân eden sensin beni 
Hazret-i Ya'kub gibi giryân eden sensin beni 
Eyledi aşkın beni hep âşinâlardan ırag 
Dostlarımla dâima düşman eden sensin beni 

bendli murabba gene Âşık Ömer'in 337 numaralı şiirine 
naziredir. 

Millet — Ali Elmirî kûtûbhanesindeki bir mecmuada (Manzun»> 
eserler No : 849) Âhu^nun, 

Yürü var Hak'ka eyle bir amel 
Âşıka sevda ne güzel uymuş 
Aşk oldu evvelâ dünyâya temel 
Hikmet-i Mevlâ ne güzel uymuş 

bendiyle başlayan şiiri ile RuhVnin, 

Uşşâka muhkem dünyâda cânâ 
Bir hoppa parlak ne güzel uymuş 
Meclise her dem ziynettir hâlâ 
Badeye bardak ne güzel uymuş 

bendiyle başlayan manzumesi Âşık Ömer'in meşhur tekerleme- 
sine nazire olsa gerektir. 

Siyahı'nirit 

İşte geldi yaz irişti nevbahâr eyyamıdır 

mısraiyle başlayan murabbaı bendeki bir mecmuada Aşık Ömer'ini 
(543) numaralı manzumesine nazire olarak gösterilmiştir : 

Sevdayî adlı bir sazşairinin, 



Şöhreti ve tesirleri 83 

Meylettim hüsnüne bir nevcivânın 
Kati bîvefâmış bilmezdim evvel 
Cefâsı yokdürür der idim anm 
Kârı cefâ imiş bilmezdim evvel 

bendiyle başlayan koşması aynı mecmuaya göre Âşık Ömer'e 
naziredir (No : 65)- 

Bay Fuad Köprülü^ Şefkat ismindeki bir sazşairi tarafından 
Âşık Ömer'in, 

Ey Ömer mecnun Ömer bîzâr Ömer Aşık Ömer 
mısraiyle başlayan şiirine [No: 530] bir nazire vücude getirildiğini 
ve bu nazirede şair hakkında şu malûmatın bulunduğunu kay d 
ediyorlar [Hayat : sayı 24] : 

"Bu nazire muasırlarmm onun hakkında takdirkâr fikirlerini göster- 
diği gibi Âşık Ömer'in daimî bir aşk mübtelâsı olduğunu da anlatmak- 
ta ve ayrıca o devrin meşhur musavvirlerinden LevnVmn Âşık Ömer'in 
hali perişanını tasvir eden güzel bir resim yapmış olduğunu da bildir- 
mektedir. Filhakika Levnî o devrin en maruf nakışlarından biri ve belki 
birincisidir [Halil Edhem Elvahı nâkşiye kolleksiyonu, S 18. 1924] . 

Millet— Ali Emirî kûtûbhanesindeki bir mecmuada da ( Man- 
zum eserler No : 742 ) Âşık Sinanî adlı bir şairin Âşık Ömer hak- 
kında şöyle bir medhiyesine tesadüf ediyoruz (1) - 

Velvele ârâ imişsin bildim ey Âşık Ömer 
Ne uçar anka imişsin bildim ey Âşık Ömer 
Şöyle teşhis eyledim ki ehl-i aşka ben seni 
Cevher-i yekta imişsin bildim ey Âşık Ömer 

Âşık-ı sâdıklar içre müstemendsin müstemend 
Geşt edüp gezdim cihanı bulmadım sana menend 



(1) Bu manzume epeyce farklı olarak Beşiktaş — Yahyaefendi kûtûbhanesindeki 
Âşık Ömer divanının kenarına sonradan yanlış olarak Âşık Ömer namına kaydedilmiştir. 



84 Âşık Ömer 

Hâsılı budur cevâbım sana billahi sened 
Sâhib-i imlâ imişsin bildim ey Aşık Ömer 

Dilerim Bârî Huda'dan cennet olsun meskenin 
Yâ ne bilsün kadrini nâdân olanlar çün senin 
Olmak ister her kes amma gücü yetmez kimsenin 
Bülbül-i şeydâ imişsin bildim ey Aşık Ömer 

Lûtf edûp bize haber ver halka aşkâr eylemem 
Saklarım bu sırrı cânâ kimse izhâr eylemem 
Gerçi der Âşık Sinânî hakkı inkâr eylemem 
Haddi yok derya imişsin bildim ey Aşık Ömer 

Beşiktaş — Yahya efendi kûtûbhanesindeki divanda Aşkî adlı 
bir şair tarafından Âşık Ömer'in bir gazeline yapılan şu tahmis 
yazılıdır - 

Menzilim Mecnun'leyin sahraya saldı rûzigâr 
Rehgüzârım vâdi-i Leylâ'ya saldı rûzigâr 
Aşkile hâlim aceb sevdaya saldı rûzigâr 

Akıdup Kanlı yaşım deryaya saldı rûzigâr 
Unmadık başım kuru gavgaya saldı rûzigâr 

Bu meseldir derler olmaz ehl-i dünyâda huzur 
Yâ niçûn mal ehli eyler devlet-i dehre gurur 
Baki mi kalur zamanın devri etmez mi mürur 

Vasl-ı yâr ile kimi kılmaktadır zevk u sürür 
Kimini ancak gam-ı ferdaya saldı rûzigâr 

Kurah mi'mâr-ı can bünyâdına aşkın temel 
Akl u fikrim âlem içre dâima tûl i emel 
Nem ola yâ Rab cihanda ettiğim cürme bedel 

Hâsılı Hak'ka yarar yok bende bir sâlih amel 
Ne içün bilmem beni dünyâya saldı rûzigâr 



Şöhreti ve tesirleri 85 

Sanma zâlıid hubb-i dünyâya garazdır cûşumuz 
Dûrr-i yektadan örülmüştür bizim mengûşumuz 
Bir söz ile arifi ilzam eder hâmûşumuz 

Ol sebebden bâliş-i hayrettedir serhûşumuz 
Bir cihan ârâ içün araya saldı rûzigâr 

Cân ü dilden girmişiz Aşkî mahabbet râhma 
Tâ irince cüstücû kılmaktayım dergâhına 
Bakmazam dünyâ içün dûnun ulüvv-i câhına 

Bizi ey Âşık Ömer ancak cihan şebgâhma 
Gösterüp hâb-ı emel rü'yâya saldı rûzigâr 

* 

İşte bütün bu delillerle anlıyoruz ki Âşık Ömer yalnız sazşa- 
irleri arasında değil, klasik şairler arasında da tanınmış ve takdir 
edilmiştir. 

Onun mutasavvıflarca da benimsendiğini görmekteyiz. 

XVIII inci asır mutasavvıflarından Salâhı nin şaire aid iki man- 
zumeyi şerhe kalkışması şüphesiz ki bu takdirin mahsulüdür. Bir 
çok parçalarının «İlâhi» olarak tekkelerde besteleriyle okundu- 
ğunu da Bay Osman Ergin deki yazma mecmualardan öğreniyoruz. 

< Millet — Ali Emirî» kütûbhanesinde mevcud ilâhi mecmua- 
larında da Âşık Ömer'in bir hayli manzumesine tesadüf edilmek- 
tedir ki bunların da besteli oldukları muhakkaktır. 

Meşhur bestekâr Yeniköylü Hafız Hasanlın çıraklarından f^aiz 
ve ffâdi adlı iki merhum musikişinas kardeşten tesbit ettiğim 
malûmata göre, Yeniköylü Hafız Hasan, şairin «Dokunma» redifli 
gazeline [No: 154] «Hüseynî Durak» ve «Mahur İlâhi» olarak 
iki beste vücude getirmiştir. 

Kadirihane zakir basısı tanınmış bestekârlardan Mopçu^nun da 
Aşık Ömer'e aid bazı şiirleri «İlâhi» olarak bestelediğini oğlu 
Rıza dan dinlemiştim. 

Klasik musikişinsalarımızın da Âşık Ömer'den seçme birçok 
manzumeleri bestelediklerini gene mecmualar sayesinde anlaya- 
biliyoruz. 



86 Âşık Ömer 

«Millet— Ali Emiri» kûtûbhanesindeki iki mecmuanın (Man' 
zum eserle No: 699, 849) kaydma göre, 

Sakmup seyran yerine 
Çıkan dilber kiminsin sen 

beytiyle başlayan Semaî (No : 643) «Tabir» makammda bestelidir. 

849 numaralı mecmuadaki kayda göre, 

Şunda bir cânânm Rum'da Acem'de 

Ederler medhini Buhârâ'ya dek • 

Beyitli koşma (No : 55) «Şarkı» , 

Dedi bir pir bana pişman olursun 
Râzm açma Huda'dan gayrı ferde 

koşması da ( No : 31) «Türkü» olarak bestelenmiştir. 

Aynı kütübhanede mevcud diğer bir mecmuada ( Man- 
zum eserler No : 699) Âşık Ömer der makam-ı Hüseynî başlığıyla 
şu güzel muhammes mukayyeddir (1) : 

Aceb ol şâhid-i maksûda gözüm yüz süre rai 
Ya bana bir dahi bu baht-ı siyeh el vire mi 
Yohsa engüşt'i kaza defter-i ömrüm düre mi 

Gün ola mı bu gözüm vuslat-ı yâri göre mi 
Yohsa hasret beni tâ menzil-i hasra süre mi 



(1) Bu şiir bendeki bir mecmuada da «Şarkı» başlığıyla yazılıdır. 



Şöhreti ve tesirleri 87 

Hak bilûr kimseye hâlim diyemem kim nicedir 
Bunda ednâ olanm payesi anda yücedir 
Şeb i hicrin seheri yok ne karanhk gecedir 

Gün ola mı bu gözüm vuslat-ı yâri göre mi 
Yohsa hasret beni tâ menzil -i haşre süre mi 

Hele gamsız olamam rahat anınçün dilemem 
Ağlamakdan gözümün yaşını bir dem silemem 
Şeb-i gamda yitürüp(l) kendimi kendim bilemem 

Gün ola mı bu gözüm vuslat-ı yâri göre mi 
Yohsa hasret beni tâ menzil-i haşre süre mi 

Ne akıllar irişür bu feleğin gerdişine 

Ne fikirler yeter eyyâm-ı gamın cünbişine (2) 

Ne tahammül olunur hicr ü firak âteşine 

Gün ola mı bu gözüm vuslat-ı yâri göre mi 
Yohsa hasret beni tâ menziI-i haşre süre mi 

Ey Ömer tâ ki bu can terk-i diyar eylemeden 
Dîdemiz bâd-ı ecel dolu gubâr eylemeden 
Şeb-i gam âlem-i ikbâlimi târ eylemeden 

Gün ola mı bu gözüm vuslat-ı yâri göre mi 
Yohsa hasret beni tâ menzil-i haşre süre mi 

Oene aynı mecmuada» 

Seyrederken semtini cânânı gördüm ben bu gün 
Sanasın cismim içinde canı gördüm ben bu gün 
Zerre veş üftâdeler etrafın almış mâhımm 
Şübhesiz ol âfet-i devrânı gördüm ben bu gün 



(1) Gitti aklım bulamam : Bendeki yazma, 
<2) Teşvişine : » » 



88 Âşık Ömer 

Görmemişti nice demlerde gönül cânânmı 

Bulmamıştım arayup derd ü gamın dermanını 

Ol yeri kıldı kadem rencide görünce anı 

Derd içûn gam çekmezem dermanı buldum ben bugün 

Hatırım kıldı teselli ol perî bin nâz ile 
Hiç umulmazdı görüşmek ol hümâ pervâz ile 
Okur ezberden vefa babını hub âvâz ile 
Çâresâzı mürg-i hoş elhânı gördüm ben bugün 

Vasi olunca ey Ömer ol çeşm-i hûn âşâm ile 
Bir muamma eyledim peyda hezâr encam ile 
Bir ayın nokta iki bir göz yukarı lâm ile 
İsmini yâd etmek olmaz anı gördüm ben bu gün 

bendlerini ihtiva eden ve «Âşık Ömer Türkmanî der makam-ı 
Hüseynî» başlığını taşıyan bir murabba yazılıdır. 

Bu bestelerden bir kısmının bizzat şair tarafından bestelen- 
diği de tahmin olunabilir. Âşık Ömer'in musiki sahasında da 
büyük bir şöhret kazandığını görmekteyiz. 

Binbaşı Hoca Emin tarafından yazılan «Menakıbı Kethudazade 
elhac Mehmed Arif efendi hazretleri» adlı eserde Kâhyazade Arifin 
Âşık Ömer hakkında söylediği şu sözler yazılıdır : 

Çövür şuarâsından Âşık Ömer ile Gevheri bir biriyle muasır ve mu- 
sâhib olup Fener'de bir Yahudi meyhanesinde otururlar İdâre-i akdâh-i 
ayş ü işret ederler Ve iskemlelerin üzerinde bilâârâm bir beyit Âşık 
Ömer ve bir beyit Gevheri söyler ve karşularında dahi kâtibler o 
beyitlerden hiç birini zayi' etmeyüp hemen kayd ü tahrir ederler Anla- 
malı tabiat-i şi'riyyeyi Âşık Ömer Kırım'da Oözleve'M'ır Orada bir 
kahvede oturur ve çaldığı sazı başı ucuna asar kimse dokunmaz Hattâ 
Âşık Ömer bir nice zaman seyr ü seyahat edüp ba'de bu'din tebdil-i 
hey'et olduğu halde yine o kahveye gelür Sazını alup çalayım der 
ise de o Âşık Ömer'in sazıdır başkası çalamaz deyüp vermezler Her 



Şöhreti ve tesirleri 89 

ne hâl ise alur çalar Andan sonra bilürler ki o gelen Aşık Ömer'in 
kendisidir. 

Âşık Ömerlin Tanzimaftan sonra yetişen şairler arasında bile 
meşhur olduğunu görüyoruz. Bilhassa Âşık Ömer ve Gevheri 
şiirlerini çocukluğunda ezberlediğini söyleyen Ziya Paşa , Emil 
tercümesi mukaddimesinde diyor ki (1) : 

Bizim lalanın eş'ara pek mahabbeti vardı : Hattâ kendinin yazısı 
güç okunur derecede imlâsız olduğu halde Aşık Ömer ve Gevheri 
asarından mahfuzu bulunan beyitleri münasibetli münasibetsiz sıra geti- 
rüp okur ve ara sıra kendi de kıt'a ve gazel gibi şeyler nazmedip 
içinde mevzun olanları da bulunurdu... 

Bir kaç gün gündeliğimden tasarruf edüp lala ile beraber gizlice 
sahhaflara gittik; bir Âşık Ömer mecmuası aldık. Geceleri anın mûta^ 
leası ile meşgul olurdum. Pek az müddette lalanın okuduğu ve yaptığı 
şiirlerin nâmevzûn olanlarını temyiz etmeye ve hattâ okuduğum Âşık 
Ömer ve Gevheri eş'ârından beyendiğim beyitlere nazireler bile söyle- 
meye başladım » 

Bütün bunlara rağmen eski bir an'aneye bağlı kalarak şairin 
tezyif edildiğini de görmekteyiz. Hattâ şiir zevkini Âşık Ömer'le 
Gevherimden aldığını söyleyen Ziya Paşa bile Şair hakkında 
çok ağır bir dil kullanmaktan çekinmemiştir. 

harabat mukaddemesinin «Sebebi telifi Harabat» Faslında 
bazı sazşairleriyle beraber Âşık Ömer'i de şu yolda tezyif 
ediyor : 

On beşte değildi sinn ü salim 
Kim nazmile vardı iştigalim 
Mevzun söze can verirdi gûşum 
Eş'âr okusam giderdi huşum 



(1) Mecmuai Ebüzziya Cilt 1, S. 422 ve 457. 



90 Âşık Ömer 

Verdi bana evvelâ merakı 
Meydan şuârasmmm nihâkı 
Gâhîce öartbCy'ı okurdum 
Âşık Keremce, yanar dururdum 
Âşık Ömerli ki gâh alırdım 
Uçkur sözüne şaşar kalırdım 

Bay Tahir Nadi Ozan Özgü* den aldığım malûmata göre, meşhur 
Eşref de Maarif nazırı Zühtü Pûşc'ya yazdığı bir hicviyede Aşık 
Ömer ve Âşık Kerem i şu yolda kûçOk düşürmeğe çalışmıştır : 

Feyzi Aşık Ömer'in anda tecellî etmiş 
Kahve kahva dolaşan bazı gazelhan gibidir 
Dâhil-i cedvel eder vak'a-i Aşık KeremM 
Nazarında o eser ders-i debistan gibidir 

Muallim Naci ise Tercümanı hakikafte neşrettiği makalelerden 
birinde bir münasebet getirerek. 

Alemde var mı bir müteşâir benim gibi 
Aşık Ömer gazelleri hep ezberimdedir 

tcu-zında bir beyitle onun kıymetini düşürmek istemiştir. 

Tanzimat'tan sonra yetişen şahsiyetlerin bütün bu menfî gö- 
rüşlerine rağmen Şair 'in Anadolu içlerinde asırlardan beri kazan- 
dığı şöhret kaybolmamış, bilâkis çoğalmıştır. Aşık Ömer adını 
bilmeyen bir köylü hemen hemen yoktur denilebilir. 

Eski mecmualarda olduğu gibi son devirlerde yazılan bir 
takım mecmualarda da onun bir hayli manzumesine tesadüf 
ediyoruz. Bunlar arasında, isim tasrih olunmamakla beraber 
şaire söylenmiş bir çok nazireler de vardır. 

Hattâ yalnız halk zümresinin değil münevver zümreden bir 
çoklarının da Âşık Ömer'e karşı mütemayil olduğunu gör- 
mekteyiz. Son devrin olgun şahsiyetlerinden biri olan Bay Ahmed 
Remzi Akyürek, Şair'in meşhur '"dokunma» redif li gazelini şu yolda 
taştir etmiştir: 



I 



Şöhreti ve tesirleri 91 

Ey çerh-i sitemger dil-i nâlâne dokunma 
Var mı sana bir zulmü o hayrâne dokunma 

Terk eyle beni hâlime giryân olayım ben 
Hecr âlemidir ettiğim efgane dokunma 

Ey bâd-i sabâ uğrar isen yâre selâm et 
Kûyindeki dildâde mukîmâne dokunma 

Ey şâne ara beste bulursun dil-i zârı 
Tel kırma fakat zülf.i perîşâne dokunma 

Ey bade eğer yârim içerse seni bensiz 
Peymâneyi pür eyle de peymâne dokunma 

Bîhuşum ezel süzme gözün bezmde sâkî 
Ver neş'e fakat nerkis-i mestâne dokunma 

« 

Vermem sâna çek benden elin ey melek-ül-mevt 
Sağ ol hele geç menzil-i sultâne dokunma 

öz canım içün olma benim feyzime mâni* 
Cananıma nezr eylediğim câne dokunma 

Bay Nureddin Riişdu Büngiil de aynı mnzumeye çu yolda 
bir tahmis vûcude getirmiştir : 

Yârimle olan ahdile Peymâne dokunma 
Kalbimdeki bu şu'le-i îmâne dokunma 
Dilde dolaşan aşk-ı fürûzâne dokunma 
Ey çerh-i sitemger dil-i nâlâne dokunma 
Hecr âlemidir ettiğim efgane dokunma 

Zühhâde kulak vermeyi hakka ki haram et 
Tenhâya çeküp gizlice ifhâm-ı meram et 
Üslûb-ı hakimane ile arz-ı kelâm et 
Ey bâd-i sabâ uğrar isen yâre selâm et 
Tel kırma fakat zülf-i perîşâne dokunma 

Aşk ehline işret yaramaz gönce dehensiz 
Câm-ı Cem'e rağbet mi olur sîm bedensiz 



92 Âşık Ömer 

Düşmem hele ben çâhı zenahdân ola bensiz 
Ey bade eğer yârım içerse seni bensiz 
Ver neş'e fakat nerkis.i mestâne dokunma 

Bu bendesi Rab-bül-ezel'in ey melek-ül-mevt 
Üftâdesidir bir güzelin ey melek-ül-mevt 
Cân almak ise ger emelin ey melek-ül-mevt 
Vermem sana çek benden elin ey melek-ül-mevt 
Cananıma nezreylediğim câne dokunma 

Aşık Ömer divançesinin pek çok defalar basılmış olması da 
onun halk tarafmdanne kadar benimsendiğini açıkça göstermek- 
tedir. 

Son yirmi otuz yıl içinde ise ona aid yazılar yazıldığını ve 
biografik eserlerde ondan bahsedildiğini görüyoruz. 

Asım oğlu Mehmed Siraceddin, « Mecmua şuara ve tezkirei 
üdeba» adlı eserinde şair hakkında şunları söylemektedir [1] '- 

Aşık Ömer bir şairdir ki sıbyân ü avam hattâ havvâss-ı kiram ara- 
sında anı bilmeyen yoktur. Bir tıfl-ı nâzik mizaç müsteidd-i telâffuz oldu 
mu ibtidâ ana arz-ı çehre- i güftüğû eden Aşık Ömer'in kelimâtıdır. 
Sözleri zâika-i ezvâk-ı sıbyâne muvafık ve idrâk-i zümre-i avama mutabık 
harcı âlem olduğundan dîvân-ı eş'ârı defeât ile tab' olmuş iken kesb-i 
nedret etmiştir. Vâkıâ Aşık Ömer sazşairidir lâkin kalem şürleri kadar 
güzel ve selis sözleri de vardır. 

Ezcümle 

Vermem sana çek benden elin ey melek.ül-mevt 
Cananıma nezreylediğim câne dokunma 

beyti BâkVler'ı NâbV\tr\ bile takdirhân eder. Aşık Ömer ilmen ve 
tahsîlen değil, fakat hayâten ve fıtraten nâdir-ül-emsâl bir şâir-i milIîdir»^ 
Henüz sagîr-üs-sin iken pek hoşuma giderek ezberlediğim ve hâlâ 
kemâl-i takdîr ve hayretle okumakta olduğum bu müseddesini tahrîr 
ile iktifa eyleriz : 



Şöhreti ve tesirleri 93 

Bir âfet yüzlü dildârm yine oldum giriftâri 
Cihanda görmedim ben böyle bir yâr-ı cefâkâri 
Beni ağlattı dünyâda varup güldürdü ağyâri 
Bulursam rûz-i mahşerde ben ol yâr-ı sitemkâri 

Açam başım dökem yaşım yaka yırtam kılam zari 
O yâr ile benim da'vam Huda fasleyleye bari 

İşim bu dâr-ı dünyâda yaman etti diyem yâ Rab 
Gözüm yaşın figan etmekle kan etti diyem yâ Rab 
Bana nettiyse bu şûh-i cihan etti diyem yâ Rab 
Benim ebrusu veş kaddim keman etti diyem yâ Rab 

Açam başım dökem yaşım yaka yırtam kılam zarı 
O yâr ile benim dâ'vam Huda fasleyleye bari 

O denlü âh idüb kılsam gerek feryâd ü efganı 
Ola tâ'cîz âhımdan behiştin hür u gılmânı 
Bulamazsam terazûde sıratta beklerim anı 
Murûr eyler iken anın girerse deste dâmânı 

Açam başım dökem yaşım yaka yırtam kılam zarı 
O yâr ile benim da'vam Huda fasl eyleye bari 

Şirâr-ı dûd-i âhımdan ki mahşer ola âlûde 
Asılup boynuna yârın günah âsâ terazûde 
Bulur isem ben ol yârı eğer cennât ü tamude 
Alam anı beraberce gidem dîvân-ı ma'bûde 

Açam başım dökem yaşım yaka yırtam kılam zarı 
O yâr ile benim da'vam Huda fasleyleye bari 



94 , Âşık Ömer 

Figanım mahşer ehline ola bir âteş -i sûzân 
Benim sûz-i derûnumdan cehennem eyleye efgan 
Taaccüb kılalar bu âh ü zara Mâlik ü Rıdvan 
Senin Aşık Ömer hâlin gören âdem ola hayran 

Açam başım dökem yaşım yaka yırtam kılam zarı 
O yâr ile benim daVam Huda fasleyleye bari 

Bursalı Tahir, Siraceddin^in eserindeki malûmatı ayniyle Osmanlı 
müelliflere ne nakletmiş ve ilâve olarak bazı yazma divanlarının 
nerelerde bulunduğunu göstermiştir. 

Bundan bir hayli evvel Prof. Bay Fuad Köprülü, Sazşairlerine 
aid neşrettiği makaleler silsilesinde [İkdam: 1330- 19 15] M^^ Ömer'i 
de mevzu bahsetmiş ve onun hakkında yeni bir takım malû- 
mat vermiştir. 

Gene Bay Fuad Köprülü 1927 yılında çıkan Hayat mecmua- 
sında "Aşık Ömer'e dair bazı notlar^ başlıklı bir makale neş' 
retmiştir [No^ 24]. Şaire aid tarihi bazı şiir parçalarını da ihti- 
va eden bu mühim yazı-ian da bilhassa şu kısımları nakledi- 
yorum : 

"On birinci asrın ilk nısfında büyük şöhret kazanan Kaykıçı Mustafa 
dan sonra bu asnn sonunda ve müteakib asrın ilk senelerinde başlıca 
üç sazşairi imparatorluk dahilinde iştihar etmişti: Aşık Ömer, Gevheri 
Âşık Hasan, Bir takım menkabeleri âşıklar arasında son zamanlara 
kadar yaşayan Âşık Ömer'in Âşık Hasan gibi bir yeniçeri sazşairi ol- 
duğunu o devir vakâyii harbiyesine dair yazdığı manzumeler tamamiyle 
göstermektedir, O devir şairlerinde olduğu gibi Âşık Ömer*de de cen 
gâverlik hissi Dinî - Sofiyane hislerle imtizaç etmiş ve cenk şiirlerinin 
nesci dahilîsini teşkil eylemiştir.. „ 



Şöhreti ve tesirleri 95 . 

"Cumhuriyet Ansiklopedisi^ nde^aj^ Samih Fethi (M. Turhan), 
''Meşhur adamlar Ansiklopedisi„nde de Bay İbrahim Alâeddin yaz- 
dıkları "Âşık Ömer» maddesinde şair için takdirli bir dil kul- 
lanmışlardır. 

İşte Âşık Ömer'e dair şimdiye kadar benim görebildiğim ya~ 
zılar bunlardan ibarettir. 

Bir çok bakımdan kıymetli olan Âşık Ömer'in her halde gün 
geçtikçe şöhreti artacak ve öyle umuyorum ki onun hakkında 
zamanla yeni yeni bir takım vesikalar daha ortaya konacaktır» 



ŞİİRLER 



DESTAN 



_ 1 _ 



Gel vuhûş u tuyûru bir yâd edelim 
Her birin ismiyle iyân edelim 

Zûr u kuvvet düşer arslan şâmna 
Yüce taht kurup fil istühânma 

Ayıya hor bakma ateştir özü 
Gergedan bir hayvan onun boynuzu 

Tavuşan tutamaz bu kûhisân 
Parsı alır asla kaçırmaz avı 

Kepçe kuyruk dersen âteş-i sûzan 
Dâim bulut ile cengeder kaplan 

Huda'nın emriyle geldi cihâna 
Hak hidâyet etti Veysel Karan' a 

Bak kelerle kirpilerin derdine 
Almasalar Kaf dağının ardına 

Meşhurdur müşgü ceylânın zahir 
Hmzîr-i murdarı bulsa bir kâfir 

. . . daldan dala yelip gezmede 
Gelincik bulduğun çalup gezmede 

Yaban eşeğine eyledim nazar 
Sığır her tarah otlayıp gezer 



Gör neler halketmiş Bârî Taâlâ 
Ayn-ı ibret ile eyle temâşâ 

Ancak karakulak varır yanına 
Demir mıh kakarlar kâretmez asla 

Gerçek kurdun dahi soğuktur yüzü 
Zehir nûşeyleyen canlara şifâ 

Tazı dirîğ etmez eldeki varı 
Çakal hırsızlıkta cümlenen a'lâ 

Maymuna her fenni öğredir insan 
Parsile hasımdır bî bâk ü perva 

Hidmet etmek için benî inşâna 
Deve feriştehtir hayvan sûretâ 

Tâ beseher kurbağanın virdine 
Yıkardı âlemi heman ejderhâ 

Sırtlan dahi kefen soymağa mahir 
Can verir bir lokma etine amma 

Sıçan dıvarları delip gezmede 
Huda köstebeği yaratmış a'mâ 

Beğendiği yerde dolaşır gezer 
Câmus gölde sürer zevk ile safa 



Âşik Ö 



mer 



Koyun mübarektir çıktı cennetten 
Katır eşek dönmez düşen hizmetten 

Kedi ne kaşmerdir gör küçücükten 
Hele hakikatli var mı köpekten 

Mikdân küçüktür gerçi karınca 
Gör kaplumbağayı âdem görünce 

örümcek tel çeker görünmez hayâl 
Çekirge de yağar bârân misâl 

Zehirde galibdir yılana çıyan 
. . . ise merk-i âfet-i can 

Kande ise kürkçü dükkânın bulur 
Kürk olur bunların kürkü giyilür 

Ömer hayvanâtın kadri bilindi 
Dile gelenleri takrîr olundu 

Mürg-i kebîr iki Kaf dağmca var 
Süleyman'dan bîat almış yolu var 

Tavus kuşunun ömürü firâvan 
Ana da gıdayı eyledi ihsan 

îshak kuşu dâim Hak'kadır ünü 
Lâklâkla geçiyor leyleğin günü 

Tavus mâlik idi aceb nefese 
Giriftar etmişler bend-i kafese 

Deve kuşunun darbı yeğin sakın 
Beğendinse tüyün başına takın 

Bülbül bu fenada geçmez gülünden 
Çakır ile balabanın elinden 



Keçide bulmadım eser lezzetten 
At yanında ester misâl-i sabâ 

Porsuğu öldürsen almaz kötekten 
Nan yediği yere eyler can feda 

Niydüğün bilirsin zahmm urunca 
Hacâbetle başın çeker hırkaya 

Akreb kimi soksa olur bîmecâl 
Akıl irişmez hikmetine amma 

Sokunca öldürür âdemi yılan 
Kertenkele durur kırlarda hakka 

Bahâ vü kıymetin ekâbir bilür 
Biri vaşak, kakum samur zerdüva 

Cümle eylediğim karar bilindi 
Kuşların da vashn edeyim şehâ 

Hümâ kuşu bulut içre bîşümâr 
Sultân-ı mürgandır sîmürg-i anka 

Yetmiş şehir dolusu gıdadır inan 
Kendi kereminden Bârî Taâlâ 

Horus nida eder ömrünce sonu 
Bin yaşında ihtiyardır Akbaba 

Pâyini gördükte gelir bu sese 
Dudu kumru eyler derûnî nida 

Görürsen yanına uğrama sakın 
Bileğinden olur bir güzel çığa 

Baykuş uzlet etmiş halkın elinden 
Balıkçın eylemiş yurdunu derya 



Âşık Ömer 



Karabatak yurdu ummana benzer 
Seyfîle tavşancıl düşmana benzer 

Çaylak karakuştan döner mi meğer 
Adet olmuş sakankur kuşun değer 

Sarı asma kıl kuyruk satarlar kandin 
Ateş-i hicrana yakmakta kendin 

Ebabilin nedir dâğile kârı 
Cihanda bal için zâr oldu arı 

İpek scyreyleme serde 

Uyhudan uyarır beni seherde 

Câhile g-örmemiş rahı 

Ağ-aç kakan serde o şebkülâhı 

Martı sakakuşu kaşıkçı toygar 
Lori istühanı ölçer de yutar 

Hüdhüdün dillerde söylenir ismi 
Doğandır kaz ile ördeğin hasmı 

Sarı ile fahte yasdanır dağı 
Gâh inip ovaya gezer alçağı 

Çalı kuşu bir an eylemez karâr 
Çayır kuşları da bulmuş iştihar 

Bu Ömer vuhûş u tuyûru verdi 
Her kese hâlince hil'at giyirdi 



Kuğunun burunu mercana benzer 
Bıldırcınla keklik ağlar dâima 

Dâima gergenes serçeyi öğer 
Ölüsü dirisi bin altın bahâ 

Darı kuşu böyle tutmazken bendin 
Pervane uşşaka eyleyip sala 

Süğlün ile çakır kuşunun varı 
Eyyub kurdlarından aslı ibtidâ 

Dürrac mekân tutmaz değme bir yerde 
Kârban kuşu da verince sadâ 

Darcan kılmaktadır derd ile zân 
Dembedem burnuna eder ol ezâ 

Sığırcık ta bulmuş epey iştihar 
Âhırın fehmeder özge temâşâ 

Kırlangıcın dahi nâziktir resmi 
Şahinin önünce uçar mı turna 

kılmakta bir an ferağı 
Perin açıp eyler seyr ile sahra 

Samancı kuşu 

Yelkovanı seyret sahra be sahra 

Hep ismi resmiyle çekti çevirdi 
Elinden geleni eyledi icra 



_ 2 — 



Bîhûde akıtma gözünden yaşı 
İbtidî yarattı Huda bir taşı 



Bu ahvâle vâkıf olamaz başı 
Anla nice kevn ü mekân eyledi 



8 



Âşık Ö 



mer 



Ol gevhere Huda eyledi nazar 
Rivayet edenler böylece yazar 

Evvel bölüğünden Arş-ı muallâ 
Üçüncü bölükten Levh oldu peyda 

Beşinci bölükte hurşîd-i enver 
Yedinci bölükten rûzü şeb derler 

Sekizinci bölük melekût ihya 
Onuncu bölük te rûh-i Mustafa 

Bu tarikte hâmûş kaldı kâmiller 
Hikmet-i Huda'ya ermez gafiller 

Cümle yerin göğün aslı bu meğer 
Uşaklar mektebde eylemiş ezber 

Sekiz cennet yedi tamudur hele 
Felekler cümle-i encümler ile 

Bir nev'e cevâbı kılalım gayri 
Atamız Adem'e gelelim gayri 

Huda ferman etti çünki Cibrîl'e 
İncik toprağiyle mağribden bile 

Alnının toprağı Kâ'be'den heman 
Mağribden meşrikten ellerin ey can 

O câri anâsır olunur isnâd 
Balgam safra soda kan ile bünyâd 

Tîn-i pâkin tertîb eyledi Settâr 
Cana ferman etti çün Perverdiyâr 

Bir hitâb erişti ol demde câne 
Hayâta irişip baktı cihâne 



Oldu ula derya olunur hazer 
On bölük ol derya revân eyledi 

İkinci bölüğü felek-i meclâ 
Dördüncüden mâh-i tâbân eyledi 

Altıncı bölükten cennetler yerler 
Karanlığı ziya iyân eyledi 

Dokuzuncu bölük Kürsî'dir hâlâ 
Ser defter-i peygamberân eyledi 

Akhnı perişan etti fâzıllar 
Kimini kul kimin sultân eyledi 

Kat be kat söylemek o da mı hüner 
Okuyup tesbîh-i lisân eyledi 

Söz uzar evlerin getürsem dile 
Muhtasar böyle dermiyân eyledi 

Aslımız anlayıp bilelim gayri 
Hikmet ile Sun'i Yezdan eyledi 

Binbir isimlerin getürdü dile 
Aldı bin lûtf ile bir ân eyledi 

Budlarm toprağı Yemen'den inan 
Dört kabza toprağı yeksan eyledi 

Hem nâr ü hâkile âb iledir bâd 
Etibbâlar böyle beyân eyledi 

Kırk yıl türâb üzre eyledi karâr 
Girüp çıkup Hak'ka îmân eyledi 

Âdem'in batnma oldu devâne 
Huda'ya hamd-i bîpâyân eyledi 



Âşık Ömer 



Bu edada hâsıl oldu sîm û zer 
Mürşiddir talibi eyleyen perver 

Bir kürsî Cebrail ol dem getürdü 
Dört molla kürsîyi alıp götürdü 

Çün Arş eşiğine kondu bu minber 
Secde edüp dedi Allahu ekber 

Saf be saf melekler eyledi sücûd 
Secde eylemedi akıbet merdûd 

Gururlanıp oldu emeği zail 
Yetmiş bin yil zikri hep oldu bâtıl 

Cümle melekler de vardı hayrete 
Alup götürdüler anı cennete 

Bir zaman eyledi cennetin demin 
Sol eğe kemiğindendir Adem'in 

Bir birini bilüp oldular şâdân 
Buğday ağacından görürsüz ziyan 

irişti cennetin bâbma Şeytan 
Akıbet ağzına şeytanı yılan 

Ağzında Şeytan'la cennete girdi 
Buğday yeyin deyu hileler kurdu 

Eyledi anlara Şeytan iğvâyı 
Ferâmûş ettiler emr-i Huda'yı 

Meğer kim bu imiş hikmet-i Huda 
Aşikâre oldu kudret-i Huda 

Hasedle Azrail böyle iş etti 
Cümle giydikleri hülleler gitti 



Arif olan alır sözünden hüner 
Üstünde kâmili emân eyledi 

Üstünde Hazret-i Âdem oturdu 
Kat be kat gökleri seyrân eyledi 

Anda nüzul etti Âdem Peygamber 
Cümle meleklere ferman eyledi 

Öyle olmuş idi hitâb-ı Ma'bûd 
Azâzil'i nice Şeytân eyledi 

Filcümle melekler hocası kâmil 
Lâ'neti halka ber gerdan eyledi 

Başlayıp Âdem'e dahi izzete 
Sohbet-i huri vü gılmân eyledi 

Gaflet aldı onu olmuşken emin 
Havva ile demin şâdân eyledi 

Hülleler olundu anlara ihsan 
Yemeyin deyu Hak ferman eyledi 

Düşnâm ile sürdü o yerden Rıdvan 
Cennete getirmiş yılan eyledi 

Arayıp Âdem'i Havva'yı gördü 
Emr-i Hak'kı anlar nisyân eyledi 

Akıbet yediler dahi buğdayı 
Âdem Havva böyle isyan eyledi 

Anlara verdi bu gafleti Huda 
İşte böyle terk-i cihan eyledi 

Peşîmân oldular amma iş bitti 
Anlar eğinlerin uryân eyledi 



10 



Âşık Ömer 



Sürüldü cennetten Âdem ü Havva 
Rahmet kapusunda Havva sâniyâ 

Serendib'e indi Hazret-i Âdem 
Kırk yıl ağladılar akıttılar dem 

Emr-i Hak oldu anlara mülakat 
Cibrîl nazil oldu edüp iltifat 

Ol koyunun yünün eğirdi Hâvvâ 
Eğnine kıldılar yosma bir abâ 



Tevbe kapusunda Âdem ibtidâ 
Çi fâide zâr ü giryân eyledi 

Cidde'ye irişti Havva da o dem 
Biri birlerinden nihân eyledi 

Hasret ü firkatten buldular necat 
Sığır ile koyun ihsan eyledi 

Deriler dokudu Âdem sâniyâ 
Giyip vücudlarm pinhân eyledi 



Çıktığı dem Âdem cennetten çıplak Setr içün incirden eyledi yaprak 

Dört damla damladı incirden mutlak Birin penbe-i râyegân eyledi 

ikincisi ak dut anladın bildin Üçüncü karafdut haberin aldın 

Dördüncüsü şeker sözüme geldin Musannifler Qmer beyân eyledi 



3 _ 



Bir gün ecel gelip irişe bize 
Can ile gûşedin deyeyin size 

Ölüm yasdığma koyunca başı 
Cem'olur yanma kavm ü kardaşı 

Hak'kın emri ile gele Azrail 
Olamaz önüne kimesne hâil 

Bir kez olunca ol emr-i Rahmânî 
Tırnaktan dizine çıkınca canı 

Ferce bulup gele îblis o bedhû 
Diye îmânın ver sana verem su 

İlâhî alırken sen canımızı 
Afveyle sen bizim isyanımızı 



Gel deyu bekaya oluna ferman 
Nicedir olurken ahvâl-i insan 

Almaz olur tab'ı etmeği aşı 
Arayıp bulmağa derdine derman 

Cümle mahlûkatı eyleyen zail 
Kurtulmaz elinden inşân ü hayvan 

Sal adem mülküne ibn-i fülâni 
Tutuşa yüreği mânend-i külhan 

Merdûd-i ezelî ol âsî bedrû 

Ey gaıîb olmuşsun ziyâde atsan 

Emânet eyledik îmânımızı 

Bizi emîn eyle Min şerr-i Şeytan 



Âşık Ömer 



11 



Ruh tulü' eyleyip hulkuma gele 
Hamdeyle Huda'ya pâki kalb ile 



Makbuldür tevbemiz ol mahal bile 
Kendi fazhndandır bu lûtf u ihsan 



Bir dahi dest urup edince zoru Bir an da cân ü tenin kala kuru 

Pençe-i darbmdan dü çeşmin nuru Döküle yüzüne misâl-i baran 



Uzada akıbet dest ile payı 

Kor gidersin bunda cümle eşyayı 

Salât ü savm ile olmayan medyun 
Çıkınca tahtaya cesed-i 

Dökeler üstüne âb-ı revanı 
Altına çekeler râh-ı revanı 

Koyalar seng üzere gele cemâat 
Çağıra müezzin er kişi niyyet 

Çar kişi duşunda götüre seni 
Yerin karnın yırtup yatıra seni 

Çevrene cem'olup dizile ol hî» 
İlâhî âhırda Kur'an-ı mübîn 

tek ü tenhâ seni korlar giderler 
İsmini hatırdan ihrâc ederler 

... yukarı can ver Allah 
Urunca tahtaya başın diye ah 

Akabince gele Münkir ü Nekir 



Terkeyleye âhır dâr-ı fenayı 
Gerek senin olsun İran ü Turan 

Akıtmaz gözünden bârân-u Ceyhun 
Soyalar câmeni olasın üryan 

Ne ise edeler gasil erkânı 
Râh-ı musallaya olasın revan 

Saf tutup karşına dizile kat kat 
El bağ-lıya dara karşına yaran 

Götürüp kabrine getüre seni 
Üstüne türabı örteler ol an 

Başlayıp okuna Sûre i Yâsîn 
Okunup Fatiha dağıla yaran 

Duydun mu fülânı fevt oldu derler 
Böyledir ezelden âdet-i devran 

Sıdkımız budürür Âmentü billâh 
Bile öldüğün ol mahalde insan 

Havfmdan vücûdun titreye tir tir 



Diyesin Rabbim tez evvel haber vir Tutmuş ik-mzunda [1] bir gürz-l giran 



Sora Peygabr'in mezheb ü dînin 
Verirsin mûr ile pür ola sînin 

Eğer verir isen akr-i cevâbı 
Niçin gûş etmedin deyu kitabı 
[1] «İki omuzunda» yerine. 



Kıble vü milletin cümle âyînin 
Bilâ havfin eğer cevâb-ı asan 

Edeler canına dürlü azabı 
Ederdin cilve-i sohbet-i yaran 



12 



Âşık Ömer 



Mülk-i beka için yapış bir kare 
Çok çalıştı buna bulmadı çâre 



Yanmasın der isen vücûdun nâre 
Bu maraz- 1 mevte hazret- i Lokman 



Bir zaman şâh iken vahş ü tuyûra Fermanı yürüdü mâr ile mûra 

Ecel câmm içip girdi kubura Hükmederdi ins ü cinne Süleyman 

Yatur zemîn içre nice Ya'kub zâr Dahi Yûsuf gibi mahbûb-i dîdâr 

Habîb-i ekremle hem Çehârıyâr Ebû Bekr ü Ömer Ali vü Osman 



Cihâna geldiler oldular gaib 
Sütûn-i dîn olan sâhib mezâhib 



Kodular yerine bir aded nâib 
Hanbelî Şafiî Mâlikî Nu'man 



Bu resme kalmaya hiç nesl-i ümmet Küffârm başına kopa kıyamet 



İsrafil sûrunu çala ol saat 

Gör nice harceder bu çarh ricali 
Şems ü mah 

Penbe veş atıla dağlarla sahra 
ikinci sûrunda dirile yekpâ 



Kalmaya cihanda zîrûh bir can 

İrişe dünyânın gayri zevali 
Nice kalıserdir bu köhne vîran 

Ebir veş döküle zemîne semâ 
Kurula mahşerde Sırat u Mîzan [1] 



Kadir ü kayyûm Ahad-i bîçûn 
Sâni'-i lemyezel sun'-i Kâf ü Nun 

Sen bu âyîne-i zât-ı meşhuda 
Süleyman olursun mülk-i vücûda 

Âşıklar eylemez daVâ-yı nihan 
Seyreder esrarı iyân u beyan 

Mihmânısm işbu köhne durağın 
Ötesin arama senden ırağın 



Lûtf u kerem issi Gani girdigâr 
Kalbimi bu yüzden pür etti envâr 

Kaddin hamîde kıl baş eğ sücûda 
Hükmüne râm olur kamu mûr ü mâr 

Da'vâya muindir muîn ü nişan 
Çekmeyen çeşmine perde-i berdâr 

Göçtür yarın hâzır eyle yarağın 
İdegör sen seni senden haberdâr 



[1] Bu manzume yalnız konya müzesindeki nüshada eksik olarak mukayyettir. Bu 
eserin 220 den 229 uncu sahifeye kadar olan kısmı eksiktir ve bu destanın son kısmı da 
bu zayi olan yerdedir. 



Âşık Ömer 13 

Yerde gökte olan peyda vü gaib Arş ü Kurs ü Kalem cümle merâtib 

On iki matla'u hefti kevâkib Cümlesi sendedir sende aşikâr 

llm-i dekayıktır kal ile kîlim Mantık u hey'ettir dehanda dilim 

Bu bâb-ı hikmette kavî delilim Âyet-i Kur'an'dır îmânım ikrar 

Ayağım Hut burcu hameldir başım Utârid tab'ımdır yâr-ı sırdaşım 

Kamer zebânımdır nutk-ı sâbâşım Zühredir yüreğim rakseder oynar 

Müşterî bağnmdır cünbiş-i dağım Mirrih ödüm oldu Zuhal dalağım 

Yüzüm güneştürür rûşen çerâğım Kaddi bâlâ burç- i Sevr işi düşvâr 

Kollarım Cevzâdır misâl-i şecer Göğsüm Esed göbek Mizân'a benzer 

Seretan hem destim Sümbüle çeker Her biri durmayıp ederler devvâr 

Akreb önü ardım kays-i , Fikrettim zânûlar burc-i Cedî'dir 
Omuzlarım Delv'i tamam yedidir matla'-ı seyyar 

Kök tırnak sinir hâk ile âbâd Ateş kanım etim âb ile ruhbad 

Safra süd ü balgam bem ile mu'tâd Çarı anâsırı eyledim izhâr 

Sağım mağrib oldu meşriktir solum Yemin hod önümdür bulmuşum yolum 

Ayağım taht başta tacım ukulüm Şu cihanı dahi kıldı aşikâr 

Tâlib-i dünyâdır el ile ayak Ayn-ı ibret ile temaşaya bak 

Dilim monla oldu naibim kulak Kalbim sicillinde gör ki neler var 

Hâk-i siyah oldu atamız iyan Atamız bu rümûzu beyan 

Kulaklar göz burun hem dahi dehan Yedidir başımda bahr-i bîkenâr 

Tevârih hey'etim gerdiş-i gerdun Kafam Arş-i a'zam levh-i Kâf ü Nun 

Sidre tarf-ı beynim Kays-ı zûfünun Diraht-ı Tûbâdır turra-i tarrâr 

Kaygu karanlıktır misâl-i zulmet Aydınlık menzili safâ-yi rahat 

Hastalık furtuna sağlık selâmet Gönül keşti akıl reîs-i rüzgâr 

Çarı anâsırdır tendeki varım Anlardır hikmette dört vefâdârım 

Ra'd ü berk âhımdır figan ü zarım Başım yağmur bulut öyge vü âz âr 



14 



Âşık Ömer 



îbtidâ menzilim âlem-i Lâhût 
Üçüncü seyrânım oldu Melekût 

Ma'nâda Cebrail akl-ı nüktedan 
Sûr eyler îsrâfil na're-i dehân 

Cismim Tür oluptur aklım tecellî 
Tevrat Zebur încil Fürkan küUî 

Gözlerim ay ü gün budur ma'nâsı 
Çeşmimi yumduğum gaflet havası 

Erbâb-ı hünerdir ehl-i keramet 
Su gibi arıdır erbâb-ı uzlet 

Aybm setreylemek her bir 
Sohbeti cennettir kâmil vücûdun 

Sû-i zan . . . 

Ehl-i gıybet cinnî Ehremen mesel 

Dâhildir hayvan -ı natıka insan 
Kaplan munâfaklık tekebbür arslan 

Malihulya ehli fîl ü gergedan 
Hırsızlık san'atı gol-i beyaban 

Bedhuy kurda benzer fitne çakala 
Bütün anladığım her daldan dala 

Eti yenir kuşlar iyi halimdir 

Ol yırtıcı kuşlar şum cemâlimdir 

Kocalık güz faslı nazar et râza 
Yiğitlik âlemi benzer ilk yaza 

Râh-ı müstakîmde ferîk olmuşum 
İsyan 



İkinci âlemim mülk-i Ceberut 
Nâsûta erince eyledim ikrar 

Mîkâil değil mi fehm ile iz'ân 
Azrail temsili tab'- 1 bedhâr 

Akıl hired andan bulur teselli 
İşbu künûz içre olunmuş esrar 

Arz-ı tis'în ile heyhat sahrası 
Yedi iklim yedi a'zâma pergâr 

Seherde uyhudur fi'l-i şekavet 
Ehl-i şirkten olur gezen şermisâr 

Tutmaktır rızâsın Rabb-ül- Vedûd'un 
Kurbet-i câhilân dûzah-ı pür nâr 

Hüsn-i zanneylemek güzeldir güzel 
Bî namaz şeytana olur alemdar 

Tevazu' ehlidir bil ehl-i îman 
Nefsimle gazabım ejder ile mâr 

Hayvanlık çok yemek billahi inan 
Şehvete uyanın mislidir himâr 

Hile tilkiliktir gitme hayâle 
Kedilik kaptığım sakladığım fâr 

Eti yenmiyenler hem hayâlimdir 
Fikrim anka gönlüm taht-ı cihandâr 

Bunamaklık kıştır ömr-i dırâza 
Tıfıllık misâli eyyâm-ı bahar 

İsyan deryasına garik olmuşum 
Mağfiret ümran yâ Ganî Gaffar 



Âşık Ömer 15 

Aşkına eyledin var istüvâyı Arş ü Kürsî ile hefti semâyı 

Yarlığa Ömer'i ol bî nevayı Behakk-ı hürmet-i Ahmed-i Muhtar 



— 5 



Yer ile gök azîm etti maslahat Gök söyledi burc-i baran benimdir 

Yer söyledi tevekkülî söyleme Zâhidâ arş benim seyran benimdir 

Gök söyledi ne inada varırsın Dinle kim sen değilsin sen de bilirsin 

Ben yükseğim sen alçakta durursun Bunca kalbi taht-ı revan benimdir 

Yer söyledi benim seni döndüren Evvel Cebrail'in 

Alçaklardan yükseklere bindiren Kulu Kanbcr Şâh-ı merdan benimdir 

Gök dedi ki gel otur hesablara Değme melâikim gelmez kablara 

Zühre şems ü mâhitablara Yüce yüce dem ü devran benimdir 

Yer dedi ki asla çekmem firakı Bende yanar evvel Mevlâ çerâğı 

Evliyalar enbiyâlar durağı Yedi derya yedi umman benimdir 

Gök söyledi bende rûzigâr eser Üçyüz altmış altı damarın keser 

Ben olmazsam seni zulümat basar Ol güzel kurulu dîvan benimdir 

Yer söyledi türabımız denk verir Seher vakti âlemlere denk verir 

Her bahçede yüz bin çiçek renk verir Yıkımdan kurtarır gülşan benimdir 

Gök söyledi bulutlarım bulanır Yedi katta dolaylarım dolanır 

Yağar yağmur bütün yerin sulanır Gök eden 

Yer söyledi dağım nurdur taşım nur Kendisi nur dîdesi nur kaşı nur 

Deryalardan sahralara taşınur Cefakeşin neslin bozan benimdir 

Gök söyledi kimden aldın haberi Bende olur hep melekler serveri 
Arş'm Kürs'ün yerin göğün lengeri ulu Sübhan benimdir 

Yer dedi ki yalan dedin buradan Alimlerim okur aktan karadan 

Seni beni ikimizi yaradan Cümlenin muradı Rahman benimdir 



16 



Âşık Ömer 



Gök söyledi şimdi kaya yıkarım 
Ey yer seni ateşlere yakarım 



Emr edersem yıldırımım çakarım 
Şimdi top benimdir çevgân benimdir 



Yer dedi ki benden yüksek durursun Neye büyük söyler mağrur olursun 

Tâ ezelden sen hasmını bilirsin Yıldırımın tutan sultan benimdir 

Cök söyledi hesab olmaz yıldızım Seni küşâd eder olua gündüzüm 

Gılmân ile huri melekler bizim O güzel Arş ile Rahman benimdir 

Yer söyledi aç gözünü bak bana Bende olan sende var mı dursana 

Bende yatar Cihan Serveri hâlâ öyle devlet benim ihsan benimdir 

Gök işitti bunu etmedi cengi Dedi ki yer ettin sen bize rengi 

Yazdı A§ık Ömer bu cöngü kendi Yerle göğün medh-i lisan benimdir 

_ 6 _ 



Diyâr-ı Bursa'da eğlendik kaldık 
Sürdük yüzümüzü ziyaret kıldık 

Keşişdağı meyva kânıdır gördük 
Çukuryaylay-astık [2] tutyasın derdik 

Kale'de kar tuttu güç ile kaçtık 
Yakacık'tan bakıp deryayı seçtik 

Soyran yaylasında üç gece yattık 
Kuyulu kayayı ziyaret ettik 

Kısıkh'dan beridir 

Mekke'lidir güzellerin biridir 

Çamlıca'ya Teferrüc'e varanlar 
Umur Beğ'in hamamına girenler 

Eğer âşık olup dîvan durursan 
Temenye'nin güzellerin görürsen 



Şimdilik budur bize mekân deyu 
Kutb-i âlemdir Emir Sultan deyu 

Evliyalara çok yüzümüz sürdük 
Getürdük yârana ermagan deyu 

Karapınar'ın soğuk suyun içtik 
Ateş yaktık seyretsin yaran deyu 

Kurşunlu kilse'yi görmeden gittik 
Böreklerin kaymağına ban deyu 

Pir emir Sultan ömrümün varıdır 
Oyunlar oynarlar bu meydan deyu 

Monla Arab câmi'ini görenler 
Berberleri sabun sunar yun deyu 

Sunup hâkipâye yüzün sürersen 
Top oynarlar elem çekmeyin deyu 



Âşık Ömer 



17 



Soğucuk pınardan doğrudur yollar 
Abdülmü'min köşkü doldu güzeller 

Üftâd-efendi [1] bahçesin görenler 
Yiyüp içüp zevk u safa sürenler 

Gazi hünkâr câmi'ini görenler 
Eski Kaplukça'da havza girenler 

Kara Mustfa Paşa 

Bir gidi de börekçiyi doğuyor 

Cehudlar murdardır it gibi kokar 
Kalyoncular dâim yollara bakar 

Kalenderhâne'den çün şehre sürdük 
Çıra pazarında bir civan gördük 

Andan Alem oğlu kahvesine var 
Aşık elinden koş hatırcığm sor 

Bezzazlar saraçlar durmayıp salar 
Nâkacılar avretlere söz atar 

K 

Sarhoş gavga edüp bir söz atınca 

Tavuk pazarında aldı beşimi 



Yorgancılar çok çahşır yorulur 
Gelinciğin dilberleri sarılur 

Bez esnâft mail kıymetli taşa 
Kuyumcular bakakalur gümüşe 



Karanfiller kasrı donattı güller 
Cem'oluben geldi haziran deyu 

Dilberle Abdal Murâd'a varanlar 
Bunda derilüp hep ârifan deyu 

Çekirge'ye varır derdli olanlar 
Böbürlenir safa etti can deyu 

Kaynarca da nöbetini savlıyor ~ 
Ete niçin komadm soğan deyu 

Andan yolum Çatal furun'a çıkar 
Aceb öldümü bir ala hayvan deyu 

Tabâklar'da [1] merdâne konuştuk sorduk 
Aşıkma der içinden yan deyu 

Güneş serviyi seyredip gör 
Âh etmede serv-i hirâman deyu 

Kapucular etti hem derdim beter 
Dahi çıkarmadık kılabdan deyu 

Ağa meydan eder yol erkân deyu 

Sevdaya uğrattı garib başımı 
Anadan doğru gitti deyu 



Kardeş meydan görsün gel heman deyu 

Haffaflar da yüz elli der on beşe 
Boncuk ta olsa satar mercan deyu 



[1] Şimdiki Dabakhane 



18 



Âşık Ömer 



Âşıka dan ikrarın güdüyor 
Çok dilber... gidiyor 

Üstünde gördüm biçaklar var 
Abacı dilberlerin 

Eğer âşık isen ikrarına dur 
Irgandı seyir et binâsmı gör 

Namazgahta kıldık hacet namazı 
Eşrefoğlu^na. var eyle niyazı 

Söyle kelâmını kalbinde pişir 
Timarhânede deliler çağrışur 

A§ık Ömer anı zikreyle her bâr 
Şehirli şehbazı ile seyre var 



Elâ gözlülerin medhin ediyor 
Yeni han'da malı bazirgân deyu 



Öyle öğrendik biz küçükten deyu 

Elâ gözlülerin safâsını sür 

Sed başından çağır bize arslan deyu 

Yeşil imâret'te gördük ifrazı 
Muradımız verici Sübhan deyu 

Her can kıymet bilmez yerine düşür 
De ver ol ma'cundan deyu 

Bir hoşça yer imiş hem inmeciler 
Rahmet merhamet eder Rahman deyu 



_ 7 — 



Hey gaziler bir seyrâna uğradım 
Dokuz kişi bir pireyi kovalar 

Mutaflar hep derildiler şaştılar 
Ayağına yüz çift manda koştular 

Gelir iken karşı tuttum bacağın 
Vardı yıktı bir fukara ocağın 

Bakın pire bize ne hal işledi 
Anı gördüm topuğumu dişledi 

Bakın hele şu pirenin işine 
Topuz ile gül eyledim başına 

Uyurken uyandım anı bekledim 
Ocaklara düşüp küle bulandım 



Söylenecek dinlenecek hal değil 
Ardı sıra erilecek hal değil 

Et hammalları görünce kaçtılar 
Göde çok çekilecek hal değil 

Düşüremedim pirenin kalçağm 
Elli yılda yapılacak hal değil 

Düşüp önüme at gibi kişnedi 
Zorlu gidi yakalanacak hal değil 

Henüz girmiş elli sekiz yaşma 
Kirpikleri kırılacak hal değil 

Kollarım sığadım karşı dayandım 
Dahi gözüm açılacak hal değil 



¥ 



Âşık Ömer 



19 



Âşık Ömer eder bunu söylerim Aşk elinden dünügün inlerim 

Durmayıp pirenin medhin eylerim Akıl verip inanacak hal değ^ 

— 8 — 



Yalancı dünyâya aldanma yâhû 
iki kapılı bir viranedir bu 

Bakma bunun karasına akına 
Benzer heman oğlan oyuncağına 

Doğrusuna gide görün yolların 
Dünyâ zindanıdır mü'min kulların 

Ey gafil ne sandın bu rûzigârı 
Yükün yüklede gör evvelce bari 

Var ibâdet eyle Mevlâ yoluna 
Bir gün sefer düşer berzah iline 

Ömür tamâm olur defter dürülür 
Hak'kın dergâhına kullar derilir 

Zâhid nice oldu bunca peygamber 
Kani Halîlullah Sıddîk-ı ekber 

Sular olmuş gibi dîdâra akmış 
Mahabbet bahrinde bir katre akmış 

Gerek yaz kış gerek bahar ile güz 
Devrederler Hak'kın emriyle dübdüz 



Bu dernek dağılır bu an eğlenmez 
Bunda konan güçer mihman eğlenmez 

Gönül verme bostanına bağma 
Bunda âkil olan insan eğlenmez 

Çeke görün darbın yüce yıUann 
Zindanda olan hod insan eğlenmez 

Durur mu anladın taze bahân 
Yoksa yolcu gider kervan eğlenmez 

Bunda ne eylersen anda buluna 
Otağı kalkıcak sultan eğlenmez 

Sırat köprüsüyle Mîzan kurulur 
Buyruğu tutulur ferman eğlenmez 

Kani Ömer Osman, Bû Bekr ü Hayder 
Bunda gelen gider bir can eğlenmez 

Dün gün akar çağlar meydana akmış 
Mevc urur çalkanır umman eğlenmez 

Gerek mihr ayiyle gerek ki yıldız 
Felekler rakseder bir an eğlenmez 



KOŞMA 



A 
9 



Bir kaşı hilâle meyletti gönül 
Yanağı gülleri beyaza dönmüş 

Aşık eğlencesi hublann şahı 
Hatt-ı ruhsâriyle, zülf-i siyahı 

Cevreyleme bana ömrümün varı 
Hatâdan hıfzede Cenâb-ı Bârî 



Çağı geçmiş amma yine bir hoşça 
Ruhler solmuş amma yine bir hoşça 

Nâz ü istiğnayı koymamış dahi 
Henüz gelmiş amma yine bir hoşça 

Rind meşreb ol artık terkeyle ân 
Yiğid olmuş amma yine bir hoşça 



Ömer der vaslma eren öğünsün Âlemde heman o safâsm sürsün 
Vakti gecikmeden meyvasın dersin Sona kalmış amma yine bir hoşça 

— 10 — 



Yine müjde kıldı sultân-ı nevruz 
Şu'le-i nûr ile mihr-i şebefrûz 

Dürlü şükûfeler dürlü kokular 
Hep eridi karlar revanî sular 



İrişti zerrîne feth-i Messîhâ 
Mir'ât-ı feleği kıldı mücellâ 

Dürlü halet verir cihâna bular 
Irmaklar bulandı mevc urdu derya 



Nergisin kalmadı uyhu gözünda Uyanıp bir ferah buldu özünde 

Çemen mevc urdukça sahra yüzünde Görünür câbecâ lâle-i hamrâ 



Sâkiyâ piyâle alınca ele 

Gör ne rümûz ile arzeder güle 



Surâhi şevk ile eder gulgüle 
Mahabbet nâmesin bülbül-i gûyâ 



Ömer elde ferah bir câm-ı Cem'dir Meclis-i gamhâne kayd u elemdir 
Ölmeden sürelim bu da bir demdir Mey ü mahbûb ile kekişti sahra 



24 



Âşık Ömer 



— II — 



Cüz'î hidâyetin dünyâya vermez 
Sun'-i hikmetine akılları ermez 

Hicr ile Eyyûb'u nâlân eyleyip 
Hazret-i Yûsuf'u sultân eyleyip 

Azameti birle var edip Arş'ı 
Lûtf-i kudretiyle var edip ferşi 

Yok iken akranı ins ü melekte 
Hazret-i Yûnus'un batn-ı semekte 

Afveder Ömer'in cürmün götürür 
Yerde gökte kısmetini bitirir 



Kemâl-i keremin müştakı Mevlâ 
Yerlerin göklerin hallâkı Mevlâ 

Kebşi îsmâil*e ihsan eyleyip 
Ya*kub'a çektiren firakı Mevlâ 

Yedi yıllık yoldur karşı be karşı 
Bu yedi kubbe-i nüh takı Mevlâ 

Getirip dünyâya devr-i felekte 
Virdini eyleyen yâ Bakî Mevlâ 

Kullarının murâdını yetürür 
Her kesin rızkının razzâkı Mevlâ 



— 12 — 



İriştik vaslma mâh-ı sıyâmm 
Bilenler ahvâlin rûz-i kıyamın 



îktidâ eyledik ihtidasına 
Çalışır varınca intihasına 



Nice canlar vardır lâilâc yatur. Zemine gark olmuş susuz aç ya tur 

Dünyâdan el çekmiş ihtiyaç yatur Alemde sağların bir duasına 

Hudâ'nin kudretin hikmetin fikr et Ko gayrı efkârı Mevlâ'yı zikr et 
Gün bu günkü gündür bu deme şükr et Düşme gel cihanın sabıkasına 



Cehdeyle hayrolsun kîl ile kalin 
Kârın şefaate kaldıysa hâlin 

Ey Ömer akıbet işbu cihanın 
Gönül hoşluğile geçen zamanın 



Sana nef'i olmaz fikr-i misâlin 
Arzeyle Hudâ'nm Mustafâ'sına 

Harâb olmasına var mı gümânm 
Ermez mi elveda merhabâsma 



— 13 — 



Nevbahâr eyyamı artmada cûşun 
Pâyine yüz sürer eyler hurûşun 



O deme erdiğ-i çağların Tuna 
Beklemez suları dağların Tuna 



Âşık Ömer 25 

Selsebîl âbından karışır sana Nûşeden âlemde lezzetin ana 

Irmakların revân olur her yana Karışır ummana çağların Tuna 

Her kande anılsan medhin olunur Merd yiğid kucaklarında bulunur 

Şehirlerin serhadlerin söylenir Ancak bağçelerin bağların Tuna 

Pençe-i kahrından gerektir hazer Geçirdin üstünden nice 

Eşinden ayrılmış Çoktur bencileyin ağların Tuna 

Âşık Ömer düşüp yahşi eyyama îşin terkeylerdi hâs ile âma 

Sağ u solu hâzır durur selâma Tutmuş şükûfeler tuğların Tuna 

— 14 — 

Ey dil eser fena badein olursun Mesîm-i subuh veşten müberrâ 
Yahşi kem söyleme nadim olursun Özün bilmezlere Hayren ve şerrâ 

Câhilin bed sözü cana dikendir Arife lec düşmez başı esendir 

Arifin kelâmı misk-i Huten'dir İrdiği dimağı kılar mutarrâ 

Şerîat tarîkat bir özge kândır Ma'rifet meydanı âli meydandır 

Hakikat esrarı genc-i nihandır Ana yol bulamaz dûnî teberrâ 

Görmeyen leddünnün karasın akın Bu babı fehmeder zannetme sakın 

Ebkâr-ı ma'nâya olamaz yakın Zahirî olanlar sûretâ garrâ 

Âşık Ömer şimdi Mecnûn'a akran Olmuşum bâde-i gafletle sekran 

Şerâb-ı aşk ile vâlih ü hayran Diyâr-ı gurbette mest-i muharrâ 

— 15 — 

Dil verip sevdiğim şîvekâr olsa Sinesi bendleri çözülse dursa 

Gayetle sevdiğim hüsündâr olsa Rûyinde benleri dizilse dursa 

Yâremi istese tutsa rızâ mı Hizmetin eylesem olsam gulâmı 

İçirsem destinden bir dolu camı Ol âhû gözleri süzülse dursa 



26 



Âşık Ömer 



Gayet hazzederim ol mehcebinden Letafet .... gabgabindan 
Dolasam kolumu emsem lebinden Adûlann bağrı ezilse dursa 



Ömer Âşık'm. artınca âhı 
Hüsnünün zekâtın olmuştur âhı 



Seni sevenler niderler günâhı 
Fukara karşında dizilse dursa 



— 16 — 

Aşku mahabbetten da'vâ kılanlar Başına sultandır bî bâk ü perva 
Deryâ-yi hikmette gavvâs olanlar Hakayıkta olur bir dür-i yekta 



Lâübâlî olup dehrin seyyahı 
Zümre-i uşşâka düştükçe râhı 

Lâ deme ey perî pendim aseldir 
Şecer-i meyvaya darb-ı meseldir 

Hidâyet olunca âşık cânâna 
Serfürû eylemez değme bir cana 

Âşık Ömer sever dildârı velî 
Evvel mısra'ların harf-ı evveli 



Rintler meclisinde eder samahı 
Sunulur destine câm-ı dilküşâ 

Ağır ol yeğinlik tab'a keseldir 
Dokunur a'dâdan bin seng-i hârâ 

İrişir elbette sırr-ı nihâna 
Yeksandır yanında a'lâ vü ednâ 

Aşikâre ismin eylemez celî 

Bir güzel ismine düşer müsemmâ [2] 



17 



Giriftar olanlar bir özge derde 
Deli gönül gafil olma bu derde 

Aklın aldırmışsın nerde gezersin 
İstediğin nedir nerde gezersin 

Harcettin ömrünün varın kazana 
Can mıdır can verip cihan kazana 

Yârı gördüm nikab etmiş yüz elden 
Ölmek olur geçmek olmaz güzelden 

Beğim Ömer üftâdenin nesine 
Saf olam seninle sîne be sîne 



Yetirir kendini gider araya 
Niceler basile gitmiş araya 

Alem kızgın saçtır nerde gezersin 
Akil insan kendi kendin araya 

Kadir isen gel birisin kazana 
Can odur can vere cihan araya 

Ağlayı ağlayı gitti güz elden 
Gelmişim cihâna güzel araya 

Meyledesin adûlarla nesine 
Boynuna el girmesin gömlek araya 



Âşık Ömer 



— 18 



Nice dil veımesin dîvâne gönlöm Böyle bir cemâli münevver aya 
Aşkıyla olaldan mestâne gönlüm Nazar etmez oldu câm-ı sahbâya 



Güftâr eyledikçe canımın canı 
Nebât-ı kand ile beslemiş anı 

Bu aşk bize belâ olmasın dostlar 
Kimseler mübtelâ olmasın dostlar 

Ömer âşıkındır medhini kılur 
Tekellüm babında kim kadir olur 



Mest ü medhûş eder cümle cihanı 
Pesend aferin büyüden anaya 

Bülbül veş hem neva olmasın dostlar 
Böyle bir dilber-i şûh u garrâya 

Var mıdır yârine bahane bulur 
Böyle tuhfe böyle rengin edaya 



B 



— 19 — 

01 mâhm hüsnünde hâl- i mükerrem Hacer-ül-esved'dir ey kaşı mihrâb 
Çâh-ı zanahdânın çeşme-i Zemzem Cemâlin uşşâka kıble-i eshâb 



Görünce yüzünü ey gül'izârım 
Arzıhal sunmağa kalmaz karârım 



Artar bülbül gibi feryâd ü zarım 
Kulunum demeğe ederim hicâb 



Yâr mahrem edinse kendiye bir dem Bana bin dem gelir hayâl-i hurrem 
Sînem kanun olup bu işe her dem İniler dest- i gam urdukça mıdrâb 



Safa kılmaz deme ol saçı Leylâ 
Etme Mecnun sıfat âh u vaveyla 

A^ık Ömer o mestâne bakışlar 
Ol lâ'l-i leblerle dürdâne dişler 



Ne murâd istedin vermedi Mevlâ 
O da olur gönül sabreyle bâb bâb 

Gelişler gülüşler tarz-ı revişler 
Harâbeder seni harâb u yebâb 



Sözümden mahabbet remzini alıp 
Ölümlü hastası olduğum bilip 



20 — 

Nâz ü istiğnaya başladı habîb 
Yanıma gelmeğe âr etti tabîb 



Âşîk Ö 



mer 



Nân ü nemek hakkın basmak dilersin Hayâtın babını yasmak dilersin 
Bu ben efkendeni asmak dilersin Emrin olsun işte gerdan işte ip 



Neyleyim canıma devirdin beni 
Sevgili yârimden ayırdın beni 

Adalet yaraşır mürvetli cana 
Ya irgör visale bakî bu cana 



Ahım ile halka duyurdun beni 
Dilerim Allah'tan bulasın rakîb 

Böyle bî vefâlık düşer mi sâna 
İki rahmetten kıl birini nasîb 



Ey Ömer olmuşum dillerde bednam Neyleyim bu yüzden elverir eyyam 
Sen vefa kılmazsın ben sabr ü ârâm Sende hüsün bende mahabbet garîb 



_ 21 



Sebep oldun ayırdın beni yârdan Tîg-ı gazab sana yâr olsun rakîb 
Kurtulma cihanda âh ile zardan Köhne dünyâ başna dar olsun rakîb 



Geçir günün gam ile safa sürme 
Ahırette rahat yüzünü görme 

Ol gözleri meste oldum mübtelâ 
Güldürmesin seni efendin Mevlâ 

Dilerim zindanlar olsun durağın 
Tutulsun dâima elin ayağın 



Âlemde mahrum ol murada erme 
Cehennemde yerin nâr olsun rakib 

Sen nedamet oldun başıma belâ 
Ağlamaklar sana kâr olsun rakîb 

Derd ü mihnet ile geçsin her çağın 
Rûz ile şeb işin zâr olsun rakîb 



Doludur gözlerim yaş ile nemden Ömer'i ayırdın ol gonca femden 
Kurtulmayasm sen derd ü elemden Belâ mihnet başna var olsun rakîb 

— 22 — 



Sabr-ı Eyyûb ile îd-i visale Ahdedip ol perî dedi yâ nasîb 

Ey gönül düşme sen böyle hayâle Bize ol demlerden ölüm an karîb 



Artup gitmiş idi âh ü fezası 
Gülün kulağına girmez sadâsı 



Mukarrer olaydı mihr ü vefası 
Yok yere gözyaşm döker andelîb 



Âşık Ömer 



29 



Yoktur aşka düşen âşıka rahat 
Gönül tâliinden eyle şikâyet 

Ey gönül aşk ile düştün bu hâle 
Akibet düşürüp bin mekr ü âle 

Bu nârın kimisi sadr-ı gmâda 
§ık Ömer gibi var mı fenada 



Resm-i kadîm üzre bu imiş âdet 
Serde sitâre yok neylesin rakîb 

Hevâdâr olursun her kaddi dâle 
Sakın aldatmasın seni dilfirîb 

Kimi demde kimi rene ü anada 
üftâde garîb 



23 — 



Koyup el güğsüne Hak'km selâmın Verdi bendesine bir şâh-ı mahbûb 

Kıldım âdâb ile feth-i kelâmın İşte böyle olsa âlemde mahbûb 

Şûh-i nevrestedir serv-i nevbahâr İdeyim pâyine sirişkim nisâr 

Cemâli bağının bülbülü hezâr Dahi taze açmış gonca-i mergub 



Vefalar kılıcı kavline sâdık 
Kemend-i zülfüne bendolan âşık 



Hüsnü hub mülayim kalbe muvafık 
İstemez çîn ilen verseler mansûb 



Gönül ol sevdayı serv-i semenden Çeker el can meğer el çeke tenden 
Kal'a-i vuslata burc-i bedenden Atıhr gördükçe şevk ile bir tup 



Ey Ömer edersin aklını zayi 
Çekenler âlemde hüznü belâyı 



Bekle tevekkülde olma hevâyî 
İrişir murada misâl- i Yâ'kub 



— 24 — 



Şunda bir dilberin âhû gözleri 
Güftâra geldikçe şîrin sözleri 

Ben gibi ölümü hastası çoktur 
Melâhat mülkünde nazîri yoktur 

Hâl-i hindûları rüya dökülmüş 
Ebruları kıl kalemle çekilmiş 



Akhmı fikrimi eyledi târâc 
Akıdır lebinden sükker ü güllâç 

Kaşlar kaza yayı kirpiği oktur 
Dilrübâlar içre cümleye sertâc 

Gören üftâdenin kaddi bükülmüş 
Sanki tavaf eder Kâ'be'yi huccâc 



30 



Âşık Ö 



'mer 



Ol saçı Leylâ'ya kim nazar kılur 
Akim cem'edemez dîvâne olur 



Yokluktan el çeken ganîmet bulur 
Ebvâb-ı hüsnünden bir kez alan bac 



Ey Ömer neyleyim kokulmaz gülüm Kadd-i bâlâsına erişmez elim 
Yüz be yüz söylesem yanılur dilim Arzıhal sunmağa kıldım ihtiyâç 



— 25 — 



Bu anka denilen ey dil-i şeydâ 
Bu âlem eyler ki kendide peyda 



Her kcingı uşşâka olursa sertâc 
Olur cihan varı hatırdan ihrâc 



Hâtıra bir yüzden elverse halet Reftâra güftâra komaz liyâkat 

Bir dem sakin olmaz bahr-i felâket Elbette bir yüzden erişir emvâc 



Geşt edip âlemi bîbâk ü perva 
Bir ferde hâlinden eylemez şekva 



Ne sâhib niza'dır ne ehl-i da'vâ 
Kurtulur nâmerde olmadan muhtâc 



Kimseye dîde-i kibr ile bakmaz Özün buğz u hased nâzma yakmaz 

Tevekkül dâmenin elden bırakmaz Ne kati tok olur ne ziyâde aç 



Ömer nice kılsun derdine deva 
Deryâ-yı gurbette kaldı bî neva 



Cevr ü cefâları canıma yetti 
Ol hûnî insafa gelmedi gitti 

Bakışın ferişteh ya melek zade 
Mahabbet arzeder karşımda yâde 

Düşeli melâmet râhma râhım 
Hiç eser eylemez nâle vü ahım 

Kalmaz ana dahi güzellik bârı 
Bozulur leşker-i hatt-ı izârı 

Ne denlü yâr için çekilse cefâ 
İ'timâd eylemez sana bî vefa 



Çeşmine perdedir nakş-ı mâsivâ 
Mihnet köşesinde yatur nâmizâc 

26 — 

Bilmezem bende mi dilberde mi suç 
Can ise cesetten ediyor hurûc 

Lütfedip hatırım eyle küşâde 

Der ki şu düşmana gel eyle hurûc 

Aşkınla gezerim her dem seyyahım 
Bilmem âhen midir yohsa bağrı tuç 

Elbette kulluğun geçer bahân 
Bir gün hurûc eder misâl-i Ye'cûc 

Müyesser değildir âşıka safa 
Ey Ömer gerekse Arş'a kıl urûc 



Âşık Ömer 



31 



— 27 _ 

Blsütûn-i gamda ağlar gezerim Ayakdaş olamaz yanımca Ferhâd 

Kûh u sahra demem dağlar gezerim Bir dem m-oîdu[l] iki dîdelerim şâd 

Aşkm serde iken ey huri peyker Gam değil gurbette oldum serbeser 
Top-ı ahım eder akıbet eser Visalin kal'esi olursa pûlâd 



Ser çekti kûyine eder savaşı 
Arzu çekip gider gözlerim yaşı 

Canıma kâr etti gayret-i efkâr 
Bir gamzesi katil hûnî sitemkâr 

Ey Ömer vefâ-yi ahdi belâ kıl 
Çek elin gurbetten azm-i sıla kıl 



Bağdad olur ise toprağı, taşı 
Birisi Şat oldu birisi Furat 

Nice ağlamayım etmeyeyim zâr 
Elinden oluptur dil mülkü berbâd 

Türabın çeşmine ayn-ı cila kıl 
Demişler her kesin vatanı Bağdâd 



— 28 — 



Âvâre gezerken dehri serâser 
Aşk eyledi beni hâke beraber 

Hep illerin bilişi var yâdı var 
Bîçâre Mecnûn'un heman adı var 



Bir serv-i bâlâya kul oldum meded 
Gelen çiğner geçer yol oldum meded 

Gönlümün ne bir yâdı ne zarı var 
Ben andan ziyâde del-oldum meded 



Artup gitmededir sinemde dağlar Cerahatten oldu dağ üstü bağlar 

Gözüm yaşı Tuna mânendi çağlar Akar boz bulanık sel oldu meded 

Bu sevdâ-yi aşkı eğlence derdim Derd imiş başıma geldi de gördüm 

Söyünmez ateşim tükenmez derdim Tutuşup yanarım kül oldum meded 

Ömer geçtim çâresinden eminden Ben bu bezmin işretinden deminden 

Bir elif kametin derd ü gamından Büküldü kametim dal oldu meded 



[1] «dem mi oldu» yerine. 



32 



Âşık Ömer 



— 29 — 



Arzıhâl eylesem ettiğin çevre 
Âşık öldürmede yoktur akranın 

Kaşlarını çatup gözler süzersin 
Eller ile yiyük içüp gezersin 

Sen kimden öğrendin cefâcılığı 
İrtikâb etmezsin bize gelmeği 

Der ki Âşık Ömer bekler yolunu 
Söylediler nadan koçmuş belini 



Mahabbet sadr[l]olur yüze gelince 
Bir dem şîve ile nâza gelince 

Her baktıkça ciğerciğim ezersin 
İstiğna satarsın bize gelince 

Hançer alup derdli sînem delmeği 
Bakuculu musun bize gelince 

Gördüm bir yad dermiş gonca gülünü 
Ben koçulmam derdin bize gelince 



— 30 — 



Dudu dillim meclis üstüne geldin 
Çün bizi ziyaret kasdıyla geldin 

Mey içüp felekten alanlar kâmı 
Gonca veş elinden bırakma camı 

Kıyamet kametin Tûbâ-yi serdir 
Letafette femin helvâ-yi terdir 

Şu fenada şûh-i zebanım gibi 
Saklarım sinemde îmânım gibi 

Ciğer pârelendi akmada kanım 
Ağlatma lûtfeyle yeter sultânım 



Safâ-yi kalb içün nûşeyle bade 
Bârî Huda'm etsin ömrün ziyâde 

Geçirir zevk ile hem subh u şâmı 
Hâtır-ı şerifin olsun küşâde 

Mahbublar içinde bâlâ-yi serdir 
Leblerin sükkeri getürür yâde 

Bir hup yok sen kaşı kemanım gibi 
Fâşetmem sırrını bilişe yâde 

Derdinle eftâke çıktı figanım 
Ömerli unutma dâr-ı fenada 



— 31 — 

Dedi Bir pir bana pişman olursun Râzm açma Huda'dan gayrı ferde 
Vücûdun şehrine sultân olursun Sabredersen Eyyûb misâli derde 



(IJ «Sâdır» yerine. 



Âşık Ömer 33 

Sanma isteyenler murada ermez Kimsenin ettiği yanma kalmaz 

Zâlimin zulmüne Hak kail olmaz Ya mazlumun âhı kalır mı yerde 

İste murâdmı Bârı Huda'dan Bekle tevekkülü geçme rızâdan 

Yakar Arş u Kürs'ü geçer semâdan Feryâd-ı garibe olur mu peıde 

Felek camlar sundu semler alursun Kurtulmaz ebedî gamda kalursun 

Nâmerde yâr olma nâmerd olursun Merd olursun yâr ol merd oğlu merde 

Ömer köpeklerin olsun dil bağı Tevekküle bend et cân ile teni 

Gam çekme murada erdirir seni Bîçâre devletin var ise serde 

— 32 — 

Râh-ı mahabbeti seyrân ederken İriştim menzile bir ayâğ ile 

Hublar arasında seyrân ederken Yitürdüm kendimi bir ayağ ile 

Öyle perî olmaz hâk-i Basar'da [1] Hak nazarım ebrularda basarda 

Görmedim akranın medd-i basarda Gezdim yedi iklîm bir ayağ ile 

Gönül yâra bendolah yüz aydır Sunarsın şerbet-i lûtfun yüz aydır 

Derdli olan derdim yüze yüz aydır Bu yâre unulmaz bir ayağ ile 

Hep bir bir sayarız onu on iki Üçyüz altmış altı ne bir on iki 

Bil hesabın on bir derler on iki Düşer on birinden bir ay ağile 

Ömer bil Kün fekân'ını fenanın Hep anındır san'at anın fen anın 

İki yüzlülüğü belli fenanın Sen gerek bir ay gül bir ay ağile [2] 

_ 33 — 

Canım senin için işim her gün âh Akıbet ölürüm bir gün âh ile 

Bin sevab yazılır etsen bir gün âh Sen de benim içün bir gün âh ile 

Aşkın beni âhır çektiyse bende Hidmetinde oldum ne çâre bende 

Benliğim kalmadı zerrece bende Yaktı derünumu bir gün âh ile 

[1] Basra yerine 
[2] Ağla 



34 



Âşık Ömer 



Aç gözünü değil isen sen de kör Sende yokla ne ki vardır sende gör 

Menâhîde sakla seni sende gör Melek merdûd oldu bir gün âh ile 

Cehalet kişinin kaddini eğer Hamakat zahrında olur bir eğer 

Kul günahsız olmaz der isen eğer Ins ü cin duymasın bir gün âh ile 

Gaflette cismimi kıldı bu derde Ey gönül mihnet değil bu derde 

Ömer bir hâl ile düştü bu derde Korkarım ki yanar birgün âh ile 

_ 34 — 

Çünki yârın kibr ü kîni yok bize Kurulmuş gamzeler üzre o yâ ne 

Var gibi zâlimin kasdı çün bize Gel gönül bir dahi varma o yane 

Bir kez hüsnün görüp olah bende Sığmaz gözüm yaşı değme bir bende 

Sabre takat kalmaz zerrece bende Görsem hûnî çeşmin hâbda uyane 

Benim için demiş o yâr uyanmış Şevkim ile kara bahtı uyanmış 

Firakla ateşte belki o yanmış Ben yandıkça bir gün dahi o yane 

_ 35 _ 

Gönül muntazırdır nazh yârine Bâd-i seher selâm eyle dostuma 

Takdir Huda'nındır tedbîrin kime Yolumuz gurbete düştü bu sene 

Kahbe felek bundan özge iş eyler Düşmüş mezelerle meyler şişeler 

Yurdum senin ile tenhâ köşeler El erişmez mahabbete bu sene 



Gönül intizarda nazlı yarma 
Müyesser olur mu aceb görüne 

Âşık Ömer sana meftun olalı 
Bin altmış bir sene târih olalı 



Yenile meyletti dil bir cânânm 
Nesine alındı bilmem can anın 



Benzettim boyunu servi dalma 
Dostumun yüzünü görmek bu sene 

Gönül aşnasmdan cüda olalı 
Herkes sevdiğinden ayrı bu sene 

— 36 — 

Leblerinin nebatına kandine 
Lezzeti ne sükkeri ne kandi ne 



Sanma dil aşkını bir an yâdeder Ya saklarım ol esrarı yâdeder 
Merdüm-i pür hûnum lebin yâdeder Ne mümkindir gözlerimden kan dine 



Âşık Ömer 



35 



Gamdan elim alamadım budadı Anın için etmedeyim bu dadı 

Huda hakkı elden komam bu dadı Gerek ise her içtiğ-im kan dine 

Ta'neder Sidre'yle Tuba'ya boyun Sebildir tîgine kan işte boyun 

Hatâ'da bulunmaz nâfe-i bûyun Buhârâ'sma var Semekand'ine 



Ömer hasta kıldı tabibim ile 
Dest-i lûtfun ile anı pür eyle 



Perişan hâtırm demeklik ile 

Nûş edeyim sem yerine kan dine 



_ 37 _ 

Sînem üzre adedi yok dağların Yâr elinden yârelidir bu sîne 

Çarh-ı felek saldın bulam dağların Boranına dumanına pusine 

Gurbette mekânım oldu yâd eller Zemmedüben nite gerek yad eller 
Şimdi yârin ellerini yâd eller Ben ermedim ayağının busine 



Gönül can rahşıdır akıl oyandır 
Bana sun şerbet-i lâ'lin uyandır 

Kulağıma ses çalındı geçenler 
Kabrimi yol üzere salın geçenler 



Devadır kim dizginine uyandır 
Tâ sinesih derûnuma bu sîne 

Kani noldu bizden evvel geçenler 
Şefkat ile nazar etsin bu sine 



Ömer dîvâneyim akhm yitirdim Mihnet köşesinde hasta yatırdım 

Elif kaddim bu gün kafa yetirdim Ayın şmı irgörünce bu sine 



Çün halka-i dilde destires oldum 
Kavlini tut fi'Iine uy Resûl'ün 

Derûnun içinde koma kal u kîl 
Bîhûde işlerden çek el tevbe kıl 



Gönül muradından bir misal yine 
Selâm olsun ashabına âline 

Edâ et farzını sünnetini kıl 
Belki din incine îman alma 



Cihânm zahmetin çektin bir-ki kat Kalmayıp tâkatm kıldın bîtâkat 
Kalbin siyahların göz yaşma kat Ağladıkça zemin üzre al ine 



Aşk ile kal olan er aşk eridir 
Ali Düldülî Hamza Aşkarîdir 



Eridir âheni bu aşk eridir 
Gerektir sayılıp menzil ahna 



36 



Âşık Ömer 



Ömer Hû çek^'sana denmiştir dön ya Ne çâre bizlere dedikte dûn yâ 
Çok yaşlı bir köhne zendürür dünyâ Er isen aldanma mekr ü âline 



_ 39 



Ey bâğıban senden bir suâlim var 
Anlarm çektiği derd ü belâyi 

Dergâh-ı izzetten Şeytan dûr iken 
Şem'-i rûyin âşıklara nûr iken 

Bu hikmet benim yüreğimi yaktı 
Bir bilirim eden eyleyen kendi 



Güllerin yanında hânn aslı ne 
Ağyara yâr olur bunun aslı ne 

Âdem'in mekânı cennet hûr iken 
Yakar pervaneyi nârın aslı ne 

Bu kudret Hak'kmdır gönlüm inandı 
Ya bu kadar kârbânın aslı ne 



Der bu Ömer dâim vahdette iken Âşık ma'şûk ile sohbette iken 
Gülün karşısında vuslette iken Bülbüle âh ü efganm ash ne 



_ 40 — 



Ser feda zülfüne der imiş rakîb 
Senin gerdanına yaraşmaz mı ip 



Canlar veren âşıkanm cürmü ne 
Bu kâkül-i perîşânm cürmü ne 



Lâ'lin nutka gelip tebessüm etmez Hâtır-ı uşşâka terahhum etmez 



Niçün şivelerle tekellüm etmez 

Canım niçün el sözüne uyarsm 
Ne suç ettim hatırımı yıkarsın 

Mülket-i hüsnünde fitne çoğalmış 
Hâl-i hindûlerin araya almış 

Ey Ömer nazarın kaş ile gözde 
Badeler işlerken derûnumuzda 



Benim ile yiyip içip gezerken 



Söyle bana ol goncanın cürmü ne 

Vücûdum şehrini oda yakarsın 
Hiç demezsin bu gedânm cürmü ne 

Âşıkların işi Mevlâ'ya kalmış 
Feryâd eder ak gerdanın cürmü ne 

Bir hokka dehenle bir şîrin sözde 
Dîdemizden akan kanın cürmü ne 



H 
41 



Rakiblerim oldu dostun Abdullah 
Cihanda ben seni dostum severken Neyledim ki bana küstün Abdullah 



Âşık Ömer 



37 



Tahammül edemem seni görürken Mah yüzlere çifte benler| dururken 
Evvel bize şeftaliler verirken Şimdi gıdamızı kestin Abdullah 



Âşıkm ağladan cihanda gülmez 
Senin ettiklerin yanına kalmaz 

Karşımızda hilâl kaşların çatar 
Bir bizi görünce istiğna satar 

Sînem hançerlerin aldın eline 
Cefâya başladın Ömer kuluna 



Rahat olup çeşmim yaşını silmez 
Kurulu yayımı bastın Abdullah 

Keman kaşı olmuş tîğmı atar 
Yoksa öldürmek mi kastın Abdullah 

Yad bülbüller konmuş senin gülüne 
Şimdi göz etmeği kestin Abıiullah 



42 



Hâl-i sevda ile pür inkisarım 
Dirîğa görünmez zahirde yaram 



Umarım müşkilim fethede Fettâh 
Ne bilsün derûnum derdini cerrah 



Ne mehrüda meylim ne mehveşteyim Söyünmeyip yanar bir âteşteyim 

Cünûn-i aşkile keşâkeşteyim Râh-i meşekkatte olalı seyyah 

Yokladım tâliim sütûde kemde Hâk ü nâr u bâdım bahr-ı elemde 

Devredüp gezerim girdâb-ı gamde Olmuşum keştîi firaka mellâh 



Bir visal özlerken hâtır-ı ebkem 
Vasfmda lâl ola vessâf-ı âlem 

Ömer hâlî değil câhil şöyle bil 
Hâk-i mezellette sürüne bin yıl 



Melâhat mısrında küşâde fâlin 
Tuğrâ-yı garrâdır iki hilâlin 

Vefa kıldıkların ben bî nevaya 
Bürüdet düşürür bir gün araya 

Sedd-i mahabbetin gönülde bulan 
Hayât-ı la'linden feyziyâb olan 



Melâhatte Yûsuf sehâde Hâtem 
Cemâl-i hüsnünün medhinde meddah 

Ehl olanı bilür yine ehl-i dil 
Fehmeder görünce gevheri semmâh 



43 — 



Yûsuf-i sânîsin bekavl-i sahîh 
Berât- 1 unvanın okunur fasîh 

Bildirme sevdiğim her nâsezâya 
Korkarım rakîb-i bedkâr-ı kabîh 

Öldürür fenada muradın alan 
Uşşâka gerekmez mu'ciz-i Mesîh 



38 



Âşık Ömer 



Gönül mürgu arzu çeker gülüne Nakd-i rûh i revân ettim yoluna 
Kerem-i lûtfundan bu ben kuluna Bir türlü ihsânm olur mu sarîh 

Ey i mer çektiğim derd ü elemler Bir yere gelseler kaşı kalemler 
Ccm'olup âlimler dökse rakamlar Mâcerây-ı aşkım edemez tasrîh 

— 44 — 



Hilâl ebruların şekl-i meddini 
Sehhar-i cevr ile büker kaddini 

Gönül aşkın ile erdi ülfete 
Hayâl-i zülfünle düşen zulmete 

Mekr eden ruhleri âli değildir 
Bizimle ol lâübâli değildir 

Ey gönül hazer kıl baht-ı bî ferden 
Eğer kadir isen aşk-ı dilberden 

Ömer bîçâreni ağlatma canım 
Hüsne gururlanıp deme filânım 



Çekenler sineye teslîm eder rûh 
Kal'a-i visale bulunca fütûh 

Belâh başımı saldı gurbete 

Ne ay ü gün görür ne şâm ü sabûh 

Gamzeler fitneden hâli değildir 
Sayd-ı cana peyler bu güruh güruh 

Çıkarır akıbet yolunu serden 
Fariğ ol tevbeni ide gör Nasûh 

Hublar şahı isen rûh-i revanim 
Gerçek âşıkların yendir bu rûh 



fl 



— 45 — 

Dilberâ bendene dîvâne dersin Dîvâne dağd-olur [1] şehre gelir mi 

Nezâket yüzünden düşnâm edersin Hiç demezsin hatırcığım kalır mı 



Mestâne çeşminin ref'eyîe hâbm 
Cemâlin arz 'eyle ytiÜY nikahın 

Şîveîer ettikçe kaşı kalemler 
Gelir âşıklara lûtf u keremler 

Ey gönül artırıp âh ile zârm 
Bildirdin âleme hep cümle varın 



Kâmil olan bilir kâmil cevâbın 
Kem olan hakikat sözden alır mı 

Ne denlu yolunda çekse sitemler 
Gönül sevdiğinden fariğ olur mu 

Cevr ü cefâsına incinme yârın 
Sağ olan derdlinin hâlin bilir mi 



[1] « Dağda olur» yerine 



Q Aşık Ömer 

_ «erman oJurmu 

^'" "-,-hat etsen b^nî:"™" ^''"""'^ ciaia,, ,,„.,, 



39 



""" '{İtmez kuiaj, 
Zebun iken görün türtû„ v •• 

<• g-'bı söyler sözünü 
Türk dep-jJ m- 

^"" ''* »°yier l/sâ„a 



Şimdi her cihetten r,W 

^^'^^ " gönülden 
« -^ui nanesin ev/pW,- '^ 

Ey 0/«^^ ^^ 

l^o her „. .^.., '-"«« eiem 



rf «yiemez kobuz iie kah,- 
^«^'«' ciamariar, ,^,,^^^' 

Sun"r"t;^''^--.6zünü 

esek detil köpekten w 

"zenne düştükten geri 



47 

^on büibüi fârio- oJur 

^-^ oidu .üifüL X? f ^" 

^^^ette mao-dur oi 

'^«'™-pjt";rk:!r^"«^» 



^"^ "e soyJerse söylesin «, "'^'^ ™eth ederler h • 

''^™ Gayretlen,,,;;'^ ''^-^erekzem 

^^^ ^az elden gitti 



Âşı^ Ömer 

01.«. ^-^en b. de. dev,et ^^^ ^^^^ ^r ^ ^ " ^^"' 

V cû, eyledi bu dertU yürek ^^^ isterken az 

Yine cuş ey j^^nâat gerek ^ j^^^me 

Mevlâ'mn verd>gr>e ^^^^^^ „,„„ Usb 

,.,„ verse varabüsem yânme ^ ^^^ „,,di ya. elden 

. . . 1 „ör bakma taşma ^ go^ elden g 

ön.fr rçm' g« " to yaşma Aglay 

. Kimse rahm eylemez ç Ş ^^ 

,. V hana yâr old« gi"i 
Gam u mihnet bana 1 
., „ska düşelden ben ^ ,,ücûdum nar oldu 

Be gaziler aşka a 5 ^^^^, Tatuştu 

^,,, î^-- ^^C oldu g«' 
- • l.mez illerde kaldım işlemez kaı 

s--»'tC »--r;r^r 
^V ^^-^^^Tsel ^apU BU dünya ba.m 
Melâmet dumanı serim 

1 



_ 5© — 



t: .nâ aVl adm anıp gedenler 

£y dila aki ^ûşedenler 

Cür'a-i câm-ı aşi^ı ^ 

^ , . n akıl sözün tuttular 

AV^İİ olan akü ^^-^er 

iylikle cUıâm gor teri^ 

T vn. mzigânn kahrım 
Mca çekUm ru-g ^^^^.^. 

Hem barâbe verdi g 



0-' -r dîmiıreiîd- 

Ebed ayılmadı meb 

vahşiye iy»k '^""" 
Yamana Y^''^'^ ^^^ıd, 

lyligi nâmma nişane 

,. ^şse kâse zehrim 



41 
Âşık Ömer 



M Mde değil adavet 
S a'evie«>*ür ..^^ adet . ^^^ ^^,^^ „„ 

Dev k. Aj* ^ d> memnun LeyU Y 

Hiddetinde bir y«'' ^^ ^ 

- Kirimle hemdem olaydı 

... bavram olurdu O» P«' ''''"L âdem olaydı 

Dünüm kadir günüm b'^V^™ Bin yaşardı egcr 
SumeyleyüP hayrı dua al ^^^^^^^^ -^e^i r;,,„, 

«• bakışta beni ol kaddi ar ar ^^^.«g^ benimle muhkem 

B,r bakışta ^, aduleı ,„âbm 

Biidigmden kaim ^^^^^ ^.„, ,„„ i h y 

- ^-.J^min akıtma abm ^^. derdime bir en 

Dilbera dıdem^n^ ^^^.^,^„ Oıay ^^^^ 

, . 0,.r 8.1 1..M- "'* r "" »■■ *" "*" 

_ 52 — 

,„e, -zülfün taramamış mı 
ba yâre selâm et benden ^^^^^ yaramam, m- 
Bâd-ı saba yare Sor ^^ 

Ç,kard. hatırdan bırakt bır keıe g 

. .evdigimahdma dursa ^:",,i kökünü kıramamış m. 

^X— den varamam derse ^^^^^^^^^^. 

.akip dedikleri bedkârı görsem ^^^ ^^^^,„„, ...mam. 
tnikibirkerre yavrumu sar ^^ ^^ 

Sitem hançerini hele -kmca ^^^^^, ,«,„„ atamam ş 

ÎU edüp keman ka.n k^^ u ^^^^^^^ .kâtm a.--^^^^^^ 



42 



^^^ suret gösterir •• . 

o a neis ejderini 



Âşık Ömer 
K 

^og-up her bir yüzden ^-^u- 

"'^ ^Jtab ancak 



'" y«?' demee harceder £"^'" ^'^^^^ma baş koşun •. 
Bu dünvp , . '^'^™ '^i'- misâl ; - ^ ^ "'''er 

«rk:rrr'^'''.«''-de.de.e.e. ""^^'■' -^^b ancak 



«"f"^^-..nabe„de.d "'^"^ "'> « 4.;^*' 

Bin v,J .,,„r/^^^'- var sen ^_, , ^ '"'• ''«bab ancak 



^V/S ÖOT^,- be, „ . 

y" Cihan vann .o-örüo „ ■ ^'"^' ^^ndine p-ei 

luraö ancak 
^âf^ g-amhâneye evleri- , 



64 

"°^-' -«em ayak,,„,,,, 
'^aiet-i mahabbet „w 
^^''-e'ti^n .öi' . °''^" ^^^ bana 
8-o^un,u savsaklayarak 

-olarak kucaklayarak 

Gö"'e2"cİ!::'"'^""''i^ Acem'de Ed , 

-™a,.n ,,,,,^ ,^ e Ederier .edhini Buh,,,.,, ,^, 

>^'-^ yu.«n. ,,,,„^^ - ' a.™a bas,m vereme. ,a„ü, 

^" -«'^et çeker bir ik. i dek 



S-'-'û-' a^Iamas, olJ. ^""^ 
"^^urüu amma 

Vara bir ta^ « 

•'"«a yara yedi,^;^ 
Sebebdir ey ö,„,, , 

^- -*'< y^r i. bi. :,x 



Âşık Ömer 



Hak'kın kudretleri gelir mi yâda 
Görmedim akrânm akta karada 

Muanber zülfüne cila eylemiş 
Bütün Rumeli'ne sala eylemiş 

Ömer ol perinin sinede nârı 
Ayakdaş edeydim kendime bari 



43 



Neler yaratmıştır neler dünyâda 
Geştettim âlemi tâ Basra'ya dek 

Hem ser-i uşşâka belâ eylemiş 
Tâ g-elip çıkınca Galata'ya dek 

Baktıkça artırdım âh ile zarı 

Alır da giderdim tâ Konya'ya dek 



— 56 — 

Akrânm bulmadım ey hûbi lika Devrettim cihâm İsfahan'a dek 

Nazınn görmedim ey melek sima Dolandım tâ Peç ü Kayrevâ:^ dek 
Gamınla kametim yây oldu canım 



Güzellikte nâmın şây oldu cânım 

Cefâlar eyleme nice canlara 
Va'deler eyleyip âşıkanlara 



Derûnum inleyip nay oldu cânım 
Büsbütün yayıldı Akgirman'a dek 

Lâyık mı efendim dilberanlara 
Saldın her birini Telimsân'a dek 



Mân?^ tT' ^f "'"'^ ^^^^y- ^--tle derd ü elemde 

Manendm bulunmaz Rum'da Acem'de Meğer çıkam gidem Hindistan'a dek 

— 57 — 

y ıcüi Kandım Custuçu eyledim gü ' re dek 

GmlrTr'^T '"""*'" '^"^■' ^^y^'-"^ ^'"-' ezdim 
Gah, akta ,ah. karada ,e.dim Ru„,e!i-„ doiaçtnn Tan^^var'e dek 



Ateş-i aşkına düşüp pi.jenler 
Şitâda kahrına mazhar düşeni 



Sevdâ-yi gamından aklı şaşanlar 
Katlanır lûtfuna nevbahâre dek 



taptl" ' v'' ^'^T''^ ''"^"•"'"^ ^"^^'^'^ ^" '^^'^rfe böyle us.lda 
Arap ta Acem de yok Anadol'da Tâ gelip ç.k.nca Osküd^'a dek 



Hrytr.e';f'"f^ '^^""^ ^"'^"" ^«^^ '-'« '-dine felek 
Ç yu^me ,ulup ,y,lik arzet.ne inanmam billahi andma felek 



44 Âşık Ömer 

Çektirip zamanın sitem ü kahrm Akıttm sel gibi dîdemin nehrin 

Meclis-i mihnette melâmet zehrin Her dem bana tas tas sundun a felek 

Gözüm yaşm deryalara akıttm Cümle halkı seyrânına bakıttın 

Gerdanıma demir bendler dokuttun Düşürdün ayağım bendine felek 

Neler çeker imiş yazıklar insan Hiç g-ülmek olmaz mı yanında irfan 

Kande var ise bir câhil ü nâdân Anı yâr edersin kendine felek 

Der ki Aşık Cmer nedir günâhım Düşürdün melâmet semtine râhım 

Sernigûn eyledin baht-ı siyahım Gittikçe aksine dönen a felek 

— 59 — 

Devretmedi murâdımca zamane Beni cananımdan ayırdın felek 

Kaza tîri gibi attın yabana Kaşı kemanımdan ayırdın felek 

Gittikçe artırdm âh ü figanım Aleme şây oldu râz-ı nihânım 

Ne yerim var benim ne hod mekânım Nâmü nişanımdan ayırdm felek 

Gözüme görünmez lâleler güller Mecnûnum mekânım sahralar çöller 

Bana mekân oldu gurbetlik eller Öz âşiyânımdan ayırdın felek 

Korkarım gurbette derd ile ölem Bir mahal bulamam açılam gülem 

Hâristâna düşmüş garib bülbülem Bâğ-ı cenanımdan ayırdın felek 

Ey Ömer sinede artmada yâre Gününüm intizâr olalı yâre 

Saye veş ayakta kaldım ne çâre Serv-i revânımdan ayırdın felek 

— 60 — 

Dâd elinden kime kılam şikâyet Beni dildârımdan ayırdın felek 

Ne gözde uyhu var ne bende rahat Sabr u karârımdan ayırdın felek 

Bîvefâ köhnezen değil mi adm Akıbet âlemde kime yaradın 

Netsen gerek dahi nedir muradın Öz ihtiyarımdan ayırdm felek 

Bir âşık isterse vasl-ı habîbi îbtidâ derd ü gam olur nasibi 

Komadm hâlinde bu ben garibi Sevgili yârimden ayırdın felek 



Âşık Ömer 45 

Bana bu gurbeti mesken eyledin Bağ u baharımdan ayırdm felek [1] 

Bu ĞmerH beter kıldın ölümden Simden geru kurtul imdi dilimden 

Bir servi kametim aldın elimden Hâsılı varımdan ayırdın felek 



Şübhesiz sen beni ey saçı Leylâ 
Rûz ü şeb meskenim dağ ile sahra 

Görünmez çesmime zerrece cihan 
Rûz ü şeb ağlayıp eylerim figan 

Eyledi kâkülün akhm perişan 
Vücûdum mülkünü âteş-i hicran 

Dembedem cefâdır âşıka kârın 
Mahvoldu vücûdu bu Ömer zarın 



Mecnûn-i şeydâya eyledin refîk 
Olmuşsun deryâ-yi firkate garîk 

Mahabbetin kaddim eyledi keman 
Hûn-i çeşmim etti taşlan akîk 

Müjgânm eyledi sinemi nişan 
Serteser eyledi bağrımı hank 

Dağlar tahmil etmez senin âzârın 
Âsyâb-ı felekte mânendi dakik 



Dadıma hidâyet eyle yâ Kerîm 
Diyâr-ı gurbette belâlı serim 

Girdim âslyâb-ı cerhe öğündüm 
Meyveden ayrılmış hazana döndüm 

Hakikat ahliyle ra'nâ konuştun 
Bulunmaz devası bir derde düştüm 

Bu aşk bize kısmet imiş ezelden 
Ağlayı ağlayı kendi gözümden 

Der ki Ömer iremedim kasdıma 
Gam askeri hücum etti üstüme 



Gözlerim kan ile doldu destim al 
Tahayyür bahrine daldı destim al 

Bir yanar şem' idim gûyâ uyandım 
Sarardı baharım soldu destim al 

Maârif ehlini gördükte coştum 
Çâre bulunmadı kaldı destim al 

Dest-i kudret böyle yazmış yezâlden 
Yaşımı silmeden oldu destim al 

Bâd-i sabâ selâm eyle dostuma 
Çevirdi etrafım aldı destim al 



[1] İki mısra eksiktir. 



Âşık Ömer 
— 63 — 



Çün dilek geçmedi sen perîrûya 
Şemşîr-i- âhımı kasd-ı adÛ3'a 



Ko ben ağlayayım gel efendim gel 
Açup zağlayayım gel efendim gel 



Ben derdü mihnetle çekeyim gamı Tenhâca ellerle sen eyle demi 



Âteş-i hasretle dertli sînemi 

Çün adûlar seni benden ayırup 
Ben dahi gönlümü senden ayırup 

Arayım akranın Dünyâ yüzünde 
Taşkın sular gibi sahra yüzünde 

Omer'o. elverir gelmezse sürür 
Mübarek hâtıra irmesin hutur 



Yakup dağlayayım gel efendim gel 

Tatlı canım gibi senden ayırup 
Gayre bağlayayım gel efendim gel 

Gâhi karada gâh derya yüzünde 
Akup çağlayayım gel efendim gel 

Varsın âleminde ol eyle huzur 
Tek ben ağlıyayım gel efendim gel 



— 64 



Hasretle ciğerim eyledin pürhûn 
Derd-ijirâkınla olmuşam zebun 

Böyle midir her dem âşıka kârın 
Bu mudur benimle ahd ü ikrarın 

Senden aynlalı ey yüzü Mâh'ım 
Yeter karâr oldu eğlenme şahım 

Anca çektim râh-ı gamında cefâ 
Hûplarm şâhısın ahde kıl vefa 



Eğlenme hûplarm serdârı tez gel 
Harabe gönlümün mi'mârı tez gel 

Yoğ imiş zerrece namus ü ârm 
Unuttun mu kavi ü karârı tez gel 

Arş'a çıktı gitti dûd-i siyahım 
Artmakta gönlümün efkârı tez gel 

Müyesser olaydı süreydim safa 
Güldürme bendene ağyarı tez gel 



Ey Ömer muradın bulmak dilersen Keyfiyet-i hâlden bilmek dilersen 
Âşık'm duasın almak dilersen Gittiğin yerlerden tez varı tez gel 



— 65 — 



Şol nûr-i cemâle zeynoian teller 
Başına âzâde geçinen diller 



Kemend-i dâr imiş bilmezdim evvel 
Hep giriftar imiş bilmezdim evvel 



Evvelce ne rütbe bulursan rağbet Çekersin ol rütbe sonra meşekkat 
Derûn-i âşıka aşk u mahabbet Bir yanar nâr imiş bilmezdim evvel 



Âşık Ö 



mer 



47 



Şerâb-ı aşkına mestâne düşmek 
Kişi sevdiğinden bîgâne düşmek 

Âşıkın aşkıyla şevk-ı samahı 
Hakîkî mecazî aşk-ı İlâhî 



Yâr elin terkedip yabane düşmek 
Ne müşkül kâr imiş bilmezdim evvel 

îr görür menzil-i visale râhı 
Dilde esrar imiş bilmezdim evvel 



Ey Ömer anmçün kılmışım ben zâr Vücûdum tutuşup yanmakta her bâr 
Yâr için âşıkı ağladan ağyar Bülbüli hâr imiş bilmezdim evvel 

_ 66 _ 



Beni bülbül gibi şîrin sözlerin 
Mahabbet dolusun sunar gözlerin 

Bakışın bîhude yere değildir 
Sitemin sînede bere değildir 

Sîneme tuz konsa sıkmağa başlar 
İki dîdelerim kan ile yaşlar 

Gören dîvan- olur[l] hüsnüne âfet 
Hûp olan âdemi hast - ider[2] elbet 

Methiden dilberin şehd-i nebatın 
Aşık L mer'Q ver lebin zekâtın 



Şakıdır gözleri sözleri güzel 
Sâkîdir gözleri sözleri güzel 

Canadır garazın sırra değildir 
Yakıdır gözleri sözleri güzel 

Reva mı urasm sen ana taşlar 
Akıdır gözleri sözleri güzel 

Germese öldürür âşıkı hasret 
Bakıdır gözlen sözleri güzel 

Neylesin âlemin kand-i nebatın 
Hakkıdır gözleri sözleri güzel 



— 67 _ 



Firkatinle garipliğe râhımı 
Seher vakıtlarda garip âhımı 



Salındı gözlerin sevdiğim güzel 
Alındı gözlerin sevdiğim güzel 



Zerrece kalmadı sabre takatim Yok dilde karârım tende rahatım 

Gideyim, bir zaman kadr ü kıymetin Bilindi gözlerin sevdiğim güzel 

Derd-i hasretinle ey serv-i semen İhtiyar eyledim gurbet elin ben 

Tek incinme işte gittim sağ esen Kılındı gözlerin sevdiğim güzel 



[1] «Divane olur» yerine. 
[2] «Hasta eder» yerine. 



48 



Âşık Ömer 



Eli yok gurbete uğradı râhm 
Yani ki saati irişti mâhm 

Gerçi çok bulunur hüsnüne âşık 
Kadir isen Ömer akranı sâdık 



Gerçi ben lûtfuna caiz değilim 
Cefânı çekmekten âciz değilim 

İki dîdem yaşı dem değil benim 
Aşıkan yolunda gam değil benim 

Beyisin âlemin ne sipahisin 
Sen bu gün güzeller pâdişâhısın 

Beklerim eşiğin koyup gidemem 
Seni gayrılara kıyâs edemem 

Âşık Ömer'im böyle arada 
Çekersin azâbm rûz-i cezada 



Vechine ya bastı hatt-ı siyahın 
Sulandı gözlerin sevdiğim güzel 

Sanma her birini yaslına lâyık 
Bulindi gözlerin sevdiğim güzel 

68 — 

Ya nolur eylesen himâyet güzel 
Kalmadı takatim nihayet güzel 

Ko aksun yoluna nem değil benim 
Koparsa başıma kıyamet güzel 

Felek-i devvârm Mihr ü Mâhısın 
Sana senden olmaz şikâyet güzel 

Aşıkm katarın çeküp yidemem 
Güzelsin sevdiğim beğayet güzel 

Adûlarla kıldın cevr ü cefâda 
Kabrimi etmezsen ziyaret güzel 



_ 69 _ 



Dilberâ süregör zevk u safâyı 
Adleyîe ıışşâka mihr ü vefayı 

Aya benzedemem cemâl-i hüsnün 



Vâdi-i hayrette beni ey perî 
Sevdâ-yi zülfüne düşelden beri 

Ne haddi var rakib] sana ulaşır 
Efendim destini kana bulaştır 

Teskîn eyle gönül bahrm taşarsa 
Çok mudur lûtfuna mazhar düşerse 



Destinde hâtemdir bu hüsn-i cemîl 
Rakibe cefâyı eyleme kalîl 

Nice medhetmeyim kemâî-i hüsnün 
Melekte beşerde bulunmaz delîl 

Aşkın değil midir kılan serserî 
Çifte çifte işler sinemde fitîl 

Şemşîr-i kaddin gerdana dolaşır 
Berdâr et o gülü ne lâzım katîl 

Derd ü gam deryası serden aşarsa 
Kulun Aşık Ömer bu ednâ sefîl 



Âşık Ömer 49 

_ 70 _ 

Başınçün bir sual sorayım sana Nedir bu feryada behâne bülbül 

Sen bir kuş olasın deyiver bana Ya ne bâis bunca figane bülbül 

Merd ehle derdini takrir idendir Çıkmayup yolundan doğru gidendir 
Senin bencileyin sığmaz nedendir İştiyakın şerhe beyâne bülbül 

Seherde durmuşum bahara karşı Şakıyup ötersin gülzâra karşı 
Meded çok açılma bedhâra karşı Korkarım el vermez zamane bülbül 

Bir müennes merde kıyar gücünden Dâima dilerim dosta geçinden 
Dikene yârolma bir gül ucundan Gafletle uğrarsın ziyâne bülbül 

Der Ömer ibret al gonca gülünden Zikreyle bırakma Hak'kı dilinden 
Bir gün hazan olur gider elinden Kimlere bakîdir bu hâne bülbül 

_ 7Î — 

Saye veş zemine salıp sünbülü Çıkardı râzmı aşikâre gül 

Bir dem şâdetmedin garib bülbülü Gülersin güleli gül'izâre gül 

Derûn-i hüsnüne kılalı bende Edesin bülbülün hâline hande 

Evsâfın söylenir Hind ü Yemen'de Çekilir metâ'ın her diyâre gül 

Kaçan kim gülşende gül güle bir dem Eksik olmaz sıyt u gulgule bir dem 
Arz-ı hüsneylesen bülbüle bir dem Salarsın çok zaman intizâre gül 

Zâğ eder gülşenin kesb-i hevâsm Garib bülbül çeker matem u yasın 
Nahak melâmet-i cismin libâsın Atışmış anmçün pare pare gül 

Der ki A^ık Ömer sen olalı sen Şevkin ile güller hanesi rûşen 

Bir üemi değildir derûn-i gülsen Seni kim düşürdü bu kenâre gül 

— 72 — 

Çevre muhtaç olup.... âşıklar Acebdir düşerse bir mâha gönül 

Aşk emrine muti' olan sâdıklar Şal bürünür çıkar seyyaha gönül 

Er isen sırrını kalbinde sakla Düşürüp adûyu yerinde hakla 

Arayıp kevkebin tâli'in yokla Kaçan kul olursun bir şaha gönül 

4 



50 



Âşık Ömer 



Çekmeyicek olmaz bu yolda zahmet Bîvefâlar için eylemem minnet 
Efendi bir gerek pîredir hizmet Kul olmak olur mu her şaha gönül 

Der Ömer bu yolda müşkilât çoktur Mecazî ma'nânm âhırı yoktur 
Âşıklıktan murâd tarîk-i Hak'tır Hicâb ile varma dergâha gönül 

_ 73 — 

[ Ermedin murada ermedin hâlâ [1] Var mıdır evvelde erdiğin gönül 
Muhassal hâlâ Dil midir dildâra verdiğin gönül 

Derdin var olmadın vâsıl-ı deva 
Serime sevdalar derdiğin gönül 

Mülk-i muammada oldunsa esrar 
Odur hasma göğüs gerdiğin gönül 

Her dürr ü gevherdir iremdir sana 
O demler âlemler sürdüğün gönül 

Ser-i rahta semâ'larda değildir 
Alimdir allâme gördüğün gönül 



Dillerde vird oldun reva 

Lâ asıl lâ hâsıl hevâdır hevâ 

Ma'lûm-i hâlindir ulûm-i esrar 
Kemâl-i ilm ile mâhirliğin var 

Dinle al kelâmım keremdir sana 
Kem asırda geldin elemdir sana 

Ömer dâm-ı hümâlarda değildir 
Kesildin ol hevâlarda değildir 



— 74 — 



Efendim gîsû-yi siyehkârmda 
Mânend-i andelip gül'izârında 

Huda kemâl üzre vermiş kemâli 
Şöyle senden ayrı Ya'kup misâli 

Ne bilir esrâr-ı Mevlâ'yı câhil 
Cemâlin gördükçe mest-i lâya'kil 



Mihmânın değildir ya nedir gönül 
Zülâlın değildir ya nedir gönül 

Gönlümden gider mi hüsnün hayâli 
Giryâmn değildir ya nedir gönül 

Mehabbetle olur rızâyı tahsil 
Hayranın değildir ya nedir gönül 



Âh etsem âhımdan yerde taş oynar Akar gözlerimden kanlı yaş oynar 

Çevgân-ı zülfünde cân ü baş oynar Gaitanın değildir ya nedir gönül 

Ben Ömer kulunum fedadır canım Serv-i hirâmânım şâh-ı hûbânım 

Sen de insaf eyle benim sultânım Kurbânın değildir ya nedir gönül 
[1] Oönül : Yahya efendi nüshası 



Âşık Ömer 

M 
— 75 — 



51 



Bir leb-i şîrîne gönül düşürdüm 
Gözlerim yaşını serden aşırdım 

Gam tîğı sîneme açtı yarayı 
Harâb oldu g-itti gönül sarayı 

Eyi kötü geçer bilmem sor anı 
Murad nedir erenlere sor anı 

Demidir sîneme dağlar urayım 
Hâlim arzetmeğe kime varayım 

Ömer çektiğimi hicran elinden 
Çevri çok bîvefâ dildâr elinden 



Rûz ü şeb artmada âh ile zarım 
Sevdiğim sultânım âlemde varım 



Döner mi ateşim Ferhâd'e bilmem 
Kalam mı bir ulu deryâde bilmem 

Anm içün çağmram karayı 
Yine yüz tutar mı âbâde bilmem 

Bulamadım bir hatırım soranı 
Hele ben ermedim murada bilmem 

Gözlerim yaşını hâke karayım 
Kalmışım gurbette piyade bilmem 

Gören ibret alır çeşmim selinden 
Ben kime gideyim feryâde bilmem 



76 



Eser eyleye mi dildâre bilmem 
Gele mi insafa bir pare bilmem 



Şiveler ettikçe işim bitmede Gam hâba çeşmimi hasret etmede 

Dilde sîne zahmım artıp gitmede Ne yüzden em olur bir çâre bilmem 

Bir dem hâlî değil serim sitemden Helâk oldum gittim derd ü elemden 

Gönül sefinesi girdâb-ı gamden Halâsa çâre yok kurtarebilmem 



Dirîga düşeli serim bu hâle 
Hâlim arzeyleyip bir ehl-i hâle 



Canıma derd ü gam oldu havale 
Bana rahmet deyu yalvarebilmem 



Mahlasım AdlV6Xx Ömer^dir adım Dillerde söylenir nazım-ı îcâdım 
Hâlim inşâ edip sunmak muradım Ne yüzden arzedem hünkâre bilmem 

— 77 — 

Hâlim arzeylesem gül yüzlü yâra Lûtfedüp selâmım ahr mı bilmem 
Günbegün artmakta âh ü figanım Mevlâ'm ana insaf verir mi bilmem 



52 



Âşık Ömer 



Selâm olsun ol g"ül yüzlü yârıma Lebi sükker ol gözleri mestime 
Azmedüp bir dânem sînem üstüne Salınup bin nazla gelir mi bilmem 



Yârımın elinde aldır lâlesi 
Rakiptir beyleri Hak'tan bulası 



Aldı beni gözlerinin karesi 
Bana ettiklerin bulur mu bilmem 



Der ki Aşık mer bilmezem noldum Yârın hasretinden sararup soldum 
Merhamet kıl bana işte ben öldüm Hasret kıyamete kahr mı bilmem 



78 



Eyledim ey perî feryâd elinden 
Başım aîup gidebilmem elinden 

Aşk ile ahvâlim keşâkeş üzre 
İşledi gittikçe teşennüş üzre 

Hakkımı sevdiğim sen de bilirsün 
Ya odur ki sen de pişman olursun "?, 

Bu sevdaya serim irgöre geldim 
Sadıra devlete yüz süre geldim 

Der ki Âşık Ömer her hâlden yana 
Ağa yollum bakî kaimazam sana 



Çevrini çekmeğe kalmadı çârem 
Vadi- i- hayrette kaldım ne çârem 

Gerdûn-i- dûn ise kem gerdiş üzre 
Yâr eli değmezse bitermi yârem 

Gayriyi severim pişman olursun 
Ya budur ki ben kendime kıyarem 

Güzeller ihsanın çok göre geldim 
Rahraeyle hâlime lûtfun umarem 

Nasîb olan derd ü elemdir bana 
Görmiyesin bir gün ola ki karem 



79 — 



Hak Taâlâ yaratmadan cihanı 
Bir hand ile irşâd eyledi canı 

Kâmil bir üstaddan okudum yazdım 
İlm ile bir gizli sırda gezerdim 

Ziyarete vardım Hacı BektafSi 
Kadem kadem çıktı ayaktan başa 

Mecnun'ia Leylâ'nın sevdasın çektim 
Ya'kup gibi gözden kanh yaş döktüm 



Ben lûtfu ihsana uğradım geldim 
Hazret-i sultâna uğradım geldim 

Çân anâsırdan bilür sezerdim 
Hikmet-i Lokmân'a uğradım geldim 

Keramet gösterüp itti bir kaşa 
Yol ile erkâna uğradım geldim 

Ferhad ile dağlar bendini söktüm 
Yûsüf-i Ken'ân'a uğradım geldim 



Âşık Ömer 



53 



. Ben hocamdan aşk mushafm okudum Sanma zahit beni hilaf okudum 
Ey Ömer ayn ile şm kaf okudum Mekteb-i irfana uğradım geldim 

_ 80 — 

Ervâh-ı- bâtının eyleyüp isbat Bir özge sebîle uğradım geldim 

Çarı terkip kurtulmadan şeş cihât Münevver kandile uğradım geldim 

Bir kabza topraktan Hak'km kudreti Vücûde getirüp kıldı izzeti 
Adem ile gezüp bâğ-ı Cennet'i Cûy-i selsebîle uğradım geldim 



Akıbet İblîs'in uyduk sözüne 
İndirdiler bizi Dünyâ yüzüne 

Tûfan'da ol Huda eyleyüp eltâf 
Kâ'be-i şerifi eyleyüp tavaf 

Ömer hakikatte Kur'an okudum 
Ayn ü şîn ü kafi revan okudum 



Yoldan çıkar kadem basan izine 
Kûh-i Serendib'e uğradım geldim 

Nûh ile keştîde gezdim bîhilâf [1] 
ibrahim Halil'e uğradım geldim 

Öldürür delilim burhan okudum 
Sûre-i- Tenzıl'e uğradım geldim 



_ 81 



Payitaht içinde mislin bulunmaz 
Bu fena dünyâda yârsız olunmaz 

Gamzen oklariyle bağrım delersin 
Gönülünü benden almak dilersin 

Netekim can tende severim seni 
Hasret yatağından gel kaldır beni 

Ömer'in göğsünde sular çağlasın 
Sanlalım kıyamete kalmasın 



Sencileyin kaşı keman efendim 
Gel bir dem sürelim heman efendim 

Ariflik eyleyip yüze gülersin 
Kıyma ben kuluna aman efendim 

Nice koçmayayım ol nâzik beli 
Var ise göğsünde îmân efendim 

Aşkın ateşiyle sîne dağlasın 
Kalksın üstümüzden duman efendim 



_ 82 — 

Geleydi haneme o nazeninim Ayağı türabın ohşar öperdim 

Yalvarıp bu yüzden o mehcebînin Kaldırıp nikabm ohşar öperdim 



[1] Bîgüzâf: nüsha 



54 



Âşık Ö 



mer 



Benimle hem meclîs olsa o dilber 
Nûş etse elimden bir dolu sâgar 

Handeler eylese ol yüzü gülnâr 
Cemâl-i hüsnünü etse aşikâr 

Câme-i hâbıma girse ol melek 
Ey Ömer hâsılı kaçıp subha dek 



Bu gamgîn gönlümüz olsa münevver 
Ref'etse hicabın ohşar öperdim 

Mürg-i gönlümüzü etse bîkarâr 
O rûy-i mehtabı ohşar öperdim 

Reşkeder bu hâle görse nüh felek 
Defedince hâbm ohşar öperdim 



— 83 — 



Çoktan kuluyum sen şâh-ı zamanın İnsaf eyle gel barşalım [1] sevdiğim 
Var ise göğsünde dînin imanın însâf eyle gel barşalım sevdiğim 



Hakîkî âşıkm bendene kıyma 
Kerem kıl rakîbe Şeytan'a uyma 

Gönül mürgu gülşeninde zâretti 
Efendim hasretin cana kâretti 



Sırnmız fâşedüp âleme yayma 
însâf eyle ^q\ barşalım sevdiğim 

Sinemde dâğ-ı hicranın yeretti 
însâf eyle gel barşalım sevdiğim 



Hayli demdir ağlamaktan gülmedim Huzurunda suçum nedir bilmedim 
Seni sevmek ile kâfir olmadım însâf eyle ^d barşalım sevdiğim 

Âşık Ömer der ki fedadır canım Öldürürseu helâl eyledim kanım 
Sevdiğim efendim benim sultanım însaf eyle gel barşahm sevdiğim 



84 



Aşkın harareti eyleyip helak 
Günden güne arttı derd-i iştiyak 

Çevrilir önünden yolun bağlarım 
Taşkın sular gibi akar çağlarım 

Gece gündüz niyaz ederim Hak'ka 
Çok şükürler olsun Yezdanı Hak'ka 

Ah edersem düşmanlarım âh eder 
Ömer derdimendin her gün âh eder 
[IJ Barışalım yeCne 



Bu derdime derman vere Salih'im 
Hele bir yol hâlim sora Salih'im 

Eğer bağlamazsan durur ağlarım 
Bu derdimendini göre Salih'im 

Benim bu derdimi düşmanlar çeke 
Benzemişsin heman mâra Salih'im 

Nice dostlarım var inler vâh eder 
Mah yüzün yüzüme süre Salih'im 



Âşık Ömer 
- 85 _ 



55 



Aşkın ile bu âlem-i fenada 
Visaline nazlım bendene va'de 

Dünyâya gelmedi senin misâlin 
Bir kez nûş eden ol âb-ı zülâlin 

Hilâl ebruların tuğraya benzer 
Arızın şol verd-i hamrâya benzer 

Zümre-i hûbânm serdârı sensin 
Ömerlin tâ ebed dildârı sensin 



Ne cefâlar çektim bil tûti dillim 
Dilerim bir nazar kıl tûti dillim 

Anm içün arzuladım visalin 

Bir gayri istemez mül tûti dillim 

Cemâlin görenler der aya benzer 
Zerrin kabaların al tûti dillim 

Aşık-ı sâdıkların efkârı sensin 
Dembedem kapında kul tûti dillim 



_ 86 _ 



Seni sevdiğimi etmeyim inkâr 
Bendene gazabla eyleme âzâr 

Cananım su gibi her yana akma 
Perîşan hatırım elden bırakma 



Can gidip cesetten olunca remîm 
Behey âfet halîm ola gör halîm 

Gönüller hanesin odlara yakma 
Dilersen bulasın sevâb-ı azîm 



Rûzü şeb muradım ey meh-i tâbân Hüsnün goncaları olmasın hazân 
Bana yâr olduğun duymaya nâdân Korkarım aramız recmeder recîm 

Kâkülün misk midir anber mi bilmem Ser-i giysûlarm ejder mi bilmem 
Serv-i kametin ar'ar mıdır bilmem Sorsam lebin gonca mıdır yoksa mim 



Ömer sadıkane söyler her sözü 
Dileriz ki ednâ kul yaza bizi 



Hakikat râhına sürelden yüzü 
Güzeller serdârı oldakta kerim 



_ 87 _ 



Melâhat mülkünün serdârıyım ben Yoktur iktidarım varı gözlerim 

Ol kâfir zülflünün berdârıyım ben Mansûr'um âlemde varı gözlerim 

Budur münâcâtım Hazret-i Hak'tan Kurtara dâmânım dâr-i firaktan 

Uykuya hasretim kan ağlamaktan Yüzün düşte görse bari gözlerim 



56 Âşık Ömer 

Zâhidâ sev beni dîvâne sanma Gerçi dîvâneyim mestâne sanma 

Her şem'a per yakar pervane sanma Derûnumda yanan nârı gözlerim 

Ko beni hâlime var aklın ermez Bin nasihat etsen fâide etmez 
Mübtelâ-yi aşkım zerrece görmez Nânıûs u gayreti ân gözlerim 

Ey Ömer kulağım çınlar nice bir Gönlümün kâsesi sinler nice bir 
Nice bir derûnum inler nice bir Kılar niceye dek yârı gözlerim 

— 88 — 

Kadir Huda'm sana güzellik vermiş Söyle behey tuti dilli Bekir'im 
Seven âşık gonca güllerin dermiş Bahçende kırmızı güllü Bekir'im 

Kirpiklerin oktur kaşlann keman Seven âşıklara vermezsin aman 
Bir cennetten çıkmış hurisin heman Boyu uzun ince belli Bekir'im 

Âşık olan zari kılıp ağlasa Aşk oduna ciğerciğin dağlasa 

Dilberler bir yerde alay bağlasa Cümlenin serdârı telli Bekir'im 

Âşık Ömer ben de murada erdim Açılmış tazece güllerin derdim 
Bahânesiz dilber ben seni gördüm Demin artsın ağayollu Bekir'im 

— 89 _ 

Hayâl-i aşkınla Mecnûn'a döndüm Aklımı başıma dermeden kaldım 
Nerdüban nerdüban aşağı indim Evvelki mertebem bulmadan kaldım 

Kuzum tez gör başıma Çekilip giderdim kendi yoluma 

Yeter cevreyledin bu ben kuluna Ben senin çevrini çekmeden kaldım 

Daldım ummanlara kenar görünmez Zamane dilberin çevri çekilmez 
Verdim gönülcüğüm geri alınmaz Ben senden gönlümü almadan kaldım 

Bir âşık bir çevri çeke mi bilür Her âşık aşk oduna yana mı bilür 

Ay gören yıldıza baka mı bilür Ömer der cihanı görmeden kaldım 

— 90 — 

Felek etti hasret çeşm-i mestime Diyâr-ı gurbeti gezdim usandım 
Ağlayarak senkler alıp destime Bu derdli sinemi ezdim usandım 



Âşık Ömer 



57 



Kalmadı zerrece sabra takatim 
Kalmamıştır gayri kale minnetini 



Gözden uyhu gitti tenden rahatım 
Minnet pûtesinde sızdım usandım 



Yönüm Hak'ka tuttum yüzüm türaba Gönül mahrum kalmaz gelen hitaba 
Hicran macerası sığmaz kitaba Kalem âciz oldu yazdım usandım 



Deli gönül ister isen saadet 
Evveli melâmet sonu nedamet 

Ömer neler çekti hicran elinden 
Yârin cefâsından halkın dilinden 



Binip aşk atma etme sefâhet 
Muktezâ-yi aşkı süzdüm usandım 

Gören ibret alır çeşmi selinden 
ben kendi kendimden bezdim usandım 



— 91 



Bu derd.i hasretin cana kâretti 
Nice şerhedeyim gelmez lisâna 



Ey benim ruhleri taze civanım 
Demâdem artmakta âh ü efganım 



Bulunmaz bu kevn ü mekân içinde Ne yahşiler gördüm yaman içinde 
Hakîkî dost var mı cihan içinde Kime fâşedeyim sırr-ı nihânım 



Ömrün efzûn ede cenâb-ı Huda 
Nedir bu bendene çevrile cefâ 



Cân ü baş ederdim yoluna feda 
Benim ey kameti serv-i revanim 



Cemâlin şem'inin pervânesiyim Mahabbet meyinin mestânesiyim 

Gülzâr-ı hüsnünün dîvânesiyim Ey benim lebleri gonca dehânım 

Beni şeydâ kılan zülfündür senin Şâh-ı Mısır olsan yeridir senin 
Bu Ömer bir ednâ kulundur senin Kapunda yad etme şâh-ı cihanım 

— 92 — 



Beni bana komaz aşk-ı cünûnun Serimi sevdaya saldım ağlarım 

Dembedem artmakta derd-i derunum Senk ile sînemi deldim ağlarım 

Ah itmekten elif kaddim oîde dâl Şâzîlik eksilip artmakta melâl 
Vatanım çeşmime görünür hayâl Diyâr-ı gurbette kaldım ağlarım 

Ey Ömer kalmışam ben bu hasrette Diyâr-ı gurbette şâm-ı zulmette 
Hep eller işrette zevku sohbette Ben bir mekân bulmaz oldum ağlarım 



58 



Âşık Ömer 
_ 93 _ 



Felek aramızı cüda edeli 
Firak bülbülleri nida edeli 

Aceb avarelik oluptur başa 
Kâ'be yolundaki toprağa taşa 

Dağlar başı yerim oldu mekânım 
Firkatin şiddeti kesti emânım 



Bir yerde eğlenip duramaz oldum 
Hiç vuslatın gülün deremez oldum 

Başladım dağlara cenge savaşa 
Günahkâr yüzümü süremez oldum 

Arşa direk direk çıktı efganım 
Feleğin pençesin yöremez oldum 



Ey dirîga fânî âlemde vuslat Şol ezelki olan arz-ı mahabbet 

Can evinden durmaz işler cerahat Evvelki merhemin uramaz oldum 



Gönülden çıkarma Ömer zaîfin 
Hak hatasız etsin çeşm-i lâtifin 



Görmeyelden beri rûy-i serîfin 
Mübarek hâtıırın soramaz oldum 



- 94 — 



Bu dersi hâce-i tâ mâsebaktan 
Yok iken bir eser karada akta 



Bir perî danadan iyan okudum 
Akl üzre İlm-i künfekân okudum 



Dahi kande idi gerdiş-i gerdun Bana hemdem iken bu devr-i bîrun 

Halkolmazdan evvel Ferhâd'ü Mecnun Fenn-i bâb-ı aşkı revan okudum 



Çok şükür maksûdum destime girdi 
Muradım hüdhüdü sîmürga irdi 

Marifet şahma sunaldan eli 
Sâdık âşıklara eyledim belî 

Ömer buna ilm-i ledünnî dinür 
Bazılar bu ilme henüz yeltenür 



Dilimde irgördüm itmama virdi 
Kafa sa'yeledim kur'an okudum 

Güzâfım seyriden beni dir deli 
Yoluyla yolsuza meydan okudum 

Ne görünür ne içilür ne yenür 
Ben ise anı bir zaman okudum 



— 95 — 



Şitâ hengâmmın şiddeti geçti 
Bahar demlerinin kokusu düştü 



Gayrı renge girdi zamane dostum 
Dağıttı anberin cihâna dostum 



Âşık Ö 



mer 



59 



Eridi karları yeşerdi çöller 
Şükûfe açılır estikçe yeller 

Gonceler zeynetti hep siyahların 
Devirdi benefşe hep külahların 

Her kesin kalbine düştü ferahler 
Lâleler doldurup zerrin kadahler 



Sürüdü zincirin bölündü seller 
Minnet ne sünbüle reyhâne dostum 

Sağlı sollu gözedirler şahların 
Çıkarup girdiler meydâne dostum 

Nerkisin babını yer etti şahler 
Sundalar birbirne peymâne dostum 



Dürlü çimenlerle zeynoldu bahar Her kes safâsma seyreder kenar 
Dest-i kudret yazdı Tahtihelenhar Ayet-i safha-i bostâne dostum 



Der ki Âşık Ömer açıldı güller 
Seyr ü sülük etti hep ehl-i diller 



Cennet misal oldu sahralar çöller 
Sen niçin çıkmazsın seyrâne dostum 



N 



_ 96 



Tâ Elest bezminde Kalûbelâ'da 
Bekleriz rûz ü şeb ahd ü vefada 

Erenler râhmda gözleriz izi 
Ma'siyet deryası garketse bizi 

Akl u fikri koyup bir yana düştük 
Cihan varhğmı aşka değiştik 

Bende-i hâlisiz sultân-ı aşka 
Çün erdi rahşımız giryân-ı aşka 

Ey Ömer sunalı aşka pençeyi 
Başa tâcederiz biz karıncayı 



Pes dedik dönmeziz ikrarımızdan 
Bu yolda geçmişiz biz varımızdan 

Râh-ı hakîkata sürelden yüzü 
Ümîdi kesmeyiz Gaffâr'ımızdan 

Kal olup pûte-i fakr içre piştik 
Billahi hoşnuduz bâzânmızdan 

Boyun eğsek nolur fermân-ı aşka 
Ayrılmak muhaldir katarımızdan 

Üstattan yemişiz çok tabancayı [1] 
Yahşi görmek ile mıkdârımızdan 



_ 97 — 



Bu gönlüm bağını gülistan eder 
Dîvâne olur bu aklım dağıdır 

[1] Tabançe: Tokat. 



Sevdiğim kâkülün çezdiğin zaman 
Yârim reftâr ile gezdiğin zaman 



60 



Âşık Ömer 



Senden murad almak kati gfüç-olur Derdini çekenin bağrı tuc olur 

Kıyamet gününde hâlin nicolur Âşıkm bağrını ezdiğin zaman 

Gözlerim doludur kan ile nemden Kirpiğin okuyla deldin sînem.den 

Bur Ömer ol zaman ayrılır senden Elinle mezarım kazdığın zaman 



— 98 _ 



Yâr hayâlin sevdâsma dönerim 
Yükseklerden geh alçağa inerim 

Tîğ-ı çeşmin kasdıma 

Gamzeleri akın etmiş üstüme 

Aheyledim ahım arşa ulaştı 
Gönül bahri dalgalandı bulandı 



Aşkıma düşeli ne belli şâdım 
Senin içün 



Olmuşum sen boyu serve saye ben 
Anın için düştüm hâkipâye ben 

Dilek geçmez ol gözleri mestime 
Neylemişim ol kaşları yaye ben 

Halkalandı çarhı dokuz dolandı 
Yaşım ırmaklara döndü çaye ben 

Ne bir an bir lâhze gamdan âzâdım 
beğzâdım Kul olmuşum her gedâya bâye ben 



Der ki A^ık Ömer mâl ü menâlim Dişleri dürdânem lebi zülâlim 
Benleri siyahım kaşı hilâlim Mailim sen yüzü bedir aye ben 



- 99 - 



Aşk beni şerimsâr eyleyüp gider 
Güller fasl.ı bahar eyleyüp gider 

Bilmem ahvâlimi kime söyleyim 
Cân ü dilden mail oldum neyleyim 

Cemâlin görmesem cânım yerinür 
Gönül zülfü sevdasına sürünür 

Ateş-i aşk ile sînem dolalı 
Ben sevdâ-yi aşka zebûn olalı 

Aşık Ömer hasbıhâlim söylerim 
Hakîkîyim ben mecazı neylerim 



Gözlerimden dökmedeyim jale ben 
Andelîbim ha kılayım nâle ben 

Dîvâne gönlümü nice eğleyim 
Mah yüzünde çifte çifte hâle ben 

Gayri bana dünyâlar mı görünür 
Dili sükker ol lepleri bale ben 

Hasret ile solalı 

Düştüm dürlü dürlü garip hâle ben 

Akıbet cismimi üryan eylerim 
Bakî kalmam bu hırkaya şale ben 



Âşık Ömer 



61 



100 



Elâ gözlerine kurbân olduğum 
İbret içün gelmiş derler cihâna 

Aşkm ateşidir sinemi yakan 
KoUarm boynuma dolanmış iken 

Terkeyledim ağ-alarım beylerim 
Anm içün ben âhedüp ağlarım 

Kaldı deli gönül kaldı hep yasta 
Aşık Ömer edeı- sevgili dosta 



Yüzüne bakmaya doyamadım ben 
Noktadır benlerin sayamadım ben 

Lûtfuna erer mi çevrini çeken 
Seni öpmelere kıyamadım ben 

Bos bulanık seller gibi çağlarım 
Ayralık oduna doyamadım ben 

Mevlâ'm erdir beni murada kasda 
Allah ısmarladık diyemedim ben 



Râh-ı mezellete düşmüş yol oldum Kadir kıymet bilmez ihvan elinden 

Gelen geçen yüzüm çiğner yol oldum Yok tutup kaldıran yârân elinden 

Birin çekmez iken derdim on oldu Büküldü kametim şeklim nun oldu 

Kalmadı takatim ciğer hûn oldu Kime dâdedeyim hicran elinden 

Andelîbim zarım gonca gülümden Ağlarım ne gelür dahi elimden 

Ayrı düştüm vatanımdan elimden Gurbetlerde kaldım nâdân elinden 

Sorarsa dostlarım benim bu derdim Anmçün solmuştur destimde virdim 

Hakikat bağını seyrân ederdim Bir tabanca yedim bağban elinden 

Ey Ömer müşkülüm kime tanayım Nice bir bu firkat zehrin kanayım 

Dilim varmaz kangı birin yanayım Şikâyetim çoktur devrân elinden 



Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir 
Hasta dil uşşâka leplerin emdir 



Anmçün eylerim âhı bir yüzden 
Buseler atâ kıl gâhi bir yüzden 



Bilmezem ki böyle nedir hicabın Mübarek dehandan gelmez cevâbın 
Def'eyle vechinden zülf-i nikabm Seyretsin âşıklar mâhı bu yüzden 



62 



Âşık Ömer 



Cemâl ile gfurûr etme cihâne 
Nice şehzadeler düşüp külhane 

Aşk değil mi bizi dîvâne kılan 
Günahkâr mı olur ehl-i aşk olan 



Bilirsin devreder âhır zamane 
Terkeder ikbâl ü câhı bu yüzden 

Bana dahleylemez sevdiğim bilen 
Gözleriz erkân-ı râhı bu yüzden 



Der ki Âşık Ömer her halden yana Nasîb olan derd ü elemdir bana 
Dehre mağrur olma azîzim sana Felek seyrettirir câhı bu yüzden 



_ 103 _ 



Yeniden akhmı bir nevcivânın 
Can diriğ eylemem yoluna anın 

Göz kamaşur cemâline bakılmaz 
Sâhir gamzelerin başa çıkılmaz 

Gönül feryâd etme guşa çahnur 
Her seher nâz ile çıkar salınur 



Aldı ruhlerimin âli bir yüzden 
Heman tek etmesin âli bir yüzden 

Nigâh etse sanma hatır yıkılmaz 
Söz atar şol siyah hâli bir yüzden 

Belki yârın duyar küser alınır 
Döker de gerdana âli bir yüzden 



Küşâde kıldıkça mahabbet bâbm Gülerek söylese şîrin cevâbın 
Ol demde seyredin hüsnün kitabın Düşer âşıkların fâli bir yüzden 



Ey Ömer tâlib-i seyrân olanlar 
Soyunup aşkile üryan olanlar 



Cemâli nakşına hayran olanlar 
Terkeder hırkayı şali bir yüzden 



— 104 — 



Yâr hilâl kaşların hûnî gözündür 
Kevser-i cemâlin şîrin sözündür 

Mecnûn'un nazarı sahrada çölde 
Ümîdim lûtfündur cân ü gönülde 

Mahabbet bâğma giremez miyiz 
Sa'y ile visale eremez miyiz 

Bey'u şirâ ile yohsul mu olur 
Dünyâda âhıret ecrini bulur 



Beni ne ağladıp ne şâd eyleyen 
Gönüller hanesin küşâd eyleyen 

Bülbülün arzusu goncada, gülde 
Şevk u mahabbetim ziyâd eyleyen 

Gül-i maksûdumuz deremez miyiz 
Bulur Mevlâ'sını murâd eyleyen 

Suâl et ashnı âlemler bilür 
Efendim bir kulun âzâd eyleyen 



Âşık Ömer 



63 



Ömerli cefâdan döner sanırsız 
Aşık ağlatmağı hüner sanırsız 



Vakarsız cismini fener sanırsız 
Hiç rahmet bulmasın îcâd eyleyen 



— 105 _ 



Dilberâ aşkımdır sînede her dem Artırıp derdimi füzûn eyleyen 

Gözlerindir aman vermeyip bir dem Cezbedip aklımı cünûn eyleyen 

Dadımı sen şaha bildirir komaz Yolunda düşeni kaldırır komaz 

Şâd eder elbette güldürür komaz Ahimi eflâke sütün eyleyen 

Ey güzeller şahı nedir günâhın Artırırsın her dem hicr ile ahım 

Ben gedâyi sana kul etmiş şahım Şîrîn'e Ferhâd'ı meftun eyleyen 



Bu cihan kimseye eylemez vefa 
Aşk değil mi bize çektiren cefâ 

Ey Ömer neylesin şunda kalmağı 
Güzeller âşıka cefâ kılmağı 



Kani nolda 

Diyâr-ı gurbette mağbûn eyleyen 

Gördüğün dilbere tâlib olmağı 
Hiç rahmet bulmasın kanun eyleyen 



_ 106 _ 



Ey dilâ nasihat kabul edersen 
Hakikat râhma doğru gidersen 

Bir dem bendesine rahmederse yâr 
Ya ne verdi bizden ne ister ağyar 

Var ise kısmetim tahtesserâda 
Tarfatül'ayn içre erer murada 

Pîşâne yazılan tâ mâsebakta 
Günül melûl olma huzûr-i Hak'ta 

Aşık Ömer bu sevdada yelerim 
Beni bednam ettiğiyçün dilerim 



Sözüne uyucu olma sakimin 
Düş hâkipâyına tab'ı nedîmiu 

Dem olur çektirir çevri sadhezâr 
Benim kimde nem var bende ya kimin 

Bir kaçı behâne olur arada 
Olunca kavline lûtfi kerîmin 

Çekilir çâre yok akta karada 
Dâdolmaz kahr mı dadı yetimin 

Sanma kim dîdemin yaşın silerim 
Rakip ism-i kahhâr ola harîmm 



64 



Âşık Ömer 
— 107 _ 



Şahin g-özlüm kasdm mı var camma 
Kirpiklerin kana kana kanıma 

Arasalar hâsu âmda bulunmaz 
Misli Rûm'da değil Şam'da bulunmaz 

Düşer mi şânma kaşı kemanım 
Yıkılır hatırım artar efg-anım 

Boynuma kemend-i zülfünü taksa 
Mesteder uşşâkı naz ile yaksa 

Ömer gerçi söyler hâmûş eylemez 
Mey ne denlu içsem sarhoş eylemez 



Bakışın eylemez yabâne çeşmin 
Giru sundur g-ouca peymâne çeşmin 

Bu kadde hüsünde namda bulunmaz 
Salarsa mülket-i Osman'a çeşmin 

Devrinde sel ola eşk-i revanim 
Yek işaret etse bîgâne çeşmin 

Vadi- i hayrete canı bıraksa 
.... şâhâne çeşmin 

Remzinin farkını her gûş eylemez 
Anı mesteyleyen mestâne çeşmin 



İOB 



Bu ayn-i uyûnum senindir senin Akan çeşm-i hûnum senindir senin 

Bu sûz-u derûnum senindir senin Dil-i erganunum senindir senin 

Gönül pürmelûldür dü çeşmim alîl Beyâbân-ı gamda bulunmaz delîl 

Reh-i firkatte bir yol azmış zelîl Gel ey rehnümûnum senindir senin 

Bu âhü eninim bu hicr ü gamım Bu şevk-i melalim bu ayn-ı demim 

Bu necm-i saîdim bu baht-ı kemim Bu derd-i îuzûnum senindir senin 



Bu şal ile bu taç bu hırka aba 
Bu çan anâsır bu hefti kaba 



Kamusu yolunda hebadır heba 

Bu cem'an yekûnum senindir senin| 



Ömer dâr-ı gurbette nem var benim Ya f ehm ü firâsette nem var benim 
Bu bâzâr-ı mihnette nem var benim Bu akla cünûnum senindir senin 

— 109 — 



Ağlarım gözlerim yollarda kaldı 
Dil zevrakm firak engine saldı 



Şûh-i şîvekârım kaçan gelesin 
Artmada efkârım kaçan gelesin 



Âşık Ömer 



65 



Sevkınla nâle vü feryada döndüm Dağlan delmekte Ferhâd'a döndüm 

Mîşezârım gör ki sayyâda döndüm Ey âhû şikârım kaçan gelesin 

Yok mudur insâfm ey çeşm-i âhû Kalmadı takatim ya nice bir bu 

Hasretinden gelmez çeşmime uyhu Subhadek bîdârım kaçan gelesin 

Zevk u şevksiz çeşm-i bahtım uyanmaz Aşkından el çeküp gönül usanmaz 

Firakın nârına yürek dayanmaz Ağlamaktır kârım kaçan gelesin 

Bu ümer vâdi-i hayrette kaldı İki dîdelerim kan ile doldu 

Gözüm yolda kara akşamlar oldu Şem'-i tâbıdârım kaçan gelesin 



Ey Aşık Azmiyâ medhe sezasın 
Defter-i uşşâka bir mübtelâsm 

Fehmettin bu resme imlâ-yı aşkı 
Tâ Elest nûşettin sahrâ-yı aşkı 

Aşıksın kimseye incizâb etme 
Kâmilsin bizlerden ictinâb etme 



110 — 

Ehl-i dil ü kâmil rindânesin sen 
Söylenir dillerde destânesin sen 

Hem dahi anladın ma'nâ-yı aşkı 
Ol sebep aşk ile mestânesin sen 

Sergeşte düşünüp intisâb etme 
Zîrâ bir akıllı irfânesin sen 



Görmedim sen gibi bir merd-i muhkem Mü'minin kalbidir beyt-i mükerrem 
Mir'ât-ı seçerde ervâh-ı ekrem Sen seni fehmetsen âyâ nesin sen 



VciSsâfm olmuştur bu dil-i şeydâ 
Der ki Aşık Ömer ednâsın ednâ 



Bu kadar vasfını eyledim icra 
Cümleden hâk ile yeksânesin sen 

îll — 



Hak öğmüş getirmiş seni bu zâta Ey perî kıymetin âdem ne bilsin 

Lebin esrarını açma beyâna Züîâlin lezzetin zemzem ne bilsin 

Çeşmin hışma gelse kirpiğin çatar Aşıkı öldürür hûnîler içer 

Sinede yürekte eğlenmez geçer Gamzen hunilerin Rüstem ne bilsin 



İşlesin sinemde gamzen okların 
Mahabbetin derûnumda yokların 



Ben anı canımdan aziz sakların 
Sen benim olduğun âlem ne bilsin 



§6 



Âşık Ö 



mer 



Hançerin sinemi kıldı sad pare 
Bulmadım vuslattan ziyâde çâre 



Akıdır yüz dürlü kanı her yâre 
Bu zahmım ilâcın merhem ne bilsin 



Açmaz §ık Ömer zühhâde keyfin Akl olan söyler mi hiç yâde keyfin 
Hoş yâr olan bilir bu bade keyfin Bu câmm lezzetin sersem ne bilsin 



Arızın nihâi et berket-i ter içre 
Çık sahn sevdiğim güzeller içre 

Bilmem ne tal'atsın ey huri sîma 
Nefsin mürdeleri etmede ihya 

Bir âşık aşkına mail olursa 
Güzeller şiveye mail olursa 

Dâim irfan ile zevku safâlar 
Bir âdet eyle kim hep bivefâlar 

Der ki Ömer gören hâl-i fülfülün 
Arakçînin çıkar dağıt sünbülün 



112 — 

Hûplar kârısâzı senden öğrensin 
Periler pervâzı senden öğrensin 

gören mail olur bây eğer ednâ 
Güzeller i'câzı senden öğrensin 

Acep midir aklı zail olursa 
İstiğnayı nâzı senden öğrensin 

Hüsne mağrur olup kılma cefâlar 
Ol kâr-ı mümtazı senden öğrensin 

Bendolur ihtiyar eder kâkülün 
Hûplar keşf-i razı senden öğrensin 



^ 113 — 

Meftunun medhetsin hüsnün evsâfın Hitâb olsun mu sultânım ne dersin 

Hisâb olsun mu sultânım ne dersin 



Âşıka ettiğin cevr ü cefâlar 

Olur olmazın sözüne aldanıp 
Âteş -i aşkınla bu bağrın yanıp 

Seni seven neyler bağçeyi bağı 
Yıkılıp perişan oldu yatağı 

Âlemi yıktığı çeşm-i fettanın 
Âşık Ömer ayağn altında senin 



Bizi reddeyleyip halka inanıp 
Kebâb olsun mu sultânım ne dersin 

Hüsnünde kurulmuş gönül otağı 
Harâb olsun mu sultânım ne dersin 

Söyle kaşlarına yok mu amânm 
Türâb olsun mu sultânım ne dersin 



— 114 — 



Salını salını giden dibrübâ 
Âşıkm divâne eden dilrûbâ 



Besteler okuyup kande gidersin 
Bülbül veş şakıyup kande gidersin 



Âşik Ömer 



67 



Dilimden mahabbet remzini alıp 
Tîg-i g-amzelerle sînemi delip 

Azade g^ezerken cihan bağmda 
Diyâr-ı gurbette gam bucağmda 

Çıkardm se ■' âh ü zânmı 
Akl u fikrim alıp olan varımı 

Yazıklar seninle olan demlere 
Aşık Ömer beni salıp gamlere 



Aşkmla dîvâne olduğum bilip 
Zorladığım duyup kande gidersin 

Hapis oldu zülfün dil tuzağında 
Beni dertli koyup kande gidersin 

Türaba indirdin eşkibârımı 
Uryâa olup soyup kande gidersin 

O lâle ruhlere o gül femlere 
Sen ağyara uyup kande gidersin 



- U5 — 



Görmedim akranın hüsn-i melekte 
Ey perî var ise resm-i felekte 

Çeşmin hışma gelse hatırlar yıkar 
Kaddin keman etmiş baş eğmiş bakar 

Vechinde benlerin şâhâne düşmüş 
Şekl-i Beşmelerdir şâhâne düşmüş 

Pervane tek nâr-ı aşka yanardım 
Gözlerim yaşiyle yazar sunardım 

Seni sevdiğim mi nedir günâhım 
Akıbet Âşık Ömer'i ey mâhım 



Düşmedi hışm ü celâle kaşların 
Benzemiştir nev hilâle kaşların 

Gönüller hanesin odlara yakar 
Vechin üzre çifte hâle kaşların 

Akl ü dil almağa bahane düşmüş 
Nazar ettim hub cemâle kaşların 

Hüsnünün şem'ine karşı dönerdim 
Meded etse arzıhâle kaşların 

Kim sevmez güzeli hey pâdişâhım 
Garkeder bir siyeh şâle kaşların 



_ 116 - 



Hak'tan gayri kimse bilmez dilinden Büllül şakır yazı kışı Sakız'ın 
Kurtar deyu çün adûnun elinden Hak'ka niyaz eder taşı Sakız'ın 

Seng-i siyah ile sînen döğersin 
Zira görülmüştür düşü Sakız'ın 

Lâbüd sataşırsın birgün rengine 
Vire edip kurtar başı Sakız'ın 



Öğme gidi yezid neye öğersin 
Sen İslama birgün boyun eğersin 

Yüğrük gemilerin salma engine 
Mağrur olup ateşine çengine 



68 



Âşık Qi] 



Yeni burca Kıral burcu dediler Mufâfem bina imiş kâfir gidiler 

Der ki Ömer üçler yediler kırklar; Varfeıdır dünyâda eşi Sakız'ın 



Seyr-i bağ-ederken başa çıkardın 
Verdin gülistana velvele verdin 

Kılmazsın bendene Tahir merhaba 
Her kand yse bulur getirir sabâ 

Kaşların yayını durup kurdukça 
Sitem oklarını cana urdukça 

Ne saat geçirdi leyi ü nehârın 
Ne dosta bağıban verdi tîmarm 



Şebnemin nesidir bu ter sünbülün 
Güller laaccüpte ne ter sünbülün 

Sağ ei^n ol yaşa ey kaddi tûbâ 
Dimağca hâtjrda tüter sünbülün 

Esip bâd-ı sabâ dolaştırdıkça 
Dağıdır akilini yiter sünbülün 

Ne âb-i safîden aldı baharın 
Acep ne bağçede biter sünbülün 



Ey hüsnü bînazîr serv-i sehîkat Bir ednâ kulunum etme beni ret 

Gülün de hoş amma bülbülün de kat Ömer ûftâdene yeter sünbülün 



Çünki güzel gönül alıp gidersin 
Beni ferdalara salup gidersin 

Meylettiği içün Ferhâd'a Şîrin 
Aramızda olan mahebbet sırrın 



118 — 

Hoşça tut yanında mihmânm olsun 
Unutma ahdile peymânm olsun 

Ol dahi yolunda terkeder serin 
Sakla cân içinde pinhânm olsun 



Kaldır nikabını yüzün göreyim Varıp hâkipâya yüzler süreyim 

Ben senin yolunda canlar vereyim Heman senin bana fermanın olsun 

Sağ olursam yine görem bir zaman Gönülden çıkarma sevdiğim heman 
Unudup bendeni istersen nişan Sinemde yâreler nişanın olsun 

Sen var iken hergiz bakmazam yâde Eş olayım Mecnun ile Ferhâd'e 
Sen sağ ol sevdiğim dâr-ı dünyâde Âşık Ömer kulun kurbânın olsun 

_ 119 _ 

Tâ bezm-i ezelden ey şâh-ı hûban Câm-ı aşkın içen hayranın olsun 
Cân ü ser yoluna ey şîrin zeban Terkeden âşıka ihsanın olsun 



Âşık Ömer 



69 



Hûp cemâlin görse ey mehrû nig-âr Hasretinle olur derde giriftar 
Künc-i g-amda eder dil feryâd ü zâr Hasta dil derdine dermânm olsun 

Nice bir etmezsin feryadıma dâd Yaraşmaz huplara bu tarz-ı îcâd 
Her ne emredersen ettim inkıyâd Öldürürsen dahi fermanın olsun 

Sana dil vereli ey şûh-i handan Andelip misâli eylerim efgan 

Mürg-i dil hüsnünde tutmuş âşiyan Sâye-i lûtfunda mihmânm olsun 

Cân ü baş uğruna terkedem ey şâh Her demde eylerim derûnumdan âh 
Ne denlü cevretsen amanın Allah Bu Ömer yoluna kurbânın olsun 

R 
— 120 - 



Yâr hayâlin sevdasında gezerim 
Mecnûn'um aşk sahrâsmda gezerim 

Dağlara arzettim derûnum yasın 
Şeb giyer benimçün matem libâsın 

Ah etmeden elif kaddim büküldü 
Arttı yaralarım bendler söküldü 

Kan doludur dîdeîerim yaş değil 
Demir daymaz bu ateşe taş değil 

Bu aşk mahabbeti sevdası mürde 
Ömer gafiUeyin düştü bu derde 



Gözlerimin yaşı su gibi çağlar 
Yanımca zincirin sürer ırmağlar 

Semt be semt koparır firkat sadâsm 
Görür de hâlime bulutlar ağlar 

Gözlerimden bunca kanlar döküldü 
Cerahatten oldu dağ üstü bağlar 

Yâr uğruna can oynadı baş değil 
Ciğer kebâb oldu eridi yağlar 

Sebeb-i mevtimdir geçte vü erde 
Bakıp kınamasın hâlime sağlar 



121 



Bir âceb güruha uğradı râhım 
Küşâd ola düştü baht-ı siyahım 



Yürekten depredüp lisan okurlar 
Kamusu havrette ivân okurlar 



Nazar ettim urup dikkat ile gûş Kıldım sadâların gûşuma mengûş 

Hırkaya ser çekmiş her biri hâmûş Dillerinde vird-i Sübhan okurlar 



70 



Âşık Ömer 



Şerîat ilmine belî demişler 
Ma'rifette serin mum eylemişler 



Tarikat kafmda anka demişler 
Hakikat bâbmda nişan okurlar 



îlm-i muammadan var mı haberdâr Arife iyandır her dürlü esrar 

Bu rub'-i meskûnda dört şuarâ var Her dem birbirine meydan okurlar 



Biri Abdi, Sabit birisi Hayri 
Ömer her birinin dilleri ayrı 



Biri Salih bilmem başkasın gayri 
Dördü de defter ü dîvân okurlar 



122 — 



Beğler ol hublarm serhrazları 
Dura dursun şîve ile nazları 

Yada uydun elde iken îrâdın 
Yâr olmak değildi çünki muradın 

Derdlisi olduğum gûyâ ki bilmez 
Gelmez ol hercâyi insafa gelmez 



Geçer karşımızda ederek reftâr 
Bir de sitem sözü etti cana kâr 

Bîgânelik ettin bizden iradın 
İbtidâ vasim neye ettin ikrar 

Merhamet eyleyip yaşımı silmez 
Ben halimce eder oldum elden âr 



Nice bir gözlerim kan ile dolsun Dilerim adûlar Huda'dan bulsun 
Gayri yâr sevmeğe desturun olsun Gönül eğlencesi elbet neler var 



Ömer meyledeli sen gamzekâre 
Merhamet etmezsin âşık-ı zâre 



Artıp gitmektedir yürekte yâre 
Bari gel zahmıma benim ilâç sar 



— 123 



Dönmeyiz nedenlu çok olsa âsi 
Gider kalbimizin silinir pası 

Âleme şâyolan [1] o nûr-i celî 
Gaziler serdârı Hazret-i Ali 

Gaziler sokunur teller serine 
Ne yüzden varırız mahşer yerine 

Bize bu yüzdendir takdîr-i îlâh 
Gaza yollarına hasbeten lillâh 
[11 Şayi yerine. 



Hamdülillâh dîn ü îmânınız var 
Dilimizde vird-i Sübhânımız var 

Evvel âhır dedik tavline belî 
Ebû Bekir Ömer Osman'ımız var 

Şühedâ irişir Hak'kın sırrına 
Bu rütbe cürm ile isyanımız var 

Ölünce dîn için ederiz samah 
Emânet Huda'ya bir canımız var 



Âşık Ömer 



71 



Ömer ser sağ- olan yazısın görür Talibe Huda'dan hidâyet irür 
Bizim Kerbelâ'mız haşre dek sürür Dahi adûlara çok kanımız var 



_ 124 _ 



Elif kaddim reftârma beyuna 
Nazar eyledikçe reng- ü rûyine 

Bir kerre bakanlar yüzün ayma 
Gamzen oklarına kaşın yayma 

Cihanda nazîrin mislin bulunmaz 
İnci dişlerine kıymet olunmaz 

Bülbülün de gerçi adı anılır 
Dehânın bârında yâre unulur 

Bu Ömer üftâden tab'ı nedimin 
Cünbiş-i etvârm nâz ü naîmin 



Nice servi gibi dal pesend eyler 
Yetirir aklını el pesend eyler 

Nazar etmez bu feleğin ayma 
Nice Rüstem, nice Zal pesend eyler 

Hüsnün güneşidir doğar dolanmaz 
Leb-i yakutuna lâ'l pesend eyler 

Güftârm işitse virdin yanılır 
Şîrin cevâbına bal pesend eyler 

Aşık-ı sâdıkm yâr-ı kadîmin 
Seyreden erbâb-ı hâl pesend eyler 

125 — 



Çıkmaz hatırımdan nakş-i hayâlin Bir kez hüsnün gören dünyâyı neyler 
Ta'neder gökteki şemse cemâlin Seyreden gurre-i garrâyı neyler 



Güzeller şâhısm yoktur bahane 
Tîr-i gamzen tenim kıldı nişane 

Aceb mi olunsa dillerde fashn 
Adlile olunca uşşâka vasim 

Ben niyaz eyledim sen söylemezsin 
Bendeni üftâde zanneylemezsin 



Gelmemiş akranın mislin cihâne 
Kaşların var iken ok yayı neyler 

Melek ya huridir dilberâ ashn 
Adûlar bîhûde gavgayı neyler 

Dîvâne gönlümü bir eğlemezsin 
Aşık olmayan bu da'vâyı neyler 



Ömer göreliden sen kaşı yayı Baktıkça kılmıştır aklını zayi 

Aşkınla terketti tâc ü kabayı Seni seven gayri eşyayı neyler 

_ 126 — 

Cennet-i kûyinde çeşm-i bîdârım Görmeğe civânâ dîdârın özler 
Bu mürg-i gönlümüz ey gül'izânm Andelib misâli gülzârın özler 



72 

Muhibbiz dediier âşinâların 

İşrette gâhice mübtelâlann 



Âşık Ömer 

İhsanın umarlar ol gedâlarm 
Mest olup bûse-i ruhsârın özler 



Kametin g-örenler meftunun olmuş 
Dikilip serviler hayrette kalmış 

Habîbim hicrinle kaddimiz daldır 
Nutka g-el ey perî vakt-i visaldir 



Büsbütün endamın lerzeler almış 
Çemende salınıp reftârm özler 

Çekmemek g-amlan emr-i muhaldir 
Bendeler îûtf ile ihsanın özler 



Künc-i mihnet içre kalmış garibim Tâ ezel yok mudur yohsa nasibim 

Şerbet-i lâ'Iinle şimdi tabibim Rûz ü- şeb bu Ömer bîmârın eyler 

— 127 — 

Yâr beni yanar bir ateşe koydun Dünyâda sağ olan yerde ne gezer 

Seninim dedikte rakibe uydun Hayra niyyet eden serde ne gezer 

Hor görme üftâden olan canları Reddetme işiğin yasdananları 

Hak sana lûtfundan vermiş onları Gulâmm olmayan derde ne gezer 



Ara bir münâsib yaran bulagör 
Bî edebden ırzın satın alagör 



Sohbet-i nâcinsten irağ olagör 
Ar olmayan yüzde perde ne gezer 



Âhır zaman oldu fâş oldu sırlar Kendin iyân etti erenler pirler 
Melek gökte olur görünmez derler Ya bu aşikâre yerde ne gezer 



Ömer bir ednâdır sözüdür gazel 
Adûdan hakikat umarsın güzel 



Seninle bu mudur ahdimiz ezel 
Hakikat erd^ olur [1] harda ne gezer 



128 — 



Şunda bir cânânm meftunuyum ben Cemâli Yûsuf-i Ken'ân'a benzer 
Ol saçı Leylâ'nın Mecnun'uyum ben Desinler sînesi uryâna benzer 



Cevr-i dildâr ile solmayan âşık 
Derûnunda aşkı olmayan âşık 

Aşka düşen âşık kendin şaşırır 
Âşıkı ma'şuktan cüda düşürür 



Derûnu derd ile dolmayan âşık 
Heman dünyâda bir hayvana benzer 

Nâr-ı firâkile bağrm pişirir 
Rakib dedikleri Şeytân'a benzer 



[1] Erde olur. 



Âşık Ömer 



73 



Bu Ömer çeşminden dökmekte hûnu Geldi çün aşkımm yine cünûnu 
Büsbütün dolaştmı bu Kâf ü Nûn'u Bulmadım bir güzel falana benzer 



129 - 



Benim velvele-i nâle vü ahım 
Halka halka tüten dûd-i siyahım 



Esen rûzigâra benzerde benzer 
Gerdiş-i devvâra benzer de benzer 



Râh-ı meşakkatte çektim çok cefâ Maraz-ı hicrana bulmadım şifâ 

Zevk u elem deyu sürdüğüm eafâ Elem ü efkâra benzer de benzer 

Sevdiğim âlemde varım dediğim Seninçündür âh ü zârım dediğim 

Şimdi yüz çevirmiş yârım dediğim Gittikçe ağyara benzer de benzer 



Hâlime rahmetmez ruhleri âlim 
Cevr ü istiğnada hercai zâlim 

Aşk ile kılaîı cengi savaşı 

Der ki Aşık Ömer gözlerim yaşı 



Yıkıldı hatırım kalb-i melalim 
Çarh-ı sitemkâra benzer de benzer 

Tazelenip gider bağrımın başı 
Akan çeşmesâra benzer de benzer 



130 



Dişlerinin vasfın yazdım habîbin 
Kırma yazılarla yazdım rakîbin 

Kaçan cûşa gelse hüner deryası 
O dem gavvâs olan lâ'î ü elması 

Mürâyi ahmakm başına taşlar 
Cevâba karışır riyâyâ başlar 

Aşık olan neyler sîm ile zeri 
Vardır yedinci kat yerinde yeri 

Eseri var ise kevn ü mekânda 
Sadef mısra'mda bahr-i dîvanda 



Sah çekti âlimler bu sâf incidir 
Pâreleyip dedi bu lâf incidir 

Seyre meşgul eder bir nice nâsı 
Şinâverîik ^d^r şikâf incidir 

Ki döker gözünden dâima yaşlar 
Demez yârım değil bu sâf incidir 

Ya Karum oldu ne sözünün eri 
Gör nice âdemi güzâf incidir 

Güher iyân eder kendini kânda 
Ey Ömer sözlerin şikâf incidir 



Geşt edip cihanı mislin bulunmaz Medhini eylesin diller yeridir 
Giriftar olanlar halâs olunmaz Çâh-ı zenahdânm beller yeridir 



74 



Âşık Ömer 



Gamzen katildürür ey çeşm-i câdû Aklımı fikrimi hayrette kodu 
Harem-i kûyine basmasın adû Beyim bu duacı kullar yeridir 



Dîvânen olalı dağlar gezerim 
Bu dertli sînemi dağlar gezerim 

Nazenin ömrümü hebaya verdin 
Bendeni terkedip murada erdin 



Leylâ'm aşkın ile ağlar gezerim 
Gönül mecnunudur çöller yeridir 

Yakıp gönül şehrin kanıma girdin 
Var sokun başına teller yeridir 



Ey Ömer sözlerin lisâne sığmaz Remzile duyulur beyâne sığmaz 

Mahabbet bezmine bîgâne sığmaz Hakikat erbâb-ı diller yeridir 



_ 132 — 



Ey dilâ kıla gör kesb-i havalar 
Bezm-i mahabbette eyle nevalar 

Yahşi musâhabet gelince yâda 
Ne sakîdir merdi yıkan ne bade 

Yârelinden uğradmsa yareye 
Sarıl gerdenine öp gabgabinden 



Gamdan küşâd eden âdemi demdir 
Ehl-i aşk olanın ebkemi kemdir 

Meclisin revnakı olur ziyâde 
İztırâba salan sersemi nemdir 

Halâs et vücûdun şebnemden 

îç câm-i müşfikin merhemi hemdir 



Ala gör sükkeri câm-ı lebinden Sahbâya sunduğu zemzemi zemdir 

Ey Ömer gölşende feryada düştüm Döker dîdelerim şebnemi nemdir 

_ 133 _ 

Nefs-i emmâreye uyup gezdiğim Gençlik belâsile kabâhatimdir 

Ahretimi yıkup dünyam düzdüğüm Bilirim ki kendi sefâhetimdir 

Gavvâs olup ummanlara daldığım Lâ'l ü yakut dürr-i yekta bulduğum 
Benim bu ilimde mahir olduğum Akl ile fikr ü firâsetimdir 

Doğru yoldan çıkan şeytana uyan Dünyâya meyletmez ahretin seyan 
Kimdir bana mal ü rızkı yok deyen Benim mâl ü rızkım kanâatimdir 

Gönlümden uymayup farz ü sünnete Ne yüz ile varam yarın ahrete 
Meğer fazlı ile girem cennete Hak'ka yarar kangı ibâdetimdir 



Âşık Ömer 



75 



Der Ömer Mevlâ'dan erdi inayet 
Altı bin altıyüz altmış iki âyet 



Rücû' ettim günâhımdan begayet 
Şükür lisânımda kırâatimdir 



134 



Mihnet köşesinde yatırdım hasta 
Gözlerim yollarda kulağım seste 

Terketti bendesin kaşları hilâl 
Sözü şehd ü şekker lebleri zülâl 

Düşelden derdine diyâr-gurbetin 
Nihayeti yok mu şeb-i firkatin 



Zaîf cismime der ne zaman gelir 
Yârimden bir haber ne zaman gelir 

Anmçün kalbimden ayrılmaz melal 
Dişi dürr ü güher ne zaman gelir 

Çekerim kahrını her dem mihnetin 
Bu zulmete seher ne zaman gelir 



Ağlarım rûz ü şeb aman el'aman Bu derdi çekmeğe kalmadı derman 
Muradım üstüne döner mi devran Felekten ol hüner ne zaman gelir 

Böyledir rûz ü şeb fikr ü hayâlim Kemallerle salınır ruh-i âlim 
Anar mı bendesin gâhîce zâlim Acep Aşık Ömer ne zaman gelir 

— 135 — 



Yâremin tîgmı ele aldıkça 
Saydolur ağyara bize geldikçe 

Garib hâle bir dem nazar eylemez 
Ah ü enînimden hazer eylemez 

Hasbıhâlim nice eylesem iyan 
Tatar gamzeleri bilir mi aman 

Vasl-ı cananımdan olmuşum berî 
Yanıma yaklaşmaz birden ol peri 

Ey Cmer hazeri yok figanımdan 
Semtine vardıkça uğrar yanımdan 



Sineme şerhalar açar ağladır 
Kati havalardan uçar ağladır 

Semt-i hakikate güzer eylemez 
Kelp adûlarla yer içer ağladır 

Havfeder ervahım gördüğüm zaman 
Hatırdan gönülden geçer ağladır 

Dağlara düşersem yeridir yeri 
Beni gördüğünce kaçar ağladır 

Billahi usandım hasta canımdan 
Hiç yüzüme bakmaz geçer ağladır 



76 



Âşık Ömer 
— 136 _ 



Bir râh-ı mübîne azmederiz biz 
Çatmea düşmana rezmederiz biz 

Anca mertler dönüp birer peleng-e 
Muhannes giremez maydân-ı cenge 

Şühedâmız bulur âlî makamlar 
Dîn için gör ne çektiler imamlar 

Oluna gelmiştir dîn içün niza 
Asker- i İslâmı dîn içün gaza 

Bu Ömer hayretle yâdeder am 
Düşmana andırdı Muhammed Hân'ı 



Asker-i îslâmın din gazâsıdır 
Bu emre rızâmız Hak rızâsıdır 

Durmaz karşı varır topa tüfenge 
Geçerek erenlerin Kerbelâ'sıdır 

Haşre dek demleri türaba damlar 
Rûz ü şeb çekilen anın yasıdır 

Merde düğün bayram nâmerde ceza 
Hâbil ü Kabil'in mâcerâsıdır 

Haşre dek şâd ola rûh-i revanı 
Sultan Mustafa^nm nev gazâsıdır 



_ 137 _ 



Benî Âdem gibi var mı raükerrem 
Her şahs içün yetmiş bin yıl mukaddem 

Ey gönül olmuşum bu hâle hayran 
Ne verilir aşkm azline ferman 

Tab'-ı zamîrinde yoğise fâsid 
Gönül mir'âtma keç bakma zâhid 

Âdemin akimi târâc eder aşk 
Kemine kendüyü sertâc eder aşk 

Kirâmen kâtibîn deftere her ân 
Gam değildir Ömer çektiğim efgan 



Hakkınde gör nice âyet yazılır 
Verilir nasîbi kısmet yazılır 

Mahabbet şahına eylerim efgan 
Ne derd-i cünûna sıhhat yazılır 

Gûşe-i vahdette her yer müsâid 
Bu levhe çok dürlü hikmet yazılır 

Mahabbet bâbma muhtâc eder aşk 
Kiminin serine zillei: yazıhr 

Hayrımı şerrimi yazarsa el'ân 
Kıldığım nâle vü firkat yazılır 



— 138 



Cihan sarayında zevk-ı demlerle 
Kimisi çalışır da derd ü gamlerle 



Kimi olayım der hurrem sürünür 
Tahsil etmek için dirhem sürünür 



Âşık Ömer 



77 



Bendine bend etme cihan bendini Akla sığar kıyâs etme fendini 

Niceler yatırmış kendi kendini Arar melil melil pür gam sürünür 

Mecazî zannetemen söyleriz derin Zira hakikatte görmüşüz yerin 

Lâübâlî gezenlerin her birin Sorsan ya İskender ya Cem sürünür 

Devr eder o cihan yine bu cihan Kondu göçtü buna nice Süleyman 

İbretle nazar kıl hâk ile yeksan Nice Tahmur [1] nice Rüstem sürünür 

Ömer gidileğiz bekaya yarın Ne yüzden seyreder yarın dîdârm 

Ref'edip serinden mevtin humarın Anda bin yıl gezer sersem görünür 

— 139 — 

Câm-ı aşkın içen ey perî peyker Neylesin âlemde bâde-i engûr 

Meh cemâlin gören ey nâzı perver Mest olup bir dahi olmasın mahmur 



Nûş edelden cânâ aşkın serabın 
Terkettin aşkınla çeng ü rebâbm 



Refettin kendinden zulmet hicâbm 
İrişmez sem'ime sadâ-yı tanbûr 



Bîçâre gönlümün sensin penâhı Nice bir eylerim hicrinle âhı 

Yüz çevirmem senden inan vallahi Ger dara çekilsem mânend-i Mansûr 

Dağıttın ey perî bunca efkârım Çıktı âsümâna feryâd ü zarım 
Merhamet etmedin gül yüzlü yârım 



Gerçi ben âşıkım ol nevcivâne 
Ey Ömer söyle gel şâh-ı hûbâne 



ŞemM ruhsârına gönül pervane 
Sakınsın hüsnüne olmasın mağrur 



— 140 — 



Çoktan arzeyiedim hâlimi yâra 
Ne vardır cihanda derdime çâre 

Aşk u mahabbeti bana şöyledir 
Bir güzel elinden işte böyledir 



Neyleyim yanında ağyar bulunur 
Ne bir hakikatli dildar bulunur 

Fena huylarının medhin eyledir 
Vücûdum her nefes bimar bulunur 



Aktıkça sel oldu gözümden âblar Sim ü zere mail şimdiki hûblar 
Ne gider serimden gam-ı girdâblar Ne sîne zamıma tîmar bulunur 
[1] Tahmurs. 



78 



Âşık Ö 



mer 



Ben sana derundan gönül verdikçe Sen ettin istiğna beni gördükçe 
Adûlar seninle safa sürdükçe Benim derûnumda efkâr bulunur 

Gel ömrüm Ömer'in yaşmı dökme Böyle bir âşıkm kaddini bükme 
Âdet budur gönül buna gam çekme Goncanm yanmda bir hâr bulunur 

ş 

— 141 _ 



Bed zebanım gelmiş ol perî rüya 
î'timâd eylemiş yâr-ı bedhûya 

Nâhalefin sözün hakîkî sanıp 
Yâr o bed fiâle kendin inanıp 

Eylemiş âlemi kendüye meftun 
Şerâba meyletmiş ruhleri gülgûn 

Ol rakîb yâr ile nûş edip meyi 
Hakikat camıdır içtiğim deyi 



Men arifim deyu rindânelenmiş 
Dama düşmüş gördüm yâr dânelenmiş 

Göz göze ateşi mekrine yanıp 
Yüz çevirmiş bizden bîgânelenmiş 

Kimisi işrette kimisi mahzun 
Harâmî dîdeler mestânelenmiş 

Kondurur içmezden bize noktayı 
Dem urur hikmetten dîvânelenmiş 



Ey Ömer el çektim bîkeremlerden Feragat eyledim ben o demlerden 
Yokladım gönlümü bu Rüstemlerden El çekip başıma şâhânelenmiş 



142 — 



Bir lâhza âlemin zevk u safâsı 
Âşıka dilberin mihr ü vefası 

Nasîhat kâr eylemez akh zâya 
Renc-i hezâr ile bir mehlikaya 

Nasîhat eylerim kaşı hilâle 
Ey dilâ reşk etme erbâb-ı mâle 

Meğer şâh-ı hasret eyledi [ferman 
Sen lebi kandimden ayırdı ^f devran 



Hâsıl eder nice derd ile mihnet 
Sebebdir çekmeğe rene ü meşekkat 

Ney gibi ömrümü verdim hevâya 
Gördüm kurbiyyetin âhırı gurbet 

Erdikte vuslatın âhır melale 
Kişiye sonunda el vere devlet 

Ne mümkindir bulam derdime derman 
Mukadder bu imiş kesildi kısmet 



Âşık ö 



mer 



79 



Ömer sana meyil kılmaya idi 
Dilberâ nolaydı olmaya idi 



Aramakta ise bulmaya idi 
Ezelden seninle meyi ü mahabbet 



143 



Ziyaret eylesem Mısır Bağdad'ı 
Yüz sürüp türaba ederdim dadı 

Iblîs-i bedkâra atıp sengimi 
Kâ'be-i şerîfte tutup dengimi 

Bir dahi arzum var kâmil îmanda 
Ne müle meylim var kevn ü mekânda 

İbret al âlemin dürlü hâlinden 
Aciz kaldım nefs-i şûmun elinden 

Ömer bir geçilmez yol var arada 
Korkarım ki ol ermeden murada 



Bize erenlerden olsa beşaret 
On iki İmâmı kılsam ziyaret 

Zemzemle ağ etsem kara rengimi 
Medîne'ye doğru kıIsam azimet 

Fikr u zikrim heman budur cihanda 
Ne mansıp isterim ne hod vezâret 

Alıkor âlemi doğru yolundan 
Bilmezem ne güne edem hakaret 

Nice yaşım benzemesin Furad'a 
Ecel can ellerin eyleye garet 



— 144 — 



Dinle hasbıhâlim benim efendim 
Ya helak eylerim ben kendi kendim 

Merhamet sahibi sanırdım seni 
Dürlü belâlara uğrattın beni 

Mir'âta nazar kıl ey perîzâde 
Rakibe lütfettin hadden ziyâde 

Mahabbet sevdası benden kesilmez 
Gönül tâ haşre dek senden kesilmez 

Ömer'i şâdetsen nolur sevdiğim 
Hiç bitmez iş olmaz olur sevdiğim 



Sana yerden göğe senden şikâyet 
Ya sen bu ezadan eyle feragat 

Uğruna bezlettim cân ile teni 
Çevrini çekmeğe kalmadı takat 

Gör şeklin uyar mı semt-i inada 
Biz itçe bulmadık yanında rağbet 

Gamzen cerahati tenden kesilmez 
Meğer kim irişe Hak'tan hidâyet^ 

Her kes ettiğini bulur sevdiğim 
Hâtıra gelmez mi rûz-i kıyamet 



80 



Âşık Ömer 



Ü 
— Î45 _ 

Sevdâ-yi aşkına düşeli cânâ Dîvâne söyîenür dil dile düştü 

Zemmim elden komaz a'lâ vü ednâ Dehân-ı adûda dil dile düştü 

O gonca güllerin revnak bulaldan Anberi gülşen-i dehre dolaldan 
Hâl-i hindûları meşhur olaldan Ekser halkın meyli gulgule düştü 



Şatranc-ı aşkına düşeli diller 
Nice menzil alsın piyade diller 



Kîş ü Ferz ü Filden hâlî değiller 
Ruh ruha mukabil kıl kıla düştü 



Tabîbe arzetmen derdim çâresin O bilmez cân ile gönül yâresin 
Deryalar yumazken yüzüm karesin Gözlerimden akan sel sele düştü 

Aşık Ömer visaline erdiğim Seng-i aşkı ile sîne deldiğim 

Her kes sevdi birin benim sevdiğim Hazret-i Resûl'e sel sele düştü 



U 
146 



Sînem üzre olan göz göz mahabbet Âteşinin yeri midir nedir bu 

Dökülür şevkile nöbet be nöbet Kûs-i îskenderî midir nedir bu 

Selâmet hırkasın giydim özüme Mecnun sanır kulak tutan sözüme 

Gâh görünür gâh görünmez gözüme Melek midir perî midir nedir bu 



Bu mudur âşıka füsun eyleyen 
Beni bu sevda mı zebûn eyleyen 

Gören ebrûlerin yaya benzedir 
Kevâkipler içre aya benzedir 

Ey Ömer yolunda türaba düşen 
Nûr-i tecellîden hciâba düşen 



Artırup derdini füzûn eyleyen 
Yoksa gam askeri midir nedir bu 

Huplar arasında baya benzedir 
Güzeller ülkeri midir nedir bu 

Yüz urup pâye-i rikâba düşen 
Meh cemâlin teri midir nedir bu 



Âşık Ömer 
— 147 — 



81 



Müntehâ kametin görenler dedi 
Lebin esrarına erenler dedi 

Musavver tasvirin aye düşürmüş 
Kâkülü vechine saye düşürmüş 



Nahl-i tûbâ mıdır ar'ar mıdır bu 
Kand-i helva mıdır sükker midir bu 

Anca derd ehlini yâye düşürmüş 
Verd-i ahmer midir esmer midir bu 



Ko ki aşkm ile hayranın olsun Abalar giysin de üryanın olsun 

Ya emr et kapunda derbânm olsun Şâir gulâmmdan kemter midir bu 

Her kim ki zülfünle destirest olur Saye veş zemîne düşer pest olur 

Lebinden şeftali alan mest olur Dilberâ şerâb-ı ahmer midir bu 

Lûtfunla ağyara gınalar verüp Eylersin hatırın safâlar sürüp 

Bendene bir kerre demedin görüp Kulum Âşık Ömer serser midir bu 

' _ 148 — 



Aşkm rûzigârı estikçe serde 



Dil gibi mevce urur derya olur mu 
Aşk-ı dilber gibi sevda olur mu 



Eğer bendesine rûh-i revanim Rahmedüp gelürse kaşı kemanım 

Ne mümkin dilerse vermemek canım O şâhm emrine hiç lâ olur mu 

Zâhidâ görünmez gözüme uyhu Çekerim subha dek na're-i yâhû 

Gitmez nazarımdan hayâl-i mehrû Böyle ta'bîri güç rüya olur mu 



O şâhm yoluna çektiğim teap 
Kesret-i ağyarı tarhedüp acep 

Aşık Cmer aşk katarın yetmede 
Güzeller kalbini teshir etmede 



Arzıhâl eyleyip sunsam gerek hep 
Ol perî bir lâhza tenhâ olur mu 

Mahabbet râhma doğru gitmede 
Aşk ehline özge esma olur mu 

149 _ 



Mir'ât-ı hüsnünü bir iyân gördüm Gönlümü saydetti bir hilâl ebru 
Tefekkür eyleyüp kim deyu sordum Hatiften denildi bir melek mehrû 



82 



Âşık Ömer 



. . . veş bir perî peyker 

Saydetti bendesin ol şeh-i kişver 

Sad hezar nâşâda üftâde olmuş 
Saydeder dillere sayyâde olmuş 

Ol perî bizlere âyâ ne etti 
Mekrile bendesin dîvâne etti 

Dirîg-a ömrümüz gitti zâr ile 

Bu Ömer subha dek fikr-i yâr ile 



Âşıkı zülfüne bendetmek ister 
Her şep tâ subha dek çekerim yâ hû 

Meğer zülfü ile âzâde olmuş 
Saydı mümkin değil bir mürg-i âhû 

Şem'-i ruhsârma pervane etti 
Sihir etti bana ol çeşm-i câdû 

Kalmışız cihanda inkisar ile 
Düşünüp gözleri görmedi uyhû 



150 — 



Olagör cân ile dîdâra tâlib 
Olıcak kişide aşk-ı Hak galib 

Hak'km ihsanım fikreyleyi gör 
Gece gündüz Hak'kı zikreyleyi gör 

îrişmeyen selâmet payesine 
Ömrünüz bir avuç kuş sayesine 

Huda'dan istersen bakî saadet 
Bir kula olunca Hak'tan inayet 

Ömer eser seldir yahut akar su 
Fursat elde iken eğlenme yâ hû 



Tâ kim hâsıl ola cümle metâlib 
Hem gönül çekinir hem can eğlenmez 

Verdiği ni'mete şükreyleyi gör 
Hak zikrolan yerde şeytan eğlenmez 

Lâbüd ziyan eder sermâyesine 
Uçar kuş sayesi bir an eğlenmez 

Cehdeyle bulagör gûşe-i vahdet 
Maksûdu tez iner ihsan eğlenmez 

Sakın yele suya dayanmağı ko 

Bu günler de geçer devran eğlenmez 



Âşık Ömer ^5 

A 

_ 151 — 

Mektepte kaçan nâz ile cânân okudukça 
Terler dökülür lepleri mercan okudukça 
Hâzır mı ola hâcesi ol serv-i revanın 
Envâra verir rûyini Kur'ân okudukça 
Bülbül gibi tahkik lebi gülşende açarken 
Gül faslını ol gonce-i handan okudukça 
Âhır lebini sırreder ağyâre duyurmaz 
Ol nâme-i âh-ı dili pinhân okudukça 
Bir âfeti kim şâdoluben sevse acep mi 
Ömer gibi bir ehl-i suhandan okudukça 
_ 152 — 

Kaçan kim nerkis-i mestinde cânâ hâb olur peyda 
Yanağında iki ahmer gül -i sîrâb olur peyda 
Müselsel kâkülün sevdalarından dil halâs olmaz 
Çeker semtine her birini bin kuUâb olur peyda 
Anınçün çöpçe yoktur hâb-ı rahat dâim aynımda 
Hayâl-i servi kaddinle demâdem âb olur peyda 
Adûnun ta'nma gam çekmezem hiç zerrece amma 
Dil-i mecrûh-i zâre taze ıztırâb olur peyda 
Ömer bîçârenin seyl-i sirişkinden hazer kıl kim 
Anın her katresinden bir ulu girdâb olur peyda 

— 153 — 
Düşürdüm gönlümü bir gözleri mestâne vaveyla 
İrişmezem dahi ol vusiat-ı cânâne vaveyla 
Beni bu derd ü gam billahi iflah eylemez gayri 
Ki vâsıl olmaz isem Yûsuf-i Ken'ân'e vaveyla 
Visâl-i ahd-i yâre can feda kılmak murâdımdır 
Kabul etmezse ol mehrû beni kurbâne vaveyla 
Refikim nâr-ı firkat hemnişînim girye vü matem 
Ciğer büryâne döndü gözlerim mercâne vaveyla 



86 Âşik Ömer 

Şefî' olmaz ise Aşık Ömer'e Hazret-i Sultan 
Demem mahşerde ettiğim kamu isyâne vaveyla 

— 154 — 

Ey çarh-ı sitemger dil-i nâlâne dokunma 
Heor âlemidir ettiğim efgane dokunma 
Ey bâd-ı sabâ uğrar isen yâre selâm et 
Tel kırma fakat zülf-i perîşâne dokunma 
Ey bade eğer yârım içerse seni bensiz 
Ver neş'e fakat nerkis-i mestâne dokunma 
Vermem sana çek benden elin ey melek-ül mevt 
Cananıma nezreylediğim câne dokunma 

— 155 — 

Ey hatt-ı siyeh ârız-ı cânane dolaşma 
Yüz kareliğin eyleme nâlâne dolaşma 
Ayakta koma cür'a sıfat hâle düşürme 
Ey câ»-ı musaffa yürü yârâne dolaşma 
Ey şâne senin cismini sad pare kılur bâd 
El çek sakın ol zülf-i perîşâne dolaşma 
Açılma katı âleme şây eyleme zarın 
Ey rişte-i can nâme-i sultâne dolaşma 
Bu Âşık Ömer derdini dermanını bilmez 
Bülbül gibi cevlân edüp efgane dolaşma 

_ 156 ~ 

Mestâne varup ey gönül ol yâre dolaşma 
Yakar seni pervane gibi nâre dolaşma 
Rindâne varup kûyini geşt ü güzer eyle 
Azmin gerek ise varup ağyâre dolaşma 
Bin kerre dedim sana ki bin pare olursun 
Ey şâne o giysûlan sehhâre dolaşma 
Dîvâne sıfat pârelenüp dâmen-i sabrın 
Ey bülbül-i dil bir gül içün hâre dolaşma 
Gelsün der isen pâyine ol dilber-i ra'nâ 
Sabr eyle Ömer semtini bir yâde dolaşma 



Âşık Ömer 87 

- 157 — 

Letafet gülşeninde gonca g-üldür leplerin cânâ 
Acep dâr-üş-şifâ-yi cân ü dildir leplerin cânâ 
Nola ben hasta dil derd-i derûnum çâresin sorsam 
Marîz-i ehl-i aşka çün sebildir leplerin cânâ 
Dür-i şehvâr ile memlû dolu mey| hokka-i lâlin 
Demem yakuta mercana delildir leplerin cânâ 
Nola yakuta mercana müşabih etseler anı 
Ki câm-ı nâzdan içmiş gönül kanzildir cânâ 
İçüp cân-ı musaffayı geçersin mest olup serden 
I mer bîçâre teslim eyle bildir leplerin cânâ 

— 158 — 
Yâ îlâhî ne günehkârım ki yüz tutup sana 
Hâlimi i'lân kılam yâhud kılam kasd-ı atâ 
Mahzen-i hikmette gizlu gençlerin izhâr edüp 
Od u su toprağ- u yeller eyledin resm-i bina 
Kudretinden yaradup insân-ı kâmil eyledin 
Bahusus irâde-i cüzMyyemi verdin bana 
Her kemâlât ile pür kıldın maârif gencini 
Kıldın iz'ân ü basîret sahibi yâ Rabbena 
Dîde-i cana çeküp lâkin cehalet perdesin 
Zulmet ü gaflette kaldım işlerim sehv ü hatâ 
Canı saydetmiş mekes vâr ankebût-i dehr-i dun 
Bağlayup her canibin ser rişte-i nefs ü hevâ 
Dembedem tesbîh okur taşlar ağaçlar cümle hep 
Her ne kim eşya kamu lûtfun dilerler dâima 
Kalmışım zulmette râh-ı Hak'ka yok bende sülük 
Akl u fikrim cezbedüp nakş u hayâl-i mâsivâ 
Cisme me'mûr olmuşum rûhâni işler bende yok 
Cümle hep nefsin hevâsından çıkar bu mâcerâ 
Geleli bu âleme bir lâhze emrin tutmadım 
Sâlik olmadım tarîk-ı müştekime câbecâ 
Sözlerim gıybet mesâvî bendedir hem sû-i zan 
Her ne denlu var ise buğz ü hased kibr ü riya 



88 Âşık Ömer 

Asiyim ümmülfesâdım bendedir her münkirât 
Mutrib-i sazendeyim gûyendeyim yüzüm kara 
Ekledüp meyhane sadrmda kerahet lokmasm 
Söylerim lehviyyeti nûşeyleyip hamr-i sera 
Akl ü dînim hanesin seyl-i habaset yıkıcak 
Kande kalur ilm ü erkân ü edep ud ü haya 
Şol kadar jeng-i küdûretten muattal oldu kim 
Yok liyâkat kılmağa mir'ât-ı kalbim rûşenâ 
Kabiliyyet bende yok kim ben beni idem halâs 
Şöyle zârım ki mekânımdır dehân-ı ejdehâ 
Dest-i istiğ-fâr ile yırtam alâyık perdesin 
ideyim temkin kılam bir dem hayâ-yi kibriyâ 
Feyz ire ism-i üafûrundan meğer etbâıma 
Pes dola nûr-i rahîminden derûn-i dilküşâ 
Avn-i lütfün olmadıkça ey hakîm-i müstean 
Yâreler hergiz unulmaz derdlere olmaz deva 
Dilerim izzin celâlin hürmetiyçün düşmüşe 
Rahmetinle fazl u lütfün eyle yâ Rap rehnümâ 
Bin günâh etsem de hâşâ ki ümîdim kat'edem 
Yüz tutup Aşık Ömer dergâhına eyler duâ 
Mağfiret kıl yâ Gafur yüzüme vurma karesin 
Ey behakk-ı seyyid-ül ebrâr hatm-ül enbiyâ 

— 159 — 

Yine dil bir şîvekâra olmak ister âşinâ 
Sanki bir pervane nâre olmak ister âşinâ 
Aşinâ-yi tâ Elest'im yâre lâkin ma'nide 
Şimdi gönlüm aşikâre olmak ister âşinâ 
Âsitânmda görüp men âşıkı demiş rakîp 
Görün ol bîçâre yâre olmak ister^âşinâ 
Ol leb. i şîrîne Ferhâd'ım deyenler iptida 
El sunup bir kûhsâre olmak ister âşinâ 
Bu Ömer hercai cânân olduğuyçün dilrübâ 
Kişiye tâbi sitâre olmak ister âşinâ 



Âşık Ömer 89 

— 160 — 

Gönül kadrin o mehpâre bilür amma neden sonra 
Reh-i vasla saadetle gelür amma neden sonra 
Benim çektiklerim bilmez sirişk-i dîdemi silmez 
Duâ-yi hayrımı olmaz alur amma neden sonra 
Olur bir gün saâdetsiz gelürdü rûyu behcetsiz 
O meh haneme da'vetsiz gelür amma neden sonra 
Bana çektirmede zahmet komadı bende hiç rahat 
O yâr ettiğini elbet bulur amma neden sonra 
bu umer gör olur kaim değildir söylemek lâzım 
O şeh ettüğüne nadim olur amma neden sonra 

— 161 — 

Kâkülün sevdaları lâm etti kaddim ey fetâ 
Belli bûyinden ya anberdir yahud misk- i Hıtâ 
Bir zaîfim şöyle kim hâlî yatur bir hayliden 
Gelmek olmaz mı dahi insafa sen ey bîvefâ 
Gel rakîb-i bedfiâli eyle kapunda zelîl 
Nice bir rûzî ola lütfün ana çevrin bana 
Kimseler bir taze dilber sevmeğe meyletmesin 
Yanınızda günde bin kan eylemek cüz'î hatâ 
Gösterir âşıklara kaddin kıyametten nişan 
Suretindir ey perî âyîne-i âlem nümâ 
Hasredek bir lâhçe ayılmaz sorar keyfiyyetin 
Kim ki destinden alup nûşetse câm-ı dilküşâ 
Benden Aşık Ömer'e yüz bin cefâ kılsan eğer 
İdemem vaslından ey meh kat'-î ümmîd ü recâ 

— 162 — 

Mahabbct ummazam senden yürü ey bîvefâ dünyâ 
Çün âhır can gider tenden ya ne bunca cefâ dünyâ 
Ki zehrinden nice erler halâs idemedi serler 
Nice Sâm ü Skender'ler gezüp Kaftan Kafa dünyâ 
Kani yâ bunca şâhânı türaba kattın ey fânî 
Nice Taht-ı Süleyman'ı esüp verdin püfe dünyâ 



90 Âşık Ömer 

Fenânm gerdişi budur cefâ zehriyle memlûdur 
Binâ-yi evveli sudur değildir pür safa dünyâ 
Ömer gör âlemi mutlak mezâkı yok vefa elhak 
Vefa olsa görürdü Hak Habîbi Mustafâ dünyâ 



Ne canlardan geri kalmış misafirhanedir dünyâ 
Harâb ender harâb olmuş yatur viranedir dünyâ 
Harâb olmuş dü rûyine dualar yüzü suyine 
Nazar kıl hây ü hûyine kuru efsânedir dünyâ 
Şirâr-ı mekrine yanma yüzüne güler inanma 
Sen anı âşinâ sanma sakın bigânedir dünyâ 
Ne semte kullanırsan at felek eyler sen âhır mat 
Mücerred zehr ile kat kat dolu peymânedir dünyâ 
Ömer el çek safâsmdan vefa umma vefasından 
Hazer eyle cefâsından fenadır yâ nedir dünyâ 



_ 164 _ 

Pâyine yüz sürdüğü içün güneş buldu revaç 
Ne saâdc:ttir anı eflâk edindi serde tâç 
Can nice kılsun tahammül pertev-i ruhsârma 
Şem'ile pervane gör eyler mi bir dem imtizaç 
Tâbi' olmuş hâl ü hatt ü zülfüne Çîn ü Huten 
Kûhl içün nerkislerin ister Safâhan'dan haraç 
Yine müjgân askerin çekmiş celâli kaşların 
Tâ Karaman ellerinden kasdı almak gibi bâç 
Hâtır-ı Âşık Cmer duymaz hitâb engîzini 
Ey teni billur sadâ-yi berka katlanmaz zücâç 

— 165 ~ 

Vashna irmek umarken derde kıldım nâmizâç 
Sorduğum budur bilirim va- imiş sende ilâç 
Derdimin dermanı sensin sevdiğim sen var iken 
Etme başın çün beni gayri tabîbe ihtiyaç 



Âşık Ömer 91 

Ayağın toprağını kimya bilen ehl-i nazar 
İşini altun eder olmaz ebed muhtâc-ı zâç 
Devletinde gerçi ben iklîm-i aşkm şahıyım 
Başıma sevdaların oldu bir altun güllü tâç 
Hâtırm yıksan Ömer bulmaz tesellâdan ferah 
Cem'olur mu seng.i cevr ile sınan câm-ı zücâç 

_- 166 — 
Gönül bu bezm-i âlemde gelen geîsün gidenden geç 
Sana vaslı müyesser olmayan misk-i Huten'den geç 
İşittim yâd ile işret edermişsin benim ömrüm 
Kerem kıl gel gözüm nuru ya andan geç ya benden geç 
Nasihat tutar isen gel sakın sen düşme ardına 
Eğer geçtise senden yürü durma sen geçenden geç 
Vücûdun koyasm efkâra gamlar verdi yağmaya 
Dediler ki yeter durdun yürü burc-i bedenden geç 
Kınlaydı şu dünyâda dahi kalmayu ben engel 
Dediler ki melek sîmâ perîye sen Ömer'den geç 

— Î67 _ 

Değildir ehl-i aşka ey gönül teslim irâdet güç 
Velî bir dilberi sevmek kolay amma feragat güç 
Şarâb-ı ergavânı gül gibi elden bırakmazdım 
Anın vakt-ı humarından eren renc-i kesafet güç 
Sevip bir dilberi razını pinhân eylemek müşkül 
Duyurup halka fâş etmek ise kati hamakat güç 
Salar ahvâline başın derûnumdan muhaldir der 
Varup her olur olmaz cana canandan şikâyet güç 
Tarîki caddesi aşkın sabırdır yâ sefer derler 
Hezâran derde sabrım var bana terk-i vilâyet güç 
Sen olsan ey Ömer mecliste cânân olsa Cem olsa 
Dem-i vuslatte bir merhabaya kılmak kanaat güç 

D 

— 168 — 

Nazar kılmazsan ednâya eğer ey kameti şimşâd 
Reh-i aşkında hâkolmam mukarrer her çi bâd âbâd 



92 Âşık Ömer 

Tekâpû-yi mahabbette esirin derdimendindir 
Gönül Leylâ isen Mecnûn olur Şîrîn isen Ferhâd 
Edersin nâsezâlarla nihânî îş ü işaretler 
Gamınla künc-i mihnette reva mı ben kalam nâşâd 
Akıl hayrette sergerdan gönül nakş-ı hayâlinde 
Geçer devrinde devrânım bu resme ey şeh-i bîdâd 
Ömer bîçâre dûşolmuş meğer çeşm-i pür efsunun 
Ne cevr ü nâza sabreyler ne hod olmak diler âzâd 



— 169 — 

Bu gün bâzâr-ı dehr içre kul oldum bir sehî kadde 

Bulunmaz şehr içinde ... 

Cemâli yedi âyettir elif kaddi kıymettir 

Gözü nûna işarettir keman ebruları medde 

Görün ol nûr-i dîdemdir kan aâlar bir nice demdir 

Heman dağlara irmemdir cünûnum irdi şol hadde 

Gam u hicran ulaşmasun firakı serden aşmasun 

Gözüm yaşı sataşmasun . . . 

Güzel Aşık Ömer güldür gönül şûrîde bülbüldür 

Visale çâre müşküldür zerü sîm olmasa yedde 

— 170 — 

Cemâlin dilberâ bâğ-ı irem'dir de ne dersen de 
Lebin derdin çeken derdine emdir de ne dersen de 
Efendin kande gidersen beni de bilice al git 
Sararsa nendürür deyu gülümdür de ne dersen de 
Görüp bu tekye-i gamda sorarlarsa bu derviş ne 
Zararsızca bir abdel de dedemdir de ne dersen de 
Benim keyfiyyet-i hâlim sana sordukta ahbabım 
Bana ettikleiin çevri keremdir de ne dersen de 
Efendim Kâ'be-i kûyin tavafında Ömer şeydâ 
Safa nü Merve yâ Beyt-i Harem'dir de ne dersen de 



Gazeller 



Âşık Ömer 

— 171 _ 

Sâkî g-etür ol bâde-i engûru s^^ 
Doldur içelim sâg-ar-ı billuru '^^^ 
Sen olmayıcak tende sürûru'^" ^°^ 
Gel gel göreyim ey gözüm '^û'" ^^^^'^^ 
Mey olmasa ney olmasa c"^"'^^ ^^^^ ^^"^ 
Kim dinler idi peşrev ü '^^ru seherde 
Billahi meyi meykedeyi ^^ ^^"'' ^^P 
Ağlatma sakm dîde-i r"'^'" seherde 
Beş beyt ile yârana r' "âlelerinden 
Dinletti Cmer nağme ^^^"^" seherde 
_/2 — 

Ol dilber-i mümtâ-^^^Ş"^^^ ^^^^"^ ^^^ 
Ol merhameti az^""^"^^^ ^^^™ ^^® 
Bilmem acebâ V^^ "y^" ^^ rakîbin 
Hiç semte yan^^^ konuşmaz bizim ile 
Derd ile mey^^"^ °^"P ayaklara düştüm 
Ol serv-i ser^^ konuşmaz bizim ile 
Anlar bilir üfteliğim yanıma gelmez 
Mevlâdan ^""^az konuşmaz bizim ile 
Âşık Öm.^ S^öz göre bildim garazı var 
Ağyar i hemrâz konuşmaz bizim ile 
— 03 _ 

İrişs' kaddi dildârm bülend olsun da seyreyle 
Ce4li Yûsuf'a yârm menend olsun da seyreyle 
0;ifte benleri fülfûl ulaşsın boynuma kâkül 
i:şi dür lepleri gül mül kemend olsun da seyreyle 
Jahi ol zûlf-i nevreste uzatsun deste ber deste 
Ki her birine bin haste ki bend olsun da seyreyle 
Dahi müddet gerek çok yıl bilüp kadrini ol âkil 
Hele meydâna girsün dilpesend olsun da seyreyle 
Ömer bilmez dahi hâlim tıfıldır çeşmi gazalim 
Ne kanlar içer ol zâlim levend olsun da seyreyle 



93 



94 \ Âşık ©mer 



— 174 - 

O tıfl-ı nevA gerbülend olsun da seyreyle 
Lebi lâ'lü diliX ^^^^ oisun da seyreyle 
Ne canlar ağlay^'k-ub veş beyt-ül hazenlerde 
Cemâli tal'atı M, menend olsun da seyreyle 
Getürmez değmeV^^j^.j^j. ^p^^ yek darbına takat 
Hele bulsun kemâK ^^^^^ ^^^^^ da seyreyle 
Bu gün gelse gere^ ^^j-^^ ^j şûh-i şîrinkâr 
Yine nâz ile gelsün Vj^gj^^ olsun da seyreyle 
Nice söyler imiş M^^er yanında güftârı 
Biraz makbule geçsün Lgend olsun da seyreyle 

— 1 

O yârın dîde-i mahmuru \^^ olsun da seyreyle 
Gören bîçâreler mest-i Ele.^jg^jj ja seyreyle 
Ne hatırlar yıkup yaksa ... k,^.^ uşşâkı 
Hele mir'âta baksun bütperes^jg^j^ ^a seyreyle 
Eğerçi yüz verüp başa Çikarmı j^^^j^üjün amma 
Dil-i uşşâka bir dest-i ... olsun c seyreyle 
Bilinsin âşıkm kadri ne mikdâr ii^ yanında 
Rakîb-ı nâsezalar hâke pest olsun ^^ seyreyle 
Ne tozlar koparırlar başına dildânn^ji^iar 
Gönüller kâsesi bir kez şikest olsun ^ seyreyle 
Ne sözler söyler imiş sevdiği dildâr \\\y\^ dem 
Ömer mecliste bir cây-i nişest olsun da^eyreyle 

— 176 — \ 
Hele bir kerre ey dilber şarâb-ı aşkı nûş Vi© 
Ne çeker imiş âşıklar bilirsin sen de hûş e^e 
Seni fasleyleyüp diller lebin zemzem diyüp e^r 
Senin için ne söylerler hele bir kerre nûşeyle 
Yaraşmaz sana ey canan olasın herkese yaran 
Yanında ne arar şeytan ne demek söyüş eyle 
Ömer'de kalmayup bir kâr heman az ver de çok yairar 
Yeter müşkülünü düşvar yapup gönlünü hoş eyle 



Âşık Ömer 95 

_ 177 _- 

Ey bâd i sabâ hâlimi cananıma söyle 
Hicran elemi yetti benim canıma söyle 
Firkatte kalup ermedi el dâmma söyle 
Can kıldı sefer derd ile dermanıma söyle 
Hasretlik ile lâle gibi oldu ciğer hûn 
Kan ağladığım nerkis-i mestânıma söyle 
Ya'kub-ı dilin çektiğini hûn-i belâdan 
Bir vâsıta ol Yûsuf-i irfanıma söyle 
Âşık Ömerlim kime idem hâlimi izhâr 
Aşüfteliğim zülf-i perişanıma söyle 

— 178 — 

Ey gonca varup sünbül-i rej/^hâne öpülme 
Çek turralarm zülf-i perîşâne öpülme 
îfşâ eder esrâr-ı leb-i lâ'lini sâgar 
Her bezme varan mahrem-i mestâne öpülme 
Bir kalb-i siyeh surete nakşın vara her dem 
Teslîm-i dü lep eyleme fincâne öpülme 
Uşşâka koçul sineye sîne zarar etmez 
Lûtfeyle sakın kendini nâdâne öpülme 
İrfan haberin bu Ömerlin al deheninden 
Kim dedi sana ki leb-i irfâne öpülme 

F 

— 179 — 

O yârin habbe-i hubbu muanber benleri saf saf 
Dizilmiş gûyyâ mülke o Hindî leşkeri saf saf 
O lâ'l-i hokka fâmında temâşâ eyledim bir bir 
Beya2: dendanları dürr-i Adem gevheleri saf saf 
Atup kaşı kemanından zahımdâr eylerdi sînem 
Dizildi kanlı müjgândan mücellâ tirleri saf saf 
Çıkarmış kelle pusundan cebîn üzre eden hamle 
Bana zülf-i siyehkârı olan ejderleri saf saf 
Bu Ömer âşık-ı şeydâ gibi nâmı visalinden 
Selâm almak içün durmuş hezar çâkerleri saf saf 



96 Âşık Ömer 

G 
_ 180 — 

Künc-i aşkında şu denlu canımdan ferağ 
Kim dil-i nâşâdıma gelmez civânâ seyr-i bâğ- 
Baktı yaktı bu vücûdum şehrini etti harâb 
Leşker-i aşkın kurup işbu serimde bir otağ 
Rahmeder belki bana ol şuha varıp her sefer 
Hâl-i dîger gûnumu eyler sabâ ise belâg 
Bu fena gülzârı içre var mıdır hiç k'anda yok 
Serv veş başında gavga lâle veş bağrında dâğ 
Ne teessüf ey Ömer kim seni yâdetmezse yâr 
Bu meseldir hâtıra gelmez olan gözden irâğ 

H 

— Î8Î — 

Rehîn-i aşkolan yerde düşen olmaz imiş iflâh 

Bu sevdayı çekenlerde bir olmuş var mıdır ıslâh 

Tekâpû-yi mahabbette budur âyini kûçekler 

Kimi beyt-ül hazen bekler kimi olmuş gezer seyyah 

Budur mir'ât-ı sânında görürsün yahşide kemde 

Ki hatt-ı mâ tekaddemde ne suret kim yazar elvâh 

Ne canlar cana sa'yeyler ki her kes başka sevdada 

Tarîk-ı beyt-i ulyâda kimi hacı kimi fellâh 

Görüp Aşık Ömer anca . . . 

. . bâb-ı maksûdun umurun fethede Fettâh 

— 182 — 

Huni çeşmin gamzlerden bağlayıp âh-ı sürâh 

Göz göre kılmak diler cism-i zaîfim nûş-i râh 

Ana ümmîd-i nigâh-ı lûtfun olmazsa siper 

Zahm-ı gamzenden gönül bulmak ne mümkindir felah 

Ağladırsın göz göre men âşıkı lâyık mıdır 

îşidip ağyar eder itler gibi kesb-i ferah 

Beni ağlatma kaşın yayma kurbân olayım 

Hatırım yıkma ki olsun tîgma kanım mubah 

Şâm-ı hicrinden visalin ârzû eyler Ömer 

Müstecâb olur dualar ey perî vakt-i sabah 



Âşık Ömer f7 

~ 183 — 

Ey gönül gel aç bu istiğfar ile kıl imtisâh 
Kıble- i eshâba uy eyle niyaza iftitâh 
Tut dimâğ-ı hatırın bûy-i tecellî semtine 
Hâne-i kalbin mutarrâ eylesin işbu riyâh 
Âlem-i ulvîde dersen mürg-i rûh etsin karâr 
Açmayınca olmaz işbu cây-i süflîden cenah 
Eyle bir tarz ile derbend-i mecazîden gûzer 
Gel hakîkat râhına gir kim budur râh-ı miyâh 
Şeb niyâzm kıl Ömer kim anda hâzırdır şafak 
Hak katında müstecâb olur duâ vakt-i sabah 

I 
_ 184 — 

Bu dil yine bir âfet-i mekkâre dolaştı 
Mekkâre gözüm gözleri mekkâre dolaştı 
Meydân-ı mahabbette gezerken dil-i şeydâ 
Dil dilbere dilber dile dil dâre dolaştı 
Gülşende figan eyler iken bülbül-i şeydâ 
Gül bülbüle bülbül güle gül hâre dolaştı 
Destinde tutup câm-ı meyi sâkı-i devran 
Mey sâgare sâgar meye mey nâre dolaştı 
Ey A§ık Ömer aç gözünü bak şu cihâna 
Gam askere asker gama gam zâre dolaştı 

K 

— 185 — 

Olmaz mı aceb bir gece cânâne sanlmak 
Cân câne vü gömlek dahi yâbâne sarılmak 
Dil zülfüne dolaştı dedim nâz ile dedi 
Aceb mi ya canbâz olan organe sarılmak 



.98 Âşık Ö 



mer 



Zencîr-i ser-i zülfüne düştü dil-i Mecnun 
Lûtfeyle ki lâzımdır o dîvâne sarılmak 
Canlar veririz yârdan ister dileriz biz 
El ele alup kol kola yan yane sarılmak 
Bin cân değer ey Âşık Ömer belki katımda 
Doğrusu kumaş câmeli bir câne sarılmak 

_ 186 _ 

Pek nâzik olur her gece cânâne sarılmak 
Yok çâre lebin öpmeğe cânâne sarılmak 
Sen cana sanlmazdım eyâ rûh-i musavver 
Sun'-i ezelî olmasa ten câne sarılmak 
Hoştur sanemâ lebbeleb ü sîne-i besine 
Sen sîm beden dilber-i fettâne sarılmak 
Gönlüm düşeli ol resen-i zülf-i nigâra 
Canım diler ol cîilber-i rindâne sarılmak 
Ömer'le ola bir gece ey dilber-i fettan 
Uryân oluben sen gül-i hândâne sarılmak 

— 187 — 

Eğer geçtimse yolundan senin ey şâh-ı râh eksik 
Efendim sen anı hoş tut değil kulda günâh eksik 
Gehî zülfün cülus eyler gönül mülküne geh kahrın 
Muhassal kişver-i dilden değil bir pâdişâh eksik 
O zülf âyîne-i veçhin ihata eylemiş nısfın 
Dedim dilber nedendir rûy-i rahşânında mâh eksik 
Dedi on dördüne irmiş meğer kim gurra-i garrâ 
Çeküp âguşa göstermiş anı ebr-i siyah eksik 
Ömer gam çekme yâr için geçen geçsün geçenden geç 
Cihanda kelle sağ olsun ana olmaz külah eksik 

— 188 — i- 

Üftâden ola mihnet-i hicranına lâyık 
Bîgâne adû vuslât-i ihsanına lâyık 



Âşık Ömer 99 

Insâf edüp Allâhı seversen hele fikr et 
Ne ırzına düşer bu ne hod şânma lâyık 
Bir yere gelirse şeb-i yeldâ ile nevruz 
Olmaz kara zülfün gibi gerdanına lâyık 
Akıtma yaşım alma ahım cevr ü sitemle 
Güldür yeter ittin gam-ı nâlânma lâyık 
Gördün keremi yok sana ey Cmer o yârin 
Bir dilberi sev tâ kim ola cânma lâyık 

_ 189 _ 

Bir gün mü geçer kuyuna cânâ haberim yok 
Lâkin durup eğlenmeğe bir lâhza yerim yok 
Sevdâ-yi diğergün ile hâlim ne ki bilsem 
Aram idemem kendiliğimden haberim yok 
Evc-i nazar-ı himmet ile uçmak olurdu 
Hicran odu yaktı komadı bâl ü perim yok 
Doğrusu güzel sevmeyi ister gönül amma 
Elden ne gelür ah nideyim sîm ü zerim yok 
Ağyar ile seyrâna çıkup cilveler ittin 
Bir gez dimedin dursun o seyrân Ömer'im yok 



Dilâ dünyâda bir koçmak için hayfâ cenanım yok 
Dili bülbül lebi mül kâkülü anber feşânım yok 
Ki kangı meclise varsam güzeller medhin ederler 
Reva mıdır benim medhedecek bir nevcivânım yok 

'Sana dilber sevilmez ey gönül zahir anınçündür 
Yolunda virmcye canımdan özge armağanım yok 
İlâhî canımı gurbet elinde almaya Mevlâ 
Mezarım üstüne bir taş diküp târih yazanım yok 

İdüp Aşık Ömer nazmım okuyup bâzı yârâne 
Diyeler ruhuma rahmet kaçan nâm ü nişanım yok 



109 Âşık Ömer 

L 

— 191 — 

Sînemin bağında bitmiş bir ağaçta iki dal 
Biri elma biri hurma biri sükker biri bal 
îki dal üzre bitermiş iki ay ey müslüman 
Biri san biri kızıl biri yeşil biri al 
Ol iki ay dediğimiz iki kuştur ey nigfâr 
Biri huri biri tûti biri kumri biri bâl 
Ol iki kuşu tutıcak ideyim ki ben de bend 
Biri sen bak biri sen gör birin alma birin al 
Birinin ağzında mim var birinin gözlüce hâ 
Birinin ağzında cim var birinin dal ile zâl 
Pes bu sırrı bilmeğe arif gerektir ey Ömer 
Biri zât-ı Mustafâ'dır biri hattâ Zülcelâl 

— 192 - 

Başladı gelmeğe yer yer dahi dilberde sakal 
Arız oldu yine mir'ât-ı dile nice kesel 
Fariğ olmam sakah geldi deyu dilberden 
Mevt peymânesini sunsa meğer dest-i ecel 
Benden ol dilberimi bend ile n?en*eyleyemez 
Eylese zâhid-i nadan bana bin mekr ü hiyel 
Her zaman bir güzeli sîneye çekmektir işim 
Rûz-i mahşerde neme yetmeye bu hayr-ı amel 
Bir zaman kim anıla dünyede nâmım Adlî 
Kim kaçan şeklimi mahveyleye nakkaş-ı ezel 

- 193 — 

Giyinmiş gülsen içre goncalar gülgûn kaba bülbül 
Nazar kıl gör neler yazmış bu evraka sabâ bülbül 
Benim bu bağa girmekten garaz bir gayri derdimdir 
Senin goncaysa maksûdun sana benden caba bülbül 



Âşık Ömer İti 

Sana rahmeylemez güller bana ol saçı sünbüller 
Senin başın garîb olmuş benim ömrüm heba bülbül 
Acep aşüftedir yüz gördü gittikçe başa çıktı 
Neler eyler dahi güller kalırsa acebâ bülbül 
Pes Âşık Ömer'im candan men âşık sen dahi âşık 
Kerem kıl kaçma hemhal ol bizimle merhaba bülbül 

— 194 — 

Ne nakş aldm gül-i terden ne halet eyledin bülbül 
Haber ver aşk-ı dilberden senin olsun yürü gül mül 
Baharın esti nim badi yüze çıktı ferah şâdî 
Sebûlar kıldı feryadı sürahiler eder kulkul 
Karanfil cümleden yeğdi figanı bülbülün değedi 
Benefşe boynunu eğdi çemenden çıktı ser sünbül 
Nedir bu nây ü def rûşen Tekâ düm tek tenâ der ten 
Bezendi gûşe-i gülsen donandı sohbet-i şengül 
Bir âşık kare âşık bağlarsa firakı sîne dağlarsa 
Yaraşur Ömer ağlarsa sen ol gonca sen açıl ^ül 

— 195 - 

Gördüğüm mehpârenin emrine fermandır gönül 
Akla sığmaz cünbüşün bilmem ne seyrandır gönül 
Bir nefes şâd olmadık bu âlem içre rûz ü şeb 
Artmada derd û firakın zâr ü giryansm gönül 
îbn-i vakt olmuşsun âlemde fena kaydın geçip 
Varlığm şehrin harâb etmiş ki üryansın gönül 
Geşt edersin âlemi menzil karâr olmaz sana 
Her gece bir tekye-i hayrette mihmansm gönül 
Perde-i pindârdan geçtin Cmer gibi çü sen 
On sekiz bin lemin nakşında hayransın gönül 

M 

— 196 - 

Ko her neylerse eyler bana ol cânâne suç bulmam 
Kabahat dilden olduğunu bildim câne suç bulmam 



1^ Âşık Ömer 

îtâb-ı çeşm-i mahmurun çekerim bana aybetmen 
Anın germiyyet-i mestânıyım mestâne suç bulmam 

Belâ-yi aşkile çektiklerim ben bilirim tenhâ 
Nedir cürmü rakîb-i bî ser ü sâmâne suç bulmam 
Ne rütbe yâr ile mabeynimiz ifsâd eder olsa 
Ko o dîvâne ağyarı ana bir dâne suç bulmam 
Ömer gayet zaîf ü derdi mend u haste oldum ben 
Bana cinnî ulaştı yâ perî insâne suç bulmam 

_ 197 _ 

Mecliste gece dilbere mestâne sarılsam 
Sundukça bana nâz ile peymâne sarılsam 
Aguşa alup gonca lebin ağzıma alsam 
Pâyine düşüp gûşe-i dâmâne sarılsam 
Medhûş oluben bezm-i visalinden o yârin 
Kendim yitirüp aşkile mestâne sarılsam 
Gülruhlerine arzu edüp dest ile âdem 
Bilmezlik ile kâkül-i reyhâne sarılsam 
Aşık Ömer'e etmek için hâlimi i'lâm 
Çıksam o şehin pâyine dîvâne sarılsam 



Yanar sînemde aşk nârı ne âteştir neden bilmem 
Bana hâil bu devvâr-ı mukarnestir neden bilmem 
Acep bülbülleyin zarım firakım çoktur efkârım 
Benim ol bîvefâ yârim ne serkeştir neden bilmem 
Kim attı yân ağyarı dahi nâmûs ile ân 
Muradım defteri bari müşavveştir neden bilmem 
Göz uykudan değil bîdar görünmez devlet-i dîdâr 
Acep bu baht-ı nâhemvâr bana eştir neden bilmem 

Enîs-i mihnet ü derdem ki yoktur râhatim bir dem 
( mer bu çarh ile herdem keşâkeştir neden bilmem 



Aşık Ömer 10'3 

_ 199 - 

Cânâ seni ben âlemi dünyâya değişmem 
Ruhsânnı iki gül-i ra'nâya değişmem 
Mecnun gibi ettin beni sen dağlara seyyah 
Ben hupluğunu doğrusu Leylâ'ya değişmem 
Kurbân olayım nâz ile reftârına her bâr 
Dür dişlerim lü'lü-yi lâlâya değişmem 
Ömer kulunu sen bugün ağyara değiştin 
Amma seni ben âlem-i dünyâya değişmem 

_ 200 — 

Fikr-i ruhini sad gül-i hoşbûya değişmem 
Yâd-ı lebini bâde-i hamrâya değişmem 
Ben yâr-ı cefakârının endîşesi rûyin 
Bin mihri olan dilber-i mehrûya değişmem 
Ol âşık-ı âşüfte-i dâim gice gündüz 
Zülfün gammı vuslat-ı giysûya değişmem 
Sînem siper-i tîr-i cefâdır benim ey dost 
Gamzen okunu bin gözü câdûya değişmem 
Lep beste olup kaldı Ömer künc-i fenada 
Hâmûşluğu hây ile bin huya değişmem 

— 20i — 

Güzel candan güzâr etti hadeng-i mihnet ü matem 
Gamın cismimi zâr etti firâkm kaddimi hâtem 
Helak oldum behey cânâ gel insafa gül-i ra'nâ 
< Bu denlu nâz ü istiğna bize evzâ neden bilmem 
Yolunda ey saçı Leylâ benim Mecnûn-i vaveyla 
Muradım vermesin Mevlâ dilimde var ise bir kem 
Kadîmî bendene nisbet nedir bu yâd ile ülfet 
Edersen kesret-i işret varup bir gayre baş eğmem 
Ömer zikreyle Hellâk'ı sakın ağlatma uşşâkı 
Bu hüsnile sana bakı kahr mı yohsa bu âlem 



1^ Âşık Ömer 

— 202 — 

Merdûmlûğün özler dil-i gam pîşe efendim 
Hor bakma sakm sûret-i dervişe efendim 
Zâhid dem urur aşk-ı hakîkîden inanma 
Olmaz esedin menzili her mîşe efendim 
Akl admı andırmaz olur âdeme her giz 
Sevdâ-yi cünun özge bir endîşe efendim 
Ahvâl-i dil-i zâr ola mı zâtına ma'lûm 
Boşalmayıcak tâ bir iki şîşe efendim 
Lâyık mı Ömer böyle kala hâk ile yeksan 
^ Lûtfun ki dirîğf olmaya hayr işe efendim 

— 203 — 

Elimle ihtiyarım gamze-i bîdâda ben verdim 
Yazıklar ol yetîmi bîgüneh cellâda ben verdim 
Nola hançer çeküp bu bendesin kasd-ı helak etse 
Bu mecliste ana hadden ziyâde bade ben verdim 
Fünûn-i aşkı ezber eylemiş ma'nâyı ög^renmiş 
Anı bir akl-ı evvel iken ol üstada ben verdim 
Feragat kıldım işgalinden işbu mihnet âbâdm 
Külâh-ı aşkı çün ol tîşe-i Ferhâd'a ben verdim 
Tükendi dâne-i ömrüm Ömer sahn-ı vücûdümde 
Çıkardım mürg-i ruhumu nice sayyâda ben verdim 

— 204 — 

Rızâ-yı aşkı evvel bu dil-i nâşâda ben verdim 
Hayıflar ol yetîmi bî güneh cellâda ben verdim 
Fünûn-i aşkı ezber eylemiş ma'nâyı öğrenmiş 
Dili bir tıfl-ı ebced hân iken üstada ben verdim 
Nola hançer çeküp kasdeylese men hâke ol dildâr 
Bu mecliste ana hadden ziyâde bade ben verdim 
Usandım köhne dehrin kayd-ı işgalinden el çektim 
Kûlâh-ı aşkı Kays*a tîşeyi Ferhâd'a ben verdim 



Âşık Ömer 1$Ş 

Cm^r hûn-i ciğerle besledim sicn-i vücûdumdan 
Çakardım mürg-i ruhu pençe-i sayyâda ben verdim 

— 205 _ 

Ezel cânâna candan cezbe-i tesiri ben verdim 
Elimle bilmedim sayyâda ol nahcîri ben verdim 
Keman ebrûlarm gördükte sabrım gitti âh ettim 
Hadeng endâza ok eğdirdim evvel tîri ben verdim 
Mahabbet meclisinde bade sundum yâre mest oldu 
Beni katletmek içün destine şemşîri ben verdim 
Ser-i kûyinde gördükçe neden feryâd eder ağyar 
Ezelden hâkipâ-yi yâre ol kıtmîri ben verdim 
Çeküp Âşık Ömer bir âh-ı cankâhı derûnumdan 
Çıkardım pîr-i^çerha cübbe-i'şebgîri ben verdim 

_ 206 - 

Her seng-i ta'ne sabrolalı pîşemiz bizim 
Dil hanesinde kalmadı sağ şîşemiz bizim 
Hiç yâre çâre olmaya bu âh ü nâleden 
Ancak diraht-ı ömrü keser tîşemiz bizim 
Sahrâ-yi cana uğramaz âhû-yi zevk u şevk 
Gam şîri saydgâhıdürür bîşemiz bizim 
Erbâb-ı tab'a tâb-ı belâdan halâs içün 
Bir sâyebân-ı şâhidürür rîşemiz bizim 
Muğlak ne rütbe olsa Ömer aşka mesele 
Halleyler anı hâce-i endîşemiz bizim 

_ 207 — 

Yeter cevreyledin cana bilirsin dil perîşânım 
Vefalar eyle kıl ihya nedir yolunda isyanım 
Bana lûtfun müvellâ kıl gönül levhin mücellâ kıl 
Gehî bir de tesellâ kıl yapılsun kalb. i vîrânım 



106 Âşık Ömer 

Nola rahmeylesen g-ülsem akan çeşmim yaşın silsem 
Düşüp hançerlere ölsem dökülmez yerlere kanım 
e kim vairse engelden koyam ben dâmeni elden 
ninle yohsa evvelden bu mudur ahd ü peymâmm 
Bu Önıer''ç, nazar eyle derûnum rehgüzer eyle 
Figanından hazer eyle efendim canım Osman'ım 

_ 208 — 

Bu şîve nâza hergiz bir feragat yok mu sultânım 
Cefâ vü çevrine yohsa nihayet yok mu sultânım 
Dönüp yüzüme bakmazsın benim sen nâz ile bir dem 
Nola bir zerrece bize inayet yok mu sultânım 
eni sevdimse kâfir olmadım lâkin günehkârım 
Kıyamette günehkâre şefaat yok mu sultânım 
Helak etme beni çevrinle hem havfeyle Hâlik'ten 
Bugün dünyâ ise yarın kıyamet yok mu sultânım 
Bu Ömer bende kapunda nice demdir kulun oldu 
Harîm-i vasl-ı bağına icazet yok mu sultânım 

- 209 — 

Cemâlin pertev -i nûr u ziyadır çeşmi mestânım 

uhin âyîne-i âlemnümâdır çeşmi mestânım 
Kaşın sammûr-i Hindidir gözün ayn-ül hayât ancak 
Kıyamet kametin medha sezadır çeşmi mestânım 
Çıkup kürsîde vaizler güzel sevmek hatâ dermiş 
Anın takva vü zühdü hep riyadır çeşmi mestânım 
Kıyamet haşrolunca râh-ı sevdadan gönül geçmez 
Mahabbet arz-ı dilde hep sanadır çeşmi mestânım 
Kulun Âşık Ömer derdin giriftar olmayan bilmez 
Mahabbet âteşi serde belâdır çeşmi mestânım 

— 210 — 

Ey dişleri lûlû bedeni sim ağa yollum 
Kıldım serimi yoluna teslim ağa yollum 



Âşık Ömer !•? 



Ağ-yâra tamâm eyleyesin lûtfunu dâim 
Geldikçe bize bir nigeh^i nim ağa yollum 
Bir doğru elif okumadı bâb-ı vefadan 
Yâ çevri kim etti sana ta'lim ağa yollum 
Eyyâm-ı bahar ermeden öğretme de rastı 
Şol gonca lebin bülbüle taksim ağa yollum 
İncitme Ömer âşıkma küsme başınçün 
Gel nezdine seyyidim efendim ağa yollum 



2BI 



Ey dişleri dür lepleri mercan ağa yollum 
Kıldım serimi yoluna kurban ağa yollum 
Ağyar ile hem sen olasın işrete meşgul 
Zülfün gibi ben hâl -i perişan ağa j^ollum 
Olma hazer et gül gibi her hâl ile hemdem 
Gel eyîeyelim meclis-i irfan ağa yollum 
Bîçâre halim arzedemem sen şeh-i hüsne 
Tâ içmeyicek bir iki fincan ağa yollum 
Âşık Ömer'in çektiğini aşkın elinden 
Bir kendi bibir bir ulu Sübhan ağa yollum 

_ 212 - 

Gamından ey saçı Leylâ yitürdüm aklı Mecnûn'um 
Sana ipsaf vere Mevlâ bilür hâî-i diğer günüm 
Civânâ can değer vaslın melek ya huridir aslın 
Senin bu dünyede mislin bulunmaz kaddi mevzunum 
İki kaşın hilâl olmuş siyeh çeşmin celâl olmuş 
Kızarmış alnın âl olmuş nedendir rûy-i gülgûnum 
Seçilmez leplerin mülden dü zülfün buyu sünbülden 
Bırakma hatırım elden sevinsin kalb-i mahzunum 
Ömer dil yâre bağlarsa firaka sîne dağlarsa 
Demâdem kanlar ağlarsa yazıktır çeşm-i pürhûnum 



lOt Âşık Ömer 

- 213 _ 

Nice yıldır sana ben âşıkım ey fitne-i devran 
İçüp aşkın serabından çün oldum vâlih ü hayran 
Kaçan kim sinesin çâk eyleyüp arz-ı cemâl etse 
Görenler der ki var ise açıldı ravza-i Rıdvan 
Sen ol nûr-i Huda'sın kim nazîrin gelmemiş cânâ 
Bu gün cennette tûbâsm yüzündür âyet-i Fürkan 
Eğer Hızr-ı zaman ol lâ'l-i nâbm haletin görse 
Varup içmezdi zulmette husûsâ çeşme-i hayvan 
Münâcât eyleyim sen söyle âmin ey gözüm nuru 
Seni şâyed bu ben Âşık Ömer'e yâr ede Sübhan 

- 214 - 

Cihan içre hazer etmek gerek insan münafıktan 
Ne hod kim. her ne der isen gelir cümle münafıktan 
Onun etvârına bakma ki baş düşmanın oldur ol 
Kişi hiç gafil olmamak gerek her an munâhktan 
Nola îblîs'e teşbih eylesem sözümde kizbetmem 
Beni âdem değil belki kaçar şeytan münafıktan 
Nasihattir benim bu pendimi gûşidesin cânâ 
Hazer kılmak gerek mutlak hele yaran munâhktan 
Lisân -1 hâl ile Ömer benim anladığım bu kim 
Dahi yeğdir ölümün iristesin düşman münafıktan 

- 215 — 

Deprendi yine âteş-i hicran içerimden 
Ey mürg-i dilim nâr-ı gama yan içerimden 
Bir hâl ile âh olmadı teskin bu hararet 
Oldu ciğerim süz ile büryan içerimden 
Ver lâ'l-i lebin ağzıma ey tâze-i Lokman 
Ancak irişür derdime derman içerimden 



Âşık Ömer 109 

Tiz hançerini alma sinemden kerem eyle 
Cûş eylesin ol su gibi bir kan içerimden 
Gördükçe seni çeşm-i celâlinle efendim 
Tir tir titirer Âşık Ömer can içerimden 

— 216 — 

Ey gonca dehen kıl hazer âh-ı seherimden 
Yandıra gibi gülşeni sûz-i sererimden 
Tob-ı sitemin etti gönül kasrını berbâd 
Mir'at hasenin sakla gubâr-ı kederimden 
Sel gibi nola çağlasa serhâb-ı sirişkim 
Peygân-ı belâ canıma geçti ciğerimden 
Mey içme deyip âşıkına nükte edersin 
Var mı haberin safi benim derd-i serimden 
Pervane sıfat Âşık Ömer suhte vücûdum 
Şem'a dahi yâdetti beni bâl û perimden 

~ 217 — 

Neler kıldı bize ol gamzesi cellâdı söyletsen 
Neler çekti elinden bu dil-i şeydâyı söyletsen 
Cemâlinle gurur etme şehâ bu pîrezen dünyâ 
Ezüp bir kâse zehr etti nice şehzâdı söyletsen 
Ne gün yüzlüleri çekti derâguş etti bu devrân 
Ne canlar harce sürmüştür harâb âbâdı söyletsen 
Ne âşıklar hayâtında elinde âciz olmuşlar 
Sana her biri bir yüzden ider feryadı söyletsen 
Ne kanlar yuttu bezm-i aşk-ı Leylâ'da dil-i Mecnûn 
Ne çekti dest-i Şirinden Ömer Ferhâd'ı söyletsen 

— 216 — 

Sevdim yine bir dilber-ı ra'nâ küçücükten 
Sükkerle anı beslemiş ana küçücükten 
Gam çekmez idim dâyesi bir âfet-i devran 
Olsaydım ana ben dahi lâlâ küçücükten 



110 Âşık Ö 



mer 

Sen yalvarasm döğe söğe ağlayasm sen 
Uşşâka gelir özge temâşâ küçücükten 
Bir buse dedim iâ dedi bin nâz ile ol şûh 
Gör nice olur âkil ü dânâ küçücükten 
Ey A§ık Ömer vazgele mi senden o dilber 
Bir âfet-i canı sevesin tâ küçücükten 

— 219 — 

Ettin mi cefâ ilmini tahsil küçücükten 
Ne sendeki bu va'deye te'vil küçücükten 
Sükker ile mi beslemiş anan seni ey mâh 
Ta'lim edegör tûti gibi dil küçücükten 
Ağlar gezer ol bende-i hayranın olanlar 
Sen böyle gazûb olma kerem kıl küçücükten 
Bu hüsnile sen lemi ârâ olacaksın 
Hüsnün gibi et hulkunu tekmil küçücükten 
Akl ile güzel fehmedeğör yâr-ı kadîmi 
Sen bu Ömer'in kıymetini bil küçücükten 

_ 220 — 

Eyâ şûh-i cefakârım niçun insafa gelmezsin 
Benim yâr-ı vefâdarım niçün insafa gelmezsin 
Beni zulmile öldürdün cihanı bana güldürdün 
Yüzüm rengini soldurdun niçün insafa gelmezsin 
Ziyâde oldu efganım mükedder oldu ahvâlim 
Bana kıydm behey zâlnn niçün insafa gelmezsin 
Edersin gayrile işret heîâk eyler beni gayret 
Meded hey gözleri âfet niçün insafa gelmezsin 
Ömer derdile tâb ettin gönül mülkün harâb ettin 
Yüreciğim kebâb ettin niçün insafa gelmezsin 

— 221 — 

Behey cevredici dilber niçün insafa gelmezsin 
Kulağın tut sana derler niçün insafa gelmezsin 



Âşık Ömer 111 

Cihanı bana dar ettin gözüm yaşın pınar ettin 
Bana çevri hezâr ettin niçün insafa gelmezsin 
Cefâ vü çevri bilirsin görünce aklım alursun 
Suçun ne hışma gelirsin niçün insafa gelmezsin 
Bu sözüm tut değildir lâf bırak çevri ola gör sâf 
Dinin yarısıdır insaf niçün insafa gelmezsin 
Bu Ömer derdinâk oldu yüreği zahmmâk oldu 
Ey insafsız helâk oldu niçün insafa gelmezsin 

— 222 — 

Ey şûh-i cefâ âşıka bîğâne bakarsın 
Çünki keremin yok bize cânâ ne bakarsın 
Her gice varup yâd ile ülfetler edersin 
Kalkup seheri bendene âyâ ne bakarsın 
Bu çeşm-i gazap sende ki var taze civanım 
Baktıkça bize gûye ki hasmâne bakarsın 
Düşman mı olur cân ile meftunun olanlar 
Söylesem eğer hançer- i bürrâne bakarsın 
Ahvâlimi arzetmeğe ben pâyine varsam 
Hançer çeküben sîne-i üryâne bakarsın 
Kasdm eğar öldürmek ise Aşık Ömer'i 
Öldür a efendim dahi sen yâ ne bakarsın 

— 223 — 

Terk etme bu ben âşıkı cânâ çok ararsın 
Bu gün aramazsın ben ferda çok ararsın 
Mecnûnu olup kandedir âyâ bu dedikte 
Bir vakt ola kim ol saçı Leylâ çok ararsın 
Gel etme firâvân gözümün yaşmı sonra 
Bir dem ola kim kameti Tûbâ çok ararsın 
Hoştur sana ger şimdi bile nağme i a'lâ 
Dil bülbülünü ey gül i ra'nâ çok ararsın 
Ey gözleri âhû seni şimdengeru yâ Hû 
Bîçâre garip Ömer'i amma çok ararsın 



1İ2 Âşık Ömer 

— 224 — 

Gel bezme kadem bas leb-i mercâmm içersin 
Bârâne karış lûtf ile sultânım içersin 
Agfyâr ile gülşende varup içme efendim 
Meyhaneye gel dostlar ile canım içersin 
Can meclisini saki gibi eyle ziyaret 
İçme diyelim bade gibi kanım içersin 
Arzeyleyeyim çekticeğim derdleri ben hep 
Destimden eğer bir iki fincanım içersin 

Bu Âfik Ömer gibi koma bâde-i lâ'li 
Ey ruhleri gül lâ*l-i Bedahşân'ımJçersin 

— 225 — 

Ol benim âlemde vanm gelmedi yâ Rap niçün 
Nakd-i ömrüm nazlı yârım gelmedi yâ Rap niçün 
Dîde hasret eşk-i hunbâr oldu bu hûnî revan 
Hadden aştı intizârım gelmedi yâ Rap niçün 
Gülşen-i firkatte nâlân oldu bu can bülbülü 
Zülfü sünbül gül'izârım gelmedi yâ Rap niçün 
Bezm-i aşka gelmeğ^e ahdey lemisken sâkıyâ 
Nâb-ı lâ'l-i hoşgüvârım gelmedi yâ Rap niçün 
Ey ( mer künc-i felâket içre kaldım bî refîk 
Ey dirîga yâr-ı garım gelmedi yâ Rap niçün 

^ 226 — 

Gevretme güzel nahl budağın çürüdürsûn 
Mahsûlümüzün meyva budağ-ın çürüdürsûn 
Sen yâr ile et bağçe safâsında şifâlar 
Taze gül ile urma yanağın çürüdürsûn 
Ey hâce okut ol mehe sen ilm-i vefâyi 
Mengûş gibi çekme kulağın çürüdürisün 



/ 



Âşık Ömer 113 

Sermest-i mey oldulcta gelir ise o dilber 
Öp leblerini emme dudağm çürüdürsün 
Ey Âşık Ömer bâğçe-i hüsne nazar kıl 
Sıkma belini ince miyânın çürüdürsün 

— 227 — 

Subhudem gülzâr içinde çaldı bülbül erganun 
Eyyühel-uşşâk kumu ennehüm lâtesmaûn 
Ergavan tuttu sürâhî doldururdu câm-ı müi 
Sâkıyâ gel sen de çal Yâ eyyühel-müstağfirûn 
Lentenâlül-birre hattâ tünfiku dersen eğer 
Âyet-i Sübhân'dır Amma yekûlüzzâlimûn 
Gözlerim ki hoşluğunda Bâdehüm lâhavf okur 
Zîb-i leb sâkî diğer dîdem Velâhüm yahzenûn 
Bu Ömer fikr-i ser-i kuyunda can teslim eder 
Hep görenler dediler İnnâ ileyhi râciûn 

R 

— 228 — 

«Ezel kâtibleri uşşak bahtın kare yazmışlar» 
Benim baht-ı siyahım kare üzre kare yazmışlar 
Benim derd-i firâvânım ilâcı dilbere muhtâc 
Seni bir hâzik-i Lokman beni bîçâre yazmışlar 
Senin ısrâr-ı aşkın halka fâş etti deyu hâlâ 
Beni ol âşık-ı dildâdeler dildâde yazmışlar 
Benim katımda sorarsan eğer Ferhâd'ı Mecnûn'u 
Birisi dağîdir anın birin kühsâre yazmışlar 
Kaza oklarına Âşık Ömer göğüs gerüp durma 
Güzeller az kaluptur levh-i sînem yâre yazmışlar 

ş 

— 229 — 

Taâlâllah neden kim kametin servin alem çekmiş 
O tuğralar ki nakşolmuş yed-i kudret kalem çekmiş 



114 Âşık Ömer 

Sunarsa kesr ederdim Hızr elinden âb-ı hayvanı 
Olaydım sen şeh-i hüsnün elinden câm-ı Cem çekmiş 
Neden ben mübtelâna yanılup bir merhaba kıldın 
Rakîb-i Rû siyeh anı işitmiş çok elem çekmiş 
Yüzüm ayaklar altında gedâyım sûreten amma 
Diyâr-ı aşka şâh olmuş gönül cây-i haşem çekmiş 
Eğ-erçi bî nihayettir belâkeş kulların şahım 
Ömer gibi reh-i aşkında var mı çok sitem çekmiş 

— 230 — 

Gördüm o güzel sünbül ü gülzâre sarılmış 
Kendi gibi cevr idici dildâre sarılmış 
Feryâd ü figan eylemesün neylesün Uşşak 
Yüz virmez ana rû siyeh ağyâre sarılmış 
Bin kerre nasihat ide gördüm ana olmaz 
Nisbet edüp ol fitne-i mekkâre sarılmış 
Ey Aşık Ömer cevrinile döndü hilâle 
Rahmeylemez ol gamze-i hunhâre sarılmış 

— 231 — 
Hacil olmuş o yâr-ı huşk leb nâlemden ayrılmış 
Cüda düşmüş seherden gonca veş şebnemben ayrılmış 
Ne lebtir sâkiyâ düşmüş ne gabgabdır ayağa bu 
Ne câm-ı ayna-i âlemnümâdır Cem'den ayrılmış 
Sunup zülf-i pür âşûbe çeküp el rûy-i mehrûye 
Uzun sevdalara düşmüş acep âlemden ayrılmış 
Acep iflah olur mu değmez ise yaralı gönlüm 
Geçüp lâ'l-i îeb-i dilber gibi merhemden ayrılmış 
Garip garip çeken bâr-i meşekkat kimdürür dersen 
Belâgatte eğer Mıısâ sıfat Meryem^diQ.xv ayrılmış 
Bulursun ara yokla ne sanursun bu garibîyi 
Ana Aşık Ömer derler kes-i mahremden ayrılmış 

— 232 — 

Garip bülbül kılar zarı varup kâşane yaslanmış 
Temâşâ eyledim hâr-ı gül-i hândâne yaslanmış 



Âşık Ömer 115 

Bu gün dildârıma vardım tezdendi benim derdim 
Muanber kâkülün gördüm meh-i tâbâne yaslanmış 
Nazar eyledim ol şaha saçı sünbül yüzü mâha 
Gönül Yûsuf gibi çâha düşüp zindâne yaslanmış 
Cmer derde düşüp inler kemâl ehli olan anlar 
Katar katar olmuş benleri gerdâne yaslanmış 

_ 233 — 

Gör ol hâl-i siyeh sîm-i ruh-i cânâne yasdanmış 
Arap gavvâsıdır mercan için ummâne yasdanmış 
Ana zânû.be zânûdur rakîb-i bedlika gördüm 
Ne hâr-ı pür belâdır kim gül-i handâne yasdanmış 
Şarâb-ı lâ'linin keyfiyyetin bir kimseden sor kim 
Benim gibi nice dem gûşe-i meyhane yasdanmış 
Felekte mâh sanma kim Ömer üftâdenin cânâ 
Ser-i çevgân-ı aşka top olup meydâne yasdanmış 

— 234 — 

Siyeh kâkülleri yârin meh-i envâre yaslanmış 
Ki gûyâ taze sünbüldür gül-i gülzâre yaslanmış 
Sanasm bir dizi yakut önünde bir dizi incu 
beyaz dendanlı incular gibi gülnâre yaslanmış 
Muhassal ceyş-i Zengîdir gelür iklîm-i Rûm üzre 
Dizilmiş hâl-i hindûlar gibi ruhsâre yaslanmış 
İki kaşın keman itmiş vücûdum delmeğe dilber 
Serâpâ tîr-i müjgânlar o çeşm-i yâre yaslanmış 
Yatur Ömer ferâş içre hayâl-i yâr ile amma 
Beni katı itmeğe gamzen tir- i hûnhâre yaslanmış 

— 235 _ 

Dilâ bu köhne dünyâya hezâr insan ayak basmış 
Hesapsız gûşe-i kâşaneye irfan ayak basmış 



116 Âşık Ö 



mer 



Bu bâğ-ı gülşeni sahn-ı çemenzârı temaşaya 
Nice huri nice gılman nice Vildan ayak basmış 
Şerâb-ı aşkı nûş etmiş feragat eylemiş candan 
Bu yolda ölmeğiçün çok dil-i nâlân ayak basmış 
Edüp âmâde-i müjgân hadengi çeşm-i Tâtârı 
Beni kati etmek içün ol şeh-i hûbân ayak basmış 
Gelüp imdadına lütfen bu Â^ık i mer' m cânâ 
Vücûdu mülküne ceyş-i gam-ı hicran ayak basmış 

— 236 - 

Görenler katre katre hûn-ı çeşmim hâke sarmaşmış 
Dediler bu ne âteştir düşüp hâşâke sarmaşmış 
Duhân-ı âh sanma şâhid-i maksûduma sundum 
Muradım destidir kim dâmen-i eflâke sarmaşmış 
Bu gün bâzâr-ı mihnette tutuştum şîr-i aşk ile 
Gör ol mûr-i zaîfi pençe-i bî bâke sarmaşmış 
Kani üstâd-ı kâmil cân ü dilden eyleye ta'lîm 
Kani şâgird-i kabil rişte-i eflâke sarmaşmış 
Nic-etsün bu Ömer ya bunca âlâm-ı serendûha 
Hezâran dest-i sevda bir yakası çâke sarmaşmış 

_ 237 — 

Dilâ nakkaş-ı kudret kim bürûc üzre elem yazmış 
Demâdem içtiğim bezm-i melâmette o sem yazmış 
Devasın derd-i tab'mda şikâyet etmesin kimse 
Ki Lokman ol kitabında leb-i cânânı em yazmış 
Kaçan dehre gelen nas hep edinmişler ferah taksîm 
Aceb bahtım mıdır bilcümle bana derd ü gam yazmış 
Günâhım bu cihan içre fakat âh ü figanımdan 
Kirâmen kâtibin andan dahi söylen ki nem yazmış 
Ömer bu yazılan gelir bilâ şübhe başa tahkîk 
Ki zîrâ dest-i kudretle ezel anı kalem yazmış 



Âşık Ömer 117 

— 238 - 

Dil ol güzelin kâkülü tuzağına düşmüş 
Hayfâ ki yazık derd ü belâ bâğma düşmüş 
Şâhâne giyim Yeniçeri yosma kıyafet 
Başında görür şal saçağı sağma düşmüş 
Sansar paçası cübbe kakum eğnine giymiş 
Dülbendi sarık çıkmağı gerdanına düşmüş 
Mor şalvar ile belde salmdırmalan hep 
Yüz sürmek içün ol cenanın pâyine düşmüş 
Hançer bıçağı belde durur dâim o şuhun 
Bu Aşık Ömer kaşlarının yayma düşmüş 

— 239 — 

Gönül âlemde bir şûh-ı cihanı istemiş bulmuş 
Ten-i fersudesi rûh-ı revanı istemiş bulmuş 
Ruhumun çeşm-i âhûsu tenimde derd ü kaygusu 
Atar müjgânm ebrusu kemanı istemiş bulmuş 
Siyah giysûları anber gönül bir dilber-i çâker 
Ruhi gül kameti ar'ar nişane istemiş bulmuş 
Bu Ömer aşkda mahir cemâli gün gibi zahir 
Gönül bir fitne-i âhır zamanı istemiş bulmuş 

— 240 — 

Bu gün ol dilber-i ra'nâyı gördüm hup cemâl olmuş 
Kızarmış lâ'l ruhler bade çekmiş âl âl olmuş 
Yüzüne bakamaz âdem ne denlu itse dikkatler 
Ruh4 hurşîde dönmüş rûyini görmek muhal olmuş 
Cemâli âsmânı zeyn olup zu'mine eflâkin 
Ruh-i hurşîdü kevkep benleri kaşı hilâl olmuş 
Gel ey dîvâne dil bir gayri mâ hülyaya sen düşme 
Hele bir kerre seyr etsen anı görsen ne hâl olmuş 
Ömer dîvânesidir değme mahbûba nazar kılmaz 
Miyân-ı hasretinden ki zaîf-i bî mecal olmuş 



11« Âşık Ömer 

— 241 — 

Gönül aşkınla ey dilber aceb sevdaya dûş olmuş 
Kulak çınlar gönül inler serim gavg-aya dûş olmuş 
Dahi ol maceradır kim dideler bulanık seller 
Akan turnaya benzer cânib-i deryaya dûş olmuş 
Firâk-ı intikam fikrin ki eyler gayriden gönlüm 
Ne zilletler çeker zira derin gavgaya dûş olmuş 
Zamane hupların şimdi bilirler mâil-i zerdir 
Garîb uşşak anınçündür ki mâ hülyaya dûş olmuş 
Anmçün her zaman Âşık Ömer dembeste hâlim bea 
Geçüp dünyâ hevâsmdan gönül ukbâya dûş olmuş 

T 

— 242 — 

Efendim sevdiğim sizde kadîmî bu mudur âdet 
Cefâvü çevriniz bizde nedendir koymadı takat 
Ne mâ'dendir acep kânın ki tutmuş âlemi sânın 
Peri rûlerde akranın bulunmaz ey sehî kamet 
Beni ağlatma Allah'ı seversen hubların şahı 
Uyutmaz kimseyi âh ü figanım eylemez rahat 
Bilinmez çok serencâmım gamınla geçti encamım 
Anınçün yoktur ârâmım benim bir yerde bir saat 
Ömer der ey gözü âhû yeter çevrin cihandır bu 
Vefadan geçtim ey mehrû cefâna yok mudur gayet 

— 243 — 

Nedendir rûy-i gülgûnum nazardan eyledin iskat 
Rakîb-i Rûsiyehler rai arada eyleyen ihlât 
Var iken mülk-i vücûdumda firâkm leşkeri 
Hiç gelir mi ey şehim bu hâne-i kalbe neşât [1] 



[1] Birinci mısra 4 mefâîlün vezninde, diğer mısralar fâilâtün fâilâtün 
fâilâtün fâilün veznindedir. 



Âşık Ömer 119 

Olduğıyçün kal'a-i vasim baid Bağdâd veş 
Eşk-i dîdem Şat gibi çağlar akar pür inbisât 
îsteyeydi yanmağa dil âteş-i aşka eğer 
Eylemezdi şem' ile pervane böyle ihtilât 
Niceler göçtü göçer sen de göçersin ey Ömer 
Böyle kalmaz boşanır işbu fena köhne ribât 

— 244 — 

Gören yüzünü vâlih ü hayran olur âfet 
Aklın yitürür görmese dîvân olur âfet 
Hurşîd ruhin şâ'şaasmdan kamaşır göz 
Hüsnün göre bilmem ki ne seyrân olur âfet 
Nezzâre-i erbâb-ı dilin devresi hurşîd 
Her katresi bir sebha-i mercan olur âfet 
Şol kalib-i bîrûha dem Isâ nefesindir 
Her bir bakışın mürdeye bin cân olur âfet 
Haccâc tavaf eşiğini yılda bir eyler 
Herdem bu Ömer şem'ine pervan olur âfet 

— 245 — 

Yârem açamam yâre keder eyleye şayet 
Derdim anamam hâtıra yer eyleye şayet 
Havfım bu ki mest-i nigeh-i gamzelerinden 
Sat tîr-i cefâ câne güzer eyleye şayet 
Da'vet kılamam meclis-i gamhâneye tenhâ 
Ol şeb sıfat ağyâre haber eyleye şayet 
Ol sîmberi sîneye çekmek kolay amma 
Katlanmıya can sîne sefer eyleye şayet 
Divaneliğim arzedemem ey Ötner olmaz 
Tür düşse seni dâhi beter eyleye şayet 



120 Âşık Ö 



mer 



Z 
— 246 — 

Ne mümkindir ede zâhid o lâ'l-i canfezadan haz 
Tutalım kim çeke tab'ı ede câm-ı safâdan haz 
Getürme meclis-i rindâne hazzı yoktur ey sâkî 
Anın kim eylemez tab'ı harâb-ı dilküşâdan haz 
Nedir hazzı bize bildir ne buldun bu cefâlarla 
Acebtir tab'm ey şuhum eder cevr ü cefâdan haz 
Yoluna can verirsin sen edersin ser fedalar dil 
Bu dehrin bî vefaları eder mi mübtelâdan haz 
Mahabbcttcn kesel gelmez firakından hazer kılmaz 
Acebdir ey Ömer Aşık eder derd ü belâdan haz 

_ 247 _ 

Eyle ey bâd-i sabâ ol gamzesi sahhâre arz 
Etmesin vasimi ol şuh dâima ağyâre arz 
Eyleyip tahrîr bu derd-i derûnum eşk ile 
Bir mutavvel arzıhâl ile ede hünkâre arz 
Bu dil-i mecruhumuz bulmaz deva şâfî cevâb 
Etmeyince şerbet-i vasfın dil-i bîmâre arz 
Dostum incinme işidirsen âh ü nâlemi 
Kim eder râz-ı derûnun âşık-ı bîçâre arz 
Ey Ömer bulmak dilersen nâr-ı firkatten necat 
Hâlini kıl vâkıf-ı esrar olan Sübhân'e arz 



Murahhaslar 



Âşık Ömer 123 

A 

— 248 — 

Bakmaz oldu yüzüme ol yâre nettim ey sabâ 
01 kamer rû lebleri sükkâre nettim ey sabâ 
Aşkıle yandım yakıldım gel terahhum kıl deyu 
Lâle veş şîrin lebi g-üftâre nettim ey sabâ 

Kaşları kurmuş kemânm pür gazabdır aresi 
Zari kıldım bî nihayettir derûnum yâresi [ffj 
Yine şefkat etmedi ol dilrübâlar paresi 
Evvel âhenden kati yekpare nettim ey sabâ 

Hiç değildir ol adû geçti beni cananıma 
Kim bilir ne dürlü âl etti benim sultânıma 
Hak bilir kâr etti â'dâsı rakibin canıma 
Fitne vü fücur olan ağyâre nettim ey sabâ 

Tâli'im yoğimiş ol böyle imiş aks-i felek 
Kime kul olsam bana çektirir âhır bin emek 
Şol kadar yalvarı gördüm eylerim minnet dilek 
Geçmedi ol ruhleri gülzâre nettim ey sabâ 

Yâ İlâhî sen bilirsin oldu dil kasrı harâb 
Çektiğim aklama gelmez eylesem bir bir hisâb 
Sen dile getür o şahı eylesin trah-ı cevâb 
Söylesin bu Ömer-'ı nâçâre nettim ey sabâ 

— 249 _ 

Var şu ömrüm varma benden selâm et ey sabâ 
Hublarm serdârına benden selâm et ey sabâ 
Rûyine budur niyazım şâne yad el takmasın 
Zülf-i anber bârına benden selâm et ey sabâ 



124 Âşık Ömer 

Kirpiğinin sihri çekti cana çok işler dahi 
Zail olmadı ezelden bu keşâkeşler dahi 
Merhem- i vashndan ayrı yâreler işler dahi 
Hançer- i üryanına benden selâm et ey sabâ 

Kalmışım bu müşkili düşvâr ile hayrette ben 
Vasl-ı cana olsa ger dil istemez seyr-i çemen 
Nakşı gitmez dîdeden âguş u kaddi sineden 
Şîve-i reftârma benden selâm et ey sabâ 

Hayli demdir hâkipâyinden cüda düştüm yetîm 
Kimler ile salmur bilmem ana kimdir nedîm 
lezm-i rûh efzâsma aşk ile benden ey nesîra 
Yânna ağ-yarma benden selâm et ey sabâ 

Ömer'i şâd etse hublar pâdişâhı lûtf eder 
Gâhi âzâd eylese ben hâki gâhi lûtf eder 
Gâhice bu canibe uğrasa râhı lûtf eder " 
LÂtfuna azarına benden selâm et ey sabâ 

— 250 — 

Gel ey dil eyleme ömrün cihan içinde sen heba 
Ne lâyıktır gönül vermek derûn-i yâra bî vefa 
Kimi görse ana yâr olmak ister anlarım kârı 
Ger akhn var ise serde sakın sen olma âşinâ 

İder uşşâkı gördükçe nice bin dürlü hoş âmed 
Ki zira ana âlemde demâdem öldürür âdet 
Eğer gönlünü aldıysa ki ol dildar senin şayet 
Uzaktan idesin her dem gerek sen ana merhaba 

Hatâdır âşık olmak ger olursa bed fial sânı 
Nukud-i varını bezi eylemiş hiç bilmeye anı 
Heman fursatı düştükçe sakın andan ki kendini 
Muhakkak sözümü gûş et nice işler görür seza 



Âşık Ömer 125 

Görürse rehgüzârında seni görmez eder iğ-mâz 
Ederse aşinalık bizzarûr itmededir pek nâz 
Adû-yi bed likalarla olur her subh u şam demsâz 
Vücûdun eyleme ifna yolunda sen anın hayfâ 

Ömer Aşık bu yolda âh ü zar bir başka halettir 
Güzellerden şikâyet etmeğe ancak kabahattir 
Sakın gayb eyleme mağbun bu şekva bir saadettir 
Ne bildin belki âlemde visâl-i yârı pür safa 

— 251 — 

Gider oldum ağa yollum arşa çıkmadan sadâ 
Çıkarır dilden bizi olunca gözünden cüda 
Bizi kavuştursa dosta kudreti çok ol Huda 
Dili bülbül saçı sünbül şîvekârım elveda 

Ayrılık göründü yine yüzü gül yanağı al 
Cerh ise aksine döndü kaddim oldu yine dal 
Sevdiğim demler seninle gözüme oldu hayâl 
Dili bülbül saçı sünbül şîvekârım elveda 

Bir ölüm bir ayrılık bilmem hiç nümâdır "?„ 
Gönül ise pervaz urur sanasm bir hümâdır "?„ 
Yolumuz çöllere düştü azmimiz de Şam'adır 
Dili bülbül saçı sünbül şîvekârım elveda 

Cümle takdîrindir her iş yazılan başa gelür 
îki gönül bir olunca isteyen dostun bulur 
Yâ ölem ya sağ olarn ben kim bilür Mevlâ bilür 
Dili bülbül saçı sünbül şîvekârım elveda 

Sadıkane bir kulundur bekler idi yanını 
Nice ihsanını görüp çok yemiştir nânını 
Garibindir yetimindir unutma bu Ömer kulunu "?„ 
Dili bülbül saçı sünbül şîvekârım elveda 



126 Âşık Ömer 

_ 252 _ 

Gözlerim yaşı revân oldu Mehemmed elveda 
Kadd-i nahlim bir keman oldu Mehemmed elveda 
Eşk-i dîdem yine kan oldu Mehemmed elveda 
Diyelim hayli zaman oldu Mehemmed elveda 

Nâr-ı hecrin yaktı şebnem üzre bir dâğ--ı derun 
Rûz ü şeb kan ağlamaktan oldu bağrım lâle hun 
Asitânından beni dûr eyledi bu çerh-i dûn 
Meskenim gayri mekân oldu Mehemmed elveda 

Âleme seyyah olup gezsem cihanı dem bedem 
Bulmadım sencileyin bir dilber*i sâhib kerem 
Çektiğim yolunda dâim sek adûlardan sitem 
Sözlerin geldi beyân oldu Mehemmed elveda 

Bir zaman vaslmda mesrur olduğum demler kani 
Ney gibi inler derûnum şimdi andıkça seni 
Dönmüşüm dîvâneye hiç bilmez oldum ben beni 
Akl u fikrim tartağan oldu Mehemmed elveda 

Der Ömer ey evc-i hüsnün mâhı unutma beni 
Hâtır-ı mahzunumun âğâhı unutma beni 
Gâhice bir an güzeller şahı unutma beni 
Gel yeter bana olan oldu Mehemmed elveda 

_ 253 _ 

Ey cemâli şüphesiz Şems-i cihanım elveda 
Gül yüzüne bakayım doyunca cânım elveda 
Ben garîb iklime gitsem hasretâ şimdengeru 
Geldi irişti bugün vakt ü zamanım elveda 

Eğlenem gurbetlik ide belki bir an gelmeyem 
Nâr-ı firkat yaktı bağrım nice sînem delmeyem 



Âşık Ömer 127 

Hak bilür kim kande gidem ya gelem ya gelmeyem 
Belki işitmeyesin nâm ü nişanım elveda 

Mihnet ü zilletle dâim geçti eyyamım benim 
Başıma bir bir gele fikr-i serencâmım benim 
Halk içinde bir zaman anılmaya nâmım benim 
Nice yıllar nâbedîd 'ola mekânım elveda 

Derd ü gam askerleri aldı serim sevdâ-yı aşk 
Tîh-i firkatte sunuldu bana vâveylâ-yi aşk 
Cûş edüp kıldı ihata sinemi deryâ-yı aşk 
Garka verdi beni çeşm-i hun feşânım elveda 

Nice bir Aşık Ömer bu gamla ülfet edeyim 
Bulduğum yerlerde yârana vasiyyet edeyim 
Nice bir derd ü belâ çekmeğe âdet edeyim 
Kabrim üzre yazalar âh ü figanım elveda 

_ 254 _ 

Gider oldum sağ esen kalasın ey yâr elveda 
Senin içün çekmişim çok gayret ü âr elveda 
Gönlümü verdim emânet sana dursun sevdiğim 
Gelüp isbât eyler isem etme inkâr elveda 

Kıldığım çoktur sana yüz bin cefâyı günde ben 
Ettiğim çevri helâl et bana ey serv-i semen 
Rûz ü' şeb seyr ü güzâr eder isem hep cümle ben 
Bulmadım ben sencileyin yâr vefadâr elveda 

Alemi var eyleyen ol yek Huda'nın aşkına 
Alemin fahn Muhammed Mustafâ'nın aşkına 
Merhamet kıl Çâriyâr-ı bâ safâ'nm aşkına 
Yılda bir kez yüzünü ben göreyim yâr elveda 



128 Âşık Ömer 

Gelmedi mislin cihâna ey şeh-i âlîcenâb 
Bulmadım bir sencileyin ey cemâli âfitâb 
Ger cihâna zahir olsan ey cebîn-i mâhitâb 
Bu güzellik hükmünü hoş eyle izhâr elveda 

Der ki bu Aşık ömer çün geldi hatiften sadâ 
Sırr-ı matemden bize kıldı münâdîler nida 
Ayrı düştük bir birimizden olup hayfâ cüda 
Sevdiğim sen bir yana ben bir yana var elveda 

— 255 — 

Nûr-i akdem buldu kandîl içre menzûl ibtidâ 
Cümle ervah oldu ol nûr ile medhül ibtidâ 
Olîcak yer gök kamu çarı anâsırdan sübût 
Kalibin Âdem Safî'nin kıldı ma'mûl ibtidâ 

Hak anı halkeyleyip lûtfile buldu sureti 
Nice yıllar yattı cansız tâ kim erdi müddeti 
Aksırıp durdu yerinden gördü sahn-ı cenneti 
Hamdedip zikr-i Huda'ya oldu meşgul ibtidâ 

Ya'ni âdem hâba vardı eyledi kalbin selîm 
Üstühânmdan çekip Havva'yı halketti Azîm 
Secdeye baş eğmedi ol demde Şeytân -ı recîm 
Gör hidâyetten ne resme oldu ma'zûl ibtidâ 

Çünki Şeytan bu fesadı düşünürdü rûz ü şeb 
Dâne-i gendüm yedirdi bu işe oldu sebeb 
Sındırıp ahdin Huda'nın Hak'tan indi bir gazeb 
Saymadılar son günü hem oldu mâ'dûl ibtidâ 

Yâdedip ism-i Resûl'ü buldular derde deva 
Hamdülillâh Hak katında oldu makbul ibtidâ 
Akıbet Âşık Ömer anlar edip cürm ü hatâ 
Çıkıcak cennetten âdem kıldılar âh ü faza 



Aşık Ömer 129 

— İ256 — 

Nûr-i hazret oldu kandil içre meşhur ibtidâ 
Cümle ervahtan mukaddem oldu ol nûr ibtidâ 
Bulıcak yer gök kamu çarı anâsırdan sübût 
Ademin şehr-i vücûdu oldu mâ'mûr ibtidâ 

Hak anı halk eyleyüp lûtfile ol dem verdi can 
Buldu ten suret serâpâ âb ü gil oldu iyan 
Aksırup durdu yerinde el yüze sürdü heman 
Hem dilinde hamdülillâh oldu mezkûr ibtidâ 

Hak anı dünyâ vü ukbâ mülküne kıldı reîs 
Üstühânmdan çeküp" Havva'yı etti hem enîs 
Emr-i Hak'la ol hilâfet tahtına kıldı celîs 
Anlarm oldu mekânı cennet-ül-hûr ibtidâ 

İblis ol Âdem Safiyyullâh'a baş eğdirmedi 
Ya'ni nûr-i vech-i Beytullâh'a yüzler sürmedi 
Ol basiretsiz basar yüzünde ma'nâ görmedi 
Sürülüp oldu lâin ilmine mağrur ibtidâ 

Der ki bu Aşık Ömer aşkında esma yaktılar 
Kalblerine yol bulup İblis harama aktılar 
Beş vücûd âsî olup cennetten ol dem çıktılar 
Cürmünü fehm idüp Âdem oldu mağfur ibtidâ 

_ 257 — 

Ey habîbi ehl-i isyanın şefii Mustafâ 
Hürmetinle on sekiz bin âlem oldu pür zıyâ 
Sırr'ı esrâr-i hakayık gencinin gencûrusun 
Hemdemin hem meşrebindir Çârıyâr'ı bâ safa 

Çâriyâr'mdır ki anlar dü cihâna verdi şan 
Nüsha- i mâh-ı cebininde oîuptur râyegân 



I3t Âşık Ömer 

Ibtidâ yâr olan Ebu Bekr i Sıddîk-i iyan 
Bağladı sıdk.ı derim buldu fazilet irtika 

Yâr-ı sâlis Hazret-i Osmân-ı Zinnûreyn'dir 
Sâhib-i adi ü keramet câmi'-ı Kur'ân'dır 
Anı inkâr eyleyenler kamu hep düşmandır 
Tâ kıyamet haşroîunca cana eylerler cefâ 

Ey Ömer eh-li derûna kurratül'ayn-ı niam 
Hayder-i Sultan Ali Şâh-ı İmâm-ı muhterem 
Sâhib-i ilm-i ledündür menba'-ı lûtf u kerem 
Şîr-i Hak seyf-i hidâyet bâb-ı ilm-i pür vefa 

— 258 — 

Rûyini Şems ü kamer g-örürse ger hayran olur 
Âh edüp ra'd-i felekler hem melek giryân olur 
Kâkipâye yüz sürenler cümlesi sultân olur 
Cümle hublar pâdişâhi bî misâlim Mustafâ 

Su gibi dîdânna müştak olalı ağlarım 
Sensiz olsam cennet -i a'lâda ben gam bağlarım 
Hasretinden dîde giryân olmuşum, kan ağlarım 
Hayret aldı bilmezem ben mâh ü salim. Mustafâ 

Der ki . mer senin içün tatlı candan geçmişim 
Şem'ile pervane veş yanup suzandan geçmişim 
Fariğim her nesneden cân ü cihandan geçmişim 
Dembedem sensin benim fikr ü hayâlim Mustafâ 

— 259 — 

Aldm aklım ey yüzü gün alnı mâhım Mustafâ 
Nevcivansm gel hazer kıl alma âhım Mustafâ 
Kıssa- i Mecnûn'a meyi etme o bir efsânedir 
Bana lûtf et nazeninim yüce şâhım Mustafâ 



Âşık Ömer fö-l 

Sevdiğim yoktur cikân içinde sen gibi güzel 
Dilrübâlar çokdürür lâkin sana olmaz bedel 
Bir güzelde yokdürür sende olan nûr ile âl 
Dili bülbül yüzü gül kaşı siyahım Mustafâ 

Hak bilür ki ben sana bin canla oldum ntübtelâ 
Hasretinle rûz ü şeb çekmekteyim derd ü belâ 
Bu göze bu kirpiğe dünyâda hiç olmaz behâ 
Nûr-i dîdem dahi kaşı kıblegâhım Mustafâ 

_ 260 — 

Va'deye kıldı hilaf ol mihribânım Mustafâ 
Arşa çıktı hasretinden âh ü vâhım Mustafâ 
Ahd ü peymân eylemişti gelmeğe ol lâle ruh 
Biimezem noldu aceb eğlendi şahım Mustafâ 

Vasîl-ı kavsiyle demâdem kaddimiz oldu keman 
İştiyak' 1 intizardan hâlimiz oldu yaman 
Görmeyelden gül cemâlin oldu bir hayli zaman 
Saçı sünbül yüzü gül çeşmi siyahım Mustafâ 

Ağlarım derd ü firakınla aceb ben gülmezem 
Akmada Seylâb-ı eskim bir dem asla silmezem 
Yoksa bir râh-ı... mi gitti biimezem 
Hak'kı seversen ne hâl oldu penâhım Pvîustafâ 

Ey^ Ömer âyâ ne hikmet oldu ol dildârıma 
Etmedi asla terahhum ol benim âh zânma 
Rık'a yazdım hasbıhâlim sunmağa hünkârıma 
Hayli demdir muntazınm pâdişâhım Mustafâ 

— 261 — 

Âşık oldum sen perî sîmâya canım Mustafâ 
Mailim sen dilber-i ra'nâyâ canım Mustafâ 



132 Âşık Ömer 

Gülsen -i vaslmda zarım atmadadır rûz ü şeb 
Bülbülüm sen gonce-i zîbâya cânım Mustafâ 

Gamze-i fitnenle gördüm rîze rîzedir tenim 
Kanlı zahmım kanım içtin kanludur pîrâhenim 
İştiyâk-ı vaslın ile g-özlerim yaşı benim 
Aka aka döndü gör deryaya cânım Mustafâ 

Mâh ü Hurşîd'e nice benzer iki ebrûyı gör 
Doğradı zarı dilim tâ aşkıle kayguyu gör 
Mürg-i dil elde nedendir dâne-i hindûyi gör 
Bağlıdır sen kâkül-i tûbâya cânım Mustafâ 

Gam mıdır bu âşık-ı dil vasi ı maksûda ere 
Gülşen-i bâğ-ı cemâlin güllerin gâhî dere 
Çok zamandır çekti arzum bir şeftâlü dere 
Demedim A^^ık Ömer ednâya cânım Mustafâ 

_ 262 — 



Hüsuünü gördükte oldum bende cânım Mustafâ 
Ol sebepten yok liyâkat tende cânım Mustafâ 
Aşkın ile eşk-i çeşmim akmadadır Şat gibi 
Bari bir kez merhamet kıl sen de cânım Mustafâ 

Eyle Mevlâ'yı seversen îûtfunu lâyıklara 
Çevri mu'tâd eyleme gel bu dili yanıklara 
Taht 1 nâz üzre letafet göstere âşıklara 
Tâ bu gün sultân oluptur Hind'e cânım Mustafâ 

Vech-i pâkin dilberâ bulmuş kemâl-i izzetin 
Bu duamız Hak'tan irsün çün zamân-ı devletin 
Öyle teşbih eyledim ki leblerinin lezzetin 
Her musannâ'ol nebat -ı kande cânım Mustafâ 



Âşık Ömer 133 

Bu Ömer medhini eyler şerhile ahsen sıfat 
Vasf'i hâlim şerhi g-önlüm dinle sen ey âli zât 
Bahr ü ber dil gam elinden hâsılı budur necat 
Gel edersin rûberû canımda canım Mustafâ 

_ 263 _ 

Sana bir tenhâ sözüm var dinle canım Mustafâ 
Gerçi hoş zahmettir amma hele canım Mustafâ 
Kimseler bu sırra sâhib olmasun asla sakın 
Dime lûtf et başın içün sakla canım Mustafâ 

Hak bilür râzî değilim konuşasm yâr ile 
Andırasm halk içinde kendini hem ad ile 
Tâ gficeler subh olunca âh ile feryâd ile 
Ağlamaktan döndü çeşmim sele canım Mustafâ 

Aşık olan düşer elbet bahr-i g-amm engine 
Yâ ne mümkin karşı durmak aşkımın bir dengine 
Bâğ-ı hüsnünde sataştın andelîbin çengine 
Sordum aslı mâiI imiş güle canım Mustafâ 

Sen beni doğru yolundan şaştırırsun akıbet 
Kal idüp pûte-i aşkta pişirürsün akıbet 
Gerçi kim Aşık Ömerli düşürürsün akıbet 
Korkarım Mecnun misâli çoIe canım Mustafâ 

_ 264 _. 

Bendene hor bakma gel ey nevcivâmm Mustafâ 
İsminin meftunuyum kaşı kemanım Mustafâ 
Halk-ı âlem zemmin eyler hanelerde sevdiğim 
El rakîbi kendine söyletme canım Mustafâ 

Kendini bilmezler ile olma gel sen âşinâ 
Hak Taâlâ kudret ile nazre kılmış kaşına 



134 Âşık Ömer 

Hor bakarsan kuluna dürlü felâket başına 
Öyle bil ki geliserdir nevcivâmm Mustafâ 

Aşık olan medhin okur dâima âgaz ile 
Mübtelâlar vasfın eder Hüseynî âvâz ile 
Âşıkm bağrm ezersin günde bin kez nâz ile 
Bendene kılma bu çevri nevcivâmm Mustafâ 

_ 265 — 

Ey pejî yüzlü şehim gül- i baharım Mustafâ 
Bir bakışla aklım aîdı nazlı yârım Mustafâ 
İhtiyarım gitti elden ben senin meftununum 
Neylerim mâli menâli cümle varım Mustafâ 

Pâyine yüz sürmek içün türâb oldum yoluna 
Mevlâ'nın ihsanı çoktur rahm eder ben kuluna 
Ben kulun öldürmek içün hançer almış eline 
Kıyma bana mâhitâbım gül'izanm Mustafâ 

Aşıka cevreylemek kanunudur dilberlerin 
Ekserisi çevre mail ol gül-i handanların 
Zannederler yoîe kalur ahları âşıkların 
Dokunur cerhine bir gün âh ü zarım Mustafâ 

Der ki Ömer hadden aştı gitmedi serden tufan 
Böyle kalursa eğer hâlimiz olur pek yaman 
Ağa yollum diledi âşıkların senden eman 
Söyle cürmüm bileyim ben de günâhım Mustafâ 



Gözden oldumsa cüda ey şîvekâr unutma hâ 
Râz-ı aşkım sakla etme aşikâr unutma hâ 
Şimdi hoş benden seni ayırdı iğvâ-yi rakîb 
Belki kavuştura bir gün Girdigâr unutma hâ 



Âşık Ömer 135 

Kani gâhi lûtf edüp gösterdin ey dil bendene 
Koşmağa arz-ı hulûs ederdin ey dil bendene 
Senden ayrılmanı ölünce derdin ey dil bendene 
Sakın ol ahd ile peymân ikrar unutma hâ 

Dergeh-i Hak'ta niyazım sensin evkat-ı seher 
Sengf-i haradan geçer âh ü;;enînim kıl hazer 
Gafil olma revnak-ı hüsnün gülü tezce geçer 
Kimseye olmaz güzellik bir karâr unutma hâ 

Ömer aybetme sakın aşk ehline bir vakt olur 
Bu meseldir her neye ta'neylesen başa gelür 
Sevdiğim dünyâda sen sağ ol gönül dostun bilûr 
Yol göründü eylerim terk-i diyar unutma hâ 

— 267 — 

Dâima medhin dilinde sûre -i Rahman ola 
Kim sana kasd ider ise âhırı vîrân ola 
Seni sevmiyen âdûlar hâk ile yeksan ola 
Devlet ile bin yaşa sen her işin âsân ola 

Mah cemâlin rûşen ola gün begûn estikçe bâd 
Devlet ü izzet ile Hak eyiesün ömrün ziyâd 
Çok şükür olsun Huda'ya çünki oldmm ber murâd 
Düşmenin gözleri kûr ü dostların handan ola 

Suna gör destini güle nice yüz bin hâr ise 
Hak sana yardımcıdır korkma cihan ağyar ise 
Rûz ü şeb ol hak katında her ne kasdm var ise 
Kilerim Bârî Huda'ya hep sana âsân ola 

Der ki Ömer vasfa seza söyledi bir kaç cevab 
Tâli'in ol haddedir kim harf be harf ettim hisab 
Biri İncil biri Zebur biri Tevrat dört kitab 
Kande gidersen efendim hemdemin fürkan ola 



136 Âşık Ömer 

— 268 — 

Var ol iylikle serîr-i devletin ma'mûr ola 
Gün begün saat besâat kevkebin pür nûr ola 
Zâtına eğri bakan gözler hasedden kür ola 
Yahşi olan iyilikle âleme meşhur ola 

Nahl-i ümmîdin emîn etsün hatâdan Müstean 
İrmeye ünvânma âşûb ü âfetten ziyan 
Bâğ-j ikbâlin yeşersin taze taze gülsitan 
Döstânm şâd ü hurrem düşmanm makhûr ola 

Ism-i şânmdır Fvîchemmed nâm ü şânımdır ağa 
Ola yâr ü yaverin Mevlâ şefî'in Mustafâ 
Ahsen-ittakvim yarattı Hak.,seni kıldı atâ 
Dilde evsâf-ı cemîlin hâr edenler hûr ola 

Hüsn-i bî pâyânmm şükrânesi bây ü gedâ 
Haşre dek eksilmeyüp artar deyu eyler duâ 
İnkisarın kimseye göstermeye Bârî Huda 
Hem nişînin hemdemin hem meşrebin^^mesrûr ola 

Ya nesi var tekye-i gamda yatan âvârenin 
Pertevi hurşîd bahş olmaz feri seyyarenin 
Bir duadır nazm ile kasdı mer bîçârenin 
Sehv ile olan kusuru lûtf ile ma'zûr ola 

— 269 — 

Ey güzeller serveri canım sabahın hayr ola 
Aşinalık eyle gel canım sabahın hayr ola 
Rûy.i pâk-i hüsnünün müştakıyım gördüm seher 
Ey yanağı verd-i handanım sabâhm hayr ola 



Âşık Ömer 137 

Nâz ider âşıklara her dembedem dildâdeler 
Bekleşür yollarda bülbüller gibi üftâdeler 
Muntazır rûyin temâşâ etmeğe âvâreler 
Ey şeker leb derde dermanım sabâhm hayrda 

Hüsnüne mağrur olup yalvarı geldim gülbeden 
Dâd elinden hür u gılmânım sabahın hayr ola 

Ey Ömer sen leşkerin salma gönül sahrâsma 
Alemi arz etmeğe geldim güzeller hasma 
Bencileyin düşm.esün bir kul bu dil sevdâsma 
Ey benim sevgili cananım sabâhm hayr ola 



Ey melek tal'at peri pej^er sabâhm hayr ola 
Ey yüzü Mir'at-ı İskender sabahın hayr ola 
Teşneyim cana görünmez çeşmime âb-ı hayât 
Ey dudağı bağçe-i kevser sabâhm hayr oia 

Lûtf edüp eyle terahhum âşıka çeşm-i gazal 
Hüsne mağrur olma bakî kalmaz ey Yûsuf cemâl 
Dinle pendimi benim gûş eyle ey kaşı keman 
Ey cemâli îd-i ekber sabâhm hayr ola 

Ağlamaktan kaddimi nün eyledin Ya'kub misâl 
Bümezem kendimi asla gezerim Mecnun misâl 
Bir devasız derde düştüm, ağlarım Eyyub misâl 
Ey tabîbâ derdime rehber sabâhm hayr ola 

Gel şehâ mer gedânm cürmünü eyle suâl 
Öldürürsen razıyım pes eylerim kanım helâl 
Dâm-ı zülfünden halâs olmak bana emr-i muhal 
Ey gönüller uğrusu dilber sabâhm hayr ola 



î38 Âşık Ömer 

— 271 _ 

Merhaba ey züîf-i anber bû sabâhm hayr ola 
Ey nigfâh-î gamzesi câdû sabâhm hayr ola 
Zahmet- i hicranda koyma âşık-ı mecnûnunu 
Kaçma ey gözleri âhû gel sabâhm hayr ola 

Dîdeden çıkmaz hayâl-i ârızm hayrânmım 
Çeşiü'i hûn efşânım ağlar rûz ü şeb giryânmım 
Aşiyân-i gamda hâlâ bülbül-i nâlânmım 
Ey nihâl-i kamet-i dilcû sabahın hayr ola 

Kıl kerem uşşâkma gel berk -i hüsnün solmadan 
Câm-ı ömrüm bâde-i mekvinle ömür dolmadan 
Ey güzel vakt^i ecel bir gün irişüp olmadan 
Bezme gel bir lâhze ey mehrû sabâhm hayr ola 

Vermedin Tanrı selâmın bu Ömer bîçâreye 
Nâz ü reftâr ile geldin cilve i nezzâreye 
Bir nigâh-i iltifatın olmadı âvâreye 
Ey perî peyker güzel yâhû sabâhm hayr ola 

— 272 _ 

Ey gönül şimdengeru yk taht ola yâ baht ola 
Râh-i aşka ko seri yâ taht ola yâ baht ola 
Serfirâz olmak dilersen aşk meydânmda sen 
Kalma hasmından geri yâ taht ola yâ baht ola 

Hayme-i mîâddan cühhâle gösterme nikab 
Üstüvânna sanurdum vermedi kat'î cevâp 
Bir söz ile lâî veş epsem lalır pür ıztırâp 
Ben de çektim el hari yâ taht ola yâ baht ola 

Kande kim bir kâmili gördüm anı gûş eyledim 
Feyz-i Hak'ka katreden mazhar olup cûş eyledin 



Âşık Ömer 139 

Düşmanın kanını da'vâiar kılup nûş eyledim 
Meclis içre sâgari yâ taht ola yâ baht ola 

Ey Ömer hâzır suhan meydâna gelsün essalâ 
Tiz ecvâb olsun da versin hele ol sahip edâ 
İmtihan olmak bizimle isteyen cana sala 
Söyleniz gelsün beri yâ taht ola yâ baht ola 

_ 273 - 

Geçti yârm hadden özge firkati bu canıma 
Girdi ol hûnî benim âhır dirîga kanıma 
Çün mukarrerdir cihanda her visalin firkati 
Elveda' şimdengeru cânâmma yaranıma 

Ben gedâyı ol şeh-i âdil himâyet eyiesün 
Hâlime rahmeyleyüp lûtf ü inayet eyiesün 
Kabrim üstüne geiüp gâhî ziyaret eyiesün 
Öldüğümde söyleyin ol server-i hûbânıma 

Deşt-i hicrana yine oldum revan Mecnun gibi 
Görmedim asla cihanda bu dil- i mahzun gibi 
îki çeşmimden akar seyîâb^ı gam Ceyhun gibi 
Ger inanmazsan nazar kıl çeşmime dârnânıma 

Derd ü firkat mûya dönderdi bu cism_-i nâlimi 
Turfa Mecnûn'um ki bilmem şimdi mâh ü salimi 
Sahn-ı âlemde görüp böyle perişan hâlimi 
Rahm eder gökte melekler nâle vü efgânıma 

Ey Ömer her kim o şuhun vaslma şâyân olur 
Hazretti Ya'kub veş çeşmim benim giryân olur 
Mülket-i dehr içer ol dem hak bu kim sultân olur 
Vâsıl olmazsam eğer ol Yûsuî^i ken'ân'ıma 



140 Âşık Ömer 

— 274 — 

Derdimi cânâ dil-i mahzuna sor sorma bana 
Ab -I çeşmimden akan Ceyhun'a sor sorma bana 
Bu perîşânhklarım ey çerh-i dun senden yana 
Hâl -i aşkım zülf-i anber gûna sor sorma bana 

Sende ey canan bu hüsn ile letafet çok mudur 
Kıldığum sen zülfü leylâdan şikâyet çok mudur 
Medh-i pâkin kılmağa dilde fesahat çok mudur 
Dâm-ı aşkın mihnetin Mecnûn'a sor sorma bana 

Subha dek nâlân ü giryân olduğum âlem bilir 
Bezm-i vasla ben garîbi bilmeyen mahrem biHr 
Hasret-i lâ'linle kanlar döktüğüm dîdem bilir 
Macerayı dîde'i pürhûna sor sorma bana 

Bu Ömer'ce ne aceb yâr olmadı çarh-ı felek 
Âh ü feryadım niçin gûş eylemezsin ey melek 
Hasretinle zârlıkîar kıldığım tâ haşre dek 
Dâr-ı gamda nağme-i kanuna sor sorma bana 

— 275 — 

Söylemez oldu aceb cânâmm incinmiş bana 
Hâlime rahm eyleyüp sultânım incinmiş bana 
Ah niçün sârüp yüz ey sabâ eyle niyaz 
Hâkipâye gamzesi fettanım incinmiş bana 

Derd-i hasrette vücûdum şehrini kıldım hisâb 
Eylemiş hoşbû-yi zülfün yüzüne ol meh nikab 
Merhamet kılmaz dil-i nâşâdıma eyler azâb 
Ruhleri gül lebleri mercanım incinmiş bana 



Âşık Ömer 141 

Şem-i ruhsârmda diller per urup pervâz eder 
Hâlime rahmeylemez uşşâka cevr ü nâz eder 
Korkarım ki ol rakîb-i rûsiyeh iğmâz eder 
Anın içün ol güM handanım incinmiş bana 

Ey Ömer lâl'iyle nâmın yâd ile mestâneyim 
Dostlarım ta'neylemen ben aşkıle dîvâneyim 
Bunca efganıma bâis yâr ile bigâneyim 
Cürmümü bilmem nedir devrânım incinmiş bana 

_ 276 — 

Geçtim ey dil cümleden bir taze mehrû bul bana 
Bir söz anlar hal bilür âlüfte dilcû bul bana 
Her gören tahsîn edüp vech-i cemâlini anın 
Lebleri bir lâ'l reng zîbâ-yi giysû bul bana 

Âşıka çüm nâz eder ol yâr-ı tarrâr istemem 
Servi kad ince miyan bir çeşm-i âhû bul bana 

Söyledikçe her cevâbı dürr ile meknûn ola 
Kaddi ar'ar lebleri lâ'l kameti mevzun ola 
Kaşları semmûr-i Hindî her yeri uygun ola 
Sim beden gonca dehen cemâli benlu bul bana 

Tâ ezelden pendimi gûş eyle canan kıl hazer 
Her görenler zanneder inmiş semâdan mâh ver 
Der ki bu Aşık Cmer oldu lisânından şeker 
Sözleri dürr-i Aden kıymette iü*iû bul bana 

— 277 — 

Gayrı dilberden vefa sensiz haram olsun bana 
Ger olursam mübtelâ sensiz haram olsun bana 
Sendedir dîvâne gönlüm ey güzellerden güzel 
Bir dem eylersem safa sensiz haram olsun bana 



142 Âşık Ömer 

Sunmağ»a haddim yoğ- ise yazmışmı ben nâmeler 
Arzîhâle kudretim yok nâra yandı hâmeler 
Gâh al gâhî yeşiller gibi giydim câmeler 
Câme-i nev dilrübâ sensiz haram olsun bana 

Ayağm bassan bu sînem pâyine râh eylesem 
Tek heman seyrangehim rûyin gibi mâh eylesem 
Yıkılur çerh-i felek aşkmla bir âh eylesem 
iş ü nûş ey dilrübâ sensiz haram olsun bana 

Sana meftun olduğumdan sanma dîvâne beni 
Mest-i aşkmım ezelden sanma mestâne beni 
Âşık Ömer âşinâdır sanma bîgâne beni 
Zevk u şâdî bîvefâ sensiz haram olsun bana 

_ 27© — 

Yoktur agâhım niçün ey mehlika küstün bana 
Cürmümü bildir de öldür dilrübâ küstün l^ana 
Gayri cürmüm yok derûnî sevmişim Mevlâ bilür 
Anın içün bende ne nâz ü cefâ küstün bana 

Böyle istiğnalara âyâ nedir aceb sebeb 
Bî vefâbk semtidir ettiklerin filcümîe hep 
Dilrübâlar içre âdet böyle mi bilmem aceb 
Olmuş iken tâ ezelden âşinâ küstün bana 

Kıymetin bilmez senin şahım olanlar mahremin 
Gayriler yanında makbulün enîsin hemdemin 
Sen meleksin kadrini bilmek gerek ben âdemin 
Aslını bilmem nedir ancak ki sen küstün bana 

Ömer'in pendi yeter âlemde irfan olana 
Minnet etmez ehl-i dil bîhûde yârân olana 
Barışalım kibr ü kin düşmez müsülmân olana 
Söyle lûtf et ederim canım recâ küstün bana 



Âşık Ömer 143 

~ 279 — 

Bir garîbim şübhesiz hasret mekân ağlar bana 
Anm içün g-ûşe-i vahdet mekân ağlar bana 
Ey felek kahrm heman sen bana rai gördün mehal 
Bir gedâyım hâne-i mihnet mekân ağlar bana 

İçmişim aşkm suyundan tâ ezel mestâneyim 
Bağlıyım zencîr-i aşka zira bir dîvâneyim 
Bezm-i şem'inde demâdem bir yanar pervaneyim 
Bâis oldu âteş-i firkat mekân ağlar bana 

Bülbülüm gönlüm benim gülzâra girdim demedi 
Yanmağa pervane veş şol nâra girdim demedi 
Mâh rûyum tutuşup esrara girdim demedi 
01 sebebden mesken- i zulmet mekân ağlar bana 

Kalmasun hiç tab'mızda zerre veş efkânmz 
Şâdümân olun ki geldi âşık-ı bîdârmız 
Şübhesiz arzu çekerdim görmeğe dîdârmız 
Hâsılı Aşık Ömer hasret mekân ağlar bana 

— 280 — 

Ey meded cl nevcivânın hatırı kalmış bana 
Kâkülü anber feşânın hâtna kalmış bana 
Neyledim bilmem ki ben ol gözleri mestâneye 
Hışm eden kaşı kemanın hatırı kalmış bana 

Sâh 1 aşkında amn çektim cefâlar bîhisâb 
Ben gedâya aşinalık etmeğe eyler hicap 
Biimeyüp başka yüzünden söyledim bir kaç cevâp 
Rûyi hub ince miyânm hatırı kalmış bana 

Ol perî ağyar ile karşımda mey nûş eyledi 
Ol rakîb-i bed likanın pendini gûş eyledi 



144 Âşik Ömer 

Anlayan ol bîvefâyı kim ferâmûş eyledi 
Bîöedel hûrî cin ânın hâtın kalmış bana 

Ey Ömer sohbet idüp bakmadı asla yüzüne 
Ol mahal rûy-i zemin zulmet göründü gözüne 
Ol melek sîmâ senin gayet alınmış sözüne 
Dişi dür gönce miyâam hâtın kalmış bana 

_ 281 _ 

Yine bir yüzden unuldu âh kim firkat bana 
Zehr içinde arttı gittikçe gam u mihnet bana 
Ara yerde kalmışım nâçâr ü bî dil nâmurâd , 
Bir yana i! ta'm galip bir yana gayret bana 

Gâh mihnet gâh firkat şem'ine pervaneyim 
Tâ ezelden alnıma yanmak yazılmış yaneyim 
Derd ü mihnet meclisinde mutrib-i mestâneyim 
Sâki-i devran sanar gam zehrini kat kat bana 

Dest-i zulm ile yıkıldı neyleyim dilhânesi 
Yâ nesi kaldı imaret ben gedânm yâ nesi 
Gafilen bir fîle çalındı gönül îerzânesi 
Yâ piyadem ferz olur yâhud ider kiş mat bana 

Çekmeden usanmışım dehrin kuru gavgasını 
Nola görmezse gözüm her sûret-i zîbâsını 
Rûzigâr alnımdan aldı atlas u dîbâsmı 
Pâdişâhım gam giyürdü bir yeni hil'at bana 

Uzlet ettim ey Ömer bu gûşe-i kâşaneden 
Nâleyi bülbülden aldım yanmağı pervaneden 
İşte geldim işte gittim gayri doğmam aneden 
Ey felek billahi çoktur bunca eziyyet bana 



Âşık Ömer 145 

— 282 — 

Kendi hâlimde gezerken bir perî söğdü bana 
Bu sebeb ol mahrûlar serveri söğdü bana 
Ben dedim ki pâdişâhım ne günâhım var benim 
Çevrilüp hışm ile çekti hançeri sögfdü bana 

Gitti aklım ben yitirdim kendi kendim ol zaman 
Ne yaman zâlim tabîatmış meg^er ol nevcevan 
Kalmadı nutka mecalim diyemedim el'aman 
Yıktı berbâd eyledi dil kemteri sö^dü bana 

Bunca yıldır sıdk ile ben gerçek oldum bir gulâm 
Hak bilür anınla ben söyleşmedim bir çift kelâm 
Geldi geçti ben kıyâs ettim bana verir selâm 
Vermedi gitti heman döndü beri söğdü bana 

Hidmetimde ger kusurum var ise satsın beni 
Rehgüzârından sürüp yâd illere atsın beni 
Katı edüp yâ defter-i hunilere katsın beni 
Ben ölürsem öleyim şimdengerü söğdü bana 

Olur olmaz söze gel Âşık Ömer gam çekme sen 
Şu cihanda diber olsun tek seni dö^en söğen 
Bir söz içün âteş-i hicrana yakma cân ü ten 
Anciieyin nice hublar ekremi sö^dü bana 

~ 283 — 

Bülbülüm bâg^ ı hayatta âh ü zâr olmaz bana 
Ser verüp yâr yoluna ölmekten âr olmaz bana 
Bu cihan bâkf debidir mâl ü mülkü neylerim 
Girmişim aşkın yoluna âh ü zâr olmaz bana 

İçmeyen aşkın dolusun aşk ana ftsan gelir 
İremez şâh-ı visale dâhi firkatte kalır 

10 



146 Âşık Ömer 

Şimdi bir gonca nihandır sevdiğim âlem bilir 
Dili bülbül saçı sünbül zülfü dâr olmaz bana 

İrebilsem ben visaline o servi kametin 
işiğinde kul olurdum bilse kulun kıymetin 
İstemem lâ'l ü cevahir olsa dünyâ ziynetin 
Ol melek sîmâdan özge gayrı yâr olmaz bana 

Cümle yekdil olsalar da etseler bana itâb 
Aşkımın kal'esi fethin idemezler feth-i bâb 
Gam değildir aşkına yansam ebed yevm-ül-hisâb 
Âteş-i aşk-ı deıûnum gibi nâr olmaz bana 

Aşkımın deryası coştu yönü Beyt-ul-lâhtır 
Gönül abdal oldu gitti kasdı şeydullâhtır 
Kimseye yok ihtiyâcım minnetim Allahtır 
Âşık Ömer andan özge gayrı yâr olmaz bana 

— 284 — 

Perîşân eyledi aklım yine bir dilber-i ra'nâ 
Değer bir beni iklimler haracı bir melek sîmâ 
Siyah kâküllerin taşra perîşân eyleyüp ol hub 
Huda'nın kudretin anda ziyaret eyledim hakka 

Cemâlin seyreden açık verirdi cânmı tahkîk 
Kapusunda kul olurdu gören ihsanını tahkik 
Dahi çeşm-i beşer görmüş değil akranını tahkik 
Anı âlemde bir halk eylemiş ol hazret-i Mevlâ 

Kaçan seyrâna çıktıkça çeker âşıkları yâhû 
Çıkup taşra salındıkça velî ol kamet-i dilcû 
Bu güzellik eğer bakî kalurss anda böyle bu 
Ruyinde serpilen benler eder âşıklarl ifna 



Âşık Ömer I47 

Dedim cânâ aceb tavus gibi reftâre mâliksin 
Celür nutka değ^il bülbül gibi güftâre mâliksin 
Ömer sen Hak'ka hamd eyle ki şöyle yâre mâliksin 
Lebinden dürlü ihsanı eder dâim gelir tenhâ 



— 285 — 

Yâr gel yâr olalım bir sen bana bir ben sana 
Nice bir bâr olalım bir sen bana bir ben sana 
Naz niyaz eğlencemiz olsun gül ü bülbül gibi 
Bir zaman zâr olahm bir sen bana bir ben sana 

Düşerek aşk âteşine yandırır pervane per 
Niydüğün aşk u mahabbet andan anla kıl nazar 
Yâ ki hüsnü yahşi sana eylesün aşkım eser 
Tâ giriftar olayım bir sen bana bir ben sana 

Bana senden gayrı bir dilberi sevmek vermez el 
Başın içün sen de benden gayriye rahm etme gel 
Aramızda işbu söz kavi ü karâr olsun güzel 
Sâhib ikrar olalım bir sen bana bir ben sana 

Dîdemizden dökmeden gam desti firkat nehrini 
Defter etmeyelim ağyara bu tâli' kahrini 
Gel temâşâ eyleyelim ol gönüller şehrini 
Mürg-i tayyar olalım bir sen bana bir ben sana 

Bu Ömer bîçâre cânâ tâlib-i dîdâr iken 
Sen gül-i nevreste için andelîb-i zâr iken 
Bende aşk-ı bîriyâ sende güzellik var iken 
Gel vefâdâr olalım bir sen bana bir ben sana 



148 Âşık Ömer 

— 286 — 

Yâr gel ikram edelim bir sen bana bir ben sana 
Vasî içün nâm idelim bir sen bana bir ben sana. 
Tarkedüp ağyar -ı dûnu ikimiz tenhâ heman 
Sohbet-i câm edelim bir sen bana bir ben sana 

Çekelim şevk u mahabbet na'resim mestâne veş 
Dem bu demdir nâr-ı aşka yanalım pervane veş 
Nûşedûp câm-ı safâyı g^erm olup peymâne veş 
Devr-i gülfâm idelim bir sen bana bir ben sana 

Bendene evvel bakışta eyledin efsunu sen 
Firkatinle gözden akıttım nice Ceyhun'u ben 
Dinler isen sergüzeşt-i Leyli vü Mecnûn' u sen 
Nakl'i encam idelim bir sen bana bir ben sana 

Ccvr ü istiğnaların sen bâisin eyle iyan 
Ben de kâr-ı derd-i aşkın ideyim bir bir^beyan 
Sonra seyret acımaz mısm bana ey nevcevan 
Sözü i'lâm idelim bir sen bana bir ben sana 

Ey Ömer âşık ola bir dahi ma'şuk elde câm 
Zahir ü bâtın budur rindâne sohbet vesselam 
tdicek bezmi nihayet ey perî ba'de.l- kelâm 
Buse in'âm idelim bir sen bana bir ben sana 

— 287 — 

Söyle gel ey kameti tûbâcığım nettim sana 
Künc-i gamda gevher-i yektâcığım nettim sana 
Çeşmi âhû dilber-i ra'nâcığım nettim sana 
Mürg-i diller serveri zîbâcığım nettim sana 



Âşık Ömer 14§ 

Bilmedim kıldım ezelden gamzesine iltica 
Lûtf edüp cevretmesün bu bendesine dâima 
Bâde-i gülfâm içinde şimdi oldum mübtelâ 
Şân ü şöhret meclisi ârâcıgfim nettim sana 

Beklerim Mecnun misâli kûh u dağlar meskenim 
Ben senin kemter gulâmm sen benim sîmi tenim 
Söyle ey nûr-i musavver nemden incindin benim 
Hâli hindû kaşları tuğrâcığım nettim sana 

Rûz ü şeb fikr ü hayâlin beni eyler serseri 
Aşık-ı hicrana pür dâğ oldu nice rehberi 
Yâ niçün ekleylemezsin bu Ömer'den sükkeri 
Sebze pûşum tûti-i gûyâcığım nettim sana 

_ 288 — 

Aşk-ı canan bir yana dostumla Leylâ bir yana 
Ta'n-ı a'dâ bir yana başımda sevda bir yana 
Geçmezin ol nazeninden nitekim can tendedir 
Olsa âlem bir yana ben zâr ü şeydâ bir yana 

Dilrübâlar içre böyle bir sehî kamet mi var 
Dâima cevrü cefâsın çekmeğe takat mi var 
Kalmadı tende mecalim bir nefes rahat mi var 
Ateş-i aşk bir yana illerle gavga bir yana 

Ettuğün bana adû-yi bedlika bir gün bulur 
İntikamım sanma ki âlemde yanına kalur 
Giceler tâ subh olunca çektiğim Mevlâ bilür 
Ah ü efgan bir yana göz yaşı derya bir yana 

Dil harâb oldu kebâb oldu ten ü cân ü ciğer 
Derd ü mihnet nâr-ı firkat içre kaldım serteser 



150 Âşık Ömer 

Vech-i pâkin gförmek içün devr ider şâm ü seher- 
Şems-i garrâ bir yana mâh-ı müccellâ bir yana 

Ey Ömer şemşîr-i hasret sînemi etmekte çâk 
Hey dirîga bu temennalar beni eyler helak 
Çok zamandır gelmedi teşrîf içün ol hûsn-i pâk 
Yâra minnet bir yana hasma müdârâ bir yana 



— 289 — 

Gider oldum pür cefâ sen bir yana ben bir yana. 
Çünki kılmazsın vefa sen bir yana ben bir yana 
Siz sağ olun biz selâmet idelim yâhû seni 
Ver benim gönlüm bana sen bir yana ben bir yanaı 

Aşıkm ma'şuk yanında zerrece yok rağbeti 
Yâ ölüp yâ gitmeyince tâ bilinmez kıymeti 
Kendime ihtiyar ettim ben diyâr-ı gurbeti 
Olalım yâr âşinâ sen bir yana ben bir yana 

Gurbet eline düşeli olmuşum ben serseri 

Hiç demezsin ey garibim hiç demezsin gel beri 

Gice gündüz ağladırsın ben garîb-i kemteri 

Yol göründü ey şehâ sen bir yana ben bir yana. 

Yine urdun sînem üzre nice yüz bin yâreyi 
Vakt ola kim bulmayasın mum yakuben areyi 
Gördüğüm günler bu gündür ol Ömer bîçâreyi 
Elveda' kim haşre tâ sen bir yana ben bir yana 

— 290 — 

Ey yüzü gül gonca fem sen bir yana ben bir yana. 
Ey gül-i bâğ-ı İrem sen bir yana ben bir yana 



Âşık Ömer 151 

Gayrı ey şuhum seninle elvedâlar idelim 
Gurbete artık kadem sen bir yana ben bir yana 

Ağlayıp matem kılalım zâr ü efgan iderek 
Döğünüp seng-i siyehle âh-ı sûzân iderek 
Yakamız yollarda yırtıp sîne üryan iderek 
Gidelim şol kaddi ham sen bir yana ben bir yana 

Bir birimizden ayırdı tâli' -i gümrah bizi 
Dostlanm yâdeyleyip âh eylesin her gâh bizi 
Yanıla bir gün mülakat eyleye ol şah bizi 
Dilde dursun bu elem sen bir yana ben bir yana 

Ey Ömer kâretti cana iftirâk u iştiyak 
Havfım oldur rûyini görmek ola mâlâyutâk 
Elfirâk ey dilber-i âlicenabım elfirâk 
Bu imiş takdîr hem sen bir yana ben bir yana 

— 291 — 

Ey güzeller ülkeri sen bir yana ben bir yana 
Elveda şimdengeri sen bir yana ben bir yana 
Merhamet ehli değildir bu zamane dilberi 
Bîvefâdır ekseri sen bir yana ben bir yana; 

Gayri lûthm yok bana tahkir ü âzâr etmeden 
İştiyâkmla usandım âh ile zâr etmeden 
Başım alayım gideyim canıma kâretmeden 
Zahm-ı sînem hançeri sen bir yana ben bir yana 

Nice bir âciz olalar nâm ü sânımdan benim 
Andelibler ta'lim alır dâstânımdanj benim 
Nice eyyamlar geçip nâm ü nişanımdan benim 
Almayalar haberi sen bir yana ben bir yana 



152 Âşık Ömer 

Uzlet ettim ey Ömer bu gûşe-i kâşaneden 
Nâleyi bülbülden aldım yanmağı pervaneden 
İşte geldim işte gittim gayri doğmam âneden 
Etti gönlüm seferi sen bir yana ben bir yana 

— 292 — 

Ey perî peyker melek sen bir yana ben bir yana 
Kaldı hasret haşredek sen bir yana ben bir yana 
Rûzigâr kılmakta cüda seni benden sevdiğim 
Akıbet olmak gerek sen bir yana ben bir yana 

Ey saçı Leylâ düşem Mecnun gibi sahralara 
Akıdıp seylâb-ı eskim hicr ile deryalara 
Akıbet saldı felek bu serimi sevdalara 
Yandı yâremle yürek sen bir yana ben bir yana 

Râh-ı gamda ağladan uşşâkı mihnet demidir 
Ağla hey gözlerim ağla cana hasret demidir 
Elveda şimdengeru dostlara firkat demidir 
Bir yana olsam gerek sen bir yana ben bir yana 

Dâima bülbül gibi gülşende feryâd ayleme 
Şâd û hurrem eyleyip a'dâyı dilşâd eyleme 
Yâ İlâhî sevdiğimden sen beni yâd eyleme 
Ey Ömer geçer dilek sen bir yana ben bir yana 

— 293 — 

Gel bana cevr etme dilber dîn ü îmân aşkına 
Seni yoktan var iden ol Gani Sübhan aşkına 
Sen bilürsün senden özge Yâr-ı garım yok benim 
Tevrat ile hem Zebur înctl ü Fürkan aşkına 



Âşık Ömer I53 

Kendine mağrur olma akıbet ölsen gerek 
Bunca yıllar türâb olup inleyüp kalsan gerek 
Hep bana ettiklerini sevdiğim bulsan gerek 
Bu cefâdan kıl feragat Arş-ı Rahman aşkına 

Bîvefâdarlıkta ne var âhu gözlüm söyle gel 
Şimdi benden eyi m-oldu sevdiğim sana o el 
Bîhüde söz söylemeği görmedim sana mahal 
Uyma adûiar sözüne hakk-ı mîzân aşkına 

Der Ömer dilber ne aceb cevr ü cefâ kâr olur 
Dürlü nâzı öğrenince gamzesi ağyar olur 
Ben gibi sana o eller sanma dostum yâr olur 
Gel beni ağlatma bu dem ulu sultân aşkına 

— 294 — 

Düştü gönlüm bir gül-i Rum dilber -i Tersâsma 
Tıfl-ı mazhar düşmüş o ustasına 

Kim nazar kılmış cemâli nerkis-i şehlâsına 
Kahraman vârî dayanmış hançer-i hemiâsma 

Her seher arzu çeküp yüzler sürer mestâneler 
01 cemâl -i şem'-i nura yanmada pervaneler 
Ayn-ı ibretle nazargâha varır dîvâneler 
Cümlesi tahsîn iderler seyr ü temaşasına 



Ey derûnum na'resi var yân gafletten uyar 
Bu keşişler bekleşir gitmeğe kilisâsına 

Aşık Ömer teşneyim bir şîve-i reftâr içün 
Kûh u sahralar gezüp dîvâneyim ol yâr içün 
İtmesün cevr ü cefâyı ol gül-i gülzâr içün 
Rast geleydim yalvarırdım Hazret-i îsâ'sma 



154 Âşık Ömer 

— 295 _ 

Bir güzel sevsem ki ben ağyâre minnet olmasa. 
Kadr-i âşık anlasa sâhib eziyyet olmasa 
Gün gibi rûşen cemâli verse Yûsuf'tan nişan 
Hem metâ'-ı vaslma âlemde kıymet olmasa 

Âşıka mihr ü vefa yâda cefâ kılsa güzel 
Hem tabiat anlasa hem keyfimi kılsa güzel 
Bir kalender rind meşreb ibn-i vakt olsa güzeî 
Va'de-i vuslatte hiç ferdaya niyyet olmasa 

Emrine râm olsalar hep bendeler azadeler 
Her taraftan aşkına bir bir içeler badeler 
Per yakar mıydı garib pervane veş üftâdeler 
01 çerâğ-ı bezm-i dil şem'inde şiddet olmasa 

İşbu pendim gevheıin gûşunda mengûş et takın 
Yâra meftun olduğun ağyara bildirme sakın 
Ol perî suret olunca gâhi bir ruha yakın 
Ara yerde hiç rakîb-i dîv sîret olmasa 

Sanma hîhûde çeker sevdayı bu dîvâne dil 
Bir belâ kim sabrı möşkil ihtiyar elde değil 
Bağlamazdım ey Ömer gümrâh olaydı aşka bil 
Dahi sevdiğim güzel destur- i gayret olmasa 

— 296 — 

Kâkülün sevdaları ham eüi kaddim ey fetâ 
Belli bûyundan ya anberdir yahud müşk-i Hatâ 
Bir zaîfim şöyle kim hâiî yatır bir hayliden 
Gelmek olmaz mı dahi insafa sen ey bîvefâ 



Âşık Ömer 15^ 

Gel rakîb-i bedlikanı eyle kapunda zelîl 
Nice bir rûzî^ola lûtfun ana çevrin bana 
Kimseler bir taze dilber sevmeğe meyletmesin 
Yanmızda günde bin kan eylemek cüz'î hatâ 

Gösterir âşıklara kaddin kıyametten nişan 
Suretindir ey perî âyîne-i âlem nümâ 

Haşredek bir lâhza ayılmaz sorar keyfiyyetin 
Kim ki destinden alıp nûşetse câm-ı sohbetin 
Benden §ık Ömer'e yüz bin cefâ kıisan hemin 
İdemem vashndan ey meh kat'-ı ümmîd ü recâ 

— 297 — 

Ey dirîga çerh-i gaddar kaddimi kıldın dütâ 
Eyledin âhır beni ol nazh yârımdan cüda 
Bunca derd.i bîdevâya sen beni görüp reva 
Neyledim nettim sana söyle bana ey bîvefâ 

Cûş edüp seylâb-ı eskim dembedem akmaktadır 
Nâr-ı hasret bağrımı büryân edüp yakmaktadır 
Dûd-i ahım firkatinle göklere çıkmaktadır 
Buna razı mı Huda söyle bana ey bîvefâ 

Bu cüdâhk senden oldu bende yok cürm ü günâhı 
Ya nedendir kılarım her rûz ü şeb ben âh ü vâh 
Doğrusun de ey lebi sükker yüzü gün alnt mâh 
Az mı kıldın sen cefâ söyle bana ey bîvefâ 

Tâ ezelden bilürem sende mürüvvet yokduğun 
Aşıka asla terahhum ile şefkat yokduğun 
Sen bilürken vaslma âlemde kıymet yokduğun 
Yâ ne derdin bir behâ söyle bana ey bîvefâ 



!56 Âşık Ömer 

Âşık Ömer sözlerinden anlanur dîvânedir 
Zâhirâ bir mûr ise ol mânide merdânedir 
Pek. keder verdi bu güne gam sana âyâ nedir 
Kimseden etme haya söyle bana ey bîvefâ 

— 298 — 

Ey dirîga kim yine aldı beni cezb-i hevâ 
Yine çeşmim kıldı pür tâ serteser nakş-ı sivâ 
El çeküp vazgelmiş iken cümleden ben bîvefâ 
Yenile bir çevri çok dildâre oldum mübtelâ 

Âteş -i aşkile zâlim yaktı nâr etti beni 

Gitti akl u ihtiyarım bîkarâr etti beni 

Bir bakışta çeşm-i âhûsu şikâr etti beni 

Dâm-ı zülfünden ne mümkin mürg-i dil^âzâd ola 

Cür'asın nûş ideli mestânesi oldum anın 
Şem'ine yanmaktayım pervanesi oldum anm 
Mah cemâlin göreli dîvânesi oldum anm 
Mehcebîni aya benzer ruhi al çeşmi elâ 

Aşıkı seydetmeğe kâküllerin çîn eylemiş 
Gamzeleri mübtelânm kasdına kîn eylemiş 
Hüsnünü ol mehlika tavus gibi zîn eylemîş 
Halkı âşık kılmak içün kendüye virmiş cila 

Der ki bu Âşık mer dil nice ma'nîler saçar 
Her bilüp bilmediği hercâyiye zarın açar 
Ne cefâsından hazer eyler ne çevrinden kaçar 
Bu gönül dedikleri başa belâ ender belâ 

- 299 — 

Noldu âyâ gelmedi şâh-i cihan eğ-lendi yâ 
Gönlümüz gamda koyup şems-i cihan eğlendi yâ 



Âşık Ömer 157" 

Gözlerim yollarda kaldı noldu âyâ gelmedi 
Bilsem âyâ niçün ol kaşı keman eğlendi yâ 

Her kaçan gelse efendim gönlümüz pür nûr olur 
Gamde iken gönlümüz hem şevk ile mesrur olur 
Hâk ile yeksan iken bu kalbimiz ma'mûr olur 
Kaddi ar'ar kameti serv-i revan eğlendi yâ 

Çünki gönlüm düştü bir şâh-ı cihan gavgasma 
Zülf.i pür hamın görüp bend olmuşum sevdasına 
Ol adû-yi bedlikanın bilmezem ığvâsı ne 
Dişleri dür lebleri sükker dehân eğlendi yâ 

Ey Ömer medh eyler isem medhe lâyık yeri var 
Mah cemâlin üzre serpilmiş siyah benleri var 
Sana kurbân olsa bu âlem efendim yeri var 
Ruhleri gül kâkülü anber feşân eğlendi yâ 

— 300 - 

Ey gönül bu gözlerimden dereler akmaktadır 
Katre katre dâne dâne gûşe gûşe âb âb 
Nâr.ı hasret her mahal bu sînemi yakmaktadır 
Sîne sîne döne döne semt semtü bâb bâb 

Ey dirîga kimse bakmaz oldu asla yaşıma 
Gör ne geldi dahi neler gelse gerek başıma 
Zehr-i mâr-ı mihneti devran katuptur aşıma 
Ölçe ölçe kâse kâse tâs tâs u kab kab 

Geşt edüp gezdim bu dehrin bilmedim ahvâlini 
Ah ü vâh ile geçirdim ömrümün visalini 
Çarh-ı gerdun silmededir ömrümün konkalini 
Çeke çeke dize dize tel tel u sâb aâb 



İ5S Aşık Ömer 

Çektiği zahmet kiminin bir nizâm-ı hâl içün 
Bir elem gelmez kiminin gönlüne isyan içün 
Gezdirir dünyâda bahtı kimini bir nân için 
Dâğ- dâğ- u şehr şehr ü yer yer ü bâb bâb 

Açma razın kimseye ger olmak istersen esen 
Açar isen çâre nedir çâre dâim aç dehen 
Bir kitab et ey Ömer bu sözlerini sağ- iken 
Cild cild ü cüz cüz'ü harf harf ü bâb bâb 



— 301 — 

Bezm-i gamda âh-ü nâlem oldu ney sîne rebâb 
Hûn~i dilden dîdeler iki kapağındır şerâb 
Şu'le-i sûzi derûnum şem'a nisbet ferrü tâb 
Dâğ-ı sinemde delîl olmuş fitîl-î ıztırâb 

Gerçi ey dil bir lebi şîrîne meftun olmuşuz 
Çekmeden saht-ı kemân-ı gayreti kat olmuşuz 
Yine bir derd içre bir zevk-ı tesellâ olmuşuz 
Gam değil şâd ü ferah eylerse bizden ictinâb 

Bir münâsib hal bilir hemrâza demsâz olmadın 
Kime ağladımsa halimden ebed hiç bulmadın 
Vâdi-i hicr ü firakın intihasın bulmadım 
Çektiğim âlâm ise oldu mutavyel bir kitâb 

Ey Ömer çeksen nola bâr-ı belâ-yi gurbeti 
î'tikâf-ı ruha ver emmâre renc-i zulmeti 
Görmeyince nice demler mâcerâ-yi zulmeti 
Âşık ol nûr-i hayat efzâdan olmaz feyziyâb 



Âşık Ömer 159 

- 202 — 

Vechine teşbîh eder ay kendüyü etmez hicâb 
Tammaz mı bilmezem eksikliğin ol mahitâb 
Sana karşı hüsne garrâlandıgıyçün âfitâb 
Dâmeniyle dembedem vechin anm örter sehâb 

Ben sanırdnn ehl-i aşkm dûd-i âhıdır meğer 
Hatt-ı anberle yazılmış tâc-ı şâhîdir meğer 
Perçemin serde melâhat bârigâhıdır meğer 
Kim siyeh giysûların olmuş ama miskin tınâb 

Dilrübâlar içre şimdi kim meğer sensin ehem 
Suretindir Ahseni takvim lebindir câm-ı Cem 
Vechin üzre benlerin kirpiklerinle ey sanem 
Nîze çekmiş leşker-i Hindûya benzer bîhisâb 

Aşıka nâz ile çeşmin yahşi himmettir senin 
Her ne denlu cevredersen ayn-ı izzettir senin 
Ağzın ol gencine-i esrarı hikmettir senin 
Nutka gelse fetholur âşıklara bin dürlü bâb 

Benden A§ık öme/e bir kez nazar kılsan nola 
Nice bir olsun firakınla giriîtâr-ı belâ 
Demedin bir kez nedir hâlin senin ey mübtelâ 
Bunca demlerdir kapında yasdanıp taş u türâb 

_ 30 J — 

Nice bir çeksem gerek dred ü firak u ıztırâb 
Nice bir aksın gözümden dâima bu kanlı âb 
Nice bir bu çerh-ı kecrev aksine devr eylesün 
Nice bir yansun ciğer olsun kara bağrım kebâb 



Âşık Ömer 

Nice bir ben zehr-i aşkı dembedem nûş eyleyim 

Nice bir derd ü belâyı başıma dûş eyleyim 

Nice bir nahak yere ahdim ferâmûş eyleyim 

Nice bir gurbet diyarında yanara mest ü harâb 

Nice bir gülşende feryâd ü figan etsem gerek 
Nice bir dil mürgunu bülbül zeban etsem gerek 
Nice bir mihnet çeküp hâlim yaman etsem gerek 
Nice bir baht-ı siyahım durmaz eyler inkılâb 

Nice bir gurbet diyarında olam hâr ü hakîr 

Nice bir şûh-i sitemkârım beni eyler esir 

Nice bir ömrüm telef olsun bu yollarda kesîr 

Nice bir olmaz Ömer bu gizli sırlar fet ^-i bâb 

— 304 — 

Ey benim serv-i revanim varıma sensin sebeb 
Hûrı vü gılmân olup dil şâdınasensin sebeb 
Mah cemâlin dembedem şuMe verir âşıklara 
Mushaf-ı hüsnün hakıyçün dilberâ sensin sebeb 

Çün bilürsün buncr demdir aşkının meftunuyum 
Yüzüne hayran olup hem kaddinin meftunuyum 
Merhametsiz kanlı zâlim hüsnünün meftunuyum 
Akıbet berbâdıma mâhı lika sensin sebeb 

Şu cihanda görmedim ra*nâ ben ol dilber gibi 
Gül yanağın teşbih ettim misk ile anber gibi 
Son deli dîvâne ettin bendeni Mecnun gibi 
Hâsılı berbâdıma ey bîvefâ sensin sebeb 



Âşık Ömer 161 

Der ki Ömer bilmedim ben ol perî peykârımı 
Akıbet eflâke çıktı gördün ah ü zarımı 
Gönlüm ağlar gamgüsârım aldılar sen yârımı 
Akıbet mevtime zâlim pür cefâ sensin sebeb 

— 305 — 

Başımı derde düşürdün Mustafâ sensin sebeb 
Bunca gavga vü nizâ'a eşkıya sensin sebeb 
Ben gedâ bîçâreyi halk içre rüsvây eyledin 
Mushaf-ı hüsnün hakıyçün dilberâ sensin sebeb 

Ey benim serv i bülendim gelmez oldun yanıma 
Gicelerde uyhu girmez dîde-i giryânıma 
Kisb ü kârımdan ayırdın şimdi kasdm canıma 
Dâima bedmest edaya sâkıyâ sensin sebeb 



Gece gündüz aşkm ile yanmadayım nâra ben 
Anın içün derdime hiç bulmadım bir çâre ben 
Korkarım bu keyfile çok söyledim düdâre ben 
Hâsılı berbâdıma ey bîvefâ sensin sebeb 

Hâr elinden çekticeğim bülbül-i şeydâ bilür 
Bende Mecnûn'u bilürse yine ol Leylâ bilür 
Derdimend Aşık Ömer eder Ganî Mevlâ bilür 
Akıbet mevtime dilber galiba sensin sebeb 

— 306 - 

Ey dilâ senden kime feryâd ü dâd itsem aceb 
Dilrübâlar sevmede sen eyledin mahir beni 
Ben seyâhîler gibi âzâde iken rûz ü şeb 
Derd ü gam tevliyyetine eyledin nazır beni 

11 



162 Âşık Ömer 

Gerçi vardır sâkiyâ bu bâdekeşlikte zünûb 

Afv ede ol hazret-i Tevvâb ü Settârüluyûb 

Ben de ehl-i dil g-eçerdim kim gamınla meyl-i hûb 

Züîf-i mıknâtis.'eri cezb ettirir âhır beni 

Pîrezen dünyâya benzer ol güzeller meşrebi 
Gerçi anın evc-i istiğnadadır hep kevkebi 
Günde bin kez sihr edüp te eyler ol kendi gibi 
Bütperest etmek diler ol kâkülü kâfir beni 

Bir kazadır düştü gönlüm sen gibi mehpâreye 
Söylemez Hâraun gibi insafı yok âvâreye 
Hayli demdir acımazsın bu Ömer bîçâreye 
Dağ u taş ins ü melek hayvan olan acır beni 

- 307 — 

Ehl-i dînin cây-i istimdadı sensin yâ Mücîb 
Üstümüze sâye-i lûtf-i kerîmin kıl rakîb 
Mü'mine sedd"i adûnun eyle fethin an karîb 
Asker-i İslama yâ Rab şâdilikier kıl nasîb 

Her muradatı veren sensin gerek kulda taleb 
Anın içün dîn içün çalışmadayız rûz u şeb 
Feyz ahr vasimi serabından şehîd-i teşne leb 
Yâreli gazilere cüz'î naîmindir tabîb 

Her kaçan düşmen iie âşûb u gavgalar kopar 
Hem kıyametten nişan özge temaşalar kopar 
Tob-ı kudret atılır yer yer tarâkalar kopar 
Çekilir düşmân-ı din üstüne gülberg-i mehîb 

Varuş'un Usturgun'un odlara yaktın bî kusur 
Ba'de aldın handekine yer yeîin lâgm u kubur 



Âşık Ömer 1^3 

İşlediğ-im tâ'yine geldi kumarandan tabur 
Sel gibi . . . çağladı akıp akıp 

Sıdk ile Mevlâ deriz her işte inşâmız budur 
Dîne da'vet eyleriz küffân da'vâmız budur 
Rûz ü şeb Âşık Ömer Hak'tan temennamız budur 
Eyleye nusrat müyesser irişe feth-i karîb 

— 308 — 

Ey mahabbet bezmine tâlib dil-i mahzun garîb 
Künc-ı firkat eylemiş çeşmin yaşın Ceyhun garîb 
Hiç kıyâs olmaz derûnun âteşi efzun garîb 
Ey garib feryadı koy bilmez bu dehr-i zen garîb 

Mübtelâ oldun bu sevda rencine ey bînevâ 
İrmedin bir pîre kim diye bu derdine deva 
Kâh-î aşkta bir zaman oldun talebkâr ı hevâ 
Vuslata bir lâhza imkân olmadın meftun garîb 

Bunca demlerdir belâ meydânına koydun seri 

Gelberi râh ı meşekkatte dilersen rehberi 

Hep basımdadır saçı Leyla'ların sevdâleri 

Hiç senin başında yok akim neden mecnun garîb 

Korkum oldur bir mahalsiz yerde ten halet bulur 
Zinde 'iken za'fa yüz tutar beden illet bulur 
Gûşe-i gamda yatırken teşne leb fırsat bulur 
Gafilin ceyş-i ecel eyler sana şebhun garîb 

Aklını bu yolda zâyetmiş Ömer hayranınız 
Cüstücû eyler diyâr'i gamda sergerdânınız 
Gurbeti mesken edinmiş serserî üryanınız 
Bîkes ü bîçâre bî dil müflis ü medyun gârîb 



164 Aşîk Ömer 

— 309 _ 

Çün bana yâr olmağı sen kılmadm cânâ murâd 
Ben hevâdâr olmadan kurtuldum oldum nâmurâd 
Kılmadm bîçâreni bir kerre lûtfun ile şâd 
Halk-ı âlem cümleten yârın ben oldum sana yâd 

Çeşmime uyhu haram oldu şeb"i gamdır dünüm 
Alemi tuttu figanım gûşuna ermez ünüm 
Geçti devrinde yazıklar bu cefâlarla günüm 
Olmadı kendi muradım üstüne bir lâhze şâd 

Tab'ı müstağni cefâ pîşe dil-i şeydâyisin 
Yine derin kim sana noldu neden sevdâyisin 
Hey ne zâlim merhametsizsin dil-i hercâyisin 
Hîç te'sîr etmedi gitti sana feryâd ü dâd 

Tut ki hublar şâhısın feryadım işitmez misin 
Terk edüp çevri hakikat râhına gitmez misin 
Der ki bu Âşık Ömer Hak'tan hicâb etmez misin 
Yâ senin bu zulmüne râzî mıdır Rab-bül'ibâd 

_ 310 — 

Ey bütün dünyâyı bünyâd eyleyen Mevlâ meded 
Bunca meknûnâtı îcâd eyleyen Mevlâ meded 
Dest"i lûtf-i kudretiyle bu vücûdum şehrine 
Kâ'be-i maksûdun âbâd eyleyen Mevlâ meded 

Nâr-ı hicran içre düştüm kalmadı sabr ü aram 
Rûz ü şeb yanmaktayım işim tamâm oldu tamâm 
Ateş-i Nemrûd'a cism^ pâkini edüp haram 
Ey Halîl^îbrâhim'e dâd eyleyen Mevlâ meded 

Dîde bu veçhile mestur eyleyüp mahbûbunu 
Yedirüp kurtlara cism-i hazret- i Eyyûb'unu 



Âşık Ömer 165 

Derdile beytülhazenden ağladup Ya'kub'unu 
Dîdesinden Yûsuf'un şâd eyleyen Mevlâ meded 

Düşmüşem bir derde nâgeh eylerim feryâd dâd 
Mürgf~i dil dâm-ı belâdan olmadı bir dem küşâd 
Gel demidir kurtarup girdâb-ı gamdan eyle şâd 
Ey nice mahzunu dilşâd eyleyen Mevlâ meded 

Fahr-ı âlem Seyyidülkevneyn o sultân aşkına 
Hayder-i Kerrâr hem âl-i emîrân aşkına 
Ver muradın bendenin Bûbekr ü Osman aşkına 
Bu Ömer adın bana ad eyleyen Mevlâ meded 



311 



Nâgehan aşk u mahabbet râhma girdim meded 
Bilmez idim ben bunu asandır derdim meded 
Lûtf u şefkat sahibi dilber kerem kânı sanup 
Çevri çok bir bîvefâya gönlümü verdim meded 

Bilmezem billahi ben dîvâne netsem neyîesem 
Yüz beyüz nutkum tutulur yâre hâlim söylesem 
Sergüzeştim nâmesin dostlar nice şerheylesem 
Defter ü divâne sığmaz binde bir derdim meded 

Leşker-i hayret ihata eylemiş burc-i teni 
Cism'i zarımı serâpâ su sanur gören beni 
Zayi kıldım aklımı hiç bilmez oldum ben beni 
Ne hayâle uğradım ne hâlete irdim meded 

Siz bu dilber sevmeği âlemde âlem sanmanuz 
Sonra ey bîçâreler nâr-ı elemle yanmanuz 
Her kıyamet kametin mihrin görüp aldanmanuz 
Şimdi pek nâdirdir asilzadeler merdim meded 



m Âşık Ömer 

Ba'zilar dilber nedir bilmez dil-i şeydâ nedir 
Aklı var ol kimsenin kim anlamaz dünyâ nedir 
Çekmesem bilmezdim ey Âşık Ömer sevda nedir 
Başıma geldi ne müşkil derd imiş gördüm meded 

— 3Î2 _ 

Ey cemâli gonce-i dilde İrem cânâ ferîd 
Çekmemiş bâğ-ı kühen kaddin gibi bir nevresîd 
Hatırım aldın ele bin lûtfile şâd eyledin 
Ey güzeller serveri Mevlâ kıla ömrün mezîd 

Nedir ol çeşm-i siyah ebru yüzünde reng-i âl 
Hışm.ile baksan edersin âşıkın kaddini dâl 
Kudretinden şöyle kim öğmüş yaratmış Zülcelâl 

Tâbi'-i necmin senin ferhundedir bahtın saîd 

Bakışın âhû sıfat hayran eder cân ü teni 
Böyie dembeste kılan şîrin kelâmındır beni 
Künc-i dil hâlî kalur gamdan kaçan görsem seni 
Tazeler şevkin derûnum içre bir aşk-ı cedîd 

Ehl-i diller câm-ı aşkın cür'asmdan kandılar 
Pertevi mihrin görüp pervane gibi yandılar 
Arızında fülfülün cânâ görenler sandılar 
Seyr içün sahrâ-yi Rûm'a çıktı bir Hindî cirîd 

Der ki bu A<^ık Ömer ey hulku ahsen veçhi mâh 
Dilerim yavuz nazarlardan emîn etsin îlâh 
Kaddine iğri bakanın kameti olsun kütâh 
Sana kem sananları kahreylesin Rabbülmecîd 

— 313 _ 

Ateş "i firkatlerin saldı gönül mülküne od 

Şol kadar başımda muy sanma tepemden, çıktı dûd 



Âşık Ömer 167 

Gözüme dünyâ görünmez menzil-i vasim hayâl 
Şol kadar kıldım reh-i aşkında isbât-ı vücûd 

Olmasa dilde hayâM tal'at-i pür enverin 
Dağılup gitmez mi aklı âşık-ı gam perverin 
Cânma kâr etmeseydi buyu zülf"i anberin 
İştiyakından özün âteşlere yakmazdı ûd 

Lâle ruhsârm gamından hûn ile bağrtm dolup 
Cûy veş oldu revâne dîdelerden yol bulup 
Arızına zülfüne hâl-i ruhin mâbeyn olup 
Cân ü dii sahrasına mîrâne çektiler hudûd 

Râh-ı aşkında cevânâ çok çekilmiştir emek 
Bu husus içün güvâhımdır benim ins ü melek 
Arzu eyler şehâ vasim gönül tâ haşre dek 
Gözlerim yolda demâdem dilde virdim yâ Vedûd 

Benden Aşık merdin terk edemem mu'tâdım 

Böyle yazmış gam melâmet defterine adımı 
Gül gibi ey gonca sen gûş etmeyince dadımı 

Ben hezâran nâle vü feryâd ü yâr etsem çi sûd 

_ 3t4 — 

Başladım bülbül misâli zara her gün her gece 
Anm içün düşmüşem ezkâra her gün her gece 
Ben nasîhat eyledikçe yâra her gün her gece 
Aşihâlık eyler ol ağyara ker gün her gece 

Dilrübâlar meclisinde çalınur her dem rebâb 
Dolanur pervane veş devretmede lâ'l-i şerâb 
Olperînin açkı ile bağrımız oldu kebâb 
Bu vücûdum şehri yandı nâra her gün her gece 

Cümle âlem ol perinin hüsnüne eyler pesend 
Rub'i meskûnu dolaştım bulmadım sana menend 



igg Âşık Ömer 

Dîde giryan sîne üryan boynumuzda var kemend 
Varayım Mansur gibi ben dara her gün her gece 

Ey Ömer dostun hayâli dîdemizden gitmedi 
Sevdiğ-im düşman ile dostunu hiç fark etmedi 
Gezme ağyar ile dedim ol nasihat tutmadı 
Söyledikçe gözleri sahhâra her gün her gece 

_ 315 — 

Durmayup artırdı yârım nâzı her gün her gece 
Artmada anka gibi pervâzı her gün her gece 
Zülfü teline nice üftâdeler berdâr olur 
Şehlevendim ediyor i'zâzı her gün her gece 

Aşık-ı sâdıklara cevretmeği ta'lîm eder 
Bed lika merdudlara ta'zîm ü hem tekrîm eder 
Anların bezmine varır kendini tesiîm eder 
Fâş eder âlemde gizli razı her gün her gece 

Der Ömer hakka pesend olsun bu nazm ı pendine 
Şi'r ü güftârın müselsel akl erişmez fendine 
Sevgili yârı müsehhar eyle bari kendine 
Bağrına sar dilber 'i mümtazı her gün her gece 

_ 316 ~ 

Kande idin canımın cânânı hoş geldin hele 
Haste diller derdinin dermanı hoş geldin hele 
Bir nice demdir görünmezdin neden ey mehlika 
Yoklamazdm bu dil-i nâlânı hoş geldin hele 

Görmedim bir mâhrûda dîde-i mergubunu 
Hazret-i Hak hub yaratmış gamze-i âşûbunu 
Bunca gündür ağladırdın derd ile Ya'kub'unu 
Mısr-ı hüsnün Yûsuf -i Ken'ân'ı hoş geldin hele 



Âşık Ömer 169 

Evvel aşkın oduna yaktın dil-i âvâreyi 
Şerha şerha eyledin bu sîne^i sad pareyi 
Vashn ile güldürüp ben âşık-ı bîçâreyi 
Ey melâhat mülkünün sultânı hoş geldin hele 

Gün be gün işim benim feryâd i!e hep zâr edüp 

> 

Bunca günlerdir Ömer hecrinden ağlar zâr edüp 
Şâdümân ettin bu dem sen anı hoş geldin hele 

— 317 — 

Yâ İlâhî sen beni inşâna muhtâc eyleme 
Olur olmaz nâhalef nâdâna muhtâc eyleme 
Ol Habîbin Fahr-i âlem Mustafâ'nın aşkına 
Dostumu koyup beni düşmana muhtâc eyleme 

Cümlenin ma'bûdu sensin sendedir devlet kemâl 
İstemem nâmerd elinden devlet -i mâl ü menâl 
Kendi lûtfundan kerem kıl ey kerîm-i Zülcelâl 
Düşmana değil dahi dostâne muhtâc eyleme 

Kıl inayet sen bana hazret-i İmam aşkına 
Cennet-i uzmâ i e ol Arş-i Rahman aşkına 
Âb-ı zemzem dahi ol Beyti mükerrem aşkına 
Bâb-ı eltâhndan özge cana m.uhtâc eyleme 

Bin bir ismin sahibisin snrımiz yoktur sana 
Gice Gündüz ağlayup budur niyazım dâima 
İns ile cin kurd ile kuş cümlesi kuldur sana 
Ömer'i derdli edüp dermana muhtâc eyleme 

_ 318 — 

Hamd ola dünyâda bir canan edindim kendime 
Lâkin âlem halkını düşman edindim kendime 



170 Âşık Ömer 

Gelse işret haneye bir lâhza eğlenmez iken 
Bin "fcjelâ ile gice mihmân edindim kendime 



Serde sevda var iken gitmez gönülden derd ü gam 
Bülbül-i şûrîde hâl eden beni bir gonca fem 
Leyl-i eskimle yazar müjgânımı kılup kalem 
Şevk-i sînem bir ulu dîvân edindim kendime 

Çekmeden asla mecalim kalmadı el kahrını 
Rahm eder seyreyleyenler hûn-i çeşmim nehrini 

zehrini 

Kâse kâse nûş edüp derman edindim kendime 

Vadi -i gamda dirîga kaldım ey Ömer garîb 
Vaslı yârm olmadı bir kez murâd üzre nasîb 
Kande teşrif eylese yanından ayrılmaz rakîb 
Çâr nâçâr anı da yârân edindim kendime 

— 319 — 

Şu cihanda bir gözü mestâne buldum kendime 
Misli yok bir hubluğu şâhâne buldum kendime 
Ol dahi bir ben gibi âşık-ı sâdık bulamaz 
Bir güzel yüzlü güzel cânâne buldum kendime 

Andan özge şu cihanda gayri yârım yok benim 

Gel benim buldum kendime 

Gelmemiş rûy-i zemine böyle bir nâzik perî 
Bir yerinde yok kusuru anın uygun her yeri 
Nâz ile şiveler eyler bendesine ekseri 
Hokka fem şirin zeban devrâne buldum kendime 



Âşık Ömer 171 

Çok zaman bülbül misâli âh ile zâr eyledim 
Serteser gezdim cihanı geşt ü gülzâr eyledim 
Hamdülillâh buldum anı kendime yâr eyledim 
Ey Ömer gönlümce ben bir dâne buldum kendime 

— 320 — 

Ey dilâ mecnûn ile divân olursam kime ne 
Çâk edüp pîrâhenim üryan olursam kime ne 
Bir gedâ-yi bî neva olsam kime olur ziyan 
Serteser âlemde bir sultân olursam kime ne 

Nûş edüp aşkın meyinden mest ü hayran olmuşum 
Gam değil âlemde ben deryâ-yı umman olmuşum 
Tutalım hiç nesne bilmez cehl-i nâdân olmuşum 
Hükmile ben sâni-i Lokman olursam kime ne 

Şimdi gönlüm bir güzeller şahmın hayranıdır 
Hüsnüne meftun olan cân emrinin kurbânıdır 
Hublanm mısn gönüller şehrinin sultânıdır 
Yâr ile hem meclis-i rindân olursam kime ne 

Şi'rine fasl eyleme nazm-ı mekalim irgörür 

belki hâlim irgörür "?„ 
Zemmedenler lâcerem dilde . . . irgörür 
Alem içre dillere destan olursam kime ne 

Dinle pendim anlar isen kaide Aşık Ömer 
Sarf-ı nakd ettim bu bezm i fânide âşık Ömer 
Ne sana benden ne senden fâide Aşık Ömer 
Gice gündüz zâr ü sergerdân olursam kime ne 

— 321 ~ 

Dilberâ dillerde vasfın yâd olur günden güne 
Kadd ü servi kametin şimşâd olur günden güne 



172 Âşık Ömer 

Nutka gelse açılur baht-ı siyâh-ı âşıkan 
Aşikanı âşıka irşâd olur günden güne 

Sana şol mâh cemal ihsan edüptür lâ Yezâl 
Her işiden vasfı rüyin söyler elbet bir gazel 
Ey sacı Leylâ efendim ey lebi zerrin güzel 
Sana çok Mecnûn'u çok Ferhâd olur günden güne 

Dembedem nâr-ı gamın bu sînem ihrâk etmede 



Kaşların her demde cânâ katl-i uşşak etmede 
Gamze-i hunrizlerin cellâd olur günden güne 

Ey Ömer ümmîd-i lûtfun ... dil meskeni 
Yâ nice tîmâr-ı âşkın etmesün arzu seni 

• > •• 

Leblerin gamı dile imdâd olur günden güne 

— 322 — 

Bülbülün medhin okusun rûz ü şeb dâl üstüne 
Âh efendim .... yaraşur âl üstüne 
Giderek seyreyledim sen hublarm sultânını 
Kırmızı güller takınsun şahbaz bâl üstüne 

İstemem, çok dünyede kıldım kanâat az ile 
Serine gelmek mukarrer alnımıza yazile 
Bir cTÜzeller şahı sevdim söyledikçe nâz ile 
Getürür dilinde sükker şerbeti bal üstüne 

Gör ki Hak yoluna Leylâ vermiş idi serleri 
Olmuşuz Mecnun misâli gezdirir her yerleri 
Ak gerdana dizilmiştir efendim benleri 
Sanki dizilmiş cevahir bir sıra lâl üstüne 

Der Ömer bir bülbülüm ben nazarım gülzâredir 
Sarmayınca tâ unulmaz vücudum pür yâredir 



Âşık Ömer 173 

Dört hurûf ile efendim ismin aşikâredir 
İki mimdir birisi hâ okunur dâl üstüne 

_ 323 _ 

Mürgf-i dil kondu bu gün bir ruhleri âl üstüne 
Sen neden coştun dedin bir ruhleri âl üstüne 
Karşıma çıkan benim bir saçı Leylâ idi kim 

Beni mecnûn eyledi benleri fülfâl üstüne 

Aklımı başımdan aldı bilmedim netti sana 
Boynumu eğdim de ben yek nazar eyledim ana 
Bakışımdan anlayup sordu dedi noldu sana 
Ben dedim ki bir garibim destimi al üstüne 

Kakıyup döndü dedi âşıka yetmez mi didar 
İsmini bilmem dedim dilber bana etti azar 
Defter-i uşşâka yazmış hattına kıldım nazar 
Elf ile hâsı çekilmiş mîm ile dâl üstüne 

Yağmacı tâtâr elinden uçması mümkin değil 
01 iki şâhîn elinden uçması mümkin değil 
Ol kadar cehd eyledim ki geçmesi mümkin değil 
Nice bin zengî yatur derbend halhal üstüne 

Eyleme Âşık Ömer bu aşkı bünyâdım benim 
Dinleme tahrîr eder dîvân-ı îcâdım benim 
Hem kemâle şîmşâdm benim 

. . . olur mu kalursa bu hai üstüne 

— 324 — 

Sevdiğim takın yürü mercanı mercan üstüne 
Lütf edersin sevme gel her canı cânân üstüne 
Zulme bâis oldu gayet ol rakîb-i bî eman 
Eyleme gel her zaman dîvânı dîvân üstüne 



174 Âşik Ömer 

Ey dirîga içüp aşkın oduna hem yanmadım 
. . . câçıa ben aşkın oduna yanmadım 
Hak biiür kim . . . 
Kanlı zâlim eyledin bühtan bühtan üstüne 

Tutahm ki âleme sultân imişsin ey peri 
Rahm edersin cevr ile öldürme gel âşıkları 
Cana kasteyler şehâ rûyinde müjgân okları 
Katlime olmuş gibi fermanı ferman üstüee 

Hayflar olsun ki âhır ömrümüz oldu heba 
Billahi düşmezdi senin şânma 
. . . . ey bîvefâ 

Sînem üzre eyledin hicranı hicran üstüne 

Hiç cefâsız dilber olmaz böyledir bu tâezel 
Tâ kıyamet haşr olup edince revanı . . . 
Cümle âlem Yûsuf olsa istemem gayri güzel 
Der ki Ömer sevmezem Osmânı Osman üstüne 



Ey güzel hançer çeküp kasdetme inşân üstüne 
Sînede derdim yanar kan eyleme kan üstüne 
Bilmedim aşkın beni tâ böyle ihrâk eylesin 
Yohsa düşmezdim varup bu nâr-ı sûzân üstüne 

Geçti gönlüm mübtelâdır sana amma neyleyim 
Bir terahhum eylemezsin bana amma neyleyim 
Vasim ister cân ü dil bir yana amma neyleyim 
Korkarım çarh-ı felek dönerse hicran üstüne 

Hüsnünü sakla nazardan kâkülün eyle nikab 
Âfitâba perde çek zulmette kalsun mâhitâb 



Âşık Ömer 175 

Safha-i ruhsârm üzıe benlerin olmaz hisâb 
Şâh-ı Hindidir otağın kurdu îrân üstüne 

Mest eden ^4^/^ Ömerli eide câm-ı Cem değil 
Lâ'l-i nâbm şerbetinden içtiğim zemzem değil 
Râh-ı aşkında eğer serden geçersem gam değil 
Uğruna kurbân olayım baş ile cân üstüne 

— 326 — 

Ey dirîga düştü dil bigâneden bigâneye 
Aşinalık gösterir pervaneden pervaneye 
Gâh olur bülbül gibi bâğ-ı gülistan arzular 
Gâh gezer baykuş gibi viraneden viraneye 

Çektiğim gizli meşekkat dûd-i âbımdan mıdır 
Yandığım pervane veş feryâd ü âbımdan mıdır 
Kendi nefsimden midir baht-ı siyahımdan mıdır 
Rûzigâr atar beni bir haneden bir bâneye 

Aksine devr eyledi çerh-i felek kaldım garîb 
Gurbet illerde bana hiç olmadı vuslat nasîb 
Destine bir câm alup sâkî gibi geldi rakıb 
Durma çeşmim doldurur peymâneden peymâneye 

Ârif-i billâb olan âlemde mir'ât ehlidir 
Sırrın izhâr eylemez kâmil makamat ehlidir 
Bu Ömer ol derd ile her dem hârâbat ehlidir 
Mest-i sergerdan gezer meyhaneden meyhaneye 

F 

— 327 — 

Ey cemâl- i dilküşâsı mâb-ı tabanım Şerîf 
Dilsitânım dilberim mümtâz-ı devrânım Şerif 



176 Âşık Ömer 

Sahn-ı bâg-ı cana teşrif et kadin rencide kıl 
Dilneyazım sevdiğim serv-i hirâmânım Şerîf 

Meh cebinim zülf-i pürçînim kemendim sevdiğim 
Gamzekârım çeşm-i hunharım efendim sevdiğim 
Şehsüvârım nazeninim şehlevendim sevdiğim 
Ey nigâhı âfet-i akl-ı perişanım Şerif 

Bir g-ümüşten serv-i zîbâdır nihâl-i kametin 
Mâh-ı nevdir kaşların hurşid-i enver tal'atin 
îd i adhâdır dil -i uşşâka râz-ı vuslatın 
Ana kurbân et beni lî^tf eyle sultânım Şerîf 

Mûmiyânm hançerin hûnî gözün bakışların 
Tarz u etvârm hirâmm nazenin cünbüşlerin 
Eyler uşşâkı helak tab'-ı selim gülüşlerin 
Âlemi etti esir ey şâh-ı hûbânım Şerîf 

Hüsn-i pâkinde olan resm-i vekarm aşkına 
Nâle-i uşşak-ı bisabr ü karârın aşkına 
Bi vefâlık etme ecdâd-ı kibarın aşkına 
Bu Ömer biçârene rahmeyle gel canım Şerîf 

— 328 — 

Ey saadet âleminde mâh ı pür enver Şerîf 

Lâ'lin üzre görücek sandım gubâr-ı hattını 
Levh-i sun' üzre yazılmış sûre-i Kevser Şerîf 

Biricik lûtfunla kılsan âşık-ı pâke nazar 
Feyz-i mihrinden irerdi kalb-i gamnâke nazar 
Ceddin ol Dürr-i yetîm eylerdi gör hâke nazar 
Yâ sana lâyık mıdır olmak sitem perver Şerîf 



Âşık Ömer İ77 

Çeşm-i hunrizinle seyr eden celâl-i hüsnünü 
Şekl-i mâha arzdan korkar hilâl-i hüsnünü 
Bârekâllâh kim kaçan görsem celâl-i hüsnünü 
Ayet-i Seb'-ul-mesânî okurum ezber Şerîf 

Ey deyen Âşık Ömer bahtm niçün hurrem değil 
Bezm-i nâhemvârlarla âlemin âlem değil 

Şöyle şâhm hizmetinde bir gedâyım gam değil 
Asl-ı pâk-i nûr-i evvel nesl-i Peygamber Şerîf 

— 329 — 

Kaldı dil zulmette meşhur olmadı hayf oldu hayf 
Vasl-ı mehrûlarla mesrur olmadı hayf oldu hayf 

Gülmedi gül bahtımız açılmadı âyînemiz 
Zulmet-i gamhâne pür nûr olmadı hayf oldu hayf 

Dilberâ yâr olalı aşkına cân ü cismimiz 
Cevr ü kahrınla hilâle döndü gitti resmimiz 
Hizmetimiz geçmedi makbule eyvah işimiz 
Defter-i uşşâka mastûr olmadı hayf oldu hayf 

Ol rakîb-i bed güher efsâne hamrın içmede 
Çeşm-i zâr-ı âşıka sadpâre hil'at biçmede 
Hazretine ben belâkeş mübtelâyı geçmede 
Aradan ol rû siyeh dür olmadı hayf oldu hayf 

Benden Aşık Ömer'im sen yâra nettim neyledim 
Anca meddahın olup dillerde vasfın söyledim 

Kılmadın himmet dil-i vîrâne çok sa'y eyledim 
Dahi berbâd oldu ma'mûr olmadı hayf oldu hayf 

12 



178 Âşık Ömer 

H 

— 330 — 

İsmetin sermâye-i rûh-i revanidir kadeh 
Ehl-i bezmin âşıka cisminde canıdır kadeh 
Halleder bir demde yüz bin müşkilâtı âşıka 
Derd ü gam elfâzmm şerh ü beyândır kadeh 

Yok imiş bildik fenada mülk-i rahat âşıka 
Anın içün verilür keşf ü keramet âşıka 
Açılur hep cümle ma'nâ-yi hakikat âşıka 
îlm ü hikmet bildirir sırr-ı maânîdir kadeh 

Badedir ey dil eden kalb-i derûnu pür ziya 
Anlamaz kadrin şerâb-ı hoşgüvârın her gedâ 
Câm-ı Cem devrinde erbâb-ı safâya bî riya 
Dest-i sâkîden gelür bir ermaganîdir kadeh 

Âşıkm sermest ü hayran olduğun mülden bilür 
Bülbülün hengâme-i giryânmı gülden bilür 
Söyledirsen Ömer'i yetmiş iki dilden bilür 
Ehl-i bezmin hem dili hem tercemânidir kadeh 

— 331 — 

Ey gönül geçti zamanın kılca kaldı tende rûh 
Bu cihan satranç misâli mata karşı geldi ruh 
Sunmadan peymânesin destine sen peyk-i ecel 
Ettiğin cürm ü günâha eyle tevbe-i Nasûh 

Ne sanursun kendi kendin odalara yanmaz mısın 
İçüp ecel şerbetini âkibet kanmaz mısın 
Nice bir feryâd edersin gönül uslanmaz mısın 
Vasl-ı yâr olmak dilersen sabr-ı Eyyub ömr-i Nûh 



Âşık Ömer *79 

Pâdişâhın devletinde bir büyük eksik degfil 
Kendi haddin bilmeyen düşmana reng eksik değil 
Akdeniz'de Rumeli'nde yine ceng eksik değil 
Yâ İlâhî kıl hidâyet eyle bir feth ü fütûh 

On sekiz bin âlemin Settârı lûtf etmiş sana 
Ömer'in ömrünü kıldın sen heba ender heba 
Kaldırup destin niyaz et dön yüzün Hak'tan yana 
Bu dualar müstecâb olur Ömer vakt-i sabûh 

i 

— 332 — 

Kıl kerem bu bendene cananım ağlatma beni 
Olmasun yaşım firâvan canım ağlacma beni 
Sana karşu durmazam ben ey perî bir cân içün 
Öldürürsen razıyım sultânım ağlatma beni 

Güle bak bendene böyle bu edadan fariğ ol 
Hiç sana lâyık mıdır cânâ ezadan fariğ ol 
Bunca g^ündür ettiğin cevr ü cefâdan fariğ ol 
Âsümâna çıkmasun efganım ağlatma beni 

Gitti eyyam "1 şitâ hoş geldi şahım nevbahâr 
Açılur lâle vü sünbülden olur bâğ-ı kenar 
Hüsnüne karşu bugün dil etmesün feryâd ü zâr 
Andelip veş ey gönül handanım ağlatma beni 

Bu Ömer bîçârene hor bakma şahım mübtelâ 
Bâd-i lûtfundan kerem kıl gâhice gâhî sana 
Âşık-ı dilhasteye cânâ değildir bu deva 
Kalmadı tende benim dermanım ağlatma beni 



180 Âşık Ömer 



— 333 — 

Bir dili bülbül gül -i ra'nâ tıraş etti beni 
Servi kad ince miyan bâlâ tıraş etti beni 
ibrişim fûte tutunmuş incecik miyânma 
Önüme peşkir koyup zîbâ tıraş etti beni 

Sığamış sim bileğin kan almağa ol nesl-i pâk 

Çıka vardım 

Kemeri bendin kuşanmış piridir Selmân-ı pâk 
Aferin üstadına hakka tıraş etti beni 

Sormak acep olmasun ne yerlüsün dedi bana 
Ben dedim değil zamanı sonra söylerim sana 
Başladı Bismillah ile boynumu saldım ana 
Nâz ü istiğna ile hakka tıraş etti beni 

Sakala verdi cilalar kararın bulsun deyu 
Destine mikrâsı aldı rûyimiz gülsün deyu 
Destime âyîne verdi afiyet olsun deyu 
Ey Ömer bir ismi sin nun hâ tıraş etti beni 

— 334 — 

Dilberâ seyyah olursan gel Hicaz'da bul beni 
Kâ'be-i âlî makam- 1 serfirazda bul beni 
Gel ziyaret eyle ol beyt-i Hudâ-yı kıl tavaf 
Gûşe-i Beytül-harem içre niyazda bul beni 

Alemi bîhûde mahv etme şehâ eyle hazer 
Almak istersen benim nâm ü nişanımdan haber 
Kısmet olursa diyâr-ı şehr-i İstanbul eğer 
Ayasofya'da kıyam üzre namazda bul beni 



Âşık Ömer 181 

Anda bulmazsan eğer eyle beğim kat'-ı ümîd 
Tâ kıyamet haşr olunca vuslatım senden baîd 
Defter-i nisyanda kayd et ism ü resmim nâbedîd 
Pençe-i dest-i ecel sayyâdbazda bul beni 

Hâsılı bulmaz isen bu âlemi devrân edüp 
Bil harâb etmiş ecel ten burcunu vîrân edüp 
Ömer'in ruhu içün bir Fatiha ihsan edüp 
Kabrini eyle ziyaret hâkisarda bul beni 

- 335 - 

Aşk ile âlûdeyim âvâre zanentmen beni 
Gerçi kim âvâreyim her yâre zannetmen beni 
Aşıkım amma hakikat bilmezem kim sevdiğim 
Aklı yok âvâredir aşkâre zannetmen beni 

Gel rumuzundan haber al ârif-i dîvânenin 
Şem'a yan yanmca gför ahvâlini pervanenin 
Mürg-i dil anka geçer her bir kebûter hanenin 
Dânesine sayd olur âvâre zannetmen beni 

Kalmışım zâlim fena bezminde bir dem iktidar 
Terk edüp unvanını gitmiş nice sâhib vekar 
Bir nigâhı doludur hem nice bin mestâne var 
Bade memlûyum tehî hammâre zannetmen beni 

Çok mudur âşık varırsa ol fesahat kânına 
Rahş-ı tab'ım oynadupta gireyim meydânına 
Ol rakibin tob edüp hem başımı çevgânma 
Gayreti âm edemez biçâre zannetmen beni 

Aynıma gelmez Ömer dünyâ olursa mâhrû 
Pehlevân-ı aşk ile olsam kaçan kim rûberû 
Mihr-i âlemtâb içün eflâke etmem serfürû 
Yâr içün baş indirir ağyâre zannetmen beni 



182 Aşık Ömer 



- 336 — 

Düştü gönlüm bir melek sîmâya incitmen beni 
Dişleri dür kaşları tuğraya incitmen beni 
Uğramışım ben bu derde kim helak olsam gerek 
Başladım şimdengeru esmaya incitmen beni 

Her kaçan reftâr ile azm ider ol hammâmına 
İns ü cin seyre çıkup hayran olur endamına 
Kimseler vâkıf değildir dilberin esrarına 
Başladım şimdengeru sevdaya incitmen beni 

Soyunup bin nâz ile uşşâka ziynet gösterir 
Maksudu ziynet değil meftuna nisbet gösterir 
Sevmemek mümkin mi cânâ çünki ülfet gösterir 
Düştü gönlüm çâresi yok haya incitmen beni 

Der ki Ömer gamzenin çeker nice hay hûların 
Dâm kurmuş yem döker sayd etmeğe, âhûlarm 
. . . kazaya nişan üstünde ebruların 
Gönlümü verdim bu bîvefâya incitmen beni 

— 337 — 

Rûz ü şeb bülbül gibi nâlân eden sensin beni 
Gülsitân-ı hüsnüne hayran eden sensin beni 
Aşık-ı bîçâreye hiç yoğ imiş rahmm s^nin 
Gice gündüz ağlayup giryân eden sensin beni 

Dembedem rahm eyleyüp şâd etmedin gamnâkini 
Üstüme hançer çeküp te istedin helakimi 
Yoluna sarf eyledim hep mâlimi emlâkimi 
Yalın ayak baş açık üryan eden sensin beni 

Yedi iklim dört köşeden duydular feryadımı 
Dinlesün şimdengeru serv-i kadi îcâdımı 



Âşık Ömer ]g3 

Bilmeyenler bildiler hem şehrimi hem adımı 
Ey vefasız âleme destan eden sensin beni 

Bunca yıldır cevr ile sen komadm çeşmimde fer 
Hâlime bak merhamet et el'aman ey gonca ter 
Hak bilür kimseye bühtan eylemez §ık Ömer 
Hâsıh ma'mûr iken vîrân eden sensin beni 

- 338 - 

Yâ İlâhî hikmet ile özg-e cân ettin beni 
Bir zaman âlem içinde nevcivân ettin beni 
Bir zaman kuvvet verüp küffâr ile ceng- eyledim 
Bir zamandan uğruna sâhibkırân ettin beni 

Bir zaman seyyah olup gezdim cihanı serteser 
Bir zaman meyhûr olup meyhanede oldum püser 
Bir zaman dervîş olup miyâna bağladım kemer 
Bir zaman bu âlem içre dervişân ettin beni 

Bir zaman şâir olup şâirleri çektim yola 
Bir zaman ömür geçürdüm geçmedi hiç bir pula 
Bir zaman serkeşleri erkân ile çektim yola 
Bir zaman gurbetlik illerde viran ettin beni 

Bir zaman hâhz olup hafızlara oldum gulâm 
Bir zaman abd oldum âbidliği ettim ben tamâm 
Bir zaman zâhid olup zâhidlere oldum imâm 
Bir zaman gülsen içinde bülbülân ettin beni 

Bir zaman devletle ömrümü geçürdüm çok şükür 
Bir zaman bây ü gedâ yiyüp içürdüm çok şükür 
Bir zaman devlet hümâsmı uçurdum çok şükür 
Bir zaman rüsvây edüp efruzan ettin beni 

Bir zaman tevbe edüp isyanım andım ağladım 
Bir zaman gençlikteki dermanım andım ağladım 



Î84 Âşık Ömer 

Bir zaman hayfâ geçen devrânım andım ağladım 
Bir zaman böylece pîr-i nâtüvân ettin beni 

Yâ İlâhî son nefeste isterim kalb-i selîm 
Rahmeten lil' âleminsin merhamet kıl yâ Kerîm 
Der ki bu Âşık Ömer ki çektiği senden elim 
Hamd ü şükr olsun sana ehl-i imân ettin beni 

_ 339 — 

Ey perî peyker hatâdan saklasun Hâlık seni 
Alemin hem bunca mülkü tahtına lâyık seni 
Çok zamandır müştak idim sen gibi cânâneye 
Çok şükür buldum hele ben canıma lâyık seni 

Oturup surette muhkem olagör hey nevcivan 
Eylemiş Bârî Taâlâ menzilin bâğ-ı cinan 
Böyle bir mansıb ele girmez bilürsün her zaman 
Nice ziyaret iderler bir nice âşık seni 

Hüsnüne mağrur olup ta sakın olma iftihar 
Bir gün olur belki eser bir muhalif rûzigâr 
Halk-ı âlem içre kendin sakın etme nâbekâr 
Çalışur sokmağa belâya meded yazık seni 

— 340 — 

Sevdim amma bîvefâ bilmezdim evvel ben seni 
Şûh u zâlim pür cefâ bilmezdim evvel ben sen! 
Bend-i zencir kıldı cunun gönül İskender'ini 
Böyle tarz-ı şûh edâ bilmezdim evvel ben seni 

Hayli demlerdir aramızda cüdâlık semti var 
Bî edebliktir şehâ sizde gedâlık semti var 
Tâ ezelden gözlerinle aşinalık semti var 
Görmeseydim sabıka bilmezdim evvel ben seni 



Âşık Ömer 185 

Bilmiş ol âgâhm olsun kıl hazer ey dil firîb 
Uğradılar akıbet bir iftiraya an karîb 
Busesin aldım sarıldım diyu lâf itmiş rakîb 
Derde em zahma şifâ bilmezdim evvel ben seni 

Yoluna canlar feda cânân imişsin şüphesiz 
Mihr-i âlem âfet-i devrân imişsin şüphesiz 
Ehl-i derdin derdine derman imişsin şüphesiz 
Şüphesiz ey mehlika bilmezdim evvel ben seni 

Der ki bu Âşık Ömer bir hele şây oldum ile 
Ey perî sen bari düşürme sakın kendin dile 
Uğrun uğrun âlem eylersin mey ü mahbûb ile 
Mâil-i zevk u safa bilmezdim evvel ben seni 

— 341 — 

Beddua etmem sana Mevlâ'ya saldım ben seni 
Her seher tesbîh eden diHgre saldım ben seni 
Neyledim nettim sana ben niçün ağlattın beni 
Medine'de yatan ol Servere saldım ben seni 

Bülbülün çünki gül ile çâğrışur her dem öter 
Aşkın âteşi sinemde dembedem yanup düter 
Dilerim Bârî Huda'dan olasın benden beter 
Şahlar şahı olan sultâna saldım ben seni 

Tek henüz gelmiş yetişmiş ol güzellik çağma 
Sînemi ben siper ittim hançerinin tığına 
Bunca ümmet-i Muhammed çıkmış Arfat dağına 
Kâ'be'ye tavaf iden hüccâca saldım ben seni 

Aşık Ömer mah yüzüne eyelsem bari nikab 
Nazil oldu Hak'tan indi gök yüzünden dört kitâb 
Yandı nâr ile vücûdum şehri oldu bir itâb 
Camilerde okunan Kur'ân'a saldım ben seni 



186 Âşık Ömer 

— 342 — 

Söyle ey mehrû güzel billahi kim sevmez seni 
Gözleri âhû güzel billahi kim sevmez seni 
İhtiyarım gitti elden gördüğüm saat seni 
Ey keman ebru güzel billahi kim sevmez seni 

Yüzünü görüp dedim burc-i şeref mânendidir 
Gamze-i tîrin ile sînem hedef mânendidir 
Leblerin gonca dehânın bir sadef mânendidir 

Dişlerin lü'lû güzel billahi kim sevmez seni 

Bâğ-ı cennette hirâmm nahl-i Tûbâ der gören 
-Ruhlerin taze açılmış verd'i hamrâ der güren 
Yûsuf-ı Mısr-ı melâhat yâ Zelîhâ der gören 
Hüsnile memlû güzel billahi kim sevmez seni 

Ömer'in bağrı nice hicrinle büryân olmasun 
Râh-ı aşkında nice kan üstüne kan olmasun 
Nice görünce seni Kâfir müselmân olmasun 
Ey semen gülbû güzel billahi kim sevmez seni 

K 

— 343 — 

Güldün evvel yüzüme arz-ı cemâl ettin felek 
Şevk ile ben âşıkı şûrîde hâl ettin felek 
Ben de sandım bir gedâyı pür visal ettin felek 
Sen ise anı muhal ender muhal ettin felek 

Nice mazlumun olup pâym yere çalmaktasın 
Şâdilik kasrına firkat âteşin salmaktasın 
Yüzüme gülüp elimden bulduğun almaktasın 
Sen bana bu âne dek bin dürlü âl ettin felek 

Görse kan ağladığım Ya'kub ederdi merhamet 
Bilse sînem yâresin Eyyûb ederdi merhamet 



Âşık Ömer 187 

Hasbıhâlim dinlese meczûb ederdi merhamet 
Çeşmime resm-i hayâtı bir hayâl ettin felek 

Komadm gözümde uyhu tende râhatten eser 
Eyledin candan beni bîzâr özümden bihaber 
Rişte-i aşkı miyân-ı sabrıma kıldın kemer 
Eğnime baht-ı siyahı kara şâl ettin felek 

Der ki bu Aşık Ömer oldum reh-i gamda cünun 
Dâd elinden kime feryâd edeyim ey çerh-i dun 
Cism-i zarım eyledin ayaklar altında zebun 
Takatim tâk oldu ırzım pâyimâl ettin felek 

— 344 _ 

Sûz-i aşkım mahremim sırdaşım aldın ey felek 
Hâlime her veçhile haldâşım aldın ey felek 
Bunca yıldır künc-i gamda hemdem olmuştu bana 
Bir hakikatli güzel yoldaşım aldın ey felek 

Ammeyedir adlü dâdm hem bir ismin müstakim 
Koymaya bir âhımı senden ala Rab-bi hakim 
Hâsılı bu dehr içinde hem beni ettin yetim 
Anam atam bir tıhl kardâşım aldın ey felek 

Hoş ede kahri Huda'nın bir olursun târümâr 
Ettiğin bulsan gerektir böyle ettim inkisar 
Ağlarım ben hazret-i Yûsuf içün leyi ü nehâr 
Bunca dem Ya'kub veş göz yaşım aldm felek 

Haşre dek ey çarh-i dun durma heman efganım al 
Inkisâr-ı hatırım her rûz ü şeb nâlâmm al 
Der Ömer şimdengeru dat kalmadı gel canım al 
Sen benim dünyâ değer cananım aldın ey felek 



188 Âşık Ömer 

— 345 — 

Cüz'i aram et dedi dildâra katlansam gerek 
Kendi gelmez ol perî reftâra katlansam gerek 
Var ise serde sitârem zulmet-i gamda komaz 
Doğa şayet deyu ol mehpâre katlansem gerek 

Her kimin ki kasdma ey dil ede şemşîr-i aşk 
Ana hiç bir veçhile olmaz imiş tedbîr-i aşk 
Nâgehan irdi kazadan cana zahm-i tîr-i aşk 
Çâr nâçârım ki yok bîçâre katlansam gerek 

Andelîb âsâ içün gülzârı işim bitmede 
Vasl-ı yâr ile bilesin hele seyrân etmede 
Bir gül-i sadberk içün feryadım artıp gitmede 
Hem dahi bunca belâ-yi kâra katlansam gerek 

Gül gibi ol gonca evvel arz-ı dîdâr eyledi 
Sonra yüz dönderdi bülbül veş işim zâr eyledi 
Va'de-i vasletmiş iken döndü inkâr eyledi 
Tâ gelince rahm edüp ikrara katlansam gerek 

Şol kadar oldum Ömer aşk ile bir âsûde ben 
Kılsalar bilmen serâpâ cismi zahm âlûde ben 
Gamzesi tîrine kıldım sadr-ı sineme pûte ben 
Her ne denlü yâre ursa yâre katlansam ben 

— 346 — 

Nice bir bu mihnet-i hicrana katlansam gerek 
Tâ bekey endûh-i bîpâyâna katlansam gerek 
Şöyle bildim âteş-i aşkı söyünmez varayım 
Tâ dönünce ciğerim büryâna katlansam gerek 

Yaralıyım ey tabibim bari kıl geldim eme 
Olmaz ey âşık bu derdin çâresi olmaz deme 



Âşık Ömer 189 

Tîrini ey kaşı yâ gönder derûn'i sîneme 

Ben o zahm-i neşter-i peygâne katlansam gerek 

Baş açık ebdâlinim ey nûr-i ahsen mâh rû 
Subha dek kılmaktayım kûy-i gamında cüstücû 
Tâ kılınca mihr-i vasim başıma ey meh tulü 
Ebr-ı firkatten gelen bârâna katlansam gerek 

Ey perî bâis nedir bılsen bu istiğnalara 

Kara zülfün gibi düşmüşken uzun sevdalara 

Vasim ikrar eyleyüp saldın beni ferdalara 

Bir zaman ol va'de vü peymâna katlansam gerek 

\ 

Gezdin ey Aşık Ömer bu yolda her dem serserî 
Ben gelince gitme dedim gitti ol mâh-ı perî ^ 
Bir dem âsân ediyor mu râh*ı aşkmde seri 
Ey ecel billahi ben de cana katlansam gerek 

— 347 _ 

Bir zaman çeşmim yaşın bir çağlar âb etsem gerek 
Bir zaman hûnâbe"i bağrım hisâb eisem gerek 
Bir zaman çarpâre çeşminden dolâb ttsem gerek 
Bir zaman kûh-i vücûdum âsiyâb etseiü gerek 



\ 



Bir zaman uzlette çekmiş hırka-i peşmînç ser 
Bir zaman geşteyleyüp gezdim cihanı serleser 
Bir zaman etmiş iken sakf-ı semâyı cilvcger 
Bir zaman zîr-i zemini irtikâb etsem gerek . 

Bir zaman hoş gün gibi geldi cihanın mihneti 
Bir zaman sehvile fevtettim geçirdim fırsatı 
Bir zaman cürmüm bilüp çeksem gerektir hacleti 
Bir zaman gördükte nisyânım hicâb etsem gerek 



\ 



i 90 Âşık Ömer 

Bir zaman cismim kefenlerle kılup serpây zeyn 
Bir zaman versem gerek ben de cevâb-ı Münkireyn 
Bir zaman a'mâlimi görsem gerek ilm - el - yakın 
Bir zaman ef âlimi bir bir hisâb etsem gerek 

Bir zaman Aşık Ömer maksûdumun yayın çatup 
Bir zaman tîr-i fütuhatın murâd üzre atup 
Bir zaman gözyaşlarm hâk-i reh-i yâre katup 
Bir zaman cismim türâb ender türâb etsem gerek 

_ 348 — 

Bir zaman bu eşk-i çeşmim ben revân etsem gerek 
Bir zaman bülbül gibi âh ü figan etsem gerek 
Bir zaman hâmûş olup zâr-ı nihân etsem gerek 
*Bir zaman geşt ü güzardan dâstân etsem gerek 

Bir zaman Mecnun gibi saldım seri sahralara 
Bir zaman derd-i derûnum fâş olup dünyâlara 
Bir zaman dîvâne gönlüm meyledip Leylâlara 
Bir zaman anka gibi Kah mekân etsem gerek 

Bir zaman şehbâz-ı aşkım öyle pervâz eyledi 

Bir zaman gülşende bülbül zâr ile nâz eyledi 

Bir zaman mecliste görüp yârı ığmâz eyledi 

Bir zaman mihnet çeküp kaddim keman etsem gerek 

Bir zaman hâl-i hayâlim aşkile oldu beter 
Bir zaman maksûdu şahım sîneye çektim yeter 
Bir zaman Aşık Ömer gezdim cihanı sertaser 
Bir zaman nâm ü nişanım bîmizân etsem gerek 

_ 349 — 

Sana cânâ derdimi bir bir beyân etsem gerek 
Gözlerim yaşm yolunda ben revân etsem gerek 



Âşık Ömer 19 1 

Yâ odur irsem gerek ben vuslat-ı cânâne bir 
Yâ vücûdum âlem içre bînişân etsem gerek 

Dâd elinden çarh-ı zâlim geçmedi sana dilek 
Vasıl -1 yâr olmadı çektim bîhüde ben çok emek 
Senin ile aramızda bu kalırsa ey felek 
Ahimi tîr eyleyüp kaddim keman etsem gerek 

Bilürüm aşktır beni hakka kılan rüsvâyı hep 
Teskin olmaz âteşim nûşeylesem deryayı hep 
Akıbet seyl-i sirişkim gark eder dünyâyı hep 
Dahi şimdengerü çok âh ü figan etsem gerek 

Geçirüp Aşık Ömer serden nice encamı ben 
Sürmedim bir dem sürûr-i kalbile eyyamı ben 
Çektiğim derd-i firakı mihnet -i âlâmı ben 
Kıssa-i Mecnun gibi bir dâstân etsem gerek 

— 350 - 

Hâlimi dildârıma bir bir iyân etsem gerek 
Gözlerim yaşını yolunda revân etsem gerek 
Yâ odur irsem gerek vaslma ol dilberimin 
Alem içre yâ vücûdum bî nişan etsem gerek 

Dâd elinden çerh-i zâlim geçmedi sana dilek 
Vasl-ı yâr elvermedi bîhûde çektirdin emek 
Aramız böyle kalur ise seninle ey felek 
Ahimi tîr eyleyüp kaddim keman etsem gerek 

Bilirüm aşktır beni halka kılan rüsvâyı hep 
Teskin olmaz âteşim nûşeylesem deryayı hep 
Akıbet seyl-i sirişkim gark eder dünyâyı hep 
Dahi şimdengerü çok âh ü figân etsem gerek 



Î92 Âşık Ömer 



351 — 



Sûretâ mağrur kıyafet bir levend sevsem gerek 
Ömrünü efzûn kılsun bir pesend sevsem gerek 
Gelmemiş misli cihana devr-i Adeem'den beri 
Hüsn-ü hulk içre heman Yûsuf menend sevsem gerek 

Omzuna almış siyah pusu yeşil saçâğ ile 
Sırmalı sakız kuşağı uçuram buçağ ile 
Girmiş henüz on üç ondört yaşına bu çâğ ile 
Salınur servi gibi ar'ar bülend sevsem gerek 

Mâi şalvar soya dizin çakşırım dar eylemiş 

Al göğüslük giymiş amma bir yüzün dar eylemiş 

Nice âşıkları Mansur gibi berdâr eylemiş 

Korkarım vermez aman zülfü kemend sevsem gerek 

Ey Ömer çünki güzel düzdün libâsı ana sen 
Al giyinsin hem kuşansın hem salmup sağ esen 
Medhin ettiğim güzeller şahmın ismi Hasen. 
İşte şimdi ben dahi bir derdimend sevsem gerek 

— 352 — 

Cân ü dilden bir melek sîmâ güzel sevsem gerek 
Cana lâyık rûyi müstesna güzel sevsem gerek 
Eser ise bir gün ol hem rûzigârı bahtımın 
Hublar içre cümleden a'lâ güzel sevsem gerek 

Rûberû aşka gelüp verse selâmı sevdiğim 
Söylese nâz ile ol şîrin kelâmı sevdiğim 
Şöyle olsa gamze ok gizler harâmî sevdiğim 
Böyle bir hub kameti bâlâ güzel sevsem gerek 



Âşık Ömer 193 

Cîlvekâr olsa o mehrû dilber-i âlîcenâb 

Gam yemezdim nehr-i çeşmimde dönerdi âsiyâb 

Hayfâ bu âteş- i aşkm beni etti kebâb 

Bu derûnum derdine ola güzel sevsem gerek 

Bir meh-i tâbânm oldum mûbtelâsı görmeden 
Bize kısmet yüzünü görmek olur mu ölmeden 
Gönlümüz uslanmadı gitti bu dilber sevmeden 
Ey Ömer sevsem gerek amma güzel sevsem gerek 

— 353 — 

Bir zaman misli bulunmaz bir civan sevsem gerek 
Bir zaman şîrin edâlı nevcivan sevsem gerek 
Bir zaman da âfet-i devr-i zaman sevsem gerek 
Bir zaman kan dökücü bir bî eman sevsem gerek 

Bir zaman dîdeleri mekkâre meylettim yeter 
Bir zamanda benleri seyyare meylettim yeter 
Bir zaman zülfü perîşan yâre meylettim ben 
Bir zamanda dilde hüsnü dâstan sevsem gerek 

Bir zaman bir âfet-i garrâya verdim gönlümü 
Bir zaman bu âlem -i ârâya verdim gönlümü 
Bir zaman Mecnun gibi Leylâ'ya verdim günlümü 
Bir zamanda bir kaşı tîr ü keman sevsem gerek 

Bir zamanda sayd idici dilrübâ sevdim idi 
Bir zaman hublar içinde pür cefâ sevdim idi 
Bir zaman gül yüzlü ben bir mehlika sevdim idi 
Bir zamanda ey Ömer şâh-ı cihan sevsem gerek 

13 



Id4 Aşik Ömer 

— 354 — 

Bî vefâsm anladım ey dilber-i âlem ne şek 
Vasim oldu ol rakîb ile arada müşterek 
Sana da kalmaz cihan olsan eğer hüsnünde tek 
Gark-ı âb eder Skender bilmiş ol çekme emek 

Düştü dil âhır ser-i sevdâ-yi zülfün kahrına 
Kûh-i kaf olsa dayanmaz dîdelerim nehrine 
Akıbet dil fülkünü attın şehâ gam bahrine 
Bir kenara atmadı hayfâ beni bâd-ı felek 

Gamze-i katillerin cânâne semli ok mudur 
Bîvefâlar içre sevsem ben de seni çok mudur 
Bir içim suyun şehâ mahşerde hakkı yok mudur 
Yok nic-oldu ben seninle yediğim nân ü nemek 

Gam değil hicrinle cana bu cihanda öldüğüm 
Hep senin yâd-ı hazinindir sararup solduğum 
Hak*ka ma'lûmdur reh-i aşkmda bîtâb olduğum 
Gayrı derdim ey güzel hacet değildir söylemek 

Zerre bakmadın habîbim bu dil-i âvârene 
Iztırâb-ı aşkın ile sîne verdim yârene 
Kanlı zâlim her zaman Âşık Ömer bîçârene 
Şefkatin az firkatin beynessemâ-i ves semek 

— 355 — 

Ey dirîga bir aceb seyrâne düştü ortalık 
Nâhalef nâ puhte vü nâdâne düştü ortalık 
Ehl-i merdüm kâmile âlemde olmaz i'tibâr 
Kadr ü kıymet bilmeyen nâdâne düştü ortalık 

Çeşme ziynet gösterir nakş-ı rüsûm-i kâinat 
Âdeme yakmdürür belki hayâtından memat 



Âşık Ömer 197 

Yanılup aşkına düştüm sen gibi bî mürvetin 
Neyledimse eyledim çün bana ben hayfâ yazık 

Yâd edüp neylersin Ömer sen bu âlem hâlini 
Var sakın nâehle ifşa eyleme ahvâlini 
Âkil isen defide gör echelin ikbâlini 
Çekmede mihnet elem ehl-i suhan hayfâ yazık 

— 359 — 

Ol benim şahin bakışh şehlevendim bunda yok 
Serfirâzım nev zuhurum bî menendim bunda yok 
Ben kime ahvâlimi arzeyleyüp memnun olam 
Yâr 1 garım hemdemim ol dilpesendin bunda yok 

Görmedim bir gün anın cevr ü cefâ kıldığunu 
Bir mahalli düşmedikçe söylemez bildüğünü 
istemez her hâl ile hatır şikest olduğ^unu 
Ol tabiat sahibi nâzik efendim bunda yok 

Ne sebebden gelmedi yoluna kurbân olduğum 
Ol gül-i ra'nâ içündür böyle nâlân olduğum 
Tarzına reftârma sermest ü hayran olduğum 
Gönlümün eğlencesi bâlâbülendim bunda yok 

Ey Ömer hasretle söyle dinleye yaran seni 
Dinleyin amme beğim izhâr ederse her feni 
Âlem-i işrette zanneyler gören gûyâ seni 
Aklım alup bile gitti şehlevendim bunda yok 

— 360 _ 

Hak bize kıldı inayet ilm-i ma'nâ okuduk 
Lûtf ile kıldı keremler cüz'i inşâ okuduk 
Kâmile kurbân bu canlar câhile eğmem boyun 
Hâce-i dânâ önünde ders-i a'lâ okuduk 



198 Âşık Ömer 

Çün bize etti inayet ol Kerîm-i Zülcelâl 
Dâhil olanlar bu ilme istemez mâl ü manâl 
Kâh-ı aşka kıl teveccüh bulasın ism-i celâl 
Mürşid-i kâmil yüzünden sırr-ı sevda okuduk 

Cehd edüp kıldım heves meydân-ı aşka girmeğ-e 
Hû deyu aşkın yolunda cân ü serim vermeğe 
Okuyuben ilm ü fenni dürlü ma'nâ vermeğe 
Hamdüillâh ol Huda'ya ilm-i ihfâ okuduk 

Ey Ömer sen kendini gör kimseyi fasl eyleme 
Sırr-î Hak'kı saklaya gör kimseye fâşeyleme 
Ehline ma'lûm olur nâ ehle ma'nâ söyleme 
Sırra vâkıf olmak içün ilm-i esma okuduk 



— 361 — 

Zâhidâ aç gözünü sahraya bak ta ibret al 
Bu direksiz kubbe-i vâlâya bak ta ibret al 
Zikr-i Mevlâ ile her dem kalbini pâk ide gör 
Dâima âyîne-i dünyâya bak ta ibret al 

Kani noldu bu fenaya geldi bunca kahraman 
Bir birin katleyleyüp tâ anlar oldu imtihan 
Yel getüren tahtını noldu Süleymân-ı zaman 
Devlet-i İskender ü Dârâ'ya bak ta ibrel al 

Arif ol çekme fenanın zerre kadar mihnetin 
Her kulun Mevlâsı birdir ol verendir kısmetin 
Görmek istersen Cenâb-ı Kibriya'nın hikmetin 
Her seher vaktinde var deryaya bak ta ibret al 



Âşık Ömer 199 

Âşık Ömer irmedin mi bu fena devletine 
Bu cihan devr-i zaman aldanma gel ziynetine 
Pâdişâh olsan da derler er kişi niyeetine 
Var musallada yatan hünkâra bak ta ibret al 



— 362 — 

Ey g-önüi insafa gel dünyâya bak ta ibret al 
Bayına eyle nazar ednâya bak ta ibret al 
Bâl açup çıksan göğe âhır yerin zîr-i zemin 
Hâkin altında yatan mevtaya bak ta ibret al 

Eşk-i dîden akıdup hâke dökersin haşre dek 
Hâlelerle zâr ile kaddin bükersin haşre dek 
İntihasın ara sen emek çekersin haşre dek 
Mecnun'a bak gayret-i Leylâ'ya bak ta ibret al 

Âfitâbm sohbeti gör akıbet ahşamlanur 
Fâni ömrün ile kim ol dahi hem tamamlanur 
Bâd-i sarsardan temevvücler verüp ahkâmîanur 
Hâke bas ta ibret al deryaya bak ta ibret al 

Kuvvet-i bâzûna dayanma deme güç bendedir 
Kime garrâlık nişanı olsa ilham andadır 
Dâsitân-ı dil olan kübrâyı gör kim kandedir 
Rüstem'e bak ibret al hem Hamza'ya bak ibret al 

Ey Ömer eyle teselli kendini işmar ile 
Yâr ile ünsiyyet eyle eyleme ağyar ile 
Râhma girme sakın kim söyleşir bedkâr ile 
Gülsen içre bülbül-i şeydâya bak ta ibret al 



WQ Aşık Ömer 

_ 363 — 

Ey gönül âlemde nâlân eyler inşâm ecel 
Tekye-i dünyâde üryan eyler inşânı ecel 
Gel inanma bu fenanın hâyina hem huyuna 
Akıbet dillerde destan eyler inşânı ecel 

Vâkıf ol dünyâda ancak sen bu agf u kareye 
Er isen uyma sakın bu demdeki âvâreye 
Gezdirip kassab gibi kannâreden kannâreye 
Akıbet bir yerde kurbân eyler inşânı ecel 

Mâl ü mülke gel gurur yeme eğer âkil isen 
Râh-ı gayre düşme sen bâb-ı Hak'a kail isen 
Kapre gel emvâtı seyret gayret al kâmil isen 
Gör nice âlemde pinhân eyler inşânı ecel 

Bir kişi Karun gibi cem'iyyete zûreylese 
Kendini îskender-i devran gibi var eylese 
Ey Ömer başını eflâke beraber eylese 
Akıbet hâk ile yeksan eyler iusânı ecel 



— 364 — 

Ey güneş tal'at perî peyker misâl insafa gel 
Kalmışım zulmette ben bilmem ne hâl insafa gel 
Gör güzellikte kemâl etmiş seni Bârî Huda 
Bu cefâlar sana kimden intikal insafa gel 

Hasretinden gice gündüz ağlarım ey mâhitâb 
îki dîdem yaş ile gerdûna döndü âsiyâb 
Cûnbüşün merdâne gördüm ey şeh-i âlî cenâb 
Hoş dizilmiş gerden-i billura hâl insafa gel 



Âşık Ömer 201 

Sana kim kasdeylemem anlaya gör efâlimi 
Bir tesellî kıl bugün gör derdimendin hâlimi 
Sorma a'dâlara anlar ne bilür ahvâlimi 
Var ahibbâya beni eyle sual insafa gel 

Kaşların tuğraya benzer katl-i ferman gösterir 
Leblerin cânâ dil-i mecruha derman gösterir 
Kirpiğ^in müjgânları bir tîğ-ı hicran gösterir 
Bed rakibe eyledin her dem visâl insafa gel 

Cevr ü fende düşmeye Mevlâ hidâyet eyleye 
Tâ ki çektiğim ne sevdadır firâset eyleye 
Âşık Ömer ol cenâne Hak hidâyet eyleye 
Yoksa vazgelmek bu sevdadan muhal insafa gel 

— 365 — 

Hiç reva mı katı zâlim bakışın bin kan eder 
Gel vefa semtini tut zulmü gider insafa gel 
Zârılık eylerse bir dem âlemi tûfân eder 
Âşıkm kanlı yaşından kıl hazer insafa gel 

Akl u fikr ü cân ü dil hep yoluna oldu feda 
Adın andıkça çıkar ancak derûuumdan nida 
Senden ayrılalı oldum kendi kendimden cüda 
Şâdılık eksildi artık derd-i ser insafa gel 

Çünki benden fariğ oldun yâ bu nisbetler nedir 
Yâ rakîb-i rû siyaha bunca izzetler nedir 
Bendene bu ettiğin mihnet meşakkatler nedir 
Kâfir-i bîdin misin beştir yeter insafa gel 

Hançer- i hicrinle zâlim sîneçâk oldum meded 
Gel yetiş imdadıma bir derdinâk oldum meded 



202 Âşık Ömer 

Mihnet ü âlâm-ı hicrinle helâk oldum meded 
Başm içün bendene kıl bir nazar insafa gel 

Bunca cevretmek bana Hak'tan reva mı sevdiğim 
Yoluna canlar verip yoksa hatâ mı sevdiğim 
Bu Ömer üftâdene kasdm ezâ mı sevdiğim 
Ağlamaktan kalmadı çeşmimde ter insafa gel 

— 366 — 

Ey kamer tal'at güneş behcet sabah erkence gel 
Cana geçti tâ bekey hasret sabah erkence gel 
Manzar-ı seyr-i cemâl-i pâkine ûftâdeler 
Eyleriz cânâ sana minnet sabah erkence gel 

Bir nasihattir sana bundan garaz ey nîk hû 
Dimesin dersen eğer bu halk-ı âlem güftüğû 
Eyleyüp tebdîl-i câme kendine ta'vîz oku 
Duymasın ağyâr-ı bed haslet sabah erkence gel 

Gel beri kalbe cilâver seyr-i derya vaktidir 
Bülbülün tuğyanıdır hem verd-i ra'nâ vaktidir 
Ketim etme da'vetim gülgeşt-i sahra vaktidir 
Gûşe gûşe idelim işret sabah erkence gel 

Der ki bu Aşık Ömer özüm ezelden Hayderî 
Baş ü canı terkederim kalmam a'dâdan geri 
Hazret-i Hak'kı seversen ey güzeller serveri 
Eyleme bir hâl ile illet sabah erkence gel 



— 367 — 

Buluşalım ey perî yarm sabah erkence gel 
İçelim mey şekkeri yarın sabah erkence gel 



Âşık Ömer ^03 

Gayri olmaz gün dolandı şimdi ahşam üstüdür 
Var efendim var yürü yarın sabah erkence gel 

Arif isen cân ü dilden bilmemeklik eyleme 
Kanlı yaşı dîdemizden silmemeklik eyleme 
Va'deye idüp hilâh gelmemeklik eyleme 
Ey güzeller serveri yarın sabah erkence gel 

Dûd i ahım almadan tâ subha dek bin fersahi 
Korkarım ger düş edersin cana aşk-ı berzahı 
Sakın ihmâl eyleyip geç gelme cânâ bir dahi 
Geçmeden tan yerleri yarın sabah erkence gel 

Geçti kim sen dür olursun şimdi amma dîdeden 
Gör nice her dem ararım ben seni nâzik beden 
Hardan pâk olunup havfeyleme hiç kimseden 
Uğruna koydum seri yarın sabah erkence gel 

Gelmez isen bil ki gayet hatırım kalır sana 
Da'vete eyle icabet gitme varup bir yana 
Der ki bu Âşık Ömer gel kıyma yazıktır bana 
Elveda' şimdengeru yarın sabah erkence gel 

— 368 — 

Çün koyup gittin beni nâmihribânım tezce gel 
Sag esen ir menzile eğlenme canım tezce gel 
Can kafesten çıkıcak derler mezar içre girer 
Kabr-i gamda kalmayım rûh-i revanim tezce gel 

Firkatinle ey perî ahım fenayı yandırır 
Cismimi üryan eder tâc ü kabayı yandırır 
Çerhı dokuz dolanır heft-i semâyı yandırır 
Dahi çıkmadan yetiş arşa figanım tezce gel 

Aşkın ey Leylâ kopardı başıma gavgaları 
Vermesin Hak kimseye ben çektiğim sevdaları 



204 Âşık Ömer 

Gündüzün ahşama dek gezmekteyim sahrâlan 
Olmadan Mecnun gibi dağlar mekânım tezce gel 

Ey perî vaslınla mesrur olduğum demler kani 
Böyle ummazdım ki devran ayıra benden seni 
Ey güzeller şahı aşkın nânna yaktın beni 
Kalmadı sabrım meded ârâm-ı canım tezce gel 

Ey Ömer âşık olan elbette cânân arzular 
Derdlidir yâ neylesin derdine derman arzular 
Gözlerim yollarda kaldı vasimi cân arzular 
Arz-ı dîdâr eyle ey şûh-i cihanım tezce gel 

— 369 — 

Gel gel ey mihr-i cihan ârâ seher vaktinde gel 
Gün yüzün seyretmeden a'dâ seher vaktinde gel 
Her zaman ey şûh-i müstesna seher vaktinde gel 
Bir müşerref olalım tenhâ seher vaktinde gel 

Açılup güldükçe gül olmakta bülbül dilnüvâz 
Dil niyaz ettikçe dilber etmede tekrar nâz 
Dîde-i encüm gibi bîdâr olur ehl-i niyaz 
Gör ne haletler olur peyda seher vaktinde gel 

Ey perî semt-i cefâya gitmek ise niyyetin 
Bu edalı serkeşi incitmek ise niyyetin 
Akl u dil ahusunu saydetmek ise niyyetin 
Ey süvâr-i esb-i istiğna seher vaktinde gel 

Firkatinle ağlasam göz yaşı deryayı geçer 
Hem sadâsı nâleminnüh tâk-ı mînâyı geçer 
Çarhı dokuz dolanır arş-ı muallâyı geçer 
Kalma lütfet ey kadi Tûbâ seher vaktinde gel 



Âşık Ömer 207 

Bâg-ı hüsnün bir zaman hıfz u harâset eyledim 
Her ne emrettinse ben bende itaat eyledim 
Der imişsin gayri Ömer'den feragat eyledim 
Sağ esen oî ben de ey mehpâre senden çektim el 

— 373 — 

DaVetindir ey güzeller şahı ahşam üstü gel 
Hâtır-ı mahzunumun agâhı ahşam üstü gel 
Ruşen eyle kadr-i işretgâhı ahşam üstü gel 
Gel meded ey evc-i hüsnün mâhı ahşam üstü gel 

Gelmez isen meclis-i uşşâka gavgalar kopar 
Hem kıyametten nişan özge temaşalar kopar 
Kûşe-i hicrin gamınla ne tarâkalar kopar 
Yokla bir kez hâtır-ı gümrâhı ahşam üstü gel 

Akl u fikrim vâdi-i hayrettedir can intizâr 
Gözedüp durmayalım biz dolaşup leyi ü nehâr 
Kalmadı ârâm ü sabrım gitti elden ihtiyar 
Ey divâne gönlümün hemrâhı ahşam üstü gel 

Ey saçı Leylâ koyaldan uğruna cân ü teni 
Vâdi'i gamda hayâlindir kılan Mecnun beni 
Vakti vaktsiz gelme cânâ görmesin nadan seni 
Gâhi gel vakt-i seherde gâhi ahşam üstü gel 

Nûr-i sevkınla uyandır hâba varmış gözümüz 
İd û kadre ersin ey meh gicemiz gündüzümüz 
Der ki bu Aşık l mer reddetme cânâ sözümüz 
Yohsa kalur hatırım billahi ahşam üstü gel 

— 374 — 

Sen gidelden hiç bilir misin ki cânân oldu gel 
Gitti ömrüm ârzû-yi vasl-ı cânân oldu gel 



208 Âşık Ömer 

Gitmedi gözden hayâl-i serv-i kaddin sayesi 
Aktı deryalar g-ibi yaşım firâvân oldu gel 

Vuslatın andıkça canan firkatin artar yeter 
Lâ'lini yâdeyledikçe zâr olur aklım yiter 
Başıma sevdâ-yi zülfün saldığı devlet yeter 
Çeşmime sensiz fena mülkü şebistân oldu gel 

Kani ya şevk u sürürüm kande gitti râhatim 
Ağlamaklar inlemekler derd ü matem âdetim 
Gitti tende kuvvetim ârâm ü sabrım takatim 
Akl u fikrin cân ü dil dağıldı nâlân oldu gel 

Câm-ı hayretle bu dil mestânelik semtin tutar 
Ol sebebden hatırım viranelik semtin tutar 
Dostlarım şimdi bana bîgânelik semtin tutar 
Hâsıh sensin sebeb ey çeşm-i düşman oldu gel 

Sâdık u âşık çekerken derd ü hasretle cefâ 
Sanma dilberler sürûr-i kalbile eyler safa 
Dağlara düşmem mukarrerdir Ömer ey bîvefâ 
Aklımı aldırdı ol dîvâne dîvân oldu gel 

— 375 — 

Seni gayet ile sevdi ey saçı Leylâ güzel 
Ben kulunu aşkın ile eyledin şeydâ güzel 
Tarz-ı hâsın hub yaratmış Hazret-i Mevlâ güzel 
Bî bedeldir mah cemâlin ey melek sîmâ güzel 

Emrine râzîdir uşşak âli dîvan sendedir 
Emr-i Hak'la bu dil-i dîvâne her an sendedir 
Şehsüvânm arsa-i hüsnile meydan sendedir 
Mülk-i hüsnün şâhısın ey husrev ü Dârâ güzel 



Âşık Ömer 209 

Lûtf u ihsandır münâsib sana ey tab'ı halîm 
Mürdeler ihya olurken eylesen nutk-ı kelîm 
Sen ne rütbe eylesen bu âşıka nâz ü naîm 
Sana istiğnâyi etsin dilber *i ra'nâ güzel 

Ey Ömer çün hâb-ı gafletten uyandı bu gönül 
Sen perî rûyi göreli nâza yandı bu gönül 
Sanma kim sevdâ-yi zülfünden usandı bu gönül 
Gül cemâlin şen'ine per yakmada hâlâ güzel 

— 375 _ 

Ey kamer tal'at perî peyker melek sîmâ güzel 
Hak seni kılmış güzeller içre bîhemtâ güzel 
Kaşların hükmün berât-ı hüsnüne tuğra güzel 
Gözlerinle ellerin mânendi yok ra'nâ güzel 

Ben senin meftunun oldum sadıkane şübhesiz 
Sinemi müjgânına verdim nişane şübhesiz 
Cünbiş-i etvârına yoktur behâne şübhesiz 
Bârekâllâh der cemâlin seyreden hakka güzel 

Nûr vermiş hem ziya âfâka mihr-i tal'atin 
Aşıka çevrin nasîb olur rakîbe izzetin 
Dürr-i yektasın fena mülkünde yoktur kıymetin 
Neyleyim kadrin bilinmez yerdesin hayfâ güzel 

Olmasa Leylâsı Mecnun olmaz idi bîkarâr 
Çalışur şîrîn içün Ferhâd'ı gör îeyl ü nehâr 
Baykuşa vîrâne düşmüş andelîbe güi'izâr 
Ben dahi sevdim seni ey şûh-i müstesna güzel 

Derdli gönül sana der ey dilberâ vechin kamer 
Hizmeti aşkm edüp pirden kuşanmıştır kemer 

14 



210 Aşık Ömer 

Ne kadar cevr eylesen dönmez çeker Aşık Ömer 
Getürür etsen ne denlu nâz û istiğna güzel 

- 376 — 

Kang-ı gülzârm gülüsün verd-i handanım güzel 
Bülbül-i nâlânmım artmakta efganım güzel 
Gelişin kandendir ey serv-i hirâmânım güzel 
Bir haber ver söyle ey mîr -i suhandânım güzel 

Cûşeden aşkınla eşk-i hun feşânımdır benim 
Medhinin evsâfının inşâsı şânımdır benim 
Vasim ikrar ettiğin hatır nişânımdır benim 
Tâ Elest'tendir seninle ahd ü peymânım güzel 

Bâğ-ı hüsnünden nasîb olmadı kokmak sünbülün 
Hep heba imiş işi bildim nevâkeş bülbülün 
Çıkarup tarf-ı arakçînin muanber kâkülün 
Sen perîşân eylemezsin ben perişanım güzel 

Lûtfile uşşâka olsa zerrece mihrin eğer 

Ey güzeller serveri vermek nedir râhında ser 

Ben dedim şehd-i lebinde bir mekes konmuş meğer 

Geç bu cürmümden benim afveyle isyanım güzel 

Derd-i aşkın gizlidir sinemde dermanım gibi 
Tâ derûnum içre anı saklarım canım gibi 
Der ki bu Âşık Ömer akl-ı perişanım gibi 
Gel koyup gitme beni ağlatma sultânım güzel 

_377 — 

Mübtelâyım hatırımdan fikr-i yâr eksik değil 
Görmeyeli mah cemâlin âh ü zâr eksik değil 
Çeksem el kılsam feragat aşk beni rahat komaz 
Başta sevda dilde zahmet kalbde nâr eksik değil 



Âşık Ömer 211 

Emr-i Hak'la tâ ezelden böyle yazılmış kalem 
Bağrımı hûn eyledi derd ü belâ mihnet elem 
Bilmezem payem mi alçak bu benim bahtım mı kem 
Keyfime keder verir bir nâbekâr eksik değil 

Ger bulayım der isen sen bu cihanda devleti 
Ehl-i dil kâmiller ile kaim eyle sohbeti 
Câhil ü nâdân ile ger ider isen ülfeti 
Yâ elinden yâ dilinden bir zarar eksik değil 

Gel nasihat diler isen sana tahkik bir haber 
Ger nasihat dinlemezsen sana çok ider zarar 
Zevrakı engine salma pek sakın Aşık Ömer 
Deryalarda bir muhalif rûzigâr eksik değil 

-378 — 

Yalınız bir ben değil bây ü gedâ sultan melil 
Ayn-ı ibretle nazar kıldım kamu irfan melil 
Yâ İlâhî bu ne haldir bilmediler hikmetin 
Akıl u dânâ melil hem câhil ü nadan melil 

Görmedim bir kimseyi endîşe-i gamdan esen 

Her suhan 

Bâb-ı rahmettir çıkup Havva vü Adem tevbeden 
Muntazır ardınca kaldı cennet ü Rıdvan melil 

Rabbena her işimiz dâim muvafıktır sana 
Böyle takdîr eylemişsin aklımız ermez ana 
Recm ile Iblîs-i merdud gitti tavus bir yana 
Isıhna düştü yılan âh u sergerdan melil 

Kimisi Mey ile mahcub kimi sürmekte demi 
Baykuşu gör kim çeker viranelikte matemi 



212 Âşık Ömer 

Çin seherde bülbülün feryadı tutmuş âlemi 
Bâğban hayrette kalmış gül güler gülşan melil 

Ben sanırdım derdimend Âşık Ömer dilber sever 
Rast gelip bir şahsa sordum Mısr-ı dilden ne haber 
Gussadan âzâde yoğmuş bu cihan içre meğer 
Dedi kan ağlar Zelîhâ Yûsuf-i Ken'an melil 

— 379 — 



Sen seni sanma melil ey dil bütün dünyâ melil 
Her keşi bir hâl ile kılmaktadır sevda melil 
Geldiler dünyâya çün Âdem zelil Havva melil 
intişâr üzre kaluptur cennet ü havra melil 

Her şükûfeyle derûn-i bâğ hoş şöhrettedir 
Lâle bağrın dâğ yakmış âteşin şöhrettedir 
Goncanın ağzı açık kalmış acep hayrettedir 
Gülşen-i hayrette inler bülbül -i şeydâ melil 

Var mı görmüş hâb-ı gamda âşıkm uyandığın 
Aşk zencîrin çeken dîvânenin uslandığın 
Bezmde şem'in görüp başmda odlar yandığın 
Üstüne perler yakar pervâne-i perva melil 

Fâl açup bâb-ı elemden hasbıhâlim söyledim 
Söyledim amma yine dîvâne gönlüm eğledim 
Aşk vâdîsin bugün ibretle seyrân eyledim 
Baktım ol Mecnûn sergerdan gezer Leylâ melil 

Ey Ömer var mı bu hikmet defterinde geh fünûn 
Belli bir noktadürür bunca defâtîre yekûn 
Kim nice sabit oluptur Akl-i kül'den Kâf ü Nûn 
Ermedi aklın ana oldu yedi derya melil 



Âşık Ömer 213 

- 380 — 

Her kaçan g-ülşende ol meh tazeler destâre gül 
Şevkıle can bülbülü âgazeler destâre gül 
Sanurum bâğ-ı İrem'den gül getürmüş huriler 
Sakmup seyrâna çıksa tazeler destâre gül 

Ey rakip haddin değil yaklaşma canın şevkme 
Can nisâr etmek benim şânımdır anın şevkme 
Görme gülsen içre ol gonca dehânın şevkine 
Arzeder bülbülleyin dervâzeler destâre gül 

Aferin ol goncanın bu nazikâne fendine 
Bî tekellüf dest öpüp yârin çıkar dülbendine 
Söz atar şebnemleri lâ'l-i zülâli kandine 
Âşkın gönlün bile şîrâzeler destâre gül 

Gülşeni doldurdu bülbüller figan ü zardan 
Goncalar el çekmez ayrılmaz ser-i dildârdan 
Yeller estikçe gubâr-ı gerdiş-i ağyardan 
Tîz kondurmaz salar yelpazeler destâre gül 

Mecelise Aşık Ömer yahşi gerektir badeler 
Lezzetin bir dilberin lâ'l-i lebinden dadeler 
Sûret-i dîvâre elbet meyleder dildâdeler 
Söyleniz tasvir yazanlar yazeler destâre gül 

— 381 — 

Sünbülün sahn-ı lâtifinden tutar dâmânı gül 
Nevbahâr-ı gülsen içre verdi elhak sânı gül 
Vird okur şâm u seherde yâd eder Sübhân'ı gül 
Şîve babında zarafet gösterir şâhânı gül 

Nice vasfın etmeyim serçeşmesidir anberin 
Ol dahi çekmektedir çevrini çarh-ı çenberin 



214 Âşik Ömer 

Hâsıl olmuştur terinden Hazret-i Peygamberdin 
Kani zanbak kani lâle kani sünbül kani gül 

Sad hezar meftunu var erbâbmı kul eylemiş 
Hak Taâlâ cümlesinden anı makbul eylemiş 
Zümre-i taht-ı şehenşâhîde ma'dûl eylemiş 
Zannım oldur vakt ü asrın şevketi sultânı gül 

Tab' içün hiç kokmağa keyfi küyûfa benzemez 
Hâs u âm makbulüdür hem serv-i kufa benzemez 
Şöyle ter nâzik lâtif hiç bir şükûfa benzemez 
Bülbül -i şûrîdenin seyrânı şehristânı gül 

Ol gül -i hamrâlar içün intizarda pençesi 
Gam mıdır olsa cihanda pâdişâh eğlencesi 
Dinle gel vakt-i seherde açıhnca goncesi 
Der ki Ömer şöyle kim sermest eder inşânı gül 

— 382 — 

Hâlime lâyık, seza bir nevcivân ister gönül 
Kokmağa gül gibi bir nevreste cân ister gönül 
Kendi pürdür ma'rifette âlemin rindânıdır 
Anın içün kameti serv-i revân ister gönül 

Aşikâr etse kaçan ol nazenin reftârını 
Âşıkın alsa başından akl u fikri varını 
İstemez gayrı gönül bu âlemin dildârını 
Hâsıh bir misli yok taze civan ister gönül 

Mail oldum çekmeğe ben yâr içün ol mihneti 
Olmasa gayr ile amma ol perinin ülfeti 
Gördüğüm mehpâreye etmez bu gönlüm rağbeti 
Hemnişîn olmaklığa bir kahraman ister gönül 



Âşık Ömer 215 

Hâlimi arzeyledikte gamzesi mestâneye 
Hâlime rahmedüp in'am eylese dîvaneye 
Bî tekellüf gâhice da'vet edüp gamhâneye 
Hoş tekellüm etmeğe gonca dehân ister gönül 

Kimse bakmaz bu Ömer Bîçârenin elkabma 
Remzile eyler temaşa eylese mehtâbma 
Aşikâre aşinalık eylemiş ahbabına 
Gizlice sevmek içün bir nevcivân ister gönül 

— 383 — 

Gel haberdâr ol kamu ahvâl-i âlemden gönül 
Gafil olma ibret al Havva vü Âdem'den gönül 
Cümle mahlûkat ecel camın içer bî ihtilâf 
Kimse kurtulmaz cihanda ye's ü matemden gönül 

Dehr içinde Hızr veş içsen eğer âb-ı hayât 
Derd-i mevte çârecû olsan bulunmaz hiç necat 
Bu fenada zahm-ı tîri mevt ile eyler vefat 
Böyle takdir eyledi Hak mâtekaddemden gönül 

Bu cihana her gelen sâhibkırân oldu helak 
Bî aded şâh ü gedâ pîr ü civan oldu helak 
Mevt elinden nice yüz bin kahraman oldu helak 
Hissemend ol kıssa-i Zâloğlu Rüstem'den gönül 

Der ki Ömer çâre yok tenler türâb olsa gerek 
Yıkılup dağlar harâb ender harâb olsa gerek 
Halka bir bir Hak divânında hisâb olsa gerek 
Gafil olma rûz-i mahşerde cehennemden gönül 

_ 384 - 

Her birine bir bakan dildârı neylersin gönül 
Seni hicrana yakan dildârı neylersin gönül 



216 [Âşık Ömer 

Bir güzel sev ki vefalar eylesün dâim sana 
Her zaman hatır yıkan dildârı neylersin g-önül 

Sormadın bîçârenin hiç hâtır-ı nâşâdmı 
Yâ aceb mi pareler bu ömrümün bünyâdını 
Sen derûnî âşık iken gayrılarm adını 
Yanma sık sık çıkan dildârı neylersin gönül 

Kangı dilber meylederse sen gibi azadeye 
Cân ü dilden kıl mahabbet ol derûnî sâdeye 
Kendini teslim edüp bend olma her üftâdeye 
Su gibi yer yer akan dildârı neylersin gönül 

Bu Ömer kılmaktadır kim âh ile efganları 
Aklı olan hiç sever mi rahmi yok cananları 
Yanılup ta gâhi gâhi ettiği ihsanları 
Başına bir bir kakan dildârı neylersin gönül 

_ 385 — 

Gittim ey rûh-i revanim zara mı düşsün gönül 
Kâr u kisbinden geçüb âvâre mi düşsün gönül 
Hasretile ben garîbi gel koyup gitme deyu 
Hâkipâye yüz sürüp yalvara mı düşsün gönül 

Akl û fikrim çün gidüp hemrâh olursam şâh ile 
Gönlümü şahım sana ısmarladım Allah ile 
Yâ seni aldıkça feryâd ü figanım âh ile 
Döğünüp taşlar ile yollara mı düşsün gönül 

Dâg çeksem sîneme hecrin ferâmûş eylesem 
Eylesem çâk-i girîban dembedem cûşeylesem 
Lâ*l-i nâbın hâlile kim badeler nûşeylesem 
Mest olup çün gûşe-i hammâra mı düşsün gönül 



Âşık Ömer 217 

Nâm ile Adlî demişler şol Ömer üftâdene 
Dağ u taşlar hâil olmaz bil Ömer üiFtâdene 
Pâdişâhım bir nasihat kıl Ömer üftânene 
Soyunup üryan olup dağlara mı düşsün gönül 



M 



— 386 — 

Ey perî ettklerin çoktur bana ben söylemem 
Razıyım her ne edersen sen bana ben söylemem 
Bir el ile al rakîbi bir el ile al beni 
Sânına her ne düşerse et şehâ ben söylemem 

Hep senin aşkın çeken yâ ben gibi âşık mıdır 
Emrine bin cân ile râm bende-i sâdık mıdır 
Kendin insaf eyle canım bendene lâyık mıdır 
Her azamı lokma lokma et dilâ ben söylemem 

Derdliyim bu derdime derman kılan yoktur tabîb 
Kim bu derdim ola yeğdir kim bana olmaz nasîb 
Sevdiğim söyleşme mümkin mi seninle ben garîb 
Gele hakkından senin ancak Huda ben söylemem 

Kasdı şimdi canadır ol gamze-i hunhârenin 
Hatırın sormağa gelmez bu dil-i âvârenin 
Vashn arzu eyleyen Âşık Ömer bîçârenin 
Sen bilürsün yâ ne hacet Mustafâ'dır söylemem 

— 387 — 

Bir münevver tâc urundu girdi çün meydâna şem' 
Çok hüner göstermek ister maclis-i rindâna şem' 
Devr elinden çektiği âlâme istifsar içün 
Haylice yandı yakıldı dün gece yârana şem' 



218 Âşık Ömer 

Ne kadar peıler yanup şevk ile olsa âfitâb 
Başıma mikraz-ı gamdan irişür zahm-i itâb 
Subha dek işler derûnumda fitîl-i ıztırâb 
Yüreği yağın eridir âteş -i sûzâna şem' 

Aslı dörttür çâr unsurdan mürekkeb bir şecer 
Hâsıl oldu başına rûh-i hidâyet virdi fer 
Reşk eder şevk-ı şuâın göricek şems ü kamer 
Dîdesin dikmiş göke tesbîh okur Sübhâne şem' 

Per yakar âşıkları gâhî olurlar derkenar 
Susamış gelmiş su ister sanur içenler kanar 
" İhtiyarı elde yok başında âteşler yanar 

Hoş bakar pervanenin hâline yane yane şem' 

Lâcerem Aşık Ömer bunun da bir ahvâli var 
Kime zulm etmiş aceb bilmem bu çarh-ı hîlekâr 
Bir nefes dinlenmeyüp yanar yakıhr kârızâr 
Ahidir göz yaşların yağmur gibi amma ne şem' 

_ 388 _ 

Bülbül oldum gül yanında hara minnet etmezem 
Şem'ine pervaneyim ben nâra minnet etmezem 
Bîvefânm sitemin çekmeğe yoktur takatim 
Âşıka cevreyleyen dildâra minnet etmezem 

Lûtfu ile bir inayet kıla ol Bârî Huda 
Hâl müşkil oldu gayet arzedemem ben gedâ 
Çeşm-i mesti uğruna ben başımı kıldım feda 
Mansur'um meydâna geldim dara minnet etmezem 

Bir haber ver bana yârımdan eyâ bâd-i sabâ 
Eyledi bu- aşk vücûdum mülkünü cümle heba 



Âşık Ömer 

Birdürür yanımda hil'at birdürür köhne abâ 
Fariğim geçtim cihandan vara minnet etmezem 

Der ki Ömer yâ İlahî bir aceb girdabdeyim 
ArzıhâU dinlerim yok her seher feryaddeyim 
Düşmüşüm ben hâkipâye daima minnetteyim 
Öldür imdi kend-elimle[l] cana minnet etmezem 

__ 389 — 

Dilberâ işimi zâr etmek neden ben neyledim 
Başıma dünyâyı dar etmek neden ben neyledim 
Senin ile lâtekellüf geçinirken bir zaman 
Şimdi aşnahğa âr etmek neden ben neyledim 

Gâhice bu derdimendin ismini yâdeylesen 

Bu harabe gönlümü lûtfunla âbâd eylesen 

Yalvarır idim benim hâtırcıgım şâdeylesen 

Tâ bu denlu çevri kâretmek neden ben neyledim 

Ben sanurdum leblerindir hasteye dâr-ü-şifâ 
Düşeli aşkına cânâ sürmedim bir dem sefa 
Çünki rahmetmeyicektin hey cefakâr bîvefâ 
Yâ benim gönlüm şikâr etmek neden ben neyledim 

Ey cenanım tâ ezelden sana oldum mübtelâ 
Kimsenin başına gelmesin mahabbet bir belâ 
Ben senin sâdık kulunken yoluna ey dilrübâ 
Rakibi kendine yâr etmek neden ben neyledim 

Bu gönül pervane veş yanmakta aşkın nârına 
Bir gül içün andelîbin bak figan ü zarına 

|1{ Kendi elinle . 



219 



220 Âşık Ömer 

Bu Ömer müştak olaldan hüsnünün gülzânna 
Bî vefa yerimi hâk etmek neden ben neyledim 

_ 390 — 

İl beni diller deyu eğnim abâ pûş eyledim 
Çarh-ı gerdundan müzeyyen câm-ı mey nûş eyledim 
Bulmadım bir medhim eyler çok sena gûş eyledim 
Zemmeder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim 

Cevr-i dilber bir yanadan tan'-ı âlem bir yana 
Yalınız düşmen değil dostum bile düşmen bana 
Hâlime rahmeyleyüp kimse demez noldu sana 
Zemmeder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim 

Ağlamaktan rûz ü şeb çeşmim yaşı döndü sele 
Ben bu derdden ağlamazdım ettiğim olsa hele 
Şöyle bir şây oldu ismim söylenür dilden dile 
Zanneder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim 

Yâ İlâhî sen bilürsün bu Ömer' in hâlini 
Hürmetinle yarlıgagıl bu günehkâr kulunu 
Ol Habîb' in hürmetiyçün kes bu halkın dilini 
Ta'n eder âlem beni yâ Rab bu halka neyledim 

— 39! _ 

Düşmüşüm bir olmadık da'vâya haddim bilmedim 
Başım uğrattım kuru gavgaya haddim bilmedim 
Ey dilâ ben şu fenada cümleden a'lâ iken 
Âşık oldum ol şeh-i şeydâya haddim bilmedim 

Tâ ezelden ben beni böyle bilürdüm aşikâr 
Her lebi şirinlerin Ferhâd'ı vardır sadhezâr 



Âşık Ömer 221 

Kâkülünün her muyinde nice bin Mecnûnu var 
Tâlib oldum sen melek sîmâya haddim bilmedim 

Der ki Ömer gör benim bu hemdem ü hemrâzımı 
Gafilen uçurdum eyvah ol hümâ pervâzımı 
Saydı mümkim olmayan şikâre saldım bâzımı 
Dâne döktüm gökteki hümâya haddim bilmedim 

— 392 — 

Ey perî kaddin gibi bir serv-i bâlâ görmedim 
Ruhlerin şem'i gibi ben bir şeb ârâ görmedim 
Hak Taâlâ nura gark etmiş cemâl-i pâkini 
Ben senin gibi perî peyker dilârâ görmedim 

Dinleyip gezdim serâpâ bülbül-i şeydâlan 
Cümle seyrettim cihanda dilber-i ra'nâları 
Komadım hiç bir sadef hep aradım deryaları 
Cism-i pâkine mübeddel dürr-i yekta görmedim 

Aşkın ile âh ederim sîneme dağlar yakup 
Serteser ettim cihanı boynuma zencir takup 
On sekiz bin âlemi geşt eyledim mumlar ykup 
Hüsn içinde sencileyin nahl-i bâla görmedim 

Bir gümüş servi gören sanur ki kadd ü kametin 
İbret ile kıl temâşâ gör bu zîbâ tal'atm 
Bn gönül bir mehlikadır sevdiğim bil kıymetin 
Her gören Mecnûn olur ben böyle Leylâ görmedim 

Devr-i Adem'den beri kim gördü böyle mehlika 
Gelmemiştir bu cihâna böyle âfet pür cefâ 
Ey Ömer seyreyledim dünyâyı ben Kaftan 
Böyle bir kâkülleri hâlâ mutarrâ görmedim 



222 Aşık Ömer 

— 393 — 

Çok zamandır intizârım kaşı yayı görmedim 
Yerde midir gökte midir ol hümâyı görmedim 
Gül gibi bilmem kimin gamhânesin pür nûr eder 
Sesilmez şems ü kamerden hüsnü ayı görmedim 

Gözüme dünyâ görünmez şimdi gönlüm gamdedir 
Ol melek sîmâ güzel bilmem ki şimdi kandedir 
Hiç değfil ağyar ile zevk u sefa demlerdedir 
Bakışı bin kan eder çeşmi elayı görmedim 

Böyle bir mahbûb dilber medhederim hasbeten 
Gördü gözüm düştü gönlüm sevdi canım hikmeten 
Günde bin kez nâz ile bâd-i sabâya nisbeten 
Salınup bin nâz ile ol dilrübâyı görmedim 

Bu zamane dilberinin her birinde yok vefa 
İşte dilber ana derler âşıka etmez cefâ 
Çok güzel seyrettim amma der ki Aşık Ömeft, 
Böyle bir çeşmi müzeyyen dilrübâyı görmedim 

— 394 — 

Azm-i yâr edüp makam-ı yâra geldim görmedim 
Dili bülbül gözleri sahhâre geldim görmedim 
Yâ İlâhî bu ne aşktır başıma geldi benim 

Beni bu derde salan dildâre geldim görmedim 

Seyr içün bâğ-ı hayâli eyledim geşt ü güzâr 
Gerçi kim dünyâda gördüm hubâları ben sadhezâr 
Bulmadım hüsnüne hemtâ ey melek sîmâlı yâr 
Anın içün yüz sürüp dîvâne geldim görmedim 



Âşık Ömer 223 

Emr-i Hak'tır eyleme bu bendene cevr ü cefâ 
Lâyık-ı insaf değildir etmek ağyara vefa 
Çeşmi âhû saçı sünbül kaşları kavs-i kaza 
Vaslma yol bulmağa bir sara geldim görmedim 

Gönlümü sevdâ-yi aşkın eyledi zencîr bend 
Bendesiyim yârimin boynuma taktı bir kemend 
Nice bir yâd eylesün Âşık Ömer kim derdimend 
Derdli çeşmim hastadır dermana geldim görmedim 

- 395 — 

Ey dirîğa bivefâ dildârı çoktan görmedim 
Merhametsiz pür cefâ dildârı çoktan görmedim 
01 cihet envârını bir veçhile göstermedin 
Ne hayâl oldu aceb ki yârı çoktan görmedim 

Ben dahi Mecnun gibi sahralara düştüm bugün 
01 saçı Leylâ içün sahralara düştüm bugün 
Bilmezem hiç ne aceb ferdalara düştüm bugün 
Ol yüzü mah tal'atı hünkârı çoktan görmedim 

Günbegün arttı figanım derdimin dermanı yok 
Kande gitti ol melâhat mülkünün sultânı yok 
Çevri çok amma o şuhun bir dahi ihsanı yok 
Gönlümü sûzân eden ol nârı çoktan görmedim 

Ferhad'ım Şirin yolunda dağı delmek niyyetim 
Çâh-ı mihnette geçüp ol yârı görmek niyyetim 
Terk edüp ân heman meydâna girmek niyyetim 
Hiç karârım yok perî ruhsârı çoktan görmedim 

Ey perî bu kemterini şâd ü dilşâd eylesem 
Bu divâne gönlümü lûtfiie âbâd eylesen 



224 Âşık Ömer 

Ya ne var bn Ömer'in hâtırcığm şâd eylesen 
Yanağı gül ruhleri gülzârı çoktan görmedim 

-396— 

Râh-i aşka gel de kıl bir çâre İbrâhimciğim 
Kalb-i mahzunum sevinsin bari İbrâhimciğim 
îller ile îş ü işret dem idersin her zaman 
Kıl hazer meyleyleme ağyara ibrâhimciğim 

Bari gel insafa fikr edüp düşün ey gönce fem 
Gör bana ettiklerin kalur mu yâ cevr ü sitem 
Sen edersin gayrılarla ayşü işret dembedem 
Rûz ü şeb yanmaktayım bir nâra İbrâhimciğim 

Nice bir dem ağladırsm ey perî suret beni 
Tâ giceler subholunca eylemez rahat beni 
Yâ neler çektim elinden biricik söylet beni 
Binden artıktır sinemde yâre İbrâhimciğim 

Hüsnüne mağrur olup gel olma şahım dilşiken 
Sanma bakî kalur ettiğin çevir yanma sen 
Çok melek sîmâ güzel seyreyledim âlemde ben 
Bulmadım sen gibi bir mehpâre İbrâhimciğim 

Der ki Ömer alma ahım ey yüzü mestim benim 
Hah bilür yok dergehine gelmeğe kasdım benim 
Hak budur gözler nişanım doğrudur şaştım benim 
Gel inanmazsan derûnum ara İbrâhimciğim 

— 397 — 

Medhederdim bir melek sîmâh olsa sevdiğim 
Aşık-ı bîçârenin öz mâli olsa sevdiğim 



Âşık Ömer 2^ 

Yüz görüp öpülmedik koçulmadık yırtılmadık 
Dest-i nadan değmedik bir hâli olsa sevdiğim 

İstemem hûb-i cihan olsa gerekmez istemem 
İstemem kaşı keman olsa gerekmez istemem 
Fitne-i âhır zaman olsa gerekmez istemem 
Yâ deli yâhud biraz sevdâyi olsa sevdiğim 

Bir cenana mübtelâyım halleri makbul değil 
Ehl-i irfan meclisinde her işi makbul değil 
Rumeli dilberleri pürnûr olur makbul değil 
Şehr-i îstanbul'lu yâ Bursalı olsa sevdiğim 

Ey Ömer sevdiceğim ma'nîde ben âzürdeyim 
Hem mülehham hem mücessem hem biraz fersûdesiyim 
Ebu Bekir Ömer Osman olmaz ise bir isim 
Çâriyâr isminde bari Ali olsa sevdiğim 

— 398 — 

Eyledim senden sana feryâd ü zarı sevdiğim 
Ağlamaktır ben garîbin eski kârı sevdiğim 
Yâ ne var kıls-'n terahhumla nazar bu hâlime 
Almasan olmaz mı böyle inkisarı sevdiğim 

Yâr olan dildâr odur ki âşıka imdâd eder 
Bîvefâ olan güzeller âşıkını yâd eder 
Her kime sorsam seni ağlar elinden dâd eder 
Zulmile verdim cihâna iştiharı sevdiğim 

Akıbet baştan çıkardılar o canım paresin 
Sormaz oldu kanlı zâlim haste-i bîçâresin 
Yüzüne ursa rakibin gâhî yüzü karesin 
Öldüğüme gam yemezdim hele bari sevdiğim 

15 



226 [Âşık Ömer 

Hiç reva mı hemdem olmak gonca leler behâril 
Kail olmam sevdiğim görsem seni ağyar ile 
Korkarım Aşık Ömer bu gayret ile âr ile 
Akıbet bir gün eder terk-i diyarı sevdiğim 

_ 399 — 

Oldu dil üftâdesi sen nevcivânm sevdiğim 
Aldı aklım akıbet tûtî lisânın sevdiğim 
Bendeni ferdaya salmış şânma lâyık mıdır 
Yâ benimle böyle mi ahd ü emânm sevdiğim 

Aldayup âvâre gönlüm yâ niçün aldın benim 
Tatlı diller döküp evvel yüzüme güldün benim 
Yâr olup ağyara âhır bağrımı deldin benim 
Böyle imiş hubların bildim zamanın sevdiğim 

Vuslatınla şâd olup gönlüm sezerdi bir zaman 
Şimdi ye's ü matem ile eylerim âh ü figan 
Andına ikrarına dilberlerin olmaz inan 
Hep bilindi aşikâr oldu yalanın sevdiğim 

Gör beni hayretle koydun dilberâ yakmaz mısın 
Kalbi Beytullah değil mi âşıkm bakmaz mısın 
Nice terkettin beni sen Tanrı'dan korkmaz mısın 
Yok mudur göğsünde bir zerre imânın sevdiğim 

Derd-i aşkınla bilürsün oldu bu dil mübtelâ 
Yâ niçün benden cüdasın yâde oldun âşinâ 
Ben bilirüm Ömer^e sen bîvefâsm bîvefâ 
Kimseden sormam senin yahşi yamanın sevdiğim 

— 400 — 

Sen de bir gün ben gibi âşık olasın sevdiğim 
Hep bana ettiklerin yer yer bulasın sevdiğim 



Âşık Ömer 227 

Gülsitân-ı hüsnüne bâd-i hazâna uğradup 
Bir açılmış gül gibi âhır solasın sevdiğim 

Uyma ağyara anınla bir yere gitme deyu 
Aşıkm varken rakibin ahdini gütme deyu 
Canıma kâretti lûtf et bana cevretme deyu 
Sevdiğim mehpâreye minnet kılasm sevdiğim 

Her yerin dâğ ile yaksun sîne-i pür yârenin 
Sen birinden zâr iken ol binin açsun yârenin 
Âh edüp her dem elinden ol gözü sahhârenin 
Bunca derd-i aşk u mihnetle dolaşın sevdiğim 

Kimse hiç mâni' değildir var safa eyle safa 
Kimler öğretti sana kim sen cefâ eyle bana 
Yâ cefâdan fariğ ol gel yâ vefa eyle dilâ 
Yâ sana ben mi dedim gönlüm alasın sevdiğim 

Diyesin hayfâ yazıklar bulmadım ol serveri 
Âşık-ı sâdık verirdi uğruna cân ü seri 
Âşıkım kande deyu bir vakt ola kim Ömerli 
Arayasm bulmayup âciz kalasın sevdiğim 

— 401 — 

Kendim aşka müptelâ ettim seninçün sevdiğim 
Her ne ettim ben bana ettim seninçün sevdiğim 
Yoluna ölmekliğe ben razı oldum bilmedin 
Cân ile başım feda ettim seninçün sevdiğim 

Ey tabibim ben visalin eyler iken ârzû 
Gözüme karşu lebini bûs eder gördüm adû 
Pâdişâh-ı âleme etmiş değilken serfürû 
Çok adûya merhaba ettim seninçün sevdiğim 



228 Âşık Ömer 

İhtiraz eyler iken her veçhile mestâneden 
Kimse incinmiş değilken bu dil-i dîvâneden 
Zühd ü takva ile fark olmaz iken dürdâneden 
Dilde nâmım eşkıya ettim seninçün sevdiğim 

Râhate düşmek murâd ettim iriştim mihnete 
Ey Ömer cismimi yandırdı bu nâr-ı firkate 
Bir iki üç senedir düştüm diyâr-ı gurbete 
Akıbet terk-i vatan ettim seninçün sevdiğim 

— 402 — 

Derd-i aşkı cümle râm ettim seninçün sevdiğim 
Çeşmime hâbı haram ettim seninçün sevdiğim 
Hazret-i Ya'kub misâli ey şehâ Yûsuf cemâl 
Beyt-i ahzânı makam ettim seninçün sevdiğim 

Nây ile perverde-i bâğ-ı cinânımsın benim 
Bu dil-i firdevste hem rûh-i revânımsm benim 
Ârzû-yi hatırım maksûd-ı cânımsın benim 
Gayrıdan kat'-ı meram ettim seninçün sevdiğim 

Olmuş iken mekteb-i irfanda ben sâhib fünun 
Eyledi çeşmin bana mekr ile bin sihr ü füsun 
Akıbet sicn-i belâda eyledim tekmil cünun 
Ders-i aşkı hep tamâm ettim seninçün sevdiğim 

Haste-i hicranınım tâb ü tevânım kalmadı 
Öldürür çevrin beni âhır g-ümânım kalmadı 
Der Ömer üftâde kim nâm ü nişanım kalmadı 
Kendimi bî kadr ü nâm ettim seninçün sevdiğim 

— 403 — 

Hâkipâyin tûtiyâsı ey peri dünyâ değer 
Firkatinle hasta çeşmime şifâdır sevdiğim 



Âşık Ömer 229 

Mihnetinle çektiğim âlâmı bilmezsin hele 
Hizmetinde geçen ömrüm hep hebadır sevdiğim 

Bendeni gözden bıraktın sen olnp ağyara yâr 
Korkarım ki bu elemde ederim terk. i diyar 
Serteser gezdim cihanı eyledim geşt ü güzâr 
Görmedim sen gibi zâlim bîvefâdır sevdiğim 

Aklımı cezbetti gamzen canıma yetmek değil 
Ne çatarsın kaşlarını kasdm incitmek değil 
îzz ü nâzından muradın iltifat etmek değil 
Dâima ettiklerin cevr ü cefâdır sevdiğim 

Olamaz Âşık Ömerh'ır dilber- i şîrin edâ 
Leblerinden sordum ismin dedi ol kân-ı sehâ 
Beş hurûf ile okunur evveli mim sonu yâ 
Hiç değildir senin ismin Mustafâ'dır sevdiğim 

- 404- 

On iki mahbûba gönlüm mübtelâdır sevdiğim 
Tazelikte her biri sâhib hkadır sevdiğim 
Bunları ismiyle resmiyle beyân etsem gerek 
Dinle gel bir kez bu bir ibretnümâdır sevdiğim 

Tahtıgâh-ı hüsne gayri Ahmed'im etti cülus 
Yûsuf'umdan eylediler ehl-i diller destbûs 
Mahmud'um etmiş müzeyyen kendisin misl-i arûs 
Bir keremkânı güzel ehl-i vefadır sevdiğim 

İzzet i ayn-i cihan olmuş Hüseyn ile Hasen 
Bekir'in güldür yanağı hub Ali'nin yâsemen 
Ömer'i sevdim mahabbet eyleyüp Osman'a ben 
Ol sebebden yoluna canlar fedadır sevdiğim 



230 Âşık Ömer 

Düştü dil İsmail'in lâ'l-i leb-i mercâmna 
Yok kusur İbrahim'in bu tarz ile etvârma 
Bu Ömerlin cân ü dilden râm olam fermânma 
Sadıkane bendesiyim Mustafâ'dır sevdiğim 

- 405 — 

Tarz ü etvârm senin bir yerde yoktur sevdiğim 
Yürüyüşün değme bir dilberde yoktur sevdiğim 
Nâz ile aşüfte kıldın ben dili şûrîdeni 
Perakende oldu aklım serde yoktur sevdiğim 

Nâz ü istiğna edüp üftâdeye densizlenür 
Rûyine kılsam tebessüm gözde incu gizlenür 
Ol keman ebru hilâl çeşm-i siyahlar gözlenür 
Tîğ-ı gamzen hey'eti hançerde yoktur sevdiğim 

Pîr olursun sen de bil çağın geçer mahbûb iken 
Kimse adın anmaz olur mahbub iken hûb iken 
Gel konuşma nadan ile şimdicek mahcûb iken 
Ol rakîb-i bed likada perde yoktur sevdiğim 

Sevdiğim aşk pazarında sat beni fayd-eyîe[l] gel 
Çünki sayyadsm dilârâ bu dili sayd eyle gel 
Ben dahi benden olayım deftere kayd eyle gel 
Belki bu Aşık Ömer defterde yoktur sevdiğim 

— 406 — 

Benim bâğ-ı letafette gül-i handanım İbrahim 
Seninçündür benim bülbül gibi efganım İbrahim 
Perişan eyledin akhm beni Mecnûn'a dönderdin 
Nedir bu şiveler sende meded cananım İbrahim 



[İJ Fayde eyle yerine 



Âşık Ömer 231 

Ser i kûyind-olan[l] nadan cemîsi cüda olsun 
Demâdem destig-îrin hazret-i Bârî Huda olsun 
Yolunda cân ü başım cümle varım hep feda olsun 
Nem istersen dirîğ etmem meh-i tabanım İbrahim 

Nihâl-i servidir kaddin yanag-m bir gül-i ahmer 
Siyeh kâküllerin içün yanup yakılmada anber 
Senin gavvâs-ı aşkında niceler ser feda eyler 
Benim bahr-i hakikatte lebi mercanım îbrhâim 

Bu çeşmim yaşım sular gibi çağlatma sultânım 
Kemend-i hasret ile çeşmime bağlatma sultânım 
Garibindir Ömer cânâ yeter ağlatma sultânım 
Müşerref kıl visalinle aman sultânım İbrahim 

— 407 — 

Yâ Huda sakla hatâdan bir cenana mâlikim 
Sâhib-i lûtf u kerem şâh-ı cihâna mâlikim 
Lebleri yakut, i ahmer kendi gevher kânıdır 
Kameti serv.i semen ince miyâna mâlikim 

Mâh yüzüne dağıdır kâkülünü sünbül gibi 
Bağ -I cennet içre bitmiş yanağı bir gül gibi 
Nice feryâd etmeyeyim andelib bülbül gibi 
Henüz açılmış dahi bir gülsitâna mâlikim 

Ben nice vasfeyleyim kim şöyle bir hûrî sıfat 
Hiç nedir bilmez cefâyı gör ne denlu pâk zât 
Hüsnünü görünce hayran oldu anın kâinat 
Hublar içre kadri bâlâ âlişâna mâlikim 

Doksan iki dedim ismin belki hûy ü hây olur 
Korkarım ki keşfedince halk içinde şây olur 



[1] Ser-i kûyinde olan yerine 



232 Âşık Ömer 

Bir kelâmm dinleyenin aklı birden zây olur 
Der ki Ömer böyle bir şîrin zebana mâlikim 

— 408 — 

Sen cemâli afitâba mailim îbrâhimim 
Ol sebebden meclisinde dâhilim îbrâhimim 
Sîne sâf olmak muradım sen melek sîmâ ile 
Çâresin bulmakhğa yok âkilim îbrâhimim 

Bir şedid ihrâka düştüm sen şehâ sultân içün 
Bin bir ismi vird edindim bir gece mihmân içün 
Komadın elden bu nâzı zerrece ihsan içün ■ 
Ettiğin şiveye hakka kailim îbrâhimim 

Hâlimi arzetmeğe ben eyledim terk-i edeb 
Her ne derdim var ise setreyledim kalbimde hep 
Zâr ü sergerdânm oldum ağlarım her rûz ü şeb 
Aşkına bel bağlamış bir sâilim îbrâhimim 

Bâğ-ı hüsnünden Ömer diledi cüz'îce harâc 
Sen bulursun sevdiğim bu derd ü efkâra ilâç 
Câbecâ fursat bulup ol yâra eyler imtizaç 
Bu kadar olsun safâna mailim îbrâhimim 

— 409 — 

Bulmadım bir cezbeder remz-i cevâbımdan benim 
Yandı âlem nâra rûz-i sînetâbımdan benim 
Bulmadılar müşkilin bâb-ı kitabımdan benim 
Kaldılar âciz muhâsibler hisâbımdan benim 

Yâ hevâ mıdır görüp dildâra dil bağladığım 
Nâr-ı aslımdır ya sînem serteser dağladığım 



Aşık Umer 233 

Seyl-i âlâmdan mıdır sular gibi çağladığım 
Ya bu kadar çektiğim zillet türabımdan benim 

İreli mülk- i vücûda nâr-ı firkattir gider 
Muttasıldır dûd-i ahım arşa ser çekmiş gider 
Ol sebebden başıma dehri şeb-i gam târ eder 
Tuttu zulmet âlemi ebr-i sehâbımdan benim 

Bildiler kim gussadan hâl-i diğer günüm iyan 
Geldiler hep bu araya seyredüp halk-ı cihan 
Tuttular nabzım tefekkür ettiler hayli zaman 
Olmadı kimse haberdâr ıztırâbımdan benim 

Meclis-i mihnette kaldım ey Ömer tek başıma 
Kimseler rahmeylemez gör şimdi çeşmim yaşına 
Geceler tâ subha dek yârın eşiği taşma 
Gözlerimden döktüğüm nemler hayâlimdir benim 

_ 410 — 

Ey felek nedir muradın dilpesendimden benim 
Cüda kılmak mı ki kasdm sînebendimden benim 
Ben anı kendime sultân eyler isem gam yemem 
Razıyım Hak razı olsun şol efendimden benim 

Hâsılı rûy-i zeminde ömrümün varı budur 
Nûr-i çeşmim pâdişâh-ı dildir efkârım budur 
Gâhi firkat gâhi vuslat âşıkm kârı budur 
Razıyım Hak razı olsun şol efendimden benim 

Andelibler mail olur nâz eder gönce güle 
Gâh niyaz gâh nâz eder güller de şeydâ bülbüle 
Cevrederse bana eyler gayra meyi etmez hele 
Razıyım Hak razı olsun şol efendimden benim 



234 Âşık Ömer 

Yüz tutup dergâh"i Hak'ka bu Ömer eyler duâ 
Aşıkm dönmez duası hiç hicâb olmaz ana 
Muradım etsin müyesser dü cihanda ol Huda 
Razıyım Hak razı olsun şol efendimden benim 

— 411 — 

Bir cenana mübtelâyım âh ü zarım var benim 
Gice g-ündüz vuslatına intizârım var benim 
bendesin terkeyleyüp ağ-yâra yâr olmak diler 
Cevr ü istiğnası çok hercâyi yârım var benim 

Bu zamane dilberinden sanmanız olur vefa 
Salmup bigânelerle âşıka eyler cefâ 
Yok güzellerde hakikat söylenür kaftan kafa 
Ben seni terkedemem ırz ile arım var benim 

Gâhi gâhî rahmedüp lûtfile eyler iltifat 
Sanasm bu mürde cismime verir taze hayât 
Vakt olur kim yüz çevirüp oluyor Nemrut sıfat 
Yanarım pervane veş şem'inde nârım var benim 

Aşk gümânm çekmeyenler âşıka ta'n etmede 
Baki sanma hüsnünü günden güne hâr etmede 
Ey Ömer mahşer yakındır bunda gelen gitmede 
Hakkımı hakkeyledim Perverdigânm var benim 

_ 412 _ 

İki gözlerimden akan kan ile nemdir benim 
Bir güzelin bendesiyim o demiş nemdir benim 
Hâlimi arz etmeğe ben yârı tenhâ bulamam 
Ol sebeb nûş eylediğim câm ile gamdır benim 



Âşık Ömer 235 

Ben bu camı nûş edersem işim âh ü zâr olur 
Çevrilür dünyâ başıma akıbet zindan olur 
Her kime canım dedimse eller ile yâr olur 
Tâli'im yoktur ezelden yıldızım kemdir benim 

Hiç bir âşık var mı bulmuş bu fenanın dadını 
Dağlara sorun ne çekmiş Şîrin'in Ferhâd'ını 
Şu cihanda aşk komuşlar bir belânın adını 
Gülmedim aşka düşeli çektiğim gamdır benim 

Sen ne hercai imişsin aklım aldın fendile 

Lâyık olur mu cefâ kılmak şu ben derdmendine 

Der ki Ömer var da söylen sevgilimin kendine , 

Saklamaz ol doğru söyler sevdiğim birdir benim 

- 413 - 

Şehr içinde şâh-ı hûbânım M hemmet'tir benim 
Bu unulmaz derde dermanım Mehemmet'tir benim 
Eylerim feryâd ü zari her seher bülbül gibi 
Gülsen içre verd-i handanım Mehemmet'tir benim 

Gönlümü saydetti taze zülfünü kıldı kemend 
Benden ayru arzular vuslatın bin derdimend 
Hüsn içinde İbn-i Ya'kub Hazret-i Yûsuf menend 
Şehr içinde dehre sultânım Mehemmet'tir benim 

Kaşları yay ruhleri ter gözleri mestânedir 
Niceler aşk ile sergerdân olup dîvânedir 
Halk içinde âşinâmız sanki hep bîgânedir 
Gönlüm eğlencesi cananım Mehemmet'tir benim 

Hak Taâlâ kılmış anı âşık-ı âlî himem 
Görmemişler mislini anın ne Rûmî ne Acem 



236 Âşık Ömer 

Cümle hûbânı cihanda verseler de istemem 
Cennet içre hûr u gılmâmm Mehemmet'tir benim 

Çarh-ı kecrevde bulunmaz böyle bir şîrin edâ 
Şem'.i ruhsârı bütün bu âleme vermiş ziya 
Görmedim Aşık Ömer olalı böyle dilrûbâ 
Cismim içinde olan canım Mememmet'tir benim 

— 414 — 

Bendeyim bir dilbarin ahdin amânm beklerim 
Tıfl iken meftunuyum hubluk zamanın beklerim 
Ağlarım her gece gündüz gülşen-i kûyinde ben 
Andelîbim bir gülün gonca dehânın beklerim 

Âsitânmdan çıkar bin nâz ile reftâr eder 
Vech-i pâkin görmesem bir lâhze kalbim nâr eder 
Her kaçan ol mürg-i tûtî veş bana güftâr eder 
Kendimi hâmûş edüp şîrin zebanım beklerim 

Yâ aceb mi ömrümü hep râhına kıldım telef 
Bir dür-i yektaya benzer kim dekayıktır selef 
Tîr-i müjgânı için bu sinemi kıldım hedef 
Mehcebînimdir anın ebru kemanın beklerim 

Ey Ömer sıdkile ben ol dilberin hayranıyım 
Kâ'be-i kûyinde katletsin beni kurbânıyım 
Çeşmim asla hâba varmaz rûz ü şeb pasbânıyım 
Geceler tâ subha dek gündüz dükânm beklerim 

— 415 — 

Ey felek ben Mecnun'um Leylâ'yı gözler gözlerim 
Ol perî peyker melek sîmâyı gözler gözlerim 



Âşık Ömer 237 

Ben mahabbet bahrine saldım gönül zevrakını 
Rûzig-âr elvermedi eyyamı gözler gözlerim 

Gülşen-i âlemde ol serv-i revanim var iken 
Gayre hiç bakmak olur mu tende canım var iken 
Gönlümün tahtmdaki ol nevcivâmm var iken 
Mâl ü mülkü devlet-i dünyâyı gözler gözlerim 

Leb urup hicran meyin içtim bugün derdim yeğin 
Ağlayup gözyaşımı saçtım bugün derdim yeğin 
Dostumdan ben cüda düştüm bugün derdim yeğin 
Sâkıyâ doldur bugün sun camı gözler gözlerim 

Bilmezem ki bana efsun eylemiştir ol perî 
El yuyup cân ü teninden yoluna verdim seri 
Der ki bu Ömer kulun hayretteyim çoktan beri 
Teşneyim dîdârına ol dostu gözler gözlerim 

— 416 — 

Dağlardır meskenim sahrayı gözler gözlerim 
Gör ne Mecnûn'um reh-i Leylâ'yı gözler gözlerim 
Dilrübâlar çok dahi âlemde makbulüm değil 
Ol güzeller şahı bîhemtâyı gözler gözlerim 

Ahdine ikrarına durmayıcı ol bîvefâ 
Vasim ikrar eylemişti kılmadı ahde vefa 
Bilmezem yâ Rab kaçan yüz gösterir ol mehlika 
Haftalar geçti görünmez ayı gözler gözlerim 

Sadıkane âşık isen kibri gönülden gider 
Dilde tâ kim kalmaya gerd-i küdûretten eser 
Bir kelâmı mürde-i sad sâleyi ihya eder 
Lebleri mu'ciz dem-i isa'yı gözler gözlerim 



238 Âşık Ö 



m er 



Bu fena bezminde bir dem iktidar etmez gönül 
Büsbütün dünyayı versen ihtiyar etmez gönül 
Rûz ü şeb durmaz yeter bir dem karâr etmez gönül 
Âsitân-ı Hazret- i Monld'yı gözler gözlerim 

Etme ey Aşık Ömer sevdâ-yi dildâra heves 
Koymadı bir dem elinden dâmenin feryâd res 
İsm ü resmi dilberin gitmez dilimden bir nefes 
Mîm ü sâd u tâ vu fâ vü yâyı[l] gözler gözlerim 

-417- 

Ölürüm gayret ile nâdâna yoktur minnetim 
Dünye içün kimseye bir dane yoktur minnetim 
Nutka gelince lisânım dürlü cevherler saçar 
Çün cevahir kânıyım mercana yoktur minnetim 

Bülbül-i şûrîdeyiz biz her seherde yâr ile 
Bu cihan halkı efendim her biri bir yâr ile 
Gayrı meta bize olmaz vuslatı dildâr ile 
Ben metâım yükledim kervana yoktur minnetim 

Kuşça canım îd-i vasim kuludur kurbânıdır 
El yanağında zülüfler kâkülün reyhanıdır 
Bir efendim var benim kim cümlenin sultânıdır 
Mısr içinde Yûsuf-i Ken'ân'a yoktur minnetim 

Der ki gerekmez Ömer kim bu fena dünyâ bana 
Soyunup derviş misâli giyeyim köhne abâ 
Dünyede bir amel işle gitmesün ömrün heba 
Beni yoktan var edenden gayre yoktur minnetim 

[\\ Mustafa 



Âşık Ömer 239 



418 — 



Cây-i mihnetten göçüp gülşâna varmak nlyyetim 
Hayliden bizimdir ol kâşâna varmak niyyetim 
Bülbül-i nâlânmım efgana varmak niyyetim 
Bir ziyâretçün gül-i handana varmak niyyetim 

Birisinin firkatinden olmuşum zâr ü hazin 
Ne hayâl oldu görünmez gözüme ol nazenin 
Gece gündüz hecr ile çektiğimiz âh ü enin 
Hasreti kâr eylemiştir cana varmak niyyetim 

Gül ruhun fikreyledikçe olur aklım çâk çâk 
Bilmezem ki dili miskine anın gelmez mi hâk 
Lûtf ile mesrur eder yâ çevrile eyler helak 
Cân ü başa kalmadan cânâna varmak niyyetim 

Sûretâ Mecnûn'a döndüm ağlarım leyi ü nehâr 
Ey sabâ ol saçı Leylâ'ya selâm et yürü var 
İntizarım vashna el vermez ise rûzigâr 
Yüz sürüp pâyine yârın yana varmak niyyetim 

Ey Ömer nâm-ı diLi nâşâdı Ferhâd eyleyüp 
Ol leb-i şîrîn içün bir nâme îcâd eyleyüp 
Sîne üryan yalın ayak dâd ü feryâd eyleyüp 
Başıma âteş yakup dîvâna varmak niyyetim 

— 419 — 

Bunca derdim var benim bir çâre bilmem neyleyim 
Yâr bakmaz hâlime ben sarabilmem neyleyim 
Derdimi sordum tabibe dedi etmektir ilâç 
Olmadı bîçâre ben aâzâra bilmem neyleyim 



240 Aşık Ömer 

Id-i vasim dilberin fikr-i serencâm eylesem 
Mümkin olsa yârı tenhâ sohbet-i câm eylesem 
Kâ'be-i kûyin tavaf etmeğe ikdam eylesem 
Payidar olmaz ayağım dara bilmem neyleyim 

Bu cihan içre ne ağyarım ne yârım var benim 
îki günlük ömr içün ne kâr ü zarım var benim 
Ne bir an bir lâhza bir yerde karârım var benim 
Her cihetten olmuşum âvâre bilmem neyleyim 

Nüh siper iken bu sînem sahnı dört kat ey peri 
Dembedem anı güzergâh etti aşkın hançeri 
Çeşmim oldu kırk sekiz pare çıkardı her biri 
Yılda üç yüz altmış altı pare bilmem neyleyim 

Mail oldum ey Ömer bir kameti tûbâya ben 
Zerre kadar i'tibâr etmem zen-i dünyâya ben 
Hamdülillâh kim iriştim nüsha-i kübrâya ben 
Yârı teshîr eyledim ağyara bilmem neyledim 

— 420 _ 

Arifim âzâde tab'ım zîruhum eflâkiyim 
Rehnümâmız nûr-i akdem bende-i Levlâkiyim 
Mahremiyim câm-ı aşkın mey değil mest eyleyen 
Sanma ey zâhid bu bezmin her cihet gamnâkiyim 

Şu'lelendi fenn-i şi'rim her nişanımla benim 
Değme necm olmaz beraber kehkeşânımla benim 
Ehl-i aşkım dîde-i gevher feşânımla benim 
Sikkeyi mermerde tahrîr eyleyen hakkakiyim 

Hâliyâ bu remz-i ilmin çün benim İskenderi 
Kimi Kâşif geçinür dehrin kimisi Anterî 



Aşık Ömer 241 

işte meydan merdlik da'vâ eden gelsin beri 
Geştgîr i nazm-ı şi'rim çâbük ü çâlâkiyim 

Ey Ömer çün oldu Tâhâ vü cünun abadımız 
Vasfa gelmez bir muazzam sırr-ı Hak üstadımız 
Çâr unsur şeş cihet takririn eder adımız 
Bâdiyim hem nâriyim hem âbiyim hem hâkiyim 

— 42t — 

Bizi yoktan var eden Sübhân'ı ben bilmez miyim 
Hem Ebû Bekr ü Ömer Osman'ı ben bilmez miyim 
Evveli Adem Safiyyullah değil mi aslımız 
Mezhebimdir Hazret-i Nu'mân'ı ben bilmez miyim 

Cümle nâsı bir avuç hakten yarattı Yaradan 
Hazret-i İbrahim'e gör âteşi gülzâr eden 
Hak Taâlâ cümlemiz halk eyledi dört pareden 
Cümlenin ma'lûmu ol sultânı ben bilmez miyim 

Fahr-i âlem hak resuldür dü cihanın serveri 
Hazret-i Hamza değil mi âlemin gerçek eri 
Hazret-i Ali'yi gör kim erlerin şîr-i neri 
Ol Şir.i Yezdan olan Arslan'ı ben bilmez miyim 

îmam Hasen hem Hüseyin Kerbelâ'da oldu şehid(?) 
Hacı Bektaş'ı ziyaret edeler her mâh u îd 
Ademe cennetten iğvâ verüp oldu nâümîd 
Bunca nâsı azdıran Şeytân'ı ben bilmez miyim 

Der Ömer bûy-i Kelîmullâh'a gelürdü hitab 

Âlemi nurla münevver kılur idi âftâb 

Biri İncil biri Tevrat biri Zebur dört kitab 

Hak Muhammed'e inen Furkan'ı ben bilmez miyim 

IG 



242 Âşık Ömr 



— 422 — 

Geçti gurbette günüm Rahmân'ım andım ağladım 
Derdime em bulmadım Nu'mân'ım andım ağladım 
Cân ü dil arzular oldu yâr ile yaranımı 
Vâsıl olmaklığa yok imkânım andım ağladım 

Ey dirîga menzilim Yûsuf gibi çâh eyledim 
Bu gönül Yâ'kub'unu derd ile seyyah eyledim 
Şerve baktım saye' düştü gönlüme âh eyledim 
Seyre çıhtım sohbet-i yaranım andım ağladım 

Kıldığı dem ol güzel bin nâz ile arz-ı cemâl 
Gitti sabnm rûberû ol yâra ettim arzıhâl 
Ben vefasın istedim kıldı cefâyı istical 
Yâr ile evvel geçen seyrânım andım ağladım 

Ey dirîğa tâli'imden yüz çevirdi rûzigâr 
Bana mihnet hırkasın âhır giyürdü rûzigâr 
Nazenin ömrüm suhuletle geçirdi rûzigâr 
Vâdi-i gamda giden kervanım andım ağladım 

Şübhesiz Aşık Ömer firkatteyim her rûz ü şeb 
Değmedik bir dem safâsma cihanın ne aceb 
Çektiğim gavgaları fikre getürdüm cümle hep 
Mihnet ü gamla geçen devrânım andım ağladım 

— 423 — 

Dâhi taze tıfl iken huffâş imişsin anladım 
Bir güzeller uğrusu kallâş imişsin anladım 
Ey vefasız sen beni hâk ile yeksan eyledin 
Bîvefâ bir bağrı katı taş imişsin anladım 



Âşık Ömer 243 

Sîneçâk kâkül perîşan gösterir endamlar 
Günde bin nâdân elinden sen alırsun kâmeler[l] 
Alm al olmak içün giydin efendim câmeler 
Nice hoyratlar ile oynaş imişsin anladım 

Hâsılı şeytansın asla insana yok dostluğun 
Ülfetin nâdânedir irfâne yoktur dostldğun 
Âşık-ı sâdıklara merdâne yoktur dostluğun 
Âdemin nakşın alur nakkaş imişsin anladım 

Der ki bu Âşık Ömer muhkem sanurdum ben seni 
Dâstân-ı âleme sen fâş imişsin anladım 

— 424 — 

Âşıka edince kin ferzânedir moUacığım 
Şüphesiz şehr içre ol bir dânedir mollacığım 
Gelmemiş misli cihâna devr-i Âdem'den beri 
Gevher-i lâle semen dürdânedir mollacığım 

Şöyle kim bir nevcivandır âşıka eyler hitâb 
Önü mektepten yanadır dâyesi tutmuş kitâb 
Hâce önüne çöküp diz nâz ile eyler hicâb 
Mah yüzünden dökülen ter dânedir mollacığım 

Aşkm ile ey efendim kalmışım çâr ü naçâr 
Yâ ne mümkin sırrını yadlara etmek aşikâr 
Öyle bil ki ey efendim rûz ü şeb leyi ü nehar 
Al yanağın sanki bir dürdânedir mollacığım 

Aşkın ile ey Ömer bu aklım oldu serserî 
Gelmemiş mislin cihâna gezmişim ben her yeri 
Bedir olmuş aya benzer hub cemâlin ey perî 
Âşıkında intizar gerdânedir mollacığım 



[1] Câmeler yerine. 



244 Âşık Ömer 

— 425 — 

Bir haber ver ey sabâ neşler aceb ra'nâcığım 
Hoş mudur nahoş mudur yâ ol kamer sîmâcığım 
Gam değildir ben garîb efkende çeksün mihneti 
Tek heman âlemde sağ- olsun benim anacığım 

Bir perî peykerdir ol yavuz nazarlar irmesün 
Sevdiğim ben mübtelâsm el ile bir görmesün 
Hazret 'i Bârî Huda eksikliğin göstermesün 
Devlet ile bin yaşasın kameti bâlâcığım 

Ağladım ol yâr içün doldu dü çeşmim kan ile 
Sadıkane ben anın meftunuyum bin cân ile 
Bağçe vü bâğ içre dâim zümre-i hûbân ile 
Nâz ile seyrâna çıksun ol saçı leylâcığım 

Ey gfönül olsa eğer icrâ-yi lûtfu Ömerlin 
Dağıdır serden gam-ı ferdayı lûtfu Ome/in 
Belki bir gün hoş eder deryâ-yı lûtfun Ömerlin 
Kandedir derse aceb mi ol benim lâlâcığım 

— 426 — 

Bir güzel sevdim meğer kân-ı mürüvvet sandığım 
Semle âlûde imiş hayfâ ki ni*met sandığım 
Tâlib-i vasi oldu def -i gam idem deyu gönül 
Arsa-i mihnet imiş künc-i saadet sandığım 

Gösterir semt-i vefa geldikçe zâlim yanıma 
Yüz verüp ol bana acımaz güler efganıma 
Gel yeter ettin yeter cânâ eziyyet canıma 
Cevr-i bîhadmiş meğer mihr ü mahabbet sandığım 



Âşık Ömer 245 

-1 âlem cân ile şeydâ-yi zûlf-i dilberin 
./nedendir bunca isti|-nâs, zülf-i dilberin 
/umulmaz derd imiş sevdâ-yi zülM dilberin 
^id. gördüm ben hele baç.ma devlet sand,^™ 

^ne ey ö... felekten hiç si.em eksik dejil 
ant oldum cümleden yine elem eksik defil 
Çekt. el yardan gönülde yi„e gam eksik de^ 
/Ey d,r«a bu mudur âlemde rahat sand.J.m 

— 427 — 

Ey perf hüsnüne hayran olduğum mudur suçum 
Ruz u şeb aşkmla mihmân olduğum mudur suçum 
Lutfedup gel söyle bildir neyledim cânâ sana 
Hasretmle dîde giryân olduğum mudur suçum 

Kim dedi sencileyin gelmiş güzel âlemde var 
Hüsnünü gören kişi bîhuş olur akh şaşar 
Amn .çûn ben seni medhederim leyi ü nehar 
Gevher-, nutk-i firâvan olduğum mudur suçum 

Görmezisem gün yüzünü cân ü dil etmez karâr 
Neyley,m sensiz bana dünyâ vü mâfîhâ haram 
Sen bana rahmeyleyüp hiç olmadm bir delarâm 
Sen gulebülbül-inâlân Olduğum mudur suçum 

Gel bana cevreyleme ey kameti serv.ibülend 
Çok cefalar çekt, yolunda bu garib derdimend 

Danna Mansur-, meydân olduğum mudur suçum 

K™ dedi gaynya var meylim benim şân, yüce 
Akl u hkr,m sendedir ey mâh gündüz hem gice 



246 



Aşık Ömer 



SeTverüp uğruna kurbân olduğum mudç„„ 



_ 428 — 



A».k oldum sen meh-i tâbâna kurbân old 
I 5„ ■ keder tâ cana kurban olduf 

İrd. peygan-ı keder ^^.^^ ^ 

Bu zebun gönlüm gamn aşkım 
lUifâUn rûzi k.l ahdma kurban olduğum 

Sre" "Î- blb^n. â.k.. dn..ted^n 
çe'uür bîçâreler ihsana kurbân olduğum 

Çekmediğim râh-. aşkmda felâket kalmad. 

Z: yoLr iMiyâr.m eM-^ ^ . 
Af^c î Vıpcre tahammül sabre taKaı iv 
B^İn Elesin beni dtvâne kurbân olduğum 

et ü ttlde^arek oyt gözlerim kan a,la, 
SLir rlhat yüzün bir dâne kurbân oldug 

. î^ i vashnla beni ey gonca leb 
Kıl müşerref 'd-^J^^''" 3,„de hep 

îstamem fânî cham akl u f.knm 

Der ki bu M e"-,;::rtb n oWum 
Dil hayâlim şem'me pervane ku 



429- 



Aşıkım sen s,m -aanııne kurb^^^^^^^^ 
Bu da bir başka tama', hame kurban 



Âşık Ömer 24T 

Mürg-i dil bekler görüp bend oldu dâm-ı zülfüne 
Dâneye meyi etti düştü dâme kurbân olduğum 

Uğramış var ise çeşm-i gamze-i tâtârma 

Ezilüp kand-i mükerrer kef çeker güftârına 

Serv-i kad nice salınsun yârimin reftârma 

Her ne renk giysen eğer ol câme kurbân olduğum 

Baş açık bir âşık-ı dîvânenim pür iştiyak 
Korkarım aramızı mâbeyn eder ehl-i nifak 
Eylesen lütfen nolur cânâ derûnî ittifak 
Gâh göndermiş mahabbet nâme kurbân olduğum 

Zerrece lütfün umarken bu dil-i şeydâ garîb 
Ana derd ü mihnet ü hecrü firak olur nasîb 
Bir gece bezm-i visalin istemiş tenhâ rakîb 
îrmesün ol rû siyeh akşame kurbân olduğum 

Olmuş iken ben o gamzen oklarından zahminâk 
Eylemek lâyık mıdır tîg-ı gamınla sîneçâk 
İrmeden vaslma Âşık Ömer'i etme helak 
Koma hasret gitmesün bayrâme kurbân olduğum 

— 430 — 



Bir münevver tâc urundu girdi çün meydâna mum 
Çok hüner göstermek ister meclis-i yârana mum 
Devr elinden çektiği âlâmı istifsar edüp 
Haylice yanar yakılur bu gice yârana mum 

Ne kadar nurun verüp şevkile olsa âftâb 
Başına mikrâs-ı gamdan irişür zahm-ı ikab 
Subha dek işler derûnunda fitîl-i ıztırâb 
Yüreği yağın eridir âteş-i sûzâna mum 



24$ Âşık Ömer 

Aslı dörttür çarı unsurdan mürekkep bir şecer 
Hâsıl oldu başına nûr-i hidâyet verdi fer 
Reşkeder şevk-ı şuâ'm göricek şems ü kamer 
Diyesin dikmiş göke tesbîh okur Sübhân'e mum 

Per yakar âşıklara gâhî okur dersi kenar 
Susamış çekmiş savaşlar sanur inciler kanar 

İhtiyari elde yok başında âteşler yanar 

Hoş bakar pervanenin hâline yane yane mum 

Lâcerem Âşık Ömer bunun da bir ahvâli var 
Kim ne zulm etmiş aceb bilmem bu cerh. i hîlekâr 
Bir nefes dinlenmeyüp yanar yakılur kârı zâr 
Akıdır gözyaşlarm yağmur gibi dâmâne mum 

_ 431 — 

Ol Perinin ârız-ı zîşânm öptüm ohşadım 
Bâğ-ı hüsnünde gül-i reyhanın öptüm ohşadım 
îmrenürdüm halka halka ârızm üzre görüp 
Çok şükür ol zülf-i müşk efşânm öptüm ohşadım 

Da'vet ettim haneye mahfîce geldi ol perî 
Hoş safa geldin deyip destine sundum sâgari 
Nazeninim mestolup üstüme çekti hançeri 
Kıyma şehbâzım deyu her yanın öptüm ohşadım 

Kıl terahhum ey efendim nısf-ı îmandır dedim 
Hamdülillâh ol meh-i tâbânı ilzam eyledim 
Geh tebessüm geh nigehle hele ârâm eyledim 
Hasretim canım diyüp bir yanın öptüm ohşadım 

Ey Ömer sen çünki gördün vuslatın hengâmesin 
Okudum derûn-i dilden hem mahabbet nâmesin 



Âşık Ömer 249 

Leblerin bûs ederek tenden çıkardım câmesin 
Koynuma üryan alup her yanın öptüm ohşadım 

— 432 - 

Fikr-i lâ'Iinde gönül kaldı hayâlinde gözüm 
Gitti ihlâs olmadı meyhane -i gamdan özüm 
Hatt u hâlin tengü dar etti münevver suretin 
Kimseler farkeylemez oldu geceyle gündüzüm 

Mülket-i hüsnünde yer yer fitne oldu aşikâr 
Yâ cemâlinde tasaddur kıldı mûy-i müşkbâr 
Kilk-i kudret ruhleri gör yazdı bir hatt-ı gubâr 
Kadir ol hâk içre iki ... . 

Bûy-i zülfün nefes-i âhûya teşbih eyledim 
Ne hatâ ettim miyânın mûya teşbih eyledim 
Hattın içre ruhlerin incuya teşbîh eyledim 
Bilmediler gam nedir dürr-i yetîm olsa sözüm 

Hüsnünü kangı çiçek gördü bahân solmadı 
Kangı âşık derdine düş oldu derman bulmadı 
Nakd-i can verdim metâ'-ı vasla imkân olmadı 
Sîne benzettim yaşım altuna dönderdim yüzüm 

Bildim âhır bana pâdâş olmaya tâc ü kaba 
Eyleyem bir bir kamu serhadd-i fânîde heba 
Bir zaman ola ki Âşık Ömer anı da sabâ 
îmtinân-ı kal içün ilet Sfâhân'a tozum 

— 433 — 

Âlemin zevkin haram ettim seninçün sevdiğim 
Bu elif kaddimi lâm ettim seninçün sevdiğim 



250 Âşık Ömer 

Ol rakîb-i nâsezâlardan sitemler kat be kat 
Çok zehirler nûş-i câm ettim seninçün sevdiğim 

Hasretin za'fiyle döndü yüzümüz mânend-i zer 
Kaplamıştır dîdeler ırmağını çok niylûfer 
Kollarında yakılar bâzûlarmda şerhalar 
Sîneme dâğ izdiham ettim seninçün sevdiğim 

Kaşların mihrâb edindim i'tikâf etmek içün 
Âsitânm beklerim kalbimi sâf etmek içün 
Ey efendim Kâ'be"i kûyin tavaf etmek içün 
Arzunla azm-i Şâm edem seninçün sevdiğim 

Hasbıhâli ümer'm ancak budur ey gonca fem 
Sen kalasın belki ben bu derd ile bir gün ölem 
Şerhedüp çeşmim yaşın müjgâmmı kıldım kalem 
Bir bütün dîvan tamâm ettim seninçün sevdiğim 

__ 434 — 

El sunup kavs-i vücûd-i zara kurmak niyyetim 
Tîr-i âhımdan sek-i ağyara urmak niyyetim 
Yasdanup kalmış iken hayrette tıfl-ı cân ü dil 
Gaflet almış gözlerin her bâr uyarmak niyyetim 

Cana kalmaz bu dil-i şeydâyı cânân arzular 
Derdlidir yâ neylesün derdine derman arzular 
Âsitân-ı gülşen-i kûyin dil ü cân arzular 
Sicn-i gamdan bülbülü yâra uçurmak niyyetim 

Hayli demdir bu seri meydân. ı aşka top edûp 
Bekledim râh»i fenada menziHm âşûb edüp 
Âsitân-ı kûyine kirpiklerim cârûb edüp 
Eşk-i çeşmim hâkipâ-yi yâra karmak niyyetim 



Âşık Ömer 251 

Bîvefâdır çün vefa gelmez bu dehr-i köhneden 
Bilürüz dâr ü diyarı hâk olur burc-i beden 
Bende-i Hak birbirine irtikâb etmez neden 
Müşkilim bir vâkıf-ı esrara sormak niyyetim 

Der ki bu Âşık Ömer gayet derûnum pür melâl 
inkisarım vasfa gelmez şâzilik emr-i muhal 
Hûn-i çeşmimle yazup ben bir mutavvel arzıhâl 
Tâ revâk-ı haşmet-i hünkâra varmak niyyetim 



- 435 



Duştu gönlüm bir şaç, reyhâne bilmem neyleyim 
01 sebebden olmuşum dîvâne bilmem neyleyim 
Nevresîdem dostların gittikçe galib olmada 
Tîğ-ı aşkı kıymet ister câne bilmem neyleyim 

Gamzesinden irdi bir tîr-i mahabbet ruhuma 
Vasfın etmekte kalem âciz kalur meşrûhuma 
Penbeler sardım fitîl urdum ten-i mecruhuma 
Çeşm-i giryâmmdan akan kane bilmem neyleyim 

Hâtıra sevdâ.yi aşkı saldı bir muhkem bina 
Ta kıyamet haşredek oldu bana tâc-ı gmâ 
Kirpiği oklarına sinem olaldan âşinâ 
Akl u fikrim hep bana bîgâne bilmem neyleyim 

Müptelâ oldu o şûh-i mülk-i istiğnaya dil 
Ağlasam seylâb^ı eskim cûş eder gûyâ ki Nil 
Devr-i Yûsuf'tan beri hiç kimseler görmüş değil 
Mısh yok akrâm hiç bir dâne bilmem neyleyim 

Ben Ömer bîçâresini lûtf ile yâd etmedi 
Bir selâmile dil-i mahzunumu şâd etmedi 



252 Âşık Ö 



mer 

Duyduğunca nâlemi zulmeyledi dâd etmedi 
Hay o kâfir gelmedi îmâna bilmem neyleyim 

— 436 - 

Ben bugün ol câygâh-ı dilrübâya uğradım 
Hassaten yüz sürmek içün hâkipâya uğradım 
Arz-ı i'lâm etmeğe ahvâlimi kasdeyledim 
Vardım amma bir tükenmez maceraya uğradım 

Gûşe gûşe dolaşup cânân arar derler imiş 
Kande bir mehpeyker olsa ol sarar derler imiş 
Benden içün ey sanem dilber kovar derler imiş 
Hâşelillâh böyle ben çok iftiraya uğradım 

Hayli demdir görmedim bu gözlerim müştak idi 
Hışmile baktı yine bir de tebessüm eyledi 
Asitâmmda nedir kasdm ne ararsın dedi 
Ben dedim afveyle cürmüm hoş recâya uğradım 

Düşeli sevdaya benden gitti rahat görmedim 
İşidirdim niydüğüm bilmem kıyamet gürmedim 
Gelmemişti başıma bir böyle âfet görmedim 
Ne kazalar geçti serden çok belâya uğradım 

Der ki bu Âşık Ömer ol kalbi âhen bağrı tuc 
Câmehâbmdan hezâran nâz ile kılmış huruç 
Gûşe-i destârdan kâkülleri göstermiş uc 
Heft ser bir düm keşide ejdehâya uğradım 

— 437 — 

Ben bugün bu köhne bir viranenin mahmuruyum 
Hem harâb abadıyım hem şîve-i engüruyum 



Âşık Ömer 253 

Ne Süla^mân'ım Süleyman'ın ne kemter mûruyum 
Dün o pâdû gamzesin gördüm anm meşhuruyum 

I 
Ol sebbden dilde kuvvet tende yoktur takatim 
Geçmde her dem hayâlât ile vakt ü saatim 
Ne ha u hâl-i sij'eh ne zülf.i anber hacetim 
Saçı kllâbına bendoldum anm Mansûr'uyum 

I 

Bendbünyâd oldu âb u âteş ü hâk ü hevâ 
Çâr hsurdan urundum eğnime rengin abâ 
Ben<| zulmet bendedir âyîne-i âlem nümâ 
Deıjedem nûr-i hidâyet pertevinin Tûr'uyum 

Ca her ne devr elinden irişe cevr ü sitem 
Haim buldu tesellâ çekmezem andan elem 
HJnişînim hemdemim derd ü belâ endûh u gam 
Bsükûfestân.ı dehrin dopdolu zenbûruyum 

İSİ serd olduğuçün ey Ömer bülbüllerin 
^nakı günden güne olur ziyâde güllerin 
|ağı toprağıyım kıymet bilen kâmillerin 
jma bilmezlerin amma belâ sâtûruyum 

— 438 — 

füdâ düşmek ne müşkildir kişi bir mehlikasmdan 
iu gün gurbetteyim dostlar felek cevr ü cefâsından 
boyunca yüzünü görmek müyesser olmadı eyvah 
le firkat hâl imiş yârı koyup gitmek sılasından 

Inutma bendeni hayr-i duadan şâh-ı hûbânım 
Seni Hak'ka emânet eyledim ey mâh-i tabanım 
Seni bağışlayıp Mevlâm benim almaz ise canım 
'Görür dünyâ gözünle gözlerim kaşın arasından 



254 Aşık Ömer 

Budur Takdir -i Sübhânî irişti canıma firkat 
Figanım yıktı eflâki derûnum derd ile hasret 
Müyesser vaslma irmek olur mu bir dahi kısmet 
Aceb ihsan eder Bârî Huda lûtf u atasından 

Düşüp ben bahr-i sevdaya gözüm sen yâra kan ağlar 
Melekler cümle âh eyler zemîn ü âsmân ağlar 
Gice düşlerde g-ördükçe derûnum bîgümân ağlar 
Bana uyhu haram oldu gönül firkate yasından 

• • • • 

Saçı Leylâ içün Mecnûn'a döndüm bu sinem yan^k 
Seni benden beni senden meded ayırmasın yezdan 

_ 439 — ; 

Pâdişâhım aşka düştüm hasretinle el'aman 
Aşka düştüm hasratinle el'aman ey nevcivan 
Hasretinle el'aman ey nevcivan etme ziyan 
El*aman ey nevcivan etme ziyan fânî cihan 

Dembedem gel ey efendim dilpesendim serbeser 
Gel efendim dilpesendim serbeser eyle haber 
Dilpesendim serbeser eyle haber ehl-i hüner 
Serbeser eyle haber ehl-i hünersin âlişan 

Âşinâlar dilrübalar merhabalar ey güzel 
Dilrübâlar merhabalar ey güzel etti ezel 
Merhabalar ey güzel etti ezel sana mahal 
Ey güzel etti ezel sana mahal ey mihriban 

— Der ki Ömer — âşıkınım sâdıkınım lâyıkımm dilberâ 
— Âşıkmım— sâdıkınım lâyıkımm dilberâ etme cefâ 



Âşık Ömer 255 

— Sâdıkınım — lâyıkmım dilberâ etme cefâ ey bîvefâ 
— Lâyıkmım— dilberâ etme cefâ ey bîvefâ kendin nihân 

— 440 — 

Bir hilâl ebru sevüp sevdaya düştüm el'aman 
Aşkıle cûşeyleyüp deryaya düştüm el'aman 
Dağ" u taşı devredüp kan ağlarım Mecnun gibi 
Şimdicek Leylâ deyüp sahraya düştüm el'aman 

Çerh-i gerdun kimseye cevr ü cefâ kılmış değil 
Bu fena dünyâ olalı ben gibi gelmiş değil 
Çektiğim derd ü elemler kimse hiç çekmiş değil 
Derd û gam çekmek içün dünyâya düştüm el'aman 

Ben de bildim şimdi kurtulmağa yoktur bir ilâç 
Ben bilirim ol perî zahmıma etmez bir ilâç 
Bu cihanın halkı gelse derdime kılmaz ilâç 
Bir yenilmez aşk ile gavgaya düştüm eraman 



Derd ü gam sahrasına saldım bu cân ile teni «?» 
Hep gıdâ-yı mûr u mâra . . . ettim serini «?» 
Ey Cmer öldükte sarsın ol güzel kefenimi 

— 441 — 

Bari Hak lûtfile kıldı Ademi var ol zaman 
Hem yarattı Adem'i Havva'yı tekrar ol zaman 
Ana secde etmeyicek çünkt şeytân-ı recîm 
Geçti lâ'nst halkası boynuna nâçâr ol zaman 

Dinle dâ'vâyı ulular heybetin Nemrûd'den 
Sanma anın yanına kaldı bu işler cümleten 
Mancınıkla attılar kurtardı Hak sağ u esen 
Gülsen oldu Hazret-i İbrahim'e nâr ol zaman 



256 Âşık Ö 



mer 



Cenneti düzdü cihâna âsi Şeddâd-ı sanem 
Hak kelâmında buyurmuştur ana bâğ-ı İrem 
Görmeden dahi yüzün kahroldu hasretle o dem 
Dîdeden şirretti anı yüce Settâr ol zaman 

Kıldı Fir'avn çün Beni İsrail'i gayet zebun 
Sihri ibtâl eyleyüp oldu asâ ejder nümün 
Kasdedüp mel'ûnu hem tahtından etti sernigûn 
Kıldı Mûsâ mu'cizeyle hakkı izhâr ol zaman 

— 442 — 

Mâsivâdan fârig u âzâd olayım bir zaman 
El çeküp hep âşinâdan yâd olayım bir zaman 
Ey tarikat şerbetinden nûşedüp bir dolu câm 
Bu harâb olasıda âbâd olayım bir zaman 

Akıbet işretserâ-yi âleme kıldım vusul 
Kande baksam mâsivâ nakşı görürüm sağ u sol 
Eyledim her gördüğümden hayli bir suret kabul 
ben bu kâr-ı hikmete mu'tâd olayım bir zaman 

Yetişir tîr i felekten eyledim tahsil -i kâm 
Gayri lâzımdır feragat gûsesinde bir makam 
Reddedip zühd ü riya teşbihini elde müdâm 
Şeyh SarCan sâhib-i evrâd olayım bir zaman 

Ol lebi şîrin tek olsun vâdi-i vasla karâr 
Devletinde uğruna sarfedeyim her nem ki var 
Seyl-i aşkım eyleyüp kûh-i vücûdumdan güzâr 
Tîşe-i hicr ü gama Ferhâd olayım bir zaman 

Yıkayım buğz u hased deyrini nâlân edeyim 
Hem riya vü kibrim eşkâlin perişan edeyim 
Ey Ömer mülk- i vücûdu hâke yeksan edeyim 
Hâne-i gönlüm gibi berbâd olayım bir zaman 



Aşık Ömer 257 



— 443 — 

Ey aceb bir gfatnze-i cellâd imişsin bir zaman 
Bî mürüvvet bîkerem bîdâd imişsin bir zaman 
Gülşen-i hüsnün g-örenler hâliyâ hayran gezer 
Bülbülâna bâis-i feryâd imişsin bir zaman 

Dâimi üftâdeler etmektedir geşt ü güzâr 
Yanhş olmaz arzıhâlim gamzen etsin derkenar 
Hâl ü hattm ye's ü matem tutsa şimdi vechi var 
Mübtelâlar ağlayup sen şâd imişsin bir zaman 

Niceler aşkm yolunda koydular cân ü seri 
Sevmesin âlemde kimse bîterahhum dilberi 
Çevrini hadden ziyade etmek içün ol perî 
Yâr ile dost âşinâya yâd imişsin bir zaman 

Ey Ömer hiç kimse bilmez çektiğim kayguları 
Neyleyim sevmiş ezelden yıldızım mehrûları 
Bâb-ı hüsnünde yazılan ol hilâl ebruları 
Okuyan der bir mübarek yâd imişsin bir zaman 

_ 444 — 

Aç gözün Nemçe kiralı Gazi Sultan'dır varan 
Ser halâs olmaz elinden bir aç arslandır varan 
Dem çeker ejder gibi hem gaziler her subh u şâm 
Nice yüz bin kahramanla Al-i Osman'dır varan 

Hey dini kara münafık durmadın sen ahdma 
Yürüdü asker-i İslâm hâzır ol sen vaktma 
Katline ferman olundu Nemçe tâc ü tahtına 
Ellerinde tîr ü keman ol Tatar handır varan 

17 



256 Âşık Ömer 

Lûtf-i Hak imdâd edicek alumz cebhâneni 
Câmi'û mescid yaparız kilise meyhaneni 
Hutbe ezanlar okudup kiralar büthâneni 
Sancağ-ı şerifte mestur hatm-i kur'an'dır varan 



Yâ İlâhî kıl hidâyet hûrmetiçün ol Habîb 
Ol lâîn-i bedfiâli makhur eyle an karîb 
Der ki Ömer bu senede umarız fethin nasîb 
Hazret- i Sultan vekîl-i Ahmedi Han'dır varan 

— 445 — 

Dil sana meyletti cânâ dehre sultânım Hasan 
Şevk-ı rûyinle hayâlin oldu mihmânım Hasan 
Rûz-ü şeb âh ü enîn ile vücûdum yâredir 
Merhem-i vaslınla sar zahmıma Lokmâmm Hasan 

Sinemiz sadpâre oldu ol siyeh müjgân ile 
Rûy-i dil göster efendim cûd ile ihsan ile 
Eşiğinde çâkerin veş bağladım bel cânile 
Bâb-ı lûtfun yasdanan var ahd ü peymânım Hasan 

Gırre olma hüsnüne görme ikende sen seni 
Hatt-ı rûyin gelmeden âguşa çektirsen seni 
Bâğ-ı hüsnün bâğbânı eylemişken ben seni 
Bu garîbin reddedüp ağlatma cananım Hasan 

Bu Ömer 'in pendini dinle güzeller serveri 
Nâr-ı aşkın defi yoktur kül ederdim mermeri 
Kıl hazer sûz-i derûnum kıla te'sîr ey peri 
Seni iflâh etmez ey meh âh ü efganım Hasan 



Âşık Ömer 259 



— 446 — 

Yine tahtına cülus eyledi şâh-ı ramazan 
Giydi başına zerendûd külahı ramazan 
Hân-ı bîhaddine müstagrak olup bay ü gedâ 
Ne kerem kânı sahî olur o mâh-ı ramazan 

Lem'a-i feyz-i beka dehri kılup pür enver 
Bu hidâyetle ziyâlandı beher hâkister 
Şeceristân-ı minânn şerefâtm yer yer 
Nurdan nahl ile zeyn etti giyâh-ı ramazan 

Gelin ey tâlib-i Hak yüz tutalım Settâr'a 
Hâşe mahrum ede Mevlâsı kulu yalvara 
Emr-i Hak ile olup perde azâb-ı nâra 
Dura setretmek içün ehl-i günâhı ramazan 

Çalış ey tâlib-i Hak ruha durağ" etmek içün 
Ab-ı tevbeyle kara yerlerin ağ etmek içün 
Gündüzün eklini şürbünü yasağ etmek içün 
Yedi iklîme yine saldı sipahi ramazan 

Hak'dürür kullarının verici hacetlerini 
Hamdü şükr ile kılup zikr ü ibâdetlerini 
Ol kerîm-i keremin lûtf ü hidâyetlerini 
Mü'mine eyledi müjde yine mâh-ı ramazan 

Bu fena kaydını geç sâlik-i râh-ı kıdem ol 
Lâmekân iline hükmet melik-i muhteşem ol 
Şeb.i kadrinde Ömer kaim ü sabit kadem ol 
Kurb-i îde irişür menzil-i râh.ı ramazan 



260 Âşık Ömer 

— 447 — 

Bilmez idim niydüğün hercâyi dilber sevmeden 
Şimdi her gam bendedir hercâyi dilber sevmeden 
Derd ü mihnet firkat- i hasret tutup her yanımı 
Başıma aldım gam-ı dünyâyı dilber sevmeden 

Gözleri âhü dişi dürdâneden geçmez gönül 
Mihri yok ağyarı çok cânâneden geçmez gönül 
Öldürürse gamzesi mestâneden geçmez gönül 
Derdile oldum bugün şeydâyi dilber sevmeden 

Bir suâl etsem ana bin hışmile eyler cevâb 
Cünbüş ü tarzı levendâne cemâli âîitâb 
Hançer elde tîğ- belde gamzesi eyler harâb 
Başka hazzeyler bu gönlüm dâyi dilber sevmeden 

Ey Ömer hâlin mükedderdir gam-ı efkâr ile 
Yoluna canlar fedadır elde küllî var ile 
Bir gül içün nola ceng eyler isem ağyar ile 
Bülbül eyler hâr içün gavgâyı dilber sevmeden 

_448— 

Nazeninim ben garibinden cûdâ olmak neden 
Ey efendim tâ bu denlû bîvefâ olmak neden 
Çün bilürsün senden özge yâr-ı ganm yok benim 
Zûmre-i hûbân içinde kem edâ olmak neden 

Bîkerem bu bendeni terkeylemek lâyıkmıdır 
Ben garibinden ziyâde il sana âşık mıdır 
Hiç demezsin ki aceb ol sinesi yanık mıdır 
Ey efendim adularla âşinâ olmak neden 



Âşık Ömer 261 

Sırrını fâş eyleyüp âlemde iyân etmede 
Gayrılarla sen gibi ben zevk-ı devrân etmede 
Bülbülün ancak durup bir güle efgan etmede 
Sen bu denlu çevre dostum mübtelâ olmak neden 



Âsitânmda senin ben hâk ile yeksan iken 
Ey şehâ ben tâ ezelden emrine ferman iken 
Gice gündüz ağlamakta dîdemiz pür kan iken 
Bigünah bu ben garibe iftira olmak neden 

Bâğ-ı hüsnünde senin ben bülbül- i şeydâ iken 
Her ne denlu cevredersen mürde dil ihya iken 
Bir zaman yanında dostum cümleden a'lâ iken 
Bu ümer şimdi aceb ki bîvefâ olmak neden 

_449 — 



Dilberâ yolunda ben sular gibi akmak neden 
Sen neye yâr olmadın yadlar gibi bakmak neden 
Çünki ben dîvâne mecnûn olduğum fehmetmedin 
Bîsebeb zencîr-i aşkı boynuma takmak neden 

Dün gdce gamhâneye ağyarı teklif ekledim 
Cevr ü kahrından biraz yandım yakıldım neyledim 
Bir çakım kav olduğum bilmezlik ile söyledim 
Merhametsiz âteş-i tâbi verüp çakmak neden 

Aşk delildir irişür elbet behakk-ı Lâyemût 
Dil visalin ka'rına bir gün misâl-i ankebût 
Bezme geldikte edersin goncalar gibi sükût 
Meclis-i hâr içre bülbüller gibi şakmak neden 



262 Âşık Ömer 

Yâr-ı sâdık olmağa ister dilerdin bendene 
Sarılalım bir gece tenhâca derdin bendene 
Sadhezâran nâz ile bir buse verdin bendene 
Gel yine al buseni başımıza kakmak neden 

Nûş edüp Aşık Ömer geldin ezel peymânesin 
Görüp iğmâz eylemez câm-ı lebin mestânesin 

Çünki âbâd eylemezsin bu gönül kâşanesin 
Yâ bizi berbâd edüp âteşlere yakmak neden 

— 450 — 



Sevmezem bir gayrısın rûh-i revanim var iken 
Neylerim her dilberi serv-i revanim var iken 
Gayriye bel bağlamak insaf mıdır kim sevdiğim 
Bir senin gibi benim şüh-i cihanım var iken 

Şevk-ı hüsnünle şehâ her demde memnundur gönül 
Ey efendim haşrolunca sana meftundur gönül 
Tâ ezelden sen saçı Leylâ'ya Mecnun'dur gönül 
Hiç geçer mi sen gibi bir nevcivânım var iken 

Şöyle bil ki dil senin medhin eder şâm ü seher 
Hamd ola geldi bana bâd. i sabâ ile haber 
Ey keman ebru mahabbet tîrine oldum siper 
Yüz çevirmem sen gibi kaşı kemanım var iken 

Ben kulun can verme ne var sen gibi dildârına 
Bendeler baş eğmek ister çün velî hünkârına 

Bu Ömer Mansur gibi gelse siyâset darına 
Aşkını terketmezem ben tende canım var iken 



Âşık Ömer 263 

—451 — 

Ey peri bu hüsnile düşnâm edersin mâha sen 
Dilrübâlar içre benzersin efendim şaha sen 
Germ edüp uşşâka karşu vasfmı eyler rakîb 
Böyle yüz verme efendim ol sek-i bedhâha sen 

Ben sanırdım ârif-i rindânedir meylin heman 
Vahşi âhûlar gibi yâbânedir meylin heman 
Kaldım ayakta gedâ nâdânedir meylin heman 
Korkarım kim bir gün uğrarsın hadeng-i âha sen 

Dilberâ al bir nasihat benden ârifsen eğer 
Gene i hüsnün sırr u esrarına kâşifsen eğer 
Macerâ-yi Yûsuf-i Ken'ân'a vâkifsen eğer 
Çıkma ihvanınla olsan bile seyrangâha sen 

Der ki bu Âşık Ömer ey şûh-i şîrin şîvekâr 
Bî kusur öğmüş yaratmış seni sun' -i Girdigâr 
Kem edalar eyleyüp uşşâka kondurma gubâr 
Yüzü ak varmak dilersen ol ulu dergâha sen 

-452- 

Her seherde bülbülün dilde ağazm dinle sen 
Hoş terennümle heman nâz ü niyazın dinle sen 
Başlasa her bir makam üzre tekellüm etmeğe 
İbtidâ Eve û Arak ile Hicazın dinle sen 

Sâkiyâ Rast ü Acem Rûmîden eyler iftitâh 
Isfahan ile Köçek ola Hüseynîle Segah 
Buselikten çok Nevalar ede semti Çârigâh 
Hem dahi aşk-ı hafâdan kendi râzm dinle sen 



264 Aşık Ömer 

Mâni-i Nikrizle Uzzal'den çok efgan eyleyüp 
Dahi Mahûr u Ruhâvîden yürü hân eyleyüp 
Nağme-i Nevruz u Şehnaz u Aşîrân eyleyüp 
Her makam- 1 şu'beden tarz-ı dırâzm dinle sen 

Evvelâ on iki makamat yedi âgaz ile 
Hem dahi ola Hüseynî nağme karagâh ile 
Yirmi dört terkîb ile hem kırk sekiz usûl ile 
Ehl-i aşkm ey Ömer destinde sâzm dinle sen 

—453 - 

Dilberâ hüsnüne meftun edeli bu cânı sen 
Bir aceb âteş-i sevdaya düşürdüm teni ben 
Bilmedim böyle vefasız olacağın ezelî 
Merhamet sahibi canan sanur idim seni ben 

Ben ederken ser-i kûyinde müdâm âh û enin 
Sen görüp şefkat ile eylemedin gamdan emîn 
Ahd ü peymânı unuttun mu kani bunca yemin 
Seninim deyu riyakârlık ederdin kani sen 

Nice bir hare edeyim nakdi firâkm yoluna 
Yâ nice bir sitemin mihnetine sabroluna 
Bana ettiklerini etmedi kâfir kuluna 
Tâ ölünce unudur muyum efendi anı ben 

Yaramadımsa eğer hizmete yâdeyle beni 
Ver kulumdur deyu dellâla mezâd eyle beni 
Dilrübâlar arasında ya azâd eyle beni 
O da bir âdet-i kanun olur etme anı sen 

Geçeyim akl u fikirden gayrı dîvân olayım 
Yıkılayım deli gönlüm gibi vîrân olayım 



Âşık Ömer 265 

Soyunayım yine Mecnun gibi üryan olayım 
Yüce dağlarda tutayım varayım meskeni ben 

Sen de kendin gibi bir çevri yamanı bulasın 
Düşesin âteş-i hicrana sararup solasın 
Bana ettiklerine cümle peşîmân olasın 
Ömerlim deye de bir gün arayasm beni sen 



—454- 

Sevdim yine bir gamzesi kattal küçücükten 
Gafil iken etti bana bir al küçücükten 
01 hâl-i siyeh rûyi ele al küçücükten 
Sarmış başına kırmızı bir şal küçücükten 

Dîvânesi olduğumuz âyâ nice duydu 
Yohsa bu dahi dama düşüp dâneye uydu 
Çok zahidi bir cübbe vü destâr ile koydu 
Kıldı nice sergeşteyi abdal küçücükten 

Kûyin doîaşur bendesi çok mest ü hem âguş 
Kimisi nazar kerdesidir kimi ferâmûş 
Azarda dil kılmış iken gûşuna mengûş 
Aklımı diler pâyine halhal küçücükten 

Reftâra gel ey serv-i sehî gel göreyim gel 
Güller gibi gül pâyine yüzler süreyim gel 
Dedim küçücük busene canım vereyim gel 
Güldü dedi cânm var ise al küçücükten 

Ol nevhevesin eyle feda yoluna ser sev 
Cevr ü sitem ü kahrını çek tutma siper sev 
Bir dilber-i nevresteyi sev Âşık Ömer sev 
Bildiğin unutmaz o meh her hal küçücükten 



266 Aşîk Ömer 

— 455 — 

Cüstücû kılmaktayım aşk il dilber canibin 
Dembedem pervane veş sanki semender canibin 
Hak nasîb etse sarılsam bir gece cananıma 
Subha dek öpsem yanağın ohşasam her canibin 

Tendürüstî hâlet-i aşkta sararup solmazam 
Râh.ı aşkından anın billahi fariğ olmazam 
Bir anın gibi münâsib kendime yar bulraazam 
Rub'-i meskûnu dolansam cümle yer yer canibin 

Mürg i canım kondu gerdânındaki fülfüllere 
Mail olursam aceb mi ol saçı sünbüllere 
Arif isen kıl nazar feryâd eden bülbüllere 
Her biri bir yerde yasdanmış gül- i ter canibin 

Bir karâr üzre döner mi bak bu çarh-ı gerdişe 
İnkisarım galiba kâr eylemiş ol serkeşe 
Galiba düşmüş efendim olmadık bir âteşe 
Ol güzel gözlerde gözler bir semenber canibin 

Nice bir dilberleri medheylesin yârâne dil 
Nice meftun olmasın meclisteki hûbâne dil 
Kangısm sevsin aceb hayrettedir dîvâne dil 
Âşık mer kıldı zîrâ hep güzeller canibin 

—456 — 

Düşürüp aşk âteşine sinemi nâr eyledin 
Her seher bülbül gibi işim gücüm zâr eyledin 
Bilmiş ol serde değildir akhm ey kaşı keman 
Çün bizi terkeyledin bilsem kimi yâr eyledin 



Âşık Ömer 267 

Râh-ı aşkına düşeni zülfüne bend eyleme 
Yâr olup ağyar ile âşıkma fend eyleme 
Görmedim gerçi işittim yok yere and eyleme 
Yadlara uydun yüzüme güldün inkâr eyledin 

Ey gönül ol bîvefânm lûtfuna ermez misin 
Ol mübarek hâkipâye yüzünü sürmez misin 
Hasretinden hastayım bîçâreni görmez misin 
Bir gül ile hatırım sormağa sen âr eyledin 

Cân ü dilden mailim hüsnüne ben bil ey perî 
Hizmetinde bendeyim uğruna koydum ben seri 
Görûben ol mah yüzünü âşık olaldan beri 
Gam u hicrile cihanı başıma dâr eyledin 

Düşeli aşkına gönlüm dâim ağlar dembedem 
Ditredi cismimde canım gözlerim oldukça nem 
Sâde pehlû olmağa Aşık Ömer ey gonca fem 
Çok şükür elhamdülillah hele ikrar eyledin 

— 457 — 

Pâdişâhım ibtidâ kalbimde kim yer eyledin 
Gönlümün kâşanesin pür zîb ü zîver eyledin 
Her cihâtın bir temâşâgâha manzar eyledin 
Hem hayâlin anda sâhib tâc-ı kayser eyledin 

Cem'-i hatırla beyân ettin ana yâbân iken 
Şöyle kim taş ü türabı mihnete gaitan iken 
Bunca elemler yapup hâlî yatur vîrân iken 
Rif atin olsun mezîd eflâka hemser eyledin 

Kıldın ihya evvelâ lûtf u kerem semtin tutup 
Hurrem iken bu dil-i daraların semtin tutup 



268 Âşık Ömer 

Adi iken noldu sebeb sonra sitem semtin tutup 
Dest-i zulmunla yıkup hâke beraber eyledin 

Dilber amma böyle bîdâr ettiğinden mâada 
Ağladup Ferhâd-ı nâşâd ettiğinden mâada 
İki çeşmin iki cellâd ettiğinden mâada 
İki zülfün iki mergul cevr-i kâfer eyledin 

Bendeni sen gözgöre nettim demişsin düşmana 
Hâtırm yaktım ve incittim demişsin düşmana 
Ömer'i çevrimle gör nettim demişsin düşmana 
Yüzün ağ olsun beğim ya'ni hünerler eyledin 



— 458 — 

Dilberâ evvel bana sen gözle hem kaş eyledin 
İşve vü nâz ile geldin ciğerim taş eyledin 
Kendi lûtfunla beni kendine kardaş eyledin 
Sonra döndün sırrımı âlemlere fâş eyledin 

Semt-i istiğna senin irfanına lâyık mıdır 
Ettiğin cevr ü cefâ ihsanına lâyık mıdır 
Ömrümün varı bu işler şânma lâyık mıdır 
Bana nisbet ol adû bedkârı sırdaş eyledin 

Çün nasîb olmadı vuslat sen şeh-i mümtaz ile 
Kâkülün gibi perîşân etme aklım nâz ile 
Bağrımı deldin serâpâ gamze-i gammaz ile 
Hâlime rahm et iki dîdem yeter yaş eyledin 

Bî kerem oldun neden günden güne ey bîvefâ 
Hatırımdan dür olur mu kıldığın cevr ü cefâ 



Âşık Ömer 269 

Sen bu Aşık Ömer'e hiç etmedin bir kez vefa 
Eski derdimden bu derdi cümleye baş eyledin 



459- 



Gülşen-i cennet misâli kaddi tûbâ Ahmed'in 
Müjgânı tîr-i kazadır kaşları yâ Ahmed'in 
Fitne-i ahuları her günde yüz bin kan eder 
Hâl-i hindû ruhleri gül berk-i ra'nâ Ahmed'in 

Karşısında sadhezâr üftâdeler boynun eğer 
Yaslını seyrân ederken aklımı almış gider 
Hasılı bir dânesi bin gonce-i ra'nâ değer 
Sadef-i hikmet dehânı dişi yekta Ahmed'in 

Dâm-ı aşkına düşenler bir dahi bulmaz rehâ 
Dâne-i hâline olmaz zerrece kıymet behâ 
Her zaman ağzıma alsam lâ'l-i nâbmdan şehâ 
Sükkeri kand-i mükerrer ola peyda Ahmed'in 

Hak Taâlâ mir'at-i vasl-ı kederden saklasun 
Ruhlerinin güllerin bâd-i seherden saklasun 
Çeşm-i a'dâ görmesün yavuz nazardan saklasun 
Hüsn-i pâkini görenler dedi hakka Ahmed'in 

Der ki Ömer böyle dilber basmadı dehre kadem 
Zümre-i hûbân içinde oldu çün sabit kadem 
Heft deryalar mürekkep olsa ağaçlar kalem 
Vasfını yazmağa âciz cümle âlem Ahmed'in 



270 Âşık Ömer 



— 460 — 



Âlem içre söylenir nâm ü nişanı Ahmed'in 
Şayi' oldu hupluğu tuttu eihânı Ahmed'in 
Geçmeden çağı ana gel arz-ı hacet edelim 
Bilmişim şimdengferu lûtf-i zamanı Ahmed'in 

Gelmedi gelmez dahi anm gibi sâhib cemâl 
Anda hatmetsin güzellik mülkünü Hak Lâyezâl 
Ger akarsa leblerinden sükker-i âb.ı zülâl 
Nice kurbân etmeyim yoluna câm Ahmed'in 

Kaşları yay kirpiği ok sinemiz kıldı nişan 
Urdu sînem içre bağrım çâk çâk etti heman 
Merhamet eyle bana hâlim yaman oldu yaman 
Dinlemez hiç gamzesi gör eramânı Ahmed'in 

Görmedim mislin cihanda böyle bir âlîcenâb 
Aym on dördü gibi olmuş cemâli âfitâb 
Rahmeder âşıka gâhî lûtf ile eyler cevâb 
Kem sözü sükker gibi söyler zebanı Ahmed'in 

Yek nazarda âşık-ı sâdıkların bağrın ezer 
İltifat etmez kamu üftâdeler mecnun gezer 
Âşık Ömer böyle dâim çevrine takat çeker 
Kim sevindirsin visalin bir gün anı Ahmed'in 

— 461 — 

Günde bir kez ey gönül seyret yüzün var Ahmed'in 
Gör nice kılmış Huda hüsnün pür envâr Ahmed'in 
Fursatı tenhâ düşerse gafil olma sen sen ol 
Em lebin ince belin muhkem tutup sar Ahmed'in 



Âşık Ömer 271 

Arzeder gülşende ol meh lâie haddin güllere 
Dahi bir nevreste güldür nâz eder bülbüllere 
Korkarım baştan çıkarup yüz verir sünbüliere 
Korkum oldur dâmenine dest sunar han Ahmed'in 

Gamzesinde fitne vardır ol kada kâmil değil 
Dîde-i bigâneye ruhsat verir âkil değil 
Arzıhal sunmağa tenhâ bulmağa kabil değil 
Bekleşür itler gibi ağyar bin var Ahmed'inı 

Şehriyâr etmiş melâhat mülküne anı Huda 
Niceler müştak yolunda kılmağa serler feda 
Asitânında olaydım ben de bir kemter gedâ 
Vech-i pâkiıı seyredeydim bari her bâr Ahmed'in 

Dimez Âşık Ömer'in şimdengeru efganı hiç 
Nice âşıktır derûnî sevmeyeler anı hiç 
Dilrübâlar arasında var mıdır akranı hiç 
Kâfir olur eyleyen hakkını inkâr Ahmed'in 

— 462 — 

Sevdiğim hayfâ ki ol ağyardan vazgelmedin 
01 yüzü kara bed efsun hardan vazgelmedin 
Tutmadın pendin yazıklar pek heba oldu heba 
Bâis oldun derde böyle kârdan vaz gelmedin 

Bu gidişle başına çok iş gelür bilmez misin 
Son ucunda hâtıra teşviş gelür bilmez misin 
Mihribanhk defterinden kiş gelür bilmez misin 
Fikredüp encamını her bârdan vazgelmedin 

Sana lâyık mı benim her dem dü çeşmim hûn edüp 
Eyleyüp bend üstüne bend zülfüne Mecnûn edüp 



272 Âşık Ö 



mr 



Kahrile sancup derûnum lâ'l veş meygûn edüp 
Sen dahi ol gamze -i hunhardan vazgelmedin 

Bilmedin çün tâ ezel nahs olduğun devr-i kamer 
Dâd alup dilberlerinden almadın çün bir haber 
Sürülüp dondan dona zillette ey Aşık Ömer 
Ba'dehu dehr-i fena gaddardan vazgelmedin 

— 463 — 

Dilberâ ben kemterin hayfâ ki kadrin bilmedin 
Boynu bağlu çâkerin hayfâ ki kadrin bilmedin 
Aşım aldın göz göre kattın rakîbin aşma 
Taşa çaldın gevherin hayfâ ki kadrin bilmedin 

İrmez iken ehl-i aşkın bend-i âhı boynuna 
Yâ neden asmak rakîb-i rûsiyahı boynuna 
Şanına düşmezdi hey yazık günâhı boynuna 
Sen bu zülf-i anberin hayfâ ki kadrin bilmedin 

Tutahm bir gonca gülsün andelîbin bîhuzur 
Câr-ı haslarla geçirdin kulluğun ettin gurur 
Baki kalmaz tazelik hattın yüze çıktıkta gör 
Sen bu dilberliğinin hayfâ ki kadrin bilmedin 

Silmek ister reng-^i rûyinden lebinden âb-ı cerh 
Düşürür bir berzaha âhır seni kuUâb-ı cerh 
Azleder alur metâ'm hâce-i dölâb-ı cerh 
Gayriler tutar yerin hayfâ ki kadrin bilmedin 

Bu Ömer teslîm ederken uğruna cân ü seri 
Akıbet Mecnun gibi dağlara saldın serseri 
Hizmetinde yoksa taksirat mı ettin ey perî 
Bende-i fermanberin hayfâ ki kadrin bilmedin 



Âşık Ömer 273 

— 464 — 

Ne aceb düştü bu gönül g-ülüne Mehemmed'in 
Mâii oldum kaşlarmm teline Mehemmed'in 
Ben düşüp yâveyliye billahi Mecnun'dan beter 
Nice kurban olmayaymı yoluna Mehemmed'in 

Nice insan mislidir yoksa anm hûrî melek 
Yalvarı yakarı gördüm geçmedi yâra dilek 
Nazlı yardan ayrı düşürdü bizi çerh-i felek 
Nice kurban olmayayım yolune Mehemmed'in 

Ben sana âşık olalı sabra takat kalmadı 
Hasretiyle yandı cismim hatırım hiç sormadı 
Çok zamandır intizârım bir selâmın gelmedi 
Nice kurban olmayayım yoluna Mehemmed'in 

Aşık olan çeke gelmiş sevdiğinin nâzmı 
Sırrımı hak demişim ben kimse bilmez arımı 
Der ki Ömer ölmeden bir dahi görsem yârımı 
Sara idim kollarımı beline Mehemmed'in 

~ 465 — 

Bir melek sîmâ perî ruhsâr ile derdim yeğin 
Pür cefâyî âşinâ dildâr ile derdim yeğin 
Fitne-i çeşm-i siyahım lûtf ile kılmaz eser 
Hüsnüne mağrur olan garrâ ile derdim yeğin 

Gam yemezdim sîne sâf olsam eğer dildâr ile 
Leblerin arzeylemez dâr-üş-şifâ bîmâr ile 
Ol tıfıl kılmaz atalar bende-i nâçâr ile 
Ol ham-i ebru gül-i zîbâ ile derdim yeğin 

18 



f74 Âşık Ömer 

Andelîb-i mûrg-i dil gülden feragat eylemez 
Vermeyince goncesin bir lâhza ârâm eylemez 
Gözlerim Ya'kub veş selden feragat eylemez 
01 Yusuf hüsnü perî reftâr ile derdim yeğim 

Ol güzelin gönlün aldım güne gün andeyledim 
Sen kıyâs etme ki zâhid ben ana fend eyledim 
Akıbet §ık Ömer ol dilberi bend eyledim 
Gâh gâh eksik değil ağyar ile derdim yeğin 

— 466 — 

Ağladır âşıkları saçmış çırağı perçemin 
Karelar giymiş perişandır bayağı perçemin 
Yanmasın yakılmasın hiç askerî hindûlerin 
Saye salmış her yana kurmuş otağı perçemin 

Müjgânm lâl' veş karaya boyanmış iken 
Çeşm-i hûnun câm-ı zerrin nûş edüp kanmış iken 
Şem'-i rûyin âteş-i sevdalara yanmış iken 
Sîneme urdu yine dâğ üzre dağı perçemin 

Servi kaddin ey perî sevdadadır tûbâlara 
Gonca hüsnün hoş temaşadır gül -i hamrâlara 
îş-i nutkundan hayât erdi dil-i şeydâlara 
Anberin sünbül karanfilidir o bağı perçemin 

Kaşların garrâ yüzün nûr-i ziyâ-yi âfitâp 
Çeşme-i zemzem dehânın leblerin rengi şarâp 
Ziynet-i ruhsânna giysûlann olmuş nikap 
Tarmaşup kâküllerin olmuş tuzağı perçemin 

Dehr-i dûnun ol Süleyman'ı zamanın Hâtem*i 
Vaslma ermek içün aşüfte ider âlemi 



Âşık Ömer 275 



Ekseri Âşık Ömer gidermesi bu perçemi"?^ 
Yaktı cismim âteş-i aşkı çırağı perçemin 

— 467 — 

Tel tel olmuş ey perî sermâya benzer perçemin 
Hatt-ı ser mâr-ı siyeh âsâya benzer perçemin 
Dağıdup bâd-ı sabâ dökmüş mücellâ hattına 
Sünbül-i müşk-i Huten ârâya' benzer perçemin 

Ruhlerin bir verd-i ra'nâ meh cemâlin nur gibi 
Leblerin kand i nebattır gerdenin kâfur gibi 
Derdimend âşıkları berdâr eder Mansur gibi 
Şâh 1 âlem tûg-ı serv ârâya benzer perçemin 

Ziyneti tâvûs veş re'sinde olmuş müstetâb 
Zulmet içre ger tulü' etmiş sansın âfitâb 
Çetr olup olmuş hümâyun her taraf çekmiş tmâb 
Bârigâh-ı hayme-i kübrâya benzer perçemin 

Sebkat etmemiş cihâna yok nazîrin ey güzel 
Çok güzeller mest olur hüsnün görüp olmaz bedel 
Şol berât-ı hüsnüne çekmiş berâtı Lemyezel 
Şöyle mestur eylemiş tuğraya benzar perçemin 

Vasf olunmaz ey Ömer kim çâk olur aklı hele 
Gam mıdır bu hüsn ile salsa cihâna velvele 
Hâsılı her bir teline Rum haracı az gele 
Bîbahâdır anber-i sârâya benzer perçemin 

— 468 — 

Bende-i şûrîdeyim gülzârma İbrahim'in 

Ol sebebden düştüm âh ü zarına İbrahim'in 



276 Âşık Ömer 

Vaslma ermek diler bîçâre gönlüm neylesin 
Sabr eder nâçar belâ -yi hârma İbrahim'in 

Doymazam usanmazam ol meh cemâlin bakmağa 
Bakıcak başlar heman yaş yerine kan akmağa 
Hasretinden kılca kalur tende canım çıkmağa 
Vâde-i vaslı kalursa yarma İbrahim'in 

Nâr-ı aşkın dâğ-ı sînem yandırup incitmede 
Hışm edüp ebruların çattıkça işim bitmede 
Çeşm-i şehbâzı gönüller mürgunu saydetmede 
Akl u can hayrettedir bu kârına İbrahim'in 

Ol perinin saf çeküp uşşak dizilmiş yanma 
Her biri hükmüne râzî baş eğer fermanına 
Çîn edüp takmış kemendi kâkülün gerdanına 
Ko beni berdâr olayım dârma İbrahim'in 

Rûz ü şeb âh eylemekten kalmadı cismimde fer 
Hâlime rahmeylemez ol dilber-i Şakkulkamer 
Böyle sergerdân olur muydum eğer Âşık Ömer 
Azar azar yanmadayım nârına İbrahim'in 

— 469 — 

Cân ü dilden mail oldum sözüne İbrahim'in 
Kem nazarla bakmasınlar yüzüne İbrahim'in 
Hak taâlâ hub cemâlin bana göster ölmeden 
Yüz süreyim ayağının tozuna İbrahim'in 

Her kaçan âh eylesem işler bu sînem yâresi 
Hüsnünün medhi sezadır böyle bir can paresi 
Bir bakışla aklım aldı kaşlarının aresi 
Şol melekler sürme çekmiş gözüne İbrahim'in 



Âşık Ömer 277 

Ol adû-yi bed lika senden beni etti ırak 
Öldürür âhır beni bu çektiğim derd ü firak 
Akıbet Mecnûn'a döndüm bana dağlardır durak 
Hasta gfönlüm yatmak ister dizine İbrahim'in 

Der ki Ömer güç imiş bu ayrılık yardan bana 
Arz-ı dîdâr eyle gel Allâh için benden yana 
Hem selâm olsun niyaz olsun kuzum benden sana 
Ben değil âlem taaşşuk nârına İbrahim'in 

_470 — 

Bu vücûdum teslim olsun eline İbrahim'in 
Cân ile başım fedadır yoluna İbrahim'in 
Ağlarım sahra besahrâ gezerim Mecnun gibi 
Bir zararım değmedi bir teline İbrahim'in 

Sîm-i pâkinde efendim benlerin fülfül gibi 
Kokusu anber midir gıysûlarm sünbül gibi 
Rûz ü şeb âh eylemektir işimiz bülbül gibi 
Bâğ-ı hüsnünde açılan gülüne İbrahim'in 

e' 

Gel yeter cevreyledin ey lâ'l-i mercanım benim 
Okunur bu arzıhâlim dinle sultânım benim 
Bir teveccüh almak içün çekinür canım benim 
Çok mürüvvettir sarılmak beline İbrahim'in 

Bu kulun §jk Ömer'dtn gel dirîğ etme selâm 
Tâ kıyamet haşrolunca ben olam sana gulâm 
Görmedim dünyâ içinde sen gibi mîr-i kelâm 
Şakıdıkça mail oldum gülüne İbrahim'in 

_ 471 — 

Aşık oldum leblerinin kandine bir kimsenin 
Düştü gönlüm çâresi yok bendine bir kimsenin 



278 Âşık Ömer 

Çerha boyun eğmez iken ol esîr etti beni 
İrmedi aklım benim hiç fendine bir kimsenin 

Görmemiştir kimseler anın gibi serkeş inâd 
Bil anın cevr ü cefâsı gün begün oldu ziyâd 
Emr-i Hak'la ger ölürsem kaydedin benden azâd 
Tevbeler inanmayım ben andına bir kimsenin 

Bir gedâyım iktidarım yok benim sîm üzere 
Varayım dîvâna bir gün yazılan gelür sere 
Yâ azad ede beni yâ kahr ede ol öldüre 
Arzederim hâlimi ben kendine bir kimsenin 

Taşa çaldın başımı almadın asla bir haber 
Demedim mi ol güzel sana kıyar ziyan eder 
Bu felâketler sana hem çok değil Âşık Ömer 
Tutmadın asla kulak sen pendine bir kimsenin 

— 472- 

Ağlarım her rûz ü şeb büryânıyım bir kimsenin 

Ateşiyle dâima sûzânıyım bir kimsenin 

Ol güzeller şehriyârı etmeye azar beni 

Cân ü dilden bende-i kemteriyim bir kimsenin 

Bir keman ebru gözü âhû cemâli âfitâb 
Çeşm-i câdûsu ile kıldı gönül mülkün harâb 
Dâima yanup yakıldım ciğerim oldu kebâb 
Derd ü hasret nârına büryânıyım bir kimsenin 

Lebleri mül ruhleri gül kameti serv-i revan 
Bu dil-i şeydâ ne mümkin eyleye anı beyan 
Kaddi ar'ar dili bülbül sîm ten ince miyan 
Subholunca bülbül-i nâlânıyım bir kimsenin 



Aşık Ömer 279 

Yânmı tenhâ bulunca arzıhâl etsem gerek 
Vasimi görünce ben def'-i melal etsem gerek 
Der ki bu Âşık Ömsr kanım helâl etsem gerek 
Kemteri hâlâ kulu kurbânıyım bir kimsenin 

_ 473 — 

Ey güzeller şahı medhin eylerim her an senin 
Dişlerin dürdür dahi hem leblerin mercan senin 
Hublar içre yok misâlin kahraman heybetlisin 
Bakışın eyler efendim günde yüz bin kan senin 

Rûz ü şeb gitmez gözümden hiç hayâlin dilberâ 
Hazret-i Mevlâ yetiştirsin kemâlin dilberâ 
Der görenler bârekâllah hub cemâlin dilberâ 
Ruhlerin derler görenler ne güzel insan senin 

Ol siyah ebruların billahi akhm dağıdır 
Aşıkma ettiğini hoş bilursün ağıdır 
Ayş ü işret ile her dem tazeliğin çağıdır 
Süre gör âlemde zevk-ı hurremi devran senin 

Hüsn-i rûyin pür ziyâsıdır perîşan gün gibi 
Var mıdır takat getürür çevrine bir ben gibi 
Rub'-i meskûnda bulunmaz değme dilber sen gibi 
Kailim cevr ü cafânı çekmeğe her an senin 

Bu Ömer bekler eşiğin sadıkane bendedir 
Ben severim kakikane bîvefâlık sendedir 
Fariğ olmam tâ ölünce nitekim can tendedir 
Bir canım var o da olsun yoluna kurban senin 

_ 474 — 

Şâh-ı âlemsin melâhat bârigâhındır senin 
Sâye-i evc-i saadet haymegâhmdır senin 



280 Âşık Ömer 

Mukbil-i mihr-i felek zeyn-i külahındır senin 
Mâh-ı gerdun bende-i bîiştibâhmdır senin 

Sende hatmetti kemâl-i kudretini Lâyezâl 
Suretin nakşına bir veçhile olmaz kîl ü kal 
Ey şikâr-ı dil senin bâzunda bâz*ı i'tidâl 
Evcgâh"! câh-ı rifat cilvegâhmdır senin 

Dâima devletle var ol şânm eyle nâmdâr 
Hak hatâlardan emîn etsün seni ey şehsüvâr 
Fenn-i hikmetle kemend-i tab'ma olmaz karâr 
Sahn-ı sahrâ-yi selâmet şâhırâhmdır senin 

Arzû-yi şefkatin kılsa dili şeydâ nola 
Kuluna irse atâ vü himmetin âyâ nola 
Mürde ihya eylediyse nutkile Isâ nola 
Sen müsellemsin ki bahşiş yok nigâhmdır senin 

Ey melâhat mülkünün Dârâ-yi sâhib hâtemi 
İnkisarın tarheder şevki ve şevkin matemi 
Hatırım yıkma ki vallahi yıkarsın âlemi 
Odlara yakma Ömer bir bigünahındır senin 

— 475 — 



Sevdiğim bilmez misin bilmez emânı gözlerin 
Öldürür âhır beni hicrile kanı gözlerin 
Gam mıdır ben âsitânm pâsbânı oldug^um 
Kendüye bend eylemiş çok kâmirânı gözlerin 

ömrümü hâr eyledim ben yoluna sağar gibi 
Cevr edüp benden kaçarsın gûye düşmenler gibi 
Kaydı kabil olmayan ol vahşi âhûlar gibi 
Heranişîn olmaz neden gözler yabanı gözlerin 



Âşık Ömer 281 

Bulmamış Dârâ-yi hüsnün müddet-i ömründe Cem 
Böyle haşmet görmemiştir vechi vardı der isem 
Ey kaşı tuğra saçı sünbül ruhi bâğ-ı İrem 
İstiyor şâh-ı Acem'den İsfahan'ı gözlerin 

Görmesün bâğ-ı ruhin bâd-i fena hergiz hazan 
Zulm ile kıldm niçün kaşın gibi kaddim keman 
Ay ü gün mağribde doğmuş fitne.i âhır zaman 
Rüz-i mahşerden verir her dem nişane gözlerin 

Neyîedim nettim sana ben bilmezem ey servi kad! 
Eyledin âhır bana sen va'de-i vasimi red 
Ey Ömer ben şöyle iz'ân eyledim ki hey meded 
Zulm ile berbâd eder bir gün cihanı gözlerin 

— 476 _ 

Çin seher habdan uyanmış kahramanı gözlerin 
Şöyle mesttir anlamaz yahşi yamanı gözlarin 
Her kime kim eylesen bin nâz ile ey meh gazab 
Kimseye Hak saklasun virmez emânı gözlerin 

Kande varsan halk-ı âlem hep seni gözler gözet 
Kim ki düşse çeşmine mazhar o bulmaz afiyet 
Korkarım bu fitneler böyle kalursa akıbet 
Bende eyler kendüye çok mûslümânı gözlerin 

Hâl ü hindûlarla eyler ayş ü işret dâima 
Ol iki mekkâre vechinde vatan tutmuş şehâ 
Gerçi sen âşıkların gönlün alursun sûretâ 
Cana kastetmek diler amma nihânî gözlerin 

Bir bakışta dehri dar eyler ser. i sâdıklara 
Bir bakışta can bağışlar vaslma lâyıklara 



282 Âşık Ömer 

Bu nezâketlerle bu şîveyle çok âşıklara 
Andıruptur fitne-i âhır zamanı gözlerin 

Sâki-i gam sundu zehrinden Ömer üftâdene 
Olmadı bir çâre mihrinden Ömer üftâdene 
Şöyle havfetmiş ki kahrından Ömer üftâdene 
Bir bakışta gösterir iki cihanı gözlerin 



— 477 — 

Mail oldum gözler ile kaşına dilberlerin 
Hiç sözüm yok on üç on dört yaşma dilberlerin 
Aşıkım gevher fürûşum bilürüm kıymetlerin 
Anın içün dedim elmas taşma dilberlerin 

Şîrin olmayınca Ferhad dağı varup delmedi 
Gönlümüz anka tabiat gayrıya bend olmadı 
Çok zamandır İntizârım bir selâmın gelmedi 
Korkarım rakibler üşer başına dilberlerin 

Anlann da gözleri bencileyin mülden m. ola 
Bülbülün âh ü figanı kırmızı gülden m-ola 
Yâr ile sohbette canım yoksa matemden m-ola 
Bir haber sormak muradım başına dilberlerin 

Ol perinin ateşiyle bu sinem yanup düter 
Aldı aklımı başımdan kıldı Mecnun'dan beter 
Der ki Ömer iki sevsem banai biris yeter 
Ba'zı ahmak meyledermiş beşine dilberlerin 

— 478 — 

Açılur evvel bahân hub hevâsı İzmir'in 
Dem sürer leyi ü nehar ehl-i safâsı izmir'in 



Âşık Ömer 281 

Nice yüz bin nâz ile reftâr eder serverleri 
Salmur tâvûs vaş lâ'lin kabası izmir'in 

Dağ-a vermiş arkasını sular akar abı dâd 
Âl-i Osman ülkesinde söylenür dillerde yad 
Kendüye dürlü meta'lar getürür âb ile bâd 
Leb- i derya şehr-i şîrin hub hevâsı İzmir'in 

Bir perî ruhsârenin çok ruhlerin gördüm hemen 
Ben dahi el bağlayup karşusuna durdum divan 
Uğrayup bu bendesine verdi selâm ol cevan 
Servi kamet hüsnü âfet dilrûbâsı İzmir'in 

Der ki Ömer gafil olma mevt erişür nâgehan 
Sînemi etmiş nişane kasdıma olmuş keman 
Bir muazzam kal'e durmuş şaha benzer bir zaman 
Suretin nakş eylemiş Şirin likası İzmir'in 

— 479 — 

Ey bütün dünyâ de^er gül yüzlü yârım kandesin 
Gün begün artmaktadır feryâd ü zarım kandesin 

Kandesin sen ey tabibim ben helak oldum helak 
Yoksa âh-ı dilnevâzımdan sana gelmez mi bâk 
Ah-ı hasret bir yana sabrım yakasın etti çâk 
Vasimi hayli zamandır intizârım kandesin 

Kandesin bir kerre bak bu ben garîbin âhma 
Yüz sürüp her dem hayâl-i şahımın dergâhına 
Bir meded kıl yoksa ben girdim melâmet râhma 
Taşa çaldım şîşe-i nâmûş u arım kandesin 

Kandesin sen aşkın ile eylerim sînem rebâb 
Ah-ı hasret derd ü gam dilhânesin kıldı harâb 
Gülsen olur sâde sensiz meskenim yerim türâb 
Ey yüzü bâğ-ı İrem kaddi çinârım kandesin 



284 Aşık Ömer 

Kandesin sen ben reh-i mihnette kaldım gel yetiş 
Şâm-ı gam aldı yolum zulmette kaldım gel yetiş 
Bir belâ-yi va'de-i hayrette kaldım gel yetiş 
Der ki Ömer vasimi candan umarım kandesin 

— 480 — 

Yâr içün ben hayran oldum kimseler dahletmesin 
Yanup cânâ büryan oldum kimseler dahletmesin 
Hak bilür kim senden özge Yâr-ı garım yok benim 
Ölmüşüm yolunda anın kimseler dahletmesin 

Eylerim medh ü senalar dilberi âr etmezem 
Bana her dem cevrederse ben ana zâr etmezem 
San'atım mahbûbu sevmek gayrı ben kâr etmezem 
Üstadımdan böyle gördüm kimseler dahletmesin 

Geçti günüm gice gündüz âh ile hem zâr ile 
Âşıkm yanmaz vücûdu nice yüz bin nâr ile 
Hacca varmaktan sevabdır bir sarılmak yâr ile 
İşidüp te bu kelâmı sofiler dahletmesin 

Bu Ömer gulâmm oldu gün begün canım sana 
Sofinin pendi gerekmez oldu şimdi bir yana 
Diseler eyle feragat gelse âlem bir yana 
Fariğ olmam ben yarımdan kimseler dahletmesin 

— 481 — 

Aşka ser verdin gönül serverlenenlerden misin 
Hizmet-i pîr eyleyip perverlenenlerden misin 
Râh-ı iklîm-i gamı geçtin yedi menzil öte 
Zulmeti tarhettin îskender'lenenlerden misin 

Fenn-i aşkı öğrenüp bezm-i maâriften bugün 

Çok mudur rahş-i bülend-i tab'm olsa gark-ı hun 



Âşık Ömer 285 

Eyledin remz-i hünerde kalb-i a'dâyı zebun 
Zülfekar-ı nazm ile Hayder'lenenlerden misin 

Mahzen- i zâtmda gizlidir dü âlem her ne var 
Sendedir derya sevâhil sendedir leyi û nehar 
Aşkile kılmaktasm râz-ı derûnun aşikâr 
Sâlik-i tahkîka sen rehberlenenlerden misin 

Bezm-i gamda nâleni kanuna döndürmek neden 
Dûd-i ahım halka-i gerdûna döndürmek neden 
Başını sîme yüzün altuna döndürmek neden 
Sen bu levhin nakşına zergerlenenlerden misin 

Zahmma em bulmadın kaldm C mer bîçâre sen 
Kim sana karşı dedi dur ol hadeng-i yâre sen 
Şöyle yâ böyle neden oldun j/önül sad pare sen 
Gamze-i dildûz ile hançerlenenlerden misin 

— 482 — 

Nevcivânım gül yüzün femlendirenlerden misin 
Bülbül-i şeydâyı elemlendirenlerden misin 
Lâ'l-i nâbm nûşedenler mest ü medhûş oldular 
Kâ'be-i kûyini zemzemlendirenlerden misin 

Bulmadım ey dilrübâ bir sen gibi yâr-ı kadîm 
Bûy-i zülfünden haber verdi sana bâd-ı nesîm 
Bir Süleymân-ı zamansın âleme sen hak bu kim 
Kendini dünyâya hâtemlendirenlerden misin 

Aşık-ı bîçâreye tarz.ı nezâket gösterir 
Pâdişâh-ı kişver-i adi ü adalet gösterir 
Kahraman- 1 katile özge şecaat gösterir 
Cünbişin sen zâl ü Rüstem'lendiren misin 



288 Âşık Ö 



mer 



Zerrece rahmetmedin hiç bu dil-i şeydâlara 
Dedi âbı benzemez çün çağlayan deryalara 
îd-i vasimi nasîb etmektesin a'dâlara 
Bu Ömer'i hüzn ile gamlendirenlerden misin 

— 483 — 

Ey efendim derde düştüm bir deva bilmez misin 
Bunca yıldır hastayım hiç bir şifâ bilmez misin 
Ey efendim yanma alma adûyu her zaman 
Hiç belâ def'etmekiçün bir deva bilmez misin 

Canıma bin can bağışlar bir kere bakışların 
Ağzın içinde dizilmiş inci gibi dişlerin 
Ey efendim hep bana cevr û cefâdır işlerin 
Sevdiğim bakî değildir bu fena bilmez misin 

Ben gedâ aşkın kitabın okudum destan gibi 
Her ne emrin olur ise edeyim ferman gibi 
Fursat elde bulunurken sevdiğim devran gibi 
Sevdiğim sen benden özge bir gedâ bilmez misin 

Akıl isen ey gönül nâmerde sırrın söyleme 
Aşkın ummânma dal sabreyle sakın boylama 
Yok olası tâli'im yok deyu şekva eyleme 
Ey Ömer verir muradın ol Huda bilmez misin 

_ 484 _ 

Ey perî böyle perişan olduğum bilmez misin 
Hasretinle günde bin kez öldüğüm bilmez misin 
Bâğ-ı hüsnün güllerine bülbül idim bir zaman 
Şimdi benden yüz çevirdin nolduğum bilmez misin 



9 



Âşık Ömer 287 

Dürlü çevre yüz tutuben eyledin kaddimi dâl 
İçeyim aşkm şerâbm ey lebi âb-ı zülâl 
Rûz ü şeb cfgan idüben bülbül- i şeydâ misâl 
Subholunca âh ü nâle kılduğum bilmez misin 

Kalmışım bu künc-i gamda etseler dürlü cefâ 
Gözlerim dünyâyı görmez olalı senden cüda 
Bir kelâmın işidicek eylerim canım feda 
Yâ benim mihnet içinde kaldığım bilmez misin 

Der ki bu Âşık Ömer aşkım yeğin derya gibi 
Kirpiği zahmı unulmaz kaşları güya gibi 
Şükr edüp Perverdigâr'a dâima Yahya gibi 
Öldür efendim sararup solduğum bilmez misin 

— 485 — 

Ol melek sîmâya imrendim sen imrenmez misin 
Dür sadef yektaya imrendim sen imrenmez misin 
Kirpiğinden tîr alıp sînem delip girbâl eder 
Dîdesi tâtâra imrendim sen imrenmez misin 

Bir nazîri yok bu asrın âfet-i devrânıdır 
Söylenen dillerde dâim izz ü nâmı sânıdır 
Zümre-i mahbublarm sertâcıdır sultânıdır 
Kudret-i Settâr'a imrendim sen imrenmez misin 

Farkolunmaz lâl'-i nâbı sükkeri ma'cûnile 
Esvedi müigânlarmın neşter-i pür hûnile 
Mü miyânında biçağı cevheri altun ile 
Hançer-i abdâra imrendim sen imrenmez misin 

Nil ile Ceyhun misâli tab'ımm aktı seH 
Akl u fikrim aldı serden aşkıle der ki beli 



288 Âşık Ö 



mer 



Ey Ömer ismini sordum Şîr-i garrâ-yi Ali 
Hayder-i Kerrâr'a imrendim sen imrenmez misin 

— 486 — 

Eylemezsem ol perî servimle sahra sohbetin 
Gözlerim yaşıyla gel seyr eyle derya sohbetin 
Ruhlerinde benlerin zülfün katmda gföreler 
Dediler hindûler etmiş Şam'da helva sohbetin 

Aşık oldur aşkının daVâsın etmektir garaz 
Dembedem meclisin ihyasını etmektir garaz 
Hem harabe meclisin ihyasın etmektir garaz 
Yoksa zâhid de sever mahbûb-i zîbâ sohbetin 

Zülf-i şebgûnun hevâsı serde ahşamladuğ-um 
Tîr-i gönlüm kâkül-i dilberde ahşamladuğum 
Kimseler bilmez anın kimlerde ahşamladuğum 
Ol mehin arzu çeker a'lâ vü ednâ sobbetin 

Bu karâr üzre değ-il devretmede devrânı gör 
Kimseye bakî kalur mu işbu dehr-i fâni gör 
Sâz ü sûzu mey ü mahbûbu bile yârânı gör 
İstemem sensiz Süleyman olsa hattâ sohbetin 

Olmuşum Âşık Cmer bir pare ihsan bulmadım 
Bir deva eyler dil-i bîçâre derman bulmadım 
Hâlimi arzetmeğe bir çâre imkân bulmadım 
Bulmadım gitti anın bir lahze tenhâ sohbetin 

— 487 — 

Gitme canım gitme gel yok iktizâsı gurbetin 
Olma dahi tıfl iken sen âşinâsı gurbetin 



Aşık Ömer 

Yılda bir kez çektiğim mihnetlerin canım sana 
Idemem takririni çoktur cefâsı gurbetin 

Sakin ol mihnette ol sevdayı terk et sevdiğim 
Gel feragat eyle bu evzâyı terk et sevdiğim 
Bari gurbet elde istiğnayı terk et sevdiğim 
Dürlü mihnetle kurulmuştur belâsı gurbetin 

Mahrem olmak zâtına düşmez beğim tahkik sana 
İnkisar eder hazer kıl âşık-ı sâdık sana 
Sen dahi açılmadık nevrestesin yazık sana 
Soldurur gül ruhlerin cevr ü ezası gurbetin 

Hizmet-i aşkında Ömer cümlesinden dâimim 
Fursatı fevt etmedim amma efendim nadimim 
Sen ne munis bir gulâmsm sevdiğim İbrahim'im 
Olmayasm tâlib-i zevk u safâsı gurbetin 

- 488 - 

Hak hatâdan saklasın dîdârın Ahmet şahımın 
Bâd-ı sarsardan gül ü gülzârın Ahmet şahımın 
Şem'a galip eylesin envârın Ahmet şahımın 
Yanmağa pervane veş ağyarın Ahmet şâhımm 

Yoluna kıldım feda cân ü seri ben sîneçâk 
Yâr içün ola gelir mi âşıkm aynına bâk 
Hatırı bulsun ferah tek bendesin etsin helak 
Tutmasınlar dest-i hançer dârm Ahmet şâhımm 

Akl u fikrim çâk olur bir güle baksa yüzüme 
Dönerim Mecnûna gelmez gayri rahat özüme 
Giceler tâ subh olunca uyhu girmez gözüme 
Görmeğe can arzular ruhsârm Ahmet şâhımm 



19 



Ş^ Âşık Ömer 

Tıfl-ı ebced hânım etmiş ilm ile irşat beni 
Serfirâz et ömrümü yâ Rab kad-i şimşâdini 
Edemez kat'â tekellüm yanılur evradını 
Tûtiler gûşeyleye güftârm Ahmet şahımın 

Dilrübâlar arasında ey Ömer budur alem 
Nüsha-i mihr ü vefanın şerhine kaşı kalem 
Sâdık u âşıkların çeker cefâsından elem 
Getürür çevrin çeker âzârm Ahmet şahımın 

— 489 — 

İntizârım vaslma her dem Mehemmed şahımın 
Sarılup dâmânına muhkem Mehemmed şâhımm 
Hamd ola öğmüş yaratmış lûtfu çok Perverdigâr 
Hüsnüne âşık bütün âlem Mehemmed şahımın 

İntizâr üzre visaline hezâr üftâdeler 
Eylemez uşşâkma evcâı merdüm zadeler 
Her kaçan giyse mübarek eğnine ak sâdeler 
Yaraşur parmağına hâtem Mehemmed şahımın 

Okuyup yazmaktayım olmak içün ehl-i kemâl 
Leblerin âb-ı zülâldir kaşları olmuş hilâl 
İstemezdim şu cihanda zerrece mâl ü menâl 
Ölmeden bir kez lebin emsem Mehemmed şahımın 

Der ki Ömer görmedim ben böyle bir âlîcenâb 
Hâlimi arzeylemeğe eylerim andan hicâb 
Gül cemâline dizilmiş benleri var bîhisâb 
Niceler bendesidir âlem Mehemmed şâhımm 

— 490 — 

Her kaçan düşse yolum dükkânına Ishâk'ımm 
Huriler üftâdeler her yanma îshâk'ımm 



Âşık Ömer 281 

Nice bin Mecnun gibi serser gezer bîçâreler 
Bunda çok başlar gider meydânına îshâk*ımın 

Bulmadım ahvâlimi îshâk'a biran söyleyim 
Ah edüp derd-i derûnum nâle efgan eyleyim 
Türküler yapup bütün dünyâları mesteyleyim 
Nice âşıklar durur dîvânına İshâk'ımm 

Hubluğun şöhret bulah bende -i vech-i hasen 
Nicesin mât eyledi hüsnün bugün ey sîm ten 
Kaşların tuğra diker ol gözlerin ilmülyakin 
Nice tâkatlar gelür fermanına İshâk'ımm 

Ey Ömer hasretle söyle dinlesün yaran seni 
Cümle erbâb-ı seher vechinden aldı gayreti 
Cevheri fürûş olan bilmez mi yekta kıymeti 
Sîmi teşbîh ettiler gerdanına İshâk'ımm 



— 491 — 

Mustafâ'dır sevdiği dostu birisi cânımm 
Canımın canı Mehemmed'dir biri cananımın 
Cân ü dilden mail oldum gerçi ben bir Yûsuf'a 
Yûsuf'u satun alur her bir beni Osman'ımın 

Sıdk ile Maksûd'umun pâyine yüzler sürmedim 
Sürmedim ol demleri vasl-ı murada irmedim 
İrmedim vaktma Kasım gibi dilber görmedim 
Görmemiştim böyle hunrîz olduğun Şa'bân'ımm 

Ne günâhın sahibiyim Musli şahım söylese 
Söylese bir bir Hüseyn'im bana hep cürmüm dese 
Gelse İsmail beni zülfüne berdâr eylese 
Eylese âlem çeker bir yanını organımın 



292 Âşık Ömer 

Bir hayât efzâ imiş bildim Kemâl'in kıymetin 
Kıymete sığmaz imiş gördüm cemâlin ülfetin 
Ülfetim Bakî ile buldum bekanın devletin 
Devlet-i dünyâya vermem bugünün Nu'mân'ımm 

Camı hayrette kodu Hızr'ın cefâ-yi zulmeti 
Zulmet-i dehre şeref verdi Halil'in tal'ati 
Tal'at.i hüsnün görüp Rıdvan'a sordum cenneti 
Cennet-i vashn Ömer can arzular sultânımın 

— 492 — 

Rûz ü şeb derd ü elemdir iddiası bahtımın 
Bir tükenmez maceradır macerası bahtımın 
Dil seninle hak deyu anda görüp da'vâsını 
Dinliyorsa arzıhâlim gam teması bahtımın 

Merhamet kılmaz o gülsen rû habîb ahvâlime 
Seyredüp ibrette kaldı andelîb ahvâlime 
Ağlasam her dem reva kendi garîb ahvâlime 
Canıma kâr etti gittikçe belâsı bahtımın 

Görmedi göstermedi gitti felek mihrim bana 
TâU'im nahsolduğundandır işim dâim fena 
Nice hasret hicr ü firkat başıma üstü belâ 
Hemdemim gamdır ezelden mâadası bahtımın 

Çarh-ı kecrev aksine izhâr edüp etmekte âl 
Raht-ı bahtım ayş ü nûşum dâima zıU-i hayâl 
Mihnet ile geçti ömrüm şâzilik emr-i muhal 
Yoksa yâ Rab Ömerlin zevk u saf âsi bahtımın 

— 493 — 

Söylenür dillerde nâm-ı âlişânı Varna'nın 
Medhe lâyıktır diyâr-ı dilsitanı Varna'nın 



Âşık Ömer 293 

Koç yiğitler meskeni olduğunu isbât eder 
Kal'esi yanmda hâlâ koç nişanı Varna'nın 

Fethine mâlik olunca ibtidâ Sultan Murâd 
Yıktı küffârm derûnun eyledi islâmı şâd 
Sinesin deryaya vermiş misli nâdir bir bilâd 
Bâğ-ı cennetten nümûne çevre yanı Varna'nın 

Niylgûn ırmak kenarında zamanı nevbahâr 
Taze sorguçlar yeşil kemha giyinmiş sâyedâr 
Şat iner Bağdâd'a gûyâ kıblegâhmdan akar 
Bahre karşu hû çeker âb-ı revanı Varna'nın 

Saf be saf mescidlerinde cümleten ehl-i niyaz 
Nice fâzıl kimseler var gayri etmiş imtiyaz 
Ey Ömer lâyık değildir eyleme gel keşf-i râz 
Bir kelâmından duyarlar nüktedâm Varna'nın 

— 494 — 

Her sene cûşa gelince cûy-i mâsı Tunca'nm 
Bahşeder cana safâlar hub havası Tunca'nm 
Anı gel eyle ziyaret tâ gece vakt-i şitâ 
Vasf olunmaz nevbaharda yaz safâsı Tunca'nm 

Gösteren bây ü gedâya dem-i vuslat kendidir 
Sahrası bezm-i çemen hem bâğ-ı behcet kendidir 
Ziynet-i şehr-i Edirne kûy-i cennet kendidir 
Her tarafı bâğ u bağçe intihası Tunca'nm 

Çağlayup akmakta her dem bahr ü yemdir cûyi gör 
Gönlünü eyler küşâde tarh-ı gamdır cûyi gör 
Mürdeler ihya edermiş derde emdir cûyi gör 
Külli şifâdır dile her dem devası Tunca'nm 



294 Âşık Ö 



mer 



Ey dilâ kıldın ziyaret çün bu dem bu cûları 
Şâd ü hurrem ol rehâ kıl dildeki kayguları 
Der ki Ömer kaçmak içün ol güzel gülrûları 
Dembedem mehrûlar ile merhabası Tunca'nın 

— 495 - 

Vâkıf oldun mu gönül ahvâline yorgancının 
Bir nazar kıldın mı nakş-ı dâline yorgancının 
Boyu kısa yorganın açtıkta kalır kim bilir 
Sakın aldanma kumaşı aline yorgancının 

As kapuya perde atlas ko serîre minderi 
Dâl dâl üstüne işlet gel nukuş-i gevheri 
Al açık yaşmağına idüp yeşil taş cevheri 
Halka tak sim perde-i sandâiine yorgancının 

Maksadın beyaz çuhadır saçağını al boyat 
Yastığın olsun kadife penbeden sadra uzat 
Bir avuç altun bahâsın saymadan meydâna at 
Tâlib isen leblerinin bâline yorgancının 

Çek yüze yüz yasdığın şilte döşek kutnu kumaş 
Çarşebi dülbend edüp yat üstüne eyle savaş 
Hâsılı Âşık Ömer ol yâr ile sarmaş dolaş 
El sunar isen visali mâline yorgancının 

— 496 — 

Levh-i pîşânmda nakş-ı sun' -i zîşan kaşların 
Yazdı hattât-ı ezel âyât-ı Rahman kaşların 

Mushaf- i hüsnün hakıçün 

Çeşm-i 

Eyledi edvar- 1 hüsnünde tesellî gözlerin 
Bâb-ı vaslmdan bana etti tecellî gözlerin 



Âşık Ömer 208 

Arzıhâlim okuyup dedi mahallî gözlerin 
Derkenar eyledi müjgân yazdı ferman kaşlarm 

Hâkisâr etmekte uşşâkı şehâ âl- i Yezîd 
Öyle bir kalbi kara kâfirdir eşkâl-i Yezîd 
Nice dem gitmez ara yerde durur hâl-i yezîd 
Bu nihayet Zülfekar'a Şâh-ı merdan kaşların 

Bülbülün Ömer ise gülzâr-ı cennettir yüzün 
Tal*atın havra gibi envâr-ı izzettir yüzün 
Ey tabîbim mushaf-ı esrâr-ı hikmettir yüzün 
Dest-i kudretle yazılmış hatt-ı Sübhan kaşlarm 

— 497 — 

Bârekâllâh kim zehî ibretnümâdır kaşların 
Bir hidâyettir acayip canfezadır kaşların 
Resmine garrâlanup bakmaz cihan tuğrasına 
Hâme-i kudret ile sun'-i Huda'dır kaşlarm 

Meh cemâlin aya benzer burc-i izzet mâhıdır 
Âşık-ı sâdıkların dâim ziyâretgâhıdır 
Birisi şarkın biri garb ikliminin şahıdır 
Ol sebebden bir birisinden cüdadır kaşların 

Bir nasîhat kıl efendim dîde-i pürhûnuna 
Fitne engîzin görüp te uymasun gülgûnuna 
Lûtf ile kılsan nazar rahmeyleyüp meftununa 
Cana ni'mettir verir ruha gıdadır kaşların 

Gördü çeşmim kaldı kalbimde mahabbet ey perî 
Uğruna canım fedadır dönmezem simden geri 
îştibâh etme sakın tâ rûz-i evvelden beri 
Bu Ömer'e tâ o demden âşinâdır kaşların 



^16 Âşık Ömer 

— 498 — 

Dilberâ çevrin çeker âşık keman ebruların 
îrişür vaslma bir gün gamze- i âhûlarm 
Perde çekmiş üstüne kat kat siyeh giysûlarm 
Yoksa yakar yandırırdı âlemi mehrûlarm 

Dinle pendim elhazer ey Yûsuf-i gülpîrehen 
Etme lûtfeyle sakm nâcins ile seyr-i çemen 
Açma lâ'lin hokkasm her yerde ey şîrin dehen 
Kıymete uymaz bahâsı dâne-i lü'Iûlarm 

Âsitân-ı izzete ben bende yüz sürsem şehâ 
Bir hayâl olur kaçan ol devlete irsem şehâ 
Rûmelin seyrâna çıkmış sanurum görsem şehâ 
İki sultân-ı Habeş'tir gûyyâ hindûlarm 

Sadhezâran gülsen -i kûyinde bülbüller de var 
Bâğ-ı hüsnünde açılmış taze sünbüller de var 
Lâleler şebbuy şekayıklar karanfüller de var 
Hiç karâr olmaz temaşaya gül-i hoşbûların 

Bu Cmer tek vâdi-i hicrana saldın çoğunu 
Sanki hüsn iklimine çektin melâmet tuğunu 
Bahre salsun hâceler dürr ü güher sanduğunu 
Var iken şol hokka-i lâ'lindeki incuların 

— 499 — 

Sevdi gönlüm sen saçı leylâ'yı şübhen olmasın 
Satun aldım başıma gavgayı şübhen olmasın 
Kendi hâlimde gezerken uğradım derde yine 
Çağırırım Hazret-i Mevlâ'yı şübhen olmasın 

Kokmaz isen her seher sen alasın aklım benim 
Mail olduğum mu sana cürm ü günâhım benim 



Âşık Ömer 297 

Evveli aklımı aldın çeşm-i siyahım benim 
Sonra ettin nâz ü istiğnayı şübhen olmasun 

Mah yüyüne saye salmış dilrübâ tek kaşları 
Sûretâ insandır amma bir perî rû başları 
Gâhice gözler süzüp hem remzile bakışları 
Öldürür ben âşık-ı şeydâyı şübhen olmasun 

Der ki Ömer hiç güler mi aşkile mahzun olan 
Nice takat getürür dîdârma meftun olan 
Düşmesün sevdalara bencileyin Mecnûn olan 
Yasdanurdum eşiğin tenhâyi şübhen olmasun 

_ 500 — 

Kail idim çekmeğe âlemde bin can acısın 
Ah nolaydı görmeyeydim bari canan acısın 
Bir boyu serv-i revanim var idi aldı felek 
Bana mı gördü seza bilmem bu hicran acısın 

Geç bulup tez yavı kıldım ol perî ruhsârımı 
înleyüp dolâb veş döksem gözümden âbımı 
Firkat ü derd ü elemle gûş edüp feryadımı 
Gökte hep cümle melâik yerde insan acısın 

Hasretiyle haşredek tâ âh ü vaveyla kılam 
Ben anın gibi gül-i ra'nâyı yâ kande bulam 
Ummazam şimdengeru bir veçhile iflah olam 
Nitekim gördü gönül ol şûh-i hûban acısın 

Ey Ömer sabreylemek mümkin mi hiç bu firkate 
İrmedim dâr-ı fenada şöyle bir kez vuslate 
Gayri kaldım yârım ile tâ kıyamet hasrete 
Rahma gelsin de bana kâfir müselmân acısın 



288 Âşık Ömer 

— 501 — 

Teşne cana em iken nutkun senin şîrin dehen 
Günde bin kerre helak olmaktayım hicrinle ben 
Şerha şerha kıl nazar sad pare zahm-ı sineme 
Dağları delmekte gör kabil mi yerden göğeden 

Her kaçan yaslından ayrı düşsem elverse firak 
Firkatinle her gece bir menzili kılsam durak 
Nakş-ı tasvîr-i hayâli olmayup gözden ırak 
Kılmayınca ey sanem tâ eğnime hil'at kefen 

Ben cemâli şem'inin pervânesiyim bîhilâf 
Olmamıştır bildiğim ahdi bütünlerde güzâf 
Va'de kılmıştı benimle olmağa bir sîne sâf 
Hey ne mümkindir görem vaslolduğun cân ile ten 

Hatırım vîrân olur bir dem eğer baksan kıya 
Ayağın toprağı çeşm-i ehl-i aşka tûtiyâ 
Şöyle kim öğmüş yaratmış seni sun'-i Kibriya 
Hüsn-i Yûsuf'tan güzel vech-i basenlerden hasen 

İhtiyar etti Ömer çevrinle sen mehpeykeri 
Hiç gönül fariğ olur mu zannedersin ey perî 
Ömrüm oldukça ser-i zülfünden el çekmem yürü 
Gar-ı cismimde hezâran ejdehâ tutmuş vatan 

- 502 — 

Hûsnile dillerde ismi oldu destan Yûsuf'un 
Kuşça canım eyledim uğruna kurban Yûsuf'un 
Ehl-i dildir remzile âşıkların nabzın tutar 
Olmamak mümkin midir hükmüne ferman Yûsuf'un 

Afitâbı mat ederdi sîne bendin çözseler 

Böyle bir mahbub bulunmaz bu cihanı gezseler 



Âşık Ömer 299 

Binde biri vasfolunmaz belki medhin yazsalar 
Sanki billurdan seçilmez düğme gerdan Yûsuf'un 

Gözleri âhû misâli dişleri dürr-i Necef 
Yâ nice medhetmeyeyim gün begün buldu şeref 
Nazile dükkâna gelse şu'le verir her taraf 
Ağladır çok derdimendi şimdi meydan Yûsuf'un 

Bilmez isen semtini var şu bedestandan yana 
Hak Taâlâ hublarm serdarlığın vermiş ana 
Sevdiğim mağrur tabîat iltifat etmez bana 
Hadden efzun derdimendi vardı üryan Yûsuf'un 

Salınur servi gibi zülfü siyahım her seher 
Âh edince dökülür cümle günâhım her seher 
Der ki Ömar âsümâna çıktı ahım her seher 
Bilmezem ki yok mudur göğsünde îman Yûsuf'un 

— 503 — 

Ey sabâ benden selâm et yârına İstanbul'un 
Kıl senalar bağına gülzârına İstanbul'un 
Yâd olaldan berü gönlüm bulmadı gamdan halâs 
Muntazırdır çeşmimiz didârına İstanbul'un 

Bir güzel şehr-i muazzam ziynet-i esâsı hub 
Gûşedir merd-i garîbe izzet- i eşyası hub 
Câmi'-i Sultan Mehemmed hem Ayasofya'sı hub 
Benzemez bir memleket diyarına İstanbul'un 

Biri Kasım Paşa biri Galata Tophanesi 
Âşık-ı üftâdelerle doludur meyhanesi 
Şimdi inkâr mı olur Beşiktaş Mevlevîhânesi«?» 
Yâ menend olur mu hiç hisarına İstanbul'un 



300 Âşık Ömer 

Ey Ömer kısmetimi verir Huda ben gam yemem 
Ne kadar az dahi olursa ben ana gam yemem 
Verseler Bağdâd u Mısr*ı Şâmı Şarkı istemem 
Kail oldum ben bir ednâ kârına İstanbul'un 

— 504 — 

Ey sabâ bizden selâm mahbûbuna İstanbul'un 
Kıl dualar var yürü matlûbuna İstanbul'un 
Bîvefâ ta'nettiğim günler de çıktı bîvefâ 
Değmedik tırnak nedir mektubuna İstanbul'un 

İntizârım görmeğe cismimde cân etmez karâr 
Gösterir mi çeşm-i giryânıma yine rüzgâr 
Her keşi bir özge sultân etmiş ol Perverdigâr 
Kail oldum bir gedâ mansûbuna İstanbul'un 

Kande varsa def- i gam eyler kişi seyrânı hûb 
Hem hevâsı âbı hub ummân-ı bîpâyânı hub 
Şehrinin bünyâdı hub inşânı hub irfanı hub 
Benzemez hiç bir diyar üslûbuna İstanbul'un 

Yürü ancak ey Ömer gayri yere gitme dahi 
Alnıma yazmış ola Mevlâm meğer kim bir dahi 
Ahdim olsun karakoç kurbân edeyim bir dahi 
Yüz sürersem hazret-i Eyyûb'una İstanbul'un 

— 505- 

İbtidâdan vasfolunsun dilberi İstanbul'un 
Tazesi dayı kesimdir ekseri İstanbul'un 
Dört taraf acâyib hikmet nevcivanla dopdolu 
Ehl-i dil hem cana lâyık insanı İstanbul'un 

Pâyitaht-ı şehr-i İstanbul'a vermiş iştihar 
Ayasofya, Yenicâmi' hem Süleyman nâmdâr 



Âşık Ömer 301 

Üçler ile yediler kırklar dahi himmeti var 
Fethi çün oldu müyesser İslama İstanbul'un 

Fazlı Paşa sarayı var hemcivar At meydânına 
Salıncaklar kurulur Kadırga limanına (?) 
Yeniçeri kışlaları yakın Et meydânına 
Cennet-ül-me*vâya benzer her yeri İstanbul'un 

Bâyezid Bistam Sultan nice vasfın etmeyim 
Ya Şehzade câmi'ini medhetmez mi dilim(?) 
Gûyyâ dağ başına düşmüş Yavuz Sultan Selim 
Fâtihi Sultan Mehemmed serveri İstanbul'un 

Yirmi altı kapusu var her biri bir han değer 
Yetmiş üç milleti vardır her biri anı öğer 
Hind ile Yemen'den âşık görmeğe arzu çeker 
Yedi ikHm dâstânı misli yok İstanbul'un 

Der Ömer İstanbul'a varmağa bu cân arzular 
Hazret-i Eyyûb'una yüz sürmeğe cân arzular 
Fukaranın beytidir ol dergehe cân arzular 
Hazret-i Eyyub gibi var bir eri İstanbul'un 

— 506 — 

Günde bir kez lûtfuna hamdeylerim Ma'bûd'umun 
Bir gülün kıldım temâşâ gülşen-i maksûdumun 
Çok şükür hurremliği var tâli'i maksûdumun 
Ne mübarek gün bu gün gördüm yüzün Mahmûd'umum 

Servi kaddin salınup bin nâz ile eyler hirâm 

Yüz hicâb ile koyup el sîneye verdim selâm 

Hatırım aldı ele lûtf ile kıldı iltizâm 

Ne mübarek gün bu gün gördüm yüzün Mahmûd'umun 



362 Âşık Ömer 

Rûz-i vaslı îde benzer şâm-ı hicranı kadir 

Öyle bir huri simanın uğruna ölmek nedir 

Olmuş ol kaşı hilâlin çehresi gûyâ bedir 

Ne mübarek gün bugün gördüm yüzün Mahmûd*umun 

Zümre-i uşşak içinde ismini her kim ana 
Gözlerim kıblenüma gibi döner andan yana 
Hüsn-i Yûsuf olsa gayri dilberi anman bana 
Ne mübarek gün bugün gördüm yüzün Mahmûd*umun 

Hamdülillâh ey Ömer şevkile oldum pür safa 

Teşne cana şerbet-i lâ'linden irgördü şifâ 

Berk urur âyîne-i vechinde nûr-i Mustafâ 

Ne mübarek gün bugün gördüm yüzün Mahmûd'umun 

_507- 

îd irişti meclise bîgâne dâhil olmasun 
Gelsün erbâb-ı vefa tab'ı kesâil olmasun 
Nevbahâr âsâ güzellerle bezendi her taraf 
Yâ nice bîçâre âşık akh zail olmasun 

Yoğise bir busece yanında kadr ü kıymetim 
Var mı yâ bir el ucuyla merhabaya minnetim 
Sîne ber sîne derâguş eylemektir niyyetim 
Boynuna eğsin kemend-i zülfü hâil olmasun 

Bir perinin düşmüşüm cân ü gönülden râhma 
Hâlimi arzeylerim yüzler sürüp dergâhına 
Bir mahabbet nâme yazdım ol güzeller şahma 
Destine sunsam gerek isterse hâil olmasun 

Aksine devretmede cerhin dolabı vardır 
Yâr anınla her kimin başında aklı vardır 



Âşık Ömer 303 

Suret -i nakş-ı cihan âyîne-i gülzârdır 

Kimse yârm terkedüp bir gayre mail olmasun 

Vaktidir Âşık Ömer bîmâre şefkat oluna 
Lûtf u ihsanı edegelmiş efendi kuluna 
Hacılar bayramıdır kurbân olayım yoluna 
Söyleniz bu çevre ol lûtf ıssı mail olmasun 

_ 508 — 

Söyle ey dil ol perî zülf-i siyah oynatmasun 
Çeşm-i âhûsun süzüp ağyara hâr oynatmasun 
Raksa girmesün o hûrî yohsa yüz bin kan eder 
Bezm-i a'dâda varup bize nigâh oynatmasun 

Kılmasun mir'ât-ı hüsnüne nazar Dârâlanup 

Gamze-i hunrizine dayanmasun serpâlanup 

Leşker-i hindûlerine ol güzel garrâlanup 
Pâdişâh- 1 kiş verim deyüp sipâh oynatmasun 

Adi ile bu bendesine evvelâ ihsan edüp 
Sonra başladı cefâya hâk ile yeksan edüp 
Katline âşıkların nahak yere ferman edüp 
Uyup ağyara birinden bîgünâh oynatmasun 

Bu güzellik ana da kalmaz geçer çağı gider 
Soldurur bâd-ı felek gülruhlerin rengi uçar 
İnkisarı ile âşıklar anı ihrâk eder 
Cevr ile tâk-ı semâya doğru râh oynatmasun 

Hışm ile bakmasun ol hûnî ciğerden kan alır 
Böyle giderse o serkeş dahi çok meydân alır 
Ahdine etsin vefa yohsa anı şeytân alır 
Ey Ömer söyle bize herdem külah oynatmasun 



304 Aşık Ömer 

— 509 — 

Ey güzeller şahı aşkından bizar olmak niçün 
Ahd ü peymânı unudup hîlekâr olmak niçün 
Ben dururken ey efendim gayre yâr olmak niçün 
Yâ bu âşık hasretiyle intizâr olmak niçün 

Büsbütün âlem senin hep cümlesi yârın mıdır 
Doğru söyle bîvefâlık eskiden kârın mıdır 
Bilmezem eller senin benden emekdârın mıdır 
Yâ bu âşık hasretile intizâr olmak niçün 

Bîvefâlardan vefa gelmez gönül bilmez misin 
Yeter ettin bu cefâyı yohsa sen ölmez misin 
Arzıhal sundum efendim yaşımı silmez misin 
Yâ bu âşık hasretile intizâr olmak niçün 

Yeter ettin bu cefâyı el'amân öldüm yeter 
Bâğ-ı hüsnün güllerinde şakıyup bülbül öter 
Ey güzeller şahı olursun sakın benden beter 
Yâ bu Aşık Ömer'in cismi nizâr olmak niçün 

— 510 — 

Seyre çıktı bir gül-i ra*nâ mübarek cum'a gün 
Başladı zâretmeğe şeydâ mübarek cum'a gün 
Hanesinden azmedüp reftâr ile ol nazenin 
Niyyeti hammâm imiş hakka mübarek cum'a güa 

Seyredenler kamet-i bâlâsın efgan eyledi 
Bunca âşıklarının aklını tâlân eyledi 
Soyunup cismini anda cümle üryan eyledi 
Şaştı dellâkler görüp amma mübarek cum'a gün 



Âşık Ö 



mer 



305 



Ben dahi. ... 

Aklı gitti na'iinin şakkoldu tasma şâd ile 
Destini bûseyleyip tas ağladı feryâd ile 
Pâyine yüz sürdü su hâlâ mübarek cum'a gün 

Câme ol dem gözlerinden kanlı yaşlar döktüler 
Kati mermerler dahi aşkile bağrın söktüler 
Kurnalar dört köşesinden hüsnüne Hû çektiler 
Koptu hammâm içre vaveyla mübarek cum'a gün 

Der ki Ömer giyinip cum'aya sûr'at eyledi 
Çün ibâdet hanesin nûr ile ziynet eyledi 
Hüsnünü gördü hatib minberde izzet eyledi 
Okuyup Nûr âyetin hakka mübarek cum'a gün 

— 511 — 

Durdu çün ol pâk zat hûrî mübarek cum'a gün 
Taşra çıktı çin seher mesrur mübarek cum'a gün 
Azm-i hammâm eyledi üftâdeler seyre durup 
Oldu dîvan yolları ma'mur mübarek cum'a gün 

Aldı abdestini çünkim ol perî güllâb ile 
Salmup oldu revan bin nâz ile âdâb ile 
Câmi'in semtini tuttu saltanat erbâb ile 
Yürüdü kabl-es- salât mesrur mübarek cum'a gün 

Dolaşup Âşık Ömer çün anda mihrab minberi 
Görücek sandım ben anı gökten inmiş bir perî 
Ayn-ı ibretle temâşâ eyleyüp ol dilberi 
Oldum ey zâhid yürü mağfur mübarek cum' gün 



20 



306 Âşık Ömer 

— 512- 

Ey gözü sel gibi çağla ak mübarek cum'a gün 
Nâr-i hasretle derûnun yak mübarek cum'a gün 
Açılır rahmet kapısı donanır arş ü zemin 
Lûtf u ihsanı Huda'nın çok mübarek cum'a gün 

Ol Habîb-i Kibriya'nın yoluna canım feda 
Al abdest kıl namazı eyle cum'anı edâ 
Kalbini ider küşâde pertev-i nûr-i Huda 
Mü'minin mi'râcı oldu bak mübarek cum'a gün 

Cümle eşya hal diliyle zikr ü tesbîhin okur 
Güller açılmış seherde cem'olup bülbül şakır 
Gökte uçan kuş dahi tehlîl ile teşbih okur 
Can gözüyle nazar eyle bak mübarek cum'a gün 

Âşık olan gaflete batmaz o dâim sak yatur 
Bâd-i gam vermiş fenaya döktüğü yaprak yatur 
Tîg-ı cellâd-ı felekte kana müstağrak yatur 
Âşıka kılmış nazar çün Hak mübarek cum'a gün 

Der ki Ömer zikrederim Hak'kı doğrudur yolum 
Bin yıl ömrüm de olursa son ucu vardır ölüm 
Sıdkıle duâ kılursun Mevlâ der Lebbeyk kulum 
Cennetin kapusun açar Hak mübarek cum'a gün 

—513— 

Ey gönül Hak'ka ibâdet kıl mübarek cum'a gün 
Zikr ile pasım kalbin sil mübarek cum'a gün 
Ver selâvat ol Habîb-i Kibriya'nın ruhuna 
Nice bin Kâ'be sevâbm bul mübarek cum'a gün 



Âşık Ömer 307 

Verilür yer yer ezanlar cem'olur bây û gedâ 
Okunur minberde hutbe rûh alur andan gıda 
Olsa deryaca günâhın afveder Bârî Huda 
Sıdk ile Allah deyince kul mübarek cum'a gün 

Aşık-ı sâdık olanlar terk eder gayri işi 
Mü'min olur ki cihanda hayr ola anın işi 
Böyle va'detmiş Huda her ne ederse bir kişi 
Bir sevaba on yazılur bil mübarek cum'a gün 

Çünki bize emrolunmuş kılarız beş vakt namaz 
Ol Kerîm'in lûtfu çoktur gelene var git demez 
Müstecâb eyler duâsm şübhesiz mahrum komaz 
Hak'kı bir kez zikrederse dil mübarek cum'a gün 

Der Ömer el bağlayup çün geçse mihraba imâm 
Kuşadır etrâhnı cümle melekler bittamâm 
Rahmeti deryasına gark olmak içün hâs u âm 
Açılur dergâh-ı Hak'ka yol mübarek cum'a gün 

— 514 _ 

Nutka gelsen ey lebi mercan mübarek cum'a gün 
Lûtfuna nail olur her can mübarek cum'a gün 
Şevk ile tezyîn olup hep dilrüâlar sahnur 
Sat kulun delJâla var ey can mübarek cum'a gün 

Dilerim ki gülşenine gayri bülbül girmese 
Korkarım ağyârm eli gonca gülün dermese 
Canım agflar iki gözüm hub cemâlin görmese 
îsm-i pâkin yâdeder lisan mübarek cum'a gün 

Hatırın yapmağa sa'yet bağrı ol yanıkların 
Hac duası reddolunmaz kalbi uyanıkların 



308 Âşık Ömer 

Yok jrere kanını dökme derdimend âşıkların 
Ruy zemîne saçılur bir an mübarek cum'a gün 

Aşıkm bağrı yanar çün âh ü zar dilden çıkar 
Hak'ka yarar bir amel kıl fursatm elden çıkar 
Mü'minin bayramıdır kürsîye çıkar vâizan 
Gör ne nasihat eder irfan mübarek cum'a gün 

Hasretinden her dem ağlar derdimend efkendedir 
Yüz çevirmez hizmetinden nitekim can tendedir 
Bir güzele bak gülesin hakikatli bendedir 
Ömerlin gözleri dolu kan mübarek cum'a gün 

— 515 - 

Câmehabdan kalktı ol dilber mübarek cum*a gün 
Ol güzellerden güzel dilber mübarek cum'a gün 
Azm-i hammâm eyledi bin nâz ile reftâr edüp 
Hizmete durdu yine çâker mübarek cum'a gün 

Geçti bir seccadeye soyunmağı kıldı murâd 

El kemerine urup câmesini etti küşâd 

İbrişim fûte beline kuşanınca asl-ı zât 

Raksa girdi cümle mermerler mübarek cum'a gün 

Bir murassa' na'line bindi irişti izzete 

Aşık-ı sâdıkları mail bu şân ü şöhrete 

Nâz ü istiğna ile girdi efendim halvete 

01 mübarek ruhleri terler mübarek cum'a gün 

Yundu arındı çıkıp taşraya ol günde perî 
Giyinip esvabını süründü hoş gül suları 
Kendi dilber gördü mir'âtmda hüsn-i dilberi 
Çektiler hû ismini yer yer mübarek cum'a gün 



Aşık Ömer 309 

Câmi'e doğru revân oldu yürüdü ol habîb 
Neyleyim yamnda eksik olmaz asla ol rakîb 
Ey Ömer vechini seyrettikte âr etti habîb 
Okudu ol dem Ayet-i Nur mübarek cum'a gün 

— 516 — 



Seyre çıktı ol güzel âhû mübarek cum'a gün 
Seyredenden ref olur kaygu mübarek cum'a gün 
Azm-i hammâm eyleyüp bin nâz ile verdi şeref 
Oldu aksinden havuz memlû mübarek cum'a gün 



Geçti bir seccadeye ol dilber- i âlî nihâd 
El kemer bende urup soyunmağa kıldı murâd 
Tükmelerin çözdü bir bir câmesin etti küşâd 
Açılur çok müşkili bağlu mübarek cum'a gün 

Girdi hammâm içre ol dem halvete oldu revân 
Geçti bir sadra oturdu eyledi ol şeh mekân 
Nakd-i cûyi pâyine âb-i revân etti revân 
Taş elin öptü ayağın su mübarek cum'a gün 

Yundu armdı giyindi hem kuşandı ol perî 
Verdi müzdün hânikahmdan yana döndü geri 
Mihr-i rûyin görüp oldu cerh atlas müşterî 
Câmi'e tuttu yönün mihr-i mübarek cum'a gün 

Ey Ömer verdi selâmın bana ol nesl-i habîb 
Buldu bu haste gönül derdine gûyâ bir tabîb 
Gördü vechin okudu Nûr âyetin ezber hatîb 
Koptu bir bir na're-i yâhû mübarek cum'a gün 



310 Aşık Ömer 

— 517 — 

Çok şükür Perverdigâr'a yârı seyrettim bu gün 
Hüsnü olmuş nevbahar gülzârı seyrettim bu gün 
Külli berbâd olmuş iken gönlümüz hicran ile 
Yek nazar ma'mûr eden mi'mârı seyrettim bu gün 

Aleme gelmiş değildir böyle bir mahbûb-i hâs 
Gülşen-i rûyin görünce kalmadı gönlümde pâs 
Çok şükür kıldı müyesser derd ü mihnetten halâs 
Şâd ü hurremdir gönül dildârı seyrettim bu gün 

Yûsuf-ı Mısr'a bedel olsa boyu bir servi dal 
Haşrolunca yüzünü seyıân eden çekmez melal 
Kudretile halkedüp ol hub cemâlin Zülcelâl 
Hamd ü şükr ol kudret-i Settâr'ı seyrettim bu gün 

Ben nice kılmayayım Ömer yolunda can feda 
Bendesidir âsitânında anın kemter gedâ 
Çok şükür kıldı müyesser görmeğe Bârî Huda 
Mülk-i hüsne şâh olan hünkârı seyrettim bu gün 

— 518- 

Yanıma yaklaşma ey hercai bildim niydüğün 
Hep seninçün çekerim sevdayı bildim niydüğün 
Bîvefâlık fehmedüp senden feragat eyledim 
Sevdiğim artırdın istiğnayı bildim niydüğün 

Adm anıldığı yerde durmayayım ey perî 
Gönlümün kâşanesin yıktın harâb ettin yürü 
Hiç yüze gülme yapılmaz hatırım şimdengeri 
Gör seninçün çektiğim gavgayı bildim niydüğün 



Âşık Ömer Jtl 

Bir gün ola bulasın önden bana ettiklerin 
Yoluna gelmez kalır mı sen bana ettiklerin 
Tâ ölünce unudur muyum bana ettiklerin 
Etme hiç şimdengeri evzâyı bildim niydüğün 

Kemliğin söyleyene yüz verdin âzâd etmedin 
Bedduaya bâis oldun yürü kim kâr etmedin 
Beni bu derde giriftar eyledin âr etmedin 
Gör seninçün olmuşum rüsvâyı bildim niydüğün 

Ağlarım Aşık Ömer kim yâvi kıldım ben beni 
Uçar oldu çeşmime âlemde rahat meskeni 
İstemem hayren ve şerren anmazam gayri seni 
Başıma dar eyledin dünyâyı bildim niydüğün 

— 519 — 

Hasbıhâlin söylerim gül yüzlü yârım dinlesün 
Okurum aşkın kitabın şîvekârım dinlesün 
Her seher vaktinde gelsün âh ü zarım dinlesün 
Gönlümün eğlencesi dünyâda varım dinlesün 

Hüsn-i hulkma anm hayran olur ins ile cin 
Böyle mümtaz nazenini görmemiş rûy-i zemin 
Hasret ile ger ölürsem söyleyin ol nazenin 
Bana telkin eylesün gelsün mezarım dinlesün 

Ey efendim âsmâna çıktı ahım bilmiş ol 
Vaslma irmek diler can rûy-i mâhım bilmiş ol 
Arzıhal destindedir çeşm-i siyahım bilmiş ol 
Okurum meclis içinde şîvekârım dinlesin 

Fânğ olmam sevmeden madem ki canım tendedir 
Hub cemâlin seyredeli bu Ömer etkendedir 



312 Âşık Ömer 

Neylerim mâl ü menâli gönlüm ancak sendedir 
Tâ ezelden beridir yoktur medarım dinlesün 



— 520 — 

Söylemez oldu yine dildâre söylen söylesün 
Ol beni şîrin şeker güftâre söylen söylesün 
Tek dururken yine nettin neyledin sultânıma 
Nemden incinmiş aceb ol yâre söylen söylesün 

Bakmaz oldu yüzüme ol dilber-i âlîcenâb 
Ne sebebden eyledi ben bendesinden ictinâb 
Haste-i aşk olana her bir sözü şâfî cevâb 
Ben helak oldum aman bir pare söylen söylesün 

Çeşmi hatırdan ırak ettiyse vuslat demlerin 
Yâ nedendir doldurup sunmak bu firkat semlerin 
Zahm-i tîğ-ı çevrine sarsın vefa merhemlerin 
Yâ derûnum derdine bir çâre söylen söylesün 

Acıyın dostlar meded bu ben gedânm âhma 
Cürmünü eylen dilek yüzler sürün dergâhına 
Bî tekellüf sözünüz geçmezse hublar şahına 
Minnet edin yalvarın ağyâre söylen söylesün 

Kâ'be-i Hak yoluna kıldım feda cân ü seri 
ol efendim pâdişâhım ben anın bir kemteri 
Hatırım kılsun teselli bari bir kez ol perî 
Küsmesün Aşık Ömer nâçâre söylen söylesün 

— 521 — 

Hüsn-i hattın ey peri şeydâya vermem büsbütün 
Lâ'l-i dürrün gonca-i ra'nâya vermem büsbütün 



Âşık Ömeı 313 

Kametin ar'ar dişin lü'lû ebin âb-ı zülâl 

Ol zülâlin katresin deryaya vermem büsbütün 

Kal olup efkendeler çektikçe hüsnün firkatin 
Firkatin tebdîl eder cismimde câhil kisvetin 
Sîn ile yazmış Huda hüsnünde Vettîn âyetin 
Hâsılı bir nüktesin ifşaya vermem büsbütün 

Âlem içre hubların a'lâsı sensin şübhesiz 
Dehr i asrın sâni-i Leylâ'sı sensin şübhesiz 
Bu dil-i Mecnûn'umun sevdası sensin şübhesiz 
Kûh-i enver sineni sahraya vermem büsbütün 

Bu Ömer görmüş değil bir cana benzer suretin 
Tâc i adnin sûret-i sultâna benzer suretin 
Hüsnünü kim fehm eder Rıdvâna benzer suretin 
Bir cemâlin görmeği dünyâya vermem büsbütün 



— 522 — 

Şiddeti bahr-ı siyahın nevbahârıdır Sinop 
SâhiKi Iklım. i Rûm'un bârigâhıdır Sinop 
Ağ u karada yakîn-i pâdişâh-ı bahr ü ber 
Âl-i Osman ü Tatar Han hemcivândır Sinop 

Gûş eden vasfın ıraktan vaslma akar yürür 
Zanneder tavus anı mir'ât-ı âb içre görür 
Rûzigâr esse muhalif keştiler pervâz urur 
Çevrilür etrâhnı şahin şikârıdır Sinop 

Minberin yekpare kılmış anın üstâd-ı yakin 
Günde beş kerre ziyaret eyler anı ehl-i din 



314 Aşık Ömer 

Tunca derler adına üç kat hisâr-ı âhenin 
Söylenür dillerde Rûm'un hoşça sânıdır Sinop 

Gözcü olmuştur ana Seyyid Bilâl kim şöyle pîr 
Pes irüp ey dil nazargâhına yüz dergâha sür 
Sîne girmiş bahr-i Rûm'un hoşça sânıdır bu yer 
Çâr etrah mükemmel burç u bârîdir Sinop 

Ey Ömer doksan ikiye irdi çün devr-i zaman 
Rüzgârın gerdişi hükmüncedir hep ins û can 
Görelim derler ziyâretgâh-ı beyt-i dervişan 
Payitaht iskelesi derya kenarıdır Sinop 

R 
— 523 — 

Bülbülüm kûyin gibi âlemde gülşânım mı var 
Ey perî hüsnünden özge verd-i handanım mı var 
Kande buldum kameti mânendi bir serv-i hirâm 
Sâye-i mihrin gibi bir berk unvanım mı var 

Rûz ü şeb arz-ı niyazım sen kadi şimşâdıma 

Gûşe-i gamda zebûnum iresün imdadıma 

Kail olmazsın figan ü nâle vü feryadıma 

Yâ benim âh eylemekten gayri bir sânım mı var 

Sen beni Mecnûn veş sahralara göndermeler 
Dest-i çevrinle muradım şem'ini söndürmeler 
Ey perî bülbül neden tâ böyle yüz döndürmeler 
Yohsa senden gayrılarla seyr ü seyrânım mı var 

Hâce-i tâ mâsebaktan tâb-ı aşkı okudum 
Bu selâmet zevrakın bahr-ı felâkette kodum 



Âşık Ömer 5*^ 

Ağlamaktan görmez oldum gözlerimden el yudum 
Hâkipâyin gibi bir kûhl-i şifâhânım mı var 

Sığmaz ey Âşık Ömer nâpuhte söz dîvânıma 
Hûbrûlar medhini yazmak yaraşır sânıma 
Arzederdim canı mı kurbân için cananıma 
Neyleyim ol dilbere arz edecek canım mı var 



-524- 

Âşık-ı sâdık ana derler ki bir cânânı var 
Cân ü dilden severim ol canı bir cânânı var 
Ehl-i dil candan geçüp nâçâr sırrın fâş eder 
Yoksa câmm demeğe sana kimin ne canı var 

Gerçi dehr içre bulunmaz yoktur emsalin senin 
Bî emandır âh kim şol çeşm-i fettanın senin 
Bir köyü bekler harâmî fitnedir hâlin senin 
Sûretâ mikdârı az amma velî çok kanı var 

Gül cemâlin görmüşüm gülsen bana bir nâr olur 
Tutuşup yanar yürek cismim serâpâ nâr olur 
Bir kişi yardan ırağ âlem ana ağyar olur 
Yâr ile her kim ki yâr oldu anın yârânı var 

Bir nefes sensiz şehâ teskin olunmaz yâremiz 
Ol sebebden rûz ü şeb artup gider efganımız 
Âstânında rakibe yok bizim azarımız 
Her metâ-ı vuslatın elbette bir hicran? var 

Cân atar dil bülbülü Bağdâd-ı hüsnün bâğma 
Ağlamaktan eşk-i çeşmim döndü Şat ırmağına 
Bu Ömer yüz sürmek ister işiğin toprağına 
Eli varmaz derdimendin başına dermanı var 



3t6 Âşık Ömer 

— 525 — 

Dilberâ sende bu kaşlar çeşm-i şehlâlar ki var 
Göçse gelmez âşıkm aynma dünyâlar ki var 
Eksik olmaz sana yüz arz-ı temenna sevdiğim 
Sende bu hatır şinâsâne tesellâlar ki var 

Pertev- i mihrin gönül gencînesin pür nûr eder 
Hatırım ümmîd-i lûtf u şefkatin mesrur eder 
Korkarım bir gün beni hüsn-i nazardan dür eder 
Ol rakîbin ettiği beyhude iğvâlar ki var 

Zâr iken târ-ı nigâhm aşikâr etmektesin 
Hep seninçündür olan âşûbu gavgalar ki var 

Uns iken elden bırakma ahd-ı sabıktan sakın 
Dostu dosttan yâd eder mekr-i münafıktan sakın 
Her keşi bir bilme cânâ âh-ı âşıktan sakın 
Etme bir gün başına uğrar bu evzâlar ki var 

Nice yâd etsün Ömer medhinde cananım gazel 
Kilk-i kudret yaza tasvirinde Hatt-ı Lemyezel 
Hiç gönül fariğ olur mu ey gözüm nuru güzel 
Sende o sîmâ ki var bende bu sevdalar ki var 

— 526 — 

Dilberâ çeşmin gibi bir sihri çok âfet mi var 
Sidre-i kaddin gibi bir müntehâ kamet mi var 
Gâh çevrin gâh nâzın geh gamın çekmekteyim 
Derdine bir kez düşen bîçâreye rahat mı var 

Bendene meylin çün olmaz zerre-i mikdârdan 
Bari öldür çevrile kurtar beni efkârdan 



Âşık Ömer 317 

Açamam çeşmim cemâlin görmeğe ağyardan 
Dostlar gelmez başa kuvvetli bir saat mi var 

Nice demler firkatinle olmuşum mihnetzeda 
Ol sebebten çarh çeşmim içre dâim meykede 
Âdeme bin dürlü suret gösterir yek lâhzede 
Âşıkm keyfine mey gibi ya bir halet mi var 

Nice bir fariğ olam serv-i sanevber sevmeden 
Bülbülün kasdı Elest'tir vech-i gülter sevmeden 
Men'edersin zâhidâ uşşâkı dilber sevmeden 
Bize bildir görelim hakkmda bir âyet mi var 

Dilber Allah'ı seversen bendeni etme melûl 
Sen güzeller pâdişâhısın güzel ben sana kul 
îşidüp âh ü figanım der imişsin kimdir ol 
Benden Âşık Ömer'i sormaklığa hacet mi var 

— 527 — 

Sûz-i aşkı Ahmed'in kim çeşmimi giryân eder 
Merhamet eyler Halil'im derdime derman eder 
Musi'nin cevr ü cefâsı âşıkı büryân eder 
Yusuf'un hüsnü cemâli bendesin hayran eder 

İsmail ya gönce güldür bürümüş yanını hâr 
Hüseyin'in sevdası kılmakta kalbimde karâr 
Hasan'a gönül vereli ağlarım leylü nehâr 
Süleyman'ım ben gedâyı gâhice mihmân eder 

Kim rakibler bağlamışlar yâra giden râhımı 
Cân ü dilden âşıkım ben severim Murad'ımı 
Hak hatâdan saklasın pek Abdülfettâh'ımı 
Korkarım birgün Mehemmet katlime ferman eder 



318 Âşık Ömer 

Ali'nin fikr ü hayâli canıma kıldı azâb 
Severim Yahya'yı amma Mahmud'um eyler ikab 
Salih'in nâz ü edası bağrımı eyler kebâb 
Ey Ömer âhır seni kim Mustafâ kurbân eder 

— 528 — 

Sıdkı muhkem bağlayup Settâr'a Serdengeçtiler 
Sundular el tîğ-ı âteşbâra Serdengeçtiler 
Yürüdüler menba'-ı küf fara Serdengeçtiler 
Geçtiler alayı yara yara Serdengeçtiler 

Çektiler her canibinden düşmana top u tüfenk 
Oldular baştan başa âdem kanından lâlerenk 

Küştelerden benzedi kannâreye meydân. ı cenk 
Döndüler her merdümi hunhâre Serdengeçtiler 

Tiğleri ellerde yalın o pür sürah 
Her biri dîn uğruna şevk ile eylerler samah 
Gülleden kuruşundan el hunbâresinden gâh gâh 
Yağdırırlar dolular küffâra Serdengeçtiler 

Zahir ü bâtın hakîkat oldular Yeniçeri 
İçlerinde kasd-ı âlâ-yi adû etse biri 
Çalışırlar kalmayalım deye akrandan geri 
Cehd ederler gayret ile âra Serdengeçtiler 

Anların Aş,ık Ömer olur duası müstecâb 
Zira ki çokça görünmez gözlerine resm-i hâb 
Tâ olunca yasdanup dîn uğruna taş ü türâb 
Yol bulurlar menzil-i dîdâra Serdengeçtiler 



Âşık Ömer 319 

— 529 _ 

Bana kudret ilmini fehmile ta'Iîm ettiier 
Sırr-ı hikmet fazlını asliye tefhîm ettiler 
Remzile hissettiler endîşe-i ibrâhimi 
Hâsılı miftâh-ı nazmı teb'a teslîm ettiler 

Kalbime verdi zıya gûyâ ki encümler gibi 
Cism-i mecruha irişti merhemi emler gibi 
Nakl ü istihraç edüp kâmil müneccimler gibi 
Külliye levh-i tomarın resmi takvim ettiler 

Aslımız aslından eltâf-ı Huda'dan pakı zât 

Tâ Elest bezminde resm-i ceyş-i gamda bu midâd 

Ulaşup ibrâhime feyyâz-ı tab'-ı varidat 

Hüsn-i hulkiyle güzel hoş yahşi tekrîm ettiler 

Bir aceb seyr oldu tab'ım şehrine resm-i fûnûn 
Tab'ıma arzolmada her dembedem hikmet nümün 
Zihn-i pâkim aklile hoş yâr olup kalb-i zebûn 
Bir birine izzet edüp hayli ta'zîn ettiler 

Ben nice bezletmeyim böyle ataya varımı 
Dilde misbâh etmişim her dembedem Settâr'ımı 
Ey Ömer gûşeyleyüp seyyareler güftârımı 
Müşteri Zühre Zuhal şevkıle taksim ettiler 

— 530 - 

Ey Ömer mecnun Ömer bîzâr Ömer Aşık Ömer 
Bu cihanda kimseye hiç bîzarar Âşık Ömerj 
Sarf nahiv mantık maânî vü beyân oldu kelâm 
Âyeti fürs ile hem tefsir eder Âşık Ömer 



320 Âşık Ömer 

Yâ İlâhî bu vücûdum yandı kül oldu meded 
Lemyezel lemmâ yezelsin tâ kıyamet tâ ebed 
Birliğine şübhemiz yok Kul hüvallahu Ahad 
Zikr ederler îns ü cin Şems ü kamer Âşık Ömer 

Elde bade dilde Hû sultân-ı aşkımdır ulu 
Şerr-i şeytan hıfz-ı düşman cümlemiz ağlar kamu 
Evveli Hû âhırı Hû bir dahi mahşerde Hû 
Terk-i dünyâ oldu seyyah serbeser Âşık Ömer 

Zâhidâ sor kim fenada tâc-ı devletler nedir 
Mescide gir kıl ibâdet bu cemaatler nedir 
Dinle dîvan nüshasın gör kim bu hikmetler nedir 
Her gice çok dürlü ma'nâlar yazar Âşık Ömer 

Âlemin sevdasın Allah başıma tâc eyleme 
Defter- i takvadan Allah bizi ihrâc eyleme 
Tâlib-i dünyâ değil nâmerde muhtâc eyleme 
İstemez yâ Rabbena çok sîm û zer Âşık Ömer 

Ey haberdâr olmayan gel cümleten Allah içün 
İdelim Hak'ka niyazı hak Habîbullah içün 
Bu Ömer mansûbu neyler hasbeten lillâh içün 
Kâfire eyler gazalar her sefer Âşık Ömer 

_ 531 — 

Gayri artık kamet-i bâlâdan el çektim yeter 
Çevre mail dilber-i ra'nâdan el çektim yeter 
Bunca yıllar pâymâl oldum gezip Mecnun sıfat 
Gözleri âhû saçı Leylâ'dan el çektim yeter 

Geçmedi asla dilek ettim o servi dâlime 
Kimseler düş olmasunlar böyle kanlı zâlime 



Âşık Ömer 321 

Etmedi zerre terahhum bu şikeste hâlime 
Bakmadım ol yüzleri hamrâdan el çektim yeter 



Dâima zülfüyle bend etti dil-i dîvânesin 
Görmez oldu gûşe-i çeşmim cihan mestânesin 
Şol kadar nûş eyledim bezm-i Elest peymânesin 
Fâriğf oldum sâgar-i sahbâdan el çektim yeter 

Kati çoktur sergüzeştim söylesem ol yâr ile 
Geçti ömr-i nazeninim derd ile efkâr ile 
Nice bir ceng ü cidal etsem gerek ağyar ile 
Canıma kâr eyledi gavgadan el çektim yeter 

Ey Ömer eyle figanı dîden olsun selsebîl 
Asiyâb-ı çerha geldin kendini nevbette kıl 
Akıbet yoktur bekası dehr-i dûnun öyle bil 
Uzlet ettim devlet-i dünyâdan el çektim yeter 

_ 532 — 

îbtidâ ki bu cihanı var eden Perverdigâr 
İns ü cinni kudretinden var eden Perverdigâr 
Halika âsî olup Adem'e secde etmedi 
îblis'i ol dem katından dûr eden Pernerdigâr 

İsmi bin bir kendi birdir yol kurulmuştur iki 
Doğrusuna giden olur yolun cennet mâliki 
Yedi derya vü zemindir yedi kat gök halikı 
Yerleri vü gökleri ol vâr eden Perverdigâr 



Yûnus*u yedi balıklar okudu evradını 
Eyyub'u kurtlar yediler buldu ol mıkdârını 



21 



Aşık Ömer 

Hak içün kurbân edendir İbrahim evlâdmı 
îsmaile koç koyun ihzar eden Perverdigâr 

Cennetinden alup bir ağ ol habîbe verdiler 
Melâikler saf saf olup g-ök yüzünde durdular 
Der ki Ömer mu'cizâtı Mustafâ'da gördüler 
Kamu peygamberleri bîdâr eden Perverdigâr 

_ 533 _ 

Âh elinden neyleyim ey firkati çok rûzigâr 
Kimlere kıldm cihanda izzeti çok rûzigâr 
Mekr ile aldar imişsin âdemi bildim seni 
Ol sebebden etmez oldum rağbeti çok rûzigâr 

Vermeyim hiç gönlümü dünyâ sana şimdengem 
Her yerin gam ocağı her canibin mihnet yeri 
Ben vefanı bulmayup minnetten el çektim yürö 
Eyleyenler sana bulsun minneti çok rûzigâr 

Akl irişmez sana mail olanın tedbîrine 
Gösterüp bir dem safa semler sunarsın yerine 
Bir iki gün yüzüne güler bakarsın seyrine 
Önün ardınca ararsın fırsatı çok rûzigâr 

Akıbet Aşık Ömer nûş etti zehrinden senin 
Hâtır-ı mahzunu dönmezse mihrinden senin 
Hâsılı yandım yakıldım nâr ı kahrından senin 
El'aman ey râhati yok mihneti çok rûzigâr 

_ 5^4 ~ 

Gerçi çoktur ey yüzü gülter sana sâhib çıkar 
Nakş-ı hüsnün seyr iden bir bir sana sâhib çıkar 



Âşık Ömer 323 

Nâgehan bir kez nazar kılsa ruhin mir'âtma 
Nazlı yârin şâh-ı İskender sana sâhib çıkar 

Tâ ezelden olmuşum hüsnünle aşkın vâsıh 
Oldu zülfünde gönül cemâle karşu asılı 
Mâh rûyin şâh-ı âlem görse ömrüm hâsıh 
Tâc ü tahtın sana terkeder sana sâhib çıkar 

Dilberâ lâ'lin senin bir hokka-i esrar iken 
Kande varsam hasretinle mübtelâ bîmâr iken 
Bî tekellüf bekleyeyin bel bucağın var iken 
Ey delikanlu güzel hançer sana sâhib çıkar 

Sen nigâh ettikçe her bir yâre canım paresi 
Bîkıyâs olur sana üftâde cânım paresi 
Alsa dûş-i dâmenin tenhâde cânım paresi 
Bu belâkeş Ömer'in kemter sana sâhib çıkar 

— 535 - 

GûşuHu benden bana tut sözlerim gamdan çıkar 
Başına yâr ise aklın gönlünü kemden çıkar 
Ârif-i billâh gerektir bilmeğe dört cevheri 
Üçünü kılsam beyan her birisi mimden çıkar 

Dört kitabı fehmedenler anda mâ'nâ buldular 
01 Huda'nın birliğine çok şükürler kıldılar 
01 maâni taksim edip dördü beyan kıldılar 
Üçü bellü şeydir amma birisi kimden çıkar 

Pes gönül derya misâli çağlar akar her yana 
Bu cevâbım işidenler kalur altında tana 
İki nokta ile üç harf sen suâl ettin bana 
Biri yüz biri otuz biri de kırk zamden çıkar 



324 Âşık Ömer 

Sen de kâmil âşık isen bahr-i aşka gire gör 
Âkılâne sözlerini ara yerden sûre gör 
Der ki Ömer bu cevâbın ma'nisini vire gör 
Altı nokta beş hurufla yüz otuz kırktan çıkar 

— 536 — 

Küntükenz'in aslını bilmeyen izzetten çıkar 
Saye veş hâke düşer eyvan- 1 rif'atten çıkar 
Tutmayan pîr ü peder pendini rağbetten çıkar 
Hazret-i Adem gibi gûyâ ki cennetten çıkar 

Atalardan kalma bir eski meseldir bu haber 
Kim ne kadar keder etse kişiye kendi eder 
Hayr isen haynn olur şer ise şerrin yine şer 
Âhırın hayr ola dersen şerrini kalbden çıkar 

Aldanıp kaldıysa her kim işbu bezm-i âride 
Hey yazıklar nazenin ömrünü verdi zaide 
Son nefeste etmez ana peşimanlık fâide 
Çâk eder tâc ü kabayı âr ü gayretten çıkar 

Anlamaz ilm.i hakikat bilmeyen esrarını 
Taşa çalma gevherin ehline arzet varım 
Gûş edenler derler ey Aşık Ömer güftârını 
Dürr-i yektadır kamu derya -yi hikmetten çıkar 

— 537 — 

Ey felek hüsnün gülünü dermeğe cân arzular 
Derdimendin kim murada ermeğe cân arzular 
Bîvefâlık etme lûtf et kulunum kurbânınım 
Aç nikabın mah yüzünü görmeğe cân arzular 



Âşık Ömer 325 

Gam değildir ey güzel aşk ile üryan olduğum 
Gözümün nuru efendim kul u kurbân olduğum 
Çünki bildin hâne-i aşkmda mihmân olduğum 
Şem*ine pervane veş per urmağa cân arzular 

iltifat etmez deyu ey ömrüm âzâd eyleme 
Dostlarm mahzun edüp düşmanmı şâd eyleme 
Şem'inin pervânesiyim red kılıp yad eyleme 
Hâkipâyine yüzünü sürmeğe cân arzular 

istediğim derdimendin hatırın kılma melal 
Ne ise murâdını ver ey kaşı ebru hilâl 
Der ki bu Âşık Ömer dişleri dür ruhleri âl 
Sana kurban olmağiçün varmağa can arzular 

_ 538 — 

Ey gönül derya -yi aşka dalmağa şübhen mi var 
Bizi tandan tana her an atmağa şübhen mi var 
Servi kamet üstüne tohm-i ecel saçarsa ger 
Sararup ayva misâli solmağa şübhen mi var 

Bilmedin nâzik tenin kim hâk ile yeksan olur 
Salih olursa amel Hak'tan sana ihsan olur 
İsrafil sûr urmağa Hak'tan varır ferman olur 
Derilüp mahşer yerine varmağa şübhen mi var 

Bülbül-i can kanat urup âkibet uçmaktadır 
Bu cihan bakî değildir hep gelen göçmektedir 
Gün bu gün saat bu saat ömrümüz geçmektedir 
Zinde iken çâr ü nâçar olmağa şübhen mi var 

Der ki Ömer ağlayuben doldu gözüm âb ile 
Birliğin bildirdi Allah yere dört kitâb ile 
Bir yeşil sancak dibine cem'olup ashâb ile 
Cennet-i a'lâya girüp kalmağa şübhen mi var 



326 Âşık Ömer 

— 539 - 

Gör ne hikmettir acab çerh-i felek fırfır döner 
Sun'ile bu âsiyab hem bîdirek fırfır döner 
İns û cin eyler sadâ-yi heybetinden ihtiraz 
Vakt-i baran ra'd isminde melek fırfır dönez 

On sekiz bin âlemi var eyledi Bârî Huda 
Bu yedi kat yerleri kân üstüne kıldı bina 

dîdesi çün eyledi teshir ana 

karşu dâim bir sinek fırfır döner 

Sun*-i Mevlâ'ya ne mümkin akl iriştirmek beşer 
Gafil olma ayn-ı ibretle cihâna kıl nazar 
Devr ider seyyarelerden durmayup şâm û seher 
Encûm ü şems ü kamer tâ haşredek fırfır döner 

Şübhesiz sensin Hudâyâ kâinatı âferîn 
Bir yüzü kara kulundur bu Cmer kemter kemin 
Cürmün afv et rahmetinle yâ Ilâhelâlemîn 
Rûz ü şeb tesbîhi dilde ismi yek fırfır döner 

— 540 — 

Beni mesrur eyleyen ol nevcevânım bundadır 
Hemdemim yârı kadîmim tende canım bundadır 
Hâtır-ı mahzunuma kat kat teselliler verüp 
Aiimâne nutk eden şîrin zebanım bundadır 

Nâehiller vuslat- 1 cânâna fursat bulmasun 
Bâd-i sarsardan nihân olsun cemâli solmasun 
Subh olunca böyle meclis nice bir dûş olmasun 
Subha kalmış mâh veş rûh-i revanim bundadır 

Söylerim ahvâlini eş'âr ile inşâ içün 
Neylerim tâc ü kabayı yalınız dünyâ içün 



Âşık Ömer 

Eylerim âh ü figanı bir gül-i ra'nâ içün 
Andelîb-i hoş nevayım âşiyânım bundadır 

Nûş-i lâ'Ie bu Ömer veş teşnedir çok bendeler 
Mutribâne der teni reftâr edince sendeler 
îş ü işret vaktidir ey âşık-ı şermendeler 
Siz dahi âğâh olun şûh-ı cihanım bundadır 

— 54t _ 

Bend-i zülfün dilberâ tıfl-ı dil ü can ağladır 
Hey ne kalbi kara kâfirdir müsülmân ağladır 
Huni çeşmi her gece çeşmime kılsa bir nigâh 
Zerrece takat komaz bîsabr ü imkân ağladır 

Ben helak oldum derim de sana söz kâr eylemez 
Bir suâl et gamzene ettiğin inkâr eylemez 
Kuluna zulmü hakikat ehli inkâr eylemez 
Ağladırsa âşıkı hercai cânân ağladır 

Her ne denlu eylesen ben hâke istiğna y ne 
Her hususta razıdır senden dil -i şeydâ yine 
Kâkülün elden bırakmaz gönlümü amma yine 
Hâk -i ruhsârın eder hatır perîşân ağladır 

Şiddet- i çevrinle ey dilber baharın solmada 
Firkatinle lâle veş hûn ile bağrım dolmada 
Lûtfuna kahrın senin gittikçe galib olmada 

Şefkatin az güldürür çevrin firâvân ağladır 

Tâli'jm yok neyleyim leyi ü nehar bahtım nigûn 
Yaş yerine iki dîdemden revân olmakta hûn 
Gam değil Âşık Ömer âdetidir bu cerh- i dûn 
Bir murada irgörünce âdeme kan ağladır 



117 



3^" Âşık Ömer 

_ 542 — 

Her kaçan dîvâneler bâzûsuna dâğ oynadır 
Yedi kat zencîr-i aşkı depredüp yâğ oynadır 
Kabza-i kudret kaçan kasdıyle nacâğ oynadır 
Şerhalar hûn-i ciğerden kanlu ırmağ oynadır 

Anlamaz her bir denî gencine i gaibleri 
Anın içün gevherin nâdir düşen sahibeleri 
İşbu rakkas-ı kühen şâd eylemez tâlibleri 
Ha bir iki gün yüze gülerse de lâğ oynadır 

Her ne denlü âşıka cevr itse ol hûr-i cinan 
Aşık aşkından ırâğ olmaz eder meyl-i cevân 
Sanma te'sîr eylemez ol çevre âh-ı âşıkan 
Bâd kim tuğyan eder bî şübhe yap^ağ oynadır 

Künc-i istiğnada beklerse nola dârâ-yi aşk 
Şîrinerden yüz çevirmez merd i bîpervâ-yi aşk 
Şöyle bir sertîzdir çalsa yed- i tûlâ-yi aşk 
Tâ semâdan istühân-ı gâve varsağ oynadır 

Bir aceb âyinedir âyîne-i vech-i kamer 
Gösterir ayniyle yüz dehre mürur ettikçe ser 
Ay başında mâh-ı nev sanma görünen ey Ömer 
Çerh-i kecrev tâlib-i dünyâya parmağ oynadır 

_ 543 _ 

Gitti hengâm-ı şitâ geldi bahar eyyamıdır 
Rûy-i âlem açılup güldü bahar eyyamıdır 
Kevn ü sahralar şeref buldu bahar eyyamıdır 
Her taraf cennet misâl oldu bahar eyyamıdır 

Gülşene bir şu'le verdi pertev-i şems-i dücâ 
Müşteriden zühreye düştü bu yüzden iltica 



Âşık Ömer 329 

Seyre ikdam etti erbâb-ı teferrüc crbecâ 
Zevk-ı işretle cihan doldu bahar eyyamıdır 

Bir iki zerrin kadeh kondurdu şâh-ı ergavan 
Süzdü nerkis gözlerin mest oldu ehl-i gülsitan 
Gonceye dembeste kaldı güller engüşt ber dehan 
Andelibler nâleler kıldı bahar eyyamıdır 

Devre geldi hâb-ı gaflette yatan hâmûşlar 
Yeniden başladılar kılmağa îş ü nûşlar 
Mergzârın hây ü huyundan tutuldu gûşlar 
Her şükûfe fehmedüp bildi bahar eyyamıdır 

Koma elden ayağı A§ık Ömer hiç çekme gam 
Yâr fendinden ırağ ol dem bu demdir dem bu dem 
Tutmasaydı tab'ımız âyînesin gerd-i elem 
Geldi anı lûtf ile sildi bahar eyyamıdır 

— 544 — 

Âleme şây olduğum âh ü figanımdan mıdır 
Yâ bana rahm etmeyen serv-i revânımdan mıdır 
Dîde-i bahtım açılmaz hâb-ı gafletten benim 
Tâli'im nahs olduğu devr-i zamanımdan mıdır 

Ol saçı Leylâ beni Mecnûn u şeydâ kılduğu 
Mihnet ü âlâm ile hâlim diğergûn olduğu 
Sinemin sahnı serâser şerhalarla dolduğu 
Cevr-i dilberden midir dâg-ı dehânımdan mıdır 

Aşk mıdır ben âşıkı her hâle hayran eyleyen 
Yâ felâket mi şeb-i firkatte nâlân eyleyen 
Bülbülânı bâğ-ı ikbâlin perişan eyleyen 
Dembedem bu na'rehâ-yi cansitânımdan mıdır 

Bir sitemkânn elinden çektiğim Sübhan bilür 
Ne benim yârem biter ne derdimi Lokman bilür 



330 Âşık Ömer 

Düşmana uyma desem uymaz beni düşman bilür 
Bilmezem benden mi suç yoksa cenanımdan mıdır 

Hâî-i aşkı bilmeyen fehmeylemez hayranlığ-ım 
Böyle dem beste g-ören elbet çeker mestanlığım 
Bilmezem Aşık Ömer sermest ü sergerdanlığım 
Lebleri câm-ı şerâb-ı ergavânımdan mıdır 

_ 545 — 

Nâz ile seyrâna çıkmış çeşmi âhûlar mıdır 
Hüsn ilin eyler tecessüs iki câdûlar mıdır 
Can dimağını muattar eyleyen subh u mesâ 
Hâl-i anberler mi âyâ zülf-i hoşbûlar mıdır 

Ah ü zârımdır beni âfâka ma'Iûm eyleyen 
Şem'-i bahtım zulmet-i minntte ma'dûm eyleyen 
Vasl-ı dilberden beni tâ böyle mahrum eyleyen 
Gice gündüz çektiğim bîhûde arzular mıdır 

Dediler lâ'lin görenler mâye-i ruhsârda 
Bir g-ül-i terdir açılmış dâmen-i gülzârda 
Hatt-ı Rayhân ile yazılmış cebîn-i yârda 
İki medler mi iki râlar mı ebrular mıdır 

Rûzigârm estirüp devran muhalif bâdını 
Dembedem sökmekte ömrüm kasrının bünyâdını 
Devr eden Şatt u Furât âsâ gönül Bağdâd'ını 
İki dîdemden iki hûnî akar sular mıdır 

Gülşene baykuş değişmez gûşe-i viraneyi 
Şem*a yanmaktan döner mi gör garib pervaneyi 
Aşk mı hayran eyleyen sevda mı ben dîvâneyi 
Serde ey Â^ık Ömer bu kara yazılar mıdır 



Âşık Ömer 331 

— 54(î _ 

îmâmeynin duâğûyu senâhanı Sakalardır 
Tarîk-i müstakimin ni'met ü nâm Sakalardır 
Gönüller kerbelâsmm nigehbâm Sakalardır 
Ufunetten bunalmış canların canı sakalardır 

Ocaklarda eğer otur eğer azm ihtimâl|eyler 
Zehî Rahman darı rahmetile her visal eyler 
Sekâhüm şerbetinden teşne vü müstağni hâl eyler 
Hayât âbının ey dil Hızr-ı dermanı Sakalardır 

İlâhî görmesün gam gussa rûh-i asker-i islâm 
Murâd üzre bula feth ü fütûh-i asker-i islâm 
Ne semte azm ü cezm etse gûrûh-i asker-i islâm 
Bile çağlar akar nehr-i firâvâaı Sakalardır 

Hulûs-i kalb ile bel bağlayanlar nusrat-ı dîne 
YÛ2Ü ak ola yarın eyleyenler hizmeti dîne 
Sebîl etmiştir anlar cûy-i ömrün hizmet-i dîne 
Bu âteş çöllerin bâğiyle bostanı Sakalardır 

Ömer eyler dualar Rabbena izzetlerin artur 
Habîbin yüzü suyu hürmeti şefkatlerin artur 
Muradın her birinin rûzi kıl ni'metlerin artur 
Vefa ehli sehâ ıssı kerem kânı Sakalardır 

— 547 _ 

Dilberâ gerçi cenabın ayn-i sırruUâhtır 
Çeşm-i uşşâkm nigâhı hasbeten lillâhtır 
Hatt u hâlin nüktesin her kim ki fehm etti yakın 
Vâkıf 1 sırr.ı tılısmât ârif-i billâhtır 



332 Âşık Ömer 

Mihr veş râyinde ol kim menzili eflâk ola 
Hâdim-ül-eşyâ geçer surette her kim hâk ola 
Leşker-i ye'cûca sed kıl kim derûnun pâk ola 
Ma'nide tâc-ı ser-i âlemdir abdullahtır 

Arif -i dânâ olan farkeylemez şâd ü gamı 
Künc-i vahdette ricâl-ül-gayble eylerler demi 
Kırka-i peşmîne ser çekmiş eder seyr âlemi 
Kim bekabillâha yol bulmuş fenâfiUâhtır 

Arifin gencîne-i zâtmdadır esrâr-ı Hak 
Kûhl -i hayretle uyar ibret gözün mir'âta bak 
Bil kim ey tâlib değildir Hak sana senden ırak 
Nefsini her kim ki idrâk etti ehlullâhtır 

Ey Ömer bu tende gümrâh eylemiştir kim bu dil 
Nâbedîd anda anâsır mün'adimdir âb ü giî 
Bir kitabı var oku anı kalem yazmış değil 
Belki her sır safhası envâr-ı bismiUâhtır 



_ 548- 

Ârızm şevkiyle cânâ çoktur ammmâ serpiiür 
Var mı mânend-i gülâb amma ki bir mâ serpiiür 
Nutka gelse binde birin edemez telhi cevâb 
Bahs-i güftânnda çok nutk-ı dür âsâ serpiiür 

Eylesen cânâ teferrüc sohbet-i gülzâr içün 
Zeyn olur zerrin tabaklar vuslat-ı dîdâr içün 
Dâl sanma şâh-ı gülden pâyine îsâr içün 
Akdem-i ikbâline lü'lû-yi lâlâ serpiiür 

Sen şeh-i mülk- i melâhatsm şecaat eylesen 
Seyre çıksan azm-i meydân-ı melâhat eylesen 



Âşık Ömer 333 

Şehsüvârım esb-i nâza istimâlet eylesen 

Pâyinin erdiği yerde hâk-i dünyâ serpilür » 

Ehl-i aşkı sanma mevtin cür'asmdan içtiler 
Soyunup cismin libâsın ariyetten seçtiler 
Gördüler Ferhâdla Mecnun kendileden geçtiler 
Deşt-i hayrette nice Şîrîn ü Leylâ serpilür 

İltifatındır Ömer bîçâreyi serser kılan 
Şefkatindir hâtır-ı mahzunu pür enver kılan 
Yaş değildir giryeden dâmân-ı çeşmi ter kılan 
Cûşa geldikçe gönül emvâc-ı derya serpilür 

-549— 

Al vücûdundan haber râvî rivayet bizdedir 
Nüsha-i kübrâ biziz çok dürlü halet bizdedir 
Bizdedir Seb'ulmesânî arş-ı Rahmânî bile 
Üstüvâ sânında münzel yedi âyet bizdedir 

Zâhidâ ma'nîde biz gene içre sırr-ı mübhemiz 
Sûretâ âhırdayız evvel gelenden akdemiz 
Çâr eczadan mücerred nesl-i pâk-i Âdem'iz 
Kâm-ı ilm-i ebcediz asl-ı keramet bizdedir 



Sûretâ gerçi rümûzât-ı muamma gizlidir 
Arife bu nesne pinhân olmaz amma gizlidir 
Nazır ol dikkatle eşyada temâşâ gizlidir 
Bize her yüzden anı eyler beşaret bizdedir 

Tâ ezel bezminde var ahd ile hem peymânımız 
Nice bin yıl ön kurulmadan bu çâr eyvanımız 



334 Âşık Ö 



mer 

Olduğun Kalûbelâ ikrarına îmânımız 

Hak bilür ayn-üMyan anı sadâkat bizdedir 

Biz ki dervişiz fena ikliminin seyyahıyız 
Bahr-ı aşk içre yahud fülk-i tenin mellâhıyız 
Ey Ömer mülk-i vûcdûun mührüyüz miftâhıyız 
Bilmiş ol bu şehre zulm ü hem adalet bizdedir 

— 550 — 



Çıksa g-erdundan zamanı böyledir 

Mâsivâdır çek elin gördüm ki fânî böyledir 
Aşiyânmda ne bülbül berkarâr oldu ne g-ül 
Böyle mürgf-i Lâm^ekân'm gülsitânı böyledir 

Çerh-i mînâ böyle bir fânûs-i kudrettir düâ 
İki şem'i sernigûn etmiş cenâb-ı Kibriya 
Gâhi şems olur münevver gâhi bedr eyler zıya 
Bu cihan -1 bîvefânm şam'dânı böyledir 

Nakl ü hikâyât ile tafsîle ben tutsam kalem 
Kim dehânın açup incular küşâd etsem ne gam 
Nazmına tahsîn edüp mer suhandân-ı Acem 
Dediler iklîm-i Rûm'un şâirânı böyledir 

— 55t — 

Ey perî peyker hümâ bu yüce pervazhk nedir 
Nâz ile kırmaktasın uşşâkı gammazhk nedir 
Bende olmuşsun efendim bir boyu azadeye 
Sağ olursun sen de seyreyle ki tannazlık nedir 



Âşık Ömer 335 

Çekmişim cânâ yolunda çevrini bahşm yaman 
Arzıhâl eylerdim amma g-amzeler vermez aman 
Bağlamışsm zülfünün tellerine bin bunca can 
Saydedersin gördüğün mürgu bu şehbazhk nedir 



Bendenin sormaz olursun âh ü zârm göz göre 
Akıdup su gibi çeşnîim eşkibârm göz göre 
Aşıkm yağma edersin elde varın göz göre 
Kimseden yoktur hicâbm bu utanmazlık nedir 

Bu şitâb ile sürüp meydâna nâzm rahşını 
Yek nazar kılmakla mir'âta çıkardm nakşmı 
Gamzeden öğrendi sun'-i suret, i can bahşmı 
Yoksa suret uğrusu bilmezdi gammazlık nedir 

Dilberi sevmekte Aşık Ömer*G olmaz karâr 
Aşık olmadmsa zâhid sana vaslolmaz nigâr 
Bak ta arzetme kadin kametini dildâre var 
Sen yürü bilmezsin ey servi serefrazlık nedir 

-552 - 



Aşkını cânân ararmış cân içinde gizlidir 
Cezbe-i nakş-ı nümayiş ân içinde gizlidir 
Abi ol meh tal'atın bîşân içinde gizlidir 
Benzer ol bir nura kim Kur'ân içinde gizlidir 

Hamdülillâh destiğîr-i aşkıle yârız bugün 
Çektik el kaydı taallûktan sebükbârız bugün 
Andelîb-i bâğ-ı hüsnü seyr-i dîdârız bugün 
Gönce i maksûdumuz bil şân içinde gizlidir 



336 Âşık Ömer 

Kani ol mülk-i belagat tahtına dârâ geçen 
Kandedir noldu fesahat kafına anka geçen 
Gelberi ey tâlib-i kân-ı dür-i yekta geçen 
Dilde bir deryadır ol umman içinde gizlidir 

Şübhesiz mevcûd-i küllidir sıfât-ı ehl-ı zât 
Gayre bakma gayre fetholmaz rümûz-i mûşkilât 
Sende zulmet sendedir hep nice bin âb-ı hayât 
Hızr-ı nâpeydâ ki var inşân içinde gizlidir 

Adem'e bu aşk-ı mâderzâd mahrem şübhesiz 
Çektiğin rene ü elemler gussa vü gam şübhesiz 
Gam değil Aşık Ömer AUahü a'lem şübhesiz 
Düşmüşüm bir derde kim derman içinde gizlidir 



553 



Ey perî şeklin benîâdem de dersem elverir 
Adem amma misli yok âdem de dersem elverir 
Bir görem kân-ı mürüvvet sahibi cânânesin 
Ben sana bu tarz ile Hâtem de dersem elverir 



Kâkülün burc-i Esed bir şîr-i garrâdır özün 
Giceni kadr eylemiş Hak îd-i ekber gündüzün 
Gamzeler dökmüş hadengin kasd-ı cân eyler gözia 
Ey keman ebru sana Rüstem de dersem elverir 

Kâkül-i hoşbûyun alan bûyuna anber dedi 
Seyr edenler kamet-i mevzununu ar'ar dedi 
Ter dedi kimi arak rûyin kimisi dür dedi 
Çin seher düşmüş gül-i şebnem de dersem elverir 



Âşık Ömer ^37 

Ne gönüller uğrusu fettan imişsin ey civan 
Bulmadım âlemde bir sen gibi şûh-i nûktedan 
Her kelâmın mürde-i sadsâle eyler bahş-ı can 
Nutk-ı pâkin îsi-i Meryem de dersem elverir 

Derdimendindir esirindir giren yok areye 
Hatırın sor da azar etme bu ben bîçâreye 
Hizmet-i aşkında ben Aşık Ömer âvâreye 
Aklı yok bir vâlih ü sersem de dersem elverir 

— 554 — 

Kamet-i bâlâsına ar'ar da dersem elverir 
Leblerinin kandine şekker de dersem elverir 
Vasfını etmek diler âciz ü kasırdır dilim 
Her ne denlu medh edüp dilber de dersem elverir 

Bir güzel gözlü güzel ra'nâ güzeldir sevdiğim 
Hüsnü mümtaz ü müsellem bîbedeldir sevdiğim 
Hublarm serdârıdır dersem mahaldir sevdiğim 
Mislini göz görmemiş gevher de dersem elverir 

Sun*-i kudretle yaratmış ol Ganî Perverdigâr 
Gözleri sayyâd-ı âlem mürg-i dil eyler şikâr 
Gûyyâ rûmâl olup gencine bekler rûy-i yâr 
Kâkülü pürçînine ejder de dersem elverir 

Gelmemiş misli cihâna dürr-i yekta bir güher 
Kameti mevzun güzeldir cemali şems ü kamer 
Serteser gezdim cihanı var mı akranı meğer 
Anın için rûyine enver de dersem elverir 

Tutahm kim gice gündüz eylemişsin gayreti 
Kâmile yok i'tibârı câhil ile sohbeti 
Dâima ecnâs ile ülfette bilmez kıymeti 
Ey Ömer ben bunlara itler de dersem elverir 

22 



338 Aşık Ömer 

— 555 — 

Her kaçan bastıkça cânâ râhı tir tir titretir 
Şu'le-i ruhsârı şems ü mâhı tir tir titretir 
Pertevi yüzü cemâli şem'-i ruhsârı anm 
Her görünce âşık ı seyyahı tir tir titretir 

Azm-i gülsen eyledikçe gâhi şîr - i ner gibi 
Çîn ber çin halka halka zülfleri ejder gibi 
Rûzigâr estikçe titrer sanki nahl-i ter gibi 
Hışma gelse kulları hem şahı tir tir titretir 

Dinle pendim kîl ü kalim yok sana ey çeşm - i ter 
Gel sakın hışmetmeği billahi kalbinden gider 
Dilberâ ahım alursun kıl hazer berbâd eder 
Aşıkın rûy-i zemîni âhı tir tir titretir 

İsteyen gelsün gazel alsun Ömer' den bî elem 
Her amelde bir hünerdir anda imlâ-yi kalem 
Burc-i nazmın seyri erzânile çekmiştir kalem 
Nice mahir şâiri her gâhi tir tir titretir 

— 556 — 

Heybeti hakka ki hep a'lâyı tir tir titretir 
Arş ü kürsü ar'ar ü tûbâyı tir tir titretir 
Her cihetten çün nıünezzehtir velî kılsan nazar 
Cümleten hep ejder-i fersâyı tir tir titretir 

Des-ti kudretle yaratmıştır nice peygamberât 
Her birine rûzi kılmış bunca hakk-ı mu'cizât 
Feyz-i lûtfundan mukaddem halk edüp bir nûr-i zât 
Haşredek Allah gedâ vü bayı tir tir titretir 

Neler îcâd eylemiş hakka ki kân-ı vüs'atin 
Küll-i şeyMn bir sebebdir zahirinde kudretin 



Âşık Ö 



mer 



Bâd su üzere şekil kurmuştur ol gör rahmetin 
Her kaçan esse yedi deryayı tir tir titretir 

Noldu Rüstemler gelüp cihâna vermiş velvele 
Akil isen ayn-ı ibretle nazar kıl gel hele 
Emr-i Hak ile olunca yer yüzünde zelzele 
Bir zaman bu âlem-i dünyâyı tir tir titretir 

Der ki bu Âşık Ömer kılmak gerektir i'tikad 
Yoksa akı ermez ana bir medhi aksa -yi murâd 
Hâtır-ı nâşâda geldikte heman döner maâd 
Düşürüp havfa velî a'zâyı tir tir titretir 

— 557 — 

Ey rakib yârın önünden yâ savul yâ şöyle dur 
Sevdiğin dildâr önünden yâ savul yâ şöyle dur 
Gül yüzn seyreyleyüp tende mecalin kalmadı 
Ol perî ruhsâr önünden yâ savul yâ şöyle dur 

Bir aceb hışma gelince sevd/ğim bir mâr olur 
Nazenin dilberler içre hem dabi serdâr olur 
Gâhi zülfün seyredenler durmayup berdâr olur 
Şöyle giysûdâr önünden yâ savul yâ şöyle dur 

Kaşları tuğraya benzer oldu gül ruhsârımm 
Hem cemâli aya benzer ol meh-i tabanımın 
Gülşeninde bülbül oldum bîbedel sultânımın 
Ruhleri gülzâr önünden yâ savul yâ şöyle dur 

Hep melekler cem'olup dîvânına sultân ile 
Ol mübarek pâyine yüz sürdüler erkân ile 
Sohbet-i şahanesin gûş ettiler iz*ân ile 
Ey Ömer hünkar önünden yâ savul yâ şöyle dur 



Âşık Ömer 

— 558 — 

Yâr ile bir sırrımız var gel kasavet şöyle dur 
Bir taraftan olma sen engel kasavet şöyle dur 
Mahfi arz etsem gerek işret behişt esâsına 
Tutma gel dâmânımız çengel kasavet şöyle dur 

Dîdemizden nice bir aksun yürüsün kanlu yaş 
Gel yeter derdin yeter arz etme kılma sen telâş 
İmtihan olmak ise kasdm bana yek başa baş 
Çengimiz mihnetledir evvel kasavet şöyle dur 

Ben kasavet değilim dersin söze geldikçe sen 
Yahşi cansın nutkile gerçi yüze geldikçe sen 
İlleri gâhîce yoklarsın bize geldikçe sen 
Bir görünür bir geçersin gel kasavet şöyle dur 

Fikre sa'ym çok velî yaklaşmaz âkildir bana 
Âdemi dîvâne eylersin karâr olmaz sana 
İki üç gün ırak ol gelme sakın benden yana 
Sevmedi canım seni mükmel kasavet şöyle dur 

Ey Ömer âh - ı nedametle geçer hep günümüz 
Âlemi bîdâr eder tâ subh olunca ünümüz 
Nice bir bu mihnet ü zilletle geçsin günümüz 
Kandesin ey şâzilik gel gel kasavet şöyle dur 

- 559 _ 

Vechin üzre saye salmış ey sanem giysû mudur 
Eyleyen canı muattar zülf - i anber bû mudur 
Can dimağ-ını muattar eyleyen subhu mesâ 
Dilberâ kavs - i kaza mıdır siyah ebru mudur 

Uğrun uğrun gayrılarla eyledin seyr ü safa 
Yanma kalur mu seyr et sen hele ey dilrûbâ 



Âşık Ömer 

Hiç dimezsin şol gedânı künc - i mthnette şeha 
Hemdemi âh • ı nedamet çekitiği kayg-u mudur 

Zerrece ümmîd - i vasim koymadı tende hayât 
Pes ne lâyıktı süre zevkin rakîb - i bî sebat 
Çevrine sabr edene derdin kılayım iltifat 
Kanh zâlim işte öldüm iltifatın bu mudur 

Hüsnün ey Leylâ beni kendüye meftun eyledi 
Bir bakışta akl u fikrim aldı Mecnûn eyledi 
Hâsîh ömrüm bana bin kerre efsun eyledi 
Başın içün sorduğum ayb olmasun câdû mudur 

Der ki bu Âpk Ömer aşkınla oldum yine şâd 
Aşık - 1 dilhaste dâim ola lûtfunla ziyâd 
Dest - i insaf eylemiş bend - i girîbânın küşâd 
Görünen sînede sîm âyîne mi pehlûmudur 

- 560 — 

Bir güzeller şahı gördüm ismini ihfâ okur 
Lebleri âb-ı züllâdir ruhleri gabrâ okur 
Nice vasf etsem anın evsâfını ben sizlere 
Bârekâllah bir sehî kad kameti tûbâ okur 

Tâc-ı şâhânı başında kıl temâşâ câmesin 
Zây olur akhm görünce ol mahabbet nâmesin 
Meşkim ta'lîm eder destinde almış hâmesin 
Kâtib olmaktır muradı destine inşâ okur 

Vech-i pâkini görenler üstüne dürier saçar 
Bende-i efkendesine âşinâ olmaz kaçar 
Nâz ü istiğna ile dilber kitabını açar 
Hâce-J dânâ önünde ol melek sîmâ okur 

Ol güzel tahtına çıkmış hublara kurmuş divan 
Derdimend âşıklar ise ah kılurlar hem figan 



342 Âşık Ömer 

Der ki Ömer üç hurafla ismini eyler iyan 
Biri aym biri mimdir birisini râ okur 

_> 561 — 

Bir perî gördüm bu gün ben lebleri mercan okur 
Dili bülbül ruhleri gül benleri ferman okur 
Bârekâllah hub yaratmış kudret ile Zülcelâl 
Şimdilik bu dehr içinde Yûsuf-i Ken'ân okur 

Bir açılmış gonca güldür ol cemâl, i âfitâb 
Levnini bir kez görenler mest olur bî ıztırâb 
Diz çöküp mescidde gâhî devr okur emir kitâb 
Ezber etmiş Mushaf'ını kim aceb Kur'ân okur 

Parmağı altun kalem dâim yazar dîvâneler 
Dûd-i efkârın çekerler âşık-ı üftâdeler 
İşret eder ekseri anınla çün mehpâreler 
Nûr.i çeşm-i âşıkandır sûre-i Sübhân okur 

Der ki Ömer hâlimi arzeylesem etsem dilek 
Bâg-ı hüsnün güllerin vermektir ancak bu dilek 
Sen buna razı olup beyn-es-semâ-i ves-semek 
Gamzesi seyf-i Acem'dir tîğile üryan okur 

— 562 — 

Dâne-i hâlin gönüller mürgunu seyrân olur 
Zülfi pür çînin girift eyler anı âsân olur 
Aşıka canlar bağışlar çeşmin amma kan olur 
Kirpiği hançer çeker cân ü ciğerde kan olur 

Dilberâ bakî midir zevk u saf âdân ibret al 
Şîrin'e Leylâ'ya bak mihr ü vefadan ibret al 
Hâlet-i İskender'i gör sen Darâ'dan ibret al 
Kasr.i hüsnün eşk-i çeşmimden sakın tûfân olur 



Âşık Ömer 94] 

Ağladıp bülbül g-ıbi ben âşık-ı nâlânını 
Gül gibi her kâra teslim eyleme unvanını 
Korkarım te'sîr-i feryadım tuta dâmânmı 
Eşk-i çeşmimden çıkan bir âteş - i sûzân olur 

Müddeî yüz sürmek ister eşiğ^inin hâkine 
Cevr ü kahrından halel ne aklına idrâkine 
Aşıkm renc-i tarîkatte rakibin baki ne 
Kopacak ağır yerinden belli çok meydân olur 

Etmeden gittin Ömer mahzun garîbe iltifat 
Gülşeninde yok imiş bir andelîbe iltifat 
Etme bari görmeyim gayri rakibe iltifat 
Söyleşüp anlarla gezme âhrırın hirmân olur 

~ 563 — 

Hânikah-ı tende dil derler ulu server yatur 
Elhazer zâhid ki dil gannda şîr-i ner yatur 
Sanma meydân-ı hünerde hâsıh ebter yatur 
Bu maânî tekyesidir pîr iken perver yatur 

Gel nazar kıl deftere zâhid hurûf-i hâmeye 
Alemi surettesin bildin mi meylin câmeye 
Bu maânî ilmidir uymaz kıyafet nâmeye 
Çün meseldir Kâ'be'nin altında derler er yatur 

îşbu nâsa kıl nazar her biri bir meşrebdedir 
Cümlesi dört fırkadır her biri bir mezhebdedir 
Kimi ezber eylemiş kimisi de mektebdedir 
Kûy-i derbend-i fenada bir azim asker yatur 

Kısmetine kani' olan sığınur Settâr'ma 
Verdiğin üç pay eder ibretle bak bu kârına 
İkisini yedirir bir kor birini yanma 
Yemez içmez kimisi Karun gibi irgör yatur 



344 Âşık Ömer 

Zannederler Aşık Ömer sâdıkm zâr olduğun 
Bülbülün rûy-i gülistan başına dar olduğun 
Kim bilûr Âşık Ömer kimlerde kim var olduğun 
Her kesin gar-ı derûnu içre bir ejder yatur 

_ 564 - 

Firkat-i cânân ile dil ıztırâb olmuş yatur 

yakı nâr-ı hicre derdiyâb olmuş yatur 
İşiğinde subhadek ey saçları Leylâ senin 
Reşk edüp zencîr-i zülfün bîhicâb olmuş yatur 

Gülsen, i hüsnün içinde g-oncelenmiş güllerin 
Gördüğünce zâre başlar âşık-ı bülbüllerin 
Çeşm-i şehbâzm kati amma siyah kâküllerin 
Mâh rûyin üzre gûyâ pür nikab olmuş yatur 

Hayli demdir ey perî çekmekteyim ben kahrini 
Hak Taâlâ gün begün kılsun ziyâde ömrünü 
Lûtfunu ma'mûr kılsun bu vücûdun şehrini 
Ol çemenzâr-i dil ü cânm harâb olmuş yatur 

Bâğ-ı cennetten mi çıktın söyle sen ey hûr.ı în 
Va'de-i vaslın bana kılsun yeter devlet hemîn 
Zâtına meddah olaldan bu Ömer ey mehcebîn 
Dürr-i yekta gibi nazmı bir kitâb olmuş yatur 

— 565 — 

Sevdiğim bigânedir bigânelerle söyleşür 
Gözleri mestânedir mestânelerle söyleşür 
Göricek mi beni handan oldu zâhid bîgüman 
Ol melek sîmânedir sîmânelerle söyleşür 

Dişleri incu dehânı hokka-i kimya gibi 
Kirpiği tîr-i alemdir kaşları tuğra gibi 



Âşık Ömer 345 

Heybeti resmi kıyafet dem çeker anka gibi 
NaVesi merdânedir merdânelerle söyleştir 

Rûz ü şeb hüsnün tavaf eyler gönüller askeri 
Kahraman şeklinde bend etmiş miyâna hançeri 
Kılmasın sohbet dil-i irfana nisbet ol perî 
Hâfız-ı meyhanedir meyhanelerle söyleşür 

Gûş edersin bu Ömer Âşık kulun eş'ârını 
Fehmedersin zâhidâ dildârımm mikdârını 
Meclis-i hûbân içinde dinledim güftârım 
Her sözü dürdânedir dürdânelerle söyleşür 

_ 566 _ 

Hak hatâdan saklasın ol yâd ile kim söyleşür 
Çeşmi sâkî gamzesi mekkâr ile kim söyleşür 
Hışma gelse her nigâhı nice yüz bin kan eder 
Kim ne haddi zâlim ü hünkâr ile kim söyleşür 

açan kılsa tekellüm yâr başlar gülmeğe 
Bir belâ dahi budur uşşâkm aklın bölmeğ-e 
Şâd merkolmaz isen de nesne kalmaz ölmeğe 
Ol şeker leb yâr-ı şîrin kâr ile kim söyleşür 

Söyleniz dostlar cenanım hatırım incitmesin 
Merdüm-i çeşmimdir aklım gibi kayup gitmesin 
Ehl-i diller yâr ile dost olduğum ta'n etmesin 
Yâra yol bulmak kolay ağyar ile kim söyleşür 

Cana peygânın ne işler geçti ey kaşı keman 
Tîr-i gamzen bir yanan dökmektedir kanım heman 
Dâima yol beklemektir kârı hiç vermez aman 
İki yüzlü hançer-i âzâr ile kim söyleşür 

Her kaçan Aşık Ömer yanında bir cânân olur 
Gül gibi tâli' güler hem açılur handan olur 



346 Âşık Ömer 

Bu meseldir kurb-i sultan âteş-i sûzân olur 
Bî tevekkuf tâ bekey hünkâr ile kim söyleşür 

— 567 — 

Bir perî aşkıyla memnun olduğum âlem bilür 
Sen saçı Leylâ'ya Mecnûn oldugfum âlem bilür 
Ben sana âşık u meftun olduğum âlem bilür 
Hasretinle zâr ü dilhûn olduğum âlem bilür 

Sen demişsin ben anı vaslıma mihmân eylemem 
Ölür ise hasretimle ana derman eylemem 
Ben seni sevdim deyu gayriye pinhân eylmem 
Çün senin sevdanla mahzun olduğum âlem bilür 

Bu benim derd-i derunûm gayri oldu aşikâr 
Her ne derlerse disünler anı kıldım ihtiyar 
Pâybûs-i hasretinle ağladığım zâr ü zâr 
Şübhesiz bu dîde pür hûm olduğum âlem bilür 

Der ki Ömer gam yeme elbette olur feth-i bâb 
Belki bir gün rahma gelüp sana ola âfitâb 
İsminin harfini sordum lûtf ile verdi cevâb 
Hâ ile sin yâ ile nûn olduğun âlem bilür 

— 568 - 

Mürg - i dil pervâz urur azm . i miyânın kim bilür 
Bir hümâ - yi lâmekândır yâ mekânın kim bilür 
Tâir - i kudsîdir ol kim râhını mestur eder 
Beççesin kim görmüş anm âşiyânm kim bilür 

Olmayanlar âşıkı bir hokka - i nâzik femin 
Can dimağında bulur mu neş'esin câm - 1 Cem'in 
Bî tevakkuf kimseler sedd - i tılısm - i a*zamın 
Kendine bulmadı yol râz - ı nihânm kim bilür 



Âşık Ömer 347 

Akl alan ol dilberin bir ruhleri âli değil 
Hâl - i gendümgûnu âdem yitmeden hâlî değil 
Pür gazab mestâne - i çeşme duş olmalı değil 
Mîşezâr - ı hüsnünün şîrin zebanın kim bilür 

Can cesedden kılması âhır mukadderdir urûc 
Âh kim gaflette kaldım bilmedim ben bağrı tuc 
Akıbet derler gele dünyâya bir sâhib hurûc 
Vakt yakin olmamış dahi zamanın kim bilür 

Geldi bu Âşık Ömer dehre ziyaret eyledi 
Sehv ile sermâye - i ömrünü garet eyledi 
Çıktı serhadd . i ademden hoş ticâret eyledi 
Sözü ma'lûm olmadı gitti zebanın kim bilür 



— 569 - 

Kande idi câm - 1 Cem kandeydi Keykâvûs - i hâs 
Ben melâmet cür'asm nûş eylemiştim tâs tâs 
Eğnine zeyn olmamıştı atlas - 1 çarhın libâs 
Dahi tutmamıştı su_ üzre yedi kat bir esas 

Gerçi kim bin sihr ile cezbeyledi cân ü teni 
Bu Zelîhâ . yi zaman çâk etmeden pîrâheni 
Ey Azîz . i Mısr - 1 dil gümgeşte bulmuştum seni 
Pîr - i Ken'an Yûsuf için kılmamıştı dahi yâs 

Ol zaman rahş oynadıp meydâna sürdüm kendimi 
Kıldım im*ân - ı nazar mir'âta gördüm kendimi 
Hâsılı ömrüm biçüp sürdüm savurdum kendimi 
Hirmen - i arz u semâya irmeden ön destres 

Ey dilâ sevda - yi dehri eyle tarh âdem gibi 
Menzilin eve - i Zuhal kıl isi - i Meryem gibi 
Sen anı bilmez misin kim Hazret - i Edhem gibi 
Nice şahlar tâc ü tahtın terkedüp giydi palas 



348 Âşık O 



mer 

Şimdilik âlemde sen âlemlerin meşhurusun 
Çektin el kayd - ı taalluktan anm mestûrusu» 
Şübhesiz sırr-ı hakayık gencinin gencûrusum 
Gam değil Âşık Ömer güftânna gûş ursa nâs 

_ 570 - 

Kafa dek anka gibi uçsan elimden yok halâs 
Hem yedi deryaları geçsen elimden yok halâs 
Penç ber penç ehl-i aşkın resmidir bu imtisal 
Tiğ çeküp kanın dahi saçsan elimden yok halâs 

Düşüben hâk ile yeksan olmayınca tâ bu ten 
Biçmeyince eğnime çarh-ı felek yensiz kefen 
Olmayınca arada ağyar yâhud sen ya ben 
Tâ diyâr-ı zulmete kaçsan elimden yok halâs 

Akıbet bu can cesetten kurtulur bilmez misin 
Arayan sıdk ile Mevlâ'sın bulur bilmez misin 
Anda her kes sevdiğiyle haşr olur bilmez misin 
Tâ adem iklîmine göçsen elimden yok halâs 

Gün begün revank verüp âlemde bulduk iştihar 
Bana nisbet oldun ol ağyar- 1 bed rû ile yâr 
Rûy-i dil arzeyleyüp ettin Ömer'i ihtiyar 
Günde yüz bin kerre and içsen elimden yok halâs 

— 571 - 

Gûş-i cana nâgehan irdi sadâ-yl tabi u kûs 
Pes meğer taht-ı dile sultân-ı aşk itti cülus 
Çârdarb olduk kalender ne nemed ne hırkapûş 
Âşık-ı hâsız besîmiz vechimiz olmas abus 

içmeyince meclis*i gamda melâmet semlerin 
Bulmadık tîğ-ı mahabbet zahmınm merhemlerin 
Geçmeyince vâdi-i hecr ü firak âlemlerin 
Menzil-i hayretfezâdan gelmedi bang-i hurûs 



Âşık Ömer 349 

Her kime kılsan şikâyet hasbıhâlinden eğer 
ol sana senden ziyâd eyler dönüp arz-ı diğer 
Anlayana bir nefes sıhhat iki dünyâ değer 
Bilmeze yeğdir cihanın sağlığından yek filûs 

Nazır ol ahvâline dehrin dilâ ibretle bak 
Nice şeyhler var gedâ suret gezer dikkatle bak 
Her neye baksan elin koy göğsüne izzetle bak 
Gün gibi göster güler yüz olma ebr âsâ abus 

Dîv-i nefse aldanır mı aklı mağbûn olmayan 
Dûna hiç mail olur mu kendisi dûn olmayan 
Meyleder mi nakşına âlemde mecnûn olmayan 
Yüzünü dünyâ özün gösterse bin şekl.i arûs 

Şeş cihâta hükmedüp olsan dilâ şâh-ı cihan 
Halka kibrin olsa nice Sâm ü Rüstem Kahraman 
Gafil olma ey mer işbu Süleymânı zaman 
Seni taş altında kor bir gün misâl-i Engûrûs 

-ş - 

- 572 - 

Hak müyesser kılsa olsam yâr ile sarmaş dolaş 
01 lebi sükker şirin gütfâr ile sarmaş dolaş 
Gam yemezdim öldüğüme bu fena dünyâda ben 
ölmeden olsam fem-i ruhsâr ile sarmaş dolaş 

Ekseriyyâ dilrübâlar meyli ağyar üstüne 
Vâki' olmuş vird-i gönce ol sebeb hâr üstüne 
Mâr-ı heftser giysu düşmüş gene -i ruhsâr üstüne 
Dâima mu'tâdı gencin mâr ile sarmaş dolaş 

Çeke gelmiş râh-ı yarda âşık-ı sâdık sitem 
Serini bezmi mahabbette feda etmekte hem 



350 Âşık Ömer 

Şebde şem'in sevkına cevlân ederler dembe dem 
Pervaneler her dem olur nâr ile sarmaş dolaş 

Mübtelâ-yi aşk olanlar hâlin anlar zardan 
Bülbülün feryadı hardan âşıkm ağyardan 
Goncayım amma garibim derdimendim hardan 
And edüp şâm ü seherde zâr ile sarmaş dolaş 

Merd olan bu dehr-i fânî içre getûrmez kesel 
Zardan azadedir kalbine girmez hiç kesel 
Geçti ömrün kılmadın sen Hak*ka lâyık bir amel 
Ey Ömer şimdengeru hub kârile sarmaş dolaş 

— 573 — 

Gûş-i cân et dinle nazmım sun'-i Mevlâdır güntş 
Mazhar-ı lûtf-i ilâhî sırr-ı vâlâdır güneş 
Menzilinden her kaçan dür eyleyip gösterse baş 
Ref'eder şeb zulmetin âlemde Daradır güneş 

On iki burcu temâşâ eyleyüp seyretmede 
Tayyedüp kevn ü mekânı menziline yetmede 
Feyzedince nurunu arza nebatat bitmede 
01 sebebden sebzevâra ayn-ı kimyadır güneş 

Kırk bu dünyâ denlu cismi gör nice pinhân eder 
Akı erişmez hikmetine kim anı seyrân eder 
Uğradıkça pây-i arşa secdeyi her ân eder 
Arzeder hacetlerini kenz-i ahfâdır güneş 

Matla'ından her kaçan etse tulü* envâr-ı Hak 
Bahş olunur hem basîret ehline esrâr-ı Hak 
Ziyneti kılmış cihanın kim anı settâr-ı Hak 
Nûr-i Ahmed katrasmda hûb deryadır güneş 



Âşık Ömer 351 

Pes ne mümkindir anın vasfın ede her şâiran 
Muktezâ-yi hikmetinden var edüptür Müstean 
Sakın ey Âşık < mer bu hikmete açma dehan 
Asümân-ı râbi'in fevkmda yektadır güneş 

_ 574 _ 

Şu'Ie salmış âleme bir nûr-i ezherdir güneş 
Ol yedi yıldız ki derler cümleye serdir güneş 
Ol gedânm pâyine yüz sürdüğüyçün dem bedem 
Kadr ile rif at bulup eflâke hemserdir güneş 

Yılda bir kerre kamuyu devreder ol mürg-i can 
Yedi yıldız hem yiğirmi dört menâzii âşiyan 
Aya âşıktır alup destine altun şem'edan 
İştiyakından gezer cerhi kalenderdir güneş 

Mihr ü mâha gök yüzü çünkim oluptur cilveger 
Şâm olunca birisi cevlân eder biri seher 
Lûtf olunmuştur Huda'nın feyzi yüzünden meğer 
Hâki altun etmeğe kimyâ-yi ekberdir güneş 

Burç. i devletten tulü' eyler cihâna her seher 
Irgörûr âlemlere nûr-i ilâhîden eser 
Şâm-ı zulmetten halâs eyler cihanı her seher 
Kadrini bilsen Ömer görsen ne gevherdir güneş 

— 575 — 

Şol arak kim ârız-ı hubrûlar üzre damlamış 
Gûyyâ şebnem gül-i hoşbûlar üzre damlamış 
Riştesi mudur dizilmiş sebha-i dürdâne veş 
Katra katradır ser-i giysûlar üzre damlamif 

Câme-i kudret yazup ruhsârı hoş elkab ile 
Bir nezâket dîde göstermiş ol âb ü tâb ile 



352 Aşık Ömer 

Bir mürekkebdir siyahı zail olmaz âb ile 
Nokta-i hâl-i siyeh hindûlar ûzre damlamış 

Gamze -i hunrîzi kasd-ı cân eder cânâneden 
Kasd-ı cân etse dirîg- olur mu ol cânâneden 
Değme mercan sanmanız ol nişter-i müjgâneden 
Hûn-i âşık sîne-i dilcûlar üzre damlamış 

Ey Öner râzmı fâş ettin ki nakşın aldılar 
Hey meded hey yine esrarına vâkıf oldular 
Pây-i yâra bağda hep yüz sürdüğünü bildiler 
Eşk-i çeşmim sebze-i şebbûlar üzre damlamış 

— 576 — 

Kasr-ı dehri ey gönül bezm-i mey âşâama de 
Bûs-i lâ'Ui dilberi bir câm-ı gülfâma değiş 
Ziyenti g-erdûna meyletme kalender meşreb ol 
Tahtıgâh-ı rif'ati dünyâ-yi pür dama değiş 

Bâde-i câm-ı ezelden mest û medhûş ola gör 
Kasr âsâ cây-i istiğnada pür cûş ola gör 
Atlas -1 dünyâyı terkeyle nemedpûş ola gör 
Mûlk-i kevni bir külah ile bir ihrama değiş 

Giryesiz azm-i reh-i kûy-i dilârâ eyleme 
Bîvuzû gitme varup sırrını ifşa eyleme 
Bir visal içün varup yâra temenna eyleme 
Ol safâyı ey Ömer bir gusl-i hammâma değiş 

— 577 — 

Ey efendim gül'izâr - 1 gonca femden mi geliş 
Bilmezem ki bezm - i işret def - i gamdan mı geliş 
Pertev - i hüsnün ziyası âlemi mest eylemiş 
Asitân - 1 devlet - i sâhib keremden mi geliş 



Âşık Ömer 353 

Kabil olmaz etseler kim medh - i dil ahvâlini 
Cemian mahlûk - 1 dünyâ görmemiş emsalini 
M âh -I tal'atla müzeyyen dediler cemâlini 
Akıdup yâ selsebîli âb - i zemzemden mi geliş 

Eğnine sammûr - i zerbaf rengi i'tâ ederek 

Misk - i anber pâki cisminde mülemma' ederek 

Böyle dârât ile canadır ki yağma ederek 

Mısr u Şam u Hind ü Çin şâh - 1 Acem'den mi geliş . 

Çeşm - i âhûdâr ile dürlü nezâket gösterir 
Her gören üftâdeye süz - i belagat gösterir 
Salmur sâz ile uşşâka nezâket gösterir 
Yâ sehâvet ma'deni adi ü hikemden mi geliş 

Hergiz Âşık Ömer ister yâr ile olmak nedîm 
Tâ ezelden aşinalık bizlere olmuş kadîm 
Dilberâ dîdânna yüz sürmeğe müştak idim 
Yâ ziyaret eyleyüp Beyt - ül - harem'den mı geliş 

— 578 — 

Hamdülillâh nazlı dilber küstü derler küsmemiş 
Dostlar ol gül'izârım küstü derler küsmemiş 
Çok şükür olsun Huda'ya yine şâdîdir gönül 
Saçı sünbül nevbehârım küstü derler küsmemiş 

Çok zamandır ben o yârın âşık-ı şeydâsıyım 

Sanmanız billahi dostlar yeniden peydâsıyım 
Geçmişim cân ile baştan yoluna fedâsıyım 
Benim ol şâh-ı levendim küstü derler küsmemiş 

Lebleri âb-ı zülâldir teşne diller kandırır 
Ruhleri şem'-i kâfûrî nice canlar yandırır 
Güzellikte şöyledir kim dünyede bir andırır 
İsmi Ahmed'dir efendim küstü derler küsmemiş 

23 



354 Âşık Ömer 

Ben eser yelden sakınıram yüzü gülşânımı 
Dûn ü günde dinlenmez mi ol benim efganımı 
Der ki Âşık Ömer ahd ettim veririm canımı 
Gamzesi sahhâr efendim küstü derler küsmemiş 

— 579 — 

Iztırâb-ı gamdayım ey mehcebînim gel yetiş 
Kalmayım bu derdile ey derde dermanım gel yetiş" ?„ 
Hasretin te'sîr ede bu canıma ey gonca leb 
Tîr veş lûtf eyle ey kaşı kemanım gel yetiş 

Âteş-i aşkın vücûdum yakmada her rûz ü şeb 
Çekmişim aşkın yolunda derd ü zahmet çok teab 
Yerde insan gökte melek rahmederler bana hep 
Firkatin kâr eyledi ey hemnişînin gel yetiş 

Hasret*i lâ'linle düştüm ben diyâr-ı gurbete 
Yâd edüp endîşe-i hecrin döşendim gurbete 
Dembedem oldu hayâlin dalmışımdır hayrete 
Vaslma arzu çeker ey dil hazinim gel yetiş 

Aşık Ömer derdimendin ide kûyinde vatan 
Hâkipâyinde kul olmak isterim vechi hasen 
Hâlime rahmeyleyüp lûtfunla ey gonca dehen 
Servi kaddim lâle haddim gül'izârım gel yetiş 

— 580 — 

Gel ferah bahş et cevan canım Mehemmed gel yetiş 
Gel kadim rencîde kıl canım Mehemmed gel yetiş 
Bir mürüvvet sahibi ehl-i kerem gördüm seni 
Ey benim devletli sultânım Mehemmed gel yetiş 

Gelmedi zerrece takat bende sende sevdiğim 

Yok tahammül yok terahhum bende sende sevdiğim 



Âşık Ömer 355 

Bari öldür kurtulayım ben de sen de sevdiğim 
Gel helâl ettim sana kanım Mehemmed gel yetiş 

01 zaîfim derd-i aşk u hem hrâkmdan yana 
Kalmadı vaktim benim arzedeyim hâlim sana 
Ey tabîbim leblerin em tez yetiş benden yana 
Kılca kaldı çıkmağa canım Mehemmed gel yetiş 

Başıma koptu kıyamet düşeli bu firkate 
Haşre dönmüştür cihan halkı düşüptür mihnete 
Ömer'i gamzen komak ister cahîm-i hasrete 
Kıl <efâat çoktur isyanım Mehemmed gel yetiş 

— 581 — 

Sen bana cevreyledin ey bîvefâ hoş amedî hoş 
Gayrılan âşık ettin galiba hoş âmedî hoş 
Bir birine benzemez nâz ü edaya başladın 
Ahdimiz böyle değildi ibtidâ hoş âmedî hoş 

Bir zaman ola ki zâyi'ola hüsnün gevheri 
Ettiğin çevre peşîmân olasın sen ey perî 
Kasdederken benlerin bu canıma şimdengeri 
Çün çeküp pinyal misâli eşkıya hoş âmedî hoş 

Tutalım bir hûb-i müstesna imişsin sevdiğim 
Kokmağa lâyık gül-i ra'nâ imişsin sevdiğim 
Âşık öldürücü bir yosma imişsin sevdiğim 
Hançerin deldi vücûdum eşkıya hoş âmedî hoş 

Gerçi kâr etmez sana hiç şimdi ettiğim dilek 
Sonra duyarsın güzellik gidicek bu ne demek 
Çün benim gibi çekersin sen dahi âşık emek 
Hep bulursun ettiğin hercâyilik hoş âmedî hoş 

Ah nice oldu benim mahzunum ol Aşık Ömer 
Yâr-ı garım hemdemim mecnûnum ol Âşık Ömer 



356 Âşık Ömer 

Kandedir ol şâir.i meftunum ol Aşık Ömer 
Çok arayasm beni sen her yana hoş âmedî 

^ 582 _ 

Olmadın hemdem bana ey mehlika hoş âmedî hoş 
Ben tehammül ederim kıl sen cefâ hoş âmedî hoş 
Ni*met-i hüsnün sakındın sen dil-i biçâreden 
Nideyim sağ ol heman ey dilberâ hoş âmedî hoş 

Bu adavetten garaz bilmem nedir ey pâk zât 
Gösterirsin ben belâkeş kuluna Rüstem sıfat 
Bu belâlarla irer bir gün bana âhır memat 
Sen kahrsm dehre bakî sür safa hoş âmedî hoş 

Ol rakîb-i nâsezâyı eyledin hurrem şehâ 
Vâde-i ferdaya saldın bendeni sen hasretâ 
Ahdim olsun elime tenhâ girersen bîvefâ 
Olmaya illâ ola hır eşkıya hoş âmedî hoş 

Bu Ömer sâdık gibi sen bulamazsın araşan 
Bister-i hicrana saldın kılmadın bir çâre sen 
Üstüme hançer çeküp açtın sineye yâre sen 
Öcüm almalı ölürsem pür cefâ hoş âmedî hoş 

— 583 — 

El irişmez zülfüne çeşmi siyeh hoş âmedî hoş 
Kametin bâlâ benim destim kûteh hoş âmedî hoş 
Misk-i Rûmî kâkülün Çîn ü Huten'den dem urur 
Anı temyîz etmeğe göründü reh hoş âmedî hoş 

Ey fürûg-i hüsn-i rûyin kişveri târâc-ı dil 
Kıydı gamzen âlemi gûyâ heman Haccâc-ı dil 
Hâce-i hüsnün bana bir lûtf edüp gel bâc-ı dil 
Gûşe-i mihnetteyim hâlim tebeh hoş âmedî hoş 



Âşık Ömer 357 

Şu'le-i şevk-ı cemâlinden cihan pür nûr-i feyz 
Alemi handan eder âşık olur mesrur- i feyz 
Dil o kuştur şimdi mesken oldu ana Tûr-i feyz 
Akıbet bir gün giyer zerrin küleh hoş âmedî hoş 

Halk-ı âlem bu Ömerlin nolduğundan bîr haber 
Bulmada yevmen feyevmen âşıkı nice serer 
Ol kadar feryâd ü zârı eyledim etmez eser 
Bilmediler kadrimi ey pâdişeh hoş âmedî hoş 

— 584 — 

Gülşeni yasdanmağile bülbül olmaz değme hûş 
Sanma anlar gevherin kadrini her gevher fürûş 
Sonu gelmez kişiler yoktur sebatı sel suyu 
Tutalım ki eylemiş derya menend cûş ü hurûş 

Ata binilmez özengisiz kuru galtağile 
Köy su basısı beğ olmaz iğreti saçağile 
Merd olur mu hiç müennes zırh ile kolcağile 
Her sadâya kûs-i harbi dinleyen tutar mı gûş 

Sanma nâsıh kürside her okuyanı kîl ü kal 
Pehlevân olmaz kişi adın koşa Rüstem ya zâl 
Üzre gelse çekide arslanlmm sağını al 
On sekiz dirhem de olsa akça etmez kalb guruş 

Olacak oğlan bilinürmüş girince yaşma 
Göz göre zerger olan gevher demez çay taşma 
Adımın atmaz anın tâ urmaymca başına 
Sözden alur mu eşek bin kerre dersen dahi çuş 

Derdimend Aşık Ömerlin gûşedenler nâmını 
Hadd ü sa'yile sanur âşıkhğm ikdamım 
İçmeyen bezm-i Elest'ten lâ'l-i aşkın camım 
Mest ü sermest olamaz kılsa yedi deryayı nûş 



358 Aşık Ömer 

— 585 — 

- T- 

Çünki bildin âlemin nakş-ı hayâtı bî sebat 
Kim Süleyman. 1 zaman olsan irer âhır memat 
Sırr-ı aynın vâkıâtı dîdeden dûr olmadan 
İre gör bir pirden anı eyle hail -i müşkilât 

Serde sohbetten münâsib bulmadım tâc-ı gmâ 
Bir kaç arşun bezedir bu çekilen rene ü anâ 
Bahr-ı hâke gark eder fülk-i teni bâd-i fena 
Nuh dahi bulmadı gitti işbu tufandan necat 

Kim derûnundan şehâdet zikrini her an ede 
Artura hayrın Huda şerrin anm noksan ede 
Râh-i Hak'ka sâlik ol Mevlâ işin âsân ede 
Dilden ihrâc et yaramaz fikri hem sevdayı at 

Mâl içün hırsa düşüp halka özün şây eyleme 
Yahşi ad ü nâmını kemlikle rüsvây eyleme 
Göz görüp el tutar iken vaktini zây eyleme 
Kıla gör savm u salâtı edegör hacc ü zekât 

Akl u fikrim dağılup kaldım Ömer hayretteyim 
Cürm-i bîpâyânım andım ağlarım firkatteyim 
Yüklenüp geldim husûl-i ömrümü nevbetteyim 
Asiyâb-ı köhnedir gördüm rüsüm-i kâinat 

— 586 — 

Ey güzeller serfirâzı ma*ni-i genc-i sıfat 
Kaşların sammûr-i Hindî gözlerin ayn-ül-hayât 
Haste-i aşkın lebinden mürde cismim cân umar 
Ey Mesih'im görelim lûtf eyle göster mu'cizât 

Cân ü dilden talibim esrâr-ı hüsnün gencine 
Kailim her ne ise kıldım tahammül rencine 



Aşık Ömer 359 

Gafilen düşmüş te oldum aşkmm şatrencine 
Beydak-ı hâl. i ruhin kıldı gönül ferzini mât 

Hatırımdan gitmedi endîşe-i hatt u halin 
Eksik olmaz âşık-ı bîçâreye mekr ü alin 
Buseni aldım deyu borçlu çıkardın nem ahn 
Ey gözü Tatar dilersen ser beni dellâla sat 

Bir zaîfim kim hasedden az kaluptur çıka rûh 
Ne dem-i evkat-ı şâmım belli ne vakt.i sabûh 
Çekti tûfân-ı gamı kurtuldu kande gitti Nûh 
Çâre yok mu bulmağa bahr-i firakından necat 

Gel cemâlin nakşına Âşık Ömer mail gibi 
Akl u fikri hep yolunda cümlesi zail gibi 
Boynun eğmiş âsitânm yasdanur sâil gibi 
Başm içün ver ana emsâl-i hüsnünden zekât 

— 587 _ 

Gülşen-i bâğ-ı şerîat oldu kâr-ı ma'rifet 
Gel tarikat anla ehl-i dil hezârı ma'rifet 
Gel maânî anla bulasın reh-i tahkîka yol 
Bu maânî ilmi deryadır kenarı ma'rifet 

Şöyle bir vahşî ne mümkindir anı âdem tuta 
Pes meğer kim şâhbâz-ı akl ire mübhem tuta 
Pençe-i şîri kavî ister anı muhkem tuta 
Her gezen hayvana sayd olmaz şikâr-ı ma'rifet 

On sekiz bin âlemi gezmek dilersen zâhidâ 
Meclis-i ruhanidir olmaz ara yerde riya 
Hem şerîat hem tarikat hem hakikatten dilâ 
Muktezâ-yi dehre baş eğmez kibâr-ı ma'rifet 

İrse bir erbâb-ı tab'u dil sadâkat bezmine 
Fenn-i hikmetle nedîm olur belagat bezmine 



360 Âşık Ömer 

Mutlaka geldikçe dehandan fesahat bezmine 
Dürr ü gevherler saçar sâhib şiâr-i ma'rifet 

Ey Ömer şeş darb-ı muhkem kal'adır bî iştibâh 
Tekyegâhmda nice dervîşi var eyler samah 
Kırk sekiz kapusu çekmiş her biri bir kenze râh 
Böyle işretgâh-ı dilkeştir hisâr-ı ma'rifet 

— 588 — 

Gözlerim nâdir görür bir ehl-i hâl-ı ma'rifet 
Her kese bir yüzden etmiş intikal- i ma'rifet 
Aksine devr ettiğindendir meğer bu çerh-i dun 
Ol sebebden düştü nâehle kemâl-i ma'rifet 

Kalmadı âlemde bir sâhib zamanı himmetin 
Nâbedîd olmakta merd-i Kâmırânı himmetin 
Şöyle bir rif'attedir kim nerdübânı himmetin 
Payesin kat'etmeğe yoktur mecâl-i ma'rifet 

Kendi hâlin bilmeyen gözler mi kâşif sadrını 
Zâhidâ kim gördü yâ esrara vâkıf sadrını 
Cümle câhildir tutan şimdi maârif sadrını 
Kani bir sâhib zekâ rûşen hayâl-i ma'rifet 

Ba'zılar var kim koyup bu arsa-i taklide ser 
Sûretâ inşân- 1 kâmil geçinür ma'nâda har 
Kânı kâmilden alur kendin satar ehl-i hüner 
Ger cevâb itsen nedir bilmez suâl- i ma'rifet 

Arif- i billahi gör bekler kanâat gûşesin 
Rif'at-i dehre değişmez hâb-ı rahat gûşesin 
Zevk-i dünyâyı verüp almış feragat gûşesin 
Sünnete baş olmuş Ömer her ricâl-i ma'rifet 



Âşık Ömer 361 

— U — 

— 589 — 

Ey sabâ irdin mi bugün ol saçı Leylâ'ydı hû 
Gerdeni sim ruhleri gül dişleri dürnâba hû 
Yanağında gül açılmış anı şeydâ vasfeder 
Bâğ-ı hüsnü gülşeninde bülbül-i şeydâya hû 

Biz anın kemter gulâmı ol perî şahım benim 
Hatırım kılsa teselli dinleyüp ahım benim 
Cürmümü belki bağışlar lûtfedüp şahım benim 
Hâlimi arzeyle cânâ ol gül-i ra'nâya hû 

Terkedüp ağyara karşu bu dil-i nâçâresin 
Hiç ırak ister mi canan âşık-ı dîvânesin 
Âşıkın aşkına gelmez terk ede mestânesin 
Hâlimi arzeyle cânâ ol saçı Leylâ'ya hû 

Der ki Ömer anın içün dilde ülfet kalmadı 
Hep harâb oldu vücûdum kadd ü kamet kalmadı 
Lûtf edüp gülzâra amma ol efendim gelmedi 
Ey sabâ benden selâm et ol gözü mestâne hû 

- Z - 

— 590 — 

Gûlşen-i cennet cemâlin yâra benzer benzemez 
Servi tûbâ mihr-i hoş reftâra benzer benzemez 
Hâl-i fülfül hâk-i anber bâra benzer benzemez 
Şekl-i sünbül turra-i tarrâra benzer benzemez 

Kân-ı aşk içinde canın nakdini kıldım telef 
Bu rümûz-ı sırrı hâl-i vahy ile buldum şeref 
Zâhidâ incitme şol medhettiğim dürr-i sadef 
Hokka-i lâ'lindeki şehvâra benzer benzemez 



362 Âşık Ömer 

Sâid-i sîmînine reşk etti kıldı yâsemen 
Güldüğünce lebleri teprenmeyüp asla dehen 
Nâfe-i dehri muattar eyleyen müşk-i Huten 
Kâkül-i hoşbûyine bir pare benzer benzemez 

Gördüm ey Aşık Ömer ol dilberi bigâne hâl 
Hem şerâb-ı nâzdan mestâne gözler âl âl 
Cünbişi bir veçhile müstağni söyleşmek muhal 
Tarz-ı müşkil şûh bir garrâya benzer benzemez 

— 591 — 

Biz cevahir kânıyız mercanı anlar tanırız 
Kâmilinden ders okur erkânı anlar tanırız 
Bârekâllâh der güzeller şimdi bizler üstüne 
Müşkilin arz etmeden her canı anlar tanırız 

Arif-i billâh olan bilmez cihanın varını 
Aşık-ı sâdık olanlar sildi elden varını 
Tâ giceler âh ederiz subholunca zarını 
Bizi yoktan var eden Sübhânı anlar tanırız 

Biz dahi aşkın kitabın okuruz subh ile şâm 
Çok şükür elhamdülillah kâmil olduk bîlicâm 
Fıkh-ı ekber şerhini biz okuduk bir bir tamâm 
İncil ü Tevrat Zebur Kur'ân'ı okur tanırız 

Tâ ezelden böyle ta'lîm eyledi üstadımız 
Kimsenin yoktur cevâbı kendüden îcâdımız 
Mahlasım Âşık Ömer'dir Vehbi'dir çün adımız 
Bu mahalde biz de anlayanı anlar tanırız 

— 592 _ 

Evvel-i Kalûbelâ'dan ahdile îmandayız 
Uymayız câhil sözüne aklile iz'andayız 
Düşmüşem gurbet eline ver muradım yâ Ganî 
Doğrular sözü tutulmaz bir fena zamandayız 



Âşık Ömer 363 

Âkil isen mürşidin eteğini bir tuta gör 
Nice yıllar tekyesinde mihman olup yata gör 
Bunda yüklenüp metâm varup anda sata gör 
İleri sürmez göçümüz bir ulu kervandayız 

Kâmil olan âşıka ma'lûm bizim ahvâlimiz 
Yâ İlâhî sen asan et kabrde suâlimiz 
Bin bir ayak bir olunca yâ nic - olur hâlimiz 
Nefs ile şeytâna uyup cürm ile isyandayız 

Derdimend Âşık Ömerlin sözlerini ala gör 
Derdli isen ey gönül sen derde çâre bula gör 
Alup abdestini hem beş vaktini gel kıla gör 
Hâb-ı gafltten uyan yarın ulu dîvandayız 

— 593 — 

İzdiyâd-ı ömr içün yâr ile ülfet bekleriz 
Nevbahâra muntazırız ayş ü işret bekleriz 
Cümle eşcâr-ı şükûfe zeyn olur mürgan ile 
Biz dahi mürgan ile bir kûh-i vuslat bekleriz 

Her kesin kalbinde hûban durmaz anı yâd eder 
Andelîbin gör figanın dâima feryâd eder 
Fâsik ile olma hemrah kalbini ifsâd eder 
Çekmişiz baş hırkaya gûşe-i vahdet bekleriz 

Sahn-ı gülşende nice yıllar edeydim âşiyan 
Gâh olur güller güler bülbüller eylerler figan 
Âhırı elbet fenadır kimseye kalmaz cihan 
Tekye-i gamdır mekânın hayli müddet bekleriz 

Bir misafirhanedir bu ülfetinden et hazer 
Niceler Irân'û Turan eylemiş geşt ü güzer 
Kiminin fikrinde yâhû dâima ağlar gezer 
Sîne üryan göz yumup dünyâda uzlet bekleriz 



364 Âşık Ömer 

Ey Ömer bu dehr-i dûnu bîvefâ görmekteyiz 
Ömrümüz tömarmı biz kat be kat dürmekteyiz 
Hirmen-i ömrü savurduk dânemiz dermekteyiz 
Âsiyâb-ı çerha geldik şimdi nevbet bekleriz 

— 594 — 

Düştü dil bir mehlika dildâra seksiz şübhesiz 
Şübhesiz bir gamzesi mekkâra seksiz şübhesiz 
Şübhesiz zencîr-i aşkmda beni bend eyledi 
Bend- olup kıldım tevazu' yâra seksiz şübhesiz 

Şübhesiz kûyin tavaf etmekteyim leyi ü nehâr 
Leyi ü nehâr âteşinle kalmışım bî ihtiyar 
İhtiyarım ile gitti gayret ü nâmûs u âr 
Âr eder sormaz beni mehpâre seksiz şübhesiz 

Şübhesiz derd-i derûnum zahmma olmaz tabîb 
Tabib etmez bir deva sermende dil haste garîb 
Gurbet ilde yâ ola yâ olmaya vasim nasîb 
Nasibim çün uğradı efkâra seksiz şübhesiz 

Şübhesiz meyletti bu Ömer hulûs-i cân ile 
Cân ile dil bülbülü kıldı hezâr efgan ile 
Efgan ile cevr ile derd ü sitem hicran ile 
Hecr-i firkat yaktı cismim nâra seksiz şübhesiz 



Muhammesler 



Âşık Ömer 367 



- A - 
- 595 - 

Yâr-ı gar olmaz meseledir âşıka her dilrübâ 
Çeküben üftâdeler dâim eder ömrün heba 
Eylesen yüzüne karşı nice kez âh ü feza 
Merhamet etmez sana meyleylemez ol bîvefâ 
Nice kerrat ile uşşâkı çeker derd ü belâ 

Yüzüne bakar döker ol sana bin dürlü lisan 
Sen yarın sanursun eylersin ana sırrın iyan 
01 ise razını senden sakmur eyler nihan 
Merhamet ehli değildir yoktur anlarda iman 
Zerrece rahmeylemez hublar sakın sen âşıka 

Sen kıyâs etme sana eyler temenna serfirâz 
Sakının üftâdeler anlardan eyler ihtiraz 
İllere buse verir eder sana cevr ile nâz 
Bildiğim budur sorarsan hublarm soyu mecaz 
Anlara öyle yarar billahi etmem iftira 

Sen ana canım dedikçe gayrısma meyleder 
Ağlasan âh eylesen etmez vefa kılmaz nazar 
Bir kaç eyyam varsa destinde koşar ol sîm û zer 
Ictinâb idin yazık üftâdeden kılın hazer 
Geldi benim başıma gör neyledi ol pür cefâ 

Ey Ömer kılsan sual bir âşık-ı dîvâneye 
Gûş edersin usanursun boşanur efsâneye 



368 Âşık Ömer 

Düşürür baykuş misâli âşıkı vîrâneye 
Kimseler meyletmesin pendin budur cânâneye 
Eylesün hublara uşşâkı ıraktan merhaba 

— 596 — 

Şâh-ı nevruz eyledi dehri muattar bir yana 
Dilrübâlar seyr-i sahra kıldılar her bir yana 
Çıkmadı sensiz dil- i âsûde server bir yana 
Yalınız bir yana sen olsan güzeller bir yana 
Gayra bakmam gelse hep âlem serâser bir yana 

Nutka geldikçe ^rin güftârmm tefhimini 
Ehl-i diller edemez âciz kalur taksimini 
Kimini hayran kılup sevdaya saldın kimini « 
Almağ içün şîve-i reftânnm ta'lîmini 
Gitti tübâ bir yana serv ü sanevber bir yana 

San beni koymaz varup dâd eyleyim sultânıma 
Acıyup insaf edüp şâyed görüp efganıma 
Fitneler tahrik edüp kasd eylemişler canıma 
Hey efendim göz göre girmek dilerler kanıma 
Bir yanadan gamze-i sertiz, hançer bir yana 

Ben efendim kendime gör kim nice hâleyledim 
Firkatin nârına yaktım cismimi kal eyledim 
Bâr-ı hecrinle elif kaddim büküp dâl eyledim 
iştiyakım nağmesin vasliyle irsal eyledim 
Mürg-ı dil bir yana per açtı kebûter bir yana 

Der ki bu Aşık Ömer çektim yolunda çok teab 
Ey melek munis m-olursun âdeme sen bî sebeb 
Devr edüp seyyarelerle heft semâ rüz ü şep 
Kevkeb-i baht-ı cihan ârâyı eylerler taleb 
Mâh ü encüm bir yana hurşîd-i enver bir yana 



Âşık Ömer 369 

- B- 

— 597 — 

Subh olup ref oldu yânn dîdesinden çünki hâb 
Câme hâbmdan tulü' etti cemâl-i âftâb 
Sakmup günden o şuhu haymesin kurdu şehâb 
Taşra çıktı azm-i hammâm eyledi âlîcenâb 
Çektiler oldem semendin bastı zerrîni rikâb 

Ehl i sevka erdi cânâ mâh-i tal'attan şafak 
Ol melek sîmâ erince bastı hammâma ayak 
Nazile seccade üzre geçti çözdü çün kuşak 
Mushaf- 1 hüsnünde cânânm açıldı çün varak 
Okudum AUahu ekber ma'ni-i Ümmülkitâb 

Câmesin bir bir çıkardı aşikâr oldu beden 
Bârekâllâh der kıyamın seyreden ehl-i suhan 
İbrişim fûte tutundu ref kıldı pîrehen 
Öptü na'lin pâyini reşk eyledi çerh-i kühen 
Düştü dellâk önüne ol mehveşin feth etti bâb 

İbtidâ hattın tıraş ettirdi ol âşık şinâs 
Huridir cennet misâli etmesün gayri kıyâs 
Yüz sürüp sabunu pây-i yâre kıldı iltimas 
Lûle-i zerrin açıldı destini bûs etti tâs 
Aktı mâ havz içre doldu şevk ile yüz bin habâb 

Halvet-i hâsı münevver eyledi ol sîmber 
Pâyine indi yere ta'zîm içün gökten kamer 
Tâk-ı crbûsun görüp vardı rükû'a her kemer 
Ûd ü anber yaktı hammâm içre âbından serer 
Câmeler hayran olup üstüne saçtılar gülâb 

Sakf-ı hamnıâmı o memlû eyledi envâr ile 

Hayrete saldı gören üftâdeyi ruhsâr ile 

24 



370 Âşık Ömer 

Yundu arındı alup abdesti yüz bin âr ile 
Buyurup çıkmak îibâsm şîve-i reftâr ile 
Taşra azm etti felekte doğdu gûyâ âfitâb 

Eğnine müşgî kabalar giydi ol kaddi çmâr 
Destine mir'ât alup ruhsânnı seyr etti yâr 
Ey Ömer can nakdini verdim yolunda sadhezâr 
Nâz ü istiğnalar ile esbine oldu süvâr 
Elveda' dedi kamu ahbaba ol devletmeâb 

— D — 

— 59S — 

Bu meseledir eylemez her dilberan uşşâkı şâd 
Aşık-ı dilhasteler âgfâh olun etmen inâd 
Mihrine bel bağlama îûtfuna etme i'timâd 
Akıbet yüz dönderüp yaşın eder Şât u Furâd 
Her gelen üftâdeîer etmişdürür feryâd ü dâd 

Mâil-i mehrûları şeydâya teşbih ettiler 
Ettiler illâ kuru gavgaya teşbih ettiler 
Anların mihrin heman rü'yâya teşbîh ettiler 
Bîvefâlıkta dahi dünyâya teşebîh ettiler 
Oldular ma'nâda anlar bâis-i ümmülfesâd 

Men'ide mümkin değil bakmaz yasağa şübhesiz 
Bî rahimdir çalışur dâğ üzre dağa şübhesiz 
Bin nasihat eylesen koymaz kulağa şübhes'z 
Sîme gark etsen eğer baştan ayağa şübhesiz 
Yine dil mülkün harâb edüp te eyler nâmurâd 

Zerrece vashn eğer kim düesen ibram olur 
Sana yüz göstermeyüp nâehle subh u şâm olur 
Ger elif iken meded cevr ile kaddin lâm olur 
Arayup bir mühmel-i süst ü sakime râm olur 
Pes eder meyi ü mahabbet anlara senden ziyâd 



Âşık Ömer 

Nideyim çekmek cefâsın rûz ü şeb asan değil 
Kabil olur mu tahammül bağrımız âhen değil 
Bî edeblik olmasun kim bir iki suhan değil 
Cümle âşıklar şikâyet eylemiş bir ben değil 
Anın içün bu Ömer bu babı kılmıştır küşâd 

— 599 — 

Dilrübâlar eylemez uşşâkı vaslında müfîd 
Zahmmın bîçareler zahmetlerin çekmek baîd 
Baş eğüp hidmetlerinde olsanız her mâh ü îd 
Sarılur yâda sizi vaslmdan eyler nâümîd 
Bîvefâdır anların ekser olur bağrı hadîd 

Sîne-i pür yâreni yanında üryan eylesen 
Zârilik kilsan iki çeşmini tûfân eylesen 
Merhamet etmez ne denlü zârü efgan eylesen 
Hey meded öldüm seninçün bana derman eylesen 
Cehd ider dahi beter urmağa bir dahi şedîd 

Sahnur karşında ağyar ile hoş reftâr eder 
Yüzüne bakmaz sana vermez selâmı âr eder 
Şey'i verince sitemdir sonrası inkâr eder 
Zülfünün Mansûr'uyum dersen heman berdâr eder 
Anların yolunda olmuş nice âşıklar şehîd 

Bin nasihat eylesen biri eser etmez ana 
Gûş eder feryadını bakmaz yüzü senden yana 
Başıma geldi de bildim bilmeyen sorsun bana 
Aşinalık eylemez âdem demez bakmaz sana 
Nice yıllar işiğinde yaslanup olsan kadîd 

Var mıdır âşık-ı sâdık sînesinde yâre yok 
Ne güzel sevmiş te şâd olmuş ne var bîçâre yok 
Yalınız bir ben değil dâd eylemez âvâre yok 
Ne deyim Aşık Ömer define mümkin çâre yok 
Bunlara insaf vere bir gün heman Rab-bül vaîd 



372 Âşık Ömer 

~ E - 
— 600 — 

Şâh - 1 encûm çekti gök meydânına asker gice 
Kıldı sahn - 1 âsûmânı pür zer ü zîver gice 
Geçti rûzun devri gaflette getürüp ser giee 
Afitâb ardınca mâh - ı ney çeküb hançer gice 
Gark - 1 hûn itti şafak sanma görünen her gice 

Azmi var mâhm yine kasdı meğer seyr - i cihan 
Giydi altun tığını ol âsûmânî şebrevan 
Ins ü cin hûrî melek oldu yatağından nihan 
Encümün sanman meğer İskender - i devr - i zaman 
Zulmete azm etmeğe fanus yakar yer yer gice 

Rûz ü şeb aşk - ı hayâlinle bu sevdaya uyup 
Çeşm - i zarı şâhrâh - 1 intizâr üzre koyup 
Fitnesi çok yaşlı bir sahhâre olduğun bilüp 
Şol kara saçm hayaliyle bu şeb gözün yumup 
Sûre - i Velleyl okuyup eylerim ezber gice 

Ey Ömer âsûde kılmazsa ne gam sevda seni 
Unudur zannetme ol şûh - i cihan ârâ seni 
Kande varsan arayup izler ider peyda seni 
Şem' anın hicran şebinde komayup tenhâ seni 
Gele hâlim sora şâyed ol meh - i enver gice 

— 60Î — 

Oi ki teslim ü rızâ oldu kaza - yi kudrete 
Cismimi müstağrak u mahv etti âb - 1 rahmete 
Yüzleri ağ ola vardıkta huzur - i izzete 
Muntazırdır lâcerem insan olan bu nevbete 
Yandı gitti Hacı Osman zade bahr - i hikmete 

Dedi aldanman inanman mâl ü mülk - i zaile 
Bir zaman uydu hevâ vü âteş ü âb ü gile 



Âşık Ömer 373 

El çekiip bezm - i fenanın varlığın virdi yele 
Kandı gitti Hacı Osman zade babr - i hikmete 

Kimsenin ahvâline olmaz mutabık rûzigâr 
Eyledi çün meclisin sermestin ayık rûzigâr 
Andan özge esmeyüp kendine lâyık rûzigâr 
Bâdıban eyyamını bulmuş muvafık rûzigâr 
Çattı gitti Hacı Osman zade bahr-i hikmete 

Her ne yüzden elverirse rûzigâra derd - i ser 
Âlem - i gaybdan gelür hep reng - i rûyinden eser 
Canı candan ayırır kardaşı kardaştan keser 
Almadı bir kimse hiç nâm ü nişanından haber 
Yandı gitti Hacı Osman zade bahr - i hikmete 

Bilmedin gitti Ömer dünyâ vü ukbâ haletin 
Eyleyince neş'e - i câm - i firakın lezzetin 
Bir heba efzâ imiş bildi bilen keyfiyyetin 
Niydiğün fehmeyledi ayn - ül - hayâtın şerbetin 
Daldı gitti Hacı Osman zade bahr - i hikmete 

- H - 
— 602 — 

Sineme çektim yine şevk ile bir sûrâh şuh 
İnleyüp her dem derûnum eyler âh ü vâh şûh 
Hiç ne mümkindir bu sevdadan olam ıslah şûh 

Nazeninim lâle haddim serv kaddim şâh-ı şûh 
Olmaz ey şûh-i cihanım sana benzer dahi şûh 

Sunup aşkın dolusun mestâne eylersin beni 
Yeni baştan sâki-i meyhane eylersin beni 
Korkarım âhır dil- i dîvâne eylersin beni 



374 Âşık Ömer 

Nâzenînim lâle haddim serv kaddim şâh-ı şûh 
Olmaz ey şûh-i cihanım sana benzer dahi şûh 

Sen bu iklîm-i melâhat mülkünün derbendisin 
Alemi alır satar serkeşlerin serbendisin 
Yûsuf-i sânîsin ey dilber ya Yûsuf kendisin 

Nâzenînim idle haddin serv kaddin şâh-ı şûh 
Olmaz ey şûh-i cihanım sana benzer dahi şûh 

Çeşm-i şehlâlarla ol âhû bakışlar sende var 
Tarz-ı gûnâ gûn ile canlar yakışlar sende var 
Aşıkı hayran eder hûnî bakışlar sende var 

Nâzenînim lâle haddim serv kaddim şâh-ı şûh 
Olmaz ey şûh-i cihanım sana benzer dahi şûh 

Tek bana incittiğin göstermesin Bârî Huda 
Akl u fikr ü cân ü dil hep yoluna olsun feda 
Etme Âşık Ömer-i dervîşi vaslmdan cüda 
Nâzenînim lâle haddim serv kaddim şâh-ı şûh 
Olmaz ey şûh-i cihanım sana benzer dahi şûh 

— K — 

— 603 _ 

Gerçi olmuştur mukarrer her kese kâr ayrılık 
Görmemiştir hîç dahi böyle düşvâr ayrılık 
Hey meded yaktı benim başıma odlar ayrılık 
Olmasın hiç kimseler sana giriftar ayrılık 
Kime derdim ağlayım der bende de var ayrılık 

Hûy edindim kendime âh ü nedamet etmeyi 
Her kimi görsem ana hâlim hikâyet etmeyi 
Aleme râz-ı derûnumdan rivayet etmeyi 
Bilmez idim tâli'imden ben şikâyet etmeyi 
Gelmeseydi başıma tekrar betekrâr ayrılık 



Âşık Ömer 375 

Kime feryâd edeyim ey çerh-i zâlim bîeman 
Kani yâ n-oidu bana yâr oldnğun devr-i zaman 
Tîr.i maksûdum atılmaz kaddim olmuşken keman 
Kimseler bilmez benim hâlim yaman oldu yaman 
Hey ne müşkil dcrd imiş âlemde dostlar ayrılık 

Sûrelâ mecnûna döndüm ağlarım zâr ü zelîl 
Bin bir adın hürmetiyçün kıl inayet yâ Celîl 
Rahmetinle fazl u lûtfun kuluna eyle delîl 
Bir garib iklime düştüm gfezerim üryan meîîl 
Vüs'at-i dünyâyı kıldı başıma dar ayrılık 

Ey Ömer kâr etti nîşi firakatü gam canıma 
Şâzilik dönderdi yüz gelmez ferahlık yanıma 
Ağlamaktan uyhu girmez çeşm i hûn efşânıma 
Destime taş aldırup âheng içün efganıma 
Tabii sînem doğdurur her lâhze her bâr ayrıhk 

- L - 

— 604 _ 

Bir güneş tal'at perî peyker melek sîmâ güzel 
Hak seni kılmış güzeller içre bîhemtâ güzel 
Kaşların çekmiş berât-ı hüsnüne tuğra güzel 
Gözlerinle ellerin mânendi yok ra'nâ güzel 
Sana akran olamaz olsa bütün dünyâ güzel 

Ben senin meftunun oldum sadıkane şübhesiz 
Sinemi peygân ile kıldın nişane şübhesiz 
Cünbiş-i etvânna yoktur bahane şübhesiz 
Hubluğun bir tarz ile gelmez beyâne şâbhesiz 
Bârekâllâh der cemâlin seyr eden hakka güzel 



376 Âşık Ömer 

Gerçi vermiştir zıya âfâka mihr-i taratın 
Âşıka çevrin nasîb olur rakibe izzetin 
Bir nice bîçâreyi yandırdı nâr-i firkatin 
Dûrr-i yektasın fena mülkünde yoktur kıymetin 
Neyleyim kadrin bilinmez yerdesin hayfâ güzel 

Olmasa Leylâsı Mecnûn olmaz idi bîkarâr 
Çahşur Şîrin içün Ferhâd'ı gör leyi ü nehar 
Baykuşa vîrâne düşmüş andelîbe gül'izâr 
Her kes âşık geçinür hâlince bir ma'şuku var 
Ben seni sevdim seni ey şûh-i müstesna güzel 

Derdimendindir gönül ey dilrübâ vechi kamer 
Hizmet-i aşkında bir pirden kuşanmıştır kemer 
Dönmez ol sevdâ-yi zülfünden mürur ettikçe her 
Ne kadar cevr eylese dönmez çeker Aşık Ömer 
Getürür etsen ne rütbe nâz ü istiğna güzel 

_ 605 — 

Hep nasihattir sana bu sözlerim sayma gönül 
Mâsivâ nakşın gider dil levhine uyma gönül 
Çün hakikatte bulunmaz her melek sîmâ gönül 

Gördüğüne düşme nakıs sözlere uyma gönül 
Gaflet elvermez bu yolda aç gözün yuma gönül 

Yokla kendinde ararsan sadıkane yâr-ı gar 
Kim ne senden fâide bana ne benden sana var 
Akil ü dânâ isen ol bu sözümden hissedar 

Gördüğüne düşme nakıs sözlere uyma gönül 
Gaflet elvermez bu yolda aç gözün yuma gönül 



Âşık Ömer 377 

Bir tabîbe aç ki râzm merhem elsin yâreye 
Güz*i şeyden boyanır ağın bilürsün kareye 
Gafil olma kim sakm şâyed gidersin areye 

Gördüğüne düşme nakıs sözlere uyma gönül 
Gaflet el vermez bu yolda aç gözün joıma gönül 

Bir emânettir bu pendim gevherin eyle kabul 
Nefse uyup gitme kim çıkar elinden doğru yol 
Der ki bu Âşık Ömer el çek hevâdan fariğ ol 

Gördüğüne düşme nakıs sözlere uyma gönül 
Gaflet el vermez bu yolda aç gözün yuma gönül 

— 606 — 



Şunda bir âşüfte-i tannâze bend oldu gönül 
Saydı mümkinsiz hümâ pervâze bend oldu gönül 
Dama düştü dâne-i i'zâza bend oldu gönül 
Sanasm zencîr-i aşka taze bend oldu gönül 
Mustafâ'dır adı bir mümtaza bend oldu gönül 

Bendesiyiz vardürür dîvâne gelmez aynına 
Pir çerâğı tazedir pervane gelmez aynına 
Alemi alur satar pervane gelmez aynına 
Söyle bir rind-i cihan dilbâze bend oldu gönül 
Mustafâ'dır adı bir mümtaza bend oldu gönül 

Yürüyüşü derviş ü âkilleri hayran eder 
Söyleyişi gülüşü uşşâka bahş-ı cân eder 
Bakışı semt-i selâmet ellerin tâlân eder 
Çeşm i sâhir gamzesi gammâze bend oldu gönül 
Mustafâ'dır adı bir mümtâze bend oldu gönül 



378 Aşık Ömer 

Çeşm-i nûr-i siyehin ermiş güzellik çağma 
Mürgf-ı can saydolmuş iken zülfünün tuzağma 
İbrişim ilik menendi sîm-i has parmağma 
Hâtem-i zerrin veş bezzâze bend oldu gönül 
Musatafâ'dîr adı bir mümtâze bend oldu gönül 

Bî sebeb dildâra mail olmaz idim ben gedâ 
Âlem-i gaybdan meğer ide münâdîler nida 
Der ki bu Âşık ı^mer koptu yürekten ol sadâ 
Gûş-i canım ol mehîb âvâze bend oldu gönül 
Mustafâ'dır adı bir mümtâze bend oldu gönül 

- M — 

_ 607 — 

Fariğim geçtim geçenden seyr-i yârân istemem 
Kays veş sahradayım bâg u gülistan istemem 
Bülbül- i dil var iken mürg-i hoş elhân istemem 
Andelîbim her seher gülşende gülşân istemem 
Ya'ni hiç bir sudu yok sevdâ-yi cânân istemem 

Mailim ağyara cânân olmayan her dilbere 
Mail olmam vechi inşân olmayan her dilbere 
Mailim surette nâdân olmayan her dilbere 
Mail olmam pâki dâmân olmayan her dilbere 
Bir gedâyım kim cihanda değme sultân istemem 

Bir melek sımadan ayru çektiğim gamdır benim 
Hemdemim hicran nasibim hûn-i matemdir benim 
Tâ'n-ı a'dâdan zebûnum tâli'im kemdir benim 
Hiç bana ağlaşmasın merdümlerim nemdir benim 
Yok yere çağlaşmasın eşk-i firâvân istemem 

Yâr ola zahm-ı derûnum yâre pinhân isterim 
Ne görünür yerde derdim var ne derman isterim 
Cana canlar bahşeder mîr-i suhandân isterim 



Âşık Ömer 379 

Tıfl-ı cana şunda bir eğlence cânân isterim 
Kadr-i âşık bilmeyen nâpuhte o ... İstemem 

Var mı bir yâr ey Ömer bîmâr halden fehmeder 
Râz-ı aşkm âşinâsı aşk olaldan fehmeder 
Bülbülün aşüfteliğin reng-i gülden fehmeder 
Şöyle bir dildârım olsa hâl. i dilden fehmeder 
Bî tevakkuf bezîederdim ana ben cân istemem 

— N — 
— 608 - 

Aşkm ile ciğeri büryân ararsan işte ben 
Sen gibi bir âleme sultân ararsan işte ben 
Senin aşkınla abîbim dilde rahat kalmadı 

Gönlü pür gam dîdesi giryân ararsan işte ben 
Aşîka kan ağladır cânân ararsan işte sen 

Akıbet senin yolunda sevdiğim ölsem gerek 
Fâide yok iltifat yok sararup solsam gerek 
Ben bu derdi çeke çeke akıbet ölsem gerek 

Asla bilmez kendüzün hâyrân ararsan işte ben 
Hastayım bu derdime derman ararsan işte sen 

Süzüp âhû gözlerini âşıka nâz eyledi 
Çevrini hadden aşırdı lûtfunu az eyledi 
Ağlayup gülmediğine sevdiğim hazzey edi 

Bağrı yanık dîdeleri kan ararsan işte ben 
Bendegâna bâis-i üftân ararsan işte sen 

Aklımı yağmaya verdi şu senin âhû gözün 
Canıma kâr eyledi bu nâz ile şîrin sözün 
Hüsn içinde pâdişâhsın bizlere a'dâ yüzün 

Bâğ-ı hüsnün bekçisi Rıdvan ararsan işte ben 
Hüsn içinde hûr ile gılmân ararsan işte sen 



380 Âşık Ö 



mer 

Der ki Ömer merhamet kıl sil bu çeşmim yaşmı 
Sür divânın hizmetinden ol rakib kallâşmı 
Her gören aklın yetürdü gözlerinle kaşını 

Dürr-i meknun çıkarır umman ararsan işte ben 
Gerdeni sim lebleri mercan ararsan işte sen 

_ 609 _ 

Ey dilâ fehm eyle Hak'kın sun' i ferdâniyye in 
Bari anla kâmilin vechinde insâniyyetin 
Tâ ki çekersin anın râhmda hicrâniyyetin 
Sabit ol sıdk ile gözle hele ruhâniyyatin 
Câhil oldur eyleye her yerde şeytâniyyetin 

Har-ı lâyefhem elinden çektiğim gavga nedir 
Hirmen-i ömrüm hevâya vermede ma'nâ nedir 
Dâm içinde bülbül-i şeydâda kec da'vâ nedir 
Vird eder ism-i Huda'yı gonce-i ra'nâ nedir 
Râh-ı Hak'ka gir yürü terk eyle enâniyyettin 

Zâr edersin ey gönül Mecnûn veş Leylâ içün 
Serseri gezme cihanda bir gül i ra'nâ içün 
Şehr-i aşka bas kadem ol menzil-i a'lâ içün 
Sun bize sen şerbet-i lâ'l-i lebin irvâ içün 
Ketm edüp sen adın anma hîç sahbâ niyyetin 

Tarz-ı eş'âr-ı maânîde bulasın iştihar 
Zahir olsun dilde zikrin edegör leyi ü nehâr 
Ayn-ı ibretle nazar kıl eyle keşf-i rûzigâr 
Gayret eyle kim bulasın bu fenada i'tibâr 

Kurtarup keştî-iten tûfân-ı gam mellâhı ol 
Gir tarîk-ı müstakime hem dahi Cerrahı ol 
Lîk gûş et pendimi gel nefsinin ıslahı ol 
Merhaba ile demâdem âlemin meddahı ol 
Nadanı hecv et bulasın dilde nûrâniyyetin 



Âşık Ö 



mer 301 



— 610 — 

Düştü nideyim aramıza âteş-i hicran 
Attı seni bir yana beni bir yana devran 
Unutma bu ben çâkerini gâhice bir an 

Şimdengeru cânâ beni sen kande görürsün 
Bir dahi meğ-er arsa-i mahşerde bulursun 

Sevdaya uyup aşk ile âteşlere düştüm 
Terkeyleyüp ahbabımı firkatlere düştüm 
Yek başım alup vâdi-i gurbetlere düştüm 

mdengeru cânâ beni sen kande görürsün 
Bir dahi meğer arsa-i mahşerde bulursun 

Seninle gönül hoş geçinürdü senin olsun 
Gönlünce olan meclis-i rindan senin olsun 
Unut Ömer'i büsbütün âlem senin olsun 

Şimdengeru cânâ beni sen kande gerürsün 
Bir dahi meğer arsa-i mahşerde bulursun 

— 611 _ 

Cânâ arama tende beni canda bulursun 
Bir gün güher-i ariyetim kânda bulursun 
Sergeşte dili vadi. i hicranda bulursun 

Şimdengeru cânâ beni sen kande bulursun 
Azmim yine cân elleridir anda bulursun 

Devr oldu bahar âleminin gülleri soldu 
Hengâm-ı şitâ meclisinin mülleri doldu 
Dil mürgu hevâlandı karâr eylemez oldu 



Âşık Ömer 382 

Şimdengeru cânâ beni sen kande bulursun 
Azmim yine cân elleridir anda bulursun 

Kal sag u esen bendene bir gayri gel oldu 
Gurbette gamm başıma lûl-i emel oldu 
Kaldı dil-i dîvâne seninle güzel oldu 

Şimdengeru cânâ beni sen kande bulursun 
Azmim yine cân elleridir anda bulursun 

Azmim yine bu râha ki vasfın işidenler 
Verdi dil ü can nakdini arzusun edenler 
Hiç geri dönüp gelmedi hep kaldı gidenler 

Şimdens:eru cânâ beni sen kande bulursun 
Azmim yine cân elleridir anda bulursun 

Âşık Ömer'im aşkile çün ülfete düştüm 
Sevdâ-yi gam-ı zülfün ile zulmete düştüm 
Bir uzun uzak zilleti çok gurbete düştüm 

Şimdengeru cânâ beni sen kande bulursun 
^zmim yine cân elleridir anda bulursun 

— 612 — 

Nâz ile reftâr eder ol kaddi ar'ar cum'a gün 
Delil olmuş râhına huddâmı kemter cum'a gün 
Giyinip kuşanmış ol gördüm serâser cum'a gün 
Hüsnüne vermiş cila züif-i muanber cum'a gün 
Yakmak içün cümle uşşâkı beraber cum'a gün 

Sahn-ı dilde hecrin ile mâtem-i firkat kopar 
id i vaslınla sürûr-i âleme işret kopar 
Firkatinden âşıkan içre nice halet kopar 
Sen kıyam etsen durup camide^ ol saat kopar 
Her taraftan na're-i yâ Hû- yi ekber cum'a gün 



Âşık Ömer . 383 

Ey Ömer arif olan uymaz kuru efsâneye 
Her ne derse gûş tutmaz vâiz-i dîvâneye 
î'timâd olmaz imiş çün bu fena kâşaneye 
Bâkıyâ cum'a namâzm kıl da gel meyhaneye 
Sohbeti terk eylemez arifler ekser cum'a gün 

- O — 

— 613 _ 

Vakt-i vuslattır civânâ va'de-i ferydâyı ko 
Aşinâ-yi ehl-i aşk ol ülfet i a'dâyı ko 
Hâl-i Mecnûn'a nazar kıl da'vi-i Leylâ'yı ko 

Gel efendim sevdiğim gel etme bu evzâyı ko 
Ben helak oldum biyâ insafa istiğnayı ko 

Ben seni bilmez iken netti gelüp bâr olmalar 
Şöyle kim dîv-i nıurâd üzre hevâdâr olmalar 
Netti ağyara uyup sonra cefakâr olmalar 

Gel efendim sevdiğim gel etme bu evzâyı ko 
Ben helak oldum biyâ insafa istiğnayı ko 

Tutalım ben çevrine kıldım tahammül sadhezâr 
Yâ beîâ-yi hecr ile ölsem sana gelmez mi âr 
Hatırım bir merhaba ile teselli kıl ne var 

Gei efendim sevdiğim gel etme bu evzâyı ko 
Ben helak oldum biyâ insafa istiğnayı ko 

Ey perî mir'ât-ı hüsnün inkisarımdan sakın 
Hâtır-ı mahzunumu yıkma gubârımdan sakın 
Dûd-i nâlemden hazer kıl âh ü zarımdan sakm 

Gel efendim sevdiğim gel etme bu evzâyı ko 
Ben helak oldum biyâ insafa istiğnayı ko 



384 Aşık ö 



mer 

Zerrece rahraetmedin Âşîk Ömer nâlânına 
Hey yazıklar kaddine reftârına unvanına 
Bîvefâlıklar senin düşmezdi hayfâ sânına 

Gel efendim sevdiğim gel etme bu evzâyı ko 
Ben helâk oldum biyâ insafa istiğnayı ko 



— 614 ~ 

Neden sen gül de ben bülbül gibi zâr olmağa bâis 
Bu gülzâr-ı fenada hemdemin hâr olmağa bâis 
Hakikat ne garaz ki sen dahi yâd olmağa bâis 
Nedendir şimdi gittikçe cefakâr olmağa bâis 
Sitem tîgm çeküp te böyle hunhar olmağa bâis 

Muanber zülf-i siyahın perişan etme başmçün 
Beni döşmân edüp ağyarı şâdân etme başmçün 
Efendim sevdiğim kan üstüne kan etme başmçün 
Beni üftâde veş hâk ile yeksan etme başmçün 
Benim servim budur sana hevâdâr olmağa bâis 

Gönül sen saçı leylâya düşelden mübtelâyım ben 
Belâ destine ol mecnûn- i aşka âşinâyım ben 
Nukud-i sabr u ârâmım yitirdim akl zâyım ben 
Garibim kimsesi yok bir gedâ-yi bînevâyım ben 
Bana sensin bu halkın yâr u ağyar olmağa bâis 

Beni âvâre sergerdân eden nakş-ı cemâlindir 
Diğer gün eyleyen hâlim hevâ-yi hatt u hâlindir 
Şeb-i gamda enîsim hemdemim fikrin hayâlindir 
Münevver tal'atin gördüm ümidim bir visalindir 
Dü çeşmim her gice tâ subh bidâr olmağa bâis 

Şeh-i mülk-i melâhatsm saadet izz ü sânında 
Ömer bir benden olmuşken senin ol sâyebânmda 
Niçin âğyâra cânâ yüz verirsin âsitânında 



Âşık Ömer 385 

Reva mıdır bu dûrlü fitnelikler ede yanında 

kelbi rûsiyah uşşâkı âzâr olmağa bâis 

— 615 ~ 

Akl u fikrim târ ü mâr etti benim bir ser tıraş 
Bir elinde tîğ-ı üryan bir elinde ter tıraş 
Ter tıraş etti benim sevdâlı başım ter tıraş 

Gün geçirmez dâima eyler beni berber tıraş 
Ben de olmam olmayınca berberim dilber tıraş 

Geh teg-afüi gösterûp peyveste ebrusun görüp 
Sîne-i mecruhuma ok üstüne oklar urup 
Akl u fikrim ihtiyarım aldı can ister durup 

Gün geçirmez dâima eyler beni berber tıraş 
Ben de olmam olmayınca berberim dilber tıraş 

Kaddi reftâr öğredir serve musaffa sinedir 
Sîne-i âşık gibi sâf olmada bîkînedir 
Kaşı mikrâz-ı mahabbette cebîn âyinedir 

Gün geçirmez dâima eyler beni berber tıraş 
Ben de olmam olmayınca berberim dilber tıraş 

01 perinin ey Ömer meftunu olmuş sad hezdr 
Âşık-ı dilhasteler ağlar gezer leyi ü nehâr 

Ay geçer hasret çeker görmez yüzün dîvâne vâr 

Gün geçirmez dâima eyler beni berber tıraş 
Ben de olmam olmoyınca beı berim dilber tıraş 

25 



386 Âşık Ömer 

— 616 - 

Bîvefâ cerhin işi her dem figan olmağimiş 
Aka aka gözlerimin yaşı kan olmağimiş 
Tâ Elest'ten bu yazılmış alnıma eyvah vâh 

Çâre ne başında yazı bugünü görmeğimiş 
Bu imiş takdirin işi gurbete salmağimiş 

Hasrete düştüm meded hey ben gamınla mihnete 
Zerrece meyi itmezem ben bu safâya işrete 
Ya suyum ya toprağım çekti di>âr-ı gurbete 

Çâre ne başımda yazı bugünü görmeğimiş 
Bu im'ş takdirin işi gurbete salmağimiş 

Şimdilik dostlar benim gönlüm melâmet gösterir 
Adetidir her gamın sonu selâmet gösterir 
Görelim âyîne-i devran ne suret gösterir 

Çâre ne başımda yazı bugünü görmeğimiş 
Bu imiş takdirin işi gurbete salmağimiş 

Der ki Ömer Lemyezel Kerim İiâh-ı lâyezâl 
Saltanat cümle senindir yokdürür sana zeval 
Gurbet ilde çeke çeke oldu kametim hayâl 

Çâre ne başımda yazı bugünü görmeğimiş 
Bu imiş takdirin işi gurbete salmağimiş 

— U — 

— 617 - 

Ibtidâ halk oldu dürr.i ma'den-i peydâde su 
Arıdup nûr-i tecellî kıldı anı sâde su 
Gevher-i genc-i ezeldendir gelüp îcâde su 



Âşık Ömer 387 

Göricek dîdâr-i Hak'kı oldu çün âmâde su 
Çağlayup bâd-ı hevâdan başladı feryâde su 

Arıdup nûr-i tecellî andan oldu kâinat 

Pes düzüldü dokuz eflâk yerler oldu yedi kat 

Sâni'in sun'una akıllar erişmek müşkilât 

Sâhib-i kudret olan urdu temel bünyâde su 
Rüzigâr üstünde kaim hikmet ol arade su 

Parmağından akıduptur ol Habîb-i Kibriya 
On iki yol oldu Musa'ya urunca bir asa 
Hazreti Nûhun duâsm müstecâb etti Huda 

Verdi tûfân-ı g-azab kavmine ol esnâde su 
Ol sebebdendir ki kaldı bu yedi deryâde su 

Hânedân-ı âl ü evlâda neler kıldı Yezîd 
Tutmadı Hak'km rızâsın oldu rahmetten bâid 
Haricîler Hasen'i zehr ile kıldılar şehîd 

Vermediler hazret-i Hüseyn'e Kerbelâ'de su 
Bulmaya mahşerde bir katre o zâlim zade su 

Ey Ömer zikreyle Hak'kı derdlere oldur tabîb 
Zâyi'etme emeğin yevm-ül-cezâda ey garîb 
Şübhesiz yarın olur Kevser serabından nasîb 

Bjr içim su verse kim bir susuza dünyâde su 
Sâki-i Ebrâr Alî ana sunar ukbâde su 



Tahmis 



Âşık Ömer 391 



_ 618 — 

Aşkın ile göz yaşm ettim şerâb 
Nâlemi ney nağmemi kıldım rebâb 
Mekteb-i irfana kılup intisâb 
Nüsha- i aşkı okudum bâb bâb 
Mâl ü hattın züLf ü ruhun bâb bâb 

Oi ki Hak'km Allemeresmâ'sıdır 
Söyleme bil sırrı müsemmâ'sıdır 
Müşkili ancak bunun Illâ'sıdır 
Çâr kitab hüsnünün İnşâsıdır 
Böyle dedi kadı. i hâzır cevâb 

Gelmedi âfâka senin tek selîm 
Sana Habîbim dedi Rabb-ı Rahîm 
Mu'cize bes sana Kelâm-ı kadîm 
Le\^h ü kaleni Sidre vü Ars-ı azîm 
Çeşmine rûşen görünür bî hicâb 

Hüsnüne müştak idi Mûsâ-yi Tûr 
Kılmış idi Davud'a na'tin Zebur 

Medhin okur cümle vuhuş ü tuyûr 
Cennetü firdevs dahi gılmân ü hur 
Buldu cemâlin ile pür âb ü tâb 

Benden Ömer kılmadadır âh û zâr 
Bulmadı derdinde gönlüm gamgüsâr 
Lûtfun ile destini alsan ne var 
Hürmet- i Ahmed dahi hem Çariyâr 
Etme SalâhVye İlâhî azâb 



Müseddesler 



Âşık Ömer 395 



— 619 — 

Ey gönül devletle âdem girse de bin yaşma 
Sem katar bir gün ecel dünyâda âhır aşma 
Eyleme ey dil heves sammûruna hem kasma 
Nakşma aldanma ancak âşık ol nakkaşına 

İbret ile kıl nazar halkın mezarı taşına 

Her kesin bir gün gelir elbette ol da başına 

Yîkılup tâ ki firâşe suzinak olsan gerek 
Zindeyim deyu ferahlanma helâk olsan gerek 
Hâkten halkolduğun fikreyle hâk olsan gerek 
Nice yıllar karayerde çâk çâk olsan gerek 

İbret Ue kıl nazar halkın mezân taşma 

Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına 

Nice erden arta kalmıştır bu çarh-ı pîrezen 
Yanılur buna mahabbet ile dil verip seven 
Mâl ile zabteylesen Karun gibi dünyâyı sen 
Akıbet giysen gerek yensiz yakasız pîrehen 

İbret ile kıl nazar halkın mezarı taşma 

Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına 

Görünür âhır adem iklimine bir gün sefer 
Altına meşin ağaçtan bir musanna' at çeker 
Gafil olma kayd-ı dünyâyı derûnundan çıkar 
Bir gün ahbabın senin de kaddine eyler nazar 



396 Âşık Ömer 

İbret ile kıl nazar halkın mezarı taşına 

Her kesin bir gün gelür elbette ol da basma 

Âril ol a§k-ı Huda râh-ı selâmettir sana 
Nefsinin esrarını bilmek saadettir sana 
Dâima vâki' olan mevti işarettir sana 
Sahibi bir gün alır ruhun emânettir sana 

İbret iie kıl nazar halkın mezarı taşma 

Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına 

Yel gibi dünyâ içün gafil olanlar yelmesûn 
Tîğ-i hirmenle vûcûd.i nazenini delmesün 
Ey Ömer bu sözlerim sakın sana güç gelmesün 
Kendüzüne bu yeri dünyâyı bakî bilmesün 

İbret ile kıl nazar halkın mezarı taşma 

Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına 

— 620 — 

Çün seher vaktinde gördüm bir cemâli afitâb 
Azm-i hmmâm eylemiş ol lânazir âlîceııâb 
Yüz sürüp pâyine düştüm eyledim tarh-i hicâb 
Karşı çıktı nâz ile hammamcı şâhid açtı bâb 

Cümleye verdi selâmı gamze- i hâzır cevâb 
Göz ucuyla kimine lûtf etti kimine itâb 

Saye saldı sadra ol bâl.i bülend ibretnümâ 
Mest ü hâyrân oldu her bir gûşede bir mübtclâ 
Sakmur yavuz nazardan kendin ol dilrübâ 
Sim bedenden oldu ihrrc atlas u zerrin kaba 

Cümle a'zâsmdan ancak pîrehen kaldı nikab 
Yoksa kim aceb bu mudur subha kalmış mâhitâb 



Aşık Ömer 397 

Nâz ile kıldı azimet içeru ol mehcebîn 
Girdi halvethâneye bîgâneden oldu amîn 
Bir güzel tellâk gulamı yanma geldi yakın 
Sürünüp kîseyle sabun ol vücûd-i nâzenîn 

Lûlerden aldı zerrin tâs ile dökündü âb 
Gusle niyyet eyledi AUahu a'lem bissavâb 

Bürünüp havlu nihân oldu mehi enver gibi 
Sîne bendin bağlayup reftâr edr server gibi 
Düştü dellâkîer önüne her biri rehber gibi 
Taşra çıktı ruhieri olmuş gül-i ahmer gibi 

Sundular bir kâse-i fağfûriden safî şerâb 
Nûşuna sahbâ dedi çün bendeleri içti nâb 

Cümle atlas u kabayı lâhzede giydi heman 
Sardı sarındı libâsın doladı bend-i miyan 
Oturup mir'ata baktı gördü bir şûh-i cihan 
Pâdişâhım verdi hammam hakkını oldu revan 

Kıldı vasfın yazmağa Âşık Ömer ba'de-I-hisâb 
Dinlenürdü sergüzeştim eylesem bin cild kitâb 

— 62S — 

Nevbahâr eyyamı erdi her taraf buldu revâc 
Asker-i İslama arsa sahn-ı sahrâ-yı Mahac 
Hâzır ol vaktine ey kahbe kiralı gözün aç 
Yanma kalur mu gör bu olunan bî indiraç 
aşma nâr-ı melâmet o!a bir ^ün taht ü tac 

Niyyeti arz-ı gazadır bunca bin er üstüne 
Yalmanur bî hadd ü pâyan tîg-ı cevher üstüne 
Tugrlar kaldırdı ser zerrin alemler üstüne 
Akm etti pâdişâh -1 heft kişver üstüne 
Sen gerek Malta'ya düş ister Kızıl elma'ya kaç 



398 Âşık Ömer 

Askerin çokluğuna g-arrâlanırsın ey lâîn 
Dağıdır tahmîn û re'y-i fasidin tedbîr-i dîn 
Gelmez isen sıdk ile îmâna olmazsın emîn 
Bed fiâlin gayete ermiş zevalindir yakin 
Gayrı var Lât ü Menât' in getürüp odlara saç 

Ey Cmer bilsen bu yollarda neler gitti ne er 
İşbu daVâ-yi mûbîne merd olan merdler yeler 
Zahmınm kanın siler durmaz gaza tîgm siler 
Bunca serbâzan Şehîd-i Kerbelâ kanın diler 
Devlet-i İslâm değil tâc ü haraca ihtiyâç 

- 622 — 

Bu cihan bir tekye ey diî konan olmaz bunda aç 
Kıl tevekkül Hak'ka kalbinden kanâat gözün aç 
Açma derdin her kese kalmadı çün ehli ilâç 
Bu zamanın bîvefâsıyla olunmaz imtizaç 

Her kime kılsan gönül âlemde arz-ı ihtiyaç 
Ol sana Tanrı selâmın vermez olur gözün aç 

Bir temaşadır bu âlem serteser irfana hep 
Sîm û zer gavgası düştü serteser meydâna hep 
Ehl-i hâlin sözleri oldu kamu efsâne hep 
Dınledirsen hoş derûnun derdini yârana hep 

Her kime kılsan gönül âlemde arz-ı ihtiyâç 
Ol sana Tanrı selâmın vermez olur gözün aç 

Her ne söyler ise zengin dinleyüp derler belî 
Bir fakîri görse et varma dünyânın eli 
îşidenler ana derler masharadır yâ deli 
Kande varsan pâk libâs ile yerin belî belî 

Her kime kılsan gönül âlemde arz-ı ihtiyâç 
Ol sana Tanrı selâmın vermez olur gözün aç 



Âşık Ömer 399 

Elde Ömer üç pay et ol rızkı Hak verir iyan 
Birisid ye birisin yedir ü birin et nihan 
Düşmana kalsun ko muhtâc olma dosta tek hemen 
Hep yüze güler eyü gün dostudur halk ı cihan 

Her kime kılsan gönül âlemde arz-ı ihtiyâç 
Ol sana Tanrı selâmın vermez olur gözün aç 

— 623 — 

Ey dilâ bu âlemin sahnmda sohbet kalmadı 
Kalmadı halkın arasında mahabbet kalmadı 
Kalmadı işlenmedik dünyâda bid'at kalmadı 
Kalmadı seyr eyle hiç bir eski âdet kalmadı 

Kalmadı bir meyvenin dadında lezzet kalmad 
Kalmadı nâehle düştü ehli san'at kalmadı 

Kalmadı âlemde bir habbe bulunmaz sîmsiz 
Sîmsiz her ne murâd etsen alınmaz sîmsiz 
Sîmsiz her yerde dür kadrin bilinmez sîmsiz 
Sîmsiz yanınca bir servi salmmaz sîmsiz 

Sîmsiz mansıb oîınmaz düde minnet kalmadı 
Kalmadı bil mekteb-i irfana hizmet kalmadı 

Kalmadı gitti elimde ihtiyarım bilmedim 
Bilmedim terk eyledim nâmûs ü arım bilmedim 
Bilmedim yağmaya verdim elde varım bilmedim 
Bilmedim sehvile geçti rûzigârım bilmedim 

Bilmedim sevdâ-yi aşktan özge halet kalmadı 
Kalmadı asla tenimde istirahat kalmadı 

Kalmadı âlem kibarı ki kabada bilmiş ol 
Bilmiş ol ki gittiler anlar pîyâde bilmiş ol 



400 §ık Ö 



mer 



Bilmiş ol câhilleri sadrı gmâda bilmiş ol 
Bilmiş ol kamilleri rene û anada bilmiş ol 

Bilmiş oi çektim Ömer âlemde mibnet kalmadı 
Kalmadı başımda kopmadık kıyamet kalmadı 

— 624 — 

Gör Lâîn i nükte- i eflâke baş indirmedi 
Oldu merdud âteş iken hâke baş indirmedi 
Yandı benlik nârına Hak'ka ki baş indirmedi 
Nâr idi aslı ol nûr-i pâk'e baş indirmedi 

Kaldı esfelde ebed eflâke baş indirmedi 
Hazret-i Adem gibi Levlâk'e baş indirmedi 

Dost iken Mevlâ ile fehm etmedi in'âmını 
Sa'y ile ikraha teşbih eyledi ikrâmmı 
Gerdenine akıbet bend etti lâ'net lâmmı 
Kibr ile buğfz u adavet kapladı endamını 

Bâis oldu bî aded ihlâke baş indirmedi 
Hazret-i Âdem gibi Levlâk'e baş indirmedi 

Anladı zürriyyetinden kim ne serverler gele 

Nice Dâvûd u Süleyman ü Skenderler gele 

Cümleden efdal ola dahi mükerrerler gele 

Bildi kim bundan ne mürseller ne peygamberler gele 

Ol muhît-i bahri Erselnâk'e baş indirmedi 
Hazret-i Adem gibi Levlâk'e baş indirmedi 

Ey Ömer mekr ü fitenle şaşırup tedbîrini 
Çok çalıştı Girdigâr'm bozmağa takdirini 
Cehl ile oldu muhalif bilmedi taksirini 
Kadr ile a'lâ iken esfelde buldu yerini 

Zehr ile kaldı ebed tiryâke baş indirmedi 
Hazret-i Adem gibi Levlâk'e baş indirmedi 



Âşık Ömer 401 

-625 — 

Gâh olur bin şevk ile mesrur eder aşk âdemi 
Gâh ağladır gehî mehcûr eder aşk âdemi 
Gâh zulmette olur pür nûr eder aşk âdemi 
Gâh olur şahı Süleyman mûr eder aşk âdemi 

Gâh hâk-i pâlar içre Tür eder aşk âdemi 
Gâhi dünyâda begayet hor eder aşk âdemi 

Gâhi gâm âyîne-i dilde değildir cilvedâr 
Gâh bir ma'sûm olur aşk gâh olur bîihtiyar 
Ademe bin dürlü suretle görünür aşikâr 
Sâki-i devrân elinden geh içirir zehr-i mâr 

Geh safa camın sunup meyhûr eder aşk âdemi 
Cür'a-i aşktan yine mahmur eder aşk âdemi 

Gâh olur pîr-i pedersin geh peder ma'sûmusun 
Gâh mürde zindesi geh zindenin merhumusun 
Gâh bîkarar hakikat meclisinin mumusun 
Gâh olur kim serteser âlemlerin meşhurusun 

Gâh olur halkın gözünden dür eder aşk âdemi 
Lâmekân iklimine Mansûr eder aşk âdemi 

Gâh âlem kabzına ferman olursa zîr-i dest 
Serserî dehri gezersin gâh hayran gâh mest 
Gâh bir sâkî eder devrân *ı câmm geh şikest 
Gâh olursun zerre i nâçîz veş hâk içre mest 

Gâh rif'at gösterüp meşhur eder aşk âdemi 
Bir harâb-ı beyt iken ma'mûr eder aşk âdemi 



Kalmayım dersen Ömer gaflette ayn.ı sırrı aç 
Âlem-i aşk bir aceb mir'ât-ı ibrettir göz aç 



26 



402 Âşık Ö 



m er 



Gâh a'Iâ gâh ra'nâlarla tab'ın imtizaç 
Serseri dehri gezersin gâh yalın gâh aç 

Gâh olur şâh-ı cihan düstûr eder aşk âdemi 
Gafil olma kim sakın mağrur eder aşk âdemi 

_ 626 — 

Muallâ dervişüz fakr u fenâyîlerdenüz âşık 
Beka arzusun etmiş bî bekayîlerdenüz âşık 
Yakîn-i bende-i Âl-i Abâ'yîlerdenüz âşık 
Muhibb-i Çâryâr-ı bâsafâyîlerdenüz âşık 

Sadâkatle Ebû Bekr-i gmâyîlerdenüz âşık 
Hasen hakkı Küseyn-i Kerbelâ'yîlerdenüz âşık: 

Ulu himmet imâm-ı nâm ı Zeynel'âbidîn'indir 
Delâletler İmâmı Bâkır'm erbâb-ı dînindir 
İmâmı Ca'fer'in sıdkı kamu ashâb-ı dînindir 
Oların iştiyakı sînede âdâb-ı dînindir 

İmâmı Mûsi-i Kâzım Rızâyî'Ierdcnüz âşık 
Hasen hakkı Hüseyn-i Kerbelâ'yîlerdenüz âşık 

Ali İbn-i İmam Mûsâ bizim din rehnümâmızdır 
Takî'nin zâkiriyiz zühd ü takva pîşüvâmızdır 
Nakî ile Takt hem evliyamız etkıyâmızdır 
Abîr-i âstânı can gözüne tûtiyâmızdır 

Muhibb- Aiskerîlerden duâyîlerdenüz âşık 
Hasan hakkı Hüseyn-i Kerbalâ'yılerdenüz âşık 

Haber aldık bu râh-ı aşka bizden ön gelenlerden^ 
îmâmeyn uğruna cân ü serin ifna kılanlardan 
Baş açık yalın ayak Kerbelâ'Iarda yelenlerden 
Biziz ol Çârıyâr'ı bir görüp te hem bilenlerden 



Âşık Ömer 4O5 

Ömer Osman Aliy-yel- Mürtezâ'yîierdenüz âşık 
Hasen hakkı Hüseyn-i Kerbelâ'yîlerdenüz âşık 

Ömer çarhm sütunu oynadı ya çenberi şaştı 
Ya bârân-ı fesâd ü fitne yağdı suları taştı 
Safa kalmadı bir yerde hevâ ye'cûcu karcaştı 
imâmı Mehdi-i devr-i zamanın vakti yaklaştı 

Ana bin cân ile biz ser fedâyîlerdenüz âşık 
Hasen hakkı Hüseyn-i Kerbelâyîlerdenüz âşık 

— 627 — 

Bilmedin gittin hevâ ile heves tezvirini 
Imtihân-ı rûh ile emmârenin tedbîrini 
Gördüğün rü'yâların fehm etmedin ta'bîrini 
Boynuna kıldın belâ tûl-i emel zencîrini 

Ne feragat ettin el çektin ne usandın gönül 
Ne bu nefs insafa geldi ne sen uslandın gönül 

Nev arûs-i dehr iken soldu baharın bilmedin 
Bilmedin terkeyledin nâmûs u ânn bilmedin 
Bilmedin geçti bu rütbe rüzgârın bilmedin 
Gitti sermâyen bile sudun zararın bilmedin 

Serteser geşt eyledin dünyâyı dolandın gönül 
Ne bu nefs insafa geldi ne sen uslandın gönül 

Ey Ömer bildim anmçün istirahat sende yok 
Cisminin mağlûbusun ruha riâyet sende yok 
Erdi idrâke halel akl u liyâkat sende yok 
Kabiliyyet kılmağa imkân ü takat sende yok 

Ne bu halka yaradın ne Hak'tan utandın gönül 
Ne bu nefs insafa geldi ne sen uslandın gönül 



404 Aşık Ömer 



- 628 - 



Ey cemâl-i tal'ati ferhunde ol tab'-ı selîm 
Bî bedeldir hublar içre hüsnüne yok lâm ü cim 
Vuslatm dâr-ül-emandır firkatin nâr-ı cahîm 
Eşk-i çeşmin hâk-i pâyinden cüda düştü yetîm 

Çeşm.i âfetten emîn etsin seni Rabb-i Rahîm 
Gider oldum sağ- esen kal elveda' Abdülkerîm 

Hatırımdan gitmeye nakş-ı hayâlin ey perî 
Boynuma düşer ise kâküllerin sevdâleri 
Kande görsem bir cemâli hüsn ü mihr-i en veri 
Dilime evrâd ola âyât-ı hüsnün ezberi 

Çeşm-i âfetten emîn etsin seni Rabb-i Rahîm 
Gider oldum sağ esen kal elveda' Abdülkerîm 

Çekmedin cevr ü sitemden nâz ü istiğnadan el 
Hep amelden hâsıl ettim kendime bunca emel 
İsterim vasim nasîb etse yine Azze ve Gel 
Ömrün uzun eylesün Hak ey gözüm nuru güzel 

Çeşm-i âfetten emîn etsin seni Rabb-i Rahîm 
Gider oldum sağ esen kal elveda' Abdülkerîm 

Düşmüş iken dil henüz mihr ü mahabbet çağma 
Ateş-i firkatlerin dağ urdu sînem dâğma 
Har dahi yol bulmasun seyr-i cemâlin ağına 
Belki bu beyti sabâ şerh ide gül yaprağına 

Çeşm-i âfetten emîn etsin seni Rabb-i Rahîm 
Gider oldum sağ esen kal elveda' Abdülkerîm 



Âşık Ömer 405 

Der ki bu Aşık O m er ey Yûsuf, i gül pîrehen 
Sakın ol ehl-i hasedle eyleme seyr-i çemen 
Menzilin çâh ola şâyed başına sultân iken 
Elhazer gûş eyle pendim korkarım ey sîm ten 

Çeşm-i âfetten esmîn etsin seni Rabb-ı Rahîm 
Gider oldum sağ esen kal elveda* Abdülkerîm 

— 629 _ 

Görünmez pertevinden sûret-i mihrin ne halettir 
Münevver hüsnü kandil içre bir nûr-i hidâyettir 
Okurlar nakşım ezber mufassal bir hikâyettir 
İşidenler ne hoş derler müeddâdan ibarettir 

Sekiz cennet cemâlinden iyan kadd ü kıyamettir 
Adm anmak selâmettir yüzün görmek saadettir 

Gözündür mescid-i Aksa mukavves kaşların mihrâb 
Pes oldur Kabekavseyn ü pes oldur kıble- i ashâb 
Açılır matla'-ı rûyinden anın fâtih-ül-ebvâb 
Okur âlim olanlar âyeti vechinde Seb'.ul-bâb 

Sekiz cennet cemâlinden iyan kadd ü kıyamettir 
Adm anmak selâmettir yüzün görmek saadettir 

Oîuptur Kâf ü Nün ile nice mu'cizlerin izhâr 
Kılur nakd-i cihanda yâd-ı Bûbekr ü Ömer herbâr 
Dahi Osman duyuptur ana kâtib câmi'-i esrar 
Cenâb-ı Çâriyâridir olubtur Hayder-i Kerrâr 

Sekiz cennet cemâlinden iyan kadd ü kıyâamettir 
Adın anmak selâmettir yüzün görmek saadettir 



406 Âşık Ömer 

Muattar eyledi âfâkı ıtr-ı müşk - i hoşbûsu 
Gönül sayyâdını sevdaya saldı çeşm-i âhûsu 
Uyandı tîr-i kirpikler gözümden gitti uyhusu 
Mübarek sâf bir mir'ât oluptur sanki pehlûsu 

Sekiz cennet cemâlinden iyan kadd ü kıyamettir 
Adın anmak selâmettir yüzün görmek saadettir 

Ömer nûr-i şuhûduna müşâhiddir kamu zerrât 
Bu ne sun' -i İlâhîdir irişmez akl ana heyhat 
Vücûdu lerzesinden mevce geldi cümle mevcudat 
Mezâhirdir sıfât-ı mutlakmdan akl-ı külliyyât 

Sekiz cennet cemâlinden iyan kadd ü kıyamettir 
Adın anmak selâmettir yüzün görmek saadettir 

— 630 — 

Bârekâllah hüsnün ey meh hub cemâl olmuş dürüst 
Misli nâdir özge müstesna kemâl olmuş dürüst 
Dişlerin dür leblerin âb-ı zülâl olmuş dürüst 
Gonca meşreb lâle reftar âl âl olmuş dürüst 

Dîdene kıldım nazar gamzen kıtal olmuş dürüst 
Mehcebînim bedr û hem ebru hilâl olmuş d ürüst 

Çeşm-i cellâdını gördüm ki nice kan eylemiş 
Derdimend âşıkları pâyinde kurbân eylemiş 
Mısr-ı hüsne kendini sullân-ı hûbân eylemiş 
Esicek bâd-ı sabâ zülfün perişan eylemiş 

Dağılup giysûlarm çün dâl dâl olmuş dürüst 
Sim cemâlin üzre benler hâl hâl olmuş dürüst 

Mûbtelâyım sen güzele yâ meleksin yâ perî 
Bu cihanın nuru sensin pâdişâh ol var yeri 



Semaî 



Âşık Ömer 407 

Seyr eden Leylâ seni Mecnûndun oldu ekseri 
Mah cemâlin g^örmeyeli hayli demdir ey perî 

Nakş-i rûyin duşuma hâb ü hayâl olmuş dürüst 
Aşiyânm dîde-i pür nem şimal olmuş dürüst 

Enver-i hüsnünü medheyler dün ü gün ... (?) 
Çeşm-i mümtâzmdır eden zâr ü sergerdan beni 
Cana minnet bezledem râhmda cân ile teni 
Gülşeninde sahnur gördüm yeşillerle seni 

Kadd-i şimşâdm aceb serv-i muhal olmuş dürüst 
Kametin ey Nûriyâ tûbâ misâl olmuş dürüst 

Hüsnünü medhettiğim tahkik deme lâf ü güzaf 
Şu'le-i mir'ât-ı hüsnün gûyyâ bir ayn-ı sâf 
Can cemâlin Kâ'besin kılmak diler her dem tavaf 
Söylerim ben sadıkane söylemem asla hilaf 

Bu Ömer aşkınla gör hecr ü melal olmuş dürüst 
Derdin ile âh û zarı hüsn-i hâl olmuş dürüst 

— 631 — 

Kayd-ı kesretten geçüp bir canibe kıldım havas (1) 
Alem. i gaybdan irişti gûşuma bu pend-i hâs 
Bulmak istersen eğer endîşeden cây-i menâs 
Kimseyi rencide kılma kim mukarrerdir kısâs 

Sineni kibr-i küdûretten er ol eyle halâs 
Merd isen neyler senin âyîne-i kalbinde pâs 

Gel maânî mantıkmdan okudunsa bir varak 
Nüsha- i ilm-i ledünden tıfl-ı cana vir sebak 
Gıli ü gıştan pâk eder eşyayı âb-ı safa bak 
Âdemi buğz u garazdan kurtarır tevhîd-i Hak 
(1) Heveî 



408 Âşık Ömer 

Sineni kibr-i kûdûretten er ol eyle halâs 
Merd isen neyler senin âyîne-i kalbinde pâs 

Bir avuç hâk olasın sende nedir ucb ü riya 
Yine ol hâk oliser çeşmine bir dem tûtiyâ 
Aç gözün gaflette kalma çâh-ı zulmetten biyâ 
Rûşenâ ol şem' tek can meclisine ver zıya 

Sîneni kibr-i kûdûretten er ol eyle halâs 
Merd isen neyler senin âyîne-i kalbinde pâs 

Mâsivâ lezzâtma aldırma akl erlik budur 
Hak ile bâtıl nedir fark et hûnerverlik budur 
Ehl-i Hak'km nefsine ettiği rehberlik budur 
Mürg-i ruhu dama saydettirme serverlik budur 

Sîneni kibr-i kûdûretten er ol eyle halâs 
Merd isen neyler senin âyîne-i kalbinde pâs 

Nâ ûmîd olma dilâ eyle niyaz akşam sabah 
Kıl mûnâcât aça kufi- i aklı miftâh-ı ferah 
Bâd-i gafletle düşer âyînei tab'a terah 
Meclis'i ruhanide budur Ömer kavl-i esah 

Sîneni kibr-i kûdûretten er ol eyle halâs 
Merd insen neyler senin âyîne-i kalbinde pâs 

— 632 — 

Bir zaman geşt eyledim gezdim cihanı kuru yaş 
Kande bir kâm almağa vardım ise çektim telâş 



Âşık Ömer 409 

Bir güruha uğradım ölmüş ki yoktur sîne baş 
İçlerinden dedi bir pir aç gözün gafil mebâş 

Hirmen-i ömrüm öğüttüm etmedim bir dâne aş 
Asiyâb 1 ten yıkıldı kalmadı taş üzre taş 

Serteser ssyreyledim kevn ü mekânım kalmadı 
Aleme fâş olmadık râz-ı nihânım kalmadı 
İrdi idrâke halel tâb ü tevânım kalmadı 
Pâyimâl-i berzemîn oldum zamanım kalmadı 

Hirmen-i ömrüm öğüttüm etmedim bir dâne aş 
Âsiyâb-ı ten yıkıldı kalmadı taş üzre taş 

Bir seher fikreyleyüp endîşe- i a'mâl ile 
Der idim hâlim n-olur âhır bu bed ef'âl ile 
Nâzenîn evkatımı zây eyledim ihmâl ile 
Gördüm âlem hep bunu söyler lisân-ı hâl ile 

Hirmen-i ömrüm öğüttüm etmedim_^bir dâne aş 
Asıyâb-ı ten yıkıldı kalmadı taş üzre taş 

Kani ol anılmadık yerlerde ben ettiklerim 
Tûl ü arz ile ırak menzillere gittiklerim 
Gâh kaza bana kazaya gâhi ben yettiklerim 
Hep ziyan imiş kamu hep kâr kıyâs ettiklerim 

Hirmen-i ömrüm öğüttüm etmedim bir dâne aş 
Asiyâb-ı ten yıkıldı kalmadı taş üzre taş 

Her kime şîr-i kaza nâgeh olursa pençegîr 
Arkasın yere getürür ne gedâ bilür ne mîr 
Tazelikte olmadım bir veçhile revnak pezîr 
Şimdi buRU söyler oldum akıbet oldukta pîr 



410 Âşık Ömer 

Hirmen-i ömrüm öğüttüm etmedim bir dâne aş 
Âsiyâb-ı ten yıkıldı kalmadı taş üzre taş 

Derd ü gamdan ben sararup solduğum Aşık Ömer 
Mâsivâdan g-am değil kurtulduğum Âşık Ömer 
Yetmedi zây ettiğimi bluduğum Âşık Ömer 
Ağlarım böyle tehî dest olduğum Âşık Ömer 

Hirmen-i ömrüm öğüttüm etmedim bir dâne aş 
Âsiyâb-ı ten yıkıldı kalmadı taş üzre taş 



— 633 — 



Bu gün bir mâhitab gördüm 
Arzıhal sunmağa vardım 

Yâr melek sîmâya benzer 
Bakışı Leylâ'ya benzer 

Aşıklar ölümden kaçmaz 
Kişi sevdiğinden geçmez 

Siyah ebruların çatma 
Dostum gelür diye bakma 

Âştk Ömer asla gülmez 
Ayda bir selâmın gelmez 



Meyi âb-ı zülâl anca 
Buluşması muhal anca 

Yeni doğmuş aya benzer 
Samur kaşlar hilâl anca 

Serin verir sırrın açmaz 
Mahabbet başka hâl anca 

Benim ciğerciğim yakma 
Yâr gelmesi hayâl anca 

Akar çeşmim yaşı durmaz 
Yârdan selâm muhal anca 



~ 634 — 



Şu karşıdan gelen dilber 
Bir selâma kail oldum 



Gelir amma neden sonra 
Verir amma neden sonra 



Bahçede açılan güller 
Bizi zemmeyleyen diller 

Gördüm yârimin yüzünü 
Aradım buldum izini 

Kolumdan uçurdum bazı 
Aşık Ömer'in niyazı 



Dalında öten bülbüller 
Çûrür amma neden sonra 

Öptüm dostumun gözünü 
Buldum amma neden sonra 

Yeter ettin bana nazı 
Geçer amma neden sonra 



_ 635 _ 



Mürüvvet ummazam senden 
Çün âhır can gider tenden 



Yürür ey bî vefa dünyâ 
Ya ne bunca cefâ dünyâ 



414 



Âşık Ömer 



Ki zehrinden nice erler 
Nice Sâm u Skenderler 

Kani yâ bunca şâhâni 
Nice taht-ı Süleymâni 

Fenanın gerdişi budur 
Binâ-yi evveli sudur 

Ömer gör âlemi mutlak 
Vefa olsa görürdü hak 



Ne canlardan geri kalmış 
Harâb ender harâb olmuş 

Harâb olmuşdürür yine 
Nazar kıl hây ü hûyine 

Şirâr-ı mekrine yanma 
Sen anı âşinâ sanma 

Ne semle kullanursun at 
Mücerred zehr ile kat kat 

Ömer el çek safâsından 
Hazer eyle cefâsından 



Halâs edemedi serler 
Gezüp kaftan kafa dünyâ 

Türaba kattın ey fânî 
Esüp verdin püfe dünyâ 

Cefâ zehriyle memlûdur 
Değildir pür safa dünyâ 

Mezâkı yok vefa elhak 
Muhammed Mustafâ dünyâ 



— 636 



Misafir hânedir dünyâ 
Yatur viranedir dünyâ 

Dualar yüzü suyine 
Kuru efsânedir dünyâ 

Yüzüne güler inanma 
Sakın bîgânedir dünyâ 

Felek eyler sen âhır mat 
Dolu peymânedir dünyâ 

Vefa umma vefasından 
Fenadır yâ nedir dünyâ 



— 637 — 



Bu gün ol hubların şahı 
Seyr eyledim yüzü mâhı 

Dinledim fasih kelâmın 
Görüben kemter gulâmm 

Hışma gelse çatar kaşın 
Rahma gelüp çeşmin yaşın 



Geldi geçti bin nâz ile 
Güldü geçti bin nâz ile 

Âl ile Tanrı selâmın 
Saldı geçti bin nâz ile 

Zâr eder âşıkm işin 
Sildi geçti bin nâz ile 



Âşık Ömer 



415 



Buse diledim dilberden 
Garib Ömer aklım serden 



Bugün ben bir gfüzel gördüm 
Aklımı başımdan aldı 

Beni mest eden camıdır 
Her biri bir haramidir 

Mah cemâline bakılur 
Söyledikçe bal dökülür 

Cemâl-i hüsnü âlişan 
Siyah zülüfler perişan 

Aşık Ömer geldi ise 
Ferhad dağı deldi ise 



Bin nazar eyledim yerden 
Aldı geçti bin nâz ile 



638 _ 



Yeşiller giymiş ağ üzre 
Durabilmem ayağ üzre 

Gonca gülün eyyamıdır 
Kirpikleri kapağ üzre 

Ben kulun yanup yakılur 
Leblerinden dudağ üzre 

01 Yusuf'tan almış nişan 
Dökülmüş al yanağ üzre 

Hak inayet kıldı ise 

Ben koyam dağı dağ üzre 



_ 639 _ 



Gel dilberim kan eyleme 
Doğan aydan esen yelden 

Tabîbim hışmmen bakma 
Yanağına güller sokma 

Halden bilür haldaşım var 
Üç yaşında kardaşım var 

Ömerlim der ben de geldim 
Sen bir kuzu ben bir kurdum 



Seni kandan sakınıram 
Seni günden sakınıram 

Ben kulun odlara yakma 
Seni gülden sakınıram 

Yola gider yoldaşım var 
Seni andan sakınıram 

Tazelendi eski derdim 
Seni benden sakınıram 



— 640 — 



Aceb ol kaşları keman 
Benim ile ahd ü eman 



Niçün korkmaz Huda'sından 
Bu muydu ihtidasından 



416 



Âşık Ömer 



Ol rakibden öğüd almış 
İşittim şimdi vazgelmiş 

Ben kül oldum yane yane 
Sevdiğim çıksa meydane 

Salındı bahçeye girdi 
Mor menevşe boynun eğdi 

Bahçede açılan güldür 
Asık Ömer ednâ kuldur 



Göz süzüp te sakın kaşın 
Oygelenüp salma başın 

Güzeller içinde mâhım 
Bana bağışla günâhım 

Emdir lebinin kandini 
Çözdükçe göğsün bendini 

Asık Ömer ider bakın 

Bu mahzun gönlüme sakın 



Merhamet kıl kaşı keman 
Sahnup geldiğin zaman 

Dine gelir gören kâfir 
Tutmuşsun yükün cevahir 

Boyuna hülle biçilmiş 
Dürlü çiçekler açılmış 

Bu Ömer medheder seni 
Gel mahrum eyleme beni 



Ben kulun ferdaya salmış 
Canan eski gedâsmdan 

Ciğerim döndü büryane 
Durulmaz hoş libâsından 

Çiçekler selâma durdu 
Gül kızardı hayasından 

Dalında öten bülbüldür 
Azad et geç hatâsından 



— 641 - 



Eğme Mevlâ'yı seversen 
Söğme Mevlâ'yı seversen 

Cevr idüben alma ahım 
Döğme Mevlâ'yı seversen 

Bana teslim et kendini 
Dökme Mevlâ'yı seversen 

Seni sevene ol yakın 
Değme Mevlâ'yı seversen 



_ 642 _ 



Ehl-i irfana benzersin 
Serv-i revana benzersin 

Çevrin çok sitemin zahir 
Ulu kervana benzersin 

Ak gerdana ben saçılmış 
Bahâristâna benzersin 

Yaş yerine döker kanı 
Bir âdil hâna benzersin 



Dili bülbül ruhleri gül 
Kapunda ben bir gedâ kul 

Ağlarım dostum gelince 
Ah efendim tâ ölünce 

Saklarım aşkın bendedir 
Netekim can bu tendedir 

Dostum yüzün görmeyince 
Ömer kabre girmeyince 



Âşık Ömer 
— 643 — 



417 



Fariğ olmaz gönül senden 
Fariğ olmaz gönül senden 

Derdime derman bulunca 
Fariğ olmaz gönül senden 

Dîvâne gönlüm sendedir 
Fariğ olmaz gönül senden 

Bedenden can vermeyince 
Fariğ olmaz gönül senden 



644 



Sübhan bizi uyarıser 
Canlar tenin isteyiser 

Gör Hâlık'm inayetin 
Bize gösterir tal'atm 

Gör Yûnus'un mu'cizâtın 
Terk etmedi ibâdâtın 

Ahdine gel eyle vefa 
Kani Muhammed Mustafâ 

Ömer'in gel tut sözünü 
Lâ'net îblîs'e olundu 



Bunca isyan etmiş iken 
Terk eyleyip gitmiş iken 

Deryâ-yi bînihâyetin 
Bunca günah etmiş iken 

Emr-i Hak'ka itaatin 

Kırk gün bahk yutmuş iken 

Eyle gönüllerde safa 
Arş'ta mi'rac tutmuş iken 

Gider benlikten özünü 
Arş*ta mekân tutmuş iken 



— 645 — 



Salmup seyran yerine 
Siyah zülfün mah yüzüne 



Çıkan dilber kiminsin sen 
Döken dilber kiminsin sen 



27 



418 



Âşık Ömer 



Baktım gfözüne kaşına 
Beni hicran ateşine 

Pâyine yüz süren kullar 
Al yanak üstüne güller 

Seyrâna gider bostana 
Bize mestâne mestâne 

Âşık Ömer gkyre varma 
Elâ göze siyah sürme 



Benzettim hümâ kuşuna 
Yakan dilber kiminsin sen 

Demâdem medhin iderler 
Takan dilber kiminsin sen 

Bülbül konar gülistana 
Bakan dilber kiminsin sen 

Varup dîvânına durma 
Çeken dilber kiminsin sen 



646 



Gönül dost evine varma 
Her güzele güzel deme 

Bize kalmış yanıp tütmek 
Yârı tenhâda saydetmek 

Ayırma yâri yârından 
Bir buse ver gerdanından 

Ömer bildin ki yâd oldun 
Gönül bildin ki mat oldun 



Hâlin dildâra arzolsun 
Olursa ehl-i ırz olsun 

Bîvefânın ahdin gütmek 
Benim boynuma borcolsun 

Dûr etme âsitânından 
Mubah olmazsa farzolsun 

Lâ'l ü yakuta zât oldun 
Sür piyadeyi koz olsun 



647 — 



Şu karşıdan gelen dilber 
Yanında bir kızla bile 



Boyu selvi dala benzer 
Gonca açmış güle benzer 



Gelinin gözleri bende 
Gelin şerbet gibi tasta 

Gelin kıza bulur suçu 
Gelinin ibrişim saçı 



Kız cefâlar etmez dosta 
Kız tabakta bala benzer 

Kızın geline yeter gücü 
Kızın sırma tele benzer 



Âşık Ö 



mer 



419 



Gelin eder adım huri 
Gelin al çiçekli koru 

Taşlar olsun yapınızda 
Aşık Ömer kapınızda 



Kız da meleklerin biri 
Kız bahçede güle benzer 

Misk ü anber kokunuzda 
Bir azatsız kula benzer 



— 648 — 



Bahar oldu gül açıldı 
Dürlü çiçekler açıldı 

Lâle eder ben lâleyim 
Hem senayım hem safayim 

Karanfil beni ekerler 
Alur saksıya dikerler 

Menevşe eder hey Tanrı 
Niçûn benim boynum eğri 

Sünbül der ki kanım aktır 
Cümlemiz yaradan Hak'tır 

Ömer tuttu sünbül sözün 
Gonca îkaz etse gözüm 



Küllî rahmetler saçıldı 
Kangımız a'lâ çiçektir 

Cümlenizden ben a'lâyım 
Kangımız a'lâ çiçektir 

Beğlere pişgeh çekerler 
Kangımız a'lâ çiçektir 

Aşıklar söylerler doğru 
Kangımız a'lâ çiçektir 

İçimizde hiç kem yoktur 
Kangımız a'lâ çiçektir 

Getürsün çiçeğin yüzün 
Her bin a'lâ çiçektir 



649 — 



Sabahtan bahçeye girdim 
Dost gülün enğel koparmış 

Ben âşıkım bana yazık 
Kolların sıkmış bilezik 

Aşıkm sakın unutma 
Kelb rakib ileri gitme 



Bülbülüm güle sarmaşmış 
Sefil fidana sarmaşmış 

Parmağında hatem yüzük 
Zülfü gerdana sarmaşmış 

Meftununum oda yakma 
Bir can bir cana sarmrşmış 



420 



Âşık Ömer 



Ömer'in der diler dilek 
Âhır bizi eyler helek 



Ne cevhersin behey cânâ 
Görmedim sen gibi asla 

Aşkın başıma belâdır 
Kaşların tîg-ı kazadır 

Beni sen şây ettin halka 
Bu dilhaste-i âşıka 

Nedir o gamzeler sâhir 
Gönüller almağa mahir 

Ömer bıçârenim hâlâ 
Bu cihanda sana cânâ 



Benim sen çeşm-i şehlâya 
Sen gibi zülfü Leylâya 

Cemâlin göreli cânâ 
Benim bir veçhile sana 

Seninçûn zâr ü giryânım 
Sen gibi mâha sultânım 

Ömer kaldı mateminde 
Şimdi olup sana bende 



Sofi elin çek hazer it 
Çeşm-i basiretle gözet 



Âbımdan yanıyor felek 
Bu dertler bize sarmaşmış 



— 650 — 



Sana kıymet bahâ olmaz 
Âşıka âşinâ olmaz 

Ettiğin cevr ü cefâdır 
Sen gibi hoş edâ olmaz 

Çeşminden kanh yaş aka 
Cefâlar dâima olmaz 

Gelir dine gören kâfir 
Acebdir bîpervâ olmaz 

Muanber zülfün mutarrâ 
Ben gibi mübtelâ olmaz 



651 — 



Elim irmez gücüm yetmez 
Elim irmez gücüm yetmez 

Mahabbet elverdi bana 
Elim irmez gücüm yetmez 

Çıkar eflâke sûzânım 
Elim irmez gücüm yetmez 

Ziyâde var gönlü sende 
Elim irmez gücüm yetmez 



— 652 — 



Hikmet-i Yezdan okuduk biz 
Dersimiz ayan okuduk biz 



Âşık Ömer 



421 



Vahdetimiz ayan iken 
Biz tıfl-ı ebcedhân iken 



Şöhretimiz nihân iken 
Mâfız^la Bostan okuduk biz 



Biz tarîk-ı Mesnevî'yız 
Kuş dilini pek biliriz 

Gel nazar it nüshamıza 
Ma'nîde her pençemize 

Şeyhe bırakma tezkere 
Biz kati çok müfessire 

Kavukları kürsi gibi 
Biz hezâran Urfi gibi 

Aşık Ömer'dir ismimiz 
Adlî tecellî cismimiz 



Molla Celâr in sırrıyız 
Vird-i Süleyman okuduk biz 

îlm-i ledün harfımıza 

Sâm ü Neriman okuduk biz 

Meykedeye gel habere 
Fenn-i imtihan okuduk biz 

Felekiyyat burcu gibi 
Arife meydan okuduk biz 

Vehbî yazıldı resmimiz 
Sırrını ayan okuduk biz (1) 



— 653 — 



Kurulah neler çekmiş 
Nice bin dürlü kan etmiş 

Bilinmez ne aceb aldır 
Âşıklık ne müşkil haldir 



Yalan dünyâya sorsana 
Akan deryaya sorsana 

Gönül bir sarhoş misaldir 
Çeken şeydâya sorsana 



Bu derdin çâresin bilmem 
Olaydın yâr ile bir dem 

Kelâmı Nâz ile söyler 
Niçün cevr ü cefâ eyler 

Cihanda bulmadım bir yâr 
Der ki Ömer cümlemiz var 



Akar çeşmim yaşın silmem 
Çeküp tenhâya sorsana 

Garib gönlüm alup neyler 
Melek sîmâya sorsana 

Rûz ü şeb eylerim efkâr 
İden Mevlâ'ya sorsana 



(1) «Biz» ler vezni bozuyor; ihtimal atlında yoktur. 



422 



Bu gülşende karâr eyle 
Rûz ü şeb durma nâz eyle 

Beni uyhudan uyardın 
Derûnunda sakla derdin 

Bırakma âşıkı gözden 
Biz de aşk ehliyüz bizden 

Bu zamandır böyle kalmaz 
Bu güllerden vefa olmaz 

Bu Ömer kaynayup coşar 
Goncalar gavgaya düşer 



Gurbet elde deldin bağrım 
Yeter kıldın cefâ canım 

Sabahtan var Hak'ka yalvar 
Her seherde başka hâl var 

Karardı da buzlu dağlar 
Aşıklar birikmiş ağlar 

Der ki Ömer yolsuz olmaz 
Hercaiden vefa gelmez 



Yakında bir melek sîmâ 
Lebi gonca yüzü zîbâ 

Görünmez oldu dîdârı 
Nice kılmayayım zarı 



Âşık Ömer 
— 654 - 



Gayrı bağa göçme bülbül 
Gül senindir geçme bülbül 

Dilerim solmaya verdin 
Yâda sakın açma bülbül 

Gönüller eğle bu yüzden 
Yol değildir kaçma bülbül 

Sakın hardan aman gelmez 
İnanma and içme bülbül 

Kaçan aşkın hadden aşar 
Bir birine geçme bülbül 



655 



Garib garib ötme bülbül 
Derdime derd katma bülbül 

Bahçelerde gönce gül var 
Başın içûn yatma bülbül 

Firkat yolumuzu bağlar 
Semtimizden gitme bülbül 

Rakib kıymetini bilmez 
Var bir hara çatma bülbül 



— 656 — 



Peri peykerden ayrıldım 
Boyu ar'ardan ayrıldım 

Gönlümün artar efkârı 
Gül-i ahmerden ayrıldım 



Âşık Ö 



mer 



423 



Soyunup gireyim şale 
Revadır eyleyim nâle 

Lebi sükker şîrin sözlü 
Felekte bir güneş yüzlü 

Ömer der olmuşum hayran 
Bugün ben bir lebi mercan 



Beni aşk koydu bu hâle 
Ben ol dilberden ayrıldım 

Kaşları ok elâ gözlü 
Meh-i enverden ayrıldım 

Hicrile bağrım dolu kan 
Dişi gevherden ayrıldım 



424 



Âşık Ömer 



Şartanç 



— 657 



îtme cefâ bana şehâ 
Nola vefa itsen eyâ 

Cevr ü sitem virdi elem 
Eyledi gam kaddimi ham 

Ey pür edeb noldu sebeb 
Her ruz ü şeb çeşm-i gadeb 

Var mı güzel sana bedel 
Vashna el irse sehel 

Dâğ-ı derun dilde füzun 
Aşk u cünun oldu nümün 

Gamzen aman âfet-i can 
Ehl-i iman külli heman 

Şâm ü seher dilde keder 
Eyleme dar(l) ahım irer 

Ey büt-i Çin âliye kin 
Eyle şirin şâh-ı güzin 



Çevri reva görme seza 
Lûtfı edâ huri lika 

Bana bu dem ey gül-i fem 
Kem deyemem ol sanema 

Bilsem aceb bendene iıeb 
Rene ü itab turfa belâ 

Sinemi gel tîg ile del 
Nola mahal kân^ı sehâ 

Bağrımı hun eyledi çün 
Sabr u sükûn vire Huda 

Dökmede kan şâh-ı cihan 
Eyledi can sana feda 

Dâğ biter sûz-i ciğer 
Bir gün ider sana şehâ 

îtme hemin vasla yakin 
Ömer'i hazin itme cana "?, 



(1) Zarar . 



ilâve 



Koşma 



— 658 



Kadir Mevlâm seni sevmiş yaratmış 
Siyah zülfün tel tel olmuş uzatmış 

Gelir imiş başa yazılan yazı 
Al Âyet-i Kürsî ile îhlâs'ı 

Siyah kaşın mürekkepten yazılır 
Dudağın üstüne Tebbet yazılır 

înnâfetahnâ'ya benzer gözleri 
Sûre-i Yâsîn'e dönsün yüzleri 

Aşık Ömer eder cismin çevresi 
Errahmân okunur kaşın aresi 



Serdâr etmiş dilberlerin üstüne 
Salıvermiş ince belin üstüne 

Gel gönül edelim Hak'ka niyazı 
Okuyup gidersin yolun üstüne 

Gerdanın altına altun dizilir 
Eliflâm okunur dilin üstüne 

Söyle dilber mest olmasun sözleri 
Velfecri okunur anın üstüne 

Yanağın Bismillah Elham sûresi 
Vedduhâ okunur anm üstüne 



— 659 



Böyle yüksek uçma şahin bakışlım 
Aşık-ı sâdıkm oda yakışlım 

Edersin sevdiğim rakibe izzet 
Rûzigâr elinden çekesin mihnet 

Bir çevri yamana meyil verirsin 
Başına gele de sen de göresin 

Aşıka kıldığın başka fen gibi 
Aşk ateşi sînen yaka ben gibi 



Koştururlar seni kola bir zaman 
Hiç lütfün olmaz mı kula bir zaman 

Bir anca bulmadık yanında rağbet 
Açılan güllerin sola bir zaman 

Bakmayana neye sözler söylersin 
Her kes ettiğini bula bir zaman 

Bağrı âhen görmemişim sen gibi 
Gözlerin kan ile dola bir zaman 



426 



Âşık Ömer 



Ömer zaifliğe yûz tuttu cismim 
Şimdi âr edersin anmağa ismim 



Hilâle dönderdin ey perî resmim 
Hâtırmdan gitmez ola bir zaman 



— 660 — 

Ağlarım gözlerim yollarda kaldım Şûh-i şîvekârım kaçan gelesin 
Dil zevrakın firak engine saldı Artmakta efkârım kaçan gelesin 

Sevkınla nâle vü feryada döndüm Dağları deldim de Ferhâd'a döndüm 
Mişezârm kûh-i sayyâda döndüm Ey âhû şikârım kaçan gelesin 

Yok mudur insafın ey çeşm-i âhû Kalmadı takatim ya nice bir bu 
Hasretinden gelmez çeşmime uyku Subha dek bîdârım kaçan gelesin 

Şevksizdir dîde-i bahtım uyanmaz Aşkından el çeküp gönül usanmaz 
Firakın nârına yürek dayanmaz Ağlamaktır kârım kaçan gelesin 

Bu Ömer vâdi-i hayrette kaldı İki dîdelerim kan ile doldu 

Gözüm yolda kara akşamlar oldu Şem'-i tâbıdârım kaçan gelesin 

_ 661 — 



Aklımı başımdan yağma eyleyen 
Açılmış hüsnünde ol gûl-i zîbâ 

Başında fino fes beyaz abani 
Lâhûri şal sarar ince miyanı 



Bir perçemi anber dili tatlıdır 
Rûy-i şerîfi amma reyhanlıdır 

Lepiska şalvarı sırma mintanı 
Edalı cilveli pek elvanlıdır 



Kolunda âhenden Dimişkî kolçak Miyânmda cevher zer kaplı bıçak 
Cihanda görmedim bir böyle nacak Mahbûb-i merdandır deli kanlıdır 



Yanında telâtin ahmer yemeni 
Kemter Âşık Ömer medhetti anı 



Mürgi gibi yürür çoktur seveni 
Aslı beğzâdedir zâtı şanlıdır 



_ 662 - 



Dedim dilber yanakların- kızarmış 
Dedim dâne dâne olmuş benlerin 



Dedi çiçek taktım gül yarasıdır 
Dedi zülfün değdi tel yarasıdır 



Âşık Ömer 



427 



Dedim dilber sana yazıldı kanım Dedi niçün dersin benim sultânım 

Dedim kimler sarmış ince miyânm Dedi kendin sardın kol yarasıdır 

Dedim bu Ömer'in aklını aldın Dedi sevdiğine pişman mı oldun 

Dedin dilber niçün sararup soldun Dedi hep çektiğim dil yarasıdır 



— 663 - 

Evvel bahar gülzar ile yaz gelür Yüce dağlar donandığı zamandır 
Gülistandan gûnâgûn avaz gelür Bülbül güle kul olduğu zamandır 

Bağlar tezyin olmuş açılmış güller Figan edüp öter garib bülbür 
Seyre çıkmış cümle mehrû güzeller Aşıkların del- olduğu (1) zamandır 

Hep duhterler cennet donun giyerler Âşık olan bülbüllere uyarlar 
Şimdi suyun döker dağlar kayalar Sahraların sel olduğu zamandır 



Aşık Ömer arar durur çâreler 
Dürlü şükûfeler gül ü lâleler 



Hasretinle doldu yürek yareler 
Yer yüzünün al olduğu zamandır 



Sana derim sana ey gafil insan 
Çıkmasın dilinden cürm ile isyan 

Duâ etsen kabul olmaz zamansız 
Dünydân âhıret seksiz gümansız 

Bilmez misin kanı kanla yumazlar 
Falan oğlu filân imiş demezler 

İsrafil meleği sûru urunca 

Hak kadı peygamber nâib olunca 

Aşık Ömer söyler bu doğru sözü 
Sağlığında kılmadığın namazı 
[1] Dell olduğu yerine. 



664 — 

Ecel yetüp bir gün ölsen gerektir 
Sözlerine pişman olsan gerektir 

Bir gün başın hâlî kalmaz dumansız 
Çiçek gibi bir gün solsan gerektir 

Kul hakkını el üstünde komazlar 
Ettiğin var ise bulsan gerektir 

Bin bir ayak bir ayağa durunca 
Murafaa içün gelsen gerektir 

Gece gündüz eder Hak'ka niyazı 
Kızgın saç üstünde kılsan gerektir 



428 



Âşık Ömer 



— 665 — 



Ol tıfl-ı nevreste şûh-i cihanım 
Acâib bîvefâdır çeşmi fettanım 

Bilmez ol bîvefâ yâr-ı sâdıkı 
Gamzesi nûş eder hûn-i âşıkı 

Kırmızı şal ile bulmuş letafet 
Ayağ-a kalkınca vali kıyafet 

Ömer sevdasını baştan aşırmış 
Böyle bir fettana gönül düşürmüş 



Hublar içre şimdi bir dâneciktir 
Gönül ol sebebden vîrâneciktir 

Bigâne zanneder vasla lâyıkı 
Böyle bir gözleri mestâneciktir 

Âşıkın aklım almada âfet 

Ne güzel giyimli merdâneciktir 

Hayâl-i yâr ile kendin şaşarmış 
Aceblemen biraz dîvâneciktir 



Şâirnâme 



Âşık Ömer 



431 



_ 666 — 
Şâirnâme 



Olmak ister isen gönül zûfünun 
Be-emr-i sâni'i sun'i Kâf ü Nun 

Geldi dil bülbülü medh-i lisâne 
Gör ne âşıklar var gelmiş cihâne 

Sultan NesîmVd'iT cümleye serdar 
Derisin yüzdüler etmedi inkâr 

Ahmed-i KufrVmn kem nâmı kaldı 
Mansûr da Enelhak tabiini çaldı 

HâfıZ'i Şîrâzî, Rûmî, Fuzûlî 
Okunur dillerde nazm-ı Kabûlî 

Eğer görmedinse yüzün KâmVmn 
Fârisî güftesi Molla CâmVmn 

ZâtVmn kor muyam san'atm meğer 
Koca Necati'yi sorarsan eğer 

Lûtfî sözlerile duttu İshak\ 
işretle geçürdi vaktini Baki 

Arif)3r Hayatî nnzmın beğendi 
Semend-i tab'ile Yahya Efendi 

Nâmın ma'rifetle andırdı Fevrî 
Meşhûrl âlemdir hecv ile Cevrî 

Suûd Efendi ol müfti-i islâm 

İns ü cinne fetva verdi bir eyyam 



Derûnî zikr eyle gani Yezdân'i 
Yarattı âlem-i kevn ü mekâni 

Kasdı şuarâyı çekmek beyâne 
Dilde yâd edelim hep şâirâni - 

Esrar-ı aşkı ol eyledi izhar 
Cânâna erince terk etli cani 

Küfür sözlerile çok zarar buldu 
Kaygusuz belürsüz etti mekâni 

Anları geçince yeğdir Usûlî 
Her demde şâd ola rûh-i revani 

Kelâmın gûş ettikte Kelâmî'mn 
Nazm-ı dürer bârı tuttu cihâni 

Beyânî^nin fazlı cihanı değer 
Oldur şuarânm pîr-i irfâni 

Vahşî Firkatnâme söyler Firâkî 
Sultan Süleyman'ın devr-i zamâni 

Sultan Selim Hân'a kılup pesendi 
Nice dem cüstücû kıldı meydânı 

Ulvî güne güne gösterdi Tavrı 
Yaveye üns olmuş anın Lisanı 

îlmile âlemde buldu hoş makam 
Bir nesne olmazdı andan pinhânî 



432 



Âşık Ömer 



Alfde dere oldu aşkın künûzu 
Molla Oanbfnm g-arâib sözü 

Askerî âleme gulgule saldı 
Molla Celâleddin ilm ile oldu 

Fazlı üstadıdır tarz-ı îcâdm 
TıfU Çelebi'dir sultan Murad\n 

Nedimi gelince tarz-ı îcâda 
Rahşanlı'nm tab'ı gayet küşâde 

Atâyi, Hatâyi kâmil hünerdir 
Mecdi dîvânı gerçi muhtasardır 

Behişti, Naîmi, Feyzi^ Dilhûri 
Ubeydi, Mesihi^ Emri, Sürâri 



Nefi ile Nev'i kopardı tozu 
Eksik olmaz FiganVmn figani 

Kadılar sadrında hükümet kıldı 
Hakikat bahrinin gevher-i kânî 

Bahâyî dâmenin komaz inâdm 
Yârı vefadan gör kande kani 

Hududu süremez ola piyade 
Şuarâ bezminde şan verdi Şânî 

Sâderû sözlere Hiisni iberdir 
ÂgehVye sordum beğendi Ani 

Sabrî hakikatin hem dahi Nûrî 
Emiri, Rindâ hem Şühûdi, Kani 



Ahi gark eyledi nura cismini Hüsn ü dil'de nazar eyle resmini 

Mahlas edinmişler cennet ismini Firdevsİ, Cenneti, Adni, Cinânî 



Hakikatten söyler Allahî, Sabrî 
Gerçi Zimmi idi sûretâ Gebrî 

AbdVviın tahmisi cümleye galib 
RahmVnin sözleri hâle münâsib 



Âciz kodu nice Şâiri, Hayrı 

Dahi edemem belki müslim Nihânî 

Hâşimî müseddes yapmağa Tâlib 
Okunsa dinledir ehl-i irfâni 



Şemseddin'in candan gelûr sadâsı Moca ÇelebCnm nâzik edası 

Fîsebîlillâhdır Veysi nidası Tehrizî sözleri bir hoşça Mâni 

Hayreti meydânın geçerdi merdi İmamlar medhini başa çıkardı 

Haleti çok dürlü sırlara vardı OülşenVden dutub desti dâmânı 

Niyazi hakikat kılmada niyaz Yûnus her dem eder keşif ile râz 

Yok Eşref oğlu* nun sözünde güdâz Nutki irşâd eder işiden cani 



Âşık Ö 



mer 



433 



FehmVdç. kılalım hatmin kelâmın Halil de lezzetin aldı o câmm 

Âlî gazel ile meşhurdu nâmın Tamâm eyleyelim bu dâsitâni 

Bu denlû cem'idûp akl-i perîşan Yazdık isimlerin oldukça imkân 

Asrımızda olan sâhib-i dîvân Dinle bizim şehrimizde olani 



Serîfî değil mi cümleye üstad 
Hâşimî şi'rine verdi özge dad 



Ol değil mi bizi eyleyen irşâd 
Birbirin yekreği Kandî, Lisânı 



Anlar ma'rifetle buldu devleti Adlt çekti nice dürlü mihneti ~ 

Bursa'da meşhurdur Derviş Uzleti ZârVy'ı beğendim dursun kalani 



Seleften geçenin muhtasar iyan îsm ü resmi ile eyledik beyan 



Evvel KâtibVdQn idelira âgaz 
Köroğlu çalardı perdesizce saz 

Emir zade evliyaya verdi şan 
Ahi ile Gedûyî de bir zaman 

Bursa'lı Halifdt sâdedir lisan 

Bir gün câm içerken sâkî-i devran 

Budur münâcâtım Rab-bül-Mecîd'e 
Yazıcı gark oldu Bahr i sefîd'e 

Biçâre Meylide, cihanda melîl 
Gençlikte el çeküp hürmet-i Halîl 



Bir zaman gurbette sürüldü sefa 
Nice şâirlerin Dağlı Mustafa 

Öksüz Âşık deyişleri aseldir 
Ezgisi çığrılur keyfe keseldir 
(î) Bir beyit eksiktir. 



(1) 

KâmiC'm sözlerin derûnuna yaz 
Kuloğlu'nun belli nâm ü nişâni 

Beğzâde nüshasız olmazdı revan 
Bursa'da. sürdüler dem ü devrâni 

Güzel medh etmede yok ana akran 
Öldürüp zehr ile sundu Yegânı 

Murâd idenleri müstedâm ide 
Hak nasîb eylesin hûr-i cinâni 

Bir zaman gurbette süründü zelîl 
Terk eyleyüb gitti köhne cihâni 

Ayaklar altından geçti çok cefâ 
Kopardı sözinen tozu dumani 

Kürac-oğlan ise eski meseldir 
Biz şâir saymayız öyle ozani 

28 



434 Âşik Ömer 

Deli Balta hasma gösterir hüner Arabça sözlerle Urfa sefer (?) 

SipâhVAır cümlesine ser nefer Mekân tutup kildi ol Karaman'i 

Beli dedikleri her câne kalmam Bin cevab söylese aynıma almam 

Kâmilin yanında bir nesne bilmem Hele ben böylece ettim iz'âni 

Der ki Âşık Ömer sâde sözleriz îlm-i hakikatte biz can özleriz 

Postumuzun abdalıyız gözleriz Tekye-i aşk içre yolu erkâni 



üfte-i Aşık Ömer 

Şerh-i Salâh? Elendi 



I 

1 Sinemin bağında bitmiş bir ağaçta iki dal 
Biri elma biri hurma biri sükker biri bal 

Bu beyitte sineden murâd kalbdir ki zikr-i mahal irâde-i hâl kabî- 
lindendir Zîrâ sîne kalbin mazhan olan lâhm-i sanevberînin zarfıdır Ve 
kalbde biten ağaçtan murâd veled-i kalbdir ki ilm-i ledünnîden kina- 
yettir ve iki dal ilm-i ledünndîden tevellüd eyleyen sıfât-ı cemâl ve 
celâlden ibarettir ve elma ve hurma ve sükker ve bal muktezâ-yi c6mâl 
ve celâlden müsmire olan şerîat ve tarikat ve ma'rifet ve hakikate 
işarettir ki elma tarîkate ve hurma şerîate ve sükker hakikate ve bal 
ma'rifete işarettir Zîrâ hurma şerîat ilminin semeresidir ki kışn ten 
gıdasıdır Ahkâm-ı şer'iyye ilm-i zahire manût olduğu gibi ve elma 
tarikat ilminin semeresidir ki kışrından mâadası belki kışn dahi eğerçi 
nefs-i zâkiye gıdasıdır ve lâkin derûnunda riya çekirdeği muzmerdir 
Tezkiye-i nefs a'mâl.i sâlihaya mütevakkıf olduğu gibi Ve bal ma'rifet 
ilminin semeresidir ki akl-ı maâd gıdasıdır Eğerçi anın kat'â atılacak 
bir nesnesi yoktur Lâkin henüz taayyününden eseri bakîdir Tasfiye-i 
kalb maskala-i zikr ü tilâvete muhtâc olduğu gibi ve sükker hakikat 
ilminin semeresidir ki rûh-i kudsî gıdasıdır kat'â atılacak nesnesi yoktur 
Gayri suya ilka eylesen eriyerek mahv-i vücûd idüb kendi taayyününden 
eser kalmayub tebdîl-i sıfat eyler kalbden nefy-i mâsivallah ihlâs ile 
hâsıl olduğu gibi Veled-i kalbi şecereye teşbih cenâb-ı Bârî'nin 
jr l^fe^ I jİjcUJ t J l^sij j o^b* l,J-*l ^.i» ij'^^S' <..!> 4*i^ !)*î> <vül^^ <Jl^ J \\ 
Vj c^'^JiT kelâm - ı mu'cizâtmdan ma'nâ iktibâsdır Ve bu ma'nâ 
erbâb-ı hakikatin şecere-i tayyibeden murâd şarkiyye vücûbiyye 
ve garbiyye imkâniyye beyninde mutevassıt olub müdebbir-i heykel-i 
cism-i insân-ı kâmildir kavillerini münâfî değildir Zîrâ sâhib kalb olma- 
yan insân-ı kâmil olmak mutasavver değildir ve bunda kalbden muradı 
ne idüği erbabına ma'lûmdur Halkın anladığı sevâb değildir 



438 Âşık Ömer 

2 Ol iki dal üzre biten iki ay ey müslüman 
Biri yeşil biri kızıl biri sarı biri al 
Ya'ni ef'âl-i şeriat ve tarîkatten ve ahvâl-i hakikat ve ma'rifetten hâsıl 
olan pertev-i tâât ve ezkâr ve eşi'a-i tevhîd ve efkâr ile envâr-ı sıfât-ı 
cemâl ve celâl mütelevvin olub cemâlden yeşil ve sarı ve celâlden kızıl 
ve al levni pertev endâz olmaktan ibarettir Yahud iki aydan murâd 
feyyâz-ı mutlakm kalb-i inşâna ifâza eylediği iki nurundan ibarettir ki 
4.. jjjS î^y ^Cs Jjuf j mâsadakmca ol nurun biri ile inşâna hidâyet ider 
<^Uj \- oj^J4!l,^J.^ mefhumunca dilediği kulunu ol nûr-i sânîye irişmeğe 
hidâyet eder Şey/ı-i ekber ^AjVla^-^jJ hazretleri buyururlar ki kalb-i 
insanda iki ayn vardır Birinciye ayn-ı basiret derler ki ilm-ül-yakînden 
kinâyettir ve ikincisine ayn-ül-yakin derler ki nûr-ı yakîne nazırdır Pes 
ayn-ı basiret ol nûr-ı evvel ile nazar eder ve ayn-ül-yakin ol sânî ile 
nazar eder Vaktâ ki nûr-i evvel nûr-i sânîye muttasıl olsa insan me- 
lekût-i arz ve semâvâtı görüb sırr-ı kadere vâkıf olur 
Cenâb-ı Hak'ın j^ jcjy buyurdukları nûreyn-i mezkûreynin ittisaline 
işarettir ve Hazret-i Mevlânâ jcVU^^İlı L-j^j Mesnevî-i şerifinde Beyit 

Ijol^ JwİJ».l; Jtflıol^ olj I»— ^ j«li<^>. ^' Ijj s--— I 

Buyurdukları dahi bir veçhile bu ma'nâyı mübeyyindir ya'ni ef'âl-i şeriat 
ve tarikat sebebiyle nûr-i Hâdî'ye ve ahvâl-i hakikat ve ma'rifet sebe- 
biyle nûr-i mehdî'ye irişilür ki elvân-ı mezkûreyi muktazî olan sıfât-ı 
cemâl ve celâl mazhariyetine isti'dâd hâsıl olur demektir 
3 Ol iki ay dediğimiz iki kuştur ey nigâr 
Biri huri biri tûtî biri kumri biri bâl 
Bu beyitde nûreyni kuşlara temsil etmesi nûreyn-i mezkûreyn sebebiyle 
ma'rifet-i nefs ve ma*rifet-i Hak râh olduğundan kinâyettir Zîrâ kuş 
kanadı ile âlem-i nâsûtda tayerân eylediği gibi insan dahi bâl-i himmeti 
ile âlem-i melekûta ve ecnihâ-i maârif-i îlâhiyye ile âlem-i ceberûta 
pervâz idüb feza - yi Lâhûtta cevelân eyler Pes nûr-i evvel 
ile ma'rifet - i melekûtiyyeden kinaye olan hûr - i ra'nâ ve 
kumri -i hoş neva murâd idüb 



Âşık Ömer 439 

Bu günki cennet-i irfana dâhil olsalar uşşak 
Yarınki va'dolan ol huri vü gılmânı neylerler 

Mâsadakınca esfel-i melekûta vâsıl ve cennet-i irfana dâhil olub 
cem'iyyet-i ebkâr-ı maânî-i ma'ri(et-i nefs ile telezzüz hâsıldır demek 
olur ve nûr-i sânî ile hakîkat-i rûhiyye-i ceberûtiyyeden ibaret olan 
tûtî bülend âvâz ve kebûter bâlâpervâz idüp nihâl-i melekûtiyeden 
pervâz Ve âşiyân-ı kudse âvâz idüp sohbet-i üns ile hemrâz olmak 
mutasavver demek olur 

4 01 iki kuşu tutıcak ideyinki ben de bend 
Birisin bak birisin gör birin alma birin al 

Çünki ol kuşlara elim irişe anları sayd idüb canıma bend eyleyim ya'ni 
çünki ol ma'rifet-i nefs ile ma'rifet-i Hak'ka isti'dâd hâsıl ola 
j.,? ^jbCüj j -k.^ u!ı fehvasınca levha-i derûnuna bir veçhile kayd ideyim 
ki bir dürlü tezelzül -i ıztırâba mahal kalmaya Birine bak binsin gör 
dediği nefsine bak Hak'kı gör Birin alma birin al dediği nefsi alma 
Hak'kı al demektir ya'ni <,j ^_^c j^ü <_i' ^^i: j^ mâsdakınca nefsini bil 
Rab' bine ir nefsini terk eyle ya'nî Hak'da ifna eyle Hak ile dâim ol 
demektir Nitekim Şeyh-i ekber o^- ^^ı hazretleri bu ma'nâyı mübeyyin 
<^ ^j»ı i ^1^.^ ^ j aito^ <S o^ J* buyurmuştur Pes ma'lûm oldu 
ki nefsini bilmek Rabbisini bilmeği müntic olduğu gibi Allah'ı 
bilmek nefsini bilmemeği muktezî olur Zîrâ hakikat üzre bilmek irtifâ'-ı 
isneyniyyeti mûcibdir Yahud çünki ol sıfât-ı cemâl ve celâli makam-ı 
kalbde cem'eylemeğe isti'dâd hâsıl ola anları hırz-ı cân edüb sâideyn-i 
canına bâzûbend eyleyim Ve birine bak birisin gör birisin alma birin 
al dediği celâle bak cemâli gör cemâli al celâli makam-ı kalbde ter- 
keyle dimekdir Ya'ni kemâlât-i insâniyye sıfât-ı cemâl ve celâli 
makam. 1 kalbde cem'itmekle hâsıldır Maahâzâ makam-ı nefsde mazhar-ı 
celâl olmak iktizâ eylemez demek ister 

5 Birinin ağzında mim var bîrinin gözlice hâ 
Birinin ağzında cim var birinin dal ile zâl 

Birinin ağzında mim var dediği sıfât-ı cemâldir ki nûr-i mîm-i 



440 Âşık Ömer 

Muhammed j,"^\ ^Şt ^\c>\^ yahud nûr-ı mîm-i Mustafâ j_,Vl oi^L» aİ^: 
ol sıfâtdan berk urur Ya'ni envâr-ı sıfât-ı cemâliyye vücûd-i Muham- 
med t5-*-»^'^'^l *'-^'- den lemeân eylediğine işâretdir Ve birinin 
ağzında gfözlice hâ var dediği sıfât-ı celâldir ki envâr-ı hây-ı hüviyyet 
ol sıfâtdan berk urur ki hüviyyet-i sâriyye cemî'-i mazhar-ı cemâl ve 
celâl olan eşyanın küllisini muhît olmaktan ibâretdir Birinin ağzında 
cim var dediği ağzında mim olanıdır ki cîm-i cemâle işâretdir Ve 
birinin ağzında dâl ile zâl var dediği ağzında hâ olandır ki dâl-i dehr 
ve zâl-i Zûlcelâl'e işâretdir 

6 Pes bu sırrı bilmeğe arif ğerekdir ey Ömer 
Biri zat-ı Mustafâ'dır biri Hayy-i Zül celâl 
Bu beyit ebyât-ı sâlifeyi müfessirdir ki Husûsâ mazhar-ı cemâl-i 
tâm olanFahr-i kâinat ol^L^lljJislUi: efendimiz hazretleridir Ve umûma 
Zülcelâl-i vel-ikram olan cenâb-ı Hudâvend-i Bî nazîr ^JiJlj ^^:Li)ljcj>. 

hazretleridir 

II 

1 Gûşunu benden yana tut sözlerim femden çıkar 
Başına aklın yar ise gönlünü kemden çıkar 
Arif-i billâh ğerekdir bilmeğe dört cevheri 
Üçünü kılsam beyan her birisi mimden çıkar 
Bunda dört cevherden murâd biri cevher-i rûh-i a'zamdır ki hakî- 
kat-i Muhammediyye'den ibâretdir Ve ikincisi cevher-i akhndır Ve 
üçüncüsü cevher-i nefs.i külliyedir Dördüncüsü cevher-i cism-i küllidir 
Üçünü kılsam beyan dediği cevher-i akl-ı kül ve ceyher-i nefs-i külliye 
ve cevher-i cism-i küllidir Bu üçün her birisi mimden çıkar dediği mîm-i 
Muhammed o^VUlol^ «Ua e işâretdir ki hakikat- i Muhammediyyeden 
kinâyetdir Ya'ni cemi'-i eşyanın varlığı zikri sebkat eden cevher- 
lerdendir Ve bu cevherlerin dahi menba' ve menşei hakîkat-i Muham- 
mediyye'dir Zîrâ edevat ilm-i zâtiden ma'lûmâtı levh-i mahfûz-i tafsile 
ya'ni nefes-i külliyyeye çıkarmağa hakîkat-i Muhammediyye vâsıtasiyle 
olmuşdur Ol ecilden hakîkat-i Muhammediyye'ye kalem-i a'lâ ıtlak 
olundu Zîrâ hudûsa kıdemin taallûkuna vâsıta ve vücûd ile adem 
beyninde rabıtadır öj^İ*-:Uj ^i]lj j buna delil-i kat'î j-j^ ^Ijli-U Jjlj 



Âşık Ömer 441 

w5*l di j ^i^t di j Jait di j oi-T di di:* ^ ^f\ l*i^ dU-U J^j 
Hedîs-i şerifi burhân-ı kâfîdir ^^j j» <j c^j o^— lilj âyet-i keri- 
mesinde muhakkikinin tahkik ve tedkîkleri üzre rûh-ı izafîden murâd 
Hakîkat-i Muhâmmediyye'dir Ol ecilden ^IjjVloii dırlar zira ililjJb^U Jjl 
^jj mûeddâsmca Hakîkat-i Muhammediyye bâkûre-i şecere-i vücûd 
olduğundan cenâb-ı Bârî izâfet-i teşrîfiyye ile nefsine izafe idüb j-jj^^ 
dedi Pes bundan ma'iûm oldu ki zikri sebkat eden cevâhir-i selâse 
hakîkat-i Muhammediyye <,ju^icUJl J^l -ui^ den âlem-i şühûda çıkar 

Yeminde olmayan imkâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Rehinden dûr olan insâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Senin feyzinden ayru olsa farza cevher-i eşya 
Nebat ü ma'din ü hayvâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Senin feyzinle sertâser vücûde geldi her âlem 
Yem-i Feyzin senin pâyâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Nuût-i sırr-i zâtın çûnki gelmez kayd-ı ta'rîfe 
Hakikatçe leb-i irfâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Senin zâtın muallâdır sığışmaz hadd-i imkâne 
Kuyûd-i kevn ile ezmâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Taayyün cilvesin eyler ise ıtlak mezâhirden 
Kemâlin hasr ile noksâne çıkmaz yâ Resûlâllah 
Salâhı bâl-i himmetle nedenlu çıksa itlâka 
Kemâl-i rütbe-i îkane çıkmaz yâ Resûlâllah 

* 

Senin zâtın çü ervaha pederdir yâ Resûlâllah 
Şühûda çıkmağa imkâna derdir yâ Resûlâllah 
O derden girdi erbâb-ı hakikat meclis -i vasla 
O babı bulmayanlar derbederdir yâ Resûlâllah 
Devât-ı ilme zâtın bir kalemdir levh-i mahfuza 
Vücûdun nüsha-i sırr-ı kaderdir yâ Resûlâllah 
Safâ-yi ^ırr-ı zâtından ibâretdir senin zâtm 
O safvetle gönüller bîkederdir yâ Resûlâllah 



442 Âşık Ömer 

Yem-i hay retf ezadır sırr-ı zâtı akl-i derrâkin 
Anı idrâkde kârı hederdir Yâ Resûlâllah 
Cebîninden ziya bahşende olan lü'lü-yi ervah 
Değil dürr-i aden rahşmda derdir yâ Resûlâllah 

derden her kişi bir cevher-i safvetnümâdır lîk 

SalâhVmn dili seng- ü mederdir yâ Resûlâllah 

* 
* * 

2 Dört kitabı fehm idenler anda ma*nâ buldular 

01 Huda'nın birliğine çok şükürler kıldılar 
Ol mâanî taksim idüp dördü beyan kıldılar 
Üçü bellü şeydir amma birisi kimden çıkar 

Ya'ni dört kitabın ma'nâsım fehm idenler eserden müessire istidlal 
kabîlince ol cevâhir-i erbaa cenâb-ı Hak'km vahdâniyyetine dâl olmağla 
Huda birliğin bilüb bu bilmek ni'metine çok şükürler kıldılar Zîrâ 
jjjuJ Vl ^Vlj ^^M oüi-Uj muktezâsmca hilkat-i insü cinden murâd 
ancak cenabı Hak'kı bilüb hâkîkat-i tevhîd ile birlemektir Ve 
ol ma'nây-yi mefhûmu ya'ni cenâb-ı Hak'kın vahdaniyetine dâl olan 
ma'nâyı dörde taksim eylediler dediği yine zikri sebkat iden cevâhir-i 
erbaadır Zîrâ mecmû'-i âlem -i kevn ü fesâd bu dört cevherden mürek- 
kebdir ki avâlim-i hejde hezârın vücûdu cevâhir-i mezkûreye mütevak- 
kıfdır Üç bellü şeydir dediği cism-i küllî ve nefs-i külliye ve akl-ı 
küllün mahreci bellüdür ki Hakîkat-i Muhammediyyep>L.!lj oM^MUt 
dır Zikri sebkat eylediği vech üzre Amma birisi kimden çıkar dediğin- 
den murâd Rûh-ul-beriyye ya'ni Hakîkat-i Muhammediyye 4jj«"yiol->Ji^jl<İ£ 
dir kimden çıkar dediği istifhamdır Ya'ni cevâhir-i selâsenin menba'ı 
anlar olıcak anların menşei kimdir deyu suâl eylemiş Pes hakîkat-i 
Muhammediyye «oj^^II oiy^HjJıil <ii nin menşei Zât-ı Bârî olduğu 
^ö^jllj lUlj^L'I Hadîs-i şerifinin mazmûn-ı hakikat makrûnu delîl-i kâfi- 
dir Ve kimden çıkar ta'bîri istiare kabîlindendir zarf mazruf mülâha- 
zası ile iktizâ eylemez Belki bundan bir ma'nâ hâsıl olur ki Hazret-i 
Hak ve celle ve alânm vücûdundan ya'ni varlığından Hakîkat-i Mu- 
hammediye<.,,Jı^^l4l^ Ve anlardan hakayık-ı beriyye zuhura gelmek 
olur ki bu semt ile hakîkat-i tevhide yol bulunur 



Âşık Ömer 443 

3 Pes gönül derya misâli çağlar akar bir yana 
Bu cevâbım işindenler kalur elbette tana 

İki nokta üç hurûfun sualin ettin bana 
Biri yüz birisi otuz biri kırk mimden çıkar 

Ya'ni kalem lâfzının muammâgûne lûgazini ki iki nokta üç hurûf ol 
dört kitab andan çıkar mısra'ıdır Bir kimse andan suâl eylemiş ol dahi 
remzile cevâb olmak üzre ol üç harfin biri yüzdür yâ'ni yüz adedinin 
medlulü olan kafdır ve biri otuzdur ya'ni otuz adedinin medlulü olan 
lamdır ve biri kırktır ya'ni kırk adedinin medlulü olan mimdir Pes 
j. J j mürekkeb olıcak ji olduğu zahirdir 

4 Sende kâmil âşık isen bahr-i aşka giregör 
Akılâne sözlerini ara yerden süregör 

Der ki Ömer bu cevâbın ma'nisini vire gör 
Altı nokta beş huruf yüz evveli lamdan çıkar 

ya'ni remz-i müşkili andan müşkil işaret ile remz idüp der ki biri 
yüzdür biri otuz biri kırk mimden çıkar dediğimin şerhi Altı nokta beş 
hurufdur ki evveli yüzdür ki anda iki sıfır vardır Altı noktanın ikisi 
oldur Ve ikinci harfi otuzdur ki anın rakamında dahi bir nokta-i sıfır 
vardır Üçüncü noktası oldur Ve üçüncü harh kırkdır ki anda dahi 
bir nokta-i sıfır vardır Dördüncü noktası oldur Ve beşinci ve altıncı 
noktaları kafda olan noktalardır ki anda dahi bir nokta-i sıhr mecmû'u 
altı nokta olur Ve beş harf olması ta'miye yollu maksûdunu gizlemek 
içün tağlît kabilinden Dörtden hâsıl olan dal ve elliden hâsıl olan 
nundur Bu takdirce mısrâ'-ı âhır altı nokta beş huruf yüz evveli lam- 
dan çıkar demek olur Ya'ni evvel-i kafm adedi olan yüz olunca vasat 
ve âhırını lamdan çıkar ya'ni lâm lâfzının evveli kaf olıcak anda kalem 
lûgazi istihraç olunur demektir Pes nâzımın mukaddime-i gazelde olan 
rümûzâtı sâile tevbîh ve tenbîh güne cevâbdır ki sen bana kalem lâf- 
zının lûgazini istifhâm-ı vechî ile iki nokta üç harf ol dört kitab andan 
çıkar nedir deyu suâl eyledin ben sana kalem ve dört kitab mukabili 
kalem-i a'lâdan ve cevâhir-i erbaadan haber vereyim ki bu âleme 
gelmeden murâd anı bilmekdir Yoksa yalnız kalem lûgazini bilmekde 



444 Âşık Ömer 

ne fazîlet vardır Eğer gerçek kâmil âşık isen aşk deryasına dal ve kendi 
aklın ile cem'eylediğin kîlü kalini terk edüp bir mûrşid-i kâmile var ki 
ol cevâhir-i erbaanm ve kalem-i a'lânın hakikatini bildire Tâ ki Hak'kı 
bilüp bu âleme ne içün geldiğini anlayasm Halbuki ilm-i kelâm ve hikmetde 
müdevven olan kütübden cevahir ve a'râz bahsi ile hakîkat-i ma'rifetul- 
laha rehyâb olmak baîd-ül-ihtimâldir Zira a» j ^^ Jij <^ ^^ J- 
muktezâsmca kişi Rabbisini bilmek nefsini bilmeğe tevakkuf eder Ve 
nefsini bilmek mürşid-i kâmili bulub dâmen-i irâdetine teşebbüs kıldık- 
dan sonra telkin ve terbiyesi üzre râh-ı Hak'da sülûke muhtacdır 
Hakîkat-i hâl kîl ü kaiden ahz olunmak emr-i muhaldir a^^Ij ^^\k\^ 
Kaldı ki ilm-i hikmetde cevâhir-i hams akl u nefs ve heyûlâ ve suret ü 
cisimden ibaret olub beş addolunduğu nâzımın kelâmını muhil olmaz 
Zîrâ erbâb-ı hakikat ruha akim fevkinde mertebe tayinleri i'tibâri ile 
ol dahi bir rütbe olur Ve heyûlâ ve suretin vücûdu cevher-i ferd olan 
rûh ve akl ve nefs gibi mücerred tasavvur olunduğundan üçünü bir 
cevher-i i'tibâri ile cevahiri dört mertebe i'tibâr etmiş Bu i'tibâr ile 
anların i'tibarlarmı bilmemek iktizâ eylemez Bu muhtasar anın mahall-i 
tafsili olmadığından bu kadarile iktifa olundu 

Çün cevahir serteser aşk ile ol mimden çıkar 
Cevher-i Şerh-i Salâhı dahi ol yemden çıkar 



Hece vezinleri 



Destan : (6+5) 

1 — Gel vuhûş u tuyûru bir yâd edelim 
Gör neler halketmiş Bârî Taâlâ 



Koşma : (6+5) 

2 — Bir kaşı hilâle meyletti gönül 

Çağı geçmiş amma yine bir hoşça 9^ 

3 — Yine müjde kıldı sultân-ı nevruz 

irişti zerrine feth-i Mesîhâ 10 

4 — Cüz'î hidâyetin dünyâya vermez 

Kemâl-i keremin müştakı Mevlâ 11 

5 — İrişti vaslma mâh-ı siyamın 

İktidâ eyledik ibtidâsma 12 

6 — Nevbahâr eyyamı artmada cûşun 

O deme erdiği çağların Tuna 13 

7 — Ey dil eser fena nadim olursun 

Nesîm~i subuh veşten müberrâ 14 

8 — Dil verip sevdiğim şîvekâr olsa 

Sînesi bendleri çözülse dursa 15- 

9 — Aşku mahabbetten da'vâ kılanlar 

Başına sultandır bî bâk ü perva 16 

10 — Giriftar olanlar bir özge derde 

Yitirir kendini gider araya 17 

11 — Nice dil vermesin dîvâne gönül 

Böyle bir cemâli münevver aya 18 



Se mâî : (4+4) 

12 — Bu gün bir mâhitab gördüm 

Meyi âb-ı zülâl anca 663 

13 — Şu karşıdan gelen dilber 

Gelir amma neden sonra 634 

14 — Kurulalı neler çekmiş 

Yalan dünyâya sorsana 652 

15 — Mürüvvet ummazam senden 

Yürü ey bî vefa dünyâ 635 

16 — Ne canlardan geri kalmış 

Misafir hânedir dünyâ 636 

— B _ 
Koşma : 

17 — Ol mâhm hüsnünde hâl-i mükerrem 

Hacer-ül-esved'dir ey kaşı mihrab 19 

18 — Sözümden mahabbet remzini alıp 

Nâz ü istiğnaya başladı habîb 20 

19 — Sebeb oldun ayırdın beni yardan 

Tîg-ı gazab sana yâr olsun rakîb 21 

20 — Sabr-ı Eyyûb ile îd-i visale 

Ahdedip ol perî dedi yâ nasîb 22 

21 _ Koyup el göğsüne Hak'km selâmın 

Verdi bendesine bir şâh-ı mahbûb 23 

_ C _ 

Koşma : 

22 — Şunda bir dilberin âhû gözleri 

Akhmı fikrimi eyledi târâc 24 

23 — Bu anka denilen ey dil -i şeydâ 

Her kangı uşşâka olursa sertâc 25 



Koşma : 

24 — Cevr ü cefâları canıma yetti 

Bilmezem bende mi dilberde mi suç 26 



Koşma : 

25 — Bîsütûn-i gamda ağlar gezerim 

Ayakdaş olamaz yanımca Ferhad "27 

26 — Âvâre gezerken dehri serâser 

Bir serv-i bâlâya kul oldum meded 28 

— E — 
Koşma : 

27 — Arzıhâl eylesem ettiğin çevre 

Mahabbet sadr olur yüze gelince 29 

28 — Dudu dillim meclis üstüne geldin 

Safâ-yi kalb içün nûş eyle bade 30 

29 — Dedi bir pir bana pişman olursun 

Râzm açma Huda'dan gayrı ferde 31 

30 — Râh-i mahabbeti seyrân ederken 

İriştim menzile bir ayağ ile 32 

31 — Canım senin içün işim her gün âh 

Akıbet ölürüm bir gün âh ile 33 

32 — Çünki yârın kibr ü kîni yok bize 

Kurulmuş gamzeler üzre o yâ ne 34 

33 — Gönül muntâzırdır nazlı yârine 

Bâd-ı seher selâm eyle dostuma 

Takdir Huda'nındır tedbîrin kime 

Yolumuz gurbete düştü bu sene 35 

34 — Yenile meyletti dil bir cânânm 

Leblerinin nebatına kandine 36 

29 



35 — Sînem üzre adedi yok dağların 

Yâr elinden yârelidir bu sîne 37 

36 — Çün halka-i dilde destires oldum 

Gönül muradından bir misal yine 3H 

37 — Ey bâğıban senden bir suâlim var 

Güllerin yanında harın aslı ne 3^ 

38 — Ser feda zülfüne der imiş rakîb 

Canlar veren âşıkanm cürmü ne 40 

39 -~ Kadir Mevlâm seni sevmiş yaratmış 

Serdâr etmiş dilberlerin üstüne 658- 

Semaî : 

40 — Bu gün ol hubların şahı 

Geldi geçti bin nâz ile 637 

41 — Bu gün ben bir güzel gördüm 

Yeşiller giymiş ağ üzre 638- 

— H — 
Koşma : 

42 — Benim ile yiyip içip gezerken 

Rakiblerim oldu dostun Abdullah 41 

43 — Hâl-i sevda ile pür inkisarım 

Umarım müşkilim feth ede Fettâh 42' 

44 — Melâhat mısrında küşade fâlin 

Yûsuf-i sânîsin bekavl-i sahîh 43 

45 — Hilâl ebruların şekl-i meddini 

Çekenler sineye teslîm eder rûh 44 



Koşma : 

46 — Ey dilâ akl adın anıp gidenler 
Gitti uslanmadı dîvâne kaldı 



47 — Dünüm kadir günüm bayram olurdu 

Ol perî bizimle hemdem olaydı 51 

48 — Bâd-ı sabâ yâre selâm et benden 

Niçin gelmez zülfün taramamış mı 52 

- i - 

Destan : 

49 Bîhûde akıtma gözönden yaşı 

Bu ahvâle vâkıf olamaz naşı 
îbtidâ yarattı Huda bir taşı 
Anla nice kevn ü mekân eyledi 2 

Şâirname 

50 — Olmak ister isen gönül zûfünun 

Derûnî zikreyleye ganî Yezdân'i 666 

koşma : 

51 — Dilberâ bendene dîvân edersin 

Dîvâne dağda olur şehre gelir mi 54 

52 — Türk kavmine minnet etmek olur mu 

Karnında dalağı şiştikten geri 46 

53 — Şimdi her cihetten oldum serseri 

Hak verir kısmetin kâr kaydı gitti 47 

54 — Devlet hümâsm tutayım der iken 

Uçurdum kolumdan baz elden gitti 48 

55 — Be gaziler aşka düşelden beri 

Gam u mihnet bana yâr oldu gitti 49 

- K - 
koşma : 

56 — Bin suret gösterir rümûz-i eşya 

Doğup her bir yüzden mâhitab ancak 53 



57 — Yân gamhâneye eyledim da'vet 

Tevazu' eyleyip alçaklayarak 54 

58 — Şunda bir cânânm Rum'da Acem'de 

Ederler medhini Buhârâ'ya dek 55 

59 — Akrânm bulmadım ey hûbi lika 

Devrettim cihâm îsfahân'edek 56 

60 — Yüz sürüp pâyine serv-i bülendin 

Göz yaşm akıttım bir kenâre dek 57 

61 — Gerekmez bir dahi böyle tarz etme 

Atıldım çok dürlü fendine felek 58 

62 — Devr etmedi murâdımca zamane 

Beni cananımdan ayırdın felek 59 

63 — Dâd elinden kime kıldın şikâyet 

Beni dildârımdan ayırdın felek 60 

64 — Şübhesiz sen beni ey saçı Leylâ 

Mecnûn-i şeydâya eyledin refîk 61 

— L — 
Destan : 

65 — Hey gaziler bir seyrâna uğradım 

Söylenecek dinlenecek hal değil 7 

koşma : 

66 — Dadıma hidâyet eyle yâ Kerîm 

Gözlerim kan ile doldu destim al 62 

67 — Çün dilek geçmedi sen perî rüya 

Ko ben ağlayayım gel efendim gel 63 

°8 — Hasretle ciğerim eyledin pürhûn 

Eğlenme hublarm serdârı tez gel 64 

69 — Şol nûr-i cemâle zeyn olan teller 

Kemend-i dâr imiş bilmezdim evvel 65 

70 — Beni bülbül gibi şîrin sözlerin 

Şakıdır gözleri sözleri güzel 66 



71 — Firkatinle grribliğe râhımı 

Salındı gözlerin sevdiğim güzel 67 

72 — Gerçi ben lûthına caiz değilim 

Ya nolur eylesen himâyet güzel 68 

73 — Dilberâ saregör zevk u safâyı 

Destinde hâtemdir bu hüsn-i cemîl 69 

74 — Başmçün bir sual sorayım sana 

Nedir bu feryada behâne bülbül 70 

75 — Saye veş zemine salup sünbülü 

Çıkardı razını aşikâre gül 71 

76 — Çevre muhtâc olup., âşıklar 

Acebdir düşerse bir mâha gönül 72 

77 — Ermedim murada ermedim hâlâ 

Var mıdır evvelde erdiğin gönül 73 

78 — Efendim giysû-yi siyehkârmda 

Mihmânm değildir ya nedir gönül 77 

Semai : 

79 — Bu gûlşende karâr eyle 

Gayrı bağa göçme bülbül 654 

80 — Gurbet elde deldin bağrım 

Garib garib ötme bülbül 655 

— M — 
koşma : 

81 — Bir lebi şîrîne gönül düşürdüm 

Döner mi ateşim Ferhâd'a bilmem 75 

82 — Rûz ü şeb artmada âh ile zarım 

Eser eyleye mi dildâra bilmem 76 

83 — Hâlim arz eylesem gül yüzlü yâra 

Lûtfedüp selâmım alır mı bilmem 77 

84 — Eyledim ey perî feryâd elinden 

Çevrini çekmeğe kalmadı çârem 78 



85 — Hak Taâlâ yaratmadan cihanı 

Ben lûtf u ihsana uğradım geldim 79 

86 — Ervâh.ı bâtının eyleyüp isbât 

Bir özg-e sebîle uğradım geldim 80 

87 — Payitaht içinde mislin bulunmaz 

Sencileyin kaşı keman efendim 81 

88 — Geleydi haneme o nazeninin 

Ayağı türabın okşar öperdim 82 

89 — Çoktan kuluyum sen şâh-ı zamanın 

însâf eyle gel barışalım sevdiğim 83 

90 — Aşkın harareti eyleyüp helak 

Bu derdime derman vere Salih'im 84 

91 — Aşkın ile bu âlem-i fenada 

Ne cefâlar çektim bil tuti dillim 85 

92 — Seni sevdiğimi etmeyim inkâr 

Can gidüp cesedden olunca remîm 86 

93 — Melâhat mülkünün serdârıym ben 

Yoktur iktidarım varı gözlerim 87 

94 — Kadir Huda'm sana güzellik vermiş 

Söyle behey tûti dilli Bekir'im 88 

95 — Hayâl-i aşkınla Mecnûn'a döndüm 

Aklımı başıma dermeden kaldım 89 

96 — Felek etti hasret çeşm-i mestime 

Diyâr-ı gurbeti gezdim usandım 90 

97 — Bu derd-i hasretin cana kâr etti 

Ey benim ruhleri taze civanım 91 

98 — Beni bana komaz aşk-ı cünûnum 

Serimi sevdaya saldım ağlarım 92 

99 — Felek aramızı cüda edeli 

Bir yerde eğlenip duramaz oldum 93 

100 — Bu dersi ta hâce-i mâsebaktan 

Bir perî danadan iyan okudum 94 

101 — Şitâ hengâmınm şiddeti geçti 

Gayri renge girdi zamane dostum 95 



Semaî : 

102 — Gel dilberim kan eyleme 

Seni kandan sakmıram 639 

103 — Yakında bir melek sîma 

Perî peykerden ayrıldım * 656 



N 



Destan 



104 — Bir gün ecel gelüp irişe bize 

Gel deyu bekaya oluna ferman 3 

koşma : 

105 — Tâ Elest bezminde Kalûbelâ'da 

Bes dedik dönmeziz ikrarımızdan 96 

106 — Bu gönlüm bağını gülistan eder 

Sevdiğim kâkülün çezdiğin zaman 97 

107 — Yâr hayâlin sevdasına dönerim 

Olmuşum sen boyu serve saye ben 98 

108 — Aşk beni şerimsâr eyleyüp gider 

Gözlerimden dökmedeyim jale ben 99 

109 — Elâ gözlerine kurbân olduğum 

Yüzüne bakmaya doyamadım ben 100 

110 — Râh-ı mezellete düşmüş yol oldum 

Kadir kıymet bilmez ihvan elinden 101 

111 — Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir 

Anınçün eylerim âhı bir yüzden 102 

112 — Yeniden aklımı bir nevcivânın 

Aldı ruhlerinin âli bir yüzden 103 

113 — Yâr hilâl kaşların hûnî gözündür 

Beni ne ağladıp ne şâd eyleyen 104 

114 — Dilberâ aşkımdır sinede her dem 

Artırup derdimi füzûn eyleyen 105 



115 — Ey dilâ nasihat kabul edersen 

Sözüne uyucu olma sakimin 

116 — Şahin gf özlüm kasdm mı var canıma 

Bakışın eylemez yabane çeşmin 

117 — Bu ayn-i uyûnum senindir senin 

Akan çeşm-i hûnum senindir senin 

118 — Ağlarım gözlerim yollarda kaldı 

Şüh-i şîvekârım kaçan gelesin 

119 — Ey Aşık Azmiyâ medhe sezasın 

Ehl-i dil ü kâmil rindânesin sen 

120 — Hak öğmüş getirmiş seni bu zâta 

Ey perî kıymetin âdem ne bilsin 

121 — Arızın nihâi et berk-i ter içre 

Hublar kârısâzı senden öğrensin 

122 — Meftunun medhetsin hüsnün evsâfın 

Hitâb olsun mu sultânım ne dersin 

123 — Salını sahnı giden dilrübâ 

Besteler okuyup kande gidersin 

124 — Görmedim akranın hüsn-i melekte 

Düşmedi hışm u celâle kaşların 

125 — Hak'tan gayrı kimse bilmez dilinden 

Bülbül şakır yazı kışı Sakız'ın 

126 — Seyr-i bâğ ederken başa çıkardın 

Şebnemin nesidir bu ter sünbülün 

127 — Çünki güzel gönül alup giderisn 

Hoşça tut yanında mihmânm olsun 

128 — Tâ bezm-i ezelden ey şâh-ı hubân 

Câm-ı aşkın içen hayranın olsun 

129 — Böyle yüksek uçma şahin bakışlım 

Koştururlar seni kola bir zaman 

130 — Ağlarım gözlerim yollarda kaldı 

Şûh-i şîvekârım kaçan gelesin 



Semaî : 

|31 — Aceb ol kaşları keman 

Niçün korkmaz Hudâ'smdan 640 

132 — Göz süzüp te sakm kaşm 

Eğme Mevlâ'yı seversen 

133 — Merhamet kıl kaşı keman 

Ehl-i irfana benzersin 642 

134 — Dili bülbül ruhleri gül 

Fariğ olmaz gfönül senden 643 

135 — Sübhan bizi uyarıser 

Bunca isyan etmiş iken 644 

136 — Salmup seyran yerine 

Çıkan dilber kiminsin sen 645 

137 — Gönül dost evine varma 

Hâlin dildâra arzolsun 646 



Destan : 

138 — Kadir ü Kayyûm Ahad-i bîçûn 

Lûtf u kerem issi Gani Girdigâr 4 

139 — Yer ile gök azîm etti maslahat 

Gök söyledi burc-i baran benimdir 5 

koşma : 

140 — Yâr hayâlin sevdasında gezerim 

Gözlerimin yaşı su gibi çağlar 120 

141 — Bir aceb güruha uğradı râhım 

Yürekten depredüp lisan okurlar 121 

142 — Beğler ol hublann serfirazları 

Geçer karşımızda ederek reftâr 122 



143 — Dönmeyiz ne denlu çok olsa âsi 

Hamdülillâh dîn ü îmânımız var 123 

144 — Elif kaddim reftârma boyuna 

Nice servi gibi dal pesend eyler 124 

145 — Çıkmaz hatırımdan nakş-i hayâlin 

Bir kez hüsnün gören dünyâyı neyler 125 

146 — Cennet-i kûyinde çeşm-i bîdârım 

Görmeğe civânâ dildârın özler 126 

147 — Yâr beni yanar bir ateşe koydun 

Dünyâda sağ olan yerde ne gezer 127 

148 — Şunda bir cananın meftunuyum ben 

Cemâli Yûsuf-i Ken'ân'a benzer 128 

149 — Benim velvele-i nâle vü ahım 

Esen rûzigâra benzer de benzer 129 

150 — Dişlerinin vasfın yazdım habîbin 

Sah çekti âlimler bu sâf incidir 130 

151 — Geşt ettim cihanı mislin bulunmaz 

Medhini eylesin diller yeridir 131 

152 — Ey dilâ kıla gör kesb-i havalar 

Gamdan küşâd eden âdemi demdir 132 

153 — Nefs-i emmâreye uyup gezdiğim 

Gençlik belâsile kabâhatimdir 133 

154 — Mihnet köşesinde yatırdım hasta 

Zaıf cismime der ne zaman gelir 134 

155 — Yârenim tîgını ele aldıkça 

Sineme şerhalar açar ağladır 135 

156 — Bir râh-i mübîne azm ederiz biz 

Asker-i islâmm din gazâsıdır 136 

157 — Benî Adem gibi var mı mükerrem 

Hakkında gör nice âyet yazıhr 137 

158 — Cihan sarayında zevk-ı demlerle 

Kimi olayım der hurrem sürünür 138 

159 — Câm-ı aşkın içen ey perî peyker 

Neylesin âlemde bâde-i engûr 139 



160 — Çoktan arzeylerdim hâlimi yâra 

Neyleyim yanımda ağ-yar bulunur 140 

161 — Aklımı başımdan yağ-ma eyleyen 

Bir perçemi anber dili tatlıdır 661 

162 — Dedim dilber yanakların kızarmış 

Dedi çiçek taktım gül yarasıdır 662 

163 — Evvel bahar gülzâr ile yaz gelür 

Yüce dağlar donandığı zamandır 663 

164 — Sana derim sana ey gafil insan 

Ecel gelüp bir gün ölsen gerektir 664 

165 — Ol tıfl-ı nevreste şûh-i cihanım 

Hublar içre şimdi bir dâneciktir 665 

Semaî : 

166 — Şu karşıdan gelen dilber 

Boyu selvi dala benzer 647 

167 — Bahar oldu gül açıldı 

Külîî rahmetler saçıldı 
Dürlü çiçekler açıldı 
Kangımız â'lâ çiçektir 648 



Koşme: 

168 — Bed zebanım gelmiş ol perî rüya 

Men arifim deyu rindânelenmiş 141 

Semaî : 

169 — Sabahtan bahçeye girdim 

Bülbülüm güle sarmaşmış 649 



Koşma: 

170 — Bir lâhza âlemin zevk u safâsî 

Hâsıl eder nice derd ile mihneî 

171 — Ziyaret eylesem Mısır Bağdâd'ı 

Bize erenlerden olsa beşaret 

172 — Dinle hasbihâlim benim efendim 

Sana yerden gögt senden şikâyet 

_ U - 
Destan : 

173 — Diyâr-ı Bursa*da eğlendik kaldık 

Şimdilik budur bize mekân deyü 

Koşma : 

174 — Sînem üzre olan göz göz mahabbet 

Âteşinin yeri midir nedir bu 

175 — Müntehâ kametin görenler dedi 

Nahl-i tûbâ mıdır ar'ar mıdır bu 

176 — Aşkm rûzigârı estikçe serde 

Dil gibi mevc urur derya olur mu 

177 — Mir'ât-ı hüsuünü bir iyan gördüm 

Gönlümü saydetti bir hilâl ebru 

- ü - 
koşma : 

178 — Sevdâ-yi aşkına düşeli cânâ 

Dîvâne söylemiş dil dile düştü 



— z — 

Destan : 

179 — Yalancı dünyâya aldanma yâhû 

Bu dernek dağılır bu an eğlenmez 

Koşma : 

180 — Olagör cân ile dîdârâ tâlib 

Tâ kim hâsıl ola cümle metâlib 

Olıcak kişide aşk-ı Hak galib 

Hem gönül çekinir hem can eğlenmez 150 



Semaî : 



e 



181 — Ne cevhersin behey cânâ 

Sana kıymet bahâ olmaz * 650 

182 — Benim sen çeşm-i şehlâya 

Elim irmez gücüm yetmez ' 651 

183 — Sofi elin çek hazer et 

Hikmet-i Yezdan okuduk biz 662 



II 

Aruz vezinleri Fihristi 

I — Divan : Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün 

Gazel : 

— A — 

1 — Yâ İlâhî ne günahkârım ki yüz tutup sana 158 

2 — Yine dil bir şivekâra olmak ister âşinâ 159 

3 — Kâkülün sevdalan lâm etti kaddim ey fetâ 161 

— C — 

4 — Pâyine yüz sürdüğü içün güneş buldu revâc 164 

5 — Vaslma irmek umarken derde kıldım nâmizâc 165 

— G — 

6 — Künc-i aşkında şu denlu eyledim candan ferağ .180 

— H — 

7 — Huni çeşmin gamzelerden bağlayup âh-ı sürâh 182 

8 — Ey gönül gel aç bu istiğfar ile kıl imtisâh 183 

— L — 

9 — Sinemin bağında bitmiş bir ağaçta iki dal 191 



10 — Başladı gelmeğe yer yer dahi dilberde sakal 192 

11 — Gördüğüm mehpârenin emrine fermandır gönül 195 



— N 



12 — 01 benim âlemde varım gelmedi yâ Rab niçün 225 

13 — Subhudem gülzâr içinde çaldı bülbül erganun 227 



— Z 



14 — Eyle ey bâd-i sabâ ol gamzesi sahhâre arz 247 



Murabba' : 



15 — Bakmaz oldu 5mzüme ol yâre nettim ey sabâ 248 

16 — Var şu ömrüm varma benden selâm et ey sabâ 249 

17 — Gider oldum ağa yollum arşa çıkmadan sadâ 251 

18 — Gözlerim yaşı revân oldu Mehemmed elveda 252 

19 — Ey cemâli şûbhesiz şems-i cihanım elveda 253 

20 — Gider oldum sağ esen kalasın ey yâr elveda 254 

21 Nûr.i akdem buldu kandîl içre menzil ibtidâ 255 

22 — Nûr-i hazret oldu kandîl içre meşhur ibtidâ 256 

23 — Eyhabîbi ehl-i isyanın şefî'i Mustafâ 257 

24 — Rûyini şems ü kamer görürse ger hayran olur 258 

25 — Aldı aklım ey yüzü gün alm mâhm Mustafâ 259 

26 — Va'deye kıldı hilaf ol mihribâmm Mustafâ 260 

27 — Âşık oldum sen perî sîmâya canım Mustafâ 261 

28 Hüsnünü gördükte oldum bende canım Mustafâ 262 

29 — Sana bir tenhâ sözüm var dinle canım Mustafâ 263 



30 — Bendene hor bakma gel ey nevcivânım Mustafâ 264 

31 — Ey perî yüzlü şehim j/ül-i behârım Mustafâ 265 

32 — Gözden oldumsa cüda ben şîvekâr unutma hâ 266 

33 — Dâima medhin dilinde sûre-i Rahman ola 267 

34 — Var ol iylikle serîr-i devletin ma'mûr ola 268 

35 — Ey güzeller serveri canım sabahın hayr ola 269 

36 — Ey melek tal'at perî peyker sabâhm hayr ola 270 

37 — Merhaba ey zülf-i anber bû sabâhm hayr ola 271 

38 — Ey gönül şimdengeru yâ taht ola yâ baht ola 272 

39 — Geçti yârin hadden özge firkati bu canıma 273 

40 — Derdimi cânâ dil-i mahzuna sor sorma bana 274 

41 — Söylemez oldu aceb cananım incinmiş bana 275 

42 — Geçtim ey dil cümleden bir taze mehrû bul bana 276 

43 — Gayri dilberden vefa sensiz haram olsun bana 277 

44 — Yoktur agâhım niçün ey mehlika küstün bana 278 

45 — Bir garibim şübhesiz hasret mekân ağlar bana 279 

46 — Ey meded ol nevcivânm hatırı kalmış bana 280 

47 — Yine bir yüzden unuldu âh kim firkat bana 281 

48 — Kendi hâlimde gezerken bir perî söğdu bana 282 

49 — Bülbülüm bâğ-ı hayatta âh ü zâr olmaz bana 283 

50 — Yâr gel yâr olalım bir sen bana bir ben sana 285 

51 — Yâr gel ikram edelim bir sen bana bir ben sana 286 

52 — Söyle gel ey kameti tûbâcığım nettim sana 287 

53 — Aşk- 1 canan bir yana dostumla Leylâ bir yana 288 

54 — Gider oldum pür cefâ sen bir yana ben bir yana 289 

55 — Ey yüzü gül gonca fem sen bir yana ben bir yana 290 

56 — Ey güzeller ülkeri sen bir yana ben bir yana 291 

57 — Ey perî peyker melek sen bir yana ben bir yana 292 

58 — Gel bana cevr etme dilber dîn ü îmân aşkına 293 

59 — Düştü gönlüm bir gül-i Rum dilber-i tersâsma 294 

60 — Bir güzel sevsem ki ben ağyâre minnet olmasa 295 

61 — Kâkülün sevdaları ham etti kaddim ey fetâ 296 

62 — Ey dirîga cerh-i gaddar kaddimi kıldın dütâ 297 

63 — Ey dirîga kim yine aldı beni cezb-i hevâ 298 



64 — Noldu âyâ g-elmedi şâh-ı cihan eğ-lendi yâ 299 



65 — Ey gfönûl bu gözlerimden dereler akmaktadır 

Katre katre dâne dâne gûşe g"ûşe âb âb 300 

66 — Bezm-i gamda âh ü nâlem oldu ney sîne rebâb 301 

67 — Vechine teşbih eder ay kendüyii etmez hicâb 302 

68 — Nice bir çeksem gerek derd û firak u ıztırâb 303 

69 — Ey benim serv-i revanim varıma sensin sebeb 304 

70 — Başımı derde düşürdün Mustafâ sensin sebeb , 305 

71 — Ey dilâ senden kime feryâd ü dâd etsem aceb 306 

72 — Ehl-i dînin cây-i istimdadı sensin yâ Mücîb 307 

73 — Ey mahabbet bezmine tâlib dil-i mahzun garîb 308 



74 — Çün bana yâr olmağı sen kılmadın cânâ murâd 309 

75 — Ey bütün dünyâyı bünyâd eyleyen Mevlâ meded 310 

76 — Nâgehan aşk u mahabbet râhına girdim meded 311 

77 — Ey cemâli gonce-i dilde İrem cânâ ferîd 3 12 

78 — Âteş-i firkatlerin saldı gönül mülküne od 313 

— E — 

79 — Başladım bülbül misâli zara her gün her gece 314 

80 — Durmayup artırdı yârim nâzı her gün her gece 315 

81 — Kande idin canımın cânânı hoş geldin hele 316 

82 — Yâ îlâhî sen beni inşâna muhtâc eyleme 317 

83 — Hamd ol dünyâda bir cânân edindim kendime 318 

84 — Şu cihanda bir gözü mestâne buldum kendime 319 

85 — Ey dilâ Mecnûn ile dîvân olursam kime ne 320 

86 — Dilberâ dillerde vasfın yâd olur günden güne 321 

87 — Bülbülün medhin okusun rûz ü şeb dâl üstüne 322 

88 — Mürg-i dil kondu bu gün bir ruhleri âl üstüne 323 

89 — Sevdiğim takın yürü mercanı mercan üstüne 324 

30 



90 — Ey güzel hançer çeküp kasdetme inşân üstüne 32S 

91 Ey dirîga düştü dil dîvâneden dîvâneye 326 

— F — 

92 — Ey cemâl-i dilküşâsı mâh-ı tabanım Şerîf 327 

93 __ Ey saadet âleminde mâh-ı pür enver Şerif 328 

94 — Kaldı dil zulmette meşhur olmadı hayf oldu hayf 329 

— H — 

95 — İsmetin sermâye-i rûh-i revanidir kadeh 330 

96 — Ey gönül geçti zamanın kılca kaldı tende rûh 331 

- I - 

97 — Kıl kerem bu bendene cananım ağlatma beni 332 

98 — Bir dili bülbül gül-i ra'nâ tıraş etti beni 333 

99 — Dilberâ seyyah olursam gel Hicaz'da bul beni 334 

100 — Aşk ile âlûdeyim âvâre zannetme beni 335 

101 — Düştü gönlüm bir melek sîmâye incitme beni 336 

102 — Rûz ü şeb bülbül gibi nâlân eden sensin beni 337 

103 — Yâ îlâhî hikmet ile özge cân ettin beni 338 

104 — Ey perî peyker hatâdan saklasun Hâlık seni 339 

105 — Sevdim amma bîvefâ bilmezdim evvel ben sen 340 

106 _ Beddua etmem sana Mevlâ'ya saldım ben seni 341 

107 — Söyle ey mehrû güzel billahi kim sevmez seni 342 

— K — 

108 — Güldün evvel yüzüme arz-ı cemâl ettin felek 343 

109 — Sûz-i aşkım mahremim sırdaşım aldın ey felek 344 

110 — Cüz'i ârâm et dedi dildâre katlansam gerek 345 

111 — Nice bir bu mihnet-i hicrana katlansam gerek 346 

112 — Bir zaman çeşmim yaşm bir çağlar âb etsem gerek 347 

113 — Bir zaman bu eşk-i çeşmim ben revân etsem gerek 348 



114 — Sana cânâ derdimi bir bir beyân etsem gerek 349 

115 — Hâlimi dildârıma bir bir iyân etsem gerek 350 

116 — Sûretâ mağrur kıyafet bir levend sevsem gerek 351 

1 17 — Cân ü dilden bir melek sîmâ güzel sevsem gerek 352 

118 — Bir zaman misli bulunmaz bir civan sevsem gerek 353 

119 — Bî vefâsm anladım ey dilber-i âlem ne şek 354 

120 — Ey dirîga bir aceb seyrâne düştü ortalık 355 

121 — Akıbet etti beni pür derd-i yârân ayrılık 356 

122 — Bu vücûdum şehrine düştü yine nâr ayrılık 357 

123 — Hâr ile yâr oldun ey gonca dehen hayfâ yazık 358 

124 — Ol benim şahin bakışlı şehlevendim bunda yok 359 

125 — Hak bize kıldı inayet ilm-i ma'nâ okuduk ' 360 

— L — 

126 — Zâhidâ aç gözünü sahraya bak ta ibret al 361 

127 — Ey gönül insafa gel dünyâya bak ta ibret al 362 

128 ~ Ey gönül âlemde nâlân eyler inşânı ecel 363 

129 — Ey güneş tal'at perî peyker misâl insafa gel 364 

130 — Hiç reva mı katı zâlim bakışın bir kan eder 365 

131 — Ey kamer tal'at güneş behcet sabah erkence gel 366 

132 — Buluşalım ey perî yarın sabah erkence gel 367 

133 — Çün koyup gittin beni nâ mihribânım tezce gel 368 

134 — Gel gel ey mihr-i cihan ârâ seher vaktinde gel 369 

135 — Ey cemâl-i sun' -i Hak kudret seher vaktinde gel 370 

136 — İntizârım ey gözü âhû seher vaktinde gel 371 

137 — Ey bana kan ağladan mekkâre senden çektim el 372 

138 — Da'vetindir ey güzeller şahı akşam üstü gel 373 

139 — Sen gidelden hiç bilir misin ki cânân oldu gel 374 

140 — Seni gayet ile sevdi ey saçı Leylâ güzel 375 

141 — Ey kamer tal'at perî peyker melek sîmâ güzel 375 

142 — Kangi gülzârın gülüsün verd-i handanım güzel 376 

143 — Mübtelâyım hatırımdan fikr-i yâr eksik değil 377 

144 — Yalınız bir ben değil bây ü gedâ sultan melîl 378 

145 — Sen seni sanma melil ey dil bütün dünyâ melil 379 



146 — Her kaçan gülşende ol meh tazeler destâre gül 380 

147 — Sünbülün sahn-ı lâtifinden tutar dâmânı g-üî 381 

148 — Hâlime lâyık seza bir nevcivân ister gönül 382 

149 Gel haberdâr ol kamu ahvâl -i âlemden gönül 383 

150 — Her birine bir bakan dildârı neylersin gönül 384 

151 — Gittin ey rûh-i revânmı zara mı düşsün gönül 385 

- M ~ 

152 — Ey perî ettiklerin çoktur bana ben söylemem 386 

153 — Bir münevver tâc urundu girdi çün meydâna şem' 387 

154 — Bülbül oldum gül yanmda hara minnet etmezem 388 

155 — Dilberâ işimi zâr etmek neden ben neyledim 389 

156 — İl beni diller deyu eğnim abâ pûş eyledim 390 

157 — Düşmüşüm bir olmadık da'vâya haddim bilmedim 391 

158 — Ey perî kaddin gibi bir serv-i bâlâ görmedim 392 

159 — Çok zamandır intizârım kaşı yayı görmedim 393 

160 — Azm-i yâr edüp makam-ı yâre geldim görmedim 394 

161 — Ey dirîga bîvefâ dildârı çoktan görmedim 395 

162 — Râh.i aşka gel de kıl bir çâre İbrâhimciğim 396 

163 — Medh ederdim bir melek sîmâlı olsa sevdiğim 397 

164 — Eyledim senden sana feryâd ü zarı sevdiğim 398 

165 — Oldu dil üftâdesi sen nevcivânın sevdiğim 399 

166 — Sen de bir gün ben gibi âşık olursun sevdiğim 400 

167 — Kendim aşka mübtelâ ettim seninçün sevdiğim 401 

168 — Derd-i aşkı cümle râm ettim seninçün sevdiğim 402 

169 — Hâkipâyin tûtiyâsı ey perî dünyâ değer 403 

170 — On iki mahbûba gönlüm mübteiâdır sevdiğim 404 

171 — Tarz ü etvârm senin bir yerde yoktur sevdiğim 405 

172 - Yâ Huda sakla hatâdan bir cenana mâlikim 407 

173 — Sen cemâli âfitâba mailim îbrâhimim 408 

174 — Bulmadım bir cezbeder remz-i cevâbımdan benim 409 

175 — Ey felek nedir muradım dilpesndimden benim 410 

176 — Bir cenana mübtelâyım âh ü zarım var benim 411 



177 — İki gözlerimden akan kan ile nemdir benim 412 

178 — Şehr içinda şâh-ı hûbânım Mehemmed'dir benim 413 

179 — Bendeyim bir dilberin ahdm amânm beklerim 414 

180 — Ey felek ben Mecnun'um Leylâ'yı gözler gözlerim 415 

181 — Dağlardır meskenim sahrayı gözler gözlerim 416 

182 — ölürüm gayret ile nâdâna yoktur minnetim 437 

183 — Câyi mihnetten göçüp gülşâna irmek niyyetim 418 

184 — Bunca derdim var benim bir çâre bilmem neyleyim 419 

185 — Arifim âzâde tab'ım zîruhum eflâkiyim 420 

186 — Bizi yoktan var eden Sübhân'ı ben bilmez miyim -421 

187 — Geçti gurbette günüm Rahmân'ı andım ağladım 422 

188 — Dahi taze tıfl iken huîfâş imişsin anladım 423 

189 — Âşıka edince kin ferzânedir moîlacığım 424 

190 — Bir haber ver ey sabâ neşler aceb ra'nâcığım 425 

191 — Bir güzel sevdim meğer kân-ı mürüvvet sandığım 426 

192 — Ey perî hüsnüne hayran olduğum mudur suçum 427 

193 — Âşık oldum sen meh i tâbâna kurbân olduğum 428 

194 — Aşıkım sen sîm endâmma kurbân olduğum 429 

195 — Bir münevver tâc urundu girdi çün meydâna mum 430 

196 — Ol perinin ârız-ı zîşânm öptüm ohşadım 431 

197 — Fikr-i lâ'linle gönül kaldı hayâlinde gözüm 432 

198 — Alemin zevkin haram ettim seninçün sevdiğim 433 

199 — El sunup kavs-i vucûd. i zara kurmak niyyetim 434 

200 — Düştü gönlüm bir saçı reyhâne bilmem neyleyim 435 

201 — Ben bu gün ol câygâh-ı dilrübâya uğradım 436 

202 — Ben bu gün bu köhne bir viranenin ma'mûruyum 437 



203 — Pâdişâhım aşka düştüm hasretinle el'aman 439 

204 Bir hilâl ebru sevüp sevdâye düştüm el'aman 440 

205 — Bari Hak lûtfile kıldı Âdem'i var ol zaman 441 

206 — Mâsivâdan fârig u âzâd olayım bir zaman 442 

207 — Ey aceb bir gamze-i cellâd imişsin bir zaman 443 

208 — Aç gözün Nemçe kiralı Gazi Sultan'dır varan 444 



209 — Dil sana meyletti cânâ dehre sultânım Hasaç 445 

210 — Bilmez idim niydüğ-ün hercâyi dilber sevmeden 447 

211 — Nazeninim ben garibinden cûdâ olmak neden 448 

212 — Dilberâ yolunda ben sular gibi akmak neden 449 

213 — Sevmezem bir gayrısm rûh-i revanim var iken 450 

214 — Ey peri bu hüsn ile düşnâm edersin mâha sen 451 

215 — Her seherde bülbülün dilde agazın dinle sen 452 

216 — Dilberâ hüsnüne meftun edeli bu canı sen 453 

217 — Cüstücû kılmaktayım aşk ile dilber canibin 455 

218 — Düşürüp aşk âteşine sinemi nâr eyledin 456 

219 — Pâdişâhım ibtidâ kalbimde kim yer eyledin 457 

220 — Dilberâ evvel bana sen gözle hem kaş eyledin 458 

221 — Gülşen-i cennet misâli kaddi tûbâ Ahmed'in 459 

222 — Alem içre söylenir nâm u nişanı Ahmed'in 460 

223 — Günde bir kez ey gönül seyr et yüzün var Ahmed'in 461 

224 — Sevdiğim hayfâ ki ol ağyardan vazgelmedin 462 

225 _ Dilberâ ben kemterin hayfâ ki kadrin bilmedin 463 

226 — Ne aceb düştü bu gönül gülüne Mehemmed'in 464 

227 — Bir melek sima peri ruhsâr ile derdim yeğin 465 

228 — Ağladır âşıkları saçmış çırağı perçemin 466 

229 — Tel tel olmuş ey peri sermâya benzer perçemin 467 

230 — Bende-i şürideyim gülzârına İbrahim'in 468 

231 — Cân ü dilden mail oldum sözüne İbrahim'in 469 

232 — Bu vücûdum teslim olsun eline İbrahim'in 470 

233 — Aşık oldum leblerinin kandine bir kimsenin 471 

234 — Ağlarım her rûz ü şeb büryâniyim bir kimsenin 472 

235 — Ey güzeller şahı medhin eylerim her an senin 473 

236 — Şâh-ı âlemsin melâhat bârigâhmdır senin 474 

237 — Sevdiğim bilmez misin bilmez âmânı gözlerin 475 

238 — Çin seher habdan uyanmış kahramanı gözlerin 476 

239 — Mail oldum gözler ile kaşına dilberlerin 477 

240 — Açılur evvel bahân hub hevâsı İzmir'in 478 

241 — Ey bütün dünyâ değer gül yüzlü yârim kandesin 479 

242 — Yâr içün ben hayran oldum kimseler dahletmesin 480 



1243 — Aşka ser verdin gönül serverlenenlerden misin 481 

244 — Nevcivânım gül yüzün femlendirenlerden misin 482 

1245 — Ey efendim derda düştüm bir deva bilmez misin 483 

246 — Ey perî böyle perîşân olduğum bilmez misin 484 

247 — Ol melek sîmâya imrendim sen imrenmez misin 485 

248 — Eylemezsem ol perî servimle sahra sohbetin 486 

249 — Gitme canım gitme gel yok iktizâsı gurbetin 487 

250 — Hak hatâdan saklasın dîdârın Ahmed Şahımın 488 

251 — İntizârım vashna her dem Mehemmed şahımın 489 

252 — Her kaçan düşse yolum dükkânına İshâk'ımın _ 490 

253 — Mustafâ'dır sevdiği dostu birisi canımın 491 

254 — Rûz ü şeb derd ü elemdir iddiası bahtımın 492 
^55 — Söylenir dillerde nâm-ı âlişânı Varna'nın 493 
256 — Her sene cûşa gelince cûy-i mâsı Tunca'nm 494 
"257 — Vâkıf oldun mu gönül ahvâline yorgancının 495 

258 — Levh-i pîşânmda nakş-ı sun'-i zîşan kaşların 496 

259 — Bârekâllâh kim zehî ibretnûmâdır kaşların 497 

260 — Dilberâ çevrin çeker âşık keman ebruların 498 

261 — Sevdi gönlüm sen saçı Leylâ'yı şübhen olmasın 499 

262 — Kail idim çekmeğe âlemde bin can acısın 500 

263 — Teşne cana em iken nutkun senin şîrin dehen 501 

264 — Hüsnile dillerde ismi oldu destan Yûsuf'un 502 

265 — Ey sabâ benden selâm et yârine İstanbul'un 503 

266 — Ey sabâ bizden selâm mahbûbuna İstanbul'un 504 

267 — İbtidâdan vasfolunsun dilberi İstanbul'un 505 

268 — Günde bir kez lûtfuna hamdeylerim ma'bûdumun 506 

269 — id irişti meclise bîgâne dâhil olmasun 507 

270 — Söyle ey dil ol perî zülf-i siyah oynatmasun 508 

271 — Ey güzeller şahı aşkından bizar olmak niçün 509 

272 — Seyre çıktı bir gül-i ra'nâ mübarek cum'a gün 510 

273 — Durdu çün ol pâk zat hûrî mübarek cum'a gün 511 

274 — Ey gözüm sel gibi çağla ak mübarek cum'a gün 512 

275 — Ey gönül Hak'ka ibâdet kıl mübarek cum'a gün 513 

276 — Nutka gelsen ey lebi mercan mübarek cum'a gün 514 



277 — Câmehabdan kalktı ol dilber raubârek cum'a gün 515 

278 — Seyre çıktı ol güzel âhû mübarek cum*a gün 516 

279 — Çok şükür Perverdigâr'a yân seyrettim bu gün 517 

280 — Yanma yaklaşma ey hercai bildim niydüğün 518 

281 — Hasbıhâlin söylerim gül yüzlü yârım dinlesün 519 

282 — Söylemez oldu yine dildâre söylen söylesün 520 

283 — Hüsn-i hattın ey perî şeydâya vermem büsbütün 521 



284 — Şiddet' i bahr-ı siyahın nevbahândır Sinop 522 



285 — Bülbülüm kûyin gibi âlemde gülşânım mı var 523 

286 — Aşık-ı sâdık ana derler ki bir cânânı var 524 

287 — Dilberâ sende bu kaşlar çeşm-i şehlâlar ki var 525 

288 — Dilberâ çeşmin gibi bir sihri çok âfet mi var 526 

289 — Sûz-i aşkı Ahmed'in kim ççemimi giryân eder 527 

290 — Sıdkı muhkem bağlayup Settâr'e Serden geçtiler 528 

291 — Bana kudret ilmini fehmile ta'lîm ettiler 529 

292 — Ey Ömer mecnûn Ömer bîzâr Ömer Aşık Ömer 53o 

293 — Gayri artık kamet-i bâlâdan el çektim yeter 531 

294 — İbtidâ ki bu çihânı var eden Perverdigâr 532 

295 — Âh elinden neyleyim ey firkati çok rûzigâr 533 
286 — Gerçi çoktur ey yüzü gülter sana sâhib çıkar 534 

297 — Gûşunu benden yana tut sözlerin gamdan çıkar 535 

298 — Küntükenz'in aslını bilmeyen izzetten çıkar 536 

299 — Ey felek hüsnün gülünü dermeğe cân arzular 537 

300 — Ey gönül deryâ-yı aşka dalmağa şübhen mi var 538 

301 — Gör ne hikmettir aceb çerh-i felek fır fır döner 539 

302 — Beni mesrur eyleyen ol nevcivânım bundadır .140 

303 ~ Bend-i zülfün dîlberâ tıfl-ı dil ü can ağladır 541 

304 — Her kaçan dîvâneler bâzûsuna dağ oynadır 542 

305 — Gitti hengâm.ı şitâ geldi bahar eyyamıdır 543 



306 — Âleme şây olduğ-um âh ü fig-anımdan mıdır 544 

307 — Nâz ile seyrâna çıkmış çeşmi âhûlar mıdır 545 

308 — Dilberâ gerçi cenabın ayn-ı sırrrullahtır 547 

309 — Arızın şevkiyle cânâ çoktur amma serpilür 548 

310 — Al vücûdundan haber râvî rivayet bizdedir 549 

311 — Çıksa g-erdandan . . . zamanı böyledir 550 

312 — Ey perî peyker hûmâ bu yüce pervazlık nedir 551 

313 — Aşkını cânân aramış cân içinde gizlidir 552 

314 — Ey perî şeklin benî âdem de dersem elverir 553 

315 — Kamet-i bâlâsına ar'ar da dersem elverir ~554 

316 _ Her kaçan bastıkça cânâ râhı tir lir titretir • 555 

317 — Heybeti hakka ki hep a'lâyı tir tir titretir 556 

318 — Ey rakib yârın önünden ya savul ya şöyle dur 557 

319 — Yâr ile bir sırrımız var gel kasavet şöyle dur 558 

320 — Vechin üzre saye salmış ey sanem giysû mudur 559 

321 — Bir güzeller şahı gördüm ismini ihfâ okur 560 

322 — Bir perî gördüm bu gün ben lebleri mercan okur 561 

323 — Dâne-i hâlin gönüller mürgunu seyrân olur 562 

324 — Hânikah.ı tende dil derler ulu server yatur 563 

325 — Firkat-i cânân ile dil ıztırâb olmuş yatur 564 

326 — Sevdiğ-im bigânedir bigânelerle söyleşür 565 

327 — Hak hatâdan saklasun ol yad ile kim söyleşür 566 

328 — Bir perî aşkıyla memnun olduğum âlem biîür 567 

329 — Mürg'i dil pervâz urur azm-i miyânm kim bilür 568 

— S — 

330 — Kande idi camı Cem kandeydi Keykâvûs-i hâs 569 

331 — Kafa dek anka gibi uçsan elimden yok halâs 570 

332 — Gûş-i cana nâgehan erdi sadâ-yi tabi u kûs 571 

- Ş - 

333 — Hak müyesser kılsa olsam yâr ile sarmaş dolaş 572 

334 — Gûş-i cân et dinle nazmım sun'-i Mevlâ'dır güneş 573 

335 — Şu'le salmış âleme bir nûr-i ezberdir güneş 574 



336 — Şol arak kim ârız-ı hub rûlar üzre damlamış 375 

337 — Kasr-ı dehri ey gönül bezm-i mey âşâma değiş 576 

338 — Ey efendim gül'izâr-ı gonca femden mi geliş 577 

339 — Hamdülillâh nazlı dilber küstü derler küsmemiş 578 

340 — îztırâb-ı gamdayım ey mehcebînim gel yetiş 579 

341 — Gel ferah bahş et cevan canım Nehemmed gel yetiş 580 

342 — Sen bana cevr eyledin ey bîvefâ hoş âmedî hoş [*] 581 

343 — Olmadın hemdem bana ey mehlika hoş âmedî hoş [*] 582 

344 — El irişmez zülfüne çeşmi siyeh hoş âmedî hoş [*] 583 

345 — Gülşeni yasdanmağile bülbül olmaz değme hûş 584 

— T — 

346 — Çünki bildin âlemin nakş-ı hayâtı bîsebât 585 

347 — Ey güzeller serfirâzı ma'ni-i genc-i sıfat 586 

348 — Gülşen-i bâğ-ı şeriat oldu kârı ma'rifet 587 

349 — Gözlerim nâdir görür bir ehli hâl-i ma'rifet 488 

— U — 

.350 — Ey sabâ irdin mi bu gün ol saçı Leylâ'ya hû 589 

— Z — 

351 — Gülşen-i cennet cemâlin yâra benzer benzemez 590 

352 — Biz cevahir kânıyız mercanı anlar tanırız 591 

353 — Evvel-i Kalûbelâ'dan ahdile îmandayız 592 

354 — İzdiyâd-ı ömr içün yâr ile ülfet bekleriz 593 

355 — Düştü dil bir mehlika dildâra seksiz şübhesiz 594 

Muhammes : 

_ A - 

356 — Yâr-ı gar olmaz meseldir âşıka her dilrübâ 595 



[♦] Bu üç manzumenin bazı mısraları "Fâilâtûn fâilâtûn fâilâtün fâilâtün,, vez- 
nine uygundur. 



357 — Şâh-ı nevruz eyledi dehri muattar bir yana 596 

_ B — 

358 — Subh olup ref oldu yârın dîdesinden çünki hâb 597 

_ C — 

359 — Nevbahâr eyyamı erdi her taraf buldu revâc 621 

— D — 

360 — Bu meseldir eylemez her diiberân uşşâkı şâd 598 

361 — Dilrübâlar eylemez uşşâkı vaslmda müfîd 599 

— E — 

362 — Şâh-ı encüm çekti gök meydânına asker gice 600 

363 — Ol ki teslim û rızâ oldu kazâ-yi kudrete 601 

— H — 

364 — Sîneme çektim yine şevk ile bir sûrâh şûh 602 

— K -- 

365 — Gerçi olmuştur mukarrer her kese kâr ayrılık 603 

— L - 

366 — Bir güneş tal'at perî peyker melek sîmâ güzel 604 

367 — Hep nasihattir sana bu sözlerim sayma gönül 605 

368 — Şunda bir âşüfte-i tannâze bend oldu gönül 606 

— M — 

369 — Fârigfim geçtim geçenden seyr-i yârân istemem 607 

— N — 

370 — Aşkın ile ciğeri büryân ararsan işte ben 608 



371 — Ey dilâ fehm eyle Hak'km sun'-i ferdâniyyetin 609 

372 — Nâz ile reftâr eder ol kaddi ar*ar cum'a gün 612 



373 — Vakt-i vuslattır civânâ va'de-i ferdayı ko 613 

_Ş_ 

374 — Akl û fikrim târ ü mâr etti benim bir ser tıraş 615 

375 — Bî vefa cerhin işi her dem figan olmağ imiş 616 

— U — 

376 — Ibtidâ halk oldu dürr-i ma'den-i peyâdâda su 617 

Müseddes : 

— A — 

377 — Ey gönül devletle âdem girse de bin yaşma 619 

— B — 

378 — Çün seher vaktinde gördüm bir cemâli âfitâb 620 

- ç- 

379 — Bu cihan bir tekye ey dil konan olmaz bunda aç 622 

— I — 

380 — Ey diiâ bu âlemin sahnında sohbet kalmadı 623 

- I - 

381 — Gör lâîni nükte-i eflâke baş indirmedi 624 



382 — Gâh olur bin şevk ile mesrur eder aşk âdemi 625 

383 — Bilmedin gittin hevâ ile heves tezvirini 627 



384 — Ey cemâl-i tal*ati ferhunde ol tab'-ı seiîm 628 

— T — 

385 — Bârekâllâh hüsnün ey meh hub cemâl olmuş dürüst 630 

_ S — 

386 — Kayd-ı kesretten g-eçüp bir canibe kıldım heves 631 

_Ş_ 

387 — Bir zaman geşt eyledim gezdim cihanı kuru yaş 632 

II — Semaî : Mefâîlân mefâîiün mefâîlün mefâîlûn 
Gazel : 

— A — 

1 — Kaçan kim nerkis-i mestinde cânâ hâb olur peyda 152 

2 — Düşürdüm gönlümü bir gözleri mestâne vaveyla 153 

3 — Letafet gülşeninde gonca güldür leblerin cânâ 157 

4 — Gönül kadrin o mehpâre bilür amma neden sonra 160 

5 — Mahabbet unmazam senden yürü ey bîvefâ dünyâ 162 

6 — Ne canlardan geri kalmış misafir hânedir dünyâ 163 

- ç- 

7 — Gönül bu bezm-i âlemde gelen gelsün gidenden geç 166 

8 — Değildir ehl-i aşka ey gönül teslim irâdet güç 167 



_ D — 

9 — Nazar kılmazsan ednâye eğer ey kameti şimşâd 168 

— E — 

10 — Bugün bâzâr-ı dehr içre kul oldum bir sehî kadde 169 

11 — Cemâlin dilberâ bâğ-ı İrem'dir de ne dersen de 170 

12 — İrişsin kaddi dildârm bülend olsun da seyreyle 173 

13 — O tıfl-ı nevresîdem serbülend olsun da seyreyle 174. 

14 — O yârin dîde-i mahmuru mest olsun da seyreyle 175 

15 — Hele bir kerre ey dilber şerâb-ı aşkı nûş eyle 176 

— F — 

16 — O yârin habbe- i hubbu muanber benleri saf saf 179 

— H — 

17 — Rehîn-i aşkolan yerde düşen olmaz imiş iflah 181 

— K — 

18 — Eğ-er geçtimse yolundan senin ey şâh-ı râh eksik 187 

19 — Dilâ dünyâda bir koçmak içün hayfâ cenanım yok 190 

— L — 

20 — Giyinmiş gülsen içre goncalar gülgûn kaba bülbül 193 

21 — Ne nakş aldın gül- i terden ne halet eyledin bülbül 194 

— M — 

22 — Ko her neylerse eyler bana ol cânâne suç bulmam 196 

23 — Yanar sînemde aşk nârı ne âteştir neden bilmem 198 

24 — Güzel candan güzâr etti hadeng-i mihnet ü matem 201 

25 — Elimle ihtiyarım gamze- i bîdâda ben verdim 203 

26 — Rızâ-yi aşkı evvel bu dil-i nâşâda ben verdim 204 

27 — Ezel cânâna candan cezbe-i tesiri ben verdim 205 



28 — Yeter cevreyledin cânâ bilirsin dil perişanım 207 

29 — Bu şîve nâza hergiz bir feragat yok mu sultânım 208 

30 — Cemâlin pertev-i nûr u ziyadır çeşmi mestânım 209 

31 — Gamından ey saçı Leylâ yitürdüm aklı Mecnûn'um 212 

— N — 

32 — Nice yıldır sana ben âşıkım ey fitne-i devran 213 

33 — Cihan içre hazer etmek gerek insan münafıktan 214 

34 — Neler kıldı bize ol gamzesi cellâdı söyletsen 217 

35 — Eyâ şûh.i cefakârım niçün insafa gelmezsin 220> 

36 — Behey cevr edici dilber niçün insafa gelmezsin 221 



37 — Ezel kâtibleri uşşak bahtın kare yazmışlar 228- 

-ş- 

38 — Taâlallah neden kim kametin servin alem çekmiş 229 

39 — Hacil olmuş o yâr-ı huşk leb nâlemden ayrılmış 231 

40 — Garib bülbül kılar zarı varup kâşane yasdanmış 232 

41 — Gör ol hâl-i siyah sîm-i ruh-i cânâne yaslanmış 233- 

42 — Siyeh kâkülleri yârin meh-i envâre yaslanmış 234 

43 — Dilâ bu köhne dünyâya hezar insan ayak basmış 235 

44 — Görenler katre katre hûn-i çeşmim hâke sarmaşmış 236 

45 — Dilâ nakkaş- 1 kudret kim burûc üzre elem yazmış 237 

46 — Gönül âlemde bir şâh-i cihanı istemiş bulmuş 239 

47 — Bu gün ol dilber-i ra'nâyı gördüm hub cemâl olmuş 240 

48 — Gönül aşkınla ey dilber aceb sevdâye duş olmuş 241 

— T — 

49 — Efendim sevdiğim sizde kadîmi bu mudur âdet 242 

50 — Nedendir rûy-i gülgûnun nazardan eyledin iskat 243- 



_ z — • 

51 — Ne mümkindir ede zâhid o lâ'l-i canfezadan haz 246 
Murbba' : 

— A — 

52 — Gel ey dil eyleme ömrün cihan içinde sen heba 250 

53 — Perîşân eyledi aklım yine bir dilber-i ra'nâ 284 

— M — 

54 — Benim bâğ.ı letafette gûl-i handanım İbrâhîm 406 

— N — 

55 — Cüda düşmek ne müşkildir kişi bir mehlikasından 438 

— R — 

56 — Imâmeynin duâgûyu senâhânı Sakalardır 546 
Muhammes: 

— S — 

57 — Neden sen gül de ben bülbül gibi zâr olmağa bâis 614 

Müseddes : 

— K — 

58 — Muallâ dervişüz fakr û fenâyîlerdenüz âşık 626 

— R - 

59 — Görünmez pertevinden sûret-i mihrin ne halettir 629 



III — Kalenderi : Mef ûlû mefâîlû mefâîlû faûlûn 
Gazel : 

— A — 

1 — Mektebde kaçan nâz ile cânân okudukça 151 

2 — Ey çarh"! sitemger dil -i nâlâna dokunma 154 

3 — Ey hatt-ı siyeh ârız-ı cânâne dolaşma 155 

4 — Mestâne varup ey gönül ol yâre dolaşma 156 

— E — 

5 — Sâkî getûr ol bade. i engûru seherde 171 

6 — Ol dilber-i mümtaz konuşmaz bizim ile 172 

7 — Ey bâd-i sabâ hâlimi cananıma söyle 177 

8 — Ey gonca varup sûnbül-i reyhâne öpülme 178 



9 — Bu dil yine bir âfet-i mekkâre dolaştı 184 

— K — 

t 

10 — Olmaz mı aceb bir gece cânâne sarılmak 185 

İl — Pek nâzik olur her gece cânâne sarılmak 186 

12 — Üftâden ola mihnet-i hicranına lâyık 188 

13 — Bir gün mü geçer kuyuna cânâ haberim yok 189 

- M - 

14 — Mecliste gece dilbere mestâne sarılsam 197 

15 — Cânâ seni ben âlem-i dünyâya değişmem 199 

16 — Fikr-i ruhini sad gül -i hoşbûya değişmem 200 

17 — Merdümlüğün özler dil-i gam pîşe efendim 202 

18 — Ey dişleri lü'lû bedeni sim ağa yollum 210 

19 — Ey dişleri dür lebleri mercan ağa yollum 211 

31 



— N — 

20 — Deprendi yine âteş-i hicran içerimden 215 

21 — Ey gfonce dehen kıl hazer âh-ı seherimden 216 

22 — Sevdim yine bir dilber-i ra'nâ küçücükten 218 

23 — Ettin mi cefâ ilmini tahsil küçücükten 219 

24 — Ey şûhi cefâ âşıka bigâne bakarsm 222 

25 — Terk etme bu ben âşıkı cânâ çok ararsm 223 

26 — Gel bezme kadem bas leb-i mercanım içersin 224 

27 — Cevr etme güzel nahl budağın çürüdürsün 226 

28 — Gördüm o güzel sünbülü gülzâre sarılmış 230 

29 — Dil ol güzelin kâkülü tuzağına düşmüş 238 



30 
31 



— T — 

— Gören yüzünü vâlih ü hayran olur âfet 244 

— Yârem açamam yâre keder eyleye şayet 245 

Murabba' : 

— N — 

32 — Sevdim yine bir gamzesi kattal küçücükten 454 

Muahammes : 

— N — 

33 — Düştü niydeyim aramıza âteş-i hicran 610 

34 — Cânâ arama tende beni canda bulursun 611 

IV — Gazel : Failâtün (Fâilâtûn) failâtün failâtün failûn (fa*lûn) : 
Murabba' : 

— N — 

1 — Yine tahtına cülus eyledi şâh-ı ramazan 446 



Y — Mef'ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün : 

— M — 

1 — Her seng.i ta*ne sabrolalı pîşemiz bizim 206 

VI — Fâilâtün fâilâtûn fâilün : 

Tahmis : 

— B — 

1 — Aşkın ile göz yaşın etttim şerâb 618 

VII — Satranç : Mûfteilün müfteilün : 

— A — 

1 — îtme cefâ bana şehâ 

Çevri reva görme seza 657 



Umumî Fihrist 



Destan : 

1 — Gel vuhûş u tuyûru bir yâd idelim 

Gör neler yaratmış Bârı Taâlâ ı 

Koşma : 

2 — Bir kaşı hilâle meyletti gönül 

Çağı geçmiş amma yine bir hoşça 9 

3 — Yine müjde kıldı sultân-ı nevruz 

İrişti zerrine feth-i Mesîhâ 10 

4 — Cûz'î hidâyetin dünyâya vermez 

Kemâl-i keremin müştakı Mevlâ H 

5 — İriştik vaslma mâh-ı sıyâmm 

İktidâ eyledik ibtidâsma 12 

6 — Nevbahâr eyyamı artmada çûşun 

O deme erdiği çağların Tuna 13 

7 — Ey dil eser fena nadim olursun 

Nesîm-i subuh veşeden müberrâ I4 

8 — Dil verip sevdiğim şîvekâr olsa 

Sînesi bendleri çözülse dursa I5 

9 — Aşk u mahabbetten daVâ kılanlar 

Başına sultandır bî bâk ü perva 56 

10 — Giriftar olanlar bir özge derde 

Yitirir kendini gider araya I7 

11 — Nice dil vermesin dîvâne gönlüm 

Böyle bir cemâli münevver aya 18 



Gazel 



12 — Mektebde kaçan nâz ile cânân okudukça Kalenderi 

13 — Kaçan kim nerkis-i mestinde cânâ hâb olur peyda Semaî 

14 — Düşürdüm gönlümü bir gözleri mestâne vaveyla „ 

15 — Ey çarh-ısi temger dil-i nâlâna dokunma 

16 — Ey hatt-ı siyeh ârız-ı cânâne dolaşma 

17 — Mestâne varup ey gönül ol yâre dolaşma 

18 — Letafet gülşeninde gonca güldür leblerin cânâ 

19 — Yâ İlâhî ne günahkârım ki yüz tutub sana 

20 — Yine dil bir şîvekâra olmak iste âşinâ 

21 — Gönül kadrin o mehpâre bilür amma neden sonra 

22 — Kâkülün sevdaları lâm etti kaddim ey fetâ 

23 — Mahabbet ummazam senden yürü ey bîvefâ dünyâ 

24 -— Ne canlardan geri kalmış misafirhanedir dünya 



Kalender 



Semaî 
Divan 

Semaî 
Divan 
Semaî 



151 
152 
153 
154 
155 
156 
157 
158 
159 
160 
161 
162 
163 



Murabba' : 



25 — Bakmaz oldu yüzüme ol yâre nettim ey sabâ Divan 248 

26 — Var şu ömrüm varma benden selâm et ey sabâ „ 249 

27 — Gel ey dil eyleme ömrün cihan içinde sen heba Semaî 250 

28 — Gider oldum ağa yollum arşa çıkmadan sadâ Divan 251 

29 — Gözlerim yaşı revân oldu Mehemmed elveda „ 252 

30 — Ey cemâli şübhesiz Şems -i cihanım elveda „ 253 

31 — Gider oldum sağ esen kalasın ey yâr elveda „ 254 

32 — Nûr-i akdem buldu kandîl içre menzûl ibtidâ „ 255 

33 — Nûr-i hazret oldu kandil içre meşhur ibtidâ „ 256 

34 — Ey habîbi ehl-i isyanın şefî'i Mustafâ „ 257 

35 — Rûyini şems ü kamer görürse ger hayran olur „ 258 

36 — Aldın aklım ey yüzü gün alnı mâhım Mustafâ « 259 

37 _ Va'deye kıldı hilaf ol mihribânım Mustafâ „ 260 

38 — Âşık oldum sen perî sîmâya canım Mustafâ „ 261 

39 — Hüsnünü gördükde oldum bende canım Mustafâ „ 262 

40 — Sana bir tenhâ sözüm var dinle canım Mustafâ „ 263 



41 — Bendene hor bakma gel ey nevcivânım Mustafâ E 

42 — Ey perî yüzlü şehim gül-i baharım Mustafâ 

43 — Gözden oldumsa cüda ey şîvekâr unutma hâ 

44 — Dâima medhin dilinde sûre-i Rahman ola 

45 — Var ol iylikle serîr-i devletin ma'mûr ola 

46 — Ey güzeller serveti canım sabahın hayr ola 

47 — Ey melek tal'at perî peyker sabahın hayr ola 

48 — Merhaba ey zülf-i anber bû sabahın hayr ola 

49 — Ey g-önül şimdengeru yâ taht ola yâ baht ola 

50 — Geçti yârın hadden özge firkati bu canıma 

51 — Derdimi cânâ dil-i mahzuna sor sorma bana 

52 — Söylemez oldu aceb cananım incinmiş bana 

53 — Geçtim ey dil cümleden bir taze mehrû bul bana 

54 — Gayri dilberden vefa sensiz haram olsun bana 

55 — Yoktur agâhım niçün ey mehlika küstün bana 

56 — Bir garibim şübhesiz hasret mekân ağlar bana 

57 — Ey meded ol nevcivânın hatırı kalmış bana 

58 — Yine bir yüzden unuldu âh kim firkat bana 

59 — Kendi hâlimde gezerken bir perî söğdü bana 

60 — Bülbülüm bâğ-ı hayatta âh ü zâr olmaz bana 

61 — Perîşân eyledi aklım yine bir dilber-i ra'nâ 

62 — Yâr gel yâr olahm bir sen bana bir ben sana 

63 — Yâr gel ikram edelim bir sen bana bir ben sana 

64 — Söyle gel ey kameti tûbâcığım nettim sana 

65 — Aşk-ı canan bir yana dostumla Leylâ bir yana 

66 — Gider oldum pür cefâ sen bir yana ben bir yana 

67 — Ey yüzü gül gonca fem sen bir yana ben bir yana 

68 — Ey güzeller ülkeri sen bir yana ben bir yana 

69 — Ey perî peyker melek sen bir yana ben bir yana 

70 — Gel bana cevr etme dilber dîn ü îmân aşkına 

71 — Düştü gönlüm bir gül-i Rum dilber-i tersâsına 

72 — Bir güzel sevsem ki ben ağyâre minnet olmasa 

73 — Kâkülün sevdaları ham etti kaddim ey fetâ 

74 — Ey dirîga çerh-i gaddar kaddimi kıldın dütâ 



)ivan 


264 


n 


265 


w 


266 


n 


267 


n 


268 


n 


269 


n 


270 


r> 


271 


fi 


272 


n 


273 


n 


274 


n 


275 


n 


276 


n 


277 


n 


278 


fi 


279 


f* 


280 


n 


281 


n 


282 


n 


283 


Semaî 


284 


Divan 


285 


M 


286 


f* 


287 


n 


288 


n 


289 


n 


290 


n 


291 


n 


292 


n 


293 


n 


294 


n 


295 


n 


296 


m 


297 



75 — Ey dirîga kim yine aldı beni cezb-i hevâ Divan 298 

76 — Noldu âyâ gelmedi şâh-ı cihan eğlendi yâ » 

Muhammes : 



_ B — 



Koşma 



299 



77 _ Yâr-ı gar olmaz meseldir âşıka her dilrûbâ „ 595 

78 — Şâh-ı nevruz eyledi dehri muattar bir yana „ 596 

Müseddes : 

79 — Ey gönül devletle âdem girse de bin yaşma „ . 619 
Semaî : 

€0 — Bu gün bir mâhitab gördüm 

Meyi âb-ı zülâl anca 633 

81 — Kurulalı neler çekmiş 

Yalan dünyâya sorsana 653 

82 — Şu karşıdan gelen dilber 

Gelir amma neden sonra 634 

33 — Mürüvvet ummazam senden 

Yürü ey bîvefâ dünyâ 634 

€4 — Ne canlardan geri kalmış 

Misafirhanedir dünyâ 636 

Satranç : 

85 — Itma cefâ bana şehâ 

Çevri reva görme seza 657 



86 — Ol mâhın hüsnünde hâl-i mükerrem 

Hacer-ül-esved'dir ey kaşı mihrâb 19 

87 — Sözümden mahabbet remzini ahp 

Nâz ü istiğnaya başladı habîb 20 



88 — Sebeb oldun ayırdın beni yârdan 

Tîgf-ı gazab sana yâr olsun rakîb 

89 —• Sabr-ı Eyyûb ile îd-i visale 

Ahdedüb ol perî dedi yâ nasîb 

90 — Koyup göğsüne Hak'kın selâmın 

Verdi bendesine bir şâh-ı mahbûb 

Murabba' : 

91 — Ey gönül bu gözlerimden dereler akmaktadır 

Katre katre dâne dâne gûşe gûşe âb âb 

92 ~ Bezm.i gamda âh ü nâlem oldu ney sîne rebâb 

93 — Vechine teşbîh eder ay kendüyü etmez hicâb 

94 — Nice bir çeksem gerek derd ü firak u iztırâb 

95 — Ey benim serv-i revanim varıma sensin sebeb 

96 — Beşimi derde düşürdüm Mutafâ sensin sebeb 

97 — Ey dilâ senden kime feryâd ü dâd itsem aceb 

98 — Ehl-i dînin cây-i istimdadı sensin yâ Mücîb 

99 — Ey mâhabbet bezmine tâlib dil-i mahzun garib 

Muhammes : 

100 — Subh olub ref'oldu yârin dîdesinden çünki hâb 
Tehmis : 

101 — Aşkın ile göz yaşın ettim şerâb 

Müseddes : 

102 — Çün seher vaktinde gördüm bir cemâli âfitâb 

_ C - 
Koşma : 

103 — Şunda bir dilberin âhû gözleri 

Aklımı fikrimi eyledi târâc 

104 — Bu anka denilen ey dil-i şeydâ 

Her hangi uşşâka olursa sertâc 



21 
22 
23 



Divan 300 

„ 301 

„ 302 

« 303 

„ 304 

n 305 

n 306 

n 307 
308 



597 



618 



Divan 620 



24 
25 



Gazel : 

105 — Pâyine yüz sürdûğ-û içûn güneş buldu revâc Divan 164 

106 — Yaslına irmek umarken derde kıldm nâmizâc „ 163 

Muhammes : 

107 — Nevbahâr eyyamı erdi her taraf buldu revâc „ 621 

- ç- 

Koşma : 

108 — Cevr ü cefâları canıma yetti 

Bilmezem bende mi dilberde mi suç 26 

Gazel : 

109 — Gönül bu bezm-i âlemde gelen gelsün gidenden geç Semaî 166 

110 — Değildir ehl-i aşka ey gönül teslîm irâdet güç „ 167 

Müseddes : 

llt — Bu cihan bir tekye ey dil konan olmaz bunda aç Divan 622 

-^ D — 
Koşma : 

112 — Bîsütûn-i gamda ağlar gezerim 

Ayakdaş olamaz yanımca Ferhad 27 

113 — Âvâre gezerken dehri serâser 

Bir serv-i bâlâya kul oldum meded 28 

Gazel : 

. 114 — Nazar kılmazsan ednâye eğer ey kameti şimşâd Semaî 168 



MuralsSıa': 

115 — Çün bana yâr olmağı sen kılmadın cânâ murâd Divan 309 

116 — Ey bütün dünyâyı bünyâd eyleyen Mevlâ meded „ 310 

117 — Nâgehan aşk u mahabbet râhına girdim meded „ 311 

118 — Ey cemâli gonce-i dilde İrem cânâ ferîd „ 312 

119 — Ateş-i firkatlerin saldı g-önül mülküne od „ 313 

Muhammes : 

120 — Bu meseldir eylemez her dilberan uşşâkı şâd „ 598 

121 — Dilrübâlar eylemez uşşâkı vaslmda müfîd „ 599 

— lE — 
Koşma : 

122 — Arzıhâl eylesem ettiğin çevre 

Mahabbet sadr olur yüze gelince 29 

123 — Dudu dillim meclis üstüne geldin 

Safâ-yi kalb içün nûş eyle bade 30 

124 — Dedi bir pir bana pişman olursun 

Râzm açma Huda'dan gayri ferde 31 

125 — Râh-ı mahabbeti seyrân ederken 

iriştim menzile bir ayağ ile 32 

126 — Canım senin için işim her gün âh 

Akıbet ölürüm bir gün âh ile 33 

127 — Çünki yârın kibr ü kîni yok bize 

Kurulmuş gamzeler içre o yâ ne 34 

128 — Gönül muntazırdır nazlı yârine 

Bâd-i seher selâm eyle dostuma 

Takdir Huda'nındır tedbîrin kime 

Yolumuz gurbete düştü bu sene 35 

129 — Yenile meyletti dil bir cânânm 

Leblerinin nebatına kandine 36 

130 — Sînem üzre adedi yok dağların 

Yâr elinden yârelidir bu sîne 37 



131 — Çûn halka - i dilde destires oldum 

Gönül muradından bir misal yine 38 

132 — Ey bâğıban senden bir suâlim var 

Güllerin yanmda hârm aslı ne 39 

133 — Ser feda zülfüne der imiş rakîb 

Canlar veren âşıkanm cürmü ne 40 

134 — Kadir Mevlâm seni sevmiş yaratmış 

Serdâr etmiş dilberlerin üstüne 658 

Gazel : 

135 — Bu gün bâzâr-ı dehr içre kul oldum bir sehî kadde Semaî 169 

136 — Cemâlin dilberâ bâğ-ı İrem'dir de ne dersen de „ 170 

137 — Sâkî getür ol bâde-i engûru seherde Kalenderi 171 

138 — Ol dilber-i mümtaz konuşmaz bizim ile „ 172 

139 — İrişsin kaddi dildârın bülend olsun da seyr eyle Semaî 173 

140 — O tıfl-ı nevresîdem serbülend olsun da seyr eyle „ 174 

141 — O yârın dîde-i mahmuru mest olsun da seyr eyle „ 175 

142 — Hele bir kerre ey dilber şerâb-ı aşkı nûş eyle „ 176 

143 — Ey bâd-i sabâ hâlimi cananıma söyle Kalenderî 177 

144 — Ey gönce varup sünbül-i reyhâne öpülme „ 178 

Murabbaa' : 

145 — Başladım bülbül misâli zara her gün her gece Divan 314 

146 — Duymayup artırdı yârım nâzı her gün her gece „ 315 

147 — Kande idin canımın cânânı hoş geldin hele „ 316 

148 — Yâ İlâhî sen beni inşâna muhtâc eyleme ^ 317 

149 — Hamd ola dünyâda bir cânân edindim kendime „ 318 

150 — Şu cihanda bir gözü mestâne buldum kendime „ 319 

151 — Ey dilâ Mecnûn ile dîvân olursam kime ne „ 320 

152 — Dilberâ dillerde vasfın yâd olur günden güne „ 321 

153 — Bülbülün medhin okusun rûz ü şeb dâl üstüner „ 322 

154 — Mürg-i dil kondu bu gün bir ruhleri âl üstüne „ 323 

155 — Sevdiğim takın yürü mercanı mercan üstüne „ 324 

156 — Ey güzel hançer çeküp kasdetme inşân üstüne „ 325 



157 — Ey dirîga düştü dil bîgâneden bigâneye 
Muhammes : 

158 — Şâh-ı encüm çekti gök meydânına asker gece 

159 — Ol ki teslim ü rızâ oldu kazâ-yi kudrete 

Semaî : 

160 — Bu gün ol hublarm şahı » 

Geldi geçti bin nâz ile 

161 — Bu gün ben bir güzel gördüm 

Yeşiller giymiş ag üzre 



Divan 326 



600 
601 



637 
638 



Gazel : 

162 — O yârin habbe i hubbu muanber benleri saf saf 
Murabba' : 

163 — Ey cemâl-i dilküşâsı mâh-i tabanım Şerîf 

164 — Ey saadet âleminde mâh-ı pür en ver şerîf 

165 — Kaldı dil zulmette meşhur olmadı hayf oldu hayf 

- G - 
Gazel : 

166 — Künc-i aşkında şu denlu eyledim candan ferağ 

_ H _ 
Koşma: 

167 — Benim ile yiyip içip gezerken 

Rakiblerim oldu dostun Abdullah 

168 — Hâl-i sevda ile pür inkisarım 

Umarım müşkilim feth ede Fettâh 



Semaî 179 



Divan 327 
. 328 
- 329 



180 



41 
42 



169 — Melâhat mısrmda kûşâde fâlin 

Yûsuf-ı sânîsin be-kavl-i sahîh 43 

170 — Hilâl ebruların şekl-i meddini 

Çekenler sineye teslîm eder rûh 44 

Gazel : 

171 — Rehîn.i aşk olan yerde düşen olmaz imiş iflâh Semaî 181 

172 — Huni çeşmin gamzelerden bağlayup âh-ı sürah Divan 183 
175 — Ey gönül gel aç bu istiğfar ile kıl imtisâh „ 183 

Murabba* : 

174 — İsmetin sermâye-i rûh-i revanidir kadeh Divan 330 

175 — Ey gönül geçti zamanın kılca kaldı tende rûh „ 331 

Muhammes : 

176 — Sîneme çektim yine şevk ile bir sûrâh şûh Divan 602 



Koşma : 

177 — Ey dilâ akl adın anıp gidenler 

Gitti uslanmadı dîvâne kaldı 50 

178 — Dünüm kadir günüm bayram olurdu 

Ol perî bizimle hemdem olaydı 51 

179 — Bâd-i sabâ yâre selâm et benden 

Niçin gelmez zülfün taramamış mı 52 

Gazel : 

180 — Bu dil yine bir âfet-i mekkâre dolaştı Kalenderi 184 

MUseddes : 

181 — Ey dilâ bu âlemin sahnmda sohbet kalmadı Divan 623 



- I - 

i 

Destan : 

182 — Bîhûde akıtma gözünden yaşı 

Bu ahvâle vâkıf olamaz naşı 

îbtidâ yarattı Huda bir taşı 

Anla nice kevn ü mekân eyledi 2 

Şairname : 

183 — Olmak ister isen gönül zûfünun 

Derûnî zikr eyle Ganî Yezdân'i 666 

Koşma : 

184 — Dilberâ bendene dîvâne dersin 

Dîvâne dagfd-olur şehre gelir mi 45 

185 — Türk kavmine minnet etmek olur mu 

Karnında dalağı şiştikten geri 46 

186 — Simdi her cihetten oldum serserî 

Hak verir kısmetim kâr kaydı gitti 47 

187 — Devlet hümâsm tutayım der iken 

Uçurdum kolumdan baz elden gitti 48 

188 — Be gaziler aşka düşelden beri 

Gam u mihnet bana yâr oldu gitti 49 

Murabba' : 

189 — Kıl kerem bu bendene cananım ağlatma beni Divan 332 

190 - Bir dili bülbül gül -i ra'nâ tıraş etti beni „ 333 

191 — Dilberâ seyyah olursan gel Hicaz'da bul beni „ 334 

192 — Aşk ile âlûdeyim âvâre zannetmen beni „ 335 

193 — Düştü gönlüm bir melek sîmâya incitmen beni „ 336 

194 — Rûz ü şeb bülbül gibi nâlân eden sensin beni „ 337 

195 — Yâ İlâhî hikmet ile özge cân ettin beni „ 338 

196 — Ey perî peyker hatâdan saklasun Hâlık seni „ 339 

197 — Sevdim amma bîvefâ bilmezdim evvel ben seni ., 340 



198 — Beddua etmem sana Mevla'ya saldım ben seni Divan 341 

199 — Söyle ey mehrû güzel billahi kim sevmez seni „ 342 

Müseddes : 

200 — Gör lâîni nükte-i eflâke baş indirmedi „ 624 

201 — Gâh olur bin şevk ile mesrur eder aşk âdemi „ 625 

— K — 
Koşma : 

202 — Bin suret gösterir rümûz-i eşya 

Doğup her bir yüzden mâhitâb ancak 53 

203 — Yârı gamhâneye eyledim da'vet 

Tevazu' eyleyüp alçaklayarak 54 

204 — Şunda bir cananın Rum'da Acem'de 

Ederler medhini Buhârâ'ya dek 55 

205 — Akranın bulmadım ey hûbı lika 

Devr ettim cihanı İsfahan'a dek 56 

206 — Yüz sürüp pâyine serv-i bülendin 

Göz yaşm akıttım bir kenâre dek 57 

207 — Gerekmez bir dahi böyle tarz etme 

Atıldım çok dürlü fendine felek 58 

208 — Devretmedi murâdımca zâmâne 

Beni dildârımdan ayırdın felek 59 

209 — Dâd elinden kime kılam şikâyet 

Beni dildârımdan ayırdın felek 60 

210 — Şübhesiz sen beni ey saçı Leylâ 

Mecnûn-i şeydâye eyledim refîk 61 

Gazel : 

211 — Olmaz mı aceb bir gece cânâne sarılmak Kalenderi 185 

212 — Pek nâzik olur her gece cânâne sarılmak „ 186 

213 — Eğer geçtimse yolundan senin ey şâhırâh eksik Semaî 187 



214 — Uftâden ola mihnet-i hicranına lâyık 

215 — - Bir gün mü geçer kûyine cânâ haberim yok 

216 — Dilâ dünyâda bir koçmak içün hayfâ cenanım yok 

Murabba' : 



Kalenderi 188 

n 189 

Semaî 190 



217 — Güldün evvel yüzüme arz-ı cemâl ettin felek 

218 — Sûz-i aşkım mahremim sırdaşım aldın ey felek 

219 — Cüz'i ârâm et dedi dildâre katlansam gerek 

220 — Nice bir bu mihnet-i hicrana katlansam gerek 

221 — Bir zaman çeşmim yaşın bir çağlar âb etsem gerek 

222 — Bir zaman bu eşk-i çeşmim ben revân etsem gerek 

223 — Sana cânâ derdimi bir bir beyân etsem gerek 

224 — Hâlimi dildârıma bir bir iyân etsem gerek 

225 — Sûretâ mağrur kıyafet bir levend sevsem gerek 

226 — Cân ü dilden bir melek sîmâ güzel sevsem gerek 

227 — Bir zaman misli bulunmaz bir civan sevsem gerek 

228 — Bîvefâsm anladım ey dilber- i âlem ne şek 

229 — Ey dirîga bir aceb seyrâne düştü ortalık 

230 — Akıbet etti beni pür derd-i yârân ayrıhk 

231 — Bu vücûdum şehrine düştü yine nâr yanlık 

232 — Hâr ile yâr oldun ey gönce dehen hayfâ yazık 

233 — 01 benim şahin bakışlı şehlevendim bunda yok 

234 — Hak bize kıldı inayet ilm-i ma'nâ okuduk 

Muhammes : 



235 — Gerçi olmuştur mukarrer her kese kâr ayrılık 
Müseddes : 

236 — Muallâ dervişüz fakr u fenâyîlerdenüz âşık 



Divan 



343 
344 
345 
346 
347 
348 
349 
350 
351 
352 
353 
354 
355 
356 
357 
358 
359 
360 



603 



Semaî 626 



Destan : 

237 — Hey gaziler bir seyrâna uğradım 
Söylenecek dinlenecek hal değil 



Koşma : ' 

238 — Dadıma hidâyet eyle yâ Kerîm 

Gözlerim kan ile doldu destim al 62 

239 — Çün dilek geçmedi sen perî rüya 

Ko ben ağlayayım gel efendim gel 63 

240 — Hasretle ciğerim eyledin pür hûn 

Eğlenme hubların serdârı tez gel €4 

241 — Şol nûr-i cemâle zeynolan teller 

Kemend-i dâr imiş bilmezdim evvel 65 

242 — Beni bülbül gibi şîrin sözlerin 

Şakıdır gözleri sözleri güzel 66 

243 — . Firkatinle garibliğe râhımı 

Salındı gözlerin sevdiğim güzel 67 

244 — Gerçi ben lûtfuna caiz değilim 

Yâ nolur eylesen himâyet güzel 68 

245 — Dilbarâ süregör zev ku safâyı 

Destinde hâtemdir bu hüsn-i cemîl 69 

246 — Başınçün bir sual sorayım sana 

Nedir bu feryada behâne bülbül 70 

247 — Saye veş zemîne salup sünbülü 

Çıkardı razını aşikâre gül 71 

248 — Gevre muhtâc olup ... âşıklar 

Acebdir düşerse bir mâha gönül 72 

249 — Ermedin murada ermedin hâlâ 

Var mıdır evvelde erdiğin gönül 73 

250 — Efendim giysû-yi siyehkârmda 

Mihmânm değildir ya nedir gönül 74 

Gazel : 

251 — Sînemin bâğmda bitmiş bir ağaçta iki dal Divan 191 

252 — Başladı gelmeğe yer yer dahi dilberde sakal „ 192 

253 — Giyinmiş gülsen içre goncalar gülgûn kaba bülbül Semaî 193 

32 



254 — Ne nakş aldın gül-i terden ne halet eyledin bülbül Divan 104 

255 — Gördüğü mehpârenin emrine fermandır gönül „ 195» 

Murabba' : 

256 — Zâhidâ aç gözünü sahraya bak ta ibret al „ 361 

257 — Ey gönül insafa gel dünyâya bak ta ibret al „ 362 

258 — Ey gönül âlemde nâlân eyler inşânı ecel „ 363 

259 — Ey güneş tal'at perî peyker misâl insafa gel „ 364 

260 — Hiç reva mı katı zâlim bakışın bin kan eder „ 365 

261 — Ey kamer tal'at güneş behcet sabah erkence gel „ 366 

262 — Buluşalım ey perî yarın sabah erkence gel „ 367 

263 — Çün koyup gittin beni nâ mihribânım tezce gel „ 368 

264 — . Gel gel ey mihr-i cihan ârâ seher vaktinde gel „ 369 

265 — Ey cemâl-i sun'-i Hak kudret seher vaktinde gel „ 370 

266 — İntizârım ey gözü âhû seher vaktinde gel „ 371 

267 — Ey bana kan ağladan mekkâre senden çektim el „ 372 

268 — Da'vetindir ey güzeller şahı akşam üstü gel „ 373 

269 — Sen gidelden hiç bilir misin ki cânân oldu gel „ 374 

270 — Seni gayet ile sevdi ey saçı Leylâ güzel „ 375 

271 — Ey kamer tal'at perî peyker melek sîmâ güzel „ 375 

272 — Kangı gülzânn gülüsün verd*i handanım güzel „ 376 

273 — Mübtelâyım hatırımdan fikr-i yâr eksik değil „ 377 

274 — Yalınız bir ben değil bây ü gedâ sultan melîl „ 378 

275 — Sen seni sanma melil ey dil bütün dünyâ melil „ 379 

276 — Her kaçan gülşende ol meh tazeler destâre gül „ 380 

277 — Sünbülün sahn-ı lâtîfinden tutar dâmânı gül „ 381 

278 — Hâlime lâyık seza bir nevcivân ister gönül „ 382 

279 — Gel haberdâr ol kamu ahvâl-i âlemden gönül „ 383 

280 — Her birine bir bakan dildârı neylersin gönül „ 384 

281 — Gittin ey rûh-i revanim zara mı düşsün gönül „ 385 

Muhammes: 

282 — Bir güneş tal'at perî peyker melek sîmâ güzel „ 604 



283 — Hep nasihattir sana bu sözlerim sayma gönül Divan 605 

284 — Şunda bir âşüfte-i tannâze bend oldu gönül „ 606 

Müseddes : 

285 — Bilmedin gittin hevâ ile heves tezvirini 

Ne feragat ettin el çektin ne usandın gönül „ 627 

Semât : 

286 — Bu gülşende karâr eyle 

Gayri bağa göçme bülbül 654 

287 — Gurbet elde deldin bağrım 

Garib garib ötme bülbül 655 

— M — 
koşma : 

288 — Bir leb-i şîrîne gönül düşürdüm 

Döner mi ateşim Ferhâd'a bilmem 75 

289 — Rûz ü şeb artmada âh ile zarım 

Eser eyleye mi dildâra bilmem 76 

290 — Hâlim arzeylesem gül yüzlü yâra 

Lûtfedüp selâmım alır mı bilmem 77 

291 — Eyledim ey perî feryâd elinden 

Çevrini çekmeğe kalmadı çârem 78 

292 — Hak Taâlâ yaratmadan cihanı 

Ben lûtf u ihsana uğradım geldim 79 

293 — Ervah -1 bâtının eyleyüp isbat 

Bir özge sebîle uğradım geldim 80 

294 — Payitaht içinde mislin bulunmaz 

Sencileyin kaşı keman efendim 81 

295 — Geleydi haneme o nazeninim 

Ayağı türabın okşar öperdim 82 

296 — Çoktan kuluyum sen şâh-ı zamânm 

însâf eyle gel barışalım sevdiğim 83 



90 



297 — Aşkın harareti eyleyip helak 

Bu derdime derman vere Salih'im ^* 

298 — Aşkm ile bu âlem-i fenada 

Ne cefâlar çektim bil tûti dillim 85 

299 _ Seni sevdiğimi etmeyim inkâr 

Can gidûp cesedden olunca remîm 86 

300 — Melâhat mülkünün serdârıyım ben 

Yoktur iktidarım varı gözlerim 87 

301 — Kadir Huda'm sana güzellik vermiş 

Söyle behey tûti dilli Bekirim 88 

302 — Hayâl-i aşkınla Mecnûn'a döndüm 

Aklımı başıma dermedenkaldım 89 

303 — Felek etti hasret çeşm-i mestime 

Diyâr-ı gurbeti gezdim usandım 

304 — Bu derd-i hasretin cana kâr etti 

Ey benim ruhleri taze civanım 91 

305 — Beni bana komaz aşk-ı cünûnum 

Serimi sevdaya saldım ağlarım 92 

306 — Felek aramızı cüda edeli 

Bir yerde eğlenip duramaz oldum 93 

307 — Bu dersi tâ hâce-i mâsebaktan 

Bir perî danadan iyan okudum 94 

308 — Şitâ hengâmınm şiddeti geçti 

Gayri renge girdi zamane dostum 95 

Gazel : 

309 — Ko her neylerse eyler bana ol cânâne suç bulmam Semaî 196 

310 — Mecliste gece dilbere mestâne sarılsam Kalenderi 197 

311 — Yanar sinemde aşk nârı ne âteştir neden bilmem Semaî 198 

312 — Cânâ seni ben âlem-i dünyâya değişmem Kelenderî 199 

313 — Fikr-i ruhini sad gül.i hoşbûya değişmem „ 200 

314 — Güzel candan güzâr etti hadeng-i mihnet ü matem Semaî 201 

315 -• Merdümlüğün özler dil-i gam pise efendim Kalenderi 202 

316 — Elimle ihtiyarım gamze-i bidâda ben verdim Semaî 203 



Semaî 


204 


n 


205 




206 


V 


207 


» 


208 


n 


209 


Kalenderi 210 


» 


211 



317 — Rızâ-yi aşkı evvel bu dil-i nâşâda ben verdim 

318 — Ezel cânâna candan cezbe-i te'sîri ben verdim 

319 — Her seng-i ta'ne sabrolalı pîşemiz bizim 

320 — Yeter cevreyledin cânâ bilirsin dil perişanım 

321 -- Bu şîve nâza herg^iz bir feragat yok mu sultânım 
522 — Cemâlin pertev-i nûr u ziyadır çeşmi mestânım 

323 — Ey dişleri lûlû bedeni sim ağa yollum 

324 — Ey dişleri dür lebleri mercan ağa yollum 

325 — Gamından ey saçı Leylâ yitürdüm aklı Mecnûn'um Semaî 212 

Murabb'a : 

326 — Ey perî ettiklerin çoktur bana ben söylemem 

327 — Bir münevver tâc urundu girdi çün meydâne şem' 

328 — Bülbül oldum gül yanında hâre minnet etmezem 

329 — Dilberâ işimi zâr etmek neden ben neyledim 

330 — İl beni diller deyu eğnim abâ pûş eyledim 

331 — Düşmüşüm bir olmadık dâ'vâya haddim bilmedim 

332 — Ey perî kaddin gibi bir serv-i bâlâ görmedim 

333 — Çok zamandır intizârım kaşı yayı görmedim 

334 — Azm-i yâr edüp raakam-ı yâra geldim görmedim 

335 — Ey diriga bîvefâ dildârı çoktan görmedim 

336 — Râh-ı aşka gel de kıl bir çâre îbrâhimciğim 

337 — Medh ederdim bir melek sîmâlı olsa sevdiğim 

338 — Eyledim senden sana feryâd ü zarı sevdiğim 

339 — Oldu dil üftâdesi sen nevcivânm sevdiğim 

340 — Sen de bir gün ben gibi âşık olasın sevdiğim 

341 — Kendim aşka mübtelâ ettim seninçün sevdiğim 

342 — Derdi aşkı cümle râm ettim seninçün sevdiğim 

343 — Hâkipâyin tûtiyâsı ey perî dünyâ değer 

344 — On iki mahbûba gönlüm mübtelâdır sevdiğim 

345 — Tarz u etvârın senin bir yerde yoktur sevdiğim 

346 — Benim bâğ-ı letafette gül-i handanım îbrâhîm 

347 — Yâ Huda sakla hatâdan bir cenana mâlikim 

348 — Sen cemâli âfitâba mailim İbrâhimim 



Divan 386 


f» 


387 


» 


388 


T> 


389 


r> 


390 


n 


391 


» 


392 


w 


393 


n 


394 


f» 


395 


ı> 


396 


n 


397 


n 


398 


n 


399 


» 


400 


» 


401 


n 


402 


n 


403 


n 


404 


n 


405 


Semaî 


406 


Divan 


407 


t» 


408 



349 — Bulmadım bir cezbeder remz-i cevâbımdan benim Divan 409 

350 — Ey felek nedir murâdm dilpesendimden benim „ 410 

351 — Bir canana mübtelâyım âh ü zânm var benim „ 411 

352 — îki gözlerimden akan kan ile nemdir benim „ 412 

353 — Şehr içinde şâh-ı hûbânım Mehemmed'dir benim „ 413 

354 — Bendeyim bir dilberin ahdm amânm beklerim „ 414 

355 — Ey felek ben Mecnun'um Leylâ'yı gözler gözlerim „ 415 

356 — Dağlardır meskenim sahrayı gözler gözlerim „ 416 

357 — Ölürüm gayret ile nâdâna yoktur minnetim „ 417 

358 — Cây-i mihnetten göçüp gülşâna varmak niyyetim „ 418 

359 — Bunca derdim var benim bir çâre bilmem neyleyim „ 419 

360 — Arifim âzâde tab'ım zîruhum eflâkiyim „ 420 

361 — Bizi yoktan var eden Sübhân'ı ben bilmez miyim „ 421 

362 — Geçti gurbette günüm Rahmân'ım andım ağladım „ 422 

363 — Dahi taze tıfl iken huffâş imişsin anladım „ 423 

364 — Aşıka edince kin ferzânedir mollacîğım „ 424 

365 — Bir haber ver ey sabâ neşler aceb ra'nâcığım „ 425 

366 — Bir güzel sevdim meğer kân-ı mürüvvet sandığım „ 426 

367 — Ey perî hüsnüne hayran olduğum mudur suçum „ 427 

368 — Aşık oldum sen meh-i tâbâna kurbân olduğum „ 428 

369 — Aşıkım sen sîm endamına kurbân olduğum „ 429 

370 — Bir münevver tâc urundu girdi çün meydâna mum „ 430 

371 — Ol perinin ârız-ı zîşânm öptüm okşadım „ 431 

372 — Fikr-i lâ'linde gönül kaldı hayâlinde gözüm „ 432 

373 — Âlemin zevkin haram ettim seninçün sevdiğim „ 433 

374 — El sunup kavs-i vücûd-i zara kurmak niyyetim „ 434 

375 — Düştü gönlüm bir saçı reyhâne bilmem neyleyim „ 435 

376 — Ben bu gün ol câygâh-ı dilrübâya uğradım „ 436 

377 — Ben bu gün bu köhne bir viranenin mahmuruyum „ 437 

Muhammes : 

378 — Fariğim geçtim geçenden seyr-i yârân istemem „ 607 
Müseddes : 

379 — Ey cemâl-i tal'ati ferhunde ol tab'ı selîm „ 626 



Semaî : 

380 — Gel dilberim kan eyleme 

Seni kandan sakmıram 639 

381 — Yakmda bir melek sîmâ 

Perî peykerden ayrıldım 656 



^8 — 



Destan : 



382 — Bir gün ecel gelûp irişe bize 

Gel deyu bekaya oluna ferman 3 

Koşma : 

383 — Tâ Elest bezminde Kalûbelâ'da 

Bes dedik dönmeziz ikrarımızdan 96 

384 — Bu gönlüm bağını gülistan eder 

Sevdiğim kâkülün çezdiğin zaman 97 

385 — Yâr hayâlin sevdasına dönerim 

Olmuşum sen boyu serve saye ben 98 

386 — Aşk beni şerimsâr eyleyüp gider 

Gözlerimden dökmedeyim jale ben 99 

387 — Elâ gözlerine kurbân olduğum 

Yüzüne bakmaya doyamadım ben 100 

388 — Râh-ı mezellette düşmüş yol oldum 

Kadir kıymet bilmez ihvan elinden 101 

389 — Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir 

Anınçün eylerim âhı bir yüzden 102 

390 — Yeniden aklımı bir nevcivânm 

Aldı ruhlerinin âli bir yüzden 103 

391 — Yâr hilâl kaşların huni gözündür 

Beni ne ağladıp ne şâd eyleyen 104 

392 — Dilberâ aşkındır sinede her dem 

Artırıp derdimi füzûn eyleyen 105 



393 — Ey dilâ nasihat kabul edersen 

Sözüne uyucu olma sakimin 106 

394 — Şahin gözlüm kasdm mı var canıma 

Bakışın eylemez yabane çeşmin 107 

395 — Bu ayn-ı uyûnum senindir senin 

Akan çeşm-i hûnum senindir senin 108 

396 — ■ Ağlarım gözlerim yollarda kaldı 

Şûh.i şîvekârım kaçan gelesin 109 

397 — Ey Âşık Azmiya medhe sezâsm 

Ehl-i dil ü kâmil rindânesin sen 110 

398 — Hak öğmüş getirmiş seni bu zâta 

Ey peri kıymetin âdem ne bilsin 111 

399 — Ânzm nihâi et berk- i ter içre 

Hublar kârısâzı senden öğrensin 112 

400 — Meftunun medhetsin hüsnün evsâfın 

Hitâb olsun mu sultânım ne dersin 113 

401 — Salını sahnı giden dilrübâ 

Besteler okuyup kande gidersin 114 

402 — Görmedim akranın hüsn-i melekte 

Düşmedi hışm u celâle kaşların IIS 

403 — Hak'tan gayri kimse bilmez dilinden 

Bülbül şakır yazı kışı Sakız'ın 116 

404 — Seyr-i bâğ ederken başa çıkardın 

Şebnemin nesidir bu ter sünbülün 117 

405 — Çünki güzel gönül alıp gidersin 

Hoşça tut yanında mihmânın olsun 118 

406 — Tâ bezm.i ezelden ey şâh-ı hûban 

Câm-ı aşkın içen hayranın olsun 119 

407 — Böyle yüksek uçma şahin bakışlım 

Koştururlar seni kola bir zaman 659 

408 — Ağlarım gözlerim yollarda kaldı 

ŞûhM şîvekârım kaçan gelesin 660 

Gazel : 

409 — Nice yıldır sana ben âşıkım ey fitne-i devran Semaî 213 



410 — Cihan içre hazer etmek gerek insan münafıktan 

411 — Deprendi yine âteş-i hicran içerimden 

412 — Ey gonca dehen kıl hazer âh-ı şehrimden 

413 — Neler kıldı bize ol gamzesi cellâdı söyletsen 

414 — Sevdim yine bir dilber-i ra'nâ küçücükten 

415 — Ettin mi cefâ ilmini tahsil küçücükten 

416 — Eyâ şûh-i cefakârım niçün insafa gelmezsin 

417 — Behey cevr edici dilber niçün insafa gelmezsin 

418 — Ey şûh-i cefâ âşıka bîgâne bakarsın 

419 — Terketme bu ben âşıkı cânâ çok ararsın 

420 — Gel bezme kadem bas leb-i mercanım içersin 

421 — Ol benim âlemde varım gelmedi yâ Rab niçün 

422 — Cevr etme güzel nahl budağın çürüdûrsün 

423 — Subhudem gûlzâr içinde çaldı bülbül erganun 

Murabba': 



Semaî 314 

Kalenderî 215 

„ 216 

Semaî 217 

Kalenderi 218 

n 219 

Semaî 220 

. 221 

Kalenderî 222 

. 223 

Semaî 224 

Divan 225 

Kalenderî 226 

Divan 227 



424 — Cûdâ düşmek ne müşkildir kişi bir mehlikasmdan Semaî 438 

425 — Pâdişâhım aşka düştüm hasretinle el'aman Divan 439 

426 — Bir hilâl ebrûsevüp sevdaya düştüm el'aman „ 440 

427 — Bari Hak lûtf ile kıldı Âdemi var ol zaman „ 441 

428 — Mâsivâdan fârig u âzâd olayım bir zaman „ 442 

429 — Ey aceb bir gamze-i cellâd imişsin bir zaman „ 443 

430 — Aç gözün Nemçe kiralı Gazi sultandır varan „ 444 

431 — Dil sana meyletti cânâ dehre sultânım Hasan „ 445 

432 — Yine tahtına cülus eyledi şâh-ı ramazan Gazel 446 

433 — Bilmez idim niydüğün hercâyi dilber sevmeden Divan 447 

434 — Nazeninim ben garibinden cüda olmak neden „ 448 

435 — Dilberâ yolunda ben sular gibi akmak neden „ 449 

436 — Sevmezem bir gayrısın rûh-i revanim var iken „ 450 

437 — Ey perî bu hüsnile düşnâm edersin mâha sen „ 451 

438 — Her seherde bülbülün dilde ağzm dinle sen „ 452 

439 — Dilberâ hüsnüne meftun edeli bu canı sen „ 453 

440 — Sevdim yine bir gamzesi kattal küçücükten Kalenderi 454 

441 — Cüstücû kılmaktayım aşk i!e dilber canibin Divan 455 



442 — Düşürüp aşk âteşine sinemi nâr eyledim 

443 — Pâdişâhım ibtidâ kalbimde kim yer eyledin 

444 — Dilberâ evvel bana sen gözle hem kaş eyledin 

445 — Gülşen-i cennet misâli kaddi tûbâ Ahmed'in 

446 — Âlem içre söyîenür nâm u nişâm Ahmed'in 

447 — Günde bir kez ey gönül seyret yüzün var Ahmed'in 

448 — Sevdiğim hayfâ ki ol ağyardan vazgeçmedin 

449 — Dilberâ ben kemterin hayfâ ki kadrin bilmedin 

450 — Ne aceb düştü bu gönül gönlüne Mehemmed'in 

451 — Bir melek sîmâ perî ruhsâr ile derdim yeğin 

452 — Ağladır âşıkları saçmış çırağı perçemin 

453 — Tel tel olmuş ey perî sermâya benzer perçemin 

454 — Bende-i şûrîdeyim gülzârına İbrahim'in 

455 — Cân ü dilden mail oldum sözüne İbrahim'in 

456 — Bu vücuûdum teslim olsun eline İbrahim'in 

457 — Aşık oldum leblerinin kandine bir kimsenin 

458 — Ağlarım her rûz ü seb büryânıyım bir kimsenin 

459 — Ey güzeller şahı medhin eylerim her an senin 

460 7- Şâh-î âlemsin melâhat bârigâhmdır senin 

461 — Sevdiğim bilmez misin bilmez emânı gözlerin 

462 — Çin seher habdan uyanmış kahramanı gözlerin 

463 — Mail oldum gözler ile kasma dilberlerin 

464 — Açıiur evvel bahân hub hevâsı İzmir'in 

465 — Ey bütün dünyâ değer gül yüzlü yârım kandesin 

466 — Yâr içûn ben hayran oldum kimseler dahletmesin 

467 — Aşka ser verdin gönül serverlenenlerden misin 

468 — Nevcivânjm gül yüzün femlendirenîerden misin 

469 — Ey efendim derde düştüm bir deva bilmez misin 

470 — Ey perî böyle perişan olduğum bilmez raisin 

471 — Ol melek sîraâya imrendim sen imrenmez misin 

472 — Eylemezsem ol perî servimle sahra sohbetin 

473 — Gitme canım gitme gel yok iktizâsı gurbetin 

474 — Hak hatâdan saklasın dîdârın Ahmed şahımın 

475 — intizârım vaslına her dem Mehemmed şâhmm 



Divan 456 


r> 


457 


w 


458 


•f 


459 


tt 


460 


n 


461 


n 


462 


n 


463 


n 


464 


M 


465 


n 


466 


n 


467 


*> 


468 


n 


469 


»> 


470 


n 


471 


tt 


472 


s» 


473 


n 


474 


n 


475 


n 


476 


» 


477 


n 


478 


n 


479 


n 


480 


n 


481 


f» 


482 


f» 


483 


n 


484 


n 


485 


n 


486 


n 


487 


n 


488 


o 


489 



476 — Her kaçan düşse yolum dükkânına îshak'ımın 

477 — Mustafâ'dır sevdiği dostu birisi canımın 

478 — Rûz ü şeb derd ü elemdir iddiası bahtımın 

479 — Söylenûr dillerde nâm-ı âlişânı Varna'nın 

480 — Her sene cûşa gelince cûy-i mâsı Tunca'nm 

481 — Vâkıf oldun mu gönül ahvâline yorgancının 

482 — Levh-i pîşânında nakş-ı sun'-i zîşân kaşların 

483 — Bârekâllah kim zehî ibretnümâdır kaşların 

484 — Dilberâ çevrin çeker âşık keman ebruların 

485 — Sevdi gönlüm sen saçı leylâyı şübhen olmasın • 

486 — Kail idim çekmeğe âlemde bin can acısın 

487 — Teşne cana em iken nutkun senin şirin dehen 

488 — Hüsn ile dillerde ismi oldu destan Yûsuf'un 

489 — Ey sabâ benden selâm et yârına İstanbul'un 

490 — Ey sabâ bizden selâm mahbûbuna İstanbul'un 

491 — îbtidâdan vasfolunsun dilberi İstanbul'un 

492 — Cünde bir kez lûtfuna hamdeylerim Ma'bûdûmun 

493 — id irişdi meclise bigâne dâhil olmasun 

494 — Söyle ey dil ol perî zülf-i siyah oynatmasun 

495 — Ey güzeller şahı aşkından bizar olmak niçûn 

496 — Seyre çıktı bir gül-i ra'nâ mübarek cum'a gün 

497 — Durdu çün ol pâk zat hûrî mübarek cum'a gün 

498 — Ey gözü sel gibi çağla ak mübarek cum'a gün 

499 — Ey gönül Hak'ka ibâdet kıl mübarek cum'a gün 

500 — Nutka gelsen ey lebi mercan mübarek cum'a gün 

501 — Câmehabdan kalktı dilber ol mübarek cum'a gün 

502 Seyre çıktı ol güzel âhû mübarek cum'a gün 

503 — Çok şükür Perverdigâr'a yârı seyrettim bu gün 

504 — Yanıma yaklaşma ey hercai bildim niydüğün 

505 — Hasbıhâlim söylerim gül yüzlü yârım dinlesün 

506 _- Söylemez oldu yine dildâra söylen söylesün 

507 — Hüsn-i hattın ey perî şeydâya vermem büsbütün 



ivan 


490 


n 


491 


n 


492 


n 


493 


« 


494 


f» 


495 


w 


496 


» 


497 


n 


498 


n 


499 


n 


500 


n 


501 


n 


502 


n 


50i 


n 


504 


n 


505 


w 


506 


n 


507 


n 


508 


n 


509 


n 


510 


n 


511 


n 


512 


n 


513 


» 


514 


n 


515 


n 


516 


n 


517 


» 


518 


f» 


519 


f> 


520 


M 


521 



Muhammes : 

508 — Aşkın ile ciğeri büryân ararsan işte ben Divan 608 

509 — Ey dilâ fehm eyle Hak'km sun'-i ferdâniyyetin „ 609 

510 — Düştü nideyim aramıza âteş-i hicran Kalenderi 610 

511 — Cânâ arama tende beni canda bulursun „ 611 

512 — Nâz ile reftâr eder ol kaddi ar'ar cum'a gün Divan 612 

Semaî : 

513 — Aceb ol kaşları keman 

Niçün korkmaz Huda'sından 640 

514 — Göz süzüp te sakm kaşm 

Eğme Mevlâ'yı seversen 641 

515 — Merhamet kıl kaşı keman 

Ehl.i irfana benzersin 642 

516 — Dili bülbül ruhleri gül 

Fariğ olmaz gönül senden 643 

517 — Sübhan bizi uyarıser 

Bunca isyan etmiş iken 644 

518 — Salmup seyran yerine 

Çıkan dilber kiminsin sen 645 

5!9 — Gönül dost evine varma 

Hâlin dildâra arz olsun 646 



— O - 
Muhammes : 

520 — Vakt-i vuslattır civânâ va'de-i ferdayı ko Divan 613 

— P — 
Murabba* 

521 — Şiddet-i Bahr-i siyâhm nevbahârdır Sinop „ 522 



Destan : 

522 — Kadir ü Kaygûm Ahad-i Bîçûn 

Lûtf u kerem issi g-anî Girdigâr 4 

523 — Yer ile gök azîm etti nasihat 

Gök şöyleydi burc-i baran benimdir 5 

Koşma : 

524 — Yâr hayâlin sevdâsmda gezerim 

Gözlerimin yaşı su gibi çağlar 120 

525 — Bir aceb g-ürûha uğradı râhım 

Yürekten depredûp lisan okurlar 121 

526 — Beğler ol hublarm serfirazları 

Geçer karşımızda ederek reftâr 122 

527 — Dönmeyiz ne denlü çok olsa âsi 

Hamdülillâh dîn ü îmânımız var 123 

528 — Elif haddim reftârına boyuna 

Nice servi gibi dal pesend eyler 124 

529 — Çıkmaz hatırımdan nakş-i hayâlin 

Bir kez hüsnün gören dünyâyı neyler 125 

530 — Cennet-i kûyinde çeşm-i bîdânm 

Görmeğe civana dîdârm özler 126 

531 — Yâr beni yanar bir ateşe koydun 

Dünyâda sağ olan yerde ne gezer 127 

532 — Şunda bir cananın meftunuyum ben 

Cemâli Yûsuf.i Ken'ân'e benzer 128 

533 — Benim velvele.i nâle vü ahım 

Esen rûzigâra benzer de benzer 129 

534 — Dişlerinin vasfın yazdım habîbin 

Sah çekti âlimler bu sâf incidir 130 

535 — Geşt ettim cihanı mislin bulunmaz 

Medhini eylesin diller yeridir 131 



536 — Ey dilâ kılagör kesb-i hevâlar 

Gamdan küşâd eden âdemi demdir 132 

537 — Nefs-i emmâreye uyup gezdiğim 

Gençlik belâsiyle kabâhatimdir 133 

538 — Mihnet köşesinde yatırdım hasta 

Zaif cismime der ne zaman gelir 134 

539 — Yâremin tîgmı ele aldıkça 

Sîneme şerhalar açar âğladır 135 

540 — Bir râh-ı mübîne azmederiz biz 

Asker-i İslâmm din gazâsıdır 136 

541 — Benî âdem gibi var mı mükerrem 

Hakkında gör nice âyet yazılır 137 

542 — Cihan sarayında zevk-ı demlerle 

K^mi olayım der hurrem sürünür 138 

543 — Câm-ı aşkın içen ey perî peyker 

Neylesin âlemde bâde-i engûr 139 

544 — Çoktan arzeyledim hâlimi yâre 

Neyleyim yanında ağyar bulunur 140 

545 — Aklımı başımdan yağma eyleyen 

Bir perçemi anber dili tatlıdır 661 

546 — Dedim dilber yanakların kırmızı 

Dedi çiçek taktım gül yarasıdır 662 

547 — Evvel bahar gülzâr ile yaz gelür 

Yüce dağlar donandığı zamandır 663 

548 — Sana derim sana ey gafil insan 

Ecel yetüp bir gün ölsen gerektir 664 

549 — Ol tıfl-ı nevreste şûh-i cihanım 

Hublar içre şimdi bir dâneciktir 665 

Gazel : 

550 — Ezel kâtibleri uşşak bahtm kare yazmışlar Semaî 228 

Murabba' : 

551 — Bülbülüm kûyin gibi âlemde gülşânım mı var Divan 523 



552 — Âşık-ı sâdık ana derler ki bir cânânı var Divan 524 

553 — Dilberâ sende bu kaşlar çeşm-i şehlâlar ki var „ 525 

554 _ Dilberâ çeşmin gibi bir sihri çok âfet mi var „ 526 

555 — Sûz-i aşkı Ahmed'in kinî çeşmimi giryân eder „ 527 

556 — Sıdkı muhkem bağlayıp serdâre Serdeng-eçtiier „ 528 

557 — Bana kudret ilmini fehm ile ta'lîm ettiler „ 529 

558 — Ey Ömer mcenûn Ömer bîzâr Ömer Âşık Ömer „ 530 

559 — Gayri artık kamet- i bâlâdan el çektim yeter „ 531 

560 — îbtidâ ki bu cihanı var eden Perverdigâr „ 532 

561 — Ah elinden neyleyim ey firkati çok rûzigâr „ , 533 

562 — Gerçi çoktur ey yüzü gülter sana sâhib çıkar „ 534 

563 — Gûşunu benden yana tut sözlerim gamdan çıkar „ 535 

564 — Küntûkenz'in aslını bilmeyen izzetten çıkar ^ 536 

565 — Ey felek hüsnün gülünü dermeğe cân arzular „ 537 

566 — Ey gönül derya -yi aşka dalmağa şübhen mi var „ 538 

567 — Gör ne hikmettir aceb çerh-i felek fır fır döner „ 539 

568 — Bein mesrur eyleyen ol nevcevânım bundadır „ 540 
569, — Bend-i zülfün dilberâ tıfl-ı dil û cân ağladır „ 541 

570 — Her kaçan dîvâneler bâzûsuna dâğ oynadır ^ 542 

571 — Gitti hengâm-ı şitâ geldi bahar eyyamıdır „ 543 

572 — Aleme şây olduğum âh ü figanımdan mıdır " 544 

573 — Nâz ile seyrâne çıkmış çeşmi âhûlar mıdır „ 545 

574 — İmâmeynin duâgûyi senâhânı Sakalardır Semaî 546 

575 — Dilberâ gerçi cenabın ayn-ı sırrullahtır Divan 547 

576 — Arızın şevkiyle cânâ çoktur amma serpilür „ 548 

577 _ Aî vücûdundan haber râvî rivayet bizdedir „ 549 

578 — Çıksa gerdandan .... zamanı böyledir „ 550 

579 — Ey perî peyker hümâ bu yüce pervazlık nedir „ 551 

580 — Aşkını cânân ararmış cân içinde gizlidir „ 552 

581 — Ey perî şeklin benîâdem de dersem elverir „ 553 

582 — Kamet-i bâlâsına ar'ar da dersem elverir „ 554 

583 — Her kaçan bastıkça cânâ râhı tir tir titretir „ 555 

584 — Heybeti hakka ki hep a'lâyı tir tir titretir ^ 556 

585 — Ey rakib yârın önünden yâ savul yâ şöyle dur „ 557 



586 — Yâr ile bir sırrımız var gel kasavet şöyle dur 

587 — Vechin üzre saye salmış ey sanem gfiysû mudur 

588 — Bir güzeller şahı gördüm ismini ihfâ okur 

589 — Bir perî gördüm bu gün ben lebleri mercan okur 

590 — Dâne-i hâlin gönüller mürgunu seyrân olur 

591 — Hânikah-ı tende dil derler ulu server yatur 

592 — Firkat-i cânân ile dil ıztırâb olmuş yatur 

593 — Sevdiğim bîğ-ânedir bigânelerle söyleşûr 

594 — Hak hatâdan saklasın ol yâd ile kim söyleşûr 

595 — Bir perî aşkıyle memnun olduğum âlem bilür 

596 — Mürg-i dil pervâz urur azm-i miyânın kim bilür 



Divan 



Semaî : 

598 — Şu karşıdan gelen dilber 

Boyu selvi dala benzer 

599 — Bahar oldu gül açıldı 

Kûllî rahmetler saçıldı 
Dürlü çiçekler açıldı 
Kangımız a'lâ çiçektir 



- S 



558 
559 
560 
561 
562 
563 
564 
565 
566 
567 
568 



Müseddes : 

597 — Görünmez pertevinden sûret-i mihrin ne halettir „ 629 



647 



648 



Murablıa' : 



600 — Kande idi câm-ı Cem kandeydi Keykâvûs-i hâs Divan 569 

601 — Kafa dek anka gibi uçsan elimden yok halâs „ 570 

602 — Gûş-i cana nâgehan irdi sadâ-yi tabi u küs « 571 

Muahammes : 

603 — Neden sen gül de ben bülbül gibi zâr olmağa bâis Semaî 614 



Müseddes 



604 — Bârekâllah hüsnün ey meh hub cemâl olmuş dürüst Divan 630 

605 — Kayd-ı kesretten geçüp bir canibe kıldım heves „ 631 



-ş 



Koşma : 



606 — Bed zebanım gelmiş ol perî rüya 
Men arifim deyu rindânelenmiş 



141 



Gazel : 

607 — Taâllâh neden kim kametin servin alem çekmiş Semaî 229 

608 — Gördüm o güzel sünbülü gülzâre sarılmış Kalender! 230 

609 — Hacil olmuş o yâr-ı huşk leb nâlemden ayrılmış Semaî 231 

610 — Garib bülbül kılar zarı varup kâşane yasdanmış „ 232 

611 — Gör ol hâl-i siyeh sîm-i ruh-i cânâne yaslanmış „ 233 

612 — Siyeh kâkülleri yârin meh-i envâre yaslanmış „ 234 

613 — Dilâ bu köhne dünyâya hezâr insan ayak basmış „ 235 

614 — Görenler katre katre hûn-i çeşmim hâke sarmaşmış Semaî 236 

615 Dilâ nakkaş. 1 kudret kim bürûc üzre elem yazmış „ 237 

616 — Dil ol güzelin kâkülü tûzâğma düşmüş Kalenderî 238 

617 — Gönül âlemde bir şûh-i cihanı istemiş bulmuş Semaî 239 

618 — Bu gün ol dilber-i ra'nâyı gördüm hub cemâl olmuş „ 240 

619 _ Gönül aşkınla ey dilber aceb sevdâye düş olmuş „ 241 



Murabba' : 

620 _ Hak müyesser kılsa olsam yâr ile sarmaş dolaş 

621 — Gûş-i cân et dinle nazmım sun'-i Mevlâ'dır güneş 

622 — Şu'le salmış âleme bir nûr-i ezherdir güneş 

623 — Şol arak kim ârız-ı hubrûlar üzre damlamış 

624 — Kasr-ı dehri ey gönül bezm-i meyâşâmâ deşiş 

625 — Ey efendim gül'izâr-ı gonca femden mi geliş 



Divan 572 
n 573 
»574 
»575 
»576 
»577 
33 



626 — Hamdülillâh nazlı dilber küstü derler küsmemiş Divan 578 

627 — Iztırâb-ı gamdayim ey mehcebînim gel yetiş „ 579 

628 Gel ferah bahşet cevan canım Mehemmed gel yetiş „ 580 

629 Sen bana cevreyledin ey bîvefâ hoş âmedî hoş „ 581 

630 — Olmadın hemdem bana ey mehlika hoş âmedî hoş „ 582 

631 — El irişmez zülfüne çeşmi siyeh hoş âmedî hoş „ 583 

632 — Gülşeni yasdanmağ-ile bülbül olmaz değme hûş „ 584 

Muhammes : 

633 — Akl u fikrim târ ü mâr etti benim bir ser tıraş »615 

634 — Bîvefâ cerhin işi her dem figan olmağimiş „ 616 

Müseddes : 

635 — Bir zaman geşt eyledim gezdim cihanı kuru yaş „ 632: 

SemaT : 

636 — Sabahtan bahçeye girdim Bülbülüm güle sarmaşmiş 649 

_ T — 

Koşma : 

637 — Bir lâhza âlemin zevk u sefası 

Hâsıl eder nice derd ile mihnet 

638 — Ziyaret eylesem Mısır Bağdad'ı 

Bize erenlerden olsa beşaret 

639 — Dinle hasbıhâlim benim efendim 

Sana yerden göğe senden şikâyet 

Gazel : 

640 — Efendim sevdiğim sizde kadîmî bu mudur âde t 

641 — Nedendir rûy-ı gülgûnum nazardan eyledin iskat 

642 — Gören yüzünü vâlih ü hayran olur âfet 

643 — Yârem açamam yâre keder eyleye şayet 

Murabba' : 

644 — Çünki bildin âlemin nakş-ı hayâtı bî sebat 

645 — Ey güzeller serfirâzı ma'ni.i genc-i sıfat 



142 


143 


144 


Semaî 242 


„ 243 


Kalenderî 244 


n 245 


Diven 585 


- 586 



646 — Gülsen- i bâğ.ı şeriat oldu kâr-ı ma'rifet „ 587 

647 — Gözlerim nâdir görür bir ehl-i hâl-i ma'rifet „ 588 

— U — 
Destan : 

648 — Diyâr-ı BursaMa eğlendik kaldık 

Şimdilik budur bize mekân deyu 6 

Koşma : 

649 — Sînem üzre olan göz göz mahabbet 

Ateşinin yeri midir nedir bu 146 

650 — Müntehâ kametin görenler dedi 

Nahl-i tûbâ mıdır ar'ar mıdır bu 147 

651 — Aşkın rûzigârı estikçe serde 

Dil gibi mevc urur derya olur mu 148 

652 — Mir'ât-ı hüsnünü bir iyan gördüm 

Gönlümü saydetti bir hilâl ebru 149 

Murabba* 

653 — Ey sabâ irdin mi bu gün ol saçı Leylâ'ya hû Divan 589 
Muhammes : 

654 — Ibtidâ halk oldu dürr-i ma'den-i peydada su „ 617 

- ü - 
Koşma : 

655 — Sevdâ-yi aşkına düşeli cânâ 

Dîvâne söylenir dil dile düştü 145 

— Z — 

Destan : 

656 — Yalancı dünyâya aldanma yâhû 

Bu dernek dağılur bu an eğlenmez 8 



Koşma : 

657 — Olagför cân ile dîdâra tâlib 

Tâ kim hâsıl ola cümle metâlib 

Olıcak kişide aşk-ı Hak galib 

Hem gönül çekinir hem can eğlenmez 150 

Gazel : 

658 — Ne mümkindir ede zâhid o lâ'l-i can fezadan haz 

659 — Eyle ey bâd-i sabâ ol gamzesi sahhâre arz 

Murabba' : 

660 — Gülşen-i cennet cemâlin yâra benzer benzemez 

661 — Biz cevahir kânıyız mercanı anlar tanırız 

662 — Evvel-i Kalûbelâ'dan ahdile îmandayız 

663 — îzdiyâd-i ömr içûn yâr ile ülfet bekleriz 

664 — Düştü dil bir mehlika dildâre seksiz şübhesiz 

Semaî : 

665 — Ne cevhersin behey cânâ 

Sana kıymet bahâ olmaz 650 

666 — Benim sen çeşm-i şehlâya 

Elim irmez gücüm yetmez 651 

667 — Sofi elin çek hazer et 

Hikmet-i Yezdan okuduk biz 652 



Semaî 246 


Divan 247 


„ 590 


«591 


„ 592 


n 593 


„ 594 



Metin haricindeki şiirler 

Destan : 

1 — Coşkun sular gibi çağ-ladım aktım Sahife 

Bülbül gibi âh ü efganımız var 20 

2 — Hakikat râhma gönül bülbülü 

Gonca evrakını râyegân okur 22 

Koşma : 

3 — Şunda bir dilbere gönül düşürdüm 

Aldı beni kaşlarının arası 25 

4 — Güzel benim senden şikâyatim var 

Buna derler devr-i zaman bilmiş ol 25 

5 — Dâd elinden kime edem şikâyet 

Beni diyarımdan ayırdın felek 26 

6 — Ey şahin bakışlı yükseğe bakma 

İndirirler seni kola bir zaman 27 

7 — Çünki beni derûnundan sevmezdin 

Evelden yüzüme gülüp neylerdin 27 

8 — Bana cevr-i bîşümârı neylersin 

Tahammül etsin mi dersin ne dersin 28 

9 — Fasl-ı şitâ geçüp bahar erince 

Şükûfeler verir sana şan dağlar 29 

10 Gönül eğlencesi ey tuti dillim 

Ya benim kaşları hilâlim mi var 30 

11 — Perişan gönlüme değme ey peri 

Hazer et Huda'dan yerde neler var 30 

12 — Elem çeküp deli gönül gam yeme 

Bir gün ağlamanın gülmesi vardır 31 

13 — Yine bir haber geldi çeşmi mestimden 

Bana rahmeylemiş gelse gerektir 32 

14 — Lâ'l-i nâbm yârin hokka feminden 

Almasam incinir alsam incinir 32 



15 — Şunda bir nazenin çıkmış meydana 

Salınıp gezdiği yollar hû çeker 33 

16 — Kamu insan bir âhenge maildir 

Kolay nedir mihnet nedir bilmezler 34 

17 — Gele canım sana bir suâlim var 

Lütuf eyle bana şundan haber ver 34 

18 — Şimdi almaz oldun benim selâmım 

Alırsın sevdiğim bir zaman olur 35 

19 — Sabahtan uğradım canan bağına 

Gördüm üftâdeler hâre çevrilür 36 

20 — Cümlenin ma'bûdu yaradan Huda 

Fermanı var fermanından içeru 36 

Semaî : 

21 — Erişsin kaddi dildârın 

Bülend olsun da seyreyle 37 

22 — Behey elâ gözlü dilber 

Hâlimden haberin var mı 38 

23 — Bahar oldu düştük dile 

Sen de figan eyle bülbül 39 

24 — Yine bâd-i sabâ esti 

Ağam çıktı otağından 39 

25 — Çün garib garib ötersin 

Yahşi söyler dilin bülbül 40 

26 — Sözümden incinen dilber 

Küsme gel tevbeler olsun 41 

27 — Bize nisbet mi sultânım 

Adûlarla salmursun 41 

28 — Dost ile seyrâna varsam 

Uzak yollarda âlem var 42 

29 — Garib bülbül kılur zarı 

Varup gülşâne yaslanmış 43 

Tekerleme : 

30 — Haydar'm yolunda çektim çok taab 

Ali' ye arzıhâl etsem mi aceb 44 



31 — Dinle bu esrarı bir hikmetullah 

Takdîr-i Huda ne güzel uymuş 45 

Müstezat : 

32 — Bir şaha kul oldum yine âzâde gezerken 

Yüz tuttu cefâya 49 

33 — İsterse nola câmmı cânân uğur olsun 

Uşşâka bu lâyık 50 

34 — Lâyık mı benim sen alasın âh û figanım 

Ey şûh-i cihanım - 50 

35 — Ey şâh-ı cihan şevket ü devlet senin olsun 

Lezzet benim olsun 51 

36 — Ey serv-i sehî sen geleli nâz ile bağa 

Ser çekmedi ar'ar 51 

37 — Cânâ yüzüne zülf-i semensâ sürünür nûr 

Hey bûy-i semensâ 52 

Muamma : 

38 — Ol ne âfettir vücûdu hâliyâ ihfâdedir 52 

39 — Şehâ gördüm cemâlinden senin dört nesneyi iyan 53 

40 — Gûşunu benden yana tut sözlerim femden çıkar 440 
Gazel : 

41 — Bu dil yine bir âfet-i mekkâre dolaştı 72 

42 — Akıdup kanlı yaşım deryaya saldı rüzigâr 84 
Murabba' : 

43 — HamdüliUâh zahir oldu mu'ciz.i Peygamberi 9 

44 — Hamdûlillâh sûre-i Rahmân'ı ben bilmez miyim 75 

45 — Rahşına olmuş suvar ol merd-i meydandır gelen 9 

46 — Seyrederken semtini cânânı gördüm ben bu gün 87 

Muhammes : 

47 — Aceb ol şâhid-i maksûda gözüm yüz süre mi 86 
Müseddes : 

-48 — Bir âfet yüzlü dildârın yine oldum giriftarı 93 



\ 



Bibliyografya 



Ali Enver — Simahanei edeb, matbu. 

Âşık Ömer — Divan, Yahyaefendi kütübhanesindeki yazma nüsha . 

— Konya Mevlâna müzesindeki yazma nüsha. 

— Muhtelif matbu nüshalar. 
Bursalı Tahir — Osmanlı müellifleri, matbu 
Edirneli Nazmi — Mecmaünnezair, yazma. 

Emin — ( Binbaşı ) — Menakıbı Kethudazade Arif, matbu. 
Esrar Dede — Tezkire, yazma. 

Fuad Köprülü — Âşık Ömer'e aid bazı notlar, Hayat mecmuası 
No: 24 

— Gevherî, matbu. 

— Kayıkçı Mustafa, matbu. 

Sazşâirlerine aid makaleler, İkdam gazetesi 1915. 

Fuzuli — Divan, matbu. 

Hacı Kemal — Camiünnezair, yazma. Umumî kütübhanede. 

Hasib — ( Üsküdarlı, Mevlevi) — Vefeyatı ekâbiri islâmiye, yazma. 

Hatayı — Divan, yazma, Ali Emiri kütübhanesinde. 

ibrahim Alaeddin — Meşhur adamlar ansiklopedisi. 

İzzet Molla — Baharı efkâr, matbu. 

Mehmed Siraceddin (Asım oğlu) — Mecmuai şuara ve Tezkirei 

üdeba, matbu. 
Mehmed Şakir — Adsız mecmuadaki makaleler. 
Mehmed Ziya — Yeni kapı Mevlevîhanesi, matbu. 
Mısr! Niyazi — Divan, matbu. 
Muhibbi — Divan, matbu 



Mûstakimzade Sadeddin — Tuhfei hattatin, matbu. 

Nef*î — Divan, matbu. 

Nesimi — Divan, matbu, 

Ramiz ~ Şuara tezkiresi, yazma. 

Rıza — Tezkire, matbu. 

Ruhî — Divan, Matbu. 

Sabuhî — Divan, matbu. 

Safayi — Tezkire, yazma. 

Sadeddin Nüzhet Ergun — Kuloğlu , matbu. 

Gevheri, „ 

Karacaoğlan, „ 

Katibî, „ 

Sakıb Dede — Sefinei Mevleviye, matbu. 
Salâhî (Uşşaki) — Şerhi gazeli Âşık Ömer, Bay Osman Ergin*in 

hususî kütübhanesindeki yazma nüsha. 
Samih Fethi — Cumhuriyet Ansiklopedisindeki Âşık Ömer maddesi . 
SünbülzadeV ehbi — Divan, matbu. 
Talât (Çankırılı) — Çankırı şairleri, matbu 
Ziya Paşa — Harabat, matbu — Emil tercümesi, matbu. 
Mecmualar : 

Millet — Ali Emirî kütübhanesi, manzum eserler No: 689, 699, 715,. 
742. 795, 834, 844, 849, 875 ve diğer bir çok mecmualar. 
Eyip - Husrev Paşa No: 625 
Üniversite, Türkçe eserler No: 1054 
Köprülü - Hafız Ahmed Paşa No: 357 
Bay Osman Ergin'deki muhtelif mecmualar. 
Bendeki yazma 10 mecmua. 



indeks 



italik rakamlar metin kısmına aiddir 



-A - 

Abdî (Şair) — 

Abdullah Cevdet — 

Adlî (Şair) — 

Adlî (Âşık Ömer) — 

Adnî (Şair) — 

Âgrehî (Şair) — 

Âhî (Şair) — 

Ahî (Sazşairi) — 

Ahmed Han (II) — 8. 9, 

Ahmed Küfrî (Şair) — 

Ahmed Paşa (Şair) — 

Ahmed Remzi Akyürek 

Ahu (Sazşairi^ — 

Ali (Dördüncü halife) — 

Âlî (Şair) _ 

Allâhî (Şair) — 

Anadolu — 

Ânî (Şair) _ 

Arapça — 

Arapgir — 

Arif Kâhyazade — 

Askerî (Şair) — 

Âşık Azmi — 

Âşık Hasan (Sazşairi) — 

Âşık Kerem (Sazşairi) — 

Âşık Ömer (Kırşehirli) - 

Âşık Ömer (Yenişehirli) 

Âşık Ömer (Yüklülü) — 



70. 

65, 

10,11, 



432 
55 
433 
5, 7 
432 
432 
432 
433 
258 
431 
69 
90 
82 
77 
432 
432 
90 
432 
11 
55 
6, 88 
432 
65, 65 
81, 94 
90 
54 
54 
54 



Âşık Salih (Sazşairi) — 65 

Âşık Sinanî (Sazşairi) — 83, 84 

Âşık (Şair) — 79 

Aşkî (Şair) — 84, 85 

Atâ (Şair) — 70 

Atayî (Şair) — 69, 432 

Aydın — 5, 6 

Aynî (Ayıntaplı Şair) — 68 

Ayvansaray — 15 

- B- 

Bağdad — 10 

Bahayî (Şair) — 432 

Bakî (Şair) — 70, 92, 431 

Beğzade (Sazşairi) — 65, 433 

Behiştî (Şair)— 432 

Beyanî (Şair) — 431 

Bursa — 7, 10, 16, 17, 18, 433 

Bursalı Tahir — 5, 7, 16 75, 49 

-c- 

Cafer Çelebi (Şair) — 68 

Cennetî (Şair) — 432 

Cevrî (Şair) — 431 

Cinanî (Şair) — 432 

Cehrin — 8 

- D - 

Dağlı Mustafa (Sazşairi) — 65, 433 
Deli Balta (Sazşairi) _ 65, 433 
Derviş Nihanî (Âşık Ömer) — 7,75 
Derviş Ömer (Şair) — 55, 56, 78 
Derviş Uzletî (Mutasavvıf Şair) — 433 



Derviş Zaif (Sazşairi) — 




61 


Dühurî (Şair) — 




432 


- E - 






Ebu Bekir — 




76 


Ebüssuud — 




43J 


Emin (Binbaşı Hoca) — 




88 


Emîrî (Şair) — 




432 


Emir Sultan — 




16 


Emirzade (Sazşairi) — 


65. 


433 


Enverî (Müneccim Şair) — 




70 


Erzincan — 




55 


Eşref (Şair) — 


^ 


90 


Eşrefoğlu(MutasavvıfŞair)- 


-17,18,432 


-F - 






Faiz (Musikişinas) — 




85 


Fakirî (Şair) — 




70 


Farsça — 




11 


Fazlî (Şair) — 




432 


Fehmî (Şair) — 




432 


Ferid Kam — 




16 


Fevrî (Şair) — 




431 


Feyzî (Şair) — 




432 


Figanî (Şair) — 


13, 


432 


Firakî (Şair) — 




431 


Firdevsî (Şair) — 




432 


Fuzulî (Şair) — 


68, 


431 



Fuad Köprülü — 8, 58, 60, 65, 66, 

83, 94 

- G- 

Gayrî (Sazşairi) — 65 

Gedayî (Sazşairi) — 65, 79, 433 

Gevherî (Sazşairi) — 20, 59, 60, 

61,65, 79, 88, 94 

Gözleve — 5, 6, 88 

Gülşenî (Mutasavvıf Şair) — 432 

-H - 
Hacı Bektaş Veli — 76, 52 

Hadi (Musikişinas) — 85 

Hafız Hasan (Yeniköylü musikişinas) 

- 85 



Hafız Hüseyin (Hacı îsmailogflu 
Ayvansaraylı) — 15, 16 

Hafız Ömer (Sazşairi) — 55, 57 
Hafız (Şirazlı şair) — 11, 421, 431 
Haletî (Şair) — 432 

Halid Zıya (Okul Dirktörlerinden) 

— 55 
Halil (Bursalı Sazşairi) — 65, 433 
Halil (Şair) — 433 

Hallaç Mansur — 431 

Handî (Şair) — 7 

Hasib (Mevlevî Üsküdarlı) — 12,79 
Haşimî (Şair) — 432,433 

Aatayî (Şah İsmail Safevî) — 69, 

431, 432 
Haverî (Şair) - 70 

Hayalî (Şair) — 68 

Hayretî (Şair) — 432 

Hayrî (Sazşairi) — 65 

Hicrî (Şair) - 68, 70 

Hilâlî (Şair) — 68 

Hisalî (Şair) — 68 

Hoca Çelebi — 432 

Hopçu (Musikişinas) — 85 

Hüsnî (Şair) — 432 

İbrahim Alâeddin — 95 

İhsan Mahvi Balkır — 55 

İmam Âzam — 77 

İshak (Şair) 431 

İsmail Saib _ 6,20 

İstanbul _ 6, 10, 55, 299.300,301 
İzmir 282 

İzzet Molla (Şair) 79 

- K - 
Kabulî (Şair) — 431 

Kandî (Şair) _ 433 

Karacaoğlan (Sazşairi) — 65, 67, 

68, 433 
Kaygfusuz(MutasavvıfŞair)--77, 431 



Kayıkçı Mustafa (Sazşairi) — 59, 
65, 66, 79, 94 
Kâmî (Şair) - "^^^ 

Kâmil (Sazşairi) — 65, "^33 

Kânı (Şair) — 432 

Kâtibî (Sazşairi) — 59, 65, 79, ^-^-^ 
Kâtip Salih (Hayalî) — 53 

Kelâmî (Şair) — 431 

Kemal Ahmed Dede (Mevlevi)- 76 
Kenzî (Karamanlı Şair) — 80 

Kırım — 6, 7, 88 

Kırşehir — 54 

Konya — 5, 15, 16 

Köroğlu (Sazşairi) — 65, 433 

Kuloğlu (Sazşairi) -65, 67, 79, 433 

- L - 
Lâ'lî (Şair) — 68 

Lealî (Şair) — 68 

Levnî (Nakkaş) — 83 

Levnî (Sazşairi) — 81 

Lisanı (Şair) — 431, 433 

Lûtfî (Şair) — 431 

- M - 
Mahtumî (Sazşairi) — 20 

Makalî (Şair) — • 68 

Manî (Şair) — 432 

Mecdî (Şair) — 68, 432 

Mehmed Han — 10, 17 

Mesîhî (Şair) — 432 

Meşhurî (Şair) — 431 

Mevlâna (Celâleddin Rûmî) — 11, 
15, 76, 42U 432, 438 
Meylî (Sazşairi) — 65, 433 

Mısrî - Niyazi — 78, 432 

Mohaç — 8, 397 

Molla Camî — 431 

M. Şakir — 38 

Muallim Naci — 90 

Muhibbi (Kanunî) — 70, 431 

Muhyeddini Arabî — 438, 439 



Mustafa Han — 








8 


Mustakimzade — 






11, 


79 


- N 


— 








Nabi (Şair) — 








92 


Naimi (Şair) — 








432 


Namdar Rahmi — 








59 


Necati (Şair) — 






70, 


431 


Nedimi (Şair) — 








432 


Nef'İ (Şair) - 




53. 


69, 


432 


Nemçe — 




8, 


257, 


397 


Nesimî — 


13, 


69, 


73, 


431 


Nev'i (Şair) — 








432 


Nihali (Şair) - 








68 


Nihanî (Şair^ — 








432 


Nutki (Şair) — 








432 


Nureddin Rüştü Bü 


ngül 


[ — 




91 


Nurî rSair^ __ 








432 



- o,ö- 

Osman Ergin — 53, 85 

Öksüz Âşık (Sazşairi) — 65, 433 
Ömer Abdal (Sazşairi) — 55, 78 

Ömer (Aşık Ömer) — 7 

Ömer Aşık (Sazşairi) — 58, 59 

Ömer (Halife) — 76 

Ömer (İstanbullu Şair) — 55 

Ömer (Sazşairi) — 55, 57 
Ömer Vechî (Şair) — 8, 57, 58 



Pir Emir Sultan — 


16 


- R - 




Rahmi (Şair) — 


432 


Rahşani (Şair) — 


432 


Raif (Kitapçı) — 


16 


Rasih (Şair) — 


71 


Re'yî (Şair) — 


68 



Rıza (Hopçuzade Musikişinas) — 85 
Rıza (Tezkireci) — 7 

Rindî (Şair) — 432 

Ruhî (Şair) _ 69, 70 

Ruhî (Sazşairi) — 82 



Rumeli — 


6 


Talât (Çankırıh) — 6 


, 13, 


54 


Rûmî (Şair) — 


431 


Talib (Şair) — - 




432 


Rus — î 


5,9 


Taliî „ — 




70 


- S- 




Tavrî „ — 




43r 


Sabrî (Şair) — 


432 


Tebrizî „ — 




432 


Sabuhî (Şair) — 


70 


Tıflî „ - 




432 


Sadi (Şair) — 


11 


Tuna — 




24 


Sadiye (Bayan) — 


54 


Tunca — 


10, 


293 


Safayî (Tezkireci) — 


6 


Tuğludede (Mahalle) — 




15 


Sakız — 10, 


67 


- ü - 






Salâhı (Şair) — 


391 


Ubeydî (Şair) - 


- 


432 


Salâhî (Uşşakî) — 53, 78, 85, 


435 


Ulvî „ - 




431 


441, 442. 


,444 


Urfî „ - 


11, 


421 


Samatya — 


16 


Usulî „ — 




431 


Samih Fethi (M. Turhan) — 


95 


- - 






Selim fVavuz) _ 


431 


Üftade (Mutasavvıf Şair)— 


77, 


17 


Sevdayî (Sazşairi) — 


82 


- V - 






Sinop — 10, 


313 


Varna — 10, 292,300, 


, 301 


Sipahî (Sazşairi) — 65, 


433 


Vehbî (Âşık Ömer) — 




5.8 


Siraceddin(Asım oğlu) —75, 92, 


, 94 


Verdî (Şair) — 




68 


Siyahî (Sazşairi) — 


82 


Veysî „ — 




432 


Sünbülzade Vehbî (Şair) — 


79 


Visalî „ 




68 


Sürurî (Müderris Şair) — 


70 


- Y - 






-ş- 




Yahya (Şeyhülislâm) 




431 


Şavır (Şair) — 


70 


Yazıcı (Sazşairi) — 65, 66, 


67, 


433 


Şefkat (Sazşairi) — 


83 


Yegânî „ — 


65, 


433 


Şehidî (Şair) — 


70 


Yenikapu Mevlevîhanesi — 


21,75,76 


Şemseddin (Şair) — 


432 


Yenişehir (Tsalya) — 




54 


Şemsî (Şair) — 


68 


Yunus Emre (Şair) — 77, 


78. 


432 


Şerifi (Kefevî Seyid Abdülkerim)-7 


Yüklü (Köy) — 




54 


Şerifî (Şair) — 6, 7, 


433 


- Z - 






Şerifî (Şair) — 


68 


Zârî (Şair) — 




433 


Şerif (Kırımlı) _ 6, 7, 11, 44, 


433 


Zatî „ - 




70 


Şeyh Ahmed — 75, 


,76 


Zeki (Konyah) — 




13 


Şuhudî (Şair) — 


432 


Zıya Paşa (Şair) _ 


85 


',90 


- T - 




Zühtü Paşa (Maarif Nazırı) 


1 __ 


90 


Tahir Nadi Ozan Özgü _ 


90 


Zülâlî (Şair) — 




68 



Umumî Fihrist 



Kıtım : 1 

Sahi e 

5 — 14 Âşık Ömer'in Hayatı 

15 -- 64 Eserleri 

65 — 74 Edebî Şahsiyeti 

75 — 78 Tasavvufî Şahsiyeti 

79 — 95 Şöhreti ve Tesirleri 
Kısım : 2 

5—19 Destanlar 

23 — 82 Koşmalar 

85 — 120 Gazeller 

123 — 364 Murabbalar 

367 — 387 Muhammesler 

391 Tahmis 

395 — 410 Müseddesler 

413 — 423 Semaîler 

424 Satranç 

425 — 428 İlâve koşmalar 
431 — 434 Şairname 

437 — 444 Güftei Âşık Ömer Şerhi Sâhî efendi 
Hece vezinleri fihristi. 
Aruz vezinleri fihristi. 
Şiirlerin umumî fihristi 
Metin haricindeki şiirlerin fihristi 

Bibliyografya j^; 

indeks 
Umumî fihrist 



j 



PL Ömer, Agık 

^^^ -^Şik Ömer, ha vatı ve 

O36AI7 şiirleri 



PLEASE DO NOT REMOVE 
CARDS OR SLIPS FROM THIS POCKET 



UNIVERSITY OF TORONTO LIBRARY